Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2016-4-47 (Muafiyet)
Karar Sayısı : 16-42/692-310
Karar Tarihi : 06.12.2016
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. Ömer TORLAK
Üyeler : Arslan NARİN, Fevzi ÖZKAN,
Adem BİRCAN, Şükran KODALAK
B. RAPORTÖRLER: Can SARIÇİÇEK, Mehmet Yavuz GÜNER
C. BİLDİRİMDE
BULUNAN : - Volvo Truck Corporation
Temsilcisi: Av. İklim Gülsün KELEKÇİ
Levent Mahallesi Cömert Sokak No:1C Yapı Kredi Plaza C
Blok Kat:3 34330 Beşiktaş/ İSTANBUL
- Temsa İş Makinaları İmalat Pazarlama ve Satış A.Ş.
Temsilcisi: Av. Turgan GÜRMEN
Mete Caddesi No:12/7 34437 Taksim/ İSTANBUL
(1) D. DOSYA KONUSU: Volvo Truck Corporation ile Temsa İş Makinaları İmalat
Pazarlama ve Satış A.Ş. arasında imzalanan İthalatçı Sözleşmesi'nin 4054 sayılı
Kanun'un 4. maddesi hükümlerinin uygulanmasından muaf tutulması talebi.
(2) E. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 26.10.2016 tarihinde giren ve eksiklikleri
01.12.2016 tarihinde tamamlanan bildirim üzerine hazırlanan 02.12.2016 tarihli ve
2016-4-47/MM sayılı Muafiyet/Menfi Tespit Raporu görüşülerek karara bağlanmıştır.
(3) F. RAPORTÖR GÖRÜŞÜ: İlgili raporda;
- Volvo Truck Corporation (VTC) ile Temsa İş Makinaları İmalat Pazarlama ve
Satış A.Ş. (TEMSA) arasında imzalanan İthalatçı Sözleşmesi'nin 4054 sayılı
Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un (4054 sayılı Kanun) 4. maddesi
kapsamında dikey sınırlamalar içerdiği,
- İthalatçı Sözleşmesi'nin 2005/4 sayılı Motorlu Taşıtlar Sektöründeki Dikey
Anlaşma ve Uyumlu Eylemlere İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği’nin (2005/4 sayılı
Tebliğ) 4. maddesinde sayılan muafiyetin genel koşullarını taşıması ve 5.
maddesinde sayılan anlaşmayı grup muafiyeti kapsamı dışına çıkaran
sınırlamaları doğrudan ya da dolaylı olarak içermemesi nedeniyle, 30. maddesi
hariç olmak üzere, anılan Tebliğ ile tanınan grup muafiyetinden yararlandığı,
- Ancak söz konusu Sözleşme’nin 30. maddesinin, rekabet etmeme yükümlülüğü
getirmesi nedeniyle, 2005/4 sayılı Tebliğ kapsamında grup muafiyetinden
yararlanamadığı,
- Diğer taraftan İthalatçı Sözleşmesi’nin 30. maddesine, bu hükmün 4054 sayılı
Kanun’un 5. maddesinde düzenlenen tüm koşulları karşılaması nedeniyle,
bireysel muafiyet verilebileceği,
ifade edilmektedir.
16-42/692-310
2/17
G. İNCELEME, GEREKÇE VE HUKUKİ DAYANAK
G.1. Bildirime Konu Sözleşme
(4) Bildirime konu İthalatçı Sözleşmesi ile TEMSA’nın, VTC’nin münhasır ithalatçısı olarak
atanması amaçlanmakta ve bu amaçla ilgili sözleşme, gövdeleri/karoser de dâhil olmak
üzere yeni kamyon şasilerinin, aksesuarlarının ve parçalarının pazarlanmasını, satışını
ve dağıtımını; bu ürünlerle ilgili parçaları ve Türkiye’de verilen tamir ve bakım, ön
teslimat, teslimat, garanti işlemleri, ücretsiz servis işlemleri ve araç geri çağırma gibi
hizmetleri kapsamaktadır. Söz konusu sözleşme Volvo ürünlerinin Türkiye’deki
satışlarını artırmak için imzalanmıştır. Tarafların, sözleşme ile amaçladıkları hedefler
aşağıdaki gibi sayılmıştır:
- Ağır ticari araç piyasasında hâlihazırda hâkim durumda olan rakiplerine göre çok
az pazar payı bulunan VTC’nin etkinliğini artırmak suretiyle pazar payını
artırmak,
- Gelişecek dağıtım ağıyla, yetkili servislerin sayısını ve satış gücünü artırarak,
ülke çapındaki kapsamı genişletmek ve varlığı güçlendirmek,
- Sunulan hizmette uzmanlaşmanın sağlanacağı ve uzun vadeli çalışma
ortamının yaratacağı istikrar sayesinde her iki tarafın da yatırımlarını artırmasını
sağlamak.
(5) İlgili sözleşme incelendiğinde, 6.3. ve 6.4. maddeleri çerçevesinde belli ölçüde
münhasırlık düzenlemesine yer verildiği, yine 6.4. maddesinde sözleşme çerçevesinde
Türkiye olarak tanımlanmış olan sorumluluk bölgesi dışında kalan alanlar için aktif satış
yasağı düzenlemesine yer verildiği, 30. maddesinde yeni ağır ticari araçlar, yedek
parça ve bakım onarım hizmetlerini de içerecek şekilde rekabet yasağı getirildiği ve
sözleşmenin süresiz olarak akdedilmiş olduğu görülmektedir.
G.2. Taraflara İlişkin Bilgiler
G.2.1. VTC
(6) İsveç menşeli olan VTC’nin, doğrudan ve tek hisse sahibi Aktiebolaget Volvo (AB
VOLVO) tarafından kontrol edilen Volvo Holding Sverige Aktiebolag’dır. VTC, yeni
kamyon şasilerinin, bunlara ilişkin parçaların ve aksesuarların, gövdelerin/karoserlerin
pazarlanması, satışı ve dağıtımı ile bu ürünlerin tamir ve bakım, garanti ve ücretsiz
servis işleri ile araç geri çağırma işlemlerinin gerçekleştirilmesinden sorumludur. Ayrıca
Volvo Şirketler Grubu'nun stratejilerine cevap veren bir dağıtım ağı kurmak, muhafaza
etmek, geliştirmek ve desteklemekle sorumludur. VTC’nin temel üretim segmentleri,
uzun yol taşımacılığı, ağır taşıma, dağıtım, inşaat, atık yönetimi ve tehlikeli madde
taşımacılığından oluşmaktadır.
16-42/692-310
3/17
(7) Teşebbüsün doğrudan ya da dolaylı hisse sahibi olduğu Türkiye’deki iştiraki, Volvo
Group Otomotiv Ticaret Ltd. Şti.’dir (VOLVO TÜRKİYE). VOLVO TÜRKİYE ülke içinde;
kamyonların, otobüslerin, yarı ticari kamyonların ve yedek parçaların, değiştirme
ünitelerinin ve aksesuarlarının ithalatı, pazarlaması, satışı ve dağıtımı ile bu ürünlere
ilişkin satış sonrası hizmetlerin yürütülmesiyle görevlidir. Volvo Şirketler Grubu'nun
nihai hissedarı olan AB VOLVO’nun faaliyet alanları ise ticari araçlar, otobüsler,
penta/deniz motorları, özel amaçlı araçlar ve inşaat malzemeleri olarak kategorize
edilebilir. AB VOLVO tarafından Türkiye’de sağlanan ürün ve hizmetler, Volvo Truck,
Renault Trucks, Volvo Penta, Volvo İnşaat Malzemeleri ve bu markaların bakım ve
onarımları için yedek parça şeklinde sayılabilecektir. AB VOLVO, VOLVO TÜRKİYE
dışında Türkiye’de kurulu bulunan ve finansal hizmetler sektöründe aktif olan VFS
Finansal Kiralama A.Ş. ile VFS Finansman A.Ş.’nin de nihai hissedarıdır.
G.2.2. TEMSA
(8) Ulusal ve uluslararası pazarda kendi markası altında otobüs ve yolcu otobüsü üreterek
dağıtımını yapan bir teşebbüs olan TEMSA; turist otobüsleri Safir ve Maraton'u, orta
boyuttaki yolcu otobüsleri Prestij ve Opalin'i ve özellikle şehir içi toplu taşımacılık amacı
ile tasarlanan Avenue'yü üretmektedir. Söz konusu araçlar, kurum içi teknik bilgi
kullanılarak tasarlanıp üretilmekte, Türkiye’de ve dünya çapında satılmaktadır. TEMSA,
Sabancı Holding çatısı altında bulunmaktadır. Sabancı Holding Grup Şirketleri, finansal
servisler, enerji, çimento, ticaret ve endüstri gibi alanlarda faaliyet göstermektedirler.
(9) Bildirim konusu İthalatçı Sözleşmesi’nin tarafı olan Temsa İş Makinaları İmalat
Pazarlama ve Satış A.Ş. (TEMSA İŞ), TEMSA ile aynı ekonomik bütünlük içinde yer
almakta olup, iş makinelerinin üretimi ve dağıtımı alanında faaliyet göstermektedir.
Aynı ekonomik bütünlük içinde yer aldığından, dosya kapsamında TEMSA’nın faaliyet
alanları ve pazar payı da dikkate alınmıştır.
(10) TEMSA’nın (…..) oranındaki hissesine sahip olan Sabancı Holding, nihai olarak,
(…..)’lik hisselerine sahip olan Sabancı Ailesi tarafından kontrol edilmekte ve Borsa
İstanbul’da işlem görmektedir.
G.3. İlgili Pazar
(11) Rekabet hukukunda pazar tanımı, teşebbüsler arasındaki rekabetin sınırlarını tespit
etmekte kullanılan bir araçtır. İlgili pazar, ürün ve coğrafi pazar olmak üzere iki temel
boyuttan oluşmaktadır. Pazarı hem ürün hem de coğrafi bölge boyutlarıyla
tanımlamaktaki amaç teşebbüslerin davranışlarını sınırlama ve etkin bir rekabetçi
baskıdan bağımsız olarak davranmalarını önleme gücüne sahip rakiplerin ortaya
çıkarılmasıdır. İlgili coğrafi pazar ise, rekabet koşullarının homojen olduğu pazar olarak
ifade edilebilir. Bu pazarların belirlenmesinde temelde teşebbüslerin ürün ve
hizmetlerinin arz ve talebi konusunda faaliyet gösterdikleri bölgeler temel alınmakla
birlikte, rekabet koşullarının ilgili bölge içinde homojen olması ve bu koşulların komşu
bölgelerden kolayca ayrılacak ölçüde farklı olması da aranmaktadır.
(12) İlgili Ürün Pazarının Tanımlanmasına İlişkin Kılavuz’un 3. paragrafında ilgili ürün
pazarı: “İlgili ürün pazarının tespitinde, birleşme veya devralma konusu olan mal veya
hizmetlerle, tüketicinin gözünde fiyatı, kullanım amaçları ve nitelikleri bakımından aynı
sayılan mal veya hizmetlerden oluşan pazar dikkate alınır; tespit edilen pazarı
etkileyebilecek diğer unsurlar da değerlendirilir.” şeklinde; ilgili coğrafi pazar ise
“Teşebbüslerin mal ve hizmetlerinin arz ve talebi konusunda faaliyet gösterdikleri,
rekabet koşullarının yeterli derecede homojen ve özellikle rekabet koşulları komşu
bölgelerden hissedilir derecede farklı olduğu için bu bölgelerden kolayca ayrılabilen
bölgelerdir.” şeklinde açıklanmaktadır.
16-42/692-310
4/17
(13) Dosya konusu bakımından, ilgili ürün pazarı teşebbüslerin akdettikleri sözleşmenin etki
edeceği pazardır. Tarafların her ikisi de esas olarak ağır ticari araçların üretimi ve
dağıtımı alanında faaliyet göstermektedirler. Bildirim konusu sözleşmenin kapsamına
bakıldığında ise, TEMSA’nın, VTC tarafından gövde ve karoser de dâhil olmak üzere
kamyon şasilerinin, aksesuarlarının, parçalarının pazarlanması, satışı ve dağıtımı ve
Türkiye’de verilen tamir, bakım, ön teslimat, garanti işlemleri ücretsiz servis hizmetleri
bakımından münhasır yetkili olarak atanmasının öngörüldüğü anlaşılmaktadır. Söz
konusu sözleşme ile TEMSA’nın tüm Türkiye’de yetkilendirildiği ve sözleşmenin
tanımlar kısmında sorumluluk alanının “Türkiye Cumhuriyeti” olarak belirlendiği de
görülmektedir.
(14) Bu bakımdan, işbu dosya kapsamında ilgili ürün pazarları “Ağır Ticari Araçların Satışı
Pazarı”, “Ağır Ticari Araçlara Yönelik Yedek Parça Pazarı” ve “Volvo Markalı Araçların
Satış Sonrası Bakım Onarım Pazarı” olarak; ilgili coğrafi pazar ise söz konusu
hizmetlerin Türkiye genelinde sunulacak olması nedeniyle “Türkiye” olarak
tanımlanmıştır.
G.4. Değerlendirme
G.4.1. Bildirim Konusu Sözleşmenin 4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Açısından
Değerlendirilmesi
(15) Bilindiği üzere, 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi “Belirli bir mal veya hizmet
piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama
amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler
arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemleri
hukuka aykırı ve yasaktır.” hükmünü haizdir.
(16) Bildirime konu sözleşme ile TEMSA, VTC tarafından gövde ve karoser de dâhil olmak
üzere kamyon şasilerinin, aksesuarlarının, parçalarının pazarlanması, satışı, dağıtımı
ve Türkiye’de verilen tamir, bakım, ön teslimat, garanti, ücretsiz servis hizmetleri
bakımından münhasır yetkili olarak atanmakta olup, bu niteliği ile söz konusu sözleşme
dikey bir anlaşmadır.
(17) Teşebbüsler arası dikey anlaşmalar çeşitli etkinlik kazanımları doğurabilmektedir.
Özellikle motorlu taşıtlar sektöründe yeni motorlu araçların ve yedek parçaların
dağıtımı ve bunlara ilişkin servis hizmetlerinin düzgün işleyen ağlarla verilmesi
teşebbüsler için büyük önem arz etmektedir. Bu nedenle teşebbüsler dikey anlaşmalar
yoluyla dağıtım ağları kurmayı tercih etmektedir.
(18) Ancak ilgili anlaşmaların rekabeti kısıtlayıcı hüküm ve etkileri de bulunabilmektedir.
VTC ile TEMSA arasında yapılan sözleşmenin hükümleri incelendiğinde, sözleşmenin
2.1. maddesinde “VTC, ithalatçıyı bu sözleşmede yer alan hüküm ve şartlarla, Ürün ve
Hizmetlerin Dağıtımı konusunda, sorumluluk bölgesi içinde VTC’nin Münhasır
ithalatçısı olarak tayin etmektedir. VTC’nin münhasıran ithalatçı tayin edilmesi,
VTC’nin, sorumluluk bölgesi içinde Ürün ve Hizmetlerin Dağıtımı konusunda başka
herhangi bir şirket tayin etmemeyi taahhüt ettiği anlamına gelmektedir.” denilmek
suretiyle TEMSA’ya münhasırlık verildiği görülmektedir. Dolayısıyla TEMSA tüm
Türkiye’de Volvo markalı ağır ticari araçların ve yedek parçalarının ve satış sonrası
hizmetlerinin verilmesinde tek yetkili konumuna gelecektir.
16-42/692-310
5/17
(19) Sözleşmenin 6.4. maddesi altında “Sorumluluk bölgesi dışında ithalatçı ürünleri
satamaz, ürünlerin dağıtımına yönelik şube veya depolara sahip olamaz veya ürünler
için müşteri arayışında bulunamaz. Sorumluluk bölgesi dışında ikamet eden kişilerden
alınan sorunlara etki edilemeyecek ve derhal VTC’ye iletilecektir. İthalatçı, sorumluluk
bölgesi dışında ürünlerin dağıtımı veya servisi işini üçüncü şahıslara veremez.”
hükmüne yer verilmek suretiyle TEMSA’ya yönelik olarak bir ihracat yasağı
getirilmektedir.
(20) Sözleşme çerçevesinde son olarak değinilmesi gereken hüküm ise TEMSA’ya getirilen
rekabet etmeme yükümlülüğüdür. Sözleşmenin 30.1. ve 30.2. maddelerinde “İthalatçı,
ithalatçının veya doğrudan veya dolaylı olarak ithalatçıyı kontrol eden veya ithalatçı
tarafından kontrol edilen herhangi bir kuruluşun, kamyon satışlarına ilişkin, ithalatçı,
acente veya bağımsız yeniden satıcı sıfatıyla Volvo Grubu dışı başka dağıtım
sözleşmesine sahip olmadığını veya iş bu sözleşme süresince sahip olmayacağını
beyan ve tekeffül eder. Ancak taraflar bu yükümlülüğün Marubeni Şirketler Grubu için
geçerli olmadığı konusunda mutabıktırlar.
İthalatçı, ithalatçının veya doğrudan veya dolaylı olarak ithalatçıyı kontrol eden veya
ithalatçı tarafından kontrol edilen herhangi bir kuruluş, ürünler rakip nitelikte herhangi
bir kamyon satışı gerçekleştirmeyecektir (İthalatçının, Volvo grubu içindeki başka bir
şirket ile yapılmış sözleşme uyarınca yetkili olduğu araç parçaları hariç). Bu hüküm
ithalatçının, bir ürün satın alan bir müşterinden kısmi ödeme olarak aldığı takas
niteliğindeki araçlar için geçerli değildir. Ayrıca taraflar bu yükümlülüğün Marubeni
Şirketler Grubu için geçerli olmadığı konusunda mutabıktırlar.” düzenlemesi yer
almaktadır.
(21) Söz konusu hükümde, rekabet etme yasağına bir süre getirilmemiştir, dolayısıyla söz
konusu düzenlemenin sözleşme süresi boyunca geçerli olacağı belirtilmelidir. Taraflar
arasında imzalanan İthalatçı Sözleşmesi’nin 43. maddesinde sözleşmenin belirsiz
süreli olarak yürürlükte kalacağı düzenlenmektedir. Bu nedenle söz konusu rekabet
yasağının da süresiz olarak getirilmekte olduğu anlaşılmaktadır.
(22) Yukarıda yer verilen sözleşme hükümlerinin, anlaşma taraflarının ticari karar almadaki
özgürlüklerini kısıtlayacak nitelik taşıdığı, bu anlamda rekabeti kısıtlayıcı etki doğurma
riski taşıdığı, dolayısıyla söz konusu dikey sınırlamaların 4054 sayılı Kanun 4. maddesi
kapsamında olduğu açıktır.
(23) Bu noktada, 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesi çerçevesinde muafiyet değerlendirmesi
yapılması gerekmektedir. 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinde, maddede belirtilen
şartların sağlanması durumunda Kurul’un, teşebbüsler arası anlaşma, uyumlu eylem
ve teşebbüs birlikleri kararlarının 4. madde hükümlerinin uygulanmasından muaf
tutulmasına karar verebileceği ifade edilmektedir. Ayrıca aynı maddenin üçüncü fıkrası
ile Kurul’a, “Birinci fıkrada gösterilen şartların gerçekleşmesi halinde, belirli konulardaki
anlaşma türlerine bir grup olarak muafiyet tanınmasını sağlayan ve bunların şartlarını
gösteren tebliğler” çıkarabilme yetkisi verilmiştir.
(24) Kurul, bu yetkisine dayanarak 2005/4 sayılı Tebliğ’i çıkarmıştır. 2005/4 sayılı Tebliğ’in
2. maddesi uyarınca yeni motorlu taşıtların, bunların yedek parçalarının ya da tamir ve
bakım hizmetlerinin alımı, satımı veya yeniden satımı konulu dikey anlaşmalar, dikey
sınırlamalar içermeleri halinde bu Tebliğ’de düzenlenen koşullara uymak kaydıyla,
Kanun’un 4. maddesindeki yasaklamadan Kanun’un 5. maddesinin üçüncü fıkrasına
dayanılarak grup olarak muaf tutulmuştur. Bu kapsamda, bildirim konusu İthalatçı
Sözleşmesi’nin 2005/4 sayılı Tebliğ çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmekte olup,
söz konusu değerlendirmeye aşağıda yer verilmektedir.
16-42/692-310
6/17
G.4.2. Bildirime Konu Sözleşmenin 2005/4 Sayılı Tebliğ Açısından
Değerlendirilmesi
(25) 2005/4 sayılı Tebliğ'in 4. maddesi, grup muafiyetinin uygulanması için anlaşmaların
uyması gereken genel koşulları belirlemektedir. Bu çerçevede, maddenin ilk fıkrasında,
muafiyetin uygulanmasını belirli pazar payı eşiklerine bağlayan hükümler yer
almaktadır. Buna göre; muafiyet hükümleri, motorlu taşıt veya yedek parça ya da
bakım ve onarım hizmetleri pazarına yönelik olarak sağlayıcının payının %30’u,
motorlu taşıtların dağıtımı için niceliksel seçici dağıtımın tercih edildiği durumlarda ise
%40’ı geçmemesi durumunda uygulanacaktır. Niteliksel seçici dağıtım sistemi öngören
anlaşmalar bakımından ise pazar payı eşiği bulunmamaktadır.
(26) Bildirim konusu İthalatçı Sözleşmesi incelendiğinde, VTC tarafından motorlu taşıtların
ve yedek parçaların pazarlanması, satışı ve dağıtımı ile bu araçlara yönelik tamir ve
bakım gibi satış sonrası hizmetlerinin sunulması bakımından TEMSA’ya münhasırlık
verildiği ve aynı zamanda niteliksel seçici dağıtım sisteminin benimsendiği
anlaşılmaktadır. Bununla birlikte sözleşmede yer alan ve münhasırlık olarak
isimlendirilen düzenlemelerin, rekabet hukukunda kullanıldığı anlamda fiili bir
münhasırlık niteliği taşımadığı değerlendirilmektedir. İlgili sözleşmenin 6.5. maddesinde
yer alan düzenlemeler çerçevesinde VTC’nin, VOLVO TÜRKİYE üzerinden motorlu
taşıtların ve yedek parçaların pazarlanması, satışı ve dağıtımı ile bu araçlara yönelik
tamir ve bakım gibi satış sonrası hizmetlerinin sunulmasına ilişkin haklarını saklı
tuttuğu, sözleşmenin 30.1. maddesinde ise TEMSA’nın sözleşme konusu araçlarla
rekabet halindeki belirli araçları satma hakkının ve kendi ürünlerini satma hakkının
korunduğu anlaşılmaktadır. Bunun yanı sıra sözleşmenin 6.3. ve 18. maddelerinde
detaylı şekilde niteliksel seçici dağıtım sisteminin düzenlendiği ve sözleşmenin 4.
ekinde bu niteliksel gerekliliklere detaylı şekilde yer verildiği görülmektedir. Dolayısıyla,
sözleşmenin, niteliksel seçici dağıtım özelliğinin ağır bastığı değerlendirilmektedir. Bu
nedenle, VTC’nin pazar payının, 2005/4 sayılı Tebliğ’de yer alan muafiyet hükümlerinin
söz konusu İthalatçı Sözleşmesi’ne uygulanması bakımından herhangi bir engel teşkil
etmediği değerlendirilmektedir.
(27) 2005/4 sayılı Tebliğ’in 4. maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendinde yer verilen
“sağlayıcı ile dağıtıcı veya yetkili servis arasında yapılan anlaşmada, dikey
anlaşmadan doğan hakların ve yükümlülüklerin, dağıtım sisteminde bulunan ve dağıtıcı
veya yetkili servis tarafından seçilen başka bir dağıtıcıya veya yetkili servise
aktarılmasına sağlayıcının rıza göstermesi” gerekliliği, muafiyetin genel koşullarından
bir diğeridir.
(28) İthalatçı Sözleşmesi’nin 40. maddesi çerçevesinde sözleşmeden doğan hak ve
yükümlülüklerin, VTC’ye yazılı olarak bildirilmek kaydıyla devredilebileceği
düzenlenmiştir. Bu nedenle, bildirime konu İthalatçı Sözleşmesi’nin muafiyetten
yararlanabilmesi için aranan bu koşula da uygun olduğu görülmektedir.
(29) 2005/4 sayılı Tebliğ’in 4. maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendi kapsamında ise,
sağlayıcı ile dağıtıcı veya yetkili servis arasında yapılan anlaşmada, fesih bildiriminin
detaylı ve feshin objektif gerekçelerini içerecek biçimde yazılı olarak yapılması
yükümlülüğünün getirilmiş olması bir koşul olarak aranmaktadır.
(30) Bildirim konusu İthalatçı Sözleşmesi’nin, 42.3., 43., 44. ve 46. maddelerinde yer verilen
düzenlemelerin, muafiyetin genel koşullarından biri olarak aranan bu gerekliliği
karşıladığı değerlendirilmektedir.
