Rekabet Kurumu Başkanlığından;
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2012-1-162 (Soruşturma)
Karar Sayısı : 13-67/929-391
Karar Tarihi : 02.12.2013
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof.Dr. Nurettin KALDIRIMCI
Üyeler : Dr. Murat ÇETİNKAYA, Reşit GÜRPINAR, Kenan TÜRK, Fevzi
ÖZKAN, Dr. Metin ARSLAN, Doç. Dr. Tahir SARAÇ
B. RAPORTÖRLER : Özgür BAL, Metin PEKTAŞ, Harun GÜNDÜZ,
Emine TOKGÖZ, Hakan EREK
C. ŞİKÂYET EDEN : Gizlilik talebi bulunmaktadır.
D. HAKKINDA SORUŞTURMA YAPILANLAR:
1. Çorum İlk Yapı Denetim Ltd. Şti.
Yeniyol Mah. Gazi Cad. Amasyalılar İş Merkezi No 5/9 Çorum
2. Çorum Pozitif Yapı Denetim Ltd. Şti.
Karakeçili Mah. Azapahmet Sok. Hasan Basri Ilgaz İşhanı No 53/B
Kat 1 No 11 Çorum
3. Çorum Teknik Yapı Denetim Ltd. Şti.
Yeniyol Mah. Sel Sokak Akmerkez İş Merkezi 31/12 Çorum
4. Duru Bilişim Teknolojileri İletişim Yayıncılık Eğ. İnş. Eml. Elektronik İth. İhr. İç ve Dış
Tic. Ltd. Şti.
Üsküp Cad. No 20/7 Çankaya/Ankara
5. Günay Yapı Denetim Ltd. Şti.
Gazi Cad. Aksoy Apt. No 31/11 Çorum
6. Hattuşa Yapı Denetim Ltd. Şti.
Yeniyol Mah. Sel Sokak Kip İş Merkezi 33/3 Çorum
7. Kalite Yapı Denetim Ltd. Şti.
Yeniyol Mah. Gazi 1 Sokak Şahinler İş Merkezi 19/2 Çorum
8. Loca Yapı Denetim Ltd. Şti.
Gazi Caddesi Hayribey İş MerkeziNo 36 Kat 2 Daire 12-13 Çorum
9. Toktaş Yapı Denetim Ltd. Şti.
Yeniyol Mah. Gazi Cad. Kesim İş Merkezi No 22/25 Çorum
10. Tunam Yapı Denetim Ltd. Şti.
Cevizlidere Mah. 1238. Cad. No 2/8 Balgat/Ankara
13-67/929-391
2
(1) E. DOSYA KONUSU : Çorum’da faaliyet gösteren yapı denetim firmaları ve bu
denetim firmalarına hizmet veren yazılım şirketinin rekabeti bozucu davranışlarda
bulunmak suretiyle 4054 sayılı Kanun’u ihlal edip etmediğinin tespiti.
(2) F. İDDİALARIN ÖZETİ: Çorum’da faaliyet gösteren yapı denetim firmalarının havuz
sistemi kurdukları, ayrıca bu yapı denetim firmalarına hizmet veren beton, zemin ve yapı
malzemeleri laboratuvarlarının da bu sistemi desteklediği iddia edilmiştir.
(3) G. DOSYA EVRELERİ: Rekabet Kurumu kayıtlarına 07.09.2012 tarih ve 6879 sayı ile
giren başvuru üzerine hazırlanan 11.09.2012 tarih 2012-1-162/İİ sayılı İlk İnceleme
Raporu, Rekabet Kurulu’nun 20.09.2012 tarihli toplantısında görüşülmüş ve 4054 sayılı
Kanun’un 40/1. maddesi uyarınca önaraştırma yapılmasına 12-44/1364-M sayı ile karar
verilmiştir.
(4) Başkanlık makamının 06.12.2012 tarih, 403 sayılı oluruyla başlatılan önaraştırma
sonucunda hazırlanan 08.01.2013 tarih ve 2012-1-162/ÖA sayılı Önaraştırma Raporu,
17.01.2013 tarih ve 13-05/43-M sayılı Kurul toplantısında görüşülerek karara bağlanmış ve
Çorum İlk Yapı Denetim Ltd. Şti. (Çorum İlk), Çorum Pozitif Yapı Denetim Ltd. Şti. (Çorum
Pozitif), Çorum Teknik Yapı Denetim Ltd. Şti. (Çorum Teknik), Duru Bilişim Teknolojileri
İletişim Yayıncılık Eğ. İnş. Eml. Elektronik İth. İhr. İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. (Duru Bilişim),
Günay Yapı Denetim Ltd. Şti. (Günay), Hattuşa Yapı Denetim Ltd. Şti. (Hattuşa), Kalite
Yapı Denetim Ltd. Şti. (Kalite), Loca Yapı Denetim Ltd. Şti. (Loca), Toktaş Yapı Denetim
Ltd. Şti. (Toktaş) ve Tunam Yapı Denetim Ltd. Şti. (Tunam) hakkında 4054 sayılı Kanun’un
4. maddesini ihlal edip etmediğinin belirlenmesi amacıyla aynı Kanun’un 41. maddesi
uyarınca soruşturma açılmasına karar verilmiştir.
(5) Taraflara haklarında soruşturma açıldığı ve ilk yazılı savunmalarını 4054 sayılı Kanun’un
43. maddesi uyarınca 30 gün içinde göndermeleri gerektiği 29.01.2013 tarihli yazılar ile
bildirilmiştir.
(6) Soruşturma ile ilgili olarak hazırlanan 16.07.2013 tarihli ve 2012-1-162/SR sayılı
Soruşturma Raporu (Rapor) ve ekleri, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında
Kanun’un 45. maddesi gereğince Rekabet Kurulu üyeleri ile soruşturma taraflarına tebliğ
edilmiş ve soruşturma taraflarının ikinci yazılı savunmaları talep edilmiştir.
(7) Söz konusu ikinci savunmalara ilişkin olarak Soruşturma Heyetince hazırlanan 02.09.2013
tarihli ve 2013-1-80/EG-01 sayılı Ek Yazılı Görüş, yine Kanun’un 45 inci maddesi
gereğince Kurul Üyelerinin yanısıra ilgili teşebbüslere tebliğ edilerek bu kez üçüncü yazılı
savunmaları talep edilmiştir.
(8) Bu çerçevede tarafların Ek Yazılı Görüş’e karşı sunduğu üçüncü yazılı savunmalar, 4054
sayılı Kanun’un 45 inci maddesinde öngörülen süre içinde Kurum kayıtlarına intikal
etmiştir. Taraflardan Tunam yazılı savunmalarında 4054 sayılı Kanun’un 46 ncı maddesi
uyarınca sözlü savunma toplantısı yapılmasını talep etmiştir.
(9) Bu talep talepleri üzerine Kurul, 24.10.2013 tarih ve 15-59/830-M sayılı kararıyla,
26.11.2013 tarihinde sözlü savunma toplantısı yapılmasına karar vermiştir. 26.11.2013
tarihinde yapılan sözlü savunmanın ardından Rekabet Kurulu tarafından alınan 02.12.2013
tarih ve 13-67/929-391 sayılı nihai karar, hakkında soruşturma yürütülen tarafa 06.12.2013
tarihinde tefhim edilmiştir.
H. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: İlgili rapor ve ek görüşte;
(10) Çorum ili yapı denetim hizmetleri pazarında faaliyet gösteren Çorum İlk Yapı Denetim Ltd.
Şti., Çorum Pozitif Yapı Denetim Ltd. Şti., Çorum Teknik Yapı Denetim Ltd. Şti., Günay
Yapı Denetim Ltd. Şti., Hattuşa Yapı Denetim Ltd. Şti., Kalite Yapı Denetim Ltd. Şti., Loca
Yapı Denetim Ltd. Şti., Toktaş Yapı Denetim Ltd. Şti. ve Tunam Yapı Denetim Ltd. Şti.’nin
13-67/929-391
3
rekabeti bozucu anlaşma yapmak suretiyle 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında
Kanun’un 4. maddesini ihlal ettikleri,
(11) Duru Bilişim Teknolojileri Ltd. Şti.’nin, yukarıda sayılan yapı denetim firmalarının
gerçekleştirdikleri ihlale, Kabahatler Kanunu’nun 14. maddesi bağlamında iştirak ettiği,
(12) Bu nedenle söz konusu teşebbüslere, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında
Kanunun 16’ncı maddesinin üçüncü fıkrası gereğince ve Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma,
Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para
Cezalarına İlişkin Yönetmelik uyarınca idari para cezası verilmesi gerektiği ifade edilmiştir.
I. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
I.1. İlgili Pazar
I.1.1. İlgili Ürün Pazarı
(13) Soruşturmanın konusu olan yapı denetim faaliyeti, özel bir kanunla düzenlenmiş bir hizmet
olup her bir yapı denetim kuruluşunun (YDK) yapım işlerinde kullanılan malzemeler ile
imalatın proje, teknik şartname ve standartlara uygunluğunu kontrol etmek ve sonuçlarını
belgelendirmek, malzemeler ve imalatla ilgili deneyleri yaptırmak, yapının ruhsat ve
mevzuata uygun yapıldığını denetlemek gibi yasal yükümlülükleri bulunmaktadır. Ayrıca bu
hizmetler, imar mevzuatında öngörülen fenni mesuliyet ilgili idareye karşı üstlenilmektedir.
Bu nedenle dosya kapsamında ilgili ürün pazarları, “yapı denetim hizmetleri” olarak
belirlenmiştir.
I.1.2. İlgili Ürün Pazarı
(14) Başvuru konusu uygulamanın Çorum ilinde gerçekleşmesi sebebiyle ilgili coğrafi pazar
“Çorum” olarak belirlenmiştir.
I.2. Tespitler ve Deliller
I.2.1. Yerinde İncelemelerde Bulunan Belgeler
(15) Yapılan yerinde incelemelerde ilgili teşebbüslerden elde edilen ve soruşturma açılmasına
dayanak olan belgelere aşağıda yer verilmiştir.
Belge 1
(16) 11.12.2012 tarihinde Yapı Denetim Kuruluşları Birliği Çorum Temsilciliği’nde (Birlik),
Çorum İlk’de, Hattuşa’da ve Çorum Teknik’te yapılan yerinde incelemelerde bulunan
belge:
GENEL TEKNİK KONULARIN KARARA BAĞLANMASI (30.05.2011)
Toplantı Yeri: ÇTSO Toplantı Salonu
Katılımcılar:
1) Çorum Teknik Hattuşa Yapı Denetim Ltd. Şti.
2) Hattuşa Yapı Denetim Ltd. Şti.
3) Çorum Pozitif Yapı Denetim Ltd. Şti.
4) Loca Yapı Denetim Ltd. Şti.
5) Günay Yapı Denetim Ltd. Şti.
6) Kalite Yapı Denetim Ltd. Şti.
7) Toktaş Yapı Denetim Ltd. Şti.
8) Çorum İlk Yapı Denetim Ltd. Şti.
….GENEL KONULARI DEĞERLENDİRME (12.09.2011)
Katılımcılar:Turgut İlgü, Elif Şahiner, Serda Uysal, Yasemin Lek, Önder Kartal, Turan Damar,
Şevket Velipaşaoğlu, Nazmi Şahin, Ulaş Tokgöz, Sami Göktepe, Veli Uğurlu, Günay Çimen,
Onursal Kesgin
13-67/929-391
4
-Aldığı iş toplam 4 ay boyunca YİBF1 giriş yapılmayan firmalar isterlerse bu işi sistemden
düşürülecektir. Ancak bu takdirde aynı işi devam eden 6 ay içerisinde tekrar
alamayacaklardır. Bu 6 ay içerisinde bu iş diğer firmalar tarafından alınabilecektir.
….İŞ ALMA (27.09.2011)
Katılımcılar:Nazmi Şahin, Serda Uysal, Şevket Velipaşaoğlu, Atilla Akça, Elif Şahiner,
Yasemin Ekmen Lek, Turan Damar, Ahmet Taşçı, Sami Göktepe, Önder Kartal, Günay
Çimen, Veli Uğurlu, Onursal Kesgin
-600.000 TL trenddi baz alınarak 9 firmanın bu tutara yaklaşması, yaklaştıktan sonra altta
kalan firmaları bekleyerek iş almaması, fakat tek ada-parselde 600.000 TL trendini geçip iş
alabileceğini daha sonraki periyodik takvimlerde 100.000 TL iş alabilmesi sağlanacaktır. Bu
karar toplam 9 firmanın ortak kararıyla alınmıştır.
(17) Söz konusu belgenin ayrıca, Birlik’den Kağan Mimarlık Bürosu’na 16.04.2012 tarihinde
gönderilen “Kararlar” başlıklı, Çorum Teknik’de yapılan yerinde incelemede bulunan ve
Birlik tarafından 09.01.2012 tarihinde birliğe üye yapı denetim firmalarına gönderilen
“Toplantı Kararları” başlıklı elektronik postanın ekinde yer aldığı görülmüştür.
Belge 2
(18) Yapı Denetim Kuruluşları Birliği Çorum Temsilciliği’nde 11.12.2012 tarihinde yapılan
yerinde incelemede, Türkiye Halk Bankası A.Ş. Çorum Şube Müdürlüğüne hitaben
yazılmış ve herhangi bir tarih ibaresi yer almayan dilekçede şu ifadeler yer almıştır (şirket
isimleri belgede yer almamakta olup, sonradan eklenmiştir):
“Şubenizde açtırmış olduğumuz 100-276 nolu küçük kiralık kasanın aşağıda isimleri yazılı 8
kişiden en az 5 kişi tarafından açılması uygun olup, bilgilerinize sunarız.
1- Nilgün Şeker Gevher (imza) - [Kalite Yapı Denetim Ltd. Şti.]
2- Mehmet Şevket Velipaşaoğlu (imza) - [Hattuşa Yapı Denetim Ltd. Şti.]
3- Elif Gökçen Şahiner (imza) - [Çorum Teknik Yapı Yapı Denetim Ltd. Şti.]
4- Mehmet Eyüboğlu (imza) -
5- Günay Çimen (imza) - [Günay Yapı Denetim Ltd.Şti.]
6- İsmail Önder Kartal (imza) - [Loca Yapı Denetim Ltd. Şti.]
7- Serda Uysal (imza) - [Çorum Pozitif Yapı Denetim Ltd. Şti.]
8- Ahmet Taşcı (imza) - [Toktaş Yapı Denetim Ltd. Şti.]”
(19) Burada yer alan imza sahibi isimlerin Çorum'da ilk dönemde kurulan yapı denetim
firmalarının sahipleri olduğu tespit edilmiştir. Üzerinde herhangi bir tarih bilgisi yer almayan
ve 8 adet yapı denetimi firması tarafından gerçekleştirilen bu banka kasası kiralanması
işlemine açıklık kazandırabilecek olan ve şikâyet başvurularında yer alan ifadeler şu
şekildedir:
“… bu birliğin tekelleşerek oluşturdukları kartelin ve kurdukları havuz sisteminin, tek
fiyat uygulamasının vb. bozulmaması için bazı yaptırımlar ortaya koydukları yoğun
duyumlarımızla sabittir. Bu birlik tarafından her bir yapı denetim firmasından;
450.000.TL gibi bir miktarda senet alındığı ve bu senetin alınma sebebinin; söz
konusu bu 'birlik'in şartlarına uymayanların, birlikten çıkmak isteyenlerin, havuz
sistemini bozanların, tek fiyat uygulamasını bozarak rekabet ortamı oluşturanların
aleyhinde kullanılarak; bu senetlerin bu aksi durumların oluşmasında işleme
konulacağı tehdidi ve dolayısıyla yapı denetim firmalarının bu birliğe üye kalmakta
zorunlu bırakıldıkları yoğun ve ciddi bir duyumdur. Bu senetlerin de yapı denetim
firmalarına ait ortak bir hesapta bir bankada muhafaza edildiği belirtilmektedir. Bu
birlik; her yapı denetim firmasından her işleri için; hizmet bedeli üzerinden belli bir
yüzdelik alarak hesaba yatırmaktadırlar ve yüksek ihtimalle de bu hesaba ait banka
kasasında bu senetler saklanmaktadır diye duyumlarımız olmuştur. …”
1 Yapıya İlişkin Bilgi Formu
13-67/929-391
5
(20) Halk Bankası Çorum Şubesi tarafından gönderilen cevabi yazıda bu kasanın Mehmet
Şevket VELİPAŞAOĞLU tarafından açıldığı, Belgede geçen bu şahısların beş tanesinin
kasayı açmaya yetkili olduğu, kasanın 09.12.2010 tarihinde açılıp 05.12.2012 tarihinde
kapatıldığı bilgileri sunulmuştur.
Belge 3
(21) Duru Bilişim’de gerçekleştirilen yerinde incelemede “6. Adaletli İş Dağıtım Sistemi” (AİDS)
başlıklı bilgisayar sunumunda yer alan ifadeler şöyledir:
“…
- Bu sistem tam olarak havuz sistemi değildir.
- Bu sistem müşteriyi herhangi bir yapı denetime mecbur tutma sistemi değildir.
- Bu sistem tamamen firmaların fiyat politikası sistemidir.
- Bu sistem firmaların işlerini bünyesine alıp görüntüleyebilen bir yazılım yardımıyla çalışır.
- Bu sistemde firmanın geçmişi mevcut işleri önemli değildir.
- Bu sistemde iki haftada bir firma yetkililerinin toplanması esastır.
- Bu sistemde güç birliği esastır.
- Sistemin işlemesindeki en önemli faktör tavan fiyatın olmamasıdır.
- Bu sistemde bir bilgisayar yazılımı ve o yazılımı data girişi yapan bir sekretarya ile yazılımı
görüntüleyebilen firmaların birliği esastır.
- Puanlandırma sistemi vardır ve puanlandırma işin KDV hariç yapı denetim bedelidir.
Tüm firmalar her hafta sonu cuma akşamı toplantı yapacaktır. Bu toplantıda haftalık iş akışları
şekillenecektir.
- İlk hafta herkes alabildiği işi alacak. Minimum fiyat yıllık %2,5 olarak belirlenecek.
….
- Yapı denetim kuruluşları birliği sekretaryası tarafından kullanılan yazılımın sayesinde;
firmalar tüm işleri, kimin hangi işi ne koşullarda aldığını görebilecektir.
….
- İki haftada bir cuma günleri yapılan bu toplantıda firmaların puanlarına bakılarak son üç firma
belirlenir bunlar yıllık %2,5 ten iş almaya devam ederler. İlk üç firmanın iş alması yasak
değildir. Fakat bu firmalar yıllık %3,5’in altında iş alamazlar ve aldıkları %3,5’lik dilimin
%0,75’ini havuza aktarmakla yükümlüdürler.
…..
- Bu koşullara uymayanlara karşın her firma birer adet 10.000.-tl, 20.000.-tl, 30.000.-tl,
40.000.-tl, 50.000.-tl ve 100.000.-tl’lik senetler vermekle yükümlüdür. Yapmış olduğu
hata ispatlanırsa bu değerlere en yakın senet işleme sokulur.
….
- Her firmanın almış olduğu işi yazılım otomatik olarak bünyesine alacak ve bu işleri herkes
görüntüleyebilecektir. ….
- Her toplantıdan önce sekretarya her firmanın durumunu gösterir tabloları ortaya koyar.
- Tüm toplantıların sonuçları, internet uygulamasında duyurular bölümüne sekretarya
tarafından yazılacaktır. Bu duyuruları sadece firmalar görebilecektir… “
Belge 4
(22) 11.12.2012 tarihinde Hattuşa Yapı Denetim Ltd. Şti.’nde ve Günay Yapı Denetim Ltd.
Şti.’nde yapılan yerinde incelemelerde bulunan ve Yapı Denetim Kuruluşları Birliği Çorum
Temsilciliği tarafından birliğe üye yapı denetim firmalarına 31.07.2012 tarihinde gönderilen
elektronik posta:
Firmalar giriş ekranına adresinden
girebilirler
Web sitesine bi müddet yukarıdaki adresten girebilirsiniz. İyi çalışmalar.
13-67/929-391
6
Belge 5
(23) 11.12.2012 tarihinde Hattuşa Yapı Denetim Ltd. Şti.’nde ve Birlik’de yapılan yerinde
incelemelerde bulunan ve Birlik tarafından Hattuşa Yapı Denetim Ltd. Şti.’ne 06.09.2012
tarihinde gönderilen elektronik posta ekindeki belge:
0-1000 28.08.2012
0-1500 2,57
-3000 2,48
4500 2,39
6000 2,3
7500 2,21
10.000 2,06
12.500 1,98
15.000 1,92
17.500 1,89
20.000 1,86
22.500 1,83
25.000 1,80
(24) Diğer yandan Birlik’de yapılan yerinde incelemede ofis bilgisayarında “Havuz” adlı bir
klasörde “Corum_YDK” isimli bir program bulunmuş ve söz konusu programın Duru Bilişim
tarafından üretildiği tespit edilmiştir. Duru Bilişim’in internet sayfası incelendiğinde “havuz
programı” adlı bir programın yer aldığı ve programın iş dağılımına ilişkin olduğuna dair
ifadelere rastlanmıştır. Duru Bilişim’de yerinde yapılan incelemede daha önce Çorum’daki
Birlik’den alınan “Corum_YDK” isimli program çalıştırılarak içerdiği veriler okutulmuştur. Bu
verilerde, Şubat 2011 - Ekim 2012 dönemleri arasında Çorum’da yer alan yapı denetimi
kuruluşlarına ait iş dağılımı bilgilerinin detaylı olarak yer aldığı tespit edilmiştir.
(25) Duru Bilişim’deki yerinde inceleme sonrası yapılan görüşmede İlker DURU tarafından
aşağıdaki hususlar dile getirilmiştir:
“Öncelikle “havuz” programı olarak adlandırılan program ile Çorum Yapı Denetim için
oluşturduğumuz programlar birbirinden farklı olan programlar. “Havuz programı” tabiri
ilk kez Denizli’de uygulandı ancak Rekabet Kurulu Kararı sonrası bu program
kaldırıldı. Bu tarihten itibaren firmaların işlerini veritabanında depolandığı yazılımlara
havuz yazılımı tabirini kullanmaya başladık. Çorum’da uyguladığımız sistemin işleyişi
ise genel olarak şu şekilde: firmaların aldığı işlerin ada ve parselleri, oranı, tutarı, ve
benzeri bilgiler Derneğe bildiriliyor; merkezden elle yapılan girişler periyodik olarak
güncelleniyor ve internetten sitesi üzerinden diğer yapı
denetimi firmaları tarafından görülebiliyordu. Bunun yanında YDS denilen programda
ise firmaların şifrelerinin paylaşılması söz konusu olmadıkça firmaların birbirinin işlerini
görmeleri mümkün değildir. Zira YDS programında firmaların bireysel olarak Bakanlığa
bilgi olarak her şantiye için fotoğraf yüklemeleri ve her iş için ne kadardan yapıldığını
sunmaları söz konusu.
Bu bağlamda, Çorum’a sağladığımız program hizmet-özel programdır ve Çorum’da
YDS’yi uygulamadık. Ayrıca bakanlığın yaptığı yeni düzenleme ile yapı denetiminde
200 km. sınırı getirilmesi sonrasında Çorumda bu uygulanmakta olan havuz programı
kaldırılmıştır. 200 km. düzenlemesinin gelmesinden kısa bir süre sonra havuz
sisteminin uygulanabilirliğinin kalmamasından dolayı havuz programına veri girişi
durmuş ve ilgili internet siteleri kullanıma kapanmıştır. Halihazırda internet sitemizde
bilgisi yer alan “havuz” programının kullanımı bulunmayıp Çorum’daki uygulaması da
son bulmuş durumdadır.”
(26) 11.12.2012 tarihinde Hattuşa’da yapılan yerinde incelemelerde bulunan, aynı zamanda
Çorum Teknik’de ve Günay’da yapılan yerinde incelemelerde de bulunan ve Atilla AKÇA
13-67/929-391
7
tarafından 16.03.2011 tarihinde Günay’a, Birlik tarafından ise 29.12.2011 tarihinde Çorum
Teknik’e gönderildiği anlaşılan elektronik posta ekinde de yer alan belgede, Çorum İli
İlçeleri Yapı Denetim Hizmeti İlave Maliyetler Cetveli başlığı altında, ilçelerin merkeze olan
mesafelerine ve yapı kat adedine göre değişen maliyetlerin yer aldığı görülmüştür.
(27) 11.12.2012 tarihinde yapılan yerinde incelemelerde faaliyette olan yapı denetimi
firmalarının tamamından 2012 yılında almış oldukları projelerle ilgili olarak sözleşme
bilgileri detaylı olarak alınmıştır. İmzalanan sözleşmelere ilişkin bu tablolar incelendiğinde,
kanuni asgari oranın %1,5 olduğu ilgili dönemde firma bazında çeşitli oranlara rastlanmış
olup, gerek tek firma içinde gerekse firmalar arasında tek bir oranın uygulandığına dair bir
veriye rastlanmamıştır.
(28) Bununla birlikte Birlik tarafından bazı teşebbüslere, metrekare bazında birim fiyatlara ilişkin
bir belge gönderildiği ve yine ilçelerde verilecek yapı denetim hizmetlerine ilişkin
maliyetlerin de teşebbüsler arasında paylaşıldığı görülmüştür.
I.2.2. Savunmalar
I.2.2.1.Birinci Yazılı Savunmalar
I.2.2.1.1. Konu Bazında Savunmalar
Yapılan Toplantıların Rekabeti Kısıtlama Amacının Olmadığına İlişkin Savunmalar
(29) Çorum İlk tarafından yapılan birinci yazılı savunmada, teşebbüsün daha önce iş almaya
başlayan sekiz şirketten sonra faaliyete geçmiş olduğu ve dokuzuncu firma olarak ilk iş
alımlarının 02.07.2011 tarihi olduğu belirtilmiştir.
(30) Çorum İlk tarafından yapılan yazılı savunmada, Birlik bünyesinde yapılan toplantılarda
imar Kanunu ile ilgili teknik konuların görüşülmüş olduğu, havuz sistemi kurulduğu
iddialarının asılsız olduğu; ortaya alınıp paylaşılan herhangi bir paranın asla olmadığı ve
ücretlendirme ile ilgili düşüncelerin tavsiye niteliğinden öteye geçmediği ifade edilmiştir.
(31) Çorum Pozitif tarafından yapılan birinci yazılı savunmada toplantıların amacının
inşaatlarda denetim farklılıklarının ortadan kaldırılması olduğu ve Çorum’da bulunan on bir
YDK’nın hepsinin Birlik üyesi olmadığı belirtilmiştir.
(32) Günay tarafından yapılan birinci yazılı savunmada da birlikteliklerinin bir sebebinin de
teşebbüslerin birbirlerini denetlemesinin sağlanması olduğu belirtilmiştir.
(33) Günay ve Loca tarafından yapılan birinci yazılı savunmada, 09.02.2011 tarih ve 1809 sayı
ile yapılan muafiyet başvurusuna cevaben gönderilen 15.07.2011 tarih ve
B.50.0.RK.08.00.00.110/1087 sayılı Kurum görüşünde; başvuruya konu fiyat birlikteliğinin
4708 sayılı Kanun ve ilgili mevzuatta öngörülen asgari ücretin altına inilmemesine ilişkin
olması sebebiyle yasal bir düzenlemenin fiilen uygulanmasını amaçladığı dikkate alınarak
4054 sayılı Kanun kapsamında işlem yapılmasına gerek olmadığının ifade edildiği yer
almaktadır. Bu başvurunun ardından hiçbir yapı denetim işinin firmalara yönlendirilmediği;
Birlik olarak fiyat birlikteliği ile hareket etselerdi müşterilerin Birlik dışındaki üç firmayı tercih
edecekleri belirtilmektedir. Yine muafiyet başvurusuna Kurum tarafından verilen görüş
çerçevesinde havuz, sıralı sistem veya müşteri yönlendirme gibi uygulamalarda
bulunulmadığı ifade edilmiştir.
(34) Soruşturma konusu teşebbüsler tarafından birinci yazılı savunmalarında şirketlerinin ve
Birliklerinin amacının 4708 sayılı Kanun’un 1. Maddesi çerçevesinde “hiçbir teknik
konudan ödün vermeden, depreme dayanıklı, kaliteli, fen, sanat ve sağlık kurallarına,
standartlarına uygun binaların inşa edilmesini sağlamak, inşa edilecek bütün binaların
bütün aşamalarının proje yapımından İskan Ruhsatı alım aşamasına kadar denetlenerek
yapılmasını sağlamak, inşaatta kullanılan demir, çimento, elektrik kablosu, tesisat borusu,
seramikten fayansa kadar tüm malzemelerin uygunluğuna bakılarak, her konuda deneyimli
13-67/929-391
8
mühendislerden hizmet alarak, her aşamasında kontrol ederek kaliteli, depreme dayanıklı
binaların inşa edilmesini sağlamak” olduğu belirtilmiştir.
Fiyatın Müşteri Tercihlerinde En Önemli Parametre Olmadığına İlişkin Savunma
(35) Çorum Pozitif tarafından yapılan birinci yazılı savunmada Birlik üyesi YDK’ların
hizmetlerinin kalitesi sayesinde tercih edildiği; fiyatların sabit olması halinde Çorum
dışındaki YDK’ların tercih edileceği belirtilmiştir. Bu çerçevede önceliklerinin kalite olduğu
vurgulanmıştır.
I.2.2.1.2. Belgeler Bazında Yapılan Savunmalar
Belge 1
(36) Çorum İlk tarafından yapılan birinci yazılı savunmada; belgede yer alan tavsiyelere hiçbir
zaman uyulmadığı, yazılı ifadelerin tavsiye olarak kaldığı, talep edilen hiçbir işin
bekletilmediği ve reddedilmediği belirtilerek teşebbüsün ilgili dönemde aldığı işler
sunulmuştur.
(37) Çorum Teknik tarafından yapılan birinci yazılı savunmada alınan bir işin bırakılması
halinde tekrar alınmasına ilişkin bir düzenleme yapılmaya çalışıldığı, firmaların iş
alabilmesi için birtakım sınırlamalar getirilmesinin amaçlandığı, Belgede geçen 600.000
trendi konusunda Çevre ve Şehircilik Bakanlığının yaptığı çalışma konusunda Birlik üyesi
firmalara ön bilgi verildiği, ancak bu hususların Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından
hiçbir zaman hayata geçirilemediği, bunun ispatının tüm firmaların 2012 yılında sözleşme
imzaladıkları işlerin detaylı dökümlerinde yer aldığı ifade edilmiştir.
(38) Tunam tarafından yapılan birinci yazılı savunmada Birliğe üye sekiz firma tarafından
Kurumumuza yapılan 09.02.2011 tarihli 1089 sayılı muafiyet başvurusunda da görüleceği
üzere yapılan çalışmaların taslak niteliğinde olduğu, imza altına alınmadığı ve uygulamaya
geçmediği belirtilmiştir.
(39) Hattuşa tarafından yapılan birinci yazılı savunmada da ifadelerin tavsiye niteliğinde olduğu
iddia edilmiştir.
(40) Günay tarafından yapılan birinci yazılı savunmada 30.05.2011 tarihli toplantıda yapı
denetimdeki teknik aksaklıkların giderilmesi için bir toplantı yapıldığı, bütün firmaların
önerilerde bulunduğu, 12.09.2011 ile 27-09-2011 tarihli toplantıda ise Bakanlığa öneriler
başlığı altında toplantı yapıldığı, Bakanlığa bu önerilerin iletildiği ancak Çorum’da bu
uygulamanın hiçbir zaman hayata geçirilmediği belirtilmiştir. Firmaların aldığı işlerin
Bakanlığın sitesinde yer aldığı ve belgede yer alan görünümü yansıtmadığı, alınan işlerin
pazarlıklar sonucu kazanıldığı belirtilmiştir.
(41) Kalite tarafından yapılan birinci yazılı savunmada belgenin Çevre ve Şehircilik Bakanlığına
görüşleri belirten çeşitli tarih ve sayılarda sunulan taslaklardan biri olduğu ve 30.11.2011
tarih ve 22643 sayı ile sunulan bir çalışma olduğu, bu taslakla ilgili herhangi bir uygulama
yapılmadığı ifade edilmiştir.
(42) Loca, Çorum Pozitif ve Toktaş tarafından yapılan birinci yazılı savunmada Birlik üyesi
firmalarla yapılan toplantılarda yapı statiğini ilgilendiren teknik konuların tavsiye niteliğinde
ele alındığı, Belgede bahsi geçen konuların tavsiye olarak kaldığı ve uygulanmadığı
belirtilmiştir.
Belge 2
(43) Çorum İlk tarafından yapılan birinci yazılı savunmada, Bankada kasa açtırıldığı iddia edilen
oluşumda hiçbir şekilde yer almış olmadıkları, şirketleri ile ilişkilendirilen Mehmet Eyüboğlu
isimli şahsı tanımadıkları ifade edilerek firmalarında çalışan personele ait sigortalı hizmet
listesi sunulmuştur.
13-67/929-391
9
(44) Çorum Teknik, Tunam ve Günay tarafından yapılan birinci yazılı savunmada; kasanın
Çorum Yapı Denetim Birliğinin çeşitli evraklarının muhafaza edilmesi amacıyla kiralandığı,
ancak hiç kullanılmadığı ve 2012 yılı içerisinde Bankaya iade edildiği belirtilmiştir.
(45) Hattuşa tarafından yapılan birinci yazılı savunmada, bahse konu kiralık kasanın, firmaların
ilk kurulduğu 2011 yılı başında kiralandığı ve 23.06.2011 tarih ve 11-39/816-259 sayılı
Rekabet Kurulu kararının taraflarına tebliğ edilmesi akabinde kapatıldığı ifade edilmiştir.
(46) Kalite, Loca, Çorum Pozitif ve Toktaş tarafından yapılan birinci yazılı savunmada kasanın
temsilcilik için yer seçilene dek evrakların saklanması amacıyla kiralandığı öne
sürülmüştür.
Belge 3
(47) Çorum İlk tarafından yapılan birinci yazılı savunmada Belgede geçen ifadelerle ilgilerinin
olmadığı ve burada yer alan tavsiyelere uyulmadığı belirtilmiştir.
(48) Çorum Teknik tarafından yapılan birinci yazılı savunmada Belgeye ilişkin olarak Duru
Bilişim tarafından hazırlanan adaletli dağıtım programından bahsedilmekte olduğu, Duru
Bilişim’den Birlik adına web sayfası tasarım hizmeti alındığı, minimum fiyat ve çeşitli
miktarlarda senetler gibi uygulamaların söz konusu olmadığı, bunun tespitinin firmalarının
hizmet sözleşmesinden ve Banka hesap özetlerinin incelenmesinden görülebileceği
belirtilmiştir.
(49) Tunam tarafından yapılan birinci yazılı savunmada Duru Bilişim tarafından Birliklerine ait
bir web sayfası yaptırdıkları, bununla ilgili bilginin Kurumumuza 09.02.2011 tarih ve 1089
sayılı muafiyet başvurusunda sunulduğu, bu dokümanların firmalarıyla hiçbir ilgisinin
olmadığı ve firmaları tarafından uygulanmadığı öne sürülmüştür.
(50) Hattuşa, Günay, Kalite, Loca, Çorum Pozitif ve Toktaş tarafından yapılan birinci yazılı
savunmada Belgenin kendileriyle ilgisi olmadığı, Duru Bilişimin Birliğin web sayfasını
hazırladığı belirtilmiştir.
Belge 4
(51) Çorum İlk tarafından yapılan birinci yazılı savunmada Belgede yer alan elektronik postanın
kendilerine gönderilmediği ifade edilmiştir.
(52) Çorum Teknik, Loca ve Çorum Pozitif tarafından yapılan birinci yazılı savunmada Belgede
yer alan ifadelerin kendileriyle bir ilgisi olmadığı belirtilmiştir.
(53) Tunam ve Günay tarafından yapılan birinci yazılı savunmada; Belgenin günlük hava
durumuyla ilgili bilgilendirme amacıyla gönderildiği, Bakanlıktan yapılan duyurular,
yönetmelik değişikleri ve kış koşullarında (-5 derece ve altı) beton dökümüne izin
verilmemesi sebebiyle bu şekilde bilgilendirmeye gidildiği iddia edilmiştir.
(54) Kalite ve Toktaş tarafından yapılan birinci yazılı savunmada Belgede geçen web sayfası
ve elektronik posta adresinin teknik bilgilerin paylaşılması, Bakanlıkça yapılan duyurular
ve mevzuat değişikliklerine ilişkin bilgi paylaşımı amacıyla kullanıldığı ifade edilmiştir.
Belge 5
(55) Çorum İlk tarafından yapılan birinci yazılı savunmada Belgede yer alan tablodaki verilerle
alakalarının olmadığı belirtilmiştir.
(56) Çorum Teknik’in birinci yazılı savunmasında Birliğe üyeliklerinin bulunmaması sebebiyle
Belgedeki detaylarla ilgilerinin olmadığı öne sürülmüştür.
(57) Tunam tarafından yapılan birinci yazılı savunmada Belgenin; Birlik tarafından Çevre ve
Şehircilik Bakanlığının çıkaracağı yönetmeliklere verilecek görüş öncesi hazırlıklara ilişkin
çalışmalardan birisi olduğu ifade edilmiştir. Aynı çalışmanın 28.11.2011 ve 30.11.2011
13-67/929-391
10
tarihlerinde 2011/044 sayı ile Bakanlığa sunulduğu, Hizmet Bedelleri Çizelgesinin üç
alternatif şeklinde hazırlandığı ve çizelgelerinin 05.02.2013 tarihinde Yönetmelik olarak
yayımlandığı belirtilmiştir.
(58) Hattuşa tarafından yapılan birinci yazılı savunmada; Bakanlık tarafından yürürlüğe konan
17.08.2011 tarihli KHK ile Yapı Denetim hizmet bedelinin %1,5’e indirildiği, bu indirimin
önceki Yönetmeliğe göre %50’lik bir azalmaya karşılık geldiği, büyük şehirlerde bu
KHK’dan önce de firmaların bu orana hatta daha da altında iş yaptığının bilindiği, büyük
kentlerdeki iş hacimlerinin büyüklüğü nedeniyle YDK’ların almaları gereken denetim
sorumluluğu miktarı olan 360.000 m2’lik hacme ulaşıp devam edebildikleri belirtilmiştir.
Buna karşılık Çorum ve Anadolu’nun büyük bölümünde bu iş hacmine ulaşılmasının
mümkün olmadığı, Türkiye’deki bütün mimar ve mühendislerin yaklaşık yarısının İstanbul
ve Ankara’da yaşadığı, bu şehirlerdeki YDK’ların ayda 400-500 TL gibi meblağlara emekli
mühendis çalıştırabildiği, laboratuvar hizmetlerini inşaata gidilmediğinden dolayı Çorumla
karşılaştırıldığında beşte biri oranında bir maliyetle karşılayabildikleri ifade edilmiştir. 4708
sayılı Kanunun her il için YDK’lara asgarisi aynı sayıda araç ve personel şartı getirdiği;
buna karşılık düşük miktardaki iş hacmi mevzuat değişiklikleri sonucu %1,5 hizmet bedeli
ile YDK’ların ekonomik anlamda ayakta kalamayacakları bu sebeple de KHK’nın hemen
ardından Belgede yer alan çalışmanın hazırlandığı açıklamaları yapılmıştır. Sonuçta da
Bakanlığın 05.02.2012 tarihinde yaptığı Yönetmelik değişikliği ile hizmet bedeli oranlarının
eski haline getirildiği belirtilmiştir.
(59) Günay, Kalite, Loca ve Çorum Pozitif tarafından yapılan birinci yazılı savunmada Belgenin
Bakanlığa sunulmak üzere yapılan Yönetmelik hazırlık çalışmalarına ilişkin olduğu ve
uygulanmadığı ifade edilmiştir.
I.2.2.2. İkinci Yazılı Savunmalar
Çorum Teknik Yapı Denetim Ltd. Şti.
(60) Savunmada özetle, Çorum Teknik’in 2012 yılı başında birlikten ayrıldığı ancak bu hususun
Soruşturma Raporunda 11.12.2012 olarak geçtiğini, söz konusu birliğin teknik elemanlar
veya teknik tüzel kişiler birliği olduğu ve herhangi bir para veya havuz birliği olmadığı, adı
geçen teşebbüslerin üstlendikleri işlerin sayısında ve metre karesinde neredeyse yarı
yarıya olan farklılıkların bulunduğu, hizmet bedellerini gösteren grafiklerde farklılıkların
açık olduğu; bunun da teşebbüslerin bir düzen içinde hareket etmediklerinin bir kanıtı
olduğu, soruşturmanın ekinde bulunan tablo-1’deki iş dağılımında fazla şantiyeyi
denetleyen teşebbüslerin daha az, az şantiyeyi denetleyenlerin ise daha fazla kazanç elde
ettikleri, bu durumun bir fiyat birlikteliğinde var olamayacağı hususları belirtilmiştir.
Çorum İlk Yapı Denetim Ltd. Şti.
(61) Savunmada özetle, teşebbüslerin birlikte hareket etme amacı veya niyetinin bulunmadığı,
birlik toplantılarına Çorum İlk adına katılan Sami Göktepe’nin şirketi temsile yetkisinin
olmadığı ve Soruşturma Raporunda yer verilen “600.000 TL civarında önemli sıçramalar
görünmektedir” varsayımının gerçeği yansıtmadığı hususları ifade edilmiştir.
Loca Yapı Denetim Ltd. Şti.
(62) Savunmada özetle, Loca’da yapılan yerinde incelemede herhangi bir belgenin
bulunmadığı, soruşturma raporunda sözü edilen kiralık kasanın şahıslar üzerinde
gözüktüğü ve içeriği hakkında yapılan değerlendirmelerin varsayım niteliğinde olduğu,
Soruşturma Raporunda oluşturulduğu iddia edilen sistemin gerçekte var olmadığı ve
uygulanmadığı, Çorum ilinde inşaat sektörünün mevsimsel döngülerine raporda yer
verilmediği hususları ifade edilmiştir.
(63) Savunmada ayrıca, Loca’nın 47 (kırkyedi) şantiye ile denetlediği alanın 53.810.000
metrekare olduğu, buna karşın 33 (otuzüç) şantiye ile çalışan bir firmanın daha fazla gelir
13-67/929-391
11
elde ettiği, bu nedenle Adaletli İş Dağıtım Sistemi (AİDS) var olsaydı bile, bu sistemin
kendi firmaları için adaletli olmayacağı iddia edilmiştir.
Tunam Yapı Denetim Ltd. Şti.
(64) Savunmada özetle;
- Soruşturma Raporu’nda Rekabet Kurumuna 09.02.2011 tarihinde yapılan
başvuruya gereğinden az yer verildiği ve Rekabet Kurulunun 11-39/816-259
sayılı Kararının yok sayıldığı, Soruşturma Raporu’nda yer verilen tüm bulguların
daha önce muafiyet başvurusuna konu edilen, reddedilmiş olan ve uygulamaya
geçmemiş bir sisteme ilişkin olduğu, rapordaki bulguların da tasarım
aşamasındaki sistemin hayata geçirilmediğini ortaya koyduğu,
- Tunam’ın sektörden çekildiği ve buna ilişkin noter kanalıyla fesih yapıldığı ancak
bu duruma Soruşturma Raporu’nda değinilmediği,
- Soruşturma Raporu’nun bulgular yerine varsayım ve fikirlere dayandığı, raporda
yer verilen grafiklerde teşebbüslerin birlikte harekete ettiğine dair bir emare
olmadığı, Çorum’da faal yapı denetim firmalarının farklı büyüklükte işler yaptığı
ve farklı hizmet bedelleri uyguladığı, Soruşturma Heyeti’nin bu durumu
"firmaların veri girişinin kendi inisiyatiflerinde olması, sözleşme iptali ve
değişiklikleri" ile açıklamış olmasına rağmen belgeyi birlikte hareket olarak
değerlendirdiği,
- İlgili coğrafi pazar tanımının 200 km. düzenlemesi dikkate alınmaksızın
tanımlandığı,
- Soruşturma Raporu’nda alım gücüne ilişkin bir değerlendirme yapılmadığı ancak
hizmet alanlar karşısında yapı denetim firmalarının pazarlık gücünün
bulunmadığı,
- Soruşturma Raporu’nun 104. paragrafında yer verilen Duru Bilişim’in ifadelerinin
hiçbir maddi dayanak olmadan kabul edildiği ve bu sonuca bir fikir ile varıldığı,
- Yapı denetim hizmetinin bir “teftiş” hizmeti olduğu ve “kalite rekabeti” diye bir
unsurun böyle bir hizmette söz konusu olamayacağı
hususları ifade edilmiştir.
Kalite Yapı Denetim Ltd. Şti.
(65) Savunmada özetle firmaların birlik çatısı altında teknik meseleleri görüşme ve hizmet
kalitesini yükseltme amaçlı toplandıkları, Çorum ilinde 11’i Çorum merkezli olmak üzere
toplam 71 (yetmişbir) yapı denetim firmasının faaliyet gösterdiği, 02.05.2013 tarihi itibariyle
yapı denetim firma sayısı sınırlaması uygulamasının terk edildiği, Soruşturma Raporunda
belirtilen sıra sisteminin 2011 Rekabet Kurulu muafiyet kararı ile uyumlu olduğu, bulunan
belgelerin hiçbirinin firmalarında elde edilmediği, fiyat grafiklerinde sıçramaların sıra ile iş
almaktan değil, inşaat sektöründe gerçekleşen mevsimsel değişikliklerden kaynaklandığı
hususları ifade edilmiştir.
(66) Kalite ayrıca belgeler özelinde yaptığı savunmalarda özetle;
- Belge-1’in sadece görüş olarak hazırlanmış olduğu,
- Belge 2’nin 9.12.2010 tarihinde birliğin bir yeri olmadığı için evrak koyma
amacıyla kiralandığı ancak hiçbir zaman iddiada bahsedilen senet, para gibi
unsurların muhafaza edilmediği ve kasanın 2012 yılında kapatıldığı,
13-67/929-391
12
- Belge 3’te yer alan Duru Bilişim’in AİDS (Adaletli İş Dağıtım Sistemi) adlı
programının tanıtımı amaçlı sunumunun kendi firmalarıyla bir ilgisi olmadığı ve
firmalarının Duru Bilişim’e yalnızca web sayfası hazırlattığı,
- Belge 4’te yer verilen elektronik posta adresinin Çorum temsilciliği çatısı altında
kullanılan web sitesi olduğu ve Bakanlıkça yapılan düzenlemeler ve güncel
gelişmeleri takip amacıyla kullanıldığı,
- Belge 5’te yer alan oranların Bakanlığa sunulması düşünülen taslak niteliğinde
çalışma olduğu ve firmalardan alınan sözleşmelerdeki oranlar ile Belge 5’teki
oranların örtüşmediği
hususlarını dile getirmiştir.
Günay Yapı Denetim Ltd. Şti.
(67) Savunmada özetle; belgeler arasında yer alan elektronik postaların şirketlerini
ilgilendirmediği, bu belgelerin herkes tarafından düzenlenmesinin mümkün olduğu, banka
kasasıyla ilgili olarak yapılan değerlendirmelerin varsayıma dayandığı, banka da olduğu
bildirilen belgede şirketten değil, şahıstan söz edildiği, Soruşturma Raporunda firmaların
farklı oranlarda iş aldıklarının ve alınan işlerin sisteme girilmediğinin belirtildiği, bunun da
sistemin uygulanmadığını gösterdiği, Çorum ilindeki inşaat sektöründe gerçekleşen
mevsimsel değişikliklerin dikkate alınmadığı, sektörde adaletli bir iş dağılımının
bulunmadığı hususları dile getirilmiştir.
Toktaş Yapı Denetim Ltd. Şti.
(68) Savunmada özetle havuz, sıralı sistem veya müşteri yönlendirme uygulamalarının
tamamının bir kez dahi uygulamadan gündemden kaldırıldığı; kendi şirketlerinde herhangi
bir belge bulunmadığı, Soruşturma Raporu’nda geçen kasanın Temsilciliklerinin
kuruluşunun ilk zamanlarında yerlerinin olmaması nedeni ile çeşitli evrakların
saklanabilmesi amacıyla kiralandığı fakat kullanılmayıp 2012 yılında bankaya iade edildiği
ve Duru Bilişim’den ise sadece web sitesi yapım hizmeti alındığı hususları ifade edilmiştir.
Çorum Pozitif Yapı Denetim Ltd. Şti.
(69) Savunmada özetle;
- Çorum Pozitif’te yapılan yerinde incelemede elde edilen herhangi bir delil
bulunmadığı, birlikte yapılan toplantılarda teknik konuların ele alındığı ve tavsiye
niteliğinde değerlendirmeler yapıldığı ve bu toplantılarda alınan kararların
uygulanmadığı,
- 2011 Rekabet Kurulu muafiyet kararına aykırı herhangi bir ticari davranışta
bulunmadıkları,
- Bankada olduğu bildirilen hesap ve kasanın şirketler adına değil şahıslar adına
açıldığı,
- 14.04.2012 tarihli ve 28264 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Yapı Denetim
Uygulama Yönetmelik Değişikliği ile ildeki Yapı Denetim faaliyetleri Valilik Binası
esas alınarak 200 km.’ye kadar mesafedeki diğer illerde bulunan Yapı Denetim
Firmaları tarafından yürütülebilmesinin önünün açıldığı, böylece Çorum ilinde
Kırıkkale, Yozgat, Tokat, Amasya, Samsun, Çankırı ve Kastamonu illerinde
faaliyet göstermekte olan Yapı Denetim Firmaları da iş alabilecekleri, bu
durumda raporda belirtilen rekabeti önleme ve tekel oluşturmanın mümkün
olmadığı, zira müteahhitlerin bütün firmalardan fiyat isteyebileceği ve en düşük
fiyatlısını tercih edebileceği, böylece zamanla fiyatların birbirine yaklaşık
değerler alacağı,
13-67/929-391
13
- Firmaların denetlediği metre kare değerleri ve iş sayıları birbirinden farklı olduğu,
ortada bir birliktelik veya tekel oluşturma düşüncesi olsaydı bu farklılığın
olmaması gerektiği
hususları ifade edilmiştir.
Hattuşa Yapı Denetim Ltd. Şti.
(70) Hattuşa’nın ikinci yazılı savunması Kurum kayıtlarına intikal etmemiştir.
Duru Bilişim Teknolojileri Ltd. Şti.
(71) Duru Bilişim’in ikinci yazılı savunmasında özetle:
- Firmalarının Çorum ilinde faaliyet gösteren yapı denetim firmalarının talebi
üzerine bir yazılım temin ettikleri ancak bu firmalar ile bir birlikteliğe girerek bir
menfaat temin etmelerinin söz konusu olmadığı,
- Çorum'daki bu firmalara Denizli iline ilişkin bilgi verildiği ve firmaların iş dağıtımı
ile ilgili yazılım hazırlanmadığı, kura benzeri sistemlerin Rekabet Kurumu
tarafından engellendiğinin kendilerine anlatıldığı,
- Firmaların dernek olarak Rekabet Kurumu’na bir başvuru yaptıklarına ilişkin
cevap verdikleri ve konunun Rekabet Kurumunca biliniyor olmasının kendilerinin
yazılım vermesinin en önemli sebep olduğu,
- Hazırlamış oldukları yazılımın son derece basit bir yazılım olduğu ve yaptığı ana
işlevin karışık yapı denetim sözleşmesi bedeli hesaplanmasının doğru yapılması
ve bu bilgilerin depolanması olduğu,
- Derneğin bu yazılımı kullanım amacının değişmesi ya da konunun Rekabet
Kurumu tarafından incelenmesi, başvurunun reddedilmesi gibi konuların
firmalarınca bilinemeyecek detaylarda olduğu,
- Çorum derneği tarafından firmalarına başvurularının reddedildiği bilgisi
verilmediğinden kendi internet sitelerinde ve tanıtımlarında söz konusu yazılımı
kullandıkları; şayet konunun suç olduğunun bilinmesi söz konusu olsaydı, kendi
internet sitelerinde bu tanıtımlara yer verilmemiş olacağı,
- Firmalarında yapılan yerinde incelemede ele geçirilen Yalova ili derneğine ait
belgede talep edilen iş dağıtım modelinin tanımlandığı, ancak firmalarınca
Yalova ili derneğine talep ettikleri bu uygulamayı sağlayamayacakları cevabının
verilmiş olduğu
hususları ifade edilmiştir.
J. DEĞERLENDİRME
J.1. 4054 Sayılı Kanun’un 4. maddesi Çerçevesinde Değerlendirme
J.1.1. Yapı Denetim Kuruluşlarına (YDK’lara) İlişkin Değerlendirme
(72) Mevcut soruşturmanın konusu, Çorum’daki yapı denetim firmalarının aralarında kurdukları
bir sistem ile fiyat tespiti veya müşteri paylaşımı yoluyla piyasadaki rekabeti
engellediklerine ilişkindir. Yukarıda yer verildiği üzere, Çorum’daki yapı denetim firmalarına
ilişkin olarak Rekabet Kurulu’nun 23.06.2011 tarihli ve 11-39/816-259 sayılı benzer bir
kararı bulunmaktadır. Bu kararda Rekabet Kurulu, sıra sisteminin ve pazar paylaşımı
uygulamalarının 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal ettiğine ve anılan uygulamaların
sonlandırılması amacıyla 4054 sayılı Kanun’un 9. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca,
önaraştırma kapsamındaki sekiz yapı denetim kuruluşuna (Çorum Pozitif, Çorum Teknik,
Günay, Hattuşa, Kalite, Loca, Toktaş, Tunam) görüş bildirilmesine karar vermiştir.
13-67/929-391
14
(73) Ancak Kuruma ulaşan benzer kapsamdaki şikayet başvuruları çerçevesinde yeni bir
önaraştırma yapılmış ve bu önaraştırma neticesinde yeni verilere ulaşılarak ilgili
teşebbüsler hakkında soruşturma başlatılmıştır. Elde edilen bilgi ve belgeler dikkate
alındığında rekabeti bozucu uygulamaların tam olarak sonlandırılmadığı kanaati hâsıl
olmuştur.
Birlikte Bulunan Kasa Kiralama Belgesi
(74) Bu düşüncenin oluşmasına dayanak teşkil eden belgelerden ilki Birlik’de bulunmuş olup, 8
tane yapı denetim firmasının yetkililerince imzalanmış bir banka kasası kiralama
dilekçesidir. Dilekçede herhangi bir tarih ibaresi bulunmazken banka ismi ve hesap
numaraları açıktır.
(75) Bu ortak banka kasası kiralama işlemini yukarıda yer verilen şikayet başvurusu ifadeleriyle
birlikte değerlendirmek yerinde olacaktır. Söz konusu başvurudaki ifadelerden ilgili kısımlar
şöyledir:
“Bu birlik tarafından her bir yapı denetim firmasından; 450.000.TL gibi bir miktarda
senet alındığı ve bu senetin alınma sebebinin; söz konusu bu 'birlik'in şartlarına
uymayanların, birlikten çıkmak isteyenlerin, havuz sistemini bozanların, tek fiyat
uygulamasını bozarak rekabet ortamı oluşturanların aleyhinde kullanılarak; bu
senetlerin bu aksi durumların oluşmasında işleme konulacağı tehdidi ve dolayısıyla
yapı denetim firmalarının bu birliğe üye kalmakta zorunlu bırakıldıkları yoğun ve ciddi
bir duyumdur. Bu senetlerin de yapı denetim firmalarına ait ortak bir hesapta bir
bankada muhafaza edildiği belirtilmektedir.”
(76) Nitekim Duru Bilişim’de bulunan Adaletli İş Dağıtım Sistemi (AİDS)’ne ilişkin sunum
belgesinde şu ifadeler yer almaktadır:
“Bu koşullara uymayanlara karşın her firma birer adet 10.000.-tl, 20.000.-tl, 30.000.-tl,
40.000.-tl, 50.000.-tl ve 100.000.-tl’lik senetler vermekle yükümlüdür. Yapmış olduğu
hata ispatlanırsa bu değerlere en yakın senet işleme sokulur.”
(77) İlgili teşebbüslerin savunmalarında söz konusu kiralık kasanın Birliğin evrakının
muhafazası için kiralandığı, ancak hiç kullanılmadığı ve 2012 yılı içinde de kasanın
bankaya iade edildiği ifade edilmiştir.
(78) Söz konusu kiralık kasaya ilişkin olarak ilgili banka şubesine, bilgi isteme yazısıyla kasanın
akıbeti sorulmuştur. Banka şubesi cevaben; söz konusu kasanın Mehmet Şevket
Velipaşaoğlu adına açıldığını, isimleri yazılı sekiz kişiden en az beşi tarafından
açılabileceği talimatı bulunduğunu, 9.12.2010 tarihinde açılıp, 5.12.2012 tarihinde de
kapatıldığını ifade etmiştir.
(79) Ulaşılan bu bilgi ve ifadeler bağlamında, tespit edilen ortak kasa kiralama işleminin söz
konusu dönemde iddiada yer alan amaca hizmet ettiği kanaatine ulaşılmıştır. Tarihler
itibariyle değerlendirildiğinde, söz konusu kasanın yapı denetim kanunu ülke genelinde
uygulanmaya başlanmadan bir ay kadar önce kiralandığı ve Kurulun, Kanun’un 9.
maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca ihlale son verilmesi yönünde görüş gönderilmesine
ilişkin olarak daha önce aldığı kararından sonra da açık olduğu, söz konusu Kurul
kararından bir buçuk yıl kadar sonra tamamen kapatıldığı anlaşılmaktadır. Kasanın
kapatılma tarihi aynı zamanda bu soruşturmaya dayanak teşkil eden önaraştırmanın
başlangıcından bir gün öncedir.
Adaletli İş Dağıtım Sistemi (AİDS)’ne İlişkin Olarak Bulunan Veritabanı ve Tanıtım
Sunumu
(80) Öte yandan Birlik’de bulunan bir diğer belge, bilgisayardan alınan program ve bu programa
ilişkin veri tabanıdır. Bu program ve veriler Birlik’deki inceleme sırasında açılıp
13-67/929-391
15
okunamamıştır. Ancak daha sonra bu programı yazan Duru Bilişim firması tespit edilerek
bu firmada yerinde incelemede bulunulmuştur. Söz konusu yerinde incelemede yetkililerin
yardımı ile Birlik’den daha önce alınan veriler ve program açılarak okutulmuş ve içindeki
bilgilere ulaşılmıştır. Duru Bilişim yetkililerinin de teyidiyle bu bilgilerden, Şubat 2011 -
Ekim 2012 dönemleri arasında Çorum’da yer alan yapı denetimi kuruluşlarına ait iş
dağılımı bilgilerinin detaylı olarak yer aldığı tespit edilmiştir. Ancak Duru Bilişim yetkilileri,
bakanlığın yaptığı yeni düzenleme ile yapı denetiminde 200 km. sınırı getirilmesi
sonrasında, bu program ve veri paylaşımı uygulaması ile uygulanmakta olan havuz
programının Çorum’da kaldırıldığını ifade etmişlerdir. Uygulanan programdaki veri girişleri
incelendiğinde en son veri girişinin Ekim 2012 olduğu görülmüştür. Söz konusu sisteme
girilen verilerin, yapı denetim kuruluşlarının müşterilerle imzaladıkları sözleşmelerinde yer
alan sözleşme tarihi, toplam alan, hizmet bedeli oranı, toplam hizmet bedeli, sözleşme
sayısı vb. gibi detaylara ilişkin olduğu anlaşılmıştır, bir diğer ifade ile sistemin temelde bir
kısım ticari sırların paylaşımı üzerine kurulu olduğu anlaşılmıştır.
(81) Duru Bilişim’deki yerinde incelemede ayrıca, yukarıda da yer verilen bir bilgisayar sunumu
bulunmuş olup (Belge 3), bu sunumun içeriğinin de havuz programı ve diğer bulunan
verilerle örtüştüğü görülmüştür. Sunumda “bu sistem tam olarak havuz sistemi değildir”,
“fiyat politikası sistemidir”, “minimum fiyat yıllık %2,5 olarak belirlenecektir”, “firmalar tüm
işleri, kimin hangi işi ne koşullarda aldığını görebilecektir”, “koşullara uymayanlara karşın
her firma birer adet 10.000 TL, 20.000 TL, 30.000 TL, 40.000 TL, 50.000 TL ve 100.000
TL’lik senetler vermekle yükümlüdür. Yapmış olduğu hata ispatlanırsa bu değerlere en
yakın senet işleme sokulur” gibi ifadeler yer almaktadır.
(82) Bu ifadelerden, kurulan sistemin açık bir özeti niteliğinde olup, sistemin temel olarak fiyat
politikası kanalıyla müşterilerin yönlendirilerek paylaşılmasına yarayan bir sistem olduğu
ve bir çeşit havuz sistemi olarak ortaya çıktığı anlaşılmıştır. Sistemin işleyip yürümesi
bakımından da incelenen program yoluyla bilgi girişi ve paylaşımı önem arz etmektedir.
AİDS Çerçevesinde Ortaya Çıkan Veriler
(83) Soruşturma döneminde ilgili YDK’lardan 2011-2012 yılları içinde imzaladıkları bütün
hizmet sözleşmelerinin detayları istenmiştir. Gerçekleşen rakamları gösteren bu veriler
daha sonra firmaların Duru Bilişim’in kurduğu ve teknik destek verdiği program aracılığıyla
AİDS’ye girmiş oldukları verilerle çeşitli şekillerde karşılaştırılmıştır. Burada temel amaç
sistemin ne derece ve hangi kapsamda gerçek verilerle tutarlı şekilde uygulandığının
tespitidir.
(84) Şubat 2011 - Ekim 2012 dönemleri arasında Çorum’da yer alan yapı denetimi
kuruluşlarına ait AİDS’ye girilen iş dağılımı bilgilerini içeren, kümülatif verilerin dönemler
itibariyle firma bazında görünümü incelendiğinde, sisteme tabi olduğu anlaşılan 9 firmanın
birbirine oldukça yakın seviyelerde iş aldığı ve birbirlerinden fazla farklılaşmadıkları, her bir
firmanın kümülatif grafiğinin belli bir rotayı takip ettiği anlaşılmıştır. Bir diğer ifade ile
yukarıda yer verilen bilgi, belge ve iddialardaki yapının uygulamasının teyit edilmiştir.
(85) Diğer yandan ilgili dokuz firmanın, AİDS’ye girdikleri verilerle gerçekte sözleşmelerde
imzalanan rakamlar çerçevesinde kümülatif sözleşme bedeli ve tarihler itibariyle her firma
için ayrı ayrı oluşturulan grafiklere bakıldığında, sisteme girilen verilerle gerçekte
uygulanan rakamların firmaların çoğunluğu bakımından büyük ölçüde tutarlı olduğu, yani
sistemin firmalar tarafından büyük ölçüde sağlıklı giriş yapılarak uygulandığı anlaşılmıştır.
(86) Bu noktada sistemin işleyişi bakımından bir noktayı hatırlatmakta fayda bulunmaktadır.
Gözlemlenen girilen rakamlarla gerçekleşen rakamlar arasındaki kısmi uyumsuzlukların
daha sonradan gerçekleşebilecek sözleşme iptalleri, sözleşme değişiklikleri vb. gibi
nedenlerden kaynaklanması muhtemeldir. Nitekim gerçekleşen rakamlar bilgilerin
13-67/929-391
16
firmalardan resmi olarak istendiği tarihteki verileri kapsarken, sisteme girilen rakamlar
firmaların kendi inisiyatifleri ile sisteme girdikleri rakamların belli bir andaki görüntüsüdür.
(87) Bu çerçevede firmaların aldıkları toplam iş rakamı bakımından 600.000 TL’lik sınırın
uygulandığı anlaşılmıştır. Dosya mevcutlarında iş alma kriterleri arasında 600.000 TL’lik
sınırın zikredildiği belgeler mevcuttur. Yukarıda bahsedilen grafiklere bakılınca 600.000 TL
civarlarında önemli sıçramalar görülmüştür. Yani firmalar bu rakama ulaştıklarında diğer
firmalar da bu rakama ulaşana kadar beklemekte ve bundan sonra yeni iş alımına devam
edebilmektedirler.
(88) Hatta bazı firmaların grafiklerindeki 600.000 TL civarındaki yüksek sıçramalar o firmaların
işleri aslında sisteme uymayarak gayri resmi şekilde aldığı, ancak diğer firmalar o rakama
ulaşana kadar sisteme girmediği veya sözleşmeleri elinde imzalamadan beklettiği
kanaatini uyandırmıştır. Burada belli ölçüde sistemin üyeler tarafından kandırılmaya
çalışıldığı da iddia edilebilir. Grafiklerdeki bu önemli hareketlilikler Kasım-Aralık 2011
dönemlerine tekabül etmektedir. Bu 1-2 aylık bekleme süresinde 600.000 TL’nin altındaki
firmaların da bu rakamı yakalayabildiği anlaşılmıştır.
AİDS Sunumundaki Verilerin ve Sistemin Uygulandığının Teyidi
(89) Gelen savunmalarda firmalar, Duru Bilişimden elde edilen AİDS tanıtımına yönelik
sunumdaki bilgilerle bir bağlantılarının veya ilgilerinin bulunmadığını, sunumda yer alan
Çorum ili ile ilgili verilerin tamamen örnek olarak kullanıldığını, gerçek verilerle bir
bağlantısının bulunmadığını, böyle bir sistemin geçerli bulunmadığını özet olarak ifade
etmişlerdir.
(90) Bu çerçevede, sunumun bir uygulamayı yansıtmadığı, Çorum’la ilgili tablonun örnek
niteliğinde uydurulduğu ve gerçekle bağlantısı olmayan rakamlardan ibaret olduğu
yönündeki savunmalar bakımından söz konusu tablodaki verilerle gerçekleşen rakamların
bir karşılaştırması yapılmıştır.
(91) Sunumda yer alan Çorum örneği şeklinde ifade edilen tablo söz konusu ticari bilgilerini
paylaşan ilgili firmaların belli bir andaki kümülatif verilerinin yansıması şeklindedir. Bu
tablodan firmaların, görüntülenme tarihi tespit edilememiş olan belli bir an itibariyle iş alma
durumları özet olarak görülebilmektedir. Söz konusu tablo şu şekildedir:
Tablo 1: AİDS Sunumunda Yer Alan Çorum İş Dağılım Tablosu
Firma Unvanı Puan*
Denetlediği
Toplam Alan
(m2)
Denetlediği
Şantiye Sayısı
ÇORUM POZİTİF YAPI DENETİM LTD.ŞTİ. 1.020.427,89 68.460,00 37
ÇORUM İLK YAPI DENETİM LİMİTED ŞİRKETİ 1.017.837,02 72.694,00 46
GÜNAY YAPI DENETİM LİMİTED ŞİRKETİ 868.879,40 69.583,00 38
TOKTAŞ YAPI DENETİM LİMİTED ŞİRKETİ 834.091,71 58.670,00 45
KALİTE YAPI DENETİM LİMİTED ŞİRKETİ 818.983,08 60.817,00 50
TUNAM YAPI DENETİM LİMİTED ŞİRKETİ 813.533,61 55.995,00 33
HATTUŞA YAPI DENETİM LİMİTED ŞİRKETİ 795.360,42 72.188,00 29
ÇORUM TEKNİK YAPI DENETİM LTD. ŞTİ. 764.326,62 54.023,00 28
LOCA YAPI DENETİM LİMİTED ŞİRKETİ 741.002,17 52.770,00 47
Kaynak: Önaraştırma sürecinde Duru Bilişimden elde edilen sunum
* Puan ifadesi toplam hizmet bedeline tekabül etmektedir.
13-67/929-391
17
(92) Buna karşılık, firmalardan resmi olarak istenen bilgilerden yukarıdaki tabloya en yakın
toplam sözleşme bedellerinin gerçekleştiği anlardaki denetlenen toplam alan, şantiye
sayısı ve sözleşme imzalanma tarihi bilgilerine ilişkin tablo şöyle oluşturulmuştur:
Tablo 2: AİDS Sunumundaki Tabloya En Yakın Verilere Göre Oluşturulan Tablo
Firma Adı
Toplam
Sözleşme Bedeli
(TL)
Denetlediği
Toplam
Alan
(m2)
Denetlediği
Şantiye
Sayısı
Tarih
Çorum Pozitif 1.028.879 69.285 35 12.12.2011
Çorum İlk 1.010.387 72.543 44 29.3.2012
Günay 866.793 70.060 38 5.3.2012
Toktaş 834.357 58.952 46 6.4.2012
Kalite 817.077 60.688 50 5.3.2012
Tunam 792.842 55.225 33 13.2.2012
Hattuşa 789.531 71.681 35 16.3.2012
Çorum Teknik 751.379 52.860 31 5.3.2012
Loca 756.785 53.810 47 27.1.2012
Kaynak: Önaraştırma sürecinde Birlik ve Duru Bilişimden elde edilen veriler
(93) Söz konusu iki tablo arasındaki farklılıklar ve mutlak örtüşmeme durumu daha önce de
ifade edildiği gibi iki veri tabanının alınma zamanlarındaki farklılık, firmaların veri girişinin
kendi inisiyatiflerinde bulunması, sözleşme iptal ve değişiklikleri vb. nedenlerden
kaynaklanabilmektedir.
(94) Bu çerçevede yukarıdaki iki tabloya bakıldığında bu rakamların birbirleriyle büyük tutarlılık
gösterdiği açıkça görülmüştür. Tablo-1’de tespit edilemeyen görüntülenme tarihi, Tablo-
2’deki gerçekleşme tarihleri bağlamında değerlendirildiğinde, Tablo-1’deki bilgilerin Mart-
Nisan 2012 dönemleri civarındaki bir anlık kümülatif iş alma durumunu yansıttığı kanısına
varılmıştır. Bir diğer ifade ile yukarıdaki sunuma ait tablonun örnek olarak hazırlandığı
bilgisi doğru olmakla birlikte, tamamen gerçek verilere dayanır nitelikte oluşturulmuş ve
başka illerdeki YDK firmalarına da örnek teşkil etmesinin beklendiği anlaşılmıştır. Sonuç
itibariyle sistemin uygulandığı ve dahası başka yerlere de örnek teşkil etmesine çalışıldığı
teyit edilmiştir.
AİDS Tanıtım Sunumuna Yönelik Diğer Değerlendirmeler
(95) Söz konusu sunumda tanıtımı yapılan AİDS’nin çerçevesi aslında Türkiye genelinde bazı
illerde uygulanmaya çalışılan ve Kurulun belli dosyalarda uyararak kaldırılmasını istediği,
mevcut kanunlarla uyuşmayan bir sistemdir. Sunum özet bir şekilde sistemi tanımlar
niteliktedir. Söz konusu sunumun içinde örnek verilen il ise Çorum ilidir. Bu sunum aslında
halihazırda Çorum’da test edilmiş ve uygulanmakta olan bir sistemin
reklamasyonunu/tanıtımını yapar niteliktedir. Duru Bilişim bu sistemin altyapı desteğini
sağladığı için tanıtımında bulunmuştur.
(96) Söz konusu sunumun Windows özellikleri incelendiğinde “YAPI DENETİM KURULUŞLARI
BİRLİĞİ YALOVA TEMSİLCİLİĞİ” ifadesi görülmektedir. Buradan söz konusu sistemin
Yalova’daki YDK’lara da uygulanmaya çalışıldığı, bu çerçevede Yalova’daki birlik
tarafından veya birliğe yönelik olarak bir tanıtım sunumu hazırlandığı, söz konusu
sunumun aslında mevcut ve uygulanmakta olan bir sistemin Yalova’daki firmalara da
tanıtımı amacını güttüğü kanaati hasıl olmuştur.
(97) Bu noktada AİDS’nin işleyip yürümesi bakımından bir tarafta yapı denetim firmalarının
sisteme sürekli ve düzenli veri girişi gerekirken, bir yandan da bu altyapıyı ve bilgisayar
programına dayalı olarak internet sitesi kurarak buna teknik destek veren Duru Bilişim’in
13-67/929-391
18
sistemi takibatı gerekli hale gelmektedir. Yapılan incelemelerden Duru Bilişim’in ilgili
dönemde internet sitesinde bu programın dağıtımını ülke genelinde ücretsiz yaptığı ve
ayrıca diğer yapı denetim sistemi programları yanında reklamını yaptığı anlaşılmıştır. İlgili
dönemde Duru Bilişim’in söz konusu bilgilerin paylaşıldığı ve yayınlandığı hali hazırda
kapalı durumdaki sitesine teknik destek verdiği, internetteki
eski tarihli siteleri arşiv yapan bir siteden geçmiş ekran görüntüsü şeklinde tespit edilmiştir.
(98) Bu bakımdan sistem iki ayaklı olarak işleyebilmekte, YDK’ların veri girişleri yanında Duru
Bilişim’in teknik desteği kesintisiz olarak gerekli hale gelmektedir. Duru Bilişim’in sunduğu
altyapı programı ücretsiz bir sürüm olmakla birlikte yapı denetim firmalarından kesintisiz
teknik destek vb. uygulamaları ile sattığı diğer programlar yanında ekonomik kazanç elde
etme imkânı bulunmaktadır.
(99) Önaraştırma döneminde Duru Bilişim’deki yerinde inceleme sonrası yapılan görüşmede
İlker DURU tarafından aşağıdaki hususlar dile getirilmiştir:
“Öncelikle “havuz” programı olarak adlandırılan program ile Çorum Yapı Denetim için
oluşturduğumuz programlar birbirinden farklı olan programlar. “Havuz programı” tabiri
ilk kez Denizli’de uygulandı ancak Rekabet Kurulu Kararı sonrası bu program
kaldırıldı. Bu tarihten itibaren firmaların işlerini veritabanında depolandığı yazılımlara
havuz yazılımı tabirini kullanmaya başladık. Çorum’da uyguladığımız sistemin işleyişi
ise genel olarak şu şekilde: firmaların aldığı işlerin ada ve parselleri, oranı, tutarı, ve
benzeri bilgiler Derneğe bildiriliyor; merkezden elle yapılan girişler periyodik olarak
güncelleniyor ve internetten sitesi üzerinden diğer yapı
denetimi firmaları tarafından görülebiliyordu. Bunun yanında YDS denilen programda
ise firmaların şifrelerinin paylaşılması söz konusu olmadıkça firmaların birbirinin işlerini
görmeleri mümkün değildir. Zira YDS programında firmaların bireysel olarak Bakanlığa
bilgi olarak her şantiye için fotoğraf yüklemeleri ve her iş için ne kadardan yapıldığını
sunmaları söz konusu.
Bu bağlamda, Çorum’a sağladığımız program hizmet-özel programdır ve Çorum’da
YDS’yi uygulamadık. Ayrıca bakanlığın yaptığı yeni düzenleme ile yapı denetiminde
200 km. sınırı getirilmesi sonrasında Çorumda bu uygulanmakta olan havuz programı
kaldırılmıştır. 200 km. düzenlemesinin gelmesinden kısa bir süre sonra havuz
sisteminin uygulanabilirliğinin kalmamasından dolayı havuz programına veri girişi
durmuş ve ilgili internet siteleri kullanıma kapanmıştır. Halihazırda internet sitemizde
bilgisi yer alan “havuz” programının kullanımı bulunmayıp Çorum’daki uygulaması da
son bulmuş durumdadır.”
(100) Öte yandan, AİDS sunumunda ”Bu sistem tam olarak havuz sistemi değildir.” denilerek bir
yandan sistemin Kurulun daha önceki ihlal kabul ederek uyarı verdiği sistemlerden farklılığı
dile getirilmiş, bir yandan da havuz sayılamayacağı kastedilmeye çalışılmıştır. Ancak bu
ifadeyle yine de bir çeşit havuz sistemi olduğu kabul edilmiştir. Bu noktada tam olarak
havuz sistemi olmadığı yönündeki ifade, sistemi yeni uygulaması öngörülen firmaların
kafalarındaki soru işaretlerini kaldırmak olarak değerlendirilmiştir.
(101) Nitekim yine söz konusu sunumda yer alan “BU SİSTEMİN DİĞER SİSTEMLERDEN
FARKI İŞ ALAMAMA SÖZ KONUSU DEĞİLDİR VE BU SEBEPLE REKABET KURULUNA
BİR ŞİKAYET OLMASI SÖZ KONUSU DEĞİLDİR.” ifadesi de yine sistemi yeni
uygulayacak firmaların tereddütlerini gidermeye yöneliktir. Ancak bu noktada “bir ihlal söz
konusu değildir” yerine “şikayete yol açamayacağı” yönünde bir yaklaşım benimsenerek
arka planda bir ihlal olasılığı varsayımsal olarak kabul edilmiştir. Bir diğer ifade ile bu
tanıtım sunumunda firmalardaki kanuni ihlal tereddütlerini gidermeye çalışan ancak arka
planda bir ihlal olasılığını kabul eden bir mantık mevcuttur.
13-67/929-391
19
(102) Savunmalarda Duru Bilişim, AİDS sunumunun Çorum’la ilgili olmadığını, hazırlayan
kişilerin başka ilde yer aldığını ifade etmiştir. Bu çerçevede bulunan sunumun yukarıda yer
verildiği şekilde Yalova YDK birliği çatısı altında kaleme alınmış olması muhtemel olmakla
birlikte, gerek sisteme teknik destek ve altyapısında sürekli katkı sağlaması, gerek bu
çerçevede sisteme giren firmalardan ekonomik kazanç sağlama potansiyeli elde etmesi
bakımından Duru Bilişim’in sorumluluğu ortaya çıkmaktadır. Nitekim söz konusu AİDS’nin
tanıtım sunumunu kendileri hazırlamamış bile olsalar, yukarıda tespit edildiği şekilde gerek
internet sitesi ile ve gerekse bilgisayar programı yazarak ve buna teknik destek vererek
yaklaşık iki yıl boyunca AİDS’nin Çorum’da uygulanmasına dahil oldukları görülmüştür.
Kaldı ki sunumu hazırlayanlar farklı kişilerse bile hazırlama aşamasında Duru Bilişim’den
de destek almış olmaları kuvvetle muhtemeldir.
Diğer Belgeler
(103) Yukarıda yer verilen Belge 1’in önem arz eden kısımları şu şekildedir:
-600.000 TL trenddi baz alınarak 9 firmanın bu tutara yaklaşması, yaklaştıktan sonra altta kalan
firmaları bekleyerek iş almaması, fakat tek ada-parselde 600.000 TL trendini geçip iş
alabileceğini daha sonraki periyodik takvimlerde 100.000 TL iş alabilmesi sağlanacaktır. Bu
karar toplam 9 firmanın ortak kararıyla alınmıştır.
(104) Belge incelendiğinde, ilgili dokuz firmanın iş alma bakımından belli bir sistem kurdukları,
tarihe bakıldığında bu kararın, Çorum’daki sekiz YDK hakkında alınan 23.06.2011 tarihli ve
11-39/816-259 sayılı Kurul kararından yaklaşık üç ay sonraya tekabül ettiği, belgede
çizilen çerçevenin yukarıda yer verilen AİDS sunumuyla birebir örtüştüğü, bir diğer ifade ile
söz konusu belgenin AİDS’nin uygulandığının başka bir teyidi niteliğinde olduğu
anlaşılmıştır.
(105) 11.12.2012 tarihinde Hattuşa’da ve Günay’da yapılan yerinde incelemelerde bulunan ve
Birlik tarafından Birliğe üye yapı denetim firmalarına 31.07.2012 tarihinde gönderilen
elektronik posta (Belge 4) incelendiğinde, kurulan AİDS’nin firmaların bilgi girişi ve kontrolü
amacıyla kullandıkları internet sitesinin firmalara yapılan duyurusu niteliğinde olduğu
anlaşılmıştır. Belgenin tarihinin 31.07.2012 olması, yine Kurul’un 23.06.2011 tarihli ve 11-
39/816-259 sayılı kararından sonraki bir tarihte söz konusu sistemin uygulamada olduğunu
gösterir niteliktedir. Söz konusu site şuan kapalı olmakla birlikte daha önceki bir tarihe ait
ilgili ekran görüntüleri dosyada tespit edilmiştir.
(106) 11.12.2012 tarihinde Hattuşa’da ve Birlik’de yapılan yerinde incelemelerde bulunan ve
Birlik tarafından Hattuşa’ya 06.09.2012 tarihinde gönderilen elektronik posta ekindeki
Belge 5’de, firmalar arasında metrekare bazında uygulanacak hizmet bedeli oranları
bakımından bir planlama yapıldığı, bir diğer ifade ile buradaki bilgilerin söz konusu sistem
çerçevesinde bir tür fiyatlama politikası uygulandığı görülmüştür.
(107) Diğer yandan, gerek Çorum’daki yapı denetim firmalarında, gerekse incelenen
laboratuarlardan elde edilen belgeler arasında, Haziran 2012’de faaliyete başlayan Kayra
Yapı Denetim Firması (Kayra) ile ilgili bilgi ve belgelere de ulaşılmıştır. Bu belgeler
incelendiğinde, Kayra’nın sonradan kurulduğu, hâlihazırdaki birliğe üye olmadığı, bu
nedenle baskı altında kaldığı, mevcut laboratuarların kendisiyle çalışmak istemediği, hali
hazırda üniversiteye ait laboratuarla çalışmasını yürüttüğü, bu tür problem ve sıkıntıların
ilgili bakanlıklar bünyesinde ele alınarak çözülmeye çalışıldığı ve bakanlıktan çeşitli uyarı
yazıları gönderildiği, dolayısıyla Kayra firmasının Birliğe ve kurulduğu tespit edilen havuz
sistemine tabi olmadığı anlaşılmıştır. Bu bilgi ve belgelerin, daha önce yukarıda sunulan
belgelerdeki görüşleri kuvvetlendirmiştir.
13-67/929-391
20
YDK’lara İlişkin Genel Değerlendirme
(108) Yukarıda yer verildiği üzere, Rekabet Kurulu’nun 23.06.2011 tarihli ve 11-39/816-259 sayılı
kararıyla, Çorum’daki YDK’lardan sekizinin uyguladıkları sıra sisteminin Kanun’un 4.
maddesini ihlal ettiğine ve söz konusu uygulamanın sona erdirilmesine yönelik olarak
Kanun’un 9. maddesinin üçüncü fırkası uyarınca ilgili teşebbüslere görüş gönderilmesine
karar verilmiştir. Ancak Çorum’daki YDK’ların havuz sistemi kurmaları ve sıra ile müşteri
paylaşımında bulunmalarından dolayı verilen bu uyarıya rağmen, 2012 yılı içinde Kuruma
intikal eden şikâyetler çerçevesinde durumun bir şekilde halen devam ettiği bilgisi
gelmiştir. Önaraştırma ve soruşturma süreçlerinde yapılan tespitler bu durumu teyit eder
niteliktedir.
(109) Duru Bilişim’de bulunan AİDS sunumu sistemin genel çerçevesini özetler niteliktedir.
Bunun yanında bulunan Belge 1 ile de, AİDS sunumu teyit edilmiş ve iş almayla ilgili
600.000 TL sınırından bahsedilerek, yapılan toplantılarda iş alım durumlarının
değerlendirildiği ortaya çıkmıştır. Birlikte bulunan kasa kiralama belgesi ve bu kasanın
kiralanma ve kapanma tarihleriyle birlikte en az beş kişinin yetkisiyle açılabilmesi gibi
detaylar, kasanın kiralanma amacının böyle bir sisteme hizmet ettiği kanaatini
güçlendirmiştir.
(110) Öte yandan Birlikte bulunan veri tabanı çerçevesinde, AİDS’ye firmaların uzun bir dönem
boyunca girmiş oldukları kendilerine ait ticari sır niteliğindeki sözleşme detay bilgileri,
sistemin ilgili dönem boyunca açıkça uygulandığını teyit etmiştir. Söz konusu sisteme
girilen verilerle birlikte gerçekleşen rakamlar üzerinden çıkarılan yukarıda yer verilen
grafikler birbirleriyle büyük ölçüde uyuşmakta ve ilgili belgelerde yer alan 600.000 TL
sınırını teyit edecek şekilde bu rakam civarlarında çeşitli sıçrama hareketleri
bulunmaktadır. Bunun yanında Duru Bilişim’den alınan AİDS tanıtım sunumunda yer
verilen Çorum ilindeki firmaların cari iş alma detay bilgileri ile ilgili dönemlerdeki
gerçekleşen verilerin çok büyük ölçüde uyuşması da sistemin uygulandığına dair diğer bir
ispat kaynağı niteliğindedir.
(111) 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi ile rekabeti engelleyici, kısıtlayıcı ve bozucu nitelikteki
tüm anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs birliği kararları yasaklanmaktadır. Bu tip
anlaşma, karar ya da eylemlerin amacının rekabeti kısıtlamak olduğu ortaya konulduktan
sonra, söz konusu eylemlerin piyasada etki doğurmasından bağımsız olarak ihlalin
gerçekleştiği kabul edilmektedir. Nitekim Kurul’un ilgili kararlarında; “rekabet hukukunda
mal ya da hizmetlerin fiyatları ile her türlü alım yahut satım şartlarının tespitine yönelik
rakip teşebbüsler arası yatay anlaşmaların amacının rekabeti sınırlayıcı olduğu kabul
edilerek, bunların nitelikleri gereği hukuka aykırı oldukları görüşü benimsenmiştir. Bu tür
anlaşmalar uygulanmamış olsalar bile,, ki uygulanmamış olmaları pazarda herhangi bir
etki meydana getirmedikleri anlamına gelmemektedir, sadece amaçlarından dolayı
yasaklanmaktadır.” denilmek suretiyle bu husus vurgulanmıştır.
(112) Buna göre, 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinde yasaklanmış bulunan anlaşma, karar ya
da eylemlerin rakip niteliğindeki teşebbüsler arasında ve rekabeti önleme amacıyla
gerçekleştirilmiş olması durumunda herhangi bir ekonomik etkinlik ve/veya ekonomik refah
artışı doğurup doğurmadığına bakılmaksızın bu anlaşma karar ya da eylemler
yasaklanmakta ve idari yaptırımla karşılaşmaktadırlar. Bu çerçevede ilgili yapı denetim
kuruluşlarına, söz konusu sistemin uygulanmadığı varsayımı altında bile idari para cezası
uygulanmasının gerektiği kanaatine varılmıştır.
(113) Öte yandan inceleme konusu sistem, hakkında soruşturma yürütülen yapı denetim
kuruluşları tarafından uygulanmış olup, söz konusu sistemin temel olarak bir tür iş dağıtımı
sistemi olarak ortaya çıktığı ve daha önce Rekabet Kurulunun kararına konu olan sistemin
bir benzeri olduğu görülmüştür.
13-67/929-391
21
(114) AİDS’nin uygulama süresi bakımından veri girişleri dikkate alındığında Şubat 2011 – Ekim
2012 arasındaki dönemde ilgili firmalar tarafından sisteme verilerin girildiği görülmüştür.
Sisteme veri girilmeye başlamasından yaklaşık dört ay sonra uyarı yapılmış ancak
firmaların yaptığı veri girişi son bulmamıştır. Bu noktada veri girişi son bulmadığı gibi o
dönemde yapılan muafiyet başvurusu çerçevesinde Kurula bilgi de verilmemiştir.
(115) AİDS’ye veri girişinin sonlanması Kurul kararından 15 ay kadar sonra gerçekleşmiştir.
Sistemin sonlanmasındaki etken ise, Bakanlığın yapı denetiminde 200 km. sınırı getirmesi
olarak ifade edilmiştir. Bu uygulama ile illerdeki YDK’ların sayısı bakımından sınırlama belli
ölçüde giderilmiş ve dolayısıyla il bazında uygulanan havuz vb. oluşumların da
uygulanabilirliği ortadan kalkmıştır.
(116) Tespit edilen uygulamanın etkilerinin açığa çıkartılması bakımından, Kurul’un 23.06.2011
tarihli ve 11-39/816-259 sayılı kararından sonra sıradaki başka firmalara yönlendirme gibi
bir uygulamanın gerçekleştirilmediği ilgili teşebbüslerce dile getirilmekle birlikte, 600.000
TL’lik kota uygulaması neticesinde iş alınmayarak dolaylı şekilde diğer firmalara
yönlendirme yapılmış olmaktadır. Dolayısıyla uygulamalar sonuç itibariyle birbirlerinden
çok farklı değildir. Nitekim ilgili iş alım grafiklerinde 600.000 TL civarında önemli
hareketlerin gözlemlenmesi dolaylı yoldan yapılan yönlendirmeyi teyit eder niteliktedir.
(117) Öte yandan savunmalarda, fiyat birlikteliği veya havuz sistemi gibi uygulamalar olsaydı bu
sisteme üye olmayan diğer üç firmanın sistemi bozması gerekirdi denilmektedir. Ancak
sisteme dahil olmadığı söylenen firmalar ya piyasaya sonradan girmiştir, ya da ilgili
dönemde aktif olarak faaliyete geçmemiştir. Bu çerçevede sistem, Bakanlığın yapı
denetiminde 200 km. sınırı getirmesine kadar devam etmiştir.
(118) Savunmalarda yer alan kiralanan kasanın iade edilme tarihiyle ilgili olarak, bazı firmalar
2011 yılını beyan ederken bazıları 2012 yılını beyan etmişlerdir. Ancak ilgili bankanın
kasanın iadesine ilişkin verdiği 5.12.2012 tarihi, aynı zamanda Bakanlığın 200 km. kuralı
sonrasında uygulanabilirliği kalmayan sistemin ve veri girişinin son bulduğu Ekim 2012
dönemiyle yakınlığından dolayı tutarlılık arz etmektedir.
(119) Genel itibariyle değerlendirildiğinde, uygulandığı tespit edilen sistem bir tür sıra sistemidir.
Sistem belli bir iş hacminden sonra iş almama ve bekleyerek sıradaki diğer firmalara
öncelik vermeye yöneliktir. Bir diğer ifade ile daha önce Kurulun uyarı vererek
sonlandırılmasını istediği sistemin bir benzeri niteliğindedir. Bu noktada sistemin,
sonlandırılmış gibi gösterilerek farklı bir çeşidiyle uygulanmaya devam edildiği kanaatine
varılmıştır.
Duru Bilişime İlişkin Değerlendirme
(120) Duru Bilişim’in temel faaliyetinin yapı denetimi sektörüne hizmet veren yazılımları üretmek
olduğu anlaşılmış ve bu kapsamda internet sayfası da incelenmiştir. Duru Bilişim’in
internet sayfasında, “Yapı Denetim İş Dağıtım (Havuz) Programı” adlı programın
sağlandığına ilişkin ibareler bulunduğu tespit edilmiştir. Söz konusu programın tanıtımına
ilişkin olarak Duru Bilişim’in internet sayfasında şu ifadeler yer almıştır:
“İllerde şantiyelerin belirli bir düzende firmalar arasında eşit olarak dağıtılmasını
sağlayan Havuz sistemidir.”
(121) Yukarıda da değinildiği üzere, ilgili havuz programının yapı denetim firmaları arasında
işbirliğini kolaylaştıracak bir platform olarak kullanıldığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla bu
programı üreten Duru Bilişim’in, 4054 sayılı Kanun kapsamındaki durumu irdelenmiştir.
(122) Bilindiği üzere 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 2. maddesinde kabahat, kanunun,
karşılığında idarî yaptırım uygulanmasını öngördüğü haksızlık olarak tanımlanmakta, yine
aynı Kanun’un 3. maddesinde, söz konusu kanununun genel hükümlerinin, idarî para
13-67/929-391
22
cezası gerektiren bütün fiiller hakkında uygulanacağı hükme bağlanmaktadır. Yine
Kabahatler Kanunu’nun “İştirak” başlığını taşıyan 14. maddesi hükmü şu şekildedir:
“(1) Kabahatin işlenişine birden fazla kişinin iştirak etmesi halinde bu kişilerin her biri hakkında,
fail olarak idarî para cezası verilir.
(2) Özel faillik niteliğinin arandığı durumlarda, kabahate iştirak eden ve bu niteliği taşımayan
kişi hakkında da fail olarak idarî para cezası verilir.
(3) Kabahate iştirak için kasten ve hukuka aykırı işlenmiş bir fiilin varlığı yeterlidir. Kabahatin
işlenişine iştirak eden kişi hakkında, diğerlerinin sorumlu olup olmadığı göz önünde
bulundurulmaksızın idarî para cezası verilir.
(4) Kanunda özel faillik niteliğini taşıyan kişi açısından suç, diğer kişiler açısından kabahat
olarak tanımlanan fiilin, bu niteliği taşıyan ve taşımayan kişiler tarafından ortaklaşa işlenmesi
halinde suça iştirake ilişkin hükümler uygulanır.”
(123) Kabahat teşkil eden bir fiilin gerçekleştirilmesine birden fazla kişinin katkıda bulunması
halinde, sorumluluğun tespiti bakımından özel bir norma ihtiyaç bulunmaktadır. Kabahatler
Kanunu’nda da bu husus dikkate alınarak genel hükümler kısmında iştirake ilişkin bir
düzenleme yapılmıştır. İştirake ilişkin hükümler, suçu/kabahati genişletici ve tamamlayıcı
bir etki gösterdiklerinden, aslında suç/kabahat tanımına girmeyen hareketlerin
cezalandırılması söz konusu olmaktadır. Böylelikle, suçun/kabahatin tanımındaki hareketi
yapma dışında katkıda bulunanların cezalandırılması mümkün olmaktadır.
(124) Kabahatler Kanunu’nun 14. maddesinin gerekçesine bakıldığında, kabahatlere iştirak
haliyle ilgili olarak tek tip fail sisteminin kabul edildiği ve kabahatin işlenişine iştirak eden
kişiler arasında fail ve şerik (azmettiren veya yardım eden) ayırımı gözetilmediği
belirtilmektedir. Madde gerekçesinde devamla, kabahate iştirak için kasten ve hukuka
aykırı işlenmiş bir fiilin varlığının gerekli ve yeterli olduğu, bunun sonucu olarak, kabahatin
işlenişine iştirak eden kişilerden birinin, örneğin kusur yeteneğinin olmamasının, diğer
ortakların idarî para cezası ile cezalandırılmasını engellemeyeceği ifade edilmektedir. Bu
çerçevede Kabahatler Kanunu’nun, iştirak haliyle ilgili olarak tek tip fail sistemini kabul
ettiği görülmektedir. Dolayısıyla, kabahate iştirak edenin konumu asıl failin düzeyine
çıkartılarak iştirakçi de bir fail olarak nitelendirilmiştir.
(125) Kabahatler Kanunu’nun genel hükümler bölümünde yer alan ve iştirak halini düzenleyen
14. maddesinde açıkça, kabahate iştirak için kasıt unsurunun varlığı zorunlu kılındığından,
Duru Bilişim’in bu anlamda bir sorumluluğundan bahsedebilmek için kasıtlı olarak hareket
edip etmediğinin irdelenmesi gerekmiştir.
(126) Türk Ceza Kanunu’nun 21 inci maddesinin birinci fıkrasında kast, “suçun kanuni
tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi” olarak tanımlanmıştır.
Maddede de açıkça belirtildiği üzere kasttan amaç, fiilin bilerek ve istenerek
gerçekleştirilmesidir. Bu çerçevede kastın iki unsuru olup, bunlardan birincisi bilme, ikincisi
ise isteme unsurudur.
(127) Duru Bilişim’in fiilinin, bilme ve isteme unsurlarını içerip içermediği irdelendiğinde, Duru
Bilişim’de yapılan yerinde incelemede bulunan ve yukarıda yer verilen “Adaletli İş Dağıtım
Sistemi” başlıklı sunum ile “Yapı Denetim Havuz Sistemleri” başlıklı belgedeki şu ifadeler
önem arz etmektedir:
“Bu sistemin diğer sistemlerden farkı iş alamama söz konusu değildir ve bu sebeple rekabet
kuruluna bir şikayet olması söz konusu değildir.”
“Denizli’de 2010 yılında uygulanan sistem Rekabet Kurumu tarafından iptal edilmiştir.
Denizli’de derneğin belirlediği yapı denetim firması ile çalışmak zorunluluğu vardı. Aksi halde
belediye ruhsat vermiyordu.
İptalin İptal sebeplerine göre farklı uygulamalar oluşmuştur.”
13-67/929-391
23
(128) Genel itibariyle değerlendirildiğinde Duru Bilişim’in, yapı denetim kuruluşlarınca yapılan
ihlal çerçevesinde dahil olduğu fiiller şöyle sıralanabilir:
1- Duru Bilişim’in internet sayfasında, “Yapı Denetim İş Dağıtım (Havuz) Programı”nın
ücretsiz dağıtımını ve reklamını yapmak,
2- Söz konusu havuz programının Çorum ilinde uygulanmasına yönelik olarak teknik
destek vermek,
3- Çorum’daki havuz sisteminin işleyişine yönelik olarak
adlı internet sitesinin kurularak teknik destek
vermek,
4- AİDS sunumu ile sistemin tanıtımını ve reklamını yapmak.
(129) Duru Bilişimin desteği daha önce de ifade edildiği üzere, bu sistemin işlemesi bakımından
esaslı bir unsur niteliğindedir. Nitekim sistemin yürümesi bakımından bilgi paylaşımı ve bu
bilgilerin girileceği altyapı ve bunun sürekliliği önem arz etmektedir. Dolayısıyla Duru
Bilişim’in, 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinin ihlali şeklinde ortaya çıkan kabahatin
işlenmesinde etkili bir rol oynadığı kanaatine varılmıştır.
(130) Öte yandan, Duru Bilişimin kendi ifadelerinde yer alan, Denizli’de 2010 yılında ve
Çorum’da 2011’de uygulanan sistemlerin Kurul tarafından sakıncalı bulunduğu bilgisi
kendilerinde mevcutken, uygulanması açıkça şüpheli olan bir sistemin uygulanmasına
baştan sona teknik destek vermiş ve bunun yanında başka illerdeki diğer firmalara yönelik
olarak tanıtım ve reklamını yapmıştır.
(131) Nitekim uygulanan sistemin ve Duru Bilişimin havuz programının yaygınlaşması
kendilerinin ekonomik fayda elde etme imkanlarını genişletmektedir. Bu noktada yukarıda
ifade edildiği üzere AİDS tanıtım sunumunda belli bir süredir uygulanan Çorum’daki sistem
örnek verilerek diğer firmalar bakımından gerek bir süredir uygulanıyor olması gerekse
daha önce ifade edildiği üzere rekabet hukuku bakımından bir şikayete neden olmayacağı
ifadeleri sistemin problem yaşanmaksızın uygulandığı intibaını uyandırmakta ve
uygulamayı düşünecek firmaların tereddütlerini giderebilecek niteliktedir. Söz konusu
sunum daha önce yer verildiği üzere başka bir ildeki yapı denetim kuruluşları birliği
tarafından hazırlanmış gibi gözükmekle birlikte, sistemin yaygınlaşmasından fayda
sağlayacak olan aynı zamanda Duru Bilişim olması nedeniyle, Duru Bilişimin bu tanıtım
sunumunun hazırlanmasına da önemli katkıda bulunmuş olmasının yadsınamayacağı
açıktır.
(132) Bu bilgiler çerçevesinde Duru Bilişim’in, yaptığı eylemleri bilerek gerçekleştirdiği ve ortaya
çıkacak neticeyi de istemiş olduğu, dolayısıyla kasıt unsurunun bulunduğu kanaatine
varılmıştır. Nitekim Duru Bilişim sisteme sadece teknik destek vermekle kalmayıp,
uygulanan sistem ihlal unsurları barındırmasına rağmen, ihlal barındırmadığı ve
problemsiz uygulandığı ibarelerini de içerecek şekilde diğer firmalara tanıtımını
desteklemiştir. Keza söz konusu “Adaletli İş Dağıtımı Sistemi”nin adından da anlaşılacağı
üzere, bu sistemin uygulanması sonucunda katılan firmaların mevcut işleri paylaşmış
olacakları da bilinmekte ve bu sonucun ortaya çıkması istenmektedir.
(133) Bu çerçevede, Duru Bilişim açısından da 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesinin üçüncü
fıkrası çerçevesinde idari para cezası uygulanması gerektiği kanaatine varılmıştır.
J.2. 4054 Sayılı Kanun’un 16. Maddesi ve Ceza Yönetmeliği Kapsamında
Değerlendirme
(134) Hakkında soruşturma yürütülen yapı denetim kuruluşları hakkında idari para cezası
uygulanması gerektiği görüşü doğrultusunda, söz konusu para cezasının belirlenmesine
ilişkin unsurların değerlendirilmesi gerekmiştir.
13-67/929-391
24
(135) 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesinin üçüncü fıkrasında “Bu Kanun’un 4, 6 ve 7 nci
maddelerinde yasaklanmış davranışlarda bulunanlara, ceza verilecek teşebbüs ile
teşebbüs birlikleri veya bu birliklerin üyelerinin nihai karardan bir önceki mali yıl sonunda
oluşan veya bunun hesaplanması mümkün olmazsa nihai karar tarihine en yakın mali yıl
sonunda oluşan ve Kurul tarafından saptanacak olan yıllık gayri safi gelirlerinin yüzde
onuna kadar idarî para cezası verilir.” hükmüne yer verilmiştir. 15.02.2009 tarih ve 27142
sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ‘Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve
Kararlar ile Hâkim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin
Yönetmelik (Yönetmelik)’in 1. maddesinde ise Yönetmeliğin amacı; “4054 sayılı Rekabetin
Korunması Hakkında Kanunun 4 üncü ve 6 ncı maddelerinde yasaklanmış davranışlarda
bulunan teşebbüs ile teşebbüs birlikleri veya bu birliklerin üyeleri ile bunların yönetici ve
çalışanlarına, aynı Kanunun 16 ncı maddesi gereğince verilecek para cezasının tespitine
ilişkin usul ve esasları düzenlemek” şeklinde belirlenmiştir.
(136) Bu bağlamda önceki bölümlerde yer verilen bilgi, bulgu ve değerlendirmeler çerçevesinde,
Çorum’da faaliyet gösteren yapı denetim kuruluşlarının aralarında fiyat anlaşması ve
müşteri paylaşımı yapmak suretiyle 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal ettiği
anlaşıldığından, söz konusu teşebbüslere 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesinin üçüncü
fıkrası ve ilgili Yönetmelik hükümleri uyarınca idari para cezası uygulanmasının uygun
olacağı kanaatine varılmıştır.
(137) Yönetmelik uyarınca nihai para cezası miktarı belirlenirken, öncelikle temel para cezası
belirlenmeli ve ardından varsa ağırlaştırıcı ve hafifletici unsurlar uygulanarak nihai para
cezası tespit edilmelidir. Ayrıca söz konusu oran belirlenirken, ilgili teşebbüslerin
piyasadaki gücü, ihlal neticesinde gerçekleşen veya gerçekleşmesi muhtemel zararın
ağırlığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır. Bu bağlamda, tespit edilen ihlale Çorum’da
faaliyet gösteren yapı denetim firmalarının neredeyse tamamının katılmış olmasının yanı
sıra, ihlalin niteliği itibariyle temelde sıra sistemi ve iş alma veya almamayla ilgili olması,
fiyatlar üzerinde doğrudan bir belirleyiciliğinin olmaması ve sadece tek bir firmaya
yönlendirme gibi zorlayıcı uygulamalar içermemesi gibi hususlar hafifletici unsurlar olarak
dikkate alınmıştır.
(138) Yönetmelik’in 5. maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendinde, bir yıldan uzun beş yıldan
kısa süren ihlallerde temel para cezasının yarısı oranında, beş yıldan uzun süren ihlaller
ise bir katı oranında arttırılacağı hükme bağlanmıştır. Soruşturma konusu olan iş alma
sisteminin uygulamasının ise 2011 başlarında YDK’ların faaliyete geçmesiyle başladığı ve
Bakanlığın 200 km. kuralına kadar devam ederek 2012 sonlarına doğru bitirildiği
anlaşılmıştır. Bu çerçevede, ihlalin bir yıldan uzun beş yıldan kısa sürmesi nedeniyle söz
konusu ihlal süresi ağırlaştırıcı unsur olarak dikkate alınmıştır.
(139) Öte yandan daha önceki Kurul kararlarına konu olduğu üzere, yapı denetimi sektörünün
yeni oluşmakta olması, firmaların havuz sistemi kurma çabalarının temelinde özellikle
küçük illerde kamu otoritelerince mevcut kapasiteyi aşacak sayıda YDK kurulmasına izin
verilmesinin yatması, ilgili mevzuatta sektöre ilişkin olarak sıklıkla değişikliklerin yapılması,
halihazırda sektöre ilişkin yeni bir kanun tasarısının varlığı ve sektörün önemli yapısal
sorunlarının bulunması gibi hususlar birlikte değerlendirildiğinde, bu hususların hafifletici
unsurlar olarak değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
(140) Duru Bilişim bakımından ise, söz konusu ceza oranı belirlenirken, ilgili teşebbüsün
piyasadaki gücü, ihlal neticesinde gerçekleşen veya gerçekleşmesi muhtemel zararın
ağırlığı gibi hususlar hafifletici unsurlar olarak dikkate alınmıştır. Soruşturma konusu olan
iş alma sisteminin uygulamasının ise 2011 başlarında YDK’ların faaliyete geçmesiyle
başladığı ve Bakanlığın 200 km. kuralına kadar devam ederek 2012 sonlarına doğru
bitirildiği anlaşılmıştır. Bu çerçevede, ihlalin bir yıldan uzun beş yıldan kısa sürmesi
13-67/929-391
25
nedeniyle Duru Bilişim bakımından da söz konusu ihlal süresi ağırlaştırıcı unsur olarak
kabul edilmiştir.
(141) Öte yandan Duru Bilişim bakımından, Çorum’da faaliyet gösteren YDK’lar tarafından
gerçekleştirilen bir ihlale iştirak etmiş olması ve söz konusu ihlaldeki rolünün sınırlı olması
hususları, ayrıca hafifletici unsur olarak değerlendirilmiştir.
K. SONUÇ
(142) 17.01.2013 tarih, 13-05/43-M sayılı Kurul kararı uyarınca yürütülen soruşturma ile ilgili
olarak düzenlenen Rapor’a ve Ek Görüş’e, toplanan delillere, yazılı savunmalara, sözlü
savunma toplantısında yapılan açıklamalara ve incelenen dosya kapsamına göre;
1.
- Çorum İlk Yapı Denetim Ltd. Şti.
- Çorum Pozitif Yapı Denetim Ltd. Şti.
- Çorum Teknik Yapı Denetim Ltd. Şti.
- Günay Yapı Denetim Ltd. Şti.
- Hattuşa Yapı Denetim Ltd. Şti.
- Kalite Yapı Denetim Ltd. Şti.
- Loca Yapı Denetim Ltd. Şti.
- Toktaş Yapı Denetim Ltd. Şti.
- Tunam Yapı Denetim Ltd. Şti.’nin
iş alma sistemindeki uygulamalarıyla 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında
Kanun’un 4. maddesini ihlal ettiklerine OYBİRLİĞİ ile,
2. Duru Bilişim Teknolojileri İletişim Yayıncılık Eğ. İnş. Eml. Elektronik İth. İhr. İç ve Dış
Tic. Ltd. Şti.’nin bahse konu yapı denetim firmalarının gerçekleştirdikleri ihlale
Kabahatler Kanunu’nun 14. maddesi bağlamında iştirak ettiğine OYBİRLİĞİ ile,
3. Bu nedenle, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 16. maddesinin
üçüncü ile ”Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem Ve Kararlar İle Hâkim
Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik”
5. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ve ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) bendi
ve 7. maddesinin birinci fıkrası hükümleri uyarınca, 2012 mali yılı sonunda oluşan ve
Kurul tarafından belirlenen yıllık gayri safi gelirlerinin takdiren;
4.
a. % 0,9’u oranında olmak üzere;
- Çorum İlk Yapı Denetim Ltd. Şti.’ye 5.221,69 TL
- Çorum Pozitif Yapı Denetim Ltd. Şti.’ye 4.897,99 TL
- Çorum Teknik Yapı Denetim Ltd. Şti.’ye 4.188,25 TL
- Günay Yapı Denetim Ltd. Şti.’ye 5.845,47 TL
- Hattuşa Yapı Denetim Ltd. Şti.’ye 3.517,70 TL
- Kalite Yapı Denetim Ltd. Şti.’ye 6.374,60 TL
- Loca Yapı Denetim Ltd. Şti.’ye 5.984,89 TL
- Toktaş Yapı Denetim Ltd. Şti.’ye 6.741,04 TL
- Tunam Yapı Denetim Ltd. Şti.’ye 6.889,32 TL
b. % 0,6’sı oranında olmak üzere
- Duru Bilişim Teknolojileri İletişim Yayıncılık Eğ. İnş. Eml. Elektronik İth. İhr. İç ve
Dış Tic. Ltd. Şti.’ye 2.872,32 TL
idari para cezası verilmesine Kurul Üyesi Reşit GÜRPINAR’ın farklı gerekçesi ve
OYBİRLİĞİ ile,
13-67/929-391
26
Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açık olmak üzere karar verilmiştir.
Rekabet Kurulu’nun 02.12.2013 Tarih ve 13-67/929-391 Sayılı
Kararına
FARKLI GEREKÇE
Kurulumuz mezkur Kararıyla, 4054 Sayılı Kanun’un 16. Maddesinin
3.fıkrası ile “Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hâkim Durumun
Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik”in 5.
maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ve ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) bendi ve
7.maddesinin birinci fıkrası hükümleri uyarınca soruşturmaya muhatap teşebbüslere 2012
mali yılı sonunda oluşan ve Kurul tarafından belirlenen yıllık gayri safi gelirlerinin takdiren
% 0,6 , % 0,9 oranlarında olmak üzere; çeşitli miktarlarda idari para cezası verilmesine
karar vermiş bulunmaktadır. Anılan bu idari para cezaları belirlenirken 4054 sayılı yasanın
16.maddesi ile birlikte, yukarıda belirtilen Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve
Kararlar ile Hakim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin
yönetmeliğin ilgili hükümlerinin uygulanmasıyla, temel para cezaları baz alınarak ceza
verilmiş olup, ceza miktarına sonuç olarak katılmakla birlikte gerekçe yönünden, anılan
yönetmeliğin 4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanuna aykırı olduğu inancıyla,
aşağıda belirteceğim nedenlerle kararın ceza oran ve miktarlarını belirleyen 3.fıkrasına
farklı gerekçe ile katılıyorum.
Farklı gerekçemiz, “Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile
Hakim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin
Yönetmelik’in 5.maddesi ile getirilen kabahat tipleri ve bu kabahat tiplerine verilecek idari
para cezalarına alt ve üst sınır konulması suretiyle kanuna aykırı yönetmelik hükümlerinin
uygulanması noktasından doğmaktadır.
Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim Durumun Kötüye
Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin yönetmelik 4054 Sayılı
Rekabetin Korunması Hakkında Kanuna aykırıdır.
13-67/929-391
27
Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim Durumun
Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik’in; “Temel Para
Cezası’’ başlığı altındaki 5.maddesinde;
(1)Temel para cezası hesaplanırken, Kanunun 4 üncü ve 6 ncı maddelerinde yasaklanmış
davranışlarda bulunan teşebbüs ile teşebbüs birlikleri veya bu birliklerin üyelerinin, nihai
karardan bir önceki mali yıl sonunda oluşan veya bunun hesaplanması mümkün olmazsa
nihai karar tarihine en yakın mali yıl sonunda oluşan ve Kurul tarafından saptanacak olan
yıllık gayri safi gelirlerinin;
a) Karteller için, yüzde ikisi ile yüzde dördü,
b) Diğer ihlaller için, binde beşi ile yüzde üçü,
arasında bir oran esas alınır.
(2) Birinci fıkrada yazılı oranların belirlenmesinde, ilgili teşebbüs veya teşebbüs birliklerinin
piyasadaki gücü, ihlal neticesinde gerçekleşen veya gerçekleşmesi muhtemel zararın
ağırlığı gibi hususlar dikkate alınır.
(3) Birinci fıkraya göre belirlenen para cezası miktarı;
a) Bir yıldan uzun, beş yıldan kısa süren ihlallerde yarısı oranında,
b) Beş yıldan uzun süren ihlallerde bir katı oranında,
arttırılır.’’ denilmiş, yine 6.maddesinde Ağırlaştırıcı Unsurlar ve 7.maddesinde de Hafifletici
Unsurlar ayrı , ayrı sayılmıştır.
Aşağıda geniş olarak açıklanacağı üzere Yasa Koyucu 16.maddeye göre
verilecek cezalarda; alt sınır koymayıp, sadece üst sınırı belirleyerek cezaların yüzde ona
kadar verileceğini hükme bağlamasına ve Rekabet Kurulu’na aşağıda geniş olarak
açıklayacağımız gibi, yetki aşımı nedeniyle yönetmelikle düzenlenmesi mümkün olmayan
bir konuda, yönetmelikle düzenleme yapılarak belli suçlar için, belirli cezalar getirilmiş,
yine yönetmelikte, Kanunda olmayan bir kural konularak alt sınır ve yasada
öngörülmeyen bir üst sınır belirlenmiş ve karteller için yüzde iki ile dört arası, diğer ihlaller
içinse binde beş ile yüzde üçü oranında şeklinde ceza verilmesi öngörülmüştür.
Anayasamızın 13.maddesinde; “Temel hak ve hürriyetler, özlerine
dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı
olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna,
demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı
olamaz.” hükmü bulunmakta, Anayasamızın madde 38.maddesinde ise; “Kimse, işlendiği
zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz;
kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır
bir ceza verilemez. ‘’ ……hükmü yer almıştır. Bu hükümler kişilere maddi yaptırımlarında
kapsamına girdiği, kişilerin temel hak ve özgürlüklerinin kısıtlanmasının ancak yasa ile söz
konusu olabileceğini, yine yasa hükmü ile belirlenen bir cezadan daha ağır bir cezanın
verilemeyeceğini belirlemiştir. Aşağıda ayrıntılı olarak açıklayacağımız gibi, yukarıda
hükmü açıklanan anılan yönetmelik hükmü ile bu hükme aykırı maddi ceza hükümleri
getirilerek, anayasal kurallar göz ardı edilmiştir.
Hiyerarşik normlar sistemine dayalı olan hukuk düzenimizde, alt düzeydeki
normların dayanaklarını ve yürürlüklerini üst düzeydeki normlardan aldığı kuşkusuzdur.
Normlar hiyerarşisinin en üstünde evrensel hukuk ilkeleri ve Anayasa bulunmakta, daha
sonra gelen kanunlar dayanağını ve yürürlüğünü Anayasa’dan, tüzükler dayanağını ve
yürürlüğünü kanundan, yönetmelikler ise dayanağını ve yürürlüğünü kanun ve tüzükten
almaktadır. Bir normun kendisinden daha üst konumda bulunan ve dayanağını teşkil eden
bir norma aykırı ve bunu değiştirici veya ihmal edici nitelikte bir hükmü hukuk alemine
getirmesi olanaklı bulunmamaktadır.
13-67/929-391
28
Hukuk devletinde yönetimin işlem ve eylemlerine uygulanacak hukuki
kurallarının şeffaf ve anlaşılabilir bir şekilde belirlenmesi kadar söz konusu normların
normlar hiyerarşisine uygunluğu da, bu kuralların sağlığı için büyük bir önem taşımaktadır.
Normlar hiyerarşisine aykırı düzenlenen bir norm, denetim aşamasını da etkilemekte ve
denetime esas kararlarda çoğu zaman normlar hiyerarşisinden sapmalar hukuka aykırılık
nedeni olarak kabul edilmektedir. Bu konuda onlarca Danıştay kararı bulunmaktadır.(2)
Bu nedenlerle, hukuk sistemimizde öngörülen hukuk hiyerarşisi kavramının sağlıklı
işleyebilmesi için; gerek düzenleme yapıcıların, uygulayıcıların ve gerekse, yargısal
denetimi yapan mercilerin anayasal ve yasal sınırlar içerisinde hareket etmeleri gerekli ve
hatta zorunludur. Çünkü bu gereklilik ve zorunluluk Anayasa’mızın 2.maddesinde
öngörülen devletin temel niteliklerinden en önemlisi olan “hukuk devleti ilkesinin’’ olmazsa
olmazlarındandır.
Yasama yetkisi asli bir yetkidir. Yasama yetkisinin kullanımı şeklinde ortaya çıkan
yasa yapımı yasa koyucunun istediği alanda düzenleme yapmasına cevaz vermektedir. Bir
konu Anayasa da düzenlenmese bile yasa koyucu bu konuda yasa çıkarabilir. Bu nedenle
Anayasa’ya dayanma zorunluluğu bulunmamaktadır. Ancak, yasa yapılırken uyacağı
mutlak kural, yapılan yasanın Anayasa’ya aykırı olmamasıdır. Buna karşılık idare, daha
önce yasama organı tarafından yasa ile düzenlenmemiş bir alanda doğrudan doğruya bir
düzenleme yapamaz. Bu nedenle idarenin bu düzenleme yetkisi yasadan kaynaklanan,
yasayı izleyen (secundum legem) bir yetkidir. Başka bir deyişle idarenin tüm düzenleyici
işlemleri yasaya dayanmak, yasayla düzenlenmiş bir alan içerinde olmak zorunda olan,
onun altında ve ona bağımlı bir yetkidir. Bu yetki idareye bir anlamda tam insiyatif
vermeyen ve yasayla düzenlenmiş alanla sınırlı bir yetkidir.
Öte yandan, idarenin düzenleyici işlemler yönünden uyacağı bir diğer kural yasalara
aykırı düzenleme yapamayacağıdır. İdarenin düzenleyici işlemlerinin dayandığı yasaya
uygun olması ve bu yasanın çizdiği sınırların dışına çıkmaması zorunludur. İdarenin
düzenleyici işlemlerinin yasaya aykırı (contra legem) olması olanaklı değildir. İdarenin
düzenleyici işlemlerinin yasaya uygun olması, ve yasanın çizdiği sınırlar içerisinde kalması
(intra legem) düzenleyici işlemelerin asli şartlarının en önemlilerinden birisidir.(3)
Anayasa’mızın “Yönetmelikler” başlığı altındaki 124. maddesinde; Başbakanlık,
bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve
tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla,
yönetmelikler çıkarabileceği ve hangi yönetmeliklerin Resmî Gazetede yayımlanacağının
kanunda belirtileceği Anayasa Koyucu tarafından vaz edilmiştir.
Yönetmelikler, Kamu Kuruluşlarının kendi görev alanlarına giren konularda yasa
ve tüzük uygulanmasına yönelik yönetsel anlamdaki hukuk kurallarıdır. Yukarıda hükmü
alınan Anayasanın 124.maddesine göre Başbakanlık, Bakanlıklar ve Kamu Kuruluşları
görev alanları ile ilgili yasa ve tüzüklerin uygulanmasını belirleyen yönetmelik çıkarabilir.
Anayasa’mızın 11.maddesinin 2.fıkrasına göre Kanunlar Anayasa’ya aykırı olamayacağı
gibi, bu kuraldan hareketle hukukun genel ilkelerine göre; yönetmelikler normlar hiyerarşisi
kurallarının bir tekrarı niteliğinde olan anılan 124.madde hükmüne göre de yasa ve
tüzüklere aykırı olamayacağı gibi üst hukuk kurallarına da aykırı olamaz.
Yönetmelikler yasanın açıkça yetki vermediği bir konuda yeni bir düzenleme
2 Danıştay İ.D.D.K 16.06.2005 gün ve E.2003/275 K.2005/2170 Sayılı Kararı
Danıştay 8.Daireesi 07.03.2007 gün ve E.2005/6261, K.2007/1246 Sayılı Kararı
Danıştay 10.Dairesi 16.03.2009 gün ve E.2006/5588, K.2009/1879 Sayılı Kararı
3 Kemal Gözler , ‘’Yönetmelikler’’ /yönetmelik.htm erişim tarihi 14.07.2013
13-67/929-391
29
yapamayacağı gibi, Yasa ile öngörülen kuralı sınırlayamaz , genişletemez ve yeni bir
hüküm koyamaz.
4054 Sayılı “Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 16.maddesinin
3.fıkrasında; “Bu Kanunun 4, 6 ve 7 nci maddelerinde yasaklanmış davranışlarda
bulunanlara, ceza verilecek teşebbüs ile teşebbüs birlikleri veya bu birliklerin üyelerinin
nihai karardan bir önceki mali yıl sonunda oluşan veya bunun hesaplanması mümkün
olmazsa nihai karar tarihine en yakın mali yıl sonunda oluşan ve Kurul tarafından
saptanacak olan yıllık gayri safi gelirlerinin yüzde onuna kadar idarî para cezası verilir.”
hükmü getirilmiş, 5.fıkrasında da; ‘’Kurul, üçüncü fıkraya göre idarî para cezasına karar
verirken, 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 17 nci maddesinin
ikinci fıkrası bağlamında, ihlalin tekerrürü, süresi, teşebbüs veya teşebbüs
birliklerinin piyasadaki gücü, ihlalin gerçekleşmesindeki belirleyici etkisi, verilen
taahhütlere uyup uymaması, incelemeye yardımcı olup olmaması, gerçekleşen veya
gerçekleşmesi muhtemel zararın ağırlığı gibi hususları dikkate alır.’’ denilmiş, son
fıkrasında da; “Bu maddeye göre verilecek idarî para cezalarının tespitinde dikkate
alınan hususlar, işbirliği halinde para cezasından bağışıklık veya indirim şartları,
işbirliğine ilişkin usul ve esaslar Kurulca çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir.’’ hükmü
ihdas edilmiştir.
Yukarıda hükmü açıklanan 16.maddenin 5.fıkrasının yollamada bulunduğu,
Kabahatler Kanununun 17.maddesinin 2.fıkrasında ise; “ İdarî para cezası, kanunda alt
ve üst sınırı gösterilmek suretiyle de belirlenebilir. Bu durumda, idarî para cezasının
miktarı belirlenirken işlenen kabahatin haksızlık içeriği ile failin kusuru ve ekonomik
durumu birlikte göz önünde bulundurulur. hükmü bulunmaktadır.
Bu hükümleri yorumlamaya çalışırsak; Yasa Koyucu, maddenin 3.fıkrası ile
verilecek cezalarda alt sınır (asgari had) koymayıp, sadece üst sınırı (azami haddi)
belirleyerek, cezaların nihai karardan bir önceki mali yıl sonunda oluşan veya bunun
hesaplanması mümkün olmazsa nihai karar tarihine en yakın mali yıl sonunda oluşan ve
Kurul tarafından saptanacak olan yıllık gayri safi gelirlerinin yüzde onuna kadar
verilebileceğini hükme bağlamış, son fıkrasında ise sadece “cezanın tespitinde dikkate
alınan hususlar” kavramını getirerek, Rekabet Kurulu’na sadece cezanın tespitinde
dikkate alınacak hususların belirlenmesine ilişkin yönetmelik çıkarma konusunda sınırlı
yetki vermiştir. Cezanın tespitinde dikkate alınacak hususlar derken yasa koyucu neyi
kastetmektedir? Burada kastedilen hangi fiillere, ne miktarda ceza vereceğini tespit et
demek anlamında değil, 16.madde ile verilen ceza sınırları içerisinde ( % 10 ‘a kadar)
ceza takdir ederken hangi unsurlara göre veya hangi şartların varlığı halinde cezayı
ağırlaştıracaksın veya hafifleteceksin, bir başka deyişle yasada öngörülen sınırlar içerinde
ceza tayin ederken, takdir yetkini kullanma adına hangi unsurları dikkate alarak ceza tesis
edeceksin anlamındadır. Yasa koyucu Rekabet Kurulu’na, Yönetmelik yaparken hangi
fiillere ne oranda ceza verileceğini tespit etme yolunda bir yetki verseydi o zaman yasaya;
“Bu maddeye göre verilecek idarî para cezalarının tespiti ve maddeye göre
verilecek idarî para cezalarının tespitinde dikkate alınan hususlar” kavramını ayrı
ayrı yazarak birlikte getirirdi.
Yasa koyucu bu görüşümüzü teyit eder mahiyette olmak üzere, anılan 16.maddenin
5.fıkrasında, verilecek cezanın üst sınıra kadar olmak koşuluyla tespit edilirken, bir başka
deyişle Rekabet Kurulu takdir yetkisini kullanırken ihlalin tekerrürü, süresi, teşebbüs
veya teşebbüs birliklerinin piyasadaki gücü, ihlalin gerçekleşmesindeki belirleyici
etkisi, verilen taahhütlere uyup uymaması, incelemeye yardımcı olup olmaması,
gerçekleşen veya gerçekleşmesi muhtemel zararın ağırlığı gibi hususları dikkate
13-67/929-391
30
alacağını işaret ederek Yönetmelik koyucuya, “idarî para cezalarının tespitinde dikkate
alınan hususlar”ın nelerden ibaret olabileceğini söylemiş ve adeta bir anlamda Rekabet
Kuruluna yol göstermiştir. Hatta bir adım daha giderek “GİBİ HUSUSLAR” kavramını
getirerek bu hususların tahdidi değil tadadı olduğunu, bu unsurların çoğaltılabileceğini
belirtmiştir. Yasa koyucu bir anlamda, son fıkrada belirtilen idarî para cezalarının
tespitinde dikkate alınan hususlar kavramının ne olduğunu 5.fıkra ile önceden
açıklamış ve bu kavramı son fıkrada yine tekrar ederek, bu ilkelere göre yönetmelik
çıkarılabileceğini söylemiştir.
Amaçsal yorum (gai yorum) ilkelerinden hareketle yasa koyucunun gerçek
amacını anlamaya çalışırsak, bizce yasa koyucu, yollamada bulunduğu, yukarıda hükmü
açıklanan Kabahatler Kanununun 17 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmünün ceza
verilirken öncelikle dikkate alınacağını belirterek, bu hükümde yer alan kanunlarca alt ve
üst sınırı belirlenen idari para cezalarında kullanılacak takdir yetkisinin etkenlerini
hatırlatarak ve adeta yönetmelik koyucuya da, bu şekilde yasalarda cezaların alt ve üst
sınırı belirlenebilir, sen yönetmelikle alt ve üst sınır koyamazsın, sadece bu sınırlar
içerisinde karar verirken bazı unsurları dikkate alınabileceği hususlarını düzenleyebilirsin
anlamında yol göstermiştir.
Olayımızda 4054 sayılı yasanın 16.maddesi ile konulan kural, anılan
yönetmelikle bir anlamda değiştirilmekte ve Kurulun hareket alanı daraltılmaktadır. Yasa ile
getirilmeyen ve Yönetmelik Koyucuya ceza miktarlarını ve ceza sınırlarını saptama
konusunda verilmiş bir yetki olmamasına rağmen, belirli suçlara verilecek cezaların
saptanması, para cezasına yeni bir alt sınır ve yeni bir üst sınır konulması 4054 sayılı
yasanın 16.maddesine aykırıdır. Öte yandan 5/1-a bendinde; karteller için yüzde ikisi ile
yüzde dördü, (b) bendinde; karteller dışında kalan diğer ihlaller için, binde beşi ile yüzde
üçü oranında bir ceza öngörülmesi, Yasanın 16/son maddesinde Kurulca çıkarılması için
verilen yönetmelik yetkisini aşmaktadır. Onu contra legem hale getirmektedir. Zira
yönetmelik ile temel ceza tespiti mümkün değildir. Bu nedenle yasaya aykırı bulunan
Yönetmelik hükümlerine göre ceza belirlenmesinin olanaklı olmadığı, hukuken sakat
olduğu açıktır. Öte yandan bu karşı oy sahibinin 4054 sayılı yasa ile kendisine verilmiş
bulunan yüzde on sınırları içerisinde kalmak kaydıyla, ağırlaştırıcı ve hafifletici unsurları
dikkate alarak ceza miktarını tespit etme yolundaki takdir yetkisi, daha önce görev yapan
ve aynı seviyede olan üyelerin çıkardığı bir düzenleme ile ipotek altına alınmakta, adeta
onların düşünce ve kararlarını devam ettirme zorunluluğu gibi ve yasaya dayalı olarak
özgürce karar vermesini engelleyecek şekilde asla kabulü mümkün olmayan hukukla
bağdaşmayacak bir durum ortaya çıkarmaktadır.
Bu görüşe karşı bir sav getirilebilir. “Yönetmelik Danıştay’ca iptal edilmediğine
göre hukuken geçerlidir ve zaten verilen cezada yönetmeliğin 6. ve 7. maddeleri
uygulanarak sonuç olarak cezanın, yasanın öngördüğü alt ve üst sınırlara ulaşmaktadır.’’
Hukukun genel ilkeleri, hafifletici ve ağırlaştırıcı unsurların bulunmadığı olayda Rekabet
Kurulu’nun anılan yönetmeliğe göre alt ve üst sınır belirleme yönünden bağlı olması
karşısında bu savın bir geçerliliği olamaz.
Öte yandan 2577 sayılı İ.Y.U.K nun 7.maddesinin 4.fıkrasında “Düzenleyici
işlemin iptal edilmemiş olması, bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olamayacağı
hükmü karşısında, açık olarak hukuka aykırı olduğuna inandığımız yönetmelik hükmünün
tarafımızdan da uygulanmasının zorunlu olmadığına inanıyoruz. Bu hükme göre,
Kurul’umuzca tesis edilen kararın İdare Mahkemesi ve Danıştay’ca yapılacak olası bir
yargısal denetiminde de dikkate alınacağı kanısındayız.
13-67/929-391
31
26.9.2004 gün ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun “Suçta ve cezada kanunîlik
ilkesi” başlığı altındaki 2.maddesinde; “Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye
ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik
tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz.
İdarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamaz.
Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz. Suç ve
ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz.” hükmü
getirilmiştir.
Yine 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanununun “Kanunilik İlkesi”
başlıklı 4.maddesinde; “Hangi fiillerin kabahat oluşturduğu, kanunda açıkça
tanımlanabileceği gibi; kanunun kapsam ve koşulları bakımından belirlediği çerçeve
hükmün içeriği, idarenin genel ve düzenleyici işlemleriyle de doldurulabilir.
Kabahat karşılığı olan yaptırımların türü, süresi ve miktarı, ancak kanunla
belirlenebilir.’’ hükmü bulunmaktadır.
Kabahatler kanunun anılan maddesinin, gerekçesinde; ……….. suçta kanunilik
ilkesine nazaran, kabahatler açısından daha esnek bir sistem kabul edilmiştir. Buna
karşılık, ikinci fıkrada , idari yaptırımlar açısından , cezada kanunilik ilkesine paralel bir
hükme yer verilmiştir……..denilmiş (4) , idari ceza hukuku ile ceza hukuku arasındaki
kanunilik ilkesindeki ayrım gösterilmiştir. Ancak her iki hukuktaki kanunilik ilkesinin
değişmez kuralı ceza hukukunda suç ile cezanın, idari ceza hukukunda yaptırımın türü,
süresi ve miktarının kanunla belirleneceği kuralıdır. Ayrıca, Anayasamıza göre yasama
görevi, devredilmesi mümkün olmayan bir yetkidir. Bireyin maddî ve manevî varlığı
üzerinde derin etkiler doğuran suç ve cezaların, ancak ulusal iradeyi temsil eden organ
tarafından yapılacak kanunla düzenlenebilmesi, kişi hak ve özgürlüklerine sağlanan en
önemli anayasal garantilerden birini oluşturur.
Rekabet Kurulu, Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile
Hakim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin
Yönetmelik’in; 5.maddesi ile Türk Ceza Kanunu’nun 2.maddesinin 2.fıkrasına ve
Kabahatler Kanunu’nun 4.maddesinin 2.fıkrasına aykırı olarak 4054 sayılı yasa ile yüzde
ona kadar idari para cezası verilebilmesi hükmünü daraltarak, belli kabahatlere, yeni ceza
oranları belirleyerek adeta kendisini Yasa Koyucu yerine koymuştur.
Yönetmelikle, Yasada Bulunmayan Kartel adlı Bir Kabahat Tipi Yaratılmıştır.
Yine 4054 sayılı Yasada kartel suçu şeklinde bir tanım yapılmamasına ve
böyle bir kabahat tipi bulunmamasına rağmen Yönetmelikle kartel kabahati getirilmiş ve
bu kabahat türü için ayrı ve daha yüksek bir ceza oranı öngörülmüştür. Oysa, 4054 sayılı
yasanın 4.maddesinde öngörülen rekabete aykırı kabahatler rekabeti sınırlayıcı, anlaşma,
uyumlu eylem ve kararlar başlığı altındaki fiillerdir. Bu fiiller arasındaki ayrım Yönetmelikle
suç tipi yaratılarak değil, cezayı ağırlaştıran veya hafifleten nedenlerle yapılabilecek ve
saptanacak ceza oranları ile yapılabilecek bir husustur. Bu kabahat tipi yaratma ve bu
kabahat tipine ceza oranı belirlenmesi yukarıda belirttiğim gerekçelerle hukuka açıkça
aykırıdır.Kartel kavramı ile hukukumuzda geçen tek hüküm Anayasa’mızın
167.maddesinde bulunmakta olup , bu maddede , “Devlet, para, kredi, sermaye, mal ve
hizmet piyasalarının sağlıklı ve düzenli işlemelerini sağlayıcı ve geliştirici tedbirleri alır;
piyasalarda fiilî veya anlaşma sonucu doğacak tekelleşme ve kartelleşmeyi önler.’’
denilmiştir.4054 sayılı yasada kartel kabahatine ilişkin hiçbir hüküm bulunmaması
nedeniyle, bu kabahat tipinin yaratılmasına anılan Anayasa hükmü gerekçe teşkil edemez.
4 Kabahatler Kanunu Hükümet Tasarısı ve Adalet Komisyonu madde gerekçesi
13-67/929-391
32
Yönetmeliğin Yasaya Aykırı Hükümlerinin Açılacak Olası Bir Davada İptal
Edilebileceği Kanısını Taşıyoruz.
İdare hukuku kurallarına göre Yönetmelik gibi düzenleyici işlemlere karşı iptal
davaları iki halde açılabilmektedir. Yönetmeliklerin yayımlanması üzerine ilgililer
tarafından yasal süre içerisinde iptali için dava açılabileceği gibi, bu düzenlemenin bir idari
işleme dayanak olarak alınıp uygulanması ile menfaatleri haleldar olan kişiler tarafından
da işlemle birlikte, yönetmeliğin ilgili hükümlerinin de iptali yolunda işlemin tabi olduğu
dava açma süresi dava açılabileceği bilinmektedir. Bu nedenlerle ve yukarıda açıklamaya
çalıştığım gerekçelerle, Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile
Hakim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin
Yönetmelik’in; 4054 sayılı yasaya aykırı bulunan ilgili hükümlerinin iptal davasına konu
olması halinde iptal edilebileceği kanısını taşımaktayım.
4054 Sayılı Kanunun 16.Maddesinin İrdelenmesi, Anayasa’ya Aykırılık Sorunu ve
Maddenin Yeniden Düzenlenmesi Gereği.
Yukarıda geniş olarak hükmünü açıkladığımız 4054 Sayılı “Rekabetin Korunması
Hakkında Kanun’un 16.maddesinin 3.fıkrasında; “Bu Kanunun 4, 6 ve 7 nci maddelerinde
yasaklanmış davranışlarda bulunanlara, ceza verilecek teşebbüs ile teşebbüs birlikleri
veya bu birliklerin üyelerinin nihai karardan bir önceki mali yıl sonunda oluşan veya bunun
hesaplanması mümkün olmazsa nihai karar tarihine en yakın mali yıl sonunda oluşan ve
Kurul tarafından saptanacak olan yıllık gayri safi gelirlerinin yüzde onuna kadar idarî
para cezası verilir.” hükmü bulunmaktadır. Bu hükümle Yasa Koyucu anılan 4054 sayılı
Kanunun 4, 6 ve 7.madde de belirtilen rekabet ihlali olarak nitelendirilen kabahatler
hakkında verilecek idari para cezalarında Rekabet Kuruluna geniş bir takdir yetkisi alanı
bırakmış ve % 0-10 oranı arasında ceza takdir edebilmesi konusunda yetki vermiştir.
Yukarıda da, açıkladığımız gibi, cezanın takdirinde dikkate alınacak hususlar
konusunda, anılan yasanın 16/5 fıkrası ile, Kabahatler Kanununun 17/2 fıkrasına yaptığı
yollamayla birlikte (işlenen kabahatin haksızlık içeriği ile failin kusuru ve ekonomik durumu)
ihlalin tekerrürü, süresi, teşebbüs veya teşebbüs birliklerinin piyasadaki gücü, ihlalin
gerçekleşmesindeki belirleyici etkisi, verilen taahhütlere uyup uymaması, incelemeye
yardımcı olup olmaması, gerçekleşen veya gerçekleşmesi muhtemel zararın ağırlığı gibi
kavramları getirmiş, yine yukarıda açıkladığımız, 16/son fıkrası ile “gibi” kavramı ile tadadı
olarak bu unsurların çoğaltılması adına “cezanın tespitinde dikkate alınan hususlar”
konusunda yönetmelik çıkarma yetkisi vermiştir. Yönetmeliğin çeşitli hükümleri ile, cezanın
ağırlaştırıcı unsurları olarak; İhlalin süresi, Soruşturma kararının tebliğinden sonra
kartele devam edilmesi, İncelemeye yardımcı olunmaması hali, Diğer teşebbüslerin ihlale
zorlanması gibi davranışlar, Cezanın hafifletilmesi unsurları olarak ise, yasal
yükümlülüklerin yerine getirilmesi haricinde incelemeye yardımcı olunması, ihlalde kamu
otoritelerinin teşvikinin veya diğer teşebbüslerin zorlamasının bulunması, zarar görenlere
gönüllü olarak tazminat ödenmesi, diğer ihlallere son verilmesi, ihlal konusu faaliyetlerin
yıllık gayri safi gelirler içerisindeki payının çok düşük olması gibi haller olarak
belirlenmiştir.
Sonuç olarak; Rekabet Kurulu Rekabet ihlalleri için vereceği nispi idari para
cezasını tespit ederken % 0-10 oranı arasında kalmak koşulu ile, yukarıda yasa hükmü ile
belirtilen ve yine Yönetmelik hükmü ile yasa koyucunun işareti ile çoğaltılan unsurları
dikkate alarak takdir yetkisini kullanacaktır.
13-67/929-391
33
Hukuk devleti ilkesi, “vatandaşların hukuki güvenlik içinde bulundukları, devletin fiil
ve işlemlerinin hukuk kurallarına bağlı olduğu bir sistemi ifade eder. Hukukî güvenlik ilkesi,
herkesin bağlı olacağı hukuk kurallarını önceden bilmesi, tutumunu ve davranışlarını buna
göre güvenle düzene sokabilmesi anlamına gelir. Bu güvenliğin sağlanabilmesi her şeyden
önce, devletin kendi koyduğu hukuk kurallarına kendisinin de uyması bağlıdır. Hukuk
devletinin ön şartlarından biri olan hukuk güvenliği ilkesi ile bireylerin hukuki güvenliğinin
sağlanması amaçlanmaktadır.
Hukuk güvenliğinin unsurları, hukuki belirlilik ilkesi, öngörülebilirlik ilkesi, eşitlik ilkesi ve
cezaların yasallığı ile hukuksal güvenlik ilkeleridir. Bunun dışında konumuzla doğrudan
ilgisi olmayan kazanılmış hak ilkesi ile geriye yürümezlik ilkeleri de Hukuk güvenliğini
sağlayan diğer en önemli ilkelerdir.
Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan hukuk devletinin temel ilkelerinden biri “belirlilik”
tir. Yasal düzenlemelerin nesnel olması, hukuk devletinde yasadan doğan sorumluluğunun
eylem ve olgu, hukuksal sonuç, hak süjesi yönlerinden herhangi bir duraksamaya ve
kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, belli, anlaşılabilir olması en temel ilkedir. Bu
nedenlerledir ki hukuksal güvenliğinin var olduğunun algılandığı otoritenin keyfilikten uzak
olduğunun düşünüldüğü ortamda bireyde davranışlarını hukuka uyarlayabilecek ve
kendine düşen ödevi yerine sorunsuz getirebilecek kamu düzeni ve hukuk devleti ilkesinin
yerleşmesine katkı ile gereksiz uyuşmazlıkların oluşmasının önüne geçilmiş olabilecektir.
Belirlilik ilkesi, hukuksal güvenlikle bağlantılı olup birey, yasadan, belirli bir kesinlik içinde,
hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını,
bunların idareye hangi müdahale yetkisini doğurduğunu bilmelidir
Hukuki belirlilik ilkesi gereği olarak Yasa Koyucu tarafından getirilen kuralın, kuralın
muhatabı kişilerin olağan şartlar altında belirli işlem ve eylemlerin hangi sonuçlar
doğurabileceğini öngörmelerini sağlayacak nitelikte düzenlenmesini gerektirir. Bu ilke ile
kuralın, muhatap kişi bu kuraldaki takdir yetkisinin kapsamını, kendisi tarafından
öngörülemez keyfi tutum ve davranışlardan koruyacak düzeyde açıklıkla anlayacak şekilde
düzenlenmelidir. Bir başka deyişle kuralın hukuki öngörülebilirliği olmalıdır.
Yasa ile getirilen kural, Anayasamızın 10.maddesinde belirlenen eşitlik
ilkesine uygun olmalıdır. Şöyle ki; alt ve üst sınır arasında idareye bırakılan takdir alanı
geniş, sınırsız ve ölçüsüz olmamalı, cezanın belirlenmesinin alt ve üst sınır arasında çok
büyük oranda açılmış bir makas şeklinde makul ve ölçülü olmayan şekilde genişliği,
uygulamada, yorum ve değerlendirme farklılıklarına dayalı olarak eşitsizliğe, haksızlığa ve
keyfiliğe yol açabilecek nitelikte düzenlenmemelidir.
Yasa koyucu, kamu düzeninin korunması amacıyla ceza hukuku alanında
hangi eylemlerin suç sayılacağı ve suç sayılan bu eylemlerin hangi tür ve ölçüde cezai
yaptırıma bağlanacağı konusunda takdir yetkisine sahip olmakla birlikte, cezaların yasallığı
ve hukuksal güvenlik ilkelerinin gereği olarak, farklı ve keyfi uygulamalara neden olmamak
için, kabahatler hukukuna uygun geçerli sebepler ve objektif ölçütleri yasada göstermesi
gerekir.
Anayasa Mahkemesi, 17.04.2008 gün ve E.2005/5, K.2008/93 sayılı
kararıyla, 3.5.1985 günlü, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 42. maddesini iptal etmiştir.
13-67/929-391
34
İptale konu 42.madde de “Ruhsat alınmadan veya ruhsat veya eklerine veya imar
mevzuatına aykırı olarak yapılan yapının yapı sahibine ve müteahhidine, istisnalar dışında
özel parselasyon ile hisse karşılığı belirli bir yer satan ve alana 500 000 TL. den 25 000
000 liraya kadar para cezası verilir. Ayrıca fenni mesule bu cezaların 1/5’i uygulanır.
Birinci fıkrada belirtilen fiiller dışında bu Kanunun 28, 33, 34, 39 ve 40 ıncı maddeleri
ile 36 ncı maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen yükümlülükleri yerine getirmeyen mal
sahibine, fenni mesule ve müteahhide 500 000 TL.den 10 000 000 liraya kadar para
cezası verilir.
Birinci ve ikinci fıkralarda belirtilen fiillerin tekrarı halinde para cezaları bir katı
artırılarak verilir………………………………………………hükmü bulunmaktaydı.
Anayasa Mahkemesi, yasa ile getirilen kuralın hukuk devleti ilkelerinden olan hukuki
belirlilik, öngörülebilirlik ilkesi ve cezaların yasallığı ile hukuksal güvenlik ilkelerine aykırı
olduğundan bahisle anılan kuralı iptal etmiştir. Anayasa mahkemesi mezkur kararında;
“3194 sayılı Yasa’nın 42. maddesinde düzenlenen idari para cezaları, imar
ve kamu düzenine aykırı davranışların önlenmesi amacıyla, araya yargısal bir karar
girmeden, idarenin doğrudan işlemiyle idare hukukuna özgü usullerle kesilen ve uygulanan
yaptırımlardır. Maddenin birinci fıkrasındaki idari yaptırım, idarenin ruhsat alınmadan,
ruhsat veya eklerine veya imar mevzuatına aykırı olarak yapının yapıldığı yönündeki tespiti
ve bu konudaki değerlendirmesine bağlı olarak idarece uygulanmaktadır. Başka bir deyişle
hem cezayı gerektiren eylemin işlendiğini saptamak hem de Yasa’da gösterilen alt ve üst
sınırlar arasında cezanın tutarını belirlemek tamamıyla idari makamların, belediyeler veya
en büyük mülki amirlerin kararlarıyla oluşmaktadır. İtiraz halinde yargının vereceği karar,
onun bu niteliğini değiştirmemektedir. Sonuçları belli ölçüde genel para cezalarına
benzese de tümüyle idari işleme dayanan bir yaptırımdır. Yargı organlarının müdahalesi
olmadan idarece kararlaştırılmakta ve uygulanmaktadır.
İdari makamların Yasa’nın belirlediği sınırlar arasında cezanın takdirinde esas
alacakları objektif ölçütler Yasa’da gösterilmemiştir. Yasa’yla imar para cezasının alt ve üst
sınırları gösterilmiş, bu alan içinde cezayı uygulama yetkisi idareye bırakılmıştır. İdarelerin
hangi ölçütleri esas alacakları açık, belirgin ve somut olarak Yasa’da yer almamıştır. Yasa
kuralı bu anlamda belirli ve öngörülebilir değildir.
Alt ve üst sınır arasında idareye bırakılan takdir alanı geniş, sınırsız ve ölçüsüzdür.
Cezanın belirlenmesinin alt ve üst sınır arasında elli kat gibi makul ve ölçülü olmayan
şekilde genişliği, uygulamada, yorum ve değerlendirme farklılıklarına dayalı olarak
eşitsizliğe, haksızlığa ve keyfiliğe yol açabilecek niteliktedir.
Yasakoyucu, kamu düzeninin korunması amacıyla ceza hukuku alanında hangi
eylemlerin suç sayılacağı ve suç sayılan bu eylemlerin hangi tür ve ölçüde cezai yaptırıma
bağlanacağı konusunda takdir yetkisine sahip olmakla birlikte, cezaların yasallığı ve
hukuksal güvenlik ilkelerinin gereği olarak, farklı ve keyfi uygulamalara neden olmamak
için, imar hukukuna uygun geçerli sebepler ve objektif ölçütleri yasada göstermesi gerekir.
Cezanın Yasa’da gösterilen sınırlar arasında idarece belirlenmesinde, yapının,
taşkın, heyelan, kaya düşmesi gibi afet alanlarında bulunan, sıhhi ve jeolojik mahsurları
olan veya bunlar gibi tehlikeli durumlar göstermesi nedeniyle imar planlarına veya ilgili
idarelerce hazırlanmış, onaylanmış raporlara göre yapılması yasak olan alanlara, imar
planlarında umumi hizmet alanlarına, kamu tesis alanlarına ve yapı sahibine ait olmayan
13-67/929-391
35
alanlara yapılması; hangi amaçla yapıldığı, büyüklüğü ve konut, ticari, sanayi, otel,
akaryakıt istasyonu gibi niteliği; fen ve sağlık kurallarına aykırılık taşıması; içinde oturacak
veya çalışacak kişiler için tehlike oluşturması; çevresinde ya da aynı bölgede emsal yapılar
için uygulanan imar para cezaları; kente ve çevreye etkisi; bitmiş ve kullanılır durumda
olması gibi ölçütlere yer verilmemiştir.
Bu tür idari işlemlere karşı yargı yolu açık olmakla birlikte, bu güvencenin uygulama
aşamasından sonra ve ancak itiraz yoluyla ortaya çıkacağı göz önünde
bulundurulduğunda, yasa kurallarının yürürlükte olduğu sürece keyfiliği ortadan kaldırmaya
yeterli olduğu söylenemez. Hukuk kuralları, yargının yorumuna ihtiyaç göstermeyecek ve
uygulayıcılar tarafından anlaşılabilecek şekilde açık ve belirgin olmak, uygulayıcılara
güvence vermek zorundadır.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural, Anayasa’nın 2. maddesine aykırıdır. İptali
gerekir.
Kural iptal edilmiş olduğundan ayrıca Anayasa’nın 10. maddesi yönünden
incelenmesine gerek görülmemiştir.
demiştir.(5)
Yukarıda açıklamaya çalıştığımız, ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer
nitelikteki kararı ışığında 4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun
16.maddesinin ilgili fıkralarını irdelediğimizde; Yasa Koyucunun bu maddede de, Hukuki
belirlilik, hukuki öngörülebilirlik, eşitlik ilkesi ve cezaların yasallığı ile hukuksal güvenlik
ilkelerine tam uyduğunu söylemek mümkün değildir. Yasa koyucu, bu hükümle cezanın alt
ve üst sınırı arasında Rekabet Kuruluna büyük bir takdir yetkisi bırakmıştır. Yukarıda
açıklanan, iptale konu 42.madde de alt üst sınır cezanın parasal miktarı konularak 50 kat
şeklinde olmasına rağmen, 16.madde de nispi ceza oranı belirlenmiş olmakla bu fark
şimdiye kadar ki uygulamalara göre 10.000 kat şeklindedir ve hatta Rekabet Kurulu bu
katı daha fazla arttırabilme olanağına sahiptir.
Öte yandan, yukarıda da belirttiğimiz gibi, Rekabet Kuruluna bu alt ve üst sınırlar
arasında idari para cezasını tespit ederken dikkate alacağı hususlar gerek 4054 sayılı
yasa, gerek Kabahatler Yasası ve gerekse Yasa Koyucunun verdiği yönetmelik yetkisi ile
belirlenmiştir. Gerçekten belirlenen unsurlar, alt ve üst sınır arasında bu kadar büyük bir
orandaki farklılık içinde hukuka ve adalete uygun bir şekilde idari para cezasını tespit
etmeye yeterlimidir. Biz bu konuda tam yeterlidir diyemiyoruz. Bu durumun, bir başka
deyişle bu maddenin Anayasa Mahkemesi’nin önüne götürülmesi halinde iptal
edilebileceği kuşkusunu taşımaktayım.
Bilindiği gibi, Rekabet Hukuku 1900 lü yıllarda Sherman yasası ile ilk A.B.D de
doğmuş, 1950 li yıllarda da Avrupa Devletleri bu hukuku kabul etmiştir. Ülkemizde ise
1994 yılında çıkarılan 4054 sayılı yasaya göre Rekabet Kurumu 1997 yılında faaliyetine
başlamıştır. Dünyada epeyce yol alan Rekabet Hukuku, teorik anlamda dahil olmak
ülkemizde, Rekabet Kurumu ile pratik alanda da belirli ve üst bir seviyeye gelmiş
bulunmaktadır. Artık Rekabet Hukukunda da, rekabete aykırı fiiller arasında ayrım
yapılarak kabahat tiplerinin belirlenerek bir ayrıma gidilmesi olanaklıdır. Öte yandan
Anayasamızın 13.maddesinde vücut bulan Ceza muhakemesi hukuku işleminin yapılması
5
13-67/929-391
36
ile sağlanması beklenen yarar ve verilmesi ihtimal dâhilinde bulunan zarar arasında makul
bir oranın bulunmasını, oransızlık durumunda işlemin yapılmamasını ifade eden ölçülülük
ilkesi dikkate alınarak ceza miktarlarının belirlenmesi mümkündür.
Belirtilen nedenlerle, hukuki belirlilik, öngörülebilirlik ve eşitlik ilkeleri bağlamında,
Yasa Koyucunun gelişen Rekabet hukuku ilkelerini dikkate alıp, kabahat tiplerinde bir
ayrıma giderek, cezada ölçülülük ilkelerini de göz ardı etmeksizin 16.maddeyi yeniden
düzenlemesi gerektiği inancındayım.
Sonuç
Yukarıda geniş olarak açıklanan nedenlerle, Kurulumuzca verilen; 4054 Sayılı
Kanun’un 16. maddesinin üçüncü fıkrası ve “Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem
ve Kararlar ile Hakim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına
İlişkin Yönetmelik”in 5. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ve ikinci fıkrası, üçüncü
fıkrasının (a) bendi ve 7.maddesinin birinci fıkrası hükümleri uyarınca 2012 mali yılı
sonunda oluşan ve Kurul tarafından belirlenen yıllık gayri safi gelirlerinin takdiren, verilen
% 0,6 ve % 0,9 oranlarındaki, kanuna aykırılığı yukarıda ileri sürülen ilgili hükümlerinin
uygulanarak temel para cezaları baz alınarak verilen idari para cezalarına, anılan bu idari
para cezaları belirlenirken 4054 sayılı yasa ile birlikte, uygulanan Rekabeti Sınırlayıcı
Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde
Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik’in 4054 Sayılı Rekabetin Korunması
Hakkında Kanuna aykırı olmasından dolayı uygulanmasının mümkün olmadığı
düşüncesiyle kararın sonuç ceza oran ve miktarlarına katılmakla birlikte, gerekçe
yönünden katılmıyorum.
Reşit GÜRPINAR
Kurul Üyesi
Full & Egal Universal Law Academy