Rekabet Kurumu Başkanlığından;
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2012-4-214 (Soruşturma)
Karar Sayısı : 13-67/928-390
Karar Tarihi : 02.12.2013
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI
Üyeler : Kenan TÜRK, Dr. Murat ÇETİNKAYA, Reşit GÜRPINAR,
Fevzi ÖZKAN, Dr. Metin ARSLAN, Doç. Dr. Tahir SARAÇ
B. RAPORTÖRLER : Recep GÜNDÜZ, Buket ARI, Kasım ŞENGÜL
C. ŞİKAYET EDEN : - Konforlu Serhad Turizm Sanayi ve Ticaret A.Ş. (KONFORLU
SERHAD),
- Edirne Birlik İsmail Ömer ERAKMAN,
- Trakya Meşrubat Gıda Sanayi ve Tic. A.Ş. ve
- Recep ZIPKINKURT
Temsilcileri: Av. Gökhan Uğur BAĞCI, Özge İÇÖZ
Cumhuriyet Cad. No:147/7 34373 Harbiye/İstanbul
- Gizlilik talebi bulunmaktadır.
D. HAKKINDA SORUŞTURMA
YAPILAN : Volkan Metro Turizm Seyahat ve Nakliyat Tic. Ltd. Şti.
(yeni unvanı Volkan Yolcu Taşımacılığı Seyahat ve Nakliyat
Tic. A.Ş.) (VOLKAN)
1. Murat Mah. Zübeyde Hanım Cad. No:16 Edirne
(1) E. DOSYA KONUSU: Edirne Otogarını işleten Volkan Metro Turizm Seyahat ve
Nakliyat Tic. Ltd. Şti. (yeni unvanı Volkan Yolcu Taşımacılığı Seyahat ve Nakliyat Tic.
A.Ş.)’nin yazıhane kiralamayı reddetmek suretiyle 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesini
ihlal edip etmediğinin tespiti.
(2) F. İDDİALARIN ÖZETİ: Şikayetçiler tarafından, Edirne Otogarı’nı işleten VOLKAN’ın
yazıhane kiralamayı reddetmek suretiyle 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında
Kanun’un 6. maddesini ihlal ettiği iddia edilmiştir.
(3) G. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 22.05.2012 tarihinde giren şikayet üzerine
hazırlanan 07.06.2012 tarih ve 2012-4-214/İİ sayılı ilk inceleme raporu, Kurulun 14.06.2012
tarih ve 12-33/949-M sayılı toplantısında görüşülerek, söz konusu iddialar hakkında ön
araştırma yapılmasına karar verilmiştir.
(4) Rekabet Kurumu Bilgi Edinme Birimi kayıtlarına 15.07.2012 tarihinde intikal eden,
Başbakanlık İletişim Merkezine yapılmış aynı konu hakkındaki başvuru çerçevesinde
hazırlanan 25.07.2012 tarih ve 2012-4-279/İİ sayılı ilk inceleme raporu 09.08.2012 tarihli
Kurul toplantısında görüşülerek, önaraştırma yapılmasına ve her iki önaraştırmanın
birleştirilmesine karar verilmiştir.
(5) Kurulumuzun 17.10.2012 tarih ve 12-51 sayılı oturumunda, konuya ilişkin 09.10.2012 tarih
ve 2012-4-214/ÖA sayılı önaraştırma raporu görüşülmüş ve şikâyete konu olan iddiaların
araştırılması için soruşturma açılmasına karar verilmiştir.
(6) 11.01.2012 tarihinde VOLKAN’a hakkında soruşturma açıldığına dair Soruşturma Bildirimi
gönderilmiş ve 30 gün içinde birinci yazılı savunmasını göndermesi istenmiştir. VOLKAN’ın
birinci yazılı savunması süresi içinde Kurum kayıtlarına intikal etmiştir.
(7) 19.03.2013 tarihli Kurul toplantısında 13.03.2013 tarih ve 2012-4-214/BN sayılı Bilgi Notu
görüşülerek, 4054 sayılı Kanun'un 43. maddesinin birinci fıkrası uyarınca soruşturma
süresinin 17.04.2013 tarihinden itibaren 2 ay daha uzatılmasına karar verilmiştir.
(8) 17.06.2013 ve 2012-4-214/SR sayılı Soruşturma Raporu ve ekleri, 4054 sayılı Kanun'un
45/1. maddesi uyarınca ilgili teşebbüse tebliğ edilmiş ve aynı maddenin ikinci fıkrası
13-67/928-390
2/25
uyarınca VOLKAN’dan 30 gün içinde ikinci yazılı savunmasını yapması talep edilmiştir.
(9) Yasal süresi içinde Kurum kayıtlarına intikal eden ikinci yazılı savunmaya ilişkin Soruşturma
Heyeti’nin görüşlerini içeren Ek Görüş, Kanun’un 45. maddesi uyarınca hakkında
soruşturma yürütülen teşebbüse gönderilmiştir. Teşebbüsün üçüncü yazılı savunması
03.10.2013 tarihinde Kurum kayıtlarına girmiştir.
Kurulumuzun 09.10.2013 tarih ve 13-57/820-M sayılı kararı uyarınca, 26.11.2013 tarihinde
resen sözlü savunma toplantısı yapılmış olup, 02.12.2013 tarihinde nihai karar verilmiştir.
(10) H. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: Raportörlerce; Edirne Otogarı’nı işleten VOLKAN’ın
yazıhane kiralamayı reddetmek suretiyle 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesini ihlal ettiği
sonucuna ulaşılmıştır.
I. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
I.1. Hakkında Soruşturma Yürütülen Teşebbüs
(11) VOLKAN, 10.02.2009 tarihine kadar Volkan Turizm Seyahat ve Nakliyat Ticaret Ltd. Şti.
Edirne şubesi olarak faaliyet göstermekte iken, bu tarihte unvanını Volkan Metro Turizm
Seyahat ve Nakliyat Tic. Ltd. Şti. Edirne şubesi olarak değiştirmiş ve böylelikle METRO
firması ile Edirne’de yürütülen yolcu taşıma faaliyetlerini birleştirmiştir. Bu işlem
kapsamında VOLKAN, METRO’nun acenteliğini yapmakta ve METRO markasını kullanarak
kendi otobüsleri ile sefer düzenlemektedir.
(12) VOLKAN, Mustafa ALTUNHAN ile Tolga ALTUNHAN tarafından idare edilen bir şirkettir.
Ayrıca, Öz Edirne Birlik Mustafa Altunhan adlı şahıs şirketi ve Lüks Edirne Ekspres Seyahat
ve Ticaret Ltd. Şti. (LÜKS EDİRNE EKSPRES) Mustafa ALTUNHAN’a aittir. LÜKS EDİRNE
EKSPRES’in kendine ait D1 belgesi, diğer şirketlerin ise F1 belgesi bulunmaktadır. Öz
Edirne Birlik Mustafa Altunhan adlı şahıs şirketinin Edirne otogarında iki adet yazıhanesi
bulunmakta ve METRO, SAMSUN METRO ve ÇORLU BATI METRO’nun acenteliğini
yapmaktadır.
I.2. İlgili Pazar
(13) Karayolları trafiğini düzenleyen 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun “Tanımlar” başlıklı
3. maddesinde terminal tanımı; “İnsan veya eşya taşımalarında, araçların indirme, bindirme,
yükleme, aktarma yaptıkları ve ayrıca bilet satışı ile bekleme, haberleşme, şehir ulaşımı ve
benzeri hizmetlerin yapıldığı yerdir” şeklindedir. Adı geçen Kanun’un 17. ve 18. maddeleri
ile 5393 sayılı Belediye Kanunu ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun ilgili
maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, belediye sınırları içerisinde karayolları kenarında
yapılacak veya açılacak terminallerin belediyelerin imtiyazı olarak addedildiği, ayrıca
açılacak terminaller için belediyelerden izin alınması ve bu iznin yanı sıra karayolu yetkili
birimlerinin onayının da bulunması gerektiği anlaşılmaktadır. Soruşturma konusu olayın
değerlendirilmesi sonucunda, gerek şehirlerarası yolculuk yapacak kişiler gerekse karayolu
ile yolcu taşımacılığı yapan otobüs firmaları ve bu firmalara bağlı otobüsler açısından ilk
kalkış ve sefere başlangıç hizmetlerinde kullandıkları terminal hizmetinin talep yönünden
başka bir ürünle tam olarak karşılanamayacağı ve getirilen yasal düzenlemelerle hizmetin
veriliş şekli ve yerlerinin sınırlanmış olması nedenleriyle, ilgili ürün pazarı “şehirlerarası
otobüs terminali işletmeciliği pazarı” olarak tespit edilmiştir.
(14) Şehirlerarası karayolu ile yolcu taşıma hizmetleri, niteliği gereği iller arası seferler şeklinde
gerçekleştirilmektedir. Karayolu ile yolcu taşıması yapan otobüslerin terminal hizmetlerini
aldıkları coğrafi bölgeler, seferlerin başlangıcının yapıldığı veya sona erdiği il ve ilçe
merkezleri olarak ortaya çıkmaktadır. Bir başka deyişle terminal hizmetlerinin arz
edilmesinde komşu bölgelerden rekabet şartları bakımından tamamen farklı olan coğrafi
bölgeler, idari sistem içerisinde bütünlük gösteren ve karayolu ile yolcu taşımacılığında
seferlerin başlangıç ve bitiş noktasını oluşturan il ve ilçe merkezleridir. Bu bakımdan
şehirlerarası otobüs terminali işletmeciliği üst pazarı açısından ilgili coğrafi pazar “Edirne ili”
13-67/928-390
3/25
olarak kabul edilmiştir. Öte yandan havayolu, demiryolu ve denizyolu ulaşımı bakımından
yeterli imkâna sahip olmayan Edirne için şehirlerarası taşımacılık, bölgesel taşımacılığa
göre daha büyük önem arz etmektedir. Gerek Trakya bölgesinin en büyük illerinden biri
olması ve gerekse Edirne merkezli Trakya Üniversitesi’nin varlığı karayolu ile şehirlerarası
yolcu taşımacılığına olan talebi artırmaktadır. Bu talep yapısı ile Edirne’den ülkemizin
hemen hemen her bölgesinde yer alan büyük illere yolcu taşımacılığı gerçekleştirilmekle
birlikte, gerek taşınan yolcu sayısı ve gerekse sefer frekanslarının sıklığı ve sürekliliği
bakımından şehirlerarası taşımacılıkta ağırlıklı olan hatların Edirne-İstanbul, Edirne-Ankara
ve Edirne-İzmir olduğu görülmektedir.
I.3. Sektöre İlişkin Bilgiler
(15) Karayolu ile taşımacılık kendi içinde yerel ve şehirlerarası taşımacılık, tarifeli ve arızi
taşımacılık otobüsle ve taksiyle taşımacılık gibi alt segmentlere ayrılmaktadır.
(16) Her ne kadar yolcu taşımacılığı rekabete açık bir sektör olsa da ölçek ekonomileri ve altyapı
işletmecileri bu rekabeti etkileyebilmektedir. Bazı ülkelerde bu sektördeki liberalleşme
uygulamaları ulusal düzeyde faaliyet gösteren tek bir aktörün ortaya çıkması ile
sonuçlanmıştır. Bu nedenle sektördeki etkin rekabetin sağlanması yeterli ölçüde
liberalleşme önlemlerinin yanında her teşebbüsün terminallere ve diğer altyapı imkânlarına
adil giriş hakkının sağlanması gibi rekabete uygun kuralların konulmasına bağlıdır.
(17) Terminal işletmecilerinin yolcu taşımacılığı pazarında da faaliyet gösterdikleri durumda,
bunların rakip teşebbüslere ayrımcılık yapmaya elverişli hareketlerde karayolu ile
taşımacılığın en önemli taşıma yolu olarak kullanıldığı diğer OECD ülkelerinde de
gözlemlenmektedir1.
(18) Ülkemizde şehirlerarası yolcu taşımacılığında kullanılan en yaygın araç otobüslerdir.
Özellikle büyük şehirlerden çıkan hatlar Türkiye’deki bütün illere otobüsle genellikle direkt
ulaşım imkânı tanımaktadır. Her ne kadar havayolu ile ulaşım bazı güzergâhlar bakımından
karayolu ile yolcu taşımacılığına ikame olabilecekse de her şehre uçakla ulaşım imkânının
olmayışı, havayolu ulaşımının karayoluna nazaran daha pahalı oluşu ve sefer frekanslarının
karayolunda daha sık olması nedenleriyle tüketici tercihleri otobüsle yapılan taşımacılık
yönünde ağırlık kazanmaktadır.
(19) Karayolu ile şehirlerarası yolcu taşımacılığı yapabilmek için firmalardan belli birtakım
koşulları yerine getirmesi istenmektedir. Bu koşullar arasında asgari otobüs sayısı ve yolcu
kapasitesi ile şirket sermayesine ilişkin hususlar sayılabilir. İlgili firmanın otogarda
yazıhanesinin bulunması ise faaliyetlerine devam edebilmesi için aranan bir diğer yasal
yükümlülüktür.
(20) Nitekim 4925 sayılı Karayolları Taşıma Kanunu’nun terminallere ilişkin 32. maddesi
aşağıdaki hükmü amirdir:
“Madde 32 - Düzenli seferli yolcu taşımalarında kalkış ve varışların bir terminalden
yapılması esastır. Ancak yeri ve zamanı önceden belirlenen ve nitelikleri yönetmelikte tespit
edilen ara duraklarda da yolcu indirmesi ve bindirmesi yapılabilir.
Yolcu taşımacılarının, en az bir yolcu terminaline bağımsız olarak veya birlikte sahip
olmaları veya bu terminalin kullanma hakkını haiz olmaları zorunludur. Aynı terminalden,
nitelik ve niceliğine göre birden fazla taşımacı yararlanabilir. Eşya taşımacılığında terminal
bulundurma zorunluluğu aranmaz. Terminallerin özellikleri yönetmelikle belirlenir.”
(21) Bu hükümden de anlaşıldığı üzere, tarifeli seferlerde taşımacıların tek bir terminali
kullanmaları esası getirilmiştir. Bunun mümkün olmadığı durumlarda ne yapılması
gerektiğine ilişkin detaylar ise yönetmelikle belirlenmiştir. 11.06.2009 tarih ve 27255 sayılı
1 OECD’nin “Revue sur le Droit et la Politique de Concurrence” adlı 2002/4 Vol. 4 sayılı Rapor’unda böyle bir
durumun yaşandığı bilgisine yer verilmiştir.
13-67/928-390
4/25
Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Karayolu Taşıma Yönetmeliği’nin 60. vd.
maddeleri şehirlerarası yolcu terminallerine ilişkindir. Bu hükümlere aşağıda yer
verilmektedir:
“Terminal kullanma zorunluluğu ve ara duraklar
Madde 60 – (1) Tarifeli yolcu taşımalarında kalkış ve varışların bir terminalden yapılması
esastır. Terminal ve ara duraklar dışında yolcu indirilip bindirilmez.
(2) Tarifeli yolcu taşımacılığı yetki belgesi sahiplerine taşıma hattı verilebilmesi için;
kendilerinin veya acentelerinin, seferlerin başladığı kalkış ve bittiği varış noktalarındaki en
az bir yolcu terminaline bağımsız olarak veya birlikte sahip olmaları veya bu terminalin
kullanma hakkını haiz olmaları zorunludur.
(3) Tarifeli yolcu taşımacılığı yetki belgesi sahiplerinin kalkış ve varış noktaları dışında yolcu
indirip bindirebilmeleri için kendilerinin veya acentelerinin ara durak tanımına uygun bir yere
sahip veya kullanım hakkını haiz olmaları zorunludur. Yeri ve zamanı önceden belirlenen
ara duraklarda da yolcu indirilip, bindirilerek bilet satışı yapılabilir. Ara duraklarda bilet satışı
yapılabilmesi ve yolcu alınabilmesi için yetki belgesi sahibine ait bir şube veya acentesi
olması şarttır.
(4) Ara duraklar seyahatin başladığı ilk kalkış ve son varış yeri olarak kullanılamaz.
(5) Yolcu taşımacılığı yetki belgesi sahiplerinin belediye sınırları içinde terminal dışındaki
yerlerde yolcu indirilip bindirilebilmesi için Büyükşehirlerde Ulaşım Koordinasyon
Merkezinin, diğer yerlerde ilgili belediyenin izin vermesi gerekir.”
(22) Yukarıdaki hükümlerden de anlaşılacağı gibi tarifeli olarak yolcu taşıyabilmek için ilgili
taşıma firmasının yahut acentesinin seferlerin başladığı ve bittiği yerde bir terminale sahip
olması gerekmektedir. Zaten bir ilde her firmanın kendine ait ayrı bir terminalinin bulunması
ve her birinin kendi yolcularını bu terminalden alması hem şehir trafiği bakımından hem de
yolcular bakımından arzulanan bir durum değildir. Özellikle aktarmalı hatlarda devam
edecek yolcular bakımından her firmanın ayrı terminalinin bulunması ve aktarma için bir
terminalden diğerine gitmek zaman ve maliyet olarak tercih edilmemektedir. Benzer şekilde,
rakip firmalar bakımından da terminallerin farklı yerlerde bulunması yolcu sirkülâsyonunun
azalmasına neden olacağı için makul bir seçenek olarak görünmemektedir.
(23) Öte yandan taşıma firmalarına terminalde yer tahsisi her zaman mümkün olamayabilir.
Bunun en önemli nedeni terminal kapasitesinin yetersiz oluşudur. Böyle bir durumda nasıl
bir yol izleneceği Karayolu Taşıma Yönetmeliği’nin aşağıdaki hükümlerinde açıklanmıştır:
“Terminalin bulunmadığı yerleşim birimlerinde yapılacak uygulama
MADDE 61 – (1) Yolcu terminalinin bulunmadığı yerleşim birimlerinde, tarifeli yolcu
taşımacılığında kullanılmak üzere ilgili mahalli makamlarca yolcuların asgari ihtiyaçlarını
karşılayacak fiziki şartları haiz bir yer tahsis edilir veya belirlenir. Tahsis edilen veya
belirlenen bu yerle ilgili mülki veya mahalli makamlarca düzenlenen resmi belgenin tarifeli
yolcu taşımacılığı yetki belgesi sahibi/sahipleri tarafından Bakanlığa verilmesi halinde bu
yerler ara durak veya kalkış veya varış noktası olarak kullanılabilir.
Terminallerde yer bulunmaması halinde yapılacak uygulama
MADDE 62 – (1) Yolcu terminallerinde yer bulunmaması veya terminal işletmecileri
tarafından yer tahsis edilememesinin/edilmemesinin belgelenmesi hallerinde; bu
Yönetmeliğin 61 inci maddesi hükümleri uygulanır.”
(24) Bu hükümlerden de anlaşılacağı üzere terminalde yer tahsisinin sağlanamadığı
durumlarda, keyfiyet belgelenmek suretiyle ilgili mahalli makamlarca alternatif terminal yeri
gösterilmesi istenebilecektir.
13-67/928-390
5/25
I.3. Yapılan Tespitler ve Deliller
I.3.1. VOLKAN’dan Elde Edilen Belgeler
(25) - Şikâyetçiler ile VOLKAN arasındaki “kiracılık sıfatının tespiti”ne ilişkin davada verilen yerel
mahkeme kararının Yargıtay’ın ilgili hukuk dairesince onandığı kararda, şikayetçilerin kiracı
sıfatlarının bulunmadığı, yazıhaneleri boşaltmadıkları sürece fuzuli şagil durumunda
bulundukları ve ödemeleri gereken bedelin kira bedeli değil ecrimisil olduğu tespit edilmiştir.
(26) - VOLKAN’dan talep edilen bilgiler kapsamında alınan yazıda İ. Ömer ERAKMAN’a ait firma
dışında şehirlerarası yolcu taşıyan bütün firmaların Edirne Otogarı’nda faaliyet gösterdiği,
VOLKAN’ın boş yazıhaneleri kiralamak için kamuya sürekli duyurularda bulunduğu,
kiralama şartlarında mutabık kalınanlarla kira sözleşmeleri akdettiği belirtilmiştir.
(27) Öte yandan yazıda, sözleşmelerde kiracıların tazminat yaptırımı ile karşılaşabileceklerine
ilişkin herhangi bir hüküm bulunup bulunmadığına ilişkin bilgi talebine yönelik olarak,
sözleşmelerdeki “Kiracının Yükümlülükleri”ne ilişkin maddenin ilk fıkrasında “kiracı,
kiralanan yerde (yazıhane ve peron) sadece kendi adına, kendi unvanı ve belirlenen
güzergahta faaliyet gösterebilir. Acentelik yapamaz, kendi biletini kesebilir” hükmünün yer
aldığı, bu hükme aykırılık durumunda herhangi bir tazminat yaptırımı ile karşılaşılacağına
dair hüküm bulunmadığı belirtilmiştir. Ancak, aynı yazının ekinde gönderilen ve Karaağa
Turizm Sey. Pet. Ürünleri Ltd. Şti. (KARAAĞA TURİZM) ile 1 No’lu yazıhane ile 20 No’lu
peronun kiralanması için imzalanmış olan sözleşmenin demirbaş beyanında “bu dükkan
hiçbir surette A1 yetki belgeli taşımacılığı dışında bulunamaz, aksi takdirde sözleşme
feshedilir ve tazminat hakkı doğurur” şeklinde bir ifade bulunmaktadır.
(28) Yazıda, İ.Ömer ERAKMAN ile Recep ZIPKINKURT’un yazıhane talebine dair 30.05.2012
tarih ve 2940 yevmiye numaralı ihtarnamesine cevap verilip verilmediği, bunlar dışında
yazıhane talep eden firma olup olmadığı sorusuna karşılık, Şubat 2013 tarihinde Edirne
Metro Arda Turizm Nak. Pet. Ürünleri ve Tic Ltd. Şti. (METRO ARDA)’nın talepte bulunduğu
ve görüşme için geri dönüş beklendiği belirtilmiştir.
(29) Otogardan şehir merkezine servis hizmeti bulunup bulunmadığı, var ise ücretlerine ilişkin
bilgi talebine, şehir içine ücretsiz servis bulunduğu ve ücrete tabi olmadığı şekline cevap
verilmiştir. Aynı yazı ekinde yollanan sözleşmelerin 6. maddesinde ise “Ücretsiz servis
hatları taşımacılığı belirli bir ücret karşılığı VOLKAN METRO tarafından yapılacaktır” ibaresi
bulunmaktadır.
(30) - VOLKAN’ın ek bilgi taleplerine cevap verdiği yazı Kurum kayıtlarına 25.03.2013 tarihinde
girmiştir. Bu cevap yazısında önceki bilgilere ek olarak, Edirne Otogarı’ndan İstanbul ve
İzmir’e yolcu taşıyan firmalara ilişkin bilgiler verilmiştir. Bu bilgiye göre Edirne-İstanbul
hattında Buzlu Turizm Motorlu Araçlar Tic. ve San. Ltd. Şti. (BUZLU TURİZM) günde 3, Has
Turizm Sey. San. ve Tic. Ltd. Şti. (HAS TURİZM) 1 ya da 2, Isparta Petrol Turizm Ltd. Şti.
(ISPARTA PETROL) 1, Lüks Aksel Seyahat Pet. Ür. İnş. San. Tic. Ltd. Şti. (LÜKS AKSEL)
ise 1 sefer düzenlemektedir. Edirne-İzmir hattında ise Isparta Petrol Turizm Ltd. Şti.
(ISPARTA PETROL) günde 1 veya 2, Çanakkale Truva Turizm Ltd. Şti. (ÇANAKKALE
TRUVA) 3 veya 4, S.S. 12 No’lu Soma Seyahat Otobüsleri Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifi
(SOMA SEYAHAT) ise 2 sefer düzenlemektedir.
(31) Yazıda yer verilen bir diğer bilgi de 21.11.2012 tarihli jandarma tutağına ilişkindir. Bu
tutanağın Edirne Jandarma Komutanlığı görevlilerince Edirne İl Mahalli İdare Müdürlüğünün
Recep ZIPKINKURT’un 18.09.2012 tarihli dilekçesine istinaden yapılan araştırma ve
inceleme esnasında düzenlenmiş olduğu anlaşılmaktadır. Tutanak düzenlenirken Mustafa
ALTUNHAN ve Recep ZIPKINKURT ile görüşülmüş ve her iki tarafın beyanları tutanağa
geçirilmiştir. Tutanağa göre, Recep ZIPKINKURT, yazıhane ve peron talebi ile ilgili
defalarca yazılı talepte bulunulmasına karşın VOLKAN’ın cevap vermediğini belirtmiştir.
13-67/928-390
6/25
(32) Aynı yazıda 12.03.2013 tarihi itibarıyla F1 yetki belgesini haiz Ece Turizm Balıkesir Turizm
Taşımacılık Akar. Otom. İnş. San. Tic. Ltd. Şti. (ECE TURİZM) ile kira sözleşmesi
düzenlendiği belirtilmiş ve bu firmanın hangi taşıma şirketlerinin acentesi olduğu ile
güzergah bilgileri de gönderilmiştir. Buna göre ECE TURİZM, Özerler Turizm San. ve Tic.
Ltd. Şti. ve NİLÜFER gibi D1 yetki belgeli taşıma şirketleri ile bazı A1, B1 ve D4 yetki belgeli
taşıma şirketlerinin acenteliğini yapabilmektedir.
(33) - VOLKAN vekilleri tarafından gönderilen ve Kurum kayıtlarına 11.04.2013 tarihinde intikal
eden yazı cevabında, VOLKAN’ın 4 adet özmal otobüsü bulunduğu, diğer 6 adet otobüsü
üçüncü kişilerden kiraladığı, bunlar dışında VOLKAN’ın kendisine ait olan otobüslerden
7’sini ULUSOY’a, 10’unu ise METRO’ya kiraladığı, VOLKAN’ın yalnızca METRO’nun
acentesi olduğu, ULUSOY’un acenteliğini yapmadığı belirtilmiştir.2
(34) Yazı ekinde VOLKAN’ın terminal işletmeciliğinden ve şehirlerarası otobüs işletmeciliğinden
elde ettiği geliri gösteren 2012 yılına ait ayrıntılı mizan gönderilmiştir.
(35) VOLKAN tarafından, Edirne Otogarı dışında terminal işletmenin alternatif maliyeti talebine
karşılık, yaklaşık maliyet hususunda net bir araştırma yapılmadığını ve NİLÜFER’in
Erakman tesislerini terminal olarak kullanmak üzere ek bir maliyete katlanmadığını
belirtilmiştir.
(36) Yazıda ayrıca, VOLKAN’ın yolcu sayısına göre seferleri birleştirmesinin yahut hareket
saatlerini değiştirmesinin mümkün olmadığı, çünkü Karayolları Taşıma Yönetmeliği’nin 58.
maddesinde tarifeli yolcu taşımanın zaman tarifesine bağlı kılındığı, bu tarifenin düzenleme
ve uygulama şeklinin de aynı Yönetmelikçe belirlendiği, 59. maddede bu tarifelere uyma
yükümlülüğü getirildiği, VOLKAN’ın bu hükümlere aykırı hareket etmediği belirtilmiştir.
(37) - Volkan’dan alınan bilgilere göre, 5 ve 6 No’lu yazıhaneler Mustafa ALTUNHAN’a, 4 ve 7
no’lu yazıhaneler Gökhan ALTUNHAN’a, 11 ve 12 No’lu yazıhaneler ise VOLKAN’a aittir.
Ancak yerinde incelemeler sırasında raportörler tarafından yapılan tespitlerde, 1 No’lu
yazıhanenin KARAAĞA TURİZM, 2, 3, 4 ve 7 No’lu yazıhanelerin Gökhan Turizm Salim
ALTUNHAN, 5 ve 6 No’lu yazıhanelerin Mustafa ALTUNHAN, 8 ve 9 No’lu yazıhanelerin
S.S. 9 No’lu Meriçliler Mot. Taş. Koop., 10 No’lu yazıhanenin KARAAĞA TURİZM ve 11
No’lu yazıhanenin de VOLKAN tarafından kullanıldığı görülmektedir. Bunlar dışındaki üç
yazıhane “Altunhan Pastanesi” olarak işletilmektedir. Diğer iki yazıhane ise boştur.
(38) - VOLKAN METRO vekilince gönderilen ve Kurum kayıtlarına 23.05.2013 tarihinde intikal
eden yazı cevabında, VOLKAN’ın mevcut kiracılarından teminat almadığı, basiretli tacir gibi
hareket eden bu teşebbüsün kiralık yazıhane talep eden firma sayısı ve bunların geçmişteki
tahliye serüvenlerine bakarak, toplam 1.000.000 TL teminat talep ettiği, Edirne Otogarı’nda
halihazırda boş ve boşaltılacak yazıhaneler bulunduğu belirtilmiştir.
(39) Aynı yazıya tarafların birbirlerine gönderdiği ihtarname örnekleri eklenmiştir. Bunun yanı
sıra Edirne İdare Mahkemesinin 2013/141 esas numaralı dosyası dahilinde 30.04.2013
tarihinde verilen yürütmeyi durdurma kararının bir örneği de yer almaktadır. Bu kararda,
NİLÜFER’e Ulaştırma 1. Bölge Müdürlüğünce Hadımağa Erakman tesislerinde durak
tahsisi işleminin hukuka aykırı olduğu; Karayolları Taşıma Yönetmeliği’nin 61. ve 62.
maddelerinde gösterilen mahalli makamın Belediye Başkanlığı olduğu belirtilmektedir.
(40) - VOLKAN tarafından gönderilen ve Kurum kayıtlarına 27.05.2013 tarihinde giren yazıda
ise, NİLÜFER’in 212 km olan Kırklareli-İstanbul hattında (…..) TL fiyat uygularken 260 km
olan Edirne-İstanbul arasında (…..) TL fiyat uygulayarak rekabete aykırı eylemler
gerçekleştirdiği belirtilmiştir.
(41)
2 Ulusoy’un acentesi Gökhan Turizm Salim ALTUNHAN’dır.
13-67/928-390
7/25
I.3.2. Şikâyetçilerden Elde Edilen Bilgi ve Belgeler
I.3.2.1. İ. Ömer ERAKMAN’dan Elde Edilen Bilgi ve Belgeler
(42) Raportörlerle yaptığı görüşmede, Ocak 2013’ten beri NİLÜFER’in acenteliğini yaptığını
belirten İ. Ömer ERAKMAN, buna ilişkin Ulaştırma 1. Bölge Müdürlüğünden alınmış olan
belgeleri ibraz etmiştir. Ulaştırma 1. Bölge Müdürlüğünün 17.01.2013 tarihli Bilgi Notu’nda
NİLÜFER’in D1 belgesine Edirne Hadımağa mevkii Erakman tesisleri kalkış-varış yeri
olarak ilave edilmiş olup, buna ilişkin güzergâh, fiyat ve zaman tarife çizelgeleri
onaylanmıştır.
(43) Öte yandan, şikayetçilerin temsilcisi tarafından gönderilen ve Kurum kayıtlarına 07.05.2013
tarihinde intikal eden yazı cevabında Edirne ilinde kurulacak alternatif bir terminalin
maliyetinin ne olacağı sorusu yanıtlanmaya çalışılmıştır. Edirne Otogarı’na kapasite
bakımından en yakın özellikleri taşıdığı düşünülen Çanakkale terminalinin Avrasya
Terminal İşletmeleri A.Ş.’ye devredilen intifa hakkı bedelinin 11.760.000 TL olduğu
belirtilmiştir. Edirne ili için farazi olarak çıkarılan alternatif terminal maliyeti ise en az yaklaşık
12.500.000 TL olarak hesaplanmıştır.
I.3.2.2.Recep ZIPKINKURT’tan Elde Edilen Bilgi ve Belgeler
(44) - Raportörlerin görüştüğü Recep ZIPKINKURT, NİLÜFER’in pazara yeniden girişi ile birlikte
Edirne-İstanbul hattındaki bilet fiyatlarının (…..) TL’den (…..) TL’ye düştüğünü, kendisine
otogarda yazıhane tahsis edilmesi için çalışmalarının devam ettiğini, ancak hala bir sonuç
elde edemediğini, otogar dışında başka bir yerde yazıhane açmanın makul bir tercih
olmadığını, çünkü Edirne’ye gelen bir insanın geri dönmek için ilk gideceği yerin otogar
olduğunu, sadece bu yolla bile otogar çıkış ücretini karşılayacak kadar fazla yolcu
taşınabileceğini, mevcut durumda kendisinin yazıhanesi bulunmadığından hem D1 hem de
F1 yetki belgelerinin iptal edildiğini belirtmiş ve buna ilişkin belgeleri ibraz etmiştir Recep
ZIPKINKURT, yazıhane tahsisi için VOLKAN’ın otogardaki yazıhanesine gerek tek başına
gerek çalışanları ile defalarca gittiğini, ancak muhatap bulamadığını beyan etmiş ve bu
duruma ziyaretler esnasında yanında bulunduğunu belirttiği Muzaffer Okandan ÇEKVER
ve Hüseyin Taner BAYRAKTAR adlı şahıslar da tanıklık ettiklerini beyan etmişlerdir.
(45) - Recep ZIPKINKURT’un ibraz ettiği belgelere bakıldığında;
1. VOLKAN METRO ile Karaağa Turizm Sey. Pet. Ürünleri Ltd. Şti. ile akdedilmiş “1 No’lu
Bilet Satış Yazıhanesi”ne ilişkin kira sözleşmesinin ilk sayfasındaki “kiralanan şey ile
beraber teslim alınan demirbaş beyanı” adlı başlığın altında ”bu dükkân hiçbir surette A1
yetki belgeli taşımacılığı dışında bulunamaz aksi takdirde sözleşme feshedilir ve tazminat
hakkı doğurur” ibaresinin yer aldığı,
2. Edirne Belediyesi Ulaşım Hizmetleri Müdürlüğüne çekilmiş olan ve Edirne Otogarı’nda
yer tahsisi yapılmamış olmasından dolayı Karayolu Taşıma Yönetmeliği’nin 61. ve 62.
maddelerine istinaden başka bir yer gösterilmesi talebini haiz 17.12.2012 tarih ve 07101
yevmiye sayılı bir ihtarnamenin bulunduğu,
3. Bu ihtarnameye Belediye tarafından 11.02.2013 tarihinde 387 sayılı yazı ile cevap
verildiği ve Ulaştırma 1. Bölge Müdürlüğünden görüş sorulduğu, gelen cevapta Recep
ZIPKINKURT’a ait şirketlerin D1 belgesine sahip olmadığı, D2 belgesinin ise yazıhane
tahsisi için aranan belgeler arasında bulunmadığından talebin reddedildiği,
4. Ulaştırma 1. Bölge Müdürlüğünün 02.11.2012 tebliğ tarihli ve 139332 sayılı yazısı ile
Recep Zıpkınkurt Turizm Nakliyat ve Tic. Ltd. Şti.’nin F1 yetki belgesinin iptal edildiğinin
bildirildiği,
5. Bunun üzerine Recep ZIPKINKURT’un 15.11.2012 tarihli dilekçeyle, iptal işleminin yargı
ve Rekabet Kurumu’ndaki süreç tamamlanıncaya kadar askıya alınmasını ve 11.02.2013
tarihli dilekçeyle iptal sebebinin kendisine bildirilmesini talep ettiği,
görülmüştür.
13-67/928-390
8/25
(46) - Recep ZIPKINKURT’un gönderdiği ve Kurum kayıtlarına 12.04.2013 tarihinde intikal eden
yazıda; Edirne Belediye Başkanlığına ve VOLKAN’a yapılan yeni başvurular sonucunda,
Edirne Belediyesi tarafından iletilen bilgiler arasında VOLKAN’ın işletmenin cirosu
üzerinden (…..) oranında komisyon alacağı hususunun yer aldığı, komisyon talebinin
yasaya aykırı olduğu, kendilerine gönderilen yazı ekindeki özel şartlar bölümünde,
çalışılacak güzergahları VOLKAN’ın belirleyeceği, ilave seferlerin VOLKAN’ın denetiminde
olacağı, firmanın ücretsiz servis çalıştırmasına izin verilmeyeceği, kiracı adaylarından
ayrıca teminat alınacağı gibi hükümler bulunduğu belirtilmiştir.
(47) Recep ZIPKINKURT’un yazı ekinde gönderdiği ve Edirne Belediyesince Av. Şerif ACAR
İMER’e hitaben yazılan 28.03.2013 tarih ve 823 sayılı Bilgi Edinme Talebi’ne cevap
yazısında VOLKAN’ın matbu sözleşme örneği bulunmaktadır. Bu sözleşme örneğinin 3.
maddesinin alt bentlerinde yazıhane kiracısının, Edirne haricinde de diğer bütün illerdeki,
yazıhanelerden, şubelerden, diğer bilet satış merkezlerinden ve acentelerden kesilen
biletlerinin hasılatlarının da kira bedelinin tespitine esas teşkil edeceği belirtilmektedir.
Sözleşmenin 4. maddesinde güzergâhların, kira kontratında belirtilen yer haricinde
belirlenemeyeceği, 6. maddesinde ücretsiz servislerin, belli bir ücret karşılığında, VOLKAN
tarafından yapılacağına dair hükümlerle 10. maddesinde “teminat” başlıklı hüküm yer
almaktadır.
I.3.2.3. Edirne Belediyesinden Elde Edilen Bilgiler
(48) - Edirne Belediyesince gönderilen ve Kurum kayıtlarına 17.09.2012 tarihinde intikal eden
yazı cevabında;
Edirne Belediye Meclisinin 01.06.2011 tarih ve 2011/238 sayılı kararı gereğince yedinci kez
yedi yıl süre ile Edirne Belediyesi Şehirlerarası Oto Terminali’nin işletme hakkının devri için
ihaleye çıkıldığı, 22.12.2011 tarih ve 2011/1436 sayılı encümen kararı ile onaylanan ihale
sonucunda 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 35/a maddesine göre ihalenin VOLKAN’ın
uhdesinde kaldığı,
20.01.2012 tarihinde kiracı ile sözleşme imzalanarak yer teslimi yapıldığı, bu tarihte 2 No’lu
yazıhanenin KONFORLU SERHAD, 3 No’lu yazıhanenin Recep ZIPKINKURT, 5 No’lu
yazıhanenin İsmail Ömer ERAKMAN, 6 No’lu yazıhanenin Zıpkınkurt Turizm Nak. Tic. Ltd.
Şti, 8 No’lu yazıhanenin Mahir ERAKMAN, 9 No’lu yazıhanenin Recep ZIPKINKURT
tarafından fuzuli işgal edilmekte olduğu, Edirne İl İdare Kurulunun 13.02.2012/1,2,3,4,5 ve
6 no’lu kararları ile bunların tahliyesine karar verildiği, bu kararlara karşı Edirne Sulh Hukuk
Mahkemesinde açılan davaların reddedildiği, bu şekilde işgalci durumunda bulunan
yazıhanelerin kolluk marifetiyle boşaltıldığı ve ihaleyi alan kiracı VOLKAN’a teslim edildiği,
Tahliye edilen yazıhanelerin kiracıya tesliminden sonra ULUSOY, NİLÜFER, Recep
ZIPKINKURT, Zıpkınkurt Tur. Nak. Tic. Ltd. Şti., Edirne Çağlar Tur. Nak. İth. İhr. Tic. Ltd.
Şti., İ. Ömer ERAKMAN ve KONFORLU SERHAD’ın muhtelif tarihli dilekçeler ile Karayolu
Taşıma Yönetmeliği'nin 61. ve 62. maddelerine istinaden kendilerine ayrı bir terminal
gösterilmesini talep ettikleri
belirtilmiştir.
Belediye tarafından, ayrıca, Edirne İl Emniyet Müdürlüğünün dilekçe sahiplerinin kendilerine
yer tahsis edilmediğini gösteren hiçbir belgelerinin bulunmadığı yönünde tespitte
bulunduğuna ilişkin belgeler gönderilmiştir.
(49) - Edirne Belediyesince gönderilen ve 20.01.2012 tarihli otogar kira sözleşmesinin ekinde
yer alan ihale teknik şartnamesinin 4.1. maddesine bakıldığında, aynı tüzel, gerçek, ortak
girişime sahip alt kiracıya üçten fazla bilet satış gişesi (yazıhane) kiralanamayacağına dair
emredici hüküm göze çarpmaktadır. Buna ek olarak terminali işleten firmanın aynı zamanda
F1 veya D1 belgesine sahip olması durumunda Karayolları Taşıma Yönetmeliği’nin 32.
maddesi uygulanacaktır. Buna göre, terminaldeki yazıhanelerin ancak %20’si otogar
13-67/928-390
9/25
işletmecisi tarafından kullanılabilecektir. 16 adet yazıhanenin bulunduğu bir terminalde bu
rakam yaklaşık üç yazıhaneye tekabül etmektedir.
(50) Şartnamenin 4.1. maddesinin devamında boş yazıhane kalması durumunda yüklenicinin
talebi ve Encümen’in onayı ile bunların yolcu salonu olarak kullanılabileceği belirtilmiştir.
Şartnamenin 4.2. maddesi uyarınca ise bilet satış gişesi amacı dışında kullanılamayacaktır.
Ancak yukarıda yer verildiği üzere Edirne Otogarı’ndaki üç adet yazıhane pastane olarak
kullanılmaktadır.
(51) - Edirne Belediyesince gönderilen ve Kurum kayıtlarına 09.04.2013 tarihinde intikal eden
yazıda ise NİLÜFER’e Erakman tesislerini terminal olarak kullanması için izin veren
Ulaştırma 1. Bölge Müdürlüğü tahsis işleminin iptali için, Edirne Belediyesinin görüşünün
alınmadığı gerekçesiyle idari yargıda dava açıldığı belirtilmiş ve buna ilişkin belgeler de yazı
ekinde gönderilmiştir.
(52) - Nihayet Kurum kayıtlarına 09.05.2013 tarihinde ulaşan yazı cevabında ise, otogar
ihalesinden sonra NİLÜFER dışındaki bütün firmaların faaliyetine devam ettiği belirtilmiş,
buna ilişkin bir liste hazırlanmış ve ayrıca ilgili bütün firmalardan yazılı bir beyan alınarak
yazı ekinde Kuruma sunulmuştur. Alternatif otogar işletmenin maliyetinin hesaplanabilmesi
içinse yazı ekinde bir hesaplamaya yer verilmiştir. Buna göre bir terminalin yıllık işletme
gideri (personel, güvenlik, yazıhane, temizlik, bakım, onarım, vs.) yaklaşık 744.000 TL,
terminal arsasının satın alınarak üstüne bina inşa edilmek suretiyle tesis edilmesi
durumunda yaklaşık yıllık maliyet 3.474.000 TL, arsanın kiralanarak üstüne terminal inşa
edilmesi halinde ise yıllık yaklaşık maliyet 1.794.000 TL olarak hesaplanmıştır.
I.3.2.4. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı 1. Bölge Müdürlüğünden Elde
Edilen Bilgi ve Belgeler
(53) NİLÜFER’e Edirne’de ara durak tahsis edilmesi işlemi ile Recep ZIPKINKURT’un F1 yetki
belgesinin iptal edilmesine ilişkin olarak Ulaştırma 1. Bölge Müdürlüğünden bilgi talep
edilmiş ve gelen cevap yazısı Kurum kayıtlarına 15.04.2013 tarihinde girmiştir.
(54) Cevap yazısında Erakman tesislerinin NİLÜFER’e ara durak olarak tahsis edilmesinde
Karayolları Taşıma Yönetmeliği’nin 61. ve 62. maddelerinin nazara alındığı belirtilmiştir.
Yazıya göre, tahsis işlemi yapılırken Ulaştırma 1. Bölge Müdürlüğü, Edirne Valiliğinden söz
konusu tesislerin ilgili Yönetmeliğin 61. maddesinde yer alan “yolcuların asgari ihtiyaçlarını
karşılayacak fiziki şartları haiz” olup olmadığını sormuş, Valiliğin 16.01.2013 tarih ve 65
sayılı yazısında ise anılan tesislerin söz konusu şartları taşıdığı belirtilmiştir. Bunun üzerine
17.01.2013 tarihinde Ulaştırma 1. Bölge Müdürlüğünce Erakman tesisleri NİLÜFER’e
Edirne’de kalkış/varış yeri olarak tahsis edilmiştir. Bu işleme karşı Edirne Belediyesince iptal
davası açılmıştır.
(55) Recep ZIPKINKURT’un F1 belgesinin iptali işlemine ilişkin olarak Ulaştırma Bakanlığı
Karayolu Düzenleme Genel Müdürlüğünün 10.10.2012 tarih ve 1179 sayılı kararı
bulunmaktadır. Bu karar uyarınca Recep ZIPKINKURT’un VOLKAN ile yapılan kira
sözleşmesinin kira kontratındaki şartnamelere uymadığından dolayı feshedildiği ve bu
firmanın 27.04.2012 tarihinden itibaren F1 belgesi için gerekli olan kullanım alanına sahip
olduğuna dair herhangi bir belgeyi Bölge Müdürlüğüne ibraz etmediği ve F1 belgesi alabilme
şartını kaybettiği, bu nedenle anılan belgenin Karayolu Taşıma Yönetmeliği’nin 78.
maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca iptal edildiği belirtilmiştir.
I.3.2.5. METRO ARDA’dan Elde Edilen Bilgi ve Belgeler
(56) - Edirne’de uluslararası yolcu taşımacılığı konusunda acentelik yapma yetkisi veren F2 yetki
belgesi ile uluslararası ve şehirlerarası güzergâhlara ticari amaçlı yolcu taşıma yetkisi veren
B1 ve B2 yetki belgelerine sahip bir şirket olan METRO ARDA tarafından gönderilen bilgi
ve belgeler Kurum kayıtlarına 11.03.2013 tarihinde ulaşmıştır.
13-67/928-390
10/25
(57) Bilgi ve belgeler arasında, Edirne Otogarı’ndaki faaliyetlerini durduran METRO ARDA’nın
burada yeni yazıhane tahsis talebi ile bu talebinin karşılanmaması üzerine Edirne
Belediyesi ile yaptığı birtakım yazışmalar bulunmaktadır. Görevli raportörün görüştüğü
METRO ARDA yetkilisi İhsan AKSOY tarafından; METRO ARDA’nın otogar ihalesinden
önce İstanbul’a ve Bulgaristan’a yolcu taşıdığı, ihaleden sonra yazıhane alamadıkları için
faaliyetlerini durdurmak zorunda kaldıkları, 6-7 aydır yolcu taşımadıkları ve maddi açıdan
zorluğa düştükleri, bu nedenle VOLKAN’a yazıhane tahsisi için ihtar gönderdikleri, bizzat
görüşme talep edildiği ve görüşmeye gidildiği, Volkan yetkilisi Mustafa ALTUNHAN’ın
yerinde olduğuna dair noter gözetiminde tutanak tutulduğu, ancak noterin konuşmanın
içeriğine dair tespitte bulunamayacağını belirttiği, görüşmelerde VOLKAN’ın internet
üzerinden satılanlar da dahil satılan bütün biletler üzerinden (…..) oranında kira bedeli talep
ettiği, bu miktarın diğer giderlerle beraber değerlendirildiğinde kar marjını ortadan
kaldıracak kadar büyük bir meblağa tekabül ettiği, bu nedenle otogarda yazıhane
kiralayamadıkları, başka bir yerde terminal tahsis edilmesi için Edirne Belediyesine yazılan
dilekçelerin de sonuçsuz kaldığı, mevcut durum itibarıyla METRO ARDA’nın faaliyetlerine
devam etmediği belirtilmiştir.
(58) - Sonrasında METRO ARDA vekili tarafından gönderilen ve Kurum kayıtlarına 09.05.2013
ve 12.06.2013 tarihlerinde giren yazılarda, bu sürece ilişkin açıklamalar ile bunu
destekleyen yazışma ve belgeler sunulmuştur.
(59) Yazılarda, yazıhane kirasının sabit ve makul bir oran olarak belirlenmesi gerektiği, hasılatın
(…..) oranında kira bedeli ile 1.000.000 TL tutarındaki teminatın fahiş olduğu, otogar
işletmecisinin, ihale şartnamesinde yazılan miktardan daha fazla yazıhaneyi kullandığı,
METRO ARDA’nın 2012 yılında otogarın kiralanması ile faaliyetlerini durdurduğu ve yeni
yazıhane kiralayamadığı için faaliyetlerine başlayamadığı belirtilmiş ve buna ilişkin yolcu ve
fiyat listeleri gönderilmiştir Yazı ekinde Edirne Belediyesince 2011 yılında bilet satış
yazıhanelerinin kira bedellerinin yaklaşık 2.500 TL olarak belirlendiğine ilişkin Belediye
Encümen kararının bir örneği bulunmaktadır.
I.4. Değerlendirme
(60) İnceleme konusu dosyanın esasını, Edirne Otogarı’nı işleten VOLKAN’ın karayolu ile
şehirlerarası yolcu taşımacılığı pazarındaki rakiplerinden gelen otogarda yer tahsisi
taleplerini reddettiği iddiaları oluşturmaktadır. Sözleşme yapmanın reddi eyleminin 4054
sayılı Kanun’un 6. maddesi kapsamında ihlal olarak değerlendirilebilmesi için; ret eylemini
gerçekleştiren firmanın ilgili ürün pazarında hâkim durumda olması, reddetmeye konu olan
ürünün veya hizmetin bir alt pazarda etkili bir şekilde rekabet etmek için nesnel olarak
gerekli olması, reddetmenin alt pazarda etkili rekabetin ortadan kalkmasına sebep olması
ve reddetmenin tüketicilere zarar vermesi ihtimalinin bulunması koşullarının birlikte
mevcudiyeti gerekmektedir.
(61) Sözleşme yapmayı reddetme eyleminin pazardaki etkisine ve ihlal niteliği arz edip
etmediğine ilişkin değerlendirmelerin yapılabilmesi için ret eylemini gerçekleştiren firmanın
ilgili ürün pazarında hâkim durumda olması öncelikli koşuldur. Öte yandan içtihat
hukukunda da genel kabul gördüğü üzere, sözleşme yapmanın reddine ilişkin rekabetçi
endişeler genellikle alt-üst pazar şeklinde ikili bir pazar yapısı içinde anlamlı olmakta; hâkim
durumdaki teşebbüsün kendisinden mal veya hizmet satın almayı talep eden alıcı ile alt
pazarda rekabet halinde olduğu durumlarda sözleşme yapmanın reddi güçlü rekabetçi
kaygıları doğurmaktadır. Bu bakımından sözleşme yapmayı reddettiği iddia edilen
teşebbüsün hâkim durum analizi yapılırken alt ve üst pazar şeklinde bir ayrımın dikkate
alınması gerek teorik ve gerekse inceleme konusu dosya bakımından daha isabetlidir.
13-67/928-390
11/25
I.4.1. 4054 Sayılı Kanun’un 6. Maddesi Çerçevesinde Yapılan Tespitler ve
Değerlendirme
(62) Edirne Otogar işletmeciliğini yürüten VOLKAN otogar işletmeciliği alanında olduğu gibi alt
pazar olarak nitelendirilebilecek olan karayolu ile yolcu taşımacılığı hizmetleri pazarında da
aktif olarak faaliyet göstermektedir. Bahse konu ikili pazar yapısı ve VOLKAN’ın her iki
pazarda da faaliyet gösteriyor olması göz önüne alınarak, hâkim durum incelemesi, ilgili
pazar olarak tayin edilen otogar işletmeciliği hizmetleri ve karayolu ile yolcu taşımacılığı
hizmetleri bakımından ayrı ayrı ele alınmıştır.
I.4.1.1. Otogar Hizmetleri Bakımından Hakim Durum Tespiti
(63) 4054 sayılı Kanun’un “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinde hâkim durum, belirli bir piyasadaki
bir veya birden fazla teşebbüsün, rakipleri ve müşterilerinden bağımsız hareket ederek fiyat,
arz, üretim ve dağıtım miktarı gibi ekonomik parametreleri belirleyebilme gücü olarak ifade
edilmiştir. Bu tanım çerçevesinde, Edirne Otogarı’nın işletmecilik faaliyetlerini yürüten
VOLKAN’ın rakiplerinden, müşterilerinden ve tüketicilerden bağımsız hareket etme
yeteneğinin bulunup bulunmadığı hâkim durum analizinin esaslı unsurudur.
(64) Yukarıda belirtildiği üzere, Karayolları Taşıma Kanunu’nun terminallere ilişkin 32. maddesi
tarifeli yolcu taşımalarında kalkış ve varışların bir terminalden yapılmasını esas kılmakta,
terminal ve ara duraklar dışında yolcu indirilip bindirilemeyeceğini hükme bağlamaktadır.
Kanun’un aynı maddesinin ilerleyen fıkralarında tarifeli yolcu taşımacılığı yetki belgesi
sahiplerine taşıma hattı verilebilmesi için; kendilerinin veya acentelerinin, seferlerin
başladığı kalkış ve bittiği varış noktalarındaki en az bir yolcu terminaline bağımsız olarak
veya birlikte sahip olmaları ya da bu terminalin kullanma hakkını haiz olmaları zorunlu hale
getirilmekte; ara durakların seyahatin başladığı ilk kalkış ve son varış yeri olarak
kullanılamayacağı düzenlenmektedir.
(65) Karayolu Taşıma Kanunu’nun bahse konu hükümleri karayolu ile yolcu taşımacılığı
bakımından otogarların zorunluluğunu açık biçimde ortaya koymaktadır. Taşımacılık
firmalarının, faaliyetlerini yürütebilmek için belediyelerin ve/veya özel işletmelerin
kontrolünde bulunan otogarlarda, faaliyet belgelerinde kalkış ve varış yeri olarak
gösterebilecekleri bir terminal kullanım hakkına (yazıhanelere) sahip olmaları veya bu
hakka sahip olan bir acente ile çalışmaları elzemdir.
(66) Öte yandan Karayolu Taşıma Kanunu, taşıma firmalarına terminalde yer tahsisinin mümkün
olmadığı hallerde mahalli makamlarca yolcuların asgari ihtiyaçlarını karşılayacak fiziki
şartları haiz bir yer tahsis edilmesini de öngörmektedir. Bununla birlikte, terminallerin
kuruluş ve işletme ayrıcalıkları belediyelerin yetki ve imtiyazında ya da izninde olduğu veya
bizzat belediyeler tarafından özelleştirmeler sonucunda işletim hakları devredildiği için
mevcut bir terminal varken, ikincisi için gerekli izinlerin alınması idari açıdan pek mümkün
olmamaktadır. Nitekim Edirne şehirlerarası otobüs terminalinin işletme hakkı, 2012 yılında
Edirne Belediyesi tarafından ihale yoluyla VOLKAN’a devredildikten sonra yaşanan
gelişmelerin ardından KONFORLU SERHAD, Ulaştırma Bakanlığından aldığı izin
çerçevesinde kısa bir süre otogar dışındaki bir bölgeden NİLÜFER firmasının acenteliğini
yürütmüş, ancak Edirne Belediyesinin başvurusu üzerine buna yönelik idari işlemin
yürütmesi Edirne Bölge İdare Mahkemesi tarafından durdurulmuştur. Bunun üzerine
NİLÜFER ilgili pazardaki faaliyetlerini durdurmuştur.
(67) Dolayısıyla yasal ve sözleşmelere dayalı hukuki çerçeve ve fiili durum göz önüne
alındığında, Edirne şehirlerarası otogarını işleten VOLKAN’ın; Edirne ili şehirlerarası otobüs
terminali işletmeciliği pazarında gerçek anlamda tek terminal işletmecisi olduğu, faaliyet
gösteren diğer özel terminallerin gerek sadece belirli bir firma ile sınırlı olması ve gerekse
kısa sürenin ardından bu faaliyetin son bulmuş olması nedeniyle, Edirne Otogarı’na
alternatif teşkil etmediği, aynı zamanda ihtiyacı karşılayan ve yüksek kapasiteli boş bir
13-67/928-390
12/25
terminal varken yapım ve işletim masrafları da yüksek olacağı için rakip bir terminal
işletmesinin pazara girmesinin uygun (feasible) olmayacağı, bu nedenle de VOLKAN’ın ilgili
ürün pazarında hukuki ve fiili tekel benzeri niteliğinin bulunduğu ve rakiplerinden bağımsız
davranma sonucunun doğal olarak ortaya çıktığı değerlendirilmiştir.
(68) Söz konusu konumu nedeniyle VOLKAN’ın terminal hizmetlerinin müşterisi konumundaki
otobüs firmaları ve otobüs sahiplerinden de bağımsız olarak fiyat belirleme yetkisi
bulunmaktadır. Bu nedenle rekabet hukukunda hâkim konum değerlendirmelerinde esas
alınan niteliksel ve niceliksel kıstasların ilgili pazardaki tek işletme olan Edirne Otogar
İşletmeleri için bulunduğu, bu nedenle ilgili terminal işletmesinin Edirne ili şehirlerarası
otobüs terminali işletmeciliği ilgili pazarında hâkim konumda olduğu anlaşılmaktadır.
I.4.1.2. Şehirlerarası Yolcu Taşımacılığı Hizmetleri Bakımından Hakim Durum Tespiti
(69) Edirne’den ülkemizin hemen hemen her bölgesinde yer alan büyük illere yolcu taşımacılığı
gerçekleştirilmekle birlikte, gerek taşınan yolcu sayısı ve gerekse seferlerin sıklığı ve
sürekliliği bakımından şehirlerarası taşımacılıkta ağırlıklı olan hatların Edirne-İstanbul,
Edirne-Ankara ve Edirne-İzmir olduğu görülmektedir.
(70) Bahse konu üç büyük hatta yaygın olarak faaliyet gösteren firmalar METRO, ULUSOY,
NİLÜFER ve hâlihazırda Edirne Terminal işletmecisi olan Mustafa ALTUNHAN’ın
kontrolünde olan VOLKAN’dır. Bu firmalardan VOLKAN, METRO ile isim hakkı kullanım
sözleşmesi imzalamış olup aynı zamanda F1 yetki belgesi ile METRO’nun acenteliğini
yürütmektedir. Diğer firmalardan ULUSOY’un acentelik faaliyetleri, otogar işletmesinin
devrinden önce Recep ZIPKINKURT tarafından yürütülmekte iken, bu tarihten sonra
Mustafa ALTUNHAN ile akrabalık ilişkisi bulunan Salim ALTUNHAN’ın kontrolünde olan
GÖKHAN TURİZM tarafından gerçekleştirilmektedir. NİLÜFER ise otogarın devrinden
sonra, acentelik faaliyetlerine son vererek pazardan çekilmiş ve Şubat 2013 tarihine kadar
faaliyet göstermemiştir. Şubat 2013’de, otogarın dışında alternatif bir durak yerinde
başlayan faaliyetleri ise, Edirne Belediyesinin başvurusunun ardından Edirne Bölge İdare
Mahkemesinin konuya ilişkin kararın yürütmesini durdurması ile 03.06.2013 tarihinde sona
ermiştir.
(71) VOLKAN’dan elde edilen bilgilere göre bahse konu firmalar haricinde Edirne Otogarı’ndan
İstanbul ve İzmir’e yolcu taşıyan başka firmalar da bulunmaktadır. Buna göre Edirne-
İstanbul hattında BUZLU TURİZM günde 3, HAS TURİZM 1 ya da 2, ISPARTA PETROL 1,
LÜKS AKSEL ise günde 1 sefer düzenlemektedir. Edirne-İzmir hattında ise ISPARTA
PETROL’ün günde 1 veya 2, ÇANAKKALE TRUVA’nın günde 3 veya 4, SOMA
SEYAHAT’in ise günde 2 seferi bulunmaktadır. Bununla birlikte, dosya mevcudu bilgilere
göre, bu firmaların taşıdıkları yolcu sayıları daha sınırlıdır.
(72) Dolayısıyla, Edirne ilinden gerçekleştirilen şehirlerarası taşımacılığın ağırlıklı olduğu
İstanbul, Ankara ve İzmir hatlarında METRO, ULUSOY ve NİLÜFER faaliyet
göstermektedir. Bu firmalardan NİLÜFER son bir yılda pazarda faaliyet gösteremezken,
geriye kalan iki firma ile otogar işleticisi olan VOLKAN arasında yukarıda yer verilen
acentelik ve akrabalık ilişkileri bulunmaktadır. Ayrıca, VOLKAN vekilleri tarafından
gönderilen bilgilerden, VOLKAN’ın 4 adedi özmal olmak üzere 10 otobüsünün bulunduğu,
bunlar dışında VOLKAN’ın kendisine ait olan otobüslerden 7’sini ULUSOY’a, 10 adedini ise
METRO’ya kiraladığı anlaşılmıştır.
(73) Öte yandan, Edirne-İstanbul, Edirne-Ankara ve Edirne-İzmir hatlarında taşınan yolcu
sayıları ve ciro bilgilerine dayanılarak hesaplanan ve hâkim durumun en önemli
göstergelerinden biri olan pazar payına ilişkin tespitlere aşağıda yer verilmiştir:
13-67/928-390
13/25
Edirne – İstanbul Hattı
(74) Dosya mevcudu bilgilerden anlaşıldığı üzere, bu hatta METRO, ULUSOY ve NİLÜFER’in
yanı sıra yukarıda sözü edilen firmalar da faaliyet göstermektedir. Ancak, inceleme
döneminde bu teşebbüslerin taşıdıkları yolcu sayısının pazar payına ilişkin analizde ihmal
edilebilecek düzeyde olduğu belirlenmiştir.
(75) Söz konusu bilgilere göre, METRO’nun incelenen dönemde taşınan yolcu sayısı
bakımından ciddi bir üstünlüğü bulunmaktadır (bir yıllık dönem içinde pazar payı (…..) kadar
yükselmiştir.) Buna karşın elde edilen ciro itibarıyla farklı bir tablo ortaya çıkmakta ve
ULUSOY bu anlamda METRO’dan daha fazla pay almaktadır. NİLÜFER ise özellikle yolcu
sayısı itibarıyla METRO’nun kayda değer biçimde altında kalmış ve inceleme döneminin bir
kısmında pazardan pay alamamıştır.
(76) Dolayısıyla, VOLKAN’ın acenteliğini yaptığı ya da otobüsleri ile yolcu taşımacılığı hizmetleri
verdiği iki teşebbüs toplamda Edirne-İstanbul pazarının en az (…..) kontrol etmektedir.
Edirne – Ankara Hattı
(77) Edirne-İstanbul hattında olduğu gibi Edirne-Ankara hattında da taşımacılığın önemli bir
bölümü METRO, ULUSOY ve NİLÜFER tarafından gerçekleştirilmekte olup, diğer firmalar
tarafından taşınan yolcular ihmal edilebilir düzeyde kalmaktadır.
(78) Dosya mevcudu bilgilere göre, ULUSOY’un incelenen dönemde taşınan yolcu sayısı
bakımından (…..) kadar çıkan bir pazar payı bulunmaktadır. Buna benzer bir durum kısmen
ciro itibarıyla hesaplanan pazar paylarına da yansımış görünmektedir. NİLÜFER ise
özellikle yolcu sayısı açısından, kayda değer biçimde ULUSOY’un altında kalmış ve
inceleme döneminin bir kısmında pazardan pay alamamıştır.
(79) Dolayısıyla, Edirne-İstanbul hattında olduğu gibi Edirne-Ankara hattında da VOLKAN’ın
acenteliğini yaptığı ya da otobüsleri ile yolcu taşımacılığı hizmetleri verdiği iki teşebbüs
toplamda Edirne- İstanbul pazarının en az (…..) kontrol eder vaziyettedir.
Edirne – İzmir Hattı
(80) Edirne İzmir hattında diğer hatlardan farklı olarak ÇANAKKALE TRUVA incelenen dönem
boyunca taşınan yolcu sayısı itibarıyla pazar liderliğine sahip bulunmaktadır. Benzer bir
durum elde edilen cirolar için de geçelidir. ISPARTA PETROL TURİZM ve SOMA
SEYAHAT rakiplerine kıyasla pazardan ihmal edilebilecek nispette küçük pay almaktadır.
İnceleme konusu döneme genel olarak bakıldığında, pazarın dönem ortalamasında
yaklaşık (…..) ÇANAKKALE TRUVA tarafından (…..) ise METRO ve ULUSOY tarafından
kontrol edilmektedir.
(81) Dolayısıyla, Edirne-İstanbul ve Edirne-Ankara hatlarından farklı olarak Edirne-İzmir hattında
VOLKAN’ın işbirliği halinde olduğu teşebbüslerin hâkim durumda olduklarından bahsetmek
mümkün olmamakla birlikte, pazarın yaklaşık yarısını kontrol ettiklerini belirtmek
mümkündür.
(82) Genel olarak değerlendirildiğinde, terminal işleticisi VOLKAN’ın acenteliği ya da otobüsleri
ile alt pazarda faaliyet gösteren METRO ve ULUSOY’un Edirne-İstanbul ve Edirne-Ankara
hatlarında NİLÜFER’in pazar dışında kalmasının da etkisi ile pazarı domine eden firmalar
olduğu; Edirne-İzmir hattında ise pazarın yarısına hükmettiği görülmektedir.
(83) Bu noktada son olarak belirtilmesi gereken bir husus, Edirne Otogarı’ndaki yazıhanelerin
halihazırda önemli bir bölümünün terminal işletmecisi VOLKAN’ın kontrolünü elinde
bulunduran Mustafa ALTUNHAN ve onunla menfaat birliği içinde olan akrabaları tarafından
işletiliyor olmasıdır. Nitekim daha önce de yer verildiği üzere soruşturma aşamasında,
terminalde bulunan 16 yazıhaneden 5’inin yazıhane olarak faaliyet göstermediği, geriye
kalan 11 yazıhaneden 7’sinin ise Mustafa ALTUNHAN ve Salim ALTUNHAN tarafından
kontrol edildiği bizzat raportörlerce tespit edilmiştir.
13-67/928-390
14/25
Tüm bu bilgiler çerçevesinde, VOLKAN’ın karayolu ile yolcu hizmetleri taşımacılığı alt
pazarında hakim durumda olduğu değerlendirilmiştir.
I.4.2. Sözleşme Yapmanın Reddine İlişkin Değerlendirme
(84) İnceleme konusu dosya çerçevesinde ihlal olup olmadığının değerlendirilmesi bakımından
yapılması gereken nesnel gereklilik testinde incelenecek hususlar;
- Reddetme eyleminin varlığı,
- Reddetmeye konu olan ürün veya hizmetin bir alt pazarda etkili bir şekilde rekabet etmek
için nesnel olarak gerekli olması koşulunun gerçekleşmesi,
- Reddetmenin alt pazarda etkili rekabetin ortadan kalkmasına sebep olması,
- Reddetmenin tüketicilere zarar vermesi,
- Reddetmenin herhangi bir haklı gerekçeye dayanmaması
olarak ifade edilebilir.
(85) Şikâyet konusuna bakıldığında Edirne Otogarı’nın işletme hakkını alan VOLKAN’ın
ihaleden evvel kiracı konumunda bulunan İ. Ömer ERAKMAN ve Recep ZIPKINKURT’un
kiracılık sıfatlarının sona erdiğini tespit ettirdiği ve kolluk marifetiyle tahliyelerini sağladığı
anlaşılmaktadır.
(86) Bir sonraki adımda bu şahıslar kendilerine yeni yazıhane kiralanması için noter kanalı ile
ihtarname göndermişler ve buna “kötü kiracı” oldukları gerekçesi ile olumsuz yanıt
verilmiştir. VOLKAN’a gönderilen ikinci ihtarnamede aynı talep dile getirilmiş bu defa
VOLKAN sözleşme şartlarını belirtmeksizin tarafları fiziksel olarak müzakere görüşmelerine
davet etmiştir. Ancak kiracı adayları VOLKAN’a gittiklerinde herhangi bir muhatap
bulamadıklarını ifade etmişlerdir.
(87) Bu iki şikâyetçinin dışında bir diğer teşebbüs olan METRO ARDA da ihaleden sonra
yazıhanesini boşaltmak zorunda kalmış ve yeni yazıhane kiralayamamıştır. Mezkur
teşebbüsün girişimlerine bakıldığında da yine VOLKAN’a kira koşullarının yazılı olarak
belirtilmesi talebini içeren bir ihtarname gönderildiği, ancak VOLKAN’ın yine koşulları yazılı
olarak belirtmeyip teşebbüsü görüşmeye davet ettiği anlaşılmaktadır. 26.03.2013 günü
VOLKAN ile görüşmeye giden teşebbüs vekillerince mutabakata varılamadığına ilişkin bir
tutanak tutulmuştur. METRO ARDA vekilleri bu görüşme esnasında kendilerinden
1.000.000 TL teminat ve kira bedeli olarak da toplam hasılatın (…..) istendiğini
belirtmişlerdir. Sözü edilen tutarlar şikâyetçilere yazılı olarak iletilmediği için dosya
kapsamında sadece bunlara ilişkin beyanlar bulunmaktadır. Bu görüşmeyi müteakip
şikayetçiler VOLKAN’a bir ihtarname göndererek (…..) teminat bedeli ile aylık (…..)TL
tutarında kira bedeli teklif etmiş, ancak VOLKAN olumlu bir yanıt vermemiştir.
(88) Edirne Otogarı’nın işletilmesinde hakim durumda bulunan VOLKAN’ın davranışlarına
bakıldığında ilk etapta kira koşullarını yazılı surette iletmekten kaçındığı ve sözleşme
müzakerelerini geciktirdiği görülmektedir. Halbuki mevcut kira sözleşmelerine bakıldığında
bütün kiracılardan hasılatın (…..) oranında kira bedeli talep edildiği anlaşılmaktadır.
Dolayısıyla bu miktar kiracıdan kiracıya değişen bir oran olmayıp kiracılardan saklanması
gereken yahut kiracıların müzakere edebildiği bir koşul gibi görünmemektedir. Öte yandan
bütün şikâyetçilerin dile getirdiği ortak nokta, görüşmeye gidildiğinde muhatap bulunmadığı
şeklindedir.
(89) Görüşme gerçekleştikten sonra ise VOLKAN’ın davranışı yine (…..) hasılat bedeli ve
1.000.000 TL tutarında teminat bedeli talep etmek şeklinde olmuştur. Teşebbüsler
tarafından bu (…..) oranının sadece Edirne Otogarı’ndaki yazıhanelerden yapılan satışları
değil, ilgili teşebbüsün bütün yazıhanelerinden ve internet üzerinden yapılan satışları da
kapsadığı; otobüs çıkışlarında, otobüs parkında ve VOLKAN’ın sağladığı servis karşılığında
talep edilen fiyatlar ile Otogar’ın diğer giderlerine yapılacak harcamaların hesaba dahil
13-67/928-390
15/25
edilmesi ile birlikte katlanılacak maliyetin karlılığı ortadan kaldıracak derecede yüksek
olacağı yetkililerce ifade edilmiştir.
(90) Öte yandan 1.000.000 TL tutarındaki teminat bedeline bakıldığında ise VOLKAN’ın otogarın
işletme hakkını 7 yıllık bir süre için yaklaşık 5.000.000 TL’ye devraldığı; buna karşılık kiracı
adaylarının her birinden 1.000.000 TL teminat bedeli talep ettiği görülmektedir. Otogarda
16 adet yazıhane bulunduğu ve sözleşmelerin kural olarak birer yıllığına imzalandığı
düşünüldüğünde bu teminat miktarının çok yüksek olduğu aşikardır.
(91) Yukarıda yer verilen tespitler çerçevesinde, VOLKAN’ın açıklanan şekilde gerçekleşen
davranışları, alt pazarda faaliyet gösteren rakiplerini elimine etmeye yönelik olarak
yazıhane kiralama konusunda sözleşme yapmayı reddetme eylemi olarak
değerlendirilmiştir.
I.4.2.1. Edirne Otogarı’nın Alt Pazarda Etkili Şekilde Rekabet Etmek İçin Nesnel Olarak
Gerekli Olmasına İlişkin Değerlendirme
(92) Karayolları Taşıma Kanunu ve Karayolu Taşıma Yönetmeliği’nde yer verilen düzenlemeler
incelendiğinde, terminallerin karayolu ile yolcu taşımacılığı iktisadi faaliyeti için kanuni
zorunluluk niteliğinde, vazgeçilmez bir unsur olduğu görülmektedir. Yetki belgelerinde bu
gerekliliği yerine getirdiğini belgeleyemeyen, bu anlamda otogarda faaliyet gösteremeyen
ya da acentelik ilişkisi tesis edemeyen firmaların iktisadi faaliyetlerine devam
edemeyecekleri izahtan varestedir. Edirne Otogarı özelinde değerlendirildiğinde, otogar
yönetimi ile sözleşme imzalamak isteyen teşebbüslerin iktisadi faaliyetleri açısından bahse
konu otogarın önemi açık olmakla birlikte, otogarı işleten firma sözleşme yapmamaktadır.
(93) Bu aşamada, nesnel gereklilik testinin birinci basamağı ile de ilişkili biçimde yanıtı aranması
gerekli ilk soru, hâlihazırda Edirne Terminali işletmesi ile sözleşme yapamayan
teşebbüslerin mevcut durumda başka alternatiflerinin olup olmadığıdır. Edirne il merkezi
sınırları içinde başka terminal olmadığı ve kısa dönemli faaliyet gösteren bir başka
terminalin ise faaliyeti durdurulduğu için, mevcut durumda firmalar için, daha az avantajlı
bile olsa, başka alternatifin olmadığı sonucuna detaylı incelemeye gerek duymaksızın
ulaşmak mümkündür.
(94) Bununla birlikte daha detaylı incelenmesi gereken husus, nesnel gereklilik testinin ikinci
aşamasını oluşturan, potansiyel ikame imkânlarıdır. Bu bakımdan Edirne Otogarı
işletmecisi olan VOLKAN ile eşit etkinlikte olduğu varsayılan hipotetik bir firma tarafından
potansiyel ikame imkânlarının, bir başka deyişle alternatif otogar yaratılmasının teknik,
hukuki veya ekonomik açıdan imkânsız olup olmadığı değerlendirilmelidir. Edirne
otogarından yer kiralayamayan bir otobüs işletmecisinin önünde potansiyel ikame
niteliğinde bir terminal için iki ihtimal bulunmaktadır:
- Karayolu Taşıma Yönetmeliğinin 61 ve 62. maddelerinin sağladığı haklardan yararlanmak
suretiyle, VOLKAN’ın sözleşme yapmayı reddetmesini gerekçe göstererek mahalli ya da
mülki idarelerce asgari ihtiyaçlarını karşılayacak fiziki şartları haiz bir yer tahsis için izin
verilmesini sağlamak (Alternatif yer tahsis izni),
- Mahalli idarelerce gerekli izinlerin sağlandığı varsayımı altında alternatif otogar
yatırımı/işletmesi gerçekleştirmek (Alternatif otogar).
(95) Alternatif Yer Tahsis İzni: Soruşturma sürecinde yapılan incelemeler ve edilen bilgiler
otogardan tahliye edilen şikâyetçilerin geçen zaman içinde Yönetmeliğin 61 ve 62.
maddelerinde tanınan haklardan yararlanmak adına bazı girişimlerde bulunduğuna işaret
etmektedir. Bu bağlamda otogarın devrinden sonra tahliye edilen yazıhanelerin kiracıya
teslimini müteakip, ULUSOY, NİLÜFER, Recep ZIPKINKURT, Zıpkınkurt Tur. Nak. Tic. Ltd.
Şti., Edirne Çağlar Tur. Nak. İth. İhr. Tic. Ltd. Şti., İsmail Ömer ERAKMAN ve KONFORLU
SERHAD muhtelif tarihli dilekçeler ile ayrı bir yer tahsis edilmesi için Edirne Belediyesine
başvuruda bulunmuşlardır. Ancak Soruşturma sürecinde elde edilen belgeler Belediye
13-67/928-390
16/25
tarafından bahse konu başvuruların, Edirne İl Emniyet Müdürlüğünün “dilekçe sahiplerinin
kendilerine yer tahsis edilmediğini gösteren hiçbir belge bulunmadığı” yönünde tespiti
çerçevesinde reddedildiğine işaret etmektedir.
(96) Bu gelişmeler karşısında İ. Ömer ERAKMAN Ulaştırma Bakanlığı 1. Bölge Müdürlüğüne
başvuruda bulunarak, NİLÜFER’in D1 belgesine Edirne Hadımağa mevkii Erakman
tesislerinin kalkış-varış yeri olarak ilave edildiğini belgelemiş ve Bölge Müdürlüğü
17.01.2013 tarihli Bilgi Notu’nda buna ilişkin güzergâh, fiyat ve zaman tarife çizelgelerini
onaylamıştır.
(97) Ulaştırma 1. Bölge Müdürlüğünden konuya ilişkin gönderilen açıklamada, Erakman
tesislerinin NİLÜFER’e ara durak olarak tahsis edilmesinde Karayolları Taşıma
Yönetmeliği’nin 61. ve 62. maddelerinin nazara alındığı; tahsis işlemi yapılırken Edirne
Valiliğinden, Erakman tesislerinin Karayolu Taşıma Yönetmeliği’nin 61. maddesinde yer
alan “yolcuların asgari ihtiyaçlarını karşılayacak fiziki şartları haiz” olup olmadığının
sorulduğu ve Valiliğin 16.01.2013 tarih ve 65 sayılı yazısı ile anılan tesislerin söz konusu
şartları taşıdığının ifade edildiği, bunun üzerine Erakman tesislerinin NİLÜFER’e Edirne’de
kalkış/varış yeri olarak tahsis edildiği belirtilmiştir.
(98) Ne var ki, Edirne Belediyesi, NİLÜFER’e Erakman tesislerini terminal olarak kullanması için
izin veren Ulaştırma 1. Bölge Müdürlüğünün tahsis işleminde Belediyenin görüşünü
almadığı gerekçesiyle işlemin iptali için idari yargıda dava açmış; Edirne İdare Mahkemesi
ise 2013/141 sayılı kararı ile yürütmenin durdurulmasına karar vermiştir.
(99) Mahkemenin verdiği yürütmeyi durdurma kararının esasını, ilgili düzenlemeler
çerçevesinde, terminal dışındaki bir yerin kalkış ve varış yeri olarak uygunluğunu
belirleyecek yetkili mahalli makamın belediye sınırları içerisinde belediye başkanlığı olduğu,
bu nedenle belediyeden izin alınmaksızın yer tahsis edilmesinin hukuka uygunluğunun
bulunmadığı gerekçesi oluşturmaktadır.
(100) Öte yandan, gerek otogar işleticisinin sözleşme yapmayı reddetmeye yönelik doğrudan bir
açıklamasının olmaması, gerekse otogarda hâlihazırda boş yazıhanelerin olması nedeniyle
Edirne Belediyesinin ilgili Yönetmelik çerçevesinde alternatif yer temini için gerekli
koşulların oluştuğuna yönelik bir görüş beyan etmesi mümkün görünmemektedir. Zira
Edirne Belediyesinin teşebbüsler arası uyuşmazlıktan kaynaklandığını düşündüğü söz
konusu durum, Belediye’nin mülkiyetinde olan ve işletim hakları ihale yolu ile devredilen
otogarı işlevsiz hale getirecektir.
(101) Dolayısıyla bu tespitler doğrultusunda şikâyetçi teşebbüsler bakımından Edirne Otogarı’na
alternatif teşkil edecek bir yerin tahsis edilmesinin önünde ciddi hukuki ve teknik engellerin
bulunduğunu belirtmek mümkündür.
Alternatif Otogar İşletimi: Potansiyel ikame imkânları bakımından incelenmesi gereken bir
başka husus VOLKAN ile eşit etkinlikte olduğu varsayılan hipotetik bir firma tarafından,
gerekli izinlerin alındığı varsayımı altında, alternatif otogar işletmenin uygun olup
olmadığıdır. Bu bakımdan gerek Edirne Belediyesi ve gerekse diğer ilgili taraflardan
yaklaşık alternatif otogar işletmenin maliyetine ilişkin bilgi talep edilmiştir.
(102) Edirne Belediyesi tarafından gönderilen bilgiye göre, bir terminalin yıllık işletme gideri
(personel, güvenlik, yazıhane, temizlik, bakım, onarım, vs.) yaklaşık 744.000 TL’dir.
Terminal arsasının satın alınarak üstüne bina inşa edilmesi durumunda yaklaşık yıllık
maliyet 3.474.000 TL şeklinde hesaplanmıştır. Arsanın kiralanarak üstüne terminal inşa
edilmesi halinde yıllık yaklaşık maliyet ise 1.794.000 TL’dir.
(103) Şikayetçi taraflardan olan İ. Ömer ERAKMAN temsilcisi tarafından gönderilen bilgilerde ise
Edirne Otogarı’na kapasite bakımından en yakın özellikleri taşıdığı düşünülen Çanakkale
terminalinin Avrasya Terminal İşletmeleri A.Ş.’ye devredilen intifa hakkı bedelinin
11.760.000 TL olduğu belirtilmiş; Edirne ili için farazi olarak çıkarılan alternatif terminal
13-67/928-390
17/25
maliyeti ise yaklaşık olarak en az 12.500.000 TL olarak hesaplanmıştır. Konuya ilişkin
görüşü alınan VOLKAN ise yaklaşık maliyet hususunda net bir araştırma yapılmadığını,
fakat NİLÜFER’in Erakman tesislerini terminal olarak kullanmak üzere ek bir maliyete
katlanmadığını belirtmiştir.
(104) Eşit etkinlikte hipotetik bir firmanın yukarıda yer verilen maliyetlere katlanıp
katlanamayacağının analizi bakımından Mustafa ALTUNHAN’ın kontrolünde olan
teşebbüslerin 2011 ve 2012 yıllarına ait gelir tablosu hesaplarındaki “faaliyet karı veya
zararı” ve “dönem sonu net karı veya zararı” hesapları incelenmiştir.
(105) Esasen hipopetik bir firma bakımından yapılacak analiz açısından hesaplanması gereken
maliyet unsuru kaçınılabilir maliyetlerdir. Kaçınılabilir maliyet, değişken maliyetler ve ürüne
özel sabit fakat batık olmayan maliyetlerdir. Bununla birlikte inceleme konusu dosya
bazında yapılan analizde, maliyet kalemleri itibarıyla bakıldığında VOLKAN ve LÜKS
EDİRNE’nin olağan ve olağandışı gelir ve karlardan arındırılmış faaliyet karı hesabının
kaçınılabilir maliyet analizine yakın olduğu değerlendirilmiş ve bu gerekçe ile analizde
faaliyet karı hesabı kullanılmıştır.
(106) Gelir tablosu hesaplarına göre, 2011 yılında yaklaşık (…..) TL faaliyet karı elde eden
VOLKAN’ın söz konusu kalemdeki geliri 2012’de yaklaşık (…..) TL’ye gerilemiştir3. Öte
yandan 2011 yılında yaklaşık (…..)TL faaliyet karı elde eden LÜKS EDİRNE’nin ise 2012
yılında (…..) TL faaliyet zararı oluşmuştur.
(107) Söz konusu faaliyet karları, yukarıda yer verilen ve alternatif maliyet tutarları içinde en
düşüğü olan (…..) TL tutarındaki bir terminalin yıllık işletme gideri ile kıyaslandığında,
yaklaşık olarak başa baş bir noktanın oluştuğunu belirtmek mümkündür. Belirtilen maliyet
kalemleri, Edirne’nin yolcu kapasitesi, nüfus yoğunluğu ve halihazırda faaliyet gösteren bir
otogarın varlığı birlikte değerlendirildiğinde, taşımacılık gerçekleştiren teşebbüsler
bakımından yeni bir otogar işletmesinin kurulması uygun olmayacaktır.
(108) Bu tespitlerin ardından genel olarak değerlendirildiğinde;
- Mevcut düzenlemeler çerçevesinde alternatif yer temin edilmesi bakımından gerekli olan
hukuki şartların yerine getirilme zorluğu ve bu bağlamda Edirne Belediyesinin kendi
mülkiyetinde bulunan bir terminali etkisizleştirecek ve trafik yoğunluğu bakımında sıkıntı
yaratacak alternatif bir terminale izin vermesi için gerekli koşulların oluşmasının muhtemel
olmayacağı,
- Aynı zamanda ihtiyacı karşılayan ve yüksek boş kapasiteli bir terminal varken yapım ve
işletim masraflarının da yüksek olacağı,
hususları göz önüne alındığında, Edirne ilinde karayolu ile yolcu taşımacılığı hizmetleri
pazarında faaliyet gösteren teşebbüsler bakımından mevcut ya da potansiyel ikame imkanı
olmadığından, Edirne Terminali’nin nesnel olarak gerekli olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
I.4.2.2. VOLKAN’ın Davranışının Etkin Rekabeti Ortadan Kaldırıp Kaldırmadığına
İlişkin Değerlendirme
(109) Edirne Otogarı’nın, Edirne Belediyesi tarafından işletim hakkının devredilmesinden önce
Edirne ilinden gerçekleştirilen şehirlerarası taşımacılıkta üç firmanın etkin biçimde faaliyet
gösterdiği anlaşılmaktadır. Bu teşebbüslerden NİLÜFER’in acenteliği Recep ZIPKINKURT;
ULUSOY’un acenteliği İ. Ömer ERAKMAN tarafından yapılmaktayken; VOLKAN 2009
yılından itibaren METRO TURİZM’in şubesi olarak faaliyet göstermiştir.
(110) Edirne Belediye Meclisinin 01.06.2011 tarih ve 2011/238 sayılı kararı gereğince yedi yıl süre
ile Edirne Terminalinin işletme hakkının devri için çıkılan ve 22.12.2011 tarih ve 2011/1436
sayılı encümen kararı ile onaylanan ihale sonucunda VOLKAN Edirne Terminali’nin işletim
3 Söz konusu farklılığın önceki yıllara ait zararların 2012 yılı içinde muhasebeleştirilmesinden kaynaklandığı
görülmektedir.
13-67/928-390
18/25
hakkını kazanmıştır. Bunun ardından KONFORLU SERHAD, Recep ZIPKINKURT, İsmail
Ömer ERAKMAN, Zıpkınkurt Turizm Nak. Tic. Ltd. Şti, Mahir ERAKMAN terminali fuzuli
işgal ettikleri gerekçesiyle Belediye tarafından kolluk marifetiyle tahliye edilmiş, konuya
ilişkin olarak açılan davalar Edirne Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından reddedilmiş ve
yazıhaneler hak sahibi sıfatıyla VOLKAN’a devredilmiştir.
(111) Bu tarihten itibaren VOLKAN’ın kontrolünü elinde bulunduran Mustafa ALTUNHAN ve
onunla akrabalık ilişkisinde bulunan kişilere ait teşebbüslerin karayolu taşımacılığı alt
pazarında güçlendikleri görülmektedir. Daha önce de dile getirildiği üzere, VOLKAN4,
METRO’nun acenteliğini yapmakta ve METRO markasını kullanarak kendi otobüsleri ile
sefer düzenlemektedir. Ayrıca yine Mustafa ALTUNHAN’ın kontrolünde bulunan ÖZ
EDİRNE BİRLİK ve Lüks Edirne Ekspres Seyahat ve Ticaret Ltd. Şti. (LÜKS EDİRNE
EKSPRES) otogarda faaliyet göstermektedir. LÜKS EDİRNE EKSPRES’in kendine ait D1
belgesi, diğer şirketlerin ise F1 belgesi bulunmaktadır. ÖZ EDİRNE BİRLİK’in Edirne
Otogarı’nda iki adet yazıhanesi bulunmakta ve METRO, SAMSUN METRO ve ÇORLU
BATI METRO’nun acenteliğini yapmaktadır.
(112) Bu süreçte ise rakip nitelikteki firmaların gerek terminalde yer tahsisi gerçekleştirememeleri
ve gerekse bu süreçte yaşadıkları diğer sıkıntılar nedeniyle pazar dışında kaldıkları
görülmektedir. Örneğin Recep ZIPKINKURT‘a ait Zıpkınkurt Turizm Nakliyat ve Ticaret Ltd.
Şti. F1 belgesi ile NİLÜFER ile yaptığı acentelik anlaşması kapsamında Edirne’den İstanbul,
Bursa ve Ankara’ya yolcu taşımakta iken bu firmanın Edirne otogarında yazıhane
alamaması nedeniyle NİLÜFER Edirne pazarından bir süreliğine çekilmiştir. Öte yandan
Recep ZIPKINKURT Turizm Nakliyat ve Tic. Ltd. Şti.’nin D1 ve F1 yetki belgesi mevcut
durumda terminalde yazıhanesi bulunmadığından Ulaştırma Bakanlığı 1. Bölge
Müdürlüğünün 02.11.2012 tebliğ tarihli ve 139332 sayılı yazısı ile iptal edilmiştir. Benzer
şekilde, daha önce ULUSOY’un acenteliğini gerçekleştiren KONFORLU SERHAD, otogar
dışında kalınca bu acenteliğine son vermiş, faaliyet göstermeksizin geçen sürenin ardından
2013 yılı başında alternatif yer tahsisi sayesinde NİLÜFER’in acentesi olarak faaliyet
göstermeye başlamış ve bu faaliyeti Edirne İdare Mahkemesinin yürütmeyi durdurma
kararına kadar devam etmiştir.
(113) Gerek rakiplerinin pazar dışında kalması ve gerekse yer tahsisine ilişkin taleplerin
karşılanmamasından kaynaklanan VOLKAN ve onunla aynı iktisadi bütünlük içinde
değerlendirilebilecek teşebbüslerin gücü terminalde yazıhane dağılımına da yansımış
görünmektedir. Raportörlerce yapılan yerinde incelemelerde, daha önce de yer verildiği
üzere, terminalde bulunan 16 yazıhaneden 5’inin yazıhane olarak faaliyet göstermediği,
geriye kalan 11 yazıhaneden 7’sinin ise Mustafa ve Salim ALTUNHAN tarafından kontrol
edildiği tespit edilmiştir. Bu uygulama, aynı zamanda Karayolları Taşıma Yönetmeliği’nin
32. maddesi ve otogar için hazırlanan ihale teknik şartnamesinin 4.1. maddesinde
öngörülen eşiğin de dolaylı yollarla aşıldığını göstermektedir.
(114) Burada dikkat çeken bir diğer önemli husus otogarda faaliyet gösteren Mustafa ALTUNHAN
ve Salim ALTUNHAN tarafından kontrol edilmeyen teşebbüslerin hepsinin A1 ve diğer yetki
belgeleri ile Edirne ilçelerine ve civar illere taşımacılık gerçekleştiriyor olmasıdır. Bir başka
ifade ile Edirne’den İstanbul, Ankara ve İzmir’e yapılan ve Edirne’den gerçekleştirilen
toplam taşımacılığın önemli bir kısmını oluşturan hatlar VOLKAN’ın kontrolünü elinde
bulunduran Mustafa ALTUNHAN ve akrabaları tarafından gerçekleştirilmektedir.
(115) Edirne Otogarı’nda faaliyet gösteren firmalar arasında terminal özelleştirmesi öncesine göre
ciddi bir yoğunlaşma bulunmaktadır. Dolayısıyla etkin rekabetin ortadan kaldırılması için
gerek koşullardan biri olan ikincil pazarlardaki rekabetçi herhangi bir baskının dışlanması
4 VOLKAN’ın hissedarlık yapısına bakıldığında, Mustafa ALTUNHAN ve Tolga ALTUNHAN’ın bulunduğu
görülmektedir.
13-67/928-390
19/25
koşulunun incelenen dosya özelinde gerçekleştiği görülmektedir. VOLKAN tarafından
yapılan uygulamalar, mevcut dosya açısından ikincil pazarı oluşturan karayolu ile yolcu
taşımacılığı hizmetleri pazarında daha önce faaliyet gösteren teşebbüslerin yasal
zorunluluklarını yerine getirememeleri ve ikame imkânlarının hukuki ve iktisadi olarak
mevcut olmaması nedeniyle pazar dışında kalmaları ve sonuç olarak rekabetçi bir pazarda
olması beklenen rekabetçi baskıların tamamen ortadan kaldırılması ile sonuçlanmıştır.
(116) Öte yandan, ikincil pazardaki fiili rekabetin dışlanmasına benzer bir durum potansiyel
rekabet bakımından da geçerli görünmektedir. Zira VOLKAN tarafından terminalde yer
kiralayan teşebbüslerle yapılan anlaşmalara yakından bakıldığında söz konusu acentelerin
faaliyet alanlarının VOLKAN’a rekabet baskısı yaratmayacak şekilde sınırlı tutulmaya
çalışıldığı görülmektedir. Örneğin KARAAĞA TURİZM ile 1 No’lu yazıhane ile 20 No’lu
peronun kiralanması için imzalanmış olan Kira sözleşmelerinde “Kiracının
Yükümlülükleri”ne ilişkin maddenin ilk fıkrasında “kiracı, kiralanan yerde (yazıhane ve
peron) sadece kendi adına, kendi unvanı ve belirlenen güzergahta faaliyet gösterebilir.
Acentelik yapamaz, kendi biletini kesebilir” hükmünün yansıra sözleşmenin demirbaş
beyanında, hiçbir surette A1 yetki belgeli taşımacılığı dışında faaliyette bulunulamayacağı,
aksi takdirde sözleşmenin feshedileceği ve tazminat hakkı doğacağı yönünde ifade
bulunmaktadır. Bu durum ilgili düzenlemeler çerçevesinde teşebbüslerin haiz oldukları bir
hak olan acentelik yapma yetkisini sözleşmesel yollarla sınırlamayı hedeflemektedir. Açıktır
ki, VOLKAN bu tür bir uygulama ile otogarda faaliyet gösterecek firmaları kontrol altında
tutmak istemektedir. Burada VOLKAN tarafından ulaşılmak istenen iki potansiyel amaç
bulunmaktadır: (i) Acentelik yolu ile terminale girişi engelleyerek diğer yazıhanelerin satışını
arttırmayı ve gelir yaratmayı amaçlamak (ii) Terminale acentelik yolu ile girmek isteyecek
olan teşebbüsler üzerinde oluşacak olası rekabet baskısını dışlamak. Söz konusu
amaçların her ikisinin de ortak sonucunun karayolu ile yolcu taşımacılığı hizmetleri
pazarında potansiyel rekabeti ortadan kaldırmak olduğu açıktır.
(117) Öte yandan otogardan fuzuli şagil sıfatıyla çıkarılan teşebbüslerin yanı sıra başka
teşebbüslerin de otogara girmek için VOLKAN’dan gerekli izinleri alamamaları potansiyel
rekabetin kısıtlanmasına neden olan bir başka husustur. METRO ARDA bu firmaların
başında gelmektedir. Soruşturma sürecinde yapılan tespitler arasında, Edirne Otogarı’ndaki
faaliyetlerini durduran METRO ARDA’nın burada yeni yazıhane tahsis talebi ile bu talebinin
karşılanmaması üzerine Edirne Belediyesi ile yaptığı birtakım yazışmalar bulunmaktadır.
Raportörler tarafından yapılan görüşmelerde, METRO ARDA’nın otogar ihalesinden önce
İstanbul ve Bulgaristan’a yolcu taşıdığı, ihaleden sonra yazıhane alamadıkları için
faaliyetlerini durdurmak zorunda kaldıkları, 6-7 aydır yolcu taşımadıkları ve maddi açıdan
zorluğa düştükleri, bu nedenle VOLKAN’a yazıhane tahsisi için ihtar gönderdikleri, bizzat
görüşme talep edildiği ve görüşmeye gidildiği, VOLKAN yetkilisi Mustafa ALTUNHAN’ın
yerinde olduğuna dair noter gözetiminde tutanak tutulduğu, ancak konuşmanın içeriğine
dair noterin tespitte bulunamayacağını belirttiği, görüşmelerde VOLKAN’ın internet
üzerinden satılanlar da dâhil satılan bütün biletler üzerinden %20 oranında kira bedeli talep
ettiği, bu miktarın diğer giderlerle beraber değerlendirildiğinde kar marjını ortadan
kaldıracak kadar büyük bir meblağa tekabül ettiği, bu nedenle otogarda yazıhane
kiralayamadıkları hususları ilgililerce belirtilmiştir.
(118) VOLKAN’ın takip ettiği bu strateji, sadece daha önce fuzuli şagil sıfatı ile terminalden
çıkarılan teşebbüslerle değil, aynı zamanda diğer teşebbüslerle de görüşme için randevu
vermemek ya da yüksek komisyon oranları talep etmek gibi dolaylı yollarla sözleşme
yapmayı reddettiğini ve etkili rekabetin tesisinin önemli unsurlarından biri olan potansiyel
rekabetin kısıtlandığını göstermektedir.
(119) Bu değerlendirmeler sonucunda; terminal işletimini devraldıktan sonra sözleşme yapmayı
reddetmek suretiyle VOLKAN’ın;
13-67/928-390
20/25
- Mevcut durumda karayolu ile yolcu taşımacılığı hizmetleri ikincil pazarında ciddi bir
yoğunlaşmaya yol açmak suretiyle aktif rekabetçi baskının dışlanmasına,
- Gerek kira sözleşmelerinde yer alan hükümlerle ve gerekse pazara girmek ihtimali olan
teşebbüslere terminalde yer kiralamamak/acentelik verilmemesini sağlamak suretiyle
potansiyel rekabetin dışlanmasına
yol açarak etkin rekabetin ortadan kaldırılmasına neden olduğu değerlendirilmiştir. Esasen,
Karayolları Taşıma Yönetmeliği’nin 32. maddesi ve otogar kira sözleşmesinin ekinde yer
alan ihale teknik şartnamesinin 4.1. maddesinde bulunan, yazıhanelerin %20’sinin alt
kiracıya kiralanabileceğine ilişkin düzenlemelere uyulmaması bu etkiyi doğurmuştur.
I.4.2.3. VOLKAN’ın Eyleminin Tüketici Zararına Yol Açıp Açmadığına İlişkin
Değerlendirme
(120) VOLKAN tarafından sözleşme yapmanın reddi sonucunda, gerek üst ve gerekse alt
pazarda tüketici refahına orta veya uzun vadede olumlu bir katkı sağlayacak mal ve hizmet
sunumunda yenilik, önceki duruma göre hizmet sunumunda sözleşme yapmanın reddi ile
ilişkili iyileşme ya da fiyatlarda düşüşe neden olacak herhangi bir faaliyet soruşturma
boyunca raportörler tarafından tespit edilmediği gibi VOLKAN tarafından da bu yönde
herhangi bir bulgu ileri sürülmemiştir. Bu kapsamda, yerel gazetelerde yer verilen
açıklamalardan anlaşıldığı kadarıyla VOLKAN yüksek bir bedel ile aldığı otogar ihalesi
sonucunda yatırımlarını koruyacak tedbirler almak zarureti hissetmektedir. Ancak, söz
konusu gerekçenin tüketici yararına hizmet eden bir boyutu bulunmamaktadır.
(121) Esasen, yukarıda yer verilen test gereği, reddetme eyleminin tüketici refahı üzerindeki
etkisinin en önemli göstergesi uygulanan fiyatlar olmaktadır.
(122) Dosya mevcudu bilgiler arasında yer alan Edirne-İstanbul hattındaki ortalama bilet
fiyatlarına bakıldığında, yolcu sayısı itibarıyla pazarda lider olan METRO’nun Ocak 2011
itibarıyla (…..) seviyelerinde olan ortalama bilet fiyatlarının iki yıllık süre zarfında (…..)
düzeyine gelmiş olduğu görülmektedir. Dolayısıyla söz konusu süre zarfında bilet
fiyatlarında yaklaşık %36 nispetinde bir artış yaşanmıştır. Bu noktada özellikle belirtmek
gerekir ki, TÜİK verilerine göre bahse konu dönemde (Ocak 2011 ve Şubat 2013) tüketici
fiyat endeksinde %19,05 oranında artış olmuştur. Dolayısıyla ilgili hatlarda meydana gelen
fiyat artışı tüketici fiyat endeksindeki artışın iki katı nispetindedir.
(123) Benzer bir inceleme Edirne-Ankara hattı için yapılmıştır: Edirne-Ankara hattında ortalama
bilet seviyelerinde Ocak 2011 ve Şubat 2013 döneminde Ulusoy ve Metro’nun fiyatlarında
artış olmakla beraber, ULUSOY’dan farklı olarak METRO’nun fiyat artış trendinde özellikle
NİLÜFER’in pazardan çekilmesinin ardından hızlı bir yükseliş yaşanmıştır. Nisan 2012
döneminde (…..) seviyelerinde olan ortalama bilet fiyatlarının sene sonunda (…..) düzeyine
geldiği, dolayısıyla söz konusu süre zarfında METRO’nun Edirne-Ankara hattındaki bilet
fiyatlarında, aynı dönemde tüketici fiyatları endeksinde meydana gelen %19,05’lik artışa
göre oldukça yüksek olan %50 nispetinde bir artış olduğu görülmektedir. Burada yanıtı
aranması gereken önemli soru, pazarda daha düşük fiyat uygulayan ve pazar payı daha
yüksek bir teşebbüs varken METRO’nun fiyat farkını daha da açabilecek bir politikayı nasıl
izleyebildiğidir. Esasen bu duruma VOLKAN ve onunla aynı iktisadi bütünlük içinde
sayılabilecek kişilerin METRO ve ULUSOY’un acenteliğini gerçekleştirmesi yol açmaktadır.
VOLKAN, kontrolünde bulunan otogar vasıtasıyla alt pazara girişleri baskılamakta ve
böylece alt pazarda fiyat farklılaştırmasının yanı sıra METRO aracılığıyla daha yüksek
fiyatlar uygulayabilmektedir.
(124) Son olarak, Edirne-İzmir hattına bakıldığında dikkat çeken husus yolcu sayısı itibarıyla
pazarda lider durumda olan TRUVA’nın pazarda en düşük fiyatları uyguladığıdır. Bu hatta
TRUVA dışında faaliyet gösteren teşebbüslerden ULUSOY zaman zaman seferlerine ara
verse de, faaliyet gösterdiği dönemlerde METRO, ULUSOY ve ISPARTA PETROL TURİZM
13-67/928-390
21/25
firmalarının pazarda birbirine yakın fiyatlar uygulamaktadır. Bununla birlikte tıpkı Edirne-
Ankara hattında olduğu gibi METRO’nun Nisan 2012 döneminden itibaren fiyatlarında ciddi
bir artış yaşanmıştır. Ancak, genel olarak değerlendirildiğinde, Edirne-İzmir hattında
inceleme konusu dönemde pazardan sürekli bir çıkışın yaşanmadığını ve VOLKAN ile
temas halinde olmayan bir teşebbüs tarafından daha düşük fiyatların uygulandığını
belirtmek mümkündür.
(125) Dolayısıyla genel olarak değerlendirildiğinde, Edirne-İstanbul ve Edirne-Ankara seferlerinde
gerek fiili rekabetin olmaması ve gerekse potansiyel rekabetin baskılanması nedenleriyle
VOLKAN’ın reddetme eyleminin neticesinde uygulanan fiyatlarda tüketici aleyhine bir artış
yaşandığı ve dolayısıyla tüketici zararına yol açıldığı sonucuna ulaşılmıştır.
I.4.2.4. Reddetmeye İlişkin Haklı Gerekçenin Varlığına İlişkin Değerlendirme
(126) Bu konuya ilişkin olarak VOLKAN tarafından da sıklıkla dile getirilen tek gerekçe, sözleşme
yapmayı talep eden şikayetçilerin ticari hayattaki olumsuz ünü ve zayıf kredi derecesidir.
Buna göre, Edirne Belediyesi tarafından düzenlenen ihalenin VOLKAN’ın uhdesinde
kalmasının ardından, 20.01.2012 tarihinde belediye tarafından VOLKAN’a yer teslimi
yapılmış olmasına rağmen KONFORLU SERHAD, Recep ZIPKINKURT, İsmail Ömer
ERAKMAN, Zıpkınkurt Turizm Nak. Tic. Ltd. Şti ve Mahir ERAKMAN’a ait yazıhaneler
boşaltılmamıştır. Bunun üzerine Edirne İl İdare Kurulunun 13.02.2012/1,2,3,4,5 ve 6 No’lu
kararları ile bunların tahliyesine karar verilmiş, bu kararlara karşı Edirne Sulh Hukuk
Mahkemesinde açılan davalar reddedilmiş ve bu şekilde işgalci durumunda bulunan
yazıhanelerin kolluk marifetiyle tahliye edilmesi yoluna gidilmiştir. VOLKAN yaşanan bu
gelişmelere bağlı olarak, şikayetçi tarafların geçmişte kötü kiracı oldukları gerekçesiyle,
sözleşme yapmaktan çekindiğini dile getirmektedir.
(127) Bununla birlikte KONFORLU SERHAD tarafından gönderilen bilgilerden; 1997 yılında
Edirne Otogarı’nda bedelini peşin ödeyerek Edirne Belediyesi ile 10 yıllık kira sözleşmesinin
yapıldığı, ancak Otogar’ın 30.10.2000 tarihinde tamamlanarak faaliyete geçmesi sebebiyle
kira sürecinin 30.10.2010 tarihine kadar uzatıldığı, bu sürenin sonunda başvuru sahibi
teşebbüsler ile Otogar’da faaliyet gösteren diğer acentelere tahliye ihtarı gönderildiği, ancak
ihtar süresinin sonunda Edirne Belediyesi tarafından herhangi bir girişimde bulunulmadığı,
buna istinaden KONFORLU SERHAD ve diğer şikâyetçilerin aylık kira bedelini ödemek
suretiyle kiracı olmaya devam ettiği anlaşılmaktadır.
(128) Öte yandan, meşru bir menfaatin orantılılık ilkesine uygun olması, bir başka deyişle makul
biçimde ve zorunlu olanın ötesine geçmeden elde edilmesi esastır. Bununla birlikte, geçmiş
dönem içinde Edirne Belediyesi ile yaşanan hukuki uyuşmazlık neticesinde fuzuli şagil
sıfatını haiz olan teşebbüslerin, bu eylemleri nedeniyle pazar dışında kalmaları ile
sonuçlanan eylemelere muhatap olmalarının, korunmaya çalışılan menfaat ile uyumlu
olmadığı açıktır. Bu çerçevede, VOLKAN tarafından dile getirilen haklı gerekçenin ihlal
iddiasını yasaklama kapsamı dışına çıkaracak nitelikte olmadığı değerlendirilmiştir.
(129) VOLKAN tarafından inceleme konusu eylem bakımından savunulan başka haklı gerekçe
tespit edilememiştir.
(130) Dolayısıyla yukarıda yer verilen tespit ve değerlendirmelerden hareketle VOLKAN’ın;
- Edirne ili şehirlerarası otobüs terminali işletmeciliği üst pazarı ve karayolu ile yolcu
hizmetleri taşımacılığı alt pazarında hâkim durumda olduğu,
- İnceleme konusu davranışlarının yazıhane kiralama konusunda alt pazarda faaliyet
gösteren rakiplerini elimine etmeye yönelik olarak sözleşme yapmayı reddetme eylemi
olduğu,
- Edirne ilinde karayolu ile yolcu taşımacılığı hizmetleri pazarında faaliyet gösteren
teşebbüsler bakımından mevcut ya da potansiyel ikame imkânı olmadığından Edirne
Terminalinin nesnel olarak gerekli olduğu,
13-67/928-390
22/25
- Bu eylemlerin ilgili ürün pazarlarında mevcut ve potansiyel rekabetin dışlanmasına yol
açarak etkin rekabetin yok edilmesine ve tüketici zararına yol açtığı,
- Eylemlerin herhangi bir haklı gerekçeye dayanmadığı
gerekçeleriyle 4054 sayılı Kanun’u ihlal ettiği kanaatine varılmıştır.
I.4.3. Savunmaların Değerlendirilmesi
I.4.3.1. Usule İlişkin Savunmaların Değerlendirilmesi
I.4.3.1.1. Önaraştırmada Uzman Yardımcılarının Görev Almasının 4054 Sayılı
Kanun’un 43. Maddesine Aykırılık Teşkil Ettiği İddiası
(131) Danıştay 10. Dairesinin 18.11.2003 tarih ve E:2001/1441, K:2003/4468 sayılı kararında da
belirtildiği üzere, 4054 sayılı Kanun’da “uzman” ifadesi, “meslek personelini” kapsayacak
şekilde geniş yorumlanmıştır.
I.4.3.1.2. Soruşturma Bildiriminde VOLKAN’a Savunma İçin Gerekli Her Türlü Bilginin
Verilmemiş Olduğu İddiası
(132) 4054 sayılı Kanun’un 43. maddesinin ikinci fıkrası, “Kurul, başlattığı soruşturmaları,
soruşturmaya başlanması kararının verildiği tarihten itibaren 15 gün içinde ilgili taraflara
bildirir ve tarafların ilk yazılı savunmalarını 30 gün içinde göndermelerini ister. Taraflara
tanınan ilk yazılı cevap süresinin başlayabilmesi için Kurulun bu bildirim yazısı ile birlikte,
iddiaların türü ve niteliği hakkında yeterli bilgiyi ilgili taraflara göndermesi gerekir.” hükmünü
amirdir. Bu hüküm gereği, ilgili teşebbüslere soruşturmaya konu iddiaların türünü ve
niteliğini içeren bütün bilgiler soruşturma bildirimi ile birlikte gönderilmiştir. Soruşturmanın
güvenliğinin aksini gerektirmesi, Soruşturma Raporu’nun hazırlandığı süreçte evrak
taleplerinin delil toplanması ve dosyanın oluşturulması sürecini olumsuz etkilemesinin
muhtemel olması sebepleriyle Önaraştırma Raporu’nun taraflara gönderilemeyeceği aşikar
olup, taraflarca talep edilen tüm belgeler Soruşturma Raporu’nun tebliği aşamasında
gönderilmiştir.
I.4.3.2. Esasa İlişkin Savunmaların Değerlendirilmesi
I.4.3.2.1. Şikâyetçilerin İhaleden Sonra Otogardaki Yazıhaneleri Boşaltmayarak Fuzuli
Şagil Durumuna Düştüğü İddiası
(133) VOLKAN vekili, şikâyetçiler İ. Ömer ERAKMAN ve Recep ZIPKINKURT’un otogar ihalesiyle
işletme hakkının VOLKAN’a geçmesinden sonra, buradaki yazıhanelerini boşaltmadıklarını,
alınan mahkeme kararına istinaden kolluk marifetiyle tahliyelerinin sağlandığını, bu
durumun Yargıtay’ın kesinleşmiş kararı ile de sabit olduğunu, bunun kendileriyle yeni bir
kira sözleşmesi akdedilmek istenmemesinin objektif bir neden teşkil ettiğini beyan etmiştir.
(134) Hâlbuki VOLKAN otogarın işletme hakkını tek başına elinde bulundurmakta ve otogar
işletmeciliği aynı zamanda bir kamu hizmeti niteliği taşımaktadır. Öte yandan taşıyıcı
firmalar, Edirne’den diğer şehirlere yolcu taşıyabilmek için bir acente ile anlaşarak biletlerini
satmak ve bu şekilde şehirlerarası yolcuların taşınması için kamusal nitelikli bir hizmeti
almak durumundadır. Dolayısıyla, NİLÜFER ve ULUSOY’un acenteliğini yapan kiracıların
yazıhaneleri boşaltmakta gösterdiği isteksizliğin, zorla tahliyeden sonra VOLKAN’ın bu
şirketlerle kira sözleşmesi yapmayı reddetmesine objektif gerekçe olarak kabul
edilemeyeceği değerlendirilmiştir.
I.4.3.2.2. Şikâyetçilerin Asıl Amaçlarının Kendilerine Başka Bir Terminal Tahsis
Edilmesini Sağlamak Olduğu
(135) Söz konusu reddetme eylemi sonucunda şikayetçilerin faaliyetine izin veren belgelerinin
iptal edilmesi yahut otogarda yazıhane kiralayamama nedeniyle pazar dışında kalmaları ve
katlandıkları zararlar göz önüne alındığında, VOLKAN’ın söz konusu savunmasındaki
iddiaların makul olmadığı değerlendirilmiştir. Zira şikâyetçilerin amacı başka bir terminal
13-67/928-390
23/25
tahsis edilmesi olsaydı ihaleden sonra yeni kira akdi imzalamak amacıyla mevcut
yazıhanelerinde kalmak yerine burayı derhal boşaltır ve bu aşamada Edirne Belediyesine,
Karayolu Taşıma Yönetmeliğinin 61. ve 62. maddelerinin uygulanması için başvuruda
bulunurlardı. Ancak şikâyetçilerin ilk etapta otogarı kiralayan teşebbüse ihtar çektikleri, bu
ihtarlara olumsuz cevap geldiğinde Belediyeden başkaca terminal tahsis edilmesi talebinde
bulundukları görülmektedir. Her ilde olduğu gibi Edirne’de de yolcuların gideceği ilk yer
otogar olacaktır. Benzer şekilde, aktarma yapmak isteyen yolcular da öncelikle otogardan
aktarma yapmayı tercih edeceklerdir. Şehre yabancı bir kişinin otogar dışında bulunan
yazıhanenin yerini bilmesi ve buraya ulaşması otogara gitmekten daha güç olacaktır.
Dolayısıyla yolcu profilinin çok farklılaşmadığı durumlarda bir otobüs firmasının otogarda
yazıhane açması diğer herhangi bir alternatife göre daha makul olarak
değerlendirilmektedir. Buna ek olarak Edirne’de otogara yolcu taşıyan belediye servislerinin
ücretsiz olduğu, ancak alternatif terminallere böyle bir hizmetin sunulmayabileceği
düşünüldüğünde, otogar dışında terminal işletmenin ekonomik açıdan firmaların sıcak
karşılayacakları bir durum olmadığı anlaşılmaktadır.
I.4.3.2.3. Şikâyetçilerin Fuzuli Şagil Sıfatının Mahkeme Kararı İle Tespit Edilmesinin
Sözleşme Yapmayı Reddetmede Objektif Gerekçe Olarak Kabul Edilmesi Gerektiği
(136) Şikâyetçilerin kendilerinin de belirttiği gibi ihale sonrası otogardaki yazıhaneleri boşaltmama
nedenleri VOLKAN ile yeni bir kira sözleşmesi yaparak halihazırda içinde bulundukları
yazıhaneyi kullanmaya devam etmektir. Ancak sonraki süreçte VOLKAN aralarında
sözleşme ilişkisi bulunmaması nedeniyle bu teşebbüslerin fuzuli şagil sıfatını tespit ettirmiş
ve kolluk marifetiyle yazıhanelerin tahliyesini sağlamıştır. Bu tahliye işleminden sonra anılan
teşebbüslerle yeni bir kira sözleşmesi imzalanmamıştır. Dolayısıyla bu firmaların otogardan
kendi rızalarıyla çıkmamış olması, yani fuzuli şagil durumuna düşerek kolluk zoruyla
tahliyeye icbar edilmesi onların yeniden kiracı olarak kabul edilmesine mutlak engel teşkil
etmemelidir. Çünkü otogar işletmek esasen yerel yönetimlerin özel kişilere devrettiği bir
kamu hizmeti niteliği taşımaktadır. Ayrıca, yolcu taşıyan teşebbüsler de kişilerin seyahat
özgürlüğüne katkıda bulunmakla Anayasal bir hak olan hürriyetin amacına ulaşmasına
yardımcı olmaktadır. Dolayısıyla terminal işletmecisinin bireysel kaygıları, yolcu taşıma
hizmetinin etkin rekabet ortamında sürdürülmesine nazaran tali bir nitelik taşımaktadır.
I.4.3.2.4. VOLKAN’ın Boş Yazıhanelerin Kiralanmasını Teminen Verdiği İlanlara
Rağmen Şikâyetçilerin Görüşmeye Gelmediği
(137) Şikâyetçilerin VOLKAN’a noter vasıtası ile gönderdikleri ihtarnamelerde bulunan
ifadelerden kiralama iradeleri anlaşılmaktadır. Ancak sözleşmenin esaslı unsurları olan
kiralanacak yazıhane ve kira bedeli gibi koşullar söz konusu taraflara yazılı bildirilmemiş,
bu teşebbüsler şifahi olarak müzakerelere davet edilmişlerdir. Bu durum, VOLKAN’ın Recep
ZIPKINKURT, İ. Ömer ERAKMAN ve METRO ARDA’ya cevaben gönderdiği bütün
ihtarname cevaplarında tespit edilmektedir. Şikayetçiler kira koşullarını, Edirne Belediyesi
ile yaptıkları yazışmalar sayesinde öğrenmişler; sonraki süreçte VOLKAN ile yapılan
görüşmelerde istenen (…..) hasılat oranında kira bedeli ile 1.000.000 TL teminat miktarının
müzakeresi amacıyla kendi karşı tekliflerini yine noter kanalı ile VOLKAN’a iletmişlerdir.
Recep ZIPKINKURT raportörlerle yaptığı görüşmelerde VOLKAN’a gidildiğinde muhatap
bulunamadığını belirtmiştir. Dosya mevcudu bilgilere göre, METRO ARDA’nın görüşme
teşebbüsleri de benzer şekilde sonuçlanmıştır. Şikayetçilerin, 25.03.2013 ve 26.03.2013
tarihlerinde gerçekleşen görüşmelerde kendilerinden talep edilen miktarların fahiş olduğu
gerekçesiyle önerdikleri kira ve teminat bedellerine ilişkin olarak gönderdikleri ihtarnameye
ise cevap verilmediği görülmektedir. Dolayısıyla, kira ve teminat bedelleri konusunda
VOLKAN’a ait herhangi bir yazılı bilgi bulunmamaktadır. Bu durum ise bu teşebbüs
tarafından mezkur hususlarda yazılı bilgi vermekten kaçındığı izlenimini uyandırmaktadır.
13-67/928-390
24/25
(138) Öte yandan VOLKAN’ın mevcut kiracılarla yaptığı sözleşme örneklerine bakıldığında (…..)
hasılat oranının değişmez kira bedeli olarak sözleşmelerde yer aldığı görülmektedir. Bu
durum, kira bedelinin tespitinde müzakere imkânının olmadığına ve yazıhaneler fiziksel
koşul ve kapasite olarak birbirinden farklı özellikler taşımasa dahi hasılatı çok olan firmaların
kira bedellerinin daha yüksek; az olan firmaların ise daha düşük olarak hesaplanmasına
işaret etmektedir. Böylelikle, kiralayanın kira bedeli olarak tahsil ettiği miktarlar farklılık
gösterse de kiracıların kira bedeli olarak katlandıkları oran sabit kalmaktadır. Dolayısıyla
boş yazıhanelerin bulunduğu bir otogarda homojen özellikler gösteren bölümleri farklı
bedeller karşılığında kiralamanın makul bir açıklaması bulunmamaktadır.
I.4.3.2.5. VOLKAN’ın Bağımsız Karar Verme Gücünün Olmadığı ve Hâkim Durumda
Bulunmadığı
(139) VOLKAN, Edirne Otogarı’nın işletme hakkını yedi yıllık bir süre ile Edirne Belediyesinden
devralmıştır. İhale şartnamesine bakıldığında, işletme hakkının münhasıran VOLKAN’a ait
olduğu görülmekte, alt kiracılara kiralanacak yazıhaneler yahut kira bedelleri gibi
hususlarda hükümler bulunmadığı görülmektedir. Diğer bir deyişle, ihale şartnamesi ve
mevzuatta bulunan hükümler çerçevesinde VOLKAN dilediği yazıhaneyi dilediği kişiye
genel hukuk kaideleri çerçevesinde kiralama serbestisine sahiptir. Kiralama konusunda tek
sınırlama yazıhanelerin belli bir miktarına kadar olan kısmının VOLKAN tarafından
kullanılabilmesine ilişkindir. Dolayısıyla VOLKAN sözleşme yapacağı kişileri seçmekte ve
sözleşme şartlarını belirlemekte genel hukuk kuralları çerçevesinde serbestiye sahiptir.
Diğer bir deyişle, VOLKAN; rakiplerinden, müşterilerden ve tüketicilerden bağımsız olarak
karar verme yeteneğine sahip olup, herhangi bir terminal kendisine alternatif teşkil
etmemektedir.
(140) Açıklanan sebepler ve dosya mevcudu tespitler nedeniyle VOLKAN’ın Edirne’de otogar
işletmeciliği pazarında hâkim durumda bulunduğu ve bağımsız karar verme yetkisini haiz
olduğu sonucuna varılmıştır.
I.4.4. Teşebbüslere Verilecek İdari Para Cezalarının Belirlenmesi Hususuna İlişkin
Değerlendirme
(141) 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesinin üçüncü fıkrasında “Bu Kanunun 4, 6 ve 7 nci
maddelerinde yasaklanmış davranışlarda bulunanlara, ceza verilecek teşebbüs ile
teşebbüs birlikleri veya bu birliklerin üyelerinin nihai karardan bir önceki mali yıl sonunda
oluşan veya bunun hesaplanması mümkün olmazsa nihai karar tarihine en yakın mali yıl
sonunda oluşan ve Kurul tarafından saptanacak olan yıllık gayri safi gelirlerinin yüzde onuna
kadar idarî para cezası verilir.” hükmüne yer verilmiştir. 15.02.2009 tarih ve 27142 sayılı
Resmi Gazete’de yayımlanan ‘Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile
Hâkim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik
(Ceza Yönetmeliği)’in 1. maddesinde ise bu yönetmeliğin amacı; “4054 sayılı Rekabetin
Korunması Hakkında Kanunun 4 üncü ve 6 ncı maddelerinde yasaklanmış davranışlarda
bulunan teşebbüs ile teşebbüs birlikleri veya bu birliklerin üyeleri ile bunların yönetici ve
çalışanlarına, aynı Kanunun 16 ncı maddesi gereğince verilecek para cezasının tespitine
ilişkin usul ve esasları düzenlemek” şeklinde belirlenmiştir.
(142) Bu bağlamda soruşturma çerçevesinde elde edilen bilgi ve belgeler ve yapılan
değerlendirmeler çerçevesinde; VOLKAN’ın hâkim durumunu kötüye kullanmak suretiyle
4054 sayılı Kanun’un 6. maddesini ihlal ettiği anlaşıldığından, söz konusu teşebbüsün 4054
sayılı Kanun’un 16. maddesi ve ilgili Yönetmelik hükümleri esas alınarak cezalandırmasına
karar verilmiştir.
(143) Ceza Yönetmeliği’nin 5. maddesinde temel para cezasının hesaplanması bakımından
karteller ve diğer ihlaller şeklinde bir ayrım yapılmış ve temel para cezası hesaplanırken
Kanun’un 4. ve 6. maddelerinde yasaklanmış davranışlarda bulunan teşebbüs ile teşebbüs
birlikleri veya bu birliklerin üyelerinin nihai karardan bir önceki mali yıl sonunda oluşan ve
13-67/928-390
25/25
Kurul tarafından saptanacak olan yıllık gayri safi gelirlerinin; karteller için yüzde ikisi ile
yüzde dördü; diğer ihlaller için binde beşi ile yüzde üçü arasında bir oranın esas alınacağı
düzenlenmiştir. Buna göre VOLKAN’ın hâkim durumunu kötüye kullanarak 4054 sayılı
Kanun’un 6. maddesini ihlal etmesi, diğer ihlaller kategorisinde değerlendirilmiş ve %1
oranında ceza öngörülmüştür.
(144) Öte yandan, Ceza Yönetmeliği’nin anılan maddesinde, temel para cezasının bir yıldan
uzun, beş yıldan kısa süren ihlallerde yarısı oranında arttırılması hükme bağlanmıştır. Bu
çerçevede, 2012 yılı itibarıyla başlayan ihlal söz konusu süre aralığında bulunduğundan,
ceza %0,5 oranında arttırılmıştır.
(145) Dolayısıyla, Ceza Yönetmeliği’nin 5. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi çerçevesinde,
2012 yılı yıllık gayri safi gelirinin %1,5’inin temel para cezasına esas teşkil eden oran olarak
alınması uygun görülmüştür.
(146) Aynı yönetmeliğin 6. maddesinde öngörülen “Ağırlaştırıcı Unsurlar”a ve 7. maddesinde
öngörülen “Hafifletici Unsurlar”a ilişkin herhangi bir tespit bulunmamaktadır.
J. SONUÇ
(147) 17.10.2012 tarih, 12-51/1452-M sayılı Kurul kararı uyarınca yürütülen soruşturma ile ilgili
olarak düzenlenen Rapor’a ve Ek Görüş’e, toplanan delillere, yazılı savunmalara, sözlü
savunma toplantısında yapılan açıklamalara ve incelenen dosya kapsamına göre;
1- Üst pazarda hakim durumda olan ve aynı zamanda alt pazarda da faaliyette bulunan
Volkan Metro Turizm Seyahat ve Nakliyat Tic. Ltd. Şti. (yeni unvanı Volkan Yolcu
Taşımacılığı Seyahat ve Nakliyat Tic. A.Ş.)’nin, alt pazardaki rakipleri ile sözleşme
yapmaktan kaçınmak suretiyle 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 6.
maddesini ihlal ettiğine OYBİRLİĞİ ile,
2- Bu nedenle 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesinin üçüncü fıkrası ve “Rekabeti Sınırlayıcı
Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde
Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik”in 5. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi
ikinci fıkrası ve üçüncü fıkrasının (a) bendi hükümleri uyarınca 2012 mali yılı sonunda
oluşan ve Kurul tarafından belirlenen gelirlerinin takdiren % 1,5 oranında olmak üzere
- Volkan Metro Turizm Seyahat ve Nakliyat Tic. Ltd. Şti. (yeni unvanı Volkan Yolcu
Taşımacılığı Seyahat ve Nakliyat Tic. A.Ş.)’ye 488.375,14 TL
idari para cezası verilmesine Kurul Üyesi Reşit GÜRPINAR’ın farklı gerekçesi ve
OYÇOKLUĞU ile,
3- Edirne Otogarında, yüklenici teşebbüs başta olmak üzere kira sözleşmesine taraf olan
gerçek ve tüzel kişilerin talep, teklif ve taahhütlerini yazılı ve denetlenebilir şekilde
yapmalarına ve bu sözleşmelerin Kuruma tevsikine OYBİRLİĞİ ile,
4- Edirne Otogarının mülkiyetinin Edirne Belediyesine ait olması ve Edirne Şehirlerarası
Otogar İşletmeciliğinin Kiraya Verilmesine İlişkin İhale İdari Şartnamesinin 4.1. maddesinde
yer alan hüküm göz önüne alınarak; otogardaki yazıhane mülkiyetine ilişkin İdari
Şartnamede öngörülen %20’lik eşiğin dolaylı yollarla aşılması, Edirne ilinde şehirlerarası
yolcu taşımacılığı faaliyetlerinde rekabetin bozulmasına yol açtığından Edirne Belediyesine
gerekli tedbirlerin alınmasına dair görüş bildirilmesine ve keyfiyetin Kurul kararının
tebliğinden itibaren 3 ay içinde Kurula bildirilmesine OYBİRLİĞİ ile,
5- Konuya ilişkin, düzenleyici idare olan T.C. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı
ve T.C. İçişleri Bakanlığına bilgi verilmesine OYBİRLİĞİ ile
Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açık olmak üzere karar verilmiştir.
13-67/928-390
26/25
KARŞI OY GEREKÇESİ
(02.12.2013 tarihli ve 13-67/928-390 sayılı Kurul Kararı)
Kurulun 02/12/2013 Tarih ve 13-67 Sayılı Toplantısında görüşülen Edirne Otogarını işleten
Volkan Metro Turizm Seyehat ve Nakliyat Tic. Ltd. Şti. (yeni unvanı Volkan Yolcu
Taşımacılığı Seyahat ve Nakliyat Tic. A.Ş.)’nin yazıhane kiralamayı reddetmek suretiyle
kararının 2. Maddesine aşağıdaki gerekçeler nedeniyle karşıyız.
Bilindiği üzere. Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma Uyumlu Eylem Ve Kararlar Ile Hakim
Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmeliğin
Genel Gerekçesinin açıklandığı giriş bölümünün 4. Paragrafının (c) bendinde Yönetmelඈğඈn
çıkarılış amaçları arasında " Para cezalarının özel ve genel caydırıcılığı sağlayacak
nitelikte olması sayılmış, Özel caydırıcılığın, cezaya muhatap teşebbüslerඈn, Kanunu ඈhlal
etmesඈnඈn önlenmesඈ olduğu, Genel caydırıcılığın ඈse, Kanunu ඈhlal etmesඈ muhtemel olan
veya halen ortaya çıkarılamamış bඈr ඈhlalඈ sürdüren teşebbüslerඈn caydırılması olduğu, Bu
bağlamda, cezaların her iki tür caydırıcılığı da sağlayacak nitelikte belirlenmesi gerektiği
öngörülmüştür.
Soruşturma konusu Volkan Metro'nun Edirne otogarını işletmesi nedeniyle uygulamaları ile
kendisine rakip gördüğü teşebbüsleri piyasada çıkarmayı amaçladığı, bu amaçla otogarda
faaliyet gösteren teşebbüsleri otogardan çıkardığı, bu teşebbüslerin kiralık yer taleplerine
olumlu cevap vermediği, kamu kurumlarının da ilgili teşebbüslerin piyasada faaliyet
göstermelerine çözüm bulamadıkları, bunun sonucunda Volkan metro isimli teşebbüsün
sahipleri ile yakınlarının ilgili piyasada hakim duruma geldikleri, bu piyasada faaliyet
gösteren teşebbüslerin bir kısmının ilgili piyasadan çıkmak zorunda kaldıkları ya da çok zor
koşullar altında faaliyet göstermek zorunda kaldıkları ve bu uygulamalardan da tüketicilerin
çok büyük zarar gördükleri anlaşılmaktadır. Volkan Metro'nun hakim duruma geldiği tarihten
soruşturma dönemine kadar enflasyon etkisi dikkate alınarak yapılan hesaplamada Volkan
Metro'nun hakim durumda bulunduğu Edirne – İstanbul ve Edirne - Ankara hatlarında
rekabetçi dönem ile rekabetin kalktığı donem arasındaki taşınan yolcu sayısı ve fazladan
ödenen bilet bedellerine göre sadece iki hat nedeniyle uğranılan tüketici zararının yaklaşık
2.500.000.-TL olduğu anlaşılmaktadır. Bu hesaplama belli varsayımlar altında yapılan bir
hesaplamadır. Rekabetçi bir piyasada bundan daha fazla tüketici faydası oluşması
beklenebilecek bir durumdur. Hakim durumdaki teşebbüsün diğer hatlarda ve diğer
uygulamaları ile verdiği başka zararlar dikkate alındığında mevcut tüketici zararının tespiti
yapılan zarardan daha yüksek olacağı açıktır.
Yukarıda yapılan açıklamalardan anlaşılacağı üzere uygulamaları ile ilgili pazarda
rakiplerini piyasadan çıkaran Volkan Metro'nun tüketiciye ve diğer teşebbüslere verdiği
zararın ağırlığı gözetilerek adı geçen teşebbüse caydırıcılığı sağlayacak düzeyde azami
hadde yakın bir ceza vermek gerekirken verdiği zararla mütenasip olmayacak biçimde daha
düşük bir ceza ile yetinilmesi anılan karara karşı olmamızı gerektirmiştir.
Kenan TÜRK Fevzi ÖZKAN
II. Başkan Kurul Üyesi
13-67/928-390
27/25
Rekabet Kurulu’nun 02.12.2013 Tarih ve 13-67/928-390 Sayılı Kararına
FARKLI GEREKÇE
Kurulumuz mezkur Kararıyla, 4054 Sayılı Kanun’un 16. Maddesinin
3.fıkrası ile “Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hâkim Durumun
Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik”in 5. maddesinin
birinci fıkrasının (b) bendi ve ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) bendi hükümleri uyarınca
2012 mali yılı sonunda oluşan ve Kurul tarafından belirlenen gelirlerinin takdiren % 1,5
oranında olmak üzere; - Volkan Metro Turizm Seyahat ve Nakliyat Tic. Ltd. Şti. (yeni
unvanı Volkan Yolcu Taşımacılığı Seyahat ve Nakliyat Tic. A.Ş.)’ye 488.375,14 TL idari
para cezası verilmesine karar vermiş bulunmaktadır. Anılan bu idari para cezası
belirlenirken, 4054 sayılı yasanın 16.maddesi ile birlikte, yukarıda belirtilen Rekabeti
Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim Durumun Kötüye Kullanılması
Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmeliğin ilgili hükümlerinin uygulanmasıyla,
temel para cezaları baz alınarak ceza verilmiş olup, ceza miktarına sonuç olarak
katılmakla birlikte gerekçe yönünden, anılan yönetmeliğin 4054 Sayılı Rekabetin
Korunması Hakkında Kanuna aykırı olduğu inancıyla, aşağıda belirteceğim nedenlerle
kararın ceza oran ve miktarlarını belirleyen 2.fıkrasına farklı gerekçe ile katılıyorum.
Farklı gerekçemiz, “Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile
Hakim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin
Yönetmelik’in 5.maddesi ile getirilen kabahat tipleri ve bu kabahat tiplerine verilecek idari
para cezalarına alt ve üst sınır konulması suretiyle kanuna aykırı yönetmelik hükümlerinin
uygulanması noktasından doğmaktadır.
Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim
Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin
yönetmelik 4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanuna aykırıdır.
Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim Durumun
Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik’in; “Temel Para
Cezası’’ başlığı altındaki 5.maddesinde;
(1)Temel para cezası hesaplanırken, Kanunun 4 üncü ve 6 ncı maddelerinde yasaklanmış
davranışlarda bulunan teşebbüs ile teşebbüs birlikleri veya bu birliklerin üyelerinin, nihai
karardan bir önceki mali yıl sonunda oluşan veya bunun hesaplanması mümkün olmazsa
nihai karar tarihine en yakın mali yıl sonunda oluşan ve Kurul tarafından saptanacak olan
yıllık gayri safi gelirlerinin;
a) Karteller için, yüzde ikisi ile yüzde dördü,
b) Diğer ihlaller için, binde beşi ile yüzde üçü,
arasında bir oran esas alınır.
(2) Birinci fıkrada yazılı oranların belirlenmesinde, ilgili teşebbüs veya teşebbüs birliklerinin
piyasadaki gücü, ihlal neticesinde gerçekleşen veya gerçekleşmesi muhtemel zararın
ağırlığı gibi hususlar dikkate alınır.
(3) Birinci fıkraya göre belirlenen para cezası miktarı;
a) Bir yıldan uzun, beş yıldan kısa süren ihlallerde yarısı oranında,
13-67/928-390
28/25
b) Beş yıldan uzun süren ihlallerde bir katı oranında,
arttırılır.’’ denilmiş, yine 6.maddesinde Ağırlaştırıcı Unsurlar ve 7.maddesinde de Hafifletici
Unsurlar ayrı ayrı sayılmıştır.
Aşağıda geniş olarak açıklanacağı üzere Yasa Koyucu 16.maddeye göre
verilecek cezalarda; alt sınır koymayıp, sadece üst sınırı belirleyerek cezaların yüzde ona
kadar verileceğini hükme bağlamasına ve Rekabet Kurulu’na aşağıda geniş olarak
açıklayacağımız gibi, yetki aşımı nedeniyle yönetmelikle düzenlenmesi mümkün olmayan
bir konuda, yönetmelikle düzenleme yapılarak belli suçlar için, belirli cezalar getirilmiş, yine
yönetmelikte, Kanunda olmayan bir kural konularak alt sınır ve yasada öngörülmeyen bir
üst sınır belirlenmiş ve karteller için yüzde iki ile dört arası, diğer ihlaller içinse binde beş ile
yüzde üçü oranında şeklinde ceza verilmesi öngörülmüştür.
Anayasamızın 13.maddesinde; “Temel hak ve hürriyetler, özlerine
dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı
olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna,
demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı
olamaz.” hükmü bulunmakta, Anayasamızın madde 38.maddesinde ise; “Kimse, işlendiği
zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz;
kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır
bir ceza verilemez. ‘’ ……hükmü yer almıştır. Bu hükümler kişilere maddi yaptırımlarında
kapsamına girdiği, kişilerin temel hak ve özgürlüklerinin kısıtlanmasının ancak yasa ile söz
konusu olabileceğini, yine yasa hükmü ile belirlenen bir cezadan daha ağır bir cezanın
verilemeyeceğini belirlemiştir. Aşağıda ayrıntılı olarak açıklayacağımız gibi, yukarıda
hükmü açıklanan anılan yönetmelik hükmü ile bu hükme aykırı maddi ceza hükümleri
getirilerek, anayasal kurallar göz ardı edilmiştir.
Hiyerarşik normlar sistemine dayalı olan hukuk düzenimizde, alt düzeydeki
normların dayanaklarını ve yürürlüklerini üst düzeydeki normlardan aldığı kuşkusuzdur.
Normlar hiyerarşisinin en üstünde evrensel hukuk ilkeleri ve Anayasa bulunmakta, daha
sonra gelen kanunlar dayanağını ve yürürlüğünü Anayasa’dan, tüzükler dayanağını ve
yürürlüğünü kanundan, yönetmelikler ise dayanağını ve yürürlüğünü kanun ve tüzükten
almaktadır. Bir normun kendisinden daha üst konumda bulunan ve dayanağını teşkil eden
bir norma aykırı ve bunu değiştirici veya ihmal edici nitelikte bir hükmü hukuk alemine
getirmesi olanaklı bulunmamaktadır.
Hukuk devletinde yönetimin işlem ve eylemlerine uygulanacak hukuki kurallarının
şeffaf ve anlaşılabilir bir şekilde belirlenmesi kadar söz konusu normların normlar
hiyerarşisine uygunluğu da, bu kuralların sağlığı için büyük bir önem taşımaktadır. Normlar
hiyerarşisine aykırı düzenlenen bir norm, denetim aşamasını da etkilemekte ve denetime
13-67/928-390
29/25
esas kararlarda çoğu zaman normlar hiyerarşisinden sapmalar hukuka aykırılık nedeni
olarak kabul edilmektedir. Bu konuda onlarca Danıştay kararı bulunmaktadır.(5)
Bu nedenlerle, hukuk sistemimizde öngörülen hukuk hiyerarşisi kavramının sağlıklı
işleyebilmesi için; gerek düzenleme yapıcıların, uygulayıcıların ve gerekse, yargısal denetimi
yapan mercilerin anayasal ve yasal sınırlar içerisinde hareket etmeleri gerekli ve hatta
zorunludur. Çünkü bu gereklilik ve zorunluluk Anayasa’mızın 2.maddesinde öngörülen
devletin temel niteliklerinden en önemlisi olan “hukuk devleti ilkesinin’’ olmazsa
olmazlarındandır.
Yasama yetkisi asli bir yetkidir. Yasama yetkisinin kullanımı şeklinde ortaya çıkan
yasa yapımı yasa koyucunun istediği alanda düzenleme yapmasına cevaz vermektedir. Bir
konu Anayasa da düzenlenmese bile yasa koyucu bu konuda yasa çıkarabilir. Bu nedenle
Anayasa’ya dayanma zorunluluğu bulunmamaktadır. Ancak, yasa yapılırken uyacağı mutlak
kural, yapılan yasanın Anayasa’ya aykırı olmamasıdır. Buna karşılık idare, daha önce
yasama organı tarafından yasa ile düzenlenmemiş bir alanda doğrudan doğruya bir
düzenleme yapamaz. Bu nedenle idarenin bu düzenleme yetkisi yasadan kaynaklanan,
yasayı izleyen (secundum legem) bir yetkidir. Başka bir deyişle idarenin tüm düzenleyici
işlemleri yasaya dayanmak, yasayla düzenlenmiş bir alan içerinde olmak zorunda olan, onun
altında ve ona bağımlı bir yetkidir. Bu yetki idareye bir anlamda tam inisiyatif vermeyen ve
yasayla düzenlenmiş alanla sınırlı bir yetkidir.
Öte yandan, idarenin düzenleyici işlemler yönünden uyacağı bir diğer kural yasalara
aykırı düzenleme yapamayacağıdır. İdarenin düzenleyici işlemlerinin dayandığı yasaya
uygun olması ve bu yasanın çizdiği sınırların dışına çıkmaması zorunludur. İdarenin
düzenleyici işlemlerinin yasaya aykırı (contra legem) olması olanaklı değildir. İdarenin
düzenleyici işlemlerinin yasaya uygun olması, ve yasanın çizdiği sınırlar içerisinde kalması
(intra legem) düzenleyici işlemelerin asli şartlarının en önemlilerinden birisidir.(6)
Anayasa’mızın “Yönetmelikler” başlığı altındaki 124. maddesinde; Başbakanlık,
bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve
tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla,
yönetmelikler çıkarabileceği ve hangi yönetmeliklerin Resmî Gazetede yayımlanacağının
kanunda belirtileceği Anayasa Koyucu tarafından vaz edilmiştir.
Yönetmelikler, Kamu Kuruluşlarının kendi görev alanlarına giren konularda yasa
ve tüzük uygulanmasına yönelik yönetsel anlamdaki hukuk kurallarıdır. Yukarıda hükmü
alınan Anayasanın 124.maddesine göre Başbakanlık, Bakanlıklar ve Kamu Kuruluşları
görev alanları ile ilgili yasa ve tüzüklerin uygulanmasını belirleyen yönetmelik çıkarabilir.
Anayasa’mızın 11.maddesinin 2.fıkrasına göre Kanunlar Anayasa’ya aykırı olamayacağı
gibi, bu kuraldan hareketle hukukun genel ilkelerine göre; yönetmelikler normlar hiyerarşisi
5 Danıştay İ.D.D.K 16.06.2005 gün ve E.2003/275 K.2005/2170 Sayılı Kararı
Danıştay 8.Daireesi 07.03.2007 gün ve E.2005/6261, K.2007/1246 Sayılı Kararı
Danıştay 10.Dairesi 16.03.2009 gün ve E.2006/5588, K.2009/1879 Sayılı Kararı
6 Kemal Gözler , ‘’Yönetmelikler’’ /yönetmelik.htm erişim tarihi
14.07.2013
13-67/928-390
30/25
kurallarının bir tekrarı niteliğinde olan anılan 124.madde hükmüne göre de yasa ve
tüzüklere aykırı olamayacağı gibi üst hukuk kurallarına da aykırı olamaz. Yönetmelikler
yasanın açıkça yetki vermediği bir konuda yeni bir düzenleme yapamayacağı gibi,
Yasa ile öngörülen kuralı sınırlayamaz , genişletemez ve yeni bir hüküm koyamaz.
4054 Sayılı “Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 16.maddesinin
3.fıkrasında; “Bu Kanunun 4, 6 ve 7 nci maddelerinde yasaklanmış davranışlarda
bulunanlara, ceza verilecek teşebbüs ile teşebbüs birlikleri veya bu birliklerin üyelerinin
nihai karardan bir önceki mali yıl sonunda oluşan veya bunun hesaplanması mümkün
olmazsa nihai karar tarihine en yakın mali yıl sonunda oluşan ve Kurul tarafından
saptanacak olan yıllık gayri safi gelirlerinin yüzde onuna kadar idarî para cezası verilir.”
hükmü getirilmiş, 5.fıkrasında da; ‘’Kurul, üçüncü fıkraya göre idarî para cezasına karar
verirken, 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 17 nci maddesinin
ikinci fıkrası bağlamında, ihlalin tekerrürü, süresi, teşebbüs veya teşebbüs
birliklerinin piyasadaki gücü, ihlalin gerçekleşmesindeki belirleyici etkisi, verilen
taahhütlere uyup uymaması, incelemeye yardımcı olup olmaması, gerçekleşen veya
gerçekleşmesi muhtemel zararın ağırlığı gibi hususları dikkate alır.’’ denilmiş, son
fıkrasında da; “Bu maddeye göre verilecek idarî para cezalarının tespitinde dikkate
alınan hususlar, işbirliği halinde para cezasından bağışıklık veya indirim şartları, işbirliğine
ilişkin usul ve esaslar Kurulca çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir.’’ hükmü ihdas
edilmiştir.
Yukarıda hükmü açıklanan 16.maddenin 5.fıkrasının yollamada bulunduğu,
Kabahatler Kanununun 17.maddesinin 2.fıkrasında ise; “ İdarî para cezası, kanunda alt
ve üst sınırı gösterilmek suretiyle de belirlenebilir. Bu durumda, idarî para cezasının
miktarı belirlenirken işlenen kabahatin haksızlık içeriği ile failin kusuru ve ekonomik
durumu birlikte göz önünde bulundurulur. hükmü bulunmaktadır.
Bu hükümleri yorumlamaya çalışırsak; Yasa Koyucu, maddenin 3.fıkrası ile
verilecek cezalarda alt sınır (asgari had) koymayıp, sadece üst sınırı (azami haddi)
belirleyerek, cezaların nihai karardan bir önceki mali yıl sonunda oluşan veya bunun
hesaplanması mümkün olmazsa nihai karar tarihine en yakın mali yıl sonunda oluşan ve
Kurul tarafından saptanacak olan yıllık gayri safi gelirlerinin yüzde onuna kadar
verilebileceğini hükme bağlamış, son fıkrasında ise sadece “cezanın tespitinde dikkate
alınan hususlar” kavramını getirerek, Rekabet Kurulu’na sadece cezanın tespitinde
dikkate alınacak hususların belirlenmesine ilişkin yönetmelik çıkarma konusunda sınırlı
yetki vermiştir. Cezanın tespitinde dikkate alınacak hususlar derken yasa koyucu neyi
kastetmektedir? Burada kastedilen hangi fiillere, ne miktarda ceza vereceğini tespit et
demek anlamında değil, 16.madde ile verilen ceza sınırları içerisinde ( % 10 ‘a kadar) ceza
takdir ederken hangi unsurlara göre veya hangi şartların varlığı halinde cezayı
ağırlaştıracaksın veya hafifleteceksin, bir başka deyişle yasada öngörülen sınırlar içerinde
ceza tayin ederken, takdir yetkini kullanma adına hangi unsurları dikkate alarak ceza tesis
edeceksin anlamındadır. Yasa koyucu Rekabet Kurulu’na, Yönetmelik yaparken hangi
fiillere ne oranda ceza verileceğini tespit etme yolunda bir yetki verseydi o zaman yasaya;
“Bu maddeye göre verilecek idarî para cezalarının tespiti ve maddeye göre verilecek
idarî para cezalarının tespitinde dikkate alınan hususlar” kavramını ayrı ayrı yazarak
birlikte getirirdi.
13-67/928-390
31/25
Yasa koyucu bu görüşümüzü teyit eder mahiyette olmak üzere, anılan 16.maddenin
5.fıkrasında, verilecek cezanın üst sınıra kadar olmak koşuluyla tespit edilirken, bir başka
deyişle Rekabet Kurulu takdir yetkisini kullanırken ihlalin tekerrürü, süresi, teşebbüs
veya teşebbüs birliklerinin piyasadaki gücü, ihlalin gerçekleşmesindeki belirleyici
etkisi, verilen taahhütlere uyup uymaması, incelemeye yardımcı olup olmaması,
gerçekleşen veya gerçekleşmesi muhtemel zararın ağırlığı gibi hususları dikkate
alacağını işaret ederek Yönetmelik koyucuya, “idarî para cezalarının tespitinde dikkate
alınan hususlar”ın nelerden ibaret olabileceğini söylemiş ve adeta bir anlamda Rekabet
Kuruluna yol göstermiştir. Hatta bir adım daha giderek “GİBİ HUSUSLAR” kavramını
getirerek bu hususların tahdidi değil tadadı olduğunu, bu unsurların çoğaltılabileceğini
belirtmiştir. Yasa koyucu bir anlamda, son fıkrada belirtilen idarî para cezalarının
tespitinde dikkate alınan hususlar kavramının ne olduğunu 5.fıkra ile önceden açıklamış
ve bu kavramı son fıkrada yine tekrar ederek, bu ilkelere göre yönetmelik çıkarılabileceğini
söylemiştir.
Amaçsal yorum (gai yorum) ilkelerinden hareketle yasa koyucunun gerçek amacını
anlamaya çalışırsak, bizce yasa koyucu, yollamada bulunduğu, yukarıda hükmü açıklanan
Kabahatler Kanununun 17 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmünün ceza verilirken öncelikle
dikkate alınacağını belirterek, bu hükümde yer alan kanunlarca alt ve üst sınırı belirlenen
idari para cezalarında kullanılacak takdir yetkisinin etkenlerini hatırlatarak ve adeta
yönetmelik koyucuya da, bu şekilde yasalarda cezaların alt ve üst sınırı belirlenebilir, sen
yönetmelikle alt ve üst sınır koyamazsın, sadece bu sınırlar içerisinde karar verirken bazı
unsurları dikkate alınabileceği hususlarını düzenleyebilirsin anlamında yol göstermiştir.
Olayımızda 4054 sayılı yasanın 16.maddesi ile konulan kural, anılan
yönetmelikle bir anlamda değiştirilmekte ve Kurulun hareket alanı daraltılmaktadır. Yasa ile
getirilmeyen ve Yönetmelik Koyucuya ceza miktarlarını ve ceza sınırlarını saptama
konusunda verilmiş bir yetki olmamasına rağmen, belirli suçlara verilecek cezaların
saptanması, para cezasına yeni bir alt sınır ve yeni bir üst sınır konulması 4054 sayılı
yasanın 16.maddesine aykırıdır. Öte yandan 5/1-a bendinde; karteller için yüzde ikisi ile
yüzde dördü, (b) bendinde; karteller dışında kalan diğer ihlaller için, binde beşi ile yüzde
üçü oranında bir ceza öngörülmesi, Yasanın 16/son maddesinde Kurulca çıkarılması için
verilen yönetmelik yetkisini aşmaktadır. Onu contra legem hale getirmektedir. Zira
yönetmelik ile temel ceza tespiti mümkün değildir. Bu nedenle yasaya aykırı bulunan
Yönetmelik hükümlerine göre ceza belirlenmesinin olanaklı olmadığı, hukuken sakat
olduğu açıktır. Öte yandan bu karşı oy sahibinin 4054 sayılı yasa ile kendisine verilmiş
bulunan yüzde on sınırları içerisinde kalmak kaydıyla, ağırlaştırıcı ve hafifletici unsurları
dikkate alarak ceza miktarını tespit etme yolundaki takdir yetkisi, daha önce görev yapan
ve aynı seviyede olan üyelerin çıkardığı bir düzenleme ile ipotek altına alınmakta, adeta
onların düşünce ve kararlarını devam ettirme zorunluluğu gibi ve yasaya dayalı olarak
özgürce karar vermesini engelleyecek şekilde asla kabulü mümkün olmayan hukukla
bağdaşmayacak bir durum ortaya çıkarmaktadır.
Bu görüşe karşı bir sav getirilebilir. “Yönetmelik Danıştay’ca iptal edilmediğine
göre hukuken geçerlidir ve zaten verilen cezada yönetmeliğin 6. ve 7. maddeleri
uygulanarak sonuç olarak cezanın, yasanın öngördüğü alt ve üst sınırlara ulaşmaktadır.’’
Hukukun genel ilkeleri, hafifletici ve ağırlaştırıcı unsurların bulunmadığı olayda Rekabet
Kurulu’nun anılan yönetmeliğe göre alt ve üst sınır belirleme yönünden bağlı olması
karşısında bu savın bir geçerliliği olamaz.
13-67/928-390
32/25
Öte yandan 2577 sayılı İ.Y.U.K nun 7.maddesinin 4.fıkrasında “Düzenleyici
işlemin iptal edilmemiş olması, bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olamayacağı
hükmü karşısında, açık olarak hukuka aykırı olduğuna inandığımız yönetmelik hükmünün
tarafımızdan da uygulanmasının zorunlu olmadığına inanıyoruz. Bu hükme göre,
Kurul’umuzca tesis edilen kararın İdare Mahkemesi ve Danıştay’ca yapılacak olası bir
yargısal denetiminde de dikkate alınacağı kanısındayız.
26.9.2004 gün ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun “Suçta ve cezada kanunîlik
ilkesi” başlığı altındaki 2.maddesinde; “Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye
ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik
tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz.
İdarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamaz.
Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz. Suç ve
ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz.” hükmü getirilmiştir.
Yine 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanununun “Kanunilik İlkesi”
başlıklı 4.maddesinde; “Hangi fiillerin kabahat oluşturduğu, kanunda açıkça
tanımlanabileceği gibi; kanunun kapsam ve koşulları bakımından belirlediği çerçeve
hükmün içeriği, idarenin genel ve düzenleyici işlemleriyle de doldurulabilir.
Kabahat karşılığı olan yaptırımların türü, süresi ve miktarı, ancak kanunla
belirlenebilir.’’ hükmü bulunmaktadır.
Kabahatler kanunun anılan maddesinin, gerekçesinde; ……….. suçta kanunilik
ilkesine nazaran, kabahatler açısından daha esnek bir sistem kabul edilmiştir. Buna karşılık,
ikinci fıkrada , idari yaptırımlar açısından , cezada kanunilik ilkesine paralel bir hükme yer
verilmiştir……..denilmiş (7) , idari ceza hukuku ile ceza hukuku arasındaki kanunilik
ilkesindeki ayrım gösterilmiştir. Ancak her iki hukuktaki kanunilik ilkesinin değişmez kuralı
ceza hukukunda suç ile cezanın, idari ceza hukukunda yaptırımın türü, süresi ve miktarının
kanunla belirleneceği kuralıdır. Ayrıca, Anayasamıza göre yasama görevi, devredilmesi
mümkün olmayan bir yetkidir. Bireyin maddî ve manevî varlığı üzerinde derin etkiler
doğuran suç ve cezaların, ancak ulusal iradeyi temsil eden organ tarafından yapılacak
kanunla düzenlenebilmesi, kişi hak ve özgürlüklerine sağlanan en önemli anayasal
garantilerden birini oluşturur.
Rekabet Kurulu, Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile
Hakim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin
Yönetmelik’in; 5.maddesi ile Türk Ceza Kanunu’nun 2.maddesinin 2.fıkrasına ve Kabahatler
Kanunu’nun 4.maddesinin 2.fıkrasına aykırı olarak 4054 sayılı yasa ile yüzde ona kadar
idari para cezası verilebilmesi hükmünü daraltarak, belli kabahatlere, yeni ceza oranları
belirleyerek adeta kendisini Yasa Koyucu yerine koymuştur.
7 Kabahatler Kanunu Hükümet Tasarısı ve Adalet Komisyonu madde gerekçesi
13-67/928-390
33/25
Yönetmeliğin Yasaya Aykırı Hükümlerinin Açılacak Olası Bir Davada İptal
Edilebileceği Kanısını Taşıyoruz.
İdare hukuku kurallarına göre Yönetmelik gibi düzenleyici işlemlere karşı iptal
davaları iki halde açılabilmektedir. Yönetmeliklerin yayımlanması üzerine ilgililer tarafından
yasal süre içerisinde iptali için dava açılabileceği gibi, bu düzenlemenin bir idari işleme
dayanak olarak alınıp uygulanması ile menfaatleri haleldar olan kişiler tarafından da
işlemle birlikte, yönetmeliğin ilgili hükümlerinin de iptali yolunda işlemin tabi olduğu dava
açma süresi dava açılabileceği bilinmektedir. Bu nedenlerle ve yukarıda açıklamaya
çalıştığım gerekçelerle, Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim
Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik’in;
4054 sayılı yasaya aykırı bulunan ilgili hükümlerinin iptal davasına konu olması halinde
iptal edilebileceği kanısını taşımaktayım.
4054 Sayılı Kanunun 16.Maddesinin İrdelenmesi, Anayasa’ya Aykırılık
Sorunu ve Maddenin Yeniden Düzenlenmesi Gereği.
Yukarıda geniş olarak hükmünü açıkladığımız 4054 Sayılı “Rekabetin Korunması
Hakkında Kanun’un 16.maddesinin 3.fıkrasında; “Bu Kanunun 4, 6 ve 7 nci maddelerinde
yasaklanmış davranışlarda bulunanlara, ceza verilecek teşebbüs ile teşebbüs birlikleri veya
bu birliklerin üyelerinin nihai karardan bir önceki mali yıl sonunda oluşan veya bunun
hesaplanması mümkün olmazsa nihai karar tarihine en yakın mali yıl sonunda oluşan ve
Kurul tarafından saptanacak olan yıllık gayri safi gelirlerinin yüzde onuna kadar idarî para
cezası verilir.” hükmü bulunmaktadır. Bu hükümle Yasa Koyucu anılan 4054 sayılı Kanunun
4, 6 ve 7.madde de belirtilen rekabet ihlali olarak nitelendirilen kabahatler hakkında
verilecek idari para cezalarında Rekabet Kuruluna geniş bir takdir yetkisi alanı bırakmış ve
% 0-10 oranı arasında ceza takdir edebilmesi konusunda yetki vermiştir.
Yukarıda da, açıkladığımız gibi, cezanın takdirinde dikkate alınacak hususlar
konusunda, anılan yasanın 16/5 fıkrası ile, Kabahatler Kanununun 17/2 fıkrasına yaptığı
yollamayla birlikte (işlenen kabahatin haksızlık içeriği ile failin kusuru ve ekonomik durumu)
ihlalin tekerrürü, süresi, teşebbüs veya teşebbüs birliklerinin piyasadaki gücü, ihlalin
gerçekleşmesindeki belirleyici etkisi, verilen taahhütlere uyup uymaması, incelemeye
yardımcı olup olmaması, gerçekleşen veya gerçekleşmesi muhtemel zararın ağırlığı gibi
kavramları getirmiş, yine yukarıda açıkladığımız, 16/son fıkrası ile “gibi” kavramı ile tadadı
olarak bu unsurların çoğaltılması adına “cezanın tespitinde dikkate alınan hususlar”
konusunda yönetmelik çıkarma yetkisi vermiştir. Yönetmeliğin çeşitli hükümleri ile, cezanın
ağırlaştırıcı unsurları olarak; İhlalin süresi, Soruşturma kararının tebliğinden sonra kartele
devam edilmesi, İncelemeye yardımcı olunmaması hali, Diğer teşebbüslerin ihlale
zorlanması gibi davranışlar, Cezanın hafifletilmesi unsurları olarak ise, yasal
yükümlülüklerin yerine getirilmesi haricinde incelemeye yardımcı olunması, ihlalde kamu
otoritelerinin teşvikinin veya diğer teşebbüslerin zorlamasının bulunması, zarar görenlere
gönüllü olarak tazminat ödenmesi, diğer ihlallere son verilmesi, ihlal konusu faaliyetlerin
yıllık gayri safi gelirler içerisindeki payının çok düşük olması gibi haller olarak belirlenmiştir.
13-67/928-390
34/25
Sonuç olarak; Rekabet Kurulu Rekabet ihlalleri için vereceği nispi idari para cezasını
tespit ederken % 0-10 oranı arasında kalmak koşulu ile, yukarıda yasa hükmü ile belirtilen
ve yine Yönetmelik hükmü ile yasa koyucunun işareti ile çoğaltılan unsurları dikkate alarak
takdir yetkisini kullanacaktır.
Hukuk devleti ilkesi, “vatandaşların hukuki güvenlik içinde bulundukları, devletin fiil
ve işlemlerinin hukuk kurallarına bağlı olduğu bir sistemi ifade eder. Hukukî güvenlik ilkesi,
herkesin bağlı olacağı hukuk kurallarını önceden bilmesi, tutumunu ve davranışlarını buna
göre güvenle düzene sokabilmesi anlamına gelir. Bu güvenliğin sağlanabilmesi her şeyden
önce, devletin kendi koyduğu hukuk kurallarına kendisinin de uyması bağlıdır. Hukuk
devletinin ön şartlarından biri olan hukuk güvenliği ilkesi ile bireylerin hukuki güvenliğinin
sağlanması amaçlanmaktadır.
Hukuk güvenliğinin unsurları, hukuki belirlilik ilkesi, öngörülebilirlik ilkesi, eşitlik ilkesi ve
cezaların yasallığı ile hukuksal güvenlik ilkeleridir. Bunun dışında konumuzla doğrudan ilgisi
olmayan kazanılmış hak ilkesi ile geriye yürümezlik ilkeleri de Hukuk güvenliğini sağlayan
diğer en önemli ilkelerdir.
Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan hukuk devletinin temel ilkelerinden biri “belirlilik”
tir. Yasal düzenlemelerin nesnel olması, hukuk devletinde yasadan doğan sorumluluğunun
eylem ve olgu, hukuksal sonuç, hak süjesi yönlerinden herhangi bir duraksamaya ve
kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, belli, anlaşılabilir olması en temel ilkedir. Bu
nedenlerledir ki hukuksal güvenliğinin var olduğunun algılandığı otoritenin keyfilikten uzak
olduğunun düşünüldüğü ortamda bireyde davranışlarını hukuka uyarlayabilecek ve kendine
düşen ödevi yerine sorunsuz getirebilecek kamu düzeni ve hukuk devleti ilkesinin
yerleşmesine katkı ile gereksiz uyuşmazlıkların oluşmasının önüne geçilmiş olabilecektir.
Belirlilik ilkesi, hukuksal güvenlikle bağlantılı olup birey, yasadan, belirli bir kesinlik içinde,
hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını,
bunların idareye hangi müdahale yetkisini doğurduğunu bilmelidir
Hukuki belirlilik ilkesi gereği olarak Yasa Koyucu tarafından getirilen kuralın, kuralın
muhatabı kişilerin olağan şartlar altında belirli işlem ve eylemlerin hangi sonuçlar
doğurabileceğini öngörmelerini sağlayacak nitelikte düzenlenmesini gerektirir. Bu ilke ile
kuralın, muhatap kişi bu kuraldaki takdir yetkisinin kapsamını, kendisi tarafından
öngörülemez keyfi tutum ve davranışlardan koruyacak düzeyde açıklıkla anlayacak şekilde
düzenlenmelidir. Bir başka deyişle kuralın hukuki öngörülebilirliği olmalıdır.
Yasa ile getirilen kural, Anayasamızın 10.maddesinde belirlenen eşitlik
ilkesine uygun olmalıdır. Şöyle ki; alt ve üst sınır arasında idareye bırakılan takdir alanı
geniş, sınırsız ve ölçüsüz olmamalı, cezanın belirlenmesinin alt ve üst sınır arasında çok
büyük oranda açılmış bir makas şeklinde makul ve ölçülü olmayan şekilde genişliği,
uygulamada, yorum ve değerlendirme farklılıklarına dayalı olarak eşitsizliğe, haksızlığa ve
keyfiliğe yol açabilecek nitelikte düzenlenmemelidir.
Yasa koyucu, kamu düzeninin korunması amacıyla ceza hukuku alanında hangi
eylemlerin suç sayılacağı ve suç sayılan bu eylemlerin hangi tür ve ölçüde cezai yaptırıma
13-67/928-390
35/25
bağlanacağı konusunda takdir yetkisine sahip olmakla birlikte, cezaların yasallığı ve
hukuksal güvenlik ilkelerinin gereği olarak, farklı ve keyfi uygulamalara neden olmamak için,
kabahatler hukukuna uygun geçerli sebepler ve objektif ölçütleri yasada göstermesi gerekir.
Anayasa Mahkemesi, 17.04.2008 gün ve E.2005/5, K.2008/93 sayılı
kararıyla, 3.5.1985 günlü, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 42. maddesini iptal etmiştir.
İptale konu 42.madde de “Ruhsat alınmadan veya ruhsat veya eklerine veya imar
mevzuatına aykırı olarak yapılan yapının yapı sahibine ve müteahhidine, istisnalar dışında
özel parselasyon ile hisse karşılığı belirli bir yer satan ve alana 500 000 TL. den 25 000
000 liraya kadar para cezası verilir. Ayrıca fenni mesule bu cezaların 1/5’i uygulanır.
Birinci fıkrada belirtilen fiiller dışında bu Kanunun 28, 33, 34, 39 ve 40 ıncı maddeleri
ile 36 ncı maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen yükümlülükleri yerine getirmeyen mal
sahibine, fenni mesule ve müteahhide 500 000 TL.den 10 000 000 liraya kadar para
cezası verilir.
Birinci ve ikinci fıkralarda belirtilen fiillerin tekrarı halinde para cezaları bir katı
artırılarak verilir………………………………………………hükmü bulunmaktaydı.
Anayasa Mahkemesi, yasa ile getirilen kuralın hukuk devleti ilkelerinden olan hukuki
belirlilik, öngörülebilirlik ilkesi ve cezaların yasallığı ile hukuksal güvenlik ilkelerine aykırı
olduğundan bahisle anılan kuralı iptal etmiştir. Anayasa mahkemesi mezkur kararında;
“3194 sayılı Yasa’nın 42. maddesinde düzenlenen idari para cezaları, imar
ve kamu düzenine aykırı davranışların önlenmesi amacıyla, araya yargısal bir karar
girmeden, idarenin doğrudan işlemiyle idare hukukuna özgü usullerle kesilen ve uygulanan
yaptırımlardır. Maddenin birinci fıkrasındaki idari yaptırım, idarenin ruhsat alınmadan,
ruhsat veya eklerine veya imar mevzuatına aykırı olarak yapının yapıldığı yönündeki tespiti
ve bu konudaki değerlendirmesine bağlı olarak idarece uygulanmaktadır. Başka bir deyişle
hem cezayı gerektiren eylemin işlendiğini saptamak hem de Yasa’da gösterilen alt ve üst
sınırlar arasında cezanın tutarını belirlemek tamamıyla idari makamların, belediyeler veya
en büyük mülki amirlerin kararlarıyla oluşmaktadır. İtiraz halinde yargının vereceği karar,
onun bu niteliğini değiştirmemektedir. Sonuçları belli ölçüde genel para cezalarına benzese
de tümüyle idari işleme dayanan bir yaptırımdır. Yargı organlarının müdahalesi olmadan
idarece kararlaştırılmakta ve uygulanmaktadır.
İdari makamların Yasa’nın belirlediği sınırlar arasında cezanın takdirinde esas
alacakları objektif ölçütler Yasa’da gösterilmemiştir. Yasa’yla imar para cezasının alt ve üst
sınırları gösterilmiş, bu alan içinde cezayı uygulama yetkisi idareye bırakılmıştır. İdarelerin
hangi ölçütleri esas alacakları açık, belirgin ve somut olarak Yasa’da yer almamıştır. Yasa
kuralı bu anlamda belirli ve öngörülebilir değildir.
Alt ve üst sınır arasında idareye bırakılan takdir alanı geniş, sınırsız ve ölçüsüzdür.
Cezanın belirlenmesinin alt ve üst sınır arasında elli kat gibi makul ve ölçülü olmayan
şekilde genişliği, uygulamada, yorum ve değerlendirme farklılıklarına dayalı olarak
eşitsizliğe, haksızlığa ve keyfiliğe yol açabilecek niteliktedir.
Yasakoyucu, kamu düzeninin korunması amacıyla ceza hukuku alanında hangi
eylemlerin suç sayılacağı ve suç sayılan bu eylemlerin hangi tür ve ölçüde cezai yaptırıma
13-67/928-390
36/25
bağlanacağı konusunda takdir yetkisine sahip olmakla birlikte, cezaların yasallığı ve
hukuksal güvenlik ilkelerinin gereği olarak, farklı ve keyfi uygulamalara neden olmamak için,
imar hukukuna uygun geçerli sebepler ve objektif ölçütleri yasada göstermesi gerekir.
Cezanın Yasa’da gösterilen sınırlar arasında idarece belirlenmesinde, yapının, taşkın,
heyelan, kaya düşmesi gibi afet alanlarında bulunan, sıhhi ve jeolojik mahsurları olan veya
bunlar gibi tehlikeli durumlar göstermesi nedeniyle imar planlarına veya ilgili idarelerce
hazırlanmış, onaylanmış raporlara göre yapılması yasak olan alanlara, imar planlarında
umumi hizmet alanlarına, kamu tesis alanlarına ve yapı sahibine ait olmayan alanlara
yapılması; hangi amaçla yapıldığı, büyüklüğü ve konut, ticari, sanayi, otel, akaryakıt
istasyonu gibi niteliği; fen ve sağlık kurallarına aykırılık taşıması; içinde oturacak veya
çalışacak kişiler için tehlike oluşturması; çevresinde ya da aynı bölgede emsal yapılar için
uygulanan imar para cezaları; kente ve çevreye etkisi; bitmiş ve kullanılır durumda olması
gibi ölçütlere yer verilmemiştir.
Bu tür idari işlemlere karşı yargı yolu açık olmakla birlikte, bu güvencenin uygulama
aşamasından sonra ve ancak itiraz yoluyla ortaya çıkacağı göz önünde bulundurulduğunda,
yasa kurallarının yürürlükte olduğu sürece keyfiliği ortadan kaldırmaya yeterli olduğu
söylenemez. Hukuk kuralları, yargının yorumuna ihtiyaç göstermeyecek ve uygulayıcılar
tarafından anlaşılabilecek şekilde açık ve belirgin olmak, uygulayıcılara güvence vermek
zorundadır.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural, Anayasa’nın 2. maddesine aykırıdır. İptali
gerekir.
Kural iptal edilmiş olduğundan ayrıca Anayasa’nın 10. maddesi yönünden
incelenmesine gerek görülmemiştir.
demiştir.(8)
Yukarıda açıklamaya çalıştığımız, ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer
nitelikteki kararı ışığında 4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun
16.maddesinin ilgili fıkralarını irdelediğimizde; Yasa Koyucunun bu maddede de, Hukuki
belirlilik, hukuki öngörülebilirlik, eşitlik ilkesi ve cezaların yasallığı ile hukuksal güvenlik
ilkelerine tam uyduğunu söylemek mümkün değildir. Yasa koyucu, bu hükümle cezanın alt
ve üst sınırı arasında Rekabet Kuruluna büyük bir takdir yetkisi bırakmıştır. Yukarıda
açıklanan, iptale konu 42.madde de alt üst sınır cezanın parasal miktarı konularak 50 kat
şeklinde olmasına rağmen, 16.madde de nispi ceza oranı belirlenmiş olmakla bu fark
şimdiye kadar ki uygulamalara göre 10.000 kat şeklindedir ve hatta Rekabet Kurulu bu katı
daha fazla arttırabilme olanağına sahiptir.
Öte yandan, yukarıda da belirttiğimiz gibi, Rekabet Kuruluna bu alt ve üst sınırlar
arasında idari para cezasını tespit ederken dikkate alacağı hususlar gerek 4054 sayılı yasa,
gerek Kabahatler Yasası ve gerekse Yasa Koyucunun verdiği yönetmelik yetkisi ile
8
content=
13-67/928-390
37/25
belirlenmiştir. Gerçekten belirlenen unsurlar, alt ve üst sınır arasında bu kadar büyük bir
orandaki farklılık içinde hukuka ve adalete uygun bir şekilde idari para cezasını tespit
etmeye yeterli midir? Biz bu konuda tam yeterlidir diyemiyoruz. Bu durumun, bir başka
deyişle bu maddenin Anayasa Mahkemesi’nin önüne götürülmesi halinde iptal edilebileceği
kuşkusunu taşımaktayım.
Bilindiği gibi, Rekabet Hukuku 1900 lü yıllarda Sherman yasası ile ilk A.B.D de
doğmuş, 1950 li yıllarda da Avrupa Devletleri bu hukuku kabul etmiştir. Ülkemizde ise 1994
yılında çıkarılan 4054 sayılı yasaya göre Rekabet Kurumu 1997 yılında faaliyetine
başlamıştır. Dünyada epeyce yol alan Rekabet Hukuku, teorik anlamda dahil olmak
ülkemizde, Rekabet Kurumu ile pratik alanda da belirli ve üst bir seviyeye gelmiş
bulunmaktadır. Artık Rekabet Hukukunda da, rekabete aykırı fiiller arasında ayrım yapılarak
kabahat tiplerinin belirlenerek bir ayrıma gidilmesi olanaklıdır. Öte yandan Anayasamızın
13.maddesinde vücut bulan Ceza muhakemesi hukuku işleminin yapılması ile sağlanması
beklenen yarar ve verilmesi ihtimal dâhilinde bulunan zarar arasında makul bir oranın
bulunmasını, oransızlık durumunda işlemin yapılmamasını ifade eden ölçülülük ilkesi
dikkate alınarak ceza miktarlarının belirlenmesi mümkündür.
Belirtilen nedenlerle, hukuki belirlilik, öngörülebilirlik ve eşitlik ilkeleri bağlamında, Yasa
Koyucunun gelişen Rekabet hukuku ilkelerini dikkate alıp, kabahat tiplerinde bir ayrıma
giderek, cezada ölçülülük ilkelerini de göz ardı etmeksizin 16.maddeyi yeniden düzenlemesi
gerektiği inancındayım.
Sonuç
Yukarıda geniş olarak açıklanan nedenlerle, Kurulumuzca verilen; 4054 Sayılı
Kanun’un 16. maddesinin üçüncü fıkrası ve “Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem
ve Kararlar ile Hakim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına
İlişkin Yönetmelik” in 5. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ve ikinci fıkrası, üçüncü
fıkrasının (a) bendi hükümleri uyarınca 2012 mali yılı sonunda oluşan ve Kurul tarafından
belirlenen yıllık gayri safi gelirlerinin takdiren, verilen % 1,5 oranındaki, kanuna aykırılığı
yukarıda ileri sürülen ilgili hükümlerinin uygulanarak temel para cezaları baz alınarak verilen
idari para cezalarına, anılan bu idari para cezaları belirlenirken 4054 sayılı yasa ile birlikte,
uygulanan Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim Durumun
Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik’in 4054 Sayılı
Rekabetin Korunması Hakkında Kanuna aykırı olmasından dolayı uygulanmasının mümkün
olmadığı düşüncesiyle kararın sonuç ceza oran ve miktarına katılmakla birlikte, gerekçe
yönünden katılmıyorum.
Reşit GÜRPINAR
Kurul Üyesi
Full & Egal Universal Law Academy