16-42/692-310
7/17
(31) 2005/4 sayılı Tebliğ’in 4. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen bir diğer muafiyet
koşulu feshi ihbar sürelerine ilişkindir. Bu çerçevede, muafiyetin, sağlayıcı ile dağıtıcı
veya yetkili servis arasında yapılan anlaşmanın belirsiz süreli olarak yapılması halinde
feshi ihbar süresinin en az iki yıl olması; sağlayıcının anlaşmaya son vermesi
durumunda kanundan veya anlaşmadan dolayı uygun bir tazminat ödemek zorunda
olduğu hallerde veya sağlayıcının dağıtım sisteminin önemli bir kısmını ya da tamamını
yeniden düzenlemesinin zorunlu olduğu hallerde feshi ihbar süresinin en az bir yıla
indirilmesi koşullarıyla uygulanacağı düzenlenmektedir.
(32) Taraflar arasında imzalanan İthalatçı Sözleşmesi’nin 43. maddesinde sözleşmenin
belirsiz süreli olarak yürürlükte kalacağı düzenlenmektedir. Bildirim konusu İthalatçı
Sözleşmesi’nin, 42.3., 43., 44., 45., 46. ve 47. maddelerinde yer verilen
düzenlemelerin, belirsiz süreli sözleşmeler için 2005/4 sayılı Tebliğ’in öngördüğü
koşulları karşıladığı değerlendirilmektedir.
(33) 2005/4 sayılı Tebliğ’in 4. maddesinin dördüncü fıkrasında hükme bağlanan bir başka
genel muafiyet koşulu, ihtilafların çözümü noktasında, tarafların mahkemeye başvuru
hakkına halel getirmeksizin, bağımsız bir uzmana ya da hakeme başvurulabilmesi
gerekliliğine ilişkindir.
(34) Taraflar arasında imzalanmış olan İthalatçı Sözleşmesi’nin 48. maddesinde, Tebliğ’in
ilgili maddesinde aranan koşulu sağlayacak şekilde, taraflara bu hakkın detaylı şekilde
tanınmış olduğu görülmektedir.
(35) Bu açıklamalar çerçevesinde, VTC ile TEMSA arasında imzalanan İthalatçı
Sözleşmesi’nin, 2005/4 sayılı Tebliğ’in 4. maddesinde düzenlenen muafiyetin genel
koşullarına uygun şekilde akdedilmiş olduğu değerlendirilmektedir.
(36) 2005/4 sayılı Tebliğ’in 5. maddesi ise anlaşmaları grup muafiyeti dışına çıkaran
sınırlamaları düzenlemektedir. Söz konusu maddenin ilk fıkrasının (a) bendinde,
dağıtıcının veya yetkili servisin kendi satış fiyatını belirleyebilme serbestisinin
kısıtlanması durumunda anlaşmanın grup muafiyetinden yararlanamayacağı, bununla
birlikte taraflardan herhangi birinin baskısı veya teşviki sonucu asgari veya sabit bir
fiyata dönüşmemesi şartıyla, sağlayıcının azami veya tavsiye edilen satış fiyatı
belirlemesinin mümkün olduğu hükmü yer almaktadır.
(37) Bildirime konu olan İthalatçı Sözleşmesi’nin 21.1. ve 21.2. maddelerinde, VTC’nin sabit
veya asgari bir satış fiyatına dönüşmemesi koşuluyla TEMSA’ya tavsiye niteliğindeki
satış fiyatlarını sunma hakkına ve ayrıca İthalatçı Sözleşmesi’nin 6.5. maddesinde ise
ürünlerin azami satış fiyatlarını belirleme hakkına sahip olduğu düzenlenmiştir. Bu
çerçevede, anılan maddelerin Tebliğ’in 5. maddesinin (a) bendinde belirtilen nitelikte bir
kısıtlama içermediği görülmektedir.
(38) 2005/4 sayılı Tebliğ’in 5. maddesinin (b) bendi çerçevesinde, bazı istisnalar saklı
kalmak kaydıyla, dağıtıcının ya da yetkili satıcının anlaşma konusu malları veya
hizmetleri satacağı bölgeye ya da müşterilere yönelik kısıtlamalar getirilmesi,
anlaşmaları grup muafiyeti dışına çıkaran sınırlamalardan biri olarak sayılmıştır.
16-42/692-310
8/17
(39) Bildirim konusu İthalatçı Sözleşmesi’nde TEMSA’ya bölge veya müşteri kısıtlaması
getiren bir düzenleme yer almamaktadır. Ancak, bu noktada sözleşmenin 6.4. maddesi
ve sözleşmenin 1. ekinde yer alan “Sorumluluk Alanı” tanımı beraber
değerlendirildiğinde ortaya çıkan yasağa değinilmesi gerekmektedir. Buna göre
TEMSA, sözleşmeyle belirlenen sorumluluk alanı olan Türkiye sınırları dışına satış
yapamayacak, şube ve depo bulunduramayacak, ürünleri için müşteri arayışında
bulunamayacaktır. Kurul’un içtihadına bakıldığında ihracat yasağı getiren hükümlerin
4054 sayılı Kanun’un kapsamı dışında değerlendirildiği görülmektedir. Kurul’un
14.08.2008 tarihli ve 08-50/740-296 sayılı kararında konu şu şekilde ifade
edilmektedir1: “Söz konusu satış sınırlamasının yurt dışı pazarlara ilişkin olarak ilgili
coğrafi pazar dışına yönelik olması, Rekabet Kanunu kapsamının Türkiye Cumhuriyeti
ile sınırlı olması ve getirilen satış sınırlamasının Türkiye coğrafi pazarına rekabet
açısından etkisinin ihmal edilebilir olması nedeniyle Tebliğ hükümlerine aykırılık
taşımadığı sonucuna ulaşılmıştır.”. Bu çerçevede bildirime konu İthalatçı
Sözleşmesi’nin 2005/4 sayılı Tebliğ’in 5. maddesinin (b) bendi çerçevesinde, herhangi
bir sınırlama taşımadığı değerlendirilmektedir.
(40) 2005/4 sayılı Tebliğ’in aynı maddesinin (c) bendi ile seçici dağıtım sisteminde sistem
üyelerinin kendi aralarındaki alışverişlerinin engellenmesi, anlaşmaları grup muafiyeti
dışına çıkaran sınırlamalardan biri olarak kabul edilmektedir.
(41) Bildirim konusu İthalatçı Sözleşmesi incelendiğinde, sistem üyelerinin kendi
aralarındaki alışverişi engelleyen herhangi bir hükme rastlanmamıştır. Aksine
sözleşmenin 1. ekinde “Yeniden Satış” başlığı altında bu tür satışların tanımlandığı
görülmekte, 32. maddesinden ise sistem üyeleri içinde bu tür satışlara izin verildiği
anlaşılmaktadır.
(42) 2005/4 sayılı Tebliğ’in 5. maddesinin (d) ve (e) bentlerinde seçici dağıtım sisteminin
uygulandığı pazarlarda, perakende seviyesinde faaliyet gösteren seçici dağıtım sistemi
üyelerinin son kullanıcılara yapacakları yeni otomobillerin ya da hafif ticari araçların, ya
da bunlar dışındaki motorlu taşıtların ve her tür motorlu taşıt yedek parçasının ya da
bakım onarım hizmetinin aktif ya da pasif satışının kısıtlanması anlaşmayı grup
muafiyeti kapsamı dışına çıkaran sınırlamalar olarak sayılmıştır. Bununla birlikte, anılan
maddenin (e) bendi ile sağlayıcının ağır ticari araçların satışı bakımından, sağlayıcının
seçici dağıtım sistemi üyesinin yetki verilmemiş bir tesis yerinde faaliyet göstermesini
yasaklama hakkı saklı tutulmuştur.
(43) Bildirim konusu İthalatçı Sözleşmesi incelendiğinde 2005/4 sayılı Tebliğ’in 5.
maddesinin (d) ve (e) bentleri çerçevesinde belirtildiği şekilde bir sınırlamayı
barındırmadığı belirtilmelidir.
(44) 2005/4 sayılı Tebliğ’in 5. maddesinin (f) bendinde dağıtıcının, bakım onarım
hizmetlerine ilişkin yükümlülüklerini, imzalayacağı alt anlaşmalarla yetkili servislere
devretme hakkının kısıtlanması, anlaşmaları grup muafiyeti kapsamı dışına çıkaran
sınırlamalardan biri olarak sayılmıştır. Bildirim konusu İthalatçı Sözleşmesi
incelendiğinde, bu yönde bir sınırlama içermediği, aksine bu hakkın açık şekilde
tanındığı görülmektedir.
1 Kurulun 14.08.2008 tarihli ve 08-50/740-296 sayılı, 17.06.2010 tarihli ve 10-44/785-262 sayılı
kararları.
16-42/692-310
9/17
(45) 2005/4 sayılı Tebliğ’in aynı maddesinin (g) bendinde, yetkili servisin faaliyetini bakım
onarım hizmetleri ve yedek parçaların dağıtımıyla sınırlı tutma serbestisinin
kısıtlanması, (h) bendinde seçici dağıtım sistemi üyelerinin, motorlu taşıtların yedek
parçalarını, bu parçaları motorlu araçların bakım onarımında kullanacak olan özel
servislere satma serbestisinin kısıtlanması da ağır bir kısıtlama olarak sayılmıştır.
(46) Bildirim konusu İthalatçı Sözleşmesi incelendiğinde 2005/4 sayılı Tebliğ’in 5.
maddesinin (g) ve (h) bendi kapsamında bir sınırlama içermediği, aksine İthalatçı
Sözleşmesi’nin 32. maddesinde bakım ve onarım amacıyla bu tür parça satışlarının
yapılabileceği düzenlemesine yer verildiği görülmüştür.
(47) 2005/4 sayılı Tebliğ’in 5. maddesinin (i) bendinde, orijinal yedek parça, eşdeğer
kalitede yedek parça, tamir ekipmanı, teşhis cihazı ya da diğer tip ekipmanın
sağlayıcısıyla bir motorlu taşıt üreticisi arasında yapılan anlaşmayla, sağlayıcının söz
konusu mal ve hizmetleri yetkili veya bağımsız dağıtıcılar, ya da bağımsız teşebbüsler
ve son kullanıcılardan herhangi birine satma imkânına kısıtlama getirilmesi,
anlaşmaları grup muafiyeti kapsamı dışına çıkaran sınırlamalardan biri olarak
sayılmıştır. Ayrıca aynı maddenin devamında, öngörülen muafiyetin, motorlu araç
üreticisinin, motorlu araçların bakım ve onarımının yapılması ya da çevre koruma
ölçütlerinin uygulanabilmesi için gerekli olan herhangi bir teknik bilgiye, teşhis cihazı ve
diğer ekipmana, gerekli yazılıma ya da eğitime, bağımsız teşebbüslerin erişimini
engellemesi durumunda uygulanmayacağı, bu erişimin özellikle bir motorlu aracın
elektronik kontrol ve teşhis cihazlarının kısıtlanmadan kullanımını, bu cihazların
sağlayıcının standart prosedürlerine uygun bir biçimde programlanmasını, tamir ve
bakım talimatlarını ve teşhis ve servis araç ve ekipmanını kullanmak için gerekli olan
bilgiyi içermesi gerektiği, bağımsız teşebbüslerin erişiminin, ayrımcılık yapılmadan, tam
ve uygun bir şekilde sağlanması ve bilginin kullanılabilir bir şekilde verilmesi gerektiği,
söz konusu unsur bir fikri hak kapsamındaysa veya bir know-how oluşturuyorsa,
erişimin kötüye kullanma yoluyla engellenmemesi gerektiği belirtilmektedir.
(48) Bildirim konusu İthalatçı Sözleşmesi incelendiğinde, 25.3. maddesinde servis ve tamir
çalışmalarının yürütülmesini sağlamak için TEMSA’ya temin edilecek olan servis
literatürü ve diğer destekleyici sistemlerin, fikri mülkiyet hakları kapsamına girdiği ve
gizli know-how teşkil ettiği, söz konusu servis literatürü ve diğer destekleyici
sistemlerin, sözleşmeden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmesi amacıyla
kullanılması ve herhangi bir şekilde herhangi bir üçüncü şahısla paylaşılmaması
gerektiği belirtilmektedir. Söz konusu düzenleme, yukarıda yer alan ve 2005/4 sayılı
Tebliğ’in 5. maddesinin (i) bendinde ve aynı maddenin devamında yer alan açıklamalar
çerçevesinde değerlendirildiğinde, bir engellemenin bulunduğu anlaşılmaktadır. Ancak,
söz konusu engelleme, fikri mülkiyet hukukuna ve gizli know-how bilgisine
dayandırılmaktadır. Bu noktada, bu düzenlemenin, sözleşmeyi muafiyet kapsamından
çıkarmaması için söz konusu erişimin kötüye kullanma yoluyla engellenmemesi
gerekmektedir. Bildirim konusu İthalatçı Sözleşmesi incelendiğinde, erişimin tüm
üçüncü şahıslar bakımından eşit şekilde engellendiği ve bu kapsamda herhangi bir
kötüye kullanımın söz konusu olmadığı değerlendirilmektedir.
(49) 2005/4 sayılı Tebliğ’in aynı maddesinin (j) bendinde, bir dağıtıcı veya yetkili servisin
orijinal yedek parçaları veya eşdeğer kalitedeki yedek parçaları kendi tercih ettiği
üçüncü bir teşebbüsten satın almasının ve bunları motorlu araçların bakım ve onarımı
için kullanmasının engellenmesi, anlaşmaları grup muafiyeti kapsamı dışına çıkaran
sınırlamalardan biri olarak sayılmıştır. Ancak garanti kapsamında yapılan tamir,
ücretsiz bakım ve araç geri çağırma işlerinde, motorlu taşıt sağlayıcısının kendisinin
sağladığı orijinal parçaların kullanımını zorunlu tutma hakkı korunmuştur.
16-42/692-310
10/17
(50) Bildirime konu İthalatçı Sözleşmesi incelendiğinde, VTC tarafından garanti dönemi ve
araç geri çağırma işlemleri bakımından orijinal parçaların kullanımını zorunlu tutma
hakkının korunduğu, bunun dışında kalan durumlar bakımından ilgili maddenin (i)
bendine aykırı bir sınırlama getirilmediği anlaşılmaktadır.
(51) 2005/4 sayılı Tebliğ’in 5. maddesinin (k) bendinde ise “Bir motorlu taşıt üreticisi ile
ürettiği motorlu araçlarda kullandığı yedek parçaların sağlayıcısı arasında yapılan
anlaşmayla, yedek parça sağlayıcısının marka ve logosunu, sağlanan parçalar üzerine
etkili ve kolayca görülebilir bir biçimde koymasını engelleyici nitelikte kısıtlamalar
getirilmesi” anlaşmayı grup muafiyeti dışına çıkaran sınırlamalardan biri olarak ifade
edilmiştir. Ancak söz konusu bent, bildirim konusu İthalatçı Sözleşmesi’ne uygulanabilir
olmadığından bu bende ilişkin bir değerlendirme yapılmamıştır.
(52) 2005/4 sayılı Tebliğ’in 6. maddesi grup muafiyetinin uygulanmayacağı birtakım
yükümlülüklerle ilgili düzenlemeleri içermektedir. Tebliğ’in bu maddesi ile rekabeti
kısıtlayıcı sonuç doğuran yükümlülükler, ister doğrudan ister dolaylı olarak getirilmiş
olsun, grup muafiyetinin kapsamı dışında bırakılmıştır.
(53) 2005/4 sayılı Tebliğ, çok markalılığı amaçlamaktadır. Bunu sağlamak üzere, Tebliğ’in
6. maddesinin ilk fıkrasının (a) bendinde ‘her türlü doğrudan veya dolaylı rekabet
etmeme yükümlülüğü’, (b) bendinde ‘dağıtım sistemi üyelerinin rakip sağlayıcıların
sunduğu motorlu taşıtları veya yedek parçaları satmasını veya bu motorlu taşıtlara
tamir ve bakım hizmetleri vermesini engelleyen doğrudan veya dolaylı her türlü
yükümlülük’, (c) bendinde ‘dağıtıcının veya yetkili servisin, anlaşmanın sona
ermesinden sonra, motorlu taşıtları üretmemesi, satın almaması, satmaması, yeniden
satmaması veya tamir veya bakım hizmetleri vermemesine neden olan doğrudan veya
dolaylı her türlü yükümlülük’ muafiyetten yararlanamayacak yükümlülükler kapsamında
sayılmıştır.
(54) 2005/4 sayılı Tebliğ’in “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinin (b) bendinde rekabet etmeme
yükümlülüğü “alıcının, anlaşma konusu mal veya hizmetlerle rekabet eden malları veya
hizmetleri üretmesini, satın almasını, satmasını veya yeniden satmasını engelleyen
doğrudan ya da dolaylı her türlü yükümlülük” olarak tanımlanmıştır. Aynı bent
kapsamında, alıcının bir önceki takvim yılındaki alımları esas alınarak, ilgili pazardaki
anlaşma konusu mal veya hizmetlerin ya da onları ikame eden mal veya hizmetlerin
%30’undan fazlasının sağlayıcıdan veya sağlayıcının göstereceği başka bir
teşebbüsten satın almasına yönelik olarak alıcıya doğrudan veya dolaylı biçimde
getirilen herhangi bir yükümlülüğün de rekabet etmeme yükümlülüğü olarak kabul
edileceği ifade edilmiştir. 2005/4 sayılı Tebliğ’in Açıklanmasına Dair Kılavuz’da ise
dağıtım ağı üyesinin yalnızca sağlayıcının mallarını satmasına veya sözleşme konusu
mallarla rekabet eden malları satmamasına neden olan faydaların veya teşviklerin de
rekabet etmeme yükümlülüğü olarak kabul edileceği belirtilmiştir.
16-42/692-310
11/17
(55) Bildirim konusu İthalatçı Sözleşmesi incelendiğinde, sözleşmenin 30. maddesinde
sözleşme konusu ürünler ile rekabet halinde olan yeni ticari araçların satışına yönelik
bir rekabet etmeme yükümlülüğü getirildiği görülmektedir. Bunun dışında sözleşmede,
çok markalılığı engelleyebilecek nitelikte başka bir düzenlemenin bulunmadığı
anlaşılmıştır. Bu çerçevede, bildirim konusu İthalatçı Sözleşmesi’nin 30. maddesinde
yer alan rekabet etmeme yükümlülüğünün 2005/4 sayılı Tebliğ ile tanınan grup
muafiyetinden yararlanamayacağı değerlendirilmektedir. Diğer yandan, rekabet
etmemeye ilişkin yükümlülükler 2005/4 sayılı Tebliğ’in 6. maddesi kapsamında
düzenlenmekte ve bu maddede düzenlenen hususlara aykırılık ilgili yükümlülüğün grup
muafiyetinden yararlanmasını engellemektedir. Bu tür yükümlülükler anlaşmanın geri
kalanından ayrılabiliyorsa anlaşmanın geriye kalan kısmı grup muafiyetinden
yararlanmaya devam edebilecektir. Dolayısıyla bildirime konu sözleşmenin rekabet
etmeme yükümlülüğü getiren hükümleri hariç olmak üzere, grup muafiyetinden
yararlanabilir nitelikte olduğu, ancak 30. maddesinde düzenlenen rekabet etmeme
yükümlülüğünün grup muafiyetinden yararlanamayacağı, bununla birlikte 30. maddede
düzenlenen rekabet etmeme yükümlülüğünün sözleşmenin geri kalanından ayrılabilir
olup olmadığı hususunun sözleşme taraflarının iradesine bağlı olması nedeniyle,
yükümlülüğü içeren haliyle 2005/4 sayılı Tebliğ kapsamında grup muafiyetinden
yararlanamayan bildirime konu sözleşmenin 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesi
çerçevesinde bireysel muafiyet analizine tabi tutulması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
G.4.3. Bireysel Muafiyet Değerlendirmesi
(56) 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesi, bu maddede belirtilen dört şartın tümünü birden
sağlayan anlaşmaları 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi hükümlerinin uygulanmasından
muaf tutulabilmektedir.
a) Malların Üretim veya Dağıtımı ile Hizmetlerin Sunulmasında Yeni Gelişme ve
İyileşmelerin ya da Ekonomik veya Teknik Gelişmenin Sağlanması Şartı:
(57) Bir anlaşmanın 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinden muaf tutulabilmesi için, öncelikle
anlaşma konusu olan malın üretimi ve dağıtımı ile ilgili olarak bir gelişme veya iyileşme
olması ya da ekonomik veya teknik gelişme sağlanması gerekmektedir. Bentte
kastedilen iyileşme ve gelişmelerin, sadece teşebbüslerin kendi açılarından
sağlayacakları menfaat veya kazanç şeklinde değil, aynı zamanda bunların ekonomiye
yapacakları somut katkı şeklinde anlaşılması gerekmektedir. Bu kapsamda, somut
olayın özelliklerine göre değişmekle birlikte genel olarak üretim ve dağıtım
maliyetlerinin düşürülmesi, kalitenin artırılması, malın arzında devamlılığın sağlanması,
yeni piyasalara girişin kolaylaştırılması ve yeni ürünlerin ya da üretim tekniklerinin
bulunması gibi hallerin varlığı halinde muafiyetin ilk koşulunun sağlandığı
değerlendirilmektedir.
16-42/692-310
12/17
(58) Bildirimde yer alan bilgilere göre, ilgili İthalatçı Sözleşmesi ile TEMSA’nın faaliyetinin
bulunmadığı ağır ticari araç pazarı ve buna bağlı satış sonrası hizmetlere ilişkin olarak
VTC tarafından elde edilecek her türlü yenilik ve gelişmenin Türkiye pazarına
TEMSA’nın kuracağı yetkili servis ve bayilik ağı ile yansıtılması ve bu sayede ekonomik
ve teknik gelişmenin sağlanması, VTC’nin, TEMSA’nın etkin dağıtım ağı ile bilgi
birikiminden yararlanmak istemesi ve bu sayede pazarda mevcut rakip teşebbüslerle
etkin bir rekabetin sağlanması amaçlanmaktadır. Ayrıca bildirimde belirtildiği gibi VTC,
ürünler hakkında sahip olduğu teknik bilgi ve birikimi TEMSA’ya aktaracaktır. İthalatçı
Sözleşmesi’nin 10. maddesinin 2. fıkrasında yer alan “VTC, çeşitli görevler için ne tür
bir yetkinliğin gerekli olduğunun tanımlanmasında yardımcı olacak ve taraflarca
kararlaştırılan makul bir bedel üzerinden ithalatçıya eğitim ve yardım sunacaktır.”
hükmü de söz konusu durumu desteklemektedir.
(59) İthalatçı Sözleşmesi ile sağlanacak bir diğer fayda, arz sürekliliğinin sağlanması ve bu
sayede her iki taraf için belirlilik ve devamlılık sağlanması suretiyle etkinlik
sağlanmasıdır. Bildirimde ayrıca, tüm Türkiye’de TEMSA’nın münhasır olarak hizmet
vermesinin sunulan hizmette uzmanlaşmayı beraberinde getireceği, uzun vadeli
çalışma ortamının yaratacağı istikrar sayesinde yatırımların artacağı belirtilmektedir.
TEMSA’nın hâlihazırda Ağır Ticari Araçlar pazarının tamamında faaliyetinin
bulunmadığı dikkate alındığında, sözleşmenin hayata geçmesiyle birlikte TEMSA’nın
faaliyet alanında da genişleme olacaktır.
(60) Genel olarak düzenli ve etkin şekilde işleyen dağıtım ağlarının kurulması teşebbüsler
için önemli maliyetler getirmektedir. TEMSA, ağır ticari araçlar açısından tek markanın
ürünlerine yoğunlaşarak yeni bir dağıtım ağı meydana getirecektir. Ürünlerin satışı ve
pazarlanması bakımından yeni yatırımlar yaparak tüm Türkiye’yi kapsayacak bir servis
ağı kuracaktır. Bildirimde, TEMSA’nın hem satış hem de satış sonrası alanda
faaliyetlerini ve yatırımlarını tek markaya hasretmesi suretiyle sunulan hizmetlerin
kalitesinin artacağı ifade edilmiştir. Bu çerçevede, bildirime konu sözleşmenin hayata
geçmesiyle sağlanacak en büyük etkinlik, düzenli işleyen bir dağıtım yapısının
kurulacak olması ve bu çerçevede hizmet kalitesinin artırılacak olmasıdır.
(61) Bu açıklamalar ışığında, sözleşmede yer alan rekabet yasağının uygulanması ile
markaiçi ve markalararası rekabetin artması, hizmet kalitesinin artması, etkin bir
dağıtım ağı kurulması, arzın devamlılığının sağlanması ve teknik bilgi aktarımı
vasıtasıyla rakiplerle daha etkin rekabet etme imkânının yaratılacağı ve bu suretle VTC
markalı ağır ticari araçların ve yedek parçaların dağıtımında, satışında ve
pazarlanmasında, bakım onarım hizmetlerinin sunulmasında iyileşmelerin ve
gelişmelerin sağlanacağı değerlendirilmektedir. Dolayısıyla Kanun’un 5. maddesinin (a)
bendinde yer verilen koşulun yerine getirildiği sonucuna ulaşılmaktadır.
b) Tüketici Yararının Sağlanması Şartı:
(62) Bir anlaşmanın 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinden muaf tutulabilmesi için aranan
ikinci şart ise, ilk şart sonucunda ortaya çıkan faydadan tüketicilerin de yarar
sağlamasıdır. Bu çerçevede fiyatların seviyesindeki düşüş, satış sonrası hizmetlerin
daha etkin sunulması, ürün çeşitliliğinin artması, tüketicinin ürüne daha kolay
ulaşabilmesi, malın arzında devamlılığın sağlanması gibi hususlar tüketicinin elde
edeceği yarar kapsamında değerlendirilebilmektedir.
16-42/692-310
13/17
(63) Bildirimde, bu hususa ilişkin olarak, bir önceki şarta yönelik olarak yapılan
açıklamaların gerçekleştirilmesiyle beraber ortaya çıkacak olan kazanımların ve
yaratılan iyileştirmelerin tüketicilere doğrudan yansıtılabileceği belirtilmiştir. Buna göre,
tek markadaki uzmanlaşma dolayısıyla tüketicilere daha etkin satış ve servis hizmeti
sunulacağı, VTC tarafından aktarılacak know-how sayesinde daha fazla teknolojik ve
kurumsal yatırım gerçekleştirilerek tüketicilere verilen hizmetlerde iyileştirmeler
yapılabileceği ve Türkiye’deki son kullanıcıların daha kapsamlı bir ürün yelpazesine
kavuşacağı belirtilmiştir. Bildirimde ayrıca, VTC’nin uluslararası alanda elde ettiği
tecrübelerin TEMSA’ya aktarılması suretiyle, dağıtım sisteminde tüketici lehine fayda
sağlanması ve yeni çözümler üretilmesinin mümkün olacağı ifade edilmiştir. Söz
konusu faydalardan TEMSA’nın sözleşme imzalayacağı tüm yetkili servis ve bayilerin
de yararlanacağı, bu çerçevede Kurul içtihadına uygun olarak yalnızca nihai değil, ara
kullanıcılar bakımından da fayda sağlama koşulunun gerçekleşeceği anlaşılmaktadır.
(64) Gerek markaiçi gerekse markalararası rekabetteki artış çerçevesinde, rekabetin
gerisinde kalmamak ve daha çok ürün satabilmek amacıyla hareket edileceği ve bu
doğrultuda müşterilere dönük birçok olanağın sağlanacağı belirtilmelidir. Rekabet
etmeme yükümlülüğünün uygulanması ile arzın devamlılığının sağlanmasının,
müşterilerin talep ettikleri ürüne daha kısa sürede ulaşmalarını olanaklı kılacağı, ürün
ve hizmetlere kesintisiz ve eksiksiz erişimin de müşteri memnuniyetini artıracağı
değerlendirilmektedir. Buna ek olarak TEMSA tarafından kurulacak olan geniş dağıtım
ve servis ağı ile çok daha geniş bir coğrafi bölgedeki tüketiciler ilgili ürün ve hizmetlere
daha uygun koşullarla erişim imkanı elde edecektir. Ayrıca, düzenli işleyen bir dağıtım
ağının teşebbüslerin maliyetlerinde meydana getireceği düşüşler, piyasadaki güçlü
rakiplere karşı avantaj sağlayabilmek için fiyatlara yansıtılabilecek ve tüketicilerin
uygun fiyatlarla ürünlere erişimi sağlanabilecektir. Son olarak, gerçekleşmesi öngörülen
hizmet kalitesindeki artış ile ise doğrudan tüketiciye yönelik faydaların ortaya çıkacağı
değerlendirilmektedir.
(65) Bu açıklamalar çerçevesinde, sözleşmede yer alan rekabet yasağının uygulanması ile
VTC markalı ağır ticari araçların ve yedek parçaların dağıtımında, satışında ve
pazarlanmasında, bakım onarım hizmetlerinin sunulmasında ortaya çıkacak
iyileşmelerden ve gelişmelerden tüketicilerin yarar sağlayacağı ve dolayısıyla 4054
sayılı Kanun’un 5. maddesinin (b) bendinde yer alan koşulun da karşılandığı sonucuna
ulaşılmıştır.
c) Piyasanın Önemli Bir Bölümünde Rekabetin Ortadan Kalkmaması Şartı:
(66) Bir anlaşmanın 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinden muaf tutulabilmesi için aranan bu
üçüncü şarta göre, muafiyete konu anlaşma ilgili piyasanın önemli bir bölümünde
rekabetin ortadan kalkmasına neden olmamalı, bir başka deyişle sağlanan ekonomik
gelişme veya fayda ile tüketicinin bundan yarar sağlaması rekabetin ortadan
kaldırılması sonucunda elde ediliyor olmamalıdır.
(67) İlgili pazarın önemli bir bölümünde rekabetin ortadan kalkıp kalkmadığı
değerlendirilirken dikkate alınması gereken en önemli husus, incelemeye konu rekabet
kısıtlamasını oluşturan teşebbüsün ilgili pazardaki gücü ve pazarın anlaşma
öncesindeki yapısıdır. Bilindiği üzere, pazar gücünün en önemli göstergesi pazar payı
olarak kabul edilmektedir.
16-42/692-310
14/17
(68) VTC’nin, 2013, 2014 ve 2015 yıllarında, ağır ticari araçların dağıtımı, pazarlanması ve
satışı pazarındaki pazar payı sırasıyla (…..), (…..) ve (…..) olarak, VTC Grubu içinde
yer alan Renault Türkiye’nin pazar payları eklendiğinde ise sırasıyla (…..), (…..) ve
(…..) olarak; ağır ticari araçlara yönelik yedek parçaların dağıtımı, pazarlanması ve
satışı pazarındaki pazar payı sırasıyla (…..), (…..) ve (…..) olarak, ağır ticari araçlara
yönelik satış sonrası bakım ve onarım hizmetleri pazarında ise, (…..), (…..) ve (…..)
olarak gerçekleşmiştir. Dolayısıyla, VTC’nin ilgili pazarlardaki payları göz önünde
bulundurulduğunda, rekabet etmeme yükümlülüğünün pazar kapama yönünde bir etki
yaratmayacağı değerlendirilmektedir.
(69) Bu noktada belirtilmesi gereken bir diğer husus ise ilgili pazarların yapısı ve ilgili
pazarlarda faaliyet gösteren diğer oyuncuların konumudur. Ağır ticari araçların
dağıtımı, pazarlanması, satışı bakımından ele alındığında, mevcut durumda ilgili
pazarda altı oyuncunun faaliyet gösterdiği görülmüş olup, bu rakiplerin pazar paylarına
aşağıdaki tabloda yer verilmektedir:
Tablo: Ağır Ticari Araç Pazarında Faaliyet Gösteren Rakiplerin Pazar Payı
Unvanı Pazar Payı (%)
Mercedes Benz Türk A.Ş. (…..)
FORD Otomotiv Sanayi A.Ş. (…..)
Scania Doğuş Otomotiv A.Ş. (…..)
IVECO Araç Sanayi Ve Ticaret A.Ş. (…..)
MAN Kamyon ve Otobüs Ticaret A.Ş. (…..)
DAF Trucks Turkey Otomotiv Ticaret Ltd. Şti. (…..)
(70) Yukarıda yer alan tablo incelendiğinde, piyasadaki oyunculardan DAF Trucks Turkey
Otomotiv Ticaret Ltd. Şti. dışındaki tüm oyuncuların VTC’nin sahip olduğu pazar payını,
hatta VTC’nin Renault Trucks ile beraber sahip olduğu pazar payını aştıkları
görülmektedir. Yine tablodan, (…..)’lik pazar payıyla Mercedes Benz Türk A.Ş.’nin
pazar lideri olduğu ve en büyük iki oyuncu olan Mercedes Benz Türk A.Ş. ve FORD
Otomotiv Sanayi A.Ş.’nin birlikte pazarın (…..)’ini oluşturdukları anlaşılmaktadır.
(71) Yedek parça pazarında VTC’nin sahip olduğu (…..)’lık pazar payına ilişkin olarak
bildirimde, yedek parça pazarının çok çeşitli oyunculardan meydana gelen bir pazar
olduğu, araç üreticilerinin çoğunlukla yedek parça dağıtımı için ayrı bir dağıtım ağı
kurmayarak, bu dağıtımı yetkili servisleri üzerinden yapmakta olduğu ifade edilmiştir.
Ancak, bağımsız parça üreticileri için farklı bir durum söz konusudur. Bunlar, araç
üreticilerinin yetkili servislerinin yanı sıra kendi dağıtım ağlarına da sahiptirler. 2005/4
sayılı Tebliğ’de yer alan garanti uygulamaları incelendiğinde, garanti kapsamında
yapılan tamir, bakım ve onarımlarda orijinal yedek parça kullanımının zorunlu
tutulabildiği görülmektedir. Bir aracın garanti süresinin yaklaşık iki ile üç yıl olduğu
dikkate alındığında ve müşterilerin garanti kapsamında kalmak istediği
düşünüldüğünde yetkili servislerde orijinal yedek parça kullanımının yüksek olduğu
sonucuna ulaşılabilmektedir. Bu nedenle yedek parça pazarında VTC’nin pazar payının
yüksek olması doğal bir sonuçtur. Bildirimde, VTC’nin Türkiye pazarındaki tüm yedek
parça ürünlerine oranla kendi ürünlerinin pazar payını hesaplamasının mümkün
olmadığı ifade edilmiştir. Buna ek olarak yukarıda pazar paylarına yer verilen rakipler
bakımından, kendi markalarına ait yedek parçaların dağıtımı, pazarlanması ve satışı
pazarındaki pazar payları ile satış sonrası bakım ve onarım hizmetleri pazarındaki
pazar paylarının, her marka için VTC’ye benzer şekilde olacağı ve kesin pazar
paylarına ulaşılmasının güçlük taşıdığı değerlendirilmektedir.
16-42/692-310
15/17
(72) VTC’nin ilgili pazarlardaki payı, ilgili pazarların yapısı ve rakiplerin konumu dikkate
alındığında sözleşmede yer alan rekabet etmeme yükümlülüğünün, pazar kapama
etkisine yol açmayacağı ve dolayısıyla ilgili pazarın önemli bir bölümünde rekabeti
ortadan kaldırmayacağı değerlendirilmektedir. Bu nedenle Kanun’un 5. maddesinin (c)
bendinde aranan koşulun da karşılandığı sonucuna ulaşılmaktadır.
d) Rekabetin, Amaçların Elde Edilmesi İçin Zorunlu Olandan Fazla
Sınırlanmaması Şartı:
(73) Bir anlaşmanın 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinden muaf tutulabilmesi için aranan bu
dördüncü ve son şarta aykırılık, ya izlenen amacın elde edilmesi için rekabetin
gereğinden fazla sınırlanması ya da rekabetin sınırlanmasının gereğinin dahi
bulunmaması halinde ortaya çıkabilecektir. Teşebbüsler, prensip olarak, anlaşma ile
amaçladıkları ekonomik yararların gerçekleştirilmesinde rekabeti en az sınırlayıcı
yöntemi tercih etmekle yükümlüdürler. Bu noktada, yapılan anlaşma çerçevesinde elde
edilmesi planlanan fayda ile meydana gelen rekabet kısıtlamaları arasında bir denge
kurulması gerektiği kabul edilmektedir.
(74) Bildirimde, yukarıda da belirtildiği üzere, VTC’nin TEMSA’ya sözleşme çerçevesinde
know-how transfer edeceği ifade edilmiştir. Buna göre, VTC tarafından TEMSA
çalışanlarına düzenli olarak satış ve satış sonrası eğitimleri verilecek, söz konusu
eğitimlerde, TEMSA personeline, ağır ticari araç işinin dinamikleri ve ürünlerin satış ve
pazarlama usullerine keza VTC markalı araçların bakım ve onarım hizmetlerine ilişkin
know-how niteliğinde çeşitli bilgiler aktarılacaktır. Genel olarak yedek parça
üreticilerinin ekipman, finansal destek ve eğitim sağlamaları karşılığında öngördükleri
rekabet etmeme yükümlülükleri makul karşılanabilmektedir. Ekipman ve finansal
desteklerin, çoğunluğunu küçük/orta ölçekli işletmelerin oluşturduğu servisler ve
dağıtıcılar açısından önemli olduğu, eğitimlerin ve ekipman desteklerinin dağıtıcıların
sektördeki yenilikleri takip etmelerini kolaylaştırdığı ve dağıtıcıların yatırım maliyetlerini
düşürdüğü, finansal desteklerin dağıtıcıların hizmet kalitesini arttırdığı ve bunun
karşılığında rekabet etmeme yükümlülüğü getiren parça üreticilerinin üretim planlarını
rasyonel temele oturtmalarını sağladığı kabul edilmektedir2. Know-how devri ile rekabet
etmeme yükümlüğü yakından ilişkilidir. Motorlu taşıtlar sektörü teknik gelişimin oldukça
hızlı yaşandığı bir sektördür. Kurulun yerleşik içtihadına göre, araç satış pazarında
know-how devri kabul görmemekte ancak yedek parça ve bakım onarım pazarlarında
know-how bulunduğu kabul edilmektedir. Zira her araç üreticisi kendi özel üretim
şekillerine sahiptir. Yukarıda da bahsedildiği gibi know-how devrinin bulunduğu veya
markanın korunmasının gerektiği durumlarda rekabet etmeme yükümlülüğü içeren
sözleşmeler bireysel muafiyetten yararlanabilmektedir.
2 ŞENGÖREN, Z. (2012), Motorlu Taşıtlar Sektöründeki Dikey Anlaşmaların Düzenlenmesinde Yeni
Dönem: AB Uygulamaları Işığında Türkiye İçin Yol Haritası; Rekabet Kurumu Uzmanlık Tezleri No:126
Ankara, sf.68.
16-42/692-310
16/17
(75) Ayrıca, bildirim konusu sözleşmede TEMSA’nın Marubeni Grup ve Mitsubishi markalı
ürünler ile çalışmaya devam edeceği, VTC’nin ise VOLVO TÜRKİYE aracılığıyla sahip
olduğu ve 18 yetkili dağıtıcı/servisten oluşan mevcut dağıtım ağının 2018 yılında
sözleşmeleri sona erene kadar devam edeceği belirtilmiştir. TEMSA’nın kendisine ait
bazı ürünleri satmaya devam edebilme hakkının korunması ve VTC’nin, VOLVO
TÜRKİYE üzerinden motorlu taşıtların ve yedek parçaların pazarlanması, satışı ve
dağıtımı ile bu araçlara yönelik tamir ve bakım gibi satış sonrası hizmetlerinin
sunulmasına ilişkin haklarını saklı tutması gibi hususların, söz konusu münhasırlığı
yumuşattığı değerlendirilmektedir. VTC’nin pazara girmesinin ve etkin şekilde
yaygınlaşmasının ve böylelikle tüketiciye ve ekonomiye yansıyacak faydalar
yaratılmasının önemli olduğu ve rekabet etmemeye yönelik düzenlemelerin bu
faydaları hayata geçirebilmek bakımından gerekli olduğu değerlendirilmektedir.
Sabancı Grubu bünyesinde yer alan TEMSA’nın konumu da dikkate alındığında alıcı
gücü yaratabilecek nitelikte olduğu söylenebilecektir. Ayrıca TEMSA, sahip olduğu
büyüklük ve ekonomik güç nedeniyle sözleşmeyi yasal yükümlülüklerini yerine getirmek
kaydıyla istediği zaman feshederek münhasırlıktan kurtulma imkânına sahiptir.
(76) Son olarak, yukarıda belirtilen hususlara ek olarak; ilgili pazarda birçok dünya markası
rakip motorlu taşıt üreticisinin faaliyet gösterdiği, bu oyunculardan bazılarının pazarda
oldukça yüksek pazar paylarına sahip olduğu, bununla birlikte VTC’nin ve TEMSA’nın
sahip olduğu pazar paylarının rakiplerine oranla oldukça düşük olduğu, markalararası
rekabetin oldukça yoğun olduğu ve pazardaki ürün çeşitliliğinin sürekli arttığı göz
önünde bulundurulduğunda, sözleşmede yer alan rekabet etmeme yükümlülüğü ile
rekabetin belirtilen amaçlara ulaşmak için zorunlu olandan fazla sınırlandırılmadığı
düşünülmektedir. Bu nedenle Kanun’un 5. maddesinin (d) bendinde aranan koşulun da
karşılandığı sonucuna ulaşılmıştır.
(77) Yukarıda yer verilen tespitler çerçevesinde bildirime konu İthalatçı Sözleşmesi’nin 4054
sayılı Kanun’un 5. maddesinde aranan tüm koşulları sağladığı ve bireysel muafiyetten
yararlanabileceği değerlendirilmektedir.
16-42/692-310
17/17
H. SONUÇ
(78) Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre;
1. Volvo Truck Corporation ile Temsa İş Makinaları İmalat Pazarlama ve Satış
A.Ş. arasında imzalanan İthalatçı Sözleşmesi'nin 4054 sayılı Kanun’un 4.
maddesi kapsamında olduğuna,
2. İthalatçı Sözleşmesi'nin, 30. maddesinin rekabet etmeme yükümlülüğü içermesi
nedeniyle, 2005/4 sayılı Tebliğ kapsamında grup muafiyetinden
yararlanamadığına,
3. Bununla birlikte 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinde sayılan şartların tamamını
karşılaması nedeniyle Sözleşme’ye bireysel muafiyet tanınmasına
OYBİRLİĞİ ile karar verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy