Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2010-1-362 (Muafiyet)
Karar Sayısı : 11-47/1169-414
Karar Tarihi :14.09.2011
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI
Üyeler : Doç. Dr. Mustafa ATEŞ, İsmail Hakkı KARAKELLE,
Dr. Murat ÇETİNKAYA, Reşit GÜRPINAR,
Prof. Dr. Metin TOPRAK 10
B. RAPORTÖR : Mehmet Selim ÜNAL
C. BAŞVURUDA
BULUNAN : Anadolu LPG Sanayicileri ve İşadamları Derneği
Simon De Bolivar Cad. No:32/b-1 Çankaya/Ankara
D. DOSYA KONUSU: Akaryakıt dağıtım şirketleri ile bayiler arasında imzalanan
bayilik ve intifa sözleşmelerinden oluşan dikey ilişkiye belirli koşullarla 10 yıla
kadar muafiyet tanıyan kararların kaldırılması, bunun mümkün olmaması halinde
LPG faaliyetlerinin tanınan muafiyetin kapsamından çıkarılması talebi.
E. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 10.05.2010 tarih ve 3719 sayı ile giren
başvuru üzerine, düzenlenen 26.08.2011 tarih ve 2010-1-362/BN-11-356.MSÜ sayılı 20
Bilgi Notu, 12.09.2011 tarihli ve REK.0.15.00.00-110/259 sayılı Başkanlık Önergesi ile
11-47 sayılı Kurul toplantısında görüşülerek karara bağlanmıştır.
F. RAPORTÖRÜN GÖRÜŞÜ: İlgili Bilgi Notu’nda, yapılan başvurunun reddedilmesi
gerektiği görüşü ifade edilmiştir.
G. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
G.1. Bildirimin Konusu
Kuruma intikal eden başvuruda özetle;
- 25.02.2010 tarihli, 10-19/228-86 ve 10-19/229-87 sayılı Rekabet Kurulu kararlarıyla
akaryakıt dağıtım şirketleri ile bayiler arasındaki dikey ilişkiye belirli koşullarla 10
seneye kadar bireysel muafiyet tanındığı, 30
- Bahse konu kararlarda bireysel muafiyet tanınan dikey anlaşmaların, 4054 sayılı
Kanun’un 5. maddesinde sayılan koşulları taşımadığı,
- Diğer yandan LPG piyasası ile akaryakıt piyasasının farklı özellikler arz ettiği,
dolayısıyla tanınan muafiyetin her hal ve karda LPG faaliyetlerini kapsamaması
gerektiği,
ifade edilmekte ve tanınan bireysel muafiyetin kaldırılması, bunun mümkün olmaması
halinde LPG faaliyetlerinin muafiyet kapsamı dışında bırakılması talep edilmektedir.
G.2. Yapılan Tespitler ve Hukuki Değerlendirme
G.2.1. İlgili Mevzuat Hükümleri, Danıştay ve Rekabet Kurulu Kararları
4054 sayılı Kanun’un “Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar” başlıklı 40
4. maddesi, belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak
rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran
yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmaların, uyumlu eylemlerin ve
teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemlerinin hukuka aykırı ve yasak olduğunu
hükme bağlamıştır.
11-47/1169-414
2
4054 sayılı Kanun’un “Muafiyet” başlıklı 5. maddesinde ise, Kurula, belirli koşulları
taşıyan anlaşma türlerine grup olarak muafiyet tanınmasını sağlayan ve söz konusu
koşulları belirleyen tebliğler çıkarma yetkisi verilmiş bulunmaktadır. Bu yetkiye
dayanılarak çıkarılan 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği’nin
2. maddesinde, üretim ve dağıtım zincirinin farklı seviyelerinde faaliyet gösteren iki ya 50
da daha fazla teşebbüs arasında belirli mal veya hizmetin alımı, satımı veya yeniden
satımı amacıyla yapılan anlaşmalar “dikey anlaşma” olarak tanımlanmaktadır. Tebliğ’in
3. maddesinde rekabet etmeme yükümlülüğü, “alıcının anlaşma konusu mal veya
hizmetlerle rekabet eden mal veya hizmetleri üretmesini, satın almasını, satmasını ya
da yeniden satmasını engelleyen doğrudan veya dolaylı her türlü yükümlülük” olarak
ifade edilmiştir. Tebliğ’in 5 (a) maddesinde ise, Tebliğ ile tanınan muafiyetin
anlaşmalarda alıcıya getirilen belirsiz süreli veya süresi beş yılı aşan rekabet etmeme
yükümlülüğüne uygulanmayacağı hükme bağlanmıştır.
Öte yandan, 26.01.2006 tarih ve 06-04/57-15 sayılı Total-Akdağ kararının Danıştay 13.
Dairesi tarafından iptal edilmesi üzerine, 30.10.2008 tarihinde kararın Rekabet Kurulu 60
tarafından yeniden tesis edilmesiyle bayilik sözleşmeleri ile bağlantılı ve onlarla birlikte
değerlendirilen intifa, tapuya şerh edilmiş kira ve benzeri uzun süreli sözleşmelerin
sürelerinin beş yıllık üst sınıra uygun hale getirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Bununla birlikte, 05.03.2009 tarihli Barbaros-Altınbaş Petrol ve Polpet-Bölünmez
Petrolcülük kararlarında1 uygulamaların esasları belirlenmiş, izleyen süreçte gerek
bireysel muafiyet başvuruları gerekse şikâyet başvuruları kapsamında birçok başvuru
karara bağlanmıştır.
Kurulun konuya ilişkin olarak daha önce almış olduğu ve Danıştay tarafından da hukuka
uygun bulunan kararları uyarınca, 18.09.2005 tarihinden önce yapılan ve bu tarih
itibarıyla kalan süresi beş yılı aşan dikey anlaşmaların, 18.09.2010 tarihine kadar 70
2002/2 sayılı Tebliğ ile tanınan grup muafiyetinden yararlanma olanağı bulunmaktadır.
18.09.2005 tarihinden sonra yapılan dikey anlaşmalar ise yapıldıkları tarihten itibaren
beş yıl süreyle 2002/2 sayılı Tebliğ ile düzenlenen grup muafiyeti kapsamındadır.
Diğer taraftan, 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesine göre, Rekabet Kurulu, bu maddede
belirtilen koşulların tamamının varlığı halinde teşebbüsler arası anlaşma, uyumlu eylem
ve teşebbüs birlikleri kararlarının 4. madde hükümlerinin uygulanmasından muaf
tutulmasına karar verebilir: Bu koşullar 5. maddenin birinci fıkrasında;
a. Malların üretim veya dağıtımı ile hizmetlerin sunulmasında yeni gelişme ve
iyileşmelerin ya da ekonomik veya teknik gelişmenin sağlanması,
b. Tüketicinin bundan yarar sağlaması, 80
c. İlgili piyasanın önemli bir bölümünde rekabetin ortadan kalkmaması,
d. Rekabetin (a) ve (b) bentlerindeki amaçların elde edilmesi için zorunlu olandan
fazla sınırlanmaması
şeklinde sayılmıştır.
G.2.2. Akaryakıt Sektöründe Rekabet Kurulunca Bireysel Muafiyet Tanınan Dikey
Anlaşmaların 4054 sayılı Kanun’un 5. Maddesinde Öngörülen Şartları
Karşılamadığı İddiasına İlişkin Değerlendirme
Rekabet Kurulunun yukarıda zikredilen 05.03.2009 tarihli kararlarını müteakiben çeşitli
dağıtım şirketleri tarafından, bayileri ile yapmış oldukları anlaşmalara muhtelif
gerekçelerle 2002/2 sayılı Tebliğ ile getirilen beş yıllık sınırın üzerinde bireysel muafiyet 90
tanınması talebiyle çok sayıda başvuru yapılmıştır. Söz konusu başvuruların önemli bir
kısmı reddedilmekle beraber, Kurul işbu başvuruya konu 25.02.2010 tarihli, 10-19/228-
86 ve 10-19/229-87 sayılı kararlar ile izleyen çeşitli kararlarda, söz konusu kararlara
1 Rekabet Kurulunun 05.03.2009 tarihli, 09-06/186-56 ve 09-06/187-57 sayılı kararları.
11-47/1169-414
3
konu dikey anlaşmalar kapsamında pazarda ilk defa faaliyet gösterecek, yani “sıfırdan”
kurulacak istasyonlara ilişkin bir yatırım yapılacak olması, bayilerin bu yatırımlar
aracılığıyla pazarda faaliyette bulunacak olmaları ve söz konusu arazilerin değerlenerek
istihdam ve katma değer yaratan birer tesis haline gelecek olmaları gibi hususları birlikte
değerlendirmiştir. Bu değerlendirmede Kurul, söz konusu yatırımların ekonomiye pozitif
bir etki sağlayacağı, tüketicinin bu durumdan yarar sağlayacağı, Türkiye genelindeki
toplam bayi sayıları ile her yıl bayilik ağına katılan istasyon sayıları dikkate alındığında, 100
yalnızca “ilk kez kurulacak istasyonlar” bakımından ve “istasyona özgü yatırımın dağıtıcı
tarafından üstlenildiği” hallerle sınırlı kalmak kaydıyla beş yılı aşan süreler bakımından
muafiyet tanınması halinde; ortaya çıkacak kümülatif etkinin pazarın mevcut rakiplere
veya yeni girişlere kapanmasına neden olmayacağı, bunun yanında yatırım güdüsünün
de zedelenmemesi gereğini dikkate alarak, yeni kurulan ve yatırım maliyeti dağıtıcı
tarafından karşılanan istasyonlara ilişkin olarak dağıtıcı ve bayi arasında yapılan
anlaşmalara, 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinde düzenlenen yetkiye dayanarak belirli
koşulların karşılanması şartıyla 10 yıla kadar bireysel muafiyet tanınmasına karar
vermiştir.
İlgili kararlardan da görüleceği üzere, Kurulun bahse konu anlaşmalara tanımış olduğu 110
bireysel muafiyet, 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesi kapsamında yapılan detaylı analiz
çerçevesinde oldukça istisnai bir hal için öngörülmüştür. Bunun yanında mezkûr
kararlarda bireysel muafiyetin koşulsuz olarak tanınması da söz konusu değildir.
Nitekim anılan dikey anlaşmaların bireysel muafiyetten yararlanabilmesi için öngörülen
koşullar; ilgili istasyonun daha önce üzerinde istasyonlu bayilik faaliyeti
gerçekleştirilmemiş arsalar/araziler üzerinde yatırım maliyeti dağıtıcı tarafından
karşılanarak kurulan yeni bir istasyon olmasının yanında, bayinin 5. yılın sonunda,
dağıtım şirketi tarafından üstlenilen ilişkiye özgü yatırımın varsa kalan süreye tekabül
eden bedelini ödeyerek anlaşmaları sona erdirebilmeleri konusunda tarafların
anlaşmaları, şeklinde belirlenmiştir. Bu çerçevede başvuru sahibince öne sürülen, 120
akaryakıt sektöründe Rekabet Kurulunca bireysel muafiyet tanınan dikey anlaşmaların
4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinde öngörülen şartları karşılamadığına ilişkin iddianın
kabulü mümkün değildir.
G.2.3. Akaryakıt Piyasası Dikkate Alınarak Tanınan Bireysel Muafiyetin LPG
Piyasasına Uygulanmaması Gerektiği İddiasına İlişkin Değerlendirme
Akaryakıt ürünleri büyük ölçüde petrol türevlerinden oluşmaktadır. Diğer yandan
tarımsal ürünler kaynaklı dimetil eter, etanol, biyodizel gibi biyolojik yakıtlar da son
yıllarda önemini artırmaya başlamıştır. Geleneksel olarak akaryakıt türleri siyah ürünler
ve beyaz ürünler şeklinde iki ana başlıkta ele alınmaktadır. Bunlardan siyah ürünler fuel
oil türleri ile kalorifer yakıtından oluşurken, beyaz ürünler kategorisinde ise benzin ve 130
motorinden oluşan otomotiv yakıtları ile gaz yağı ve jet yakıtı önemli yer tutmaktadır.
Sıvılaştırılmış petrol gazı ya da bilinen adıyla LPG ise propan ve bütan gazlarının
karışımlarına verilen genel isimdir. LPG, ham petrolün rafinerilerde damıtılması
sırasında veya petrol yataklarının üzerinde bulunan doğal gazın ayrıştırılması ile elde
edilen ve basınç altında sıvılaştırılan renksiz, kokusuz, havadan ağır ve yanıcı bir
gazdır. Özellikle benzine kıyasla düşük fiyatı nedeniyle tüketiciler tarafından giderek
artan oranda tercih edilen LPG, sebep olduğu düşük emisyon değerleri nedeniyle
çevreci bir yakıt türü olarak da bilinmektedir. Otomobillerde kullanılan LPG, genellikle
%70 oranında bütan ve %30 oranında propan içermektedir.
Rekabet Kurulunun geçmiş tarihli kararları incelendiğinde; beyaz akaryakıt ürünleri 140
pazarının ve otogaz LPG pazarının istikrarlı bir şekilde ayrı ilgili ürün pazarları olarak
11-47/1169-414
4
tanımlandığı görülmektedir.2 Ülkemizde petrol piyasasının ve LPG piyasasının iki ayrı
piyasa kanunu çerçevesinde düzenlenmesi, söz konusu piyasalarda faaliyet göstermek
isteyen teşebbüslerin ayrı ayrı dağıtıcı lisansına sahip olma gereği ve ürünlerin kullanım
yerleri ve şekillerindeki kimi zaman görülen farklılıklar da bu ayrımı güçlendirici
niteliktedir. Bununla birlikte, Rekabet Kurulunun akaryakıt sektöründeki belirli türden
dikey anlaşmalara ilişkin almış olduğu bireysel muafiyet kararlarının, LPG piyasasına
uygulanmaması gerektiği yönündeki iddianın değerlendirilebilmesi bakımından ilgili
ürünlerin satış yerleri ve şekilleri ile kullanım amaçlarının dikkate alınması
gerekmektedir. 150
Yukarıda yer verildiği üzere, Kurulun ilgili kararları kapsamında incelenen anlaşmalar,
akaryakıt ve LPG ürünlerinin istasyonlu bayilik faaliyeti kapsamında tüketicilere ve
kullanıcılara perakende satışı için zorunlu olan akaryakıt satış ve servis istasyonlarının,
daha önce üzerinde bu tür bir işletme bulunmayan arsalar/araziler üzerine yatırım bedeli
dağıtım şirketleri tarafından karşılanmak suretiyle kurulması; kurulan bu istasyon
üzerinde ise anlaşmanın tarafı olan bayinin, belirli bir süre boyunca ilgili dağıtım
şirketinin istasyonlu bayiliğini yürütmesini içermektedir.
Bu noktada istasyonlarda yürütülen faaliyetlerin niteliğinin irdelenmesi gerekmektedir.
5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu’nun “Tanımlar” başlıklı ikinci maddesinde “bayilik:
Karşılıklı yükümlülüklerin ekinde fizibilite olan bir sözleşmeye bağlanarak akaryakıt 160
dağıtım şirketleri tarafından gerçek ve tüzel kişilere akaryakıtın kullanıcılara ikmali
yetkisi verilmesi işlemini,” şeklinde tanımlanmaktadır. Bu bakımdan akaryakıt satış ve
servis istasyonları asli olarak, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK)’ndan alınan
petrol ve/veya LPG otogaz bayilik lisansı çerçevesinde, motorlu kara taşıtlarına yönelik
yakıt sağlama faaliyetini gerçekleştirmektedir. Bu ana faaliyet yanında restoran,
dinlenme tesisi, araç yıkama, yağ değişimi, lastik bakımı, tuvalet vb. hizmetlerden
tamamı ya da bir kısmı da araç sahiplerinin ve yolcuların hizmetine sunulmaktadır.
İstasyonların asli faaliyet konularını gerçekleştirmek için, kara taşıtları tarafından
kullanılan yakıt türlerinin istasyonlarda satışa hazır halde bulunması önem taşımaktadır.
Bu nedenle fiziki kısıtlamalar ve içinde bulunulan bölgenin tüketim alışkanlıkları 170
çerçevesinde istasyon işleticileri mümkün olduğu kadar fazla yakıt çeşidini istasyonlarda
satışa sunmaya dikkat etmektedir.
Diğer yandan istasyonlu bayilik faaliyeti çerçevesinde yapılan yakıt satışı ile dökme
veya toptan satışlar arasında belirgin bir farklılık da bulunmaktadır. Nitekim konu ile ilgili
mehaz uygulamalar incelendiğinde, akaryakıt türlerinin toptan ve perakende satışının
ayrı olarak ele alındığı görülmektedir. Avrupa Komisyonunun gerek konuyla ilgili
uygulamasına büyük ölçüde şekil veren Exxon/Mobil kararında3, gerekse söz konusu
karardaki ilgili ürün pazarı tanımını referans alan benzer kararlarında, toptan satışlar
söz konusu olduğunda istikrarlı olarak benzin, motorin, LPG ve diğer akaryakıt
ürünlerinden her birinin ayrı birer ürün pazarı oluşturacağı sonucuna ulaşılırken; 180
“perakende motor yakıtları satışı”, istasyonlardan motorlu araç sürücülerine yapılan
akaryakıt satışları olarak tanımlanmış ve talep tarafından söz konusu yakıtlar arasında
her zaman ikame olanağı bulunmamakla birlikte, arz ikamesinin kuvvetli olduğuna
dikkat çekilmiştir. Bu doğrultuda, farklı türden yakıtların aynı istasyonda satılmasının
mümkün olduğu, perakende olarak satılan yakıt türleriyle ilgili gerçekleşen pazar
paylarının, kabaca toplam satışlardan elde edilen pazar paylarıyla da benzerlik
gösterdiği ifade edilerek ilgili ürün pazarı, “motor yakıtlarının perakende satışı” olarak
belirlenmiştir. Söz konusu kararlarda otomobillerde kullanılan LPG’nin ayrı bir ilgili ürün
pazarı oluşturup oluşturmadığı konusunun incelenmediği görülmektedir.
2 Kararlardan bazıları için bkz. Rekabet Kurulunun 24.07.2008 tarihli ve 08-47/653-250 sayılı; 05.03.2009
tarihli ve 09-09/186-56 sayılı; 25.02.2010 tarihli, 10-19/228-86 ve 10-19/229-87 sayılı kararları.
3 Case No IV/M.1383 .Exxon/Mobil.
11-47/1169-414
5
Dolayısıyla akaryakıt satış ve servis istasyonlarının asli faaliyet konularının, motorlu 190
kara taşıtlarına yönelik yakıt sağlamak olduğu dikkate alındığında, LPG otogaz satışının
bu faaliyetten bağımsız bir nitelik arz ettiğini savunmak haklı görülememektedir. Kaldı ki
ülkemiz, LPG otogaz tüketimi bakımından istisnai bir konumda yer almaktadır. Zira LPG
otogazın benzine kıyasla birim kilometre başına daha ekonomik bir kullanım maliyeti
sunması nedeniyle, ülkemizde benzinli araçlara LPG dönüşüm kiti takılması uygulaması
giderek yaygınlaşmış; bu doğrultuda son 10 yılda toplam benzin tüketimi giderek
azalırken, LPG otogaz tüketimi önemli ölçüde artmıştır. Nitekim Petrol Sanayi Derneği
2009 Sektör Raporu’nda yer verilen bigilere göre, bu süreç sonucunda 2009 yılı
içerisinde ilk kez LPG otogaz tüketimi benzin tüketimini geçerek, toplam otomotiv
yakıtları tüketimi içinde motorinin ardından ikinci sıraya yükselmiştir. Yine aynı raporda 200
sunulan bilgilere göre, 2010 yılında ülkemizde toplam benzin tüketimi bir önceki yıla
göre %7,7’lik azalışla 2,1 milyon ton olarak gerçekleşirken, aynı dönemde LPG otogaz
tüketimi %8,4 oranında artarak 2,5 milyon tona yükselmiştir. Diğer yandan ülkemizdeki
benzin ve LPG otogaz tüketimi alışkanlıklarındaki değişim eğilimine, toptan seviyede
faaliyet gösteren teşebbüslerin de kayıtsız kalmadığı anlaşılmaktadır. Zira EPDK
internet sitesinde yer verilen dağıtım lisansı sahibi şirketlere ilişkin bilgiler
incelendiğinde, EPDK 2010 yılı Petrol Piyasası Sektör Raporu’na göre, anılan yıl
içerisinde petrol piyasasında en yüksek pazar payına sahip ilk beş şirketin tamamının,
ilk 10 şirketten ise sekizinin, bağlı bulundukları teşebbüs bütünlüğü içerisinde faaliyet
gösteren LPG Dağıtıcı Lisansı’na sahip şirketler arasında yer aldığı görülmektedir. 210
Bu çerçevede Kurulun başvuruya konu bireysel muafiyet kararları da dâhil olmak üzere,
sektördeki dikey anlaşmalara yönelik olarak almış olduğu çok sayıda kararda ilgili
pazarlar, “oto LPG dışında kalan otomotiv yakıtları” ve “oto LPG” pazarları olarak
belirlenirken, LPG otogaz satış faaliyetinin sektördeki yeri ve ilgili dikey anlaşmaya konu
istasyonlu bayilik faaliyetinin önemli bir parçası olduğu hususu göz önünde
bulundurulmuştur. Dolayısıyla sayılan tüm bu hususlar dikkate alındığında, ülkemizde
akaryakıt ve LPG sektörünün işleyiş ve nitelik bakımından önemli ölçüde farklılık arz
ettiğinden bahisle, Kurulun sektördeki belirli türden dikey anlaşmalara koşullu olarak 10
yıla kadar muafiyet tanınmasına ilişkin kararlarının LPG piyasasına uygulanmaması
gerektiğine yönelik iddianın da kabulü mümkün değildir. 220
H. SONUÇ
Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre, Anadolu LPG Sanayicileri ve
İşadamları Derneği tarafından yapılan başvurunun reddine OYBİRLİĞİ ile karar
verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy