Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2015-1-37 (Önaraştırma)
Karar Sayısı : 15-36/536-170
Karar Tarihi : 09.09.2015
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. Ömer TORLAK
Üyeler : Arslan NARİN, Fevzi ÖZKAN,
Doç. Dr. Tahir SARAÇ, Kenan TÜRK
B. RAPORTÖRLER: Başak ARSLAN, Muhammed Safa UYGUR, Metin DEMİRCİ
C. BAŞVURUDA
BULUNAN : - Altacan Petrol Ticaret Ltd. Şti.
- Tuzla Petrol İnş. Turizm Ticaret Ltd. Şti.
- Ali ÇELEBİ
Temsilcisi: Av. Ahmet BAŞYİĞİT
General Ali Rıza Gürcan Cad. Metropol Center A Blok K:1 D:3-4
Merter, İstanbul
D. HAKKINDA İNCELEME
YAPILAN : OMV Petrol Ofisi A.Ş.
Eskibüyükdere Cad. No:33 Maslak, İstanbul
(1) E. DOSYA KONUSU: OMV Petrol Ofisi A.Ş.’nin yapmış olduğu dikey anlaşma ve
çeşitli uygulamalar yolu ile 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’u ve
2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği’ni ihlal ettiği iddiası.
(2) F. İDDİALARIN ÖZETİ: Başvuruda özetle;
- Tuzla Petrol İnş. Turizm Ticaret Ltd. Şti.’nin (TUZLA PETROL) İçmeler Mah. Eşiyok
Sok. No:1 Tuzla, İstanbul adresinde bulunan ve tapuda İstanbul, Tuzla, Aydınlı Mah.,
6067 ada, 1 parselde kayıtlı taşınmaz üzerinde kurulu akaryakıt istasyonunda OMV
Petrol Ofisi A.Ş. (POAŞ) bayisi olarak faaliyet gösterdiği,
- Akaryakıt istasyonunun, gayrimenkulün önceki maliki Tuzla Belediyesi ile POAŞ
arasında 14.10.2005 tarihinde imzalanan Protokol ile 29.07.2005 tarihinde imzalanan
İntifa Tesisi Taahhütnamesi gereğince kurulduğu ve POAŞ lehine 07.06.2006
tarihinde 15 yıl süreli intifa hakkı tesis edildiği,
- TUZLA PETROL’ün akaryakıt istasyonunun kurulduğu tarihten bu yana POAŞ’ın
bayisi olarak yenilenen sözleşmeler gereğince akaryakıt istasyonunun işletmeciliğini
yaptığı, taraflar arasında ilki 01.08.2006 tarihli ve sonuncusu 12.03.2012 tarihli olan 5
yıl süreli bayilik sözleşmeleri imzalandığı ve bayilik ilişkisinin halen devam ettiği,
- Ancak bu arada önceki malik Tuzla Belediyesi’nin gayrimenkulü satmak üzere
30.01.2015 tarihinde ihaleye çıkardığı ve ihale neticesi en yüksek teklifi veren
Altacan Petrol Ticaret Ltd. Şti.’nin (ALTACAN PETROL) akaryakıt istasyonunun
üzerinde kurulu bulunduğu gayrimenkulü satın aldığı,
15-36/536-170
2/7
- POAŞ'ın bayisi olan TUZLA PETROL’ün 725.000/1.000.000 oranında hissedarı olan
Ali ÇELEBİ’nin, akaryakıt istasyonunun üzerinde kurulu bulunduğu gayrimenkulü
satın alan ALTACAN PETROL’ün de 225/500 oranında hissedarı olduğu,
- Kurul kararları ve 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara ilişkin Grup Muafiyeti Tebliği
(2002/2 sayılı Tebliğ) gereğince “bayilik sözleşmeleri ve bununla bağlantılı tapuya
şerh edilmiş kira ve intifa haklarına ilişkin sözleşmelerde süre beş yıl ile
sınırlandırıldığı", bu kuralın istisnasının "sağlayıcının faaliyet gösterilen tesisi alıcı ile
bağlantısı bulunmayan üçüncü kişilerden temin ettiği hakka sahip olması” hali olduğu,
- Mevcut olayda sağlayıcı POAŞ tarafından Tuzla Belediyesi’nden alınan 15 yıl süreli
intifa hakkı gereğince TUZLA PETROL’e bayilik vermek suretiyle yürütülmüş bulunan
dikey ticari ilişki bakımından sözleşmenin 5 yıl sınırlamasına tabi olmayacağı kabul
edilse bile mezkur gayrimenkulün bayi şirketin ortağı olan Ali ÇELEBİ'nin de ortağı
olduğu ALTACAN PETROL tarafından satın alınması ile birlikte ticari faaliyetin
yürütüldüğü tesis ile bayi arasında bağlantı ortaya çıktığı ve istisna hükmünün
ortadan kalktığı,
- Sözleşmenin, kurulduğu tarihten geçerli olmak üzere 5 yıl ile sınırlandırılması ve
süresi sona erdiğinden sonlandırılması gerektiği,
- Ancak Bakırköy 40. Noterliği’nden 10.04.2015 tarih ve 09788 yevmiye numarası ile
keşide edilen ve muhatap POAŞ’a 16.04.2015 tarihinde tebliğ edilen ihtarname ile
“intifanın terkini” talep edilmişse de talebin sonuçsuz kaldığı
ifade edilerek POAŞ hakkında gerekli işlemlerin yapılması talep edilmektedir.
(3) G. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 29.04.2015 tarihinde giren başvuru üzerine
hazırlanan 20.05.2015 tarih ve 2015-1-37/İİ sayılı İlk İnceleme Raporu, 03.06.2015
tarihli Kurul toplantısında görüşülmüş ve 15-25/282-M sayı ile önaraştırma yapılmasına
karar verilmiştir. İlgili karar uyarınca düzenlenen 23.07.2015 tarih ve 2015-1-37/ÖA
sayılı Önaraştırma Raporu ile 18.08.2015 tarih ve 2015-1-37/BN sayılı Bilgi Notu
görüşülerek karara bağlanmıştır.
(4) H. RAPORTÖR GÖRÜŞÜ: İlgili raporda; inceleme konusu dikey anlaşmanın 2002/2
sayılı Tebliğ’in 5. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında istisnadan
yararlandığından grup muafiyeti kapsamında olduğu; bu nedenle başvuru konusu dikey
ilişki ile ilgili olarak 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun (4054 sayılı
Kanun) çerçevesinde herhangi bir işlem yapılmasına yer olmadığı ve şikâyetin
reddedilmesi gerektiği belirtilmiştir.
(5) 18.08.2015 tarih ve 2015-1-37/BN sayılı Bilgi Notu’nda ise dosya konusu dikey
anlaşmanın, halihazırda 2002/2 sayılı Tebliğ’de yer alan istisna hükmü kapsamı dışında
kaldığına karar verilmesi halinde, alıcı ile malik arasında bağlantının kurulduğu
30.01.2015 tarihinden itibaren 5 yıl süre ile 2002/2 sayılı Tebliğ ile getirilen grup
muafiyetinden yararlanacağı sonucuna ulaşılmasının uygun olacağı belirtilmiştir.
I. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
(6) Konuya ilişkin bilgi isteme yazısına cevaben POAŞ tarafından gönderilen yazıda özetle;
- Tuzla Belediyesi ile 2006 yılında intifa sözleşmesi yapıldıktan sonra gerek görüşme
sürecinde, gerekse de imza tarihinde TUZLA PETROL’ün ortaklarının Yaşar ALKAN
ile Hacı GÜNDÜZ tarafından temsil edildiği ve bu anlamda ilişkinin kurulduğu sırada
malik Tuzla Belediyesi ile TUZLA PETROL’ün bağlantısız kimseler olduğu,
15-36/536-170
3/7
- Kurulun ve Danıştay'ın konu hakkında vermiş olduğu geçmiş tarihli kararlarda,
2002/2 sayılı Tebliğ’in 5. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, muafiyetten
yararlanılabilmesi için dikey ilişkinin ilk kurulduğu tarihte taraflar arasında irtibat
olmaması gerektiğine işaret edildiği,
- Benzer yönde bir açıklamanın Dikey Anlaşmalara İlişkin Kılavuz’un (Kılavuz) 39.
paragrafında da yer bulduğu,
- Nitekim Kurum internet sitesinde yayımlanan “Akaryakıt Sektöründeki Dikey
Anlaşmalara İlişkin Taslak Tebliğ’in 5. maddesinin üçüncü fıkrasında bu yönde açıkça
bir düzenleme yapılmak istenildiği,
- Bağlantılı olduğu iddia edilen Ali ÇELEBİ’nin ilişkinin kurulduğu sırada TUZLA
PETROL’ün ortaklarından dahi olmadığı, adı geçen şahsın 06.05.2010 tarihinde
TUZLA PETROL’e ortak olduğu,
- Gerek ALTACAN PETROL’ün, gerekse de bu şirketin ortağı olan Ali ÇELEBİ’nin intifa
hakkının varlığını bilerek yatırım yaptıkları,
- Gayrimenkulün Tuzla Belediyesi’nden ALTACAN PETROL’e devrinden sonra mezkur
şirketin herhangi bir çekince ileri sürmeksizin taksite bağlanan intifa bedellerini tahsil
ettiği,
- Danıştay’ın 2011/95 E., 2014/3450 K. sayılı kararından da sonradan ortaya çıkan
mülkiyet değişikliklerinin dikkate alınmaması sonucunun çıkarılabileceği,
- Bu hal ve şartlar altında intifa hakkının terkinini istemenin iyi niyet kuralları ile
bağdaşmayacağı, ahde vefa prensibine aykırı olacağı ve hakkın kötüye kullanılması
anlamına geleceği
ifade edilmiştir.
(7) Dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgeler incelendiğinde, dosya konusu taşınmaz
üzerinde;
- 07.06.2006 tarihinde Tuzla Belediyesi tarafından POAŞ’a 15 yıl süreli intifa hakkı
tanındığı,
- Taraflar arasında ilgili taşınmaz üzerinde akaryakıt istasyonunun kurulması için bir
protokol imzalandığı ve istasyonun 20.04.2007 tarihinde Tuzla Belediyesi tarafından
POAŞ’a teslim edildiği,
- POAŞ ile TUZLA PETROL arasında 01.08.2006 tarihinde 5 yıl süreli bir bayilik
sözleşmesi imzalandığı, 12.03.2012 tarihinde ise 5 yıl süreli yeni bir bayilik
sözleşmesi daha imzalandığı,
- Akaryakıt istasyonunun mülkiyetinin 30.01.2015 tarihinde ALTACAN PETROL’e
geçtiği
anlaşılmaktadır.
(8) 2002/2 sayılı Tebliğ’in 5. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde;
“Alıcının anlaşmaya dayalı faaliyetlerini sürdürürken kullanacağı tesisin mülkiyeti
arazi ile birlikte veya alıcı ile bağlantısı olmayan üçüncü kişilerden sağlanan bir üst
hakkı çerçevesinde sağlayıcıya ait ise, yahut alıcı bu faaliyetini sağlayıcının alıcı ile
bağlantısı olmayan üçüncü kişilerden elde ettiği bir ayni veya şahsi kullanım hakkının
konusu olan bir tesiste sürdürecekse, alıcıya getirilen rekabet etmeme yükümlülüğü,
söz konusu tesisin alıcı tarafından kullanıldığı süreye bağlanabilir; şu kadar ki,
15-36/536-170
4/7
rekabet etmeme yükümlülüğü, bu sürenin beş yılı aşan kısmı bakımından, sadece
alıcının söz konusu tesiste yürüteceği faaliyetini kapsar.”
hükmü yer almaktadır.
(9) Bu çerçevede dikey ilişkinin anılan istisna hükmü kapsamında değerlendirilebilmesi için
alıcının, faaliyetini, sağlayıcının alıcı ile bağlantısı olmayan üçüncü kişilerden elde ettiği
bir ayni veya şahsi kullanım hakkının konusu olan bir tesiste sürdürmesi gerekmektedir.
Diğer bir deyişle malik ile işletici arasında herhangi bir bağlantı bulunmamalıdır.
(10) Somut olayda ise dikey ilişkinin kurulduğu tarihte malik Tuzla Belediyesi ile işletici (bayi)
TUZLA PETROL arasında herhangi bir bağlantının bulunmadığı, ancak daha sonra
30.01.2015 tarihinde gayrimenkulün el değiştirmesi ile bayi TUZLA PETROL’de %72,5
hissedarlığı bulunan Ali ÇELEBİ’nin aynı zamanda yeni malik ALTACAN PETROL’ün
%45 oranında hissesini elinde bulundurması sebebiyle bayi ile malik arasında ilişki
kurulduğu görülmektedir. Bu noktada, bayi ile malik arasında sonradan kurulan bu
bağlantının, 2002/2 sayılı Tebliğ’in 5. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki istisna
hükmü kapsamında dosya konusu dikey ilişkiye yönelik yapılacak değerlendirmeyi
değiştirip değiştirmeyeceği incelenmiştir.
(11) Konuyla ilgili Kılavuz’un 39. paragrafında yer alan;
“… Bir başka deyişle, sağlayıcı tesisin mülkiyetini alıcı ile bağlantısı olmayan üçüncü
kişilerden sağlanan bir ayni veya şahsi hak (kira, ariyet, üst ve intifa gibi)
çerçevesinde elinde bulunduruyor ise ancak o zaman beş yıldan daha uzun bir süre
için alıcıya rekabet etmeme yükümlülüğü getirebilir. Bu istisnanın dışında rekabet
etmeme yükümlülüğünü Tebliğ’de izin verilen süre sınırını aşacak şekilde genişleten
doğrudan ya da dolaylı her türlü sözleşme ve/veya uygulama Tebliğ’e aykırı olacaktır.
Tebliğ’in 5 inci maddesi ile getirilen bu istisna, “öncelikle ve özellikle” ilişkinin
başlangıcından itibaren üçüncü şahıslardan ayni ya da şahsi haklar kapsamında
taşınmazın kullanma ve/veya yararlanma hakkının alınması ve bunu müteakiben
tesisin bizzat sağlayıcı tarafından işletilmesi ya da kullanma/yararlanma hakkı veren
ile hiçbir bağlantısı olmayan şahıslarla bayilik ilişkisinin kurulması ile sınırlıdır.
Muafiyet kapsamındaki beş yıllık süre dolmadan; faaliyetlerin sona erdirilmesi,
devralma vb. yollarla dikey anlaşmanın taraflarında değişiklik ortaya çıkması halinde
muafiyetten yararlanılabilecek sürenin uzaması söz konusu değildir.”
şeklindeki açıklama ile taraflar arasındaki dikey anlaşmanın istisna hükmünden
yararlanabilmesi için söz konusu ilişkinin en baştan itibaren hükümde belirtilen koşullara
uygun olarak kurulması gerektiği açıkça düzenlenmiştir.
(12) Öte yandan, Kurulumuzun geçmiş tarihli kararlarında alıcı ile malik arasında sonradan
kurulan bağlantının dikey ilişkiyi istisna kapsamından çıkaracağı sonucuna varılmıştır.
Kurulumuzun 12.01.2010 tarih ve 10-04/53-27 sayılı kararında; Alanya Belediyesi’ne ait
taşınmaz üzerinde POAŞ lehine 28.07.1993 tarihinde tanınan intifa hakkı ve POAŞ ile
Güven İnş. Pet. Ür. San. ve Tic. Ltd. Şti. (GÜVEN PETROL) arasındaki bayilik ilişkisinin
Alanya Belediyesi ile GÜVEN PETROL arasında 29.05.2008 tarihinde kira ilişkisi
kurulana değin istisna hükmü kapsamında olduğuna; bu tarihten sonra ise istisna
hükmü kapsamının dışına çıktığına karar verilmiştir. Öte yandan, taraflar arasında
mevcut dikey anlaşmanın bağlantının kurulduğu 29.05.2008 tarihinden itibaren 5 yıl
süreyle 2002/2 sayılı Tebliğ’de yer alan grup muafiyetinden yararlanacağı sonucuna
ulaşılmıştır.
(13) Kurulumuzun 08.05.2014 tarih ve 14-17/318-136 sayılı kararında, istisna hükmüne
uygun kurulan dikey anlaşmanın, malik ile bağlantılı yeni bir işletici ile dağıtım şirketi
15-36/536-170
5/7
arasında imzalanan 01.03.2014 tarihli bayilik sözleşmesi nedeniyle istisna hükmü
kapsamı dışına çıktığı; bu tarih sonrasında yeni imzalanan 2 yıl süreli bayilik sözleşmesi
de dikkate alınarak intifa hakkının kalan 2 yıl süresi boyunca grup muafiyetinde
olduğuna hükmedilmiştir. Söz konusu kararda:
“…dosya konusu dikey anlaşmanın 01.03.2014 tarihine kadar 2002/2 sayılı Tebliğ'in
5/a maddesinde düzenlenen istisna hükmünden yararlandığı anlaşılmaktadır.
Bununla birlikte, İS-MUR ve STARPET arasında intifa hakkının kalan iki yıllık
süresine tekabül edecek şekilde 01.03.2014 tarihinde yeni bir bayilik ilişkisi kurulduğu
görülmektedir. Ancak malik ile yeni işletici İS-MUR arasında 2002/2 sayılı Tebliğ’in
5/a maddesinde zikredilen türden bağlantıya delalet edebilecek 10.01.2014 tarihli bir
kira ilişkisinin bulunduğu, bu nedenle söz konusu tesisin İS-MUR’a devredilmesi ile
birlikte dikey anlaşmanın istisna hükmü kapsamından çıktığı değerlendirilmektedir.
Bu doğrultuda, ilgili dikey anlaşma intifa hakkı bitiş tarihi olan 29.03.2016 tarihine
kadar 2002/2 sayılı Tebliğ kapsamında grup muafiyetinden yararlanmaktadır.”
şeklinde hüküm kurulmuştur.
(14) Kurulumuzun 19.01.2011 tarih ve 11-04/65-27 sayılı kararında da; Karayolları Genel
Müdürlüğü (KGM), Metro Turizm Petrol Ürünleri San. ve Tic. Ltd. Şti. (METRO TURİZM)
ve Shell&Turcas Petrol A.Ş. (SHELL) arasındaki 02.02.1999 tarihli Yap-İşlet-Devret
Sözleşmesi ve 05.05.1999 tarihli bayilik sözleşmesinden ibaret dikey anlaşmanın
METRO TURİZM’in Yap-İşlet-Devret Sözleşmesini devraldığı 18.11.2005 tarihine kadar
istisna hükmü kapsamında bulunduğuna ve bu tarihten sonra istisna hükmü kapsamı
dışına çıktığına karar verilmiştir. Kararda, dikey anlaşmanın 2002/2 sayılı Tebliğ’den
yararlanma süresine ilişkin olarak aşağıda yer alan değerlendirmelerde
bulunulmaktadır:
“Sayılan nedenlerle taraflar arasındaki dikey anlaşmanın; Ulaştırma Bakanlığı
Makamının 23.03.2004 tarihli ve 710-0527 sayılı oluruna istinaden Metro-KGM
Shell&Turcas arasında imzalanan Devir Sözleşmesi uyarınca, 13.12.1996 tarihli Yap-
İşlet-Devret sözleşmesinin ve sözleşmeye konu işletme hakkının Metro tarafından
devralındığı 18.11.2005 tarihinden itibaren 5 yıl süre ile 2002/2 sayılı Tebliğ ile
getirilen grup muafiyetinden yararlanma imkanı bulunduğu, bu sürenin de sona ermiş
olması nedeniyle mevcut durumda grup muafiyeti kapsamı dışında kaldığı kanaatine
varılmıştır.”
(15) Yine Kurulumuzun 21.10.2010 tarih ve 10-66/1400-521 sayılı kararında, 08.04.2008
tarihinde taşınmaz üzerinde SHELL lehine sağlanan 15 yıl süreli intifa hakkı ve SHELL
ile malikle bağlantısız olduğu tespit edilen Senos Petrol Ürünleri Pazarlama ve Tic. Ltd.
Şti. (SENOS PETROL) arasındaki 14.05.2008 tarihli bayilik anlaşmasından oluşan dikey
anlaşmanın istisna hükmü kapsamında olduğuna karar verilmiş; öte yandan, malikle
SENOS PETROL arasında 19.06.2008 tarihinde bir kira sözleşmesinin bulunduğu
dikkate alınarak;
“[T]araflar arasında 30.06.2008 tarihli işleticilik sözleşmesi ve onunla bağlantılı
08.04.2008 tarihli intifa hakkından oluşan dikey anlaşmanın malikle işletici arasındaki
hukuki ve iktisadi bağlantının tesis edildiği 19.06.2008 tarihinden itibaren 5 yıl süreyle
anılan Tebliğ ile tanınan grup muafiyetinden yararlanacağı”
sonucuna ulaşılmıştır.
(16) Yukarıda yer verilen kararlarda istikrarlı bir şekilde, taraflar arasındaki dikey anlaşmanın
istisna hükmünden yararlanabilmesi için söz konusu ilişkinin en baştan itibaren
15-36/536-170
6/7
hükümde belirtilen koşulları haiz olması gerektiği, alıcı ile malik arasında sonradan
kurulan bağlantının dikey ilişkiyi istisna kapsamından çıkaracağı sonucuna varılmıştır.
İstisna hükmü kapsamı dışında kalan dikey anlaşmanın ise kalan süresinin 5 yıldan
uzun olması halinde, malik ve bayi arasındaki bağlantının kurulduğu tarihten itibaren 5
yıl süreyle 2002/2 sayılı Tebliğ’in 5. maddesinde düzenlenen grup muafiyetinden
yararlanmasına karar verilmiştir.
(17) Yukarıda anılan kararlarda benimsenen yaklaşım çerçevesinde, dosya konusu dikey
anlaşmanın alıcı ile malik arasında bağlantının kurulduğu 30.01.2015 tarihine kadar
istisna hükmü kapsamında olduğu ve bu tarihten itibaren 5 yıl süre ile 2002/2 sayılı
Tebliğ ile getirilen grup muafiyetinden yararlanma imkânı bulunduğu sonucuna
ulaşılmıştır.
J. SONUÇ
(18) Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre, 01.09.2015 tarihinde yapılan
ilk oylama ile 09.09.2015 tarihinde yapılan ikinci oylama sonucunda;
1. OMV Petrol Ofisi A.Ş., Tuzla Petrol İnş. Turizm Ticaret Ltd. Şti., Altacan Petrol
Ticaret Ltd. Şti. ve Tuzla Belediyesi arasındaki 07.06.2006 tarihli intifa
sözleşmesi, 01.08.2006 ve 12.03.2012 tarihli bayilik sözleşmelerinden oluşan
dikey anlaşmanın 30.01.2015 tarihine kadar 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara
İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği’nin 5. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde
düzenlenen istisna hükmü kapsamında bulunduğuna,
2. 30.01.2015 tarihinden itibaren ise söz konusu dikey anlaşmanın 5 yıl süre ile
2002/2 sayılı Tebliğ kapsamında grup muafiyetinden yararlandığına,
3. Bu nedenle şikayetin reddine, 4054 sayılı Kanun çerçevesinde herhangi bir işlem
yapılmasına yer olmadığına
OYÇOKLUĞU ile karar verilmiştir.
15-36/536-170
7/7
KARŞI OY GEREKÇESİ
(09.09.2015 tarihli ve 15-36/536-170 sayılı Kurul Kararı)
Dosya kapsamında Kurul tarafından, OMV Petrol Ofisi AŞ ile Tuzla Petrol İnş. Turizm
Tic. Ltd. Şti, Altacan Petrol Ticaret Ltd. Şti. ve Tuzla Belediyesi arasındaki 07.06.2006
tarihli ve 15 yıllık intifa içeren sözleşme ile 01.08.2006 ve 12.03.2012 tarihli bayilik
sözleşmelerinden oluşan dikey ilişkinin 30.01.2015 tarihine kadar Tebliğde düzenlenen
istisna hükmü kapsamında olduğuna bu tarihte gerçekleşen mülkiyet değişikliğinden
sonra istisna kapsamında değerlendirilemeyeceğine dolayısıyla bu tarihten itibaren
taraflar arasındaki dikey ilişkinin 5 yıl süre ile grup muafiyetinden yararlanabileceğine
karar verilmiştir. Çoğunluk kararına katılmamız aşağıdaki gerekçeyle mümkün
olmamıştır.
Olayda, taraflar arasında imzalan 07.06.2006 tarihli intifa sözleşmesi ve akabinde
imzalanan 01.08.2006 tarihli bayilik sözleşmesi ile bir dikey ilişki kurulmuş, daha sonra
12.03.2012 tarihli bayilik sözleşmesi ile taraflar arasındaki dikey ilişki yenilenmiştir.
Gerek intifa sözleşmesinin gerekse her iki bayilik sözleşmesinin imzalandığı dönemde,
bayilik faaliyetinin yürütüldüğü istasyon, bayi ile sağlayıcı dışında bir üçüncü kişiye
(Tuzla belediyesine) ait bulunmaktadır. Bu nedenle intifa sözleşmesi sağlayıcı ile malik
arasında yapılmış olup, tamamen bayiden bağımsız şekilde intifa tesisi
gerçekleştirilmiştir.
Kazanılmış haklara saygı, hukuki belirlilik ve güvenlik ile iyiniyetin korunması ilkeleri,
hukuk devletinin temel ilkelerinden bazılarıdır. Yürürlükte bulunduğu dönemdeki
koşullara uygun olarak gerçekleştirilen işlemden doğan haklar kazanılmış hak olarak
nitelendirilirler ve hukuk devletinin bu haklara saygı göstermesi beklenir. Somut olayda,
yukarıda izah edildiği üzere intifa sözleşmesinin imzalandığı dönemde, Tebliğde
belirtilen koşula uyulmuş, dikey ilişkinin tarafı olmayan bir üçüncü kişiden (kamu tüzel
kişisi olan malikten), intifa hakkı iktisap edilmiş bulunmaktadır. Dolayısıyla sözleşmenin
imzalandığı anda Tebliğde belirtilen koşula uygun şekilde düzenlenmiş bulunan
sözleşmeden doğan intifa hakkı kazanılmış hak niteliğindedir. Daha sonradan çok ileri
bir tarihte (30.01.2015 tarihinde) bayinin malikle yaptığı sözleşme ile taşınmazı iktisap
etmesi, intifa hakkının kazanılmış hak niteliğini değiştiremez. Kaldı ki, taşınmazın el
değiştirmesi tamamıyla sağlayıcının iradesi dışında gerçekleşmiş olup, sağlayıcının
herhangi bir kötüniyetinden bahsedilemez. Buna karşılık, taşınmazı iktisap eden bayi,
zaten taşınmaz üzerindeki istasyonda bayilik faaliyeti yürütmekte olup, taşınmaz
üzerinde intifa hakkı bulunduğunu, bunun kendisiyle kurulan ilişkiden daha önceki bir
tarihte kurulmuş bulunduğunu bilmektedir. Bayi, buradaki taşınmazı alarak, Tebliğe
uygun olarak kurulmuş ve kanımca kazanılmış hak niteliğinde bulunan intifayı
kaldırmanın yolu olarak, bayi olan kendisi ile malik arasında bir bağlantı yaratmayı
kullanmaktadır. Böylece bayi, dikey ilişkiyi istisna hükmü kapsamına çıkararak intifayı
kaldırtmayı, mevcut sağlayıcı veya bir başka sağlayıcı ile yeni bayilik sözleşmesi
yaparken kendisinin tanıyacağı yeni intifa hakkını bir pazarlık ve kazanç kapısı yapmayı
amaçlamış bulunmaktadır. Bu nedenle sağlayıcının iyiniyetinin aksine, bayinin
iyiniyetinden söz etmek olanaklı bulunmamaktadır. Yine hukukun temel ilkelerinden
birisi iyiniyetin korunması, aksine kötüniyetin korunmamasıdır. Somut olaydaki gibi,
başlangıçta hukuk düzeninin öngördüğü şartlara uyan sözleşmelerin, sonradan hakkı
doğuran sözleşmenin tarafı olmayan kimselerin çeşitli müdahaleleri ile değişikliğe
uğratılmalarının hukuk devleti ilkesine aykırılık oluşturduğu inancındayım.
Doç. Dr. Tahir SARAÇ
Kurul Üyesi
Full & Egal Universal Law Academy