Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2011-4-278 (Muafiyet)
Karar Sayısı : 11-50/1257-446
Karar Tarihi : 29.09.2011
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI
Üyeler : Doç. Dr. Mustafa ATEŞ, İsmail Hakkı KARAKELLE,
Doç. Dr. Cevdet İlhan GÜNAY, Dr. Murat ÇETİNKAYA, 10
Reşit GÜRPINAR, Prof. Dr. Metin TOPRAK
B. RAPORTÖRLER : Serpil YANIK, Recep GÜNDÜZ
C. BİLDİRİMDE BULUNAN
TARAF : Türk Hava Yolları Anonim Ortaklığı
Temsilcisi: Av. A. Serhat KAYA
Atatürk Havalimanı, Genel Müdürlük Binası 34149 Yeşilköy/İstanbul
D. DOSYA KONUSU: Kantara Havayolları Hava Taşımacılığı Ltd. Şti. (Kantara), Türk
Hava Yolları Anonim Ortaklığı (THY) ve sayıları 25 olan girişimci gerçek ve tüzel kişiler
arasında anonim şirket niteliğinde bir ortak girişim şirketi kurulmasına yönelik işleme
izin verilmesi talebi. 20
E. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 26.08.2011 tarih ve 6183 sayı ile giren başvuru
üzerine düzenlenen 23.09.2011 tarih ve 2011-4-278/MM-11-187.SY sayılı Muafiyet Ön
İnceleme Raporu, 27.09.2011 tarih ve REK.0.18.00.00-130.01.03/466 sayılı Başkanlık
Önergesi ile 11-50 sayılı Kurul toplantısında görüşülerek karara bağlanmıştır.
F. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: İlgili raporda, bildirim konusuna ilişkin olarak;
- İşlemin, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 7. maddesi ve 2010/4 sayılı
Tebliğ kapsamında bir birleşme veya devralma işlemi olmadığı,
- 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi anlamında rekabeti sınırlayıcı bir anlaşma niteliğinde olan
söz konusu ortak girişim işlemine, Kanun’un 5. maddesinde öngörülen koşulları sağlaması
nedeniyle, 5 yıllık bir süre için muafiyet tanınabileceği 30
görüşüne yer verilmiştir.
G. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
G.1. İlgili Pazar
G.1.1. Ürün Pazarı
Lefkoşa’da bulunan Ercan Havaalanına ülkemizden gerek THY ve gerekse diğer havayolu
firmalarının düzenli tarifeli seferleri bulunmaktadır. Bununla birlikte, özellikle yaz
dönemlerinde, turistik amaçlı dönemsel talep artışlarından dolayı, charter seferlerinin de icra
edildiği görülmektedir. İncelemeye konu olan ortak girişimin tarifeli ve charter seferler
düzenleyebileceği anlaşılmaktadır.
Bu bilgiler çerçevesinde, dosya konusu ilgili ürün pazarı “havayolu ile tarifeli/tarifesiz yolcu ve 40
yük taşımacılığı pazarı” olarak belirlenmiştir.
11-50/1257-446
2
G.1.2. İlgili Coğrafi Pazar
Dosya mevcudu bilgilere göre, kurulacak ortak girişim Kuzey Kıbrıs merkezli uçuşlarda
yoğunlaşacak olmakla beraber, tam olarak hangi hatlarda faaliyet göstereceği henüz
bilinmemektedir. Bu çerçevede, yolcuların zamana duyarlılıkları ya da farklı hatların ikame
edilebilirliği gibi hususlar ihmal edilerek, ilgili coğrafi pazar, her bir hat ayrı bir pazar olacak
şekilde, “Kuzey Kıbrıs çıkışlı/varışlı Türkiye hatları” olarak tespit edilmiştir.
G.2. İnceleme Konusu İşbirliğinin Genel Çerçevesi ve Bildirim Konusu Ortak Girişim
Sözleşmesi 50
Bildirimin konusu işlem, THY, Kantara ve girişimci 25 gerçek ve tüzel kişinin, KKTC ile Türkiye
arasında ve Türkiye üzerinden olan yurt dışı uçuş hatlarında, yolcu ve kargo taşımacılığı
yapmak üzere, bir ortak girişim şirketi kurmayı amaçlamalarına ilişkindir. Taraflar bu amaç
doğrultusunda, 15.08.2011 tarihinde “Ortaklık Sözleşmesi” imzalamış bulunmaktadırlar.
Bildirim formunda işlemin ekonomik gerekçesi, yeni kurulacak havayolu firması vasıtasıyla
KKTC ile Türkiye ve Türkiye üzerinden yurtdışındaki uçuş noktalarına güvenli, kaliteli ve
rekabetçi fiyatlarla uçuş imkânının sağlanması olarak ifade edilmiştir. Söz konusu işlemin
dolaylı amaçlarından birinin de, 2010 yılında faaliyetlerine son vermek durumunda kalan
KKTC’nin bayrak taşıyıcı firması olan, Kuzey Kıbrıs Türk Hava Yolları’nın pazardan
çıkmasının yarattığı boşluğunu doldurmak olduğu açıktır. 60
G.3. Değerlendirme
G.3.1. Ortak Girişimin 4054 Sayılı Kanun’un 7. Maddesi ve 2010/4 Sayılı Tebliğ
Bakımından Değerlendirilmesi
2010/4 sayılı “Rekabet Kurulundan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında
Tebliğ”in 5. maddesinin üçüncü fıkrasında, “Bağımsız bir iktisadi varlığın tüm işlevlerini kalıcı
olarak yerine getirecek bir ortak girişimin oluşturulması, bu maddenin birinci fıkrasının (b)
bendi kapsamında bir devralma işlemidir. Bu tür işlemlerde, işlem taraflarının her biri devralan
olarak kabul edilir.” hükmüne yer verilmiştir. Anılan hüküm çerçevesinde, ortak girişimlerde
aranan birinci koşul, işleme konu şirketin kurucu firmalar tarafından “ortak kontrol” altında
tutuluyor olmasıdır. Bundan başka, ortak girişimin 4054 sayılı Kanun’un 7. maddesi 70
kapsamında birleşme/devralma sayılması ve 2010/4 sayılı Tebliğ kapsamında
değerlendirilebilmesi için bağımsız iktisadi varlığın tüm işlevlerini kalıcı olarak yerine getirmesi
gerekmektedir. Bunlardan herhangi birinin yokluğu ortak girişimin 7. madde çerçevesinde
değerlendirilememesi sonucunu doğurmaktadır.
- Ortak Kontrol
Bir teşebbüs üzerinde kontrolün sağlanması, ayrı ayrı ya da birlikte, fiilen ya da hukuken bir
teşebbüs üzerinde, belirleyici etki uygulama olanağını sağlayan haklar, sözleşmeler veya
başka araçlarla ve özellikle bir teşebbüsün malvarlığının tamamı veya bir kısmı üzerinde
mülkiyet veya işletilmeye müsait bir kullanma hakkı veya bir teşebbüsün organlarının
oluşumunda veya kararları üzerinde belirleyici etki sağlayan haklar edinme, anlamına 80
gelmektedir. Bu tanım bağlamında kontrol kavramı açısından, “teşebbüs üzerinde belirleyici
etki uygulama”, bir başka deyişle teşebbüsün stratejik ticari kararlarını etkileyebilme hakkını
haiz olma ve “belirleyici etki uygulama olanağı sağlayan” enstrümanlar ön plana çıkmaktadır.
Bu enstrümanlar arasında verilen örnekler ise, teşebbüsün malvarlığı üzerinde mülkiyet,
kullanma hakkı ya da yönetim organlarında yer alma veya karar alma mekanizmasında söz
sahibi olmadır.
11-50/1257-446
3
Bildirime konu ortak girişimin ortaklık sözleşmesi bu çerçevede değerlendirildiğinde, gerek
yönetim organlarında yer alma ve gerekse karar alma mekanizmaları bakımından, THY’nin
açık bir hâkimiyetinin olduğu görülmektedir. Şöyle ki, ortaklık sözleşmesinin şirketin yönetimini
düzenleyen 6. maddesinde, şirketin sekiz üyeden oluşan Yönetim Kurulu’nun beş üyesinin 90
THY tarafından gösterilen adaylar arasından Genel Kurulca seçileceği, Yönetim Kurulu
Başkanı ve Genel Müdür’ün yine THY'nin göstereceği adaylar arasından Yönetim Kurulu
tarafından seçileceği düzenlenmektedir. Aynı maddenin hükümleri, şirketin tescil tarihini
izleyen 5 yıllık süre sonrasında Yönetim Kurulu’nun, Genel Kurul tarafından belirlenen usul ve
esaslara göre ihdas edileceğini, ancak ilk 5 yılın sonunda belirlenecek olan Yönetim
Kurulu’nda, bir adet Yönetim Kurulu üyesinin THY tarafından gösterilecek adaylar arasından
Genel Kurul tarafından, Yönetim Kurulu Başkanı olarak seçileceğini düzenlenmektedir.
Ortaklık Sözleşmesi’nin “Şirketin Yönetimi” başlıklı 6. maddesinde ise Yönetim Kurulu toplantı
yeter sayısını yakalayabilmesi için, toplam sekiz üyeden en az beşinin, tüm ilgili Yönetim
Kurulu toplantısı boyunca, toplantıda hazır bulunması yeterli görülmüştür. Yönetim Kurulu’nun 100
karar yeter sayısı için ise, salt çoğunluk esası benimsenmiştir.
Bunun da ötesinde, yine ortaklık sözleşmesinde, ilk beş yıl için Yönetim Kurulu’nun alacağı
bazı kararlar THY’nin olumlu görüşüne bağlanmıştır. Bu çerçevede, ilk beş yıl için, Yönetim
Kurulu’nun; Genel Kurula Ana Sözleşme değişikliği önerilmesi, sermaye arttırılması, nama
yazılı hisselerin devrinin onaylanması ve devrin pay defterine işlenmesi, şirketin son yıla ait
bilançosunda yer alan aktif toplamının, beher sözleşme bazında % 5’ini geçen doğrudan veya
dolaylı her türlü işlem yapılması, ortaklığın başka şirketlerle birleşmesi, feshi veya tasfiyesi ve
yeni hat açılışı, herhangi bir uçuş hattının kaldırılması veya sefer sayısının belirgin bir şekilde
azaltılması yönündeki kararları THY olumlu görüş vermediği sürece yürürlüğe girmeyecektir.
Ortaklık Sözleşmesi’nde yer alan tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, ilk beş yıllık 110
süre zarfında yeni kurulacak ortak girişim firmasında, THY’nin;
- Sekiz kişilik Yönetim Kurulunda, beş üye ile çoğunluğu elinde bulunduracağı,
- Yönetim Kurulu salt çoğunluk esasına göre karar aldığından, karar alma mekanizmasında
hâkimiyet tesis edeceği,
- Bu hâkimiyeti, yeni hat açılışı, herhangi bir uçuş hattının kaldırılması veya sefer sayısının
belirgin bir şekilde azaltılması gibi kritik kararlarda, Yönetim Kurulu’nun yanı sıra, kendi
onayını da zorunlu kılmak suretiyle pekiştireceği,
görülmektedir. Hal böyle iken, yatay işbirliği sonucunda kurulacak ortak girişimde, en azından
ilk beş yıl boyunca, tarafların karar alma mekanizmasında eşit ağırlığa sahip oldukları bir
ortak kontrolden bahsedilemeyeceğini, tam aksine THY’nin kuvvetli biçimde tek başına kontrol 120
tesis edeceğini belirtmek mümkündür. Beş yıl sonrasında ise THY ortak girişimde ancak bir
üye ile temsil hakkına sahip olacaktır. Kantara’nın iki üye belirleme yetkisi olurken diğer 25
gerçek ve tüzel kişi beş üye atayacaktır. Bu durumda, söz konusu ortak girişimin kontrolü, 25
gerçek ve tüzel kişinin arasında güçlü ortak çıkarların varlığına göre belirginlik kazanacaktır.
Her halükarda, 5 yıl sonra kurulacak ortak girişim şirketinin kontrolünde bir değişiklik söz
konusu olacaktır. Bu değişikliğin ise o zamanki iktisadi ve hukuki koşullara göre
değerlendirilmesi gerekmektedir.
Mevcut koşullar çerçevesinde ilk beş yıllık dönemde ise, bildirime konu olan ortak girişim
firmasının ortak kontrol koşulunu sağlamadığı, bu nedenle bağımsız iktisadi varlık olma ve
koordinasyona yol açmama koşullarına ilişkin analize gerek kalmaksızın, 4054 sayılı 130
Kanun’un 7. maddesinin ve 2010/4 sayılı Tebliğ’in kapsamı dışında olduğu sonucuna
11-50/1257-446
4
varılmıştır.
G.3.2. Ortak Girişimin 4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Bakımından Değerlendirilmesi
Havayolu taşımacılığı pazarında gerçekleştirilen inceleme konusu işbirliği, havayolu
taşımacılığı pazarının en önemli oyuncularından biri olan THY ile bu pazarda faaliyet
göstermek üzere kurulmuş olan Kantara ve pazarda faaliyetleri olmayan 25 yatırımcı
tarafından gerçekleştirilen bir işbirliğidir. Bu işbirliği çerçevesinde, tarafların farklı ortaklık
paylarına sahip olduğu, ortaklarından bağımsız, tüzel kişiliği haiz yeni bir anonim şirketin
kurulması planlanmaktadır. Bu yeni teşebbüsün, yukarıda yer alan değerlendirmeler ışığında
ortak girişim niteliğinde bir yatay işbirliği olarak değerlendirilebilmesi bakımından, öncelikle, 140
işbirliği taraflarının pazarda rakip olup olmadıklarının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
Aksi takdirde, rekabeti kısıtlayacak rakipler arası bir işbirliğinden bahsetmek söz konusu
olmayacaktır.
İşlemin taraflarından, sadece THY havayolu ile tarifeli ve tarifesiz havayolu taşımacılığı
hizmetleri pazarında faaliyet göstermekte, diğer tarafların ise mevcut durumda ilgili pazarda
herhangi bir faaliyetleri bulunmamaktadır. Öte yandan, AB Komisyonu tarafından yayımlanan,
Avrupa Birliği’nin İşleyişine Dair Anlaşmanın 101. Maddesinin Yatay İşbirliği Anlaşmalarına
Uygulanmasına İlişkin Rehber (Yatay İşbirliği Anlaşmalarına İlişkin Rehber)’de, herhangi bir
anlaşmanın/işbirliğinin yatay nitelikte bir işbirliği olarak nitelendirilmesi için fiili ya da potansiyel
rakipler arasında yapılması gerektiği hususuna vurgu yapılmıştır. Yine aynı Rehber’de, 150
potansiyel rakip, “anlaşma/işbirliği olmaksızın göreli fiyatlardaki küçük, belirgin ve kalıcı bir
fiyat artışının yaşanması halinde, kısa bir süre zarfında, pazara girmek için gerekli ilave
yatırımlara ya da geçiş maliyetlerine katlanarak taraflardan birinin faaliyet gösterdiği pazara
girmesi muhtemel teşebbüs” olarak tanımlanmıştır. Bu anlamda, teorik olarak pazara girme
ihtimali yeterli görülmemekte, pazara girme analizinin gerçekçi beklentiler üzerine inşa
edilmesi gerekmektedir.
Bu çerçevede değerlendirildiğinde, işlem taraflarından THY’nin fiili rakipleri bulunmadığından,
kurulacak yeni havayolu firmasının ortak girişim niteliğinde yatay işbirliği olarak
nitelendirilmesi, sadece THY dışındaki işlem taraflarından en az birinin potansiyel rakip olarak
değerlendirilmesi halinde mümkün olacaktır. Kantara yurt içinde ve yurt dışında tarifeli veya 160
tarifesiz hava taşımacılığı yapmak üzere 31.03.2011 tarihinde kurulmuş, çoğunluk hissedarı
KKTC Devleti olan bir şirkettir. Daha önce, yine KKTC Devleti kontrolünde olan Kuzey Kıbrıs
Türk Havayolları’nın 2010 Haziran ayından itibaren faaliyetlerine son vermek durumunda
kaldığı göz önüne alındığında, Kantara’nın oluşan bu bayrak taşıyıcı havayolu yoksunluğunu
gidermek amacıyla kurulduğu anlaşılmaktadır. Böyle bir durumda KKTC ile Türkiye arasındaki
tarifeli ve tarifesiz uçuşlar Kantara’nın esas faaliyet alanını oluşturacak ve bu faaliyet THY’nin
faaliyet alanları ile örtüşecektir. Dolayısıyla, THY ile yapılan işbirliğinden bağımsız olarak,
Kantara’yı potansiyel bir rakip; buna bağlı olarak her iki teşebbüs arasındaki işlemi de ortak
girişim niteliğindeki bir yatay işbirliği olarak nitelemek mümkün görünmektedir.
4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi “Belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan veya 170
dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi
doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve
teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemleri”ni yasaklamaktadır. Yatay işbirliği anlaşmaları
da rekabeti olumsuz etkilediği ölçüde bu madde kapsamında ele alınmaktadır.
Esasen, yatay işbirliği anlaşmaları; risk paylaşımı, maliyet tasarrufu ve know-how havuzlarının
oluşturulması gibi bazı nedenlerle önemli iktisadi fayda sağlama potansiyeline sahip olan
işbirlikleridir. Öte yandan, bu durum, yatay işbirliği anlaşmalarının önemli rekabetçi sorunlara
11-50/1257-446
5
yol açmayacakları anlamına gelmemektedir. Bu bakımdan AB Komisyonu, Yatay İşbirliği
Anlaşmalarına İlişkin Rehber’inde, amaç bakımından rekabet kısıtı içermeyen yatay işbirliği
anlaşmalarının, pazarda yol açabilecekleri fiili ya da potansiyel rekabet kısıtları bakımından 180
incelenmesi gerekliliğine vurgu yapmıştır. Komisyon’a göre, yatay işbirliği anlaşmaları;
- Tarafların bağımsız birer iktisadi varlık olarak birbirleri ile ya da üçüncü taraflarla rekabet
etmelerini sınırlayıcı etkilere,
- Bazı hakların devredilmesi suretiyle, karar verme sürecindeki bağımsızlığın önemli ölçüde
ortadan kalkmasına,
- Taraflar arasında ya da taraflarla üçüncü taraflar arasında stratejik bilgi paylaşımı suretiyle,
rakipler arasında koordinasyon etkisi yaratılmasına,
- Maliyet bilgilerinin kamulaştırılması suretiyle, rakip tarafların fiyat ve üretim miktarının kontrol
altında tutulmasına
yol açabilmektedir. Bu tür işbirliklerinin temel sakıncası, rekabetçi baskının ortadan kalması 190
ya da hafiflemesi sonucunda tarafların fiyat artırımlarını karlı bulmalarıdır. Bu durum, elbette
pazarın yapısından ve işbirliği taraflarının pazar içindeki konumlarından bağımsız olarak ele
alınabilecek bir husus değildir. İşbirliği taraflarının önemli pazar paylarına/pazar gücüne sahip,
yakın rakipler olup olmadıkları, tüketicilerin sınırlı sayıda alternatif sağlayıcıya ulaşma
imkânlarının varlığı gibi hususlar işbirliğinin değerlendirilmesinde göz önünde tutulması
gereken unsurlardır. Özellikle, pazar gücü bakımından, yatay işbirlikleri yoluyla 4. madde
kapsamında bir ihlalden bahsedebilmek için gereksinim duyulan pazar gücünün, önemli ve
belirgin ölçüde pazar gücü gerektiren hâkim durumun kötüye kullanılması incelemelerinden
daha düşük olduğunu belirtmekte fayda görülmektedir. Buna karşın genel olarak, yüksek
pazar payına sahip taraflar arasındaki yatay işbirliklerinin rekabet karşıtı endişeleri 200
arttırabileceği, bunun aksine düşük pazar payına ve dolayısıyla düşük toplam pazar payına
sahip teşebbüslerin işbirliklerinde ise, bu tür endişelerin gündeme gelemeyeceğini belirtmek
mümkündür. Dahası AB Komisyonu, taraflardan birinin görece düşük veya ihmal edilebilir
pazar payına sahip olduğu ve önemli kaynakları haiz olmadığı durumlarda, görece yüksek bir
toplam pazar payının da yatay işbirliklerinde ihmal edilebileceğini belirtmektedir.
Bu çerçevede THY, THY’nin potansiyel rakibi olarak nitelenebilecek Kantara ve diğer ortaklar
arasındaki bildirime konu ortak girişimin, 4. madde kapsamında bir takım rekabetçi endişeleri
gündeme getirdiğini belirtmek mümkündür. Bu endişelerin temelindeki en önemli gerekçe,
potansiyel rakip olan Kantara’nın yaratacağı rekabetçi baskının ortadan kalkmasıdır. Bunun
yanı sıra THY, -gerek kontrole önemli ölçüde sahip olduğu ilk beş yıl içinde ve gerekse ortak 210
girişim firmasının yönetim kurulunda temsilci bulunduracağı beş yıl sonrası dönemde- ortak
girişimin karar alma bağımsızlığı üzerinde önemli bir kısıt yaratabilecektir. Bu durum, fiyat ve
arz konusunda bazı koordinasyon etkilerinin oluşmasına yol açabilecek niteliktedir.
Öte yandan, 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında olan yatay işbirliklerinin
değerlendirilmesinde, rekabet karşıtı etkiler kadar işbirliğinin oluşturduğu yararlı etkilerin de
göz önünde bulundurulması gerekmekte; rekabetçi sürece zarar veren etkileri ile
karşılaştırıldığında olumlu etkileri fazla olan anlaşmaların rekabetten beklenen faydanın elde
edilmesini teminen 4. maddenin öngördüğü yaptırımlardan muaf tutulması mümkün
olmaktadır. Böyle bir muafiyetin verilmesi ise anlaşmanın 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesi
çerçevesinde değerlendirmeye tabi tutulmasını gerektirmektedir. 220
G.3.3. Muafiyet Değerlendirmesi
4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamındaki anlaşma, uyumlu eylem ve kararlar,
11-50/1257-446
6
Kanun’un 5. maddesindeki koşulların varlığı halinde, yasaklayıcı 4. maddenin
uygulanmasından muaf tutulabilmektedir. Kanun’un 5. maddesinde muafiyetin koşulları şu
şekilde sayılmıştır:
“(a) Malların üretim veya dağıtımı ile hizmetlerin sunulmasında yeni gelişme ve iyileşmelerin
ya da ekonomik veya teknik gelişmenin sağlanması,
(b) Tüketicinin bundan yarar sağlaması,
(c) İlgili piyasanın önemli bir bölümünde rekabetin ortadan kalkmaması,
(d) Rekabetin (a) ve (b) bentlerindeki amaçların elde edilmesi için zorunlu olandan fazla 230
sınırlanmaması.”
G.3.3.1. Malların Üretim veya Dağıtımı ile Hizmetlerin Sunulmasında Ekonomik veya
Teknik Gelişmenin Sağlanması
Dosya mevcudu bilgi ve belgelerden, söz konusu ortak girişimin kuruluş amacının, KKTC’nin
bayrak taşıyıcı havayolu firması açığının giderilmesi olduğu anlaşılmaktadır. Gerek KKTC ile
ülkemiz arasında ve gerekse ülkemizden aktarmalı olarak yurtdışına seferler
gerçekleştirebilecek bir havayolu firmasının kurulması oldukça maliyetli bir yatırımdır.
Buradaki maliyetler, uçak gibi üretim araçlarının ve hizmetin sunumu için elzem olan yan
hizmetlerin satın alım maliyeti kadar, zaman maliyetini de kapsamaktadır. Bu tür maliyetlere
küçük bir ülke olan KKTC Devleti ve KKTC’li girişimciler tarafından katlanılması mümkün olsa 240
dahi, bu ölçekteki bir havayolu firmasının kurulması ve etkin biçimde işletilebilmesi önemli bir
bilgi birikimini gerekli kılmaktadır. Özellikle, önceki yıllarda bayrak taşıyıcı teşebbüsün
faaliyetlerine ilişkin yaşanan ticari olumsuzluklar, kaynakların etkin kullanımı bakımından
KKTC için bu türden bir know how’ın önemini daha da arttırmaktadır. Bu anlamda, KKTC
Devleti tarafından havayolu ile tarifeli ve tarifesiz seferlerle yolcu ve yük taşımacılığı alanında
faaliyet göstermesi için kurulan Kantara ile THY arasında gerçekleştirilen işbirliğinin esasını,
dünyanın önde gelen havayolu firmalarından biri haline gelen THY’nin tecrübe ve bilgi
birikiminden faydalanmak oluşturmaktadır. Nitekim THY’nin %10 hissesine rağmen, ilk beş yıl
için yönetimde tek başına kontrol tesis etmesi, bu durumun açık bir göstergesidir. Söz konusu
ortak girişim, piyasada tek başına tutunabilecek hale geldikten sonra, THY kontrolden 250
çekilmeyi planlamaktadır. Dolayısıyla, söz konusu bilgi ve tecrübe transferinin, kısa ve orta
vadede ilgili pazarda hizmetin sunumuna ilişkin önemli katkılarının oluşması muhtemeldir.
Dolayısıyla bu değerlendirmelerden hareketle, ortak girişim sonucunda gerçekleşecek know
how transferi; THY dışındaki diğer ana teşebbüslerin pazara girişini kolaylaştırarak, hizmet
sunumuna ilişkin ekonomik ve teknik gelişme sağlayacağı için, anlaşmanın muafiyetin ilk
koşulunu yerine getirdiği değerlendirilmiştir.
G.3.3.2. Tüketicinin Yarar Sağlaması
Söz konusu yatay işbirliği anlaşmasının tüketiciye sağlayacağı en önemli fayda, Kuzey Kıbrıs
Türk Hava Yolları’nın çıkması ile azalan oyuncu sayısının, yeni oyuncu girişi ile yeniden
artması olacaktır. Gerek bildirim formunda ve gerekse yapılan görüşmelerde, THY yetkilileri, 260
yatay işbirliğinin tesisinin ardından, THY’nin söz konusu hatlarda planladığı uçuşlarda
herhangi bir değişiklik beklenmediğini belirtmişlerdir. Böyle bir durumda, yeni bir teşebbüsün
ilgili pazara girecek olması arzı veya ürün çeşitliliğini artıracak, bu durum ileride fiyatların
düşmesi ile de sonuçlanabilecektir. Dolayısıyla, bildirime konu yatay işbirliği anlaşması 5.
maddede yer verilen ikinci muafiyet şartını da sağlamaktadır.
G.3.3.3. İlgili Piyasanın Önemli Bir Bölümünde Rekabetin Ortadan Kalkmaması
11-50/1257-446
7
Aşağıdaki tabloda taraflardan alınan bilgiler çerçevesinde son dört yıla ilişkin olarak Türkiye-
Kıbrıs hatlarında faaliyet gösteren teşebbüsler ve toplam pazar paylarına yer verilmektedir.
Tablo-1: Rakip Teşebbüslerin Türkiye-Kıbrıs Hatlarındaki 2007-2010 Toplam Pazar Payları (%)
… … … … …
… … … … …
… … … … …
… … … … …
… … … … …
Aşağıda ise her bir hat bazındaki pazar paylarını görmek bakımından 08.07.2011 tarih ve 270
SR/11-6 sayılı THY Soruşturması kapsamında elde edilen verilerden hareketle İstanbul’daki
havalimanlarından (Atatürk ve Sabiha Gökçen) Ercan havalimanına gerçekleştirilen seferlerde
elde edilen pazar paylarına yer verilmiştir:
Tablo-2: Atatürk ve Sabiha Gökçen Havalimanlarından Ercan Havalimanına Gerçekleştirilen Seferler
Bakımından Pazar Payları
… … … …
… … … … … … …
… … … … … … …
… … … … … … …
… … … … … … …
… … … … … … …
… … … … … … …
… … … … … … …
… … … … … … …
… … … … … … …
… … … … … … …
… … … … … … …
… … … … … … …
… … … … … … …
… … … … … … …
… … … … … … …
… … … … … … …
… … … … … … …
… … … … … … …
… … … … … … …
… … … … … … …
Aşağıda yer verilen tabloda ise, THY tarafından gönderilen bilgiler doğrultusunda, THY’nin alt
markası olan Anadolu Jet’in Ankara ve Hatay’dan gerçekleştirdiği seferlerde elde ettiği pazar
paylarına yer verilmiştir:
Tablo-3: Anadolu Jet’in Ankara-Kıbrıs ve Hatay-Kıbrıs Hatlarındaki Pazar Payları (%)
Hat 2010 2011
11-50/1257-446
8
… … …
… … …
Bunların dışında, THY ve Anadolu Jet tarafından, KKTC’ye, ülkemizde ve yurtdışında çeşitli 280
noktalardan aktarmalı seferlerle de yolcu taşımacılığı yapılmakta olup, THY tarafından bu
seferlerle ilgili pazar payı verileri temin edilememiştir.
Öte yandan, yukarıdaki pazar yapıları sadece yolcu taşımacılığına ilişkin olup, kargo
taşımacılığı ile ilgili olarak taraflardan veri temin edilememiş, ancak kargo taşımacılığının
sadece uçak altı tabir edilen ve yolcu bagajlarından arta kalan kısımda yapılan kargo
taşımacılığından oluştuğu, bu nedenle bir ölçüde yolcu taşımacılığındaki yapıya benzerlik arz
edeceği belirtilmiştir.
Yukarıdaki tablolardan görüldüğü üzere, THY’nin ve THY’nin alt markası olan Anadolu Jet’in
pazar payı İstanbul merkezli seferler bakımından ele alındığında, rakiplerinden belirgin bir
üstünlük göstermemektedir. Bununla birlikte, Ankara ve Hatay merkezli seferlerde ise daha 290
belirgin bir pazar payı bulunmaktadır. Öte yandan, kurulacak ortak girişimin THY dışındaki
taraflarının mevcut durumda pazarda herhangi bir faaliyetleri bulunmamaktadır.
Bu çerçevede, söz konusu işbirliğinin ilgili pazarın önemli bir bölümünde rekabetin ortadan
kalkması sonucuna yol açmadığı ve muafiyetin üçüncü koşulunu da sağladığı sonucuna
ulaşılmıştır.
G.3.3.4. Rekabetin Zorunlu Olandan Fazla Kısıtlanmaması
Daha önce belirtildiği gibi, bu işbirliği çerçevesinde esas beklenti, THY’nin know how’ı
aracılığıyla, yeni kurulacak teşebbüsün etkin ve kalıcı olarak faaliyetlerinin tesisidir. Bunun
için, uçuş izinlerinin/slotların tesisi, uçak kiralama işlemlerinin tamamlanması, direkt ve
bağlantılı uçuş planlamalarının yapılması, hizmet sunumu için gerekli olan yan hizmetlerin 300
planlanmasının yapılması, etkin bir personel politikasının hazırlanması ve uygulanması
gerekmektedir. Bu sürecin, bütünü itibariyle göz önüne alındığında, öğrenme etkisinin yol
açacağı bir zaman maliyeti olacaktır. Bu nedenle, tüm bu organizasyonun etkin biçimde
kurulabilmesi ve bağımsız ve etkin biçimde faaliyet gösterebilmesi bakımından orta vadeli bir
planlamaya ihtiyaç duyulduğu açıktır. Sürecin en önemli girdilerinden biri ise, şüphesiz
THY’nin sahip olduğu bilgi ve tecrübedir. Bu nedenle, THY’nin yatay işbirliği içindeki mevcut
konumunun, amaçlanan faydalar bakımından gerekli olduğu ve rekabetin gereğinden fazla
sınırlanmasına yol açmadığı değerlendirmesini yapmak mümkündür.
Ortaklık Sözleşmesi’nde yer alan hükümlerin açıkça gösterdiği üzere, istenilen amaçlara
ulaşabilmek adına THY’nin yönetimde tek başına kontrole sahip olacağı orta vadeli süre beş 310
yıl olarak planlanmış bulunmaktadırlar. Bu nedenle, yapılan yatırımın dönüşünün sağlanması
ve KKTC Devleti’nin ihtiyaç duyduğu etkin işleyen bir bayrak taşıyıcı teşebbüsün
kurulabilmesini teminen bahse konu yatay işbirliği anlaşmasına ilk beş yıl boyunca muafiyet
verilmesinin yerinde olacağı, ancak bu beş yıllık sürenin sonunda pazar gerçekleşmelerine,
yapısına ve sözleşmesel değişikliklere bağlı olarak işbirliğinin yeniden incelenmesi gerektiği
kanaatine varılmıştır.
320
11-50/1257-446
9
H. SONUÇ
Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre,
1- Bildirim konusu işlemin 4054 sayılı Kanun’un 7. maddesi ve 2010/4 sayılı Tebliğ
kapsamında bir birleşme veya devralma işlemi olmadığına,
2- 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında rekabeti sınırlayıcı bir anlaşma niteliğinde
olan söz konusu ortak girişim işlemine Kanun’un 5. maddesinde sayılan şartların tamamını
karşılaması nedeniyle 5 (beş) yıl süreyle bireysel muafiyet tanınmasına
OYBİRLİĞİ ile karar verilmiştir. 330
Full & Egal Universal Law Academy