Rekabet Kurumu Başkanlığından;
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2012-5-48 (Soruşturma)
Karar Sayısı : 13-54/755-315
Karar Tarihi : 17.09.2013
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI
Üyeler : Kenan TÜRK, Doç. Dr. Mustafa ATEŞ, İsmail Hakkı KARAKELLE,
Dr. Murat ÇETİNKAYA, Reşit GÜRPINAR, Fevzi ÖZKAN
B. RAPORTÖRLER: Mert KARAMUSTAFAOĞLU, Mücteba ALTUN, Mustafa SOYDAN
C. ŞİKÂYET EDEN : Gizlilik talebi bulunmaktadır (3 başvuru).
D. HAKKINDA SORUŞTURMA YAPILANLAR
- Erzincan Teknik Hazır Beton İnş. Taah. Nakl. Mad. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti.
Çağlayan Yolu Üzeri 2. Km Erzincan
- Koru Gayrimenkul Yatırım İnşaat A.Ş.
Erzincan-Erzurum Karayolu 5. Km Erzincan
- Öz Çakıroğlu İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti.
Kızılay Mah. 1004. Sok. No:8 Erzincan
- İşbirlik Hafriyat İnş. Taah. Tic. ve San. Ltd. Şti.
Halitpaşa Cad. Murat İşhanı Kat:4 Erzincan
- Betaşcan İnşaat Mad. Petrol Oto ve Nak. San. Tic. Paz. Ltd. Şti.
Atatürk Mah. Nerim Tombul Cad. Beşiktaş Plaza No:11 Erzincan
- İlkadım Maden Petrol İnş. Emlak ve Nak. San. Tic. Ltd. Şti.
Atatürk Mah. Nerim Tombul Cad. Roma İş Merkezi No:26 Erzincan
(1) E. DOSYA KONUSU: Erzincan il merkezinde faaliyet gösteren hazır beton üreticisi
teşebbüslerin aralarında ortak satış anlaşması yapmak ve rekabete duyarlı
bilgileri paylaşmak suretiyle 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal edip
etmediklerinin tespiti.
(2) F. İDDİALARIN ÖZETİ: Başvuruda özetle;
- Erzincan ilinde faaliyet gösteren hazır beton üreticilerinin aralarında anlaştıkları ve
beton satışlarını kurdukları iki ortak şirket (Betaşcan İnşaat Mad. Petrol Oto ve Nak.
San. Tic. Paz. Ltd. Şti. ve İlkadım Maden Petrol İnş. Emlak ve Nak. San. Tic. Ltd. Şti.)
kanalıyla gerçekleştirdikleri,
- kendilerine başvuran müşterilere doğrudan hazır beton satışı gerçekleştirmedikleri;
müşterileri bayiye yönlendirerek buradan satış yapılmasını sağladıkları,
- bu üreticilerin 2012 yılında ortak bir karar alarak beton fiyatlarına %40 civarında zam
uyguladığı,
- anılan zammın girdi maliyetlerindeki artış ile açıklanamayacağı
iddia edilmiştir.
(3) G. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 10.04.2012 ve 04.06.2012 tarihlerinde giren
başvurular üzerine hazırlanan 04.06.2012 tarih ve 2012-5-48/İİ sayılı İlk İnceleme
Raporu, 06.06.2012 tarihli Kurul toplantısında görüşülmüş ve dosya konusu iddialara
yönelik olarak önaraştırma yapılmasına karar verilmiştir.
13-54/755-315
2/24
(4) Önaraştırma sonucunda hazırlanan 02.10.2012 tarih ve 2012-5-48/ÖA sayılı
Önaraştırma Raporu, 10.10.2012 tarihli Kurul toplantısında görüşülerek, Erzincan il
merkezinde faaliyet gösteren hazır beton üreticisi teşebbüslerin ortak satış bayileri
oluşturmak, fiyat, miktar, ödeme bilgileri vb. rekabete duyarlı bilgileri ve müşterileri
paylaşmak, sunulan betonun kalitesini düşürmek, fiyat ve ödeme koşullarını birlikte
belirlemek suretiyle 4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesini
ihlal edip etmediklerinin tespitine yönelik olarak Erzincan Teknik Hazır Beton İnş. Taah.
Nakl. Mad. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti. (TEKNİK BETON), Koru Gayrimenkul Yatırım
İnşaat A.Ş. (ERZİNCAN BETON), Öz Çakıroğlu İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti. (ÖZÇAKIR
BETON), İşbirlik Hafriyat İnş. Taah. Tic. ve San. Ltd. Şti. (KUŞAK BETON), Betaşcan
İnşaat Mad. Petrol Oto ve Nak. San. Tic. Paz. Ltd. Şti. (BETAŞCAN) ve İlkadım Maden
Petrol İnş. Emlak ve Nak. San. Tic. Ltd. Şti. (İLKADIM) hakkında aynı Kanun’un 41.
maddesi uyarınca soruşturma açılmasına karar verilmiştir.
(5) Kurulumuzun soruşturmaya başlanması kararı, 23.10.2012 tarihli yazılarla anılan
teşebbüslere bildirilerek, ilk yazılı savunmalarını veya varsa Kartellerin Ortaya
Çıkarılması Amacıyla Aktif İşbirliği Yapılmasına Dair Yönetmelik kapsamında pişmanlık
başvurularını göndermeleri istenmiştir. Tarafların ilk yazılı savunmaları Kurum
kayıtlarına süresi içinde intikal etmiştir.
(6) Soruşturma Heyeti’nin görüş ve tespitlerini içeren 10.04.2013 tarih ve 2012-5-48/SR
sayılı Soruşturma Raporu, soruşturma muhatabı teşebbüsler tarafından 15.04.2013
tarihinde tebellüğ edilmiştir. Taraflardan 4054 sayılı Kanun’un 45. maddesi kapsamında
ikinci yazılı savunmaları talep edilmiştir. KUŞAK BETON, 16.05.2013 tarih ve 3024
sayılı yazısıyla on beş günlük süre uzatım talebinde bulunmuş ve tarafın talebi
Kurulumuzun 23.05.2013 tarih ve 13-30/409-M sayılı kararıyla uygun bulunmuştur.
Tarafların ikinci yazılı savunmaları yasal süre içinde Kurum kayıtlarına girmiştir.
(7) 4054 sayılı Kanun’un 45. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca düzenlenen 18.06.2013 tarih
ve 2012-5-48/EG sayılı Ek Yazılı Görüş aynı gün taraflara tebliğ edilerek varsa bu
görüşe karşı savunmaları istenmiştir. Tarafların üçüncü yazılı savunmaları yasal süresi
içinde Kurum kayıtlarına intikal etmiş olup, soruşturma safhası 25.07.2013 tarihi
itibarıyla sona ermiştir.
(8) Soruşturma taraflarının tamamı Kanun’un 46. maddesi uyarınca sözlü savunma
toplantısı talep etmişlerdir. 17.09.2013 tarihinde yapılan sözlü savunma toplantısının
ardından Kurulumuz, 17.09.2013 tarihli toplantısında nihai kararını vermiş ve karar
18.09.2013 tarihinde taraflara bildirilmiştir.
(9) H. RAPORTÖR GÖRÜŞÜ: Yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda oluşan
soruşturma raporu ve ek yazılı görüşte; soruşturmaya konu tarafların yaptıkları ortak
satış anlaşması ve gerçekleştirdikleri bilgi paylaşımlarının fiyatların koordine edilmesine
yol açtığı, dolayısıyla 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinin ihlal edildiği, bu nedenle,
teşebbüslerin her birine aynı Kanun’un 16. maddesi uyarınca idari para cezası
uygulanmasının yerinde olacağı ifade edilmiştir.
I. YAPILAN İNCELEMELER
I.1. İncelemeye Konu Teşebbüsler
(10) Soruşturmanın temelini teşkil eden iddia, Erzincan ili Merkez ilçesinde faaliyet gösteren
hazır beton üreticileri tarafından iki adet bayi kurulması ve satışların bayiler kanalıyla
gerçekleştirilmesine yöneliktir. Bu çerçevede teşebbüslerle ilgili bilgiler özetle şu
şekildedir:
Üretici teşebbüsler, TEKNİK BETON, ERZİNCAN BETON, ÖZÇAKIR BETON ve
KUŞAK BETON, Erzincan ili Merkez ilçesinde faaliyet gösteren hazır beton üreticileridir.
13-54/755-315
3/24
İlgili coğrafi pazarda faaliyet gösteren başka herhangi bir hazır beton üreticisi
bulunmamaktadır. Yıllık hazır beton üretim kapasiteleri birbirine oldukça yakın
seyretmekte olan söz konusu teşebbüsler, 2012 yılının Nisan ayından itibaren bayi
kanalını satış kanalları arasına dâhil etmişlerdir.
(11) Pazarda iki bayi bulunmaktadır:
1- BETAŞCAN: Hilmi DOKGÖZ, Muhsin ÇAKIR, Hayri HAMARAT ve Taner
TUYGUN’un eşit paylarıyla kurulan teşebbüs, 2012 yılının Mart ayından bu yana,
Erzincan ili Merkez ilçesinde faaliyet gösteren yukarıdaki dört üreticinin bayiliğini
yapmaktadır. Teşebbüsün başlıca gelir kalemi, yapılan satışlar üzerinden alınan %2
oranındaki komisyondan oluşmaktadır.
2- İLKADIM: Ali KARAMAN, Emre YILMAZ, H. Gürkan ŞAKAR ve Muhammet
OSMA’nın ortaklığında kurulan ve bağımsız bir unvanla faaliyet gösteren İLKADIM,
BETAŞCAN gibi Erzincan’da faaliyet gösteren hazır beton üreticisi dört teşebbüsün
birden bayiliğini yapmakta, gerçekleştirdiği satışlar üzerinden aldığı %2 komisyon
geliriyle faaliyetlerini sürdürmektedir.
I.2. İlgili Pazar
I.2.1. İlgili Ürün Pazarı
(12) Çimento, agrega (çakıl), su ve birtakım katkı malzemelerinin belirli oranlarda
karıştırılması sonucu elde edilen hazır beton, inşaatların temel yapı malzemelerinin
başında gelmektedir. Kullanım amaçları ve dayanımları bakımından C14, C16, C18,
C20, C25 ve C30 gibi türevleri bulunmakla birlikte; inşaat sektöründe en çok kullanılan
türleri, dayanımları diğerlerine kıyasla yüksek olan C20, C25 ve C30’dur. Bununla
birlikte birçok tür arasında yüksek arz ikamesinin bulunduğu da belirtilmelidir.
(13) Dosya konusu iddialar, tüm hazır beton türlerini ilgilendirdiğinden, hazır betonun alt
grupları bakımından bir ayrıma gidilmemiştir. Bu çerçevede ilgili ürün pazarı, “hazır
beton pazarı” olarak belirlenmiştir.
I.2.2. İlgili Coğrafi Pazar
(14) Hazır beton belirli bir sürenin geçmesi halinde özelliğini yitirdiğinden, stoklanamayan,
yüksek taşıma maliyetleri olan ve uzun mesafelere taşınması hem teknik hem de
ekonomik açıdan mümkün olmayan bir üründür. Söz edilen bu özellikleri ve yüksek
taşıma maliyetleri nedeniyle, hazır beton, üretildiği santralden yaklaşık olarak azami 50
km. uzaklığa kadar taşınabilmektedir. Bu noktada, belirleyici olan unsur, hazır betonun
üretimi sonrasında geçen süredir. Hazır betonun tesiste transmiksere yüklenmesi,
tesisten transmikser ile inşaat alanına ulaştırılması, müşteri tarafından teslim alınması
ve pompa aracılığıyla kalıba yerleştirilmesi süreçlerinde geçen zamanın kritik eşik
süresinin altında tutulması, hazır betondaki kıvam ve işlenebilirlik kayıplarının önüne
geçilebilmesi noktasında önem arz etmektedir. Bu bilgilere göre, mevcut dosya
kapsamında ilgili coğrafi pazar “Erzincan ili Merkez ilçesi” olarak belirlenmiştir.
J. YAPILAN TESPİT VE DEĞERLENDİRMELER
J.1. Yerinde İncelemelerde Elde Edilen Belgeler ile Yapılan Tespitler
(15) Görevli raportörlerce, hakkında soruşturma yürütülen teşebbüslerde yapılan yerinde
incelemeler esnasında elde edilen belgeler arasında benzer başlığa/yapıya sahip pek
çok belge bulunmaktadır. Bu doğrultuda, kararda yer verilen pek çok belge, benzerlerini
de temsil etmek üzere örnek olarak yer almaktadır:
- Belge 1: “Sipariş Dağılım Formu”
(16) TEKNİK BETON’da gerçekleştirilen 06.09.2012 tarihli yerinde incelemede temin edilen
13-54/755-315
4/24
belgelerden biri olan “Sipariş Dağılım Formu” başlıklı belgenin içerdiği çizelge, veri tarih
aralığı için alınan siparişleri; müşteri, fiyat, miktar, ödeme şekli ve üretici ismi bilgilerini
içerecek şekilde göstermektedir. TEKNİK BETON’un yanı sıra KUŞAK BETON,
BETAŞCAN ve İLKADIM’da gerçekleştirilen yerinde incelemelerde de farklı tarihlere ait
verileri gösteren ve bazı yerlerde “Sipariş Dağılım Formu”, bazı yerlerde ise “Sipariş
Sözleşme Formu” başlığıyla yer alan toplam 67 adet belge bulunmuştur. Bu belgelerin
bayiler tarafından hazırlanıp üreticilere gönderildiği anlaşılmaktadır.
- Belge 2: “Tahsilat Dağılımı”
(17) Söz konusu belge, KUŞAK BETON’da bulunmuş olup; bu belgenin BETAŞCAN
tarafından hazırlanıp gönderildiği, üzerinde yer alan firma kaşesinden anlaşılmaktadır.
Aynı belgenin farklı tarihlere ait verileri gösteren tıpkı nitelikteki toplam 56 adet nüshası,
KUŞAK BETON ve BETAŞCAN’ın yanı sıra TEKNİK BETON’da da bulunmuştur. Söz
konusu belge kimi yerlerde “Tahsilat Makbuzu” başlığı ile anılmakta olup, her bir
üreticinin belirtilen dönem için alacaklı oldukları müşterilerin diğer üreticiler tarafından
görülebilmesini mümkün kılmaktadır.
- Belge 3
(18) TEKNİK BETON’da yapılan yerinde incelemede tespit edilen ve üzerinde tarih ibaresi
bulunmayan bir belgede, her bir üreticinin 2011 yılından kalan sipariş miktarları ve
sipariş sahibi müşteri bilgisi yer almaktadır. Bu bilgilere ek olarak ise, her bir üreticinin
2012 yılı içinde teslim edilmek üzere, geçen yıldan kalan, bayi kanalı dışında doğrudan
yaptığı bağlantılar ile bu siparişlerin m3 bazında değerleri ve müşterilerin isimleri yine
belgede bulunmaktadır. BETAŞCAN’da yapılan yerinde incelemede de, yer verilen bu
belgenin birebir aynısı elde edilmiştir.
- Belge 4: “Sipariş Dağılımları”
(19) Üreticilerin geçmişe ve geleceğe yönelik sipariş durumları ile kendi bağlantılarıyla elde
ettikleri siparişlerin bir bütün olarak yer aldığı, üzerinde tarih ibaresi barındırmayan
“Sipariş Dağılımları” başlıklı belge, raportörlerce TEKNİK BETON’da gerçekleştirilen
yerinde incelemede bulunmuştur. Söz konusu belgede yer alan çizelgede 2011 yılından
devreden siparişlere üretici bazında yer verilmiştir. Buna ek olarak BETAŞCAN ve
İLKADIM’ın 24.07.2012 tarihine kadar olan “tahmini” siparişleri üretici bazında
belirtilmiştir. KUŞAK BETON ve BETAŞCAN’da gerçekleştirilen yerinde incelemelerde
de farklı değerlerin yer aldığı aynı nitelikteki tablolar edinilmiştir. Bahsi geçen
teşebbüslerde yer alan nüshalardaki değerlerin farklılık arz etmesinin, verilerin farklı
dönemlere ait olmasından kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Nitekim BETAŞCAN’da
bulunan “Sipariş Dağılımları” başlıklı aynı nitelikteki belge, burada yer verilen nüshada
bulunan değerleri de içermekte ve bu belgenin devamı niteliğini taşımaktadır.
- Belge 5: “Cari Hesap Listesi Özet”
(20) TEKNİK BETON’dan elde edilen bir belgede yer alan tabloda firma adı, ilgili kişi, üretici
adı ve bakiye durumu yer almaktadır. Üreticilerden biri olan TEKNİK BETON’da bulunan
bu belge, diğer tüm üreticilerin belirli dönem için bakiye veren müşterilerini ve cari hesap
bakiye durumlarını içermektedir. TEKNİK BETON’da ve BETAŞCAN’da, aynı şekilde
hazırlanmış ve farklı tarih aralıklarına ait verileri içeren toplam 50 adet listeye
rastlanmıştır.
(21) Söz konusu tablolar BETAŞCAN ve İLKADIM’da bulunan belgeler arasında da yer
almaktadır. Yapılan incelemede bayilerde hemen her tablo için dört ayrı nüshanın
basıldığı, bunların bayiler tarafından haftalık olarak hazırlanıp, dört üreticiye de tüm
üreticilerin bilgilerini içerecek şekilde gönderildiği anlaşılmıştır.
13-54/755-315
5/24
- Belge 6: “Masraf Bildirim Formu”
(22) TEKNİK BETON’da yapılan yerinde incelemede elde edilen ve BETAŞCAN tarafından
hazırlandığı anlaşılan bu belgede, BETAŞCAN’ın yaptığı her türlü genel işletme gideri
kalem kalem sıralanmaktadır. Bu belgede yer verilen harcamaların BETAŞCAN
tarafından haftalık bazda üreticilere raporlandığı anlaşılmıştır. Belgede yer alan
BETAŞCAN’dan İLKADIM’a yapılan 500 TL tutarındaki fon transferinin açıklama
bölümünde “İhtiyaçları için verildi” ifadesi yer almaktadır. Öte yandan, diğer belgelerde
de BETAŞCAN tarafından İLKADIM yararına yapılan harcamalar arasında “İlkadım’ın
kira ödemeleri”, “İlkadım için yapılan masraflar” dikkati çekicidir.
- Belge 7
(23) TEKNİK BETON’da gerçekleştirilen yerinde incelemede elde edilen bu belge, İLKADIM
tarafından hazırlanan ve üretici TEKNİK BETON’a gönderilen, haftalık bazda
gerçekleştirilen harcama ve ödemelerin gösterildiği bir rapordur. Bu belge, Belge 6’da
olduğu gibi, bayiler BETAŞCAN ve İLKADIM arasında gerçekleşen fon transferinin
göstergesi niteliğindedir.
- Belge 8: “2012 Yıl Sonu Raporları”
(24) Raportörlerce ÖZÇAKIR BETON’da yapılan yerinde incelemede elde edilen bu belgenin
bayiler tarafından ortak olarak hazırlanarak mezkûr şirkete sunulduğu anlaşılmaktadır.
(25) Belgede yer alan tabloda, üreticilerin 2011 yılında henüz ortada bayi kanalı
bulunmazken, kendi imkânlarıyla bağlantısını yapıp 2012 yılı içerisinde satışını
gerçekleştirdiği toplam hazır beton miktarı (m3), her bir üretici için, 2012 yılı içerisinde
bayiler kanalıyla bağlantısı yapılan hazır betonu miktarı (m3) ve bayiler kanalıyla yapılan
bu bağlantının ne kadarının 2012 yılı içerisinde satıldığını gösteren veriler yer
almaktadır. Son iki veri grubu arasındaki fark, bayi kanalıyla yapılan bağlantılardan,
henüz dökümü gerçekleştirilemeyen ve 2013 yılına sarkan hazır beton siparişlerine
tekabül etmektedir. Tabloda ayrıca, üreticiler ve bayiler arasındaki borç ve alacak
değerleri TL bazında gösterilmektedir.
J.2. Tarafların Savunmaları
(26) TEKNİK BETON tarafından;
- ilgili raporda yer alan fiyatlara dair grafikte Mayıs 2012’de firmalar arasında %15 fiyat
farkının bulunduğu, firmaların sundukları fiyatların sürekli farklılık arz ettiği,
- tahsilat konusunda yaşanan sıkıntıların bayilik sistemi kurulmasının temel nedeni
olduğu, buna ek olarak daha kurumsal ve modern bir ticaret anlayışının yerleştirilme
arzusunun da bulunduğu; müşterilerin istedikleri yerden beton alabildiği,
- rekabet ihlaline konu olan eylemlerinin tespiti halinde ihlale son vermek istedikleri
savunmalarına yer verilmiştir.
(27) ÖZÇAKIR BETON tarafından yapılan savunmalarda,
- 2011 yılı kapanış fiyatları ile 2012 yılı açılış fiyatları arasında %18 oranında bir fark
bulunduğu, bunun iddia edilen %40’lık fiyat artışından daha düşük olduğu, yapılan
artışın da makul olduğu,
- bayilik sistemine geçilmesindeki yegâne amacın tahsilat problemlerini nihayete
erdirmek olduğu,
- tüketicilerin bu sistemden hiçbir şekilde mağdur olmadıkları, kimseyi zarara uğratacak
bir fiil içerisinde bulunmadıkları, kurulan sistemin neden olduğu hukuka aykırı bir
durumun varlığının tespiti halinde bunu düzeltmek istedikleri
ifade edilmiştir.
13-54/755-315
6/24
(28) KUŞAK BETON tarafından,
- yaptıkları işin %65’inin, alınan kamu ihaleleri sonucu döktükleri betondan oluştuğu; bu
sebeple fiyatların belirlenmesi gibi konularla ilişkilerinin kurulamayacağı,
- çevre illerde gerçekleşen ortalama hazır beton fiyatlarının Erzincan’daki hazır beton
fiyatlarına kıyasla daha yüksek seyrettiği; fiyatlarda meydana gelen artışın, ana maliyet
kalemleri olan mazot ve çimento fiyatlarındaki artışla açıklanabileceği,
- bayilik sisteminin kurulma amacının tahsilat sıkıntılarını bertaraf etmek olduğu, bu
sebeple rekabet ihlaline konu olacak şekilde bayi kanalı oluşturmadıkları,
- fiyat ve ödeme koşullarını birlikte belirleme amaçlarının bulunmadığı
savunmalarına yer verilmiştir.
(29) ERZİNCAN BETON’un savunmalarında,
- maliyet kalemlerinde yaşanan artışın, sistemi değişime zorladığı,
- 2012 yılında bayiler kanalıyla yapılan satışın soruşturma raporunda belirtildiği gibi %90
değil %33 olduğu,
- raporda yer alan “sipariş formu” gibi belgelerde yer alan bilgilerin ticari sır oldukları, bu
bilgilerin başka şirketlerle paylaşılmasının mümkün olmadığı, ancak pazarlama
şirketlerinin tüketiciler vasıtasıyla tahmini değerleri pazardan elde edebilecekleri,
dolayısıyla bu belgelerde yer alan bilgilerin “tahmini” olduğunu düşündükleri,
- müşterilerin bayilere yönlendirilmesinin sebebinin tahsilatın zamanında yapılamaması
olduğu
ifade edilmiştir.
(30) BETAŞCAN tarafından gönderilen savunmalarda,
- hazır beton bayilik sisteminin pek çok ilde uygulandığını bildikleri ve bu yüzden bir
sakıncası olduğunu düşünmedikleri,
- bayi olarak, satış işlemi esnasında hiçbir müşteriye herhangi bir üretici ismi vermek
suretiyle betonu o şirketten alması yönünde tavsiyede ya da baskıda bulunmadıkları,
aksine müşterinin tercihine göre üreticiyi belirledikleri,
- yerinde incelemelerde temin edilen belgelerin, firmaların kapasitelerine göre siparişleri
kontrol edebilmek amacıyla bilgi amaçlı hazırlandığı,
- kanuna aykırı hareket etmek yönünde herhangi bir niyetleri olmadığı, hukuka aykırı bir
durumun gerçekleştiğinin tespiti halinde ihlale derhal son verebilecekleri
ifade edilmiştir.
(31) İLKADIM tarafından;
- bayileşmenin ticari hayatın gereklerinden biri olduğu ve kendilerinin de bu nedenle
hazır beton bayisi olarak faaliyet göstermeye başladıkları,
- sektörde faaliyete başlamalarını takiben piyasadaki tahsilat probleminin büyük ölçüde
ortadan kalktığı,
- kendilerinin hiçbir yanlış yapılaşmanın ve kartelleşmenin içinde olduklarını
düşünmedikleri,
- 2012 yılında gerçekleştirdikleri satışlar incelendiğinde görüleceği üzere, satılan hazır
betonu üreticiler arasında dengelemek gibi bir amaç içerisinde olmadıkları
savunmalarına yer verilmiştir.
13-54/755-315
7/24
J.3. Yapılan Değerlendirmeler
J.3.1. Dosya Konusu Anlaşmanın Mahiyetine İlişkin Değerlendirme
(32) Kuruma intikal eden başvuruda; Erzincan’daki bütün hazır beton üreticilerinin satış
kanalı olarak iki bayiyi belirleyerek müşterilere doğrudan satış yapmadığı, böylelikle tek
temin kaynağı olarak bu iki bayinin kaldığı ve söz konusu yapının kurulmasından sonra
(2011 yılının sonundan itibaren) hazır beton fiyatlarının %30-40 oranında arttığı ifade
edilmektedir.
(33) Dosya kapsamında gerek önaraştırma, gerek soruşturma safhasında elde edilen
belgeler ve soruşturma tarafları ile yapılan görüşmelerden Erzincan ili Merkez ilçesi
hazır beton pazarında faaliyet gösteren üreticilerin 2011 yılı sonunda ortak bir bayilik
sistemi kurdukları anlaşılmıştır. Hazır beton üreticileri tarafından, söz konusu sisteme
tahsilât sıkıntısını aşmak ve alıcıların doğrudan üreticiler yerine bayilerle muhatap
olmasını sağlamak için geçildiği ifade edilmektedir. Yapılan tespitlerden, bu amaçla dört
hazır beton üreticisi olan TEKNİK BETON, ERZİNCAN BETON, ÖZÇAKIR BETON,
KUŞAK BETON’un, iki bayi BETAŞCAN ve İLKADIM üzerinden ortak satış yapmak
konusunda uzlaşmaya vardığı anlaşılmıştır.
(34) Raportörlerce ERZİNCAN BETON’da soruşturma aşamasında gerçekleştirilen
görüşmede, teşebbüs yetkilileri tarafından; tahsilât sorununu aşmak, şehir dışından
gelen müteahhitlerin tanınmaması, güvenirlik sorunlarının bulunması ve bunların
borçlarını ödememeleri nedeniyle kendilerinin zarara uğramaları gibi çeşitli nedenlerle
ortak satış sistemine geçildiği ifade edilmiştir. Yine ÖZÇAKIR BETON yetkilisi tarafından
da benzer ifadeler kullanılmış; küçük bir il olan Erzincan’da ikili ilişkiler nedeniyle ancak
açık hesap şeklinde çalışılabildiği ve bu durumun tahsilât problemini derinleştirdiği
belirtilmiş; bunu engellemek amacıyla beton üreticileri olarak ortak satış sistemine
geçme kararının alındığı ve böylelikle müşterilerin doğrudan bayi ile muhatap olmasının
amaçlandığı ifade edilmiştir.
(35) Üreticilerin bayilerle yaptıkları yetkili satıcılık sözleşmelerinin aynı hükümlerden
oluşması, üreticilerin bayilik sistemine geçme konusundaki zamanlamaları ve bütün
üreticilerin BETAŞCAN ve İLKADIM ile çalışmaları, bu konudaki kararın beraberce
verildiğini; bayilerin, uygulanmasına karar verilen ortak satış konusundaki sistemin bir
aracı olarak kullanıldığını ortaya koymaktadır.
(36) Soruşturma kapsamında elde edilen Belge 6 ve Belge 7’den, bu iki bayi arasında da
yoğun bir ilişki olduğu, şeffaflığın bulunduğu ve hatta BETAŞCAN tarafından diğer bayi
olan İLKADIM’a gönderilen ayrı tarihli ve farklı tutarlardaki paraların, masraf bildirim
formuna yazıldığı belirlenmiştir. Dolayısıyla üreticiler tarafından kurulan sistemde bayiler
arasında da yüksek ölçüde bir şeffaflık sağlandığı, hatta bayilerin birbirlerine para
gönderdiği, her iki bayinin masraflarının hazır beton üreticileri tarafından finanse edildiği
görülmektedir. Kurulan ortak satış sisteminde, bayiler arasındaki bu yoğun şeffaflık ve
çıkar birlikteliği nedeniyle piyasada rekabetçi fiyatların oluşması mümkün
görünmemektedir. Üreticiler her iki bayiyi ortak satış kanalı, yani tek bir satış noktası
gibi kullanmaktadır. Böylelikle alıcılar eskiden üreticilerden rekabete dayalı farklı fiyatlar
alabilirken, kurulan ortak satış sistemi neticesinde tek bir fiyat almak durumundadırlar.
J.3.2. 4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Bakımından Yapılan Değerlendirme
(37) 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi uyarınca “Belirli bir mal veya hizmet piyasasında
doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını
taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası
13-54/755-315
8/24
anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemleri”
yasaklanmaktadır.
(38) Dosya konusu anlaşma, bir ortak satış anlaşmasıdır. Ortak satışla ilgili anlaşmalar
genellikle rakiplerin fiyatlandırma politikalarını koordine etmeyi amaçlayan, fiyat
rekabetini ortadan kaldırabilen ve hatta bir sipariş paylaşma sistemi çerçevesinde
toplam mal arzını da kısıtlayabilen anlaşmalardır.
(39) Bu tip anlaşmaların rekabeti kısıtlayıp kısıtlamadığının belirlenmesi için, öncelikle
anlaşmanın; 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında rekabeti kısıtlayıcı bir amacı
ya da etkisi olup olmadığının değerlendirilmesi, rekabet ihlalinin belirlenmesi durumunda
ise aynı Kanun’un 5. maddesi çerçevesinde muafiyetten yararlanıp
yararlanamayacağının tespit edilmesi gerekmektedir.
J.3.2.1. Rekabeti Kısıtlama Amacı Bulunup Bulunmadığına İlişkin Değerlendirme
(40) Fiyat tespiti, arz kısıtlaması, pazar veya müşteri paylaşımı gibi açık kısıtlamaların söz
konusu olduğu yatay anlaşmaların rekabeti kısıtlaması kuvvetle muhtemel olduğundan,
bu tür anlaşmalar, pazardaki mevcut veya potansiyel etkilerinin incelenmesine gerek
görülmeksizin yasaklanmaktadır. Ortak satışla sınırlı anlaşmalar genellikle rakiplerin
fiyatlandırma politikalarını koordine etmeyi amaçlamaktadır. Bu tür anlaşmalar, taraflar
arasındaki fiyat rekabetini ortadan kaldırabileceği gibi, bir sipariş paylaşma sistemi
çerçevesinde tarafların sunduğu ürünlerin toplam hacmini de kısıtlayabilir. Dolayısıyla
bu tür anlaşmaların rekabeti kısıtlama amacı taşıma ihtimali yüksektir.
(41) Bir diğer husus da, fiyatların genel anlamda koordine edilmesine yol açan bir ortak satış
anlaşmasının, anlaşma münhasır olmasa (yani taraflar anlaşma dışında münferit olarak
satış yapmakta serbest olsa) da rekabeti kısıtlama amacı taşıma olasılığının yüksek
olacağıdır.
(42) Dosya mevcudu olayda, anlaşmanın mahiyetinin değerlendirildiği bölümde yer verildiği
üzere, tarafların ortak satış yaptığı kanaatine varılmıştır. Hazır beton gibi homojen nitelik
arz eden bir ürünün bulunduğu pazarda, pazarın tamamını kapsayan ortak satış
sistemine geçilmesinin, fiyatların genel anlamda koordine edilmesine yol açacağı açıktır.
(43) Bu çerçevede, pazardaki oyuncuların tamamının ortak satış yaptığı ve hâlihazırdaki
durum itibarıyla, anlaşmanın gerçekleştiği 2012 yılı içerisinde alınan siparişlere ilişkin
ortak satışların, pazarın toplam büyüklüğünün yaklaşık %90’ını oluşturduğu tespiti
dikkate alındığında, dosya konusu anlaşmanın, fiyatların koordine edilmesine yol açtığı,
dolayısıyla amaç bakımından rekabeti kısıtlayıcı olduğu sonucuna varılmıştır.
J.3.2.2. Bilgi Paylaşımına İlişkin Değerlendirme
(44) Rekabete duyarlı bilgi değişimi, pazardaki şeffaflığı yapay olarak artırıp teşebbüsler
arasında rekabetçi davranışların koordinasyonunu kolaylaştırarak rekabeti kısıtlayıcı
etkiler doğurabilir. Bu durum, farklı şekillerde meydana gelebilir:
- İlk olarak, bilgi değişimi pazardaki belirsizliklere ilişkin olarak teşebbüslerin ortak ve
uyumlu beklentilere sahip olmasına yol açabilir. Böylece teşebbüsler, aralarında açık bir
anlaşma olmaksızın, rekabetçi davranışlarını koordine etmek üzere ortak bir anlayışa
varabilirler. Bu yolla bilgi değişimi, pazarda işbirlikçi sonuca neden olabilir.
Teşebbüslerin gelecekteki davranışlarına ilişkin planlarına yönelik bilgi değişimi, bu tür
bir anlayış birliği için en uygun yoldur.
- İkinci olarak, bilgi değişimi; pazarı şeffaf hale getirerek, oluşturulan bir izleme
mekanizması ile teşebbüslerin, rakiplerin aralarındaki rekabeti kısıtlayıcı anlaşmaya
aykırı davranışlarını tespit etmesini ve buna karşılık vermesini kolaylaştırmak suretiyle
pazarda işbirlikçi sonucu mümkün kılabilir ya da bu davranışların sürdürülebilirliğini
13-54/755-315
9/24
(içsel istikrar) artırabilir. Güncel veya geçmiş verilerin değişimi böyle bir izleme
mekanizmasının oluşturulmasını sağlayabilir.
- Üçüncü olarak, bilgi değişimi, anlaşmaya taraf olmayan rakiplerin dışlanmasını
sağlayarak, pazarda işbirlikçi sonuçların sürdürülebilirliğini (dışsal istikrar) artırabilir.
Pazar, bilgi değişimi yoluyla yeterince şeffaf hale getirildiğinde, anlaşmaya taraf
teşebbüsler, potansiyel rakiplerin ne zaman ve nasıl pazara gireceği konusunda bilgi
sahibi olup, pazara yeni giren teşebbüsleri hedef alabilir ve pazarı potansiyel rakiplere
kapatabilir. Veri değişimi bir izleme mekanizması oluşturabilir.
(45) Mevcut dosya kapsamında elde edilen rakipler arası bilgi paylaşımları;
- teşebbüslerin aldıkları siparişleri, satış yaptıkları müşterileri, ürün fiyatlarını, satış
miktarlarını ve ödeme şekillerini (Belge 1),
- teşebbüslerin müşterilerinden tahsil ettikleri tutarları (Belge 2),
- teşebbüslerin 2011 yılından kalan dökülecek toplam beton miktarlarına ve 2012 yılının
yedinci ayına kadar olan tahmini toplam siparişlerini (Belge 4),
- müşteri bazında 2011 yılından kalan dökülecek beton miktarlarını ve 2012 yılında
gerçekleştirilen satışların miktarlarını (Belge3),
- müşterilerin cari durumlarını (Belge 5)
içermektedir.
(46) Dosyadaki bilgilere göre, inceleme konusu anlaşma tarafı teşebbüsler, satış yaptıkları
müşterilerin isimleri, müşterilerin ödedikleri tutarlar ve borçları, satış miktarları, fiyatlar
ve sipariş bilgileri gibi her türlü rekabetçi bilgiyi paylaşmaktadır. Belge 4’te yer alan
tahmini toplam siparişlere ilişkin bilgiler de geleceğe yönelik bilgi paylaşımı olarak
değerlendirilmektedir.
(47) Teşebbüsler arasında bilgilerin paylaşılma sıklığına bakıldığında, bayiler tarafından
düzenlenen raporların büyük oranda haftalık bazda hazırlandığı hususu göze
çarpmaktadır. BETAŞCAN tarafından gönderilen bilgi yazısında da, bayiler tarafından
tüm üreticilere haftalık olarak yapılan sözleşme, tahsilât, dökülen betonlar ve firmalara
yapılması gereken nakit ödemelerle ilgili raporlama yapıldığı belirtilmektedir. Bilgilerin
paylaşım sıklığı arttığı ölçüde, işbirlikçi sonucun doğması riski artmaktadır.
(48) Yukarıda yer verilen tespit ve değerlendirmeler çerçevesinde, anlaşma neticesinde
yapılan bilgi paylaşımları ortak satış anlaşmasıyla birlikte değerlendirildiğinde rekabetin
amaç bakımından kısıtlandığı anlaşılmıştır. Bunun yanı sıra, dosya konusu anlaşma
neticesinde gerçekleştirilen bilgi paylaşımlarının geleceğe yönelik tahminleri de içerdiği
göz önüne alındığında, bilgi paylaşımlarının bizatihi rekabeti kısıtlama amacı taşıdığı
kanaatine ulaşılmıştır.
J.3.2.3. Satış Fiyatlarının Koordinasyonuna İlişkin Değerlendirme
(49) Yukarıda yer verildiği üzere, dosya konusu ortak satış anlaşması ve bilgi paylaşımları
fiyatların koordine edilmesine yol açacağından, rekabet amaç bakımından kısıtlanmıştır.
Bununla birlikte, anlaşmanın uygulamaya girdiği 2012 yılında pazarda uygulanan satış
fiyatlarına ve sipariş yöntemine ilişkin değerlendirme yapılmıştır.
(50) Dosya mevcudu bilgilere göre, teşebbüslerin sağladığı ürünlerin ortalama fiyatları ortak
satış anlaşmasının yürürlüğe girdiği 2012 yılı Nisan ayından itibaren yaklaşık olarak
%20 artmıştır.
(51) Savunmalarda yer aldığı üzere, taraflar bu fiyat artışını maliyet artışıyla açıklamaktadır.
Ancak, taraflardan elde edilen maliyet verilerindeki farklılıklar nedeniyle, birim üretim
maliyetlerinin fiyat artışının gözlendiği dönemde ne kadar arttığı tam olarak tespit
edilememiştir.
13-54/755-315
10/24
(52) Bununla birlikte, bir kısım maliyet kalemlerinin tarafların sağladığı veriler dışında
belirlenmesi mümkün görülmemekle birlikte, hazır beton üretiminin en önemli maliyet
kalemleri olan çimento ve motorin fiyatlarının anılan tarihler arasındaki artış oranları
tespit edilebilmektedir. Dosya mevcudu bilgilere göre, söz konusu dönemde, hazır beton
maliyetinin en önemli kaynağı olan1 motorin fiyatları yaklaşık olarak %2,13 oranında,
elektrik fiyatları ise %8,64 oranında artmıştır. Aynı tarihlerde teşebbüslerin kullandıkları
çimento fiyatlarının yaklaşık %11-12 oranında arttığı görülmüştür. Bunun yanı sıra,
doğrudan fiyat artış oranları tespit edilemeyen işçilik, malzeme, yardımcı maddeler ve
diğer bütün maliyetlerin ilişkilendirilebileceği üretici fiyatları endeksine göre enflasyon
oranı %1,41 olarak ölçülmüştür. Bu veriler çerçevesinde, soruşturma tarafı
teşebbüslerin gerçekleştirmiş olduğu fiyat artışının maliyet artışıyla bağdaştırılmasının
yerinde olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
(53) Yapılan bu tespit ve değerlendirmeler göz önünde bulundurularak, Erzincan ili Merkez
ilçesi hazır beton satış fiyatlarının koordine edildiği, tarafların fiyat artışını maliyet
artışına bağladığı savunmasının makul olmadığı kanaatine varılmıştır.
J.3.2.4. Satış Miktarlarının Koordinasyonuna İlişkin Değerlendirme
(54) Fiyatların koordine edilmesine yol açan bir ortak satış anlaşmasının sürdürülebilir
olması için, genel olarak benzer büyüklüklerdeki rakiplerin birbirlerine yakın miktarlarda
satış yapmasının sağlanması gerekir. Bu çerçevede, Erzincan ili Merkez ilçesi hazır
beton pazarında, 2012 yılında sipariş alınan ürün satışlarının üreticilerin doğrudan
gerçekleştirdiği satışlar ve bayi kanalıyla yaptığı satışların toplam satışlara oranları
incelenmiştir. Bu bilgilerden, siparişi 2012 yılı içinde alınıp aynı yıl içerisinde satılan
hazır betonun, yaklaşık %90’ının bayi kanalıyla yapıldığı anlaşılmıştır.
(55) Bu incelemede, teşebbüslerin anlaşma öncesi dönem olan 2011 yılından devreden
siparişleri değerlendirme dışında tutulmuştur. Ayrıca, KUŞAK BETON’un Erzincan Polis
Meslek Yüksekokulu İnşaatı için sağladığı 50.000 m3’lük satış, elde edilen belgelerde
2011 yılından devreden sipariş olarak göründüğü için değerlendirmeye dahil
edilmemiştir. Öte yandan, üretici teşebbüslerin yaptığı doğrudan satışlar içerisinde,
büyüklüğü tam olarak tespit edilemeyen kendi inşaatlarının da bulunduğu bilgisi
değerlendirildiğinde, ilgili pazarda 2012 yılında alınan siparişlerin neredeyse tamamının
bayi kanalıyla gerçekleştirildiği sonucuna ulaşılmaktadır.
(56) Pazarda oluşan bu resim, fiyatların koordine edildiği/edileceği sonucunu bir kez daha
ortaya koymakta ve bayiler kanalıyla bir sipariş paylaşma yönteminin oluşturulmasının
mümkün olduğunu göstermektedir. Bu bağlamda, Belge 8’in ilgili bölümü
değerlendirilmiştir. Söz konusu belgede yer alan ve “2012 yıl sonu raporu” olarak
hazırlanan tabloda teşebbüslerin 2011’den devreden siparişlerinin farklı miktarlarda
olmasına rağmen, ERZİNCAN BETON, ÖZÇAKIR BETON ve KUŞAK BETON’un
2011’den devreden ve 2012 yılında alınan siparişler toplamının oldukça yakın olduğu,
ancak TEKNİK BETON’un toplam sipariş miktarının diğer teşebbüslerden bir miktar az
olduğu görülmektedir.
(57) Bu çerçevede, taraflar arasında bir sipariş paylaşma yönteminin geliştirildiği, TEKNİK
BETON’un sipariş miktarının farklı olmasının ise, planlanan ve gerçekleşen durumların
farklı olmasından kaynaklandığı sonucuna ulaşılmıştır.
1 Hazır betonun maliyetlerinin yaklaşık %65’ini çimento ve agrega, %20’sini motorin, taşıma ve pompalama
maliyetleri oluşturmaktadır (Rekabet Kurulunun 16.10.2012 tarih ve 12-50/1445-492 sayılı Kararı). Çimentonun
maliyetinin yaklaşık %40’ını yakıt, %21’ini elektrik oluşturmaktadır. Agreganın maliyetinin ise, yaklaşık %50’sinin
motorin, %10’unun elektrik olduğu ifade edilmektedir. Bu çerçevede, beton maliyetlerinin doğrudan veya dolaylı
olarak %50’sinin motorin maliyetleri olduğu anlaşılmaktadır.
13-54/755-315
11/24
J.3.3. 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesi Bakımından Yapılan Değerlendirme
(58) Yukarıda ayrıntılı olarak yer verilen açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, dosya
konusu ortak satış anlaşmasının rekabeti kısıtlama amacı taşıdığı ve dolayısıyla 4054
sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında ihlal teşkil ettiği sonucuna ulaşılmıştır. Ancak 4.
madde kapsamında ihlal olduğu düşünülen dosya konusu ortak satış anlaşmasına
ilişkin olarak, yine aynı Kanun’un 5. maddesi kapsamında bireysel muafiyet
değerlendirilmesinin yapılması gerekmektedir.
(59) Ortak satış anlaşmaları önemli etkinlik kazanımları sağlayabilmektedir. Bu çerçevede 5.
madde değerlendirmesi için dikkate alınması gereken etkinliklerin ortak satış taraflarının
faaliyetlerine ve niteliklerine göre değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda
özellikle, soruşturma taraflarının birinci yazılı savunmalarında öne sürülen unsurların da
göz önüne alınması suretiyle, muafiyet değerlendirilmesinin yapılması önem arz
etmektedir.
(60) Soruşturma kapsamındaki iddialarla ilgili olarak teşebbüsler tarafından özetle, fiyat
seviyelerinde meydana gelen artışın maliyetlerde meydana gelen artışlarla
açıklanabileceği; müşteri paylaşımı ve miktar koordinasyonuna yönelik iddialara karşılık
ise, hemen her sene kapasitelerini oldukça yüksek oranda kullanarak satış yaptıkları
gerekçesiyle, kapasiteleri artmadığı müddetçe, bu tür bir anlaşmanın içerisinde
bulunmanın kendilerine katabilecek olumlu bir yönünün bulunmadığı ifade edilmiştir.
Ayrıca BETAŞCAN tarafından yapılan savunmada, yerinde incelemelerde elde edilen
belgelerden Belge 3 ile ilgili olarak, bu belgenin üreticilerin hâlihazırdaki durumunu bilip,
ona göre siparişleri düzenlemek amacıyla hazırlandığı, hassas olduğu düşünülen
bilgilerin paylaşılması hususunda üreticilerin bir itirazının olmadığı, kendilerinin de
problem teşkil edeceğini düşünmedikleri belirtilmiştir.
(61) Tarafların savunmaları da dikkate alındığında, ortak satış sistemi çerçevesinde hazır
beton üreticisi teşebbüsler arasındaki rekabeti ortadan kaldırabilecek şekilde fiyat
politikalarının ve satış şartlarının koordine edilmesine yol açacak bir ortak satış sistemi
kurdukları anlaşılmaktadır. Bunu sağlamak için taraflar arasında düzenli olarak,
rekabete duyarlı bilgi değişimi sağlanmıştır.
(62) Bu çerçevede, soruşturma konusu teşebbüslerin ilgili pazarda faaliyet gösteren tüm
hazır beton üreticileri olduğu ve alıcıların alternatif bir temin kaynağı bulunmadığı
düşünüldüğünde, muafiyet tanınabilmesi için zorunlu olan dört kıstastan “ilgili pazarın
önemli bir bölümünde rekabetin ortadan kaldırılmaması”nın karşılanması mümkün
değildir. Dolayısıyla soruşturma konusu ortak satış anlaşmasına, 4054 sayılı Kanun’un
5. maddesi uyarınca muafiyet tanınamayacağı sonucuna varılmıştır.
J.3.4. Genel Değerlendirme
(63) Soruşturma konusu iddialar genel olarak, Erzincan ili Merkez ilçesinde hazır beton
üretimi yapan dört üretici ile iki bayinin beraberce ortak satış sistemi kurması ve bunun
sonucunda alıcıların alternatif temin kaynağı kalmadığı için fiyatların %30-40 artırılması
olarak özetlenebilir. Dosya konusu iddialar çerçevesinde yapılan inceleme ve tespitler
doğrultusunda, Erzincan ili Merkez ilçesinde hazır beton üretimi ile uğraşan TEKNİK
BETON, ERZİNCAN BETON, ÖZÇAKIR BETON, KUŞAK BETON’un, iki bayi
BETAŞCAN ve İLKADIM üzerinden ortak satış yapmak konusunda 2012 yılı başından
itibaren anlaştıkları; kurulan bu sistem çerçevesinde satışlarının yaklaşık %90’ını ortak
satış noktası olan bayiler aracılığıyla yaptıkları anlaşılmıştır.
(64) Bayilerin üreticilerle imzaladıkları bayilik anlaşmalarının ve satış şartlarının birbirleriyle
aynı olması, üreticilerle yapılan görüşmelerde bayilik sistemine ortaklaşa kararla
13-54/755-315
12/24
geçildiğinin ifade edilmesi ve bayilik sistemine bütün üreticilerin aynı zamanda ve aynı
bayiler kanalıyla geçmesi ile tarafların beyanları çerçevesinde, bu sistemin ortak bir
karar neticesinde kurulduğu kanaatine varılmıştır.
(65) Ortak satış anlaşmaları, başta fiyat tespiti olmak üzere, arz kısıtlanması, pazarların
bölüşülmesi ve rekabete duyarlı bilgi değişimine ya da maliyet benzeşmesi nedeniyle
işbirlikçi sonuçlara yol açabilir. Bu tür anlaşmalar, başta rakiplerin fiyatlandırma
politikalarının koordinasyonu olmak üzere, arz paylaşımı ve toplam mal arzının
kısıtlanması gibi çeşitli rekabet sorunları doğurabilmektedir.
(66) Soruşturma konusu iddialar bu açıdan değerlendirildiğinde, hazır beton üreticilerinin
gelen müşterileri büyük oranda bayilere yönlendirdiği anlaşılmıştır. Böylelikle müşteriler
ortak satış kanalının olmadığı durumda çeşitli üreticilerden teklif almak suretiyle, fiyat
dışında vade ve ödeme şartları gibi unsurlara ilişkin olarak çok sayıda seçeneğe
sahipken, ortak satış yapılması neticesinde aynı satış şartlarını uygulayan bayiler
dışında, alternatif temin kaynakları bulunmadığı için pazarlık yapmalarının güçleştiği ve
böylelikle üreticiler arasındaki fiyat ve fiyat dışındaki satış şartlarına ilişkin rekabetin
bundan olumsuz etkilendiği kanaatine ulaşılmıştır.
(67) Bayiler kanalıyla yapılan satışların ayrıntılı olarak üreticilere raporlandığı göz önüne
alındığında, üreticilerin, hangi alıcının hangi üreticiden, ne miktarda ve hangi şartlarla
alım yaptığını izleyebildiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla rekabete duyarlı bilgi değişimi
yoluyla üreticiler arasında şeffaflığın arttırıldığı, üreticilerin fiyat politikaları arasında
koordinasyon sağlanmasının ve müşteri ve pazar paylaşımının yapılmasının sağlandığı
görülmektedir. Rakipler arası fiyat politikalarının koordinasyonuna ilişkin yapılabilecek
tespitlerin başında, ilgili pazarda hazır beton ürünlerinin fiyatlarının arttığı hususu
gelmektedir. Ayrıca söz konusu uygulama, aynı satış şartlarını uygulayan ortak bayilere
yönlendirilen alıcıların farklı rekabetçi teklifler almasının önüne geçmektedir. Bu
çerçevede, dosya konusu ortak satış sisteminin 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi
uyarınca ihlal teşkil ettiği sonucuna ulaşılmıştır.
(68) Yerinde incelemelerde edinilen ve bayiler tarafından hazırlandığı anlaşılan rekabete
duyarlı bilgilerin paylaşıldığı raporlarda, ayrıca ileriye dönük olarak oluşması beklenen
satış miktarlarına ilişkin tahmini satış rakamları da yer almaktadır. Bu durumun, ortak
satış anlaşması tarafı üreticiler tarafından bir sipariş yöntemi oluşturulduğunu ve
siparişlerin buna göre dağıtılması konusunda koordinasyon sağlandığını gösterdiği
sonucuna varılmıştır.
(69) Netice itibarıyla, söz konusu ortak satış ve bilgi değişimi 4054 sayılı Kanun’un 4.
maddesini ihlal eden eylemlerdir.
J.3.5. Teşebbüslere Verilecek İdari Para Cezalarının Belirlenmesi Hususuna İlişkin
Değerlendirme
(70) Yukarıda yer verilen tespitler ve değerlendirmeler çerçevesinde, Erzincan ili Merkez
ilçesinde faaliyet gösteren dört üretici ve iki bayi tarafından yapılan anlaşma sonucunda
hazır beton satışı için ortak bir satış sistemi kurulduğu; söz konusu sistem ve kurulan bu
sistem çerçevesinde yapılan rekabete duyarlı bilgi paylaşımlarının rakipler arasında
fiyatların koordine edilmesine yol açtığı anlaşılmış olup, 4054 sayılı Kanun’un 4.
maddesinin ihlal edildiği kanaatine varılmıştır.
(71) 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesinin üçüncü fıkrasında; “Bu Kanunun 4, 6 ve 7 nci
maddelerinde yasaklanmış davranışlarda bulunanlara, ceza verilecek teşebbüs ile
teşebbüs birlikleri veya bu birliklerin üyelerinin nihai karardan bir önceki mali yıl sonunda
oluşan veya bunun hesaplanması mümkün olmazsa nihai karar tarihine en yakın mali yıl
sonunda oluşan ve Kurul tarafından saptanacak olan yıllık gayri safi gelirlerinin yüzde
onuna kadar idarî para cezası verilir.” hükmü yer almaktadır. Bu hüküm doğrultusunda,
13-54/755-315
13/24
hakkında soruşturma yürütülen ve 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal ettikleri tespit
edilen TEKNİK BETON, ERZİNCAN BETON, ÖZÇAKIR BETON, KUŞAK BETON,
BETAŞCAN ve İLKADIM’a idari para cezası verilmesi gerekli görülmüştür. Öte yandan,
“Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar İle Hakim Durumun Kötüye
Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik” uyarınca, ihlalin
süresinin bir yıldan az olması dikkate alınarak, uygulanacak idari para cezasında
indirime gidilmesinin uygun olacağı sonucuna ulaşılmıştır.
(72) Bu kapsamda soruşturmaya taraf olan teşebbüslere; anılan Yönetmelik’in 5. maddesinin
birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca “diğer ihlaller” kapsamında olmak üzere % 0,5
oranında temel para cezası uygulanması, yine aynı yönetmeliğin “Hafifletici Unsurlar”
başlıklı 7. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, birinci fıkraya göre hesaplanan temel para
cezasında 3/5 oranında indirim yapılarak %0,2 oranında idari para cezası verilmesi
gerektiği kanaatine varılmıştır.
(73)
K. SONUÇ
(74) 10.10.2012 tarih, 12-49/1433-M sayılı Kurul kararı uyarınca yürütülen soruşturma ile
ilgili olarak düzenlenen Rapor’a ve Ek Görüş’e, toplanan delillere, yazılı savunmalara,
sözlü savunma toplantısında yapılan açıklamalara ve incelenen dosya kapsamına göre;
1.
- Betaşcan İnşaat Mad. Petrol Oto ve Nak. San. Tic. Paz. Ltd. Şti.
- Erzincan Teknik Hazır Beton İnş. Taah. Nak. Mad. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti.
- İlkadım Maden Petrol İnş. Emlak ve Nak. San. Tic. Ltd. Şti.
- İşbirlik Hafriyat İnş. Taah. Tic. ve San. Ltd. Şti.
- Koru Gayrimenkul Yatırım İnşaat A.Ş.
- Öz Çakıroğlu İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin
ortak satış anlaşması yapmak ve rekabete duyarlı bilgileri paylaşmak suretiyle 4054
sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesini ihlal ettiklerine
OYBİRLİĞİ ile,
2. Söz konusu anlaşmalara, 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinde sayılan koşulları
taşımaması nedeniyle bireysel muafiyet tanınamayacağına OYBİRLİĞİ ile,
3. Bu nedenle, 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesinin üçüncü fıkrası ve “Rekabeti
Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim Durumun Kötüye Kullanılması
Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik”in 5. maddesinin birinci fıkrasının
(b) bendi ve ikinci fıkrası, 7. maddesinin birinci fıkrası hükümleri uyarınca 2012 mali yılı
sonunda oluşan ve Kurul tarafından belirlenen yıllık gayri safi gelirlerinin takdiren
%0,2’si oranında olmak üzere;
Betaşcan İnşaat Mad. Petrol Oto ve Nak. San. Tic. Paz. Ltd. Şti.’ye 31.823,69 TL
Erzincan Teknik Hazır Beton İnş. Taah. Nak. Mad. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti.’ye
15.914,12 TL
İlkadım Maden Petrol İnş. Emlak ve Nak. San. Tic. Ltd. Şti.’ye 4.310,95 TL
İşbirlik Hafriyat İnş. Taah. Tic. ve San. Ltd. Şti.’ye 24.538,16 TL
Koru Gayrimenkul Yatırım İnşaat A.Ş.’ye 23.541,04 TL
Öz Çakıroğlu İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti.’ye 20.548,96 TL
idari para cezası verilmesine Kurul Üyesi Reşit GÜRPINAR’ın farklı gerekçesi ve
OYBİRLİĞİ ile,
13-54/755-315
14/24
4. İhlal oluşturduğu tespit edilen uygulamalarla aynı amaç veya sonucu doğuran ya da
doğurabilecek niteliği haiz faaliyetlerden kaçınılması gerektiğinin 4054 sayılı Kanun’un
9. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ilgili teşebbüslere bildirilmesine OYBİRLİĞİ ile
Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açık olmak üzere karar verilmiştir.
Rekabet Kurulu’nun 17.09.2013 Tarih ve 13-54/755-315 Sayılı
Kararına
FARKLI GEREKÇE
Kurulumuz mezkur Kararıyla, 4054 Sayılı Kanun’un 16. Maddesinin
3.fıkrası ile “Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hâkim
Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik”in
5. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ve ikinci fıkrası, 7.maddesinin üçüncü fıkrası
hükümleri uyarınca soruşturmaya muhatap teşebbüslere 2012 mali yılı sonunda oluşan
ve Kurul tarafından belirlenen yıllık gayri safi gelirlerinin takdiren % 0,2 oranında olmak
üzere; çeşitli miktarlarda idari para cezası verilmesine karar vermiş bulunmaktadır.
Anılan bu idari para cezası belirlenirken, 4054 sayılı yasanın 16.maddesi ile birlikte,
yukarıda belirtilen Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim
Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmeliğin
ilgili hükümlerinin uygulanmasıyla, temel para cezaları baz alınarak ceza verilmiş olup,
ceza miktarına sonuç olarak katılmakla birlikte gerekçe yönünden, anılan yönetmeliğin
4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanuna aykırı olduğu inancıyla, aşağıda
belirteceğim nedenlerle kararın ceza oran ve miktarlarını belirleyen 3.fıkrasına farklı
gerekçe ile katılıyorum.
Farklı gerekçemiz, “Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar
ile Hakim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin
Yönetmelik’in 5.maddesi ile getirilen kabahat tipleri ve bu kabahat tiplerine verilecek idari
para cezalarına alt ve üst sınır konulması suretiyle kanuna aykırı yönetmelik
hükümlerinin uygulanması noktasından doğmaktadır.
Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim Durumun
Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin yönetmelik 4054
Sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanuna aykırıdır.
Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim Durumun
Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik’in; “Temel
Para Cezası’’ başlığı altındaki 5.maddesinde;
(1)Temel para cezası hesaplanırken, Kanunun 4 üncü ve 6 ncı maddelerinde
yasaklanmış davranışlarda bulunan teşebbüs ile teşebbüs birlikleri veya bu birliklerin
üyelerinin, nihai karardan bir önceki mali yıl sonunda oluşan veya bunun hesaplanması
mümkün olmazsa nihai karar tarihine en yakın mali yıl sonunda oluşan ve Kurul
tarafından saptanacak olan yıllık gayri safi gelirlerinin;
13-54/755-315
15/24
a) Karteller için, yüzde ikisi ile yüzde dördü,
b) Diğer ihlaller için, binde beşi ile yüzde üçü,
arasında bir oran esas alınır.
(2) Birinci fıkrada yazılı oranların belirlenmesinde, ilgili teşebbüs veya teşebbüs
birliklerinin piyasadaki gücü, ihlal neticesinde gerçekleşen veya gerçekleşmesi
muhtemel zararın ağırlığı gibi hususlar dikkate alınır.
(3) Birinci fıkraya göre belirlenen para cezası miktarı;
a) Bir yıldan uzun, beş yıldan kısa süren ihlallerde yarısı oranında,
b) Beş yıldan uzun süren ihlallerde bir katı oranında,
arttırılır.’’ denilmiş, yine 6.maddesinde Ağırlaştırıcı Unsurlar ve 7.maddesinde de
Hafifletici Unsurlar ayrı , ayrı sayılmıştır.
Aşağıda geniş olarak açıklanacağı üzere Yasa Koyucu 16.maddeye göre
verilecek cezalarda; alt sınır koymayıp, sadece üst sınırı belirleyerek cezaların yüzde
ona kadar verileceğini hükme bağlamasına ve Rekabet Kurulu’na aşağıda geniş olarak
açıklayacağımız gibi, yetki aşımı nedeniyle yönetmelikle düzenlenmesi mümkün
olmayan bir konuda, yönetmelikle düzenleme yapılarak belli suçlar için, belirli cezalar
getirilmiş, yine yönetmelikte, Kanunda olmayan bir kural konularak alt sınır ve yasada
öngörülmeyen bir üst sınır belirlenmiş ve karteller için yüzde iki ile dört arası, diğer
ihlaller içinse binde beş ile yüzde üçü oranında şeklinde ceza verilmesi öngörülmüştür.
Anayasamızın 13.maddesinde; “Temel hak ve hürriyetler, özlerine
dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere
bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve
ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük
ilkesine aykırı olamaz.” hükmü bulunmakta, Anayasamızın madde 38.maddesinde ise;
“Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı
cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan
cezadan daha ağır bir ceza verilemez. ‘’ ……hükmü yer almıştır. Bu hükümler kişilere
maddi yaptırımlarında kapsamına girdiği, kişilerin temel hak ve özgürlüklerinin
kısıtlanmasının ancak yasa ile söz konusu olabileceğini, yine yasa hükmü ile belirlenen
bir cezadan daha ağır bir cezanın verilemeyeceğini belirlemiştir. Aşağıda ayrıntılı olarak
açıklayacağımız gibi, yukarıda hükmü açıklanan anılan yönetmelik hükmü ile bu hükme
aykırı maddi ceza hükümleri getirilerek, anayasal kurallar göz ardı edilmiştir.
Hiyerarşik normlar sistemine dayalı olan hukuk düzenimizde, alt düzeydeki
normların dayanaklarını ve yürürlüklerini üst düzeydeki normlardan aldığı kuşkusuzdur.
Normlar hiyerarşisinin en üstünde evrensel hukuk ilkeleri ve Anayasa bulunmakta, daha
sonra gelen kanunlar dayanağını ve yürürlüğünü Anayasa’dan, tüzükler dayanağını ve
yürürlüğünü kanundan, yönetmelikler ise dayanağını ve yürürlüğünü kanun ve tüzükten
almaktadır. Bir normun kendisinden daha üst konumda bulunan ve dayanağını teşkil
eden bir norma aykırı ve bunu değiştirici veya ihmal edici nitelikte bir hükmü hukuk
alemine getirmesi olanaklı bulunmamaktadır.
Hukuk devletinde yönetimin işlem ve eylemlerine uygulanacak hukuki
kurallarının şeffaf ve anlaşılabilir bir şekilde belirlenmesi kadar söz konusu normların
normlar hiyerarşisine uygunluğu da, bu kuralların sağlığı için büyük bir önem
taşımaktadır. Normlar hiyerarşisine aykırı düzenlenen bir norm, denetim aşamasını da
etkilemekte ve denetime esas kararlarda çoğu zaman normlar hiyerarşisinden sapmalar
hukuka aykırılık nedeni olarak kabul edilmektedir. Bu konuda onlarca Danıştay kararı
bulunmaktadır.(2)
2 Danıştay İ.D.D.K 16.06.2005 gün ve E.2003/275 K.2005/2170 Sayılı Kararı
13-54/755-315
16/24
Bu nedenlerle, hukuk sistemimizde öngörülen hukuk hiyerarşisi kavramının
sağlıklı işleyebilmesi için; gerek düzenleme yapıcıların, uygulayıcıların ve gerekse,
yargısal denetimi yapan mercilerin anayasal ve yasal sınırlar içerisinde hareket etmeleri
gerekli ve hatta zorunludur. Çünkü bu gereklilik ve zorunluluk Anayasa’mızın
2.maddesinde öngörülen devletin temel niteliklerinden en önemlisi olan “hukuk devleti
ilkesinin’’ olmazsa olmazlarındandır.
Yasama yetkisi asli bir yetkidir. Yasama yetkisinin kullanımı şeklinde ortaya
çıkan yasa yapımı yasa koyucunun istediği alanda düzenleme yapmasına cevaz
vermektedir. Bir konu Anayasa da düzenlenmese bile yasa koyucu bu konuda yasa
çıkarabilir. Bu nedenle Anayasa’ya dayanma zorunluluğu bulunmamaktadır. Ancak, yasa
yapılırken uyacağı mutlak kural, yapılan yasanın Anayasa’ya aykırı olmamasıdır. Buna
karşılık idare, daha önce yasama organı tarafından yasa ile düzenlenmemiş bir alanda
doğrudan doğruya bir düzenleme yapamaz. Bu nedenle idarenin bu düzenleme yetkisi
yasadan kaynaklanan, yasayı izleyen (secundum legem) bir yetkidir. Başka bir deyişle
idarenin tüm düzenleyici işlemleri yasaya dayanmak, yasayla düzenlenmiş bir alan
içerinde olmak zorunda olan, onun altında ve ona bağımlı bir yetkidir. Bu yetki idareye bir
anlamda tam insiyatif vermeyen ve yasayla düzenlenmiş alanla sınırlı bir yetkidir.
Öte yandan, idarenin düzenleyici işlemler yönünden uyacağı bir diğer kural
yasalara aykırı düzenleme yapamayacağıdır. İdarenin düzenleyici işlemlerinin dayandığı
yasaya uygun olması ve bu yasanın çizdiği sınırların dışına çıkmaması zorunludur.
İdarenin düzenleyici işlemlerinin yasaya aykırı (contra legem) olması olanaklı değildir.
İdarenin düzenleyici işlemlerinin yasaya uygun olması, ve yasanın çizdiği sınırlar
içerisinde kalması (intra legem) düzenleyici işlemelerin asli şartlarının en önemlilerinden
birisidir.(3)
Anayasa’mızın “Yönetmelikler” başlığı altındaki 124. maddesinde;
Başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren
kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı
olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabileceği ve hangi yönetmeliklerin Resmî
Gazetede yayımlanacağının kanunda belirtileceği Anayasa Koyucu tarafından vaz
edilmiştir.
Yönetmelikler, Kamu Kuruluşlarının kendi görev alanlarına giren konularda
yasa ve tüzük uygulanmasına yönelik yönetsel anlamdaki hukuk kurallarıdır. Yukarıda
hükmü alınan Anayasanın 124.maddesine göre Başbakanlık, Bakanlıklar ve Kamu
Kuruluşları görev alanları ile ilgili yasa ve tüzüklerin uygulanmasını belirleyen
yönetmelik çıkarabilir. Anayasa’mızın 11.maddesinin 2.fıkrasına göre Kanunlar
Anayasa’ya aykırı olamayacağı gibi, bu kuraldan hareketle hukukun genel ilkelerine
göre; yönetmelikler normlar hiyerarşisi kurallarının bir tekrarı niteliğinde olan anılan
124.madde hükmüne göre de yasa ve tüzüklere aykırı olamayacağı gibi üst hukuk
kurallarına da aykırı olamaz. Yönetmelikler yasanın açıkça yetki vermediği bir
konuda yeni bir düzenleme yapamayacağı gibi, Yasa ile öngörülen kuralı
sınırlayamaz , genişletemez ve yeni bir hüküm koyamaz.
4054 Sayılı “Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 16.maddesinin
3.fıkrasında; “Bu Kanunun 4, 6 ve 7 nci maddelerinde yasaklanmış davranışlarda
bulunanlara, ceza verilecek teşebbüs ile teşebbüs birlikleri veya bu birliklerin üyelerinin
Danıştay 8.Daireesi 07.03.2007 gün ve E.2005/6261, K.2007/1246 Sayılı Kararı
Danıştay 10.Dairesi 16.03.2009 gün ve E.2006/5588, K.2009/1879 Sayılı Kararı
3 Kemal Gözler , ‘’Yönetmelikler’’ /yönetmelik.htm erişim tarihi 14.07.2013
13-54/755-315
17/24
nihai karardan bir önceki mali yıl sonunda oluşan veya bunun hesaplanması mümkün
olmazsa nihai karar tarihine en yakın mali yıl sonunda oluşan ve Kurul tarafından
saptanacak olan yıllık gayri safi gelirlerinin yüzde onuna kadar idarî para cezası verilir.”
hükmü getirilmiş, 5.fıkrasında da; ‘’Kurul, üçüncü fıkraya göre idarî para cezasına karar
verirken, 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 17 nci maddesinin
ikinci fıkrası bağlamında, ihlalin tekerrürü, süresi, teşebbüs veya teşebbüs
birliklerinin piyasadaki gücü, ihlalin gerçekleşmesindeki belirleyici etkisi, verilen
taahhütlere uyup uymaması, incelemeye yardımcı olup olmaması, gerçekleşen
veya gerçekleşmesi muhtemel zararın ağırlığı gibi hususları dikkate alır.’’ denilmiş,
son fıkrasında da; “Bu maddeye göre verilecek idarî para cezalarının tespitinde
dikkate alınan hususlar, işbirliği halinde para cezasından bağışıklık veya indirim
şartları, işbirliğine ilişkin usul ve esaslar Kurulca çıkarılacak yönetmeliklerle
belirlenir.’’ hükmü ihdas edilmiştir.
Yukarıda hükmü açıklanan 16.maddenin 5.fıkrasının yollamada bulunduğu,
Kabahatler Kanununun 17.maddesinin 2.fıkrasında ise; “ İdarî para cezası, kanunda
alt ve üst sınırı gösterilmek suretiyle de belirlenebilir. Bu durumda, idarî para
cezasının miktarı belirlenirken işlenen kabahatin haksızlık içeriği ile failin kusuru
ve ekonomik durumu birlikte göz önünde bulundurulur. hükmü bulunmaktadır.
Bu hükümleri yorumlamaya çalışırsak; Yasa Koyucu, maddenin 3.fıkrası ile
verilecek cezalarda alt sınır (asgari had) koymayıp, sadece üst sınırı (azami haddi)
belirleyerek, cezaların nihai karardan bir önceki mali yıl sonunda oluşan veya bunun
hesaplanması mümkün olmazsa nihai karar tarihine en yakın mali yıl sonunda oluşan ve
Kurul tarafından saptanacak olan yıllık gayri safi gelirlerinin yüzde onuna kadar
verilebileceğini hükme bağlamış, son fıkrasında ise sadece “cezanın tespitinde
dikkate alınan hususlar” kavramını getirerek, Rekabet Kurulu’na sadece cezanın
tespitinde dikkate alınacak hususların belirlenmesine ilişkin yönetmelik çıkarma
konusunda sınırlı yetki vermiştir. Cezanın tespitinde dikkate alınacak hususlar derken
yasa koyucu neyi kastetmektedir? Burada kastedilen hangi fiillere, ne miktarda ceza
vereceğini tespit et demek anlamında değil, 16.madde ile verilen ceza sınırları
içerisinde ( % 10 ‘a kadar) ceza takdir ederken hangi unsurlara göre veya hangi
şartların varlığı halinde cezayı ağırlaştıracaksın veya hafifleteceksin, bir başka deyişle
yasada öngörülen sınırlar içerinde ceza tayin ederken, takdir yetkini kullanma adına
hangi unsurları dikkate alarak ceza tesis edeceksin anlamındadır. Yasa koyucu Rekabet
Kurulu’na, Yönetmelik yaparken hangi fiillere ne oranda ceza verileceğini tespit etme
yolunda bir yetki verseydi o zaman yasaya; “Bu maddeye göre verilecek idarî para
cezalarının tespiti ve maddeye göre verilecek idarî para cezalarının tespitinde
dikkate alınan hususlar” kavramını ayrı ayrı yazarak birlikte getirirdi.
Yasa koyucu bu görüşümüzü teyit eder mahiyette olmak üzere, anılan
16.maddenin 5.fıkrasında, verilecek cezanın üst sınıra kadar olmak koşuluyla tespit
edilirken, bir başka deyişle Rekabet Kurulu takdir yetkisini kullanırken ihlalin tekerrürü,
süresi, teşebbüs veya teşebbüs birliklerinin piyasadaki gücü, ihlalin
gerçekleşmesindeki belirleyici etkisi, verilen taahhütlere uyup uymaması,
incelemeye yardımcı olup olmaması, gerçekleşen veya gerçekleşmesi muhtemel
zararın ağırlığı gibi hususları dikkate alacağını işaret ederek Yönetmelik koyucuya,
“idarî para cezalarının tespitinde dikkate alınan hususlar”ın nelerden ibaret
olabileceğini söylemiş ve adeta bir anlamda Rekabet Kuruluna yol göstermiştir. Hatta bir
adım daha giderek “GİBİ HUSUSLAR” kavramını getirerek bu hususların tahdidi değil
tadadı olduğunu, bu unsurların çoğaltılabileceğini belirtmiştir. Yasa koyucu bir anlamda,
son fıkrada belirtilen idarî para cezalarının tespitinde dikkate alınan hususlar
13-54/755-315
18/24
kavramının ne olduğunu 5.fıkra ile önceden açıklamış ve bu kavramı son fıkrada yine
tekrar ederek, bu ilkelere göre yönetmelik çıkarılabileceğini söylemiştir.
Amaçsal yorum (gai yorum) ilkelerinden hareketle yasa koyucunun gerçek
amacını anlamaya çalışırsak, bizce yasa koyucu, yollamada bulunduğu, yukarıda
hükmü açıklanan Kabahatler Kanununun 17 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmünün
ceza verilirken öncelikle dikkate alınacağını belirterek, bu hükümde yer alan kanunlarca
alt ve üst sınırı belirlenen idari para cezalarında kullanılacak takdir yetkisinin etkenlerini
hatırlatarak ve adeta yönetmelik koyucuya da, bu şekilde yasalarda cezaların alt ve üst
sınırı belirlenebilir, sen yönetmelikle alt ve üst sınır koyamazsın, sadece bu sınırlar
içerisinde karar verirken bazı unsurları dikkate alınabileceği hususlarını
düzenleyebilirsin anlamında yol göstermiştir.
Olayımızda 4054 sayılı yasanın 16.maddesi ile konulan kural, anılan
yönetmelikle bir anlamda değiştirilmekte ve Kurulun hareket alanı daraltılmaktadır. Yasa
ile getirilmeyen ve Yönetmelik Koyucuya ceza miktarlarını ve ceza sınırlarını saptama
konusunda verilmiş bir yetki olmamasına rağmen, belirli suçlara verilecek cezaların
saptanması, para cezasına yeni bir alt sınır ve yeni bir üst sınır konulması 4054 sayılı
yasanın 16.maddesine aykırıdır. Öte yandan 5/1-a bendinde; karteller için yüzde ikisi ile
yüzde dördü, (b) bendinde; karteller dışında kalan diğer ihlaller için, binde beşi ile
yüzde üçü oranında bir ceza öngörülmesi, Yasanın 16/son maddesinde Kurulca
çıkarılması için verilen yönetmelik yetkisini aşmaktadır. Onu contra legem hale
getirmektedir. Zira yönetmelik ile temel ceza tespiti mümkün değildir. Bu nedenle
yasaya aykırı bulunan Yönetmelik hükümlerine göre ceza belirlenmesinin olanaklı
olmadığı, hukuken sakat olduğu açıktır. Öte yandan bu karşı oy sahibinin 4054 sayılı
yasa ile kendisine verilmiş bulunan yüzde on sınırları içerisinde kalmak kaydıyla,
ağırlaştırıcı ve hafifletici unsurları dikkate alarak ceza miktarını tespit etme yolundaki
takdir yetkisi, daha önce görev yapan ve aynı seviyede olan üyelerin çıkardığı bir
düzenleme ile ipotek altına alınmakta, adeta onların düşünce ve kararlarını devam
ettirme zorunluluğu gibi ve yasaya dayalı olarak özgürce karar vermesini engelleyecek
şekilde asla kabulü mümkün olmayan hukukla bağdaşmayacak bir durum ortaya
çıkarmaktadır.
Bu görüşe karşı bir sav getirilebilir. “Yönetmelik Danıştay’ca iptal edilmediğine
göre hukuken geçerlidir ve zaten verilen cezada yönetmeliğin 6. ve 7. maddeleri
uygulanarak sonuç olarak cezanın, yasanın öngördüğü alt ve üst sınırlara
ulaşmaktadır.’’ Hukukun genel ilkeleri, hafifletici ve ağırlaştırıcı unsurların bulunmadığı
olayda Rekabet Kurulu’nun anılan yönetmeliğe göre alt ve üst sınır belirleme yönünden
bağlı olması karşısında bu savın bir geçerliliği olamaz.
Öte yandan 2577 sayılı İ.Y.U.K nun 7.maddesinin 4.fıkrasında “Düzenleyici
işlemin iptal edilmemiş olması, bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel
olamayacağı hükmü karşısında, açık olarak hukuka aykırı olduğuna inandığımız
yönetmelik hükmünün tarafımızdan da uygulanmasının zorunlu olmadığına inanıyoruz.
Bu hükme göre, Kurul’umuzca tesis edilen kararın İdare Mahkemesi ve Danıştay’ca
yapılacak olası bir yargısal denetiminde de dikkate alınacağı kanısındayız.
26.9.2004 gün ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun “Suçta ve cezada kanunîlik
ilkesi” başlığı altındaki 2.maddesinde; “Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için
kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunda yazılı cezalardan ve
güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz.
İdarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamaz.
13-54/755-315
19/24
Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz. Suç
ve ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz.” hükmü
getirilmiştir.
Yine 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanununun “Kanunilik İlkesi”
başlıklı 4.maddesinde; “Hangi fiillerin kabahat oluşturduğu, kanunda açıkça
tanımlanabileceği gibi; kanunun kapsam ve koşulları bakımından belirlediği çerçeve
hükmün içeriği, idarenin genel ve düzenleyici işlemleriyle de doldurulabilir.
Kabahat karşılığı olan yaptırımların türü, süresi ve miktarı, ancak kanunla
belirlenebilir.’’ hükmü bulunmaktadır.
Kabahatler kanunun anılan maddesinin, gerekçesinde; ……….. suçta kanunilik
ilkesine nazaran, kabahatler açısından daha esnek bir sistem kabul edilmiştir. Buna
karşılık, ikinci fıkrada , idari yaptırımlar açısından , cezada kanunilik ilkesine paralel bir
hükme yer verilmiştir……..denilmiş (4) , idari ceza hukuku ile ceza hukuku arasındaki
kanunilik ilkesindeki ayrım gösterilmiştir. Ancak her iki hukuktaki kanunilik ilkesinin
değişmez kuralı ceza hukukunda suç ile cezanın, idari ceza hukukunda yaptırımın türü,
süresi ve miktarının kanunla belirleneceği kuralıdır. Ayrıca, Anayasamıza göre yasama
görevi, devredilmesi mümkün olmayan bir yetkidir. Bireyin maddî ve manevî varlığı
üzerinde derin etkiler doğuran suç ve cezaların, ancak ulusal iradeyi temsil eden organ
tarafından yapılacak kanunla düzenlenebilmesi, kişi hak ve özgürlüklerine sağlanan en
önemli anayasal garantilerden birini oluşturur.
Rekabet Kurulu, Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile
Hakim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin
Yönetmelik’in; 5.maddesi ile Türk Ceza Kanunu’nun 2.maddesinin 2.fıkrasına ve
Kabahatler Kanunu’nun 4.maddesinin 2.fıkrasına aykırı olarak 4054 sayılı yasa ile
yüzde ona kadar idari para cezası verilebilmesi hükmünü daraltarak, belli kabahatlere,
yeni ceza oranları belirleyerek adeta kendisini Yasa Koyucu yerine koymuştur.
Yönetmelikle, Yasada Bulunmayan Kartel adlı Bir Kabahat Tipi Yaratılmıştır.
Yine 4054 sayılı Yasada kartel suçu şeklinde bir tanım yapılmamasına ve
böyle bir kabahat tipi bulunmamasına rağmen Yönetmelikle kartel kabahati getirilmiş ve
bu kabahat türü için ayrı ve daha yüksek bir ceza oranı öngörülmüştür. Oysa, 4054
sayılı yasanın 4.maddesinde öngörülen rekabete aykırı kabahatler rekabeti sınırlayıcı,
anlaşma, uyumlu eylem ve kararlar başlığı altındaki fiillerdir. Bu fiiller arasındaki ayrım
Yönetmelikle suç tipi yaratılarak değil, cezayı ağırlaştıran veya hafifleten nedenlerle
yapılabilecek ve saptanacak ceza oranları ile yapılabilecek bir husustur. Bu kabahat tipi
yaratma ve bu kabahat tipine ceza oranı belirlenmesi yukarıda belirttiğim gerekçelerle
hukuka açıkça aykırıdır.Kartel kavramı ile hukukumuzda geçen tek hüküm
Anayasa’mızın 167.maddesinde bulunmakta olup , bu maddede , “Devlet, para, kredi,
sermaye, mal ve hizmet piyasalarının sağlıklı ve düzenli işlemelerini sağlayıcı ve
geliştirici tedbirleri alır; piyasalarda fiilî veya anlaşma sonucu doğacak tekelleşme ve
kartelleşmeyi önler.’’ denilmiştir.4054 sayılı yasada kartel kabahatine ilişkin hiçbir
hüküm bulunmaması nedeniyle, bu kabahat tipinin yaratılmasına anılan Anayasa hükmü
gerekçe teşkil edemez.
Yönetmeliğin Yasaya Aykırı Hükümlerinin Açılacak Olası Bir Davada İptal
Edilebileceği Kanısını Taşıyoruz.
4 Kabahatler Kanunu Hükümet Tasarısı ve Adalet Komisyonu madde gerekçesi
13-54/755-315
20/24
İdare hukuku kurallarına göre Yönetmelik gibi düzenleyici işlemlere karşı iptal
davaları iki halde açılabilmektedir. Yönetmeliklerin yayımlanması üzerine ilgililer
tarafından yasal süre içerisinde iptali için dava açılabileceği gibi, bu düzenlemenin bir
idari işleme dayanak olarak alınıp uygulanması ile menfaatleri haleldar olan kişiler
tarafından da işlemle birlikte, yönetmeliğin ilgili hükümlerinin de iptali yolunda işlemin
tabi olduğu dava açma süresi dava açılabileceği bilinmektedir. Bu nedenlerle ve
yukarıda açıklamaya çalıştığım gerekçelerle, Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu
Eylem ve Kararlar ile Hakim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para
Cezalarına İlişkin Yönetmelik’in; 4054 sayılı yasaya aykırı bulunan ilgili hükümlerinin
iptal davasına konu olması halinde iptal edilebileceği kanısını taşımaktayım.
4054 Sayılı Kanunun 16.Maddesinin İrdelenmesi, Anayasa’ya Aykırılık Sorunu ve
Maddenin Yeniden Düzenlenmesi Gereği.
Yukarıda geniş olarak hükmünü açıkladığımız 4054 Sayılı “Rekabetin Korunması
Hakkında Kanun’un 16.maddesinin 3.fıkrasında; “Bu Kanunun 4, 6 ve 7 nci
maddelerinde yasaklanmış davranışlarda bulunanlara, ceza verilecek teşebbüs ile
teşebbüs birlikleri veya bu birliklerin üyelerinin nihai karardan bir önceki mali yıl sonunda
oluşan veya bunun hesaplanması mümkün olmazsa nihai karar tarihine en yakın mali yıl
sonunda oluşan ve Kurul tarafından saptanacak olan yıllık gayri safi gelirlerinin yüzde
onuna kadar idarî para cezası verilir.” hükmü bulunmaktadır. Bu hükümle Yasa
Koyucu anılan 4054 sayılı Kanunun 4, 6 ve 7.madde de belirtilen rekabet ihlali olarak
nitelendirilen kabahatler hakkında verilecek idari para cezalarında Rekabet Kuruluna
geniş bir takdir yetkisi alanı bırakmış ve % 0-10 oranı arasında ceza takdir edebilmesi
konusunda yetki vermiştir.
Yukarıda da, açıkladığımız gibi, cezanın takdirinde dikkate alınacak hususlar
konusunda, anılan yasanın 16/5 fıkrası ile, Kabahatler Kanununun 17/2 fıkrasına yaptığı
yollamayla birlikte (işlenen kabahatin haksızlık içeriği ile failin kusuru ve ekonomik
durumu) ihlalin tekerrürü, süresi, teşebbüs veya teşebbüs birliklerinin piyasadaki gücü,
ihlalin gerçekleşmesindeki belirleyici etkisi, verilen taahhütlere uyup uymaması,
incelemeye yardımcı olup olmaması, gerçekleşen veya gerçekleşmesi muhtemel
zararın ağırlığı gibi kavramları getirmiş, yine yukarıda açıkladığımız, 16/son fıkrası ile
“gibi” kavramı ile tadadı olarak bu unsurların çoğaltılması adına “cezanın tespitinde
dikkate alınan hususlar” konusunda yönetmelik çıkarma yetkisi vermiştir. Yönetmeliğin
çeşitli hükümleri ile, cezanın ağırlaştırıcı unsurları olarak; İhlalin süresi, Soruşturma
kararının tebliğinden sonra kartele devam edilmesi, İncelemeye yardımcı olunmaması
hali, Diğer teşebbüslerin ihlale zorlanması gibi davranışlar, Cezanın hafifletilmesi
unsurları olarak ise, yasal yükümlülüklerin yerine getirilmesi haricinde incelemeye
yardımcı olunması, ihlalde kamu otoritelerinin teşvikinin veya diğer teşebbüslerin
zorlamasının bulunması, zarar görenlere gönüllü olarak tazminat ödenmesi, diğer
ihlallere son verilmesi, ihlal konusu faaliyetlerin yıllık gayri safi gelirler içerisindeki
payının çok düşük olması gibi haller olarak belirlenmiştir.
Sonuç olarak; Rekabet Kurulu Rekabet ihlalleri için vereceği nispi idari para
cezasını tespit ederken % 0-10 oranı arasında kalmak koşulu ile, yukarıda yasa hükmü
ile belirtilen ve yine Yönetmelik hükmü ile yasa koyucunun işareti ile çoğaltılan unsurları
dikkate alarak takdir yetkisini kullanacaktır.
Hukuk devleti ilkesi, “vatandaşların hukuki güvenlik içinde bulundukları, devletin
fiil ve işlemlerinin hukuk kurallarına bağlı olduğu bir sistemi ifade eder. Hukukî güvenlik
13-54/755-315
21/24
ilkesi, herkesin bağlı olacağı hukuk kurallarını önceden bilmesi, tutumunu ve
davranışlarını buna göre güvenle düzene sokabilmesi anlamına gelir. Bu güvenliğin
sağlanabilmesi her şeyden önce, devletin kendi koyduğu hukuk kurallarına kendisinin
de uyması bağlıdır. Hukuk devletinin ön şartlarından biri olan hukuk güvenliği ilkesi ile
bireylerin hukuki güvenliğinin sağlanması amaçlanmaktadır.
Hukuk güvenliğinin unsurları, hukuki belirlilik ilkesi, öngörülebilirlik ilkesi, eşitlik ilkesi
ve cezaların yasallığı ile hukuksal güvenlik ilkeleridir. Bunun dışında konumuzla
doğrudan ilgisi olmayan kazanılmış hak ilkesi ile geriye yürümezlik ilkeleri de Hukuk
güvenliğini sağlayan diğer en önemli ilkelerdir.
Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan hukuk devletinin temel ilkelerinden biri
“belirlilik” tir. Yasal düzenlemelerin nesnel olması, hukuk devletinde yasadan doğan
sorumluluğunun eylem ve olgu, hukuksal sonuç, hak süjesi yönlerinden herhangi bir
duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, belli, anlaşılabilir olması en
temel ilkedir. Bu nedenlerledir ki hukuksal güvenliğinin var olduğunun algılandığı
otoritenin keyfilikten uzak olduğunun düşünüldüğü ortamda bireyde davranışlarını
hukuka uyarlayabilecek ve kendine düşen ödevi yerine sorunsuz getirebilecek kamu
düzeni ve hukuk devleti ilkesinin yerleşmesine katkı ile gereksiz uyuşmazlıkların
oluşmasının önüne geçilmiş olabilecektir. Belirlilik ilkesi, hukuksal güvenlikle bağlantılı
olup birey, yasadan, belirli bir kesinlik içinde, hangi somut eylem ve olguya hangi
hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını, bunların idareye hangi müdahale
yetkisini doğurduğunu bilmelidir
Hukuki belirlilik ilkesi gereği olarak Yasa Koyucu tarafından getirilen kuralın, kuralın
muhatabı kişilerin olağan şartlar altında belirli işlem ve eylemlerin hangi sonuçlar
doğurabileceğini öngörmelerini sağlayacak nitelikte düzenlenmesini gerektirir. Bu ilke ile
kuralın, muhatap kişi bu kuraldaki takdir yetkisinin kapsamını, kendisi tarafından
öngörülemez keyfi tutum ve davranışlardan koruyacak düzeyde açıklıkla anlayacak
şekilde düzenlenmelidir. Bir başka deyişle kuralın hukuki öngörülebilirliği olmalıdır.
Yasa ile getirilen kural, Anayasamızın 10.maddesinde belirlenen eşitlik
ilkesine uygun olmalıdır. Şöyle ki; alt ve üst sınır arasında idareye bırakılan takdir alanı
geniş, sınırsız ve ölçüsüz olmamalı, cezanın belirlenmesinin alt ve üst sınır arasında
çok büyük oranda açılmış bir makas şeklinde makul ve ölçülü olmayan şekilde
genişliği, uygulamada, yorum ve değerlendirme farklılıklarına dayalı olarak eşitsizliğe,
haksızlığa ve keyfiliğe yol açabilecek nitelikte düzenlenmemelidir.
Yasa koyucu, kamu düzeninin korunması amacıyla ceza hukuku alanında
hangi eylemlerin suç sayılacağı ve suç sayılan bu eylemlerin hangi tür ve ölçüde cezai
yaptırıma bağlanacağı konusunda takdir yetkisine sahip olmakla birlikte, cezaların
yasallığı ve hukuksal güvenlik ilkelerinin gereği olarak, farklı ve keyfi uygulamalara
neden olmamak için, kabahatler hukukuna uygun geçerli sebepler ve objektif ölçütleri
yasada göstermesi gerekir.
Anayasa Mahkemesi, 17.04.2008 gün ve E.2005/5, K.2008/93 sayılı
kararıyla, 3.5.1985 günlü, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 42. maddesini iptal etmiştir.
İptale konu 42.madde de “Ruhsat alınmadan veya ruhsat veya eklerine veya imar
mevzuatına aykırı olarak yapılan yapının yapı sahibine ve müteahhidine, istisnalar
dışında özel parselasyon ile hisse karşılığı belirli bir yer satan ve alana 500 000 TL. den
13-54/755-315
22/24
25 000 000 liraya kadar para cezası verilir. Ayrıca fenni mesule bu cezaların 1/5’i
uygulanır.
Birinci fıkrada belirtilen fiiller dışında bu Kanunun 28, 33, 34, 39 ve 40 ıncı
maddeleri ile 36 ncı maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen yükümlülükleri yerine
getirmeyen mal sahibine, fenni mesule ve müteahhide 500 000 TL.den 10 000 000
liraya kadar para cezası verilir.
Birinci ve ikinci fıkralarda belirtilen fiillerin tekrarı halinde para cezaları bir katı
artırılarak verilir………………………………………………hükmü bulunmaktaydı.
Anayasa Mahkemesi, yasa ile getirilen kuralın hukuk devleti ilkelerinden olan
hukuki belirlilik, öngörülebilirlik ilkesi ve cezaların yasallığı ile hukuksal güvenlik
ilkelerine aykırı olduğundan bahisle anılan kuralı iptal etmiştir. Anayasa mahkemesi
mezkur kararında;
“3194 sayılı Yasa’nın 42. maddesinde düzenlenen idari para cezaları,
imar ve kamu düzenine aykırı davranışların önlenmesi amacıyla, araya yargısal bir
karar girmeden, idarenin doğrudan işlemiyle idare hukukuna özgü usullerle kesilen ve
uygulanan yaptırımlardır. Maddenin birinci fıkrasındaki idari yaptırım, idarenin ruhsat
alınmadan, ruhsat veya eklerine veya imar mevzuatına aykırı olarak yapının yapıldığı
yönündeki tespiti ve bu konudaki değerlendirmesine bağlı olarak idarece
uygulanmaktadır. Başka bir deyişle hem cezayı gerektiren eylemin işlendiğini saptamak
hem de Yasa’da gösterilen alt ve üst sınırlar arasında cezanın tutarını belirlemek
tamamıyla idari makamların, belediyeler veya en büyük mülki amirlerin kararlarıyla
oluşmaktadır. İtiraz halinde yargının vereceği karar, onun bu niteliğini
değiştirmemektedir. Sonuçları belli ölçüde genel para cezalarına benzese de tümüyle
idari işleme dayanan bir yaptırımdır. Yargı organlarının müdahalesi olmadan idarece
kararlaştırılmakta ve uygulanmaktadır.
İdari makamların Yasa’nın belirlediği sınırlar arasında cezanın takdirinde esas
alacakları objektif ölçütler Yasa’da gösterilmemiştir. Yasa’yla imar para cezasının alt ve
üst sınırları gösterilmiş, bu alan içinde cezayı uygulama yetkisi idareye bırakılmıştır.
İdarelerin hangi ölçütleri esas alacakları açık, belirgin ve somut olarak Yasa’da yer
almamıştır. Yasa kuralı bu anlamda belirli ve öngörülebilir değildir.
Alt ve üst sınır arasında idareye bırakılan takdir alanı geniş, sınırsız ve ölçüsüzdür.
Cezanın belirlenmesinin alt ve üst sınır arasında elli kat gibi makul ve ölçülü olmayan
şekilde genişliği, uygulamada, yorum ve değerlendirme farklılıklarına dayalı olarak
eşitsizliğe, haksızlığa ve keyfiliğe yol açabilecek niteliktedir.
Yasakoyucu, kamu düzeninin korunması amacıyla ceza hukuku alanında hangi
eylemlerin suç sayılacağı ve suç sayılan bu eylemlerin hangi tür ve ölçüde cezai
yaptırıma bağlanacağı konusunda takdir yetkisine sahip olmakla birlikte, cezaların
yasallığı ve hukuksal güvenlik ilkelerinin gereği olarak, farklı ve keyfi uygulamalara
neden olmamak için, imar hukukuna uygun geçerli sebepler ve objektif ölçütleri yasada
göstermesi gerekir.
Cezanın Yasa’da gösterilen sınırlar arasında idarece belirlenmesinde, yapının,
taşkın, heyelan, kaya düşmesi gibi afet alanlarında bulunan, sıhhi ve jeolojik mahsurları
olan veya bunlar gibi tehlikeli durumlar göstermesi nedeniyle imar planlarına veya ilgili
idarelerce hazırlanmış, onaylanmış raporlara göre yapılması yasak olan alanlara, imar
13-54/755-315
23/24
planlarında umumi hizmet alanlarına, kamu tesis alanlarına ve yapı sahibine ait
olmayan alanlara yapılması; hangi amaçla yapıldığı, büyüklüğü ve konut, ticari, sanayi,
otel, akaryakıt istasyonu gibi niteliği; fen ve sağlık kurallarına aykırılık taşıması; içinde
oturacak veya çalışacak kişiler için tehlike oluşturması; çevresinde ya da aynı bölgede
emsal yapılar için uygulanan imar para cezaları; kente ve çevreye etkisi; bitmiş ve
kullanılır durumda olması gibi ölçütlere yer verilmemiştir.
Bu tür idari işlemlere karşı yargı yolu açık olmakla birlikte, bu güvencenin
uygulama aşamasından sonra ve ancak itiraz yoluyla ortaya çıkacağı göz önünde
bulundurulduğunda, yasa kurallarının yürürlükte olduğu sürece keyfiliği ortadan
kaldırmaya yeterli olduğu söylenemez. Hukuk kuralları, yargının yorumuna ihtiyaç
göstermeyecek ve uygulayıcılar tarafından anlaşılabilecek şekilde açık ve belirgin
olmak, uygulayıcılara güvence vermek zorundadır.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural, Anayasa’nın 2. maddesine aykırıdır.
İptali gerekir.
Kural iptal edilmiş olduğundan ayrıca Anayasa’nın 10. maddesi yönünden
incelenmesine gerek görülmemiştir.
demiştir.(5)
Yukarıda açıklamaya çalıştığımız, ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer
nitelikteki kararı ışığında 4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun
16.maddesinin ilgili fıkralarını irdelediğimizde; Yasa Koyucunun bu maddede de, Hukuki
belirlilik, hukuki öngörülebilirlik, eşitlik ilkesi ve cezaların yasallığı ile hukuksal güvenlik
ilkelerine tam uyduğunu söylemek mümkün değildir. Yasa koyucu, bu hükümle cezanın
alt ve üst sınırı arasında Rekabet Kuruluna büyük bir takdir yetkisi bırakmıştır. Yukarıda
açıklanan, iptale konu 42.madde de alt üst sınır cezanın parasal miktarı konularak 50
kat şeklinde olmasına rağmen, 16.madde de nispi ceza oranı belirlenmiş olmakla bu
fark şimdiye kadar ki uygulamalara göre 10.000 kat şeklindedir ve hatta Rekabet Kurulu
bu katı daha fazla arttırabilme olanağına sahiptir.
Öte yandan, yukarıda da belirttiğimiz gibi, Rekabet Kuruluna bu alt ve üst sınırlar
arasında idari para cezasını tespit ederken dikkate alacağı hususlar gerek 4054 sayılı
yasa, gerek Kabahatler Yasası ve gerekse Yasa Koyucunun verdiği yönetmelik yetkisi
ile belirlenmiştir. Gerçekten belirlenen unsurlar, alt ve üst sınır arasında bu kadar büyük
bir orandaki farklılık içinde hukuka ve adalete uygun bir şekilde idari para cezasını tespit
etmeye yeterli midir? Biz bu konuda tam yeterlidir diyemiyoruz. Bu durumun, bir başka
deyişle bu maddenin Anayasa Mahkemesi’nin önüne götürülmesi halinde iptal
edilebileceği kuşkusunu taşımaktayım.
Bilindiği gibi, Rekabet Hukuku 1900 lü yıllarda Sherman yasası ile ilk A.B.D de
doğmuş, 1950 li yıllarda da Avrupa Devletleri bu hukuku kabul etmiştir. Ülkemizde ise
1994 yılında çıkarılan 4054 sayılı yasaya göre Rekabet Kurumu 1997 yılında faaliyetine
başlamıştır. Dünyada epeyce yol alan Rekabet Hukuku, teorik anlamda dahil olmak
ülkemizde, Rekabet Kurumu ile pratik alanda da belirli ve üst bir seviyeye gelmiş
bulunmaktadır. Artık Rekabet Hukukunda da, rekabete aykırı fiiller arasında ayrım
yapılarak kabahat tiplerinin belirlenerek bir ayrıma gidilmesi olanaklıdır. Öte yandan
5
13-54/755-315
24/24
Anayasamızın 13.maddesinde vücut bulan Ceza muhakemesi hukuku işleminin
yapılması ile sağlanması beklenen yarar ve verilmesi ihtimal dâhilinde bulunan zarar
arasında makul bir oranın bulunmasını, oransızlık durumunda işlemin yapılmamasını
ifade eden ölçülülük ilkesi dikkate alınarak ceza miktarlarının belirlenmesi mümkündür.
Belirtilen nedenlerle, hukuki belirlilik, öngörülebilirlik ve eşitlik ilkeleri bağlamında,
Yasa Koyucunun gelişen Rekabet hukuku ilkelerini dikkate alıp, kabahat tiplerinde bir
ayrıma giderek, cezada ölçülülük ilkelerini de göz ardı etmeksizin 16.maddeyi yeniden
düzenlemesi gerektiği inancındayım.
Sonuç
Yukarıda geniş olarak açıklanan nedenlerle, Kurulumuzca verilen; 4054 Sayılı
Kanun’un 16. maddesinin üçüncü fıkrası ve “Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu
Eylem ve Kararlar ile Hakim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para
Cezalarına İlişkin Yönetmelik” in 5. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ve ikinci
fıkrası, 7.maddesinin birinci fıkrası hükümleri uyarınca 2012 mali yılı sonunda oluşan ve
Kurul tarafından belirlenen yıllık gayri safi gelirlerinin takdiren, verilen % 0,2 oranındaki,
kanuna aykırılığı yukarıda ileri sürülen ilgili hükümlerinin uygulanarak temel para
cezaları baz alınarak verilen idari para cezalarına, anılan bu idari para cezaları
belirlenirken 4054 sayılı yasa ile birlikte, uygulanan Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma,
Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek
Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik’in 4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkında
Kanuna aykırı olmasından dolayı uygulanmasının mümkün olmadığı düşüncesiyle
kararın sonuç ceza oran ve miktarına katılmakla birlikte, gerekçe yönünden
katılmıyorum.
Reşit GÜRPINAR
Kurul Üyesi
Full & Egal Universal Law Academy