Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2015-4-61 (Muafiyet)
Karar Sayısı : 16-26/440-198
Karar Tarihi : 04.08.2016
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. Ömer TORLAK
Üyeler : Arslan NARİN, Fevzi ÖZKAN, Adem BİRCAN
B. RAPORTÖRLER : Buket ARI, Tuğba YILMAZ, Nesibe AYAN
C. BİLDİRİMDE
BULUNAN : Türkiye Bankalar Birliği
Temsilcisi: Av. Dr. İ. Yılmaz ASLAN
Gazi Umur Paşa Sk. Bimar Plaza 38/8 Balmumcu, Beşiktaş,
İstanbul
(1) D. DOSYA KONUSU: Türkiye Bankalar Birliği’nin (TBB), bankaların bireysel
müşterileriyle akdettikleri çerçeve sözleşmeler içerisinde yer alan hizmetlerin ve
genel işlem şartlarının standart hale getirilerek yeknesak ve bağlayıcı bir metin
şeklinde bütün bankalar tarafından uygulanmasına yönelik Yönetim Kurulu
Kararı’na istinaden oluşturulan “TBB Tarafından Mesleki Tanzim Kararı Olarak
Yayımlanan Çerçeve Standart Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi”ne menfi tespit
verilmesi yahut muafiyet tanınması talebi.
(2) E. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 13.11.2015 tarih ve 5327 sayı ile intikal eden
bildirim üzerine düzenlenen 14.07.2016 tarih ve 2015-4-61/MM sayılı Muafiyet/Menfi
Tespit Raporu görüşülerek karara bağlanmıştır.
F. RAPORTÖR GÖRÜŞÜ: İlgili raporda;
- TBB Yönetim Kurulu tarafından alınan 21.10.2014 tarih ve 2014/93 sayılı karara
istinaden hazırlanan “TBB Tarafından Mesleki Tanzim Kararı Olarak Yayımlanan
Çerçeve Standart Bankacılık Hizmet Sözleşmesi”ne ve “Türkiye Katılım Bankaları
Birliği (TKBB) Tarafından Mesleki Tanzim Kararı Olarak Yayımlanan Çerçeve
Standart Bankacılık Hizmet Sözleşmesi”ne, 4054 sayılı Rekabetin Korunması
Hakkında Kanun’un (4054 sayılı Kanun) 4. maddesi kapsamında yer alan rekabet
kısıtlamaları içermesi nedeniyle menfi tespit belgesi verilemeyeceği,
- “TBB Tarafından Mesleki Tanzim Kararı Olarak Yayımlanan Çerçeve Standart
Bankacılık Hizmet Sözleşmesi” ve “TKBB Tarafından Mesleki Tanzim Kararı Olarak
Yayımlanan Çerçeve Standart Bankacılık Hizmet Sözleşmesi” 4054 sayılı Kanun’un
5. maddesinde yer alan ve Yatay İşbirliği Anlaşmaları Hakkında Kılavuz’da
(KILAVUZ) açıklanan muafiyet koşullarını taşımadığından, anılan sözleşmelere
bireysel muafiyet tanınamayacağı,
- Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) 04.04.2016 tarih ve 2278
sayılı yazısındaki talebine istinaden, Kurumuz ile imzalanmış olan İşbirliği ve Bilgi
Paylaşımı Protokolünün 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca, alınacak
kararın BDDK’ya bildirilmesinin uygun olacağı
ifade edilmiştir.
G. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
16-26/440-198
2/29
G.1. Bildirimin Konusu
(3) TBB tarafından yapılan başvuruda, bankaların bireysel müşterileriyle akdettikleri
çerçeve sözleşmeler içerisinde yer alan ürün ve hizmetlere ilişkin hükümler ile genel
işlem şartlarının standart hale getirilerek bütün bankalar tarafından uygulanmasına
yönelik olarak alınan 21.10.2014 tarih ve 2014/93 sayılı Yönetim Kurulu kararına
istinaden oluşturulan “TBB Tarafından Uygulanması Tavsiye Edilen Standart Bankacılık
Hizmet Sözleşmesi”ne Rekabet Kurulu tarafından menfi tespit belgesi verilmesi; söz
konusu talebin reddi halinde ise 4054 sayılı Kanun'un 5. maddesi kapsamında bireysel
muafiyet tanınması talep edilmiştir.
(4) Kurum kayıtlarına 15.01.2016 tarih ve 334 sayı ile intikal eden ek beyanda, Bankacılık
Hizmetleri Sözleşmesi’nin (BHS), bankalar üzerinde bağlayıcı olacak şekilde ilan
edilmemesi halinde, standart BHS uygulamasından beklenen faydanın
sağlanamayacağı endişesiyle anılan sözleşmenin bütün mevduat ve katılım bankaları
üzerinde bağlayıcı olacak şekilde “TBB Tarafından Mesleki Tanzim Kararı Olarak
Yayımlanan Çerçeve Standart Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi” olarak uygulanmak
istendiği bilgisi Kurumumuza iletilmiştir.
G.2. Türkiye Bankalar Birliği Hakkında Bilgi
(5) TBB, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun (5411 sayılı Kanun) 79. maddesi hükümlerine
göre tüm mevduat bankaları ile kalkınma ve yatırım bankalarının üye olmak zorunda
oldukları tüzel kişiliği haiz kamu kurumu niteliğinde bir meslek kuruluşudur. TBB,
serbest piyasa ekonomisi ve tam rekabet ilkeleri çerçevesinde, bankacılık düzenleme
ilke ve kuralları doğrultusunda bankaların hak ve menfaatlerini savunmak; bankacılık
sisteminin büyümesi, sağlıklı bir şekilde çalışması, bankacılık mesleğinin gelişmesi,
bankacılık sektörünün rekabet gücünün artırılması amacıyla çalışmalar yapmak;
rekabetçi bir ortamın yaratılması ve haksız rekabetin önlenmesi için gerekli kararları
almak/alınmasını sağlamak, uygulamak ve uygulanmasını sağlamak amaçlarını
gerçekleştirmek için kurulmuştur.
(6) TBB’nin Yönetim Kurulu üyelerinin listesi şu şekildedir: Türkiye İş Bankası A.Ş. (İŞ
BANKASI) (Adnan BALİ), T.C. Ziraat Bankası A.Ş. (Hüseyin AYDIN), Türkiye Garanti
Bankası A.Ş. (GARANTİ) (Ali Fuat ERBİL), Akbank T.A.Ş. (AKBANK) (Hakan
BİNBAŞGİL), Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. (YAPI KREDİ) (Faik AÇIKALIN), Türkiye
Vakıflar Bankası T.A.O. (Halil AYDOĞAN), Türkiye Halk Bankası A.Ş. (Ali Fuat
TAŞKESENLİOĞLU), Türkiye Ekonomi Bankası A.Ş. (TEB) (Ümit LEBLEBİCİ), ING
Bank A.Ş. (Pınar ABAY), HSBC Bank A.Ş. (James Alasdair EMMETT), Şekerbank
T.A.Ş. (Halit Haydar YILDIZ), Türkiye Sınai Kalkınma Bankası A.Ş. (Özcan TÜRKAKIN),
Turkland Bank A.Ş. (Dinçer ALPMAN). Aşağıdaki tabloda detaylarına yer verildiği üzere,
TBB’nin hâlihazırda 47 adet üyesi bulunmaktadır.
Tablo 1: TBB Üye Sayısı
16-26/440-198
3/29
Üye Unvanı Üye Sayısı
Kamusal Sermayeli Mevduat Bankaları 3
Özel Sermayeli Mevduat Bankaları 9
Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna Devredilen Bankalar 1
Yabancı Sermayeli Bankalar
a) Türkiye’de Kurulmuş Yabancı Sermayeli Bankalar 15
b) Türkiye’de Şube Açan Yabancı Sermayeli Bankalar 6
Kalkınma ve Yatırım Bankaları
c) Kamusal Sermayeli Kalkınma ve Yatırım Bankaları 3
d) Özel Sermayeli Kalkınma ve Yatırım Bankaları 6
e) Yabancı Sermayeli Kalkınma ve Yatırım Bankaları 4
Toplam 47
Kaynak: , Erişim Tarihi:30.05.2016
G.3. TBB Tarafından Mesleki Tanzim Kararı Olarak Yayımlanan Çerçeve Standart
Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi
(7) 21.10.2014 tarihli ve 2014/93 sayılı TBB Yönetim Kurulu Kararı ile bankaların bireysel
müşterileri ile akdettikleri çerçeve sözleşmeler içerisinde yer alan genel işlem şartlarının
tüm bankaların üzerinde uzlaştıkları belirli kurallar ve standartlar bütününe
dönüştürülerek yeknesak bir metin şeklinde uygulanması ve elektronik ortamda
düzenlenerek ilan edilmesi hususuna ilişkin olarak Çalışma Grubu oluşturulmuştur.
(8) Gerçekleştirilen çalışmalar kapsamında TBB, standart BHS hakkında görüşlerini almak
üzere BDDK'ya başvurmuş ve BDDK, 09.12.2014 tarihli yazısında;
- Hâlihazırda bankalar tarafından kullanılan BHS’lerin 40-50 sayfa arasında değişen
kitapçık şeklinde olduğu, müşterilerin kullanmadığı ürün ve hizmetlere ilişkin
hükümler ihtiva ettiği,
- Tek taraflı olarak hazırlanmış çerçeve BHS’lerdeki hükümlerin önemli bir kısmının
müzakere edilmeden imzalanması sebebiyle 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun (Borçlar
Kanunu) 20 ilâ 25 inci maddeleri arasında düzenlenen “Genel İşlem Koşulları” başlıklı
bölüm kapsamında değerlendirileceği ve sonuç itibarıyla BHS’lerin işlevsel
olmayacağı,
- Hâlihazırdaki BHS’lerin uzun olması nedeniyle çoğu zaman tüketiciler için okunması
zor bir sözleşme olarak değerlendirildiği ve bu anlamda anlaşılır olmaktan uzak
olduğu,
- Tüketicilerin kullanmadığı ürünleri de kapsayan BHS’lere her sayfaya müşterilerin
imzasının alınmasının, daha sonradan talep olmayan ürünün müşteriye tesis edilmesi
gibi hususlara sebebiyet verdiği, ihtilaf ve şikâyet sayısını artırdığı,
- Çok sayıda sayfadan oluşan ancak yukarıda açıklanan nedenlerle işlevi olmayan
hükümleri içeren BHS’nin kâğıt israfına sebep olarak ayrıca ülkemizin kalkınmasına
ve çevreye zarar verdiği, hacmi büyük olan BHS’lerin arşivlenmesinin de zor olduğu,
tüm bu hususların direkt olarak bankaların operasyonel maliyetlerini artırdığı ve
dolaylı olarak da tüketicilere maliyet olarak yansıdığı
gerekçeleri ile BHS’lerin kısaltılmasında ve tüm sektör için ortak hükümlerden oluşan
çerçeve sözleşmenin hazırlanmasında fayda görüldüğünü belirtmiştir. Konuya ilişkin
benzer açıklamalar Kurumumuza iletilen cevabi yazıda da ifade edilmiştir.
(9) TBB tarafından 13.11.2015 tarihinde yapılan bildirim ile Kurumumuza iletilen ilk “TBB
Tarafından Uygulanması Tavsiye Edilen Standart Bankacılık Hizmet Sözleşmesi”nin
16-26/440-198
4/29
detaylarına bakıldığında, anılan sözleşmenin, bankacılık ürün ve hizmetlere dair
hükümler ile genel hükümleri içeren iki bölümden oluştuğu görülmektedir. Niteliği
değiştirilerek bağlayıcı hale getirilen BHS’nin ilk kısmı, bireysel müşterilere sunulan;
vadesiz mevduat, vadeli mevduat, döviz tevdiat hesabı, altın hesap, para transferleri ile
ilgili genel hükümler, otomatik/düzenli ödeme talimatları, banka kartı, menkul kıymet
alım-satım ve saklama, elektronik bankacılık (sesli yanıt sistemi-telefon/sms/sosyal
medya/internet/mobil telefon bankacılığı ve diğer bankacılık hizmetleri) ve müşteri sırrı
başlıklarından oluşan bankacılık ürün ve hizmetlerinin niteliğini ve işleyişini belirten
hükümlerden oluşmaktaydı.
(10) İlk kısma ilişkin olarak TBB tarafından 27.04.2016 tarihinde gönderilen ilave bilgilerde,
sözleşmede yer alan çeşitli hükümlerin değiştirildiği ve çıkarıldığı görülmüştür. Bu
çerçevede, döviz tevdiat hesabına ilişkin hüküm vadeli tevdiat hesabına eklenmiş,
otomatik ödeme talimatlarındaki “otomatik” ifadesi “otomatik/düzenli” olarak değiştirilmiş,
menkul kıymet alım-satım ve saklama hükmü BHS’den çıkarılmıştır. Ayrıca, müşteri
sırrının paylaşılabileceği alan genişletilerek, ilgili bankaya ek olarak bankanın ortakları
ve iştiraklerinin de müşteri sırrı teşkil eden verileri almaya ve işlemeye yetkili olduğu da
hükme işlenmiştir. Aynı hükme kişisel veri mevzuatının tam adı olan “6698 sayılı Kişisel
Verilerin Korunması Kanunu” ifadesi eklenmiştir.
(11) BHS’nin ikinci bölümünü oluşturan genel hükümlerin ilk halinde ise,
- Hesaptan çekilen paranın valör tarihine,
- Bankanın alacakları üzerindeki rehin, hapis, takas ve mahsup haklarına,
- Banka ile girişilen hukuki ilişkilerin kişinin kendi nam ve hesabına yapılacağına,
temsilci olması halinde temsil ettiği kişinin bilgilerini bankaya bildirmesi gerektiğine,
- BHS’den doğan her alacağı için bankanın alacağın doğduğu tarihte bizzat
belirleyeceği Faiz Oranını akdi faiz olarak uygulayacağına, ödemelerde müşterinin
temerrüde düşmesi halinde temerrüt tarihindeki akdi faiz oranının1 iki katına kadar
faiz uygulanacağına,
- Müşteri borçlarına, hesap ve ürünler ile ilgili talep edebileceği ve hesaplardan
kendiliğinden tahsil edebileceği komisyon, masraf, ücret gibi tutarların ilan
edileceğine ve müşterinin bilgilendirileceğine; bu giderlerle devlete ödenen vergi,
harç vs. giderlerin işlem anında ya da belirlenen tahakkuk anında müşteri tarafından
ödeneceğine, hesap işletim ücretinin tahakkuk ettirileceğine,
- Merkezi Kayıt Kuruluşu A.Ş. (MKK) nezdindeki değerler ile ilgili komisyon ve
bedellerin her ayın 15. günü ödeneceğine,
- Haklı sebeplerin varlığı halinde borçların muaccel kılınabileceğine ve/veya hesabın
kapatılabileceğine,
1 Dosya kapsamında TBB ve banka temsilcileriyle yapılan görüşmede, “akdi faiz” ifadesinin 3095 sayılı
Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’daki hükümlere işaret ettiği belirtilmiştir. Ancak 3095 sayılı
Kanun’un kanuni faiz ile temerrüt faizine ilişkin 1. ve 2. maddeleri incelendiğinde, tarafların aralarındaki
sözleşme kapsamında belirleyecekleri faizin akdi faiz olarak nitelendirileceği, akdi faiz oranı
belirlenmemişse 3095 sayılı Kanun’da gösterilen faiz oranının uygulanacağı, tarafların bu oranın üzerinde
akdi faiz belirlemeleri halinde, temerrüt faizinin akdi faizin altında olamayacağı anlaşılmaktadır.
Dolayısıyla TBB’nin belirttiği şekilde akdi faiz oranı 3095 sayılı Kanun kapsamında değil Banka ile tüketici
arasında imzalanan sözleşme kapsamında belirlenmektedir.
16-26/440-198
5/29
- Bankanın şubeler arası hesap devri yapabileceğine, müşteri ve/veya hesap numarası
değiştirebileceğine, banka kartı, kampanya veya herhangi bir ürünü iptal
edebileceğine veya durdurabileceğine,
- Faks talimatlarının güvenliğinin banka tarafından araştırılabileceğine,
- Bankanın hesaplara ilişkin gerçekleştirebileceği eylemlere, talimat iletme şekline,
güvenlik için görüşmelerin kaydedilmesine ve bu kayıtların 6100 sayılı Hukuk
Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 1992 anlamında “belge” niteliği taşıdığına,
- Kayıtlı telefonla verilen talimatların geçerli olduğuna ve iptalinin istenemeyeceğine,
- Bankanın alacağını devretme, satma veya rehin etme hakkına,
- Uyuşmazlıkların çözümünde uygulanacak hukuka ve delillerin niteliğine,
- Bankaya bildirilen adrese ve bankanın elde ettiği MERNİS ve KEP adreslerine
yapılan tebligatın geçerli olacağına,
- Bankalar tarafından tebligat haricinde etkin bildirim yollarının neler olduğuna3;
- BHS’nin sona erdirilmesine,
- Ürünler için verilen şifrelerin üçüncü kişilerce ele geçirilmesi halinde doğabilecek
hukuki, mali ve cezai sorumluluğun müşteriye ait olduğuna,
- Sözleşmenin akdedilme usulü ve geçerliliğine
ilişkin hükümler yer almaktaydı.
(12) Bu ikinci kısma ilişkin olarak TBB tarafından 27.04.2016 tarihinde gönderilen ilave
bilgilerde, standart BHS’nin genel hükümlerinde, 4. maddede yer alan akdî faiz ile
temerrüt faizine ilişkin hükmün, 7. maddedeki MKK tarafından belirlenen bedellerinin
ödeneceği güne dair hükmün BHS’den çıkarıldığı görülmektedir. 9. maddedeki “ürün”
ifadesi “işlem” olarak değiştirilerek ve “kullanım” ifadesi metinden çıkartılarak hükmün
kapsamı genişletilmiştir.
2 HMK m. 199 uyarınca “uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim,
plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara
benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir.”
3 BHS’deki genel hükümlerin 6. maddesine yer alan hesap işletim ücretleri ile 9. maddesinde yer alan
hesap devri, müşteri/hesap numarası değişikliği, banka kartı, kampanya veya herhangi bir işlemin iptalinin
müşteriye “etkin yollarla” bildirileceği ifade edilmiştir.
16-26/440-198
6/29
(13) TBB nezdinde yürütülen standart BHS çalışmalarına TKBB’nin de dâhil olduğu
belirtilmiş, buna ilişkin olarak katılım bankaları tarafından uygulanması planlanan “TKBB
Tarafından Mesleki Tanzim Kararı Olarak Yayımlanan Çerçeve Standart BHS” örneği
Kurumumuza iletilmiştir4. Hem TBB hem de TKBB tarafından alınan bağlayıcı kararlara
dayanan standart BHS’lerin, böylelikle, Türkiye'de faaliyet göstermekte olan mevduat,
kalkınma, yatırım ve katılım bankaları olmak üzere tüm bankaları içermesi
öngörülmüştür. Bu nedenle, aşağıda yapılacak değerlendirmeler, hem TBB hem de
TKBB tarafından alınan mesleki tanzim kararlarına dayalı standart BHS’leri kapsayacak
şekilde yapılacaktır. Katılım bankalarınca uygulanması öngörülen BHS’lerde mevduat
bankalarınınkinden farklı iki hüküm bulunmaktadır:
i. Özel cari hesaplar: Mevduat bankalarında vadesiz mevduat hesabı olarak
adlandırılan bu hizmet türüne ilişkin olarak katılım bankalarınca uygulanacak BHS’de,
bu hesap türünün tanımı yapılmıştır. Buna göre özel cari hesap, katılım bankalarında
açılabilen ve istenildiğinde kısmen veya tamamen her an geri çekilebilme özelliği
taşıyan ve karşılığında hesap sahibine herhangi bir getiri ödenmeyen fonların
oluşturduğu hesapları ifade etmektedir.
ii. Katılma hesabı: Mevduat bankalarında vadeli mevduat hesabı olarak adlandırılan bu
hizmet türü “Katılım bankalarına yatırılan fonların bu kurumlarca kullandırılmasından
doğacak kar veya zarara katılma sonucunu veren, karşılığında hesap sahibine
önceden belirlenmiş herhangi bir getiri ödenmeyen ve anaparanın aynen geri
ödenmesi garanti edilmeyen fonların oluşturduğu hesaplar” olarak tanımlanmıştır.
(14) TBB tarafından, BHS’lere işlenen hizmet türü ve hükümlerin ilgili mevzuat uyarınca her
banka tarafından müşteriye imzalatılması gereken çerçeve sözleşmelerde bulunması
gereken hükümler olduğu ifade edilmiştir. Dosya kapsamında yapılan görüşmede, TBB
tarafından ürün ve hizmet kalemlerinden çıkarılan ve bu şekilde sadelik sağlandığı iddia
edilen hükümlerin zaten ilgili mevzuatta yer aldığı, bu mevzuat hükümlerinin standart
BHS’de tekrar edilmesine gerek olmadığı belirtilmiştir.
(15) TBB, standart BHS’de yer alan hizmetin kapsamı, ücret, komisyon, faiz vb. rekabete
duyarlı parametrelerin sözleşme akdetme aşamasında ilgili banka tarafından bizzat
belirleneceğini ifade etmiştir. TBB, müşterilerin katlanmak durumunda olduğu faiz,
masraf, komisyon, ücret gibi kalemlerin müşteriye ayrı bir ek olarak sunulacağını
belirtmiştir. Ayrıca, BHS’lerde yer almayan ürün ve hizmetlerin (örneğin farklı hesap
türleri, kredi kartları vs.) bankalarca hazırlanacak farklı sözleşmelere konu olacağı
belirtilmiştir. Örneğin, müşteri, bir kredi ürünü olan kredili mevduat hesabı talebiyle
bankaya başvurduğunda, kredili mevduat hesabına ilişkin hükümleri içeren sözleşmenin
ayrıca akdedilmesi gerekecektir.
(16) Hâlihazırda bankaların kullandığı 40-50 sayfadan oluşan kitapçık şeklindeki BHS’ler
yerine kısaltılan standart BHS’nin kullanımı ile fazla kâğıt tüketimi önlenerek nihai olarak
bankaların operasyonel maliyetlerinin düşürülmesinin ve uygulamanın basit hale
getirilerek tüketicinin bankalar arası rekabet açısından başlıca hususlar olan ücret,
komisyon, masraf, vade, taksit sayısı gibi hususlar bakımından bankaları birbirleriyle
kolaylıkla kıyaslama imkânına kavuşmasının hedeflendiği ifade edilmiştir.
4 5411 sayılı Kanun'un 79. maddesinde “Mevduat bankaları ile kalkınma ve yatırım bankaları, tüzel kişiliği
haiz ve kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olan Türkiye Bankalar Birliği’ne; katılım bankaları ise
aynı nitelikteki Türkiye Katılım Bankaları Birliği’ne, faaliyet izni aldıkları tarihten itibaren bir ay içinde üye
olmak zorundadır.” ifadesi yer almaktadır. Bununla birlikte katılım bankaları tarafından uygulanması
planlanan “TKBB Tarafından Mesleki Tanzim Kararı Olarak Yayımlanan Çerçeve Standart BHS” TKBB
tarafından ya da bir katılım bankası tarafından değil TBB tarafından Kurumumuza bildirilmiştir.
16-26/440-198
7/29
(17) TBB, standart BHS’nin 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un “Temel
İlkeler” başlıklı 4. maddesinin birinci fıkrası ile “Tüketici Sözleşmelerindeki Haksız
Şartlar” başlıklı 5. madde hükümleri dikkate alınarak hazırlandığı hususunu da
vurgulamıştır.
G.4. İlgili Pazar
G.4.1. İlgili Ürün Pazarı
(18) “İlgili Pazarın Belirlenmesine İlişkin Kılavuz”da, ilgili pazarın tanımlanmasında talep ve
arz ikamesinin ilgili pazar tanımının temelini oluşturduğu belirtilmiştir. Talep ikamesinin
değerlendirilmesi, tüketici gözünde ilgili ürünün yerine geçer kabul edilen başka
ürünlerin belirlenmesini gerektirmektedir. Bir bankadan hizmet almak isteyen müşteri, o
banka ile içinde çeşitli hizmet türleriyle genel hükümlerin olduğu (vadeli hesap, vadesiz
hesap, banka kartı, altın hesabı gibi ürünler ile sözleşmenin sona ermesi, zamanaşımı,
banka alacaklarına uygulanacak hükümler vs) bir çerçeve sözleşme imzalamaktadır.
Dolayısıyla, müşteri bir banka yerine diğer bir bankanın müşterisi olmayı seçerken,
kendisine sunulacak ürünlerin niteliği, kapsamı, şartları ile faydalanacağı hizmetlere
uygulanacak genel hükümlerde yer alan düzenlemeler ve alacağı hizmetler karşılığında
katlanacağı bedeller (komisyon, faiz, masraf gibi) gibi parametreleri dikkate almaktadır.
(19) Tedarikçilerin göreceli fiyatlarda meydana gelecek küçük ve kalıcı artışlar karşısında
üretimlerini başka ürünlere kaydırabilmeleri ve bunları kısa dönemde kayda değer ek
maliyetlere ve risklere katlanmak zorunda kalmadan pazarlayabilmeleri halinde arz
ikamesinden bahsetmek mümkün olacaktır. Bu doğrultuda sunulan hizmetlere bankalar
açısından bakıldığında, bireysel müşterilere sunulan hizmetler ve koşullar ile
ticari/kurumsal müşterilere sunulanlar arasında bir farklılaşma olduğu görülmektedir.
Kurumsal bankacılık bağlamında müşterilere leasing ve faktöring, nakit yönetimi, sigorta
ve emeklilik, proje finansmanı, türev ürünler gibi hizmetler sunulmakta; bunlara
uygulanan faiz, masraf, komisyon gibi gider tutarları da benzer şekilde farklılaşmaktadır.
Nitekim KILAVUZ’un 234. paragrafında, standart şartların etkilerinin genellikle bu
şartları kullanan teşebbüslerin ürünlerini müşterilerine satmak suretiyle birbirleriyle
rekabet ettikleri alt pazarda hissedileceği belirtilmiştir.
(20) Dolayısıyla arz ikamesi açısından, kurumsal bankacılık hizmetlerinin bireysel
müşterilere sunulan hizmetlere ikame kabul edilmesi mümkün değildir. Bu nedenle, söz
konusu bilgi ve değerlendirmeler doğrultusunda, mevcut dosya bakımından ilgili ürün
pazarı “bireysel bankacılık hizmetleri” olarak belirlenmiştir.
G.4.2. İlgili Coğrafi Pazar
(21) Bireysel bankacılık alanında sunulan hizmetlerin tüm ülke çapında verilebiliyor olması
ve planlanan zorunlu ortak BHS’nin tüm Türkiye çapında faaliyet gösteren mevduat ve
katılım bankaları tarafından kullanılması öngörüldüğünden, ilgili coğrafi pazar “Türkiye”
olarak belirlenmiştir.
16-26/440-198
8/29
G.5. Standart BHS Hükümlerinin Analizi
G.5.1. Standart BHS Hükümleri İle Bankalar Tarafından Hâlihazırda Kullanılan
BHS’lerin Karşılaştırılması
(22) Standart ve zorunlu olarak uygulanması amaçlanan BHS’lerin bankalar tarafından
hâlihazırda kullanılmakta olan BHS’lerden ne tür farklılıklar arz ettiği, ortak BHS’lerin
rekabet ve tüketiciler üzerindeki etkilerinin değerlendirilebilmesi için önem taşımaktadır.
Bu değerlendirmenin ortaya konulabilmesi için standart BHS’de yer alan bütün
hükümler, hizmet/ürün ve genel hükümler bazında mevcut düzenlemelerle
karşılaştırmalı olarak ele alınacaktır. Bu çerçevede, öncelikle hem standart BHS’de hem
de mevcut durumda kullanılmakta olan BHS’lerde yer alan ortak hükümler arasında yer
alan farklılıklar incelenecek, sonrasında mevcut BHS’lerde yer alan ve fakat standart
BHS’de yer almayan hükümlere değinilecektir.
(23) Vadesiz mevduatlara ilişkin olarak standart BHS’de taraflarca anlaşmaya varılması
halinde mevzuatça belirlenecek oranlarla faiz tahakkuk ettirilebileceği; faiz tahakkuk
ettirilmesine taraflarca karar verilmesi halinde, yıl sonunda ve hesap kapanışlarında
tahakkuk eden faizin anaparaya ekleneceği belirtilmektedir. Bu uygulamadan farklı
olarak; AKBANK tarafından sunulan sözleşmede; bankanın bu tür hesaplara faiz verilip
verilmemesi konusunda serbest olduğu ve faiz oranlarının ilgili mevzuat veya Banka
tarafından değiştirildiği takdirde faiz tutarının, değişiklik tarihinden itibaren herhangi bir
ihbara gerek olmaksızın yeni faiz oranı üzerinden hesaplanabileceği hüküm altına
alınmıştır. Bunun dışında bankaların mevcut sözleşmelerinde genel olarak anılan hesap
türü ile ilgili; Türk Medeni Kanunu’nun rehinlere, hapis hakkına ve Borçlar Kanunu’nun
alacağın devrine ve takasa ilişkin hükümleri ile diğer kanunların verdiği yetkiler ve
koyduğu yükümlülükler saklı kalmak şartıyla, müşterinin, vadesiz mevduat
hesaplarındaki mevcudunu istediği zaman geri alma hakkına sahip olduğu yetkisine de
yer verilmektedir.
(24) Vadeli mevduat hesabına ilişkin olarak standart BHS’de; bankanın izni olmaksızın
vadeli hesaptan, vade sonundan önce kısmen veya tamamen para çekilemeyeceği, aksi
halde hesabın vadesinin bozulacağı ve banka tarafından faiz ödemesi yapılmayacağı
gibi mevcut faiz ve masrafların müşteriden tahsil edileceği, söz konusu hesaba açılış
tarihindeki faiz oranının uygulanacağı, faizin vade sonunda tahakkuk ettirileceği ve vade
sonuna kadar değişmeyeceği düzenlenmektedir. Bu uygulamadan farklı olarak;
- AKBANK’ın ve TEB’in sözleşmelerinde, vadeli hesaptan vadesinden önce para
çekilmesi durumunda, hesapta kalan paraya faiz işletilip işletilmeyeceğini, faiz
işletilmesi durumunda hangi oranda faiz işletileceğini Banka’nın belirleyeceği,
- YAPI KREDİ’nin sözleşmesinde ise vadesinden önce hesaptan para çekilmesi
durumunda, çekilen tutara faiz işletilip işletilmeyeceğinin, hesapta kalan paraya
mutabık kalınan faizin işletilmesine devam edilip edilmeyeceğinin tarafların
anlaşmasına bağlı olduğu
düzenlenmekte; bu yolla standart BHS ile, müşterilerin vadeli hesaplarına işletilecek
faizi belirleme hususunda, en azından birkaç bankada bulunan kısmi yetkinin tamamıyla
önüne geçildiği ve müşterinin hesapta kalan mevduatına faiz işletilmesinin tamamen
ortadan kaldırıldığı görülmektedir.
16-26/440-198
9/29
(25) Döviz mevduat hesabına ilişkin olarak standart BHS’de yalnızca Türk Lirası ile yabancı
paraların birbirine çevrilmesinde Banka’nın işlem anındaki serbest kurunun esas
alınacağı düzenlenmektedir. Buna ilave olarak mevcut BHS örneklerine bakıldığında;
- AKBANK’ın sözleşmesinde, iki yabancı paranın değiştirilmesinden doğabilecek
zararın müşteriye ait olacağı, müşterinin Türk Lirası hesabından yabancı para
hesabına EFT veya havale talimatı vermesi halinde paranın çevrilmesinde, Banka’nın
işlem anındaki döviz satış kurunun, aynı işlemin müşterinin iki yabancı hesabı
arasında yapılması durumunda ise döviz parite kurunun uygulanacağı ve müşterinin
yabancı para ile olan hesap bakiyelerini yalnızca Banka üzerine keşide edilmiş bir
çek ile re'sen çekebileceği ya da yazılı talimat ile tasarruf edebileceği,
- YAPI KREDİ’nin sözleşmesinde, müşterilerin döviz hesabının alacaklı bakiyesini
efektif olarak çekebileceği, satabileceği, havale, çek keşidesi veya devretme yolları
ile tasarruf edebileceği,
- GARANTİ’nin sözleşmesinde, bu tür hesaplarla ilgili tüm işlemlerin hesabın açıldığı
döviz cinsinden yapıldığı, ancak ilgili işlemler için müşteri talebi üzerine başka bir
para birimi üzerinde banka ile mutabık olunabileceği,
- TEB’in sözleşmesinde ise, müşterilerin, faks, telefon, elektronik posta veya elektronik
işlem platformları dahil diğer elektronik araçlar ile döviz alım ve satım emri
verebileceği ve bu işlemin koşulları
düzenlenmektedir5.
(26) Söz konusu düzenlemelerin standart BHS’de yer almamasının, müşterilerin finansal
tercihlerine olumsuz etki edeceği, döviz hesaplarıyla ilgili müşteriler için tasarruf yetkileri
ve yaptırımlar hususunda belirliliğin ve öngörülebilirliğin önüne geçilmiş olacağı
değerlendirilmektedir.
(27) Altın hesabıyla ilgili olarak standart BHS’de; müşterilerin altın hesabına altın yatırması
veya teslim alınması talebinin Banka’nın kabulüne bağlı olduğu, bunun için yazılı olarak
başvurulması gerektiği, hesabın en az hangi tutarda altın değeri üzerinden takip
edileceği, bu hesapta biriken faizin Banka tarafından Türk Lirası veya döviz karşılığı
ödeneceği ve ödemelerde Banka’nın belirlediği gram altın satış fiyatının esas alınacağı
belirtilmektedir. Standart BHS’nin kabul edilmediği durumda müşteriler;
- AKBANK’ın sözleşmesindeki, bu hesaplar için faiz tahakkukunun Banka’nın
takdirinde olduğundan ve faizlerin de altın olarak hesaplarda izlenebileceğinden,
Banka’nın dilediği takdirde altını satın alıp fiili ödeme günündeki karşılığı Türk Lirası
veya döviz olarak ödemeye yetkili olduğundan, ödenecek olan tutarın ise, altının fiili
ödeme gününde Banka'da oluşan altın alış fiyatı üzerinden hesaplanacağından, altın
hesabından yapılacak havalelerde uygulanacak kurallar ile müşterilere yapılacak
altın teslimatına ilişkin düzenlemelerden,
- İŞ BANKASI’nın sözleşmesindeki, altınların teslimatına ve vadeli altın hesaplarındaki
altınların çekilmesine ilişkin hükümlerden,
- GARANTİ’nin sözleşmesindeki, tüm işlemlerin altın cinsinden yapıldığından, ancak,
müşterinin talebi üzerine Banka ile mutabık kalınması halinde işlemlerin herhangi bir
para birimi üzerinden de gerçekleştirilebileceğinden, işlemin yapıldığı tarihte, Banka
tarafından uygulanan altın ve döviz kurunun esas alındığından, müşterilerin,
5 Söz konusu Banka sözleşmelerinde yer alan düzenlemelerin birçoğunun ortak olduğu tespit edilmiş, bu
sebeple banka bazında her birine tekrar yer verilmemiştir.
16-26/440-198
10/29
Banka’daki diğer hesaplarında bulunan tutarlarla, işlemin yapıldığı tarihte Banka’nın
uyguladığı altın ve döviz kuru üzerinden altın alım-satımı yapabileceğine dair
düzenlemelerden
sözleşmenin imzalanması esnasında haberdar olabilecektir.
(28) Standart BHS’lerin varlığı ile müşteriler altın hesapları ile ilgili kendilerine uygulanacak
veya kendi borç ve yetkilerini belirleyen hükümleri detaylı olarak göremeyecektir. Bu
durum müşterilerin taleplerinin bankalar tarafından reddedilmesi ya da hatalı
bulunmasına sebebiyet verebilecek; bir başka deyişle; söz konusu detaylı
düzenlemelerin standart BHS ile ortadan kaldırılması müşterilerin imzalayacağı
sözleşmelerdeki hukuki belirliliği ortadan kaldırabilecektir.
(29) Para transferleri ile ilgili hükümlere bakıldığında, standart BHS’de, verilen para
transferi talimatlarında açıkça belirtilmesi gereken bilgiler sayılmakta, bu bilgilerin eksik
yahut yanlış olması durumunda Banka’nın düzeltme yapılmasını talep edeceği,
düzeltme yapılmaması durumunda ise talimatı yerine getirmeyeceği, hangi şartlar
altında para transferi işlemlerinin banka tarafından veya tek taraflı iptal edilebileceği
düzenlenmektedir. Bu hususların dışında;
- AKBANK’ın sözleşmesinde; swift, faks veya telgraf ile istenen havalelerde yapılması
gerekenler, müşteri adına hesaba yapılacak her türlü havale veya üçüncü şahıslar
tarafından yapılan teslimatların Banka tarafından kabul edilebileceği, müşteriler ile
üçüncü şahıslar arasında çıkacak ihtilaflara Banka’nın taraf olmayacağı, müşterilerin
hesaplarına gelen havalenin iade koşulları ile hatalı havale uygulamaları
durumundaki yükümlülükler,
- GARANTİ’nin sözleşmesinde, para transferlerinin lehdarları tarafından herhangi bir
nedenle kabul edilmemesi, otomatik virman için son ödeme gününde hesabın müsait
olmaması, alıcının ya da müşteri hesabına haciz veya tedbir konulmasından ötürü
para transferinin zamanında yapılamaması sonucu, para transferinin lehdarının
hesabına geç ulaşması ya da başka bir nedenle hiç ulaşmaması gibi durumlarda
Banka’nın para transferi talimatını işleme almış olması halinde, tutarın lehdarın
hesabına geçmesinden evvel, Banka’nın bu işlemden dönebileceği veya işlemi iptal
edebileceği,
düzenlenmektedir.
(30) Görüldüğü üzere, diğer hükümlerde de olduğu gibi, para transferleri ile ilgili standart
BHS hükümlerinin, bankaların kendi sözleşmeleri kadar detaylı ve açık olmadığı,
müşteriyi kendisinin hak ve yükümlülükleri hakkında bilgilendirme hususunda yetersiz
kaldığı kanaatine ulaşılmıştır.
(31) Standart BHS’de otomatik/düzenli ödeme talimatlarıyla ilgili olarak; bu işleme ilişkin
bedellerin müşterinin hesap numarası veya kredi kartından tahsil edileceği, bu ödeme
araçlarındaki limitlerin yeterliliği hususundaki sorumluluğun müşteriye ait olduğu,
herhangi bir teknik aksaklık sebebiyle ödenemeyen faturaların yeterli bakiye olması
yahut aksi yönde bir talimatın bulunmaması halinde, teknik aksaklık giderildiğinde
ödenmesi konusunda Banka’nın yetkili olduğu ve otomatik ödeme talimatı verilen
faturayla ilgili itirazların Banka yerine fatura alacaklısı kuruma yapılması gerektiği
düzenlenmektedir. Bu konuyla ilgili olarak;
- AKBANK’ın sözleşmesinde; müşterilerin, fatura bedellerini başka bir kurum
aracılığıyla ödemesi üzerine, aynı zamanda Banka tarafından fatura bedelinin
hesaptan/karttan tahsil edilmesi durumunda doğacak mükerrer ödemelerle ilgili
16-26/440-198
11/29
sorunları, faturayı düzenleyen kurum ile kendi arasında çözümleyeceği, ödemenin
gerçekleştirileceği hesap bakiyesinin en az fatura bedelini karşılayacak kadar
olmadığı takdirde faturanın, Banka ile Kurum arasındaki protokol esasları gereğince
kısmi olarak dahi ödenemeyebileceği, geçmiş döneme ait fatura borçları, devir bedeli,
depozito, nakil bedeli gibi normal kullanım borcu dışındaki ödemelerin de, Banka ile
ilgili Kurum arasındaki protokollerde düzenlenmemiş ise Banka tarafından kabul
edilmeyebileceği ve otomatik ödeme talimatını iptal etmek istediği takdirde ya da
otomatik ödeme bilgilerinin değişmesi durumundaki koşullar,
- İŞ BANKASI’nın sözleşmesinde; otomatik ödeme uygulamasına konu olan
havalelerle ilgili olarak, müşterinin hesabında her defasında havale tutarı ve bu tutara
ilaveten ücret, komisyon, vergi ve masraflar toplamı kadar para bulundurması
gerektiği, aksi halde bu havale işleminin hiçbir şekilde gerçekleşmeyeceği ve
Banka’nın bu sebeple hiçbir yükümlülüğünün söz konusu olmayacağı ve müşterilerin,
otomatik havale/otomatik ödeme uygulamasına ilişkin talimatında belirttiği ilgili kişiler
ve/veya kuruluşlarla arasındaki ilişkinin sona ermeden önce durumu Banka’ya yazılı
olarak bildirmesi gerektiği
düzenlenmektedir.
(32) Yukarıda yer verilen ve standart BHS’de bulunmayan; aksaklık halinde oluşacak
mükerrer ödemeler, geçmiş döneme ait müşteri borçlarının ödenmesi, otomatik
havalelerde müşterinin hesabında bulunması gereken zorunlu tutar gibi düzenlemelerin,
banka müşterileri açısından önemli ve belirleyici olduğu değerlendirilmekte; ancak bu tür
düzenlemelerin standart BHS’de yer almadığı görülmektedir.
(33) Banka kartları ile ilgili olarak standart BHS’de; bankaların belirli koşullar altında nakit
çekim limitine ve bu limitin kullanılacağı sektörlere sınırlamalar getirebileceği, kart ve
şifrelerin güvenliğinin müşterilerin sorumluluğunda olduğu, üye işyeriyle bir uyuşmazlık
yaşanması halinde Banka’nın bu uyuşmazlığa taraf olmadığı, müşterinin uyuşmazlık
konusu işlem için Banka’ya borçlanmış olduğu ve bu kapsamda ödemelerinin de
durdurulmayacağı ve son olarak ATM ile vadesiz hesaba para yatırılması halinde
ATM’ye beyan edilen tutarla Banka tarafından yapılan sayımdaki tutar arasında farklılık
olduğunda yapılan sayımın esas alınacağı belirtilmektedir. Banka kartlarıyla ilgili olarak;
- AKBANK’ın sözleşmesinde; kartın temin edilmesi, şifre belirlenmesi, kartın
kullanılabileceği yerler, valör tarihleri, ortak hesaplara banka kartını tanıtma ve ek
kart ve karta bağlatılacak hesabın Banka’ya bildirilmesine yönelik hükümler,
- İŞ BANKASI’nın sözleşmesinde; kartlarda biriken puan/mil ve ödüllerin kullanımı ile
zamanaşımı süresi, kartın kullanıma kapatılması veya yenilenmesi halinde oluşacak
durumlar, kartın çalınması veya kaybolması halinde doğacak sorumluluklar,
- GARANTİ’nin sözleşmesinde ise, Garanti Paracard’ın yurtdışında kullanımındaki
borç ve alacakların TL’ye dönüştürülmesine ilişkin sorumluluklar
düzenlenmektedir.
(34) Banka müşterilerinin en fazla kullandığı ve en fazla sorun yaşama riskinin bulunduğu
finansal araç olan banka kartlarının dahi standart BHS’de detaylı düzenlenmediği
görülmekte ve tüketiciler bakımından söz konusu düzenlemelerin yol gösterme ve
öngörülebilirlik açısından yetersiz olduğu değerlendirilmektedir.
16-26/440-198
12/29
(35) Telefon, SMS, sosyal medya, internet, mobil telefon bankacılığı ve diğer bankacılık
hizmetlerini içeren elektronik bankacılık ile ilgili olarak standart BHS’de; banka
sisteminin olanak tanıdığı bankacılık işlemlerinin Banka’nın elektronik bankacılık
hizmetlerinin kullanılarak yapılabileceği, Banka’nın dilediği zaman güvenlik nedeniyle bu
işlemler için müşterilerden, elektronik bankacılık kanallarında kullandıkları
şifre/parolaları değiştirmeyi talep edebileceği veya kart numarasını değiştirebileceği,
Banka’nın elektronik bankacılık kapsamındaki tüm hizmetleri, hesapların güvenliği adına
müşteri onayını almadan, bildirim yapmadan dondurabileceği ve müşterilerin
yetkilendirdiği kişilerin telefon ve internet kanalıyla anılan hizmetlere ulaşmasını
engelleyebileceği düzenlenmektedir. Bu konuyla ilgili olarak;
- AKBANK’ın sözleşmesinde; şifre veya diğer müşteri bilgilerinin üçüncü kişiler
tarafından öğrenilmesi halinde doğacak müşteri sorumlulukları ve yapılması
gerekenler, Banka’nın müşterilerin şifrelerini iptal etmeye yetkili bulunduğu durumlar
ve Akbank direkt internet işlemleri, çağrı merkezi-telefon bankacılığı, mobil bankacılık
ve cep telefonu işlemleri ile ATM/BTM işlemleri ile ilgili müşterilerin ve Banka’nın
sorumluluklarıyla yükümlülükleri,
- GARANTİ’nin sözleşmesinde; Banka’nın, hizmetin güvenli bir şekilde gerçekleşmesi
için gerekli gördüğü her türlü önlemi alacağı; müşteri ile arasındaki tüm görüşmeleri,
kendisine bildirilmek suretiyle ses ve görüntü kayıt yöntemleriyle kayıt altına
alabileceği ve gerekli süre boyunca saklayabileceği
düzenlenmektedir.
(36) Bu düzenlemelerin yanı sıra, elektronik bankacılık işlemlerinde müşterilerin
karşılaşılabileceği birçok vaka ve bu vakaların sonucunda oluşan sorumluluklar ve
yükümlülükler bankaların mevcut sözleşmelerinde ayrıntılı olarak yer almaktadır.
Elektronik bankacılık işlemlerinin son derece yaygınlaştığı, buna mukabil internet
kanalıyla banka hesapları üzerinden yapılan dolandırıcılık gibi kötüye kullanım hallerinin
arttığı bir hizmete ilişkin olarak bankaların ve müşterilerin hak ve yükümlülüklerine ilişkin
ayrıntılı düzenlemeleri sözleşmeden çıkarmak bu alanda tüketicilerin zararına sonuçlar
doğurabilecektir. Öyle ki müşteri, ayrıntılarına hâkim olamadığı teknik bir alanda kötü
niyetli üçüncü kişilerin müdahalesi nedeniyle mağduriyet yaşadığında kendi
sorumlulukları hakkında sözleşmenin akdi esnasında yeterli bilgiye sahip olamayacaktır.
Bu durum müşterinin hizmet almak istediği bütün bankalar bakımından aynı olacak,
detaylı düzenlemeler içeren bir sözleşme sunan banka ile çalışma imkânı ortadan
kalkmış olacaktır.
(37) Standart BHS’nin ürün ve hizmetlere dair son hükmü müşteri sırrına ilişkindir. Standart
BHS’de; bankaların, ortaklarına, iştiraklerine, işbirliği yaptığı kurum kuruluşlara,
acentelik yaptığı şirketlere, hizmet veya danışmanlık aldığı kişi ve kurumlara 5411 sayılı
Kanun, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ve ilgili mevzuata uygun şekilde
müşterilerin bilgi ve belgelerinin aslını ve kopyalarını almaya, vermeye, işlemeye yetkili
olduğunu, gerekli durumlarda ulusal ve uluslararası mevzuat kapsamında bilgi ve
belgelerin paylaşılabileceğine ilişkin düzenlemeler yer almaktadır.
16-26/440-198
13/29
(38) Bireysel bankacılık hizmetinden faydalanabilmek için bankalarla paylaşılması zorunlu
olan adres, telefon, kimlik bilgileri gibi hayati önemi haiz verilerin bankaların yanı sıra
ortakları, iştirakleri, işbirliği yaptığı kurum kuruluşlar, acentelik yaptığı şirketler, hizmet
veya danışmanlık aldığı kişi ve kurumlarla paylaşılacak olması standart BHS’nin
olmazsa olmaz bir unsuru olmamasının ötesinde tüketici tercihlerini ve güvenliğini
sınırlayabilecektir. Öyle ki tüketici kişisel verilerinin kim olduğunu dahi öngöremediği,
bankanın danışmanlık aldığı kişi ve kurumlarla, acentelik yaptığı şirketlerle, paylaşılma
amacını ve kapsamını dahi anlamaksızın, paylaşılmasına rıza göstermek durumunda
kalmaktadır. Bu noktada tüketicinin, hangi verilerini hangi kurum ve kuruluşlarla ne
amaçla ve hangi kapsamda paylaşacağını düzenleyen hükümler sunan bir banka ile
çalışma imkânını tercih edebilmesi gerektiği değerlendirilmektedir.
(39) Bankaların mevcut düzenlemeleri ile standart BHS’de yer alan ortak düzenlemelerine
yukarıdaki paragraflarda yer verilmiştir. Standart BHS’de yer almayan ancak bankaların
mevcut sözleşmelerinde yer alan ürün ve hizmetlere ilişkin sözleşme hükümlerine ise
aşağıdaki tabloda yer verilmektedir:
Tablo 2: Standart BHS’de Yer Almayan Banka Sözleşmelerindeki Hükümler
Banka Adı Standart BHS’de Olmayan Ürün, Hizmet ve Hükümler
AKBANK
Tanımlar, Temel Hükümler, Mevduatın Sigortalanması, Müşterek Hesaplar, Kredili
Mevduat Hesabı, Çatı Hesabı, Çek Hesabı, Tahsile Verilen Kambiyo Senetleri, Mevduat
Birikim Hesabı, Hesap Kapanışı, Nar Hesabı, Esnek Birikim Hesabı, Ara Dönem
Ödemeli Mevduat Hesabı, Akbank Direkt Serbest Hesabı, Ödeme Hizmetlerine İlişkin
Genel Hükümler, Kredi Kartı Hesabı, ATM/BTM İşlemleri, Repo Ters İşlemlerine İlişkin
Hükümler, Ücret, Faiz Vergi Ve Masraf, Sözleşmenin Feshi Ve Hesabın Kapatılması,
Arife-Tarife Katılım Esasları, Delil Hükümleri, Tebligat, Faks/E-Posta Talimatları
İŞ BANKASI
Amaç Ve Kapsam, Tanımlar, Hesapların Açılması Ve Faiz Uygulanması, Ücret Masraf
Komisyon Sigorta Payları Vergiler Ve Fonlar, Müşterek Hesaplar, Kredi Kartları, Çek
Hesapları, Hesapların Kapatılması, Kartları İptali, Sözleşmenin Feshi, Borçların
Ödenmemesi, Rehin Takas Ve Mahsup Hakkı, Hesap İşletim Ücreti, Tasarruf Mevduatı
Sigorta Hükmü, Zamanaşımı, Takip ve icra, Yetkili Mahkeme
YAPI KREDİ
BANKASI
Sözleşmenin Konusu, Tanımlar, Müşterek Hesaplar, Hesap Özetleri, Faiz Komisyon
Ücret Ve Masraflar, Tasarruf Mevduatı Sigortası, Fatura Ödemleri Ve Fatura Ödemesi
Güvencesi Kredi Limiti, Çek Hesapları, Repo Ve Ters Repo Hükümleri, ATM’lerde
Yapılan İşlemler, Çalışan Hesap Hükümleri, Hesaptan STS/TEST/Düzenli Ödemeler,
Kira Ödemleri, Düzenli Harçlık Ödemeleri Yapılması Koşulları, Esnek Hesap Hükümleri,
Direkt Bankacılık Hükümleri, Bankacılık Paketleri Şartları, Şifre Hükümleri, Faks Talimatı
İle İşlem, Zamanaşımı, Temerrüt, Virman, Hapis, Takas, Mahsup Ve Rehin Hakkı,
Müşterinin Temsili, İletişim Araçlarından Kaynaklanan Zararlar, Hesapların Kapatılması,
Dava Ve Takip Usulüne İlişkin Hükümler, Yasal İkametgâh Ve Deliller
GARANTİ
BANKASI
Sözleşmenin Kapsamı, Hesapların Açılışı Ve İşleyişi, ATM Ve Kioks Hizmetleri, Ücret,
Komisyon, Masraflar Ve Vergiler, Ortak Hükümler, Rehin Ve Hapis Hakkı, Faks İle
Ulaşan Talimatlar, Çocuk/Küçük Hesabı, Maaş Ödemeleri, Tebligat, Delil Sözleşmesi,
Kimlik Tespit Ve Teyidi, Sözleşmenin Feshi Ve Hesabın Kapatılması.
TEB Bilgilendirme, Müşterinin İşbirliği Yükümlülüğü, Hesaplara İlişkin Genel Hükümler,
Mevduatın Sigortalanması Zamanaşımı Tahsile Verilen Kambiyo Senetleri, Repo ve
Ters Repo, Sözleşmenin Feshi ve Hesabın Kapatılması.
ASYA
KATILIM
BANKASI
Sözleşmenin Kapsamı, Uygulama Alanı, Tanımlar, Hesap Açılışı, Özel Cari Hesaplara
İlişkin Hükümler, Ortak Hesaplar, Çek Hesapları, Tahsile Verilen Kambiyo Senetleri,
Faks Ve Diğer İletişim Araçları İle Ve Adı Yazılı Şekilde Yapılan İşlemler, Vergi
Komisyon, Ücret Ve Masraflar, Zamanaşımına Uğrayan Hesaplar, Kredi Kartları, Ön
Ödemeli Banka Kartı, Kefalet Şerhi, Virman, Hapis, Takas, Mahsup ve Rehin Hakkı,
Kimlik Tespiti, Adres Teyidi, 3. Kişiler Adına veya Hesabına Yapılan İşlemler
Kaynak: TBB Tarafından Gönderilen Ek Beyanlar
16-26/440-198
14/29
G.5.2. Standart BHS’deki Düzenlemelere Dayanak Teşkil Eden Mevzuat
(40) Dosya kapsamında TBB ile yapılan görüşmede, katılımcı bankalar tarafından standart
BHS’de yer alan bütün hükümlerin yasal düzenlemeler nedeniyle metne derç edildiği
belirtilmiştir. TBB yetkilileri, standart BHS’de yer alan bütün ürün ve hükümlerin böyle bir
çerçeve sözleşme içinde bulunmasının mevzuattan doğan bir zorunluluk olduğu
hususunu vurgulamışlardır.
(41) Buna rağmen, dosya kapsamında iletilen son standart BHS versiyonunda menkul
kıymetlere ilişkin hükümle faiz oranları ve banka nezdinde saklanan değerlere dair
komisyon ve masraf bedeline ilişkin hükümlerin BHS’den çıkarıldığı görülmüştür.
(42) BHS’lerin çerçeve sözleşme olarak hazırlanmasına, bu çerçeve dâhilinde sunulacak
zorunlu hizmetler olup olmadığına, varsa bunlara ilişkin mevzuat hükümlerinin neler
olduğuna dair TBB’den ve BDDK’dan bilgi talep edilmiştir.
(43) TBB tarafından gönderilen cevabi yazıda;
- Ortak BHS’nin çerçeve sözleşme olduğu noktasında herhangi bir mevzuat bilgisi
verilmemiştir. BDDK tarafından gönderilen cevabi yazıda da 5411 sayılı Kanun’un 76.
maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Bu Kanunun 4 üncü maddesinde yer alan
faaliyet konularına6 ilişkin olarak, bankalar ile bireysel müşterileri arasında
akdedilecek sözleşmelerin şekil ve içeriğinde yer alması gereken asgarî hususlar ile
tip sözleşmelerin uygulanacağı işlemler Kurulun uygun görüşü alınarak kuruluş
birlikleri tarafından belirlenir. 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun
hükümleri saklıdır.” hükmünün bulunduğu ifade edilmiştir. Dolayısıyla, taraflarca
sağlanan bilgilerden, standart BHS’de yer alan ürünlerin tek bir çerçeve sözleşme
şeklinde sunulmasına dair yasal bir düzenlemenin olmadığı kanaatine ulaşılmıştır.
- TBB tarafından, standart BHS’de yer verilmeyen diğer hususlar hakkında genel
mevzuat hükümlerinin uygulanacağı, bunlara ilişkin düzenlemelerin; Mevduat ve
Katılım Fonunun Kabulüne, Çekilmesine ve Zamanaşımına Uğrayan Mevduat,
Katılım Fonu, Emanet ve Alacaklara İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik,
Tüketici Kredisi Sözleşmeleri Yönetmeliği, Banka Kartları ve Kredi Kartları Hakkında
6 Faaliyet Konuları Madde 4: Bankalar, diğer kanunlarda öngörülen hükümler saklı kalmak kaydıyla şu
faaliyetleri gerçekleştirebilirler: a) Mevduat kabulü. b) Katılım fonu kabulü. c) Nakdî, gayrinakdî her cins ve
surette kredi verme işlemleri. d) Nakdî ve kaydî ödeme ve fon transferi işlemleri, muhabir bankacılık veya
çek hesaplarının kullanılması dahil her türlü ödeme ve tahsilat işlemleri. e) Çek ve diğer kambiyo
senetlerinin iştirası işlemleri. f) Saklama hizmetleri. g) Kredi kartları, banka kartları ve seyahat çekleri gibi
ödeme vasıtalarının ihracı ve bunlarla ilgili faaliyetlerin yürütülmesi işlemleri. h) Efektif dâhil kambiyo
işlemleri; para piyasası araçlarının alım ve satımı; kıymetli maden ve taşların alımı, satımı veya bunların
emanete alınması işlemleri. i) Ekonomik ve finansal göstergelere, sermaye piyasası araçlarına, mala,
kıymetli madenlere ve dövize dayalı; vadeli işlem sözleşmelerinin, opsiyon sözleşmelerinin, birden fazla
türev aracı içeren basit veya karmaşık yapıdaki finansal araçların alımı, satımı ve aracılık işlemleri. j)
Sermaye piyasası araçlarının alım ve satımı ile geri alım veya tekrar satım taahhüdü işlemleri. k)
Sermaye piyasası araçlarının ihraç veya halka arz yoluyla satışına aracılık işlemleri. l) Daha önce ihraç
edilmiş olan sermaye piyasası araçlarının aracılık maksadıyla alım satımının yürütülmesi işlemleri. m)
Başkaları lehine teminat, garanti ve sair yükümlülüklerin üstlenilmesi işlemleri gibi garanti işleri. n) Yatırım
danışmanlığı işlemleri. o) Portföy işletmeciliği ve yönetimi. p) Hazine Müsteşarlığı ve/veya Merkez
Bankası ve kuruluş birlikleri nezdinde oluşturulan bir sözleşme kapsamında üstlenilen yükümlülükler
çerçevesinde alım satım işlemlerine ilişkin piyasa yapıcılığı. r) Faktöring ve forfaiting işlemleri. s)
Bankalararası piyasada para alım satımı işlemlerine aracılık. t) Finansal kiralama işlemleri. u) Sigorta
acenteliği ve bireysel emeklilik aracılık hizmetleri. v) Kurulca belirlenecek diğer faaliyetler.
Mevduat bankaları birinci fıkranın (b) ve (t), katılım bankaları (a), kalkınma ve yatırım bankaları (a) ve (b)
bentlerinde belirtilen faaliyetleri gerçekleştiremezler.
16-26/440-198
15/29
Yönetmelik, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para İhracı ile Ödeme Kuruluşları ve
Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Yönetmelik’te yer aldığı belirtilmiştir.
- Standart BHS’de yer alan düzenlemelere dayanak mevzuat bilgisi hakkında
aşağıdaki kalemlere dair açıklama yapılmıştır:
Vadesiz mevduata dair hüküm: Vadesiz mevduat hesabına faiz tahakkuk
ettirilmesi halinde biriken faizlerin yılsonunda ve hesap kapanışlarında
anaparaya ekleneceğine dair hükmün, 2007/1 sayılı Mevduat ve Katılım
Fonlarının Vadeleri ve Türleri Hakkında Tebliğ’in 3. maddesinin (a) bendine
dayandığı belirtilmektedir. İlgili hükümde; “Bankanın izni aranmaksızın hesap
sahibi tarafından istenildiği zaman kısmen veya tamamen çekilebilen, herhangi
bir ihbar veya vade koşulu taşımayan ve faiz tahakkukları yıl sonunda veya
hesabın kapatılmasında yapılan mevduattır” şeklindeki vadesiz mevduatın
tanımı yer almaktadır. Bentte tanım dışında faizin anaparaya eklenmesi, hangi
faiz oranının belirleneceği noktasında bir hüküm yer almamaktadır.
Vadeli mevduata dair hüküm: Standart BHS’de yer alan, bankanın izni
olmaksızın vade sonundan önce para çekilmesi durumunda hesabın vadesinin
bozulacağı ve bankanın faiz ödemesi yapmayacağına ilişkin hükmün ise
2006/11188 sayılı Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kar ve
Zarara Katılma Oranları ile Özel Cari Hesaplar Dahil Bu İşlemlerde Sağlanacak
Diğer Menfaatler Hakkında Bakanlar Kurulu Kararı’nın 7. maddesinin birinci
fıkrasına dayandığı bildirilmektedir. İlgili Bakanlar Kurulu Kararı’nda “ Bankaların
onayı ile vadesinden önce çekilen vadeli mevduata vadesiz mevduat faiz oranı
uygulanır. Katılım bankalarının onayı ile vadesinden önce çekilen katılma
hesaplarında ise hesap sahibine, hesabın ait olduğu vade grubunun hesabın
kapatıldığı tarihte kâr göstermesi durumunda o güne kadar hesap sahibince
yatırılmış olan tutar kadar, zarar göstermesi durumunda ise birim hesap değeri
kadar ödeme yapılır.” ifadesi yer almaktadır.
(44) BDDK tarafından gönderilen cevap yazısında, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
tarafından çıkarılan Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kâr ve Zarara
Katılma Oranları ile Özel Cari Hesaplar Dâhil Bu İşlemlerde Sağlanacak Diğer
Menfaatler Hakkında Tebliğ’in 3. maddesinde vadesiz mevduata uygulanacak faiz
oranının en fazla %0,25 olarak belirlendiği ifade edilmiştir.
(45) Mevcut uygulamaya bakıldığında, kimi bankaların vadeli hesaptan vadesinden önce
kısmi para çekilmesine ilişkin ve vadeli hesapta kalan miktara vadenin başladığı
tarihteki faiz oranının işletildiği hesap türlerinin bulunduğu görülmektedir. Dolayısıyla,
banka uygulamalarının anılan hükümlere uyulması noktasında esnek olduğu ve bu
bakımdan dayandığı mevzuat ile bağdaşmadığı görülmektedir. Bu nedenle, standart
BHS’de getirilen vadenin bozulacağı ve faiz ödemesi yapılmayacağı şeklindeki
düzenlemenin mevcut uygulama ve mevzuat hükümleriyle birebir örtüşmediği
değerlendirilmektedir.
16-26/440-198
16/29
(46) TBB’nin herhangi bir açıklama yapmadığı, ancak BDDK’dan açıklama talep edilen diğer
ürün ve hizmet gruplarına ilişkin olarak BDDK tarafından aşağıdaki hususlar ifade
edilmiştir:
- Altın hesabındaki bakiye ödemelerinde kural olarak banka tarafından her gün
belirlenen gram altın alış fiyatının esas alınacağına dair hükmün, BDDK’nın görev
alanında bulunmadığı belirtilmiş ve herhangi bir dayanak mevzuat bilgisi
verilmemiştir.
- Döviz hesaplarından yapılan takas ve mahsup işlemlerinde aksi kararlaştırılmadığı
sürece bankanın işlem tarihindeki kurlarının uygulanacağına dair hükmün, BDDK’nın
görev alanında olmadığı ve olağan bankacılık uygulaması olduğunun düşünüldüğü
belirtilmiştir.
(47) Çerçeve BHS’de yer alan ve yer almayan hususlar hakkında ilgili mevzuatta ne tür
düzenlemelerin bulunduğunun, standart BHS’nin bu düzenlemelerden farklı olup
olmadığının da incelenmesi gerekmektedir.
(48) Bu bağlamda öncelikle, bankalarda mevduat ve katılım fonunun kabulü, çekilmesi ile
zamanaşımına uğraması halinde uygulanacak usul ve esaslara ilişkin “Mevduat ve
Katılım Fonunun Kabulüne, Çekilmesine ve Zamanaşımına Uğrayan Mevduat, Katılım
Fonu, Emanet ve Alacaklara İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik” ele
alınmalıdır. Bu Yönetmelik standart BHS’de yer alan vadesiz mevduat, vadeli ve döviz
mevduata dair hükümlere uygulanacaktır.
(49) Anılan Yönetmelik’in 4. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca; “Kredi kuruluşları
müşterileri ile kabul ettikleri mevduatın veya katılım fonunun Kanunun 63 üncü maddesi
kapsamında sigortalanan tutarını, 8 inci maddede belirtilen usul ve esaslar dikkate
alınarak zamanaşımına uğraması halinde yapılacak uygulamaları, mevduat veya katılım
fonu sahibi tarafından doğrudan veya vereceği talimat ile bir başkası tarafından
çekilmesi veya Kanunun 60 ıncı maddesi hükümleri saklı kalmak kaydıyla kendilerinin
ya da bir başkasının Türkiye’de veya yurtdışında kurulu bir başka banka nezdindeki
hesabına aktarılmasına ve bu kapsamdaki elektronik bankacılık uygulamalarına ilişkin
usul ve esasları içerecek çerçeve bir sözleşme düzenlemekle yükümlüdürler.”
(50) Aynı hükmün dördüncü fıkrası uyarınca çerçeve sözleşmelerde üçüncü fıkrada belirtilen
hususlara ilaveten,
“a) Vadesiz mevduat hesabı ve özel cari hesap sözleşmelerinde hesap sahibinin
talebi halinde mevcudunu geri alma hakkının bulunduğuna,
b) Vadeli mevduat hesabı ve katılma hesabı sözleşmelerinde, hesabın türüne göre
Kanunun 144 üncü maddesi uyarınca belirlenecek azami miktar ve oranlar dahilinde
uygulanacak faiz veya kar ve zarara katılma oranının Kanunun anılan maddesi
hükümleri saklı kalmak kaydıyla vade sonuna kadar değiştirilemeyeceği, vadesinde
kapatılmayan hesapların hesap sahibinin yeni vade sonunun hafta sonu tatiline
gelmesi ve bu vadenin ilk iş gününe ötelenmesi hususunda talimat vermesi
durumunda yeni bir vade, söz konusu talimatın verilmemesi durumunda ise aynı
vade ve yenileme tarihinde geçerli olan faiz veya kar ve zarara katılma oranı
üzerinden yenilenmiş sayılacağı ve hesap sahibinin kredi kuruluşundan talep
hakkının hesabın vadesinin bittiği tarihteki birim hesap değeri veya faiz oranı
üzerinden hesaplanan tutarda olacağına,
16-26/440-198
17/29
c) (a) ve (b) bentlerinde belirtilen hesapların yenilenmesi halinde hesap sahibi
tarafından herhangi bir itirazda bulunulmadığı müddetçe sözleşmenin de yenilenmiş
sayılacağına”
ilişkin hususların da yer alması zorunludur.
(51) Nihayet anılan hükmün beşinci fıkrası uyarınca “Üçüncü ve dördüncü fıkralar dikkate
alınarak akdedilecek sözleşmelerin şekil ve içeriğinde, belirtilen hususlara ilaveten yer
alacak diğer asgari hususlar Kanunun 76 ncı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Kurulun
uygun görüşü alınarak kuruluş birlikleri tarafından belirlenir.”
(52) Yukarıda yer verilen hükümler uyarınca, mevduat ve katılım fonu kabulüne ilişkin
çerçeve sözleşmelerde yer alması gereken zamanaşımı, hesabın ve sözleşmenin
yenilenmesi halinde uygulanacak hükümler gibi asgari düzenlemelerin standart BHS’de
bulunmadığı anlaşılmaktadır. Hâlbuki anılan hükmün yedinci fıkrasında, “Hesap
cüzdanlarında, hesap sahibinin açık ismi ve unvanı, hesap açılan şubeyi tanımlayan
kod numarası ve şube adı, hesabın açılış tarihi, hesap ve cüzdan numarası, hesabın
tutarı ile birlikte, üçüncü ve dördüncü fıkralar uyarınca çerçeve sözleşmelerde yer alan
hükümlere aynen yer verilmesi ya da tarihi belirtilmek suretiyle hesap sahibiyle
düzenlenen çerçeve sözleşmesinin bu kapsamdaki ilgili hükümlerinin madde
numaralarına atıf yapılarak bunların uygulanacağına ilişkin ibarelerin konulması
zorunludur” denilmek suretiyle müşterinin çerçeve sözleşmedeki asgari hükümlerden
mutlaka haberdar edilmesi gereğine işaret edilmektedir.
(53) Türkiye Bankalar Birliği’nin Bankalar ile Bireysel Müşterileri Arasında İmzalanacak
Sözleşmelerin Şekil ve İçeriğinde Yer Alması Gereken Asgari Hususlar ile
Sözleşmelerin Uygulanacağı İşlemlere İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ’in
6. maddesinde mevduat ve katılım fonu kabulüne ilişkin sözleşmelerde aşağıdaki
hususların bulunması gerektiği belirtilmiştir:
“a) 01.11.2006 tarihli ve 26333 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Mevduat ve Katılım
Fonunun Kabulüne, Çekilmesine ve Zamanaşımına Uğrayan Mevduat, Katılım Fonu,
Emanet ve Alacaklara İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in 4 üncü
maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında belirtilen asgari unsurlar,
b) Banka tarafından müşteriye sunulan mevduat ve katılım fonu kabul işleminin kapsamı
ve şartları,
c) Mevduat ve katılım fonu kabulü dolayısıyla ödenmesi gereken ücret, komisyon,
masraf, vergi, resim, harç, fon vb. parasal yükümlülüklerin ne zaman tahakkuk edeceği
ve kim tarafından ödeneceği,
d) Tarafların karşılıklı hak ve yükümlülükleri,
e) Vadeli mevduatta müşterinin vade beklenmeksizin mevduat ve katılım fonunu çekme
hakkı olup olmadığı,
f) Vade sonrası yapılacak işlemler,
g) Mevduat ve katılım fonu hesaplarında yer alan tutarların hangi durumlarda bloke
edileceği ve/veya sınırlandırılacağı,
h) Müşterek hesapların kullanılmasına ilişkin hükümler,
i) Yabancı para mevduat ve katılım fonu hesabı işlemlerinde esas alınacak kurun tarihi
ve hangi kurun uygulanacağı,
j) Sözleşmenin sona erme ve fesih şartları.”
16-26/440-198
18/29
(54) Yukarıda yer verilen Yönetmelik ve Tebliğ hükümlerine bakıldığında, mevduat kabulüne
ilişkin sözleşmelerde olması gereken asgari hükümlerin standart BHS’lerden çıkarılmış
olduğu görülmektedir. Bu hükümlerin çıkarılması, tüketicilerin kendilerine uygulanacak
ve hâlihazırda oldukça karmaşık olan hükümlerden habersiz kalmasına yol açacaktır.
(55) Hâlbuki sözleşmelerin amacı her şeyden önce tarafların yetki ve sorumluluklarını açıkça
öngörebilmelerini sağlayacak ölçüde açıklık sağlamak olmalıdır. Bireysel bankacılık
hizmeti müşterilerinin kurumsal müşterilere nazaran zayıf olması, bankacılık
düzenlemelerinin bu alanda uzman olmayan kişiler tarafından kolaylıkla ulaşmaya ve
anlamaya elverişli olmaması dikkate alındığında, bireysel müşterilerle akdedilen
sözleşmelerde yer alan ayrıntılı hükümlerin önemi anlaşılacaktır. Bu anlamda, yukarıda
yer verilen düzenlemelerin müşteriler açısından belirleyici ve koruyucu olduğu, bu
düzenlemelerin standart BHS’lerde yer almamasının müşteriler için olumsuzluk teşkil
ettiği değerlendirilmektedir.
(56) Standart BHS’nin “VII. Banka Kartı” başlıklı bölümünde düzenlenen hizmete ilişkin
olarak Banka Kartları ve Kredi Kartları Hakkında Yönetmelik’in ilgili hükümlerine yer
vermek yerinde olacaktır. Bu Yönetmelik’in 17. maddesi kart çıkaran kuruluşlar ile kart
hamilleri arasındaki sözleşmeler ve genel işlem şartları hakkında oldukça ayrıntılı
düzenlemeler içermektedir. Anılan hükmün dördüncü fıkrasına göre; “Banka kartı
sözleşmelerinde;
a) Kart hamilinin sorumluluğunun, kartın zilyetliğine geçtiği veya fiziki varlığı
bulunmayan kart numarasının öğrenildiği andan itibaren başlayacağına,
b) Kart kullanımına bağlı olarak kart hamillerinden alınabilecek ücret, komisyon, masraf
ve vergilerin neler olacağına dair açıklamalar ve bunların tutarları ve sözleşmede yer
alan ücret, komisyon, masraf ve vergiler dışında kart kullanımına bağlı olarak kart
hamilinden herhangi bir isim altında ödeme talep edilemeyeceği ve hesabından
kesinti yapılamayacağına,
c) Yabancı para cinsinden yapılan işlemlerde bankaca uygulanacak kurun belirlenme
esaslarına,
ç) Kart hamilinin, kartı ve kartın kullanılması için gerekli şifre bilgilerini güvenli bir şekilde
koruması ve bu bilgilerin başkaları tarafından kullanılmasına engel olacak önlemleri
alması gerektiği, bunların kaybolması, çalınması halinde veya iradesi dışında
gerçekleşmiş herhangi bir işlemi öğrenmesi durumunda kart çıkaran kuruluşa derhal
bildirim yapmak zorunda olduğuna,
d) Kart hamilinin, kart çıkaran kuruluşa yapacağı bildirimden önceki yirmidört saat içinde
gerçekleşen hukuka aykırı kullanımdan doğan zararlardan yüzelli Yeni Türk Lirası ile
sınırlı olmak üzere sorumlu olduğuna,
e) Hukuka aykırı kullanımın, hamilin ağır ihmaline veya kastına dayanması veya
bildirimin yirmidört saat içinde yapılmaması hallerinde bu sınırın uygulanmayacağına,
f) Kart hamilinin ilgili sigorta prim bedelini ödemek koşuluyla bildirimden önceki
yirmidört saat içinde gerçekleşen hukuka aykırı kullanımdan doğan zararla ilgili yasal
sorumluluk tutarı için sigorta yaptırılmasını talep edebileceğine,
g) Kartın ve kartın kullanılması için gerekli şifre bilgilerinin kaybolması veya çalınması
halinde banka kartı hamilinin yapacağı bildirimden önceki yirmidört saatten önce
gerçekleştirilen işlemlerden kart hamilinin sorumlu olduğuna,
ğ) Kart hamilinin adresinde meydana gelen değişiklikleri, değişiklik tarihinden itibaren
onbeş gün içinde kart çıkaran kuruluşa bildirmekle yükümlü olduğuna ve adres
16-26/440-198
19/29
değişikliğini söz konusu süre zarfında Bankaya bildirmemesi halinde eski adresine
yapılacak bildirimlerin geçerli olacağına,
h) Sözleşmenin sona erme ve fesih şartlarına ilişkin hükümler yer alır.”
(57) Ancak standart BHS’nin ilgili hükmüne bakıldığında sadece;
- Bankanın belli koşullar altında nakit çekim limitine ve limitin kullanılabileceği
sektörlere sınırlar koyabileceği,
- Yukarıdaki Yönetmelik maddesinin (ç) bendindeki hüküm,
- Üye işyeri ile kart hamili arasındaki uyuşmazlıkta bankanın taraf olmadığı,
- ATM hesabına nakit yatırılan tutar hakkındaki uyuşmazlıklarda banka sistemince
saptanan tutarın esas olacağına dair hüküm
yer almaktadır.
(58) Daha önce de değinildiği üzere, mevduat hesapları, banka kartı, para transferleri gibi
hizmetlerin tek bir çerçeve sözleşmede yer alması gerektiğine dair bir düzenlemeye
rastlanmamıştır. Buna ek olarak banka kartlarına ilişkin olarak düzenlenecek
sözleşmelerde yer alması gereken asgari hükümlerin standart BHS’de bulunmadığı
görülmektedir. TBB tarafından banka kartları konusunda müşteri ile ayrı bir sözleşme
akdedileceği yönünde bir açıklama yapılmamıştır. Dolayısıyla standart BHS’ye banka
kartlarına dair bir hüküm ekleyip hükmün kapsamını dar tutmak bu hizmetten
faydalanmak isteyen tüketici üzerinde olumsuz sonuçlara yol açabilecektir. Öyle ki
tüketici, bir banka müşterisi olabilmek için standart BHS’de sunulan bütün hizmetleri
kabul etmek durumunda kalacak, ancak sözleşmeyi imzalarken bu hizmetler hakkında
mevzuatta zorunlu tutulan asgari düzenlemelerden bile habersiz kalacaktır.
(59) Bu düzenlemelerin bireysel müşterilerin sözleşme anında kendisine uygulanacak temel
hükümlerden haberdar olmalarını; böylelikle sözleşmeyi imzalayıp imzalamama
yönünde sağlıklı karar vermelerini, imzalayacaksa hangi hak ve yükümlülükler altında
imzaladığını öngörebilmelerini amaçladığı aşikârdır. Dolayısıyla tüketiciye uygulanacak
hükümleri sözleşmelerden kaldırmak, hükümlerin kapsamını daraltmak; muhtemel bir
uyuşmazlık halinde tüketicinin kendisini hukuki bakımından tamamen öngöremediği ve
yabancısı olduğu bir sahanın içinde bulmasına yol açacaktır.
(60) Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ve açıklamalar çerçevesinde, standart BHS’de,
yasal düzenlemelerde aranan asgari hükümlerin dahi bulunmadığı, farklı nitelikteki
hizmetlerin standart BHS’ye konularak bütün bankalar tarafından sunulmasının zorunlu
hale getirildiği, bu durumun bireysel müşteriler bakımından hukuki öngörülebilirliği
azaltacağı ve hangi bankaya giderse gitsin ihtiyacı olmayan hizmetleri almak
durumunda kalacağı anlaşılmaktadır.
G.6. Değerlendirme
G.6.1. Menfi Tespit Değerlendirmesi
(61) 4054 sayılı Kanun’un 8. maddesine göre; ilgili teşebbüs veya teşebbüs birliklerinin
başvurusu üzerine Kurul’un, elinde bulunan bilgiler çerçevesinde bir anlaşmanın,
kararın, eylemin veya birleşme ve devralmanın Kanun’un 4., 6. ve 7. maddelerine aykırı
olmadığını gösteren bir menfi tespit belgesi verebileceği hükmü yer almaktadır.
16-26/440-198
20/29
(62) Bildirime konu işlem rakip bankaların bir araya gelmesi ile oluşmuş bir teşebbüs birliği
olan TBB’nin 21.10.2014 tarihli ve 2014/93 sayılı Yönetim Kurulu Kararına dayanmakta
olup, kararla bireysel bankacılık hizmetlerinin kapsamını düzenleyen ve rakip bankalar
üstünde bağlayıcı olacak bir çerçeve sözleşme uygulanması zorunluluğu getirilmektedir.
Bu karar bir teşebbüs birliği kararı niteliği taşımaktadır.
(63) Bir pazarın aynı seviyesinde faaliyet gösteren şirketler arasında akdedilen anlaşmalar
“yatay işbirliği anlaşmaları” olarak nitelendirilmektedir. İşbirliği doğurucu nitelikteki söz
konusu anlaşmalar; AR-GE, üretim, satın alma, standardizasyon anlaşmaları gibi çeşitli
başlıklar altında yapılabilmektedir. Yatay işbirliği anlaşmaları; özellikle, birbirini
tamamlayıcı faaliyet, beceri veya varlıkları bir araya getirdiği zaman önemli ekonomik
faydalar ortaya çıkarabilmektedir. Yatay işbirliği, risk paylaşmak, maliyet tasarrufu
yapmak, yatırımları artırmak, know-how havuzu oluşturmak, ürün kalitesi ile ürün
çeşitliliğini artırmak ve daha hızlı yenilik yapmak için bir araç olabilmektedir. Bu
anlaşmalar tarafların, fiyat, üretim, dağıtım veya arz miktarlarını belirlemek üzere
anlaşması ya da işbirliğinin, tarafların pazar gücü elde etmesi, pazar gücünü koruması
ya da artırmasına ve böylelikle, fiyat, üretim miktarı, ürün kalitesi, ürün çeşitliliği ya da
inovasyon bakımından pazarda olumsuz etkilerin ortaya çıkmasına yol açabilmektedir.
Yatay işbirliği anlaşmalarının sağladığı yararlar ile etkin rekabetin sürdürülmesinin
sağlanması arasında dengeli bir değerlendirme yapmak gerekmektedir.
(64) KILAVUZ’un 231. paragrafında belirli sektörlerde, teşebbüs birlikleri ya da doğrudan
rakip teşebbüsler tarafından hazırlanan standart alım ya da satım şartlarının (standart
şartlar) kullanılabildiği, örneğin, bankacılık ve sigorta sektörlerinde standart şartların
önemli bir role sahip olduğu belirtilmiştir. KILAVUZ, standart şartların
değerlendirilmesinde iki aşamalı bir yaklaşım benimsemiştir. İlk aşamada standart
şartların 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi uyarınca değerlendirilmesinde dikkate
alınacak hususlar; ikinci aşamada aynı Kanun’un 5. maddesi kapsamında bireysel
muafiyetten yararlanıp yararlanamayacağına dair değerlendirmede bakılacak unsurlar
yer almaktadır.
(65) KILAVUZ, standart şartların ürün seçeneklerini ve inovasyonu sınırlamak suretiyle
rekabeti kısıtlayabileceğini, özellikle alıcı gücünün yüksek olduğu istisnai durumlar hariç
olmak üzere, sektörün büyük kısmında standart şartların uygulanması halinde
tüketicilerin bu şartları kabul etmekten başka seçeneğinin kalmayacağını belirtmektedir.
Ancak bu risk standart şartların yalnızca nihai ürünün kapsamını belirlediği durumlarda
ortaya çıkmaktadır. Nihai ürünün kapsamının hangi durumlarda belirlenmiş olacağı
hususunda, bir banka hesabı için belirlenen standart şartların, müşterinin satın aldığı
hizmetin kapsamını doğrudan etkileyeceği ve ürün seçiminin kısıtlanması riskini artırdığı
değerlendirilmektedir. Buna ek olarak, nihai ürünün özellikle fiyat gibi ticari koşullarını
etkilediği durumlarda standart şartların rekabeti ciddi ölçüde etkileyebileceği
değerlendirilmektedir.
(66) Standart BHS’ye bakıldığında, fiyat gibi bireysel bankacılık ürününün ticari koşullarını
birebir etkileyen hükümlerin bulunmadığı görülmektedir. Buna karşılık tüketicilere
sunulan ürünlerin kapsamının standart BHS hükümleri ile belirlendiği; hatta kimi
ürünlerin kapsamının daraltıldığı görülmektedir.
(67) Rekabeti Kısıtlama Amacı: KILAVUZ’da mevcut veya potansiyel rakipleri dışlama
amacı taşıyan bir anlaşmanın parçası olarak kullanılan standart şartların rekabeti
kısıtlama amacı taşıdığı belirtilmektedir. Pazara giriş yapacak rakiplerin standart şartlara
erişiminin engellenmesi, tavsiye edilen fiyatlar, indirimler gibi fiyatları doğrudan etkileyen
standart şartlar rekabeti kısıtlama amacı taşıyabilecektir.
16-26/440-198
21/29
(68) Standart BHS’lerin rakip bankaları piyasadan dışlamaya yönelik bir amaç taşımadığı;
ürünlerin fiyatları, indirim koşulları gibi parametrelere ilişkin direkt hükümler içermediği
görülmektedir. Bu bakımdan anılan BHS’nin rekabeti kısıtlama amacının bulunmadığı
değerlendirilmektedir.
(69) Rekabeti Kısıtlama Etkisi: KILAVUZ’un 270. paragrafı uyarınca standart şartların
rekabeti kısıtlayıcı etkilere yol açıp açmadığının değerlendirmesinde mevcut ekonomik
koşullar ve ilgili pazarın durumunun dikkate alınacağı belirtilmiştir. Mal veya hizmetlerin
satışına yönelik etkin biçimde erişilebilen, bağlayıcı olmayan ve fiyat üzerinde bir etkisi
bulunmayan standart şartlar, genellikle rekabeti kısıtlayıcı bir etkide bulunmazlar. Çünkü
bu şartların, ürün kalitesi, çeşitliliği ve inovasyon üzerinde herhangi bir olumsuz etki
yaratma olasılığı düşüktür. Ancak, daha ayrıntılı bir değerlendirmenin gerektiği iki genel
istisna bulunmaktadır.
(70) İlk istisna, mal ve hizmetlerin satışına yönelik standart şartların müşteriye satılan ürünün
kapsamını tanımladığı ve dolayısıyla ürün çeşitliliğini sınırlandırma riskini artırdığı
durumlarda, bu şartların yaygın bir biçimde uygulanması halidir. KILAVUZ’a göre
örneğin, sigorta sözleşmelerindeki standart şartlar sonucunda, müşterilerin kapsam
içindeki standart riskler gibi sözleşmenin kilit unsurlarına ilişkin seçeneklerinin
sınırlandığı durumlar ortaya çıkabilir. Kullanımı zorunlu olmasa da bu gibi standart
şartlar nedeniyle rakiplerin, ürün çeşitliliği açısından rekabet etme güdüleri ortadan
kalkabilir.
(71) Standart BHS’deki düzenlemeye bu istisna bağlamında bakıldığında, bankaların
müşterilere sunmak istedikleri temel bireysel bankacılık ürünlerinin kapsamının
belirlenmiş olduğu görülmektedir. Her ne kadar TBB, standart BHS’nin çerçeve
sözleşme olacağını, diğer bankacılık ürünleri için ayrı sözleşmeler imzalanacağını
belirtmiş olsa da, uygulamada her müşterinin hizmet almak istediği bankaya girdiği anda
bir çerçeve bireysel hizmet sözleşmesi imzalamak durumunda olduğunu da
vurgulamıştır. Bu da müşterinin bu sözleşmede yer alan bütün ürünleri peşinen kabul
etmek durumunda kalacağını göstermektedir. Dolayısıyla standart BHS’de yer alan
hükümlerin müşteriye sunulacak temel hizmetlerin neler olduğunu, kapsamını ve
koşullarını tanımladığı değerlendirilmektedir. Tüketicilerin standart BHS’yi kullanan
hangi bankaya giderse gitsin aynı ürün seçenekleri ve ürün koşulları ile karşılaşacağının
bilinmesi bankaların bu temel bankacılık hizmetlerine ilişkin inovasyon ve ürün çeşitliliği
motivasyonunu azaltabileceği kanaatine ulaşılmıştır.
(72) Etki değerlendirmesinde mevcut rekabetin durumu ve standart şartların kapsamı da
dikkate alınmalıdır. Bu değerlendirme yapılırken standart şartları kullanacak
teşebbüslerin pazar payı ile şartların, ürünün tamamını mı yoksa belli bir kısmını mı
kapsadığına da bakılmalıdır. Zira standart şartlar ne kadar dar kapsamlı olursa bu
şartların ürün seçeneklerini sınırlandırma ihtimali o kadar düşük olacaktır.
16-26/440-198
22/29
(73) TBB, standart BHS’nin bütün mevduat ve katılım bankaları tarafından uygulanacağını
belirtmiştir. Dolayısıyla söz konusu şartların pazarın %100’ü oranında uygulanacağı
anlaşılmaktadır. Standart BHS’de bulunan ürünlere bakıldığında, TBB’nin de ifade ettiği
gibi, bütün temel bireysel bankacılık hizmetlerinin BHS’de yer aldığı görülmektedir. BHS
kapsamına alınmayan ürünlerin ise, genel anlamda, kredi kartı, kredi (konut, taşıt,
ihtiyaç vs.), ek hesaplar, özellikli hesaplar (çeyiz hesabı, fon hesapları, kredili mevduat
hesapları, müşterek hesaplar gibi) olduğu görülmektedir. Bu hizmetlerin BHS dışında
tutulma sebebinin, standart ürün gruplarının uygulamasından farklılık arz ettikleri için
özellikli hükümler içermeleri olduğu değerlendirilmektedir. Bunlar haricindeki yabancı
para ve Türk Lirası üzerinden açılan mevduat hesapları, altın hesapları, banka kartı,
para transferi, elektronik bankacılık gibi temel bireysel bankacılık ürünlerinin standart
BHS’de yer aldığı görülmektedir. Dolayısıyla standart BHS’nin kapsamının oldukça
geniş olduğu; tüketicilere sunulabilecek ürün yelpazesinin önemli bir kısmını
etkileyeceği değerlendirilmektedir.
(74) KILAVUZ’un etki değerlendirmesinde vurguladığı ikinci istisna, standart şartların ticari
işlemin belirleyici kısmını oluşturması halinde bağlayıcı nitelik taşımalarıdır. KILAVUZ’un
276. paragrafında standart şartların hukuken ya da fiilen bütün pazar üzerinde bağlayıcı
olması halinde ürün kalitesi, ürün çeşitliliği ve inovasyon üzerindeki etkilerinin
değerlendirilmesinin çok daha önem arz ettiği belirtilmiştir.
(75) TBB tarafından standart BHS’lerin Türkiye’de faaliyet gösteren bütün mevduat ve
katılım bankaları üzerinde bağlayıcı olacağı belirtilmiştir. Kurum’a bildirilen ilk hali
tavsiye niteliği taşıyan standart BHS, bankalar üzerinde bağlayıcı olmaması halinde
banka bazında tadil edilerek karmaşık hale getirilebileceği, uygulamanın sektör
genelinde basitleştirilerek yeknesaklaştırılmasının mümkün olmayacağı ve tüketici
üzerinde gerçekleşmesi amaçlanan faydaların önünde engel teşkil edeceği gerekçesiyle
bağlayıcı hale getirilmiştir. Bu suretle mesleki tanzim kararı olarak benimsenen
uygulamaya tabi olmayan bankaya 5411 sayılı Kanun’un 81. maddesindeki “Kuruluş
birliklerinin aldığı genel ya da özel nitelikteki karar ve tedbirlere zamanında ve tam
olarak uymayan üyeler hakkında birliklerin yönetim kurulunca ikibin Yeni Türk
Lirasından yirmibin Yeni Türk Lirasına kadar idarî para cezasına karar verilir.” hükmü
uyarınca yaptırım uygulanabileceği belirtilmiştir.
(76) Standart BHS’nin bağlayıcı olması, vadesiz mevduat, vadeli TL ve döviz tevdiat hesabı,
altın hesabı ve banka kartı ile elektronik bankacılık, müşteri sırrının korunması, para
transferi, otomatik/düzenli ödeme talimatı gibi hizmetlerin bütün bankalar tarafından
tüketiciye aynı şartlar ve hükümler altında sunulmasına yol açacaktır. Örneğin, vadeli
mevduat hesabı açtırmak isteyen tüketici bu BHS ile kısmi para çekilmesi halinde
vadesi bozulmayan bir hesap açtıramayacaktır. Bunun yanı sıra herhangi bir banka bu
BHS’ye istinaden tüketiciye bu türde bir hizmet sunamayacaktır. Hâlbuki örnek güncel
BHS’lere bakıldığında;
- AKBANK’ın ve TEB’in sözleşmelerinde, vadeli hesaptan vadesinden önce para
çekilmesi durumunda, hesapta kalan paraya faiz işletilip işletilmeyeceğini, faiz
işletilmesi durumunda hangi oranda faiz işletileceğini Banka’nın belirleyeceğine,
- YAPI KREDİ’nin sözleşmesinde ise vadesinden önce hesaptan para çekilmesi
durumunda, çekilen tutara faiz işletilip işletilmeyeceğinin, hesapta kalan paraya
mutabık kalınan faizin işletilmesine devam edilip edilmeyeceğinin tarafların
anlaşmasına bağlı olduğuna
dair hükümlerin yer aldığı görülmektedir.
16-26/440-198
23/29
(77) Dolayısıyla, AKBANK’ın veya YAPI KREDİ’nin kısmi para çekimi halinde vadeli mevduat
hesabında kalan paraya faiz işletilebilen bir hizmeti sunabilmesi için tüketiciye bu
hizmete dair ayrı bir sözleşme imzalatıp ayrı bir hesap açması gerekecektir. Bu noktada
bankaların müşteri hesaplarına belli koşullarda hesap işletim ücreti işletmek yönünde
uygulamalarının olduğu hatırlanmalıdır.
(78) Bağlayıcı standart BHS’nin bir diğer etkisi de, bankaların BHS’de yer alan hizmet ve
ürün kalemlerinin bir kısmını çıkarıp, müşterinin ihtiyacına yönelik olan hükümlerin
olduğu bir sözleşme yapamayacak olmalarıdır. Halbuki mevcut durumda bazı bankalar
internet üzerinden sadece tek tür hesap hizmeti verip buna dair sözleşme
imzalatabilmektedir. Benzer şekilde, standart BHS’de yer alan ürün ve hizmet
kalemlerine yenilerinin eklenerek genişletilmesi ve ürün çeşitliliğinin artırılması da
mümkün olamayacaktır. Banka, sunmak istediği her farklı ürün için ayrı sözleşme
hazırlamak durumunda kalacaktır.
(79) Yukarıda yer verilen tespitler ışığında, TBB Yönetim Kurulu kararına istinaden
hazırlanan “TBB Tarafından Mesleki Tanzim Kararı Olarak Yayımlanan Çerçeve
Standart Bankacılık Hizmet Sözleşmesi”ne ve “TKBB Tarafından Mesleki Tanzim Kararı
Olarak Yayımlanan Çerçeve Standart Bankacılık Hizmet Sözleşmesi”ne 4054 sayılı
Kanun’un 4. maddesi kapsamında yer alan rekabet kısıtlamaları içermesi nedeniyle
menfi tespit belgesi verilemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır.
G.6.2. 4054 Sayılı Kanun’un 5. Maddesi Kapsamında Değerlendirme
(80) 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesi gereğince rekabet kısıtı içeren bir anlaşmanın bireysel
muafiyetten yararlanabilmesi için aşağıdaki koşulların tamamını aynı anda taşıması
gerekmektedir: a) Malların üretim veya dağıtımı ile hizmetlerin sunulmasında yeni
gelişme ve iyileşmelerin ya da ekonomik veya teknik gelişmenin sağlanması, b)
Tüketicinin bundan yarar sağlaması, c) İlgili piyasanın önemli bir bölümünde rekabetin
ortadan kalkmaması, d) Rekabetin (a) ve (b) bentlerindeki amaçların elde edilmesi için
zorunlu olandan fazla sınırlanmaması.
(81) Söz konusu bireysel muafiyet koşullarının standart şartlar bakımından ne şekilde
yorumlanması gerektiği ise KILAVUZ’da açıklanmıştır. KILAVUZ, standart şartların
doğurabileceği rekabet karşıtı etkileri saydıktan sonra, söz konusu şartların hangi
koşullarda bireysel muafiyet alabileceğini, 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinde yer alan
koşullar doğrultusunda etkinlik, tüketiciye yansıma, rekabetin ortadan kalkmaması ve
zorunluluk başlıkları altında açıklamıştır. Değerlendirmenin bu bölümünde Kanun’da
sayılan muafiyet koşullarının somut olayda karşılanıp karşılanmadığı incelenecektir.
(82) Etkinlik Kazanımı ve Tüketiciye Yansıma: Standart şartların sağlayabileceği etkinlik
kazanımlarının başında tüketicilerin sunulan koşulları karşılaştırmasını ve bu sayede
teşebbüsler arasında geçiş yapmasını kolaylaştırmak, işlem maliyetlerinden tasarruf ve
sözleşme tarafları için hukuki belirliliği artırmak gelmektedir. Pazardaki teşebbüs sayısı
ne kadar çoksa, sözleşme koşullarının karşılaştırılmasının kolaylaşmasından doğan
etkinlik kazanımları da o kadar büyük olacaktır.
(83) KILAVUZ’un 287. paragrafı ise, standart şartlarla elde edilecek etkinlik kazanımlarının
rekabeti kısıtlayıcı etkilerini telafi edecek şekilde tüketicilere yansıtılması gerektiğini
ifade etmektedir. Bu çerçevede piyasadaki tekliflerin karşılaştırılabilirliğinde artış,
tedarikçiler arasında geçişlerin kolaylaşması ve standart şartların koşullarındaki hukuki
belirliliğin sağlanması gibi etkinlik kazanımlarının tüketiciler açısından faydalı olacağı
kabul edilmektedir.
16-26/440-198
24/29
(84) Somut olayda, TBB tarafından, bankaların operasyonel maliyetlerinin düşürülmesi ve
BHS uygulamasının basit hale getirilmesi amacıyla hazırlanan standart BHS’nin,
hâlihazırda bankalar tarafından kullanılan BHS'ye göre hizmetlerin sunulması
bakımından birçok avantaj sağladığı, hizmetlerin sunulmasında teknik gelişmeleri
beraberinde getirdiği belirtilmiştir. Bankacılık işlemleri sırasında kağıt ortamında
düzenlenen belgelerin önemli bir kısmını sözleşmelerin oluşturması ve zaman içerisinde
doğan farklı ihtiyaçlarla BHS'lerin kapsamının genişletilmesiyle hâlihazırda 40-50
sayfadan oluşan kitapçıklar haline gelen BHS'lerin önemli bir bölümünün muhtelif
mevzuat düzenlemelerinin yer almasını zorunlu tuttuğu hükümler ile müşterilerin
kullanmadığı ürün ve hizmetlere ilişkin hükümlerden oluştuğu ifade edilmiştir. Bu
nedenle, çok fazla sayfadan oluşan BHS'lerin kağıt israfına neden olduğu, ülke
kalkınmasına ve çevreye zarar verdiği, ayrıca arşivlenmesinin oldukça zorluk teşkil ettiği
dile getirilmiştir.
(85) TBB, çerçeve sözleşme dışında kalan ürün ve hizmetler açısından her bankanın
belirleyeceği içerikteki sözleşmeleri akdedeceğini belirtmiştir. Hâlbuki BHS’deki
hükümlerden ayrılarak sunulmak istenen her ürün ve hizmet için ayrı bir sözleşme
hazırlanması, operasyonel maliyet olarak nitelen kâğıt, basım, dağıtım gibi maliyetleri
azaltmak yerine artıracaktır. TBB, hâlihazırda uzun bireysel hizmet sözleşmelerinin
sektöre olan yıllık kâğıt ve baskı maliyetinin yaklaşık 1 milyar TL olduğunu belirtmiş
ancak standart BHS ile bu maliyetlerde ne oranda bir düşüş meydana geleceği, bunun
olumlu yansımalarının ne surette ve ölçüde olacağı hususunda somut bir açıklama
yapmamıştır. Dosya kapsamında TBB ile yapılan görüşmede, kısaltılmış BHS ile
düşecek olan operasyonel maliyetlerin tüketiciye nasıl yansıyacağı hususunda bilgi
talep edilmiştir. TBB, bu tür maliyetlerin müşteriye faiz olarak yansıtıldığını, olası maliyet
düşüşünün de müşteriye faiz düşüşü olarak yansıtılacağını belirtmiş; ancak bunun
ötesinde somut bir açıklama sunmamıştır.
(86) TBB, standart BHS ile bankaların operasyonel maliyetlerinin düşmesinin ve kâğıt
israfının azaltılması gibi etkinlik kazanımlarının tüketiciler üzerindeki diğer muhtemel
yansımalarını açıklamıştır. Buna göre, BHS'lerin sayfa sayısı bakımından uzun
olmasından ötürü çoğu zaman tüketiciler tarafından okunmadığı ve anlaşılır olmaktan
uzak olduğu, bununla birlikte, tüketicilerin kullanmadığı ürünleri de içeren BHS'lerin, her
sayfaya müşterilerin imzasının alınması sonucunda daha sonradan talep edilmeyen
ürünün müşteriye verilmesi gibi durumlara yol açtığı, dolayısıyla da ihtilaf ve şikâyet
sayısının arttığı belirtilmektedir. Bu nedenle, tüketicinin kısaltılmış yeknesak BHS’yi
daha kolay anlayabileceği vurgulanmıştır. TBB bir diğer etkinlik kazanımı olarak standart
BHS sayesinde tüketicilerin, sözleşme hükümleri dışında faiz, komisyon, masraf vs. gibi
asıl rekabetin oluştuğu noktalara odaklanarak bankalar arasında kolayca karşılaştırma
ve geçiş yapabileceğini belirtmiştir.
(87) Öncelikle rekabet unsurlarının faiz, masraf, komisyon gibi tutarlarla sınırlı olmadığı,
sunulan hizmetlerin koşullarının ve kapsamının da bireysel bankacılık pazarındaki
rekabette önemli rol oynadığı belirtilmelidir. Nitekim Avrupa Komisyonu’nun 2007 yılında
bireysel bankacılık hakkında yaptığı bir pazar araştırmasında, tüketicilerin bir bankayı
diğerine tercih etmelerinde finansal unsurların yanı sıra güven ve itimat hususlarını
dikkate aldığı belirtilmiştir. Anılan çalışmada bankaya ulaşabilmekteki kolaylıkların
(telefon, internet gibi yollarla) yanı sıra sunulan ürün ve hizmet kalitesinin de tüketicilerin
banka değiştirme temayülünü etkilediği belirtilmiştir. Bununa birlikte, tüketicilerin banka
değiştirirken katlanacakları maliyetlerin de tercihlerinde rol oynadığı açıktır. Söz konusu
çalışma, idari külfetlerin yanında hesap kapatma ücretlerinin yüksekliği, yeni bankada
müşteri kredibilitesinin daha düşük olması ile bankaların birbirine bağlı ürünler
16-26/440-198
25/29
sunmasının da tüketicilerin banka değiştirme motivasyonunu azalttığı belirtilmiştir7.
Çalışma, geçiş maliyetlerinin yüksek oluşunun bankaların inovasyon güdüsünü olumsuz
yönde etkilediğini belirtmiştir.
(88) Bu bağlamda, tüketicilerin bir bankadan diğerine geçişte dikkate aldığı hususların
sadece faiz, masraf ve sair giderlerden ibaret olmadığı, geçiş maliyetlerinin yüksekliği,
mevcut banka ile kurulan ilişkinin kapsamı ve niteliği gibi noktaların da rol oynadığı
anlaşılmaktadır. Buna ek olarak, tüketici bankadan aldığı hizmetler karşılığında ödemesi
gereken ücret, komisyon, masraf gibi tutarları imzaladığı sözleşmeden bağımsız olarak
öğrenmekte ve kıyas yapabilmektedir. Nitekim bankalarca hâli hazırda kullanılan BHS
örneklerine bakıldığında, anılan tutarlara dair bilgilerin içeriği kolayca anlaşılabilecek ek
bir bilgi formu şeklinde müşteri bilgisine sunulduğu görülmektedir8. Bu bilgi formları ile
sözleşme örnekleri de bankaların internet sitelerinde yer almaktadır. Bu nedenle
BHS’lerin kısaltılarak standart hale getirilmesi ile tüketicilerin komisyon, faiz, masraf gibi
tutarları kıyaslamasında mevcut durumdan daha fazla bir etkinlik sağlanmayacağı;
bankalararası geçişlerde nazara alınan faktörler üzerinde esaslı bir etkide
bulunmayacağı değerlendirilmektedir.
(89) Öte yandan, BHS’de sunulan hizmetlerin sınırlandırılması ile birbirinden bağımsız
ürünlerin aynı çerçeve sözleşmeye konulması, hükümlerin kısaltılarak
yeknesaklaştırılması tüketici tercihlerini ve bankadan alacağı temel hizmetlerin
kalitesine ilişkin beklentilerini sınırlayacaktır. Benzer şekilde anılan durum bankaların
inovasyon motivasyonunu azaltabileceğinden tüketici refahı üzerinde negatif etkide
bulunacaktır.
(90) TBB tarafından, tek taraflı olarak hazırlanmış çerçeve BHS'lerdeki hükümlerin önemli bir
kısmının müzakere edilmeden imzalanmasının Borçlar Kanunu'nun 20 ila 25.
maddelerinde düzenlenen "Genel İşlem Koşulları" kapsamında değerlendirildiğinde
işlevsel olmadığı ve/veya ilgili mevzuat ve düzenlemeler çerçevesinde müzakere edilmiş
olsa dahi uygulanamadığı ifade edilmektedir. Bu bağlamda, BHS'de genel hükümleri
düzenleyen kısmın mevcut yasal düzenlemeler çerçevesinde tüm bankalar için ortak bir
metin haline getirilmesinin, olası ihtilafların önüne geçilmesini sağlayarak ve bankalara
duyulan güvenin azalmasını önleyerek tüketici yararına sonuç doğuracağı iddia
edilmiştir. Standart BHS bakımından bu etkinlik savunmalarının tüketici üzerindeki
yansımaları değerlendirilirken bankalar tarafından uygulanan sözleşmeler karşısında
tüketicilerin özel durumu incelenmeli ve tek tip sözleşmelerin tüketiciler üzerindeki
etkileri bu açıdan ele alınmalıdır.
(91) Öncelikle şu husus belirtilmelidir ki, özellikle bireysel müşterilerin bankalar ile pazarlık
kabiliyeti bulunmamakta ve bu müşteriler bankalar karşısında zayıf konumda yer
almaktadır. Bu nedenle, bireysel tüketiciler bankadan almak istedikleri ürün ve
hizmetlere ilişkin olarak genellikle, alıcı gücüne sahip değildir. Bu nedenle, bankalar
karşısında tüketicilerin korunmasına yönelik yasal düzenlemeler yapılmakta ve yargı
kararları alınmaktadır.
7 , s. 66, Erişim
Tarihi: 27.06.2016
8Bkz.
n.03.10.2014.pdf,
16.pdf,,
BHS-(2016-4)%20son.pdf, Erişim Tarihi: 13.07.2016
16-26/440-198
26/29
(92) Bu çerçevede, dosya kapsamında, standart, bağlayıcı ve müzakere edilmeyen
BHS’lerin tüketiciler üzerindeki etkileri hakkında TBB’den ilave bilgi talep edilmiştir. TBB
15.01.2016 tarihli cevap yazısında, BHS’deki hükümlerin tüketici ile müzakere
edilmediğini, bankaların müşteriye özel sözleşme hazırlayamayacağını, bu nedenle
müşterinin BHS’yi değiştirme ihtimalinin bulunmadığını ifade etmiştir. TBB, müzakere
edilmeyen sözleşme hükümlerinin haksız şart teşkil etmesi halinde hukuka aykırı
olacağını, BHS’de haksız şart bulunmadığını ve hukuka aykırılık barındırmadığını
belirtmiştir. Hâlbuki Standart BHS’nin 17. Genel Hükmünde “Aşağıda ismi bulunanlar,
(…) bu Sözleşmenin tamamını okuduklarını, anladıklarını, karşılıklı müzakere ettiklerini
ve Sözleşmenin kısmen veya tamamen kabul edilmemesinin mümkün olduğu hakkında
bilgi sahibi olunduğunu (…) kabul ve beyan eder” ifadesi yer almaktadır.
(93) TBB’nin beyanları ile sözleşme maddesi arasındaki bu çelişkinin ötesinde haksız
şartların neler olduğu Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından çıkarılan Tüketici
Sözleşmelerindeki Haksız Şartlar Hakkında Yönetmelik’te9 örnekleyici olarak sayılmıştır.
Buna göre;
- Sözleşmeyi düzenleyenin bir fiili veya ihmali nedeniyle, tüketicinin (…) maddi zarara
uğraması halinde, sözleşmeyi düzenleyenin yasal sorumluluğunu kaldıran veya
sınırlayan şartlar,
- Tüketicinin, sözleşmenin kurulmasından önce fiilen bilgi sahibi olamayacağı
sözleşme şartlarını, geri dönülemez bir şekilde kabul ettiğini öngören şartlar,
- Sözleşmeyi düzenleyenin sözleşme şartlarını, sözleşmede belirtilen haklı bir sebep
olmaksızın tek taraflı olarak değiştirmesine imkân veren şartlar
haksız şartlara örnektir.
(94) Bu durumun rekabet hukuku bakımından tüketiciler üzerinde etkisi, hangi bankadan
hizmet almak isterse istesin bütün bankalarda aynı ve müzakere edilemeyen BHS’yi
imzalamak durumunda kalması; bunu reddettiği takdirde hiçbir bankacılık hizmeti
alamayacak olması şeklinde ortaya çıkacaktır.
(95) Buna ek olarak, ayrıntılarına önceki bölümlerde yer verildiği üzere, sözleşmelerde
bulunması gereken asgari hükümlerin dahi bulunmadığı standart BHS, tüketiciler
bakımından hukuki belirliliği sağlamaktan ziyade, son derece teknik ve çok sayıda yasal
düzenlemenin bulunduğu bir alanda kendi müdahaleleri olmadan hazırlanmış bir
sözleşmeye taraf olmaları sonucunu doğuracaktır. Bu durum, tüketicinin önceden bilgi
sahibi olmadığı hak ve yükümlülüklerden sorumlu tutulmasına yol açacaktır. Özellikle
BHS’den kaynaklanan bir uyuşmazlık halinde, tüketicinin standart BHS ile çıkarılan pek
çok düzenleme ile karşı karşıya kalacağı ve haklarını savunmada zorluk çekeceği
aşikârdır.
(96) Açıklanan sebeplerle TBB’nin ileri sürdüğü etkinlik kazanımlarının dosya kapsamında
somut delillerle ortaya konamadığı; bahse konu etkinlik kazanımlarının tüketici üzerinde
olumlu bir yansımasının bulunmadığı, bu nedenle 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinin
(a) ve (b) bentlerindeki koşulların sağlanmadığı kanaatine varılmıştır10.
9 Resmi Gazete Tarihi: 17.06.2014; Sayısı: 29033
10 Kurul’un, Türkiye Çelik Üreticileri Derneği tarafından hazırlanan ve yurtdışından hurda alımlarında
uygulanması planlanan standartlara menfi tespit belgesi verilmesi/muafiyet tanınması talebini inceleyen
30.04.2014 tarihli ve 14-16/304-133 sayılı kararında; anılan standartların uygulanmasıyla ithal edilen
hurdaların kalitesinin ve verimliliğinin yükseleceği, üretim maliyetlerinde azalma ve devamlılığın
sağlanarak malların üretiminde ve hizmetlerin sunulmasında iyileşme sağlanacağı yönünde etkinlik
kazanımlarının ortaya çıkacağı değerlendirilmiştir. Oysaki standart BHS’nin dışındaki ürün ve hizmetlerle
16-26/440-198
27/29
(97) Rekabetin Ortadan Kalkmaması ve Zorunluluk: KILAVUZ’un 288. paragrafında,
standart şartlara üçüncü tarafların etkin erişiminin engellendiği durumlarda rekabetin
ortadan kalkabileceği belirtilmiştir. Standart BHS’ye Türkiye’de faaliyet gösteren her
banka tarafından kolayca erişilebilecektir. Bankaların faaliyet esasları 5411 sayılı
Kanun’da düzenlenmiş olup, standart BHS’ye uymamanın bankaların pazara girişini
engelleyen/zorlaştıran bir husus olmadığı değerlendirilmektedir.
(98) Buna karşılık, TBB’nin mesleki tanzim kararı olarak uygulanmasını istediği BHS’ye
uymaması halinde bankanın TBB tarafından uygulanacak bir yaptırımla karşılaşacağı
bilinmektedir. Diğer bir deyişle, standart BHS’de olmayan ürün ve hizmetleri BHS’ye
ekleyerek müşteri ihtiyaçlarına odaklı sözleşmeler hazırlamak, BHS’de yer alan ürün ve
hizmetlerini ayrıştırmak veya taraflara uygulanacak hükümlerini ayrıntılı olarak kaleme
almak, böylelikle sunduğu hizmet kalitesini artırıp ürün yelpazesini genişleterek müşteri
sayısını artırmak isteyen banka TBB tarafından bir yaptırım ile karşılaşabilecektir11. Bu
durum tüketicilerin ister mevduat ister katılım bankası olsun, aynı hükümleri içeren ve
içeriğine müdahale edemedikleri bir sözleşme ile karşılaşmalarına neden olacaktır.
(99) KILAVUZ, standart şartların ürün veya hizmetin yalnızca sınırlı bir kısmına ilişkin olması
durumunda rekabetin ortadan kalkma olasılığının düşük olduğunu belirtmiştir. Ancak
ayrıntılarına önceki bölümlerde yer verildiği üzere, standart BHS temel bireysel
bankacılık ürünlerinin neredeyse tamamına teşmil edecektir. Bu nedenle, standart
BHS’nin tüketicilere sunulan ürün ve hizmetlerin büyük bir kısmına ilişkin olduğu ve bu
bakımdan rekabet karşıtı endişeler doğurabileceği değerlendirilmekte olup, 4054 sayılı
Kanun’un 5. maddesinin (c) bendinde aranan “ilgili piyasanın önemli bir bölümünde
rekabetin ortadan kalkmaması” koşulunun sağlanmadığı kanaatine ulaşılmıştır.
(100) Zorunluluk kriteri standart şartların bağlayıcı olması noktasında değerlendirilmelidir.
KILAVUZ’un 295. paragrafında, standart şartların sektör ya da bu şartları belirleyen
teşebbüs birliği üyeleri için bağlayıcı ve zorunlu hale getirilmesinin genellikle haklı bir
gerekçeye dayanmayacağı belirtilmektedir. Ancak belirli durumlarda etkinlik
kazanımlarına ulaşmak için bunları bağlayıcı hale getirmek zorunlu olabilmektedir.
(101) TBB, zorunlu hale getirilmezse standart BHS’nin banka bazında tadil edilerek karmaşık
hale getirilebileceği, uygulamanın sektör genelinde basitleştirilerek
yeknesaklaştırılmasının mümkün olmayacağı, tüketicilerin BHS’yi daha kolay
anlamalarının, banka değiştirmeleri halinde esasen dikkatle incelemeleri gereken
maddeleri kolayca tespit edip değerlendirebilmelerinin ve piyasadaki koşulları
karşılaştırarak bankalar arası geçiş yapabilmelerinin engelleneceği yönündeki endişeleri
ifade etmiştir.
ilgili bankaların müşteriler ile ayrıca sözleşmeler yapabileceğine ilişkin TBB bildiriminin, anılan karardaki
değerlendirmenin aksine, ürün veya hizmetin sunulmasını daha da karmaşık hale getireceği
değerlendirilmektedir.
11 Hâlbuki Kurul’un, yurtdışından hurda alımlarında uygulanacak standartlara ilişkin 30.04.2014 tarihli ve
14-16/304-133 sayılı kararında; standart şartların uygulanması adına teşebbüsler üzerinde bir
yükümlülük; uygulanmaması durumunda ise teşebbüslere uygulanacak bir yaptırımın olmadığı ve
teşebbüslerin ürün alımlarında bu şartları kendi çıkarları doğrultusunda değiştirebilecekleri gerekçeleriyle,
rekabetin zorunlu olandan fazla sınırlanmadığı sonucuna varılmıştır. Standart BHS’yi uygulamayan
bankaların yaptırımla karşılaşabilecekleri nazara alındığında, karardaki gerekçenin bu dosya özelinde
uygulanması mümkün görünmemektedir.
16-26/440-198
28/29
(102) TBB tarafından ileri sürülen etkinlik kazanımlarının BHS’nin zorunlu hale getirilmesi için
gerekçe olmadığı değerlendirilmektedir. Bağlayıcı standart BHS olmasa bile tüketiciyi
kendine çekmek isteyen bankalar, uygulayacakları sözleşmelerin dilini sadeleştirerek,
tüketicilerin ihtiyaçlarına yönelik ürün ve hizmetlere ilişkin esnek sözleşmeler
hazırlayarak, rekabete hassas faiz, masraf, komisyon gibi parametreleri müşterilerin
kolayca ulaşabileceği şekilde bilgilerine sunarak veya kendi ticari politikaları
doğrultusunda daha farklı uygulamalar benimseyerek sayılan etkinlikleri
sağlayabilmelidir.
(103) Bankalar arasındaki fiyat rekabeti faiz, masraf, komisyon gibi giderler noktasında
yaşandığından ve bunlar da bankalar tarafından gerek şubelerde gerek internet
sitelerinde ilan edildiğinden, BHS hükümlerinin zorunlu hale getirilmesinin tüketicinin
kıyas imkânları üzerinde olumlu etkide bulunmayacağı değerlendirilmektedir12. Öte
yandan tüketicinin faiz, masraf, komisyon gibi gider kalemlerini karşılaştırabildikleri pek
çok sanal platform bulunmakta; tüketici bu kıyaslamayı kısaltılmış zorunlu çerçeve
sözleşmeler olmadan da kolaylıkla yapabilmektedir. Bu sebeple TBB tarafından ileri
sürülen etkinlik kazanımları ve tüketici faydası argümanları ile standart BHS’nin
bağlayıcı hale getirilmesi arasında makul illiyet bağının bulunmadığı
değerlendirilmektedir. Bu nedenle, 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinin (d) bendinde yer
alan zorunluluk koşulunun somut olay bakımından sağlanamadığı kanaatine
ulaşılmıştır.
(104) Sonuç olarak, yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, menfi tespit verilmesi ya da
muafiyet tanınması için bildirilen “TBB Tarafından Mesleki Tanzim Kararı Olarak
Yayımlanan Çerçeve Standart Bankacılık Hizmet Sözleşmesi”nin ve “TKBB Tarafından
Mesleki Tanzim Kararı Olarak Yayımlanan Çerçeve Standart Bankacılık Hizmet
Sözleşmesi”nin 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinin (a), (b), (c) ve (d) bentlerinde yer
alan koşulları sağlamadığı, bu nedenle anılan sözleşmelere bireysel muafiyet
tanınamayacağı kanaatine ulaşılmıştır.
12 Kurul’un, 30.04.2014 tarihli ve 14-16/304-133 sayılı kararında yurtdışından hurda alımlarında
uygulanması planlanan standartlara ilişkin olarak, teşebbüslerin standart alım şartlarının uygulamasının
tavsiye niteliğinde olması, teşebbüslerin standart alım şartlarına uygun olan yahut olmayan hurdalar
arasından maliyet bakımından avantajlı olanı tercih edebilmesi sebebiyle Kurul, bildirime konu işleme
bireysel muafiyet tanımıştır. Ancak standart BHS ile, söz konusu karardaki değerlendirmenin aksine,
banka müşterilerinin tercih ve kıyas imkanlarının artırılmasının ve kolaylaştırılmasının söz konusu
olmadığı değerlendirilmektedir. Ayrıca bkz. 15.04.2004 tarihli ve 04-26/288-66 sayılı Kurul kararı.
16-26/440-198
29/29
H. SONUÇ
(105) Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre,
1. Türkiye Bankalar Birliği Yönetim Kurulu tarafından alınan 21.10.2014 tarih ve
2014/93 sayılı karara istinaden hazırlanan “TBB Tarafından Mesleki Tanzim Kararı
Olarak Yayımlanan Çerçeve Standart Bankacılık Hizmet Sözleşmesi”ne ve “TKBB
Tarafından Mesleki Tanzim Kararı Olarak Yayımlanan Çerçeve Standart Bankacılık
Hizmet Sözleşmesi”ne, 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında yer alan
rekabet kısıtlamaları içermesi nedeniyle menfi tespit belgesi verilemeyeceğine,
2. “TBB Tarafından Mesleki Tanzim Kararı Olarak Yayımlanan Çerçeve Standart
Bankacılık Hizmet Sözleşmesi”ne ve “TKBB Tarafından Mesleki Tanzim Kararı
Olarak Yayımlanan Çerçeve Standart Bankacılık Hizmet Sözleşmesi”ne 4054 sayılı
Kanun’un 5. maddesinde yer alan muafiyet koşullarını taşımadığından, bireysel
muafiyet tanınamayacağına,
OYBİRLİĞİ ile karar verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy