Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2011-1-118 (Soruşturma)
Karar Sayısı : 12-52/1479-508
Karar Tarihi : 30.10.2012
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI
Üyeler : Doç. Dr. Mustafa ATEŞ, İsmail Hakkı KARAKELLE,
Dr. Murat ÇETİNKAYA, Reşit GÜRPINAR
B. RAPORTÖRLER: Mehmet Akif KAYAR, Şamil PİŞMAF, Emine TOKGÖZ
C. BAŞVURUDA BULUNAN: Gizlilik talebi bulunmaktadır.
D. HAKKINDA SORUŞTURMA YAPILANLAR:
- MPS Metal Plastik Sanayi Çember ve Paketleme Sistemleri İmalat ve Tic. A.Ş
Temsilcisi: Av. Efser Zeynep ERGÜN, Av. Halil Emre ÖNAL, Av. Nilay AKÇAY
Büyükdere Cad. No. 127 Astoria A Kule Kat 6-26-27 34394 Esentepe/ İstanbul
- BEKAP Metal İnşaat San. ve Tic. A.Ş.
Temsilcisi: Av. Dr. İsmail Yılmaz ASLAN, Av. Orhan ÜNAL, Av. Dilay
YEŞİLYAPRAK
Gazi Umur Paşa Sok. Bimar Plaza 38/8 Balmumcu Beşiktaş/İstanbul
(1) E. DOSYA KONUSU: MPS Metal Plastik Sanayi Çember ve Paketleme Sistemleri
İmalat ve Tic. A.Ş. ile Bekap Metal İnşaat San. ve Tic. A.Ş.’nin çelik çember alım
ihalelerinde danışıklı hareket etmek, fiyat ve/veya satış koşullarını birlikte
belirlemek, bilgi alışverişinde bulunmak suretiyle 4054 sayılı Rekabetin
Korunması Hakkında Kanun'un 4. maddesini ihlal edip etmediklerinin tespiti.
(2) F. İDDİALARIN ÖZETİ: Rekabet Kurumu kayıtlarına 13.06.2011 tarih ve 4413 sayı ile
intikal eden gizlilik talepli başvuruda özetle; üç yıl önce MPS Metal Plastik Sanayi
Çember ve Paketleme Sistemleri İmalat ve Tic. A.Ş. (MPS) ile Bekap Metal İnşaat San.
ve Tic. A.Ş. (BEKAP) arasında ortak üretim ve satış konusu olan çelik ambalaj
çemberinde uygulanacak satış fiyatlarına ilişkin bir anlaşma olduğu iddia edilmiştir.
G. DOSYA EVRELERİ:
(3) Rekabet Kurumu kayıtlarına 13.06.2011 tarih ve 4413 sayı ile intikal eden gizlilik talepli
ihbar başvurusu üzerine hazırlanan 13.06.2011 tarihli ve 2011-1-118/İİ-11-193.HHÜ
sayılı İlk İnceleme Raporu, Rekabet Kurulunun 29.06.2011 tarihli toplantısında
görüşülerek 11-40/859-M sayı ile dosya konusu iddialar çerçevesinde MPS ve BEKAP
hakkında önaraştırma yapılmasına karar verilmiştir.
(4) Anılan karar gereğince yapılan önaraştırma sonucunda hazırlanan 09.08.2011 tarihli ve
2011-1-118/ÖA-11-176.AG sayılı Önaraştırma Raporu, Kurulun 17.08.2011 tarihli ve
11-45 sayılı toplantısında görüşülerek, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında
Kanun (4054 sayılı Kanun)’un 4 üncü maddesinin ihlal edilip edilmediğinin tespiti
12-52/1479-508
2/69
amacıyla MPS ve BEKAP hakkında, 4054 sayılı Kanun'un 41 inci maddesi uyarınca
soruşturma açılmasına 17.08.2011 tarih ve 11-45/1085-M sayı ile karar verilmiştir.
(5) Kurulun soruşturma açma kararı, 4054 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesi uyarınca, ileri
sürülen iddiaların türü ve niteliği ile 15.02.2009 tarihli ve 27142 sayılı Resmi Gazete’de
yayımlanarak yürürlüğe giren “Kartellerin Ortaya Çıkarılması Amacıyla Aktif İşbirliği
Yapılmasına Dair Yönetmelik” (Pişmanlık Yönetmeliği) hakkında gerekli bilgiler de
verilmek suretiyle, hakkında soruşturma yürütülen teşebbüslere 26.08.2011 tarihli
yazılarla bildirilerek, ilk yazılı savunmaların 30 gün içerisinde gönderilmesi talep
edilmiştir. Ayrıca ihbar sahibine de 4054 sayılı Kanun’un 42 nci maddesi uyarınca
tebligat yapılmıştır. MPS ve BEKAP’ın ilk yazılı savunmaları sırasıyla 04.10.2011 tarih,
6874 sayı ve 06.10.2011 tarih, 6939 sayı ile Kurum kayıtlarına intikal etmiştir.
(6) Kurulun 02.02.2012 tarihli ve 12-04 sayılı toplantısında alınan karar ile soruşturmanın
süresi 17.02.2012 tarihinden itibaren 2 ay uzatılmış ve söz konusu karar taraflara
03.02.2012 tarihli yazılarla tebliğ edilmiştir.
(7) Soruşturma sürecinde, 12.04.2012 tarihine rastlayan Perşembe günü saat 09.30’da
MPS vekili Av. Efser Zeynep ERGUN ile MPS Gn. Md.’ü Cem ÖRS ve MPS Satış Md.
İlke GÜNAL tarafından Pişmanlık Yönetmeliği’nin “Para cezası verilmemesi” başlıklı 4
üncü maddesinden yararlanabilmek için başvuru yapılmış ve aynı Yönetmelik’in 6/1(a)
md. sayılan türden belgeler ile bunlara ilişkin bilgi ve açıklamalar sunulmuştur.
(8) MPS tarafından yapılan pişmanlık başvurusu Kurulun 12.04.2012 tarihli ve 12-20 sayılı
toplantısında görüşülmüş; başvurunun Pişmanlık Yönetmeliği’nin 4 üncü maddesi
kapsamında kabul edilemeyeceğine bununla birlikte başvuru sahibinin Pişmanlık
Yönetmeliği’nin 6 ncı maddesindeki koşulları yerine getirmesi kaydıyla, başvurunun
aynı Yönetmeliğin 5/1(a) md. kapsamında kabul edilmesine 12-20/558-MP sayı ile
karar verilmiştir. Söz konusu karar, 16.04.2012 tarihli ve 1839 sayılı yazı ile MPS’ye
bildirilmiştir.
(9) Soruşturma kapsamında hazırlanan 17.04.2012 tarihli, 2011-1-118/SR-01 ve 2011-1-
118/SR-02 sayılı Soruşturma Raporları ve ekleri, 4054 sayılı Kanun’un 45 inci maddesi
gereğince taraflara tebliğ edilerek ikinci yazılı savunmaları talep edilmiştir.
(10) Rapor’un ilgili taraflara tebliğini müteakip MPS temsilcileri Av. Efser Zeynep ERGÜN ve
Av. Nilay AKÇAY tarafından gönderilen ve Kurum kayıtlarına 25.04.2012 tarih ve 3644
sayı; Nizami GÜNDOĞAN ve BEKAP vekilleri Av. İ. Yılmaz ASLAN ve Av. Orhan ÜNAL
tarafından gönderilen ve Kurum kayıtlarına 26.04.2012 tarih ve sırasıyla 3672 ve 3671
sayı; MPS yöneticileri Salih Cem ÖRS ve İlke Selvinaz GÜNAL tarafından gönderilen
ve Kurumu kayıtlarına 07.05.2012 tarih ve sırasıyla 3930 ve 3931 sayı sayı ile intikal
eden yazılarda; Rapor’a ilişkin ikinci yazılı savunmaların sunulabilmesi için ek süre
talep edilmiş olup söz konusu talepler Kurulun 03.05.2012 tarihli ve 12-24/671-M sayılı
ve 09.05.2012 tarih ve 12-25/757-M kararları ile uygun bulunmuştur. Taraflarca sunulan
ikinci yazılı savunmalar Kanun’un 45 inci maddesinde belirlenen süre içinde olmak
üzere son olarak 18.06.2012 tarihinde Kurum kayıtlarına girmiştir.
(11) Anılan savunmalara ilişkin olarak 4054 sayılı Kanun’un 45 inci maddesinin ikinci fıkrası
çerçevesinde Soruşturma Heyetince hazırlanan 03.07.2012 tarihli ve 2011-1-118/EG-
01, 2011-1-118/EG-02, 2011-1-118/EG-03, 2011-1-118/EG-04 ve 2011-1-118/EG-05
sayılı Ek Yazılı Görüşler taraflara tebliğ edilmiştir.
12-52/1479-508
3/69
(12) Ek Görüşler’in taraflara tebliğ edilmesinin ardından MPS ve MPS yöneticileri Salih Cem
ÖRS ile İlke Selvinaz GÜNAL vekili Av. Efser Zeynep ERGÜN tarafından gönderilen ve
Kurum kayıtlarına 09.07.2012 tarih ve sırasıyla 5509, 5510 ve 5511 sayı ile intikal eden
dilekçelerle; yine BEKAP ve BEKAP yöneticisi Nizami GÜNDOĞAN vekilleri Av. İ.
Yılmaz ASLAN ve Av. Orhan ÜNAL tarafından gönderilen ve Kurum kayıtlarına
10.07.2012 tarih ve sırasıyla 5525 ve 5526 sayı ile intikal eden dilekçelerle üçüncü
yazılı savunmaların sunulabilmesi için ek süre talep edilmiş olup söz konusu talepler
Kurulun 18.07.2012 tarihli ve 12-38/1077-M sayılı kararı ile uygun bulunmuştur.
(13) Soruşturma taraflarından BEKAP’ın ve Nizami GÜNDOĞAN’ın üçüncü yazılı
savunmaları sırasıyla 31.08.2012 tarih, 6705 sayı ile 31.08.2012 tarih, 6706 sayı; Salih
Cem ÖRS’ün, İlke Selvinaz GÜNAL’ın ve MPS’nin üçüncü yazılı savunmaları ise
04.09.2012 tarihli faks ve 05.09.2012 tarih ve sırasıyla 6810; 6811 sayı ve 6812
sayılarla 4054 sayılı Kanun’un 45 inci maddesinde öngörülen süre içinde Kurum
kayıtlarına intikal etmiştir. Son olarak 16.10.2012 tarihinde taraf temsilcilerinin
katılımıyla Sözlü Savunma Toplantısı yapılmıştır.
(14) Kurulun 30.10.2012 tarihli toplantısında nihai karar verilmiştir.
H. RAPORTÖR GÖRÜŞÜ
(15) Soruşturma Heyeti’nde yer alan raportörler tarafından;
1. MPS ile BEKAP’ın 25.10.2008 ve 31.03.2010 tarihleri arasında, ERDEMİR,
TRAKYA CAM ve BORÇELİK gibi müşterilerin açmış oldukları çelik çember alım
ihalelerinde danışıklı hareket etmek; diğer müşterilere yönelik olarak uygulanacak
fiyat ve/veya satış koşullarını birlikte belirlemek ve bu doğrultuda çok sayıda
görüşmeler yaparak bilgi paylaşımında bulunmak suretiyle 4054 sayılı Rekabetin
Korunması Hakkında Kanun’un 4 üncü maddesi kapsamında anlaşma içerisinde
oldukları,
2. Bu nedenle söz konusu teşebbüslere, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında
Kanunun 16 ncı maddesinin üçüncü fıkrası gereğince, Kurulun nihai kararından bir
önceki mali yılda oluşan yıllık gayrı safi gelirlerinin %10’una kadar idari para cezası
uygulanması gerektiği,
3. a) Uygulanacak idari para cezasının Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem
ve Kararlar ile Hakim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para
Cezalarına İlişkin Yönetmelik (Ceza Yönetmeliği) hükümleri uyarınca takdir edilmesi
gerektiği,
b) Söz konusu Yönetmeliğe göre, ihlal teşkil eden eylemler Ceza Yönetmeliği’nin 3
üncü maddesinde yapılan “kartel” tanımına uyduğundan, Ceza Yönetmeliği’nin 5 inci
maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin tatbik edilmesi gerektiği,
c) İhlalin bir yıldan uzun, beş yıldan kısa bir süreyle sürmesi nedeniyle, belirlenecek
temel para cezasının, Ceza Yönetmeliği’nin 5 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a)
bendi uyarınca yarısı oranında artırılarak uygulanması gerektiği,
4. MPS Metal Plastik Sanayi Çember ve Paketleme Sistemleri İmalat ve Tic. A.Ş. ile
Bekap Metal İnşaat San. ve Tic. A.Ş. bakımından dikkate alınacak herhangi bir
ağırlaştırıcı ve/veya hafifletici unsur bulunmadığı,
5. Ayrıca ihlalde belirleyici etkileri bulunduğu tespit edilen MPS Metal Plastik Sanayi
Çember ve Paketleme Sistemleri İmalat ve Tic. A.Ş. Gn. Md.’ü Salih Cem ÖRS,
MPS Metal Plastik Sanayi Çember ve Paketleme Sistemleri İmalat ve Tic. A.Ş. Satış
Md. İlke GÜNAL ve Bekap Metal İnşaat San. ve Tic. A.Ş. eski Gn. Md. Yrd. Nizami
12-52/1479-508
4/69
GÜNDOĞAN hakkında, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 16 ncı
maddesinin üçüncü fıkrası gereğince, ihlalin gerçekleştiği dönemde
yöneticisi/çalışanı bulundukları teşebbüslere verilecek idari para cezasının yüzde
beşine kadar idari para cezası verilmesi gerektiği,
6. Ancak, MPS Metal Plastik Sanayi Çember ve Paketleme Sistemleri İmalat ve Tic.
A.Ş. tarafından Kartellerin Ortaya Çıkarılması Amacıyla Aktif İşbirliği Yapılmasına
Dair Yönetmelik kapsamında başvuruda bulunulmuş olması ve söz konusu
başvurunun Rekabet Kurulunun 12.04.2012 tarihli ve 12-20/558-MP sayılı kararıyla
aynı Yönetmeliğin 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi çerçevesinde kabul
edilmesi nedeniyle, MPS Metal Plastik Sanayi Çember ve Paketleme Sistemleri
İmalat ve Tic. A.Ş. verilecek cezanın üçte bir ile yarısı arasında indirilmesinin ve
teşebbüsün ihlali kabul eden ve aktif işbirliğinde bulunan Gn. Md. Salih Cem ÖRS’e
ve Satış Md. İlke Selvinaz GÜNAL’a verilecek cezaların da üçte birden az olmamak
kaydıyla indirilmesinin veya ceza verilmemesinin uygun olacağı,
ifade edilmiştir.
I. İNCELEME VE TESPİTLER
I.1. Hakkında Soruşturma Yürütülen Teşebbüsler
I.1.1. MPS Metal Plastik Sanayi Çember ve Paketleme Sistemleri İmalat ve Tic.
A.Ş.
(16) Dilovası/KOCAELİ’de kurulu olan MPS, paketleme, yapı ve diğer endüstrilerde
kullanılan plastik ve çelik çember ile çemberleme sistemlerinde kullanılan araç ve
sistemlerin üretimi ve/veya satımı işiyle iştigal etmektedir. Signode System GmbH
(Signode) ürünlerinden çelik çember ve ilgili ekipmanların Türkiye’de münhasır
distribütörlüğünü de yapan şirketin hissedarları şu şekildedir: (…..)
I.1.2. Bekap Metal İnşaat San. ve Tic. A.Ş.
(17) 1975 yılından beri demir-çelik sektöründe faaliyet gösteren şirketin unvanı 1998 yılında
BEKAP olmuştur. Faaliyetlerini Dilovası Organize Sanayi Bölgesinde sürdürmektedir.
ambalaj çemberleri dışında, elektro galvanizli rulo sac üretim tesisi ve dilme, boy
kesme hatlarının bulunduğu çelik servis merkezi vardır. Ambalaj alanında BEKAP, çelik
çember, plastik çember ve lifli ambalaj çemberlerinin yanı sıra çelik tokalar ve
ambalajlama makineleri üretmektedir. BEKAP ayrıca Japon ambalajlama firması olan
Kohan Kogyo’nun Türkiye distribütörüdür. Yılmaz ailesinin kontrolünde olan şirketin
hissedarlık yapısı şu şekildedir: (…..).
I.2. İlgili Pazarlar
I.2.1. İlgili Ürün Pazarı
(18) Haklarında soruşturma yürütülen teşebbüslerden MPS çelik ambalaj çemberi, toka,
plastik ambalaj çemberi ile makine ve yedek parça üretim ve satışı konularında;
BEKAP ise çelik ambalaj çemberi ve elektro galvanizli rulo sac üretimi ve satışı
konularında faaliyet göstermektedir.
(19) Çember terimi pazara özgü bir terim olup, sanayi ürünlerinin bir araya getirilmesi ve
emniyetli bir şekilde taşınabilmesi amacıyla çelik, plastik ve dokumadan yapılmış ip,
urgan vb. cisimlerle çevrelenmesi, bağlanmasıdır. Bu alanda üretilen ürünler çelikten,
polipropilen (PP) ve polietilen (PET) gibi plastikten ve polyester ipinden üretilmiş
12-52/1479-508
5/69
çemberlerdir. Çeşitli çember türleri dışında nakil işlemleri sırasında halat, sicim, streç
film, çekilmiş film, oluklu kutular vb. ürünler de kullanılabilmektedir.
(20) Çelik çember genellikle sanayi ürünlerinin ve ağır tonaj ürünlerin paketlenmesi,
istiflenmesi ve bir arada tutulmasında kullanılan bir üründür. Demir-çelik ve yan
ürünleri, boru profil, cam, ahşap, taş (kaldırım taşı, dekorasyona yönelik yapay taşlar),
mermer sektöründe kullanım alanları vardır. Ayrıca yüklemeler ve istiflemede kullanılan
gemi, tren ve konteyner içi sabitlemede kullanılır.
(21) Çelik ambalaj çemberi tek kullanımlık bir malzemedir. Kullanım sonrası hurda çelik
olarak değerlendirilmektedir. Çelik çember kullanımı için bazı aparatlar (yerleşik
makineler ve portatif pnömatik, insan gücüne dayalı el aletleri) yurt dışından ithal
edilmektedir. Bunun dışında çemberlerin uçlarını birbirine bağlamaya yarayan toka
üretimi de vardır.
(22) Çelik çember ile plastik çember, birbirinin yerine kullanılabiliyor olsa da, bazı ürünler ve
uygulamalar belirli özel çemberlerin kullanımını gerektirmektedir. Spesifik olmayan ve
genel olarak yük sağlamlaştırma uygulamasında kullanılan çemberler prensipte
birbirlerinin yerine kullanılabiliriler. Bazı uygulamalarda yükü sevkiyat için
sağlamlaştırma sırasında bir dizi ürün birbirinin yerine veya beraber de kullanılabilir.
Çelik, PET ve PP çemberler, polyester ipli çember, ip, şırink veya streç ambalaj filmleri,
vs. kullanılacak ürünün (çemberin) seçimi, yük ağırlığı, şekli, nakliye koşulları, üretim
kapasitesi, müşteri tercihleri gibi bir dizi kritere dayanmaktadır. Son yıllarda alüminyum,
demir dışı metaller, sentetik elyaf gibi sektörlerdeki pek çok kullanıcı çelik çember
yerine PET çember kullanmaya başlamışlardır. Bu değişimin arkasındaki temel
nedenler PET çemberin teknik özellikleri, paslanmaması ve iş güvenliği olarak
sayılabilir. Çelik çember kullanıcısı olan çelik boru sektöründe de PET çember
kullanımı denemeleri yapılmaktadır.
(23) Bu bilgiler çerçevesinde dosya kapsamında kesin bir pazar tanımı yapılmasına gerek
olmamakla birlikte, 13.06.2011 tarihinde Kurum kayıtlarına intikal eden ihbarda
belirtilen hususlar ve önaraştırma/soruşturma sürecinde elde edilen bilgi ve belgeler
ışığında ilgili ürün pazarı “çelik ambalaj çemberi” olarak belirlenmiştir.
I.2.2. İlgili Coğrafi Pazar
(24) Çelik ambalaj çemberi pazarında faaliyet gösteren teşebbüslerin Türkiye’nin tamamına
satış yapması ve yurt içindeki farklı coğrafi alanlar bakımından ilgili ürüne ilişkin rekabet
şartlarında dikkate değer bir şekilde farklılaşma yaratacak herhangi bir unsur tespit
edilmemiş olması nedeniyle, ilgili coğrafi pazar Türkiye olarak belirlenmiştir.
I.2.3. İlgili Pazarda Faaliyet Gösteren Teşebbüsler, Tahmini Pazar Payları ve
Yoğunlaşma Oranı
(25) İnceleme sürecinde raportörlerce yapılan araştırmalarda, Türkiye çelik çember
pazarında soruşturma tarafları MPS ve BEKAP dışında Baysal Metal Ambalaj San. İç
ve Dış Tic. Ltd. Şti.’ye (BAYSAL), Yaralı Demir Çelik ve Sanayi Makineleri Tic. Ltd. Şti.
(YARALI) ve Ekobant Metal Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. (EKOBANT) unvanlı başlıca üç
teşebbüsün daha faaliyet gösterdiği anlaşılmıştır. Bunlardan EKOBANT’ın 2011 yılında
pazara girdiği; YARALI’nın ise aynı yıl içerisinde çelik çember üretim ve satış
faaliyetlerine son verdiği bilgisi edinilmiştir. Öte yandan soruşturma sürecinde
Raportörlerce Ereğli Demir ve Çelik Fabrikaları T.A.Ş. (ERDEMİR) ve Trakya Cam
Sanayi A.Ş. (TRAKYA CAM) ile yapılan görüşmelerden, navlun fiyatlarının yüksekliği
12-52/1479-508
6/69
nedeniyle yurt dışında yerleşik üreticilerin, yurt içinde yerleşik üreticilere kıyasla daha
avantajlı nihai teslim fiyatları sunamadıkları, bu nedenle ithalat imkânının da oldukça
düşük olduğu bilgisi edinilmiştir.
(26) Soruşturma sürecinde yukarıda zikredilen teşebbüslere gönderilen 09.12.2011 tarihli ve
muhtelif sayılı yazılar ile anılan teşebbüslerin 2008-2011 yılları arasında toplam çelik
çember üretim ve yurt içi satış bilgileri istenilmiştir. Söz konusu yazılara cevaben
teşebbüslerden alınan muhtelif tarih ve sayılı yazılarda sunulan bilgilere göre anılan
teşebbüslerin 2008-2011 yılları arasında toplam yurt içi satışları ile bu satışlar dikkate
alınarak hesaplanan tahmini pazar payı bilgileri şu şekildedir:
Tablo 1: Yurtiçinde Yerleşik Teşebbüslere Ait Yurtiçi Satış ve Pazar Payları
Teşebbüs 2008 2009 2010 2011
Üretim
(ton)
Pazar
Payı
(%)
Üretim
(ton)
Pazar
Payı
(%)
Üretim
(ton)
Pazar
Payı
(%)
Üretim
(ton)
Pazar
Payı (%)
MPS (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
BEKAP (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
BAYSAL (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
YARALI (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
EKOBANT (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
TOPLAM (…..) 100 (…..) 100 (…..) 100 (…..) 100
(27) Yukarıdaki tabloda yer alan bilgilerin incelenmesinden, soruşturma tarafları MPS ve
BEKAP’ın birlikte yurt içi çelik çember talebinin toplamda %93-95’ini karşıladıkları
anlaşılmaktadır. Bu husus tarafların ilgili pazarda önemli bir pazar gücüne sahip
olduğunu kanıtlayabilecek niteliktedir.
(28) Piyasadaki teşebbüslerin pazar payları pazar gücünün varlığı açısından önemli bir
gösterge olmasına rağmen analizlerde Herfindahl-Hirshman Index (HHI)’da Amerika
Birleşik Devletleri (ABD) Avrupa Birliği (AB) rekabet otoriteleri ve Rekabet Kurulu
tarafından kullanılan önemli bir yöntemdir. AB Komisyonunun yatay işbirliklerinin
değerlendirilmesine yönelik rehberinde (Rehber) HHI’ın 1800 ve yukarı değerler olarak
hesaplandığı pazarların önemli ölçüde yoğunlaşmış ve dolayısıyla rekabet karşıtı etkiler
açısından riskli olduğu ifade edilmektedir. Ayrıca ilk dört sırada yer alan şirketin toplam
pazar paylarını ifade eden YO (yoğunlaşma oranı) 4 oranları da pazar yoğunlaşması
hakkında gösterge niteliğindedir.
Tablo 2: Çelik Çember Pazarı HHI Oranları ve YO4 2008-2011
2008 2009 2010 2011
HHI 4955 5135 4701 4751
YO4 100 100 100 100
(29) Son dört yıl içerisinde “4701” ve “5135” arasında gerçekleşen HHI değerleri çelik
ambalaj çemberi pazarında oldukça yüksek bir yoğunlaşmanın varlığına işaret
etmektedir. Keza, sürekli olarak 100 olarak gerçekleşen YO4 de anılan pazarın rekabet
karşıtı etkilere ne kadar açık olduğunu kanıtlar mahiyettedir. Öte yandan Rekabet
Kurumunca yayımlanan Rekabet Terimleri Sözlüğü’nde, “yoğunlaşmış oligopol
piyasası” “fiyatların rekabetçi piyasa yapısının oldukça üstünde ve çıktı miktarının ise
rekabetçi piyasa yapısının oldukça altında olduğu yüksek derecede yoğunlaşmış pazar
yapısıdır.” şeklinde tanımlanmakta ve genel olarak ampirik çalışmaların bu tür bir pazar
yapısının, pazardaki en büyük dört oyuncunun pazar payının %50 ve üzerinde olması
veya pazardaki en büyük sekiz oyuncunun pazar payının %70 ve üzerinde olması
12-52/1479-508
7/69
durumunda ortaya çıktığını gösterdiği ifade edilmektedir. Bu bakımdan yukarıda
pazarda faaliyet gösteren teşebbüslere ilişkin olarak yer verilen yaklaşık pazar payı
bilgileri ile HHI ve YO4 oranları dikkate alındığında, Türkiye çelik ambalaj çemberi
pazarının, rekabete aykırı etkilere oldukça açık, yüksek derecede yoğunlaşmış düopole
çok yakın bir oligopol piyasası olduğu düşünülmektedir.
I.3. 4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesinin İhlaline İlişkin Belgeler ile Bunlara İlişkin
İnceleme ve Tespitler
(30) BELGE – 1 19.07.2011 tarihinde MPS’de yapılan yerinde incelemede tespit edilen ve
MPS Satış Md. İlke GÜNAL’dan MPS Gn. Md.’ü Cem ÖRS’e gönderilen 26.10.2008
tarihli ve “Nizami ile görüşme” konulu ve ekinde “NG Görüşme Notları.doc” adlı
belgenin bulunduğu elektronik postada aşağıdaki ifadeler yer almaktadır:
“Cem Bey,
Nizami ile dün yaptığım görüşmenin notlarını ekte gönderiyorum. Tek başına karar
veremiyor. Ersoy ile (oğul) bir arada toplanalım dedi. Borçelik’ten (…..) ve (…..) ile dün
görüştüm. Ereğli’nin, fiyat indiriminden iki hafta önce tücc”
Söz konusu elektronik posta ekinde yer alan “NG Görüşme Notları.doc” adlı belge şu
şekildedir:
“Görüşme Notları
1. Ereğli
Ereğli’nin gerek satınalma gerekse satış yaklaşımından ve tarzından kişisel olarak
hoşnut değil. (…..) onlara da randevu vermemiş. (…..) Bey de (İç Satınalma Md.)
çaresiz kalmış.
Satınalmalarda Ereğli’nin fiyatı dikte etmesinden, bizim gibi o da rahatsız.
Ereğli ihalelerinde, kişisel olarak birlikte hareket etmeye hazır. 2008 yılı ihalesine
yönelik;
- %25 opsiyon kullanmalarını kabul etmeme
- Son teslimatları 420 USD indirimli yapmama,
- 2009 ihalesi fiyatlandırmasında ortak hareket etme hususlarında hemfikir
Nizami, Ereğli’nin %25 opsiyonu kullanmaya ihtiyacı olmadığını düşünüyor.
Ereğli’nin 1.5 aydır sarış yapmadığını stoklarının şiştiğini söyledi. Hatta CR
haddehanelerinden birinin çalışmadığını söyledi. (Bunu ben de duydum, Ereğli
bakım yaptığını iddia ediyor. Aynı hususu Borçelik de söyledi. Hatta Borçelik,
Ereğli’nin elinde 800.000-1.000.000 ton arasında stok olduğunu söylüyor.)
Bekap’ın da, bizim gibi son bir teslimatı kalmış. (Kasım’da onlar, Aralık’da biz
teslimat yapacağız.) Eskalasyona uyup, indirim yapılırsa, çember fiyatı 600 USD’a
gerileyecektir. Bunu kesinlikle kabul etmemeli, minimum satış fiyatının, ihalenin
başlangıç fiyatı olması gerektiğini söyledi. İhalenin başlangıç fiyatı 900 USD.)
2009 ihalesinde, beraber fiyat oluşturulabilir. Ancak Ereğli’nin haberinin olmaması
gerekiyor.
Nizami Ereğli’nin satış yöntemlerini de tenkit ediyor. 2008 yılında Ereğli’den cüzi
miktarlar dışında FH hammadde almadıklarını söyledi. Ferso (çelik servis
12-52/1479-508
8/69
merkezleri) için de biraz almışlar. Sene başında Ereğli’den alım yapmak
istediklerinde Ereğli’nin yaptığı indirim yeterli olmamış. Şöyleki, sene başında Ereğli
CCR fiyatı 795 USD iken, KCM aynı malzemeyi 750 USD’a teklif etmiş. Halbuki
Ereğli’nin bunlara verdiği fiyat, liste fiyatından 15-20 USD düşükmüş. (O tarihte,
Ereğli’nin KCM’ye satış fiyatının 710 USD olduğunu söyledi.)
Hammaddeyi genelde, NLMK’dan alıyorlar, Ereğli mallarını satan tüccarlarla da
alışverişleri var. Galiba ara sıra Göktaş’dan da FH alıyorlar.
2. Stok Durumu ve Fiyatlar
Nizami yüksek stokla yakalanmadıklarını, ancak her firma gibi stoklarının olduğunu
söyledi. Daha sonra, (…..), satıcılarından biri olan (…..)’un 30.000 ton stokla
yakalandıklarını söylediğini söyledi. Bekap’ın elektro galvaniz ve çelik servis
merkezleri gibi diğer işleri olduğu da düşünülürse, stokları olması normal. Fakat,
stok miktarı 30.000 tonun altında olabilir, çünkü Nizami, (…..)’ın çok yüksek stokla
yakalandığını söyledi. Yüksek stok miktarından kastı 30-40 bin ton.
Daha stok ortalama fiyatın 1200 USD’nin altına düşmediğini belirtti.
Müşterilerin her iki firmayı kullandığını, kendi satıcılarının müşterilerin her
söylediğine inandığını, panik olduklarını ve düşük fiyat için ısrar ettiklerini söyledi.
1300 USD’nin altında verip vermediklerini sordum. Kesinlikle vermediklerini söyledi.
Bizim de aynı şekilde görüşmemizin uygun olacağını söyledi.
3. Genel
Aylık üretim miktarının değiştiğini söyledi. 1000-1500 ton dedi. Ancak doğru
söylemediği belliydi. Çünkü bir ara, çember işinin hiç de düşünülen gibi karlı
olmadığını, Avrupa’da köşe başlarının hep tutulduğunu ve Avrupa’da fiyatların çok
düşük olduğunu ağzından kaçırdı. Sürekli Koreli üreticilerin ve Maillis’in ne kadar
düşük fiyat verdiklerini söylüyordu. Anlaşıldığı kadarıyla, çoğunlukla distribütörlere
satıyorlar. End-user’lara da sattığını söyledi. İngiltere, İspanya, Almanya, İtalya,
Bulgaristan, Ukrayna ve Rusya’dan bahsetti, fuarlara katılmak çok faydalı olmuş.
Müşteri sayıları artmış. Specta’yı biliyor. Ancak Maillis’in kontrolünün bankalara
geçtiğinden haberi yok.
SONUÇ:
Nizami tek başına karar veremiyor, mutlaka Ersoy bey ile bir araya gelinmesini
istiyor. (…..). Baba artık işlere karışmıyormuş. Arada bir geliyormuş. Her şeye
Nizami ile Ersoy birlikte karar veriyormuş. Haftaya toplantı organize edersek iyi olur
dedi.”
(31) Raportörlerce 30.03.2012 tarihinde MPS’de yapılan yerinde incelemede tutulan Bilgi
İsteme Tutanağı’yla, son beş yıl içerisinde İlke GÜNAL tarafından yapılıp da şirkete
fatura edilen bütün konaklama, yolculuk ve sair giderlere ilişkin fatura dökümleri ile yine
İlke GÜNAL tarafından kullanılan ve faturası şirket tarafından ödenen 0 532 (…..)
numaralı cep telefonu hattına ilişkin görüşme detaylı faturaların birer nüshası talep
edilmiştir. Bahse konu tutanakta yer alan talebe istinaden MPS tarafından gönderilen
ve Kurum kayıtlarına 04.04.2012 tarih ve 3006 sayı ile giren cevabi yazı ekinde yer
12-52/1479-508
9/69
alan telefon görüşmesi detaylarının1 incelenmesinden, Belge – 1’de sözü geçen
görüşmeden bir gün önceye denk gelen 24.10.2008 tarihinde saat 18:05’de İlke
GÜNAL’dan Nizami GÜNDOĞAN tarafından kullanıldığı tespit edilen 0 532 (…..)
numaralı telefona yapılan bir adet arama tespit edilmiştir2.
(32) 12.04.2012 tarihinde MPS vekili ve temsilcilerince yapılan pişmanlık başvurusuna ilişkin
Tutanak’ta, Belge – 1’de sözü geçen görüşmeyle ilgili olarak MPS Satış Md. İlke
GÜNAL tarafından şu hususlar ifade edilmiştir:
“ (…) Daha önceden tanıdığım Bekap Gn. Md. Yrd. Nizami GÜNDOĞAN ile ilk
görüşmem 25.10.2008 tarihinde İstanbul’da düzenlenen Ambalaj Fuarı’nda
olmuştur. (…) ”
(33) BELGE – 2 30.03.2012 tarihinde MPS’ de yapılan yerinde incelemede elde edilen;
27.10.2008 tarihli, MPS Gn. Md.’ü Cem ÖRS’ten MPS Satış Md. İlke GÜNAL’a
gönderilen, “RE: Nizami ile görüşme” konulu elektronik posta şu şekildedir:
“İlke Hn,
Rapor için teşekkürler. Bunlarla görüşmelere devam etmenizde fayda var. Ben
Nizami’nin patronu ile bizden adam ve bilgi çaldıkları için görüşmem. Benimle
görüşmek isterlerse yurt dışında vs dersiniz. Fiyatları onların satış ekibinin düş”
(34) BELGE – 3 19.07.2011 tarihinde MPS’de yapılan yerinde incelemede tespit edilen ve
MPS Satış Md. İlke GÜNAL’dan MPS Gn. Md.’ü Cem ÖRS’e gönderilen 30.10.2008
tarihli (Saat: 13:27) ve “YNT:Nizami ile görüşme” konulu elektronik postada aşağıdaki
ifadeler yer almaktadır:
“Cem Bey,
Nizami ile görüşmeye devam ediyorum. Daha önce de söylediğim gibi, Nizami tek
başına karar veremiyor. Sizinle görüşmek için ısrar ettikleri için, sizin de önerdiğiniz
gibi, ay sonuna kadar yurt dışında olduğunuzu söyledim. İş bazında, me”
(35) BELGE – 4 30.03.2012 tarihinde MPS’ de yapılan yerinde incelemede elde edilen,
30.10.2008 tarihinde (Saat:14:12) MPS Gn. Md.’ü Cem ÖRS’ten MPS Satış Md. İlke
GÜNAL’a gönderilen “Re: YNT: Nizami ile görüşme” konulu elektronik posta şu
şekildedir:
“Görüşmeleri sizin götürmeniz daha doğru. Bir süre böyle devam edelim bakalım bir
yere gidiyor mu. Onlara yetkili olduğunuzu söyleyebilirsiniz. Zaten bana sormadan
bir commitment3 olmaz. Ama sıcak görüşmeleri siz yapın. Onlara karşı hislerimizi
de”
1 Söz konusu telefon görüşmesi kayıtlarının 2010/3 sayılı Dosyaya Giriş Hakkının Düzenlenmesine ve Ticari
Sırların Korunmasına İlişkin Tebliğ hükümleri çerçevesinde gizli bilgi niteliğinde olduğu değerlendirildiğinden,
Soruşturma Raporu’nun taraflara tebliğ edilen nüshalarıyla birlikte bu kayıtlar gönderilmemiştir.
2 06.04.2012 tarih ve B.21.REK.015.00.00.-110.03.99/387 numaralı yazıyla, Nizami GÜNDOĞAN tarafından
kullanılan 0 532 (…..) numaralı cep telefonu hattına ilişkin olarak 01.10.2008 ve 31.03.2010 tarihleri arasında
BEKAP tarafından bütün faturalar ve bunlara ekli GSM Telefon Kullanım Ücreti Detayları da talep edilmiştir.
Bununla birlikte BEKAP tarafından gönderilen ve 09.04.2012 tarih ve 3097 sayı ile Kurum kayıtlarına giren
cevabi yazıda, anılan telefon hattına ilişkin olarak görüşme detaylarını içerir nitelikte faturaların bulunmadığı;
söz konusu bilgilerin 10.04.2012 tarih ve 3157 sayılı yazıda da Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş.
(TURKCELL)’den istenilmesine karşın TURKCELL tarafından bu bilgilerin sağlanamayacağı cevabının
verildiği belirtilmiştir.
3 İngilizce olan “commitment” kelimesi; taahhüt, vaat, söz anlamına gelmektedir.
12-52/1479-508
10/69
(36) MPS tarafından gönderilen ve Kurum kayıtlarına 04.04.2012 tarih ve 3006 sayı ile giren
cevabi yazı ekinde yer alan telefon görüşmesi detaylarının incelenmesinden, Belge –
4’ün gönderildiği 30.10.2008 tarihinde saat 16:17’de İlke GÜNAL’dan Nizami
GÜNDOĞAN tarafından kullanıldığı tespit edilen 0 532 (…..) numaralı telefona yapılan
bir adet arama tespit edilmiştir.
(37) BELGE – 5 19.07.2011 tarihinde MPS’de yapılan yerinde incelemede tespit edilen ve
MPS Satış Md. İlke GÜNAL’dan MPS Gn. Md.’ü Cem ÖRS’e gönderilen 30.01.2009
tarihli (Saat:10:49) ve “Ereğli teklif” konulu elektronik postada aşağıdaki ifadeler yer
almaktadır:
“Cem Bey,
Nizami, 32x0.80 PW fiyatının Ereğli’ye 1000 USD’nin altında verilmesini öneriyor.
1000 USD ve üzerindeki fiyatların, piyasa fiyatlarından çok yüksek olduğunu
söylüyor.
(Piyasa fiyatları 875-925 USD arasında) buna göre ilk fiyatı 975-985 aralığında
vermenin doğru olacağını düşünüyor. Bende aynı fikirdeyim, çünkü şu anda aynı
ölçü için teklifler 880-900 USD arasında değişmektedir. Ne dersiniz?
İlke”
(38) Aşağıda yer verilen Belge – 28’in incelenmesinden, Belge – 5’in gönderildiği
30.01.2009 tarihi, saat 10:49’dan önce, aynı gün içerisinde MPS Satış Md. İlke
GÜNAL’dan BEKAP eski Gn. Md. Yrd. Nizami GÜNDOĞAN tarafından kullanıldığı
12.04.2012 tarihli pişmanlık başvurusu tutanağında ifade edilen 0 533 (…..) numaralı
telefona yapılan sırasıyla saat 08:38 ve 10:11’de olmak üzere iki ayrı telefon görüşmesi
tespit edilmiştir. Aynı gün içerisinde saat 13:14’te İlke GÜNAL ile Nizami GÜNDOĞAN
arasında yapılan bir telefon görüşmesinin daha bulunduğu görülmüştür.
(39) ERDEMİR’e gönderilen 13.04.2012 tarihli ve B.21.6.REK.0.15.00.00.110.03.99/309
sayılı bilgi isteme yazısıyla, anılan şirket tarafından çelik çember ihtiyacının
karşılanmasına yönelik olarak düzenlenen ihaleler kapsamında BEKAP tarafından
02.02.2009 – 05.02.2009 ve 25.05.2009 – 28.05.2009 tarihleri arasında sunulan teklif
mektupları ile bunlara ilişkin yazışmalar talep edilmiştir. ERDEMİR tarafından
gönderilen ve Kurum kayıtlarına 13.04.2012 tarih ve 3302 sayı ile intikal eden cevabi
yazı ekinde yer alan belgelerin incelenmesinden, ERDEMİR tarafından açılan çelik
çember alım ihalesi ile ilgili olarak, ERDEMİR’in 26.01.2009 tarihli Teklif İsteme
Mektubu’na istinaden BEKAP tarafından gönderilen 02.02.2009 tarihli yazıda sunulan
ilk teklif fiyatlarının 600 ton 1¼ inç (yaklaşık 32 mm) tekli sarım siyah boyalı ve 100 ton
1¼ inç çoklu sarım menevişli çelik ambalaj çemberi için sırasıyla 980 ABD doları/ton ve
981 ABD doları/ton olduğu tespit edilmiştir.
(40) Soruşturma sürecinde MPS’ye gönderilen 09.01.2012 tarihli ve
B.21.6.REK.0.15.00.00.110.03.99/17 sayılı yazıya istinaden MPS tarafından gönderilen
ve Kurum kayıtlarına 20.01.2012 tarih ve 591 sayı ile giren cevabi yazı ekinde sunulan
belgelerin incelenmesinden, Belge – 5’te sözü edilen ihale ile ilgili olarak MPS
tarafından 02.02.2009 tarihinde sunulan birinci teklif fiyatlarının ise 600 ton 32x80 mm
tekli sarım siyah boyalı ve 100 ton 32x80 mm jumbo (çoklu) sarım menevişli çelik
ambalaj çemberi için sırasıyla 984 ABD doları/ton ve 994 ABD doları/ton olduğu tespit
edilmiştir.
(41) Yine aşağıda yer verilen Belge – 28’in incelenmesinden, BEKAP ve MPS tarafından
12-52/1479-508
11/69
yukarıda anılan ihaleye ilişkin olarak ilk tekliflerin sunulduğu 02.02.2009 tarihinde saat
08:59’da MPS Satış Md. İlke GÜNAL ve BEKAP eski Gn. Md. Yrd. Nizami
GÜNDOĞAN arasında telefon görüşmesi yapıldığı tespit edilmiştir. Ayrıca adı geçen
şahıslar arasında, bahse konu ihaleye ilişkin teklif sunma sürecinin sona erdiği
anlaşılan 09.02.2009 tarihine kadar 05.02.2009 tarihinde üç, 06.02.2009 tarihinde dört
ve 09.02.2009 tarihinde altı ayrı telefon görüşmesi yapıldığı anlaşılmıştır.
(42) BELGE – 6 19.07.2011 tarihinde MPS’de yapılan yerinde incelemede tespit edilen ve
MPS Satış Md. İlke GÜNAL’dan MPS Gn. Md.’ü Cem ÖRS’e gönderilen 05.02.2009
tarihli (saat 14:35) ve “Ereğli” konulu elektronik postada aşağıdaki ifadeler yer
almaktadır.
“Nizami, Erdemir İstanbul Bölge Md’den aşağıdaki fiyatı almış. 400-450 ton için:
Baz Fiyat 530 Usd
Ebat Extrası 37 Usd
Kalite Extrası 15 Usd
Toplam 582 Usd
Nakliye 18 Usd
Toplam 600 Usd
MPS’nin kayıdı Ereğli’de olduğu için, Bölge Satış Müdürlüğünü aramak
zorundayım. Onlarda saat 14.30’a kadar toplantıdaymış. Bize aynı fiyatı verip
vermeyecekleri konusunda endişem var. çünkü Bekap Ereğli’den düzenli CR alımı
var.
Bilginiz için
Ilke”
(43) Aşağıda yer verilen Belge – 28’in incelenmesinden, Belge – 6’nın gönderildiği
05.02.2009 tarihi, saat 14:35’ten hemen önce, aynı gün içerisinde MPS Satış Md. İlke
GÜNAL ve BEKAP eski Gn. Md. Yrd. Nizami GÜNDOĞAN arasında sırasıyla saat
13:31 ve 14:35’te olmak üzere iki ayrı telefon görüşmesi tespit edilmiştir.
(44) BELGE – 7 19.07.2011 tarihinde MPS’de yapılan yerinde incelemede tespit edilen ve
MPS Satış Md. İlke GÜNAL’dan MPS Gn. Md.’ü Cem ÖRS’e gönderilen 05.02.2009
tarihli (Saat 17:02) ve “Ereğli” konulu elektronik postada aşağıdaki ifadeler yer
almaktadır.
“Cem bey,
(…..) den 510 usd baz fiyat almis. Extralarla birlikte 548 usdye geliyor.
Kmc bu aksama kadar opsiyon vermis. Bu fiyat ile Ereglinin istedigi 955 veya ustu
verilebilir. Ne dersiniz? Ona gore
Nizami ile gorusecegim
(45) BELGE – 8 19.07.2011 tarihinde MPS’de yapılan yerinde incelemede tespit edilen ve
MPS Satış Md. İlke GÜNAL’dan MPS Gn. Md.’ü Cem ÖRS’e gönderilen 05.02.2009
tarihli (Saat 17:07) ve “Ereğli” konulu elektronik postada aşağıdaki ifadeler yer
12-52/1479-508
12/69
almaktadır.
“Cem bey.
(…..)den yarina kadar vakit almis. 510 usd pesin fiyat. 530 usd 2.5 ay vadeli fiyat.
Nizaminin aldigi fiyat da 530 usd. Demek ki vadeli almayi dusunuyor.
(46) Aşağıda yer verilen Belge – 28’in incelenmesinden, Belge – 7 ve Belge - 8’in
gönderildiği 05.02.2009 tarihi, sırasıyla saat 17:02 ve 17:07’den hemen önce, aynı gün
içerisinde MPS Satış Md. İlke GÜNAL ve BEKAP eski Gn. Md. Yrd. Nizami
GÜNDOĞAN arasında saat 16:55’te yapılan bir telefon görüşmesi daha bulunduğu
görülmüştür.
(47) BELGE – 9 19.07.2011 tarihinde MPS’de yapılan yerinde incelemede tespit edilen ve
MPS Satış Md. İlke GÜNAL’dan MPS Gn. Md.’ü Cem ÖRS’e gönderilen 17.02.2009
tarihli (Saat:08:15) ve “Nizami Görüşme Notu” konulu elektronik postada aşağıdaki
ifadeler yer almaktadır:
“Günaydın Cem Bey,
Geçtiğimiz haftalarda Erdemir ihalesine yönelik Nizami ile görüşürken, satış
fiyatlarının düşürülmemesi, vadeler konusunda da görüşmüştük. Dün Nizami bu
konularda görüşmek istediğini söyledi. Önerilerini konu[ş]tuklarımızı aşağıda
özetliyorum.
MÜŞTERİ PAYLAŞIMI KONUSUNDA ÖNERİSİ
1. Sürekli fiyat pazarlığı yaparak alım yapan müşterilerin ½ oranında paylaşımı:
Dikkat çeken müşteriler (…..) ve (…..)’dir. Piyasalar yavaşladığı için (…..)’in aylık
kullanımı 40-60 ton, (…..)’in aylık kullanımı 20-30 tondur. Ay içinde bir sevkiyatı
MPS, diğerini kendinin yapmasını düşünmekte. Her iki firmada, ay içinde en az iki
kez alım yapmaktadır.
2. Bazı müşterilerin paylaşılması: Burada kastı; bazı müşterilerin sadece MPS,
bazı müşterilerin sadece Bekap müşterisi olması.
SATICILAR
Satıcılara 75 gün vade uyguladığımızı duymuş. 60 günün üzerine
çıkmayacağımızı konuştuk. Bende, 75 günün münferit olabileceğini söyledim,
vadeyi bizim değil en başta onların uzattığını (90 gün bile verdiklerini) tekrar
ederek, özellikle çelik çemberde vadeleri uzatmanın bizim işimiz olmadığını
söyledim. (bu konu her satıcının Bekap ile görüşüp fiyat aldığını gösteriyor.)
KÜÇÜK KULLANICILAR
Sipariş miktarı 1-3 ton arasında olan müşterilere, fiyat listesinin uygulanması. Fiyat
listesini, fiyatları biraz yukarıya çekerek belirlemeyi düşünüyor. Güncel listelerde,
ince ölçülerde biz 100-120 USD/T arasında yukardayken, 32x0.80 gibi kalın
ölçülerde 50-60 USD/T yukardayız.
Nizami listesinde, siyah ve çinko boya farkını 40 USD/T olarak belirlemiş. (bizim
farkımız ince ölçülerde 40 USD, kalınlarda 35 USD) 0.5 ile 0.80 farkını 50 USD/T
olarak belirlemiş. Kalınlık farkında bize uyacağını söyledi.
Fiyat listesini, (…..)’tan hammadde fiyatı geldikten sonra belirlemeyi teklif etti.
12-52/1479-508
13/69
(Nisan için, hammadde talebinde bulunmuşlar, (…..) Bey’in bir önceki fiyatının 540
USD olduğunu, bu sefer daha düşük vermesini bekliyor.)
KUR DENGELEME FATURASI
Peşin ödeme dışında, 15 gün ve üzerinde ödeyen firmalara kuru sabitlemek
istemiyor. Çelik sektöründe tüm firmaların, fatura tarihindeki kur yerine ödeme
tarihindeki kuru esas aldıklarını, kendilerinin de çelik satıcısı olduğunu belirterek,
bazı müşterilerine kabul ettirdiğini söyledi. Kurun daha da artacağını düşünüyor.
VADE
Maximum 60 gün olmasını düşünüyor. Bende sadece satıcılar için 60 gün
olabileceğini, diğerlerine 30 günün makul olduğunu söyledim.
DİĞER KONULAR
- Konuşmalarından, satıcılarının iyi olmadığını düşünüyorum. Şubat aynın çok kötü
geçtiğini söyledi.
- İhracatta hiç yokmuş.
- Çelik çember müşterilerini ziyaret etmiyor. Ziyaretleri İlknur ile Koray (satış ve
ihracat müdürü) yapıyor. Birkaç kez ziyaret ettiğini fakat sürekli ambarcılar ile
konuşulduğunu söyledi.
Ağırlıklı olarak Çelik Servis Merkezi işleri ile ihracatı takip ediyor.
ÖZET: müşteri paylaşımı konusunda düşüncelerimi öğrenmek istiyor. Ben bu
konudan ziyade, önce belli fiyatlarda belli bir mutabakata varmamızın daha önemli
olduğunu söyledim. Zaten bazı müşterileri, Erdemir gibi paylaştığımızı belirttim.
Şahsen, sizin düşüncelerinizi bilmemekle birlikte müşteri paylaşımı hususunda
tereddütlerim var. Konuşmalarından çıkardığım kadarıyla, bazı müşterilere hiç
girememiş, (…..) gibi… müşterilerin paylaşımı onlara faydalı olur. Çarşamba günü
tekrar görüşüp görüşemeyeceğimizi sordu, bende konuştuklarımızı sizinle
paylaşacağımı söyledim, telefonlaşırız dedim.
Bilgi ve görüşleriniz için,
İlke”
(48) Aşağıda yer verilen Belge – 28’in incelenmesinden, Belge – 9’un gönderildiği
17.02.2009 tarihi saat 08:15’ten sonra aynı gün içerisinde MPS Satış Md. İlke GÜNAL
ve BEKAP eski Gn. Md. Yrd. Nizami GÜNDOĞAN arasında saat 10:48’te bir telefon
görüşmesi yapıldığı tespit edilmiştir.
(49) BELGE – 10 30.03.2012 tarihinde MPS’ de yapılan yerinde incelemede elde edilen;
19.02.2009 tarihli, MPS Gn. Md.’ü Cem ÖRS’ten MPS Satış Md. İlke GÜNAL’a
gönderilen, Belge – 9’un devamı niteliğindeki “RE: YNT: RE: Nizami Görüşme Notu”
konulu elektronik posta ile bu elektronik posta içeriğinde yer alan Cem ÖRS ile İlke
GÜNAL arasında yapılan yazışma silsilesi kronolojik olarak şu şekildedir:
Kimden: Cem ÖRS
Kime: İlke GÜNAL
Gönderilme tarihi: 17 Şubat 2009, saat 10:13
“Perşembe günü buradaysanız bu konuyu konuşalım.
12-52/1479-508
14/69
Cem”
Kimden: İlke GÜNAL
Kime: Cem ÖRS
Gönderilme tarihi: 17 Şubat 2009, saat 10:19
“Tamam, sirkette olurum.
Ilke”
Kimden: İlke GÜNAL
Kime: Cem ÖRS
Gönderilme tarihi: 19 Şubat 2009, saat 09:25
“Gunaydın Cem Bey,
Perşembe için OK demiştim, fakat sizin için de uygun olursa ve şirketteyseniz
görüşmeyi yarına erteleme olanağı olabilir mi? Anlaşma için Bamesa’ya gitmek
istiyorum.
Ilke”
Kimden: Cem ÖRS
Kime: İlke GÜNAL
Gönderilme tarihi: 19 Şubat 2009, saat 09:26
“Yarin ben yokum. Bamesa donusu aksam ustu konusuruz.”
Kimden: İlke GÜNAL
Kime: Cem ÖRS
Gönderilme tarihi: 19 Şubat 2009, saat 09:27
“Tamam, teşekkürler”
(50) BELGE – 11 19.07.2011 tarihinde MPS’de yapılan yerinde incelemede tespit edilen ve
04.03.2009 tarihinde (Saat: 15:12) MPS Satış Md. İlke GÜNAL’dan MPS Gn. Md.’ü
Cem ÖRS’e gönderilen, “NG Görüşme” konulu, ekinde “Taban fiyatlar 02.03.2009.xlsx”
adlı dosyanın yer aldığı elektronik postada şu ifadeler yer almaktadır:
“Cem Bey, Siz ve Ünal Bey ile konuştuktan sonra Nizami ile bir görüşme daha
yaptık. Görüşmeyi aşağıda özetlemekteyim.
1. Müşteri paylaşımı: önce fiyatlarda anlaşıp, bir süre çalışıp, karşılıklı güveni tesis
ettikten sonra, bu konu üzerinde tekrar görüşeceğiz.
2. Taban fiyatlar: belirlenen taban fiyatlar ektedir.
3. Hammadde: (…..)’ya bir sipariş vermiş. Miktarı söylemedi, fiyatı 530 USD
olduğunu söyledi. Borçelik’ten de malzeme almak istemiş. (…..), Nisan ayında
verebileceğini söylemiş. (…..)’dan malzeme tesliminde gecikme olduğunu
söylüyor. Mart sonundan evvel FH üretemeyeceklerini düşünüyor. Ereğli’ye daha
fazla sipariş verdiğini söyledi (400-500 ton). Hammadde stoklarının azaldığı belli
oluyor, ancak taban fiyatları belirlerken, minimum fiyatın 900 USD’nin altında
olmasını teklif etti, 870-880 USD seviyelerinde. Max efektif piyasa fiyatının 550
USD olduğunu, 300 USD delta ile 850 USD civarında fiyat verebileceğini
düşünüyor.
4. Fiyatların daha da düşmesini bekliyor.
12-52/1479-508
15/69
5. Geçen sene yurt içine 6.000 ton civarında sattıklarını söyledi. Kasım ve Aralık
çok kötü gitmiş.
6. Şubat 09’da Ereğli dahil 392 ton satmış. Mart ayında, satışların yükseleceğini
umuyor.
7. Borusan’ın Borçelik yüzünden pahalıya çember aldığını düşünüyor. (…..) fiyatına
göre, Borusan’a 530+275=805 USD’ye satılabilir. Hâlbuki Borusan, Borçelik
yüzünden, şuanda çemberi 845 USD ile almakta.
Bilgilerinize sunarım.
İlke”
(51) Bahse konu elektronik posta ekinde yer alan “Taban fiyatlar 02.03.2009.xlsx” adlı belge
şu şekildedir.
“ÇEMBER TABAN FİYATI
Tarih 02.03.2009
ÇEMBER ÖLÇÜSÜ SATIŞ FİYATI ($/TON)
GENİŞLİK KALINLIK MENEVİŞ+VAKS SİYAH+VAKS ÇİNKO+VAKS
İnch mm İnch mm BLUE PW ZW
½ 12.7 0.020 0.51 980 1,020 1,070
½ 12.7 0.230 0.58 970 1,010 1,060
5/8 15.9 0.020 0.51 960 1,000 1,040
5/8 15.9 0.023 0.58 950 990 1,030
¾ 19 0.020 0.51 940 980 1,020
¾ 19 0.023 0.58 930 970 1,010
¾ 19 0.025 0.64 925 965 1,005
¾ 19 0.028 0.71 920 960 990
¾ 19 0.031 0.79 915 955 985
¾ 19 0.035 0.89 915 955 985
1 25.4 0.028 0.71
1 25.4 0.031 0.79
1 25.4 0.035 0.89
1 1/4 31.8 0.028 0.71 905 945 975
1 1/4 31.8 0.031 0.79 900 940 970
1 1/4 31.8 0.035 0.89 900 940 970
TOKA TABAN FİYATLARI
TOKA TİPİ SATIŞ FİYATI ($/1000 ADET)
DKP GALVANİZ
KİMLİKLİ KİMLİKSİZ KİMLİKLİ KİMLİKSİZ
12 SPC 15.00 17.00
58 SPC 15.00 17.00
34 C 15.00 17.00
34 SPC 15.00 17.00
34 HOC 28.00 32.00
114 P 37.00 37.00 42.00 42.00
114 M 80.00 -
12-52/1479-508
16/69
1. Bu hafta boyunca bu fiyatlardan aşağı teklif verilip verilmeyeceği denenecek,
önümüzdeki hafta başında tekrar görüşülecektir.
2. Bekap, taban fiyatların üzerine $10 ilave ederek listesini hazırlayacak. Azami 10
USD indirim yapabilecek. Toka taban fiyatlarına 1 USD ekleyecektir.
3. MPS, taban fiyatların üzerine $15 ilave ederek listesini hazırlayacak, azami 10 USD
indirim yapabilecek. Toka taban fiyatlarına 1 USD ekleyecektir.
4. Satış fiyatları 45 güne kadar olan vadelerde uygulanacaktır.”
(52) Aşağıda yer verilen Belge – 28’in incelenmesinden, Belge – 11’in ekinde yer alan ve
yukarıda içeriğine yer verilen “Taban fiyatlar 02.03.2009.xlsx” adlı belgede geçen
02.03.2009 tarihinde MPS Satış Md. İlke GÜNAL ve BEKAP eski Gn. Md. Yrd. Nizami
GÜNDOĞAN arasında saat 10:21, 10:24, 10:50 ve 10:54’te dört ayrı telefon görüşmesi
yapıldığı tespit edilmiştir. Belge – 11’in gönderildiği 04.03.2009 tarihi saat 15:12’den
önce aynı gün içerisinde MPS Satış Md. İlke GÜNAL ve BEKAP eski Gn. Md. Yrd.
Nizami GÜNDOĞAN arasında saat 09:58’te de bir telefon görüşmesi yapıldığı
anlaşılmıştır.
(53) Raportörlerce BEKAP ve MPS’de yapılan 30.03.2012 tarihli yerinde incelemelerde,
teşebbüslerin 02-10.03.2009 tarihleri arasında yapmış olduklara satışlara ilişkin bilgi
istenilmiştir. MPS tarafından yerinde inceleme esnasında hazırlanarak sunulan, BEKAP
tarafından ise bilgi talebine istinaden gönderilen 05.04.2012 tarih ve 3019 sayılı cevabi
yazı ekinde yer alan bilgilerden derlenen; 02-10.03.2009 tarihleri arasında adı geçen
teşebbüslerce yurtiçindeki müşterilere yapılan satışlara ilişkin olarak ürün, müşteri ve
fiyat bilgileri, aşağıda tablo halinde sunulmuştur. Tablolarda, Belge – 11’de yer alan
taban fiyatlardan azami 10 ABD doları/ton indirimle ve/veya bu fiyatlardan daha yüksek
tutarlardan yapılan satışlar kalın karakterlerle gösterilmiştir.
Tablo 3: Bekap 02-10.03.2009 Tarihleri Arasında Yapılan Satış Bilgileri
Tarih Ürün Firma
Fiyat
($)/ton
02.03.2009 32×0.80 Menevişli+Wax TS Çember (…..) 900
02.03.2009 16×0.50 Çinko+Wax ÇS Çember (…..) 876
03.03.2009 32×0.80 Çinko+Wax TS Çember (…..) 1100
03.03.2009 16×0.60 Siyah+Wax ÇS Çember (…..) 1000
03.03.2009 19×0.64 Menevişli+ Wax ÇS Çember (…..) 1000
04.03.2009 32×0.80 Menevişli+Wax TS Çember (…..) 920
04.03.2009 32×0.80 Siyah+Wax TS Çember (…..) 950
05.03.2009 32×0.80 Menevişli+Wax TS Çember (…..) 880
05.03.2009 32×0.80 Çinko+Wax TS Çember (…..) 940
05.03.2009 32×0.70 Siyah+Wax TS Çember (…..) 925
05.03.2009 16×0.60 Siyah+Wax ÇS Çember (…..) 980
06.03.2009 16×0.60 Siyah+Wax ÇS Çember (…..) 970
06.03.2009 19×0.60 Siyah+Wax ÇS Çember (…..) 960
07.03.2009 32×0.80 Siyah+Wax TS Çember (…..) 920
09.03.2009 16×0.50 Siyah+Wax ÇS Çember (…..) 980
09.03.2009 19×0.60 Siyah+Wax ÇS Çember (…..) 990
09.03.2009 32×0.80 Siyah+Wax TS Çember (…..) 960
12-52/1479-508
17/69
10.03.2009 16×0.50 Menevişli+Wax ÇS Çember (…..) 990
10.03.2009 16×0.50 Menevişli+Wax ÇS Çember (…..) 920
10.03.2009 19×0.50 Siyah+Wax ÇS Çember (…..) 950
10.03.2009 32×0.80 Çinko+Wax TS Çember (…..) 1010
10.03.2009 32×0.80 Siyah+Wax TS Çember (…..) 925
Tablo 4: MPS 02-10.03.2009 Tarihleri Arasında Yapılan Çelik Çember Satış Bilgileri
Tarih Ürün Firma
Fiyat
($)/ton
02.03.2009 16×050 APEX BPWMW ÇEMBER (…..) 1100
02.03.2009 19×080 APEX BLUMW ÇEMBER (…..) 950
02.03.2009 32×070 APEX BLURW ÇEMBER (…..) 935
02.03.2009 32×080 APEX BLURW ÇEMBER (…..) 950
02.03.2009 32×080 APEX BLURW ÇEMBER (…..) 900
02.03.2009 32×080 APEX BPWRW ÇEMBER (…..) 960
02.03.2009 32×080 APEX ZPWRW ÇEMBER (…..) 905
02.03.2009 32×090 APEX BPWRW ÇEMBER (…..) 893
03.03.2009 16×050 APEX BLUMW ÇEMBER (…..) 970
03.03.2009 16×050 APEX BPWMW ÇEMBER (…..) 1035
03.03.2009 16×050 APEX BPWMW ÇEMBER (…..) 1000
03.03.2009 16×060 APEX BPWMW ÇEMBER (…..) 1000
03.03.2009 16×060 APEX BPWMW ÇEMBER (…..) 1025
03.03.2009 19×060 APEX BPWMW ÇEMBER (…..) 990
03.03.2009 19×060 APEX BPWMW ÇEMBER (…..) 980
03.03.2009 32×080 APEX BLURW ÇEMBER (…..) 920
03.03.2009 32×080 APEX BLURW ÇEMBER (…..) 920
03.03.2009 32×080 APEX BLURW ÇEMBER (…..) 900
03.03.2009 32×080 APEX BPWRW ÇEMBER (…..) 940
03.03.2009 32×080 APEX BPWRW ÇEMBER (…..) 1010
03.03.2009 32×080 APEX ZPWMW ÇEMBER (…..) 1070
03.03.2009 32×080 APEX ZPWRW ÇEMBER (…..) 950
04.03.2009 13×050 APEX ZPWMW ÇEMBER (…..) 1025
04.03.2009 16×050 APEX BPWMW ÇEMBER (…..) 1050
04.03.2009 19×050 APEX BPWMW ÇEMBER (…..) 990
04.03.2009 19×060 APEX BPWMW ÇEMBER (…..) 1000
04.03.2009 32×080 APEX ZPWRW ÇEMBER (…..) 995
05.03.2009 16×050 APEX ZPWMW ÇEMBER (…..) 1070
05.03.2009 19×050 APEX BPWMW ÇEMBER (…..) 980
05.03.2009 19×064 APEX BLUMW ÇEMBER (…..) 980
05.03.2009 19×064 APEX BPWMW ÇEMBER (…..) 965
05.03.2009 19×080 APEX BLUMW ÇEMBER (…..) 950
05.03.2009 32×070 APEX BLURW ÇEMBER (…..) 870
05.03.2009 32×080 APEX BLURW ÇEMBER (…..) 890
05.03.2009 32×080 APEX BLURW ÇEMBER (…..) 925
05.03.2009 32×080 APEX BLUSJ ÇEMBER (…..) 880
05.03.2009 32×080 APEX BPWRW ÇEMBER (…..) 950
06.03.2009 19×050 APEX BPWMW ÇEMBER (…..) 1040
12-52/1479-508
18/69
06.03.2009 19×060 APEX BPWMW ÇEMBER (…..) 970
06.03.2009 19×060 APEX BPWMW ÇEMBER (…..) 1015
06.03.2009 19×060 APEX BPWMW ÇEMBER (…..) 1025
09.03.2009 16×050 APEX BPWMW ÇEMBER (…..) 1020
09.03.2009 19×080 APEX BLUMW ÇEMBER (…..) 960
09.03.2009 32×080 APEX BLURW ÇEMBER (…..) 890
09.03.2009 32×080 APEX BPWRW ÇEMBER (…..) 1000
10.03.2009 13×050 APEX BPWMW ÇEMBER (…..) 1020
10.03.2009 16×050 APEX BLUMW ÇEMBER (…..) 920
10.03.2009 16×050 APEX BLUMW ÇEMBER (…..) 960
10.03.2009 16×050 APEX BPWMW ÇEMBER (…..) 980
10.03.2009 19×080 APEX BLUMW ÇEMBER (…..) 890
10.03.2009 32×080 APEX BLURW ÇEMBER (…..) 870
10.03.2009 19×080 APEX BPWMW ÇEMBER (…..) 1000
10.03.2009 32×080 APEX BLURW ÇEMBER (…..) 920
(54) Aşağıdaki tabloda ise, MPS tarafından 02-10.03.2009 tarihleri arasında yapılan toka
satış bilgilerine yer verilmiştir. Belge – 11’de yer alan taban fiyatların 1 ABD doları veya
daha üzerindeki fiyatlarla yapılan satışlar koyu karakterlerle gösterilmiştir.
Tablo 5: MPS 02-10.03.2009 Tarihleri Arasında Yapılan Toka Satış Bilgileri
Tarih Ürün Firma
Fiyat
($)/Adet
02.03.2009 SIGNODE 114 P DKP (…..) 38
02.03.2009 SIGNODE 114 P DKP (…..) 39
02.03.2009 SIGNODE 114 P DKP (…..) 36
02.03.2009 SIGNODE 114 P DKP (…..) 34
03.03.2009 SIGNODE 114 P DKP (…..) 39
03.03.2009 SIGNODE 114 P DKP (…..) 40
03.03.2009 SIGNODE 114 P DKP (…..) 39
04.03.2009 SIGNODE 114 P DKP (…..) 39
05.03.2009 SIGNODE 114 P DKP (…..) 35
05.03.2009 SIGNODE 114 P DKP (…..) 35
05.03.2009 SIGNODE 114 P DKP (…..) 39
05.03.2009 SIGNODE 114 P DKP (…..) 39
05.03.2009 SIGNODE 114 P DKP (…..) 39
06.03.2009 SIGNODE 114 P DKP (…..) 34
09.03.2009 SIGNODE 114 P DKP (…..) 33
09.03.2009 SIGNODE 114 P DKP (…..) 40
03.03.2009 SIGNODE 114 P GLV (…..) 40
04.03.2009 SIGNODE 114 P GLV (…..) 45
05.03.2009 SIGNODE 114 P GLV (…..) 42
05.03.2009 SIGNODE 114M DKP (…..) 50
04.03.2009 SIGNODE 12 SPC GLV (…..) 16
02.03.2009 SIGNODE 34 HOC DKP (…..) 29
10.03.2009 SIGNODE 34 HOC DKP (…..) 30
10.03.2009 SIGNODE 34 HOC DKP (…..) 30
10.03.2009 SIGNODE 34 HOC DKP (…..) 30
06.03.2009 SIGNODE 34 SPC DKP (…..) 16
12-52/1479-508
19/69
06.03.2009 SIGNODE 34 SPC DKP (…..) 16
05.03.2009 SIGNODE 58 SPC GLV (…..) 18
(55) BELGE – 12 19.07.2011 tarihinde MPS’de yapılan yerinde incelemede tespit edilen ve
MPS Satış Md. İlke GÜNAL’dan MPS Gn. Md.’ü Cem ÖRS’e gönderilen 09.03.2009
tarihli (Saat:19:04) elektronik postada, aşağıdaki ifadeler yer almaktadır:
“Cem Bey,
Nizami, Trakya camı paylaşmayı teklif etti. Nasıl bölüneceğini sorduğumda,
görüştüğünü ve fabrikalar bazında bölünebileceğini öğrendiğini söyledi.
Bu sene öngördükleri kullanım miktarı 742 ton. Mersin, Lüleburgaz, Yenişehir ve
Çayırova fabrikalarında kullanılan toolların tamamı Signode. Bir miktar ithal toka
da kullanıyorlar. İthal tokalar ve toollara verilecek servis de ihale kapsamında.
Bunları düşünce biz avantajlı duruyoruz. Nizami, Ereğlide olduğu gibi anlaşarak
fiyatı yukarıda tutmayı umuyor. Yarın saat 10’da bu konuda toplantı teklif etti.
Düşüncelerinizi bildirebilir misiniz?
İlke”
(56) BELGE – 13 30.03.2012 tarihinde MPS’ de yapılan yerinde incelemede elde edilen;
09.03.2009 tarihli, MPS Gn. Md.’ü Cem ÖRS’ten MPS Satış Md. İlke GÜNAL’a
gönderilen, Belge – 12’nin devamı niteliğindeki elektronik posta ile bu elektronik posta
içeriğinde yer alan Cem ÖRS ile İlke GÜNAL arasında yapılan yazışma silsilesi
kronolojik olarak şu şekildedir:
Kimden: İlke GÜNAL
Kime: Cem ÖRS
Gönderilme tarihi: 9 Mart 2009, saat 20:01
“Cem Bey,
Rahatsiz ediyorum ama, Nizami ile ilgili mailime cevap alamadigimi hatirlatmak
istedim.
Ilke”
Kimden: Cem ÖRS
Kime: İlke GÜNAL
Gönderilme tarihi: 9 Mart 2009, saat 20:05
“Yarin arayin konusuruz.”
(57) Aşağıda yer verilen Belge – 28’in incelenmesinden, Belge – 13’teki yazışmaların
gerçekleştiği 09.03.2009 tarihi saat 20:01 – 20:05’ten hemen sonra aynı gün içerisinde
MPS Satış Md. İlke GÜNAL ve BEKAP eski Gn. Md. Yrd. Nizami GÜNDOĞAN
arasında sırasıyla saat 20:15 ve 20:35’te iki ayrı telefon görüşmesi yapıldığı tespit
edilmiştir.
(58) BELGE – 14 19.07.2011 tarihinde MPS’de yapılan yerinde incelemede elde edilen;
11.03.2009 tarihli MPS Satış Md. İlke GÜNAL’dan MPS Gn. Md.’ü Cem ÖRS’e
gönderilen, “Yanıt: RE: Trakya Cam” konulu elektronik posta, içeriğinde yer alan Cem
ÖRS ile İlke GÜNAL arasında yapılan yazışma silsilesi kronolojik olarak şu şekildedir:
12-52/1479-508
20/69
Kimden: İlke GÜNAL
Kime: Cem ÖRS
Gönderilme tarihi: 11 Mart 2009, saat 20:24
“Cem bey, musait olup olmadiginizi bilmedigim icin, telefon ile aramak yerine
haber vermek istedim. Nizami ile gorustum. Gundeme getirdigi konu sebebiyle,
verilecek fiyatlarin 900 usd seviyelerinde olmasi gerektigini soyledim. Nihai teklifi
vermeden once tekrar gorusecegiz. Az evvel Ersoy aradi. Trakya cam. Ile ilgili
konusacagimizi soyledi. Haberim olmadigi icin sirketten ciktigimi, ihtiyac varsa
gelebilecegimi soyledim.
Bilginiz icin,
Ilke.”
Kimden: Cem ÖRS
Kime: İlke GÜNAL
Gönderilme tarihi: 11 Mart 2009, saat 20:32
“Ersoy şartnameyi yarın hazırlayacak.”
Kimden: İlke GÜNAL
Kime: Cem ÖRS
Gönderilme tarihi: 11 Mart 2009, saat 20:36
“Tesekkur ederim, ben de sac fiyatlarindaki degisikliklerin grafikleri ile teklif ekinde
verecegim contribution reportu yarina kadar hazirlayacagim. Trakya cama
vermeden evvel size gonderecegim.”
(59) Kararın ilerleyen bölümlerinde yer verilen Belge – 28’in incelenmesinden, Belge – 14’te
MPS Satış Md. İlke GÜNAL tarafından BEKAP eski Gn. Md. Yrd. Nizami
GÜNDOĞAN’la yapıldığı belirtilen toplantının tarihi olan 10.03.2009’da, adı geçenler
arasında sırasıyla saat 11:39, 15:26 ve 16:21’de üç ayrı telefon görüşmesi yapıldığı
tespit edilmiştir. Ayrıca Belge – 14’teki yazışmaların gerçekleştiği 11.03.2009 tarihi saat
20:04 – 20:36’dan önce aynı gün içerisinde MPS Satış Md. İlke GÜNAL ve BEKAP eski
Gn. Md. Yrd. Nizami GÜNDOĞAN arasında saat 17:28’te bir telefon görüşmesi
yapıldığı anlaşılmıştır.
(60) Soruşturma sürecinde MPS’ye gönderilen 09.01.2012 tarihli ve
B.21.6.REK.0.15.00.00.110.03.99/17 sayılı yazıya istinaden MPS tarafından gönderilen
ve Kurum kayıtlarına 20.01.2012 tarih ve 591 sayı ile giren cevabi yazı ekinde sunulan
belgelerin incelenmesinden, Belge – 12 ve Belge – 14’e konu olan ihale ile ilgili olarak
MPS tarafından 13.03.2009 tarihinde sunulan birinci teklif fiyatlarının üç ayrı ürün için
sırasıyla 890 ABD doları/ton, 900 ABD doları/ton ve 910 ABD doları/ton olduğu tespit
edilmiştir.
(61) Benzer şekilde BEKAP’a gönderilen 09.01.2012 tarihli ve
B.21.6.REK.0.15.00.00.110.03.99/16 sayılı yazıya istinaden BEKAP tarafından
gönderilen ve Kurum kayıtlarına 20.01.2012 tarih ve 559 sayı ile giren cevabi yazı
ekinde sunulan belgelere göre, söz konusu ihalede BEKAP tarafından teklif edilen
ortalama fiyat ise 887 ABD doları/ton düzeyindedir. (Söz konusu belgede BEKAP
tarafından katılım sağlanan ihalelerde teklif edilen fiyatların ürün bazında sunulmadığı,
bunun yerine yalnızca ortalama bir fiyata yer verildiği; benzer şekilde birden fazla teklif
sunulan ihalelerde de, her bir teklif kapsamında talep edilen fiyat detaylarına ayrı ayrı
12-52/1479-508
21/69
yer verilmek yerine tek bir fiyat bilgisinin bildirildiği görülmüştür.)
(62) Yine Belge – 28’in incelenmesinden, bahse konu ihale kapsamında MPS ve BEKAP
tarafından ilk tekliflerin sunulduğu tarih olduğu anlaşılan 13.03.2009 tarihinde MPS
Satış Md. İlke GÜNAL ile BEKAP eski Gn. Md. Yrd. Nizami GÜNDOĞAN arasında
sırasıyla saat 13:22, 14:40 ve 14:51’de üç ayrı telefon görüşmesi yapıldığı tespit
edilmiştir.
(63) BELGE – 15 30.03.2012 tarihinde MPS’ de yapılan yerinde incelemede elde edilen;
14.04.2009 tarihli, İlke GÜNAL’dan Cem ÖRS’e gönderilen, “FW: Your P/I No.813”
konulu elektronik postada aşağıdaki ifadeler yer almaktadır:
“Cem Bey,
Ekte Bekap’ın fiyatları bulunmakta. 32×0.80 için exw 803 Usd vermişler. Nizami’ye
niçin bu kadar düşük verdiğini sordum. Burseryd’in fiyatının 700-750 Usd
civarlarında olduğunu ve rekabet edebilmek için, mecburen verdiğini söylüyor.
Arva”
(64) Bahse konu elektronik postanın ekinde BEKAP tarafından (…..) adlı şirket yetkilisi
(…..)’e gönderilen fiyat teklifinin yer aldığı tespit edilmiştir.
(65) Ayrıca kararın ilerleyen bölümlerinde yer verilen Belge – 28’in incelenmesinden, Belge
– 15’in gönderildiği 14.04.2009 tarihi saat 03:07’den önce 13.04.2009 tarihinde MPS
Satış Md. İlke GÜNAL ve BEKAP eski Gn. Md. Yrd. Nizami GÜNDOĞAN arasında
sırasıyla saat 12:17 ve 13:49’da iki ayrı telefon görüşmesi yapıldığı anlaşılmıştır. Bunun
yanında bahse konu belgeye göre adı geçenler arasında 14.04.2009 tarihinde bir;
15.04.2009 tarihinde ise üç ayrı telefon görüşmesi daha bulunmaktadır.
(66) BELGE – 16 19.07.2011 tarihinde MPS’de yapılan yerinde incelemede elde edilen ve
MPS Satış Md. İlke GÜNAL’dan MPS Gn. Md.’ü Cem ÖRS’e gönderilen 28.05.2009
tarihli ve “Ereğli” konulu elektronik postada aşağıdaki ifadeler yer almıştır:
“Günaydın,
Ereğli ihale açtı. Toplam 630 ton ve Haziran-Ağustos teslim tarihli. Nizami ile
fiyatları konuşmak için bugün toplanıyorum.
Bilginiz için
İlke”
(67) BELGE – 17 MPS tarafından yapılan 12.04.2012 tarihli pişmanlık başvurusu
kapsamında sunulan MPS Satış Md. İlke GÜNAL’a ait ajandada, sehven 28.05.2008
tarihinin yazıldığı görülmekle birlikte 28.05.2009 tarihli görüşmeye ilişkin olduğu
teşebbüs temsilcilerince ifade edilen, ajandanın bitişik sayfasında yer alan tarihin
01.06.2009 olması ve içeriğinde yer alan bilgilerin ERDEMİR’den temin edilen bilgilerle
tutarlı olması hasebiyle tarafımızca da 28.05.2009 tarihinde tutulduğu kanaatine varılan
aşağıdaki notların yer aldığı görülmüştür:
“28.05.2008
878 $ 878
114 $ işçilik + nakliye 226
8
______
12-52/1479-508
22/69
460 EDÇ bay. 500$
15
37
_____
512 $ + 13 = 525 + 300 = 825
10
_______
835 $/ton
______
960 32 x 0.80 RW 925 930 932 920
976 32 x 0.80 P אּ 940 945 950 936
960 32 x 0.80 B אּ 928 935 √ 921
Bekap
___________________________________________________________________
139 ----- 220 = 360
100 1/2 230
_______
460
1/2 230
(68) Yukarıdaki belgeye ilişkin olarak 12.04.2012 tarihli pişmanlık başvurusu tutanağında
İlke GÜNAL tarafından yapılan açıklamalar şu şekildedir:
“Belge, ERDEMİR tarafından yapılacak çelik çember alım ihalesine ilişkin olarak
ERDEMİR’in 25.05.2009 tarihli teklif isteme yazısına istinaden verilecek başlangıç
fiyatlarının ne olacağına ilişkin Bekap yetkilisi Nizami GÜNDOĞAN ile yapılan
görüşme notlarını içermektedir. Bu görüşme telefonla yapılmış olup, sunulan
telefon görüşmesi listesinde de yer almaktadır.”
(69) Bahse konu pişmanlık başvurusu kapsamında MPS tarafından sunulan Belge – 28’in
incelenmesinden, Belge – 16 ve Belge – 17’ye konu görüşmenin gerçekleştiği
25.08.2009 tarihinde MPS Satış Md. İlke GÜNAL ve BEKAP eski Gn. Md. Yrd. Nizami
GÜNDOĞAN arasında sırasıyla saat 11:14, 12:52 ve 13:57’de üç ayrı telefon
görüşmesi yapıldığı tespit edilmiştir.
(70) ERDEMİR tarafından gönderilen ve Kurum kayıtlarına 13.04.2012 tarih ve 3302 sayı ile
intikal eden cevabi yazı ekinde yer alan belgelerin incelenmesinden, ERDEMİR
tarafından açılan ve Belge – 16 ve Belge – 17’ye konu olan çelik çember alım ihalesi ile
ilgili olarak ERDEMİR’in 25.05.2009 tarihli Teklif İsteme Mektubu’na istinaden BEKAP
tarafından gönderilen 28.05.2009 tarihli yazıda sunulan ilk teklif fiyatlarının 480 ton 1¼
12-52/1479-508
23/69
inç (yaklaşık 32 mm) tekli sarım siyah boyalı, 75 ton 1¼ inç çoklu sarım siyah boyalı ve
81 ton 1¼ inç çoklu sarım menevişli çelik ambalaj çemberi için sırasıyla 925 ABD
doları/ton, 940 ABD doları/ton ve 928 ABD doları/ton olduğu tespit edilmiştir. Teklif
edilen fiyatların, Belge – 17’de ok işaretiyle BEKAP şeklinde not düşülen fiyatlarla
birebir aynı olduğu anlaşılmıştır.
(71) MPS tarafından gönderilen ve Kurum kayıtlarına 20.01.2012 tarih ve 591 sayı ile giren
cevabi yazı ekinde sunulan belgelerin incelenmesinden de, Belge – 17’de sözü edilen
ihale ile ilgili olarak MPS tarafından 28.05.2009 tarihinde sunulan birinci teklif
fiyatlarının ise 480 ton 32x80 mm tekli sarım siyah boyalı, 75 ton 32x80 mm jumbo
(çoklu) sarım siyah boyalı ve 81 ton 32x80 mm jumbo sarım menevişli çelik ambalaj
çemberi için sırasıyla 932 ABD doları/ton, 950 ABD doları/ton ve 935 ABD doları/ton
olduğu tespit edilmiştir. Bu fiyatların da Belge – 17’de BEKAP’a atfedilen fiyatların iki
yanındaki fiyatlarla birebir aynı olduğu görülmektedir.
(72) Ayrıca Belge – 28’in incelenmesinden, BEKAP ve MPS tarafından yukarıda anılan
ihaleye ilişkin olarak ilk tekliflerin sunulduğu 28.05.2009 tarihinden bir gün önce de
sırasıyla saat 14.11 ve 15.46’da MPS Satış Md. İlke GÜNAL ve BEKAP eski Gn. Md.
Yrd. Nizami GÜNDOĞAN arasında iki ayrı telefon görüşmesi yapıldığı tespit edilmiştir.
Yine adı geçen şahıslar arasında, bahse konu ihaleye ilişkin teklif sunma sürecinin
sona erdiği anlaşılan 04.06.2009 tarihine kadar 01.06.2009 tarihinde iki ve 04.06.2009
tarihinde üç ayrı telefon görüşmesi daha yapıldığı anlaşılmıştır.
(73) BELGE – 18 30.03.2012 tarihinde MPS’ de yapılan yerinde incelemede elde edilen,
16.06.2009 tarihli (Saat 14:42), İlke GÜNAL’dan (…..) ile bilgi için (…..) ve Cem ÖRS’e
gönderilen, “Yeni Fiyatlar” konulu, ekinde “Fiyat listesi 2009(16.06.09).pdf” adlı
belgenin bulunduğu elektronik postada şu ifadeler yer almaktadır:
“Merhabalar,
Çelik çember fiyatlarını bugünden itibaren geçerli olmak üzere 30 USD/T artırdık.
Listeden, bir öncekinde olduğu gibi 30 USD/T’a kadar indirim yapabilmekteyiz.
Liste dışında rekabete bağlı satış fiyatlarını eskiden olduğu gibi ayrıca görüşmeye
devam ediyoruz.
Herkese iyi çalışmalar dilerim.
İlke GÜNAL”
(74) Aşağıda yer verilen Belge – 28’in incelenmesinden, Belge – 18’in ilgililere gönderildiği
16.06.2009 tarihi, saat 14:42’den önce, aynı gün içerisinde MPS Satış Md. İlke
GÜNAL’la BEKAP eski Gn. Md. Yrd. Nizami GÜNDOĞAN arasında sırasıyla saat
09:41, 12:14 ve 14:17’de olmak üzere üç ayrı telefon görüşmesi yapıldığı tespit
edilmiştir.
(75) BELGE – 19 MPS tarafından yapılan 12.04.2012 tarihli pişmanlık başvurusu
kapsamında sunulan MPS Satış Md. İlke GÜNAL’a ait ajandada aynı sayfa içerisinde
sırasıyla 10.08.2009 ve 19.08.2009 tarihli aşağıdaki notların yer aldığı görülmüştür:
“10.08.2009 120 + 15 = 135
ERDEMİR teklif çalışması 1545 580 +
32 x 80 PW 1078 $ → 460 +
12-52/1479-508
24/69
PW Z 1095 $
Blue Z 1083 $
19x0,64 PW”
“19.08.2009
MPS Bekap
1096 = 42 - 1138 1130 - 37 = 1093
1113 = 42 - 1155 1150 - 37 = 1113
1101 = 42 - 1143 1137 - 37 = 1100
1115 = 1150 1160 - 37 = 1120”
(76) Yukarıdaki belgeye ilişkin olarak 12.04.2012 tarihli pişmanlık başvurusu tutanağında
İlke GÜNAL tarafından yapılan açıklamalar şu şekildedir:
“Belge, ERDEMİR tarafından yapılacak çelik çember alım ihalesine ilişkin olarak
ERDEMİR’in 31.07.2009 tarihli teklif isteme yazısına istinaden verilecek başlangıç
fiyatlarının ne olacağına ilişkin Bekap yetkilisi Nizami GÜNDOĞAN ile yapılan
görüşme notlarını içermektedir. İlk görüşme ile ilgili bir telefon görüşme kaydı
bulunmamakla birlikte ikinci görüşme için telefon görüşmesi kaydı mevcuttur.”
(77) Belge – 28’in incelenmesinden, BEKAP ve MPS tarafından yukarıda anılan ihaleye
ilişkin olarak ERDEMİR tarafından teklif isteme yazısının gönderildiği 31.07.2009
tarihinden, bahse konu ihaleye ilişkin teklif verme sürecinin sona erdiği anlaşılan
26.08.2009 tarihine kadar MPS Satış Md. İlke GÜNAL ve BEKAP eski Gn. Md. Yrd.
Nizami GÜNDOĞAN arasında sırasıyla 04.08.2009 tarihinde üç, 06.08.2009 tarihinde
iki, 12.08.2009 tarihinde üç, 13.08.2009 tarihinde üç, 14.08.2009 tarihinde bir,
17.08.2009 tarihinde beş, 18.08.2009 tarihinde dört, 19.08.2009 tarihinde bir,
20.08.2009 tarihinde bir, 24.08.2009 tarihinde bir, 25.08.2009 tarihinde iki ve
26.08.2009 tarihinde üç olmak üzere toplam 29 (yirmidokuz) ayrı telefon görüşmesi
yapıldığı anlaşılmıştır.
(78) BELGE – 20 MPS tarafından yapılan 12.04.2012 tarihli pişmanlık başvurusu
kapsamında sunulan MPS Satış Md. İlke GÜNAL’a ait ajandada bitişik sayfalar
içerisinde sırasıyla 12.08.2009 tarihli aşağıdaki notların yer aldığı görülmüştür:
“ 12.08.2009
(…)
Bekap’ın Çelik servis merkezi volume nedir öğren - Cem Örs.
(…)
12-52/1479-508
25/69
Bekap&(…..)’un verdiği listeler araştırılacak. Yeni müşteri için ((…..) & (…..) & (…..)) →
CÖ”
“12.08.2009
NG görüşme
1. Listeye 60 USD/T artış uygulanacak (32 x 0.80 Blue fiyatı = 1020 USD)
2. Düşük / Özel fiyatlar
En düşük – 890 + 60 = 950 $/ton
3. Ağustos satışları
EDÇ dahil __ 137 - 77 ton ERDEMİR = 60 ton
(…..) : 5 ton
(…..) 10 ton (MPS)
(…..): 6 ton (MPS) 6/8
4. Borucularda mal yok. 2. […] sıcak sıkıntısı var.
5. (…..) biliyor. Satmış olabilir mi?
6. (…..)’da (…..) üretimi durdurmuş. --- Yanlış.
7. Yücel’e 980 $/ton → min”
(79) Belge – 20’ye ilişkin olarak 12.04.2012 tarihli pişmanlık başvurusu tutanağında İlke
GÜNAL tarafından yapılan açıklamalar şu şekildedir:
“Başlıkta yer alan kısaltma Nizami GÜNDOĞAN’ı ifade etmektedir. Belgede genel
satış fiyatlarına ve o güne kadar yapılmış olan satışlara, müşterilere ve/veya
rakiplere ilişkin bilgi alışverişine ilişkin notlara yer verilmiştir. Bu görüşme Bekap
yetkilisi Nizami GÜNDOĞAN ile yüzyüze yapılmıştır.”
(80) 30.03.2012 tarihinde MPS’de yapılan yerinde incelemede tutulan Bilgi İsteme
Tutanağı’yla teşebbüs tarafından çalışanlarına gönderilen 2008, 2009 ve 2010 yıllarına
ait "APEX Çember Fiyat Listeleri”nin birer örneği talep edilmiştir. Bu talebe istinaden
MPS tarafından gönderilen ve Kurum kayıtlarına 04.04.2012 tarih ve 3006 sayı ile giren
cevabi yazı ekinde yer alan fiyat listelerinin incelenmesinden, 23.07.2009 tarihinden
itibaren geçerli “Apex Çember Fiyat Listesi”nde yer alan fiyatlarla, 13.08.2009
tarihinden itibaren geçerli “Apex Çember Fiyat Listesi”nde yer alan fiyatlar arasında tam
12-52/1479-508
26/69
olarak ton başına 60 ABD doları fiyat farkı olduğu; bir başka deyişle 13.08.2009 tarihli
fiyat listesinde 23.07.2009 tarihli fiyat listesine kıyasla 60 ABD doları/ton artış
gerçekleştirildiği tespit edilmiştir.
(81) Belge – 28’in incelenmesinden, Belge – 20’nin düzenlendiği 12.08.2009 tarihinde MPS
Satış Md. İlke GÜNAL ve BEKAP eski Gn. Md. Yrd. Nizami GÜNDOĞAN arasında
sırasıyla saat 12:56, 14:13 ve 16:45’te üç ayrı telefon görüşmesi kaydının bulunduğu
anlaşılmıştır.
(82) BELGE – 21 MPS tarafından yapılan 12.04.2012 tarihli pişmanlık başvurusu
kapsamında sunulan MPS Satış Md. İlke GÜNAL’a ait ajandada 25.08.2009 tarihli “NG
görüşme” başlıklı aşağıdaki notların yer aldığı görülmüştür:
“NG görüşme 25.08.2009
(…..)
(…..) → 56 kg ___ kopma gelmiş.
Sahibini tanıyormuş.
Bekap 225 ton
MPS 325 “ (60 ton Borusan
- 60 106 “ EDÇ)
_________
FARK - 50 ton (…..) + (…..)
10 15
= 25 ton Bekap’a
225 Temmuz MPS 414 - 98 = 316
335 Bekap 271
_____
560
50 Haziran MPS 407 - 94 = 313
_____ Bekap 330
610
50
660 → TR ”
(83) Belge – 21’e ilişkin olarak 12.04.2012 tarihli pişmanlık başvurusu tutanağında İlke
GÜNAL tarafından yapılan açıklamalar şu şekildedir:
“Başlıkta yer alan kısaltma Nizami GÜNDOĞAN’ı ifade etmektedir. Belgede
teşebbüslerin satış sevkiyat miktarlarına ilişkin rakamlara yer verilmektedir. Bu
görüşme Bekap yetkilisi Nizami GÜNDOĞAN ile yüzyüze yapılmıştır.”
(84) Belge – 28’in incelenmesinden, Belge – 21’in düzenlendiği 25.08.2009 tarihinde MPS
Satış Md. İlke GÜNAL ve BEKAP eski Gn. Md. Yrd. Nizami GÜNDOĞAN arasında
sırasıyla saat 13:59 ve 16:29’da iki ayrı telefon görüşmesi kaydının bulunduğu
12-52/1479-508
27/69
anlaşılmıştır.
(85) BELGE – 22 MPS tarafından yapılan 12.04.2012 tarihli pişmanlık başvurusu
kapsamında sunulan MPS Satış Md. İlke GÜNAL’a ait ajandada 09.09.2009 tarihli
aşağıdaki notların yer aldığı görülmüştür:
“NG 9.09.09
(…..) 4 ton √
(…..) 6 “ ?
(…..) 10 ton ?
(…..) 14 “ √ ______ 1040
((…..) 15 “ ) ? ______ 1040
(…..) 10 – 15 ton √
(…..) 10 ton ?
____________
Bekap 54 ton + 30 Bekap
MPS 15 ton
(…..) ___ MPS
Min. 32 x 0.80 Blue fiyatı 1050 $ / ton
Min. Siyah “ 1080 $ / ton
Yücel Boru”
(86) Belge – 22’ye ilişkin olarak 12.04.2012 tarihli pişmanlık başvurusu tutanağında yapılan
açıklamalar şu şekildedir:
“Belgede, Nizami GÜNDOĞAN’ın diğer bazı müşterilerin tahmin edilen taleplerine
ve teşebbüs Satış Md. İlke ÜNAL’a önerdiği asgari satış fiyatlarına yer
verilmektedir. Belgede Yücel Boru için “1080 $/ton” ifadesine yer verilmektedir. Bu
görüşme Bekap yetkilisi Nizami GÜNDOĞAN ile yüzyüze yapılmıştır.
(87) 12.04.2012 tarihli pişmanlık başvurusu kapsamında ayrıca 01.06.2009 – 31.12.2009
tarihleri arasında MPS tarafından Yücel Boru’ya uygulanan fiyatlara ilişkin liste
sunulmuş olup teşebbüs temsilcisi tarafından anılan listedeki fiyatların Belge – 22’de
yer verilen fiyatların altında olduğu belirtilmiştir. Soruşturma Heyetince de Belge – 20
ve Belge – 22’de adı geçen Yücel Boru A.Ş.’ye yönelik olarak MPS tarafından anılan
tarihler arasında yapılan satışlara ilişkin sunulan listenin incelenmesinden, belgelerde
yer alan birim fiyatların altında satış yapıldığı anlaşılmıştır.
12-52/1479-508
28/69
(88) Öte yandan yine aşağıda yer verilen Belge – 28’in incelenmesinden, Belge – 22’nin
düzenlendiği 09.09.2009 tarihinden bir günce önce MPS Satış Md. İlke GÜNAL ve
BEKAP eski Gn. Md. Yrd. Nizami GÜNDOĞAN arasında sırasıyla saat 08:59, 09:08 ve
18:27’de olma üzere üç ve belgenin düzenlendiği 09.09.2009 tarihinde ise 08:18,
13:58, 18:15 ve 18:40’ta dört ayrı telefon görüşmesi kaydının bulunduğu anlaşılmıştır.
(89) BELGE – 23 19.07.2011 tarihinde MPS’de yapılan yerinde incelemede elde edilen ve
MPS Satış Md. İlke GÜNAL’dan MPS Gn. Md.’ü Cem ÖRS’e gönderilen 28.09.2009
tarihli (Saat:15:44) ve “Ereğli” konulu elektronik postada aşağıdaki ifadeler yer almıştır:
“Cem Bey,
Bekap Fachpack’a katılıyor. Depo’larına ilk sevkiyatı yapmışlar. Nizami, kapalı
alanın 1500 m2 olduğunu ve Moers yakınlarında olduğunu söyledi. Galiba,
(…..)’un PET ve PP’sini de satacaklar. Yılda 1000 ton çelik çember satış
hedeflemişler
Bilginiz için.
İlke”
(90) Belge – 28’in incelenmesinden, Belge – 23’ün gönderildiği 28.09.2009 tarihi saat
15:45’ten önce, aynı gün içerisinde MPS Satış Md. İlke GÜNAL ve BEKAP eski Gn.
Md. Yrd. Nizami GÜNDOĞAN arasında saat 10:36’da bir telefon görüşmesi yapıldığı
tespit edilmiştir.
(91) BELGE – 24 MPS tarafından yapılan 12.04.2012 tarihli pişmanlık başvurusu
kapsamında sunulan MPS Satış Md. İlke GÜNAL’a ait ajandada 19.11.2009 tarihli
aşağıdaki notların yer aldığı tespit edilmiştir:
“ Sevkiyat 19.11.2009
Bekap
174.62 Toplam 270 ton
19.20 Ereğli 101
99.00 Borusan ________
________ 169
292.82
2008
235
_______________________________________________________________
Borçelik MPS Bekap
255 385
238 242
2009
300 USD 290 $/ton
750
275 275 $/ton
_______
12-52/1479-508
29/69
1025 → 263
___
__________________________________________________________
Blue 275 Bekap MPS
Siyah 300 300 310
"ZW 350 290 290
(92) Belge – 24’e ilişkin olarak 12.04.2012 tarihli pişmanlık başvurusu tutanağında İlke
GÜNAL tarafından yapılan açıklamalar şu şekildedir:
“Belge, Borçelik tarafından yapılacak çelik çember alım ihalesine ilişkin olarak
Borçelik’in teklif isteme yazısına istinaden verilecek başlangıç fiyatlarının ne
olacağına ilişkin Bekap yetkilisi Nizami GÜNDOĞAN ile yüz yüze yapılan görüşme
notlarını içermektedir.”
(93) Belge – 28’in incelenmesinden, Belge – 24’ün düzenlendiği 19.11.2009 tarihinde MPS
Satış Md. İlke GÜNAL ve BEKAP eski Gn. Md. Yrd. Nizami GÜNDOĞAN arasında
sırasıyla saat 11:25, 13:56, 14:12 ve 14:36’da dört ayrı telefon görüşmesi kaydının da
bulunduğu anlaşılmıştır.
(94) BELGE – 25 30.03.2012 tarihinde MPS’ de yapılan yerinde incelemede tespit edilen;
26.11.2009 tarihli MPS Gn. Md.’ü Cem ÖRS’ten MPS Satış Md. İlke GÜNAL’a
gönderilen “Re: YNT: İlet: 2010 çember teklifiniz hk.” konulu elektronik posta içeriğinde
yer alan, 25.11.2009 ve 26.11.2009 tarihlerinde Cem ÖRS ve İlke GÜNAL arasında
yapılan yazışma silsilesi kronolojik olarak şu şekildedir (BORÇELİK (…..) Yöneticisi
(…..) tarafından İlke GÜNAL’a gönderilen 25.11.2009 tarihli ve “2010 çember teklifiniz
hk.” konulu elektronik postaya ilişkin olarak yapılan yazışmalardır.) :
Kimden: (…..)
Kime: İlke GÜNAL
Gönderilme tarihi: 25 Kasım 2009, saat 14:11
“İlke Hanım merhaba,
Gönderdiğiniz teklif için teşekkür ederiz. Belirlediğiniz fiyat tarafımızca yüksek
bulunmuş olup, yeni bir teklif hazırlamanızı rica ederiz.
Sevgiler”
Kimden: İlke GÜNAL
Kime: Cem ÖRS
Gönderilme tarihi: 25 Kasım 2009, saat 14:13
[BORÇELİK (…..) Yöneticisi (…..) tarafından gönderilen yukarıdaki elektronik
posta Cem ÖRS’e iletilmiştir.]
Kimden: Cem ÖRS
Kime: İlke GÜNAL
Gönderilme tarihi: 26 Kasım 2009, saat 07:52
12-52/1479-508
30/69
“Strategy ne olacak?”
Kimden: İlke GÜNAL
Kime: Cem ÖRS
Gönderilme tarihi: 26 Kasım 2009, saat 09:44
“Cem Bey,
Dün (…..) ile görüştüm. Paylaştıracaklarını hissettiğimi söylemek istiyorum. Çok
açık ifade etmedi ama, teklif fiyatlarını pahalı bulduklarını, belki iki firmadan da
alabileceklerini ima etti.
Ayrıca çelik çember alımını, diğer malzemelerden bağımsız yapmak tek
düşünceleri. Sadece çelik çember için fiyat isteniyor.
Düşüncelerim aşağıdadır.
1.Sipariş miktarına göre opsiyonlu teklif vermek. Siparişin tamamı için ayrı, %75’i
veya %50’si için ayrı fiyat gibi.
2.Bunlar, geçen sene olduğu gibi, hammaddeyi 1-2 aylık süre içersinde tek
seferde, alımları aylık partiler halinde yapmak istiyorlar. Bu şarta göre, iki ayrı fiyat
teklif etmek.
İlke”
Kimden: Cem ÖRS
Kime: İlke GÜNAL
Gönderilme tarihi: 26 Kasım 2009, saat 10:22
“İyi fikir. Nizami ile de hemfikir olup ona göre parsiyel fiyatı en yukarda tutalım
100% olmazsa da deltayı 300 civarına çekelim. Ayrıca hammadde işinde de
Bekap’la anlaşıp kesinlikle toplu sevkiyatı kabul etmeyelim.
Bu iş bayramdan sonraya kalıyor Salı konuşuruz.”
(95) Soruşturma sürecinde Borçelik Çelik Sanayii Ticaret A.Ş. (BORÇELİK)’ye gönderilen
04.04.2012 tarih ve B.21.6.REK.0.15.00.00.110.03.99/377 sayılı yazıyla BORÇELİK’in
2010 yılı çelik çember ihtiyacının karşılanmasına yönelik olarak 2009 yılının Kasım ve
Aralık aylarında MPS ve BEKAP’tan alınan teklif mektupları ile bunlara ilişkin elektronik
postalar dahil olmak üzere her türlü yazışmanın birer örneği talep edilmiştir. Anılan
yazıya istinaden BORÇELİK tarafından gönderilen ve Kurum kayıtlarına 05.04.2012
tarih ve 3020 sayı ile giren cevabi yazı ekinde sunulan belgelerin incelenmesinden,
Belge – 24 ve Belge – 25’e konu olan ve hammaddenin BORÇELİK’ten satın alınması
karşılığında çelik çember üreticilerinin talep edeceği marj üzerinden (Belge – 25’te
“delta” olarak ifade edilmektedir.) gerçekleşen ihale ile ilgili olarak BEKAP tarafından
sunulan 24.11.2009 tarihli ilk teklifin 283 ABD doları/ton; BORÇELİK’in indirim talebi
üzerine sunulan 02.12.2009 tarihli ikinci teklifin ise 280 ABD doları/ton olduğu tespit
edilmiştir. Söz konusu ihale kapsamında MPS tarafından 20.11.2009 tarihinde sunulan
ilk teklif fiyatının 285 ABD doları/ton; Borçelik’in indirim talebi üzerine sunulan ikinci
teklifin de 275 ABD doları/ton olduğu anlaşılmıştır. MPS tarafından sunulan ilk teklifin
tarihi, İlke GÜNAL ve Nizami GÜNDOĞAN arasında 19.11.2009 tarihinde
gerçekleştirilen telefonla ve yüz yüze görüşmelerin bir gün sonrasına tekabül
etmektedir.
(96) Öte yandan Belge – 28’in incelenmesinden, BORÇELİK tarafından gönderilen yazı
12-52/1479-508
31/69
ekinde yer alan BEKAP eski Gn. Md. Yrd. Nizami GÜNDOĞAN tarafından BEKAP’ın
birinci teklif fiyatını içeren elektronik postanın BORÇELİK (…..) Yöneticisi (…..)’a
gönderildiği 24.11.2009 tarihinden bir gün önce, Nizami GÜNDOĞAN ile MPS Satış
Md. İlke GÜNAL arasında sırasıyla saat 14:36, 14:38 ve 17:27’de üç ayrı telefon
görüşmesi bulunduğu tespit edilmiştir. Benzer şekilde 02.12.2009 tarihinde saat
15:45’te Nizami GÜNDOĞAN tarafından ikinci fiyat teklifine ilişkin olarak Tolga
DEMİRKIRAN’a gönderilen elektronik postadan hemen önce, saat 15:20’de İlke
GÜNAL ve Nizami GÜNDOĞAN arasında bir telefon görüşmesi yapıldığı anlaşılmıştır.
Adı geçenler arasında aynı gün saat 17:04’te yapılan bir görüşmenin daha kaydı
bulunmaktadır.
(97) Yine MPS Satış Md. İlke GÜNAL tarafından MPS’nin ikinci fiyat teklifine ilişkin olarak
04.12.2009 tarihinde saat 17:17’de BORÇELİK yetkilisi (…..)’a gönderilen elektronik
postadan önce, aynı gün içerisinde İlke GÜNAL ile Nizami GÜNDOĞAN arasında saat
12:48’te yapılan bir telefon görüşmesine ilişkin kayıt tespit edilmiştir.
(98) BELGE – 26 19.07.2011 tarihinde MPS’de yapılan yerinde incelemede elde edilen ve
MPS Satış Md. İlke GÜNAL’dan MPS Gn. Md.’ü Cem ÖRS’e gönderilen 15.12.2009
tarihli (Saat:10:18) ve “Borçelik ve diğer konular” konulu elektronik postada şu ifadelerin
yer aldığı tespit edilmiştir:
“Cem bey, Borçelik’i zorladım, ama fiyat artırma imkanı yok. Israr edince çok
sevimsiz duruma düştüm, aynen geçen seneye benzedi. Kararı bildirmek
gerekiyor. Kabul etmezsek, işin tamamını diğer firmaya vermeleri söz konusu.
Yarın sabah haber bekliyorlar. Bu arada, ek bilgi olarak, brokoli toplantılarında, işi
paylaştırma kararı çıkmış. (…..)’ya teklifte verdiğimiz diğer imkanları hatırlatınca,
bana, bunu ayrı değerlendireceklerini söyledi.
Nizami de yazılı olarak, kabul ettiklerini bildirmiş ve hammadde fiyatını sormuş.
(…..)’un lashing işleriyle ilgili bir başka konu daha var, sizinle paylaşmak istiyorum
çünkü ne yapacağıma karar veremedim. (…..), lashing işlemiyle ilgili bizim bir
müşterimizden teklif almış. Müşterinin adı (…..) ((…..)’nün müşterisi) Bu arada bizi
de tanıdığı için, ((…..)’ın müşterisi) konu (…..)’a da geldi. Burak Yılport’a 32×1.00
mm Apex’i, USLM yerine önermeye çalışıyor. Yemekte beraberdik, önermemesini
nedenleriyle anlattım, ana neden USLM’de rakipsiz olmamız ve marjın
yüksekliğiydi. Bunları da anlattım. Ama (…..) “(…..) benim müşterim değil” dedi.
Bunun üzerine, eğer 32×1.00 mm Apex’i denerse, rakipsiz olmayacağımızı,
Bekap’ın da devreye gireceğini, bundan sonra (…..)’un 2000 Eur’ya USLM almak
yerine, Apex’e döneceğini anlatmaya çalıştım ama ikna edemediğimi
düşünüyorum. Sizce ne yapmalıyım? (…)
İlke ”
(99) Aşağıda değinilen Belge – 28’in incelenmesinden, Belge – 26’nın gönderildiği
15.12.2009 tarihi saat 10:18’den hemen önce, saat 09:42’de MPS Satış Md. İlke
GÜNAL ve BEKAP eski Gn. Md. Yrd. Nizami GÜNDOĞAN arasında bir telefon
görüşmesi yapıldığı tespit edilmiştir. Aynı gün içerisinde sırasıyla saat 17:08 ve
17:16’da iki ayrı telefon görüşmesi kaydının daha bulunduğu anlaşılmıştır.
(100) BELGE – 27 30.03.2012 tarihinde MPS’ de yapılan yerinde incelemede tespit edilen;
13.01.2010 tarihli MPS Gn. Md.’ü Cem ÖRS’ten MPS Satış Md. İlke GÜNAL’a
gönderilen “Re: Yanıt:” konulu elektronik posta içeriğinde yer alan, 12.01.2010 ve
12-52/1479-508
32/69
13.01.2010 tarihlerinde Cem ÖRS ve İlke GÜNAL arasında yapılan yazışma silsilesi
kronolojik olarak şu şekildedir:
Kimden: Cem ÖRS
Kime: İlke GÜNAL
Gönderilme tarihi: 12 Ocak 2010, saat 16:21
“(…)”
Kimden: İlke GÜNAL
Kime: Cem ÖRS
Gönderilme tarihi: 13 Ocak 2010, saat 08:35
“(…)”
Kimden: Cem ÖRS
Kime: İlke GÜNAL
Gönderilme tarihi: 13 Ocak 2010, saat 09:24
“(…).
Bu arada çelik fiyatlarında orta dönemde kimse düşüş beklemiyor. Erdemir liste
fiyatlarında sıcak soğuk farkı $150 idi. Şimdi onu makul seviyeye çektiler. Sıcak
fiyatı düşmedi. Erdemir’in sipariş toplamak için bu işi yaptığı kanaati var, yakında
tekrar artırabilirler. O yüzden söyleyin Nizami bi (…) yapmasın, dengeler alt üst
olursa herkes yanar! Konuşmalarınızdan bana haber verin.”
(101) Aşağıda yer verilen Belge – 28’in incelenmesinden, Belge – 27’deki son yazışmanın
gerçekleştiği 13.01.2010 tarihi saat 09:24’ten sonra, aynı gün içinde MPS Satış Md. İlke
GÜNAL ve BEKAP eski Gn. Md. Yrd. Nizami GÜNDOĞAN arasında saat 16:34’te bir
telefon görüşmesi yapıldığı tespit edilmiştir.
(102) 12.04.2012 Tarihli Pişmanlık Başvurusu Tutanağı: Yukarıda daha önce yer verildiği
üzere, soruşturma sürecinde, 12.04.2012 tarihine rastlayan Perşembe günü saat
09:30’da MPS vekili Av. Efser Zeynep ERGUN ile MPS Gn. Md.’ü Cem ÖRS ve MPS
Satış Md. İlke GÜNAL tarafından Pişmanlık Yönetmeliği’nin “Para cezası verilmemesi”
başlıklı 4 üncü maddesinden yararlanabilmek için başvuru yapılmıştır. Başvuruya ilişkin
olarak tutulan tutanağın ilgili bölümleri şu şekildedir:
“Kartelin Süresi:
MPS Satış Md. İlke GÜNAL kartelin süresi ile ilgili şu açıklamayı yapmıştır : “ Daha
önceden tanıdığım Bekap Gn. Md. Yrd. Nizami GÜNDOĞAN ile ilk görüşmem
25.10.2008 tarihinde İstanbul’da düzenlenen Ambalaj Fuarı’nda olmuştur. Bu
tarihten sonra da çeşitli tarihlerde görüşmelerim oldu, bunları şu an çok net
hatırlamıyorum. İbraz edilen evrakta yapılan bazı görüşmelere ilişkin tarih bilgileri
yer almaktadır. Bu görüşmeler daha çok 2009 yılında oldu, 2010 yılında birkaç kez
görüştük. Son görüşmeler 2010 yılının Mart ayında Trakya Cam ihalesine ilişkin
oldu. Dolayısıyla kartelin devam ettiği dönem 25.10.2008 ile Mart 2010 arasındaki
dönemdir.”
Kartele Taraf Olan Teşebbüslerin İsimleri:
1. MPS Metal Plastik Sanayi Çember ve Paketleme Sistemleri İmalat ve Ticaret
A.Ş.
12-52/1479-508
33/69
2. Bekap Metal İnşaat San. ve Tic. A.Ş.
Kartelle İlişkili Görüşmelerin Tarihleri, Yerleri, Katılımcıları:
MPS Satış Md. İlke GÜNAL kartelle ilişkili görüşmelerin tarihleri, yerleri ve
katılımcıları ile ilgili şu açıklamayı yapmıştır: “Yukarıda belirtildiği üzere ilk
görüşme 25.10.2008’de İstanbul’daki Ambalaj Fuarı’nda oldu. Bundan sonraki
görüşmeler çoğunlukla (…..) yanındaki (…..) Alışveriş Merkezi’ndeki (…..) isimli
kafede yapıldı. Bekap Gn. Md. Yrd. dışında başka bir yetkili ile görüşmem olmadı.”
(103) BELGE – 28 MPS tarafından yapılan 12.04.2012 tarihli pişmanlık başvurusu
kapsamında 22.12.2008 ile 15.09.2011 arasında İlke GÜNAL’in 0 532 (…..) numaralı
telefonundan Bekap eski Gn. Md. Yrd. Nizami GÜNDOĞAN tarafından kullanılan ve
Soruşturma Heyetince daha önceden tespit edilmiş bulunan 0 532 (…..) numaralı
telefon ile; Soruşturma Heyetinin bilgisi dâhilinde bulunmayan 0 533 (…..) numaralı
telefonlarla yapılan toplam 414 (dört yüz on dört) adet görüşmeyi (arama ve kısa
mesaj) gösterir liste sunulmuştur. Söz konusu belgede “Ereğli, Borusan ve Trakya
Cam” olarak işaretlenen görüşmelerin bu teşebbüsler tarafından yapılan ihalelerin
tarihleri ile çakıştığı; ancak bildirilen tüm görüşmelerin kesin olarak bu ihalelerle ilgili
olmayabileceği teşebbüs temsilcisi tarafından belirtilmiştir.
(104) Yukarıda daha önce belirtildiği üzere, Raportörlerce 30.03.2012 tarihinde MPS’de
yapılan yerinde incelemede tutulan Bilgi İsteme Tutanağı’yla, son beş yıl içerisinde İlke
GÜNAL tarafından yapılıp da şirkete fatura edilen bütün konaklama, yolculuk ve sair
giderlere ilişkin fatura dökümleri ile yine İlke GÜNAL tarafından kullanılan ve faturası
şirket tarafından ödenen 0 532 (…..) numaralı cep telefonu hattına ilişkin görüşme
detaylı faturaların birer nüshası talep edilmiştir. Bahse konu tutanakta yer alan talebe
istinaden MPS tarafından gönderilen ve Kurum kayıtlarına 04.04.2012 tarih ve 3016
sayı ile giren cevabi yazı ekinde yer alan telefon görüşmesi detaylarının
incelenmesinden, Belge – 28’de liste halinde sunulan telefon görüşmelerine ilişkin
kayıtların söz konusu faturalara ekli görüşme detay bilgilerinde yer aldığı tespit
edilmiştir.
(105) Ayrıca anılan faturalar üzerinde yapılan incelemede, Belge – 28’de sunulan ilk
görüşmenin yapıldığı 22.12.2008 tarihinden önce, MPS Satış Md. İlke GÜNAL
tarafından kullanılan 0 532 (…..) numaralı telefondan BEKAP eski Gn. Md. Yrd. Nizami
GÜNDOĞAN tarafından kullanılan 0 532 (…..) numaralı telefona yönelik olarak ilki
Belge – 1’de sözü geçen görüşmenin yapıldığı tarihten bir gün öncesinde denk gelen
24.10.2008 tarihinde olmak üzere sırasıyla 30.10.2008, 03.11.2008, 05.11.2008 ve
16.12.2008’te beş ayrı telefon görüşmesi kaydının daha bulunduğu tespit edilmiştir.
(106) Bu çerçevede MPS tarafından yapılan 12.04.2012 tarihli pişmanlık başvurusu
kapsamında kartelin devam ettiği belirtilen 25.10.2008 ve Mart 2010 tarihleri ile uyumlu
şekilde, 24.10.2008 tarihinden 31.03.2010 tarihine kadar geçen süre zarfında MPS
Satış Md. İlke GÜNAL ile BEKAP eski Gn. Md. Yrd. Nizami GÜNDOĞAN arasında
toplam 413 görüşme (arama ve kısa mesaj) gerçekleştiği, 31.03.2010 tarihinden
sonra ise dördü 2011 yılında olma üzere yalnızca altı görüşmenin bulunduğu
anlaşılmıştır.
I.4. Yapılan Diğer İnceleme ve Tespitler
(107) Soruşturma sürecinde ERDEMİR’e gönderilen 07.03.2012 tarihli ve
B.21.6.REK.0.15.00.00-110.03.99/259 sayılı yazıyla ERDEMİR temsilcileri görüşmeye
12-52/1479-508
34/69
davet edilmiştir. Raportörlerce 09.03.2012 tarihinde ERDEMİR temsilcileri (…..) Müdürü
(…..) ve (…..) Müdürü (…..) ile yapılan görüşmede ERDEMİR temsilcilerine yöneltilen
sorular ve alınan cevaplar aşağıda sıralanmıştır:
“Soru 1 – Erdemir’in çelik çember satınalma süreci konusunda bilgi verir misiniz?
Cevap 1 – Öncelikle çelik çember üreticisi olduğu bilinen onaylı tedarikçiler
ve/veya yapılan araştırmalar sonucunda tespit edilen firmalara teklif yazıları
gönderilerek fiyat teklifleri alınır. Daha sonra duruma göre fiyat revizyonları talep
edilebilmektedir. Kimi durumlarda teklif edilen fiyatlar dikkate alınarak belirlenen bir
hedef fiyata gelinmesi talep edilebilmektedir.
Soru 2 – Erdemir’in çelik çember için önemli bir hammadde üreticisi ve aynı
zamanda önemli bir müşteri konumunda olduğu, bu nedenle fiyat belirleyici niteliğe
ya da alıcı gücüne sahip olduğu kabul edilebilir mi?
Cevap 2 – Çelik çember üretiminde kullanılan bildiğimiz başlıca üç çelik türü
vardır. Bu çelik türleri üretici ve/veya ithalatçı onlarca şirket tarafından temin
edilebilmektedir. Özellikle Kuzey ülkelerindeki üreticilerin ürünlerini piyasaya
sunan ithalatçıların fiyatları Erdemir’den düşüktür. Dolayısıyla Erdemir yegâne
alternatif konumunda değildir. Bu nedenle Erdemir’in yassı çelik üreticisi
pozisyonunda bulunmasının Erdemir’e bir alıcı gücü sağladığı kanaatinde değiliz.
Diğer taraftan Türkiye’de çelik çember pazarındaki toplam tüketimin yıllık olarak
yaklaşık (…..) bin ton düzeyinde olduğunu düşünmekteyiz. Erdemir’in yıllık
tüketiminin yaklaşık (…..) ton olduğu düşünüldüğünde, Erdemir alımlarının toplam
pazarın azami %(…..) bir kısmına tekabül ettiğini tahmin etmekteyiz. Dolayısıyla
geriye kalan toplam tüketim dikkate alındığında, Erdemir’in mevcut yıllık alım
miktarının da Erdemir’e alıcı gücü verdiği kanaatinde değiliz.
Ayrıca yurtiçinde çelik çember üretimi gerçekleştiren fazla sayıda firma
bulunmadığını da vurgulamak gerekmektedir. Üstelik pazara yeni giren bazı
firmaların yıllık üretim kapasitelerinin henüz Erdemir’in yıllık tüketim ihtiyacını
karşılamaya yetecek düzeyde olmadığı belirtilmiştir. Öte yandan navlun bedelleri
ve dolayısıyla teslim fiyatlandırması dikkate alındığında, yurtdışında yerleşik çelik
çember üreticilerinden de görece avantajlı teklifler almamız şuana kadar mümkün
olmamıştır. Bu nedenlerle Erdemir’in çelik çember tedarik edebileceği şirket sayısı
oldukça sınırlıdır. Erdemir’in her koşulda bu ürünü kullanmak zorunda olduğu da
hesaba katılırsa, sayılan nedenlerle de Erdemir’in fiyat belirleyici olduğunun yahut
alıcı gücüne sahip olduğunun kabulü kanımızca mümkün değildir.
Soru 3 – Erdemir’in, ihalelerde isteklilerce başlangıçta teklif edilen fiyatları,
taraflara yönelik revizyon talepleri neticesinde görece yüksek düzeyde
düşürebilmesi mümkün müdür?
Cevap 3 – İhale süreci kimi zaman uzun sürebilmektedir. Çelik fiyatları değişken
olduğu için ihale sürecinde hammadde fiyatlarında yaşanan düşüşler, nihai teklif
aşamasında firmalar tarafından fiyatlara yansıtılabilmektedir. Bu tür bir durum
neticesinde gerçekleşmiş olabilecek bir fiyat düşüşü hariç olmak üzere, genellikle
teklif edilen fiyatlarla revizyon talepleri sonucunda gerçekleşen fiyatlar arasındaki
farkın örneğin %10 veya üzerinde gerçekleşmesi çok olası değildir. Her koşulda
pazarlık tedarikçi firmaların teklif ettiği fiyatlar üzerinden gerçekleşir.
12-52/1479-508
35/69
Soru 4 – Bazı ihalelerinizde toplam alım miktarının iki teşebbüs arasında
paylaştırıldığı anlaşılmaktadır. Bu durum Erdemir’in bir tercihi midir?
Cevap 4 – Erdemir kimi durumlarda stratejik olarak tedarikçi sayısını yükseltmek
istemektedir. Bunun özellikle stok maliyetlerini düşürme ve arz güvenliğini artırma
gibi avantajları olabilmektedir. Bu tür bir durumda genellikle iki çelik çember
üreticisi teşebbüsten alınan fiyat teklifleri incelenerek teşebbüslerden revizyon
talep edilmekte; daha sonra söz konusu teklifler dikkate alınarak bir hedef fiyat
belirlenmekte ve son tahlilde ilgili teşebbüsün de bu fiyatı uygun bulması halinde
hedef fiyat üzerinden toplam ihtiyacın belirli bir oranının söz konusu teşebbüsten
karşılanması üzerinde anlaşmaya varılabilmektedir. Her durumda hedef fiyat
verilmemekte; bu uygulama ihalede teklif edilen fiyatlar ile Erdemir tarafından
beklenen fiyat seviyesi arasındaki marjın yüksekliğine bağlı olarak
yapılabilmektedir.
Soru 5 – Erdemir ihale sürecinde isteklilerle yüz yüze ve/veya toplu görüşmeler
gerçekleştirmekte midir?
Cevap 5 – Erdemir’in böyle bir usulü bulunmamaktadır. İhale sürecinin yazışmalar
üzerinden yürütülmesi esastır.
Soru 6 – Çelik çember ihalelerinizde toplam alım miktarı üzerinden +/- %25’lik bir
opsiyon talep edilmekte midir?
Soru 6 – Stok yönetimi birimimizin talebi halinde, pazarda öngörülemeyen
gelişmeler olma ihtimaline karşılık olarak bazı ihalelerimizin şartnamelerimizde bu
tür opsiyon maddesine yer verilmektedir.
Soru 7 – Müşterilerinizin, diğer müşterilerinize Erdemir tarafından teklif edilen
hammadde fiyatlarını, Erdemir’den öğrenmeleri mümkün müdür? Erdemir,
müşterilerine uyguladığı satış fiyatlarını, talep üzerine diğer müşterileri ile
paylaşmakta mıdır?
Cevap 7 – Müşterilerimize teklif edilen fiyatların her koşulda gizliliği esastır. Böyle
bir uygulamamız kesinlikle bulunmamaktadır. Çalışanlarımızın, müşterilerine teklif
ettikleri fiyatları diğer müşterileri ile paylaşmaları, iş akdinin feshine kadar
varabilecek yaptırımlar uygulanmasına neden olabilir.
Soru 8 – Eklemek istediğiniz ilave bir husus var mıdır?
Cevap 8 – Eklemek istediğimiz ilave bir husus bulunmamaktadır.”
(108) Soruşturma sürecinde Raportörlerce 21.03.2012 tarihinde Trakya Cam Sanayi A.Ş.
(TRAKYA CAM) (…..) Müdürü (…..) ve (…..) Fabrikası (…..) Müdürü (…..) ile görüşme
yapılmıştır. Görüşmede TRAKYA CAM’ın çelik çember satınalma süreci, ürünün
kullanım alanları ve ihalelerdeki gerçekleşmelere ilişkin olarak Trakya Cam
temsilcilerince sunulan bilgiler şu şekildedir:
“Çelik Çember Trakya Cam için önemli bir girdi niteliğindedir. Zira cam ürünlerinin
ihracatında kullanılan ahşap sandıkların çevrelenmesinde bu ürün
kullanılmaktadır. Gerek ürün gerekse iş güvenliği bakımından çelik çemberin
dayanıklılığı, kayganlığı gibi sahip oldukları nitelikler son derece önemlidir. Bu
nedenle ancak tarafımızca test edilen üreticilerin ürünleri kullanılmaktadır.
Yurtiçinde bu ürünü üreten firma sayısı oldukça azdır. Sahip olduğumuz 4 adet
fabrika için alımlar toplu ihale yöntemiyle yapılmakta ve ancak ürünü test edilerek
12-52/1479-508
36/69
uygunluğu onaylanmış üreticiler ihalelerimize davet edilmektedir. Her bir fabrika
için müstakil ihale düzenlenmemektedir.
2007 yılına kadar yurtiçi pazarda ürünlerini kullandığımız yegâne üretici, Signode
markasının Türkiye’deki temsilcisi olan MPS idi. Söz konusu yıl içerisinde Bekap
pazara girmiş ve deneme mahiyetinde bu şirketten kısıtlı miktarda ürün alınarak
test edilmiştir. Yapılan testlerde Bekap ürünlerinin Trakya Cam’ın aradığı kalite
standartlarını karşıladığı sonucuna varılması üzerine izleyen ihalelerde Bekap’tan
da teklif alınmaya başlanılmıştır. 2010 yılında yurt dışından (Yunanistan’dan) da
teklif alınmış ancak navlun fiyatlarının satın almayı cazip kılmaması nedeniyle
ihaleyi yabancı üretici kazanamamıştır.
Genel olarak ihalelerin düzenlenmesi öncesinde 4 fabrikamızdan da yıllık çember
ihtiyacı talep edilmekte ve daha önceden ürünlerinin uygunluğu bilinen
üreticilerden teklif alınmak suretiyle ihaleye çıkılması için üst yönetim onayı
alınmaktadır. İsteklilerce kapalı zarf usulüyle sunulan ilk teklifler sonrasında
istekliler birbirinden bağımsız olarak görüşmeye çağrılmakta ve yüz yüze
pazarlıklar yapılmaktadır. Pazarlıklar neticesinde istekliler tarafından sunulan son
fiyat ve koşullar yönetim kurulunun onayına sunulmakta ve mevcut fiyatlar
doğrultusunda hangi üreticiden hangi oranlarda ürün temin edileceğine karar
verilmektedir.
2010 yılına kadar düzenlediğimiz ihaleler sonucunda sürekli MPS şirketinden alım
yapılmıştır. 2010 yılında ihale Bekap’ta kalmış; 2012 yılında düzenlenen en son
ihalede ise kısmen MPS’den kısmen ise Bekap’tan ürün satın alınmasına karar
verilmiştir. Bu ihalenin sonucuna ilişkin evraklar tutanak ekinde sunulmuştur.”
(109) Soruşturma kapsamında 29.03.2012 tarihinde saat 16:00’da Raportörler tarafından
BEKAP eski Gn. Md. Yrd. Nizami GÜNDOĞAN ile bir görüşme yapılmıştır. Görüşmede
Nizami GÜNDOĞAN’a yöneltilen sorular ve karşılığında alınan cevaplar şu şekildedir:
“Soru 1- Bekap’ta hangi tarihler arasında görev yaptınız? Hangi görevlerde
bulundunuz?
Cevap 1- 2007 yılı Mart ayında başlamak üzere 2011 yılı Haziran ayına kadar Gn.
Md. Yrd. unvanıyla görev yaptım.
Soru 2- Bekap’ta görev yaptığınız süre zarfında MPS’den hangi
yetkililerle/çalışanlarla ve ne sıklıkla görüşmelerde bulundunuz? Görüşmelerde
hangi konular tartışıldı?
Cevap 2- Belirli bir sıklıkla görüşmemiz olmazdı. MPS yetkilileri ile zaman zaman
sektörel fuarlarda, tedarikçi günlerinde karşılaşırdık. Karşılaşmalarımızda
görüştüğümüz MPS yetkilileri arasında İlke Hanım’ın yanında MPS Gn. Md.’ü Cem
Bey ve ihracat müdürünün de bulunduğu olmaktaydı.
Bu görüşmelerde belirli bir konu konuşulmazdı. Bunun yerine “piyasa dedikodusu”
olarak tabir edilebilecek pazarın durumuna ilişkin genel konular konuşulurdu.
Fiyatların düşüklüğü veya vadelerin uzunluğu gibi konularla ilgili sıkıntılar dile
getirilebilmekle birlikte spesifik olarak bir konu üzerinde durulmazdı.
Soru 3- İlk olarak ne zaman ve hangi MPS yetkilisiyle/çalışanıyla görüşme
yaptınız? Bu görüşme talebi kimden geldi?
Cevap 3- Hatırladığım kadarıyla her yıl Eylül ayında ambalaj fuarı olur. İlk olarak
12-52/1479-508
37/69
zannediyorum 2007 yılında Eylül ayındaki fuarda karşılaşmışızdır. Bu nedenle
talep üzerine bir araya gelmemiz söz konusu olmadı. Belgelerde adı geçen İlke
Hanım eski Kerim Çelik çalışanıdır. Ben de daha önce Borçelik’te çalıştığım için o
dönemden kalan bir tanışıklığımız var.
Soru 4- MPS’de yapılan yerinde incelemede elde edilen belgelerde 25.10.2008
tarihinde MPS’den İlke GÜNAL ile bir görüşme yaptığınıza ilişkin notlar
bulunmakta; bu görüşmede hangi konular konuşuldu? Bu görüşmeye kimler
katıldı?
Cevap 4- İlke Hanım’la bu tarihte görüşüp görüşmediğimizi veya nerede
görüştüğümüzü tam olarak hatırlamıyorum. Bir fuar vesilesiyle karşılaşmış
olabiliriz. Ancak böylesine spesifik konuların görüşüldüğü hiçbir toplantı yapılmadı.
Yukarıda da belirttiğim gibi fuarlar veya çeşitli vesilelerle yapılan görüşmelerde
pazara ilişkin genel konular dışında hiçbir husus konuşulmadı. Ben o tarihteki
görüşmede örneğin “fiyatlar kötü, para kazanamıyoruz” demiş olabilirim. Yahut
vadelerle ilgili sıkıntılarımızı dile getirmiş olabilirim. Ancak böylesine detaylı bir
şekilde fiyatlar veya müşteriler özelinde hiçbir şey konuşulmadı. Bu nedenle
belgede yer verilenler benim beyanlarım değil, İlke Hanım’ın kendi düşünceleridir.
Soru 5- MPS’de yapılan yerinde incelemede İlke GÜNAL’dan Cem ÖRS’e
gönderilen çeşitli tarihli epostalarda sizinle yapılan görüşmelere ilişkin olarak size
atfen çeşitli bilgi ve yorumlara yer verilmekte: örneğin 09.03.2009 tarihli epostada
Trakya Cam ile ilgili olarak sizinle görüşme yapılacağı belirtilmekte, 11.03.2009
tarihli epostada ise bu kez sizinle teklif edilecek fiyatlara ilişkin görüşüldüğü ifade
edilmektedir. Böyle bir toplantı yapılmış mıdır? Burada hangi fiyatlardan
bahsedilmektedir? Şayet yapıldı ise bu toplantıda hangi konular görüşülmüştür?
Cevap 5- O tarihte görüşmüş olabiliriz. Ancak asla belirli bir konu özelinde toplantı
yapmamız söz konusu olmamıştır. Bunların İlke Hanım’ın kendi yorumları
olduğunu düşünüyorum. Benim onunla bu tür konuları görüşmem mümkün
değildir.
Soru 6- MPS’de yapılan yerinde incelemelerde elde edilen, İlke GÜNAL tarafından
Cem ÖRS’e gönderilen 05.02.2009 tarihli epostada size atfen Erdemir’den Bekap
için alınan hammadde fiyatlarına, 04.03.2009 tarihli epostada ise yine size atfen
(…..)’dan Bekap için alınan hammadde fiyatlarına ilişkin bilgiler bulunmaktadır.
Hammadde fiyatlarının paylaşılması sektör veya Bekap açısından rutin bir
uygulama mıdır?
Cevap 6- İlke Hanım’ın hammadde maliyetlerimize ilişkin bilgiyi benden edinmiş
olması hiçbir şekilde mümkün değildir. Bekap da hammadde maliyetleri bilgisini
asla rakiplerle paylaşmaz. Erdemir’i tam olarak bilmemekle birlikte (…..)’nın
prensip olarak bir müşterisine teklif ettiği fiyatı bir başka müşterisi ile paylaşacağını
pek düşünmüyorum. Örneğin benim çalıştığım dönemde (…..)’nın MPS’ye teklif
ettiği fiyatı bizimle paylaştığına hiç şahit olmadım. Bununla birlikte bu tür bilgiler
“piyasa dedikodusu” mekanizmasıyla şu veya bu şekilde piyasada
dolaşabilmektedir. Dolayısıyla İlke Hanım da piyasadan edindiği bu tür bir bilgiyi
bana atfen sunmuş olabilir.”
J. GEREKÇE VE HUKUKİ DAYANAK
J. 1. İlgili Mevzuat Hükümleri ve Kartel Kavramı
12-52/1479-508
38/69
(110) 1982 tarihli Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Piyasaların denetimi ve dış ticaretin
düzenlenmesi” başlıklı 167 inci maddesinin 1 inci fıkrası:
“Devlet, para, kredi, sermaye, mal ve hizmet piyasalarının sağlıklı ve düzenli
işlemelerini sağlayıcı ve geliştirici tedbirleri alır; piyasalarda fiilî veya anlaşma
sonucu doğacak tekelleşme ve kartelleşmeyi önler.”
hükümlerini amirdir.
(111) Anılan maddenin gerekçesinde şu ifadelere yer verilmiştir:
“Bu madde Devlete üç görev yüklemektedir.
Birincisi, özel teşebbüsün rekabet koşulları içinde yararlı yönde gelişmesine
yardımcı olacaktır. Rekabet koşullarını sağlamanın tabii sonucu ise, buna bağlı
olan diğer iki görevdir.
(…)
Üçüncüsü, tekel teşkil etmemekle beraber, tekel oluşturamayan üretim ve hizmet
kuruluşlarının fiyat anlaşmaları, üretim hataları, coğrafi bölge paylaşma ve benzeri
suretlerde gerçekleştirecekleri karteller de yasaklanmıştır.
Piyasaların bu şekilde denetlenmesindeki zorunluluk, bu denetlemenin Anayasal
bir direktif olarak düzenlenmesini zorunlu kılmaktadır.
Rekabetin ortadan kalktığı, tekellerin ve kartellerin fiyatları oluşturduğu ve
etkilediği üretim-fiyat çizgisinin dışına da taşırabildiği bir toplum olmanın
sakıncaları önlenmek istenmiştir.”
(112) 4054 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesinde ise Kanun Koyucu şu hususlara yer
vermiştir:
“Belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti
engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut
doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve
teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemleri hukuka aykırı ve yasaktır.
Bu haller, özellikle şunlardır:
a) Mal veya hizmetlerin alım ya da satım fiyatının, fiyatı oluşturan maliyet, kâr
gibi unsurlar ile her türlü alım yahut satım şartlarının tespit edilmesi,
b) Mal veya hizmet piyasalarının bölüşülmesi ile her türlü piyasa kaynaklarının
veya unsurlarının paylaşılması ya da kontrolü,
c) Mal veya hizmetin arz ya da talep miktarının kontrolü veya bunların piyasa
dışında belirlenmesi,
(…)”
(113) Anılan maddenin gerekçesinde,
“Maddenin amacı bakımından anlaşma, Medeni Hukukun geçerlilik koşullarına
uymasa bile tarafların kendilerini bağlı hissettikleri her türlü uzlaşma ya da uyuşma
anlamında kullanılmıştır. Anlaşmanın yazılı veya sözlü olmasının önemi yoktur.
Teşebbüsler arasında bir anlaşmanın varlığı tesbit edilemese bile teşebbüsler
arasında kendi bağımsız davranışları yerine geçen bir koordinasyon veya pratik bir
12-52/1479-508
39/69
işbirligi sağlayan doğrudan veya dolaylı ilişkiler de eğer aynı sonucu doğuruyorsa
yasaklanmıştır.”
ifadelerine yer verildiği görülmektedir.
(114) Aynı Kanun’un 16 ncı maddesinin 3 üncü fıkrasında ise, bu Kanunun 4, 6 ve 7 nci
maddelerinde yasaklanmış davranışlarda bulunan teşebbüsler ile teşebbüs birliklerine
veya bu birliklerin üyelerine, nihai karardan bir önceki mali yıl sonunda oluşan veya
bunun hesaplanması mümkün olmazsa nihai karar tarihine en yakın mali yıl sonunda
oluşan ve Kurul tarafından saptanacak olan yıllık gayri safi gelirlerinin yüzde onuna
kadar idarî para cezası verileceği; 4 üncü fıkrasında, teşebbüs veya teşebbüs
birliklerine 3 üncü fıkrada belirtilen idarî para cezalarının verilmesi halinde, ihlalde
belirleyici etkisi saptanan teşebbüs veya teşebbüs birliği yöneticilerine ya da
çalışanlarına teşebbüs veya teşebbüs birliğine verilen cezanın yüzde beşine kadar idarî
para cezası verileceği; 7 nci fıkrasında ise aynı maddeye göre verilecek idarî para
cezalarının tespitinde dikkate alınan hususların, işbirliği halinde para cezasından
bağışıklık veya indirim şartlarının, işbirliğine ilişkin usul ve esasların Rekabet Kurulu
tarafından çıkarılacak yönetmeliklerle belirleneceği hükme bağlanmıştır.
(115) 4054 sayılı Kanun’un 16 ncı ve 27 nci maddelerine dayanılarak çıkarılan, 15.02.2009
tarihli ve 27142 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Ceza
Yönetmeliği’nde ise, Rekabet Kurulunun Kanunun 4 üncü ve 6 ncı maddelerinde
yasaklanmış davranışlarda bulunan teşebbüs ile teşebbüs birlikleri veya bu birliklerin
üyeleri ile bunların yönetici ve çalışanlarına, aynı Kanunun 16 ncı maddesi gereğince
verilecek para cezasının tespitine ilişkin izleyeceği usul ve esaslar düzenlenmiştir.
Mezkur Yönetmelik’in “Tanımlar” başlıklı 3 üncü maddesinde kartel, “fiyat tespiti,
müşterilerin, sağlayıcıların, bölgelerin ya da ticaret kanallarının paylaşılması, arz
miktarının kısıtlanması veya kotalar konması, ihalelerde danışıklı hareket konularında,
rakipler arasında gerçekleşen, rekabeti sınırlayıcı anlaşma ve/veya uyumlu eylemler”
şeklinde tanımlanmıştır.
(116) Kartel kavramı, İktisadı İşbirliği ve Kalkınma Örgütü - Organisation for Economic
Cooperation and Development (OECD)’nin “Açık Kartellerle Etkili Şekilde Mücadele
Edilmesine İlişkin Tavsiyesi”nde de “fiyat tespiti, ihalelerde danışıklı hareket, arz
miktarının kısıtlanması veya kotalar konması, müşterileri, sağlayıcıları, bölgeleri ya da
ticaret kanallarını paylaşmak konusunda rakipler arasında varılan rekabeti sınırlayıcı
anlaşma, uyumlu eylem veya düzenlemeler” şeklinde tanımlanmış4 ve kartellerin, “en
ciddi rekabet ihlali olduğu” ifade edilmiştir.
(117) Pişmanlık Yönetmeliği’nin genel gerekçe bölümünde ise kartellerle ilgili olarak şu
açıklamalara yer verilmiştir:
“(2) En ciddi rekabet hukuku ihlali olduğu kabul edilen kartellerin yol açtığı fiyat
artısı, müşterilerden, kartel üyelerine, bir gelir transferine neden olmaktadır. Fiyat
artısı neticesinde, bazı kişilerin ilgili urunu artık satın alamayarak, bu mal veya
hizmetten mahrum kalması, kartellerin yol açtığı diğer bir zarardır. Karteller, üyeleri
üzerindeki, maliyetleri düşürmek ve yenilikler yapmak yönündeki baskıları
azaltmaktadır. Bu zararlar, beraberlerinde, başka iktisadi, sosyal, kültürel ve
siyasal problemler de doğurmaktadır. Örneğin; fiyatlar artmakta, etkinlik ortadan
4 OECD (1998), “Recommendation of the Council concerning Effective Action Against Hard Core Cartels”,
C(98)35/FINAL.
12-52/1479-508
40/69
kalkmakta, girişimcilik azalmakta ve daha kaliteli urunun, daha az fiyatla, daha çok
kişi tarafından satın alınamaması nedeniyle sosyal problemler oluşmaktadır.”
(118) Başta 1982 Anayasası olmak üzere, yukarıda yer verilen tüm bu mevzuat hükümleri,
rakipler arasında fiyat tespiti, müşterilerin, sağlayıcıların, bölgelerin ya da ticaret
kanallarının paylaşılması, arz miktarının kısıtlanması veya kotalar konması, ihalelerde
danışıklı hareket gibi şekillerde zuhur edebilen kartellerin yarattığı zararlara dikkat
çekmekte; bu tür faaliyetleri yasaklayarak yine bu tür faaliyetler içinde bulunduğu tespit
edilenlere uygulanacak yaptırımları düzenlemektedir. Bu bakımdan söz konusu
mevzuat hükümlerinde, diğer tüm rekabet ihlallerine kıyasla, kartellere atfedilen özel
önem açıkça görülmektedir.
J.2. 4054 sayılı Kanun’un 4 üncü Maddesinin İhlaline İlişkin Değerlendirme
(119) Dosya konusu inceleme, 13.06.2011 tarihinde Rekabet Kurumu kayıtlarına giren gizlilik
talepli ihbar üzerine başlatılmıştır. İhbar sahibince öne sürülen iddialar, üç yıl önce
MPS ile BEKAP arasında ortak üretim ve satış konusu olan çelik ambalaj çemberinde
uygulanacak satış fiyatlarına ilişkin bir anlaşma bulunduğu yönündedir. Söz konusu
ihbar üzerine hazırlanan İlk İnceleme Raporu Kurulun 29.06.2011 tarihli toplantısında
görüşülerek dosya konusu iddialara ilişkin olarak MPS ve BEKAP hakkında
önaraştırma yapılmasına karar verilmiş; Kurulun ilgili kararı uyarınca yapılan
önaraştırma kapsamında elde edilen bilgi ve delillerin, taraflar arasında 4054 sayılı
Kanun’un 4 üncü maddesini ihlal eden bir anlaşmanın varlığına işaret eder nitelikte
görülmesi üzerine yine adı geçen teşebbüsler hakkında soruşturma açılmasına
18.08.2011 tarih ve 11-45/1085-M sayı ile karar verilmiştir.
(120) Nitekim soruşturma sürecinde 12.04.2012 tarihinde MPS vekili Av. Efser Zeynep
ERGUN ile MPS Gn. Md.’ü Cem ÖRS ve MPS Satış Md. İlke GÜNAL tarafından
Pişmanlık Yönetmeliği’nin “Para cezası verilmemesi” başlıklı 4 üncü maddesinden
yararlanabilmek için başvuru yapılmıştır. Yapılan başvuruda MPS ve BEKAP arasında
çelik çember pazarında 25.10.2008 tarihinden 2010 yılı Mart ayına kadar (Mart ayı
dahil) geçen sürede bir kartelin varlığı kabul edilmiş ve aynı Yönetmelik’in 6/1 (a) md.
sayılan türden belgeler ile bunlara ilişkin bilgi ve açıklamalar sunulmuştur.
(121) Bu çerçevede pişmanlık başvurusunda sunulanlar dâhil olmak üzere önaraştırma ve
soruşturma sürecinde elde edilen bilgi ve belgeler kronolojik olarak değerlendirilecek
olursa; taraflar arasındaki ilk temasın MPS Satış Md. İlke GÜNAL ile BEKAP eski Gn.
Md. Yrd. Nizami GÜNDOĞAN arasında yapılan 24.10.2008 tarihli telefon görüşmesinin
hemen ardından, 25.10.2008 tarihinde İstanbul’da düzenlenen “Ambalaj Fuarında”
kurulduğu anlaşılmaktadır. Belge - 1’de içeriğine yer verilen bu görüşmede tarafların
öncelikle ERDEMİR’in satın alma süreci ve hammadde satışına ilişkin
uygulamalarından duyulan rahatsızlıklarını dile getirdikleri ve 2008 yılında yapılan
ihaleye ilişkin geriye kalan sevkiyatlar ve 2009 ihalesinde uygulanacak fiyatlar hakkında
ortak hareket etme hususlarında fikir birliğine vardıkları görülmektedir. Belgede
ERDEMİR’in bu durumdan haberinin olmaması gerektiğine ilişkin ifadeler dikkat
çekmektedir. Pişmanlık başvurusu sırasında varlığı kabul edilen bu görüşmede, aynı
zamanda karşılıklı olarak üretim, stok ve fiyat bilgilerinin paylaşıldığı anlaşılmaktadır.
(122) Belge – 2, 3 ve 4’te yer alan bilgilerden Nizami GÜNDOĞAN ve İlke GÜNAL arasındaki
görüşmelerin ilerleyen günlerde de sürdüğü; bu görüşmelerden MPS Gn. Md.’ü Cem
ÖRS’ün de bilgisinin bulunduğu ve görüşmelerin MPS Satış Md. İlke GÜNAL tarafından
sürdürülmesi yönünde Cem ÖRS tarafından yetki ve talimat verildiği anlaşılmaktadır.
12-52/1479-508
41/69
Bunun yanında yine bizzat Cem ÖRS tarafından, kendisinin bilgisi haricinde herhangi
bir taahhüt altına girilemeyeceğinin de ifade edildiği görülmüştür.
(123) Belge – 5’in incelenmesinden, tarafların daha önce 25.10.2008 tarihli görüşmede fikir
birliğine vardıkları üzere, 2009 yılı başında düzenlenen ERDEMİR ihalesi ile ilgili olarak
verilecek fiyat tekliflerini belirlemek için MPS Satış Md. İlke GÜNAL ve BEKAP eski Gn.
Md.’ü Yrd. Nizami GÜNDOĞAN’ın bir araya geldikleri ve anılan ihalede MPS ve
BEKAP tarafından teklif edilecek ilk fiyatların 1000 ABD doları/ton’un altında olmak
üzere 975-985 ABD doları/ton bandında olması yönünde anlaştıkları görülmektedir.
(124) Yukarıda “inceleme ve tespitler” bölümünde ayrıntılarına yer verildiği üzere; aynı gün
içerisinde MPS Satış Md. İlke GÜNAL ve BEKAP eski Gn. Md. Yrd. Nizami
GÜNDOĞAN arasında yapılan üç ayrı telefon görüşmesi kaydıyla da ortaya konulan bu
görüşmelerin sonucunda, tarafların 02.02.2009 tarihinde ERDEMİR’e teklif ettikleri
fiyatların BEKAP için sırasıyla 980 ve 981 ABD doları/ton, MPS için ise sırasıyla 984 ve
994 ABD doları/ton olduğu tespit edilmiştir. Dolayısıyla görüşmede kararlaştırılan fiyat
düzeylerinin, ERDEMİR ihalesinde sunulan birinci teklif fiyatlarına yansıdığı açıkça
görülmektedir.
(125) Belge – 6, 7, 8’den ve bunlarla ilgili olarak bir önceki bölümde zikredilen telefon
görüşmeleri kayıtlarından, ERDEMİR’in yukarıda anılan ihale sürecinde taraflar
arasında görüşmelerin kesintisiz olarak sürdüğü ve süreç içerisinde tarafların bilgi
paylaşımında da bulunulduğu anlaşılmaktadır.
(126) Belge – 9, 10 ve 11’den ise tarafların ERDEMİR ihalesinde uyguladıkları anlaşmanın
boyutlarını, bu kez diğer müşterileri de kapsayacak şekilde genişletme yönündeki
iradelerini ortaya koydukları; bu kapsamda diğer müşterilere uygulanacak fiyatlar
konusunda birlikteliğin sağlanması yönünde anlaşıldığı; nihayetinde ise MPS Satış Md.
İlke GÜNAL ve BEKAP eski Gn. Md. Yrd. Nizami GÜNDOĞAN tarafından 02.03.2009
tarihinden itibaren uygulanacak bir taban fiyat listesi hazırlanarak buna ilişkin uygulama
koşullarının belirlendiği görülmektedir. Nitekim “inceleme ve tespitler” bölümünde
ayrıntısına verildiği üzere, 02-10.03.2009 arasında teşebbüsler tarafından yapılan
yurtiçi satışlarda, bu fiyat listesine büyük ölçüde riayet edildiği anlaşılmaktadır.
(127) Belge – 12, 13 ve 14 ile bunlara ilişkin yapılan diğer inceleme ve tespitler
doğrultusunda, tarafların daha önceki ERDEMİR ihalesinde olduğu gibi TRAKYA CAM
ihalesinde de fiyatların yüksek tutulması yönünde anlaştıkları düşünülmektedir. Zira
yine yapılan inceleme tespit ve değerlendirmeler bölümünde ayrıntısına yer verildiği
üzere, İlke GÜNAL tarafından bahse konu ihalede teklif edilecek fiyatların 900 ABD
doları/ton düzeyinde olması gerektiğinin ifade edildiği; gerçekten de TRAKYA CAM’ın
anılan ihalesinde MPS tarafından üç ayrı ürün için teklif edilen fiyatların sırasıyla 890,
900 ve 910 ABD doları/ton düzeyinde gerçekleşirken, BEKAP tarafından üç ayrı ürün
için ortalama 887 ABD doları/ton fiyat teklif edildiği anlaşılmıştır. Diğer yandan ilgili
belgelerde MPS ve BEKAP’ın TRAKYA CAM ile ilgili olarak fabrikalar bazında paylaşım
yapma arayışında olduklarına işaret eder nitelikte ifadeler bulunmakla birlikte, TRAKYA
CAM yetkilileriyle yapılan görüşmede, çelik çember alımlarının fabrikalar bazında ayrı
ayrı yapılması gibi bir usullerinin olmadığı ifade edilmiştir.
(128) Belge - 15’deki ifadelerden ve ekli teklif mektubundan, MPS ve BEKAP arasındaki
kartel anlaşması kapsamında tarafların kimi zaman yurt dışında yerleşik müşterilere
yönelik olarak da bilgi alışverişinde bulundukları anlaşılmaktadır. Söz konusu belgenin
12-52/1479-508
42/69
gönderildiği tarihte İlke GÜNAL ve Nizami GÜNDOĞAN arasında gerçekleşen telefon
görüşmelerine ilişkin kayıtlar da bu tespiti doğrular niteliktedir.
(129) MPS’de yapılan 19.07.2011 tarihli yerinde incelemede elde edilen Belge – 16 ve
12.04.2012 tarihli pişmanlık başvurusunda sunulan Belge – 17’ye ilişkin olarak
yukarıda ayrıntılı olarak yer verilen inceleme ve tespitler ise, MPS ve BEKAP
arasındaki kartel anlaşmasının ERDEMİR’in 25.05.2009 tarihli teklif isteme mektubuyla
taraflara duyurduğu çelik çember alım ihalesinde de uygulandığını açıkça ortaya
koymaktadır. Nitekim belgelere konu olan, MPS Satış Md. İlke GÜNAL ile BEKAP eski
Gn. Md. Yrd. Nizami GÜNDOĞAN arasındaki 28.05.2009 tarihli telefon görüşmelerine
ilişkin notlar hakkında, 12.04.2012 pişmanlık başvurusu tutanağında İlke GÜNAL
tarafından yapılan açıklamalarda, görüşmenin amacının ERDEMİR’in 25.05.2009 tarihli
teklif isteme yazısına istinaden verilecek başlangıç fiyatlarını belirlemek olduğu kabul
edilmiştir. Kaldı ki, bahse konu ihalede BEKAP tarafından üç ayrı ürün için sunulan
sırasıyla 925, 940 ve 928 ABD doları/ton’luk birinci teklif fiyatlarının, aynı ürünler için
Belge – 17’de ok işaretiyle BEKAP şeklinde not düşülen fiyatlarla birebir aynı olduğu;
yine MPS tarafından üç ayrı ürün için sunulan sırasıyla 932, 950 ve 935 ABD
doları/ton’luk birinci teklif fiyatlarının da, Belge – 17’de BEKAP’a atfedilen fiyatların iki
yanındaki sütunda yer alan fiyatlarla birebir aynı olduğu görülmektedir.
(130) Benzer şekilde Belge – 19’daki İlke GÜNAL ile Nizami GÜNDOĞAN arasındaki
10.08.2009 ve 19.08.2009 tarihli notlar ve bunlara ilişkin olarak 12.04.2012 tarihli
pişmanlık başvurusu tutanağında İlke GÜNAL tarafından yapılan açıklamalar, MPS ve
BEKAP arasındaki kartel anlaşmasının, ERDEMİR’in 31.07.2009 tarihli teklif isteme
mektubuyla taraflara duyurduğu ihalede de uygulandığını göstermektedir. MPS
temsilcisi tarafından 16.10.2012 tarihli sözlü savunma toplantısında, Belge-19’da yer
alan fiyatların (1096, 1113, 1101 ve 1115 ABD doları/ton) ihalede fiilen teklif edilen
fiyatlardan (1090, 1110, 1096 ve 1115 ABD Doları/ton) farklı olduğu ifade edilmekle
beraber, belgedeki fiyatlarla ihalede teklif eden fiyatlar arasındaki kayda değer bir
farklılık bulunmaması ve pişmanlık başvurusu tutanağında yapılan açıklamalar da dâhil
olmak üzere belgeye ilişkin diğer inceleme ve tespitler karşısında, bu durum
değerlendirmeyi değiştirecek nitelikte bulunmamıştır.
(131) İnceleme ve tespitler bölümünde ayrıntısına yer verilen Belge – 18’in incelenmesinden,
söz konusu belgede MPS Satış Md. İlke GÜNAL tarafından, MPS çalışanlarına yönelik
olarak 16.06.2009 tarihinden itibaren uygulanacak yeni fiyat listesinin gönderildiği
görülmektedir. Söz konusu belgenin gönderildiği 16.06.2009 tarihi saat 14:42’den önce
aynı gün içerisinde MPS Satış Md. İlke GÜNAL’la BEKAP eski Gn. Md. Yrd. Nizami
GÜNDOĞAN arasında sırasıyla saat 09:41, 12:14 ve 14:17’de olmak üzere üç ayrı
telefon görüşmesi yapılmış olması dikkat çekmektedir.
(132) Öte yandan 12.04.2012 tarihli pişmanlık başvurusu kapsamında sunulan, MPS Satış
Md. İlke GÜNAL’a ait ajandadaki 12.08.2009 tarihiyle düşülen “NG Görüşme” başlıklı
notları içeren Belge – 20’de “1. Listeye 60 USD/T artış uygulanacak (…)” ifadelerinin
yer aldığı tespit edilmiştir. Söz konusu belgeye ilişkin olarak İlke GÜNAL tarafından
pişmanlık başvurusu kapsamında yapılan açıklamalarda, başlıkta yer alan kısaltmanın
Nizami GÜNDOĞAN’ı ifade ettiği; yüz yüze yapılan bu görüşmede “genel satış
fiyatlarına ve o güne kadar yapılmış olan satışlara, müşterilere ve/veya rakiplere ilişkin
bilgi alışverişine ilişkin notlara yer verildiği” belirtilmiştir. Belgede taraflar arasındaki
görüşmeye atfen düşülen nottaki 60 ABD doları/ton’luk fiyat artışının uygulanıp
uygulanmadığı, 30.03.2012 tarihinde MPS’de yapılan yerinde incelemede tutulan Bilgi
12-52/1479-508
43/69
İsteme Tutanağı’na istinaden MPS tarafından gönderilen ve Kurum kayıtlarına
04.04.2012 tarih ve 3006 sayı ile giren cevabi yazı ekinde yer alan fiyat listelerinden
araştırılmış; söz konusu listelerin incelenmesinden, 23.07.2009 tarihinden itibaren
geçerli “Apex Çember Fiyat Listesi”nde yer alan fiyatlarla, bir sonraki liste olan
13.08.2009 tarihinden itibaren geçerli “Apex Çember Fiyat Listesi”nde yer alan fiyatlar
arasında tam olarak ton başına 60 ABD doları fiyat farkı olduğu; bir başka deyişle
13.08.2009 tarihli fiyat listesinde 23.07.2009 tarihli fiyat listesine kıyasla 60 ABD
doları/ton artış gerçekleştirildiği tespit edilmiştir. Bu tespit, MPS ve BEKAP arasındaki
kartel anlaşmasının, ihaleyle alım yapanlar dışında kalan diğer müşterilere karşı da
uygulandığının bir başka açık göstergesidir.
(133) Bunun yanında Belge – 20’ye ilişkin olarak elde edilen bu bulgular, Belge – 18’in
ilgililere gönderildiği 16.06.2009 tarihinde MPS Satış Md. İlke GÜNAL ile BEKAP eski
Gn. Md. Yrd. Nizami GÜNDOĞAN arasında yapılan telefon görüşmesi kayıtlarına ilişkin
tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, MPS çalışanlarına gönderilen 16.06.2009 tarihli
fiyat listesinin de taraflarca birlikte belirlendiği kanaati hâsıl olmaktadır.
(134) Belge – 21, 22 ve 23’te yer alan ifadeler ile bunlara ilişkin olarak 12.04.2012 tarihli
pişmanlık başvurusu tutanağında MPS Satış Md. İlke GÜNAL tarafından yapılan
açıklamalar ve anılan belgelerin tarihine denk düşen çok sayıda telefon görüşmesi
kayıtları, MPS ve BEKAP arasında sürdürülen kartel anlaşması kapsamında, taraflar
arasında müşteriler, hedeflenen ve/veya gerçekleşen satışlar ve fiyatlar gibi rekabete
hassas bilgilerin yoğun bir şekilde paylaşıldığını göstermektedir.
(135) Belge – 24, 25 ve 26’daki ifadeler ile bunlara ilişkin olarak 12.04.2012 tarihli pişmanlık
başvurusu tutanağında MPS Satış Md. İlke GÜNAL tarafından yapılan açıklamalar ve
anılan belgeler ile taraflarca BORÇELİK’e sunulan fiyat tekliflerinin tarihine denk düşen
çok sayıda telefon görüşmesi kayıtları, MPS ve BEKAP arasında sürdürülen kartel
anlaşmasının, BORÇELİK tarafından 05.11.2009 tarihli elektronik posta ile taraflara
duyurulan, hammaddenin BORÇELİK’ten satın alınması karşılığında çelik çember
üreticilerinin talep edeceği marj üzerinden (Belge – 25’te “delta” olarak ifade
edilmektedir.) gerçekleştirilen ihalede de uygulandığını açıkça göstermektedir. Nitekim
Belge – 24’e konu olan, MPS Satış Md. İlke GÜNAL ile BEKAP eski Gn. Md. Yrd.
Nizami GÜNDOĞAN arasındaki 19.11.2009 tarihli görüşmeye ilişkin notlar hakkında,
12.04.2012 pişmanlık başvurusu tutanağında İlke GÜNAL tarafından yapılan
açıklamalarda da, görüşmenin amacının BORÇELİK’in teklif isteme yazısına istinaden
verilecek başlangıç fiyatlarını belirlemek olduğu kabul edilmiştir.
(136) Yukarıda ayrıntısına yer verildiği üzere, Belge – 24’te Cem ÖRS tarafından,
BORÇELİK’in anılan ihalesinde talep edilecek fiyat marjını azami kılmak üzere, Nizami
GÜNDOĞAN’la görüşülerek söz konusu marjın 300 ABD doları/ton civarına çekilmesi
talimatı verildiği görülmektedir. Nitekim BORÇELİK’ten alınan 05.04.2012 tarihli cevabi
yazı ekinde yer alan belgelerin incelenmesinden, bahse konu ihalede BEKAP
tarafından sunulan 24.11.2009 tarihli ilk teklifin 283 ABD doları/ton; BORÇELİK’in
indirim talebi üzerine sunulan 02.12.2009 tarihli ikinci teklifin ise 280 ABD doları/ton
olduğu tespit edilmiştir. Söz konusu ihale kapsamında MPS tarafından 20.11.2009
tarihinde sunulan ilk teklif fiyatının 285 ABD doları/ton; BORÇELİK’in indirim talebi
üzerine sunulan ikinci teklifin de 275 ABD doları/ton olduğu anlaşılmıştır.
(137) Belge – 27’de yer alan ifadelerin ise, MPS ve BEKAP arasındaki kartel anlaşması
kapsamında İlke GÜNAL ve Nizami GÜNDOĞAN arasında yapılan görüşmelerin ve
12-52/1479-508
44/69
Erdemir’e karşı koordinasyonun sürdürülmesi yönünde Cem ÖRS’ün görüşlerini
yansıttığı düşünülmektedir.
(138) Bu çerçevede, yukarıda ayrıntılı olarak yer verilen tüm bu inceleme ve tespitler ile
bunlara ilişkin değerlendirmeler, yine yukarıda aktarılan ilgili mevzuat hükümleri, konu
ile ilgili olarak savunmalar kısmında zikredilen Danıştay ve Rekabet Kurulu kararları
ışığında irdelendiğinde; MPS ve BEKAP arasında ERDEMİR, TRAKYA CAM ve
BORÇELİK gibi müşterilerin açmış oldukları çelik çember alım ihalelerinde danışıklı
hareket etmek; diğer müşterilere yönelik olarak uygulanacak fiyat ve/veya satış
koşullarını birlikte belirlemek ve bu doğrultuda çok sayıda görüşmeler yaparak bilgi
paylaşımında bulunmak suretiyle 4054 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesi anlamında
açıkça rekabeti kısıtlama amaç ve etkisine sahip ve Ceza ve Pişmanlık
Yönetmelikleri’nde ifadesini bulan kartel tanımına uyan bir anlaşma bulunduğu
konusunda kuşkuya yer olmadığı değerlendirilmektedir.
(139) Kaldı ki MPS ve BEKAP arasında çelik ambalaj çemberi pazarında 25.10.2008
tarihinden 2010 yılının Mart ayına kadar süren bir kartelin varlığı bizzat soruşturma
taraflarından MPS tarafından da kabul edilmiş ve Pişmanlık Yönetmeliği ile sağlanan
imkânlardan yararlanmak üzere 12.04.2012 tarihinde pişmanlık başvurusu yapılmıştır.
Nitekim oldukça yoğunlaşmış bir yapı arz eden çelik çember pazarında, toplam pazar
payları son dört yılda istikrarlı olarak %93-95 düzeylerinde gerçekleşen en önemli iki
rakip teşebbüsün üst düzey yöneticileri arasında, 24.10.2008 – 31.03.2010 tarihleri
arasında önemli bir kısmı yukarıda yer verilen belgelerle aynı ya da yakın tarihe denk
düşen toplamda 413 telefon görüşmesi (arama ve kısa mesaj) yapılmış olması ve
31.03.2010 tarihinden sonra söz konusu görüşmelerin dramatik olarak azalması, anılan
süre zarfında kartel anlaşmasının aktif olarak sürdürüldüğü sonucuna ulaştırmaktadır.
Her ne kadar Nizami GÜNDOĞAN tarafından, Raportörlerin kendisiyle yaptığı
29.03.2012 tarihli görüşmede MPS Satış Md. İlke GÜNAL ile arasında yukarıda yer
verilen belgelere yansıyan şekliyle herhangi bir görüşme olmadığı öne sürülmüş olsa
da; somut delillerin ve maddi gerçeklerin varlığı karşısında, bu iddiaya itibar etme
imkânı bulunmamaktadır.
(140) Bu noktada MPS ve BEKAP arasında yukarıda yer verilen belgelere yansıyan
görüşmelerin tamamını yürüttüğü anlaşılan BEKAP eski Gn. Md. Yrd. Nizami
GÜNDOĞAN’ın, MPS Satış Md. İlke GÜNAL’ın ve İlke GÜNAL’a bahse konu
görüşmelerin sürdürülmesine yönelik yetki ve talimat vererek görüşmeleri yakından
takip ettiği ve yönlendirdiği anlaşılan MPS Gn. Md.’ü Salih Cem ÖRS’ün, MPS ve
BEKAP arasında ortaya konan kartelin devamlılığının ve işlerliğinin sağlanmasında
belirleyici etkiye sahip olup olmadıklarının ayrıca incelenmesi gerekmektedir.
(141) 4054 sayılı Kanun’un 16 ncı maddesinin dördüncü fıkrası anlamında teşebbüslerin
yönetici ve çalışanlarının ihlalde belirleyici etkiye sahip olduklarının kabulü için, söz
konusu yönetici ve çalışanların kabahatin teşkilinde asli unsur olduklarının ortaya
konulabilmesi gerekmektedir. Buna göre bahse konu yönetici ve çalışanların kartelin
kurulmasından ve/veya işlerliğinin güvenceye alınması için denetlenmesinden asli
sorumlu olmak gibi, ihlalin sürdürülmesi bakımından sürükleyici veya vazgeçilmez bir
işleve sahip oldukları; bir başka deyişle, söz konusu yönetici ve çalışanlar olmasaydı
kartelin kurulmasının ve sürdürülmesinin mümkün olmadığı hususunda tereddüt
bulunmamalıdır. Bu bakımdan kartelle ilgili toplantılara ve görüşmelere katılmak veya
bu görüşmeleri yürütmek, belirleyici etkiye sahip olunduğunun kabulü için bizatihi yeterli
değildir. Aksi yöndeki bir yorumun, Kanun’un 16 ncı maddesinin dördüncü fıkrasının
12-52/1479-508
45/69
uygulamasını, anılan hükümden beklenen faydayı aşacak nitelikte genişletici olacağı
düşünülmektedir. Tüm bu hususlar dikkate alındığında, BEKAP eski Gn. Md. Yrd.
Nizami GÜNDOĞAN’ın, MPS Satış Md. İlke GÜNAL’ın ve MPS Gn. Md.’ü Salih Cem
ÖRS’ün, ihlalde belirleyici etkiye sahip oldukları yönünde kati bir sonuca ulaşmak
mümkün olmamıştır.
(142) Bu çerçevede, yukarıda ayrıntılı olarak yer verilen tüm bilgi, belge, tespit ve
değerlendirmeler ışığında, MPS ve BEKAP’ın 25.10.2008 ve 31.03.2010 tarihleri
arasında, ERDEMİR, TRAKYA CAM ve BORÇELİK gibi müşterilerin açmış oldukları
çelik çember alım ihalelerinde danışıklı hareket etmek; diğer müşterilere yönelik olarak
uygulanacak fiyat ve/veya satış koşullarını birlikte belirlemek ve bu doğrultuda çok
sayıda görüşmeler yaparak bilgi paylaşımında bulunmak suretiyle 4054 sayılı Kanun’un
4 üncü maddesi anlamında rekabeti kısıtlama amaç ve etkisine sahip bir kartel
anlaşmasına taraf oldukları kanaatine varılmıştır.
J.3. Tarafların Savunmaları ve Savunmaların Değerlendirilmesi
J.3.1. Önaraştırma Raporu’nun Kurula sunulmasında kanuni sürelere uyulmadığı;
bu durumun yapılan idari işlemi usul açısından sakatladığı iddiası.
(143) 4054 sayılı Kanun’un “Önaraştırma” başlıklı 40 ıncı maddesinde aşağıdaki hükümler
yer almaktadır:
“Önaraştırma yapılmasına karar verildiği takdirde Kurul Başkanı, meslek personeli
uzmanlardan bir ya da birkaçını raportör olarak görevlendirir.
Önaraştırma yapmakla görevlendirilen raportör 30 gün içinde elde ettiği bilgileri,
her türlü delilleri ve konu hakkındaki görüşlerini Kurula yazılı olarak bildirir.”
(144) Maddenin açık hükümlerinden de anlaşılacağı üzere, anılan maddede öngörülen 30
günlük süre, ilgili raportörlerin Kurul Başkanı tarafından görevlendirilmeleriyle
başlamaktadır. Nitekim bahse konu önaraştırma kapsamında raportörler 29.06.2011
tarihli ve 188 sayılı Başkanlık yazısı ile 11.07.2011 tarihinden itibaren görevlendirilmiş
ve yapılan önaraştırma sonucunda yasal süresi içinde hazırlanan 09.08.2011 tarihli ve
2011-1-118/ÖA-11-176.AG sayılı Önaraştırma Raporu yine yasal süresi içerisinde
olmak üzere 17.08.2011 tarihinde Kurul tarafından görüşülerek karara bağlanmıştır.
Öte yandan, Danıştay’ın 04.11.2003 tarihli ve 2001/1629 E. ve 2003/4241 K. sayılı
kararından da görüleceği üzere, Yüksek Mahkemenin, 4054 sayılı Kanun’da
önaraştırma ve soruşturmanın tamamlanmasına yönelik olarak düzenlenen sürelerin
aşılmasını sonuca etki edecek, bu bağlamda idari işlemi sakatlayacak bir husus olarak
görmediğini belirtmekte fayda görülmektedir5.
J.3.2. İlgili ürün pazarının hatalı olarak belirlendiği iddiası.
(145) BEKAP tarafından yapılan savunmada özetle; ilgili ürün pazarının kapsamına; çelik
çember pazarına ek olarak Komisyon kararları da göz önünde bulundurularak PP ve
PET çemberlerinin de dâhil edilmesi ve ilgili ürün pazarının “ambalaj çemberi” pazarı
olarak tanımlanması gerektiği ve pazar tanımının hatalı olduğu öne sürülmektedir.
(146) Ancak, ilgili ürün pazarının tanımı 4054 sayılı Kanun’un uygulanması bakımından
özellikle 6 ve 7 nci maddeler açısından önem taşımaktadır. Nitekim Kurulun 30.05.2006
tarih ve 06-37/477-129 sayılı Gazbeton kararında 4 üncü madde kapsamındaki ihlaller
5 Güngördü A. ve T. Koyuncu, Danıştay İçtihatları Işığında Rekabet Kurulu Kararları, Seçkin Yayıncılık,
Ankara 2011, s. 126-127.
12-52/1479-508
46/69
için ilgili ürün pazarının tanımlanması konusunda aşağıdaki değerlendirmeler yer
almaktadır:
“ Öte yandan, dosya konusunun 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında
olması nedeniyle açık ve net bir ürün pazarı tanımı yapmaya ihtiyaç
bulunmamaktadır. Rekabet hukukunun temel kavramlarından olan ilgili pazarın
tanımlanması, bir işlemin taraflarının hakim durumda olup olmadığının
belirlenmesine hizmet etmektedir. Bunun rekabet hukuku uygulamasında özellikle
anlamlı olduğu iki baslık “birleşme-devralmalar” ile “hakim durumun kötüye
kullanılması”dır. İlgili pazar tanımı, yoğunlaşmalar özelinde, tarafların işlem
sonrasında hakim duruma geçip geçmeyeceğinin veya taraflardan birinin
halihazırda hakim durumda olup olmadığının ve taraflardan biri hakim durumdaysa
işlemin bunu pazardaki rekabetin önemli ölçüde azaltılması sonucunu doğuracak
şekilde güçlendirip güçlendirmeyeceğinin belirlenebilmesi için kullanılan bir
yöntemdir. Kanun’un 6. maddesi altındaki bir incelemeye de çoğu kez pazar
tanımının yapılmasıyla başlanmaktadır.
Diğer yandan, Kanun’un 4. madde kapsamında ihlali pazar tanımı yapılmadan
tespit edilebilecektir. Pazarda bilinçli koşutluğun ve rekabetin kısıtlanması
amacının ortaya konulması bu anlamda yeterlidir. 4. madde anlamında bir
anlaşma, uyumlu eylem ya da teşebbüs birliği kararı söz konusu olduğunda pazar
tanımını gerekli kılan belirli hallerden bahsetmek mümkündür.”
(147) Bu bilgiler çerçevesinde, zorunluluk bulunmamakla birlikte, gerek 13.06.2011 tarihinde
Kurum kayıtlarına intikal eden ihbarda belirtilen hususlar gerekse önaraştırma ve
soruşturma sürecinde elde edilen bilgi ve belgeler ışığında ilgili ürün pazarı “çelik
ambalaj çemberi” olarak belirlenmiştir. Öte yandan Soruşturma Raporu’nda da detaylı
olarak yer verildiği üzere, taraflar arasında varlığı ortaya konulan rekabeti kısıtlayıcı
faaliyetlerin tamamı çelik çember ürününe ilişkindir. Kaldı ki soruşturmanın diğer tarafı
olan MPS tarafından, ilgili ürün pazarının hatalı olarak tanımlandığına yönelik olarak
herhangi bir itiraz dile getirilmemiştir.
J.3.3. Somut olayda ihaleyle ve/veya sipariş usulüyle alım yapan müşterilere
karşı rekabeti sınırlayıcı bir anlaşmanın varlığını ispat edecek delillerin ve MPS
ile BEKAP arasında kartel anlaşması yapmaya yönelik bir irade uyuşmasının
bulunmadığı iddiası.
(148) BEKAP ikinci yazılı savunmasında özetle; hem MPS’de hem de BEKAP’ta yerinde
inceleme gerçekleştirilmesine rağmen delil belgelerinin neredeyse tamamının MPS’den
elde edilen iç yazışmalar olduğu, soruşturmaya konu teşebbüslerden sadece birinden
çıkan ve iç yazışma niteliğinde olan belgelerin taraflar arasındaki irade birlikteliğine
kanıt olarak gösterilemeyeceği, Soruşturma Raporu’nda kullanılan delillerden hiçbirinin
BEKAP çalışanları tarafından kaleme alınmış yazışmalar olmadığı, Belge 26’nın taraflar
arasındaki ortak hareket etme güdüsünü ortaya koymak bir yana, taraflar arasında sıkı
bir iletişim dahi olmadığını kanıtlar nitelikte olduğu, Soruşturma Raporu’nun eki
mahiyetinde olan belgelerin bütününden; taraflar arasında rekabeti engelleyecek,
bozacak veya kısıtlayacak bir anlaşma için ortak irade beyanından ziyade MPS’nin bilgi
değişimi ve ortak hareket etmek için BEKAP’ı zorladığının anlaşıldığı, fiyat birliği
amacıyla bir koordinasyonun oluşmadığı, tarafların ihalelerde farklı fiyatlar verdiği ve bu
durumun, taraflar arasında fiyat birlikteliğine neden olan bir koordinasyonun
bulunmadığının en önemli kanıtı olduğu ve ayrıca ilgili dönemlerdeki piyasa fiyatları göz
12-52/1479-508
47/69
önünde bulundurulduğunda tarafların aralarında fiyat anlaşması yapıp pazarda rekabeti
bozacak fiyatlar verdiklerinin iddia edilemeyeceği, 4054 sayılı Kanun'un 4 üncü
maddesini ihlal eden bir anlaşma için gerekli olan asgari koşulların gerçekleşmediği,
Soruşturma Raporu kapsamında elde edilen delillerden bazılarının taraflar arasındaki
iletişimin ilgili pazardaki rekabet düzenini etkilemediğini gözler önüne serdiği ve
dolayısıyla taraflar arasında bir anlaşma olduğunun kabul edildiği durumlarda dahi, söz
konusu anlaşmanın ticari rekabeti; kısıtlamak, ortadan kaldırmak ya da bozmak yolu ile
rekabetin etkilendiğini gösterir bir bulgunun mevcut olmadığı, çember piyasasının
oligopol bir pazar olduğu ve bu pazardaki alıcıların fiyat indirmek amacıyla sergiledikleri
tutumların pazarı daha şeffaf hale getirmesinin kaçınılmaz bir gerçeklik olduğunun
yapılan değerlendirmelerde göz ardı edildiği, MPS ile BEKAP arasında bir kartel
anlaşması olmamasına karşın paralel (tek taraflı) davranışların söz konusu olduğu, her
ne kadar Soruşturma Raporu’nda ERDEMİR’in çember satıcılarından aldığı fiyatları
pazarlık yapmak maksadıyla dahi diğer satıcılara vermediği ifade edilmiş olsa da bu
iddianın piyasanın gerçekleri ile örtüşmediği, rekabeti sınırlayıcı anlaşmanın varlığının
ispatı olarak sunulan delillerin, delil ve ispat standardına uymadığı, Soruşturma
Raporu’nun muhtelif paragraflarında yer verilen 22.12.2008 ile 15.09.2011 tarih
aralığında taraflar arasındaki toplam 414 adet görüşmenin (arama ve kısa mesaj) ihale
tarihleri ile çakıştığı ve bu nedenle söz konusu görüşmelerin taraflar arasındaki
anlaşmanın kanıtı mahiyetinde olduğu iddiası bir varsayımın ötesine geçmediği, tek
teşebbüs tarafından yapılan açıklamaların pişmanlık başvurusu kapsamında yapılması
durumunda ise yetkili rekabet otoritesinin söz konusu ifade ve delillerin
değerlendirilmesinde daha dikkatli olması, kartellerle ilgili cezaların ağırlığı dikkate
alındığında uygulanması gereken delil standartlarının, AB uygulamalarında da olduğu
gibi ceza hukuku delil standartları olması gerektiği, öne sürülmektedir.
(149) Rekabet hukukunda anlaşma kavramı ile delil ve ispat standardı konuları, bugüne
kadar gerek Kurulun gerekse Danıştayın birçok kararında gündeme gelmiş ve
teşebbüslerin çeşitli savunmalarına konu olmuştur. Bu nedenle bahse konu hususları
açıklığa kavuşturmaları ve bu hususlarda yol gösterici nitelikte olmaları nedeniyle
aşağıda konu ile ilgili olarak Kurulun ve Danıştayın bazı kararlarından alıntılara yer
verilmiştir.
(150) 25.09.2008 tarih ve 08-56/898-358 sayılı Ege Bölgesi Hazır Beton Kararı’nda6, ileri
sürülen “söz konusu iddianın sadece şahit ifadelerine dayandırıldığı, şahit ifadelerinin
kanıt olarak kullanılamayacağı” yönündeki savunmalara karşılık olarak Kurulu, aşağıda
yer alan değerlendirmeyi yapmıştır:
“Öncelikle ifade edilmelidir ki, 4054 sayılı Kanun’da ispat araçları bakımından
herhangi bir sınırlama getirilmemekte, bilakis Kanun’un sözlü savunma
toplantısına ilişkin 47. maddesinde tarafların her türlü ispat vasıtasından
yararlanabileceği belirtilmekte, rekabetin sınırlanmasının özel hukuk alanındaki
sonuçlarına ilişkin bölümde yer alan ispat standardına ilişkin 59. maddede ise,
rekabeti kısıtlayıcı anlaşma, uygulama ve eylemlerin her türlü delille
ispatlanabileceği düzenlemesi yer almaktadır. Zaten rekabet hukukunun niteliği
gereği, bir anlaşmanın varlığının ispatlanabilmesi için formal, yazılı metinlerin
aranması beklenemez.
6 Söz konusu Karar, 02.12.2004 tarihli, 04-77/1109-278 sayılı ve 19.10.2006 tarihli, 06-77/991-286 sayılı
Kararların Danıştay tarafından usulden bozulması üzerine alınmıştır.
12-52/1479-508
48/69
Söz konusu anlaşmanın varlığına yönelik olarak, Belediye yetkilileri de dahil olmak
üzere birbirini destekler nitelikte ve çok sayıda beyan ve tutanak mevcuttur. Yine,
bu dönemde gerçekleştirilen uyumlu ve yüksek oranlı fiyat artışları da
tutanaklardaki beyanları doğrulamaktadır.”
(151) Yine aynı Karar’da Rekabet Kurulu, anlaşma ve anlaşmanın rekabet üzerindeki etkisi
konusunda aşağıda yer alan değerlendirmeyi yapmıştır:
“Bir anlaşmada, rekabeti sınırlama amacı açıksa, anlaşmanın kendisi veya en
azından rekabeti bozucu hükümleri, “per se” bir rekabet ihlali oluşturur. Bu
durumda anlaşmanın rekabet üzerindeki etkilerinin incelenmesine gerek yoktur.
Rekabeti bozucu nitelikte olan anlaşmalar, tarafların kendi bağımsız rekabetçi
faaliyetlerini ortak çıkarlar adına gözden çıkardıkları bir yapısal çerçeve yaratır. Bu
sebepten dolayı, sadece rekabete aykırı bir anlaşmaya taraf olmak, anlaşma
etkilerini gerçekleştirmemiş olsa dahi yasaktır.
Öte yandan, 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinin gerekçesinde, ‘Bu Kanunun
amacı rekabetin korunması olduğuna göre, rekabeti engelleyici, kısıtlayıcı veya
bozucu teşebbüsler arası anlaşma ve uygulamaların yasaklanması gerekir.
Maddenin amacı bakımından anlaşma, hukuki şekil şartlarına uymasa bile
tarafların kendilerini bağlı hissettikleri her türlü uzlaşma ya da uyuşma anlamında
kullanılmıştır. Anlaşmanın yazılı veya sözlü olmasının önemi yoktur. Teşebbüsler
arasında bir anlaşmanın varlığı tespit edilemese bile teşebbüsler arasında kendi
bağımsız davranışları yerine geçen bir koordinasyon veya pratik işbirliği sağlayan,
doğrudan veya dolaylı ilişkiler de, eğer aynı sonucu doğuruyorsa, yasaklanmıştır.
Böylece teşebbüslerin Kanuna karşı hile yolu ile rekabeti sınırlayıcı uygulamaları
meşru göstermeleri engellenmek istenmiştir’ denilerek, anlaşma kavramının,
sözleşmelerden çok daha geniş bir irade birlikteliği niteliğinde olduğu açıklanmıştır.
Sözleşme olmaksızın da rekabet ortamını bozan her türlü ilişkinin uygulamaya
sokulması da anlaşma niteliğindedir. Ayrıca, rekabeti kısıtlayıcı, sınırlayıcı, ya da
ortadan kaldırıcı etkileri nedeniyle, "centilmenlik anlaşmaları" ve "sözlü
anlaşmalar" da 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında
değerlendirilmektedir.”
(152) 29.01.2007 tarih ve 07-10/63-19 sayılı Refrakter Kararı’nda7 Durer Refrakter
Malzemeleri San. Tic. A.Ş. tarafından “… Soruşturma raporunda ihaleden önce
çekildiği tespit edilen faksların, şirket üst yönetimlerinin bilgisi dahilinde yapılan işlemler
olmadığı, işlemin şirket elemanlarınca rekabeti ihlal etmek amacıyla değil, birbirlerini
amirleri nezdinde başarılı gösterebilmek amacıyla nadir olarak yapılan bir işlem olduğu,
belgelerin rekabeti sınırlayıcı bir amaca hizmet edemeyeceği, …”; Kümaş Kütahya
Magnezit İsletmeleri A.Ş. tarafından “… belgelerin birçoğunun kimin tarafından yazıldığı
belli olmayan, el yazısı ile kaleme alınmış, tarihi belli olmayan belgeler olduğu ve tek
taraflı hazırlanmış metinler olduğu, … belgelerde ticari hayatın ve pazarlama
stratejilerinin gereği olarak tahminsel ve hayali çalışmalar yapıldığı, bu belgelerde
geçen ve rekabet ihlali sayılabilecek ifadelerin yalnızca belgeyi hazırlayan teşebbüs
açısından değerlendirilebileceği, … belgelerde yer alan ve anlaşmaya işaret eden
ifadelerin uygulamaya geçirildiğinin Soruşturma Heyetince ispat edilmesi gerektiği,
belgelerin çapraz sorgulamayla teyit edilemediği, belgelerde geçen ifadelerin bir
7 Bahse konu karar da Danıştay 13. Dairesinin 16.02.2010 tarihli ve 2010/1339, 2010/1341, 2010/1342,
2010/1343, 2010/1344, 2010/1345 Karar sayılı kararlarıyla hukuka uygun bulunmuştur.
12-52/1479-508
49/69
anlaşma değil ancak birer kolaylaştırıcı eylem olarak değerlendirilmesi gerektiği, …
Eylemlerin piyasadaki etkileriyle birlikte ele alınması gerektiği, yalnızca amaca dayalı
bir ihlal iddiasının hak ve adalet ilkelerine ters olacağı …”; Sörmaş Söğüt Refrakter
Malzemeleri A.Ş. tarafından “… Belgelerde imza ve karşılıklı teyitleşme bulunmadığı,
belgelerdeki bilgilerin tahmine dayalı çalışmalardan ibaret olduğu, belgelerin bir
kısmının tarihsiz olduğu ve belgelerde yer alan tekliflerin aynen verilmediği, …”
savunmaları yapılmıştır.
(153) Söz konusu savunmalarla ilgili olarak Rekabet Kurulu aşağıda yer alan değerlendirmeyi
yaparak, savunmalarda dile getirilen hususları yerinde görmemiş ve ilgili teşebbüslerin
ihlal içerisinde olduğuna karar vererek idari para cezası uygulamıştır:
“Genel olarak anlaşma terimi ile iki veya daha fazla kişinin, belirli konu veya
konular üzerindeki her türlü uyuşma ve mutabakatı kastedilir. Rekabet Hukukunda
anlaşmadan bahsedebilmek için, mutabakatın mutlaka hukuk düzeni tarafından
nazara alınan bir konuya ilişkin olması gerekmediği gibi, bu hususta kullanılacak
olan vasıtaların da önemi bulunmamaktadır. Dolayısıyla yazılı, sözlü veya sadece
fiili eylemler yoluyla varılan mutabakatlar, hukuki bir sonuca yönelsin veya
yönelmesin anlaşma olarak nitelendirilebilecektir. Ayrıca, anlaşma kavramı ile ne
kast edildiği ve anlaşma kavramının nasıl yorumlanması gerektiği hususunda yol
göstermesi bakımından 4054 sayılı Kanun’un gerekçesinde, ‘Maddenin amacı
bakımından anlaşma, medeni hukukun geçerlilik koşullarına uyulmasa bile
tarafların kendilerini bağlı hissettikleri her türlü uzlaşma ya da uyuşma anlamında
kullanılmıştır. Anlaşmanın yazılı veya sözlü olmasının önemi yoktur.’ şeklindeki
ifade ile anlaşma kavramının nasıl anlaşılması gerektiği açıkça ortaya
konulmuştur. Nitekim Avrupa Birliği Hukukunda, Adalet Divanı ve Komisyon’un
içtihatları incelendiğinde de anlaşma kavramının hukuken bağlayıcı niteliği
olmayan, ‘centilmenlik anlaşmalarını’ dahi kapsayacak şekilde geniş bir biçimde
yorumlandığı görülmektedir. Komisyon, taraflar arasındaki anlaşmanın medeni
hukuktaki sözleşme niteliğini taşımasının gerekli olmadığını ve taraflardan birinin
ihtiyari olarak davranış özgürlüğünün sınırlanmasının yeterli olduğunu birçok
kararında ifade etmiştir. Buna göre, 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi çerçevesinde
bir anlaşmadan bahsedebilmek için, taraflar arasında ortaya çıkan ilişkilerin hukuki
niteliği veya şekli önem taşımamaktadır. Önemli olan husus, piyasada belirli bir
şekilde davranmaya yönelik olarak ortak ve karşılıklı iradenin herhangi bir şekilde
beyan edilmesidir. Sonuç olarak, Rekabet Hukuku çerçevesinde anlaşmalar ve o
anlaşmaların oluşmasına temel teşkil eden karşılıklı beyan ve irade uyuşması,
yazılı, sözlü, açık veya zımni birçok şekilde meydana gelebilir. Bu durumda
anlaşmaların ve bu anlaşmaların oluşmasına temel teşkil eden irade beyan ve
uyuşmalarının, anlaşmanın tarafı olan teşebbüslerin her biri için ayrı ayrı maddi
deliller ile ortaya konması hususunun zorunlu olmadığı, söz konusu soruşturma
sürecinde elde edilen belgelerin, söz konusu teşebbüsler arasında doğrudan veya
dolaylı olarak rekabeti engelleme amacını taşıyan veya bu etkiyi doğurabilecek
nitelikte bir anlaşmanın varlığının ispatı için yeterli olduğu düşünülmektedir.
…
Belgelerin bir kısmının teşebbüsler arasında faks yoluyla el değiştirmiş olması,
yine bu belgelerin önemli bir kısmında faks tarihlerinin ihale tarihinden önceye ait
olması teşebbüsler arası koordinasyona işaret etmektedir. Bu koordinasyon
12-52/1479-508
50/69
ortadayken, açık bir şekilde ihlal ifadeleri içeren tüm belgeler çapraz doğrulamaya
bakılmaksızın anlaşmanın varlığına işaret etmektedir.”
(154) 19.01.2007 tarih ve 07-07/43-12 sayılı Sağlık Bakanlığı İhalesi Kararı’nda8 yapılan “…
soruşturmaya dayanak olan belgelerin e-posta olduğu, bunun yalnızca gönderen kişiler
bakımından sorumluluk doğuracağı ve EİP’nin iç yazışması niteliğinde olan e-postaların
diğer tarafları bağlamayacağı”na ilişkin savunmaya karşılık Kurul, aşağıda yer alan
değerlendirmeyi yapmıştır: “… sözlü bir anlaşmanın bile Kanun’un 4. maddesi
kapsamına girebileceği gerçeği karsısında, bir kartel belgesinin tüm kartel üyelerinin
ifadesiyle kaleme alınması gibi bir şekil şartını aramak rekabet hukukunun ve 4054
sayılı Kanun’un ruhunu anlamamakla eşdeğerdir. Yine otel rezervasyonu bilgileri veya
takvim üzerine el yazısıyla alınan kısa notların bile başta mehaz AB olmak üzere anti-
tröst uygulamalarında delil olarak kabul edildiği dikkate alındığında, e-postaların delil
teşkil etmediğini söylemek mümkün değildir.”
(155) Bir anlaşmanın rekabete aykırı ve yasak sayılabilmesi için rekabeti kısıtlayıcı etkinin
aranmasına ihtiyaç bulunmadığı, salt rekabeti kısıtlayıcı amacın ortaya konulmasının,
ihlalinin varlığının tespiti için yeterli olduğu Danıştay kararlarında da açıkça
belirtilmektedir. Nitekim Danıştay Onüçüncü Dairesinin 06.06.2008 tarihli ve 2006/439
E., 2008/4653 K. sayılı kararında şu hükümlere yer verilmiştir:
“Bu duruma göre 4. madde belirtilen ve doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti
engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan anlaşmaların hukuka aykırı ve
yasak olduğu, keza bu amaç taşınmasa dahi rekabeti engelleme, bozma ya da
kısıtlama etkisi doğuran yahut doğurabilme olasılığı bulunan anlaşmaların
yasaklandığı açıktır.
Başka bir anlatımla, bu tür anlaşmaların sadece amacının rekabeti engelleme,
bozma ya da kısıtlama olması bile söz konusu anlaşmaların hukuka aykırı
sayılması için yeterli olup, bu anlaşmalar sonucunda zararlı bir sonucun doğmuş
olması şart değildir. Keza, bu anlaşmalar yapılırken ve uygulanırken böyle bir
amaç taşınmasa dahi rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama etkisinin doğma
olasılığının mevcut olması bile söz konusu anlaşmaların hukuka aykırı sayılması
için yeterlidir.”
(156) Rekabet Kurulu kararlarına karşı Danıştayda açılan davalarda rekabet hukukunda bir
anlaşma veya uyumlu eylemin ortaya konulmasında ispat vasıtası olarak kullanılan
araçlara ilişkin olarak ilgili teşebbüslerce çeşitli itirazlar dile getirilmiştir. 16.03.2007
tarihli 07-24/236-76 sayılı Tıbbi Sarf Malzemeleri II Kararı aleyhine SESA Elektronik
Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından Danıştay’da açılan ve 16.02.2010 tarihinde karara
bağlanan9 iptal davası bu yönde örnek olarak gösterilebilir. Söz konusu davada, “…
tespit edilen piyasanın 4054 sayılı Kanun kapsamında bulunmadığı, pazarın yapısı
nedeniyle, bu pazarda kartel kurulamayacağı, ceza yargılamasında kullanılan delillerin
rekabet ihlâli için kullanılamayacağı, bu kapsamda hukuka aykırı olarak elde edilen e-
postaların ve telefon dinlemelerinin delil olma özelliğinin bulunmadığı, rekabet ihlâli
olarak belirtilen hususların, şirketlerin kendilerini koruma davranışının bir sonucu
olduğu ve ihlâl olarak değerlendirilmemesi gerektiği, Kurul kararında belirtilen
davranışların, 4054 sayılı Kanun kapsamında bir anlaşmanın varlığını ortaya
8 Söz konusu karar, Danıştay 13. Dairesinin 05.01.2010 tarihli ve 2010/1, 2010/2, 2010/3, 2010/5, 2010/6,
2010/7 sayılı kararlarıyla hukuka uygun bulunmuştur.
9 Danıştay Onüçüncü Dairesinin 16.02.2010 tarihli ve 2007/10256 E., 2010/1322 K. sayılı kararı.
12-52/1479-508
51/69
koymadığı…” ileri sürülerek Kurul kararının iptali istenmiştir. Danıştay Onüçüncü
Dairesi, 16.02.2010 tarihinde verdiği kararla, davacı tarafından dile getirilen iddiaları
yerinde görmeyerek, ilgili Kurul Kararının hukuka uygun olduğuna hükmetmiştir.
(157) Buna göre rekabet hukukuyla, medeni hukuk, ceza hukuku gibi hukuk dallarındaki delil
ve ispat standardının oldukça faklı olduğunu; rekabet hukukundaki anlaşma teriminin,
diğer hukuk dallarındaki anlaşma veya sözleşmeden çok daha geniş tanımlandığını ve
uygulandığını vurgulamakta fayda görülmektedir. Gerek Rekabet Kurulunun gerekse
başta mehaz mevzuatın uygulayıcısı Avrupa Komisyonu ile AB üyesi ülkelerin rekabet
otoritelerinin ve ABD Adalet Bakanlığı Antitröst Biriminin olmak üzere, dünyadaki bütün
modern ülke rekabet otoritelerinin uzun yıllardır uygulana gelen ve yargı makamlarınca
da onaylanan uygulamaları çerçevesinde; rekabet hukuku kapsamındaki anlaşmalarda
imza, yazılı olma, teşebbüsü temsile yetkili bir kişi tarafından düzenlenme veya
imzalanma gibi şekil kurallarının aranmadığı, ajanda notları, elektronik postalar, bir kişi
tarafından tutulan notlar, telefon görüşmelerinin içeriğini nakleden notlar, toplantı
tutanakları gibi çok çeşitli delillerin bir anlaşmanın varlığının ispatlanması için
kullanılabileceği, delillerin çapraz teyidinin gerekmediği, önemli olanın elde edilen
delillerin maddi gerçeklikleri ve olguları gösterdiğinin ispatlanması olduğu; bir
anlaşmanın 4054 sayılı Kanun’a aykırılığının iddia edilebilmesi için söz konusu
anlaşmanın mutlaka uygulanmasının veya ilgili anlaşma neticesinde bir zararın
doğduğunun gösterilmesinin gerekmediği; rekabeti ortadan kaldırmayı veya sınırlamayı
amaçlayan tüm anlaşmaların kendiliğinden (per se) yasak olduğu ve ihlal teşkil edeceği
aşikârdır.
(158) Somut olayda da taraflar arasında kartel şeklinde vuku bulan rekabeti kısıtlayıcı
anlaşmanın varlığı ve uygulanması, ayrıntısına yukarıda yer verilen deliller ve bunlara
ilişkin yapılan inceleme, tespit ve değerlendirmelerle açıkça ortaya konulmuştur. Kaldı
ki bizzat soruşturma taraflarından MPS tarafından da BEKAP ve MPS arasındaki
kartelin varlığı kabul edilmiş ve buna ilişkin ilave bilgi, belge ve beyanlar sunulmak
suretiyle aktif işbirliği (pişmanlık) başvurusunda bulunulmuştur. MPS tarafından yapılan
pişmanlık başvurusunda sunulan bilgi ve belgeler, yerinde incelemelerde elde edilen
deliller ve bunlara ilişkin yapılan diğer incelemelerde ortaya konulan tespitleri bir kere
daha teyit etmiş, bunun yanında ihlalin kapsamına ve süresine ilişkin ilave açıklık
getirmiştir. Diğer yandan Soruşturma Raporu’nda ve yukarıda yer verilen, taraflar
arasındaki koordinasyonu gösteren açık belgelerin ve rekabete duyarlı bilgi değişimi
gibi eylemlerin varlığında “oligopolistik bağımlılık” savunmasının kabul edilemeyeceği
de açıktır.
J.3.4. Taraflar arasındaki görüşmelerde beyan edilen hususların uygulanmasını
denetleyecek herhangi bir yaptırım mekanizması oluşturulmadığı, ilgili pazarın
dinamikleri, bazı müşterilerin sahip olduğu alıcı gücü ve müşterilere uygulanan
fiyatlar dikkate alındığında, söz konusu görüşmelerin hiçbir etki
doğurmadığı/doğuramayacağı, rekabet ihlali olduğu iddia edilen eylemlerin
kendiliğinden sona erdirilmesi ve incelemeye yardımcı olunması gibi hususların,
uygulanacak cezanın takdirinde dikkate alınması gerektiği iddiası.
(159) Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ile Danıştay ve Rekabet Kurulu kararları
karşısında, bir anlaşmanın 4054 sayılı Kanun’a aykırılığının iddia edilebilmesi için söz
konusu anlaşmanın mutlaka uygulanmasının veya ilgili anlaşma neticesinde zararlı bir
etkinin doğduğunun gösterilmesinin gerekmediği; rekabeti ortadan kaldırmayı veya
sınırlamayı amaçlayan tüm anlaşmaların kendiliğinden yasak olduğu ve ihlal teşkil
12-52/1479-508
52/69
edeceği açıktır. Kaldı ki somut olayda kartel şeklinde vuku bulan rekabeti kısıtlayıcı
anlaşmanın, gerek ihaleyle alım yapan teşebbüslere gerekse diğer teşebbüslere karşı
uygulandığı Soruşturma Raporu’nda pek çok delille ispatlanmıştır.
(160) Bu bakımdan kartel eyleminden zarar gören teşebbüslerin alıcı gücüne sahip olmaları
veya müşterilerin tamamına belirli bir fiyat listesinin aynen uygulanmamış olması, ihlalin
varlığını ortadan kaldırmayacağı gibi, ihlalin rekabeti kısıtlayıcı bir etkiye sahip
olmadığını da hiçbir şekilde ortaya koymayacaktır. Bazı müşteriler yüksek düzeyde
pazarlık ve alıcı gücüne sahip olsalar dahi, pazara girişlerin ve ithalat baskısının son
derece sınırlı olduğu soruşturmaya konu pazarda, pazarın yaklaşık %95’ine hâkim olan
en önemli iki rakip teşebbüs tarafından kurulan kartelin, rekabeti kısıtlayıcı etkisi
bulunduğu açıktır. Kaldı ki, Danıştay 13 üncü Dairesinin 27.05.2008 tarihli ve
2007/1611 E. ve 2008/4459 K. sayılı kararında da vurgulandığı üzere, teşebbüsler
arasında rekabeti kısıtlayıcı anlaşma ile belirlenen fiyatın, piyasa şartlarına göre makul
olup olmaması, 4054 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesine aykırılığı ortadan
kaldırmayacaktır.
(161) Bununla birlikte, ihlalden zarar görenlerin alıcı gücüne sahip olmaları, kartele taraf olan
teşebbüslerin tekelci fiyat ve miktar düzeylerinde faaliyet gösterme imkânlarını ve bu
bakımdan anlaşmanın ilgili piyasada doğurduğu zararlı etkiyi kısmen sınırlandırıcı bir
rol oynayabilmektedir. Bu bakımdan ihlalden zarar görenlerin önemli bir alıcı gücüne
sahip olmaları halinde, bu durumun rekabeti kısıtlayıcı anlaşmaya taraf olan
teşebbüslere uygulanacak idari para cezasının takdirinde dikkate alınması mümkündür.
Somut olaya bu açıdan bakıldığında, İstanbul Sanayi Odası 500 Büyük Sanayi
Kuruluşu (İSO 500) listesindeki verilere göre ERDEMİR, BORÇELİK ve TRAKYA
CAM’ın 2011 yılı üretimden net satışlarının, soruşturma tarafı MPS ve BEKAP’ın aynı
yıl içerisindeki ciroları toplamının sırasıyla yaklaşık 56, 23 ve 8 katı olduğu
görülmektedir. Söz konusu teşebbüslerin ciroları dikkate alınarak yapılacak bir
kıyaslamanın ise daha da çarpıcı bir tablo ortaya koyacağı açıktır. Bunun yanında,
sayılanlardan ERDEMİR ve BORÇELİK, ihlal konusu çelik çember üretiminde kullanılan
hammaddelerin başında gelen yassı çeliğin, yurt içindeki en önemli üreticileri
konumundadırlar. Bu bakımdan ERDEMİR ve BORÇELİK, soruşturma tarafları MPS ve
BEKAP’ın hem önde gelen alıcıları hem de başlıca hammadde tedarikçileridir. Söz
konusu teşebbüslerin toplam alım miktarları gibi hususlar da dikkate alındığında, MPS
ve BEKAP’tan ihale ile alım yapan teşebbüslerden ERDEMİR ve BORÇELİK’in önemli
bir alıcı gücüne sahip olduğu anlaşılmaktadır. TRAKYA CAM’ın da ERDEMİR ve
BORÇELİK’e kıyasla görece düşük olmakla beraber, belli düzeyde alıcı gücünün var
olduğu kanaatine varılmıştır. Bu nedenlere, ihale dışı yöntemlerle alım yapan
teşebbüsler bakımından ilave bir değerlendirmeye gerek görülmeksizin, ihale ile alım
yapan teşebbüslerin sahip olduğu bu alıcı gücü soruşturma tarafı teşebbüslere
uygulanacak idari para cezası miktarının belirlenmesinde hafifletici unsur olarak kabul
edilmiştir.
(162) Taraflarca öne sürülen diğer hususlar, duruma uygun düştüğü ölçüde temel para
cezasının takdirinde kuşkusuz göz önünde bulundurulmuştur. Bununla birlikte dosya
konusu ihlal bakımından, bir üst paragrafta yer verilen alıcı gücü dışında temel para
cezası üzerinden uygulanacak ilave bir ağırlaştırıcı veya hafifletici neden bulunmadığı
kanaatine varılmıştır.
12-52/1479-508
53/69
J.3.5. Rekabet Kurulunun emsal kararları ışığında, soruşturma sonucunda idari
para cezasına karar verilmesi yerine 4054 sayılı Kanun'un 9(3). maddesi
kapsamında BEKAP'a sadece görüş yazısı gönderilmesi gerektiği iddiası.
(163) BEKAP savunmasında özetle; ambalaj çemberi pazarının büyüklüğü, BEKAP'ın
uyguladığı fiyatların pazar ortalamasında olması, iddia konusu eylemlerin rekabet
ortamını etkilemediği hususları göz önüne alınarak Rekabet Kurulunun emsal kararları
ışığında 4054 sayılı Kanun'un 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında BEKAP'a
sadece görüş yazısı gönderilmesi gerektiği öne sürülmektedir.
(164) Ancak, taraflar arasındaki rekabeti kısıtlayıcı anlaşmanın kapsamı ve niteliğine ilişkin
olarak elde edilen bulgular, yapılan inceleme, tespit ve değerlendirmeler ile 4054 sayılı
Kanun’un 16 nci maddesinin üçüncü fıkrasının amir hükmü karşısında, bu tür bir
iddiaya itibar etme imkânı bulunmamaktadır.
J.3.6. Pişmanlık başvurusu nedeniyle MPS’ye, uygulanacak idari para cezasından
tam bağışıklık sağlanması gerektiği iddiası.
(165) MPS tarafından sunulan savunmalarda, MPS’nin pişmanlık başvurusu sırasında
Kuruma sunduğu delillerin, soruşturmanın seyrini değiştirecek nitelikte önemli deliller
olduğu, MPS’nin sunduğu telefon görüşmesi kayıtlarının soruşturma raporunda yer
alan her belge ile ilişkilendirildiği, yine ajanda notlarının soruşturma kapsamında
BEKAP yetkilisi ile görüşülen bütün ihaleleri ortaya koyduğu, bu kapsamda, sınırlı
sayıda delile sahip olan Soruşturma Heyetine, soruşturmanın aydınlatılması konusunda
önemli deliller sağlayan MPS’ye para cezasından tam bağışıklık sağlanması gerektiği
iddia edilmektedir.
(166) Dosya evreleri bölümünde yer verildiği üzere, soruşturma sürecinde, 12.04.2012
tarihinde MPS vekili Av. Efser Zeynep ERGUN ile MPS Gn. Md.’ü Cem ÖRS ve MPS
Satış Md. İlke GÜNAL tarafından Pişmanlık Yönetmeliği’nin “Para cezası verilmemesi”
başlıklı 4 üncü maddesinden yararlanabilmek için başvuru yapılmış ve aynı
Yönetmelik’in 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi sayılan türden belgeler ile
bunlara ilişkin bilgi ve açıklamalar sunulmuştur.
(167) MPS tarafından yapılan pişmanlık başvurusu Kurulun 12.04.2012 tarihli ve 12-20 sayılı
toplantısında görüşülmüş; başvurunun Pişmanlık Yönetmeliği’nin 4 üncü maddesi
kapsamında kabul edilemeyeceğine, bununla birlikte başvuru sahibinin Pişmanlık
Yönetmeliği’nin 6 ncı maddesindeki koşulları yerine getirmesi kaydıyla, başvurunun
aynı Yönetmeliğin 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında kabul
edilmesine 12-20/558-MP sayı ile karar verilmiştir.
(168) Nitekim, Soruşturma Raporu’nda, BEKAP ve MPS’ye ilişkin olarak yer verilen tespitler
büyük ölçüde önaraştırma ve soruşturma dönemlerinde raportörlerce yapılan yerinde
incelemelerde elde edilen somut bilgi ve belgelere dayanmaktadır. MPS tarafından
yapılan pişmanlık başvurusunda sunulan bilgi ve belgeler, Kurul adına soruşturmayı
yürüten raportörlerce ulaşılan bu somut tespitleri bir kere daha teyit etmiş, bunun
yanında ihlalin kapsamına ve süresine ilişkin ilave belirlilik sağlamıştır. Bu husus
kuşkusuz nihai para cezası üzerinden Pişmanlık Yönetmeliği’nin 5 inci maddesinin
birinci fıkrasının (a) bendi çerçevesinde MPS’ye yapılacak indirimin belirlenmesinde
Kurul tarafından dikkate alınmış ve aşağıda da yer verildiği üzere, MPS’ye uygulanacak
idari para cezası Pişmanlık Yönetmeliği’nin anılan maddesinde öngörülen azami oran
olan yarısı nispetinde indirilmiştir. Bununla birlikte pişmanlık başvurusu öncesinde
12-52/1479-508
54/69
Soruşturma Heyeti tarafından elde edilen delillerin, Kanun’un 4 üncü maddesinin ihlal
edildiği sonucuna ulaştıracak nitelikte olması nedeniyle MPS’ye aynı Yönetmelik’in 4
üncü maddesi kapsamında para cezasından tam bağışıklık sağlanamayacağı
kanaatine varılmıştır.
J.3.7. Nizami GÜNDOĞAN’ın, İlke Selvinaz GÜNAL’ın ve Salih Cem ÖRS’ün
ihlalde belirleyici etkilerinin bulunmadığı, bu nedenle adı geçenlere idari para
cezası verilmemesi gerektiği, adı geçenlerin birinci yazılı savunmalarının
alınmamış olmasının 4054 sayılı Kanun’da öngörülen usule aykırılık teşkil
edeceği iddiası.
(169) BEKAP eski Gn. Md. Yrd. Nizami GÜNDOĞAN’ın, MPS Satış Md. İlke Selvinaz
GÜNAL’ın ve MPS Gn. Md.’ü Salih Cem ÖRS’ün, soruşturmaya taraf olan BEKAP ve
MPS arasındaki kartel anlaşması şeklinde vuku bulan ihlalin gerçekleştirilmesinde
belirleyici etkiye sahip olmadıkları kanaatine varılmıştır.
J.4. Ceza Miktarının Takdirine İlişkin Değerlendirme
(170) Soruşturma kapsamında yapılan inceleme, tespit ve değerlendirmeler sonucunda, MPS
ve BEKAP’ın 25.10.2008 ve 31.03.2010 tarihleri arasında, ERDEMİR, TRAKYA CAM
ve BORÇELİK gibi müşterilerin açmış oldukları çelik çember alım ihalelerinde danışıklı
hareket etmek; diğer müşterilere yönelik olarak uygulanacak fiyat ve/veya satış
koşullarını birlikte belirlemek ve bu doğrultuda çok sayıda görüşmeler yaparak bilgi
paylaşımında bulunmak suretiyle 4054 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesi anlamında
rekabeti kısıtlama amaç ve etkisine sahip bir kartel anlaşmasına taraf oldukları;
böylelikle Kanun’un anılan maddesini ihlal ettikleri anlaşılmıştır. Buna göre ihlale taraf
olduğu anlaşılan teşebbüslere uygulanacak yaptırım 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesi
ve Ceza Yönetmeliği hükümleri uyarınca belirlenmiştir.
(171) Soruşturma konusu eylemlerin hukuki niteliği, kapsamı ve somut olayın koşulları
dikkate alınarak, 4054 sayılı Kanun’un 16 ncı maddesi ve Ceza Yönetmeliği’nin 5 inci
maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca taraflar bakımından uygulanacak olan
temel para cezası; ilgili teşebbüslerin nihai karardan bir önceki mali yılsonunda oluşan
ve Kurul tarafından saptanan yıllık gayri safi gelirlerinin yüzde ikisi esas alınarak
hesaplanmıştır.
(172) Diğer taraftan Ceza Yönetmeliği’nin mezkûr maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca temel
para cezasının takdirinde ihlalin süresi de dikkate alınmıştır. Yapılan inceleme ve
değerlendirmeler sonucunda ihlalin süresinin bir yıldan uzun ve beş yıldan kısa olduğu
anlaşılmış, bu sebeple Ceza Yönetmeliği’nin 5 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a)
bendi çerçevesinde temel para cezası miktarı yarısı oranında arttırılmıştır.
(173) Somut olayda ihlalden zarar gören bazı teşebbüslerin önemli bir alıcı gücüne sahip
oldukları anlaşıldığından, bu durum Ceza Yönetmeliği’nin 7 nci maddesi anlamında bir
hafifletici unsur olarak sayılmış; bu sebeple Ceza Yönetmeliği’nin aynı maddesinin
birinci fıkrası çerçevesinde ilgili teşebbüslere uygulanacak olan ceza miktarı üçte biri
nispetinde indirilmiştir.
(174) Öte yandan soruşturma konusu kartel anlaşmasının taraflarından MPS’nin pişmanlık
başvurusunda bulunmuş olması, yapılan başvurunun Pişmanlık Yönetmeliği’nin 5 inci
maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında kabul edilmiş olması ve Pişmanlık
Yönetmeliği’nin 6 ncı maddesinde öngörülen koşulların karşılanması sebebiyle, MPS’ye
12-52/1479-508
55/69
uygulanacak olan idari para cezasının, anılan Yönetmelik’in 5 inci maddesinin birinci
fıkrasının (a) bendi uyarınca yarısı oranında indirilmesi uygun görülmüştür.
(175) BEKAP eski Gn. Md. Yrd. Nizami GÜNDOĞAN’ın, MPS Satış Md. İlke Selvinaz
GÜNAL’ın ve MPS Gn. Md.’ü Salih Cem ÖRS’ün, soruşturma konusu ihlalin
gerçekleştirilmesinde belirleyici etkiye sahip olmadıkları kanaatine varıldığından, adı
geçenler hakkında idari para cezası uygulanmasına yer olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
H. SONUÇ
(176) 17.08.2011 tarih, 11-45/1085-M sayılı Kurul kararı uyarınca yürütülen soruşturma ile
ilgili olarak düzenlenen Rapor’a ve Ek Görüş’e, toplanan delillere, yazılı savunmalara,
sözlü savunma toplantısında yapılan açıklamalara ve incelenen dosya kapsamına
göre;
1- MPS Metal Plastik Sanayi Çember ve Paketleme Sistemleri İmalat ve Tic. A.Ş. ile
Bekap Metal İnşaat San. ve Tic. A.Ş.'nin, 25.10.2008 ve 31.03.2010 tarihleri arasında,
ERDEMİR, TRAKYA CAM ve BORÇELİK gibi müşterilerin açmış oldukları çelik çember
alım ihalelerinde danışıklı hareket etmek; diğer müşterilere uygulanacak fiyat ve/veya
satış koşullarını birlikte belirlemek ve bu doğrultuda görüşmeler yaparak bilgi
paylaşımında bulunmak suretiyle 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un
4. maddesini ihlal ettiklerine Başkan Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI’nın farklı gerekçesi
ve OYBİRLİĞİ ile;
2- Bu nedenle,
2.1.1 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesinin üçüncü fıkrası ve “Rekabeti Sınırlayıcı
Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim Durumun Kötüye Kullanılması
Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik”in 5. maddesinin birinci
fıkrasının (a) bendi, ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) bendi ve 7. maddesinin
birinci fıkrası hükümleri uyarınca, 2011 mali yılı sonunda oluşan ve Kurul
tarafından belirlenen yıllık gayri safi gelirinin takdiren %2 oranında olmak üzere,
Bekap Metal İnşaat San. ve Tic. A.Ş.’ye 608.491,20 TL idari para cezası
verilmesine Başkan Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI ve Kurul Üyesi Reşit
GÜRPINAR’ın farklı gerekçesi ve OYBİRLİĞİ ile;
2.1.2 Bekap Metal İnşaat San. ve Tic. A.Ş.’nin ilgili dönemdeki Gn. Md. Yrd. Nizami
GÜNDOĞAN’a idari para cezası verilmesine yer olmadığına OYBİRLİĞİ ile;
2.2.1 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesi ile “Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu
Eylem ve Kararlar ile Hâkim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek
Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik”in 5. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi
ikinci fıkrası ve üçüncü fıkrasının (a) bendi ve 7. maddesinin birinci fıkrası
hükümleri uyarınca 2011 mali yılı sonunda oluşan ve Kurul tarafından belirlenen
12-52/1479-508
56/69
yıllık gayri safi gelirinin takdiren %2 oranında olmak üzere, MPS Metal Plastik
Sanayi Çember ve Paketleme Sistemleri İmalat ve Tic. A.Ş.'ye idari para cezası
verilmesine Başkan Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI ve Kurul Üyesi Reşit
GÜRPINAR’ın farklı gerekçesi ve OYBİRLİĞİ ile;
2.2.2 Bununla beraber, MPS Metal Plastik Sanayi Çember ve Paketleme Sistemleri
İmalat ve Tic. A.Ş. tarafından Kartellerin Ortaya Çıkarılması Amacıyla Aktif
İşbirliği Yapılmasına Dair Yönetmelik’ten yararlanmak üzere yapılan ve 12-
20/558-MP sayılı Kurul kararı ile Yönetmeliğin 6. maddesinde belirlenen
koşulları yerine getirmek kaydı ile Yönetmeliğin 5. maddesinin birinci fıkrasının
(a) bendi kapsamında kabul edilmiş olan başvuru üzerine yürütülen işbirliğinin
niteliği, etkinliği ve zamanlaması dikkate alınarak, adı geçen teşebbüse verilen
cezanın anılan Yönetmelik hükmü uyarınca yarısı oranında indirilmesine; bu
çerçevede MPS Metal Plastik Sanayi Çember ve Paketleme Sistemleri İmalat ve
Tic. A.Ş.'ye 2011 mali yılı sonunda oluşan ve Kurul tarafından belirlenen yıllık
gayri safi gelirlerinin takdiren %1 oranında olmak üzere 608.602,32 TL idari para
cezası verilmesine OYBİRLİĞİ ile;
2.2.3 MPS Metal Plastik Sanayi Çember ve Paketleme Sistemleri İmalat ve Tic. A.Ş.
Gn. Md.’ü Salih Cem ÖRS ve Satış Md. İlke Selvinaz GÜNAL’a idari para cezası
verilmesine yer olmadığına OYBİRLİĞİ ile;
Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açık olmak üzere karar verilmiştir.
12-52/1479-508
57/69
FARKLI GEREKÇE
(30.10.2012 Tarihli ve 12-52/1479-508 Sayılı Kurul Kararı)
MPS Metal Plastik Sanayi Çember ve Paketleme Sistemleri İmalat ve Ticaret A.Ş. ile
Bekap Metal İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından, çelik çember alım ihalelerinde
danışıklı hareket etmek, fiyat ve/veya satış koşullarını birlikte belirlemek, bilgi alışverişinde
bulunmak suretiyle 4054 sayılı Kanun’un ihlal edilip edilmediğinin tespitine yönelik olarak
yürütülen soruşturma sonucunda verilen 12-52/1479-508 sayılı karara, ihlalin esas
itibariyle, Kanun’un 4. Maddesi kapsamında olduğuna ama ilgili Ceza Yönetmeliğinin 5.
Maddesi 1. Fıkrası (a) bendi değil, (b) bendi çerçevesinde diğer ihlaller kategorisinde
cezalandırılması gerektiği kanaatiyle katılıyorum. Ele alınan dosyada, teşebbüsler arasında
anlaşma/kartel denebilecek türden bir ihlal söz konusu değildir. Kısaca ifade etmek
gerekirse, ihlal iddiasıyla suçlanan teşebbüsler, alıcı/müşteriye (Erdemir) bağımlı olarak
piyasada bulunabilmekte; güçlü alıcıya karşı işbirliği çabası sergilemektedirler.
Ayrıca MPS çalışanları arasında çeşitli görüşmeler tespit edilmesine karşın, ihlalin
vuku bulduğuna ilişkin olarak geriye doğru kesin bir sınır belirlenememektedir. Kanaatime
göre ihlalin süresi bir yıldan kısadır. Bununla birlikte hakkında soruşturma yürütülen
teşebbüslere aynı miktarda idari para cezası verilmesi gerektiği kanaati ile çoğunluk
görüşüne katılıyorum.
Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI
Başkan
12-52/1479-508
58/69
Rekabet Kurulu’nun 30.10.2012 Tarih ve 12-52/1479-508 Sayılı
Kararına
FARKLI GEREKÇE
Kurulumuz mezkur Kararıyla, 4054 Sayılı Kanun’un 16. maddesinin 3.fıkrası ile “Rekabeti
Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hâkim Durumun Kötüye Kullanılması
Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik”in 5. maddesinin birinci fıkrasının (a)
bendi ve ikinci fıkrası ve üçüncü fıkrasının (a) bendi ve 7.maddesinin birinci fıkrası
hükümleri uyarınca 2011 mali yılı sonunda oluşan ve Kurul tarafından belirlenen yıllık
gayri safi gelirlerinin takdiren % 2’si ve Pişmanlık Yönetmeliğinin 5.maddesinin (a) fıkrasına
göre indirim yapılarak ceza % 1 oranında olmak üzere; MPS Metal Plastik Sanayi Çember
ve Paketleme Sistemleri İmalat ve Tic.A.Ş’ye idari para cezası verilmesine karar vermiş
bulunmaktadır. Anılan bu idari para cezası belirlenirken, 4054 sayılı yasanın 16.maddesi
ile birlikte, yukarıda belirtilen Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile
Hakim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin
Yönetmeliğin ilgili hükümlerinin uygulanarak temel para cezaları baz alınarak ceza verilmiş
olup, anılan yönetmeliğin 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanuna aykırı
olduğu inancıyla, aşağıda belirteceğim nedenlerle ceza oranının, yönetmeliğin ilgili
hükümleri uygulanmaksızın, anılan 16.maddeye göre takdiren, arttırım ve indirim nedenleri
uygulanarak verilmesi gerektiği düşüncesiyle, kararın sonucuna katılmakla birlikte
gerekçesine katılmıyorum.
Karşı oyumuz, “Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim
Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik”in
5.maddesi ile getirilen kabahat tipleri ve bu kabahat tiplerine verilecek idari para cezalarına
alt ve üst sınır konulması suretiyle kanuna aykırı yönetmelik hükümlerinin uygulanması
noktasından doğmaktadır.
Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim Durumun Kötüye
Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin yönetmelik 4054 Sayılı
Rekabetin Korunması Hakkında Kanuna aykırıdır.
Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim Durumun Kötüye
Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik’in; “Temel Para Cezası’’
başlığı altındaki 5.maddesinde;
(1)Temel para cezası hesaplanırken, Kanunun 4 üncü ve 6 ncı maddelerinde yasaklanmış
davranışlarda bulunan teşebbüs ile teşebbüs birlikleri veya bu birliklerin üyelerinin, nihai
karardan bir önceki mali yıl sonunda oluşan veya bunun hesaplanması mümkün olmazsa
nihai karar tarihine en yakın mali yıl sonunda oluşan ve Kurul tarafından saptanacak olan
yıllık gayri safi gelirlerinin;
a) Karteller için, yüzde ikisi ile yüzde dördü,
b) Diğer ihlaller için, binde beşi ile yüzde üçü,
arasında bir oran esas alınır.
(2) Birinci fıkrada yazılı oranların belirlenmesinde, ilgili teşebbüs veya teşebbüs birliklerinin
piyasadaki gücü, ihlal neticesinde gerçekleşen veya gerçekleşmesi muhtemel zararın
ağırlığı gibi hususlar dikkate alınır.
(3) Birinci fıkraya göre belirlenen para cezası miktarı;
a) Bir yıldan uzun, beş yıldan kısa süren ihlallerde yarısı oranında,
b) Beş yıldan uzun süren ihlallerde bir katı oranında,
12-52/1479-508
59/69
arttırılır.’’ denilmiş, yine 6.maddesinde Ağırlaştırıcı Unsurlar ve 7.maddesinde de Hafifletici
Unsurlar ayrı ayrı sayılmıştır.
Aşağıda geniş olarak açıklanacağı üzere Yasa Koyucu 16.maddeye göre
verilecek cezalarda; alt sınır koymayıp, sadece üst sınırı belirleyerek cezaların yüzde ona
kadar verileceğini hükme bağlamasına ve Rekabet Kurulu’na aşağıda geniş olarak
açıklayacağımız gibi, yetki aşımı nedeniyle yönetmelikle düzenlenmesi mümkün olmayan
bir konuda, yönetmelikle düzenleme yapılarak belli suçlar için, belirli cezalar getirilmiş, yine
yönetmelikte, Kanunda olmayan bir kural konularak alt sınır ve yasada öngörülmeyen bir
üst sınır belirlenmiş ve karteller için yüzde iki ile dört arası, diğer ihlaller içinse binde beş
ile yüzde üçü oranında şeklinde ceza verilmesi öngörülmüştür.
Anayasamızın 13.maddesinde; “Temel hak ve hürriyetler, özlerine
dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı
olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna,
demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı
olamaz.” hükmü bulunmakta, Anayasamızın madde 38.maddesinde ise; “Kimse, işlendiği
zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz;
kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır
bir ceza verilemez.” ……hükmü yer almıştır. Bu hükümler kişilere maddi yaptırımlarında
kapsamına girdiği, kişilerin temel hak ve özgürlüklerinin kısıtlanmasının ancak yasa ile söz
konusu olabileceğini, yine yasa hükmü ile belirlenen bir cezadan daha ağır bir cezanın
verilemeyeceğini belirlemiştir. Aşağıda ayrıntılı olarak açıklayacağımız gibi, yukarıda
hükmü açıklanan anılan yönetmelik hükmü ile bu hükme aykırı maddi ceza hükümleri
getirilerek, anayasal kurallar göz ardı edilmiştir.
Hiyerarşik normlar sistemine dayalı olan hukuk düzenimizde, alt düzeydeki
normların dayanaklarını ve yürürlüklerini üst düzeydeki normlardan aldığı kuşkusuzdur.
Normlar hiyerarşisinin en üstünde evrensel hukuk ilkeleri ve Anayasa bulunmakta, daha
sonra gelen kanunlar dayanağını ve yürürlüğünü Anayasa’dan, tüzükler dayanağını ve
yürürlüğünü kanundan, yönetmelikler ise dayanağını ve yürürlüğünü kanun ve tüzükten
almaktadır. Bir normun kendisinden daha üst konumda bulunan ve dayanağını teşkil eden
bir norma aykırı ve bunu değiştirici veya ihmal edici nitelikte bir hükmü hukuk alemine
getirmesi olanaklı bulunmamaktadır.
Hukuk devletinde yönetimin işlem ve eylemlerine uygulanacak hukuki kurallarının
şeffaf ve anlaşılabilir bir şekilde belirlenmesi kadar söz konusu normların normlar
hiyerarşisine uygunluğu da, bu kuralların sağlığı için büyük bir önem taşımaktadır. Normlar
hiyerarşisine aykırı düzenlenen bir norm, denetim aşamasını da etkilemekte ve denetime
esas kararlarda çoğu zaman normlar hiyerarşisinden sapmalar hukuka aykırılık nedeni
olarak kabul edilmektedir. Bu konuda onlarca Danıştay kararı bulunmaktadır.(10)
Bu nedenlerle, hukuk sistemimizde öngörülen hukuk hiyerarşisi kavramının sağlıklı
işleyebilmesi için; gerek düzenleme yapıcıların, uygulayıcıların ve gerekse, yargısal
denetimi yapan mercilerin anayasal ve yasal sınırlar içerisinde hareket etmeleri gerekli ve
hatta zorunludur. Çünkü bu gereklilik ve zorunluluk Anayasa’mızın 2.maddesinde
10 Danıştay İ.D.D.K 16.06.2005 gün ve E.2003/275 K.2005/2170 Sayılı Kararı
Danıştay 8.Daireesi 07.03.2007 gün ve E.2005/6261, K.2007/1246 Sayılı Kararı
Danıştay 10.Dairesi 16.03.2009 gün ve E.2006/5588, K.2009/1879 Sayılı Kararı
12-52/1479-508
60/69
öngörülen devletin temel niteliklerinden en önemlisi olan “hukuk devleti ilkesinin’’ olmazsa
olmazlarındandır.
Yasama yetkisi asli bir yetkidir. Yasama yetkisinin kullanımı şeklinde ortaya çıkan
yasa yapımı yasa koyucunun istediği alanda düzenleme yapmasına cevaz vermektedir. Bir
konu Anayasa da düzenlenmese bile yasa koyucu bu konuda yasa çıkarabilir. Bu nedenle
Anayasa’ya dayanma zorunluluğu bulunmamaktadır. Ancak, yasa yapılırken uyacağı mutlak
kural, yapılan yasanın Anayasa’ya aykırı olmamasıdır. Buna karşılık idare, daha önce
yasama organı tarafından yasa ile düzenlenmemiş bir alanda doğrudan doğruya bir
düzenleme yapamaz. Bu nedenle idarenin bu düzenleme yetkisi yasadan kaynaklanan,
yasayı izleyen (secundum legem) bir yetkidir. Başka bir deyişle idarenin tüm düzenleyici
işlemleri yasaya dayanmak, yasayla düzenlenmiş bir alan içerinde olmak zorunda olan,
onun altında ve ona bağımlı bir yetkidir. Bu yetki idareye bir anlamda tam insiyatif vermeyen
ve yasayla düzenlenmiş alanla sınırlı bir yetkidir.
Öte yandan, idarenin düzenleyici işlemler yönünden uyacağı bir diğer kural yasalara
aykırı düzenleme yapamayacağıdır. İdarenin düzenleyici işlemlerinin dayandığı yasaya
uygun olması ve bu yasanın çizdiği sınırların dışına çıkmaması zorunludur. İdarenin
düzenleyici işlemlerinin yasaya aykırı (contra legem) olması olanaklı değildir. İdarenin
düzenleyici işlemlerinin yasaya uygun olması, ve yasanın çizdiği sınırlar içerisinde kalması
(intra legem) düzenleyici işlemelerin asli şartlarının en önemlilerinden birisidir.(11)
Anayasa’mızın “Yönetmelikler” başlığı altındaki 124. maddesinde; Başbakanlık,
bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve
tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla,
yönetmelikler çıkarabileceği ve hangi yönetmeliklerin Resmî Gazetede yayımlanacağının
kanunda belirtileceği Anayasa Koyucu tarafından vaz edilmiştir.
Yönetmelikler, Kamu Kuruluşlarının kendi görev alanlarına giren konularda yasa
ve tüzük uygulanmasına yönelik yönetsel anlamdaki hukuk kurallarıdır. Yukarıda
hükmü alınan Anayasanın 124.maddesine göre Başbakanlık, bakanlıklar ve kamu
kuruluşları görev alanları ile ilgili yasa ve tüzüklerin uygulanmasını belirleyen yönetmelik
çıkarabilir. Anayasa’mızın 11.maddesinin 2.fıkrasına göre Kanunlar Anayasa’ya aykırı
olamayacağı gibi, bu kuraldan hareketle hukukun genel ilkelerine göre; yönetmelikler
normlar hiyerarşisi kurallarının bir tekrarı niteliğinde olan anılan 124.madde hükmüne göre
de yasa ve tüzüklere aykırı olamayacağı gibi üst hukuk kurallarına da aykırı olamaz.
Yönetmelikler yasanın açıkça yetki vermediği bir konuda yeni bir düzenleme
yapamayacağı gibi, Yasa ile öngörülen kuralı sınırlayamaz , genişletemez ve yeni bir
hüküm koyamaz.
4054 Sayılı “Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 16.maddesinin
3.fıkrasında; “Bu Kanunun 4, 6 ve 7 nci maddelerinde yasaklanmış davranışlarda
bulunanlara, ceza verilecek teşebbüs ile teşebbüs birlikleri veya bu birliklerin üyelerinin
nihai karardan bir önceki mali yıl sonunda oluşan veya bunun hesaplanması mümkün
olmazsa nihai karar tarihine en yakın mali yıl sonunda oluşan ve Kurul tarafından
saptanacak olan yıllık gayri safi gelirlerinin yüzde onuna kadar idarî para cezası verilir.”
hükmü getirilmiş, 5.fıkrasında da; ‘’Kurul, üçüncü fıkraya göre idarî para cezasına karar
verirken, 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 17 nci maddesinin
11 Kemal Gözler , ‘’Yönetmelikler’’ /yönetmelik.htm erişim tarihi 14.07.2013
12-52/1479-508
61/69
ikinci fıkrası bağlamında, ihlalin tekerrürü, süresi, teşebbüs veya teşebbüs
birliklerinin piyasadaki gücü, ihlalin gerçekleşmesindeki belirleyici etkisi, verilen
taahhütlere uyup uymaması, incelemeye yardımcı olup olmaması, gerçekleşen veya
gerçekleşmesi muhtemel zararın ağırlığı gibi hususları dikkate alır.’’ denilmiş, son
fıkrasında da; “Bu maddeye göre verilecek idarî para cezalarının tespitinde dikkate
alınan hususlar, işbirliği halinde para cezasından bağışıklık veya indirim şartları, işbirliğine
ilişkin usul ve esaslar Kurulca çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir.’’ hükmü ihdas
edilmiştir.
Yukarıda hükmü açıklanan 16.maddenin 5.fıkrasının yollamada bulunduğu,
Kabahatler Kanununun 17.maddesinin 2.fıkrasında ise; “ İdarî para cezası, kanunda alt
ve üst sınırı gösterilmek suretiyle de belirlenebilir. Bu durumda, idarî para cezasının
miktarı belirlenirken işlenen kabahatin haksızlık içeriği ile failin kusuru ve ekonomik
durumu birlikte göz önünde bulundurulur.” hükmü bulunmaktadır.
Bu hükümleri yorumlamaya çalışırsak; Yasa Koyucu, maddenin 3.fıkrası ile
verilecek cezalarda alt sınır (asgari had) koymayıp, sadece üst sınırı (azami haddi)
belirleyerek, cezaların nihai karardan bir önceki mali yıl sonunda oluşan veya bunun
hesaplanması mümkün olmazsa nihai karar tarihine en yakın mali yıl sonunda oluşan ve
Kurul tarafından saptanacak olan yıllık gayri safi gelirlerinin yüzde onuna kadar
verilebileceğini hükme bağlamış, son fıkrasında ise sadece “cezanın tespitinde dikkate
alınan hususlar” kavramını getirerek, Rekabet Kurulu’na sadece cezanın tespitinde
dikkate alınacak hususların belirlenmesine ilişkin yönetmelik çıkarma konusunda sınırlı
yetki vermiştir. Cezanın tespitinde dikkate alınacak hususlar derken yasa koyucu neyi
kastetmektedir? Burada kastedilen hangi fiillere, ne miktarda ceza vereceğini tespit et
demek anlamında değil, 16.madde ile verilen ceza sınırları içerisinde ( % 10 ‘a kadar) ceza
takdir ederken hangi unsurlara göre veya hangi şartların varlığı halinde cezayı
ağırlaştıracaksın veya hafifleteceksin, bir başka deyişle yasada öngörülen sınırlar içerinde
ceza tayin ederken, takdir yetkini kullanma adına hangi unsurları dikkate alarak ceza tesis
edeceksin anlamındadır. Yasa koyucu Rekabet Kurulu’na, Yönetmelik yaparken hangi
fiillere ne oranda ceza verileceğini tespit etme yolunda bir yetki verseydi o zaman yasaya;
“Bu maddeye göre verilecek idarî para cezalarının tespiti ve maddeye göre verilecek
idarî para cezalarının tespitinde dikkate alınan hususlar” kavramını ayrı ayrı yazarak
birlikte getirirdi.
Yasa koyucu bu görüşümüzü teyit eder mahiyette olmak üzere, anılan 16.maddenin
5.fıkrasında, verilecek cezanın üst sınıra kadar olmak koşuluyla tespit edilirken, bir başka
deyişle Rekabet Kurulu takdir yetkisini kullanırken ihlalin tekerrürü, süresi, teşebbüs
veya teşebbüs birliklerinin piyasadaki gücü, ihlalin gerçekleşmesindeki belirleyici
etkisi, verilen taahhütlere uyup uymaması, incelemeye yardımcı olup olmaması,
gerçekleşen veya gerçekleşmesi muhtemel zararın ağırlığı gibi hususları dikkate
alacağını işaret ederek Yönetmelik koyucuya, “idarî para cezalarının tespitinde dikkate
alınan hususlar”ın nelerden ibaret olabileceğini söylemiş ve adeta bir anlamda Rekabet
Kuruluna yol göstermiştir. Hatta bir adım daha giderek “GİBİ HUSUSLAR” kavramını
getirerek bu hususların tahdidi değil tadadı olduğunu, bu unsurların çoğaltılabileceğini
belirtmiştir. Yasa koyucu bir anlamda, son fıkrada belirtilen idarî para cezalarının
tespitinde dikkate alınan hususlar kavramının ne olduğunu 5.fıkra ile önceden açıklamış
ve bu kavramı son fıkrada yine tekrar ederek, bu ilkelere göre yönetmelik çıkarılabileceğini
söylemiştir.
12-52/1479-508
62/69
Amaçsal yorum (gai yorum) ilkelerinden hareketle yasa koyucunun gerçek amacını
anlamaya çalışırsak, bizce yasa koyucu, yollamada bulunduğu, yukarıda hükmü açıklanan
Kabahatler Kanununun 17 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmünün ceza verilirken öncelikle
dikkate alınacağını belirterek, bu hükümde yer alan kanunlarca alt ve üst sınırı belirlenen
idari para cezalarında kullanılacak takdir yetkisinin etkenlerini hatırlatarak ve adeta
yönetmelik koyucuya da, bu şekilde yasalarda cezaların alt ve üst sınırı belirlenebilir, sen
yönetmelikle alt ve üst sınır koyamazsın, sadece bu sınırlar içerisinde karar verirken bazı
unsurları dikkate alınabileceği hususlarını düzenleyebilirsin anlamında yol göstermiştir.
Olayımızda 4054 sayılı yasanın 16.maddesi ile konulan kural, anılan
yönetmelikle bir anlamda değiştirilmekte ve Kurulun hareket alanı daraltılmaktadır. Yasa ile
getirilmeyen ve Yönetmelik Koyucuya ceza miktarlarını ve ceza sınırlarını saptama
konusunda verilmiş bir yetki olmamasına rağmen, belirli suçlara verilecek cezaların
saptanması, para cezasına yeni bir alt sınır ve yeni bir üst sınır konulması 4054 sayılı
yasanın 16.maddesine aykırıdır. Öte yandan 5/1-a bendinde; karteller için yüzde ikisi ile
yüzde dördü, (b) bendinde; karteller dışında kalan diğer ihlaller için, binde beşi ile yüzde
üçü oranında bir ceza öngörülmesi, Yasanın 16/son maddesinde Kurulca çıkarılması için
verilen yönetmelik yetkisini aşmaktadır. Onu contra legem hale getirmektedir. Zira
yönetmelik ile temel ceza tespiti mümkün değildir. Bu nedenle yasaya aykırı bulunan
Yönetmelik hükümlerine göre ceza belirlenmesinin olanaklı olmadığı, hukuken sakat
olduğu açıktır. Öte yandan bu karşı oy sahibinin 4054 sayılı yasa ile kendisine verilmiş
bulunan yüzde on sınırları içerisinde kalmak kaydıyla, ağırlaştırıcı ve hafifletici unsurları
dikkate alarak ceza miktarını tespit etme yolundaki takdir yetkisi, daha önce görev yapan
ve aynı seviyede olan üyelerin çıkardığı bir düzenleme ile ipotek altına alınmakta, adeta
onların düşünce ve kararlarını devam ettirme zorunluluğu gibi ve yasaya dayalı olarak
özgürce karar vermesini engelleyecek şekilde asla kabulü mümkün olmayan hukukla
bağdaşmayacak bir durum ortaya çıkarmaktadır.
Bu görüşe karşı bir sav getirilebilir. “Yönetmelik Danıştay’ca iptal edilmediğine
göre hukuken geçerlidir ve zaten verilen cezada yönetmeliğin 6. ve 7. maddeleri
uygulanarak sonuç olarak cezanın, yasanın öngördüğü alt ve üst sınırlara ulaşmaktadır.’’
Hukukun genel ilkeleri, hafifletici ve ağırlaştırıcı unsurların bulunmadığı olayda Rekabet
Kurulu’nun anılan yönetmeliğe göre alt ve üst sınır belirleme yönünden bağlı olması
karşısında bu savın bir geçerliliği olamaz.
Öte yandan 2577 sayılı İ.Y.U.K nun 7.maddesinin 4.fıkrasında “Düzenleyici
işlemin iptal edilmemiş olması, bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olamayacağı
hükmü karşısında, açık olarak hukuka aykırı olduğuna inandığımız yönetmelik hükmünün
tarafımızdan da uygulanmasının zorunlu olmadığına inanıyoruz. Bu hükme göre,
Kurul’umuzca tesis edilen kararın İdare Mahkemesi ve Danıştay’ca yapılacak olası bir
yargısal denetiminde de dikkate alınacağı kanısındayız.
26.9.2004 gün ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun “Suçta ve cezada kanunîlik
ilkesi” başlığı altındaki 2.maddesinde; “Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye
ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik
tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz.
İdarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamaz.
12-52/1479-508
63/69
Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz. Suç ve
ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz.” hükmü
getirilmiştir.
Yine 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanununun “Kanunilik İlkesi”
başlıklı 4.maddesinde; “Hangi fiillerin kabahat oluşturduğu, kanunda açıkça
tanımlanabileceği gibi; kanunun kapsam ve koşulları bakımından belirlediği çerçeve
hükmün içeriği, idarenin genel ve düzenleyici işlemleriyle de doldurulabilir.
Kabahat karşılığı olan yaptırımların türü, süresi ve miktarı, ancak kanunla
belirlenebilir.’’ hükmü bulunmaktadır.
Kabahatler kanunun anılan maddesinin, gerekçesinde; ……….. suçta kanunilik
ilkesine nazaran, kabahatler açısından daha esnek bir sistem kabul edilmiştir. Buna
karşılık, ikinci fıkrada, idari yaptırımlar açısından, cezada kanunilik ilkesine paralel bir
hükme yer verilmiştir……..denilmiş (12) , idari ceza hukuku ile ceza hukuku arasındaki
kanunilik ilkesindeki ayrım gösterilmiştir. Ancak her iki hukuktaki kanunilik ilkesinin
değişmez kuralı ceza hukukunda suç ile cezanın, idari ceza hukukunda yaptırımın türü,
süresi ve miktarının kanunla belirleneceği kuralıdır. Ayrıca, Anayasamıza göre yasama
görevi, devredilmesi mümkün olmayan bir yetkidir. Bireyin maddî ve manevî varlığı
üzerinde derin etkiler doğuran suç ve cezaların, ancak ulusal iradeyi temsil eden organ
tarafından yapılacak kanunla düzenlenebilmesi, kişi hak ve özgürlüklerine sağlanan en
önemli anayasal garantilerden birini oluşturur.
Rekabet Kurulu, Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile
Hakim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin
Yönetmelik’in; 5.maddesi ile Türk Ceza Kanunu’nun 2.maddesinin 2.fıkrasına ve
Kabahatler Kanunu’nun 4.maddesinin 2.fıkrasına aykırı olarak 4054 sayılı yasa ile yüzde
ona kadar idari para cezası verilebilmesi hükmünü daraltarak, belli kabahatlere, yeni ceza
oranları belirleyerek adeta kendisini Yasa Koyucu yerine koymuştur.
Yönetmelikle, Yasada Bulunmayan Kartel adlı Bir Kabahat Tipi Yaratılmıştır.
Yine 4054 sayılı Yasada kartel suçu şeklinde bir tanım yapılmamasına ve
böyle bir kabahat tipi bulunmamasına rağmen Yönetmelikle kartel kabahati getirilmiş ve bu
kabahat türü için ayrı ve daha yüksek bir ceza oranı öngörülmüştür. Oysa, 4054 sayılı
yasanın 4.maddesinde öngörülen rekabete aykırı kabahatler rekabeti sınırlayıcı, anlaşma,
uyumlu eylem ve kararlar başlığı altındaki fiillerdir. Bu fiiller arasındaki ayrım Yönetmelikle
suç tipi yaratılarak değil, cezayı ağırlaştıran veya hafifleten nedenlerle yapılabilecek ve
saptanacak ceza oranları ile yapılabilecek bir husustur. Bu kabahat tipi yaratma ve bu
kabahat tipine ceza oranı belirlenmesi yukarıda belirttiğim gerekçelerle hukuka açıkça
aykırıdır. Kartel kavramı ile hukukumuzda geçen tek hüküm Anayasa’mızın
167.maddesinde bulunmakta olup, bu maddede, “Devlet, para, kredi, sermaye, mal ve
hizmet piyasalarının sağlıklı ve düzenli işlemelerini sağlayıcı ve geliştirici tedbirleri alır;
piyasalarda fiilî veya anlaşma sonucu doğacak tekelleşme ve kartelleşmeyi önler.’’
denilmiştir. 4054 sayılı yasada kartel kabahatine ilişkin hiçbir hüküm bulunmaması
nedeniyle, bu kabahat tipinin yaratılmasına anılan Anayasa hükmü gerekçe teşkil edemez.
Yönetmeliğin Geçici Madde İle Daha Önce İşlenmiş Kabahatlere Uygulanması
Hukukun Genel Kurallarına Aykırıdır.
12 Kabahatler Kanunu Hükümet Tasarısı ve Adalet Komisyonu madde gerekçesi
12-52/1479-508
64/69
Dosyamızda, rekabet ihlaline konu olayın belli bir bölümü 2009 yılı öncesine
aittir. Elde edilen delil niteliğindeki bir kısım belge 2008 yıllarına ait olup, kurulumuz
kararının muhtelif sayfalarında belirtildiği gibi kabahatin bir bölümünün 2008 yılını
kapsadığını belirtilmektedir. 4054 sayılı Kanun’un yukarıda yer verilen maddelerine
dayanılarak “4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 4 üncü ve 6 ncı
maddelerinde yasaklanmış davranışlarda bulunan teşebbüs ile teşebbüs birlikleri veya bu
birliklerin üyeleri ile bunların yönetici ve çalışanlarına, aynı kanunun 16 ncı maddesi
gereğince verilecek para cezasının tespitine ilişkin usul ve esasları düzenlemek” amacıyla
hazırlanan “Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim Durumun
Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik” 15.2.2009 tarih
ve 27142 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Anılan Yönetmeliğin
geçici 1. maddesinde Yönetmelik hükümlerinin yürürlüğe girmesinden önce başlatılan
ancak soruşturma raporu tebliğ edilmemiş olan soruşturmalar hakkında da uygulanacağı
hükmü yer almaktadır. Yönetmeliğin, yürürlük tarihten sonra meydana gelen kabahatler
açısından uygulanması ve lehe olan hüküm kuralı gereği, açık hukuk normu esasları da
dikkate alınmak koşuluyla geçmişe geçerli olabileceği açıktır.
Ceza Hukukunun temel konularından biriside, ceza kanunlarının zaman
bakımından uygulanmasıdır. Zaman bakımından uygulama konusunda baz alınan husus
suçun işlendiği tarihtir. Nitekim, 30.03.2005 gün ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 5/1
maddesinin yaptığı yollama ile uygulanacak olan Türk Ceza Kanununun “ZAMAN
BAKIMINDAN UYGULAMA’’ başlıklı 7.maddesinin 2.fıkrasında “Suçun işlendiği zaman
yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin
lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.’’ hükmü getirilmiştir. Yönetmeliğin yürürlük
tarihinden önce meydana gelen olaylar hakkında, açık hukuk normu kuralları dikkate
alınmak şartıyla, lehe olan ceza kuralı dışında, geçmişe uygulanması mümkün
bulunmadığı gibi, bir ceza uygulamasında, soruşturma tarihini, kararın verildiği tarihi veya
bir başka tarihi ceza uygulamasında esas almak mümkün değildir. Ceza miktar ve
oranlarını belirleyen bu yönetmeliğin geçici birinci maddesi ile daha önce işlenen ve
soruşturma aşamasında bulunan suçlara teşmil edilmesi de yasaya ve hukukun genel
ilkelerine aykırıdır. Böyle bir uygulamanın benimsenmesi, halinde ayni tarihte suç işleyenler
yönünden soruşturma tarihinin farklı olması halinde farklı cezalar uygulanabilecektir. Bu
durum da eşitsizliğe yol açacaktır.
Öte yandan, yukarıda belirtilenlerin dışında anılan Yönetmeliğin hukukun genel
ilkelerine ve Kanuna aykırılıkları bulunmaktadır. Türk hukukunda, 5237 sayılı yeni Türk
Ceza Kanunu’nun yürürlüğe girmesi ile birlikte para cezası kalmamıştır. Adli ve İdari Para
cezası kavramları hukukumuza girmiştir. Rekabet Kurulunun verdiği para cezası aslında
“İdari Para Cezası’’dır. Bu nedenle yönetmelikte geçen para cezası kavramı Türk Ceza
Kanununa ve Kabahatler Kanununa aykırıdır.
Yönetmeliğin Yasaya Aykırı Hükümlerinin Açılacak Olası Bir Davada İptal
Edilebileceği Kanısını Taşıyoruz.
İdare hukuku kurallarına göre Yönetmelik gibi düzenleyici işlemlere karşı iptal
davaları iki halde açılabilmektedir. Yönetmeliklerin yayımlanması üzerine ilgililer tarafından
yasal süre içerisinde iptali için dava açılabileceği gibi, bu düzenlemenin bir idari işleme
dayanak olarak alınıp uygulanması ile menfaatleri haleldar olan kişiler tarafından da
işlemle birlikte, yönetmeliğin ilgili hükümlerinin de iptali yolunda işlemin tabi olduğu dava
açma süresi dava açılabileceği bilinmektedir. Bu nedenlerle ve yukarıda açıklamaya
çalıştığım gerekçelerle, Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile
Hakim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin
Yönetmelik’in; 4054 sayılı yasaya aykırı bulunan ilgili hükümlerinin iptal davasına konu
olması halinde iptal edilebileceği kanısını taşımaktayım.
12-52/1479-508
65/69
4054 Sayılı Kanunun 16.Maddesinin İrdelenmesi, Anayasa’ya Aykırılık Sorunu ve
Maddenin Yeniden Düzenlenmesi Gereği.
Yukarıda geniş olarak hükmünü açıkladığımız 4054 Sayılı “Rekabetin Korunması
Hakkında Kanun’un 16.maddesinin 3.fıkrasında; “Bu Kanunun 4, 6 ve 7 nci maddelerinde
yasaklanmış davranışlarda bulunanlara, ceza verilecek teşebbüs ile teşebbüs birlikleri veya
bu birliklerin üyelerinin nihai karardan bir önceki mali yıl sonunda oluşan veya bunun
hesaplanması mümkün olmazsa nihai karar tarihine en yakın mali yıl sonunda oluşan ve
Kurul tarafından saptanacak olan yıllık gayri safi gelirlerinin yüzde onuna kadar idarî para
cezası verilir.” hükmü bulunmaktadır. Bu hükümle Yasa Koyucu anılan 4054 sayılı
Kanunun 4, 6 ve 7.madde de belirtilen rekabet ihlali olarak nitelendirilen kabahatler
hakkında verilecek idari para cezalarında Rekabet Kuruluna geniş bir takdir yetkisi alanı
bırakmış ve % 0-10 oranı arasında ceza takdir edebilmesi konusunda yetki vermiştir.
Yukarıda da, açıkladığımız gibi, cezanın takdirinde dikkate alınacak hususlar
konusunda, anılan yasanın 16/5 fıkrası ile Kabahatler Kanununun 17/2 fıkrasına yaptığı
yollamayla birlikte (işlenen kabahatin haksızlık içeriği ile failin kusuru ve ekonomik durumu)
ihlalin tekerrürü, süresi, teşebbüs veya teşebbüs birliklerinin piyasadaki gücü, ihlalin
gerçekleşmesindeki belirleyici etkisi, verilen taahhütlere uyup uymaması, incelemeye
yardımcı olup olmaması, gerçekleşen veya gerçekleşmesi muhtemel zararın ağırlığı gibi
kavramları getirmiş, yine yukarıda açıkladığımız, 16/son fıkrası ile “gibi” kavramı ile tadadı
olarak bu unsurların çoğaltılması adına “cezanın tespitinde dikkate alınan hususlar”
konusunda yönetmelik çıkarma yetkisi vermiştir. Yönetmeliğin çeşitli hükümleri ile, cezanın
ağırlaştırıcı unsurları olarak; ihlalin süresi, soruşturma kararının tebliğinden sonra kartele
devam edilmesi, İncelemeye yardımcı olunmaması hali, diğer teşebbüslerin ihlale
zorlanması gibi davranışlar, cezanın hafifletilmesi unsurları olarak ise, yasal
yükümlülüklerin yerine getirilmesi haricinde incelemeye yardımcı olunması, ihlalde kamu
otoritelerinin teşvikinin veya diğer teşebbüslerin zorlamasının bulunması, zarar görenlere
gönüllü olarak tazminat ödenmesi, diğer ihlallere son verilmesi, ihlal konusu faaliyetlerin
yıllık gayri safi gelirler içerisindeki payının çok düşük olması gibi haller olarak
belirlenmiştir.
Sonuç olarak; Rekabet Kurulu rekabet ihlalleri için vereceği nispi idari para cezasını
tespit ederken % 0-10 oranı arasında kalmak koşulu ile, yukarıda yasa hükmü ile belirtilen
ve yine Yönetmelik hükmü ile yasa koyucunun işareti ile çoğaltılan unsurları dikkate alarak
takdir yetkisini kullanacaktır.
Hukuk devleti ilkesi, vatandaşların hukuki güvenlik içinde bulundukları, devletin fiil
ve işlemlerinin hukuk kurallarına bağlı olduğu bir sistemi ifade eder. Hukukî güvenlik ilkesi,
herkesin bağlı olacağı hukuk kurallarını önceden bilmesi, tutumunu ve davranışlarını buna
göre güvenle düzene sokabilmesi anlamına gelir. Bu güvenliğin sağlanabilmesi her şeyden
önce, devletin kendi koyduğu hukuk kurallarına kendisinin de uyması bağlıdır. Hukuk
devletinin ön şartlarından biri olan hukuk güvenliği ilkesi ile bireylerin hukuki güvenliğinin
sağlanması amaçlanmaktadır.
Hukuk güvenliğinin unsurları, hukuki belirlilik ilkesi, öngörülebilirlik ilkesi, eşitlik ilkesi ve
cezaların yasallığı ile hukuksal güvenlik ilkeleridir. Bunun dışında konumuzla doğrudan
ilgisi olmayan kazanılmış hak ilkesi ile geriye yürümezlik ilkeleri de Hukuk güvenliğini
sağlayan diğer en önemli ilkelerdir.
12-52/1479-508
66/69
Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan hukuk devletinin temel ilkelerinden biri “belirlilik”
dir. Yasal düzenlemelerin nesnel olması, hukuk devletinde yasadan doğan sorumluluğunun
eylem ve olgu, hukuksal sonuç, hak süjesi yönlerinden herhangi bir duraksamaya ve
kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, belli, anlaşılabilir olması en temel ilkedir. Bu
nedenlerledir ki hukuksal güvenliğinin var olduğunun algılandığı otoritenin keyfilikten uzak
olduğunun düşünüldüğü ortamda bireyde davranışlarını hukuka uyarlayabilecek ve kendine
düşen ödevi yerine sorunsuz getirebilecek kamu düzeni ve hukuk devleti ilkesinin
yerleşmesine katkı ile gereksiz uyuşmazlıkların oluşmasının önüne geçilmiş olabilecektir.
Belirlilik ilkesi, hukuksal güvenlikle bağlantılı olup birey, yasadan, belirli bir kesinlik içinde,
hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını,
bunların idareye hangi müdahale yetkisini doğurduğunu bilmelidir
Hukuki belirlilik ilkesi gereği olarak Yasa Koyucu tarafından getirilen kuralın, kuralın
muhatabı kişilerin olağan şartlar altında belirli işlem ve eylemlerin hangi sonuçlar
doğurabileceğini öngörmelerini sağlayacak nitelikte düzenlenmesini gerektirir. Bu ilke ile
kuralın, muhatap kişi bu kuraldaki takdir yetkisinin kapsamını, kendisi tarafından
öngörülemez keyfi tutum ve davranışlardan koruyacak düzeyde açıklıkla anlayacak şekilde
düzenlenmelidir. Bir başka deyişle kuralın hukuki öngörülebilirliği olmalıdır.
Yasa ile getirilen kural, Anayasamızın 10.maddesinde belirlenen eşitlik
ilkesine uygun olmalıdır. Şöyle ki; alt ve üst sınır arasında idareye bırakılan takdir alanı
geniş, sınırsız ve ölçüsüz olmamalı, cezanın belirlenmesinin alt ve üst sınır arasında çok
büyük oranda açılmış bir makas şeklinde makul ve ölçülü olmayan şekilde genişliği,
uygulamada, yorum ve değerlendirme farklılıklarına dayalı olarak eşitsizliğe, haksızlığa ve
keyfiliğe yol açabilecek nitelikte düzenlenmemelidir.
Yasa koyucu, kamu düzeninin korunması amacıyla ceza hukuku alanında hangi
eylemlerin suç sayılacağı ve suç sayılan bu eylemlerin hangi tür ve ölçüde cezai yaptırıma
bağlanacağı konusunda takdir yetkisine sahip olmakla birlikte, cezaların yasallığı ve
hukuksal güvenlik ilkelerinin gereği olarak, farklı ve keyfi uygulamalara neden olmamak
için, kabahatler hukukuna uygun geçerli sebepler ve objektif ölçütleri yasada göstermesi
gerekir.
Anayasa Mahkemesi, 17.04.2008 gün ve E.2005/5, K.2008/93 sayılı kararıyla,
3.5.1985 günlü, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 42. maddesini iptal etmiştir.
İptale konu 42.madde de “Ruhsat alınmadan veya ruhsat veya eklerine veya imar
mevzuatına aykırı olarak yapılan yapının yapı sahibine ve müteahhidine, istisnalar dışında
özel parselasyon ile hisse karşılığı belirli bir yer satan ve alana 500 000 TL. den 25 000
000 liraya kadar para cezası verilir. Ayrıca fenni mesule bu cezaların 1/5’i uygulanır.
Birinci fıkrada belirtilen fiiller dışında bu Kanunun 28, 33, 34, 39 ve 40 ıncı maddeleri
ile 36 ncı maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen yükümlülükleri yerine getirmeyen mal
sahibine, fenni mesule ve müteahhide 500 000 TL.den 10 000 000 liraya kadar para
cezası verilir.
12-52/1479-508
67/69
Birinci ve ikinci fıkralarda belirtilen fiillerin tekrarı halinde para cezaları bir katı
artırılarak verilir………………………………………………hükmü bulunmaktaydı.
Anayasa Mahkemesi, yasa ile getirilen kuralın hukuk devleti ilkelerinden olan hukuki
belirlilik, öngörülebilirlik ilkesi ve cezaların yasallığı ile hukuksal güvenlik ilkelerine aykırı
olduğundan bahisle anılan kuralı iptal etmiştir. Anayasa Mahkemesi mezkur kararında;
“3194 sayılı Yasa’nın 42. maddesinde düzenlenen idari para cezaları, imar
ve kamu düzenine aykırı davranışların önlenmesi amacıyla, araya yargısal bir karar
girmeden, idarenin doğrudan işlemiyle idare hukukuna özgü usullerle kesilen ve uygulanan
yaptırımlardır. Maddenin birinci fıkrasındaki idari yaptırım, idarenin ruhsat alınmadan,
ruhsat veya eklerine veya imar mevzuatına aykırı olarak yapının yapıldığı yönündeki tespiti
ve bu konudaki değerlendirmesine bağlı olarak idarece uygulanmaktadır. Başka bir deyişle
hem cezayı gerektiren eylemin işlendiğini saptamak hem de Yasa’da gösterilen alt ve üst
sınırlar arasında cezanın tutarını belirlemek tamamıyla idari makamların, belediyeler veya
en büyük mülki amirlerin kararlarıyla oluşmaktadır. İtiraz halinde yargının vereceği karar,
onun bu niteliğini değiştirmemektedir. Sonuçları belli ölçüde genel para cezalarına benzese
de tümüyle idari işleme dayanan bir yaptırımdır. Yargı organlarının müdahalesi olmadan
idarece kararlaştırılmakta ve uygulanmaktadır.
İdari makamların Yasa’nın belirlediği sınırlar arasında cezanın takdirinde esas
alacakları objektif ölçütler Yasa’da gösterilmemiştir. Yasa’yla imar para cezasının alt ve üst
sınırları gösterilmiş, bu alan içinde cezayı uygulama yetkisi idareye bırakılmıştır. İdarelerin
hangi ölçütleri esas alacakları açık, belirgin ve somut olarak Yasa’da yer almamıştır. Yasa
kuralı bu anlamda belirli ve öngörülebilir değildir.
Alt ve üst sınır arasında idareye bırakılan takdir alanı geniş, sınırsız ve ölçüsüzdür.
Cezanın belirlenmesinin alt ve üst sınır arasında elli kat gibi makul ve ölçülü olmayan
şekilde genişliği, uygulamada, yorum ve değerlendirme farklılıklarına dayalı olarak
eşitsizliğe, haksızlığa ve keyfiliğe yol açabilecek niteliktedir.
Yasakoyucu, kamu düzeninin korunması amacıyla ceza hukuku alanında hangi
eylemlerin suç sayılacağı ve suç sayılan bu eylemlerin hangi tür ve ölçüde cezai yaptırıma
bağlanacağı konusunda takdir yetkisine sahip olmakla birlikte, cezaların yasallığı ve
hukuksal güvenlik ilkelerinin gereği olarak, farklı ve keyfi uygulamalara neden olmamak
için, imar hukukuna uygun geçerli sebepler ve objektif ölçütleri yasada göstermesi gerekir.
Cezanın Yasa’da gösterilen sınırlar arasında idarece belirlenmesinde, yapının, taşkın,
heyelan, kaya düşmesi gibi afet alanlarında bulunan, sıhhi ve jeolojik mahsurları olan veya
bunlar gibi tehlikeli durumlar göstermesi nedeniyle imar planlarına veya ilgili idarelerce
hazırlanmış, onaylanmış raporlara göre yapılması yasak olan alanlara, imar planlarında
umumi hizmet alanlarına, kamu tesis alanlarına ve yapı sahibine ait olmayan alanlara
yapılması; hangi amaçla yapıldığı, büyüklüğü ve konut, ticari, sanayi, otel, akaryakıt
istasyonu gibi niteliği; fen ve sağlık kurallarına aykırılık taşıması; içinde oturacak veya
çalışacak kişiler için tehlike oluşturması; çevresinde ya da aynı bölgede emsal yapılar için
uygulanan imar para cezaları; kente ve çevreye etkisi; bitmiş ve kullanılır durumda olması
gibi ölçütlere yer verilmemiştir.
12-52/1479-508
68/69
Bu tür idari işlemlere karşı yargı yolu açık olmakla birlikte, bu güvencenin uygulama
aşamasından sonra ve ancak itiraz yoluyla ortaya çıkacağı göz önünde
bulundurulduğunda, yasa kurallarının yürürlükte olduğu sürece keyfiliği ortadan kaldırmaya
yeterli olduğu söylenemez. Hukuk kuralları, yargının yorumuna ihtiyaç göstermeyecek ve
uygulayıcılar tarafından anlaşılabilecek şekilde açık ve belirgin olmak, uygulayıcılara
güvence vermek zorundadır.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural, Anayasa’nın 2. maddesine aykırıdır. İptali
gerekir.
Kural iptal edilmiş olduğundan ayrıca Anayasa’nın 10. maddesi yönünden
incelenmesine gerek görülmemiştir.
demiştir.(13)
Yukarıda açıklamaya çalıştığımız, ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer
nitelikteki kararı ışığında 4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun
16.maddesinin ilgili fıkralarını irdelediğimizde; Yasa Koyucunun bu maddede de, Hukuki
belirlilik, hukuki öngörülebilirlik, eşitlik ilkesi ve cezaların yasallığı ile hukuksal güvenlik
ilkelerine tam uyduğunu söylemek mümkün değildir. Yasa koyucu, bu hükümle cezanın alt
ve üst sınırı arasında Rekabet Kuruluna büyük bir takdir yetkisi bırakmıştır. Yukarıda
açıklanan, iptale konu 42.madde de alt üst sınır cezanın parasal miktarı konularak 50 kat
şeklinde olmasına rağmen, 16.madde de nispi ceza oranı belirlenmiş olmakla bu fark
şimdiye kadar ki uygulamalara göre 10.000 kat şeklindedir ve hatta Rekabet Kurulu bu katı
daha fazla arttırabilme olanağına sahiptir.
Öte yandan, yukarıda da belirttiğimiz gibi, Rekabet Kuruluna bu alt ve üst sınırlar
arasında idari para cezasını tespit ederken dikkate alacağı hususlar gerek 4054 sayılı
yasa, gerek Kabahatler Yasası ve gerekse Yasa Koyucunun verdiği yönetmelik yetkisi ile
belirlenmiştir. Gerçekten belirlenen unsurlar, alt ve üst sınır arasında bu kadar büyük bir
orandaki farklılık içinde hukuka ve adalete uygun bir şekilde idari para cezasını tespit
etmeye yeterlimidir. Biz bu konuda tam yeterlidir diyemiyoruz. Bu durumun, bir başka
deyişle bu maddenin Anayasa Mahkemesi’nin önüne götürülmesi halinde iptal edilebileceği
kuşkusunu taşımaktayım.
Bilindiği gibi, Rekabet Hukuku 1900 lü yıllarda Sherman yasası ile ilk A.B.D de
doğmuş, 1950 li yıllarda da Avrupa Devletleri bu hukuku kabul etmiştir. Ülkemizde ise
1994 yılında çıkarılan 4054 sayılı yasaya göre Rekabet Kurumu 1997 yılında faaliyetine
başlamıştır. Dünyada epeyce yol alan Rekabet Hukuku, teorik anlamda dahil olmak
ülkemizde, Rekabet Kurumu ile pratik alanda da belirli ve üst bir seviyeye gelmiş
bulunmaktadır. Artık Rekabet Hukukunda da, rekabete aykırı fiiller arasında teknik birtakım
ayrımlar yapılıp, kabahat tiplerinin belirlenerek bir kabahat çeşitlemesine gidilmesi
olanaklıdır. Öte yandan Anayasamızın 13.maddesinde vücut bulan Ceza muhakemesi
hukuku işleminin yapılması ile sağlanması beklenen yarar ve verilmesi ihtimal dâhilinde
bulunan zarar arasında makul bir oranın bulunmasını, oransızlık durumunda işlemin
13
12-52/1479-508
69/69
yapılmamasını ifade eden ölçülülük ilkesi dikkate alınarak ceza miktarlarının ve kabahat
tiplerinin, Yasa koyucu tarafından yeniden belirlenmesi mümkündür. Ve hatta gereklidir.
Belirtilen nedenlerle, sonuç olarak hukuki belirlilik, öngörülebilirlik ve eşitlik ilkeleri
bağlamında, Yasa Koyucunun gelişen Rekabet hukuku ilkelerini dikkate alıp, kabahat
tiplerinde bir ayrıma giderek, cezada ölçülülük ilkelerini de göz ardı etmeksizin 16.maddeyi
yeniden düzenlemesi gerektiği inancındayım.
Sonuç
Yukarıda geniş olarak açıklanan nedenlerle, Kurulumuzca verilen; 4054 Sayılı
Kanun’un 16. maddesinin üçüncü fıkrası ve “Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem
ve Kararlar ile Hakim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına
İlişkin Yönetmelik”in 5. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ve ikinci fıkrası, üçüncü
fıkrasının (a) bendi ve 7.maddesinin birinci fıkrası hükümleri uyarınca hükümleri uyarınca
2012 mali yılı sonunda oluşan ve Kurul tarafından belirlenen yıllık gayri safi gelirlerinin
takdiren, verilen % 3 oranında ve Pişmanlık Yönetmeliği’nin 5.maddesinin (a) fıkrasına
göre indirim yapılarak sonuç % 1 oranında olmak üzere; MPS Metal Plastik Sanayi Çember
ve Paketleme Sistemleri İmalat ve Tic.A.Ş’ye, ilgili hükümlerinin uygulanarak temel para
cezaları baz alınarak verilen idari para cezasına, anılan bu idari para cezası belirlenirken
4054 sayılı yasa ile birlikte, uygulanan Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve
Kararlar ile Hakim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin
Yönetmelik’in 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanuna aykırı olmasından dolayı
uygulanmasının mümkün olmadığı düşüncesiyle ve ceza oranının, yönetmeliğin ilgili
hükümleri uygulanmaksızın, anılan 16.maddeye göre takdiren, arttırım ve indirim nedenleri
uygulanarak verilmesi gerektiği düşüncesiyle, kararın sonucuna katılmakla birlikte
gerekçesine katılmıyorum.
Reşit GÜRPINAR
Kurul Üyesi
Full & Egal Universal Law Academy