Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2011-1-55 (Muafiyet)
Karar Sayısı : 11-54/1390-498
Karar Tarihi : 27.10.2011
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI
Üyeler : Doç. Dr. Mustafa ATEŞ, İsmail Hakkı KARAKELLE,
Doç. Dr. Cevdet İlhan GÜNAY, Dr. Murat ÇETİNKAYA,
Reşit GÜRPINAR, Prof. Dr. Metin TOPRAK 10
B. RAPORTÖR : Harun ULU
C. BİLDİRİMDE
BULUNAN : Lukoil Eurosia Petrol A.Ş.
Temsilcisi: Av. Dr. İ. Yımaz ASLAN, Av. Halil Emre ÖNAL,
Av. İsmail Ünal DOĞAN
Gazi Umur Paşa Sok. Bimar Plaza No:38/8
Balmumcu-Beşiktaş/İstanbul
D. DOSYA KONUSU: Lukoil Eurosia Petrol A.Ş. ile (Lukoil) Yaşarlar Petrol
Madencilik Otomotiv Taşımacılık Turizm Seyahat Gıda İnşaat Pazarlama San. Tic.
Ltd. Şti. (Yaşarlar Petrol) arasındaki bayilik sözleşmesi ve intifadan oluşan dikey 20
ilişkinin 2002/2 sayılı Tebliğ kapsamında grup muafiyetinden yararlandığının
tespiti, bunun mümkün olmaması halinde bireysel muafiyet tanınması talebi.
E. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 05.04.2011 tarihinde 2570 sayı ile giren
bildirim üzerine, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un ve 2002/2 sayılı
Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği’nin ilgili hükümleri uyarınca yapılan
inceleme sonucunda düzenlenen 17.10.2011 tarih ve 2011-1-55/MM-11-264.HU sayılı
Muafiyet Ön İnceleme Raporu 20.10.2011 tarih ve REK.0.15.00.00-130/297 sayılı
Başkanlık Önergesi ile 11-54 sayılı Kurul toplantısında görüşülerek karara
bağlanmıştır.
F. RAPORTÖRÜN GÖRÜŞÜ: İlgili raporda; bildirime konu dikey ilişkiye bireysel 30
muafiyet tanınamayacağı, bununla birlikte ilgili intifanın taraflar arasındaki 28.09.2009
tarihli sözleşmenin süresini aşmayacak şekilde kısaltılması halinde 2002/2 sayılı Tebliğ
kapsamında grup muafiyetinden yararlanabileceği görüşü ifade edilmiştir.
G. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
G.1. İlgili Pazar
Taraflar arasındaki “Bayilik Sözleşmesi”nin kapsamı göz önüne alındığında, bildirime
konu işlem çerçevesinde ilgili ürün pazarı, “oto-LPG dışında kalan otomotiv yakıtları”,
“oto-LPG” ve “madeni yağ” pazarları olarak belirlenmiştir. Bununla birlikte, emsal Kurul
kararları ve başvurunun içeriği ve etki alanı da dikkate alınarak, değerlendirmede
öncelikle oto-LPG dışında kalan otomotiv yakıtları pazarı göz önünde 40
bulundurulmuştur. Diğer taraftan, gerek beyaz akaryakıt ürünleri, gerekse oto-LPG ve
madeni yağ dağıtım faaliyetlerinin yurt çapında gerçekleştirilmesi ve ilgili hizmetler
bakımından rekabet şartlarının farklılaşmasına neden olacak bir unsur bulunmaması
nedeniyle ilgili coğrafi pazar “Türkiye” olarak kabul edilmiştir.
G.2. Bildirim Konusu İşlem
Başvuru formunda yer alan bilgilere göre, Aydın ili Merkez ilçesinde bulunan akaryakıt
istasyonunun işletilmesi amacıyla 25.03.2002 tarihinde Lukoil ile Yaşarlar Petrol
11-54/1390-498
2
arasında bir bayilik anlaşması imzalanmış ve aynı tarihten başlamak üzere anılan bayi
ile bağlantısı olan Mehmet Emin Yaşar tarafından ilgili gayrimenkul üzerinde Lukoil
lehine 15 yıllık intifa hakkı tanınmıştır. 50
Bildirim formunda, 18.09.2005 öncesine dayanan söz konusu dikey ilişkinin 18.09.2010
tarihinde biteceği ifade edilmektedir. Bununla birlikte, süresi biten dikey ilişkilerde
tapudan kaydın kaldırılarak yeniden sözleşme yapılmasının mümkün olduğu gibi,
tarafların açık iradesini ortaya koyan başka hukuki yolların tercih edilmesi de
mümkündür. Bu çerçevede Lukoil ve Yaşarlar Petrol arasında 28.09.2008 tarihinde bir
Protokol düzenlenmiştir. Buna göre, taraflar intifayı kaldırmak yerine, 18.09.2010
tarihinden itibaren yeni bir dikey ilişki kurmak konusunda anlaştıkları, fakat bayi
Yaşarlar Petrol’ün 02.03.2011 tarihinde haklı bir neden bulunmaksızın yürürlükteki
bayilik sözleşmesini fesh ettiği ifade edilmekte ve ilgili dikey ilişkinin değerlendirilerek
muafiyet tanınması talep edilmektedir. 60
G.3. Değerlendirme
Bildirim konusu sözleşmenin 2002/2 sayılı Tebliğ’in 4. maddesinde yer alan
“Anlaşmaları Grup Muafiyeti Kapsamı Dışına Çıkaran Sınırlamalar” ve 5. madde ile
getirilen “Rekabet Etmeme Yükümlülüğü” açısından değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bildirilen sözleşmeler Tebliğ’in 4. maddesinde yer alan sınırlamalara aykırılık teşkil
etmemekle birlikte, 5. maddede yer alan rekabet etmeme yükümlülüğünün süresi
bakımından ayrıca incelenmesi gerekmektedir. 2002/2 sayılı Tebliğ’in 3. maddesinde
rekabet etmeme yükümlülüğü, “alıcının anlaşma konusu mal veya hizmetlerle rekabet
eden mal veya hizmetleri üretmesini, satın almasını, satmasını ya da yeniden
satmasını engelleyen doğrudan veya dolaylı her türlü yükümlülük” olarak 70
tanımlanmıştır. 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu’nun 8. maddesi uyarınca akaryakıt
bayilerinin kendi dağıtım şirketleri dışındaki dağıtım şirketlerinden ürün tedariki
yasaklanmış olduğundan, akaryakıt bayilik sözleşmeleri özünde, 2002/2 sayılı Tebliğ’in
3. maddesi çerçevesinde rekabet etmeme yükümlülüğü içeren, diğer bir deyişle
münhasır nitelikte olan sözleşmelerdir. 5015 sayılı Kanun’un 8. maddesinde bayilik
sözleşmelerinin süresine ilişkin bir kayıt bulunmamakta olup, 2002/2 sayılı Tebliğ’in 5
(a) maddesinde yer alan, “alıcıya getirilen belirsiz süreli veya süresi beş yılı aşan
rekabet etmeme yükümlülüğü içeren dikey anlaşmaların Tebliğ ile tanınan muafiyetten
yararlanamayacağı” hükmü, akaryakıt sektörü bakımından da uygulanmaktadır.
Rekabet Kurulunun akaryakıt sektörüne ilişkin geçmiş tarihli kararlarına bakıldığında, 80
bayilik sözleşmeleri ve intifanın birlikte değerlendirildiği görülmektedir. Buna göre, intifa
süresi beş yılı aşan dikey sözleşmeler 2002/2 sayılı Tebliğ’de öngörülen grup
muafiyetinden yararlanamamaktadır. Geçmiş dönemde yapılan ve süresi beş yılı aşan
intifalarla ilgili olarak ise, 18.09.2005 tarihinden önce yapılanların süresinin 18.09.2010
tarihinde sona ereceği, 18.09.2005 tarihinden sonra yapılanların ise başlangıç
tarihinden itibaren beş yıl süre ile geçerli olacağı çeşitli Kurul kararlarında yer almıştır.
Bildirim konusu dikey ilişkiye bakıldığında, intifa nedeniyle taraflar ararasındaki ilişkinin
2002 yılından itibaren 15 yıl süreli olduğu ve 2017 tarihinde sona ereceği
görülmektedir. Yukarıdaki bilgiler doğrultusunda ilgili dikey ilişkinin, intifa da dahil
18.09.2010 tarihinde sona erdirilmesi ve kural olarak dikey ilişkinin sona erdirilmesi 90
bayilik sözleşmesinin fesh edilmesi ve intifanın tapudan terkin edilmesini de
gerektirmektedir. Bununla birlikte Rekabet Kurumunun resmi internet sayfasında yer
alan sık sorulan sorular başlıklı bilgilerde yapılan açıklamalar ışığında, Kurulun bu
konuya ilişkin uygulaması hakkında bilgi verilmesinin uygun olacağı düşünülmüştür.
Buna göre, dikey ilişkinin bitmesine rağmen her iki tarafın dikey ilişkiyi devam ettirmek
istemeleri halinde, tapudaki kaydın kaldırılarak yeniden sözleşme yapılması ve tekrar
tapuya tescil edilmesinin mümkün olduğu gibi tarafların açık iradesini ortaya koyan
11-54/1390-498
3
başka hukuki yolların tercih edilmesi de mümkündür. Örneğin, taraflar arasında,
bayinin mevcut intifa/kira sözleşmesini sonlandırma hakkının bulunduğu, buna karşın
aynı dağıtım şirketi ile anlaşma yapmak istediği hususlarının açıkça ifade edildiği ve 100
söz konusu süre kısaltma işlemine ilişkin taraf iradelerinin yer aldığı ayrı bir yazılı
anlaşma imzalanması halinde, intifa hakkının tesisi aşamasındaki şekil şartlarına
aynen uyulması ve mülkiyet sahibi ile birlikte intifa/kira hakkı lehdarının ilgili Tapu Sicil
müdürlüğüne bizzat başvurmaları suretiyle resmi senet düzenlenerek tapuda intifa/kira
hakkı sürelerinin kısaltma işlemi yapılabilecektir. Ancak süre kısaltma işlemi sadece
18.09.2005 tarihinde önce imzalanmış olan intifa/kira sözleşmeleri için 18.09.2015
tarihinde sona erecek şekilde gerçekleştirilecektir.
Bildirimde yukarıdaki açıklamaya uygun şekilde taraflar aralarında anlaşarak dikey
anlaşmayı tadil ettikleri ifade edilmektedir. Lukoil ile Yaşarlar Petrol arasında
28.09.2009 tarihli Protokol’ün 2.1. maddesinde, Rekabet Kurulu kararları uyarınca 110
18.09.2010 tarihinde intifa ve bayilik sözleşmesinin kendiliğinden sona ereceği; 2.2.
maddesinde intifanın ve bayilik sözleşmesinin sona ermesinin Lukoil’in bayiden olan
alacaklarının sona erdiği anlamına gelmeyeceği; 2.3. maddesinde 18.09.010 tarihi
itibarıyla Lukoil ile arasındaki bayilik sözleşmesi ve istasyon üzerindeki intifa ile bağlı
olmadığını ve işleticilik ilişkisini tek tarafı olarak sona erdirebileceği hususlarını bayinin
bildiğini, bununla birlikte kendi rızası ve hiçbir baskı altında kalmaksızın Lukoil ilgili
istasyonun işletilmesi için 28.09.2009 tarihinde yeni bir bayilik sözleşmesini akdettiği
hususları düzenlenmektedir.
Protokol’ün “İntifa Taahhüdü” başlıklı başlıklı 3. maddesinde ise, taraflar arasında
intifanın kısaltılması konusundaki düzenlemeler yer almaktadır. Protokol’ün 3.1.2 120
maddesinde, Rekabet Kurulu kararınca bayinin dikey ilişkinin başladığı tarihten itibaren
28.09.2009 tarihli yeni bayilik sözleşmesinin bitiminde istasyon üzerindeki intifa ile
bağlı olmadığı ve terkinini isteyebileceği, 3.1.3. maddesinde ise intifanını Lukoil’in
alacaklarının teminatı olduğu, 3.2. maddesinde 28.09.2008 tarihli yeni bayilik
sözleşmesine mukabil taraflar hiçbir baskı altında kalmaksızın luzumsuz masraflara yol
açmamak ve Lukoil’in alacaklarını teminatsız bırakmamak için 28.09.2009 tarihli yeni
bayilik sözleşmesinin hitamına kadar Lukoil’in fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak
kaydıyla intifanın terkin edilmeyeceğine ya da kısaltılmayacağına karar verdikleri, 3.3.
maddesinde, bayinin intifanın 28.09.2009 tarihli yeni bayilik sözleşmesinin süresine
uyumlu olarak kısaltılmasını veya terkin edilerek yerine yine 28.09.2009 tarihli yeni 130
bayilik sözleşmesinin süresine uyumlu olarak yeniden tesis edilmesini istediği takdirde,
intifanın kalan kısmına mukabil-varsa-yatırım bedelinin iadesine ilişkin Ek-Protokol’de
belirlenen intifa ve kalıcı teknik yatırım bedeline karşılık teminat göstermesi, işleticilik
ilişkisinin devam etmemesinden ötürü kalan kısma mukabil Lukoil’in alacaklarını
ödemeyi taahhüt etmesi ve teminat göstermesi, Lukoil’in alacaklarına karşılık olarak
Lukoil’in de kabul edeceği uygun bir ödeme planı yapması koşulu getirilmiştir.
Protokol değerlendirildiğinde, 2. maddede bayinin 18.09.2010 tarihinde intifanın sona
ereceği, bayinin işleticilik ilişkisini tek taraflı olarak sona erdirebileceği, bununla birlikte
tarafların hiçbir zorlama olmaksızın 28.09.2009 tarihinde yeni bir bayilik sözleşmesi
akdettikleri belirtilmektedir. Bu Protokol maddesinden, bayinin dağıtım şirketi 140
tarafından serbest bırakıldığı anlaşılmaktadır. Ancak, Prokol’ün 3.2. maddesinde ise
tarafların hiçbir baskı altında kalmaksızın intifanın terkin edilmeyeceği veya
kısaltılmayacağına karar verdikleri hükmü yer almaktadır.
Yukarıda yer verilen açıklamalarda da belirtildiği üzere, tarafların dikey ilişkiyi devam
ettirmelerini istemeleri durumda intifanın kaldırılıp tekrar konulmasına gerek
bulunmamaktadır. Bu kısaltma işlemi şeklinde yapılabilecek ve 2005 yılından önce
yapılan intifalarda geçerli olacak bu kısaltma işleminde intifanın süresi 18.09.2015
11-54/1390-498
4
tarihini geçemeyecektir. Oysa, bildirime konu olan intifa 2002 tarihinde yapılmış ve
2017 yılına kadar geçerlilik süresi bulunmaktadır.
Öte yandan, Protokol’ün 3.3. maddesinde ise bayinin intifayı 28.09.2009 tarihli yeni 150
sözleşmeyle uyumlu hale getirilmesini istemesi halinde Lukoil’in bu kısaltmayı
gerçekleştirmesi şarta bağlanmıştır. Buna göre, ilgili intifanın 28.09.2014 tarihinde
bitecek şekilde kısaltılması için bayinin yatırımlardan doğan ve intifanın uygulanmayan
kısmına karşılık gelen bedel için teminat göstermesi ve Lukoil’in alacaklarını ödemeyi
taahhüt etmesi koşulu getirilmiştir. Oysa, tarafların aralarındaki alacak verecek
ilişkisinden bağımsız olarak intifanın beş yıl olarak düzenlenen 28.09.2009 tarihli
sözleşmenin süresini aşmaması gerekmektedir. Geçmiş Kurul kararlı doğrultusunda
değerlendirildiğinde, bildirilen dikey ilişkiye bu haliyle bireysel muafiyet tanınmasının
olanaklı olmadığı görülmektedir.
Bildirilen dikey ilişkiye ve ilgili Protokol’e bir bütün olarak bakıldığında, tarafların 160
mevcut dikey ilişkiyi devam ettirme konusunda açık irade beyan ettikleri görülmektedir.
Ancak intifa için belirlenen süre 2002/2 sayılı Tebliğ’de belirlenen sınırları aştığı
görüldüğünden bu dikey ilişkiye muafiyet tanınması mümkün değildir. Bununla birlikte,
ilgili intifanın süresinin taraflar arasındaki 28.09.2009 tarihli Bayilik Sözleşmesi’ni
aşmayacak şekilde kısaltılması halinde 2002/2 sayılı Tebliğ kapsamında grup
muafiyetinden yaralanacağı sonucuna ulaşılmıştır.
H. SONUÇ
Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre;
1- Bildirim konusu dikey ilişkiye bireysel muafiyet tanınması talebinin reddine,
2- Bununla birlikte bahse konu dikey ilişkinin, ilgili intifanın süresinin taraflar arasındaki 170
28.09.2009 tarihli sözleşmenin süresini aşmayacak şekilde kısaltılması halinde
2002/2 sayılı Tebliğ kapsamında grup muafiyetinden yararlanabileceğine,
OYÇOKLUĞU ile karar verilmiştir.
180
11-54/1390-498
5
Rekabet Kurulunun 27.10.2011 tarihli ve 11-54/1390-498 Sayılı Kararına 190
KARŞI OY GEREKÇESİ
Lukoil Petrol A.Ş. ile Yaşarlar Petrol San. Tic. Ltd. Şti arasındaki bayilik sözleşmesi ve
intifadan oluşan dikey ilişkinin 2002/2 sayılı Tebliğ kapsamında grup muafiyetinden
yararlandığının tespiti veya bireysel muafiyet verilmesi talebi üzerine istihsal olunan
27.10.2011 tarih ve 11-54/1390-498 sayılı Kararında; dikey ilişkinin, ilgili intifanın
süresinin taraflar arasındaki 28.9.2009 tarihli sözleşmenin süresini aşmayacak şekilde
kısaltılması halinde Tebliğ kapsamında grup muafiyetinden yararlanabileceği yönünde
tezahür eden çoğunluk görüşüne aşağıdaki izah olunan sebeplerden dolayı iştirak 200
etmiyoruz.
Öncelikle ifade edilmelidir ki, bahse konu çoğunluk görüşü Kurulumuzca daha önce
benzer konuklarda verilen kararların aksine tecelli ettiği için, idari işlemde tutarlılık
prensibine uygunluk göstermediği gibi, daha da önemlisi hukuki güvenlik prensibini
zedeleyici mahiyettedir. Hukuki güvenlik ilkesi, idarenin aynı koşulları taşıyanlara veya
aralarındaki hukuki ilişki ve hukuki statü gibi unsurlar bakımından dikkate değer bir
farklılık arz etmeyenlere yönelik olarak aynı kuralların işletmesini gerektirmektedir. Aksi
bir tutum hukuki istikrarı ve belirliliği zedeleyecektir.
210
Bilindiği üzere, Rekabet Kurulunun 26.01.2006 tarihli ve 06-04/57-15 sayılı Total-
Akdağ kararının Danıştay 13. Dairesi tarafından iptal edilmesi üzerine, 30.10.2008
tarihinde kararın Rekabet Kurulu tarafından yeniden tesis edilmesiyle akaryakıt
sektöründe dağıtıcılarla bayiler arasında yapılan bayilik sözleşmeleriyle bağlantılı ve
onlarla birlikte değerlendirilen intifa, tapuya şerh edilmiş kira ve benzeri uzun süreli
sözleşmelerin sürelerinin 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği
ile öngörülen beş yıllık üst sınıra uygun hale getirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
05.03.2009 tarihli, 09-06/186-56 ve 09-06/187-57 sayılı Rekabet Kurulu kararlarında
ise uygulamaların esasları belirlenmiş; izleyen süreçte gerek bireysel muafiyet
başvuruları gerekse şikâyet başvuruları kapsamında birçok başvuru karara 220
bağlanmıştır. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 09.12.2010 tarihli ve E.
2010/2293, K. 2010/2210; E. 2010/2182, K. 2010/2211 sayılı kararları ile hukuka
uygun bulunarak kesinleşen mezkûr 09-06/186-56 ve 09-06/187-57 sayılı kararlarda,
dağıtıcılar ile bayileri arasında yapılan bayilik sözleşmeleri ile bunlarla bağlantılı intifa,
kira vb. sözleşmelerden oluşan dikey anlaşmaların sürelerinin ve bu çerçevede ilgili
anlaşmaların 2002/2 sayılı Tebliğ kapsamında muafiyetten yararlanabileceği sürenin
hesaplanmasına ilişkin olarak şu esaslar belirlenmiştir:
“Taraflar arasında yapılan dikey anlaşma ile alıcıya (bayiye) yüklenen rekabet etmeme
yükümlülüğünün süresinin tespitinde, dikey ilişkinin başladığı tarih ile söz konusu 230
ilişkinin kesintisiz olarak devam ettiği en son tarih arasında geçen sürenin dikkate
alınması gerekmektedir. Sağlayıcı (dağıtıcı – dağıtım şirketi) ile alıcı (bayi) arasında
akdedilen intifa ya da benzer etkiye sahip başka bir sözleşmenin varlığında, taraflar
arasındaki bayilik sözleşmesi yenilenmiş dahi olsa dikey ilişkinin kesintiye
uğramasından bahsedilemeyecektir.”
Benzer şekilde Dikey Anlaşmalara İlişkin Kılavuz’un 34. paragrafında da şu
açıklamalara yer verilmiştir:
“Beş yıllık rekabet etmeme yükümlülüğünün süresinin hesaplanmasında başlangıç 240
tarihi olarak, taraflar arasında süregelen rekabet yasağına dayalı dikey ilişkiye
11-54/1390-498
6
başlangıç teşkil eden ilk anlaşmanın yapıldığı tarih esas alınacaktır. Taraflar
arasındaki, rekabet yasağı içeren bayilik, işleticilik, tedarik vb. sözleşmeler ile birlikte
bu sözleşmelerin süresine etki eden intifa, tapuya şerh edilmiş kira, ekipman gibi
sözleşmelerin hepsinin aynı anda ortadan kalktığı tarih ise, rekabet yasağının sona
erme tarihi olarak değerlendirilecektir.”
Yukarıda yer verilen hususlar, akaryakıt sektöründeki dikey anlaşmalara ilişkin olarak
alınan ve gelinen noktada sayıları onlarla ifade edilebilecek Rekabet Kurulu
kararlarında özellikle vurgulanmıştır. 250
Bununla birlikte Kurum tarafından uygulamanın esaslarına ilişkin olarak sektörden
yoğun olarak gelen soruları cevaplamak üzere Kurum internet sitesinde yayımlanan
soru-cevap rehberinde, yeni bir beş yıllık dönem için anlaşmak isteyen dağıtıcılar ve
bayiler için, çeşitli işlem maliyetlerini düşürecek ve uygulamada pratik bir kolaylık
sağlayacak ilave bir çözümün de mümkün olduğu belirtilmiştir.
Bu çözüm, yukarıda belirtilen esasları zedelememesi nedeniyle: “Taraflar arasında,
bayinin mevcut intifa/kira sözleşmesini sonlandırma hakkının bulunduğu, buna karşın
aynı dağıtım şirketi ile anlaşma yapmak istediği hususlarının açıkça ifade edildiği ve 260
söz konusu süre kısaltma işlemine ilişkin taraf iradelerinin yer aldığı ayrı bir yazılı
anlaşma imzalanması halinde, intifa hakkının tesisi aşamasındaki şekil şartlarına
aynen uyulması ve mülkiyet hakkı sahibi ile birlikte intifa/kira hakkı lehtarının ilgili Tapu
Sicil Müdürlüğüne bizzat başvurmaları suretiyle resmi senet düzenlenerek tapuda
intifa/kira hakkı sürelerinin kısaltılması işlemi yapılması” şeklinde belirlenmiştir.
Bu çerçevede taraflar arasında yeni bir bayilik sözleşmesi yapılması ve tapuda
yapılacak işlem vasıtasıyla taraflar arasındaki geçmişten gelen dikey anlaşmaya konu
intifa veya kira haklarının süresinde, yeni bayilik sözleşmesinin süresine uygun bir
kısaltma işleminin gerçekleştirilmesi de mümkün görülmüştür. Zira tapuda yapılacak 270
kısaltma işlemi, intifa veya kira gibi hakların kurulması esnasında yapılan işlemlerin
tekrarlanmasını gerektirmekte; bu bakımından söz konusu hakların tapu sicilinden
terkin edilerek beş yıllık bir süre için yeniden tesis edilmesiyle aynı sonucu
doğurmaktadır. Bu açıdan bu tür bir işlem neticesinde geçmişten gelen rekabet
yasağına dayalı dikey ilişkinin kesileceği ve taraf iradelerinin yeni bir beş yıllık dönem
hususunda yenilenmiş sayılacağı hususunda tereddüt bulunmamaktadır.
Somut olayda ise, taraflar arasındaki dikey anlaşmanın 25.03.2002 tarihli bayilik
sözleşmesi ile bu sözleşmeye paralel olarak kurulan aynı tarihli ve 15 yıl süreli intifa
hakkı ile başladığı; 25.03.2007 tarihinde tarafların yeni bir bayilik sözleşmesi yaptığı; 280
28.09.2009 tarihinde ise tarafların yeni bir beş yıllık dönem üzerinde anlaşmak üzere
bir protokol yaparak aynı tarihte yeni bir bayilik sözleşmesi imzaladıkları
anlaşılmaktadır. Buna mukabil taraflar arasında 25.03.2002 tarihinde kurulan dikey
anlaşmaya esas teşkil eden intifa hakkına ilişkin olarak herhangi bir kısaltma işlemi
yapılmadığı gibi, mezkûr protokolün 3.3. maddesinde, bayinin anılan intifa hakkının
28.09.2009 tarihli bayilik sözleşmesinin süresine uyumlu olarak kısaltılmasını yahut
sonlandırılarak yine aynı bayilik sözleşmesinin süresine uyumlu olarak yeni bir intifa
hakkı tesis edilmesini talep etmesi halinde:
- “İntifa hakkının kalan kısmına mukabil –varsa- yatırım bedelinin iadesine ilişkin 290
Ek Protokol’de belirlenen intifa ve kalıcı teknik yardım bedeline karşılık olarak
teminat göstermesi,
11-54/1390-498
7
- İşleticilik ilişkisinin devam etmemesinden ötürü kalan kısma mukabil Lukoil’in
alacaklarını ödemeyi taahhüt etmesi ve teminat göstermesi,
- Lukoil’in alacaklarına karşılık olarak, Lukoil’in de kabul edeceği uygun bir ödeme
planı yapması,
- Tüm Tapu harç ve giderini üstlenmesi”
şeklinde sayılan şartların tamamını yerine getirmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Söz
konusu protokol hükümleri dikkatle irdelendiğinde, intifa hakkının 28.09.2009 tarihli 300
bayilik sözleşmesinin süresine uygun olarak kısaltılması için şarta bağlanmasının
yanında, getirilen şartlar arasında bayinin intifa hakkı süresinin dolacağı 25.03.2017
tarihi ile yeni bayilik sözleşmesinin beş yıllık grup muafiyeti süresinin sonuna tekabül
eden 28.09.2014 tarihi arasındaki sürede işleticilik ilişkisinin devam etmemesinden
ötürü [oluşacak olan] Lukoil alacaklarını dahi teminat altına alması sayıldığı
anlaşılmaktadır.
Mevcut haliyle bu düzenleme, Lukoil’in ilgili tarihler arasında geçecek süre için,
bayiden “yoksun kalınan kâr” dahi talep etmesine cevaz verir görünmektedir. Bu
çerçevede normal koşullarda 2002/2 sayılı Tebliğ’e uyum sağlanabilmesi için intifa 310
hakkının kendiliğinden kaldırılması yahut en azından yukarıda belirtilen şekilde
kısaltılması gerekirken, bu hakkın kaldırılması veya kısaltılması için bayi aleyhine bu
denli ağır koşullar öngören bir protokol marifetiyle taraf iradelerinin yenilendiğinin
kabulü mümkün değildir.
Dolayısıyla anılan protokol ve 28.09.2009 tarihli bayilik sözleşmesi yoluyla 2002/2
sayılı Tebliğ’e uygun yeni bir dikey anlaşmanın yapıldığının söz edilemez. Nitekim
“bahse konu dikey ilişkinin, ilgili intifa süresinin taraflar arasındaki 28.09.2009 tarihli
sözleşmenin süresini aşmayacak şekilde kısaltılması halinde Tebliğ kapsamında grup
muafiyetinden yararlanabileceğine” yönelik çoğunluk görüşünün altında da bu husus 320
yatıyor olsa gerekir. Bir başka deyişle esas itibarıyla çoğunluk görüşünün de
reddetmediği üzere 28.09.2009 tarihli protokol ve bayilik sözleşmeleri yoluyla taraflar
arasındaki geçmişten gelen rekabet yasağına dayalı dikey ilişki kesintiye uğramamış;
2002/2 sayılı Tebliğ’e uygun yeni bir dikey anlaşma yapılmamıştır. Buna ilaveten,
gelinen noktada bayilik sözleşmesinin ilgili bayi tarafından tek taraflı olarak feshedildiği,
dolayısıyla bayinin söz konusu anlaşmaya bağlılık iradesinin de bulunmadığı
anlaşılmaktadır.
Hal böyleyken, taraflar arasında 23.03.2002 tarihli bayilik sözleşmesi ve aynı tarihli, 15
yıl süreli intifa hakkı ile kurulan dikey anlaşmanın 28.09.2009 tarihli protokol ve bayilik 330
sözleşmesi marifetiyle kesintiye uğramadığına, bu çerçevede ilgili dikey anlaşmanın
18.09.2005 tarihinden önce yapılmış olması ve anılan tarih itibarıyla bakiye süresinin
beş yılı aşması nedeniyle 18.09.2010 tarihine kadar 2002/2 sayılı Tebliğ ile
düzenlenen grup muafiyetinden yararlandığına karar verilmesi gerekli ve yeterliyken;
geriye dönük hak ve yükümlülük doğurabilecek nitelikte olmak üzere “bahse konu
dikey ilişkinin, ilgili intifa süresinin taraflar arasındaki 28.09.2009 tarihli sözleşmenin
süresini aşmayacak şekilde kısaltılması halinde 2002/2 sayılı Tebliğ kapsamında grup
muafiyetinden yararlanabileceğine” yönelik oluşan çoğunluk görüşüne katılmamız
mümkün olmamıştır.
340
Doç. Dr. Mustafa ATEŞ Doç. Dr. C. İlhan GÜNAY Prof. Dr. Metin TOPRAK
İkinci Başkan Kurul Üyesi Kurul Üyesi
Full & Egal Universal Law Academy