Rekabet Kurumu Başkanlığından,
(Yargı Kararları Üzerine)
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2013-2-75
Karar Sayısı : 16-17/299-134
Karar Tarihi : 18.05.2016
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. Ömer TORLAK
Üyeler : Arslan NARİN, Fevzi ÖZKAN, Doç. Dr. Tahir SARAÇ,
Dr. Metin ARSLAN, Kenan TÜRK, Adem BİRCAN
B. RAPORTÖRLER: İsmail Atalay YOLCU, Mustafa Özgür GÜLTEKİN, Hacı Mustafa
DUMAN
C. BAŞVURUDA
BULUNAN : - Sinema Televizyon Yayıncılık ve Prodüksiyon A.Ş.
Temsilcisi: Av. İlmutluhan SELÇUK
Ebulula Mardin Cad. No:57 Akatlar Beşiktaş, İstanbul
D. İLGİLİ TARAFLAR: - Mozaik İletişim Hizmetleri A.Ş.
- Doğan TV Digital Platform İşletmeciliği A.Ş.
Temsilcileri: Av. Şahin ARDIYOK
Büyükdere Cad. Bahar Sok. No:13 River Plaza Kat: 11-12,
34394 Levent, İstanbul
- Krea İçerik Hizmetleri ve Prodüksiyon A.Ş.
Abbasağa Mah. Sungurlar İş Hanı No:45 Kat:1-2-3, 34353
Beşiktaş, İstanbul
(1) E. DOSYA KONUSU: Doğan TV Dijital Platform İşletmeciliği A.Ş., Mozaik İletişim
Hizmetleri A.Ş. ve Krea İçerik Hizmetleri ve Prodüksiyon A.Ş. tarafından Sinema
Televizyon Yayıncılık ve Prodüksiyon A.Ş.'nin uydu platformuna erişim taleplerinin
reddedilmesi suretiyle 4054 sayılı Kanun’un 4. ve/veya 6. maddesinin ihlal edilip
edilmediğinin tespiti.
(2) F. İDDİALARIN ÖZETİ: Kurum kayıtlarına 11.12.2013 tarihinde giren ve Sinema
Televizyon Yayıncılık ve Televizyon A.Ş. (Sinema TV) vekili tarafından gönderilen
başvuruda özetle,
- Mozaik İletişim Hizmetleri A.Ş. ve Doğan TV Digital Platform İşletmeciliği A.Ş. (ikisi
birlikte D-Smart) ile 2008 yılında imzalamış oldukları “Sinema Televizyon Uydu
Dağıtım Sözleşmeleri” çerçevesinde sahip oldukları/işlettikleri 4 adet Radyo ve
Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) lisansına sahip televizyon kanalının D-Smart platformu
üzerinden yayın yaptığı,
- Bu çerçevede kendilerinin, Sinema TV markası altında sunulan içeriği hazırladıkları,
uydu iletimini sağladıkları ve ek bir paket olarak şifreli şekilde kullanıcıya ulaşmasına
imkân tanıdıkları,
- D-Smart ile aralarında Sinema TV abonelerinden elde edilen gelirin paylaşılması
şeklinde ticari bir ilişkinin bulunduğu (aylık (…..) TL olan Sinema TV aboneliğinin (…..)
TL’sinin kendilerine kaldığı),
- D-Smart ile bahse konu ticari ilişkiye girerken yatırımlarını Türksat uydusunu dikkate
alarak gerçekleştirdikleri,
16-17/299-134
2/27
- (…..) D-Smart müşterisinin ayrı bir paket olarak ya da belirli bir paketle birlikte ve uzun
süreli taahhütlerle Sinema TV kanallarını satın almış olduğu,
- D-Smart tarafından 03.04.2013 tarihinde çekilen ihtarname ile 31.12.2013 tarihi
itibarıyla kendileri ile olan sözleşmenin sonlandırılacağının bildirildiği, ancak buna
rağmen D-Smart tarafından Sinema TV’nin bulunduğu paketlerin satışının devam
ettirildiği,
- Kendilerinin de bu abonelik sözleşmelerine paralel olarak içerik teminine ilişkin
anlaşmalar yaptıkları,
- D-Smart’ın asıl amacının, mevcut Sinema TV markalı kanallarını platformundan
çıkartarak yerine yeni kuracağı sinema kanallarını koymak ve bu suretle Sinema TV
abonelerine el koymak olduğu,
- Başka bir uydu platformu olan Digiturk tarafından da kanallarının bu platformda yer
bulmasına ilişkin taleplerine ret yanıtı aldıkları,
- Mevcut durumda D-Smart ve Digiturk platformları birbirlerine rakip olarak görülseler de
ilgili platformlara içerik sağlayan teşebbüsler için platformlar arası abonelere erişim
açısından ikame edilebilirliğin oldukça sınırlı olduğu,
- Zira bir kez mevcut platformu tercih ettikten ve gerekli yatırımları yaptıktan sonra,
içerik sağlayıcı ile platform arasında ekonomik olarak bağımlılık ilişkisinin ortaya
çıktığı, ayrıca müşteri kitlesinin o platform üzerinden oluştuğu,
- Bu bakımdan içerik sağlayıcı için bir platformun terkinin o ana kadar gerçekleşen
çabalarla oluşturulmuş müşteri tabanının terki şeklinde ağır bir sonuç doğurabileceği,
- Kendilerinin Tivibu, Turkcell Superonline ve Teledünya gibi platformlara da içerik
sağlamalarına rağmen bunların yakın zamanda uydu platformlarına gerçekçi bir
alternatif olmasının beklenmediği,
- Gelirlerinin (…..), D-Smart platformu üzerinden hizmet verdikleri abonelerden elde
edilen gelirlerin oluşturduğu,
- Dijital platform iletimi konusunda özellikle ekonomik bağımlılık ve sınırlı ikame
edilebilirlik hususları gözetildiğinde D-Smart’ın hâkim durumda sayılabileceği ve alt
pazar olan şifreli premium içerik sağlama hizmetleri piyasasında kendilerini dışladığı
ve altyapıdaki gücünü içerik tarafına aktarmak istediği,
- Kanallarını müşteriye şifreli bir platform üzerinden iletmek zorunda olduklarından,
dijital bir platforma girmeksizin faaliyetlerini sürdürmelerinin imkânsız olduğu,
- D-Smart’ın 31.12.2013 tarihinde kendileri ile olan sözleşmeyi sonlandırarak yayınlarını
kesmesi halinde yayın yapan kanallar kapanmış olacağından, başka iş ortaklarının da
bu durumdan olumsuz etkilenebileceği,
- Bu tür eylemler sonucunda kendilerinin veya bu alana girecek olan diğer firmaların
gerçek ya da potansiyel rakip olmalarının önünün kapanmış olacağı, uzun vadede
sektörün yeni girişlerle gelişmesi ve rekabetin artmasının engellenmiş olacağı,
- Ayrıca tüketicilerin sahip oldukları seçim haklarının platform işletmecilerinin
inisiyatifiyle keyfi olarak sınırlanması gibi çok vahim sonuçların ortaya çıkacağı
iddia edilerek, söz konusu eylemlerin 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında
Kanun’un (4054 sayılı Kanun) 6. maddesi bağlamında değerlendirilmesi ve 01.01.2014
tarihi itibarıyla (…..) aboneye erişimlerinin kesilecek olması ve bunun kendileri açısından
telafisi mümkün olmayan zararlar doğuracak olması sebebiyle, D-Smart hakkında
soruşturma açılması beklenmeksizin 4054 sayılı Kanun’un 9. maddesinin dördüncü
fıkrası uyarınca geçici tedbir kararı alınması talep edilmiştir.
16-17/299-134
3/27
(3) Kurum kayıtlarına 11.04.2014 tarihinde giren ve Sinema TV tarafından gönderilen ek
başvuruda ise;
- 11.12.2013 tarihli Sinema TV başvurusunda D-Smart’ın sahibi olduğu uydu
platformundan Sinema TV’yi çıkarmasının başvuruda belirtilen nedenlerle kötüye
kullanma olarak kabul edilmesi gerektiğinin ifade edildiği, bu başvuru üzerine Kurulca
önaraştırma başlatıldığı,
- Diğer yandan, söz konusu başvuru çerçevesinde Sinema TV’nin uydu platformlarına
erişiminin D-Smart’ın yanı sıra Digital Platform İletişim Hizmetleri A.Ş. (Krea İçerik
Hizmetleri ve Prodüksiyon A.Ş. (Digiturk))1 tarafından da reddedilmiş olduğuna,
buradan hareketle ülkemizin uydu üzerinden platform işletmeciliği yapan yegane iki
kuruluşundan ikisinin de bu şekilde Sinema TV’nin platformları üzerinden nihai
tüketicilere erişimini engellediği ve esasen her iki platformun da ret eyleminde
bulunması nedeniyle bir şikâyet arz edilmiş olunsa da, ret eylemi bakımından sadece
D-Smart’a yönelik bir şikayette bulunulduğu yönünde hatalı bir izlenim doğmaması için
bu hususun açıklığa kavuşturulması ve açık olarak Digiturk hakkında da şikayette
bulunulmuş olduğunun tekraren ifade edilmesi gereğinin hâsıl olduğu,
- Sinema TV gibi şifreli içerik sağlayıcısı bir kuruluşun tüketicilere ulaşabilmesinin
yegâne koşulunun bir platform/altyapı sağlayıcısı kuruluşla anlaşma yapması olduğu,
her ne kadar bu alanda birden çok kuruluşun var olduğu düşünülebilecekse de esasen
bunlardan IPTV hizmeti veren Türk Telekom/TTNET, Turkcell/Superonline’ın ve dijital
kablo TV hizmeti veren Teledünya’nın uydu platformlarına alternatif olamayacağı,
- Bu çerçevede uydu platform işletmeciliğinin ve bu platformlara şifreli içerik sağlanması
faaliyetinin ayrı ilgili pazarlar olduğu; uydu platformu alanında yalnızca iki kuruluşun
faaliyet gösterdiği ve gerçek manada alternatifleri olmadığından, bu kuruluşların ilgili
pazarda birlikte %100 hakim pazar gücünü (Eutelsat ve Turksat uyduları birlikte
düşünüldüğünde uydu platform pazarında Digiturk’ün (…..), D-Smart’ın (…..);
Türkiye’nin uydusu olan Türksat açısından bakıldığında ise uydu platform pazarında
Digiturk’ün (…..), D-Smart’ın (…..) pazar payına sahip olduğu) ellerinde
bulundurdukları,
- Bir an için ilgili ürün pazarının tüm platformları dâhil edecek şekilde genişletilebileceği
varsayılsa dahi, D-Smart ve Digiturk’ün bu alanda da sahip olduğu toplam pazar
payının (…..) üzerinde olacağı ve hakim durum tespitinin değişmeyeceği,
- D-Smart tarafından uydu platformuna rekabete ve hukuka aykırı olarak erişim imkânı
engellenen Sinema TV’nin uydu platformuna erişiminin sadece D-Smart bakımından
değil Digiturk tarafından da reddedildiği, Digiturk’e 30.01.2014 tarihinde ayrıca noter
kanalıyla da yazılı başvuruda bulunulduğu, ancak Digiturk tarafından bu taşıma
talebinin yanıtsız bırakıldığı,
- Sinema TV’nin D-Smart ve Digiturk abonelerine yayınlarını ulaştırmasının bizzat
Digiturk ve D-Smart tarafından engellendiği, bu platformların abonelerine verdikleri
uydu alıcılarını sadece kendi yayınlarını alır şekilde kapattıkları, Sinema TV’nin koşullu
erişim yoluyla abonelere ulaşım taleplerini reddettikleri ve aynı platformların uydu
alıcılarında bulunan CAM modül2 girişlerini, yeni bir yazılım güncellemesi ile
kullanılamaz hale getirdikleri, bu şekilde bu uydu alıcılarında başka yayıncıların
kartlarının da teknik olarak kullanımını engelledikleri,
1 Krea İçerik Hizmetleri ve Prodüksiyon A.Ş.’nin eski unvanı Digital Platform İletişim Hizmetleri A.Ş.’dir.
2 CAM (Conditional Acces Module-Koşullu Erişim Birimi) ait olduğu platformun Smart Card’ını çalıştıran,
şifreleme sistemi modülüdür.
16-17/299-134
4/27
- Böylelikle Sinema TV’nin mevcut her iki uydu platformuna da erişiminin engellendiği,
bu platformlarda tüketici haklarının sınırlandığı ve Sinema TV’nin her iki uydu
platformu sahibinin grup firmalarının kendi sinema kanalları ile alt pazardaki (şifreli
premium içerik pazarında) rekabetinin engellendiği,
- İş yapmayı/mal vermeyi reddetme ve benzer şekilde bir zorunlu unsura erişimin
reddedilmesinin hâkim durumun kötüye kullanılması olarak değerlendirilebilmesi için
Rekabet Kurulunun içtihatlarıyla ortaya konan koşulların dosya konusu olayda
sağlandığı,
- Nitekim dosya konusu olayda açık bir ret eyleminin bulunduğu, D-Smart’ın ve
Digiturk’ün uydu platformu pazarında birlikte hâkim durumda oldukları, uydu
platformlarının şifreli premium içerik sağlama hizmetleri alanında faaliyet
gösterebilmek ve maksimum abone hanesine erişim için gerekli olduğu, erişim
talebinin reddinin objektif, haklı (teknik vb.) gerekçesinin bulunmadığı, reddetme
eylemi neticesinde, Digiturk ve D-Smart’ın platformlarında sadece kendi oluşturdukları
şifreli sinema kanallarını taşıyarak, söz konusu platform işletmecilerinin de dikey
bütünleşik biçimde faaliyet gösterdikleri şifreli premium içerik sağlama hizmetleri
pazarında rekabeti bütünüyle ortadan kaldırdıkları ve Sinema TV’yi faaliyet
gösteremeyecek hale getirdikleri,
- Uydu platformu pazarında birlikte hakim durumda bulunan D-Smart ve Digiturk’ün
rekabet hukuku alanında özel sorumluluklarının bulunduğu, bu hususun özellikle mal
vermeyi reddetme (koşullu erişimi reddetme) eylemleri bakımından önem arz ettiği,
belirtilerek, D-Smart ve Digiturk hakkında 4054 sayılı Kanun çerçevesinde gerekli
incelemelerin yapılması talep edilmiştir.
(4) G. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 11.12.2013 tarih, 8259 sayı ile intikal eden
başvuru üzerine düzenlenen 31.12.2013 tarih ve 2013-2-75/İİ sayılı İlk İnceleme Raporu,
Kurul’un 09.01.2014 tarih ve 14-01/22-M sayılı toplantısında görüşülerek başvuru konusu
iddialara yönelik olarak D-Smart ve Digiturk hakkında önaraştırma yapılmasına karar
verilmiştir. Ardından Kurum kayıtlarına 11.04.2014 tarih ve 2078 sayı ile intikal eden ve
Sinema TV tarafından yapılan ek başvuru üzerine, Kurul’un 30.04.2014 tarih ve 14-
16/302-Mİ sayılı kararı ile D-Smart ve Digiturk tarafından Sinema TV'nin uydu
platformuna erişim taleplerinin reddedilmesi suretiyle hakim durumlarının kötüye
kullanıldığı iddiasının ek çalışma yapılarak Kurul gündeminde incelenmeye alınmasına
karar verilmiştir. Yapılan önaraştırma sonucunda hazırlanan 21.04.2014 tarih ve 2013-2-
75/ÖA sayılı Önaraştırma Raporu ve 08.05.2014 tarih ve 2013-2-75/BN-1 sayılı Bilgi
Notu, Kurul’un 20.05.2014 tarihli toplantısında görüşülmüş ve 14-18/345-152 sayı ile D-
Smart ve Digiturk hakkında soruşturma açılmasına gerek bulunmadığına karar verilmiştir.
(5) Rekabet Kurulunun söz konusu 20.05.2014 tarih ve 14-18/345-152 sayılı kararı, Ankara
17. İdare Mahkemesi'nin 25.02.2015 tarih 2014/1365 E., 2015/255 K. sayılı kararı ile iptal
edilmiştir. Bahse konu İdare Mahkemesi kararında;
‘‘Dava konusu olayda; davacı şirketin D-Smart ile olan sözleşmesinin sonlandırılarak bu
platformdan çıkarılması eylemi ile bunun üzerine davacı şirketin diğer bir platform
işletmecisi olan Digiturk platformunda kendilerine (Sinema TV logolu kanala) yer
verilmesi talebinin anılan platform işletmecisi tarafından reddedilmesi eylemi birbirinden
bağımsız ayrı eylemler gibi görünse de; davacı şirketin işlettiği Sinema TV logolu kanala
her iki platform işletmecisi tarafından ilgili platformda yer verilmemesi suretiyle davacı
şirketin piyasa faaliyetlerinin zorlaştırılması ve piyasa dışına iletilmesi iddiasıyla davalı
kuruma başvuru yapıldığı dikkate alındığında, bahsedilen eylemlerin birbirinden bağımsız
eylemler olarak nitelendirilemeyeceği, olayda söz konusu platform işletmecilerinin pazar
payları, piyasanın yapısı, alternatif yayın olanakları ve davacı şirkete her iki platformda
16-17/299-134
5/27
yer verilmemesinin rekabeti engelleyici bir etkisinin olup olmadığı ve platform
işletmecilerinin bu konuda açık veya zımni bir anlaşma, uyumlu eylem içinde olup
olmadıklarının saptanması suretiyle uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması
gerekmektedir. Belirtilen hususların ise, ancak etkin bir soruşturma ile elde edilecek
bulgular neticesinde açıklığa kavuşturulabilecek nitelikte olduğu açıktır.
Bu durumda, D-Smart ve Digiturk'un şikâyet konusu eylemlerinin, hakim durumun kötüye
kullanılması olup olmadığının, davacı şirketin iddiaları ile ilgili olarak yapılan önaraştırma
sırasında elde edilen deliller doğrultusunda araştırmanın genişletilmesi suretiyle elde
edilecek bilgi, belge ve deliller ışığında değerlendirilmesi suretiyle her türlü şüpheden
uzak bir şekilde açıklığa kavuşturulması için soruşturma açılması gerekirken, D-Smart'a
bir alım yapma yükümlülüğü getirilmesinin rekabet hukuku müdahalesi ile amaçlananlarla
bağdaşmayacağı ve D-Smart ile Digiturk'un birlikte ret eyleminde bulunmalarına yol açan
bir bağlantıya rastlanmadığından bahisle soruşturma açılmasına gerek bulunmadığı
yolunda verilen dava konusu Rekabet Kurumu kararında hukuka uyarlık bulunmadığı’’
gerekçelerinden hareketle Kurul kararının iptaline karar verilmiştir.
(6) Mahkeme kararı üzerine hazırlanan 21.04.2015 tarih ve 2013-2-75/BN-02 sayılı Bilgi
Notu, Kurul tarafından görüşülerek 24.04.2015 tarih ve 15-22/269-M sayılı karar ile 4054
sayılı Kanun’un 41. maddesi uyarınca D-Smart ve Digiturk hakkında soruşturma
açılmasına karar verilmiştir.
(7) Kurul’un almış olduğu soruşturma kararının ardından, 13.05.2015 tarihinde 4054 sayılı
Kanun’un 43. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca D-Smart ve Digiturk’e soruşturma
açıldığına dair bildirimde bulunulmuş ve 30 gün içinde ilk yazılı savunmalarının
gönderilmesi talep edilmiştir. D-Smart’ın ilk yazılı savunması 12.06.2015 tarih, 2845 sayı
ve Digiturk’ün ilk yazılı savunması 15.06.2015 tarih, 2849 sayı ile Kurum kayıtlarına
intikal etmiştir.
(8) 09.10.2015 tarih ve 2013-2-75/BN-03 sayılı Bilgi Notu Kurul’un 16.10.2015 tarihli
toplantısında görüşülerek, soruşturmanın süresinin bitiminden itibaren üç ay
uzatılmasına 15-38/613-M sayı ile karar verilmiştir. D-Smart ve Digiturk’e süre uzatımına
ilişkin bildirimler sırasıyla 23.10.2015 tarih, 10984 sayı ve 19.10.2015 tarih, 10806 sayı
ile tebliğ edilmiştir.
(9) Soruşturma Heyeti’nce hazırlanan 22.01.2016 tarih ve 2013-2-75/SR sayılı Soruşturma
Raporu, aynı Kanun’un 45. maddesinin birinci fıkrası gereğince hakkında soruşturma
yürütülen teşebbüslere tebliğ edilmiştir. Digiturk’ün ikinci yazılı savunması 29.02.2016
tarih ve 1453 sayı, D-Smart’ın ikinci yazılı savunması 24.02.2016 tarih ve 1316 sayı ile
yasal sürede Kurum kayıtlarına intikal etmiştir. Söz konusu yazılı savunma üzerine
Soruşturma Heyeti tarafından hazırlanan Ek Yazılı Görüş, Kanun’un 45. maddesinin
ikinci fıkrası uyarınca taraflara tebliğ edilmiştir. Taraflar, sözlü savunma talebinde
bulunmamıştır. Kurul, 18.05.2016 tarihinde 16-17/299-134 sayı ile konuya ilişkin nihai
kararını vermiştir.
(10) H. RAPORTÖR GÖRÜŞÜ: Soruşturma raporunda ve Ek Yazılı Görüşte; Digiturk ve D-
Smart’ın 4054 sayılı Kanun’un 4. ve 6. maddelerini ihlal etmedikleri, dolayısıyla adı
geçen teşebbüsler hakkında 4054 sayılı Kanun'un 16. maddesi uyarınca idari para
cezası uygulanmasına gerek olmadığı ifade edilmiştir.
16-17/299-134
6/27
I. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
I.1. Hakkında Soruşturma Yürütülen Taraflar
I.1.1. D-Smart
(11) D-Smart, Doğan TV Holding bünyesinde dijital platform işletmecisi olarak kurulmuş olup,
2007 yılında faaliyete başlamıştır. Bünyesinde yer alan televizyon, radyo, müzik ve
interaktif kanallarını dijital görüntü ve ses kalitesiyle Türksat 3A ve 4A uyduları üzerinden
abonelerine ulaştırmaktadır.
(12) Futbol hazırlık karşılaşmaları, Bundesliga, Rusya Kupası, NBA, Moto GP, Voleybol
Şampiyonlar Ligi ve Hentbol Şampiyonlar Ligi gibi spor içeriğinin yanı sıra, platformda
yer alan film, dizi ve belgesel kanalları, çocuk, yaşam ve müzik kanalları D-Smart'ın
içeriğini oluşturmaktadır.
(13) Platform ve internet hizmetlerini bir arada sunmak için 2010 yılında internet erişimi
hizmeti sunan Smile markası ile bir araya gelmiştir. 2012 Mayıs ayında D-Smart, internet
hizmetlerini D-Smart Net, 2014 yılı sonrasında ise D-Smart İnternet markasıyla sunmaya
başlamıştır. D-Smart, uydu üzerinden verdiği hizmetlere ilave olarak D-Smart Blu ürünü
ile abonelerine internet üzerinden (bilgisayar, akıllı telefonlar ve tabletler aracılığıyla)
canlı TV ve içerik erişim hizmetini de sunmaktadır.
I.1.2. Digiturk
(14) Digiturk, HD/3D/4K çözünürlüklerinde sayısal yayın yapan bir uydu platform
işletmecisidir. 1999 yılının Ocak ayında kurulmuş olup, 2000 yılı Nisan ayında hizmet
vermeye başlamıştır. Bünyesinde yer alan televizyon, radyo, müzik ve interaktif
kanallarını dijital görüntü ve ses kalitesiyle Eutelsat W3A ve Türksat 4A uyduları
üzerinden abonelerine ulaştırmaktadır.
(15) Digitürk’ün 2013 yılında ilk önce Digiturk IQ ile başlayan, sonrasında da “Dilediğin Yerde”
şeklinde adı güncellenmiş olan hizmeti ile bilgisayar, akıllı telefonlar ve tabletler
aracılığıyla Lig TV kanalları, canlı yayınlar, eski programlar ve diziler izlenebilmektedir.
Digiturk Türkiye Süper Lig canlı maç yayın haklarını 2000 yılından günümüze elinde
bulundurmaktadır.
I.2. İlgili Pazar
(16) Sinema TV tarafından Kurumumuza yapılan şikayet başvurusunun temelini Sinema
TV’nin D-Smart ile aralarındaki sözleşmenin sonlanmasını takiben teşebbüsün sahip
olduğu kanalların D-Smart platformundan çıkarılması oluşturduğundan ve daha
sonrasında söz konusu şikâyetin genişletilerek, Digiturk’ü de kapsayacak şekilde uydu
platform işletmecilerinin birlikte hakim durum oluşturarak Sinema TV'nin erişim taleplerini
reddettikleri iddiası eklendiğinden, öncelikle Digiturk ve D-Smart’ın faaliyet gösterdiği
pazar incelenecektir.
(17) Türkiye’de televizyon izleme yöntemi olarak çeşitli seçenekler bulunmaktadır. Bunlardan
ilki, en eski yöntem olan kılçık anten (analog karasal yayın) ile televizyon yayınlarına
ulaşmaktır. Söz konusu yöntemin kullanım oranının düşüş içerisinde olduğu
gözlenmektedir. Zira analog karasal yayın ile ancak belirli bir kalitede ve az sayıda
kanala ulaşmak mümkün olabilmektedir.
(18) Teşebbüslerden elde edilen veriler dikkate alınarak yapılan hesaplamalar ve TÜİK
verilerine göre, Türkiye’nin toplam nüfusu da göz önüne alındığında ülkede yaklaşık 20
milyon hane bulunduğu tahmin edilmektedir. Söz konusu hanelerin tamamında en az bir
yöntem ile televizyon yayınlarına ulaşıldığı ve kılçık antenin hane penetrasyonunun
yaklaşık %10 olduğu da yapılan tahminler arasındadır.
16-17/299-134
7/27
(19) 03.03.2011 tarih ve 6112 sayılı “Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri
Hakkında Kanun”un yürürlüğe girmesiyle 3984 sayılı Kanun yürürlükten kaldırılmış ve
radyo televizyon yayıncılığında önemli adımlar atılmıştır. Bu çerçevede RTÜK’ün bir yıl
içinde radyo ve televizyon frekans planlamalarını yapması, en geç iki yıl içinde de sayısal
karasal televizyon frekans ihalesinin yapılması, analog karasal televizyon yayınlarının
Türkiye genelinde sonlandırılması, radyo yayınları için sıralama ihalesinin ise analog
televizyon yayınlarının sona erdirilmesinin ardından altı ay içinde yapılmasını
öngörülmüştür3. İlgili Kanun ile dünya genelindeki gelişmeler göz önüne alınarak sayısal
karasal yayıncılığa (radyo ve TV) geçiş için önemli adımlar atılmış olmakla birlikte, bazı
çalışmalar halen devam etmektedir.
(20) Sayısal karasal yayıncılığın henüz faaliyete geçmediği ülkemizde hâlihazırda televizyon
yayınlarına ulaşmada en sık kullanılan yöntem uydu aracılığıyla iletimdir. Uydu platformu,
özellikle karasal televizyon veya kablolu televizyonun olmadığı bölgelere geniş bir hizmet
ve kanal yelpazesi sunmaktadır. Bu sebeple, Türkiye hane halkının yaklaşık %80’i uydu
aracılığıyla televizyon yayınlarına ulaşmaktadır. Bu oran içerisinde bir set üstü kutu (set
top box) satın almak suretiyle Türksat uydusu üzerinden ücretsiz olarak birçok televizyon
kanalını izleyebilen (Uydu FTA (“free to air”)) hane sayısı oranı ise yaklaşık %60’tır. D-
Smart ve Platform Turk Dijital Platform Hizmetleri A.Ş. (Filbox)4 platformu Türksat
üzerinden yayın yapmaktadır. Digiturk ise hem Türksat hem de Eutelsat uydularını
kullanmaktadır.
(21) Televizyon yayınlarına ulaşmak için kullanılan bir diğer yöntem ise kablo TV altyapısı ile
sağlanan analog ve sayısal (Teledünya) yayınlardır. Türkiye’de kablo TV hizmeti Türksat
A.Ş. tarafından mevcut durumda 23 ilde verilebilmektedir. Kablo TV üzerinden analog ve
sayısal yayın hizmetleri ile birlikte, genişbant internet hizmeti ve VOIP5 de
sunulabilmektedir. Türkiye’de kablolu internetin sabit genişbant teknolojileri içerisindeki
payı yaklaşık %6 düzeyindedir. Bu oran ABD’de %58 ve OECD ülkelerinde ortalama
%31 düzeyindedir6. Bu veriler dikkate alındığında, Türkiye’de kablo TV penetrasyonun
gelişmiş ülkelerin gerisinde kaldığı anlaşılmaktadır.
(22) Ayrıca, mobil ve genişbant internet hizmetlerinin yaygınlaşmasıyla birlikte bu hizmetler
üzerinden sağlanan mobil TV, IPTV, web TV, smart TV vb. hizmetlerin yaygınlığının da
gün geçtikçe arttığı görülmektedir. TTNET tarafından sunulan Tivibu hizmeti ve Turkcell
Superonline tarafından sunulan Turkcell TV+, IPTV alanında Türkiye’deki ilk örneklerdir.
(23) Aşağıda Türkiye TV yayıncılığı piyasasında TV izlemek için kullanılan yönteme göre
2015 yılı pazar paylarına (hane penetrasyon oranı) yer verilmektedir.
3 Radyo Ve Televizyon Yayıncılığı Sektör Raporu, RTÜK, 2014, s.18-19
4 Sinema TV ile aynı ekonomik bütünlükte yer alan Filbox, 2014 yılında Türkiye’nin üçüncü uydu platform
işletmecisi olarak faaliyete başlamıştır.
5 VOIP (Voice over IP), IP üzerinden ses iletimi için kullanılan bir protokoldür.
6 T.C. Kalkınma Bakanlığı, 2015-2018 Bilgi Toplumu Stratejisi ve Eylem Planı.
16-17/299-134
8/27
Tablo-1: Türkiye TV Yayıncılığı Piyasası 2015 yılı Pazar Payları (Hane Penetrasyonu)
Yöntem Abone Sayısı Oran (%)
Uydu FTA7 12.500.000 58,44
Kılçık Anten (Karasal FTA) 2.500.000 11,69
Digiturk 2.867.682 13,41
D-Smart8 1.724.633 8,06
Filbox 10.418 0,05
Kablo TV (Türksat+Teledünya) 1.156.133 5,41
Tivibu 384.185 1,80
Turkcell TV+ (…..) (…..)
Vodafone TV (…..) (…..)
Doping Box (…..) (…..)
TOPLAM 21.388.251 100,00
Kaynak: Teşebbüslerden ve BTK’nın resmi web sitesinden elde edilen bilgiler
(24) Yukarıda yer verilen televizyon yayıncılığı yöntemlerinden analog karasal yayın ve set-
üstü-kutu ile uydu yayınlarına ulaşım yöntemleri herhangi bir abonelik ve dolayısıyla
aylık/yıllık/yayın başına herhangi bir ödeme gerektirmemektedir. Bu bağlamda, ilk etapta
yapılan anten ve set-üstü-kutu yatırımı haricinde, yayınlar izleyiciye ücretsiz olarak
ulaşmaktadır (free TV, free-to-air, FTA). Bunun yanında analog ve karasal kablo TV,
uydu üzerinden sunulan platform hizmetleri, IPTV ve ücretli web TV hizmetleri ise
“ödemeli yayıncılık” kategorisinde yer almaktadır (pay TV).
(25) Ödemeli yayıncılık, kullanılan teknolojiden bağımsız olarak, abonelik tabanlı hizmet
sunan bir televizyon yayın yöntemi olarak tanımlanabilir. Temel televizyon
yayınlarına/kanallarına ücretsiz olarak ulaşmanın mümkün olduğu bir ortamda, ödemeli
yayıncılık hizmetlerinin talep görmesi ancak diğer kanallarda yer almayan içeriklerin
sunulmasıyla mümkün olabilmektedir. Bu bağlamda ödemeli yayıncılığın gelişmesiyle,
içeriğin bu sektörde bir darboğaz olarak nitelenmeye başlaması eşzamanlı olarak
gerçekleşmiştir. Zira “birincil (premium) içerik” adı verilen içeriklerin arz miktarı oldukça
kısıtlıdır. Günümüzde futbol başta olmak üzere çeşitli spor dallarının müsabakaları ile
Hollywood filmleri ve belli başlı yabancı dizilerin ilk gösterim hakları birincil içerik olarak
adlandırılmaktadır. Ödemeli televizyon yayıncılığı, temel açık kanalların yanında
belgesel, çizgi film gibi özel içerik sunan kanallar ve birincil içeriğin yer aldığı kanallardan
oluşan bir yayın buketini izleyiciye ulaştıran ödemeli yayıncılık platformları tarafından
sunulan bir hizmet haline gelmiştir9.
7 Tablo’da yer alan FTA verileri dosya kapsamında teşebbüslerden elde edilen tahmini veriler dikkate
alınarak oluşturulmuştur.
8 Söz konusu abonelerin (…..) kadarının aktif D-Smart abonesi olmadığı, sadece D-Smart uydu kutusuna
sahip olan, üyeliği bitmiş aboneler olduğu bildirilmiştir.
9 Bu bağlamda, ilgili dosya kapsamında “ödemeli televizyon yayıncılığı” ile “ödemeli platform hizmetleri”
aynı pazarı ifade etmektedir.
16-17/299-134
9/27
(26) Ödemeli yayıncılık platformları uydu, analog ve sayısal kablo TV altyapısı10 veya
genişbant internet altyapılarını kullanmak suretiyle çeşitli kanalları bir araya getirerek
oluşturdukları paketleri abonelerine ulaştırmaktadır. Bu kapsamda genel uygulamanın,
önde gelen açık televizyon kanalları ve bazı özel içerikli kanallardan oluşan bir temel
abonelik paketinin yanında, birincil içeriğin türüne bağlı farklı premium paketlerin
sunulması olduğu görülmektedir. Abonenin sahip olduğu abonelik türüne (paketine) göre
hangi yayınları izleyip izleyemeyeceği bir şifreleme sistemi aracılığıyla kontrol
edilmektedir. Bu sisteme göre, birincil içeriğe ilişkin yayınlar platform işletmecisi
tarafından şifrelenmekte ve bu şekilde abonelerin hanesinde yer alan set-üstü-kutulara
ulaşmaktadır. Sonrasında, örneğin abonenin sinema paketi varsa, kutulara yerleştirilmiş
olan kartlar, sinema kanallarında yer alan şifrelemeyi çözmektedir. Farklı şifreleme
sistemi/yazılımı, kart ve kart okuyucu kullanılması sebebiyle bir platforma ait kutu bir
diğeri tarafından kullanılamamaktadır.
(27) Türkiye’de ödemeli yayıncılık alanında faaliyet gösteren teşebbüsler D-Smart, Digiturk,
Filbox, Türksat Kablo (Teledünya), Tivibu, Turkcell TV+, Vodafone TV ve Doping Box’tır.
D-Smart ve Filbox, Türksat uydusu üzerinden, Digiturk ise hem Türksat hem Eutelsat
uydusu üzerinden hizmet sunmaktadır. Türkiye’de uydu yayıncılığı platform hizmetleri
pazarında ise Digiturk, D-Smart ve Filbox faaliyet göstermektedir. Kablo şebekesini
kullanarak hizmet veren tek teşebbüs olan Türksat Kablo, Teledünya markasıyla sayısal
TV yayıncılığı platform hizmetleri olarak adlandırılan pazarda D-Smart ve Digiturk
platformlarıyla rekabet etmektedir.
(28) Yukarıda bahsedildiği üzere, birincil içerik, ödemeli yayıncılık platformları açısından kritik
öneme sahiptir. Bu bağlamda Sinema TV’nin sahip olduğu “birincil film içeriği” üzerinde
durmak gerekmektedir. Birincil film içeriği, temel olarak Amerikan stüdyoları (Hollywood)
başta olmak üzere dünyadaki belirli film stüdyolarının üretip pazarladığı filmlerin,
televizyonlarda ilk gösterim hakkının elde edilmesi yoluyla oluşmaktadır. Esasen
herhangi bir filmin izleyiciye ulaşması için takip edilen farklı yollar bulunmaktadır.
Filmlerin farklı yollardan satışı, birbirini takip eden ve zaman zaman çakışabilen süreçleri
içermektedir ve buna “satış pencereleri” adı verilmektedir. Genel olarak, bir film öncelikle
sinema salonlarında gösterilmekte, bir süre sonra DVD şeklinde perakende satışa
sunulmakta ve bunu TV gösterimleri takip etmektedir. TV gösterimleri ise ödemeli/şifreli
bir sinema kanalındaki (izle-öde veya aylık abonelik şeklinde satın alınmak suretiyle) ilk
gösterimin ardından ödemeli platformların temel paketlerinde yer alan ve ayrı bir abonelik
gerektirmeyen sinema kanallarında ve sonrasında da free-to-air adı verilen açık
kanallarda gerçekleşmektedir. Bir filmin, sinemalardaki ilk gösterim tarihinden itibaren ve
sırasıyla yukarıda yer verilen satış pencerelerini takip ederken ticari değeri de
düşmektedir. Bu bağlamda televizyon açısından, ilk gösterim hakkı her zaman en yüksek
bedele sahip hak olarak ortaya çıkmaktadır.
10 Kablo TV altyapısı ile ulaşılan analog yayıncılık hizmeti ile dijital yayıncılık hizmeti arasında da fark
bulunmaktadır. Her ikisi de abonelik ve aylık belirli bir bedel karşılığında sunulmakta ise de, dijital yayınlara
ulaşabilmek için set-üstü-kutu ihtiyacı bulunurken, analog yayınlar için böyle bir durum söz konusu değildir.
Bunun yanında analog kablo TV hizmeti alan bir izleyicinin, dijital yayın hizmeti alan bir izleyici gibi bedeli
karşılığında farklı kanalların içerisinde bulunduğu paketlere ulaşması mümkün değildir.
16-17/299-134
10/27
(29) Film stüdyolarının birincil film içeriği haklarını satın almak isteyen şirketlerle/kanallarla
oldukça katı şartları olan ve münhasırlık hükümleri içeren sözleşmeler imzaladıkları
bilinmektedir. Sözleşmelerde yer alan bir diğer husus ise, filmlerin ilk gösteriminin
ödemeli/şifreli bir kanaldan ve/veya platform üzerinden yapılması zorunluluğudur.
Premium film içeriğinin izle-öde (izlenen film başına belirli bir ücret ödenmesi)
seçeneğiyle veya aylık abonelik ile ödemeli/şifreli bir kanaldan/platformdan yayınlanması
yalnızca film stüdyolarıyla yapılan anlaşmalarda yer alan şartlar sebebiyle değil, söz
konusu piyasanın doğası gereği de bir zorunluluk olarak ortaya çıkmaktadır. Zira daha
önce de yer verildiği gibi, birincil film içeriğini elde etmek oldukça maliyetlidir ve söz
konusu maliyetin açık televizyonculukta olduğu şekilde yalnızca reklam gelirleri ile
karşılanabilmesi oldukça zordur. Bu sebeple birincil film içeriğinin izle-öde şeklinde veya
aylık belirli bir bedel karşılığında bir sinema kanalına/paketine üyelik şeklinde sunulması
gerekmektedir.
(30) Ödemeli yayıncılık pazarında Digiturk başlıca yabancı film stüdyoları ile imzaladığı
sözleşmeler çerçevesinde çeşitli Hollywood ve Avrupa sineması filmleri ile dizilerin
gösterim hakkına sahip olup, grup şirketi olarak faaliyet gösteren kanallarda (Moviemax
kanalları) bunları yayımlamaktadır. Dolayısıyla Digiturk kuruluşundan bu yana birincil film
içeriğini kendi tedarik etmekte, Sinema TV gibi bu türde içerik hizmeti sunan bir
teşebbüsle herhangi bir anlaşması bulunmamaktadır. Digiturk, ayrıca, Türkiye açısından
en önemli birincil içerik olarak nitelenebilecek Türkiye Süper Ligi futbol müsabakalarının
canlı yayın hakkını 2000 yılından itibaren elinde bulundurmaktadır.
(31) D-Smart 2013 yılının sonuna kadar platformunda sunduğu birincil film içeriğini Sinema
TV ile imzaladığı sözleşme çerçevesinde tedarik etmiştir. Teşebbüs, 2014 yılı itibarıyla
hem sinema filmi hem de dizi içeriklerini stüdyolarla kendi yaptıkları ve/veya yapacakları
sözleşmeler ile elde etmeye ve bunları kendi kanallarından yayınlamaya başlamıştır
(Moviesmart kanalları). Bunun yanında D-Smart Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş’ın
hazırlık karşılaşmaları, Amerikan basketbol ligi NBA, Bundesliga, Rusya Kupası, Moto
GP, Voleybol Şampiyonlar Ligi ve Hentbol Şampiyonlar Ligi yayın haklarını elinde
bulundurmakta ve bu karşılaşmaları kendi kanallarından izleyiciye ulaştırmaktadır.
(32) Filbox ise birincil film içeriğini aynı ekonomik bütünlükte yer aldığı Sinema TV’den tedarik
etmektedir. Filbox, Oflaz Medya Grubu tarafından Haziran 2014 yılında kurulmuş olup,
Filbox da diğer uydu platform işletmecileri gibi çeşitli film-dizi, belgesel, spor ve eğlence
kanallarını set üstü kutu veya CAM araçları üzerinden izleyiciye ulaştırmaktadır.
16-17/299-134
11/27
(33) Birincil içeriğin elde edilme ve izleyiciye sunulma yöntemlerine bakıldığında, bunun ya
platformun kendisi ve/veya grup şirketleri tarafından ya da üçüncü taraflarla yapılan
sözleşmeler çerçevesinde gerçekleştirildiği görülmektedir. Türkiye’de hâlihazırda D-
Smart Moviesmart kanalları, Digiturk Moviemax kanalları; Filbox, Tivibu, Türksat
Teledünya, Turkcell TV+ ve Doping Box ise Sinema TV kanalları ile birincil film içeriğini
abonelerine sunmaktadır. Birincil spor içerikleri de yine platformların kendi kanallarında
yayınlanmaktadır. Öte yandan Sinema TV bir üçüncü taraf olarak, satın aldığı içerik
haklarını ve bu içeriğin yayınlandığı ödemeli TV kanallarını, platformlarla yaptığı
sözleşmeler kapsamında bu platformlara sunarak platform işletmecilerinden ve
kanallarında yer verdiği reklamlardan gelir elde etmektedir11. D-Smart ile yaptığı
sözleşmenin ardından Sinema TV kanallarının 2013 yılı sonuna kadar söz konusu
platformda yer aldığı görülmektedir. Hâlihazırda ise uydu platformu Filbox, sayısal kablo
platformu Türksat Teledünya, IPTV platformu Tivibu ve Turkcell TV+, web TV olarak
faaliyet gösteren Doping Box platformlarıyla sözleşmeleri bulunmaktadır.
I.2.1. İlgili Ürün Pazarı
(34) İlgili ürün pazarının tanımlanması, hakkında inceleme yürütülen teşebbüslerin faaliyette
bulunduğu pazardaki rekabet koşullarını tespit etmek açısından kritik öneme sahiptir. Bu
doğrultuda haklarında inceleme yürütülen teşebbüslerin faaliyetleri ya da sunduğu
ürün/hizmetler esas alınmıştır. Bu bağlamda Digiturk ve D-Smart’ın faaliyet gösterdiği
pazarın, söz konusu platformlara abone olan izleyiciler açısından, platformların pazardaki
konumu ve davranışları açısından ve/veya platformda yer alan içerik sağlayıcılar
açısından incelenmesi mümkündür.
(35) Sinema TV tarafından yapılan ilk başvuruda D-Smart ile olan sözleşme ilişkisinin
bitiminden itibaren söz konusu platformda yer alamadığı, Sinema TV kanallarının yer
aldığı paketi satın almış olan (…..) abonenin D-Smart tarafından dikey bütünleşme
yoluna gidilerek kurulan kendi birincil film kanallarına kaydırıldığı, ikinci başvuruda ise
Digiturk ve D-Smart’ın uydu platformlarına Sinema TV’nin içerik taleplerinin anlaşmalı bir
şekilde reddedildiği ifade edilerek birlikte hakim durumda oldukları ve söz konusu hakim
durumlarını kötüye kullandıkları iddia edilmektedir. Bu sebeple, dosya kapsamında ilgili
pazar analizinin, içerik sağlayıcılar, uydu platform işletmecileri ve ödemeli televizyon
yayıncılığı işletmecileri açısından yapılması gerektiği değerlendirilmektedir.
(36) Sinema TV‘yi açık televizyon kanalları gibi bazı diğer içerik sağlayıcılardan ayıran temel
özellik, bir önceki bölümde açıklandığı gibi, ancak şifreli şekilde izleyiciye ulaşabilecek
olan bir birincil içeriği sunuyor olmasıdır. Birincil içeriğin kapsamını ise genellikle önemli
spor karşılaşmaları (ulusal ve uluslararası ligler, kupa organizasyonları vb.) ile belli bazı
sinema filmleri ve diziler oluşturmaktadır. Bahse konu içerik türlerinin temin koşulları,
fiyatları ve talep özellikleri dikkate alındığında, spor içeriği diğer içeriklerden
ayrılmaktadır. Zira Türkiye dâhil birçok ülkede spor müsabakalarının naklen yayın hakları
çok yüksek bedellere ve ihale usulü satışa sunulmaktadır. Bunun yanında spor
karşılaşması izleyicisi diğer birincil içerik izleyicilerine göre daha inelastik bir talep
yapısına sahiptir. Ayrıca platform işletmecilerinin faaliyetleri açısından ülkenin en önemli
spor organizasyonlarına ait yayın haklarının ayrı bir önemi olduğu, söz konusu içeriğin
“killer content” olarak adlandırıldığı görülmektedir. Bu sebeple, Sinema TV’nin faaliyet
gösterdiği ve D-Smart’ın faaliyetleri sonucunda rekabetin kısıtlandığını iddia ettiği ilk
pazarın “birincil film içeriği pazarı” olduğu değerlendirilmektedir.
11 Gerek Sinema TV gerekse D-Smart’tan elde edilen bilgilerde, Sinema TV şirketinin kuruluş amacının
ödemeli yayıncılık platformlarına birincil film içeriği sağlamak olduğu belirtilmiştir. Diğer bir deyişle,
platformunda birincil film içeriğine sahip kanallar ve bu kanallardan oluşan paketler bulundurmak isteyen D-
Smart, bunu Sinema TV ile yaptığı sözleşme ile gerçekleştirme yolunu tercih etmiştir.
16-17/299-134
12/27
(37) Uydu platformları açısından bakıldığında, ilgili pazar bölümünde de ifade edildiği üzere,
Türkiye’de izleyicilerin TV yayınlarına ulaşmasında uydu yayınları yaklaşık %80’lik (FTA
ve uydu platformları dahil) bir oran ile oldukça önemli bir yere sahiptir. Ayrıca uydu
platformları, koşullu erişim sistemi aracılığıyla birincil içeriğin şifrelenerek sunulmasında
da önemli rol oynamaktadır. Bu sebeple, uydu platform pazarı Sinema TV gibi içerik
sağlayıcı teşebbüsler açısından söz konusu izleyicilere ulaşmak adına kritik bir önem
teşkil etmektedir. Dolayısıyla, Sinema TV’nin faaliyet gösterdiği ve Digiturk ile D-Smart’ın
faaliyetleri sonucunda rekabetin kısıtlandığını iddia ettiği ikinci pazarın ise “uydu platform
hizmetleri pazarı” olduğu değerlendirilmektedir.
(38) Birincil içerik sağlayıcıların (ödemeli kanalların), bahse konu içeriği kime ve ne şekilde
sunacağı hususu, Digiturk ve D-Smart’ın faaliyet gösterdiği pazarın tanımlanması
açısından önem taşımaktadır. Zira bu şekilde Digiturk ve D-Smart’ın birincil film içeriğini
elde ederken ve bu içeriği sunan sağlayıcılar/kanallara erişim sağlayarak onlara
platformunda yer verirken karşı karşıya olduğu rekabetin düzeyi anlaşılabilecektir.
(39) Birincil film içeriği sağlayıcılarının, kendi şifreleme ve abonelik sistemini kurma (Cine5
televizyonunun Türkiye birinci ligi yayın haklarına sahip olduğu dönemdekine benzer
şekilde) veya ödemeli yayıncılık pazarında faaliyet gösteren TV platformlarında yer alma
seçeneklerinin dışında son yıllarda geleneksel ödemeli yayıncılığa alternatif olarak ortaya
çıkan IPTV, over-the-top12 (OTT) hizmetler ve CAM araçlar aracılığıyla abonelere ulaşma
seçenekleri de bulunmaktadır. Ödemeli yayıncılık piyasasına giriş için birtakım ekonomik
ve teknik engeller yer almasına rağmen, belirli bir abone sayısına ulaşana dek bahse
konu engellere katlanıldığı, daha fazla birincil içerik seçeneğinin izleyicilere sunulduğu ve
etkili pazarlama uygulamaları kullanıldığı takdirde, söz konusu piyasada rekabet etmenin
mümkün olduğu görülmektedir. Nitekim Sinema TV, erişim talebinin Digiturk ve D-Smart
tarafından reddedilmesi akabinde uydu platform hizmetleri pazarında yer alabilmek için
kendi platformunu kurarak (Filbox) bu alanda rekabet etmeye devam etmektedir. IPTV,
OTT hizmetlere ve CAM araçlara ilişkin olarak ise, ülkemizde giderek yaygınlık kazanan
bu uygulamaların yakın zamanda geleneksel ödemeli yayıncılığa alternatif olmasının
(eldeki veriler dikkate alındığında) mümkün olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda birincil
içerik sağlayıcılarının, ödemeli yayın platformlarında yer almaları büyük avantaj
sağlamakla birlikte, alternatif hizmetler ile de piyasada varlıklarını sürdürebilecekleri
görülmektedir.
(40) Birincil film içeriği sağlama ve uydu platform hizmeti faaliyeti açısından Digiturk ve D-
Smart, ödemeli TV yayıncılığı pazarında uydu platform işletmecisi Filbox, kablo TV
altyapısı üzerinden sayısal platform hizmeti veren Teledünya, IPTV olarak hizmet veren
Tivibu ve Turkcell TV+, web TV olarak faaliyet gösteren Doping Box ve OTT olarak
hizmet veren Vodafone TV ile rekabet halindedir. Analog kablo TV hizmeti altında, şifreli
yayınların (kanalların) paketlenerek abonelere sunulması gibi bir seçenek bulunmadığı
için analog kablo TV’nin birincil içerik sağlayıcılar açısından bir alternatif olmadığı
değerlendirilmektedir.
12 IPTV platformuna ihtiyaç olmaksızın internet üzerinden sunulabilen içerik hizmetlerini ifade etmektedir.
16-17/299-134
13/27
(41) Sinema TV tarafından yapılan başvuruda, platform hizmetleri açısından uydu haricinde
kalan mecraların, diğer bir deyişle internet tabanlı Tivibu (ve Turkcell TV) ile sayısal
kablo TV platformu Teledünya’nın, büyüyen bir eğilim göstermesine rağmen gerekli olan
altyapı yatırımlarının büyüklüğü dikkate alındığında, yakın bir zamanda uydu
platformlarına gerçekçi bir alternatif olmasının beklenmediği belirtilmiştir. Kablo TV
altyapısının yaygınlığının13 ve IPTV hizmeti için gerekli olan hızda genişbant internet
erişimi hizmetine ulaşımın sınırlı olması sebebiyle Sinema TV’nin bu çıkarımının, kısa
vadede isabetli gözükmekle birlikte, orta ve uzun vadede geçerli olmadığı
değerlendirilmektedir. Uydu platformlarının Türkiye’nin hemen hemen tüm hanelerine
ulaştırılması önündeki teknik ve ekonomik engellerin Kablo TV ve IPTV’ye kıyasla
oldukça düşük olduğu bilinmekle birlikte, günümüz telekomünikasyon hizmetlerindeki
(sabit ve özellikle de mobil hizmetlerde) yatırımların her geçen gün arttığı, yeni
teknolojilerin ve gelişmelerin ortaya çıktığı ve buna bağlı olarak da tüketici
alışkanlıklarının değiştiği dikkate alındığında, geleneksel yöntemin rekabet baskısı
altında olduğu değerlendirilmektedir.
(42) Bununla birlikte birincil film içeriği sağlama faaliyeti açısından uydu platform hizmeti
sunan işletmecilerin sayısal kablo TV, IPTV ve web TV ile rekabet halinde olduğu da
görülmektedir. Sinema TV’nin sahip olduğu içeriği D-Smart’ın yanında Filbox, Teledünya,
Tivibu, Turkcell TV+ ve Doping Box platformlarına da sunması, bu hususu destekler
niteliktedir. Bunun haricinde ödemeli yayıncılık platformları spor, dizi, belgesel ve/veya
çocuk/çizgi film kanalı gibi içeriklerin elde edilmesi açısından da birbirleriyle rekabet
etmektedirler. Bu değerlendirmeler ışığında, ilgili ürün pazarı “ödemeli televizyon
yayıncılığı” pazarı olarak tanımlanmıştır.
I.2.2. İlgili Coğrafi Pazar
(43) Tarafların faaliyetlerinin Türkiye geneline yayılmış olması ve söz konusu coğrafyada
farklı pazar oluşturacak nitelikte belirleyici bir unsurun bulunmaması nedeniyle ilgili
coğrafi pazar, Türkiye olarak belirlenmiştir.
I.3. Önaraştırma Döneminde Elde Edilen Bulgular
1.3.1. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumundan Alınan Görüş
(44) Başvuru konusuna ilişkin olarak, 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’nun (EHK)
7. maddesinin “Rekabet Kurulu, elektronik haberleşme sektörüne ilişkin olarak yapacağı
inceleme ve tetkiklerde, birleşme ve devralmalara ilişkin olarak vereceği kararlar da dahil
olmak üzere elektronik haberleşme sektörüne ilişkin olarak vereceği tüm kararlarda
öncelikle Kurum'un görüşünü ve Kurum'un yapmış olduğu düzenleyici işlemleri dikkate
alır” şeklindeki ikinci fıkrası uyarınca Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’ndan (BTK)
önaraştırma safhasında görüş alınmıştır.
13 Türkiye’nin 23 ilinde Kablo TV altyapısı üzerinden hizmet sunulmaktadır.
16-17/299-134
14/27
(45) Kurum kayıtlarına 26.02.2014 tarih ve 1194 sayı ile intikal eden görüşte özetle;
- Son yıllarda artan bir eğilim içinde olan uydu platform hizmetlerinin yoğun olarak iki
işletmeci (Digiturk ve D-Smart) tarafından sağlanmakta olduğu,
- IP tabanlı yayıncılık hizmetlerinin ise henüz yeteri kadar yaygınlık kazanamadığı,
- D-Smart ve Sinema TV arasındaki anlaşmanın tek taraflı sona erdirilmesi ve yayın
iletiminin durdurulması halinde Sinema TV'nin hâlihazırda ulaşabildiği Sinema TV
paketi abonesi olan (…..) kullanıcıya erişiminin kesileceği ve D-Smart abonelerinin de
Sinema TV içeriğini izleyemeyeceklerinin anlaşıldığı,
- Bahse konu şikayete benzer bir müracaatın BTK’ya da yapıldığı, ancak ilgili erişim
mevzuatı ve/veya pazar analizleri çerçevesinde BTK tarafından erişim yükümlülüğü
getirilmesi vb. herhangi bir işlemin tesis edilmediği, bu yönde bir işlem tesis
edilmesinin EHK'nın ilgili hükümleri ile açıklanan nedenlerle bağdaşmadığı,
- Diğer taraftan, tüketici mağduriyetlerinin önlemesi amacıyla başvuruların BTK’ya
intikal etmesi üzerine; BTK tarafından D-Smart hakkında 16.01.2014 tarihli ve
2014/DK-THD/45 sayılı karar ile; D-Smart abonelerinin herhangi bir tazminat
ödemeden Sinema TV taahhütnamesini veya abonelik sözleşmesini feshedebilme
haklarının bulunduğu bilgisini içeren bilgilendirme metninin, şirketlerinin internet sitesi
ana sayfasında 1 (bir) ay süreyle yayınlanması ile bu bilgilendirmenin diğer iletişim
kanalları (çağrı merkezi, bayiler vb. ) üzerinden de yapılması hususuna karar verildiği
ifade edilmiştir.
I.3.2. Radyo ve Televizyon Üst Kurulundan Alınan Görüş
(46) Başvuru konusuna ilişkin olarak, RTÜK’ten önaraştırma safhasında görüş alınmıştır.
Kurum kayıtlarına 05.03.2014 tarih ve 1343 sayı ile intikal eden görüşte özetle;
- Radyo ve Televizyon Üst Kurulu Uydu Yayın Yönetmeliği’nin 12. maddesinin ikinci
fıkrası gereğince, platform işletmeci kuruluşların medya hizmet sağlayıcı kuruluşlardan
talep edeceği hizmet bedelleri tarifelerinin, Kurul'un 2012/62 sayılı toplantısında alınan
2 nolu karar ile belirlendiği,
- Diğer yandan, D-Smart’ın iletmekte olduğu yayınların bazılarının şifreli olduğunun,
bazılarına ise şifresiz olarak sadece elektronik program rehberinde (EPG) yer
verildiğinin görüldüğü,
- Platform işletmeciliği faaliyetinin ana unsurlarının "abonelerin varlığı" ve katma değerli
"medya hizmet sağlayıcılar"dan oluşturmakta olduğu göz önüne alındığında, katma
değeri yüksek içeriğin platformlar açısından çok önemli olduğu,
- Platform İşletmecilerinin, izleyicilerin platformlarına abone olmasını sağlamak için
özellikle şifreli olarak yayımlanan sinema/dizi kanalları ile spor (çoğunlukla futbol ve
basketbol) karşılaşmalarına yöneldiği, ayrıca açık kanallara da platformlarında yer
vererek, izleyicileri kendilerine çekmeye, abone kazanmaya ve bu şekilde gelirlerini
maksimize etmeye çalıştıkları,
- Bu bağlamda, 6112 sayılı Kanun ve ilgili yönetmelikler çerçevesinde, platform
işletmecisi kuruluşların, medya hizmet sağlayıcı kuruluşlara, tarafsızlık ve hakkaniyet
ölçülerinde, makul ve ayrımcılık içermeyecek şekilde, benzer medya hizmet sağlayıcı
kuruluşlar arasında eşitlik ilkesi çerçevesinde, sahip olduğu platformda yoğunlaşmanın
hâkim bir durum oluşturmaması veya mevcut bir hâkim durumu güçlendirmemesi
koşullarına dikkat ederek ve medya hizmet sağlayıcı kuruluşlardan RTÜK’ün onayı ile
belirlenmiş olan hizmet bedelleri karşılığında, benzer medya hizmet sağlayıcı
kuruluşları platformlarında taşıdığı şekilde iletimini sağlamakla yükümlü olduğunun
değerlendirildiği
16-17/299-134
15/27
ifade edilmiştir.
I.4. Yapılan Savunmalar ve Savunmaların Değerlendirilmesi
(47) Kararın “Yapılan Tespitler ve Değerlendirme” bölümünde dosya konusu iddialara ilişkin
değerlendirmelerle birlikte savunmalar da değerlendirildiğinden burada ilgili bölümde
değinilmemiş olan savunmalar özetlenmekte, ardından da cevaplara yer verilmektedir.
I.4.1. D-Smart’ın Yazılı Savunması
(48) D-Smart yazılı savunmasında, Sinema TV’nin ‘her bir uydu platform işletmecisinin kendi
platformunda hâkim durumda kabul edilmesi gerektiği’ne yönelik ifadesinin ödemeli
platformlar bakımından kabulünün mümkün olmadığını belirtmiştir.
(49) Savunmada da belirtildiği üzere, Sinema TV’nin öne sürdüğü şekilde her bir uydu
platform işletmecisinin kendi platformunda hakim durumda kabul edilmesi şeklinde
platform-spesifik dar bir pazar tanımının gerçekçi olmayacağı değerlendirilmektedir.
Öncelikle, daha önce de ifade edildiği üzere, D-Smart ve Digiturk platformları Sinema TV
açısından tüketiciye ulaşma noktasında tek kanal değildir, tüketiciler alternatif yayın
olanakları ile de Sinema TV yayınlarına ulaşabilmektedir. Ayrıca Rekabet Kurulu’nun
PlatformTürk kararında14 da ifade edildiği üzere, günümüzde uydu cihazlarının ve
modüllerin televizyonlara da entegre edildiği göz önünde bulundurulduğunda, pazarın
platform spesifik bir şekilde tanımlanmasının, herhangi bir televizyon üreticisinin dahi
birincil içerik sağlayıcılarının izleyiciye ulaşmasında bir kanal olarak kabulüne ve pazarın
platform spesifik olarak tanımlanması nedeniyle ilgili üreticinin hakim durumda bulunduğu
gibi hatalı bir değerlendirmeye yol açması riski bulunmaktadır. Yine benzer şekilde bu tür
bir yaklaşımın benzer bir vakada her bir uydu cihazı üreticisinin de hâkim durumda
addedilmesi sorununa yol açabileceği değerlendirilmektedir.
(50) D-Smart savunmasında, kendi premium içerikli film/dizi kanallarını oluşturduktan sonra,
platformunda bu kanalların yanı sıra Sinema TV'ye yer vermesinin ilgili pazarın
dinamikleri dolayısıyla son derece anlamsız olacağını belirtmiştir.
(51) Ödemeli TV yayıncılığı sektöründe faaliyet gösteren teşebbüsler birincil içerikleri
oluşturmak için ciddi yatırımlar yapmakta ve abonelerine bu değerli içerikleri satarak
maliyetlerini karşılamaya çalışmaktadır. Platform işletmecileri tarafından oluşturulan
kanalların yanında ayrıca Sinema TV gibi içerik sağlayan her teşebbüsün platforma
kabulü ile platform işletmecilerinin ticari ve hukuki anlamda bir belirsizliğe uğraması
muhtemeldir.
(52) D-Smart’ın savunmasında ayrıca, birlikte hâkim duruma ilişkin olarak AB Komisyonu’nun
bazı kararlarına ve Kurul’un Turkcell ve Telsim hakkında almış olduğu “Roaming”
kararına yer verilerek söz konusu kararda sayılan ve birlikte hâkim durumu
kolaylaştıracak faktörlerin karara konu olayda söz konusu olmadığı ifade edilmiştir. D-
Smart’ın Sinema TV’nin tüketici gözünde değerli bir içerik olmadığı kanaatine varmaları
sonucunda tamamen kendi ticari kararları çerçevesinde birincil film içeriği tedarikini kendi
imkânları ile sağlama kararı aldığı belirtilmiştir.
(53) Kararın birlikte hâkim durum değerlendirmesine ilişkin bölümünde ayrıntılı olarak
açıklandığı üzere, yapılan yerinde incelemelerde iki teşebbüsün tek bir bütün oluşturacak
şekilde davrandıklarına ilişkin somut bir delil elde edilememiş, ayrıca pazarın yapısının
da birlikte hâkim durumu kolaylaştıran bir yapıda olmadığı sonucuna varılmıştır.
14 07.07.2015 tarih ve 15-28/317-95 sayılı karar.
16-17/299-134
16/27
(54) D-Smart, herhangi bir ilgili ürün pazarında hakim durumda olmaması nedeniyle 4054
sayılı Kanun’un 6. maddesini ihlal edemeyeceğini, D-Smart’ın uygulamaları hakim
durumdan bağımsız olarak değerlendirildiğinde dahi söz konusu uygulamaların bir
kötüye kullanma teşkil etmediğini ifade etmiştir. Kararın D-Smart’ın eyleminin 4054 sayılı
Kanun’un 6. maddesi kapsamında değerlendirildiği bölümde de ifade edildiği üzere, D-
Smart ilgili pazarlarda hakim durumda bulunmadığından, söz konusu teşebbüsün
başvuruya esas teşkil eden davranışı 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi kapsamında bir
ihlal teşkil etmemektedir.
(55) Son olarak D-Smart savunmasında, D-Smart ve Digiturk arasında bir koordinasyon veya
işbirliği bulunmadığını ifade etmiştir. Kararın 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi
bakımından değerlendirildiği bölümünde de ifade edildiği üzere, dosya kapsamında
yapılan yerinde incelemelerde bahse konu teşebbüslerin birlikte hareket ettiğine veya
anlaşma/uyumlu eylem içerisinde bulunduğuna dair herhangi bir delile ulaşılamamıştır.
I.4.2. Digiturk’ün Yazılı Savunması
(56) Digiturk yazılı savunmasında, abonelik paketlerinde yer almak isteyen yayıncı kuruluşlar
bakımından aradığı bir takım kriterlerin olması gerektiğini, platforma girmek isteyen her
televizyon ve radyo kanalını kabul etmesinin maddi olarak imkânsız olduğunu ve
hâlihazırda 8 ayrı sinema kanalı bulunduğunu, mevcut abone portföyü ve ticari koşulları
çerçevesinde yeni bir sinema kanalına ihtiyacı bulunmadığını belirtmiştir.
(57) Ödemeli TV yayıncılığı sektöründe faaliyet gösteren teşebbüslerin abone kazanımı ile
pazar paylarını artırması, rekabette avantaj sağlaması ve bunu sürdürmesi, söz konusu
teşebbüslerin sundukları içerik hizmetlerinin değeri ile doğru orantılıdır. Bununla birlikte
uydu platform işletmecileri belirli bir ekonomik ve teknik kapasite sınırı ile
çalışabilmektedirler. Bu noktada platform işletmecilerinin kendi platformunda yer almak
isteyen yayıncı kuruluşlara belli şartlar öne sürmesinin makul olduğu
değerlendirilmektedir. Zira içerik yayınlarının belirli bir görüntü ve ses kalitesine sahip
olması, abonelerinin zevk ve beğenilerini karşılaması gerekmektedir.
(58) Digiturk savunmasında, faaliyet gösterdiği pazarda hâkim durumda olmadığını, Kablo
TV, Teledünya ve D-Smart uydu platformunun sunduğu hizmetlerin birbiriyle ikame
edilebilir olduğunu, Turkcell TV’nin kendilerini Digiturk’e güçlü bir rakip olarak
konumlandırmaya başladığını belirtmiştir.
(59) Kararın 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesine ilişkin değerlendirmenin yapıldığı bölümünde
de ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, Digiturk, ödemeli TV yayıncılığı pazarında
rakiplerinden önemli oranda yüksek pazar payına sahip olduğundan bu pazarda hâkim
durumda olduğu kabulü altında değerlendirme yapılmıştır.
(60) Digitürk savunmasında ayrıca, sözleşme serbestisi ilkesi gereği, sözleşme yapıp
yapmamak, sözleşmeyi dilediği kişi ile yapmak ve muhtevasını dilediği gibi belirlemek
hakkına sahip olduklarını belirtmiştir.
16-17/299-134
17/27
(61) Kural olarak, tüm teşebbüslerin iş yapacakları teşebbüsleri seçme özgürlükleri
bulunmaktadır. Borçlar Hukukuna hâkim olan temel ilkelerden birini teşkil eden “irade
serbestisi” ilkesi ve bu ilke altında yer alan “sözleşme serbestisi” ilkesi uyarınca taraflar
sözleşmenin karşı tarafını seçme, herhangi bir sözleşmeyi yapıp yapmama, sözleşmenin
konusunu serbestçe belirleyebilme hakkına sahiptirler. Anayasanın 48. maddesi de
"Herkes dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir" diyerek sözleşme
serbestisini güvence altına almış ve gerekçede kanunun bu hürriyetleri ancak kamu
yararı amacıyla sınırlayabileceği belirtilmiştir. Rekabet hukukunda istisnai hallerde hâkim
durumdaki teşebbüslerin sözleşme yapmayı reddetmeleri rekabeti kısıtlayıcı bir davranış
olarak değerlendirilebilmekte ve bu tür bir davranışta bulunan teşebbüse sözleşme
yapma yükümlülüğü getirilebilmektedir. Bununla birlikte, aşağıda yer verilen ayrıntılı
değerlendirmeler neticesinde, incelenen dosya kapsamında bu açıdan herhangi bir ihlal
olmadığı kanaatine ulaşılmıştır.
(62) Son olarak Digitürk savunmasında, Digiturk ve D-Smart arasında açık veya zımni
herhangi bir anlaşma bulunmadığı, Digiturk’ün kendi platformunda Sinema TV'ye yer
vermeme kararını kendi ticari koşullarını dikkate alarak tek başına aldığı, Digitürk'ün
gerek D-Smart gerekse diğer bir rakibi ile bu konuda yapmış olduğu herhangi bir
görüşme, anlaşma, uyumlu eylem veya iletişim bulunmadığı, kaldı ki Digitürk'ün bu
yönde davrandığı yönündeki bir iddiayı açıklayabilecek hiçbir ekonomik, ticari ya da
başka herhangi türden bir gerekçenin bulunmadığı ifade edilmiştir. Kararın 4054 sayılı
Kanun’un 4. maddesi bakımından değerlendirildiği bölümünde de ifade edildiği üzere,
dosya kapsamında yapılan yerinde incelemelerde bahse konu teşebbüslerin birlikte
hareket ettiğine veya anlaşma/uyumlu eylem içerisinde bulunduğuna dair herhangi bir
delile ulaşılamamıştır.
I.5. Yapılan Tespitler ve Değerlendirme
I.5.1. 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesine İlişkin Değerlendirme
I.5.1.1. Digiturk’ün Eyleminin 4054 Sayılı Kanun’un 6. Maddesi Kapsamında
Değerlendirilmesi
(63) Dosya konusu iddiaların rekabet hukuku literatüründe “sözleşme yapmayı reddetme”
olarak adlandırılan eylem bağlamında değerlendirilmesi gerekmektedir.
(64) 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi kapsamında hâkim durumun kötüye kullanılması
hallerinden biri olarak kabul edilen sözleşme yapmayı reddetme eyleminin ihlal olarak
değerlendirilebilmesi için, söz konusu teşebbüsün ilgili pazarda hâkim durumda
bulunmasının yanı sıra birtakım koşulların da varlığı gerekmektedir. Söz konusu koşullar
Hâkim Durumdaki Teşebbüslerin Dışlayıcı Kötüye Kullanma Niteliğindeki Davranışlarının
Değerlendirilmesine İlişkin Kılavuz’un (Kılavuz) 43. paragrafında sayılmıştır. Bu koşullar
sırasıyla, reddetmenin, alt pazarda rekabet etmek için vazgeçilmez bir ürüne ya da
hizmete ilişkin olması, reddetmenin, alt pazarda etkin rekabeti ortadan kaldırmasının
muhtemel olması, reddetmenin tüketici zararına yol açmasının muhtemel olması şeklinde
belirtilmektedir.
(65) Öte yandan, söz konusu üç koşulun birlikte varlığının yanı sıra hâkim durumdaki
teşebbüsün ileri sürdüğü haklı gerekçeler ve etkinlik savunması da dikkate alınmaktadır.
Bu çerçevede aşağıda öncelikle Digiturk’ün pazardaki konumuna ilişkin bilgiler verildikten
sonra söz konusu davranışlarının değerlendirilmesine geçilecektir.
16-17/299-134
18/27
(66) 4054 sayılı Kanun’un “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinde hâkim durum, “belirli bir
piyasadaki bir veya birden fazla teşebbüsün, rakipleri ve müşterilerinden bağımsız
hareket ederek fiyat, arz, üretim ve dağıtım miktarı gibi ekonomik parametreleri
belirleyebilme gücü” olarak tanımlanmıştır. Kılavuz’da belirtildiği üzere, bu tanım
çerçevesinde, rekabetçi baskılardan belirgin şekilde bağımsız davranma gücüne sahip
olan, diğer bir ifadeyle fiyatlarını kârlı bir şekilde rekabetçi düzeyin üzerine çıkarabilen ve
belirli bir süre boyunca bu düzeyde sürdürebilen, üretim ve dağıtım düzeyi, mal ve hizmet
çeşitliliği ve/veya kalitesi, yenilik düzeyi gibi unsurları kendi lehine ve tüketicilerin
zararına olacak şekilde rekabetçi seviyenin altına çekebilen bir teşebbüsün hâkim
durumda olduğu kabul edilmektedir.
(67) Digiturk, EHK ve ilgili mevzuatı kapsamında ‘‘uydu platform işletmeciliği lisansı’’ alarak
faaliyetlerine başlayan bir teşebbüstür. Yukarıda da ifade edildiği üzere uydu platform
işletmeciliğini de kapsayan ödemeli televizyon yayıncılığı pazarında temel kanallar ve
spor karşılaşması, film, dizi gibi özel içerikler (birincil içerik) sunan kanallardan oluşan bir
yayın buketi izleyiciye sunulmakta ve böylece abone sayısı ve abonelik gelirinin
artırılması amaçlanmaktadır. Ücretsiz TV yayıncılığının karşısında ödemeli TV
yayıncılığının cazip hale getirilmesi sunulan birincil içeriğe bağlı olmaktadır. Bu
doğrultuda içerik açısından zengin bir ödemeli TV platformu aboneler açısından daha
cazip hale gelmektedir. Öte yandan abone sayısı artan bir ödemeli TV platformunun
abonelik gelirleri de artacağından, birincil içerik temini noktasında güçlenecektir. Bu
doğrultuda abone sayısı/abonelik geliri ile birincil içerik teminindeki etkinlik arasında
doğru orantılı bir ilişki bulunmakta ve uydu platform işletmecilerinin pazar payları abone
sayısı ve abonelik geliri esas alınarak hesaplanabilmektedir.
(68) Uydu platform hizmetleri (uydu üzerinden ödemeli televizyon yayıncılığı) pazarında
faaliyet gösteren teşebbüsler, Digiturk, D-Smart ve Filbox’tır. Diğer taraftan yukarıda da
ifade edildiği üzere, gerek birincil film içeriği sağlama faaliyeti açısından D-Smart ve
Digiturk’ün, Filbox, Teledünya, Tivibu, Turkcell TV+, Vodafone TV ve Doping Box ile
rekabet halinde bulunması, gerekse başvuru sahibi Sinema TV’nin hâlihazırda Filbox,
Tivibu, Teledünya, Turkcell TV+ ve Doping Box platformlarına içerik sağlaması
nedenleriyle ödemeli TV yayıncılığı pazarının genel yapısının ortaya konulması faydalı
olacaktır. Bu doğrultuda aşağıda öncelikle Digiturk’ün (ayrıca D-Smart ve Filbox’ın) uydu
platform hizmetleri (uydu üzerinden ödemeli televizyon yayıncılığı) pazarındaki abone
sayısı ve abonelik geliri bazında pazar paylarına15 yer verilmektedir.
Tablo-2: Uydu Platform İşletmeciliği Pazarında Pazar Payları (2015)
Teşebbüsler 2015 Yılı Abone Sayısı Pazar Payı (%) Abone Geliri (TL) Pazar Payı (%)
D-Smart 977.432 25,31 (…..) (…..)
Digiturk 2.867.682 74,25 (…..) (…..)
Filbox 17.010 0,44 (…..) (…..)
TOPLAM 3.862.124 100,00 (…..) (…..)
Kaynak: Teşebbüslerden ve BTK’nın resmi web sitesinden elde edilen bilgiler
Tablo-3: Uydu Platform İşletmeciliği Pazarında Pazar Payları (2014)
Teşebbüsler 2014 Yılı Abone Sayısı Pazar Payı (%) Abone Geliri (TL) Pazar Payı (%)
D-Smart 1.048.207 25,66 (…..) (…..)
Digitürk 3.032.761 74,25 (…..) (…..)
Filbox 3.125 0,07 (…..) (…..)
TOPLAM 4.084.093 100,00 (…..) (…..)
Kaynak: Teşebbüslerden ve BTK’nın resmi web sitesinden elde edilen bilgiler
15 Pazar payları ve pazar payı toplamlarında yuvarlama yapılmıştır.
16-17/299-134
19/27
Tablo-4: Uydu Platform İşletmeciliği Pazarında Pazar Payları (2013)
Teşebbüsler 2013 Yılı Abone Sayısı Pazar Payı (%) Abone Geliri (TL) Pazar Payı (%)
D-Smart 1.033.398 22,99 (…..) (…..)
Digitürk 3.461.484 77,01 (…..) (…..)
Filbox - - (…..) (…..)
TOPLAM 4.494.882 100,00 (…..) (…..)
Kaynak: Teşebbüslerden ve BTK’nın resmi web sitesinden elde edilen bilgiler
(69) Tablo-4’ün incelenmesinden görüleceği üzere, ihlal iddiasının söz konusu olduğu 2013
yılında Digiturk abone sayısı bakımından yapılan hesaplamada %77,01 pazar payına
ulaşırken D-Smart’ın pazar payı %22,99 seviyesinde bulunmaktadır. Abonelik geliri
açısından yapılan hesaplamada ise Digiturk’ün pazar payının (…..) olduğu görülmektedir.
Filbox o tarihte henüz pazarda oyuncu olarak yer almamaktadır. Yıllar itibarıyla
bakıldığında Digiturk’ün pazar payında önemli bir değişiklik olmadığı görülmektedir.
Aşağıda ödemeli TV yayıncılığı pazarında faaliyet gösteren D-Smart, Digiturk, Filbox,
Kablo TV (Teledünya), Tivibu, Turkcell TV+, Vodafone TV ve Doping Box’ın pazar payları
gösterilmektedir.
Tablo-5: Ödemeli TV Yayıncılığı Pazarında Pazar Payları (2015)
Teşebbüsler 2015 Abone Sayısı Pazar Payı (%) Abonelik Geliri (TL) Pazar Payı (%)
D-Smart 977.432 18,48 (…..) (…..)
Digiturk 2.867.682 54,21 (…..) (…..)
Filbox 17.010 0,32 (…..) (…..)
Kablo TV (Teledünya) 798.477 15,09 (…..) (…..)
Tivibu 384.185 7,26 (…..) (…..)
Turkcell TV+ (…..) (…..) (…..) (…..)
Vodafone TV (…..) (…..) (…..) (…..)
Doping Box (…..) (…..) (…..) (…..)
TOPLAM 5.289.986 100,00 (…..) (…..)
Kaynak: Teşebbüslerden ve BTK’nın resmi web sitesinden elde edilen bilgiler
Tablo-6: Ödemeli TV Yayıncılığı Pazarında 2014 Yılına Ait Pazar Payları (2014)
Teşebbüsler 2014 Abone Sayısı Pazar Payı (%) Abonelik Geliri (TL) Pazar Payı (%)
D-Smart 1.048.207 20,4100 (…..) (…..)
Digiturk 3.032.761 59,0700 (…..) (…..)
Filbox 3.125 0,0006 (…..) (…..)
Kablo TV (Teledünya) 692.892 0,1349 (…..) (…..)
Tivibu 289.496 0,0563 (…..) (…..)
Turkcell TV+ (…..) (…..) (…..) (…..)
Vodafone TV (…..) (…..) (…..) (…..)
Doping Box - - (…..) (…..)
TOPLAM 5.133.333 100,0000 (…..) (…..)
Kaynak: Teşebbüslerden ve BTK’nın resmi web sitesinden elde edilen bilgiler
Tablo-7: Ödemeli TV Yayıncılığı Pazarında 2013 Yılına Ait Pazar Payları (2013)
Teşebbüsler 2013 Abone Sayısı Pazar Payı (%) Abonelik Geliri Pazar Payı (%)
D-Smart 1.033.398 17,33 (…..) (…..)
Digiturk 3.461.484 58,05 (…..) (…..)
Filbox - - (…..) (…..)
Kablo TV (Teledünya) 1.181.907 19,82 (…..) (…..)
Tivibu 286.304 4,80 (…..) (…..)
Turkcell TV+ - - (…..) (…..)
Vodafone TV - - (…..) (…..)
Doping Box - - (…..) (…..)
TOPLAM 5.963.093 100,00 (…..) (…..)
Kaynak: Teşebbüslerden ve BTK’nın resmi web sitesinden elde edilen bilgiler
16-17/299-134
20/27
(70) Tablo-7’de verilen 2013 yılına ait ödemeli TV yayıncılığı pazar verilerine bakıldığında ise,
abone sayısı ve gelir bazında sırasıyla, Digiturk’ün %58,05 ve (…..); D-Smart’ın %17,33
ve (…..); Kablo TV’nin %19,82 ve (…..); Tivibu’nun %4,8 ve (…..) pazar payına sahip
olduğu görülmektedir.
(71) Kılavuz’da da belirtildiği üzere, pazar payları teşebbüslerin ilgili pazardaki konumunun ve
sahip oldukları pazar gücünün önemli bir göstergesidir. Bir teşebbüsün hâkim durumda
bulunduğuna dair delil teşkil eden belirli bir pazar payı eşiği bulunmamakla birlikte,
%40’ın altında pazar payına sahip olan teşebbüslerin hâkim durumda olması ihtimalinin
düşük olduğu kabul edilmekte, %40’ın üzerinde pazar payına sahip olan teşebbüsler
bakımından ise pazara ilişkin daha detaylı bir incelemeye gerek duyulmaktadır.
Literatürde de, çok yüksek pazar paylarının (%70 üzeri) istisnai durumlar dışında hâkim
duruma işaret ettiği, %40-70 arası pazar payına sahip olan teşebbüslerin ise hakim
durumda olma ihtimallerinin yüksek olduğu, ancak diğer unsurların da ayrıntılı olarak
değerlendirilmesinin gerektiği kabul edilmiştir16. Yukarıda yer verilen bilgiler ışığında,
Digiturk’ün 2013 yılında abone sayısı bakımından, uydu platform hizmetleri pazarında
%77,01 ve ödemeli TV yayıncılığı pazarında %58,05 oranında pazar payına sahip
olduğu, pazar payında yıllar içinde herhangi bir dalgalanmanın gerçekleşmediği ve en
yakın rakibi D-Smart ile arasındaki pazar payı farkının uydu platform işletmeciliği
pazarında yaklaşık 50 puan, ödemeli TV yayıncılığı pazarında yaklaşık 40 puan olduğu
görülmektedir. AB Komisyonu, söz konusu farkın 20 puan olduğu ve bu farkın uzun süre
korunduğu durumlarda hakim durum ihtimalinin yüksek olduğunu değerlendirmektedir17.
Bu değerlendirmeler doğrultusunda Digiturk’ün hakim durumda olduğu kabulü altında
aşağıda teşebbüsün eylemleri analiz edilmiştir.
(72) Sözleşme yapmayı reddetme eylemi Kılavuz’da dışlayıcı davranışlardan biri olarak kabul
edilmektedir. Kılavuz’un 38. paragrafında; “Bir teşebbüsün ürettiği mal ya da hizmetler ile
sahibi olduğu maddi ya da gayri maddi işletme unsurlarını diğer teşebbüslere
sağlamaması ya da bunların diğer teşebbüsler tarafından kullanılmasına doğrudan veya
dolaylı olarak izin vermemesi sözleşme yapmayı reddetme olarak ele alınmaktadır. Bu
çerçevede hammadde niteliğindeki fiziksel ürünler, belirli hizmetlerin sağlanabilmesi için
gerekli altyapılar, ürün dağıtım sistemleri ve fikri mülkiyet hakları ile korunan yahut
korunmayan gayri maddi işletme unsurları ya da bilgileri ile teşebbüslerin sözleşme
yapma talebine konu olabilecek diğer varlıklar anılan mal, hizmet ya da unsurlar arasında
değerlendirilebilmektedir.” şeklinde açıklama yer almaktadır.
(73) Sözleşme yapmayı reddetme Kurul’un, Türk Telekom/Tissad18, Ulusal Dolaşım19, Kablo
TV20, UMTH21, Solmaz Mercan22, CNR/NTSR23 gibi kararlarına konu olmuştur. Bu
kararlardan Türk Telekom/Tissad kararında, ret eyleminin ihlal olarak
değerlendirilebilmesi için gerekli koşullar, giriş yapılmak istenen varlığın (zorunlu
unsurun) bir tekelci teşebbüs tarafından kontrolü, giriş yapmak isteyen bir rakibin pratik
olarak ve makul bir şekilde varlığı/ürünü/tesisi/altyapıyı kurmasının/üretmesinin imkânsız
olması, tekelci teşebbüsün giriş yapmak isteyen rakibi reddetmesi, ilgili zorunlu unsurdan
faydalanmanın imkânlar dâhilinde olması olarak sıralanmıştır.
16 O’Donoghue ve Padilla 2013, s.147.
17 10.07.2015 tarih ve 15-30/445-132 sayılı Rekabet Kurulu kararı.
18 02.10.2002 tarih ve 02-60/755-305 sayılı Rekabet Kurulu kararı.
19 09.06.2003 tarih ve 03-40/432-186 sayılı Rekabet Kurulu kararı.
20 10.02.2005 tarih ve 05-10/81-30 sayılı Rekabet Kurulu kararı.
21 22.12.2005 tarih ve 05-87/1199-348 sayılı Rekabet Kurulu kararı.
22 05.06.2007 tarih ve 07-47/506-181 sayılı Rekabet Kurulu kararı.
23 19.09.2007 tarih ve 07-74/896-333 sayılı Rekabet Kurulu kararı.
16-17/299-134
21/27
(74) Sözleşme yapmanın reddi konusu, mevcut sözleşme ilişkisinin sona erdirilmesi, ilk defa
sözleşme yapma talebinin reddi, fikri mülkiyet hakkı lisanslamasının reddi, birlikte işlerlik
bilgilerinin verilmesinin reddi, tek taraflı ya da uyumlu ret halleri gibi çeşitli alt kategorilere
ayrılabilmektedir. Mevcut dosya kapsamındaki Digiturk’ün eylemi ise ilk defa sözleşme
yapma talebinin doğrudan reddi şeklinde gerçekleşmiştir. İddia sahibinin ilk sözleşme
yapma talebinin reddedilmiş olmasının devam eden bir ilişkinin kesilmesine göre, bir ihlal
oluşturma olasılığı daha düşüktür. Zira bu durumda devam eden bir ilişkinin kesilmesi
halinde ortaya çıkabilecek olan diğer teşebbüsün belli yatırımlarda bulunması gibi ret
eyleminin etkisini artırabilecek koşullar doğmamış olacaktır.
(75) Hâkim durumdaki teşebbüslerin sözleşme yapmayı reddetme yönündeki davranışlarının
4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi kapsamında “hâkim durumun kötüye kullanılması”
olarak nitelendirilebilmesi için yukarıda değinilen Kılavuz’un 43. paragrafında yer alan üç
koşulun birlikte bulunması gerekmektedir. Bu koşulların birlikte sağlanması gerekliliği,
koşullardan herhangi birinin noksan olması halinde, analize konu olay bakımından,
sözleşme yapmanın reddi yoluyla ihlalden bahsedilemeyeceği anlamını taşımaktadır. Bu
nedenle, analize herhangi bir koşulun değerlendirilmesinden başlanabilecek, koşulun
varlığının ortaya konulması halinde analize devam edilebilecek, yokluğu halinde ise
hâkim durumun kötüye kullanılmasından bahsedilemeyeceği sonucuna ulaşılabilecektir.
(76) Mevcut dosya bakımından değerlendirmeye, reddetmenin alt pazarda rekabet etmek için
vazgeçilmez bir ürüne ya da hizmete ilişkin olması koşulunun varlığının analizi ile
başlanmıştır. Bu anlamda öncelikle Digiturk platformunda yer almanın Sinema TV’nin
faaliyetlerine devam edebilmesi için zorunlu olup olmadığının değerlendirmesi
yapılmıştır.
(77) Rekabet hukukunda vazgeçilmezlik koşulu değerlendirilirken, reddetmeye konu unsurun
alt pazarda etkin bir şekilde rekabet edebilmek için nesnel olarak gerekli olması
aranmaktadır. Bu durum, reddetmenin olumsuz sonuçlarını - en azından uzun vadede -
telafi edebilmek için rakiplerin sözleşme talebine konu olan unsurun alt pazarda
başvurabilecekleri mevcut ya da potansiyel bir ikamesinin bulunmaması halinde söz
konusu olmaktadır. İlgili unsurun mevcut veya potansiyel ikamesinin olup olmadığı
değerlendirilirken, hâkim durumda bulunan teşebbüsün rakiplerinin öngörülebilir bir
gelecekte söz konusu unsuru etkin bir şekilde tekrar oluşturup oluşturamayacakları göz
önünde bulundurulmaktadır. Genel olarak, eğer söz konusu unsur bir doğal tekelin
sonucuysa, önemli şebeke etkileri veya tek kaynaktan temin edilebilecek bir bilgi söz
konusuysa ilgili unsurun rakipler tarafından tekrar oluşturulmasının olanaksız olduğu
değerlendirilmektedir24.
(78) Bu çerçevede Sinema TV’den talep edilen bilgiler doğrultusunda, Sinema TV’nin
izleyicilere hangi kanallardan ulaştığı, söz konusu kanallara yönelik abone sayısı ve
abonelik gelirlerine aşağıdaki tablolarda yer verilmektedir.
Tablo-8: Sinema TV Kanallarının Yer Aldığı Ödemeli Yayıncılık Platformları (2015)
Kanallar D-Smart Digiturk Filbox Tivibu Turkcell TV+ Teledünya Doping Box
Sinema TV - - + + + + -
Sinema TV2 - - + + + + -
Sinema TV Aile - - + + + + -
Sinema TV1001 - - + + + + +
DiziTV - - + + + + +
Sinema TV
Aksiyon - - + + + + +
Kaynak: Sinema TV tarafından gönderilen bilgiler
24 Kılavuz, para. 44.
16-17/299-134
22/27
Tablo-9: Sinema TV Kanallarının Platform Bazında Abone Sayıları
Kanallar Yayın Şekli 2013 2014 2015
D-Smart Uydu (…..) (…..) (…..)
Digiturk Uydu (…..) (…..) (…..)
Filbox Uydu (…..) (…..) (…..)
Teledünya Kablo (…..) (…..) (…..)
Tivibu IPTV (…..) (…..) (…..)
Turkcell TV+ IPTV (…..) (…..) (…..)
Doping Box webTV (…..) (…..) (…..)
TOPLAM (…..) (…..) (…..)
Kaynak: Sinema TV tarafından gönderilen bilgiler
Tablo-10: Sinema TV Kanallarının Platform Bazında Abone Gelirleri (TL)
Kanallar Yayın Şekli 2013 2014 2015
D-Smart Uydu (…..) (…..) (…..)
Digiturk Uydu (…..) (…..) (…..)
Filbox Uydu (…..) (…..) (…..)
Teledünya Kablo (…..) (…..) (…..)
Tivibu IPTV (…..) (…..) (…..)
Turkcell TV+ IPTV (…..) (…..) (…..)
Doping Box webTV (…..) (…..) (…..)
TOPLAM (…..) (…..) (…..)
Kaynak: Sinema TV tarafından gönderilen bilgiler
(79) Yukarıdaki tablolardan görüldüğü üzere, Sinema TV faaliyetlerine başladığı günden bu
yana Digiturk platformunda hiçbir zaman yer almadan ticari faaliyetlerini sürdürmüştür.
Öte yandan Sinema TV D-Smart ile olan sözleşmesinin sona ermesini takiben uydu
platform hizmeti pazarında faaliyet gösterebilmek adına kendi platformu olan Filbox’u
kurmuştur. Ayrıca Sinema TV ödemeli yayıncılık pazarında izleyicilere ulaşmak için
alternatif yayın olanaklarını da (IPTV, KabloTV, web TV) kullanmakta; IPTV teknolojisi
vasıtasıyla Tivibu ve Turkcell TV+ üzerinden, KabloTV vasıtasıyla Teledünya üzerinden
ve web TV teknolojisi ile Doping Box üzerinden yayın yapmaktadır. Söz konusu alternatif
yayınların günümüz teknolojisinde yaşanan hızlı değişimler sebebiyle gelişmekte olduğu
bilinmektedir. Tablo 9 ve Tablo 10’dan görüldüğü üzere 2013 yılı itibarıyla Sinema TV,
abonelerinin ve gelirlerinin önemli bir bölümünü uydu platformu üzerinden gerçekleştirdiği
faaliyetlerden elde ederken 2015 yılında uydu platformu üzerinden gerçekleştirdiği
faaliyetlerden elde ettiği abone ve gelir ciddi anlamda azalmasına rağmen IPTV
teknolojisi ile Tivibu ve Turkcell TV+ üzerinden gerçekleştirdiği faaliyetlerden elde ettiği
gelirlerde önemli miktarda artışlar meydana gelmiştir. Dolayısıyla, sözleşmeye konu
hizmetin alt pazarda faaliyet göstermek için “vazgeçilmez” bir unsur olmadığı kanaatine
ulaşılmıştır.
(80) Yukarıda yer verilen değerlendirmeler ışığında, Digiturk bakımından sözleşme yapmanın
reddi eyleminin gerçekleşmesinin ilk koşulu olan reddetmenin, alt pazarda rekabet etmek
için vazgeçilmez bir ürüne ya da hizmete ilişkin olması koşulunun gerçekleşmediği
görüldüğünden Digiturk’ün eyleminin 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi kapsamında bir
ihlal teşkil etmediği sonucuna ulaşılmıştır.
I.5.1.2. D-Smart’ın Eyleminin 4054 Sayılı Kanun’un 6. Maddesi Kapsamında
Değerlendirilmesi
(81) D-Smart’ın başvuruya konu eyleminin bir kötüye kullanma olup olmadığının analizinden
önce ödemeli televizyon yayıncılığı pazarında ve uydu platform hizmetleri pazarında D-
Smart’ın hâkim durumda olup olmadığı irdelenecektir.
16-17/299-134
23/27
(82) D-Smart, EHK ve ilgili mevzuatı kapsamında ‘‘uydu platform işletmeciliği lisansı’’ alarak
faaliyetlerine başlayan bir teşebbüstür. Yukarıda da ifade edildiği üzere, uydu platform
hizmetleri (uydu üzerinden ödemeli televizyon yayıncılığı) pazarında faaliyet gösteren
teşebbüsler D-Smart, Digiturk ve Filbox’tır. Uydu platform hizmetleri (uydu üzerinden
ödemeli televizyon yayıncılığı) pazarında faaliyet gösteren D-Smart, Digiturk ve Filbox’ın
abone sayısı ve abonelik geliri bazında pazar paylarına yer verilen Tablo 4’te D-Smart’ın
pazar payı %22,99 seviyesinde bulunmaktadır. Abonelik geliri açısından yapılan
hesaplamada ise D-Smart’ın pazar payı daha da düşmekte ve (…..) olarak
gerçekleşmektedir. D-Smart’ın abone sayısı ile abone geliri bazındaki pazar payı
arasındaki yaklaşık (…..) puanlık farkın Digiturk’ün, ülkemizde Süper Lig futbol
karşılaşmalarının canlı yayın hakkına sahip olmasından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
Ödemeli TV yayıncılığı pazarında faaliyet gösteren teşebbüslerin pazar paylarının
gösterildiği Tablo 7’de ise D-Smart’ın abone sayısı bazında pazar payı %17,33, abonelik
geliri bazında pazar payı (…..) olarak gerçekleşmiştir. D-Smart’ın gerek abone sayısı
gerekse abone geliri bazında pazar lideri olan Digiturk’ün oldukça gerisinde kaldığı ve bu
veriler ile D-Smart’ın uydu platform hizmetleri pazarında ya da ödemeli televizyon
yayıncılığı pazarında hâkim durumda nitelendirilemeyeceği kanaatine ulaşılmıştır.
(83) Kılavuz’un 7. paragrafında; “Kanun’un 6. maddesi kapsamında incelenen bir davranışın
ihlal teşkil edebilmesi için davranışı gerçekleştiren teşebbüsün ilgili pazarda hâkim
durumda olması ve davranışın bir kötüye kullanma niteliği taşıması gerekmektedir. Kurul,
bu iki temel unsurdan birinin bulunmadığının açıkça gösterilebildiği durumlarda diğer
unsura ilişkin analize yer vermeyebilir” şeklinde açıklama yer almaktadır. Bu çerçevede
D-Smart’ın hâkim durumda olmadığının tespiti yeterli olduğundan, ayrıca eylemlerinin
4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi kapsamında kötüye kullanma niteliğini taşıyıp
taşımadığının incelenmesine gerek bulunmamaktadır.
(84) Sonuç olarak, D-Smart’ın anılan pazarlarda hâkim durumda bulunmaması nedeniyle, D-
Smart’ın başvuruya esas teşkil eden davranışı 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi
kapsamında bir ihlal teşkil etmemektedir.
I.5.1.3. Birlikte Hâkim Durum Değerlendirmesi
(85) Sinema TV’nin ilk başvurusu temel olarak D-Smart’ın tek başına hakim durumunu kötüye
kullanması iddiasına dayandırılırken, Sinema TV tarafından yapılan ek başvuruda ise D-
Smart ve Digiturk’ün birlikte hâkim durumda bulundukları ve her iki teşebbüsün de birlikte
hâkim durumlarını kötüye kullandıkları ileri sürülmektedir.
(86) Diğer yandan, ilk başvuruda daha çok, D-Smart’ın, Sinema TV ile arasındaki sözleşmeye
dayalı olarak süregelen ilişkisini devam ettirmiyor oluşu konu edilirken ve bununla
bağlantılı olarak sözleşme ilişkisinin devamı talep edilirken; ikinci başvuruda yer alan
ifadelerde D-Smart ve Digiturk’ün Sinema TV’nin “erişim”, “taşıma” veya “koşullu erişim”
sağlama şeklinde ifade edilen taleplerini reddetmiş olmalarının kötüye kullanma
niteliğinde olduğu belirtilmektedir. Dosya kapsamında daha önce değerlendirildiği üzere,
D-Smart ile Sinema TV arasında ilgili sözleşme ile şekillenen ilişki, D-Smart’ın, Sinema
TV’ye ait olan birincil film içeriği ve bunların yayınlandığı Sinema TV kanallarının sahip
olduğu hakları ücreti karşılığında satın alarak abonelerine tüm ticari ve mali riskler
kendisine ait olacak şekilde sunduğu bir ilişkidir. Oysa Sinema TV’nin ek başvurusundaki
yazısında geçen “taşıma”, “erişim” ya da “koşullu erişim sağlama” ifadeleriyle, Sinema
TV’nin D-Smart ve Digiturk platformları üzerinden, içeriğini tüm ticari ve mali riskleri
kendisine ait olacak şekilde tüketicilere ulaştırmasının kastedildiği, bu çerçevede temel
olarak D-Smart ve Digiturk tarafından koşullu erişim hizmeti, elektronik program listeleme
hizmeti ve erişim kontrol hizmeti (arayüz, yazılım vb.) unsurlarından oluşan teknik
platform hizmetlerinin Sinema TV’ye sunulmasının talep edildiği izlenimi mevcuttur.
16-17/299-134
24/27
(87) Birlikte hâkim durumun varlığından bahsedebilmek için, iki ya da daha fazla sayıda
teşebbüsün ekonomik bir bakış açısıyla belli bir pazarda birlikte tek bir bütün oluşturacak
şekilde davranıyor olmaları gerekmektedir. Söz konusu birlikte bütünlüğün (collective
entity) varlığını ortaya koymak için ise ilgili teşebbüsler arasında bağlantı oluşturan
unsurların araştırılması gerekmektedir. Bu unsurlar ilgili teşebbüsler arasındaki bir
anlaşmanın koşullarından, doğasından ya da uygulanma biçiminden kaynaklanabilir. Bu
duruma örnek olarak, ilgili teşebbüslerin arasındaki bir işbirliği anlaşmasının
teşebbüslerin pazardaki davranışlarını koordine etmelerine yol açması gösterilebilir.
Hissedarlık çıkarları ya da hukuki diğer bazı bağlantılar da teşebbüslerin davranışlarını
koordine etmelerine yol açabilir. Bununla birlikte bir anlaşmanın ya da diğer bağlantıların
varlığı birlikte hâkim durumun varlığı sonucuna ulaşmak için vazgeçilmez değildir. Birlikte
hâkim durumun varlığının tespiti başkaca bağlantı oluşturan unsurlara ve özellikle
teşebbüslerin birbirleriyle etkileşim halinde bulundukları pazarın yapısının ekonomik
açıdan analizine dayandırılabilir. Diğer bir deyişle, pazarın yapısı ve bu pazarda
teşebbüslerin birbirleriyle etkileşimde bulunma yöntemleri birlikte hâkim durumun
varlığına işaret edebilir.
(88) AB’de birlikte hâkim durum kavramı bakımından gelinen noktayı yansıtan, AB içtihadı ile
şekillenen ve Tartışma Metninde yerini bulan yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde,
AB’nin birleşmelerin kontrolüne ilişkin kurallarının herhangi bir yapısal bağa gerek
olmaksızın salt oligopolistik bağımlılığı da kapsamasına paralel olarak, sadece pazar
yapısının Roma Antlaşması’nın 102. maddesi anlamında bir birlikte hâkim durum
sonucuna götürebileceği anlaşılmaktadır. Sonuç olarak, AB içtihadında, yapısal bağların
102. madde anlamında birlikte hâkim durumun varlığı bakımından ön gereklilik
oluşturmadığı, asıl önemli olanın teşebbüslerin pazarda koordineli bir biçimde
davranabilmelerine yetecek bağların tam olarak hangi nedenlerden kaynaklandığı değil;
ilgili teşebbüslerin rakipleri karşısında birlikte tek bir bütün oluşturmaları olduğu
vurgulanmıştır.
(89) Açıklamalar çerçevesinde, oligopolistik bağımlılığa ve firmaların davranışlarını koordine
etmelerine elverişli pazar koşullarının hatırlanmasında fayda bulunmaktadır. Firmaların
davranışlarını koordine edebilmeleri için üç unsurun sağlanmış olması gerekmektedir. Bu
unsurlar; uzlaşmanın şartları konusunda fikir birliğine varmış olmaları, uzlaşmadan
sapmaları tespit edebilmeleri ve uzlaşmadan sapanları cezalandırabilmeleridir.
(90) Firmalar arası koordinasyonun ortaya çıkmasını kolaylaştıran en önemli faktörlerden biri
pazardaki yoğunlaşma oranıdır. Bir pazarda faaliyet gösteren firma sayısı azaldıkça,
firmalar arası koordinasyon ihtimali artmaktadır. Az sayıda sağlayıcının davranışlarını
koordine etmelerinin daha kolay olmasının yanı sıra, bu tür pazarlarda koordinasyondan
sapanların belirlenmesi de daha kolaydır.
(91) Diğer bir unsur ise, sağlayıcıların homojenliğidir. Pazar payları, kapasiteleri ve maliyet
yapıları (toplam maliyet düzeyi ve maliyetlerin sabit ve değişken maliyetler arasındaki
dağılımı) benzer olan firmaların, koordinasyonlarının şartları konusunda uzlaşmaya
varmaları daha kolaydır. Pazara giriş engellerinin bulunması ise firmaların davranışlarını
koordine etmelerini kolaylaştırır.
(92) Ürünlerin homojenliği ise fiyatların koordine edilmesine, karşılaştırılmasına ve bu fiyattan
sapmaların hemen fark edilmesine olanak tanır. Ayrıca bir ürünü üretmek için
kullanılması gereken teknoloji seviyesi yükseldikçe, ürünün ve üretim sürecinin
karmaşıklığı nedeniyle koordinasyon ihtimali azalacaktır. Olgunlaşmış bir teknolojinin
bulunduğu pazarların tersine, araştırma geliştirme faaliyetlerinin yoğun olduğu pazarlarda
ürün inovasyonları ürün farklılaştırmasına yol açacak ve koordinasyonu zorlaştıracaktır.
16-17/299-134
25/27
(93) Pazarın şeffaf olması, firmalar arası koordinasyon ihtimalini artıran önemli bir özelliktir.
Fiyatlara ve pazar stratejilerine ilişkin şeffaflığın fazla olduğu pazarlarda firmaların
koordinasyondan sapan firmaları tespit etmeleri ve hemen misillemeye girişmeleri de
mümkün olacaktır.
(94) Talebin sabit kaldığı ya da çok yavaş arttığı pazarlarda firmalar ancak diğer firmaların
pazar payını elde ederek büyüyebilirler. Bu nedenle olgun ve doymuş bir pazar, firmalar
arası koordinasyon riskini artıracaktır. Rakipler, oluşan yeni talepten pay kapmaya
çalışacaklarından, belirgin bir şekilde büyüyen pazar ve talep, firmaların rekabetçi
davranışlara girişme eğilimlerini artıracaktır.
(95) Pazarın karşı karşıya bulunduğu talebin esnekliğinin düşük olması durumunda, firmalar
koordinasyon sonucunda fiyatları herhangi bir pazar payı kaybına uğramaksızın
rekabetçi olmayan düzeylere yükseltebileceklerdir.
(96) Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, dosya kapsamında “ödemeli televizyon
yayıncılığı pazarı” olarak ele alınan söz konusu pazarın oyuncuları olan Digiturk ve D-
Smart’ın birbirleriyle nasıl bir etkileşim halinde oldukları, birlikte hâkim durumda olup
olmadıkları aşağıda detaylı olarak incelenmektedir.
(97) Digiturk ve D-Smart’ın uydu platform hizmetleri pazarındaki pazar payları arasında
önemli fark olduğu bir önceki bölümde25 ifade edilmiştir. İki teşebbüs arasındaki bu
asimetri ve Digiturk’ün Türkiye 1. Süper Lig futbol karşılaşmalarının canlı yayın haklarına
sahip olması her iki teşebbüsün pazar konum veya güçlerini birbirlerinden önemli ölçüde
farklılaştırmaktadır. Daha önce de belirtildiği üzere, pazar güçleri/konumları birbirlerine
yakın olmayan teşebbüslerin çıkarlarını aynı noktada buluşturarak bir çıkar birlikteliği
içinde olmaları olasılığı azalmaktadır.
(98) Sağlayıcıların homojenliği kapsamında değerlendirilebilecek diğer bir unsur incelenen
teşebbüslerin maliyet yapı ve düzeylerinin benzer olmasıdır. Digiturk’ün Türkiye Süper
Lig futbol karşılaşmalarının yayın lisansı için ödediği yüksek bedeller ve yayınlarının
önemli bir bölümünü Eutelsat uydusu üzerinden yapması karşısında D-Smart’ın Türksat
uydusunu kullanmasının iki teşebbüs arasında maliyet farklılıklarını beraberinde getirdiği
değerlendirilmektedir. Diğer yandan her iki teşebbüsün birincil film içeriğine ulaşmak
konusunda geçmişte tercih ettikleri yöntemlerdeki farklılık; D-Smart’ın geçmişte birincil
film içeriğini 3. bir teşebbüsten satın alıyor iken, Digiturk’ün bir anlamda dikey bütünleşik
bir yapı içinde bu tür içeriği aboneleriyle buluşturmuş olmasının da iki teşebbüs
arasındaki maliyet farklılıklarını artırdığı değerlendirilmektedir.
(99) Teşebbüslerin davranışlarını koordine etmeleri bakımından bir diğer önemli unsur ilgili
teşebbüslerin sundukları ürünlerin homojen olmasıdır. Bu açıdan D-Smart ve Digiturk’ün
hizmetleri değerlendirildiğinde, sadece Digiturk’ün Türkiye Süper Lig Futbol
karşılaşmalarının yayın lisansına sahip olması bile bu teşebbüsün hizmetlerini D-
Smart’ın hizmetlerinden önemli ölçüde farklılaştıran bir unsur olarak ortaya çıkmaktadır.
25 Bkz. Bölüm I.5.1. 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesine İlişkin Değerlendirme
16-17/299-134
26/27
(100) Gerek özelde (uydu platformu üzerinden) ödemeli TV yayıncılığı pazarının, gerekse
genel olarak TV yayıncılığı pazarının teknolojik gelişmelere ve yeniliklere açık pazarlar
oldukları görülmektedir. Nitekim yeni teknolojiler ve yakınsamanın (convergence) dinamik
etkileri tüketicilerin sesli ve görsel içeriğe ulaşma yöntemlerini değiştirmektedir.
Teknolojik gelişmeler rekabetin koşullarını, ürün yelpaze ve kalitelerini, maliyetleri, giriş
engellerinin boyutlarını (yeni teknolojiler içeriğe ulaşmanın yeni yollarını beraberinde
getirmektedir), tüketicilerin sağlayıcı değiştirme kabiliyetlerini ve fiyatlama
mekanizmalarını (Teknolojik gelişmeler öde ve seyret (pay per view) türü uygulamalara
olanak vermiştir.) etkilemektedir. Dolayısıyla, genel olarak TV yayıncılığı pazarı
bakımından olgunlaşmış bir teknolojinin varlığından bahsetmek mümkün görünmemekte,
dosya kapsamında sunulan bilgilerden de görüleceği üzere ülkemizde ödemeli TV
yayıncılığı pazarında uydu platform işletmecilerinin yanı sıra özellikle internet tabanlı
televizyon yayıncılarının; IPTV, OTT ve webTV hizmetlerinin birer alternatif haline
gelmeye başladıkları anlaşılmakta ve ileriye dönük projeksiyonlarda IPTV’nin payını uydu
platform işletmecilerinin aleyhine artıracağı tahmin edilmektedir.
(101) Diğer yandan, yine dosya kapsamında sunulan bilgilerden iki teşebbüsün benzer
kapsamdaki yayın ya da paketler için uyguladıkları fiyat düzeyleri arasında önemli farklar
olduğu görülmektedir. Yukarıda yapılan açıklamalarla birlikte, söz konusu fiyatlama
farklılıkları ve iki aktör arasında etkin rekabetin var olmadığına yönelik geçmişte ya da
mevcut dosya kapsamında Rekabet Kurumu’nun gündemine gelmiş herhangi bir iddia ya
da bulgunun yokluğu dikkate alındığında, iki teşebbüsün tek bir ekonomik birimmişçesine
davranmalarına olanak tanıyan bir ekonomik bağın varlığından bahsedilememektedir.
Ayrıca, soruşturma kapsamında Digiturk ve D-Smart’ta yapılan yerinde incelemelerde
bahse konu teşebbüslerin birlikte hareket ettiğine dair herhangi bir delile ulaşılamamıştır.
(102) Ayrıca, AB uygulaması bakımından gelinen noktada her ne kadar hâkim durumun varlığı
sonucuna ulaşmak için ilgili teşebbüslerin tek bir bütünmüş gibi davranmalarına yol açan
ekonomik bağların varlığı yeterli görülse de, AB’nin bugüne kadarki içtihadında 102.
madde çerçevesinde birlikte hâkim durumun varlığı sonucuna sadece ilgili teşebbüsler
arasındaki anlaşmaların bu teşebbüslerin bir bütün gibi davranmalarına yol açtığı
durumlarda ulaşılmıştır. Bağlantılı olarak Avrupa Birliği’nin birlikte hâkim durumun
dışlayıcı kötüye kullanılmasına ilişkin içtihadının da sürekli olarak hâkim durumda
bulunan firmalar arasında güçlü yapısal bağların bulunduğu durumları ele aldığı
görülmektedir.
(103) Birlikte hâkim durumun kötüye kullanıldığından bahsedebilmek için birlikte hâkim
durumda bulunan firmaların pazarda ya da en azından kötüye kullanma davranışı
bakımından zımnen ya da açıkça ortak politika izlediklerinin gösterilmesi gerekmektedir.
Ancak yukarda da ifade edildiği üzere, teşebbüslerde yapılan yerinde incelemelerde bu
yönde herhangi bir belge, bilgi ya da bulguya ulaşılmamıştır.
(104) Sonuç olarak, iki teşebbüs arasındaki olası ekonomik bağlara ilişkin yukarıda yapılan
açıklamaların yanı sıra, Digiturk’ün ve D-Smart’ın ayrı ayrı kendi çıkarları doğrultusunda
bireysel olarak değil de; davranışlarını koordine ederek birlikte ret eyleminde
bulunmalarına yol açan herhangi bir yapısal bağa ya da herhangi bir başkaca bağlantının
varlığına ilişkin bilgi, belge ya da bulgunun mevcut olmadığının belirtilmesi
gerekmektedir.
16-17/299-134
27/27
(105) Açıklamalar çerçevesinde, Sinema TV tarafından ileri sürülen iddiaların niteliği, kapsamı
ve bu iddiaların herhangi bir bilgi, delil ya da açıklamayla desteklenmediği, ayrıca yerinde
incelemelerde ve dosya kapsamında yapılan analizlerde herhangi bir delil, bilgi ya da
bulgunun bulunmadığı dikkate alınarak, Digiturk ve D-Smart’ın Sinema TV’nin “erişim”
talebini reddederek birlikte hâkim durumlarını kötüye kullandıkları iddiası bakımından, D-
Smart ve Digiturk’ün birlikte hakim durumda olmadıkları, dolayısıyla başvuru konusu
davranışlarla birlikte hakim durumlarını kötüye kullanmak suretiyle 4054 sayılı Kanun’un
6. maddesini ihlal etmedikleri sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.
I.5.2. 4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Bakımından Değerlendirme
(106) Başvuruya konu iddiaların teşebbüsler arası bir anlaşma ve/veya uyumlu eylem ile
gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti amacıyla Digiturk ve D-Smart’ın davranışları 4054
sayılı Kanun’un 4. maddesi açısından incelenecektir.
(107) 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinde “Belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan
veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu
etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu
eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemleri hukuka aykırı ve yasaktır.”
denilmek suretiyle teşebbüsler arasındaki rekabeti sınırlayıcı anlaşma, uyumlu eylem ve
kararlar yasaklanmaktadır. Aynı maddenin ikinci fıkrasının (d) bendinde, ‘‘Rakip
teşebbüslerin faaliyetlerinin zorlaştırılması, kısıtlanması veya piyasada faaliyet gösteren
teşebbüslerin boykot ya da diğer davranışlarla piyasa dışına çıkartılması yahut piyasaya
yeni gireceklerin engellenmesi’’ Kanun’un 4. maddesinde sayılan hallere örnek olarak
gösterilmektedir.
(108) İlgili pazar bölümünde bahsedildiği üzere, uydu platform işletmecilerinin abonelerine
birincil film içeriklerini nasıl sağladığına bakıldığında; Digiturk’ün kurulduğu günden bu
yana kendi bünyesinde oluşturduğu kanallar aracılığıyla, D-Smart’ın ise daha önce
Sinema TV aracılığıyla, daha sonra ise Sinema TV ile aralarındaki sözleşmeyi
sonlandırıp kendi bünyesinde oluşturduğu kanallar ile temin ettiği görülmektedir. Ayrıca
Sinema TV ile aynı ekonomik bütünlük içerisinde yer alan Filbox da Digiturk ve D-Smart
gibi kendi kanalları ile film içeriğini sağlamaktadır. Bu noktada Türkiye’de uydu platform
işletmecilerinin birincil film içeriğini kendi bünyelerinde yer alan kanallar aracılığıyla
sunmayı tercih ettiği anlaşılmakta ve bu hususta birbirlerinden bağımsız hareket ettikleri
değerlendirilmektedir.
(109) Soruşturma kapsamında anılan iddialara ilişkin olarak D-Smart ve Digiturk’te eş zamanlı
yerinde incelemeler gerçekleştirilmiştir. Ancak yapılan incelemelerde bahse konu
teşebbüslerin birlikte hareket ettiğine veya anlaşma/uyumlu eylem içerisinde
bulunduğuna dair herhangi bir delile, bilgi ya da bulguya ulaşılamamıştır. Sonuç olarak
Sinema TV’nin söz konusu iddialarının 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi bakımından
değerlendirilemeyeceği kanaatine varılmıştır.
J. SONUÇ
(110) 24.04.2015 tarih ve 15-22/269-M sayılı Kurul kararı uyarınca yürütülen soruşturma ile
ilgili olarak düzenlenen Rapor’a, Ek Görüş’e, toplanan delillere, yazılı savunmalara ve
incelenen dosya kapsamına göre; Doğan TV Dijital Platform İşletmeciliği A.Ş., Mozaik
İletişim Hizmetleri A.Ş. ve Krea İçerik Hizmetleri ve Prodüksiyon A.Ş.’nin 4054 sayılı
Kanun’un 4. ve/veya 6. maddesini ihlal etmediklerine, dolayısıyla aynı Kanun'un 16.
maddesi uyarınca adı geçen teşebbüslere idari para cezası uygulanmasına gerek
olmadığına OYBİRLİĞİ ile, Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açık olmak üzere
karar verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy