Rekabet Kurumu Başkanlığından,
(Danıştay’ın İptal Kararı Üzerine Verilen)
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2003-4-42 (Soruşturma)
Karar Sayısı : 13-08/94-55
Karar Tarihi : 31.01.2013
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI
Üyeler : Doç. Dr. Mustafa ATEŞ, İsmail Hakkı KARAKELLE,
Dr. Murat ÇETİNKAYA, Reşit GÜRPINAR, Kenan TÜRK
B. RAPORTÖR : Buket ARI
C.BAŞVURUDA
BULUNANLAR : - Kemal ÖZER
Tüketiciler Birliği Konya Şubesi
Belediye İşhanı Hastane Cad. No:46 K:8 D:30 42060
Selçuklu/Konya
- Mustafa BAŞARAN
Nişantaşı Mah. Dr. Hulusi Baybal Cad. Katra Center No:5/503
Selçuklu/Konya
- İlker GÜLER
Balgat Mah. 5.Sok. Gönül Apt. No:18/1 Çankaya/Ankara
- Murat ALPARSALAN
Adresi tespit edilememiştir.
D. HAKKINDA İNCELEME
YAPILANLAR: - Metro Motorlu Taşıtlar Taşımacılık San. ve Tic. A.Ş.
(Yeni unvanı: Birinci Seyahat Taşımacılık Ticaret A.Ş.)
Altıntepsi Mah. Kazım Karabekir Cad. Barış Sok. No:20/A
Bayrampaşa/İstanbul
Temsilcisi: Av. Rahşan SERTKAYA DANIŞ
Bahariye Cad. Arayıcıbaşı Sok. İpek Apt. No: 10/17 Kadıköy/İstanbul
- Konya Metro Turizm Seyahat ve Tic. Ltd. Şti.
Yazır Mah. Doç. Dr. Halil Ürün Cad. Yeni Şehirlerarası Otobüs
Terminali Z/27-13-B/14/Konya
Temsilcisi: Av. İlke ÜSARTIRIR
Büyük İstanbul Otogar Yönetim Binası K:2 Bayrampaşa/İstanbul
(1) E. DOSYA KONUSU: Rekabet Kurulunun 20.07.2006 tarih ve 06-53/687-194 sayılı
kararının kısmi red ile iptaline ilişkin temyiz süreci devam eden 16.12.2008 tarih ve
2006/4796 E. ve 2008/7686 K. sayılı; 2006/4791 E. ve 2008/7687 K. sayılı Danıştay 13.
Daire kararlarının gereğinin yerine getirilmesi.
(2) F. İDDİALARIN ÖZETİ: Şikayet dilekçelerinde özetle; Konya Otobüs İşletmecileri
Nakliyecileri ve Acentecileri Derneği ve Konya’da faaliyet gösteren şehirlerarası turizm
şirketlerinin anlaşarak fiyat tespit etmek ve servis hizmeti gibi bir takım hizmetleri kaldırmak
yoluyla Konya merkezli şehirlerarası yolcu taşımacılığı pazarında rekabeti kısıtladıkları iddia
edilmektedir.
G. DOSYA EVRELERİ
(3) Şikâyet dilekçelerinin Kuruma intikali üzerine, Kurulun 08.05.2003 tarihli toplantısında 4054
sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun (4054 sayılı Kanun)'un 40/1. maddesi uyarınca
konuya ilişkin olarak önaraştırma yapılmasına karar verilmiştir.
(4) Önaraştırma sonucunda Kurum raportörlerince düzenlenen 20.06.2003 tarih ve 2003-4-
42/ÖA-03-SC sayılı Önaraştırma Raporu, Kurulun 03.07.2003 tarihli toplantısında
13-08/94-55
2/16
görüşülmüş ve şikayet edilen teşebbüs birliği ve teşebbüsler hakkında soruşturma
açılmasına karar verilmiştir.
(5) 16.07.2003 tarihinde, 4054 sayılı Kanun'un 43/2. maddesi uyarınca ilgili teşebbüs birliği ve
teşebbüslere soruşturma açıldığına dair bildirimde bulunularak 30 gün içinde ilk yazılı
savunmalarını göndermeleri istenmiştir.
(6) İlgili teşebbüs birliği ve teşebbüslerin ilk yazılı savunmaları yasal süreleri içerisinde Kurum
kayıtlarına intikal etmiştir.
(7) Soruşturma Heyeti'nce tamamlanan 03.01.2004 tarih ve S.R./03-16 sayılı Soruşturma
Raporu, Kanun'un 45/1. maddesi uyarınca Başkanlıkça Kurul üyeleri ile ilgili taraflara tebliğ
olunmuş ve aynı maddenin ikinci fıkrası gereğince taraflardan 30 gün içinde yazılı
savunmalarını göndermeleri istenmiştir.
(8) Soruşturma Raporu'nun tebliğini takiben, hakkında soruşturma yürütülen teşebbüslerden
Kontur Tur. Ulus. Nak. Tic. Ltd. Şti. (Kontur), Özkaymak Turizm Ltd. Şti. (Özkaymak Turizm),
Metro Motorlu Taşıtlar Taşımacılık San. ve Tic. A.Ş. (Metro Motorlu Taşıtlar) ve Konya Metro
Turizm Seyahat ve Tic. Ltd. Şti. (Konya Metro Turizm)’nin ikinci yazılı savunmaları yasal
süresi içinde Kurum kayıtlarına intikal etmiştir.
(9) Soruşturma Heyeti'nin hazırladığı "Ek Yazılı Görüş", 4054 sayılı Kanun'un 45/2. maddesi
uyarınca, 20.5.2004 tarihinde Kurul üyeleri ve taraflara tebliğ edilmiştir.
(10) Metro Motorlu Taşıtlar ve Konya Metro Turizm’in, Ek Yazılı Görüş'e karşı cevapları yasal
süresi içinde Rekabet Kurumu'na intikal etmiştir.
(11) Kurulun 06.07.2004 tarih ve 04-45 sayılı toplantısında, yürütülen soruşturma ile ilgili olarak
18.08.2004 tarihinde sözlü savunma toplantısı yapılmasına karar verilmiş ve sözlü savunma
toplantısı anılan tarihte şikayetçilerden Kemal ÖZER ile hakkında soruşturma yürütülen
taraflardan Özkaymak Turizm vekili Av. Tevfik BUĞDAYCI, Konya Metro Turizm vekili Av.
Ömer Yıldırım GÜNDAY ve Metro Motorlu Taşıtlar vekili Av. Nedim Korhan ŞENGÜN’ün
katılımı ile yapılmıştır. Hakkında soruşturma yürütülen taraflardan Kontur Turizm talep etmiş
olmasına rağmen sözlü savunma toplantısında hazır bulunmamıştır.
(12) Kurulun 18.08.2004 günlü toplantısında verilen 04-55/751-188 sayılı nihai karar, 01.09.2004
tarihli tefhim toplantısında Konya Metro Turizm vekillerinin huzurunda okunarak tefhim
edilmiştir.
(13) Kurulun 18.08.2004 günlü toplantısında verilen 04-55/751-188 sayılı nihai karara göre Konya
Otobüs İşletmeciliği, Nakliyecileri ve Acenteciler Derneği ile dernek üyesi 14 teşebbüsün ihlal
niteliğinde davranışı bulunmadığı tespit edilmiş; Kontur, Özkaymak Turizm, Metro Motorlu
Taşıtlar ve Konya Metro Turizm’in 4054 sayılı Kanun’u ihlal eder nitelikteki davranışları
nedeniyle para cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir. Konya Otobüs İşletmeciliği,
Nakliyecileri ve Acenteciler Derneği ile dernek üyesi 14 teşebbüs ve hakkında verilen cezai
işlem için yargı yoluna gitmeyen Kontur Tur. Ulus. Nak. Tic. Ltd. Şti. açısından karar
kesinleşmiştir.
(14) Kurulun aldığı 18.8.2004 tarih ve 04-55/751-188 sayılı karara karşı Özkaymak Turizm, Metro
Seyahat Taşımacılık Tic. A.Ş. (Metro Motorlu Taşıtlar yargı süreci boyunca unvan
değişikliğine uğramış olup ticaret unvanı davanın açıldığı tarihte Metro Turizm Sey. Org. ve
Tic. A.Ş.’dir. Şirket daha sonra Birinci Seyahat Taşımacılık Ticaret A.Ş. unvanını almıştır.) ve
Konya Metro Turizm tarafından sırasıyla Danıştay 13. Dairesinin 2005/5935, 2005/6049 ve
2005/6052 E. sıra numaralarına kayden iptal davaları açılmıştır. Kurulun adı geçen teşebbüs
ve teşebbüs birliği hakkındaki kararı “Soruşturmayı yürüten Kurul üyesinin nihai karar
toplantısına katılarak oy kullanmasının hukuka aykırı olduğu” gerekçesiyle Danıştay 13.
Dairesi tarafından iptal edilmiştir. Danıştay kararları 12.06.2006 tarihinde Kurum tarafından
tebellüğ edilmiştir.
(15) Rekabet Kurulunun 20.07.2006 tarih ve 06-53 sayılı toplantısında, ilk inceleme ve
soruşturmaya ait tüm savunma, ek savunma, sözlü savunma tutanakları, raporlar,
Danıştayın iptal kararları, tüm dosya münderecatında yer alan bütün bilgi ve belgelerin
13-08/94-55
3/16
incelenmesi sonucunda dosya konusu, mevcut soruşturmanın Heyet Başkanlığını yürüten
Kurul Üyesinin katılımı olmaksızın yeniden karara bağlanmıştır.
(16) Rekabet Kurulunun 20.07.2006 tarihinde soruşturmacı üyenin katılmadığı toplantısında
alınan 06-53/687-194 sayılı kararı aleyhine Özkaymak Turizm, Metro Seyahat Taşımacılık
Tic. A.Ş. ve Konya Metro Turizm tarafından Danıştay nezdinde iptal davası açılmış;
Özkaymak Turizm tarafından açılan dava, Danıştay 13. Dairesince 16.12.2008 tarih,
2006/4843 E. ve 2008/7688 K. sayılı kararla reddedilmiştir. Anılan Kurul kararına karşı
Konya Metro Turizm ve Metro Motorlu Taşıtlar’ın açtığı iptal davalarında ise Danıştay 13.
Dairesi, 16.12.2008 tarihinde verdiği 2006/4791 E. ve 2008/7687 K. sayılı kararında, “Metro
A.Ş. ve Konya Metro’nun ekonomik birlik oluşturduğundan bahisle her iki teşebbüsün
cirosunun toplamı esas alınarak idari para cezası verilmesine ilişkin işlemde hukuka uyarlık
görülmediği” gerekçesiyle Metro Motorlu Taşıtlar hakkındaki hükmü; “Özkaymak ve Metro
A.Ş. tarafından gerçekleştirilen fiyat oluşumunda belirleyici konumda olmaması nedeniyle,
davacı şirketin Konya Otogarı’nda yaşanan rekabet ihlâlinde taraf olarak kabulüne olanak
bulunmadığına ve Konya Otogarı’nda yaşanan rekabet ihlâlinde Metro A.Ş.'nin tarafından
fiyatları belirlenen biletleri satan, bu firmanın acentesi olan davacı şirkete 4. maddeyi ihlâl
ettiği nedeniyle idarî para cezası verilmesi olanağı bulunmadığı” gerekçesiyle de Konya
Metro Turizm hakkındaki hükmü iptal edilmiştir.
(17) Danıştay 13. Dairesi tarafından verilmiş olan ve hâlihazırda temyiz süreci devam eden
16.12.2008 tarih ve 2006/4796 E., 2008/7686 K. sayılı karar ile aynı tarih ve 2006/4791 E.,
2008/7687 K sayılı kararları çerçevesinde hazırlanan 24.01.2013 tarih ve 2003-4-42/BN
sayılı Bilgi Notu görüşülerek dosya konusu nihai karara bağlanmıştır.
H. RAPORTÖR GÖRÜŞÜ
(18) Raportör tarafından; Konya Metro hakkında Danıştay'ın vermiş olduğu iptal kararı
doğrultusunda yeni bir karar verilmesine gerek olmadığı ve Metro Turizm Seyahat hakkında
ise üzerine atılı eylemin “soruşturma zamanaşımı”na uğramış olması nedeniyle ceza
vermeye yer olmadığına karar verilmesi gerektiği görüşünü ifade edilmiştir.
I.İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
I.1. İLGİLİ PAZAR
I.1.1.İlgili Ürün Pazarı
(19) İlgili ürün pazarı, haklarında önaraştırma yürütülen tarafların faaliyetleri dikkate alınarak
“Konya ili merkezli, otobüs ile şehirlerarası yolcu taşıma hizmetleri” pazarı olarak
belirlenmiştir.
I.1.2.İlgili Coğrafi Pazar
(20) Şikâyete konu faaliyetler ile rekabetin ortadan kaldırıldığı ilgili hizmetler Konya ilinde
sunulmaktadır. Bu hususlar dikkate alınarak "Konya İli" coğrafi pazar olarak tespit edilmiştir.
I.2. YAPILAN İNCELEME VE TESPİTLER
I.2.1. Hakkında Soruşturma Yapılan Taraflar
I.2.1.1. Konya Otobüs İşletmecileri Nakliyecileri ve Acentacıları Derneği
(21) Merkezi Konya’da bulunan ve üyelerinin hak ve menfaatlerini korumak amacıyla kurulmuş
olan Konya Otobüs İşletmecileri Nakliyecileri ve Acentacıları Derneği (Dernek)'nin Yönetim
ve Denetim Kurulu üyeleri aşağıdaki gibidir:
Dernek Yönetim Kurulu Üyeleri Dernek Denetim Kurulu Üyeleri
Başkan Oktay GÜL Üye Kemal ÖZKAYMAK
Sekreter O. Nevzat ÜNSAL Üye Mehmet Barbaros KARAKUŞ
Muhasip Bilal DEMİRTAŞ Üye Mehmet YÜKSEL
2. Başkan Sıtkı VURAL
Üye Özkan ÖZKAYMAK
13-08/94-55
4/16
I.2.1.2. Konya Otogarı’nda Faaliyet Gösteren ve Konya Otobüs İşletmecileri
Nakliyecileri ve Acentacıları Derneği Üyesi Olan Otobüs ile Şehirlerarası Yolcu Taşıma
Şirketleri
(22) Haklarında soruşturma açılan teşebbüsler aşağıda yer almaktadır:
-Özkaymak Turizm Ltd. Şti -Metro Motorlu Taşıtlar Taş. San. Tic. A.Ş.
-Artur Turizm ve Nakliye Sanayi ve Ticaret
A.Ş.
-S.S. Yeni Kontaş Konya Otobüsçüleri Sahip ve İşleticileri
Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifi
-Bilal DEMİRTAŞ - Şapçıoğlu Motorlu Araçlar Tic. Nak. Ltd. Şti.
-Kartur Turizm Sey. Nak. ve Tic. Ltd. Şti. - Sermet Nak. Hay. Pet. Ür. San. ve Tic. Ltd. Şti
-Kontur Tur. ve Ulus. Nak. Tic. Ltd. Şti. -Seykon Taşımacılık Hizmetleri Turizm Tic. Ltd. Şti.
-Konya Metro Turizm Sey. ve Tic. Ltd. Şti. -Yeşil Aksaray Tur. Nak. San. Tic. Ltd. Şti.
- Lüx Konya Turizm Nakliyat ve Gıda Paz.
Ltd. Şti.
-Gültur Turizm Ltd. Şti. – Oktay GÜL
-Mehmet DURAN -Lüks Ereğli Tur. Sey. Nak. Tic. ve San. A.Ş.-Mehmet KAYA
-O. Nevzat ÜNSAL
I.2.2. Yazılı Savunmalara İlişkin Değerlendirmeler
(23) Haklarında soruşturma açılan teşebbüs birliği ve teşebbüslerin ilk yazılı savunmaları
11.08.2003–22.09.2003 tarihleri arasında Rekabet Kurumu kayıtlarına intikal etmiştir. Bu
yazılı savunmaların incelenmesi sonucunda genel olarak benzer gerekçelerle savunma
yapıldığı tespit edilmiş, bu savunmalar aşağıda toplu halde değerlendirilerek
cevaplandırılmıştır.
I.2.2.1. Usule Yönelik Savunmalara İlişkin Değerlendirmeler
(24) I.2.2.1.1. Savunma İstemi Yazısı ile Birlikte Taraflara İddiaların Türü ve Niteliği
Hakkında Yeterli Bilgi Gönderilmediği
(25) Savunmalarda, taraflara savunma istemi yazısı ile birlikte gönderilen önaraştırma raporunun
bazı bölümlerinin karalanmasının, önaraştırma raporunun eklerinin gönderilmemiş olmasının,
söz konusu belgeler Kurumdan dilekçe ile talep edildiği halde yalnızca bir kısmının
kendilerine tebliğ edilmesinin ve şikayetçinin isminin açıklanmamasının usule aykırı olduğu,
böylece savunma haklarının kısıtlandığı ve gönderilen ek belgelerden sonra 30 günlük ek
savunma süresi verilmemesinin Kurumun önceki uygulamalarıyla çeliştiği ileri sürülmüştür.
(26) Önaraştırma raporu ve 4054 sayılı Kanunun 43. maddesinin ikinci fıkrası birlikte dikkate
alındığında raporun, iddiaların türü ve niteliğine ilişkin yeterli bilgiyi içermekte olduğu, bu
bakımdan ilk yazılı savunmanın sağlıklı ve tam yapılabilmesi için sağlam bir temel
oluşturduğu anlaşılmaktadır.
(27) Haklarında soruşturma yürütülen taraflarca talep edilen önaraştırma raporu eklerinden
oluşan belgeler, 4054 sayılı Kanun’un 44. maddesi gereğince talep sahiplerine iletilmiştir.
Bununla birlikte, önaraştırma raporunun karalanmış bölümleri, ticari sır niteliği taşımakta olup
tarafların savunma haklarının kısıtlanması anlamına gelecek bir içeriğe sahip olmadığından,
taraflara tebliğ edilmemesinde isabetsizlik görülmemiştir.
(28) Haklarında soruşturma açılan teşebbüslerin yazılı savunma için 30 günlük ek süre taleplerine
ilişkin gerekçeleri haklı bulunmayarak süre uzatım istemleri reddedilmişse de; 4054 sayılı
Kanunun 44 ve 45. maddeleri uyarınca söz konusu tarafların, soruşturma safhası sonuna
kadar Kurula, kararı etkileyebilecek her türlü bilgi ve delili sunmaları mümkündür. Olayda da
taraflara kendilerine gönderilen belgelere ilişkin savunma nitelikli bilgi ve belgelerin dikkate
alınacağı hususunda bilgi verilmiştir.
(29) Şikayetçinin kimliğinin açıklanmaması ise, haklarında soruşturma yürütülen tarafların
savunma haklarını hiçbir şekilde sınırlar nitelikte değildir. Zira Kurum tarafından yürütülen
soruşturma, şikayetçinin bir takım şahsi haklarının ihlalinin tespitine yönelik değil, aksine
belirli bir pazarda rekabetin engellenip engellenmediğinin tespitine yöneliktir. Şikayet
dilekçesinin şikayet edilenlere verilmemesi ve böylece şikayetçiye bir güvence sağlanması,
rekabet hukuku uygulamalarının bir standardı niteliğindedir. Rekabetin işlerliği, ekonomik ve
sosyal anlamda rekabetten beklenen faydalara atfedilen önemin büyüklüğü nedeniyle
korunmaktadır. Rekabetin korunması için kurulan mekanizmada mağdurların şikayetleri en
13-08/94-55
5/16
önemli unsurlardan biridir. Bu yüzden şikayet dilekçelerinin mahremiyeti, şikayetçilerin pek
çok durumda üstün ekonomik güce sahip teşebbüslerin olası misillemelerinden korunmasını
sağlamak üzere, muhafaza edilmelidir. Diğer yandan, Rekabet Kurumu, resen de soruşturma
başlatabilen bir kamu kurumu olarak şikayet dilekçesinin içeriğiyle hiç bir şekilde bağlı
değildir. Dolayısıyla Kurum tarafından yöneltilen isnatların muhatapları, söz konusu isnatların
sahibini Rekabet Kurumu, bu isnatların amacını da rekabetin korunması olarak kabul
etmelidirler.
I.2.2.1.2. Önaraştırma raporuna dayanak teşkil eden belgelerin HUMK ve sair yasalar
uyarınca delil sayılmadığı ve ispat gücünün olmadığı
(30) Savunmalarda önaraştırma raporunda yer verilen ve dayanak gösterilen belgelerin HUMK ve
sair yasalar uyarınca delil olarak alınamayacağı, hiçbir ispat gücü bulunmayan kaynaklar
olduğu, bunlara istinaden soruşturma açılmasının 4054 sayılı Kanunun ruhuna ve amacına
aykırı olduğu, 4054 sayılı Kanun hükümleri uyarınca tüm delillerin toplanmasında HUMK’un
esas alınması gerektiği, önaraştırma raporunda delil olarak sunulan belgelerden hiçbirinde
teşebbüs adına imzaya yetkili bir kişinin imzasının bulunmadığı, anılan belgelerin teşebbüs
açısından yok hükmünde olduğu belirtilmiştir.
(31) 4054 sayılı Kanun HMUK’a atıf yapmıştır. Bu atıf, kesin delil, takdiri delil ayrımı
yapılmaksızın bütün delil çeşitlerine ilişkin olup, bu deliller senet, ikrar, yemin, kesin hüküm,
şahit, bilirkişi, keşif olmak üzere yedi adettir. Sekizinci bir delil türü de aynı Kanun’un 367.
maddesinde belirlenen “özel hüküm sebepleri”dir. Olayın durumuna göre her şeyin delil
olabileceği bu kuralda benimsenmiştir. Dolayısıyla, Rekabet hukukunda serbest delil sistemi
geçerlidir.
I.2.2.1.3. Önaraştırma raporunun usule uygun tanzim edilmediği
(32) Taraflar savunmalarında, Kurum raportörlerinin önaraştırma sürecinde topladıkları belge ve
bilgilerden iddialarının aksini tevsik edici mahiyette olanlarına raporda yer vermediklerini,
yerinde inceleme esnasında talep ettikleri bazı bilet dip koçanlarını değerlendirmeye tabi
tutmadıklarını, bu durumun hukuka aykırı olduğunu iddia etmişlerdir.
(33) Önaraştırma sürecinde elde edilen belge ve bilgilerden bilet örnekleri müspet ya da menfi bir
sonuca varılması için yetersiz bulunmuş, rapor ekinde yer alan ifade tutanaklarından delil
olarak kullanılan ifadeler rapor içeriğinde yer almıştır.
I.2.2.1.4. 4054 sayılı Kanun’un 39. maddesinin Anayasaya aykırılık teşkil ettiği
(34) Savunma dilekçelerinde, 4054 sayılı Kanun’un 39. maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğu ileri
sürülmüştür.
(35) 4054 sayılı Kanunun, verilen cezaların yüzde yirmi beşini Rekabet Kurumu gelirleri arasında
sayan 39/1(b) maddesi, 01.08.2003 tarih ve 4971 sayılı Kanun’un 25. maddesi ile
yürürlükten kaldırılmıştır.
I.2.2.2. Esasa Yönelik Savunmalar ve Değerlendirmeler
(36) I.2.2.2.1. - F1 Yetki Belgesi sahibi teşebbüslerin soruşturma konusu iddialara yönelik
sorumluluklarının bulunmadığı,
- F1 Yetki Belgesine sahip teşebbüslerin hukuki konumları itibariyle hostes ve ikram
hizmetlerini belirlemesinin mümkün olmadığı,
- Teşebbüs bünyesinde hiçbir zaman kredi kartı ile bilet satışı yapılmadığı,
- Teşebbüsün hiçbir zaman servis hizmeti vermediği,
- Teşebbüsün kredi kartı ile bilet satışı yapma uygulamasını bir anlaşma neticesinde değil,
teşebbüse özel bazı nedenlerle geçici olarak kaldırdığı,
- Teşebbüsün servis hizmetini bir anlaşma neticesinde değil, kendi hür iradesi neticesinde
kaldırdığı.
(37) 08.09.1994 tarihinde 22045 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren
“Karayoluyla Şehirlerarası Yolcu Taşımaları Hakkında Yönetmelik”in 6. maddesi uyarınca
şehirlerarası yolcu taşımacılığı konusunda acentelik yapacaklara F1 Yetki Belgesi
13-08/94-55
6/16
verilmektedir. Aynı Yönetmeliğin 11. maddesinde, acentelik yetki belgesi alma şartları
tanımlanmış, F1 yetki belgesine sahip olanların hiç bir zaman kendi namlarına taşıma
yapamayacakları ve yaptıramayacakları belirtilmiştir. Aynı maddede, acentelerin Türk Ticaret
Kanunu’nda yer alan haklara sahip olduğu ve yükümlülüklerini de yerine getirmekten
sorumlu oldukları belirtilmiştir.
(38) Bu çerçevede, F1 yetki belgesi ile faaliyet gösteren bir teşebbüsün fiyat belirleme
konusundaki imkânının, ancak işletmeci teşebbüsün kendisine tanıdığı takdir yetkisi ile sınırlı
olduğu anlaşılmakta ve savunmalarda da yer aldığı üzere F1 yetki belgesi ile faaliyet
gösteren teşebbüslerin, yerli Konya firmaları ile fiyat tespitinde bulunmaları ya da hostes ve
ikram hizmetlerini belirlemeleri muhtemel görülmemektedir.
(39) Hiçbir zaman kredi kartı ile satış yapılmamış olması, teşebbüsün kredi kartı ile bilet satışı
yapma uygulamasını bir anlaşma neticesinde değil, teşebbüse özel bazı nedenlerle geçici
olarak kaldırdığı, hiçbir zaman servis hizmeti verilmemiş olması ve teşebbüsün servis
hizmetini bir anlaşma neticesinde değil, kendi hür iradesi neticesinde kaldırdığı yolundaki
ifadeler, gerçekle örtüştükleri ölçüde bu savunma noktalarına dayanan teşebbüsler
hakkındaki iddianın asılsız olduğunun kabulünü gerektirecektir.
(40) Soruşturma çerçevesinde yürütülen inceleme çalışmaları neticesinde, kredi kartı ile yapılan
satışların ve servis hizmetinin bir anlaşma sonucu kaldırıldığına yönelik, önaraştırma
tespitlerine ek yeni bir tespite ulaşılamamıştır. Bu çerçevede Konya Otogarı’nda faaliyet
gösteren teşebbüslerin hangilerinin anlaşarak kredi kartı ile bilet satışı uygulamasına son
verdikleri ya da servisleri kaldırdıklarına dair somut deliller bulunamadığından ve önceden
kredi kartı ile bilet satışı yaptığı sabit olan teşebbüslerin bu uygulamaya yeniden başlamış
oldukları tespit edildiğinden, bu husustaki iddiaların geri çekilmesinin yerinde olacağı
sonucuna ulaşılmıştır.
I.2.2.2.2. İlgili mevzuat gereği, teşebbüslerin fiyat anlaşması yapmalarının mümkün
olmadığı
(41) Ulaştırma Bakanlığı Yönetmeliği uyarınca şehirlerarası otobüs ile yolcu taşıma ücretlerini
Bakanlığın belirlediği, teşebbüslerin bu konuda yasa sınırları dışında bir inisiyatif
kullanamadıkları dolayısıyla teşebbüslerin fiyat anlaşması yapmalarının mümkün olmadığı
ileri sürülmüştür.
(42) İhlalin gerçekleştiği dönemde, ilgili pazara ilişkin yürürlükte olan başlıca hukuki düzenleme
Ulaştırma Bakanlığı tarafından hazırlanan ve 08.09.1994 tarihinde 22045 sayılı Resmi
Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Karayoluyla Şehirlerarası Yolcu Taşımaları
Hakkında Yönetmelik”tir (Yeni Karayolu Taşıma Yönetmeliği 25.2.2004 tarih ve 25384 sayılı
Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Ancak soruşturma konusu faaliyetler
süresince eski yönetmeliğin yürürlükte olduğu dikkate alınarak bu yönetmeliğin hükümleri
çerçevesinde değerlendirme yapılmıştır).
(43) İhlal tarihinde meri olan Yönetmeliğin 4. maddesinde; Karayoluyla şehirlerarası yolcu
taşımacılığı ve bu taşıma ile ilgili acentelik yapılabilmesi için Bakanlıktan yetki belgesi
alınmasının zorunlu olduğu belirtilmiştir.
(44) Yönetmeliğin 6. maddesi, yetki belgelerini, otobüs ile şehirlerarası düzenli yolcu taşımacılığı
yapacaklara verilecek (D1); önceden gruplandırılmış yolcuları, bir hareket noktasından alıp
aynı hareket noktasına mekik sefer yaparak taşıyanlara verilecek (D2) ve şehirlerarası yolcu
taşımacılığı konusunda acentelik yapacaklara verilecek olan (F1) yetki belgeleri olarak
belirlemiştir.
(45) Yönetmeliğin 11. maddesinde ise, (F1) Yetki belgesi alınabilmesi için, bilet satmaya elverişli
müstakil bir büroya sahip olunması, ayrıca, (D1) ve (E1) yetki belgesi sahibi taşımacılardan
en az bir tanesi ile imzalanmış bir acentelik anlaşması bulunması gerektiği belirtilmiştir. Yine
aynı maddede (F1) yetki belgesine sahip olanların hiç bir zaman kendi namlarına taşıma
yapamayacakları ve yaptıramayacakları, ancak, taşımacı yetki belgesine sahip olanların
ayrıca acentelik belgesi alma şartlarını da yerine getirdikleri takdirde doğrudan kendi
13-08/94-55
7/16
acenteliklerini üstlenmemek kaydıyla isterlerse (F1) yetki belgesini de alabilecekleri kurala
bağlanmıştır.
(46) Yönetmeliğin 17. maddesine göre, şehirlerarası yolcu ve bagaj fiyat tarifeleri taşımacılarca
belirlenerek Bakanlıkça onaylanır. Taşıma fiyatlarının, ekonomi ve kamu yararı aleyhine
sonuç vermesi ve aşırı fiyat uygulanması veya yıkıcı rekabet ortamının doğması halinde
gerektiğinde, taban ve tavan fiyatları Bakanlıkça düzenlenir.
(47) Yönetmeliğin 18. maddesine göre, uygulamaya konulan taşıma fiyatları, taşımanın başlangıç
ve bitiş noktaları arasında gidiş-dönüşte aynı olacaktır. Değişik fiyat tarifesi uygulanamaz.
Onaylanmış fiyat tarifelerinin üzerinde ücret alınamaz. Ancak taşımacılar, tespit edeceği
esaslara göre onaylanmış fiyat tarifelerinin %25’ine kadar indirim uygulayabilirler.
(48) Yönetmeliğin 19. maddesine göre, fiyat tarifeleri asgari 4 ay süreyle uygulanır. Fiyat
tarifelerinin bitim süresinin, yılbaşı, milli ve dini bayramlara rastlaması halinde; bu tatil
günlerinin en az on gün önce ve on gün sonrasına kadar tarife değişikliği yapılamaz, yeni
tarife alınamaz.
(49) Yönetmeliğin 20. maddesine göre, Bakanlık gerektiğinde, zaman ve fiyat tarifelerini
onaylama yetkisini Ulaştırma Bölge Müdürlüklerine devredebilir.
(50) Yönetmeliğin yukarıda aktarılan ilgili hükümleri ışığında görülmektedir ki, teşebbüslerin
uygulayacakları fiyat tarifelerinin belirlenmesi hususu Bakanlığa değil, teşebbüslerin
kendilerine bırakılmış olup, Bakanlık bu fiyat tarifelerini onaylamaya ve yürürlüğünü
denetlemeye yetkili makam olarak belirlenmiştir. Bu Genel Esaslar 11.6.2009 tarih ve 27255
sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Karayolu Taşıma Yönetmeliği’nde de korunmuş olup,
her iki yönetmelik hükümleri uyarınca da teşebbüslerin fiyat anlaşması yapmalarının yasal
olarak mümkün olmadığı yönündeki savunmalar kabul edilebilir nitelikte değildir.
I.2.2.2.3. Metro Motorlu Taşıtlar Taşımacılık San. ve Tic. A.Ş.’nin, Konya Metro Turizm
Sey. ve Tic. Ltd. Şti. ile aralarında sadece bir acentelik ilişkisi bulunduğu ve bu
nedenle sorumlu tutulamayacağı savunmasına ilişkin tespit ve değerlendirmeler
(51) Kurulun 20.07.2006 tarih ve 06-53/687-194 sayılı kararının Konya Metro Turizm ve Metro
Motorlu Taşıtlar hakkındaki hükümlerinin Danıştay tarafından iptalinden evvel kabul edilen
görüşe göre, Konya Metro Turizm’in hisselerinin %50’sinin kontrolünü elinde bulunduran
Galip ÖZTÜRK, Metro Motorlu Taşıtlar’ın Yönetim Kurulu Başkanlığını yürütmekte ve ayrıca
bu teşebbüsün hisselerinin %75’inin kontrolünü elinde tutmakta; bunun yanı sıra Konya
Metro Turizm’in hisselerinin %25’inin kontrolünü elinde bulunduran Ekrem ÖZTÜRK, Metro
Motorlu Taşıtlar’ın Yönetim Kurulunda da görev yapmakta; dolayısıyla, Konya Metro
Turizm’in hisselerinin % 75’ine sahip iki kişi aynı zamanda Metro Motorlu Taşıtlar’ın yönetim
kurulunda bulunmakta, ayrıca her iki teşebbüsün %50 ve %75 hisselerinin sahipliği aynı
gerçek kişiye ait olmakla her iki teşebbüsün de karar mekanizmalarında ağırlıklı olarak aynı
şahıslar bulunduğundan, söz konusu iki teşebbüs, ekonomik bir bütünlük olarak
değerlendirilmekteydi.
(52) Danıştay 13. Dairesi, bu değerlendirme hakkında 16.12.2008 tarihinde vermiş olduğu
2006/4791 E. ve 2008/7687 K. sayılı ve 2006/4796 E. ve 2008/7686 K. sayılı kararlar ile
“Metro A.Ş. ve Konya Metro’nun ekonomik birlik oluşturduğundan bahisle her iki teşebbüsün
cirosunun toplamı esas alınarak idari para cezası verilmesine ilişkin işlemde hukuka uyarlık
görülmediği” gerekçesiyle Metro Motorlu Taşıtlar hakkındaki hükmü; “Özkaymak ve Metro
A.Ş. tarafından gerçekleştirilen fiyat oluşumunda belirleyici konumda olmaması nedeniyle,
davacı şirketin Konya Otogar'ında yaşanan rekabet ihlâlinde taraf olarak kabulüne olanak
bulunmadığı ve Konya Otogar'ında yaşanan rekabet ihlâlinde Metro A.Ş.'nin tarafından
fiyatları belirlenen biletleri satan, bu firmanın acentesi olan davacı şirkete 4. maddeyi ihlâl
ettiği nedeniyle idarî para cezası verilmesi olanağı bulunmadığı” gerekçesiyle Konya Metro
Turizm hakkındaki hükmü iptal edilmiştir.
I.3. Teşebbüs Bazında Değerlendirmeler
(53) Soruşturma çerçevesinde 14.11.2003 ile 17.11.2003 tarihleri arasında gerçekleştirilen
13-08/94-55
8/16
yerinde inceleme ve görüşmeler neticesinde aşağıdaki tespitlere ulaşılmıştır:
(54) Özkaymak Turizm, Kontur Turizm, Konya Metro Turizm ve Metro Motorlu Taşıtlar’ın
aralarında anlaşarak fiyat tespit ettikleri ihtimalinin araştırılması amacıyla anılan
teşebbüslerden 2003 yılı Mayıs ayına ait faturaları istenmiştir. İncelenen belgelerden
İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya ve Alanya’ya düzenlenen otobüs seferlerine ilişkin faturaların
tamamı dikkate alınarak değerlendirilmiştir. Aşağıdaki tabloda incelenen faturaların iller ve
ilgili teşebbüsler arasında dağılımı gösterilmektedir:
Gidilen İl Özkaymak Kontur Metro Toplam
İstanbul 137 114 224 475
Ankara 339 290 465 1094
İzmir 139 188 10 337
Antalya 90 139 24 253
Alanya 90 138 51 279
Toplam 795 869 774 2438
(55) Bu kapsamda, 2438 adet belge incelenmiş, bunlardan Metro teşebbüsünün İzmir ve Antalya
seferlerine ait 34 adet faturanın ve bu faturaların içerdikleri yolcu bilgilerinin miktarının,
teşebbüs davranışlarına ilişkin sonuç çıkarmaya yeterli olmadıkları düşünüldüğünden, bu
faturaların dikkate alınmamasının yerinde olacağı sonucuna ulaşılmıştır. Geri kalan 2404
adet fatura incelenirken:
(56) a) Kontur; faturalandırma için bilgisayarlı sistem kullandığından bu teşebbüsün yolcularının
her birinin nereye gittiği, faturaların üzerinde yer alan ibarelerden anlaşılmıştır. Bu yüzden,
bu teşebbüse ait 869 adet fatura incelenirken, sadece ilgili şehre ilişkin kayıtlar dikkate
alınarak, daha net sonuçlar elde edilmiştir.
(57) b) Özkaymak ve Metro teşebbüsleri, faturalarını elle düzenledikleri ve kaydedilen biletlerin
sahiplerinin nereye gittiklerine ilişkin bilgilere faturalarında yer vermediği için, bu
teşebbüslerin faturalarında yer alan bilgilerin tamamı dikkate alınmış ve sınıflandırılmıştır.
(58) c) Metro teşebbüsüne ait faturaların incelenmesi sonucunda elde edilen tablolarda, Mayıs
2003 döneminde kişi başına 500.000 TL bilet sigortası uygulandığından gerçek bilet
fiyatlarının 500.000 TL düşük olduğu tespit edilmiş, ilgili tablolarda yer alan tüm parasal
değerlerin 500.000 TL fazlası dikkate alınarak değerlendirme yapılmıştır.
(59) Yukarıda anılan faturaların incelenmesi kapsamında 2003 yılı Mayıs ayı boyunca anılan üç
teşebbüs tarafından Konya’dan hareketle çeşitli merkezlere taşınan 35.586 kişinin ödeme
bilgileri incelenmiş, sınıflandırılmış ve değerlendirilmiştir. Bu kişilerin teşebbüsler ve yolculuk
ettikleri otobüsün nihai hedefinin neresi olduğu kriterlerine göre dağılımı aşağıdaki tabloda
görülmektedir.
Özkaymak Kontur Metro Toplam
İstanbul* 2865 1050 5033 8948
Ankara* 7005 4667 5356 17028
İzmir* 2169 1313 - 3482
Antalya* 1618 1975 - 3593
Alanya* 1116 1076 343 2535
Toplam 14773 10081 10732 35586
*İlgili seferin nihai hedefini göstermektedir. İlgili tablolarda da aktarılacağı üzere yolcuların bir kısmı güzergah
üzerindeki başka merkezlerde inmektedirler.
(60) İncelemeye tabi tutulan fatura içeriklerinden,
(61) Özkaymak, Kontur ve Metro teşebbüslerinin 12.05.2003 tarihinde Konya - İstanbul seyahati
için talep ettikleri bilet fiyatını 23.000.0001 TL’den 32.000.000 TL’ye çıkardıkları; her üç
teşebbüsün de, 23.000.000 TL fiyat uygulamasını aynı gün ya tamamen kaldırdığı ya da
Mayıs ayının ilk on bir günü ile karşılaştırılmayacak kadar seyrek uyguladıkları; buna karşılık,
teşebbüslerin her üçünün de aynı gün 32.000.000 TL fiyatı uygulamaya koydukları; bu
1 28.01.2003 tarih ve 5083 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Para Birimi Hakkında Kanun ve 04.04.2007 tarih ve 2007/11963
sayılı Bakanlar Kurulu kararı uyarınca 1.000.000 Türk Lirası bir Türk Lirası’na eşitlenmiş olup, bu kararda yer verilen para miktarları
anılan yasal düzenlemelerden önceki döneme aittir.
13-08/94-55
9/16
fiyatın, 12.05.2003 tarihinden önce teşebbüslerin hiçbirinde uygulanmadığı; Özkaymak ve
Metro teşebbüslerinin İstanbul güzergahında yer alan Ankara – Afyon ve Kulu için de bilet
fiyatlarını birlikte ve aynı oranlarda artırdıkları;
(62) Teşebbüslerin her üçünün de Ankara için bilet fiyatlarını 12.05.2003 günü 10.000.000 TL’den
15.000.000 TL’ye çıkardıkları; 10.000.000 TL bilet fiyatı uygulamasını anılan tarihinden sonra
neredeyse tamamen ortadan kaldırdıkları; buna karşılık o tarihe kadar hemen hiç
uygulanmayan 15.000.000 TL fiyatı uygulanmaya başladıkları;
(63) Teşebbüslerden Metro’nun İzmir’e düzenlenen otobüs seferlerine ait çok az sayıda fatura
göndermesi ve bu faturalarda yer alan bilgilerin bu teşebbüse ilişkin sonuçlara ulaşılmasında
yeterli olmaması sebebiyle, sadece Özkaymak ve Kontur teşebbüslerinin İzmir için
uyguladıkları bilet fiyatını 12.05.2003 tarihinde 20.000.000 TL’den 28.000.000 TL’ye
artırdıkları;
(64) Söz konusu teşebbüslerin 12.05.2003 tarihinde Alanya için uygulanan bilet fiyatını
12.000.000 TL’den 16.000.000 TL’ye artırdıkları; Özkaymak ve Metro teşebbüslerinin
Manavgat için bilet ücretlerini 10.000.000 TL’den 15.000.000 TL’ye; Seydişehir için
uygulanan bilet fiyatını da 5.000.000 TL’den 7.000.000 TL’ye yükselttikleri;
(65) Teşebbüslerden Metro’nun, Antalya’ya düzenlenen otobüs seferlerine ait çok az sayıda
fatura göndermesi ve bu faturalarda yer alan bilgilerin bu teşebbüse ilişkin sonuçlara
ulaşılması için yeterli olmaması sebebiyle, sadece Özkaymak ve Kontur teşebbüslerinin
Antalya için uyguladıkları bilet fiyatını 12.05.2003 tarihinde 12.000.000 TL’den 18.000.000
TL’ye artırdıkları; 12.000.000 TL fiyatın, 12.05.2003 tarihinden sonra çok ender olarak
uygulandığı, buna karşılık 12.05.2003 tarihinden önce hiç uygulanmamış olan 18.000.000
TL’lik fiyatın uygulanmaya başlandığı belirlenmiştir.
(66) Dosya mevcudu bilgiler çerçevesinde Metro, Kontur ve Özkaymak teşebbüsleri arasında
4054 sayılı Kanuna aykırı anlaşma ve uyumlu eylemlerin varlığını ortaya koyan verilere ek
olarak aşağıdaki hususlar da dikkate alınmıştır:
(67) Fiyat tespitinin ve fiyatların anlaşılarak arttırılması uygulamasının yukarıda yer alan illere ek
olarak bu illerin güzergahları üzerinde bulunan Kulu, Cihanbeyli, Afyon, Eskişehir, Bolu,
Seydişehir, Akşehir, Şarkikaraağaç, Çay, Eğirdir, Isparta, Uşak, Manavgat ve Gazipaşa
olmak üzere 14 il ve ilçe merkezine de uygulandığı anlaşılmaktadır.
(68) 12.05.2003’e kadar uygulanan bilet bedelleri (Antalya hariç olmak üzere) 01.06.2002 tarihli;
12.05.2003 sonrası uygulananlar da 12.05.2003 tarihli Dernek fiyat listeleri ile tamamen
örtüşmektedir.
(69) Önaraştırma raporunun 13 ila 29 no’lu sayfalarında değerlendirilen ve yine bu raporun
eklerinde sunulan çeşitli belgeler, Metro, Kontur ve Özkaymak teşebbüsleri arasında 4054
sayılı Kanuna aykırı eylem ve uygulamaların varlığına işaret etmektedir;
(70) Metro, Kontur ve Özkaymak teşebbüslerinin 12.05.2003 tarihli faturalarından her il için
hareket eden ilk otobüsteki yolculara uygulanan fiyatlar incelendiğinde, günün ilk saatlerinde
zamlı fiyatların uygulanmaya başladığı görülmüştür. Nitekim İstanbul için Metro’nun 08.00,
Kontur’un 10.30, Özkaymak’ın 10.00; Ankara için Metro’nun 01.00, Kontur’un 04.00,
Özkaymak’ın 04.00; İzmir için Kontur’un 00.30, Özkaymak’ın 10.00; Alanya için Metro’nun
13.00, Kontur’un 01.30, Özkaymak’ın 01.30; Antalya için Metro’nun 02.30, Kontur’un 07.00,
Özkaymak’ın 11.00 seferlerine ait faturalar 12.05.2003 gününde her şehre hareket eden ilk
seferlere ait faturalardır.
(71) Fiyat artış oranları İstanbul için %39,3; Ankara için %50; İzmir için %40; Alanya için %33 ve
Antalya için %50’dir. Bu kadar yüksek oranların, basiretli bir tacirin şeffaf bir pazarda,
rekabet kısıtlamalarının bulunmaması halinde uygulayacağı zam oranları olmadığı açıktır.
Zira rakibinin bu oranın biraz altında bir fiyat artışı yapması halinde önemli oranda pazar payı
kaybı söz konusu olacaktır.
(72) Metro Motorlu Taşıtlar, 30.06.2003 tarihli Ulaştırma Bakanlığı onaylı bir fiyat listesini, ilk
yazılı savunması ekinde Kurumumuza ulaştırmış ve uyguladıkları fiyatların bu listedeki
13-08/94-55
10/16
fiyatlar olduğunu, ancak listedeki fiyatların Dernek listelerinde yer alanlarla aynı olduğunu
daha sonra öğrendiklerini ifade etmiştir. Söz konusu fiyat listesinin 12.05.2003'te teşebbüs
bakımından henüz yürürlük kazanmamış olması, uygulamaya konulan fiyatların kaynağının
teşebbüsler arasında varılan bir mutabakat olduğunun önemli bir göstergesidir.
(73) Kontur’a ait 23.06.2003 tarihli Ulaştırma Bakanlığı onaylı fiyat listesinde yer alan fiyatların 12
Mayıs’ta uygulamaya konulanlardan farklı olması da, teşebbüslerin aynı günde aynı fiyatları
uygulamaya başlamalarının bir anlaşmadan kaynaklandığı tespitini güçlendirmektedir.
Teşebbüslerin her üçünün de farklı fiyatları onaylatmalarına rağmen aynı fiyatları aynı gün
uygulamaya koymalarının rekabet ihlalinden başka bir açıklaması bulunmamaktadır.
(74) Özkaymak’ın, Ulaştırma Bakanlığı Ankara Bölge Müdürlüğünden aldığı 21.01.2003 tarihli
fiyat listesinde, uygulanan fiyatların üzerinde fiyatlar için onay alındığı görülmektedir. Buna
karşılık, ihlal süresince uygulanan fiyatlar 12.05.2003 tarihinden önce uygulanmamış, ancak
bu tarihte başlıca rakipleri konumundaki diğer iki teşebbüsle birlikte uygulanmaya
başlamıştır. Bu çerçevede, teşebbüsün fiyatlarını bir mutabakat çerçevesinde artırdığı ve bu
mutabakata uygun olarak davrandığı kanaatine varılmıştır.
(75) Yukarıda yer verilen Danıştay kararları ve konuya ilişkin tespitler dikkate alınarak, halen
Birinci Seyahat Taşımacılık Ticaret A.Ş. unvanı ile faaliyet gösteren Metro Motorlu Taşıtların
4054 sayılı Kanun’u ihlal ettiği, bu çerçevede şirkete idari para cezası uygulanması gerektiği;
öte yandan, Konya Metro hakkında yeni bir karar verilmesine gerek olmadığı kanaatine
varılmıştır.
J. SONUÇ
(76) Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre,
1- Danıştay’ın ilgili iptal kararı dolayısıyla, Konya Metro Turizm Sey. ve Tic. Ltd. Şti.
hakkında yeni bir karar verilmesine yer olmadığına OYBİRLİĞİ ile,
2- a) Metro Motorlu Taşıtlar Taşımacılık San. ve Tic. A.Ş.'nin, Kontur Turizm ve Uluslararası
Nakliyat Tic. Ltd. Şti., Özkaymak Turizm Ltd. Şti. ve Konya Metro Turizm Sey. ve Tic. Ltd.
Şti. ile birlikte Konya merkezli şehirlerarası otobüs ile yolcu taşımacılığı pazarında fiyat tespit
etmek suretiyle 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesini ihlal ettiğine OYBİRLİĞİ ile,
b) Bu nedenle, Kanun'un 16. maddesi ile lehe düzenlemeler dikkate alınarak, 2002 mali yılı
sonunda oluşan ve Kurul tarafından belirlenen yıllık gayri safi gelirlerinin takdiren yüzde 1,5
oranında olmak üzere Metro Motorlu Taşıtlar Taşımacılık San. ve Tic. A.Ş. (Yeni unvanı:
Birinci Seyahat Taşımacılık Ticaret A.Ş.)'ye 1.232.429,28 TL idari para cezası verilmesine
OYÇOKLUĞU ile
karar verilmiştir.
Rekabet Kurulu’nun 31.01.2013 Tarih ve 13-08/94-55 Sayılı Kararına
KARŞI OY
Rekabet Kurulu çoğunluğunun hakkında soruşturma yürütülen teşebbüs hakkındaki idari
yaptırım uygulanmasına ilişkin kararına soruşturma konusu eylem zamanaşımına
uğradığından aşağıdaki nedenlerle katılmıyorum.
Zamanaşımı, ceza hukukunda sanık lehine konulmuş bir kuraldır. Devletin, belirli bir süre
içinde suç teşkil eden eylem hakkında soruşturma yapması, başladığı soruşturmayı ya da
açtığı davayı tamamlaması gerekir. Aksi halde soruşturmanın/davanın muhatabı olan kişi
hakkında belirsizlik hali hakim olur. Bu nedenle zamanaşımı sürelerinin önceden belli olması
bir nevi güvence teşkil etmektedir.
13-08/94-55
11/16
Ceza soruşturmalarında olduğu gibi kurulun görev alanına giren kabahat içeren idari
soruşturmalar için de belli zamanaşımı süreleri öngörülmüştür. Rekabet Kurulunun verdiği
para cezaları da idari soruşturma sonucunda hükmedilen birer idari para cezası olmakla
çeşitli zamanaşımı sürelerine tabidir. Bu süreler soruşturma zamanaşımı süresi ve yerine
getirme zamanaşımı süresi olarak ikiye ayrılır. Soruşturma zamanaşımı süresinin dolması,
zamanaşımına uğrayan eylem hakkında idari para cezası verilmesini engellerken yerine
getirme zamanaşımı süresinin dolması kesinleşmiş idari para cezasının infaz edilmesine
engel teşkil etmektedir
Rekabet ihlallerinin zamanaşımına uğrayıp uğramadığının tespitinde karşımıza iki önemli
yasal düzenleme ortaya çıkmaktadır. Bunlardan ilki 4054 sayılı Rekabetin Korunması
Hakkında Kanun’un (4054 sayılı Kanun) 19 uncu maddesi olup bu hüküm 2008 yılında
yapılan Kanun değişikliğiyle ilga edilmiştir. İkinci önemli hüküm ise 5326 sayılı Kabahatler
Kanunu’nun (5326 sayılı Kanun) soruşturma zamanaşımına ilişkin 20 nci maddesidir. 4054
sayılı Kanun’un 19 uncu maddesinin yürürlükten kaldırılmasıyla bu madde rekabet
ihlallerinde zamanaşımı konusunda uygulanacak tek hüküm olarak kalmıştır. Zamanaşımı
konusunu değerlendirmek üzere bu hükümlerin detaylarına bakmak gerekecektir (ya da
detaylarına bakılmalıdır).
5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe girmesinden önce
rekabet ihlallerinin soruşturulmasına ilişkin zamanaşımına ilişkin tek düzenleme yine 4054
sayılı Kanun’da yer almaktaydı. Bu Kanun’un mülga 19 uncu maddesi şöyleydi:
“ MADDE-19.-Kurulun para cezası ve süreli para cezası verme yetkisi aşağıdaki
zamanaşımı sürelerine tabidir:
a) Teşebbüs veya teşebbüs birliklerinin başvurusu veya bildirimle, bilgi verme ya da
yerinde inceleme yapılmasıyla ilgili hükümlerin ihlali halinde üç yıl,
b) Diğer hallerde beş yıl.
Süre, ihlalin vuku bulduğu gün işlemeye başlar. Sürekli veya tekrarlanan ihlaller söz
konusu ise süre, ihlalin sona erdiği ya da en son tekrarlandığı günden itibaren başlar.
Bu ihlalle ilgili olarak Kurulun inceleme veya araştırma amacıyla yapacağı herhangi bir
işlem, bu işlemin ilgili taraflardan birine tebliği anından itibaren zamanaşımını keser.
Karar aleyhine yargı yoluna başvurulmuş olması zamanaşımı süresini keser.”
Madde metninden anlaşıldığı gibi üç ve beş yıl olarak belirlenen zamanaşımı süreleri ihlalin
vuku bulduğu tarihte yahut temadi eden bir eylem ise temadinin kesildiği tarihte işlemeye
başlamaktaydı. Anılan hükümde soruşturma zamanaşımını kesen iki neden öngörülmüştür:
Kurulun inceleme veya araştırma amacıyla yapacağı bir işlemin ilgili taraflara tebliğ edilmesi
ile karar aleyhine yargı yoluna başvurulması.
23.01.2008 tarihinde 4054 sayılı Kanun’un 19 uncu maddesinin ilga edilmesiyle rekabet
ihlallerinde zamanaşımı süreleri 5326 sayılı Kanun’a tabi olmuştur. Bu Kanun’un 3 üncü
maddesi uyarınca, idarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümleri hariç, genel
hükümleri idarî para cezası gerektiren bütün fiiller hakkında uygulanacaktır. Kanun, kendi
uygulama alanı hakkında sadece yargı yoluna ilişkin istisna tanımış; diğer hususlarda ise
kendi maddi hükümlerinin uygulanacağını belirtmiştir.
01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 20 nci maddesinde
soruşturma zamanaşımı süresi, nispi cezalar için 8 yıl olarak öngörülmüştür. 5326 sayılı
Kanunun 20 nci maddesi şu şekildedir:
“MADDE 20.- (1) Soruşturma zamanaşımının dolması halinde kabahatten dolayı kişi
hakkında idari para cezasına karar verilemez.
(2) (Değişik fıkra: 06/12/2006 - 5560 S.K.) Soruşturma zamanaşımı süresi;
a) Yüzbin Türk Lirası veya daha fazla idarî para cezasını gerektiren kabahatlerde beş,
13-08/94-55
12/16
b) Ellibin Türk Lirası veya daha fazla idarî para cezasını gerektiren kabahatlerde dört,
c) Ellibin Türk Lirasından az idarî para cezasını gerektiren kabahatlerde üç,
yıldır. (Ek cümle: 13/02/2011-6111 S.K 22.mad.) Ancak (Ek ibare: 31/03/2011-6217 S.K 27
mad.) , 89 uncu maddesi hariç olmak üzere 1111 sayılı Askerlik Kanunu, 2839 sayılı
Milletvekili Seçimi Kanunu, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu, 2972 sayılı Mahalli İdareler
ile Mahalle Muhtarlıkları ve İhtiyar Heyetleri Seçimi Hakkında Kanun, 3376 sayılı Anayasa
Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması Hakkında Kanun, 4925 sayılı Karayolu Taşıma
Kanunu, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu ve 6001 sayılı Karayolları Genel
Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda belirtilen ve idari para cezasını
gerektiren fiilin işlendiği tarihi takip eden takvim yılının son günü bitimine kadar idari para
cezası verilerek tebliğ edilmediği takdirde idari yaptırım kararı verilemez, verilmiş olanlar
düşer.
(3) Nispi idari para cezasını gerektiren kabahatlerde zamanaşımı süresi sekiz yıldır.
(4) Zamanaşımı süresi, kabahate ilişkin tanımdaki fiilin işlenmesiyle veya neticenin
gerçekleşmesiyle işlemeye başlar.
(5) Kabahati oluşturan fiilin aynı zamanda suç oluşturması halinde suça ilişkin dava
zamanaşımı hükümleri uygulanır.”
Zamanaşımına ilişkin olan bu hükümde dikkat edilmesi gereken husus, zamanaşımına
uğramış eylem hakkında ceza vermeye yetkili otoritenin idari para cezası verme yetkisini
ortadan kaldırmasıdır. Dolayısıyla zamanaşımının öncelikli etkisi idari para cezası veren
idare nezdinde ortaya çıkacak ve zamanaşımına uğramış eylem hakkında ilgili idare cezaya
hükmedemeyecektir.
Somut soruşturma dosyasında eylem tarihinin 5326 sayılı Kabahatler yasasından önceki
bir tarihe ait olması nedeniyle burada tartışılması gereken konu, hangi yasanın ihlale taraf
olan teşebbüs hakkında uygulanacağıdır.
5326 sayılı Kanun’un 5 inci maddesi 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun
zaman bakımından uygulamaya ilişkin hükümlerine atıf yapmaktadır. 5237 sayılı Kanun’un
zaman bakımdan uygulanmaya ilişkin 7 nci maddesi şu şekildedir:
“MADDE 7. - (1) İşlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir
fiilden dolayı kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. İşlendikten sonra
yürürlüğe giren kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı da kimse cezalandırılamaz
ve hakkında güvenlik tedbiri uygulanamaz. Böyle bir ceza veya güvenlik tedbiri
hükmolunmuşsa infazı ve kanunî neticeleri kendiliğinden kalkar.
(2) Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren
kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.
(3) Güvenlik tedbirleri hakkında, infaz rejimi yönünden hüküm zamanında yürürlükte
bulunan kanun uygulanır.
(4) Geçici veya süreli kanunların, yürürlükte bulundukları süre içinde işlenmiş olan suçlar
hakkında uygulanmasına devam edilir.”
Her iki düzenleme birlikte ele alındığında 5326 sayılı Kanun’un 5 inci maddesi uyarınca bir
eylem hakkında uygulanacak maddi ceza kurallarının zaman bakımından lehe olup olmadığı
konusunda değerlendirme yapılması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır. Ceza kanunlarının
geriye yürümezliği ilkesinin istisnası olan lehe kanun uygulaması (lex mitior prensibi) maddi
ceza kuralları bakımından geçerli olup zamanaşımı konusu maddi kurallar arasında yer
almakla rekabet ihlalinin zamanaşımına uğrayıp uğramadığı hususunda hangi düzenlemenin
lehe olduğu yönünde bir değerlendirme yapılacaktır. Eğer sonraki Kanun failin lehine ise fiilin
işlendiği tarihe de etki ederek cezaya esas teşkil eden ihlal bakımından da uygulama alanı
bulacaktır. Ancak dikkat edilmesi gereken nokta, hangi zamanaşımı süresinin failin lehine
13-08/94-55
13/16
olduğunu değerlendirmek için her iki sürenin de somut olaya uygulanması ve ortaya çıkan iki
sonuç arasında kıyaslama yapılması gerektiğidir. Teorik olarak bir sürenin diğerinden kısa
olması lehe Kanun değerlendirmesi yapılması bakımından yeterli olmayacaktır. Zamanaşımı
süresinin uzamasına yol açan - varsa - durma ve kesilme nedenleri de lehe kanun
değerlendirmesinde dikkate alınacaktır.
Tüm bu yasal düzenlemeler ışığında somut olay irdelendiğinde;
Soruşturma yapılan teşebbüs hakkında Rekabet Kurulu’nun 18.08.2004 tarihli kararı ile
Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun’un 4. maddesini ihlal ettiğinden idari para cezası ile
cezalandırılması yoluna gidilmiş, karar aleyhine 28.02.2006 tarihinde yapılan başvuruyu
inceleyen Danıştay 13. Dairesi 23.05.2006 tarihli kararında özetle; ’Soruşturmayı yürüten
kurul üyesinin nihai karar toplantısına katılarak oy kullanmasının hukuka aykırı olduğu’
biçimdeki gerekçeyle kurulca yapılan idari cezanın iptaline karar vermiş, anılan karar üzerine
Kurulca 20.07.2006 tarihinde alınan yeni bir kararla ihlali tespit edilen teşebbüsün yeniden
cezalandırılması yoluna gidilmiş, bu karar aleyhine yapılan başvuruyu inceleyen Danıştay
13. Dairesi 16.12.2008 tarih ve 2006/4791 Esas -2008/7687 Karar sayılı ilamında ‘Metro Aş
ve Konya Metro’nun ekonomik birlik oluşturduğundan bahisle her iki teşebbüsün cirosunun
toplamı esas alınarak idari para cezası verilmesinde hukuka uyarlık görülmediği’ şeklindeki
gerekçeyle Rekabet Kurulu’nca tesis edilen idari para cezası verilmesine ilişkin işlemin
iptaline hükmetmiştir. Son olarak verilen iptal kararı üzerine kurulca anılan soruşturma
dosyası iptal kararı doğrultusunda karar verilmek üzere ele alınmış ve Rekabet Kurulu
tarafından yeni bir karar verilmiştir.
İdari yargı mercilerince verilen iptal kararları geriye doğru iptal edilen işlemi yapıldığı andan
itibaren hukuk düzeninden kaldırmaktadır. Bu sebepledir ki yasa koyucu İYUK’un 28/1
maddesinde idareye iptal kararının gerekçesine uygun şekilde en geç 30 gün içinde yeni bir
işlem tesis etme ödevini yüklemiştir Dolayısıyla Rekabet Kurulu’nca verilen ve Danıştay 13.
Dairesi tarafından iptal edilen idari işlemler, iptalin doğal sonucu olarak yok hükmündedirler.
İhlale taraf olan teşebbüs hakkında ki ceza kesinleşmediğinden soruşturma zamanaşımı
süresi halen devam etmekte olup ikinci evre olan yerine getirme zamanaşımı evresi
başlamamıştır.
Bu bağlamda somut dosya soruşturma zamanaşımı yönünden değerlendirildiğinde; eylem
tarihi olan 28.07.2003 tarihinden bu yana 5326 sayılı Yasada durma ve kesme nedenleri de
öngörülmediğinden karar tarihi itibarıyla anılan yasada öngörülen 8 yıllık soruşturma
zamanaşımı süresi dolmuştur. 4054 sayılı yasanın zamanaşımı hükümlerini düzenleyen
mülga 19. maddesindeki zamanaşımının son kesilme tarihi olan Rekabet Kurulu’nun
20.07.2006 tarihli ve 2006-53 /687-194 karar aleyhine yapılan 30.10.2006 tarihli yargı yoluna
başvurudan başlayarak hesaplandığında mülga yasa hükümlerine göre de soruşturma
zamanaşımı süresinin yeniden başlayan 5 yıllık süre gözetildiğinde karar tarihi itibarıyla
dolduğu anlaşılmaktadır.
Görüşlerine katılmadığım Kurul Çoğunluğu, Danıştay’ın Rekabet Kurulu kararları aleyhine
açılan birtakım davalarda verdiği kararlarda 5326 sayılı Kanun’da yer alan 8 yıllık süre içinde
soruşturmanın idare tarafından bitirilmesi gerektiği, zamanaşımı süresi geçirilmeden verilmiş
bir idari yaptırımın, idari yargı yerince aynı konuda yeniden işlem tesisini gerektirecek
biçimde iptali üzerine herhangi bir şekilde zamanaşımı süresi işletilmeyeceğine dair ifadeler
yer aldığından bahisle soruşturma zamanaşımının dolmadığı yönünde görüş bildirmiş iseler
de; bu görüş yasal dayanaktan yoksundur.
Şöyle ki:
13-08/94-55
14/16
a) Zamanaşımı hususunda 5326 sayılı Kanun’da, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun
aksine, herhangi bir durma ya da kesilme nedeni öngörülmemiş ve bu hususta başka bir
Kanuna da atıf yapılmamıştır. Bu hususta Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin E. 2007/8577, K.
2009/12450 ve 22.6.2009 tarihli kararında, “(…) idari para cezası miktarı itibariyle 5326 sayılı
Kabahatler Yasası’nın 20/2-d maddesi uyarınca 2 yıllık zamanaşımı süresine tabi olup
yasada zamanaşımını durduran ve kesen nedenler de öngörülmediğinden fiilin oluştuğu
tarihe göre temyiz süreci içinde soruşturma zamanaşımının gerçekleştiği” ne hükmetmiştir.
b) Hukuk güvenliği prensibi, kişilerin işlemiş oldukları eylemden dolayı kendilerine
uygulanan hukuk kuralları uyarınca ne kadar süre ile sorumlu tutulacaklarını bilmelerini
gerektirir. Nitekim ceza öngören yasalarda zamanaşımı süreleri ile bu süreleri kesen ve
durduran nedenler açıkça sayılmıştır. Bunun yokluğu halinde, kişileri yargılama süreci devam
ettiği müddetçe sorumlu tutmak hukuk güvenliğine zarar verecektir. Çünkü ülkemizde
yargılama süreçlerinin en geç ne zaman sonuçlandırılması gerektiğine dair bir düzenleme
bulunmamaktadır. Davaya bakan yargı merciin iş durumuna göre yargılama
sonuçlandırılmaktadır. Yargılama süreçlerini sonlandıran nedenler ise zamanaşımı süreleri
olarak karşımıza çıkmaktadır. Buna ek olarak soruşturma zamanaşımı dolmadan herhangi
bir idari kararın alınması bu sürenin dolmamış sayılması için yeterli ise alınan idari kararın
sakat olması – ki genellikle ilk bozma nedeni usuli sakatlıklar olarak karşımıza çıkmaktadır-,
iptal edilmesi, yeniden karar alınması, onun da –esasa ilişkin sebeplerle- sakat olması ve
yeniden iptal edilmesi ve her bir iptal kararı ile alınmış olan kararların geriye dönük olarak
ortadan kalkması gibi durumlarda soruşturma zamanaşımı süresinin hala dolmadığını ileri
sürmek mümkün görünmemektedir. Zaten 5326 sayılı Kanun’da, yerine getirme
zamanaşımının aksine, soruşturma zamanaşımını kesen yahut durduran bir hüküm
bulunmamaktadır.
c) Zamanaşımı konusu maddi ceza hukukuna ilişkin olduğundan bu hükmün kıyasen
uygulanması ya da geniş yorumlanması da mümkün değildir. Dolayısıyla hükmün lafzı dar
yorumlanmalı ve soruşturma zamanaşımının herhangi bir nedenle durmadığı veya
kesilmediği sonucuna ulaşmak gerekmektedir. Nitekim Danıştay 13. Dava Dairesince verilen
2009/4014 E., 2012/1136 K. ve 18.5.2012 tarihli kararda yargısal denetim esnasında geçen
sürelerin de zamanaşımı hesabında dikkate alınacağına yönelik ifadeler bulunmaktadır. Bu
anlamda Danıştay’ın verdiği son dönem kararlarda zamanaşımı konusunda bir yaklaşım
farklılığı bulunduğu söylenebilir.
d) Aksinin kabulü, yasada öngörülmeyen bir durma ve kesme nedeninin benimsenmesi
anlamına gelir ki; bu durum hukuk devleti ilkesinin olmazsa olmazlarından olan ve
Anayasanın 13. maddesinde açıkça zikredilen ‘’temel haklar ancak kanunla sınırlanabilir’’
ilkesiyle taban tabana çelişecektir. Kamu otoriteleri ile yargı mercilerinin, yapmış oldukları
eylem ve işlemlerin meşruiyetleri yalnızca kanuna dayanabilir. Yasadan alınmayan bir yetki
ile kişi ve hak ve hürriyetlerinin ucu açık bir şekilde sınırlandırılmasının hukuk devleti ilkesi ile
bağdaşmayacağı izahtan varestedir. Kurul çoğunluğunca kabul gören düşünceden hareket
edildiğinde; idari otorite tarafından soruşturma zamanaşımı süresinde verilmiş bir karar yargı
mercilerince iptal edildikten sonra (örneğin 20 yıl veya 30 yıl sonra bile) mezkûr düşünceye
göre zamanaşımı oluşmayacak idarece bir idari yaptırım kararı verilebilecektir. Zamanaşımı
dolma süresi yaklaşmış bir eylemde soruşturmayı zamanaşımına uğratmak istemeyen, yasal
sorumluluktan kurtulmak isteyen idare yeterli araştırma, inceleme yapmadan, başka bir
deyimle idari işlem ve eylemin tesis edilmesi için gerekli olan yasal hiçbir prosedüre uygun
davranma ihtiyacı hissetmeden, hatta savunma hakkı tanımadan bir ceza verecek, böylece
soruşturma zamanaşımı süresi içerisinde soruşturmayı tamamlamış olacak, bu işlemin idari
yargıca iptalinden sonrada sınırsız bir zamanaşımı kolaylığı içerisinde yeni bir işlem tesis
edecektir. Buradan yapılacak çıkarım idari otoritelerin ve yargı mercilerinin kanunda
belirlenen sürelerde yasal usule uygun şu veya bu sebeple işlem tesis edememe
sorumluluğunun bireylere yüklenmesidir. Anılan durumun yasa da yer alan zamanaşımı
düzenlemesinin amacıyla uyuşmadığı aşikârdır. En temel insan hakkı olan yaşam hakkına
müdahale teşkil eden kasten öldürme suçunda dahi zamanaşımı öngören kanun koyucunun
13-08/94-55
15/16
nispeten daha küçük bir ihlal türü olan ve idari yaptırım gerektiren bir eylemde sınırsız
zamanaşımı süresi belirlediğinin düşünülmesi bu çelişkiyi daha da açık ortaya koymaktadır.
Nitekim yasa koyucu kendisinden beklenen biçimde bu durumu, suç ve cezada orantılılık
ilkesini gözeterek ceza yasasından farklı olarak kabahat niteliğindeki idari yaptırımlarda
zamanaşımı süresini kısa tutmuş, yine farklı olarak kesme ve durma nedenleri de yer
vermemiş, ceza yargılamasında ki uygulamaya paralel biçimde idari işlemin yargıca iptal
edilmesi halini de bir durma veya kesme nedeni olarak yasada öngörmemiştir. Bir başka
deyişle kanun koyucu, suça nazaran kabahatlerde herhangi bir kesme ve durma nedeni
öngörmeyerek ve daha kısa zamanaşımı süreleri benimseyerek kabahatin daha çabuk
zamanaşımına uğraması esasını benimsemiştir. Kurul çoğunluğunca kabul edilen nitelikteki
bir uygulamanın kabulü, yasa koyucu tarafından öngörülmeyen bir durma nedeninin fiili
olarak uygulanması ve kabahatin hiçbir zaman zamanaşımına uğramaması sonucunu
doğurur ki, bu durumun yukarıda bahsi geçen hukuk devleti ve hukuki güvenlik ilkesiyle
bağdaştırılması mümkün değildir.
Sonuç olarak, idari yargı mercilerince verilen iptal kararları geriye yürüdüğünden, yani iptal
edilen işlemi yapıldığı andan itibaren hukuk düzeninden kaldırdığından somut soruşturma
dosyasında soruşturma aşamasının tamamlanmaması nedeniyle idari yaptırımın
kesinleşmediği gözetildiğinde eylem tarihinden bu yana gerek 5326 sayılı yasanın 20 ve
gerekse 4054 sayılı yasanın mülga 19 ncu maddesinde öngürülen zamanaşımı süreleri
dolduğundan ihlale taraf olan teşebbüs hakkında zamanaşımı nedeniyle ceza
verilemeyeceği kanaatinde olduğumdan çoğunluğun görüşlerine katılmıyorum.
Kenan TÜRK
Kurul Üyesi
Rekabet Kurulu’nun 31.01.2013 tarih ve 13-08/94-55 Sayılı Kararına;
KARŞI OY GEREKÇESİ
Danıştay’ın 16.12.2008 tarih ve 2006/4796 E. ve 2008/7686 K. sayılı; 2006/4791 E. ve
2008/7687 K. sayılı kararlarının gereğinin yerine getirilmesi için Rekabet Kurulu’nun mezkur
kararı alınmıştır. Kurul’un söz konusu kararının:
- Danıştay’ın ilgili iptal kararı dolayısıyla Konya Metro Turizm Sey. ve Tic. Ltd. Şti.
(Konya Metro) hakkında yeni bir karar verilmesine yer olmadığına ilişkin birinci
maddesi ile,
- Metro Motorlu Taşıtlar Taşımacılık San. ve Tic. A.Ş.’nin (Metro Turizm) (Yeni unvanı:
Birinci Seyahat Taşımacılık A.Ş.), Kontur Turizm ve Uluslararası Nakliyat Tic. Ltd. Şti.,
Özkaymak Turizm Ltd, Şti. ve Konya Metro Turizm Sey. ve Tic. Ltd. Şti ile birlikte
Konya merkezli şehirlararası otobüs ile yolcu taşımacılığı pazarında fiyat tespit etmek
suretiyle 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal ettiğine ilişkin ikinci maddesinin (a)
bendine,
katılmakla birlikte, Metro Turizm’e 2002 mali yılında oluşan gayri safi geliri üzerinden idari
para cezası verilmesine yönelik ikinci maddesinin (b) bendine katılmamız mümkün
olmamıştır. Şöyle ki:
13-08/94-55
16/16
- Danıştay’ın iptal kararlarından; Metro Turizm ve Konya Metro’nun ekonomik bütünlük
çerçevesinde değerlendirilemeyeceği, bu nedenle cirolarının toplamı üzerinden ceza
verilemeyeceği, Konya Metro’nun ayrı bir teşebbüs olmakla birlikte Metro Turizm’in
acentesi olduğu için ihlalde belirleyici olamayacağı, dolayısıyla da ceza
verilemeyeceği anlaşılmaktadır.
- Bu çerçevede mezkur kararı ile Kurul Danıştay’ın bu kararlarını dikkate alarak Metro
Turizm’e yalnızca kendi cirosu üzerinden idari para cezası vermiştir.
- Ancak, Metro Turizm’in kararda tanımlanan ilgili pazardaki gücünü tam olarak
yansıtması bakımından, acentesi olarak faaliyet gösteren Konya Metro’nun acentelik
faaliyetleri dolayısıyla elde edilen cirodan Metro Turizm’e tekabül eden kısmının da
Kurulca hesaplanan gayri safi gelire eklenmesi ve idari para cezasının bu gelir
üzerinden verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
- Ayrıca, bu şekilde bir yaklaşımın Danıştay’ın konuya ilişkin iptal kararları ile de
çelişmediği ve çerçevesi söz konusu kararlarda çizilen işleyişe de uygun olduğu da
düşünülmektedir.
Belirtilen bu nedenlerle Kurulun mezkur kararının 2(b) maddesine katılmamız mümkün
olmamıştır.
Dr. Murat ÇETİNKAYA
Kurul Üyesi
Full & Egal Universal Law Academy