Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2012-2-58 (Muafiyet)
Karar Sayısı : 12-23/659-181
Karar Tarihi : 30.04.2012
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI
Üyeler : Prof. Dr. Metin TOPRAK, Doç. Dr. Mustafa ATEŞ,
İsmail Hakkı KARAKELLE, Doç. Dr. Cevdet İlhan GÜNAY
Dr. Murat ÇETİNKAYA, Reşit GÜRPINAR
B. RAPORTÖRLER : Özgür Can ÖZBEK, Nur Seda KÖKTÜRK, Esma TEMEL
C. BAŞVURUDA
BULUNAN : - Doğan TV Dijital Platform İşletmeciliği A.Ş.
Temsilcileri: Av. Şahin ARDIYOK, Bahadır BALKI
Çamlıca Köşkü Francalacı Sok. No:28 Arnavutköy
34345 Beşiktaş/İstanbul
D. BİLDİRİMDE
BULUNAN : - Türkiye Futbol Federasyonu
İstinye Mah. Darüşşafaka Cad. No: 45 Kat: 2-3 PK:34460
İstinye/İstanbul
E. TARAFLAR : - Türkiye Futbol Federasyonu
İstinye Mah. Darüşşafaka Cad. No: 45 Kat: 2-3 PK:34460
İstinye/İstanbul
- Digital Platform İletişim Hizmetleri A.Ş.
(Krea İçerik Hizmetleri ve Prodüksiyon A.Ş.)
Cihannuma Mah. Yıldız Cad. No:46, Beşiktaş/İstanbul
(1) F. DOSYA KONUSU:
- Türkiye Futbol Federasyonu ile Digital Platform İletişim Hizmetleri A.Ş. arasında
Paket A Yayın Sözleşmesi’nin 2017-2018 futbol sezonunu da kapsayacak şekilde
uzatılması hususunda mutabakata varılması konusunun değerlendirilmesi talebi.
- 09.04.2012 tarih ve 12-18/501-M sayılı Kurul kararının, 12.01.2010 tarih, 10-04/57-
M sayılı ve 27.10.2011 tarih, 11-54/1377-487 sayılı Kurul Kararı ile uyumlu hale
getirilmesini teminen İYUK’un 11. maddesi uyarınca yeniden değerlendirilmesi
talebi.
(2) G. DOSYA EVRELERİ: Türkiye Futbol Federasyonu tarafından yapılan ve Kurum
kayıtlarına 07.03.2012 tarih ve 1930 sayı ile giren bildirim ile 02.04.2012 tarih ve 2874
sayı ile intikal eden ve Doğan TV Dijital Platform İşletmeciliği A.Ş. tarafından yapılan
başvuru üzerine hazırlanan 03.04.2012 tarih ve 2012-2-58/BN sayılı Bilgi Notu ve Daire
Başkanı görüşü 09.04.2012 tarihli Kurul toplantısında görüşülerek, özetle 4054 sayılı
Kanun kapsamında muafiyet/menfi tespit incelemesi yapılmasına 12-18/501-M sayı ile
karar verilmiştir. Kurum kayıtlarına bu defa 18.04.2012 tarih ve 3442 sayı ile giren Türkiye
Futbol Federasyonu’nun başvurusu üzerine hazırlanan 19.04.2012 tarih ve 2012-2-58/BN
sayılı Bilgi Notu, 25.04.2012 tarihli Kurul toplantısında görüşülerek 12-22/590-Mİ sayılı
12-23/659-181
2/22
karar ile değerlendirilmek üzere incelemeye alınmıştır. İlgili kararlar uyarınca yapılan
inceleme üzerine hazırlanan 27.04.2012 tarih ve 2012-2-58/MM sayılı Muafiyet Raporu
görüşülerek karara bağlanmıştır.
(3) H. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: İlgili raporda; Türkiye Futbol Federasyonu ile Digital
Platform İletişim Hizmetleri A.Ş. arasında Paket A Yayın Sözleşmesi’nin 2017-2018 futbol
sezonunu da kapsayacak şekilde uzatılması hususunda mutabakata varılmasına ilişkin
olarak iki Raportör tarafından,
- Türkiye Futbol Federasyonu ile Paket A yayın hakkı sahibi Digital Platform İletişim
Hizmetleri A.Ş. yeni adıyla Krea İçerik Hizmetleri ve Prodüksiyon A.Ş. arasında
imzalanan Ek Sözleşme’nin taraflarının teşebbüs niteliğini haiz olduğu ve mezkûr
sözleşmenin 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesi
bağlamında rekabeti sınırlayıcı bir anlaşma olduğu,
- Türkiye Futbol Federasyonu ile Paket A yayın hakkı sahibi Digital Platform İletişim
Hizmetleri A.Ş. yeni adıyla Krea İçerik Hizmetleri ve Prodüksiyon A.Ş. arasında
imzalanan Ek Sözleşme’nin 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un
uygulama alanı içerisinde yer aldığı,
- Bu itibarla, Türkiye Futbol Federasyonu ile Paket A yayın hakkı sahibi Krea İçerik
Hizmetleri ve Prodüksiyon A.Ş. arasında imzalanan Ek Sözleşme’nin 4054 sayılı
Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 5. maddesi uyarınca muafiyet şartlarını
sağladığı ve söz konusu Sözleşmeye muafiyet tanınması gerektiği,
- Doğan TV Dijital Platform İşletmeciliği A.Ş.’nin aksi yöndeki iddiasının ve geçici tedbir
talebinin reddine karar verilmesi gerektiği
görüşü belirtilirken, bir Raportör;
- Türkiye Futbol Federasyonu ile Paket A yayın hakkı sahibi Digital Platform İletişim
Hizmetleri A.Ş. yeni adıyla Krea İçerik Hizmetleri ve Prodüksiyon A.Ş. arasında
imzalanan Ek Sözleşme’nin taraflarının teşebbüs niteliğini haiz olduğu ve mezkûr
sözleşmenin 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesi
bağlamında rekabeti sınırlayıcı bir anlaşma olduğu,
- Türkiye Futbol Federasyonu ile Paket A yayın hakkı sahibi Digital Platform İletişim
Hizmetleri A.Ş. yeni adıyla Krea İçerik Hizmetleri ve Prodüksiyon A.Ş. arasında
imzalanan Ek Sözleşme’nin 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un
uygulama alanı içerisinde yer aldığı,
- Bu itibarla, Türkiye Futbol Federasyonu ile Paket A yayın hakkı sahibi Krea İçerik
Hizmetleri ve Prodüksiyon A.Ş. arasında imzalanan Ek Sözleşme’nin 4054 sayılı
Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 5. maddesi uyarınca muafiyet şartlarını
sağlamadığı ve söz konusu Sözleşmeye muafiyet tanınmaması gerektiği,
- Doğan TV Dijital Platform İşletmeciliği’nin başvurusunun bu kapsamda
değerlendirilmeye alınması gerektiği
görüşünde olduğunu ifade etmiştir.
I. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
I.1. Konu
(4) Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) tarafından yapılan bildirimde; İstanbul Cumhuriyet
Savcılığı’nca başlatılan Şike Operasyonu nedeniyle Türk futbolunu çok yakından
ilgilendiren olağanüstü koşulların oluştuğu, bu süreçte futbol ekonomisinin derinden
etkilendiği, bu bağlamda spor kulüplerinin ağır maddi ve manevi zorluklara katlanmak
12-23/659-181
3/22
zorunda kaldıkları belirtilmektedir. Bildirime göre TFF, Süper Lig’de mücadele eden spor
kulüpleri ve Paket A Yayın Hakkı Sahibi Digital Platform İletişim Hizmetleri A.Ş. (Digitürk)1
bir araya gelerek, “Türk futbolunun içinde bulunduğu kaotik ortamı ortadan kaldırmaya
yönelik olarak; futbol ekonomisinin taşıdığı riskleri asgari seviyeye indirmek için gerek
duyulan maddi kaynağın yaratılması ve manevi açıdan sadece futbolun konuşulduğu bir
ortamın yeniden sağlanması amacıyla” Paket A Yayın Sözleşmesi’nin, 2017-2018 futbol
sezonunu da kapsayacak şekilde 3 sezon uzatılması hususunda mutabakata
varmışlardır. Bu mutabakat neticesinde Süper Lig kulüpleri taahhütname hazırlamış, bu
içerikte yönetim kurulu kararları tesis etmiş ve bu taleplerini TFF’ye iletmişlerdir. Gelen
talepler bağlamında TFF ve Digitürk yayın hakkı devrinin süresini uzatan bir Ek Sözleşme
imzalamıştır.
(5) Doğan TV Dijital Platform İşletmeciliği (D-Smart) tarafından yapılan başvuruda ise,
TFF’nin mevcut yayıncı Digitürk’ün yayın haklarını ihalesiz olarak uzatmak konusundaki
işleminin 4054 sayılı Kanun kapsamında incelemeye alınması talep edilmektedir. Yapılan
başvuruda, olası uzatma işleminin veya bunun çerçevesini ortaya koyan sözleşmenin
Kanun’un 4. maddesi bakımından rekabet ihlali olduğu ve bireysel olarak muafiyetten
yararlanamayacağı, Türkiye Süper Ligi maç yayın haklarının merkezi olarak
pazarlanması piyasasında hâkim durumda olan TFF’nin ihalesiz uzatma işlemi
gerçekleştirmesi halinde uygulamanın hâkim durumun kötüye kullanılması sayılması
gerekeceği iddia edilmektedir. Başvuru sahibi tarafından bu işlemin gerçekleşmesi
halinde, işlemle ilgili Kanun’un 9. maddesi uyarınca geçici tedbir kararı alınması da talep
edilmektedir.
(6) Anılan başvurular üzerine hazırlanan Bilgi Notu, 09.04.2012 tarihli Kurul toplantısında
görüşülmüş ve 12-18/501-M sayılı karar ile, “Türkiye Futbol Federasyonu tarafından
yapılan başvuruya ilişkin olarak bu aşamada görüş verilemeyeceğine; Türkiye Futbol
Federasyonu ile Paket A yayın hakkı sahibi Krea İçerik Hizmetleri ve Prodüksiyon A.Ş.
arasında imzalanan Ek Sözleşme'ye yönelik olarak 4054 sayılı Kanun kapsamında
muafiyet/menfi tespit incelemesi yapılmasına; Doğan TV Dijital Platform İşletmeciliği A.Ş.
tarafından yapılan başvurunun ve geçici tedbir talebinin yapılacak inceleme kapsamında
değerlendirilmesine” karar verilmiştir.
(7) Söz konusu kararın tebliğ edilmesinin ardından TFF tarafından yapılan ve 18.04.2012
tarih ve 3442 sayı ile Kurum kayıtlarına intikal eden başvuruda, aynı konuyla ilgili olarak
TFF tarafından daha önce yapılan başvurular hakkında Rekabet Kurulunun 12.01.2010
tarih ve 10-04/57-M sayılı kararı ile “TFF’nin yetkisi dâhilindeki futbol müsabakalarına
ilişkin merkezi pazarlama yetkisinin, 5894 sayılı Kanun’un açık hükümlerine dayanması
nedeniyle söz konusu hakların satışına yönelik ihale şartnamelerinin bu açıdan 4054
sayılı Kanun kapsamında değerlendirilebilme imkânı bulunmadığı” ve 27.10.2011 tarih ve
11-54/1377-487 sayılı Kurul kararı2 ile “başvuru konusunun 4054 sayılı Kanun
kapsamında inceleme olanağının bulunmaması nedeniyle talebin reddine karar verildiği”
hususlarının kendilerine iletildiği, gelinen son aşamada 09.04.2012 tarih ve 12-18/501-M
sayılı Kurul kararının bahse konu kararlarla uyumsuzluk gösterdiği ifade edilmekte ve söz
konusu kararın idareye güven ve idari işlemlerde istikrar ilkeleri gereği Kurulun istikrar
kazanmış kararlarıyla uyumlu hale getirilmesini teminen İdari Yargılama Usul Kanunu
(İYUK)’nun 11. maddesi uyarınca yeniden değerlendirilmesi talep edilmektedir. Söz
1 Yeni unvanı Krea İçerik Hizmetleri ve Prodüksiyon A.Ş.
2 Söz konusu karar, Play-off maçlarının yayın hakkının Digitürk’e verilmesinin haksız rekabete sebep
olacağı iddiasını taşıyan ve Kurum kayıtlarına 24.08.2011 tarih ve 6140 sayı ile giren başvuruya ilişkin
olarak verilmiştir.
12-23/659-181
4/22
konusu başvuru 25.04.2012 tarih ve 12-22/590-Mİ sayılı Kurul kararı ile incelemeye
alınmıştır.
(8) Menfi tespit/muafiyet incelemesi kapsamında, TFF ve Digitürk’e konuya ilişkin
değerlendirmelerinin talep edildiği bilgi isteme yazıları gönderilmiştir.
(9) TFF’nin Kurum kayıtlarına 24.04.2012 tarih ve 3557 sayı ile intikal eden yazısında özetle;
5894 sayılı Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun uyarınca,
TFF’nin, özel hukuk hükümlerine tabi, tüzel kişiliğe sahip, özerk bir kuruluş olduğu, bu
kanunun yürürlükten kaldırdığı 3813 sayılı Kanun'dan farklı olarak TFF’nin yeni kanunuyla
birlikte artık Spordan Sorumlu Devlet Bakanlığı'nın gözetim ve denetiminden çıkarılarak
özel bir yapıya kavuştuğu, başka bir deyişle TFF’nin bu kanunla kamu denetiminden
çıkarıldığı, TFF’nin bu yapıya sahip olduğunun açık bir örneği olarak Anayasa
Mahkemesi'nin bir kararının bulunduğu ve benzer şekilde 17.03.2011 tarihli 6214 sayılı
Kanun’la yapılan değişiklikle Anayasa'nın 59. maddesinin "Spor federasyonlarının spor
faaliyetleri yönetimine ve disiplinine ilişkin kararlarına karşı ancak zorunlu tahkim yoluna
başvurulabilir. Tahkim kurulu kararları kesin olup bu kararlara karşı hiçbir yargı merciine
başvurulamaz." hükmünü haiz olduğu belirtilmektedir. Anılan yazıda son olarak, TFF’nin
yayın haklarına ilişkin mevzuatına atıf yapılarak Ek Sözleşme’ye ilişkin görüş
başvurularının 4054 sayılı Kanun kapsamında inceleme olanağının bulunmamasına karar
verilmesi talep edilmektedir.
(10) Digitürk’ün Kurum kayıtlarına 17.04.2012 tarih ve 3385 sayı ile intikal eden cevabi
yazısında ise; sahip olduğu 11 yıllık tecrübenin verdiği know-how ve teknolojik birikim
sonucunda Digitürk’ün tüketici/müşteri odaklı bir şirket politikasını ilke edindiği; Digitürk’ün
sunduğu değişik ürün paketleri ve tek maç satın alma hakkı gibi uygulamalar sayesinde
tüketicilerin, Süper Lig maçlarını daha ekonomik ve kaliteli olarak izleme imkanı bulduğu;
futbolseverlerin beklentisinin, Digitürk’ün halihazırda sunduğu kaliteli içerik ve hizmetlerin
yanında, ekonomik bir bedelle Lig TV yayın kalitesinde Süper Lig'e de erişmek olduğu;
Lig TV’nin Digitürk’ün en geniş üye portföyüne sahip lider firma olarak sunması gereken
bir ürün olduğu; Digitürk’ün şike skandalı sebebiyle uğradığı zararı futbolseverlere
yansıtmayı hiçbir zaman düşünmediği, üyelerini vermiş oldukları taahhüdü öne sürerek
mağdur etmek yolunu seçmediği, olası ticari riskleri göze alarak talep etmeleri halinde
koşulsuz olarak abonelerine üyelik iptal etme özgürlüğünü verdiği; 2010 yılında yapılan
ihalede, yayın hakları farklı paketlere ayrılarak ihale gerçekleştirildiğinden, piyasadaki
rekabetin önemli ölçüde sınırlandırılmasının söz konusu olamayacağı; geçmiş yıllarda
yaşanan tecrübeler dikkate alındığında, futbol yayınlarında yayın haklarının el
değiştirmesinin çeşitli açılardan tüketicilerin mağduriyetine neden olduğu; TFF ve kulüp
başkanlarının sıkça değiştiği bu ortamda Digitürk’ün, futbola denge getirdiği ve sergilediği
yapıcı yaklaşım ile sektörde stabiliteyi sağlayarak, futbola güç ve kararlılık kazandırdığı;
TFF'nin 2010 yılında gerçekleştirdiği ihale şartnamesinde de yeni ihale açma süresinin
belirlenmiş olduğu ve hali hazırda yeni ihale açamayacağı, inceleme konusu Ek
Sözleşme ile 3 yıllık uzatma süresinde bedelin, TFF lehine arttırıldığı; futbol ekonomisinin
içinde bulunduğu ağır ekonomik ve sosyal sonuçları olan krizden çıkma yolunun ancak
arzu edilen “güven ortamının” yeniden sağlanması yolu ile gerçekleşebileceği dikkate
alınarak ve resen göz önüne alınacak sair gerekçelerle TFF ile Digitürk arasında
akdedilen 05.03.2012 tarihli Ek Sözleşme’ye Kanun'un 5. maddesi kapsamında muafiyet
tanınmasına karar verilmesi talep edilmektedir.
(11) TİCARİ SIR
12-23/659-181
5/22
(12) Yine D-Smart tarafından gönderilen ve Kurum kayıtlarına 27.04.2012 tarihinde intikal
eden yazıda ise; Rekabet Kurulunun, TFF ile Digitürk arasında imzalanan sözleşmenin
süresinin 2008-2010 yıllarını içerecek şekilde iki yıl uzatılmasına ilişkin verdiği 22.09.2005
tarih ve 05-59/880-237 sayılı menfi tespit kararındaki süre uzatım şartlarının mevcut
durumda geçerliliğini yitirdiği; bu nedenle söz konusu kararın emsal teşkil edemeyeceği,
zira kulüplerin havuz sisteminden çıkma tehdidinde bulunmalarının yasal olarak imkânsız
hale geldiği; zaman ve potansiyel alıcılar bakımından değerlendirildiğinde yeni sezon için
ihaleye çıkılmasının mümkün olduğu; ihale yapılmadan yayın haklarının süresinin
uzatılmasının Süper Lig’in yayın hakları pazarında faaliyet göstermek isteyen D-Smart ve
diğer istekli yayıncıların pazara girmesini engelleyeceği; 2005 yılında alınan kararın ilk ve
son nitelikte istisnai bir karar olduğu; ihalesiz süre uzatımına bir kez daha izin verilmesi
halinde ihalesiz süre uzatımının istisnai niteliğinin ortadan kalkacağı; Digitürk’ün dijital
platform hizmetleri pazarındaki tek oyuncu olmadığı ve yatırımının geri dönüşünü elde
etmesi için yeterli zamanın geçtiği; Digitürk’ün yatırımlarının ne ölçüde geri dönüş
sağladığı hesaplanırken pazar kapama etkisi sayesinde yaşanan gelir artışlarının da
dikkate alınması gerektiği; halihazırda Digitürk’e tanınmış olan 4+1 yıllık münhasırlık
süresinin AB Komisyonu ve doktrin tarafından kabul edilen 3 yıllık sürenin oldukça
üzerinde olduğu; maç yayın haklarının bir bütün halinde (blok olarak) tek bir yayıncıya
satılmasına ilişkin bir anlaşmanın 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinde sayılan şartları
sağlayamayacağı; blok halinde satılan maç yayın haklarının süresinin ihalesiz olarak
uzatılmasının ise 5. maddede sayılan şartların hiçbirini karşılamayacağı ifade
edilmektedir.
I.2. Ek Sözleşmenin Tarafları
I.2.1. TFF
(13) TFF, 17.06.1992 tarih ve 3813 sayılı Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri
Hakkında Kanun ile kurulmuş, özel hukuk hükümlerine tabi özerk bir kuruluştur. 3813
sayılı Kanun, 05.05.2009 tarih ve 5894 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılmıştır. 5894
sayılı Kanun’un 3. maddesi TFF’nin yetkilerini aşağıdaki şekilde sıralamıştır:
“a) Türkiye’deki her türlü futbol faaliyetini yürütmek, düzenlemek ve denetlemek.
b) Futbolun gelişmesini ve yurt sathına yayılmasını sağlamak.
c) FIFA ve UEFA’nın yetkili organları tarafından konulan kuralların gereği gibi
uygulanmasını sağlamak, ulusal talimatlar hazırlamak ve Türkiye’yi futbol ile ilgili
konularda yurt dışında temsil etmek.
ç) Yurt içi ve yurt dışı futbol faaliyetleri için plan, program, benzeri her türlü düzenlemeyi
ve anlaşmayı yapmak ve başarılı sonuçlar sağlanması için gerekli tedbirleri almak.
d) Her düzeyde müsabakalar düzenlemek ve milli takımlar ile kulüp takımlarının
uluslararası müsabakalara katılması ve mücadele edebilmesi için gerekli tedbirleri almak.
e) Fair Play kurallarına uygun olarak bağlılık, dürüstlük ve sportmenlik prensiplerini
gözetmek.
f) Üyelerinin, kulüplerin, futbolcuların, hakemlerin, yöneticilerin, teknik direktör ve
antrenörlerin, sağlık personelleri, futbolcu temsilcileri ve müsabaka organizatörleri ile
diğer tüm ilgililerin FIFA, UEFA ve TFF tarafından konulan Statü, talimat ve düzenlemeleri
ile bunların yetkili kurulları tarafından verilen kararlara uymalarını sağlamak.
g) Şiddet, şike, teşvik primi, ırkçılık, doping ve her türlü ayrımcılıkla mücadele etmek.
12-23/659-181
6/22
ğ) Futbolu geliştirmek amacıyla; amatör futbol spor kulüp ve federasyonları ile
bünyesinde futbol branşı bulunan engelliler spor federasyonlarına her türlü ayni ve nakdi
yardımda bulunmak.”
(14) Ayrıca TFF, 5894 sayılı Kanun’un 13. maddesi uyarınca yayın haklarını merkezi olarak
pazarlamakta ve elde edilen geliri yetkili organlar tarafından alınacak kararlar uyarınca
kulüplere dağıtmaktadır.
I.2.2. Digitürk
(15) 1999 yılında kurulan Digitürk, sahip olduğu platformun içerik hizmetlerinin pazarlanması
ve tüketicilere üyelik satışı alanında faaliyet göstermektedir.
(16) Digitürk, TFF’nin açmış olduğu ihale sonucu Süper Lig Paket A Yayın Hakları’na ve
Türkiye Basketbol Ligi müsabakalarını 2015 sezonu sonuna kadar münhasıran yayınlama
hakkına sahiptir. (…..)
I.3. Ek Sözleşme
(17) TFF ile Digitürk arasında imzalanan Ek Sözleşme’nin esası, sözleşmenin giriş bölümünde
yer almaktadır. (…..)
(18) Beş maddelik sözleşmenin ilk maddesi sadece uzatma sonucunda değişecek olan ihale
dönemi ve sözleşme süresi konularını düzenlemektedir. Sözleşme’nin 2., 3. ve 5.
maddeleri ise Ek Sözleşme ile yapılan düzenlemenin finansal sonuçlarını ortaya
koymaktadır.
(19) Ek Sözleşme’nin 4. maddesi ise, sözleşmenin yürürlüğe girmesini, rekabeti engelleyici,
bozucu ve kısıtlayıcı olmadığı yönünde Rekabet Kurumundan menfi tespit veya muafiyet
kararı alınması ve/veya Rekabet Kurumunun sözleşmenin 4054 sayılı Kanun kapsamında
incelenemeyeceğine dair bir karar vermesi şartına bağlamaktadır.
I.4. TFF İle Yayıncı Kuruluş Arasındaki Sözleşmeleri Konu Alan Geçmiş Rekabet
Kurulu Kararları
(20) TFF ile hak sahibi yayıncı kuruşlar arasındaki sözleşmeler daha önceki Rekabet Kurulu
kararlarında da ele alınmıştır. 28.05.1996 tarihinde TFF ve Cine 5 arasında
gerçekleştirilen sözleşme, imzalanması esnasında 4054 sayılı Kanun yürürlükte olmasına
karşın bu Kanunu uygulamaktan sorumlu Rekabet Kurumunun faaliyetine başlamamış
olması sebebiyle rekabet hukuku açısından incelenmesi mümkün olmamıştır. Kurumun
faaliyete geçmesinin ardından Rekabet Kurulu TFF ve Cine 5 hakkında 28.05.1998
tarihinde soruşturma açılmasına karar vermiştir. Ancak, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
tarafından 08.06.1998 tarihinde onanan İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi’nin
08.07.1997 tarihli kararındaki “….sözleşmenin…rekabetin önlenmesi hakkındaki yasa
hükümlerine…aykırı hükümler içermediği” şeklindeki gerekçe sebebiyle, 11.10.1999
tarihli ve 99-46/500-316 sayılı kararın alındığı ilgili soruşturmada TFF ile Cine 5 arasında
imzalanan yayın sözleşmesine ilişkin bir karar verilememiştir.
(21) 06.02.2001 tarihli ve 01-07/62-19 sayılı kararda ise bu kez TFF ile Teleon arasındaki
sözleşme incelenmiştir. Bu sözleşmenin Cine 5 ile imzalanmış bir önceki sözleşme ile
birbirine çok benzer düzenlemeler getirdiği ve bu bakımdan önceki sözleşmenin 4054
sayılı Kanun’a uygunluğuna ilişkin yargı kararının geçerliliğini tartışılır kılacak herhangi bir
gelişme yaşanmadığı saptanarak, TFF ile Teleon arasında imzalanan yayın
sözleşmesinin 4054 sayılı Kanun’a aykırılık içermediğine hükmedilmiştir.
(22) Kurulun 28.08.2002 tarih ve 02-50/636-258 sayılı kararında ise TFF’nin 3813 sayılı
Kanun’un verdiği yetkileri kullanırken dilediğince davranma hakkına sahip olmadığı,
Kanun’un emredici hükümleri dışındaki uygulamalarında özgürlüğünün diğer kanunlarla
12-23/659-181
7/22
sınırlı olduğu ve TFF’nin soruşturma konusunu oluşturan sözleşmeye yansıyan iradesine
de bu gözle bakılması gerektiği vurgulanmıştır. Bu kapsamda, TFF ile yayıncı kuruluş
arasındaki sözleşmenin (bu sözleşme Yayın Talimatı hükümlerine dayandırılsa dahi) özel
hukuk hükümlerine tabi ve dolayısıyla 4054 sayılı Kanun’un uygulama alanı içerisinde
olduğu belirtilmiştir. Sözleşmede yer alan münhasırlık konusunun TFF tarafından 3813
sayılı Kanun’a istinaden yayınlanan Yayın Talimatı’na dayanması, sözleşmenin konu,
süre ve kapsam bakımından değerlendirilmesinde ise söz konusu hükümlerin mevcut
koşullar altında rekabeti kısıtladığına dair yeterli bulguya ulaşılamaması sebebiyle 4054
sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında bir ihlalin var olduğunun ileri sürülemeyeceğine
karar verilmiştir.
(23) 2005 sezonu başında ortaya çıkan koşullar ve havuz sisteminin bozulması tehlikesi
karşısında TFF’nin ek gelir yaratmak amacıyla Digitürk ile imzalanan sözleşmeyi
uzatması yoluna gitmesi üzerine Ek Protokol için Rekabet Kurumundan menfi tespit
talebinde bulunulmuştur. 22.09.2005 tarih ve 05-59/880-237 sayılı kararda bahse konu
Ek Protokol içeriği itibarıyla yalnızca süre açısından incelenmiş ve sözleşmenin 4 yıldan 6
yıla çıkarılmasının, mevcut koşullar dâhilinde 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi
kapsamında rekabeti sınırlayıcı bir işlem olmadığı sonucuna ulaşılarak, menfi tespit
belgesi verilmiştir.
(24) Anılan kararda, mevcut başvuruda yer alan hususa benzer şekilde TFF ile Digitürk
arasındaki Yayın Sözleşmesi’nin ihalesiz olarak uzatılması talep edilmiş ve bunun,
“oluşan olağandışı koşullar sebebiyle bir zorunluluk olarak ortaya çıktığı, istisnai olarak ilk
ve son kez yapıldığı” vurgulanmıştır. Yine benzer olarak futbol kulüplerinin içerisinde
bulundukları mali krizin aşılması için yegane çözümün, Sözleşme’nin süresinin uzatılması
olduğu belirtilmiştir. Ancak, TFF tarafından sunulan ve Rekabet Kurulu tarafından ilgili
Sözleşme’ye menfi tespit verilmesi için dikkate alınan hususların mevcut durumda
geçerliliğini korumadıkları anlaşılmıştır. Nitekim, 05-59/880-237 sayılı kararda, ihaleye
yalnızca Digitürk’ün teklif vermiş olduğu, bu teşebbüsün dijital platform hizmetleri
pazarında faaliyet gösteren tek kuruluş olduğu, Digitürk’ün yaptığı yatırımların geri
dönüşünü alabilmesi için yeterli zaman geçmediği, pazara girişinin henüz
tamamlanmadığı, haber amaçlı görüntülerin erişilebilir olduğu ve bazı maçların yayınının
TRT’ye devredildiği vurgulanmıştır.
(25) Yukarıda özetlerine yer verilen kararlardan, Kurul’un genel anlamıyla TFF ile ihaleyi
kazanan yayıncı kuruluş arasında maç yayın haklarının devrine ilişkin imzalanan
sözleşmelerin 4054 sayılı Kanun’un uygulama alanı içerisinde yer aldığına hükmettiği
anlaşılmaktadır.
(26) Bunun yanında, 2010-2011 ilâ 2013-2014 (ve uzatmaya ilişkin şartların gerçekleşmesi
halinde 2014-2015) futbol sezonlarına ait “TFF Süper Lig” ve “TFF 1. Lig” futbol
müsabakalarının yayın haklarının devrine yönelik olarak TFF tarafından hazırlanan
şartname taslaklarına ilişkin Rekabet Kurulundan görüş talep edilmesi üzerine alınan
12.01.2010 tarihli ve 10-04/57-M sayılı kararda aşağıdaki hususlara yer verilmiştir:
a. TFF’nin yetkisi dâhilindeki futbol müsabakalarına ilişkin merkezi pazarlama
yetkisinin, 5894 sayılı Kanun’un açık hükümlerine dayanması nedeniyle söz konusu
hakların satışına yönelik ihale şartnamelerinin bu açıdan 4054 sayılı Kanun
kapsamında değerlendirilebilme imkânı bulunmamaktadır.
b. Benzer şekilde TFF Süper Lig ve TFF 1. Lig medya haklarının devrine ilişkin
hazırlanan şartname ve sözleşmelerde yer alacak futbol müsabakalarının yayın
haklarının pazarlanması ile ilgili hususlar TFF’nin Kanun’dan kaynaklanan yetkisi
dâhilinde belirlenmektedir.
12-23/659-181
8/22
I.5. Değerlendirme
I.5.1. Ek Sözleşmenin Rekabet Hukuku Çerçevesindeki Statüsü
I.5.1.1. TFF’nin Teşebbüs Niteliği
(27) Ek Sözleşme, iki teşebbüs arasında imzalanan ve ödemeli televizyon yayıncılığı
pazarında birincil öneme sahip içeriğin (Türkiye Süper Ligi yayın hakkının) münhasır
olarak devrini düzenleyen bir anlaşmadır. Söz konusu anlaşmanın rekabet hukuku
bakımından incelenmesi gereken ilk yönü, taraflardan TFF’nin teşebbüs niteliği olup
olmadığıdır. 4054 sayılı Kanun’un 3. maddesinde teşebbüs, “piyasada mal veya hizmet
üreten, pazarlayan, satan gerçek ve tüzel kişilerle, bağımsız karar verebilen ve ekonomik
bakımdan bir bütün teşkil eden birimler” şeklinde tanımlanmıştır. Mevcut dosyada TFF,
2010 yılında 321 milyon dolar bedelle ihale edilen bir hak üzerinde bağımsız olarak
tasarrufta bulunmaktadır. 06.02.2001 tarihli ve 01-07/62-19 sayılı Kurul kararında da “özel
hukuk tüzel kişisi olan TFF, ekonomik nitelik taşıyan faaliyetleri dolayısıyla bir teşebbüs
olarak kabul edilmektedir” ifadesi yer almaktadır. Ek Sözleşme’nin, imzalayan tarafların
teşebbüs niteliğini haiz olmaları bakımından 4054 sayılı Kanun’un kapsamında olduğu
kanaatine varılmıştır.
I.5.1.2. Ek Sözleşme’nin Rekabeti Sınırlayıcı Niteliği
(28) Ek Sözleşme’nin tarafları bakımından 4054 sayılı Kanun’un kapsamında olduğu tespitinin
ardından incelenmesi gereken husus anlaşmanın Kanun’un 4. maddesine göre hukuka
aykırı ve yasak olan rekabeti sınırlayıcı bir anlaşma olup olmadığıdır. Bu değerlendirme
bakımından kritik olan nokta futbol yayın haklarının ödemeli televizyon yayıncılığı ve
dijital platform hizmetleri pazarlarında faaliyet göstermek açısından taşıdığı önemdir.
Tüketicilerin ödemeli yayıncılık hizmetlerine olan taleplerinin ana belirleyicisi ulaşılabilir
içeriğin ne olduğudur. Bir platform tarafından sunulan katma değerli hizmetler,
tüketicilerin izleme deneyimini iyileştirse de, bunların, esas çekiciliğe sahip içeriğin o
platformda bulunmamasını telafi edemeyeceği belirtilmektedir. Günümüzde önemli spor
müsabakalarının yayın hakları, güncel sinema filmleriyle birlikte ödemeli televizyon
kanallarının başlıca içeriğini oluşturmaktadır.3 Özellikle ödemeli televizyon yayıncılığı ve
dijital platform işletmeciliği pazarları açısından futbol yayın haklarına sahip olmak
yayıncıya çok önemli bir avantaj sağlamakta, haklara sahip olmamak ise pazarda faaliyet
göstermeyi veya piyasaya yeni giriş yapmayı oldukça zor hale getirmektedir. Bu
bağlamda rekabet hukuku açısından bir pazarda münhasırlık yetkisi veren bir hakkın
devrini içeren Ek Sözleşme’nin, söz konusu hakkın ödemeli televizyon yayıncılığı ve dijital
platform hizmetleri pazarları için çok büyük ekonomik değer ve önem taşıması sebebiyle,
rekabeti sınırlayıcı nitelik taşıdığı açıktır.
I.5.1.3. Rekabet Kurumunun Yayın Haklarının Devri Konusundaki Yetkisi
(29) Dosya kapsamında değerlendirilen diğer bir husus, TFF’nin yayın haklarının devri
konusunda yürütmekte olduğu faaliyetlerinin 4054 sayılı Kanun’un kapsamı dışında olup
olmadığıdır. Rekabet Kurulunun bu konuyla ilgili kararlar tesis ettiği süre zarfında
3 Avrupa Birliği Komisyonu Newscorp/Telepiu kararında güncel ve değerli filmler ile ülke takımlarının yer
aldığı, düzenli oynanan futbol müsabakalarına ilişkin hakların, tüketicilerin belirli bir ödemeli kanal veya
platforma abone olmasının temel belirleyici faktörü olduğunu belirtmiştir. Benzer şekilde, İngiltere Premier
Ligi’nin medya haklarının birlikte satışına ilişkin uygulamasına muafiyet tanıdığı kararında, futbolun, ödemeli
televizyon yayıncılığının gelişimindeki temel itici güç olduğunu vurgulamıştır. Alman ödemeli televizyon
yayıncısı Premiere’nin 2005/2006 sezonu için Bundesliga 1 Ligi’nin yayın haklarını kaybetmesinden sonra
abone tabanının %42’sini kaybetmesi ve hakların yeni sahibi Unity/Arena’nın sadece birkaç ay içerisinde
900.000 yeni abone kazanması söz konusu durumu destekler niteliktedir.
12-23/659-181
9/22
yürürlükte olan 3813 ve 5894 sayılı TFF Kanunlarının sırasıyla 29. ve 13. maddeleri
değerlendirmede dikkate alınmıştır.
(30) 3813 TFF Kanunu’nun “Yayınların Düzenlenmesi” başlıklı 29. maddesi: “Futbol
müsabakalarının televizyon, radyo ve her türlü teknik cihaz ve benzeri araçlarla
yayınlanmasına, yayınların düzenlenmesine ve programlanmasına münhasıran
Federasyon Yönetim Kurulu yetkilidir. Milli müsabakalar şifreli yayınlanamaz” şeklindedir.
(31) 05.05.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5894 sayılı TFF Kanunu’nun “Yayınların ve Protokol
Tribünlerinin Düzenlenmesi” başlıklı 13. maddesinde ise: “Türkiye Cumhuriyeti sınırları
içindeki tüm futbol müsabakalarının televizyon, radyo, internet ve her türlü teknik cihaz ve
benzeri araçlarla yayınlanmasına, iletilmesine, yayınların düzenlenmesine ve
programlanmasına münhasıran Yönetim Kurulu yetkilidir… Anılan yetki özellikle TFF’nin
yayın haklarının merkezi olarak pazarlanmasını ve elde edilen gelirin yetkili organlar
tarafından alınacak kararlar uyarınca kulüplere dağıtılmasını kapsar.” ifadeleri yer
almaktadır.
(32) İki madde arasındaki temel fark, 5894 sayılı Kanun’un 13/2. maddesinde, 13/1’de ortaya
konan yetkinin “özellikle merkezi olarak pazarlamayı ve elde edilen gelirin kulüplere
dağıtılmasını” kapsadığının ayrıca belirtilmiş olmasıdır.
(33) Rekabet otoritelerinin yetkilerinin sınırlarını değerlendirmek amacıyla yayın haklarının
devri konusunda çeşitli ülkelerde yer alan uygulamaların incelenmesi önem taşımaktadır.
Bu çerçevede, yayın haklarının devri konusunda dört ayrı yapıdan bahsetmek
mümkündür: 1) Müsabakayı düzenleyen federasyon tarafından toplu pazarlık yapılması
ve akabinde elde edilen gelirin kulüplere aktarımı (İngiltere, Fransa, İtalya), 2) Kulüpler
tarafından bağımsız pazarlık yapılması (tekil satış) (İspanya), 3) Federasyon tarafından
pazarlık yapılması için tespit edilmiş maçlar ile kulüpler tarafından tek taraflı olarak
satılabilecek maçların bulunduğu karma bir sistem (UEFA Şampiyonlar Ligi), 4) Maçların
yayınlarının federasyon tarafından gerçekleştirilmesi (Şili). Bu örneklerden de görüleceği
üzere hakların tek elden satımı (5894 sayılı Kanun’daki ifadeyle merkezi pazarlama) ve
kulüpler tarafından tekil satış iki farklı ucu temsil etmektedir. Ancak bu iki uçtan biri olan
tek elden satış, ABD’de uygulamanın rekabet hukuku ihlali olduğuna karar verildikten
sonra, hakkında bir yasa çıkarılarak; İngiltere’de rekabet otoritesinin bireysel satışa
zorlama çabaları başarısız olduktan sonra; Fransa’da da yine 1984 yılında çıkarılan bir
yasa sonucunda hayata geçebilmiştir. Hollanda ve İspanya gibi bazı ülkelerde ise rekabet
otoriteleri yayın haklarının tek elden satışına izin vermemektedir.
(34) Bazı ülkelerde rekabet otoritesi tarafından izin verilmeyen, bazı ülkelerde çıkarılan özel
kanunlar ile korunan tek elden satış yöntemi üç adımlı bir süreç olarak ifade edilebilir. İlk
olarak, kulüpler hakların birlikte satışı konusunda bir mutabakata varmakta, daha sonra
bu tek elden satışı gerçekleştirecek organ (örneğin, federasyon) satışı gerçekleştireceği
koşulları düzenlemekte (örneğin, ihale düzenlemekte ve bu ihale için şartname
hazırlamakta) ve satışı gerçekleştiren organ ile yayıncı kuruluş arasında bir sözleşme
imzalanmaktadır. İlk adım olan birlikte satış uygulaması, rekabeti sınırlayıcı bir anlaşma
niteliğinde olup, ayrı ayrı yayın hakkı sahibi olan kulüplerin fiyat rekabetini ortadan
kaldırmakta ve çıktıyı kısıtlamaktadır. Ayrıca bütün haklar için tek bir fiyat uygulandığı için
fiyat tespiti niteliğinde olduğunu söylemek de mümkündür. Yayın haklarının devredildiği
son aşamada ise satışı gerçekleştiren organ ile yayıncı kuruluş arasında yapılan
sözleşme ise bu kez alt pazarda (genel olarak yayıncılık pazarı, somut olay çerçevesinde
alt pazar tanımları yapılmaktadır) önemli bir içeriğin münhasır olarak devri ve dolayısıyla
pazarı kapama etkisi bağlamında rekabeti sınırlayıcı nitelik taşımaktadır. Bu nedenle,
birlikte satışın kendisi kulüpler arasındaki yayın haklarının satışı bakımından rekabeti
sınırlayan yatay bir anlaşma, satışı yapan organ ile yayıncı kuruluş arasındaki sözleşme
12-23/659-181
10/22
ise alt pazarda rekabeti sınırlayan bir anlaşmadır. Bu çerçevede herhangi başka bir
kanuni düzenlemenin yokluğunda rekabet otoritesinin değerlendirebileceği iki anlaşma
bulunmaktadır.
(35) Ülkemizdeki uygulama incelendiğinde, mevcut dosya öncesinde Rekabet Kurulu
tarafından yukarıda yer verilen üç adımlı teorik çerçevede, Türkiye Süper Ligi’nin yayın
haklarının tek elden satışını yapan TFF’nin hazırladığı şartnameler hakkında
değerlendirme yapıldığı görülmektedir. Bu adımlardan ilki olan birlikte satış
uygulamasının kendisi hakkında 3813 ve 5894 sayılı Kanunlarla birlikte TFF
yetkilendirilmiştir. Zira 5894 sayılı Kanun’un 13/2. maddesi 3813 sayılı Kanun’daki
ifadenin üzerine, anılan yetkinin özellikle merkezi olarak pazarlamayı kapsadığı hükmünü
haizdir. Esasen yayın haklarının devri konusuyla ilgili gelişmelerin ve yapılan mevzuat
değişikliklerinin temel sebeplerinden biri Rekabet Kurumu faaliyetine başlamadan önce
TFF Yönetim Kurulu tarafından 22.04.1996 tarihinde alınan kararla yayın haklarının TFF
tarafından tek elden pazarlanmasına ilişkin havuz sisteminin hayata geçirilmesi ve bu
konuda yaşanan hukuki çekişmelerdir. Bu sistem ile kulüpler kendi istekleriyle yayın
haklarını merkezi olarak pazarlamaya başlamış, ancak zaman zaman elde edilen gelirin
paylaşılması noktasında sıkıntılar yaşamış ve kulüplerin havuz sisteminden çıkma
yönünde talepleri basında yer bulmuştur. Yaşanan bu gelişmeler sonucunda kanun
koyucu, TFF’nin yayın haklarını tek elden pazarlama yetkisine daha açık bir hukuki
dayanak sağlamak amacıyla 5894 sayılı Kanun’un 13/2. maddesini düzenlemiştir.
Böylece, esasen rekabeti sınırlayıcı bir anlaşma olarak değerlendirilebilecek Süper Lig
yayın haklarının tek elden satışı 4054 sayılı Kanun’un kapsamı dışına ve dolayısıyla
Rekabet Kurumunun yetki alanı dışına çıkarılmıştır.
(36) Ancak, 5894 sayılı Kanun’da TFF’nin yayın haklarının devrine ilişkin işlemlerinde 4054
sayılı Kanun hükümlerinin uygulanamayacağına dair doğrudan ya da dolaylı bir hüküm
bulunmamaktadır. 5894 sayılı Kanun’un 13. maddesini Rekabetin Korunması Hakkında
Kanun’un uygulanmasının bir istisnası olarak kabul etmek, bu istisnanın konuyla ilgisi
olabilecek bütün mevzuata şamil olduğunu kabul etmeyi de gerektirecektir. Bu durumda
konuyla ilgili olarak D-Smart tarafından yapılan başvuruda da ortaya konan ve
çeşitlendirilebilecek olan “TFF şartnamelerde ancak belli spor adamlarına kadrolarında
yer veren yayıncılara hakları vermeyi öngörebilecektir”, “Yayıncının RTÜK Kanunu’na
uymamasını talep edebilecektir” gibi durumlar karşısında oluşacak hukuksuzlukların
çözümü mümkün olmayacaktır.
(37) Yukarıda yer alan değerlendirmeler çerçevesinde, 5894 sayılı Kanun’un 13. maddesi
karşısında Rekabet Kurulunun esasen rekabeti sınırlayıcı bir anlaşma olan yayın
haklarının merkezi olarak pazarlanması konusunda işlem tesis edemeyeceği, buna
karşılık TFF’nin, merkezi pazarlama faaliyeti esnasındaki eylemleri bakımından 4054
sayılı Kanun hükümlerine tabi olduğu ve bu bakımdan 12-18/501-M sayılı Kurul kararının,
İYUK’un 11. maddesi uyarınca yeniden değerlendirilmesine gerek olmadığı kanaatine
ulaşılmıştır.
I.5.2. Ek Sözleşmeye İlişkin Bireysel Muafiyet Değerlendirmesi
I.5.2.1. İlgili Pazarlar
(38) Ek Sözleşme’nin Kanun’un 5. maddesi bağlamında bir değerlendirmeye tabi
tutulmasından önce, işlem kapsamındaki ilgili ve/veya etkilenen pazarların tanımlanması
gerekmektedir. Spor müsabakalarının yayın hakları ile ilgili piyasaların
değerlendirilmesinde öne çıkan husus, analiz edilecek iki farklı seviyenin bulunmasıdır:
İçeriğin üretilerek yayın haklarının pazarlandığı/satışının yapıldığı piyasa (üst pazar) ile
bu hakların oldukça önemli bir girdi olduğu ve içeriğin tüketicilere ulaştırıldığı yayıncılık
piyasası (alt pazar).
12-23/659-181
11/22
(39) Bu kapsamda öncelikle futbol müsabakalarının diğer yayın içeriklerinden ayrı bir pazar
teşkil edip etmediği konusu incelenmiştir. Avrupa Birliği Komisyonu UEFA kararında ilgili
pazarın “yıl içerisinde düzenli şekilde oynanan futbol karşılaşmalarının TV yayın
haklarının elde edilmesi” şeklinde tanımlanabileceğini, çünkü bu karşılaşmaların yayın
haklarının TV kanalına belirli bir marka imajı yaratarak yayıncının, perakende pazarda,
diğer içerikler ile ulaşılamayacak olan belli bir izleyici tabanına ulaşmasını sağladığını
belirtmiştir. DFB kararında ise Komisyon futbol maç yayın haklarının, TV ve alternatif
yayıncılık için çok önemli bir girdi olduğunu ve yayıncılar arasındaki reklam gelirleri ile
içerik için ödeme yapacak müşteri bazındaki rekabetin önemli bir parçasını oluşturduğunu
vurgulamıştır.
(40) Geçmiş Rekabet Kurulu kararlarında ise “Türkiye 1. Profesyonel Futbol Ligi (daha sonra
Süper Lig) maçlarının/karşılaşmalarının yayın hakları(nın satışı) pazarı” şeklinde bir pazar
tanımı yapılmıştır.4 Bu pazar tanımlanırken, 1. Lig/Süper Lig müsabakalarının devamlılığı
ve izleyici tercihleri, yayın haklarının yayıncı için taşıdığı risk, yayıncı-reklamveren ilişkileri
gibi kriterler incelenerek, ürünün niteliği, teknik özellikleri ve kullanıcı tercihleri açısından
bu karşılaşmalara ilişkin hakların diğer spor müsabakalarının yayın hakları ile ikame
edilemeyeceği sonucuna varılmıştır.
(41) Yukarıda yer verilen değerlendirmeler dikkate alınarak, ilgili ürün pazarı “Türkiye Süper
Lig futbol müsabakalarının televizyon yayın hakları pazarı” olarak tanımlanmıştır.
(42) Öte yandan, önemli spor müsabakalarının yayın hakları, ödemeli televizyon yayıncıları
ve/veya dijital platform işletmecilerinin başlıca içeriğini oluşturmaktadır. Ödemeli
televizyon yayıncılığı, tek kanal üzerinden yapılabileceği gibi (geçmiş yıllardaki Cine 5 ve
Teleon örnekleri) çok sayıda ve çeşitte kanal içeren platformlar üzerinden de
yapılabilmektedir. Geçmiş Kurul kararlarına bakıldığında, ödemeli televizyon
yayıncılığının açık televizyon yayıncılığından ayrı bir pazar olarak tanımlandığı
görülmektedir. Kurul, ödemeli televizyon yayıncılığında program sağlayıcısı ile aboneler
arasında ticari bir ilişkinin söz konusu olduğunu, reklam gelirleriyle yayınların finanse
edildiği açık yayıncılıkta ise yayıncının izleyici ile yalnızca dolaylı bir ilişkisinin
bulunduğunu belirterek, bu durumun iki yayıncılık türü arasındaki yayın anlayışını, izleyici
gözünde birbirinin ikamesi olamayacak derecede değiştirdiğini vurgulamıştır.
(43) Ayrıca, 22.09.2005 tarih ve 05-59/880-237 sayılı Kurul kararında “Digitürk tarafından
sunulan ve klasik anlamda televizyon yayıncılığından daha fazlasını içeren televizyon
hizmetleri”nin dijital platform hizmetleri olarak tanılanabilecek ayrı bir pazar oluşturduğu
ifade edilmiştir. Günümüzde D-Smart, Teledünya ve Türksat’ın da dijital platform hizmeti
sundukları görülmektedir.
(44) Hâlihazırda Digitürk’ün faaliyetlerinin hem ödemeli televizyon yayıncılığı hem de dijital
platform yayıncılığı/hizmetleri altında değerlendirilebileceği ve Süper Lig müsabakalarının
bahse konu iki pazar açısından da kritik öneme sahip olduğu dikkate alınarak, “ödemeli
televizyon yayıncılığı pazarı” ve/veya “dijital platform yayıncılığı/hizmetleri pazarı” da ilgili
pazar olarak belirlenmiştir.
(45) Digitürk’ün sahip olduğu Paket A, karasal vericiler, kablo, uydu, IPTV/Internet (Web) TV,
3G mobil telefon şebekelerinin tamamı üzerinden münhasır yayın hakkını kapsamaktadır.
İnternet teknolojisindeki gelişmeler ve ülkemizde fiber optik altyapıya olan yatırımın
artmasıyla önümüzdeki yıllarda internet bağlantı hızlarında yaşanması beklenen artışlar
IPTV/Internet TV üzerinden canlı yayın futbol müsabakalarına olan talebin, dolayısıyla bu
yayın haklarının ekonomik değerinin artacağını göstermektedir. Ayrıca, Türkiye’de mobil
4 Rekabet Kurulunun 99-46/500-316, 01-07/62-19, 02-50/636-258, 04-52/699-180, 05-59/880-237, 05-
61/900-243 sayılı kararları.
12-23/659-181
12/22
şebekeler üzerinden 3G teknolojisiyle genişbant erişimin sağlanmaya başladığı Temmuz
2009 tarihinden itibaren bu pazar çok hızlı bir gelişme göstermiştir. Tüm bu hususlar
birlikte ele alındığında, mevcut dosya kapsamında “alternatif teknolojiler üzerinden Süper
Lig futbol müsabakalarının yayın hakları pazarı” şeklinde ayrı bir ürün pazarı da ortaya
çıkmaktadır.
(46) Paket A haricindeki paketlerdeki 15 dakikalık özet görüntüler ve 3 dakikalık haber amaçlı
görüntüler göz önüne alındığında, TFF ile hak sahibi yayıncı kuruluşlar arasında
imzalanan sözleşmelerin, açık televizyon yayıncılığı pazarında da etki göstermesi söz
konusu olabilecektir.
I.5.2.2. Ek Sözleşme’ye İlişkin Bireysel Muafiyet Değerlendirmesi
I.5.2.2.1.Tarafların Ek Sözleşme’ye Muafiyet Tanınması Yönündeki Görüşleri
(47) Ek Sözleşme’nin tarafları olan TFF ve Digitürk’ün konuya ilişkin görüşleri aşağıdaki
şekildedir:
- TFF tarafından yapılan başvuruda, Ek Sözleşme’nin “Türk futbolunun içinde
bulunduğu [bu] kaotik ortamı ortadan kaldırmaya yönelik olarak; futbol ekonomisinin
taşıdığı riskleri asgari seviyeye indirmek için gerek duyulan maddi kaynağın yaratılması
ve manevi açıdan sadece futbolun konuşulduğu bir ortamın yeniden sağlanması
amacıyla” imzalandığı belirtilmiştir.
- Digitürk tarafından Sözleşme’ye bireysel muafiyet tanınmasına yönelik olarak
gönderilen yazıda 5. maddenin dört koşulunun da sağlandığı ifade edilmiştir.
- Gerek Digitürk gerekse TFF, Ek Sözleşme’nin imzalanmasının bir zorunluluk
olduğuna işaret etmiştir. Bu kapsamda Digitürk tarafından gönderilen yazıda; Şike
Operasyonu’nun Türk futbol ekonomisine olumsuz etkilerinin tartışmasız olduğu, bu
etkinin futbol kulüplerini maddi açıdan yapısal ve aşılması zor görünen bir ekonomik
darlığa düşürdüğü ve ayrıca sosyal açıdan da futbol izleyicisinin futbola bakış açısını
olumsuz yönde etkilediği belirtilmiştir. Futbol kulüplerinin ve TFF’nin kendilerine,
Digitürk’ten elde ettikleri yayın gelirlerinin azalmasına tahammül edemeyeceklerini ve bu
zor dönemde oluşan zararın Digitürk tarafından finanse edilmesini talep ettiklerini beyan
etmeleri üzerine bahse konu Sözleşme’nin imzalandığı vurgulanmıştır. Ek Sözleşme’nin
imzalanmasıyla kendilerinin bankalarla kredi görüşmelerine başladıkları, bankaların
Digitürk’e, mevcut sözleşmenin 2017-2018 sezonunu da kapsayacak şekilde uzatılması
şartıyla uzun vadeli bir finansman sağlayacakları ve bu finansman ile Digitürk’ün TFF’ye
olan ödemelerini gerçekleştireceği belirtilmiştir. Ayrıca Sözleşme’ye muafiyet
verilmemesi halinde şirketlerinin TFF’ye karşı olan edimlerini ve ödemelerini yerine
getiremeyerek temerrüde düşeceği, bunun da Tük futbolunun içinde bulunduğu zor
durumu daha da içinden çıkılmaz bir kaosa sürükleyeceği, telafisi mümkün olmayan
sonuçların ortaya çıkacağı iddia edilmiştir.
- Digitürk tarafından gönderilen bir diğer yazıda ise; Şike Operasyonu sebebiyle
şirketlerinin iş planında yer alan gelirlerinde yaklaşık (…..) Dolar azalma meydana
geldiği, bankalar tarafından Digitürk’e kredi verilmesinin koşullarından birinin Rekabet
Kurulu’nun onayı olduğu, (…..) ifade edilmiştir.
- TFF tarafından gönderilen yazıda; Süper Lig takımlarının birçoğunun toplam gelirleri
içerisinde naklen yayın gelirlerinin payının %(…..) civarında, bazılarında ise %(…..) ile
%(…..) civarında olduğu, naklen yayın gelirlerinin bir diğer öneminin kulüpler tarafından
kullanılan kredilerde teminat olarak gösterilerek temlik edilmeleri olduğu, izleyen yıllarda
naklen yayın gelirlerinin azalmasının bu kredilerin teminatsız kalması ve tüm
operasyonu ve kulübün nakit akışını etkilemesi anlamına geleceği, yaşanan süreçten
kulüplerin sponsor gelirlerinin de olumsuz etkilendiği, finansal fair play uygulaması
12-23/659-181
13/22
sebebiyle 2010-2011 yılında sadece 7 Süper Lig kulübünün UEFA lisansı alabildiği,
yayıncı kuruluşla imzalanan Sözleşme sonrasında bu sayının 9’a çıktığı, UEFA’nın bu
uygulamasından dolayı bazı kulüplerin yaptırımla karşı karşıya kalabildiği (Bursaspor,
Gaziantepspor ve Beşiktaş), yaşanan mali krizin aşılabilmesi için süre uzatımının önemli
ve yegane çözüm olarak ortaya çıktığı ifade edilmiştir.
I.5.2.2.2.Bireysel Muafiyet Analizi
(48) 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinde, Rekabet Kurulunun, teşebbüsler arası anlaşma,
uyumlu eylem ve teşebbüs birlikleri kararlarının 4. madde hükümlerinin uygulanmasından
muaf tutulmasına karar verebilmesi için şu şartların tamamının sağlanması gerektiği
belirtilmektedir: a) Malların üretim veya dağıtımı ile hizmetlerin sunulmasında yeni
gelişme ve iyileşmelerin ya da ekonomik veya teknik gelişmenin sağlanması b)
Tüketicinin bundan yarar sağlaması c) İlgili piyasanın önemli bir bölümünde rekabetin
ortadan kalkmaması d) Rekabetin (a) ve (b) bentlerindeki amaçların elde edilmesi için
zorunlu olandan fazla sınırlanmaması.
I.5.2.2.2.1. Malların üretim veya dağıtımı ile hizmetlerin sunulmasında yeni gelişme
ve iyileşmelerin ya da ekonomik veya teknik gelişmenin sağlanması
(49) Rekabeti sınırlayıcı bir anlaşma sonucunda mal ve hizmet sunumunda ekonomik/teknik
yeni bir gelişme ve iyileşme, ancak ortaya çıkacak böyle bir yararın, objektif olarak
rekabetin kısıtlanmasının olumsuz etkilerini dengeleyici/telafi edici nitelikte olması
sonucunda gerçekleşebilecektir. Anlaşma sonunda iktisadi etkinlik artışları oluşması
böyle bir kriterin sağlanması için gereklidir. Bununla birlikte muafiyet analizine yalnızca
etkinlik tabanlı dar bir bakış açısıyla değil, istisnai durumlara yer veren daha geniş bir
çerçeveden yaklaşılabileceğini savunan görüşler de literatürde bulunmaktadır.
(50) Digitürk tarafından sunulan, Ek Sözleşme’nin Kanun’un 5. maddesinin ilk koşulunu yerine
getirdiğine ilişkin gerekçelerin, genellikle futbol müsabakalarının yayınına ve abonelere
ulaştırılmasına yönelik olarak geçen yıllarda gerçekleştirdiği gelişmeler olduğu
görülmektedir. İlgili yazıda, dosya konusu Ek Sözleşme’nin sağlayacağı gelişme ve
iyileşmelerden bahsedilmemekte birlikte, Digitürk tarafından vurgulanan bu hususların Ek
Sözleşme süresince de devam edeceğinin ifade edilmeye çalışıldığı anlaşılmaktadır.
(51) TFF ve Digitürk’ün birlikte üzerinde durduğu husus ise, Ek Sözleşme ile yaratılacak olan
maddi kaynağın Türk futbolunun içerisinde bulunduğu zor durumdan kurtarılması için
elzem olduğudur. Diğer bir deyişle, bu durumun kamu yararı sağlayacak bir gelişme
olarak ele alındığı noktada, Ek Sözleşme’nin malların üretim veya dağıtımı ile hizmetlerin
sunulmasında iyileşme sağladığı sonucuna varılabilecektir. Nitekim, Türkiye Süper
Ligi’nin devamlılığının sağlanması, futbol müsabakalarının yayınlanabilmesi (ve yayın
hakkının ekonomik değer ifade edebilmesi) açısından gereklilik arz etmektedir. Bununla
birlikte, TFF ve Digitürk tarafından sunulan bilgi ve belgeler, Türk futbolunun ancak Ek
Sözleşme ile “kurtarılabileceği” sonucuna varabilmek için yeterli bulunmamış ve
- Şike Operasyonu sonrasında abone tabanında daralma ve gelirlerinde (…..) Dolarlık
azalma meydana geldiği,
- TFF’ye olan edimleri ve ödemeleri gerçekleştirmenin tek yolunun, Kredi Sözleşmesi’ni
imzalamak olduğu, (…..),
- Kredi Sözleşmesi’nin imzalanmasının şartlarından birinin, mevcut Sözleşme’nin
süresini 3 yıl daha uzatmak olduğu
hususlarının Digitürk tarafından belgelendirilemediği görülmüştür.
Bunun yanında, iddia edilen gelirlerdeki azalmanın, 2010 tarihli ihale sonrası dönemde
ortaya çıkan yayın haklarının maliyetindeki çok yüksek artıştan mı yoksa Şike
12-23/659-181
14/22
Operasyonu’nun bir sonucu olarak mı ortaya çıktığı da mevcut bilgiler ışığında
anlaşılamamaktadır.
(52) Ayrıca TFF, imzalanacak Ek Sözleşme’nin, Süper Lig kulüplerini yaşadıkları mali krizden
nasıl çıkaracağına ve/veya bu krizin aşılmasına ne oranda ve ne şekilde katkı
sağlayacağına ve hangi futbol kulüplerinin yayın gelirlerinin ne kadarını temlik ettiklerine
dair herhangi bir belge sunmamıştır.
(53) Digitürk ve TFF tarafından “Türk futbolunun içerisinde bulunduğu kötü durum” olarak öne
sürülen hususların birbirinin aynı olmadığı görülmektedir. Bu bağlamda Digitürk Şike
Operasyonu’na ve bunun sonucunda yaşadığı zarara vurgu yapmakta, TFF ise futbol
kulüplerinin maddi zorluklarına ve finansal fair play uygulamasının yaratacağı olumsuz
etkilere dikkat çekmektedir. Bu bakımdan, Şike Operasyonu gibi bir durumun
yaşanmadığı noktada da futbol kulüplerinin maddi sıkıntılarının mevcut olduğu dikkate
alındığında5, Süper Lig’in yaşadığı her finansal zorlukta yayın sözleşmesinin ihalesiz
olarak uzatılması yoluna gidilip gidilmeyeceği sorusu yanıtsız kalmaktadır6.
(54) Dolayısıyla, TFF ve Digitürk tarafından Ek Sözleşme’nin Kanun’un 5(a) maddesini
sağladığına ilişkin olarak ele alınabilecek hususlar öne sürüldüğü, ancak bunların önemli
bir kısmının belgelendirilmediği görülmüştür. Bu çerçevede, bahse konu sözleşmenin
Kanun’un 5. maddesinin diğer şartlarını sağlayıp sağlamadığı önem kazanmaktadır.
I.5.2.2.2.2. Tüketicinin bundan yarar sağlaması
(55) Avrupa Birliği tarafından yayınlanan “81(3). Madde Kılavuzu”nda, tüketici yararına ilişkin
ikinci koşulun, rekabeti sınırlayıcı anlaşmanın zorunlu olmayan kısıtlamalar
getirmemesine yönelik üçüncü koşulun sağlanıp sağlanmadığı ele alındıktan sonra
değerlendirilebileceği belirtilmektedir. Bunun sebebi, tüketici yararının oluşup
oluşmadığına ilişkin analizin, anlaşmanın rekabetçi ve rekabet karşıtı etkilerini ortaya
koymayı gerektirmesi ancak zorunluluk koşulunu sağlamayan ve bu sebeple muafiyet
alamayacak olan bir anlaşmanın bahse konu etkilerinin incelenmesine gerek
olmamasıdır.
(56) Mevcut dosya açısından da söz konusu kılavuz çerçevesinde benzer bir tercih yapılarak,
4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinin (b) bendinin incelenmesinden önce (c) ve (d)
bentleri çerçevesinde değerlendirme yapılmıştır.
I.5.2.2.2.3. İlgili piyasanın önemli bir bölümünde rekabetin ortadan kalkmaması
(57) İlgili piyasanın önemli bir bölümünde rekabetin ortadan kalkıp kalkmayacağı sorusunu
yanıtlamak için, rekabeti sınırlayıcı anlaşma sonrasında ilgili piyasalardaki rekabetin ne
kadar sınırlanacağının değerlendirilmesi gerekmektedir. Anlaşma öncesi durumda bile
rekabetin zayıf olduğu pazarlarda, anlaşma ile bu rekabetin iyice sınırlandırılacağı açıktır.
Bu kapsamda hem mevcut hem de potansiyel rekabetin değerlendirmeye dâhil edilmesi
5 Nitekim, Spor Kulüplerinin Mali ve Yönetişim Sorunları ve Bunlara İlişkin Çözüm Önerileri” Hakkında
Rapor’da “futbol kulüplerinin gelirlerindeki geometrik artışın, giderleri de aynı ölçüde artırdığı ve sorunların
bu şekilde başladığı; artan gelirlerin verimli ve etkin bir şekilde kullanılmaması, kötü yönetimlerle de
birleşince, kulüplerin mali disiplinlerinin zaman içinde yok olmaya başladığı” belirtilmekte ve “Türkiye’de
spor kulüpleri 2000-2009 arasında yoğun bir kredi kullanımına yönelmişler, 2000 yılında 127 milyon TL’lik
kredi kullanımı gerçekleştiren Süper Lig kulüpleri için bu tutar toplam kullanımı 2009 yılında 448 milyon
TL’ye yükselmiştir. Kulüpleri borçlanmaya iten en önemli nedenlerden biri de yanlış transfer politikalarından
kaynaklanan sorunlardır.” denilmektedir.
6 22.09.2005 tarih ve 05-59/880-237 sayılı menfi tespit kararında mevcut başvuruda yer alan hususa benzer
şekilde TFF ile Digitürk arasındaki Yayın Sözleşmesi’nin ihalesiz olarak uzatılması talep edilmiş ve bunun,
“oluşan olağandışı koşullar sebebiyle bir zorunluluk olarak ortaya çıktığı, istisnai olarak ilk ve son kez
yapıldığı” ifade edilmiştir.
12-23/659-181
15/22
gerekmektedir. Pazardaki (mevcut ve potansiyel) rekabetin durumu ise pazar paylarının
yanı sıra; pazara giriş engelleri, rakiplerin rekabet gücü ve istekleri, belirli bir ölçekte
pazara yeni giriş olma olasılığı gibi faktörler ile ölçülmektedir.
(58) Ek Sözleşme ile Digitürk’ün Süper Lig müsabakalarına ilişkin yayın haklarının ihalesiz
olarak ve 3 yıl süre ile uzatılması planlanmaktadır. Türkiye 1. Ligi (Süper Lig) futbol
müsabakalarının yayın hakkı 2000-2001 futbol sezonu 2. devre müsabakalarının
yayınlanmasından başlamak üzere yaklaşık 12 yıldır Digitürk’e ait bulunmaktadır. Bunun
yanında 2010 yılında gerçekleştirilen ihale sonucuna göre söz konusu hak 2013-2014
sezonu sonuna kadar (uzatmaya ilişkin şartların gerçekleşmesi halinde 2014-2015
sonuna kadar) Digitürk’e ait olacaktır. Ek Sözleşme’nin hayata geçirilmesi durumunda ise
bu süre 2017-2018 sezonunu da kapsayacak şekilde uzatılacaktır. Dolayısıyla
Digitürk’ün, Süper Lig futbol müsabakalarının canlı yayın hakkına sahip olduğu toplam
süre 18 yıla ulaşacaktır.
(59) Her ne kadar rekabetçi ihale süreçleri sonrasında, yayın hakkının üst üste aynı yayıncı
tarafından sahip olunmasında bir sakınca olmadığı iddia edilebilirse de, yayın
sözleşmelerinin uzun süreli olması ve/veya ek sözleşmelerle sürenin arttırılması yolu ile
ihaleler arası sürenin uzatılması, futbol yayınının kritik öneme sahip olduğu ödemeli TV
yayıncılığı ve dijital platform işletmeciliği pazarlarının rekabetçi bir yapıya kavuşmasını
engelleyici niteliktedir.
(60) Süper Lig müsabakalarının yayın haklarının TFF tarafından münhasıran tek bir yayıncıya
devredilmesi bu pazarda sözleşme süresini kapsayacak bir tekel yaratmakta ve girişleri
engellemektedir. Bu çerçevede, ihalenin gerçekleştiği dönem, pazara giriş için tek olasılık
olarak ortaya çıkmaktadır. Mevcut Sözleşme’nin ihalesiz olarak uzatılmasıyla pazarda
rekabetin sağlanması bir yana Süper Lig yayın hakları pazarına girişler tamamen
engellenmiş olmaktadır. Ayrıca, futbol yayın haklarının ödemeli TV yayıncılığı/dijital
platform hizmetleri pazarı için önemi göz önüne alındığında, Ek Sözleşme’nin bu
pazarlardaki rekabeti önemli ölçüde azaltacağı kanaatine varılmıştır.
(61) Hâlihazırda Digitürk’ün sahip olduğu Paket A, karasal vericiler, kablo, uydu, IPTV/Internet
(Web) TV, 3G mobil telefon şebekelerinin tamamı üzerinden münhasır yayın hakkını
kapsamaktadır. Bu çerçevede, TV yayın hakları haricinde alternatif teknolojiler üzerinden
sunulabilecek hakların da ihalesiz olarak 3 yıl süreyle Digitürk’te kalmasının, teşebbüsün
pazar gücünü arttırarak rekabeti kısıtlayacağı, alternatif teknolojilerin gelişimini
yavaşlatacağı ve bu pazarın oluşmasını engelleyerek tüketici refahını olumsuz yönde
etkileyeceği kanaatine ulaşılmıştır.
(62) TFF tarafından 2010 yılında gerçekleştirilen ihalede, Süper Lig yayın haklarının bedelinin
rekor seviyeye yükselmesinin sebebi Digitürk ile Türk Telekomünikasyon A.Ş. (Türk
Telekom) arasında yaşanan rekabet olarak gösterilebilir. Yayın hakkı pazarına sahip
olmak için yapılan yarışı Digitürk kazanmış olsa da, bu durum Türk Telekom’un mevcut
yayıncı karşısında oldukça güçlü bir (potansiyel) rakip olduğunu göstermiştir. D-Smart ise
Kurumumuza yaptığı başvurusunda yayın haklarına yönelik [potansiyel] talebini iletmiştir.
Bunun yanında hızlı teknolojik gelişmeler de mevcut Yayın Sözleşmesi’nin süresinin
dolduğu 2015 yılına gelindiğinde, farklı teknolojiler üzerinden sunulacak yayın hakları için
potansiyel alıcıların ortaya çıkabileceği yönünde bir gösterge olarak ele alınabilecektir.
(63) Bu bilgiler çerçevesinde, Ek Sözleşme ile Süper Lig müsabakalarının yayın haklarının
Digitürk’e ihalesiz olarak 3 yıl süre ile devredilmesinin Süper Lig müsabakalarının yayın
hakları pazarı başta olmak üzere, ödemeli televizyon yayıncılığı, dijital platform hizmetleri
ve müsabakaların alternatif teknolojiler üzerinden yayınlanması pazarlarındaki rekabeti
önemli ölçüde ortadan kaldıracağı sonucuna ulaşılmıştır.
12-23/659-181
16/22
I.5.2.2.2.4. Rekabetin (a) ve (b) bentlerindeki amaçların elde edilmesi için zorunlu
olandan fazla sınırlanmaması
(64) Rekabetin zorunlu olandan fazla sınırlanıp sınırlanmadığına ilişkin değerlendirmede elde
edilmesi beklenen etkinlik kazanımlarının dosya konusu anlaşmaya özgü olması, diğer bir
deyişle bu kazanımları gerçekleştirmenin iktisadi olarak anlamlı olan ve daha az
sınırlayıcı yollar ile elde edilememesi gerekmektedir.
(65) Hâlihazırda mehaz mevzuatta da en fazla 3 yıl şeklindeki uygulamasından farklı şekilde
4+1’lik süre ile Digitürk’e devredilmiş olan yayın hakları Ek Sözleşme ile toplam 8 yıl söz
konusu teşebbüste kalacaktır. Böyle bir uygulamaya muafiyet tanınması ancak rekabetin
zorunlu olandan fazla kısıtlanmadığının ortaya konulmasıyla mümkündür.
(66) Ek Sözleşme’ye muafiyet tanınmasına ilişkin olarak, Sözleşme’nin Kanun’un 5.
maddesinin (a) ve (b) bentlerini sağladığına ilişkin Digitürk tarafından sunulan gerekçeler,
“HD yayın, ilk 3D canlı maç yayını gibi gelişen teknolojinin, futbol yayınlarında
uygulanması, aylık üyelik sistemi, Digitürk Plus canlı yayını durdurma, geri, ileri alma
imkanı, 2009 yılında aynı anda 7 canlı maç yayını, modüler paket yapısı, Lig TV’nin
dünyada futbol yayıncılığı yapan en iyi yayıncıların sahip olduğu teknolojilere sahip
olması, Digitürk’ün 11 yıllık know-how’a sahip olması” gibi iyileşme ve gelişmelerin
sağlandığı ile “tek maç satın alma özgürlüğü, koşulsuz abonelik iptali, yeni ihale dönemi
ve Şike Operasyonu döneminde abonelere ücret artışı yapılmamış olması, Türkiye’nin
her yerine yayın ulaştırma ve başka bir kuruluşun yayın haklarını devralması sonucu
ortaya çıkacak yeni set-up box maliyetinin mevcut durumda ortaya çıkmaması gibi
sebeplerle tüketicilerin bundan yarar sağlayacağı” şeklindedir.
(67) Söz konusu kazanımlara bakıldığında, bunların Ek Sözleşme’nin imzalanmasına özgü
hususlar olmadığı, Digitürk’ün mevcut sisteminin özelliklerini ifade ettiği görülmektedir.
Bahsi geçen teknolojik gelişmelerin ve müşteri memnuniyetine ilişkin durumların, Süper
Lig futbol müsabakalarının ihalesiz olarak 3 yıl süreyle Digitürk’e devredilmesinden daha
rekabetçi yollarla da elde edilebilmesi mümkündür. Nitekim, Digitürk’ün bu pazardaki
potansiyel rakipleri olan Türk Telekom ve D-Smart’ın da çeşitli şekillerde altyapı ve
teknolojilerine yatırım yaptıkları görülmektedir. Kaldı ki, TFF tarafından pazar için
rekabetin yaratılacağı bir ihale düzenlenmesi durumunda bu ihaleyi de Digitürk’ün
kazanması ve iddia ettiği etkinlikleri yaratması mümkündür.
(68) Ayrıca, Türk futbolunun zor durumunun, Ek Sözleşme’nin imzalanmasıyla aşılacağı ve
bunun da Süper Lig’in ve müsabakaların devamlılığını sağlamak suretiyle tüketici yararı
yaratacağı kabul edilse bile, bu amaca ulaşmanın ilgili pazarlardaki rekabete daha az
zarar verecek yöntemlerle sağlanamayacağı açık değildir. Diğer bir deyişle, Ek
Sözleşme’nin imzalanmasına gerekçe olarak gösterilen “futbol ekonomisinin taşıdığı
riskleri asgari seviyeye indirmek için gerek duyulan maddi kaynağın yaratılması ve
manevi açıdan sadece futbolun konuşulduğu bir ortamın yeniden sağlanması” amacının
sağlanabilmesi için;
- Diğer yayıncılara belirli koşullarda alt lisans verilmesi, hakların bir kısmının
devredilmesi,
- Alternatif teknolojilere ilişkin yayın haklarının ayrı bir şekilde ihaleye çıkarılması,
- Ek Sözleşme’nin süresinin kısaltılması
12-23/659-181
17/22
- gibi yollara başvurulması mümkündür7.
(69) Dolayısıyla, mevcut durumda, Ek Sözleşme’nin rekabeti, Kanun’un 5. maddesinin (a) ve
(b) bentlerindeki amaçların elde edilmesi için zorunlu olandan fazla sınırlandırdığı
sonucuna varılmıştır.
(70) Yukarıda yer verilen değerlendirmeler çerçevesinde, Ek Sözleşme’nin 4054 sayılı
Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 5. maddesi uyarınca muafiyet şartlarını
sağlamadığı sonucuna ulaşılmıştır.
I.5.3. D-Smart Tarafından Yapılan Başvurunun Değerlendirilmesi
(71) D-Smart tarafından yapılan başvuruda; TFF’nin mevcut yayıncı Digitürk’ün yayın haklarını
ihalesiz olarak uzatmak konusundaki işleminin 4054 sayılı Kanun kapsamında
incelenmesi talep edilmektedir. Yapılan başvuruda, olası uzatma işleminin veya bunun
çerçevesini ortaya koyan sözleşmenin Kanun’un 4. maddesi bakımından rekabet ihlali
olduğu ve bireysel olarak muafiyetten yararlanamayacağı, Türkiye Süper Ligi maç yayın
haklarının merkezi olarak pazarlanması piyasasında hâkim durumda olan TFF’nin
ihalesiz uzatma işlemi gerçekleştirmesi halinde uygulamanın hâkim durumun kötüye
kullanılması sayılması gerekeceği iddia edilmektedir. Başvuru sahibi bu işlemin
gerçekleşmesi halinde, işlemle ilgili Kanun’un 9. maddesi uyarınca geçici tedbir kararı
alınmasını da talep etmektedir.
(72) Kurul 09.04.2012 tarih ve 12-18/501-M sayılı kararında “Türkiye Futbol Federasyonu ile
Paket A yayın hakkı sahibi Krea İçerik Hizmetleri ve Prodüksiyon A.Ş. arasında
imzalanan Ek Sözleşme'ye yönelik olarak 4054 sayılı Kanun kapsamında muafiyet/menfi
tespit incelemesi yapılmasına; Doğan TV Dijital Platform İşletmeciliği A.Ş. tarafından
yapılan başvurunun ve geçici tedbir talebinin yapılacak inceleme kapsamında
değerlendirilmesine” karar vermiştir.
(73) Bu çerçevede yapılan değerlendirme sonucunda, Ek Sözleşme’nin 4054 sayılı Kanun’un
5. maddesindeki bireysel muafiyet koşullarını taşımadığı anlaşıldığından, geçici tedbir
talebine yönelik karar alınmasına gerek olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
(74)
J. SONUÇ
(75) Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre,
1- 09.04.2012 tarih ve 12-18/501-M sayılı Kurul kararının, 12.01.2010 tarih, 10-04/57-M
sayılı ve 27.10.2011 tarih, 11-54/1377-487 sayılı Kurul Kararı ile uyumlu hale
getirilmesini teminen İYUK’un 11. maddesi uyarınca yeniden değerlendirilmesi talebinin
reddine OYÇOKLUĞU ile
2- Türkiye Futbol Federasyonu ile Paket A yayın hakkı sahibi Krea İçerik Hizmetleri ve
Prodüksiyon A.Ş. arasında imzalanan Ek Sözleşme’nin 4054 sayılı Kanun’un 5.
maddesi uyarınca muafiyet şartlarını sağlamadığına ve söz konusu Sözleşmeye
muafiyet tanınmamasına Kurul Üyesi Dr. Murat ÇETİNKAYA’nın farklı gerekçesi ve
OYÇOKLUĞU ile
7 Bu gibi yöntemlerin Süper Lig müsabakalarının yayın hakkının değerini düşüreceği iddia edilse de,
hakların (maç günü veya teknolojiye göre) çeşitli paketlere ayrıldığı Avrupa ülkelerinde yayın haklarının
hala çok yüksek ve giderek artan fiyatlarla satıldığı görülmektedir.
12-23/659-181
18/22
3- Doğan TV Dijital Platform İşletmeciliğinin başvurusuna ilişkin olarak geçici tedbir kararı
verilmesine yer olmadığına OYBİRLİĞİ ile
karar verilmiştir.
KARŞI OY GEREKÇESİ
(30.04.2012 tarih ve 12-23/659-181 sayılı Kurul Kararı)
Türkiye Futbol Federasyonu (TFF)’nun, Digital Platform İletişim Hizmetleri A.Ş. (Digitürk)
ile imzaladığı Paket A Yayın Sözleşmesi’nin 2017-2018 futbol sezonunu da kapsayacak
şekilde uzatılması hususunda mutabakata vardıkları Ek Sözleşme’nin değerlendirilmesi
talebine ilişkin başvurusu ile 02.04.2012 tarihinde Kuruma ulaşan Doğan TV Digital
Platform A.Ş. (D-Smart)’nin başvurusunu 09.04.2012 tarihli toplantısında müzakere eden
Kurulumuz, 12-18/501-M sayı ile Ek Sözleşme’ye yönelik olarak muafiyet/menfi tespit
incelemesi yapılmasına, D-Smart’ın başvurusunun da bu kapsamda ele alınmasına oy
çokluğu ile karar vermiştir. Bunun üzerine TFF tarafından; yukarıda özetine yer verilen
kararın, aynı konuda daha önce Kurulca alınan 10-04/57-M ve 11-54/1377-487 sayılı
kararlar ile uyumlu hale getirilmesini teminen 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü
Kanunu’nun 11. maddesine göre düzeltilmesi talep edilmiş, Kurulumuz ise 30.04.2012
tarihli toplantısında 12-23/659-181 sayı ile söz konusu talebin reddine ve anılan Ek
Sözleşme’ye muafiyet tanınmamasına karar vermiştir.
TFF ve Digitürk arasında imzalanan Ek Sözleşme’nin esasını, 04.02.2010 tarihli
sözleşmenin yürürlük süresinin 2017-2018 futbol sezonunu da kapsayacak şekilde
uzatılması teşkil etmektedir. Dolayısıyla TFF tarafından hazırlanan ve yayın haklarının
devri sözleşmesine zemin hazırlayan şartname taslaklarına ilişkin Rekabet Kurulundan
görüş talep edilmesi üzerine alınan 12.01.2010 tarihli ve 10-04/57-M sayılı Kurul kararının
konunun değerlendirilmesinde belirleyici nitelikte olduğu düşünülmektedir.
Bahse konu kararda, şartname ve sözleşmelerde yer alacak futbol müsabakalarının yayın
haklarının pazarlanması ile ilgili hususların TFF’nin 5846 sayılı Kanun’dan kaynaklanan
yetkisi dahilinde belirlendiği, söz konusu şartnamelerde yer alan düzenlemelerin Kurulun
geçmiş kararlarında önemle üzerinde durulan hususlar ile uyum içerisinde olduğu ve bu
şartnamelerde, TFF’nin yayın haklarının pazarlanması ile ilgili yetkisi dışında olup 4054
sayılı Kanun’a aykırılık oluşturacak hükümlere yer verilmediği belirtilerek, bağlayıcı
olmamak kaydıyla ihaleye konu tüm paketlerin tek teşebbüste kalması olasılığının ve
yayın hakları süresinin 4+1 yıllık süreyi kapsamasının rekabetçi açıdan getireceği
mahzurların TFF tarafından göz önünde bulundurulmasına ilişkin görüş bildirilmesi
gerektiği ifade edilmiştir.
Kurulumuzun o dönemde bu kararı verirken dikkate aldığı mevzuatta herhangi bir
değişiklik meydana gelmediği de göz önünde bulundurulduğunda, muafiyet
değerlendirmesine gerek olmaksızın rekabet savunuculuğu bağlamında sözleşmenin
ihalesiz uzatılmasının sakıncalarına ilişkin tavsiye niteliğinde görüş bildirilmesinin yeterli
olacağı kanaati ile çoğunluk görüşe katılmam mümkün olmamıştır.
Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI
Başkan
12-23/659-181
19/22
KARŞI OY GEREKÇESİ
(30.04.2012 tarih ve 12-23/659-181 sayılı Kurul Kararı)
Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) ile Digital Platform İletişim Hizmetleri A.Ş. (Digitürk)
arasında Paket A Yayın Sözleşmesi’nin 2017-2018 futbol sezonunu da kapsayacak
şekilde uzatılması hususunda mutabakata varılması konusunun değerlendirilmesi talebi
ve buna ilişkin başvuruların incelenmesi sonucunda Kurulumuz; “Türkiye Futbol
Federasyonu tarafından yapılan başvuruya ilişkin olarak bu aşamada görüş
verilemeyeceğine; Türkiye Futbol Federasyonu ile Paket A yayın hakkı sahibi Krea İçerik
Hizmetleri ve Prodüksiyon A.Ş. arasında imzalanan Ek Sözleşme'ye yönelik olarak 4054
sayılı Kanun kapsamında muafiyet/menfi tespit incelemesi yapılmasına; Doğan TV Dijital
Platform İşletmeciliği A.Ş. tarafından yapılan başvurunun ve geçici tedbir talebinin
yapılacak inceleme kapsamında değerlendirilmesine” 12-18/501-M sayı ile karar
vermiştir.
Söz konusu karar üzerine TFF tarafından yapılan başvuruda, aynı konuyla ilgili olarak
TFF tarafından daha önce yapılan başvurular hakkında Rekabet Kurulunun 12.01.2010
tarih ve 10-04/57-M sayılı kararı ile “TFF’nin yetkisi dâhilindeki futbol müsabakalarına
ilişkin merkezi pazarlama yetkisinin, 5894 sayılı Kanun’un açık hükümlerine dayanması
nedeniyle söz konusu hakların satışına yönelik ihale şartnamelerinin bu açıdan 4054
sayılı Kanun kapsamında değerlendirilebilme imkânı bulunmadığı” ve 27.10.2011 tarih ve
11-54/1377-487 sayılı Kurul kararı ile “başvuru konusunun 4054 sayılı Kanun
kapsamında inceleme olanağının bulunmaması nedeniyle talebin reddine karar verildiği”
hususlarının kendilerine iletildiği, ancak 9.04.2012 tarih ve 12-18/501-M sayılı Kurul
kararının bahse konu kararlarla uyumsuzluk gösterdiği ifade edilmiş ve söz konusu
kararın İdari Yargılama Usul Kanunu (İYUK)’nun 11. maddesi uyarınca yeniden
değerlendirilmesi talep edilmiştir.
Anılan taleplerin değerlendirilmesi sonucunda özetle, 09.04.2012 tarih ve 12-18/501-M
sayılı Kurul kararının, 12.01.2010 tarih, 10-04/57-M sayılı ve 27.10.2011 tarih, 11-
54/1377-487 sayılı Kurul Kararı ile uyumlu hale getirilmesini teminen İYUK’un 11.
maddesi uyarınca yeniden değerlendirilmesi talebinin reddine ve Ek Sözleşme’ye
muafiyet tanınmamasına 12-23/659-181 sayı ile karar verilmiştir.
Esas itibariyle TFF, 5894 sayılı Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri
Hakkında Kanun uyarınca, özel hukuk hükümlerine tabi, tüzel kişiliğe sahip, özerk bir
kuruluş olarak faaliyette bulunmaktadır. TFF’nin başvurusunda da belirtildiği üzere, bu
Kanun’un yürürlükten kaldırdığı 3813 sayılı Kanun'dan farklı olarak TFF yeni kanunuyla
birlikte artık gerek hiyerarşik gerekse vesayet denetimi bakımından özerk bir yapıya
kavuşmuş, başka bir deyişle TFF bu kanunla ek düzenleme yetkisi ile donatılarak özerk
yapısı güçlendirilmiştir. Söz konusu başvuruda, TFF’nin bu yapıya sahip olduğunun açık
bir örneği olarak Anayasa Mahkemesi'nin bir kararı gösterilmiş ve benzer şekilde
17.03.2011 tarihli 6214 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikle Anayasa'nın 59. maddesinin
"Spor federasyonlarının spor faaliyetleri yönetimine ve disiplinine ilişkin kararlarına karşı
ancak zorunlu tahkim yoluna başvurulabilir. Tahkim kurulu kararları kesin olup bu
kararlara karşı hiçbir yargı merciine başvurulamaz." hükmünü haiz olduğu belirtilmiştir.
TFF’nin yetkilerinin tam olarak anlaşılması için 5894 sayılı Kanun’un 3. maddesine
bakıldığında;
“a) Türkiye’deki her türlü futbol faaliyetini yürütmek, düzenlemek ve denetlemek.
12-23/659-181
20/22
b) Futbolun gelişmesini ve yurt sathına yayılmasını sağlamak.
c) FIFA ve UEFA’nın yetkili organları tarafından konulan kuralların gereği gibi
uygulanmasını sağlamak, ulusal talimatlar hazırlamak ve Türkiye’yi futbol ile ilgili
konularda yurtdışında temsil etmek.
ç) Yurtiçi ve yurtdışı futbol faaliyetleri için plan, program, benzeri her türlü düzenlemeyi ve
anlaşmayı yapmak ve başarılı sonuçlar sağlanması için gerekli tedbirleri almak.
d) Her düzeyde müsabakalar düzenlemek ve milli takımlar ile kulüp takımlarının
uluslararası müsabakalara katılması ve mücadele edebilmesi için gerekli tedbirleri almak.
e) Fair Play kurallarına uygun olarak bağlılık, dürüstlük ve sportmenlik prensiplerini
gözetmek.
f) Üyelerinin, kulüplerin, futbolcuların, hakemlerin, yöneticilerin, teknik direktör ve
antrenörlerin, sağlık personelleri, futbolcu temsilcileri ve müsabaka organizatörleri ile
diğer tüm ilgililerin FIFA, UEFA ve TFF tarafından konulan statü, talimat ve düzenlemeleri
ile bunların yetkili kurulları tarafından verilen kararlara uymalarını sağlamak.
g) Şiddet, şike, teşvik primi, ırkçılık, doping ve her türlü ayrımcılıkla mücadele etmek.
ğ) Futbolu geliştirmek amacıyla; amatör futbol spor kulüp ve federasyonları ile
bünyesinde futbol branşı bulunan engelliler spor federasyonlarına her türlü ayni ve nakdi
yardımda bulunmak.”
gibi oldukça kapsamlı ve özerk niteliğini destekleyici görevlerinin bulunduğu görülecektir.
Ayrıca TFF, 5894 sayılı Kanun’un 13. maddesi uyarınca yayın haklarını merkezi olarak
pazarlamakta ve elde edilen geliri yetkili organlar tarafından alınacak kararlar uyarınca
kulüplere de dağıtmaktadır.
Nitekim Kurulumuz 12.01.2010 tarih ve 10-04/57-M sayılı kararında; TFF’nin Süper Lig
futbol müsabakalarının yayınlanmasına ilişkin yetkisinin hukuki dayanağına yönelik
hususları değerlendirmiş, TFF’nin yetkisi dâhilindeki futbol müsabakalarına ilişkin merkezi
pazarlama yetkisinin, 5894 sayılı Kanun’un açık hükümlerine dayanması nedeniyle söz
konusu hakların satışına yönelik ihale şartnamelerinin bu açıdan 4054 sayılı Kanun
kapsamında değerlendirilebilme imkânı bulunmadığı sonucuna ulaşmıştır. Aynı şekilde
yakın tarihli olan 11-54/1377-487 sayılı bir başka kararımızda da, TFF’nin yayın
haklarının pazarlanmasına ilişkin yukarıda yer verilen mevzuata dayanan yetkisinin
bulunması nedeniyle, play-off maçlarına ilişkin yayın haklarının pazarlanmasına yönelik
dosya konusu başvurunun 4054 sayılı Kanun kapsamında incelenemeyeceği
kararlaştırılmıştır.
Tüm bu hususlar dikkate alındığında, TFF’nin dosya konusuna ilişkin olarak mevzuata
dayanan yetkisinin bulunması ve Rekabet Kurulunun bu noktada, Kanunen verilen bir
yetki konusunda TFF’nin iş ve eylemleri bakımından hukuki uygunluk denetim yetkisinin
olamayacağı nedeniyle anılan Sözleşme’nin 4054 sayılı Kanun kapsamında
değerlendirilemeyeceği görüşüm çerçevesinde çoğunluk kararının 1 inci maddesine
karşıyım. Ayrıca, Kanun kapsamında incelenemeyeceğini düşündüğüm Sözleşme’nin
muafiyet değerlendirmesine alınmasının da mümkün olamayacağı kanaatiyle çoğunluk
kararının 2 nci maddesine de karşıyım.
Prof.Dr. Metin TOPRAK
İkinci Başkan
12-23/659-181
21/22
Rekabet Kurulunun 30.04.2012 gün ve 12-23/659-181 sayılı Kararına
Karşıoy
Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) ile Dijital Platform İletişim Hizmetleri AŞ (Digiturk)
arasında imzalanan futbol müsabakalarıyla ilgili Paket A Yayın Sözleşmesi süresinin
2017-18 dönemini kapsayacak şekilde temdidi hususunda yapılan başvurunun Kurul
tarafından müzakeresi sonucunda, konu hakkında 4054 sayılı Kanun kapsamında menfi
tespit ve muafiyet incelemesi yapılmasına ve Doğan TV Digital Platform A.Ş talebinin de
aynı inceleme çerçevesinde değerlendirilmesine oy çokluğuyla karar verilmiştir. Bu defa
TFF tarafından, 9.4.2012 tarih 12-18/501-M sayılı Kurul kararının, aynı konuda daha
evvel Kurulca alınmış olan 10-04/57-M ve 11-54/1377-487 sayılı kararlar ile uyumlu hale
getirilmesini teminen İdari Yargılama Usulü Kanunun 11. maddesine göre yeniden
değerlendirilmesi talep edilmiş, Kurul ise söz konusu talebin reddine ve TFF ile Digiturk
arasında bahse konu sözleşmeye muafiyet tanınmamasına karar vermiştir.
Kurul’un 9.4.2012 tarih ve 12-18/501-M sayılı ara kararına muhalefet şerhinde de
belirttiğimiz gibi, TFF 5846 sayılı kuruluş Kanununda yapılan muhtelif değişiklikler
sonucunda Türkiye Cumhuriyeti sınırları dâhilindeki futbol müsabakalarının televizyon,
radyo ve internet gibi mecralarda yayını ve iletimi ile yayın haklarının merkezi bir şekilde
pazarlanması ve elde edilen gelirlerinin kulüplere dağıtımı konusunda münhasır bir
düzenleyici otorite statüsüne kavuşturulmuştur.
Diğer taraftan daha önce aynı veya benzer konularla ilgili olarak yapılan başvurular
hakkında Kurulumuzca kabul edilen 10-04/57-M ve 11-54/1377-487 sayılı Kararlarla,
TFF’nun futbol müsabakalarının düzenlenmesi konusundaki münhasır yetkilerini teyid
eder mahiyette bir yaklaşım benimsenerek mezkûr başvurularla ilgili olarak bu istikamette
görüş bildirilmekle iktifa olunmuştur.
Açıklanan sebeplerle; Federasyon ile bahse konu yayın kuruluşu arasında futbol
müsabakalarının yayınlanmasına ilişkin sözleşmede bazı değişiklikler yapılması talepli
başvuru hakkında muafiyet incelemesi yapılmasına dahi gerek duyulmadan, TFF’nin
5846 sayılı kanunun 13. maddesiyle bu konuda münhasır düzenleyici otorite haline
getirilmiş olması dikkate alınarak, yalnızca 4054 sayılı kanunun 9. maddesi hükümlerine
göre rekabet savunuculuğu bağlamında tavsiye niteliğinde görüş gönderilmesi ile
yetinilmesi gerektiği kanaatiyle çoğunluk görüşüne katılmamız mümkün olmamıştır.
Doç. Dr. Mustafa ATEŞ
Kurul Üyesi
12-23/659-181
22/22
Rekabet Kurulu’nun 30.04.2012 tarih ve 12-23/659-181 sayılı Kararına;
FARKLI GEREKÇE
Kurul’un 12-23/659-181 sayılı kararında, Türkiye Futbol Federasyonu ile Digital Platform
İletişim Hizmetleri A.Ş. arasında Paket A Yayın Sözleşmesi’nin 2017-2018 futbol
sezonunu da kapsayacak şekilde uzatılması hususu 4054 sayılı Rekabetin Korunması
Hakkında Kanun çerçevesinde değerlendirilmiştir. Kurul’un mezkur kararında, bahsedilen
anlaşmanın Kanunun 4. maddesi kapsamında olduğu ve yine Kanunun 5. maddesi
çerçevesinde de söz konusu anlaşmaya muafiyet tanınamayacağı sonucuna ulaşılmıştır.
Kararın bu kısmına katılmakla birlikte, böyle bir değerlendirmenin yalnızca statik bir
rekabetçi değerlendirme olduğu, konunun dinamik rekabet açısından da ele alınarak
özellikle ödemeli televizyon yayıncılığı/digital platform yayıncılığı pazarları açısından
Kanunun 6. maddesi çerçevesinde de bir değerlendirme yapılması gerektiği kanaatine
ulaştığımızdan, Kararın Sonuç kısmının 2. maddesine aynen katılmamız mümkün
olmamıştır.
Dr. Murat ÇETİNKAYA
Kurul Üyesi
Full & Egal Universal Law Academy