Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2013-5-19 (Önaraştırma)
Karar Sayısı : 13-40/528-235
Karar Tarihi : 26.06.2013
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI
Üyeler : Kenan TÜRK, Dr. Murat ÇETİNKAYA, Reşit GÜRPINAR,
Fevzi ÖZKAN
B. RAPORTÖRLER : Murat AYBER, Mert KARAMUSTAFAOĞLU,
M. Mete BAŞBUĞ, Cihan BİLAÇLI
D. HAKKINDA İNCELEME
YAPILANLAR :
C. BAŞVURUDA :
BULUNAN
- Gizlilik talepli 3 başvuru
- Antalya İnşaat Müteahhitleri Derneği
İsmetpaşa Cad. Kökmen İşhanı Kat:2 No: 27 Antalya
- Muğla Ticaret ve Sanayi Odası
Muslihittin Mah. Şehit Yrb. Alim Yılmaz Cd. 3 48000 Muğla
- As Çimento San. ve Tic. A.Ş.
İçeriova Alan Mevkii Kızılkaya Kasabası Bucak/Burdur
- Denizli Çimento Sanayi Türk A.Ş.
Merkez Mah. Kavak Sokak No:39 Bahçelievler/İstanbul
- Göltaş Göller Bölgesi Çimento Sanayi ve Ticaret A.Ş.
Vişnezade Mah. Prof. Alaeddin Yavaşca Sok.
Marmara Apt. No: 4/2 34357 Beşiktaş/İstanbul
- Konya Çimento Sanayi A.Ş.
Horozluhan Mah. Ankara Cad.
Cihan Sk. No:15 Selçuklu/Konya
- Çallıoğlu Beton Madencilik Akaryakıt Sanayi ve Ticaret A.Ş.
Çakırlar Yolu üzeri Konyaaltı/Antalya
- As Ado Hazır Beton Sanayi Nakliyat ve Ticaret A.Ş.
Altınova Sinan Mah. Hanımeli Sk. Koyunlar Mevkii
PK:27 07305 Kızıltoprak/Antalya
- Kırmızıtaş Madencilik Toprak Ürünleri Beton Sanayi ve
Ticaret A.Ş.
Isparta Yolu 2.Km. Aksu/Antalya
- Ergemiciler Beton Petrol Taşımacılık Turizm Sanayi ve
Ticaret A.Ş.
Gazi Bulv. No:370 Kepez/Antalya
13-40/528-235
2/15
(1) E. DOSYA KONUSU: Çimento üreticilerinin anlaşarak fiyatlarını artırmaları ve
coğrafi bölge paylaşımında bulunmaları sonucunda hazır beton fiyatlarının
yükseldiği; çimento üreticilerinin hazır beton üreticileri ile birlikte ortak fiyat
belirledikleri iddiası.
(2) F. İDDİALARIN ÖZETİ: İhbar ve şikâyetlerin konusu “As Çimento San ve Tic. A.Ş (AS
ÇİMENTO), Denizli Çimento Sanayi Türk A.Ş. (DENİZLİ ÇİMENTO), Göltaş Göller
Yöresi Çimento Sanayi Tic. A.Ş. (GÖLTAŞ) ve Konya Çimento Sanayi A.Ş. (KONYA
ÇİMENTO) tarafından çimento fiyatlarına anlaşma neticesi eş zamanlı olarak zam
yapıldığı ve yine anlaşma sonucu coğrafi pazarların paylaşıldığı” olarak özetlenebilir.
Antalya Müteahhitler Derneğince sunulan şikâyet dilekçesinde yukarıda sayılan çimento
üreticilerinin yanı sıra Çallıoğlu Beton Madencilik Akaryakıt San ve Tic.
A.Ş.(ÇALLIOĞLU), As Ado Hazır Beton San. Nak. ve Tic. A.Ş. (AS-ADO), Kırmızıtaş
Madencilik Toprak Ürünleri Beton San ve Tic. A.Ş. (KIRMIZITAŞ), Ergemiciler Beton
Petrol Taşımacılık Turizm San ve Tic. A.Ş. (ERGEMİCİLER), Sarılar Alçı Dekorasyon
Mimarlık Yapı Malzemeleri İnş. San. ve Tic. A.Ş. (SARILAR), Dikilitaş Madencilik Hazır
Beton Nakliye İnşaat İnş. Malz. Ambalaj San ve Tic. Ltd. Şti. (DİKİLİTAŞ) isimli hazır
beton üreticilerinin 01.05.2013 tarihinde bir hazır beton tesisinde toplandıkları da öne
sürülmüştür.
(3) G. DOSYA EVRELERİ: İddialara yönelik olarak hazırlanan 03.05.2013 tarihli ve 2013-5-
19/İİ sayılı İlk İnceleme Raporu Rekabet Kurulu’nun 09.05.2013 tarihli toplantısında
görüşülmüş olup dosya konusu iddialara yönelik olarak 4054 sayılı Rekabetin Korunması
Hakkında Kanun’un 40/1. maddesi uyarınca önaraştırma yapılmasına 13-27/382-M sayı
ile karar verilmiştir. İlgili karar uyarınca yapılan inceleme üzerine hazırlanan 11.06.2013
tarih ve 2013-5-19/ÖA sayılı Önaraştırma Raporu görüşülerek karara bağlanmıştır.
(4) H. RAPORTÖR GÖRÜŞÜ: İlgili raporda raportörlerin çoğunluğu dosya konusu iddialara
yönelik olarak soruşturma açılmasına gerek olmadığını ifade etmişken, bir raportör
uyumlu eylem şüphesi giderilemediği için soruşturma yapılması yönünde görüş beyan
etmiştir.
I.İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
(5) Bahse konu inceleme kapsamındaki şikâyet ve ihbar konuları çimento ile hazır beton
pazarlarını içerdiğinden çimento ve hazır beton pazarlarının her biri ilgili ürün pazarı
olarak belirlenirken ilgili coğrafi pazar Antalya ili olarak belirlenmiştir.
(6) Bu kapsamda, hazır beton ve çimento pazarları açısından, taraflar arasında 4054 sayılı
Kanun’un 4. maddesi anlamında herhangi bir fiyat anlaşması bulunup bulunmadığı veya
herhangi bir pazar paylaşımı içerisinde bulunup bulunmadıkları incelenmiştir.
(7) Söz konusu belgelerin tetkikinden ve önaraştırma sürecinde yapılan incelemelerden
taraflar arasında fiyatların birlikte tespiti yahut coğrafi pazarların ya da müşterilerin
paylaşılması yönünde bir anlaşmanın akdedildiğine ilişkin somut bir emare bulunamamış,
- Sarılar Alçı Dekorasyon Mimarlık Yapı Malzemeleri İnşaat
Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.
Liman Mah. Atatürk Bulv. 2. Cad. Tuana Apt.
No:32/A Konyaaltı/Antalya
- Dikilitaş Madencilik Hazır Beton Nakliye İnşaat İnş. Malz.
Ambalaj Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.
Bahtılı Mh. Atatürk Cd. No:534 Konyaaltı/Antalya
13-40/528-235
3/15
dolayısıyla her biri Antalya ilinde hazır beton imal eden Çallıoğlu Beton Madencilik
Akaryakıt Sanayi ve Ticaret A.Ş., As Ado Beton San. ve Tic. A.Ş., Kırmızıtaş Maden
Toprak Ürünleri Beton San. ve Tic. A.Ş., Ergemiciler Ltd. Şti., Sarılar İnşaat A.Ş. ve
Dikilitaş Hazır Beton Ltd. Şti. ticari unvanlı altı adet teşebbüsün fiyat anlaşması içinde
bulunduklarına dair şikayet ispatlanamamıştır.
(8) Dosya mevcudu bilgi ve belgelerden anlaşıldığı üzere, hazır beton imalatçılarına tedarik
edilen çimento fiyatları son bir yılda % 5 ile 15 arasında artış gösterirken, 2012 yılı Eylül
ayından 2013 yılı Mart ayına kadarki dönemde AS ÇİMENTO ve DENİZLİ ÇİMENTO
tarafından bölgedeki hazır beton tesislerine satılan çimento fiyatlarında kayda değer
düşüşler olmuştur. Önaraştırma kapsamında bulunan KONYA ÇİMENTO ile GÖLTAŞ
fiyatlarında benzer bir düşüş görülmemiştir. Bu koşullarda AS ÇİMENTO ve DENİZLİ
ÇİMENTO tarafından uygulanan fiyatlar 2013 yılı Mart ayından itibaren ihbar ve
şikâyetlerde belirtilen oranlarda yükselmiş ve KONYA ÇİMENTO ile GÖLTAŞ tarafından
uygulanagelen fiyat seviyesine erişmiştir. Antalya ili merkez ilçelerinde faal hazır beton
imalatçılarından yalnızca bir adedi (ÇALLIOĞLU) çimentosunu KONYA ÇİMENTO’dan
tedarik etmekte, bunu da Manavgat’ta kurulu tesisinde kullanmaktadır. KONYA
ÇİMENTO (…..) yıllığına kiraladığı bir hazır beton tesisinde kullanılmak üzere Konya’daki
fabrikasından bu tesise çimento sevk etmektedir ancak üretimin her iki aşamasında da
aynı tüzel kişilik rol aldığından bu sevk işlemi fiyatlandırmaya yahut faturalandırmaya tabi
değildir. Önaraştırma kapsamındaki diğer çimento imalatçıları DENİZLİ ÇİMENTO, AS
ÇİMENTO ve GÖLTAŞ arasında hazır beton imalatçısı müşterilerin tedarikçi
değiştirdikleri belirlenmiştir. GÖLTAŞ, AS ÇİMENTO, KONYA ÇİMENTO ve DENİZLİ
ÇİMENTO’nun fiyat anlaşması ve/veya pazar paylaşımına yönelik bir anlaşma içinde
bulunduklarının tespit edilemediği, bunun ötesinde Antalya çimento pazarındaki fiyat
hareketlerinin ihbar ve şikâyet dilekçelerinde öne sürüldüğünden farklı olduğu kanısına
varılmıştır.
(9) Antalya ili merkez ilçelerde faal hazır beton tesislerinden iki adedi o tarihe kadar DENİZLİ
ÇİMENTO ile çalışmakta olmalarına karşın 2013 yılı Mart ayından itibaren tedarikçi
değiştirmiş ve AS ÇİMENTO ile çalışmaya başlamışlardır. Olası bir pazar paylaşımını
tespit edebilmek gayesiyle önaraştırma tarafı çimento imalatçılarından 2012 yılında en
çok çimento tedarik ettikleri on teşebbüse satış miktarları derlenmiş ve değerler 2013 yılı
ilk dört ayı değerleri ile karşılaştırılmıştır. Bunun yanında bayilik iptali bilgileri istenmiştir.
Her dört çimento imalatçısının en büyük montanlı ilk on müşterilerinde 2013 yılında bir
değişim görülmemiştir. Bunun yanı sıra bayilik iptali de söz konusu olmamıştır. Buna
göre, piyasa verilerinde herhangi bir pazar paylaşımının belirtilerinin görülmediği
anlaşılmıştır.
(10) Hazır beton imalatçılarının müşteri ya da pazar paylaşımı içinde bulunduklarına ilişkin
herhangi bir emareye rastlanmaması bulgusundan hareketle belirli bir hazır beton
santrali ile çalışmaya başlayan bir müşteriye başka hazır beton santrallerinin mal/hizmet
sunmayı reddettiği içerikli şikayetin de reddedilmesinin yerinde olacağı sonucuna
ulaşılmıştır.
13-40/528-235
4/15
J. SONUÇ
(11) 20.06.2013 tarihinde yapılan ilk oylama ve 26.06.2013 tarihinde yapılan ikinci oylama
sonucunda; 4054 sayılı Kanun’un 41. maddesi uyarınca şikayetin reddi ile soruşturma
açılmamasına OYÇOKLUĞU ile karar verilmiştir.
26.06.2013 tarihli ve 13-40/528-235 sayılı Kurul Kararı’na
KARŞI OY GEREKÇESİ
Rekabet Kurumu kayıtlarına çeşitli tarihlerde giren ihbar ve şikayet
bildirimlerinde, As Çimento San ve Tic. A.Ş (AS ÇİMENTO), Denizli Çimento Sanayi Türk
A.Ş. (DENİZLİ ÇİMENTO), Göltaş Göller Yöresi Çimento Sanayi Tic. A.Ş. (GÖLTAŞ)
tarafından çimento fiyatlarına anlaşma neticesi eş zamanlı olarak zam yapıldığı ve yine
anlaşma sonucu coğrafi pazarların paylaşıldığı ileri sürülmesi üzerine, yapılan
önaraştırma raporunun incelenmesi sonucu Kurulumuz mezkur kararı ile dosya konusu
iddialara yönelik olarak 4054 sayılı Kanun’un 41. maddesi uyarınca soruşturma
açılmasına gerek olmadığına karar vermiş bulunmaktadır. İlgili teşebbüsler hakkında
soruşturma açılması gerektiği düşüncesiyle aşağıda belirteceğimiz nedenlerle Karara
katılmıyorum.
4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 1. maddesinde
Kanunun amacının, mal ve hizmet piyasalarındaki rekabeti engelleyici, bozucu veya
kısıtlayıcı anlaşma, karar ve uygulamaları ve piyasaya hâkim olan teşebbüslerin bu
hâkimiyetlerini kötüye kullanmalarını önlemek, bunun için gerekli düzenleme ve
denetlemeleri yaparak rekabetin korunmasını sağlamak olduğu belirtilmiş; 40.
maddesinin 1.fıkrasında, Kurul re’sen veya kendisine intikal eden başvurular üzerine
doğrudan doğruya soruşturma açabileceği gibi, soruşturma açılıp açılmayacağının
saptanması bağlamında önaraştırma yaptırabileceği; aynı Kanun’un 41.maddesinde de,
yapılan önaraştırma sonucunda düzenlenen raporu değerlendirerek soruşturma
açılmasına veya açılmamasına karar vereceği hükme bağlanmıştır. Kanunun 40. ve
41.maddelerinin gerekçeleri incelendiğinde de; Kurul’un kendisine yapılan her türlü ihbar,
şikayet ve başvuruyu mutlaka değerlendirmeye alarak, ihbar ve şikayetlerin ciddi bir
şekilde ele alınmasının amaçlandığı, yaptırılacak önaraştırmadan sonra ciddi bulunan
iddiaların derinleştirilerek soruşturma aşamasının yerine getirilmesi gerektiği ifade
edilmiştir.
Bu hükümlerden anlaşılacağı üzere, önaraştırma sonucunda rekabet
kurallarını ihlal eden eylem, karar ve anlaşmaların varlığının bulunmadığı hususunda
Kurulun tam bir kanaate sahip olması halinde soruşturma açılmamasına karar verileceği,
ancak önaraştırma sonucu elde edilen belge ve bilgiler bu kanıya ulaşılmasını
sağlamıyorsa, bir başka deyişle bilgi ve belgelerin yetersizliği nedeniyle böyle bir kanaate
varılamıyorsa veya ihlallerle ilgili olarak daha detaylı inceleme yapılması sonucunda yeni
belge ve bilgilere ulaşılabileceğinin öngörülmesi hallerinde soruşturma açılması gerektiği
açıktır. 4054 sayılı Kanunun yukarıda açıklanan amacına hizmet etmek adına,
soruşturma açılmamasına karar verilebilmesi için önaraştırma sonucu elde edilen bilgi ve
belgelerin, olayda rekabet ihlali olmadığını açık olarak ortaya koyması gerekir.
13-40/528-235
5/15
Danıştay’ın yerleşmiş içtihatları(1) da bu yöndedir. Danıştay kararlarında, soruşturma
açılmaması kararı verilebilmesi için rekabet ihlaline ilişkin ciddi bulguların olmamasından
çok, öncelikle önaraştırmada elde edilen belge ve bilgilerin değerlendirilmesi sonucu,
iddia konusu ihlallerin olmadığı yolunda Kurul’a tam bir kanaat gelmesi hususunun varlığı
aranmaktadır. Yine Danıştay birçok kararında, başvuru konusu iddialar hakkında ihlal
oluşturabilecek eylemlerin tespit edilmesi halinde, 4054 sayılı Kanunun 9/3 maddesi
uyarınca görüş bildirilmesi suretiyle sürecin sonlandırılamayacağını karara bağlamıştır.(
2)
4054 sayılı Kanun’un 4. maddesine göre; belirli bir mal ve hizmet
piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama
amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler
arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemleri
hukuka aykırı ve yasaktır.
Dosya içerisinde bulunan belge ve bilgilerin incelenmesi sonucu; Soruşturma
Raporu’nun 1 nolu Tablosunda görüleceği üzere, nakliye giderleri hariç :
Çimentosunu Göltaş’tan sağlayan Çallıoğlu’nun Ocak ayından mayıs
ayına kadar % 46 lık bir artışla çimento fiyatı (…..) TL den (…..) e çıktığı, çimentosunu
As Çimento’dan sağlayan As-Ado’nun şubat ayından mayıs ayına kadar % 41 lık bir
artışla çimento fiyatı fiyatı (…..)TL den (…..) TL ye çıktığı, çimentosunu As Çimento’dan
sağlayan Dikilitaş’ın şubat ayından mayıs ayına kadar% 41 lik bir artışla çimento fiyatı
(…..) TL den (…..) TL ye çıktığı, Sarılar firmasının çimentoyu Denizli Çimento’dan
sağladığı Ocak-Mart döneminde çimento fiyatının %51 lik artışla (…..) TL den (…..) TL
ye çıktığı, yine aynı firmanın çimentoyu As Çimento’dan sağladığı Nisan – Mayıs
döneminde ise %18 lik artışla (…..) TL den (…..) TL ye çıktığı, Kırmızıtaş firmasının
çimentoyu Denizli Çimento’dan sağladığı Ocak-Mart döneminde çimento fiyatının %136
lık artışla (…..) TL den (…..) TL ye çıktığı, yine aynı firmanın çimentoyu As Çimento’dan
sağladığı Nisan – Mayıs döneminde ise %8 lik artışla (…..) TL den (…..) TL ye çıktığı ve
yine Ergemiciler Firmasının çimentoyu As Çimento’dan sağladığı Ocak-Mart döneminde
çimento fiyatının %46 lık artışla (…..) TL den (…..) TL ye çıktığı, yine aynı firmanın
çimentoyu Göltaş’dan sağladığı Nisan – Mayıs döneminde ise %3 lük artışla (…..) TL
den (…..) TL ye çıktığı anlaşılmıştır. Bu bilgileri birlikte değerlendirdiğimizde;
çimentosunu Göltaş’dan sağlayan firmalar bağlamında düşünüldüğünde, Göltaş’ın
Ocak–Mayıs arası fiyatları ortalama %38 lik bir artış göstermiş, çimentosunu As
Çimentodan sağlayan firmalar bağlamında düşünüldüğünde As Çimentonun Şubat-
Mayıs arası fiyatları %48 lik bir artış göstermiş, yine çimentosunu Denizli Çimento’dan
sağlayan firmalar bağlamında düşünüldüğünde Ocak-Mart arası fiyatları %115 lik bir artış
gösterdiği açıktır. Her ne kadar teşebbüslerin rekabete aykırı bir anlaşma içerisinde
bulunduklarına ilişkin bir bulguya ulaşılamamışsa da, yukarıda yer verilen fiyat artışına
ilişkin bilgilerden, ilgili piyasada gözle görülür bir paralelliğin olduğu anlaşılmaktadır. Bu
çerçevede, sözü edilen bu fiyat paralelliğinin, 4054 sayılı Kanunun 4.maddesi
anlamında, teşebbüsler arasındaki bir uyumlu eylemden kaynaklanıp
kaynaklanmadığının, dolayısıyla da ekonomik ve rasyonel gerekçelere dayanıp
dayanmadığının saptanabilmesi için, teşebbüs 0davranışlarının daha ayrıntılı ve
derinlemesine incelenmesi uygun olacaktır.
(1 )Danıştay 13.Dairesinin 07.02.2011 gün ve E.2010-4155,K.2011-492 sayılı kararı
(2) Danıştay 13.Dairesinin 30.11.2011 gün ve E.2008-3117,K.2011/5424 sayılı kararı
13-40/528-235
6/15
Danıştay 13.Dairesi 23..05.2008 gün ve E.2006/1150, K.2008/4392 sayılı
kararında; “Şubat 2003-Kasım 2003 döneminde gerçekleşen fiyatlarının 4054 sayılı
Kanun çerçevesinde değerlendirildiğinde, Kanun’un 4.maddesinde tanımlanan “uyumlu
eylem” kapsamında kaldığı, her ne kadar oligopolistik piyasalarda fiyat hareketlerinin
benzerlik göstermesi oligopol tanımında yer alsa da; dört firmanın birden piyasa
koşullarında objektif herhangi bir değişme olmaksızın üretim maliyetlerindeki artışın ve
enflasyon oranlarının hayli üzerinde fiyat artışına gitmelerinin ve bu artışları başlangıçta
üst üste iki ay ve yüksek oranda gerçekleştirebilmelerinin ve ilerleyen zamanlarda da
istikrarlı bir şekilde fiyat artış trendlerini devam ettirebilmelerinin uyumlu eylemden başka
bir iktisadi gerekçesinin bulunmadığı, bu şekilde, aralarında davacı şirketin de bulunduğu
teşebbüslerin 4054 sayılı Kanun’un 4.maddesini açıkça ihlal ettikleri anlaşılmaktadır.”
denmiştir. Danıştay’ın uyumlu eylemlerle ilgili verdiği onlarca karar ve yine örnek olarak
bir paragrafı alınan mezkur karar görüşümüzü teyit eder mahiyettedir.
Kurulumuzun soruşturma açılmaması doğrultusundaki mezkur kararına karşı,
meşru ve aktüel menfaati olan kişilerce 4054 sayılı Kanunun 55. maddesine göre iptali
için yetkili idare mahkemesi nezdinde iptal davası açılması halinde anılan kararın
belirtilen açıklamalarımıza göre iptal edilebileceği kanısını taşıyorum.
Yukarıda açıkladığım nedenlerle şikayetçi iddialarının ve ihbar konularının dosya
içeriği belge ve bilgiler bağlamında incelenmesi karşısında; önaraştırmaya konu edilen
olayın soruşturma açılmasına gerek bulunmadığı yönünde kesin bir kanaate ulaşmaya
yetecek ölçüde aydınlatılmadığı anlaşıldığından, şikayet konusunun derinlemesine
incelenmesi için As Çimento, Denizli Çimento ve Göltaş Çimento haklarında soruşturma
açılması gerekirken, anılan teşebbüsler hakkında soruşturma açılmasına gerek
olmadığına ilişkin Kurulumuzun çoğunluk kararına katılmıyorum.
Reşit GÜRPINAR
Kurul Üyesi
KARŞI OY GEREKÇESİ
( 26.06.2013 tarihli ve 13-40/528-235 sayılı Kurul Kararı)
1. Kurulun 26.06.2013 tarihli ve 13-40/528-235 sayılı toplantısında görüşülen
Çimento üreticilerinin anlaşarak fiyatlarını artırmaları ve coğrafi bölge
paylaşımında bulunmaları sonucunda hazır beton fiyatlarının yükseldiği; çimento
üreticilerinin hazır beton üreticileri ile birlikte ortak fiyat belirledikleri iddiası ile ilgili
olarak hazırlanan ön araştırma raporu ile dosyasının değerlendirilmesinden;
Anılan incelemenin şikayetçilerinin Antalya inşaat Müteahhitleri Derneği ve
Muğla Ticaret ve Sanayi Odası’nca gönderilen dilekçeler olduğu, bu
dilekçelerde yukarıda bahis olunan iddiaların yanında Hazır Beton
firmalarının Dikilitaş ünvanlı teşebbüste 01.05.2013 tarihinde
toplandıklarının ileri sürüldüğü, ayrıca ön araştırma sırasında üç adet, biri
yazılı ve gizli, diğerleri ihbar niteliğinde telefon tutanağı ile kayda geçen
başvurular alındığı,
İnceleme sırasında teşebbüslerin yaptıkları fiyat artışlarını belgeleyecek
nitelikte iletişim delillerine ulaşılamadığı, Hazır beton firmalarının toplantı
13-40/528-235
7/15
yaptığına dair iddia konusunda iddiayı kanıtlar nitelikte bir belgeye
ulaşılamadığı,
İncelemeye konu Temmuz 2012-Mayıs 2013 döneminde çimento
fabrikalarının hazır beton firmalarına satışını yaptıkları çimentonun
fiyatlarının özellikle en önemli fiyat artışlarının Mart 2013’de yükselmeye
başladığı, Göltaş’ın Temmuz 2012’de (…..)₺/Ton olan fiyatlarının Aralık
2012’de (…..)₺/Ton’a kadar çıktığı Ocak 2013’de (…..)₺/Ton’a kadar
düştüğü Nisan-Mayıs 2013 aylarında ise (…..)₺/ton bandında devam ettiği,
As Çimento’nun ise Temmuz 2012’de (…..)₺/Ton olan fiyatlarının Hazır
Beton firmalarına göre farklılık arz etmekle birlikte Eylül 2002-Mart 2013
döneminde (…..)₺/Ton bandında seyrettiği Mayıs 2013’de ise (…..)₺/Ton
bandına yerleştiği, Denizli Çimento’nun ise Temmuz 2012’de (…..)₺/Ton
olarak uygulanan fiyatlarının Ekim 2012 – Şubat 2013 döneminde
(…..)₺/Ton bandında uygulandığı Mart 2013’de (…..)₺/Ton bandında
uygulandığı ve bu tarihten sonrada Antalya piyasasından çekildiğinin
anlaşıldığı, Çimento Fabrikalarının uyguladıkları fiyatların bütününe
bakıldığında Mayıs 2013’de bütün fabrikaların fiyatlarını farklı oranlarda
artış yaparak (…..) ila (…..)₺/Ton bandına getirdiklerinin anlaşıldığı,
raportörlerin Kurul’a bilahare sundukları bir gazete haberinde de Haziran
2013’de Hazır Beton fiyatlarının (…..)₺/Ton’a düşürüldüğünün belirtildiği,
Raporda teşebbüslerin bu paralel fiyat artışlarına ve pazarın en düşük
fiyattan satış yapan teşebbüsünün pazardan hiçbir gerekçesiz çıkmasına
rağmen teşebbüsler arasında bu artışlarla ilintili iletişim delili tespit
edilemediği, örnekleri verilen Kurul kararlarında da paralel davranışların
uyumlu eylem kabul edilebilmesi için teşebbüsler arasında iletişimi gösterir
belgelere ihtiyaç olduğunun belirtildiğine atıfta bulunularak işbu aşamada
adı geçen teşebbüslerle ilgili uyumlu eylem karinesi doğrultusunda ispat
yükümlülüğünün teşebbüsler üzerinde bırakılmasına bu dosyanın kapsadığı
coğrafi Pazar ve zaman dilimi bakımından gerek bulunmadığı ve dolayısıyla
iddialar ispatlanamadığından şikayetlerin reddi ile soruşturma açılmasına
gerek olmadığı yolunda ki Rapor sonucuna Kurul’un da katılması
neticesinde anılan kararın verildiği anlaşılmıştır.
2. Kurul kararına niçin karşı olduğumuza dair değerlendirmelere geçmeden önce
Uyumlu eylemle alakalı olarak Rekabet hukukundaki paralel davranışlar ve
uyumlu eylem ilişkisine yönelik yazın’dan bahsetmek gerekir.
3. Doç. Dr. Metin Topçuoğlu’nun uyumlu eylem tanımı ve teşebbüslerin paralel
davranışları ile ilgili görüşleri aşağıdadır.
4. “Doktrin ve uygulamanın benimsediği yaygın uyumlu eylem tanımı; bir
anlaşmanın varlığı aşamasına ulaşmamış, teşebbüsler arasında ki rekabet
riskine karşı pratik işbirliği amacı güden paralel uygulamalardır şeklindedir.
Ayrıca şu tanımları da zikretmekten fayda umuyoruz iki veya daha fazla
işletmenin ekonomik ve rasyonel gerekçelerle açıklanamayan ve bir anlaşmaya
dayanmayan fakat bilinçli olarak birbirine paralel hale getirilmiş rekabeti
sınırlayıcı pazar davranışlarıdır. Piyasada faaliyet gösteren teşebbüslerin
13-40/528-235
8/15
aralarında bir sözleşme olmaksızın rekabet ederek karlarını artırmak yerine
rekabeti ortadan kaldırmaya yönelik ekonomik olmayan pazar davranışlarıdır.”
“işletmelerin aralarında bir anlaşma veya mutabakat olmaksızın aynı yönde
alınmış aynı sonucu doğuran, amacı aynı olan karar
5. “Uyumlu eyleme vücut veren davranışlar; rekabeti sınırlandırmaya veya ortadan
kaldırmaya yönelik teşebbüslerin aralarında giriştikleri paralel uygulamalardır.
Fakat paralel davranışlar uyumlu eylemin varlığını güçlendiren “delil
başlangıcı” 3olarak değerlendirilebilecektir. Teşebbüsler aralarındaki benzer
karar ve davranışların, piyasa koşullarının tabii ve zorunlu sonucu olduğunu ispat
edebilirlerse uyumlu eylem iddiası çürütülmüş olacaktır. İşte rekabet kanunu 4/3
maddesi bu hale işaret etmektedir. gerçekten teşebbüslerin fiyatları yükseltmeleri,
üretim girdilerine, taşıma ücretlerine, petrol veya elektriğe yapılan zamlardan
kaynaklanabilir. Rekabeti sınırlandıran paralel davranışların piyasa
şartlarından kaynaklandığı veya tarafların serbest iradelerine dayandığı
iddiasına, ekonomik gerekçeler dışında sağlam bir zemine oturtabilmek
hayli güç olacaktır.”4
6. “ Rekabeti, sınırlayıcı davranışların (anlaşma karar ve uyumlu eylemler) özel
hukuk alanında ki sonuçlarını düzenleyen kanunun 5. Kısmında ispat yüküyle ilgili
önemli bir hüküm yer almaktadır. Bu hükme göre, rekabeti sınırlayıcı
davranışlardan zarar gören kimseler, piyasada rekabetin bozulduğu izlenimini
veren; özellikle piyasaların fiilen paylaşılması, uzun sayılabilecek bir süre piyasa
fiyatlarında gözlenen kararlılık, fiyatların birbirine yakın aralıklarla artırılması gibi
kanıtları uyuşmadığı halle yetkili organlara sunmaları halinde uyumlu eylem
içerisinde bulunmadıkları ispat yükü davalı taraflara geçer.”5
7. “Uyumlu eylem iddiası ile karşılaşan teşebbüsler ya paralele davranışlar içerisinde
olmadıklarını ya da benzer veya eş zamanlı hareket etmelerinin makul sebeplere
dayandığını ispat etmelidirler. Makul sebeplerden en başta ekonomik sebepler
anlaşılacaktır. Örneğin fiyat artışına temel ihtiyaç maddelerine yapılan zamlar,
piyasa bölüşümü iddialarına fiili ulaşım engelleri gerekçe gösterilebilir. Taraflar
iddialarını HUMK madde 236-374 arasında düzenlenen her türlü delille ispat
edebilirler.(RK m.4/3, m. 47/2, m. 59/2) fakat yukarıda da işaret ettiğimiz gibi
Rekabet Kurulu veya zarar görenler rekabeti sınırlayıcı faaliyetlerin fiili etkilerini ya
da maddi olayı ispat etmekle yetineceklerdir. Uyumlu eyleme taraf teşebbüsler,
paralel davranışlarının sebeplerini makul gerekçelerle ispat edemedikleri
takdirde, bu davranışların neticelerine mahkum olacaklardır.”6
5,6,7,8 Yrd. Doç. Dr. Metin TOPÇUOĞLU, Rekabeti Kısıtlayan Teşebbüsler Arası İşbirliği Davranışları ve Hukuki
Sonuçları, Rekabet Kurumu Lisansüstü Tez Serisi No:7, sayfa 190-211
13-40/528-235
9/15
8. “Kanunun 59/1 hükmüne göre taraflar arasında ki temas (tarafların toplantı
tertip etmeleri, uyumlu hareketlere yön veren plan, belge, tutanak
düzenlemeleri) doğrudan ispat edilemiyor fakat piyasada rekabetin
bozulduğu izlenimi veren emarelere (eş zamanlı ve aynı miktarlarda fiyat
artışı, belirli satıcıların boykot edilmesi gibi) dayanılarak uyumlu eylemin
varlığı iddia ediliyor ve bu olguları destekleyen deliller ibraz edilebiliyorsa,
ilgili teşebbüsler paralel davranışların uyumlu eylem olarak
nitelendirilemeyeceğini ispat etmekle yükümlüdürler” (m.59/1)7
9. “Uyumlu eylemin ispatında, iddia edilen olayla ilgili olarak en azından şu iki
hususun olması zaruridir. Bunlardan ilki, taraf teşebbüslerin birbirine
uyumlu hareket etmeleri ve uyumlu hareketin ekonomik koşullardan veya
piyasa yapısından kaynaklanmamış olmasından, diğeri ise, taraflar arasında
vaki olan benzer veya aynı olan davranışların bu kimseler arasındaki işbirliği
veya yakın temastan kaynaklandığı inancının sabit olmasıdır. Bu çerçevede
ilgililer (başta uyumlu eylemden zarar gören kimseler, Rekabet Kurumu ve
diğerleri), Rekabetin bozulduğu izlenimi veren emareleri, paralel davranışları
göstermekle yetineceklerdir. Bu kimselerin uyumlu davranışların teşebbüslerin
aralarındaki işbirliğine dayandığını ayrıca söz konusu işbirliğinin Rekabet
Kanununa aykırı olduğunu ispat etmek yükümlülüğü yoktur.”8
10. “Kanunun sevk ettiği 59/1 maddesi hükmüne göre uyumlu eylem iddiası ile
karşılaşan teşebbüsler paralel davranışların Rekabet Kanuna aykırı bir amaca
yönelmediğini ispat edeceklerdir. Bu doğrultuda öncelikle uyumlu davranışların
ekonomik gerekçelerden veya piyasa koşullarından kaynaklandığı ispat
edilecektir. Bu hususlarda başarılı olunamasa bile uyumlu davranışların tarafların
kendi bağımsız tercihleri sonucunda ortaya çıktığı ispat edilebilirse davacı
teşebbüsler sorumluluktan kurtulabileceklerdir.9
11. ”Karine, bilinen bir vakıadan bilinmeyen bir vakıa hakkında kanunun veya hakimin
çıkardığı sonuçlardır. Rekabet kanunu uyumlu eylemlerle ilgili bir karine kabul
etmiştir. Bundan maksat kanunun, 4/3 ve 59/1 maddelerindeki olguları ispatı
gerekli bir hususun (teşebbüsler arasında uyumlu bir eylemin varlığı) -aksi
sabit oluncaya kadar- delili saymış olmasıdır. Anılan maddeye göre bir
anlaşmanın varlığının ispatlanamadığı durumlarda piyasadaki fiyat değişimlerinin
veya arz ve talep dengesinin ya da teşebbüslerin faaliyet bölgelerinin, rekabetin
engellendiği, bozulduğu veya kısıtlandığı piyasalardakine benzerlik göstermesi,
teşebbüslerin uyumlu eylem olduklarına karine teşekkül eder (m.4/3). Görüldüğü
gibi burada bir ihtimal hükmü söz konusudur. Daha kuvvetli bir tecrübe kuralı
bulmak ve dolayısıyla daha yakın bir sonuca varmak mümkün değilse “çok defa
böyle olur” denilerek karine kabul edilmiştir.10
9,10 Yrd. Doç. Dr. Metin TOPÇUOĞLU Rekabeti Kısıtlayan Teşebbüsler Arası İşbirliği Davranışları ve Hukuki
Sonuçları, Rekabet Kurumu Lisansüstü Tez Serisi No:7, sayfa 190-211
13-40/528-235
10/15
12. “Somut olayda teşebbüsler arasında uyumlu davranışların varlığını iddia eden
kimseler teşebbüslerin paralel (benzer veya aynı şekilde) hareket ettiklerini ispat
etmelidirler. Örneğin teşebbüslerin eş zamanda fiyat arttırmaları ayrı yerdeki
teşebbüslerin karşılıklı olarak birbirinin piyasalarından çekilmeleri, belirli alıcılara
mal verilmemesi gibi görünüş itibariyle makul gerekçelere dayanmayan ve taraflar
arasındaki işbirliği kuşkusunu güçlendiren emareler gösterildiği takdirde ispat yükü
yerine getirilmiş sayılır.” 11
13. Yrd. Doç. Kerem Cem Sanlı’nın uyumlu eylem tanımı ve paralel davranışların
uyumlu eylem niteliğine yönelik görüşleri ise şu şekildedir.
14. “Uyumlu eylem, bir anlaşmanın varlığının ispatlanamadığı durumlarda piyasadaki
fiyat değişmelerinin veya arz ve talep dengesinin ya da teşebbüslerin faaliyet
bölgelerinin, ekonomik ve rasyonel bir gerekçelere dayandırılamayacak bir şekilde
rekabetin kısıtlandığı piyasalardakine benzerlik göstermesi ve özellikle piyasaların
fiilen paylaşılması, fiyatın piyasada faaliyet gösteren teşebbüslerce birbirine yakın
aralıklarla artırılması uzun sayılacak bir süre piyasada ki fiyatların kararlılık
göstermesi gibi hallerde ortaya çıkan bir işbirliği durumudur.”12
15. “Fakat tartışmalı olmakla birlikte belirtmek gerekir ki uyumlu eyleme temel olan
taraflar arasındaki mutabakatın, klasik anlamda irade uyuşması düzeyinde
olmasına ihtiyaç bulunmamaktadır. Böylelikle anlaşma ve sözleşme gibi irade
uyuşmasının şart olduğu haller dışında ”bilinçli paralellik” gibi hallerin de,
uyumlu eylem ve 4. Madde kapsamında değerlendirilmesi mümkün
olacaktır.”13
16. “Uyumlu eylemin pratik açıdan uygulanmasında ortaya çıkan bir diğer sorun,
yukarıda ifade edilenler açısından da söz konusu olan, uyumlu eylemin
ispatlanması meselesidir. Zira uyumlu eyleme verilen anlam çerçevesinde
tarafların ne zaman uyumlu eylem içerisinde bulunduğunun tespit edilmesi
oldukça güç ve hassas bir meseledir. Yukarıda da ifade edildiği üzere, sadece
piyasadaki paralele nitelikteki davranışlar uyumlu eylemin bulunduğu hususunda
yeterli görülmemekte, bu hususta taraflar arasında temasa dayalı bir uyuşma
halinin de bulunması gerektiği (genel olarak) kabul edilmektedir. Buna karşılık
böyle bir temasın ispatlanmasının güçlüğü karşısında, tarafların içerisinde
bulunduğu hal ve şartlar ile özellikle ekonomik koşulların gösterdiği
özellikler, uyumlu eylemin varlığı yönünde güçlü bir delil olarak kabul
edilmekte ve sadece somut olay çerçevesindeki ekonomik koşulların
analizine dayanarak ispat yükümlülüğünün yerine getirildiği (sınırlı da olsa)
kabul edilmektedir. Özellikle Komisyon, hal ve şartların değerlendirilmesini
yeterli görecek şekilde oldukça esnek bir yaklaşım sergilemekte ve bu yaklaşım,
11,12,13 Yrd. Doç. Dr. Kerem Cem SANLI, Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanunda Öngörülen Yasaklayıcı
Hükümler ve Bu Hükümlere Aykırı Sözleşme ve Teşebbüs Birliği Kararlarının Geçersizliği, sayfa 78-83
13-40/528-235
11/15
Adalet Divanı tarafından zaman zaman sınırlanmaktadır. Ayrıca Adalet Divanı ve
Komisyon, uyumlu eylemin varlığı bir defa kabul edildikten sonra, bunun
aksinin ispatına ilişkin tatmin edici kanıtlar gösterilmedikçe, bu eylemin
sürdürüldüğünü varsaymakta ve bu durum, özellikle verilen cezaların
şiddetinde etken olmaktadır.”14
17. “Sonuç olarak, Avrupa Birliği Hukuku uygulaması ve doktrininden etkilenen ve
hatta bazı açılardan daha da ileri giden Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un
uyumlu eyleme ilişkin olan düzenlemesi, uyumlu eylem karinesini öngörmekle,
Rekabet Kurumu ve eylemden zarar gören kişilere önemli bir ispat kolaylığı
sağlamaktadır. Buna karşılık, sadece piyasadaki paralele eylemleri yeterli
gören veya “rekabetin bozulduğu piyasalara benzerlik göstermesi” gibi
geniş bir kritere dayanan bir uyumlu eylem karinesinin, teşebbüsler
üzerinde ağır bir ispat külfeti oluşturduğu da gözden kaçırılmamalıdır.
Özellikle Türk ekonomisinin büyük bir kesiminde görülen oligopol piyasaları, kronik
enflasyon ve bozuk piyasa yapıları dikkate alındığında, sadece bazı soyut
ekonomik değerlendirmeleri yeterli gören bir karinenin ne derece uygulanabilir
olduğu, yukarıdaki yararlarına rağmen tartışma konusu yapılabilir.”15
18. Prof. Yılmaz Aslan’ın paralel davranışların uyumlu eylem niteliği ile oligopolistik
bağımlılığa yönelik görüşleri ise aşağıdadır.
19. “İster oligopolistik pazarlarda pazarın koşulu icabı olsun, isterse Rekabetçi
piyasalarda işletmeler arası bağlantılarla olsun rakip işletmelerin davranışları
bilinçli olarak paralel ve uygun hale geliyorsa orada bir uyumlu davranış vardır
“(Prof. Yılmaz Aslan /Rekabet Hukuku s.54,55;).16
“Bizim kanaatimize göre oligopolistik pazarlarda akıllı davranış adıyla rekabetin
sınırlanmasına göz yummamak gerekir, davranışın tek yanlılığının araştırılması da
gerekir. İşletmeler için en akıllı davranış tabi ki rekabetten kaçınarak, tekel karı
elde edebilecek bir ortam yaratmaktır. Piyasalardaki işletmelerden birisi
diğerlerinden bağımsız olarak Pazar politikalarını belirlerken tabi ki rakiplerin ne
yapacağı konusunda tahminlerde bulunacaktır. Zaman zaman da bu tahminleri
tutacaktır. Ancak, oligopolistik pazarlarda pazardaki tüm işletmeler paralel
davranışlarda bulunuyorsa bunun akıllı davranmaktan daha çok birlikte işbirliği
halinde davranma ihtimalini doğurması gerekir. Özellikle bu birlikteliği gösteren ve
koordinasyona işaret eden bir bilgi akış sisteminin varlığı halinde uyumlu eylem
söz konusu olmalıdır. Oligopol teorisi açısından bakıldığında oligopolistlerden
birisinin fiyat arttırması halinde diğerlerinin de fiyat arttırması zorunluğu
bulunmamaktadır. Bu zorunluluk fiyat indirimi halinde vardır. Fiyat artırımı
halinde normal olarak diğerlerinin fiyat arttırmayarak daha yüksek Pazar payına
14,14 Yrd. Doç. Dr. Kerem Cem SANLI, Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanunda Öngörülen Yasaklayıcı
Hükümler ve Bu Hükümlere Aykırı Sözleşme ve Teşebbüs Birliği Kararlarının Geçersizliği, sayfa 78-83
15 Prof. Dr. Yılmaz Aslan, Rekabet Hukuku Teori-Uygulama-Mevzuat, sayfa 155-176
13-40/528-235
12/15
ulaşmaları beklenir. Ancak enflasyonist Pazar yapısı içinde, enflasyon nedeniyle
yapılan artışların uyumlu eylem olup olmadığının araştırılması daha da zorluk arz
eder.
Rekabet Kurulu’na göre oligopolistik piyasalarda teşebbüslerin “oligopolistik
bağımlılık” nedeniyle uyumlu eylem sayılmaması gereken paralele davranışlarla
normalin üzerinde tekelci karlar elde etmeleri mümkündür.
Rekabet Kurulu’na göre; “Marmara Denizcilik piyasa lideri konumundaki rakibinin
fiyat artışını takip ederek Aralık 2005’te navlun ücretlerini artırmıştır. Marmara
Denizcilik Yönetim Kurulu Başkanı(…) rakiplerinin navlun fiyatlarını arttırmasının
kendilerine de zarardan kurtulma şansı verdiğini, fiyat artışlarının eş zamanlı
yapılmadığını (1ay sonra) ifade etmektedir. Marmara Denizcilik’in Karadeniz Ro-
Ro’nun navlun ücreti artırımını takip etmesi, düopol piyasalarda rasyonel kabul
edilen bir ticari davranıştır.”
Bize göre tüm şirketler daha fazla kar için çalışırlar karlarını en iyi artırabilecekleri
kartel yapıları onlar için en “rasyonel” davranış olacaktır. Rekabet Kurulu’nun
mantığı ile gidersek tüm kartelleri en rasyonel davranış olarak kabul etmek ve
onaylamak gerekmektedir. Esasen Rekabet Kurulunun kararı doğrudur, ancak
gerekçesi yanlıştır. Gerekçeye bakıldığında oligopol piyasalarda Pazar lideri fiyat
artırınca diğerlerinin de onu takip etmesi normal bir durummuş gibi
algılanmaktadır. Oysa bu doğru değildir. Yukarıda da belirttiğimiz gibi kural olarak
oligopol piyasalarda fiyat lideri fiyatları arttırınca diğerleri de arttırmak
zorunda değildir. Aksine yerinde kalarak satışlarını arttırarak da karını
maksimize eder. Bu durumda eğer paralel artışlar varsa bunun rasyonel (Pazar
yapısından başka) gerekçelerinin olup olmadığına bakmak gerekir.”17
20. Paralel davranışların uyumlu eylem niteliğine yönelik rekabet hukuku yazını’nda
geçen görüşlerinin değerlendirilmesi sonucunda; Kanunun 4/3 ve 59.
maddelerinin birlikte değerlendirilmesi neticesinde, teşebbüslerin paralel
davranışlarının delil başlangıcı (emare) ya da kesinliğe yakın (karine) delil
standardında olarak kabul edildiği, teşebbüsler arasında bir iletişim bir bağlantı
tespit edilemese bile Kurum Uzmanları tarafından yapılan paralel davranış
tespitlerinden hareketle taraflara soruşturma açılarak uyumlu eylem iddiasında
bulunulabileceği, taraflarında kendilerine isnat edilen uyumlu eylem iddialarını
ekonomik delillerle ispat durumunda oldukları, ya da iddiaya konu uyumlu eylem
davranışlarının kendi özgür iradeleriyle meydana geldiğini ispat etmek durumunda
oldukları anlaşılmaktadır. Yine adı geçen hukukçular tarafından Rekabet Kurulu
kararlarına dayanak yapılan oligopolistik bağımlılık durumunun çoğu kere Kurul’ca
kabul edildiği şekliyle artış biçiminde gerçekleşmeyeceği, bunun aksinin de
mümkün olabileceği ifade edilmektedir.
21. Bilindiği üzere, Danıştay’ın ön araştırma sürecinde elde edilen bilgi ve delillerin
hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde soruşturma açılmamasını gerektiriyorsa
soruşturma açılmayacağı, ancak bu sonuca ulaşmaya engel olacak bir kuşku
17 Prof. Dr. Yılmaz Aslan, Rekabet Hukuku Teori-Uygulama-Mevzuat, sayfa 155-176
13-40/528-235
13/15
varsa soruşturma açılması gerektiği yolunda aldığı çok sayıda kararı
bulunmaktadır.
22. Kanunun 40.maddesinde geçen “Kurul resen veya kendisine intikal eden
başvurular üzerine doğrudan soruşturma açılmasına ya da soruşturma çoğu kere
açılmasına gerek olup olmadığının tespiti için ön araştırma yapılmasına karar
verir” hükmü ile 41. maddesinde geçen” ön araştırma raporunun Kurula teslimini
takip eden 10 gün içinde, Kurul elde edilmiş olan bilgileri değerlendirerek karar
vermek üzere toplanır ve soruşturma açılmasına veya açılmamasına karar verir”
hükmünün anılan Danıştay kararları çerçevesinde değerlendirilmesi neticesinde
aslolanın rekabet ihlali şüphesi olduğu, bu varsa ön araştırmaya bile gerek
olmadan doğrudan soruşturma açılabileceği gerçeğidir.
23. Dosya konusunu değerlendirirken Kurulun uyumlu eylemle alakalı olarak aldığı
27.06.2000 tarih ve 00-24/255-138 sayılı ve 23.09.2005 tarih ve 05-60/896-241
sayılı nihai kararları ile sonuçlandırılan Maya kararlarına göz atmakta yarar
bulunmaktadır.
24. 27.06.2000 tarih ve 00-24/255-138 sayılı karar ile sonuçlandırılan ilk Maya
kararının Pakmaya, Özmaya, Safmaya, Akmaya ve Mauri maya isimli
teşebbüslere yönelik olarak açıldığı, soruşturma sonucunda teşebbüslerin Pazar
ve bölge paylaştığına, ayrıca liste fiyatlarını birlikte belirlediğine dair yeterli delil
bulunmadığına, ancak tarafların uyumlu eylem sonucu bayiler arasındaki
rekabeti önleyerek bayii satış fiyatlarını yükseltmesinin 4054 sayılı kanunun 4.
Maddesi kapsamında olduğuna, bu nedenle anılan teşebbüslere para cezası
verilmesine hükmedildiği, kararda 1998 ve 1999 yıllarını kapsayacak şekilde
gerçekleştirilen uyumlu eylemin ihlal teşkil ettiğinin değerlendirildiği, Pakmaya ve
Özmayanın anılan kararı yargıya götürmeleri üzerine Danıştay’ın 17.11.2005
tarihinde 2647 ve 2646 sayılı kararlarla soruşturmayı yürüten Kurul üyesinin nihai
karar toplantısına katılarak oy kullanmasını hukuka uygun olmadığı gerekçesiyle
kararın bozulduğu, Kurulun Danıştay’ın bozma gerekçesini göz önünde
bulundurarak dosyayı yeniden değerlendirdiği ve anılan teşebbüslere ceza
verilmesine yönelik 12.11.2008 tarih ve 08-63/1051-410 sayılı kararı aldığı, anılan
kararın yine yargıya götürülmesi üzerine kararın Danıştay 13. Dairesince
04.08.2009 ve 11.08.2009 tarihli ve 2012/4056 ve 2012/4055 sayılı kararlarla
onandığı anlaşılmıştır.
25. Konu ile ilgili diğer Maya soruşturması ise Kurulun 23.09.2005 tarih ve 05-60/896-
241 sayılı nihai kararı ile sonuçlandırılmış olup, bu soruşturmada Pakmaya,
Özmaya, Mauri maya ve Akmaya’nın fiyat anlaşması yaptığı iddiasının ele
alındığı, anılan teşebbüslerin soruşturma dönemi itibariyle yüksek oranlı ve
birbiriyle uyumlu fiyat artışları gerçekleştirdiği, ekonomik ve rasyonel gerekçelere
dayanmayan bu davranışların 4054 sayılı kanunun 4. maddesi kapsamında
uyumlu eylem teşkil ettiği belirlenmiş ve anılan teşebbüslere para cezası
verilmiştir. Anılan teşebbüslerden üçünün bahse konu kararı yargıya götürmeleri
üzere Danıştay 13. Dairesi 22.11.2006 tarih cezaya esas alınan cironun ait olduğu
yılın yanlış belirlendiği gerekçesi ile kararın yürütmesinin durdurulduğu, Kurulun
Danıştay’ın iptal gerekçeleri çerçevesinde dosyayı 12.11.2008 tarih ve 08-
13-40/528-235
14/15
63/1050-409 sayılı toplantısında yeniden değerlendirdiği ve adı geçen
teşebbüslere uyumlu eylemleri nedeniyle para cezası verilmesini kararlaştırdığı,
karara konu teşebbüslerin konuyu yargıya intikal ettirdikleri, ancak Kurulun
kararının tasdik edilerek teşebbüslerin taleplerinin reddedildiği anlaşılmıştır.
26. Polonya’da yapılan 12. ICN Konferansının 23-26/5/2013 tarihlerinde İkinci günü
Otorite Etkinliği Çalışma Grubunun inceleme süreçleri başlıklı ana oturumunda
konuşan Alman Rekabet Otoritesi Başkanı Andreas MUNDT; otoritelerin kimi
durumlarda pro-aktif olmaları gerektiğini belirtirken kendi ülkelerinden bir örnek
vermiştir. MUNDT; net olarak ihlal ortaya koyamadıkları bir dosyada,
pazardaki verilerin de kartele işaret etmesi nedeniyle, son anda ek bir
inceleme yaptıklarını bu incelemenin teşebbüslerde ellerinde bilgi var
izlenimi yarattığını ve o gün yedi pişmanlık başvurusu aldıklarını anlatarak
deneyimlerini paylaşmıştır.18 Mundt’un söylediklerini anlaşılması gereken; eğer
açık ihlal şüphesi varsa soruşturma açılması gerektiği, soruşturma sürecinde de
çok sayıda pişmanlık başvurusu alınabileceği gerçeğidir.
27. Diğer taraftan 15/02/2009 tarihli 27142 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan
Kartellerin Ortaya Çıkarılmasına Dair Aktif İşbirliği Yapılmasına Dair Yönetmeliğin
4. Maddesinde Kurulun ön araştırma yapılmasından önce ya da Kurulun ön
araştırma yapmaya karar vermesinden soruşturma raporunun tebliğine
kadar Kanunun 4. Maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulaştıracak delilleri
rakiplerinden bağımsız bir şekilde Kurula sunan ve koşulları yerine getiren ilk
teşebbüse para cezası verilmeyeceği belirtilmektedir. Bu ağır ihlal şüphesi taşıyan
dosyalarda soruşturma sürecinde ilave delil bulunamasa bile soruşturma sürecinin
sonuna kadar pişmanlık başvurusunun alınabileceğini ifade etmektedir. Buradan
da hareketle açık ihlal şüphesi olan dosyalarda süreci erken kesmenin paralel fiyat
davranışlarını daha işin başında oligopolistik bağımlılık olarak değerlendirmenin
ve bu şekilde teşebbüsleri bu aşamada aklamanın anlamsız olduğu
anlaşılmaktadır.
28. Sonuç olarak, Kurulun 26.06.2013 tarihli ve 13-40/528-235 sayılı toplantısında
görüşülen Çimento üreticilerinin anlaşarak fiyatlarını artırmaları ve coğrafi bölge
paylaşımında bulunmaları sonucunda hazır beton fiyatlarının yükseldiği; çimento
üreticilerinin hazır beton üreticileri ile birlikte ortak fiyat belirlediklerive Pazar
paylaşımı iddialarıyla ilgili olarak Raporda, Kurulun verdiği kararlarda paralel
davranışların uyumlu eylem niteliği için iletişim delili gerektiğine dair kararlarına
atıfta bulunularak soruşturma açılmasına gerek olmadığı yolundaki tespit
doğrultusunda alınan Kurul kararına;
18 Dünya Bankası tarafından 23 Nisan 2013 tarihinde düzenlenen “Uluslararası Rekabet Ağı Yıllık
Konferansı Öncesi Forum (Pre-ICN Forum) ve Polonya Rekabet ve Tüketicinin Korunması
Komisyonu tarafından 24-26 Nisan 2013 tarihleri arasında düzenlenen “Uluslararası Rekabet
Ağı’nın (ICN) 12. Yıllık Konferansı”na ilişkin hazırlanan bilgi notu.
13-40/528-235
15/15
Paralel davranışların uyumlu eylem niteliği konusundaki Rekabet Hukuku
yazınında da dile getirildiği gibi Kanunun 4/3 ve 59. maddelerinin açık şekilde
iletişim delili olmasa bile Kurulun paralel davranışlarda bulunan teşebbüslerle
ilgili olarak soruşturma açabileceği, teşebbüslerin benzer ve paralel
davranışlarının nedeninin çoğu kere oligopolistik bağımlılık olduğu görüşünün
doğru olmayabileceği,
Teşebbüslerin anılan dönemdeki fiyat artışlarının teşebbüslerin bilinçli hareket
ettiklerine dair inancı yüksek kıldığı, Kurum incelemelerinden sonra fiyatları
yine birlikte indirmiş olmalarının bile aradaki bilinçliliği(birlikte paralel
davranışı) ortaya koyduğu,
Fiyatların son bir yıllık dönemde aşağı yukarı farklı rakamlarda gezindikten
sonra 125-135 bandına yerleşmesinin hiçbir ekonomik gerekçesinin olmadığı,
Pazarın en düşük fiyat uygulayan firmasının Antalya bölgesinden niçin
çıktığının açıklamasının bulunmadığı,
Teşebbüslerin paralel fiyat davranışlarının emare (delil başlangıcı) ya da
karine (kesine yakın delil) delil standardında kabul edildikleri,
Devam eden süreçte delil bulunamayacağından bu aşamada sürecin
kapatılması düşüncesi pişmanlık yönetmeliği hükümleri karşısında anlamlı
olmadığı,
İletişim delili bulunamadığı için soruşturma açılmayan ihlal dosyaları nedeniyle
rekabet hukuku konusunda profesyonelleşen ve belge bırakmayan
teşebbüslerin rekabet ihlallerine fütursuzca devam etmelerine göz yumulmuş
olacağı,
Esasen Kurulun iletişim belgesi olmamasına rağmen nihai kararla
neticelendirdiği maya soruşturmalarına benzer şekilde bu dosyalarda da
uyumlu eylem karinesinden hareket edebileceği,
Esasen Danıştay’ın aldığı şüphenin izalesi için soruşturma açılması gerektiği
yolundaki kararları doğrultusunda Kurulun farklı bir hareket tarzı olmaması
gerektiği,
Yukarıda örneği verildiği gibi Uluslararası uygulamanın da bu şekilde olduğu,
na yönelik gerekçelerimle, özellikle işbu dosya gibi bilinçli davranışlarla aşırı paralel fiyat
artışları uygulanan ve kamu vicdanını rahatsız eden Rekabet ihlali şüphesi içeren vak’alarda,
Kurul’un Danıştay’ında kararları doğrultusunda daha önceki örneklere uygun şekilde
soruşturma açması gerektiği düşüncesiyle,
karşıyım. Fevzi ÖZKAN
Kurul Üyesi
Full & Egal Universal Law Academy