Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2016-2-36 (Önaraştırma)
Karar Sayısı : 16-39/638-284
Karar Tarihi : 16.11.2016
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. Ömer TORLAK
Üyeler : Arslan NARİN, Fevzi ÖZKAN,
Adem BİRCAN, Şükran KODALAK
B. RAPORTÖRLER: Recep GÜNDÜZ, Beyza AĞVAZ, Ender YILDIZ
C. BAŞVURUDA
BULUNAN : - Yasin ORAL
Temsilcisi: Av. Mehmet TÜRKARSLAN
Fevzi Çakmak 1 Sokak No: 15/12 Kızılay Çankaya/Ankara
D. HAKKINDA İNCELEME
YAPILANLAR : - Google International LLC
3001 d Rudnick Lane, Dover, DE, ABD
- Google Reklamcılık ve Pazarlama Ltd. Şti.
Büyükdere Cad. Tekfen Tower Kat:9 No:209 4. Levent
Şişli/İstanbul
(1) E. DOSYA KONUSU: Google International LLC ve Google Reklamcılık ve
Pazarlama Limited Şirketi’nin alan adlı internet
sitesini herhangi bir gerekçe göstermeden arama motorundan çıkararak 4054
sayılı Kanun’un 6. maddesini ihlal ettiği iddiası.
(2) F. İDDİALARIN ÖZETİ: Kurum kayıtlarına 10.08.2016 tarihinde giren başvuruda,
Google International LLC ve Google Reklamcılık ve Pazarlama Ltd. Şti.’nin (Google
Inc. ile birlikte söz konusu ekonomik bütünlük GOOGLE olarak adlandırılacaktır.)
adresine sahip siteyi neden göstermeden indekslemesinden
çıkardığı, bu eylem sebebiyle şikâyetçinin piyasadaki faaliyetlerinin zorlaştırıldığı ve
eşit durumdaki alıcılara ayrımcılık yapıldığı iddia edilmektedir.
(3) G. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 10.08.2016 tarih ve 4869 sayı ile intikal
eden başvuru üzerine hazırlanan 08.09.2016 tarih ve 2016-2-36/İİ sayılı İlk İnceleme
Raporu Kurulun 23.09.2106 tarihli toplantısında görüşülmüş ve 16-31/529-M sayı ile
dosya konusu iddialara yönelik olarak 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında
Kanun’un (4054 Sayılı Kanun) 40. maddesinin birinci fıkrası uyarınca önaraştırma
yapılmasına karar verilmiştir. Anılan karar uyarınca düzenlenen 02.11.2016 tarih ve
2016-2-36/ÖA sayılı Önaraştırma Raporu görüşülerek karara bağlanmıştır.
(4) H. RAPORTÖR GÖRÜŞÜ: İlgili raporda; başvuru konusu ile ilgili GOOGLE hakkında
4054 sayılı Kanun’un 41. maddesi uyarınca soruşturma açılmasına gerek olmadığı
sonucuna ulaşılmıştır.
16-39/638-284
2/22
I. İNCELEME, GEREKÇE VE HUKUKİ DAYANAK
(5) Önaraştırma sürecinde, 07.10.2016 tarihinde GOOGLE’ın Türkiye ofisinde yerinde
inceleme yapılmıştır. Ayrıca GOOGLE, Microsoft Bilgisayar Yazılım Hizmetleri Limited
Şirketi ve Yandex Limited Liability Company’den bilgi ve belge talebinde bulunulmuş ve
istenen bilgiler Kurum kayıtlarına intikal etmiştir.
I.1. Hakkında Önaraştırma Yapılan Taraf-GOOGLE
(6) GOOGLE, Türkiye'de, bağlı ortaklıklarından biri olan Google Reklamcılık ve Pazarlama
Limited Şirketi aracılığıyla faaliyette bulunmaktadır. Söz konusu şirketin hisselerinin
%2'si Google Inc.’e, %98'i de Google International LLC’ye aittir. Google Inc. 1998
yılında kurulmuş, merkezi Amerika Birleşik Devletleri'nde bulunan bir şirkettir.
(7) GOOGLE gelirlerinin yaklaşık %90'ını, Google arama sonuçları sayfasındaki ve mobil
uygulamalardaki reklam satışlarından sağlamaktadır. GOOGLE’ın Türkiye’den elde
ettiği reklam geliri 2016 Haziran ayı itibariyle (…..) TL’dir. Gemius Ranking’ten edinilen
bilgilere göre genel arama motoru hizmeti açısından 2016 Ekim, 2015 Aralık ve 2014
Aralık ayları itibariyle GOOGLE’ın pazar payı sırasıyla %94, %91 ve %95’tir1.
I.2. Başvuru Konusu İddialar
(8) Başvuruda özetle;
- İller arası mesafeleri hesaplayabilen ve bunları harita üzerinde gösterebilen
adlı internet sitesinin 01.04.2009 tarihinden bu yana
şikâyetçi Yasin ORAL’a ait olduğu,
- Şikâyete konu internet sitesinin Türkiye’de en çok ziyaret edilen 1293. internet
sitesi konumunda olduğu, ziyaretçilerinin ise %74,7’sinin ,
%3,9’unun üzerinden erişim sağladığı,
- Şikâyet olunan GOOGLE tarafından, şikâyetçi tarafa 11.06.2016 tarihinde bahsi
geçen internet sitesine dair “spam” problemleri olduğuna ilişkin bir e-posta
gönderildiği, e-postada sorunun ne olduğunun veya nasıl çözüleceğinin
açıklanmadığı,
- Bunun üzerine şikâyetçinin, GOOGLE’a problemin ne olduğuna dair e-posta
göndermesine rağmen cevap alamadığı ve internet sitesinin hiçbir gerekçe
olmaksızın 17.06.2016 tarihinde Google’a ait arama motoru sonuçlarından
çıkarıldığı,
- Hukuka aykırı olduğu iddia edilen bu eylem sebebiyle şikâyetçinin piyasadaki
faaliyetlerinin zorlaştırıldığı ve eşit durumdaki alıcılara ayrımcılık yapıldığı,
- Şikâyete konu internet sitesinin Google arama motorundan çıkarılmasından
sonra ziyaretçilerin Google vasıtasıyla internet sitesine erişemediği,
- Ziyaretçi sayısında meydana gelen sert düşüş nedeniyle şikâyetçinin ciddi
zarara uğradığı
iddia edilmektedir.
1
16-39/638-284
3/22
I.3. Sektör Hakkında Bilgiler
(9) İnternet arama motorları, internet kullanıcılarının aradığı bilgileri bulması ve
ihtiyaçlarına uygun sitelere yönlendirilmesi için oldukça kritik bir role sahiptir. İnternet
sunucuları ağında (world wide web) 60 trilyondan fazla sayfanın indekslendiği göz
önüne alındığında arama motorlarının oynadığı kritik rol daha da anlam kazanmaktadır.
Bu nedenle arama motorları sayesinde internet, nihai kullanıcılar için daha kullanışlı
hale gelmektedir.
(10) Bu önemli rol internet arama motorlarına aynı zamanda oldukça önemli bir güç
bahşetmektedir. İnternet sitesi sağlayıcıları varlıklarını devam ettirebilmek bakımından
arama motorları tarafından indekslenmek mecburiyeti hissetmektedir. Dahası, arama
motorlarında indekslenmek tek başına yeterli olmamakta, yeterli sayıda kullanıcı
çekebilmek için internet sitelerinin arama motorlarının ilk sonuç sayfasında
görünmeleri, bir başka ifade ile üst sıralarda yer almaları gerekmektedir.
(11) Arama motorlarının bu kritik rolü, dünya çapında bilgiye erişim, ifade özgürlüğüne katkı
ve politik hayata etkilerinden, ticari hayatı şekillendirmeye kadar oldukça geniş
yelpazede tartışmalara neden olmuştur. Dosya konusu bakımından bu tartışmaların en
önemlisi, arama motorlarının indeksleme algoritmalarının sonuçları itibariyle internet
ortamında faaliyet gösteren teşebbüsleri tarafsız ve hakkaniyete uygun biçimde
sıralayıp sıralamadığı, taraflı şekilde yönlendirilen kullanıcılar aracılığıyla etkin rekabeti
ortadan kaldırıp kaldırmadığı ekseninde şekillenmektedir.
(12) Öncelikle internet arama motorlarının işleyiş yapısı ve iş modelleri hakkında kısaca bilgi
verilecek ve ardından rekabet hukuku bakımından tartışmaları tetikleyen teknolojik
gelişmeler ele alınacaktır.
I.3.1. Arama Motorlarının Çalışma Prensibi
I.3.1.1. Tarama ve İndeksleme
(13) Arama motorları, arama işlemini kolaylaştırmak için çok hızlı ve çok yüksek kapasiteli
sunucularla sanal alemdeki 60 trilyondan fazla sayfayı taramaktadır (crawling). Bir
başka ifade ile crawler, internet sayfalarındaki metinleri okur, analiz eder ve depolar.
Bu crawling sürecinden sonra, internet sayfaları içeriklerine göre dizilir ve arama
motorlarının indekslerinde sıralanır.
I.3.1.2. Algoritma ve Sıralama
(14) İnternet kullanıcıları tarafından arama motorlarına anahtar kelimeler girildiğinde,
algoritma adı verilen karmaşık program ve formüller devreye girerek, kullanıcının tam
olarak ne aradığını anlamaya çalışır ve bu bulguları indeksten seçilen en uygun
sayfalarla eşleştirir. Bu aşamadan sonra, dosya konusu itibariyle de en önemli aşama
olan, bulunan sayfaları sıralama aşaması gelir.
(15) Sayfaların sıralanmasına ilişkin olarak, arama motorları arasında dünyada en yaygın
olarak kullanılan Google, web sayfalarının sıralamasında 200’den fazla değişkenin
dikkate alındığını belirtmektedir. Buna göre Google, sıralamada kullanmak üzere bir
internet sitesinin ne kadar güvenilir, bilinir veya yetkin olduğunu anlamak için bazı
verileri kullanmaktadır. Bir internet sayfasına diğer internet sayfaları tarafından verilen
linkler bunlardan biri olup bu tür sayfalar Google algoritmaları tarafından daha güvenilir
veya yüksek kalitede internet sayfası olarak işaretlenmektedir. Şüphesiz bu durum söz
konusu sitenin sıralamasına doğrudan etki etmektedir. Bunun dışında internet sitesinin
aramada kullanılan anahtar kelimeleri ne sıklıkta içerdiği, anahtar kelimelerin internet
sitesinin başlığında ya da URL’sinde yer alıp almadığı, internet sayfasının anahtar
16-39/638-284
4/22
kelimelerin eşanlamlılarını içerip içermediği gibi ölçütler sıralamaya etki eden diğer
başlıca faktörlerdir.
(16) Kuşkusuz arama motorları internetteki tüm sayfaları indekslemediği gibi tüm sayfalara
da arama sonuçlarında yer vermemekte, hatta bazı sayfaları gerek algoritma
yazılımları ve gerekse kullanıcı güvenliği gibi bazı nedenlerle sıralamadan bilinçli bir
şekilde çıkarmaktadır. Arama motorlarında sonuçların sıralanması ya da bazı internet
sitelerine sonuç sayfalarında yer verilmemesi, “arama motorlarının yanlılığı / taraflılığı”
(engine search bias) olarak nitelendirilmekte ve detaylarına ilerleyen bölümlerde yer
verilecek olan “arama motoru tarafsızlığı” (search neutrality) tartışmalarının odak
noktasında bulunmaktadır.
I.3.2. Arama Motorlarının Kullanıcı Arayüzleri: Organik ve Sponsorlu Arama
Sonuçları
(17) Arama motorlarının arayüzü, kullanıcılara sunulan ve arama sonuçlarına yer verilen
sayfadır. İnternet arama motorları arayüzlerinde genellikle her bir sayfada on bağlantı
(on mavi nokta) bulunmakta, en üst sırada kullanıcıların araması ile en çok ilgili olan
sonuca yer verilmekte ve bu sıralama ilgi düzeyine göre azalarak devam etmektedir.
(18) Öte yandan sonuç sayfasında yer verilen sonuçları, organik sonuçlar (aynı zamanda
doğal sonuç ya da algoritmik sonuçlar da denmektedir) ve sponsorlu sonuçlar olarak
ikiye ayırmak gerekmektedir. Organik arama sonuçları, anahtar kelimeler ile olan ilgileri
nedeniyle arama sayfasındaki sıralamada beliren sonuçlardır. Algoritmik seçim
sürecinin doğal bir sonucu olduğu için bu sonuçları aynı zamanda “ödemesiz arama
sonuçları” olarak nitelendirmek de mümkündür. Buna karşın, ödemeli arama sonuçları
ya da ödemeli sıralama olarak da nitelendirilen sponsorlu bağlantılar esasen bir reklam
fonksiyonunu yerine getirmekte ve bu bağlantılar arama motorlarının sonuç
sayfalarında organik sonuçların üzerinde gösterilmektedir. Sponsorlu bağlantılar
aramada kullanılan kelimelerle ilişkilendirilmek üzere yapılan ödemeler sonucunda
genellikle arama sonuç sayfasının en üstünde yer almaktadır. Bu özellikleri ile
sponsorlu linkler, ilerleyen bölümlerde yer verileceği üzere çok taraflı bir pazar özelliği
arz eden arama hizmetlerinde platformun finansmanını sağlamaktadır.
I.3.3. Yatay – Dikey Arama Fonksiyonları ve Arama Motorlarının Değişimi
(19) Genel olarak iki grup arama motorundan bahsetmek mümkündür. Bunlardan ilki olan
yatay arama motorları genel amaçlarla kullanılan ve tüm internet içeriği içinde arama
gerçekleştiren internet siteleridir. Bu grupta Google, Yahoo, Bing ve Yandex’i belirtmek
mümkündür.
(20) Öte yandan, dikey arama motorları internet içeriğinin sadece belirli ve sınırlı bir
alanında yoğunlaşan / uzmanlaşan internet arama motorları olup, aramada kullanılan
anahtar kelimeleri internet genelinde aramak yerine sadece belirli bir alandaki internet
siteleri içinde aramaktadır. Ülkemizde de son dönemde yaygınlaşan bu iş modelinde
örneğin sadece otel, konaklama, haber veya mekân araması yapmak mümkün
olmaktadır. Yelp, Tripadvisor, Trivago, Sahibinden, Yemek Sepeti gibi arama
motorlarının ise bu kapsamda değerlendirilmesi mümkün görünmektedir.
16-39/638-284
5/22
(21) 2005 yılına kadar internet ortamında internet siteleri ve arama motorları olmak üzere
başlıca iki segment bulunmaktaydı. Bu yapıda internet siteleri içerik sağlayıcı rolü
üstlenirken, arama motorları ise kullanıcılara nihai bilgi veya içerik sunmamakta sadece
anahtar kelimelere uygun içeriğe erişebilmeleri için bir köprü vazifesi görmekteydiler.
Bu anlamda bu süreçte arama motorlarının rolü sadece kullanıcı talebine en uygun ve
en iyi on mavi bağlantıyı arayüzlerinin ilk sayfalarında sıralamak ile sınırlı kalmaktaydı.
Organik sonuçların belirleyici olduğu bu süreç on mavi bağlantı dönemi olarak
nitelendirilmektedir.
(22) Bu paradigma 2007 yılında GOOGLE tarafından Evrensel Arama (Universal Search)
modelinin hayata geçirilmesi ile değişime uğramıştır. Yeni sistemde GOOGLE’ın arama
sonuç sayfasında internet sitelerinden sonuçların yanı sıra görüntü, video, haber, harita
ve mekân sonuçları da gösterilmeye başlanmıştır. Bir başka ifade ile dikey arama
sonuçları ile yatay arama birleştirilmiştir. GOOGLE tarafından başlatılan bu model diğer
yatay arama motorları olan Yahoo, Bing ve Yandex tarafından da uygulanmaya
başlanmıştır.
(23) Google’ın başlattığı Evrensel Arama modelinin yatay arama motorlarının tümü
tarafından kabul edilmesinin ardından günümüzde arama motorları sadece ilgili internet
sitelerinin bağlantısı gibi ara sonuçları vermemekte, kullanıcıların ihtiyaç
duyabilecekleri nihai bilgiyi de arama sonuç sayfasında göstermektedir. Bir başka
deyişle, kullanıcılar ihtiyaç duydukları bilgiye arama motoru sayfasını terk etmeden de
ulaşabilmektedir. Bu nedenle arama motorları ile internet siteleri artık iki ayrı alan
olmaktan çıkmış ve yatay/dikey aramalar arasındaki ayrım da muğlaklaşmıştır.
(24) Bu durum rekabet hukuku uygulaması bakımından sonuç doğuran bazı tartışmaları da
beraberinde getirmiştir. Bunlardan ilki ve en önemlisi arama motorlarının da dikey
arama sonuçlarını gösteren uygulama ve sitelere sahip olmaya başlaması ve bu siteleri
arama sonucu sayfasında sponsorlu ve organik sonuçların üzerinde sıralamasıdır.
Örneğin Google arama sayfasında alışverişe ilişkin anahtar kelimeler girilerek bir
arama yapıldığında, Google’ın kendi sitesi olan ‘Google Alışveriş’ en üst sırada
sonuçları ile birlikte sıralanmakta, ardından sponsorlu sitelere ve bunları takiben
organik arama sonuçlarına yer verilmektedir. Benzer şekilde, dosya konusu ile ilgili
olarak, Google arama sayfasında örneğin “Ankara İstanbul arası mesafe” anahtar
kelimeleri kullanılarak bir arama yapıldığında, arama sonuç sayfasının en üstünde
Google’ın bir başka hizmeti olan ‘Google Haritalar’ın sonucu görülmekte ve iki il
arasındaki mesafe 449 km olarak belirtilmektedir. Dolayısıyla sadece iki il arasındaki
mesafe bilgisini öğrenmek isteyen bir kullanıcı diğer internet sitelerine tıklama ihtiyacı
hissetmeden bu bilgiye erişebilmektedir. Arama sonuç sayfasında Google Haritalar
sonucunun ardından organik sonuçların sıralandığı görülmektedir. Arama motorlarının
kendi internet siteleri aracılığıyla dikey sorgulama sonuçlarına da yer vermesi, bir
anlamda sıraladığı internet sitelerinin ikamelerini yaratması ve bunu arama sonuç
sayfasında en üst sırada göstermesi, Avrupa Birliği (AB) ve Amerika Birleşik
Devletleri’nde (ABD) bazı rekabet hukuku davalarını tetiklemiştir. Arama motoru
tarafsızlığının rekabet hukuku çerçevesindeki konumuna ilişkin tartışmalara ilerleyen
bölümlerde yer verilmektedir. Fakat bundan önce internet arama motorlarının pazar
yapısının mikroekonomik analizine yer vermek faydalı olacaktır.
16-39/638-284
6/22
I.3.4. İnternet Arama Motorlarının Faaliyet Gösterdiği Pazarın Yapısı
(25) İnternet üzerinde arama gerçekleştirmeye ilişkin ekonomik faaliyetlerin “Yeni Ekonomi”
kapsamında değerlendirilmesi mümkündür. Yeni ekonomi terminolojisi, birbirinden ayrı
fakat birbirleri ile ilişkili üç ayrı endüstriyi nitelemek için kullanılmaktadır: bilgisayar
yazılımı, internet tabanlı işletmeler ve ilk iki pazarı desteklemek üzere geliştirilen
iletişim hizmeti ve ekipmanı. Bu niteliği itibariyle internet arama motorlarının yeni
ekonomi kapsamında değerlendirilebileceği açıktır.
(26) Yeni ekonomi endüstrilerinin tanımlayıcı özellikleri arasında ölçek ekonomisine bağlı
azalan ortalama maliyetler, yüksek hızda yenilikçilik ve bununla ilişkili biçimde pazara
giriş ve çıkışların çok olması ve şebeke dışsallıkları bulunmaktadır. İnternet arama
motorları pazarı için de geçerli olan özelliklerin detaylarına aşağıda yer verilmiştir:
I.3.4.1. Üç Taraflı Pazar
(27) Çok taraflı pazarları genellikle birden fazla farklı kullanıcı gruplarını bir araya getiren
platformlar olarak tanımlamak mümkündür. Pazarın bir tarafında kullanıcı sayısının
fazla olması, pazarın diğer taraflarında ürünün ticari cazibesini artıran olumlu
dışsallıklar yaratmaktadır. Bu nedenle çok taraflı pazarlarda teşebbüsler pazarın bir
tarafında daha geniş kullanıcı kitlesine ulaşabilmek bakımından ürün ya da hizmeti
bedava sunmakta / sübvanse etmekte ya da kullanıcılar bakımından giriş maliyetlerini
düşürecek yatırımlar gerçekleştirmektedir.
(28) Bu itibarla arama motorlarının nihai kullanıcılar, içerik sağlayıcı internet siteleri ve
reklam verenleri bir araya getiren bir platform olduğunu belirtmek mümkündür. Arama
motorları genellikle bu gruplardan ilk ikisini sübvanse etmektedir. Nihai kullanıcılar
arama motorları üzerinde gerçekleştirdikleri aramalar için herhangi bir bedel ödemediği
gibi internet siteleri de indekslenme ve organik aramada sıralama hizmetlerinden
bedava yararlanmaktadır. Reklam verenler ise kendi sayfalarının arama sonuçlarında
ön sıralarda yer alması için bedel ödemekte ve platformu finanse etmektedir. Sistemin
işlemesi bakımından en önemli konu, platformun (arama motorunun) nihai kullanıcılar
tarafından yaygın biçimde kullanılıyor olması ve içerik sağlayıcı konumdaki internet
sitelerinin de olabildiğince geniş ölçüde indekslenmesidir. Bu iki grubu platformda
tutabilmek adına arama motorları sürekli olarak içeriklerini iyileştirmek ve yeterli ve
doğru indekslemeyi yapmak durumundadır.
I.3.4.2. Ağ Etkisi / Dışsallığı
(29) Ağ etkisi, bir ürünün kullanıcılarının artması sonucunda diğer kullanıcılar tarafından o
ürün veya hizmete atfedilen önemin artmasıdır. Arama motorları genellikle dolaylı
olarak ağ etkisi/dışsallığından faydalanmaktadır. Belirli bir ölçeğin üzerinde olduğu
zaman ağ etkisi, teşebbüslerin endüstri standardı belirlemelerine katkı sağlayabileceği
gibi ilgili sektörde hâkim durum elde etmesine ve bu hâkim durumu sürdürmesine katkı
sağlamaktadır. Ağ etkisinin gösterilebilmesi bakımından GOOGLE iyi bir örnek teşkil
etmektedir. Kurulduğu ilk yıllarda geliştirdiği ve aranan anahtar kelimeler ile ilişkili daha
fazla sonucun sergilenmesine olanak tanıyan algoritma sayesinde GOOGLE’ın nihai
kullanıcılar arasında yaygınlığı artmış, bu yaygınlık da dönüşümlü biçimde daha fazla
aramanın yapılmasına ve yaygınlığın daha da artmasına katkı sağlamıştır.
16-39/638-284
7/22
I.3.4.3. Yenilikçi ve Dinamik Bir Pazar Özelliği
(30) Yeni ekonomi kapsamındaki endüstrilerin en önemli özelliklerinden bir diğeri, yeni
ürünler yoluyla yeni pazarlar yaratılmasına ya da eski pazarın dönüştürülmesi suretiyle
pazarın düzenli olarak değişmesine yol açan hızlı teknolojik gelişmeye ev sahipliği
yapmasıdır. Arama motorları da yenilikçi bir pazarda faaliyet göstermekte ve her
teknolojik pazarda olduğu gibi pazara girmek ya da pazardaki varlıklarını devam
ettirebilmek için belli ölçüde yenilik yaratmak baskısını hissetmektedirler. Pazardaki
yerleşik arama motorları teknolojilerine düzenli olarak yatırım yapmak ve iyileştirmek
mecburiyetinde iken yeni girecek potansiyel rakiplerin ise daha gelişkin bir teknoloji
yaratmaları gerekmektedir.
I.3.4.4. Ölçek Ekonomileri
(31) İnternette arama endüstrisi, ürün satışının artması ile beraber birim maliyetlerin
düşmesi anlamında artan ölçek ekonomilerinden faydalanmaktadır. Yerleşik arama
motorlarına benzer nitelikte bir arama motorunu faaliyete geçirebilmek, oldukça yüksek
bir sabit sermaye yatırımı ve büyük ölçekli bir ar-ge faaliyeti gerektirmektedir. Bu durum
da esaslı bir teknolojik gelişim olmaksızın pazara girişi zorlaştıran unsurlardan biridir.
I.3.4.5. Yüksek Sabit Maliyetler ve Yoğunlaşmış Pazar Yapısı
(32) OECD verilerine2 göre pazarın internet arama motorları segmenti oldukça yoğunlaşmış
olup en büyük beş oyuncunun pazar payı %90’ın üzerindedir. Bu durum yüksek sabit
maliyetleri telafi edebilmek adına ciddi bir yatırım ve belli ölçüde pazar payı gerekmesi
ile izah edilebilir. Yüksek sabit maliyete karşın, bu yatırımlar bir defa yapıldıktan sonra
marjinal maliyetin oldukça düşük gerçekleşmesi de sektörün bir başka özelliğidir.
I.3.4.6. Geçiş Maliyetleri ve Tüketici Bağlama
(33) Bir sağlayıcıdan diğerine geçmenin yarattığı maliyet olarak tanımlanması mümkün olan
ve çıkış ücretleri, ekipman veya öğrenme maliyetleri gibi maliyetlerle ilişkilendirilen
geçiş ücretlerinin yüksek olması durumunda tüketici bağlama (consumer lock-in)
etkisinin ortaya çıkması mümkündür. İnternet arama hizmetlerindeki geçiş maliyetlerine
ilişkin farklı görüşler bulunmaktadır. Literatürde bazı yazarlar “bir tık ötede” (one click
away) argümanı çerçevesinde arama motoru kullanan nihai kullanıcıların arzu ettikleri
zaman arama motoru tercihlerini değiştirmelerinin oldukça maliyetsiz olduğunu
savunmaktadır. Bununla birlikte aksini iddia eden görüşler ise tüketici alışkanlıklarına
ve arama motorlarının artık kullanıcılar tarafından özelleştirilebilmesine dikkat
çekmekte ve bunların tüketici bağlama etkisi yaratabileceğini belirtmektedir.
I.3.4.7. İnternette Arama Pazarında Rekabetçi Kaygıları Tetikleyen Gelişmeler
(34) Geliştirdiği arama algoritması sayesinde 2000’li yılların başında Yahoo’yu pazar liderliği
pozisyonundan eden GOOGLE daha sonraki yıllarda hayata geçirdiği birtakım
değişikliklerle sektördeki diğer oyuncuları da etkilediği gibi rekabetçi birtakım kaygıları
da tetikleyerek AB ve ABD’de rekabet hukuku davalarına taraf olmuştur.
2 OECD Report on The Economic and Social Role of Internet Intermediaries, DSTI/ICCP(2009)9/FINAL,
2010, s. 16.
16-39/638-284
8/22
(35) GOOGLE tarafından yapılan iki temel değişikliğin rekabetçi kaygıları tetiklediğini
belirtmek mümkündür. Bunlardan ilki yukarıda da değinilen, on mavi bağlantı
döneminin sona erdirilip ‘evrensel arama’ modelinin hayata geçirilmesidir. Söz konusu
değişiklik sonrası, alışveriş ve haritalar gibi alanlarda yapılan aramalarda GOOGLE’ın
kendine ait dikey arama sonuçları, sonuç sayfasında öncelikli olarak gösterilmeye
başlanmıştır. Örneğin 2007 yılının sonundan itibaren GOOGLE’ın farklı ürün ve
markalar arasında fiyat karşılaştırması yapmaya ve satın almaya imkân tanıyan ‘Ürün
Arama’ hizmetinin ‘evrensel arama’ hizmeti içerisinde yer bulması, hem söz konusu
sitenin çok kısa sürede oldukça yüksek ziyaretçi sayısına erişmesini sağlamış hem de
rakip internet sitelerinin ziyaretçi sayılarını kayda değer biçimde azaltmıştır. Her ne
kadar, eBay ve Amazon gibi dünya ölçeğinde faaliyet gösteren perakende firmaları,
Google Ürün Arama’nın pazardaki aslan payını kapmasını engellese bile evrensel
arama modeli GOOGLE için yeni bir sayfa açmıştır. Kendisine ait dikey arama
sonuçları ile birleştirilerek gösterilen arama sonuç sayfası bir yandan GOOGLE’ı
özellikle dikey arama pazarındaki diğer şirketlerin rakibi haline getirmiş, bir yandan da
nihai kullanıcıların istedikleri bilgiyi başka sitelere tıklamadan sadece GOOGLE
üzerinden bulma imkânı getirmiştir.
(36) GOOGLE tarafından yapılan ikinci temel değişiklik, algoritmik arama sonuçlarını
iyileştirmek ve nihai kullanıcılar için daha uygun arama sonuçları sergileyebilmek adına
yapıldığı iddia edilen, bağlantı tarlası niteliği taşıyan veya herhangi bir orijinal içerik
sağlamayan sitelerin tespiti ve bunların arama sonuçlarından çıkarılması konusunda
daha aktif olmaya başlamasıdır. GOOGLE tarafından yayımlanan “Webmaster
Guidelines”3’da yer alan 200 kadar kriterin önemli bir kısmı birbirleri ile benzer içeriğe
sahip olan sitelerin kullanıcı faydasını azalttığı gerekçesiyle arama sonuçlarından
çıkarılmasına ilişkindir. GOOGLE, bu yönde bulgulara ulaştığı internet sitelerinin
PageRank ve QualityScore’larını önemli ölçüde azaltarak, söz konusu sitenin arama
sonuç sayfalarında alt sıralara düşmesine yol açmakta ve bir anlamda “sıralama
yaptırımı” (search penalty) uygulamaktadır. Bu yaptırım sonrasında internet siteleri ya
arama sonuç sayfalarında daha alt sıralarda yer bulmakta ya da arama sonuçlarından
tamamen çıkarılmaktadır. Söz konusu yaptırıma maruz kalan internet siteleri aynı
zamanda, açık artırım sistemi ile çalışan AdWords üzerinden sponsorlu arama sonucu
satın almak istediklerinde de çok daha yüksek teklif vermek durumunda kalmaktadır.
(37) GOOGLE tarafından yapılan bu iki değişikliğin oldukça önemli etkileri olmuştur.
Bunlardan ilki GOOGLE’ın arama sonuç sayfası üzerinde daha fazla kontrole sahip
olması, kendi arama sonuçlarını daha üst sıralara taşıması, bir başka deyişle arama
tarafsızlığı konusunda farklı bir yaklaşım belirlemesidir. Bu durum doğrudan rekabet
ihlali anlamına gelmese de adil rekabet koşulları bakımından tartışmalara yol açmıştır.
İkinci olarak, GOOGLE arama sonuçları üzerinden kendi sitelerine yoğun bir trafik akışı
sağlayan siteler, özellikle GOOGLE’ın uygun, orijinal ve güvenli içerik kriterleri
çerçevesinde arama sonuçlarından çıkarıldıklarından ayrımcı uygulamalara maruz
kaldıklarını ifade etmeye başlamışlardır.
I.3.5. Konuya İlişkin AB ve ABD’deki Gelişmeler
(38) Yukarıda da belirtildiği üzere arama motorlarına ilişkin gelişmeler rekabet hukuku
alanında da tartışmalara yol açmıştır. Aşağıda AB Komisyonu (Komisyon) ve ABD
tarafından benzer iddialar üzerine yürütülen dosyalar hakkında bilgi sunulmaktadır.
3
16-39/638-284
9/22
I.3.5.1. Komisyon Tarafından Yürütülen Soruşturma
(39) Komisyon’da işbu dosya konusuyla büyük ölçüde benzerlik taşıyan bir soruşturma
yürütülmektedir. 2010 yılında Komisyon tarafından GOOGLE’ın dikey arama hizmeti
sunan rakiplerine ait sonuçlarının Google arama sonucu sayfasındaki sıralamasını
düşürmek ve kendi dikey arama sonuçlarını daha avantajlı konumda sunmak yoluyla
GOOGLE’ın çevrimiçi arama hizmeti pazarındaki hâkim durumunu kötüye kullandığı
iddialarına yönelik olarak bir soruşturma başlatılmıştır4. Komisyon 2013 yılında
GOOGLE’ın davranışlarına ilişkin ilk değerlendirmesini tamamlamış ve rekabetçi
endişeye neden olan dört davranış tespit etmiştir. Bu dört davranıştan biri Google
arama sonuçları açısından GOOGLE’a ait özelleşmiş arama araçlarının bağlantılarının
rakip özelleşmiş arama araçlarının bağlantılarından avantajlı konumlandırılmasıdır. 25
Nisan 2013 tarihli açıklamasında5 Komisyon, GOOGLE’a ait bağlantıların gördüğü lehe
muamelenin kullanıcıların bilgisine sunulmadığını, bu muamele sonucunda
kullanıcıların araması ile daha ilgili olsa bile rakip arama araçlarına ait içeriğin Google
arama sonuçlarında daha az görünür olabileceğini veya hiç görünmeyebileceğini
vurgulamıştır. GOOGLE konuya ilişkin olarak beş yıl süreyle aşağıdaki taahhütlerde
bulunmuştur6:
Kullanıcıların GOOGLE’a ait üst sıralara taşınmış özelleşmiş arama
hizmetleri linklerini doğal internet arama sonuçlarından ayırmalarını
sağlayacak şekilde işaretlemek,
Üst sıralara taşınmış bağlantılarını diğer arama sonuçlarından açıkça
ayıracak görsel unsurlar kullanmak,
GOOGLE’ın normal arama algoritması ile seçilecek ilgili üç rakip
özelleşmiş arama hizmetine ait bağlantıları, kendi hizmetlerine ait
sonuçlara yakın ve kullanıcılarca açıkça görülebilecek bir konumda,
kendi hizmetlerine ait sonuçların görünümüne benzer şekilde göstermek.
4 Antitrust: Commission probes allegations of antitrust violations by Google,
5 Commission seeks feedback on commitments offered by Google to address competition concerns –
questions and answers,
6Commitments in Case COMP/C-3/39.740 - Foundem and others,
ve Antitrust:
Commission obtains from Google comparable display of specialised search rivals,
16-39/638-284
10/22
(40) 5 Şubat 2014 tarihinde yapılan basın açıklamasında7 GOOGLE’ın sunduğu taahhüt
önerilerinin olumlu karşılandığı ve taahhüt içeren bir nihai karar yönünde çalışmaların
sürdürüleceği ifade edilmiştir. Bununla beraber kısa süre sonra Komisyon GOOGLE’a
bir iddianame göndererek taahhüt sürecini bitirmiş, GOOGLE’ın kendi alışveriş
karşılaştırma hizmetinin Google genel arama sonuçları sayfasında öne çıkarıldığını,
diğer alışveriş karşılaştırma hizmetlerine uygulanan ceza sisteminin kendi hizmetlerine
uygulanmadığını, sistemik lehe muamele ile “Google Shopping” ve “Google Product
Search” adlı alışveriş karşılaştırma hizmetlerinin rakipleri aleyhine yüksek büyüme
oranları yakaladığını, bu uygulamanın tüketiciler ve yenilik üzerinde olumsuz etkileri
bulunduğunu ileri sürmüştür8. Söz konusu soruşturma halen devam etmektedir.
I.3.5.2. ABD Tarafından Alınan Karar
(41) Komisyon tarafından yürütülmekte olan soruşturmanın bir benzeri de ABD’de
yürütülmüştür. 2011 yılında Federal Ticaret Komisyonu (FTC) tarafından GOOGLE
hakkında başlatılan soruşturma kapsamında ele alınan şikâyetlerden biri de
GOOGLE’ın arama sonuçlarında dikey arama hizmeti veren sitelere ait sonuçlara
kasıtlı olarak daha alt sıralarda yer vererek söz konusu rakiplerini dezavantajlı duruma
düşürdüğü, bu yolla GOOGLE’ın kendi içeriğini ön plana çıkardığı ve GOOGLE’ın
kendi dikey arama sonuçlarını arama sonuç sayfasının üst bölümünde yer almasının
meşru bir ticari gerekçesinin olmadığı iddiası olmuştur. 3 Ocak 2013 tarihinde FTC
tarafından yapılan duyuruda9, anılan iddiaların Sherman Kanunu’nun 5. Kısmı
çerçevesinde ele alındığı ve elde edilen delillerin iddiaları desteklememesi nedeniyle
soruşturmanın oybirliği ile sonlandırıldığı belirtilmektedir. FTC’nin değerlendirmesinin
esasını GOOGLE’ın arama sonuçlarını öncelikli olarak mevcut veya potansiyel
rakiplerini dışlamak ve rekabetçi süreci sekteye uğratmak için mi, yoksa arama
hizmetinin kalitesini ve kullanıcı deneyimini iyileştirmek için mi değiştirdiği sorusunun
cevaplanması oluşturmuştur. Duyuruda GOOGLE’ın dikey arama sonuçlarını da içeren
“Universal Box” uygulamasına geçmesinin kullanıcıya doğrudan ilgili bilgileri sunarak
aramaları çabuk ve tatmin edici şekilde sonuçlandırma amacına hizmet ettiği, belge,
ifade ve sayısal kanıtların bu uygulamanın tüketici yararına olduğu görüşünü
desteklediği, bu değişiklikle bazı rakipler üzerinde oluşan olumsuz etkilerin ise istemsiz
olduğu ve rekabetin sonucu olarak görülebileceği ifade edilmektedir. Duyurudan ayrıca
FTC’nin kararında GOOGLE’ın rakibi konumundaki arama motorlarının da benzer
uygulamaya gitmesinin ve sonuç sayfasında organik sonuçlar, reklamlar ve diğer
unsurların nasıl en iyi şekilde yerleştirilebileceğine ilişkin ürün tasarımı konusunda
farklı makul görüşler ileri sürülebilecek olmasının etkili olduğu anlaşılmaktadır.
7 Statement on the Google investigation,
8 Antitrust: Commission sends Statement of Objections to Google on comparison shopping service,
9 Statement of the Federal Trade Commission Regarding Google’s Search Practices In the Matter of
Google Inc.,
m.pdf
16-39/638-284
11/22
I.4. İlgili Pazar
(42) Rekabet hukuku bağlamında pazar gücünü analiz edebilmek için genellikle ilgili ürün ve
coğrafi pazar tanımlamaları yapılmakta, sınırları çizilen bu alan içinde pazar gücü ve
hâkim durumun varlığı incelenmektedir. Bu anlamda ilgili ürün pazarı tüketicinin
gözünde fiyatı, kullanım amaçları ve nitelikleri bakımından aynı sayılan mal veya
hizmetlerden oluşan pazar; ilgili coğrafi pazar ise teşebbüslerin mal ve hizmetlerinin arz
ve talebi konusunda faaliyet gösterdikleri, rekabet koşullarının yeterli derecede
homojen ve özellikle rekabet koşulları komşu bölgelerden hissedilir derecede farklı
olduğu için bu bölgelerden kolayca ayrılabilen bölgeler olarak tanımlanmaktadır.
(43) İşbu dosya çerçevesinde, AB Komisyonu tarafından yürütülen incelemede olduğu gibi
pazar Google, Bing, Yandex gibi arama motorlarının içinde bulunduğu bir “arama
motoru hizmetleri pazarı” şeklinde tanımlanabilir. Bununla birlikte geleneksel pazarlar
ile kıyaslandığında, internet arama motorlarının da içinde olduğu yüksek teknolojiye
dayalı yeni ekonomi alanlarında ve özellikle dinamik bir yapı arz eden çok taraflı
platform pazarlarda, ilgili pazar tanımının sınırları muğlaklaşmaktadır. Öyle ki gerek
literatürde ve gerekse bazı mahkeme kararlarında, bu tip pazarlarda pazar tanımı
yapmanın pratik anlamda bir katkı sağlamadığı görüşü dile getirilmektedir10.
(44) İlgili pazar sınırlarının daha kesin olarak çizildiği geleneksel pazarlara göre bu tip
pazarları farklılaştıran en önemli unsur SSNIP testi gibi pazar tanımında kullanılan
sayısal tekniklerin bu pazarlarda uygulanabilir olmamasıdır. Bilindiği üzere SSNIP testi,
mal ve hizmet fiyatlarında yaşanacak küçük fakat kalıcı bir artışın tüketici talebini ne
ölçüde değiştireceği analizi üzerinden pazar tanımı yapmaya odaklanmaktadır.
Bununla birlikte, üç taraflı bir platform olan internette arama hizmeti, nihai kullanıcılar
ve içerik sağlayıcı konumundaki internet siteleri tarafından bedava kullanılmaktadır.
Kullanıcılar için uygulanabilecek küçük ve kalıcı bir fiyat artışı bu platformun neredeyse
tüm kullanıcılarını kaybetmesiyle sonuçlanabilecektir. Arama motorları ağ etkisinin
yarattığı olumlu dışsallıktan faydalanabilmek bakımından, nihai kullanıcılar ya da
internet sitelerine ücret uygulamak bir yana, bedava sundukları bu hizmete
kullanıcıların sadakatini artıracak uygulama ve hizmetler eklemektedir. Bu bakımdan
bu tip pazarlarda kullanıcılar gözünden fiyat odaklı bir ikame analizi gerçekleştirmek
güçleşmektedir.
(45) Fiyat göstergelerinin olmadığı bu pazarlarda gerek tüketiciler açısından geçiş
maliyetlerinin düşük olması ve gerekse bilişim teknolojisi ve ekonomisindeki
gelişmelerin tüketiciler için alternatifleri hızla geliştirmesi de olası pazar tanımlarını
etkilemekte ve bu sınırları daha hızlı biçimde değiştirmektedir. Son dönemlerde akıllı
cihazların yaygınlaşması ile daha fazla kullanılmaya başlanan uygulamalar bu duruma
örnek teşkil etmektedir. Bu kapsamda birçok internet sitesi ve/veya teşebbüs kendi
uygulamalarını geliştirmekte ve bu uygulamaları Apple Store ya da Google Play Store
gibi platformlar üzerinden tüketicilere bedava sunmaktadır. Söz konusu uygulamaları
mobil cihazlarına indiren tüketiciler arama motorunu kullanma ihtiyacı duymaksızın
istedikleri sitelere ulaşabilmekte, bu uygulamalar vasıtasıyla internet üzerinde dikey
arama ve alışveriş de dâhil birçok hizmetten faydalanabilmektedir. Bu bakımdan olası
bir pazar tanımının, GOOGLE’ın arama motoru ile mobil uygulamaların tüketici
açısından ikame olup olmadığını da değerlendirmesi gerekmektedir.
10 Çin Yüksek Mahkemesini’nin Qihoo 360 vs Tencent kararı.
16-39/638-284
12/22
(46) Esasen arama motoru olmamakla beraber arama fonksiyonları da olan ve hızla gelişen
Facebook, Instagram ve Twitter gibi sosyal medya platformları da tüketiciler
bakımından arama motorlarına ikame teşkil edebilecek nitelikte hizmetler sunmaktadır.
Sosyal medyanın artan kullanımı ve önemine istinaden bu alanda yatırımlarını arttıran
internet siteleri ve teşebbüsler, sosyal medya hesaplarının nihai tüketiciler tarafından
takip edilmesine büyük önem vermekte ve aynı zamanda tüketicilere doğrudan
ulaşabilme imkânına kavuşabilmektedir. Tıpkı arama motorları gibi platform pazar
özelliği gösteren ve gerek nihai kullanıcılar ve gerekse teşebbüsler için bedava sunulan
sosyal medya hesapları, tüketicilerin teşebbüslerle doğrudan etkileşim halinde
olmalarına ve uygulama pazarında olduğu gibi arama motoru kullanmaksızın istedikleri
sitelere ulaşabilme imkânı sunmaktadır. Öyle ki, arama motorlarının ilk sayfalarında
görünmeyen internet siteleri ve teşebbüslerin daha fazla tüketiciye ulaşabilmek adına
başta Instagram ve Facebook olmak üzere sosyal medyayı daha aktif biçimde
kullandıkları görülmektedir. Tıpkı uygulamalar gibi sosyal medya hesapları da
tüketiciler bakımından arama motorlarına ikame teşkil edebilecek özellikler
sergilemektedir.
(47) Dolayısıyla yeni ekonomi ve çok taraflı platform pazarlarda, hizmetin niteliği gereği
bedava sunulmasından ötürü geleneksel sayısal analizlerin kullanılamaması, pazarın
dinamik özellik arz etmesi ve tüketici bakımından ikame ürün ve hizmet sınırlarının
sürekli değişkenlik göstermesi gibi gerekçelerle, İlgili Pazarın Tanımlanmasına İlişkin
Kılavuz’un 20. paragrafı da dikkate alınarak dosya kapsamında bir pazar tanımı
yapılmamıştır.
I.5. Değerlendirme
(48) Başvuruda temel olarak daha önce GOOGLE tarafından indekslenerek arama
sonuçlarının ilk sayfasında görünen adresli sitenin geçerli bir
sebep olmadan arama sonuçlarından çıkarıldığı, böylece faaliyetinin zorlaştırıldığı iddia
edilmektedir. Yukarıda da değinildiği üzere arama tarafsızlığı ve rekabet hukuku ilişkisi
hususunda tartışmalar devam etmekte, AB ve ABD’de görülen dosyalarda konunun
hangi ihlal türü çerçevesinde ele alınacağına yönelik yerleşmiş bir uygulama da
bulunmamaktadır.
(49) Hâkim Durumdaki Teşebbüslerin Dışlayıcı Kötüye Kullanma Niteliğindeki
Davranışlarının Değerlendirilmesine İlişkin Kılavuz’un (Kılavuz) 38. paragrafında, bir
teşebbüsün ürettiği mal ya da hizmetler ile sahibi olduğu maddi ya da gayri maddi
işletme unsurlarını diğer teşebbüslere sağlamaması ya da bunların diğer teşebbüsler
tarafından kullanılmasına doğrudan veya dolaylı olarak izin vermemesi sözleşme
yapmayı reddetme olarak tanımlanmaktadır. 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi
çerçevesinde ayrımcılıktan bahsedebilmek için ise (b) bendinin lafzından; (1) alıcıların
eşit konumda olmaları, (2) ilgili ürün veya hizmetin aynı ve eşit hak, yükümlülük ve
edimlerden oluşması ve (3) hâkim durumdaki teşebbüs tarafından bu ürün veya hizmet
için farklı koşullar ileri sürülmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Dosya konusu iddiaların
sözleşme yapmanın reddi çerçevesinde ele alınmasının daha isabetli olacağı
değerlendirilmektedir. Ayrıca, her türlü tek taraflı davranışın rekabet hukuku
kapsamında değerlendirilmesinden önce davranışın varlığının tespit edilmesi, ardından
da davranışın tüketiciler ve rekabet üzerindeki etkisinin incelenmesi gerekmektedir. Bu
çerçevede aşağıdaki değerlendirmelerin ayrımcılık iddialarına ilişkin analizin de
temelini oluşturacağı, söz konusu değerlendirmelerin işbu dosyanın da özünü
oluşturması nedeniyle ayrımcılığa ilişkin ayrı bir analiz yapılmasına gerek olmadığı
değerlendirilmektedir.
16-39/638-284
13/22
(50) Bu kapsamda ilk olarak sözleşme yapmanın reddi eyleminin 4054 sayılı Kanun’un 6.
maddesi kapsamında ihlal olarak değerlendirilebilmesi için içtihatta ön plana çıkan
koşullara yer verilecek ve ardından GOOGLE’ın faaliyetleri bu temelde analiz
edilecektir.
I.5.1. Sözleşme Yapmanın Reddine İlişkin Değerlendirme
(51) Teorik açıdan; teşebbüslere varlıklarını rakipleriyle paylaşmaları yükümlülüğü
getirilmesi, kısa vadede söz konusu varlığın kullanılması sonucunda faaliyet gösterilen
pazarda rekabetin artması nedeniyle tahsis etkinliğini artırıcı bulunmakta, ancak
yükümlülüğün uzun vadede teşebbüslerin yatırım ve yenilik güdülerinin azalmasına yol
açması bakımından tüketicilere zararlı olabileceği gerekçesiyle de eleştirilere konu
olmaktadır. Bu nedenle sözleşme yapmanın reddine ilişkin incelemelerin oldukça
dikkatli yapılması esastır. Zira hatalı müdahale sonucunda getirilecek sözleşme
yapmaya ilişkin bir yükümlülüğün yatırım güdüsünde yarattığı azalmanın yol açtığı
toplam refah kaybı sözleşme zorunluluğu neticesinde elde edilen tüketici faydasından
daha büyük olduğu hallerde önemli bir ekonomik etkinsizlik yaratma riski
bulunmaktadır.
(52) Rekabet Kurulunun (Kurul) sözleşme yapmayı reddetme eyleminin değerlendirildiği
kararları incelendiğinde (Türk Telekom/Tissad11, Ulusal Dolaşım12, Kablo TV13,
UMTH14, Solmaz Mercan15,CNR/NTSR16) bu kararlarda ret eyleminin ihlal olarak
değerlendirilebilmesi için gerekli koşulların;
Türk Telekom/ Tissad kararında;
- Giriş yapılmak istenen varlığın (zorunlu unsurun) bir tekelci teşebbüs
tarafından kontrolü,
- Giriş yapmak isteyen bir rakibin pratik olarak ve makul bir şekilde
varlığı/ürünü/tesisi/altyapıyı kurmasının/ üretmesinin imkânsız olması,
- Tekelci teşebbüsün giriş yapmak isteyen rakibi reddetmesi,
- İlgili zorunlu unsurdan faydalanmanın imkânlar dâhilinde olması
Ulusal Dolaşım kararında;
- Erişimin ilgili pazarda rekabet eden teşebbüsler için zorunlu olduğunun ve
bu anlamda hizmetin mevcut şebekeye giriş yapmadan sunulmasının
ekonomik olarak imkânsız olduğunun belirtilmesi,
- Talebi karşılayacak yeterli kapasitenin olması,
- Zorunlu unsuru kontrol eden teşebbüsün mevcut hizmet ve ürün
piyasasındaki talebi karşılamada yetersiz kalması, potansiyel yeni bir ürün
ya da hizmetin sunulmasını engellemesi veya mevcut ya da potansiyel
hizmet ve ürünler üzerindeki rekabeti kısıtlaması,
- Erişim talep eden teşebbüsün makul ve ayrımcı olmayan bir giriş fiyatı
ödemeye hazır olması,
11 02-60/755-305 sayılı Kurul kararı.
12 03-40/432-186 sayılı Kurul kararı.
13 05-10/81-30 sayılı Kurul kararı.
14 05-87/1199-348 sayılı Kurul kararı.
15 07-47/506-181 sayılı Kurul kararı.
16 07-74/896-333 sayılı Kurul kararı.
16-39/638-284
14/22
- Reddetme eylemi için objektif haklı bir gerekçe olmaması
Solmaz Mercan kararında ise;
- Mal vermeyi reddeden şirketin hâkim durumda olması,
- Reddetme davranışının olması,
- Mal vermeyi kesmenin objektif olarak haklı gerekçelere dayanmaması,
- Rekabeti kısıtlayıcı etkisi olması
şeklinde sayıldığı görülmektedir.
(53) CNR/NTSR kararında ise “Mal vermeyi reddetme eyleminin hâkim durumu kötüye
kullanma sayılıp rekabet ihlali olarak değerlendirilebilmesi için makul bir gerekçeye
dayanmaması” gerektiğinin belirlendiği görülmektedir. Bütüncül bir yaklaşımla ele
alındığında, Kurul incelemelerinde sözleşme yapmanın reddinin ihlal olup olmadığına
ilişkin değerlendirmede, hâkim durumdaki bir firma tarafından reddetme eyleminin
gerçekleştirilmesi, ret eyleminin rekabeti kısıtlayıcı bir etki yaratması ve eylemin nesnel
olarak haklı bir gerekçeye dayanmaması koşullarının arandığını belirtmek mümkündür.
Kurulun, rekabetin kısıtlanmamasına ilişkin koşul ile pazarın rekabetçi yapısını koruma
refleksine işaret ettiği; haklı gerekçenin varlığı koşulu ile de iktisadi temelde getirilecek
etkinlik kazanımlarını rekabeti kısıtlayan eylemler için dengeleyici bir faktör olarak
dikkate alacağı görülmektedir.
(54) Ayrıca Kılavuz’un 43. paragrafında, Kurulun sözleşme yapmayı reddetme iddialarını
değerlendirirken ihlalin tespiti için şu üç koşulun birlikte varlığını aradığı belirtilmektedir:
Reddetme, alt pazarda rekabet etmek için vazgeçilmez bir ürüne ya da
hizmete ilişkin olmalı,
Reddetmenin, alt pazarda etkin rekabeti ortadan kaldırması muhtemel
olmalı,
Reddetmenin tüketici zararına yol açması muhtemel olmalıdır.
(55) Dolayısıyla başvuru konusu iddialar, reddetme eyleminin haklı bir gerekçesinin bulunup
bulunmadığı hususuyla birlikte, yukarıda sayılan koşullar çerçevesinde
değerlendirilecektir.
(56) Öte yandan yeni ekonomi kapsamındaki çok taraflı platform pazarlarının niteliği
itibariyle dosya kapsamında herhangi bir pazar tanımı yapılmadığından, GOOGLE’ın
hâkim durum analizi de yapılmayacaktır. Bunun yerine GOOGLE’ın bahse konu
eylemleri itibariyle hâkim durumda olduğunun varsayıldığı senaryoda, reddetme
eyleminin yukarıda yer verilen koşullar itibariyle bir ihlal teşkil edip etmeyeceği analiz
edilecektir.
16-39/638-284
15/22
I.5.1.1. Vazgeçilmezlik Unsuruna İlişkin Değerlendirme
(57) Hâkim durumdaki teşebbüs tarafından gerçekleştirilen sözleşme yapmayı reddetme
eyleminin ihlal olarak nitelenebilmesi için redde konu olan mal veya hizmetin alt
pazarda rekabet etmek için vazgeçğilmez diğer bir ifade ile nesnel olarak gerekli
olması değerlendirme bakımından nirengi noktasını oluşturmaktadır. Nesnel olarak
gerekli olma koşulu, bahse konu mal veya hizmet olmaksızın bir rakibin ilgili pazara -
sözleşme yapmanın reddi eylemleri bakımından genellikle alt pazara- asla
giremeyeceği ya da bu pazarda varlığına devam edemeyeceği anlamına
gelmemektedir. Nesnel olarak gerekli olma koşulu daha çok, alt pazardaki rakiplerin
reddetme eyleminin doğurduğu rekabetçi dezavantajları –en azından uzun vadede–
dengeleyecek fiilî veya potansiyel ikame imkânlarının olmaması olarak
yorumlanmalıdır. Bu bağlamda, sözleşme yapmanın reddi incelemelerinde, hâkim
durumdaki teşebbüs tarafından üretilmekte olan girdinin –mal veya hizmetin– rakipler
tarafından etkin biçimde eşdeğer üretiminin mümkün olup olmadığının
değerlendirilmesi gerekmektedir. Böyle bir incelemedeki eşdeğer üretim, alt pazarda
hâkim durumdaki teşebbüse rekabetçi baskı yaratma kapasitesine sahip olan alternatif
arz kaynağının yaratılması anlamına gelmektedir.
(58) Böyle bir analizin yapılabilmesi bakımından gerek mehaz mevzuatta, gerekse farklı
içtihat uygulamalarında farklı yaklaşımların sergilendiğini görmek mümkündür. Bununla
birlikte Avrupa Adalet Divanının (AAD) Oscar Bronner Kararı17 ile Kurulun Paşabahçe
kararlarının18 nesnel gereklilik için benzer bir kavramsal çerçeve çizdiği görülmektedir.
Bu iki karara göre nesnel gereklilik testinin ilk aşamasında, redde konu olan mal veya
hizmet için mevcut alternatif temin kaynaklarının/ikamelerin var olup olmadığı
incelenmelidir. Böyle bir ikamenin var olması halinde, söz konusu ikame daha az
avantajlı olsa dahi, sözleşmeye konu olan mal veya hizmetin nesnel olarak gerekli
olduğundan bahsedilemeyecektir. Daha az avantajlı olma koşulu, maliyeti daha yüksek
ya da daha düşük nitelikte dahi olsa, erişimi mümkün olan mal veya hizmetlerin
rakiplerin pazarda faaliyet gösterebilmek için gerekli girdi ihtiyaçlarını tatmin
edebileceği anlamına gelmektedir. Bir başka ifade ile alternatif temin kaynaklarının
rakiplerin maliyetlerini artırmak yönünde etkide bulunması, sözleşmeye konu olan mal
ya da hizmetin nesnel olarak gerekli olduğu anlamına gelmemektedir.
(59) İlgili kararlar çerçevesinde, mevcut ikamelerin olmaması halinde ikinci aşamaya
geçilmekte ve girdinin nesnel olarak gerekli olabilmesi için, potansiyel ikame
imkânlarının olmadığının ya da teknik, hukuki veya ekonomik gerekçelerle ikame
imkânlarının sağlanmasının imkânsız olduğunun ortaya konulması gerekmektedir. Bir
başka deyişle, girdinin nesnel olarak gerekli olduğunun gösterilebilmesi için, bahse
konu girdinin eşdeğer üretiminin rakipler tarafından hukuki, teknik ve iktisadi engelleri
aşarak veya üretim süreçlerinde küçük değişiklikler yaparak gerçekleştirilebilmesinin
“basiretli bir teşebbüsü pazara girmekten caydıracak nitelikte” bir giriş engeli teşkil
etmesi gerekmektedir.
(60) Bu kavramsal çerçeve içinde, işbu dosya kapsamında GOOGLE’ın arama sonuç
sayfasında yer almanın için nesnel gereklilik arz edip etmediğinin
tespiti bakımından yanıtlanması gereken temel soru için
Google’dan daha az avantajlı olsa da, mevcut alternatif temin kaynaklarının veya
ikamelerin var olup olmadığıdır.
17 Case C-7/97, Oscar Bronner v. Mediaprint, [1998] E.C.R. I-s.779
18 02.09.2010 tarih ve 10-57/1155-439 sayılı Kurul kararı.
16-39/638-284
16/22
(61) Şikâyetçi tarafından yapılan başvuruda, ekonomik faaliyetleri bakımından Google
arama sayfasında indekslenmenin nesnel olarak gereklilik taşıdığı iddiasının en önemli
dayanak noktasını, ziyaretlerin %75’inin Google aramaları üzerinden gerçekleşmesi
oluşturmaktadır. Ülkemizde diğer arama motorları Google kadar yaygın
kullanılmadığından Bing ve Yandex’te indekslenmek ziyaretçi sayılarına belirgin
biçimde etki etmemekte, GOOGLE indekslenmesinden çıkarılmak ise site ziyaretçilerini
ve dolayısıyla reklam gelirlerini esaslı biçimde düşürmektedir.
(62) Bu durumun şikâyetçi internet sitesinin ticari faaliyet ve gelirlerini etkilediği açık olmakla
birlikte yukarıda yer verilen nesnel gereklilik testinin koşulları kapsamında ele
alındığında, teşebbüsün uğradığı ticari zarar doğrudan GOOGLE’ın nesnel olarak
gerekli olduğu sonucunu doğurmamaktadır. Nitekim şikâyetçi internet sitesi
bakımından GOOGLE’a alternatif kanalların bulunmadığını söylemek mümkün değildir.
Şikâyetçi internet sitesinin diğer arama motorlarında yer bulması mümkündür. Diğer
arama motorlarının Google’a göre daha az avantajlı olmaları ikame niteliklerini ortadan
kaldırmayacaktır.
(63) Öte yandan, yukarıda yer verildiği üzere bilişim teknolojilerindeki gelişim, arama
motorlarına ikame teşkil edecek hizmetlere de imkân tanımaktadır. Bu kapsamda
Google Play ya da Apple Store üzerinden tüketicilere ulaştırılması mümkün olan
uygulamalar arama motorlarının yerine geçebilecek ve siteye olan ziyaretleri yeniden
artırabilecek ikame etkisine sahiptir.
(64) Benzer biçimde sosyal medya hesapları üzerinden yapılacak tanıtımlar nihai
kullanıcıların hem internet sitesine hem de teşebbüs tarafından hazırlanan
uygulamalara daha kolay ulaşabilmelerini temin edecektir.
(65) Bu bakımdan, Kurul ve mehaz ülke içtihatları çerçevesinde değerlendirildiğinde,
internet sitesinin nihai tüketicilere ulaşabilmek bakımından
alternatif kanalları bulunmaktadır. Bu nedenle Google arama sayfasında
indekslenmenin vazgeçilmez olmadığı, nesnel olarak gereklilik koşulunu yerine
getirmediği değerlendirilmiştir.
I.5.1.2. Etkin Rekabetin Ortadan Kalkmasına İlişkin Değerlendirme
(66) Sözleşme yapma yükümlülüğü ile ilgili en temel gerekçelerden biri, nesnel olarak
gerekli olan bir girdiye ilişkin sözleşme yapmanın reddinin gerek kısa ve gerekse uzun
vadede etkin rekabeti ortadan kaldırması ya da ilgili pazardaki rekabeti tüketici zararına
yol açacak biçimde azaltmasıdır.
(67) Tek taraflı davranışlar çerçevesinde sözleşme yükümlülüğünün makul bir mantıksal
temele dayanabilmesi bakımından etkin rekabetin ortadan kalkmasına ilişkin bu
koşulun oldukça katı biçimde yorumlanması zarureti yazında sıklıkla dile
getirilmektedir. İktisadi bir ifade ile dile getirilecek olursa, sözleşme yapma
yükümlülüğünün akla yatkın tek gerekçesi, hâkim durumdaki teşebbüsün boğucu
hâkimiyeti nedeniyle yol açtığı tüketici zararının oldukça fazla olmasıdır.
16-39/638-284
17/22
(68) Gerek yazında ve gerekse dünya uygulamasında etkin rekabetin ortadan kalkmasına
ilişkin farklı standartların arandığı görülmektedir. AAD’nin Oscar Bronner kararında,
ikincil pazarlarda rekabetin tamamen ortadan kalkması; IMS kararında19 “ikincil
pazarlarda rekabetçi herhangi bir baskının dışlanması” gibi standartlar uyguladığı
görülmektedir. Burada uygulanan testlere ilişkin bazı hususları netleştirmekte fayda
görülmektedir. Öncelikle, etkin rekabetin ortadan kaldırılmasına ilişkin test, sözleşme
yapmayı talep eden teşebbüsün ilgili pazardan dışlanması temeline dayanmamaktadır.
Söz konusu test rakipleri değil rekabeti korumayı amaçlamaktadır. Rakibin dışlanması
üzerine inşa edilen testin bizzat kendisi, küçük veya etkinsiz bir teşebbüsün rekabete
esaslı bir katkı sağlamasa dahi sözleşme yapmayı talep ettiği hallerde, kötüye
kullanıma açıktır. Bu nedenle, etkin rekabetin azalması bir kurum olarak rekabeti ve
genel olarak rakipleri korumalı ve analiz eşit etkinlikteki firmaların dışlanması üzerinde
yoğunlaşmalıdır.
(69) Öte yandan, sözleşme yapmanın reddinin her zaman %100 pazar payı ile
sonuçlanmasını beklemek de gerçekçi bir analiz değildir. Böylesi bir mutlak tekel
standardının getirilmesi gerçekçi olmadığı gibi çoğu zaman sağlanması da mümkün
olmayan bir standart olacaktır.
(70) Sözleşme yapmayı reddetmenin pazardaki etkin rekabet üzerindeki etkisine yönelik
olarak Kurul kararlarına bakıldığında, Kurulun alternatif temin kaynaklarının varlığı ve
reddetme eylemi sonucunda pazardaki rekabet düzeyinde azalmaya önem verdiği
görülmektedir. Nitekim Kurul 08.04.2010 tarih ve 10-29/446-169 sayılı Form Tesis
kararında, Form’un iddia konusu yedek parça temin etmeme eylemi sebebiyle
pazardaki etkin rekabetin ne şekilde etkilendiği ile ilgili olarak, Teknoform’un yetkili
servisliğinin iptalinden sonraki dönemde de yeni müşteriler edinmesi, şikâyetçinin bu
süre zarfında faaliyetine devam edebilmesi, yedek parçaların birçoğunun yurtiçi ve
yurtdışı pazarlarından elde edilebilmesi sebepleriyle pazardaki etkin rekabetin
kısıtlanmadığına karar vermiştir. Öte yandan Kurul 30.11.2010 tarih ve 10-74/1529-585
sayılı TSM Deniz Ürünleri kararında, şikâyetçinin Ortadoğu Antalya A.Ş. tarafından
işletilen rıhtım ve iskeleleri kullanamaması nedeniyle faaliyet göstermekte olduğu
orkinos avcılığı ve ihracatı pazarlarında rekabetin bugüne değin önemli ölçüde
kısıtlanmadığı, şikâyetçinin pazar dışına itilmediği ve Balıkçı Barınağı’nı kullanarak
faaliyetlerine devam ettiği gerekçeleriyle etkin rekabetin kısıtlanmadığına hükmetmiştir.
(71) Dolayısıyla gerek Kurulun içtihadı ve gerekse genel olarak etkin rekabetin kısıtlanması
koşuluna ilişkin genel yaklaşım göz önüne alındığında, pazardaki etkin rekabetin
kısıtlanması koşulu bakımından, tekel durumunun tesisi şartı aranmaksızın, hâkim
durumdaki teşebbüsün rakiplerini, iktisadi faaliyetlerini anlamsızlaştıran sürekli ve
kaçınılması imkânsız olan giriş engelleri yaratıp yaratılmadığı yakından incelenmelidir.
Zaman unsurunun da bu incelemeye dahil edilebilmesi bakımından sürekli ve
kaçınılması imkansız giriş engelleri;
- Sözleşmenin reddedilmesinden önceki pazar yapısına göre,
- Sözleşmenin reddedilmesinden sonra potansiyel rekabet açısından
analiz edilecektir.
(72) İnceleme konusu dosya kapsamında, şikâyetçi tarafından rekabetin kısıtlandığının en
önemli kanıtı olarak, şikâyet konusu internet sitesinin GOOGLE arama sayfasından
çıkarılması sonucunda ziyaretçi sayısının neredeyse pazardan çıkmasına yol açacak
kadar düşmesi gösterilmiştir. Bununla birlikte yukarıda yer verilen kavramsal çerçeve
19 İDM Kararı, Case T-184/01R, IMS Health v. Commission [2001] ECR II-3193.
16-39/638-284
18/22
dâhilinde düşünüldüğünde etkin rekabetin ortadan kaldırılması kapsamında
değerlendirilmesi gereken esaslı konu başlı başına bir teşebbüsün pazardan
dışlanması değil, bu dışlanma sonucunda yapısal olarak pazarın rekabet düzeyinde
düşüşün yaşanıp yaşanmadığıdır. Bu bakımdan, şikâyetçi tarafından dile getirilmese
de GOOGLE’ın dikey arama pazarında faaliyet gösteren Google Haritalar
uygulamasını da analize dâhil edilerek etkin rekabetin kısıtlanıp kısıtlanmadığına ilişkin
iki temel hususa daha yakından bakılacaktır:
- ’un dışlanması sonucunda pazarda yoğunlaşma
yaşanıp yaşanmadığı,
- GOOGLE’ın yatay arama sonuçlarından ’u
çıkarmasından sonra dikey arama pazarında Google Haritalar lehine kayda
değer bir etkinin oluşup oluşmadığı.
(73) İnternet kullanıcıları çeşitli nedenlerle iller ya da ilçeler arasındaki mesafeyi sorgulamak
istediklerinden, bu talebe cevap vermek isteyen çok sayıda internet sitesinin varlığı
dikkat çekmektedir. Bu sitelerin özelleştikleri ve tüketici ihtiyaçlarına daha etkin cevap
verdikleri alan, geliştirdikleri arayüz ile sadece iller arasındaki değil, farklı illerdeki
ilçeler arasındaki mesafeyi de hesaplamak suretiyle kullanıcılarını bilgilendirmesidir.
Dolayısıyla tüketiciler il ve ilçeler için tek tek arama yapmak zorunluluğu
hissetmemekte, tüm aramalarını bir arayüz üzerinden gerçekleştirebilmektedir.
(74) Google ve Bing arama motorları üzerinde “iller arası mesafe” anahtar kelimeleri
kullanılarak bir arama yapıldığında, Google’da 1.800.000, Bing’de ise 184.000 sonuç
listelenmektedir. Bununla birlikte yapılan arama sonucunda, Google’da arama
sonucunun ilk sayfasında ilk sırada Karayolları Genel Müdürlüğü’nün internet sitesi yer
alırken birbirinden farklı on internet sitesine yer verilmekte; Bing’de ise ilk sırada
şikâyetçi firma ile aynı sahiplik yapısında olan bulunmakta ve yine
birbirinden farklı on internet sitesine yer verildiği görülmektedir.
(75) Görüldüğü üzere, her ne kadar şikâyetçi internet sitesi Google arama sonuçlarından
çıkarılmış olsa da, iller arası mesafenin hesaplanmasına yönelik olarak internet siteleri
arasında etkin bir rekabetin kısıtlandığından bahsetmek mümkün görünmemektedir.
Sıralanan çok sayıda internet sitesi, geliştirdikleri arayüzlerin kullanım kolaylığı
üzerinden birbirleri ile rekabet halinde bulunmaktadır.
(76) Öte yandan belirtilmesi gereken bir başka konu bu rekabetin sadece internet sitesi
arayüzleri ile sınırlı kalmadığı ve internet sitelerinin siteyi ziyaret edenlere de
geliştirdikleri uygulamaları bedava indirme imkânları sunmalarıdır. Nitekim Karayolları
Genel Müdürlüğü’nün sitesinde kendi uygulamasının indirilmesine imkân tanıyan
bağlantılara yer verilmektedir. Böyle bir durum, daha önce ifade edildiği gibi internet
sitelerinin Google arama sayfasına ihtiyaçlarını azaltmaktadır.
(77) Bununla ilişkili olarak değinilmesi gereken bir başka husus, Google Play Store ve Apple
Store üzerinden de aynı anahtar kelimelerle bir arama yapıldığında iller arası mesafe
hesaplamasında kullanılabilecek Google Play Store’da beş, Apple Store’da ise altı ayrı
uygulamanın kullanıcılara bedava sunulduğudur. Akıllı cihazlara indirilebilecek bu
uygulamalar kullanıcılara cep telefonları ya da tabletleri üzerinden diledikleri aramayı
yapma imkânı sağlamaktadır.
16-39/638-284
19/22
(78) Dolayısıyla bu değerlendirmeler çerçevesinde, sitesinin Google
arama sayfasından çıkarılması sonucunda ilgili alanda bir yoğunlaşma ve dolayısıyla
etkin rekabetin azalması gibi bir fiilî sonucun ortaya çıkmadığı tespit edilmiştir. Son
olarak söz konusu uygulamanın Google Haritalar bakımından bir avantaj sağlayıp
sağlamadığına da bakılacaktır.
(79) Google üzerinde ülkemizdeki büyük şehirleri merkez alan mesafe aramaları (Ankara-
İstanbul arası mesafe, İstanbul - İzmir arası mesafe vb) yapıldığında Google’ın arama
sonuç sayfasında Google Haritalara ilişkin sonuca bir görseli ile birlikte yer verildiği ve
ardından organik arama sonuçlarının sıralandığı görülmektedir.
(80) Bununla birlikte, daha küçük iller arasında yapılan mesafe aramasında Google
Haritaların sonuçlarının yer almadığı görülmektedir. Bu anlamda Google Haritalar
büyük iller arasındaki mesafeyi başka bir internet sitesine tıklamaya gerek kalmadan
gösterirken, bu alandaki diğer internet siteleri ilçeler arasında da mesafe
hesaplamasına imkân sağlarken dikey arama konusunda daha detaylı ve özelleştirilmiş
bilgiler sunmaktadır. Bu bakımdan Google Haritaların arama sayfasında büyük iller için
verilen mesafe bilgisinin tüketiciler bakımından tam ikame teşkil etmediği
değerlendirilmektedir.
(81) Bu gerekçe ile internet sitesinin Google arama sonuç
sayfasındaki ilk sayfadan çıkarılmasının ya da büyük iller arasındaki mesafeye ilişkin
olarak Google Haritaların ilk sayfada sıralanmasının etkin rekabeti önemli ölçüde
azaltacak bir sonuç doğurmadığı belirtilmelidir.
I.5.1.3. Tüketicilerin Zarar Görmesine İlişkin Değerlendirme
(82) Hâkim durumdaki teşebbüsün reddetme davranışının ihlal olarak nitelendirilebilmesi
için gerekli olan koşullardan bir diğeri reddetme eyleminin tüketici zararına yol
açmasıdır. Tüketici refahının korunması şüphesiz rekabet hukukunun en temel
hedeflerinden biridir. Bununla birlikte tüketici refahının korunması, pazarda faaliyet
gösteren rakiplerin korunması anlamına gelmemektedir. Burada tüketici menfaatinin
korunması, etkin rekabetin varlığı halinde ortaya çıkan tüketici refahının meşru
rekabete dayanmayan yollarla azaltılmasını önlemek anlamına gelmektedir. Bir başka
ifade ile rakiplerin piyasa dışına çıkması kendiliğinden tüketici refahının azaltılması
sonucunu doğurmayacak; etkin rekabete katkı sağlayan ya da sağlama potansiyeli
olan firmaların rekabet karşıtı eylemlerle pazar dışına itilmesi halinde tüketici refahının
azalması gündeme gelecektir. Böyle bir yorum, sözleşme yapma yükümlülüğünün
tüketici refahı bakımından sağladığı statik etkinlik kazanımları ile olası dinamik etkinlik
kayıplarını birlikte değerlendirme gerekliliğini gündeme getirmektedir.
(83) Nitekim Kılavuz’da, “reddetmenin tüketici zararına yol açmasının muhtemel olup
olmadığının değerlendirilmesi aşamasında ise tüketiciler bakımından, sözleşme
yapmayı reddetmenin ilgili pazardaki olumsuz sonuçlarının, sözleşme yapma
yükümlülüğü getirilmesinin zaman içinde yaratacağı olumsuz sonuçlarından daha fazla
olup olmayacağı incelenmektedir. Örneğin, hâkim durumdaki teşebbüsün sözleşme
yapmayı reddetmesi sonucunda rakiplerin yenilikçi ürün ya da hizmetleri piyasaya
sürmesinin engellendiği ve/veya reddetme davranışıyla takip eden yeniliklerin önünün
tıkandığı hallerde muhtemel tüketici zararından bahsedilebilmektedir. Bu durum,
özellikle sözleşme yapma talebinde bulunan rakibin hâkim durumdaki teşebbüsün
ürettiği mal veya hizmetler ile sınırlı kalmayarak potansiyel talebin olduğu yeni ve daha
gelişmiş mal veya hizmetler sunma amacını taşıdığı veya teknolojik gelişmeye katkıda
bulunmasının olası olduğu hallerde söz konusu olmaktadır” ifadeleri yer almaktadır.
16-39/638-284
20/22
(84) Tüketici zararının oluşmasına dair söz konusu kriterler, daha önce ifade edilen
hususlarla birlikte değerlendirildiğinde GOOGLE’ın ’u arama
sonucunun ilk sayfasından çıkarmasının ardından bir tüketici zararının oluştuğunu
savunmak güç görünmektedir. Zira;
- Nihai kullanıcılar açısından tercih edilebilecek alternatif sitelerin sayısında
ciddi bir azalma, yoğunlaşma görülmediği gibi bu sitelerin kullanımında
tüketici refahını azaltacak fiyat uygulamalarına gidilmemiştir.
- Bu dönemde bazı teşebbüsler internet siteleri aracılığıyla sundukları hizmeti
mobil uygulamalar yoluyla uygulama platformlarına taşımış, yine bedava
olarak sunulan bu hizmet arama ihtiyaçlarına cevap verebilecek ve Google
aramalarına alternatif teşkil edebilecek niteliğe erişmiştir.
- GOOGLE’ın bahse konu eyleminin tüketicilere fayda sağlayacak bir
yeniliği/inovasyonu engellediğini belirtmek mümkün görünmemekte,
şikâyetçi site tarafından kullanılan teknoloji, arayüz ve harita altyapısı çok
sayıda başka teşebbüs tarafından da sunulabilmektedir.
(85) Bu gerekçelerle sözleşmenin reddine ilişkin tüketici zararının oluşması koşulunun da
gerçekleşmediği değerlendirilmiştir.
I.5.1.4. Haklı Gerekçenin Varlığına İlişkin Değerlendirme
(86) Hâkim durumdaki teşebbüslerin ihlal şüphesi uyandıran davranışlarını yasaklama
kapsamı dışına çıkaran içtihat niteliğindeki iktisadi ve hukuki ilkeler olarak
tanımlanabilecek haklı gerekçelerin varlığı, diğer ihlal türlerinde olduğu gibi reddetme
eylemleri bakımından da ihlal iddiasını yasaklama kapsamı dışına çıkarabilecektir.
Gerek Kurul kararları ve gerekse AB içtihadı, ihlal şüphesi uyandıran hâkim durumdaki
teşebbüs davranışı için üç gerekçe türüne işaret etmektedir: nesnel zorunluluk
gerekçesi, rekabete karşılık verme gerekçesi ve etkinlik gerekçesidir.
(87) Hâkim durumdaki teşebbüs, görünüşte ihlal niteliğinde olan davranışlarının dışsal
birtakım etkenlerden dolayı nesnel olarak zorunlu olduğunu ileri sürebilir. Örneğin,
sözleşme yapmayı reddetme bakımından arz şokları ya da kapasite kısıtı veya tüketici
güvenliği bakımından alınan birtakım önlemler içtihatta en azından ilkesel olarak kabul
edilen nesnel zorunluluk gerekçeleridir. Rekabete karşılık verme gerekçesi genellikle
fiyat temelli ihlal iddiaları kapsamında ele alınmakta olup, hâkim durumdaki
teşebbüslerin meşru rekabet sınırları içinde fiyat rekabetine karşılık vermesi esasına
dayanmaktadır. Etkinlik gerekçesi ise üretimde çıktı ilerlemesinin sağlanması ya da
inovasyona dayalı olarak ekonomide yeni ürünlerin üretilmesi gibi kazançlara işaret
etmektedir.
(88) Dosya kapsamında GOOGLE şikâyetçi internet sitesini arama sonuçlarından çıkarmak
adına nesnel zorunluluk kapsamına girebilecek nitelikte bir gerekçe öne sürmüştür.
GOOGLE arama sonuç kalitesini artırabilmek amacıyla zararlı ve düşük kaliteli internet
sitelerini arama sayfalarının sonraki sayfalarına aktarmak veya bu siteleri arama
indeksinden çıkarmak yolunu izlediğini; zararlı veya düşük kaliteli siteleri algoritmalar
ve bu iş için atanmış uzmanlar vasıtası ile kendi arama sonuçlarından çıkardığını veya
arama sayfalarında sonraki sayfalara aktardığını belirtmiştir. Bir başka deyişle,
GOOGLE'ın sonraki sayfalara aktarma veya arama sonuçlarından çıkarma işlemi için
kullandığı iki farklı yöntem bulunmaktadır. Bunlar, (i) zararlı veya düşük kaliteli olduğu
iddia edilen sitelerin algoritmik olarak çıkarılması veya sonraki sayfalara aktarılması ve
(ii) zararlı veya düşük kaliteli olduğu iddia edilen sitelerin elle (manuel olarak)
çıkarılması veya sonraki sayfalara aktarılmasıdır. Ayrıca GOOGLE, arama sonuçlarının
16-39/638-284
21/22
gösterilmesine ilişkin Google İnternet Yöneticisi Yönergelerinde, köprü sayfaların hiç
içerik sunmayan ya da çok az özgün içerik sunan ve yalnızca belirli arama sorgularında
üst sıralarda yer almak maksadıyla kullanıcıları başka internet sitelerine yönlendiren
siteler olarak tanımlandığını ve bu yönergeler çerçevesinde köprü sitelerin arama
sonuçlarında gösterilmeyen sitelere örnek olarak verildiğini belirtmiştir.
(89) İncelemeye konu siteler bakımından ise GOOGLE, ve
adlı internet sitelerini indeksten çıkarmadığını, söz konusu
internet sitelerinin ikisini de arama sonuçlarında sonraki sayfalara aktardığını
belirtmiştir. Buna dayanak olarak GOOGLE, 08.06.2016 tarihinde
"" hakkında iletilen kullanıcı şikâyetini göstermektedir. GOOGLE
tarafından, ilgili kullanıcı şikâyetinde "aranan varış noktası hakkında hiçbir sonuç
yoktur, sadece saçma ifadeler yer almaktadır" ifadelerine yer verildiği, GOOGLE'ın
İstenmeyen İçerik Sunan İnternet Siteleri Ekibinin (Webspam Team) kullanıcının
şikâyeti üzerine ilgili internet sitesini incelediği ve GOOGLE'ın köprü sayfalar
hakkındaki politikası çerçevesinde bu tür sayfaların "spam" sayılması nedeniyle ilgili
internet sitesinin arama sayfalarında sonraki sayfalara aktarıldığı belirtilmiştir.
(90) GOOGLE’a göre köprü sayfaları, hiçbir içerik sunmayan ya da çok az özgün içerik
sunan internet sayfaları olup bu siteler yalnızca kullanıcıları başka bir internet sitesine
yönlendirmekte, belirli aramalarda sitenin üst sıralarda yer almasını sağlamakta,
kullanıcı arama sonuçlarında benzer birden çok sayfaya yönlendirme yapabilmeleri ve
her bir sonucun kullanıcıyı aslında aynı hedefe yönlendirmesi nedeniyle kullanıcılar
açısından zararlı nitelik arz edebilmektedir.
(91) Söz konusu kullanıcı şikâyeti üzerine aynı ismi taşıyan sitesinin de
incelendiğini belirten GOOGLE, bu sitenin de aynı içeriğe (spam) sahip olması
gerekçesiyle, bu site hakkında da sonraki sayfalara aktarma işlemi tesis edildiğini
belirtmiştir.
(92) 12.06.2016 tarihinden itibaren şikâyetçi tarafından GOOGLE’a 11 kez yeniden
değerlendirme talebinde bulunulmuş ve bu taleplerde özetle;
İçeriklerinin bir kısmının otomatik oluşturulduğu, fakat bunun düşük kalite
anlamına gelmediği, tüketici ihtiyaçlarından kaynaklandığı, bu durumun
Google Analytics üzerinden kullanıcıların sitede kalma ve sadakat
oranlarından da anlaşılabileceği, yönergelerin ihlal edilmediği, bu nedenle de
manuel spam uygulamasının kaldırılması gerektiği,
Problem teşkil edebilecek bütün sayfaların değiştirildiği, otomatik içerik
eklemenin durdurulduğu, kullanılmayan sayfaların tamamının kaldırıldığı ve
daha istikrarlı bir sayfa düzenine geçildiği, bu nedenlerle değerlendirmenin
acil olarak sonlandırılması gerektiği,
Google politikalarına aykırılık teşkil ettiği düşünülmese de gerekli
değişikliklerin yapıldığı, buna karşın GOOGLE tarafından ikna edici bir yanıt
alamadıkları ve bu durumun yedi yıldan bu yana faaliyet gösteren ve günde
ortalama 100 bin kişi tarafından ziyaret edilen siteleri bakımından geri
dönülmez zararlar doğurduğu ve yasal yollara başvurulacağı
ifade edilmiştir.
16-39/638-284
22/22
(93) Görüldüğü üzere GOOGLE ile şikâyetçinin internet siteleri arasındaki uzlaşmazlığın
temelinde söz konusu internet sitelerinin köprü sayfalar içerip içermediği hususu
bulunmaktadır. Doğruluğunun ispatlanması halinde böyle bir gerekçe kullanıcı
güvenliğinin tesisi çerçevesinde bir haklı gerekçe olarak kabul edilebilecek niteliktedir.
Ancak dosya kapsamında geçmişe yönelik teknik bir incelemenin yapılarak bu
durumun netliğe kavuşturulması fiili olarak imkânsızdır. Bununla birlikte, dosya
mevcudu belgelerden GOOGLE’ın uygulamasından sonra sitede birtakım
değişikliklerin yapıldığı anlaşılmaktadır.
(94) En son 01.11.2016 tarihinde ziyaret edilen sitenin, Türkiye’de iller arası mesafeye
ilişkin olarak ücretsiz olan Google Haritalar altyapısını kullandığı ve Karayolları Genel
Müdürlüğünün sitesinde belirtilen mesafelere yakın mesafeler gösterdiği ve içerik
itibariyle Google arama sayfasında sıralanan diğer siteler ile benzer bir arayüz ve içerik
sunduğu gözlemlenmiştir.
(95) Bununla birlikte bu durumun GOOGLE’ın müeyyidesi sonrasında oluşup oluşmadığının
tespiti mümkün olmadığı gibi, yeniden değerlendirme taleplerine GOOGLE tarafından
verilen “sorun giderilmediği için yaptırımın kaldırılmadığı” yönündeki yanıtın dosya
kapsamında teknik açıdan değerlendirilmesi de mümkün değildir.
(96) Bu noktada belirtilmesi gereken bir başka nokta, GOOGLE tarafından gönderilen
bilgilerden 2011 yılında da, sitesi hakkında işlem yapıldığının
ancak sitenin problemi çözmesinin ardından sitenin sonraki sayfalara aktarımına son
verildiğinin anlaşılmasıdır. GOOGLE’a göre bu durum, tüketici mağduriyetine yol
açacak uygulamaların giderilmesi halinde GOOGLE tarafından uygulanan yaptırımların
kaldırılacağına, dolayısıyla bu yaptırımların teşebbüsleri dışlayıcı amaçtan ziyade
kullanıcı güvenliğini amaçlayan objektif bir uygulama olduğuna işaret etmektedir.
(97) Dolayısıyla, GOOGLE tarafından ileri sürülen gerekçeler ilk bakışta nesnel zorunluluk
gerekçesi kapsamında haklı gerekçe gibi görünse de, şikâyetçinin iddiaları ile birlikte
değerlendirildiğinde konunun geçmişe yönelik kapsamlı bir teknik analiz gerektiren bir
konu olduğu; bu bakımdan haklı gerekçeye ilişkin teknik bir sonuca dosya kapsamında
ulaşmanın mümkün olmadığı; fakat geçmişte de GOOGLE tarafından benzer bir
uygulamaya maruz kalan firmanın gerekli düzeltmeleri yapmasının ardından yeniden
indekslenmeye başlanmasının haklı gerekçenin varlığına ilişkin bir izlenim yarattığı
değerlendirilmiştir.
(98) Haklı gerekçeye ilişkin kesin ve nihai bir tespit yapılamasa da, sözleşme yapmanın
reddinin bir ihlal olarak değerlendirilebilmesi bakımından vazgeçilmezlik, etkin
rekabetin ortadan kalkması, tüketici zararı ve haklı gerekçenin olmaması koşullarının
birlikte varlığı arandığından ve haklı gerekçe dışındaki koşulların sağlanmadığına ilişkin
tespitlerden ötürü 4054 sayılı Kanun çerçevesinde bir ihlalden bahsedilemeyeceği
sonucuna ulaşılmıştır.
J. SONUÇ
(99) Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre, 4054 sayılı Kanun’un 41.
maddesi uyarınca şikayetin reddi ile soruşturma açılmamasına OYBİRLİĞİ ile karar
verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy