Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2012-2-58 (Soruşturma)
Karar Sayısı : 14-43/804-361
Karar Tarihi : 04.11.2014
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI
Üyeler : Kenan Türk, Dr. Murat ÇETİNKAYA,
Reşit GÜRPINAR, Fevzi ÖZKAN, Doç. Dr. Tahir SARAÇ
B. RAPORTÖRLER : Bülent GÖKDEMİR, Burak SAĞLAM
C. BAŞVURUDA
BULUNAN : Doğan TV Dijital Platform İşletmeciliği A.Ş.
Temsilcisi: Şahin ARDIYOK
Çamlıca Köşkü Francalacı Sk. No:28 Arnavutköy
34345 Beşiktaş/İstanbul
D. HAKKINDA SORUŞTURMA YAPILANLAR:
- Türkiye Futbol Federasyonu
İstinye Mah. Darüşşafaka Cad. No: 45 Kat: 2-3 PK:34460
İstinye/İstanbul
- Krea İçerik Hizmetleri ve Prodüksiyon A.Ş.
Cihannuma Mah. Yıldız Cad. No:46 Beşiktaş/İstanbul
(1) E. DOSYA KONUSU: 11.10.2013 tarihli ve 13-58/821-346 sayılı Kurul kararına ilişkin
Ankara 10. İdare Mahkemesinin 10.07.2014 tarih ve 2014-1029 E. sayılı kararı üzerine,
Türkiye Futbol Federasyonu ile Krea İçerik Hizmetleri ve Prodüksiyon A.Ş. arasında
21 Mayıs 2012 tarihinde imzalanan 2015-2016 ve 2016-2017 Futbol Sezonu Yayın
Hakları Sözleşmesi’nin bireysel muafiyet değerlendirmesine tabi tutularak 4054 sayılı
Kanun’un 4. maddesinin ihlal edilip edilmediğinin tespiti.
(2) F. İDDİALARIN ÖZETİ: Başvuruda özetle;
-Doğan TV Dijital Platform İşletmeciliği A.Ş. tarafından 30.04.2012 tarih ve 12-23/659-181
sayılı Rekabet Kurulu (Kurul) kararı kapsamında başvuruda bulunulduğu ve bahse konu
kararda Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) ile Krea İçerik Hizmetleri ve Prodüksiyon A.Ş.
(Digitürk) arasında Spor Toto Süper Ligi’nin (Süper Lig) yayın haklarının ihalesiz
uzatılmasına ilişkin Ek Sözleşme’nin “Kanun’un 5. maddesi uyarınca muafiyet şartlarını
sağlamadığına ve söz konusu sözleşmeye muafiyet tanınmamasına” hükmedildiği,
-Başvuruların yapıldığı tarihlerde Doğan TV Dijital Platform İşletmeciliği A.Ş.’ye (D-Smart)
ulaşan duyumların ve basına yansıyan haber içeriklerinin TFF ve Digitürk’ün mezkûr karara
aykırı davrandığı yönünde ciddi şüpheler uyandırdığı,
-08.06.2012 tarihli Fanatik Gazetesi’nde ve 13.07.2012 tarihli AMK Spor Gazetesi’nde
Süper Lig yayın haklarının Digitürk lehine iki yıl süreyle uzatıldığı şeklinde haberlere yer
verildiği,
14-43/804-361
2 / 25
-Fanatik Gazetesi’ndeki haberin doğru olmadığına dair, TFF, Digitürk ve ilgili gazete
tarafından açıklama yapılmadığı,
iddia edilmiş, TFF ve Digitürk arasında yayın haklarını ihalesiz olarak uzatan bir sözleşmenin
imzalanıp imzalanmadığının tespit edilmesi ve yayın hakları devrinin süresini uzatan bir
sözleşmeye ulaşılması halinde TFF ve Digitürk hakkında soruşturma açılması ve geçici
tedbir kararı verilmesi talep edilmiştir.
(3) G. DOSYA EVRELERİ: Rekabet Kurumu (Kurum) kayıtlarına 18.06.2012 tarih ve 4978 sayı;
16.07.2012 tarih ve 5700 sayı ile giren başvurular üzerine düzenlenen 17.07.2012 tarih ve
2012-2-58/İİ sayılı İlk İnceleme Raporu Kurul’un 23.07.2012 tarihli toplantısında görüşülmüş
ve dosya konusu iddialara yönelik olarak önaraştırma yapılmasına 12-41/1200-M sayı ile
karar verilmiştir.
(4) Yapılan önaraştırma sonucunda düzenlenen 28.11.2012 tarih ve 2012-2-58/ÖA sayılı
Önaraştırma Raporu, Kurul’un 06.12.2012 tarihli toplantısında görüşülmüş ve TFF ile
Digitürk arasında 21.05.2012 tarihinde imzalanan 2015-2016 ve 2016-2017 Futbol Sezonu
Yayın Hakları Sözleşmesi (21.05.2012 tarihli Sözleşme) ile 4054 sayılı Kanun’un 4.
maddesinin ihlal edilip edilmediğinin ve anılan sözleşmenin bireysel muafiyet şartlarını
taşıyıp taşımadığının tespitine yönelik olarak, TFF ve Digitürk hakkında, 4054 sayılı
Kanun’un 41. maddesi uyarınca soruşturma açılmasına 12-62/1619-M sayı ile karar
verilmiştir.
(5) Kurulun soruşturma açılmasına ilişkin kararının ardından taraflara bildirimler, 4054 sayılı
Kanun’un 43. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 19.12.2012 tarihinde yapılmış ve taraflardan
30 gün içinde yazılı savunmalarını göndermeleri istenmiştir. Digitürk’ün ilk yazılı savunması
22.01.2013 tarih ve 440 sayı, TFF’nin ilk yazılı savunması ise 23.01.2013 tarih ve 480 sayı
ile Kurum kayıtlarına intikal etmiştir.
(6) Kurulun 15.05.2013 tarih ve 13-28/389-M sayılı kararı ile soruşturma süresi iki ay
uzatılmıştır.
(7) Soruşturma Heyeti tarafından hazırlanan 02.08.2013 tarih ve 2012-2-58/SR sayılı
Soruşturma Raporu ve ekleri, Kanun'un 45. maddesinin birinci fıkrası uyarınca Kurul üyeleri
ile ilgili taraflara tebliğ edilmiş ve aynı maddenin ikinci fıkrası gereğince hakkında soruşturma
yürütülen teşebbüslerden 30 gün içinde ikinci yazılı savunmalarını göndermeleri istenmiştir.
(8) Digitürk’ün ikinci yazılı savunması 21.08.2013 tarih ve 5428 sayı ile, TFF’nin ikinci yazılı
savunması ise 28.08.2013 tarih ve 6158 sayı ile Kurum kayıtlarına intikal etmiştir.
(9) İkinci yazılı savunmaların ardından, 4054 sayılı Kanun’un 45. maddesi uyarınca, soruşturma
heyeti tarafından hazırlanan 11.09.2013 tarih ve 2012-2-58/EG sayılı ek yazılı görüş
taraflara gönderilmiştir. Teşebbüslerin ek görüşe karşı üçüncü yazılı savunmaları Digitürk’ün
20.09.2013 tarih ve 6649 sayı ile TFF’nin 23.09.2013 tarih ve 6670 sayı ile olmak üzere
yasal süresi içinde Kurum kayıtlarına intikal etmiştir.
(10) Sözlü savunma toplantısı yapılıp yapılmamasına ilişkin olarak, Kurul’un 03.10.2013 tarih ve
13-56/783-M sayılı kararıyla sözlü savunma yapılmamasına oyçokluğu ile karar
verildiğinden, Kurul 11.10.2013 tarihli toplantısında, 13-58/821-346 sayılı nihai kararını
vermiştir.
(11) 11.10.2013 tarih ve 13-58/821-346 sayılı Kurul kararına ilişkin D-Smart tarafından Ankara
10. İdare Mahkemesi nezdinde açılan davada; 10.07.2014 tarih ve 2014/1029 E. sayı ile
yürütmenin durdurulmasına karar verilmiş ve 11.10.2013 tarih ve 13-58/821-346 sayılı Kurul
kararının sözlü savunma toplantısı yapılmaksızın alınmasında hukuka uyarlık bulunmadığı
belirtilmiştir.
14-43/804-361
3 / 25
(12) Bunun üzerine TFF tarafından gönderilen 15.08.2014 tarih ve 4649 sayılı yazıda; dosya
kapsamında sözlü savunma toplantısı talep edilmediği ve bu talepten feragat edildiği ifade
edilmiştir.
(13) Ankara 10. İdare Mahkemesi 10.07.2014 tarih ve 2014/1029 E. sayılı kararında tespit edilen
eksikliğin giderilmesini teminen konu 01.09.2014 tarih ve 2012-2-058/BN sayılı Bilgi Notu ile
Kurulun 03.09.2014 tarihli toplantısında görüşülmüş ve 4054 sayılı Kanun’un 46. maddesi
ve 2010/2 sayılı “Rekabet Kurulu Nezdinde Yapılan Sözlü Savunma Toplantıları Hakkında
Tebliğ” uyarınca 15.10.2014 tarihinde sözlü savunma toplantısı yapılmasına 14-30/641-M
sayı ile karar verilmiştir.
(14) Bununla birlikte Kurum kayıtlarına 15.10.2014 tarih ve 5858, 5859 sayılar ile giren
başvurularla sözlü savunma toplantı tarihinin ertelenmesi talep edilmiştir. Bu talebe
istinaden Kurul 15.10.2014 tarihli toplantısında; başvurularda yer verilen gerekçelerin makul
ve kabul edilebilir nitelikte olduklarını gözeterek 14-39/726-M sayılı kararı ile sözlü savunma
toplantısını 03.11.2014 tarihine ertelemiştir.
(15) Teşebbüs temsilcilerinin katılımıyla sözlü savunma toplantısı 03.11.2014 tarihinde
yapılmıştır. Kurul, 04.11.2014 tarihli toplantısında 14-43/804-361 sayılı nihai kararını
vermiştir.
H. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ
(16) İlgili raporda, TFF ile Digitürk arasında 21.05.2012 tarihli Sözleşme’nin mevcut durumda
4054 sayılı Kanun’un 5. maddesi hükmünde yer verilen şartları karşılaması nedeniyle anılan
Kanun’un 4. maddesi hükümlerinin uygulanmasından muaf tutulması gerektiği ve Kanun’un
16. maddesi çerçevesinde idari para cezası uygulanmasına yer olmadığı ifade edilmiştir.
I. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
I.1. Hakkında Soruşturma Yürütülen Teşebbüsler
I.1.1. TFF
(17) TFF, 17.06.1992 tarih ve 3813 sayılı Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri
Hakkında Kanun ile kurulmuş, özel hukuk hükümlerine tabi özerk bir kuruluştur. 3813 sayılı
Kanun, 05.05.2009 tarih ve 5894 sayılı aynı adlı Kanun ile yürürlükten kaldırılmıştır. 5894
sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci fıkrası (a) bendi uyarınca TFF, Türkiye’deki her türlü
futbol faaliyetini yürütmek, düzenlemek ve denetlemekle yetkilidir. Ayrıca TFF, 5894 sayılı
Kanun’un 13. maddesi uyarınca yayın haklarını merkezi olarak pazarlamakta ve elde edilen
geliri yetkili organlar tarafından alınacak kararlar uyarınca kulüplere dağıtmaktadır.
I.1.2. Digitürk
(18) 1999 yılında kurulan Digitürk, sahip olduğu platformun içerik hizmetlerinin pazarlanması ve
tüketicilere üyelik satışı alanında faaliyet gösteren bir teşebbüstür. Digitürk, TFF’nin açtığı
ihale sonucu Süper Lig Paket A Yayın Hakları’na sahip bulunmaktadır. Söz konusu haklar,
2013-2014 futbol sezonunu kapsamakta olup, uzatma hakkının kullanılması halinde 2014-
2015 futbol sezonlarını da kapsayacaktır. Ayrıca Türkiye Basketbol Ligi müsabakalarını
münhasıran yayınlama hakkı da 2015 sezon sonuna kadar Digitürk’e ait bulunmaktadır.
(19) Hisselerinin %53’ü Çukurova Grubu’na, % 47’si Providence Equity Partners fonuna ait olan
Digitürk’ün yönetimi, Çukurova Grubu’ndan olan kamu alacaklarının tahsili çerçevesinde,
24.05.2013 tarihi itibarıyla Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından
devralınmıştır.
I.2. İlgili Pazar
I.2.1. İlgili Ürün Pazarı
14-43/804-361
4 / 25
(20) Spor müsabakalarının yayın hakları ile ilgili piyasaların değerlendirilmesinde analiz edilecek
iki farklı seviye öne çıkmaktadır. Bunlar; içeriğin üretilerek yayın haklarının
pazarlandığı/satışının yapıldığı piyasa (üst pazar) ile bu hakların oldukça önemli bir girdi
olduğu ve içeriğin tüketicilere ulaştırıldığı yayıncılık piyasasıdır (alt pazar).
(21) Geçmiş tarihli Kurul kararlarında; ilgili ürün pazarı “Türkiye 1. Profesyonel Futbol Ligi (daha
sonra Süper Lig) maçlarının/karşılaşmalarının yayın hakları(nın satışı) pazarı” şeklinde
tanımlanmıştır. Bununla birlikte önemli spor müsabakalarının yayın hakları ödemeli
televizyon yayıncıları ve/veya dijital platform işletmecilerinin başlıca içeriğini
oluşturmaktadır. Ödemeli televizyon yayıncılığı, tek kanal üzerinden yapılabileceği gibi çok
sayıda ve çeşitte kanal içeren platformlar üzerinden de yapılabilmektedir.
(22) Hâlihazırda Digitürk’ün faaliyetlerinin hem ödemeli televizyon yayıncılığı hem de dijital
platform yayıncılığı/hizmetleri altında değerlendirilebileceği ve Süper Lig müsabakalarının
bahse konu iki pazar açısından da kritik öneme sahip olduğu dikkate alındığında, sonuca
etki etmemesi sebebiyle ilgili pazar “ödemeli televizyon yayıncılığı pazarı” ve/veya “dijital
platform yayıncılığı/hizmetleri pazarı” olarak tanımlanabilecektir.
(23) Digitürk’ün sahip olduğu Paket A, karasal vericiler, kablo, uydu, IPTV/Internet (Web) TV, 3G
mobil telefon şebekelerinin tamamı üzerinden münhasır yayın hakkını kapsamaktadır.
İnternet teknolojisindeki gelişmeler ve ülkemizde fiber optik altyapıya olan yatırımın
artmasıyla önümüzdeki yıllarda internet bağlantı hızlarında yaşanması beklenen artışlar
IPTV/Internet TV üzerinden canlı yayın futbol müsabakalarına olan talebin, dolayısıyla bu
yayın haklarının ekonomik değerinin artacağını göstermektedir. Ayrıca Türkiye’de mobil
şebekeler üzerinden 3G teknolojisiyle genişbant erişimin sağlanmaya başladığı Temmuz
2009 tarihinden itibaren bu pazar çok hızlı bir gelişme göstermiştir. Tüm bu hususlar birlikte
ele alındığında mevcut dosya kapsamında “alternatif teknolojiler üzerinden Süper Lig futbol
müsabakalarının yayın hakları pazarı” şeklinde ayrı bir ürün pazarı ortaya çıkmaktadır.
(24) Paket A haricindeki paketlerdeki 15 dakikalık özet görüntüler ve 3 dakikalık haber amaçlı
görüntüler değerlendirildiğinde, TFF ile hak sahibi yayıncı kuruluşlar arasında imzalanan
sözleşmelerin, açık televizyon yayıncılığı pazarında da etki göstermesi söz konusu
olabilecektir.
(25) Bu bilgiler ışığında ilgili ürün pazarları, ödemeli televizyon yayıncılığı pazarı, dijital platform
yayıncılığı/hizmetleri pazarı, Türkiye Süper Lig futbol müsabakalarının televizyon yayın
hakları pazarı ve alternatif teknolojiler üzerinden Süper Lig futbol müsabakalarının yayın
hakları pazarı olarak belirlenmiştir.
I.2.2. İlgili Coğrafi Pazar
(26) Soruşturmanın konusunun Türkiye Süper Ligi’nde yer alan futbol kulüplerinin aralarında
yaptıkları müsabakaların yayın haklarına ilişkin olması, Digitürk’ün Türkiye genelinde yayın
ve satış-pazarlama faaliyetlerini sürdürmesi, ülkenin herhangi bir bölgesindeki rekabet
koşullarının diğer bölgelerden farklılık göstermemesi ve 4054 sayılı Kanun’un kapsam
maddesi çerçevesinde ilgili coğrafi pazar Türkiye olarak belirlenmiştir.
I.3. Yapılan Tespitler ve Değerlendirmeler
(27) TFF ile Digitürk arasında akdedilen dosya konusu 21.05.2012 tarihli Sözleşme’nin (yeni
sözleşme) bazı önemli maddelerine aşağıda yer verilmiştir:
“MADDE-I
TFF, 04.02.2010 tarihli Paket A Yayın Hakları Sözleşmesi kapsamında Digitürk'e
devredilmiş olan Medya Haklarının 2015-2016 ve 2016-2017 futbol sezonlarını da
kapsayacak şekilde aşağıdaki şartlara tabi olarak Digitürk'e devredilmesini kabul ve beyan
etmiştir. 04.02.2010 tarihli Paket A Yayın Hakları Sözleşmesi'nin bu Sözleşmede
14-43/804-361
5 / 25
düzenlenen hususlar dışındaki hükümlerinin 2015-2016 ve 2016-2017 futbol sezonları için
de bu Sözleşme ile hüküm altına alınmış gibi tatbikinde taraflar mutabıktırlar. İşbu Sözleşme
ile özel olarak düzenlenen hususlar ile ilgili olarak ise bu Sözleşme hükümleri uygulanır
……………….
MADDE-2
İşbu Sözleşme imza tarihinden itibaren yürürlüğe girecek olup, 2016-2017 futbol sezonunun
son müsabakasının oynandığı tarihte sona erer.
……………..
MADDE-4
İşbu Sözleşme'nin herhangi bir hükmünün 4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkında
Kanun ("Rekabet Kanunu") maddelerinin ihlal edildiği tespit edilerek Rekabet Kurulu
tarafından taraflardan herhangi birine bir bildirimde bulunulması halinde, ihlale son verecek
şekilde ancak Digitürk'e bu Sözleşme ile tanınmış olan hakların en azami biçimde korunması
kayıt ve şartıyla işbu Sözleşme'de gerekli değişiklikleri yapmak ve gerektiğinde yeni bir
sözleşme akdetmek hususunda taraflar mutabıktırlar.
…………………..”
(28) Soruşturmanın esasını teşkil eden bu sözleşmeye ilişkin değerlendirmeye geçmeden önce
mevcut durumun çerçevesinin çizilmesi, bu durumun ve sözleşmenin 30.04.2012 tarih ve
12-23/659-181 sayılı Kurul kararıyla ilişkilendirilmesi gerekmektedir.
(29) Kurul 30.04.2012 tarihli kararında; TFF ile Digitürk arasında 05.03.2012 tarihinde imzalanan
Ek Sözleşme’ye 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinde sayılan koşulların karşılanmaması
sebebiyle muafiyet tanınmamasına karar vermiştir. Bu kararın ardından Ek Sözleşmenin
tarafları olan TFF ve Digitürk 21.05.2012 tarihinde bu kez daha kısa süreli başka bir
sözleşme akdetmişler, ancak anılan sözleşme ile ilgili olarak Kuruma herhangi bir bildirimde
bulunmamışlardır.
(30) Taraflarca yapılan bu sözleşmenin 30.04.2012 tarihli Kurul kararına aykırı olduğu yönündeki
şikayetler üzerine Kurul, ilgili piyasa(lar)da rekabet ihlali olup olmadığının tespiti amacıyla
TFF ve Digitürk hakkında mevcut karara konu olan soruşturmayı başlatmıştır.
(31) 30.04.2012 tarih ve 12-23/659-181 sayılı kararda yapılan muafiyet değerlendirmesinde
Kurul; “malların üretimi ve dağıtımı ile hizmetlerin sunulmasında yeni gelişme ve
iyileşmelerin ya da ekonomik veya teknik gelişmelerin sağlanması” koşulunu sağladığına
ilişkin olarak ele alınabilecek hususlar öne sürüldüğü, ancak bunların belgelendirilemediği
değerlendirmesini yapmış, bu noktadan hareketle Kanun’un 5. maddesinin diğer şartlarının
sağlanıp sağlanmadığının önem kazandığını belirtmiştir.
(32) Diğer şartlara yönelik yapılan değerlendirmede ise, Süper Lig müsabakalarının yayın
haklarının 3 yıl süreyle Digitürk’e aynı kapsamda devredilmesinin Süper Lig
müsabakalarının yayın hakları pazarı başta olmak üzere, ödemeli televizyon yayıncılığı,
dijital platform hizmetleri ve müsabakaların alternatif teknolojiler üzerinden yayımlanması
pazarlarındaki rekabeti önemli ölçüde ortadan kaldıracağı ve Ek Sözleşme’nin Kanun’un 5.
maddesinin (a) ve (b) bentlerindeki amacın elde edilmesi için zorunlu olandan daha fazla
rekabeti sınırladığı sonucuna ulaşılmıştır.
(33) Süper Lig müsabakalarının yayın haklarının TFF tarafından münhasıran tek bir yayıncıya
devredilmesi, bu pazarda sözleşme süresini kapsayacak bir tekel yaratmakta ve pazara
girişleri engellemektedir. Ayrıca, futbol yayın haklarının ödemeli TV yayıncılığı/dijital
platform hizmetleri pazarı için önemi dikkate alındığında, Ek Sözleşme’nin bu pazarlardaki
rekabeti önemli ölçüde azaltacağı kanaatine varılmıştır.
14-43/804-361
6 / 25
(34) Yine aynı kararda Kurul tarafından; Digitürk’ün sahip olduğu Paket A’nın, karasal vericiler,
kablo, uydu, IPTV/Internet (Web) TV, 3G mobil telefon şebekelerinin tamamı üzerinden
münhasır yayın hakkını kapsadığı, bu çerçevede TV yayın hakları haricinde alternatif
teknolojiler üzerinden sunulabilecek hakların da Digitürk’te kalmasının, teşebbüsün pazar
gücünü artırarak rekabeti kısıtlayacağı, alternatif teknolojilerin gelişimini yavaşlatacağı ve
bu pazarın oluşmasını engelleyerek tüketici refahını olumsuz yönde etkileyeceği kanaatine
ulaşıldığı ifade edilmiştir.
(35) Benzer şekilde TFF ve Digitürk arasında imzalanan yeni sözleşmeye konu yayın haklarının
kullanımı ile ilgili olarak da öne çıkan en önemli rekabetçi endişe, Paket A yayın haklarının
alternatif teknolojiler üzerinden yapılabilecek yayınları da kapsayacak şekilde münhasıran
bir teşebbüse verilmesi ve bu haklar konusunda fiili bir tekel oluşturularak pazara girişlerin
engellenmesidir.
(36) Bununla birlikte, tek başına kritik öneme sahip içerik olarak nitelendirilen Süper Lig yayın
hakları, alternatif teknolojiler üzerinden faaliyet gösteren teşebbüsler de dâhil olmak üzere
ödemeli TV (platform) işletmeciliği pazarında faaliyet gösteren teşebbüsler açısından,
ikamesi mümkün olmayan bir özelliğe sahiptir. Zira yalnızca reklam gelirlerine bağlı olarak
çalışan açık televizyon yayıncılarından farklı olarak daha fazla yatırımın söz konusu olduğu
ödemeli televizyon yayıncılığı (platform işletmeciliği) pazarındaki teşebbüslerin ana gelir
kalemini oluşturan abone sayısının ve gelirlerinin artması noktasında bütün dünyada olduğu
gibi popüler spor müsabakalarının yayın hakları tek başlarına çok önemli bir içerik olarak
ortaya çıkmaktadır.
(37) Kurul bu nedenle önceki kararında Süper Lig yayın haklarının aynı münhasırlık koşullarında
3 yıl daha ilgili teşebbüse devredilmesi işlemine muafiyet tanımamış ve akabinde Kurul
kararı hilafına işlem tesis edildiği yönünde yapılan başvuru kapsamında ilgili piyasalarda
rekabet ihlali olup olmadığının tespitine ilişkin olarak soruşturma başlatmıştır.
(38) Bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, taraflar arasında 21.05.2012 tarihinde yapılan ve
2015-2016 sezonu ile birlikte uygulamaya geçirilmesi öngörülen dosya konusu sözleşmenin,
4054 sayılı Kanun‘un 4. maddesine aykırı olduğu, ancak 5. maddede sayılan koşulları
karşılaması halinde bireysel muafiyet kapsamında değerlendirilebileceği kanaatine
varılmıştır.
I.3.1. 21.05.2012 tarihli Yayın Hakları Sözleşmesi’ne İlişkin Bireysel Muafiyet
Değerlendirmesi
(39) Bu sözleşmeye ilişkin muafiyet değerlendirmesine geçmeden önce 30.04.2012 tarihli Kurul
kararında önceki sözleşmeye ilişkin yapılan muafiyet değerlendirmesinin detaylarına
değinmek gerekmektedir. Yaptığı bu değerlendirmede Kurul, yayın haklarının devri ve
kullanımı ile ilişkili olarak, ilgili piyasalarda rekabete daha az zarar verecek bazı hususlar
üzerinde durmuştur.
(40) Buna göre;
Diğer yayıncılara belirli koşullarda alt lisans verilmesi, hakların bir kısmının
devredilmesi,
Alternatif teknolojilere ilişkin yayın haklarının ayrı bir şekilde ihaleye çıkarılması,
Sözleşme süresinin kısaltılması
gibi hususların, hem futbol endüstrisine ilişkin taraflarca dile getirilen endişelerin giderilmesi
hem de ilgili piyasalardaki rekabeti kısıtlayıcı etkilerin azalması amaçlarına hizmet
edebileceği ifade edilmiştir.
14-43/804-361
7 / 25
(41) Kurul kararında yer verilen ve mezkur amaçlara ulaşılması noktasında katkı sağlayacağı
ifade edilen bu hususlar içerisinde yer alan yayın haklarının alt lisanslama yoluyla başka
yayıncılara devredilmesi/paylaşılması ve alternatif teknolojiler üzerinden yayın yapan
yayıncıların da bu hakları elde edebilmelerine imkan tanıyabilecek olan bu konu özellikle
yayın haklarının devri konusundaki en temel rekabetçi endişeyi teşkil eden münhasırlığın
kaldırılması/esnetilmesi ve böylelikle yayın hakları pazarına birden fazla teşebbüsün
girebilmesi ve bu kritik önemdeki içeriğe rakip teşebbüslerin ve/veya alternatif teknoloji
kullanan yayıncı teşebbüslerin de erişebilmeleri anlamına gelmektedir.
(42) Bu çerçevede sözleşme tarafları olan TFF ve Digitürk arasındaki ticari ilişkinin yukarıda yer
verilen hususları içerecek şekilde düzenlenmesi durumunda, münhasırlığın ilgili piyasalarda
doğurduğu rekabetçi endişelerin önemli ölçüde azalacağı kanaati oluşmuştur. Nitekim
taraflar sözleşmenin 4. maddesine göre Kurul tarafından 4054 sayılı Kanun’un ihlaline ilişkin
bir bildirim yapılması durumunda sözleşmede değişiklik yapmak ve gerekli olduğu takdirde
de yeni bir sözleşme imzalamak konusunda mutabıktırlar.
(43) Bu noktada Kanun kapsamında yapılacak değerlendirmede, bu hususların hayata
geçirilmesine imkan tanıyan bir düzenlemenin 5. maddede yer verilen bireysel muafiyet
şartlarını ayrı ayrı karşılayacağı kanaatine varılmıştır.
(44) Şöyle ki; özellikle alternatif teknolojiler üzerinden yayın yapan teşebbüslerin bu içeriğe
erişebilmelerinin malların dağıtımı ve hizmetlerin sunumunda yeni gelişmeler meydana
gelmesine imkân tanıyacağı, aynı zamanda tüketicinin bu yeni ürün ve hizmetler üzerinden
fayda sağlayacağı kanaati oluşmuştur. Yine benzer şekilde yayın haklarının rakip
teşebbüslere alt lisanslama yoluyla kısmi veya genel devri ilgili piyasada rekabetin önemli
derecede ortadan kalkmasını engelleyici nitelikte olup bu sonuçlara ulaşabilmek için
rekabetin gerekli olandan fazla kısıtlanması da söz konusu olmayacaktır.
(45) Bu soruşturma kapsamında Raportörler tarafından yapılan incelemelerde, tarafların bu
hususları hayata geçirmek amacıyla birtakım çalışmalar yaptıkları ve girişimlerde
bulundukları tespit edilmiştir. İlk olarak 21.05.2012 tarihli Sözleşme ile TFF tarafından
Digitürk’e devredilen Paket A yayın haklarının süresi üç yıldan iki yıla indirilmiştir. Bu itibarla
sözleşme süresinin kısaltılması ilgili pazarlarda rekabetin daha az süreyle sınırlandırılması
anlamına gelecek bir gelişmedir.
(46) Ancak ilgili pazardaki münhasırlığı sona erdirici nitelikte olan, yayın haklarının rakip
teşebbüsler ve alternatif yayıncılara kısmen veya tamamen alt lisanslanması hususunda
gerek D-Smart gerekse Türk Telekom gibi alternatif teknoloji altyapısına sahip teşebbüslerle
başlatılan görüşmeler sözlü savunma toplantısı tarihi itibarıyla herhangi bir olumlu sonuca
ulaşmış değildir.
I.3.2. Savunmalar ve Değerlendirilmesi
I.3.2.1. Digitürk’ün Savunmaları
(47) Digitürk’ün savunmaya ilişkin temel argümanlarını, soruşturma konusunun 4054 sayılı
Kanun kapsamı dışında olduğuna ilişkin argümanlar ile 12-23/659-181 sayılı Kurul kararının
gereklerinin yerine getirildiği ve 21.05.2012 tarihli Sözleşme’nin bireysel muafiyet şartlarını
taşıdığına ilişkin argümanlar olarak iki başlık altında toplamak mümkündür.
(48) Digitürk tarafından, TFF’nin işlem ve eylemlerinin yalnızca Türkiye Cumhuriyeti
Mahkemeleri ve Tahkim Heyetlerinin hukuki incelenmesine tabi olduğu, nitekim Anayasa’nın
14-43/804-361
8 / 25
59. maddesinde spor federasyonlarının spor faaliyetlerinin yönetimine ve işleyişine ilişkin
kararlarına karşı zorunlu tahkim dışında hiçbir merciye başvurulamayacağı hükmünün yer
aldığı, mevcut soruşturma konusunun TFF’nin işlem ve eylemlerine yönelik olması nedeniyle
yetki aşımıyla sakat olduğu, TFF’ye bir spor dalı olarak futbolun yönetimi ve işleyişine
yönelik her türlü düzenleme ve anlaşma yapma yetkisinin 5894 sayılı Türkiye Futbol
Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun ile verildiği, aynı Kanun’un 13.
maddesiyle de Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisindeki futbol müsabakalarının her türlü
mecradan yayını, yayın haklarının merkezi olarak pazarlanması ve elde edilen gelirin
kulüplere dağıtılması yetkisinin TFF Yönetim Kurulunda olduğu, ilgili mevzuatta verilen yetki
kapsamında yayın haklarının pazarlanmasının bir ihale yoluyla yapılması gibi bir koşul
bulunmadığı, bu itibarla anılan yetkinin Rekabet Kurumu tarafından rekabet hukuku
boyutunu aşacak şekilde sınırlanmasının yetki aşımına gireceği ifade edilmiştir.
(49) Savunmada, Kurulun 30.04.2012 tarih ve 12-23/659-181 sayılı kararında yer alan “merkezi
pazarlama yetkisi” ve “merkezi pazarlama faaliyeti esnasındaki eylemler” şeklindeki ayrımın
suni şekilde tesis edilmiş ve herhangi bir temele dayanmayan bir ayrım olduğu, 5894 sayılı
Kanun ile TFF’ye tanınan yayın hakları konusundaki merkezi pazarlama yetkisinin, merkezi
pazarlama faaliyeti esnasındaki eylemleri de içerecek şekilde bir bütün olduğu, aksinin
kabulünün merkezi pazarlama faaliyeti esnasındaki eylemlerin kendisine ve içeriğine kamu
kurumlarının müdahale edebilmesine yol açacağı, bunun da merkezi pazarlama yetkisinin
fiiliyatta TFF tarafından hiçbir zaman kullanılamaması sonucunu doğuracağı ve yasa
koyucunun 5894 sayılı Kanun ile yaptığı düzenlemenin idari bir kararla kadük kalmasına yol
açacağı vurgulanmıştır.
(50) 21.05.2012 tarihli Sözleşme’nin bireysel muafiyet koşullarına uyumlu olup olmadığı hususu
ile ilgili olarak, HD yayın, ilk 3D canlı maç yayını, Turksat uydusundan Lig TV yayını, canlı
yayını durdurma, geri-ileri alma imkanı sağlayan Digitürk Plus, aynı anda 7 canlı maç yayını,
son teknoloji ekipman, yayın aracı, kamera sistemleri gibi yenilikleri tüketiciye sunan
Digitürk’ün benzer nitelikteki gelişme ve iyileşmeleri akdedilen yeni sözleşme süresince de
sürdüreceği, bu bağlamda 21.05.2012 tarihli Sözleşme’nin bireysel muafiyet şartlarından
“malların üretim veya dağıtımı ile hizmetlerin sunulmasında yeni gelişme ve iyileşmelerin ya
da ekonomik veya teknik gelişmenin sağlanması” koşulunu sağladığı ileri sürülmüştür.
(51) Savunmada, yine muafiyet koşulları ile ilgili olarak, tüketiciye tek maç satın alabilme
seçeneğinin tanınmasının, maç yayınlarının kesintiye uğramamasının, televizyon haricinde
internet ve mobil mecralardan da Digitürk içeriğine erişimin mümkün olmasının, Digitürk’ün,
“Şike Skandalı” nedeniyle uğradığı mağduriyeti kullanıcılarına yansıtmamış, fiyat artışına
gitmemiş ve üyelik iptaline olanak tanımış olmasının, Digitürk’ün kaliteli içerik sunma adına
yaptığı yatırım ve araştırmaların, 21.05.2012 tarihli Sözleşme’nin bireysel muafiyet
şartlarından “tüketicinin söz konusu gelişmelerden yarar sağlaması” koşulunu sağladığını
ortaya koyduğu ifade edilmiştir.
(52) Teşebbüs tarafından, ödemeli yayıncılık pazarında faaliyet gösteren oyunculardan D-Smart
2012 yılında (…..) büyürken, Digitürk’ün (…..) oranında büyüdüğü, konuya yönelik yapılan
bir çalışmanın sonuçlarına göre son bir yıl bir çeyreklik dönemde en hızlı büyümeyi herhangi
bir futbol yayın hakkı olmayan Teledünya’nın gösterdiği, futbol içeriğinin herhangi bir yayın
sisteminin seçimi aşamasında karara etki eden parametrelerden biri olmadığı, ödemeli TV
yayın sistem seçimlerinde ilk başta gelen ölçütün HD yayın portföyünün mevcudiyeti olduğu,
ayrıca yayın haklarının farklı paketlere ayrılarak ihaleye çıkılmış olmasının ve Paket A
haklarının Digitürk, Paket B haklarının TRT ve Paket C haklarının Avea olmak üzere farklı
taraflarda kalmasının da ilgili piyasada rekabetin korunmasına hizmet ettiği, tüm bu
14-43/804-361
9 / 25
açıklamaların bireysel muafiyet şartlarından “ilgili piyasanın önemli bir bölümünde rekabetin
ortadan kalkmadığının” göstergesi olduğu vurgulanmıştır.
(53) Savunmada; 21.05.2012 tarihli Sözleşme’nin süresinin Kurulun 30.04.2012 tarih ve 12-
23/659-181 sayılı kararı çerçevesinde, bireysel muafiyetin rekabetin gereğinden fazla
kısıtlanmaması şartı uyarınca üç yıldan iki yıla indirildiği; D-Smart ile yapılan görüşmelerde
ise, Digitürk’ün teklifine karşı, D-Smart tarafından Digitürk’e alt lisanslamaya ilişkin
maliyetlerin paylaşılması esasına dayalı somut bir karşı teklifte bulunulmadığı; ancak çeşitli
platformlar ile bu platformlar üzerinden yayın haklarının satışı konusunda sözleşmeler
yapıldığı, bunların belgeleri ile ortaya konduğu; maliyetlerin paylaşılması esasına dayalı bir
iş modeli üzerinde anlaşılması halinde, Digitürk’ün diğer yayıncı kuruluşlara da alt
lisanslama yapmaya hazır olduğu; Digitürk’ün alt lisanslamaya yönelik tüm bu çabalarının
ve sözleşme süresini üç yıldan iki yıla indirmesinin bireysel muafiyet şartlarından rekabetin
zorunlu olandan fazla sınırlanmaması koşuluna hizmet ettiği, dolayısıyla 21.05.2012 tarihli
Sözleşme’nin bireysel muafiyetin tüm koşullarını sağladığı dile getirilmiştir.
(54) Ayrıca taraflar ortak savunmalarında; Sözleşme’nin Kurulun 12-23/659-181 sayılı kararında
ortaya konan ilkeler çerçevesinde 21.05.2012 tarihinde akdedildiği ve hiçbir şekilde söz
konusu karar hilafına bir tutum sergileme niyetinde olunmadığı belirtilerek, değiştirilen
sözleşmenin bireysel muafiyet kapsamında değerlendirilebileceği çıkarımında bulunulduğu
ve yaşanan finansman zorlukları ve diğer ticari zorunluluklar nedeniyle anlaşmanın revize
edilerek imzalandığını ifade etmişlerdir. Bu bağlamda bireysel muafiyet başvurusu
yapmanın bir yükümlülük olmaktan çıkmış olması karşısında tarafların kendi kendilerine
değerlendirme esasına dayalı olarak değerlendirmelerini yapma imkanlarının kullanıldığı ve
bu durumun rekabet hukukuna duyarsızlık olarak algılanmaması gerektiği de
belirtilmektedir.
I.3.2.2. TFF’nin Savunmaları
(55) TFF’nin savunmalarında ifade edilen hususlar, Digitürk’ün savunmalarında ileri sürülen ve
yukarıda açıklanan argümanlar ile hemen hemen aynıdır. Bu itibarla TFF’nin savunmalarına
bu kısımda ayrıca yer verilmemiştir.
I.3.2.3. Savunmaların Değerlendirilmesi
(56) TFF ve Digitürk’ün savunmaları iki bölüm altında değerlendirilebilecektir. İlk bölümde TFF
ile Digitürk arasında akdedilen Süper Lig yayın haklarının devrini konu alan bir sözleşmenin
Kurulun yetki alanı dışında olduğuna dair savunmalar yer almakta, ikinci bölümde ise Yayın
Hakları Sözleşmesi’nin Kurulun 30.04.2012 tarih ve 12-23/659-181 sayılı kararında belirtilen
hususlar çerçevesinde akdedildiği ve hiçbir şekilde söz konusu karar hilafına bir tutum
sergileme niyeti olmadığı ortaya konmaktadır.
(57) Yetki alanı konusundaki savunmalarda; TFF’nin işlem ve eylemlerinin yalnızca Türkiye
Cumhuriyeti Mahkemeleri ve Tahkim Heyetlerinin hukuki incelemesine tabi olduğu ve
mevcut soruşturmanın TFF’nin işlem ve eylemlerine yönelik olması sebebiyle yetki aşımıyla
sakat olduğu, TFF’nin merkezi pazarlama yetkisinin kanunla verildiği ve TFF tarafından bu
kapsamda yapılan tasarrufların 4054 sayılı Kanun’un uygulama alanı dışında olduğu bu
itibarla Yayın Hakları Sözleşmesi'nin 4054 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmiş
olmasının idari istikrar prensibini zedelediği iddia edilmektedir.
(58) Kurulun 12-23/659-181 sayılı kararında da ayrıntılı bir biçimde değerlendirilen söz konusu
argümanın hukuken geçerliliği bulunmamaktadır. Zira 3813 ve 5894 sayılı Kanun bir arada
14-43/804-361
10 / 25
incelendiğinde “Türkiye Cumhuriyeti sınırları içindeki tüm futbol müsabakalarının televizyon,
radyo, internet ve her türlü teknik cihaz ve benzeri araçlarla yayınlanmasına, iletilmesine,
yayınların düzenlenmesine ve programlanmasına münhasıran Yönetim Kurulu yetkilidir.”
şeklindeki ifadeye, “Anılan yetki özellikle TFF’nin yayın haklarının merkezi olarak
pazarlanmasını ve elde edilen gelirin yetkili organlar tarafından alınacak kararlar uyarınca
kulüplere dağıtılmasını kapsar.” bendinin eklendiği görülmektedir. Bu bendin eklenmesinin
temel sebebi yayın haklarının TFF tarafından tek elden pazarlanmasına ilişkin havuz
sisteminin hayata geçirilmesi ve bu konuda yaşanan hukuki çekişmelerin sona erdirilmesinin
sağlanabilmesidir.
(59) Yayın haklarının devri konusunda kanundan kaynaklanan münhasır yetki sahibi olan TFF
teşebbüs niteliği taşımakta ve mevcut durumda olduğu gibi pazarlama faaliyetini bir başka
teşebbüsle sözleşme tesis ederek gerçekleştirdiği durumlarda 4054 sayılı Kanun’un 4.
maddesi kapsamında faaliyet göstermektedir. 5894 sayılı Kanun’da, TFF’nin yayın
haklarının devrine ilişkin işlemlerinde 4054 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanamayacağına
dair bir hüküm bulunmaması da bu görüşü desteklemektedir.
(60) Savunmaların, yeni sözleşmenin bireysel muafiyet kapsamında bulunduğuna ilişkin
bölümlerinin değerlendirilmesine “Yapılan Tespit ve Değerlendirmeler” bölümünde yer
verilmiş olduğundan burada ayrıca/yeniden tekrarlanmamıştır.
J. GEREKÇE VE HUKUKİ DAYANAK
(61) Kurulun, TFF ile Digitürk arasında yapılan ve Digitürk’ün sahip olduğu Süper Lig Paket A
yayın haklarının mevcut süresinin 3 yıl daha uzatılmasına ilişkin sözleşmenin bireysel
muafiyet kapsamında bulunmadığına hükmeden 30.04.2012 tarihli söz konusu kararı
sonrasındaki süreçte, taraflar arasında 21.05.2012 tarihinde yapılan yeni bir sözleşme ile
30.04.2012 tarihli kararda yer verilen hususlar gözetilerek hakların devrine ilişkin süre
kısaltılmış; bununla birlikte henüz fiilen sonuçlanmamakla birlikte, alt lisanslamaya ve yayın
haklarının paylaşılmasına ilişkin bir dizi girişim başlatılmıştır.
(62) Yukarıda yer verilen bilgi ve değerlendirmeler dikkate alındığında, TFF ile Digitürk tarafından
akdedilen yeni sözleşmenin, Kanun’un 5. maddesi hükmünde zikredilen bireysel muafiyet
koşullarından yararlanabilmesi; Digitürk’ün sahip olduğu Paket A canlı yayın haklarının,
kısmen veya bir bütün olarak alıcının tercihleri saklı kalmak kaydı ile hem rakip
teşebbüs(ler)e hem de alternatif teknoloji ile yayın yapan teşebbüslere makul piyasa
koşullarında alt lisanslama yoluyla devredilmesi ve paylaşılmasına ve münhasırlığı sona
erdirecek nitelikteki söz konusu girişimlerin, piyasalarda etki doğuracağı 2015-2016 sezonu
başlamadan önce nihayete erdirilerek Kurulumuza tevsik edilmesi ve bu sezonunun
başlamasıyla birlikte fiiliyata geçirilmesi ile mümkün olabileceği sonuç ve kanaatine
ulaşılmıştır.
(63) Maçların canlı yayını dışında kalan; goller ve önemli pozisyonların maç esnasında, kısa veya
uzun özet görüntülerin ise maçtan hemen veya daha sonra izleyicilere sunulması gibi hakları
ihtiva eden muhtemel anlaşmaların, söz konusu hakların canlı maç yayını ile ikame
olmamaları nedeniyle yayın haklarına ilişkin münhasırlığı sona erdirici nitelikte bir uygulama
olarak dikkate alınamayacağı hususu da ilgili taraflarca göz önünde bulundurulmalıdır.
(64) Bununla birlikte yayın haklarına ilişkin söz konusu alt lisanslamalar kapsamında alıcının
tercihlerinin saklı kalması diğer bir değişle hangi maçların anlaşma konusu olacağı
noktasında satıcının herhangi bir zorlamasına maruz kalmaması ve TFF ile Digitürk ile
birlikte alt lisanslamadan yararlanmak isteyen rakip ve alternatif yayıncı teşebbüslerin,
14-43/804-361
11 / 25
makul ve piyasa koşullarına uygun taleplerde bulunması, tüm tarafların bu kararda belirtilen
koşulların gerçekleşmesini sekteye uğratacak teklifler ileri sürmemesi, iş bu karar ile
amaçlanan daha rekabetçi bir piyasaya yapısı açısından önem arz etmektedir.
(65) Bu çerçevede, incelemeye konu sözleşmeye ilişkin muafiyet, 4054 sayılı Kanun’un 5.
maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesi doğrultusunda, bahsedilen yükümlülükler/şartlar
TFF ve Digitürk tarafından yerine getirildiği andan itibaren geçerli olacaktır. Aksi takdirde
Kanun’un 4. maddesine aykırı bir nitelik arz eden ve muafiyet hükümlerinden
yararlanamayan bu Sözleşme, Kanun’un 56. maddesi çerçevesinde geçersiz olacaktır.
(66) Ayrıca, dosya konusu sözleşmenin geleceğe yönelik olması, 4. madde açısından belirtilen
sakıncaların da bu döneme ilişkin olması nedeniyle, Kurul kararı hilafına olarak yapıldığı
iddia edilen bu sözleşme nedeniyle haklarında soruşturma yürütülen teşebbüslere Kanun’un
16. maddesi çerçevesinde idari para cezası verilmesine gerek olmadığına karar verilmiştir.
K. SONUÇ
(67) 06.12.2012 tarih, 12-62/1619-M sayılı Kurul kararı uyarınca yürütülen soruşturma ile ilgili
olarak düzenlenen Rapor’a ve Ek Görüş’e, toplanan delillere, yazılı savunmalara, sözlü
savunma toplantısında yapılan açıklamalara ve incelenen dosya kapsamına göre;
1. Türkiye Futbol Federasyonu ile Krea İçerik Hizmetleri ve Prodüksiyon A.Ş. arasında 21
Mayıs 2012 tarihinde imzalanan 2015-2016 ve 2016-2017 Futbol Sezonu Yayın Hakları
Sözleşmesi’nin, 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi çerçevesinde incelenebileceğine
OYÇOKLUĞU ile,
2. TFF ile Digitürk tarafından akdedilen ek sözleşmeye, Digitürk’ün sahip olduğu Paket A
yayın haklarının, özellikle canlı maç yayın haklarının, kısmen veya bir bütün olarak
(alıcının tercihleri saklı kalmak kaydı ile) rakip teşebbüs(ler)e ve alternatif teknoloji ile
yayın yapan teşebbüslere makul piyasa koşullarında alt lisanslama yoluyla devredilmesi
ve paylaşılması koşulu ile 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca bireysel muafiyet
tanınmasına OYÇOKLUĞU ile,
3. Türkiye Futbol Federasyonu ile Krea İçerik Hizmetleri ve Prodüksiyon A.Ş.’ye aynı
Kanun’un 16. maddesi çerçevesinde idari para cezası verilmesine yer olmadığına Kurul
Üyesi Reşit GÜRPINAR’ın farklı gerekçesi ve OYBİRLİĞİ ile
Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açık olmak üzere karar verilmiştir.
14-43/804-361
12 / 25
KARŞI OY
(04.11.2014 tarih ve 14-43/804-361 sayılı Kurul Kararı)
Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) ile Krea İçerik Hizmetleri ve Prodüksiyon A.Ş. arasında
imzalan ve 2015-2016 ve 2016-2017 futbol sezonu Yayın Hakları Sözleşmesinin 4054 sayılı
Kanunu ihlal edip etmediğinin tespitine ilişkin işbu Kurul kararında Kurul çoğunluğunca
zikredilen sözleşmenin 4054 sayılı Kanun kapsamında incelenebileceğine karar verilmiştir.
TFF tarafından daha önce yapılan başvurular hakkında Rekabet Kurulunun 12.01.2010 tarih
ve 10-04/57-M sayılı kararı ile “TFF’nin yetkisi dâhilindeki futbol müsabakalarına ilişkin
merkezi pazarlama yetkisinin, 5894 sayılı Kanun’un açık hükümlerine dayanması nedeniyle
söz konusu hakların satışına yönelik ihale şartnamelerinin bu açıdan 4054 sayılı Kanun
kapsamında değerlendirilebilme imkânı bulunmadığı” ve 27.10.2011 tarih ve 11-54/1377-
487 sayılı Kurul kararı ile “başvuru konusunun 4054 sayılı Kanun kapsamında inceleme
olanağının bulunmaması nedeniyle talebin reddine karar verildiği” belirtilmiş bulunmaktadır.
Zikredilen bu kararlardan da açıkça görüleceği üzere TFF’nin futbol yayın haklarına ilişkin
yetkisi açıkça bir yasaya dayanmaktadır. Bu kararlarda geçerli olan mevzuatta, işbu dosya
kapsamındaki incelemede farklı bir sonuca ulaşılmasını gerektirecek, herhangi bir değişiklik
de yapılmış değildir. Dolayısıyla daha önceki kararlarda ulaşılan sonucun burada da geçerli
olması gerektiği ve zikredilen sözleşmenin 4054 sayılı Kanun kapsamında
incelenemeyeceği kanısındayız.
Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI Doç. Dr. Tahir SARAÇ
Başkan Kurul Üyesi
14-43/804-361
13 / 25
04.11.2014 tarihli ve 14-43/804-361 sayılı Kurul Kararı’na
KARŞI OY VE FARKLI GEREKÇE
Kurulumuzun 11.10.2013 tarihli ve 13-58/821-346 sayılı Kurul Kararı ekinde bulunan karşı
oy ve farklı gerekçede de yazdığımız gibi 2013-2014 Futbol Sezonu itibariyle adı “Spor Toto
Süper Lig” olan Türkiye süper lig maçlarının canlı yayın hakları en son 2010 yılında yapılan
ihale ile yayıncı kuruluş olan Krea İçerik Hizmetleri ve Prodüksiyon A.Ş.(Digitürk)’ye,
sözleşmeye göre 4 yıl ve yayıncı kuruluşun talebi halinde 1(bir) yıl daha uzatılmak kaydıyla
4+1 sezon şeklinde verilmiştir. Anılan bu sözleşmeyle birlikte, Digitürk yapılan ihaleler
sonucunda, 2001 yılında başlamak üzere, belirtilen uzatma hakkını kullanmasıyla da
münhasıran 2014-2015 sezon sonu itibariyle 14,5 yıl süreyi bulacak şekilde, halen devam
eden Paket A yayın haklarının yeniden sahibi olmuştur.
Bu süreçte, 2011-2012 futbol sezonuna ilişkin olarak, şike soruşturması nedeniyle ligin
değerinin düştüğü olgusuyla kulüplerin ve yayıncı kuruluşun talepleri doğrultusunda,
Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) ’nun lig statüsünde eylül başında yapılan değişiklikle
nihai lig sıralamasının ve Avrupa kupalarına katılacak kulüplerin 34 haftalık çift devreli lig
usulüyle oynanacak Lig Grubu müsabakalarını müteakip 6 haftalık Play-off müsabakalarının
oynanmasının ve bu maçların Digitürk’de yayımlanacağı gerekçesiyle, yapılan şikayet
başvurusu üzerine, Kurulumuzun 27.10.2011 gün ve 11-54/1377-487 sayılı kararıyla
başvuru konusunun 4054 sayılı Kanun kapsamında inceleme olanağının bulunmaması
nedeniyle talebin reddine karar verilmiştir. Burada yeri gelmişken, anılan kararda belirtilen
sonuç doğrultusunda oy kullanmış bir üye olarak, farklı algılamalar nedeniyle, karardaki
irademin konunun 4054 sayılı yasa kapsamına girmediği değil, Play-off un anılan ligin bir ek
ve tamamlayıcı bir bölümü olduğu, yeni bir sezona ilişkin olmaması nedeniyle tecelli ettiğini
özellikle belirtmek isterim. Bir başka deyişle, bu konudaki düşüncemin daha iyi
anlaşılabilmesi için örnek vermek gerekirse, maliki bulunduğu arsasına inşaat yaptıran ve
yüklenici ile inşaatın 4 (dört) kat yapılması konusunda anlaşan bir kişinin daha sonra
5.(beşinci) katı yaptırmaya karar verdiğinde, makul olanın yeni bir yüklenici ile
anlaşmayacağı, ticari ilişkilerinde bir problem yoksa eski yüklenici ile ek sözleşme yapacağı
gerçeğine ve mantığına dayanmaktadır.
TFF ile Digitürk arasında yukarıda belirtilen sözleşmeyle 2014-2015 futbol sezonu sonuna
dek sürecek canlı yayın hakları ilişkisi devam ederken, TFF 07.03.2012 gün ve 1930 sayı
ile Kurumumuza başvurarak, İstanbul C.Başsavcılığınca başlatılan şike operasyonu
nedeniyle Türk Futbolu ile ilgili olarak olağanüstü koşulların oluştuğu, futbol ekonomisinin
derinden etkilenmesi nedeniyle spor kulüplerinin ağır maddi ve manevi zorluklara
katlandıklarını bu nedenlerle, TFF, Spor Toto Süper Lig’de mücadele eden spor kulüpleri ile
Digitürk’ün bir araya gelerek; Paket A Yayın Sözleşmesinin 2017-2018 futbol sezonunu
kapsayacak şekilde 3 (üç) yıl uzatılması konusunda mutabakata vardıklarını belirterek bu
konudaki kurum görüşünün bildirilmesini istemiştir. Aynı konu ile ilgili olarak Doğan TV Dijital
Platform İşletmeciliği (D-Smart)’de 02.04.2012 gün ve 2874 sayı ile kurumumuza
başvurmuş, bu 3 (üç) yıllık başvurunun rekabete aykırı olduğu ve ayrıca bireysel muafiyet
alamayacağını ileri sürmüştür. Bu başvurular üzerine Kurul 09.04.2012 tarih ve 12-18/501-
M sayılı kararında “Türkiye Futbol Federasyonu ile Paket A yayın hakkı sahibi Krea İçerik
Hizmetleri ve Prodüksiyon A.Ş. arasında imzalanan Ek Sözleşme'ye yönelik olarak 4054
sayılı Kanun kapsamında muafiyet/menfi tespit incelemesi yapılmasına; Doğan TV Dijital
Platform İşletmeciliği A.Ş. tarafından yapılan başvurunun ve geçici tedbir talebinin yapılacak
inceleme kapsamında değerlendirilmesine” karar vermiş, bu çerçevede yapılan
değerlendirme sonucunda, 30.04.2012 gün ve 12-23/659-181 sayılı kararıyla da Ek
14-43/804-361
14 / 25
Sözleşme’nin 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesindeki bireysel muafiyet koşullarını
taşımadığı gerekçesiyle, söz konusu Sözleşmeye muafiyet tanınmamasına ve geçici tedbir
kararı verilmesine yer olmadığına karar vermiştir.
Sürecin devamında, D-Smart vekili 18.06.2012 ve 16.07.2012 günlü dilekçeleri ile Kuruma
başvurarak, TFF ile Digitürk arasında bir önceki karara aykırı olarak 2 (iki) yıllık yeni bir ek
sözleşme yapıldığına ilişkin duyum aldıklarını ve bu konuda basına yansıyan haberler
bulunduğu bu nedenle konunun araştırılarak böyle bir sözleşmenin olup olmadığının tespiti
ile gerçekten böyle bir sözleşme var ise, sözleşme tarafları hakkında soruşturma açılmasını
ve geçici tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. Bu başvuru nedeniyle, düzenlenen ilk
inceleme raporu üzerine Kurulumuzca önaraştırma yapılmış, Önaraştırma Raporu, Kurul’un
06.12.2012 tarihli toplantısında görüşülmüş ve TFF ile Digitürk arasında 21.05.2012
tarihinde imzalanan 2015-2016 ve 2016-2017 Futbol Sezonu Yayın Hakları Sözleşmesi
(21.05.2012 tarihli Sözleşme) ile 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinin ihlal edilip
edilmediğinin ve anılan sözleşmenin bireysel muafiyet şartlarını taşıyıp taşımadığının
tespitine yönelik olarak, TFF ve Digitürk hakkında, 4054 sayılı Kanun’un 41. maddesi
uyarınca soruşturma açılmasına karar verilmiştir.
Kurulumuz kararı doğrultusunda tekemmül ettirilen soruşturma sürecinin sonunda, yine
kurulumuzca, tarafların sözlü savunma talebi bulunmadığı yönündeki raportörlerin bilgi notu
üzerine, resen sözlü savunma toplantısı yapılıp, yapılmamasına ilişkin olarak yapılan
görüşme ve oylama sonucunda, 2(iki) ye karşılık 3 (üç) oyla sözlü savunma toplantısı
yapılmamasına karar verilmiş ve 11.10.2013 günü yapılan nihai karar toplantısı sonucunda
da, kısa karar da;
4. Türkiye Futbol Federasyonu ile Krea İçerik Hizmetleri ve Prodüksiyon A.Ş. arasında
21.05.2012 tarihinde imzalanan 2015-2016 ve 2016-2017 Futbol Sezonu Yayın Hakları
Sözleşmesi’nin, 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi çerçevesinde incelenebileceğine
OYÇOKLUĞU ile,
5. Bahse konu sözleşmeye ayrıntıları işbu kararın gerekçe bölümünde belirtilen koşulların
sağlanması kaydıyla 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca bireysel muafiyet
tanınmasına OYÇOKLUĞU ile,
6. Türkiye Futbol Federasyonu ile Krea İçerik Hizmetleri ve Prodüksiyon A.Ş.’ye aynı
Kanun’un 16. maddesi çerçevesinde idari para cezası verilmesine yer olmadığına Kurul
Üyesi Reşit GÜRPINAR’ın farklı gerekçesi ve OYBİRLİĞİ ile
karar verilmiş, bu kararımız, şikayetçi D-Smart tarafından iptali ve yürütmenin durdurulması
istemiyle Ankara 10.İdare Mahkemesi nezdinde dava konusu edilmiş, bizimde daha önceki
karşı oyumuz da ısrarla belirttiğimiz gibi, adı geçen mahkeme 10.07.2014 tarih ve
E.2014/1029 sayı ile TFF’nun sözlü savunma talebi olmasına rağmen, sözlü savunma
toplantısı yapılmadığı gerekçesiyle yürütmenin durdurulmasına karar vermiş, yürütmenin
durdurulması kararının uygulanması zımmında, Kurulumuzca 15.10.2014 tarihinde sözlü
savunma toplantısı yapılmasına 14-30/641-M sayı ile karar verilmiştir.Teşebbüs
temsilcilerinin katılımıyla sözlü savunma toplantısı 03.11.2014 tarihinde yapılmış ve
Kurulumuz 04.11.2014 tarihli toplantısında 14-43/804-361 sayılı kararıyla;
1- Türkiye Futbol Federasyonu ile Krea İçerik Hizmetleri ve Prodüksiyon A.Ş.
arasında 21 Mayıs 2012 tarihinde imzalanan 2015-2016 ve 2016-2017 Futbol
Sezonu Yayın Hakları Sözleşmesi’nin, 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi
çerçevesinde incelenebileceğine OYÇOKLUĞU ile,
14-43/804-361
15 / 25
2- TFF ile Digitürk tarafından akdedilen ek sözleşmeye, Digitürk’ün sahip olduğu
Paket A yayın haklarının, özellikle canlı maç yayın haklarının, kısmen veya bir bütün
olarak (alıcının tercihleri saklı kalmak kaydı ile) rakip teşebbüs(ler)e ve alternatif
teknoloji ile yayın yapan teşebbüslere makul piyasa koşullarında alt lisanslama
yoluyla devredilmesi ve paylaşılması koşulu ile 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesi
uyarınca bireysel muafiyet tanınmasına OYÇOKLUĞU ile,
3- Türkiye Futbol Federasyonu ile Krea İçerik Hizmetleri ve Prodüksiyon A.Ş.’ye aynı
Kanun’un 16. maddesi çerçevesinde idari para cezası verilmesine yer olmadığına
Kurul Üyesi Reşit GÜRPINAR’ın farklı gerekçesi ve OYBİRLİĞİ ile
Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açık olmak üzere karar verilmiş olup, anılan kararın
2.maddesine katılmadığımızdan karşıoy ve 3.maddesine de sonuç olarak katılmakla birlikte
gerekçeye katılmadığımızdan farklı gerekçe oyu kullanılmış, bu oylarımızın gerekçeleri de
aşağıda geniş olarak açıklanmıştır.
A-KARŞI OY GEREKÇELERİMİZ
Karşı oyumuz da, kararın esas yönünden; ihaleye dayalı olarak yapılan sözleşmelerin, yeni
ek sözleşmelerle uzatılmasının rekabet engelleri yaratacak şekilde piyasa dengelerini
bozması başka bir deyişle ihalesiz uzatmaların doğuracağı rekabet sorunları, açık ihale
yapılması gerekliliği, iki ihale arasındaki sürenin ne kadar uzunlukta olması gereği Avrupa
ülkelerinden ve komisyon kararlarından verilen örneklerle açıklanacak, yine şarta dayalı
olarak verilen dosya konusu bireysel muafiyet kararında, konulan şartların, uzatma
sözleşmesinin yarattığı rekabeti bozucu piyasa koşullarını düzeltmekte yetersiz kalacağı,
geniş olarak ortaya konulacaktır.
1-FUTBOLDA YAYIN HAKLARININ MERKEZİ PAZARLANMASI VE GELİRLERİN
DAĞITILMASI KONULARI DIŞINDA DOĞABİLECEK REKABET SORUNLARINA
İLİİŞKİN OLARAK REKABET KURULUNUN MÜDAHALE YETKİSİ OLUP, 2010
YILINDA YAPILAN İHALE SONUCU VERİLEN PAKET A YAYIN HAKLARI
SÖZLEŞMESİNİN İHALESİZ UZATILMASININ REKABETE AYKIRILIĞI VE BU YAYIN
HAKLARININ MUTLAKA BELİRLİ ARALIKLARLA (3 YIL) AÇIK VE ŞEFFAF BİR İHALE
İLE VERİLMESİ ZORUNLULUĞU KARARIMIZDA GÖZ ARDI EDİLMİŞTİR.
05.05.2009 gün ve 5894 Sayılı “Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında
Kanun”un, “Yayınların ve protokol tribünlerinin düzenlenmesi” başlığı altındaki 1.fıkrasında;
“Türkiye Cumhuriyeti sınırları içindeki tüm futbol müsabakalarının televizyon, radyo, internet
ve her türlü teknik cihaz ve benzeri araçlarla yayınlanmasına, iletilmesine, yayınların
düzenlenmesine ve programlanmasına münhasıran Yönetim Kurulu yetkilidir.” hükmü yer
almış, aynı maddenin 2.fıkrasında da; “Anılan yetki özellikle TFF’nin yayın haklarının
merkezi olarak pazarlanmasını ve elde edilen gelirin yetkili organlar tarafından alınan
kararlar uyarınca kulüplere dağıtılmasını kapsar.” şeklinde hükme bağlanmıştır.
Bu hükümle, yasa koyucu tarafından TFF’na, Yönetim Kurulu olarak; T.C. sınırları içindeki
tüm futbol müsabakalarının televizyon, radyo, internet ve her türlü teknik cihaz ve benzeri
araçlarla yayınlanmasına, iletilmesine, yayınların düzenlenmesine ve programlanmasına
münhasıran yetkili kılındığı, bu yetkinin özellikle merkezi pazarlanması ve spor kulüplerine
yapılacak gelir dağıtımlarını kapsadığı belirtilmiştir.
14-43/804-361
16 / 25
Bu hükmün kanımca anlamı şudur. Sadece merkezi pazarlama (tüm maç yayın haklarının
bir bütün ve paketler halinde tek elden satımı ) ve TFF Yönetiminin aldığı kararlara göre
kulüplere gelir dağıtımı konularında alınan kararlara hiçbir makam veya merciinin müdahale
edemeyeceği, ancak, yine müsabakaların televizyon, radyo, internet ve her türlü teknik cihaz
ve benzeri araçlarla yayınlanmasına, iletilmesine, yayınların düzenlenmesine (buradaki
düzenleme tanzim yani hangi maçların yayınlanıp yayınlanmayacağı, haftada kaç maçın
yayınlanacağı gibi konular) ve programlanması (maç saatleri ve günlerinin programlanması
konuları) yine TFF tarafından yapılacağı, ancak bu konularda çıkabilecek sorunlara,
olayımızda Rekabet Kurulunun müdahale edebileceği şeklinde anlaşılmalıdır. Belirttiğimiz
gibi, maddenin 2.fıkrası ile esasen rekabeti sınırlayıcı bir anlaşma olarak
değerlendirilebilecek olan Süper Lig yayın haklarının tek elden satışı (merkezi pazarlama)
4054 sayılı Kanun’un kapsamı dışına ve dolayısıyla Rekabet Kurumunun yetki alanı dışına
çıkarılmıştır.
Rekabet otoritelerinin yetkilerinin sınırlarını değerlendirmek amacıyla yayın haklarının devri
konusunda çeşitli ülkelerde yer alan uygulamalara baktığımızda yayın haklarının devri
konusunda dört ayrı sistem görülmektedir.
- Müsabakayı düzenleyen federasyon tarafından toplu pazarlık yapılması ve devamında
elde edilen gelirin kulüplere dağıtımı (İngiltere, Fransa, İtalya),
- Kulüpler tarafından bağımsız pazarlık yapılması (tekil satış) (İspanya),
- Federasyon tarafından pazarlık yapılması için tespit edilmiş maçlar ile kulüpler tarafından
tek taraflı olarak satılabilecek maçların bulunduğu karma bir sistem (UEFA Şampiyonlar
Ligi),
- Maçların yayınlarının bizzat federasyon tarafından gerçekleştirilmesi (Şili).
Bu örneklerden de görüleceği üzere hakların tek elden satımı (merkezi pazarlama) ve
kulüpler tarafından tekil satış iki farklı tarafı temsil etmektedir. Ancak bu iki taraftan biri olan
tek elden satış uygulamasının, ABD’de uygulamanın rekabet hukuku ihlali olduğuna karar
verilmiş, akabinde bir yasa çıkarılarak; İngiltere’de rekabet otoritesinin bireysel satışa
zorlama çabaları başarısız olduktan sonra; Fransa’da da yine 1984 yılında çıkarılan bir yasa
sonucunda bu sistem hayata geçebilmiştir. Hollanda ve İspanya gibi bazı ülkelerde ise
rekabet otoriteleri yayın haklarının tek elden satışına izin vermemektedir.
Bazı ülkelerde rekabet otoritesi tarafından izin verilmeyen, bazı ülkelerde çıkarılan özel
kanunlar ile korunan tek elden satış yöntemi üç aşamalı bir süreç olarak ifade edilebilir. İlk
aşamada, kulüpler hakların birlikte satışı konusunda bir konsensüse varmakta, daha sonra
bu tek elden satışı gerçekleştirecek organ (federasyon) satışı gerçekleştireceği şartları
düzenlemekte (örneğin, ihale ve bu ihale için şartname) ve satışı gerçekleştiren organ ile
yayıncı kuruluş arasında bir sözleşme imzalanmaktadır. İlk aşama olan birlikte satış
uygulaması, aslında rekabeti sınırlayıcı bir anlaşma niteliğinde olup, ayrı ayrı yayın hakkı
sahibi olan kulüplerin fiyat rekabetini ortadan kaldırmakta ve çıktıyı kısıtlamaktadır. Yayın
haklarının devredildiği son aşamada ise satışı gerçekleştiren organ ile yayıncı kuruluş
arasında yapılan sözleşme ise bu kez alt pazarda (genel olarak yayıncılık pazarı) önemli bir
içeriğin münhasır olarak devri ve dolayısıyla pazarı kapama etkisi bağlamında rekabeti
sınırlayıcı nitelik taşımaktadır. Bu nedenle, birlikte satışın kendisi kulüpler arasındaki yayın
haklarının satışı bakımından rekabeti sınırlayan yatay bir anlaşma, satışı yapan organ ile
yayıncı kuruluş arasındaki sözleşme ise alt pazarda rekabeti sınırlayan bir anlaşmadır. Bu
çerçevede herhangi başka bir kanuni düzenlemenin yokluğunda rekabet otoritesinin
değerlendirebileceği iki anlaşma bulunmaktadır.
14-43/804-361
17 / 25
Merkezi pazarlama (tek elden satış)’nın ikinci aşaması olan ihale düzenlenmesi ve şartların
belirlenmesi konusuna gelince; komisyon UEFA Şampiyonlar ligi kararında, futbol yayın
haklarının birlikte satışını kabul ederek, rekabetçi yapı için yol göstermiştir. Karar altına
aldığı ilkelerden en önemlileri, Hakların satışı için kamuya açık ve şeffaf bir ihale
prosedürü takip edilmesi ve hakların süresinin 3 yılla sınırlanması ilkesidir.(1) Komisyon
Alman Futbol Ligi BUNDESLİGA kararında ise benzer bir yol izleyerek, birlikte satış
konusunda karar vermiş, kararda muafiyet tanınmamakla birlikte, taraflarca sunulan
taahhütleri kabul ederek, kararını tesis etmiştir. Yine kararında komisyon; Lig haklarının
dokuz ayrı pakette dağıtılacağı, ayrımcı olmayan ve şeffaf bir prosedürle satılacağı, alt
lisans sahipleriyle olanlar da dahil olmak üzere, yapılan anlaşmaların üç sezonu
geçemeyeceği, ilkelerini devam ettirmiştir.(2)
Herbert Ungerer 2003 yılına ait Commercialising Sport: Understanding The TV Rights
Debate adlı çalışmasında, yayıncılık piyasasında kapama etkilerinin görülmemesi için
komisyon içtihatlarından derlediği ilkeler listesini maddeler halinde belirtmiştir. Bunlar;
ı) Açık bir ihale yapılması,
ıı) Tek bir alıcıdan fazlasına imkan tanıyacak şekilde ihale konusunun birden fazla pakete
bölünmesi,
ııı) Gereğinden fazla münhasırlığa izin verilmemesi ( Üç yıllık münhasırlık süreleri
genelde kabul görmektedir),
ıv) Çoğu zaman gizlenmiş bir münhasırlık, uzatımı olan otomatik yenilemeye izin
verilmemesi,
v) Kullanılmayan hak bulunmaması; bir hakkın merkezi olarak satılmaması halinde
katılımcı kulübün tekil satışına imkan tanıyacak şekilde kulübe iadesi,
vı) Birlikte satışın bazı hakların yeni medyada pazarlanmaması sonucunu doğurmaması(3)
Futbol yayın haklarının satışı ile ilgili olarak belirtilecek en önemli ilkeler görüleceği üzere,
bu hakların açık ve şeffaf bir ihale ile yapılması, ihale yani münhasırlık süresinin üç
yılla sınırlandırılması ve uzatmaya yönelik otomatik yenilemelerin yapılmamasıdır.
İki yıl kadar önce yukarıda canlı yayın haklarının kulüplerce tekil olarak satıldığını
belirttiğimiz İspanya’da, İspanya Rekabet Kurulu (Comision Nacional de la Competencia-
CNC) sözleşmelerinde usulsüzlük yaptıkları gerekçesiyle, spor kulüpleri; Mediapro'ya 6,5
milyon Euro, Real Madrid'e 3,9 milyon Euro, Barcelona'ya 3,6 milyon Euro, Sevilla'ya 900
bin Euro ve Racing Santander'e 30 bin Euro tutarlarında para cezaları vermiş olup, bu
cezalarda, anılan spor kulüplerinin La Liga ve kral Kupası maçları için sözleşme sürelerinin
3(üç) sezondan fazla yapıldığı gerekçesine dayandırılmıştır. Bu kararı da görüşlerimizi teyit
etmesi adına sunmak isteriz.(4)
Ülkemizdeki duruma gelince, 2001 yılında yapılan ihale sonucu Digitürk’e verilen yayın
haklarının 9,5 yıllık 2010 yılı öncesi sürecini bir tarafa bırakırsak, 2010 yılında yapılan ihale
ile Türkiye Süper Ligi maçlarının naklen yayın hakları (Paket A) 4 (dört) yıl süre ile Digitürk’e
verilmiş ve ayrıca talep halinde 1 (bir) yıllık uzatma hakkı tanınmıştır.(4+1 yıl), kararımızla
şartlı bireysel muafiyet tanınan sözleşme ise 2 (iki yıllık) süreye ilişkin olup, bu durumda,
(1)Özgür Can Özbek Spor Endüstrisi ve Rekabet Hukuku uygulamaları R.K. Uzmanlık Tezi 2012-S.34
(2)Özgür Can Özbek Spor Endüstrisi ve Rekabet Hukuku uygulamaları R.K. Uzmanlık tezi 2012-S.36
(3)
(4)
14-43/804-361
18 / 25
2010 yılında yapılan son ihaleden sonra, futbol yayın hakları ihalesiz olarak yapılan 2 (iki)
yıllık uzatma ile 4+1+2= 7 yıllık toplam süreye ulaşmaktadır. Süper Lig müsabakalarının
yayın haklarının bu şekilde TFF tarafından tek yayıncıya devredilmesi bu pazarda sözleşme
süresini kapsayacak şekilde tekel yaratmakta ve pazara girişleri engellemektedir. Bu
bağlamda, pazara giriş için tek olasılık ihalenin yapıldığı dönem olarak ortaya çıkmaktadır.
Bu ihalesiz devir pazardaki rekabeti önemli, ölçüde azaltacaktır. Bir başka açıdan bakmak
gerekirse, ihalesiz uzatım münhasırlığa sahip yayıncı kuruluşun pazar gücünü arttıracak,
rekabeti kısıtlayacaktır.
Aslında, Futbol Federasyonu düzenlemeleri de, Futbol Yayın Haklarının ihale ile verilmesi
gerektiğini söylemektedir. Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında
Kanun’un 1.maddesinde; Türkiye Futbol Federasyonu Statüsü’nün bu Kanunda belirtilen
usul ve esaslar ile Kanunun uygulanmasına yönelik diğer hususlara dair genel kurul
tarafından yapılan futbola ilişkin düzenlemeyi ifade ettiği belirtilmiştir. Kanundan sonra TFF
için hiyerarşik yönden en üst düzenleme olan, bu statünün “Yayınların Düzenlenmesi”
başlığı altındaki 74.maddenin 10.fıkrasında; “Yayın hakları ihalesi, yürürlükte bulunan yayın
lisans sözleşmesinin süresinin sona ermesinden en erken bir yıl en geç altı ay önce yapılır.”
hükmü bulunmaktadır. Genel kurulca kabul edilen bu Statü’de yayın haklarının ihale ile
verilmesini emretmektedir. Bugün itibariyle bu süreç geçmiş bulunmaktadır. Bu ihale ile ilgili
süreci daha önceki 11.10.2013 günlü kararımızla ilgili yazdığımız karşı oyda da geniş olarak
açıklamıştık.
Öte yandan, TFF anılan hükümler doğrultusunda, A Milli Futbol Takımının 2014-2018 yılları
arasında, oynanacak maçlarının naklen yayını için, yayın haklarını verdiği ilanla ihaleye
çıkartmıştır.(5) TFF nin bu ihale kararı, yasal mevzuatın öngördüğü bir davranıştır.
Olayımızda da, TFF, ana statüde öngörülen zamanda Türkiye süper lig maçlarının canlı
yayın haklarını ihaleye çıkarması gerekirdi.
TFF internet sitesinden 03.01.2014 günü yapılan açıklamanın bir bölümünde aynen, “Spor
Toto Süper Lig Yayın Hakları, kanunen Türkiye Futbol Federasyonu tarafından merkezi
sistemle ihale edilmekte olup uzatılması da tüm yasal koşullar sağlanarak ve kulüplerimizin
talebi doğrultusunda gerçekleştirilmiştir.’’ denilmiştir. (6)
Bu açıklamada da görüleceği üzere, yayın haklarının merkezi sistemle ihale edildiği, bir
anlamda ihale ile verilmesi gerektiği tevil yollu olarak TFF tarafından da söylenmiştir.
Bu bölümle ilgili sonuç olarak, ihalesiz olarak, ek sözleşme ile Süper Lig müsabakalarının
yayın haklarının 5 (beş) yıllık süreye ilaveten, 2 (iki) yıl süre ile ihalesiz uzatılması, Süper
Lig müsabakalarının yayın hakları pazarı başta olmak üzere, ödemeli televizyon yayıncılığı
pazarı, dijital platform hizmetleri pazarı ve müsabakaların alternatif teknolojiler üzerinden
yayınlanması pazarlarındaki rekabeti de önemli ölçüde ortadan kaldıracağını belirtmek
isteriz. Kaldı ki, bu şekilde yayın haklarının uzatılmasının objektif bir faydası da, dosya içeriği
bilgi ve belgelere göre tarafımızdan gözlemlenmemiştir. Olaydaki esas sorun sürededir.
(5)
(6)
14-43/804-361
19 / 25
İhalesiz uzatımla birlikte 7 (yedi yıl) süre ile yayın hakları, yayıncı kuruluşta kalmaktadır.
Konunun çözümü bir başka deyişle rekabet sorunlarının bu pazarda ortadan kaldırılması,
kararın gerekçe kısmında yazıldığı gibi, Paket A yayın haklarının, özellikle canlı maç yayın
haklarının, kısmen veya bir bütün olarak rakip teşebbüs(ler)e ve/veya alternatif teknoloji ile
yayın yapan teşebbüslere alt lisanslama yoluyla devredilmesi ve paylaşılması değil,
yapılacak yeni, açık ve şeffaf bir ihale ile bu hakların serbest rekabet koşullarında
devredilmesidir. Kurulca verilen muafiyet kararına ilişkin şartların yetersizliği nedeniyle,
rekabet engellerini ortadan kaldıramayacağını aşağıda muafiyetle ilgili açıklamalarımızda
uzun olarak açıklayacağız.
2-KURULUMUZCA, SORUŞTURMA KONUSU EK SÖZLEŞMEYE MUAFİYET
TANINMASINA İLİŞKİN OLARAK GETİRİLEN ŞARTLAR, 5.MADDEDE ÖNGÖRÜLEN
OLUMSUZ KOŞULLARI SAĞLAMAKTAN UZAK VE BU NEDENLE, REKABET
ENGELLERİNİ ORTADAN KALDIRICI NİTELİKTE DEĞİLDİR.
4054 Sayılı Yasa’nın 4.maddesinde, piyasalarda rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama
amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası
anlaşmaların hukuka aykırı ve yasak olduğunu, aynı kanunun 5.maddesinde de, Kurulun 2
olumlu, 2 olumsuz 4 şartın varlığı halinde, bu anlaşmaların 4.madde uygulamasından muaf
tutulmasına karar verebileceğini, hükme bağlamıştır.
Şikayet üzerine ortaya çıkan soruşturma konusu TFF ile Digitürk arasında imzalanmış olan,
Türkiye süper lig maçlarının canlı yayın haklarının ihalesiz 2 (iki) yıl süre ile uzatılması,
tarafları rekabet hukuku anlamında teşebbüs niteliğine haiz, rekabeti sınırlayıcı bir
sözleşmedir. Bir başka anlatımla, taraflarca imzalanan bu anlaşma yayıncı kuruluşa
münhasıran devredilmiş olan bir yayın hakkının süresinin uzatılmasına ilişkin hükümler
içeren bir dikey anlaşma olması sebebiyle, yukarıda anılan 4.maddenin uygulama alanı
içerisine girmektedir.
2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği, dikey anlaşmaların anılan
4.madde hükümlerinin uygulanmasından grup olarak muaf tutulmasının koşullarını
belirlemekte olup, grup muafiyetinin uygulanabilmesi için, sağlayıcının, ilgili pazarda Pazar
payının % 40’ı aşmaması gerekir. TFF ile yayıncı kuruluş arasındaki sözleşme genel
anlamda maç yayın hakkının devrine ilişkindir. Soruştuma konusu ek sözleşmede TFF,
yayın hakkını Digitürk’e devreden sağlayıcı konumundadır. 5894 Sayılı Yasa’ya göre TFF
yönetim kurulu, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde tüm futbol müsabakalarının yayın
haklarının merkezi olarak pazarlanmasında münhasır yetkiye sahiptir. Bu nedenle, TFF’nun
futbol müsabakalarının yayın haklarının pazarlanmasına ilişkin pazarda % 100 pazar payına
sahip olduğu ve bundan dolayı ek sözleşmenin, yukarıda anılan Dikey Anlaşmalara İlişkin
Grup Muafiyeti Tebliği’nin sağladığı muafiyetten faydalanamayacağı açıktır.
Kurulumuz, yapılan soruşturma sonucunda; TFF ile Digitürk arasında imzalanan ek
sözleşmenin bu haliyle 4.maddeye aykırı olduğunu bir başka deyişle ihlal sonucunu
doğurduğunu hüküm fıkrasında (kısa kararda) belirlemesi gerekirken, belirlememiş sadece
kararın gerekçesinde (33 ve 34 paragraf); taraflar arasında 21.05.2012 tarihinde yapılan ve
2015-2016 sezonu ile birlikte uygulamaya geçirilmesi öngörülen dosya konusu sözleşmenin,
4054 sayılı Kanun‘un 4. maddesine aykırı olabileceği ve rekabeti önemli ölçüde azaltacağı
belirtilmiştir.
Bu konuya ilişkin yeni kararımızda bireysel muafiyet verilebilmesi için daha önceki
kararımızda konulan şartlar kısmen revize edilmiş, şartların yerine getirilmesine ilişkin daha
önce verilen süreye ilişkin hüküm bu kararımızda yer almamıştır.
14-43/804-361
20 / 25
Kurulumuzun alt lisanslama için getirdiği şartlar kararın 2.maddesine yazılmış, anılan madde
de aynen “TFF ile Digitürk tarafından akdedilen ek sözleşmeye, Digitürk’ün sahip olduğu
Paket A yayın haklarının, özellikle canlı maç yayın haklarının, kısmen veya bir bütün olarak
(alıcının tercihleri saklı kalmak kaydı ile) rakip teşebbüs(ler)e ve alternatif teknoloji ile yayın
yapan teşebbüslere makul piyasa koşullarında alt lisanslama yoluyla devredilmesi ve
paylaşılması koşulu ile 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca bireysel muafiyet
tanınmasına ‘’ denmiştir.
Bu şartlarda irdelenmesi gereken iki husus vardır.
a- Digitürk’ün sahip olduğu Paket A yayın haklarının, özellikle canlı maç yayın haklarının,
kısmen veya bir bütün olarak (alıcının tercihleri saklı kalmak kaydı ile) rakip
teşebbüs(ler)e ve alternatif teknoloji ile yayın yapan teşebbüslere alt lisanslama yoluyla
devredilmesi veya paylaşılması,
b- Alt Lisanslama yoluyla devir veya paylaşımın makul piyasa koşullarında yapılması
Rekabet Kurulu daha önceki kararda gerekçe kısmında koyduğu aynı yoldaki şarta alıcı
tercihlerinin saklı kalması halini ilave etmiştir. Biz, öncelikle karşı oyumuzun bu bölümünde
kurulca getirilen yukarıda iki fıkra halinde özetlediğimiz, bu iki koşulu ayrı ayrı açıklayıp
irdelemeye çalışacağız. Gerçekten bu şartlar karşısında ilgili piyasalarda ek sözleşmenin
doğurduğu rekabetçi endişelerin önemli ölçüde azalıp azalmayacağını tartışacağız.
a- Digitürk’ün sahip olduğu Paket A yayın haklarının, özellikle canlı maç yayın haklarının,
kısmen veya bir bütün olarak (alıcının tercihleri saklı kalmak kaydı ile) rakip
teşebbüs(ler)e ve alternatif teknoloji ile yayın yapan teşebbüslere alt lisanslama yoluyla
devredilmesi veya paylaşılması konusu;
Rekabet hukuku uygulamalarında da, sağlayıcıdan münhasıran aldığı bir hakkı, aynı
piyasada iştigal eden bir başka, teşebbüse/teşebbüslere kısmen veya tamamen belli
koşullar altında ve karşılıklı anlaşmayla belirlenen bir bedel karşılığı, hakkın özü ve kullanımı
kendinde kalmak üzere, diğer teşebbüsün/teşebbüslerinde yararlanarak pazarlama hakkına
sahip olmasına alt lisanslama denilmektedir. Burada sağlayıcıdan hakkı münhasıran ilk alan
lisans sahibi olarak tanımlanmaktadır. Lisans sahibi sağlayıcıdan devren belirli süre için
alınan hakkın kullanımı için ilk sahibi olarak kalmakta ve bu haktan
yararlanmaya(/pazarlamaya) devam ederken, bu hakkı diğer bir teşebbüs veya
teşebbüslere kısmen veya tamamen yararlanmasına (pazarlamasına) alt lisanslama yolu ile
vermektedir.
Olayımızda Kurulumuzun, bireysel muafiyet için ilk koyduğu şart Paket A yayın haklarının
özellikle canlı maç yayın haklarının, kısmen veya bütün olarak (alıcının tercihleri saklı
kalmak kaydı ile) rakip teşebbüs veya teşebbüslere ve alternatif teknoloji ile yayın yapan
teşebbüslere alt lisanslama yoluyla devredilmesi ve paylaşılmasıdır.
Bu Kurulca konulan koşulları daha alt bir ayrımda ayrıntılı olarak incelemeden önce, Paket
A yayın haklarının kapsamını belirtmek gerekir.
- Türkiye Süper Liginin isim hakkı ve isim hakkının pazarlanabilmesi (bir
başkasına devredilme hakkı)
- Bu ligden haftada en az 4 (dört) maçın canlı yayın hakkı.(halen tüm maçlar
canlı yayınlanıyor).
- Bütün maçların çekimini yapma hakkı.
14-43/804-361
21 / 25
- Maçların uluslararası kuruluşlara pazarlanabilmesi.
Kurulumuz öncelikle Paket A Yayın haklarının ÖZELLİKLE CANLI MAÇ YAYIN
HAKLARININ KISMEN VEYA BÜTÜN OLARAK (ALICININ TERCİHLERİ SAKLI
KALMAK KAYDIYLA) alt lisanslama yoluyla devri ve paylaşılması şartını getirmiştir.
Kanımca Kurulun koyduğu bu şartlar açık değildir. Kararda, özellikle canlı maç yayınları
denmiş ve devamında kısmen veya bütün olarak diye belirtirken, paket A yayın haklarını
bir bütün olarak alıp, yukarıda Paket A kapsamında gösterilen haklardan özellikle canlı maç
yayını olmak üzere, kalan diğer hakları (isim hakkı devri-çekim hakkı) kısmen sözünün diğer
parçaları olarak mı kastetmekte, yoksa kısmen derken canlı maç yayınlarının bir kısmını mı
kastetmektedir. Bu karardan açıkça anlaşılamamaktadır. Çünkü Paket A Yayın haklarında
(yayın haklarının uluslararası kuruluşlara devrinin olayımızla ilişkisi yoktur) ülke içi için
sadece ligin isim hakkının devri diğer hak olarak bulunmaktadır. Ancak, süresi tarafımızdan
tam olarak bilinmemekle birlikte halen isim hakkı Digitürk tarafından SPOR-TOTO ‘ya
verilmiş olup, isim hakkının devir edilip edilmemesi konusu, rekabet engellerini izole edecek
bir husus olmayıp, bireysel muafiyeti sağlamaya yönelik yani rekabet engellerini ortadan
kaldırmaya muktedir bir argüman değildir. Bu durumda Paket A içerisinde kalan ve
münhasırlığın ilgili piyasalarda doğurduğu rekabetçi endişelerin önemli ölçüde azaltabilecek
tek unsur canlı maç yayınıdır. Bu nedenle, karardaki ifade açık ve net olmadığı için, bu şart
ile ilgili kısmen veya bütün olarak kavramı ile kastedilen hususun canlı maç yayınları
olduğunu düşünüyoruz. Bu durumda Kurulun, maçların canlı yayınının, kısmen veya bir
bütün olarak alt lisanslama yoluyla devrini, yani daha açık bir ifade ile yazmak gerekirse 18
takımlı ligde bir haftada oynanan 9 (dokuz) maçın bir veya bir kaçının alt lisanslama yoluyla
rakip teşebbüs veya teşebbüslere verilmesini bireysel muafiyet için yeterli görüldüğü
anlaşılmaktadır. Bu son kararımızla yeni bir kavram getirilmiş olup, bu kavram alıcı teşebbüs
veya teşebbüslerin tercihleri saklı kalacaktır. Bir başka deyişle alt lisanslama alan
teşebüs(ler) haftada kaç maç isterlerse alabilecek, isterlerse 1(bir) isterse 9 maç alabilecek
her iki durumda da şart yerine gelmiş olacaktır.Bu hususun sakıncalarını aşağıda
belirteceğiz.
Kanımızca bu haliyle çok hatalı saptanan bir koşuldur. Şöyle ki, Türkiye Spor-Toto Süper
liginde 18 (on sekiz) takım mücadele etmekte, bu takımlardan Galatasaray 19 kez,
Fenerbahçe 18 kez, Beşiktaş 13 kez, Trabzonspor 6 kez ve Bursaspor 1 kez lig
şampiyonluğunu kazanmış olup, diğer takımlar ise şampiyonluk kazanmamıştır. (7)
Tabiatıyla, bu takımların ve hatta özellikle en fazla şampiyonluk yaşamış ilk 5 (beş) takımın
birbirleriyle ve diğer rakipleriyle oynadıkları müsabakaların daha çok seyredilen, bir başka
deyişle daha üst düzey maçlar olduğu tüm spor camiasınca ve maç izleyicileri tarafından
bilinen bir gerçektir. Zaten, müsabakaların yayını izlemek için şifreli ve ödemeli tv hizmeti
veren yayıncı kuruluşa abone olan kişilerin birçoğunun bu belirtilen takımların taraftarı
olduğu da herkes tarafından bilinmektedir. Her hafta oynanan 9 (dokuz) müsabakanın,
şampiyonluk yaşamış bu takımların birbirleriyle veya diğer takımlarla yaptığı (üst düzey)
maçların dışında kalan en az 5-6 maçın canlı yayın haklarının alt lisanslama yoluyla rakip
teşebbüslere devredilmesi halinde münhasırlığın ilgili piyasalarda doğurduğu rekabetçi
endişelerin önemli ölçüde azalmasını sağlayacak mıdır? Bu soruya yanıtımız asla
sağlamayacağıdır.
(7)
14-43/804-361
22 / 25
Kurulumuz, müsabakaların canlı maç yayınları ile ilgili alt lisanslama konusunda,
şampiyonluk yaşamış takımların kendi aralarında veya diğer rakipleri ile yaptığı
müsabakaları kapsayacağı yolunda bir şart koyması gerekirdi. Bunun dışında canlı
yayınlarla ilgili bir alt lisanslama şartının, ek sözleşmenin getirdiği rekabet engellerini
ortadan kaldırması olanaklı olmadığı gibi, bunun sonucu olarak canlı yayınla ilgili, aksi
yöndeki bir şartın konulması halinde bireysel muafiyet tanınması usul ve yasaya aykırı
olacaktır. Kurulumuz yukarıda belirttiğimiz gibi, ligde şampiyonluk yaşamış, bu 5 (beş)
takımın kendi aralarında veya başka takımlarla yaptıkları müsabakaların yayın haklarının alt
lisanslama yolu ile devri konusunda öngöreceği şartın dışındaki hiçbir şart beklenen sonucu
sağlayamaz. Rekabet Kurulu bu tür bir şart, başka bir deyişle haftalık canlı maç yayınının
kapsamı, sayısı ve niteliğini açıkça belirlemeliydi. Şampiyonluk yaşamış 5 (beş) takımın
kendi aralarında veya bu takımların başka takımlarla oynadığı müsabakalar dışındaki canlı
maç yayınlarının, örneğin Mersin İdman Yurdu ile K.Karabükspor arasında veya
Balıkesirspor ile Medicana Sivasspor arasında oynanacak müsabakaların seviyesindeki
maçların alt lisanslama ile devri asla rekabet engellerini çözemez ve alt lisanslama sahibi
teşebbüste bu maçların canlı yayını ile asla bu piyasada rakip olamaz ve yarışması da
mümkün değildir. Mevcut karara göre, şartlarda geçen yayın haklarının KISMEN şeklindeki
ifadesi ile başka bir anlatımla kısmen kavramı içerisinde düşünülebilecek bu tür üst kalite ve
seviyedeki maçların alt lisanslama yoluyla verilmesi halinde öngörülen şart yerine gelmiş
olacaktır. Çünkü her hafta naklen yayınlanan tamamı (bütünü) 9 (dokuz) olan
müsabakaların içinde, 8 (sekiz) müsabakada, 1 (bir) müsabakada kısmen kavramı
içerisine girer. Ama olayımızdaki rekabet piyasasında, müsabakaların sayısı ve düzeyi
önem ifade eder. Digitürk, her hafta, Anadolu takımları arasında oynanacak bir maçı alt
lisanslama yoluyla bir rakip teşebbüse verse, bireysel muafiyet için Kurulun aradığı şart
yerine gelmiş olacak mıdır? Bu sorunun yanıtı; Kurul kararına göre EVET, ancak 4054 sayılı
kanun ve Rekabet ilkelerine göre ise HAYIR olacaktır. Bu nedenle, Kurulumuzca konulan
açık ve net olmayan, kısmen tabiri ile, bu şartın eksik ve hukuken sakat olduğu
inancındayım.Bu hususlara 11.10.2013 günlü kararımıza ilişkin olarak yazdığımız karşı
oyumuzda etraflıca değinmiştik.
Öte yandan yukarıda da belirtildiği gibi, bu kararla yeni getirilen alt lisanslama alan
teşebbüs(ler) tarafından yapılacak alıcı tercihini dikkate alma konusuna gelince,
örneğin alt lisanslama yoluyla, haftada sadece canlı 1 (bir) maçın (ki bu maçta yukarıda
belirtilen 5 (beş) büyüklerin dışında ki takımların maçı olmak üzere) yayın hakkını devralan
bir teşebbüs olsa bu durumda, Kurulumuzun aradığı şart yerine gelmiş olması mümkün
değildir. Bu teşebbüs ister kendi yayınına renk katmak için veya sadece alt lisanslama
yapmış olmak için bu yola girse, bu durumda rekabetin yeterinden fazla kısıtlanması
yolundaki engel kalkmayacaktır. Bir başka deyişle alt lisans sahibi, lisans sahibine rakip
olamayacak ve onun yayınlarına ikame olacak şekilde yayın yapamayacaktır. Bu durumda
önemli olan teşebbüsün tercihi değil tüketicilerin tercihidir. Çünkü tüketicilerin alt lisanslama
ile Türkiye Liginde şampiyonluk yaşamış takımların dışında kalan takımlar arasındaki maç
veya maçları yayımlayan, yayıncı teşebbüs veya teşebbüsleri tercih etmeyeceği ve böylece
rekabet ortamının da bu durumda sağlanmayıp, rekabeti kısıtlayıcı etkinin azalmayacağı da
tartışmasızdır. Bunun aksini kimse söyleyemez.
Bu konuya ilişkin Dünyadan örnek vermek gerekirse; İngiltere Birinci Ligi (Premier Lig)
2004-2005, 2005-2006 ve 2006-2007 sezonlarına ilişkin üç yıllık münhasır canlı yayın
hakları British Sky Broadcasting Group (BSkyB)’a 1 (bir) milyar Paund karşılığında satılır.
Ancak, aynı piyasada faaliyet gösteren, yayın haklarını alamayan diğer teşebbüslerin acze
düşmesi ve yok olma tehlikesi altında piyasadan çıkmak zorunda kalacağı noktaya gelmesi
karşısında, İngiltere’de düzenleyici yetkileri de bulunan OFCOM (Independent Regulator
and Competition Authority
14-43/804-361
23 / 25
for the UK Communications Industries) adlı kurum, yayın haklarının satışı konusundaki
sözleşmeye müdahale ederek, öncelikle her sezon olmak kaydıyla anılan 3 yıllık sözleşme
sürtesi boyunca, 8 (sekiz) adet en üst kalite maçın yayın haklarını BSkyB dışında bir yayın
kuruluşuna (BBC veya ITV) alt lisans yoluyla devredecek ve bunun yanı sıra, 2006-2007
sezonundan sonra (sözleşmenin bitiminden sonra) tüm Premier Ligi bir bütün olarak ele alan
dengeli paketler yaratılacak ve bir daha bunların hepsini tek bir yayıncıya satamayacak
şeklinde yayıncı kuruluşa ve hakların sahibi Premier ligden taahhüt alış ve bunu uygulamaya
geçirecektir.(8)
b- Alt Lisanslama yoluyla devir veya paylaşımın makul piyasa koşullarında yapılması
konusu
Kurulumuz kararının bu bölümü şunu ifade etmektedir. Rekabet Kurulu, yayıncı kuruluşa
(Digitürk) ve bu canlı yayın haklarını alt lisanslama yoluyla devralacak veya paylaşacak
müstakbel teşebbüs(ler)e alt lisanslama işlem ve sözleşmelerinin yapımı aşamasında, devir
veya paylaşım fiyatı makul piyasa koşullarında olmalı demektedir. Her iki tarafta makul
piyasa koşullarında anlaşması gerektiğini söylemektedir. Alt lisanslama devir veya paylaşım
bedeli için adalet açısından söylenebilecek en ideal ve adaletli söz budur.Rekabet Kurulu
çoğunluğu hak ve adalet adına bu konudaki iyi niyetini ortaya koymuştur.Ancak , makul
piyasa koşullarında oluşan fiyat göreceli bir kavramdır.Hukukçu olmam nedeniyle kısıtlı
ekonomi bilgime göre atomize, mobilite, homojen ve şeffaf tam rekabet piyasasında fiyat,
arz ve talebin belirlediği bir husustur. Bir mal veya hizmet için makul fiyat şu seviyedeki
fiyattır diyebilecek bir organ veya kişi yoktur. Yasadan doğan görev ve yetkisi olan organlar
fiyat belirleyebilir ama bu fiyat makul fiyat olmayıp, kanuni fiyattır. Tarafların ileri sürdüğü
fiyatlardan hangisi, alt lisanslama konusundaki hangi fiyat makul fiyattır. Bu fiyat beyanları
kişiden kişiye ve teşebbüsten teşebbüse farklılık gösterir. Burada kim hakemlik yapacaktır.
Hangi makam veya kuruluş bu fiyat makul fiyattır diyecektir. Bu konuda özellikle başta
Rekabet Kurulunun böyle bir yetki ve görevi olmadığı gibi hiçbir makam veya kuruluşunda
böyle bir yetkisi ve görevi bulunmamaktadır. Örneğin alt lisanslama verme konusunda
Digitürk ben bir sezon için 30 (otuz) birim istiyorum dese, alt lisans almak isteyen rakip
teşebbüste 25 (yirmibeş) birim veriyorum dese ve anlaşma sağlanmasa, bu durumda ne
olacaktır. Rekabet Kurulu, yukarıda sayılan ve Rekabet Kurulu kararı içeriğinde yer alan,
makul piyasa koşullarındaki fiyatı belirlemek üzere inceleme yapabilecek midir? Kanımca
yapması olanaklı değildir. Kurula 4054 sayılı yasa ile bu yönde bir yetki verilmediği gibi,
böyle bir görevde verilmemiştir. Bu nedenle Rekabet Kurulunca, karara alt lisanslama
işlemleri yapılırken teşebbüslere bir anlamda uyması gerekli makul fiyat kavramının
getirilmesi hukuken olanaklı olmayıp usul ve yasaya aykırıdır.
Bu görüşümüze şöyle bir karşı görüş getirilebilir. Rekabet Kurulu kararı ile alt lisanslama
zorunluluğu getirildiğine göre bu durumda Digitürk canlı yayın haklarını bu yolla
devretmediği veya paylaşmadığı durumda, koşul yerine getirilmediğinden bireysel muafiyet
alamayacak ve 2(iki) yıllık ek sözleşme hukuken geçerli olamayacaktır. Bu durumda da alt
lisanslamayı yapmak adına bir anlamda Digitürk, alt lisanslama talep edecek
teşebbüs(ler)ün/in yapacakları fiyat tekliflerine mahkum olacaktır. Buda Digitürk yönünden
haksız bir durum doğuracaktır. Bu doğrudur. Ancak, doğabilecek bu haksız ve olumsuz
durumun çözümü, Rekabet Kurulunca makul fiyat kavramını getirilmesi değildir. İki yıl önce
çıkan bu durum karşısında, tüm süreçte bizim hep defaatle söylediğimiz ve bu konuya ilişkin
her iki karşı oyumuzda geniş olarak ısrarla yazdığımız İHALE YAPILMASI konusudur.
Bunun tek ve tutarlı çözümü yayın haklarının ihaleye çıkılarak bunun sonucunda ihaleyi
(8) Gönenç Gürkaynak AB Rekabet Hukuku Uygulamasında Komisyon ve Teşebbüsler Arasında Uzlaşma ve Sulh Rekabet Dergisi Sayı
17 Sayfa 50
14-43/804-361
24 / 25
kazanan teşebbüs veya terşebbüslere tek veya iki paket halinde TFF’nin takdirinde olmak
üzere verilmesidir. Bir önceki karşı oyumuzda açıkladığımız gibi yasal ihale süreleri
geçmesine rağmen bu karar tarihi itibariyle 8 (sekiz) ay kalan süreçte bu ihalenin yapılması
da olanaksız değildir.
Öte yandan, gerek Digitürk ve gerekse alt lisanslama almak isteyen teşlebbüs(ler) ileride
kurumumuza başvurarak Digitürk ….fiyatı istedim, piyasa koşullarındaki makul fiyat bu, karşı
taraf kabul etmiyor, bu durumda koşul benim yönümden yerine getirilmiştir. Diğer taraftan
alt lisanslama yoluyla canlı yayın hakkını paylaşım veya devir yoluyla almak isteyen (X)
teşebbüsü de ben…….fiyatı verdim, piyasa koşullarındaki makul fiyat budur, Digitürk bu
fiyatı kabul etmemekle koşul yerine gelmemiştir dese ve konu bu durumda Rekabet Kurulun
önüne gelse Rekabet Kurulu ne yapacaktır?. Yukarıda açıkça belirttiğimiz gibi Rekabet
Kurulunun bu şekilde, iki teşebbüsle ilgili böyle bir olayda tabir caizse adeta bir aracı,
komisyoncu gibi fiyat konusunda böyle bir alt lisanslama anlaşmasının hakemi olması ASLA
MÜMKÜN değildir. Gerek 4054 sayılı yasada ve gerekse bir başka yasada Rekabet
Kuruluna verilmiş böyle bir yetki ve görev yoktur. Rekabet Kurulunun böyle bir hakemliğe
soyunması yasayı çiğnemesi anlamına gelir. Bunun yanı sıra etik bir davranışta olmaz. Bu
durumda alt lisanslamanın gerçekleşmemesi halinde futbol yayın hakları Rekabet Kurulunun
kucağına bırakılmış bir bomba gibi ortada kalacak, yayın haklarında ve tabiatıyla zaten
zorluklar içinde bulunan Türk futbolunda da kaçınılmaz bir şekilde hiç arzu etmememize
rağmen kaos yaşanacaktır. Bunu tahmin etmek için müneccim olmaya gerek yoktur.
Daha önceki karşı oyumda da yazdığım gibi, Vatan Gazetesi’nin devri ile ilgili olarak verilen
Rekabet Kurulu kararını(9) Danıştay 13.Dairesi(10) “kanunda dayanağı olmayan, geleceğe
yönelik, ticari hayatta önceden belirlenemeyecek iki yıl sonrası için varsayıma dayalı
durumlardan hareketle ayrıntılı, Kurul’un görev ve yetkisinin tartışmalı olduğu kimi konuları
da içeren koşullar belirlendiğini ve bu nedenle kurul kararının devralma konusunda getirilen
koşullara ilişkin kısmının hukuki dayanaktan yoksun olduğu” gerekçesiyle iptaline karar
vermiştir. Bu kararda, yukarıda anlatılan makul piyasa koşullarındaki fiyat konusundaki
savlarımızı doğrular niteliktedir.
B- FARKLI GEREKÇEMİZ
Kurulumuz, mezkur kararıyla, dosya konusu sözleşmenin geleceğe yönelik olması, 4.
madde açısından belirtilen sakıncaların da bu döneme ilişkin olması nedeniyle, Kurul kararı
hilafına olarak yapıldığı iddia edilen bu sözleşme nedeniyle haklarında soruşturma yürütülen
teşebbüslere Kanun’un 16. maddesi çerçevesinde idari para cezası verilmesine gerek
olmadığına karar vermiştir. Bizde aynı gerekçelerle, ek sözleşmenin henüz uygulanmamış
olması, geleceğe dönük olması nedenleriyle 16.maddeye göre idari para cezası verilmemesi
gerektiğini düşünüyoruz.
Ancak, Kurulumuz kararına ilaveten aşağıdaki hususların karar gerekçesine eklenmesi ve
Kurulca TFF’na görüş gönderilmesi gerektiği inancındayız.
Soruşturma dosyasının tarafları TFF ve Digitürk, soruşturma konusu ek sözleşmeden önce,
3 (üç) yıl süreli bir başka ek sözleşme yapmışlar, bu sözleşmeye, bireysel muafiyete almak
üzere kurumumuza başvurmuşlar, yine şikayetçi, konumunda olan D-Smart’da aynı konuya
ilişkin olarak muafiyet verilmemesi dileğiyle şikayette bulunmuştur. Kurulumuz, yukarıda
dipnot 16 olarak anılan kararıyla da anılan sözleşme’nin 4054 sayılı Kanun’un 5.
maddesindeki bireysel muafiyet koşullarını taşımadığı gerekçesiyle, söz konusu
(9) Rekabet Kurulunun 10.03.2008 gün ve 08-23/237-75 sayılı kararı.
(10) Danıştay 13.Dairesinin 15.03.2010 gün ve E.2008/13171, K.2010/2225 sayılı kararı.
14-43/804-361
25 / 25
sözleşmeye muafiyet tanınmamasına karar vermiştir. Bu kararımızdan sonra, soruşturma
tarafları TFF ve Digitürk, bu soruşturmaya konu ek sözleşmeyi yapmış, ancak bu kez,
soruşturma konusu, eski sözleşmeden sadece, süre olarak 3 (üç) yıldan 2 (iki) yıla
kısaltılmış bu sözleşmeye bireysel muafiyet almak üzere, cezaya muhatap olma riskini göze
alarak Kurumumuza başvurmamıştır. Mevzuata göre, başvurma zorunluluğu olmamasına
rağmen, teşebbüsün sadece süre yönünden farklı, bireysel muafiyet tanınmamış
sözleşmeye ilişkin karardan sonra Kuruma başvurması beklenirdi. Soruşturma konusu ek
sözleşmeden Kurumun bilgisi D-Smart’ın şikayeti üzerine olmuştur. Bu süreç dikkate
alınarak, Kurulumuzca, 4054 sayılı Yasanın 9.maddesine göre, özellikle TFF’na,
Kurulumuzca görüş gönderilerek;
Rekabet Hukuku ilkeleri, Dünya uygulamaları da dikkate alınarak bundan böyle; “Futbol
Yayın Haklarının açık ve şeffaf bir ihale ile satılması, rekabetin sağlanması ve piyasa giriş
engellerinin önlenmesi için ihale sürelerinin 3(üç) yıl olarak belirlenmesi, sözleşmelerin bu
süreyi aşmaması, sözleşmelere gizlenmiş münhasırlık yani otomatik yenileme hükmü
konulmaması hususlarına uyulmasının bildirilmesine” karar verilmesi gerektiği inancıyla
kararın 3.maddesine bu ek gerekçe ile katılıyoruz.
SONUÇ
Yukarıda geniş olarak açıklamaya çalıştığımız nedenlerle, Türkiye Futbol Federasyonu ile
Paket A yayın hakkı sahibi Krea İçerik Hizmetleri ve Prodüksiyon A.Ş arasında imzalanan
ek sözleşme için Kurulumuzca getirilen şartlar, 4054 sayılı Yasa’nın 5.maddesinde
öngörülen koşulları sağlamaya yeterli olamayacağından, bu koşullara göre, bireysel
muafiyet kararı verilmesine ilişkin kurulumuz kararının 2.maddesine katılmadığım gibi,
bunun yanı sıra kararın 3.fıkrasına da yukarıda anılan ek gerekçelerin yazılması gerektiği
görüşünde olduğumdan farklı gerekçe ile katılıyorum.
Reşit GÜRPINAR
Kurul Üyesi
Full & Egal Universal Law Academy