Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2011-3-107 (Önaraştırma)
Karar Sayısı : 11-43/942-306
Karar Tarihi : 14.7.2011
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
10
Başkan : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI
Üyeler : İsmail Hakkı KARAKELLE, Doç. Dr. Cevdet İlhan GÜNAY,
Murat ÇETİNKAYA, Reşit GÜRPINAR, Prof. Dr. Metin
TOPRAK
B. RAPORTÖRLER: Pelin ERDOĞAN, Mazlum YALÇINKAYA
C. ŞİKAYET
EDEN : - Suat AKSOY
Eskisaray Mah. Sağlık Ocağı Cad. No: 23/D Adıyaman 20
D. HAKKINDA ÖNARAŞTIRMA YAPILAN:
- Arçelik A.Ş.
Karaağaç Cad. No:2/6 Sütlüce, Beyoğlu/İstanbul
- BSH Ev Aletleri Sanayi ve Ticaret A.Ş.
Çakmak Mahallesi, Balkan Caddesi No:51, 34770
Ümraniye/İstanbul
- Hotpoint-Ariston Solo ve Ankastre Ev Aletleri Indesit 30
Company Beyaz Eşya Paz. A.Ş.
Karahasan Sok. No:11 Balmumcu, Beşiktaş/İstanbul
- Vestel Dayanıklı Tüketim Malları Pazarlama A.Ş.
Zorlu Plaza Petrol Ofisi Dolum Tesisleri Yolu Ambarlı
Avcılar/İstanbul
E. DOSYA KONUSU: Beyaz eşya sektöründe faaliyet gösteren Arçelik A.Ş., BSH
Ev Al. San. ve Tic. A.Ş., Hotpoint-Ariston Solo ve Ankastre Ev Aletleri Indesit
Company Beyaz Eşya Paz. A.Ş. ile Vestel Day. Tük. Mall. Paz. A.Ş.’nin beyaz 40
eşya, küçük ev aletleri ve klima ürünlerine ait orijinal yedek parçalarını yetkili
servisler dışındaki beyaz eşya tamircilerine sağlamadıkları iddiası.
F. İDDİALARIN ÖZETİ: Yapılan başvuruda özetle; beyaz eşya üreticisi olan Arçelik
A.Ş., Bosch San. ve Tic. A.Ş., Siemens San. ve Tic. A.Ş., Hotpoint Ariston Solo ve
Ankastre Ev Aletleri Indesit Company Beyaz Eşya Pazarlama A.Ş. ile Vestel Beyaz
Eşya San. ve Tic. A.Ş.’nin;
- beyaz eşya, küçük ev aletleri ve klima ürünlerine verilecek servis hizmeti için
sadece kendi yetkili servislerine yedek parça temin ettikleri,
11-43/942-306
2
- piyasadaki yetkili olmayan özel servislere yedek parça satışı yapmaktan çeşitli 50
gerekçelerle kaçındıkları, beyaz eşya tamiratıyla iştigal eden özel servislerin
anılan üreticilere ait orijinal yedek parçaları ancak bu üreticilerin yetkili
servislerinden işçilik ücreti eklenmiş şekilde temin edebilmelerinden dolayı orijinal
yedek parça yerine yan sanayi ürünler kullanmak zorunda kaldıkları, bazı
durumlarda ise yetkili servislerce dayatılan şartlarda dahi yedek parça temin
edemedikleri,
- ayrıca piyasada beyaz eşyalar için uygulanan garanti süresinin genel olarak üç
yıl olduğu ve üreticilerin bu üç yıla belirli bir ücret karşılığına dört yıl daha eklemek
suretiyle piyasadaki rekabeti bozduğu
ileri sürülerek, bu uygulamalara karşı gerekli işlemlerin yapılması talep edilmiştir. 60
G. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 29.4.2011 tarih ve 3268 sayı ile giren
başvuru üzerine hazırlanan 4.5.2011 tarih ve 2011-3-107/İİ-11-393.EA sayılı İlk
İnceleme Raporu, Rekabet Kurulu’nun 12.5.2011 tarih ve 11-30/585-M sayılı
toplantısında görüşülmüş ve 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun
çerçevesinde soruşturma açılmasına gerek olup olmadığının belirlenmesi amacıyla,
Kanun’un 40/1. maddesi uyarınca önaraştırma yapılmasına karar verilmiştir.
İlgili karar uyarınca yapılan inceleme sonucunda düzenlenen 6.7.2011 tarih ve 2011-
3-107/ÖA-11-181.PE sayılı Önaraştırma Raporu 11.7.2011 tarih ve REK.0.07.00.00-70
110.02.02/233 sayılı Başkanlık önergesi ile 11-43 sayılı Kurul toplantısında
görüşülerek karara bağlanmıştır.
H. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: İlgili Raporda özetle; dosya konusu iddiaya yönelik
olarak 4054 sayılı Kanun çerçevesinde herhangi bir işlem yapılmasına gerek
olmadığı ve şikayetin reddi gerektiği kanaat ve sonucuna ulaşıldığı ifade edilmiştir.
I. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
I.1. Taraflar 80
I.1.1. Arçelik A.Ş. (Arçelik)
Arçelik; Koç Grubu şirketlerinden olup, başta beyaz eşya olmak üzere, evlerde
kullanılan elektrikli ve elektronik ürünlerin üretimi, satışı, dağıtımı ve pazarlanması
alanlarında ulusal ve uluslararası boyutta faaliyet göstermektedir. Bunun yanında
elektrikli ev aletleri motorları ve buzdolabı kompresörleri de üretmektedir. Arçelik
üretim faaliyetlerini 8’i Türkiye’de olmak üzere; Çin, Romanya ve Rusya’da bulunan
toplam 11 tesiste yürütmektedir. Bünyesinde “Arçelik”, “Beko”, “Blomberg”, “Arctic”,
“Grundig”, “Altus”, “Flavel”, “Elektrabregenz”, “Leisure” ve “Arstilmobilya” markalarını 90
barındıran Arçelik, ürünlerinin satışını 100’den fazla ülkede gerçekleştirmektedir.
Arçelik; ürünlerini Türkiye’de geniş bir dağıtım ve servis ağıyla tüketicilere
ulaştırmakta olup, şirketin 2010 yılı cirosu ………’dir. Türkiye’nin ilk yerli üreticisi olan
Arçelik, yıllar içinde azalmakla birlikte 2010 yılı itibarıyla yaklaşık % 40-45 pazar payı
ile sektörün lideri konumundadır.
Grubun holding şirketi Koç Holding A.Ş.’nin faaliyette olduğu başlıca alanlar ise
otomotiv, perakendecilik, enerji, finansal hizmetler ve dayanıklı tüketim ürünleri
sektörleridir. Koç Holding A.Ş.’nin 2010 yılı cirosu ise ………..’dir.
11-43/942-306
3
100
I.1.2. BSH Ev Aletleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. (Bosch, BSH)
Bosch ve Siemens Ev Aletleri Grubu dünyanın üçüncü büyük beyaz eşya üreticisidir.
13 markasıyla, dünyanın dört bir yanında toplam 41 fabrikada üretim yapan BSH
Grubu’nun en büyük üretim merkezi, Türkiye'de bulunan Çerkezköy fabrikalarıdır.
Bosch ve Siemens Ev Aletleri Grubu; ana markaları Bosch ve Siemens, özel markası
Gaggenau ve yerel markası Profilo ile Türkiye beyaz eşya sektörünün lider
şirketlerinden biridir. Türkiye’de 2010 yılı itibarıyla yaklaşık % 20-25 pazar payına
sahip olan BSH, sektörün ikinci büyük şirketi konumundadır. Teşebbüsün 2010 yılı 110
Türkiye cirosu ………… TL’dir.
I.1.3. Hotpoint-Ariston Solo ve Ankastre Ev Aletleri Indesit Company Beyaz
Eşya Pazarlama A.Ş. (Indesit)
Avrupa’nın önde gelen beyaz eşya üreticilerinden biri olan Indesit; çamaşır makinesi,
kurutma makinesi, bulaşık makinesi, buzdolabı, derin dondurucu, ocak, davlumbaz,
fırın gibi ana ürün gruplarının üretimini ve dağıtımını gerçekleştirmektedir. İtalya,
İngiltere ve Rusya pazarında lider konumda olan firmanın İtalya, Polonya, İngiltere,
Rusya ve Türkiye’de 16 üretim tesisi bulunmaktadır. Indesit Company’nin 2010 yılı
dünya cirosu 2,9 milyar €’dur. Indesit Grubu’nun başlıca markaları; “Indesit”, 120
“Hotpoint” ve “Scholtes”tir. Indesit’in Manisa’da kurulu tesislerinde No-Frost, tek ve
çift-kapılı buzdolapları, yatay ve dikey derin dondurucular üretilmektedir. Fabrika,
1989 yılında Vestel Beyaz Eşya A.Ş. olarak buzdolabı üretimine başlamış, 1995
yılında İtalyan Indesit Grubu’nun Merloni Elettrodomestici A.Ş. unvanlı şirketi
aracılığıyla üretime devam etmiştir. 1 Ocak 2005 tarihinden itibaren Indesit Company
A.Ş. adı altında faaliyetini sürdürmektedir. Teşebbüsün 2010 Türkiye cirosu ………
TL dir.
I.1.4. Vestel Dayanıklı Tüketim Malları Pazarlama A.Ş. (Vestel)
130
1997 yılında Manisa'da kurulan Vestel Beyaz Eşya San. ve Tic. A.Ş. (Vestel Beyaz
Eşya); 1999 yılında buzdolabı, 2000 yılında split klima, 2003 yılında çamaşır
makinesi, 2005 yılında ise pişirici cihazlar üretmeye başlamıştır. 2007 yılının başında
açtığı fabrikayla bulaşık makinesi yatırımını tamamlayan Vestel Beyaz Eşya;
buzdolabı, çamaşır makinesi, klima, pişirici cihazlar, bulaşık makinesi, termosifon
ürün gamı ile Türkiye’nin ilk üç, Avrupa’nın ilk on büyük üreticisi arasında yer
almaktadır. Vestel Beyaz Eşya ürünlerinin pazarlaması iç pazarda Vestel Dayanıklı
Tüketim Malları A.Ş., dış pazarlarda ise Vestel Dış Ticaret A.Ş. tarafından
yapılmaktadır. Vestel Beyaz Eşya’nın 2010 yılı cirosu ………… TL’dir.
140
I.2. İlgili Pazar
I.2.1. Beyaz Eşya, Yedek Parça ve Bakım/Tamir Pazarı Hakkında Genel Bilgi
Kullanım süresi bir yıldan uzun, dayanıklı tüketim mallarının alt sektörleri içinde yer
alan beyaz eşya sektörü; çok sayıda ve çeşitli mal grubunu içermektedir. Bazı
kaynaklarda elektrikli ev aletleri, bazılarında ise dayanıklı tüketim malları kapsamına
giren beyaz eşya sektörü; farklı teknolojileri nedeniyle çok geniş bir ürün yelpazesine
sahiptir. Bu ürünlerin başlıcaları; buzdolabı, çamaşır makinesi, bulaşık makinesi, fırın,
11-43/942-306
4
ocak, süpürge gibi temel ürünler ve tost makinesi, robot, meyve presi, blender, 150
mikser gibi küçük ev aletleri ile ayrıca derin dondurucu, klima, şofben, termosifon, su
arıtma cihazı gibi ürünlerdir. Beyaz eşya sektörü; iç pazarın % 90-95’ini meydana
getiren 5 büyük beyaz eşya üreticisinin (Arçelik, Bosch-Siemens Grubu, Vestel,
Indesit ve Candy) yanı sıra, 50’nin üzerinde orta ölçekli imalatçı ile yaklaşık 500
aksam ve parça imalatçısından oluşmaktadır. Ayrıca yaklaşık 12.400 bayi ve ……
yetkili servis bulunmaktadır.
Sektördeki başlıca markalar şunlardır: Arçelik, Beko, Altus, Aygaz (Arçelik); Profilo,
Bosch, Siemens (BSH-Profilo); Vestel (Vestel); Ariston, Indesit (Indesit) ve Candy
(Candy). Yukarıda anılan beş büyük beyaz eşya üreticisi de "Beyaz Eşya Sanayicileri 160
Derneği” (TÜRKBESD) üyesidir.1 Yan sanayi grubunda yer alan 146 firma "Beyaz
Eşya Yan Sanayicileri Derneği” (BEYSAD) çatısı altında toplanmıştır. Bu iki derneğin
dışında bir diğer üretici derneği olarak da “Küçük Ev Aletleri Sanayicileri Derneği”
(KESİD) mevcuttur.
Türkiye, son on yılda yaptığı atılımla üretimini % 400 arttırmış ve Avrupa’da % 22’lik
pazar payıyla İtalya’dan sonra ikinci büyük üretici haline gelmiştir. Beyaz eşya
sektöründe yerli malzeme kullanım oranı %70’tir.
Türkiye beyaz eşya pazarının yaklaşık %95’lik kısmı 5 büyük yerli üreticinin elindedir, 170
pazarda ithal etkisi oldukça sınırlıdır. Tablo 1’de son üç yılın 5 büyük üreticiye ait
pazar payları ile ithal ürünlerin pazar payına2 yer verilmiştir.
Tablo-1: Beyaz Eşya Sektörü Tahmini Pazar Payları (2008-2010) (%)
2008 2009 2010
Arçelik
B/S/H
Vestel
Indesit
Candy Group
İthal Ürünler
TOPLAM
Kaynak: BESD
Gelişimi 70’li yıllara dayanan beyaz eşya yan sanayi, çoğunluğu küçük ve orta ölçekli
işletmelerden oluşmaktadır. Sektörün cirosu net olmamakla beraber 1.000.000.000
TL, sektörün toplam ihracatı ise 400.000.000 $ civarındadır. Sektörün ilkleri
genellikle; kendi yan sanayini oluşturmak isteyen beyaz eşya üreticilerinin kendi 180
içlerinden kişileri bu alanda yatırım yapmaya yönlendirmesi ve desteklemesi suretiyle
sektöre giriş yapmıştır. Üreticiler, kendi bünyelerinden kişileri sağlayıcıları olma
yönünde teşvik ederek hem daha verimli çalışan, maliyet etkin tedarikçiler
kazanmayı; hem de sektörün ilerde büyüyüp gelişmesiyle ithal ürünlere olan
bağımlılığı azaltmayı amaçlamıştır. Sektörde Üreticiler ile Sağlayıcılar genellikle
entegre olarak çalışmaktadır. Üreticiler tarafından gerekli ar-ge yapılarak tasarlanan
ürünlere ait teknik resimler, özellikler ve/veya kalıplar Sağlayıcılara verilmekte,
1 Derneğin 6 üyesi bulunmakla birlikte, BSH Grubu’nu Dernekte hem Bosch, hem de Siemens şirketleri temsil
etmektedir.
2 BESD üyelerinin yaptığı ithalatın iç pazardaki payını ifade etmekte olup, pazardaki münferit ithalatçıların pazar
paylarını içermemektedir. Ancak, üreticilerin pazarın %95’ini kontrol ettiği sektörde diğer ithalatçıların satış
rakamlarının ihmal edilebilir olduğu, anılan rakamlar eklenmeksizin tahmini pazar paylarının hesaplanmasının,
sonucu büyük oranda değiştirmeyeceği kanaati oluşmuştur.
11-43/942-306
5
Sağlayıcılar ise bu teknik bilgilerle ve/veya bu kalıplarla yaptıkları üretimin tamamını
Üreticilere temin etmektedir. Söz konusu ürünlerin tasarımı, geliştirilmesi ve/veya
kalıpları Üreticiler tarafından sağlandığı için, aralarındaki tedarik anlaşmaları 190
Sağlayıcıların bu ürünleri üçüncü kişilere satışını yasaklar mahiyette
düzenlenmektedir. Sağlayıcılar Üreticiler ile münhasır olarak çalışmamaktadır, eş
deyişle bir Sağlayıcı birden fazla Üreticinin tedarik zincirinde yer alabildiği gibi,
standart parçaları kendi imkanları ile üretip piyasaya ya da aynı anda farklı üreticilere
verebilmektedir.
Yedek parça ve bakım-onarım hizmetleri ardıl ürün ve hizmetler niteliği taşımakta
olup, pazarda gerek üreticilerin yetkili servisleri gerekse bağımsız servisler faaliyet
göstermektedir. Ürünün garanti süresi içinde tüketiciler üreticilerin yetkili servislerine
başvurmaktadır. Üreticiler yetkili servislerle yetkili servis sözleşmesi ile çalışmakta, 200
yetkili servis sözleşmelerinde de servislerin münhasıran kendilerine hizmet vermesi
öngörülmektedir. Eş deyişle, yetkili servisler rakip üreticilerin ürünlerine yönelik
hizmet verememektedir. Bu durum, garanti süresinin sona ermesinden sonraki
dönem için de geçerlidir. Tüketiciler, garanti süresinin bitiminde yetkili servislere
gidebileceği gibi bağımsız servisleri de tercih edebilecektir, ancak rakip ürünlerin
yetkili servislerine münhasırlık düzenlemeleri gereği başvurma olanağı
bulunmamaktadır. Bu bakımdan satış sonrası hizmet sunan piyasa aktörlerini yetkili
servisler ve bağımsız servisler olarak ikili ayrıma tabi tutmak mümkündür.
Hakkında önaraştırma yürütülen beyaz eşya üreticisi teşebbüslerin halihazırda 210
birlikte çalıştıkları yetkili servis noktalarının sayısına Tablo-2’de yer verilmiştir.
Bağımsız servislerin adedine ilişkin kesin bilgi olmamakla birlikte, önaraştırma
döneminde kendileriyle görüşülen teşebbüslerin yetkililerinden bağımsız faaliyet
gösteren özel servislerin sayısının yaklaşık 12.000 olduğu bilgisi edinilmiştir.
Halihazırda yetkili servis sayısının ….. olduğu dikkate alındığında, Türkiye genelinde
servis işletmelerinin yaklaşık %85-90’ını serbest olarak faaliyet gösteren bağımsız
servis işletmelerinin oluşturduğu görülmektedir.
Tablo-2: Beyaz Eşya Üreticilerinin Yetkili Servis Noktaları
Teşebbüs Yetkili Servis Adedi
Arçelik
B/S/H
Vestel
Indesit
TOPLAM
Kaynak: Teşebbüsler 220
I.2.2. İlgili Ürün Pazarı
İlgili Pazarın Tanımlanmasına İlişkin Kılavuz’da 1997/1 sayılı Tebliğ’e atıfta
bulunularak ilgili ürün pazarının tespitinde dikkate alınacak unsurlar belirtilmektedir.
Buna göre belirli bir ürün ve onunla yüksek ikame edilebilirliği olan diğer ürünlerden
oluşan pazarlar ilgili ürün pazarını oluşturmaktadır. Bir ürünün diğer bir ürünle aynı
pazarda yer alabilmesi için bu ürünlerin tüketici gözünde nitelikleri, kullanım amaçları
ve fiyatları açısından benzer olmaları ve birbirleriyle ikame edilmeleri gerekmektedir.
Ayrıca tespit edilen pazarı etkileyebilecek diğer unsurlar da değerlendirilebilmektedir. 230
Dosya kapsamındaki başvurunun konusunu beyaz eşya üreticisi teşebbüslerin
bağımsız servislerin yedek parça talebini karşılamadığı, yedek parça talebinde
11-43/942-306
6
bulunan bağımsız servislerin yetkili servislere yönlendirildiği, yetkili servislerin ise
yedek parça fiyatına işçilik ücreti eklemek suretiyle bu talebi karşıladığı, bazı
durumlarda ise söz konusu şartlar altında dahi yedek parça alamadıkları iddiası
oluşturmaktadır.
Bir ana ürün ile o ürüne ilişkin yedek parça ve/veya teknik hizmetler, farklı
zamanlarda ihtiyaç duyulan ancak birbirini tamamlayıcı nitelikte olan ürünlerdir. 240
Beyaz eşya gibi uzun ömürlü ürünlerin de içinde yer aldığı pazarlar, zamanla
tamamlayıcı ürün ve hizmetlere ihtiyaç duymaları sebebiyle, “birincil” veya “öncül”
pazarlar olarak; yedek parça, sarf malzemesi, bakım-onarım hizmetleri gibi birincil
ürünle birlikte kullanılan ve birincil ürünün satın alınmasından belli bir süre sonra
ihtiyaç duyulan ürün ve hizmetlerin bulunduğu pazarlar ise “ikincil” veya “ardıl”
pazarlar olarak tanımlanmaktadır. Bu kapsamda, rekabet hukuku açısından ele
alınması gereken hususlar öncelikle;
i) söz konusu ürün ve hizmetlerin birincil pazara dahil edilip edilemeyeceği,
ii) edilmezse ikincil ürün ve hizmetlerin yer aldığı pazarların marka-spesifik
tanımlanıp tanımlanamayacağıdır. 250
Mehaz mevzuatta ikincil piyasalarda ilgili pazar tanımlanırken, normal bir pazar
tanımında kullanılan yaklaşımın benimsendiği görülmektedir. Bunun anlamı; ardıl
pazarda yer alan ikincil ürünlerin ayrı bir pazar oluşturup oluşturmadığı incelenirken,
birincil ürünün satışları üzerindeki etkilerin dikkate alınmayacağıdır. Diğer bir deyişle,
pazar tanımının odağında gelecekte birincil ürünü alma olasılığı olan potansiyel
müşterilere değil, hâlihazırda birincil ürünü satın almış olan müşterilere yapılan ikincil
ürün ve hizmet satışları yer almaktadır.
Buna göre, iki halde marka-spesifik (X marka ürünün yedek parçası) ardıl pazar 260
tanımlanması söz konusu olamayacaktır. Bunların ilki, başka üreticilerin ürettiği ikincil
ürünlere geçişin mümkün olması durumudur. Eğer ikincil ürün başka üreticiler
tarafından da piyasaya sürülebiliyorsa, belli bir markanın birincil ürününü alan müşteri
ardıl pazarda o markanın ikincil ürünlerini almak zorunda kalmayacağından (marka-
spesifik olmayan) ortak bir ardıl pazar belirlemek mümkün olacaktır. İkinci durumda,
başka marka bir birincil ürüne geçiş ve böylece ardıl pazardaki yüksek fiyatlardan
kaçınabilme olasılığı bulunmalıdır. Bu ikinci durumda bir üründen diğerine geçiş
maliyetlerinin yüksek olmaması gerekmektedir. Geçiş maliyetleri temel olarak iki
şekilde ortaya çıkmaktadır. İlk halde, kullanılmış birincil ürünü, geçişin ekonomik
olduğu cazip bir fiyattan satmak mümkün olmamalıdır. Bu durum, eğer birincil ürünün 270
fiyatı ikincil ürüne göre yüksekse, daha da önemli hale gelmektedir. İkinci tür geçiş
maliyetleri ise, fiyat hariç yatırımlarla ilgilidir. Bunlar eğitim, rutin değiştirme,
yüklemeler, yazılım vb. olabilmektedir.
Bu bağlamda; beyaz eşya yedek parça pazarını standart ürünler ve standart olmayan
ürünler şeklinde bir değerlendirmeye tabi tutmak mümkündür. Standart yedek
parçalar söz konusu olduğunda başka bir markanın ikincil ürünün pahalı olan yedek
parça yerine ikame edilebilmesi; standart olmayan, marka spesifik, yedek parçalarda
ise birincil ürünler arasındaki geçiş maliyetinin düşük olması sebebiyle; marka-
spesifik yedek parça pazarları şeklinde farklı ardıl pazarlar tanımlamak yerine 280
sektörde faaliyet gösteren beyaz eşya üretici ve ithalatçılarının sağladığı beyaz
eşyaların yedek parçaları gibi bütüncül bir bakış açısı ilgili pazar tanımında belirleyici
11-43/942-306
7
olacaktır. Şikâyet konusu eylemin niteliği göz önünde bulundurularak ilgili pazar
“beyaz eşya yedek parça pazarı” olarak tanımlanabilir.
Hakkında önaraştırma yürütülen teşebbüslerin faaliyet gösterdiği alan ve önaraştırma
konusunun ilgili teşebbüslerin ürünlerinin satış sonrası hizmet pazarına yönelik
olmasından hareketle, ilgili ürün pazarının “Arçelik ürünlerinin garanti dışı satış
sonrası hizmet pazarı”, “Bosch ürünlerinin garanti dışı satış sonrası hizmet pazarı”,
“Indesit ürünlerinin garanti dışı satış sonrası hizmet pazarı” ve “Vestel ürünlerinin 290
garanti dışı satış sonrası hizmet pazarı” olarak ele alınabilecektir.
Diğer yandan, İlgili Pazarın Tanımlanmasına İlişkin Kılavuz’un 20. paragrafında;
inceleme konusu işlem, gerek ürün gerekse coğrafi açıdan olası alternatif pazar
tanımları çerçevesinde rekabetçi endişe yaratmıyor ise pazar tanımı
yapılmayabileceği belirtilmiştir. Sonuç olarak, ilgili ürün pazarı tanımı bu dosya
özelinde hukuki değerlendirmeyi etkilemeyeceğinden, ilgili pazar tanımı yapılmasına
gerek olmadığı kanaatine varılmıştır.
I.2.3. İlgili Coğrafi Pazar 300
Dosya konusu ürünler açısından pazara giriş, arz kaynaklarına ulaşma, üretim,
dağıtım, pazarlama ve satış şartlarının bölgesel bir farklılık göstermediği göz önüne
alınarak ilgili coğrafi pazar “Türkiye” olarak belirlenmiştir.
I.3. Yapılan Tespitler ve Hukuki Değerlendirme
I.3.1. Önaraştırma Sürecinde Elde Edilen Bulgular ve Hukuki Değerlendirme
I.3.1.1. Rekabet Hukukunda Mal Vermeyi Reddetme Eylemi 310
Rekabet hukuku uygulamasında ihlal olarak kabul edilebilecek mal vermeyi reddetme
eylemi temel olarak, hakim durumdaki bir teşebbüsün herhangi bir rakip firmaya mal
teminini doğrudan ve herhangi bir gerekçe olmaksızın reddetmesi ya da yüksek fiyat
ve/veya düşük kalitede mal temin etmek gibi olumsuz ticari koşullarda mal vermesi
şeklinde ortaya çıkabilmektedir. Mal vermeyi reddetme eyleminin rekabet hukuku
kapsamında değerlendirilebilmesi için söz konusu teşebbüsün ilgili pazarda hakim
durumda bulunmasının yanı sıra birtakım şartların da varlığı gerekmektedir.
İlk olarak, verilmeyen/ticari olarak daha kötü şartlarla verilen mal, nihai ürünün ortaya 320
çıkarılması için vazgeçilemez nitelikte olmalıdır. Şayet o mal vazgeçilemez nitelikte
değilse, o malı vermeme eylemi alt pazarda önemli bir zarara yol açmıyor anlamına
gelmektedir. Benzer şekilde, o malı alıp tekrar (herhangi bir katma değer
eklemeksizin) satmak isteyen yeniden satıcı söz konusu ise, mal vermeyi reddetme
eylemi rekabet hukuku kapsamında değerlendirilmeyecektir.
İkinci şart, eylemin temin edilmeyen malın kullanıldığı alt pazardaki rekabete önemli
ölçüde zarar vermesi gerekliliğidir. Alt pazardaki rekabetin olumsuz etkilenmesine
ilişkin olarak, Kurul içtihadında, alt pazarda rakiplerin azalması/rakibin pazar dışına
itilmesi yoluyla rekabetin kısıtlanıp kısıtlanmadığına odaklanılmıştır. Dolayısıyla, mal 330
verme zorunluluğu, özellikle, alt pazara girişte önemli engeller olması halinde daha
da önem kazanmaktadır. Bununla birlikte, taraflar arasında her türlü anlaşmazlık,
11-43/942-306
8
dışlama tehdidi olarak algılanmamakta, mal vermeyi reddetme eyleminin alt pazarda
rakibi pazar dışına çıkarıp çıkarmayacağının detaylı bir şekilde analiz edilmesi
gerekmektedir.
Pazardan dışlanma riski tespit edilirken, mal alamayan rakibin pazar payındaki
azalma veya mal vermeyen hâkim teşebbüsün pazar payındaki artış; reddetme
eyleminin süresi, iki teşebbüs arası ticari ilişkinin geçmişi gibi faktörler de dikkate
alınmaktadır. Örneğin mal vermeyi reddetme eylemi incelenirken, hakim teşebbüsün 340
pazar payı rakiplerine rağmen eski seviyesini koruyorsa veya artıyorsa, bu durumda
reddetme eyleminin, rakiplerin pazardan dışlanmasına yol açar nitelikte olduğu
varsayılabilecektir. Diğer taraftan, reddetme/mal vermeme eylemi, kısıtlı bir zaman
için gerçekleşmişse, bu durumun rakiplerin dışlanmasına yol açmayacağına
hükmedilebilecektir. Ticari ilişkilerin geçmişi konusunda ise, şayet evvelden iki
teşebbüs arasında, ilgili mal konusunda bir ticaret oluşmuşsa, mevcut durumda
verilmeyen o malın faaliyet için gerekliliği şartı aranmayabilecek, dolayısıyla mal
vermeyi kesme eylemi, ihlal olarak değerlendirilebilecektir.
Üçüncü olarak, mal vermeyi reddetme eyleminin analizinde, hakim teşebbüsün bu 350
konudaki niyeti de önem arz etmektedir. Niyetin belirlenmesinde ise üst pazardaki
teşebbüsün alt pazarda faaliyeti olup olmadığı belirleyici bir unsurdur. Hakim ya da
tekel konumda bulunan üst pazardaki dikey olarak bütünleşmiş bir sağlayıcı, anti-
rekabetçi eylemleri nedeniyle alt pazardaki rakiplerinin piyasa dışına çıkmasından
yararlanacağı için bu eylemlerinde rakiplerini piyasadan dışlama niyeti
taşıyabilecektir. Şöyle ki, üst pazarda hakim durumda olan sağlayıcı, alt pazarda
faaliyet gösteren rakiplerine daha yüksek fiyattan mal veya hizmet sağlayarak ya da
tamamen mal veya hizmet vermeyerek rakiplerinin alt pazardaki faaliyetlerini
zorlaştırır ve maliyetlerini artırırsa, dikey olarak bütünleştiği alt pazardaki teşebbüsü
üzerinde rekabetçi baskı azalacaktır. Azalan rekabetçi baskı sonucu, alt pazardaki 360
faaliyetleri için rekabetçi fiyatın üstünde fiyat belirleyebilecek hatta bu durum, üst
pazardaki hakim durumun alt pazara genişletilebilmesini sağlayacaktır. Diğer
taraftan, hakim ya da tekel konumda bulunan dikey olarak bütünleşmemiş sağlayıcı
konumunda olan üst pazardaki teşebbüs, alt pazardaki rekabetçi yapıdan ek bir
fayda elde etmektedir. Bu da, alt pazarda rekabet halinde olan birçok teşebbüse
karşı sahip olduğu pazarlık gücüdür. Diğer bir ifadeyle; alt pazardaki etkin rekabet
işin doğası gereği sağlayıcının da lehinedir. Çünkü ancak bu durumda ürünleri etkin
olarak dağıtılacak ya da pazarlanacak ve sonuçta azami satış miktarına ulaşılacaktır.
Yapılan ayrımcılık sonucunda bir veya birkaç oyuncunun pazar dışına itilmesi ya da
bazı oyuncuların suni olarak pazar gücü elde etmesi, bu pazarda artık daha düşük bir 370
rekabet olacağı anlamına gelecektir ki bu da sonuç olarak, üst pazardaki sağlayıcının
alıcılar karşısındaki pazarlık gücünü düşürecektir. Bu sebeple hakim ya da tekel
konumda bulunan dikey olarak bütünleşmemiş bir sağlayıcının, alt pazardaki rekabeti
bozma veya bir alıcıyı diğerine göre avantajlı konuma getirme niyetine sahip olması
pek olası değildir. Bununla birlikte, salt niyetin varlığı bir ihlal için yeterli olmamakta,
genellikle mal vermeme eyleminin etkilerinin incelenmesi sırasında destekleyici bir
unsur olarak kullanılmaktadır.
Özetle, hakim durumdaki bir teşebbüsün mal vermeyi reddetme eyleminin rekabet
hukukunca ihlal olarak kabul edilebilmesi için gerekli şartlar şu şekilde sıralanabilir: 380
Verilmeyen mal, alt pazardaki faaliyet için gerekli olmalıdır,
11-43/942-306
9
Eylem sonucunda (alt) pazarda rekabet ortadan kalkıyor/önemli ölçüde
azalıyor olmalıdır,
Tüketici bu durumdan zarar görmelidir.
Bütün bu koşulların varlığına rağmen ilgili teşebbüsün mal vermeyi reddetme
eyleminin objektif ve haklı gerekçelere dayandığı iddiasının da göz ardı edilmemesi
ve durumun özellikle sağlayıcının yenilikçi yatırımları üzerindeki etkisinin de
incelenmesi uygun olacaktır.
390
I.3.1.2. Sektörde Birincil Pazarda Yer Alan Teşebbüslerin Yetkili Olmayan
Servislere Yedek Parça Vermeyi Reddettiği İddiasının Değerlendirilmesi
4054 sayılı Kanun’un 6. maddesinin (b) bendinde “Eşit durumdaki alıcılara aynı ve
eşit hak, yükümlülük ve edimler için farklı şartlar ileri sürerek, doğrudan veya dolaylı
olarak ayırımcılık yapılması” rekabet ihlali olarak sayılmıştır. Mal vermeyi reddetme
de bu bent kapsamında değerlendirilmektedir. Hakim durumun kötüye kullanılmasına
ilişkin yapılan analizlerde, ilk etapta şikayete konu teşebbüsün hakim durumda olup
olmadığı belirlenerek incelemeye başlanabileceği gibi, öncelikle şikayete konu
eylemin bir kötüye kullanma hali içerip içermediği de irdelenebilir. Söz konusu 400
dosyada, beyaz eşya üreticilerinin hakim durumda olup olmadıklarından bağımsız
olarak, özel servislere yedek parça (mal) vermemesinin bir kötüye kullanma hali olup
olmadığı incelenmiştir.
Beyaz eşya üreticilerinin yetkili olmayan servislere yedek parça vermediği yönündeki
iddiaların değerlendirilmesi için öncelikle reddetme eyleminin gerçekleşip
gerçekleşmediğinin ardından bu davranışın rekabet hukuku açısından bir ihlal niteliği
taşıyıp taşımadığının tespiti gerekmektedir.
Önaraştırma sürecinde sektörün yaklaşık %95’ine tekabül eden beyaz eşya üreticisi 410
teşebbüslerin yetkilileriyle görüşülmüş ve kendilerine yetkili olmayan servislerin
yedek parça temininde karşılaştıkları sorunlara yönelik iddialarına ilişkin sorular
yöneltilmiştir. Önaraştırma sürecinde gerçekleştirilen yerinde incelemeler
kapsamında teşebbüslerin yedek parça tedarik yöntemleri araştırılmış, üreticilerin
yan sanayi firmalarıyla imzaladıkları tedarik anlaşmalarında, markaya/modele özgü
parçaların (spesifik parçalar) kalıplarını kendilerinin temin ettiği ve kalıpların mülkiyeti
ve fikri hakları kendilerine ait olduğundan bu kalıplarla üretici firma dışında üçüncü
kişilere üretim yapamayacaklarının bağıtlandığı görülmüştür. Tedarik anlaşmaları
kapsamında ürünleri beyaz eşya üreticisi firmalar satın almakta ve yetkili servislerine
kendileri dağıtmaktadır. Bu bağlamda, yedek parça üreticisi tedarikçi firmaların 420
doğrudan bağımsız servislere spesifik parçaları temin etmeleri söz konusu değildir.
Beyaz eşya üreticisi firmaların kendi kalıplarıyla üretilen yedek parçaların üçüncü bir
kişiye temin edilmesini yasaklaması fikri mülkiyet hukuku kurallarına uyarlık
göstermektedir. Öte yandan tedarik anlaşmalarında tedarikçi yedek parça üreticisine
herhangi bir rekabet yasağı getirilmediği, eş deyişle yedek parça üreticilerinin beyaz
eşya üreticileriyle münhasıran çalışmadıkları, münferiden her beyaz eşya üreticisine
tedarik anlaşmaları yoluyla spesifik parçalar üretebildiği saptanmıştır.
Önaraştırma kapsamında cevabı aranan sorulardan bir diğeri, bağımsız servislerden
gelen yedek parça taleplerini nasıl değerlendirdikleridir. Teşebbüslerden bazılarının 430
yetkilileri; kendilerinden daha önce hiç yedek parça talebinde bulunulmadığını, gerek
11-43/942-306
10
yetkili servisleri gerekse diğer kanallar vasıtasıyla yedek parça temin etmenin
mümkün olduğunu fakat yine de kendilerinden böyle bir talepte bulunulması
durumunda yedek parça temin edebileceklerini; bazıları ise doğrudan kendilerine
ulaşan çok az sayıda talep bulunduğunu ve bu taleplerin karşılandığını ifade etmiştir.
Bu beyanlar üzerine şikayetçiye doğrudan beyaz eşya üreticilerinden yedek parça
talep edip etmediği sorulmuş; şikayetçi tarafından kendisinin doğrudan beyaz eşya
üreticilerine başvurmadığı, yetkili servislerden talep ettiği belirtilmiştir. Önaraştırma
kapsamında beyaz eşya üreticilerinin bağımsız servislere yedek parça temin
etmediklerine yönelik iddiayı doğrulayan herhangi bir belge ya da bulguya 440
rastlanmamıştır.
Önaraştırma kapsamında ikinci olarak, bağımsız servislerin yedek parçaları temin
edebilecekleri alternatif temin kaynakları sorgulanmıştır. Öncelikle bağımsız servisler,
yedek parçaları yetkili servislerden temin edebilmektedir. İnceleme sürecinde; yedek
parçaların sadece üretici firmaların kontrolünde olmadığı, yetkili servislerden temin
ettikleri yedek parçaların ticaretini yapan kişilerce oluşturulan bir piyasanın varlığı,
yetkili servislerin ise nakit akışı sağlamak, stok kontrolü, parça satışından ek kazanç
sağlamak gibi gerekçelerle bu piyasaya mal verdiği bilgisi edinilmiştir. Esasen
şikayetçi, raportörlerce kendisi ile yapılan telefon görüşmesinde de belli başlı illerde, 450
yetkili servislerden ya da başka kanallardan temin ettikleri orijinal yedek parçaları
yetkili olmayan servislere tedarik eden toptancıların olduğunu, onlardan orijinal yedek
parça tedarik edilebildiğini dile getirmiştir. Diğer yandan toptancı seviyesinde faaliyet
gösteren teşebbüslerin var olduğu, hatta beyaz eşya üreticilerinden bazılarının da
doğrudan toptancılara mal temin ettiği görülmüştür. Bir diğer temin kaynağı ise,
yedek parça satan internet siteleridir. İnternet üzerinden yapılan araştırmada her
markanın birinci el yedek parçasının internet üzerinden pazarlandığı ve kolaylıkla
bulunabildiği tespit edilmiştir.
Birinci alternatif temin kaynağı olarak görülen yetkili servis kanalının bağımsız 460
servislere mal temin etme olanaklarının hukuken söz konusu olup olmadığına ilişkin
olarak, beyaz eşya üreticisi teşebbüslerin yetkili servis sözleşmelerinde yetkili
servislerin yedek parça talep eden kişilere mal temin etmelerinin yasaklanıp
yasaklanmadığı incelenmiştir. Hakkında önaraştırma yürütülen teşebbüslerden
sadece Arçelik’in bayi sözleşmeleriyle birlikte yetkili servis sözleşmeleri için bireysel
muafiyet tanınması talebiyle başvurduğu anlaşılmıştır. 25.9.2008 tarih, 08-56/892-
353 sayılı kararında Kurul, yetkili servis sözleşmelerinin 2002/2 sayılı Dikey
Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği kapsamında olduğuna hükmetmiştir3.
Önaraştırma kapsamında talep edilen Bosch ve Indesit’in yetkili servis
sözleşmelerinin incelenmesi sonucunda bu teşebbüslerin sözleşmelerinin de 2002/2 470
sayılı Tebliğ kapsamında olduğu anlaşılmıştır.
Öte yandan Vestel’in Yetkili Servis Sözleşmesi’nin 7. maddesinde yetkili servisin
sözleşme konusu ürün ve hizmetleri Vestel tarafından yetkilendirilmemiş kişilere
satmayacağı düzenlenirken, sadece son kullanıcılara ve aynı sistem/seviye içinde
bulunan diğer yetkili servislere satılmasına izin verilmiştir. Teşebbüs yetkilileri yapılan
görüşmede, yetkili servis sözleşmelerinin seçici dağıtım sözleşmesi niteliğinde
3 Anılan kararda satış sonrası hizmetler sektörü için ilgili ürün pazarı “Arçelik ürünlerinin garanti dışı servis
hizmetleri pazarı” olarak belirlenerek, Arçelik yetkili servislerinin pazar payının 2002/2 sayılı Tebliğ’de öngörülen
% 40 pazar payı eşiğini aşmadığından hareketle, yetkili servis sözleşmeleri anılan Tebliğ kapsamında incelenmiş,
bireysel muafiyet değerlendirmesine tabi tutulmasına gerek kalmamıştır.
11-43/942-306
11
olduğunu, düzenlemeye karşın yetkili servislerin bağımsız servislere mal vermesi
durumunda herhangi bir cezai şart öngörmediklerini, bunu kontrol etmedikleri gibi
gerçekleşmesi halinde sözleşmeyi ihlal nedeniyle, sözleşmenin feshedilmeyeceğini, 480
kaldı ki bağımsız servisin son kullanıcı olduğunu ileri sürerek talep etmesinin
mümkün olduğunu belirtmişlerdir. İnceleme kapsamında 2002/2 sayılı Tebliğ’in
3.maddesinin (3)(g) hükmü anlamında seçici dağıtım sistemi olarak kurgulanan
sözleşmede yetkilendirilmeyen dağıtıcılara satış yapılmasının kısıtlanmasının, anılan
Tebliğ’in 4. maddesinin (b)(3) bendi uyarınca bir seçici dağıtım siteminde sistem
üyelerine getirilebilen ve grup muafiyeti tanınan müşteri sınırlaması niteliğinde olduğu
anlaşılmıştır.
Yetkili servis sözleşmelerinin incelenmesine yönelik yukarıda yer verilen
değerlendirmeler ışığında, sözleşmelerde yetkili servislerin bağımsız servislere yedek 490
parça temin etmelerinin önünde -Vestel’in uygulaması hariç- herhangi bir hukuki
engel olmadığı, fiiliyatta ise Vestel seçici dağıtım sistemi de dahil olmak üzere tüm
beyaz eşya üreticilerinin yetkili servislerinin bağımsız servislere yedek parça
satabilecekleri kanısına ulaşılmıştır.
Sonuç olarak, bağımsız servislerin doğrudan beyaz eşya üreticilerinden yedek parça
temin etme olanakları olmadığı varsayılsa bile, alternatif kaynaklardan ürünleri
bulabilme imkanına sahip olduğu anlaşılmıştır. Bu noktada, Türkiye’de herhangi bir
markanın yetkili servisi olmayan çok sayıda bağımsız servisin piyasada faaliyet
gösterdiği gerçeği karşısında, bağımsız servislerin piyasada varlıklarının nasıl 500
sürdürebildikleri de sorgulanmalıdır.
4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 15. maddesi uyarınca imalatçı
veya ithalatçılar; sattıkları, ürettikleri veya ithal ettikleri sanayi malları için o malın
Bakanlıkça tespit ve ilan edilen kullanım ömrü süresince, yeterli teknik personel ve
yedek parça stoku bulundurmak suretiyle bakım ve onarım hizmetlerini sunmakla
yükümlüdür. Anılan Kanun’a dayanılarak çıkarılan Sanayi Mallarının Satış Sonrası
Hizmetleri Yönetmeliği ile imalatçı ya da ithalatçıların her bir ürüne ilişkin yurt
çapında sahip olmak zorunda oldukları asgari servis sayısı belirlenmiştir. Bu
yükümlülük karşısında imalatçı ya da ithalatçılar kendi servis ağlarını kurabilecekleri 510
gibi özellikle Türkiye pazarına yeni giriş yapan veya görece küçük pazar payına sahip
firmalar, bağımsız servislerle çalışmayı tercih edebilecektir. Tüm markalara yönelik
servis hizmeti veren bağımsız servislerin piyasada var olabilmelerin yollarından biri,
bu biçimde yeni/küçük çaplı firmaların yetkili servisleri olarak çalışmak olabilmektedir.
Bu bakımdan yetkili olmayan servisler; yetkili servislere nazaran sadece bir markanın
tamirat işlerine bağımlı olmama, üreticilerin tüketicilere hizmet sunumuna dair
getirdiği standartların maliyetine katlanmama, yetkili servislerin aksine üreticilere
garanti içi ve garanti dışı servis hizmetleri ile ilgili hesap verme yükümlülüğü altında
olmama hususlarında avantaj sağlamaktadır.
520
Bu noktada, şikayetin kapsamının da yetkili servislerle aynı koşullarda yedek parça
temin edebilme isteği olduğu dikkate alındığında; üreticilerle yetkili servis sözleşmesi
imzalayarak, şartnamelerle öngörülen sorumlulukları yerine getirmenin ekstra işletme
maliyetlerine katlanan yetkili servislerin üreticilerle sürdürdükleri uzun dönemli ticari
birliktelik sebebiyle yetkili olmayan servislerden daha uygun koşullarda yedek parça
tedarik edebilmelerinin makul gerekçelere dayandığı kanaati oluşmuştur. Vestel
dışında diğer beyaz eşya üreticilerinin yetkili servis sözleşmelerinde bağımsız
11-43/942-306
12
servislere ya da tüketiciye satış ayrımı yapmaksızın belirlediği yedek parça satış
fiyatlarının maksimum fiyat niteliğinde olduğu görülmüştür. Bu nedenle yetkili
servislerin bağımsız servislere maksimum fiyat düzeyi aşılmaksızın satış yapma 530
özgürlüğü bulunmaktadır. Vestel’in seçici dağıtım sistemi yoluyla yetkili servisler
tarafından bağımsız servislere yedek parça satılmasını yasaklamasına karşın yetkili
servisin tüketici olarak gelen bağımsız servise yedek parça satması her zaman imkan
dahilindedir.
Önaraştırma kapsamında son olarak yetkili servislerin bağımsız servislere nazaran
katlanmak zorunda kaldıkları maliyetlerden biri olan eğitim ve donanımlı işgücü
çalıştırma maliyetleri araştırılmış; bu bağlamda satış sonrası hizmet sektöründe
eğitimin önemi sorgulanmıştır. Üretici firmalar ile yapılan görüşmelerde ve gönderilen
cevap yazılarında, Üretici firmaların yetkili servis hizmeti veren anlaşmalı 540
teşebbüslerine ciddi eğitim yatırımları yaptığı, başlangıçta yetkili servis
teknisyenlerine temel teknik ve davranış eğitimleri verilmesinin yanı sıra yeni ürünler
geliştirilmesi karşısında eğitim sürecinin kesintisiz olarak devam ettiği dile getirilmiştir.
Düzenli olarak internet ve kapalı devre TV yayını üzerinden yeni ürünler hakkında
bilgi gönderilmesi ve canlı on-line bağlantılarla tamir/bakım hizmetleri hakkında
eğitim verilmesi gibi yöntemlerle eğitimin sürekliliğinin sağlandığı anlaşılmıştır.
Teşebbüslerin yetkilileri, kurmuş olduğu yetkili servis sisteminin, tasarımları ve
teknolojisi sürekli değişen beyaz eşya ürünlerine yönelik hizmetlerin tüketicilere en iyi
şekilde verilebilmesi ve satış sonrası hizmetlerde belirli bir kalitenin yakalanabilmesi 550
için gerekli olduğunu ifade etmişlerdir. Ayrıca rekabetin yoğun olarak yaşandığı
birincil ürün pazarında marka imajının korunabilmesi ve rekabet edilebilmesi için
standart bir satış sonrası hizmet uygulamasının zorunlu olduğu vurgulanmıştır. Bir
beyaz eşya üreticisinin, servis sunan tüm teşebbüslere düzenli eğitim sağlayabilmesi
ve kendi standartlarına uygun nitelikte faaliyette bulunmasını temin edebilmesi
mümkün görünmemektedir. Bu bakımdan, bu tür bir pazarda, sağlayıcının birincil
pazardaki rekabet olanaklarını koruyabilmek amacıyla ikincil pazardaki hizmet
kalitesini korumaya yönelmesi ve belirli sayıda yetkili teknik servis ataması ekonomik
ve rasyonel bir karar olarak kabul edilmelidir.
560
Dolayısıyla, dosya kapsamında beyaz eşya üreticilerinin bağımsız servislere yedek
parça temin etmedikleri iddiasına yönelik olarak; inceleme konusu eylemin ihlal
olarak nitelendirilebilmesi için gerekli olan (i) temini reddedilen ürünün ilgili pazar için
gerekli olması, (ii) eylem sonucunda ilgili pazarda rekabetin ortadan
kalkması/rakiplerin pazar dışına itilmesi ve (iii) tüketicinin eylem sonucunda zarar
görmesi gibi unsurların varlığını ortaya koyacak nitelikte bir tespit yapılamadığından,
söz konusu iddia yerinde bulunmamıştır.
I.3.1.3. Şikayete Konu İddiaların 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi Bağlamında
Değerlendirilmesi 570
Mal vermeyi reddettiği iddia edilen teşebbüsün hakim durumda bulunmaması halinde
mal vermenin reddi davranışı, 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi anlamında bir
rekabet ihlali olmaktan çıkmaktadır. Şikayet kapsamında beyaz eşya sektöründe
faaliyet gösteren teşebbüslerin mal vermeyi reddettikleri iddiası karşısında, anılan
teşebbüslerin Kanun’un 4. maddesi anlamında herhangi bir anlaşma ya da uyumlu
eylem yoluyla rekabeti sınırlama olasılığı akla gelebilecektir. Önaraştırma
kapsamında beyaz eşya üreticilerinin, anlaşma ya da uyumlu eylem yoluyla birlikte
11-43/942-306
13
hareket ederek bağımsız servislere mal vermeyi reddetme içinde bulunduğuna ve
satış sonrası hizmet piyasasında rekabeti kısıtladığına ilişkin olarak herhangi bir
belge ve bulguya rastlanmamıştır. Önaraştırma sürecinde yapılan inceleme, 580
araştırma, yerinde inceleme ve görüşmeler kapsamında iddia doğrultusunda mal
vermeyi reddetme eyleminin gerçekleştiği tespit edilememiştir.
I.3.1.4. Ek Garanti Uygulamalarına Yönelik Değerlendirme
Şikayet dilekçesinde dile getirilen diğer bir iddia, beyaz eşya üreticilerinin belirli bir
ücret mukabilinde ek garanti sistemi uygulayarak ürünün garanti süresini uzattıkları,
dolayısıyla bağımsız servisleri mağdur ettikleri ileri sürülerek gereğinin yapılması
talep edilmiştir.
590
Ek garanti sistemine yönelik olarak hakkında önaraştırma yürütülen teşebbüs
yetkililerinden bilgi talep edilmiş, 4077 sayılı Kanun gereğince zorunluluk garanti
süresi asgari iki yıl olan beyaz eşya ürünlerinde anılan teşebbüslerin 3 yıl garanti
süresi uyguladıkları, zaman zaman ilave 4 yıl olmak üzere belirli bir ücret mukabilinde
ek garanti kampanyası yaptıkları öğrenilmiştir. Teşebbüslerin ek garanti
uygulamaları, teşebbüslere göre değişmekle birlikte, 2010 yılı satışlarının yaklaşık %
2 ilâ 10’unda ek garanti satışı gerçekleşmiştir. Genellikle yetkili servislerin kurulum
aşamasında tüketiciye teklif ettikleri ek garanti uygulaması, bayiler tarafından satış
esnasında da sunulabilmektedir. Beyaz eşya üreticilerinin kendilerinin sunduğu ek
garanti hizmetinin yanı sıra teknomarketler de garanti kampanyası yapmaktadır. 600
Türkiye’de ek garanti sistemi ilk olarak Indesit tarafından uygulanmaya başlamış
olup, teknomarketlerden Media Markt garanti hizmetiyle teknomarket kanalında
uygulamanın öncüsü olmuştur. Ek garanti sistemi, Türkiye’de Batı ülkelerinin tersine
bir gelişim süreci izlemiştir. Şöyle ki, Avrupa ülkelerinde ilk olarak teknomarketler ve
diğer perakende zincirlerde uygulanmaya başlayan ve zincirlerin yoğun rekabeti
karşısında beyaz eşya üreticileri tarafından da benimsenen sistem Türkiye’de tersine
işlemiş, ilk olarak perakendeciler değil de, Avrupa tecrübelerini ülkemize aktaran
üretici Indesit ek garanti hizmetini sunmuştur. Öte yandan, Türkiye’de üreticiler
tarafından sunulan sistemin ilave garanti süresi biçiminde olduğu, Avrupa’da olduğu 610
gibi garanti kapsamını genişleten genişletilmiş garanti (extended warranties)
niteliğinde olmadığı vurgulanmalıdır. Teknosa, MediaMarkt, Electroworld ve Darty
gibi teknomarketlerin sistemlerine bakıldığında ise, üretici garantisine ek olarak
garanti süresinin uzatılmasının yanı sıra üretici garantisi kapsamında olmayan bazı
hasarların da garantiye dahil edildiği görülmüştür.
Ek garanti uygulamasının rekabeti bozup bozmadığı, bozuyorsa hangi seviyede
hangi piyasa aktörünün aleyhine bozduğu irdelenmelidir.
Birincil ürün pazarında gerek rakipler (üreticilerin ve teknomarketlerin kendi 620
aralarında), gerekse üreticilerin geleneksel kanalı ile teknomarketler arasında
yaşanan yoğun fiyat rekabeti piyasa aktörlerini satış sonrası servis pazarında hizmet
çeşitliliği yaratmaya zorlamaktadır. Dolayısıyla Türkiye’de henüz yaygınlaşmamış
olan, ancak potansiyel rekabet açısından kısa zamanda hızlı gelişim göstereceği
öngörülen ek/genişletilmiş garanti sistemi, rekabet hukuku anlamında ardıl ürün
niteliği taşımaktadır. Ek garanti sistemi; esas olarak rekabetin bağımsız servisler
aleyhine işleyebilecek olmasından ziyade beyaz eşya üreticilerinin ek/genişletilmiş
11-43/942-306
14
garanti hizmeti sunarak ardıl pazarda teknomarketler ya da sigorta hizmeti veren
teşebbüslerin faaliyetini zorlaştırarak hakim durumlarını kötüye kullanmaları
biçiminde ele alınabilecektir. Nihai ürün ömürlerinin kısaldığı gerçeğinden hareketle, 630
satış sonrası mal ve hizmet bedellerinde meydana gelebilecek önemli artışlar
karşısında tüketicilerin yeni ürün almaya yönelebilecekleri dikkate alındığında; ek
garanti sisteminin üreticilerin satışlarında henüz önemli bir paya sahip olmaması ve
potansiyel rekabet yönüyle rekabetçi bir endişe taşınmaması gerekçeleriyle herhangi
bir işlem yapılmasına gerek olmadığı kanaatine varılmıştır.
J. SONUÇ
Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre;
640
Dosya konusu iddialara yönelik olarak 4054 sayılı Kanun’un 41. maddesi uyarınca
soruşturma açılmasına gerek olmadığına, şikayetin reddine OYBİRLİĞİ ile karar
verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy