Rekabet Kurumu Başkanlığından,
(Yargı Kararları Üzerine Verilen)
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2010-3-148
Karar Sayısı : 16-05/116-51
Karar Tarihi : 18.02.2016
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. Ömer TORLAK
Üyeler : Arslan NARİN, Fevzi ÖZKAN, Doç. Dr. Tahir SARAÇ,
Dr. Metin ARSLAN, Kenan TÜRK,
B. RAPORTÖRLER: Pelin ERDOĞAN, Name AKÇA, Ferhat BOZKAYA
C. BAŞVURUDA
BULUNAN : - Anadolumed Ecza Deposu Tic. A.Ş.
Temsilcileri: Av. Figen ERTEKİN, Av. Abdurrahman Veli ŞAHİN
Tercüman Sitesi A-6 Blok K:3 D:13 Cevizlibağ, İstanbul
D. İLGİLİ TARAF : - Solgar Vitamin ve Sağlık Ürünleri San. ve Tic. Ltd. Şti.
Temsilcileri: Av. Gönenç GÜRKAYNAK, Av. Ceren ÖZKANLI,
Av. Zeynep ORTAÇ
Yıldız Mahallesi, Çitlenbik Sokak No:12 Beşiktaş 34349, İstanbul
(1) E. DOSYA KONUSU: Solgar Vitamin ve Sağlık Ürünleri San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin
Anadolumed Ecza Deposu Tic. A.Ş.’ye ürün vermeyi reddetmek suretiyle hakim
durumunu kötüye kullanarak 4054 sayılı Kanun’un 4. ve 6. maddelerini ihlal edip
etmediğinin tespiti.
(2) F. İDDİALARIN ÖZETİ: Başvuruda özetle, Solgar Vitamin ve Sağlık Ürünleri San. ve Tic.
Ltd. Şti.’nin (SOLGAR) Anadolumed Ecza Deposu Tic. A.Ş.’ye (ANADOLUMED) ürün
satışı yapmayı reddettiği, bu şekilde ayrımcılık yaparak hâkim durumunu kötüye
kullandığı ve 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un (4054 sayılı Kanun)
4. ve 6. maddelerini ihlal ettiği iddia edilmiştir.
(3) G. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 29.06.2010 tarihinde giren başvuru üzerine
hazırlanan İlk İnceleme Raporu, Rekabet Kurulu’nun 05.08.2010 tarihli toplantısında
görüşülerek konu hakkında 10-52/960-M sayı ile önaraştırma yapılmasına karar
verilmiştir. Yapılan önaraştırma sonucunda hazırlanan 02.09.2010 tarih, 2010-3-148/ÖA-
10-137.TE sayılı Önaraştırma Raporu, Kurul’un 16.09.2010 tarihli toplantısında
görüşülerek, 10-59/1204-454 sayı ile dosya konusu iddialara yönelik olarak 4054 sayılı
Kanun’un 41. maddesi uyarınca soruşturma açılmasına gerek bulunmadığına karar
verilmiştir.
16-05/116-51
2/12
(4) Rekabet Kurulunun söz konusu 16.09.2010 tarih ve 10-59/1204-454 sayılı kararı
Danıştay 13. Dairesinin 25.11.2014 tarih ve 2011/147 E., 2014/3741 K. sayılı kararı ile
iptal edilmiştir. Bahse konu Danıştay kararında;
- SOLGAR’ın sunduğu belgeler üzerine mal vermeyi reddetmenin makul bir gerekçeye
dayandığı sonucuna ulaşılırken hangi belgelerin esas alındığının Kurul kararında belli
olmadığı, SOLGAR tarafından gönderilen belgelerin doğruluğunun araştırılmadığı,
- ANADOLUMED tarafından SOLGAR’dan mal talep edildiği dönemde Emek Ecza
Deposu (EMEK ECZA) ile ANADOLUMED arasında fiili ya da resmi ilişkinin olup
olmadığının ve varsa böyle bir ilişkinin mal vermeme eylemine makul bir gerekçe
oluşturup oluşturmayacağının açılacak bir soruşturma ile ortaya konması gerekirken
soruşturma açılmadığı,
- SOLGAR tarafından sunulan belgelerde yer verilen ANADOLUMED ile EMEK ECZA
arasındaki ilişkiyi ortaya koymaya yönelik basın açıklamalarının 2008 yılına ilişkin
olduğu ve Kurul kararına tek başına dayanak alınamayacağı,
- Önaraştırma sonucu elde edilen bilgi ve delillerin kesin bir kanaate ulaşmaya yetecek
ölçüde aydınlatıcı olmaması durumunda soruşturma açılmasına karar verilmesi
gerektiği, dava konusu olayda önaraştırma sürecinde eksik incelemeye dayanarak
şikâyetin reddi kararının alınmasında hukuka uygunluk bulunmadığı
tespitlerine yer verilmiştir.
(5) Mahkeme kararı üzerine hazırlanan 19.03.2015 tarih ve 2010-3-148/BN sayılı Bilgi Notu
Kurul’un 26.03.2015 tarihli toplantısında görüşülerek, 15-13/180-M sayı ile SOLGAR
hakkında, ANADOLUMED’e ürün satışı yapmayı reddetmek suretiyle 4054 sayılı
Kanun’un 4. ve 6. maddelerini ihlal edip etmediğinin tespitine yönelik olarak, aynı
Kanun’un 41. maddesi uyarınca soruşturma açılmasına karar verilmiştir.
(6) Kurul’un almış olduğu soruşturma kararının ardından, 08.04.2015 tarihinde 4054 sayılı
Kanun’un 43. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca SOLGAR’a soruşturma açıldığına dair
bildirimde bulunulmuş ve 30 gün içinde ilk yazılı savunmasını göndermesi talep
edilmiştir. SOLGAR’ın 12.05.2015 tarihinde süresi içinde Kurum kayıtlarına intikal eden
ilk yazılı savunmasında sözlü savunma talep edilmiştir. Soruşturma Heyeti’nce
hazırlanan 28.09.2015 tarih ve 2010-3-148/SR sayılı Soruşturma Raporu, aynı Kanun’un
45. maddesinin birinci fıkrası gereğince hakkında soruşturma yürütülen teşebbüse tebliğ
edilmiştir. SOLGAR’ın ikinci yazılı savunması süresi içinde 03.11.2015 tarihinde
Kurumumuza intikal etmiştir. Söz konusu yazılı savunma üzerine Soruşturma Heyeti
tarafından hazırlanan Ek Yazılı Görüş, Kanun’un 45. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca
tarafa tebliğ edilmiştir. SOLGAR’ın üçüncü yazılı savunması, süresi içinde Kurum
kayıtlarına intikal etmiştir. 11.02.2016 tarihinde yapılan sözlü savunmanın ardından
Kurul, 18.02.2016 tarihinde 16-05/116-51 sayı ile konuya ilişkin nihai kararını vermiştir.
(7) H. RAPORTÖR GÖRÜŞÜ: Soruşturma raporunda ve Ek Yazılı Görüşte; SOLGAR’ın
besin destek ürünleri pazarında hâkim durumda olmadığı, bu nedenle bahsi geçen
pazarda gerçekleştirdiği iddia edilen eylemlerin 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi
kapsamında kötüye kullanma olarak değerlendirilemeyeceği ifade edilmiştir.
16-05/116-51
3/12
I. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
I.1. İlgili Pazar
I.1.1. İlgili Ürün Pazarı
(8) ANADOLUMED tarafından Kurum kayıtlarına intikal eden şikâyete konu mal vermenin
reddi eylemi, besin takviyesi niteliğindeki ürünlere ilişkindir. Besin destek ürünleri; kapsül,
toz ya da sıvı şeklinde eczane kanalından ya da perakende kanalından satışı yapılan;
içeriğinde mineral, vitamin, amino asitler, yağ asitleri, çeşitli bio aktif maddeleri, bitki ve
bitki ekstrelerini içeren beslenmeye yardımcı ürünlerdir. Tedavi edici değil, destekleyici
ürünler olmaları nedeniyle ilaç kullanım amacından farklılık göstermektedir. Bu
çerçevede, ilgili ürün pazarı “besin destek ürünleri” pazarı olarak belirlenmiştir.
I.1.2. İlgili Coğrafi Pazar
(9) Besin destek ürünleri pazarında yer alan ürünler bakımından pazara giriş, arz
kaynaklarına ulaşma, üretim, dağıtım, pazarlama ve satış şartlarının bölgesel bir farklılık
göstermediği göz önüne alınarak, ilgili coğrafi pazar “Türkiye” olarak belirlenmiştir.
I.2. Soruşturma Döneminde Elde Edilen Bulgular
(10) Soruşturma kapsamında ilk olarak, sektörün teşebbüs birliği niteliğindeki Tüm Gıda
İthalatçıları Derneği’nden (TÜGİDER) ilgili pazarda faal olan firma unvanları; TÜGİDER’e
kayıtlı olan ve besin destek ürünleri pazarında faal olan teşebbüslerden ise 2008-2014
yıllarına yönelik olarak ilgili pazardaki pazar payı verileri talep edilmiştir. Pazara ilişkin
yapılmış herhangi bir piyasa araştırması olmadığından pazarda faaliyet gösteren
teşebbüslerin pazar paylarını belirlemek için yıllar itibarıyla toplam pazar büyüklüklerinin
tespitine ihtiyaç duyulmuştur.
(11) Teşebbüslerden gelen cevap yazıları incelendiğinde, birçok teşebbüsün faaliyete geçme
tarihinin ya da ilgili pazarda yer alan ürünlerini piyasaya sürme tarihlerinin iddiaya konu
eylemin gerçekleşme tarihinden sonraya denk geldiği, mal vermeyi reddetme eyleminin
gerçekleştiği iddia edilen 2010 yılı ve öncesi döneme yönelik olarak ise teşebbüslerden
edinilen verilerin birbirleriyle örtüşmediği görülmüştür. Teşebbüslerin sunduğu pazar
büyüklükleri, bilgilerin farklı kaynaklardan elde edilmesi sebebiyle birbirini tutmamaktadır.
Kimi teşebbüslerin sunduğu veriler, International Medical Statistics (IMS)’den temin
edilmiş olup, sadece IMS’nin anlaşmalı olduğu depolardan eczanelere yapılan satışları
kapsamaktadır. Dolayısıyla GNC Live Well (GNC) ve soruşturmaya konu SOLGAR gibi
kendi satışını gerçekleştiren firmalara ilişkin hiçbir veriyi yansıtmamaktadır. Perakende
kanalında faaliyet gösteren Bakara İlaç ve Tıbbi Malzeme Pazarlama Dış Ticaret A.Ş.
(BAKARA A.Ş.), Amway Türkiye Ltd. gibi teşebbüsler ise, Euromonitor International
verilerini paylaşmıştır. Bu noktada, aynı kanalın verilerini paylaşan teşebbüslerin
sunduğu verilerin dahi birbiriyle örtüşmediği, bu durumun ise ürünleri sınıflandırma
farklılığından kaynaklandığı değerlendirilmektedir.
16-05/116-51
4/12
(12) Örneğin 2009 yılı besin destek ürünleri pazarının büyüklüğü IMS verilerine göre
307.284.788 TL olarak belirtilmiştir1. Euromonitor International verilerine göre ise, 2009
yılında ilgili pazarın büyüklüğü 276.500.000 TL’dir2. İki ayrı kanaldan alınan söz konusu
veriler farklı büyüklükler içerdiğinden, ilgili döneme ilişkin basında yer alan besin destek
ürünlerine yönelik haberler incelenmiştir. 31.08.2009 tarihli bir haberde3, vitamin ve besin
destek pazarının 2009 yılı itibarıyla 250.000.000 ABD Doları (388.504.166,68 TL)4
büyüklüğe ulaştığı belirtilmiştir. Sonuç olarak, Euromonitor International ve IMS
verilerinin yanında, ilgili haberde yer alan pazar büyüklüğüne ilişkin veriye bakıldığında,
aynı yıla ait ciro bilgilerinin tutarlılık arz etmediği görülmüştür.
(13) Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) tarafından yapılan bir çalışmada ise, 2003-2013
yılları arasında gıda takviyesi şeklindeki müstahzar ürünler ithalat ve ihracat değerlerine
yer verilmiştir5. Bu çalışmada 2009 yılı ithalat değeri, 316.871.546 ABD Doları
(492.418.382,48 TL) olarak belirtilmiştir.
(14) Tüm bu değerlendirmeler ışığında; besin destek ürünleri kategorisinde çok fazla ürünün
yer alması, araştırma şirketlerinin perakende ve eczane kanalından yapılan toplam
satışları hesaplamada yetersiz kalması, pazarın büyüyen bir pazar olması, pazardaki
bazı teşebbüslerin yalnızca besin destek ürünleri pazarında değil, ilaç pazarında da faal
olmaları, söz konusu teşebbüslerin besin destek ürünlerinden elde ettikleri cirolarının
tespitinde yaşanan zorluklar; besin destek ürünleri pazarının ciro bazında toplam
büyüklüğünün belirlenmesini güçleştirmektedir. Bu itibarla, TBBM tarafından 2003-2013
yılları arasında gıda takviyesi şeklindeki müstahzar ürünlerin ithalat değerleri, toplam
pazar büyüklüğü olarak kabul edilmiştir.
I.3. Yapılan Savunmalar ve Savunmaların Değerlendirilmesi
I.3.1. 4054 Sayılı Kanun’un 4. Maddesinin İhlaline Yönelik Savunma
(15) Birinci yazılı savunmada SOLGAR’ın iddiaya konu satış yapmama eyleminin tek taraflı
bir davranış olarak değerlendirilebileceği ve bu nedenle şikâyete konu olan eylemin 4054
sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında değerlendirilebilecek nitelikte olmadığı
belirtilmiştir. Öte yandan bahse konu eyleme ilişkin soruşturma bildiriminde ayrıca bir
değerlendirmeye yer verilmediği; ilk inceleme raporu, önaraştırma raporu ve Danıştay 13.
Dairesi’nin inceleme ve tespitlerinde şikâyete konu eylemin 4054 sayılı Kanun’un 4.
maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceğinin açıkça ifade edildiği belirtilmiştir.
(16) Savunmada da ifade edildiği üzere, gerek ilk inceleme ve önaraştırma raporlarında,
gerekse Danıştay tarafından iptal edilen 16.09.2010 tarihli Kurul kararında ve dolayısıyla
ilgili Danıştay kararında, şikâyete konu eylemin ancak SOLGAR’ın tek taraflı davranışı
olarak değerlendirilebileceğinden hareketle, 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi anlamında
ele alınamayacağı belirtilmiştir. Soruşturma sürecinde de aynı görüş benimsendiğinden,
Soruşturma Bildirim Yazısında 4. maddeye ilişkin herhangi bir değerlendirmede
bulunulmamıştır. 26.03.2015 tarih ve 15-13/180-M sayılı Kurul kararının sonuç kısmında
4. maddeye de atıfta bulunularak soruşturma açılmıştır. Ancak savunmada ve
önaraştırma raporunda geçen ve şikâyete konu eylemin SOLGAR’ın tek taraflı davranışı
olduğuna yönelik değerlendirmeler yerinde olup, dosyanın 4054 sayılı Kanun’un 4.
maddesi kapsamında değerlendirilmesine gerek bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
1 Sandoz İlaç San. ve Tic. A.Ş. tarafından gönderilen cevabi yazı.
2 Herbalife Int. Ürünleri Tic. Ltd. Şti. tarafından gönderilen cevabi yazı.
3
4 2009 yıllık ortalama dolar kuru 1 ABD Doları= 1,5540 TL esas alınarak hesaplanmıştır.
5
16-05/116-51
5/12
I.3.2. 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesinin İhlaline Yönelik Savunma
(17) Savunmada öncelikle, Soruşturma Bildirim Yazısında SOLGAR’ın hâkim durumda olup
olmadığına ilişkin olarak herhangi bir tespite yer verilmediği vurgulanarak, herhangi bir
olası pazar tanımına göre SOLGAR’ın hâkim durumda olmadığı ileri sürülmüştür.
(18) Savunmada ikinci olarak mal vermeyi reddetme iddiasına yönelik olarak reddetmenin alt
pazarda rekabet etmek için vazgeçilmez bir ürüne/hizmete ilişkin olması koşulunun
dosya konusu olayda gerçekleşmediğini kanıtlamak üzere;
- SOLGAR’ın üretimini gerçekleştirdiği ürünlere muadil ürünlerin birçok firma tarafından
üretildiği ve ithalatının gerçekleştirilebildiği,
- Ayrıca SOLGAR ürünleri ve muadillerinin diğer ecza depolarından da temin
edilebileceği, ecza depolarının SOLGAR ürünlerini birbirlerine sattıkları; nitekim
ANADOLUMED’in soruşturmaya konu dönemde başka ecza depolarından söz konusu
SOLGAR ürünlerini tedarik ettiği ve eczanelere satışını gerçekleştirdiği,
- SOLGAR ürünlerinin alt pazarda rekabet etmek için vazgeçilmez ürünler olmadığı,
- SOLGAR ürünlerinin, ANADOLUMED’in faaliyetini sürdürebilmesi için objektif olarak
gerekli olup olmadığına ilişkin olarak, ANADOLUMED’in toplam alımları içerisinde
SOLGAR ürünlerinin payının oldukça düşük olduğu; genel olarak ecza depolarının
SOLGAR ürünü satışlarının toplam cirolarının yalnızca (…..) ila (…..)’ine denk geldiği,
bu durumun ANADOLUMED için de geçerli olduğu
ileri sürülmüştür.
(19) Reddetmenin alt pazarda etkin rekabeti ortadan kaldırmasının muhtemel olması
koşuluna ilişkin olarak savunmada, SOLGAR ile ANADOLUMED’in alt pazarda rakip
teşebbüsler olmadığından hareketle;
- Bu koşulun SOLGAR açısından uygulanabilir olmadığı, ANADOLUMED’e yönelik
talebin SOLGAR’a kaymasının söz konusu olamayacağı, 2010 tarihli Kurul kararında
da vurgulandığı üzere, ANADOLUMED ile rakip olmayan SOLGAR’ın yalnızca üst
pazarda faaliyet gösterdiği,
- Alt pazarda rakiplerin muadil ürünlerinin bulunduğu,
- Pek çok ecza deposunun Türkiye çapında SOLGAR ürünlerinin satışını
gerçekleştirdiği ve internet üzerinden de bu ürünlerin muadillerinin satışının
yapıldığının bilindiği,
- Tek bir ecza deposunun SOLGAR ürünleri satmamasının alt pazardaki etkin rekabet
üzerinde herhangi bir etki doğurmasının olası olmadığı,
- Onlarca tedarikçi ve ecza deposunun bulunduğu bir pazarda, sağlayıcının bir depoya
veya deponun bir sağlayıcıya bağımlı olduğundan söz etmenin güç olduğu,
- 2010 tarihli Kurul kararına atıf yapılarak SOLGAR’ın bir ecza deposunu pazardan
dışlayarak elde edebileceği herhangi bir kazanımının bulunmadığı, dolayısıyla
SOLGAR'ın alt pazarda faaliyet gösteren herhangi bir teşebbüsü pazar dışına itme
gibi bir amacı olduğundan bahsetmenin gerçekçi olmadığı
ifade edilmiştir.
16-05/116-51
6/12
(20) Reddetmenin tüketici zararına yol açmasının muhtemel olması koşuluna ilişkin olarak ise
savunmada, reddetmenin tüketici zararına yol açmasının muhtemel olması şartı
çerçevesinde;
- ANADOLUMED'in sipariş etmiş olduğu ürünlerin tedarik edilmemesinin tüketici
üzerinde herhangi bir etki doğurma ihtimali olmadığı, çünkü Türkiye çapında faaliyet
gösteren pek çok ecza deposunun bu ürünü eczanelere ve eczaneler üzerinden de
tüketiciye ulaştırmaya devam etmiş olduğu, bu sebeple tüketicilerin alternatif temin
kaynakları bulunan bu ve muadili ürünlere erişiminin kesintisiz olarak devam ettiğinin
görüldüğü,
- ANADOLUMED’in söz konusu ürünleri başka ecza depolarından tedarik etme
imkânına sahip olduğu ve soruşturmaya konu dönemde SOLGAR ürünlerinin
ANADOLUMED tarafından başka ecza depolarından temin edildiği ve eczanelere
satışının yapıldığı, dolayısıyla ANADOLUMED'in SOLGAR ürünlerini 2010 ve 2011
yıllarında doğrudan SOLGAR'dan tedarik edememesinin tüketici üzerinde herhangi bir
etki doğurmadığı
belirtilmiştir.
(21) Kararın “Yapılan Tespitler ve Değerlendirme” bölümünde SOLGAR’ın besin destek
ürünleri pazarında hâkim durumda olup olmadığına ve mal vermeyi reddetme iddiasına
yönelik değerlendirmelere ayrıntılı olarak yer verildiğinden burada tekrarına gerek
görülmemiştir.
I.3.3. Mal Vermeyi Reddetmenin Makul Gerekçesi Olduğuna Yönelik Savunma
(22) Savunmada mal vermeyi reddetme eyleminin koşullarının gerçekleşmediği savı
yinelenerek, SOLGAR’ın ticari kredibilitesi olmayan bir teşebbüs ile çalışmama tercihinin
söz konusu olduğu ve bunun Hâkim Durumdaki Teşebbüslerin Dışlayıcı Kötüye
Kullanma Niteliğindeki Davranışlarının Değerlendirilmesine İlişkin Kılavuz (KILAVUZ)
uyarınca makul bir gerekçe niteliği taşıdığı dile getirilmiştir. Mal vermemenin makul
gerekçesi olarak;
- SOLGAR’ın EMEK ECZA’dan toplam (…..) TL alacağı bulunduğu ve bu alacak ile ilgili
2009 yılında icra takipleri yapıldığı, dolayısıyla ANADOLUMED tarafından talep edilen
ürünlerin sağlanmamasının sebebinin SOLGAR'ın bu alacağı olduğu,
- ANADOLUMED ile EMEK ECZA arasındaki bağa ilişkin olarak; EMEK ECZA'nın
ortakları olan (…..) ve (…..) ile (…..) ANADOLU EMEK’in ortakları olduklarının
görüldüğü,
- EMEK ECZA’nın, 2008 yılına kadar ANADOLU EMEK'in en büyük hissedarı olduğu,
2008 yılında EMEK ECZA'nın ve diğer EMEK ECZA ortaklarının ANADOLU EMEK
üzerinde sahip oldukları hisselerin (…..) ve yine (…..) çoğunluk hissesine sahip olduğu
Medifar Ecza Deposu İlaç San. ve Tic. A.Ş.'ye geçtiği, 2009 yılı Ocak ayında da
ANADOLU EMEK'in ticari unvanının ANADOLUMED olarak değiştiği,
- ANADOLU EMEK’in eski hissedarı ve borçlu şirket olan EMEK ECZA’nın hissedarı
olan (…..) ANADOLUMED’de 2009 ve 2010 yıllarında (…..) çalışmayı sürdürdüğü, bu
durumun SOLGAR ve diğer ilaç şirketleri ile ecza depoları ve eczaneler tarafından
bilindiği,
- Ticari itibarını kaybetmiş olduğu düşünülen (…..) ANADOLUMED'de ofisinin
bulunmasının, diğer sağlayıcılar nezdinde de bir güvensizlik ortamı yaratmış olduğu,
bunun üzerine (…..) Ekim 2011'den bu yana (…..) ile aynı ekonomik bütünlük
içerisinde olan (…..)’de çalışmakta olduğu,
16-05/116-51
7/12
- EMEK ECZA'nın borcu ve yukarıda açıklandığı gibi ANADOLUMED ile EMEK
ECZA'nın ortaklarının arasındaki organik/fiili bağ sebebiyle SOLGAR’ın söz konusu
dönemde ANADOLUMED ile çalışmayı tercih etmediği,
- ANADOLUMED'in piyasada güven oluşturmaya başladığı düşünüldüğünden ve
ANADOLUMED'in (…..) ile resmi olmayan organik bağını koparmış olmasından dolayı
2012 yılında SOLGAR ile ANADOLUMED arasında ticari ilişkinin tekrar başladığı,
- 2009 yılında teminat gösterilmesine rağmen SOLGAR’ın ANADOLUMED'e satış
yapmadığı iddiası kapsamında SOLGAR’ın, son bir iki yıla kadar hiçbir müşterisi ile
şirket politikası gereğince teminatlı çalışmadığı, bu itibarla SOLGAR’ın hiçbir talebi
olmadan ANADOLUMED tarafından gönderilen teminat mektubunun kabul edilmesinin
mümkün olmadığı,
- 2009 yılında sunulan teminat mektubunda, bu teminat mektubunun ANADOLUMED'in
kamu ihalelerine yönelik düzenlemeler uyarınca vermek zorunda olduğu kesin teminat
mektubu niteliği taşıdığı ve buna göre ANADOLUMED'in ihalelerde taahhüdünü
kısmen veya tamamen yerine getirmemesi halinde geçerli olacağının belirtildiği, ancak
SOLGAR idari bir kurum olmadığından ve söz konusu talep bir ihaleye yönelik
olmadığından, ilgili teminat mektubunun koşulları itibarıyla da SOLGAR nezdinde
kabul edilebilir olmadığı,
- KILAVUZ'un 48. paragrafında sözleşme yapma talebinde bulunan teşebbüsün ticari
kredibilitesi olmasının bir nesnel gereklilik olarak kabul edildiği ve müşteri tarafından
ödemelerin hiç yapılmamasının veya geç yapılmasının, müşterinin ticari kredibilitesinin
olmamasının, Kurul'un pek çok kararında sağlayıcı ile müşterisi arasındaki ilişkinin
sonlandırılması için makul bir gerekçe olarak görülmekte olduğu,
- Teşebbüslerin, genel olarak birlikte çalışacakları ecza depolarının ödeme geçmişlerini
ve piyasadaki güvenilirliklerini kontrol ederek onlarla çalışmakta olduğu ve iflas etmiş
olan EMEK ECZA'nın ortağı olduğu ve daha sonra ticari unvanını değiştirmiş olan
ANADOLU EMEK'in hissedarları ve yönetim kurulunda yer alan yöneticilerinin, EMEK
ECZA'nın SOLGAR'a olan borcu sebebiyle SOLGAR nezdinde ticari kredibilitesinin
olduğundan bahsetmenin güç olduğu
ileri sürülmüştür.
(23) Savunmada ayrıca, Kurul içtihadına atıfta bulunularak, mal vermenin ne kadar süreyle
kesildiğinin de Kurul tarafından dikkate alındığı belirtilerek, iddia konusu olaya ilişkin
olarak;
- ANADOLUMED ile SOLGAR arasındaki ilişkinin yalnızca EMEK ECZA ile organik
bağın devam ettiği 2010-2011 yıllarında kesilmiş olduğu ve ANADOLUMED'in fiili
olarak (…..) ile yollarını ayırmasıyla ve güven ortamının oluşmasıyla 2012, 2013 ve
2014 yıllarında SOLGAR tarafından ANADOLUMED'in ürün taleplerinin karşılandığı,
- Ayrıca, 2013 yılından itibaren ecza depolarıyla teminat mektubu alarak çalışmaya
başlayan SOLGAR tarafından 2013 yılında SOLGAR ile ANADOLUMED arasındaki
alım satım ilişkisini içeren bir yıl süreli teminat mektubunun kabul edildiği
belirtilerek, SOLGAR’ın ANADOLUMED’i pazar dışına itme gibi herhangi bir amacı ya da
etkisinin olmadığı, ANADOLUMED’in borçlu EMEK ECZA ile herhangi bir ilişkisi
kalmadığı anlaşıldığında ve bu yönde piyasada güven oluştuğunda ANADOLUMED ile
çalışmaya devam ettiği vurgulanmıştır.
(24) Haklı gerekçe savunmasına dair yapılan değerlendirmenin detaylarına aşağıda ilgili
bölümde yer verildiğinden burada tekrarına gerek görülmemiştir.
16-05/116-51
8/12
I.4. Yapılan Tespitler ve Değerlendirme
I.4.1. 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesine İlişkin Değerlendirme
(25) 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi kapsamında hâkim durumun kötüye kullanılması
hallerinden biri olarak kabul edilen mal vermeyi reddetme eyleminin ihlal olarak
değerlendirilebilmesi için söz konusu teşebbüsün ilgili pazarda hâkim durumda
bulunmasının yanı sıra birtakım koşulların da varlığı gerekmektedir. Söz konusu koşullar
KILAVUZ’un 43. paragrafında aşağıdaki şekilde sıralanmıştır:
- Reddetme, alt pazarda rekabet etmek için vazgeçilmez bir ürüne ya da hizmete ilişkin
olmalı,
- Reddetmenin, alt pazarda etkin rekabeti ortadan kaldırması muhtemel olmalı,
- Reddetmenin tüketici zararına yol açması muhtemel olmalı.
(26) Öte yandan, söz konusu üç koşulun birlikte varlığının yanı sıra hâkim durumdaki
teşebbüsün ileri sürdüğü haklı gerekçeler ve etkinlik savunması da dikkate alınmaktadır.
I.4.2. Hâkim Durum Değerlendirmesi
(27) Besin destek ürünleri pazarında faaliyet gösteren SOLGAR’ın bu pazardaki konumunu
görmek açısından, BAKARA A.Ş.’nin eczanelerle yaptığı distribütörlük anlaşmaları
uyarınca GNC ürünlerinin yeniden satış fiyatını tespit edip etmediğine ilişkin olarak alınan
31.3.2010 tarih ve 10-27/394-147 sayılı kararda yer verilen tablo aşağıda sunulmaktadır:
Tablo 1: Besin Destek Ürünleri Pazarındaki İlk Dört Teşebbüsün Pazar Payları
Teşebbüs Pazar Payı (%) 2006 2007 2008
BAKARA A.Ş. (…..) (…..) (…..)
SOLGAR (…..) (…..) (…..)
HERBALIFE (…..) (…..) (…..)
ABDİ İBRAHİM (…..) (…..) (…..)
(28) Yukarıda yer alan tablodan, SOLGAR’ın ilgili yıllarda ortalama %(…..) civarında bir pazar
payına sahip olduğu görülmektedir. Yukarıda bahsedildiği üzere besin destek ürünleri
pazarının 2009 yılına ait toplam büyüklüğüne dair teşebbüslerden gelen veriler birbiriyle
örtüşmemektedir. Bu bilgiler ayrıca TBMM’nin yapmış olduğu araştırma sonucunda
ortaya çıkan sonuçlarla da tutarlı değildir. Bu sebeple, daha detaylı bir analiz yapabilmek
adına, TBMM, Euromonitor ve IMS verilerinin her biri özelinde ayrı bir pazar payı
hesaplama yoluna gidilmiştir. Bu hesaplama neticesinde ulaşılan sonuçlara aşağıdaki
tabloda yer verilmiştir.
Tablo 2: TBMM, Euromonitor ve IMS Verilerine Göre Ayrı Ayrı Hesaplanmış Pazar Payı Verileri
Araştırmayı Yapan
Teşebbüs/Kurum
Teşebbüs Unvanı ve Pazar Payı Verisi (%)
SOLGAR HERBALIFE ABDİ İBRAHİM BAKARA A.Ş
TBMM (…..) (…..) (…..) (…..)
Euromonitor (…..) (…..) (…..) (…..)
IMS (…..) (…..) (…..) (…..)
Kaynak: Teşebbüsler Tarafından Dosya Kapsamında Sunulan Bilgiler
(29) Yukarıda yer alan tablodan SOLGAR’ın 2009 yılına ait besin destek ürünleri pazarında
sahip olduğu pazar payı verilerinin yeknesaklık göstermediği, ancak her halükarda,
SOLGAR’ın ilgili pazarda hâkim durumda kabul edilmesi için yeterli olmadığı
görülmektedir.
16-05/116-51
9/12
(30) KILAVUZ’un 7. paragrafında; “Kanun’un 6. maddesi kapsamında incelenen bir
davranışın ihlal teşkil edebilmesi için davranışı gerçekleştiren teşebbüsün ilgili pazarda
hâkim durumda olması ve davranışın bir kötüye kullanma niteliği taşıması gerekmektedir.
Kurul, bu iki temel unsurdan birinin bulunmadığının açıkça gösterilebildiği durumlarda
diğer unsura ilişkin analize yer vermeyebilir” şeklinde açıklama yer almaktadır. Bu
çerçevede SOLGAR’ın hâkim durumda olmadığının tespiti yeterli olmakla birlikte, sonucu
etkilemeyecek olsa da bütünlüğü sağlamak adına SOLGAR’ın hâkim durumda olduğu
varsayımı altında eylemlerinin 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi kapsamında kötüye
kullanma niteliğini taşıyıp taşımadığı da incelenmektedir.
I.4.3. Kötüye Kullanmanın Varlığı Bakımından Değerlendirme
(31) Mal vermeyi reddetme eylemi KILAVUZ’da dışlayıcı davranışlardan biri olarak kabul
edilmektedir. KILAVUZ’un 38. paragrafında; “Bir teşebbüsün ürettiği mal ya da hizmetler
ile sahibi olduğu maddi ya da gayri maddi işletme unsurlarını diğer teşebbüslere
sağlamaması ya da bunların diğer teşebbüsler tarafından kullanılmasına doğrudan veya
dolaylı olarak izin vermemesi sözleşme yapmayı reddetme olarak ele alınmaktadır. Bu
çerçevede hammadde niteliğindeki fiziksel ürünler, belirli hizmetlerin sağlanabilmesi için
gerekli altyapılar, ürün dağıtım sistemleri ve fikri mülkiyet hakları ile korunan yahut
korunmayan gayri maddi işletme unsurları ya da bilgileri ile teşebbüslerin sözleşme
yapma talebine konu olabilecek diğer varlıklar anılan mal, hizmet ya da unsurlar arasında
değerlendirilebilmektedir.” şeklinde açıklama yer almaktadır.
(32) Öncelikle, dosya kapsamında mal vermenin reddi şeklinde bir davranışın olup olmadığını
tespit etmek için, ANADOLUMED ile SOLGAR arasında mal talebine yönelik gelişmeler
incelenmiştir. Yukarıda, ilgili bölümde ayrıntılarına yer verildiği üzere, başvuruda
ANADOLUMED'in ürün alımı için SOLGAR'a pek çok kez sipariş verdiği ve diğer ecza
depolarına uygulanan satış ve teslim koşullarının ANADOLUMED'e de uygulanmasını
talep ettiği ancak, SOLGAR'ın sipariş taleplerini cevapsız bıraktığı ve kendilerine satış
yapmadığı belirtilmiştir. Bunun üzerine başvuru sahibi, Noter kanalıyla SOLGAR'dan
satın almak istediği ürünleri içeren sipariş mektubu ile birlikte sipariş bedelini aşan bir
banka teminat mektubunu SOLGAR'a göndermiştir. SOLGAR ise ticaret yapmamasının
gerekçesini SOLGAR’a borcu olan EMEK ECZA hisselerinin ANADOLUMED tarafından
satın alınmış olması olarak göstermiş ve SOLGAR'ın ithal ettiği ürünlerin reçete ile
satılmayan besin takviyesi niteliğinde ürünler olduğunu ve muadillerinin piyasadaki
muhtelif ithalatçı firmalardan temin edilebileceğini ifade etmiştir. Bahse konu ticari ilişki
güncel olarak değerlendirildiğinde ise soruşturma döneminde ANADOLUMED’den
SOLGAR ile aralarındaki ticari ilişkinin 2012 yılı itibarıyla tekrar başladığı ancak
SOLGAR’ın kendilerine %100 teminat ile mal verdiği ve ANADOLUMED’in 2014 Eylül
itibarıyla faaliyetini durduğu bilgisi edinilmiştir. Aynı husus SOLGAR tarafından yapılan
savunmada da yer almış, ANADOLUMED ile ticari ilişkinin tekrar başlamasına gerekçe
olarak (…..) 2011 yılı sonu itibarıyla (…..) firmasında çalışmaya başlamasıyla
ANADOLUMED’in kredibilite açısından olumlu bir profil çizmeye başlamış olması
gösterilmiştir. SOLGAR tarafından ayrıca 2013 yılı itibarıyla ecza depolarıyla teminatlı
çalışılmaya başlandığı ifade edilmiştir.
16-05/116-51
10/12
(33) Mal vermeyi reddetme eyleminin ihlal olarak değerlendirilebilmesi için gereken diğer bir
koşul olan reddetmenin alt pazarda rekabet etmek için vazgeçilmez bir ürüne ya da
hizmete ilişkin olup olmadığı hususu bu dosya açısından önem arz etmektedir. Dosya
kapsamında SOLGAR tarafından, ecza depolarının satışları içinde SOLGAR ürünlerinin
payının yaklaşık olarak (…..) ila (…..) arasında değiştiği ve bu durumun ANADOLUMED
için de geçerli olduğu ifade edilmiştir. Bu oran söz konusu ürünlerin bu açıdan
vazgeçilmez olmadığına işaret etmektedir. Dahası, reddedilen ürünlerin vazgeçilmez
olabilmesi için alternatif kanallardan temin edilebilirliğinin de sorgulanması
gerekmektedir. Soruşturma kapsamında SOLGAR, kendisinden temin edilemeyen
ürünlere diğer ecza depolarından ve internet üzerinden ulaşılabileceğini ifade etmiştir.
Fakat ANADOLUMED tarafından SOLGAR’dan temin edilemeyen ürünlerin başka
kanallardan temin edilemediği çünkü aynı fiyata bulunamadığı ifade edilmiştir. Bu
durumda SOLGAR’ın sattığı ürünlere farklı kanallardan ulaşılabileceği ancak SOLGAR’ın
verdiği fiyatın daha avantajlı olduğu anlaşılmaktadır. Bu açıklama da, SOLGAR
ürünlerinin muadillerinin bulunduğuna, eş deyişle söz konusu ürünlerin bu açıdan
vazgeçilmez olmadığına işaret etmektedir.
(34) Öte yandan Kurul’un 03.01.2015 tarih ve 13-01/3-3 sayılı kararında “…alım yaptığı
girdiye herhangi bir katma değer katmayan sadece bu ürünü alıp tekrar satan
teşebbüsler açısından ilgili ürünün faaliyetlerinin devamı için zorunlu kabul edilmesi
mümkün gözükmemektedir. Aksi durumun kabulü, örneğin, beşeri ilaç sektörü açısından
jeneriği olmayan tüm ilaçların ecza depolarının faaliyeti için zorunlu kabul edilmesi
sonucunu getirecektir. Bu sonucun hem sözleşme yapma serbestisi ile hem de Kurul’un
son dönemde ilaç firmaları ve ecza depoları arasında imzalanan münhasır ihale katılım
sözleşmelerine verdiği bireysel muafiyet kararları ile çelişeceği görülmektedir...”
değerlendirmesinde bulunulmuştur. Bu bağlamda alt pazarda faaliyet göstermeyen
SOLGAR’ın satmayı reddettiği ürünlerin bu ürünlerin sadece yeniden satışını yapan
ANADOLUMED için vazgeçilmez olduğu söylenemeyecektir.
(35) Ayrıca, Rekabet Kurumunun İlaç Sektör Araştırması Raporu’nda6 (ankete verilen
yanıtlara göre) firmaların fazla sayıda depoyla çalıştığı (ortalama 40 ve 16) bilgisinden
hareketle piyasada her eczanenin yalnız bir ecza deposuyla çalışma şeklinde bir
yaklaşımının bulunmadığı, bu şekilde bir eğilim olsa dahi, birden fazla ecza deposuyla
çalışmanın faaliyetleri zorlaştıracak şekilde maliyeti olmayacağı, hatta piyasa genelinde
çok sayıda ecza deposu ile çalışıldığı değerlendirilmektedir.
(36) Reddetmenin alt pazarda etkin rekabeti ortadan kaldırmasının muhtemel olması
koşuluna ilişkin olarak KILAVUZ’un 42. paragrafında; “…sözleşme yapmayı reddetme
davranışı, hâkim durumdaki teşebbüsün alt pazarda kendisiyle rekabet halinde olan
teşebbüslere yönelik olabileceği gibi kendisiyle rekabet içerisinde bulunmayan
müşterilerine yönelik de olabilmektedir. Burada alt pazar kavramı, sözleşme yapma
talebine konu olan unsurun mal veya hizmet üretiminde girdi olarak kullanıldığı pazarı
ifade etmektedir. Hâkim durumdaki teşebbüsün, sözleşme yapmayı reddettiği teşebbüs
ile alt pazarda rekabet ediyor olması halinde sözleşme yapmayı reddetme davranışının
rekabeti kısıtlayıcı sonuçlar ortaya çıkarması daha muhtemeldir...” ibaresi yer almaktadır.
6 27.03.2013 tarihli Sektör Araştırması Raporu.
16-05/116-51
11/12
(37) 18.03.2010 tarih, 10-24/330-118 sayılı ve 08.04.2010 tarih, 10-29/446-169 sayılı
kararlarında Kurul tarafından bu konuya değinilmiş ve malı alıp herhangi bir katma değer
eklemeksizin satmak isteyen yeniden satıcının söz konusu olması durumunda, mal
vermeyi reddetme eyleminin rekabet hukuku kapsamında değerlendirilmeyeceği
vurgulanmıştır. Karara konu olayda, üst pazarda hâkim durumda olan teşebbüsün bu
gücünü alt pazardaki rakiplerini dışlamak üzere kullanması söz konusu değildir. Nitekim
SOLGAR’ın alt pazarda faaliyeti bulunmamaktadır. Diğer bir ifade ile yeniden satıcı
konumunda olan ANADOLUMED, SOLGAR’ın ürünlerini sadece yeniden sattığından iki
teşebbüs arasında anlamlı bir rekabet bulunmamaktadır. Ayrıca, ecza depoculuğu
faaliyeti için ilaç pazarından zorunlu bir girdinin tedarik edilmesi de söz konusu değildir.
Aksine, iki pazar arasındaki ilişki yalnızca yeniden satış-dağıtım ilişkisinden ibaret olup,
tedarik edilen ilaçlara ecza depolarınca bu anlamda bir katma değer sağlanmamaktadır.
(38) Reddetmenin tüketici zararına yol açmasının muhtemel olması koşuluna ilişkin olarak
ise, soruşturma döneminde yapılan araştırmalarda besin destek ürünleri pazarında
faaliyet gösteren pek çok firmanın olduğu ve pazara girişler açısından lisanslama gibi
ciddi engellerin bulunmadığı gözlenmiştir. Bu bağlamda pek çok ecza deposu ve ilaç
firmasının oldukça yoğun bir şekilde yer aldığı ve ilaç firmalarının tek bir ecza deposu ile
çalışmak gibi bir yönelimlerinin olmadığı bir pazarda SOLGAR’dan edinilemeyen
ürünlerin başka firmalardan ve hatta internet üzerinden temin edilebileceği bilgisinden
hareketle ANADOLUMED’in SOLGAR ürünlerini satamamış olmasının tüketici zararına
yol açacağı ihtimalinin olmadığı değerlendirilmektedir.
(39) Yukarıdaki değerlendirmelerden, karara konu olayda mal vermenin reddi eyleminin
gerçekleşmesinin koşulu olan üç unsurdan hiçbirinin gerçekleşmediği görülmekle birlikte,
dosya bakımından bütünlüğü sağlamak adına söz konusu unsurların gerçekleştiği
varsayımı altında haklı gerekçe değerlendirmesine de yer verilmektedir.
I.4.4. Haklı Gerekçe Değerlendirmesi
(40) KILAVUZ'un 48. paragrafında; “…Yukarıda sayılan üç koşulun birlikte varlığının yanı sıra
Kurul, teşebbüsün ileri sürdüğü haklı gerekçe iddialarını da göz önünde
bulunduracaktır...” denilmektedir. Haklı gerekçe savunması, eylemin bir ekonomik
etkinliğe yol açtığının gösterilmesi şeklinde yapılabileceği gibi nesnel gerekliliğin izahı
şeklinde de yapılabilmektedir7. KILAVUZ'un ilgili paragrafının devamında, “…sözleşme
yapma talebinde bulunan teşebbüsün ticari kredibilitesinin olmaması, arzın kapasite
sınırlarına bağlı olarak geçici olarak ya da tamamen durdurulması, çeşitli güvenlik
gerekliliklerinin karşılanamaması gibi hususlar nesnel gereklilik olarak
değerlendirilebilmektedir...” denilerek sözleşme yapma talebinde bulunan teşebbüsün
ticari kredibilitesinin olmamasının haklı gerekçe olarak kabul edilebileceği vurgulanmıştır.
(41) KILAVUZ’da yer alan bu ifade ve Kurul kararları8 doğrultusunda, SOLGAR’ın EMEK
ECZA’nın kendisine olan borcundan dolayı ve ANADOLU EMEK ile EMEK ECZA
arasındaki bağın ANADOLUMED’in ticari kredibilitesini olumsuz etkilediği düşüncesinden
hareketle mal vermemesinin haklı gerekçe olarak kabul edilmesi gerektiği
değerlendirilmektedir.
7 16.01.2014 tarih ve 14-02/46-21 sayılı Kurul kararı.
8 16.01.2014 tarih ve 14-02/46-21 sayılı ve 30.9.2004 tarih ve 04-63/911-220 sayılı Kurul kararları.
16-05/116-51
12/12
(42) Yukarıdaki tüm bilgi ve değerlendirmeler sonucunda, SOLGAR’ın pazarda hâkim
durumda olmadığı, ancak hâkim durumda olmuş olsaydı dahi iddia konusu eylemlerinin
mal vermenin reddi unsurlarını taşımadığı, SOLGAR’ın 2010 ve 2011 yılları için başvuru
sahibinin mal talebini reddettiği, bunun da ticari kredibilitesi olmayan bir firmayla ilişki
kurulmaması gerekçesine dayandığı ve bu gerekçenin KILAVUZ’da ve Kurul kararlarında
makul görülen haklı gerekçe niteliği taşıdığı, SOLGAR’ın alt pazarda faaliyetinin söz
konusu olmadığı, bu anlamda işbu dosyada mal vermeyi reddetme eyleminin katma
değer sağlanmayan ve ilaçların yalnızca yeniden satış-dağıtım amaçlı talep edildiği bir
pazarda makul bir zarar teorisine oturtulamadığı ve SOLGAR ürünlerinin vazgeçilmez
nitelikte olmadığı kanaatine varılmıştır.
J. SONUÇ
(43) 26.03.2015 tarih ve 15-13/180-M sayılı Kurul kararı uyarınca yürütülen soruşturma ile
ilgili olarak düzenlenen Rapor’a, Ek Görüş’e, toplanan delillere, yazılı savunmalara, sözlü
savunma toplantısında yapılan açıklamalara ve incelenen dosya kapsamına göre; Solgar
Vitamin ve Sağlık Ürünleri San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin 4054 sayılı Kanun’u ihlal etmediğine
dolayısıyla, aynı Kanun'un 16. maddesi uyarınca adı geçen teşebbüse idari para cezası
uygulanmasına gerek olmadığına OYBİRLİĞİ ile, Ankara İdare Mahkemelerinde yargı
yolu açık olmak üzere karar verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy