Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2012-1-257
Karar Sayısı : 12-35/988-302
Karar Tarihi : 26.06.2012
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI
Üyeler : Prof. Dr. Metin TOPRAK, Doç. Dr. Mustafa ATEŞ, Doç. Dr.
Cevdet İlhan GÜNAY, Dr. Murat ÇETİNKAYA, Reşit GÜRPINAR
B. RAPORTÖRLER: Şamil PİŞMAF, Tuğçe KOYUNCU, Başak ARSLAN
C. BAŞVURUDA
BULUNAN : Can Aslan Petrolcülük San. A.Ş.
Temsilcisi: Av. Vedat GÜNEŞ
Çakmak Mah. İkbal Cad. Dinç Sok. No:28 Ümraniye/İstanbul
(1) D. DOSYA KONUSU: Can Aslan Petrolcülük San. A.Ş. ve Timuçin Plastik Ambalaj
Petrol Ürünleri Otomotiv San. Ltd. Şti. arasındaki dikey anlaşmaya ilişkin
23.02.2012 tarih ve 12-08/228-59 sayılı Rekabet Kurulu kararının yeniden
değerlendirilmesi talebi.
(2) E. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 09.05.2012 tarih ve 4079 sayı ile giren
başvuru üzerine hazırlanan, 01.06.2012 tarih ve 2011-1-257/BN sayılı Bilgi Notu
görüşülerek karara bağlanmıştır.
(3) F. RAPORTÖR GÖRÜŞÜ: İlgili Bilgi Notu’nda; taraflar arasındaki dikey anlaşmaya
ilişkin olarak tesis edilen Rekabet Kurulunun 23.02.2012 tarihli ve 12-08/228-59 sayılı
kararında herhangi bir düzeltme yahut değişikliğe yer olmadığı, 2577 sayılı İdari
Yargılama Usulü Kanunu (İYUK)’nun 11. maddesi kapsamında yapılan başvurunun
reddinin gerektiği görüşü ifade edilmiştir.
G. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
(4) Yapılan başvuruda, Kurulumuzun 23.02.2012 tarih ve 12-08/228-59 sayılı kararına konu
olan Can Aslan Petrolcülük San. A.Ş. (Can Aslan Petrol) ile Timuçin Plastik Ambalaj
Petrol Ürünleri Otomotiv San. Ltd. Şti. (Timuçin Plastik) arasındaki dikey ilişkinin,
Timuçin Plastik’in yıkılan istasyonunun yerine bütün giderleri Can Aslan Petrol
tarafından karşılanmak üzere anahtar teslim yeni bir istasyon inşa edilmesi nedeniyle,
söz konusu dikey ilişkiye 10 yıla kadar bireysel muafiyet tanınabileceği ifade edilmekte,
bu doğrultuda mevcut başvurunun İYUK’un 11. maddesi çerçevesinde üst makama
başvuru kapsamında değerlendirilerek, 13.09.2006 tarihli intifa hakkın tanınmasına
ilişkin resmi senet ve taraflar arasında imzalanan 14.11.2006 tarihli bayilik
sözleşmesinden oluşan dikey anlaşmaya bireysel muafiyet verilmesi talep edilmektedir.
(5) Kurulumuzun yukarıda yer verilen kararına konu olayda; Timuçin Plastik tarafından
yapılan 28.11.2011 tarihli başvuruda, maliki olunan taşınmaz üzerinde, Can Aslan
Petrol lehine tesis edilen intifa hakkının Rekabet Kurulu kararları çerçevesinde
13.09.2011 tarihi itibarıyla sona erdiği belirtilerek, 4054 sayılı Rekabetin Korunması
Hakkında Kanun çerçevesinde gerekli işlemlerin yapılması talep edilmiştir. Bunun
üzerine Kurumumuz tarafından konuyla ilgili olarak yürütülen önaraştırma kapsamında,
Can Aslan Petrol’den edinilen bilgilerde özetle; ilgili istasyonun bulunduğu arsaya tüm
maliyeti Can Aslan Petrol tarafından karşılanmak üzere akaryakıt istasyonu inşa ettiği,
bu sebeple, mevcut gayrimenkul üzerindeki intifa hakkının muafiyetinin beş yıl değil, 10
12-35/988-302
2/8
yıl süre ile kurulduğu; dolayısıyla yapılan yatırımın bedeli ödenmeden anılan intifanın
terkininin söz konusu olmayacağı ifade edilmiştir.
(6) Kurulumuzun yukarıda da değinilen 23.02.2012 tarihli ve 12-08/228-59 sayılı kararında,
bu hususlar değerlendirilmiş ve söz konusu dikey ilişkiye konu anlaşmanın daha önce
üzerinde akaryakıt bayilik faaliyeti yürütülmemiş bir arsa veya arazi üzerinde yeni
(sıfırdan) kurulan bir istasyona ilişkin olmadığı dikkate alındığında, söz konusu
anlaşmanın Kurulumuzun akaryakıt sektöründeki dikey anlaşmalara 2002/2 sayılı Dikey
Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği ile düzenlenen beş yıllık grup muafiyeti
süresinin üzerinde süreler için bireysel muafiyet tanınabilmesine yönelik öngörülen
koşulları taşımadığı anlaşıldığından, ilgili anlaşmaya bireysel muafiyet tanınamayacağı;
söz konusu anlaşmanın 13.09.2006 tarihinden itibaren beş yıl süreyle 2002/2 sayılı
Tebliğ ile tanınan muafiyet kapsamında yer aldığı ve bu sürenin 13.09.2011 tarihinde
sona erdiği değerlendirilerek taraflara 60 gün içinde aralarındaki dikey ilişkiyi tamamen
sonlandırmaları hususunda süre verilmesi sonucuna ulaşılmıştır.
(7) Can Aslan Petrol vekilince gönderilen işbu karara konu başvuruda ise, yukarıda anılan
teşebbüsler arasındaki dikey anlaşmaya esas teşkil eden sözleşmelerin taraflarına,
tarihlerine yahut sürelerine ilişkin herhangi bir itirazda bulunulmamış; bununla birlikte
Kurulumuzun akaryakıt sektöründeki dikey anlaşmaların sürelerinin kural olarak beş yılı
aşamayacağına yönelik kararlarının dağıtıcıları olumsuz etkilediği, öte yandan
Kurulumuzun bireysel muafiyet değerlendirmelerini her bir anlaşmanın kendine özgü
koşulları çerçevesinde yapması gerektiği yönünde görüş bildirilmiş ve:
- Dosya konusu dikey anlaşma kapsamında bayiye verilen hibe ve demirbaşlar ile
birlikte toplam 1.250.000 ABD doları tutarında yatırım gerçekleştirilmiş olması,
- Bu tutarın beş yıllık süre zarfında dönüşünün mümkün olmaması,
- Yapılan yatırımın daha önce bayi tarafından tamamen yıkılan bir istasyonun yerine
inşa edilen yeni bir istasyona ilişkin olması,
- Dikey Anlaşmalara İlişkin Kılavuz'un 132. paragrafı anlamında müşteri özelinde
yatırımın varlığı,
- Söz konusu yatırımın ekonomiye olan pozitif etkisi,
gerekçe gösterilmek suretiyle Can Aslan Petrol ve Timuçin Plastik arasındaki
anlaşmaya Kurulumuzun 25.02.2010 tarih ve 10-19/229-87 sayılı Delta Akaryakıt
kararında öngörülen koşullarla 10 yıl süreyle bireysel muafiyet tanınması; dolayısıyla
anılan Kurulumuz kararının değiştirilmesi talep edilmiştir.
(8) İYUK’un “Üst makamlara başvurma” başlıklı 11. maddesinin birinci fıkrasında, “İlgililer
tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması,
değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi
yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebilir. …” hükümüne yer
verilmiştir.
(9) Bilindiği üzere, “idari işlemin geri alınması” bir idari işlemin ilk olarak tesis edildiği
tarihten itibaren tüm hüküm ve sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasıdır. Bu bakımdan idari
işlemin yargı kararıyla iptal edilmesiyle benzer bir nitelik arz etmektedir. İşlemin hak
kazandırıcı bir işlem olup olmadığı tartışması bir yana bırakılırsa, doktrinde1 ve içtihatta2
idari işlemin geri alınabilmesi için idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması, ilgilinin hilesi
ya da idareyi aldatması veya idarenin açık hataya düşmesi gibi koşullardan en az birinin
varlığının gerektiği belirtilmektedir.
1 Günday, Metin, İdare Hukuku, Ankara, 2002 s.160
2 Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin 05.04.1995 tarih, E. 1993/1050, K. 1995/254 sayılı kararı.
12-35/988-302
3/8
(10) “İdari işlemin kaldırılması” ise, bir idari işlemin idarenin alacağı bir başka idari karar ile
geleceğe yönelik olarak yürürlükten kaldırılmasını ifade etmektedir. İdari işlemin
kaldırılabilmesi için söz konusu idari işlemin hukuka aykırı olması gibi bir şart
bulunmamakla birlikte, bu tür işlemlere esas teşkil eden kararların ancak ilgili kanunda
gösterilmiş esas ve usule ilişkin koşulların varlığı halinde kaldırılabileceği kabul
edilmektedir3. Kimi durumlarda ise idare, ilgili kararını doğrudan kaldırarak bunun yerini
alacak yeni bir idari karar tesis etmek yerine, Kanun’da öngörülen usul ve esaslar
çerçevesinde idari işlemini değiştirme yoluna gidebilmektedir. Bu çerçevede “idari
işlemin değiştirilmesi” de esasen idari işlemin geleceğe yönelik olarak ortadan
kaldırılması ve yerine yeni bir idari işlem tesis edilmesidir. Bu nedenle yukarıda
bahsedildiği şekliyle idari işlemlerin kaldırılmasına ilişkin usul ve esaslara tabidir.
(11) 4054 sayılı Kanun incelendiğinde, daha önce tesis edilen idari işlemin geri alınmasına
yahut kaldırılmasına ilişkin hükümlere muafiyet ve menfi tespit kararlarıyla sınırlı olmak
üzere Kanun’un 13. ve 27/1(c). maddelerinde yer verildiği görülmektedir. Bununla
birlikte, söz konusu hükümlerin mevcut başvuru bakımından uygulama imkânı
bulunmadığı değerlendirilmektedir. Bu nedenle doktrinde ve içtihatta ortaya konulan
diğer değiştirme nedenlerinin somut olayda var olup olmadığının incelenmesi
gerekmektedir.
(12) Yukarıda belirtildiği üzere, Kurulumuzun taraflar arasındaki dikey anlaşmaya ilişkin
olarak almış olduğu mezkûr kararının değiştirilmesi talepli başvuruda, karara esas teşkil
eden bilgiler bakımından herhangi bir ilave yahut değişiklik sunulmamış; bunun yerine
ilgili taraflar arasındaki anlaşmanın hangi gerekçelerle 4054 sayılı Kanun’un 5.
maddesinde sayılan bireysel muafiyet koşullarını karşıladığına yönelik görüş ve
açıklamalara yer verilmiştir.
(13) 4054 sayılı Kanunun 5. maddesine göre, Rekabet Kurulu, bu maddede belirtilen
koşulların tamamının varlığı halinde teşebbüsler arası anlaşma, uyumlu eylem ve
teşebbüs birlikleri kararlarının 4. madde hükümlerinin uygulanmasından muaf
tutulmasına karar verebilir: Bu koşullar 5. maddenin birinci fıkrasında;
a. Malların üretim veya dağıtımı ile hizmetlerin sunulmasında yeni gelişme ve
iyileşmelerin ya da ekonomik veya teknik gelişmenin sağlanması,
b. Tüketicinin bundan yarar sağlaması,
c. İlgili piyasanın önemli bir bölümünde rekabetin ortadan kalkmaması,
d. Rekabetin (a) ve (b) bentlerindeki amaçların elde edilmesi için zorunlu olandan fazla
sınırlanmaması
(14) şeklinde sayılmıştır. Dolayısıyla anılan madde hükmünden de açıkça görüleceği üzere,
kanun koyucu ilgili şartları seçimlik veya biri diğerine üstün gelecek nitelikte saymamış;
Kanun’un 4. maddesi kapsamına giren her bir anlaşmanın aynı Kanun’un yasaklayıcı
hükümlerinden muaf tutulabilmesi için, 5. maddede sayılan ikisi olumlu ikisi olumsuz
dört koşulun tamamının sağlanması gerektiğini hükme bağlamıştır. Kaldı ki mehaz
mevzuatı oluşturan Avrupa Birliğinin İşleyişine Dair Antlaşma’nın 101(3). maddesinde
de bir anlaşmaya muafiyet tanınabilmesi için, 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinde
sayılan dört koşulun tamamının birlikte mevcudiyetinin gerekli olduğu düzenlenmiştir.
Buna göre, gerek 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesi, gerekse mehaz AB rekabet hukuku
kuralları uyarınca, tüketicinin yarar sağlamasına imkân verecek çeşitli ekonomik veya
teknik gelişmeler sağlayan bir anlaşma, ilgili piyasanın önemli bir bölümünde rekabetin
ortadan kalkmasına neden olmaktaysa, bu tür bir anlaşmaya muafiyet tanınması
mümkün değildir. Benzer şekilde, sağlanan ekonomik ve teknik iyileşme ve gelişmeler
3 Günday, age, s.165.
12-35/988-302
4/8
ile tüketici yararının, rekabeti daha az sınırlayıcı bir yöntemle elde edilmesi mümkünse,
söz konusu anlaşmaya yine muafiyet verilemeyecektir.
(15) Nitekim Kurulumuzun akaryakıt sektöründeki dikey anlaşmaların 2002/2 sayılı Tebliğ
hükümleri çerçevesinde tabi olacağı esasların altını ilk kez çizen 05.03.2009 tarihli
kararlarını müteakiben çeşitli dağıtım şirketleri tarafından, bayileri ile yapmış oldukları
anlaşmalara muhtelif gerekçelerle 2002/2 sayılı Tebliğ ile getirilen 5 yıllık sınırın
üzerinde bireysel muafiyet tanınması talebiyle yapılan çok sayıda başvuru kapsamında,
bu hususlar akaryakıt sektörü bakımından Rekabet Kurulunca detaylı olarak
değerlendirilmiş ve söz konusu başvuruların önemli bir kısmı reddedilmiştir.4 Kurulumuz,
yapmış olduğu etraflı analizler sonucunda salt ilgili istasyonun yenilenmesi, tamir ve
tadili veya doğrudan işleticiye gelir desteği sağlanması gibi amaçlara yönelik olarak
dağıtım şirketleri tarafından bayilere yapılan nakdi yahut gayri nakdi yatırımları, 2002/2
sayılı Tebliğ ile tanınan beş yıllık sürenin üzerinde bir süre için bireysel muafiyet
tanınması bakımından yeterli görmemiştir. Bir başka deyişle Kurulumuz, beş yıllık grup
muafiyeti süresinin, bu tür yatırımlara konu dikey anlaşmaların Kanun’un 5. maddesinin
(a) ve (b) bentlerinde sayılan faydaları sağlamaları için yeterli olduğuna; bu sürenin
üzerinde süreler için ilgili anlaşmaların uygulanmaya devam edilmesi halinde, bu
durumun aynı maddenin (c) bendi anlamında ilgili piyasanın önemli bir bölümünde
rekabetin ortadan kalkmasına; yine (d) bendi anlamında rekabetin (a) ve (b) bentlerinde
sayılan yararları sağlamak için gerekenden daha fazla kısıtlanmasına neden olacağına
karar vermiştir.
(16) Bu noktada yukarıda örnek olarak gösterilen Kurulumuzun 26.08.2010 tarih ve 10-
56/1074-403 sayılı kararında da dikkati çektiği kümülatif etki hususuna ayrıca
değinmekte fayda görülmektedir. Öncelikle herhangi bir dağıtım şirketinin bayileriyle
yaptığı dikey anlaşmalar kapsamında bayilere ait istasyonlara yatırım yapması
hususunun, ilgili anlaşmalara beş yılı aşan süreler için bireysel muafiyet tanınması
bakımından tek başına yeterli görülmesi, pazardaki diğer dağıtım şirketlerinin de sırf
anlaşmaların beş yıldan uzun süreler için uygulanabilmesi amacıyla istasyonlara çeşitli
adlar altında yatırım yapmalarına neden olabilecektir. Zira hukuki güvenlik ilkesi idarenin
aynı koşulları taşıyanlara yönelik olarak aynı kuralları işletmesini gerektirmektedir. Aksi
bir tutum hukuki istikrarı ve belirliliği zedeleyecektir. Bu durum sonucunda pazardaki
tüm dağıtım şirketleri, salt ilgili istasyonlara yatırım yapmış olmaları nedeniyle beş yılı
aşan süreler bakımından muafiyet talep edebilecek; böylelikle dikey anlaşmaların
ekonomiye ve tüketiciye sağlayacağı yararlar ile ilgili pazardaki rekabetçi yapı üzerinde
yaratması muhtemel zararlar arasında makul bir denge kurmayı hedefleyen 2002/2
sayılı Tebliğ ile kurulan grup muafiyeti rejimi, akaryakıt sektörü bakımından tamamen
işlevsiz bir hale bürünecektir. Dolayısıyla ilgili pazar önemli ölçüde rekabete
kapanabilecektir.
(17) Yukarıda da yer verildiği üzere Kurulumuz, rekabeti kısıtlayıcı nitelik arz eden
anlaşmalara ilişkin bireysel muafiyet taleplerini değerlendirirken, 4054 sayılı Kanun’un 5.
maddesi hükümleri doğrultusunda ilgili anlaşmaların ekonomiye ve tüketiciye
sağlayabileceği yararlar ile ilgili piyasadaki rekabet üzerinde meydana gelmesi
muhtemel olumsuz etkiler arasında bir denge bulunup bulunmadığını gözetmektedir.
Nitekim Kurulumuzun, yine yukarıda zikredilen Delta Akaryakıt kararı ile izleyen çeşitli
kararlarında, söz konusu kararlara konu dikey anlaşmalar kapsamında pazarda ilk defa
faaliyet gösterecek, yani “sıfırdan” kurulacak istasyonlara ilişkin bir yatırım yapılacak
olması, bayilerin bu yatırımlar aracılığıyla pazarda faaliyette bulunacak olmaları ve söz
konusu arazilerin değerlenerek istihdam ve katma değer yaratan birer tesis haline
gelecek olmaları gibi hususlar birlikte değerlendirildiğinde, söz konusu yatırımların
4 Örnek olarak Rekabet Kurulunun 26.08.2010 tarih ve 10-56/1074-403 sayılı kararına bakılabilir.
12-35/988-302
5/8
ekonomiye pozitif bir etki sağlayacağı; tüketicinin bu durumdan yarar sağlayacağı; her
yıl istasyonlu bayilik ağına katılan yeni istasyonların sayısının, Türkiye’deki toplam bayi
sayısının yaklaşık %2’sine tekabül ettiği; bu durumda Türkiye genelindeki toplam bayi
sayıları ile yıllar itibarıyla bayilik ağına katılan istasyon sayıları dikkate alındığında,
yalnızca “ilk kez kurulacak istasyonlar” bakımından ve “istasyona özgü yatırımın dağıtıcı
tarafından üstlenildiği” hallerle sınırlı kalmak kaydıyla beş yılı aşan süreler bakımından
muafiyet tanınması halinde, ortaya çıkacak kümülatif etkinin pazarın mevcut rakiplere
veya yeni girişlere kapanmasına neden olmayacağı; bunun yanında yatırım güdüsünün
de zedelenmemesi gereğini dikkate alarak, yeni kurulan ve yatırım maliyeti dağıtıcı
tarafından karşılanan istasyonlara ilişkin olarak dağıtıcı ve bayi arasında yapılan
anlaşmalara, Kanun’un 5. maddesinde düzenlenen yetkiye dayanarak belirli koşulların
karşılanması şartıyla 10 yıla kadar bireysel muafiyet tanınmasına karar vermiştir.
(18) Görüleceği üzere, Kurulumuzun bahse konu anlaşmalara tanımış olduğu bireysel
muafiyet, Kanun’un 5. maddesi kapsamında yapılan detaylı analiz çerçevesinde oldukça
istisnai bir hal için öngörülmüş olup, yine Kurulumuz tarafından daha önce
gerçekleştirilen muafiyet incelemelerinde ayrıntılı olarak değerlendirildiği üzere, Can
Aslan Petrol ile Timuçin Plastik arasındaki dikey anlaşma bakımından uygulanabilir
olmadığı değerlendirilmektedir.
(19) Bu çerçevede başvuruya konu taraflar arasındaki dikey ilişkiye yönelik olarak
23.02.2012 tarihli ve 12-08/228-59 sayılı Kurulumuz kararında ulaşılan sonucun konuyla
ilgili geçmiş tarihli Kurul kararlarıyla oluşan içtihada ve somut olayın maddi koşullarına
uygun olduğu, bu nedenle başvuru doğrultusunda, anılan Kurul kararında İYUK’un 11.
maddesi anlamında herhangi bir değişikliğe gidilmesine yer olmadığı kanaatine
varılmıştır.
H. SONUÇ
(20) Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre; Can Aslan Petrolcülük San.
A.Ş. tarafından yapılan, Timuçin Plastik Ambalaj Petrol Ürünleri Otomotiv San. Ltd. Şti.
ile arasındaki dikey anlaşmaya ilişkin 23.02.2012 tarih ve 12-08/228-59 sayılı Rekabet
Kurulu kararının yeniden değerlendirilmesi talebinin reddine OYÇOKLUĞU ile karar
verilmiştir.
KARŞI OY GEREKÇESİ
(26.06.2012 tarih ve 12-35/988-302 sayılı Kurul Kararı)
Can Aslan Petrolcülük Sanayi A.Ş.; Timuçin Plastik Ambalaj Petrol Ürünleri Otomotiv
Sanayi Ltd. Şti. ile arasındaki dikey anlaşmaya, yıkılan istasyonun yerine bütün giderleri
kendisi tarafından karşılanan yeni bir istasyon inşa edilmesi nedeniyle 10 yıla kadar
bireysel muafiyet tanınabileceğinden bahisle, Kurulumuzca bu anlaşmaya ilişkin olarak
verilen 23.02.2012 tarih ve 12-08/228-59 sayılı kararın yeniden değerlendirilmesini talep
etmiş, bunun üzerine 26.06.2012 tarihli toplantısında dosyayı müzakere eden
Kurulumuz, ulaşılan sonucun daha önce verilen kararlarla oluşan içtihada ve somut
olayın maddi koşullarına uygun olduğu, bu nedenle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü
Kanunu’nun 11. maddesi kapsamında herhangi bir değişikliğe gidilmesine yer olmadığı
kanaatine vararak 12-35/988-302 sayı ile talebin reddine karar vermiştir.
Dosyadaki bilgilere göre başvuru konusu anlaşma ile ilgili arazi üzerinde belirli bir
dönem akaryakıt satışı yapılmış olmakla birlikte; bu faaliyetin yürütüldüğü akaryakıt
istasyonu, bayi (Timuçin Petrol) tarafından dağıtım şirketi (Can Aslan Petrol) ile
anlaşma yapılmadan önce tamamen yıkılmıştır. Bir başka deyişle taraflar arasında dikey
12-35/988-302
6/8
ilişkinin kurulmasına yol açan ilk anlaşma olan intifa hakkı tesis edilmesine ilişkin
sözleşmenin akdedildiği 13.09.2006 tarihinde, söz konusu arazi üzerinde herhangi bir
istasyon bulunmamaktadır. Dolayısıyla Can Aslan Petrol tarafından faal bir bayinin
ekipmanları veya istasyonu kısmen veya tamamen yenilenmek suretiyle yatırım
yapılmamış; herhangi bir faaliyetin olmadığı arazi üzerinde bedeli ödenerek “sıfırdan”
yeni bir istasyon kurulmuştur.
Can Aslan Petrol tarafından yapılan yatırımın niteliği, kapsamı, miktarı, geri dönüş
süresi, atıl durumdaki bir arazinin ekonomiye yeniden kazandırılması nedeniyle
yaratılan katma değer dikkate alındığında, Kurulumuzun önceki kararları ile yerleşik
hale gelen belirli koşulları taşıyan anlaşmalara on yıla kadar muafiyet tanınmasına
ilişkin yaklaşımın, başvuru konusu anlaşma için de benimsenmesi mümkündür.
Böylece hem yatırımdan beklenen faydaların ortaya çıkmasına imkan tanınacak hem de
yatırım güdüsünün olumsuz etkilenmemesi temin edilmiş olacaktır.
Ayrıca muafiyet, Can Aslan Petrol’ün üstlendiği ilişkiye özgü yatırımın varsa kalan
süreye tekabül eden bedelinin Timuçin Petrol tarafından ödenmesi suretiyle anlaşmaları
sona erdirebilmeleri konusunda tarafların uzlaşmaları koşuluna bağlanacağı için,
anlaşma ile ortaya çıkması muhtemel pazar kapama etkisi de dengelenmiş olacaktır.
Yukarıda özetle açıklanan gerekçelerle çoğunluk görüşe katılmam mümkün olmamıştır.
Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI
Başkan
Rekabet Kurulu’nun 26.06.2012 Tarih ve 12-35/988-302 Sayılı Kararına
KARŞI OY GEREKÇESİ
Kurulumuzun yukarıda tarih ve numarası verilen mezkur kararıyla, Can Aslan Petrolcülük
San. A.Ş. ve Timuçin Plastik Ambalaj Petrol Ürünleri Otomotiv San. Ltd. Şti. arasındaki dikey
anlaşmaya ilişkin 23.02.2012 tarih ve 12-08/228-59 sayılı Kurulumuz kararının yeniden
değerlendirilmesi yolundaki talebinin başvuruya konu taraflar arasındaki dikey ilişkiye yönelik
olarak anılan kararda ulaşılan sonucun konuyla ilgili geçmiş tarihli Kurul kararlarıyla oluşan
içtihada ve somut olayın maddi koşullarına uygun olduğu, bu nedenle başvuru
doğrultusunda, anılan Kurul kararında İYUK’un 11. maddesi anlamında herhangi bir
değişikliğe gidilmesine yer olmadığı kanaatiyle reddine karar verilmiş olup, biz bu karara
aşağıda belirtilen nedenlerle katılmıyorum.
Değerlendirilmesi istenilen kurulumuz kararındaki süreci özetle açıklarsak; Timuçin Plastik
tarafından yapılan 28.11.2011 tarihli başvuruda, maliki olunan taşınmaz üzerinde, Can Aslan
Petrol lehine tesis edilen intifa hakkının Rekabet Kurulu kararları çerçevesinde 13.09.2011
12-35/988-302
7/8
tarihi itibarıyla sona erdiği belirtilerek, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun
çerçevesinde gerekli işlemlerin yapılması talep edilmesi üzerine, Kurumumuz tarafından
konuyla ilgili olarak yürütülen önaraştırma kapsamında, ilgili istasyonun bulunduğu arsaya
tüm maliyeti Can Aslan Petrol tarafından karşılanmak üzere akaryakıt istasyonu inşa edildiği,
bu sebeple, mevcut gayrimenkul üzerindeki intifa hakkının muafiyetinin beş yıl değil, 10 yıl
süre ile kurulduğu; dolayısıyla yapılan yatırımın bedeli ödenmeden anılan intifanın terkininin
söz konusu olmayacağı ileri sürülmüş, anılan 23.02.2012 tarihli ve 12-08/228-59 sayılı
kararımızda, bu hususlar değerlendirilmiş ve söz konusu dikey ilişkiye konu anlaşmanın daha
önce üzerinde akaryakıt bayilik faaliyeti yürütülmemiş bir arsa veya arazi üzerinde yeni
(sıfırdan) kurulan bir istasyona ilişkin olmadığı dikkate alındığında, söz konusu anlaşmanın
Kurulumuzun akaryakıt sektöründeki dikey anlaşmalara 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara
İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği ile düzenlenen beş yıllık grup muafiyeti süresinin üzerinde
süreler için bireysel muafiyet tanınabilmesine yönelik öngörülen koşulları taşımadığı
anlaşıldığından, ilgili anlaşmaya bireysel muafiyet tanınamayacağı; söz konusu anlaşmanın
13.09.2006 tarihinden itibaren beş yıl süreyle 2002/2 sayılı Tebliğ ile tanınan muafiyet
kapsamında yer aldığı ve bu sürenin 13.09.2011 tarihinde sona erdiği değerlendirilerek
taraflara 60 gün içinde aralarındaki dikey ilişkiyi tamamen sonlandırmaları hususunda süre
verilmesine karar verilmiştir.
USUL YÖNÜNDEN AÇIKLAMALARIMIZ
2577 Sayılı İ.Y.U.K’nun 11.maddesin de; ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari
işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasının üst
makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde
istenebileceği, bu başvurmanın, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini
durduracağı, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı, isteğin
reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresinin yeniden işlemeye
başlayacağı ve başvurma tarihine kadar geçmiş sürenin de hesaba katılacağı hükmü yer
almıştır. Bu hüküm ile, tüm idari işlemler için genel bir düzenleme yapılmış olup, hakkında
aksi yönde özel bir düzenleme bulunmayan bütün işlemler için genel kuralın uygulanması
gerektiği açıktır.4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 55. maddesinde 4971
sayılı Yasanın 25. maddesi ile yapılan değişiklik sonucu birinci fıkrasında yer alan "Bu süre
içinde yargı yoluna başvurulmazsa karar kesinleşir." ibaresi, "Kurul kararlarına karşı yargı
yoluna başvurulması kararların uygulanmasını ve para cezalarının takip ve tahsilini
durdurmaz." şeklinde düzenlendiğinden, itiraz konusu işlemin tesis edildiği tarih itibariyle
kesinleşmemesi nedeniyle, 2577 sayılı Yasa'nın 11. maddesinin Rekabet Kurulu işlemleri
hakkında da uygulanması gerekmektedir. Danıştay İçtihatları da aynı yönde olup, emsal
olarak İdari Dava Daireleri Kurulunun 08.04.2010 gün ve E.2006/2169, K.2010/562 sayılı
kararı gösterilebilir. Öte yandan bir idari işlemi yapmış ya da bir idari kararı almış olan idari
makamın veya organın, aksine bir hüküm bulunmadıkça, o idari işlemi ya da kararı
değiştirmeye, kaldırmaya ve geri almaya da yetkili olduğu İdare Hukukunun bilinen ilkesidir.
Bu nedenlerle, Kurulumuzun 23.02.2012 tarih ve 12-08/228-59 sayılı kararının itirazen
incelenerek değiştirilmesinin önünde hiçbir yasal bir engel bulunmamaktadır. Her ne kadar
hüküm fıkrasında bu usulü konu açıkça yazılmamasına rağmen karar gerekçesine göre
kurulumuzda da aynı paralelde düşünmekte olup, esas yönünden karşı oy gerekçelerimizi
açıklamadan önce bu usulü hususun açıklanması gereği tarafımızdan duyulmuştur.
12-35/988-302
8/8
ESAS YÖNÜNDEN AÇIKLAMALARIMIZ
2003/3 ve 2007/2 sayılı Rekabet Kurulu tebliğleri ile değişik, Dikey Anlaşmalara İlişkin
2002/2 Sayılı Grup Muafiyeti Tebliğinin ‘’Rekabet Etmeme Yükümlülüğü’’başlığı
altındaki 5/a maddesinin, beş yıllık grup muafiyeti sınırına ilişkin olarak düzenlenen
istisnai durumla ilgili bölümde aynen ‘’ Alıcının anlaşmaya dayalı faaliyetlerini
sürdürürken kullanacağı tesisin mülkiyeti arazi ile birlikte veya alıcı ile bağlantısı
olmayan üçüncü kişilerden sağlanan bir üst hakkı çerçevesinde sağlayıcıya ait ise,
yahut alıcı bu faaliyetini sağlayıcının alıcı ile bağlantısı olmayan üçüncü kişilerden elde
ettiği bir ayni veya şahsi kullanım hakkının konusu olan bir tesiste sürdürecekse, alıcıya
getirilen rekabet etmeme yükümlülüğü, söz konusu tesisin alıcı tarafından kullanıldığı
süreye bağlanabilir; şu kadar ki, rekabet etmeme yükümlülüğü, bu sürenin beş yılı aşan
kısmı bakımından, sadece alıcının söz konusu tesiste yürüteceği faaliyetini kapsar.”
hükmü yer almıştır. Bu hükme göre istisna hükmü “daha önce üzerinde hiçbir gerçek
ve/veya tüzel kişi tarafından akaryakıt bayilik faaliyeti yapılmamış arsalar/araziler
üzerinde kurulmuş yeni akaryakıt istasyonları” şeklinde yorumlanmış ve bu husus
Rekabet Kurulu kararlarında; dikey anlaşmaların, daha önce üzerinde hiçbir gerçek
ve/veya tüzel kişi tarafından akaryakıt bayilik faaliyeti yapılmamış arsalar/araziler
üzerinde kurulmuş yeni akaryakıt istasyonlarına ilişkin olmaları ve akaryakıt
istasyonlarına özgü yatırımların dağıtıcı tarafından üstleniliyor olması dikkate alınarak,
bayilerin 5. yılın sonunda, dağıtım firması tarafından üstlenilen ilişkiye özgü yatırımın
varsa kalan süreye tekabül eden bedelini ödeyerek anlaşmaları sona erdirebilmeleri
konusunda tarafların anlaşmaları koşuluyla, 10 yıla kadar muafiyet tanınması şeklinde
ifadesini bulmuştur. Tebliğ de öngörülen istisna hükmü daha önce akaryakıt istasyonu
yapılmamış bir arazi üzerine yeni bir akaryakıt istasyonu yapılması şeklinde
değerlendirilmekte ise de, daha önce akaryakıt istasyonu bulunan bir arazi üzerinde, bu
istasyonun tamamen yıkılarak, sıfırdan yeni bir istasyon inşa edilmesi halinin de aynı
kategori içerisinde değerlendirilmesi gerektiği inancındayım. Hakkaniyet de bunu
gerektirmektedir.
İtiraz konusu dosyada bulunan belge ve bilgilerin incelenmesinden; itiraz eden
teşebbüsün, aralarındaki protokole göre kurulacak intifa hakkına istinaden ve bayiinin
satış taahhüdü de dikkate alınarak, anılan bayi tarafından yıkılmış olan arazi üzerine,
sıfırdan yeni bir istasyon inşa edildiği ve teslim edildiği, verilen hibe ile beraber toplam
yatırım maliyetinin 1.215.000 USD olduğu anlaşılmaktadır.
Bu nedenlerle itiraz eden teşebbüsün itirazlarının kabul edilerek, 23.02.2012 tarih ve
12-08/228-59 sayılı Kurulumuz kararının değiştirilerek, istisna hükmü kapsamında
olduğuna karar verilmesi gerekirken aksi yöndeki verilen karara katılmıyorum.
Reşit GÜRPINAR
Kurul Üyesi
Full & Egal Universal Law Academy