Rekabet Kurumu Başkanlığından;
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2013-4-96 (Önaraştırma)
Karar Sayısı : 14-02/41-19
Karar Tarihi : 16.01.2014
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI
Üyeler : Kenan TÜRK, Dr. Murat ÇETİNKAYA, Reşit GÜRPINAR,
Fevzi ÖZKAN, Dr. Metin ARSLAN, Doç. Dr. Tahir SARAÇ
B. RAPORTÖRLER: Çağlar Deniz ATA, Canan İÇEL, Tuğba YILMAZ
C. BAŞVURUDA
BULUNAN : Bellville Rodair Uluslararası Yük Taşımacılığı Ltd. Şti.
Yeşilköy Mah. Atatürk Cad. EGS Park Business Blokları B2 Blok
No:275 K:8 Bakırköy/İstanbul
D. HAKKINDA İNCELEME
YAPILAN : UN Ro Ro İşletmeleri A.Ş.
Dumankaya Vizyon İşyeri Blokları Esentepe Mah. Milangaz Cad.
No:77
K:2 Ofis No:83-92 Kartal/İstanbul
(1) E. DOSYA KONUSU: UN Ro Ro İşletmeleri A.Ş. tarafından, Bellville Rodair
Uluslararası Yük Taşımacılığı Ltd. Şti.’nin talep ettiği navlun fiyat teklifine cevap
verilmediği ve bu fiyat teklifi ile servis hizmetinin rakip teşebbüse verilerek 4054
sayılı Kanun’un ihlal edildiği iddiası.
(2) F. İDDİALARIN ÖZETİ: Kurumumuza yapılan başvuruda özetle;
- Başvuru sahibi Bellville Rodair Uluslararası Yük Taşımacılığı Ltd. Şti. (BELLVILLE)’nin
UN Ro Ro İşletmeleri A.Ş. (UN RO RO)’den 03.10.2013 tarihinde navlun fiyatı talep ettiği,
ancak o tarihte herhangi bir cevap alınamadığı,
- 4.10.2013 tarihinde tekrar aynı talepte bulunulduğu, ancak fiyat teklifi ve servis hizmetinin
UN RO RO tarafından başka bir rakip firmaya verildiği,
- BELLVILLE’nin çalıştığı firmanın işi başkasına verdiğinin UN RO RO’ya bildirilmesi
üzerine UN RO RO’nun fiyat teklifinde bulunduğu, ancak BELLVILLE’nin işi kaybetmiş
olmasından ötürü bunun olumlu bir katkısının olmadığı,
- Bu durum UN RO RO’ya sorulduğunda, teklif verilecek firmanın hat, sayı ve süreklilik gibi
ölçütler çerçevesinde kendi ticari kararları neticesinde belirlendiğinin belirtildiği,
- UN RO RO’nun söz konusu pazardaki hakim durumunu kötüye kullanıp, bazı firmalara
daha uygun navlun fiyat teklifinde bulunarak bazı firmalara ise navlunu geç vererek firmalar
arasında ayrımcı uygulamalarda bulunduğu
belirtilmekte ve UN RO RO’nun mezkur uygulamalarının 4054 sayılı Rekabetin Korunması
Hakkında Kanun’a aykırılık teşkil ettiği iddia edilmektedir.
14-02/41-19
2/4
(3) G. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 10.10.2013 tarihinde giren başvuru üzerine
hazırlanan 30.10.2013 tarih ve 2013-4-96/İİ sayılı İlk İnceleme Raporu, 06.11.2013 tarihli
Kurul toplantısında görüşülmüş ve önaraştırma yapılmasına karar verilmiştir. Konuya ilişkin
karar uyarınca düzenlenen 06.01.2014 tarih ve 2013-4-96/ÖA sayılı Önaraştırma Raporu
görüşülerek karara bağlanmıştır.
(4) H. RAPORTÖR GÖRÜŞÜ: İlgili raporda, başvuru konusuna ilişkin olarak, şikayete konu
teşebbüs hakkında soruşturma açılmasına gerek olmadığı ifade edilmiştir.
I. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
I.1. İlgili Pazar
(5) Dosya mevcudu bilgiler çerçevesinde ilgili ürün pazarı, “tekerlekli ve mobil yük taşıyan ro ro
gemileri ile yapılan tarifeli deniz taşımacılığı hizmetleri (ro ro taşımacılığı hizmetleri)”; ilgili
coğrafi pazar ise, “Türkiye-Avrupa arasındaki ro ro hatları” olarak belirlenmiştir.
I.2. Hakim Durumun Kötüye Kullanılmasına İlişkin Değerlendirme
(6) Başvuru konusu iddialar, niteliği gereği 4054 sayılı Kanun’un “Hakim Durumun Kötüye
Kullanılması” başlıklı 6. maddesi çerçevesinde ele alınmıştır. Bir eylemin hâkim durumun
kötüye kullanılması olarak değerlendirilebilmesi için ilgili teşebbüsün hâkim durumda
bulunması ve eylemin kötüye kullanma olarak kabul edilebilecek nitelikte olması
gerekmektedir. Sözü edilen iki kriterden herhangi birisinin bulunmaması durumunda 4054
sayılı Kanun’un 6. maddesinin ihlalinden bahsedilemez.
(7) Somut olayda öncelikle kötüye kullanma eyleminin, başka bir ifadeyle ayrımcılık
unsurlarının bulunup bulunmadığı incelenmiştir.
(8) Ayrımcılık, bu açıdan bakıldığında, teşebbüslerin kârlarını artırmak amacıyla, satılan malın
farklı birimlerine ve/veya farklı müşterilere farklı fiyatlar ya da ödeme koşulları uygulaması
olarak tanımlanabilmekte ve en çok fiyat ayrımcılığı şeklinde uygulansa da fiyat avantajına
çevrilebilecek ödeme biçimi, vade, iskonto gibi her türlü unsuru kapsamaktadır. Ayrımcılık,
yöneltildiği taraflara göre birincil seviye zarar doğuran ayrımcılık ve ikincil seviye zarar
doğuran ayrımcılık olarak ikiye ayrılabilir. Birincil seviye zarar doğuran ayrımcılıkta, hâkim
durumdaki teşebbüsün kendi faaliyet gösterdiği pazarlarda rakiplerinin aleyhine olacak
ayrımcı davranışları söz konusudur. Bu tür ayrımcılık 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesinin
(a) veya (d) bendi kapsamında incelenmektedir. İkincil seviye ayrımcılıkta ise hâkim
durumdaki teşebbüs kendisinin faaliyette bulunmadığı pazarlardaki müşterilerine yönelik
olarak ayrımcı davranışlarda bulunmakta olup, bu kapsamdaki uygulamalar 4054 sayılı
Kanun’un ise 6. maddesinin (b) bendinde yer bulmaktadır.
(9) Başvuru konusu olayda, UN RO RO’nun BELLVİLLE ile aynı pazarda olmadığı
görüldüğünden söz konusu iddiaların ikincil seviyede zarar doğuran ayrımcı uygulamalar
çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda, 4054 sayılı Kanun’un 6.
maddesinin (b) bendinde “Eşit durumdaki alıcılara aynı ve eşit hak, yükümlülük ve edimler
için farklı şartlar ileri sürerek, doğrudan veya dolaylı olarak ayırımcılık yapılması” kötüye
kullanma örnekleri arasında sayılmıştır.
(10) Esasen, hakim durumdaki bir teşebbüsün ayrımcı uygulamalarının rekabeti sınırlayıcı
olarak nitelendirilebilmesi için aşağıda belirtilen koşulların gerçekleşmesi gerekmektedir:
14-02/41-19
3/4
- Ayrımcı uygulamada bulunulan teşebbüsler birbirinin rakibi olmalı,
- Uygulama alıcı konumundaki rakiplerin birini diğerine karşı rekabette dezavantajlı hale
getirmeli,
- Eşit olmayan ticari işlemlere farklı fiyat uygulanması rekabet hukuku açısından fiyat
ayrımcılığı olarak kabul edilmediğinden işlemler eşit durumda olmalıdır.
(11) Ticari işlemlerin eşit olup olmadığının tespitinde kullanılan kriterler ise aşağıdaki şekildedir:
- Ticari işleme konu olan malın doğasına bağlı unsurlar (malın cinsi, niteliği, maliyeti gibi
unsurların eşit olup olmaması),
- Ticari işlemlerin gerçekleştiği koşullar (teslimatın nerede, ne zaman yapılacağı, alıcı
tarafından yapılacak ödemenin peşin veya vadeli olması, alım hacmi (miktarı) gibi
tamamen alıcının talebinin sağlayıcıya hangi koşullarda yöneldiğinin belirlenmesine ilişkin
koşulların eşit olup olmaması).
(12) Konuya ilişkin olarak, ülkemiz ve mehaz mevzuata sahip Avrupa Birliği içtihatlarına
bakıldığında; farklı uygulamalarda bulunulan tarafların ya da söz konusu işlemlerin eşitliği
değerlendirilirken farklı uygulamaya konu edilen mal ya da hizmetler arasında fiziksel ya da
işlevsel benzerliklerin bulunması, işlemlerin benzer ticari içerikte olması ve benzer ticari
koşullarda gerçekleşmesi, işlemlerin zamansal olarak birbirine yakın olması gibi unsurların
önem kazandığı görülmektedir. Farklı uygulamaların, bu uygulamalara maruz kalan
teşebbüsler bakımından rekabetçi dezavantaj yaratıp yaratmadığının değerlendirilmesi
noktasında ise, uygulamayı gerçekleştiren hâkim durumdaki teşebbüsün vazgeçilmez bir
ticari taraf olması, bu teşebbüsün gerçekleştirdiği uygulama sonucu ortaya çıkan farklılığın
önemli düzeyde olması ve uzun süre devam etmesi, farklı uygulamalara konu edilen mal ya
da hizmetin müşterinin maliyetleri içindeki payının büyük olması gibi unsurlar aranmaktadır.
(13) Tüm bu açıklamalar dikkate alınarak başvuru konusu olay incelendiğinde, BELLVILLE’nin
UN RO RO’dan 03.10.2013 tarihinde saat 15.00 civarında Pendik-Toulon hattı için navlun
fiyatı talep ettiği, aynı gün içinde tekrar e-posta ile bir hatırlatma gönderdiği, ertesi gün
04.10.2013’te saat 10.40 dolaylarında UN RO RO’nun fiyat teklifinin firmaya e-posta
vasıtasıyla ulaştığı görülmektedir. BELLVILLE, bu süre zarfındaki gecikme nedeniyle
müşterisini UN RO RO’dan fiyat teklifi almış bir diğer nakliye firmasına kaptırdığını
belirtmektedir. UN RO RO tarafından yapılan açıklamada, başvuru konusu talebin özel hat
taşımacılığı olduğu ve bu tip taşımalarda hat, sayı ve süreklilik gibi faktörler gözetilerek
müşterilere farklı fiyat tekliflerinde ve önceliğinde bulunulabildiği ifade edilmiştir. Esasen,
müşterilerin farklı nitelik ve hacimdeki mal ve hizmet taleplerinin hakim durumdaki
sağlayıcılar tarafından farklı koşullarda değerlendirmelere tabi tutulması ticari hayatın
doğası gereğidir. Söz konusu uygulamaların ayrımcılık hali olarak değerlendirilebilmesi için
alıcıların eşit durumda olması mutlak şarttır. Eşit durumda olmayan alıcılar için farklı fiyat
uygulaması yapılabilmesinin önünde engel bulunmamaktadır. Kaldı ki, ayrımcı uygulama
için, hakim durumdaki teşebbüsün alıcı konumundaki rakiplerden birini diğerine karşı
rekabette dezavantajlı hale getirmesi gerekmekte; dezavantajlı durumun sonucunda ortaya
çıkan farklılığın önemli düzeyde olması ve uzun süre devam etmesi gerekmektedir. Ancak
ilgili olay bakımından, UN RO RO’nun 24 saatten kısa bir sürede navlun fiyat teklifini
değerlendirerek teşebbüse gönderdiği anlaşılmaktadır. Özel hat taşımacılığı için gelen fiyat
tekliflerinin daha önceden ilan edilen fiyatlar üzerinden değil müşteri özelinde
14-02/41-19
4/4
değerlendirildiği dikkate alındığında, söz konusu gecikmenin hakim durumun kötüye
kullanılması olduğu sonucuna varmak hakkaniyete uygun düşmeyecektir. Kaldı ki başvuru
konusu uygulamaların birden fazla kez tekrarlandığı ve uzun süreli olduğuna ilişkin bir iddia
da bulunulmamaktadır.
(14) Sonuçta, başvuru konusu iddia incelendiğinde 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi
çerçevesinde bir ihlalin oluşmadığı kanaatine varılmıştır.
J. SONUÇ
(15) Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre, 4054 sayılı Kanun’un 41.
maddesi uyarınca şikayetin reddi ile soruşturma açılmamasına OYBİRLİĞİ ile karar
verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy