Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2005-2-81 (Soruşturma)
Karar Sayısı : 14-35/697-309
Karar Tarihi : 24.09.2014
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI
Üyeler : Kenan TÜRK, Dr. Murat ÇETİNKAYA, Reşit GÜRPINAR,
Fevzi ÖZKAN,Doç. Dr. Tahir SARAÇ
B. RAPORTÖRLER: Nur Seda KÖKTÜRK, Necla SÜMER ÖZDEMİR
C. BAŞVURUDA
BULUNAN : Eser Telekomünikasyon Sanayi ve Ticaret. A.Ş.
Temsilcisi: Av. Gökhan CANDOĞAN
Ulusoy Plaza Kızılırmak Mahallesi 53. Cadde 1450.
Sokak No:9/52, 06510 Çukurambar/ Ankara
D. HAKKINDA SORUŞTURMA
YAPILAN : Türk Telekomünikasyon A.Ş.
Turgut Özal Bulvarı 06103 Aydınlıkevler/Ankara
(1) E. DOSYA KONUSU: 16.02.2006 tarih ve 06-13/155-39 sayılı Kurul kararının Danıştay
13. Dairesinin 20.03.2013 tarih ve 2008/3070 E., 2013/982 K. sayılı kararı ile iptal
edilmesi üzerine, Türk Telekomünikasyon A.Ş. tarafından Eser Telekomünikasyon
San. ve Tic. A.Ş.’nin uluslararası kiralık devre hizmeti tarife bilgisine yönelik
talebinin karşılanmaması ve aynı ihale için aynı hizmeti sağlamak isteyen
teşebbüsler arasında Eser Telekomünikasyon San. ve Tic. A.Ş. aleyhine ayrımcılık
yapılması suretiyle 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesinin ihlal edilip edilmediğinin
tespiti.
F. İDDİALARIN ÖZETİ:
(2) Başvuruda özetle;
Avrupa Birliği (AB) fonları ile desteklenen “Delivery of Advanced Network
Technology to Europe (DANTE)” adlı kuruluş tarafından, AB ve AB’nin yakın
işbirliği içerisinde olduğu ülkelerdeki araştırma ve eğitim alanlarında çalışan
kurumların ortak bir ağ üzerinde birleştirilmesi amacıyla uluslararası bir ağ
oluşturulmasına yönelik “GÉANT PAN European Research and Education
Network” adında dönemsel olarak ihale düzenlendiği,
Avrupa üzerindeki uluslararası ağa bağlantı sağlanması için düzenlenen söz
konusu ihaleler sonucunda, ihaleyi alan teşebbüs tarafından denizaltı/karasal fiber
optik kablolar veya uydu bağlantısı yoluyla DANTE’nin ihtiyaç duyduğu kapasite
ve hızda veri iletişimi taahhüdü altına girildiği,
EUMED Connect Projesi çerçevesinde Türkiye bakımından Ocak 2004’ten itibaren
Eser Telekomünikasyon San. ve Tic. A.Ş.’nin (Eser Telekom) hizmet sağladığı,
14-35/697-309
2/26
Eser Telekom’un Türkiye ve diğer ülkeler için AB çapındaki ağa bağlantı
sağlanması amacıyla DANTE tarafından 2003 yılında açılan ve GN2 olarak anılan
ihaleye de katılmak istediği,
bu kapsamda, Eser Telekom tarafından bu ihaleye teklif vermek için gerekli olan
denizaltı ve karasal fiber optik kablolar üzerinden 622 Mbps ve 1.2 Gbps hızlarında
kiralık devre hizmeti için Türk Telekomünikasyon A.Ş.’den (Türk Telekom) fiyat
talep edildiği,
Eser Telekom’un birçok sefer yinelenen taleplerine ve gecikmeye bağlı olarak söz
konusu ihalede sonlanma tarihi açısından hak kaybına uğrama olasılığının
belirtilmesine karşın, Türk Telekom’un uluslararası nitelikteki GN2 ihalesine
verilecek teklif bakımından temel bileşen durumundaki uluslararası kiralık devreler
için ilgili tarife bilgilerini sağlamakta gecikmesi,
bu bilgilerin ancak ihalenin sonuca bağlanacağı tarihte sağlandığı,
bununla birlikte Türk Telekom’un söz konusu tarife bilgilerini aynı ihale
kapsamında aynı hizmeti sağlamak amacıyla talep eden bir başka şirket olan
Yunanistan uyruklu OTEGLOBE S.A.’ya (OTEGLOBE) daha önceden sağladığına
yönelik bilgi edinildiği,
ayrıca gerek Eser Telekom, gerek OTEGLOBE tarafından aynı hizmetin
sağlanmasına yönelik talep edilen hizmetler için Eser Telekom’a verilen teklifin
OTEGLOBE’ye sunulan teklife göre çok yüksek düzeylerde olduğu,
Türk Telekom’un, Eser Telekom’un tarife bilgilerine yönelik talebini uzunca bir süre
karşılamayarak Eser Telekom’u oyalamak suretiyle DANTE projesi kapsamında
yapılan GN2 ihalesinde rekabetçi bir yapının oluşmasını engellediği,
Türk Telekom’un aynı ihale için aynı hizmeti sağlama çabasındaki Eser Telekom
ve OTEGLOBE arasında, Eser Telekom aleyhine ayrımcılık yaptığı ve kendisine
telekomünikasyon sektöründe değişik alanlarda sahip olduğu dört lisansla rakip
olan Eser Telekom’u, denizaltı ve karasal fiber optik kablolardaki hâkim durumunu
ve telekomünikasyon sektöründeki finansal gücünü kullanarak pazar dışına
çıkarmayı amaçladığı
ifade edilmiştir.
(3) G. DOSYA EVRELERİ: Rekabet Kurumu kayıtlarına 21.07.2005 tarihinde, Eser Telekom
tarafından gönderilen başvuru üzerine düzenlenen 05.09.2005 tarih ve 2005-02-81/İİ-05-
AD sayılı İlk İnceleme Raporu, Rekabet Kurulunun 08.09.2005 tarihli toplantısında
görüşülerek 05-55/844-M sayı ile başvuru konusu iddialara yönelik olarak Türk Telekom
hakkında önaraştırma yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru kapsamında, Bilgi ve İletişim
Teknolojileri Kurumu’ndan (BTK), ilk inceleme aşamasında 28.07.2005 tarihinde 2859
sayılı yazı ile talep edilen görüşe yönelik cevap 26.08.2005 tarih ve 6020 sayılı yazı ile;
14.11.2005 tarih ve 578 sayılı yazı ile önaraştırma aşamasında talep edilen görüşe
yönelik cevap ise 29.12.2005 tarih ve 2018 sayılı yazı ile Kurum kayıtlarına girmiştir.
(4) Önaraştırma sonunda hazırlanan 31.10.2005 tarih 2005-2-81/ÖA-05-Öİ sayılı rapor,
Rekabet Kurulunun 16.02.2006 tarihli toplantısında görüşülmüş ve 06-13/155-39 sayı ile
Türk Telekom hakkında soruşturma açılmasına gerek olmadığına, şikâyetin reddine karar
verilmiştir.
(5) Bahse konu Kurul kararının iptalinin istemi üzerine Danıştay 13. Dairesinin 31.03.2008
tarihli, E:2006/2308, K:2008/3417 sayılı kararı ile Kurul kararında hukuka aykırılık
bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Takiben Eser Telekom
tarafından temyiz isteminde bulunulmuş, söz konusu başvuru üzerine Danıştay İdari Dava
Daireleri Kurulu (İDDK), 20.03.2013 tarihinde 2008/3070 E., 2013/982 K. sayı ile Danıştay
13. Dairesinin bahse konu kararının bozulmasına karar vermiştir.
14-35/697-309
3/26
(6) İlgili karar üzerine Rekabet Kurulunun 28.11.2013 tarihli toplantısında 13-66/914-M sayı
ile denizaltı ve karasal fiber optik kablolardaki hâkim durumunu kötüye kullanıp
kullanmadığının tespitine yönelik olarak Türk Telekom hakkında 4054 sayılı Rekabetin
Korunması Hakkında Kanun’un 41. maddesi uyarınca soruşturma açılmasına karar
verilmiştir.
(7) 4054 sayılı Kanun’un 43/2. maddesi uyarınca, soruşturma açılmasına yönelik karar ve
ileri sürülen iddiaların türü ve niteliği hakkında bilgi, 10.12.2013 tarih ve 13936 sayılı yazı
ile Türk Telekom’a tebliğ edilerek 30 gün içinde ilk yazılı savunmasının iletilmesi talep
edilmiştir. Teşebbüsün ilk yazılı savunması Kurum kayıtlarına 16.01.2014 tarih ve 369
sayı ile intikal etmiştir.
(8) Söz konusu dosyaya ilişkin olarak düzenlenen 05.05.2014 tarih ve 2005-2-81/BN sayılı
Bilgi Notu Kurulun 08.05.2014 tarihli toplantısında görüşülerek, 14-17/332-M sayı ile
soruşturmanın süresinin bitiminden itibaren iki ay uzatılmasına karar verilmiştir. Süre
uzatımı bildirimi Türk Telekom’a 09.05.2014 tarih ve 5006 sayı ile tebliğ edilmiştir.
Soruşturma çerçevesinde ayrıca, 24.06.2014 tarih ve 6908 sayı ile BTK’dan görüş talep
edilmiştir.
(9) Dosyaya ilişkin olarak düzenlenen 31.07.2014 tarih ve 2005-2-81/SR sayılı Soruşturma
Raporu, aynı Kanun’un 45. maddesi uyarınca Rekabet Kurulunun tüm üyeleri ile ilgili
tarafa tebliğ edilmiş ve hakkında soruşturma yürütülen teşebbüsten 30 gün içerisinde
yazılı savunmasını göndermesi talep edilmiştir. Bunun üzerine teşebbüs tarafından
gönderilen 29.08.2014 tarih ve 4913 sayılı yazı ile Soruşturma Raporunda Türk
Telekom'un iddia konusu eylemlerinin 4054 sayılı Kanun'un 6. maddesi kapsamında
hakim durumun kötüye kullanılması olarak nitelendirilemeyeceği hususuna yer verilmiş
olduğundan ikinci yazılı savunma yapılmayacağı ve sözlü savunma yapılmasına yönelik
taleplerinden vazgeçtikleri ifade edilmiştir. Bu sebeple soruşturma safhası 29.08.2014
tarihi itibarıyla sona ermiştir. Rekabet Kurulu soruşturmaya ilişkin nihai kararını
24.10.2014 tarihinde 14-35/697-309 sayı ile vermiştir.
(10) H. RAPORTÖR GÖRÜŞÜ: Soruşturma Raporu’nda, Türk Telekomünikasyon A.Ş.’nin
ilgili dönemde Türkiye ve Türkiye sınır bağlantılarında denizaltı ve karasal fiber optik
kablolar üzerinden uluslararası veri iletimine yönelik altyapı hizmetleri pazarında fiili tekel
olduğu, OTEGLOBE ve Eser Telekom arasında ayrımcılık yaparak 4054 sayılı Kanun’un
6. maddesinin (b) bendini ihlal ettiği sonucuna varılamayacağı, Eser Telekom’un talebine
yönelik vereceği fiyat teklifini geciktirmesine rağmen, söz konusu eylemin fiili veya
muhtemel rekabet karşıtı piyasa kapama etkisinin bulunmamasından dolayı, 4054 sayılı
Kanun’un 6. maddesinin (a) bendini ihlal ettiği sonucuna da varılamayacağı, bu
çerçevede Türk Telekom’un iddia konusu eylemlerinin 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi
kapsamında hâkim durumun kötüye kullanılması olarak nitelendirilemeyeceği sonucuna
ulaşıldığı ifade edilmiştir.
I. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
I.1. Dosya Kapsamındaki Geçmiş Kararlar
I.1.1. 16.02.2006 tarih ve 06-13/155-39 sayılı Rekabet Kurulu Kararı
(11) İDDK tarafından bozulan Danıştay 13. Dairesi kararına ilişkin Rekabet Kurulu kararında
şikâyete konu uygulamalar açısından özetle,
(i) ilgili pazar “Türkiye Cumhuriyeti sınırları dahilindeki denizaltı ve karasal fiber optik
kablolar üzerinden veri iletim hizmetleri pazarı” olarak ele alınmış,
(ii) henüz altyapı işletmeciliğine ilişkin olarak herhangi bir lisans verilmemiş olması
nedeniyle Türk Telekom’un denizaltı ve karasal kiralık fiber optik kablolar yoluyla
sunulan kapasite hizmetleri pazarında fiili tekel niteliği taşıdığı değerlendirilmiştir.
14-35/697-309
4/26
(12) Daha sonra kararda,
Eser Telekom’un 26.2.2003 tarihli ilk başvurusunun, Türk Telekom’un ilgili
tarifelerine Türk Telekom’un web adresinden ulaşılabileceği bilgisine yer verilerek
cevaplandırıldığı,
Eser Telekom’un Atina-Yunanistan, Sofya-Bulgaristan, Brüksel-Belçika, Londra-
İngiltere veya Milan-İtalya istikametlerine 155 Mbps, 622 Mbps ve 1.2 Gbps
kapasitelerinde fiber optik kablo üzerinden uluslararası devre kiralama talebine
ilişkin 30.01.2004 tarihli Türk Telekom’a yaptığı başvuruya ise Türk Telekom
tarafından yaklaşık bir ay sonra yanıt verildiği,
verilen yanıtta talep edilen hızlardaki data devrelerinin tesisinin, Mayıs ayını takip
eden aylarda mümkün olabileceğinin ve uluslararası kiralık data devre tarifelerine
Türk Telekom web adresinden erişilebileceğinin belirtildiği,
Eser Telekom’un daha sonra 13.09.2004, 29.09.2004, 11.11.2004, 07.12.2004 ve
30.12.2004 tarihli yazıları ile uluslararası data devre taleplerini yinelediği, ancak
tüm bu yazışmalar süresince, uluslararası data devre taleplerinin içeriğinde esasa
özgü önemli değişikliklere ve yeni eklemelere gittiği, bu değişiklikler sonucunda
yenilenen her bir talebin, bu taleplere verilecek yanıtlarda da önemli değişiklikler
gerektirmek suretiyle taraflar arasındaki yazışma sürecini doğal olarak uzattığı,
Ayrıca Eser Telekom’un 30.12.2004 tarihli ihtarnamesine, Türk Telekom
tarafından verilen yanıtta yer alan,
“…622 Mbps ve 1,2 Gbps kapasitelerle ilgili fiyat tekliflerinin
oluşturulabilmesi için Eser Telekom tarafından bu devrelerin Türkiye ile
karşı ülkelerde sonlanacağı açık adreslerin yazılı olarak bildirilmesi gerektiği
ve yazılı alınacak talepler üzerine ilgili operatör/idarelerle irtibata geçilerek
Türk Telekom tarafından hazırlanacak fiyat teklifinin Eser Telekom’a
bildirileceği”
ifadesinden ve
“yapılan bu başvurularda belirtilen taleplerin belirli bir sonlanma noktası
içermediği ve paragrafta yer verilen diğer başvuruların belirsiz kapasite
talepleri olduğu”
açıklamasından anlaşılacağı üzere, Eser Telekom’un taleplerinin içeriğinde, bu taleplere
verilecek yanıt için gerekli olan unsurlarda ifade edilen eksikliklerin yazışma sürecinin
uzamasına neden olan bir diğer önemli etken olduğu,
Eser Telekom’un 30.12.2004 tarihli ihtarnamesinde yer alan,
“uluslararası devrenin yurt dışından Türkiye hududuna kadar kısmının Eser
Telekom tarafından yurt dışı operatöründen temin edilmesi durumunda,
devrenin Türkiye Denizaltı Fiber Optik Sistemi Kara Terminali veya
sınırındaki ilk karasal fiber optik terminaline bağlantısı bakımından alınacak
ücret ile söz konusu devrenin yurt içi kesimine ait şehirlerarası/şehir içi lokal
kiralık devre tesis aylık kira ücretleri ve devre tesis süresinin bildirilmesi”
talebinin,
“uluslararası kapasiteler bakımından Türk Telekom tarafından sadece yurt
içi transmisyonunun sağlanmadığı, uluslararası kapasite taleplerinin yurt içi
ve yurt dışı bir bütün olarak temin edilebildiği”
şeklinde yanıtlandığı,
Eser Telekom’un 11.01.2005 tarihli ihtarnamesi ile söz konusu yüksek kapasiteler
için istenen açık adres bilgilerini Türk Telekom’a göndermesinden sonra ise Türk
14-35/697-309
5/26
Telekom’un, OTEGLOBE ve Telecom Italia Sparkle firmalarına Eser Telekom’un
talebi ile ilgili olarak başvurduğu, ancak söz konusu firmalardan talebin
karşılanmasına yönelik herhangi bir olumlu yanıt alınamadığı,
ayrıca, Rekabet Kurumuna daha önce de intikal eden şikâyetlerden taraflar
arasında süregelen uyuşmazlıkların bulunduğu
değerlendirmeleri yapılmıştır. Dolayısıyla ilgili kararda, Türk Telekom’un kapasite sınırı
ve elinde bulunan imkânlar dâhilinde Eser Telekom’un taleplerini reddettiğini kabul
etmenin mümkün olmadığı, dosya konusu şikayetin daha çok taraflar arasındaki ticari
ilişkiden kaynaklandığı sonucuna ulaşılarak soruşturma açılmasına gerek olmadığına
karar verilmiştir.
I.1.2. 31.03.2008 tarih ve E:2006/2308, K:2008/3417 sayılı Danıştay 13. Dairesinin
Kararı
(13) Eser Telekom tarafından, yukarıda özetine yer verilen Rekabet Kurulu kararının iptali
istemiyle dava açılmış, bu kapsamda Danıştay savcısı Türk Telekom’un anılan piyasadaki
hâkim durumunu kötüye kullandığına dair herhangi bir objektif bilgi ve belgenin
saptanamadığı, iddia konusu hususun Türk Telekom’un kusurlu veya kasıtlı tutum ve
davranışından kaynaklanmadığı, bu nedenle tesis edilen dava konusu işlemde hukuka
aykırılık bulunmadığı görüşünü savunmuştur.
(14) Diğer yandan, tetkik hâkimi tarafından 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesinde sıralanan
hallerin sınırlayıcı olmadığı, Türk Telekom'un kendisinden mal ve hizmet talep eden bir
müşterisine, talepleri konusunda herhangi bir yanıt verilmemesinin ya da müşterinin
talepleri konusunda bilgilendirilmemesinin, sunduğu hizmet satışları ile gelir elde eden
rasyonel bir teşebbüs tavrı olmadığı, Eser Telekom’un taleplerindeki açık adreslere ilişkin
eksikliklerin, Türk Telekom'un Eser Telekom tarafından yapılan ve pekçok kez yinelenen
başvurulara sessiz kalmasının gerekçesi olamayacağı, bu eksikliğin karşılıklı iş yapma ve
gelir elde etme güdüsü ile hareket eden teşebbüslerin sessiz kalmak yerine iletişim kurma
yoluyla sergileyecekleri çabalar aracılığıyla kolayca giderilebilecek nitelikte olduğu
savunularak, dava konusu kararın iptal edilmesinin gerektiği belirtilmiştir.
(15) Söz konusu açıklamalar karşısında alınan Danıştay 13. Dairesinin tarafından 31.03.2008
tarih ve E:2006/2308, K:2008/3417 sayılı kararı ile;
4054 sayılı Kanun'un 6. maddesi uyarınca hâkim durumun kötüye kullanılıp
kullanılmadığının tespit edilebilmesi için, şikâyetin maddede sayılan kötüye
kullanma halleri arasında bulunmasının gerektiği,
denizaltı ve karasal kiralık fiber optik kablolar yoluyla sunulan kapasite hizmetleri
pazarındaki Türk Telekom ve davacının durumu dikkate alındığında, dava konusu
olaya uygulanabilecek hükmün de, maddenin (b) bendindeki "eşit durumdaki
alıcılara aynı ve eşit hak, yükümlülük ve edimler için farklı şartlar ileri sürerek,
doğrudan veya dolaylı olarak ayrımcılık yapılması" davranışı olması gerektiğinin
anlaşıldığı,
dava konusu olayda, Türk Telekom'un davacı dışında başka bir alıcıya farklı
davrandığı yönünde davacı tarafından bir iddiada bulunulmaması ve dava
dosyasındaki bilgilerden de böyle bir sonuca varılmaması neticesinde, davacı
şikayetinin reddine ilişkin Kurul kararında hukuka aykırılık görülmediği
değerlendirilmiş, açıklanan nedenlerle dava reddilmiştir.
14-35/697-309
6/26
I.1.3. 20.03.2013 tarih ve 2008/3070 E., 2013/982 K. sayılı İDDK Kararı
(16) Eser Telekom tarafından, 4054 sayılı Kanun'un 6. maddesinde sayılan hâkim durumun
kötüye kullanılmasına ilişkin hallerin tahdidi olmadığı ve Türk Telekom'un aynı durumdaki
alıcılar arasında ayrım yaptığı ileri sürülerek temyiz isteminde bulunulmuş ve Danıştay
13. Dairesinin ilgili kararının bozulması talep edilmiştir. Söz konusu başvuru üzerine İDDK
tarafından,
4054 sayılı Kanun'un 6. maddesinin metni ve gerekçesinden, ikinci fıkrada sayılan
hallerin dışında kalan bir eylem ile de hâkim durumun kötüye kullanılmasının
mümkün olduğunun açıkça anlaşıldığı, bu bağlamda Daire kararında belirtilenin
aksine, 4054 sayılı Kanun'un 6. maddesi uyarınca hâkim durumun kötüye kullanılıp
kullanılmadığının incelenebilmesi için, şikâyetin maddede sayılan kötüye kullanma
halleri arasında bulunması yönünde zorunluluğun olmadığı,
ancak, davacı şirketin arka arkaya yaptığı dört başvuruya Türk Telekom tarafından
hiçbir suretle cevap verilmemesi ve ihtarname söz konusu olunca detaylı bilgi
istenilmesi suretiyle cevap verilmesi durumunun; sürecin uzamasında, Türk
Telekom'un başvurulara gerektiği gibi, zamanında cevap vermemesinin etkili
olduğunu gösterdiğinin açık olduğu,
bununla birlikte şirketin başvurularında var olduğu ileri sürülen eksikliklerin ve
taleplerinde yaptığı değişikliklerin, fiyat teklifi ve gerekli bilginin verilmesinin
gecikmesinde ne derece etkili olduğunun bu konuya iliskin olarak yapılacak detaylı
ve teknik bir inceleme ile ortaya konulacağı,
diğer taraftan, söz konusu süreçte davacı şirket tarafından uluslararası devrenin
yurt dışından sağlanması durumunda, devrenin Türkiye hududunda ilk optik
terminale bağlanması halinde talep edilecek ücret ile yurt içi kiralık devre tesisi
ücreti konusunda bilgi istenildiği, ancak Türk Telekom'un bu istemi; istenilen
nitelikte bir hizmetin sunulmadığı, uluslararası kapasite taleplerinin yurt içi ve yurt
dışı bir bütün olarak sağlandığını belirterek cevapladığının görüldüğü,
ancak Türk Telekom'un anılan hizmeti yurt dışı kaynaklı bir şirkete (OTEGLOBE),
davacı şirketin de katılmak istediği ihale kapsamında sağlayıp sağlamadığı
konusunda bilgi edinilmesi için Türk Telekom'dan ilgili firma ile yapılan anlaşmanın
detaylarının istenilmesine rağmen Türk Telekom tarafından bu konuya ilişkin
bilginin sunulmadığı,
konuyla ilgili olarak BTK görüşüne başvurulması gerektiğinin önaraştırma
raporunda açıklıkla belirtildiği, buna karşılık dava konusu Kurul kararında bu
konuya ilişkin bir açıklamaya yer verilmediği, bu bağlamda, Türk Telekom'un bir
başka şirkete, davacı şirketten farklı muamelede bulunup bulunmadığı ve
ayrımcılık yapıp yapmadığı hususunun açıklıkla ortaya konulamadığının
görüldüğü,
önaraştırma sırasında elde edilen deliller çerçevesinde dosya konusu eylemlerin
rekabet ihlali içerip içermediğinin, elde edilecek yeni bilgi, belge ve deliller ışığında
her türlü şüpheden uzak bir şekilde değerlendirilmesine imkân vermek adına
soruşturma açılması gerektiği
belirtilerek soruşturma açılmasına gerek bulunmadığı yolunda verilen dava konusu Kurul
kararında ve bu kararın iptali istemiyle açılan davayı reddeden temyize konu daire
kararında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
14-35/697-309
7/26
I.2. İlgili Pazar
I.2.1. İlgili Ürün Pazarları
(17) İlgili ürün pazarları “denizaltı ve karasal fiber optik kablolar üzerinden uluslararası veri
iletimine yönelik altyapı hizmetleri” ile “uluslararası veri iletim hizmetleri” pazarları olarak
belirlenmiştir.
I.2.2. İlgili Coğrafi Pazar
(18) İlgili coğrafi pazarlar, “Türkiye ve Türkiye sınır bağlantıları dahilinde denizaltı ve karasal
fiber optik kablolar üzerinden sunulan uluslararası veri iletimine yönelik altyapı hizmetleri”
ve “ULAKBİM ile GEANT PoP noktaları arasında sunulan uluslararası veri hizmetleri”
olarak belirlenmiştir.
I.3. Hakim Durum Değerlendirmesi
(19) Dosya mevcudundan anlaşıldığı üzere, Türk Telekom’un telekomünikasyon şebekeleri
üzerinden sunulan ulusal ve uluslararası ses iletimini ihtiva eden telefon hizmetleri ve
kişisel telekomünikasyon tesisleri ile telekomünikasyon hizmetlerine ilişkin imtiyaz
sözleşmeleri veya telekomünikasyon ruhsatları veya genel izinlerinde ilgili işletmeci
tarafından kurulması öngörülen telekomünikasyon altyapısı hariç olmak üzere, tüm
telekomünikasyon altyapısının kurulması ve işletilmesinde sahip olduğu hukuki tekeli 406
sayılı Telgraf ve Telefon Kanunu’nun 2. maddesinin (c) bendi uyarınca 31.12.2003
tarihine kadar devam etmiş olup, bu tarihten sonra Türk Telekom’un tekeli hukuki olarak
sona ermiştir. Bununla birlikte, Eser Telekom’un Türk Telekom’a yaptığı talepler
süresince ve önaraştırma döneminde hiçbir işletmeci altyapı hizmeti vermek üzere
yetkilendirilmemiştir.
(20) Türk Telekom’un sahip olduğu uluslararası fiber optik terminal istasyonları ve bağlantıları
kullanılmadan yurt içi yerel ağın uluslararası bağlantısının gerçekleştirilmesi mümkün
değildir. Dolayısıyla ilgili dönemde, denizaltı ve karasal fiber optik kablolar üzerinden
uluslararası veri iletimine yönelik altyapı hizmetleri bakımından Türkiye ve Türkiye sınır
bağlantıları dâhilinde Türk Telekom’un fiilen tekel konumunda olduğu tespit edilmiştir.
Başka bir ifadeyle, ilgili dönemde söz konusu hizmetlerin Türk Telekom dışında başka bir
işletmeciden temini mümkün değildir.
(21) Diğer taraftan, Türk Telekom’un ilgili ürün pazarının "uluslararası denizaltı ve karasal fiber
optik kablolar üzerinden veri iletim hizmetleri pazarı" şeklinde tanımlanması halinde ilgili
coğrafi pazarın da buna bağlı olarak "Türkiye Cumhuriyeti sınırları" olarak değil, "tüm
dünya" şeklinde tanımlanmasının söz konusu olacağı, tüm dünyada uluslararası denizaltı
ve karasal fiber optik kablolar üzerinden veri iletim hizmetleri pazarında faaliyet gösteren
yüzlerce uluslararası firmanın bulunduğu, dolayısıyla Türk Telekom’un hakim durumda
olmadığı ileri sürülmüştür. Söz konusu iddialara karşı, belirtilmesi gerek ki, her ne kadar
ihale konusu kiralık devre hizmetinin satışı için Türk Telekom tek alternatif olmasa da,
diğer deyişle Eser Telekom kiralık devre talebini yurt dışındaki operatörlerden de alabilse
de, söz konusu talebin karşılanması için gerekli olan Türkiye sınırına uzanan altyapı ilgili
dönemde yalnız Türk Telekom tarafından sağlanabilmektedir. Dolayısıyla Türk Telekom,
Türkiye ile GEANT PoP noktaları arasındaki uluslararası veri iletim hizmetleri için tek
alternatif niteliği taşımamakla birlikte, Türkiye ve Türkiye sınır bağlantılarında denizaltı ve
karasal fiber optik kablolar üzerinden uluslararası veri iletimine yönelik altyapı hizmetleri
pazarında tekel niteliğini haizdir.
I.4. Şikayet Konusu Olayın Süreci
14-35/697-309
8/26
(22) Dosya mevcudundan anlaşıldığı üzere, DANTE tarafından, AB ve AB’nin yakın işbirliği
içerisinde olduğu ülkelerdeki araştırma ve eğitim alanlarında çalışan kurumların ortak bir
ağ üzerinde birleştirilmesi amacıyla uluslararası bir ağ oluşturulmasına yönelik “GÉANT
Pan-European Research and Education Network (GEANT)” kapsamında dönemsel
olarak ihale düzenlenmektedir. DANTE, 1993 yılında Avrupa ülkelerinin ulusal eğitim ve
araştırma ağlarının (National Reasearch and Education Networks-NREN) bir araya
gelerek kurduğu kar amacı gütmeyen bir organizasyondur. DANTE’nin kurulma amacı
pan-Avrupa eğitim ve araştırma ağlarının NREN’ler adına koordinasyonunu ve
operasyonunu yapmaktır. Bu kapsamda DANTE’nin öncül projesi olan GEANT, NREN’leri
birbirine bağlayan bir ağ olarak Kasım 2000 tarihinde oluşturulmuştur. Bu tarihten sonra
DANTE, GEANT çerçevesinde ağ öğelerinin ve ilişkili hizmetlerin sağlanması amacıyla
dönemlik ihaleler açmıştır.
(23) DANTE tarafından açılan dönemsel ihalelerden biri de başvuruya konu GN2 ihalesidir.
GN2 projesi, GEANT ağının ortalama hızını 155 Mbps seviyelerinden yukarılara taşımak
amacıyla ağ mimarisinin geliştirilmesini, diğer bir deyişle “yeni nesil GEANT ağı”
oluşturmayı amaçlayan bir projedir. Bu kapsamda GN2 ihalesi, Türkiye ve diğer ülkeler
için AB çapındaki ağa bağlantı yapılması amacıyla hizmet sağlanmasına yönelik olarak
açılmıştır. Ocak 2004 itibarıyla EUMED Connect Project çerçevesinde Türkiye
bakımından söz konusu servisi sağlayan ve 1998-2005 yılları arasında ULAKNET’in
Avrupa akademik ağına uydu üzerinden bağlantısını sağladığı öğrenilen Eser Telekom
da söz konusu ihaleye katılmak istemiştir.
(24) Söz konusu ihale Eser Telekom’un şikayetinin temelini oluşturmaktadır. Nitekim şikayet
esas olarak, ihaleye konu hizmetin sağlanması için gerekli olan kiralık devre talebine
yönelik tarife bilgilerinin temin edilmesinin geciktirildiği, ayrıca, Türk Telekom'un Eser
Telekom’la aynı hizmeti sağlayan OTEGLOBE adlı teşebüse göre Eser Telekom’dan
yüksek ücret talep ederek ayrımcılık yaptığı iddialarını ihtiva etmektedir.
(25) Dosyada yer alan bilgilere göre; nihai teklif verme tarihi olarak 04.03.2004 günü
belirtilmiştir. Ancak, ihaleye teklif verme yeterliğine sahip firmalara kapasite ve fiyat
tekliflerini ihale sonuçlandırılıncaya kadar değiştirme/düzeltme imkanı tanınmıştır.
Dolayısıyla, belirtilen süreç Mart-Nisan 2005 tarihine (bir yıl) kadar devam etmiştir.
(26) Bu süreçte Eser Telekom, uluslararası devre kiralama talebine ilişkin ilk başvurusunu
26.02.2003 tarihinde yaptığını iddia etmektedir. Bu yazıda Brüksel-Belçika, Londra-
İngiltere ve Atina-Yunanistan’da bulunan erişim noktalarının açık adresleri verilerek Türk
Telekom’dan, Eser Telekom’un ofisinden bu adreslere 2 Mbps, 34 Mbps ve 155 Mbps
kapasiteler için bağlantı süre ve fiyatlarının bildirilmesi istenmiştir. Türk Telekom, söz
konusu yazıyla talep edilen bilgilere ilişkin yanıtını 03.03.2003 tarihli faks mesajında Eser
Telekom’a ilgili tarifelerin yayımlandığı web sitesini ve kapasitenin mevcut olması halinde
2 ayda temin edilebileceği bilgisini belirtmek suretiyle vermiştir 1.
(27) Yapılan incelemede GN2 ihalesine ilişkin ihale duyurusunun 11.12.2003 tarihli AB Resmi
Gazetesi’nde yayınlandığı, bu duyuruya ilişkin bilginin ise GEANT internet sitesinde
19.12.2003 tarihinde yer aldığı anlaşılmıştır. İhaleye davet metninin tarihi ise
08.01.2004’tür. Dolayısıyla Eser Telekom şikayet konusu ihale kapsamında Türk
Telekom’dan ilk talebini 26.02.2003 tarihinde yaptığını belirtmekle birlikte, bahse konu
talep DANTE’nin bir önceki ihalesine katılım amaçlı olabilecektir
(28) Sürecin esas başlangıcı olan Eser Telekom’un 30.01.2004 tarihli yazısıyla ise Eser
Telekom’un Ankara veya İstanbul ofislerinden Atina-Yunanistan, Sofya-Bulgaristan,
1 Burada talep edilen en yüksek hız 155 Mbps olup, talep açık adresleri içermekte ve bu halde Türk Telekom
Eser Telekom’un talebini karşılamak üzere beş gün içinde cevap vermektedir.
14-35/697-309
9/26
Brüksel-Belçika, Londra-İngiltere veya Milan-İtalya istikametlerine 155 Mbps, 622 Mbps
veya 1.2 Gbps kapasitesinde, fiber optik kablo üzerinden uluslararası devre kiralanmak
istendiği belirtilmiş, söz konusu devreler hakkında tarife bilgileri ve bağlantı süreleri
hakkında tekliflerin, ayrıca söz konusu ülkelere ek olarak, istenilen kapasitelerde bağlantı
sağlanabilecek diğer Avrupa ülkelerinin kendilerine bildirilmesi istenmiştir. Bu sırada
OTEGLOBE de 11.02.2004 tarihli e-posta ile Türk Telekom'a aynı ihale kapsamında
başvuru yapmıştır2. Başvuruda bağlantı noktalarının “açık adresleri”nin verildiği DANTE
ihalesi kapsamında SMW3 ve Mednautilus hatları aracılığıyla 1xSTM-1, 2xSTM-1s ve
1xSTM-4 kapasitesinde tam devre bağlantı talebinde bulunulmuştur.
(29) Eser Telekom’un yazısına cevap olarak Türk Telekom tarafından otuz gün sonra
gönderilen 01.03.2004 tarihli faks mesajında, talep edilen hızlardaki uluslararası kiralık
data devrelerinin tesisinin, Mayıs ayını takip eden aylarda mümkün olabileceği belirtilmiş
ve uluslararası kiralık data devre tarifelerine Türk Telekom web adresinden erişilebileceği
belirtilmiştir. Ancak, Eser Telekom tarafından söz konusu web sitesinde yalnız 155 Mbps
hıza yönelik tarifelerin bulunduğu, 622 Mbps hızında hizmet talep edilmesi durumunda
nasıl fiyatlandırma yapılacağı sözlü olarak sorulduğunda, Türk Telekom tarafından 155
Mbps hıza yönelik ücretlerin 4 katının alınarak fiyat belirlenebileceği şeklinde cevap
verildiği belirtilmiştir. Bunun üzerine Eser Telekom, GN2 ihalesine ilişkin olarak tekliflerin
son verilme tarihi olan 04.03.2004’te 01.08.2002 tarihinden beri geçerli olan tarifeye
dayanarak tam devre fiyat teklifinde bulunmuştur3.
(30) Türk Telekom’un savunmasında yüksek hızdaki devre taleplerinin Mayıs ayı sonrasında
mümkün olabileceğini belirtmesinin sebebi olarak, o tarihlerde Türk Telekom'un yurt dışı
çıkış kapasitesinin düşük olup, günümüzde terabite seviyesinde ölçülen internet yurt dışı
çıkış kapasitesi anlamında sıkıntılar ve kesintiler yaşanması, kendi yurt dışı çıkışları için
bile kapasite sıkıntısı çeken Türk Telekom’un bu kapasiteyi artırmak için çalışmalarda
bulunması gösterilmiştir.
(31) Ayrıca, Eser Telekom'un uluslararası kiralık devre talep ettiği dönemde, talep edilen
kapasiteyi teknik imkanlar dahilinde karşılayabilecek durumda bulunmadığı, nitekim Eser
Telekom'un 30.01.2004 tarihli talebi dışında teşebbüse yüksek hızlarda kapasite talebi
gelmediği, teşebbüsün o güne kadar sağladığı en yüksek kapasitenin 34 Mbps olarak
gerçekleştiği savunulmuştur.
(32) Teşebbüsün savunmasına göre, o güne kadar çok uluslu yatırım ve inisiyatifle öncelikle
ses trafiğine göre dizayn edilmiş ve Türk Telekom’un da ortak olduğu uluslararası kablo
sistemleri, dünya genelinde teknolojik olarak öngörüleri aşan data ve internet trafik
ihtiyacına cevap veremeyecek duruma düşmüştür. Bu nedenle, Eser Telekom'un talep
ettiği yüksek hızlardaki kapasitelerin, teşebbüsün ses ve data devrelerini sağladığı
konvansiyonel kablo sistemleri üzerinden sağlanmasının mümkün olmadığı göz önüne
alınarak, Mayıs 2004’ten sonra devreye alınması planlanan İstanbul-Katanya (İtalya)
arasında kurulan Medtürk denizaltı fiber optik kablo sistemi ve Katanya ötesinde Avrupa
ve Amerika PoP noktalarına kadar temin edilmesi planlanan 10 Gbps hızındaki
kapasiteler üzerinden sağlanabileceği düşünülmüştür.
(33) Bahsi geçen yüksek hızlardaki uluslararası tam kapasite taleplerinin karşılanabileceği
Medtürk denizaltı fiber optik kablo sistemi 17.06.2004 tarihinde geçici kabulü yapılarak
İstanbul-Katanya arasında servise alınmış ve (Medtürk denizaltı fiber optik kablo
sisteminin İstanbul-Katanya hattından sonraki kısmı için) Türk Telekom tarafından
2 Söz konusu tarihten önce iki taraf arasında konuya ilişkin telefon görüşmesi yapıldığı anlaşılmaktadır.
3 Türk Telekom’un ilgili tarih itibarıyla 01.08.2002 tarihinden beri geçerli olan tarifesi esas alınarak 622 Mbps
deniz altı fiber optik kablo bağlantısı için (…..) Avro teklifte bulunulmuştur. Ayrıca uydu bağlantısı araçlığıyla
da dahil olmak üzere daha düşük hızlarda da alternatif tekifler iletilmiştir.
14-35/697-309
10/26
Katanya ötesinde Avrupa ve Amerika PoP noktalarına 10 Gbps kapasite ile erişim için
06.05.2004 tarihinde ihaleye çıkılmıştır. Kamu İhale Kurumu (KİK) hükümlerine tabi olarak
gerçekleştirilen kapasite temin ihalesi 29.11.2004 tarihinde sonuçlandırılarak sözleşme
imzalanmıştır.
(34) Eser Telekom’a verilen cevap sonrasında, Dante tarafından 02.09.2004’te Eser
Telekom’a gönderilen yazı ile ilk değerlendirme çalışması sonucu kendilerinin başarılı
bulunduğu ve ihalede bir sonraki adım için hareket edebileceği bildirilmiştir. Bunun
üzerine, Türk Telekom tarafından 01.08.2004 tarihinden itibaren geçerli olan yeni bir tarife
belirlenmesi ve söz konusu tarifede yeterli bilgi bulamaması sebebiyle, teşebbüs
13.09.2004 tarihli başvurusu ile daha önceki taleplerini ilgi tutarak 155 Mbps, 622 Mbps,
1,2 Gbps uluslararası devre kiralama talebini tekrarlamıştır. Tekrarlanan taleplerin yanı
sıra aynı yazıyla; uluslararası devrenin yurt dışından Türkiye sınırlarına (Türkiye denizaltı
fiber optik sistemi kara terminali veya sınırdaki ilk karasal fiber optik terminaline) kadar
olan kısmının Eser Telekom tarafından yurt dışı operatöründen temin edilmesi halinde,
devrenin Türkiye denizaltı fiber optik sistemi kara terminali veya sınırındaki ilk karasal
fiber optik terminaline bağlantısı için alınacak ücret ile söz konusu devrenin yurt içi
kesimine ait şehirlerarası/şehir içi kiralık devre tesis aylık kira ücretleri ve devre tesis
süresinin taraflarına bildirilmesi talep edilmiştir. Bu başvuruya ilişkin Türk Telekom
tarafından Eser Telekom’a herhangi bir cevap verilmemiştir.
(35) Bunun üzerine Eser Telekom, 29.09.2004 tarihli yazısı ile 30.01.2004 ve 13.09.2004
tarihli yazılarını ilgi tutarak Türk Telekom’dan herhangi bir cevap alınamadığını belirtmiş
ve ilgi yazılarındaki taleplerini yinelemiştir. Bu yazıya da Türk Telekom tarafından
herhangi bir cevap verilmemiştir.
(36) Daha sonra Eser Telekom tarafından 11.11.2004 tarihinde yukarıda yer verilen yazılar ilgi
tutularak tenkiten yapılan başvuruda, Türk Telekom’dan herhangi bir cevap alınamadığı,
fakat Eser Telekom’un uluslararası bir ihaleye yeterlik alan tek Türk firması olduğu, söz
konusu ihale kapsamında temin edilecek fiber optik uluslararası data devresinin tesisinin
ancak Türk Telekom’dan kiralanacak devre ile mümkün olduğu, yapılan başvuruya
yönelik cevabın zamanında verilmemesi halinde, teşebbüsün uluslararası bir ihaleyi
kaybetme riskinin bulunduğu, bu sebeple en kısa zamanda cevap beklendiği belirtilmiştir.
Bu yazıya da Türk Telekom tarafından herhangi bir cevap verilmemiştir.
(37) Bunun üzerine, 07.12.2004 tarihinde Eser Telekom tarafından bir önceki yazısıyla yapılan
taleplere karşılık bir cevap beklendiğinin tekrarlandığı bir başvuru daha yapılmıştır. Bu
yazıya da herhangi bir cevap alınamamıştır.
(38) Ardından, Eser Telekom Türk Telekom’a Ankara 24. Noterliği’nden keşide edilen
30.12.2004 tarihli4 bir ihtarname göndermiştir. Söz konusu ihtarnamede Eser Telekom
26.02.2003, 30.01.2004, 13.09.2004, 11.11.2004 tarihli yazılarına atıf yaparak;
13.09.2004 tarihli talebini yinelemiştir. Bu yazı karşısında Türk Telekom tarafından
06.01.2005’te verilen cevabi yazıda;
fiber optik kablolar üzerinden verilen uluslararası kiralık devrelere ilişkin tarifelerde en
yüksek hız olarak 155 Mbps ücretinin yer aldığı, yürürlükteki tarifelerine göre talep
edilen her bir 155 Mbps kapasite için tesis ücreti olarak 16.000 SDR (KDV Dahil) ve
aylık kira ücreti olarak 280.000 SDR (KDV Dahil) ücret uygulandığı;
yurt dışındaki telekomünikasyon idareleri/şirketleri tarafından yüksek hızlı kapasiteler
için belirli bir tarife uygulanmadığı, alınan talep doğrultusunda müşteri bazlı fiyat
teklifleri verildiği, Eser Telekom’un talep ettiği 622 Mbps ve 1.2 Gbps kapasitelerle ilgili
fiyat tekliflerinin oluşturulabilmesi için Eser Telekom tarafından bu devrelerin Türkiye
4 31.12.2004’te tebellüğ edilmiştir.
14-35/697-309
11/26
ile karşı ülkelerde sonlanacağı açık adreslerinin yazılı olarak bildirilmesi gerektiği,
yazılı olarak alınacak talepler üzerine ilgili operatör/idarelerle irtibata geçilerek Türk
Telekom tarafından hazırlanacak fiyat teklifinin Eser Telekom’a bildirileceği5,
uluslararası kapasiteler bakımından Türk Telekom tarafından sadece yurt içi
transmisyonunun sağlanmadığı, uluslararası kapasite taleplerinin yurt içi ve yurt dışı
bir bütün olarak temin edildiği
açıklamaları yer almaktadır.
(39) Türk Telekom’un bu yazısına istinaden Eser Telekom tarafından, 11.01.2005 tarihli
ihtarname ile söz konusu yüksek kapasiteler için istenen açık adres bilgileri Türk
Telekom’a gönderilmiş ve adresler bakımından tekliflerin derlenerek en geç 10 gün
içerisinde kendilerine gönderilmesi ve ayrıca bu bağlantı noktalarından daha ekonomik
olabilecek bağlantı noktalarının da taraflarına bildirilmesi talep edilmiştir. Türk Telekom
tarafından 26.01.2005 tarihli yazıyla yurt dışı operatörlerden fiyat teklifi talebinde
bulunulduğu, söz konusu operatörlerden cevap alınması halinde Eser Telekom’a bildirim
yapılacağı ifade edilmiştir.
(40) Bu süreçte Türk Telekom tarafından Eser Telekom’un taleplerinin NATO (karasal) fiber
optik kablo sistemlerinden sağlanabilmesi için 25.01.2005 tarihinde OTEGLOBE’ye,
31.01.2005 tarihinde ise Mednautilus (denizaltı) fiber optik kablo sistemi üzerinden
sağlanabilmesi için Telecom Italia Sparkle firmasına faks çekilmiştir. İlgili Türk Telekom
faksına OTEGLOBE’den gelen 27.01.2005 tarihli cevabi faksta, hâlihazırda Yunanistan
telekomünikasyon operatörü OTEGLOBE ile Türk Telekom arasında bulunan toplam
kapasitenin 4xSTM4s’lik (622 Mbps) kısmının Türk Telekom’un internet erişimi için
kullanıldığı ve geriye kalan kapasiteyi ise OTEGLOBE’nin üçüncü kişilere sunduğu
teklifler için rezerve ettiği ifade edilmektedir. Telecom Italia Sparkle firmasına çekilen faks
mesajı ile ilgili olarak ise, Türk Telekom’a gönderilen 14.10.2005 tarihli bilgi isteme
yazısına Türk Telekom tarafından verilen 21.10.2005 tarihli cevapta, bu faks mesajına
Telecom Italia Sparkle’nin herhangi bir şekilde cevap vermediği ifade edilmektedir.
Teşebbüsün birinci yazılı savunmasında yer alan bilgilere göre, yapılan şifahi
görüşmelerde, Telecom Italia Sparkle yetkilileri DANTE ihalesine kendilerinin de
katıldıklarını ve bu sebeple (Eser Telekom için) Türk Telekom’a fiyat teklifi sunulmasının
ticari olmadığını belirtmişlerdir.
(41) Türk Telekom’un iki ayı aşan bir süre geçmesine rağmen Eser Telekom’a teklifleri
ulaştırmaması nedeniyle, 25.03.2005 tarihli ihtarname ile söz konusu gecikme sonucu
uluslararası ihalelerde hak kaybına yol açılacağı, on gün içerisinde istenilen tüm tekliflerin
sağlanması talep edilmiştir. Türk Telekom, 21.04.2005 tarihli yazısıyla söz konusu yazıya
cevap vermiş, Belçika ve Yunanistan’daki PoP noktalarına yönelik talepleriyle ilgili
çalışmaların yapılmış olduğunu belirtmiş, yurt dışındaki operatörlerle yapılan görüşmeleri
aktarmak üzere toplantı gerçekleştirmeyi teklif etmiştir. İki teşebbüs arasında 27.04.2005
ve 04.05.2005 tarihlerinde yapılan toplantılar sonrasında, 10.05.2005 tarihli yazı ile
Yunanistan ve Belçika PoP noktalarından başlamak üzere Türkiye’de sonlanacak şekilde
Eser Telekom’un talep ettiği hızlara yönelik aşağıdaki tabloda yer alan fiyat teklifleri
sunulmuştur. Söz konusu teklifin Türk Telekom’un Katanya ötesinde Avrupa’daki PoP
noktalarına ulaşım için daha düşük kapasiteler için aldığı fiyat tekliflerini baz alarak
hazırladığı ifade edilmektedir.
5 Türk Telekom’un savunmasına göre yüksek hızlarda kapasite taleplerinde, operatörlerin lokal ve
uluslararası sistemlerinin ötesinde, bağlantı kurulacak telekom operatör/şirketlerinin networkünün talep
edilen kapasiteyi karşılayacak durumda olup olmadığı önem arz etmektedir. Bu nedenle, dünyada hiçbir
telekom operatör/şirketi yüksek hızlar için tarife yayımlamamaktadır.
14-35/697-309
12/26
Tablo 1: Türk Telekom’un Eser Telekom’a Sunduğu Fiyat Teklifi
Kapasite Kurulum (Avro) Aylık Fiyat (Avro)
622 Mbps (…..) (…..)
1.2 Mbps (…..) (…..)
Kaynak: Başvuru
(42) Bununla birlikte, Eser Telekom tarafından DANTE’ye gönderilen 14.03.2005 tarihli e-
postaya istinaden 12.05.2005’te verilen cevabi e-postada DANTE tarafından, ihale için
tercih ettikleri bir sağlayıcının bulunduğu, söz konusu sağlayıcı ile birkaç hafta içerisinde
sözleşme imzalanacağı belirtilmiştir. Bu tarihten sonra Türk Telekom ile OTEGLOBE
arasında iki sözleşme imzalanmıştır. Bunlardan 17.06.20056 tarihli ilkinde OTEGLOBE
Türk Telekom’a “Atina ve Selanik'deki MSP PoP'undan "Tam internet Yönlendirme
Tabloları" sağlayarak, [16xSTM1 bantgenişliğinde] transit internet servisi” sağlamayı
taahhüt etmiştir. 31.08.20057 tarihli ikinci sözleşme ile ise “Türk Telekom,
[OTEGLOBE’ye] Türk/Yunan sınırından İstanbul’daki Dante PoP’una 1xSTM-4c kiralık
devre (tam devre)” hizmeti sunmayı taahhüt etmiştir.
I.5. Soruşturma Kapsamında Yer Alan İddialar, Savunmalar ve Bunlara İlişkin
Değerlendirme
I.5.1. OTEGLOBE ile Eser Telekom’a Farklı Davranıldığına İlişkin İddiaların ve
Savunmaların Değerlendirilmesi
(43) Dosya mevcudundan anlaşıldığı üzere, Eser Telekom, Dante projesi ihalesine teklif
sunmak üzere gerekli hizmetin sağlanmasına yönelik Türk Telekom’a yaptığı teklifin
aynısını OTEGLOBE’nin de yaptığını, ancak aynı özellikteki talepler için Türk Telekom’un
OTEGLOBE’ye, kendisine sunulan teklife göre çok düşük bir teklif sunduğunu iddia
etmektedir. Bu şekilde OTEGLOBE’nin ihalede avantajlı konumda tutularak hizmetin
OTEGLOBE firmasına sunulduğu belirtilmiştir.
(44) Dosya mevcudundan, yapılan incelemelerde, DANTE projesi kapsamında yapılan ihaleyi
OTEGLOBE firmasının kazandığı ve bu firmanın ilk etapta Mednautilus bağlantısı
üzerinden, sonrasında ise Türkiye-Yunanistan arasındaki karasal fiber optik kablo
altyapısı üzerinden (NATO hattı) hizmet sunmak üzere Türk Telekom’dan kiralık devre
hizmeti aldığı anlaşılmıştır. OTEGLOBE ile Türk Telekom 2005 yılında Uluslararası
Bağlantı Servis Teminine İlişkin Servis Sözleşmesi’ni imzalamışlardır. Sözleşmeye göre
Türk Telekom, OTEGLOBE’ye Dante Projesi için Ankara veya İstanbul’da tam kapasiteli
transmisyon servisi sağlamıştır. Söz konusu servisin trafik/bant genişliği 622 Mbps
(1xSTM-4c) olmuştur. Diğer bir deyişle “Türk Telekom, Türk/Yunan sınırından
İstanbul’daki Dante PoP’una 622 Mbps kiralık devre (tam devre)” hizmeti sunmuştur.
(45) Sözleşmeden, hizmete ilişkin bedelin aylık (…..) Avro, 12 aylık toplam (…..) Avro olduğu
anlaşılmıştır. Öte yandan, Türk Telekom tarafından Eser Telekom’a gönderilen
10.05.2005 tarihli yazıda Yunanistan ve Belçika’daki PoP noktalarından başlamak üzere
Türkiye’de sonlanacak uluslararası kapasiteler ile ilgili fiyat teklifi 622 Mbps kapasite için
(…..) Avro kurulum bedeli ve aylık (…..) Avro; 1.2 Gbps kapasite içinse (…..) Avro kurulum
6 OTEGLOBE tarafından 17.06.2005 tarihinde, Türk Telekom tarafından 05.07.2005 tarihinde
imzalanmıştır.
7 OTEGLOBE tarafından 31.08.2005 tarihinde, Türk Telekom tarafından 05.10.2005 tarihinde
imzalanmıştır.
14-35/697-309
13/26
bedeli ve aylık (…..) Avro şeklindedir. Diğer bir deyişle, 622 Mbps bant genişliği için Eser
Telekom’dan yıllık toplam (…..) Avro talep edilmiştir.
(46) Böylece, uluslararası kiralık devre hizmetinin OTEGLOBE’ye sağlandığı ve bu süreçte
Eser Telekom’a ve OTEGLOBE’ye uygulanan tarifenin birbirinden farklı olduğu, bu
şekilde Türk Telekom’un bahse konu iki müşterisine farklı şartlar ileri sürdüğü/farklı
uygulamalarda bulunduğu anlaşılmıştır.
(47) Türk Telekom birinci yazılı savunmasında, Eser Telekom ile OTEGLOBE’nin eşit
durumda alıcılar olmadığını, OTEGLOBE’nin Yunanistan’ın yerleşik işletmecisi
konumunda olan uluslararası bir operatör olduğunu, firmanın DANTE projesi
çerçevesinde ihaleye girerken Türk Telekom’dan herhangi bir kapasite almadığını, ihaleyi
Mednautilus firmasından kapasite kiralayarak farklı bir güzergahtan kapasite temin etmek
suretiyle kazandığını belirterek bu anlamda Eser Telekom aleyhine bir ayrımcılık
yapılmadığını belirtmiştir. OTEGLOBE ile Türk Telekom arasında imzalanan Türk
Telekom’un yurt dışı çıkış kapasitesinin artırımına yönelik sözleşmenin ihale tekliflerinin
verilmesi ve ihalenin kazanılması tarihinden çok sonra, Haziran-Temmuz 2005 tarihinde
imzalandığı ve OTEGLOBE’nin Türk Telekom’dan kapasite almaya Yunanistan-Türkiye
arasındaki kablonun iyileştirme çalışmaları tamamlandıktan sonra başlayabildiği ifade
edilmiştir.
(48) Dosya mevcudundan, OTEGLOBE’nin, Türk Telekom’un belirttiği gibi, DANTE projesi
kapsamında ilk aşamada Türkiye-Yunanistan sınırında yer alan NATO hattı üzerinden
kapasite almadığı, onun yerine yurt dışı noktası-Katanya-İstanbul güzergâhını yani
Mednautilus (ve Medtürk) denizaltı fiber optik kablo sistemini kullandığı, bu kapsamda
OTEGLOBE’nin yurt dışında bir PoP noktasından Katanya’ya kadar olan devre için
Mednautilus firması ile anlaşmış olduğu anlaşılmıştır. Ancak, Medtürk hattı Haziran 2004
tarihinde kullanıma açılmış olup, OTEGLOBE Katanya’dan Türkiye’ye (Medtürk) ve ayrıca
Türkiye içinde Türk Telekom ile anlaşmıştır. Dolayısıyla, OTEGLOBE ilk aşamada her
ne kadar Türkiye-Yunanistan sınır hattı bağlantısı üzerinden hizmet almamışsa da Türk
Telekom’dan kapasite almıştır. Zira daha önce de vurgulandığı üzere Türkiye ile yurt dışı
bir noktanın bağlantısının yapıldığı her türlü uluslararası veri iletiminde Türk Telekom’dan
hizmet almak zorunludur. Dolayısıyla, Türk Telekom’un OTEGLOBE’nin DANTE Projesi
çerçevesinde ihaleye girerken Türk Telekom’dan herhangi bir kapasite almadığı
iddiasının gerçeği yansıtmadığı değerlendirilmiştir.
I.5.2. Hizmetin Ayrıştırılabilirliğine İlişkin İddiaların ve Savunmaların
Değerlendirilmesi
(49) Dosya mevcudundan anlaşıldığı üzere, Eser Telekom tarafından yapılan 13.09.2004
tarihli ikinci başvuru ve sonraki başvurularda, Türk Telekom’dan
“uluslararası devrenin yurt dışından Türkiye sınırlarına (Türkiye denizaltı fiber optik
sistemi kara terminali veya sınırdaki ilk karasal fiber optik terminaline) kadar olan
kısmının Eser Telekom tarafından yurt dışı operatöründen temin edilmesi halinde,
devrenin Türkiye denizaltı fiber optik sistemi kara terminali veya sınırındaki ilk
karasal fiber optik terminaline bağlantısı için alınacak ücret ile söz konusu devrenin
yurt içi kesimine ait şehirlerarası/şehir içi kiralık devre tesis aylık kira ücretleri ve
devre tesis süresinin bildirilmesi”
talep edilmiştir. Bu talep karşısında Türk Telekom tarafından 06.01.2005’te verilen cevabi
yazıda;
14-35/697-309
14/26
“uluslararası kapasiteler bakımından Türk Telekom tarafından sadece yurt içi
transmisyonunun sağlanmadığı, uluslararası kapasite taleplerinin yurt içi ve yurt
dışı bir bütün olarak temin edildiği”
açıklaması yapılmıştır. Hizmetin ayrıştırılabilirliğine yönelik söz konusu husus Eser
Telekom’un ihale kapsamında ihtiyaç duyduğu hizmetin kendisine sağlanılmayarak
pazardan dışlandığı yönündeki iddialarının da bir parçasını oluşturmaktadır. Bu sebeble
soruşturma sürecinde uluslararası veri iletiminin parçalı şekilde farklı operatörlerden
temin edilip edilemeyeceğinin araştırıldığı görülmüştür.
(50) Dosya mevcudunda yer alan bilgilere göre, Türk Telekom tarafından yapılan birinci yazılı
savunmada uluslararası kiralık devre hizmetinin Türk Telekom’un uluslararası devreIerin
lokal ağ ile irtibatı için inşaa ettiği ve işlettiği karasal veya denizaltı uluslararası fiber optik
kablo sistemleri terminal istasyonları üzerinden gerçekleştirilen uluslararası bağlantılar ile
sağlanabildiği, teşebbüsün uluslararası terminal istasyonlarını ve bağlantılarını
kullanmadan yurt içi lokal ağın uIuslararası bağlantısının gerçekleştirilmesinin mümkün
olmadığı belirtilmiştir. Teşebbüs ayrıca BTK tarafından onaylı uluslararası kiralık devre
tarifesinin yapısının da parçalı değil bir bütün olduğunu, dolayısıyla Türk Telekom'un BTK
tarafından onaylı uluslararası kiralık devre tarifesi dışında parçalı bir hizmet sunmasının
mümkün olmadığını belirtmiştir.
(51) Ancak söz konusu durumun neden yurt içi ve yurt dışı transmisyonun bir bütün olarak
sunulmasını zorunlu kıldığını açıklığa kavuşturmak adına teşebbüs tarafından ilk olarak,
“Yurt dışı devre bir ucu yurt içinde diğer ucu yurt dışında olan devre demektir.
Bütünlük ancak bu şekilde sağlanır. Türk Telekom’dan bağımsız olarak bir başka
operatörün yurt dışından devreyi Türk Telekom altyapısı üzerinden yurt içine sokup
daha sonra yurt içinde istediği yere sonlandırma imkânı mümkün olmadığından
(Türkiye’de yetkilendirmesi olup, Türkiye’de altyapısı olmadığı sürece, bu durumun
tersi Türk Telekom açısından da geçerlidir. Nitekim Türk Telekom’un da yurt dışı
kapasite sağlayabilmesi için uluslararası bir operatör ile işbirliği anlaşması yapıp
bağlantı sağlaması gerekmektedir) bir bütün olarak Türk Telekom’dan alması
gerekmektedir. Nitekim OTEGLOBE firması ile imzalanan anlaşma da bu
kapsamda imzalanan bir anlaşmadır.”
şeklinde açıklama yapılmıştır.
(52) Daha sonra teşebbüse OTEGLOBE ile Türk Telekom arasında yapılan sözleşmede,
OTEGLOBE'ye Türk/Yunan sınırından İstanbul'daki Dante PoP'una kadar 622 Mbps
hızda sayısal kiralık devre sağlanmasının taahhüt edildiği, söz konusu durumun
uluslararası kiralık devre hizmetinin yurt içi ve yurt dışı şeklinde parçalı değil bir bütün
olarak sunulduğu iddiası dikkate alındığında, ne şekilde mümkün olduğu sorulmuş; buna
karşılık teşebbüs tarafından
“Türk Telekom’un tek başına uluslararası kapasite sağlaması mümkün
bulunmamaktadır. Türk Telekom ancak uluslararası operatörler ile anlaşması
durumunda uluslararası kapasite sağlayabilmektedir. Eğer OTEGLOBE kendi
tarafındaki kapasiteyi sağlayamazsa Türk Telekom’un kendi tarafındaki kapasiteyi
sağlaması mümkün bulunmamaktadır. Uluslararası kapasitenin bir bütün halinde
sunulması başka bir deyişle bütünlüğün sağlanmasından kasıt budur... Yunanistan
ülke dışında olduğundan, devre yurt dışında sonlamış olup, yurt dışı ve yurt içi
şeklinde parçalı bir yapı söz konusu değildir.”
açıklamaları yapılmıştır.
(53) Türk Telekom’un yukarıda yer verilen açıklamalarından, Türk Telekom’un altyapısı
üzerinden hizmet verebilmesi için öncelikle altyapısının sonlandığı sınır bağlantısı
14-35/697-309
15/26
kısmında yurt içinden iletilen veriyi aktaracak ülkenin/muhatapın belirli olması gerektiği ve
söz konusu muhatap ile Eser Telekom’un anlaşmasının yeterli olmayacağı, hizmetin
verilebilmesi için Türk Telekom’un kendisinin karşı operatörle veya karşı operatörün Türk
Telekomla anlaşması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Nitekim Türk Telekom’la yapılan
görüşmelerde de uluslararası bağlantının sağlanmasında muhatap alınacak tarafın
altyapı sağlayıcısı operatörler olduğu, karşı operatörle anlaşmak açısından müşterilerin
muhatap olamayacağının ifade edildiği, ayrıca bağlantının yurt dışına çıkmış olması
sebebiyle (Keşan-Alexandroupolis) OTEGLOBE’ye sağlanan hizmetin de uluslararası
nitelikte olduğu görülmüştür.
(54) Soruşturma tarafı teşebbüse Eser Telekom’un yurt dışı operatöründen Marmaris’e kadar
devre kiralaması örnek verilerek, bunun sonrasında yurt içi-yurt dışı bağlantısının ve
Türkiye içi hattın Türk Telekom’dan sağlamasının neden mümkün olmadığı, bu durumda
Eser Telekom’un Türkiye sınırından Türkiye içine olan hattı kiralaması için doğrudan Türk
Telekom’la iletişime geçmesi halinde söz konusu firmaya neden hizmet sağlanamayacağı
sorulması üzerine teşebbüsün;
“Uluslararası kiralık devre hizmeti için yurt dışı operatörü ile anlaşılması halinde,
ilgili operatörün Türkiye sınırından Türkiye içine kadarki kısmı için Türk Telekom
ile irtibata geçmesi ve anlaşması gerekmektedir... [Bu halde] Türk Telekom’un
uluslararası devre fiyatları geçerli olacaktır. Çünkü devrenin bir ucu yurt dışında
diğer ucu da yurt içindedir. Uygulamada tarife ve hizmet olarak bu tarz bir devre
için [örneğin] Marmaris istasyonunda denizaltı sistemleri ile yurt içi karasal
sistemler arasında arabağlantı ve sonrasında şehirlerarası kiralık devre alma söz
konusu değildir. Böyle bir müşteri talebi, sınır bağlantısına ilişkin tarife ve hizmet
tanımı olmadığından karşılanamamaktadır.
Ayrıca, O tarih itibariyle altyapı işletmecilerinin sınır bağlantısı yapabilmelerine izin
veren bir düzenleme bulunmamakta idi. Nitekim altyapı işletmecileri sınır bağlantısı
yapabilme hakkına 07.09.2005 tarihinde yürürlüğe giren “Telekomünikasyon
Hizmet ve Altyapılarına İlişkin Yetkilendirme Yönetmeliği’nin “EK-A12 ALTYAPI
İŞLETMECİLİĞİ HİZMET” başlıklı ekinde yapılan düzenlemelerle birlikte
kavuşmuşlardır. Bu tarihten önce Eser Telekom’un Altyapı İşletmeciliği
Yetkilendirmesi olsa bile sınır bağlantısı yapabilme hakkı bulunmamaktadır.
Dolayısıyla yukarıda belirtilen şekilde bir tarife olsa dahi Eser Telekom’un sınır
bağlantısı yapma hakkı düzenlenmemiştir.”
şeklinde cevap verdiği, Teşebbüsün OTEGLOBE ile Eser Telekom tarafından talep edilen
hizmetlere ilişkin olaraksa;
“Eser Telekom data kiralama hattını ikiye ayırarak talebini oluşturmaktadır. Eser
Telekom’un uluslararası data kiralama hattını ikiye ayrıştırmaya yönelik yaptığı
talebi, OTEGLOBE’nin yukarıda açıklanan talebi ile aynı değildir. Eser Telekom’un
talebi incelendiğinde sınırda arabağlantı ücreti ile yurt içi bağlantı ücretinin talep
edildiği görülmektedir. Oysa bu şekilde bir ürün ve tarifemiz bulunmamaktadır.
Ürün ve tarife bulunsa bile o tarih itibariyle Eser Telekom’un sınır bağlantısı yapma
hakkı düzenlenmemiştir.
Türk Telekom incelemeye konu talep tarihinde de ve bugün de sınır bağlantılarını
“açık istasyon” prensibi ile gerçekleştirmemektedir. Yani sınırda farklı
işletmecilerden, işletmecilere ait fiberler üzerinden gelen devreleri kendi
sistemlerine bağlayarak sınır noktası ile yurt içi arasında devre sağlamamaktadır.
Bu uygulama uluslararası uygulamalarla da uyumludur. Yerleşik işletmeciler bu
yöntemle parçalı servis vermemektedir.”
14-35/697-309
16/26
açıklamalarında bulunduğu, teşebbüs tarafından belirtilen bu hususlar hakkında
Vodafone Net ile yapılan telefon görüşmesinde ilgili dönemde soruşturma konusu
hizmetin ayrıştırılarak sağlanamadığı, gerek Vodafone Net gerekse ilgili dönemde Türk
Telekom’un müşterisi olan Borusan veya Koçnet gibi firmaların da teşebbüsten bu yönde
bir ürün alamadıkları, teşebbüsün bu yönde bir hizmetinin bulunmadığının ifade edildiği
anlaşılmıştır.
(55) Bunun yanında, Eser Telekom’a bağlantının parçalı şekilde sunulmasına benzer
uygulamaların yurt dışı operatörler tarafından sağlanıp sağlanmadığına yönelik örneklerin
sorulması üzerine, bu kapsamda başvuru sahibi tarafından ihalenin yapıldığı tarihte
Türkiye'de sonlandırma noktası bulunan uluslararası fiber optik kabloların Marmaris ve
İstanbul'da sonlandığı, bu sonlanma noktalarının Türk Telekom'un Türkiye'deki karasal
veri şebekesine bağlantısının mevcut olduğu, dolayısıyla, uluslararası fiber kablodan
sağlanacak bir veri devresinin Türkiye'de Türk Telekom şebeke bağlantı noktası olan
herhangi bir yere bağlantısının yapılmasının mümkün olduğu, soruşturmaya konu olan
DANTE ihalesi süreci sonucunda Türkiye/ULAKNET bağlantısının Yunan Telekom
Operatörü OTEGLOBE tarafından aynı şekilde sağlandığının öne sürüldüğü, bununla
birlikte, Türk Telekom ve Vodafone Net’in beyanları paralelinde, OTEGLOBE’nin yerleşik
operatör olduğu göz önüne alınırsa, Eser Telekom gibi uluslararası bağlantılara yönelik
altyapısı olmayan firmalara/müşterilere bu yönde bir hizmet sağlandığını gösteren somut
bir örnek/delil sunulmadığı görülmüştür.
(56) Sonuç olarak, dosya mevcudundan Türkiye ile yurt dışı bağlantısının sağlanacağı karşı
operatör arasındaki bağlantının bir bütün olarak verildiği, dolayısıyla Türk Telekom’un
doğrudan karşı operatörle iletişime geçerek kapasite ve fiyat talep etmesi gerektiği, karşı
operatörden bağımsız olarak o operatörle yapılan arabağlantı üzerinden hizmet
veremeyeceği, Türk Telekom’un Eser Telekom’un yurt içi ve yurt dışı operatörden ayrı
ayrı bağlantı alması halinde bu iki kapasiteyi birleştirme şeklinde bir hizmetinin
bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
I.5.3. Eser Telekom’un Talep Ettiği Fiyat Teklifinin Geciktirildiği Yönündeki
İddiaların ve savunmaların Değerlendirilmesi
(57) Dosya mevcudunda yer alan bilgilere göre, Eser Telekom’un talep ettiği fiyat teklifinin
geciktirildiği, gönderdiği e-posta, faks ve dilekçelere geç yanıt verildiği veya hiç yanıt
verilmediği vb. yönündeki iddialar kapsamında ilgili dönemde aktif ve ihale konusu hizmeti
karşılayabilecek durumda olan alternatif hatlara yönelik Türk Telekom ve Eser
Telekom’dan bilgi istendiği, Eser Telekom tarafından söz konusu hatların SMW3,
Mednautilus, ITUR ve KAFOS olarak sıralandığı, Türk Telekom’un ise, 2004 yılında Eser
Telekom'un talebi olan 622 Mbps'nin sağlanabileceği SMW3 ve Medtürk (Mednautilus)
olmak üzere iki denizaltı güzergahın bulunduğunu (ancak 2004 yılında Mednautilus ile
kablonun kullanımı konusundaki ticari görüşmelerin devam ettiğini) belirttiği, ayrıca Türk
Telekom tarafından, SMW-2, ITUR, EMOS ve KAFOS gibi diğer hatların yalnız ses iletimi
için uygun olmaları, internet erişimi için yeterli olmayan düşük hız/kapasite sunmaları gibi
sebeplerle ihale konusu bağlantıyı sağlayabilecek nitelikte olmadığının belirtildiği
anlaşılmıştır.
(58) Türk Telekom’un, denizaltı fiber optik kablolardan ilgili dönemde Türkiye açısından en
önemli hattın dünya çapındaki kapsamı ve %96 seviyelerindeki kullanım oranıyla SMW-
3 olduğu yönündeki açıklamasından, soruşturma konusu dönemde bu hatta Eser
Telekom’un talebini karşılayacak bir serbest kapasite bulunmadığı anlaşılmıştır. İtalya,
Yunanistan, İsrail ve Türkiye’yi birbirine bağlayan Mednautilus fiber optik sistemi ise 6
fiber peri ve 92 repeater’dan oluşmakta ve her bir perdeki 10 Gbps kapasiteyi 64 katına
çıkarma imkânı sağlayan DWDM teknolojisine dayanmaktadır. Bu altı tane fiber perinden,
14-35/697-309
17/26
başlangıç noktasından sonlanma noktasına kadar bütünüyle Türk Telekom’a ait olan ve
Medtürk olarak adlandırılan 2 fiber perinden biri Girit üzerinden diğeri ise İsrail üzerinden
İstanbul-Katanya bağlantısını sağlamaktadır. Sistem 1,2 Tbps’ye kadar geliştirilebilecek
şekilde tasarlanmış olmakla birlikte, sistemin başlangıç kapasitesi 20 Gbps’dir. Medtürk
kablo hattı Haziran 2004 tarihinden itibaren kullanılmaya başlamıştır.
(59) Buradan, tek alternatif hat gözüken, İstanbul-Katanya bağlantısı Medtürk üzerinden
yapılan, Katanya ötesinde de Avrupa ve Amerika’daki PoP noktalarına erişim
sağlanabilen Mednautilus hattının, Eser Telekom’un ilk başvuru tarihi itibarıyla aktif
bulunmadığı, zira o dönemde Türkiye’yi Katanya’ya bağlayan Medtürk hattının henüz
kullanılmadığı anlaşılmıştır.
(60) Karasal fiber optik kablo sistemleri hakkında Türk Telekom’un açıklamalarından ilgili
dönemde;
- Bulgar Telekom’un altyapı ağının talep edilen kapasiteyi karşılayacak durumda
olmadığı,
- İran hattının mesafenin uzaması, gecikme vs. sorunlar (İran üzerinde böyle bir
talebin karşılanabilmesi için, İran’dan sonra Ermenistan, Rusya, Azerbaycan
Gürcistan vb. ülkelerin de geçilmesi gerekecektir) sebebiyle uygun olmadığı ve
İran’ın da talep edilen kapasiteyi Belçika ve Yunanistan’a ulaştıracak uluslararası
kapasitesinin bulunmadığı,
- O dönemde İran sınırı gibi alternatifler açısından sadece ses hizmetlerinin
sunulabilmesine yetecek kadar hız/kapasiteli bağlantı bulunduğu,
- Yunanistan OTEGLOBE bağlantısının o dönem için talep edilen kapasiteyi
karşılayacak tek rasyonel güzergah olduğu
görülmüştür. Dolayısıyla, ilgili dönemde karasal fiber optik kablo sistemleri açısından
incelenebilecek tek alternatif hattın, finansmanını NATO üstlendiği için NATO kablosu
olarak da bilinen, Türkiye-Yunanistan arasında yer alan, başlangıç noktası
İstanbul/Keşan sonlanma noktası Alexandroupolis olan, 622 Mbps toplam kapasiteye
sahip uluslararası data devresi olduğu değerlendirilmiştir.
(61) İlgili dönemde geçerli olabilecek alternatif hatlar arasında NATO kablosu ile
Mednautilus’un bulunduğu, söz konusu hatların Türk Telekom tarafından Eser Telekom’a
teklif sunmak için değerlendirilip değerlendirilmediği, ne şekilde değerlendirildiği ve Eser
Telekom’a verilen yanıt sürelerinin makul olup olmadığı hususlarına aşağıda yer
verilmiştir.
(62) Dosyada yer alan bilgilere göre; Eser Telekom, 11.12.2003 tarihinde ilan edilen GN2
ihalesi kapsamında Türk Telekom’dan ilk talebini 30.01.2004 tarihinde yapmıştır. Türk
Telekom söz konusu talebe otuz gün sonra, talep edilen hızlardaki uluslararası kiralık
data devrelerinin tesisinin Mayıs ayını takip eden aylarda mümkün olabileceği,
uluslararası kiralık data devre tarifelerine Türk Telekom web adresinden erişilebileceği
şeklinde cevap vermiştir. Eser Telekom, Türk Telekom internet sitesinde 155 Mbps’nin
üzerindeki hızlara ilişkin bir tarife bulunmadığını belirterek 622 Mbps hızında hizmet talebi
durumunda nasıl bir fiyatlama yapılacağını Türk Telekom’a sorduklarını, onların da
kendilerine 155 Mbps fiyatının 4 katı baz alınarak fiyat belirlemesi yapılabileceği şeklinde
cevap verdiklerini ifade etmiş olup, teşebbüsün, nihai teklif tarihi olan 04.03.2004’te, bu
bilgileri esas alarak fiyat teklifinde bulunulduğu belirtilmiştir.
(63) Söz konusu teklifte, 7 farklı hat ve/veya hız alternatifi sunulduğu, bunlardan iki tanesinin
uydu vasıtasıyla (155 Mbps ve 2x155 Mbps şeklinde), geri kalanlarının da denizaltı fiber
optik kablolar aracılığıyla sunulacağının belirtildiği, denizaltı fiber hatlar üzerinden ise 155
Mbps hızda üç farklı teklif yapıldığı ve bu tekliflerde Türk Telekom’un BTK tarafından
onaylanmış tarifelerinin baz alındığının vurgulandığı, 622 Mbps hıza ilişkin ise iki farklı
14-35/697-309
18/26
sonlanma noktası için iki farklı teklif yapıldığı, Brüksel’de yer alan NREN PoP’unun açık
adresine kadar sunulacak hizmet için (…..) Avro, Sofya’daki adrese kadar sunulacak
hizmet içinse (…..) Avro teklif edildiği görülmüştür.
(64) Yüksek hızlardaki uluslararası tam kapasite taleplerinin karşılanabileceği ve Mayıs ayı
sonrasında açılmasının planlandığı Mednautilus hattının İstanbul-Katanya arası bölümü
olan Medtürk denizaltı fiber optik kablo sistemi 17.06.2004 tarihinde geçici kabulü
yapılarak servise alınmıştır. Bağlantının Katanya’dan sonraki kısmı için ise Türk Telekom
tarafından Katanya ötesinde Avrupa ve Amerika PoP noktalarına 10 Gbps kapasite ile
erişim amacıyla 06.05.2004 tarihinde ihaleye çıkılmış, söz konusu kapasite temin ihalesi
29.11.2004 tarihinde sonuçlandırılmıştır.
(65) Eser Telekom’un 13.09.2004 tarihinde kapasite teminine ilişkin talebini yinelediği, Dante
tarafından 02.09.2004’te gönderilen yazı ile ilk değerlendirme çalışması sonucu
kendilerinin başarılı bulunduğunun ve ihalede bir sonraki adım için hareket edebileceğinin
bildirildiği, bu bilgilendirmenin hemen akabinde Türk Telekom'a tekrar başvurarak
taleplerini yineledikleri, ancak Eser Telekom’un belirtilen ikinci talebine Türk Telekom
tarafından herhangi bir yanıt verilmediği, bunun üzerine, Eser Telekom’un yirmi gün sonra
talebini tekrarladığı, Türk Telekom’dan yanıt alamadığı, bu kez ikinci talebinden yaklaşık
iki ay sonra (11.11.2004) başvuruya yönelik cevabın zamanında verilmemesi halinde,
teşebbüsün uluslararası bir ihaleyi kaybetme riskinin bulunduğunu açıkladığı, ancak bu
yazıya da cevap alamadığı anlaşılmıştır.
(66) Bu noktada Eser Telekom’un 11.11.2004 tarihli ihaleyi alamama riskini açıkladığı yazıdan
on sekiz gün sonra, yani 29.11.2004’te Katanya ötesinde Avrupa ve Amerika PoP
noktalarına kadar kapasite temin etmek üzere çıkılan ihalenin sonuçlandığının, söz
konusu tarihte ihaleyi kazanan İtalya’nın alternatif operatörü Tiscali International
Networks SAS (Tiscali) ile sözleşme imzalandığı dikkate alındığında, bu aşamada Türk
Telekom tarafından Eser Telekom’un talep ettiği uçtan uca uluslararası veri iletim
hizmetinin Mednautilus üzerinden sağlanmasının olanak dâhiline girdiği düşünülmüştür.
Şöyle ki, Mednautilus sisteminin İstanbul-Katanya hattına kadar olan kısmı 17.06.2004
itibarıyla kullanıma açık hale geldiğinden, Katanya ötesi için ise kapasite temini ihale
sonucunda mümkün hale gelmiştir.
(67) Öte yandan, ihale sonuçlanmasına rağmen kapasite temininin kısa süre içerisinde
mümkün olamadığı, Telecom Italia Sparkle tarafından Tiscali’ye Katanya’da arabağlantı
sağlanmaması nedeniyle, Tiscali’nin ihale ile aldığı işi yapamaz hale geldiği ve
Katanya’dan sonraki Avrupa PoP noktalarına erişimi sağlayamadığı, daha sonra Telecom
Italia Sparkle’nin, Tiscali’yi 01.11.2005 itibarıyla satın aldığı ve dolayısıyla da 29.11.2004
tarihinde sözleşmesi imzalanan Katanya ötesi ihalesinin Telecom Italia firmasına geçmiş
olduğu, bu sürecin sonunda, Katanya ötesi ihalesi kapsamında Avrupa PoP noktalarına
ilk kapasitenin 23.04.2005 tarihinde devreye verildiği, daha sonra da peyder pey diğer
kapasitelerin devreye alındığı anlaşılmıştır.
(68) Bu ihaleden ayrı olarak, Türk Telekom’un 10.11.2004 tarihli bir iç yazışmasında
teşebbüsün 23.09.2004 tarihinde Katanya ötesi için kapasite temini çerçevesinde
Telecom Italia Sparkle ile toplantı yaptığı, bunun sonucunda söz konusu teşebbüsle
Türkiye-Katanya arasında Türk Telekom’un tam kapasite sağlaması (Medtürk), Katanya
ötesinde Avrupa ve Amerika’ya kadar olan kapasitelerinse Telecom Italia Sparkle
tarafından temin edilmesi konusunda ön mutabakata varıldığı hususlarının yer aldığı,
yukarıda anılan ihaleden bağımsız olduğu anlaşılan bahse konu yazışmada hizmetin
Medtürk ayağına ilişkin Türk Telekom tarafından uygulanacak tarifelere yer verildiği (ki
buna 622 Mbps hıza kadar olan kapasiteler de dâhildir) ve Telecom Italia Sparkle’nin bu
ücretler doğrultusunda Türk Telekom’a o dönemki mevcut müşterilerine ek olarak (…..)
Avro tutarından gelir getirebilecek müşteri bulduğunun ifade edildiği, söz konusu
14-35/697-309
19/26
önmutabakat ile Türk Telekom tarafından Katanya ötesinde kapasite temini olanağına
ilişkin olarak ise Türk Telekom’un bu mutabakatın Telecom Italia Sparkle ile Türk
Telekom/Tiscali arasındaki ticari ilişkilerde yaşanan gerilim sonucu bozulduğu
açıklamasını getirdiği görülmüştür.
(69) Sonuç olarak önmutabakat ile olmasa da, Katanya ötesi için açılan ihale ile 23.04.2005
itibarıyla Türk Telekom’un uçtan uca uluslararası veri iletim hizmeti verebilecek duruma
geldiği anlaşılmaktadır. Ancak Eser Telekom’a bu çerçevede bir teklif yapılmamış,
teşebbüs, yazılarında alternatif güzergâhlara ilişkin bilgi istemesine karşın, bu
gelişmelerle ilgili bilgilendirilmemiştir. Türk Telekom tarafından o dönemde gerek
uluslararası devrelerde görülen arızalar gerekse ADSL ürününün devreye verilmesi ve bu
ürüne yönelik artan talep sonucu, kendi kapasite ihtiyacını bile karşılayamaz durumda
olduğu, dolayısıyla bu ihale kapsamında devreye alınan kapasite hakkının kendi ihtiyacı
için olan kapasite gereksiniminde kullanıldığı, Eser Telekom’a verilecek teklif için Telecom
Italia firmasından ayrıca Katanya ötesi için teklif alındığı belirtilmiştir.
(70) Buna karşın, yukarıda süreç anlatılırken de değinildiği gibi, teşebbüsün savunmasında,
Eser Telekom’a yüksek hızdaki kapasitelerin Mayıs ayı sonrasında sağlanabileceğinin
belirtilmesine gerekçe olarak söz konusu kapasitelerin bu tarihten sonra devreye alınması
planlanan Medtürk ve Katanya ötesi için açılan ihale ile temin edilmesinin planlanması
sunulmuştur. Bu noktada, Türk Telekom’un öncelikle kendi kapasitesini karşılamak için
Medtürk ve Katanya üzerinden teklif vermemesi ifadeleri çelişki uyandırmaktadır. Bu
yöndeki yukarıda yer verilen savunma haklı görülebilecekse de, Mednautilus hattının
kullanılabilirliğine ilişkin olarak (Medtürk’ün devreye alınması, ihalenin sonuçlanması,
olası devreye alınma tarihi vs.) Eser Telekom’u bilgilendirmemesinin gerekçesi
olamayacağı değerlendirilmiştir. Eser Telekom’un 11.11.2004 tarihli son yazısından yirmi
altı gün sonra (07.12.2004) Türk Telekom’a gönderdiği yazıya da cevap alınmamış,
bunun üzerine 30.12.2004 tarihinde ihtarname çekilmesi yoluna gidilmiştir. İhtarnameye
Türk Telekom tarafından bir hafta sonra (06.01.2005) cevap verilmiştir. Verilen cevapta
622 Mbps ve 1.2 Gbps kapasitelerle ilgili fiyat tekliflerinin oluşturulabilmesi için bu
devrelerin Türkiye ile karşı ülkelerde sonlanacağı açık adreslerinin bildirilmesi gerektiği,
bunun üzerine ilgili operatör/idarelerle irtibata geçilerek Türk Telekom tarafından
hazırlanacak fiyat teklifinin Eser Telekom’a bildirileceği belirtilmiştir. Eser Telekom’un beş
gün sonra (11.01.2005) verdiği açık adres bilgilerinden iki hafta sonra OTEGLOBE’den
kapasite talep edilmiş, OTEGLOBE’nin olumsuz yanıt vermesi sonrasında
(31.01.2005’te) Telecom Italia Sparkle’ye teklif iletilmiştir.
(71) Dosyanın önaraştırma safhasında Telecom Italia Sparkle’den herhangi bir şekilde cevap
gelmediği ileri sürülse de, Türk Telekom’un savunmasına göre, Telecom Italia Sparkle
tarafından sözlü olarak DANTE ihalesine kendilerinin de katılması gerekçesiyle Türk
Telekom’un teklifine cevap vermelerinin uygun olmayacağını belirttikleri ifade edilmiştir.
Eser Telekom’un açık adres bilgilerini vermesinin üzerinden iki ay iki hafta geçmesine
karşın Türk Telekom tarafından Eser Telekom’a olumsuz olarak dahi bir cevap verilmemiş
ve Eser Telekom tarafından 25.03.2005 tarihinde ikinci bir ihtarname gönderilmiştir.
(72) Nihayetinde, Türk Telekom 21.04.2005 tarihli yazısıyla söz konusu ihtarnameye cevap
vermiş, bunun sonrasında yapılan toplantılar sonucunda, 10.05.2005 tarihli yazı ile
Yunanistan ve Belçika PoP noktalarından başlamak üzere Türkiye’de sonlanacak şekilde
Eser Telekom’un talep ettiği hızlara fiyat teklifleri sunulmuştur. Bu tarihten iki gün sonra
DANTE tarafından ihale için bir sağlayıcı belirlendiği bilgisi edinilmiş olup, bir anlamda
Türk Telekom’un verdiği fiyat teklifinin fiilen hükmü kalmamıştır.
(73) Yukarıda yer verilen bilgiler ışığında, dışlama iddialarının değerlendirilmesi açısından
Türk Telekom’un iki davranışı önem taşımaktadır: Öncelikle, Eser Telekom’un ilk
başvurusunda belirttiği ülkelere ek olarak istenilen kapasitelerde bağlantı sağlanabilecek
14-35/697-309
20/26
diğer Avrupa ülkelerinin de kendilerine bildirilmesi istendiği ve bu talebin daha sonra
yapılan başvurularla da yinelendiği dikkate alındığında, Mednautilus (İstanbul-Katanya
arası ve Katanya ötesi) hattının kullanılabilir durumda olmasına rağmen Eser Telekom’a
sunulmadığı, bu hatta ilişkin gelişmelerin teşebbüsle paylaşılmadığı görülmüştür.
(74) Bunun yanında, Eser Telekom’un talebine verilen cevap süreleri de dışlama iddialarını
destekler niteliktedir. Eser Telekom’un ilk talebi (30.01.2004) ile bu teklife verilen Türk
Telekom’un son ve tam teklifi (10.05.2005) arasında bir yıl üç ay on gün bulunmaktadır.
Bu arada geçen sürece bakıldığında ise, Eser Telekom’un ilk talebindeki yüksek hızlı
bağlantıların Mayıs ayından sonra karşılanabileceği yönünde cevaplandırılmasının
ardından yaptığı 13.09.2004 tarihli ikinci talep sonrasında Türk Telekom’dan geri dönüş
aldığı ilk tarih olan 06.01.2005 arasında üç ay yirmi üç günlük bir süre Eser Telekom’a
yanıt verilmediği görülmektedir.
(75) Bu açıdan, Türk Telekom’un öncelikle kendi kapasite ihtiyacını karşıladığı, sonrasında
Eser Telekom’un talebine yönelik alternatif aradığı savunması haklı görülebilecektir.
Teşebbüs, ilk verilen tekliflerde GN2 ihalesini OTEGLOBE yerine Eser Telekom almış
olsaydı, Haziran-Temmuz 2005 tarihinde OTEGLOBE ile kapasite artırımına yönelik
sözleşmenin imzalanmasının, dolayısıyla yurt dışı çıkış kapasitesinin artırılmasının
ardından, Eser Telekom’un talebinin karşılanabileceğini belirtmiştir. Bununla birlikte, Eser
Telekom’un yazılarına sürece yönelik bilgilendirmeyle cevap verilebileceği, söz konusu
savunmanın Eser Telekom’un yanıtsız bırakılmasının bir gerekçesi olarak kabul
edilemeyeceği değerlendirilmiştir.
(76) Türk Telekom birinci yazılı savunmasında cevap sürelerine ilişkin, Eser Telekom'un
26.02.2003 tarihli daha önceki ihaleler kapsamında yaptığı başvuruyu örnek göstermiş,
talep edilen hızların BTK tarafından onaylı tarifede yer alması dolayısıyla bu yazıya
03.03.2003 tarihinde (3-4 gün) içerisinde dönüş yaptığını ifade etmiştir. Yine Eser
Telekom’a 30 gün sonra cevap verilmesinin veya OTEGLOBE’ye 13 gün sonra, Telecom
ltalia Sparkle’ye 19 gün sonra faks gönderilmesinin Türk Telekom büyüklüğünde işlem
kapasitesi olan, sadece Eser Telekom'a değil bütün işletmecilere hizmet sunan, dünya
çapında uluslararası bağlantıları olan yerleşik bir işletmecinin iş süreçlerinde makul
olduğunu öne sürmüştür. Öncelikle, Türk Telekom’un yanıtlarını geciktirdiği haller
savunmada belirtilenden ibaret olmayıp, yukarıda belirtildiği gibi Eser Telekom’un yazıları
defaten cevapsız bırakılmıştır. Ancak yine de, salt 30 günlük cevap süresinin makul olup
olmadığı iddiası gibi münferit uygulamalardan ziyade, Eser Telekom’un taleplerini
yanıtlama sürecinin genel olarak geciktirilip geciktirilmediği ve bunun haklı gerekçelerinin
bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi daha uygun bulunmuştur.
(77) Türk Telekom’un bir diğer savunması, Eser Telekom'un yazışmalarında taleplerinin
içeriğinde esasa özgü önemli değişikliklere gitmesi, bu taleplere verilecek yanıt için
gerekli olan açık adresler gibi unsurlara yer vermemesinin yazışma sürecinin uzamasına
yol açtığı şeklindedir. Bununla birlikte, Türk Telekom’un açık adreslere ilişkin bilgiyi ancak
06.01.2005 tarihinde istediği, Eser Telekom’un bundan önceki 07.12.2004, 11.11.2004,
29.09.2004 ve 13.09.2004 tarihli yazılarında bu hususa değinmediği görülmüştür.
(78) Türk Telekom, fiyat teklifi sağlayabilmesi için talep edilen hattın başlangıç ve sonlanma
adreslerine yönelik ülke ve şehir bilgilerinin verilmesinin yeterli bulunmamasının
gerekçeleri hususunda, devrenin hangi adresler/lokasyonlar arasında tesis edileceğinin
net bir şekilde belirlenmesinin gerektiğini; çünkü müşteriye verilecek taahhüdü ve maliyeti
belirlemek için bu adreslerde istenen servisi vermeye yeterli altyapının olup olmadığının,
altyapı yok veya yetersizse altyapıyı arttırmanın mümkün olup olmadığının, bu işlemler
için gerekli sürenin ve maliyetin belirlenmesinin şart olduğunu belirtmiştir. Vodafone Net
ile yapılan görüşmede de açık adres verilmesinin gerekli olduğu teyit edilmiştir.
14-35/697-309
21/26
(79) Türk Telekom, bütün tarifelerinin ilgili dönem itibariyle 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanun
ve Tarife Yönetmeliği gereğince Telekomünikasyon Kurumu'nun onayına tabi olması
sebebiyle, onaylı tarifesinin dışındaki hızlarda bir teklif vermesinin mümkün
bulunmadığını belirtmiştir. BTK tarafından alınan görüşte konunun serbest piyasada
oluşan mal ve hizmet alımına ilişkin ihale süreci ile ilgili olduğuna yönelik açıklama
yapılmıştır. Dahası, Türk Telekom’un zaten OTEGLOBE’ye 622 Mbps kapasite sağladığı
ve Eser Telekom’a nihayetinde 622 ve 1.2 Mbps kapasite teklifi sunduğu görülmüştür.
Anılan gerekçelerden söz konusu savunmanın aksine, belirtilen hızdaki kapasitelerin
sağlanmasına engel bulunmadığı anlaşılmıştır.
(80) Türk Telekom, soruşturma raporunun kendilerine tebliğinden sonra, raporda Türk
Telekom'un iddia konusu eylemlerinin 4054 sayılı Kanun'un 6. maddesi kapsamında
hakim durumun kötüye kullanılması olarak nitelendirilemeyeceği hususuna yer verilmiş
olduğundan ikinci yazılı savunma yapılmayacağını ve sözlü savunma yapılmasına yönelik
taleplerinden vazgeçtiklerini belirtmiştir.
I.6. Türk Telekom’un 4054 Sayılı Kanun’un 6. maddesini İhlal Edip Etmediğinin
Değerlendirilmesi
I.6.1. Ayrımcılık
(81) 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesinin (b) bendi “eşit durumdaki alıcılara aynı ve eşit hak,
yükümlülük ve edimler için farklı şartlar ileri sürerek, doğrudan veya dolaylı olarak
ayrımcılık yapılması”nı ihlal olarak nitelendirmektedir.
(82) Literatürde yöneltildiği taraflara göre ayrımcılığın, birincil seviye zarar doğuran ayrımcılık
ve ikincil seviye zarar doğuran ayrımcılık olarak ikiye ayrıldığı görülmektedir. Birincil
seviye zarar doğuran ayrımcılık, hâkim durumdaki teşebbüsün rakiplerine karşı olan
ayrımcı davranışlarını kapsamakta ve genelde dışlayıcı etkileri bağlamında anti-rekabetçi
olarak değerlendirilmektedir. Nitekim hâkim durumdaki teşebbüsün alt pazarda rakibi olan
müşterilerine yönelik olarak yaptığı ayrımcılığın, rakiplerinin maliyetlerini yükselterek
onları pazar dışına çıkarma amaç, etki ve/veya potansiyeli olmasının ihtimali daha
yüksektir. Öte yandan, ikincil seviye zarar doğuran ayrımcılık, hâkim durumdaki
teşebbüsle arasında rakiplik ilişkisi bulunmayan müşterilere karşı yapılan davranışları
içermektedir.
(83) Dosya kapsamında, Türk Telekom’un kendisinin katılmadığı (katılıma yönelik yeterlilik
belgesi bulunmayan) GN2 ihalesi kapsamında talep edilen uluslararası veri iletim
hizmetini Eser Telekom’a sağlamaktan imtina ederken aynı hizmeti Yunanistan Telekom
operatörü OTEGLOBE’ye sağladığı ve bahse konu alıcılara farklı fiyat teklifleri sunarak
ayrımcılık yaptığı iddiası incelenmiştir. Başvuru bu yönü ile Türk Telekom’un kendisine
rakip olmayan müşterileri arasında ayrımcılık yapıldığı iddiasını içerdiğinden, ikincil
seviye doğuran ayrımcılık kapsamında değerlendirilmiştir. İkincil seviye zarar doğuran
ayrımcılığın hâkim durumun kötüye kullanılması kapsamında ihlal olarak kabul edilmesi
için, genel anlamda i) farklı uygulamada bulunulan alıcıların/işlemlerin/edimlerin eşit
durumda olması, ii) uygulamanın rekabetçi dezavantaj yaratması ve iii) hâkim durumdaki
teşebbüsün iddia konusu davranışlarının haklı bir gerekçesinin bulunmaması koşulları
aranmaktadır.
(84) Türk Telekom’un Eser Telekom ve OTEGLOBE firmalarına farklı uygulamalarda
bulunduğu daha önce ele alınmıştır. Bir sonraki aşamada farklı uygulamalarda bulunulan
tarafların/işlemlerin/edimlerin eşitliği değerlendirilmelidir. Bu bağlamda farklı uygulamaya
konu edilen mal veya hizmetler arasında fiziksel ya da işlevsel benzerliklerin bulunması,
işlemlerin benzer ticari içerikte olması gibi unsurlar önem kazanmaktadır. Ayrıca tarafların
yani müşterilerin de eşit olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmiştir.
14-35/697-309
22/26
(85) Dosyada yer alan bilgilere göre; Türk Telekom aralarındaki sözleşme gereği
OTEGLOBE’ye Türk/Yunan sınırından İstanbul’daki Dante PoP’una 622 Mbps kapasiteli
kiralık devre hizmeti sunmuştur. Türk Telekom’dan talep edilen bilgiler ve konuya ilişkin
yapılan inceleme neticesinde OTEGLOBE’ye verilen hizmetin bir ucunun Türkiye diğer
ucunun da Yunanistan-Türkiye sınır bağlantısı (Keşan-Alexandroupolis sınır bağlantısı)
olduğu görülmektedir. Bu kapsamda Türk Telekom kendi imkânları (altyapısı ve bu altyapı
üzerinden sunduğu ürün ve hizmetler) dâhilinde hizmet vermiş ve ilave başka bir yabancı
operatörden hizmet alıp ödeme yapmamıştır. Nitekim OTEGLOBE’nin Yunan yerleşik
işletmecisi olmasından dolayı Türkiye-Yunanistan sınır bağlantısından itibaren kendi
altyapısı bulunmaktadır. Ayrıca Türk Telekom ile OTEGLOBE arasında mevcut bir
karasal fiber optik sınır bağlantısı mevcuttur. Dolayısıyla bir ucun Türkiye diğer ucun sınır
bağlantısı olduğu bir hizmeti Türk Telekom’dan alması durumunda OTEGLOBE, GN2
kapsamında ihtiyaç duyulan hizmeti sağlayacak durumdadır.
(86) Türk Telekom’dan Eser Telekom’a yapılan teklif ise Yunanistan ve/veya Belçika’daki PoP
noktalarından Türkiye’ye uluslararası kapasite/kiralık devre hizmetine ilişkindir. Bu
sebeple, nihai adreslere (PoP noktalarına) erişim için bağlantının yurt dışı kısmına
kapasite temin etmek gerekmektedir. Bunun için de bir başka (yabancı) operatör ile
bağlantı yapmak ve/veya böyle bir operatörden kapasite sağlamak gerekmektedir.
Dolayısıyla Eser Telekom’a verilen teklifte yabancı operatörlerin Türk Telekom’a
uyguladığı tarifelerin veya Türk Telekom’un bu operatörlerden temin ettiği kapasite
karşılığında ödediği bedellerin de maliyet olarak hesaba katılması gerekmektedir.
(87) OTEGLOBE’nin Yunanistan’ın yerleşik operatörü olduğu ve inceleme konusu dönemde
Türkiye-Yunanistan sınırında bulunan fiziksel bağlantıların OTEGLOBE ve Türk Telekom
arasında mevcut olduğu daha önce ifade edilmiştir. Yine aynı dönemde Türkiye’nin yurt
dışı internet çıkışlarının SMW-3 ve (17.06.2004 tarihinden itibaren) Medtürk kabloları
üzerinden sağlandığı Türk Telekom tarafından belirtilmiştir. Bulgaristan, İran gibi kara
sınır bağlantıları ile SMW-2, KAFOS sistemi gibi denizaltı bağlantıları ise yalnızca ses
iletimi için kullanılan ve kapasite olarak internet iletişimi için yetersiz olan hatlardır. Mayıs
2003 tarihinde Akdeniz’de (Cezayir) meydana gelen depremin SMW-3 denizaltı kablo
sisteminde yarattığı tahribat nedeniyle Türkiye’nin internet yurt dışı çıkışlarında arıza
meydana gelmiş ve internet bağlantısında kesintiler ve çok ciddi kapasite düşüşleri
olmuştur. Bunun ardından 2004 yılında Türk Telekom ile Mednautilus firması arasında
kablo kullanımı konusunda görüşmeler başlamış ve 17.06.2004 yılında Türkiye-Katanya
arasında kurulan Medtürk denizaltı fiber optik kablo sisteminin (Mednautilus’un Türkiye
bağlantısı) geçici kabulü yapılmıştır. Ocak 2005 tarihinde ise Medtürk sisteminde bir arıza
meydana gelmiş, denizaltı kabloların arıza tespit ve giderme süreçlerinin uzunluğundan
dolayı sıkıntılar yaşanmıştır. Bu dönemde SMW-3 kablo sisteminin kapasitesi de ihtiyaç
duyulan internet trafiğini taşıyamayacak duruma gelmiştir.
(88) Tüm bu gelişmeler üzerine Türkiye’de yaşanan yurt dışı internet çıkış problemlerini
çözmek ve olası sıkıntıları önlemek amacıyla Türk Telekom, özellikle karasal olmak üzere
alternatif güzergâh arayışlarına girmiştir. Türk Telekom’dan alınan bilgiye göre bu amaçla
OTEGLOBE firması ile anlaşılmıştır. Bu anlaşmaya göre OTEGLOBE firması, Atina’ya
2,5 Gbps kapasite ve ilave olarak IP port kapasitesini sağlaması karşılığında Türk
Telekom’dan Yunanistan sınırından İstanbul’daki DANTE PoP’una 622 Mbps kapasite
talep etmiş ve bunun sonucunda taraflar arası karşılıklı kapasite teminine yönelik bir
barter sözleşmesi yapmıştır. Elde edilen belgeler incelendiğinde taraflar arasında
Uluslararası Bağlantı Teminine İlişkin Servis Sözleşmesi başlıklı iki farklı sözleşme
imzalanmıştır.
(89) Tüm bu bilgiler ışığında Türk Telekom’un OTEGLOBE’ye ve Eser Telekom’a sunacağı
uluslararası kiralık devre hizmetinin, her ne kadar ismen aynı gibi görünse de, farklı
14-35/697-309
23/26
hizmetler ve işlemler olduğu, çünkü Eser Telekom’a sağlanacak hizmet için Türk
Telekom’un ek maliyetlere katlanması gerektiği anlaşılmaktadır. OTEGLOBE ile Eser
Telekom’un da eşit durumda alıcılar olmadığı zira OTEGLOBE’nin Yunanistan’ın yerleşik
operatörü olmasından dolayı Türkiye sınırında Türk Telekom ile fiziksel kablo bağlantısı
ve sınır bağlantısının ardında (yurt dışı kısım) da kendi altyapısı bulunduğu görülmüştür.
Ayrıca GN2 ihalesi kapsamında Türk Telekom tarafından sunulan kiralık devre hizmetine
karşılık olarak OTEGLOBE’nin de Türk Telekom’a hizmet sağlayacak olması alıcıların
eşit durumda olmadıklarını göstermektedir. Dolayısıyla, Türk Telekom’un OTEGLOBE
ve Eser Telekom arasında ayrımcılık yaparak Kanun’un 6. maddesi (b) bendini ihlal ettiği
kanaatine varılmamıştır.
I.6.2. Rekabet Karşıtı Piyasa Kapama Etkisi
(90) Eser Telekom, kendisinin talep ettiği fiyat teklifini Türk Telekom’un kasıtlı olarak
geciktirdiğini ve bu sebeple GN2 ihalesinde rekabetçi bir fiyat teklifi veremeyerek ihaleyi
kaybettiğini iddia etmiştir. Zira Türk Telekom’un fiyat teklifi vermesiyle Eser Telekom, 155
Mbps hızındaki hizmetin fiyatının 4 katını baz alarak yaptığı ilk GN2 ihalesi teklifini revize
edebileceğini belirtmiştir. Eser Telekom’un Brüksel’de yer alan NREN PoP’una kadar
sunulacak 622 Mbps hizmet için (…..) Avro, Sofya’daki NREN PoP’una kadar sunulacak
aynı hızdaki hizmet içinse (…..) Avro fiyat teklifi yapıldığı anlaşılmaktadır. Teklifin, Türk
Telekom’un son güne değin 622 Mbps hız için kendilerine resmi bir fiyat teklifi yapmaması
ancak fiyatın 155 Mbps’nin 4 katı olacağını söylemesi sebebiyle bu şekilde oluşturulduğu
iddia edilmiştir.
(91) 10.05.2005 tarihinde Türk Telekom’un Eser Telekom’a sunduğu Yunanistan ve
Belçika’daki PoP noktalarından başlamak üzere Türkiye’de sonlanacak uluslararası
kapasiteler ile ilgili fiyat teklifi ise yıllık toplam (…..) Avro şeklinde olmuştur. Ancak Eser
Telekom, DANTE’nin ihale için bir sağlayıcı belirlediği bilgisini yalnızca bu tarihten iki gün
sonra edinmiştir. Diğer bir deyişle Türk Telekom’un verdiği teklifin fiilen bir anlamı
kalmamıştır.
(92) Bunun yanında, yukarıda, dışlama iddialarının değerlendirilmesi açısından Türk Telekom
tarafından (i) Mednautilus hattının kullanılabilir durumda olmasına rağmen Eser
Telekom’a hizmet sunulmadığı/bu hatta ilişkin gelişmelerin teşebbüsle paylaşılmadığı, (ii)
Eser Telekom’un talebine verilen cevap sürelerinin de dışlama iddialarını destekler
nitelikte olduğu değerlendirilmiştir.
(93) 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesinin (a) bendi “ticarî faaliyet alanına başka bir teşebbüsün
girmesine doğrudan veya dolaylı olarak engel olunması ya da rakiplerin piyasadaki
faaliyetlerinin zorlaştırılmasını amaçlayan eylemler”i ihlal olarak nitelendirmektedir. Bu
noktada, Türk Telekom’un tespit edilen eylemlerinin 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesinin
(a) bendi kapsamında ihlal teşkil edip etmediğinin tespiti için, söz konusu eylemlerin fiili
veya muhtemel rekabet karşıtı piyasa kapamaya yol açıp açmadığının incelenmesi
gerekmektedir. Rekabet karşıtı piyasa kapama, hâkim durumdaki teşebbüsün
davranışları sonucunda tüketicilerin zararına olacak şekilde mevcut ya da potansiyel
rakiplerin arz kaynaklarına veya pazarlara ulaşımının zorlaştırılması ya da
engellenmesidir. Tüketici zararı, fiyat artışı, ürün kalitesindeki ve yenilik düzeyindeki
düşüşler, mal ve hizmet çeşitliliğinde azalışlar şeklinde gerçekleşebilir.
(94) İddia konusu eylemlerin rekabet karşıtı piyasa kapamaya yol açıp açmadığını anlamak
için sorulacak sorulardan bir tanesi “Türk Telekom Eser Telekom’a teklif vermeyi
geciktirmeseydi, Eser Telekom GN2 ihalesine verdiği teklifi revize etmek suretiyle ihaleyi
kazanabilir miydi?” şeklindedir. Bu şekilde davranışın karşı-olgusal senaryosu
oluşturulmaktadır.
14-35/697-309
24/26
(95) AB Resmi Gazetesi’nde konuya ilişkin yayınlanan karara göre OTEGLOBE soruşturma
konusu DANTE ihalesini yıllık (…..) Avro fiyat teklifi ile kazanmıştır. Eser Telekom’a Türk
Telekom tarafından verilen teklif ise yıllık (…..) Avro’dur. Bu durumda, Türk Telekom bu
teklifi Eser Telekom’un kendi teklifinde revizyona gidebileceği bir süre içerisinde verseydi
dahi Eser Telekom’un ihaleyi kazanamayacağı anlaşılmıştır. OTEGLOBE’nin ihale
kapsamında oluşturdukları teklifin belirleyicisi olarak farklı maliyet kalemleri bulunduğu
bilinmekle beraber Türk Telekom tarafından sağlanan hizmetin bedelinin bunlar arasında
oldukça önemli bir yer tuttuğu düşünülmüştür. Dolayısıyla Türk Telekom’dan alınan
teklifin ihaleye verilen teklifi büyük oranda etkilemesi kaçınılmazdır.
(96) OTEGLOBE ile Eser Telekom’a Türk Telekom tarafından verilen tekliflerin karşılığı olan
hizmet birbirinin aynı değildir. Eser Telekom’a uçtan uca bir hizmet sağlanırken
OTEGLOBE yalnızca Türkiye içi ve Türkiye-Yunanistan sınır bağlantılarına ilişkin
maliyetlere katlanmıştır. Ayrıca taraflar arasında barter anlaşması yapılmış ve
OTEGLOBE da Türk Telekom’a kapasite hizmeti sağlamış, bu şekilde NATO hattında
iyileştirmeye gidilmiştir. Eser Telekom’a verilen teklif ise yurt dışı operatörlerden alınan
kapasiteyi de içermekte olup uçtan uca bir hizmete ilişkindir. OTEGLOBE’nin böyle bir
hizmete ihtiyacı yoktur, zira teşebbüs hizmetin yurt dışı ayağını kendi altyapısını
kullanarak karşılayabilmektedir. Türk Telekom’un OTEGLOBE’ye vereceği diğer alternatif
tekliflerin de yalnızca yurt içi ve sınır bağlantısını içereceği oysa Eser Telekom’a yapılacak
fiyat tekliflerinin uçtan uca bir hizmete ilişkin olacağı görüldüğünden OTEGLOBE’ye Türk
Telekom tarafından verilen ve OTEGLOBE’nin de GN2 ihalesinde sunacağı tekliflerin
Eser Telekom’un yapabileceği tekliflerden daha düşük olacağı anlaşılmıştır. Bahse konu
durum OTEGLOBE’nin Yunanistan’ın yerleşik işletmecisi olması ve Avrupa kıtasında
uluslararası veri iletimi yapabilecek kendi altyapısının bulunmasıdır.
(97) Eser Telekom’un iddia ettiği üzere Türk Telekom kendisine bir fiyat teklifi yapmayı
geciktirmeseydi dahi OTEGLOBE karşısında rekabet edemeyeceği ve bu sebeple iddia
konusu geciktirme eyleminin esasen Eser Telekom’un GN2 ihalesini kazanamamasına
etki etmediği değerlendirilmiştir.
(98) Rekabet karşıtı piyasa kapamaya yol açılıp açılmadığını anlamak için ikinci olarak (i)
hâkim durumdaki teşebbüsün konumu, (ii) ilgili pazardaki koşullar, (iii) hâkim durumdaki
teşebbüsün rakiplerinin konumu, (iv) müşterilerin ya da sağlayıcıların konumu, (v)
incelenen davranışın kapsamı ve süresi, (vi) fiili piyasa kapamayla ilgili olası deliller, (vii)
dışlayıcı stratejiye dair doğrudan veya dolaylı deliller dikkate alınabilecektir. Söz konusu
hususlara atfedilecek önemin olay bazında ve incelenen davranışın niteliğine göre
değişmesi mümkündür. Dolayısıyla bu kapsamda, dosya açısından aşağıdaki hususların
değerlendirilmesi gerekmiştir.
(99) İlk olarak dosyada incelenen davranışın kapsamı GN2 ihalesi ile sınırlıdır. Başvuru
konusu GN2 ihalesi sonucu sağlanacak hizmetin süresi sözleşme yapılana değin belirsiz
bırakılmıştır. Ancak ihale teklifinde sürenin, basit kiralık devreler için 1 yıl olarak
düşünüldüğü, sonrasında performans ve fiyata göre 3-4 yıla değin uzatılabileceği; ihaleye
yapılacak teklifin önemli teknik yatırım gerektirmesi halindeyse 3-4 yıla kadar sözleşme
yapılabileceği belirtilmiştir. Türkiye açısından ise, Ocak 2007 yılında tekrar ihale açıldığı
öğrenilmiştir. Dolayısıyla, Türk Telekom’un geciktirme eyleminin etkisinin, bir sonraki ihale
ile giderilmesi imkan dahilindedir. Oysa Eser Telekom ile yapılan görüşmede, yeni açılan
ihaleye başvurmadıkları, ihaleyi dosya konusu ihaleyi kazanan OTEGLOBE’den farklı bir
firmanın aldığı öğrenilmiştir. Diğer yandan, Eser Telekom’un aylar itibarıyla 2004 ve 2005
yılı karşılaştırmalı ciroları incelendiğinde, teşebbüsün cirosunun %(…..)’inin, net karının
ise %(…..)’inin DANTE’ye sağladığı hizmetten elde edildiği iddia edilmiştir. Bununla
birlikte, bir sonraki ihalede Türk Telekom’un geciktirme eyleminin etkisinin giderilebileceği
bir fırsat değerlendirilmemiştir.
14-35/697-309
25/26
(100) İkinci olarak, rekabet karşıtı piyasa kapamanın varlığını test etmek adına, Türk Telekom
ve Eser Telekom’un pazardaki konumlarının incelenmesinde fayda görülmüştür. Bu
kapsamda, ihale döneminde Türk Telekom’un tekel olduğu hakim durum tespitine ilişkin
bölümde açıklanmıştır. Sonraki yıllarda, Eser Telekom’un belirttiği üzere pazar paylarına
ilişkin sağlıklı bilgi elde edememekle birlikte, teşebbüslerin günümüzde pazarda sahip
oldukları konuma yönelik, aşağıda 2014 ilk çeyrek bilgileri sunulmaktadır:
(101) Tablo 2’de, internet servis sağlayıcılarının (İSS) abone sayısı bakımından pazar paylarına
yer verilmektedir. Buna göre pazarda en büyük paya sahip işletmeci TTNet olup, Eser
Telekom’un pazar payı % 0,05 oranındadır. Bu alanda 2014 yılı birinci çeyrek itibarıyla
45-50 arası işletmeci aktif olarak hizmet vermektedir.
Tablo 2: İSS Pazar Payları (%)
İşletmeci 2014-1 Dönemi
TTNet 79,11
Superonline 12,33
Doğan TV Digital 4,52
Millenicom 1,26
Vodafone Net 1,16
Turknet 1,00
Metronet 0,25
Himnet 0,06
İşnet 0,06
Eser 0,05
Diğer 0,18
TOPLAM 100
(102) Tablo 3’te ise, uydu haberleşme hizmetleri alanında faaliyet gösteren işletmecilerin abone
sayısına göre pazar payları incelenmekte, buna göre Eser Telekom’un %40,63 pay ile ilk
sırada olduğu görülmektedir.
Tablo 3: Uydu İşletmecilerinin Abone Sayısına Göre Pazar Payları (%)
İşletmeci 2014-1 Dönemi
Eser 40,63
İş Net 26,18
Superonline 15,93
Türksat 7,98
Diğer 9,28
(103) Yukarıdaki tablolardan, Eser Telekom’un hala faaliyette bulunduğu, halihazırda uydu
haberleşme hizmetleri alanında pazarın büyük kısmını kapsadığı, buna karşın internet
servis sağlayıcılığı açısından pazar payı düşük bir oyuncu olarak yer aldığı görülmüştür.
Fakat ihale konusu dönemde Türk Telekom tekel konumundayken, halihazırda 45-50
alternatif işletmeci ile rekabet etmektedir. Eser Telekom ise, ihale konusu dönemde İSS
olarak faaliyette bulunmuyorken, halihazırda % 0,05 oranında pazar payına sahip
bulunmaktadır. Bu sebeble, söz konusu bilgiler, Eser Telekom’un pazardan dışlandığı
iddialarını destekler nitelikte bulunmamıştır.
(104) Tüm bu bilgiler ışığında, Türk Telekom’un geciktirme eyleminin söz konusu eylem
gerçekleşmeseydi dahi Eser Telekom’un OTEGLOBE karşısında rekabet edemeyeceği
ve bu sebeple iddia konusu geciktirme eyleminin esasen Eser Telekom’un GN2 ihalesini
kazanamamasına etki etmediği, Dante kapsamında Türkiye açısından Ocak 2007’de
tekrar ihaleye çıkıldığı, Eser Telekom’un bir sonraki ihaleye başvurmadığı dikkate
alınarak fiili veya muhtemel rekabet karşıtı piyasa kapama etkisinin bulunmadığı
değerlendirilmiş olup, Türk Telekom’un Eser Telekom’a vereceği teklifi geciktirme yoluyla
Kanun’un 6. maddesi (a) bendini ihlal etmediği kanaatine varılmıştır.
14-35/697-309
26/26
(105)
J. SONUÇ
13.08.2013 tarih ve 13-47/628-M sayılı Kurul kararı uyarınca yürütülen soruşturma ile ilgili
olarak düzenlenen Rapor’a, savunmaya ve incelenen dosya kapsamına göre; Türk
Telekomünikasyon A.Ş.’nin 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesini ihlal etmediğine
OYÇOKLUĞU ile Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açık olmak üzere karar
verilmiştir.
Rekabet Kurulu’nun 24.09.2014 Tarih ve 14-35/697-309 Sayılı Kararına
KARŞI OY
İdari yaptırım içeren soruşturma konusu eylem bakımından lehe düzenleme içeren 5326
sayılı Kabahatler yasasının 20. maddesinde öngörülen 8 yıllık soruşturma zamanaşımı
süresinin eylem tarihi olan 21.07.2005 tarihinden karar tarihine kadar geçen sürede
dolduğu anlaşılmakla; ihlale taraf olan teşebbüs hakkında zamanaşımı nedeniyle idari
yaptırım uygulanamayacağı kanaatinde olduğumdan çoğunluğun görüşlerine
katılmıyorum.
Kenan TÜRK
II.Başkan
14-35/697-309
27/26
Rekabet Kurulunun 24.09.2014 gün ve 14-35/697-309 sayılı kararına
USUL YÖNÜNDEN KARŞIOY
Kurumumuza Eser Telekom tarafından 21.07.2005 tarihinde yapılan başvuru üzerine
raportörlerce düzenlenen İlk İnceleme Raporu Kurulumuzun 08.09.2005 tarihli
toplantısında görüşülmüş , şikayet konusu iddialara ilişkin olarak önaraştırma
yapılmasına karar verilmiş, yasa gereği BTK (Bilgi Teknolojileri Kurumu’ndan görüş talep
edilmiş, Düzenlenen Önaraştırma Raporu Kurulumuzun 16.02.2006 günlü toplantısında
görüşülerek aynı tarihli kararı ile şikayetin reddi ile soruşturma açılmamasına karar
verilmiştir. Bu kararın şikayetçi tarafça yargıya taşınması üzerine Danıştay 13.Dairesi
31.08.2008 gün ve E.2006/2308, K.2008/3417 sayılı kararı ile davayı reddetmesine
rağmen, Temyiz aşamasında Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu (İDDK) 13.Daire
kararını bozmuştur. Bu karar üzerine Kurulumuzun 28.11.2013 gün ve 13-66/914-M sayılı
kararı ile soruşturma kararı alınmış ve soruşturma sonucunda da yukarıda tarih ve sayısı
belirtilen karar ile Türk Telekominikasyon A.Ş nin 4054 sayılı Yasanın 6.maddesini ihlal
etmediğine karar verilmiştir.
Kurulumuz dosya konusu olayla ilgili olarak, usul yönünden o tarihte karşı oy
kullandığımız yukarıda da kısaca belirtilen 28.11.2013 gün ve 13-66/914-M sayılı
soruşturma yapılması doğrultusundaki ara kararında , Soruşturma Heyetinde görev
alacak raportörler, anılan kararın 2.maddesi ile, aşağıda geniş olarak açıklanacağı üzere
yasaya aykırı olarak Kurulca seçilmesi gerekirken Başkanlık makamı bu konuda
görevlendirilmiş olup, karara bu nedenle usul yönünden katılmıyoruz.
Rekabet Kurumu öğretide genellikle Yarı Yargısal bir kurum , şibih yargı (yargı benzeri)
olarak kabul edilmektedir. Yargı benzeri bir kurum olarak çalışan Rekabet Kurumunun
çalışmasına ilişkin usul hükümleri 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun
içerisinde çeşitli maddeler halinde yer almıştır. Bu nedenle Rekabet Kurumunun
şikayetten karara kadar uzanan süreçte gerek idarenin (Başkanlık) ve gerekse Kurulun
öngörülen bu usul hükümlerine uyması gerektiği tartışmasızdır.
4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 40.maddesinde; Kurulun, resen
veya kendisine intikal eden başvurular üzerine doğrudan soruşturma açılmasına ya da
soruşturma açılmasına gerek olup olmadığının tespiti için önaraştırma yapılmasına karar
vereceği, önaraştırma yapılmasına karar verildiği takdirde Kurul Başkanının, meslek
personeli uzmanlardan bir ya da birkaçını raportör olarak görevlendireceği, aynı
yasanın 43.maddesinde; Soruşturma yapılmasına karar verildiği takdirde, Kurul, ilgili
daire başkanının gözetiminde soruşturmayı yürütecek raportör veya raportörleri
belirleyeceği yine aynı yasanın 44.maddesinde ise; Kurul adına hareket eden ve Kurul
tarafından belirlenip görevlendirilen raportörlerden oluşan bir heyet, soruşturma
safhasında bu Kanunun 14 üncü maddesinde düzenlenen bilgi isteme ve 15 inci
maddesinde düzenlenen yerinde inceleme yetkilerini kullanabileceği hüküm altına
alınmıştır.
Bilindiği gibi, Ceza Muhakemesi Kanunu, sanıkla ilgili tahkikatın bütününü başka bir
ifadeyle suç şüphesinin öğrenilmesinden hükmün kesinleşmesine kadar olan süreci iki
bölüm olarak düzenlemiş, adı geçen yasanın 2.maddesine göre; soruşturma “kanuna
14-35/697-309
28/26
göre yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar
geçen evreyi”; kovuşturma ise “iddianamenin kabulü ile başlayıp, hükmün
kesinleşmesine kadar geçen evreyi” ifade etmektedir.
Basite indirecek olursak, soruşturma; ceza davasının hazırlanması aşamasını,
kovuşturma ise; savcı tarafından düzenlenen iddianamenin kabulünden ceza
mahkemesinin karar vermesine kadar geçen süreci kastetmektedir.
Yukarıda hükümleri açıklanan maddelerde görüleceği üzere Yasa Koyucu Rekabet
Hukukunda da, tüm tahkikat sürecini Ceza Muhakemesinde olduğu gibi iki bölüm halinde
düşünmüş, kabahatin herhangi bir şekilde (İhbar, şikayet, bakanlık başvurusu ve resen)
öğrenilmesinden soruşturma açılmasına veya açılmamasına kadar olan süreci
ÖNARAŞTIRMA, soruşturma açılmasından nihai kararın verilmesine kadar olan süreci
de SORUŞTURMA olarak adlandırmıştır.(istisnası tek aşama olması hali ise 4054/Md.40
doğrudan soruşturma açılmasıdır) Her iki süreç birbirinden farklı hükümlere tabi olup,
önaraştırma, soruşturma açılmasına veya açılmamasına karar verebilmek adına yapılan
hazırlık aşamasını, bir anlamda şüphenin bir takım belgesel ve bilgisel anlamda kanıtlara
dönüşmesi evresini, soruşturma ise, önaraştırma ile elde edilen ve kabahatin işlendiğine
ilişkin makul ve ciddi şüphelerin derinlemesine incelenmesine ve değerlendirilmesine
ilişkin süreci işaret etmektir. Bu nedenle Yasa Koyucuya göre, önaraştırmanın
açılabilmesi için 4054 Sayılı Yasa kapsamına giren rekabet ihlalini içeren bir işlem veya
eylemi sadece yukarıda belirtilen yollarla öğrenme yeterli olup, (doğrudan soruşturma
açılması istisnası farklı) soruşturma aşamasına geçebilmek için ise bir takım belge ve
bilgilere göre, ciddi ve makul şüphelerin bulunması, Kurulun rekabet ihlali olmadığına
ilişkin tam bir kanaate sahip olmaması8 gerektiğini öngörmektedir.
Bu nedenlerle, yasa koyucu bu iki aşamanın önemini ve ağırlığını dikkate alarak, bu
aşamalarda görevlendirilecek raportörler yönünden farklı bir seçim sistemi öngörmüştür.
Önaraştırma yapılmasına ilişkin kararlarda raportörleri Kurul Başkanının, soruşturma
açılması kararlarında ise Soruşturma Heyetini oluşturan raportörleri, Rekabet Kurulunun
seçmesini bağlı yetki olarak adı geçen idari makamlara vermiştir. Bu makamların raportör
seçimi konusunda başka bir deyişle bu görevlerini başka bir makama devretmeleri
anlamında bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Bu hem bir yetki ve hem de bir görev olarak
bu makamlara verilmiştir. Ayrıca, idare hukukunda yetki devrinin varlığı için açıkça bir
hüküm bulunması zorunluluğu karşısında, yasada böyle bir hüküm de olmadığından,
raportör seçimi konusunda yetki devri asla söz konusu olamaz. Ayrıca Başkanlık
Makamının, kendisine yasayla verilmeyen bir yetkiyi de aksine hüküm yok savıyla
hareket ederek kullanması da olanaklı değildir.
Bu dosya ile ilgili nihai kararımıza esas olan, soruşturma açılmasına ilişkin 28.11.2013
gün ve 13-66/914-M sayılı ara kararımızda, Soruşturma Heyetini teşkil eden raportörlerin
seçimi konusunda; “Soruşturmanın ilgili Daire Başkanının gözetiminde
yürütülmesini teminen Soruşturma Heyetinde görevli raportörlerin belirlenmesi
konusunda Başkanlığın görevlendirilmesine“ şeklinde karar verilmiş olup, bu karar
yukarıda açıklanan hükümlere aykırı olup, işlemi usul yönünden sakatlamaktadır.
Öncelikle karara bu usul hatası nedeniyle karşıyız. Bu hususu ara kararımıza karşı verilen
karşı oyda da kısaca belirtmiştik. Gerek şikayetçi ve gerekse hakkında soruşturma
(8) Danıştay 13.Dairesinin 07.02.2011 gün ve E.2010-4155,K.2011-492 sayılı kararı
14-35/697-309
29/26
yapılan tarafların bu hususu öğrenmesi ve olası bir idari yargı denetiminde ileri
sürülebilmesi ve işlemin yargı denetimi sonucu hukuka uygun bir işlem haline gelebilmesi
için burada da geniş olarak açıklanmıştır.
Burada yeri gelmişken karşı oyumuzla ilintili olması nedeniyle şunu da belirtmekte yarar
görüyoruz. 2 Kasım 2011 gün ve 28103 sayılı Resmi Gazetenin mükerrer sayısında
yayımlanan; 661 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 55.maddesi ile 4054 sayılı
Yasanın Kurulun görev ve yetkilerini belirleyen 27 nci maddesinin birinci fıkrasının (e)
bendi “Başkan Yardımcıları ve Baş Hukuk Müşavirini Başkanın teklifi üzerine atamak“
şeklinde değiştirilmiş ve (j) bendi yürürlükten kaldırılmıştır. Bu hükümlere paralel olarak
yine aynı K.H.K’nın 56.maddesi ile de Başkanlığın görev ve yetkilerini belirleyen 30 uncu
maddenin birinci fıkrasına; “Başkan Yardımcıları ve Baş Hukuk Müşaviri hariç Kurum
personelini atamak.” şeklinde değiştirilmiştir. Daha önce, halen yasanın 27.maddesinin
(ı) fıkrasında yer alan ancak, yeni kanun değişikliği ile zımnen ilga olan bütün personelin
atamaları, görevde yükselmeleri vb. bir başka deyişle tüm özlük haklarına ilişkin tasarruf
yetkisi bu hükme göre Rekabet Kurulunda iken Kurul baypas edilerek bu konudaki tüm
yetkiler Başkanlığa verilmiştir. Bu Yasa Koyucunun kendi seçimi olup, Anayasa’dan aldığı
yetkisini kullanarak düzenlemeyi yapmıştır. Bu konuda Kurul üyesi ve hukukçu olarak
söyleyebileceğimiz tek şey, sadece bu düzenlemenin ve bu düzenleme ile Kurulumuzun
verdiği ve usul yönünden karşı olduğumuz karar arasındaki ilişkiyi ve doğması kuvvetle
olası sakıncaları ortaya koymaktır.
Bilindiği gibi yukarıda da kısaca açıklandığı üzere 4054 sayılı Yasanın ilgili hükümlerine
göre Kurul adına hareket eden Rekabet Uzmanları, soruşturmasını yaptıkları
teşebbüs/teşebbüslerin işyerlerinde rekabet ihlali olup olmadığının saptanması açısından
bilgi isteme dışında yerinde inceleme yapmakta ve konuya ilişkin olarak topladığı bilgi ve
belgeleri değerlendirerek, kendi bilgi ve birikimini de katarak Soruşturma Raporunu
hazırlamakta ve sonuçta Kurula da ceza verilip verilmemesi yolunda bir öneri ile
gelmektedirler. Sonuç olarak, Kurul Soruşturma Raporunu ve ek bilgi ve belgeleri dikkate
alarak nihai karar vermektedir. Soruşturma Dosyalarında mevcut ve önüne
getirilen/getirilmeyen bilgi ve belgelere göre, teşebbüslerin karardan bir önceki yıl
cirolarının %10 una kadar idari para cezası verme yetkisine sahip olan Kurul kadar,
soruşturmayı yapan raportörlerin de bu kararın oluşmasında oldukça önemli rolü olduğu
açıktır. Çünkü Rekabet Kurulu dosyasına giren/girmeyen bilgi ve belgeleri
değerlendirerek sonuca ulaşmaktadır ve sonuç olarak Rekabet Kurulu Kanuna ve bu bilgi
ve belgelere bağımlı olarak karar vermektedir. Bir başka deyişle Kurul üyeleri
Raportörlerce oluşturulan dosya içeriğine, raportörlerce yapılan değerlendirmelere ve
analizlere göre karar vermeye adeta mahkumdur. Bütün bilgi ve belgelerin sağlayıcısı da
raportörler (Rekabet Uzmanları) dir. Bu nedenle Rekabet Uzmanlarının öncelikle
bağımsız olmaları, hiçbir etki ve atama tehdidi altında kalmaksızın bu görevlerini yapma
olanağı ile donatılmaları zorunludur. Yarı yargısal durumu da dikkate alınarak,
ekonominin bir anlamda yargısı olarak nitelendirilebilecek Rekabet Kurumunda,
raportörlerin mesleğe alınmaları, görevde yükselmeleri, idari görevlere atanmaları ve
sonuç olarak kariyerlerine ilişkin tüm kararlar hukuk çerçevesinde liyakati gözeterek ve
objektif kıstaslara dayalı olarak alınmalıdır. Bunu sağlayabilecek tek organda kanımca
Rekabet Kuruludur. Çünkü, karar veren sayısı arttıkça, bir başka deyişle görev ve
sorumluluk daha fazla kişiye yayıldıkça hukuk dışı nedenlerle etki olasılığının azalacağı
açıktır. Bu idari görevler yönünden Kurul bir anlamda geçmişte sigorta görevini yerine
getirmiştir. Anılan 661 Sayılı K.H.K den sonra yapılan gerek kurum içi ve gerekse kurum
14-35/697-309
30/26
dışından yapılan tüm atama ve uygulamalar bu görüşümüzü ve sakıncaları teyit ettiği
inancındayım.
Bu nedenle, hiçbir kişi ve grubu hedef almaksızın yaptığımız bu ilkesel irdeleme de,
eleştirilecek bir hususta, rekabet uzmanlarının mesleğe alınmasına ilişkin sınavı yapan
Sınav Kurulunun oluşumunun, Başkanlığa yani Kurum Başkanına bırakılması, Sınav
Kurulunun çoğunluğunun, özlük hakları Başkan tarafından kullanılan kişilerden oluşması,
yine uzmanların kariyerlerine ilişkin tüm konularda bir anlamda kariyerinde olabilecek
yükselmeye ilişkin tüm kararlarda Başkanın tek karar verici olması kanımca raportör
bağımsızlığı adına sakıncalı bir durumdur. Bu yetkilerin kötü niyetli kişilerin eline geçmesi
halinde, bir takım olumsuzlukların çıkması da belirtilen sebeplerle olasıdır. Rekabet
Kurumu Meslek Personeli Yönetmeliği’nin 10.maddesine bu karşıoy sahibinin
Başkanlığın etkisinin azaltılması adına Sınav Kurulunda mutlaka öğretim üyelerinin de
yer alması gerektiği ısrarına rağmen ‘’ Gerek görüldüğünde, öğretim üyeleri arasından
belirlenecek üyelerde komisyonda görev alabilir.’’ hükmü getirilmişse de bu
Yönetmelikten sonra yapılan iki sınavda da, Sınav Kurulunda öğretim üyeleri yer
almamıştır.
Raportör bağımsızlığı adına söylenebilecek bir diğer husus, Raportörlerin gerek
önaraştırma ve gerekse soruşturma aşamalarında tam bağımsız hareket etme
serbestisine sahip olup olmadığıdır. 4054 sayılı Yasanın 43.maddesinde soruşturmanın
ilgili Daire Başkanının GÖZETİMİNDE raportörlerce yapılacağı hükme bağlanmıştır.
Yasa koyucu bu hükme, Daire Başkanının işlevi yönünden özellikle denetim sözcüğünü
kullanmayarak, gözetim sözcüğünü kullanmıştır. Gözetimin sözlük anlamı nezaret,
himaye olup, denetim işlevine göre daha geride, daha az fonksiyonel bir durumu ifade
etmektedir. Bir çalışma ya da uygulama sürecini etkinlik ve amaca uygunluk bakımından
yakından gözlemleme olarak tanımlayabileceğimiz gözetim, bir işin devamı süresince
yapılabilen bir eylem olmasına rağmen denetim ise, işlem veya eylem yapıldıktan sonra,
söz konusu işlem veya eylemin mevcut mevzuata uygunluğunun veya uygunsuzluğunun
saptanmasıdır. Gözetimde, bir başkası tarafından bağımsız olarak yapılan işlem veya
eylem gözetim görevi verilen makam tarafından gözlemlenecek, eğer fahiş bir mevzuata
aykırılık söz konusu olursa müdahil olunabilecektir. Gözetim de asıl olan iş yapanın tek
başına kendi iradesi ile işi yapması, istisnası da gerektiğinde gözetmenin müdahil
olmasıdır. Bu açıklamalarımızın ışığında gözetmen konumundaki bir daire Başkanı ile
soruşturmayı yürüten Raportör arasındaki gözetim ilişkisine bakacak olursak, Raportör
bağımsız iradesi ile soruşturma ile ilgili tüm işlem veya eylemleri yapacak, kendisine hiç
kimse karışmayacak, istediği soruları teşebbüslere kendi imzası ile yazdığı yazı ile
soracak veya isteyecek, eğer fahiş bir hata yapıyorsa örneğin 14.maddeye göre bilgi
istemeye ilişkin olayla uzaktan yakından ilgisi olmayan bir konuyu soruyorsa veya ilgili
konuyu sormakla birlikte, ilgisiz bir makamdan soruyorsa bu durumda gözetmen
konumunda olan Daire Başkanı müdahil olabilecektir. Tüm Teftiş Kurullarında hatta
bazılarında müfettiş yardımcıları da olmak üzere tüm müfettişler bu tür yazıları yani özgür
araştırma işlevlerini bağımsız olarak kendi imzaları ile yerine getirmektedirler. Tüm
dosyalarımızda, taraflara veya ilgili kurumlara soruşturma aşamasında soruşturma ile ilgili
yazılan tüm yazılar gözetim işlevini aşıp denetime girebilecek bir nitelikte Daire
Başkanının içeriğe müdahalesi ve imzası ile gitmektedir. Kanımca bu uygulama da,
Kurum Başkanı ile Daire Başkanı arasındaki ast-üst ilişkisi de düşünüldüğünde raportör
bağımsızlığına, özgür araştırma işlevine ve sonuç olarak 4054 sayılı yasanın ruhuna ve
hükümlerine ters düşen bir husus olduğu göz ardı edilmemelidir.
14-35/697-309
31/26
Arz etmeye çalıştığım nedenlerle, 661 sayılı K.H.K ile yapılan bu yeni düzenlemedeki
sakıncalar da dikkate alındığında, 4054 sayılı Yasanın emredici hükmü gereği
Soruşturma Heyeti mutlaka Rekabet Kurulunca seçilmelidir. Zaten Yasa Koyucu bu
nedenlerle hükmü bu şekilde düzenlemiştir. Olayımızda olduğu gibi aksine bir uygulama
kararımızı mutlak butlanla sakatlayan esaslı bir usul hatası olarak karşımıza çıkacaktır.
Danıştay’ın, 4054 sayılı Yasa’nın 5388 sayılı yasa ile değişmeden önceki 44.maddesinde
öngörülen Soruşturmacı Üyenin karara katılması halinde saptadığı yasaya aykırılık kadar,
olayımızda olduğu gibi soruşturmalarda, raportörlerin Kurul yerine Başkanlıkça seçilmesi
de aynı şekilde hatta daha ciddi bir şekilde açıkça yasaya aykırıdır. Bu nedenlerle usul
yönünden karara karşıyım.
Öte yandan, bu karşı oy sahibi Rekabet Kurulu Üyeliğine başladığı tarihten itibaren çeşitli
tarihlerde, Başkanlık makamına ve Kurula, tarafsızlık ve bağımsızlık adına gerek
önaraştırmalarda ve gerekse soruşturmalarda raportörlerin raportörler arasındaki eşit
ağırlıklı külfet, hizmet ve görev yapma unsuru da dikkate alınarak yaptırılacak bir
bilgisayar programı tarafından seçilmesi ve bu şekilde düzenleme yapılması hususu
defaatle söylemesine rağmen bu önerisi Başkanlıkça ve Kurulca kabul görmemiş ve
dikkate alınmamıştır. Hala aynı düşüncede olduğumuzu, kabul görmeyen bu önerimizin
en azından Rekabet Hukuku tarihine not düşülmesi için ayrıca burada da önerdiğimizi
ifade etmek isteriz.
Açıklanan nedenlerle 4054 sayılı Yasanın emredici hükmü gereği Soruşturma Heyeti
mutlaka Rekabet Kurulunca seçilmesi gerekirken aksine bir uygulamayla Başkanlıkça
seçilmesi yolundaki karar ile bu karara dayalı olarak yasaya aykırı bir şekilde seçilen
raportör heyetince yürütülen soruşturma sonucu verilen Rekabet Kurulunun mezkur
kararı usul yönünde sakat olduğundan karşıyım.
Reşit GÜRPINAR
Kurul Üyes
Full & Egal Universal Law Academy