Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2011-4-45 (Muafiyet)
Karar Sayısı : 11-51/1288-453
Karar Tarihi : 05.10.2011
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI
Üyeler : Doç. Dr. Mustafa ATEŞ, İsmail Hakkı KARAKELLE, Doç. Dr. Cevdet
İlhan GÜNAY, Dr. Murat ÇETİNKAYA, Reşit GÜRPINAR
B. RAPORTÖRLER : Mehmet YANIK, Esin AYGÜN, Zeynep ŞENGÖREN 10
C. BİLDİRİMDE
BULUNAN : Tofaş Türk Otomobil Fabrikası A.Ş.
Temsilcisi: Dr. Aydın ÖZTUNALI, Dr. Kemal Tahir SU
Turan Güneş Blv. No:63/1 Yıldız/Ankara
D. DOSYA KONUSU: Tofaş Türk Otomobil Fabrikası A.Ş. (Tofaş) ile Fiat Group
Automobiles SpA (Fiat) arasında akdedilmiş olan "Ürün Geliştirme, İmalat ve Tedarik
Anlaşmasının” Adam Opel GmbH (Opel)'nin katılımı ile değişik haline menfi tespit
belgesi verilmesi veya muafiyet tanınması talebi.
E. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına en son 26.09.2011 tarih ve 6710 sayı ile giren
başvuru üzerine düzenlenen 28.09.2011 tarih ve 2011-4-45/MM-11-140.MY sayılı Muafiyet 20
Ön İnceleme Raporu 30.09.2011 tarih ve REK.0.18.00.00-130.01.03/473 sayılı Başkanlık
Önergesi ile 11-51 sayılı Kurul toplantısında görüşülerek karara bağlanmıştır.
F. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: İlgili raporda, bildirim konusuna ilişkin olarak;
- Fiat ve Tofaş Türk arasında yapılan “Ürün Geliştirme, İmalat ve Tedarik Anlaşması”nın, bazı
hüküm ve şartlarını değiştirmeye ve düzeltmeye yönelik olarak imzalanan tadil metninin, Fiat
ve Opel arasında gerçekleşen “Doblo Araç Tedarik Anlaşması” ile birlikte değerlendirilmesi
sonucunda, 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi anlamında teşebbüsler arası anlaşma
olduğunun belirlendiği,
- Bununla birlikte, bildirim konusu Anlaşma’nın, 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinde
öngörülen şartları taşıyor olması nedeniyle, “Ürün Geliştirme, İmalat ve Tedarik Anlaşması”na 30
5 yıl süre ile muafiyet tanınmasının uygun olacağı,
görüşüne yer verilmiştir.
G. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
G.1. İlgili Pazar
G.1.1. Ürün Pazarı
Motorlu taşıtlar sektörüne ilişkin olarak, mehaz mevzuata sahip Avrupa Birliği Komisyonu,
binek otomobiller ve izin verilebilir ağırlığı 3,5 tona kadar olan hafif ticari araçlar ile ağırlığı 3,5
tonun üzerindeki ağır ticari araçlar arasında belirgin bir ayrıma gitmekte ve örneğin motorlu
taşıt dağıtımını düzenleyen 1400/2002 sayılı Tüzüğü’nde, her iki grupta yer alan araçların
dağıtımını farklı kurallara tabi tutmaktadır. Her iki grupta yer alan araçlar arasında teknik 40
özellikler, kullanım amaçları ve tüketici yapısı bakımından önemli farklılıklar bulunmaktadır ve
her iki grubun birbirine ikame teşkil etmediği net bir biçimde kabul görmektedir.
11-51/1288-453
2
3,5 ton altı araçlar için ise, talep ikamesi açısından bakıldığında, yukarıda ifade edilen ayrım
kadar net olmasa da ikinci temel ayrımın, kişisel kullanıma yönelik otomobiller ile ticari
kullanıma yönelik olan hafif ticari araçlar arasında yapılması doğru olacaktır. Son yıllarda,
hafif ticari araçlardaki teknolojik gelişmeler neticesinde, bunların belli ölçülerde alt sınıf binek
otomobilleri ikame etmeye başladığı sektörde yaygın olarak ifade edilen bir görüş olsa da,
özellikle ülkemizde, her iki grup arasında talep ikamesi bakımından belirleyici rol oynayan
bazı temel farklılıkların bulunduğu görülmektedir.
En önemli farklılık her iki grubun vergilendirilmesinde ortaya çıkmaktadır. Vergi yüklerindeki 50
farklılık, bu iki grupta yer alan araçların satış fiyatlarında önemli farklılıklara yol açmaktadır.
Ayrıca, kamyonet türündeki hafif ticari araçların, İstanbul’da Boğaziçi Köprüsü’nü
kullanmasını, bazı şehirlerde ise belirli saatlerde şehir merkezlerine girişini yasaklayan
düzenlemeler bulunmaktadır. Tüm bu faktörler, iki grup arasındaki ikame edilebilirliğinin
marjinal düzeyde kalmasına ve otomobiller ile hafif ticari araçların farklı pazarlar olarak
birbirinden ayrılmasına neden olmaktadır.
Hafif ticari araç kavramının, son yıllarda sektörde de ayrı bir ürün grubu olarak kabul gördüğü
ve sektörde yer alan kuruluşların, pazar payı ve diğer istatistikî veriler bakımından bu ayrımı
esas aldığı görülmektedir.
Bu doğrultuda, inceleme konusu bakımından, ilgili ürün pazarı “hafif ticari araçlar pazarı” 60
olarak belirlenmiştir.
G.1.2. İlgili Coğrafi Pazar
Dosya mevcudu bilgiler çerçevesinde, ilgili coğrafi pazar “Türkiye” olarak tespit edilmiştir.
G.2. Bildirime Konu Anlaşma: “Ürün Geliştirme, İmalat ve Tedarik Anlaşması”
Bildirim Formunda yer alan bilgilere göre, bildirime konu Anlaşma, ilk olarak “Ürün Geliştirme,
İmalat ve Tedarik Anlaşması” adıyla Fiat ve Tofaş arasında 15.10.2007 tarihinde
imzalanmıştır. Fiat ile Opel GmbH’ın (Opel) belirli araçların Opel’e tedariki hususunda
anlaşmaları üzerine, son yapılan değişiklikle, Anlaşma’nın bu çerçevede değiştirilmesi
gündeme gelmiştir. Buna göre taraflar, belirli ülkelerde satışı, dağıtım ve servisi Opel yetkili
dağıtım ağı üzerinden yapılacak olan ve Opel markalarını taşıyan Opel araçlarının Tofaş 70
tarafından üretiminin yapılarak Opel’e tedarik edilmesi hususunda anlaşmışlardır. Anlaşma
29.11.2010 tarihinde imzalanmıştır ve 2018 yılının sonuna kadar yürürlükte kalması
öngörülmüştür. Dolayısıyla, taraflar aralarında geliştirmiş oldukları belirli bir model ticari aracın
pazara giriş yapmak isteyen Opel’e belirli koşullarda tedarik edilmesi amacıyla anlaşmışlardır.
Bildirime konu Anlaşma neticesinde, Türkiye de dâhil olmak üzere belirli ülkelerde satış,
pazarlama ve servis hizmetleri Opel yetkili dağıtım sistemi tarafından gerçekleştirilmek üzere,
Tofaş tarafından Opel’e belirli bir model ticari araç tedarik edilecektir. Anlaşma’nın, sadece
anlaşma konusu ticari araçların tedarik aşamasına ilişkin olduğu ve söz konusu araçların
Vauxhall, Holden, Chevrolet markaları ve Opel’in sahip olduğu başka olası herhangi bir marka
altında Opel yetkili dağıtım sistemi tarafından pazarlanacağı açıklanmaktadır. Dolayısıyla, 80
bildirime konu Anlaşma ile Opel’in ticari kararlarına herhangi bir sınırlama getirilmediği gibi,
Tofaş’ın aynı model araçları satış ve pazarlamasına ilişkin olarak da herhangi bir sınırlama
öngörülmediği belirtilmektedir.
Anlaşma’nın hükümleri incelendiğinde, anlaşma tarihi itibariyle Fiat’ın ve Opel’in, Fiat’ın
Opel’e Tofaş tarafından Opel için fabrikada imal edilen ve montajı yapılan Opel araçlarını
tedarik edeceği hususunu kararlaştırdıkları, belirli ülkelerde belirli Opel markalarını taşıyan
Opel araçlarının satışının, dağıtımının ve servisinin Opel yetkili dağıtım ağı üzerinden
11-51/1288-453
3
yapılacağı ifade edilmektedir. Bu kapsamda Fiat ve Tofaş, “Ürün Geliştirme, İmalat ve Tedarik
Anlaşması”nın bazı hüküm ve şartlarını değiştirmeye ve düzeltmeye yönelik olarak bir
anlaşma imzalamışlardır. 90
Öncelikle, “Ürün Geliştirme, İmalat ve Tedarik Anlaşması”na yeni tanımlar eklenmiş ve süresi
uzatılmıştır. Esas itibariyle en önemli değişiklik, üretim yapılacak araçlar için ayrılmış olan
kapasite bakımından gerçekleşmiştir. Bu kapsamda tadil metninin 3.2. maddesinde aşağıdaki
hükme yer verilmiştir:
…
Tadil Anlaşması’nın 4.2. maddesinde ise …
Bundan başka yapılan Tadil Anlaşması’nda, Opel araçların pazarlanması ve faturalanması ile
ilgili düzenlemeler getirilmiştir. Tarafların Türkiye’den satılacak Opel araçları ve onların yedek
parçaları bakımından kabul ettikleri ilkeler ise aşağıda yer almaktadır:
… 100
Tadil Anlaşması’nın 5. maddesi ile sabit varlık yatırımlarındaki ve Ar&Ge maliyetlerindeki
değişiklik düzenlenmiştir. ... Bundan başka, işlemin mali ve ekonomik yönlerindeki değişikliğe
de yer verilmiş ve fazla üretimin yapılmasının gerekli olduğu hallerde taraflara ayrılmış olan
kapasitenin nasıl kullanılacağı düzenlenmiştir.
Tadil Anlaşması’nın 7. maddesi gizliliğe ilişkindir. Fiat ile Opel Arasında Gerçekleşen “Doblo
Araç Ürün Tedarik Anlaşması’na ilişkin bilgiler gizli bilgi olarak kabul edilmiş …
Anlaşma’nın Türkiye’de hayata geçirilmesinin nedeni, Bildirim Formu’nun 6.4. maddesinde …,
bu sayede ulaşılacak ekonomik ölçek neticesinde şirketin verimliliğinin artması, birim
maliyetlerinin düşmesi ve bu yolla rekabetçi bir fiyat ortamının yaratılması olarak ifade
edilmektedir. Bildirim formunda, gerçekleştirilen üretimin %... bölümünün ihracata yönelik 110
olacağı ve üretimin … kısmının iç pazara sunulacağı ifade edilmektedir.
G.3. Fiat ile Opel Arasında Gerçekleşen “Doblo Araç Ürün Tedarik Anlaşması”
Yapılan ticari araç üretim anlaşmasının tarafları, Opel ve Fiat olup, Türkiye’de faaliyet
gösteren General Motors Türkiye Ltd. Şti. Anlaşma’ya taraf değildir.
GM Türkiye’nin konu hakkındaki yazısında ve şirket yetkililerinin raportörlere yaptıkları
açıklamada, Anlaşma ile kazanılması amaçlanan faydaların neler olduğu hususunda bilgi
verilmiştir. Bu çerçevede; hâlihazırda satılmakta olan Opel Combo’nun üretimine 2001 yılında
başladığı ve başlangıçta ürün yaşam döngüsünün 8 yıl olarak planlandığı …
Yetkililerce, aynı zamanda, mevcut Combo’nun sadece basit ürün geliştirmeleri ile satışının
devam etmesine olanak bulunmadığı ifade edilmiştir. Yürürlükte olan Avrupa Birliği 120
düzenlemeleri sebebi ile, Euro V emisyon standartlarına ulaşılması ve yaya koruma
sistemlerinin geliştirilmesi gerekmektedir. Bu nedenle, Combo’nun binek araç olarak
üretiminin 2010 yılının sonunda, Euro V emisyon standardının binek araçlar için zorunlu
olması ile durdurulduğu, ticari araçlar için de benzer uygulamanın, 2012 yılının Ocak ayından
itibaren yürürlüğe konulacağı belirtilmiştir. … Bu nedenle Combo modeli günümüz
ihtiyaçlarının gerisinde kalmıştır.
Bu kapsamda, Fiat ile yapılan anlaşma, Opel’in aksi takdirde içinde birkaç yıl yer alamayacağı
bir araç segmentinde var olmasını sağlamaktadır. … Yapılan Tedarik Anlaşması’na göre,
Opel yeni Combo modelini 2012 yılının başında pazara sunabilecektir. … GM Türkiye
yetkilileri, yeni bir aracın geliştirilmesi sürecinin yaklaşık 6-7 yıllık bir zamanı gerektirdiğinden 130
bahsetmişlerdir.
11-51/1288-453
4
Opel, Doblo Tedarik Anlaşması’nı, rekabetçi konumunu korumak yolunda önemli bir vasıta
olarak görmektedir. … Tedarik Anlaşması, katı bir şekilde sadece aracın üretimini
kapsamaktadır. Yeni Combo ve Doblo modellerinin dağıtım ve pazarlama faaliyetleri,
tamamen ayrı kalmaya devam edecektir. Dolayısı ile Combo ve Doblo, Türkiye de dâhil olmak
üzere, tüm pazarlarda rekabet halinde bulunacaktır. Buna ek olarak, hafif ticari araçlar
pazarında Opel ve Fiat, diğer başka modelleri ile de çetin bir rekabet halindedir (Opel, Vivaro
ve Movano modelleri, Fiat, Scudo, Ducato, Fiorino ve Strada ile).
Anlaşma dâhilinde taraflar arasındaki bilgi paylaşımı konusunda, kontratın 2.4 maddesi temel
kuralı tanımlamaktadır: 140
“Bu Anlaşma’nın Tarafları arasındaki bilgi aktarımı, bu Anlaşma’nın uygulanması için gerekli
olan bilgilerin paylaşımı ile kısıtlıdır. Taraflar bilhassa pazarlama, stratejiler, müşteri
fiyatlandırma, marjlar vs. konularında bilgi paylaşmamalıdırlar.”
Bu noktadan hareketle taraflar aşağıdaki bilgileri paylaşacaklardır:
1. Genel üretim ihtiyaçlarını belirlemek için ürün özellikleri, mevcut opsiyonlar, teknik,
güvenilirlik ve araç performans özellikleri. Aynı zamanda paylaşılan bu bilgiler aşağıdaki
konuları da içerebilir:
a. Ülkeye özgü yerel pazar, hukuki ya da homologasyon ihtiyaçlarını karşılama doğrultusunda
bilgi ve maliyet.
… 150
2. Opel aracının Fiat aracından ayırt edilmesini sağlayacak spesifik özelliklerin, … bilgi.
3. Üretim planlama ve sipariş verme amaçları doğrultusunda, Opel, Fiat’ı … bilgilendirecektir.
Opel aynı zamanda Fiat’ı servis parça ihtiyacı konusunda da bilgilendirecektir. Paylaşılacak
bilgiler, Fiat’ın yeni araç ve yedek parça üretimi ile ilgili olarak ihtiyaç duyacağı bilgiler ile
sınırlıdır. … amacı, Opel’in kendisi tarafından ödenen üretim kapasitesinin Fiat tarafından
kullanılmadığından emin olmasının sağlanmasıdır. Fiat aynı zamanda Opel’i olası üretim kısıt
koşullarından da haberdar edecektir.
4. … fiyatları, çelik ve döküm demir fiyatlarında meydana gelebilecek değişikliklere bağlı
olarak yeniden ayarlanabilir. Böyle bir durumda, Fiat bağımsız bir denetçiye başvurarak
(Opel’e değil), fiyat ayarlama taleplerinin değerlendirilmesini isteyecektir. 160
5. …, Opel Fiat’ı, Fiat’ın sorumlu olduğu ürün hatalarının tespitini ve tamirini sağlamak için
standardize edilmiş bayi işçilik ücretleri hakkında bilgilendirecektir.
6. Fiat, Opel’e aracın servis hizmetlerinin sağlanması amacı ile gerekli verileri sağlayacaktır.
G.4. Değerlendirme
G.4.1. Rakipler Arası Anlaşmaların 4054 sayılı Kanun ve İlgili Mevzuat Kapsamında
Genel Olarak Değerlendirilmesi
4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi teşebbüsler arasında rekabeti kısıtlama amacı veya etkisi
olan anlaşmaları yasaklamaktadır. Anlaşmanın rekabeti sınırlayıcı amaca sahip olup
olmadığı, anlaşma maddelerinden anlaşılabilirken, rekabeti sınırlayıcı etkinin ortaya
konabilmesi için ayrıntılı bir inceleme gerekmektedir. Bir anlaşmanın rekabeti kısıtlayıcı etkisi 170
olup olmadığını değerlendirilmesinde, anlaşmanın içeriği, ulaşmaya çalıştığı amaçlar ve
parçası olduğu ekonomik ve hukuki bağlam dikkate alınmaktadır. Rekabet hukukunun
amaçladığı, pazarda faaliyet gösteren her bir teşebbüsün kararlarını bağımsızca
verebilmesidir. Anlaşma sonucunda taraflardan en az birinin pazardaki davranışının,
11-51/1288-453
5
anlaşmada getirilen yükümlülükler veya teşebbüslerin piyasa güdülerinin değiştirilmesi yoluyla
etkilenmesi; karar alma özgürlüğünün kısıtlanması ve aynı zamanda rekabetin kısıtlanması
anlamını da taşımaktadır. Bu bağlamda, tarafların anlaşma sonucunda kârlı bir fiyat artırımına
gidebilmesi ya da üretim miktarı, ürün kalitesi, ürün çeşitliliği veya inovasyonu azaltması
mümkün olabilecekse, ilgili pazarda rekabeti kısıtlayıcı etkiler meydana gelebilir. Bu durum,
anlaşmanın doğası ve içeriği, tarafların tek başına veya ortaklaşa belirli bir düzeyde pazar 180
gücü elde etme derecesi ve anlaşmanın pazar gücünün oluşması, sürdürülmesi veya
güçlendirilmesine ya da tarafların pazar gücünü kötüye kullanmasına ne ölçüde olanak
sağladığı gibi çeşitli etkenlere bağlı olacaktır.
Rekabeti kısıtlayıcı anlaşmalar, pazarda aynı seviyede faaliyet gösteren teşebbüsler arasında
gerçekleşebileceği gibi, pazarın farklı seviyelerinde bulunan teşebbüsler veya farklı
pazarlardaki teşebbüsler arasında da gerçekleşebilmektedir. Pazarın aynı seviyesinde
faaliyette bulunan gerçek veya potansiyel rakip olarak nitelendirebilecek teşebbüsler arasında
oluşturulan yatay işbirliği anlaşmaları ise, rekabet hukukunun büyük bir titizlikle yaklaştığı bir
alanı oluşturmaktadırlar. Avrupa Birliği'nde rakipler arasında gerçekleşen bu tür işbirliği
anlaşmaları, Avrupa Komisyonu’nun Yatay İşbirliği Anlaşmalarına İlişkin Rehberi (Yatay 190
İşbirliği Rehberi) (Guidelines On The Applicability of Article 101 Of The Treaty On The
Functioning Of The European Union To Horizontal Co-Operation Agreements) doğrultusunda
değerlendirilmektedir. Söz konusu rehberde, esasen çeşitli faydalı etkiler de doğurabilecek
dolayısıyla muafiyet tanınabilecek yatay işbirliği anlaşmalarının Ar-Ge anlaşmaları, ortak
üretim anlaşmaları, ortak alım anlaşmaları, ticarileştirme anlaşmaları ve standartlaştırma
anlaşmaları şeklinde örneklendirildiği görülmektedir. Dikkat edilirse, rakipler birçok alanda
işbirliğine gidebilirken ve bunlar arasında kartellerin de sayılması mümkünken rehberde
sadece belirli özellikteki anlaşmalara ilişkin açıklamalara gidilmiştir. Bazı tipteki anlaşmaların
rekabet açısından hassas nitelikler taşıması ve çeşitli sorunlara neden olması sebebiyle bir
yönlendirme ve açıklama yapmaktan kaçınılmıştır. Rakipler arası ürün tedarik anlaşmaları da 200
bu türdendir. Pazarda satışa çıkarılmış bir ürünün rakip tarafından satın alınmasına engel bir
durum olmamakla birlikte, rakiplerden birinin kendisinin satacağı ürünü rakipten temin etmesi,
doğrudan rekabet sorunlarına neden olacak bir eylemdir. Çünkü rekabet temelde
teşebbüslerin bağımsızca yapmaları gereken bir eylemdir.
Yatay işbirliği anlaşmaları fiyat tespiti, arz miktarının belirlenmesi, pazar veya müşteri
paylaşımı, pazar gücünün doğmasına zemin hazırlanması, pazarda giriş engelleri yaratılması
ve potansiyel rekabet ihtimalinin ortadan kaldırılması gibi rekabeti kısıtlayıcı etkiler ortaya
çıkarabilmektedir. Rekabeti kısıtlayıcı etkileri karşısında, yatay işbirliği anlaşmaları pazara
yeni bir oyuncunun girmesini sağlamaları, ölçek ve kapsam ekonomilerine yol açmaları,
etkinliği artırmaları (risk paylaşımı ve maliyetlerin azalması), teknoloji ve bilginin transferini 210
kolaylaştırmaları, yeni pazarlara erişimdeki sorunları azaltmaları, ürünlerin standart ve
kalitelerini iyileştirmeleri gibi bazı ekonomik faydalar da sağlamaktadır. Rehber’de yatay
anlaşmaların, tarafların pazar gücünün bulunduğu, pazarın özelliklerinin koordinasyon için
elverişli olduğu, işbirliği alanının, tarafların pazardaki değişken maliyetlerinin önemli bir
kısmını teşkil ettiği ve tarafların, işbirliği alanındaki faaliyetlerini önemli ölçüde birleştirdiği
durumda rakiplerin maliyetlerinde önemli ölçüde benzerlik doğurarak tarafların fiyatlarını ve
çıktı düzeylerini daha kolay koordine etmelerine olanak tanıyacağı belirtilmiştir. Tarafların
önemli bir ara ürünü ortaklaşa ürettiği veya satın aldığı ya da bir nihai ürünün büyük
bölümünü ortaklaşa ürettiği veya dağıttığı durum buna örnek gösterilmektedir. Teşebbüslerin
pazar paylarının bu değerlendirmede etkili olacağı, pazar gücüne sahip olmayan teşebbüsler 220
arasında gerçekleşen anlaşmaların pazarda rekabeti kısıtlayıcı etkiye yol açma olasılığının
11-51/1288-453
6
düşük olduğu değerlendirmesi yapılmıştır1.
Bu nedenle, bu tip anlaşmaların değerlendirilmesinde anlaşmanın ortaya çıkaracağı olumlu ve
olumsuz etkilerin bir arada incelenmesi gerekmektedir. Bu nedenle, oluşturduğu zararlı
etkilere nazaran ortaya çıkan yararlı etkilerin daha fazla olması halinde rekabeti kısıtlayıcı
uygulamalara 4. madde yasağından muafiyet sağlamak amacı ile 4054 sayılı Kanun’un 5.
maddesinde muafiyet şartları düzenlenmiştir. Bu maddede yer verilen şartları taşıyan
anlaşmalara izin verilebilmektedir. Yapılacak değerlendirmede, her şeyden önce rekabeti
sınırlayıcı anlaşmanın veya uyumlu davranışın ya da teşebbüs birliği kararlarının, ekonomi
üzerinde olumlu etkiler doğurup doğurmadığı incelenmektedir. Bu yararlı etkilerin tüketiciye 230
yansımayarak sadece firma kârı olarak kalması halinde muafiyet uygulanmayacaktır. Eğer bu
yararlı etkilerin elde edilmesi için daha az rekabet sınırlaması yeterli olacaksa anlaşmaya yine
muafiyet verilmeyecektir. Sadece yararlı etkinin elde edilebilmesi için gerekli ve zorunlu olan
rekabet sınırlamalarına muafiyet tanınabilecektir. Şu kadar ki bu sınırlamalarla rekabet, ilgili
ürün pazarının önemli bir bölümünde tamamen ortadan kaldırılmamalıdır.
Üretim/tedarik anlaşmaları, yatay anlaşmaların özel bir biçimi olup, üretimin bir veya daha
fazla teşebbüs tarafından gerçekleştirilmesini içermektedir. Teşebbüsler, üretim
anlaşmasında, bir ortak girişim şirketinin ürünlerin üretimini gerçekleştirmesini düzenleyebilir
veya bu anlaşmalar, taraflardan birinin (iş sahibi), diğer tarafa (yüklenici) bir malın üretimini
yaptırmasını içeren fason üretim anlaşmaları biçiminde gerçekleşebilir. Fason üretim 240
anlaşmalarının; “bir mal veya hizmetin, ana firma tarafından ilişkide bulunduğu yan firmaya,
ana firma adına sipariş verilmesi ve yan firmanın da istenilen şartlara uygun mal ve hizmet
üretmesi”2 olarak tanımlanması mümkündür. Benzer şekilde, Kurul tarafından yayımlanan
“Rakipler Arasında Olmayan Belirli Nitelikteki Fason Üretim Anlaşmalarına İlişkin Kılavuz”da,
fason üretim anlaşmaları için “bir teşebbüs (iş sahibi) adına ya da bu teşebbüs için söz
konusu teşebbüsün talimatları doğrultusunda diğer tarafın (yüklenici) bir malın üretilmesi, bir
hizmetin sunulması ya da bir işin yapılmasını üstlendiği anlaşmalar” şeklinde bir tanım
yapılmıştır.
Fason üretim anlaşmaları, genellikle dikey nitelikli anlaşmalar olmaları ve temel olarak 2003/3
ve 2007/2 sayılı Rekabet Kurulu Tebliğleri ile Değişik, Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup 250
Muafiyeti Tebliği (2002/2 sayılı Tebliğ) ve Rakipler Arasında Olmayan Belirli Nitelikteki Fason
Üretim Anlaşmalarına İlişkin Kılavuz çerçevesinde değerlendirilmelerine karşın, rakipler
arasında gerçekleşen fason üretim anlaşmaları yatay bir nitelik arz ettiğinden farklı bir
değerlendirmeye tabii tutulmaktadır. Nitekim mehaz Avrupa Birliği uygulamalarında da bu
anlaşmalar, Yatay İşbirliği Rehberi’nde düzenlenmiştir. Yatay fason üretim anlaşmaları, fiili
veya potansiyel rakip olmalarına bakılmaksızın, aynı ürün pazarında faaliyet gösteren
teşebbüsler arasında gerçekleşmektedir.
Anılan Rehber’de, yatay fason üretim anlaşmalarının; tek taraflı ve karşılıklı uzmanlaşma
anlaşmalarının yanı sıra üretimi genişletme amacı taşıyan fason üretim anlaşmalarını
kapsadığı belirtilmiştir. Tek taraflı uzmanlık anlaşmaları, aynı ürün pazarı veya pazarlarında 260
faaliyet gösteren iki taraf arasında, taraflardan birinin belirli ürünlerin üretimini kısmen veya
tamamen durdurmayı veya bu ürünleri diğer taraftan satın almayı kabul ettiği; diğer tarafın ise
söz konusu ürünleri üretmeyi ve tedarik etmeyi kabul ettiği anlaşmalardır. Karşılıklı uzmanlık
anlaşmaları, aynı ürün pazarı veya pazarlarında faaliyet gösteren iki veya daha fazla tarafın,
karşılıklı olarak belirli ürünlerin üretimini kısmen veya tamamen durdurmayı veya bu ürünleri
1 Guidelines On The Applicability of Article 101 Of The Treaty On The Functioning Of The European Union To
Horizontal Co-Operation Agreements, paragraf 44.
2 Ejder Yılmaz, Hukuk Sözlüğü, s.274
11-51/1288-453
7
diğer taraftan satın almayı kabul ettiği; diğer tarafın ise söz konusu ürünleri üretmeyi ve
tedarik etmeyi kabul ettiği anlaşmalardır. Üretimi genişletme amacıyla yapılan fason üretim
anlaşmalarında ise, iş sahibi, yükleniciye bir malın üretimi görevini verirken, kendisi söz
konusu malın üretimini durdurmamaktadır.
Rakipler arasındaki fason üretim anlaşmalarında dikkate alınan başlıca rekabetçi 270
endişelerden biri, bu tür işbirliklerinin taraflar arasındaki bilgi alışverişini kolaylaştırmasıdır.
Söz konusu bilgi paylaşımları, tarafların üretim miktarı ve ürün kalitesi ve fiyatlarını doğrudan
uyumlaştırmasına yol açabilmektedir. Taraflar, tedarikçi olarak da davranışlarını koordine
ederlerse, fiyatların yükselmesi de mümkün olabilecektir. Bu noktada, pazarın koordinasyona
elverişli olup olmaması da önemli bir değerlendirme kriteri haline gelmektedir.
Yatay fason üretim anlaşmalarının ortaya çıkardıkları rekabetçi endişelerden bir diğeri ise,
tarafların maliyetlerinin ortaklaşması/benzeşmesinin yaratabileceği koordinasyon etkisi ya da
şirketlerin pazar gücünün arttırılmasıdır. Öte yandan, bu değerlendirme açısından da
tarafların pazar gücünün olup olmaması önem kazanmaktadır. Yatay İşbirliği Rehberi’nde de,
rekabetçi kaygıların söz konusu olduğu pazarda, anlaşma taraflarının pazar gücü olmadığı 280
takdirde, taraflar arasındaki rekabetin doğrudan sınırlandırılması, bir uyumlu eylemin ortaya
çıkması veya pazarın rakiplere kapanmasının mümkün olmadığı; anlaşma taraflarının, fiyatları
kârlı bir şekilde rekabetçi seviyenin üzerinde tutmalarını sağlayan tek şeyin pazar gücü
olduğu belirtilmiştir. Ayrıca tarafların ilgili pazar veya pazarlardaki toplam pazar payının
%20’yi geçmemesi halinde, pazar gücünden söz edilemeyeceği ve bu taraflar arasında
gerçekleşen anlaşmaların muafiyet alabileceği değerlendirilmiştir. Bununla birlikte, tarafların
pazar payı %20’den fazla ise anlaşmanın anti- rekabetçi etkilerinin analiz edilmesi gerektiği,
pazar girişlerin serbest olduğu veya dinamik birtakım özellikler sergileyen pazarlarda bu tür
anlaşmaların rekabeti kısıtlayıcı etkilerinin sınırlı kalacağı belirtilmiştir. Pazar gücüne sahip
teşebbüsler arasında gerçekleşen fason üretim anlaşmalarının neden olduğu maliyetlerin 290
benzeşmesinin rekabet üzerine etkilerinin değerlendirilmesinde ise, ürünün değişken
maliyetleri dikkate alınmaktadır. Üretim maliyetleri, ilgili değişken maliyetlerin büyük bir
kısmını oluşturuyorsa anlaşmanın rekabeti kısıtlama ihtimali artmaktadır3.
Yatay fason üretim anlaşmalarının da, bahsedilen anti rekabetçi etkileri ile rekabet üzerindeki
olumlu etkilerinin bir arada değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda; anlaşma, maliyet
tasarrufu sağlaması veya üretim teknolojilerini iyileştirmesi gibi etkinlik kazanımı sağlaması
halinde rekabetçi olabilecektir. Teşebbüsler, birlikte üretim yapmak suretiyle, çifte maliyete
katlanmaktan kurtularak, maliyet tasarrufu sağlayabilmekte ve/veya ölçek ekonomilerine
ulaşabilmekte, atıl kapasitelerini kullanarak optimum üretim miktarına ulaşabilmektedirler.
Böylelikle, ürün başı maliyetlerini düşürebilmektedirler. Ortak üretim, tamamlayıcı becerilerini 300
ve know-how’larını bir araya getirmeleri halinde teşebbüslerin ürün kalitesini arttırmalarına da
yardımcı olabilmektedir. İşbirliği, teşebbüslerin kendi başlarına finanse edemeyecekleri veya
gerçekleştiremeyecekleri ürün çeşitliliği artışını da sağlayabilir4. Bu etkinlik kazanımlarının
tüketicilere yansıması, kazanımların daha rekabetçi başka bir yolla sağlanamıyor olması ve
ilgili pazarın büyük bir bölümünde rekabetin ortadan kalkmıyor olması hallerinde, muafiyet
şartlarının sağlandığı kabul edilecektir. Rekabet Kurumu kararları incelendiğinde, rakipler
arasındaki fason anlaşmaların, 4054 sayılı Kanun’un 4. ve 5. maddeleri çerçevesinde titizlikle
incelendiği ve 5. maddedeki şartları taşımaları halinde de genel olarak anlaşmalara süreli
3 Guidelines On The Applicability of Article 101 Of The Treaty On The Functioning Of The European Union To
Horizontal Co-Operation Agreements, paragraf 169-171.
4 Ortak girişim, ürün çeşitlerinin sayısında artışa imkan veriyor ise, kapsam ekonomileri yoluyla maliyet
tasarrufları da sağlayabilecektir.
11-51/1288-453
8
muafiyet tanındığı görülecektir5.
G.4.2. Tedarik Anlaşması’na İlişkin Menfi Tespit Değerlendirmesi 310
Bildirim konusu Anlaşma, esasen Fiat ve Tofaş arasında daha önceden akdedilmiş olan “Ürün
Geliştirme, İmalat ve Tedarik Anlaşması”nın Fiat ile Opel GmbH (Opel)’in belirli araçların
Opel’e tedariki hususunda anlaşmaları üzerine tadilinden ibarettir. Yukarıda da yer verildiği
üzere, tadil metninde getirilen hükümler, esas itibariyle üretim yapılacak araçlar için ayrılmış
olan kapasitenin değiştirilmesine yönelik olup, tarafların ticari kararlarına yönelik bir sınırlama
getirilmemektedir. Tofaş’ın aynı model araçları pazarlamasına yönelik olarak da bir sınırlama
getirilmemektedir. Anlaşma sadece tedarik konusuna ilişkin olup, söz konusu araçlar Opel
yetkili dağıtım ağı tarafından pazarlanacaktır. Yapılan bildirime göre, gerek Tofaş gerekse
Opel anlaşamaya konu aracın satış fiyatlarını, yedek parça fiyatlarını kendi stratejileri
doğrultusunda belirleyecektir. Bu çerçevede, söz konusu Anlaşma’nın Fiat ve Opel arasında 320
imzalanan Anlaşma çerçevesinde, getirilen değişiklikleri içerdiği, tarafların satış veya
pazarlamasına yönelik doğrudan bir kısıtlama getirilmediği anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan mevcut başvuru, Tofaş ve Fiat arasındaki Anlaşma’nın tadiline ilişkin olarak
yapılmakla birlikte, bu değişikliğin kaynağı esasen Opel ile Fiat arasında gerçekleşen
anlaşma oluşturmaktadır. Bu kapsamda, bildirim konusu Ürün Tedarik Anlaşması’nın; Opel
Combo modelinin, Fiat tarafından üretilmesini içeren üretim anlaşması ile birlikte
değerlendirilmesi gerekmektedir. Her ne kadar, anlaşma yurtdışında bulunan iki teşebbüs
arasında gerçekleştirilmiş olsa da, Fiat ve Opel, Türkiye’de de çeşitli modellerde araçların
satışını gerçekleştirdiklerinden, Türkiye pazarında birbirlerinin rakibidirler.
Fiat ile Opel arasında gerçekleşen anlaşmanın konusunu, esasen …, Opel için, Combo ismi 330
altında ve Fiat tarafından üretilmesi oluşturmaktadır. Yukarıda da değinildiği üzere, “bir
teşebbüs (iş sahibi) adına ya da bu teşebbüs için söz konusu teşebbüsün talimatları
doğrultusunda diğer tarafın (yüklenici) bir malın üretilmesi, bir hizmetin sunulması”nı konu
alan anlaşmalar fason üretim anlaşmaları olarak tanımlanmaktadır. Bu bağlamda Opel’in
Fiat’a Yeni Combo modelini ürettirmesi bakımından Opel iş sahibi, Fiat ise yüklenici
konumunda değerlendirilebilecektir. Bununla birlikte, anılan Anlaşma’nın fason anlaşma
özelliklerini tam olarak taşımaması sebebiyle, yatay bir tedarik anlaşması olarak
isimlendirilmesi daha uygun olacaktır.
Bir üretim/tedarik anlaşmasının, rakip teşebbüsler arasında yapılması halinde, anlaşmanın
yatay anlaşmaların pazardaki etkilerine ve beraberlerinde getirebilecekleri muhtemel rekabet 340
sorunlarına benzer etkiler ortaya çıkarması olasılığı bulunmaktadır. Bu nedenle, bildirime
konu anlaşma gibi rakipler arasında yapılan fason üretim anlaşmalarının, kural olarak 2002/2
sayılı Tebliğ ile tanınan muafiyetten yararlanamayacakları düzenlenmiştir. Zira rakipler arası
üretim/tedarik anlaşmalarının, yukarıda değinilen işbirliği etkilerinin de göz önünde
bulundurulması gerekmektedir. Bir önceki bölümde de bahsedildiği gibi rakipler arası üretim
anlaşmaları, maliyetlerin benzeşmesi ve/veya bilgi alışverişinin kolaylaşması neticesinde,
taraflar arasında bir uyumlu eylemin ortaya çıkma olasılığını güçlendirmektedir. Ayrıca bu
anlaşmalar, tarafların alıcı veya sağlayıcı oldukları pazarlardaki pazar güçlerini arttırarak
pazar kapama etkisi yaratabilmektedirler. Opel ile Fiat arasında yapılan Anlaşma’da da,
üretilecek araçların mevcut opsiyonları, teknik, güvenilirlik ve araç performans özellikleri, 350
5 Rekabet Kurulu’nun 17.06.2003 tarih ve 03-43/487-209 sayılı kararında, Türkiye’de belli türde Philips marka
televizyon cihazlarının Philips perakende ağına ve BSH Profilo Elektrikli Gereçler Sanayi A.Ş.’ye yeniden
satılmak amacıyla Profilo Telra tarafından imal edilmesine 5 yıl süre ile muafiyet tanınmıştır. Benzer şekilde
08.12.2010 tarih ve 10-76/1572-605 sayılı kararda da Arçelik A.Ş. ile Sony arasındaki fason üretim anlaşmasına
5 yıl süre ile muafiyet verilmiştir.
11-51/1288-453
9
Opel‘in …, Fiat’ın … gibi birtakım bilgilerin paylaşılması öngörülmüştür. Yine, Opel Combo ile
Fiat Doblo’nun bazı özellikler açısından farklılaşmasına rağmen, esasen teknik özellikler
bakımından aynı araçlar olması, üretim maliyetlerinin benzeşmesi sonucunu doğurabilecektir.
Yukarıdaki açıklamaların paralelinde, 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında olduğu
değerlendirilen Opel ile Fiat arasındaki Anlaşma’ya menfi tespit tanınamayacağı, Anlaşma’nın
Kanun’un 5. maddesi çerçevesinde bireysel muafiyet değerlendirilmesine tabi tutulması
gerektiği neticesine varılmıştır.
G.4.3. Tedarik Anlaşması’na İlişkin Bireysel Muafiyet Değerlendirmesi
4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamındaki anlaşma, uyumlu eylem ve kararlar, Kanun’un
5. maddesindeki koşulların tamamının varlığı halinde yasaklayıcı 4. maddenin 360
uygulanmasından muaf tutulabilmektedir. Kanun’un 5. maddesinde muafiyetin koşulları şu
şekilde sayılmıştır:
“ (a) Malların üretim veya dağıtımı ile hizmetlerin sunulmasında yeni gelişme ve iyileşmelerin
ya da ekonomik veya teknik gelişmenin sağlanması,
(b) Tüketicinin bundan yarar sağlaması,
(c) İlgili piyasanın önemli bir bölümünde rekabetin ortadan kalkmaması,
(d) Rekabetin (a) ve (b) bentlerindeki amaçların elde edilmesi için zorunlu olandan daha fazla
sınırlanmaması.”
G.4.3.1. Malların Üretim veya Dağıtımı ile Hizmetlerin Sunulmasında Yeni Gelişme ve
İyileşmelerin ya da Ekonomik veya Teknik Gelişmenin Sağlanması 370
Bireysel muafiyet değerlendirmesinde aranan ilk olumlu koşulun sağlanıp sağlanmadığının
tespiti ve hangi hallerin ekonomik yarar sağladığı, somut olayın özelliklerine göre
değerlendirilmektedir. Genel olarak, üretim ve dağıtım maliyetlerinin düşürülmesi, kalitenin
artırılması, malın arzında devamlılığın sağlanması, yeni piyasalara girişin kolaylaştırılması ve
yeni ürünlerin ya da üretim tekniklerinin bulunması hallerinde, bu koşulun sağlandığı kabul
edilmektedir. Üretim anlaşmalarının ise, maliyet tasarrufu sağlaması veya üretim
teknolojilerini iyileştirmesi bir etkinlik kazanımı olarak değerlendirilmektedir. Teşebbüsler,
birlikte üretim yapmak suretiyle, çifte maliyete katlanmaktan kurtularak, maliyet tasarrufu
sağlayabilmekte ve/veya ölçek ekonomilerine ulaşabilmekte; atıl kapasitelerini kullanarak ise
optimum üretim mi gerçekleştirebilmektedirler. 380
GM Türkiye ile yapılan görüşmeler ve onlardan alınan yazılarda, … Combo modelinin …
günümüz ticari araç ihtiyacına karşılık vermediği belirtilmiştir. … Combo’nun üretiminin
durması sonucunda Opel, hafif ticari araç pazarının dışına çıkacaktır. … Anlaşma ile Opel’in
ticari araçlarda Combo aracının bulunduğu segmentte faaliyete ve rekabete devam edeceği
şirket yetkililerince şu şekilde ifade edilmiştir: “Fiat ile yapılan anlaşma, Opel’in aksi takdirde
içinde birkaç yıl yer alamayacağı bir araç segmentinde var olmasını sağlamaktadır. …
Yapılan tedarik anlaşmasına göre, Opel yeni Combo modelini 2012 yılının başında pazara
sunabilecektir. ….” Kısacası Opel, bakımından Anlaşma, aksi halde en azından birkaç yıl yer
alamayacağı bir segmentte faaliyetlerini sürdürmesine imkân tanımaktadır. Bu çerçevede,
Anlaşma’nın olmadığı bir durumda, Türkiye pazarında Opel’in Combo modelinin olmayacağı, 390
pazardan en azından birkaç yıllık bir süre için bir oyuncunun eksileceği anlaşılmaktadır.
Oysaki Anlaşma, pazarda daha fazla modelin ve rakibin faaliyet göstermesine imkân
tanımakta ve böylelikle tüketicinin tercih edebileceği alternatifleri de genişletmektedir. Bununla
birlikte, … mevcut Combo …, tüketici ihtiyaçlarını karşılamakta da yetersiz kalmaktadır.
Ancak, Anlaşma sonrası üretilecek yeni Combo modeli, bu anlamda tüketici ihtiyaçlarına
11-51/1288-453
10
cevap vermede daha başarılı olacak, sonuç olarak pazarda tüketici tercihlerine daha uygun
bir model, diğer modeller ile rekabet halinde olacaktır.
Tofaş’ın ise, bu Anlaşma sonucunda Fiat ile imzaladığı Ürün Geliştirme, İmalat ve Tedarik
Anlaşması’nda öngörülen araç miktarlarını üretebilmek için, …
Yukarıda yer verilen açıklamalar neticesinde, Anlaşma’nın pazardaki oyuncu ve ürün sayısını 400
artırarak ve de … etkinlik kazanımı ve ürünlerin pazarlanmasında iyileşme yarattığı
anlaşılmıştır. Bununla birlikte, anılan anlaşmalar sonucunda yapılacak yatırımla, … gibi
olumsuz bir etkinin, diğer olumlu etkilerce bertaraf edildiği değerlendirilmektedir. Bundan
dolayı, anılan Anlaşma’nın Kanun’un 5. maddesinin (a) bendindeki koşulu sağladığı
neticesine varılmıştır.
G.4.3.2. Tüketicinin Bundan Yarar Sağlaması
4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi anlamında rekabeti sınırlayıcı etkileri olan bir anlaşmanın
Kanun kapsamında muafiyet alabilmesi için, Kanun’un 5. maddesinin (a) bendinde koşul
olarak getirilen mal ve hizmet sunumunda gelişme, iyileşme veya ekonomik ve teknik
gelişmelerden tüketicinin de faydalanması gerekmektedir. Tüketicinin sağladığı faydanın 410
ölçülmesi ve değerlendirilmesinde; fiyatlarda yaşanan düşüş, satış sonrası hizmetlerde artan
etkinlik, ürün çeşitliliği, tüketicinin ürüne daha kolay ulaşımı, mal arzında devamlılık gibi
unsurlar dikkate alınmaktadır.
Anlaşma, pazarda daha fazla modelin ve rakibin faaliyet göstermesine imkân tanımakta ve
böylelikle tüketicinin tercih edebileceği alternatifleri de genişletmektedir. Yine bir önceki şarta
ilişkin değerlendirmede de belirtildiği gibi, yeni Combo modeli tüketici ihtiyaçlarına daha fazla
cevap veren bir model olarak karşımıza çıkacaktır.
Esasen, Fiat Doblo ve Opel Combo’nun temelde aynı teknik özelliklere sahip olduğu ve
Anlaşma’nın sonuç olarak tüketici seçebileceği ürün modellerinde bir değişikliğe yol
açmayacağı savunulabilir. Bu noktada, Opel Combo modelinin tampon ve ön panelinde ufak 420
farklılıkların olacağının ve üretilen araçların Opel’in mühendisleri tarafından da
denetleneceğinin tekrar belirtilmesinde fayda görülmektedir. Ayrıca, tüketicilerin alım
kararlarında aracın teknik özellikleri ve fiyatı çok önemli değişkenler olsa da marka imajı, satış
sonrası teknik bakım ve onarım hizmetlerinin kalitesi ve fiyatı ve aracın ikinci el pazarında
değerini ne kadar az kaybettiği gibi kriterlerde önem kazanmaktadır. GM Türkiye yetkilileri de;
Fiat ile Opel’in müşteri profili ve beklentilerinin birbirinden farklı olduğuna dikkat çekmişler ve
… Başka bir ifadeyle; marka değeri, satış ve servis hizmetleri, ikinci el piyasasında ürünün
alım fiyatının ne kadar altında satılabileceği gibi hususlar bu iki ürünü birbirinden
farklılaştırmaktadır.
Yukarıda yer verilen hususlardan hareketle, bildirime konu Anlaşma’nın 5. maddede yer 430
verilen ikinci muafiyet şartını da sağladığı görülmektedir.
G.4.3.3. İlgili Piyasanın Önemli Bir Bölümünde Rekabetin Ortadan Kalkmaması
4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinin (c) bendi bağlamında ilgili pazarın önemli bir kısmında
rekabetin ortadan kalkmaması şartının sağlanıp sağlanmadığının analizi, işbirliğinin niteliği ve
kapsamı, taraflarının ve rakiplerin pazardaki konumları, pazarın ve işbirliğine konu ürünün
özellikleri, giriş engelleri, pazarın doygunluk seviyesi, tüketici tercihlerinin ne ölçüde
kısıtlandığı gibi unsurların değerlendirilmesini gerektirmektedir. Bu değerlendirmede işbirliği
taraflarının pazar güçleri ve pazarın yoğunlaşma derecesi başlangıç noktasını
oluşturmaktadır. Üretim anlaşmalarında, işbirliğinin; giriş engeli yaratma, bilgi alışverişi ve
maliyetlerin ortaklaşması unsurlarından kaynaklı koordinasyon yaratma, bunlarla bağlantılı 440
11-51/1288-453
11
olarak işbirliği taraflarının piyasadaki etkin rekabet etme güdüsünü azaltması gibi anti-
rekabetçi etkilerin değerlendirilmesi gerekmektedir. Komisyon’un Yatay İşbirliği Rehberi’nde
de, rekabetçi kaygıların söz konusu olduğu pazarda anlaşma taraflarının pazar gücü olmadığı
takdirde, taraflar arasındaki rekabetin doğrudan sınırlandırılması, bir uyumlu eylemin ortaya
çıkması veya pazarın rakiplere kapanmasının mümkün olmadığı; anlaşma taraflarının, fiyatları
kârlı bir şekilde rekabetçi seviyenin üzerinde tutmalarını sağlayan tek şeyin pazar gücü
olduğu belirtilmiştir. Ayrıca tarafların ilgili pazar veya pazarlardaki toplam pazar payının
%20’yi geçmemesi halinde, pazar gücünden söz edilemeyeceği ve bu taraflar arasında
gerçekleşen anlaşmaların muafiyet alabileceği değerlendirilmiştir. Bununla birlikte, tarafların
pazar payı %20’den fazla ise anlaşmanın anti-rekabetçi etkilerinin analiz edilmesi gerektiği, 450
pazar girişlerin serbest olduğu veya dinamik birtakım özellikler sergileyen pazarlarda bu tür
anlaşmaların rekabeti kısıtlayıcı etkilerinin sınırlı kalacağı belirtilmiştir6.
Aşağıda rekabetin ortadan kaldırılması riskleri, tarafların ve rakiplerinin pazardaki konumları,
pazarın ve ürünün özellikleri çerçevesinde değerlendirilecektir.
2011 yılında hafif ticari araç pazarında 23 adet teşebbüs faaliyette bulunmaktadır. Bununla
birlikte, 2008 yılında hafif ticari araç dağıtımı gerçekleştiren bazı teşebbüslerin 2010 yılında
hiç satışı olmadığı (Otokar, Daihatsu, Proton, Skoda, Aksam gibi), bununla birlikte, 2008-2009
yılında da pazara yeni girişlerin olduğu görülmektedir. Sırasıyla Kore ve Çin markası olan
Ssangyong ve DFM 2008 yılında, yine bir Çin markası olan Chery ise 2009 yılında Türkiye
hafif ticari araç pazarına girmiştir. Pazara son yıllarda yapılan girişlerin Türkiye’de faaliyet 460
göstermekte olan bir şirket ile gerçekleştirilen distribütörlük anlaşması neticesinde yapıldığı
anlaşılmaktadır. 2008 yıllarında pazara giren Ssangyong’un distribütörlüğünü, Şahsuvaroğlu
Dış Ticaret Kimyasal Ürünler Otomotiv Pazarlama San. Ve Tic. Ltd. Şti. ve DFM’nin
distribütörlüğünü ise MGY Otomotiv San. A.Ş. yürütmektedir. Chery ise, Mermerler Otomotiv
Taşımacılık Turizm Tekstil İnşaat Gıda ve Pazarlama A.Ş. ile distribütörlük sözleşmesi
imzalanmıştır. Bu nedenle, yabancı otomotiv markalarının pazara distribütörlük anlaşmaları
vasıtası ile daha rahat bir biçimde girebileceğini söylemek mümkündür. Türkiye’nin otomotiv
sektöründe Dünya’daki en önemli üretim üslerinden biri olması ve pazarın büyüme potansiyeli
Türkiye pazarına girmeyi ayrıca teşvik etmektedir. Avrupa Birliği pazarıyla karşılaştırıldığında
Türkiye otomotiv pazarı, doymamış bir sektör olarak tanımlanmaktadır7. Bu nedenle gelecek 470
yıllarda beklenen talep artışı, pazara yeni girişleri teşvik edecektir ve etmektedir. Hafif ticari
araçlar pazarındaki artış trendinin kriz nedeniyle gerilediği görülse de, 2009 yılının ardından
hafif ticari araç satışlarında artış sürmüştür.
Grafik 1: Hafif Ticari Araç Pazarı Büyümesi
6 Guidelines On The Applicability of Article 101 Of The Treaty On The Functioning Of The European Union To
Horizontal Co-Operation Agreements, paragraf 169-171.
7 Otomotiv Ticaretinde Yol Haritası Gelecek 10 Yıl; ODD, 2009. s.46. “Sektörde alıcı başına 110 araç
düşmektedir ve bu rakamın 400-500’e kadar çıkması umut edilmektedir.”
11-51/1288-453
12
Hafif Ticari Araç Satışları
150.000,00
170.000,00
190.000,00
210.000,00
230.000,00
250.000,00
270.000,00
2006 2007 2008 2009 2010
Yıl
A
de
t
satış miktarları
İlaveten otomotiv sektörü teknolojik gelişmenin yoğun olduğu bir pazardır. Her yıl pek çok yeni
araç lansmanı gerçekleşmekte, pek çok yeni özellik araçların standart paketine dâhil
edilmektedir.
Aşağıda hafif ticari araç pazarında faaliyet gösteren teşebbüslerin pazar paylarına yer
verilmektedir. 480
Tablo 1: Hafif Ticari Araç Pazarındaki Teşebbüslerin Pazar Payları (%)
2008 2009 2010 2011 Ocak-Ağustos
Fiat 18,32 29,48 25,85 25,87
Ford 25,62 27,37 25,53 25,35
Peugeot 5,52 8,89 9,80 7,65
Volkswagen 10,18 5,66 9,59 10,44
Renault 9,62 7,18 7,63 9,63
Citroen 3,56 3,66 6,95 6,32
Dacia 2,35 2,09 2,37 1,65
Mercedes 2,00 1,61 2,10 3,09
Mitsubishi 5,36 2,21 1,74 2,04
Isuzu 3,10 1,63 1,35 1,19
Kia 1,18 0,41 1,18 0,25
DFM 0,59 1,32 1,00 1,43
Hyundai 2,96 1,97 0,93 1,07
Nissan 1,08 0,73 0,78 0,66
Opel 2,45 1,08 0,72 0,86
Toyota 0,92 0,62 0,61 0,49
Ssangyong 0,91 0,62 0,51 0,45
Iveco 0,33 0,42 0,45 0,00
Tata 0,82 0,45 0,39 0,32
BMC 1,02 0,00 0,25 -
Chery - 0,10 0,13 0,06
11-51/1288-453
13
Mazda 0,07 0,21 0,12 0,09
Mahindra 0,10 0,06 0,01 -
Askam 0,01 - - -
Daihatsu 0,008 - - -
Karsan 1,67 1,68 - 1,09
Otokar 0,11 0,12 - -
Proton 0,11 0,00 - -
Skoda 0,02 0,00 - -
Toplam 100 100 100 100
Tablodan da anlaşılacağı üzere, hafif ticari araç pazarında, yaklaşık %25’lik pazar payı ile Fiat
lider bir konumdadır. Bununla birlikte, pazarda ikinci sırada yer alan Ford’un pazar payı
neredeyse Fiat’ın Pazar payı ile aynıdır. Bu iki teşebbüsün pazarın yarısını elinde
bulundurdukları, pazardaki üçüncü ve dördüncü teşebbüslerin en fazla %10’luk bir pazar
payına sahip oldukları görülmektedir. İşbirliği tarafları olan Opel ile Fiat’ın toplam pazar
payları ise yıllar itibariyle değişmekle birlikte, 2010 yılında %26,57’tir. Bununla birlikte, bu
teşebbüslerin 2010 yılında %25,53 pazar payına sahip Ford’un rekabetçi baskısını
üzerlerinde hissedeceği görülmektedir. Ayrıca, pazardaki diğer rakipler olan Peugeot, Renault
ve Volkswagen’in 2010 yılında toplam pazar payları %27,03’tür. Ayrıca bu teşebbüsler, 490
yıllardır Türkiye pazarında olan güçlü marka imajına sahip teşebbüslerdir. Bu nedenle, işbirliği
taraflarının bu teşebbüslerin rekabetçi baskısı altında oldukları değerlendirilmektedir.
İlgili pazarda işbirliği gerçekleştirilen modeller olan Doblo ve Combo ise pazarda 2009 yılında
%... ve 2010 yılında %... pazar payına sahiptir. Aşağıda yıllar itibariyle bu ürünlerin pazar
paylarına yer verilmektedir:
Tablo 2: Doblo ve Combo Model Araçların Satış Adetleri- Pazar Payları
2008 2009 2010
Doblo
… … …
Combo
… … …
Satış Adedi Toplam
… … …
Doblo
… … …
Combo
… … …
Pazar Payı Toplam
… … …
Teşebbüsler, üretimin sadece Combo modeli ile sınırlı olacağını, hem Combo’nun hem de
Opel’in kendisi tarafından üretilen diğer Opel modellerinin Fiat modelleri ile rekabet halinde
olacaklarını belirtmişlerdir. Buna göre, Opel’in Vivaro ve Movano modelleri ile Fiat’ın, Scudo,
Ducato, Fiorino ve Strada modelleri birbirlerine rakip modellerdir. 500
Bu noktada, Anlaşma’nın sadece Combo modelinin üretimini içerdiği, yeni Combo ve Doblo
modellerinin dağıtım ve pazarlama faaliyetleri, tamamen ayrı kalmaya devam edeceğinin
vurgulanmasında fayda görülmektedir. Opel Combo ve Fiat Doblo moelleri Fiat tarafından
üretilecek olmasına rağmen, Opel Combo tamamen Opel’in dağıtım ağı; Fiat Doblo ise Fiat’ın
8 Tabloda %0,00 olarak gösterilen oranlar, satışların toplam pazarda çok küçük bir yer kaplaması sebebiyle
pazar payının %0’a yaklaştığını ifade etmektedir. Bununla birlikte, o yıl hiç satış yapmayan teşebbüslerin pazar
payı satırlarında bu husus “-“ işareti ile belirtilmiştir.
11-51/1288-453
14
dağıtım ağı içerisinde pazarlanacaktır.
Yeni Opel Combo ve Fiat Doblo modellerinin Tofaş tarafından üretilmesinin üretim
maliyetlerinde bir benzeşme yaratması beklenmektedir. Ancak bu noktada değerlendirilmesi
gereken, bu maliyet benzeşmesinin fiyatlara yansıyarak bir koordinasyon doğurma olasılığının
olup olmadığıdır. Bu bağlamda, üretim maliyetlerinin değişken maliyetlerin ne kadarlık bir
kısmını oluşturduğu önem kazanmaktadır. Fiat’tan alınan bilgilere göre, değişken üretim 510
maliyeti, araç fiyatının %...’ini oluşturmaktadır. Opel’den alınan bilgiye göre ise ürün maliyeti
anahtar teslim fiyatının %...’sini oluşturmaktadır. Bu bilgilerden de anlaşılacağı üzere, üretim
maliyetleri satış fiyatının önemli bir kısmını oluşturmakla birlikte, bunun anahtar fiyata etkisi
teşebbüsler arasında farklılık göstermektedir. Ayrıca, teşebbüslerin fiyatlama kararlarını
alırken dikkate aldıkları pek çok değişken bulunmaktadır. Teşebbüsler; mevcut ekonomik
durum, modelin hedef kitlesi, kur maliyetleri, pazarlama dağıtım ve reklam maliyetleri ile
rakiplerin fiyatlarını dikkate alarak fiyatlama kararlarını vermektedirler. … Ayrıca, pazarlama,
reklam ve satış maliyetlerinin de Tofaş ve GM Türkiye arasında farklılaştığı dikkate
alındığında, Anlaşma sonucunda herhangi bir fiyat koordinasyonunun söz konusu olması
zorlaşmaktadır. Tofaş ise fiyatlamayı kararlarını şu alırken dikkate aldığı hususları şu şekilde 520
belirtmiştir:
…
Ayrıca, Anlaşma çerçevesinde Tofaş tarafından üretilen Combo araçlarının yaklaşık %...’lik
kısmının (… adet) Türkiye pazarına sunulmasının planlandığı, geri kalanın ise ihraç edileceği
belirtilmiştir. Dolayısıyla, Anlaşma çerçevesinde üretilecek ürünlerin çok az bir kısmı Türkiye
pazarına sunulacaktır.
Hafif ticari araç pazarı ve genel olarak otomotiv pazarındaki ürünler homojen bir nitelik arz
etmemektedir. Araçların teknik özellik, model, kalite, marka imajı, servis kalitesi gibi alanlarda
farklılaştıkları görülmektedir. Ayrıca, otomotiv sektöründe yapılan harcamalar tüketicilerin ev
almaktan sonra gerçekleştirdikleri en büyük harcama kalemlerinden biri olduğu için tüketici 530
karar verirken yoğun bir arama ve karşılaştırma faaliyetinde bulunmaktadır. Tüketici, belli bir
kalitedeki ürünün en düşük fiyatlısını, ya da belli bir fiyat karşılığında alabileceği en kaliteli
ürünü arama eğilimindedir. Bu da pazardaki rekabeti olumlu yönde etkilemektedir. Otomotiv
pazarı, teknolojik gelişmeye açık olması ile bağlantılı olarak, ürün farklılaştırmasının,
markalaşmanın, marka bilinirliği ve markanın tüketici gözünde yarattığı kalite algısının
rekabetçi parametreleri etkilediği bir yapı sergilemektedir.
Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, işbirliğinin niteliği ve kapsamı, tarafların
pazardaki konumu, pazardaki marka, model, fiyat, kalite çeşitliliği, pazarın dinamik yapısı,
işbirliğine konu Combo ve Doblo ürünlerinin nitelikleri ve pazarın küçük bir kısmını temsil
etmeleri, işbirliği çerçevesinde Tofaş tarafından üretilecek ürünlerin … kısmının ihraç edilecek 540
olması gibi unsurlar dikkate alınarak, Opel ile Fiat arasındaki işbirliğinin hem yatay etkileri
hem de tarafların pazar gücüne olası katkıları bakımlarından rekabetin ilgili piyasaların önemli
bir bölümünde ortadan kalkması sonucunu doğuracak nitelikte olmadığı sonucuna
ulaşılmıştır.
G.4.3.4. Rekabetin (a) ve (b) Bentlerindeki Amaçların Elde Edilmesi İçin Zorunlu
Olandan Fazla Sınırlanmaması
Bir anlaşmanın bireysel muafiyet alabilmesi için gerekli son koşul, anlaşmanın ilk iki olumlu
koşuldaki yararların elde edilmesi için daha az rekabeti sınırlayıcı bir yöntem söz konusu
olmamasıdır. Bu koşul atındaki değerlendirmelerde, genel olarak, anlaşmanın rekabeti
kısıtlayıcı hükümlerinin elde edilecek faydaların sağlanması için zorunlu olup olmadığı 550
11-51/1288-453
15
incelenmektedir.
Anılan Anlaşma çerçevesinde, Opel ile Fiat arasında genel üretim ihtiyaçlarını belirlemek için
ürün özellikleri, mevcut opsiyonlar, teknik, güvenilirlik ve araç performans özellikleri gibi
birtakım bilgilerin paylaşılması öngörülmektedir. Bu bilgiler şu şekilde özetlenebilir:
1. Ülkeye özgü yerel pazar, hukuki ya da homologasyon ihtiyaçlarını karşılama doğrultusunda
bilgi …,
2. …
3. …
4. ...
5. Opel aracının Fiat aracından ayırt edilmesini sağlayacak spesifik özelliklerin … ilişkin bilgi. 560
6. Üretim planlama ve sipariş verme amaçları doğrultusunda, Opel, Fiat’ı … (Paylaşılacak
bilgiler, Fiat’ın yeni araç ve yedek parça üretimi ile ilgili olarak ihtiyaç duyacağı bilgiler ile
sınırlıdır. … amacı, Opel’in kendisi tarafından ödenen üretim kapasitesinin Fiat tarafından
kullanılmadığından emin olmasının sağlanmasıdır. Fiat aynı zamanda Opel’i olası üretim
kısıtlaması koşullarından da haberdar edecektir.),
7. …, Opel Fiat’ı, Fiat’ın sorumlu olduğu ürün hatalarının tespitini ve tamirini sağlamak için
standardize edilmiş bayi işçilik ücretleri,
8. Fiat’ın, Opel’e aracın servis hizmetlerinin sağlanması amacı ile gerekli verileri vermesi.
Bu bilgiler, sadece Yeni Combo modelinin ve yedek parçalarının üretimine ilişkin bilgilerdir.
Fiat ile Opel’in başka herhangi bir modeline ilişkin veya pazarlama ve dağıtım aşamasına 570
ilişkin bilgi değişimi söz konusu değildir. Opel’in … ilişkin bilgi paylaşımlarının, araç ve yedek
parçalarının üretilmesi ve servis hizmetlerinin gerektiği gibi verilmesi amacıyla
gerçekleştirilmesi gereken paylaşımlar olduğu açıktır. Fiat’ın Opel’i … konusunda
bilgilendirmesinin amacının ise, Opel’in kendisi tarafından ödenen üretim kapasitesinin Fiat
tarafından kullanılmadığından emin olmasının sağlanması olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla,
anılan bilgi paylaşımlarının Anlaşma ile amaçlanan sonuçların oluşmasını sağlamak ve
hedeflenen etkinliklerin doğması açısından gerekli olduğu ve rekabeti zorunlu olandan fazla
sınırlamadığı anlaşılmaktadır.
Anlaşma, tarafların dağıtım ve pazarlama kararları üzerinde herhangi bir kısıtlama getirmediği
gibi, başka modellerin üretimi ve pazarlanmasına ilişkin olarak da herhangi bir kısıt 580
getirmemektedir.
Yukarıda yer verilen değerlendirmeler sonucunda, bildirime konu Tedarik Anlaşması ile Opel
ile Fiat arasında imzalanan Doblo Araç Tedarik Anlaşması’nın 4054 sayılı Kanun’un 5.
maddesinde sayılan koşulların tümünü sağladığı bu nedenle Anlaşma’ya bireysel muafiyet
tanınmasının uygun olacağı kanaatine varılmıştır.
590
11-51/1288-453
16
H. SONUÇ
Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre,
1- Fiat Auto S.p.A ve Tofaş Türk Otomobil Fabrikası A.Ş. arasında "Ürün Geliştirme, İmalat
ve Tedarik Anlaşması”nın bazı hüküm ve şartlarını değiştirmeye ve düzeltmeye yönelik
olarak imzalanan tadil metninin, Fiat Auto S.p.A ve Adam Opel GmbH arasında gerçekleşen
"Doblo Araç Tedarik Anlaşması" ile birlikte değerlendirilmesi sonucunda Kanun'un 4. maddesi
anlamında teşebbüsler arası anlaşma olduğuna,
2- Bununla birlikte bildirim konusu Anlaşma’ya, 4054 sayılı Kanun'un 5. maddesinde sayılan 600
şartları karşılaması nedeniyle bireysel muafiyet tanınmasına
OYBİRLİĞİ ile karar verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy