Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2016-4-3 (Soruşturma)
Karar Sayısı : 17-23/383-166
Karar Tarihi : 19.07.2017
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. Ömer TORLAK
Üyeler : Arslan NARİN, Adem BİRCAN, Şükran KODALAK,
Mehmet AYAN
B. RAPORTÖRLER : Evren SESLİ, Cemal Ökmen YÜCEL, Bahar ERSOY ZENGİN,
Hatice CESUR
C. BAŞVURUDA
BULUNANLAR : - Resen
- Ahmet BOYRAZ
Üniversiteler Mah. 1597. Cad. No:9 Bilkent, Çankaya/Ankara
- Bora AKDOĞANLAR
Cumhuriyet Mah. Zaferler Sok. No:43/6 Üsküdar/İstanbul
- Mehmet Ali CİCİ
Ayvalı Mah. Uylaş Sok. No:26/16 Yenimahalle/Ankara
- Behçet MEŞE
Yakuplu Mah. 82. Sok. Apt No:4 D:1 Beylikdüzü/İstanbul
- Alaaddin YÜCESOY
Haznedar Mah. Bağcılar Cad. No:90/2 Güngören/İstanbul
- Serhat ALCIĞIR
Ferit Selimpaşa Cad. Sıraevler 84/6 B. Evler/İstanbul
- Berrin YÜCESOY
Zuhuratbaba Mah. Türkiş Cad. No:52/12 Bakırköy/İstanbul
- Cem MEŞE
Yakuplu Mah. 82. Sok. Apt No:4 D:1 Beylikdüzü/İstanbul
- Fahri ÇİNKILIÇ
Küplüpınar Mah. Ayber Cad. No:67 Osmangazi/Bursa
- Murat ALTUNBEY
Kaynarca Mah. Volkan Sok. Apt. No:16/4 34000 Pendik/İstanbul
- Murat ŞAHİN
Dumlupınar Mah. Ege Cad. Çamlıpark Sitesi B Blok Kat:3 D:16
Nilüfer/Bursa
- Mehmet Naci YILMAZ
Dizdariye M. Mektep Cad. No:12 Büyükçekmece/İstanbul
- Hayri YAVUZ
İncilipınar Mah. Prof. Muammer Aksoy Bulvarı FH İş Merkezi
No:13-14-15 Şehitkamil/Gaziantep
17-23/383-166
2/197
- Uluslararası Nakliyeciler Derneği
Nisbetiye Cad. Seher Yıldızı Sok. No:10 34337 Etiler/İstanbul
- Ender YÜCE
İçmeler 122. Sok. No:6 Marmaris/Muğla
- İhsan Emniyet Gıda San. ve Tic. A.Ş.
Merve Mah. Necip Fazıl Cad. No:16 Sancaktepe/İstanbul
- Enver ÖRTEL
Tepebaşı Mah. Belde Cad. No:22/10 06290 Keçiören/Ankara
D. HAKKINDA SORUŞTURMA YAPILAN:
1- Türkiye Sigorta, Reasürans ve Emeklilik Şirketleri Birliği
Temsilcisi: Av. Dr. Oğuzkan GÜZEL
Mustafa Kemal Mah. 2110. Sok. No:17 06530
Çankaya/Ankara
2- Allianz Sigorta A.Ş.
Temsilcileri: Av. Gönenç GÜRKAYNAK,
Av. K. Korhan YILDIRIM, Av. Betül BAŞ ÇÖMLEKÇİ
Çitlembik Sok. No:12 Yıldız Mah. 34349 Beşiktaş/İstanbul
3- Mapfre Sigorta A.Ş.
Temsilcisi: Av. H. Emre ÖNAL
River Plaza Kat:17 Büyükdere Cad. Bahar Sok. No:13 34394
Levent/İstanbul
4- Axa Sigorta A.Ş.
Temsilcileri: Av. Osman ÖZ, Av. Semra TÜRKÖZMEN GÖKÇE,
Av. Berk ERTÜRK
Tunus Cad. Tunus Apt. No:19/3-4 06680 Kavaklıdere/Ankara
5- Halk Sigorta A.Ş.
Halide Edip Adıvar Mah. Darülaceze Cad. No:23 Şişli/İstanbul
6- Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketi
Temsilcisi: Av. M. Haluk ARI
Atatürk Mah. Turgut Özal Bulvarı Gardenya 1 Plaza 42 B Ofis
Kat:7 34758 Ataşehir/İstanbul
7- Sompo Japan Sigorta A.Ş.
Temsilcisi: Av. M. Haluk ARI
Atatürk Mah. Turgut Özal Bulvarı Gardenya 1 Plaza 42 B Ofis
Kat:7 34758 Ataşehir/İstanbul
8- SS Doğa Sigorta Kooperatifi
Büyükdere Cad. Spine Tower No:243 34398 Maslak/İstanbul
9- Neova Sigorta A.Ş.
Kozyatağı E-5 Yan Yol Üzeri Şaşmaz Plaza No:6 Kat:3-5
34742 Kadıköy/İstanbul
10- Güneş Sigorta A.Ş.
Temsilcileri: Bahadır BALKI, Dr. Fevzi TOKSOY,
Firdevs Sera ERZENE YILDIZ, E. Can CANBOLAT
Çamlıca Köşkü Francalacı Sok. No:28 Arnavutköy 34345
Beşiktaş/İstanbul
17-23/383-166
3/197
11- Ergo Sigorta A.Ş.
Temsilcisi: Av. H. Emre ÖNAL
River Plaza Kat:17 Büyükdere Cad. Bahar Sok. No:13
34394 Levent-İstanbul
12- Aksigorta A.Ş.
Temsilcileri: Bahadır BALKI, Dr. Fevzi TOKSOY,
Firdevs Sera ERZENE YILDIZ, E. Can CANBOLAT
Çamlıca Köşkü Francalacı Sok. No:28 Arnavutköy 34345
Beşiktaş/İstanbul
13- HDI Sigorta A.Ş.
Temsilcileri: Av. Umut KOLCUOĞLU, Özge İÇÖZ,
Av. Zeynep BUHARALI
Sağlam Fikir Sok. Kelebek Çıkmazı No:5 34394
Esentepe/İstanbul
14- SS Koru Sigorta Kooperatifi
Temsilcileri: Av. M. Haluk ARI, Av. Benan ARI
Atatürk Mah. Turgut Özal Bulvarı Gardenya 1 Plaza 42 B Ofis
Kat:7 34758 Ataşehir/İstanbul
15- SBN Sigorta A.Ş.
Esentepe Mah. Büyükdere Cad. Metrocity A-Blok Apt.No:171
A/2 Şişli/İstanbul
16- Ray Sigorta A.Ş.
Haydar Aliyev Cad. No:28 Tarabya 34457 Sarıyer/İstanbul
17- Groupama Sigorta A.Ş.
Temsilcisi: Av. Dr. Oğuzkan GÜZEL
Mustafa Kemal Mah. 2110 Sok. No:17 06530 Çankaya/Ankara
18- Ankara Anonim Türk Sigorta Şirketi
Kozyatağı Mah. Sarı Kanarya Sok. K2 Plaza No:14 Kat:8-9
Kadıköy/İstanbul
19- Generali Sigorta A.Ş.
Temsilcileri: Av. İsmail Gökhan ESİN, Av. Zümrüt ESİN,
Av. Birtürk AYDIN, Av. Şadi ÖZ, Av. Hakkı Can YILDIZ,
Av. Aslıhan Aybüke GÜNDEL, Av. Cansu GÜNEL
Ebulula Mardin Cad. Gül Sok. No. 2 Maya Park Tower 2 34335
Akatlar Beşiktaş/İstanbul
20- Eureko Sigorta A.Ş.
Altunizade Mah. Ord. Prof. Fahrettin Kerim Gökay Cad. No:20
34662 Üsküdar/İstanbul
21- Bereket Sigorta A.Ş.
Saray Mah. Dr. Adnan Büyükdeniz Cad. B Blok No:8 Kat:1-2
Ümraniye/İstanbul
22- Zurich Sigorta A.Ş.
Temsilcileri: Av. Mehmet Togan TURAN, Derya GENÇ,
Av Deniz ÖZKAN, Av, Mehmet Emin ÖZKAN,
Av. Nur Duygu BOZKURT
Orjin Maslak, Eski Büyükdere Cad. No:27 K:11 34485
Maslak/İstanbul
17-23/383-166
4/197
23- Liberty Sigorta A.Ş.
Temsilcileri: Av. Mehmet Togan TURAN, Derya GENÇ,
Av Deniz ÖZKAN, Av, Mehmet Emin ÖZKAN,
Av. Nur Duygu BOZKURT
Orjin Maslak, Eski Büyükdere Cad. No:27 K:11 34485
Maslak/İstanbul
24- Ziraat Sigorta A.Ş.
Temsilcileri: Av. Büşra UZUNALİ, Av. M. Haluk ARI,
Av. Benan ARI
Atatürk Mah. Turgut Özal Bulvarı Gardenya 1 Plaza 42 B Ofis
Kat:7 34758 Ataşehir/İstanbul
25- Unico Sigorta A.Ş.
Temsilcisi: Av. Turgan GÜRMEN
Mete Cad. 12/7 Taksim 34437 İstanbul
26- AIG Sigorta A.Ş.
Maslak Mah. Eski Büyükdere Cad. No:27 Orjin Maslak Kat:6-7
34398Sarıyer/İstanbul
27- Turkland Sigorta A.Ş.
Büyükdere Cad. Özsezen İş Merkezi No:122/B 34394
Esentepe/İstanbul
28- Türk Nippon Sigorta A.Ş.
Altunizade Mah. Mahir İz Cad. No:24 34662 Üsküdar/İstanbul
29- Orient Sigorta A.Ş.
Değirmen Sok No:18 Nida Kule Kat:4 Kozyatağı
Kadıköy/İstanbul
30- Dubai Starr Sigorta A.Ş.
Altunizade Mah. Kısıklı Cad. Sarkuysan Ak İş
Merkezi 4/B Kat:2 D:7 Üsküdar/İstanbul
31- Gulf Sigorta A.Ş.
Çayır Cad. No:7 Üçgen Plaza Kat:10 İçerenköy İstanbul
32- Ege Sigorta A.Ş.
Esentepe Mah. Ali Kaya Sok. Polat Plaza B Blok Kat:5 İstanbul
33- Hür Sigorta A.Ş.
Büyükdere Cad. 15/A Hürhan Şişli/İstanbul
(1) E. DOSYA KONUSU: Türkiye’de faaliyet gösteren sigorta şirketlerinin Karayolları
Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (Trafik Sigortası) pazarında
birlikte fiyat artışları yapmak suretiyle rekabeti bozucu, kısıtlayıcı anlaşma ve/veya
uyumlu eylem içinde oldukları ve böylelikle fahiş fiyat uyguladıkları ve pazar
paylaşımında bulundukları iddiası.
17-23/383-166
5/197
(2) F. İDDİALARIN ÖZETİ: Rekabet Kurumu (Kurum) kayıtlarına sırasıyla 22.12.2015,
23.12.2015, 31.12.2015, 01.02.2016, 08.02.2016, 09.02.2016, 22.03.2016, 29.03.2016,
04.05.2016, 10.05.2016, 25.08.2016, 03.10.2016, 07.02.2017 tarih ve 6066, 6091, 6222,
689, 865, 866, 867, 868, 869, 888, 1954, 2146, 2912, 3093, 5147, 5790, 854 sayılar ile
intikal eden başvurularda özetle;
- Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (Trafik Sigortası) prim
miktarlarının son birkaç yılda yeni mevzuat hükümlerinin uygulanmaya
başlamasıyla birlikte iki üç katına kadar arttığı, tüm sigorta şirketlerinin aynı anda
fiyat artırmasının rekabet hukuku anlamında ihlal içeren bir anlaşmaya işaret
edebileceği,
- uluslararası taşımacılık sektöründe faaliyet gösteren TIR’ların, riskli araçlar
grubunda yer almamasına rağmen bu araçların sürekli trafikte bulunan ve risk
oluşturan araçların maliyetlerini üstlendiği ve bu nedenle söz konusu araçlar için
yüksek tutarda Trafik Sigortası primi ödendiği,
- ödenen yüksek tutardaki Trafik Sigortası primlerinin tüketicileri Trafik Sigortası
yapmaktan kaçınma noktasına ittiği ve aynı şekilde uluslararası taşımacılık
sektöründe faaliyet gösteren teşebbüsleri yabancı plakalı araçlar ile rekabet
edemez konuma getirdiği,
- öte yandan, aynı araç için çeşitli sigorta şirketlerinden alınan prim/fiyat teklifleri
arasında büyük farklılıklar olduğu, bazı teşebbüslerin birbirine uyumlu teklifler
verdiği, bazı teşebbüslerin ise sigorta yapmaktan kaçınarak çok yüksek prim
teklifleri sunduğu ya da yasalar gereği zorunlu olduğu halde hiç teklif vermediği, bu
döngü içerisinde dönemsel olarak sigorta şirketlerinin rollerinin değişiklik gösterdiği,
- dolayısıyla, dönemsel olarak sigorta şirketleri tarafından verilen teklifler
incelendiğinde sigorta şirketlerinin arasında pazar paylaşımının olabileceği
iddia edilmektedir.
(3) G. DOSYA EVRELERİ: Trafik Sigortası pazarında faaliyet gösteren teşebbüslerin birlikte
fiyat artışları yapmak suretiyle rekabeti bozucu, kısıtlayıcı anlaşma ve/veya uyumlu eylem
içinde oldukları iddiasına ilişkin olarak hazırlanan önerge Rekabet Kurulunun (Kurul)
14.01.2016 tarihli toplantısında görüşülmüş; 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında
Kanun’un (4054 sayılı Kanun) 40/1. maddesi uyarınca resen önaraştırma yapılmasına
16-02/46 sayı ile karar verilmiştir.
(4) Önaraştırma sonucunda hazırlanan 18.02.2016 tarihli ve 2016-4-003/ÖA sayılı
Önaraştırma Raporu Kurul’un 02.03.2016 tarihli ve16-07 sayılı toplantısında ele alınmış
ve Kurul’un 02.03.2016 tarih ve 16-07/137-M sayılı kararı ile Trafik Sigortası pazarında
faaliyet gösteren 32 (otuziki) sigorta şirketi ve Türkiye Sigorta, Reasürans ve Emeklilik
Şirketleri Birliği (TSB) hakkında Trafik Sigortası primlerinde birlikte artış yapmak suretiyle
4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal edip etmediklerinin tespiti amacıyla aynı
Kanun’un 41. maddesi uyarınca soruşturma başlatılmıştır.
(5) Anılan soruşturma kararına ilişkin “Soruşturma Bildirimi ve Yazılı Savunma Talebi”
(Soruşturma Bildirimi) Kurum’un 10.03.2016 tarih ve 2977 sayılı yazısı ile taraflara tebliğ
edilmiş ve taraflardan 30 gün içinde birinci yazılı savunmalarını göndermeleri talep
edilmiştir.
17-23/383-166
6/197
(6) 2010/3 sayılı Dosyaya Giriş Hakkının Düzenlenmesine ve Ticari Sırların Korunmasına
İlişkin Tebliğ (2010/3 sayılı Tebliğ) kapsamında 28.03.2016 tarih ve 2115 sayılı,
29.03.2016 tarih ve 2136 sayılı ve 06.04.2016 tarih ve 2335 sayılı yazılar ile Mapfre
Sigorta A.Ş.’nin (MAPFRE) vekili; 05.04.2016 tarih ve 2311 sayılı yazı ile Axa Sigorta
A.Ş. (AXA); 07.04.2016 tarih ve 2353 sayılı yazı ile HDI Sigorta A.Ş. (HDI) soruşturma
kapsamında hazırlanmış olan Önaraştırma Raporu ve varsa ihlale ilişkin delillerin
taraflarına tebliğ edilmesini talep etmiştir. MAPFRE, AXA ve HDI’nin söz konusu talepleri
sırasıyla Kurum’un 05.04.2016 tarih ve 3837 sayılı yazısı, 07.04.2016 tarih ve 3911 sayılı
yazısı, 27.04.2016 tarih ve 4764 sayılı yazısı ile soruşturmanın güvenliği nedeniyle
reddedilmiştir.
(7) 01.04.2016 tarih ve 2225 sayılı yazı ile HDI’nin vekili; 05.04.2016 tarih ve 2311 sayılı yazı
ile AXA’nın vekili tarafından Soruşturma Bildirimi’nde yer alan hususlara ilişkin birinci
yazılı savunmalarını yapabilmeleri için Kanun’un 43/2. maddesi uyarınca ek süre
talebinde bulunulmuş, aynı Kanun’un 45/2. maddesinde öngörülen 30 günlük savunma
süresinin hakkında soruşturma yürütülen tarafların haklı gerekçeler göstermeleri halinde
ancak ikinci ya da üçüncü yazılı savunmaları için bir defaya mahsus olmak üzere ve en
çok bir katına kadar uzatılabileceğinin düzenlenmiş olması nedeniyle Kurum’un
05.04.2016 tarih ve 3805 sayılı yazısı ile HDI’nin; 07.04.2016 tarih ve 3914 sayılı yazısı
ile AXA’nın birinci yazılı savunma süreleri uzatılmamıştır.
(8) Kurum’un 10.03.2016 tarih ve 2977 sayılı yazısı ile taraflara tebliğ edilmiş olan
Soruşturma Bildirimi’ne istinaden AIG Sigorta A.Ş.’nin (AIG) ilk yazılı savunması
12.04.2016 tarih ve 2455 sayılı yazı ile, Aksigorta A.Ş.’nin (AK) ilk yazılı savunması
15.04.2016 tarih ve 2567 sayılı yazı ile, Allianz Sigorta A.Ş.’nin (ALLIANZ) ilk yazılı
savunması 14.04.2016 tarih ve 2506 sayılı yazı ile, Anadolu Anonim Türk Sigorta
Şirketi’nin (ANADOLU) ilk yazılı savunması 15.04.2016 tarih ve 2563 sayılı yazı ile,
Ankara Anonim Türk Sigorta Şirketi’nin (ANKARA) ilk yazılı savunması 13.04.2016 tarih
ve 2472 sayılı yazı ile, AXA’nın ilk yazılı savunması 15.04.2016 tarih ve 2552 sayılı yazı
ile, Dubai Starr Sigorta A.Ş.’nin (DUBAİ) ilk yazılı savunması 06.04.2016 tarih ve 2334
sayılı yazı ile, Ege Sigorta A.Ş.’nin (EGE) ilk yazılı savunması 29.03.2016 tarih ve 2131
sayılı yazı ile, Ergo Sigorta A.Ş.’nin (ERGO) ilk yazılı savunması 14.04.2016 tarih ve 2525
sayılı yazı ile, Eureko Sigorta A.Ş.’nin (EUREKO) ilk yazılı savunması 14.04.2016,
15.04.2016 tarih ve 2503, 2543 sayılı yazılar ile, Generali Sigorta A.Ş.’nin (GENERALİ)
ilk yazılı savunması 15.04.2016 tarih ve 2545 sayılı yazı ile, Groupama Sigorta A.Ş.’nin
(GROUPAMA) ilk yazılı savunması 15.04.2016 tarih ve 2541 sayılı yazı ile, Gulf Sigorta
A.Ş.’nin (GULF) ilk yazılı savunması 08.04.2016 tarih ve 2377 sayılı yazı ile, Güneş
Sigorta A.Ş.’nin (GÜNEŞ) ilk yazılı savunması 15.04.2016, 19.04.2016 tarih ve 2547,
2607 sayılı yazılar ile, Halk Sigorta A.Ş.’nin (HALK) ilk yazılı savunması 14.04.2016 tarih
ve 2504 sayılı yazı ile, HDI’nin ilk yazılı savunması 13.04.2016 tarih ve 2478 sayılı yazı
ile, Hür Sigorta A.Ş.’nin (HÜR) ilk yazılı savunması 18.04.2016 tarih ve 2576 sayılı yazı
ile, Bereket Sigorta A.Ş.’nin (BEREKET) ilk yazılı savunması 20.04.2016, 22.04.2016
tarih ve 2614, 2679 sayılı yazılar ile, Liberty Sigorta A.Ş.’nin (LIBERTY) ilk yazılı
savunması 15.04.2016 tarih ve 2539 sayılı yazı ile, MAPFRE’nin ilk yazılı savunması
14.04.2016 tarih ve 2500 sayılı yazı ile, Neova Sigorta A.Ş.’nin (NEOVA) ilk yazılı
savunması 29.03.2016 tarih ve 2130 sayılı yazı ile1, Orient Sigorta A.Ş.’nin (ORIENT) ilk
yazılı savunması 31.03.2016 tarih ve 2198 sayılı yazı ile, Ray Sigorta A.Ş.’nin (RAY) ilk
yazılı savunması 11.04.2016, 12.04.2016 tarih ve 2411, 2458 sayılı yazılar ile, SBN
1 NEOVA tarafından gönderilen ve Kurum kayıtlarına 18.05.2016 tarih ve 3294 sayı ile intikal eden yazıda,
Yerinde İnceleme ve Görüşme Tutanağı’nda yöneltilen sorulara cevaben gönderilen ve Kurum kayıtlarına
29.03.2016 tarih ve 2130 sayı ile intikal eden yazıda yer verilen bilgi ve belgelerin aynı zamanda birinci
yazılı savunma kapsamında gönderildiği ifade edilmiştir. Bu çerçevede söz konusu bilgi ve belgeler, birinci
yazılı savunma olarak değerlendirmeye alınmıştır.
17-23/383-166
7/197
Sigorta A.Ş.’nin (SBN) ilk yazılı savunması 12.04.2016 tarih ve 2449 sayılı yazı ile,
Sompo Japan Sigorta A.Ş.’nin (SOMPO) ilk yazılı savunması 15.04.2016 tarih ve 2564
sayılı yazı ile, SS Doğa Sigorta Kooperatifi’nin (DOĞA) ilk yazılı savunması 18.04.2016
tarih ve 2592 sayılı yazısı ile, SS Koru Sigorta Kooperatifi’nin (KORU) ilk yazılı savunması
24.03.2016 tarih ve 2003 sayılı yazı ile, Turkland Sigorta A.Ş.’nin (TURKLAND) ilk yazılı
savunması 14.04.2016 tarih ve 2510 sayılı yazı ile, Türk Nippon Sigorta A.Ş.’nin
(NİPPON) ilk yazılı savunması 13.04.2016 tarih ve 2488 sayılı yazı ile, TSB’nin ilk yazılı
savunması 14.04.2016, 15.04.2016 tarih ve 2533, 2537 sayılı yazılar ile, Unico Sigorta
A.Ş.’nin (UNICO) ilk yazılı savunması 14.04.2016 tarih ve 2508 sayılı yazı ile, Ziraat
Sigorta A.Ş.’nin (ZİRAAT) ilk yazılı savunması 08.04.2016 tarih ve 2402 sayılı yazı ile,
Zurich Sigorta A.Ş.’nin (ZURICH) ilk yazılı savunması 15.04.2016 tarih ve 2538 sayılı yazı
ile yasal süresi içinde Kurum kayıtlarına girmiştir.2
(9) Kurum kayıtlarına sırasıyla 01.02.2016, 22.03.2016, 29.03.2016, 04.05.2016,
10.05.2016, 25.08.2016, 03.10.2016, 07.02.2017 tarih ve 689, 1954, 2146, 2912, 3093,
5147, 5790, 854 sayılar ile intikal eden ve Murat ALTUNBEY, Murat ŞAHİN, Mehmet Naci
YILMAZ, Hayri YAVUZ, Uluslararası Nakliyeciler Derneği (UND), Ender YÜCE, İhsan
Emniyet Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş. ve Enver ÖRTEL tarafından yapılan başvurular
Kurul’un 23.06.2016 tarih ve 16-21/369-M sayılı; 16.11.2016 tarih ve 16-39/647-M sayılı;
16.02.2017 tarih ve 17-07/74-M sayılı kararları ile mevcut soruşturma kapsamına
alınmıştır.
(10) Soruşturmanın ilk altı aylık süresi 02.09.2016 tarihinde sona ermiş olup, 04.08.2016 tarih
ve 16-26/443-M(1) sayılı Kurul kararı ile, 4054 sayılı Kanun'un 43/1. maddesi gözetilerek
soruşturma süresinin altı ay uzatılmasına karar verilmiştir.
(11) Ayrıca, Kurul’un 04.08.2016 tarih ve 16-26/443-M sayılı kararı ile Türkiye’de faaliyet
gösteren 32 (otuziki) sigorta şirketi ve TSB hakkında, 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini
ihlal edip etmediklerinin tespitine yönelik olarak açılan soruşturmaya ilişkin UND’nin
şikâyeti dikkate alınarak, soruşturma kapsamının pazar paylaşımı iddialarını da içerecek
şekilde genişletilmesine karar verilmiştir.
(12) Kurul’un 04.08.2016 tarih ve 16-26/443-M sayılı kararı ile soruşturma kapsamının pazar
paylaşımı iddialarını da içerecek şekilde genişletilmesi üzerine soruşturma taraflarına,
Kurum’un 18.08.2016 tarih ve 9121, 9122 sayılı yazıları ile “Soruşturma Bildirimi ve Yazılı
Savunma Talebi” (Soruşturma Ek Bildirimi) tebliğ edilmiş ve taraflardan 30 gün içinde
Soruşturma Ek Bildirimi’ne ilişkin olarak birinci yazılı savunmalarını göndermeleri talep
edilmiştir3
(13) 06.09.2016 tarih ve 5271 sayılı yazı ile NİPPON tarafından Soruşturma Ek Bildirimi’nde
yer alan hususlara ilişkin birinci yazılı savunmalarını yapabilmeleri için Kanun’un 43/2.
maddesi uyarınca ek süre talebinde bulunulmuş, aynı Kanun’un 45/2. maddesinde
öngörülen 30 günlük savunma süresinin hakkında soruşturma yürütülen tarafların haklı
gerekçeler göstermeleri halinde ancak ikinci ya da üçüncü yazılı savunmaları için bir
defaya mahsus olmak üzere ve en çok bir katına kadar uzatılabileceğinin düzenlenmiş
olması nedeniyle Kurum’un 07.09.2016 tarih ve 9799 sayılı yazısı ile NİPPON’un yazılı
savunma süresi uzatılmamıştır.
2 Yürütülen soruşturma çerçevesinde Demir Sigorta A.Ş., Turins Sigorta A.Ş., Mapfre Genel Sigorta A.Ş.
ve Işık Sigorta A.Ş. olarak yer alan soruşturma tarafı teşebbüslerin Kurul’un 16.11.2016 tarih ve 16-39/646-
M sayılı, 16.02.2017 tarih ve 17-07/75-M sayılı ve 20.04.2017 tarih ve 17-13/176-M kararları ile ticaret
unvanları sırasıyla Turkland Sigorta A.Ş., Gulf Sigorta A.Ş., Mapfre Sigorta A.Ş. ve Bereket Sigorta A.Ş.
şeklinde değiştirilmiştir.
3LIBERTY için Soruşturma Ek Bildirimi Kurum’un 24.08.2016 tarih ve 9375 sayılı yazısı ile tebliğ edilmiştir.
17-23/383-166
8/197
(14) Soruşturma kapsamının genişletilmesi üzerine Kurum’un 18.08.2016 tarih ve 9121, 9122
sayılı yazıları ile taraflara tebliğ edilmiş olan Soruşturma Ek Bildirimi’ne istinaden AIG’nin
ilk yazılı savunması 09.09.2016 tarih ve 5406 sayılı yazı ile, AK’ın ilk yazılı savunması
09.09.2016 tarih ve 5447 sayılı yazı ile, ALLIANZ’ın ilk yazılı savunması 09.09.2016 tarih
ve 5387 sayılı yazı ile, ANKARA’nın ilk yazılı savunması 08.09.2016 tarih ve 5364 sayılı
yazı ile, ANADOLU’nun ilk yazılı savunması 19.09.2016 tarih ve 5487 sayılı yazı ile,
AXA’nın ilk yazılı savunması 08.09.2016 tarih ve 5379 sayılı yazı ile, DUBAİ’nin ilk yazılı
savunması 19.09.2016 tarih ve 5476 sayılı yazı ile, EGE’nin ilk yazılı savunması
19.09.2016, 20.09.2016 tarih ve 5516, 5555 sayılı yazılar ile, ERGO’nun ilk yazılı
savunması 21.09.2016 tarih ve 5565 sayılı yazı ile, EUREKO’nun ilk yazılı savunması
21.09.2016 tarih ve 5578 sayılı yazı ile, GENERALİ’nin ilk yazılı savunması 21.09.2016
tarih ve 5583 sayılı yazı ile, GROUPAMA’nın ilk yazılı savunması 19.09.2016 tarih ve
5464 sayılı yazı ile, GULF’un ilk yazılı savunması 19.09.2016, 20.09.2016 tarih ve 5522,
5537 sayılı yazılar ile, GÜNEŞ’in ilk yazılı savunması 09.09.2016 tarih ve 54443 sayılı
yazı ile, HALK’ın ilk yazılı savunması 19.09.2016 tarih ve 5511 sayılı yazı ile, HDI’nin ilk
yazılı savunması 19.09.2016 tarih ve 5517 sayılı yazı ile, HÜR’ün ilk yazılı savunması
20.09.2016 tarih ve 5551 sayılı yazı ile, BEREKET’inilk yazılı savunması 19.09.2016 tarih
ve 5481 sayılı yazı ile, LIBERTY’nin ilk yazılı savunması 20.09.2016 tarih ve 5544 sayılı
yazı ile, MAPFRE’nin ilk yazılı savunması 21.09.2016 tarih ve 5564 sayılı yazı ile,
NEOVA’nın ilk yazılı savunması 23.09.2016 tarih ve 5608 sayılı yazı ile, ORIENT’in ilk
yazılı savunması 26.08.2016 tarih ve 5175 sayılı yazı ile, RAY’ın ilk yazılı savunması
07.09.2016 tarih ve 5352 sayılı yazı ile, SBN’nin ilk yazılı savunması 09.09.2016 tarih ve
5421 sayılı yazı ile, SOMPO’nun ilk yazılı savunması 19.09.2016 tarih ve 5486 sayılı yazı
ile, DOĞA’nın ilk yazılı savunması 22.09.2016 tarih ve 5589 sayılı yazısı ile, KORU’nun
ilk yazılı savunması 21.09.2016 tarih ve 5584 sayılı yazı ile, TURKLAND’ın ilk yazılı
savunması 21.09.2016 tarih ve 5575 sayılı yazı ile, NİPPON’un ilk yazılı savunması
09.09.2016 tarih ve 5419 sayılı yazı ile, TSB’nin ilk yazılı savunması 20.09.2016 tarih ve
5556 sayılı yazı ile, UNICO’nun ilk yazılı savunması 19.09.2016 tarih ve 5495 sayılı yazı
ile, ZİRAAT’in ilk yazılı savunması 19.09.2016 tarih ve 5488 sayılı yazı ile, ZURICH’in ilk
yazılı savunması 19.09.2016, 20.09.2016 tarih ve 5512, 5543 sayılı yazılar ile yasal süresi
içinde Kurum kayıtlarına girmiştir.
(15) Soruşturma çerçevesinde, Soruşturma Heyetince hazırlanan 28.02.2017 tarihli ve 2016-
4-003/SR-01 sayılı Soruşturma Raporu, Kurul üyelerine 02.03.2017 tarihli ve 2785 sayılı
yazı; 28.02.2017 tarihli ve 2016-4-003/SR-02 sayılı Soruşturma Raporu ise AIG’ye
01.03.2017 tarih ve 2740 sayı; AK’a 01.03.2017 tarih ve 2751 sayı; ALLIANZ’a
01.03.2017 tarih ve 2759 sayı; ANADOLU’ya 01.03.2017 tarih ve 2728 sayı; ANKARA’ya
01.03.2017 tarih ve 2741 sayı; AXA’ya 01.03.2017 tarih ve 2761 sayı; DUBAİ’ye
01.03.2017 tarih ve 2729 sayı; EGE’ye 01.03.2017 tarih ve 2727 sayı; ERGO’ya
01.03.2017 tarih ve 2735 sayı; EUREKO’ya 01.03.2017 tarih ve 2738 sayı; GENERALİ’ye
01.03.2017 tarih ve 2743 sayı; GROUPAMA’ya 01.03.2017 tarih ve 2749 sayı; GULF’e
01.03.2017 tarih ve 2725 sayı; GÜNEŞ’e 01.03.2017 tarih ve 2753 sayı; HALK’a
01.03.2017 tarih ve 2762 sayı; HDI’ye 01.03.2017 tarih ve 2750 sayı; HÜR’e 01.03.2017
tarih ve 2724 sayı; BEREKET’e 01.03.2017 tarih ve 2739 sayı; LIBERTY’ye 01.03.2017
tarih ve 2765 sayı; MAPFRE’ye 01.03.2017 tarih ve 2760 sayı; NEOVA’ya 01.03.2017
tarih ve 2752sayı; ORIENT’e 01.03.2017 tarih ve 2730 sayı; RAY’a 01.03.2017 tarih ve
2748 sayı; SBN’ye 01.03.2017 tarih ve 2746 sayı; SOMPO’ya 01.03.2017 tarih ve 2757
sayı; DOĞA’ya 01.03.2017 tarih ve 2763 sayı; KORU’ya 01.03.2017 tarih ve 2745 sayı;
TURKLAND’a 01.03.2017 tarih ve 2744 sayı; NİPPON’a 01.03.2017 tarih ve 2754 sayı;
TSB’ye 01.03.2017 tarih ve 2758 sayı; UNICO’ya 01.03.2017 tarih ve 2737 sayı;
ZİRAAT’e 01.03.2017 tarih ve 2736 sayı; ZURICH’e 01.03.2017 tarih ve 2766 sayı ile
tebliğ edilmiştir.
17-23/383-166
9/197
(16) 28.02.2017 tarih ve 2016-4-003/SR-02 sayılı Soruşturma Raporu’nun taraflara tebellüğ
edilmesini takiben, AIG tarafından ikinci yazılı savunma 30.03.2017 tarih ve 2202 sayı;
AK tarafından ikinci yazılı savunma 05.04.2017 tarih ve 2388 sayı; ALLIANZ tarafından
ikinci yazılı savunma 30.03.2017 tarih ve 2212 sayı; ANADOLU tarafından ikinci yazılı
savunma 03.04.2017 tarih ve 2284 sayı; ANKARA tarafından ikinci yazılı savunma
29.03.2017 tarih ve 2174 sayı; AXA tarafından ikinci yazılı savunma 08.03.2017 tarih ve
1574 sayı; DUBAİ tarafından ikinci yazılı savunma 24.03.2017 tarih ve 2020 sayı; ERGO
tarafından ikinci yazılı savunma 04.04.2017, 05.04.2017 tarih ve 2376, 2377 sayı;
EUREKO tarafından ikinci yazılı savunma 04.04.2017 tarih ve 2358 sayı; GENERALİ
tarafından ikinci yazılı savunma 03.04.2017 tarih ve 2273 sayı; GROUPAMA tarafından
ikinci yazılı savunma 24.03.2017 tarih ve 2050 sayı; GULF tarafından ikinci yazılı
savunma 30.03.2017 tarih ve 2222 sayı; GÜNEŞ tarafından ikinci yazılı savunma
05.04.2017 tarih ve 2387 sayı; HALK tarafından ikinci yazılı savunma 30.03.2017 tarih ve
2199 sayı; HDI tarafından ikinci yazılı savunma 23.03.2017 tarih ve 1962 sayı, HÜR
tarafından ikinci yazılı savunma 05.04.2017 tarih ve 2386 sayı; BEREKET tarafından
ikinci yazılı savunma 27.03.2017 tarih ve 2102 sayı; LIBERTY tarafından ikinci yazılı
savunma 04.04.2017 tarih ve 2344 sayı; MAPFRE tarafından ikinci yazılı savunma
29.03.2017 tarih ve 2193 sayı; NEOVA tarafından ikinci yazı savunma 29.03.2017 tarih
ve 2180 sayı; RAY tarafından ikinci yazılı savunma 05.04.2017 tarih ve 2385, 2389 sayı;
SBN tarafından ikinci yazılı savunma 30.03.2017 tarih ve 2221 sayı; SOMPO tarafından
ikinci yazılı savunma 03.04.2017 tarih ve 2285 sayı; KORU tarafından ikinci yazılı
savunma 03.04.2017 tarih ve 2286 sayı; TURKLAND tarafından ikinci yazılı savunma
16.03.2017, 17.03.2017 tarih ve 1789, 1820 sayı; TSB tarafından gönderilen ikinci yazılı
savunma 24.03.2017 tarih ve 2049 sayı; UNICO tarafından ikinci yazılı savunma
05.04.2017 tarih ve 2383 sayı; ZİRAAT tarafından ikinci yazılı savunma 03.04.2017 tarih
ve 2287 sayı; ZURICH tarafından ikinci yazılı savunma 30.03.2017 tarih ve 2201 sayı ile
kanuni süresi içinde Kurum kayıtlarına intikal etmiştir.
(17) Öte yandan EGE, ORIENT, DOĞA ve NİPPON’un 28.02.2017 tarih ve 2016-4-003/SR-
02 sayılı Soruşturma Raporu’na ilişkin ikinci yazılı savunmaları kanuni süresi içerisinde
Kurum kayıtlarına intikal etmemiştir.
(18) Soruşturma Heyetince hazırlanan Ek Görüş 13.04.2015 tarihinde hazırlanmış ve
Kanun’un 45. maddesi uyarınca Kurul’un tüm üyeleri ile ilgili taraflara tebliğ edilmiştir.
(19) Ek Görüş tebliğ edilen soruşturma taraflarından AIG, AK, ALLIANZ, ANADOLU,
ANKARA, AXA, DUBAİ, ERGO, EUREKO, GENERALİ, GROUPAMA, GULF, GÜNEŞ,
HALK, HDI, HÜR, LIBERTY, MAPFRE, NEOVA, RAY, SBN, SOMPO, KORU,
TURKLAND, TSB, UNİCO, ZİRAAT VE ZURICH’in üçüncü yazılı savunmaları kanuni
süresi içerisinde Kurum kayıtlarına intikal etmiştir. Teşebbüslerin üçüncü savunmaya
ilişkin 30 günlük süreleri 22.05.2017 tarihinde sona ermiş ve bu çerçevede soruşturma
safhası tamamlanmıştır. Hakkında soruşturma yürütülen teşebbüslerden HDI, üçüncü
yazılı savunmasında sözlü savunma talebinde bulunmuştur.
(20) Kurul’un 01.06.2017 tarih ve 17-18/270-M sayılı kararı ile sözlü savunma toplantısı
12.07.2017 tarihinde yapılmıştır. Kurul 19.07.2017 tarihli toplantısında, 17-23/383-166
sayılı nihai kararını vermiştir.
(21) H. RAPORTÖR GÖRÜŞÜ: İlgili Soruşturma Raporu’nda; AIG, AK, ALLIANZ.,
ANADOLU, ANKARA, AXA, DUBAİ, EGE, ERGO, EUREKO, GENERALİ, GROUPAMA,
GULF, GÜNEŞ, HALK, HDI, HÜR, BEREKET, LIBERTY, MAPFRE, NEOVA, ORIENT,
RAY, SBN, SOMPO, DOĞA, KORU, TURKLAND, NİPPON, TSB, UNICO, ZİRAAT ve
ZURICH arasında fiyat tespitine ve pazar paylaşımına yönelik olarak 4054 sayılı
Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesi kapsamında bir anlaşma ve/veya
uyumlu eylem tespit edilemediği sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.
17-23/383-166
10/197
I. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
I.1. Hakkında Soruşturma Yürütülen Taraflar
I.1.1. AIG 4
(22) Türkiye’de 1976 yılında faaliyet göstermeye başlayan AIG, “Chartis Sigorta A.Ş.” olan
ticaret unvanını 2012 yılında değiştirerek bugünkü adıyla anılmaya başlamıştır. AIG
Türkiye’de başta yangın, nakliyat, kaza ve makine montaj branşları olmak üzere hayat
dışı sigortacılık alanında faaliyet göstermektedir. AIG’nin doğrudan ortağı AIG MEA
Holding Limited olup, nihai ana ortağı American International Group, Inc. iken, soruşturma
devam ederken Kurul’un 19.01.2017 tarihli ve 17-03/28-13 sayılı kararı ile AIG’nin Gulf
Insurance Group K.S.C.P tarafından devralınması işlemine izin verilmiştir.
I.1.2. AK5
(23) 1960 yılında kurulan AK; Türkiye’de başta yangın, nakliyat, kaza, ferdi kaza, mühendislik,
tarım ve hastalık/sağlık branşlarında olmak üzere hayat dışı sigortacılık alanında
faaliyetlerini yürütmektedir. Ageas Insurance International N.V. ve Hacı Ömer Sabancı
Holding, AK’ın hisselerinin %36’sına sahip iken, geriye kalan %28’i ise halka açık olarak
işlem görmektedir.
I.1.3. ALLIANZ6
(24) 1923 yılında İstanbul’da kurulmuş olan ALLIANZ; hayat dışı sigortacılık içerisinde yer alan
yangın, nakliyat, kaza, mühendislik, motorlu araç mali mesuliyet, ferdi kaza, sağlık, tarım,
kredi ve hukuksal koruma branşlarında faaliyet göstermektedir. ALLIANZ’ın hisselerinin
%64’üne Allianz SE, %31,82’sine Allianz Europe B.V., %3,78'ine ise Tokio Marine And
Nichido Fire Insurance Co. Ltd. sahiptir.
I.1.4. ANADOLU7
(25) ANADOLU hayat dışı sigortacılık içerisindeki kaza, hastalık – sağlık, kara araçları, hava
araçları, su araçları, nakliyat, yangın ve doğal afetler, genel zararlar, kara araçları
sorumluluk, hava araçları sorumluluk, genel sorumluluk, kredi, finansal kayıplar ve
hukuksal koruma alanlarında faaliyet göstermektedir. ANADOLU’nun %57,31 oranındaki
hissesine Milli Reasürans Türk Anonim Şirketi, %6,07 oranındaki hissesine Qinvest
Portföy Mutlak Getiri Hedefli Serbest Fon, %5,29 oranındaki hissesine Nemtaş Nemrut
Liman İşletmeleri A.Ş. sahip iken, geriye kalan %31,33 oranındaki hisseler ise halka
açıktır.
I.1.5. ANKARA8
(26) 16.05.1936 tarihli Bakanlar Kurulu onayıyla kurulmuş olan ANKARA; başta kara araçları,
kara araçları sorumluluk ve yangın branşlarında olmak üzere hayat dışı sigortacılık
alanında faaliyet göstermektedir. ANKARA’nın hisselerinin yaklaşık %99’una T.C.
Emniyet Genel Müdürlüğü Polis Bakım ve Yardım Sandığı sahip iken, geriye kalan
hisselerine T.C. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ve Servet GÜRKAN sahiptir.
4
bagimsiz-denetim-raporu-haziran-2016.pdf (Erişim Tarihi: 21.11.2016)
5
HAZINE-TR-Final.pdf (Erişim Tarihi: 21.11.2016)
6
f (Erişim Tarihi: 14.11.2016)
7
0Dipnotlar.pdf (Erişim Tarihi: 15.11.2016)
8 (Erişim Tarihi: 21.11.2016)
17-23/383-166
11/197
I.1.6. AXA9
(27) AXA; hayat dışı sigortacılık içerisindeki yangın, kaza, kara araçları, kara araçları
sorumluluk, nakliyat, mühendislik, hukuksal koruma, tarım, genel sorumluluk ve sağlık
alanlarında faaliyet göstermektedir. AXA’nın hisselerinin yaklaşık %92,61’ine Axa Holding
A.Ş. ve %7,30’una T.C. Ziraat Bankası A.Ş. sahiptir.
I.1.7. BEREKET10
(28) 1995 yılında faaliyet göstermeye başlayan Işık Sigorta A.Ş. (IŞIK) ; başta kasko, trafik,
yangın, mühendislik, tarım, sağlık, ferdi kaza, nakliyat, hukuksal koruma, oto dışı kaza,
DASK ve sorumluluk branşlarında olmak üzere hayat dışı sigortacılık alanında faaliyet
göstermektedir. Soruşturma devam ederken IŞIK, Kurul’un 09.02.2017 tarihli ve 17-
06/60-26 sayılı kararı ile Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği tarafından
devralınmış ve BEREKET ünvanını almıştır.
I.1.8. DUBAİ11
(29) 2008 yılında kurulmuş olan DUBAİ; hayat dışı sigortacılık içerisindeki kaza,
hastalık/sağlık, kara araçları, raylı araçlar, hava araçları, su araçları, nakliyat, yangın ve
doğal afetler, genel zararlar, kara araçları sorumluluk, hava araçları sorumluluk, su
araçları sorumluluk, genel sorumluluk, kredi, emniyeti suistimal, finansal kayıplar,
hukuksal koruma ve destek branşlarının tümünde faaliyet göstermektedir. 2012 yılından
itibaren hisselerinin %51’ine Oman Insurance Company (P.S.C) ve %49’una Starr
Insurance&Reinsurance Limited sahiptir.
I.1.9. EGE12
(30) 1995 yılında “Toprak Sigorta A.Ş.” adıyla yangın, nakliyat, kaza ve mühendislik
branşlarında faaliyet göstermek üzere kurulan ve 2008-2014 yılları arasında “Euro
Sigorta A.Ş.” olarak faaliyetlerine devam eden EGE’nin, Başbakan Yardımcılığı
Makamının 07.08.2015 tarih ve 24316 sayılı Onayları ile mali bünye zafiyeti içerisinde
bulunması nedeniyle tüm branşlardaki ruhsatları T.C. Başbakanlık Hazine
Müsteşarlığınca (Hazine Müsteşarlığı) iptal edilmiş ve yönetimi Güvence Hesabı’na
devredilmiştir.
I.1.10. ERGO13
(31) ERGO başta yangın, nakliyat, oto kaza, oto dışı kaza (sorumluluk sigortaları),
mühendislik ve tarım branşlarında olmak üzere hayat dışı sigortacılık alanında
faaliyetlerine başlamıştır. ERGO’nun %100 hissesine Ergo Grubu Holding A.Ş. sahip
olup, nihai ana ortağı Munich Re Grubu’dur.
9(
Erişim Tarihi: 14.11.2016)
10 (Erişim Tarihi: 20.02.2017)
11
(Erişim Tarihi: 22.11.2016)
12 (Erişim Tarihi: 22.11.2016)
13
(Erişim Tarihi:15.11.2016)
17-23/383-166
12/197
I.1.11. EUREKO14
(32) 1989 yılında “Garanti Sigorta Anonim Şirketi” olarak faaliyetlerine başlayan ve 2007
yılında bugünkü adını alan EUREKO; yangın, kaza, nakliyat, mühendislik, tarım
sigortaları ve sorumluluk, hukuki koruma, işletme, kredi sigortaları gibi ürünleri içeren
hayat dışı sigortacılık alanında faaliyet göstermektedir. 2007 yılı öncesinde EUREKO’nun
%99,99’una Garanti Bankası A.Ş. sahip iken, günümüzde EUREKO’nun %100’üne sahip
olan Achmea B.V.’dir (eski adıyla Eureko B.V.).
I.1.12. GENERALİ15
(33) GENERALİ; oto kaza (kasko, motorlu araç mali mesuliyet, ihtiyari mali mesuliyet), ferdi
kaza, diğer kaza (cam kırılması, hırsızlık, işveren mali mesuliyet, emniyeti suistimal,
üçüncü şahıslara karşı mali sorumluluk), yangın, nakliyat, mühendislik, hukuksal koruma
ve hastalık branşlarında faaliyet göstermektedir. GENERALİ’nin hisselerinin yaklaşık
%99,95’ine Generali Turkey Holding B.V. sahiptir.
I.1.13. GROUPAMA16
(34) GROUPAMA kasko, trafik, tarım, sağlık ve hastalık branşlarında faaliyet göstermektedir.
GROUPAMA’nın hisselerinde Groupama S.A %56,67 oranında, Groupama Investment
Bosphorus Holding A.Ş. %41,67 oranında, Marmara Zeytin Tarım Satış Kooperatifleri
Birliği %1,66 oranında pay hakkına sahip iken, kalan hisselerinde Pierre Paul Joseph
Léon Marie Ghislain Lefèvre, Jean René Gérard De Charette De La Contrie ve Alain
Patrick Baudry pay hakkına sahiptir.
I.1.14. GULF17
(35) 2013 yılından itibaren “Turins Sigorta A.Ş.” olarak faaliyet göstermekte olan GULF, 2016
yılı içerisinde Gulf Insurance Group K.S.C.P tarafından devralınmasıyla birlikte bugünkü
adıyla anılmaya başlamıştır. Soruşturma sürecinde ayrıca, Gulf Insurance Group K.S.C.P
tarafından AIG’nin devralınması işlemine Kurul’un 19.01.2017 tarih ve 17-03/28-13 sayılı
kararı ile izin verilmiştir. GULF; seyahat sağlık, tarsim, zorunlu deprem, oto dışı kaza,
nakliyat, mühendislik, trafik, kasko, hukuksal koruma, sağlık, hac-umre branşlarında
faaliyet göstermektedir.
I.1.15. GÜNEŞ18
(36) 1957 yılında yangın, nakliyat ve kaza sigortaları branşlarında faaliyet göstermek üzere
kurulan GÜNEŞ, akabinde hayat19, mühendislik, ziraat, sağlık (hastalık), hukuksal
koruma, Trafik Sigortası ve kredi sigortaları branşını faaliyetlerine dâhil etmiştir.
Hâlihazırda GÜNEŞ’in hisselerinde Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O %36,35 oranında,
Groupama S.A. %36 oranında, Türkiye Vakıflar Bankası Vakıfbank Personeli Özel Sosyal
Güvenlik Hizmetleri Vakfı %10 oranında, Türkiye Vakıflar Bankası Memur ve Hizmetlileri
Emekli ve Sağlık Yardım Sandığı Vakfı %5,01 oranında pay hakkına sahip iken, kalan
%12,64 oranında halka açık hisseler bulunmaktadır.
14
(Erişim Tarihi: 21.11.2016)
15 (Erişim Tarihi: 21.11.2016)
16
(Erişim Tarihi: 15.11.2016)
17 (Erişim Tarihi: 22.11.2016)
18 GÜNEŞ 2016-3. Çeyrek Faaliyet Raporu
19 2009 yılında GÜNEŞ, hayat sigortaları branşını Vakıf Emeklilik ve Hayat A.Ş.’ye devretmiştir.
17-23/383-166
13/197
I.1.16. HALK20
(37) HALK; hayat dışı sigortacılık içerisindeki yangın, kaza, mühendislik, nakliyat, sağlık ve
tarım alanlarında faaliyet göstermektedir. 1958 yılında Türkiye Halk Bankası A.Ş.,
HALK’ın sermayesi üzerindeki hisse oranını %89,18’e yükselterek hâkim ortak konumuna
gelmiştir. Kalan %10,82 oranındaki hisse ise Esnaf ve Sanatkârlar Kefalet Kooperatifi,
meslek odaları ve gerçek kişilere aittir.
I.1.17. HDI21
(38) 1995 yılında kurulmuş olan HDI; başta yangın, nakliyat, oto kaza, oto dışı kaza
(sorumluluk sigortaları), ferdi kaza, mühendislik ve tarım branşları olmak üzere hayat dışı
sigortacılık alanında faaliyet göstermektedir. HDI’nin hâlihazırda hisselerinin tamamına
Talanx International AG sahiptir.
I.1.18. HÜR22
(39) 1996 yılında faaliyetlerine başlayan HÜR, hayat dışı sigortacılık alanında faaliyet
göstermekte iken Başbakan Yardımcılığı Makamının 25.03.2015 tarih ve 10005 sayılı
Onayları ile mali bünye zafiyeti içerisinde bulunması nedeniyle tüm branşlardaki ruhsatları
Hazine Müsteşarlığınca iptal edilmiş ve yönetimi Güvence Hesabı’na devredilmiştir.
I.1.19. LIBERTY23
(40) 1954 yılında kurulmuş olan LIBERTY; yangın, nakliyat, ferdi kaza, kaza, mühendislik,
tarım, sağlık ve hukuksal koruma branşlarında faaliyet göstermektedir. LIBERTY’nin
sermayesinde doğrudan veya dolaylı hâkimiyeti söz konusu olan sermaye grubu Liberty
Seguros Compania De Seguros Y Reaseguros S.A. olup, nihai ana ortağı ise Liberty
Mutual Insurance Company’dir.
I.1.20. MAPFRE24
(41) MAPFRE; başta ferdi kaza, trafik, yangın, nakliyat, DASK, mühendislik, tarım ve sağlık
branşları başta olmak üzere hayat dışı sigortacılık alanında faaliyet göstermektedir.
MAPFRE’nin sermayesi üzerinde doğrudan veya dolaylı olarak söz hakkı olan Mapfre
Internacional S.A. olup, %99,75 oranında ortaklık payı bulunmaktadır.
I.1.21. NEOVA25
(42) NEOVA, başta emniyeti suiistimal, finansal kayıplar, genel sorumluluk, genel zararlar,
hastalık ve sağlık, hava araçları, hukuksal koruma, kara araçları, kaza, nakliyat, yangın
ve doğal afetler, ferdi kaza, su araçları branşları olmak üzere hayat dışı sigortacılık
alanında faaliyet göstermektedir. NEOVA’nın hisselerinde Turkapital Holding B.S.C.C.
%53 oranında, First Takaful Insurance Company K.S.C. %35 oranında, Kuveyt Turk
Katılım Bankası A.Ş. %7 oranında, KFH Takaful Insurance Company (K.S.C.C.) %6,99
oranında ve son olarak Autoland Otomotiv Sanayi ve Ticaret A.Ş. %0,01 oranında pay
hakkına sahiptir.
20 (Erişim Tarihi:15.11.2016)
21 (Erişim tarihi: 15.11.2016)
22 (Erişim Tarihi: 22.11.2016)
23
2016_Donemine_Ait_Dipnotlar.pdf (Erişim Tarihi: 21.11.2016)
24
(Erişim Tarihi: 15.11.2016)
25
dipnotlar/30_09_2016_hesap_donemine_ait_mali_tablolar_ve_dipnotlar.pdf(Erişim Tarihi: 21.11.2016)
17-23/383-166
14/197
I.1.22. ORIENT26
(43) 2012 yılında faaliyetlerine başlamış ve 2014 yılında kaza, sağlık, hastalık, kara araçları,
raylı araçlar, hava araçları, su araçları, nakliyat, yangın ve doğal afetler, genel zararlar,
kara araçları sorumluluk, hava araçları sorumluluk, su araçları sorumluluk, genel
sorumluluk, kredi, emniyeti suiistimal, finansal kayıplar, hukuksal koruma ve destek
branşlarında faaliyet göstermek üzere Hazine Müsteşarlığı’ndan ruhsat almış olan
ORIENT’in sermayesinin %100’üne sahip doğrudan ortağı Arab Orient Insurance
Company PSC olup, nihai ana ortağı Al-Futtaim Grubu’dur.
I.1.23. RAY27
(44) RAY; başta kaza, hastalık (sağlık), kara araçları, hava araçları, su araçları, nakliyat,
yangın ve doğal afetler, genel zararlar, kara araçları sorumluluk, hava araçları
sorumluluk, genel sorumluluk, kredi, finansal kayıplar ve hukuksal koruma branşalarında
olmak üzere hayat dışı sigortacılık alanında faaliyet göstermektedir. RAY’ın hisselerinin
%81,59’una TBIH ve %12,67’sine VIG sahiptir.
I.1.24. SBN28
(45) 1990 yılında Doğan Holding ve Türk Ticaret Bankası Emekli ve Munzam Sandığı Vakfı
ortaklığı ile “Ticaret Sigorta A.Ş.” adıyla kurulan SBN, 2007 yılında Şekerbank T.A.Ş.
Personeli Munzam Sosyal Güvenlik Sandığı Vakfı tarafından devralınmasını takiben,
şirket ticaret unvanı “SBN Sigorta A.Ş.” olarak değiştirilmiştir. SBN ev, işyeri, araç, sağlık,
ferdi kaza, nakliyat, mühendislik, sorumluluk ve tarım sigortası alanlarında faaliyet
göstermektedir.
I.1.25. SOMPO29
(46) SOMPO; yangın ve doğal afetler, nakliyat, finansal kayıplar, su araçları - su araçları
sorumluluk, kara araçları - kara araçları sorumluluk, kaza, raylı araçlar, hava araçları -
hava araçları sorumluluk, genel zararlar, genel sorumluluk, emniyeti suiistimal, hukuksal
koruma, kredi, destek, hastalık/sağlık sigortası alanlarında hizmet göstermektedir.
Hâlihazırda tüm hisselerine Sompo Japan Nipponkoa Insurance Inc. sahiptir.
I.1.26. DOĞA30
(47) 1979 yılından itibaren DOĞA; yangın, oto kaza, oto dışı kaza ve sorumluluk, mühendislik
ve nakliyat ve sağlık sigortası alanlarında ürünler sunmakta olup, kooperatif olması
sebebiyle herhangi bir şirket veya grubun kontrolünde bulunmamaktadır.
26
Finansal-Tablolar-ve-Dipnotlar.pdf (Erişim Tarihi: 22.11.2016)
27
al.pdf (Erişim Tarihi: 15.11.2016)
28 (Erişim Tarihi: 21.11.2016)
29 (Erişim Tarihi: 21.11.2016)
30 (Erişim Tarihi: 15.11.2016)
17-23/383-166
15/197
I.1.27. KORU31
(48) Kaza, kara araçları, deprem, yangın, kara araç sorumluluk, genel sorumluluk, hukuksal
koruma, genel zararlar ve devlet destekli tarım sigortası branşlarında faaliyetlerine
başlayan KORU daha sonra Hazine Müsteşarlığı’nın 09.03.2015 tarihli izin yazısı ile
nakliyat, finansal kayıplar, su araçları ve su araçları sorumluluk ve kefalet sigortası
branşlarında da faaliyet göstermeye başlamıştır. KORU, kooperatif olması sebebiyle
herhangi bir şirket veya grubun kontrolünde bulunmamaktadır. Bununla birlikte,
01.07.2016 tarihinden itibaren poliçe sahibi sigortalıların Kooperatife ortak olma
zorunluluğu kaldırılmıştır.
I.1.28. TURKLAND32
(49) 2003-2008 yılları arasında faaliyet göstermeyen TURKLAND, 2008 yılından itibaren
hayat dışı sigortacılık alanında Hazine Müsteşarlığı’ndan yeniden ruhsat alarak
faaliyetlerine devam etmiştir. 2003 yılından itibaren tek ortak konumunda bulunan Demir
Finansal Grup Holding’in teşebbüs üzerindeki hisselerinin %55 oranında Cynvest S.A.L
Holding ve %45 oranında GroupMed International Management Holding Limited
tarafından devralınmasını müteakip “Demir Sigorta A.Ş.” olan teşebbüs ticaret unvanı
“Turkland Sigorta A.Ş.” olarak değiştirilmiştir.
I.1.29. NİPPON33
(50) NİPPON’un 2008 yılından itibaren Harel Grubu bünyesinde faaliyet göstermekte olup,
sermayesinin %100’üne Harel Insurance Investments and Financial Services Ltd.
sahiptir. NİPPON Türkiye’de başta kaza, su araçları-su araçları sorumluluk, hava araçları
sorumluluk, kara araçları – kara araçları sorumluluk, nakliyat, genel sorumluluk,
hastalık/sağlık, genel zararlar, finansal kayıplar, raylı araçlar, emniyet suiistimal, yangın
ve doğal afetler branşlarında olmak üzere hayat dışı sigortacılık alanında faaliyet
göstermektedir.
I.1.30. TSB34
(51) 1870’lerden itibaren Türkiye’de sigortacılık hizmetleri ve faaliyetleri ile ilgilenen sigorta
şirketleri aralarında meslek kuruluşu, sendika veya cemiyet şeklinde örgütlenme ihtiyacı
duymuşlardır. 1923 yılına gelindiğinde “Sigortacılar Kulubü” ve ardından yerine
Türkiye’de çalışmakta olan yerli ve yabancı tüm sigorta şirketlerinin üye olunmasının
zorunlu tutulduğu “Sigortacılar Cemiyeti Daire-i Merkeziyesi” ve takiben, 1959 yılında
7397 sayılı Sigorta Şirketlerinin Murakabesi Hakkında Kanun ile “Sigorta ve Reasürans
Şirketleri Birliği” olarak örgütlenmişlerdir. 1975 yılında anılan Birliğin ana tüzüğünde
yapılan değişiklikle unvanı “Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği” olarak kabul
edilmiş ardından, 14.06.2007 tarih ve 26552 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak
yürürlüğe giren 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nda (Sigortacılık Kanunu) 29.06.2012
tarihinde yapılan değişiklikle unvanı “Türkiye Sigorta, Reasürans ve Emeklilik Şirketleri
Birliği”35 olarak değiştirilmiştir. Anılan değişiklikle birlikte Birliğin logosu olarak “Türkiye
Sigorta Birliği” ibaresi kullanılmaya başlanmıştır.
31
(Erişim Tarihi: 21.11.2016)
32 (Erişim Tarihi: 22.11.2016)
33 (Erişim Tarihi: 22.11.2016)
34 (Erişim Tarihi: 08.11.2016)
35 Anılan değişiklik, emeklilik şirketlerinin de Birlik çatısı altına dâhil edilmesi üzerine gerçekleştirilmiştir.
17-23/383-166
16/197
(52) TSB’nin yapılanmasına, faaliyetlerine, organlarının görev ve yetkilerine ilişkin esaslar
14.06.2007 tarih ve 26552 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sigortacılık Kanunu’nun
“Meslek Örgütlenmeleri” başlığı altındaki 24 ve 25. maddelerinde ve anılan Kanun
maddelerine dayanılarak 02.01.2014 tarih ve 28870 sayılı Resmî Gazete’de36 yayımlanan
Türkiye Sigorta, Reasürans ve Emeklilik Şirketleri Birliği’nin Çalışma Usul ve Esasları
Hakkında Yönetmelik’te yer verilmiştir. Sigortacılık Kanunu’nun 24. maddesinin sekizinci
fıkrasında açıklandığı üzere TSB’nin amacı; mesleğin gelişmesini temin etmek, üyelerinin
dayanışma, birlik ve mesleğinin gerektirdiği vakar ve disiplin içinde çalışmalarını
sağlamak ve haksız rekabeti önlemek üzere gerekli kararları almak ve uygulamak
şeklinde düzenlenmiştir.
(53) TSB’nin görev ve yetkilerine ise anılan maddenin dokuzuncu fıkrasında yer verildiği
üzere;
“[…]
c) Gerektiğinde sigorta sözleşmelerine ilişkin rehber tarifeleri hazırlayarak sektörün
hizmetine sunmak.
ç) Sigortacılık ve bireysel emeklilik tasarruf ve yatırım sistemi mevzuatı ile
kendisine verilen görevleri yerine getirmek ve aldığı kararların ve önlemlerin
uygulanmasını izlemek.
[…]
g) Üyelerinin yıllık faaliyet sonuçları hakkında her yıl raporlar hazırlamak ve bu
raporları üyelerine ve ilgililere dağıtmak.
ğ) Sigortacılıkta tahkimin işleyişini düzenlemek ve sigorta hakemlerinin listesini
tutmak.”
(54) Bunun yanı sıra, Sigortacılık Kanunu’nun 24. maddesinin yirmibeşinci fıkrasında TSB’nin
tüm faaliyetlerinin Hazine Müsteşarlığı tarafından denetleneceği düzenlenmiştir.
(55) Bu noktada Trafik Sigortası Rehber Tarifesini (Rehber Tarife) daha ayrıntılı ele almak
yerinde olacaktır. 14.07.2007 tarihli ve 26582 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak
yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında Tarife
Uygulama Esasları Hakkında Yönetmelik’in (Tarife Yönetmeliği) 15. maddesinin üçüncü
fıkrası, “Birlik, Müsteşarlığın belirlediği esaslar çerçevesinde bağlayıcı olmamak kaydıyla
Trafik Sigortası Rehber Tarifesi hazırlayabilir. Bu tarife, Birlik internet sitesinde
yayınlanır.” hükmünü amirdir. Bu çerçevede, 2008 yılından bu yana TSB tarafından söz
konusu Rehber Tarife’nin yayımlandığı bilinmektedir.
(56) Hazine Müsteşarlığı tarafından sunulan bilgilere göre, TSB tarafından sigorta şirketlerine
yol göstermek amacıyla hazırlanan Rehber Tarife kapsamında, Trafik Sigortası
tarifesinde yer alan araç türleri için il bazında fiyat önerisinde bulunulmaktadır. Rehber
Tarife hazırlanırken sigorta şirketlerince Trafik Sigortası Bilgi Merkezi (TRAMER) veri
tabanına iletilen veriler kullanılmakta, araç türü, sigortalı türü ve il bakımından şirketlerce
gönderilen verilerin toplamı kullanılarak genel bir tarife hazırlanmaktadır. Rehber
Tarife’nin hazırlanmasında; net poliçe adetleri, net poliçe primi, açılan hasar dosya adedi,
ödenen hasar dosya adedi, hasar miktarı (ödenen hasar ve muallak hasar toplamı) verileri
kullanılarak gelecek yıllara ait hasar tahmini yapılmakta ve risk primi hesaplanmaktadır.
Ayrıca Rehber Tarife’nin hazırlanmasında sektöre yönelik yapılan ve sektördeki prim
üretimini ve hasar ödemelerini etkileyecek değişiklikler de dikkate alınmaktadır.
36 Anılan Yönetmelik ile 1/7/2008 tarihli ve 26923 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türkiye Sigorta ve
Reasürans Şirketleri Birliğinin Çalışma Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmelik yürürlükten kaldırılmıştır.
17-23/383-166
17/197
I.1.31. UNICO37
(57) UNICO başta finansal kayıplar, genel sorumluluk, genel zararlar, hukuksal koruma, kara
araçları, kara araçları sorumluluk, kaza, nakliyat, su araçları, yangın ve doğal afetler,
emniyeti suistimal, kredi ve sağlık branşları olmak üzere hayat dışı sigortacılık alanında
faaliyet göstermektedir. UNICO’nun sermayesinin %100’üne Kibele B.V. sahiptir.
I.1.32. ZİRAAT38
(58) 2009 yılında kurulmuş olan ZİRAAT, hayat dışı sigortacılık alanındaki tüm branşlarda
ruhsat sahibidir. 25 Aralık 2015 tarihi itibarıyla aynı zamanda katılım sigortacılığı
esaslarına uygun olarak hizmet vermeye de başlamıştır. ZİRAAT’in doğrudan ve nihai
ana ortağı T.C. Ziraat Bankası A.Ş.’dir.
I.1.33. ZURICH39
(59) 1997 yılında faaliyet göstermeye başlayan ZURICH; kaza, yangın ve doğal afetler, genel
zararlar, hastalık/sağlık, kara araçları, nakliyat, genel sorumluluk, kara araçları
sorumluluk, hukuksal koruma, hava araçları, hava araçları sorumluluk, su araçları, su
araçları sorumluluk, kredi, kefalet ve finansal kayıp sigortası branşlarında faaliyet
göstermektedir. ZURICH’in doğrudan ortağı İsviçre’de yerleşik Zurich Insurance
Company olup nihai ana ortağı yine İsviçre’de yerleşik Zurich Financial Services’tir.
I.2. Sektöre İlişkin Bilgiler ve İlgili Mevzuat
I.2.1. Sektöre İlişkin Bilgiler
(60) Sigorta, bir şeyin veya bir kimsenin herhangi bir yönden ileride karşılaşabileceği parayla
ölçülebilen zararını ödenen prim karşılığında gidermek veya ekonomik açıdan önemsiz
bir duruma getirebilmek amacıyla bu işle uğraşan kuruluşla yapılan iki taraflı bağlantı
sözleşmesi olarak tanımlanmaktadır. Bu kapsamda kurulan sözleşmelerde, bir tarafta
sigorta teminatı veren, ilgili kanun ve mevzuata göre sigortacılık faaliyetinde bulunmaya
yasal olarak yetkili bulunan “sigortacı”, diğer tarafta da tehlikeyle karşı karşıya olan
“sigorta ettiren/sigortalı” bulunmaktadır. Sigortalı; sigortanın bir tarafı olarak, teminat
kapsamındaki tehlikelerden herhangi birinin gerçekleşmesi durumunda, meydana gelen
hasarın tazmini talebinde bulunmaya yasal olarak yetkili olan kişidir. Genellikle sigorta
ettiren ile sigortalı aynı kişi olmakla birlikte, farklı da olabilmektedir. Sigortacının sigortalıyı
koruma yükümlülüğüne karşılık, sigortalının da sözleşme ile saptanan prim adı altındaki
bir meblağı ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır.
(61) Sigorta ile oluşan sistemde, kişilerin gelecekte karşılaşabilecekleri riskler azaltılmakta,
sigorta şirketleri açısından da elde edilen primler yatırım kaynağı olarak kullanılmaktadır.
Bu vesile ile sigorta sektörü uzun vadeli fon oluşumuna, sermaye birikimine ve kredi
kapasitesinin genişlemesine katkıda bulunmaktadır. Diğer yandan sigortacılık sektörü
gerek sunulan hizmetin niteliğinden gerekse sektör yapılanmasından kaynaklanan
sebeplerle diğer sektörlerden ayrılmaktadır. Nitekim sigortacılık sektöründe kârlılığın
oluşabilmesi için riskin değerlendirilmesi, fiyatlandırılması ve alınan riskin reasürans
yoluyla devredilebilmesi önem taşımaktadır40.
37 (Erişim Tarihi: 21.11.2016)
38 (Erişim
Tarihi: 21.11.2016)
39
f (Erişim Tarihi: 21.11.2016)
40 Bu doğrultuda, Kurul’un 2008/3 sayılı Sigorta Sektörüne İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği’nde de sigorta
sektörünün diğer sektörlerden farklılığı ve bu farklılığa neden olan net prim ya da risk primi olarak da
adlandırılan ortalama maliyetlerin hesaplanmasında işbirliğine gidilmesinin etkinlik artırıcı etkiye sahip
olduğuna yer verilmiştir.
17-23/383-166
18/197
(62) Ekonomide yaşanan gelişmeler, teknolojinin gelişimi, kamusal düzenlemeler ve tüketici
ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik uyumlaştırma çalışmaları gibi nedenlerle sigorta
sektörü içerisinde sunulan hizmetlerin kapsamı değişebilse de dünya genelinde ve
ülkemiz mevzuatında genel kabul görmüş olan sigorta hizmetlerine ilişkin genel ayrım
“hayat sigortacılık hizmetleri” ve “hayat dışı sigortacılık hizmetleri” şeklindedir. Bu
bağlamda “hayat sigortacılık hizmetleri”; kişinin vefat, yaşlılık, sakatlık ve kaza sonucu iş
göremezlik hali gibi durumlarda kişinin geçiminin sağlamasına ve ekonomik kayıpların
telafi etmesine yönelik “risk ağırlıklı hayat sigortaları” olarak tanımlanabilecek sigorta
ürünleri ile kişilerin ödemiş olduğu primlerin belirli bir kısmı ile birikim taahhüdünde
bulunması yoluyla emeklilik programlarına bir destek niteliği ve yatırım gayesi taşıyan
“birikimli hayat sigortaları” olarak tanımlanabilecek sigorta ürünlerini kapsamaktadır.
“Hayat dışı sigortacılık hizmetleri” ise aşağıda ayrıntılı olarak ele alınacak olan kaza,
araçlar, sorumluluk, hukuksal koruma gibi alanlarda koruma sağlayan, diğer bir deyişle
hayat ve emeklilik dışındaki sigorta türlerinden oluşmaktadır.
(63) Ülkemizde sigortacılık sektörünü düzenleyen temel mevzuat Sigortacılık Kanunu’dur.
Mezkûr Kanun, sigorta şirketlerinin kuruluşuna ve denetimine ilişkin yenilikleri, zorunlu
sigorta yapmaktan kaçınılamamasını ve kaçınılması halinde adli para ceza
uygulanmasını, teminat ve teknik karşılıkların yeniden düzenlenmiş halini, ihtilafların hızlı
çözümü için tahkim müessesini, sigorta eksperleri ile sigorta acentelerine ilişkin
hususların netleştirilmesini, tarifelerin ilke olarak serbest bırakılmasını, sigorta
şirketlerinin aktüerle çalışmasının zorunlu olmasını, Güvence Hesabı’nın oluşturulmasını
içermekte olup, aşağıda ele alınacağı üzere dosya konusu Trafik Sigortası açısından
serbestleşme sürecini başlatmıştır.
(64) Sigortacılık Kanunu’nun
“Amaç ve Kapsam” başlığını taşıyan 1. maddesinin ikinci fıkrasında Türkiye’de
faaliyet gösteren sigorta şirketleri, reasürans şirketleri, Türkiye Sigorta Birliği,
aracılar, aktüerler ile sigorta eksperlerinin mezkûr Kanun’a tabi olduğu,
“Ruhsat” başlığını taşıyan 5. maddesinde sigorta şirketleri ve reasürans şirketlerinin
faaliyete geçebilmek için faaliyet göstermek istedikleri her bir sigorta branşında
Hazine Müsteşarlığı’ndan ruhsat almak zorunda olduğu, sigorta şirketleri hayat ve
hayat dışı sigorta gruplarından sadece birinde faaliyet gösterebileceği
ifade edilmiştir.
(65) Yukarıda da ifade edildiği üzere ülkemiz mevzuatında sigortacılık faaliyetleri hayat ve
hayat dışı olmak üzere iki ana gruba ayrılmıştır. “Hayat dışı sigortacılık hizmetleri” hayat
sigortası ve emeklilik dışındaki genel sigorta ürünlerinin satıldığı bir sigortacılık türüdür.
Hayat dışı sigortalar, Sigortacılık Kanunu ve ilgili mevzuat kapsamında kaza, sağlık, kara
araçları, raylı araçlar, hava araçları, su araçları, nakliyat, yangın ve doğal afetler, genel
zararlar, kara araçları sorumluluk, hava araçları sorumluluk, su araçları sorumluluk, genel
sorumluluk, kredi, emniyeti suiistimal, finansal kayıplar, hukuksal koruma ve destek
sigortası şeklinde 18 adet alt segmente ayrılmıştır41.
(66) Sigortacılık Kanunu’nun 24. maddesine göre sigorta şirketleri, kamu kurumu niteliğinde
bir meslek kuruluşu olan TSB’ye giriş aidatını ödeyerek üye olmak zorundadır. TSB’nin
2016 sonu itibarıyla aktif olarak 63 üyesi mevcut olup bunların 38’i hayat dışı, 19’u hayat
ve emeklilik, 4’ü hayat ve 2’si reasürans şirketi olarak faaliyette bulunmaktadır42.
41 Sigorta branşları Sigortacılık Kanunu’nun 5. maddesi ve buna ilişkin olarak 11.07.2007 tarih ve 26579
sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 2007/1 sayılı Sigorta Branşlarına İlişkin Tebliğ’de düzenlenmiştir.
42 (Erişim Tarihi: 13.12.2016)
17-23/383-166
19/197
(67) Soruşturma konusunu, sigortacılık sektöründe hayat dışı sigortacılık kapsamında sunulan
Trafik Sigortası oluşturmaktadır. Sigortacılık Kanunu kapsamında öngörülen Trafik
Sigortası; poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, üçüncü şahısların
ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş
olunmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (Karayolları Trafik
Kanunu) 85/1. maddesinde tanımlanmış hukuki sorumluluk çerçevesinde, aracın
işletenine düşen sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar teminat altına almakta olup,
aynı Kanunu’nun 91. maddesine göre motorlu araç işletenler tarafından yaptırılması
zorunlu bir sigorta türüdür. Mezkûr sigortanın kapsamı Karayolları Trafik Kanunu’nda yer
alan sigortalıdan talep edilebilecek tazminat talepleri ile sınırlı olup sadece üçüncü
şahıslara verilen zararları karşılamaktadır. Zira bu sigorta, sigorta ettirenin kendi aracının
hasarını ödememekte, bunun için ayrıca kasko sigortası yaptırılması gerekmektedir.
I.2.2. Pazarın Genel Görünümü ve Tespitler
(68) Trafik Sigortası branşında faaliyet gösteren teşebbüs sayısı, yıllık toplam prim üretimleri
ve prim üretimindeki değişim oranlarına aşağıdaki tabloda yer verilmiştir:
Tablo 1: Pazardaki Şirket Sayısı ve Yıllık Prim Üretimi
Yıl Şirket Sayısı Prim Üretimi % Değişim
2010 29 2.309.537.388
2011 30 2.699.103.563 16,87
2012 30 3.599.373.483 33,35
2013 30 4.963.838.584 37,91
2014 31 5.070.820.284 2,16
2015 32 6.941.671.601 36,89
2016 34 12.433.651.634 79,12
Kaynak: (Erişim Tarihi: 28.01.2017)
(69) Yukarıdaki tablo incelendiğinde; 2013 yılından itibaren Trafik Sigortası alanında faaliyet
gösteren şirket sayısının, düşük olmakla birlikte düzenli bir artış eğilimine girdiği
anlaşılmaktadır. Prim üretiminin ise %2,16 ile en az 2014 yılında, %79,12 ile en çok 2016
yılında arttığı görülmektedir.
(70) Trafik Sigortası hizmetleri pazarında faaliyet gösteren ilk 10 teşebbüsün 2016 yılı prim
üretimlerine göre hesaplanan pazar payları aşağıdaki tabloda yer almaktadır:
Tablo 2: Trafik Sigortası Branşında Faaliyet Gösteren İlk 10 Teşebbüsün Pazar Payları (Aralık 2016
itibarıyla)
Sıralama Şirket Adı Pazar Payı (%)
1 ALLIANZ 20,62
2 AXA 13,80
3 MAPFRE 11,99
4 ANADOLU 11,87
5 SOMPO 11,23
6 HALK 4,74
7 NEOVA 4,38
8 DOĞA 4,09
9 GÜNEŞ 2,02
10 HDI 1,93
İLK 10 ŞİRKET 86,66
Kaynak: (Erişim Tarihi: 28.01.2017)
17-23/383-166
20/197
(71) Tabloya göre teşebbüslerin pazar paylarının üç ayrı gruba ayrıldığı görülmektedir. 2016
yılında Trafik Sigortası branşında en çok prim üretimini gerçekleştiren ALLIANZ pazarın
yaklaşık beşte birini oluşturmaktadır. ALLIANZ’ı takip eden dört teşebbüsün (AXA,
MAPFRE, ANADOLU ve SOMPO) pazar payları birbirine yakın olup, ilk beş teşebbüs
Trafik Sigortası’ndaki toplam prim üretiminin %69,51’ini sağlamaktadır. İlk on teşebbüs
arasında yer alan diğer teşebbüsler (HALK, NEOVA, DOĞA, GÜNEŞ ve HDI) ile ilk beş
teşebbüsün pazar payları arasında da önemli bir fark bulunmaktadır. 2016 yılında Trafik
Sigortası branşında faaliyet gösteren toplam 34 teşebbüs olmasına rağmen pazarın ciddi
biçimde yoğunlaştığı ve ilk on teşebbüsün ilgili pazarın %86,66’sını temsil ettiği
görülmektedir.
(72) Trafik Sigortası, on beş araç türü için yedi farklı basamakta düzenlenmektedir. Ocak
2010-Nisan 2016 dönemindeki poliçe sayıları incelendiğinde otomobil poliçelerinin
sektörün önemli bir bölümünü (%61,78) oluşturduğu anlaşılmaktadır. Düzenlenen
poliçelerin yaklaşık %25’ini oluşturan kamyon, kamyonet, minibüs, otobüs43 ve taksi için
Hazine Müsteşarlığı tarafından 28.10.2015 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere azami
brüt prim tutarı belirlenmiştir. Trafik Sigortası poliçesi düzenleyen sigorta şirketlerinin
Ocak 2010-Nisan 2016 dönemi toplam yıllık poliçe sayılarının ortalamaları dikkate
alınarak hesaplanan araç türü dağılımı tablosu aşağıda yer almaktadır:
Tablo 3: Poliçe Sayılarının Araç Türlerine göre Dağılımı
Araç Türü % Dağılım
Otomobil 61,78
Kamyonet 17,91
Motosiklet ve Yük Motosikleti 6,56
Traktör 4,98
Kamyon 2,71
Minibüs (sürücü dahil 10-17 koltuk) 2,33
Çekici 1,22
Otobüs (sürücü dahil 18-30 koltuk) 0,99
Taksi 0,50
İş Makinesi 0,31
Diğer Araç Türleri 0,71
Kaynak: EAAD raportörlerinin hesaplamaları.
(73) Basamak uygulaması motorlu araç işleteninin geçmiş dönemdeki hasar ve hasarsızlık
durumunu dikkate almaktadır. Uygulamada toplam yedi basamak bulunmakta ve trafiğe
ilk kez çıkacak kişiler için sigorta tarifeleri 4. basamaktan başlatılmaktadır. 4. basamaktaki
sürücü için prim hesaplamasında herhangi bir indirim veya artırım yapılmazken
sürücünün hasar geçmişi olması durumunda sigorta şirketleri tarafından farklı oranlarda
prim artırımı (1.-3. basamaklar), hasarsızlık geçmişi olması durumunda ise farklı
oranlarda prim indirimi (5. ve 7. basamaklar) yapılmaktadır.
43 Azami brüt prim tutarının belirlenmesine ilişkin düzenleme otobüs (sürücü dâhil 18-30 koltuk) ve otobüs
(sürücü dâhil 31 ve üstü koltuk) araç türlerini kapsamaktadır.
17-23/383-166
21/197
(74) Ocak 2010-Nisan 2016 döneminde düzenlenen poliçelerin basamaklara göre dağılımının
yıllık ortalamasına aşağıdaki tabloda yer verilmektedir:
Tablo 4: Poliçelerin Basamaklara göre Dağılımı-Yıllık Ortalama
Poliçelerin Basamaklara göre Dağılımı (%)
Basamak Genel44 Otomotiv
1 0,16 0,04
2 0,39 0,20
3 1,61 1,29
4 32,92 33,37
5 18,95 18,69
6 13,54 13,32
7 32,44 33,09
Kaynak: EAAD raportörlerinin hesaplamaları.
(75) Tabloya göre yıllık ortalamalar dikkate alındığında, Ocak 2010-Nisan 2016 dönemi
boyunca en çok poliçenin 4. ve 7. basamaktan düzenlendiği görülmektedir. Aynı
dönemdeki yıllık seyre bakıldığında ise özellikle, 2014 yılından itibaren en yüksek
hasarsızlık indiriminin verildiği 7. basamaktan düzenlenen poliçe sayısının hem otomobil
kategorisinde hem de genel toplamda arttığı ve en çok poliçe düzenlenen basamak
olduğu görülmektedir.
Tablo 5: Poliçelerin Basamaklara göre Dağılımı
Poliçelerin Basamaklara göre Dağılımı (%)
Basamak 2010 2011 2012 2013 2014 2015 201645
1 0,25 0,17 0,17 0,16 0,12 0,12 0,15
2 0,69 0,44 0,36 0,33 0,31 0,26 0,31
3 2,74 1,73 1,63 1,38 1,25 1,16 1,37
4 38,12 40,64 36,07 33,11 32,24 29,86 20,37
5 17,42 18,88 20,55 19,16 18,36 17,61 20,67
6 13,04 11,27 13,29 14,90 13,83 13,87 14,58
7 27,73 26,88 27,93 30,97 33,89 37,13 42,55
Toplam 100,00 100,00 100,00 100,00 100,00 100,00 100,00
Kaynak: EAAD raportörlerinin hesaplamaları.
Tablo 6: Otomobil Poliçelerinin Basamaklara göre Dağılımı
Otomobil Poliçelerinin Basamaklara göre Dağılımı (%)
Basamak 2010 2011 2012 2013 2014 2015 2016
1 0,10 0,04 0,03 0,03 0,03 0,03 0,03
2 0,41 0,23 0,18 0,15 0,13 0,12 0,15
3 2,06 1,38 1,34 1,13 1,05 0,97 1,08
4 38,59 41,46 37,09 33,93 32,67 30,11 19,75
5 16,91 18,45 20,14 19,18 18,19 17,28 20,69
6 12,41 10,77 12,88 14,53 13,87 13,97 14,83
7 29,52 27,66 28,34 31,05 34,07 37,52 43,48
Toplam 100,00 100,00 100,00 100,00 100,00 100,00 100,00
Kaynak: EAAD raportörlerinin hesaplamaları.
44 Araç türü ayrımı olmaksızın basamaklara göre poliçe dağılımını göstermektedir.
45 Tablo 5 ve Tablo 6’da 2016 yılının ilk dört ayı, 2015 yılının aynı dönemi ile karşılaştırılmıştır.
17-23/383-166
22/197
I.2.3. Trafik Sigortası Hizmetleri Pazarında Fiyatlama Davranışı
(76) Trafik Sigortası sektöründe 2008 yılından önce prim ve teminatların devlet tarafından
belirlendiği, diğer bir deyişle tüketicilerin Trafik Sigortası yaptırmak için ödeyecekleri
bedeller ile, bir kaza olması durumunda hak sahiplerinin hak edecekleri tazminat
miktarlarının kamu tarafından tespit edildiği görülmektedir. Bununla birlikte Sigortacılık
Kanunu’nun 2007 yılında yürürlüğe girmesi sonrası, mezkûr Kanun’un 12. maddesi46
çerçevesinde ve yine Tarife Yönetmeliği47 ile yapılan değişiklik ile sigorta şirketlerinin
uygulayabilecekleri prim miktarlarının artırımına ve hasarsızlık indirimlerine belli sınırlar
içinde şirketlerce karar verilebileceği ifade edilerek kısmi serbestliğe geçilmiş ancak
asgari teminat tutarlarının yine Hazine Müsteşarlığı tarafından belirlenmesi uygulamasına
devam edilmiştir48. Bahse konu bu artırım ve indirim sınırları Hazine Müsteşarlığı
tarafından kademeli olarak genişletilmiş ve nihayet Tarife Yönetmeliği’nde yapılan ve
19.06.2013 tarihli ve 28682 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan değişiklik ile prim artırım
ve indirim limitleri kaldırılmış ve sigorta şirketleri, 1 Ocak 2014’ten itibaren anılan primleri
serbestçe belirleyebilir hale gelmiştir. Asgari teminat tutarları ise içinde bulunduğumuz
dönem itibarıyla Hazine Müsteşarlığı tarafından belirlenmeye devam etmektedir.
(77) Trafik Sigortası sektörünü düzenleyen mevzuat hükümleri incelendiğinde; 2008 yılından
itibaren primlerin sigorta şirketlerince belirlenmesinde kısmi serbestliğe geçildiği, sigorta
şirketlerinin anılan primleri serbestçe belirlemesi önündeki tüm engellerin ise 2014 yılında
kaldırıldığı anlaşılmaktadır. Böylelikle, 1 Ocak 2014 tarihinden itibaren sigorta şirketlerine
primlerini portföylerine ve sermaye yapılarına göre belirleyebilme imkânı verilmiştir. Diğer
yandan, Hazine Müsteşarlığı’nın gerekli gördüğü durumlarda Trafik Sigortası prim
tutarlarına müdahale etme yetki ve sorumluluğu devam etmektedir.
(78) Trafik Sigortası branşında faaliyet gösteren sigorta şirketleri, primlerini Sigortacılık
Kanunu’ndaki düzenlemelere uygun olarak sigortacılık esasına ve genel kabul görmüş
aktüeryal tekniklere göre hesaplamaktadır. Söz konusu aktüeryal hesaplamalarda il ve
araç türü temelinde; araç işleteninin hasar geçmişi, cinsiyeti, medeni hali, yaşı; işletilen
aracın türü, yaşı, yakıt tipi, markası, motor gücü, silindir hacmi, vites türü; ikamet edilen
ilin ve bazı durumlarda ilçenin yaş dağılımı, gelir ve eğitim düzeyi gibi çeşitli demografik
özelliklerinin de aralarında bulunduğu çok sayıda parametre dikkate alınmaktadır. Sigorta
şirketleri, kendi sınıflandırmalarına ve risk değerlendirmelerine göre söz konusu
parametreleri farklı şekilde ağırlıklandırarak Trafik Sigortası primlerini belirlemekte
kullanmaktır. Motorlu araç işletenlerin farklı hasar geçmişleri ve risk düzeyleri olduğu gibi
sigorta şirketlerinin de farklı risk üstlenme yatkınlığı ve kapasitesi bulunmaktadır49.
46 Sigortacılık Kanunu’nun 12. maddesinin birinci fıkrasında şu ifadeler yer almaktadır: “Sigorta tarifeleri,
sigortacılık esasına ve genel kabul görmüş aktüeryal tekniklere uygun olarak sigorta şirketleri tarafından
serbestçe belirlenir. Ancak, bu Kanuna ve diğer kanunlara göre ihdas edilen zorunlu sigortaların teminat
tutarları ile tarife ve talimatları Bakan tarafından tespit olunur ve Resmî Gazetede yayımlanır.”
47 Tarife Yönetmeliği’nin 4. maddesinin birinci fıkrası “Trafik sigortası primleri, esaslar çerçevesinde sigorta
şirketlerince tespit edilir ve peşin olarak tahsil edilir.” hükmünü amir olup diğer madde ve fıkralarda primlerin
indirim ve artırımların esasları düzenlenmektedir.
48 2007 yılında yapılan düzenleme Trafik Sigortası primlerinin basamak sistemine göre en fazla %10
oranında yükseltilebileceğini ve %5 oranında düşürülebileceğini düzenlerken 06.02.2008 tarihli Resmî
Gazete’de yayımlanan yönetmelik ile yapılan değişiklik ile bu oranlar basamak sistemine göre %20 artırım
ve %10 indirim artırım aralığını aşmayacak şeklinde belirlenmiştir. 2009’da ise aynı sistem devam etmekle
birlikte, Tarife Yönetmeliği’nde 19.06.2009 tarihli Resmî Gazete yayımlanan yönetmelik ile yapılan
değişiklik ile Hazine Müsteşarlığı’na prim üst sınırını daha çok arttırma veya tamamen kaldırma yetkisi
verilmiştir. Hazine Müsteşarlığınca prim artırım üst sınırı 2009 yılı için %100 olarak belirlenmiştir.
31.05.2012 tarihli Genelge ile %10 indirim ve %250 artırım aralığı getirilmiştir.
49 28.09.2016 tarih ve 27480 sayılı Hazine Müsteşarlığı yazısı.
17-23/383-166
23/197
(79) Sigorta şirketlerinin prim tespitinde kullandığı parametreler ve uyguladığı yöntemler
çeşitlilik arz etmesine rağmen prim hesaplamasının temel mantığı üç aşamadan
oluşmaktadır. İlk olarak, geçmişte oluşan hasar gerçekleşmelerine ilişkin istatistikler
(hasar frekansı50 ve hasar şiddeti51) dikkate alınarak hesaplanan risk primi ile
gerçekleşecek hasarların ödenmesini sağlayabilecek prim düzeyi tespit edilmektedir.
Sigorta şirketleri açısından primin belirlenmesindeki en önemli unsur risk priminin düşük
ya da yüksek değil doğru seviyede tahmin edilmesidir52. İkinci aşamada risk primine
masraf payları, personel giderleri, acente komisyonu ve kar payı beklentisi eklenerek
yazılacak prim tutarı belirlenmektedir. Son aşamada ise yazılan prim tutarına vergi ve
yasal kesinti unsurları ilave edilerek sigortalıdan tahsil edilecek brüt prim tutarı elde
edilmektedir.
(80) Sigorta şirketlerinin iç işleyişindeki görev dağılımına bakıldığında sürecin ilk aşamasında
aktüerya birimleri tarafından teknik hesaplamaların yapıldığı, teknik birimlerin ise
aktüerya biriminden aldığı bilgiler ile şirketin pazar hedeflerini ve kar-zarar durumunu
dikkate alarak fiyatı belirlediği görülmektedir. Acenteler ise kural olarak genel müdürlük
tarafından gönderilen tarifeler çerçevesinde poliçe hazırlamakta, primin tespit edilmesi
aşamasında herhangi bir rol üstlenmemektedir. Bu şekilde belirlenen söz konusu Trafik
Sigortası tarifeleri, yıl içerisinde hasar/prim oranları53 ve portföy analizleri yapılarak üst
yönetim tarafından revize edilebilmektedir.
(81) Trafik Sigortası hizmetleri pazarında primlerin belirlenmesine ilişkin verilen teknik
ayrıntıların ardından ilgili sektördeki fiyatlama davranışlarının değerlendirilmesi açısından
Trafik Sigortası hizmetinin yapısına ilişkin iki hususun üzerinde durulmasında fayda
görülmektedir. Bunlardan ilki, Trafik Sigortası’nda hizmet alanın aslında sigortalı değil
sigortalının zarar verdiği üçüncü kişi olması, ikincisi ise Trafik Sigortası’nın hem sigortalı
hem de sigortalayan açısından oluşturduğu çift taraflı sorumluluktur.
(82) 2014 yılından itibaren Trafik Sigortası primlerinde tam serbestliğe geçilmesine rağmen
teminat miktarları, ödeme biçimleri ve süreçleri düzenlemelerle tespit edilmeye devam
edilmektedir. Bu durum sigorta şirketlerinin, sigortalının değişik ihtiyaçlarına yönelik farklı
Trafik Sigortası hizmeti seçenekleri sunma imkânını sınırlamakta, ödenen prim
karşılığında teşebbüslerin farklılaşabileceği yegâne alan olarak sunulan hizmet kalitesi
ön plana çıkmaktadır. Bu noktada ise önem arz eden husus, Trafik Sigortası’nın esas
itibarıyla motorlu araç işletenlerinin üçüncü kişilere verdiği zararları güvence altına alması
ve dolayısıyla sigorta şirketinin sunacağı hizmetten yararlanacak asıl kişinin, poliçeyi
satın alan kişiden ziyade zarar gören üçüncü kişiler olmasıdır. Dolayısıyla, sigorta
şirketinin sunacağı hizmetin kalitesi poliçe yaptıran kişi açısından sınırlı bir öneme
sahiptir. Bu nedenle sigortalı, kendi üzerindeki doğrudan etkisi ve faydası sınırlı olan “aynı
ürün” için tercih yaparken belirleyici unsur genellikle poliçe içeriğinden ziyade prim tutarı
olmaktadır.
50 Yazılan poliçelerden kaç adet hasar dosyası geleceğinin tahmin edilmesidir.
51 Yazılan poliçelerden gelecek hasar tutarının tahmin edilmesidir. Hasar şiddetinin belirlenmesinde hasar
dağılımının doğru tahmin edilmesi ve buna uygun olarak ortalama hasar şiddeti ve standart sapmasının
tahmin edilmesine çalışılmaktadır. Ortalama hasar şiddetinin dağılımı belirlenirken yıllar itibarıyla
enflasyon, hasar maliyetleri, döviz kuru gibi etmenler dikkate alınmaktadır.
52 28.09.2016 tarih ve 27480 sayılı Hazine Müsteşarlığı yazısı.
53 Hasar/prim oranı, ödeme yapılan hasarların toplanan primlere oranını ifade etmektedir. Hasar prim
oranına ilişkin ayrıntılı açıklamalara takip eden bölümde yer verilecektir.
17-23/383-166
24/197
(83) Trafik Sigortası poliçelerinin düzenlenmesinde hem sigortalı hem de sigorta şirketleri için
çift taraflı bir zorunluluk bulunmaktadır. Motorlu araç işletenlerin Trafik Sigortası
yaptırmaları zorunlu olduğu gibi bu alanda faaliyet gösteren sigorta şirketleri de bahse
konu sigorta poliçesini düzenlemek zorundadır. Sigortalının karar alma sürecinde fiyata
olan duyarlılığı ve sigorta şirketinin birçok düzenlemeye tabi ürüne ilişkin fazla bir ürün
farklılaştırma seçeneğinin olmaması, prim hesabının maliyetler kadar risk
değerlendirmelerine dayanması dikkate alındığında sistemin sürdürülebilirliği, finansal ve
hukuki istikrarı makul prim seviyelerini gerektirmektedir. Makul prim düzeyi ise Hazine
Müsteşarlığı tarafından gönderilen yazıda şu şekilde tanımlanmıştır: “Primlerin sigortalı
açısından ödenebilir seviyede olması, sigorta şirketi açısından ise yükümlülükleri
karşılamak için yeterli seviyede olması”.
I.2.4. Trafik Sigortası Hizmetleri Pazarında Yapısal Göstergeler
(84) Trafik Sigortası hizmetleri pazarındaki fiyatlama davranışı, yukarıdaki bölümde
açıklandığı üzere asıl olarak risk değerlendirmesine dayanmaktadır. Teşebbüsler
gelecekte oluşabilecek hasar adedi ve tutarını aktüeryal teknikleri kullanarak mümkün
olan en doğru şekilde tahmin ederek pazar ve kar hedefleri doğrultusunda prim tarifelerini
belirlemektedir. Tespit edilen prim tarifeleri ile sigortacılık hizmetine ilişkin faaliyetlerin
belirli bir mali etkinlik düzeyinde gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğini değerlendirmek
amacıyla kullanılan önemli göstergelerden biri hasar/prim oranıdır. Hasar/prim oranı
temel olarak ilgili sigorta branşında, ödeme yapılan hasarların toplanan primlere oranını
ifade etmekte olup şu şekilde hesaplanmaktadır:
Ödenen Hasarlar + (Muallak Hasarlar Karşılığı54 - Devreden Muallak Hasarlar Karşılığı)
(Yazılan Prim - Kazanılmamış Primler Karşılığı + Devreden Kazanılmamış Primler Karşılığı -
Devam Eden Riskler Karşılığı + Devreden Devam Eden Riskler Karşılığı)
(85) Sigorta şirketi açısından başa baş noktası %100 olup bu noktada sigorta şirketi, topladığı
primler ile ilgili dönemde oluşan tüm hasar maliyetlerini karşılayabilmektedir. Teşebbüs
tarafından hedeflenen düzey, ilgili branştaki hasar/prim oranının mümkün olduğunca
düşük olması ve böylelikle toplanan primlerin hasarları karşılama oranının yüksek
olmasıdır.
(86) Trafik Sigortası branşının bir parçası olduğu “Kara Araçları Sorumluluk” sigortalarında
Ocak 2010-Mart 2015 dönemi yıllık hasar prim oranları %90’ın üzerinde olmakla birlikte,
“hayat dışı sigortacılık hizmetleri” pazarının aynı dönemdeki hasar/prim oranı
ortalamasının yaklaşık %66 olduğu görülmektedir. Bir başka ifadeyle, “Kara Araçları
Sorumluluk” sigortaları genel itibarıyla hasar/prim oranı en yüksek sigorta branşlarından
birisi konumundadır.
(87) Ocak 2010-Mart 2016 döneminde Trafik Sigortası branşında gerçekleşen yıllık düzeydeki
hasar/prim oranlarına aşağıdaki grafikte yer verilmiştir:
54 Muallak Hasar, meydana gelmiş ve sigorta şirketi tarafından bilinen bir hasara ilişkin olarak ileride
ödenmesi muhtemel hasar ödemesidir. Bu muhtemel ödeme için ayrılan miktara da “muallak hasar rezervi”
denir.
17-23/383-166
25/197
Grafik 1: Net Hasar/Prim Oranı
Kaynak: EAAD raportörlerinin hesaplamaları.
(88) Grafikten görüleceği üzere Trafik Sigortası branşında hasar/prim oranı genel olarak
yüksek bir seyir izlemekte olup, sektör genelinde üretilen primlerin oluşan hasar
maliyetlerini karşılamada yetersiz kaldığı görülmektedir. Özellikle 2015 yılında hasar/prim
oranı ciddi bir şekilde yükselerek %135,57 olmuştur.
(89) Nitekim Trafik Sigortası branşında toplanan primlerin hasar maliyetlerini karşılamakta
yetersiz kaldığı sektöre ait teknik kar/zarar rakamlarına da yansımış bulunmaktadır.
Tablo 7: Trafik Sigortası Branşındaki Yıllık Teknik Zarar
Yıl Teknik Zarar
2010 -586.668.358
2011 -461.640.223
2012 -1.285.396.510
2013 -654.443.795.
2014 -884.771.903
2015 -2.384.643.850
2015-İlk 3 Ay -748.143.520
2016-İlk 3 Ay -338.388.079
Kaynak: TSB verileri.
(90) Prim tutarlarının yeterliliğinin, teknik karlılığın ve dolayısıyla, sigortacılık sektörünün mali
etkinliğinin değerlendirilmesinde en sık kullanılan önemli bir diğer gösterge ise
operasyonel giderlerin kazanılmış prime oranının hasar prim oranına eklenmesi ile elde
edilen bileşik orandır. Hasar prim oranı gibi bileşik oranın başa baş noktası da %100’dür.
Aşağıdaki grafikte, Türkiye’deki yıllık bileşik oran ile birlikte Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin
ortalama yıllık bileşik oran değerlerine yer verilmiştir:
17-23/383-166
26/197
Grafik 2: Bileşik Oran-Türkiye ve AB
Kaynak: EAAD raportörlerinin hesaplamaları.-European Motor Insurance Markets Addendum55
(91) Grafik incelendiğinde, Türkiye ve AB ülkelerindeki bileşik oranın %100’ün üzerinde
olduğu görülmektedir. Diğer taraftan ülkemizin, Trafik Sigortası branşındaki bileşik oran
değerleri %111,61 ila %155,71 arasında seyrederken, AB ülkelerinin ortalamalarının
%102,70-%109,90 aralığında olduğu görülmektedir. Anılan çalışmadaki sonuçlara göre
Türkiye, Fransa ve Macaristan’ın ardından en yüksek bileşik oran değerine sahip üçüncü
ülke konumundadır56. Bileşik oranda gözlemlenen söz konusu dalgalı seyrin hayat dışı
sigortacılık alanındaki “sigorta döngüsüne (insurance cycle)” işaret ettiği sektöre ilişkin
olarak hazırlanan çalışmalarda belirtilmiştir57.
(92) Sigorta döngüsü, prim ve bileşik oran değerlerinde gözlemlenen aşağı ve yukarı yönlü
dalgalanmaları ifade etmektedir. Her bir dalgalanma yaklaşık altı ila dokuz yıl arasında
değişen bir zaman dilimini kapsamakta ve bu dönemler, “sert/zor pazar (hard market)” ile
“sakin/yumuşak pazar (soft market)” şeklinde adlandırılmaktadır. “Sert/Zor pazar”
döneminde; sigorta şirketlerinin poliçe üretim faaliyetlerini azalttıkları, primlerini
arttırdıkları ve karlılık hedeflerine odaklandıkları gözlemlenmektedir. “Sakin/Yumuşak
pazar” döneminde ise sigorta şirketlerinin aşırı poliçe arzında bulundukları, marjlarını
düşürerek daha düşük prim tutarları belirledikleri ve genel olarak zarar ettikleri
görülmektedir. Sigorta döngüsüne yol açan içsel ve dışsal faktörleri belirlemeye yönelik
akademik çalışmalar58, her ülke ve şart için geçerli koşulları tespit edememekle birlikte;
faiz oranları, enflasyon dalgalanmaları, muhasebe ve düzenlemeden kaynaklı
gecikmelerin süreç üzerindeki etkilerini ortaya koymaktadır.
(93) Ülkemiz Trafik Sigortası branşındaki bileşik oran değerlerinin izlediği dalgalı seyrin,
sektöre ilişkin raporlarda belirtilenden daha sık aralıklarla gerçekleştiği görülmektedir. Bu
noktada, ülkemizdeki tam serbestleşme döneminin henüz üç yıllık bir geçmişi olduğunun
dikkate alınmasında fayda görülmektedir. Aşağıdaki grafikte, Trafik Sigortası branşının
mali etkinliğinin değerlendirilmesinde öne çıkan iki gösterge ve yıllık teknik zarar
tutarlarına yer verilmektedir:
55 “European Motor Insurance Market Addendum-June 2016”, s. 6, Grafik 12.
56 “European Motor Insurance Market Addendum-June 2016”, s. 6, Grafik 13.
57 “European Motor Insurance Market Addendum-November 2015”, s.18-19, Willis Towers Watson Pazar
Sunumu, s.3-4.
58 Söz konusu akademik çalışmaların yazarlarına “European Motor Insurance Market Addendum-
November 2015”, s.18-19’da yer verilmiştir.
17-23/383-166
27/197
Grafik 3: Yıllık Teknik Zarar, Bileşik Oran ve Net Hasar/Prim Oranı
Kaynak: EAAD raportörlerinin hesaplamaları.
I.2.5. Trafik Sigortası Alanında Faaliyet Gösteren Diğer Kurum ve Kuruluşlar
(94) Trafik Sigortası pazarında Hazine Müsteşarlığı ve Müsteşarlık bünyesindeki
denetim/gözetim/tahkim birimlerinin yanı sıra; sigorta risk, prim ve karşılık oranları gibi
verilere yönelik istatistiksel raporlama yapan aktüerler; teşebbüsler ve sigorta ettirenler
arasında hizmet veren acente/brokerlar ile eksper ve hasar takip merkezlerinin etkin
olduğu görülmektedir. Bu kurum ve birimlere ilişkin esaslara kısaca aşağıda yer
verilmektedir.
I.2.5.1. Hazine Müsteşarlığı
(95) Hazine Müsteşarlığı’nın sektöre ilişkin faaliyetleri 4059 sayılı Hazine Müsteşarlığının
Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun (4059 sayılı Kanun) kapsamında ele alınmaktadır.
4059 sayılı Kanun’a göre Hazine Müsteşarlığı’nın kendi içerisinde sigortacılık
faaliyetinden sorumlu olan birimleri; sigortacılık faaliyetlerinin işleyiş esaslarını
düzenleyen, mevzuatını hazırlayan ve uygulamasını izleyen ana hizmet birimi Sigortacılık
Genel Müdürlüğü ve sigortacılık alanında faaliyet gösteren gerçek ve tüzel kişi ve
kuruluşların faaliyetlerini denetlemeye görevli birimi Sigorta Denetleme Kuruludur.
(96) Sigortacılık Genel Müdürlüğü 4059 sayılı Kanun’un 2. maddesinin (e) bendi kapsamında
aşağıda yer verilen yetki ve görevlere sahiptir:
[çeşitli] kanunların sigortacılıkla ilgili hükümlerinin ve bunların ek ve değişikliklerinin
ve verdiği görevleri yürütmek,
sigortacılıkla ilgili konularda mevzuatı hazırlamak, uygulamak ve ilgililer tarafından
uygulanmasını izlemek, yönlendirmek ve bu mevzuatın AB ile uyumlandırılması
çalışmalarını yürütmek,
ülke sigortacılığının gelişmesi ve sigortalıların korunması için tedbirler almak, bu
tedbirleri bizzat uygulamak veya ilgili kuruluşlarda uygulanmasını izlemek ve
Müsteşarlıkça verilecek benzeri görevleri yapmak.
17-23/383-166
28/197
(97) Aynı Kanun’un 5. maddesinin (c) bendi çerçevesinde ise, Sigorta Denetleme Kuruluna
ilişkin sigortacılık alanında aşağıda sayılan yetki ve görevler verilmiştir:
Sigorta Murakabe Kanunu ve sigortacılıkla ilgili diğer mevzuat ile sigorta denetleme
uzmanları, uzman yardımcıları, aktüerleri ve aktüer yardımcılarına verilen görev ve
yetkilerin gerektirdiği denetleme, inceleme ve soruşturma işlerini yürütmek ve
sonuçlandırmak,
sigortacılık ve diğer mali piyasalar ile ilgili alınacak kararların oluşumuna katkıda
bulunmak üzere, yurt içi ve yurt dışında meydana gelen gelişmeleri de incelemek ve
göz önünde bulundurmak suretiyle sigortacılık sektörü ve ilgili diğer mali piyasalar
hakkında konsolide raporlar düzenlemek, bu konulardaki çalışmalara katılmak ve
mütalaa vermek,
alınan, derlenen ve kendine tevdi edilen bilgi, belge ve dokümanlar ile denetim ve
izlemelerden elde edilen sonuçları incelemek ve değerlendirmek,
yapılacak uygulamalar ve alınacak önlemler konusunda Müsteşara öneriler
sunmak,
kanunların verdiği görev ve yetkiler çerçevesinde Müsteşarın Kurul tarafından
yürütülmesini uygun gördüğü sigortacılık, mali piyasalar ve kurumlarla ilgili diğer
inceleme ve denetleme faaliyetlerinde bulunmak,
Kurul’un görev ve yetki alanına giren konularda mevzuat ve uygulama ile ilgili her
türlü araştırma ve diğer çalışmaları yapmak, yürütmek, görüş bildirmek ve tekliflerde
bulunmak.
(98) Yukarıda yer verilen mevzuat çerçevesinde Hazine Müsteşarlığı’nın, mevcut dosyanın
konusunu oluşturan Trafik Sigortası primlerine ilişkin olarak gerek Sigortacılık Kanunu
gerekse de 4059 sayılı Kanun’un ilgili maddeleri çerçevesinde piyasayı düzenleme ve
denetleme, piyasaya müdahale etme ve mevzuata aykırı işlemler konusunda yaptırım
uygulama yetkisinin mevcut olduğu söylenebilecektir. Nitekim Sigortacılık Kanunu’nun
35. maddesi, Tarife Yönetmeliği’nin 16. maddesi ve Zorunlu Sigorta Takibine İlişkin
Yönetmelik’in 11. maddesi çerçevesinde Hazine Müsteşarlığı’nın bu konudaki yetkileri
düzenlenmektedir.
(99) Tarife Yönetmeliği’nin “Değişiklikler” başlıklı 16. maddesi: "Müsteşarlık, trafik sigortası
prim tutarlarının; sigorta şirketlerinin mali bünyelerinin güçlendirilmesi, sektörde haksız
rekabetin engellenmesi ve sigorta şirketlerinin sigorta yapmaktan kaçınmasının
önlenmesi amaçlarıyla sigortacılık esasları çerçevesinde değiştirilmesini isteyebilir."
hükmünü içermektedir. Bu bağlamda Hazine Müsteşarlığı’nın, yukarıda sayılan şartlar
çerçevesinde gerekli gördüğü durumlarda Trafik Sigortası prim tutarlarına müdahale etme
yetki ve sorumluluğunun bulunduğu görülmektedir. Bu çerçevede yakın zamanda, Trafik
Sigortası primleri için bir tavan fiyat belirlenmesine yönelik müdahale örneği dikkat
çekicidir. Hazine Müsteşarlığı tarafından Tarife Yönetmeliği’nin mezkûr 16. maddesine
dayanılarak, kamyon, kamyonet, minibüs, otobüs (sürücü dâhil 18-30 koltuk), otobüs
(sürücü dâhil 31 ve üstü koltuk) ve taksi araç türleri için 28.10.2015 tarihinden itibaren
düzenlenecek poliçelerde Trafik Sigortası branşında ruhsat sahibi sigorta şirketleri
tarafından belirlenecek azami brüt prim tutarları tespit edilmiş olup, azami brüt prim
tutarlarının belirlenen prim tutarlarını geçemeyeceği karara bağlanmıştır59.
59
ruhsat-sahibi-sigorta-sirketleri-tarafindan-belirlenecek-azami-brut-prim-tutarlari-
hakkinda.aspx?pageID=409&nID=7318&NewsCatID=331 (Erişim Tarihi: 15.02.2016)
17-23/383-166
29/197
I.2.5.2. Sigorta Tahkim Komisyonu
(100) Sigorta Tahkim Komisyonu, Sigortacılık Kanunu’nun 30. maddesi çerçevesinde sigorta
ettiren veya sigortadan menfaat sağlayan kişiler ile sigorta tahkim sistemine üye sigorta
kuruluşları arasındaki sigorta sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıkların, mahkeme
sürecine göre daha hızlı ve daha kolay çözülebilmesi amacıyla TSB’nin nezdinde
oluşturulmuştur. Sigorta tahkim sistemi, sigorta şirketlerinin iradi katılımı esasına
dayandığından Komisyon nezdinde çözülebilecek uyuşmazlıklarda sigorta sözleşmesine
taraf olan sigorta şirketinin tahkim sistemine üye olması şartı aranmaktadır. Ancak bu
şart, ilgili mevzuat ile zorunlu tutulan sigortalardan kaynaklanan tahkim sistemi
kapsamındaki uyuşmazlıklar için geçerli olmayıp; sigorta şirketinin tahkim sistemine üye
olmaması veya sigorta şirketiyle sigortalı arasında tahkim anlaşması olmaması
durumunda dahi, hak sahipleri tahkim usulünden faydalanabilmektedir.
I.2.5.3. Güvence Hesabı
(101) Sigortacılık Kanunu’nun 14. maddesi ile oluşturulan Güvence Hesabı; Karayolları Trafik
Kanunu ve 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu ile ihdas edilen zorunlu sorumluluk
sigortaları ile mülga olan 21/12/1959 tarihli ve 7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunu
çerçevesinde ihdas edilmiş olan zorunlu sigortalarda
(i) sigortalının tespit edilememesi durumunda kişiye gelen bedensel zararlar,
(ii) rizikonun meydana geldiği tarihte geçerli olan teminat tutarları dâhilinde sigortasını
yaptırmamış olanların neden olduğu bedensel zararlar,
(iii) sigorta şirketinin malî bünye zafiyeti nedeniyle sürekli olarak bütün branşlarda
ruhsatlarının iptal edilmesi ya da iflası halinde ödemekle yükümlü olduğu maddî ve
bedensel zararlar,
(iv) çalınmış veya gasp edilmiş bir aracın karıştığı kazada, Karayolları Trafik Kanunu
uyarınca işletenin sorumlu tutulmadığı hallerde kişiye gelen bedensel zararlar,
(v) Türkiye Motorlu Taşıt Bürosu’nun Yeşil Kart Sigortası uygulamaları
için yapılacak ödemelerin ilgili sigortalar için saptanan geçerli teminat miktarlarına kadar
karşılanması amacıyla TSB nezdinde faaliyet göstermektedir.
Bu kapsamda örnek olarak “taksi” için azami brüt prim tutarının 5400 TL’yi geçemeyeceği karara
bağlanmıştır.
17-23/383-166
30/197
I.2.5.4. Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi (SBM)
(102) SBM, 16.12.2003 tarihli ve 25318 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Trafik Sigortası
Bilgi Merkezi Yönetmeliği ile “TRAMER” adıyla kurulmuştur. 09.08.2008 tarihli ve 26962
sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi Yönetmeliği (SBM
Yönetmeliği) ile adı “Sigorta Bilgi Merkezi” olarak kabul edilmiş; 03.11.2011 tarihli ve
28131 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan yönetmelik değişikliği ile unvanı “Sigorta Bilgi
ve Gözetim Merkezi” olarak değiştirilmiştir. Sigortacılık Kanunu’nun 31/B maddesine
dayanılarak TSB nezdinde tüzel kişiliği haiz olarak kurulan SBM’nin yapısı, faaliyetleri,
SBM veri tabanında toplanan bilgilerin kapsamı ve bunların paylaşılmasına dair esaslar
09.08.2008 tarihli ve 26962 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan SBM Yönetmeliği
çerçevesinde düzenlenmiştir. SBM bünyesinde TRAMER60, Hayat Sigortası Bilgi ve
Gözetim Merkezi (HAYMER), Sağlık Sigortası Bilgi ve Gözetim Merkezi (SAGMER) ve
Sigorta Hasar Takip ve Gözetim Sistemi (HATMER) adında dört alt bilgi merkezi
bulunmakta olup; ilgili branşlarda faaliyet ruhsatı bulunan sigorta şirketleri, SBM’nin doğal
üyesi konumundadır.
I.2.5.6. Aktüerler
(103) Aktüer, Sigortacılık Kanunu’nda sigortacılık tekniği ile buna ilişkin yatırım, finansman ve
demografi konularında olasılık ve istatistik teorilerini uygulayarak, yasal düzenlemelere
uygun prim, karşılık ve kâr paylarını hesaplayan, tarife ve teknik esasları hazırlayan ve
Hazine Müsteşarlığı nezdinde tutulan Aktüerler Sicili’ne kayıtlı kişi olarak
tanımlanmaktadır. Aynı Kanun’un 21. maddesi uyarınca sigorta şirketleri ve reasürans
şirketleri için aktüer çalıştırma zorunluluğu getirilmiş, böylece hayat ve emeklilik şirketleri
dışında hayat dışı sigorta şirketleri de aynı zorunluluğuna tabi olmuşlardır.
I.2.5.7. Acenteler ve Brokerlar
(104) Sigorta acenteleri ve brokerlar, sigorta ettiren ile sigortacı arasındaki sigorta
sözleşmelerinin akdedilmesinde aracı olarak kabul edilen ve Sigortacılık Kanunu
kapsamında görev ve faaliyetleri kendi yönetmelikleri ile düzenlenen meslek
kuruluşlarıdır. Sigortacılık Kanunu’nun 23. maddesine uygun olarak faaliyet gösteren
sigorta acenteleri; ticarî mümessil, ticarî vekil, satış memuru veya müstahdem gibi tâbi bir
sıfatı olmaksızın bir sözleşmeye dayanarak muayyen bir yer veya bölge içinde daimî bir
surette sigorta şirketlerinin nam ve hesabına sigorta sözleşmelerine aracılık etmeyi veya
bunları sigorta şirketleri adına yapmayı meslek edinmiş ve Türkiye Odalar ve Borsalar
Birliği nezdinde tutulan Levha’ya kayıtlı gerçek veya tüzel kişilerdir. Bu kapsamda faaliyet
gösteren sigorta acentelerinin çalışma usul ve faaliyetlerine, meslek kurallarına, kayıt
altına alınmasına, açılması veya kapanmasına, eğitim ve disiplin işlemlerine ilişkin
kararları almak üzere Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği nezdinde oluşturulmuş olan
Sigorta Acenteleri İcra Komitesi (SAİK) bulunmaktadır.
60 SBM Yönetmeliği’nin 10. maddesinin ilk fıkrasında, TRAMER’in kuruluş amacı “kamu gözetiminin daha
etkin bir şekilde yerine getirilmesi, trafik sigortalarına ilişkin güvenilir istatistiklerin temini, uygulama birliği
sağlanması, sigorta sahtekârlıklarının önlenmesi, sigorta sistemine olan güvenin artırılması, tazminat
ödemelerinin düzenli ve doğru biçimde gerçekleştirilmesi, zorunlu sigortalarını yaptırmamış motorlu araç
işletenlerinin tespiti ve sigortalılık oranlarının artırılmasını sağlamak” olarak belirtilmiştir.
17-23/383-166
31/197
(105) Sigorta brokerları ise Sigortacılık Kanunu’nun 21. maddesi uyarınca faaliyetlerini
yürütmekte olup, sigorta veya reasürans sözleşmesi yaptırmak isteyen sigortalıları temsil
ederek, bu sözleşmelerin yaptırılacağı şirketlerin seçiminde tamamen tarafsız ve
bağımsız davranarak ve teminat almak isteyen kişilerin hak ve menfaatlerini gözeterek
sözleşmelerin akdinden önceki hazırlık çalışmalarını yürütmeyi ve gerektiğinde
sözleşmelerin uygulanmasında veya tazminatın tahsilinde yardımcı olmayı meslek
edinen kişilerdir. Görüleceği üzere, acenteler sözleşme akdi ile bağlı olduğu sigorta
şirketlerini temsil ederek onun ürünlerini sunmaktayken, sigorta brokerları sigortalıyı
temsil ederek bir nevi danışmanlık hizmeti sağlamaktadır.
I.2.5.8. Sigorta Eksperleri
(106) Sigortacılık Kanunu’nun 22. ve 32. maddeleri uyarınca faaliyetlerini yürüten sigorta
eksperleri, sigorta konusu risklerin gerçekleşmesi sonucunda ortaya çıkan kayıp ve
hasarların miktarını, nedenlerini ve niteliklerini belirleyen ve mutabakatlı kıymet tespiti, ön
ekspertiz ve hasar gözetimi gibi işleri meslek edinmiş tarafsız ve bağımsız kişiler olarak
tanımlanmaktadır. Bu kapsamda faaliyet gösteren sigorta eksperlerinin çalışma usul ve
faaliyetlerine, Levha’ya kaydedilmesi veya silinmesine, eğitim ve disiplin işlemlerine ilişkin
kararları almak üzere Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği nezdinde oluşturulmuş olan
Sigorta Eksperleri İcra Komitesi bulunmaktadır. Sigorta eksperleri sigorta konusu riskin
gerçekleşmesi sonucunda sigortacı tarafından atanabileceği gibi sigorta ettiren tarafından
(herhalde sigortacı, sigorta eksperinin Levha’ya kayıtlı olup olmadığından sorumlu) da
atanabilmektedir.
I.2.5.9. Aracı Hasar Danışmanlık/Takip Kuruluşları
(107) Sigorta kapsamında ortaya çıkan maddi ve/veya manevi kayıpların ve zararların telafi
edilmesi aşamasında sigortalıyı vekâleten temsil etmek suretiyle sigorta şirketlerinden
hak taleplerinde bulunmaya yönelik hizmet veren kuruluşlardır. Aracı hasar
danışmanlık/takip kuruluşlarının sigortacılık mevzuatı veya başka bir mevzuat açısından
herhangi bir dayanağının bulunmamasının da bir sonucu olarak çalışma usulleri ve
faaliyetleri, mesleğe ehil olabilecek kişilerin kriterleri gibi hususlarda tüm aracı hasar
danışmanlık/takip kuruluşları ortak özellikleri haiz değildirler. Bununla birlikte söz konusu
aracı kuruluşların, sigortalıların bilinçlenmesi ve buna bağlı olarak ödenen tazminat
miktarlarının ve geçmişe dönük tazminat taleplerinin artmasında rol oynadığı
görülmektedir.
I.3. İlgili Pazar
(108) Rekabet hukukunda pazar tanımı, teşebbüsler arasındaki rekabetin sınırlarını tespit
etmekte kullanılan bir araçtır. İlgili pazar, ürün ve coğrafi pazar olmak üzere iki temel
boyuttan oluşmaktadır. Pazarı hem ürün hem de coğrafi bölge boyutlarıyla
tanımlamaktaki amaç teşebbüslerin davranışlarını sınırlama ve etkin bir rekabetçi
baskıdan bağımsız olarak davranmalarını önleme gücüne sahip rakiplerin ortaya
çıkarılmasıdır. İlgili coğrafi pazar ise, rekabet koşullarının homojen olduğu pazar olarak
ifade edilebilir. Bu pazarların belirlenmesinde temelde teşebbüslerin ürün ve hizmetlerinin
arz ve talebi konusunda faaliyet gösterdikleri bölgeler temel alınmakla birlikte, rekabet
koşullarının ilgili bölge içinde homojen olması ve bu koşulların komşu bölgelerden kolayca
ayrılacak ölçüde farklı olması da aranmaktadır.
(109) Bu çerçevede, dosya konusu bakımından ilgili pazarın bileşenleri olan ilgili ürün pazarına
ve ilgili coğrafi pazara ilişkin değerlendirmelere aşağıda yer verilmiştir.
17-23/383-166
32/197
I.3.1. İlgili Ürün Pazarı
(110) İlgili ürün pazarı, belirli bir ürün ile tüketici gözünde fiyatı, kullanım amaçları ve nitelikleri
bakımından benzer olan ürünlerden oluşmaktadır. Başka bir deyişle ilgili ürün pazarı;
ürün özellikleri, fiyatları ve kullanım amaçları bakımından tüketici tarafından ikame
edilebilir sayılan bütün ürünleri kapsamaktadır. İlgili ürün pazarı tanımında talep
ikamesinin yanında, talep ikamesine eşdeğer etkisi olduğu durumlarda arz ikamesi de
hesaba katılmaktadır.
(111) Bu kapsamda, Kurul’un geçmiş kararları61 incelendiğinde her bir sigorta branşının ayrı bir
ürün pazarı olarak kabul edildiği görülmektedir. Nitekim bir sigorta ürününün konusu ve
teminat altına aldığı risk diğer sigorta ürünlerinden farklı olup, sigorta sözleşmesi ile
ödenmesi taahhüt edilen prim tutarı da bu kapsamda değişmekte ve ödenmesi taahhüt
edilen bu prim sözleşmenin konusuna giren zarar veya hasarları kapsayarak, diğer
sigorta ürünlerin konusuna giren zarar veya hasarları kapsamamaktadır. Dolayısıyla talep
açısından bakıldığında, her bir sigorta ürünü özelliği ve teminat konusu bakımından
tüketici açısından ikame edilebilir olmadığı görülmektedir.
(112) Arz açısından değerlendirildiğinde ise, sigorta şirketlerinin ilgili mevzuatları gereği faaliyet
göstermek istedikleri her bir sigorta branşında ruhsat almak zorunda oldukları, bu
bağlamda her bir sigorta ürünün sigorta şirketleri açısından da ayrı bir ürün teşkil ettiği
görülmektedir.
(113) Dosya konusu başvurularda yer alan iddialar temelde Türkiye’de faaliyet gösteren sigorta
şirketlerinin Trafik Sigortası primlerinde birlikte artışa gittiği, bu nedenle primlerin aşırı
yükseldiği ve aralarında anlaşmak suretiyle pazar paylaşımında bulunduğuna ilişkindir.
Görüleceği üzere şikâyete konu olan sigorta ürünü sadece hayat dışı sigortacılık
hizmetlerinin alt branşı olan Trafik Sigortası’dır. Trafik Sigortası, motorlu araç işletenler
tarafından yaptırılması kanunen zorunlu bir ürün olup, sigorta teminatları kamu tarafından
belirlenmektedir. Bu bakımdan mevcut dosya konusunu oluşturan Trafik Sigortası da
yukarıda yer verilen özelliklere haiz olduğundan ve Kurul’un geçmiş tarihli kararlarının
nazara alınmasıyla ilgili ürün pazarı “Trafik Sigortası pazarı” olarak belirlenmiştir.
I.3.2. İlgili Coğrafi Pazar
(114) Soruşturma kapsamında incelenen Trafik Sigortası’nın, hakkında soruşturma yürütülen
teşebbüsler tarafından ülke genelinde sunuluyor olması dikkate alınarak, ilgili coğrafi
pazar “Türkiye” olarak belirlenmiştir.
I.4. Dosya Kapsamında Yapılan İnceleme ve Tespitler
I.4.1. Yerinde İncelemelerde Elde Edilen Bilgi ve Belgeler
(115) Dosya konusu iddiaların ve 4054 sayılı Kanun’un ihlal edilip edilmediği hususunun
incelenmesi kapsamında, 31 (otuz bir) sigorta şirketinde ve TSB’de yerinde inceleme ve
görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Yapılan yerinde incelemelerde dosya konusu iddialara
ilişkin çeşitli bilgi ve belgeler alınmıştır. İnceleme döneminde Başbakan Yardımcılığı
Makamının 07.08.2015 tarih ve 24316 sayılı Onayları çerçevesinde tüm branşlardaki
ruhsatları Hazine Müsteşarlığınca iptal edilen ve Güvence Hesabı’na devredilmiş olan
EGE’de ise yerinde inceleme yapılmamıştır.
(116) Önaraştırma ve soruşturma sürecinde yerinde incelemelerde elde edilen ve dosya
kapsamında önem arz eden belgelere teşebbüs bazında aşağıda yer verilmiştir.
61 Kurul’un 22.08.2007 tarih ve 07-66/806-301 sayılı; 27.05.2010 tarih ve 10-38/650-218 sayılı; 05.08.2010
tarih ve 10- 52/965-339 sayılı; 30.09.2010 tarih ve 10-62/1279-483 sayılı; 25.08.2011 tarih ve 11-46/1115-
386 sayılı; 14.09.2011 tarih ve 11-47/1165-411 sayılı; 26.06.2013 tarih ve 13-40/520-229 sayılı kararları.
17-23/383-166
33/197
I.4.1.1. AIG’de Yapılan Yerinde İncelemelerde Elde Edilen Belgeler
(117) 15.03.2016 tarihinde AIG’de yapılan yerinde incelemede elde edilen, Oto Sigortaları
Müdürü (…..) tarafından Bireysel Oto Sigortaları Süpervizörü (…..)’e gönderilen
04.12.2015 tarihli ve “2016 trafik sigortası limitleri” konulu e-posta iletisinde aşağıdaki
ifadeler bulunmaktadır (Belge 1):
“(…..),
2016 yılında trafik limitleri kaç olacaktı.o artışa göre (…..) konuşalım yükleme lazım ise yapalım
derim.aslında 2 yükleme var.
1.Limit artışına bağlı prim artışı,
2.Asgari ücret artışına bağlı prim artışı,
Ne dersin?
(…..)”
(118) Oto Sigortaları Müdürü (…..) tarafından Uzman Aktüer Analist (…..)’a ve bilgi olarak
Bireysel Oto Sigortaları Süpervizörü (…..), Oto Sigortaları Yetkisi (…..), Bireysel Oto
Aktüer Yetkilisi (…..), teşebbüs yetkilisi (…..), Oto İş Analiz Yetkilisi (…..) ile teşebbüs
yetkilisi (…..)’a gönderilen 08.12.2015 tarihli ve “RE:2016 ctpl62 limits” konulu e-posta
iletisinde aşağıdaki ifadeler yer almaktadır63 (Belge 2):
“Merhaba,
asgari ücretin etkisi hakkında konuşmuştuk. Sorduğum bazı şirketlere göre etki %(…..). Belki
biz tarifede doğrudan %(…..) artış yapmayız.
Saygılarımla,
(…..)”
(119) Aynı e-postaya ilişkin Uzman Aktüer Analist (…..) tarafından Oto Sigortaları Müdürü
(…..)’e ve bilgi olarak Bireysel Oto Sigortaları Süpervizörü (…..), Oto Sigortaları Yetkisi
(…..), Bireysel Oto Aktüer Yetkilisi (…..), teşebbüs yetkilisi (…..), Oto İş Analiz Yetkilisi
(…..) ile teşebbüs yetkilisi (…..)’a gönderilen 11.12.2015 tarihli ve “RE:2016 ctpl limits”
konulu e-posta iletisinde aşağıdaki ifadeler yer almaktadır64 (Belge 2):
“Merhaba (…..) bey,
...Türkiye trafik sigortası ürününe ilişkin etki analizini bitirdik. Hasar teminat limitlerindeki
değişiklik ve 01.01.2016 tarihinde yürürlüğe girecek (Bedensel Hasar için) asgari ücretteki %30
artış dikkate alındığında baz tarifeye etkinin +%(…..) olacağı tahmin edilmektedir.
Ekteki dosyada analiz detaylarını bulabilirsiniz.
Bir sorunuz ya da yorumunuz olursa ya da ne bu konuda nasıl ilerleme kaydeceğimiz üzerine
görüşlerinizi lütfen benimle paylaşın.
Teşekkürler,
(…..)”
62 CTPL (Compulsory Third Party Liability) kısaltması Üçüncü Taraf Zorunlu Sorumluluk sigortası
anlamında Trafik Sigortası’nın da içinde olduğu sigorta türünü nitelemektedir.
63 Aslı İngilizce olan yazışmalar raportörler tarafından Türkçeleştirilmiştir.
64 Aslı İngilizce olan yazışmalar raportörler tarafından Türkçeleştirilmiştir.
17-23/383-166
34/197
(120) Aynı e-postaya ilişkin Uzman Aktüer Analist (…..) tarafından Oto Sigortaları Müdürü
(…..)’e ve bilgi olarak Oto İş Analiz Yetkilisi (…..)’e gönderilen 04.01.2016 tarihli ve
“RE:2016 ctpl limits” konulu e-posta iletisinde aşağıdaki ifadeler yer almaktadır65 (Belge
3):
“[…] 01.01.2016 itibaren, Fiziksel Hasar (PD)66 ve Bedensel Yaralanma (BI)67 için Trafik limitleri
Türkiye’de artırılacaktır. Bu nedenle değişiklikleri yansıtmak için tarifemizi revize ettik. Limitler
aşağıdaki gibi revize edilmesi beklenmektedir:
-BI: asgari ücret %30 oranında artmış olacak. BI hasarlar maaşa dayandigi için, ortalama hasar
etkilenmesini beklenmektedir. Asgari maaş artışının tam etkisni BI ortalama hasar’a
uyguluyoruz. Bu tahmin business bilgisi üzerine dayalidir; bu seçenek ayni anda güvenli bir
yaklasim.
-PD:Limit 2015 yılında (…..) YTL’den 2016 yılında (…..) YTL’ye revize edilecektir. PD’e etkisi
ortalama hasar dağılımı analiz edilerek tahmin edilmiştir. Uygun bir dağılım eğrisi monte
edilmiştir. Dağılımi daha duzgun monte edilmesi icin, kuyruk ve beden ayrı monte edilmiştir.
Yeni beklenen püre prim yeni limit ile tahmin edilmiştir. Portföyün kucuk olması, ve hasar
dagilimi kucuk hasarlara agirligi verdigi icin,yeni beklenen pure premium’deki etki sifir olarak
gözükmektedir. Limit’in yükseliş etkisini dahil etmek icin,% (…..) Bir etki seçtik.
Piyasa verilerine dayalı (Tramer Trafik rapor) pure prim’in teminat dagilimi hesapladık: (…..) %
BI (…..) % PD. Bu oranlara dayanarak CTPL pure prim+%(…..) genel etkisini tahmin ediyoruz.”
(121) Oto İş Analiz Yetkilisi (…..) tarafından Oto Sigortaları Müdürü (…..) ile Bireysel Oto
Sigortaları Süpervizörü (…..)’e gönderilen 25.12.2015 tarihli ve
“RE:Conversion_24dec15” konulu e-posta iletisinde aşağıdaki ifadeler bulunmaktadır
(Belge 4):
“Bir de CTPL’de conversiyon çok yüksek. Örneğin kasım’da (…..) teklif verilmeiş (…..) %
conversion var!
Bu yeni tarife değişikliğiyle bu oranda düşecek öyle değil mi?
Teşekkürler”
(122) Aynı e-postaya ilişkin olarak Oto Sigortaları Müdürü (…..) tarafından Oto İş Analiz Yetkilisi
(…..) ile Bireysel Oto Sigortalar Süpervizörü (…..)’e gönderilen aynı tarihli ve aynı konulu
e-posta iletisinde aşağıdaki ifadeler yer almaktadır (Belge 4):
“Bence (…..) bir yazalım.ocak ayında %(…..) yaptık fakat şubat için bir artış
isteyelim.konversion çok yüksek biz azaltmak istiyoruz bunun için bize şubatta geçerli olacak
bir artış ver diyelim. Ne dersiniz?”
65 Bu yazışmaların aslı İngilizcedir.
66 PD (Physical Damage) Maddi Hasar anlamına gelmektedir.
67 BI (Bodily Injury) Bedeni Hasar anlamına gelmektedir.
17-23/383-166
35/197
(123) Oto Sigortaları Müdürü (…..) tarafından Bireysel Oto Sigortalar Süpervizörü (…..)’e
gönderilen 12.01.2016 tarihli ve “FW:asgari ücretin rakamsal etkisi” konulu e-posta
iletisinde aşağıdaki ifadeler bulunmaktadır (Belge 5):
“From: (…..)
Sent:Tuesday, January 12,2016 2:58 PM
To:staff meeting all
Staff de konuştuğumuz üzere, Asgari Ücret artışının bize yansıması aşağıdaki gibidir;
Tşkler
(…..)
TRAFİK:
Trafik bedeni dosyalar üzerinde yaptığımız çalışmada toplam etki (…..) TL civarında olacak.
Etki olmayan dosyaların çoğunluğu manevi tazminat talepleri ve sonuçlanmış & Yargıtay’da
olan dosyalardır.
[…]
Financial Lines da;
Asgari ücretin olası etkisi konusunda muallak dosyalarımız açısından çok net bir rakam
vermemiz maalesef mümkün değil..
Ancak şöyle genel bir hesap yapabiliriz;
Toplam da yaklaşık (…..) TRL olan PI hasarlarımızın miktarsal olarak (…..) si avukat, geri
kalanı (…..) SMM-Bu (…..) inin de (…..) SGK hasarı olacağını baz alırsak;
(…..) =(…..) *(…..) =(…..) TRL SGK muallakları…Bu (…..) TRL lik mevcut dosyalarımızın
açısından etki yapmayacktır…Zira SGK cezaları 2016 sonrası güncellenecek…Ancak 2016
yılı için alınacak SGK ihbarlarının (…..) seviyesinde olacağı varsayılır ise artışn (…..) *(…..)
=(…..) TRL olarak 2016 yılında etkisi olabileceği düşünebilir.. Çok rough hali ile…
Casualty;
(…)
İçin maalesef aktüerya hesabında , hasar geçmiş tarihli olsa bile hesap yanıldığı tarihteki
güncel ücret baz alınacağından mevcut dosyalar üzerinde de etkisi olacaktır. Ancak her
dosyada asgari ücret alınmıyor, güncel maaş bilgisi var ise ve asgari ücretin üstü ise zaten
asgari ücret artışının o anlamda etkisi olmaz… Ancak dosyalar bazında hangisinde asgari
ücret hangisinde bordro vs alındığını bilemediğimizden çok rough hali ile mevcut muallaklar
üzerinde %(…..) artışı etki olarak düşünebiliriz( Worker’s compensation açısından düşünerek
yaklaşık (…..) USD)..Bu dediğim gibi çok da gerçekçi olmayabilir…Her dosya bazında tek tek
bakılması gereken bir husus.”
(124) Aynı e-postaya ilişkin olarak Bireysel Oto Sigortaları Süpervizörü (…..) ve Uzman Aktüer
Analist (…..) arasında geçen ve bilgi olarak Oto Sigortaları Müdürü (…..) ile Oto İş Analist
Yöneticisi (…..)’e gönderilen aynı tarihli ve aynı konulu e-posta iletilerinde aşağıdaki
ifadeler bulunmaktadır (Belge 6):
“(…..) Merhaba,
Türkiye’deki asgari ücret artışının hasar tarafında etkisi ile ilgili olarak hasar departmanı
aşağıdaki çalışmayı yapmış. Buna göre TRAFİK te asgari ücret artışı bizim portföye (…..) TL
gibi bir artı yük oluşturacak.
…”
“Tesekkurler (…..),
Asgari ucretin %30 artisinin, Kasko “labour”deki etkisinin bir tahminimiz varmidir? Servis
iscilik’te %30 artmayi bekliyormuyuz?
…”
“Merhaba (…..),
Asgari ücret artışının kaskoda bir effecti olmayacak. Buradaki artış sadece Trafik
poliçelerindeki sürekli sakatlık ve ölüm tazminat hesaplamalarıyla alakalı. Kasko poliçelerinde
ferdi kaza teminatımızın limitleri zaten poliçe üzerinde yazan tutardan fazla olamayacağında
etkisi olmayacaktır.
17-23/383-166
36/197
...”
“(…..) merhaba,
Onu anlıyorum. Asgari ucretin artisini Bodily Injury (BI) için hesapladik. Physical Damage (PD)
için etkisini anlamaya calisiyorum. Asgari ucreti artigi zaman, ayni anda enflasyon’da yükselir,
diğer maaslar enflasyon ile beraber yükselir genellikle.
Anlamaya calistigim:
- Servislerde asgari ucrete calisan cok insan varmi, proportion olarak?
- Ulkede asgari ucrete calisan cok insan varmi, proportion olarak?
Degilse, etkisini yok olarak kabul edebiliriz.
… “
(125) Bireysel Oto Sigortaları Süpervizörü (…..) tarafından Oto Sigortaları Yetkilisi (…..)’a ve
bilgi olarak Oto Sigortaları Müdürü (…..), Uzman Aktüer Analist (…..) ve Oto İş Analist
Yetkilisi (…..)’e gönderilen 08.01.2016 tarihli ve “CTPL INCREASE” konulu e- postada
aşağıdaki ifadeler yer almaktadır (Belge 7)68:
“...geçen ay trafik sigortası primlerimizde %(…..) bir artış yaptık. Ancak bu artış yeterli değil.
Bildiğiniz üzere trafik sigortasında poliçe üretmek istemiyoruz. Dolayısıyla trafik sigortası
primlerimizde yeni bir artışa ihtiyaç var.... Toplam artış oranı %(…..) olacak. Konuyla ilişkin
hazine ile paylaşmak üzere aktüeryal raporu ve ...’dan gelecek çalışmayı bekliyoruz...”
(126) Aynı e-postaya ilişkin olarak Oto Sigortaları Yetkilisi (…..) tarafından Bireysel Oto
Sigortlar Süpervizörü (…..)’e ve Oto Sigortaları Müdürü (…..), Uzman Aktüer Analist
(…..), Oto İş Analiz Yetkilisi (…..) ve teşebbüs yetkilisi (…..)’e gönderilen 11.01.2016
tarihli ve “RE: CTPL INCREASE” konulu e-posta iletisinde aşağıdaki ifadeler yer
almaktadır (Belge 8):
“... trafik sigortası primlerinde artışa katılıyorum. Her zaman olduğu gibi azami prim
konusundaki mevzuat şartlarına uyumlu olduğumuzdan emin olalım...”
(127) Aynı e-postaya ilişkin olarak Oto İş Analiz Yetkilisi (…..) tarafından Bireysel Oto Sigortalar
Süpervizörü (…..) ve Uzman Aktüer Analist (…..)’a ve bilgi olarak Oto Sigortaları Müdürü
(…..), Oto Sigortaları Yetkilisi (…..), teşebbüs yetkilileri (…..) ve (…..)’a gönderilen
12.01.2016 tarihli ve “RE: CTPL INCREASE” konulu e-posta iletisinde aşağıdaki ifadeler
yer almaktadır (Belge 9)69:
“…Haklısın poliçe sayılarının %(…..) artış göstermesi şaşırtıcı. Ekli tabloda konversiyon
oranının Aralık ayında %(…..)’den %(…..)’a %(…..) arttığını görebilirsin.
Ancak şube müdürlerimiz ve satış temsilcilerimizden gelen bilgiler bu artışın nedeni büyük
rakiplerin Aralık ayında fiyatlarını arttırması nedeniyle bizim pozisyonumuzun piyasada
rekabetçi kalmasıdır. (Aslında büyük rakiplerin prim artışlarının sebebi düzenleme
değişiklikleriyle ilgili) ….”
68 Aslı İngilizce olan yazışmalar raportörler tarafından Türkçeleştirilmiştir.
69 Aslı İngilizce olan yazışmalar raportörler tarafından Türkçeleştirilmiştir.
17-23/383-166
37/197
(128) Oto Sigortaları Müdürü (…..) tarafından Aktüerler Derneği Başkanı (…..)’e ve bilgi olarak
(…..), (…..), (…..), (…..) ile (…..)’ya gönderilen 11.03.2016 tarihli ve “RE:
HAZINE_TRAFİK TARİFESİ İLE İLGİLİ AÇIKLAMLAR_NİSAN-2016docx” konulu e-
posta ekinde bulunan, “RE: HAZİNE_TRAFİK TARİFESİ İLE İLGİLİ
AÇIKLAMALAR_OEÇ-Nisan 2016 revizesi HAZİNE TRAFİK TARİFESİ İLE İLGLİ
AÇIKLAMALAR_2016.docx” adlı dosya ekinde aşağıdaki ifadeler yer almaktadır (Belge
10):
“… 2016 Şubat ayında yapılacak tarife revizyonu;
Son 18 aylık döneme bakıldığında, Euro/USD Kurlarında Türk Lirasına göre dikkate değer
artışlar olmuştur. Hazine müsteşarlığının uygulamaya koyduğu yeni düzenlemelerle birlikte
orijinal parça kullanımının da zorunlu hale gelmesi döviz kuru artışlarının tarife
düzenlemelerindeki etkisini kaçınılmaz kılmıştır. Türkiye’de kullanılan ithal araçlar için yapılan
tüm hasar onarım işlemleri Euro/USD bedelleri üzerinden Türk Lirasına çevrildikleri için, hasar
ödemelerimizdeki yedek parça maliyetleri direkt olarak bu kur artışlarından etkilenmektedir.
Ortalama hasar maliyetlerimizdeki yıllar bazındaki gelişimin en önemli sebeplerinden bir tanesi
de döviz kurlarındaki bu değişimlerdir.
…
Bu analizde özellikle EURO ve USD kurlarının ortalama hasar maliyetleri üzerindeki etkilerine
konsantre olundu. Bu analizin neticesinde, uzun dönemde kurlardaki değişimin etkisini ortaya
çıkan ortalama maliyet artışlarını dengeleyici bir risk faktörü olarak dikkate almamız gerektiği
görünmektedir. Bu etki için yaptığımız kurlardaki değişim analizi ve hasar ödemelerindeki
yedek parça maliyetlerinin payını dikkate alarak yapılan yansıtma işlemi neticesinde, döviz
kurlarındaki değişimin portföye ve tüm araç tiplerinde etkisi %(…..) hesaplanmış ve bu artış
baz primlere uygulanmıştır…”
(129) Oto Sigortaları Müdürü (…..) tarafından Aktüerler Derneği Başkanı (…..)’e gönderilen
11.03.2016 tarihli ve “Re: HAZİNE TARİFESİ İLE İLGİLİ AÇIKLAMALAR_OEÇ-Nisan
2016 Revizesi” konulu e-posta iletisinde aşağıdaki ifadeler bulunmaktadır (Belge 11):
“(…..) Bey merhaba,,
Nisan ayı için şirket grup aktüerimizle yapmış olduğumuz çalışma neticesinde artış yapma
gereğimiz ortaya çıktı [...]. “
I.4.1.2. ALLIANZ’da Yapılan Yerinde İncelemelerde Elde Edilen Belgeler
(130) 21.01.2016 tarihinde ALLIANZ’da yapılan yerinde incelemede elde edilen, Teknik İşler
Genel Müdürü (…..) tarafından gönderilen 22.10.2015 tarihli ve “FW: Hazine’nin Trafik’te
tavan fiyat uygulaması hk.” konulu e-posta iletisinde aşağıdaki ifadeler bulunmaktadır
(Belge 12):
“[...] Yeni limitler ile etki analizini ekte iletiyorum. Ozet olarak;
1) Tavan fiyat uygulamasi getirilen arac tiplerinde poliçelerin %(…..)’i cap'e takilmaktadir.
Kasim tarifemiz ile bu araç tiplerinde toplam prim kaybi (…..) olmaktadir. Bütün trafik
portföyüne oranladığımızda prim kaybı (…..)'tür. Aksiyon alınmadığı durumda yılık kayıp (…..)
TL'nin üzerindedir.
2) Asil sıkıntı malus'lu (hasar yapmis) müşterilerdir. 1. malus basamağındaki poliçelerin (…..)'i,
2.malus basamağındaki poliçelerin (…..)’u, 3.malus basamağındaki poliçelerin (…..)’si tavan
fiyata takılmaktadır [...].”
17-23/383-166
38/197
(131) Elementer Operasyonlar Direktörü (…..) tarafından Teknik İşler Genel Müdürü (…..)’a ve
gönderilen 22.12.2015 tarihli ve “Benchmark” konulu e-posta iletisinde ve ekinde
aşağıdaki ifadeler bulunmaktadır (Belge 13):
“Merhaba (…..),
Sanırım (…..) ve (…..) sana bilgi vermişlerdir; 7x2 için bir benchmark yapmaya çalıştık.
Ancak şirketlerin bir çoğunun acente ekranlarında veya poliçesinde asistans primleri
konusunda bir bilgi/detay yok.
Temin ettiğimiz verilerde;
- (…..)'de gördüğümüz poliçelerde müşteriye yansıyan fiyatlar (…..) TL arasında değişiyor.
- (…..)'da acente ekranında fiyat (…..) TL arasında gözüküyor
- (…..)’te ise (…..) TL çıkıyormuş.
Bizde su an 7x2 acente satışı (…..) TL.
Bu verilere göre bir karşılaştırma yapmak sağlıklı ve doğru olmayacaktır, bildiğin üzere her
şirketin frekansı ve teminat detaylan fiyatlar konusunda çok belirleyici oluyor.
Yarın (…..) ile toplantımız var dilersen öncesinde kısaca görüşebiliriz, bilgilerine.”
(132) TSB Genel Sekreteri (…..) tarafından Yönetim Komitesi ile GROUPAMA, AK
yöneticilerine gönderilen 27.12.2015 tarihli ve “Trafik branşındaki son dönem gelişmeleri
hk. basın toplantısı” konulu e-posta iletisinde aşağıdaki ifadeler bulunmaktadır (Belge 14)
“Sayın Yönetim Komitesi üyelerimiz, bildiğiniz üzere son dönemde trafik branşında ciddi prim
artışları yaşanmakta ve bu durum kamuoyunda bir tepkiye yol açmaktadır. Tepkinin en kayda
değer olan kısmı da özellikle hasarsız segmentte yaşanan fiyat artışlarına yöneliktir. Vatandaş
özellikle “kaza yapmadığım halde primim neden bu kadar yükseldi” diye tepki göstermektedir.
Bu dönemde sektörümüze yönelik olumsuz bir algı oluşmamasını teminen iletişime önem
vermemiz gerektiğini düşünüyoruz. Zira yaşanan artışlar noktasında ne kadar haklı olduğumuz
hatta gecikmiş bir artış olduğu muhakkak. Ancak bunu kamuoyuna iyi anlatabilmek
haklılığımızı ortaya koyabilmek sektörümüze yönelik olumsuz algıyı minimize etmek açısından
çok önemlki. [...] Özetle yaşanan artışların nedenlerinin ve azami limit uygulamasının yol
açacağı sorunların kamuoyuyla paylaşılması önem arz etmektedir. Bu nedenle konu ile ilgili
tüm bilgileri paylaşacağımız ekonomi basınının da katılımı ile bir basın toplantısı düzenlenmiş
olup, bu toplantıya siz değerli Komite Üyelerimiz de davetlidir.
Tarih: 5 Ocak Salı
Saat: [...] 10:00 Toplantı
Yer: (…..)”
(133) Söz konusu e-posta üzerine Teknik İşler Genel Müdürü (…..) tarafından ALLIANZ
çalışanlarına gönderilen 27.12.2015 tarihli e-posta iletisinde aşağıdaki ifadeler
bulunmaktadır (Belge 14):
“Merhaba,
Trafikte yaşanan fiyat artışlarının sebeplerinin kamuoyuna anlatılması gerçekten çok önemli,
bu artışlar en az 3-4 ay daha sürecek gibi ve artık hasarsız bir müşterinin fiyatı dahi gecen
seneye göre 2 kat daha fazla. Kamuoyunun tepkisi giderek artacaktır ve şu anda pazar payı
en yüksek şirketiz. Dün [...] 2016 yılında vermemiz gereken mesajlardan biri olarak not
etmiştim, özellikle CEO mesajlarında mümkün olduğunca bu konuya da yer vermeliyiz.
Saygılımla,”
17-23/383-166
39/197
(134) TSB Genel Sekreteri (…..) tarafından ANADOLU, AXA, ALLIANZ, MAPFRE, HALK ve
GROUPAMA’nın yöneticilerine gönderilen 13.01.2016 tarihli ve “Hazine Müsteşarlğı
Trafik Toplantı Acil ÖNEMLİ/IMPORTANT/URGENT” konulu e-posta iletisinde aşağıdaki
ifadeler bulunmaktadır (Belge 15):
“[...]Saygıdeğer Genel Müdürlerim, bu aksam üzeri Sayın (…..) beni aradı ve 19 Ocak Salı
günü saat 10.00’ da Sayın Hazine Müsteşarının Trafik branşındaki pazar payında ilk beş
sıradaki şirketlerin Genel Müdür ve ilgili GM yardımcılarını Ankara'ya toplantıya davet ettiğini
belirtti. Toplantıya şahsimin ve Sayın Başkanımızın da davet edildiği ifade edildi. Akabinde
konu ile ilgili yazı da geldi. Toplantı konusu Trafik primlerinde son dönemde görülen fiyat
artışları. Sayın Müstesnamızın trafikteki bu primlerin yüksek olduğunu düşündüğü ve
gerçekten olması gereken seviyenin bu düzey mi olduğu ve muallaklar hususunda bilgi almak
istediği ifade edilmiştir. Özetle gelinen nokta itibarıyla trafik primlerinin yüksekliğinin teknik
sebeplerini anlatmamız gerekiyor. Bu amaçla yarın öğleden sonra birliğimiz nezdinde şirketiniz
Teknik GMY ve aktüerlerinizin katıldığı bir toplantı yaparak toplantıya hazırlanmak istiyoruz.
Yarın saat 14.00de tarifeyi hazırlayan ilgili personelinizin tarifeyi oluşturan, destekleyen
parametrelerle ile birlikte toplantıya katilimi hususunda desteklerinizi konunun önemine binaen
önemle bekliyoruz. .
Saygılarımla”
I.4.1.3. ANKARA’da Yapılan Yerinde İncelemelerde Elde Edilen Belgeler
(135) 22.01.2016 tarihinde ANKARA’da yapılan yerinde incelemede elde edilen, (…..)’dan
(TSB) TSB Kaza Komitesi’ne ve bilgi olarak ise ANADOLU çalışanları (…..) ile (…..)’a
gönderilen 23.10.2015 tarihli ve “Rehber tarife çalışması sonuçları” konulu e-posta
iletisinde aşağıdaki ifadeler bulunmaktadır (Belge-16):
“Sayın Başkan,
Değerli Komite Üyeleri,
Geçtiğimiz toplantıda sunulan rehber tarife fiyatları, sizden gelen görüş doğrultusunda
enflasyon yüklemesi %20’den %25’e yükseltilerek güncellenmiştir. Çalışma sonuçları ekteki
dosyada ‘Yeni Tarife’ sayfasında yer almaktadır. Yeni fiyatların mevcut tarifede yer alan
fiyatlarla kıyaslamasını da yine aynı dosyada bulabilirsiniz. Görüşleriniz doğrultusunda
şekillendirilecek olan tarife, Birlik Yönetim Komitesinin onayına sunulacaktır. Bu çerçevede
görüşlerinizi iletebilirseniz sevinirim…”
(136) Söz konusu e-posta üzerine, MAPFRE Oto Sigortaları Direktörü (…..) tarafından (…..)
(TSB) ve TSB Kaza Komitesi’ne, ayrıca bilgi olarak ANADOLU çalışanları (…..) ile (…..)’a
gönderilen 26.10.2015 tarihli ve “RE: Rehber tarife çalışması sonuçları” konulu e-posta
iletisinde aşağıdaki ifadeler bulunmaktadır (Belge 17)
“(…..) Bey
Paylaşım için teşekkür ederiz. Sayfa başlığı olan ‘Mevcut Tarife’ tanımının hangi tarihli
çalışmayı ifade ettiğini paylaşabilir misiniz?
…”
(137) Bunun üzerine, (…..)’dan (TSB) MAPFRE Oto Sigortaları Direktörü (…..) ve TSB Kaza
Komitesi’ne, ayrıca bilgi olarak ANADOLU çalışanları (…..) ile (…..)’a gönderilen
27.10.2015 tarihli ve “RE: Rehber tarife çalışması sonuçları” konulu cevabi e-posta
iletisinde aşağıdaki ifadeler bulunmaktadır (Belge 17):
“Merhaba,
Mevcut tarife, şu anda Birlik web sayfasında yer alan güncel tarifedir.
Saygılarımla,”
17-23/383-166
40/197
(138) Söz konusu e-posta üzerine, AXA Operasyon Direktörü (…..) tarafından (…..) (TSB), TSB
Kaza Komitesi ve MAPFRE Oto Sigortaları Direktörü (…..)’e, ayrıca bilgi olarak
ANADOLU çalışanları (…..) ile (…..)’a gönderilen 04.11.2015 tarihli ve “RE: Rehber tarife
çalışması sonuçları” konulu e-posta iletisinde aşağıdaki ifadeler bulunmaktadır (Belge
17):
“(…..) bey ve Değerli komite üyeleri,
aşağıda iki adet link’e yer verdim. İlki […] asgari ücret rakamo (…..).-TL’den (…..).-TL’ye
yükselecek. Dolayısı ile açık olan ve asgari ücretten hesaplama yapılan bütün dosyalarda, ilk
hesap rakamı %30 artmış olacak. 2016 yılı Rehber tarife hesabında gözetilmesi gerekebilecek
bir konu olarka ortaya çıktığı görülüyor.
…Bir diğer haber ise çok daha magazinsel, ancak kamu otoritesinin etkileyebilmesi açısından
da dikkate değer…
musterinin-psikolojisini-bozdu
…”
I.4.1.4. AXA’da Yapılan Yerinde İncelemelerde Elde Edilen Belgeler
(139) 21.01.2016 tarihinde AXA’da yapılan yerinde incelemede elde edilen, Ticari ve Kurumsal
Teknik, Risk Mühendisliği Departmanı Direktörü (…..) tarafından Operasyon Direktörü
(…..) ile Yönetim Kurulu Üyesi (…..)’e gönderilen 30.12.2015 tarihli ve “bilgi” konulu e-
posta iletisinde aşağıdaki ifadeler bulunmaktadır (Belge 18)
“Rekabet Kurulu Trafikteki Yeni Tarifeler/Oluşumlar ile ilgili
Şirketlerde yeni bir baskın denetime giriyormuş
(…..) ya uğramışlar
Bilginize.”70
(140) Yönetim Kurulu Üyesi (…..) tarafından Bölge Koordinatörü (…..) ile Operasyon Direktörü
(…..)’a ve bilgi olarak Yönetim Kurulu Üyesi (…..)’e, teşebbüs çalışanı (…..)’e, Fiyatlama
Birimi çalışanı (…..)’ya ve Fiyatlama Birimi Direktörü (…..)’a gönderilen 14.01.2016 tarihli
ve “TRAFİK ÇALIŞMALARI” konulu e-posta iletisinde aşağıdaki ifadeler bulunmaktadır
(Belge 19):
“(…..)
Detaylara hep bakıyoruz merak etmeyin Trakya illerine de bakarız
Ama unutmayın daha 2015 in ilk 3 ayının etkisini yaşıyoruz eski prim yeni prim ve sektör
(…..) doğru agresif çok ama (…..) değil
Pazar payımız toplamda (…..) bandında (…..)
(…..) dışında (…..) aktif (…..) cengaver (…..) ve (…..) maalesef
(…..) seviyelerine gelme şansımız yok su aşamada ama il bazlı ve kullanım tarzı bazlı yeniden
bakalım detaylara
Tekirdağ Edirne Kırklareli bugün inceleriz
Pricing team, we need to see as well once more the relativities of 3 cities urgently”
70 Bu belgede geçen bulguların ilgili dönemde Trafik Sigortası primlerindeki artışlara yönelik şikâyetlerin
tartışılmaya başlanması ile sektörde beklenen Kurum incelemesi ile ilgili olabileceği değerlendirilmektedir.
Nitekim aynı dönemde (…..)’da yapılan yerinde incelemede elde edilen belgelerde (Belge 22) konu ile
olarak Kurumca inceleme beklendiğine dair bir gazete haberi paylaşılmıştır.
17-23/383-166
41/197
(141) Aynı e-postaya ilişkin olarak Bölge Koordinatörü (…..) tarafından Operasyon Direktörü
(…..)’a ve bilgi olarak Yönetim Kurulu Üyesi (…..) ile Yönetim Kurulu Üyesi (…..)’e
gönderilen aynı tarihli ve aynı konulu e-posta iletisinde aşağıdaki ifadeler bulunmaktadır
(Belge 19):
“(…..) günaydın,
Trakyadaki acentelerimizin çoğunda bu tür şikâyetler alıyoruz.
Bu acentelerin çoğu tekli çalışan kârlı acenteler. En büyük gelirleri ise Trafikten geliyor.
Geçen sene onlar için zorlu geçmişti ama idare ettiler.
Fakat makas gittikçe açılıyor, yeni acentelik alma talepleri yapıyorlar.
Bu bölgeyi mercek altına almanız ve desteklememiz mümkün olamaz mı? Ocak ayında bu tip
şikâyet ve talepleri çok almaya başladık.
(…..) ve (…..) sigortadan bu alanlarda bir atak görüyoruz.”
(142) Yönetim Kurulu Üyesi (…..) tarafından Bölge Koordinatörü (…..)’ye gönderilen
15.01.2016 tarihli ve “Bölge İlleri” konulu e-posta iletisinde aşağıdaki ifadeler
bulunmaktadır (Belge 20):
“En düşük gittiğim il şu anda (…..),
Dün profesyonel acentelerimden trafikle ilgili fiyatlara baktım versiyon değişikliğinde fiyatlar
aynı kalmış.
Aydın merkezde;
(…..) ve (…..) sigorta agresif
Bizim ortalama fiyatlarımıza göre nerdeyse yarı yarıya fark var.
Nazilli’de ise;
Biz (…..) arasında 7. Basamak
Genel sigorta (…..) arasında
(…..) burada çok agresif (…..)
(…..)
(…..)
Detaylı örneklerde istedim, gün içinde alacağım.
Aydın’da fiyatımızın tuttuğu grup (…..) ve bazı poliçeler
Ortalama rakam zaten (…..), ağırlıklı (…..) şu anda geliyor.”
I.4.1.5. ERGO’da Yapılan Yerinde İncelemelerde Elde Edilen Belgeler
(143) 21.01.2016 tarihinde ERGO’da yapılan yerinde incelemede elde edilen, teşebbüs çalışanı
(…..) tarafından Genel Müdür (…..)’e gönderilen 20.02.2015 tarihli ve “Ege illeri Trafik
Benchmark” konulu e-posta iletisinde aşağıdaki ifadeler bulunmaktadır (Belge 21):
“(…..) Bey,
Ege Trafik benchmark da geldi.
• (…..) Sigorta Denizli ve Aydın'da çok ucuz, yaklaşmamız bile mümkün değil.
• Manisa'da da ağırlıklı olarak (…..) en ucuz, birkaç markada da (…..) yine en ucuz.
• İzmir’de ise (…..) çok ucuz. Ve yine onu (…..) takip ediyor.
Bizim prim seviyemiz çok yüksek kalıyor. (…..) aşağı yukarı aynı prim seviyesindeyiz ama
yükseğiz.
Bu illerde, en azından bu markalarda rekabet şansımız var gibi durmuyor.
(dosyada yine freeze var)
Saygılarımla,
(…..)”
17-23/383-166
42/197
I.4.1.6. EUREKO’da Yapılan Yerinde İncelemelerde Elde Edilen Belgeler
(144) 22.01.2016 tarihinde EUREKO’da yapılan yerinde incelemede elde edilen, Genel
Sekreter (…..) tarafından Oto ve Ferdi Kaza Sigortaları Direktörü (…..)’a ve bilgi olarak
Genel Müdür Yardımcısı (…..)’ye gönderilen 30.11.2015 tarihli ve “Trafik Sigortası Zam
Haberi” konulu e-posta iletisinde aşağıdaki ifadeler bulunmaktadır (Belge 22):
“Bu durumda, Trafik sigortalarında Rekabet Kurulu incelemesi yakındır.
ayda-8-kez-zam-geldi-artis-yuzde-200leri-buldu”
(145) Oto ve Ferdi Kaza Sigortaları Birimi yetkilisi (…..) tarafından Oto ve Ferdi Kaza Sigortaları
Direktörü (…..)’a gönderilen 01.12.2015 tarihli ve “RE:Trafik Çalışması” konulu e-posta
iletisinde aşağıdaki ifadeler bulunmaktadır (Belge 23)
“İnternetten bayağı baktım, genel bir fiyatlar artıyor / maliyetler nedeniyle artmaya devam
edecek havası var ama kimse X% artar diyemiyor.
Ekim 2015 sonu itibarıyla geçen sene aynı döneme göre sektörde 25% prim, 8% adet artışı
var.
… zararlar sebebiyle önümüzdeki yılda sektörün üzerinde (15% bandında) bir büyüme
beklenebilir.
Tabi bunu şirket bazında değerlendirmek lazım, (…..) gibi trafikte (…..)% üzerinde büyüyen ve
büyüme stratejisini trafik üzerine kuran şirketler sektör üzerinde büyüyecektir. (Pazarda bir
taraftan primler artarken, diğer taraftan (…..) ve (…..) sigortanın poliçelerini kapma yarışı
şirketler için kolay büyüme alanı olarak gözüküyor.)
…”
I.4.1.7. GÜNEŞ’te Yapılan Yerinde İncelemelerde Elde Edilen Belgeler
(146) 21.01.2016 tarihinde GÜNEŞ’te yapılan yerinde incelemede elde edilen, teşebbüs
çalışanı (…..) tarafından Grup Müdürü (…..)’a ve diğer çalışanlara 23.02.2015 tarihinde
gönderildiği anlaşılan “FW: TRAFİK BENCHMARK HAKKINDA” konulu ve 30.04.2015
tarihli “FW: MAYIS TRAFİK BENCHMARK” konulu e-posta iletilerinde aşağıdaki ifadeler
bulunmaktadır (Belge 24):
“(…..) Bey merhaba,
Mart tarifesi için İstanbul için gelen ilk fiyatlan paylaşıyorum.
5-6-7 basamaklarda (…..)’nun da rekabetçi olduğunu görüyoruz, şahıs fiyatlarında (…..) TL’lik
daha düşük fiyatlara sahipler. Tüzel araç fiyatlarında biz daha iyi görünüyoruz.
(…..)’nın tarifesini yarın sabah itibari ile açacağı şeklinde bilgi aldık, diğer bölgelere ait
rakamları da sabah konsolide ederek paylaşıyor olacağız.
İyi çalışmalar, (…..)”
“(…..) bey merhaba,
Trafik fiyatları ile ilgili OAB bölgemizden gelen fiyatlar ekte yer almaktadır.
Konya ve Karaman da bizden daha rekabetçi fiyat veren şirketler var, Karaman da (…..)
fiyatları da rekabetçi.
Ankara da (…..)’nın fiyatları bizden (…..) bandında daha pahalı görünüyor.
İyi çalışmalar, (…..)”
17-23/383-166
43/197
(147) Yönetici Asistanı (…..) tarafından (…..) ve (…..)’a 30.04.2015 tarihinde gönderildiği
anlaşılan “Mart 2015 Faaliyet sonuçları” konulu e-posta ekinde bulunan “Bilgi notu son
hali 29.04.2015.docx” adlı dosyada aşağıdaki ifadeler bulunmaktadır (Belge 25):
“GÜNEŞ SİGORTA A.Ş.
MART 2015 FAALİYET SONUÇLARI
Hazine tarafından yapılan IBNR (GERK- Gerçekleşmiş ancak rapor edilmemiş.) hesaplama
kural değişikliğinin neticesinde 2015 yılı birinci 3 aylık sonuçlarına göre Net zarar ( -) (…..) Bin
TL olmuştur. Eğer kural değişikliği olmasa idi Net zarar (-)(…..) Bin TL olacak idi.
İlişikteki ekli kar zarar tablolarına bakıldığında farkın MAMS (Trafik) branşından kaynaklı
olduğu görülmektedir. Kural değişikliğinden sonra MAMS ( Trafik ) branşındaki (-) (…..) Bin
TL olan zarar, kural değişmeseydi (-) (…..) Bin TL olacaktı. Dolayısıyla bu kural değişikliğinin
Trafik branşını büyük ölçüde etkilediği görülmektedir.
Trafik branşının etkilenmesinin başlıca nedenleri şu şekilde sıralanabilir:
1. Kural değişikliği olmasaydı oluşacak olan zarar dönemseldir ve KPK (Kazanılmamış primler
karşılığı) kaynaklıdır.
2. Trafik branşında sektör rekabetinden dolayı ilk (…..) ay fiyatlarımızı düşürmediğimiz için
üretimimiz hedefin %(…..) altında gerçekleşmiştir. Mart ayı itibarıyla primlerimizde artış
olmuştur ve bu nedenle KPK etkisi ortaya çıkmıştır…”
(148) Teşebbüs çalışanı (…..) tarafından Grup Müdürü (…..)’a ve diğer çalışanlara 06.05.2015
tarihinde gönderildiği anlaşılan “RE: trafik benchmark” konulu e-posta iletilerinde
aşağıdaki ifadeler bulunmaktadır (Belge 26):
“Günaydın,
Ege bölge müdürlüğümüzden gelen Trafik fiyatları il bazında aşağıda belirtilmiştir. İzmir ilinde
özellikle 4. Basamakta bizden daha rekabetçi fiyatların olduğu, Manisa ilinde gerçek kişide
(…..)’ın, Tüzel kişilerde ise (…..)’nın fiyatlarının rekabetçi olduğu, Aydin ilinde ise (…..).
Basamak hariç fiyatlarımızın genel olarak rekabetçi olduğunu görülmektedir.”
(…..TİCARİ SIR…..)
I.4.1.8. HDI’de Yapılan Yerinde İncelemelerde Elde Edilen Belgeler
(149) 21.01.2016 tarihinde HDI’de yapılan yerinde incelemede elde edilen, Genel Müdür
(…..)’ndan Genel Müdür Yardımcısı (…..) ve Oto Kaza ve Tarifeler ve Raporlama Müdürü
(…..)’a gönderildiği anlaşılan 23.11.2015 tarihli ve “trafik tarifesi” konulu e-posta iletisinde
aşağıdaki ifadeler bulunmaktadır (Belge 27):
“Arkadaşlar
Maalesef (…..) rezerv eksiği epey çıkacak ((…..))
Ne yaparsak yapalım, hasar trendi maalesef buna sebep oluyor
Dolayısıyla sizden ricam
bir çalışma yapıp;
Bedeni hasar gidişatı, değer kaybı, yılbaşına gelecek asgari ücret farkı, ocaktaki teminat artışı
v.b sebeplerden dolayı
çok ciddi bir tarife artışı yapmalıyız
Ama özeleştiri yapmayı da unutmayalım
bu gidişatı daha önceden sezip gerekli hamleleri yapmalıydık
bazen ben zorlamasam zam bile yapmayacaktınız
gerekiyorsa çok küçülmeliyiz
neyse dramatize etmek istemiyorum durumu
yeter ki gerekeni yapalım
her zaman söylediğim gibi önce dibi görelim, hangi üretim seviyesinde para
kaybetmeyeceksek o seviyeye gelelim
sonra Pazar müsait olursa hamleler yaparız
çalışmanızı bekliyorum”
17-23/383-166
44/197
I.4.1.9. (…..)’e Yapılan Yerinde İncelemelerde Elde Edilen Belgeler
(150) 15.03.2016 tarihinde BEREKET’te yapılan yerinde incelemede elde edilen,
adkkarari@ e-posta adresinden şirket çalışanları (…..) ve (…..) adlı
kişilere gönderilen 07.05.2014 tarihli ve “ADK Kararı Güncellendi: 3002006-0:İşlem
Yapacak Birim” konulu e-posta iletisinde aşağıdaki ifadeler yer almaktadır (Belge 28):
“Karar Metni:
5-) Akdeniz Bölge Müdürlüğü tarafından gelen yazıyla. [… ] Acenteliğinin trafik fiyatlarında
Afyon-Merkez’de (…..) ve (…..) grubuna ait (…..) araçlarında, yeni kayıt ve hasarsız
poliçelerde tüm yaş grubunda diğer şirketler fiyatlarına yaklaştırılması (%(…..) civarı indirim
yapılması) ile ilgili ekteki talebi değerlendirilmiş acentenin münhasır olması nedeniyle, trafik
fiyatlarının rekabetçi hale getirilmesi ve şirketimiz trafik karlılık kriterleri çerçevesinde dikkate
alınarak değerlendirilmesi (ARGE tarafından) oy birliği uygun görülmüştür. (İşlem: AR-GE Md.-
Takip: Akdeniz Bölge Md.)”
(151) (…..)@ e-posta adresinden teşebbüs çalışanı (…..)’ye gönderilen
01.07.2015 tarihli ve “TRF SİGORTALARI” konulu e-posta iletisinde aşağıdaki ifadeler
yer almaktadır (Belge 29):
“(…..) KARDESİM MERHABA ..
TRF SİGORTA FİATLARIMIZ YUKSEK KALDI.. ÜÇ AYLIK YENİ DÖNEM İÇİN YAPILACAK
BİŞEY OLMADIĞINI BİLİYORUM AMA PAYLAŞAYIM DEDİM. ÖRNEKLER AŞAGIDA...
09 P PLAKALI 18+1 OTOBÜS 6.BASAMAK BİZDE (…..) TL..
6.BASAMAK (…..) TL..
09 PLAKA 7.BASAMAK H.OTOMOBİL BİZDE (…..) TL
(…..) TL
NAZİLLİ GENELLİKLE ŞUBELERE ALIŞTI. BİRDEN ÇOK SAYIDA ACENTELİK OLUNCA
REKABET İHTİMALİMİZ HİÇ KALMADI...
HAYIRLISI İNŞALLAH”
(152) BEREKET Genel Müdürü (…..)’ın bilgisayarından elde edilen ve 08.10.2015 tarihinde
yapılan acente ziyaretlerine ilişkin “Bölge Ziyaret Raporu”nda, acentelerin Trafik Sigortası
branşında fiyatların diğer sigorta şirketlerine göre yüksek olduğunu ifade ettikleri, daha iyi
rekabet edebilmek adına fiyatların aşağı çekilmesini talep ettikleri görülmektedir (Belge
30).
I.4.1.10. ORIENT’te Yapılan Yerinde İncelemelerde Elde Edilen Belgeler
(153) 15.03.2016 tarihinde ORIENT’te yapılan yerinde incelemede elde edilen, Genel Müdür
(…..) tarafından Teknik Direktör (…..)’a gönderilen 13.12.2013 tarihli ve “YNT: trafik”
konulu e-posta iletisinde aşağıdaki ifadeler bulunmaktadır (Belge 31):
“(…..)
Hazirlik mahiyetinde umumi herhangi bir trafik ve kasko tarifelerini herhangi bir yerden temin
edebilir misin?
Bunun uzerinde calisirmisin?
(…..)”
(154) Aynı e-postaya ilişkin olarak Teknik Direktör (…..) tarafından Genel Müdür (…..)’e
gönderilen aynı tarihli ve aynı konu e-posta iletisinde aşağıdaki ifadeler bulunmaktadır
(Belge 31):
“(…..) Bey,
TSB’nin sitesinde trafik için rehber tarife var. Bu tarifeyi indirdim. Şirketler rehber tarife
üzerinden risk iştahlarına bağlı kendi tarifelerini oluşturuyorlar.
Kasko için rehber tarife yok. Diğer şirketlerden temin etmeye çalışırım.
Saygılarımla,
(…..)”
17-23/383-166
45/197
(155) (…..) Sigorta Aracılık Hizmetleri Ltd. Şti. tarafından Genel Müdür (…..)’e gönderilen
21.10.2014 tarihli e-posta iletisinde aşağıdaki ifadeler bulunmaktadır (Belge 32):
“KARAYOLLARI TRAFİK ZORUNLU MALİ SORUMLULUK SİGORTASI
İSTATİSTİKLERİ OTOBÜS (SÜRÜCÜ DÂHİL 31 VE ÜSTÜ KOLTUK)
ŞİRKET ADI ŞİRKET KODU
POLİÇE
ADET
ALINAN
PRİM
TOPLAM ÖDENEN
TAZMİNAT DOSYA ADET
(…..) (…..) 3.294 13.860.260 1.846.348 679
(…..) (…..) 3.469 12.967.601 2.682.386 944
(…..) (…..) 731 2.471.153 3.396.120 655
(…..) (…..) 4.729 12.771.772 1.971.831 621
(…..) (…..) 548 1.305.167 2.143.465 229
(…..) (…..) 692 2.277.737 1.391.977 137
(…..) (…..) 509 2.935.860 937.874 430
(…..) (…..) 459 1.458.935 1.022.095 98
(…..) (…..) 856 1.761.147 1.237.898 483
(…..) (…..) 1.441 4.309.716 944.820 391
(…..) (…..) 1.224 5.105.481 531.185 111
(…..) (…..) 19.205 64.537.807 26.679.160 5.873
(…..) tane trafik sigortası yaparsak abi bu iş kara dönüyor
Şu anda sarı ile işaretli olmayanlar geçmiş seneki muallatlerinden dolayı zarardalar yani yeni
fiyatlarla yazanlar hep kar etmiş
Ben bu şirketler arasında
(…..)
(…..)
(…..)
(…..)
(…..)
(…..)
Oyuncusuyum
Özellikle ağırlık (…..), (…..), (…..) arasında
Görüldüğü üzere iyi bir oyunla zarar etmez
Güzel bir politikayla
(…..) tane araç alınabilir bu iştetede tarife yapmayacaksınız
Cıkan neyse %(…..) altına vermek yeterli
(…..)da ki trafiklerin hepsi kazalı araçların trafikleridir onlard ucuz poile almıyoruz...”
(156) Trafik Sigortası prim teklif talebine aracılık eden (…..) tarafından Bireysel Sigortalar
Müdürü (…..), Teknik Direktör (…..) ile Satış Direktörü (…..)’a ve bilgi olarak Genel Müdür
(…..)’e gönderilen 24.09.2015 tarihli ve “FW: Trafik Teklif Hak.” konulu e-posta iletisinde
aşağıdaki ifadeler bulunmaktadır (Belge 33):
“(…..)’un 9 adet aracı için trafik fiyatı talebi bulunmaktadır.
Bu firma çok büyük bir (…..) firması olup hasar primleri de iyidir.
İlişkilerimizin çok iyi olduğu bu şirkete rekabetçi fiyat verebilir isek hem trafik hem de
kaskolarının tamamını yapabiliriz.
Yıllık prim üretimleri de çok yüksektir.
Bu firma için zaten sizi en kısa zamanda ziyaret edip özel bir fiyat tanımlaması yapabilmeyi
umut ediyorum.
Ekte firmadan gelen bir talep var.
Bu süre zarfında bu araçlar için rekabetçi bir fiyat verebilir miyiz?
Yardımlarınızı rica ediyorum.
(…..)…”
17-23/383-166
46/197
(157) Aynı e-postaya ilişkin olarak Bireysel Sigortalar Müdürü (…..) tarafından Trafik Sigortası
prim teklif talebine aracılık eden (…..), Teknik Direktör (…..) ile Satış Direktörü (…..)’a ve
bilgi olarak Genel Müdür (…..)’e gönderilen aynı tarihli ve “RE: Trafik Teklif Hak.” konulu
e-posta iletisinde aşağıdaki ifadeler bulunmaktadır (Belge 33):
“(…..) Bey Merhabalar,
Trafik sigortasında mevcut sistem tarifemizi kullanıyoruz ve fiyat tarifemizde kar-zarar
açısından piyasadan farklı olarak aslında olması gerektiği bir seviyede olduğu için fazla bir
rekabet gücü bulunmuyor. Firma tanıdığımız ve yabancı da olmadığımız bir firma ama
maalesef ki trafik tarifemiz özellikle (…..) grubunda kurumun hedefindeki primin çok çok
üzerine kalabilir. Eğer bir hedef prim var ise size çok daha net bir ifadede bulunabilirim.
Görüşmek dileği ile iyi çalışmalar dilerim.”
(158) Aynı e-postaya ilişkin olarak Bireysel Sigortalar Müdürü (…..) tarafından Trafik Sigortası
prim teklif talebine aracılık eden (…..), Teknik Direktör (…..) ile Satış Direktörü (…..)’a ve
bilgi olarak Genel Müdür (…..)’e gönderilen 25.09.2015 tarihli ve “RE: Trafik Teklif Hak.”
konulu e-posta iletisinde aşağıdaki ifadeler bulunmaktadır (Belge 34):
“(…..) Bey Merhaba,
Öncelikle bilgi dönüşü için teşekkür ederim. Belirttiğim gibi, genel olarak Trafik Sigortalarında,
işin özelinde ise (…..) grubunda rekabetçi fiyat tarifemiz ve politikamız bulunmuyor.
Burada olan fiyatların (…..) katı çıkan bir tarifemiz var. Bu sebeple bu tür araçlarda maalesef
ki rekabetçi olamıyoruz. Göürşmek dileği ile ”
(159) Bireysel Sigortalar Müdürü (…..) tarafından Genel Müdür (…..)’e ve bilgi olarak Teknik
Direktör (…..)’a gönderilen 08.01.2016 tarihli ve “Doğa Sigorta Aralık 2015 Trafik Prim
Üretimi” konulu e-posta iletisinde aşağıdaki ifadeler bulunmaktadır (Belge 35):
“(…..) Bey,
(…..) Sigorta Aralık 2015 Trafik Prim Üretimi (…..) TL dir.
Arz ederim.”
(160) Bireysel Sigortalar Müdürü (…..) tarafından Genel Müdür (…..)’e ve bilgi olarak Teknik
Direktör (…..), Genel Müdür Yardımcısı (…..) ile İnsan Kaynakları ve İdari İşler Asistanı
(…..)’a gönderilen 28.12.2015 tarihli ve “RE:SGM Sigortacılık Duyuru ve Görüş Sorma
Sistemi Bilgilendirme Mesajı” konulu e-posta iletisinde aşağıdaki ifadeler bulunmaktadır
(Belge 36):
“(…..) Bey,
Trafik Sigortalarında oluşan yüksek fiyatlama ile ilgili şikayetlerin sonucunda Hazine tarafından
atılan bir adım olarak yorumluyorum.
Serbest tarife öncesinde her ay tarife yükleme gibi bir durum var idi. Serbest tarife ile bu
uygulama ortadan kalmış idi. Şimdi aynı uygulamayı tekrar getiriyorlar.
(1) Maddede iki husus bulunuyor
a. Aktüer’i de işin içine katarak “Aktüer’in tarife hakkındaki kanaatleri gerekçeleri ile”
ifadesi ile Sigorta Şirketlerinin hareket alanını kısıtlıyor. Her ne kadar Aktüer
sadece “görüş” bildiriyor olsa da yüksek fiyatlama yapılan işlerde olumsuz görüş
ifade edilmemesi için Aktüer’e de fiyatlama gerekçelerinin detaylı olarak
anlatılması gerekiyor.
b. En önemli hüküm ise “Müsteşarlık fiyatların değiştirilmesini talep edebilir… talep
gecikmeksizin işlem tesis edilir” ifadesidir. Bu ifade ile Müsteşarlığın fiyatlara
doğrudan müdahale edebileceği belirtilmektedir.
(2) Madde ile SBM’nin tarifeleri toplayıp ortalamanın dışında fiyatlanan araç grupları ve
illerini müsteşarlığa raporlayacakları belirtilmektedir.
(3) Madde en ağır maddelerden bir tanesi olup Sigorta Şirketlerine internet sitelerinden
Trafik Sigortası Fiyatı verme zorunluluğu getirmektedir.
(4) Madde ile Yukarıdaki şartları sistemimize tanımladıktan sonra “Otorizasyon” ya da
“Hataya Düşürme” gibi uygulamaları ayrıca kontrol edileceği bildiriliyor.
Özetle serbest tarife uygulaması kalkmıştır.
17-23/383-166
47/197
İlrleyen günlerde sektörde yer alan gelişmeler ve Şirketimizce yapılacak uygulamalar hakkında
daha detaylı analizler yapılacaktır.
Bilgilerinize arz ederim.”
I.4.1.11. RAY’da Yapılan Yerinde İncelemelerde Elde Edilen Belgeler
(161) 22.01.2016 tarihinde RAY’da yapılan yerinde incelemede elde edilen, Oto Teknik
Sorumlusu (…..) tarafından Genel Müdür Yardımcısı (…..)’a gönderilen 18.07.2014 tarihli
ve “Denetçi Yorum” konulu e-posta iletisinde aşağıdaki ifadeler bulunmaktadır (Belge 37):
“(…..) Bey,
Bağımsız denetim firmasından kasko ve tarik ürününde önceki aya göre üretim artış ve
azalışları ile ilgi birkaç cümlelik yorum yapmamızı istediler…
Aşağıdaki şekilde bir yorumu ileteceğim. Ne dersiniz.
… Kasko ve Trafik ürünlerinde aylar arası üretim farklılığı olabilmektedir. Bir önceki yıl üretilen
poliçelerin belirli bir bölümünün bu yıl yenilemesi yapıldığından geçen yıl üretilen prim miktarı
bu yılki üretim üzerinde etkili olmaktadır. Ayrıca rakip şirketlerin fiyat politikaları sonucu üretim
artışı veya düşüşü yaşanabilmekte olup, piyasa şartları takip edilerek fiyat ayarlamaları
yapılabilmekte ve aylar arasında prim üretimi farklılıkları oluşabilmektedir.”
(162) Söz konusu e-postaya cevaben aynı gün Genel Müdür Yardımcısı (…..)’dan Oto Teknik
Sorumlusu (…..)’a gönderilen e-postada ise, “Ok” ifadesine yer verilerek, yukarıdaki
hususlar onaylanmıştır.
(163) Uluslararası Yatırımcılar Derneği (YASED) Kıdemli Uzmanı (…..) tarafından (…..) (AK
SİGORTA), (…..) (ALLIANZ), (…..) (ALLIANZ), (…..) (AXA), RAY Genel Müdür
Yardımcısı (…..) ve (…..)’a (RAY) gönderilen 09.11.2015 tarihli ve “YASED YAZI
HAZIRLIĞI-26 Ekim tarihli düzenleme ile trafik sigortalarına tavan fiyat konusu” konulu e-
postaya ilişkin olarak aynı gün RAY Genel Müdür Yardımcısı (…..) tarafından gönderilen
e-postada, aşağıdaki ifadeler bulunmaktadır (Belge 38):
“ …trafik sigortası tarifelerinin sigorta şirketleri tarafından serbestçe belirlenmesine 2014
yılından itibaren izin verilmiştir. Ancak, Hazine Müsteşarlığı tarafından 27.10.2015 tarihinde
yayımlanan yazı ile Trafik sigortalarında kamyon, kamyonet, minibüs, otobüs… ve taksi araç
türleri için uygulanmak üzere azami brüt prim tutarları belirlenmiş ve tarifelerini serbestçe
belirleyen sigorta şirketleri, bu uygulama ile beraber adı geçen araç gruplarında bu
serbestiyelerini kaybetmişlerdir.
Kanun gereği tüm araç sahipleri tarafından satın alınmak zorunda olan trafik sigorta poliçesinin
fiyatları üzerinde kamunun bir gözetimi olması anlaşılır bulunmaktadır. Ancak, fiyatlara yapılan
müdahalenin de Kanunda belirtildiği üzere, sigortacılık esasına ve genel kabul görmüş
aktüeryal teknikleri gözetilerek gerçekleştirmesi esas olmalıdır…
Bilindiği üzere, trafik sigortaları sektörün yıllardır zarar yazdığı bir sigorta türüdür. Sektör için
zararlı sonuçlar üreten bu sigorta türünde kamunun sigorta primlerine müdahale edecek
düzeye gelen bir endişesinin varlığı durumunda, bu endişenin sektörle paylaşılması ve
konunun sektörle bir araya gelinerek tüm yönleri ile değerlendirilmesinin ardından alınacak
aksiyona karar verilmesi en doğru yaklaşım olacaktı.”
17-23/383-166
48/197
(164) Aynı e-postaya ilişkin olarak 10.11.2015 tarihinde (…..) (AXA) tarafından gönderilen e-
postada ise, aşağıdaki ifadeler bulunmaktadır (Belge 39):
“…
Bilindiği üzere Sigorta Sektörü Trafik Sigortalarında yıllardır zarar etmektedir.
Sektörün zararının alınan primlerin mevcut ve gelecekte bildirilecek hasarları karşılayamaması
gerçeğinden kaynaklandığı sektörü yakından tanıyan her kurum tarafından bilinen bir
durumdur. Sektörümüz Bedeni zararlar ve Değer Kaybı gibi Maddi Hasarlara ilişkin
düzenlemeler ve de yargı ve uygulama kararlarıyla zararlı gidişi tersine çevirmekte ciddi
anlamda zorluk yaşamaktadır.
Uzun yıllara varan birikmiş zararın boyutları son yıllarda şirketlerin sermaye yapılarını ve
dolayısıyla mali yeterliliklerini olumsuz etkilemektedir. Bunun en son örneği bir yıl içerisinde
faaliyeti durdurulan 2 sigorta şirketidir. Bu boyutlara varan bir zarar sektör yatırımcıları
açısından yeni sermaye ihtiyacı doğurması bakımından son derecede zorlayıcı noktalara
ulaşmış olup; trafik kazalarından mağdur olanların haklarının ileriye dönük olarak korunmasını
sağlayacak mekanizmalar hızla aşınmaktadır.
Durum böyle olmakla birlikte, yaşanan sıkıntıların aşılabilmesinin tek yolu olan riski
karşılayabilecek yeterli primin alınması önünde engeller çıkarılmasına dönük kararların
peşpeşe devreye sokulmuş olması, sektör temsilcileri ve yatırımcılarını ciddi bir endişeye sevk
etmektedir.
…”
(165) Oto Teknik Sorumlusu (…..) tarafından Genel Müdür Yardımcısı (…..)’a gönderilen
19.01.2016 tarihli ve “TRAFİK TARİFE DEĞİŞİKLİĞİ_ŞUBAT 2016” konulu e-posta
iletisinde aşağıdaki ifadeler bulunmaktadır (Belge 40):
“(…..) Bey,
Ocak 2016 Trafik sigortası planımız (…..) -Adet poliçe, 8 (…..) prim olarak belirlenmiştir. Üretim
trendi incelendiğinde (…..) aralığında plice, (…..) aralığında prim üretimi gerçekleşeceği
tahmin edilmektedir.
Yapılan sektör analizlerinde bir çok şirketin Trafik sigortasında Ocak ayında 2-3 kat
büyüdükleri gözlemlenmiş olup, bu şirketlerin yukarı doğru fiyat hareketi yapması durumunda
primlerimizin düşük kalacağı ve planlamamızın üzerinde üretim yapma olasılığımız olması göz
önüne alınarak Şubat 2016 dönemi için aşağıdaki artışlar planlanmıştır.
Genel olarak (…..) ve (…..) kullanım tarzında ortalama %(…..) oranında artış, ayrıca frekansı
yüksek olan spesifik segmentlerde ilave artışlar planlanmıştır…”
I.4.1.12. SBN’de Yapılan Yerinde İncelemelerde Elde Edilen Belgeler
(166) 22.01.2016 tarihinde SBN’de yapılan yerinde incelemede elde edilen, Teknik Müdür
(…..)’dan Kurumsal Pazarlama Müdürü (…..)’na gönderilen 23.10.2015 tarihli ve “RE:
Trafik sigortaları fiyatlandırma hakkında” konulu e-posta iletisinde aşağıdaki ifadeler
bulunmaktadır (Belge 41):
“(…..) günaydın,
Cevaplarımız aşağıdadır.
1. Trafik sigortaları bu sene de rekor zararlardan birine imza atacak. Büyük fiyat artışlarına
rağmen ortaya çıkan bu zararda geçmiş yıl hasarlarının ne oranda etkisi olduğunu
düşünüyorsunuz? Bu konuyla ilgili tahminlerinizi bizimle paylaşır mısınız?
Türkiye Sigorta Birliği’nin açıkladığı sonuçlara göre; trafik sigortasında ilk yarıyıl teknik
zararı, geçen yılın aynı dönemine göre üç’e katlamış durumdadır. Bunun yanında kanun
koyucunun yeni bir yasa çıkartması durumunda sektöre getirilecek olan yükler daha da
artabilir. Günümüzdeki zararın bu kadar artmasının sebebi geçmiş yıllarda uygulanan fiyat
politikaları olup, geçmiş yıllardan gelen zararların toplam içindeki payının %80 lik kısmına
tekabül edeceğini düşünmekteyiz.
17-23/383-166
49/197
2. Trafik sigortalarında bu yıl gelinen prim miktarlarını nasıl buluyorsunuz? Sizce şu andaki
fiyatlarla sektör ileride zarar etmeyecek bir fiyat seviyesine ulaştı mı? Bu konuda
tüketicilerden gelen serzenişleri haklı buluyor musunuz?
Branş bazında zarar edilmiş olması, yapılan prim hesaplarının hatalı olduğunu ya da
rekabet ortamının sonucunda uygulandığını gösteriyor.
Branşın h/p oranına baktığımızda bu fiyatların şirketlere kar getireceğini ve bunun
sonucunda prim artışının şirketlerin daha rahat pozisyon almalarını sağlayacağını
düşünüyoruz.
Tabi ki tüketicilerin bir anda oluşan prim artışından memnuniyetsiz olmaları gayet doğal
bir tepkidir.
3. Trafik sigortalarında yayınlanan yeni yönetmelikte yer alan değişikliklerin trafik sigorta
primlerinde artışa sebep olduğu görüşüne katılıyor musunuz? Yeni yönetmelikte gelen ek
yükün fiyatlara ne oranda yansıdığını düşünüyorsunuz?
Genel Şartlarda yapılan değişiklikle bu branşta fiyatlamanın daha doğru bir şekilde
yapılabilmesine yönelik adımlar atılmış olup, sektör ortalama primlerin yükseldiği bu
düzenlemenin sonucunda %25 oranında artışın olduğunu düşünmekteyiz.”
(167) Söz konusu e-posta aynı gün içinde Teknik Müdür (…..) tarafından (…..)’na ve bilgi olarak
ise Genel Müdür (…..)’a iletilmiştir.
(168) Kurumsal Pazarlama Müdürü (…..) tarafından Teknik Müdür (…..)’a gönderilen
30.11.2015 tarihli ve “SORULAR” konulu e-posta iletisinde aşağıdaki ifadeler
bulunmaktadır (Belge 42):
“…
2. 2015 yılında sigorta sektörünün özellikle trafik branşından kaynaklanan olumsuz etkiler
nedeniyle yüksek bir teknik zarar tablosu ile karşılaştığı biliniyor. Bu konuda şirket olarak neler
düşünüyorsunuz? 2016 yılında teknik karlılık ve risk analizi anlamında almayı planladığınız
kararlar nelerdir?
Trafik branşında sektörün yaşadığı zararlar geçmiş yıllara dayanmakta olup, başlangıçta bu
zarar rekabetçi fiyatlamadan olmaktaydı. Genel itibarı ile incelendiğinde ise dönemsel olarak
Hazinenin Trafik branşına ilişkin yaptırımlarının da o dönemlerde zararın artmasına sebep
olduğunu söylemek mümkün. 2014-2015 yılları da buna iyi birer örnek. SBN olarak biz kullanım
tarzı, plaka ve hasar geçmişi gibi verilere dayanarak ve maliyeti etkileyen diğer konuları da göz
Önünde bulundurarak, (örneğin son dönemde değer kaybı ve çok yakında asgari ücrette
beklenen artış konuları) fiyatlama yapmaktayız. Bu fiyatlamanın rakamsal dönüşü trafik
sigortalarında ortalama 3-4 yıllık bir süre aldığı için zaman almakla beraber son yıllarda Şirket
olarak bir iyileşme yaşadığımızı söyleyebiliriz. 2016 yılında da geçmiş yıllardaki politikalarımız
geçerli olacak olup, kesinlikle değer kaybı, asgari ücret güncellemesi gibi konuların da
maliyetlere yansıtılacağını söyleyebiliriz.
…
4. Önümüzdeki dönem içerisinde sektörü büyütebilecek yasal düzenlemelerin ve sektörü
geliştirecek yeni uygulamaların neler olduğunu düşünüyorsunuz?
Önümüzdeki dönem içerisinde özellikle trafik branşında aktüeryal hesap ile mahkemenin
belirlediği tazminat tutarı arasındaki farkı yok edecek standart bir tazminat hesaplama
metoduna geçilirse şirketler hasar beklentilerini daha doğru belirleyerek tarifelerini daha doğru
oluşturabilecekler. Bu da trafik branşında hacmi artıracaktır. 2015 yılında trafik branşında
genel şartlarda yapılan düzenlemelerin gerçek etkileri ancak 2016 yılında etkisini gösterecek
olup, bu düzenlemelerin prime etkisi mutlak olacaktır…”
17-23/383-166
50/197
I.4.1.13. DOĞA’da Yapılan Yerinde İncelemelerde Elde Edilen Belgeler
(169) 22.01.2016 tarihinde DOĞA’da yapılan yerinde incelemede elde edilen, Genel Müdür
(…..) ile teşebbüs yetkilileri (…..) ve (…..) arasında geçen 13.07.2015 tarihli ve “trafik hp”
konulu e-posta iletisinde aşağıdaki ifadeler bulunmaktadır (Belge 43):
“(…..) Bey
Son 1 yıla ait adana bölge üretim icmali ekte bilgilerinize sunarım,
(…..) bencmark primleri aşağıdaki gibi
Mersin(…..) TL (…..) TL
Adana (…..) TL (…..) TL
Gaziantep(…..) TL (…..) TL
Urfa: (…..) TL (…..) TL
Acilen HP düşük il ve il ve ilçeler haricinde zam yapıyoruz”
(170) Genel Müdür (…..) ile (…..) arasında 13-14.07.2015 tarihlerinde yapılan “trafik hp” konulu
e-posta iletilerinde bazı iller için Trafik Sigortası prim çalışmasına yer verilmekte ve
teşebbüs primleri ile diğer bazı sigorta şirketlerinin primlerinin karşılaştırılmasına ilişkin
aşağıdaki ifadeler bulunmaktadır (Belge 44):
“(…..) bey
hp oranı yüksek doğa illeri için detaylı bencmark yaptık,
Saygılarımla
(…..)
Teknik Müdür Yardımcısı
(……TİCARİ SIR…..)
From: (…..)
Sent: Tuesday, July 14, 2015 10:01 AM
To: (…..)
Cc: (…..)
Subject: RE: trafik hp
(…..) bey
(…..) kullanım tarzında, adana, mersin ve urfa trafik primleri sektör ortalamasına getirildi, (…..)
kullanım tarzı içinde ayrıca kontrol edeceğiz,
Saygılarımla
(…..)
Teknik Müdür Yardımcısı”
(171) (…..) ile (…..) arasında 16.11.2015 tarihinde yapılan “Trafik Bencmark ve zam talebi”
konulu e-posta yazışmalarında aşağıdaki ifadeler bulunmaktadır (Belge 45):
“(…..) Hanım,
(…..) trafik bencmarkları ektedir. Bu bencmarklara bakıldığında çoğu grupta fiyatlarımız
rakiplerimize göre oldukça düşüktür. Bu konuda (…..) Bey ile yaptığımız görüşmede %(…..)lik
bir zam yapılması konusunda mutabık kalmış durumdayız. Özellikle (…..) ve (…..)
Basamaklarda zam oranımızı arttırabiliriz.
Saygılarımla”
17-23/383-166
51/197
(172) Yukarıda yer verilen e-posta ilgi tutularak (…..)’den (…..)’ye gönderilen e-posta iletisinde
ise aşağıdaki ifadeler bulunmaktadır (Belge 45):
“(…..),
İzmir bl (…..) beyden gelen ekli pazar araştırması ve (…..) beyin talimatı ile (…..) ili (…..).
Basamak Trafik primlerine +%(…..) artırım ile 1 2 3 hasarlılık artırımı olan basamaklara
+%(…..) artırım tanımlar mısın
Yürürlülük tarihi; 17 11 2015”
(173) Genel Müdür (…..) ile (…..) arasında 30 Kasım 2015 - 01.12.2015 tarihlerinde yapılan
“Trafik prim” konulu e-posta iletilerinde aşağıdaki ifadeler bulunmaktadır (Belge 46):
“(…..)@> şunları yazdı:
(…..) bey Trafikte ve kaskoda çok mu düşük kaldık özellikle trafik fiyatlan sektörde son
zamanda büyük artış gösterdi
Kimden: (…..)
Gönderme Tarihi: 1 Aralık 2015 Salı 00:01
Kime: (…..)
Konu: Re: Trafik prim
(…..) ve (…..) bölgeye on gün önce (…..) % = (…..) zam yapmıştık ancak (…..) ellemedik (…..).
Basamakta (…..) tl ve fk ile (…..) tl lik bir fiyatımız istiyorsanız yarın ciddi bir artış yapalım
ancak bu ayı da yoğun ortak girişi ile geçirsek iyi olur diye karar almıştık hatırlarsanız
(…..)
(…..)”
(174) Genel Müdür (…..) ile teşebbüs yetkilileri (…..), (…..) ve (…..) arasında 16.12.2015
tarihinde yapılan “TAKSİ FİYATLARI revize” konulu e-posta iletilerinde bazı iller için
taksilere yönelik Trafik Sigortası prim çalışması yapılmış ve 4. basamak için ortalama brüt
prim (…..) TL, hasarsızlık indirimleri dahil minimum prim ise (…..) TL olarak hesaplanmış
(Belge 47) olup bu prim öngörülerine ilişkin olarak aşağıdaki ifadeler bulunmaktadır
(Belge 48):
“Vurucu bir fiyat olsun demiştik galiba (…..) bu fiyatın altında idi attığımız taş ürküttüğümüz
kurbağaya değmeyecek
(…..)
Genel Müdür”
“(…..) Hanım
Elinize sağlık ancak biz bunu bu fiyatla satamayız. Neden mi?
-(…..) ve (…..) Trakya'da (…..) arası satmaktadır.
İstanbul da ise (…..) fiyat vermektedir.
Hasarsızın 6-7.basamaklarda daha düşük fiyatlar bulunmaktadır.
Bu fiyatlar varken bizim bunu satışta göstereceğimiz cabaya değmeyecek düşüncesindeyim.
Tekrar revize ederseniz sevinirim.”
17-23/383-166
52/197
I.4.1.14. KORU’da Yapılan Yerinde İncelemelerde Elde Edilen Belgeler
(175) 15.03.2016 tarihinde KORU’da yapılan yerinde incelemede elde edilen, teşebbüs çalışanı
(…..) tarafından teşebbüs çalışanları (…..) ve (…..)’e gönderilen 23.02.2016 tarihli ve
“Trafiğin Ocak Hali” konulu e-posta iletisinde ve ekinde aşağıdaki ifadeler yer almaktadır
(Belge 49):
“14 şirket adet küçülürken 11 şirket adette artmış, artan ortalama primler (…..) gibi şirketlerde
yazma iştahını korumuş. En radikal küçülme (…..)'da gözüküyor, ancak ortalama primi sektör
ortalamasının altında, (…..) ortalama primi (…..)’ya göre daha yüksekken poliçe büyümesi
%(…..), bu da hasarlı kademe veya otomobil dışı kullanıp tiplerinde yazdığı anlamına gelebilir.”
Trafik Ocak-2016-2015 2016 Ocak
Şirket Adı Poliçe Adet Yazılan Prim Ortalama Prim
(......) 21.255 11.294.178 531
(…..) 277.184 187.388.003 676
(…..) 79.291 76.456.065 964
(......) 15.434 6.988.856 453
(…..) 1.639 604.803 369
(…..) 133.482 124.225.321 931
(......) 43.756 13.914.953 318
(…..) 3.055 2.297.918 752
(…..) 11.281 5.763.008 511
(......) 9.122 4.965.252 544
(…..) 37.955 18.429.228 486
(…..) 149.469 90.829.900 608
(......) 11.427 10.301.527 902
(…..) 5.576 3.481.993 624
(…..) 2.667 1.295.178 486
(......) 190.199 132.647.797 697
(…..) 43.293 29.793.499 688
(…..) 338 77.756 230
(......) 11.427 8.877.755 777
(…..) 12.678 10.746.993 848
(…..) 91.838 61.369.876 668
(......) 77.207 37.173.570 481
(…..) 21.807 13.163.783 604
(…..) 2.064 1.073.325 520
(......) 4.356 1.612.742 370
Toplam (Hayat Dışı
Şirketler) 1.257.798 854.773.278 680
I.4.1.15. TURKLAND’ta Yapılan Yerinde İncelemelerde Elde Edilen Belgeler
(176) 15.03.2016 tarihinde TURKLAND’ta yapılan yerinde incelemede, Genel Müdür
Yardımcısı (…..) tarafından Genel Müdür (…..)’e gönderilen 02.04.2015 tarihli ve “RE: trf
fiyat” konulu e-posta iletisinde aşağıdaki ifadeler bulunmaktadır (Belge 50):
“(…..)’ın gönderdiği tekliflere baktım,
Birisi (…..). Yaptıkları indirim malum;
Araç hususi oto, Antalya plaka (…..). Basamak bizde (…..),- TL (…..), -TL
Diğeri (…..),(…..) basamak tüzel kişi, (…..) sigortalanıyor.
Bu bizde pahalı çünkü bu basamağı istemiyoruz.
Durum bu şekilde
Syg.”
17-23/383-166
53/197
I.4.1.16. UNICO’da Yapılan Yerinde İncelemelerde Elde Edilen Belgeler
(177) 15.03.2016 tarihinde UNICO’da gerçekleştirilen yerinde incelemede, Garanti Yatırım
Araştırma Yetkilisi (…..) tarafından gönderilen 18.11.2016 tarihli ve “Sigortacılık Sektörü:
Olası ücret artışı 2016’da sigorta şirketi karlarını ciddi oranda azaltabilir; AKGRT ve
ANSGR negatif” konulu e-posta iletisinde aşağıdaki ifadeler bulunmaktadır (Belge 51):
“Asgari ücrette artış, elementer sigorta şirketlerinin karşılılık yükümlülüklerini ciddi oranda
artırıyor.
Bilindiği gibi bir süredir asgari ücretin 1 Ocak 2016’dan itibaren %30 civarında artırılacağı
konuşuluyor. Bu artış, hayat dışı sigorta şirketlerinin, özellikle trafik segmentinde yoğun
şirketlerin, karşılık yükümlülüklerini yaklaşık %30 artıracak.
Trafik sigortasında özellikle bedeni hasar tazminatları hesaplanırken 2 kriter dikkate alınıyor.
Hasar gören kişinin kalan ömrü ve geliri. Gelir hesabında ise ekseriyetle baz alınan ücret asgari
ücret. Dolayısıyla bu tarafta yapılacak %30 artış, tazminat yükümlülüklerini yukarı taşıyacak.
Hesaplamalarımıza ve son bilançolarına göre bedeni hasar tazminatı için ayrılan karşılık (…..)
ve (…..) Sigorta için sırasıyla (…..) TL ve (…..) TL civarında. Bu tutarların %30 artırılması (…..)
için ek (…..) TL, (…..) Sigorta için ise ek (…..) TL karşılık anlamına geliyor. Asgari ücret artışı
Ocak 2016’da gerçekleşirse, karşılıkları 1Ç16 bilançolarında görüyor olacağız. Hatırlatmak
gerekirse 2016 konsensus kar beklentisi (…..) için (…..) TL, (…..) Sigorta için (…..) TL
seviyesinde
Kasko tarafında maliyetlerin yaklaşık %(…..)’i yedek parça, %(…..)’u ise işçilik maliyeti ve
işçilik maliyetinin büyük bir kısmı asgari ücretlilerden oluşmakta. Ancak, kasko tarafındaki
artışın trafiğe göre ihmal edilebilir olacağı tahmin ediliyor.”
I.4.1.17. ZİRAAT’te Yapılan Yerinde İncelemelerde Elde Edilen Belgeler
(178) 15.03.2016 tarihinde ZİRAAT’te yapılan yerinde incelemede elde edilen, Bireysel Teknik
Yöneticisi (…..) tarafından Genel Müdür (…..)’ya, bilgi olarak Grup Müdürü (…..) ile Oto
Sigortaları Yöneticisi (…..)’a gönderilen 15.01.2016 tarihli ve “Trafik Sigortası Primleri
Hk.” Konu e-posta iletisinde aşağıdaki ifadeler bulunmaktadır (Belge 52):
“(…..) Bey,
İstanbul, Ankara ve İzmir illeri için Ocak ayında olan, (…..) ve (…..) Sigortadan aldığımız 4. Ve
7. Basamak otomobil fiyatları aşağıda bilgilerinize sunulmuştur.”
(…..TİCARİ SIR…..)
I.4.2. Hazine Müsteşarlığı Tarafından Gönderilen Bilgi ve Açıklamalar
(179) Soruşturma kapsamında, dosya konusu iddiaların değerlendirilmesinde kullanılmak
üzere Hazine Müsteşarlığı’ndan talep edilen bilgilere istinaden gönderilen cevabi yazıda
yer alan ifadelere aşağıda yer verilmiştir.
17-23/383-166
54/197
(180) Hazine Müsteşarlığı’nın 4059 sayılı Kanun’un 2. maddesinin (e) bendi ile 5. maddesinin
(c) bendi çerçevesinde sigortacılık sektöründe düzenleme ve denetleme yetkisine sahip
olduğu belirtilerek, Trafik Sigortası’na ilişkin esasların Karayolları Trafik Kanunu,
Sigortacılık Kanunu, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (Trafik
Sigortası) Genel Şartları (Genel Şartlar)71, Tarife Yönetmeliği, Zorunlu Sigorta Takibine
İlişkin Yönetmelik’te ve anılan kanun ve yönetmeliklerin uygulanmasına yönelik ikincil
düzenlemelerde mevcut olduğu ifade edilmiştir. Mevcut dosya konusunu oluşturan Trafik
Sigortası’nın, bir kişinin işlettiği motorlu araç sebebiyle üçüncü kişilerin uğradıkları
zararların, Karayolları Trafik Kanunu ile tesis edilen sorumluluk hükümleriyle sınırlı olmak
üzere teminat altına alınmasını konu edinmek suretiyle çift taraflı zorunluluk taşıdığı, zira
işletenin Trafik Sigortası poliçesine sahip olmasının zorunlu olmasının yanı sıra ilgili
branşta ruhsat sahibi olan sigorta şirketinin de söz konusu sigorta poliçesini düzenlemek
zorunda olduğu, nitekim Sigortacılık Kanunu’nun “Zorunlu Sigortalar” başlıklı 13.
maddesinin birinci fıkrasının “Bakanlar Kurulu, kamu yararı açısından gerekli gördüğü
hallerde zorunlu sigortalar ihdas edebilir. Sigorta şirketleri, 20 nci maddenin ikinci
fıkrasının (b) bendi ile üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla faaliyet gösterdiği
sigorta branşlarının kapsamında bulunan zorunlu sigortaları yapmaktan kaçınamaz.”
hükmünü haiz olduğu, sigorta şirketinin anılan zorunluluğa rağmen poliçe düzenlememesi
halinde Sigortacılık Kanunu’nun 35. maddesinin on dördüncü fıkrasında yer alan “Bu
Kanunun 13 üncü maddesinin birinci fıkrası hükmüne aykırı olarak sözleşme yapmaktan
kaçınanlar beşyüz günden az olmamak üzere adlî para cezası ile cezalandırılır.” hükmü
doğrultusunda cezai müeyyideye tabi olduğu dile getirilmiştir.
(181) Hazine Müsteşarlığı’nın Trafik Sigortası primlerine müdahale etme ve yaptırım uygulama
yetkisinin Tarife Yönetmeliği’nin 16. maddesinde yer alan “Müsteşarlık, trafik sigortası
prim tutarlarının; sigorta şirketlerinin mali bünyelerinin güçlendirilmesi, sektörde haksız
rekabetin engellenmesi ve sigorta şirketlerinin sigorta yapmaktan kaçınmasının
önlenmesi amaçlarıyla sigortacılık esasları çerçevesinde değiştirilmesini isteyebilir.”;
Zorunlu Sigorta Takibine İlişkin Yönetmelik’in 11/A maddesinde yer alan “…(2) Sigorta
şirketleri ruhsat sahibi oldukları ilgili sigorta branşlarında tesis edilmiş zorunlu sigortalara
ilişkin olarak sigorta poliçesi teklifi vermek zorundadırlar. (3) Sigorta şirketleri ruhsat
sahibi oldukları ilgili sigorta branşlarında tesis edilmiş zorunlu sigortalar konusuna dahil
herhangi bir rizikoyu kapsam dışı bırakacak şekilde veya poliçe tanziminden caydırmaya
yönelik fiyatlama ve komisyon tespiti yapamazlar. (4) Söz konusu zorunlu sigortalara
ilişkin portföylerinde Müsteşarlığın belirleyeceği esaslar çerçevesinde dengesizlik
bulunan sigorta şirketleri hakkında, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi Yönetmeliği
çerçevesinde tedbir uygulamaya Müsteşarlık yetkilidir.” hükümler çerçevesinde mevcut
olduğu belirtilerek, bu bağlamda Hazine Müsteşarlığı’nın 27.10.2015 tarih ve 31927 sayılı
yazısı ile kamyon, kamyonet, minibüs, otobüs (sürücü dâhil 18-30 koltuk), otobüs (sürücü
dâhil 31 ve üstü koltuk) ve taksi araç türlerinde 28.10.2015 tarihi itibarıyla ilgili yazıda
belirlenen azami bürüt prim tutarı üzerinde poliçe düzenlenemeyeceğinin karara
bağlandığı ifade edilmiştir.
71 14.05.2015 tarihli ve 29355 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Genel Şartlar ile 12.08.2003 tarihli ve
25197 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası
Genel Şartları (Mülga Genel Şartlar) yürürlükten kaldırılmıştır.
17-23/383-166
55/197
(182) Trafik Sigortası pazarındaki primlerin seyrine ilişkin, 2013 ve 2014 yılında durağan
seyreden ortalama poliçe primlerinin 2015 yılının ikinci çeyreği ile birlikte artmaya
başladığı; bu durumun, 14.04.2016 tarihinde yapılan değişikliğe kadar Trafik Sigortası ile
teminat kapsamında olmayan, bu sebeple Trafik Sigortası prim hesabında fiyatlanmayan
hasarların (sorumluluk ile ilgili olmayan riskler, tam kusurlu kişinin talepleri) yargı
kararlarıyla teminat kapsamına dâhil edilmesinden ve yargı sürecinde hasar
ödemelerinde belirsizliğin artmasına yol açan standart bir hasar hesaplama modelinin
bulunmamasından kaynaklandığı, bu itibarla tahmin edilemeyen mali yükümlülüklerin
sigortacılık prensipleri dâhilinde tüm poliçe sahiplerine yansıtıldığı, bunun yanı sıra
geçmiş dönemde aktüeryal temele oturmayan Trafik Sigortası düşük fiyat seviyelerinin
kısa vadede arttırılmasının da söz konusu artışta etkili olabileceği dile getirilmiştir.
(183) Trafik Sigortası’na ilişkin sürecin sürdürülebilir olması için finansal ve hukuki istikrarın yanı
sıra uygulanmakta olan prim seviyesinin sigortalı açısından ödenebilir; sigorta şirketi
açısından ise yükümlülükleri karşılamak için yeterli seviyede olması, bir başka ifadeyle
uygulanmakta olan prim seviyelerinin makul seviyede olması gerektiğine değinilmiştir.
Sigorta şirketleri tarafından Trafik Sigortası tarifelerinin, Sigortacılık Kanunu’nun 12.
maddesi çerçevesinde sigortacılık esaslarına ve genel kabul görmüş aktüeryal tekniklere
uygun olarak il ve araç türü temelinde ilgili araç işleteni dikkate alınarak yapılan risk
değerlendirmesi neticesinde belirlendiği ancak her işletenin risk düzeyi ve her sigorta
şirketinin risk üstlenme kapasitesi ve iştahı farklılık arz ettiğinden tarife kriterlerinin aynı
olmayacağı ifade edilmiştir. Buna ek olarak Trafik Sigortası pazarında faaliyet gösteren
sigorta şirketleri için araç türü bazında uzmanlaşmayı gerektirecek bir yasal düzenleme
bulunmamakla birlikte, sigorta fiyatlaması ve hasar tedvir sürecinin doğru yönetilebilmesi
için teknik yaklaşımın gerektiğine de değinilmiştir.
(184) Trafik Sigortası primlerinin sigorta şirketleri tarafından belirlenme sürecine ilişkin, serbest
olması esas olmakla birlikte ilk aşamada risk primi ile gerçekleşecek hasarların
ödenmesini sağlayabilecek bir prim seviyesinin belirlendiği, ikinci aşamada masraf payları
ile personel giderlerinin, acente komisyonunun ve kar payı beklentisinin risk primine
eklenmesiyle yazılacak prim tutarının belirlendiği ve son olarak yazılan poliçe primine
vergi ve yasal kesinti unsurları eklenerek sigortalıdan tahsil edilecek brüt prim tutarının
belirlendiği belirtilerek, genel olarak prim hesaplama sürecinin üç aşamadan oluştuğu ve
ilgili süreçte en önemli unsurun risk priminin doğru seviyede belirlenmesi olduğu ifade
edilmiştir. Bu doğrultuda risk priminin belirlenmesinde hasar şiddeti ve hasar frekansı
olmak üzere iki bileşenden istifade edilerek72, uygulamada sigorta şirketlerinin brüt prim
üzerinden %18 ila %25’i kadar bir tutarını masraf payları ile personel giderleri, acente
komisyonu ve kar payı olarak risk primine eklediği, bunun yanı sıra SGK payı (%10),
Güvence Hesabı payı (%2 sigortalı, %1 sigorta şirketi), Banka Sigorta Muamele Vergisi
(BSMV) (%5), Trafik Hizmetleri Geliştirme Fonu (%5)73 yasal kesintilerinin mevcut olduğu
bilgisine yer verilmiştir.
72 Söz konusu cevap yazısında, aktüeryal risk primi hesaplaması kapsamında hasar şiddetini hasar
dağılımından hareketle ulaşılan standart sapma ve ortalama hasar şiddeti (enflasyon, hasar maliyetleri,
döviz kuru gibi etmenlerin etkileri de dâhil edilmekle birlikte) ile tahmin edilmesi, hasar frekansını ise yazılan
poliçelerden gelecek hasarın tahmin edilmesi olarak tanımlanmıştır.
73 İlgili kesinti, Karayolları Trafik Kanunu’nun 91. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenmiştir.
17-23/383-166
56/197
(185) Trafik Sigortası bakımından sigorta şirketlerinin maliyet yapısına bakıldığında,
Sigortacılık Kanunu’nun 16. maddesi ve Hazine Müsteşarlığı tarafından çıkarılan “Sigorta
ve Reasürans ile Emeklilik Şirketlerinin Teknik Karşılıklarına ve Bu Karşılıkların
Yatırılacağı Varlıklara İlişkin Yönetmelik” uyarınca sigorta şirketlerinin yazdıkları
poliçelerden kaynaklanan yükümlülükleri için teknik karşılıkların ayrılmasına ilişkin
esaslar çerçevesinde, 2009-2015 yılları arasında sigorta şirketlerinin teknik karşılıkların
toplam pasifler içerisindeki payı %31 ila %40 arasında değişmesine karşın, Trafik
Sigortası pazarında faaliyet gösteren hayat dışı sigorta şirketleri özelinde bakıldığında
2009 yılında %40 seviyelerinde olan teknik karşılığın 2015 yılı sonuna gelindiğinde %60
seviyesini aşmış olduğu ve 2015 yılı sonu itibarıyla teknik karşılıkların dağılımında
kazanılmamış primler karşılığının %47,3, muallak tazminat karşılığının %47,1 ve geriye
kalan bölümün diğer karşılıklar olduğu belirtilmiştir. İlaveten, geçmişte gerçekleşmiş
ancak cari dönemden sonraki finansal raporlama dönemlerinde nakit çıkışı sağlayacak
olan hasarlara ilişkin ayrılan karşılığı ifade eden muallak tazminat karşılığı, tahakkuk eden
dosya muallak tutarları ve gerçekleşmiş ancak raporlanmamış hasarlara ilişkin tutarlar
(GERK) olmak üzere iki bileşenden oluştuğuna ve ilgili mevzuat gereği şirket aktüeri
tarafından hesaplanan GERK’in cari ya da geçmiş dönemlerde oluşan hasarlar için
gelecek dönemde oluşabilecek nakit çıkışlarının tahmini tutarını ifade ettiği bilgisine yer
verilerek, söz konusu karşılıkların gider olarak yazılması nedeniyle şirketlerin zarar
durumuna veya Trafik Sigortası primlerine etki ettiği ifade edilmiştir.
(186) Aşağıda yer verilen ve soruşturma kapsamında taraflarca prim artışlarına ilişkin olarak
öne sürülen gerekçelerin Trafik Sigortası primleri üzerindeki etkisine ilişkin olarak:
Sağlık hizmet bedellerine ilişkin, sosyal güvenlik hukuku ve özel sigorta hukukunun
örtüştüğü durumlarda her iki sistemin birbirinden olan alacakların tahsil ve
tasfiyesinin esasa bağlanmamış olması nedeniyle hak sahibinin kusuru dikkate
alınarak SGK ve sigorta şirketleri şeklinde ikili faturalandırma yapıldığı, ancak Trafik
Sigortası teminatının kusura bağlı olması ve bazı ahvalde mahkeme kararını
gerektirmesi, zaten birden fazla ödeme mercii ile muhatap olarak tahsilat yapmak
zorunda kalan sağlık hizmet sunucuları açısından tereddüte yol açtığı, öte yandan
bazı hizmet sunucuları tarafından daha kolay olması nedeniyle tüm bedeli SGK’dan
tahsil etmesi kamu tarafından karşılanmaması gereken hizmet bedellerinin de SGK
tarafından karşılanmasına ve sigorta şirketleri açısından gider olarak gözükmeyen
bu bedellerin Trafik Sigortası primlerinde dikkate alınmamasına neden olduğu,
konuya ilişkin 13.02.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6111 sayılı Bazı Alacakların
Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve
Diğer Bazı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında
Kanun (6111 sayılı Kanun) ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 98. maddesinde sağlık
hizmet bedellerinin tahsil ve tasfiyesinin hükme bağlandığı ve aynı Kanun’un Geçici
1. maddesi ile kamu alacağının tasfiyesi özel kurallara tabi olarak SGK’nın sağlık
hizmet bedellerinin tek ödeyici mercii olacağının ve bu ödemenin karşılığı olarak
Hazine Müsteşarlığınca tayin edilen usul ve esaslara göre tespit edilen tutarın
sigorta şirketleri tarafından SGK’ya aktarılacağının hükme bağlandığı, Trafik
Sigortası primlerinin 2015 yılının ikinci yarısından itibaren arttığı dikkate alındığında
gerekçe olarak sağlık giderlerinin SGK’ya devredilmesinin gösterilmesinin ilgili
değişikliklerin 13.02.2011 tarihinde yürürlüğe girmesi karşısında mantıklı bir
gerekçe olarak değerlendirilmediği,
17-23/383-166
57/197
2015 yılında Karayolları Trafik Kanunu’nda yapılan düzenleme ile üniversitelere
bağlı hastaneler ve diğer bütün resmî ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının trafik
kazaları sebebiyle sundukları sağlık hizmet bedellerinin, kazazedenin sosyal
güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın genel sağlık sigortalısı sayılanlar için
belirlenen sağlık hizmeti geri ödeme usul ve esasları çerçevesinde SGK tarafından
karşılanacağının, sigorta şirketlerinin SGK’ya yapacağı aktarım ile sorumluluklarının
sona ereceğinin ve sigortalılardan ayrıca talepte bulunamayacağının düzenlendiği,
ancak uygulamada SGK tarafından karşılanmayan sağlık giderleri için sigorta
şirketlerine başvurulduğu ve bu hususunun dava konusu edildiği yönünde bilgiler
mevcut olmakla birlikte fiyatlamaya etkisi hakkında bilgi sahibi olunmadığı,
01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Genel Şartlar’ın Trafik Sigortası kapsamındaki
teminatların netleştirildiği “Kapsama Giren Teminat Türleri” başlıklı maddesinin (b)
bendi74 kapsamında bakıcı giderleri ile geçici iş göremezlik tazminatının ödenmediği
görülmekte olup, bu konu hakkında 14.04.2016 tarihinde yapılan değişikliğin yargı
pratiğindeki etkisinin takip edildiği,
Sektörde uygulama birliğinin sağlanması amacıyla Genel Şartlar’ın ekinde bedeni
tazminat hesaplamasında kullanılmak üzere ölüm tablosu ve uygulanacak faiz
oranlarına yer verildiği, ancak bedeni tazminat hesaplamalarında mahkemelerce
atanmış olan bilirkişilerin yaptığı hesaplamalarda özellikle teknik faizin %0 olarak
kabul edilmesi nedeniyle sigorta şirketlerinin yaptığı hesaplamalardan daha yüksek
tazminat tutarı hesaplandığı, ancak bu konu hakkında 14.04.2016 tarihinde yapılan
Kanun değişikliğinde Genel Şartlar’a referans verilmiş olması sebebiyle ilerleyen
dönemde belirsizlik beklenmediği,
2011 yılı itibarıyla, %100 kusurlu sürücünün vefatı ile sonuçlanan trafik kazalarında,
bu kişilerin eş ve çocuklarına destekten yoksun kalma tazminatı ödenmesi ve
geçmişe yönelik dosyaların araştırılarak yeni davaların açılması sigorta şirketlerinin
tazminat ödeme yükümlülüğünü artmasına ve şirketler açısından beklenmeyen
tazminat yüklerin ortaya çıkmasına neden olduğu, ancak 14.04.2016 tarihinde
yapılan Kanun değişikliği ile “kimse kendi kusurundan yararlanamaz” prensibi
gereğince %100 kusuru ile trafik kazasına sebebiyet veren sürücülerin veya
destekten yoksun kalanların tazminat alamayacağının düzenlendiği,
74 Genel Şartlar’ın Trafik Sigortası kapsamındaki teminatların netleştirildiği “Kapsama Giren Teminat
Türleri” başlıklı maddesinin (b) bendi: “Sağlık Giderleri Teminatı: Üçüncü kişinin trafik kazası dolayısıyla
bedenen eski haline dönmesini teminen protez organ bedelleri de dahil olmak üzere yapılan tüm tedavi
giderlerini içeren teminattır. Kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun
sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer
giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık
gideri teminatı kapsamındadır. Sağlık giderleri teminatı Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olup
ilgili teminat dolayısıyla sigorta şirketinin ve Güvence Hesabının sorumluluğu Karayolları Trafik Kanununun
98 inci maddesi hükmü gereğince sona ermiştir.”.
17-23/383-166
58/197
Sigortacılık ilkeleri çerçevesinde trafik kazası sonucu zarar gören aracın kaza
öncesi duruma getirilmesi maksadıyla sigortacılık mevzuatı ile sigorta şirketleri
tarafından eşdeğer parça tedarikine izin verildiği, böylece zarar gören motorlu aracın
değer düşüklüğü veya değer artışına maruz bırakılmadan zararın izale edilmesinin
amaçlandığı, nitekim Mülga Genel Şartlar’ın “Tazminat ve Giderlerin Ödenmesi”
başlıklı B.2. maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan “Hasar halinde, hasar gören
parça, onarımı mümkün değilse veya eşdeğeri parça ile değiştirilme imkânı yok ise
yenisi ile değiştirilir. Bu durumda taşıtta bir kıymet artışı meydana gelse dahi bu fark
tazminat miktarından indirilmez.” ifadelerden öncelikle hasarlı aracın tamir edilmesi,
bunun mümkün olmadığı veya eşdeğer parça ile değiştirilmesi imkânı bulunmadığı
durumlarda yenisi (orijinal parça) ile değiştirilmesinin öngörüldüğü, Hazine
Müsteşarlığı’nın 27.10.2010 tarih ve 2010/38 sayılı Karayolları Motorlu Araçlar
Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ve Kara Taşıtları Kasko Sigortası Kapsamında
Parça Tedarikine İlişkin Sektör Duyurusu’nda orijinal parça ve eşdeğer parça
kriterlerinin, Kurum tarafından istihsal edilen 2005/4 sayılı Motorlu Taşıtlar
Sektöründeki Dikey Anlaşmalar ve Uyumlu Eylemlere İlişkin Grup Muafiyeti
Tebliği’nin (2005/4 sayılı Tebliğ) 3. maddesinde yer verilen tanımlar çerçevesinde
belirlenmesinin esasa bağlandığı, ancak sigorta sektöründe eşdeğer parça
kullanıma ilişkin işbirliği sağlanamaması nedeniyle yayımlanan 13.01.2015 tarih ve
2015/2 sayılı Motorlu Araç Sigortalarında Eşdeğer Parça Belgeleme Esaslarına
İlişkin Genelge75 (Eşdeğer Parça Genelgesi) ile eşdeğer parçanın niteliği konusunda
beyan ile yetinmenin tüketici için sakıncaları dikkate alınarak eşdeğer parçanın
belgelenmesi kuralı getirildiği, bu doğrultuda sigorta şirketlerinin tedarik ettikleri
parçaların, mezkûr Genelge çerçevesinde gerekli şartlara sahip olan belgelendirme
kuruluşları tarafından belgelendirilmiş olması, belgelendirme kuruluşlarının da Türk
Akreditasyon Kurumundan (TÜRKAK) veya International Accreditation Forum (IAF)
çatısı altında ilgili standartlarda karşılıklı tanıma anlaşması imzalanmış olan
akreditasyon kuruluşlarından ISO/IEC 17065 standardına uygun olarak akredite
edilmiş olması şartlarının getirildiği, bu çerçevede sigorta şirketlerinin anılan
Genelge esaslarına göre eşdeğer parça takibi için gerekli altyapıyı kurmuş
kuruluşlardan hizmet satın almak ve eşdeğer parçaları belgelendirmek zorunda
olduğu, ayrıca belgelendirilmiş eşdeğer parçaların üzerine eşdeğerlik belge bilgisi
ile takibe esas sayı bilgisini içeren etiketler ihtiva edilerek ekspertiz tarafından söz
konusu takibe esas numaranın ekspertiz raporuna işlenmesi gerektiği, diğer taraftan
Hazine Müsteşarlığı’nın 28.05.2016 tarih ve 2015/16 sayılı Motorlu Araç
Sigortalarında Logosuz Orijinal Parça Belgeleme Esaslarına İlişkin Genelge’de
2005/4 sayılı Tebliğ ve mezkûr Tebliğ’in açıklanmasına dair yayımlanan Kılavuz
esas alınarak orijinal parçanın belgelenmesinde beyan yeterli kabul edildiğinden
sigorta şirketlerinin eşdeğer parça belgeleme yerine orijinal parça beyan usulünü
tercih etmelerinin fayda maliyet analizi neticesinde imkân dahilinde olduğu, sonuç
olarak onarım suretiyle hasarın tazmin edilmesi durumunda eşdeğer parça veya
orijinal parça kullanma noktasında ilgili mevzuatların izin verdiği ölçüde sigorta
şirketlerinin tercih hakkının mevcut olduğu, dolayısıyla bahsi geçen düzenlemenin
Trafik Sigortası bakımından maliyet arttırıcı bir gerekçe olduğu argümanının haklı
olmadığı,
75 Söz konusu Genelge 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
17-23/383-166
59/197
2015 yılının Haziran ayında Hazine Müsteşarlığı tarafından yayımlanan Genel
Şartlar’da, maddi zararlar teminatına değer kaybı da ilave edilmiş olup, anılan
teminat kapsamında kişinin doğrudan malvarlığında meydana gelen zararların
karşılandığı, nitekim Karayolları Trafik Kanunu’nda açıkça belirtildiği üzere “bir şeyin
zarara uğraması” hali teminat kapsamında olup kişinin kaza nedeniyle uğradığı her
türlü zararının bir başka ifadeyle kazanın doğrudan sonucu olmayan kişinin
malvarlığı eksilmelerinin teminat kapsamında olmadığı, sonuç olarak değer
kaybının ve hesaplama formülünün Genel Şartlar’da yer verilmesi ile tazminat
içeriğinin yeknesaklaştırılması ve belirsizliğin giderilmesi amaçlandığı, ancak ilgili
zarar kaleminin tazminat kapsamına dahil edilmesinin esasen Genel Şartlar ile
olmayıp, 2000’li yıllardan itibaren mahkemelerce hesaplanan tazminat ödemelerinin
içerisinde değer kaybının yer aldığı, bu nedenle sigorta şirketlerinin geçmişten beri
değer kaybına ilişkin tazminat ödedikleri dikkate alındığında değer kaybının yeni bir
maliyet unsuru olarak değerlendirilmemesi gerektiği,
2015 yılında Hazine Müsteşarlığı tarafından yayımlanan Ekspertiz Ücret Tarifesine
İlişkin Genelge uyarınca ekspertiz ücretlerinin araç türü bazında belirlenen tutarlarla
sınırlı kalmak üzere hasar bedelinin %1,5’i olarak tespit edilmesi ve sair masrafların
(konaklama, ulaşım, diğer giderler) da bu ücrete ilave edilmesinin düzenlendiği,
mezkûr düzenleme ile ekspertiz ücretlerinin toplam primler içerisindeki payı 2014
yılında %1,52 iken 2015 yılında %1,26’ya düştüğü,
Ortalama hasar şiddeti dağılımının belirlenmesinde enflasyon, hasar maliyetleri,
döviz kuru gibi etmenlerin dikkate alınmasının bir sonucu olarak 2016 yılının
başında asgari ücrette yaşanan artış, sigorta şirketleri tarafından hesaplanan
bedeni tazminat tutarlarının yükselmesine ve asgari ücrete bağlı hesaplamalara
dayalı tazminatlarda artışa neden olduğu, ancak asgari ücretin Türkiye genelinde
tüm sektörleri etkileyen bir parametre olduğu
değerlendirmelerine yer verilmiştir.
(187) 2013-2016 1. çeyrek dönemleri arasında sigorta şirketlerinin kara araçları sorumluluk ve
genel sorumluluk branşlarında zarar ettiği, kara araçları, yangın ve doğal afetler ve
nakliyat sigortaları gibi prim üretiminin yüksek olduğu branşlarda teknik kar elde ettiği
ifade edilmiştir.
(188) Trafik Sigortası alanında faaliyet gösteren sigorta şirketlerinin bu branştan çekilmek
amacıyla fiyat yükseltme politikası izleme eğiliminde olmalarının anlamlı olmadığı, zira bir
sigorta şirketinin bir branşta faaliyet göstermek istemesi halinde Hazine
Müsteşarlığı’ndan ruhsat alabildiği gibi ruhsat sahibi olduğu bir branşta faaliyet göstermek
istememesi halinde ruhsatını iade edebildiği, öte yandan 2015 yılı toplam prim üretimi
içerisinde Trafik Sigortası payının %22 olduğu ve üretimin devam ettiği dikkate
alındığında şirketlerin Trafik Sigortası branşından çekilmeye yönelik eğilimleri
olduğundan söz edilemeyeceği ifade edilmiş, bunun yanı sıra sigorta şirketlerinin bazı
araç türleri, bazı basamaklar ya da bazı iller özelinde sigorta yapmaktan kaçınma
maksadıyla aşırı prim uygulaması halinde bu durumun ilgili mevzuat bakımından suç
teşkil ettiği belirtilmiştir.
(189) EGE ve HÜR’ün durumlarına ilişkin olarak, bu şirketlerin sermaye açığının bulunması ve
mali yapısında ve finansal rasyolarında (özellikle kârlılık, sermaye ve likidite alanlarında)
sorunların bulunması nedeniyle Sigortacılık Kanunu’nun 20. maddesi uyarınca
sigortalıların hak ve menfaatlerinin korunmasını teminen tüm branşlardaki ruhsatlarının
iptal edildiği, bu durumun genellikle yönetim zafiyetinden kaynaklandığı, bu nedenle mali
yetersizliklerin tek bir branşa yüklenemeyeceği ifade edilmiştir.
17-23/383-166
60/197
(190) Trafik Sigortası pazarında dosya konusu iddialara ilişkin olarak primlerin belirlenmesi
hususunda “Trafik Sigortası alanında faaliyet gösteren sigorta şirketleri arasında Trafik
Sigortası primlerinde ayniyet bulunmamaktadır. Bu kapsamda, söz konusu şirketlerin
primleri birlikte belirlemelerinin fiiliyatta anlamlı olmadığı değerlendirilmektedir.”
ifadelerine yer verilmiştir.
I.4.3. SGK Tarafından Gönderilen Bilgi ve Açıklamalar
(191) Soruşturma kapsamında, dosya konusu iddiaların değerlendirilmesinde kullanılmak
üzere SGK’dan talep edilen bilgilere istinaden gönderilen cevabi yazıda yer alan ifadelere
aşağıda yer verilmiştir.
(192) SGK’nın, trafik kazaları ile ilgili sorumluluğunun, Şubat 2011 tarihinde yapılan değişiklikle
Karayolları Trafik Kanunu’nun 98. maddesinin birinci fıkrasında “Trafik kazaları sebebiyle
üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmî ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının
sundukları sağlık hizmet bedelleri, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına
bakılmaksızın Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanır.” hükmüne ve Geçici 1.
maddesinde “Bu Kanun’un yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları
nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedelleri Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanır.”
hükmüne yer verilmesi ile başladığı; 6111 sayılı Kanun’un 36. maddesiyle, 5510 sayılı
Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun (SGK Kanunu) “Sağlık
Hizmetlerinden Yararlanma Şartları” başlıklı 67. Maddesine ”trafik kazası halleri”
ibaresinin eklendiği belirtilmiştir.
(193) Karayolları Trafik Kanunu’nun 98. maddesinin birinci fıkrasına, 23.04.2015 tarihli ve
29335 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6645 sayılı İş Sağlığı ve
Güvenliği Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun’un (6645 sayılı Kanun) 60. maddesi ile “kazazedenin sosyal
güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın” ibaresinden sonra gelmek üzere “genel sağlık
sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmeti geri ödeme usul ve esasları
çerçevesinde” ibaresi ve “Ancak, Sosyal Güvenlik Kurumu, bu kapsama girenler
yönünden genel sağlık sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmetlerine ilave sağlık
hizmetlerini belirler, protez ve ortezler için farklı birim fiyatı tespit eder. Bu sağlık hizmetleri
sağlık uygulama tebliğindeki istisnai sağlık hizmetleri kapsamına dâhil edilmez.”
cümlesinin eklendiği bilgisine yer verilmiştir.
(194) Genel Sağlık Sigortası kapsamında, SGK tarafından finansmanı sağlanacak sağlık
hizmetlerinin SGK Kanunu’nun “Finansmanı Sağlanan Sağlık Hizmetleri ve Süresi”
başlıklı 63. maddesinde hükme bağlandığı belirtilerek, söz konusu kanuna dayanılarak
çıkarılan ve finansmanı sağlanan sağlık hizmetleri ile ilgili geri ödemeye ilişkin esasları
içeren SGK Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) ve eki listeler Kamu Mevzuat Sisteminde
yayımlandığı; aynı Kanun’un 73. maddesinde sağlık hizmetlerinin sağlanma yöntemine
ve sağlık giderlerinin ödenmesine ilişkin düzenlemelere yer verilerek, sağlık hizmetlerinin,
sağlık hizmeti sunucuları ile yapılan sözleşme ve protokoller yolu ile ve anılan Kanun’a
uygun olarak genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin sözleşmesiz
sağlık hizmeti sunucularından satın aldıkları sağlık hizmeti giderlerinin ödenmesi suretiyle
sağlandığı bilgisine yer verilmiştir.
(195) Ayrıca, SGK Kanunu’nun 64. maddesinde SGK tarafından finansmanı sağlanmayacak
sağlık hizmetlerini, Sağlık Bakanlığınca tıbben sağlık hizmeti olduğu kabul edilmeyen
işlemler, estetik amaçlı tedaviler, yabancı ülke vatandaşlarının kapsama girmeden önce
mevcut olan kronik hastalıkları ve yöntem, tür, miktar ve kullanım sürelerinin belirlenmesi
sonucunda SGK tarafından finansmanı sağlanacak sağlık hizmetlerinin kapsamı dışında
bırakılan sağlık hizmetleri olarak tanımladığına yer verilmiştir.
17-23/383-166
61/197
(196) 2011-2015 yılları arasında sigorta şirketleri ile SGK arasındaki tedavi giderlerinin
karşılanmasına yönelik SUT kapsamına ilişkin anlaşmazlık ve 2015 yılındaki kanuni
değişiklik ile SGK’nın sağlık gideri sorumluluğunun sınırlarının SUT ile kısıtlanması
nedeniyle "SUT üzeri tedavi giderleri" ile "bakıcı gideri, geçici iş göremezlik, protez, ortez
vb." taleplerinin sigorta şirketleri tarafından karşılanması sonucu sigorta şirketleri aleyhine
oluştuğu ifade edilen maliyet ve anlaşmazlık hususlarına ilişkin olarak, SGK tarafından
finansmanı sağlanacak sağlık hizmetlerinin ödenecek bedellerini belirlemeye, SGK
Kanunu’nun 72. maddesi uyarınca kurulan Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma
Komisyonu’nun yetkili olduğu belirtilerek, anılan Komisyon tarafından belirlenen SGK
tarafından finansmanı karşılanacak bedellerin SUT ve eki listelerde yer aldığı bildirilmiştir.
(197) SUT kapsamında, trafik kazası nedeniyle sunulan sağlık hizmetlerine ilişkin yapılan ilgili
bazı düzenlemelerin;
trafik kazası sonucu oluşan ağız ve çene travmalarında 4 yıl olarak belirlenmiş olan
protez yenilenme süresinin,
hiperbarik oksijen uygulamalarında seans sayısı ile ilgili sınırlamaların,
fizik tedavi ve rehabilitasyon uygulamalarında süre, seans ve bölge ile ilgili
sınırlamaların
dikkate alınmayacağının hükme bağlandığı bilgisine yer verilmiştir. Bununla beraber,
estetik amaçlı yapılan sağlık hizmetlerine ilişkin giderlerin ise, yukarıda anılan SGK
Kanunu’nun 64. maddesine göre SGK tarafından finansmanı sağlanmayan hizmetlerden
olmakla birlikte vücut bütünlüğünü sağlamak amacıyla ve kazaya bağlı olarak
yapıldığında SGK tarafından karşılandığına yer verilmiştir.
(198) “Bakıcı giderleri”nin ise, SGK tarafından finansmanı sağlanan hizmetler arasında
bulunmamasına karşın yatarak tedavilerde “refakatçi giderleri”, yol ve gündelik
giderlerinin SGK tarafından karşılandığı belirtilmiştir.
(199) Geçici iş görmezlik ödeneği ile ilgili hükümlerin ise, SGK Kanunu’nun 18. maddesinde
düzenlenmiş olup, SGK tarafından finansmanı sağlanan sağlık hizmetleri kapsamında
değil, kısa vadeli sigorta kolları kapsamında verilen destekler içerisinde bulunduğu ve
sadece trafik kazaları ile ilgili olmayan bu ödenek için SGK’nın rücu hakkının bulunduğu
belirtilmiştir.
(200) Öte yandan, SGK’ya “zorunlu trafik”, “zorunlu taşımacılık” ve “zorunlu koltuk ferdi kaza”
sigortaları kapsamında sigorta şirketlerinden ve bu sayılan sigortalar için Güvence
Hesabı’na aktarım yaptıkları katılım payları üzerinden Güvence Hesabı tarafından
aktarım yapıldığı belirtilmiştir. Ayrıca, bazı sigorta şirketlerinden gelen yazılardan trafik
kazası geçiren kişilere zorunlu mali sorumluluk sigortası haricinde özel sağlık sigortası
kapsamında yapılan ödemeleri de SGK’dan tahsil etme eğiliminde olduğu ifade edilmiştir.
Yukarıda bahsedilen nedenlerden ve bu hizmetlerin kişi adına SGK tarafından sağlık
hizmet sunucularına ödenmesi nedeniyle ayrıca sigorta şirketleri tarafından ödeme
yapılmadığına da değinilmiştir.
(201) 2011 ve 2015 yılları arasında 27.08.2011 tarih ve 28038 sayılı Resmî Gazete’de
yayımlanan Trafik Kazaları Nedeniyle İlgililere Sunulan Sağlık Hizmet Bedellerinin
Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik dayanak alınarak SUT
kapsamında; 23.04.2015 tarihinden sonra ise Karayolları Trafik Kanunu’nda yapılan yasal
düzenleme ile anılan Yönetmelik’in yasaya aktarıldığı, bu bakımdan bakıcı giderleri ile
geçici iş görmezlik ödenekleri de dahil 2011 – 2015 tarihleri arasındaki SGK uygulamaları
ile bu tarihten sonraki uygulamalar arasında kapsam bakımından bir fark bulunmadığı,
dolayısıyla sigorta şirketlerinin maliyet artış nedenlerinin başka referansları olabileceği
değerlendirmelerine yer verilmiştir.
17-23/383-166
62/197
(202) Aşağıda, Tablo 8’de Trafik Sigortası primlerinden SGK’ya aktarılan toplam tutara ve Tablo
9’da aynı dönemde SGK tarafından trafik kazası nedeniyle karşılanan sağlık hizmet
bedellerinin tutarına yer verilmiştir.
Tablo 8: Sigorta Şirketleri ve Güvence Hesabı’ndan Tahsil Edilen Tutarlar (13.01.2017 itibarıyla)
Tablo 9: Trafik Kazası Nedeniyle Sunulan Sağlık Hizmetleri için SGK Tarafından Karşılanan Tutarlar
(14.11.2016 itibarıyla)
I.4.4. Görüşmelerden Elde Edilen Bilgiler ve Açıklamalar
I.4.4.1.TSB ile Yapılan Görüşmeden Elde Edilen ve TSB Tarafından Gönderilen
Bilgiler ve Açıklamalar
(203) 10.08.2016 tarihinde soruşturma taraflarından TSB temsilcileri ile yapılan görüşmede
edinilen bilgilere aşağıda yer verilmiştir.
76 DUBAİ ((…..)), TURKLAND ((…..)), EGE ((…..)), HÜR ((…..)) ve YAPI KREDİ SİGORTA ((…..))
şirketlerini içermekte olup, şirket borç tutarından düşülmektedir.
Tahsil Edilen Ana Para Toplamı (TL) (…..)
Tahsil Edilen Gecikme Zammı Cezası Toplamı (TL) (…..)
Toplam Tahsilat Tutarı (TL) (…..)
Şirketler Lehine Oluşan Tutar (TL) (…..)
Tahsil edilen Net Tutar (TL) (…..)
Eski Bakiye Tutarları Toplam76 (TL) (…..)
Kaynak: SGK’dan gelen bilgiler
DÖNEM HASTANE (TL) ECZANE (TL)
2011 (…..) (…..)
2012 (…..) (…..)
2013 (…..) (…..)
2014 (…..) (…..)
2015 (…..) (…..)
2016 (…..) (…..)
GENEL TOPLAM (…..)
Kaynak: SGK’dan gelen bilgiler
17-23/383-166
63/197
(204) Sigorta şirketlerinin Aktüerler Yönetmeliği uyarınca fiyatlama ve rezerv alanında hizmet
almak üzere -aktüer çalıştırma zorunluluğuna tabi olmasa da- sicile kayıtlı aktüer
imzasına ihtiyaç duyduğu, nitekim kaskoda hasar araç ile sınırlı iken, Trafik Sigortası’nda
hasarın nereden ve ne kadar geleceğinin belirsiz olması, bedeni zararlarda tazminat
başvurularının zamanaşımı süresi içerisinde ne zaman geleceğinin net olmaması gibi
sebeplerle hasarın hesaplanmasının zor olduğu ve şirket içerisinde diğer departmanlar
tarafından kullanılmak üzere aktüerler tarafından teknik analiz yapıldığı bilgilerine yer
verilmiştir. Görüşmenin devamında aktüerlerce yapılan aktüeryal hesaplamaların, şirket
özelinde hesaplamada kullanılan verileri ve şirketin ağırlık verdiği kırılımları dikkate aldığı
dolayısıyla, şirketler arasında ortaya çıkan sonuçların birbirinden farklı olabildiği,
aktüerlerin sunmuş olduğu raporların teknik hesaplama ile sınırlı olup, şirketlerin kendi
ticari politikaları, pazarlama yöntemleri ve satış kanalları gibi iç faktörleri ile yasal
mevzuat, yargı kararları ve piyasanın mevcut durumu gibi dış faktörlerin etkisiyle de
fiyatlama politikalarının değişebildiği ifade edilmiştir. Trafik Sigortası’nda prim
belirlenmesi sürecinde hesaplamaları etkileyen çok fazla faktörün bulunması ve bu
faktörlere şirketlerin verdikleri ağırlığın birbirinden farklı olması nedeniyle pazarda
gösterge niteliğinde bir prim belirlenmesinin zor olduğu belirtilmiştir. Bununla birlikte
sigorta şirketlerinin kendi verisine göre hareket etmesi nedeniyle aynı müşterinin sigorta
şirketleri açısından birbirlerinden farklı algılanabildiği, dolayısıyla aynı müşteriye verilen
tekliflerin arasında büyük farklılıklar olabildiği ifadelerine yer verilmiştir.
(205) Sağlık ödemelerinin SGK’ya aktarılmasının maliyet bakımından sigorta şirketlerine bir
rahatlık sağladığı, ancak sigorta şirketlerince SGK’ya aktarılan tutarın primin %10’u gibi
yüksek bir tutar olması nedeniyle söz konusu aktarılan tutarın sigorta şirketleri için bir
maliyet kalemi olduğu; asgari ücret artışının destekten yoksun kalma tazminatlarında,
sürekli sakatlık tazminatlarında, iş sahibi olmayan kişilerin ya da gerçekten asgari ücret
alan kişilerin tazminat ödemelerinde ve dolaylı olarak işçilik giderleri üzerinde etkileri
olduğunun söylenebileceği ifade edilmiştir. 26.04.2016 tarihinde Trafik Sigortası’na ilişkin
getirilen düzenlemelerin pazarda bazı konularda belirliliği arttırdığı, ancak zarar görenin
doğrudan sigorta şirketine başvurmasına imkân vermesine karşın mahkeme yolunun
halen açık olması nedeniyle bazı hususlarda belirsizliğin devam ettiği belirtilmiştir.
(206) Pazarın şeffaf olması, tüm şirketler için öngörülemeyen yeni talebin ortaya çıkması gibi
nedenlerin, sigorta şirketlerinin primlerini farklı boyutlarda olmakla birlikte revize etmesini
kolaylaştırdığı belirtilmiştir. Ayrıca, 2000’li yılların başında sigorta şirketlerinin
sermayedarlarının aynı zamanda bankacılık alanında da faaliyet gösteren yerli
sermayedarlar olduğu, günümüzde ise sektörün %60-70’ini yabancı sermayedarın
oluşturduğu ve bu itibarla sermaye yapısının değişmesine paralel olarak sigorta
şirketlerinin bakış açılarının değişmiş olabileceği ve sigorta alanında kârı ön planda tutan
bir anlayışın gelişmiş olabileceği ifadelerine yer verilmiştir.
(207) Son olarak, bir sigorta şirketinin sigortalıya teklif vermesi esnasında TRAMER kaydını
(risk durumunu) görebilirken daha önce farklı bir sigorta şirketinden almış olduğu prim
tutarını göremediği; son dönemlerde acentelerin, araç türü bazında uzmanlaştığı, sigorta
şirketlerinin sağlık sigortası, kasko gibi ürünlerde güçlü olan acenteler için farklı
uygulamaları olmakla birlikte Trafik Sigortası’nın standart bir ürün olması nedeniyle
sigorta şirketleri bakımından aynı uygulamaların veya araç türü bazında uzmanlaşmanın
geçerli olmadığı ifade edilmiştir.
17-23/383-166
64/197
I.4.4.2. Aktüerler Derneği ile Yapılan Görüşmeden Elde Edilen Bilgiler ve
Açıklamalar
(208) Soruşturma kapsamında 04.08.2016 tarihinde Aktüerler Derneği yetkilisi ile
gerçekleştirilen görüşmede edinilen bilgilere aşağıda yer verilmiştir.
(209) Türkiye’de sicile kayıtlı 130 aktüer olmasına rağmen aktif olarak çalışan aktüer sayısının
50-60 kişi olduğu ifade edilmiştir. Aktüerlik mesleğinin, ana faaliyet konusunun
modelleme olması nedeniyle aynı şirket için hem rezerv hem fiyatlama bakımından farklı
raporlar verilebileceği veya birden fazla şirket için çalışılabileceği belirtilmiştir. Aktüerlik
mesleğine konu olan ilk faaliyetin sigorta şirketlerinin bütçelerinde büyük bir kısmı
oluşturan teknik karşılıkların ve teknik karşılıklar içerisinde önemli bir yer tutan muallak
hasar karşılığının hesaplanması olduğu, sigorta sektörünün yapısı itibarıyla bir olay ihbar
edildiğinde yükümlülüğün hemen bilinememesi ya da ihbarın şirkete yapılmaması
hallerinin mevcut olması ile birlikte özellikle Trafik Sigortası bağlamında, üçüncü kişilere
verilen zararlarda ihbarın yapılmasının zaman alması ya da maluliyetlerde tazminatın
alınabilmesi için maluliyetin kesinleşmesi gerekmesi ve hatta zamanaşımı süresine tabi
olunması nedeniyle 15-20 yıl sonra dahi sigorta şirketlerine ihbarların gelebilmesi
nedeniyle muallak hasar karşılığı ayrılmasının zorunlu olduğu, aktüerlik mesleğine konu
olan ikinci faaliyetin fiyatlama olduğu, örnek vererek açıklamak gerekirse, aktüerce
yapılan analizlerde hasar frekansının normal amaçlı kullanılan araçların hasar
frekansından yüksek olduğu tespit edilen taksilerden daha fazla prim alınması yönünde
müdahale edilebildiği, üçüncü faaliyetin şirketlerin aktif-pasif yönetimi ve dördüncü
faaliyetin ise risk yönetimi analizlerinin yapılması olduğu belirtilerek, yasal anlamda
sigorta şirketlerinin fiyatlama ile ilgili olarak bünyelerinde bir aktüer bulundurmasının
zorunlu olmamasına karşın, Hazine Müsteşarlığı mevzuatlarında yer aldığı üzere bazı
raporlarda aktüer onayının gerekli olduğu ifade edilmiştir.
(210) Aktüeryal hesaplamalarda, maddi ve bedeni tazminat ayrımında cinsiyet, il/ilçe, ilde
yapılan kaza sayısı, aracın marka/modeli, aracın kapalı otoparkta mı açık otoparkta mı
olduğu gibi sınırsız sayıda etkene kişinin sigorta geçmişi, hasar geçmişi, başka
poliçesinin var olup olmaması gibi birden çok unsurun eklenmesiyle bir model
oluşturulduğuna değinilmiş, önceki yıllarda yapılan her aktüer raporunda rezerv eksiliğine
ve prim fiyatlarının çok düşük olduğuna yer verilmesine karşın aktüerlerin yazdığı
tarifelerin genelde uygulanmadığına, keza prim artışları daha erken yapılmış olsaydı
mevcut sorunların bu seviyede olmayabileceğine yer verilmiştir. Aktüerlerce yapılan
hesaplamaların hasar yılı bazında yapılması nedeniyle zararın özellikle 2011 ve 2012
yıllarında var olduğunun görüldüğü ve şu anda alınan primlerle ödenen tazminatların
başa baş olduğu belirtilerek, son dönem hazırlanan kanaat raporlarında ise hâlihazırda
uygulanan prim seviyelerinin ne pahalı ne de ucuz olduğuna yer verildiği ifade edilmiştir.
(211) Trafik Sigortası primlerine etki eden unsurlar bakımından, 2006 yıllından itibaren sektörde
faaliyet göstermeye başlayan hasar takip danışmanlık şirketleri ile birlikte 2011 yılından
itibaren çeşitli mahkemelerce verilen kararların da etkisiyle özellikle bedeni tazminatlara
ilişkin geriye dönük ödemeler yapılması ve asgari ücrette yaşanan artışın toplumun
sadece belli kesimlerini değil, diğer meslek sahiplerinin de maaşlarını arttırması nedeniyle
öngörülemeyen maliyet kalemleri ve tutmayan bu hesaplamalar için prim fiyatlarında
ayarlamaya gidildiği belirtilirken, muallak hasar karşılığının şirketlerinin fiyatlamasına
herhangi bir etkisinin olmadığı, bu nedenle Hazine Müsteşarlığı’nın hasar karşılıklarını
arttırması ya da hiç yazılmamasını istemesinin fiyatlamada herhangi bir değişikliğe yol
açmayacağı ifade edilmiştir.
17-23/383-166
65/197
(212) Sektörde mevcut olan belirsizliklerin giderilmesi maksadıyla yapılan yasal
düzenlemelerde asıl olanın Yargıtay’ın Genel Şartlar’da yapılan bir düzenlemeyi kabul
edip etmeyeceği veya ilgili düzenlemelerin yargı organlarınca nasıl yorumlanacağı
hususunun olduğu, tüm yasal düzenlemelerin hedefine ulaştığı ve her şeyin yolunda
gittiği varsayımı altında aktüerlerce sigorta şirketlerinin maliyetlerinde %20 civarında bir
düşüş olmasının ve yakın zamanda prim miktarlarına yansımasının beklendiği dile
getirilmiştir.
(213) Bununla birlikte, şirketlerin belli kullanım tarzlarında yoğunlaşıp yoğunlaşmadığına ilişkin
olarak “Şirketlerin belli bir tür aracı önemseyerek bir politika izlemesi durumu tabi ki
mümkündür. Şirketler, karlılık zararlılık dönemlerine göre çeşitli dönemlerde bu tarz
politikalar izleyebilmektedir. Bu da şirketler açısından anlaşılabilir bir şeydir. Bu dönemsel
stratejileri farklı niyetlerle farklı amaçlarla şirketler uygulayabilirler. Pazarda küçük boyutlu
şirketlerin daha karlı olduğu düşünülen alanlarda; spesifik bazı araç türlerindeki prim
üretimlerine yoğunlaşması daha mümkündür. Ancak büyük şirketlerin böyle bir politika
izlemesi zordur.” ifadelerine yer verilmiştir.
I.4.4.3. SAİK ile Yapılan Görüşmede Elde Edilen Bilgiler ve Açıklamalar
(214) Soruşturma kapsamında 15.08.2016 tarihinde SAİK yetkilisi ile gerçekleştirilen
görüşmede edinilen bilgilere aşağıda yer verilmiştir.
(215) Sigortacılık Kanunu uyarınca kurulan SAİK’in acentelerin çalışma usulleri, meslek
kuralları, kayıt altına alınması, eğitim ve disiplin işlemlerine ilişkin faaliyet gösterdiği ve
SBM’nin danışma komisyonunda görev aldığı belirtilmiştir. Trafik Sigortası primlerine
ilişkin olarak, geçtiğimiz yıldan itibaren sigortalının hasar geçmişine sahip olmaması
halinde bile sigorta şirketleri tarafından verilen tekliflerin arttığı, basında yer verilen sigorta
şirketlerinin primleri düşürme eğiliminde olduğu haberlerine ve primlerde yaklaşık %10-
15 civarında düşüş olması beklentisine karşın sigorta şirketleri tarafından verilen teklifler
incelendiğinde primlerde radikal bir düşüş olmadığı, primlerdeki düşüşün ortalama %5
civarında kaldığının gözlemlendiği dile getirilmiştir. Yine de pazarda faaliyet gösteren en
büyük beş sigorta şirketinin mevcut primlerden memnun olduğundan basında
bahsedildiği, primlerin düşmesinin imkân dahilinde olmadığı, ancak Trafik Sigortası
primlerinin beklendiği gibi düşmemesi halinde Hazine Müsteşarlığı tarafından tarifelerin
hesaplanmasına ilişkin yönetmelik çıkarılabileceği ya da Hazine Müsteşarlığı tarafından
doğrudan tarife oluşturulabileceği ifade edilmiştir.
(216) Trafik Sigortası pazarındaki sigorta şirketlerinin, kanun gereği teklif verme zorunluluğu
olmasına karşın kimi sigorta şirketlerinin teklif vermediğinin ya da kendi havuzlarına
bakarak, otobüs, tır, taksi ve kamyonet türü araçları riskli gördüklerinden, politikaları
gereği anılan araç türlerine sigorta yapmaktan kaçındıkları, bu duruma ilişkin olarak
Hazine Müsteşarlığınca yapılan soruşturmalarda tüm sigorta şirketleri tarafından o gün
sistemlerinin arızalı olduğu şeklinde açıklamaların yapıldığı ifade edilmiştir. Bununla
birlikte, (…..) geçtiğimiz yıldan itibaren aşırı yüksek prim vererek sistemden çıktığı, (…..)
ile yer değiştirdiği ve bu durumun (…..) pazar paylarının incelenmesi halinde
görülebileceği; benzer bir durumun (…..) için de geçerli olduğu beyan edilmiştir. Serbest
tarifeye geçiş sürecinde sigorta şirketlerinin zarar ettiklerini dile getirmelerine rağmen o
dönem piyasada ciddi pazar gücüne sahip olan (…..), Trafik Sigortası alanında pazarını
kaybetmemek için başlangıçta fiyatlarını düşürme yoluna gittiği, dolayısıyla bu dönemde
uygulanan primlerin sigorta şirketlerinin maliyet yapılarını yansıtmadığı, bu bağlamda
sigorta şirketlerinin primlerini 2014 yılından itibaren kademeli olarak yükseltmiş olsalardı
mevcut tepkiyle karşılaşmayacaklarının düşünüldüğüne yer verilmiştir. (…..) olan (…..),
(…..), (…..) ve (…..) uyguladıkları fiyat politikaları diğer sigorta şirketleri tarafından takip
edilse de müşteri satın almak isteyen küçük sigorta şirketinin primlerini düşürerek aynı
politikaları izlemediğinin görüldüğü eklenmiştir.
17-23/383-166
66/197
(217) Sigorta şirketlerinin muallak hasarlar ile zararlarını fazla göstererek tüketici aleyhine
kullandığı belirtilmiştir. Sigorta şirketleri tarafından sektördeki zararların gerekçesi olarak
devletin sektörle ilgili yapmış olduğu regülasyonun ve acentelere verilen komisyonun öne
sürüldüğü belirtilmiştir. Son olarak, acentelerin tüketicinin hasar geçmiş bilgileri ve daha
önce hizmet aldığı sigorta şirketinin isminin yer aldığı sisteme girerek tüketicilere Trafik
Sigortası primi teklifi vermesi haricinde primlerin belirlenmesine ilişkin herhangi belirleyici
bir etkisinin bulunmadığı ifade edilmiştir. Bununla birlikte, acentelerin yaşadığı iş kaybının
önüne geçilebilmesi maksadıyla yasal mevzuat çerçevesinde acenteler arasında iş
paylaşımının yolunun açıldığı, iş paylaşımı ile birlikte tüketiciye en ucuz poliçeyi
bulabilmek adına acentenin diğer acentelerden de tüketiciye verilebilecek en düşük poliçe
tekliflerine bakabildiği, akabinde poliçe kesilmesi halinde acentenin alacağı komisyonu
diğer acente ile paylaştığı, dolayısıyla, tüketicinin pazardaki tüm ürün ve fiyatlara kolayca
erişebildiği bilgisine yer verilmiştir.
I.4.4.4. (…..) ile Yapılan Görüşmeden Elde Edilen Bilgi ve Açıklamalar
(218) Soruşturma kapsamında 11.08.2016 tarihinde (…..) yetkilisi ile gerçekleştirilen
görüşmede edinilen bilgilere aşağıda yer verilmiştir.
(219) Trafik Sigortası’na ilişkin dünya genelinde piyasa payını artırmak isteyen bir sigorta
şirketinin fiyatlarını düşürmesi ve zarar etmeye başladığı noktada ise yeniden fiyatlarını
yükseltmesi şeklinde devam eden bir döngünün mevcut olduğu belirtilerek, dünya
genelinde ilgili sektörün başa baş ya da zarar eden bir sektör olduğu ifade edilmiştir.
Dolayısıyla, Türkiye’deki sigorta şirketlerinin sürekli zarar ettiklerini öne sürmelerinin
yersiz olduğu, diğer ülkelerde sigorta şirketlerinin ülkemizde olduğu gibi geçmişten gelen
zararlarını sigorta ettirenlere kolayca yansıtabilmesinin mümkün olmadığı, yine de Trafik
Sigortası’nın reasüransı olmaması nedeniyle zarar edilmesi halinde doğrudan şirketin
zarar etmesine neden olduğu belirtilmiştir. Bu durumun da sektörde güçlü sermayeye
sahip olan sigorta şirketlerinin sözü ve uygulamalarının daha etkili olmasına neden
olduğu, bir başka ifadeyle ortalama bir sigorta şirketinin sektördeki diğer sigorta
şirketlerini dikkate almaksızın kendi ticari amaçları doğrultusunda primlerini belirlemesinin
güçleştiği beyan edilmiştir.
(220) 2012 yılından itibaren mahkemeler tarafından verilen kararlar ile özellikle bedeni tazminat
taleplerinin artış eğilimine girmesi ve geçmişe dönük etkili olması; aracı kuruluşların
geçmişteki dosyaları alarak sigorta şirketlerinin önüne getirmeye başlaması ile birlikte
hasar ve zarar frekanslarının geçici olarak artması, 2012 yılından itibaren avukatların da
sigorta sektörüne yönelmesi ile sigorta şirketlerinin önüne gelen geriye dönük dosya
sayılarının artması; muallak karşılıklar; eşdeğer parçaya ilişkin maliyet unsurlarına asgari
ücret, araç değer kaybı, enflasyon ve kur artışı gibi maliyet kalemlerinin eklenmesi;
SGK’ya %10’luk prim aktarılması; Hazine Müsteşarlığı’nın sigorta şirketlerinin önüne
getirebileceği kimi düzenlemeler ve SUT ve Karayolları Trafik Kanunu kapsamının farklı
olması gibi hususların ek maliyet unsurları olarak hesaplamalarda dikkate alınmaya
başlamasıyla sigorta şirketlerinin bu maliyet kalemlerini primlere fark olarak ekleyerek
nihai tüketicilere yansıttığı ifade edilmiştir. Ancak sektörde halen 2-2,5 milyar TL civarında
muallak karşılık açığının mevcut olduğu, sadece asgari ücret artışının dahi sektörde net
%15’lik bir zarara neden olduğu, karşılıklardan ziyade bedeni dosyalar açısından
mahkeme, avukat, bilirkişi ücretlerinin ek maliyetlere neden olduğu belirtilmiştir.
17-23/383-166
67/197
(221) Bununla beraber, hükümetin kararlı olarak primlerin düşmesini istemesi nedeniyle
Temmuz ayından itibaren fiyatların düşme eğilimi gösterdiği ve yıl sonuna kadar bu
düşüşün %20-25 oranını bulmasının beklendiği, fiyatlarda bu şekilde bir indirimin
yapılabilecek olmasının ise aslında fiyatların olması gerekenin üstünde belirlendiğine dair
bir intiba oluşmasına neden olduğu belirtilmiş, sigorta sektöründeki mevcut sorunların
çözümü için öncelikli olarak geçmişe dönük uygulamalara son verilmesi ve belirsizliğin
azaltılarak net kurallar konulması gerektiği öne sürülmüştür. Yine de yabancı sermayeli
sigorta şirketlerinin kendi ülkelerindeki uygulamalara tabi olmaları nedeniyle ülkemizde
son dönemde gerçekleştirilen rezerv uygulama değişikliğine bağlı kalmayabilecekleri bu
nedenle, yabancı sermayeli sigorta şirketlerinin büyük bir çoğunluğunun uyguladığı
primlerde Türk sermayeli sigorta şirketlerine nazaran yumuşama olma ihtimalinin daha
düşük olabileceği belirtilmiştir.
(222) Aynı araç için sigorta şirketlerinin birbirlerinden farklı teklif vermesinin, farklı
segmentasyon kullanılmasının ve kişi bazlı fiyatlama yapılmasının bir sonucu olarak
ortaya çıkmış olabileceği ancak aynı araç için verilen teklifler arasında aşırı fark olmasının
yine de makul görünmediği belirtilmiştir. Bununla beraber, 2012 yılından itibaren
sektördeki Trafik Sigortası fiyat hareketlerinin 200 TL - 260 TL seyrinde giderken birden
600 TL ve üzerine doğru yükselebildiği gözlemlenirken, daha rekabetçi bir ortama haiz
olan kasko bakımından fiyatların bu denli arttırılmasının mümkün olmadığı ya da pazar
payının azalması pahasına gerçekleşebileceği ifadelerine yer verilmiştir.
(223) Son olarak “Sektörün regülasyona tabi olduğu dönemde her ne kadar enflasyon oranında
bir artış yaşanmış olsa da fiyatlar rekabetçi fiyat seviyesinin altında gerçekleşmekteydi.
Serbestleşme süreciyle birlikte o dönemin gerçekleri doğrultusunda sigorta şirketlerinin
primleri rasyonel bir şekilde hesapladığını söyleyebiliriz. Ancak, geçmişe dönük
uygulamaların başlaması ile birlikte geriye dönük olarak şirketlerin önemli maliyetler ile
karşılaştığı ve bunun sonucunda da primlerini artırma yolunu izlediğini görüyoruz. Sigorta
şirketlerinin primlerin artışını kademeli olarak yıllara yaymak yerine dünya ülkelerinde
fazla karşılaşılamayacak şekilde oldukça yüksek oranında artırmayı tercih ettiği
görülmektedir. Bu durum, primlerin bugün bu kadar yükselmesinin en önemli nedenidir.”
ifadelerine yer verilmiştir.
I.4.4.5. (…..) ile Yapılan Görüşmeden Elde Edilen Bilgi ve Açıklamalar
(224) Soruşturma kapsamında 10.08.2016 tarihinde (…..) yetkilileri ile gerçekleştirilen
görüşmede edinilen bilgilere aşağıda yer verilmiştir.
(225) Öncelikle, (…..) yılından itibaren Türkiye’de sigorta şirketlerinin aktüeryal
hesaplamalarına ilişkin danışmanlık, yönetim danışmanlığı ve bunun yanı sıra brokerlik
hizmetleri verdiği belirtilmiştir. Türkiye’de Trafik Sigortası pazarında yaşanan sürecin
esasen dünyada da yaşanmış bir süreç olduğu, nitekim dünya genelinde tarife fiyatlarının
serbestleşmesi sürecinde fiyatların/karlılığın aynı trendi izlediği ve sigorta şirketlerinin
pazar payını artırmak amacıyla tarifelerini öncelikle düşürdüğü daha sonra ise yükselttiği,
bir bakıma karlılık durumunun inişli çıkışlı bir seyir izlediği belirtilmiş, ancak Türkiye’deki
sigorta sektöründe henüz çıkışın (karlılığın arttığı) yaşandığı bir döneme girilemediği, bu
nedenle sürekli zarar eden bir sektör olarak görünüm sergilediği bilgilerine yer verilmiştir.
17-23/383-166
68/197
(226) Hasar aracı kuruluşların faaliyete başlaması ile geçmişe dönük tazminat ödemelerinin
artmasının, bedeni tazminatlar için 10 yıl geriye dönük olarak yeni davaların açılmasının
ve mahkemelerin tazminatların belirlenmesine ilişkin standart bir hesaplama yöntemini
benimsememesinin sigorta şirketleri açısından ciddi bir maliyet artışına neden olduğu, bu
bakımdan maddi zararlardan çok bedeni zararların fiyatların artmasına neden olduğu
belirtilmiştir. Bununla beraber, sigorta şirketlerinin uzun bir süre fiyatlarını yükseltmekten
uzak durmasının da mevcut duruma sebebiyet verdiğine, (…..) tarafından yapılan
hesaplamalarda rezerv açığının görüldüğüne ve mevcut fiyatlarla bu rezerv açığının
kapatabilmesinin imkân dâhilinde olmadığına değinilmiştir. İlaveten, sigorta şirketlerinin
geniş bir acentelik ağına sahip olması halinde sadece bu branşta zarar edilmesinin
pazardan çıkmak için yeterli olmayabileceğine değinilerek, sigorta şirketinin sahip olduğu
dağıtım kanalı nedeniyle fiyatlara anında müdahale edemediği ve ilgili branşta zarar
edilmesine rağmen şirketin sektörden çıkmasının çok kolay olmadığı ifade edilmiştir.
(227) Sigorta şirketlerinin yaş, cinsiyet, aracın modeli, ikametgâh, hasar geçmişi gibi faktörleri
kendi segmentasyonları doğrultusunda ve farklı faktörlere ağırlık vererek
hesaplamalarında kullandığı, diğer maliyet kalemlerinden (komisyon, yönetim giderleri
gibi) dolayı verilen tekliflerin birbirinden çok farklı veya birbirine çok yakın olabildiği
belirtilerek, primin belirlenmesine etki eden faktörler dikkate alındığında her primin kişiye
özgü olduğu öne sürülmüştür. Bununla beraber, sigorta şirketlerinin sahip oldukları veri
havuzu veya hasar bilgisi sayesinde piyasadaki kaza sayısının fazla olduğu bazı araç
türlerine ve sorunlu/yüksek maliyetli parçaları bulunan bazı araç modellerine karşı zaman
zaman farklı yaklaşımlar benimseyebileceği, bu durumun esasen portföyün yönetimine
ilişkin ticari bir karar olduğu belirtilmiştir.
(228) Asgari ücretteki artışın -meslek sahibi olan kişilere ilişkin tazminat hesaplanırken etkisi
olmasa da- Türkiye’deki birçok vatandaşın belirli mesleğe veya gelir seviyesine sahip
olmadığı dikkate alındığında, tazminat hesaplamalarında maliyet artışına neden olacağı
ve sektördeki genel kanının asgari ücret artışının hâkim kararıyla kapanan dosyalar
dışındaki tüm hasar dosyalarını potansiyel olarak etkileyebileceği ifade edilmiştir.
(229) Trafik Sigortası’na ilişkin son yasal düzenlemeler ile birlikte fiyatların düşmesi yönünde
beklentiler olsa da yeni düzenlemelerin mahkemelerin kararlarını veya tazminat
hesaplamalarını nasıl etkileyeceğinin henüz bilinmediği ve bu nedenle sektördeki
belirsizliği ne şekilde azaltacağının henüz bir netliğe sahip olmadığı, yine de yapılan
değişikliklerin önemli bir bölümünün hasar maliyetlerini düşürmekten ziyade belirsizliği
azaltmak, böylece IBNR rezervindeki tutarın bir bölümünün muallak hasar rezervlerine
kaymasını sağlamak ve aracı kurumların ve dolayısıyla mahkemelerin sürece
müdahilliğini azaltarak genel risk maliyetinin düşmesini sağlamak yönünde etkileri
olabileceği belirtilmiştir. Ayrıca “doğrudan tazmin sistemi”ne geçilmesinin, bir başka
ifadeyle sigortalının doğrudan sigorta şirketine gitmesinin sistemin işleyişi açısından
yararlı ve fiyat odaklı anlayış yerine verilen hizmete ve poliçe içeriğinin öne geçmesine
vesile olacağı, dolayısıyla bu sisteme geçişin etkileri kısa vadede hasar maliyetlerini
artırıcı yönde olabilecekse de (müşterilere daha iyi hizmet verebilmek maksadıyla) uzun
vadede maliyetleri düşürücü etkisi olabileceğine yer verilmiş, ilaveten maliyeti oluşturan
unsurların mevcudiyeti devam ettiği sürece karşılık oranının ne olduğunun önemli
olmadığına ve karşılık oranlarından ziyade maliyeti oluşturan asıl unsurların ortadan
kalkmasının daha önemli olduğuna değinilmiştir.
17-23/383-166
69/197
(230) Ayrıca, Trafik Sigortası primlerinin sigorta şirketleri tarafından birlikte belirlenip
belirlenemeyeceğine ilişkin olarak “Sektörün yapısı gereği sigorta şirketlerinin fiyatları
birlikte belirleyip uyumlu hareket edebileceğini çok mümkün görmemekteyim. Öyle ki
böyle bir gözlemim de olmamıştır. Pazar paylarının farklı, portföylerinin ve dağıtım
kanallarının da farklı olması gibi nedenlerle ortak hareket etmek kimi sigorta şirketine
fayda sağlayabilirken kimisine zarar vereceğinden bunu söylememiz mümkün değildir.
Veri ve kaynak yetersizliği bulunan çok küçük ölçekli şirketler, özellikler rezervler
konusunda belirsizliği çok fazla yaşamakta ve dolayısıyla doğru risk primini belirlemekte
zorlanmaktadırlar. Bu tip şirketlerin daha çok segment bazında yazdıkları poliçe adetlerini
takip ederek, çok hızlı ve beklenmedik şekilde büyüdükleri segmentlerde fiyat önlemleri
aldıkları ya da çok hızla küçüldükleri segmentlerde fiyat indirimi yaptıklarını söylemek
mümkün olabilir.” ifadelerine yer verilmiştir.
I.4.4.6. Hasar Aracı Kuruluşlar ile Yapılan Görüşmeden Elde Edilen Bilgiler ve
Açıklamalar
(231) Sigorta şirketlerinden ve görüşülen taraflardan edinilen bilgiler kapsamında, Ankara’da
faaliyet gösteren (…..) ve (…..) ile dosya konusunu oluşturan iddialara ilişkin görüşme
gerçekleştirilmiş olup görüşmeler aşağıda özetlenmiştir.
(232) (…..) ile gerçekleştirilen görüşmede; yaklaşık 13 yıldır trafik kazası sonucunda
gerçekleşen ölüm ve sakatlık hallerine ilişkin tazminatların talep edilmesi sürecinde
danışmanlık hizmeti verdikleri, kurumsal anlamda bu işi yapan üç veya dört şirket var iken
kurumsal olmayan şirket sayısının otuzun üzerinde olduğu ifade edilmiştir. Trafik
kazasının ölümle sonuçlanması halinde geride kalanların tazminat işlemlerinin 20-25 gün
içerisinde, sakatlık halinde ise ölüm halinden farklı olarak 12 aylık tedavi sürecinin
beklenmesinin ardından şirket bünyesinde bulunan adli tıp uzmanından ve aktüerlerden
faydalanılarak tahmini tazminat tutarının belirlenmeye çalışıldığı, böylece sigorta
şirketinin daha düşük tazminat tutarı hesaplaması halinde sigortalının zamanaşımı süresi
içerisinde dava yoluyla daha fazlasını alabileceği yönünde bilgilendirme yapıldığı ve
önerilen miktarın arttırılması için çaba sarf edildiği bilgisine yer verilmiştir. Yargıtay Hukuk
Genel Kurulunun 8/8 kusurlunun sürücü olması durumunda dahi kusurlu sürücü
yakınlarının tazminat alabilmesine hükmetmesinin özellikle, son 5-6 yıl içinde tazminat
alanların sayısının artmasına ve kaza sonucu doğrudan (…..)’a gelenlerin sayısında
düzenli bir artış yaşanmasına sebep olduğu belirtilmiştir. (…..) tarafından son olarak,
sektörden çıkan sigorta şirketlerinin zaten mali açıdan zor durumda olan şirketler olduğu,
Trafik Sigortası’ndan dolayı zarar ettikleri ve piyasa dışında kaldıkları sonucuna
varılamayacağı ve soruşturmaya konu olan Trafik Sigortası prim artışlarının sigorta
şirketleri arasındaki uzlaşma sonucunda olduğu kanaatini uyandırdığı ifade edilmiştir.
17-23/383-166
70/197
(233) (…..) ile gerçekleştirilen görüşmede özetle; 10 yıldır tazminat işlemlerine ilişkin olarak
teknik bakımdan mevzuata ve sektöre hâkim kişilerce danışmanlık hizmeti verildiği,
sigorta şirketlerinin aracı kuruluşların varlığını kabul etmeme yönünde reaksiyon
geliştirmesine karşın bu alanda mevzuata uygun faaliyet göstermeye çalışan kişiler, fahiş
bedel ile çalışan ve hiçbir mali hukuki kaygısı bulunmayan çantacı diye tabir edilen kişiler
ve avukatlık bürolarıyla birlikte çalışan kişiler olmak üzere sektörde üç farklı grubun
sayısında artış yaşandığı, Türkiye’deki araç sayısı ve kaza sayısının da artmış olması ile
(…..) açısından da son yıllarda takip edilen dosya sayısında önemli artış yaşandığı
belirtilmiştir. Danışmanlık hizmeti kapsamında, öncelikle sigorta şirketi ile sulh yoluyla
anlaşmak suretiyle konunun çözümle sonuçlanması adına sigorta şirketine başvurulduğu,
olumlu sonuçlanması halinde iki taraf için de faydalı olduğu, olumlu sonuçlanmaz ise
başvuru sahibine takip edeceği aşamalar hakkında bilgi verildiği ve burada danışmanlık
hizmetinin son bulduğu belirtilmiştir. 2006 yılında verilen Yargıtay kararıyla 8/8 kusurlu
sürücünün yakınlarına tazminat ödenmemesine ilişkin verilen kararın, 2012 yılında
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından verilen tam tersi karar ile bozulması üzerine
sigorta şirketlerinin bu hususu torba yasayla çözmeye çalıştıkları, nitekim Karayolları
Trafik Kanunu’na aykırı olacak şekilde Genel Şartlar’da yapılan bir düzenlemeyle anılan
tazminatın ödenmeyeceği yönünde düzenleme getirmelerini takiben, 26.04.2016’da
gidilen yasal düzenleme ile bu hususun kanuni olarak güvence altına alınmaya çalışıldığı,
bedeni hasarların hesaplanmasına ilişkin belirsizliğin gerekçe olmaktan çıktığı, maluliyet
ve bakıcı giderlerinin tek bir teminat kapsamına alınmasının sigorta şirketlerinin
rahatlamasına imkân verdiği belirtilmiş, mezkûr yasal düzenleme ile birlikte sigorta
şirketlerinin artık fiyatlarda artış yapmayacağı, indirime gidileceği konuşulsa da söz
konusu değişimin görülmediği, dolayısı ile bahsi geçen düzenlemelere ilişkin gerekçelerin
asılsız olduğu öne sürülmüştür. EGE ve HÜR’ün durumuna ilişkin ise bu şirketlerin zaten
çok az Trafik Sigortası primi yapan şirketler olduğu dikkate alındığında Güvence
Hesabı’na devredilme sebebinin Trafik Sigortası olduğunun düşünülemeyeceği ifade
edilmiştir. Trafik Sigortası primlerinin sigorta şirketleri tarafından belirlenme sürecine
ilişkin son olarak “Bizce sektörde bir rekabet vardır ve aralarında anlaşmanın çok zor
olduğunu düşünüyoruz. Ancak şu model araçlarda belli bir fiyatı verelim denebilir ama bu
da zor gibi gözüküyor. Ancak acenteleri belli tür araçlara yöneltebilecek politikalar
şirketler tarafından uygulanabilir. Sadece taksicilerle anlaşmak veya minibüsçülerle
anlaşmak; yüksek teklif vermek veya hiç teklif vermemek gibi… Kimi zaman belirli bir
dönem için tespit ettikleri hedeflerini tutturduktan sonra yeni gelen ve sigorta yaptırmak
isteyen müşterilerine yüksek prim teklifi sunarak sigorta satmama yoluna gidebilirler.
Tekrar etmek gerekirse bizce, sigorta şirketlerinin geçmişteki tazminatları ödememeleri,
eksik ödemeleri veya zamana yaymaya çalışmaları sigorta şirketlerinin muallaklarını
artıran temel sebeptir.” ifadelerine yer verilmiştir.
17-23/383-166
71/197
I.5. Değerlendirme
I.5.1. Tarafların Savunmaları ve Savunmaların Değerlendirmesi
(234) Hakkında soruşturma yürütülen teşebbüslere 4054 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca
soruşturma açıldığına dair bildirim 10.03.2016 tarihli; soruşturma kapsamının
genişletildiğine dair Soruşturma Ek Bildirimi 18.08.2016 tarihli yazılar ile yapılmış ve yine
aynı madde uyarınca 30 gün içinde teşebbüslerin ilk yazılı savunmaları talep edilmiş olup
bahse konu savunmalar süresi içinde Kurumumuza ulaşmıştır. Teşebbüs sayısının çok
olmasından kaynaklı karmaşıklığa yol açmaması maksadıyla savunmalara teşebbüs
bazında yer verilecek ve usule ilişkin yapılan savunmalar ilgili teşebbüse ait bölümde
değerlendirilecektir. Bununla birlikte öncelikle teşebbüslerin benzer içerikteki usule ilişkin
bazı savunmaları bir arada değerlendirilerek bu bölümde cevaplanacaktır. Esasa ilişkin
değerlendirmelere ise “4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi Kapsamında Değerlendirme”
başlıklı I.5.2. numaralı bölümde yer verilecektir.
I.5.1.1. Tarafların Usule İlişkin Benzer İçerikteki Savunmaları
İddiaların Türü ve Niteliği Hakkında Yeterli Bilgi ve Belge Sunulmadığı Savunması
(235) Hakkında soruşturma yürütülen teşebbüslerden,
- AIG tarafından yapılan savunmada, soruşturmanın açılmasına ilişkin olarak
taraflara gönderilen bildirim yazısında yer alan “ …prim artışlarının uyumlu eylemi
işaret eder nitelikte olması ve bu artışlara ilişkin gerekçelerin önaraştırma
sürecinde somut verilerle desteklenememesi nedeniyle dosya konusu iddialara
ilişkin rekabet ihlali şüphesi devam etmektedir.” ifadesi ile soruşturmaya konu
iddialara ilişkin somut verilere ulaşılmadığının açıkça belirtildiği, iddiaların türü ve
niteliği hakkında yeterli bilginin soruşturma taraflarına ulaştırılmadığı, 21.06.1997
tarihli ve 23026 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan ve Kurum’un çalışma usullerini
düzenleyen Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik’in 14. maddesinin (b)
bendindeki “ciddi ve yeterli” delilin tespiti konusunda yükümlülüklerin yerine
getirilmediği ve soruşturma açılmasına sebebiyet veren analizlerin kendileriyle
paylaşılmamasının savunma yapmalarını kısıtladığı,
- AK tarafından yapılan savunmada, savunma hakkının 4054 sayılı Kanun’un 44/2.
maddesine, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesine ve Avrupa İnsan
Hakları Mahkemesi içtihatlarına uygun bir şekilde kullanılabilmesi için, Soruşturma
Bildirimi ile birlikte soruşturmaya dayanak teşkil eden Önaraştırma Raporu ve
eklerinin gönderilmesi gerektiği,
- ALLIANZ tarafından yapılan savunmalarda, Soruşturma Bildirimi ve Soruşturma
Ek Bildirimi’nde ALLIANZ’a ve/veva sigorta sektörüne yönelik ver alan iddia ve
isnatların maddi veya hukuki açıdan geçerliliği ve hukuken korunmaya değer bir
yönü bulunmadığı, ihlal iddialarının içeriğinin belirsiz ve muğlak olduğu, bu iddiayı
destekleyen ve doğruluğunu ispat eden hiçbir veri, iktisadi değerlendirme ya da
belge sunulmadığı, Soruşturma Bildirimi’nde iddia edilen dönemde fiyatlar
arasında paralellik olduğunun gösterilmediği ve bu kapsamdaki iddiaların herhangi
bir bulgu ve belgeye dayandırılmadığı,
- ANADOLU tarafından yapılan savunmada, Soruşturma Bildirimi’nde Trafik
Sigortası pazarında faaliyet gösteren teşebbüsler arasında anlaşma veya
koordinasyon sonucu 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinin ihlal edildiğine işaret
eden herhangi bir belgeye yer verilmediği, Soruşturma Bildirimi’nden ihlal
iddialarına ilişkin somut bir belge bulunmadığından uyumlu eylem şüphesine
binaen soruşturma açıldığının anlaşıldığı,
17-23/383-166
72/197
- AXA tarafından yapılan savunmada, Soruşturma Heyeti’nin önaraştırma
kapsamında incelediği piyasayı ve şirketlerin piyasa davranışlarının etkisini, 2013
tarihli Kurul kararına temel oluşturan incelemeden farklı görüyor idi ise, 4054 sayılı
Kanun’un 4. maddesi kapsamında soruşturma açılmasını gerektiren bu maddi
vaka ve piyasa verilerine ilişkin farklılıkların ve delillerin neler olduğunu AXA’ya
bildirmesi gerektiği; pazar paylaşımı iddialarına ilişkin olarak teşebbüse, iddiaların
türü ve niteliği ile soruşturma kapsamının genişletilmesine neden olan iddiaların,
hangi döneme ilişkin olduğu, hangi araç grubu için gündeme geldiği ve bu iddiaya
temel olan somut deliller ve emarelerin neler olduğu hakkında yeterli açıklamada
bulunulmadığı, bu sebeple 4054 sayılı Kanun’un 44. maddesi gereğince
Soruşturma Ek Bildirimi’nin bu konuda alınacak bir Kurul kararına dayanak
yapılamayacağı,
- ERGO tarafından yapılan savunmada, Soruşturma Bildirimi’nde yer verilen genel
ve soyut nitelikteki açıklamaların, iddiaların türü ve niteliği hakkında yeterli bilgiyi
içermediği, Soruşturma Bildiriminde ERGO’nun hangi tarihte, hangi araç türü ve
basamakta uyguladığı fiyatların hangi teşebbüslerin fiyatlarıyla paralellik
gösterdiğine ilişkin bir detay paylaşılmadığı ve fiyat artışlarına ilişkin TSB
tarafından Kurum’a hangi gerekçelerin sunulduğunun ve bu gerekçelerin somut
verilerle desteklenmediği görüşünün neye dayandığına ilişkin bir açıklamanın
bulunmadığı, dolayısıyla savunma hakkının kısıtlandığı,
- GENERALİ tarafından yapılan savunmada öncelikle, 4054 sayılı Kanun’un 43/2.
maddesi çerçevesinde birinci yazılı savunma süresinin başlayabilmesi için
Kurul’un Soruşturma Bildirimi ile birlikte, hakkında soruşturma açılan taraflara
iddiaların türü ve niteliği hakkında yeterli bilgiyi açık ve net bir şekilde göndermesi
gerektiğinin düzenlenmesine karşın tebellüğ edilen Soruşturma Bildirimi ve
Soruşturma Ek Bildirimi’nde bahsi geçen maddenin gereğinin yerine getirilmediği,
ayrıca Soruşturma Ek Bildirimi ile birlikte Önaraştırma Raporu’nun sunulmaması
ve GENERALİ hakkında somut bir ihlal iddiasına yer verilmemesi nedeniyle somut
bir savunma yapma imkânına sahip olunmadığı,
- GROUPAMA tarafından yapılan savunmada 4054 sayılı Kanun’un 43/2. maddesi
çerçevesinde birinci yazılı savunma süresinin başlayabilmesi için Kurul’un
Soruşturma Bildirimi ile birlikte, hakkında soruşturma açılan taraflara iddiaların türü
ve niteliği hakkında yeterli bilgiyi açık ve net bir şekilde göndermesi gerektiğinin
düzenlendiği, ancak tebellüğ edilen Soruşturma Bildirimi’nde bahsi geçen
maddenin gereğinin yerine getirilmediği, Soruşturma Bildirimi’nde anlaşma
ve/veya uyumlu eylemin, hangi döneme ve verilere isnat edildiğinin teşebbüse açık
ve net bir biçimde bildirilmediği, Soruşturma Heyeti'nin uyumlu eylem karinesine
dayanak olarak kullandığı ekonomik verileri, ispat yükü kendisine yüklenen
teşebbüs ile paylaşılmamış olmasının adil yargılanma hakkının ve silahların eşitliği
ilkesi çerçevesinde savunma hakkının kısıtlanmasına yol açtığı, Soruşturma Ek
Bildirimi’nde ise, savunmaya esas olarak gönderilen bilgilerden konunun ne
olduğunun dahi anlaşılamadığı, hangi ihlalin olduğu ve ne tür araçlara ne tür
tekliflerin yapıldığı veya yapılmadığının belli olmadığı, bu itibarla Soruşturma
Heyeti’nin iddialarına dayanak oluşturan verilerin GROUPAMA ile paylaşmamış
olması, Soruşturma Bildirimi’ni 4054 sayılı Kanun’un 43/2. maddesine uygun
olmaktan çıkardığı,
- GÜNEŞ tarafından yapılan savunmada, Soruşturma Bildirimi’nde 4054 sayılı
Kanun'un 43/2. maddesine uygun şekilde somut bir bilgi veya belgeye yer
verilmediği,
17-23/383-166
73/197
- HALK tarafından yapılan savunmada, Soruşturma Bildirimi’ndeki iddiaların hiçbir
veriye dayalı olmayan, sadece fiyatların arttığı şeklindeki şikâyetlerden ibaret,
analiz içermeyen soyut iddialar olduğu ve bildirimde de rekabet hukukuna aykırı
bir anlaşmanın olmadığının yansımasının görüldüğü,
- HDI tarafından yapılan savunmada, Soruşturma Bildirimi kapsamında
Önaraştırma Raporu ve eklerinin gönderilmediği, bunun yanı sıra 2010/3 sayılı
Tebliğ'e uygun olarak gönderilen 30.03.2016 ve 06.04.2016 tarihli dilekçeler
doğrultusunda talep edilen belgelerin taraflarına henüz ulaşmadığı, bu nedenlerle
HDI hakkındaki iddiaların tam olarak ne olduğunun anlaşılamadığı ve savunma
hakkının sağlıklı bir şekilde kullanılamadığı,
- LIBERTY tarafından yapılan savunmada, Soruşturma Bildirimi’nde ihlal iddialarına
ve Kurumca yapıldığı belirtilen analizlere ilişkin yer verilen açıklamaların yetersiz
ve soyut olduğu ve destekleyici belge de sunulmadığı, benzer şekilde Soruşturma
Ek Bildirimi’nde ihlal iddialarına ilişkin yer verilen açıklamaların soyut nitelikte ve
genel mahiyette olduğu , isnat hakkında muttali olmayan LIBERTY’nin, kendisini
“neye karşı” savunacağını bilmemesi halinde, savunma hakkının kullanıldığından
söz edilemeyeceği,
- MAPFRE tarafından yapılan savunmada, Soruşturma Bildirimi’nde iddiaların türü
ve niteliğine yönelik olarak yapılan açıklamaların yeterli bilgiyi içermediği, teşebbüs
tarafından talep edilen Önaraştırma Raporu ve dosyaya erişim taleplerinin reddine
ilişkin olarak sunulan gerekçelerin kabul edilebilir olmadığı ve bu durumun
savunma hakkını kısıtladığı,
- SOMPO tarafından yapılan savunmada, Soruşturma Bildirimi’nde Trafik Sigortası
pazarında faaliyet gösteren teşebbüsler tarafından 4054 sayılı Kanun’un 4.
maddesini ihlal edildiğini işaret eden herhangi bir belgeye yer verilmediği, kaldı ki
SOMPO bakımından herhangi bir uzlaşmanın parçası olduğuna dair bir belge
bulunmadığı,
- NİPPON tarafından yapılan savunmada, Kurumca yapıldığı belirtilen analizlerin
2010 ila 2015 (ilk 9 ay) yılları arasındaki döneme ilişkin olmasının, sektörde aylık
olarak dahi primlerin değiştiği nazara alındığında oldukça uzun olduğu, ayrıca
analizlerin hangi dönem ve aylara ait olduğunun belirtilmemesinin ve iddiaların türü
ve niteliği hakkında yeterli bilginin taraflarına gönderilmemesinin sağlıklı savunma
yapılmasına engel olduğu,
- TSB tarafından yapılan savunmada, TSB'nin iddia edilen anlaşma/uyumlu eylem
ile bağlantısına işaret eden herhangi bir bilgi veya belgeye yer verilmeden
Soruşturma Bildirimi’nde bulunulduğu, ayrıca Önaraştırma Raporu'nun tebliğ
edilmemesi nedeniyle TSB'nin raporda yer alması muhtemel lehe bilgilere, kendi
lehine yorumlanabilecek bir tespite ya da bir cümleye hiçbir zaman ulaşamayacak
olması, iddia ve savunma makamlarının ellerinde bulunan bilgi ve belgelere erişim
hakkının eşit olmamasına ve savunma hakkının ihlaline yol açtığı belirtilerek 4054
sayılı Kanun’un 44/2. maddesinin ihlal edildiği,
- UNICO tarafından yapılan savunmada, Kurum’un 4054 sayılı Kanun’un 43.
maddesinde yer alan hükümleri dar yorumladığı ve soruşturmaya konu iddialara
ilişkin bilgi ve belgeler ile Önaraştırma Raporu gönderilmeden yalnızca soruşturma
açıldığına dair bildirim yazısı gönderildiği ve ayrıca soruşturma açılmasına ve
soruşturma kapsamının genişletilmesine dayanak olan iddialara ilişkin
açıklamalarda UNICO hakkında herhangi bir somut iddiaya yer verilmediği,
dolayısıyla soruşturmanın esası hakkında savunma yapma imkânlarının
bulunmadığı,
17-23/383-166
74/197
- ZURICH tarafından yapılan savunmada, Soruşturma Bildirimi’nde ihlal iddialarına
ilişkin yer verilen açıklamaların yetersiz ve soyut olduğu ve destekleyici belge de
sunulmadığı, nitekim somut olayda ZURICH’in, hangi tarihteki ve hangi
eylemlerinin uyumlu eylem şüphesi uyandırdığının bilinmediği, Kurumca yapıldığı
belirtilen analizlerde hangi prim tutarlarının esas alındığından ve analiz
sonuçlarından haberdar olunmadığı, benzer şekilde Soruşturma Ek Bildirimi’nde
ihlal iddialarına ilişkin yer verilen açıklamaların soyut nitelikte ve genel mahiyette
olduğu, isnat hakkında muttali olmayan ZURICH’in, savunma hakkını “olması
gerektiği” gibi kullanamadığı
iddia edilmiştir.
(236) 4054 sayılı Kanun’un 43/2. maddesi, “Kurul, başlattığı soruşturmaları, soruşturmaya
başlanması kararının verildiği tarihten itibaren 15 gün içinde ilgili taraflara bildirir ve
tarafların ilk yazılı savunmalarını 30 gün içinde göndermelerini ister. Taraflara tanınan ilk
yazılı cevap süresinin başlayabilmesi için Kurulun bu bildirim yazısı ile birlikte, iddiaların
türü ve niteliği hakkında yeterli bilgiyi ilgili taraflara göndermesi gerekir.” hükmünü amirdir.
Bu hüküm gereği, ilgili teşebbüslere soruşturmaya konu iddiaların türünü ve niteliğini
içeren bilgi Soruşturma Bildirimi ile birlikte gönderilmiş olup, soruşturmanın güvenliğinin
aksini gerektirmesi ve Soruşturma Raporu’nun hazırlandığı süreçteki evrak taleplerinin,
delil toplanması ve dosyanın oluşturulması sürecini olumsuz etkilemesinin muhtemel
olması sebebiyle Önaraştırma Raporu’nun ve eklerinin taraflara gönderilemeyeceği
kanaatine varılmıştır.
(237) Soruşturma Bildirimi’nde, Trafik Sigortası primlerinde son birkaç yıl içinde yaşanan artış
nedeniyle Kurum’a intikal eden şikâyet başvurularında yer alan iddialar özetlenmiştir.
Bunlara ek olarak söz konusu başvurularla aynı konuya sahip olan; Trafik Sigortası
pazarında faaliyet gösteren teşebbüslerin birlikte fiyat artışları yapmak suretiyle rekabeti
bozucu, kısıtlayıcı anlaşma ve/veya uyumlu eylem içinde oldukları iddiasına ilişkin olarak
hazırlanan önergenin Kurul gündeminde görüşüldüğü ve 14.01.2016 tarihli ve 16-02/46
sayılı karar doğrultusunda yürütülen önaraştırma kapsamında elde edilen bilgiler
çerçevesinde 2010 ila 2015 (ilk 9 ay) dönemine ilişkin olarak yapılan birtakım
analizlerden, Trafik Sigortası primlerinde genel bir artış yaşandığının tespit edildiği
belirtilmiştir. Akabinde önaraştırma kapsamında yapılan analizlerin detayına yer
verilmiştir.
(238) Keza Soruşturma Ek Bildirimi’nde, Trafik Sigortası sektöründe faaliyet gösteren
teşebbüslerin pazar paylaşımında bulunduklarına ve belli araç türlerinin sigortasını
yapmaktan kaçındıklarına yönelik olarak Kurum’a intikal etmiş şikâyetler özetlenmiş ve
hâlihazırda yürütülen soruşturmanın kapsamının genişletildiği bilgisine yer verilmiştir.
Akabinde, “Sektörden elde edilen bilgiler de incelendiğinde sigorta şirketlerinin ürettikleri
trafik sigortası poliçelerinin çekici, iş makinası, kamyon, kamyonet, minibüs, motosiklet,
otobüs, otomobil, taksi vs. şeklindeki araç sınıflarındaki dağılımının değişken olması;
bununla birlikte kimi teşebbüslerin bazı sınıflardaki ağırlığının fazla olması ve bazı
teşebbüslerin belli sınıflarda hiç poliçe üretmemesi dikkat çekmektedir. Bu noktada
teşebbüsünüzce üretilen trafik sigortası poliçe dağılımının belli araç sınıflarında
yoğunlaşıp yoğunlaşmaması ve bu konudaki açıklama ile savunmalarınız önem
kazanmaktadır.” ifadelerine yer verilerek, soruşturmanın kapsamının genişletilmesine
dayanak teşkil eden hususlara işaret edilmiş ve tarafların bu yöndeki açıklama ve
savunmaları talep edilmiştir.
(239) Taraflarca talep edilen tüm belgeler Soruşturma Raporu’nun tebliği aşamasında
verilmiştir.
17-23/383-166
75/197
Kurul’un 2013 Yılındaki Kararında Aynı Konuya İlişkin Soruşturma Açılmasına
Gerek Görülmediği Savunması
(240) Hakkında soruşturma yürütülen teşebbüslerden,
- ALLIANZ tarafından yapılan savunmada, Kurul’un 09.05.2013 tarih ve 13-27/369-
171 sayılı kararında Trafik Sigortası primlerine ilişkin Kurul tarafından da geçerli
kabul edilen gerekçe ve etmenlerin, mevcut soruşturmanın ilgili olduğu dönem için
de büyük ölçüde geçerli olup, iddia edilen fiyat artışlarını meşrulaştırdığı,
- ANADOLU tarafından yapılan savunmada Kurul’un 09.05.2013 tarih ve 13-27/369-
171 sayılı kararında sigorta şirketlerinin Trafik Sigortası primlerinin birlikte tespit
etmek hususuna yönelik olarak bir delil elde edilmemesi nedeniyle soruşturma
açılmasına gerek görülmediği kanaatine varıldığına yer verilerek, mezkûr kararda
prim artışlarının;
a. sigorta primlerinin esas olarak aktüeryal ve teknik departmanlar tarafından
geçmiş hasar bilgileri, pazarın yapısı, öngörüler ile şirketin payı ve kâr payı
hedefi dikkate alınarak belirlendiği, sektörün ilgili mevzuat değişiklikleri
sonucunda esas itibarıyla 2013 sonrası dönemde serbest pazar dinamiklerine
uygun şekilde işlemeye başladığı ve şirketlerin aylık tarife değişikliği yapabilir
hale geldiği,
b. sigorta primlerinin belirlenmesinde farklı aktüeryal modellerin kullanılabildiği ve
bu bağlamda risk priminin hesaplanmasında kullanılan modelin sigorta
şirketleri bazında farklılaşabildiği,
c. yeni kurulan veya belirli kırılımlarda hakkında yeterli bilgiye sahip olmayan
şirketlerin SBM tarafından sunulan verileri ve Rehber Tarife’yi kullanabildiği
şeklindeki kabul edilmiş olan ekonomik ve rasyonel gerekçelerin esas itibarıyla
2014-2015 dönemindeki prim artışlarına da yansıdığı,
- AXA tarafından yapılan savunmada, Kurul’un 09.05.2013 tarih ve 13-27/369-171
sayılı kararında Trafik Sigortası primlerine ilişkin Kurul tarafından da geçerli kabul
edilen gerekçe ve etmenlerin, mevcut soruşturmaya temel olan önaraştırmada da
hiç farklı olmadığı,
- GENERALİ tarafından yapılan savunmada, Kurul’un 09.05.2013 tarihli ve 13-
27/369-171 sayılı kararında bir takım hususların sıralandığı ve bu hususların ilgili
önaraştırma döneminde primlerde yaşanan artışların gerekçeleri olabileceğinin
ifade edildiği, söz konusu tarihte primlerin önemli ölçüde arttırılmasının gerekçesi
olarak sıralanan hususların neredeyse tamamının güncel durumda da geçerliliğini
koruduğu,
- HALK tarafından yapılan savunmada, Kurul’un 09.05.2013 tarih ve 13-27/369-171
sayılı kararında sigorta şirketlerinin Trafik Sigortası primlerinin birlikte tespit etmek
hususuna yönelik olarak bir delil elde edilmemesi nedeniyle soruşturma
açılmasına gerek olmadığı kanaatine varıldığı,
- SOMPO tarafından yapılan savunmada, Kurul’un 09.05.2013 tarih ve 13-27/369-
171 sayılı kararında sigorta şirketlerinin Trafik Sigortası primlerinin birlikte tespit
etmek hususuna yönelik olarak bir delil elde edilmemesi ve prim artışlarının
ekonomik ve rasyonel gerekçelere dayanmakta olduğundan hareketle soruşturma
açılmasına gerek olmadığı kanaatine varıldığı ve bu durumun bugün için de geçerli
olduğu
iddia edilmiştir.
17-23/383-166
76/197
(241) Türkiye'de faaliyet gösteren sigorta şirketlerinin Trafik Sigortası primlerini aralarında
anlaşmak suretiyle arttırıp arttırmadıklarının değerlendirildiği 09.05.2013 tarihli ve 13-
27/369-171 sayılı Kurul kararında, “…sigorta şirketlerinin trafik sigortası primlerini birlikte
tespit etmek hususunda anlaştıkları yönünde herhangi bir delil elde edilmemesi ve
teşebbüslerce sunulan bilgiler dikkate alınarak, bahse konu iddialara yönelik olarak
soruşturma açılmasına gerek olmadığı” kanaatine varılmakla birlikte, söz konusu
iddiaların tekrar gündeme gelmesi ve özellikle 2015 ve 2016 yıllarında Trafik Sigortası
primlerinde yaşanan artış nedeniyle, Kurul 02.03.2016 tarihli ve 16-07/137-M sayılı kararı
ile sektörde faaliyet gösteren sigorta şirketlerine ve TSB’ye soruşturma açılmasına
hükmetmiştir. Trafik Sigortası primlerinde yaşanan artışa ilişkin olarak daha önce
soruşturma açılmamış olmasının, ihlal şüphesi ile soruşturma yürütülmesine engel teşkil
etmediği değerlendirilmiştir.
Teşebbüslerin Bazıları Hakkında Önaraştırma Yürütülmediği Savunması
(242) Teşebbüslerden,
- LIBERTY tarafından yapılan savunmada, Kurul tarafından rakip şirketler hakkında
yürütülen bir önaraştırmanın sonuçlarının LIBERTY’ye yüklendiği ifade edilerek
önaraştırma neticesinde elde edilen bulgularla soruşturma açılmasına karar
verildiği ancak mevcut soruşturmanın yalnızca haklarında önaraştırma yürütülen
teşebbüslere yönelik olmadığının anlaşıldığı, ayrıca rakip teşebbüsler hakkında
yürütülen önaraştırmada elde edilen ve içeriği LIBERTY tarafından bilinmeyen
bilgilere ve/veya tespitlere karşı, LIBERTY’nin kendisini savunmasının
istenmesinin LIBERTY nezdinde orantısız bir yük teşkil ettiği,
- SOMPO tarafından yapılan savunmada, SOMPO’da yerinde incelemenin
Soruşturma Bildirimi tebligatı ile birlikte yapıldığı nazara alındığında önaraştırma
döneminde SOMPO’nun görüşlerini ifade etme olanağı bulamadığı, bu nedenle
“prim artışlarının somut nedenlerle gerekçelendirilmemesi” argümanının SOMPO
için geçerli olmayacağı,
- ZURICH tarafından yapılan savunmada, Kurul tarafından rakip şirketler hakkında
yürütülen bir önaraştırmanın sonuçlarının ZURICH’e yüklendiği ifade edilerek
önaraştırma neticesinde elde edilen bulgularla soruşturma açılmasına karar
verildiği ancak mevcut soruşturmanın yalnızca haklarında önaraştırma yürütülen
teşebbüslere yönelik olmadığının anlaşıldığı, ayrıca rakip teşebbüsler hakkında
yürütülen önaraştırmada elde edilen ve içeriği ZURICH tarafından bilinmeyen
bilgilere ve/veya tespitlere karşı, ZURICH’in kendisini savunmasının istenmesinin
ZURICH nezdinde orantısız bir yük teşkil ettiği
iddia edilmiştir.
4054 sayılı Kanun’un 40. maddesi, “Kurul, resen veya kendisine intikal eden başvurular
üzerine doğrudan soruşturma açılmasına ya da soruşturma açılmasına gerek olup
olmadığının tespiti için önaraştırma yapılmasına karar verir.” hükmünü amirdir. Bu
çerçevede, 14.01.2016 tarihli ve 16-02 sayılı toplantısında Kurul, önaraştırma
yapılmasına karar vermiştir. Önaraştırma safhasında sektörde faaliyet gösteren tüm
şirketlerde yerinde inceleme yapılması mümkün olmamış; TSB ile 16 teşebbüste yerinde
inceleme yapılarak, bunlar hakkında önaraştırma yürütülebilmiştir. Bununla birlikte,
önaraştırma safhasında TSB’den Trafik Sigortası pazarında faaliyet gösteren şirketlere
ilişkin ayrıntılı mali bilgiler ile dosya konusu prim artışlarının nedenlerine ilişkin
açıklamalar talep edilmiştir. Bu çerçevede yapılan analizler, pazarda faaliyet gösteren
tüm teşebbüsleri kapsamıştır. Dolayısıyla, önaraştırma neticesinde elde edilen sonuçların
sektördeki herhangi bir teşebbüse yüklenmesi söz konusu değildir. Bunun yanı sıra, 4054
sayılı Kanun’un 40. maddesi uyarınca, önaraştırmanın tarafı olmayan diğer teşebbüslere
17-23/383-166
77/197
doğrudan soruşturma açılması önünde bir engel olmadığı; böyle bir yöntemin tercih
edilmesinin teşebbüslerin savunma hakkını kısıtlamadığı; soruşturma safhasında
teşebbüslerin üç adet yazılı, bir adet sözlü savunma hakkı olduğu göz önünde
bulundurularak teşebbüsün söz konusu savunması yerinde görülmemiştir.
Önaraştırmanın Süresi İçinde Tamamlanmadığı Savunması
(243) Teşebbüslerden
- ERGO tarafından yapılan savunmada, 14.01.2016 tarih ve 16-02/46 sayılı Kurul
kararı ile önaraştırma başlatıldığı, soruşturmanın ise 02.03.2016 tarihinde açıldığı,
Kurul’un soruşturma açılmasına ilişkin kararını önaraştırma yapılmasına karar
vermesinden 40 gün sonra vermesi gerekmekte iken, somut olayda bu sürenin 48
gün olduğu,
- MAPFRE tarafından yapılan savunmada, 4054 sayılı Kanun’un 40. ve 41.
maddeleri uyarınca önaraştırma yapmakla görevlendirilen raportörlerin elde ettiği
bilgi ve delilleri 30 gün içinde Kurul’a yazılı olarak sunması ve Kurul’un da raporun
teslimini takip eden 10 gün içerisinde soruşturma açılmasına karar vermesi
gerektiği ancak önaraştırma kararı ile soruşturma açma kararı arasındaki 48
günlük zaman dilimi dikkate alındığında önaraştırmanın süresi içinde
tamamlanmadığını ve bu durumun soruşturma işlemini sakatladığı ve hak
düşürücü olduğu
öne sürülmüştür.
(244) 4054 sayılı Kanun’un 40. maddesinde yer alan “Önaraştırma yapılmasına karar verildiği
takdirde Kurul Başkanı, meslek personeli uzmanlardan bir ya da birkaçını raportör olarak
görevlendirir. Önaraştırma yapmakla görevlendirilen raportör 30 gün içinde elde ettiği
bilgileri, her türlü delilleri ve konu hakkındaki görüşlerini Kurula yazılı olarak bildirir.”
hükmü çerçevesinde, önaraştırma süreci görevlendirme tarihi itibarıyla başlamaktadır.
Mevcut durumda Kurul’un 14.01.2016 tarihli ve 16-02 sayılı toplantısında önaraştırma
yapılmasına ilişkin olarak aldığı karar çerçevesinde, Başkanlık Makamının 19.01.2016
tarihli ve 720 sayılı yazısı uyarınca, önaraştırma yapmak üzere raportörler 20.01.2016
tarihinden itibaren görevlendirilmiş olup, Önaraştırma Raporu 18.02.2016 tarihinde
öngörülen süre içinde teslim edilmiştir. Soruşturma açılmasına ise, Kurul’un 02.03.2016
tarihli toplantısında karar verilmiştir.
(245) 4054 sayılı Kanun’un 41. maddesinde ise, “Önaraştırma raporunun Kurula teslimini takip
eden 10 gün içinde, Kurul elde edilmiş olan bilgileri değerlendirerek karar vermek üzere
toplanır ve soruşturma açılmasına veya açılmamasına karar verir.” düzenlemesi yer
almaktadır. Bununla birlikte, söz konusu sürelerin iç uygulamaya yönelik olduğu ve
işlemin esasını sakatlamadığı Danıştay tarafından kabul edilmiştir. Danıştay 10.
Dairesi’nin 2001/1632 E. no’lu ve 2003/4243 K. no’lu kararında; “4054 Sayılı Kanunun
40. maddesinde önaraştırma yapmakla görevlendirilen raportörün 30 gün içinde elde
ettiği bilgileri, her türlü delilleri ve konu hakkındaki görüşlerini Kurula yazılı olarak
bildireceği; 41. maddesinde ise, önaraştırma raporunun Kurula teslimini takip eden 10
gün içinde Kurulun toplanacağı ve soruşturma açılmasına veya açılmamasına karar
vereceği öngörülmüş olmasına karşın, dava konusu olayda, önaraştırma kararı
16.11.1999 tarihinde alınmış, ancak raportörler Kurulca 03.12.1999 tarihinde
görevlendirilmiş, 30 günlük süre geçirildikten sonra 07.01.2000 tarihinde rapor Kurula
teslim edilmiş, anılan rapor 10 günlük süre geçirildikten sonra 03.02.2000 tarihli
toplantısında görüşülmüş ise de, dava konusu Rekabet Kurulu Kararına konu
soruşturulan olayın niteliği ve önemi göz önüne alındığında, soruşturma sürecine hız
kazandırmak, Kurulun işleri süratli karara bağlamasını sağlamak amacıyla getirilen ve iç
uygulamaya yönelik bu durum dava konusu Kurul Kararını sakatlayan ve bu haliyle
17-23/383-166
78/197
sonuca etki eden bir husus olarak görülmemiştir.” ifadelerine yer verilerek, bu sürelerin
amacının idarenin eylemlerinin hızlandırılmasını sağlamak olduğu belirtilmiş ve kararın
iptal edilmesine yönelik talepler reddedilmiştir.
I.5.1.2. AIG
Trafik Sigortası Primlerinin Yükselmesine Sektörde Yaşanan Gelişmelerin Neden
Olduğu Savunması
(246) Savunmada, Trafik Sigortası pazarında 2010-2016 yıllarında meydana gelen artışın;
Hazine Müsteşarlığı tarafından yayımlanan “Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk
Sigortası Tarife ve Talimatları” uyarınca asgari teminat limitlerinde artış
yaşandığı,
01.04.2008 tarihinden itibaren maddi hasarla sonuçlanan kazalarda tarafların
sigorta şirketi veya polise gerek kalmaksızın tutanak düzenleyebilmelerinin
haksız menfaat elde etmek isteyen tüketici sayısında artışa yol açtığı,
25.02.2011 tarihinde yayınlanan Karayolları Trafik Kanunu uyarınca sigorta
şirketlerinin tedavi giderlerini karşılamak için her bir poliçe priminin %10’unu SGK
payı olarak SGK’ya devrettikleri ancak bakıcı giderleri, protez, ikincil tedavi gibi
giderlerinin SGK tarafından karşılanan maliyetler arasında bulunmadığı,
2011 yılında Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun verdiği karar doğrultusunda
geçmişe yönelik olarak sigortalının kusuru bulunsa dahi destekten yoksun kalma
tazminatının ödenmesine hükmedildiği,
01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Genel Şartlar uyarınca zarar gören araçta
meydana gelen değer kaybının sigorta şirketleri tarafından teminat altına
alınmasına ve geçmişe yönelik olarak sigortalılar tarafından tazminat talep
edilebilmesine olanak sağlandığı,
01.06.2015 tarihi itibarıyla, 13.01.2015 tarihli ve 2015/2 sayılı Eşdeğer Parça
Genelgesi uyarınca tedarik edilecek yedek parçalarda orijinal veya eşdeğer
yedek parça kullanımının zorunlu hale getirildiği,
Hazine Müsteşarlığı tarafından yayımlanan 12.01.2016 tarihli ve 2016/2 sayılı
“Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında Prim
İadelerine İlişkin Genelge” uyarınca işletenin sahip olduğu hasarsızlık indirim
hakkının aynı türde araç edinilmesi halinde devam edeceği, farklı türde araç
edinilmesi durumunda ise hasarsızlık indiriminin devam etmeyeceği Haziran
2014 itibarıyla Tarife Yönetmeliği kapsamında prim hesabı yapılmayan ve bu
surette sigorta poliçesi düzenlenen kişilere prim iadesi yapılmasının gerektiği,
28.10.2015 tarihinden itibaren Hazine Müsteşarlığı tarafından halihazırda
hasar/prim oranı yüksek olan araç türleri (kamyon, kamyonet, minibüs, otobüs ve
taksi) için azami brüt prim tutarının getirilmesinin portföy dengesinin telafi
edilmesi adına diğer araç türlerinde belirli artış oranlarında yükleme yapılmasını
zorunlu kıldığı,
bedeni tazminata ilişkin şirket aktüerleri ile mahkemelerin atadığı bilirkişilerin
kullandığı metotlardaki standart eksikliğinin hesaplanan tazminat tutarlarının
farklı olmasına neden olduğu ve dolayısıyla hasar maliyetlerinin yönetilmesini ve
karşılık ayrılmasını zorlaştırdığı,
2010-2016 yılları arasında döviz kurunda ve TEFE/ÜFE oranında yaşanan artışın
maliyetleri arttırdığı,
17-23/383-166
79/197
asgari ücrette meydana gelen artışların da aynı şekilde maliyetlerde artışa
sebebiyet verdiği,
son beş yılda özel kullanımlı hususi otomobillere ilişkin hasar/prim oranında artış
olduğu
gerekçesiyle gerçekleştiği ve anılan mevzuat değişikliklerin bir kısmına 09.05.2013 tarihli
ve 13-27/369-171 sayılı Kurul kararında da yer verildiği belirtilmiş, özetle prim artışının,
mevzuat değişikliği, maliyet artışı ve hasar-prim oranlarındaki artış neticesinde
gerçekleştiği öne sürülmüştür. 15.03.2016 tarihinde AIG’de yapılan yerinde incelemede
elde edilen belgelerden, Trafik Sigortası primlerinde meydana gelen değişmelerin
yukarıda değinilen sebeplerin neticesinde gerçekleştirildiğinin açıkça görülebileceği dile
getirilmiştir.
(247) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2. numaralı bölümde yer verilecektir.
Rakiplerle Anlaşarak Teklif Vermeme veya Sigorta Etmekten Kaçınma Gibi Bir
Durumun Söz Konusu Olmadığı Savunması
(248) Savunmada, AIG tarafından herhangi bir suretle sigorta yapmaktan kaçınılmadığı,
müşteriler tarafından gelen tüm taleplere teklif verilmesine karşın Trafik Sigortası
pazarında AIG’nin yaklaşık %0,03 pazar payına sahip olması, bireysel sigorta ürünleri
arasında yer alan sağlık sigortası poliçesi üretmemesi ve kasko, Trafik Sigortası, konut
gibi sigorta ürünlerinde (…..) gibi nedenlerle (…..) özel nitelikli sigorta ürünleri ve ticari
nitelikli sigorta ürünlerini sunmayı daha çok tercih ettikleri ifade edilmiştir. Ek olarak,
Hazine Müsteşarlığı tarafından yayımlanan 2015/55 sayılı Karayolları Motorlu Araçlar
Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Tarifelerinin Sigorta Bilgi Merkezine İletilmesi ve
Yayınlanması ile 2013/11 Sayılı Genelgede Değişiklik Yapılmasına İlişkin Genelge’nin
(2015/55 sayılı Genelge) 3. maddesi uyarınca 01.03.2016 tarihi itibarıyla sigorta
şirketlerinin internet sitelerinde “zorunlu trafik sigortası teklif alma ekranı” tahsis etmesi
zorunluluğu getirildiği, buradan görülebileceği üzere AIG tarafından her araç tipi bazında
teklif verildiği ve müşteriden talep gelmesi halinde satış kanalları aracılığıyla tekliflerin
sigorta poliçesine dönüştürüldüğü, hâl böyle olmasına karşın söz konusu uygulama ile
internet sitesi üzerinden teklif alma ve bu tekliflerin sigorta poliçesine dönüştürülme
oranının AIG için (…..) olduğu belirtilmiştir.
(249) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2. numaralı bölümünde yer verilecektir.
Uluslararası Taşımacılık Yapan Araçlar Bakımından Yüksek Fiyatlandırma
Yapılmadığı Savunması
(250) Savunmada, uluslararası taşımacılık sektöründe faaliyet gösteren teşebbüslerin gerek
tüketici alışkanlıkları gerek yeşil kart sigortası ile birlikte Trafik Sigortası yaptırma
eğiliminde olmaları nedeniyle yeşil kart sigortası sunmayan AIG’nin tercih edilmediği, zira
kendilerine söz konusu teşebbüslerden gelen herhangi bir teklif talebinin mevcut olmadığı
ifade edilmiştir.
(251) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2. numaralı bölümde yer verilecektir.
Pazar Paylaşımının Söz Konusu Olmadığı Savunması
(252) Savunmada, Trafik Sigortası pazarındaki diğer teşebbüslerin AIG ile pazar paylaşımına
yönelik anlaşma içerisinde olmalarının söz konusu olmadığı veya olmayacakları, nitekim
AIG’nin ilgili pazardaki konumu ve pazar payı dikkate alındığında pazar paylaşımı
iddiaları bakımından herhangi bir etki yaratmaktan uzak olduğu ifade edilmiştir.
17-23/383-166
80/197
(253) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2. numaralı bölümde yer verilecektir.
I.5.1.3. AK
Trafik Sigortası Primlerinin Yükselmesine Sektörde Yaşanan Gelişmelerin Neden
Olduğu Savunması
(254) Savunmada, asgari ve azami prim tutarlarının araç grupları itibarı ile Trafik Sigortası
tarifesi, plaka ili, sigortalının yaşı, hasar adedi gibi birçok kritere bağlı olarak
oluşturulduğu, her bir kriterin ayrı ayrı ve birlikte değerlendirilerek hasar prim oranlarının
incelendiği, şirketin karlılık hedefleri ve portföy yoğunluğu gibi diğer hususların da dikkate
alınarak tarifelerin aktüeryal teknikler kapsamında oluşturulduğu ifade edilmiştir. Bu
bağlamda fiyat artışlarının aşağıda sunulan gerekçelerin fiyat artışlarını zorunlu kıldığı
belirtilmiştir:
Yargıtay’ın içtihat değişikliğine giderek kusurlu olan sürücünün ölmesi halinde,
- illiyet bağının kesildiği hallerde (sürücünün en az ağır kusurlu olduğu haller)
evvelce hiç tazminata hükmedilmediği halde tazminata hükmetmeye başlaması,
- illiyet bağının kesilmediği hallerde ise (sürücünün hafif kusurlu olduğu haller)
evvelce indirim yapılmasını kabul ettiği halde içtihadını değiştirerek
hükmolunacak tazminatlarda sürücü kusuru durumunda indirim uygulamamaya
başlaması,
Hasar prim oranlarının artması,
Döviz kurlarının artması sonucu ithal yedek parça fiyatlarının ve dolayısıyla onarım
hizmetleri fiyatlarının artması,
Asgari ücretteki artışların, bedeni zararlarla sonuçlanan kazalarda geçmiş ve
gelecek poliçelerin hasarlarına da yansıması,
Genel Şartlar uyarınca Hazine Müsteşarlığı tarafından orijinal yedek parça şartı
getirilmesi,
Yargıtay kararları ve devamında Hazine Müsteşarlığı’nın yayımladığı Genel Şartlar
gereğince değer kaybının zorunlu mali sorumluluk sigortasından karşılanmaya
başlanması,
Genel Şartlar’ın Ek-2'sinde yer alan Destekten Yoksun Kalma Tazminatı
Hesaplaması ile Ek-3'ünde yer alan Sürekli Sakatlık Tazminatı Hesaplaması
düzenlemeleri ile bedeni zarar hesaplama tablosunun (mortalite tablosu ve iskonto
oranı) yapısında değişiklik meydana gelmesi,
Hazine Müsteşarlığı’nın 27.10.2015 tarihli Azami Primler Hakkında konu başlıklı
sektör duyurusu ile riskin son derece yüksek olduğu kamyon, kamyonet, minibüs,
otobüs ve taksiler açısından azami brüt prim uygulaması getirmesi üzerine, Hazine
Müsteşarlığı tarafından belirlenen en yüksek prim oranlarının uygulanmaya
başlanması,
Trafik Sigortası branşında 2013 ve 2014 yıllarında zarar yaşanması ve zararın her
geçen yıl artması.
(255) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2. numaralı bölümde yer verilecektir.
17-23/383-166
81/197
Uyumlu Eyleme Taraf Olunmadığı Savunması
(256) Savunmada, 2014 - 2015 yıllarında AK’ın rakiplerinden önemli ölçüde farklı oranlarda
fiyat artışı ya da düşüşü gerçekleştirdiği ve bu çerçevede rakiplerinden farklı bir fiyat seyri
izlediği belirtilmiştir. Ayrıca, şirketlerin pazar payları ile teşebbüslerin pazardaki sıralarının
sıklıkla değiştiği ifade edilmiştir. AK’ın fiyatlarının rasyonel olması ve gerek fiyatların
gerekse de pazar payları değişikliklerinin bir uyumlu eylemi göstermemesinin yanı sıra;
AK’ın rakipleri ile fiyatları artırmak noktasında uzlaştığını gösteren herhangi bir bilgi veya
belgeye Soruşturma Bildirimi’nde yer verilmediği, paralel davranışların tek başına uyumlu
eylemin doğal bir işareti olarak nitelendirilemeyeceği, ayrıca taraflar arasında rekabeti
kısıtlama amaçlı ve karşılıklı bir iletişimin ortaya konulması gerektiği ifade edilmiştir.
(257) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2. numaralı bölümde yer verilecektir.
Rakiplerle Anlaşarak Teklif Vermeme veya Sigorta Etmekten Kaçınma Gibi Bir
Durumun Söz Konusu Olmadığı Savunması
(258) Savunmada, prim tutarlarının araç grupları itibari ile trafik tarifesi, plaka ili, sigortalının
yaşı, hasar adedi gibi birçok kritere bağlı olarak ve her bir kriterin ayrı ayrı ve birlikte
değerlendirilerek hasar prim oranlarının incelendiği; şirketin karlılık hedefleri ve portföy
yoğunluğu gibi diğer hususlar da dikkate alınarak tarifelerin aktüeryal teknikler
kapsamında belirlendiği ifade edilerek, poliçe araç sınıf dağılımının rakiplerden bağımsız
bir şekilde oluşturulduğu belirtilmiştir. Nitekim TÜİK verilerine göre, 2016 yılının Haziran
ayı itibarıyla trafiğe kayıtlı toplam 20.559.243 adet taşıt bulunduğu; bu taşıtların
%53,3'ünü otomobil, %16,3'ünü kamyonet, %14,5'ini motosiklet, %8,4'ünü traktör,
%4'ünü kamyon, %2,2'sini minibüs, %1,1'ini otobüs, %0,2'sini ise özel amaçlı taşıtların
oluşturduğu; Türkiye'deki araçların basamak bazında farklı oranlardaki dağılımı, şirketin
stratejik planlamaları ve sigorta piyasasının rekabetçi yapısı dikkate alındığında, belirli
sınıflarda diğerlerine göre daha fazla poliçe üretilmesi ve/veya belirli sınıflarda poliçe
üretilememesinin söz konusu olabileceği; AK açısından, rakiplerle anlaşarak teklif
vermeme veya sigorta etmekten kaçınma gibi bir durumun söz konusu olmadığı ifade
edilmiştir.
(259) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
Uluslararası Taşımacılık Yapan Araçlar Bakımından Yüksek Fiyatlandırma
Yapılmadığı Savunması
(260) Savunmada, uluslararası taşımacılıkta kullanılan ağır ticari araçların hem büyüklükleri
hem de ağırlıkları dikkate alındığında, bu araçların herhangi bir kazaya karıştıklarında
gerek maddi gerekse cismani zarar verme potansiyelinin diğer araç sınıflarında yer alan
taşıtlara kıyasen oldukça yüksek olduğu; Trafik Sigortası’nın temel amacının aracın
kazaya karışması durumunda üçüncü kişilere verdiği zararların tazmini olduğu dikkate
alındığında, bu tür araçların iddia edildiği şekilde "düşük risk grubu" kategorisine girdiğini
ileri sürmenin makul olmadığı; primlere ilişkin yapılan her türlü değerlendirmede, bu
araçların yarattığı risklerin göz önünde tutulduğu; bu tür araçların yurtiçinde ne kadar süre
ve ne kadar yol kat ettiğini gösteren verilere sahip olunmadığından, bu araçlar bazında
özel fiyatlandırma yapılamadığı; bu branşa ilişkin hasar prim oranı, teknik kar/zarar ve
tarife çalışmalarının Türkiye sınırları dikkate alınarak hesaplandığı belirtilmiştir.
(261) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
17-23/383-166
82/197
Pazar Paylaşımının Söz Konusu Olmadığı Savunması
(262) Savunmada, AK’ın piyasa davranışlarının yukarıda açıklanan rasyonel temellere
dayandığı, Soruşturma Bildirimi’nde AK’ın rakipleri ile pazarı paylaştığına dair herhangi
bir bilgi veya belgeye yer verilmediği, böyle bir tespitin yapılabilmesi için rakipler arasında
karşılıklı iletişimin olması ve bu iletişimin açık ve tutarlı delillerle ortaya konulması
gerektiği, AK’ın bu türden bir iletişime kesinlikle taraf olmadığı ve kararlarını ticari
gerekçeler doğrultusunda rakiplerinden bağımsız bir şekilde aldığı ifade edilmiştir.
(263) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
I.5.1.4. ALLIANZ
Trafik Sigortası Primlerinin Yükselmesine Sektörde Yaşanan Gelişmelerin Neden
Olduğu Savunması
(264) Savunmada, aşağıda yer verilen unsurların Trafik Sigortası pazarında maliyet artışına
neden olduğu ve bu artışın fiyatlara yansıtılmasını gerektirdiği öne sürülmüştür:
Yeni Genel Şartlar çerçevesinde değer kaybı tazminatı ve bedeni hasar
hesaplamalarındaki yöntem değişiklikleri,
Kur artışı ve yükselen araç fiyatları, yedek parça ve işçilik ücretlerinin artması,
Artan eksper ücretleri,
SBM'nin getirdiği hasarsızlık uygulamasının hasarsızlık kademesine göre olan risk
profilini değiştireceğinin öngörülmesi,
Ticari araçlar için getirilen azami prim,
Asgari ücret artışı,
SGK tarafından ödenmeyen tedavi masrafları
Bedeni hasarlarda (vefat ve maluliyet durumunda ödenen destekten yoksun kalma
tazminatları) beklentilerin üstünde gerçekleşen ortalama hasar maliyetlerinin
yükselmesi,
Yargı kararları sonrası destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin olarak sigorta
şirketlerinin sorumluluğunun kapsamının genişletilmesi,
Eşdeğer parça belgeleme esaslarına ilişkin sürecin tamamlanamaması.
(265) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
ALLIANZ’ın Fiyatlama Politikasının Meşru ve Ticari Gerekçelere Dayandığı
Savunması
(266) Savunmada sunulan çizelge kapsamında 2015 Ocak – 2016 Şubat arasındaki döneme
ilişkin olarak rakip şirketlerin birbirinden farklı oranlarda fiyatlarını arttırdığı ve/veya
düşürdüğünün açık bir şekilde görüldüğü, sektörde yaşanan gelişmeler haricinde
ALLIANZ’ın 2015 yılı (…..) ayında yaptığı fiyat artışına 2016 yılına ilişkin hedeflere
ulaşılması amacının; 2015 (…..), (…..) ve (…..) aylarında yaklaşık %(…..) oranında
yaptığı fiyat artışlarına enflasyon ayarlamasının; 2015 Mayıs - 2016 Ocak arasındaki fiyat
artışlarına artan (zarar durumunu gösteren) bileşik oranın sebebiyet verdiği öne
sürülmüştür.
(267) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
17-23/383-166
83/197
Uyumlu Eyleme Taraf Olunmadığı Savunması
(268) Savunmada, uyumlu eylemin koşullarından biri olan "teşebbüsler arasında doğrudan ya
da dolaylı bir bağlantının bulunması" unsuruna yönelik olarak Soruşturma Bildirimi’nde
herhangi bir zaman anında teşebbüslerin karşılıklı ve birbirlerine uygun irade beyanlarının
bulunduğu ve herhangi bir anda ALLIANZ’ın bu beyanlar ile kendisini bağlı ve eylem
özgürlüğü kısıtlanacak biçimde mutabakat içinde hissettiği unsurlarının ortaya
konulmadığı belirtilerek, rekabet hukukunda fiyatlarda paralelliğin değil bilinçli paralelliğin
yasaklandığı, nitekim bir an fiyat paralelliğinin olduğu kabul edilse dahi bunun mevzuatın
yukarıda yer verilen rasyonel gerekçelere dayandığı, sonuç olarak ALLIANZ ve rakipleri
arasında fiyat artışlarına ilişkin paralellik olmadığından bilinçli bir paralel davranışın
bulunmadığı ve ALLIANZ’ın tüm işlem ve eylemlerinin meşru ticari gerekçelere dayandığı
iddia olunmuştur. İlaveten, incelemeye konu dönemde diğer sigorta şirketlerinin
ALLIANZ’a kıyasla çok yüksek ve birbirinden farklı oranlarda fiyat artışları yapmasının,
teşebbüs davranışları arasında bir paralelliğin olmadığını gösterdiği ve bu hususun
sigorta şirketlerinin pazar paylarındaki değişimler ile de desteklendiği, benzer şekilde
sigorta şirketleri arasında aynı araç tipi (örneğin otomobil, kamyon, vb.) için tahakkuk
ettirilen sigorta primlerinin gerçek değerlerinin de farklılık gösterdiği öne sürülmüştür.
(269) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
Trafik Sigortası Pazarındaki Fiyat Farklılıklarının Rekabetçi Piyasanın Doğası
Gereği Olduğu Savunması
(270) ALLIANZ tarafından ayrıca, sigorta şirketlerinin aynı araçlar için farklı prim/fiyat
vermesinin pazardaki rekabetin doğal bir sonucu olduğu, bu yöndeki iddianın, Soruşturma
Bildirimi’ndeki uyumlu teklif verildiği iddiası ile çeliştiği, Hazine Müsteşarlığı’nın Yazısı
(27.10.2015 tarihli ve 27424242-307.99[010.07.02]/E.31927 sayılı) ile birlikte 28.10.2015
tarihinden itibaren geçerli olmak üzere bazı ticari araçlar için getirilen azami prim
uygulamasının bazı segmentler için maliyet bakımından yetersiz primlere yol açtığı, bu
durumun da farklı sigorta şirketlerinin belirli segmentlerde birbirine yakın prim tekliflerinin
ortaya çıkmış olmasına sebebiyet vermiş olabileceği ifade edilmiştir.
(271) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
Uluslararası Taşımacılık Yapan Araçlar Bakımından Yüksek Fiyatlandırma
Yapılmadığı Savunması
(272) Savunmada, uluslararası taşımacılık sektöründe faaliyet gösteren araçların riskli araçlar
grubunda yer almamasının herhangi bir analiz ve/veya istatistiki veriye dayanmadığı ve
aktüeryal terimler açısından sorgulanması gerektiği, zira uluslararası taşımacılık yapan
araçlar ile diğer araçların risklerinin ayrıştırılmasını sağlayacak bir sistemin henüz mevcut
olmadığı, yabancı plakalı araçlar kavramından hareketle Trafik Sigortası pazarındaki
rekabetçi durum ve uluslararası taşımacılık faaliyetindeki rekabetçi durum arasındaki
bağlantının anlaşılamadığı ifade edilmiştir.
(273) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
17-23/383-166
84/197
I.5.1.5. ANADOLU
Trafik Sigortası Primlerinin Yükselmesine Sektörde Yaşanan Gelişmelerin Neden
Olduğu Savunması
(274) Savunmada, aşağıda yer verilen unsurların Trafik Sigortası pazarında maliyet artışına
neden olduğu öne sürülmüştür:
Sigorta şirketlerinin ayda bir kez fiyat artışına gidebilmesine olanak sağlayan
mevzuat değişiklikleri ile maliyet artışlarının hemen primlere yansıtılabilmesi,
01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Genel Şartlar’daki değişiklikler ile yürürlüğe
giren değer kaybı teminatı, eşdeğer parça kullanılmayacak durumların belirlenmesi
ile destekten yoksun kalma tazminatının esasları sonucunda artan maliyetler,
25.08.2015 tarih ve 29456 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sigorta Eksperleri
Yönetmeliği kapsamında ekspertiz ücretlerindeki artışlar,
Hazine Müsteşarlığı'nın 01.09.2015 tarih ve (2015/36) sayılı "(2013/19) Sayılı
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Poliçeleri
Düzenlenirken İndirim Ve Artırım Uygulamasında Referans Alınacak Poliçelere
İlişkin Genelgede Değişiklik Yapılmasına Dair Genelge ile tüzel kişi işletenler için
yapılan değişiklikler sonucu prim getirisinde ortaya çıkan azalma,
26.10.2015 tarihli ve 27424242-307.99[010.07.021/E.31817 sayılı Hazine
Müsteşarlığı yazısı ile altı ticari araç türü için getirilen azami prim uygulaması,
01.01.2016 tarihi itibarıyla asgari ücrette yapılan %30 oranındaki artışın sadece yeni
düzenlenen değil, yürürlükte olan ya da vadesi geçmiş poliçeler için açılan hasar
dosyalarının maliyetlerine etkisi,
Tarife Yönetmeliği uyarınca motorlu araç işletenleri için uygulanacak asgari sigorta
teminatlarının 2014, 2015 ve 2016 yıllarında artırılması sonucu ödenen tazminat
tutarlarının yükselmesi,
Bedeni tazminatlar kapsamında kusurlu sürücülerin vefatı sonrasında ödenen
destekten yoksun kalma tazminatlarında artışlar görüldüğü.
(275) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
ANADOLU’nun Fiyatlama Politikasının Meşru ve Ticari Gerekçelere Dayandığı
Savunması
(276) Savunmada ANADOLU özelinde, prim artışlarının gerekçeleri olarak; (i) ödenen
destekten yoksun kalma tazminatlarının 2013 yılında sadece (…..) TL iken, 2014 yılında
bu tutarın 10 kattan fazla artış göstermek suretiyle (…..) TL olduğu ve 2015 yılında ise bir
önceki yıla göre bu kez (…..) kat artarak (…..) TL'ye ulaştığı; buna göre, 2013 yılında bu
yana ödenen destekten yoksun kalma tazminatlarının yaklaşık (…..) TL ve açık dosyalar
için ileriki dönemde ödenecek muallak hasar tutarının (…..) TL civarında olduğu; bu
çerçevede ödenen tazminat miktarı toplam hasarın 2014 yılında %(…..) oluştururken
2015 yılında yaklaşık %(…..) karşılık geldiği, (ii) tüzel kişiler için yapılan hasarsızlık
indirimine ilişkin düzenleme sonucunda 2015 yılının ilk 9 ayında düzenlenen poliçelerin
%(…..) indirimsiz düzenlenirken değişiklik sonrası 3 ayda bu oranın %(…..) indiği ve
aradaki farkın tamamına yakınının indirimli kademelere geçiş yaptığı; dolayısıyla tüzel kişi
araç sahiplerinden elde edilen prim gelirlerinde önemli ölçüde kayıp yaşandığı, (iii) azami
prim uygulaması nedeniyle üst üste hasar yapılması sebebiyle sürprim uygulanarak
yüksek primle poliçe düzenlenen 1, 2 ve 3. kademelerdeki poliçelerin tamamının azami
primle düzenlenecek olmasının ciddi prim kaybı (%(…..)) yaşatacağı, (iv) ekspertiz
17-23/383-166
85/197
ücretlerindeki artışın ANADOLU için yaklaşık %(…..) maliyet artışı anlamına geldiği, (v)
01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Genel Şartlar ile yapılan değişikliklerden sadece
maddi zararlar teminatı içerisinde değer kaybı teminatının ilk kez tanımlanarak zararın
nasıl hesaplanacağının belirtilmiş olmasının ANADOLU açısından yapılan analizlerde
maddi hasarların yaklaşık %(…..) artıracağına dair öngörü bulunduğu, bu bağlamda
sektör genelinde ve ANADOLU özelinde Trafik Sigortası’ndan elde edilen prim gelirlerinin
sigorta şirketlerinin maliyetlerini karşılama noktasının oldukça altında seyrettiği
dolayısıyla prim artışlarının kaçınılmaz olduğu, keza 2013 başı itibarıyla (…..) TL olan
teknik zararın 2015 sonu itibarıyla yaklaşık (…..) TL’ye ulaştığı, sektörde de toplam (…..)
TL’lik zararın aynı dönemde (…..) TL’ye ulaştığı ve buna rağmen uygulanan primlerin
hala yayımlanan Rehber Tarife’nin altında olduğu; EGE’nin piyasadan çıkmasının
sektördeki zararın boyutlarını gösterdiği öne sürülmüştür.
(277) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
Rakiplerle Anlaşarak Teklif Vermeme veya Sigorta Etmekten Kaçınma Gibi Bir
Durumun Söz Konusu Olmadığı Savunması
(278) Bu bölümde, Hazine Müsteşarlığı mevzuatı ve oluşturulan bilgi işlem altyapısı ile her
sigorta şirketinin Trafik Sigortası başvurularına –sistemsel hata ve eksiklik durumları
hariç- teklif vermesinin zorunlu olduğu, ayrıca "2016/13 sayılı Zorunlu Sigorta Takibine
ilişkin Yönetmelik Kapsamında Zorunlu Trafik Sigortası’na ilişkin Sektör Duyurusu"nda
Trafik Sigortası primlerinin sigortalılar açısından ödenebilecek seviyede olmasının büyük
önem arz ettiği, aynı/benzer risk profiline sahip sigortalılara verilen teklif ya da düzenlenen
poliçelerdeki fiyatlandırmada farklılaşmaların, izah edilebilir olması gerektiğinin belirtildiği,
ilgili düzenlemeler çerçevesinde teklif verilmemesi ya da yüksek teklif verilmesi Hazine
Müsteşarlığının kontrol, denetim ve yaptırımına tabi olduğu dile getirilmiştir. Bu nedenle
de ANADOLU’nun, ilgili Yönetmelikler ve Sektör Duyuruları kapsamında yürütüldüğü,
mevzuata uyum konusunda azami özen gösterdiği, ANADOLU’nun her branşta ve her
müşteri grubunda aktif bir şekilde satış yaptığı ve zorunlu sigortalar bakımından her araç
grubunda teklif vererek ciddi pazar paylarına sahip olduğu öne sürülmüştür.
(279) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
Uluslararası Taşımacılık Yapan Araçlar Bakımından Yüksek Fiyatlandırma
Yapılmadığı Savunması
(280) Savunmada, Trafik Sigortası primlerinin ilgili branşta gerçekleşen hasar istatistikleri,
pazar yapısı, öngörüler dikkate alınmak suretiyle ve pazar payı ve kâr hedefleri
gözetilerek belirlendiği ve hasar/prim oranları ile portföy analizi çerçevesinde
güncellendiği, bunun yanı sıra uluslararası taşımacılık yapan araçların Türkiye sınırları
içinde kullanım süresi kısıtlı olduğundan riskleri azalsa dahi bunun tespitinin istatistiki
olarak gösterilemediği dile getirilmiştir. Trafik Sigortası dikkate alınarak plaka bilgisi ve
SBM sorgusu sonucunda yeşil kart sigortası bulunan araçlar için indirim (çekici %(…..),
kamyon %(…..), otobüs %(…..) oranında) uygulandığı ve 27.07.2016 tarihi itibarıyla SBM
tarafından bu araçların taşımacılık belgesi bilgilerinin de erişilebilir hale getirildiği, böylece
risk hesaplamalarının daha doğru yapılabileceği ifade edilmiştir.
(281) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
17-23/383-166
86/197
Anlaşma ve/veya Uyumlu Eylem ile Pazar Paylaşımının Söz Konusu Olmadığı
Savunması
(282) Savunmada son olarak, sektördeki teşebbüslerin pazar paylarında gözlemlenen ciddi
dalgalanmaların bir anlaşma ya da uyumlu eylem olmadığının en önemli göstergelerinden
biri olduğu, pazar paylarının değişken olmasının pazar paylaşımı iddiasına dayanak teşkil
edemeyeceği, nitekim ANADOLU’nun her branşta ve her müşteri grubunda aktif bir
şekilde satış yaptığı ve zorunlu sigortalar bakımından her araç grubunda teklif vererek
ciddi pazar paylarına sahip olduğu ifade edilmiştir.
(283) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
I.5.1.6. ANKARA
Trafik Sigortası Primlerinin Yükselmesine Sektörde Yaşanan Gelişmelerin Neden
Olduğu Savunması
(284) Savunmada öncelikle, Trafik Sigortası branşında prim artışlarına sebep olan unsurlara
ilişkin;
özellikle bedeni zarar taleplerinin hesaplanmasında tamamen kusurlu sürücü
varislerinin tazminat alabileceğine dair Yargıtay kararları üzerine tazminat
ödenme zorunluluğunun doğduğu ve ayrıca kusur yönünden reddedilen
dosyalarla ilgili olarak 10 yıllık zamanaşımı göz önüne alınarak istenen taleplerin
de Yargıtay kararları doğrultusunda ödenmeye başlandığı belirtilerek, bu
durumun 2011 yılından itibaren tazminat ödeme ve muallak tazminat
yükümlülüğünü ciddi manada artırdığı,
Hazine Müsteşarlığınca Genel Şartlar’da yapılan yeni düzenlemeler sonucunda;
mağdur sıfatı ile kazada hasarlanan araçlarda kaza sonrası oluşan değer kaybına
ilişkin maddi zararların da tazminat hesabına dâhil edilmesinin, ANKARA’nın bu
branşta hasar prim dengesini bozduğu iddia edilerek şirketin zamanla ilgili
branşta zararlarının arttığı (ANKARA, 2014 yılı teknik zararının (…..) TL;
Hasar/Prim oranının %(…..) olduğunu ve 2015 yılı teknik zararının (…..) TL;
Hasar/Prim oranının %(…..) olduğunu ifade etmiştir)
hususlar dile getirilerek; ANKARA’nın ilgili branştaki zararının artış trendine girdiği, hasar
prim dengesinin gözetilerek Trafik Sigortası’nda prim artışları gerçekleştirilmesinin
zorunlu hale geldiği, bu bağlamda ANKARA’nın fiyat düzenlemelerini yaparken diğer
sigorta şirketleri ile görüşerek ortak bir tavır içerisine girmediği, tamamen mali
yükümlülüklerini sağlıklı bir yapıda sürdürmeyi esas aldığı iddia edilmiştir.
(285) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
Belli Bir Kullanım Tarzında Yoğunlaşılmadığı Savunması
(286) Savunmada, şirketin tüm kullanım tarzlarına ve tüm hasarsızlık kademelerine fiyatlama
yapmakta olduğu, nitekim fiziki veriler (hinterland, coğrafi yapı, kullanıcı profili vb.) ve
kullanıcıların hasar verileri değerlendirilerek fiyatlamaya konu olan baz prim belirlenerek,
hasar riski düşük olan illere ve kullanım tarzlarına uygun; riski yüksek olan unsurlara daha
yüksek çarpanla fiyatlama yapıldığı, grup halinde değerlendirilen riskler için de özel
fiyatlama yapılabildiği ifade edilmiştir. Ayrıca savunma çerçevesinde, çekici araç türüne
ilişkin olarak;
17-23/383-166
87/197
sektör verilerine göre yurtiçi çekici araçların UW bazlı hasar frekansları %(…..),
(2014'te %(…..), 2015'te ise %(…..)'dir) yurt dışı plakalı araçların ise %(…..)
civarında (sırasıyla %(…..) ve %(…..)) olduğu, bir başka ifadeyle yurtiçi araçların
hasar frekansının, yurt dışındaki araçlara göre (…..) kat daha fazla olduğu,
bu segmentteki araçların hasar frekanslarının, pazarın büyük bir bölümünü
oluşturan hususi/kamyonet kullanım tarzlarına göre düşük olmasına karşın
tonajlarının bahsedilen araçlardan çok daha fazla olmasının, olası kaza durumunda
3. şahıslara verdikleri hasarı da o denli artırdığı, nitekim frekansı düşük de olsa,
riskinin tutar olarak yüksek olması sebebiyle bu araçlara bu çerçevede fiyatlama
yapıldığı, ayrıca trafikte dolaşan hususi kullanım tarzı bir aracın vereceği zarar ile
bir çekicinin vereceği hasarın genellikle aynı büyüklükte olmadığı
öne sürülmüştür.
(287) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
Pazar Paylaşımının Söz Konusu Olmadığı Savunması
(288) Yine savunma çerçevesinde, dönemsel olarak sigorta şirketlerinin aralarında pazar
paylaşımı yaptığına dair değerlendirmenin tamamen sübjektif bir değerlendirme olacağı,
zira Trafik Sigortası’nda serbest tarifeye geçilen günden bu yana sigorta şirketleri
arasında kıran kırana bir rekabet ortamının var olduğu ve bu yüzden şirketlerin uzun
zamandan beri zarar ettikleri ifade edilerek, ANKARA’nın trafik branşında üretim
yoğunluğunun hususi ve kamyonet kullanımı tarzlarında olduğu da belirtilmiştir. ANKARA
tarafından her kademeden her müşteriye fiyatlama yapılmakla birlikte şirket portföyünün
yaklaşık %(…..)’ını hususi araç, %(…..)’ini ise kamyonet türünün oluşturduğu dile
getirilmiştir. Bu bağlamda;
ANKARA’nın iki yıllık verileri karşılaştırıldığında Trafik Sigortası’nda toplam verdiği
teminat adedinin %(…..) oranında azaldığı,
çekici kullanım tarzında ise %(…..)’lik artış gerçekleştiği, çekici kullanım tarzının
şirket içindeki payının %(…..)’ten %(…..)’e çıktığı,
şirketin tüm kullanım tarzlarındaki payının %(…..)’dan %(…..) 'e gerilediği,
şirketin çekici kullanım tarzındaki payının ise %(…..)’den %(…..) artışla %(…..)’ye
çıktığı (sektörde çekicinin payının ise %1,41'den %1,37’ye gerilediği)
belirtilerek, ANKARA’nın çekici kullanım tarzında gerek sektör gerek kendi içindeki pay
açısından hızlı bir artış trendi yakaladığı, nitekim sektördeki toplam trafik payının %(…..)
civarında olduğu düşünüldüğünde, fiyat politikası açısından şirketin sektörde belirleyici
bir niteliği de olmadığının ortaya çıktığı ifade edilmiştir.
(289) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
17-23/383-166
88/197
I.5.1.7. AXA
Sigortacılık Sektöründeki İlgili Kurumların Bu Yöndeki Görev ve Yetkilerinin
Dikkate Alınmadan Alınacak Bir Kararın Hukuka Uygun Olmayacağı Savunması
(290) Savunmada Kurum’un 4054 sayılı Kanun’dan kaynaklanan araştırma ve soruşturma
yetkilerini kullanırken, ilgili mevzuat çerçevesinde bu sektörde kendisine düzenleme ve
denetim yetkileri verilmiş olan Hazine Müsteşarlığı’nın bağlı olduğu Bakanlığın ve Hazine
Müsteşarlığı bünyesinde oluşturulan Sigorta Denetleme Kurulu ve Sigortacılık Genel
Müdürlüğü ile TSB ve TSB nezdinde kurulmuş olan SBM ile TRAMER’in, ilgili mevzuat
çerçevesinde görevleri arasında sektöre ilişkin ayrıntılı ve güncel veri tabanı oluşturmak
ve bu suretle piyasaları izlemenin sayıldığı, bu bağlamda ilgili kurumların da bilgi ve
gözlemleri dâhilinde gerçekleşen fiyat artışlarının, sektöre ilişkin iktisadi ve hukuki yapıyı
dikkate almaksızın soruşturulmasının mümkün ve hukuka uygun olmadığı ifade edilmiştir.
(291) 4054 sayılı Kanun’un kapsam başlıklı 2. maddesinde “Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde
mal ve hizmet piyasalarında faaliyet gösteren ya da bu piyasaları etkileyen her türlü
teşebbüsün aralarında yaptığı rekabeti engelleyici, bozucu ve kısıtlayıcı anlaşma,
uygulama ve kararlar ile piyasaya hâkim olan teşebbüslerin bu hâkimiyetlerini kötüye
kullanmaları ve rekabeti önemli ölçüde azaltacak birleşme ve devralma niteliğindeki her
türlü hukukî işlem ve davranışlar, rekabetin korunmasına yönelik tedbir, tespit, düzenleme
ve denetlemeye ilişkin işlemler bu Kanun kapsamına girer.” hükmüne yer verilerek
Kanun’un kapsamı belirtilmiştir. Bu çerçevede, Türkiye sınırları içindeki tüm mal ve hizmet
piyasalarında meydana gelebilecek her türlü rekabeti kısıtlayıcı anlaşma, uyumlu eylem,
teşebbüs birliği kararı veya hakim durumun kötüye kullanılması Kanun kapsamında ele
alınmakta, dolayısıyla sigortacılık sektöründe faaliyet gösteren teşebbüslerin eylemleri de
bu kapsamda değerlendirilmektedir. Nitekim Kanun’un 3. maddesinin gerekçesinde “bir
bedel veya menfaat karşılığı yapılan fikri, bedeni veya her ikisi beraber yapılan faaliyetler
hizmet olarak tanımlanırken, tanım, en geniş anlamıyla bankacılık, sigortacılık, para,
kredi, sermaye, bilgi ve sair unsurları da içermektedir.” ifadelerine yer verilerek, açıkça
sigortacılık faaliyetlerinin Kanun kapsamında olduğu vurgulanmıştır. Dolayısıyla,
sigortacılık sektöründe 4054 sayılı Kanun’a aykırılık olması halinde, Kurum’un yetkili
olduğu açıktır.
(292) Diğer yandan, sigortacılık mevzuatınca sektöre yönelik düzenleme ve denetim yetkileri
Hazine Müsteşarlığı’na verilmiş olup, ayrıca TSB ile SBM’nin görev ve yetkileri yasal
düzenlemeler kapsamında belirlenmiştir.
(293) Bu çerçevede, her kurumun uygulamakla yükümlü olduğu mevzuat çerçevesinde denetim
görevini ifa etmek durumunda olduğu izahtan varestedir. Bununla birlikte, sigortacılık
sektörünü ilgilendiren özel bir mevzuatın olması, 4054 sayılı Kanun’un uygulanmasına
engel teşkil etmemektedir. İşbu soruşturma da, başta 4054 sayılı Kanun olmak üzere,
tüm mevzuat dikkate alınarak yürütülmüştür.
Soruşturma Konusuna İlişkin Olarak 4054 sayılı Kanun’un 9. Maddesi
Çerçevesinde İşlem Yapılmasının Yeterli Olduğu Savunması
(294) Savunmada Kurum’un, piyasada uygulanması halinde rekabet hukuku açısından sakınca
gördüğü ve hatta - Kurul’un önceki bazı kararları dikkate alındığında- ihlal niteliğinde
gördüğü hallerde dahi öncelikle uyarıda bulunduğunu, bu çerçevede uyarı görevinin
yerine getirilmesinin, Kurum’un herhangi bir yaptırım uygulamadan önce idari usul
kurallarını istikrarlı bir biçimde uyguladığını temin etmesi açısından önemli olduğu ifade
edilmiştir.
17-23/383-166
89/197
(295) 4054 sayılı Kanun'un 9. maddesinde aşağıdaki düzenlemeye yer verilmiştir:
“Kurul, ihbar, şikâyet ya da Bakanlığın talebi üzerine veya resen bu Kanunun 4, 6
ve 7 nci maddelerinin ihlal edildiğini tespit ederse ilgili teşebbüs veya teşebbüs
birliklerine bu Kanunun Dördüncü kısmında belirtilen hükümler çerçevesinde,
rekabetin tesisi ve ihlalden önceki durumun korunması için yerine getirilmesi ya da
kaçınılması gereken davranışları kapsayan bir kararı bildirir.
…
Kurul, birinci fıkraya göre bir karar almadan önce ilgili teşebbüs veya teşebbüs
birliklerine ihlale ne şekilde son vereceklerine ilişkin görüşlerini yazılı olarak bildirir.
...”
(296) Bu çerçevede, 4054 sayılı Kanun’un 9. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Kurul’un
nihai bir karar almadan önce, ihlale ne şekilde son vereceklerine dair teşebbüslere bir
görüş yazısı gönderebileceği düzenlenmiştir. Bununla birlikte, Danıştay 13. Dairesinin
30.11.2011 tarihli ve E. 2008/3117 K. 2011/5424 sayılı kararında şu değerlendirmede
bulunulmuştur:
“…Bu bağlamda, ön araştırma sonucunda rekabet kurallarını ihlal eden eylem, karar
ve anlaşmaların söz konusu olmadığının hiç bir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde
ortaya çıkması halinde Kurulca soruşturma açılmamasına karar verileceği, ancak
ön araştırma sonucu elde edilen bilgi ve delillerin bu sonuca ulaşmaya elverişli
olmaması veya yetersizliği halinde ise soruşturma açılmasına karar verilmesi
gerektiği konusunda duraksamaya yer yoktur.
Başka bir anlatımla, ihbar ve şikayet başvurularında ileri sürülen iddia ve deliller ile
re'sen araştırma sonucunda elde edilen bilgi ve bulguların noksan olduğu ve
dolayısıyla ön araştırmaya konu edilen olayın soruşturma açılmasına gerek
bulunmadığı yönünde kesin bir kanaate ulaşmaya yetecek ölçüde aydınlatılmadığı
hallerde Kurulca soruşturma açılmasına karar verilerek 4054 sayılı Yasanın 43. ve
devamı maddelerinde düzenlenen idari usulün uygulanması sonucunda yapılacak
değerlendirmenin 48. maddede öngörülen nihai kararla sonuçlandırılması gerekir.
Aksi takdirde rekabet kurallarının ihlal edildiğine ilişkin iddialar açıklığa kavuşmadan
soruşturma açılmaması yönünde alınan kararın rekabetin korunması amacına
hizmet etmeyeceği kuşkusuzdur.”
(297) Bu doğrultuda, yargı kararı gereği, önaraştırma kapsamında bir ihlalin söz konusu
olmadığının hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya konulamaması halinde
soruşturma açılması gerekmektedir. Bu çerçevede, önaraştırma safhası sonunda Kurul,
02.03.2016 tarihli ve 16-07/137-M sayılı karar ile soruşturma açılmasını takdir etmiştir.
17-23/383-166
90/197
Trafik Sigortası Primlerinin Yükselmesine Sektörde Yaşanan Gelişmelerin Neden
Olduğu Savunması
(298) Savunmada özellikle, sigortacıların geçmişte fiyatladığı bir poliçenin maliyetine daha
sonra katlandığı, daha önceki fiyatlama aşamasında geçerli olmayan bir durumun
sorumluluk döneminde ortaya çıkmasının önceki fiyatın yetersizliğine yol açabildiği,
nitekim kusurlu sigortalının vefatı sonrası yakınlarına da tazminat hakkı tanınmasına
ilişkin yargı kararları sonucu başta öngörülmüş risk fiyatlarından çok daha yüksek
maliyetlerle karşılaşılması ile prim artışlarına ihtiyaç duyulduğu, buna ek olarak ağır
sakatlık hallerinde hayat boyu bakım için gereken masrafların tedavi teminat limitlerinden
karşılandığı; değer kaybı, maddi hasarlarda onarım kriterleri, onarım maliyetindeki
devalüasyona bağlı artışlar, Hazine Müsteşarlığı tarafından ekspertiz ücretlerine taban
tarife getirilmesi ve son olarak bedeni tazminat hesabının en önemli bileşenlerinden
asgari ücretin ani yükselişi gibi pek çok yeni unsurun 2014, 2015'te ve 2016 yılı başında
bütün sigorta şirketleri gibi AXA'nın da maliyetlerinde ciddi anlamda artışa yol açtığı,
mezkur değişikliklere ilişkin olarak maliyet analizi ile değişen koşullara uygun fiyatlama
yapmakta zorlanan ve sektörde en düşük fiyattan poliçe satan iki şirketin faaliyetlerine
son verildiği belirtilerek aşağıda yer verilen unsurların Trafik Sigortası pazarında maliyet
artışına neden olduğu ifade edilmiştir:
Serbest tarifeye geçilmesi,
Teminat tutarlarındaki artışlar,
Satıştan iptal durumlarındaki koruma periyodunun 15 güne çıkarılması ve ayakta
yolcuların da sigorta teminatına alınması,
Tedavi giderlerinin Şubat 2011’deki mevzuat değişikliği sonrası SGK tarafından
karşılanmaya başlaması,
Bedeni tazminat hesaplamalarında standart eksikliği,
Hasar takip şirketlerinin faaliyete geçmesi,
Hukuki düzenlemeler sonucunda dava sayısındaki artış,
Yargı kararları sonucunda bakıcı gideri ve kusurlu sürücü sonucu açılan/ödenen
dosyaların yarattığı mali yük,
Eşdeğer parça kullanımına ilişkin uygulama sorunları nedeniyle şirketlerin orijinal
parça kullanımına dönmek durumunda kalması,
Özellikle 2012 yılı sonrasında finansal ve filo kiralama şirketleri tarafından Trafik
Sigortası kapsamında sistematik olarak öne sürülen değer kaybı talepleri,
01.06.2015'te yürürlüğe giren Trafik Sigortası yeni Genel Şartları ekinde yer alan
değer kaybı hesaplama yönteminin beklentilerin üzerinde sonuç doğurması,
Asgari Ekspertiz Ücret Tarifesinin şirketlere yarattığı ek yük,
2016 başından itibaren geçerli asgari ücret artışının tazminat hesaplarına etkisi,
2015/45 sayılı Genelge ile bedeni zarar talepleri için 01.01.2016'dan geçerli olmak
üzere uygulanması öngörülen açılış muallak tutarların rezerv üzerinde etkisi,
Trafik Sigortası primlerinde ticari araç sınıfları için uygulamaya konulan üst sınır
ve bunun ortalama primler üzerinde etkisi,
Bedeni hasar başvurularındaki frekans artışı (Araçların daha kaliteli yapılması
neticesinde ölümlerden daha çok sürekli sakatlık sayılarında artış
gözlenmektedir.),
17-23/383-166
91/197
2014 ve özellikle 2015 yılından itibaren döviz kurundaki aşırı dalgalanma,
enflasyonun üzerinde yedek parça fiyat artışları, eşdeğer yedek parça kullanım
oranının düşmesi, ekspertiz maliyetlerinin artışı.
(299) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
AXA’nın Rakiplerinden Çok Daha Önce Fiyatlarını Arttırdığı Savunması
(300) Savunmada, AXA’nın piyasa payında ve prim gelirinde ciddi düşüşe yol açması pahasına
büyük rakiplerinden çok daha önce Nisan 2015’te fiyatlarını arttırdığı ve bunun doğrudan
bir sonucu olarak da Ocak 2015'te %(…..) olan pazar payı, Ağustos 2015'te %(…..)'a
düştüğü ve bu artışın dahi tek başına AXA’nın iddia edildiği gibi bir uyumlu eylem içinde
olmadığının göstergesi olduğu öne sürülmüştür.
(301) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
Uyumlu Eyleme Taraf Olunmadığı Savunması
(302) AXA tarafından, sigortacılık piyasasının ilgili düzenlemeler gereği rakiplerin piyasaya
ilişkin verilere ulaşımının düzenli, yoğun ve sürekli olmasını gerektiren bir piyasa olduğu
ve piyasanın şeffaflığına istinaden bilgilere erişimin kolay olmasının sistemin
güvenilirliğini teminen yasal zorunluluktan kaynaklanmakta olduğu, piyasadaki rekabet
yapısının bu yapıya etki eden hukuki ve iktisadi gelişmelerin şirketlerin fiyatlama
politikalarıyla ilgili bir incelemede mutlaka dikkate alınması gerektiği, sektördeki
gelişmeler sonucu ortaya çıkan problemlerin çeşitli kamu kurumları ile TBMM’nin de
gündeminde olduğu belirtilmiştir. Akabinde, Kurul ve yurtdışı rekabet kararları
doğrultusunda piyasada gözlemlenen paralel davranışların aksini ortaya koyan önemli
deliller olmadıkça uyumlu eylem olarak nitelenmemesi gerektiği, nitekim sektöre ilişkin
çeşitli incelemelerin verilen taahhütler doğrultusunda ihlal tespiti yapılmadan kapatıldığı
ve teşebbüslerin iktisadi ve rasyonel gerekçelere dayanarak aldıkları pazar kararlarının
neden ve sonuçları ile bu davranışların iktisadi nedenlerinin ve piyasadaki rekabet
üzerindeki etkilerinin mutlaka incelenmesi gerektiği öne sürülmüştür. Bunun yanı sıra,
Kurumca hazırlanan "4054 Sayılı Kanunda Yapılması Gerekli Değişiklik ve Eklemelere
İlişkin Tartışma Metni"nde, 4054 sayılı Kanun’da uyumlu eyleme ilişkin ispat
yükümlülüğündeki belirsizliğin vurgulandığı, AXA’nın fiyatlama politikasının, iktisadi
gerekçelerle uyumlu, rasyonel ve haklı gerekçeleri olan pazar kararlarına dayandığı,
uyumlu eylem olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığı iddia olunmuştur.
(303) Esasa ilişkin değerlendirmelere aşağıda “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
17-23/383-166
92/197
Trafik Sigortası Pazarındaki Fiyat Farklılıklarının Rekabetçi Piyasanın Doğası
Gereği Olduğu Savunması
(304) Savunmada, Trafik Sigortası pazarındaki fiyat farklılıklarının nedenleri arasında sigorta
şirketlerinin kendi risk değerlendirmeleri sonucu üstlenilmesi istenilmeyen işler için
yüksek fiyat vermek suretiyle mevzuat gereği teklif verme zorunluluğunu yerine getiriyor
olmalarının bulunduğu, dolayısıyla bir sigorta şirketinin verdiği yüksek fiyat teklifinin risk
verilerine göre alınmış bireysel ve finansal bir karar olduğu dile getirilmiştir. Ayrıca, bir
üretim ya da hizmet sektöründekinden farklı olarak, ilgili sektörde önde gelen maliyet
unsurunun riskin gerçekleşme ihtimali olduğu, şirketlerin riski hesaplama yöntemleri
dışında riski kabul etme tercihlerinin de birbirinden farklı olmasının doğal olduğu, bu
nedenle poliçe dağılımlarının ve şirket rollerinin dönemsel olarak değişkenlik gösterdiği,
sigorta şirketlerinin belirli işleri aldıklarında, iş ölçekleri büyüdüğü için Sigorta ve
Reasürans Şirketlerinin Sermaye Yeterliliklerinin Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine
İlişkin Yönetmelik’in 8. maddesi doğrultusunda sermaye arttırmalarının gerekebildiği,
ancak sermayedarların bunu kabul etmemesi durumunda belli işleri alıp almamak
konusunda temkinli bir politika izlemek ya da gerektiğinde iş alımını yavaşlatmak için fiyat
unsurunu kullanmak durumunda kalabildikleri belirtilmiştir.
(305) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
Uluslararası Taşımacılık Yapan Araçlar Bakımından Yüksek Fiyatlandırma
Yapılmadığı Savunması
(306) Savunmada, Trafik Sigortası pazarında bir fiyatlama yapılırken, araç türü ne olursa olsun,
hasar frekansı ve büyüklüğüne ilişkin verilerin dikkate alındığı, nitekim uluslararası
taşımacılık yapan araçların sigortalanmasında, bu araçların yurtdışında kalma sürelerinin
farklılık arzettiği, bu durumun hasar frekansı ve büyüklüğüne ilişkin veriler kapsamında,
fiyatın oluşması aşamasında dikkate alındığı, bu unsurlara bağlı olarak farklı fiyatların
oluşabildiği, ayrıca Hazine Müsteşarlığı tarafından belirlenmiş sınıflar arasında
uluslararası taşımacılığa ilişkin bir sınıfın bulunmadığı ve özel bir tarife getirilmediği; bu
noktada bu kategorideki araçlara ilişkin fiyatlamada bütün unsurların incelenmesi
gerektiği, Kurul’un 22.10.2014 tarih ve 14-42/771-345 K. sayılı kararına konu olan olayda
Kurul tarafından “sadece tek bir noktaya satış yapılmaması veya yüksek fiyattan satış
yapılması hususuna dayanılarak teşebbüsler arasında pazar paylaşımı anlaşması
yapıldığına ilişkin bir tespit yapmanın mümkün olmaması nedeniyle teşebbüslerin tüm
satışları incelenmiştir” tespiti kapsamında tek bir noktaya satış yapılmamasının ya da
yüksek fiyattan satış yapılmasının pazar paylaşımını göstermediği öne sürülmektedir.
(307) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
17-23/383-166
93/197
I.5.1.8. BEREKET
Trafik Sigortası Primlerinin Yükselmesine Sektörde Yaşanan Gelişmelerin Neden
Olduğu Savunması
(308) BEREKET tarafından gönderilen savunmada, Trafik Sigortası branşında fiyatlamada
referans alınan verilerin, Cognos kullanılarak alınan sektör hasar/prim sonuçları ile yazım
yılı bazında alınan şirket verileri olduğu ifade edilmiş, böylece primlerin; müşterinin türü,
ikametgah adresi, plaka ili, aracın kullanım tarzı, aracın model yılı, sigortalının sigorta
hasar geçmişi, sigortalının meslek durumu, aracın marka model ve tip ve model yılı gibi
unsurlar baz alınarak yazım yılı istatistikler, sektörel veriler ve şirketin verileri ile hedefleri
temel alınarak, sigortacılık mevzuatı ve aktüeryal esaslar çerçevesinde aylık periyotlarla
belirlendiği ve SBM’ye elektronik ortamda gönderildiği belirtilmiştir. Ayrıca Trafik Sigortası
primlerinde 2015 yılında aşağıda yer verilen unsurlar dikkate alınarak prim miktarlarında
artışlar gerçekleştirildiği ifade edilmiştir:
Artan hasar maliyetleri (enflasyon, kur artışı, vb.),
Bedeni hasarlar için ödenen hasarlarda, dava yoluyla yeniden tazminat talebi ile
oluşan ilave hasar yükleri,
Tek taraflı kazalarda kusurlu sürücünün yakınlarına ödeme yapılması sebebi ile
oluşan ilave hasar yükleri,
İşleten ve sürücünün tam kusuru ile meydana gelen ölümlü kazalarda, tüm sigorta
şirketlerinin ödememe yönündeki görüş ve duruşları karşısında, Yargıtay Hukuk
Genel Kurulu kararının uygulanması ve bu taleplere ilişkin ödemelerin yapılması,
buna bağlı olarak da muallak kaydı bahse konu yıllara yayılmış olması sebebi ile
oluşan hasar yükleri,
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı’na dayalı davalarda, tazminat tutarının
genellikle poliçe limitlerini aşar tutarda olması, yine poliçe limitlerindeki artışların bu
dönemdeki muallak artışına etkisi sebebi ile oluşan ilave hasar yükleri,
Bakıcı giderlerinin tedavi limitinden ödenmesi yönündeki Mahkeme ve Yargıtay
kararları doğrultusunda bakıcı gideri taleplerinin ödenmesi ile oluşan ilave hasar
yükleri,
Dava dosyalarında kişilere ait gelir durumlarının, Yargıtay kararları da dikkate
alınarak mahkemelerce asgari ücretin misli olarak değerlendirilmesi ile oluşan hasar
yükleri,
Değer kaybına ilişkin Yargıtay kararı ve Genel Şartlar değişikliği sonrası meydana
gelen taleplerdeki artış,
Yukarıdaki maddelerde belirtilen sebepler doğrultusunda oluşan muallak ve ödenen
tazminat yüklerinin IBNR etkisiyle ayrılan karşılıkları arttırması sebebiyle oluşan
zararlar.
(309) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
17-23/383-166
94/197
BEREKET’in Trafik Sigortası Pazarında Küçük Bir Oyuncu Olduğu Savunması
(310) BEREKET tarafından, toplam prim üretiminde Trafik Sigortası payının %(…..) olduğu;
şirketin toplam üretiminde trafik branşının payının ise %(…..) olduğu belirtilerek,
BEREKET’in Trafik Sigortası üretiminin sigorta sektörünün 2015 yılı toplam Trafik
Sigortası üretimi içerisindeki payının %(…..) olduğu, bunun da şirketin sektörde uyumlu
eylem gerçekleştirebilecek potansiyelde olmadığını gösterdiği iddia olunmuştur.
(311) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
Rakiplerle Anlaşarak Teklif Vermeme veya Sigorta Etmekten Kaçınma Gibi Bir
Durumun Söz Konusu Olmadığı Savunması
(312) Savunmada, BEREKET’in başta Trafik Sigortası olmak üzere tüm branşlarda araştırma
geliştirmeye dayalı bir fiyat tarifesi uyguladığı, talebe göre tüm araç sınıflarında teklif
verdiği, üretim gerçekleştirdiği ve teklif vermeyi ya da üretimi kısıtlayıcı bir politika
uygulamadığı ifade edilmiştir.
(313) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
I.5.1.9. DUBAİ
Yerinde İncelemede Elde Edilen Belgelerin İç Yazışma Olduğu Savunması
(314) Savunmada, 15.03.2016 tarihinde DUBAİ’de yapılan yerinde incelemede elde edilen bilgi
ve belgelerin yasal mevzuatlara ilişkin şirket iç yazışmalarından ibaret olduğu ifade
edilerek 4054 sayılı Kanun’un ihlaline ilişkin bir delil teşkil etmediği iddia edilmiştir.
(315) 4054 sayılı Kanun’un 59. maddesinde, “Rekabeti sınırlayıcı anlaşma, karar ve
uygulamaların varlığı her türlü delille ispatlanabilir.” hükmüne yer verilmiş olup, iddiaların
ispatlanmasında serbest delil sistemi seçilmiştir. Bu sistemin sonucu olarak rekabeti
bozucu bir anlaşmanın veya uyumlu eylemin ispatını temin edecek bütün delillerin ispat
vasıtası olarak kullanılmasına izin verilmiştir. Bu doğrultuda yerinde incelemede elde
edilen belgelerin, şirket içi yazışma niteliğinde olması değerlendirmeyi etkilememektedir.
Uluslararası Taşımacılık Yapan Araçlar Bakımından Yüksek Fiyatlandırma
Yapılmadığı Savunması
(316) Savunmada, Trafik Sigortası’nda tek prim uygulamasına vakıf olunmaması nedeniyle
aynı araç için birçok farklı prim ortaya çıkabildiği, bununla birlikte uluslararası taşımacılık
sektöründe faaliyet gösteren araçların niteliklerinin herhangi bir sorgu alanından tespit
edilemediği için standardın dışında ayrıca bir fiyatlandırmaya tabi tutulmadıkları ifade
edilmiştir.
(317) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
Pazar Paylaşımının Söz Konusu Olmadığı Savunması
(318) DUBAİ tarafından ayrıca, Trafik Sigortası tarife ve uygulamalarında, geçmiş yıllarda söz
konusu branşta gerçekleşen zarar dikkate alınarak yasal sınırlar dâhilinde indirim ve
sürprim uygulaması ile branşın karlı hale dönüştürülmesinin hedeflendiği belirtilerek,
sigorta şirketlerinin dönemsel olarak pazar paylaşımında bulunduğuna yönelik iddiaya
ilişkin olarak DUBAİ’nin herhangi bir teşebbüs ortaklığı bulunmadığı ifade edilmiştir.
(319) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
17-23/383-166
95/197
I.5.1.10. EGE
EGE’nin Tüm Branşlarda Ruhsatlarının İptal Edildiği Savunması
(320) Savunmada, 07.08.2015 tarihli ve 24316 sayılı Başbakan Yardımcılığı Makamının onayı
ile Sigortacılık Kanunu’nun 20. maddesine istinaden tüm branşlardaki ruhsatlarının iptal
edildiği dolayısıyla poliçe tanzim etme ve prim tahsil etme yetkisinin bulunmadığı ve
Hazine Müsteşarlığı tarafından yeni Yönetim Kurulu üyeleri atandığı dile getirilmiştir.
(321) 2015 ve 2016 yıllarında Trafik Sigortası primlerinde yaşanan artışa ilişkin olarak Kurul’un
02.03.2016 tarihli ve 16-07/137-M sayılı kararı ile Türkiye'de faaliyet gösteren sigorta
şirketlerinin Trafik Sigortası primlerini aralarında anlaşmak suretiyle arttırıp
arttırmadıklarının değerlendirmek üzere, sektörde faaliyet gösteren sigorta şirketlerine ve
TSB’ye soruşturma açılmasına karar verilmiştir. Bu bakımdan soruşturma kapsamında
yapılan inceleme ve değerlendirme çerçevesinde EGE’nin soruşturmaya konu zaman
dilimi içerisinde faaliyetleri dikkate alınmak suretiyle soruşturmaya konu iddiaların tarafı
olduğu değerlendirilmiştir.
Belli Bir Kullanım Tarzında Yoğunlaşılmadığı Savunması
(322) Savunmada, EGE’nin poliçe tanzim edebildiği 2010 yılı ve sonrasında sigortacılık
sektöründe en ucuz teklifi sunması nedeniyle ilk beş şirket içerisinde yer aldığı ve EGE’nin
araç ve kullanım tarzı ayrımı yapmaksızın her bir müşteri için teklif sunduğu, ancak acente
ve brokerler tarafından yürütülen aracılık faaliyetlerinin bir sonucu olarak üretilen
poliçelerin acentelerin müşteri portföyüne göre değiştiği ifade edilerek, Kurum’a
gönderilen verilerden ve aşağıda yer alan Temmuz 2015 dönemine ilişkin tablodan
EGE’nin her bir kullanım tarzı için poliçe ürettiğinin ve sektör prim ortalamasını
düşürdüğünün görülebileceği öne sürülmüştür.
Tablo 10: EGE’nin Temmuz 2015 Dönemi Trafik Sigortası Poliçesi Adet ve Prim Üretimi
Branş Adet Prim EGE Ortalama Prim Sektör Ortalama Prim
Hususi (…..) (…..) (…..) (…..)
Kamyonet (…..) (…..) (…..) (…..)
Traktör (…..) (…..) (…..) (…..)
Minibüs (…..) (…..) (…..) (…..)
Çekici (…..) (…..) (…..) (…..)
Tablo 10’un devamı.
Branş Adet Prim EGE Ortalama Prim Sektör Ortalama Prim
Taksi (…..) (…..) (…..) (…..)
K. Otobüs (…..) (…..) (…..) (…..)
Özel Amaçlı (…..) (…..) (…..) (…..)
Kamyon (…..) (…..) (…..) (…..)
B. Otobüs (…..) (…..) (…..) (…..)
Tanker (…..) (…..) (…..) (…..)
(323) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
17-23/383-166
96/197
EGE’nin Fiyatlama Politikasının Meşru ve Ticari Gerekçelere Dayandığı Savunması
(324) Savunmada, teminata konu olan aracın ve işletenin geçmiş dönem hasarları, SBM
tarafından belirlenen araç basamak grupları, araç yaşı, kullanım tarzı; Hazine
Müsteşarlığı tarafından belirlenen poliçe teminat limitleri, müşteri tarafından poliçenin
zamanında yenilenip yenilenmediği, aracın bağlı olduğu ildeki trafik ve kaza yoğunluğu
vb. kriterlerin EGE tarafından poliçe primlerinin belirlenmesinde esas alındığı, bununla
birlikte sigorta şirketleri tarafından üretilen poliçelerden elde edilen prim üzerinden %15
BSMV, %5 Trafik Hizmetleri Geliştirme Fonu, %3 Güvence Hesabı Fonu, %15 SGK katkı
payı ve acente komisyonunun ilgililerine aktarıldığı ve sonucunda elde edilen primin
yaklaşık üçte birinin sigorta şirketinden çıktığı, kaldı ki maddi ve bedeni zararların
oluştuğu trafik kazalarının artması, araç değer kaybının sigorta şirketlerine yansıtılması,
SGK tarafından karşılanmayan bakıcı ve tedavi giderleri ile kusurlu sürücü vefatı
nedeniyle talep edilen tazminatların sigorta şirketleri tarafından karşılanacağına ilişkin
yargı kararları neticesinde artan maliyet kalemlerinin IBNR hesaplamalarına etki ettiği,
sonuç olarak poliçe üretiminin çoğunluğunun Trafik Sigortası’na dayanan EGE için prim
tutarının düşük olması ve yukarıda anılan nedenlerden dolayı mali bünyenin zayıfladığı,
yeterli karşılık ayrılamadığı ve sermayenin artırılamadığı, akabinde Sigortacılık Kanun’un
20. maddesine istinaden EGE’nin sigortacılık ruhsatlarının iptal edildiği belirtilmiş ve 4054
sayılı Kanun’u ihlal eden herhangi bir davranışta bulunulmadığı eklenmiştir.
(325) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
I.5.1.11. ERGO
Yetki Belgesinin Usulüne Uygun Olarak Hazırlanmadığı Savunması
(326) Savunmada, yerinde inceleme sırasında teşebbüse sunulan yetki belgelerinde
incelemenin konusunun somut olarak belirtilmediği, meslek personelinin herhangi bir
teşebbüs özelinde değil, tüm kurum ve kuruluşlar bakımından yetkilendirildiği belirtilerek
yetki belgesinin 4054 sayılı Kanun'un 15. maddesinde öngörülen unsurları taşımadığı öne
sürülmüştür.
(327) 4054 sayılı Kanun’un 15. maddesi uyarınca, rekabet uzmanlarının yerinde inceleme
sırasında yanlarında bulundurdukları yetki belgesinin; yapılan incelemenin konusunu,
amacını ve yanlış bilgi verilmesi halinde idari para cezası uygulanacağını gösterir nitelikte
olması gerekmektedir. Belirtilen hükme uygun şekilde, yetki belgelerinde, “Rekabet
Kurulu 02.03.2016 tarih ve 16-07/137-M sayıyla, 4054 sayılı Rekabetin Korunması
Hakkında Kanun’un 41 inci maddesi uyarınca, sigorta sektöründe faaliyet gösteren
teşebbüs ve teşebbüs birlikleri hakkında, aynı Kanun’un 4. maddesini ihlal edip
etmediklerinin tespiti için soruşturma açılmasına karar verilmiştir.” ifadesine yer
verilmiştir. Dolayısıyla yetki belgelerinde incelemenin konusu ve sektöre yönelik olduğu
belirtilmiş, ayrıca uzmanların 4054 sayılı Kanun’un 14. ve 15. maddelerinden doğan
yetkileri ile yapılan incelemede eksik, yanlış ya da yanıltıcı bilgi veya belge verilmesi
durumunda aynı Kanun’un 16. ve 17. maddeleri uyarınca teşebbüse uygulanacak idari
yaptırımlara yer verilmiştir. Sayılan hususlardan hareketle taraflarca iddia olunanın
aksine, yetki belgelerinin 4054 sayılı Kanun’un ilgili hükümlerine uygun şekilde
düzenlenmiş bulunduğu görülmektedir.
17-23/383-166
97/197
Uyumlu Eyleme Taraf Olunmadığı Savunması
(328) Savunmada, mali ve ticari kayıtlar incelendiğinde ERGO’nun herhangi bir uyumlu eyleme
taraf olmadığının açık olduğu, şirket bünyesindeki fiyatların 2010 ila 2015 yılları arasında,
yazılım politikaları, ticari kararları, portföy değişiklikleri, muallak karşılıkları, sermaye
yapısı ve kar-zarar tutarları dikkate alınarak belirlendiği ifade edilmiştir.
(329) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
Trafik Sigortası Primlerinin Yükselmesine Sektörde Yaşanan Gelişmelerin Neden
Olduğu Savunması
(330) Savunmada, ilgili mevzuat ve yargı uygulamalarındaki çok ciddi değişiklik ve gelişmelerin,
özellikle bir kısmı geriye dönük olacak şekilde, ERGO’nun tanzim ettiği poliçelerle ilgili
tazminat yükümlülüklerini artırdığı ve bunun da fiyatları etkilediği ifade edilmiştir. Bu
bağlamda, aşağıdaki hususların Trafik Sigortası prim artışlarında etkili olduğu
savunulmuştur:
Sigorta teminatı kapsamındaki değişiklikler ve bunların asgari 10 yıllık geçmişe etkili
olacak şekilde hayata geçmesi (Sigorta teminatı kapsamında tedavi giderlerinin ve
buna dair primlerin SGK'ya devredilmesi),
Genel Şartlar’daki değişiklikler,
Kamu tarafından doğrudan bir tarife izleme ve kontrol sisteminin yürütülmekte
olması,
Hasar yönetim maliyetlerine eksper giderleri bakımından zorunlu bir asgari ücret
tarifesinin getirilmesi nedeniyle yaşanılan artış,
Eşdeğer parça uygulaması,
Bedeni ve değer kaybı hesaplama usul ve esaslarına gerek kamu gerekse yargı
tarafından müdahale edilmesi,
Destekten yoksun kalma tazminatına ve kusur, gelir tespiti ve uygulanacak hesap
tablosu gibi zarar hesaplama usul ve esaslarına dair yargı kararları,
Ocak 2016 itibarıyla asgari ücrette yapılan önemli artış,
Ekim 2015 itibarıyla azami tavan fiyat uygulaması,
Halen kamu tarafından üzerinde çalışılan Trafik Sigortası’na dair üretime esas teşkil
edecek ülke seviyesi ve prim tespit usul ve esaslarına dair düzenlemeler.
(331) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
17-23/383-166
98/197
Pazar Paylaşımının Söz Konusu Olmadığı Savunması
(332) Savunmada, aynı araç için bazı sigorta şirketlerinden alınan fiyat tekliflerinde büyük
farklılıklar olurken, diğer bazı sigorta şirketlerinden alınan tekliflerin birbirine yakın
olmasının, özellikle sektör geneli tarafından ağırlıklı olarak (%70-80 oranında)
sigortalanan otomobil ve kamyonet harici araç türleri bakımından doğal karşılanması
gerektiği, zira diğer araç türlerinde sigorta şirketlerinin büyük çoğunluğunun geçmişte çok
fazla poliçe yazmaması nedeniyle risk hesaplamalarının da yüksek primlerle
sonuçlanabildiği, ancak her araç türünde geçmiş portföyü ve tecrübesi olan, dolayısıyla
daha rekabetçi düşük teklifler sunabilen sigorta şirketlerinin bulunduğu belirtilmiştir.
ERGO özelinde Trafik Sigortası yapılan araçlar, 2010-2013 yılları arasında (…..) ve (…..)
dışında ciddi oranda (…..) ve (…..) iken, 2013 yılından itibaren sadece (…..) ve (…..)
odaklı bir seyir izlediği, 2013 yılında yaşanan bu kırılmanın, belirli bir rakip ya da rakiplerle
yapılan bir pazar paylaşımının sonucu olmayıp, tamamen şirketin tek taraflı ticari strateji
ve kararları doğrultusunda meydana geldiği, ERGO’nun bu kararı alırken herhangi bir
rakip ile iletişime geçmediği; tamamen şirket içi stratejiler ve politikalar doğrultusunda
hareket ettiği; dolayısıyla pazar paylaşımı iddialarının ERGO ile bir ilgisinin bulunmadığı
iddia olunmuştur.
(333) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
Uluslararası Taşımacılık Yapan Araçlar Bakımından Yüksek Fiyatlandırma
Yapılmadığı Savunması
(334) Savunmada, şirket bünyesinde taşıma faaliyeti ile iştigal eden araçlar için "çekici
kullanım" tarzı başlığı altında kayıtlama yapıldığı ve bu başlık altında yer alan araçlar
bakımından uluslararası taşıma yapan veya yapmayan ayrıştırmasının yapılmadığı;
Trafik Sigortası fiyatlandırmasında, aktüeryal tarife alt yapısının kullanıldığı; söz konusu
havuz sisteminde, ilgili araçlara yönelik veya bunları ayrıştıracak şekilde bir farklılığa
gidilmesinin mümkün olmadığı; çekici kullanım tarzında, aktüeryal olarak hesaplanan
fiyatın hem uluslararası taşımacılık yapan hem de yapmayanlara aynı şekilde uygulandığı
ifade edilmiştir.
(335) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
I.5.1.12. EUREKO
Trafik Sigortası Primlerinin Yükselmesine Sektörde Yaşanan Gelişmelerin Neden
Olduğu Savunması
(336) Savunmada aşağıdaki hususların prim miktarlarındaki değişiklikleri tetiklediği, buna
rağmen EUREKO’nun son yıllarda Trafik Sigortası branşında zarar ettiği ifade edilmiştir:
Trafik Sigortası’nda meydana gelen kaza sonucunda ortaya çıkan bedeni zararlar
sebebiyle yapılacak tazminat talepleri için Türk Ceza Kanunu’ndaki (TCK)
zamanaşımı sürelerinin uygulanması; çoklu ölümlü kazalarda TCK’ya göre 15 yıla
varan zamanaşımı süreleri nedeniyle poliçenin vadesinin sona ermesinden sonra
söz konusu vade içinde meydana gelen hasarlara ait tazminat taleplerinin 15 yıl
boyunca şirkete intikal etme ihtimali bulunması,
17-23/383-166
99/197
2015 yılı içinde döviz kurlarındaki artışın, yedek parça maliyetleri üzerinden hasar
maliyetlerini artırması,
hasar tespiti için görevlendirilen sigorta hasar eksperlerine hasar tespiti başına
ödenen ekspertiz ücretlerinin artırılarak asgari ücret tarifesine bağlanmasının
ekspertiz maliyetlerini artırması,
azami prim limiti getirilmesinin tüm araçlara ait ortalama primlerin artmasına sebep
olması,
2015 yılının ikinci yarısının başında yürürlüğe giren Genel Şartlar ile değer kaybı
zararları gibi daha önce olmayan ve öngörülmeyen ilave teminatların sigorta
teminatları içerisine eklenmesinin de hasar maliyetlerinde ilave artışlar getirmesi.
(337) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
EUREKO’nun Prim Seviyesinin Sektör Ortalama Prim Seviyesinin Üzerinde Olduğu
Savunması
(338) Savunmada, EUREKO’nun 2011 yılından bu yana hemen hemen tüm araç türlerinde, iş
planı doğrultusunda amaçlanan kâr hedefine ulaşmayı öngören prim seviyesinin sektör
ortalama prim seviyesinin üzerinde gerçekleştiği ifade edilerek pazarda faaliyet gösteren
teşebbüslerle EUREKO arasındaki prim seviyesinin farklılığına aşağıdaki tabloya yer
verilerek vurgu yapılmıştır. Dolayısıyla EUREKO’nun sektörün üzerinde bir ortalama prim
seviyesinde faaliyette bulunmasının, soruşturmaya konu hususun EUREKO
politikalarından bağımsız olarak geliştiğinin kanıtı olarak yorumlanabileceği iddia
edilmiştir.
Tablo 11: 2011 - 2016/Ç1 Dönemi EUREKO ile Sektör Trafik Sigortası Ortalama Primleri Karşılaştırması
YIL Büyük Otobüs Çekici
Küçük
Otobüs Kamyon Kamyonet Minibüs Otomobil Diğ. Toplam
2011 Sektör (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) Eureko (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
2012 Sektör (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) Eureko (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
2013 Sektör (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) Eureko (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
2014 Sektör (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) Eureko (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
2015 Sektör (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) Eureko (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
2016 Sektör (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) Eureko (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Toplam Sektör (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) Eureko (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
(339) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
17-23/383-166
100/197
EUREKO’nun Trafik Sigortası Pazarında Küçük Bir Oyuncu Olduğu Savunması
(340) Trafik Sigortası’nın büyük ölçüde acente dağıtım kanalıyla ve müşteriyle sıcak temas ile
pazarlanabilen bir sigorta branşı olmasının, banka sigortacılığı faaliyeti yürüten
EUREKO’nun yapısal olarak odağı dışında kalmasına neden olduğu ifade edilmiştir.
EUREKO’nun, izah edilen yapısal farklılığı nedeniyle Trafik Sigortası pazarında hiçbir
zaman güçlü bir oyuncu olmadığı; onun yerine banka sigortacılığı faaliyetleri ile ilişkili
olarak araç kasko ve konut kredileri ile bağlantılı sigortalar ve yine büyük finansman
kredileri dolayısıyla yangın ve mühendislik sigortaları ve yapısı itibarıyla banka
sigortacılığına nispeten daha uygun olan ferdi kaza sigortalarında yoğunlaştığı ifade
edilmiştir. Savunmanın devamında, şirketin hem pazar payı hem de portföyündeki Trafik
Sigortası oranlarının, hâlihazırda piyasa yapıcı veya bozucu bir güce sahip olmadığının
delili olduğu, bunun yanı sıra mevcut soruşturma kapsamının genişletilmesine yol açan
pazar paylaşımı iddialarının ise EUREKO’nun pazardaki konumu itibarıyla da gerçekçi
olmaktan çok uzak ve anlamsız olduğu öne sürülmüştür.
(341) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
EUREKO’nun Fiyatlama Politikasının Meşru ve Ticari Gerekçelere Dayandığı
Savunması
(342) Savunmada, Trafik Sigortası’nda Temmuz 2008 itibarıyla kısmi serbest uygulamaya
geçildiği belirtilerek Ekim 2014 tarihinden itibaren ise yapılan yasal düzenlemeler ile
serbest tarifeli sistemin uygulanmaya başlandığı, bu bağlamda indirim/artırım limitlerinin
sigorta şirketleri tarafından belirlenmesine izin verildiği belirtilmiştir. Bahse konu
dönemlerde EUREKO’nun, geçmiş hasar verilerini kullanarak aktüeryal yöntemler ile
tarifesini oluşturduğu; hasar verilerinin tarife hesaplamaya yeterli olmadığı araç türlerinde
ise TSB tarafından yayımlanmaya devam edilen Rehber Tarife fiyatlarının yanı sıra sektör
teknik sonuçları ve şirketin sektör içindeki dağıtım kanalı yapısı çerçevesinde oluşturulan
tarifelerin kullanıldığı, EUREKO’nun tüm stratejik ticari kararlarını rakiplerinden bağımsız
olarak tamamen kendi ticari hedefleri ve çıkarları doğrultusunda verdiği iddia olunmuştur.
(343) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
Rakiplerle Anlaşarak Teklif Vermeme veya Sigorta Etmekten Kaçınma Gibi Bir
Durumun Söz Konusu Olmadığı Savunması
(344) Savunmada, zorunlu sigortalarda sigorta yapmaktan kaçınmanın Sigortacılık Kanunu
uyarınca suç teşkil ettiği ifade edilerek EUREKO’nun bugüne kadar söz konusu yasaya
aykırı herhangi bir işlem yapmadığı, bu husustan dolayı Hazine Müsteşarlığınca herhangi
bir uyarı veya yaptırıma maruz kalmadığı, şirket internet sitesinde ilgili mevzuat
çerçevesinde teklif verme ekranı oluşturulduğu belirtilerek, “bazı sigorta şirketlerinin
yasalar gereği zorunlu olduğu halde hiç teklif vermediği” yönündeki iddianın EUREKO
hakkında geçerli olmadığı, nitekim EUREKO tarafından tüm talepler için bir teklif
oluşturulduğu ve bugüne kadar teklif vermeyi reddettiği bir durum olmadığı ifade
edilmiştir.
(345) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
Pazar Paylaşımının Söz Konusu Olmadığı Savunması
(346) EUREKO savunmasında, Soruşturma Ek Bildirimi’nde bahsi geçen araç türlerinde
EUREKO’nun yıllar itibarıyla poliçe dağılımının değişen tarife rejiminden etkilenmediği
ifade edilmiştir.
17-23/383-166
101/197
(347) EUREKO’nun 2013 yılından beri ağırlıklı olarak (…..) (%(…..)) ve (…..) (%(…..)) için
Trafik Sigortası sattığı, bahse konu durumun 2013 yılından beri hiç değişmediği,
dolayısıyla EUREKO’nun Trafik Sigortası poliçesi adetlerindeki araç sınıfı bazındaki
dağılımının olası bir pazar paylaşımı anlaşması neticesinde oluştuğu iddiasının gerçekçi
olmadığının açık olduğu iddia edilmiştir.
(348) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
I.5.1.13. GENERALİ
GENERALİ’nin Fiyatlama Politikasının Meşru ve Ticari Gerekçelere Dayandığı
Savunması
(349) Savunmanın bu bölümünde GENERALİ’nin fiyatlarında 2014 sonrası dönemde belirli bir
derecede artışların görüldüğü, ancak bu durumun soruşturmaya konu iddialarla ilgili
olmadığı ifade edilerek, bahse konu artışların GENERALİ’nin maliyetlerinde yaşanan artış
ile pazara ilişkin gelecek öngörülerindeki belirsizliklerin aktüerya hesaplamalarına
yansıması nedeniyle ortaya çıktığı iddia edilmiştir. Bununla beraber, GENERALİ’nin teklif
ettiği primlere objektif kriterler esas alınarak ulaşıldığı ifade edilerek şirketin bazı araç
türlerine daha yüksek prim vermesinin, özel otomobillerle kıyaslandığında, kamyonların
karıştığı kazaların çok daha tehlikeli olduğu ve daha büyük zararlara sebep olmasından
kaynaklandığı belirtilmiştir. Bu bağlamda, GENERALİ’nin kendisine gelen tekliflere ilişkin
fiyatlandırmayı öncelikle hasar maliyeti, masraflar, kar marjı, mevzuat değişiklikleri,
makro-ekonomik faktörler ve geleceğe yönelik beklentiler gibi pek çok faktörü dikkate
alarak ve bağımsız olarak belirlediği, kaldı ki GENERALİ’nin faaliyetini devam ettirmek
için yaptığı genel giderlerin karşılanabilmesi için, şirketin ana gelir kaynağı olan primlerini
çok düşük tutamamasının "ölçek ekonomisi"nden kaynaklı bir zorunluluk olduğu, bu
anlamda da, GENERALİ’ye göre poliçe adedi bazında belirgin ölçüde yüksek miktarda
üretim yapan şirketlerin, toplam prim gelirleri ile mali giderlerini karşılaması ve kar elde
etmesinin daha kolay olduğu; GENERALİ gibi poliçe üretim adedi düşük şirketlerin poliçe
başına priminin, büyük sektör oyuncularından yüksek olmasının olağan ve finansal
açıdan da zorunlu olduğu belirtilmiştir. Bu bağlamda; şirketlerin maliyetlerinin, geçmiş
yıllarda gerçekleşmiş zararlarının ve ileriki dönemlerde gerçekleşme ihtimali bulunan risk
kalemlerinin (muallak zarar) fiyatlandırma aşamasında esas alındığı ve şirketin Trafik
Sigortası pazarında zarar etmekte olduğu da dile getirilmiştir.
(350) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
Pazar Paylaşımının Söz Konusu Olmadığı Savunması
(351) Savunmada, GENERALİ'nin portföyünün Tablo 12’de belirtilen şekilde otomobil ve
kamyonet türünde yoğunlaşmasının, i) GENERALİ’nin (…..) yılında başlattığı “(…..)” ile
GENERALİ’nin toplam Trafik Sigortası prim üretiminin 2014 yılında %(…..), 2015 yılında
%(…..), 2016 yılı ilk altı ayında ise %(…..) oranında (…..) ve (…..) kanalından
gerçekleşmesi, ii)Trafik Sigortası başvurularının neredeyse %(…..)’inin özel otomobillere,
%(…..)’sinin ise kamyonete ilişkin olması, iii) kamyon, otobüs, çekici, minibüs gibi
araçların ticari amaçlarla kullanıldıkları, bu tür araçların çoğunlukla alım satımları ve ticari
faaliyetin devamı sırasında ticari kredilere konu oldukları, bu sebeple de araç sahiplerinin
bu araçları sigortalatmasının ticari kredi sağlayan bankaların anlaşmalı olduğu
(bankasürans) sigorta şirketlerinde yoğunlaşması, ancak GENERALİ’nin herhangi bir
banka ile münhasırlık acentelik anlaşmasının bulunmaması kaynaklı olduğu ifade
edilerek herhangi bir araç ayrımı yapmaksızın kendisine gelen tüm taleplere teklif verdiği
öne sürülmüştür.
17-23/383-166
102/197
Tablo 12: Yıllar İtibarıyla Araç Türlerinin Portföy İçindeki Yüzde Dağılımları Tablosu
Kullanım Tarzı Teklif Adedi Teklif Portföy (%)
Otomobil (…..) (…..)
Kamyonet (…..) (…..)
Motosiklet (…..) (…..)
Traktör (…..) (…..)
Minibüs(10-17 koltuk) (…..) (…..)
Kamyon (…..) (…..)
Çekici Treyler (…..) (…..)
Taksi (…..) (…..)
Özel Amaçlı Taşıt (…..) (…..)
Otobüs (31 ve üzeri koltuk) (…..) (…..)
İş Makinası (…..) (…..)
Tanker (…..) (…..)
Otobüs (18-30 koltuk) (…..) (…..)
Römork (…..) (…..)
Genel Toplam (…..) (…..)
(352) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
Rakiplerle Anlaşarak Teklif Vermeme veya Sigorta Etmekten Kaçınma Gibi Bir
Durumun Söz Konusu Olmadığı Savunması
(353) Savunmada, GENERALİ’nin tabi olduğu mevzuat ve sahip olduğu ruhsat gereği tüm
Trafik Sigortası başvurularına teklif vermesinin bir zorunluluk olduğu ve GENERALİ’nin
gelen her Trafik Sigortası başvurusuna teklif verdiği, bu bağlamda şirketin herhangi bir
araç türü özelinde teklif vermekten kaçınmasının kesinlikle söz konusu olmadığı; aksi
durumun şirketin ruhsat kaybına yol açabilecek türden bir ihlal olduğu belirtilmiştir.
(354) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
GENERALİ’nin Trafik Sigortası Pazarında Küçük Bir Oyuncu Olduğu Savunması
(355) Savunmada, farklı müşteri portföyüne sahip ve/veya farklı dağıtım kanalına sahip
şirketlerin GENERALİ’ye göre çok daha yüksek oranda üretim yapmaları sebebiyle
aktüeryal tahminlere konu olabilecek daha çeşitli veri setine sahip şirketlerin ve ticari
olarak kısa ve uzun dönem farklı beklentileri olan şirketlerin portföy dağılımının ve
fiyatlandırmalarının farklılık göstermesinin beklenen bir durum olduğu, bunun yanı sıra
daha yüksek oranda üretim yapan sigorta şirketlerinin, daha düşük primle
sigortalayacakları riski yüksek araçlar sebebiyle uğrayabilecekleri hasarı, sahip oldukları
prim havuzunun büyüklüğü sayesinde daha kolay sübvanse edebilecekleri, GENERALİ
gibi daha düşük miktarda üretim yapan küçük sektör oyuncularının bu tarz hasarları
portföyünde dengeleme imkânlarının daha kısıtlı olduğu ve bu nedenle de prim miktarları
belirlenirken yüksek oranda üretim yapan şirketlerden farklı davranmalarının olağan kabul
edilmesi gerektiği belirtilmiştir.
(356) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
17-23/383-166
103/197
I.5.1.14. GROUPAMA
Soruşturma Kapsamının Genişletilmesinin 4054 Sayılı Kanun’da Yer Alan İdari
Usule Aykırı Olduğu Savunması
(357) Savunmada, 4054 sayılı Kanun’un 43. maddesinde, Kurul’un açtığı soruşturmaları
bildirmesi ve ilk yazılı cevabın alınmasının hüküm altına alındığı, soruşturmanın
genişletilmesi şeklinde bir usulün olmadığı ifade edilmiştir. Kanunun öngördüğü sistem
uyarınca bu tür iddialar için ayrı bir önaraştırma açılması ve iddiaların ciddi bulunması
halinde ayrı bir soruşturma açılarak incelenmesi gerektiği iddia edilmiştir.
(358) 4054 sayılı Kanun’un 40. maddesi, “Kurul, resen veya kendisine intikal eden başvurular
üzerine doğrudan soruşturma açılmasına ya da soruşturma açılmasına gerek olup
olmadığının tespiti için önaraştırma yapılmasına karar verir.” hükmünü amir olup; söz
konusu hüküm ile Kurul’un doğrudan soruşturma açma yetkisi bulunmaktadır. Bu
çerçevede, sigorta şirketlerinin birlikte fiyat artışı yapmak suretiyle rekabeti bozucu,
kısıtlayıcı anlaşma ve/veya uyumlu eylem içinde oldukları ve böylelikle fahiş fiyat
uyguladıkları iddialarının gerçeği yansıtıp yansıtmadığının tespiti amacıyla 02.03.2016
tarih ve 16-07/137-M sayı ile açılan soruşturma devam ederken, Trafik Sigortası
sektöründe faaliyet gösteren teşebbüslerin pazar paylaşımında bulunduklarına ve belli
araç türlerinin sigortasını yapmaktan kaçındıklarına yönelik birtakım iddiaların da Kurum
kayıtlarına intikal etmesi üzerine, 28.07.2016 tarihli ve 2016-4-3/BN-02 sayılı Bilgi Notu,
Kurul’un 04.08.2016 tarihli ve 16-26 sayılı toplantısında görüşülerek soruşturmanın
genişletilmesine karar verilmiştir. Bunun üzerine, soruşturma tarafı olan tüm teşebbüslere
Soruşturma Ek Bildirimi yapılmış ve 4054 sayılı Kanun’un 43. maddesinin ikinci fıkrası
gereğince, tarafların savunma haklarının kısıtlanmaması adına, ek yazılı savunmaları
talep edilmiştir.
(359) Görüldüğü üzere, Kurum kayıtlarına daha sonradan intikal eden iddialar da Trafik
Sigortası’na ilişkin olup, bu alanda faaliyet gösteren teşebbüsleri ilgilendirmektedir. 4054
sayılı Kanun’un 40. maddesi gereğince, Kurul’un doğrudan soruşturma açma yetkisi
olduğu; Trafik Sigortası alanında faaliyet gösteren teşebbüsler hakkında aynı Kanun’un
4. maddesi kapsamında hâlihazırda bir soruşturma yürütüldüğü; yeni iddiaların hakkında
daha önce soruşturma açılmış teşebbüsleri ilgilendirdiği ve yine Kanun’un 4. maddesi
kapsamında olduğu hususları dikkate alındığında, söz konusu teşebbüsler hakkında
ayrıca bir önaraştırma yapmak yerine, devam etmekte olan soruşturma kapsamında söz
konusu iddiaların da incelenmesinin usul ekonomisi ilkesine uygun olduğu ve 4054 sayılı
Kanun’un amacına ve lafzına aykırılık teşkil etmediği görülmektedir. Diğer yandan, yeni
iddialar ile ilgili olarak taraflara Soruşturma Ek Bildirimi gönderildiği ve tarafların ek
savunmalarının talep edildiği dikkate alındığında, tarafların savunma haklarına halel
getirilmediği; dolayısıyla incelemenin önaraştırma yerine soruşturma kapsamında
yapılmasının taraflar aleyhine bir durum teşkil etmediği değerlendirilmektedir.
Pazar Paylaşımının Söz Konusu Olmadığı Savunması
(360) GROUPAMA tarafından ayrıca, TSB tarafından yayınlanan araç türü bazındaki
gerçekleşen hasar tutarları ile ortalama hasar tutarlarına ilişkin istatistiklerin
tablolaştırılmış hali sunularak, taşımacılık sektöründe faaliyet gösteren kamyon ve çekici
araç türlerinin hasarlarının, tüm araç türlerinin hasarlarının ortalamasından yüksek olduğu
ve riskli grupta yer aldığının görüldüğü ifade edilmiştir. GROUPAMA’nın dağıtım
kanallarına bağlı olarak aynı araç türlerinde benzer eğilimde teminatlar verdiği belirtilerek,
pazar paylaşımının söz konusu olmadığı ifade edilmiştir.
(361) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
17-23/383-166
104/197
GROUPAMA’nın Fiyatlama Politikasının Meşru ve Ticari Gerekçelere Dayandığı
Savunması
(362) Savunmada, GROUPAMA’nın diğer sigorta şirketleri ile herhangi bir uyumlu eylem
içerisinde olmadığı, zira GROUPAMA’nın tamamen kendi maliyet yapısı üzerinden
rasyonel olarak kendi stratejisi üzerine kararını aldığı, bir başka ifadeyle piyasada
yaşandığı iddia edilen hareketlerin, teşebbüslerin anlaşma/uyumlu eylemlerinden ziyade,
mevzuatta yapılan düzenlemeler ve bu çerçevede emsal olan Yargıtay kararlarının
neticesi olduğu görüşü beyan edilmiştir.
(363) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
I.5.1.15. GULF
GULF’un Trafik Sigortası Pazarında Küçük Bir Oyuncu Olduğu Savunması
(364) GULF tarafından yapılan birinci yazılı savunmada, teşebbüsün Türkiye Seyahat
Acentalar Birliği nezdinde seyahat sigortalarında ihtisas sigortacılığı yapmak üzere 2013
yılında kurulmuş olduğu ve Trafik Sigortası pazarında yok denecek kadar az sayıda poliçe
üretiminde bulunduğu ifade edilmiştir. Tanzim edilen (…..) adet Trafik Sigortası poliçesi
ile iptal edilen (…..) adet Trafik Sigortası poliçesinin 2015 yılı içerisinde olmakla birlikte
kuruluşundan 2016 yılına kadar toplamda (…..) adet Trafik Sigortası poliçesi tanzim
edildiği, bu poliçelerden (…..) ise iptal edildiği dile getirilmiştir. Trafik Sigortası alanındaki
poliçe adetlerinden de anlaşılacağı üzere pazarda faaliyet gösteren diğer sigorta şirketleri
ile birlikte hareket edilmediğinin ve rekabeti bozucu davranışlarda bulunulmadığının
açıkça görülebileceği dile getirilmiştir.
(365) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
Trafik Sigortası Pazarında Primlerin Sektördeki Veriler Neticesinde Belirlendiği
Savunması
(366) Soruşturmaya konu olan Trafik Sigortası primlerinin belirlenmesinde tüm sektör verilerinin
yer aldığı TRAMER veri seti, risk parametreleri (sürücü yaşı, araç yaşı, ikametgâhın
merkez/taşra durumu, hasarlılık durumu, plaka/ikametgâha göre ek indirim/ek prim,
gecikme kıdemine bağlı olarak sürprim) ile sektör ve şirket tecrübelerinin etkili olduğu
ifade edilmiştir. Ancak;
yargı kararları,
Genel Şartlar’daki değişiklikler,
asgari ücretin enflasyonun çok üzerinde belirlenmesi,
kusurlu sürücü vefat dosyalarının ödenmeye başlanması,
araç değer kaybı konusunun sigorta şirketleri aleyhine neticelenmiş olması,
maluliyet ve bedeni asgari tazminat frekansı ile ortalama tazminat seviyesinin
yükselmesi,
teminat tutarındaki artışlar
gibi gerekçelerin sigorta şirketlerinin karlılığı sağlayacak üretim yapmadıkları durumda
iflasına neden olabilecek değişiklikler olduğu ifade edilmiştir.
17-23/383-166
105/197
(367) Öyle ki yukarıda bahsedilen konuların TSB tarafından yıl bazlı açıklanan kara araçları
sorumluluk branşı hasar/prim oranları (2013-%91,56, 2014-%96,5, 2015-%128,5) ile bu
oranlara ilave olarak idari giderler, aracı giderleri ve diğer giderlerin dâhil olmasıyla
sektörün çok ciddi şekilde zarar ettiğinin anlaşılabileceği ifade edilmiştir. Tüm bu veriler
değerlendirildiğinde teknik tarifenin zaman içindeki değişimi ile piyasa şartlarının gelişimi
göz önünde bulundurularak primlerin yükseltildiği ya da düşürüldüğü ve bu doğrultuda
01.01.2016 tarihinde belirlenen prim seviyesinin 2016 yılı için de Nisan ayı da dâhil olmak
üzere korunduğu, artış yaşanmadığı ifade edilmiştir.
(368) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
Rakiplerle Anlaşarak Uyumlu Teklif Verme Gibi Bir Durumun Söz Konusu Olmadığı
Savunması
(369) Savunmada, GULF’un herhangi bir şekilde başka bir sigorta şirketi ile birlikte 4054 sayılı
Kanun’u ihlal edecek bir fiilde bulunmadığı, zira primlerinin belirlenmesi sürecine yukarıda
yer verildiğine değinilerek, Tarife Yönetmeliği’nin 15. maddesi uyarınca Trafik Sigortası
primlerinin belirlenmesinde sektör geneline ilişkin verilerin dikkate alınması gerektiği,
dolayısıyla sektör verilerini dikkate alınmasının zorunluluk gereği olduğu ve ilgili sürecin
yürürlükteki mevzuata aykırılık teşkil etmediği, bundan öteye geçilmediği, nitekim
GULF’un kendi yapısı ve risk faktörleri çerçevesinde Trafik Sigortası primlerinin
belirlendiği ifade edilmiştir.
(370) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
GULF Tarafından Meşru ve Ticari Gerekçelere Dayanan Fiyatlama Politikası
Uygulandığı Savunması
(371) Savunmada, Trafik Sigortası pazarında yaşanan prim artışlarının aksine GULF tarafından
artış yapılmadığı, 06.01.2016 tarihinde TRAMER’e yüklenen aktüer raporu ile onaylanmış
prim tutarının uygulanmaya devam edildiği, yine de bahsi geçen gerekçelerin prim fiyatları
üzerinde etkisi olduğu ve yeni yasal düzenlemelerin önümüzdeki dönemde şekilleneceği,
akabinde Trafik Sigortası primlerinin revize edileceği, bununla birlikte GULF’un yeşil kart
sigorta poliçesi üretimi olmamasına karşın Motorlu Taşıtlar Bürosu’na üye olunmasının
bir sonucu olarak yeşil kart havuzunda biriken primler ve hasar tutarlarının havuzda yer
alan sigorta şirketleri ile paylaşıldığı, dolaysıyla bu paylaşımın GULF’un prim tutarlarına
olumsuz etkisi olduğu ifade edilmiştir. Bununla birlikte, Tarife Yönetmeliği’nde yapılan
değişiklikle “Sigorta şirketleri, bu Yönetmeliğin ekindeki tablolarda yer alan araç türüne
göre il bazında temel sigorta primini serbestçe tespit edebilirler.” hükmüne yer verilmesi
sonrası GULF’un anılan hükme uygun olarak primlerini belirlediği ve aktüer raporu ile
TRAMER’e gönderdiği, öte yandan Trafik Sigortası’nda sigorta şirketlerince uygulanacak
tarifelerin belirlenmesi ve bildirimine ilişkin müteaddit tarihlerde Hazine Müsteşarlığı
tarafından yayımlanan Genelgelerde77 Hazine Müsteşarlığı’nın belirlenen tarifelerin
şirketlerin mali bünyelerini dikkate alarak haksız rekabetin engellenmesi çerçevesinde
tarifelerin değiştirilmesini isteyebileceği, (…..) belirtilmiştir.
(372) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
77Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında (Trafik Sigortası) 01.07.2012
Tarihinden İtibaren Sigorta Şirketlerince Uygulanacak Tarifelerin Belirlenmesi ve Bildirimine İlişkin Genelge
(2012/5) ve 31.05.2012 tarihli ve 2012/5 sayılı Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk
Sigortasında (Trafik Sigortası) 01.07.2012 Tarihinden İtibaren Sigorta Şirketlerince Uygulanacak Tarifelerin
Belirlenmesi ve Bildirimine İlişkin Genelgede Değişiklik Yapılmasına İlişkin Genelge (2012/7).
17-23/383-166
106/197
Belli Bir Kullanım Tarzında Yoğunlaşılmadığı Savunması
(373) GULF tarafından, 01.10.2013 tarihinden itibaren (…..) adet Trafik Sigortası poliçe üretimi
((…..) adet poliçe ise araç satışı ile iptal edilmiştir) olduğu, bu poliçelerden (…..)’ünün
(…..) olduğu, bu çerçevede poliçe üretiminde hem ağır hem hususi araçların teminata
konu olduğu, ağır ticari araçlara yönelik teklif talebi gelmesi halinde herhangi bir red
beyanında bulunulmadığı ve hususi araçlara ilişkin uygulanan değerlendirmeye tabi
tutulduğu ifade edilmiştir.
(374) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
Rakiplerle Anlaşarak Teklif Vermeme veya Sigorta Etmekten Kaçınma Gibi Bir
Durumun Söz Konusu Olmadığı Savunması
(375) Savunmada ayrıca, GULF olarak Hazine Müsteşarlığı tarafından çıkarılan düzenlemelere
uygun şekilde faaliyet gösterilmesine özen gösterildiği, nitekim GULF’un internet
sitesinden veya doğrudan GULF’a başvuru yoluyla Trafik Sigortası poliçe teklifi
alınmasının imkân dâhilinde olduğu, dolayısıyla teklif verilmemesi gibi bir durumun söz
konusu olmadığı ifade edilmiştir.
(376) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
Pazar Paylaşımının Söz Konusu Olmadığı Savunması
(377) Savunmada, GULF’un seyahat sigortalarına özgü acente sayısı ve üretilen poliçe adedi
dikkate alındığında pazar paylaşımı iddialarının söz konusu olamayacağı, bununla birlikte
GULF’un hissedarlık yapısının değişmesinin bir sonucu olarak Trafik Sigortası dâhil diğer
poliçe türlerinin de pazarlanabilmesi amacıyla yeni dağıtım kanallarının kurulmakta
olduğu ifade edilmiştir.
(378) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
I.5.1.16. GÜNEŞ
Trafik Sigortası Primlerinin Yükselmesine Sektörde Yaşanan Gelişmelerin Neden
Olduğu Savunması
(379) GÜNEŞ tarafından, sigortacılık sektörünün düzenleyici ve denetleyici kurum olarak
Hazine Müsteşarlığı’nın gözetiminde olduğu, sigorta şirketlerinin hem mevzuat açısından
hem de düzenleyici işlemler açısından çok sıkı bir regülasyona tabi olduğu, sigortacılık
mevzuat ve uygulamalarında sigorta şirketlerinin maliyetinin çok önemli kısmını oluşturan
hasar maliyetlerini doğrudan ve önemli miktarlarda artıran düzenlemeler nedeniyle
maliyetlerde ciddi yükselişler yaşandığı ve bunun da tarifelere yansıtıldığı belirtilmiştir.
(380) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
Anlaşma veya Uyumlu Eyleme Taraf Olunmadığı Savunması
(381) Savunmada, herhangi bir rakip ile anlaşma veya uyumlu eylem içerisinde olunmadığı,
hukuki ve teknik zorunluluklar nedeni ile oluşan maliyet artışlarının teknik ve aktüeryal
değerlendirmelere göre fiyatlara yansıtılmasının söz konusu olduğu, şirket olarak tüm
fiyatlamaların bireysel değerlendirmelerine dayalı olarak hukuki, teknik ve ekonomik
gereklilikler doğrultusunda yapıldığı belirtilmiştir. Bunun yanı sıra, sektörün yapısı ve
mevzuatı gereği SBM kanalıyla verilerin kamuya açık platformda paylaşıldığı belirtilerek,
söz konusu verilerin de bu savunmayı destekler nitelikte olduğu ifade edilmiştir.
17-23/383-166
107/197
(382) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
Rakiplerle Anlaşarak Teklif Vermeme veya Sigorta Etmekten Kaçınma Gibi Bir
Durumun Söz Konusu Olmadığı Savunması
(383) Savunmada, prim tutarlarının araç grupları itibari ile trafik tarifesi, plaka ili, sigortalının
yaşı, hasar adedi gibi birçok kritere bağlı olarak oluşturulduğu; her bir kriterin ayrı ayrı ve
birlikte değerlendirilerek hasar prim oranlarının incelendiği; şirketin karlılık hedefleri ve
portföy yoğunluğu gibi diğer hususlar da dikkate alınarak tarifelerin aktüeryal teknikler
kapsamında belirlendiği ifade edilerek, poliçe araç sınıf dağılımının rakiplerden bağımsız
bir şekilde oluşturulduğu belirtilmiştir. Nitekim TÜİK verilerine göre, 2016 yılının Haziran
ayı itibarıyla trafiğe kayıtlı toplam 20.559.243 adet taşıt bulunduğu; bu taşıtların
%53,3'ünü otomobillerin, %16,3'ünü kamyonetlerin, %14,5'ini motosikletlerin, %8,4'ünü
traktörlerin, %4'ünü kamyonların, %2,2'sini minibüslerin, %1,1'ini otobüslerin, %0,2'sini
ise özel amaçlı taşıtların oluşturduğu; Türkiye'deki araçların basamak bazında farklı
oranlardaki dağılımı ile şirketin stratejik planlamaları ve sigorta piyasasının rekabetçi
yapısı dikkate alındığında, belirli sınıflarda diğerlerine göre daha fazla poliçe üretilmesi
ve/veya belirli sınıflarda poliçe üretilememesinin söz konusu olabileceği; GÜNEŞ
açısından, rakiplerle anlaşarak teklif vermeme veya sigorta etmekten kaçınma gibi bir
durumun söz konusu olmadığı ifade edilmiştir.
(384) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
Uluslararası Taşımacılık Yapan Araçlar Bakımından Yüksek Fiyatlandırma
Yapılmadığı Savunması
(385) Savunmada, uluslararası taşımacılıkta kullanılan ağır ticari araçların hem büyüklükleri
hem de ağırlıkları dikkate alındığında, bu araçların herhangi bir kazaya karıştıklarında
gerek maddi gerekse cismani zarar verme potansiyelinin diğer araç sınıflarında yer alan
taşıtlara kıyasen oldukça yüksek olduğu belirtilmiştir. Trafik Sigortası’nın temel amacının
aracın kazaya karışması durumunda üçüncü kişilere verdiği zararların tazmini olduğu
dikkate alındığında, bu tür araçların iddia edildiği şekilde "düşük risk grubu" kategorisine
girdiğini ileri sürmenin makul olmadığı; primlere ilişkin yapılan her türlü değerlendirmede,
bu araçların yarattığı risklerin göz önünde tutulduğu belirtilmiştir. Ayrıca, uluslararası
taşımacılıkta kullanılan araçların primlerini belirlerken, yurtiçinde taşımacılık yapan
araçlardan farklılaşan özel bir risk tanımlaması ya da çarpanı veya prim hesaplama
metodu gözetilmediği, bir başka ifadeyle uluslararası taşımacılık sektöründe faaliyet
gösteren bu araçların da, yurtiçinde taşımacılık yapan araçlar ile aynı risk
değerlendirmelerine tabi tutulduğu, dolayısıyla, iddia edildiği üzere "farklı bir segmentin
maliyetinin uluslararası taşımacılık yapan araçlara yükletilmesi" gibi bir durumun söz
konusu olmadığı ifade edilmiştir.Ayrıca, Genel Şartlar gereğince Trafik Sigortası’nın
coğrafi sınırının Türkiye olması nedeniyle, ilgili araçların ancak Türkiye sınırları içerisinde
gerçekleşen riskleri teminat altına aldığı; bu araçlara ilişkin hasar prim oranı, teknik
kar/zarar ve tarife çalışmalarının aktüeryal teknikler çerçevesinde, Türkiye sınırları göz
önüne alınarak ve bağımsız bir şekilde yapıldığı öne sürülmüştür.
(386) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
17-23/383-166
108/197
Pazar Paylaşımının Söz Konusu Olmadığı Savunması
(387) Son olarak, GÜNEŞ’in piyasa davranışlarının yukarıda açıklanan rasyonel temellere
dayandığı, nitekim Soruşturma Bildirimi’nde GÜNEŞ’in rakipleri ile pazarı paylaştığına
dair herhangi bir bilgi veya belgeye yer verilmediği, böyle bir tespitin yapılabilmesi için
rakipler arasında karşılıklı iletişimin olması ve bu iletişimin açık ve tutarlı delillerle ortaya
konulması gerektiği, GÜNEŞ’in bu türden bir iletişime kesinlikle taraf olmadığı ve
kararlarını ticari gerekçeler doğrultusunda rakiplerinden bağımsız bir şekilde aldığı iddia
edilmiştir.
(388) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
I.5.1.17. HALK
Trafik Sigortası Primlerinin Yükselmesine Sektörde Yaşanan Gelişmelerin Neden
Olduğu Savunması
(389) Savunmada, Trafik Sigortası branşında ortaya çıkan fiyat artışlarının başlıca nedenleri
olarak;
kişinin kendi ya da başkasının aracıyla yaptığı kazalarda ve kendi kusuruyla yaptığı
kazalarda geride kalanlardan hareketle bir sorumluluk doğduğuna ilişkin yargı
kararlarının doğurduğu tazminatlar,
primlerden SGK’ya ayrılan paya rağmen tedavi giderleri arasında bulunan “bakıcı
giderleri” masrafının son yıllarda artan bir yoğunlukla sigorta şirketlerinden tazmin
edilmesi,
değer kaybı başlığı altında bundan önceki yıllarda gündemde olmayan bir hasarın
ciddi ve önemli oranlarda Trafik Sigortası poliçesinden ödeniyor olması
gösterilmiştir.
(390) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
Uyumlu Eyleme Taraf Olunmadığı Savunması
(391) Savunmada ayrıca, HALK’ın gerçekleşen hasar verilerine göre prim hesaplamaları
yaptığı, bu nedenle diğer sigorta şirketleri ile arasında bir uyumlu eylemin kesinlikle söz
konusu olmadığı öne sürülmüştür.
(392) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
Pazar Paylaşımının Söz Konusu Olmadığı Savunması
(393) Savunmanın bu bölümde, primlerin serbestçe belirlendiği ve her şirketin kendi Trafik
Sigortası portföyünü esas alarak oluşan hasar istatistiklerini hesaplama suretiyle araç
kullanım tarzları bazında maliyet bazlı prim hesapladığı, bu hesaplama ilkeleri
çerçevesinde araçların markası, model yılı, motor özelliklerinin yanı sıra sigortalının
hasarsızlık basamağı, medeni durumu, vb. kriterlere göre karar verildiği belirtilmiştir. Bu
bağlamda her sigorta şirketinin sigortalı kitlesinin farklı olması nedeniyle hasar/prim
oranlarının farklı olduğu bu sebeple aynı kullanım tarzı için şirketlerin primlerinin farklı
hesaplandığı, HALK’ın 2015-2016 yıllarında prim üretiminde ilk altı sırada yer aldığı ve
tüm araç kullanım tarzları içi poliçe düzenlendiği ifade edilmiştir.
(394) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
17-23/383-166
109/197
Uluslararası Taşımacılık Yapan Araçlar Bakımından Yüksek Fiyatlandırma
Yapılmadığı Savunması
(395) Savunmada, uluslararası taşımacılık yapan araçlara yönelik Trafik Sigortası’na ilişkin
mevzuatta bir ayrımın yer almadığı, bu bakımdan bu araçların kendi kullanım tarzlarına
göre risk faktörleri ve gerekli indirim olanakları göz önünde bulundurularak prim
hesaplamalarına tabi tutulduğu belirtilmiştir.
(396) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
I.5.1.18. HDI
Anlaşma veya Uyumlu Eyleme Taraf Olunmadığı Savunması
(397) Savunmada, HDI’nın rekabeti kısıtlayıcı bir anlaşma veya uyumlu eylem içinde
bulunmadığı, Kurul’un geçmiş tarihli kararlarına78 da konu olduğu üzere, 4054 sayılı
Kanun’un 4. maddesi kapsamındaki uzlaşmalar ile salt paralel davranışlar arasındaki
ayrımın, ilave çeşitli delillerle ortaya konulması gerektiği; buna karşın yapılan yerinde
incelemelerde, HDl ile haklarında önaraştırma yapılan diğer teşebbüsler arasında
yukarıda sayılan koşullara uyacak nitelikte bir ilişkinin, iletişimin veya davranışın
bulunduğuna işaret eden herhangi bir delil veya iddianın taraflarına iletilmediği; yalnızca
sigorta şirketlerinin uyumlu eylem içerisinde olduklarına dair şüpheden bahsedildiği
belirtilmiştir.
(398) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
Trafik Sigortası Primlerinin Yükselmesine Sektörde Yaşanan Gelişmelerin Neden
Olduğu Savunması
(399) Savunmanın bu bölümünde, yargı kararları, mevzuat değişiklikleri, maliyetin altında
primler gibi Türkiye'de Trafik Sigortası branşında yaşanan sıkıntıların HDI'yı oldukça
etkilediği ve bunun HDI'nın mali tablolarına yansıdığı belirtilmiştir. Nitekim HDI'nın 2014
yılına ait Faaliyet Raporu'nda değinildiği üzere 2014 yılında Trafik Sigortası hasar
ihbarlarındaki artış ve buna paralel olarak şirket rezervlerinin güncellenmesi ile sektörde
yıllardır süregelen Trafik Sigortası branşındaki zararın her geçen yıl daha da arttığı, bu
sebeple HDI’nın piyasada tamamen bağımsız bir şekilde hareket ederek (…..) yılından
bu yana kademeli olarak Trafik Sigortası primlerinde artışa gitmek durumunda kaldığı
ifade edilmiştir. Bu çerçevede, Trafik Sigortası primlerinde yapılan artışların gerekçeleri
şu şekilde sıralanmıştır:
Hasar prim sonuçlarının artması,
Kurların artması ve orijinal yedek parça şartının getirilmesi,
SGK prim ödemeleri,
Hazine Müsteşarlığı’nın 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Genel Şartlar
doğrultusunda değer kaybının sigortadan karşılanmaya başlaması,
Asgari ücret artışlarının, bedeni zararla sonuçlanan kazalarda, geçmiş poliçelerin
hasarlarına da yansıması,
Yargıtay kararı gereği, kusurlu olan sürücünün ailesine ödeme yapılması,
Hazine Müsteşarlığı’nın 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Genel Şartlar ile
getirilen bedeni zarar hesaplama tablosunun yapısında yaşanan değişiklik,
78 Kurul’un 24.06.2009 tarihli ve 09-30/637-150 sayılı, 26.07.2007 tarihli ve 07-62/742-269 sayılı kararları.
17-23/383-166
110/197
Hazine Müsteşarlığı’nın kamyon, kamyonet, otobüs ve taksi türleri için getirilen üst
prim Iimiti.
(400) Bu kapsamda, primlerin artırılmasında, tamirhanelerin maddi hasarlara yönelik olarak
yedek parça ve işçilik maliyetlerini, dolayısıyla onarım fiyatlarını artırmaları, sigortadan
haksız menfaat temin etme amaçlı suiistimallerdeki büyük artışlar, araç değer kayıplarına
ilişkin toplu taleplerde beklenmedik artışlar, bedeni zararlarda başvuruların daha sıklıkla
doğrudan dava yolu ile yapılması, mahkemeler nezdinde verilen destekten yoksun kalma
tazminatlarına ilişkin kararların meblağlarında meydana gelen artışlar, trafik kazalarından
dolayı zarar görenlerin taleplerine aracılık eden kuruluşların izledikleri yöntemler, Trafik
Sigortası’ndaki teminat limitlerinde meydana gelen artışlar, SGK mevzuatında trafik
kazalarında yaralananların tedavi giderlerine ilişkin yeni düzenlemelerle sigortalılardan
alınan primlerin bir kısmına yüksek oranda peşin kesinti ve SGK'ya aktarım uygulaması
getirilmiş olması ve buna rağmen tedavi giderlerinin bir parçası olan bakıcı giderleri, tıbbi
malzeme ve benzeri kalemlerin sigorta şirketleri üzerinde bırakılması sonucunu doğuran
mahkeme kararları, asgari ücretin artması, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından
kusurlu sürücülerin ve araç işletenlerin geride kalanlarının destekten yoksun kalma
tazminatına hak kazanabileceği yönünde karar vermiş olması ile beklenebilecek yeni
talepler, geçici iş göremezlik taleplerinin SGK tarafından karşılanacak olup olmaması
konusundaki belirsizlikler gibi yeni gelişmelerin dikkate alındığı ifade edilmiştir.
(401) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
Pazar Paylaşımının Söz Konusu Olmadığı Savunması
(402) Savunmada, sektördeki olumsuzlukların, HDI’yı mali tablolarını iyileştirmek ve sektördeki
varlığını sürdürmek amacıyla bağımsız ticari kararlar almaya sevk ettiği ve Trafik
Sigortası primlerinde araç sınıfları bazında teknik sonuçlara bağlı olarak değişik oranlarda
artışa gitmek durumunda kaldığı ifade edilmiştir. Savunmanın devamında, HDl’nın son
dönemde tanzim ettiği Trafik Sigortası poliçeleri kapsamında üstlenilecek riskin fiyatını (i)
portföyün yapısı, (ii) geçmiş dönem hasar/prim oranları, (iii) hasar frekansı, poliçe başı
maliyet gibi teknik değerlendirmeler, (iv) büyüme hedef ve politikaları gibi hususlara bağlı
olarak belirlediği; bunlara ilave olarak, Trafik Sigortası branşında risklerin araç türü,
sigortalı yaşı, araç yaşı, ikamet ili, hasarsızlık kademesi ve benzeri özelliklere göre
sınıflandırıldığı belirtilmiştir. Savunma ekinde yer verilen HDI’nın 2010-2016 Nisan ayı
sonuna kadar üretmiş olduğu Trafik Sigortası poliçelerinin araç sınıflarına göre
dağılımında, yıllar itibarıyla hasar/prim oranları yüksek araç gruplarında ((…..), (…..))
adet payları azalırken, hasar/prim oranları düşük araç gruplarında ((…..), (…..), (…..) ve
(…..)) ise adet paylarının artmakta olduğu belirtilmiştir. Böylece, özellikle 2013 yılından
itibaren hasar/prim oranları artan araç grupları79 bakımından, şirketin (…..) ve (…..)
portföyünü küçültme yoluna gittiği ve böylece ekonomik açıdan zararını minimize etmeyi
amaçladığı; hasar/prim oranları azalan araç grupları bakımından ise, poliçe sayısının
arttırıldığı ifade edilmiştir.
(403) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
79 Bu bağlamda, otomobil grubunda 2010 ila 2012 yılları arasında %(…..) ila %(…..) arasında seyreden
hasar/prim oranının 2013 ila Nisan 2016 arasında %(…..)-%(…..) seviyelerine çıktığı; benzer şekilde,
kamyonet grubunda 2010 ila 2012 yılları arasında %(…..) ila %(…..) arasında seyreden hasar/prim oranının
2013 ila Nisan 2016 arasında %(…..) -%(…..) seviyelerine çıktığı bildirilmiştir.
17-23/383-166
111/197
I.5.1.19. HÜR
HÜR’ün Tüm Branşlarda Ruhsatlarının İptal Edildiği Savunması
(404) Savunmada, Hazine Müsteşarlığı’nın 27.03.2015 tarih ve 38681552-
301.09(301.09)/10216 sayılı yazısı ile HÜR’ün tüm branşlardaki ruhsatlarının iptal
edildiği, 30.09.2015 tarihli Olağan Genel Kurul toplantısında tasfiye kararının alınması
üzerine 10.11.2015 tarih ve 33260 sayılı Başbakanlık Yardımcılığı Makamının kararı ile
tasfiye kararının onaylandığı, bu doğrultuda 26.03.2015 tarihi itibarıyla poliçe üretiminin
durdurulup sigortacılık faaliyetlerine son verildiği belirtilmiştir. Soruşturma kapsamına
dâhil olan üç aylık prim üretimlerinin ruhsatların muhafaza edilebilmesi ve şirket
hisselerinin satış sürecinin tamamlanana kadar şirketin mevcut üretim politikası dahilinde
faaliyetlerini sürdürebilmesi maksadıyla zarar edilmeyecek fiyatlandırma ile poliçe
satışının düşen bir üretim ivmesi ile (Ocak 2015-11.672 adet, Şubat 2015-4.509 adet,
Mart 2015-318 adet) yapıldığı ve soruşturma konusu ile hukuki ve fiili bir irtibatın
bulunmadığı belirtilerek teşebbüsün soruşturma kapsamı dışına çıkarılması talep
edilmektedir.
(405) 2015 ve 2016 yıllarında Trafik Sigortası primlerinde yaşanan artışa ilişkin olarak Kurul’un
02.03.2016 tarihli ve 16-07/137-M sayılı kararı ile Türkiye'de faaliyet gösteren sigorta
şirketlerinin Trafik Sigortası primlerini aralarında anlaşmak suretiyle arttırıp
arttırmadıklarının değerlendirmek üzere, sektörde faaliyet gösteren sigorta şirketlerine ve
TSB’ye soruşturma açılmasına karar verilmiştir. Bu bakımdan soruşturma kapsamında
yapılan inceleme ve değerlendirme çerçevesinde HÜR’ün soruşturmaya konu zaman
dilimi içerisinde faaliyetleri dikkate alınmak suretiyle soruşturmaya konu iddiaların tarafı
olduğu değerlendirilmiştir.
I.5.1.20. LIBERTY
LIBERTY Özelinde Değerlendirme Yapılmadığı Savunması
(406) Savunmada, tebliğ edilen Soruşturma Bildirimi’nde LIBERTY muhatap alınarak kaleme
alınmadığı ifade edilerek idarenin, soruşturulan her bir şirket için ayrı ve şirkete mahsus
bir savunma talep yazısı hazırlamasının idari soruşturma usulüne uygun olacağı dile
getirilmiştir.
(407) 4054 sayılı Kanun’un 43. maddesinin ikinci fıkrası, “Kurul, başlattığı soruşturmaları,
soruşturmaya başlanması kararının verildiği tarihten itibaren 15 gün içinde ilgili taraflara
bildirir ve tarafların ilk yazılı savunmalarını 30 gün içinde göndermelerini ister. Taraflara
tanınan ilk yazılı cevap süresinin başlayabilmesi için Kurulun bu bildirim yazısı ile birlikte,
iddiaların türü ve niteliği hakkında yeterli bilgiyi ilgili taraflara göndermesi gerekir.”
hükmünü amirdir. Bu hüküm gereği, ilgili teşebbüslere soruşturmaya konu iddiaların
türünü ve niteliğini içeren bilgi soruşturma bildirimi ile birlikte gönderilmiştir. Bununla
birlikte, söz konusu bildirimde teşebbüs özelinde tespit ve değerlendirmelere yer
verilmesine ihtiyaç duyulmamıştır. Nitekim Soruşturma Bildirimi’nde yer alan iddialar,
Trafik Sigortası alanında faaliyet gösteren tüm teşebbüsleri eşit düzeyde
ilgilendirdiğinden, iddiaların özetlenmesinde herhangi bir teşebbüs ayrımına
gidilmemiştir. Keza, önaraştırma safhasında sektöre ilişkin yapılan analizler, bu alanda
faaliyet gösteren tüm teşebbüslere yönelik olduğundan, Soruşturma Bildirimi’nde analiz
sonuçları teşebbüs özelinde sunulmamıştır.
17-23/383-166
112/197
Trafik Sigortası Primlerinin Yükselmesine Sektörde Yaşanan Gelişmelerin Neden
Olduğu Savunması
(408) LIBERTY tarafından hasar/prim oranlarını yükselten temel nedenler aşağıdaki şekilde
belirtilmiştir:
İşletenin %100 kusurlu olduğu durumlarda yakınlarının destekten yoksun kalması
nedeniyle Yargıtay kararlarıyla ödenmeye başlanan tazminatlar,
Kaza sonrası gerçekleşen sürekli sakatlık sonrasında katlanılan bakıcı giderlerinin
Yargıtay kararları uyarınca tedavi teminatı kapsamında ödenmesi,
Destekten yoksun kalma tazminat talebi hesaplarında standart bir hesap yöntemi
olmaması,
Genel Şartlar’daki değişiklikler nedeniyle "Değer Kaybı" teminatının
hesaplanmasının standardize edilmesi,
Asgari ücretteki beklenenden yüksek orandaki artışlar nedeniyle bedeni
tazminatlarda ve kısmi maddi hasarlarda işçilik maliyetinde beklenen artış,
Eksper tarifesinde yapılan artış;
2015 yılında artan döviz kurları nedeniyle artan yedek parça fiyatları,
Yeterli sertifikasyon sisteminin olmamasından dolayı eşdeğer parça kullanımının
azalmasının getirdiği maliyetlerdeki artış,
“Tedavi Giderleri” kapsamında SGK tarafından ödenmeyen tazminatlarla ilgili
sigortacı tarafından ödenen tutarlar.
(409) Yukarıda yer verilen nedenlerle ortalama hasar tutarlarındaki gelişimin tahminlerden fazla
gerçekleştiği ve çeşitli mevzuat değişiklikleri ile yargı uygulamalarının getirdiği geçmişe
yönelik yükteki yükselişin prim oranlarındaki artışta etkili olduğu ifade edilmiştir.
(410) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
LIBERTY’nin Fiyatlama Politikasının Meşru ve Ticari Gerekçelere Dayandığı
Savunması
(411) LIBERTY’nin kendisi bakımından fiyat değişikliklerinin makul gerekçelerine
savunmasında yer verdiği, sektör geneli bakımından da tüm sektörü etkileyen koşulların
mevcut olduğu, sektörde bu alanda yıllarca oluşan zararların etkisinin dahi, sektördeki
genel artışların uzlaşmadan kaynaklandığının öne sürülmesini tek başına imkânsız kıldığı
iddia edilmiştir. İlaveten, Trafik Sigortası’nda tarife yapısının oluşturulması ve primlerde
değişiklik yapılması, aktüeryal yöntemler ile temel tarife yapısının oluşturulması ve iş
sonuçlarının izlenerek ilerleyen dönemlerde çeşitli etkilerin portföy üzerinde yarattığı
sonuçların prim değişimi olarak tarife yapısına yansıtılması şeklinde şirket içinde teknik
bir değerlendirme sonucunda gerçekleştirildiği dile getirilmiştir. Benzer şekilde, Trafik
Sigortası poliçe satışlarının araç sınıfları arasındaki dağılımının, mutat aktüeryal
değerlendirmelerin ve genel gider payı karlılık beklentilerinin bir sonucu olduğu
belirtilmiştir.
(412) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
17-23/383-166
113/197
LIBERTY’nin Trafik Sigortası Pazarında Küçük Bir Oyuncu Olduğu Savunması
(413) Savunmada, LIBERTY’nin, Trafik Sigortası pazar payının 2015 yılında %0,3 olduğu ifade
edilerek şirketin pazarda küçük bir pazar payına sahip olduğu, kaldı ki LIBERTY’nin araç
sınıflarına yönelik şüphe edilen herhangi bir pazar paylaşımının parçası ve muhatabı
olmasının imkân dâhilinde olmadığı ifade edilmiştir.
(414) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
Soruşturma Ek Bildirimi’nde Aktarılan Konuların Asılsız ve Rekabet Hukukuyla
İlgisiz Olduğuna Yönelik Savunma
(415) Söz konusu iddiaların varsayımsal olduğu ve büyük ölçüde rekabet hukukuyla ilgisinin
olmadığı belirtilmiştir. Bir araç türünün diğerlerinin maliyetlerini üstlenmesi ve yabancı
plakalı araçlar karşısında dezavantajlı hale gelmesi iddialarının ne şekilde rekabet ihlali
oluşturduğunun anlaşılmadığı dile getirilmiştir.
(416) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
I.5.1.21. MAPFRE
Yetki Belgesinin Usulüne Uygun Olarak Hazırlanmadığı ve Yerinde İncelemede
Uzman Yardımcılarının Görev Aldığı Savunması
(417) Savunmada, yerinde inceleme sırasında teşebbüse sunulan yetki belgelerinde
incelemenin konusunun somut olarak belirtilmediği, meslek personelinin herhangi bir
teşebbüs özelinde değil, tüm kurum ve kuruluşlar bakımından yetkilendirildiği ve
incelemede uzman yardımcılarının görev almasının Kurul kararını usuli açıdan
sakatladığı belirtilerek yetki belgesinin 4054 sayılı Kanun'un 15. maddesinde öngörülen
unsurları taşımadığı öne sürülmüştür.
(418) 4054 sayılı Kanun’un 15. maddesi uyarınca, rekabet uzmanlarının yerinde inceleme
sırasında yanlarında bulundurdukları yetki belgesinin; yapılan incelemenin konusunu,
amacını ve yanlış bilgi verilmesi halinde idari para cezası uygulanacağını gösterir nitelikte
olması gerekmektedir. Belirtilen hükme uygun şekilde, yetki belgelerinde, “Rekabet
Kurulu 02.03.2016 tarih ve 16-07/137-M sayıyla, 4054 sayılı Rekabetin Korunması
Hakkında Kanun’un 41 inci maddesi uyarınca, sigorta sektöründe faaliyet gösteren
teşebbüs ve teşebbüs birlikleri hakkında, aynı Kanun’un 4. maddesini ihlal edip
etmediklerinin tespiti için soruşturma açılmasına karar verilmiştir.” ifadesine yer
verilmiştir. Dolayısıyla yetki belgelerinde incelemenin konusu ve sektöre yönelik olduğu
belirtilmiş, ayrıca uzmanların 4054 sayılı Kanun’un 14. ve 15. maddelerinden doğan
yetkileri ile yapılan incelemede eksik, yanlış ya da yanıltıcı bilgi veya belge verilmesi
durumunda aynı Kanun’un 16. ve 17. maddeleri uyarınca teşebbüse uygulanacak idari
yaptırımlara yer verilmiştir. Sayılan hususlardan hareketle taraflarca iddia olunanın
aksine, yetki belgelerinin 4054 sayılı Kanun’un ilgili hükümlerine uygun şekilde
düzenlenmiş bulunduğu görülmektedir.
17-23/383-166
114/197
(419) 4054 sayılı Kanun’un 15. maddesinde lafız itibarıyla, yerinde incelemelerin uzmanlar
tarafından gerçekleştirileceği düzenlenmiş olmakla birlikte, aynı Kanun’un Kurum meslek
personelinin statüsünü belirleyen 34. ve 36. maddeleri ile Rekabet Kurumu Personel
Yönetmeliği’nin 4. maddesi uyarınca uzman yardımcılarının meslek personeli niteliğini
haiz olduğu belirtilmiş olup, Kurum hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevleri yerine
getirmekle yetkili olduğu ifade edilmiştir. Bu itibarla 4054 sayılı Kanun’un 15. maddesinde
belirtilen “uzman” ifadesinin “meslek personeli” olarak geniş yorumlanması
gerekmektedir. Nitekim işaret edilen işbu husus, Danıştay 10. Dairesi’nin 18.11.2003 tarih
ve E:2001/1441, K:2003/4468 sayılı kararı ile hüküm altına alınmış bulunmaktadır.
Uyumlu Eyleme Taraf Olunmadığı Savunması
(420) Savunmada, Trafik Sigortası’nın farklı araç modelleri, bölge, araç sahibinin yaşı gibi
parametrelere göre binlerce farklı fiyat ve kırılım barındırması nedeniyle pazarın uyumlu
eyleme müsait olmadığı, ayrıca pazarın oligopolistik bağımlılık özellikleri taşıması
nedeniyle teşebbüs davranışlarında paralelliklerin ortaya çıkmasının doğal olduğu,
nitekim pazardaki fiyatların vergi, kesinti ve aktüeryal hesaplama yöntemlerine ilişkin
maliyet kalemlerinin benzer olması, pazarın şeffaflığı, ürünün homojen olması, giriş
engellerinin varlığı ve talep esnekliğinin düşük olması gibi faktörler sonucu paralellikler
oluşmasının mümkün olduğu, fiyatların birlikte yükselmesi ya da düşmesinin ürünün ve
pazarın niteliklerinden kaynaklandığı belirtilerek, Kurul’un oligopol piyasalarda uyumlu
eylemi açık delillerle ispatlamakla yükümlü olduğu öne sürülmüştür.
(421) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
Trafik Sigortası Primlerinin Yükselmesine Sektörde Yaşanan Gelişmelerin Neden
Olduğu Savunması
(422) Savunmada, Trafik Sigortası pazarında
bedeni tazminat hesaplamalarındaki standart eksikliği,
yargı kararlarının yarattığı ek külfetler,
tedavi giderlerinin SGK tarafından sınırlı ödenmesi,
teminat limitlerinin net olmaması ile uygulamada yaşanan sorunlar,
eşdeğer parça kullanımının neredeyse imkansız olduğu,
değer kaybı taleplerine ilişkin yeni düzenlemenin getirdiği ek maliyeler,
asgari ekspertiz ücret tarifesi,
asgari ücret tarifesi,
Türk lirasında yaşanan değer kaybı
hususlarının maliyet artışına neden olduğu belirtilmiş, bu çerçevede mevzuat/uygulama
değişiklikleri ve yıllarca süren zararlar maliyet artışına gerekçe olarak gösterilmiştir.
Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
17-23/383-166
115/197
Pazar Paylaşımının Söz Konusu Olmadığı Savunması
(423) Savunmada, aynı araç için bazı sigorta şirketlerinden alınan fiyat tekliflerinde büyük
farklılıklar olabilirken, diğer bazı sigorta şirketlerinden alınan tekliflerin birbirine yakın
olmasının, özellikle sektör geneli tarafından ağırlıklı olarak (%70-80 oranında)
sigortalanan otomobil ve kamyonet harici araç türleri bakımından doğal karşılanması
gerektiği, zira diğer araç türlerinde sigorta şirketlerinin büyük çoğunluğunun geçmişte çok
fazla poliçe yazmaması nedeniyle risk hesaplamalarının da yüksek primlerle
sonuçlanabildiği, ancak her araç türünde geçmiş portföyü ve tecrübesi olan, dolayısıyla
daha rekabetçi düşük teklifler sunabilen sigorta şirketlerinin bulunduğu belirtilmiştir.
Uluslararası taşımacıların sigorta şirketi seçiminde toplu olarak hareket ettiği ve bu
durumun da bazı sigorta şirketlerinin portföyünün bu alanda yoğunlaşmasına ve
rakiplerinden ayrışmasına yol açtığı, dolayısıyla yeni teklif döneminde bu firmaların
diğerlerinden daha farklı fiyatlar sunabildiği, MAPFRE özelinde Trafik Sigortası yapılan
araçların %(…..)’ının (…..) ve (…..) oluştuğu, bu durumun nedeninin bir pazar paylaşımı
değil MAPFRE’nin tek taraflı ticari strateji ve kararları olduğu öne sürülmüştür.
(424) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
I.5.1.22. NEOVA
Trafik Sigortası Primlerinin Yükselmesine Sektörde Yaşanan Gelişmelerin Neden
Olduğu Savunması
(425) Savunmada, Trafik Sigortası primlerinin, bağımsız şirket aktüerinin de çalışma ve
görüşleri dikkate alınarak, Tarife Komitesi tarafından mevzuattaki Genelgeler
kapsamında Hazine Müsteşarlığı Sigortacılık Genel Müdürlüğüne bildirilen indirim ve
artırım sebepleri kapsamında belirlendiği; belirlenen Trafik Sigortası temel primleri ile
indirim ve artırım sebeplerinin düzenli olarak Sigortacılık Genel Müdürlüğüne bildirilmek
üzere SBM’ye yüklendiği; Trafik Sigortası primlerinde 01.01.2015 tarihinden itibaren
artışlar gerçekleştiği ifade edilmiştir. Bu artışlarda aşağıdaki hususların etkili olduğu
belirtilmiştir:
2014 yılı sonunda Sigorta Denetleme Kurulu tarafından yapılan çalışmalar
sonucunda hazırlanan 13.02.2015 tarihli Sigorta Denetleme Kurulu raporu
kapsamında tespit edilen prim artışlarının, 2015 yılı içerisinde yapılması,
Prim artışlarına rağmen trafik branşında mali tablolarda artarak devam eden
teknik zarar,
01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren yeni Genel Şartlar’ın sigorta şirketlerine ek
yükler getirmiş olması, özellikle yeni eklenen "Değer Kaybı" teminatının şirketlerin
hasar yükünü artırması,
01.01.2016 tarihinden itibaren %30 oranında artan asgari ücretin, güncel
muallakta bekleyen ve yeni ihbarları gelecek Trafik Sigortası kapsamında olan
tüm bedeni hasarlarda tazminat yüklerinin ciddi oranda artacağı beklentisi,
Hazine Müsteşarlığı tarafından yayınlanan Muallak Hasar Karşılığına İlişkin
Genelgelere göre şirket mali tablolarındaki muallak hasar karşılığına kademeli
geçiş yapılmasına izin verilmesi; IFRS sistemine göre ise gerçek zararın daha
yüksek olması.
(426) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
17-23/383-166
116/197
Rakiplerle Anlaşarak Teklif Vermeme veya Sigorta Etmekten Kaçınma Gibi Bir
Durumun Söz Konusu Olmadığı Savunması
(427) Savunmada, NEOVA’nın 2009 yılı içerisinde faaliyet izinlerini alarak 16.12.2009 tarihinde
üretime başladığı; TSB verilerine göre, 2010 yılında %0,5 genel üretim pazar payı ile 26.
sırada başlayan süreçte 2016 yılı Temmuz ayı sonunda %2,5 genel üretim pazar payı ile
NEOVA’nın 12. sıraya yükseldiği; yine TSB verilerine göre, NEOVA’nın Trafik Sigortası
pazar payının 2016 yılında %4'e kadar çıkarak şirketin 7. sıraya yükseldiği; aynı şekilde,
Trafik Sigortası prim üretiminin toplam şirket prim üretimi içindeki payının tüm sektöre
nazaran her yıl artarak devam ettiği ifade edilmiştir. Bu durumun ise, tarifelerin pazar
gerçekleri ile uyumlu ve rekabetçi olduğunu, NEOVA’nın çok yüksek prim teklifleri
sunarak ya da yasalar gereği zorunlu olduğu halde hiç teklif vermeyerek sigorta
yapmaktan kaçınmadığını; her yıl artarak devam eden trende bağlı olarak dönemsel
olarak şirketin rolünde herhangi bir değişiklik olmadığını gösterdiği belirtilmiştir.
(428) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
Belli Kullanım Tarzında Yoğunlaşılmadığı Savunması
(429) NEOVA tarafından ilaveten, Trafik Sigortası poliçe dağılımının belli araç sınıflarında
yoğunlaşmadığı; şirketin ayrım yapmaksızın tüm kullanım tarzlarında üretim yaptığının
verilerle sabit olduğu; ülkemizde en yaygın olarak kullanılan otomobil, minibüs, kamyonet
ve kamyon kullanım tarzlarında şirketin pazar payını artırarak faaliyetine devam ettiği
ifade edilmiştir.
(430) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
I.5.1.23. ORIENT
Yerinde İncelemede Elde Edilen Belgelerin Bir Kısmının Şirketin Ruhsat Tarihinden
Öncesine Ait Olduğu Savunması
(431) Savunmada ayrıca, 15.03.2016 tarihinde yapılan yerinde incelemede elde edilen
belgelerin bir kısmının şirketin ruhsat tarihinden öncesine ait olduğu ve rekabeti
engelleyici herhangi bir etkisinin olmadığı dile getirilmiştir.
(432) Soruşturma kapsamında yapılan inceleme ve değerlendirme çerçevesinde ORIENT’in
soruşturmaya konu zaman dilimi içerisinde faaliyetleri dikkate alınmak suretiyle
soruşturmaya konu iddiaların tarafı olduğu değerlendirilmiştir.
ORIENT’in Trafik Sigortası Pazarında Küçük Bir Oyuncu Olduğu Savunması
(433) ORIENT tarafından yapılan birinci yazılı savunmada, teşebbüsün Trafik Sigortası
pazarında 2015 yılında 3.297 adet poliçe ve %0,02 pazar payı ile 29. sırada iken Ocak
2016 tarihinden itibaren 338 adet poliçe ve %0,03 pazar payı ile 26. sırada yer aldığı,
dolayısıyla yeni kurulmuş ve pazara yeni girmeye çalışan bir şirket olup pazar payı ve
poliçe adetleri bakımından Trafik Sigortası pazarına tesir etme gücünün olmadığı dile
getirilmiştir.
(434) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
17-23/383-166
117/197
ORIENT’in Fiyatlama Politikasının Meşru ve Ticari Gerekçelere Dayandığı
Savunması
(435) ORIENT’in Trafik Sigortası pazarındaki konumu ve pazar payı ile pazar koşullarına tesir
etme gücünün olmadığı, yeni kurulan bir şirket olarak öncelikle pazarın %68’ini oluşturan
Marmara, Ege ve İç Anadolu Bölgesi’nde yer alan büyük şehirlerde ve teminat altına
alınan araçların %80’ini oluşturan binek ve hafif ticari araçlar üzerinden organizasyon
kurulmaya çalışıldığı, bu kapsamda (…..) yapıldığı, yapılan bu çalışmalar neticesinde
ORIENT’in maliyet avantajı sağlayacağı ve akabinde fiyatların söz konusu maliyet
avantajından etkileneceği belirtilmiştir.
(436) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
Uluslararası Taşımacılık Yapan Araçlar Bakımından Yüksek Fiyatlandırma
Yapılmadığı Savunması
(437) Savunmada, ORIENT’in acente yapısının yangın, nakliyat ve mühendislik sigortaları ile
oto sigortaların bireysel müşterilere hitap eden acentelerden oluştuğu, müşteri ağında
uluslararası taşımacılık faaliyetinde bulunan müşterilerin çok yoğun olarak bulunmadığı
belirtilerek, söz konusu uluslararası taşımacılık faaliyetinde bulunan müşteriler tarafından
teklif talep edilmesi halinde ORIENT’in maliyet yapısı dikkate alınarak fiyat teklifi
verileceği ifade edilmiştir.
(438) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
I.5.1.24. RAY
Trafik Sigortası Primlerinin Yükselmesine Sektörde Yaşanan Gelişmelerin Neden
Olduğu Savunması
(439) Savunmada, geçmişe yönelik yapılan mevzuat değişiklikleri ve alınan bazı yargı kararları
dolayısıyla şirketlerin hasar tahmini yapamaması neticesinde sigorta şirketlerinin zarar
ettiği; bu bağlamda aşağıdaki hususlar nedeniyle maliyetlerde yaşanan artışın primlere
yansıdığı ifade edilmiştir:
Bedensel zararın tazmini taleplerinin uygulamada yaklaşık 15 yıla kadar talep
edilebiliyor olması,
Kusurlu sürücünün geride kalanlarına, destekten yoksun kalma tazminatı
ödenmesi yönünde alınan yargı kararları.
(440) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
17-23/383-166
118/197
Anlaşma veya Uyumlu Eyleme Taraf Olunmadığı Savunması
(441) Savunmada, RAY’ın rekabeti engelleme, bozma, kısıtlama amacı taşıyan ya da bu etkiyi
yaratabilecek teşebbüsler arası bir anlaşması ya da uyumlu bir eylem içinde bulunmadığı
belirtilerek, uyumlu eylem karinesinin işletebilmesi için sigorta şirketlerinin salt paralel
davranışlarının yeterli olmadığı, iktisadi analizin yanı sıra rakipler arasındaki iletişimin
gösterilmesi gerektiği belirtilmiştir. Devamında, fiyatların yıllardan beri Hazine
Müsteşarlığı denetim ve gözetiminde olduğuna; gerektiği durumda şirket bazında
inceleme ve detaylı tetkikler yapılabildiğine değinilerek, verilerin analiz edilerek rekabeti
bozucu fiyat belirlenmesinin önlenmesi amacıyla şirketlerin bir sonraki ayın fiyatlarını
geçerli ayın bitiminden 10 gün önce Hazine Müsteşarlığı denetiminde faaliyet gösteren
SBM’ye göndermekle yükümlü olduğu belirtilmiştir. Bugüne kadar RAY’a bu konuda en
küçük bir uyarı gelmediği gibi, hiçbir zaman tarife fiyatlarına müdahale edilmediği, bu
kadar karmaşık bir sistematiği olan, fiyat denkleminde bu kadar çok bilinmeyen risk
faktörü olan ve fiyat belirlemekte sadece 20 günü olan bir branşta şirketlerin uyumlu bir
şekilde fiyat belirlemesinin fiziksel ve mantıksal olarak mümkün olmadığı, bu bağlamda
RAY’ın hiçbir şekilde rakiplerle işbirliği/görüşme yapması veya bilgi paylaşmasının söz
konusu olmadığı, RAY’da yapılan yerinde incelemede de, uyumlu eylemin varlığını
gösterir herhangi bir emareye rastlanmadığı ifade edilmiştir.
(442) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
Belli Bir Kullanım Tarzında Yoğunlaşılmadığı Savunması
(443) Savunmanın bu bölümünde, kullanım tazı ayrımı gözetilmeksizin tüm kullanım tarzları için
herhangi bir ayırım yapılmadan teminat verildiği; şirketin satış kanallarının poliçe
düzenlediği online sistemde kullanım tarzı ile ilgili herhangi bir kısıtlamanın bulunmadığı;
ayrıca, sigortalının faaliyet gösterdiği iş kolu, geçmiş hasar bilgileri, trafikte kalma
yoğunlukları gibi riski ağırlaştıran unsurların poliçe teklifinin alınması/poliçe tanzim
edilmesi aşamasını engelleyici tarzda sistemde tanımlı kontrol veya otorizasyon
mekanizmasının olmadığı; her bir kullanım tarzının ayrı bir risk grubu olarak ele alındığı;
kullanım tarzı (araç grubu) bazında belirlenen risk primlerinin, "Plaka İl Kodu", "Tarife
Basamak Kodu" (Hasarsızlık Basamağı), "Sigortalı Türü" (Bireysel/Tüzel), "Yeni
Poliçe/Yenileme Poliçe", "Sigortalı Yaşı" ve "Araç Yaşı" alt risk gruplarına ayrıldığı;
kullanım tarzı ve alt risk grupları kapsamında her bir risk grubunun ayrı ayrı
değerlendirilerek tespit edilen risk primleri ile poliçelerin tanzim edildiği; sektörde payı
büyük olan veya belirli risk gruplarına yönelen şirketlerin fiyatlama yöntem ve stratejileri,
komisyon uygulamaları, satış kanalı yapıları ve satış stratejilerinin pazardaki diğer
şirketlerin portföy dağılımını ticari hayattaki rekabete uygun olarak etkilediği belirtilmiştir.
(444) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
I.5.1.25. SBN
Uyumlu Eyleme Taraf Olunmadığı Savunması
(445) Savunmada, Trafik Sigortası fiyatlamasında TRAMER ve Emniyet Genel Müdürlüğü
verileri başta olmak üzere, kullanım tarzı ve plakalara göre poliçe sayısı, yazılan prim,
hasar adedi, hasar tutarı gibi verilerden faydalanıldığı; fiyatların SBN tarafından bağımsız
bir şekilde belirlendiği ve SBN’nin herhangi bir uyumlu eylem içinde olmadığı belirtilmiştir.
(446) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
17-23/383-166
119/197
Trafik Sigortası Primlerinin Yükselmesine Sektörde Yaşanan Gelişmelerin Neden
Olduğu Savunması
(447) Savunmada, SBN’nin özellikle 2011 yılı sonu itibarıyla Trafik Sigortası üretiminden doğan
negatif etkiler başta olmak üzere (…..) neticesinde, (…..) yılından itibaren SBN’nin trafik
branşındaki üretiminin oldukça azaltıldığı ifade edilmiştir. Devamında, aşağıdaki
faktörlerin maliyetlerde ciddi artışa neden olduğu ve fiyatları etkilediği ifade edilmiştir:
Poliçe teminat kapsamına giren kusurlu olan işleten ve sürücü vefatı, destekten
yoksun kalma, ölüm, sürekli sakatlık, tedavi giderleri, maddi hasarlar gibi
konuların yanı sıra mali ve aktüeryal kaynaklı AZMM, DERK ve IBNR konularında
yapılan düzenlemeler,
01.06.2015 tarihi itibarı ile eşdeğer parça ve değer kaybı hususlarında yaşanan
değişiklikler,
2015 yılında yayımlanan yönetmelik ile oto eksper ücretlerindeki artış,
Kur artışı,
Asgari ücret artışı.
(448) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
Rakiplerle Anlaşarak Teklif Vermeme, Sigorta Etmekten Kaçınma veya Uyumlu
Teklif Verme Gibi Bir Durumun Söz Konusu Olmadığı Savunması
(449) Savunmada, sigorta şirketlerinin trafik branşına ait üretim politikalarının ve buna bağlı
olarak belirlenen kullanım tarzı bazındaki prim tutarlarının her bir araç kullanım tarzı
bazındaki geçmiş yıllara ait hasar tecrübeleri, kullanıcı profili, il ve kullanım tarzı bazındaki
hasar frekansı, operasyonel maliyetler, mevzuat değişiklikleri, yargı kararları gibi unsurlar
başta olmak üzere pek çok faktöre bağlı olduğu belirtilerek, bu faktörlerin sigorta şirketleri
üzerinde etkilerinin farklı olmasının bazı kullanım tarzlarında, il ve/veya hasar
kademelerinde benzer trafik poliçesi fiyatları oluşabilmesine ya da birbirinden çok farklı
fiyatların oluşabilmesine neden olduğu ifade edilmiştir. Dolayısıyla bu kadar değişken
faktörün etkisinde olan ve ciddi bir sektörel rekabet baskısı altında bulunan trafik
branşında poliçe primlerinin kesin bir kar oluşumunu sağlayacak şekilde fiyatlanmasının
mümkün olmadığı; sigortacılık sektörünün çok uzun yıllardır trafik branşı prim üretiminde
zarar ediyor oluşunun bu durumu açıkça ortaya koyduğu; SBN’nin kullanım tarzı ayırt
etmeksizin gelen tüm poliçe taleplerine cevap verdiği ifade edilmiştir.
(450) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
Uluslararası Taşımacılık Yapan Araçlar Bakımından Yüksek Fiyatlandırma
Yapılmadığı Savunması
(451) Savunmada, SBN’nin tüm kullanım tarzlarında olduğu gibi uluslararası taşımacılık
sektörü faaliyetlerine konu çekici ve römork kullanım tarzlarında uzun yıllardır poliçe
tanzim ettiği, bu kullanım tarzındaki poliçe adetleri ile ortalama fiyatlarının sektör
rakamlarına göre her dönemde farklılık arz ettiği ve zararla sonuçlanan dönemlerin
olduğu belirtilmiştir. Uluslararası taşımacılık sektörüne konu kullanım tarzlarında sürekli
yüksek fiyat oluşumu gösteren ve sürekli kar üreten bir fiyat seviyesinin bulunmasının
sektörel piyasa gerçeğine uygun düşmediği ve TRAMER'de uluslararası taşımacılık
yapan firmalar için ayrı bir tanımlama bulunmadığından, (…..)'e yakın acenteden farklı
zaman ve fiyatlarla poliçelerin tanzim edildiği ifade edilmiştir.
17-23/383-166
120/197
(452) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
Pazar Paylaşımının Söz Konusu Olmadığı Savunması
(453) Savunmada, hiçbir dönemde pazar paylaşımında bulunulmadığı, pazar paylaşımının,
sektöre ait trafik branşı fiyatlarının belirlenmesi ve/veya kullanım tarzlarının bölüşülmesi
gibi davranışlar bakımından öncelikle ciddi bir pazar payının ve sermaye büyüklüğünün
olmasının şart olduğu, SBN’nin 2014 yılında %0,41 ve 2015 yılında %0,48 seviyesinde
olan trafik branşı prim üretimindeki sektör payının, SBN’nin pazar paylaşımı davranışı
içinde bulunmadığını gösterdiği ifade edilmiştir.
(454) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
Belli Bir Kullanım Tarzında Yoğunlaşılmadığı Savunması
(455) Savunmada, SBM verileri incelendiğinde SBN’nin Trafik Sigortası’nda cüz’i bir pazar
payına sahip olduğunun ve herhangi bir dönemde ağırlıklı ve/veya hiç poliçe üretmemek
şeklinde bir uygulamasının bulunmadığının görüleceği, trafik branşı prim üretiminde
sektörden alınan pay itibarıyla hiçbir dönemde belli bir kullanım tarzı üzerinde
yoğunlaşmanın söz konusu olmadığı, SBN’nin 2010 - Nisan 2016 dönemine ait kullanım
tarzı bazındaki teknik kar-zarar sonuçları incelendiğinde, gerek yıl bazında gerekse 2010
yılı ve Nisan 2016 dönemi kümülatif sonuçları yönünden hiçbir dönemde ve neredeyse
hiçbir kullanım tarzında teknik kar oluşmadığının görüleceği belirtilmiştir.
(456) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
I.5.1.26. SOMPO
Trafik Sigortası Primlerinin Yükselmesine Sektörde Yaşanan Gelişmelerin Neden
Olduğu Savunması
(457) Sektörün genelinde prim artışlarının gerekçeleri olarak;
son dönemde çeşitli aracı hasar kuruluşlarının etkisi ile geriye dönük sürekli
sakatlık hasar ihbarlarında önemli derecede artışlar olması sonucu risk
hesaplamasında dikkate alınan nihai sakatlık frekansının artması,
son dönemde dava yolu ile gelen bedeni tazminat ihbarlarının oranın yükselmesi
sonucu dikkate alınan dava masraflarının etkisi ile geleceğe dönük
projeksiyonların da etkilenmesi,
geriye dönük 10, bazı hallerde ise 15 yıl öncesine kadar talepte bulunulabilen
kusurlu sürücü vefat hasarları ihbarlarındaki artışlar nedeniyle geleceğe dönük
tazminat projeksiyonlarında artışların ortaya çıkması,
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.02.2012 tarihli E. 2011/17-787, K. 2012/92
sayılı kararı çerçevesinde kusurlu taraf olmasına rağmen vefat eden işletenin
yakınlarının da Trafik Sigortası kapsamında destekten yoksun kalma
tazminatından yararlanması ile 10 yıl öncesine kadar giden tazminat taleplerine
ilişkin ihbarların 2015 yılında tepe noktasına ulaşması,
Genel Şartlar’a ilişkin olarak 02.08.2015 tarihi itibarıyla yürürlüğe giren
değişiklikler çerçevesinde araç değer kaybı tazminatının maddi tazminat
kapsamına alınması, bakıcı giderleri tazminatının sürekli sakatlık tazminatı
kapsamına alınması, bedeni tazminatlarda TRH-2010 mortalite tablosu ve %1,8
teknik faiz uygulanmasının zorunlu kılınması nedeniyle maliyetlerde artış
yaşanması,
17-23/383-166
121/197
2015 yılı sonunda asgari ücrette %30 artış yaşanması ile tüm bedeni ortalama
hasarların büyük oranda etkilenmesi,
28.08.2015 tarihli ve 2015/34 sayılı "Ekspertiz Ücret Tarifesine ilişkin Genelge"
ile eksper ücretlerinde mecburi tarifeye geçiş ile eksper ücretlerinde kaskoda
%49, trafikte %64 artış meydana gelmesi,
mahkemelerce ortalama yaşam ömrünün daha uzun dikkate alınması ve refah
seviyesinde artış nedeniyle son dönemlerde ortalama bedeni hasar maliyetlerinin
artması,
Hazine Müsteşarlığı’nın 01.09.2015 tarihli ve 2015/36 sayılı Karayolları Motorlu
Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Poliçeleri Düzenlenirken İndirim ve
Artırım Uygulamasında Referans Alınacak Poliçelere İlişkin Genelgede Değişiklik
Yapılmasına Dair Genelge'si çerçevesinde işletenin sahip olduğu hasarsızlık
indirim hakkının iyileştirilmesi sonucu maliyetleri artması,
belirli araç sınıfları için getirilen tavan prim uygulaması nedeniyle oluşan riskli
araçlar için ortaya çıkan maliyetlerin diğer araç türlerine ilişkin primlere
yansıtılması,
sigortacılık sektörünün uzun yıllardır zarar etmesi ve bu durumun TBMM
gündemindeki 273 sıra numaralı Torba Kanun Tasarısı kapsamında ele alınması
hususları belirtilmiştir.
(458) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
SOMPO’nun Fiyatlama Politikasının Meşru ve Ticari Gerekçelere Dayandığı
Savunması
(459) Savunmada;
2015 yılında kusurlu sürücü ve işleten dosyaları için ödenen ortalama hasar
değerinin vefat dosyaları için ödenen ortalama hasar değerinden yaklaşık %(…..)
daha fazla olduğu ve bu hasar nedenine bağlı hasar frekansının önceki
dönemlerde daha da artmasının beklendiği,
yukarıda yer verilen maliyet artışlarının SOMPO tarafından Ocak 2015-2016
döneminde ilgili segmentlere orantılı bir şekilde yansıtıldığı,
SOMPO’nun her müşteriyi özel olarak değerlendirdiği ve ona göre bir
fiyatlandırma stratejisi izlediği,
prim artışı konusunda bağımsız karar verdiği, nitekim sektördeki en rekabetçi
teşebbüsler arasında olunduğu, 2013, 2014 yıllarında poliçe bazında %3,4 pazar
payının 2015 yılında %5, 2016 Mart itibarıyla da %10 olarak gerçekleştiği,
yukarıda yer verilen gelişmeler sonucu artan primlere rağmen SOMPO’nun teknik
olarak başa baş noktasının altında yer aldığı
ifade edilmiştir.
(460) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
17-23/383-166
122/197
Rakiplerle Anlaşarak Teklif Vermeme, Sigorta Etmekten Kaçınma veya Uyumlu
Teklif Verme Gibi Bir Durumun Söz Konusu Olmadığı Savunması
(461) Savunmada, SOMPO’nun kendine özgü strateji izleyen rasyonel çerçevede hareket eden
kâr odaklı bir teşebbüs olarak fiyatlandırma yaptığı ve fiyatlarının genellikle sektör
ortalamasının üzerinde olduğu, diğer oyuncuların rasyonel fiyatlama yapmaya
başlamasıyla birlikte yaptıkları prim artışı sonucu SOMPO’nun pazar payının arttığı,
bunun yanı sıra zorunlu sigortalarda teklif verilmemesi ya da yüksek teklif verilmesinin
Hazine Müsteşarlığı tarafından yayımlanan mevzuat uyarınca sıkı takip altında olduğu ve
böyle bir yaklaşımın söz konusu olamayacağı iddia olunmuştur.
(462) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
Uluslararası Taşımacılık Yapan Araçlar Bakımından Yüksek Fiyatlandırma
Yapılmadığı Savunması
(463) Savunmada, sigorta şirketlerinin uluslararası taşımacılık yapan araçların yurtdışına çıkıp
çıkmadığına ilişkin bilgiyi haiz olmadığı ve bu bilginin bilinmesinin yakın zamanda
oluşturulan bir değişiklik ile mümkün hale gelebildiği, bu nedenle aracın yurtdışında
faaliyet göstermesine bağlı olarak primlerin farklılaştırılmasının mümkün olmadığı,
dolayısıyla uluslararası taşımacılık yapan araçlar bakımından yüksek fiyatlandırma
yapıldığı iddiasının sigorta sektörü açısından dayanaktan yoksun olduğu öne
sürülmüştür.
(464) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
I.5.1.27. DOĞA
DOĞA’nın Bir Kooperatif Olarak Farklı Bir Yapıda Olduğu Savunması
(465) Savunmada DOĞA’nın, ortaklarıyla iş yapan bir tüzel kişilik olarak kar amacı gütmeyen
yalnızca ortakları adına faaliyet gösteren ve kar etmesi durumunda dahi ortaklarına kar
payı dağıtmayı hedefleyen bir kooperatif olarak kurulduğu ve serbest piyasa
ekonomisinden faydalanan ve anonim şirket olarak kurulmuş ve kar elde etmeyi
hedefleyen çoğu yabancı sermayeli diğer sigorta şirketlerinden ayrıldığı öne sürülmüştür.
(466) 4054 sayılı Kanun’un 3. maddesinde, teşebbüs “Piyasada mal veya hizmet üreten,
pazarlayan, satan gerçek ve tüzel kişilerle, bağımsız karar verebilen ve ekonomik
bakımdan bir bütün teşkil eden birimler” şeklinde ve teşebbüs birliği “Teşebbüslerin belirli
amaçlara ulaşmak için oluşturduğu tüzel kişiliği haiz ya da tüzel kişiliği olmayan her türlü
birlikler” şeklinde tanımlanmıştır.
(467) Bunun yanı sıra, teşebbüsün kar amacı gütmeyen yalnızca ortakları adına faaliyet
gösteren ve kar etmesi durumunda dahi ortaklarına kar payı dağıtmayı hedefleyen bir
kooperatif olması sigortacılık faaliyetinin ekonomik niteliğini ortadan kaldırmamaktadır.
Bir başka ifadeyle, teşebbüsün ortaklık yapısının şekli, hukuki niteliği, tüzel kişiliği olup
olmaması yahut kamu veya özel teşebbüs niteliğinde olmasının 4054 sayılı Kanun
kapsamında değerlendirilmesine engel teşkil etmemektedir. Nitekim teşebbüsler için
4054 sayılı Kanun’un 2. maddesinin gerekçesinde “rekabet kuralları ekonomik faaliyette
bulunan her teşebbüse uygulanmalıdır. Teşebbüslerin kamu kurumlarına veya özel
kişilere ait olmasının önemi yoktur” ifadelerine yer verilmektedir.
17-23/383-166
123/197
Uyumlu Eyleme Taraf Olunmadığı Savunması
(468) Savunmada, uyumlu eylem iddialarına ilişkin olarak teşebbüs ile diğer tarafların
primlerindeki artışların hangi basamak ve kategori için paralel olduğunun ispatlanmasının
gerekli olduğu, ancak uyumlu eylem ihlalinden söz edilebilmesi için rakip teşebbüslerin
fiyat artış oranlarındaki paralelliğin de gösterilmesinin yeterli olmadığı, nitekim birçok
Kurul kararında da yer verildiği üzere oligopolistik bağımlılığın da tek başına paralel fiyat
artışlarına yol açabileceği ifade edilmiştir. Savunmanın devamında, Trafik Sigortası
pazarında çok sayıda teşebbüs olmasına rağmen pazarın büyük bölümünün az sayıdaki
oyuncu tarafından kontrol edilerek “geniş oligopol” niteliğinde olduğu, DOĞA dahil olmak
üzere küçük şirketlerin çoğunlukla büyük rakiplerini takip ederek rekabetçi pozisyon elde
etmeye çalıştıkları, bahse konu oligopolistik bağımlılık sonucu prim artışlarının ortaya
çıktığı, DOĞA’nın ise faaliyete geçtiği 2014 yılı Mart ayından bu yana sürekli zarar eden
bir kooperatif olarak bu durumuna karşı prim artışına gitmek zorunda kalmasının uyumlu
eylem olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığı belirtilmiştir. Sonuç olarak, oligopolistik
yapı sergileyen pazarlardaki paralel fiyatların uyumlu eylem olarak kabul edilmesi için (i)
rakipler arası koordinasyon veya iletişim delili, (ii) teşebbüs davranışlarının tek taraflı ticari
çıkarlara aykırı olduğunun ispatlanması, (iii) teşebbüslerin uyumlu eylem öncesi ve
sonrası fiyat düzeylerinin dikkate alınması ve (iv) fiyat değişimleri arz/talep ya da
maliyetlerle açıklanamasa dahi teşebbüsler arası koordinasyon ya da işbirliğinin tespit
edilmesinin gerektiği öne sürülmüştür. Ayrıca DOĞA’da yapılan yerinde incelemede elde
edilen bilgilerin rakipleri ile arasında bir koordinasyon olmadığını gösterdiği, teşebbüsün
primlerinin rakiplerine göre düşük kaldığı ve zarar edildiği gibi unsurlar dikkate alındığında
yukarıda sayılan şartların ortaya çıkmadığının görülebileceği iddia olunmuştur.
(469) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
DOĞA’nın 2014 Yılının İkinci Yarısından İtibaren Trafik Sigortası Poliçesi Tanzim
Etmeye Başladığı ve Düşük Fiyat Verdiği Savunması
(470) Savunmada, Soruşturma Bildirimi’nde 2010 yılı ile 2015 yılı arasında bir takım analizler
yapıldığı ve bu analizler neticesinde 2014 – 2015 döneminde primlerde genel bir artış
yaşandığının beyan edildiği ancak DOĞA’nın 2014 yılının ikinci yarısından itibaren Trafik
Sigortası poliçesi tanzim etmeye başladığı, sektörde bir fiyat artışı yaşandı ise DOĞA’nın
bu artıştan habersiz olarak kurulduğu günden bu yana gerek dosya maliyetleri gerekse
sektör ortalaması dikkate alınarak fiyatlandırma yaptığı, sektörde faaliyet gösteren tüm
şirketlerin poliçe prim ortalamaları dikkate alındığında DOĞA’nın en düşük teklifi veren
ve tanzim eden teşebbüslerden birkaçı arasında olduğu öne sürülmüştür.
(471) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
DOĞA Tarafından Sunulan Trafik Sigortası Primlerinin Fahiş Olmadığı Savunması
(472) Savunmada, DOĞA tarafından sunulan Trafik Sigortası primlerinin fahiş olmadığı, kaldı
ki hasar maliyetleri ve özellikle de bedeni hasar dosya maliyetleri ve sektör ortalamaları
dikkate alındığında alınan primin yeterli olmadığı öne sürülmüştür.
(473) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
17-23/383-166
124/197
Pazar Paylaşımının Söz Konusu Olmadığı Savunması
(474) Savunmada, sigorta şirketlerinin belli araç sınıflarında yoğunlaşmalarının tek başına
uyumlu eylem olarak görülmesinin mümkün olmadığı, Soruşturma Heyeti’nce teşebbüsün
sınırlı satış yaptığı sınıflarda rakiplerinin yoğun; teşebbüsün yoğun satış yaptığı sınıflarda
ise rakiplerinin az satış yaptığının net bir biçimde ortaya konmasının gerektiği ve bu
şekilde belli sınıflarda yoğunlaşma ve diğer sınıflarda satış yapmama konusunda rakip
sigorta şirketleri arasında doğrudan veya dolaylı bir koordinasyon veya iletişimin
bulunduğunun Soruşturma Heyeti tarafından gösterilmesi gerektiğine yer verilmiştir.
DOĞA’nın Trafik Sigortası poliçesi satın almak isteyen tüm potansiyel müşterilerine teklif
sunduğu ve bu teklifleri teknik olarak sigortalı yaşı, araç model yılı, ikametgâh, sigortalı ili
vb. kriterlere göre belirlediği ve düşük fiyat politikası çerçevesinde yönetilebilecek tüm
riskleri rakiplerinin altında fiyat teklifleri ile değerlendirmeye çalıştıkları, bu çerçevede
2014 yılı (…..) ayı itibarıyla Trafik Sigortası poliçe üretiminde ciddi artış sağladıkları
belirtilerek, satışların temel olarak (…..), (…..) ve (…..) sınıflarında olmasının temel
nedeninin bu üç sınıf dışındaki araçların sayısının az olması ve taşıdıkları riskin yüksek
olması nedeniyle ihtiyatlı yaklaşımın bir sonucu olduğu, örneğin yüksek riskli motosiklet
ve traktör gibi araç sınıflarında mezkûr nedenle düşük fiyat politikası izlemenin mümkün
olmadığı beyan edilmiştir.
(475) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
I.5.1.28. KORU
KORU’nun Bir Kooperatif Olarak Farklı Bir Yapıda Olduğu Savunması
(476) Savunmada, KORU’nun bir kooperatif şirketi olması dolayısıyla, yalnızca kooperatif
üyelerinin araçları için poliçe düzenleme yetkisini haiz olması, kooperatife üye olmanın
ise KORU’nun müdahalesinden bağımsız, tamamen araç sahiplerinin tercihine bağlı bir
seçim olması ve yalnızca üyelerine fiyat teklifinde bulunabilmesi nedeniyle soruşturma
kapsamındaki diğer teşebbüslerden farklı olduğu öne sürülmüştür.
(477) 4054 sayılı Kanun’un 3. maddesinde, teşebbüs “Piyasada mal veya hizmet üreten,
pazarlayan, satan gerçek ve tüzel kişilerle, bağımsız karar verebilen ve ekonomik
bakımdan bir bütün teşkil eden birimler” şeklinde ve teşebbüs birliği “Teşebbüslerin belirli
amaçlara ulaşmak için oluşturduğu tüzel kişiliği haiz ya da tüzel kişiliği olmayan her türlü
birlikler” şeklinde tanımlanmıştır.
(478) Bunun yanı sıra, teşebbüsün kar amacı gütmeyen yalnızca ortakları adına faaliyet
gösteren ve kar etmesi durumunda dahi ortaklarına kar payı dağıtmayı hedefleyen bir
kooperatif olması sigortacılık faaliyetinin ekonomik niteliğini ortadan kaldırmamaktadır.
Bir başka ifadeyle, teşebbüsün ortaklık yapısının şekli, hukuki niteliği, tüzel kişiliği olup
olmaması yahut kamu veya özel teşebbüs niteliğinde olmasının 4054 sayılı Kanun
kapsamında değerlendirilmesine engel teşkil etmemektedir. Nitekim teşebbüsler için
4054 sayılı Kanun’un 2. maddesinin gerekçesinde “rekabet kuralları ekonomik faaliyette
bulunan her teşebbüse uygulanmalıdır. Teşebbüslerin kamu kurumlarına veya özel
kişilere ait olmasının önemi yoktur” ifadelerine yer verilmektedir.
17-23/383-166
125/197
Pazar Paylaşımının Söz Konusu Olmadığı Savunması
(479) Savunmada, KORU’nun bir kooperatif şirketi olması nedeniyle yalnızca üyelerine sigorta
poliçesi sunma imkânının bulunduğu, bu durumun ise KORU’nun soruşturma
kapsamındaki diğer sigorta şirketleriyle pazar paylaşımında bulunma ihtimalini ortadan
kaldırdığı ifade edilmiştir. Savunmanın devamında, böyle bir ihtimalin var olabileceği bir
senaryoda dahi, KORU’nun faaliyete geçtiği 2011 yılından itibaren prim ve poliçe
bakımından Trafik Sigortası pazar paylarının oldukça düşük (2016 prim ve poliçe sayısına
göre pazar payı sırasıyla %1,06, %0,97) olduğu dikkate alındığında, KORU’nun bu türden
bir anlaşmaya taraf olabilecek büyüklükte bir şirket olmadığı belirtilmiştir.
(480) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
Trafik Sigortası Primlerinin Yükselmesine Sektörde Yaşanan Gelişmelerin Neden
Olduğu Savunması
(481) Savunmada, tarifelerin her ay revizyona tabi olduğu, 2015 yılında tarifelerde yapılan
revizyonların ağırlıklı olarak prim artışı şeklinde kendini gösterdiği belirtilmiş ve bu
çerçevede primlerdeki artışların gerekçelerinin şu şekilde özetlenebileceği ifade
edilmiştir:
Sigorta teminatlarındaki %8,21 oranında gerçekleşen artışlar,
Trafik Sigortası branşındaki teknik zarar,
2015 yılında şirket veri tabanındaki poliçe ve hasar sayılarının birikmeye
başlaması ve özellikle 2015 son çeyreğinden itibaren tarife metodolojisinin
geliştirilmesi,
Asgari ücret artışının 2016 yılının başında yürürlüğe gireceğinin, 2015 yılında
belli olmuş olması;
Muallak tazminatların dosya bazında yapılan gerek dava faiz masrafları gerekse
aktüerlere yaptırılan hesaplamalara bağlı olarak düzeltilmesine ve
güncellenmesine bağlı olarak gelecek hasar maliyetinin daha net görülmesi.
(482) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
Rakiplerle Anlaşarak Teklif Vermeme veya Sigorta Etmekten Kaçınma Gibi Bir
Durumun Söz Konusu Olmadığı Savunması
(483) Savunmada, çekici, kamyon vb. araç gruplarının çoğunlukla ticari faaliyette bulunuyor
olmaları nedeniyle kooperatif üyeliğine sıcak bakmamaları neticesinde, KORU’nun
portföyünde taşımacılık sektöründe faaliyet gösteren araçların oldukça küçük bir paya
sahip olduğu belirtilerek, bir kooperatif şirketi olan KORU’nun yalnızca üyelerine fiyat
teklifinde bulunabilmesi nedeniyle teklif vermekten kaçınması gibi bir durumun söz
konusu olamayacağı ifade edilmiştir. Benzer şekilde, üyeleri haricindeki araç sahiplerine
teklif verememesi nedeniyle soruşturma kapsamındaki diğer teşebbüslerden alınan
tekliflerden farklı bir teklif vermesinin de söz konusu olamayacağı ifade edilmiştir.
(484) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
17-23/383-166
126/197
Uluslararası Taşımacılık Yapan Araçlar Bakımından Yüksek Fiyatlandırma
Yapılmadığı Savunması
(485) Savunmada, araç gruplarına/tiplerine bakılmaksızın ve herhangi bir ayrım gözetilmeksizin
kooperatif bünyesindeki üyelere poliçe düzenliyor olması ve hâlihazırda uluslararası
taşımacılık sektöründe faaliyet gösterebilecek nitelikte araç gruplarına sahip üyelerinin
kooperatif portföyünde oldukça düşük bir paya sahip olmaları nedenleriyle söz konusu
araç gruplarına özel veya yüksek bir maliyet yansıtabilmesinin fiilen mümkün olmadığı;
kaldı ki KORU’nun, taşımacılık sektöründe faaliyet gösteren araçlara sahip olan üyelerin
ilgili araçları ile yurtdışında faaliyet gösterip göstermedikleri veya ne kadar süreyle/hangi
kapsamda faaliyet gösterdikleri bilgisine sahip olmadığı belirtilmiştir.
(486) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
I.5.1.29. TURKLAND
Trafik Sigortası Pazarında Faaliyetlerin Azaltıldığı Savunması
(487) TURKLAND tarafından yapılan birinci yazılı savunmada, 2013 yılı sermayedar değişimi
ile birlikte %(…..) olan Trafik Sigortası payının, diğer sigorta dallarında büyümek ve
dengeli bir portföy sağlamak adına 2014 yılı itibarıyla tedricen azaltılarak %(…..)’ye
indirildiği ve 2015 yılı sonunda (…..) TL üretim yapıldığı dile getirilmiştir.
(488) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
Trafik Sigortası Pazarında Primlerinin Yükselmesine Sektörde Yaşanan
Gelişmelerin Neden Olduğu Savunması
(489) Savunmada, Trafik Sigortası primlerinin artışına ilişkin;
ödenen tazminatlar, muallak hasar karşılıkları ve Hazine Müsteşarlığı tarafından
belirlenen IBNR karşılığının sigorta şirketlerinin en önemli gider kalemleri olduğu
ve söz konusu bu giderler neticesinde 2014 yılı sonunda (…..) TL olan teknik
zararın, 2015 yılı sonunda (…..) TL’ye yükseldiği,
Karayolları Trafik Kanunu’nun sigortalının üçüncü kişilere karşı olan hukuki
sorumluluğunu temin etmesine karşılık, yargı kararlarında sigortalının kendi
kusurundan faydalanması sonucunu doğuracak tazminatlara hükmedildiği,
Karayolları Trafik Kanunu uyarınca sigorta şirketlerinin tedavi giderlerini
karşılamak için her bir poliçe priminin %10’unu SGK payı olarak SGK’ya
devrettikleri ancak SGK tarafından üstlenilmesi gereken tedavi masrafları SUT ile
belirtilen miktarlar esas alınarak ödendiğinden sigortalının harcadığı ile SGK’dan
tahsil ettiği tutar arasındaki oluşan fark için sigorta şirketlerine dava açtığı ve
ayrıca bakıcı giderleri, cenaze masrafları gibi giderlerin de sigorta şirketleri
tarafından karşılandığı,
tazminat taleplerinin doğrudan mahkemeler yoluyla yapılmasıyla birlikte
uygulanan faiz, yargılama giderleri, icra harçları gibi ek masraf kalemleriyle
birlikte maliyetlerin arttığı,
destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanmasında şirket aktüerleri ile
mahkeme bilirkişileri arasında hesaplama yöntemlerinde var olan standart
eksikliğinin maliyetleri arttıran diğer bir durum olduğu,
daha önce maddi zarar içerisinde yer almayan araç değer kayıplarının tazminata
konu olmaya başladığı
17-23/383-166
127/197
belirtilerek; bahsi geçen faktörlerin etkisiyle öngörülemezliğin arttığı, prim hesabının
yapılmasının zorlaştığı, sermaye yeterliliği ile öz kaynak yapısının bozulduğu ve bunların
yanı sıra yatırım yapılan sigortacılık alanı konusunda yabancı sermayedarlarının
tereddütlerinin oluşmaya başladığı dile getirilmiştir. Sektörde ortaya çıkan bu gelişmeler
üzerine 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Genel Şartlar’da ve ayrıca Karayolları Trafik
Kanunu’nun 90., 92. ve 99. maddelerinde değişiklik yapıldığı ancak bu gelişmelerin
geçmişe yönelik hasar dosyaları ile ilgili sıkıntıları ve belirsizlikleri ortadan kaldırmadığı
ifade edilmiştir.
(490) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
Belli Bir Kullanım Tarzında Yoğunlaşmanın Rasyonel Gerekçelere Dayandığı
Savunması
(491) Savunmada, Trafik Sigortası primlerinin belirlenmesi sürecinin yoğun aktüeryal ve
istatistiksel çalışmalar gerektirdiği, buna bağlı olarak farklı risk grupları için farklı fiyatların
ortaya çıktığı belirtilerek, mevzuatta tanımlanmış olan hasarsızlık kademesi ve kullanım
tarzı gibi kırılımların da söz konusu risk gruplarının daha homojen bir yapıda olmasını
sağlamak amacıyla getirildiği, öte yandan üretim dağılımının coğrafi özelliklerinden ve
dağıtım kanalının ulaştığı müşteri kitlesinden dolayı sigorta şirketlerinin satış
organizasyonun birbirinden farklılaştığı, bunun yanı sıra dağıtım kanallarının karlılık
üzerinden ödüllendirilmesine dayalı komisyon sistemlerinin de dağıtım kanallarının
kendiliğinden daha da karlı risk gruplarına yönelmesine neden olabildiği dile getirilmiştir.
İlaveten, sigortacılığın temelinde yatan “Büyük Sayılar Kanunu”nu uyarınca, geçmiş
istatistiklere dayalı oluşturulan parametre tahminlerinin gerçekleşme olasılığının artması
için daha çok sayıda poliçe yazılmasının gerektiği, bu nedenle belirli bir risk grubu
özelinde kullanılan istatistiklerin daha gerçekçi sonuçlar üretebilmesi için söz konusu bu
risk grubundan kesilmiş sözleşme sayısının artması gerektiği, bir başka ifadeyle yatay
anlamda poliçe sayısından ziyade dikey anlamda poliçe sayısının artmasının teknik
olarak tercih edilir olduğu belirtilmiştir.
(492) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
Pazar Paylaşımının Söz Konusu Olmadığı Savunması
(493) Savunmada, TURKLAND’ın Trafik Sigortası pazarındaki payının belirlenmesinde diğer
teşebbüslerin prim seviyesi önemli olmakla birlikte şirketler arasında tamamen aynı
fiyatlama metodolojisi kullanılsa dahi modeldeki varsayımların risk grupları bazında
farklılaşması nedeniyle belirli bir risk grubu özelinde bazı şirketlerin daha yüksek fiyat
vermesinin olası olduğu, bahsi geçen bu durumun hasarsızlık kademesi, il, kullanım tarzı
gibi tüm kırılımlarda karşılaşılabilecek bir durum olduğu belirtilmiştir. Konuyu etkileyen bir
diğer hususun trafiğe giren motorlu araçların sayısı olduğu, örneğin TURKLAND
bünyesindeki (…..) sayısındaki artış ve (…..) görece daha düşük bir risk grubunda
görülmesi neticesinde fiyatlamanın revize edildiği, diğer teşebbüslerin fiyatlarını revize
etmek için gecikmesi halinde ilgili risk grubunda pazar payının arttığı, zira Trafik
Sigortası’nda fiyat elastikiyetinin çok yüksek olduğu ve çok küçük prim farkının dahi
sigortalıların tercihini değiştirmesinde etkili olduğu, öyle ki sigorta şirketlerinin günlük fiyat
hareketlerinin çok yoğun poliçe yazılmasına ya da poliçe yazılamamasına neden
olabildiği ifade edilmiştir.
(494) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
17-23/383-166
128/197
Uluslararası Taşımacılık Yapan Araçlar Bakımından Yüksek Fiyatlandırma
Yapılmadığı Savunması
(495) Savunmada, TURKLAND’ın uluslararası taşımacılık sektöründe faaliyet gösteren
araçlara ilişkin önemli bir portföyü bulunmadığı, dolayısıyla Soruşturma Ek Bildirimi’nde
yer verilen iddiaların söz konusu olmadığı belirtilmiştir.
(496) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
I.5.1.30. NİPPON
Uyumlu Eylemde Bulunulmadığı Savunması
(497) Savunmada, NİPPON’un yeniden faaliyete geçtiği 2009 yılı itibarıyla fiyatlandırma
politikalarının geçmiş hasar verileri, tecrübeleri, sektör istatistikleri (ilk dönemlerde belirli
kullanım tarzı ve şehirler için şirket istatistiklerinin mevcut olmayışı nedeniyle) Rehber
Tarife ve benzeri genele yönelik verilerin dikkate alınmasıyla belirlendiği, Soruşturma Ek
Bildirimi’nde iddia edildiği gibi Trafik Sigortası pazarındaki diğer teşebbüsler ile paralel
doğrultuda tekliflerin hazırlanmadığı, zira tüm teşebbüslerin aynı rehber tarife üzerinden
fiyatlama politikalarını oluşturmalarının sigorta şirketleri tarafından verilen tekliflerin
uyumlu olduğu yanılgısını uyandırabileceği belirtilmiştir.
(498) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
Rakiplerle Anlaşarak Teklif Vermeme veya Sigorta Etmekten Kaçınma Gibi Bir
Durumun Söz Konusu Olmadığı Savunması
(499) Ayrıca, NİPPON’un her araç bazında teklif verdiği, nitekim (…..) nedenlerle (…..) Emniyet
Müdürlüğüne ait tüm araçların Trafik Sigortası poliçelerinin NİPPON tarafından sigorta
teminatı altına alındığı ifade edilmiştir.
(500) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
Belli Bir Kullanım Tarzında Yoğunlaşmanın Rasyonel Gerekçelere Dayandığı
Savunması
(501) Savunmada, NİPPON’un dağıtım kanallarının kasko üretimine konu olan araç sınıfları için
aynı zamanda Trafik Sigortası poliçesi üretimini gerçekleştirdiği, NİPPON’un ve diğer
sigorta şirketlerinin SBM’ye göndermekle yükümlü olduğu temel Trafik Sigortası’nın tarife
yapısı, parametreleri ve indirim/artırım oranlarının nedenlerini açıklayan yazılarda
NİPPON’un kasko poliçesi olan sigortalılara Trafik Sigorta poliçelerinde ilave indirimler
yapılmakta olduğunun belirtildiği, dolayısıyla kasko üretimi ile Trafik Sigortası poliçesi
üretiminin yoğunlaştığı araç gruplarında paralellik bulunduğu belirtilmiştir.
(502) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
Uluslararası Taşımacılık Yapan Araçlar Bakımından Yüksek Fiyatlandırma
Yapılmadığı Savunması
(503) Savunmada, uluslararası taşımacılık sektöründe faaliyet gösteren araçların hasar verileri
ve frekanslarından dolayı sürekli trafikte bulunan araçların primlerinden daha da düşük
fiyatlandırma yapıldığı belirtilmiştir.
(504) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
17-23/383-166
129/197
Pazar Paylaşımının Söz Konusu Olmadığı Savunması
(505) Soruşturma Ek Bildirimi’nde iddia edildiğinin aksine NİPPON’un Trafik Sigortası
pazarındaki pazar payının her dönem istikrarlı olup, %0-%1 aralığında bulunduğu, söz
konusu bu oranlar dahilinde NİPPON’nun pazar paylaşımına ilişkin herhangi bir
yaklaşımının olmadığı ifade edilmiştir.
(506) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
I.5.1.31. TSB
TSB'nin Bir Dernek Olarak Soruşturmanın Tarafı Olmaması Gerektiği, Trafik
Sigortası Pazarında Ticari Faaliyette Bulunmadığı ve Trafik Sigortası Pazarının Tek
Bir Kurum (TSB) Tarafından Tek Bir Amaç Doğrultusunda Yönlendirilebilmesinin
Mümkün Olmadığı Savunması
(507) Savunmada, TSB'nin Sigortacılık Kanunu'nun 24. maddesi uyarınca sigortacılık
mesleğinin geliştirilmesi, şirketler arasında dayanışma sağlanması ve haksız rekabetin
önlenmesi amacıyla kurulan, tüzel kişiliği haiz kamu kurumu niteliğinde bir meslek
kuruluşu olduğu ve soruşturmaya konu Trafik Sigortası pazarında herhangi bir prim
üretimi, bir başka ifadeyle ticari faaliyetinin bulunmadığı belirtilmiştir. Akabinde, 2007
yılından itibaren yabancı sermaye yatırımlarının yoğunlaştığı, farklı risk algıları, farklı
teknik sonuçları ve farklı pazar hedefleri olan ve bu doğrultuda aktüeryal yöntemleri
kullanarak primlerini ve stratejilerini belirleyen şirketlerin tek bir kurum tarafından (TSB)
aynı amaç doğrultusunda yönlendirilebilmelerinin fiilen mümkün olamayacağı, hâl böyle
iken, pazardaki ticari hareket ve davranış modellerinin incelendiği bir soruşturmada
TSB'nin rolünün sunulan belgeler ve açıklamalar çerçevesinde anlaşılamadığı, kaldı ki
TSB'nin faaliyetlerinin kanun ile belirlenmiş olup, üyelerinin pazar davranışlarını koordine
edecek nitelikte herhangi bir faaliyetinin bulunmadığı, Kanun ile belirlenmiş olan amaç
çerçevesinde üyelerini temsil etmek amacıyla gerçekleştirdiği ve kamu otoriteleri
nezdindeki faaliyetlerinin iktisadi davranış olarak değerlendirilemeyeceği, nitekim
Kurul’un Otomotiv Distribütörleri Derneği (ODD) ve Otomotiv Sanayii Derneği’ne (OSD)
ilişin verdiği 18.04.2011 tarih ve 11-24/464-139 sayılı kararında teşebbüslerin yanında
ODD ve OSD hakkında önaraştırma yapılmışsa da yalnızca teşebbüsler hakkında
soruşturma açılmasına karar verildiği ve teşebbüsler arasındaki rekabeti kısıtlayıcı bilgi
değişiminin bir kısmının ODD komite toplantıları sırasında gerçekleşmesine rağmen
mezkûr derneklerin ihlalin tarafı olarak alınmadığı ve soruşturmaya dahil edilmediği dile
getirilerek, TSB’nin üyesi bulunan şirketlerin bağımsız ticari faaliyetlerine karışacak
ve/veya müdahale edecek herhangi bir davranış içinde de bulunmadığı öne sürülmüştür.
(508) 4054 sayılı Kanun’un 3. maddesinde, teşebbüs “Piyasada mal veya hizmet üreten,
pazarlayan, satan gerçek ve tüzel kişilerle, bağımsız karar verebilen ve ekonomik
bakımdan bir bütün teşkil eden birimler” şeklinde ve teşebbüs birliği “Teşebbüslerin belirli
amaçlara ulaşmak için oluşturduğu tüzel kişiliği haiz ya da tüzel kişiliği olmayan her türlü
birlikler” şeklinde tanımlanmıştır. Bu anlamda, Trafik Sigortası pazarında faaliyet gösteren
sigorta şirketlerinin teşebbüs, TSB’nin ise teşebbüs birliği sayılması gerektiği açıktır.
Nitekim Sigortacılık Kanunu’nun 24. maddesinin 12. fıkrasında “Birlik organları; Genel
Kurul, Birlik Başkanı, Yönetim Kurulu, Hayat Dışı Yönetim Komitesi, Hayat ve Emeklilik
Yönetim Komitesi, Disiplin Kurulu ve Denetim Kuruludur. Yönetim Kurulu hariç olmak
üzere, sigorta, reasürans ve emeklilik şirketleri, Genel Kurul dışında bu organlardan
sadece birinde temsil edilir.”; 13. fıkrasında “Sigorta şirketleri, reasürans şirketleri ile
emeklilik şirketleri Genel Kurulda, genel müdür veya genel müdürün bu amaçla vekalet
verdiği, birinci derece imza yetkisine sahip bir yönetici tarafından temsil edilir. Müsteşarlık,
Birlik Genel Kurulunda gözlemci bulundurabilir.” yer alan ifadelerden anlaşıldığı üzere
17-23/383-166
130/197
TSB’nin bünyesinde, teşebbüslerin iradesi temsil edilmektedir. Bunun yanı sıra, teşebbüs
ve/veya teşebbüs birliği olarak nitelendirilen birime, ilgili mevzuat uyarınca bir görev
verilmiş olması bu faaliyetin, ekonomik niteliğini ortadan kaldırmamaktadır. Bir başka
ifadeyle, teşebbüs birliğinin şekli, hukuki niteliği, tüzel kişiliği olup olmaması yahut kamu
veya özel teşebbüs niteliğinde olmasının 4054 sayılı Kanun kapsamında
değerlendirilmesine engel teşkil etmemektedir. Nitekim teşebbüsler için 4054 sayılı
Kanun’un 2. maddesinin gerekçesinde “rekabet kuralları ekonomik faaliyette bulunan her
teşebbüse uygulanmalıdır. Teşebbüslerin kamu kurumlarına veya özel kişilere ait
olmasının önemi yoktur” ifadelerine yer verilmektedir.
Uluslararası Taşımacılık Yapan Araçlar Bakımından Yüksek Fiyatlandırma
Yapılmadığı Savunması
(509) Savunmada son olarak, Trafik Sigortası pazarında bir fiyatlama yapılırken, aktüeryal
yöntem eşliğinde tüm araç gruplarında en fazla kazaya karışan işletenler ile hiç kaza
yapmayan işletenlere farklı primler uygulanarak çok kaza yapanların yükünün hiç kaza
yapmayanlara yüklenmediği ve böylelikle adil ve sigorta tekniğine uygun bir primlendirme
uygulandığı, bunun yanı sıra her ülkenin Trafik Sigortası portföy yapısının ve finansal
durumunun birbirinden farklı olduğu ve primlerin hasar frekansı ve şiddeti ile diğer risk
unsurlarına bağlı olarak belirlendiği belirtilmiştir.
(510) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
I.5.1.32. UNICO
Pazar Paylaşımının Söz Konusu Olmadığı Savunması
(511) Savunmada, Hazine Müsteşarlığı ve diğer ilgili devlet birimlerinin kontrol ve denetimine
tabi olan, fiyatların anlık ve geniş kapsamlı olarak bağımsız kaynaklardan
gözlemlenebilen, değişik sermaye yapıları, yeterli veri tabanına ulaşım ve risk
algılamaları nedeniyle öncelik, önem ve ağırlık unsurları farklı olan irili ufaklı 30’dan fazla
teşebbüsün faaliyet göstermekte olduğu sigorta sektöründe UNICO’nun ticari kararlarını
kendi iradesiyle 4054 sayılı Kanun’a ve ikincil mevzuata uyumlu olarak belirlediği, yüksek
pazar payına sahip teşebbüslerden olmamasına karşın söz konusu sektörde rekabeti
olumlu etkilediği, zira sermaye yeterliliğinin ve ürün karlılığının izin verdiği ölçüde yeni
sigorta ürünlerinin geliştirilerek müşterilerin hizmetine sunulmakta olduğu, sonuç olarak
rakip teşebbüsler ile herhangi bir iletişimin, görüş alışverişin ya da birlikte hareketin söz
konusu olmadığı, bu nedenle pazar paylaşımı ihtimalinin UNICO açısından imkân
dâhilinde olamayacağı ifade edilmiştir.
(512) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
UNICO’nun Fiyatlama Politikasının Meşru ve Ticari Gerekçelere Dayandığı
Savunması
(513) Savunmada ayrıca, 2012 yılında UNICO’nun (…..) neticesinde “(…..)” çalışmalarına
başlanarak kâr odaklı bir strateji çerçevesinde hem teknik hem operasyonel anlamda
(…..) eşliğinde önlemler alındığı; kasko ve Trafik Sigortası gibi alanlarda modern
aktüeryal yöntemler kullanılarak risk bazlı fiyatlandırma yapıldığı, UNICO’nun bahse konu
dönemden çok önce, 2012 yılında “(…..)” adlı proje ile birlikte ilgili alanlarda kâr elde
edilebilecek bir fiyatlandırma ve üretim seviyesinde bir düzenlemeye gidildiği öne
sürülmüştür.
(514) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
17-23/383-166
131/197
I.5.1.33. ZİRAAT
ZİRAAT’in Fiyatlama Politikasının Meşru ve Ticari Gerekçelere Dayandığı
Savunması
(515) Savunmada, ZİRAAT’ın Trafik Sigortası primlerinde yapmış olduğu değişikliklerin,
teşebbüsün bu branşta yaşadığı teknik zarara, hasar/prim oranında yaşanan yükselişe
ve mevzuatta meydana gelen değişikliklere bağlı olarak gelecekte beklenen hasar
ödemelerindeki artışlara ilişkin aktüeryal inceleme ve değerlendirmelere dayandığı ifade
edilmektedir. Ayrıca İlave olarak, Trafik Sigortalarında 2014 yılında (…..) TL, 2015 yılında
ise (…..) TL teknik zarar edildiği, bu durumun düzeltilebilmesi adına poliçe primlerinin
yeniden değerlendirilmesi ve artışa gidilmesinin bir zorunluluk olduğu ifade edilmiştir.
(516) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
Trafik Sigortası Primlerinin Yükselmesine Sektörde Yaşanan Gelişmelerin Neden
Olduğu Savunması
(517) Ayrıca savunmada, Trafik Sigortası poliçe primlerinde artışa gidilmesini zorunlu kılan
mevzuat değişikliklerine aşağıda değinilmiştir:
14.05.2015 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak 01.06.2015 tarihinde
yürürlüğe giren Genel Şartlar uyarınca destekten yoksun kalma ve sürekli sakatlık
tazminat hesaplamalarında daha önce kullanılmakta olan CSO-1980 tablosu yerine,
TRH-2010 tablosunun kullanılması ve teknik faiz oranının %3 yerine %1,8 olarak
kullanılmasının zorunlu hale gelmesi, aktüerya birimi tarafından bu durumun, bedeni
hasar tazminatlarında %(…..) oranında artışa yol açacağının hesaplanması,
01.01.2016 tarihinden itibaren geçerli olan asgari ücret artışının bedeni tazminat
hesaplamalarında benzer bir artış getireceğinin öngörülmesi,
Genel Şartlar’ın kapsama giren teminat türlerini düzenleyen A.5. maddesi ile zarar
gören araçta meydana gelen değer kaybının maddi zararlar teminatı kapsamına
alınması, yapılan bu değişikliğin de önümüzdeki dönemde teşebbüse maddi
tazminat ödemelerinde %(…..) civarında bir yük getireceğinin tahmin edilmesi,
Genel Şartlar’ın teminat dışında kalan haller başlığını taşıyan A.6. maddesi ile hak
sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminat talepleri ve destek şahsın kusuruna
denk gelen tazminat talepleri, Trafik Sigortası’nda teminat dışında kalan haller
olarak sayılmış ise de Karayolları Trafik Kanunu’nun teminat dışında kalan halleri
düzenleyen 92. maddesinde Genel Şartlar’daki değişikliğe paralel bir değişiklik
yapılmadığından, bu değişikliğin gerekli yasal değişiklikler yapılmadıkça
mahkemelerce ve Yargıtay’ca kararlarına esas alınması ve dolayısıyla hasar/prim
oranında ve teknik kar-zarar dengesinde ZİRAAT lehine bir değişiklik
oluşturmasının beklenmesi,
Genel Şartlar’daki bu düzenlemenin yasal dayanağı olmadığından uyuşmazlığın
yargıya intikal etmesi durumunda mahkemece atanan bilirkişilerce yapılan tazminat
hesaplamalarında yeknesaklık sağlanamamasından kaynaklı belirsizliklerin gerekli
yasal düzenlemeler yapılmadıkça önümüzdeki dönemde de görülebilme olasılığı,
Motorlu araçlarda hasar gören parçanın onarılması mümkün değilse, orijinal parça
ile değiştirilmesinin Trafik Sigortası teminatındaki maddi hasar maliyetlerinin
artmasına neden olması,
2015 yılında yürürlüğe giren ekspertiz ücret tarifesinin de hasar maliyetlerinin
artmasında önemli bir rol oynaması.
17-23/383-166
132/197
(518) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
ZİRAAT’in Trafik Sigortası Pazarında Küçük Bir Oyuncu Olduğu Savunması
(519) Savunmada, ZİRAAT’in toplam prim üretimi içinde Trafik Sigortası payının 2015 yılı
itibarıyla 0,85; 2015’in yılsonunda Trafik Sigortası branşında %0,11 olan pazar payının,
2016 yılı Temmuz ayı sonunda %0,4 olduğu, dolayısıyla bu segmentteki payının çok
düşük seviyelerde olduğu belirtilmiştir.
(520) Esasa ilişkin değerlendirmelere aşağıda “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
Rakiplerle Anlaşarak Teklif Vermeme veya Sigorta Etmekten Kaçınma Gibi Bir
Durumun Söz Konusu Olmadığı Savunması
(521) Savunmada, ZİRAAT’in bugüne kadar tüm araç gruplarında poliçe düzenlediği ve ileride
de düzenlemeye devam edeceği ifade edilerek şirketin herhangi bir araç türünde sigorta
yapmaktan kaçınmasının mümkün olmadığı belirtilmiştir.
(522) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
Belli Bir Kullanım Tarzında Yoğunlaşılmadığı Savunması
(523) Savunmada, ZİRAAT’in tüm araç gruplarında poliçe düzenlediği ve dengeli bir artış
gösterdiği, 2015’in yılsonunda Türkiye’de (…..) sınıfı araç grubundan toplam (…..) adet
poliçe düzenlediği ancak 2016 yılında bugüne kadar (…..) araç sınıfından teklif talebinin
gelmediği ifade edilmiştir.
(524) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
I.5.1.34. ZURICH
ZURICH Özelinde Değerlendirme Yapılmadığı Savunması
(525) Savunmada, tebliğ edilen Soruşturma Bildirimi’nde ZURICH muhatap alınarak kaleme
alınmadığı ifade edilerek idarenin, soruşturulan her bir şirket için ayrı ve şirkete mahsus
bir savunma talep yazısı hazırlamasının idari soruşturma usulüne uygun olacağı dile
getirilmiştir.
(526) 4054 sayılı Kanun’un 43. maddesinin ikinci fıkrası, “Kurul, başlattığı soruşturmaları,
soruşturmaya başlanması kararının verildiği tarihten itibaren 15 gün içinde ilgili taraflara
bildirir ve tarafların ilk yazılı savunmalarını 30 gün içinde göndermelerini ister. Taraflara
tanınan ilk yazılı cevap süresinin başlayabilmesi için Kurulun bu bildirim yazısı ile birlikte,
iddiaların türü ve niteliği hakkında yeterli bilgiyi ilgili taraflara göndermesi gerekir.”
hükmünü amirdir. Bu hüküm gereği, ilgili teşebbüslere soruşturmaya konu iddiaların
türünü ve niteliğini içeren bilgi soruşturma bildirimi ile birlikte gönderilmiştir. Bununla
birlikte, söz konusu bildirimde teşebbüs özelinde tespit ve değerlendirmelere yer
verilmesine ihtiyaç duyulmamıştır. Nitekim Soruşturma Bildirimi’nde yer alan iddialar,
Trafik Sigortası alanında faaliyet gösteren tüm teşebbüsleri eşit düzeyde
ilgilendirdiğinden, iddiaların özetlenmesinde herhangi bir teşebbüs ayrımına
gidilmemiştir. Keza, önaraştırma safhasında sektöre ilişkin yapılan analizler, bu alanda
faaliyet gösteren tüm teşebbüslere yönelik olduğundan, Soruşturma Bildirimi’nde analiz
sonuçları teşebbüs özelinde sunulmamıştır.
17-23/383-166
133/197
ZURICH’in Fiyatlama Politikasının Meşru ve Ticari Gerekçelere Dayandığı
Savunması
(527) Savunmada, ZURICH’in Trafik Sigortası primlerinin belirlenmesi sürecinde, hasar
trendleri, mevzuat değişiklikleri, satış kanallarından gelen bildirimler, makroekonomik
gelişmeler ve beklentiler gibi ölçütlerin göz önüne alındığı ve bu çerçevede 2015 yılı
başından bu yana uygulanan prim miktarlarının şirket tarafından tek taraflı olarak
belirlendiği, Trafik Sigortası ürününde de diğer ürünlerde olduğu gibi sürekli olarak
performans takibi yapıldığı ve gerektiği takdirde fiyatların revize edildiği, nitekim
01.01.2015 tarihinden itibaren çeşitli dönemlerde fiyat değişikliklerinin yapıldığına yer
verilmiştir. Bununla birlikte Soruşturma Ek Bildirimi’ne istinaden, Trafik Sigortası poliçe
satışlarının araç sınıfları arasındaki dağılımının, mutat aktüeryal değerlendirmelerin ve
genel gider payı karlılık beklentilerinin bir sonucu olduğu, başka bir ifadeyle sigorta
primlerinin belirlenmesinin şirket içindeki teknik bir değerlendirme sonucunda ve birçok
aşamadan geçerek oluştuğu ifade edilmiştir.
(528) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
Trafik Sigortası Primlerinin Yükselmesine Sektörde Yaşanan Gelişmelerin Neden
Olduğu Savunması
(529) Savunmada, Trafik Sigortası primlerine etki eden gelişmelerin;
Genel Şartlar’daki değişiklik ile beraber, değer kaybı, kusurlu sürücünün ölümü vb.
nedenler ile hasar maliyetlerinde artışlar,
benzer hususlarda yargı kararlarındaki farklılıkların maliyetlere etkisi,
döviz kurlarında yaşanan artış ve buna bağlı olarak yedek parça maliyetlerindeki
yükseliş,
2016 yılında hayata geçirilen asgari ücret artışının etkileri,
Trafik Sigortası’nda, son dönemde gerek mevzuat gerek mahkeme kararları ile daha
önce mevzuat ve genel şartlarda öngörülmeyen menfi gelişmelerin, son 10 yılda
satılmış poliçelere ilişkin getirdiği ilave hasar yükü
olduğu ifade edilmiştir.
(530) Esasa ilişkin değerlendirmelere aşağıda “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
Uyumlu Eyleme Taraf Olunmadığı Savunması
(531) Uyumlu eylem iddialarına ilişkin ispat standardı konusunda, Kurul’un 2011 tarihli Niksar
Akaryakıt-LPG ve Beyşehir Akaryakıt-LPG kararlarına atıfta bulunularak, paralel
davranışlara ilave olarak -ispat gücü daha yüksek olan- iletişim delillerinin de varlığının
iddiaların ispatı bakımından elzem olduğu iddia edilmiştir. Bu bağlamda, ZURICH’in
rakipleri ile yasadışı iletişimde bulunduğunu gösterir bir bulgu veya belgenin soruşturma
tarafına sunulmadığı ifade edilmiştir.
(532) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
17-23/383-166
134/197
ZURICH’in Trafik Sigortası Pazarında Küçük Bir Oyuncu Olduğu Savunması
(533) Savunmada, ZURICH’in Trafik Sigortası pazar payının 2013 yılında %0,3; 2014 yılında
%0,1; 2015 yılında %0,2 olduğu ifade edilerek şirketin pazarda küçük bir pazar payına
sahip olduğu dile getirilmiştir. Bu bağlamda ZURICH’in araç sınıflarına yönelik şüphe
edilen herhangi bir pazar paylaşımının parçası ve muhatabı olmasının imkân dâhilinde
olmadığı ifade edilmiştir.
(534) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
Soruşturma Ek Bildirimi’nde Aktarılan Konuların Asılsız ve Rekabet Hukukuyla
İlgisiz Olduğuna Yönelik Savunma
(535) Savunmanın bu bölümünde, söz konusu iddiaların varsayımsal olduğu ve büyük ölçüde
rekabet hukukuyla ilgisinin olmadığı belirtilmiştir. Bir araç türünün diğerlerinin maliyetlerini
üstlenmesi ve yabancı plakalı araçlar karşısında dezavantajlı hale gelmesi iddialarının ne
şekilde rekabet ihlali oluşturduğunun anlaşılmadığı dile getirilmiştir.
(536) Esasa ilişkin değerlendirmelere “4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirme” başlıklı I.5.2.numaralı bölümde yer verilecektir.
I.5.2. 4054 Sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında Değerlendirme
(537) 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi gereği “Belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan
veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu
etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu
eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemler” hukuka aykırı olarak kabul
edilmektedir. Aynı maddenin ikinci fıkrasının (a) bendinde ise, “mal veya hizmetlerin alım
ya da satım fiyatının (…) tespit edilmesi” ve (b) bendinde ise, “mal veya hizmet
piyasalarının bölüşülmesi ile her türlü piyasa kaynaklarının veya unsurlarının
paylaşılması ya da kontrolü” söz konusu hukuka aykırı eylemler olarak sayılmıştır.
(538) Dosya kapsamında, Türkiye’de faaliyet gösteren sigorta şirketlerinin Trafik Sigortalarında
birlikte fiyat artışları yapmak suretiyle rekabeti bozucu, kısıtlayıcı anlaşma ve/veya
uyumlu eylem içinde oldukları ve böylelikle fahiş fiyat uyguladıkları ve pazar paylaşımında
bulundukları iddia edilmektedir. Bu bağlamda, ilgili iddiaların 4054 sayılı Kanun’un 4.
maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.
(539) Dosya kapsamında ilk olarak, fiyat tespitine ilişkin iddiaların 2013 yılında da Kurul
gündemine geldiğinin belirtilmesinde fayda bulunmaktadır. Türkiye'de faaliyet gösteren
sigorta şirketlerinin Trafik Sigortası primlerini aralarında anlaşmak suretiyle artırıp
artırmadıklarının değerlendirildiği 09.05.2013 tarihli ve 13-27/369-171 sayılı Kurul
kararında, “…sigorta şirketlerinin trafik sigortası primlerini birlikte tespit etmek hususunda
anlaştıkları yönünde herhangi bir delil elde edilmemesi ve teşebbüslerce sunulan bilgiler
dikkate alınarak, bahse konu iddialara yönelik olarak soruşturma açılmasına gerek
olmadığı” kanaatine varılmıştır.
I.5.2.1. Birlikte Fiyat Artışı İddialarına İlişkin Değerlendirme
I.5.2.1.1. Yerinde İnceleme Bulgularının Değerlendirilmesi
(540) 2013 yılında gerçekleştirilen önaraştırmanın konusu iddialara benzer iddiaların tekrar
gündeme gelmesi üzerine başlatılan önaraştırma döneminde, Trafik Sigortası sektöründe
faaliyet gösteren AXA, ALLIANZ, ANADOLU, MAPFRE, HALK, ERGO, GÜNEŞ, HDI,
DOĞA, GROUPAMA, RAY, AK, GENERALİ, ANKARA, EUREKO ve SBN ile TSB’de
yerinde inceleme yapılmıştır. Soruşturma döneminde ise IŞIK, ORIENT, UNICO,
TURKLAND, ZİRAAT, DUBAİ, SOMPO, AIG, GULF, ZURICH, KORU, HÜR, NEOVA,
LIBERTY ve NİPPON’da yerinde inceleme yapılmıştır.
17-23/383-166
135/197
(541) Bu noktada I.4.1. bölümünde ayrıntılı olarak yer verilmiş olmakla birlikte teşebbüslerde
yapılan yerinde incelemelerde elde edilen belgelerin dosya konusu iddialara ilişkin
kısımlarından öne çıkan ifadeleri kısaca ele almak ve 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi
çerçevesinde değerlendirmek yerinde olacaktır. Bu kapsamda yerinde incelemelerde
elde edilen belgeler (a) Teşebbüsler Arası Yazışmalara İlişkin Yerinde İnceleme Bulguları
(b) Teşebbüsler Arası Rekabeti Konu Eden İç Yazışmalara İlişkin Yerinde İnceleme
Bulguları ve (c) Teşebbüslerin Maliyet Artışlarına İlişkin İç Yazışmaları İçeren Yerinde
İnceleme Bulguları olarak üç ana başlık altında ele alınacaktır.
(a) Teşebbüsler Arası Yazışmalara İlişkin Yerinde İnceleme Bulguları
(542) ANKARA’da yapılan yerinde incelemede elde edilen, (…..)’dan (TSB) TSB Kaza
Komitesi’ne ve bilgi olarak ise ANADOLU çalışanları (…..) ile (…..)’a gönderilen
23.10.2015 tarihli ve “Rehber tarife çalışması sonuçları” konulu e-posta iletisinde
aşağıdaki ifadeler bulunmaktadır (Belge 16):
“Sayın Başkan,
Değerli Komite Üyeleri,
Geçtiğimiz toplantıda sunulan rehber tarife fiyatları, sizden gelen görüş doğrultusunda
enflasyon yüklemesi %20’den %25’e yükseltilerek güncellenmiştir. Çalışma sonuçları ekteki
dosyada ‘Yeni Tarife’ sayfasında yer almaktadır. Yeni fiyatların mevcut tarifede yer alan
fiyatlarla kıyaslamasını da yine aynı dosyada bulabilirsiniz. Görüşleriniz doğrultusunda
şekillendirilecek olan tarife, Birlik Yönetim Komitesinin onayına sunulacaktır. Bu çerçevede
görüşlerinizi iletebilirseniz sevinirim…”
(543) Söz konusu e-posta üzerine, MAPFRE Oto Sigortaları Direktörü (…..) tarafından (…..)
(TSB) ve TSB Kaza Komitesi’ne, ayrıca bilgi olarak ANADOLU çalışanları (…..) ile (…..)’a
gönderilen 26.10.2015 tarihli ve “RE: Rehber tarife çalışması sonuçları” konulu e-posta
iletisinde aşağıdaki ifadeler bulunmaktadır (Belge 17):
“(…..) Bey
Paylaşım için teşekkür ederiz. Sayfa başlığı olan ‘Mevcut Tarife’ tanımının hangi tarihli
çalışmayı ifade ettiğini paylaşabilir misiniz?
…”
(544) Bunun üzerine, (…..)’dan (TSB) MAPFRE Oto Sigortaları Direktörü (…..) ve TSB Kaza
Komitesi’ne, ayrıca bilgi olarak ANADOLU çalışanları (…..) ile (…..)’a gönderilen
27.10.2015 tarihli ve “RE: Rehber tarife çalışması sonuçları” konulu cevabi e-posta
iletisinde aşağıdaki ifadeler bulunmaktadır (Belge 17):
“Merhaba,
Mevcut tarife, şu anda Birlik web sayfasında yer alan güncel tarifedir.
Saygılarımla,”
(545) Söz konusu e-posta üzerine, AXA Operasyon Direktörü (…..) tarafından (…..) (TSB), TSB
Kaza Komitesi ve MAPFRE Oto Sigortaları Direktörü (…..)’e, ayrıca bilgi olarak
ANADOLU çalışanları (…..) ile (…..)’a gönderilen 04.11.2015 tarihli ve “RE: Rehber tarife
çalışması sonuçları” konulu e-posta iletisinde aşağıdaki ifadeler bulunmaktadır (Belge
17):
“(…..) bey ve Değerli komite üyeleri,
aşağıda iki adet link’e yer verdim. İlki […] asgari ücret rakamo 1012.-TL’den 1,300.-TL’ye
yükselecek. Dolayısı ile açık olan ve asgari ücretten hesaplama yapılan bütün dosyalarda, ilk
hesap rakamı %30 artmış olacak. 2016 yılı Rehber tarife hesabında gözetilmesi gerekebilecek
bir konu olarka ortaya çıktığı görülüyor.”
17-23/383-166
136/197
(546) ALLIANZ’da yapılan yerinde incelemede elde edilen, TSB Genel Sekreteri (…..)
tarafından Yönetim Komitesi ile GROUPAMA, AK yöneticilerine gönderilen 27.12.2015
tarihli ve “Trafik branşındaki son dönem gelişmeleri hk. basın toplantısı” konulu e-posta
iletisinde aşağıdaki ifadeler bulunmaktadır (Belge 14)
“Sayın Yönetim Komitesi üyelerimiz, bildiğiniz üzere son dönemde trafik branşında ciddi prim
artışları yaşanmakta ve bu durum kamuoyunda bir tepkiye yol açmaktadır. Tepkinin en kayda
değer olan kısmı da özellikle hasarsız segmentte yaşanan fiyat artışlarına yöneliktir. Vatandaş
özellikle “kaza yapmadığım halde primim neden bu kadar yükseldi” diye tepki göstermektedir.
Bu dönemde sektörümüze yönelik olumsuz bir algı oluşmamasını teminen iletişime önem
vermemiz gerektiğini düşünüyoruz. Zira yaşanan artışlar noktasında ne kadar haklı olduğumuz
hatta gecikmiş bir artış olduğu muhakkak. Ancak bunu kamuoyuna iyi anlatabilmek
haklılığımızı ortaya koyabilmek sektörümüze yönelik olumsuz algıyı minimize etmek açısından
çok önemlki. [...] Özetle yaşanan artışların nedenlerinin ve azami limit uygulamasının yol
açacağı sorunların kamuoyuyla paylaşılması önem arz etmektedir. Bu nedenle konu ile ilgili
tüm bilgileri paylaşacağımız ekonomi basınının da katılımı ile bir basın toplantısı düzenlenmiş
olup, bu toplantıya siz değerli Komite Üyelerimiz de davetlidir.
Tarih: 5 Ocak Salı
Saat: [...] 10:00 Toplantı
Yer: (…..)”
(547) ALLIANZ’da yapılan yerinde incelemede elde edilen TSB Genel Sekreteri (…..)
tarafından ANADOLU, AXA, ALLIANZ, MAPFRE, HALK ve GROUPAMA’nın
yöneticilerine gönderilen 13.01.2016 tarihli ve “Hazine Müsteşarlğı Trafik Toplantı Acil
ÖNEMLİ/IMPORTANT/URGENT” konulu e-posta iletisinde aşağıdaki ifadeler
bulunmaktadır (Belge 15):
“[...]Saygıdeğer Genel Müdürlerim, bu aksam üzeri Sayın Gökhan KARASU beni aradı ve 19
Ocak Salı günü saat 10.00’ da Sayın Hazine Müsteşarının Trafik branşındaki pazar payında
ilk beş sıradaki şirketlerin Genel Müdür ve ilgili GM yardımcılarını Ankara'ya toplantıya davet
ettiğini belirtti. Toplantıya şahsimin ve Sayın Başkanımızın da davet edildiği ifade edildi.
Akabinde konu ile ilgili yazı da geldi. Toplantı konusu Trafik primlerinde son dönemde görülen
fiyat artışları. Sayın Müstesnamızın trafikteki bu primlerin yüksek olduğunu düşündüğü ve
gerçekten olması gereken seviyenin bu düzey mi olduğu ve muallaklar hususunda bilgi almak
istediği ifade edilmiştir. Özetle gelinen nokta itibarıyla trafik primlerinin yüksekliğinin teknik
sebeplerini anlatmamız gerekiyor. Bu amaçla yarın öğleden sonra birliğimiz nezdinde şirketiniz
Teknik GMY ve aktüerlerinizin katıldığı bir toplantı yaparak toplantıya hazırlanmak istiyoruz.
Yarın saat 14.00de tarifeyi hazırlayan ilgili personelinizin tarifeyi oluşturan, destekleyen
parametrelerle ile birlikte toplantıya katilimi hususunda desteklerinizi konunun önemine binaen
önemle bekliyoruz.
Saygılarımla”
(548) Yukarıda özetle verilen yerinde inceleme bulguları değerlendirildiğinde rakip konumdaki
teşebbüslerin TSB bünyesinde yayımlanan Rehber Tarife üzerine bilgi alışverişinde
bulundukları ve 2016 yılı itibarıyla asgari ücrette yapılan artışın Rehber Tarife’ye
yansıtılmasına yönelik temel olan hesaplamalara ilişkin açıklamalar yaptıkları
görülmektedir. Hemen belirtmek gerekir ki I.1.30. bölümde ele alındığı üzere Rehber
Tarife, Tarife Yönetmeliği’nin 15. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca TSB tarafından
hazırlanan tavsiye niteliğinde bir liste olup 2008 yılından itibaren birliğin internet
sayfasında yayımlanmaktadır. Buna ek olarak yazışmalarda 2015-2016 döneminde
yapılan prim artışlarına yönelik tepkilere cevaben ve Hazine Müsteşarlığınca getirilen
azami brüt prim uygulamasına ilişkin Hazine Müsteşarlığı ve kamuoyu nezdinde
yapılacak açıklamalara yönelik tartışmaların olduğu da görülmektedir. Yapılan
yazışmaların rakip teşebbüsler arasında gerçekleştiği ancak üzerinde görüş alışverişinde
bulunulan hususların, bahse konu Rehber Tarife’nin enflasyon ve asgari ücretteki
gelişmeler neticesinde güncellenmesi, azami brüt prim uygulaması ve artan primlere
ilişkin olarak şirketlerin kamuoyuna yönelik açıklamaları ile sınırlı olduğu anlaşılmaktadır.
17-23/383-166
137/197
(b) Teşebbüsler Arası Rekabeti Konu Eden İç Yazışmalara İlişkin Yerinde İnceleme
Bulguları
(549) AXA’da elde edilen belgelerde teşebbüs yetkilileri arasında yapılan yazışmalarda aşağıda
yer verilen ifadelerin geçtiği görülmektedir:
14.01.2016 tarihli yazışmalar (Belge 19)
o “(…..) doğru agresif çok ama (…..) değil.[…] (…..) dışında (…..) aktif (…..) cengaver
(…..) ve (…..) maalesef. (…..) seviyelerine gelme şansımız yok su aşamada ama il bazlı
ve kullanım tarzı bazlı yeniden bakalım detaylara.”
o “Trakyadaki acentelerimizin çoğunda bu tür şikâyetler alıyoruz.[…] (…..) ve (…..)
sigortadan bu alanlarda bir atak görüyoruz.”
21.01.2016 tarihli yazışma (Belge 20)
o “Aydın merkezde; (…..) ve (…..) sigorta agresif. Bizim ortalama fiyatlarımıza göre
nerdeyse yarı yarıya fark var. Nazilli’de ise; Biz (…..)-(…..) arasında 7. Basamak Genel
sigorta (…..) arasında (…..) burada çok agresif (…..)-(…..)”
(550) ALLIANZ’da elde edilen belgelerde teşebbüs yetkilileri arasında yapılan yazışmalarda
aşağıda yer verilen ifadelerin geçtiği görülmektedir:
21.10.2016 tarihli yazışma (Belge 13)
o “7x2 için bir benchmark yapmaya çalıştık. […] Temin ettiğimiz verilerde; (…..)'de
gördüğümüz poliçelerde müşteriye yansıyan fiyatlar (…..)-(…..) TL arasında değişiyor.
(…..)'da acente ekranında fiyat (…..)-(…..) TL arasında gözüküyor (…..)’te ise (…..) TL
çıkıyormuş. Bizde su an 7x2 acente satışı (…..) TL. Bu verilere göre bir karşılaştırma
yapmak sağlıklı ve doğru olmayacaktır, bildiğin üzere her şirketin frekansı ve teminat
detaylan fiyatlar konusunda çok belirleyici oluyor.”
(551) ERGO’da elde edilen belgelerde teşebbüs yetkilileri arasında yapılan yazışmalarda
aşağıda yer verilen ifadelerin geçtiği görülmektedir:
20.02.2015 tarihli yazışma (Belge 21)
o “Ege Trafik benchmark da geldi. (…..) Sigorta Denizli ve Aydın'da çok ucuz,
yaklaşmamız bile mümkün değil. Manisa'da da ağırlıklı olarak (…..) en ucuz, birkaç
markada da (…..) yine en ucuz. İzmir’de ise (…..) çok ucuz. Ve yine onu (…..) takip
ediyor. Bizim prim seviyemiz çok yüksek kalıyor. (…..) aşağı yukarı aynı prim
seviyesindeyiz ama yükseğiz. Bu illerde, en azından bu markalarda rekabet şansımız
var gibi durmuyor.”
(552) GÜNEŞ’te elde edilen belgelerde teşebbüs yetkilileri arasında yapılan yazışmalarda
aşağıda yer verilen ifadelerin geçtiği görülmektedir:
23.02.2015 tarihli yazışma (Belge 24)
o “Mart tarifesi için İstanbul için gelen ilk fiyatlan paylaşıyorum. (…..) basamaklarda
(…..)’nun da rekabetçi olduğunu görüyoruz, şahıs fiyatlarında (…..)-(…..) TL’lik daha
düşük fiyatlara sahipler. Tüzel araç fiyatlarında biz daha iyi görünüyoruz.[…] Konya ve
Karaman da bizden daha rekabetçi fiyat veren şirketler var, Karaman da (…..) fiyatları
da rekabetçi. Ankara da (…..) nın fiyatları bizden %(…..)-%(…..) bandında daha pahalı
görünüyor”
30.04.2015 tarihli yazışma (Belge 25)
o “…Trafik branşında sektör rekabetinden dolayı ilk (…..) ay fiyatlarımızı düşürmediğimiz
için üretimimiz hedefin %(…..) altında gerçekleşmiştir. Mart ayı itibarıyla primlerimizde
artış olmuştur ve bu nedenle KPK etkisi ortaya çıkmıştır…”
17-23/383-166
138/197
06.05.2015 tarihli yazışma (Belge 26)
o “İzmir ilinde özellikle (…..) Basamakta bizden daha rekabetçi fiyatların olduğu, Manisa
ilinde gerçek kişide (…..)’ın, Tüzel kişilerde ise (…..) 'nın fiyatlarının rekabetçi olduğu,
Aydin ilinde ise (…..) Basamak hariç fiyatlarımızın genel olarak rekabetçi olduğunu
görülmektedir.”
(553) DOĞA’da elde edilen belgelerde teşebbüs yetkilileri arasında yapılan yazışmalarda
aşağıda yer verilen ifadelerin geçtiği görülmektedir:
13.07.2015 tarihli yazışma (Belge 43)
o “Son 1 yıla ait adana bölge üretim icmali ekte bilgilerinize sunarım, (…..) bencmark
primleri aşağıdaki gibi Mersin(…..) TL doğa (…..) TL Adana (…..) TL doğa (…..) TL
Gaziantep(…..) TL doğa (…..) TL Urfa: (…..) TL doğa (…..) TL. Acilen HP düşük il ve il
ve ilçeler haricinde zam yapıyoruz.”
13-14.07.2015 tarihli yazışmalar (Belge 44)
o “…hp oranı yüksek doğa illeri için detaylı bencmark yaptık,”
(…..TİCARİ SIR…..)
o “Hususi kullanım tarzında, adana, mersin ve urfa trafik primleri sektör ortalamasına
getirildi…”
16.11.2015 tarihli yazışma (Belge 45)
o “…İzmir trafik bencmarkları ektedir. Bu bencmarklara bakıldığında çoğu grupta
fiyatlarımız rakiplerimize göre oldukça düşüktür. Bu konuda (…..) Bey ile yaptığımız
görüşmede %(…..) lik bir zam yapılması konusunda mutabık kalmış durumdayız.
Özellikle (…..) ve (…..) Basamaklarda zam oranımızı arttırabiliriz."
01.12.2015 tarihli yazışma (Belge 46)
o “(…..) bey Trafikte ve kaskoda çok mu düşük kaldık özellikle trafik fiyatlan sektörde son
zamanda büyük artış gösterdi”
16.12.2015 tarihli yazışmalarda bazı iller için taksilere yönelik Trafik Sigortası prim
çalışması yapılmış ve 4. basamak için ortalama brüt prim (…..) TL, hasarsızlık
indirimleri dahil minimum prim ise (…..) TL olarak hesaplanmış (Belge 47) olup bu
prim öngörülerine ilişkin olarak aşağıdaki ifadeler bulunmaktadır (Belge 48).
o “Vurucu bir fiyat olsun demiştik galiba (…..) bu fiyatın altında idi attığımız taş
ürküttüğümüz kurbağaya değmeyecek,”
o “Elinize sağlık ancak biz bunu bu fiyatla satamayız. Neden mi? (…..) ve (…..) Trakya'da
(…..) -(…..) arası satmaktadır. İstanbul da ise Allianz (…..) fiyat vermektedir. Hasarsızın
(…..) basamaklarda daha düşük fiyatlar bulunmaktadır. Bu fiyatlar varken bizim bunu
satışta göstereceğimiz cabaya değmeyecek düşüncesindeyim.”
17-23/383-166
139/197
(554) RAY’da elde edilen belgelerde teşebbüs yetkilileri arasında yapılan yazışmalarda
aşağıda yer verilen ifadelerin geçtiği görülmektedir:
18.07.2014 tarihli yazışma (Belge 37)
o “...rakip şirketlerin fiyat politikaları sonucu üretim artışı veya düşüşü yaşanabilmekte
olup, piyasa şartları takip edilerek fiyat ayarlamaları yapılabilmekte ve aylar arasında
prim üretimi farklılıkları oluşabilmektedir”
19.01.2016 tarihli yazışmalar (Belge 40)
o “Yapılan sektör analizlerinde bir çok şirketin Trafik sigortasında Ocak ayında 2-3 kat
büyüdükleri gözlemlenmiş olup, bu şirketlerin yukarı doğru fiyat hareketi yapması
durumunda primlerimizin düşük kalacağı ve planlamamızın üzerinde üretim yapma
olasılığımız olması göz önüne alınarak Şubat 2016 dönemi için aşağıdaki artışlar
planlanmıştır.”
o “Genel olarak (…..) ve (…..) kullanım tarzında ortalama %(…..) oranında artış, ayrıca
frekansı yüksek olan spesifik segmentlerde ilave artışlar planlanmıştır…”
(555) EUREKO’da elde edilen belgelerde teşebbüs yetkilileri arasında yapılan yazışmalarda
aşağıda yer verilen ifadelerin geçtiği görülmektedir:
01.12.2015 tarihli yazışma (Belge 23)
o “…(…..) gibi trafikte (…..)% üzerinde büyüyen ve büyüme stratejisini trafik üzerine kuran
şirketler sektör üzerinde büyüyecektir. (Pazarda bir taraftan primler artarken, diğer
taraftan (…..) ve (…..) sigortanın poliçelerini kapma yarışı şirketler için kolay büyüme
alanı olarak gözüküyor.)”
(556) KORU’da elde edilen belgelerde teşebbüs yetkilileri arasında yapılan yazışmalarda
aşağıda yer verilen ifadelerin geçtiği görülmektedir:
23.02.2016 tarihli yazışma (Belge 49)
o “… 14 şirket adet küçülürken 11 şirket adette artmış, artan ortalama primler (…..) gibi
şirketlerde yazma iştahını korumuş. En radikal küçülme (…..)'da gözüküyor, ancak
ortalama primi sektör ortalamasının altında, (…..) ortalama primi (…..)’ya göre daha
yüksekken poliçe büyümesi %(…..), bu da hasarlı kademe veya otomobil dışı kullanıp
tiplerinde yazdığı anlamına gelebilir”
(557) BEREKET’da elde edilen belgelerde teşebbüs yetkilileri arasında yapılan yazışmalarda
aşağıda yer verilen ifadelerin geçtiği görülmektedir:
07.05.2014 tarihli yazışma (Belge 28)
o “…Acenteliğinin trafik fiyatlarında Afyon-Merkez’de (…..) ve (…..) grubuna ait (…..)
araçlarında, yeni kayıt ve hasarsız poliçelerde tüm yaş grubunda diğer şirketler
fiyatlarına yaklaştırılması (%(…..) civarı indirim yapılması) ile ilgili ekteki talebi
değerlendirilmiş acentenin münhasır olması nedeniyle, trafik fiyatlarının rekabetçi hale
getirilmesi ve şirketimiz trafik karlılık kriterleri çerçevesinde dikkate alınarak
değerlendirilmesi (ARGE tarafından) oy birliği uygun görülmüştür. (İşlem: AR-GE Md.-
Takip: Akdeniz Bölge Md.”
08.10.2015 tarihinde yapılan acente ziyaretlerine ilişkin “Bölge Ziyaret Raporu”nda,
acentelerin Trafik Sigortası branşında fiyatların diğer sigorta şirketlerine göre yüksek
olduğunu ifade ettikleri, daha iyi rekabet edebilmek adına fiyatların aşağı çekilmesini
talep ettikleri görülmektedir (Belge 30).
17-23/383-166
140/197
01.07.2015 tarihli yazışma (Belge 29)
o “TRF SİGORTA FİATLARIMIZ YUKSEK KALDI.. ÜÇ AYLIK YENİ DÖNEM İÇİN
YAPILACAK BİŞEY OLMADIĞINI BİLİYORUM AMA PAYLAŞAYIM DEDİM.
ÖRNEKLER AŞAGIDA... 09 P PLAKALI 18+1 OTOBÜS 6.BASAMAK BİZDE (…..) TL..
6.BASAMAK (…..) TL. 9 PLAKA 7.BASAMAK H.OTOMOBİL BİZDE (…..) TL (…..) TL
NAZİLLİ GENELLİKLE ŞUBELERE ALIŞTI. BİRDEN ÇOK SAYIDA ACENTELİK
OLUNCA REKABET İHTİMALİMİZ HİÇ KALMADI...”
(558) AIG’de elde edilen belgelerde teşebbüs yetkilileri arasında yapılan yazışmalarda aşağıda
yer verilen ifadelerin geçtiği görülmektedir:
25.12.2015 tarihli yazışmalar (Belge 4)
o “...CTPL’de conversiyon çok yüksek. Örneğin kasım’da (…..) teklif verilmeiş (…..) %
conversion var! Bu yeni tarife değişikliğiyle [artışıyla] bu oranda düşecek öyle değil mi?”
o “...Bence (…..)a bir yazalım.ocak ayında %(…..) yaptık fakat şubat için bir artış
isteyelim.konversion çok yüksek biz azaltmak istiyoruz bunun için bize şubatta geçerli
olacak bir artış ver diyelim.”
08.01.2016, 11.01.2016 ve 12.01.2016 tarihli yazışmalar (Belge 7, 8 ve 9)
o “...geçen ay trafik sigortası primlerimizde %(…..) bir artış yaptık. Ancak bu artış yeterli
değil. Bildiğiniz üzere trafik sigortasında poliçe üretmek istemiyoruz. Dolayısıyla trafik
sigortası primlerimizde yeni bir artışa ihtiyaç var.... Toplam artış oranı %(…..) olacak.
Konuyla ilişkin hazine ile paylaşmak üzere aktüeryal raporu ve ...’dan gelecek çalışmayı
bekliyoruz...” 80
o “... trafik sigortası primlerinde artışa katılıyorum. Her zaman olduğu gibi azami prim
konusundaki mevzuat şartlarına uyumlu olduğumuzdan emin olalım...” 81
o “…ancak şube müdürlerimiz ve satış temsilcilerimizden gelen bilgiler bu artışın nedeni
büyük rakiplerin Aralık ayında fiyatlarını arttırması nedeniyle bizim pozisyonumuzun
piyasada rekabetçi kalmasıdır. (Aslında büyük rakiplerin prim artışlarının sebebi
düzenleme değişiklikleriyle ilgili) …” 82
(559) ZİRAAT’te elde edilen belgelerde teşebbüs yetkilileri arasında yapılan yazışmalarda
aşağıda yer verilen ifadelerin geçtiği görülmektedir:
15.01.2016 tarihli yazışma(Belge 52)
o “...İstanbul, Ankara ve İzmir illeri için Ocak ayında olan, (…..) ve (…..) Sigortadan
aldığımız 4. Ve 7. Basamak otomobil fiyatları aşağıda bilgilerinize sunulmuştur ((…..))...”
(560) TURKLAND’da elde edilen belgelerde teşebbüs yetkilileri arasında yapılan yazışmalarda
aşağıda yer verilen ifadelerin geçtiği görülmektedir:
02.04.2015 tarihli yazışma (Belge 50):
o “...’ın gönderdiği tekliflere baktım, Birisi (…..). Yaptıkları indirim malum; Araç hususi oto,
Antalya plaka 7. Basamak bizde (…..),- TL (…..), -TL Diğeri (…..), (…..) basamak tüzel
kişi, (…..) sigortalanıyor. Bu bizde pahalı çünkü bu basamağı istemiyoruz. Durum bu
şekilde”
80 Aslı İngilizce olan yazışmalar raportörler tarafından Türkçeleştirilmiştir.
81 Aslı İngilizce olan yazışmalar raportörler tarafından Türkçeleştirilmiştir.
82 Aslı İngilizce olan yazışmalar raportörler tarafından Türkçeleştirilmiştir.
17-23/383-166
141/197
(561) ORIENT’te elde edilen belgelerde teşebbüs yetkilileri arasında yapılan yazışmalarda
aşağıda yer verilen ifadelerin geçtiği görülmektedir:
21.10.2014 tarihli yazışmalar (Belge 32)
“KARAYOLLARI TRAFİK ZORUNLU MALİ SORUMLULUK SİGORTASI
İSTATİSTİKLERİ OTOBÜS (SÜRÜCÜ DÂHİL 31 VE ÜSTÜ KOLTUK)
ŞİRKET ADI ŞİRKET KODU
POLİÇE
ADET
ALINAN
PRİM
TOPLAM ÖDENEN
TAZMİNAT DOSYA ADET
(…..) (…..) 3.294 13.860.260 1.846.348 679
(…..) (…..) 3.469 12.967.601 2.682.386 944
(…..) (…..) 731 2.471.153 3.396.120 655
(…..) (…..) 4.729 12.771.772 1.971.831 621
(…..) (…..) 548 1.305.167 2.143.465 229
(…..) (…..) 692 2.277.737 1.391.977 137
(…..) (…..) 509 2.935.860 937.874 430
(…..) (…..) 459 1.458.935 1.022.095 98
(…..) (…..) 856 1.761.147 1.237.898 483
(…..) (…..) 1.441 4.309.716 944.820 391
(…..) (…..) 1.224 5.105.481 531.185 111
TOPLAM - 19.205 64.537.807 26.679.160 5.873
o (…..) tane trafik sigortası yaparsak abi bu iş kara dönüyor Şu anda sarı ile işaretli
olmayanlar geçmiş seneki muallatlerinden dolayı zarardalar yani yeni fiyatlarla
yazanlar hep kar etmiş Ben bu şirketler arasında Allianz Anadolu Halk Mapfre Neova
Sbn Oyuncusuyum Özellikle ağırlık sbn, Anadolu, neova arasında Görüldüğü üzere iyi
bir oyunla zarar etmez Güzel bir politikayla (…..)-(…..) tane araç alınabilir bu iştetede
tarife yapmayacaksınız Cıkan neyse %(…..)-(…..) altına vermek yeterli Neovada ki
trafiklerin hepsi kazalı araçların trafikleridir onlard ucuz poile almıyoruz”
24.09.2015 tarihli yazışmalar (Belge 33 ve 34)
o “... un 9 adet aracı için trafik fiyatı talebi bulunmaktadır. Bu firma çok büyük bir nakliyat
firması olup hasar primleri de iyidir. İlişkilerimizin çok iyi olduğu bu şirkete rekabetçi fiyat
verebilir isek hem trafik hem de kaskolarının tamamını yapabiliriz. Yıllık prim üretimleri
de çok yüksektir. Bu firma için zaten sizi en kısa zamanda ziyaret edip özel bir fiyat
tanımlaması yapabilmeyi umut ediyorum. Ekte firmadan gelen bir talep var. Bu süre
zarfında bu araçlar için rekabetçi bir fiyat verebilir miyiz? Yardımlarınızı rica ediyorum.”
o “...Trafik sigortasında mevcut sistem tarifemizi kullanıyoruz ve fiyat tarifemizde kar-zarar
açısından piyasadan farklı olarak aslında olması gerektiği bir seviyede olduğu için fazla
bir rekabet gücü bulunmuyor. Firma tanıdığımız ve yabancı da olmadığımız bir firma
ama maalesef ki trafik tarifemiz özellikle (…..) grubunda kurumun hedefindeki primin
çok çok üzerine kalabilir”
o “.... Belirttiğim gibi, genel olarak Trafik Sigortalarında, işin özelinde ise (…..) grubunda
rekabetçi fiyat tarifemiz ve politikamız bulunmuyor. Burada olan fiyatların (…..) katı
çıkan bir tarifemiz var. Bu sebeple bu tür araçlarda maalesef ki rekabetçi olamıyoruz.
Göürşmek dileği ile”
15.03.2016 tarihli yazışmalar (Belge 31)
o “Hazirlik mahiyetinde umumi herhangi bir trafik ve kasko tarifelerini herhangi bir yerden
temin edebilir misin? Bunun uzerinde calisirmisin?
o TSB’nin sitesinde trafik için rehber tarife var. Bu tarifeyi indirdim. Şirketler rehber tarife
üzerinden risk iştahlarına bağlı kendi tarifelerini oluşturuyorlar. Kasko için rehber tarife
yok. Diğer şirketlerden temin etmeye çalışırım.”
17-23/383-166
142/197
(562) Yukarıda özetle verilen yerinde inceleme bulguları tamamen teşebbüslerin kendi iç
yazışmalarından oluşmaktadır. Bu yazışmalarda öne çıkan unsurlar değerlendirildiğinde;
teşebbüslerin özellikle acenteleri vasıtası ile piyasadan topladıkları bilgiler ile
sektördeki rakiplerinin rekabetçi konumunu ve piyasadaki davranışlarını yakından
takip ettiği,
bu çerçevede teşebbüslerin, pazar hacmi büyük olan -özellikle AXA, ALLIANZ,
GROUPAMA, ANADOLU, MAPFRE, AK, SOMPO, GÜNEŞ gibi- rakiplerinin
pazardaki konumlarını ve genellikle il bazındaki fiyatlamalarını takip ettiği,
pazar hacmi düşük teşebbüslerin kendileri ile benzer düşük hacimli rakiplerinin de
pazardaki konumunu ve fiyatlamalarını takip ettikleri,
rakiplerin primlerine göre hangi fiyat seviyeleri, bölge ve kategorilerde rekabetçi
primler verilebileceğine yönelik analizler yapıldığı,
kimi zaman spesifik bir acente ya da müşteri için özel indirimler yapıldığı,
bununla birlikte teşebbüslerin kendi kârlılık durumları ve gelir beklentilerine göre
piyasa ortalamasına göre düşük kalan primleri, kimi zaman arttırma eğilimi
taşıdıkları ve sektör ortalamasının altında kalmamaya çalıştıkları,
sektör ortalama primlerinin altında kalınmasından kaçınılmasının en önemli
sebeplerinden birisinin de, teşebbüslerin düşük kalan primlerinin planlamanın
üzerinde prim üretimine yol açması olduğu ve bu durumun da istenmediği,
buna ek olarak Trafik Sigortası’nda poliçe üretmek istemeyen teşebbüslerin,
rakiplerinin primlerindeki artışlar sonucu rekabetçi konumlarından kaçınmak üzere
primlerinde yaptığı artışları yinelemek suretiyle, kimi zaman spesifik bir basamağa
özgü olarak, yeni müşteri almamaya çalıştıkları
görülmektedir.
(c) Teşebbüslerin Maliyet Artışlarına İlişkin İç Yazışmaları İçeren Yerinde İnceleme
Bulguları
(563) ALLIANZ’da elde edilen belgelerde teşebbüs yetkilileri arasında yapılan yazışmalarda
aşağıda yer verilen ifadelerin geçtiği görülmektedir:
22.10.2015 tarihli yazışma (Belge 12)
o “Tavan fiyat uygulamasi getirilen arac tiplerinde poliçelerin %(…..)'i cap'e takilmaktadir.
Kasim tarifemiz ile bu araç tiplerinde toplam prim kaybi %(…..) olmaktadir. Bütün trafik
portföyüne oranladığımızda prim kaybı %(…..)'tür. Aksiyon alınmadığı durumda yılık
kayıp (…..) TL'nin üzerindedir”
17-23/383-166
143/197
(564) (…..)’te elde edilen belgelerde teşebbüs yetkilileri arasında yapılan yazışmalarda aşağıda
yer verilen ifadelerin geçtiği görülmektedir:
30.04.2015 tarihli yazışma (Belge 25)
o “…Hazine tarafından yapılan IBNR (GERK- Gerçekleşmiş ancak rapor edilmemiş.)
hesaplama kural değişikliğinin neticesinde 2015 yılı birinci 3 aylık sonuçlarına göre Net
zarar ( -) (…..) Bin TL olmuştur. Eğer kural değişikliği olmasa idi Net zarar (-)(…..) Bin
TL olacak idi. İlişikteki ekli kar zarar tablolarına bakıldığında farkın MAMS (Trafik)
branşından kaynaklı olduğu görülmektedir. Kural değişikliğinden sonra MAMS ( Trafik )
branşındaki (-) (…..) Bin TL olan zarar, kural değişmeseydi (-) (…..) Bin TL olacaktı.
Dolayısıyla bu kural değişikliğinin Trafik branşını büyük ölçüde etkilediği görülmektedir.
Trafik branşının etkilenmesinin başlıca nedenleri şu şekilde sıralanabilir: 1. Kural
değişikliği olmasaydı oluşacak olan zarar dönemseldir ve KPK (Kazanılmamış primler
karşılığı) kaynaklıdır 2. Trafik branşında sektör rekabetinden dolayı ilk (…..) ay
fiyatlarımızı düşürmediğimiz için üretimimiz hedefin %(…..) altında gerçekleşmiştir.
(…..) ayı itibarıyla primlerimizde artış olmuştur ve bu nedenle KPK etkisi ortaya
çıkmıştır.”
(565) HDI’da elde edilen belgelerde teşebbüs yetkilileri arasında yapılan yazışmalarda aşağıda
yer verilen ifadelerin geçtiği görülmektedir:
23.11.2015 tarihli yazışma (Belge 27)
o “…Arkadaşlar Maalesef (…..) rezerv eksiği epey çıkacak ((…..)). Ne yaparsak yapalım,
hasar trendi maalesef buna sebep oluyor. Dolayısıyla sizden ricam bir çalışma yapıp;
Bedeni hasar gidişatı, değer kaybı, yılbaşına gelecek asgari ücret farkı, caktaki teminat
artışı v.b sebeplerden dolayı çok ciddi bir tarife artışı yapmalıyız. Ama özeleştiri yapmayı
da unutmayalım bu gidişatı daha önceden sezip gerekli hamleleri yapmalıydık. bazen
ben zorlamasam zam bile yapmayacaktınız gerekiyorsa çok küçülmeliyiz neyse
dramatize etmek istemiyorum durumu yeter ki gerekeni yapalım. her zaman söylediğim
gibi önce dibi görelim, hangi üretim seviyesinde para kaybetmeyeceksek o seviyeye
gelelim sonra Pazar müsait olursa hamleler yaparız çalışmanızı bekliyorum”
(566) RAY’da elde edilen belgelerde teşebbüs yetkilileri arasında yapılan yazışmalarda
aşağıda yer verilen ifadelerin geçtiği görülmektedir:
10.11.2015 tarihli yazışmalar (Belge 39)
o “Bilindiği üzere Sigorta Sektörü Trafik Sigortalarında yıllardır zarar etmektedir. Sektörün
zararının alınan primlerin mevcut ve gelecekte bildirilecek hasarları karşılayamaması
gerçeğinden kaynaklandığı sektörü yakından tanıyan her kurum tarafından bilinen bir
durumdur. Sektörümüz Bedeni zararlar ve Değer Kaybı gibi Maddi Hasarlara ilişkin
düzenlemeler ve de yargı ve uygulama kararlarıyla zararlı gidişi tersine çevirmekte ciddi
anlamda zorluk yaşamaktadır. Uzun yıllara varan birikmiş zararın boyutları son yıllarda
şirketlerin sermaye yapılarını ve dolayısıyla mali yeterliliklerini olumsuz etkilemektedir.
Bunun en son örneği bir yıl içerisinde faaliyeti durdurulan 2 sigorta şirketidir. Bu
boyutlara varan bir zarar sektör yatırımcıları açısından yeni sermaye ihtiyacı doğurması
bakımından son derecede zorlayıcı noktalara ulaşmış olup; trafik kazalarından mağdur
olanların haklarının ileriye dönük olarak korunmasını sağlayacak mekanizmalar hızla
aşınmaktadır. Durum böyle olmakla birlikte, yaşanan sıkıntıların aşılabilmesinin tek yolu
olan riski karşılayabilecek yeterli primin alınması önünde engeller çıkarılmasına dönük
kararların peşpeşe devreye sokulmuş olması, sektör temsilcileri ve yatırımcılarını ciddi
bir endişeye sevk etmektedir.”
17-23/383-166
144/197
(567) EUREKO’da elde edilen belgelerde teşebbüs yetkilileri arasında yapılan yazışmalarda
aşağıda yer verilen ifadelerin geçtiği görülmektedir:
01.12.2015 tarihli yazışma (Belge 23)
o “İnternetten bayağı baktım, genel bir fiyatlar artıyor / maliyetler nedeniyle artmaya
devam edecek havası var ama kimse X% artar diyemiyor. Ekim 2015 sonu itibarıyla
geçen sene aynı döneme göre sektörde 25% prim, 8% adet artışı var.… zararlar
sebebiyle önümüzdeki yılda sektörün üzerinde (15% bandında) bir büyüme beklenebilir.
Tabi bunu şirket bazında değerlendirmek lazım”
(568) SBN’de elde edilen belgelerde teşebbüs yetkilileri arasında yapılan yazışmalarda
aşağıda yer verilen ifadelerin geçtiği görülmektedir:
23.10.2015 tarihli yazışma (Belge 41)
o “...Türkiye Sigorta Birliği’nin açıkladığı sonuçlara göre; trafik sigortasında ilk yarıyıl
teknik zararı, geçen yılın aynı dönemine göre üç’e katlamış durumdadır. Bunun yanında
kanun koyucunun yeni bir yasa çıkartması durumunda sektöre getirilecek olan yükler
daha da artabilir. Günümüzdeki zararın bu kadar artmasının sebebi geçmiş yıllarda
uygulanan fiyat politikaları olup, geçmiş yıllardan gelen zararların toplam içindeki
payının %80 lik kısmına tekabül edeceğini düşünmekteyiz.
... Branş bazında zarar edilmiş olması, yapılan prim hesaplarının hatalı olduğunu ya da
rekabet ortamının sonucunda uygulandığını gösteriyor. Branşın h/p oranına
baktığımızda bu fiyatların şirketlere kar getireceğini ve bunun sonucunda prim artışının
şirketlerin daha rahat pozisyon almalarını sağlayacağını düşünüyoruz. Tabi ki
tüketicilerin bir anda oluşan prim artışından memnuniyetsiz olmaları gayet doğal bir
tepkidir.
...Genel Şartlarda yapılan değişiklikle bu branşta fiyatlamanın daha doğru bir şekilde
yapılabilmesine yönelik adımlar atılmış olup, sektör ortalama primlerin yükseldiği bu
düzenlemenin sonucunda %25 oranında artışın olduğunu düşünmekteyiz.”
30.11.2015 tarihli yazışma (Belge 42)
o “...Trafik branşında sektörün yaşadığı zararlar geçmiş yıllara dayanmakta olup,
başlangıçta bu zarar rekabetçi fiyatlamadan olmaktaydı. Genel itibarı ile incelendiğinde
ise dönemsel olarak Hazinenin Trafik branşına ilişkin yaptırımlarının da o dönemlerde
zararın artmasına sebep olduğunu söylemek mümkün. 2014-2015 yılları da buna iyi
birer örnek. SBN olarak biz kullanım tarzı, plaka ve hasar geçmişi gibi verilere
dayanarak ve maliyeti etkileyen diğer konuları da göz Önünde bulundurarak, (örneğin
son dönemde değer kaybı ve çok yakında asgari ücrette beklenen artış konuları)
fiyatlama yapmaktayız. Bu fiyatlamanın rakamsal dönüşü trafik sigortalarında ortalama
3-4 yıllık bir süre aldığı için zaman almakla beraber son yıllarda Şirket olarak bir iyileşme
yaşadığımızı söyleyebiliriz. 2016 yılında da geçmiş yıllardaki politikalarımız geçerli
olacak olup, kesinlikle değer kaybı, asgari ücret güncellemesi gibi konuların da
maliyetlere yansıtılacağını söyleyebiliriz.”
17-23/383-166
145/197
(569) AIG’de elde edilen belgelerde teşebbüs yetkilileri arasında yapılan yazışmalarda aşağıda
yer verilen ifadelerin geçtiği görülmektedir:
08.12.2015 tarihli yazışma (Belge 2)
o “...Merhaba, asgari ücretin etkisi hakkında konuşmuştuk. Sorduğum bazı şirketlere göre
etki %30. Belki biz tarifede doğrudan %30 artış yapmayız83.”
11.12.2015 tarihli yazışma (Belge 2)
o “...Türkiye trafik sigortası ürününe ilişkin etki analizini bitirdik. Hasar teminat
limitlerindeki değişiklik ve 01.01.2016 tarihinde yürürlüğe girecek (Bedensel Hasar için)
asgari ücretteki %30 artış dikkate alındığında baz tarifeye etkinin +%(…..) olacağı
tahmin edilmektedir.”“84
04.01.2016 tarihli yazışma (Belge 2)
o “01.01.2016 itibaren, Fiziksel Hasar (PD) ve Bedensel Yaralanma (BI) için Trafik limitleri
Türkiye’de artırılacaktır. Bu nedenle değişiklikleri yansıtmak için tarifemizi revize ettik.
Limitler aşağıdaki gibi revize edilmesi beklenmektedir:
-BI: asgari ücret %30 oranında artmış olacak. BI hasarlar maaşa dayandigi için,
ortalama hasar etkilenmesini beklenmektedir. Asgari maaş artışının tam etkisni BI
ortalama hasar’a uyguluyoruz. Bu tahmin business bilgisi üzerine dayalidir; bu seçenek
ayni anda güvenli bir yaklasim.
-PD:Limit 2015 yılında (…..) YTL’den 2016 yılında (…..) YTL’ye revize edilecektir. PD’e
etkisi ortalama hasar dağılımı analiz edilerek tahmin edilmiştir. Uygun bir dağılım eğrisi
monte edilmiştir. Dağılımi daha duzgun monte edilmesi icin, kuyruk ve beden ayrı monte
edilmiştir. Yeni beklenen püre prim yeni limit ile tahmin edilmiştir. Portföyün kucuk
olması, ve hasar dagilimi kucuk hasarlara agirligi verdigi icin,yeni beklenen pure
premium’deki etki sifir olarak gözükmektedir. Limit’in yükseliş etkisini dahil etmek icin,%
(…..) Bir etki seçtik.
Piyasa verilerine dayalı (Tramer Trafik rapor) pure prim’in teminat dagilimi hesapladık:
(…..) % BI (…..) % PD. Bu oranlara dayanarak CTPL pure prim+%(…..) genel etkisini
tahmin ediyoruz”
12.01.2016 tarihli yazışma (Belge 5)
o “Trafik bedeni dosyalar üzerinde yaptığımız çalışmada toplam etki (…..) TL civarında
olacak. Etki olmayan dosyaların çoğunluğu manevi tazminat talepleri ve sonuçlanmış &
Yargıtay’da olan dosyalardır.[...] Asgari ücretin olası etkisi konusunda muallak
dosyalarımız açısından çok net bir rakam vermemiz maalesef mümkün değil.. Ancak
şöyle genel bir hesap yapabiliriz; Toplam da yaklaşık (…..) TRL olan PI
hasarlarımızın miktarsal olarak (…..) si avukat, geri kalanı (…..) SMM-Bu (…..) inin de
(…..) SGK hasarı olacağını baz alırsak; (…..)-(…..)=(…..)=(…..)TRL SGK
muallakları…Bu (…..) TRL lik mevcut dosyalarımızın açısından etki yapmayacktır…Zira
SGK cezaları 2016 sonrası güncellenecek…Ancak 2016 yılı için alınacak SGK
ihbarlarının (…..) seviyesinde olacağı varsayılır ise artışn (…..)*(…..)=(…..) TRL olarak
2016 yılında etkisi olabileceği düşünebilir.. Çok rough hali ile… Casualty; İçin maalesef
aktüerya hesabında , hasar geçmiş tarihli olsa bile hesap yanıldığı tarihteki güncel ücret
baz alınacağından mevcut dosyalar üzerinde de etkisi olacaktır. Ancak her dosyada
asgari ücret alınmıyor, güncel maaş bilgisi var ise ve asgari ücretin üstü ise zaten asgari
ücret artışının o anlamda etkisi olmaz… Ancak dosyalar bazında hangisinde asgari
ücret hangisinde bordro vs alındığını bilemediğimizden çok rough hali ile mevcut
muallaklar üzerinde %(…..) artışı etki olarak düşünebiliriz( Worker’s compensation
açısından düşünerek yaklaşık (…..) USD)..Bu dediğim gibi çok da gerçekçi
olmayabilir…Her dosya bazında tek tek bakılması gereken bir husus.”
83 Aslı İngilizce olan yazışmalar raportörler tarafından Türkçeleştirilmiştir.
84 Aslı İngilizce olan yazışmalar raportörler tarafından Türkçeleştirilmiştir.
17-23/383-166
146/197
11.03.2016 tarihli yazışmalar (Belge 10 ve 11)
o “… 2016 Şubat ayında yapılacak tarife revizyonu; Son 18 aylık döneme bakıldığında,
Euro/USD Kurlarında Türk Lirasına göre dikkate değer artışlar olmuştur. Hazine
müsteşarlığının uygulamaya koyduğu yeni düzenlemelerle birlikte orijinal parça
kullanımının da zorunlu hale gelmesi döviz kuru artışlarının tarife düzenlemelerindeki
etkisini kaçınılmaz kılmıştır. Türkiye’de kullanılan ithal araçlar için yapılan tüm hasar
onarım işlemleri Euro/USD bedelleri üzerinden Türk Lirasına çevrildikleri için, hasar
ödemelerimizdeki yedek parça maliyetleri direkt olarak bu kur artışlarından
etkilenmektedir. Ortalama hasar maliyetlerimizdeki yıllar bazındaki gelişimin en önemli
sebeplerinden bir tanesi de döviz kurlarındaki bu değişimlerdir.… Bu analizde özellikle
EURO ve USD kurlarının ortalama hasar maliyetleri üzerindeki etkilerine konsantre
olundu. Bu analizin neticesinde, uzun dönemde kurlardaki değişimin etkisini ortaya
çıkan ortalama maliyet artışlarını dengeleyici bir risk faktörü olarak dikkate almamız
gerektiği görünmektedir. Bu etki için yaptığımız kurlardaki değişim analizi ve hasar
ödemelerindeki yedek parça maliyetlerinin payını dikkate alarak yapılan yansıtma işlemi
neticesinde, döviz kurlarındaki değişimin portföye ve tüm araç tiplerinde etkisi %(…..)
hesaplanmış ve bu artış baz primlere uygulanmıştır…”
o “Nisan ayı için şirket grup aktüerimizle yapmış olduğumuz çalışma neticesinde artış
yapma gereğimiz ortaya çıktı [...]”
(570) UNICO’da elde edilen belgelerde teşebbüs yetkilileri arasında yapılan yazışmalarda
aşağıda yer verilen ifadelerin geçtiği görülmektedir:
18.11.2015 tarihli yazışma (Belge 51)
o “...Asgari ücrette artış, elementer sigorta şirketlerinin karşılılık yükümlülüklerini ciddi
oranda artırıyor.Bilindiği gibi bir süredir asgari ücretin 1 Ocak 2016’dan itibaren %30
civarında artırılacağı konuşuluyor. Bu artış, hayat dışı sigorta şirketlerinin, özellikle trafik
segmentinde yoğun şirketlerin, karşılık yükümlülüklerini yaklaşık %30 artıracak. Trafik
sigortasında özellikle bedeni hasar tazminatları hesaplanırken 2 kriter dikkate alınıyor.
Hasar gören kişinin kalan ömrü ve geliri. Gelir hesabında ise ekseriyetle baz alınan ücret
asgari ücret. Dolayısıyla bu tarafta yapılacak %30 artış, tazminat yükümlülüklerini yukarı
taşıyacak. Hesaplamalarımıza ve son bilançolarına göre bedeni hasar tazminatı için
ayrılan karşılık (…..) ve (…..) Sigorta için sırasıyla (…..) TL ve (…..) TL civarında. Bu
tutarların %30 artırılması (…..) için ek (…..) TL, (…..) Sigorta için ise ek (…..) TL karşılık
anlamına geliyor. Asgari ücret artışı Ocak 2016’da gerçekleşirse, karşılıkları 1Ç16
bilançolarında görüyor olacağız. Hatırlatmak gerekirse 2016 konsensus kar beklentisi
(…..) için (…..) TL, (…..) Sigorta için (…..) TL seviyesinde”
(571) Yukarıda özetle verilen yerinde inceleme bulguları tamamen teşebbüslerin kendi iç
yazışmalarından oluşmaktadır. Bu yazışmalarda öne çıkan unsurlar değerlendirildiğinde;
teşebbüslerin asgari ücret, regülasyon değişiklikleri, değer kaybına ilişkin dava
süreçleri, teminat artışı, döviz kurundaki artışların hasar onarım işlemlerine etkisi
gibi nedenlerle maliyet artışları yaşadıkları,
bu nedenle karşılık yükümlülüklerinde artış yapılması ihtiyacı doğduğu,
maliyet artışları ve artan karşılıkların zararlara neden olduğu,
bazı teşebbüslerin oluşan zararları yanlış prim hesabı ve rekabet ortamına
bağladığı,
piyasadaki zararların birçok teşebbüs için geçerli olduğu, nitekim bu hususa ilişkin
teşebbüslerin gözlemlerinin bulunduğu,
bu zararlar nedeniyle teşebbüslerin kendi primlerinde artış kararları aldığı
görülmektedir.
17-23/383-166
147/197
(572) Sektörde faaliyet gösteren teşebbüslerin bir araya gelerek Trafik Sigortası primlerini
artırdığı iddialarına ilişkin olarak yapılan yerinde incelemelerde teşebbüslerin 4054 sayılı
Kanun’un 4. maddesi çerçevesinde bir anlaşma ve/veya uyumlu eylem içinde hareket
ettiklerine dair herhangi bir delil elde edilememiştir. Yerinde incelemelerde elde edilen
iletişim belgelerinde de soruşturma konusu iddiaları destekleyecek herhangi bir bulguya
rastlanmamıştır. Öne çıkan bir husus da çeşitli nedenlerle teşebbüslerin maliyetlerinin
arttığına ilişkin yazışmalar ve bunun sonucunda meydana gelen zarardan kaçınmak
üzere teşebbüslerin stratejiler geliştirdiğine yönelik bulgulardır. Nitekim yerinde inceleme
bulguları göstermektedir ki; teşebbüsler rekabetçi stratejilerini sadece en yüksek pazar
payı kapmak üzerine değil; yaptıkları kâr-zarar analizlerine göre belli sayıda poliçe
kesmek üzerine kurmaktadırlar. Planlanan poliçe sayısına ulaşıldığında ya da zararlar
öngörüldüğünde ise daha fazla riske girmekten çekinen teşebbüsler, ilgili mevzuat
çerçevesinde poliçe kesmekten imtina etmek mümkün olmadığından, ortalama primlerin
üzerinde fiyatlama yaparak tüketiciler tarafından tercih edilmemeye çalışmaktadırlar.
(573) Sigorta şirketlerinin fiyat artırmak konusunda gösterdikleri uyum ve teşebbüslerce bu
paralel davranışa ilişkin sunulan gerekçelerin 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi anlamında
nasıl ele alınacağına ilişkin iktisadi bulgulara, analiz ve değerlendirmelere aşağıda yer
verilmektedir.
I.5.2.1.2. Teşebbüslerin Fiyatlama Davranışlarına Yönelik İktisadi Değerlendirme ve
Analiz85
(574) Gerek 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi anlamında anlaşma veya uyumlu eylem şeklinde
ortaya çıkan danışıklı ilişkilerin tesis edilmesini ve sürdürülmesini gerekse oligopolistik
bağımlılığın dolayısıyla bu bağımlılıktan kaynaklı bilinçli paralelliklerin ortaya çıkmasını
kolaylaştıran başlıca yapısal faktörleri pazardaki teşebbüs sayısının azlığı,
yoğunlaşmanın yüksekliği, giriş engellerinin varlığı, teşebbüsler arası etkileşimin sık
olması ve pazarın şeffaflığı olarak sıralamak mümkündür. Talep kaynaklı faktörler; talebin
durağan olması, alıcı gücünün ve ağ etkilerinin zayıflığı, düşük talep esnekliği iken arz
kaynaklı faktörler; teşebbüslerin maliyet yapılarının simetrik olması, endüstrinin
olgunluğu, ürünün homojenliği, çoklu kontratların varlığı, teşebbüsler arası ticari bağların
güçlü olması ve geçmiş dönemdeki işbirlikçi uygulamalardır. Bu noktada belirtilmesi
gereken önemli husus, söz konusu kolaylaştırıcı faktörlerin varlığının veya yokluğunun
anti-rekabetçi davranışın varlığının iktisadi olarak tespiti açısından tek başına yeterli ve
zorunlu olmamasıdır.
85 Trafik Sigortası branşında faaliyet gösteren teşebbüslerce pazarda uygulanan primlerin seyrine, talep ve
maliyet değişimleri ile ilişkisinin tespitine yönelik olarak EAAD tarafından yapılan analizlere bu bölümde yer
verilmektedir. Bu bölümün hazırlanmasında “Kartellerin Semptomları ve İktisadi Teşhisi: Yolun
Neresindeyiz?”, Ş. Demet Korkut, Rekabet Dergisi 2015, 16(3):3-37; “A Theory of Tacit Collusion”, Joseph
E. Harrington (2012) ve “Detecting Cartels” in Handbook in Antitrust Economics, Paolo Buccirossi, editor
(MIT Press), Joseph E. Harrington (2005 ve 2008)’den yararlanılmıştır.
17-23/383-166
148/197
(575) Teşebbüsler arasında herhangi bir danışıklı ilişkinin varlığının tespit edilmesi amacıyla
kullanılan iktisadi yöntemler; teşebbüs davranışının rekabetçi davranışla bağdaşıp
bağdaşmadığı, incelenen dönem içerisinde teşebbüs davranışında herhangi yapısal bir
kırılma olup olmadığı, işbirliği yaptığından şüphelenilen teşebbüslerin davranışlarının
pazardaki rekabetçi teşebbüslerden farklı olup olmadığı ve pazarda gözlemlenen
sonuçların rekabetçi bir modelden ziyade işbirlikçi bir modele uyup uymadığı sorularına
cevap aramaktadır. Bu amaçla yapılan analizler öncelikli olarak fiyat hareketlerine
odaklanmaktadır. Bu doğrultuda; pazarın genelindeki fiyat düzeyi, teşebbüslerin fiyat
düzeyleri ve fiyatların zaman içerisindeki seyri incelenmektedir. Teşebbüsler arası
anlaşma neticesinde pazarda oluşan anti-rekabetçi fiyatı rekabetçi fiyattan ayırt
edebilmek için fiyat hareketlerinin yanı sıra pazar payı, kapasite, maliyet, talep gibi
unsurlar ve bu unsurların fiyatlarla olan ilişkisi ele alınmaktadır. Yapılan iktisadi analizlerin
sonuçlarının bütüncül bir bakış açısıyla yorumlanması, değerlendirmeler yapılırken
teşebbüslere ve sektöre özgü niteliklerin dikkate alınması, elde edilen bulguların
sistematik bir işbirliğini gösterip göstermediğinin tespit edilmesi sağlıklı bir analiz için
büyük önem taşımaktadır.
(576) İlgili taraflarca gönderilen veriler86 çerçevesinde gerçekleştirilen iktisadi analizlerle
soruşturma konusu olan Trafik Sigortası primlerinde son birkaç yılda görülen prim
artışlarının rekabeti bozucu, kısıtlayıcı anlaşma ve/veya uyumlu eylem olarak
değerlendirilip değerlendirilmeyeceği incelenmiştir. Bu amaçla ilk olarak, pazar payı
analizine yer verilmiş, akabinde ise pazardaki prim hareketleri ve sektörde faaliyet
gösteren teşebbüslerin primleri çeşitli yöntemler ve grafiksel analiz yoluyla incelenmiştir.
Trafik Sigortası branşındaki prim artışlarının talep kaynaklı olup olmadığı fiyat ve miktar
arasındaki ilişkiler çerçevesinde ele alınmıştır. Son olarak ise sektörün çeşitli
kesimlerinde87 faaliyet gösteren temsilcilerle yapılan görüşmelerde ve soruşturma
taraflarının savunmalarında prim artışlarının temel gerekçeleri olarak sıralanan maliyet
unsurlarının primler üzerindeki etkileri ele alınmıştır.
(577) Bu noktada, yapılan iktisadi analizlerin sonuçlarının bir bütün olarak değerlendirilmesi
gerekliliğinin tekrar vurgulanmasında yarar görülmektedir. Bir iktisadi analizin sonucunun
tek başına işbirlikçi davranışı kanıtlamak için yeterli olmadığı, rekabet karşıtı etkiler
doğuran işbirlikçi sonucun iddia edilebilmesi için yapılan analizlerin sonuçlarının birbirini
desteklemesi ve bu tablonun hukuki delillerle karşılaştırılması gerektiği
değerlendirilmektedir.
a) Pazar Payına İlişkin Analiz
(578) İktisadi teori, ilgili bölümde belirtildiği üzere işbirlikçi davranışı rekabetçi davranıştan
ayırmak üzere davranışın pazardaki sonuçlarına odaklanmaktadır. Bu amaçla
gözlemlenen göstergelerden biri olan pazar payının, teşebbüsler arasında danışıklı bir
davranış biçiminin benimsenmesi durumunda sabit kalması veya zaman içinde sistematik
bir şekilde hareket etmesi beklenmektedir. Aşağıdaki tabloda, Ocak 2010-Nisan 2016
86 İlgili teşebbüsler tarafından gönderilen bazı verilerde, farklı hesaplama tekniklerinin kullanıldığı
gözlemlenmiştir. Talep edilen verilerin oldukça kapsamlı ve ayrıntılı olması, soruşturma tarafı teşebbüs
sayısının çokluğu ile bağlantılı olarak şirketlerin veri hazırlama yöntemlerindeki farklılıklar dikkate alınarak,
yapılacak ekonomik analizin sağlıklı ve tutarlı bir şekilde uygulanabilmesi için incelemede TSB ve SBM’den
gönderilen veriler esas alınmıştır. Poliçe adedi ve prime ilişkin hesaplamalarda SBM tarafından hazırlanan
veriler kullanılırken, talep edilen diğer bilgiler için TSB’nin hazırladığı veri setleri dikkate alınmıştır. SBM ve
TSB tarafından gönderilen veri setlerinde yer alan ancak soruşturma tarafı olmayan teşebbüslere ilişkin
bilgiler sadece Trafik Sigortası hizmetleri pazarının bütününe yönelik yapılan değerlendirmelerde
kullanılmıştır.
87 Aktüerlik hizmeti veren kuruluşlar, danışmanlık şirketleri, hasar danışmanlık şirketleri, sigorta acenteleri.
17-23/383-166
149/197
döneminde Trafik Sigortası branşında faaliyet gösteren teşebbüslerin88 brüt89 yazılan
primlere göre hesaplanan yıllık pazar paylarına yer verilmektedir:
Tablo 13: Trafik Sigortası Branşında Faaliyet Gösteren Teşebbüslerin Pazar Payları90
Brüt Yazılan Primlere göre Pazar Payı (%)
Şirket 2010 2011 2012 2013 2014 2015 2016
AIG 0,04 0,04 0,03 0,00 0,01 0,03 0,04
AK* 5,33 6,43* 5,98 4,84 3,93 0,95* 0,92*
ALLIANZ** 3,66** 4,16** 6,86** 11,05** 13,49** 17,54** 18,78**
ANADOLU 9,50 13,28 11,30 12,29 12,97 13,28 10,31
ANKARA 2,83 1,22 1,13 0,98 1,12 0,87 0,76
AXA* 20,36 24,40 26,67 30,58* 26,55 17,17* 18,26*
TURKLAND 0,10 0,23 0,36 0,52 0,33 0,30 0,11
DUBAİ 2,68 1,98 0,51 0,00 0,01 0,01 0,00
EGE 1,96 3,37 4,16 2,59 2,77 0,00 0,00
ERGO 6,84 4,55 3,62 2,12 3,30 4,75 1,44
EUREKO 2,15 1,91 0,87 0,38 0,23 0,38 0,39
GENERALİ 0,48 0,51 0,32 0,31 0,83 1,03 0,65
GROUPAMA* 6,19* 5,00 4,51 3,68 3,39 1,88 0,77*
GÜNEŞ* 7,55* 5,54 4,99 3,70 4,35 3,39 2,19*
HALK** 0,91** 1,55** 4,21** 3,47** 4,59** 6,32** 8,69**
HDI* 4,26* 3,92 3,46 2,12 2,35 2,22 1,39*
HÜR 1,97 1,51 1,21 0,55 0,23 0,04 0,00
BEREKET 1,78 1,61 1,28 0,87 0,70 0,68 0,51
LIBERTY 0,87 1,29 1,72 0,91 0,45 0,26 0,15
MAPFRE** 4,17** 4,50** 5,66** 9,40** 9,55** 14,11** 13,15**
NEOVA** 1,27** 0,87** 1,09** 1,59** 2,52** 2,89** 4,06**
RAY 1,78 1,39 1,36 1,24 1,53 1,52 1,47
SBN 2,67 1,09 0,18 0,33 0,41 0,50 0,74
SOMPO** 3,43** 2,37** 2,31** 2,51** 2,72** 5,45** 9,78**
NİPPON 0,25 0,59 0,14 0,04 0,08 0,13 0,20
UNİCO* 4,18* 3,32 3,09 1,46 0,49 0,08 0,05*
ZİRAAT 0,05 0,05 0,05 0,07 0,09 0,12 0,13
ZURICH 0,55 0,66 0,42 0,27 0,13 0,18 0,08
DOĞA** 0,00 0,00 0,00 0,00 0,46** 2,84** 4,01**
KORU 0,00 0,05 0,69 0,58 0,40 1,08 0,94
ORIENT 0,00 0,00 0,00 0,00 0,01 0,02 0,01
GULF 0,00 0,00 0,00 0,00 0,00 0,01 0,00
DİĞER 2,20 2,61 1,80 1,57 0,01 0,01 0,00
TOPLAM 100,00 100,00 100,00 100,00 100,00 100,00 100,00
Kaynak: EAAD raportörlerinin hesaplamaları.
88 Soruşturma tarafı olmayan ve farklı dönemlerde ilgili pazarda faaliyet gösteren teşebbüsler tabloda
“Diğer” başlığı altında gösterilmektedir.
89 Brüt Prim, sigortalı tarafından ödenen her türlü vergiler dahil toplam prim rakamını ifade etmektedir.
90 Tablodaki “(*) ile işaretli olan rakamlar 2010-2016 döneminde pazar payı azalan teşebbüsleri, (**) ile
işaretli olan rakamlar aynı dönemde pazar payı artan teşebbüsleri göstermektedir.
17-23/383-166
150/197
(579) Teşebbüslerin pazar paylarının hem 2010-2016 dönemi genelindeki hem de primlerin
belirlenmesinde tam serbestleşme esaslarının geçerli olduğu 2014-2016 dönemindeki
seyri incelendiğinde herhangi bir durağanlıktan söz etmek mümkün görülmemektedir.
Trafik Sigortası hizmetleri pazarında 2010 yılındaki payı %3,66 olan ALLIANZ, yıllar
içerisindeki düzenli artışlar sonrasında 2016 yılı itibarıyla en yüksek pazar payına sahip
şirket konumuna gelmiştir. HALK, MAPFRE, NEOVA ve SOMPO’nun da anılan
dönemlerde pazar paylarını arttırdıkları Tablo 13’teki bilgiler ışığında söylenebilmektedir.
2010 yılında %7,55’lik pazar payı ile sektörün en büyük üçüncü şirketi konumundaki
GÜNEŞ’in payı ise 2016 yılında %2,19’a gerilemiştir. AK, GROUPAMA, UNICO ve HDI
Trafik Sigortası branşında pazar payı ilgili dönemde azalan teşebbüslerdendir. %30,58’lik
payı ile Ocak 2010-Nisan 2016 dönemindeki en yüksek pazar payı değerine ulaşan
AXA’nın 2016 sonundaki payının %13,80 olduğu Tablo 2’den görülebilmektedir.
(580) Ocak 2010-Nisan 2016 döneminde Trafik Sigortası hizmetleri pazarına çeşitli tarihlerde
giriş yapan teşebbüslerin durumları farklılık arz etmektedir. Bu teşebbüslerden KORU,
ORIENT ve GULF düşük pazar paylarına sahipken 2014 yılında %0,46’lık pay ile
faaliyetlerine başlayan DOĞA, 2016 yılındaki yaklaşık %4’lük payı ile en büyük on
teşebbüs arasında yer almıştır. 2011-2014 döneminde ilk on şirket arasında yer alan EGE
ise 2015 yılı itibarıyla pazardaki faaliyetlerine son vermiştir91.
(581) Pazar paylarının yıllar içerisindeki değişen seyrine rağmen AXA ve ANADOLU’nun Ocak
2010-Nisan 2016 dönemi boyunca, ALLIANZ ve MAPFRE’nin ise 2012 yılından itibaren
ilk beş şirket arasında yer aldığı görülmektedir. Yine anılan dönemde, Trafik Sigortası
hizmetleri pazarında yaklaşık otuz teşebbüs faaliyet göstermesine rağmen ilk beş ve ilk
on teşebbüsün pazar paylarının ayrı ayrı %50 ve %70’in üzerinde olduğu; yoğunlaşma
düzeyinin yıllar itibarıyla artış gösterdiği aşağıdaki tablodan görülebilmektedir:
Tablo 14: İlk 5 ve İlk 10 Şirket Toplam Pazar Payı
Yıl İlk 5 Şirket Toplam Pazar Payı (%) İlk 10 Şirket Toplam Pazar Payı (%)
2010 50,42 72,02
2011 54,66 75,16
2012 56,48 77,97
2013 68,15 84,10
2014 67,14 84,89
2015 68,42 87,75
201692 69,50 86,66
Kaynak: EAAD raportörlerinin hesaplamaları.
b) Fiyat Analizi
(582) Soruşturmanın konusu, Türkiye’de faaliyet gösteren sigorta şirketlerinin Trafik
Sigortalarında birlikte fiyat artışı yapmak suretiyle 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal
edip etmediklerinin tespitine ilişkindir. Bu doğrultuda, pazar payı analizinin ardından Ocak
2010-Nisan 2016 döneminde Trafik Sigortası hizmetleri pazarında gözlemlenen fiyat
hareketleri farklı açılardan değerlendirilecektir. Bu amaçla ilk olarak; herhangi bir araç
türü, basamak ve teşebbüs ayrımı yapılmaksızın anılan dönemde Trafik Sigortası
branşındaki aylık ortalama nominal prim düzeylerine aşağıdaki grafikte yer verilmektedir:
91 Ağustos 2015 itibarıyla teşebbüsün tüm sigortacılık branşlarındaki ruhsatları iptal edilmiştir.
92 Tablo 2’de yer verilen Aralık 2016 itibarıyla güncellenen pazar payı oranları dikkate alınmıştır.
17-23/383-166
151/197
Grafik 4: Aylık Ortalama Nominal Prim
Kaynak: EAAD raportörlerinin hesaplamaları.
(583) Grafik incelendiğinde; 2010-2012 döneminde ortalama nominal trafik primlerinin durağan
bir seyir izlediği ve primlerin aylık olarak ortalama %1,52 oranında yükseldiği, 2012 yılı
itibarıyla başlayan prim artış eğiliminin tam serbestleşme dönemi öncesinde giderek
arttığı ve aylık prim artış ortalamasının %3,74 olduğu görülmektedir. Prim tespitinde tam
serbestleşmenin başladığı 2014 yılında primlerin bir önceki yıla kıyasla azaldığı ve 2015
yılının ikinci yarısına kadar primlerin durağan kaldığı anlaşılmaktadır. Trafik Sigortası
primlerinde 2015 yılının ikinci yarısında başlayan yükselişin Ekim 2015 ve Ocak 2016’da
önceki aylara nazaran daha fazla olduğu tespit edilmiştir.
(584) Ocak 2010-Nisan 2016 dönemindeki Trafik Sigortası primlerinin enflasyondan
arındırılmış reel düzeyleri93 ile araç türü dağılımına göre ağırlıklandırılmış ortalama trafik
primi değerleri aşağıdaki grafikte aylık ortalama nominal prim değerleri ile
karşılaştırılmıştır:
Grafik 5: Aylık Ortalama Nominal Prim, Ortalama Reel Prim, Ağırlıklı Ortalama Prim
Kaynak: EAAD raportörlerinin hesaplamaları.
93 Ortalama primler, Sigorta Tüketici Aylık Fiyat Endeksi (2003=100) kullanılarak enflasyon etkisinden
arındırılmıştır.
17-23/383-166
152/197
(585) Trafik Sigortası branşında uygulanan prim tarifelerinin Ocak 2010-Nisan 2016
dönemindeki enflasyondan arındırılmış reel düzeyinin, ortalama nominal ve
ağırlıklandırılmış primlere göre daha az artış eğilimi gösterdiği görülmektedir. Ocak
2010’dan Nisan 2016’ya kadar geçen süre zarfında ortalama nominal ve ağırlıklandırılmış
primdeki toplam değişim düzeyi yaklaşık %177 iken ortalama reel prim yaklaşık %74
oranında artmıştır. Yıllık ortalama değişim oranı ise ortalama nominal ve ağırlıklandırılmış
primde yaklaşık %27 olurken ortalama reel primde yaklaşık %11’dir.
(586) Grafiklerdeki ortalama nominal prim artış düzeyleri incelendiğinde 2013 ve 2015’in ikinci
yarılarında gerçekleşen prim artışları dikkati çekici bulunmuştur. Söz konusu dönemler;
ortalama reel prim ve ağırlıklandırılmış prim değerleri ve aylık düzeydeki prim değişimleri
dikkate alınarak daha yakından incelenmiştir. Prim tarifelerinin belirlenmesinde tam
serbestiye geçilmesinden önce 2013 yılının Temmuz ayında Trafik Sigortası primlerinin
nominal düzeyde %13,16; reel düzeyde 11,14 ve ağırlıklandırılmış rakamlarda %7,30
oranında arttığı tespit edilmiştir. Takip eden aylarda ise prim oranlarındaki değişimin artış
ve azalış şeklinde dalgalı bir seyir izlediği görülmektedir. 2013 yılının ikinci yarısında
ortalama nominal prim %10,39’luk, reel prim %9,04’lük ve ağırlıklandırılmış ortalama prim
%7,41’lik bir artış göstermiştir.
(587) Öte yandan, 2015 yılının ikinci yarısına ilişkin prim değişim düzeyleri incelendiğinde
ortalama nominal ve ağırlıklandırılmış primdeki düzenli artışın Temmuz 2015’ten itibaren
başlayıp veri setimizdeki son ay olan Nisan 2016’ya kadar devam ettiği görülmektedir.
Temmuz 2015-Nisan 2016 döneminde reel prim düzeyinde ise belirgin bir değişiklik
olmamıştır (%0,31). Aynı dönemde ortalama nominal prim %50,73, araç türlerine göre
ağırlıklandırılmış ortalama prim ise %62,54 oranında artmıştır.
(588) Grafiksel analizin yanı sıra 2015 yılının ikinci yarısından itibaren elimizdeki veri setinde
yapısal bir kırılma94 olup olmadığı Chow Test’i95 kullanılarak istatistiksel anlamda da
sınanmıştır. Yapılan test ile Ağustos 2015’ten itibaren Trafik Sigortası branşındaki
ortalama nominal prim düzeylerinde bir kırılma görüldüğü sonucuna ulaşılmıştır.
(589) Trafik Sigortası branşındaki primlerin teşebbüsler düzeyinde incelenmesi aşamasında ise
teşebbüslerin sınıflandırması şu şekilde yapılmıştır: Prim hareketleri daha yakından
incelenen ilk grubu A, B, C ve D oluşturmaktadır. Söz konusu teşebbüsler Ocak 2010-
Nisan 2016 döneminde düzenli olarak ilgili pazarın en büyük beş firması arasında yer
almışlardır. Dört teşebbüs, Trafik Sigortası branşının yaklaşık %55’ini temsil etmektedir.
İkinci grupta E, F, G ve H yer almaktadır. Bu teşebbüsler anılan dönemde bazı yıllarda ilk
beşte yer almış sektörün önemli teşebbüslerinden olup pazarın %17’sini temsil
etmektedir. Üçüncü grup ise J, K, L, M ve N’den müteşekkildir. Bu teşebbüsler ilgili
pazarda yaklaşık %13’lük bir paya sahip olup çeşitli yıllarda ilk on teşebbüs arasında yer
almışlardır. Öte yandan, teori ve uygulamadaki yaklaşımla bağlantılı olarak teşebbüslerin
rakiplerin fiyatlarını nominal düzeyde takip ettiği veya teşebbüsler arasındaki olası
anlaşmanın nominal fiyatlar üzerinden yapılmış olacağı varsayılarak teşebbüs
düzeyindeki grafiklerde nominal primlere yer verilmiştir.
94 Zaman serisi verilerinde gözlemlenen ani değişim düzeylerini ifade etmektedir.
95 Ortalama nominal prim düzeyindeki değişimin zaman değişkeninden ne derece etkilendiği ln
(Ortprimt)=b0 + b1 tarih +u1t regresyonu kullanılarak ölçülmüştür. Regresyon ilk olarak; Ocak 2010-Mart 2016
dönemini kapsayan tüm veri seti, ikinci olarak Ocak 2010’dan (grafiksel analiz sonucu tahmin edilen olası
yapısal kırılım tarihi olan) Temmuz 2015’e kadar olan dönemdeki veri ve son olarak Ağustos 2015’ten Mart
2016’ya kadar olan dönemdeki veri kullanılarak yapılmıştır. Yapısal kırılmanın olmaması için her üç
regresyondaki katsayıların birbirine eşit olması, kısıtlı ve kısıtsız artık kareler toplamlarının (restricted and
unrestricted sum of squares) istatistiksel olarak birbirinden farklı olmaması beklenmektedir. Söz konusu
istatistiksel anlamlılık testini yapmak için Chow Test’i kullanılmaktadır. (“A Short Note on the Application of
Chow Test of Structural Break in US GDP, Hari S. Luitel ve Gerry J. Mahar, International Business
Research; Vol. 8, No. 10; 2015).
17-23/383-166
153/197
(590) Aşağıdaki grafikte A, B, C ve D’nin Ocak 2010-Nisan 2016 dönemindeki aylık ortalama
nominal prim hareketleri görülmektedir. Anılan dönemde ortalama nominal prim düzeyinin
400 TL-3.900 TL arasında değiştiği; en yüksek ortalama prim düzeyine B’nin sahip
olduğu, A’nın ise tam serbestleşme döneminin başladığı 2014’ten itibaren en düşük
ortalama prim düzeyindeki teşebbüs olduğu görülmektedir. Dört teşebbüsün farklı prim
seviyelerinde benzer artış ve azalış eğilimleri sergilediği görülmektedir.
Grafik 6: Aylık Ortalama Nominal Prim (A, B, C, D)
Kaynak: EAAD raportörlerinin hesaplamaları.
(591) Aşağıdaki grafikte sektörün yaklaşık %17’sini temsil eden E, F, G ve H’nin Ocak 2010-
Nisan 2016 dönemindeki aylık ortalama nominal prim hareketlerine yer verilmektedir.
Ortalama nominal prim düzeyi 400 TL-3.900 TL arasında değişmekte olup G ve H’nin
prim düzeyleri ve hareketleri birbirine daha yakın iken E ve F’nin aylık düzeyde daha
keskin prim hareketlerine sahip olduğu gözlemlenmektedir.
Grafik 7: Aylık Ortalama Nominal Prim (E, F, G, H)
Kaynak: EAAD raportörlerinin hesaplamaları.
17-23/383-166
154/197
(592) J, K, L, M ve N’nin aylık ortalama nominal prim seyrine ilişkin aşağıdaki grafikte,
yukarıdaki iki grafikten farklı olarak ortalama prim düzeylerinin 250 TL-5.250 TL arasında,
daha geniş bir aralıkta hareket ettiği görülmektedir. N’nin Ocak 2010-Nisan 2016 dönemi
boyunca söz konusu 5 teşebbüs arasındaki en düşük ortalama prim düzeyine sahip
teşebbüs olduğu, 2014 yılında Trafik Sigortası branşında faaliyetlerine başlayarak 2016
itibarıyla %4’lük pazar payı ile ilk on teşebbüs arasında yer alan J’nin ise 2016 yılına
kadar düzenli olarak ortalama prim düzeyini arttırdığı görülmektedir. K, L ve M’nin 2015
yılındaki prim hareketlerinin farklı prim seviyelerinde benzer bir seyir izlediği tespit
edilmiştir.
Grafik 8: Aylık Ortalama Nominal Prim (J, K, L, M, N)
Kaynak: EAAD raportörlerinin hesaplamaları.
(593) Trafik Sigortası branşındaki primlerin araç türleri açısından incelenmesi aşamasında
öncelikle, düzenlenen poliçelerin %93,94’ünü oluşturan beş araç türündeki yıllık ortalama
nominal prim düzeyleri ve değişim oranları üzerinde durulmuştur.
Tablo 15: Araç Türü Bazında Yıllık Ortalama Nominal Prim
Yıl Otomobil Kamyonet Motosiklet Traktör Kamyon
2010 260,18 423,23 58,05 47,98 737,55
2011 330,06 535,88 70,23 58,60 948,73
2012 395,08 660,60 96,51 70,04 1.378,21
2013 486,15 730,31 177,66 115,54 1.920,38
2014 555,11 887,68 242,38 138,21 2.186,80
2015 804,86 1.035,64 439,66 215,92 2.645,85
2015-İlk 4 Ay 633,93 879,27 348,64 155,15 2.436,44
2016-İlk 4 Ay 1.393,23 1.299,68 769,28 461,32 3.575,08
Kaynak: EAAD raportörlerinin hesaplamaları.
17-23/383-166
155/197
Tablo 16: Araç Türü Bazında Yıllık Nominal Ortalama Prim Değişimi (%)
Yıl Otomobil Kamyonet Motosiklet Traktör Kamyon
2011 26,86 26,62 20,98 22,13 28,63
2012 19,70 23,27 37,42 19,52 45,27
2013 23,05 10,55 84,09 64,96 39,34
2014 14,19 21,55 36,43 19,62 13,87
2015 44,99 16,67 81,39 56,22 20,99
201696 119,78 47,81 120,65 197,34 46,73
Kaynak: EAAD raportörlerinin hesaplamaları.
(594) 2013 yılında motosiklet primlerindeki %84,09’luk ve traktördeki %64,96’lık artışlar dışında
2015 yılına kadar anılan araç türlerindeki ortalama nominal primlerin artışının belirli bir
düzeyde gerçekleştiği görülmektedir. 2015 yılında otomobil primlerindeki %44,99’luk
artışı, 2016 yılında %119’luk bir artış takip etmiştir. Benzer bir tablo motosiklet ve
traktörde de gözlemlenmiştir.
(595) Araç türleri bakımından Trafik Sigortası primlerinin değerlendirilmesinde, ilgili branşta
düzenlenen poliçelerin yaklaşık %62’sini oluşturan otomobile ilişkin prim düzeylerinin
daha ayrıntılı olarak incelenmesi amacıyla aşağıdaki grafikte otomobil primlerinin aylık
ortalama nominal ve reel düzeylerine yer verilmiştir:
Grafik 9: Aylık Ortalama Nominal ve Reel Prim-Otomobil
Kaynak: EAAD raportörlerinin hesaplamaları.
(596) Herhangi bir araç türü ayrımı yapılmaksızın incelenen ortalama prim tutarlarına benzer
şekilde, enflasyondan arındırılmış otomobil primlerindeki değişimin ortalama nominal
otomobil primlerine kıyasla daha düşük düzeyde kaldığı yukarıdaki grafikten
anlaşılmaktadır. Ocak 2010’dan Nisan 2016’ya kadar geçen süre zarfında ortalama
nominal otomobil primi değişimi toplam %194,57 iken ortalama reel otomobil primi
değişimi toplam %95,62 olmuştur. Yıllık ortalama değişim oranı ise nominal primde
yaklaşık %30 olurken reel primde ise yaklaşık %15’tir. Nominal düzeydeki ortalama
otomobil primi artışının 2015 yılının ikinci yarısında diğer dönemlere kıyasla ciddi bir artış
eğilimine girdiği görülmektedir. Grafiksel analizde gözlemlenen ortalama nominal
otomobil primindeki kırılma Chow testiyle de ortaya konulmuştur.
96 2016 yılının ilk dört ayı, 2015 yılının aynı dönemi ile karşılaştırılmıştır.
17-23/383-166
156/197
(597) Teşebbüs bazındaki otomobil primlerinin değerlendirilmesi yukarıda açıklanan teşebbüs
gruplandırmaları esas alınarak yapılmıştır. Daha önce yapılan değerlendirmeler
neticesinde, düzenli prim artışı 2015 yılının ikinci yarısından itibaren gözlemlendiğinden
otomobil primlerine ilişkin teşebbüs bazındaki analizde, prim tespitinde tam serbestinin
başladığı Ocak 2014’ten Nisan 2016’ya kadar olan dönem üzerinde durulması tercih
edilmiştir.
(598) Aşağıdaki grafikte A, B, C ve D’nin Ocak 2014-Nisan 2016 dönemindeki aylık ortalama
nominal otomobil primleri incelenmiştir. Bu dönemde ortalama otomobil priminin 400 TL-
2.200 TL aralığında olduğu, B ve C’nin prim düzeylerinin tüm dönem boyunca birbirine
yakın seyrettiği ve 2015 yılının ikinci yarısından itibaren bu iki teşebbüs ile A ve D’nin prim
seviyeleri arasındaki fark açılmasına rağmen benzer bir artış eğilimi izlediği tespit
edilmiştir.
Grafik 10: Otomobil Ortalama Prim (A, B, C, D)
Kaynak: EAAD raportörlerinin hesaplamaları.
(599) E, F, G ve H’ye ait grafikteki ortalama otomobil primi değerlerinin bir önceki grafikte yer
alan teşebbüslerden farklı olarak 300 TL-3.000 TL aralığında olduğu; E’nin otomobil
primlerinin diğer teşebbüslere göre daha dalgalı, H’nin primlerinin ise daha durağan
olduğu görülmektedir.
Grafik 11: Otomobil Ortalama Prim (E, F, G, H)
Kaynak: EAAD raportörlerinin hesaplamaları.
17-23/383-166
157/197
(600) Aşağıdaki grafikte J, K, L, M ve N’nin aylık ortalama otomobil primleri yer almaktadır.
Ocak 2014-Nisan 2016 döneminde J ve N’nin ortalama otomobil primlerinin birbirine
paralel ve diğer üç teşebbüse nazaran daha durağan olduğu anlaşılmaktadır. Benzer bir
görünümün Eylül 2014-Şubat 2015 dönemi hariç K ve 2016 yılı hariç L için de geçerli
olduğu, M’nin ise Eylül 2015’ten itibaren diğer teşebbüslerin ortalama otomobil primleri
ile arasındaki farkı arttırdığı görülmektedir.
Grafik 12: Otomobil Ortalama Prim (J, K, L, M, N)
Kaynak: EAAD raportörlerinin hesaplamaları.
(601) Yukarıda yer verilen çeşitli grafiklerde gözlemlenen durum kısaca özetlenecek olursa,
Ocak 2010-Nisan 2016 dönemine ilişkin herhangi bir araç türü ve basamak ayrımı
yapılmaksızın aylık ortalama nominal ve ağırlıklandırılmış prim düzeyleri ile otomobil
primleri incelendiğinde, 2015 yılının ikinci yarısından itibaren primlerin belirgin bir şekilde
yükseldiği görülmektedir. Ayrıca, teşebbüs bazlı yapılan değerlendirmelerde de farklı prim
seviyelerinde ve eşzamanlı olmamakla beraber aynı dönem için benzer bir prim artış
eğiliminden söz etmek mümkündür.
(602) Ani fiyat artışları ve paralel fiyat hareketleri genellikle birçok anlaşma ve uyumlu eylem
incelemesinin ilk aşamasını oluşturmaktadır. Bu aşamanın ardından söz konusu fiyat
artışlarının herhangi bir talep, maliyet veya pazar yapısında meydana gelen bir
değişimden kaynaklanıp kaynaklanmadığının belirlenmesine geçilmektedir. Soruşturma
iddialarına ilişkin talep ve maliyet açısından yapılacak değerlendirmelere ilerleyen
bölümlerde yer verilecektir.
(603) Birbiri ile benzer bir seyir izleyen fiyat hareketleri ise taraflar arasındaki rekabet karşıtı bir
anlaşmadan ya da uyumlu eylemden kaynaklanabileceği gibi teşebbüslerin rakiplerinin
davranışlarını tahmin ederek bu davranışlara bağımsız şirket stratejileri doğrultusunda
bilinçli bir şekilde uyum göstermelerinden, diğer bir deyişle oligopolistik pazar özelliği
gösteren yapılardaki karşılıklı bağımlılıktan da kaynaklanabilecektir. Fiyat paralelliğinin
olmaması anlaşmanın yokluğunu ispat etmediği gibi varlığı da tek başına rekabet karşıtı
bir uygulamayı göstermeyecektir. Her hâlükârda, prim artışlarının yaşandığı ve bazı
teşebbüs davranışları arasında benzerlikler görülen söz konusu dönemin daha yakından
incelenmesi gerekliliği açıktır.
17-23/383-166
158/197
(i) Varyans Analizi
(604) Trafik Sigortası primlerinde artış gözlemlenen 2015 yılının ikinci yarısını ay bazında daha
yakından inceleyebilmek ve teşebbüsler arasında oluşabilecek muhtemel anlaşma veya
işbirliği dönemini tespit edebilmek için bu bölümde varyans analizi yapılmıştır. İşbirliği
oluşabilecek pazarları veya sektörleri taramak (screening) için kullanılan temel
yöntemlerden biri olan varyans analizi; anlaşmanın varlığını kanıtlamak için değil
teşebbüsler arası rekabet karşıtı işbirlikçi davranışın oluştuğu zaman dilimini tespit etmek
için kullanılmaktadır. Varyans analizinin temelinde, teşebbüslerin mutabık kaldıkları
fiyatları belirli dönemler dışında çok sık ve büyük oranda değiştirmeyeceği, fiyatların dış
faktörlerde meydana gelecek değişimlere daha az tepki vereceği öngörüsü
bulunmaktadır. Bu nedenle, anlaşma veya işbirliği dönemlerinde rekabetçi döneme
kıyasla fiyatların daha durağan bir seyir izleyeceği ve daha az dalgalanacağı
beklenmektedir.
(605) Yapılan varyans analizi çerçevesinde, soruşturma tarafı olan 30 teşebbüsün97 ayrı ayrı,
herhangi bir araç türü ayrımı olmaksızın aylık bazda ortalama nominal prim düzeyleri,
aynı teşebbüslerin prim tespitinde tam serbestinin olduğu 2014-2016 dönemindeki98
ortalama primleri ile karşılaştırılmıştır. Teşebbüslerin primlerinin dönemin ortalama prim
düzeyinden daha yüksek olduğu ve ortalama prim varyansının da dönemin ortalama
varyansından daha düşük olduğu aylar belirlenerek tüm teşebbüsler açısından çakışan
bir zaman dilimi olup olmadığı belirlenmeye çalışılmıştır. Yapılan inceleme neticesinde
soruşturma tarafı tüm teşebbüsler için primlerin ve primlerdeki katılığın yüksek olduğu bir
dönem tespit edilememiştir.
(606) Aşağıdaki tabloda, ilgili ayda ortalama prim düzeyi, dönemin prim ortalamasından yüksek
olan ve aynı zamanda ortalama prim varyansı dönemin varyans ortalamasından düşük
olan teşebbüsler listelenmiştir. Tabloya göre Ocak 2014-Mart 2016 dönemi ay bazında
değerlendirildiğinde, 2015 yılının ikinci yarısından itibaren prim düzeyi teşebbüs
ortalamasından yüksek ve prim dalgalanması teşebbüs ortalamasından düşük şirket
sayısının Ocak 2014-Haziran 2015 dönemine kıyasla daha fazla olduğu görülmektedir.
Temmuz 2015’ten itibaren Trafik Sigortası branşında faaliyet gösteren önemli
teşebbüslerden birinin listeye eklendiği ve Mart 2016’ya kadar toplam 25 teşebbüsün
listede yer aldığı görülmektedir. İncelenen dönem için soruşturma taraflarından AIG, AXA
ve HÜR’ün varyans taraması için gerekli eşikleri aşarak aşağıdaki tabloya eklendiği bir
dönem bulunamamıştır.
97 Soruşturma taraflarından DUBAİ ve GULF veri kısıtı nedeniyle analize dâhil edilememiştir.
98 Trafik Sigortası branşında 2008 yılından itibaren kademeli olarak serbestleşme sürecine geçilmiştir.
Kısmi serbestinin olduğu 1 Ocak 2014 öncesindeki dönemde, her yıl için getirilen düzenlemeler
farklılaşabileceğinden analiz için tüm teşebbüslerin prim tespitinde tam serbestiye sahip olduğu 2014-2016
döneminin kullanılmasının daha uygun olacağı değerlendirilmiştir.
159/197
Tablo 17: Varyans Analizi Sonuçlarına göre Ay Bazında Primleri ve Prim Katılığı Yüksek olan Teşebbüsler99
99 Temmuz 2015’ten itibaren listeye eklenen her yeni teşebbüs kalın yazı ile gösterilmiştir.
Ocak
2014
Şubat
2014
Mart
2014
Nisan
2014
Mayıs
2014
Haziran
2014
Temmuz
2014
Ağustos
2014
Eylül
2014
Aralık
2014
Ocak
2015
Şubat
2015
Mart
2015
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..)
(…..) (…..)
(…..) (…..)
160/197
(607) Yukarıdaki tabloya göre soruşturma tarafı 32 teşebbüsün eşzamanlı olmamak ve
devamlılık göstermemekle birlikte, önceki aylardan farklı olarak birbirini takip eder şekilde
varyans taraması için gerekli eşikleri sağladığı görülmektedir. Söz konusu görünümün
kaynağı, taraflar arasındaki rekabet karşıtı bir işbirliği olabileceği gibi sektörün yapısı ile
bağlantılı teşebbüs davranışları da olabilecektir. Trafik Sigortası branşında faaliyet
gösteren teşebbüsler üstlendikleri riskler ve gelir beklentileri doğrultusunda
üretebilecekleri en çok sayıdaki poliçeyi düzenlemeyi hedeflemektedir. Ancak bu
noktada, sigorta şirketleri tarafından hedeflenenin piyasadaki tüm talebi karşılamak
olmadığı gözden kaçırılmamalıdır. Sigorta yaptıran kişi en düşük fiyatı ödeyerek homojen
bir ürünü satın almayı talep ettiğinden, pazardaki bir veya birkaç teşebbüsün prim
düzeyinin sürekli olarak en düşük seviyede kalarak piyasadaki talebin tamamını
karşılaması ve oluşabilecek tüm riskleri üstlenmesi ticari hayatın doğal akışına aykırı bir
tutum olacaktır. Trafik Sigortası branşının bu yapısı nedeniyle pazarda faaliyet gösteren
teşebbüslerin birbirlerinin primlerini takip ederek kendi ürün fiyatlandırmalarını yapmaları
beklenen bir durum olacaktır. Soruşturma konusu iddialar bakımından tespit edilmesi
gereken durum değinilen tablonun teşebbüslerin birbirinden bağımsız, ekonomik kararları
neticesinde mi yoksa aralarındaki işbirliği sonucunda mı oluştuğudur.
(ii) İstatiksel Analiz
(608) Teşebbüslerin Trafik Sigortası primlerinin ve primlerindeki katılığın kendi dönem
ortalamalarından yüksek olduğu ortak bir zaman dilimi tespit edilememekle beraber,
Temmuz 2015’ten itibaren varyans taraması eşiklerini aşarak Tablo 17’deki listede yer
alan teşebbüs sayısının önceki aylara kıyasla daha farklı bir görünüm sergilemesinden
hareketle ilave istatistiksel analizler yapılmasının faydalı olacağı değerlendirilmiştir. Bu
amaçla, anılan dönemdeki ortalama nominal prim düzeyleri; Ocak 2014-Haziran 2015
dönemi verileriyle prim değişimi, standart sapmaları ve değişim katsayıları (coefficient of
variation) açısından karşılaştırılmıştır100. Esasen yapılan karşılaştırmalardaki temel
yaklaşım varyans taraması ile aynı olup teşebbüsler arasında gerçekleştirilen işbirliği
veya anlaşmaların sadece fiyatları yükseltmekle kalmayıp, fiyatların standart sapmasını
ve ortalama ile düzeltilmiş sapmayı da düşüreceği varsayımına dayanmaktadır.
Tablo 18: İstatistiksel Karşılaştırma-Araç Türü Ayrımsız
GENEL
Temmuz 2015-Mart 2016 Ocak 2014-Haziran 2015
Ortalama Prim 2.118,96 1.539,44
Standart Sapma 307,81 58,23
Değişim Katsayısı 0,15 0,04
Kaynak: EAAD raportörlerinin hesaplamaları.
100 Yapılan analizde, “A Variance Screen for Collusion”, R.M. Abrantes-Metz et. al, International Journal of
Industrial Organization 24 (2006), 467-486 çalışmasındaki yaklaşımlardan faydalanılmıştır.
17-23/383-166
161/197
(609) Yukarıdaki tablo incelendiğinde, olası ihlal dönemi olarak tespit edilen Temmuz 2015-
Mart 2016 dönemindeki ortalama nominal primlerin beklentiler ve daha önceki tespitlerle
de uyumlu olarak %37,64 oranında artığı fakat standart sapma ve değişim katsayılarında
herhangi bir azalma meydana gelmediği görülmektedir. Trafik Sigortası branşında en çok
poliçe düzenlenen ve pazarın yaklaşık %93,94’ünü temsil eden beş araç türü için yapılan
istatistiksel karşılaştırmada da kamyonet hariç olmak üzere aynı sonuçlara ulaşılmıştır.
Tablo 19: İstatistiksel Karşılaştırma-İlk 5 Araç Türü
OTOMOBİL
Temmuz 2015-Mart 2016 Ocak 2014-Haziran 2015
Ortalama Prim 1.092,91 590,01
Standart Sapma 232,16 84,27
Değişim Katsayısı 0,21 0,14
KAMYONET
Temmuz 2015-Mart 2016 Ocak 2014-Haziran 2015
Ortalama Prim 1.202,55 897,34
Standart Sapma 121,28 181,77
Değişim Katsayısı 0,10 0,20
MOTOSİKLET
Temmuz 2015-Mart 2016 Ocak 2014-Haziran 2015
Ortalama Prim 594,76 283,31
Standart Sapma 162,07 61,24
Değişim Katsayısı 0,27 0,22
TRAKTÖR
Temmuz 2015-Mart 2016 Ocak 2014-Haziran 2015
Ortalama Prim 335,70 146,08
Standart Sapma 143,34 18,66
Değişim Katsayısı 0,43 0,13
KAMYON
Temmuz 2015-Mart 2016 Ocak 2014-Haziran 2015
Ortalama Prim 3.082,08 2.274,29
Standart Sapma 385,41 156,55
Değişim Katsayısı 0,13 0,07
Kaynak: EAAD Raportörlerinin hesaplamaları.
17-23/383-166
162/197
(610) Öte yandan Odenkirchen’in (2016) çalışmasında101, pazardaki bazı teşebbüslerin dâhil
olduğu kısmi kartellerin rekabetçi fiyat düzeyini bozarak fiyatları yükseltebileceği, işbirliği
içinde olan teşebbüslerle dışarıda kalan teşebbüslerin fiyatlarındaki değişimin farklı
oranlarda gözlemlenebileceği ve benzer şekilde, pazardaki büyük oyuncuların
fiyatlarındaki artışın küçük oyunculara kıyasla daha yüksek olabileceği dile getirilmiştir.
Önceki bölümlerde uygulanan şirket sınıflandırması esas alınarak, söz konusu
çalışmanın bulguları Trafik Sigortası branşında faaliyet gösteren soruşturma tarafları için
test edilmiştir.
Tablo 20: İstatistiksel Karşılaştırma-Şirket
A, B, C, D
Temmuz 2015-Mart 2016 Ocak 2014-Haziran 2015 Değişim
Ortalama Prim 2.817,89 2.036,83 %38,35
Standart Sapma 315,27 66,04 %-79,05
Değişim Katsayısı 0,11 0,03 %-71,02
E, F, G, H
Temmuz 2015-Mart 2016 Ocak 2014-Haziran 2015 Değişim
Ortalama Prim 2.502,24 1.873,04 %33,59
Standart Sapma 356,54 209,44 %-41,26
Değişim Katsayısı 0,14 0,11 %-21,52
J, K, L, M, N
Temmuz 2015-Mart 2016 Ocak 2014-Haziran 2015 Değişim
Ortalama Prim 2.020,44 1.463,80 %38,03
Standart Sapma 357,06 119,78 %-66,45
Değişim Katsayısı 0,18 0,08 %-53,70
DİĞER ŞİRKETLER
Temmuz 2015-Mart 2016 Ocak 2014-Haziran 2015 Değişim
Ortalama Prim 1.563,91 1.165,96 %34,13
Standart Sapma 252,14 67,86 %-73,09
Değişim Katsayısı 0,16 0,06 %-63,90
Kaynak: EAAD raportörlerinin hesaplamaları.
(611) Temmuz 2015-Mart 2016 döneminde gerçekleşen ortalama nominal prim düzeyleri
teşebbüsler esas alınarak karşılaştırıldığında, herhangi bir anlaşmayı işaret edecek
şekilde standart sapma ve değişim katsayısı değerlerinde herhangi bir azalma
görülmemektedir. Ortalama nominal primdeki artışların ise yaklaşık %33-%38 aralığında
olduğu ve şirket grupları bazında belirgin bir farklılığın olmadığı tespit edilmiştir.
(612) Teşebbüs grupları otomobil primleri esas alınarak değerlendirildiğinde ise Trafik Sigortası
primlerindeki artış oranının gruplar arasında %63 ila %111 oranında daha geniş bir
aralıkta yükseldiği anlaşılmaktadır. Ayrıca, Trafik Sigortası pazarının yaklaşık %13’ünü
temsil eden J, K, L, M ve N grubu için Temmuz 2015-Mart 2016 dönemindeki ortalama
otomobil primlerinin Ocak 2014-Haziran 2015 dönemine göre %63 arttığı, standart sapma
ve değişim katsayısı değerlerinin de azaldığı görülmektedir. Aşağıdaki tabloda, otomobil
primlerine göre yapılan şirket grupları bazındaki istatistiksel analiz sonuçlarına yer
verilmiştir:
101 Yapılan analizde, “Pricing Behaviour of Cartel Outsiders in Incomplete Cartels”, J. Odenkirchen,
Düsseldorf Institute for Competition Economics, March 2016 çalışmasındaki yaklaşımlardan
faydalanılmıştır.
17-23/383-166
163/197
Tablo 21: İstatistiksel Karşılaştırma-Otomobil ve Şirket
A, B, C, D
Temmuz 2015-Mart 2016 Ocak 2014-Haziran 2015 Değişim
Ortalama Prim 1.159,89 602,78 %92,42
Standart Sapma 233,58 57,26 %-75,49
Değişim Katsayısı 0,20 0,09 %-52,83
E, F, G, H
Temmuz 2015-Mart 2016 Ocak 2014-Haziran 2015 Değişim
Ortalama Prim 1.506,85 711,14 %111,89
Standart Sapma 274,05 233,73 %-14,71
Değişim Katsayısı 0,18 0,33 %80,72
J, K, L, M, N
Temmuz 2015-Mart 2016 Ocak 2014-Haziran 2015 Değişim
Ortalama Prim 941,87 576,52 %63,37
Standart Sapma 181,83 227,58 %25,16
Değişim Katsayısı 0,19 0,39 %104,48
DİĞER ŞİRKETLER
Temmuz 2015-Mart 2016 Ocak 2014-Haziran 2015 Değişim
Ortalama Prim 998,45 553,49 %80,39
Standart Sapma 247,70 81,19 %-67,22
Değişim Katsayısı 0,25 0,15 %-40,87
Kaynak: EAAD raportörlerinin hesaplamaları.
(613) Trafik Sigortası hizmetleri pazarındaki ortalama prim düzeylerine ilişkin olarak farklı
gruplandırmalar altında gerçekleştirilen çeşitli istatistiksel analiz sonuçları bir arada
kısaca değerlendirildiğinde; 2015 yılının ikinci yarısındaki prim hareketlerinin ve teşebbüs
davranışlarının önceki dönemlere kıyasla farklılık gösterdiği, münferit bazı araç türü ve
şirket gruplarında pazarda işbirlikçi davranışın doğurabileceği görünüme benzer
sonuçlarla karşılaşıldığı görülmekle birlikte, soruşturma tarafı tüm teşebbüslerin
eşzamanlı ve devamlılık arz eden şekilde pazarda danışıklı hareket ettiğine dair bir
tespitte bulunulamamıştır. Bu noktada işbirlikçi davranışın doğurabileceği görünüme
benzer sonuçların fiyat-talep ve fiyat-maliyet arasındaki ilişkilerle açıklanıp
açıklanmayacağının analiz edilmesi gerekmektedir.
c) Fiyat ve Talep Arasındaki İlişki
(614) Fiyatlarda yaşanan değişimler, talep ve maliyet kaynaklı olabileceği gibi inceleme konusu
ilgili pazarda meydana gelen yapısal değişikliklerden de etkilenebilecektir. Rekabetçi
piyasa özellikleri gösteren pazarlar için beklenti, talepteki değişimler ile fiyatta
gözlemlenen değişimlerin aynı yönlü olması ve ilişkinin belirleyici unsurunun tüketici talebi
olmasıdır102. Bir başka deyişle, talepteki değişimleri fiyat değişimlerinin takip etmesi ve
aralarında pozitif yönlü bir ilişkinin olması beklenmektedir. Teşebbüsler arasında bir
anlaşma veya işbirliğinin olması durumunda ise taleple fiyat arasındaki söz konusu bu
ilişkinin tersine dönmesi mümkün olabilecektir. Öte yandan, her teşebbüsün karşı karşıya
kaldığı talep ve maliyet yapısı birbirinden farklı olacağından ilgili pazarda farklı fiyat
seviyeleri oluşacaktır.
102 Harrington (2005)
17-23/383-166
164/197
(615) Soruşturma konusu Trafik Sigortası branşındaki fiyat ve talep arasındaki ilişkiyi ortaya
koyabilmek için öncelikle; Ocak 2010-Nisan 2016 dönemine ilişkin herhangi bir araç türü
ve basamak ayrımı yapılmaksızın sektörün geneli için geçerli olan ortalama nominal prim
tutarları, düzenlenen poliçe sayısı ve her iki kategorideki değişim oranlarına aşağıdaki
tabloda yer verilmiştir:
Tablo 22: Yıllık Ortalama Nominal Prim, Poliçe Sayısı ve Değişim Oranları
Yıl Ort. Prim Prim Değişim Oranı (%) Poliçe Sayısı Değişim Oranı (%)
2010 512,07 14.167.597
2011 604,60 18,07 14.735.425 4,01
2012 920,86 52,31 15.336.463 4,08
2013 1.537,40 66,95 16.260.700 6,03
2014 1.515,58 -1,42 18.110.500 11,38
2015 1.775,32 17,14 19.098.865 5,46
2015- İlk 4 Ay 1.602,00 6.172.342
2016-İlk 4 Ay 2.481,68 54,91 6.217.565 0,73
Kaynak: EAAD raportörlerinin hesaplamaları.
(616) Trafik Sigortası primlerinde tam serbestinin başladığı 2014 yılında düzenlenen poliçe
sayısı %11,38 oranında artarken ortalama nominal prim düzeyinin %1,42 düştüğü
görülmektedir. Buna göre serbestleşme sonrasında sektördeki belirleyici eğilimin, pazar
payının artırılmasına yönelik hedefler doğrultusunda öncelikle tarifeleri düşürmek
olduğunu söylemek mümkündür. Tablonun geneline bakıldığında 2014 yılı haricinde
poliçe sayılarındaki değişim oranının yaklaşık %5 seviyelerinde daha durağan bir seyir
izlediği, ortalama primde ise daha büyük değişimlerin yaşandığı görülmektedir. Trafik
Sigortası ortalama primleri 2012, 2013 yıllarında ve 2016 yılının ilk dört ayında %50’nin
üzerinde bir oran ile yükselmiştir.
(617) Herhangi bir araç türü, basamak ve teşebbüs ayrımı olmaksızın Ocak 2010-Nisan 2016
döneminde üretilen poliçe sayıları ve ortalama nominal prim düzeyleri aylık olarak
incelendiğinde ortaya çıkan görünüm ise aşağıdaki grafikte yer almaktadır:
Grafik 13: Aylık Ortalama Nominal Prim-Poliçe Sayısı
Kaynak: EAAD raportörlerinin hesaplamaları
17-23/383-166
165/197
(618) Grafiğe göre incelenen süre zarfında, düzenlenen poliçe sayısının aylık ortalama
1.000.000 ile 2.000.000 arasında olduğu ve yıllar içerisinde büyük değişimler
gözlemlenmediği anlaşılmaktadır. Nitekim kararın önceki bölümlerinde (Tablo 22)
değinildiği gibi 2014 yılında gerçekleşen %11,38’lik artış dışında poliçe sayıları yıllık
ortalama %5 düzeyinde artış göstermiştir. Trafik Sigortası branşındaki prim düzeylerinin
ise yukarı doğru bir eğilim içerisinde olduğu görülmektedir. Ancak, ortalama nominal prim
tutarları ile poliçe sayıları arasında pozitif veya negatif net bir ilişki ortaya konulamamıştır.
Benzer bir durum, poliçe sayılarının araç türlerine göre ağırlıklandırılmış ortalama primler
ile karşılaştırılması neticesinde de ortaya çıkmaktadır. Söz konusu karşılaştırmaya ilişkin
grafiğe aşağıda yer verilmiştir:
Grafik 14: Aylık Ağırlıklı Ortalama Prim-Poliçe Sayısı
Kaynak: EAAD raportörlerinin hesaplamaları.
(619) Poliçe sayısı ve ortalama prim düzeylerinin birbiriyle bağlantılı olmamasının ve ortalama
prim değişimlerine göre poliçe sayılarındaki değişimlerin daha durağan olmasının temel
nedenlerinin, trafiğe çıkan yeni araç sayısı ve Trafik Sigortası’nın tüketimi zorunlu bir ürün
olmasıyla ilişkili olduğu değerlendirilmektedir. TÜİK verileri dikkate alındığında Ocak
2010-Mart 2016 döneminde araç sayısının yıllık ortalama %5,8; otomobil sayısının ise
%7,03 oranında arttığı görülmektedir. Araç sayısındaki artış ile yıllık poliçe üretiminde
gözlemlenen artışın birbirine oldukça yakın düzeyde gerçekleştiği anlaşılmaktadır.
Ayrıca, motorlu araç işletenler, idari para cezası ödeme riskini dikkate alarak yasal bir
zorunluluk olan Trafik Sigortası hizmeti için belirli bir talep düzeyini sağlamış olmaktadır.
Kanuni düzenlemeler gereği Trafik Sigortası’nı yaptırmakla mükellef olan tüketici, bu
noktadan sonraki tercihlerinde belirleyici unsur olarak primi dikkate alabilmektedir. Trafik
Sigortası branşında faaliyet gösteren teşebbüslerin ise motorlu araç işletenlerini satın
almaları zorunlu bir üründen vazgeçirmeyecek ve aynı zamanda şirketlerinin gelecekte
karşı karşıya kalacağı olası tüm hasar ve poliçe üretim maliyetlerini karşılayacak prim
düzeyini belirlemeyi hedeflemesi beklenmektedir.
(620) Öte yandan, Ocak 2010-Nisan 2016 dönemine ilişkin aylık düzeyde yapılan
karşılaştırmalarda, poliçe sayıları ve ortalama prim düzeyleri arasında net bir ilişki
belirlenememekle birlikte, düzenlenen poliçe sayılarının yılsonlarında arttığı ve yılın ilk
aylarında azaldığı tespit edilmiştir. Durağan seyreden Trafik Sigortası talebinde
gözlemlenen bu durumun ortalama primler üzerinde herhangi bir etkisinin olup
olmadığının belirlenmesi amacıyla hazırlanan grafiğe aşağıda yer verilmektedir:
17-23/383-166
166/197
Grafik 15: Aylık Ortalama Nominal Prim-Dönemsel Talep
Kaynak: EAAD raportörlerinin hesaplamaları.
(621) Ocak 2010-Aralık 2015103 dönemi verileri dikkate alınarak ay bazında gerçekleşen
ortalama nominal prim tutarları ve ortalama poliçe sayıları incelendiğinde; en çok poliçe
sırasıyla Aralık, Mayıs ve Haziran aylarında düzenlenirken en yüksek ortalama primlerle
sırasıyla Aralık, Kasım ve Ekim aylarında karşılaşıldığı görülmektedir. Diğer taraftan, en
az poliçe düzenlenen aylar sırasıyla Şubat, Ocak ve Mart olurken en düşük prim tutarları
ise sırasıyla Ocak, Şubat ve Mart’ta görülmektedir. Düşük talebin olduğu ilk üç aylık
dönemde gözlemlenen düşük ortalama prim düzeylerinin benzer bir görünümün olduğu
Eylül-Kasım döneminde yerini daha yüksek ortalama prim düzeylerine bıraktığı
görülmektedir.
(622) Trafik Sigortası branşında gerçekleşen ortalama primlerin; Ocak-Nisan dönemini
kapsayan yılın ilk dört ayında 900 TL ile en düşük seviyesinde olduğu, Mayıs-Ağustos
döneminde yaklaşık %25’lik bir artış ile ortalama 1.125 TL seviyesine geldiği ve Eylül-
Aralık döneminde ise takribi %12 oranında bir artış ile yılın en yüksek seviyesi olan 1.260
TL’ye ulaştığı anlaşılmaktadır. Öte yandan, Trafik Sigortası talebi Ocak-Nisan döneminde
en düşük seviyesinde iken prim tarifelerinde görülen farklılığın Mayıs-Ağustos ve Eylül-
Aralık dönemlerinde görülmediği ve bu iki dönemde neredeyse aynı talep düzeyinin
(yaklaşık 5.535.000) olduğu tespit edilmiştir. Mevsimsellik dikkate alınarak yapılan bu
tespitlerin, Trafik Sigortası hizmetlerine yönelik talep ile prim tutarları arasında herhangi
bir sistematik ilişkiyi yansıtmaktan uzak olduğu değerlendirilmektedir.
(623) Tam serbestleşme dönemi esas alınarak teşebbüs bazında yapılan poliçe sayısı ve
ortalama prim karşılaştırmaları neticesinde de benzer sonuçlara ulaşılmıştır. Aşağıda,
Trafik Sigortası hizmetleri pazarının yaklaşık %55’ini temsil eden A, B, C, D’ye ilişkin Ocak
2014-Nisan 2016 dönemine ait poliçe sayıları ile 4. ve 7. basamak otomobil primlerini
karşılaştıran grafiğe yer verilmektedir:
103 Soruşturma kapsamında teşebbüslerden elde edinilen bilgiler 2016 yılının tamamına ilişkin
olmadığından ortalamalara ilişkin daha doğru bir karşılaştırma yapabilmek için ilk dört aylık 2016 yılı verisi
bu grafikte kullanılmamıştır.
17-23/383-166
167/197
Grafik 16: Otomobil 4. ve 7. Basamak Prim-Poliçe Sayısı (A, B, C, D; Ocak 2014-Mart 2016)
Kaynak: EAAD raportörlerinin hesaplamaları.
(624) Sonuç olarak, yapılan grafiksel analizler bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirildiğinde,
Trafik Sigortası hizmetleri pazarında gözlemlenen prim hareketlerinin talep değişimleri ile
açıklanmasının mümkün olmadığı değerlendirilmektedir.
d) Fiyat ve Maliyet Arasındaki İlişki
(625) Kararın önceki bölümlerinde değinildiği gibi, inceleme konusu pazardaki ani fiyat artışları
ve teşebbüslerin fiyat düzeyleri arasında gözlemlenen paralellik, çoğu zaman rekabet
karşıtı anlaşma ve işbirliklerine yönelik rekabet değerlendirmesinin ilk basamağını
oluşturmaktadır. Ancak, anılan iki durumun varlığı ya da yokluğu tek başlarına rekabet
ihlalini ortaya koymak için yeterli kabul edilmemektedir. Bu nedenle ikinci aşamada, fiyat
hareketlerinde görülen değişimlerin talep kaynaklı olup olmadığı irdelenmektedir. Önceki
bölümde yapılan değerlendirmeler neticesinde, Trafik Sigortası hizmetleri pazarındaki
prim değişimlerinin talepteki değişimler ile açıklanmasının mümkün olmadığı sonucuna
ulaşılmıştır. Bu bölümde ise değerlendirmenin üçüncü aşamasını oluşturan fiyat
hareketleri ile pazardaki maliyet unsurları arasındaki ilişki üzerinde durulacaktır.
(626) Teşebbüsler arasında rekabet karşıtı bir mutabakat veya işbirliği olması halinde, inceleme
konusu ürün fiyatlarının rekabetçi döneme kıyasla maliyetlere karşı daha az duyarlı
olması beklenmektedir. Anlaşma ya da işbirliğinin değişik aşamalarında fiyatların
maliyetlerden etkilenme düzeylerinin farklılık gösterebileceğine dair yaklaşımlar olmakla
birlikte temel tespit, maliyetlerin fiyatlar üzerindeki etkisinin rekabetçi döneme göre her
hâlükârda daha sınırlı düzeyde olmasıdır.
17-23/383-166
168/197
(627) Trafik Sigortası branşında faaliyet gösteren sigorta şirketleri yaptıkları aktüeryal
hesapların ardından belirledikleri risk primine masraf payları, personel giderleri, acente
komisyonu ve kar payı beklentisini ekleyerek104 yazılacak prim tutarını belirlemekte, bu
tutara vergi ve yasal kesintilerin105 ilave edilmesi ile de sigortalıdan tahsil edilecek brüt
prim tutarı tespit edilmektedir. Bu bölümde ele alınacak maliyet unsurları asıl olarak risk
priminin hesaplanması aşamasında dikkate alınan ve Trafik Sigortası branşının uzun
kuyruklu yapısı106 (long-tail insurance) dolayısıyla primler üzerindeki etkisi uzun
dönemlere yayılan sigortanın konusuna ilişkin maliyet kalemleridir.
(628) Trafik Sigortası ile motorlu araç işletenlerin üçüncü kişilere verdiği zararlardan doğan
hukuki haklar teminat altına alınmaktadır. Teminat altına alınan hasarların Trafik Sigortası
şirketlerince karşılanması sürecinde, yaşanan kazaya göre farklı yasal düzenlemeler
altında çeşitli başlıklar gündeme gelebilmektedir. Örneğin, maddi hasarın oluştuğu bir
kaza sonrası eksper ödemeleri, yedek parça maliyetleri söz konusu olabilecekken
yaralanmaya sebebiyet veren bir kaza neticesinde daha farklı yargı süreçleri, hastane
masrafları, tamirat giderleri ortaya çıkabilecektir.
(629) Bu çerçevede, Trafik Sigortası primlerinde gözlemlenen artışların temel gerekçeleri
olarak soruşturma taraflarınca ilk yazılı savunma sürecinde dile getirilen maliyet
unsurlarına ilişkin değerlendirmeler başlıklar halinde aşağıdaki bölümlerde ele alınmıştır.
(i) Tedavi Giderlerinin SGK Tarafından Ödenmesine İlişkin Belirsizlikler
(630) 2010-2016 döneminde sigortalının, aracının kullanımı sırasında üçüncü kişilere vermiş
olduğu zarardan kaynaklanan tedavi giderlerinin kapsamı, ödenmesi ve ödemeyi
yapmakla yükümlü olan şirket ve kuruluşların sorumluluklarının içeriği konularında çok
sayıda farklı yasal düzenleme ile yargı kararlarının gündeme geldiği görülmektedir.
Aşağıdaki tabloda, anılan dönemde tedavi giderleri ve SGK’ya yapılan ödemelere ilişkin
yapılan yasal düzenlemelere kronolojik olarak yer verilmiştir:
104 Hazine Müsteşarlığı’nın 28.09.2016 tarih ve 27480 sayılı yazısında; uygulamada sigorta şirketlerinin
brüt primlerin yaklaşık %18 ile %25’i kadar bir tutarın masraf payları, personel giderleri, acente komisyonu
ve kar payı olarak risk primine eklendiği ifade edilmiştir.
105 Trafik Sigortası primlerinden alınan yasal kesintiler; SGK Payı (%10), Güvence Hesabı Payı (%2
sigortalı, %1 şirket payı), Banka Sigorta Muamele Vergisi (%5), Trafik Hizmetleri Geliştirme Fonu’dur (%5).
106 “Uzun Kuyruklu Sigorta” terimi, Trafik Sigortası hizmeti sağlayan teşebbüslerin sunmuş oldukları
hizmetin niteliği dolayısıyla yükümlülüklerinin sadece poliçe yılı ile sınırlı olmamasını ifade etmektedir. Bu
yapı nedeniyle, belirli bir poliçe yılında oluşan hasarlar/maliyetler sigortalı ve sigorta şirketi arasındaki
hukuki süreçlere bağlı olarak poliçe yılını aşan bir zaman diliminde tamamlanmakta ve etkilerini
göstermektedir.
17-23/383-166
169/197
Tablo 23: Tedavi Giderlerine İlişkin Yasal Düzenlemeler
Düzenleme Yürürlük Tarihi107 İçeriği
2010/1 sayılı Karayolları Motorlu
Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk
Sigortası Ödemelerinde Tedavi
Giderleri Kapsamına İlişkin Sektör
Duyurusu (Hazine Müsteşarlığı)
5 Ocak 2010
Tedavi giderleri ile sakatlık giderleri teminatları
arasındaki ayrımın netleştirilmesi, tedavi
giderlerinin kapsamının belirlenmesi.
Bu dönemde trafik kazalarından kaynaklanan
sağlık giderleri hem sigorta şirketi hem de
SGK tarafından karşılanabilmekteydi.
Karayolları Trafik Kanunu
(m.98/1)
Şubat 2011
Trafik kazası sonucu ortaya çıkan sağlık
giderlerinin SGK tarafından ödenmeye
başlanması.
Karayolları Trafik Kanunu
(m.98/2)
Şubat 2011
Trafik Sigortası primlerinin ve Güvence
Hesabınca tahsil edilen katkı paylarının
%10'unun SGK'ya aktarılması ile sigorta
şirketleri ve Güvence Hesabı'nın tedavi gideri
ödeme yükümlülüğünün sona ermesi.
Trafik Kazaları Nedeniyle İlgililere
Sunulan Sağlık Hizmet
Bedellerinin Tahsiline İlişkin Usul
ve Esaslar Hakkında Yönetmelik
(m.4/1) (Hazine Müsteşarlığı)
27 Ağustos 2011
Sağlık giderlerinin SUT hükümleri ile sınırlı
olmak koşuluyla karşılanması.
Trafik Kazaları Nedeniyle İlgililere
Sunulan Sağlık Hizmet
Bedellerinin Tahsiline İlişkin Usul
ve Esaslar Hakkında Yönetmelik
(m.8/1) (Hazine Müsteşarlığı)
27 Ağustos 2011
Trafik Sigortası primlerinin ve Güvence
Hesabınca tahsil edilen katkı paylarının
%10'unun SGK'ya aktarılması sonucu sigorta
şirketleri ile Güvence Hesabı'nın sağlık/tedavi
gideri sorumluluğunun sona ermesi.
Trafik Kazaları Nedeniyle İlgililere
Sunulan Sağlık Hizmet
Bedellerinin Tahsiline İlişkin Usul
ve Esaslar Hakkında Yönetmelik
(Geçici m.1) (Hazine Müsteşarlığı)
27 Ağustos 2011
6111 sayılı Kanun108'un yayımlanmasından
önce meydana gelen ve anılan tarih itibarıyla
ödenmemiş tüm tedavi giderlerinin SGK
tarafından ödenmesi.
SGK'nın 2012/5 sayılı Genelgesi
7 Şubat 2012 Trafik kazası sonucu ortaya çıkan sağlık
giderlerinin SUT üzerinden ödenmesi.
Danıştay 15. Dairesinin yürütmeyi
durdurma kararı (E.2013/7713)
14 Kasım 2013 TSB’nin başvurusu üzerine, SGK’nin SUT’a
göre tedavi giderlerini karşılayacağına ilişkin
Tarife Yönetmeliği’nin 4. maddesinin birinci
fıkrasındaki “…Kurum tarafından Sağlık
Uygulama Tebliğinde (SUT) yer alan hükümler
doğrultusunda…” ifadenin yürütmesi
durdurulmuştur.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin
kararları (E.2013/613 K.2013/451,
E.2014/5225 K.2014/6200,
E.2014/15707 K.2014/19889)
21 Haziran 2013
18 Mart 2014
14 Ekim 2014
Geçici iş görmezlik ödeneğinin SGK
tarafından karşılanacak tedavi gideri
olmadığına ilişkin kararlar.
Karayolları Trafik Kanunu
(m.98/1 ek ibare ve ek cümle)
23 Nisan 2015 SGK'nın sağlık gideri sorumluluğunun Kanun
ile daraltılması. (Tarife Yönetmeliğinde
yürütmesi durdurulan hükmün benzerine yer
verilmek suretiyle)
Karayolları Motorlu Araçlar
Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası
Trafik Sigortası Genel Şartları109
(A.5) (Hazine
Müsteşarlığı)
1 Haziran 2015
Aralarında sağlık giderleri ve sürekli sakatlık
teminatının da bulunduğu teminat tanımlarına
yer verilmesi.
107 Çoğu düzenlemenin yayım tarihi ile yürürlüğe girme tarihi farklılık göstermekte olup, farklılık olması
halinde yürürlük tarihi esas alınmıştır.
108 25.02.2011 tarihli ve 27857 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan “Bazı Alacakların Yeniden
Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun
Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun”.
109 14.05.2015 tarihli ve 29355 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Genel Şartlar’ı ifade
etmektedir.
17-23/383-166
170/197
Karayolları Motorlu Araçlar
Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası
Trafik Sigortası Genel Şartları
(A.5./b) (Hazine Müsteşarlığı)
1 Haziran 2015
Sağlık giderlerinin kapsamı belirlenmiştir.
Karayolları Motorlu Araçlar
Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası
Trafik Sigortası Genel Şartları
(A.5/c) (Hazine Müsteşarlığı)
1 Haziran 2015
Sürekli sakatlık teminatının kapsamı
belirlenmiş ve bakıcı giderlerinin karşılanması
koşulu getirilmiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi Kararı
(E.2015/6775, K.2015/9800)
29 Eylül 2015
SGK’nın SUT’a göre tedavi giderlerini
karşılayacağına ilişkin Tarife Yönetmeliği’nin
4. maddesinin birinci fıkrasının normlar
hiyerarşisine (Karayolları Trafik Kanunu
m.98/1) aykırı olduğu tespit edilmiştir.
Danıştay 15. Dairesinin Kararı
(E.2013/7713, K.2016/1779)
16 Mart 2016
Tarife Yönetmeliği’nin 4. maddesinin birinci
fıkrasında yer alan "...Sağlık Uygulama
Tebliğinde (SUT) yer alan hükümler
doğrultusunda…" ibaresinin iptali.
Karayolları Trafik Kanunu 14 Nisan 2016 Bakıcı giderleri sağlık gideri teminatı
kapsamından çıkarılmıştır.
Karayolları Trafik Kanunu 14 Nisan 2016 Sürekli sakatlık teminatının koşullarında
değişikliğe gidilmiştir.
Kaynak: Raportörlerin mevzuat taramaları neticesindeki derlemeleri.
(631) Esasen, Karayolları Trafik Kanunu’nda Şubat 2011’de yapılan değişiklikle birlikte, Trafik
Sigortası branşında faaliyet gösteren teşebbüslerin primlerinin %10’unun SGK’ya
aktarılması ile tedavi giderini karşılama yükümlülüğünün sona erdiği ve sorumluluğun
SGK’da olduğu görülmektedir. Ancak, tedavi giderlerinin içeriği konusunda yaşanan
belirsizlikler, konunun farklı şekillerde çeşitli kişiler ve kuruluşlar tarafından yargı önüne
taşınmasına yol açmış ve ayrıca, konuya ilişkin yeni düzenlemeler yapılması ihtiyacı
doğmuştur. Söz konusu düzenlemeler ile sigorta şirketlerinin sorumlulukları defaatle
belirlenmesine rağmen zarar gören kişilerin mağduriyetlerinin giderilmesinde yaşanan
belirsizliklerden kaynaklanan sorunların aşılması ve SGK tarafından karşılanmayan çeşitli
tedavi ve bakım giderlerinin temini için sigorta şirketlerine başvurulduğu ve tazminat
davaları açıldığı sektör temsilcileri tarafından dile getirilmiştir.
(632) Hazine Müsteşarlığı tarafından gönderilen yazılı görüşte, sağlık giderlerinin SGK
tarafından karşılanmasına ilişkin düzenlemenin 2011 yılında yapıldığı ve bu
düzenlemenin 2015 yılındaki prim artışları üzerinde etkisinin olmasının makul görülmediği
belirtilmiştir. Öte yandan, uygulamada sağlık giderlerinin ödenmesi konusunda bazı
ihtilafların görüldüğü ve SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderleri için sigorta
şirketlerine başvuru yapıldığı ve zaman zaman konunun mahkemelere intikal ettiği
bilinmekle birlikte, fiyatlama üzerindeki etkilerine ilişkin bilgilerinin olmadığı dile
getirilmiştir.
(633) SGK tarafından gönderilen yazılı görüşte ise 2011-2015 döneminde geçerli olan yasal
düzenlemeler çerçevesinde ödemelerin yapıldığı, SGK’nın uygulamaları bakımından bu
dönemde kapsam yönünden herhangi bir farklılık bulunmadığı, aynı durumun bakıcı ve
iş göremezlik ödemeleri için de geçerli olduğu ifade edilmiştir.
17-23/383-166
171/197
(634) Tüm bu bilgiler ışığında, Trafik Sigortası hizmetleri pazarında faaliyet gösteren
teşebbüslerin, 2011-Mart 2016 döneminde SGK’ya yapmış olduğu ödemelerin ve 2010-
Mart 2016 dönemindeki tedavi ödemelerinin yıllar içerisinde nasıl bir seyir izlediği
aşağıdaki tablodan görülebilmektedir110:
Tablo 24: Yıllar itibarıyla Tedavi Giderleri
Yıl SGK Payı (TL) Ödenen Tedavi Giderleri (TL)
2010 - 149.759.772
2011 184.305.440 87.053.235
2012 377.436.649 38.077.635
2013 490.896.761 25.996.923
2014 490.980.809 36.014.866
2015 663.159.706 45.495.551
2015-İlk 3 Ay 122.016.771 8.627.192
2016-İlk 3 Ay 280.052.215 14.235.143
Kaynak: EAAD raportörlerinin hesaplamaları.
(635) 2011 yılındaki düzenleme ile birlikte, tedavi giderlerindeki asli sorumluluğun SGK’ya
geçmesinin etkilerinin 2012 yılından itibaren görüldüğü ve Trafik Sigortası branşında
faaliyet gösteren sigorta şirketlerinin bu başlıktaki ödemelerinin 2010-2011 dönemine
kıyasla azaldığı yukarıdaki tablodan anlaşılmaktadır. 2015 yılı itibarıyla ise ödenen tedavi
giderlerinin yaklaşık 45,5 milyon TL düzeyine çıktığı, 2016 yılının ilk üç ayında da bu artış
eğiliminin devam ettiği görülmektedir.
(636) 2011 yılındaki anılan düzenleme ile getirilen SGK payı, teşebbüslerin ürettikleri prim
tutarları üzerinden %10’luk bir payı SGK’ya ödeyerek tedavi giderlerine ilişkin
yükümlülüklerini sınırlamaktadır. SGK payında yıllık düzeyde gözlemlenen en yüksek
artışın %104,79’luk oran ile 2012’de görüldüğü, takip eden 2013-2015 dönemindeki
artışların yıllık prim üretim düzeyleri ile benzerlik arz ettiği111, 2016 yılının ilk 3 ayında ise
%129,52 oranında arttığı görülmektedir. Sigorta şirketlerinin toplam tedavi giderlerindeki
yıllık değişim oranları aşağıdaki tabloda yer almaktadır:
Tablo 25: Toplam Tedavi Giderleri (Sigorta şirketlerince ödenen tedavi giderleri + SGK Payı)
Yıl Toplam Tedavi Giderleri (TL) Değişim (%)
2010112 149.759.772
2011 271.358.675 81,20
2012 415.514.284 53,12
2013 516.893.684 24,4
2014 527.022.675 1,96
2015 708.655.257 34,46
2015-İlk 3 Ay 130.643.963
2016-İlk 3 Ay 294.287.358 125,26
Kaynak: EAAD raportörlerinin hesaplamaları.
110 Trafik Sigortası branşında faaliyet gösteren sigorta şirketlerinin tedavi giderleri arasında bulunan SUT
üzeri tedavi giderlerinin, ödenen tedavi tutarlarından ayrıştırılması tüm şirketler için mümkün olamamıştır.
111 2013 yılında prim üretimi %33,35 oranında artarken SGK payı %30,06’lık bir artış; 2014 yılında prim
üretimi %2,16 oranında artarken SGK payı %0,02’lik bir artış ve 2014 yılında prim üretimi %36,39 oranında
artarken SGK payı %35,07’lik bir artış göstermiştir.
112 2010 yılındaki düzenleme 2011-2016 döneminden farklı olup tedavi giderlerinin ödenmesine ilişkin
sorumluluk sigorta şirketleri ve SGK’da olduğundan TSB tarafından gönderilen ödenen tedavi giderlerine
ilişkin veriler esas alınmıştır. Bu dönemde herhangi bir SGK payı ödemesi bulunmamaktadır.
17-23/383-166
172/197
(637) Trafik Sigortası pazarında faaliyet gösteren sigorta şirketlerinin toplam tedavi giderlerinin
2015 yılından itibaren artış eğilimine girdiği yukarıdaki tablodan anlaşılmaktadır. Yapılan
fiyat analizleri neticesinde 2015 yılının ikinci yarısından itibaren prim tutarlarında benzer
bir artış eğilimi tespit edildiğinden, 2015 yılının üçer aylık dönemler halinde daha yakından
incelenmesinde fayda görülmüştür.
Grafik 17: Toplam Tedavi Giderleri (Ocak 2015-Mart 2016)
Kaynak: EAAD raportörlerinin hesaplamaları.
(638) Yukarıdaki grafik incelendiğinde, 2015 yılının ikinci yarısı itibarıyla Trafik Sigortası
branşında faaliyet gösteren teşebbüslerin toplam tedavi giderlerinin yılın ilk yarısına göre
yaklaşık %55 oranında arttığı görülmektedir. Toplam tedavi giderlerinde gözlemlenen
yükselme yönündeki eğilim 2016 yılının ilk üç ayında da %15,60 oranı ile devam
etmektedir. Nitekim ortalama nominal prim düzeyleri ile teşebbüslerin toplam tedavi
giderleri arasındaki korelasyon (birlikte hareket etme göstergesi) rakamlarına
bakıldığında 2015 yılı için aynı yönlü oldukça güçlü bir ilişki (0,96) tespit edilmiştir. Ocak
2010-Mart 2016 döneminin bütünü için de benzer bir durum (0,89) söz konusudur.
(639) Sektörün en büyük dört teşebbüsü olan ALLIANZ, ANADOLU, AXA ve MAPFRE’nin yıllık
toplam tedavi giderlerinin 2010-2015 dönemindeki seyrine ilişkin grafiğe aşağıda yer
verilmiştir:
Grafik 18: Toplam Tedavi Giderleri (A, B, C, D)
Kaynak: EAAD raportörlerinin hesaplamaları.
17-23/383-166
173/197
(640) Grafikten görüldüğü üzere, anılan dört teşebbüsten sadece C’nin yıllık toplam tedavi
giderleri 2013 yılından itibaren azalmış, diğer üç teşebbüsün harcamaları ise düzenli
olarak artmıştır. Teşebbüslerin 2015 yılındaki harcama tutarları dikkate alındığında C’nin
tedavi giderlerinin %13,25 oranında azaldığı; A’nın tedavi giderlerinin %87,77, B’nin
tedavi giderlerinin %39,08 ve D’nin tedavi giderlerinin %100,7 oranında arttığı tespit
edilmiştir.
(641) Sigorta şirketlerinin, motorlu araç işletenlerinin sebebiyet verdiği kazalar neticesinde
zarara uğrayan 3. kişilerin tedavi giderlerine ilişkin olarak yaptıkları harcamaların sektör
genelinde 2015 yılından itibaren arttığı anlaşılmaktadır. Sektörün genelinde gözlemlenen
söz konusu artışın şirket düzeyinde prim üretimleri ile bağlantılı olarak farklı düzeylerde
gerçekleştiği görülmektedir.
(ii) Yargı Kararlarının Etkileri
(642) Yargı kararlarının Trafik Sigortası alanındaki etkileri, bedeni tazminat ödemeleri ve
destekten yoksun kalma tazminatı çerçevesinde ele alınacaktır. Bedeni tazminatlar;
zarar verilen kişinin vefatı halinde geride kalanlara, tamamen veya belirli bir oranda
çalışamaz duruma gelmesi halinde ise kendisine yapılacak tazminat ödemelerini
içermektedir. Yapılacak bedeni tazminat ve destekten yoksun kalma tazminatı ödemeleri
aktüeryal hesaplamalar ile belirlenmektedir.
(643) Geride kalanlar için destekten yoksun kalma tazminatı hesaplaması, vefat eden ve
destekten yoksun kalan kişilerin yaşları, beklenen ömrü, gelir seviyesi ve enflasyon gibi
birçok farklı kriter dikkate alınarak gerçekleştirilmektedir. Daimi maluliyet durumunda ise
yine aynı kriterler, maluliyet oranı ile birlikte değerlendirilmektedir. Vefat durumunda
yapılan aktüeryal hesaplama, vefat eden kişi eğer yaşasaydı geride kalanlara
sağlayacağı maddi desteğin süresi ve tutarı temel alınarak gerçekleştirilmektedir. Maddi
desteğin süresi, kişinin beklenen ömrüne bağlı olarak aktüer tarafından belirlenmektedir.
Gelir seviyesi ise belgelendirilen ve son kazanılan ücret temel alınarak hesaplamaya dâhil
edilmektedir. Gelire ilişkin belge sunulamaması durumunda ise hesaplamada asgari ücret
dikkate alınmaktadır. Daimi maluliyet durumunda ise yine kişinin beklenen ömrü aktüer
tarafından belirlenmekte, kişinin maluliyet oranı ve gelir seviyesi göz önünde
bulundurularak tazminat tutarı hesaplanmaktadır.
(644) Bedeni tazminat ve destekten yoksun kalma tazminatının tanımı ve hesaplanmasına
ilişkin verilen kısa açıklamaların ardından, anılan tazminatlara ilişkin olup Trafik Sigortası
primleri üzerinde etki doğurduğu ifade edilen üç konuya değinilmesinde fayda
görülmektedir. Bu konulardan ilki, sigorta şirketlerindeki aktüerler ile mahkemelerce
görevlendirilen bilirkişilerin tazminat hesaplamalarında farklı yöntemler izlemesine
ilişkindir. Daha önce belirtildiği üzere, tazminat hesaplanırken aktüerler tarafından birçok
farklı parametre çeşitli varsayımlar altında dikkate alınmaktadır. Sigorta şirketleri söz
konusu tazminat hesaplamasını yaparken Hazine Müsteşarlığı tarafından yayımlanan
“2010/4 Sayılı Zorunlu Sigortalar (Güvence Hesabı Kapsamındaki Sigortalar)
Çerçevesinde Aktüeryal Hesaplamayı Gerektiren Tazminat Ödemelerinde Uygulamaya
İlişkin Genelge”de belirlenen kriterleri esas alırken, sigorta şirketi ile zarar gören kişinin
aralarındaki uzlaşmazlığın mahkemeye113 taşınması durumunda bilirkişilerce farklı
tablolar kullanılabilmektedir. Bu durumun ise hasar maliyetinin tahmin edilmesini
113 Soruşturmanın açılmasından sonra 14 Nisan 2016’da Karayolları Trafik Kanunu’nda (m. 97) yapılan
değişiklik ile zarar görenin dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması
ve sigorta şirketinin başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamasına
ilişkin düzenleme yapılmıştır. Sigorta şirketinin başvuruyu cevaplamaması veya verilen cevabın talebi
karşılamaması durumunda zarar görenin dava açma veya Sigortacılık Kanunu çerçevesinde tahkime
başvurma hakkı saklı tutulmuştur. Bu düzenleme ile zarar görenlerin ve/veya yakınlarının daha kısa
zamanda tazminatlarını alması ve tazminat farklılıklarının ortadan kaldırılması amaçlanmaktadır.
17-23/383-166
174/197
güçleştirdiği öne sürülmektedir. Diğer taraftan, 1 Haziran 2015’ten itibaren yürürlüğe giren
Genel Şartlar’da Trafik Sigortası kapsamında yapılacak tazminat ödemeleri için standart
hesaplama modelleri oluşturulmuş olup aktüerler ile mahkeme bilirkişileri arasındaki
hesaplama farklılıklarının azalması beklenmektedir.
(645) Hazine Müsteşarlığı tarafından gönderilen yazıda da, 14 Nisan 2016’da Karayolları Trafik
Kanunu’nda (m. 90) yapılan değişiklik ile Trafik Sigortası’na ilişkin tazminatlarda
uygulanacak usul ve esaslar için Genel Şartlar’daki düzenlemelere atıfta bulunulduğu
belirtilerek, standart hesaplama yöntemlerine ilişkin Kanun yoluyla yapılan bu
düzenlenmenin ardından belirsizliğin ortadan kalkmasının beklendiği ifade edilmiştir.
(646) Anılan tazminat kalemlerinin Trafik Sigortası primlerine etki etmesini sağlayan ikinci
husus, asgari ücret artışına ilişkindir. Tazminat hesaplamalarında, belgelendirilen ve
vergisi ödenmiş gelir esas alınmakta olup desteği kaybedilen ya da sürekli sakatlık raporu
alan kişinin gelir durumunun maaş bordrosu, banka hesapları, vergi levhası, vergi
beyannamesi veya SGK hizmet dökümü evrakı ile tespit edilememesi halinde aktüeryal
hesaplamalarda net asgari ücret (asgari geçim indirimi dâhil) dikkate alınmaktadır. Bu
çerçevede, 1 Ocak 2016 tarihinden itibaren geçerli olan %30 oranındaki asgari ücret
artışının, 31 Aralık 2015 tarihi itibarıyla henüz kapanmamış bedeni hasar dosyaları ve
karşılıklar üzerinde bir etkiye neden olacağı ifade edilmektedir. Sigorta şirketlerinin
ödeme yapacağı hasar dosyalarından kaçında asgari ücreti dikkate alacağı net olarak
bilinmemekle birlikte, farklı senaryolar altında asgari ücret artışının muallak bedeni
tazminat karşılıkları üzerindeki olası etkisi tahmin edilmeye çalışılmıştır. Bu çerçevede,
muallak bedeni tazminat tutarlarındaki olası artışın farklı senaryolara göre %9 ila %21
arasında değişebileceği hesaplanmıştır. Aşağıdaki tabloda çalışmanın sonuçlarına yer
verilmiştir:
Tablo 26: Asgari Ücret Artışının Muallak Bedeni Tazminat Tutarları Üzerindeki Etkisine İlişkin Senaryo
Çalışması
Branş Muallak Bedeni Adet (2015) Muallak Bedeni Tutar (2015)
Zorunlu Trafik 62.891 3.757.080.776 TL
Senaryo 1
Tazminat hesaplamalarının
%30’unda asgari ücretin esas
alınması.
Muallak Bedeni Tazminat Artışı: %9
Senaryo 2
Tazminat hesaplamalarının
%50’sinde asgari ücretin esas
alınması.
Muallak Bedeni Tazminat Artışı: %15
Senaryo 3 Tazminat hesaplamalarının %70’inde asgari ücretin esas alınması. Muallak Bedeni Tazminat Artışı: %21
Kaynak: EAAD raportörlerinin hesaplamaları.
(647) Trafik Sigortası primleri üzerinde etki doğurduğu öne sürülen üçüncü husus, motorlu araç
işletenin veya sürücünün %100 kusurlu olması nedeniyle meydana gelen ve işleten veya
sürücünün vefatı ile sonuçlanan kazalarda bu kişilerin eş ve çocuklarına destekten
yoksun kalma tazminatı ödenmesi yönündeki yargı kararlarına ilişkindir. Sigorta şirketleri
tarafından Trafik Sigortası’nın bir sorumluluk sigortası olması nedeniyle trafik kazası
sonucu üçüncü şahısların uğradığı zararların sigorta şirketlerince kusurlu tarafın kusur
oranı nispetinde ve geçerli teminat limitleri dahilinde karşılandığı ancak, bu genel kurala
rağmen Karayolları Trafik Kanunu’nun 92. maddesinde zorunlu mali sorumluluk sigortası
(Trafik Sigortası) dışında kalan hususların tahdidi olarak sayıldığı gerekçesiyle yapılan
başvuru taleplerine ilişkin sigorta şirketleri ve başvuru sahipleri arasında anlaşmazlık
çıkması durumunda konunun yargıya intikal ettiği belirtilmiştir. Konuya ilişkin olarak
17-23/383-166
175/197
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2011’de aldığı karar114 ile kısmi kusurlu sürücünün, 2012’de
aldığı karar115 ile tam kusurlu sürücünün vefatı halinde mirasçılarının üçüncü kişi sıfatıyla
destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilmesine hükmetmiştir. Söz konusu yargı
kararlarının etkisiyle özellikle, tam kusurlu sürücülerin vefatı ile sonuçlanan trafik
kazalarına ilişkin destekten yoksun kalma tazminatı taleplerinin artmasının beraberinde
sigorta şirketlerinin geçmişe yönelik tazminat yükümlülüklerindeki artışı getirdiği
belirtilmiştir. Hemen belirtmek gerekir ki zamanaşımı süreleri; Karayolları Trafik
Kanunu’na (m. 109) göre zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği
tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak 10 yıl; TCK’ya göre
(m.66/1) ölümlü trafik kazalarında 15 yıl, yaralanmalı kazalarda 8 yıl, hem ölüm hem
yaralanma söz konusu ise 15 yıl olarak düzenlenmiştir. Karayolları Trafik Kanunu’nun
109. maddesinin ikinci fıkrasında yapılan atıf uyarınca ancak ölüm veya yaralanma
olduğu durumlarda TCK hükmü uygulanabilmektedir.
(648) Hazine Müsteşarlığı görüşünde, geçmişe yönelik dosyaların araştırılarak116 yeni
davaların açıldığının ve şirketler açısından beklenmeyen tazminat yüklerinin ortaya
çıktığının tespit edildiği ifade edilmiştir. Konuya ilişkin olarak 14 Nisan 2016’da Karayolları
Trafik Kanunu’nda (m.92) yapılan değişiklik ile "kimse kendi kusurundan yararlanamaz"
prensibi gereğince %100 kusur ile trafik kazasına sebebiyet vermiş sürücünün veya
destekten yoksun kalanlarının tazminat alamayacağına ilişkin düzenleme yapıldığı
belirtilmiştir.
(649) Yargı kararları, tazminat hesaplamalarında farklı yöntemlerin kullanılması, hasar
danışmanlık şirketlerinin rolü ve asgari ücret artışı neticesinde son yıllarda, bedeni
tazminata ve destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin yapılan başvuruların ve ödenen
tazminat tutarlarının arttığı sektör temsilcileri tarafından dile getirilmektedir. Ocak 2010-
Mart 2016 döneminde, Trafik Sigortası branşına ilişkin ödenen bedeni tazminat sayısına
ve tutarına aşağıdaki grafikte yer verilmiştir:
Tablo 27: Bedeni Tazminat Ödemeleri
Yıl Ödenen Bedeni Tazminat Adedi Ödenen Toplam Bedeni Tazminat Tutarı
2010 11.599 217.079.015
2011 26.363 345.959.505
2012 23.720 546.356.962
2013 26.872 758.551.978
2014 37.756 1.376.410.384
2015 56.147 1.643.878.885
2016-İlk 3 Ay 22.817 512.050.818
Kaynak: EAAD raportörlerinin hesaplamaları.
114 Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.6.2011 tarih ve E.2011/17-142, K.2011/411 sayılı kararı.
115 Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.2.2012 tarih ve E.2011/17-787, K.2012/92 sayılı kararı.
116 Yargı kararları doğrultusunda, kazada zarar gören kişilerin kendileri veya hasar danışmanlık şirketleri
tarafından zamanaşımı süreleri dikkate alınarak geçmişe dönük olarak sigorta şirketlerine veya
mahkemelere başvurular yapılabilmektedir.
17-23/383-166
176/197
(650) Tablo incelendiğinde, bedeni tazminat başvurularının 2011 yılında bir önceki yıla nazaran
%127,29, ödenen tazminat miktarının ise %59,37 oranında arttığı görülmektedir. 2011-
2013 döneminde yapılan başvuru sayısında önemli bir değişiklik görülmezken bedeni
tazminata ilişkin yapılan ödemelerin yıllık ortalama %52’lik bir artış gösterdiği tespit
edilmiştir. 2014 yılında başvuru sayısı %40,5 artarken sigorta şirketleri tarafından yapılan
bedeni tazminat ödemesi tutarı incelenen dönem içindeki en yüksek artış oranıyla
(%81,45) yaklaşık 1,4 milyar TL seviyesine gelmiştir. 2015’te ise bedeni tazminat başvuru
sayısında %48,71’lik bir artış olurken ödenen bedeni tazminat tutarındaki artış %19,43 ile
daha sınırlı bir oranda gerçekleşmiştir. 2016 yılının ilk üç ayı 2015 yılının aynı dönemi ile
karşılaştırıldığında başvuru sayısının %33,67, ödenen tazminat miktarının ise %63,35
oranında arttığı tespit edilmiştir.
(651) Prim tarifelerinde tam serbesti uygulamasının geçerli olduğu ve aynı zamanda bedeni
tazminat talepleri ile sigorta şirketlerince yapılan tazminat ödemelerinin artış gösterdiği
Ocak 2014-Mart 2016 dönemine ilişkin verilerin üçer aylık dönemler halinde yakından
incelenmesinde yarar görülmüştür.
Grafik 19: Bedeni Tazminat Ödemeleri
Kaynak: EAAD raportörlerinin hesaplamaları.
(652) Yukarıdaki grafik incelendiğinde 2014 yılının ilk üç ayı dışında yapılan başvuru sayısının
belirli bir düzeyde seyrettiği ancak yapılan tazminat ödemesi tutarının giderek arttığı
görülmektedir. 2015 yılında ise özellikle son üç aylık dönemde bedeni tazminat
başvurularının arttığı ancak sigorta şirketlerince yapılan bedeni tazminat ödemelerinde
2014 yılında ulaşılan düzeylerin korunduğu ve tüm yıl boyunca tazminat ödemelerinin
durağan bir seyir izlediği anlaşılmaktadır. 2016 yılının ilk üç ayında yapılan başvurular
%10,51 ve ödenen bedeni tazminat miktarları %21,27 oranında yükselmiştir.
(653) Teşebbüsler bazındaki bedeni tazminata ilişkin rakamlar incelendiğinde, 2014-2015
döneminde yapılan ödeme tutarlarında genel bir artış eğilimi görülmektedir. Bazı
teşebbüslerde, ödenen tazminat miktarlarındaki ciddi artışlar sektör genelindekine benzer
şekilde 2014 yılında olup ödeme tutarları, 2015 yılında daha durağan bir seyir izlerken
bazı teşebbüslerin bedeni tazminat ödemeleri 2014 yılında belirli bir seviyedeyken büyük
artışlar 2015 yılının farklı dönemlerinde gerçekleşmiştir. Aşağıdaki grafikte, Trafik
Sigortası branşının yaklaşık %55’ini temsil eden A, B, C ve D’ye ilişkin Ocak 2014-Mart
2016 dönemindeki bedeni tazminat ödemelerine yer verilmiştir:
17-23/383-166
177/197
Grafik 20: Bedeni Tazminat Ödemeleri (A, B, C, D)
Kaynak: EAAD raportörlerinin hesaplamaları.
(654) 2010-2015 döneminde Trafik Sigortası branşında faaliyet gösteren teşebbüslerin maddi,
tedavi ve bedeni tazminat başlıkları altında yapmış oldukları toplam tazminat ödemeleri117
incelendiğinde, toplam başvuru sayısının yıllar içerisinde önemli bir değişikliğe (%0,02)
uğramayarak yıllık ortalama 1.180.505 olduğu ancak yapılan tazminat ödemelerinin aynı
dönemde yıllık ortalama %21 oranında arttığı tespit edilmiştir.
Grafik 21: Toplam Tazminat Ödemeleri
Kaynak: EAAD raportörlerinin hesaplamaları.
117 Destekten yoksun kalma tazminatının soruşturma tarafı tüm teşebbüsler için ayrıştırılması mümkün
olmadığından ilgili branşta faaliyet gösteren teşebbüslerin toplam tazminat ödemeleri dikkate alınmıştır.
17-23/383-166
178/197
(655) Aşağıdaki grafikten görülebileceği üzere, bedeni tazminat ödemelerinin toplam tazminat
ödemelerindeki payı yıllar içerisinde %12,57’den %40 seviyelerine gelmiştir.
Tablo 28: Bedeni Tazminatların Toplam Tazminatlar İçerisindeki Payı
Yıl Bedeni Taz./ Toplam Taz. – Tutar (%) Bedeni Taz./ Toplam Taz. – Adet (%)
2010 12,57 1,05
2011 17,72 2,21
2012 22,84 1,89
2013 29,45 2,38
2014 39,36 3,27
2015 39,99 4,53
2016-İlk 3 Ay 40,49 6,18
Kaynak: EAAD raportörlerinin hesaplamaları.
(iii) Asgari Ekspertiz Ücret Tarifesinin Etkisi
(656) Sigorta Eksperleri Atama Yönetmeliği ile Sigorta Eksperleri Yönetmeliğinde Değişiklik
Yapılmasına Dair Yönetmelik, 25.08.2015 tarihli ve 29456 sayılı Resmî Gazete’de
yayımlanmıştır. Sigorta Eksperleri Atama Yönetmeliği’nin 12. maddesi uyarınca
hazırlanan ve Hazine Müsteşarlığınca istihsal edilen 2015/34 sayılı Ekspertiz Ücret
Tarifesine İlişkin Genelge ile araç türü bazında belirlenen tutarlarla sınırlı kalmak üzere
tespit edilen hasar tutarının %1.5‘i kadar eksper ücreti belirlenmiş; ekspertiz için yapılan
konaklama, ulaşım ve diğer giderlerin eksper ücretine ayrıca ilave edilmesi karara
bağlanmıştır. Yeni düzenleme sonrası belirlenen eksper ücretlerinin piyasa pratiği
açısından oldukça yüksek tutarlara tekabül ettiği ve yasal düzenleme ile belirlenen asgari
eksper ücret sınırın, sigorta şirketleri açısından yüksek oranlı maliyet artışına yol açtığı
teşebbüs temsilcileri tarafından dile getirilmiştir. Hazine Müsteşarlığı tarafından
gönderilen yazıda ise 2014 yılında ekspertiz ücretlerinin toplam primler içindeki payı
%1,52 iken tarifenin uygulanmaya başlandığı 2015 yılında bu oranın %1,26’ya gerilediği
belirtilmiştir.
(657) Aşağıdaki tabloda, 2011-2015 dönemine ilişkin yıllık düzeydeki eksper ödemelerine yer
verilmiştir:
Tablo 29 : Eksper Ödemeleri
Yıl Eksper Ödemeleri Değişim (%)
2011 88.701.135
2012 78.168.531 -11,87
2013 76.017.233 -2,75
2014 76.719.002 0,92
2015 87.183.956 13,64
2015-İlk 3 Ay 20.398.387
2016-İlk 3 Ay 29.354.960 43,91
Kaynak: EAAD raportörlerinin hesaplamaları.
(658) Tabloda yer verilen rakamlar incelendiğinde, eksper ödemelerinin 2012-2014 döneminde
neredeyse aynı düzeyde kaldığı ve yıllık ödemenin ortalama 76,5 milyon TL düzeyinde
olduğu görülmektedir. Eksper ücretlerine ilişkin asgari tutarın belirlendiği 2015 yılında ise
Trafik Sigortası hizmetleri pazarında faaliyet gösteren teşebbüslerin ödemelerinin %13,64
oranında arttığı görülmektedir. 2016 yılının ilk üç ayı 2015 yılının aynı dönemi ile
karşılaştırıldığında eksper ödemelerindeki artış oranının %43,91’i bulduğu tespit
edilmiştir.
17-23/383-166
179/197
(659) Eksper ücretlerine ilişkin taban fiyat uygulamasının Ağustos 2015’te yayımlanması
dikkate alınarak 2015 yılından itibaren yapılan eksper ödemeleri üçer aylık dönemler
halinde ayrıca incelenmiştir.
Grafik 22: Toplam Eksper Ödemeleri (Ocak 2015-Mart 2016)
Kaynak: EAAD raportörlerinin hesaplamaları.
(660) Tabloya göre 2015 yılının ilk altı ayında toplam 59 milyon TL civarında seyreden eksper
ödemelerinin yılın ikinci yarısında yaklaşık %144 oranında bir artış ile toplam 145 milyon
TL düzeyine geldiği görülmektedir. Bu çerçevede, Ağustos 2015 tarihinden itibaren
yürürlükte olan eksper ücretlerine ilişkin asgari ücret tespitinin Trafik Sigortası hizmetleri
pazarındaki toplam eksper ödemesi tutarını yükselttiği anlaşılmaktadır.
(661) Teşebbüsler bazında Ocak 2015-Mart 2016 dönemine ilişkin eksper ödemeleri
incelendiğinde de benzer sonuçlara ulaşılmıştır. Özellikle, 2015 yılının son üç ayında
sigorta şirketleri tarafından ekspertiz hizmetleri için harcanan tutarın giderek arttığı tespit
edilmiştir. Aşağıdaki grafikte, incelemelerimizde yer verdiğimiz ilk teşebbüs grubu olan A,
B, C ve D’nin anılan dönemdeki eksper ödemeleri üçer aylık dönemler halinde yer
almaktadır:
Grafik 23: Eksper Ödemeleri (A, B, C, D)
Kaynak: EAAD raportörlerinin hesaplamaları.
17-23/383-166
180/197
(iv) Yedek Parça Maliyetlerindeki Artışlar
(662) Yedek parça harcamalarına ilişkin olarak soruşturma sürecinde gündeme gelen hususları
iki başlık halinde değerlendirmek mümkündür. Bu başlıklardan ilki, döviz kurundaki
değişimlere bağlı olarak özellikle 2015 yılından itibaren sigorta şirketleri tarafından
yapılan yedek parça ödemelerinin artması ve bu tablonun hasar maliyetlerinin
öngörülenin üzerinde yükselmesine neden olması hususundadır. İkinci başlık ise oluşan
hasarlar sonrasında orijinal yedek parça yerine eşdeğer parça kullanılması konusunda
standartları tespit edilmiş bir uygulamaya geçilememesi nedeniyle yaşanan belirsizliğe
ilişkindir.
(663) Yedek parça maliyetlerindeki değişimin incelenebilmesi amacıyla aşağıdaki tabloda,
2010-Nisan 2016 dönemine ilişkin yıllık toplam yedek parça kullanım adedi ve toplam
harcama tutarına yer verilmiştir:
Tablo 30: Toplam Yedek Parça Kullanım Adedi ve Tutarı
Yıl Yedek Parça Harcamaları Yedek Parça Kullanım Adedi
2010 254.441.344 2.921.777
2011 303.518.210 3.311.151
2012 527.854.712 3.594.118
2013 385.825.776 3.315.586
2014 524.451.232 3.330.594
2015 719.242.045 3.606.891
2015-İlk 4 Ay 185.196.893 1.183.635
2016-İlk 4 Ay 260.607.360 1.082.965
Kaynak: EAAD raportörlerinin hesaplamaları.
(664) 2010-2015 döneminde sigorta şirketleri tarafından ödemesi yapılan yedek parça adedinin
yıllık ortalama 3.350.000 düzeyinde olduğu ve yıllar itibarıyla yedek parça adedinde
büyük bir değişimin gözlenmediği anlaşılmaktadır. 2012 yılında yedek parça kullanımı
%8,55 artarken yapılan ödeme tutarının %73,91 oranında arttığı; 2013’te kullanılan yedek
parça sayısının %7,75 ve yapılan harcamanın %26,91 oranında azaldığı tespit edilmiştir.
Trafik Sigortası primlerinde tam serbestleşme döneminin başladığı 2014 yılından itibaren
yedek parça kullanımında büyük bir değişim görülmezken, sigorta şirketleri tarafından
yapılan yedek parça ödemelerinin 2014 yılında %35,93, 2015 yılında %37,14 oranında
arttığı görülmektedir. 2016 yılının ilk dört ayı 2015 yılının aynı dönemi ile
karşılaştırıldığında yedek parça adedi %8,51’lik bir düşüş yaşarken yapılan ödemelerde
%40,72’lik bir yükseliş görülmüştür. Trafik Sigortası primlerinde artışın gözlemlendiği
2015 yılının ikinci yarısı ile yılın ilk yarısı karşılaştırıldığında ise yedek parça kullanımı
%4,96 oranında artarken toplam harcama tutarının %49,62 oranında arttığı tespit
edilmiştir.
(665) A, B ve C’nin 2010-2015 dönemindeki118 yedek parça harcamaları incelendiğinde; 2010-
2012 döneminde daha durağan olan A’nın yedek parça harcamalarının 2012 yılından
itibaren bir yükseliş eğilimine girdiği 2014-2015’te bu artışın hızlandığı; B’nin yedek parça
harcamalarının diğer iki teşebbüse kıyasla daha durağan seyretmesine rağmen 2015’te
yapılan ödemelerin arttığı görülmektedir. C’nin ise anılan dönemde A ve B’den daha
yüksek yedek parça harcamalarının olduğu, 2010-2012 döneminde yaşanan artışın
ardından 2014 yılına kadar yedek parça ödemelerinin nispeten durağan bir seyir izlediği;
2014 yılındaki artışın akabinde 2014-2015 döneminde büyük bir değişimin olmadığı
anlaşılmaktadır.
118 TSB tarafından gönderilen veri setinde D’nin yedek parça harcamalarına ilişkin veri olmadığından bu
grafikte mezkûr teşebbüse yer verilmemiştir.
17-23/383-166
181/197
Grafik 24: Toplam Yedek Parça Harcamaları (A, B, C)
Kaynak: EAAD raportörlerinin hesaplamaları.
(666) Yedek parça harcamalarına ilişkin ikinci başlık asıl olarak, sigorta şirketleri tarafından
yapılan harcamaların orijinal yedek parça ve eşdeğer parça arasındaki dağılımına ilişkin
olup, amaçlananın eşdeğer parça kullanımına ilişkin gerekli düzenlemelerin yapılması ve
belirli bir standardın oluşması ile teşebbüslerin daha uygun fiyatlı eşdeğer parçaya
yönelmesi olduğu anlaşılmaktadır. Böylelikle, Trafik Sigortası branşında faaliyet gösteren
teşebbüslerin yedek parça kullanımındaki orijinal yedek parça lehine olan dağılımın
değişmesi ve eşdeğer parça kullanımının artması ile hasar maliyetlerinin azalması
beklenmektedir.
(667) Trafik Sigortası hizmetleri pazarında faaliyet gösteren teşebbüslerin Ocak 2010-Nisan
2016 dönemindeki yedek parça harcamalarının, kullanım adedi ve yapılan ödeme
tutarları açısından orijinal yedek parça ve eşdeğer parça arasındaki dağılımına aşağıdaki
iki grafikte yer verilmiştir:
Grafik 25: Yedek Parça Adetlerinin Dağılımı
Kaynak: EAAD raportörlerinin hesaplamaları.
17-23/383-166
182/197
Grafik 26: Yedek Parça Harcamalarının Dağılımı
Kaynak: EAAD raportörlerinin hesaplamaları.
(668) Grafikler incelendiğinde; eşdeğer parçanın kullanılan toplam yedek parça içerisindeki
payının yaklaşık %45 ile en yüksek düzeylerine ulaştığı Eylül 2013-Mayıs 2015
döneminde eşdeğer parça için yapılan ödemeler, toplam yedek parça harcamalarının
%30’una tekabül etmektedir. Bu durum, eşdeğer parçanın beklenildiği üzere orijinal
yedek parçaya nazaran daha uygun fiyatlı olduğunu ortaya koymaktadır. 2015 yılındaki
yedek parça harcamalarının dağılımı incelendiğinde tablonun eşdeğer parça aleyhine
bozulduğu görülmektedir. Ocak 2015 itibarıyla toplam harcamalar içindeki payı %36,72
olan eşdeğer parça ödemelerinin, Aralık 2015’te %15,82’ye gerilediği görülmektedir.
Diğer taraftan, eşdeğer parça harcamalarının orijinal yedek parça harcamalarına oranı
Ocak 2015’te %58,03 iken Aralık 2015’te %18,80’e gerilemiştir.
(669) Kaza sonrası oluşan hasarlarda Trafik Sigortası hizmeti veren teşebbüslerin yedek parça
kullanımına ilişkin aktarılan sayısal bilgilerin ardından, eşdeğer parça kullanımında belirli
bir standart oluşturulması ve böylelikle uygulamadaki belirsizliklerin giderilmesine ilişkin
olarak soruşturma sürecinde farklı taraflardan elde edilen bilgilere değinilecektir. Trafik
Sigortası ile kaza sonrası zarara uğrayan hak sahibine ait araçtaki hasarın herhangi bir
değer kaybı veya artışı oluşmaksızın giderilmesi güvence altına alınmaktadır. Bu
noktada belirleyici olan kullanılacak yedek parça türünden bağımsız olarak zarara
uğrayan kişinin malvarlığındaki azalmanın telafisi ve aracın hasar öncesi eski durumunda
hak sahibine teslim edilmesidir.
(670) Hazine Müsteşarlığı tarafından yayımlanan Eşdeğer Parça Genelgesi ile 01.06.2015
tarihinden itibaren eşdeğer parça uygulamasına geçilmiş ve kullanılacak eşdeğer
parçaların hangi testlerden geçirileceği, bu testler sonrasında hangi sertifikaların
düzenleneceği, bu sertifikaları hangi kurumların vereceğine ilişkin düzenlemeler
yapılmıştır. Böylelikle, sigorta şirketlerinin onarım suretiyle hasar tazmini konusunda
eşdeğer parça veya orijinal parça kullanma konusunda mevzuatın izin verdiği ölçüde
tercih hakkının bulunduğu Hazine Müsteşarlığı tarafından gönderilen yazıda dile
getirilmiştir. Ayrıca, bu tarihten önce eşdeğer parçanın niteliğine ilişkin olarak sadece
beyanın esas alınmasının, tüketiciler kadar sigorta şirketleri açısından da sakıncalar
oluşturduğu düzenlemenin her iki tarafın menfaatleri dikkate alınarak yapıldığı
belirtilmiştir.
17-23/383-166
183/197
(671) Sektör temsilcileri tarafından konuya ilişkin olarak Eşdeğer Parça Genelgesi’ne uygun
kısıtlı sayıda eşdeğer parça olması ve takibe esas numaranın izleneceği sistemin henüz
hayata geçirilememesi nedeniyle sigorta şirketlerinin önemli bir kısmının eşdeğer parça
kullanımından vazgeçerek orijinal parça tedarikine yöneldiği belirtilmiştir. Söz konusu
durum yapılan sayısal değerlendirmeler neticesinde ortaya konulmakla birlikte, standart
belirlenmesine ilişkin getirilecek yeni kural ve düzenlemelerin soruşturma konusu dışında
değerlendirilmesi gereken bir husus olduğu kanaatine varılmıştır.
(v) Değer Kaybı Talepleri
(672) Değer kaybı talebi, hasar gören aracın durumunu niteleyen bir kavram olup kaza
sonucunda araçta oluşan hasarın, aracın değerini olumsuz yönde etkilemesini ifade
etmektedir. Kazanın doğrudan sonucu olmayan kişinin malvarlığındaki eksilmeler ise
değer kaybı talebi kapsamında değerlendirilmemektedir.
(673) Sektör temsilcileri tarafından, Haziran 2015 düzenlemesi öncesinde geçerli olan Mülga
Genel Şartlar çerçevesinde değer kaybı taleplerinin teminat kapsamında olmadığı ancak
yargıya intikal eden bazı başvurular neticesinde ödemelerin yapıldığı dile getirilmiştir.
Ayrıca, ödenecek tutarın tespiti aşamasında farklı hesaplama yöntemlerinin kullanıldığına
değinilmiştir. Hazine Müsteşarlığı tarafından ise değer kaybının, sigorta teminatı
kapsamında olduğunun 2000'li yıllardan beri kabul edildiği ve sigorta şirketlerinin Borçlar
Kanunu’nda yer alan genel hükümler çerçevesinde yargı kararlarına istinaden değer
kaybı tazminat ödemesini yaptığı ifade edilmiştir. Belirsizliği gidermek amacıyla
01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Genel Şartlar’da değer kaybının maddi zarar
teminatı kapsamında olduğu belirtilmiş ve hesaplama formülü yeknesaklaştırılmıştır.
Genel Şartlar’da yapılan değişikliklerin yürürlük tarihinden sonra düzenlenen sözleşmeler
için geçerli olduğu belirtilmiştir.
(674) Bununla birlikte, Mülga Genel Şartlar döneminde yaşanan belirsizlik ve emsal yargı
kararları nedeniyle menfaat sahipleri tarafından zaman aşımı süresi dikkate alınarak
geçmişe dönük olarak sigorta şirketlerine yapılan başvuruların ve açılan davaların arttığı
dile getirilmiştir. Aşağıdaki tabloda, 2010-Mart 2016 dönemindeki değer kaybı talebi
dosyalarının sayısına ve tutarına yer verilmektedir:
Tablo 31: Değer Kaybı Talepleri
Yıl Değer Kaybı-Adet Değer Kaybı-Tutar (TL)
2010 12 40.923
2011 76 144.961
2012 1.144 422.675
2013 3.995 2.911.401
2014 7.600 14.445.908
2015 34.019 125.330.062
2015-İlk 3 Ay 3.607 9.401.541
2016-İlk 3 Ay 16.472 72.121.910
Kaynak: EAAD raportörlerinin hesaplamaları.
(675) Tablodaki veriler incelendiğinde, yıllar içerisinde değer kaybına ilişkin yapılan başvuru
sayısında ve tutarında ciddi artışların yaşandığı anlaşılmaktadır. Değer kaybı talebindeki
değişim yıllık ortalama %525,13 olurken değer kaybı taleplerine yönelik yapılan ödemeler
yıllık ortalama %439,68 oranında artmıştır. 2015 yılında ise değer kaybı talebinde
%347,62’lik bir yükseliş görülürken yapılan ödemeler %767,58’lik bir artış göstermiştir.
17-23/383-166
184/197
(676) A, B ve C’nin 2013-2015 dönemindeki değer kaybı talebi ödemelerine ilişkin grafik
aşağıda yer almaktadır. 2013 yılında 1.207.319 TL ile diğer iki teşebbüse kıyasla en
yüksek değer kaybı talebi ödemesini gerçekleştiren A’nın 2015 yılındaki ödeme tutarı
17.789.072 TL olmuştur. B ve C’nin 2013’te yaklaşık 125.000 TL düzeyinde olan
ödemeleri ise 2015’te sırasıyla 7.104.356 TL ve 27.649.170 TL olarak gerçekleşmiştir.
Grafik 27: Değer Kaybı Talepleri (A, B, C)
Kaynak: EAAD raportörlerinin hesaplamaları.
(vi) Muallak Tazminat Karşılığı
(677) Sigortacılık Kanunu’na göre sigortacılık alanında faaliyet gösteren şirketlerin yazdıkları
poliçelerden kaynaklanan yükümlülükleri için yeterli seviyede karşılık ayırması
gerekmektedir119. Hazine Müsteşarlığı tarafından gönderilen yazıda, 2009-2015
döneminde yıllar itibarıyla sigorta şirketlerinin teknik karşılıklarının toplam pasifler içindeki
payının %31 ila %40 arasında değiştiği, Trafik Sigortası branşında faaliyet gösteren
şirketler özelinde yapılan incelemede ise 2009 yılında %40 seviyelerinde olan net teknik
karşılık/pasif toplamı oranının 2015 yılı sonunda %60 seviyesini aştığı dile getirilmiştir.
Ayrıca, Trafik Sigortası hizmetleri pazarındaki şirketlerin teknik karşılıklarının 2015 yılı
sonundaki dağılımına bakıldığında muallak tazminat karşılığının %47,1’lik paya sahip
olduğu belirtilmiştir.
(678) Muallak tazminat karşılığı, geçmişte gerçekleşmiş ancak henüz ödemesi yapılmamış,
ilerleyen dönemde sigorta şirketince ödeme yapılması muhtemel hasarlara ilişkin bir
karşılıktır. Muallak tazminat karşılığı, cari dönemden sonraki finansal raporlama
dönemlerinde nakit çıkışına yol açacak hasarlar için ayrılan bir karşılık olduğundan poliçe
sona erse bile sonraki dönemlerde oluşabilecek hukuki durumlar nedeniyle şirketlerin
mali bünyeleri üzerinde etkili olmaktadır. Söz konusu karşılık; tahakkuk eden dosya
muallak tutarları ve gerçekleşmiş ancak raporlanmamış120 (incurred but not reported-
IBNR) hasarlara ilişkin tahmin tutarlarından müteşekkildir.
119 Teknik karşılık ayrılmasına ilişkin hususların detayları "Sigorta ve Reasürans ile Emeklilik Şirketlerinin
Teknik Karşılıklarına ve Bu Karşılıkların Yatırılacağı Varlıklara İlişkin Yönetmelik" ve Hazine Müsteşarlığı
tarafından çıkarılan ikincil mevzuat ile düzenlenmektedir.
120 Gerçekleşmiş ancak raporlanmamış tutarlar için ayrılan karşılık, cari ya da geçmiş dönemlerde oluşan
hasarlar için şirketlerin gelecek dönemde oluşabilecek nakit çıkışlarını önceden tahmin etmesi ile
belirlenmektedir. 1 Ocak 2015’ten itibaren geçerli olan 2014/16 Sayılı Muallak Tazminat Karşılığına İlişkin
Genelge’ye göre bu karşılık tutarının belirlenmesinden sorumlu kişi aktüerdir.
17-23/383-166
185/197
(679) Sektör temsilcileri tarafından son yıllarda özellikle, Trafik Sigortası branşında Yargıtay
kararlarının etkisiyle gerçekleşmiş ancak rapor edilmemiş karşılıkların arttığı ve bu
sebeple şirketlerin sermaye rasyolarının bozulması riski ile karşı karşıya kaldığı
belirtilmiştir. Bu riskin önlenmesi amacıyla 1 Nisan 2015’te Hazine Müsteşarlığı tarafından
“Muallak Tazminat Karşılığına İlişkin Genelgede (2014/16) Değişiklik Yapılmasına İlişkin
Genelge (2015/28)” yayımlanmıştır. Adı anılan Genelge ile sigorta şirketlerinin
gerçekleşmiş ancak raporlanmamış karşılıklarını 2015’ten itibaren 2017 yılına kadar
kademeli olarak mali tablolarına yansıtmaları ve böylelikle şirketlerin sermaye ihtiyacını
yıllara bölmeleri yönündeki düzenleme hayata geçirilmiştir.
(680) Ayrıca, gerçekleşmiş ve rapor edilmiş hasarların, değerinin kesin olarak belirlenemediği
durumlarda (özellikle bedeni hasarlar) düşük muallak karşılığının ayrılmasının önüne
geçmek için 1 Ocak 2016 tarihinde Hazine Müsteşarlığı tarafından “Hasar Dosyası
Açılışında Maktu Tutar Kullanılmasına İlişkin Genelge (2015/45) “ yayımlanmış ve değeri
kesin olarak tespit edilemeyen dosyalar için asgari dosya açılış tutarı belirlenmiştir.
(681) Hazine Müsteşarlığı tarafından gönderilen yazıda, muallak tazminat karşılıklarının gider
olarak yazılması nedeniyle sigorta şirketlerinin zarar etmeleri veya Trafik Sigortası
primleri üzerinde etki doğurabilmesinin mümkün olduğu dile getirilmiştir.
(682) Ocak 2010-Mart 2016 döneminde, Trafik Sigortası hizmetleri pazarında muallak tazminat
karşılığı olarak ayrılan tutarların seyrine aşağıdaki grafikte yer verilmiştir:
Grafik 28: Muallak Tazminat Karşılığı
Kaynak: EAAD raportörlerinin hesaplamaları.
(683) Trafik Sigortası branşında ayrılan muallak tazminat karşılıkları incelendiğinde; 2012
yılında %41,86 ve 2013 yılında %49,35 ile ciddi artışların yaşandığı, prim tespitinde tam
serbestiye geçilen 2014 yılında artış oranının %28,23’lük bir seviyeye gerilediği fakat
2015 yılında yeniden %40,49 düzeyine ulaştığı görülmektedir. 2016 yılının ilk
çeyreğindeki muallak tazminat karşılığı tutarı 2015 yılına göre %8 oranında yükselmiş ve
ayrılan karşılıklardaki artış eğilimi devam etmiştir. 2016 yılının ilk üç ayı 2015 yılının aynı
dönemi ile karşılaştırıldığında ise artış oranı daha yüksek olur %30,18 seviyesinde
gerçekleşmiştir.
(684) Teşebbüs bazında muallak tazminat karşılıkları ele alındığında benzer bir görünüm ile
karşılaşılmıştır. Aşağıdaki grafikte, 2010-Mart 2016 döneminde ilk şirket grubu olarak
belirlediğimiz A, B, C ve D’nin muallak tazminat karşılıklarına yer verilmiştir:
17-23/383-166
186/197
Grafik 29: Muallak Tazminat Karşılığı (A, B, C, D)
Kaynak: EAAD raportörlerinin hesaplamaları.
I.5.2.1.3. Birlikte Fiyat Artışı İddialarına İlişkin Genel Değerlendirme
(685) Dosya kapsamında ilk olarak yerinde incelemelerde elde edilen belgeler teşebbüsler
arası yazışmalar, teşebbüsler arası rekabeti konu eden iç yazışmalara ve teşebbüslerin
maliyet artışlarına ilişkin iç yazışmalar şeklinde sınıflandırılarak 4054 sayılı Kanun’un 4.
maddesine göre değerlendirilmiştir. Yapılan değerlendirme neticesinde, teşebbüslerin
rekabet karşıtı sonuçlar doğurabilecek bir anlaşma ve/veya uyumlu eylem kapsamında
hareket ettiklerine dair herhangi bir delile rastlanılmamış, aksine;
- maliyetlerin artması üzerine zarardan kaçınmak için teşebbüslerin yeni stratejiler
geliştirdiği,
- teşebbüslerin rekabetçi stratejilerini sadece en yüksek pazar payına ulaşmak
üzerine değil; kâr-zarar analizleri doğrultusunda belirlenen sayıda poliçe üretmek
üzerine kurdukları,
- planlanan poliçe sayısına ulaşıldığında ya da zararlar öngörüldüğünde ise daha
fazla riske girmekten çekinen teşebbüslerin, ilgili mevzuat çerçevesinde poliçe
kesmekten imtina etmeleri mümkün olmadığından, ortalama primlerin üzerinde
fiyatlama yaptıkları
tespit edilmiştir.
(686) Soruşturma kapsamında ikinci olarak, rekabet karşıtı bir anlaşma veya uyumlu eylem
sonucu ortaya çıkan teşebbüs davranışı ile bireysel ve bağımsız karar süreçleri
neticesinde oluşan teşebbüs davranışını birbirinden ayırt edebilmek amacıyla literatür ve
uygulamalarda yer verilen yaklaşımlar dikkate alınarak yapılan iktisadi analize, yer
verilmiştir. Taraflar arasında bir anlaşmanın ya da uyumlu eylemin olması halinde
beklenen; pazar paylarının durağan olması, fiyattaki dalgalanmanın azalması, fiyat ile
talep arasındaki ilişkinin zıt yönlü olması, tespit edilen ani fiyat artışlarının ve
teşebbüslerin fiyat seyrinde gözlemlenen benzerliklerin maliyet ve talep hareketleriyle ve
bunlarda yaşanan ani artışlar ile açıklanamamasıdır.
17-23/383-166
187/197
(687) Bu çerçevede yapılan analizde, teşebbüslerin pazar paylarının seyri incelenmiş; Trafik
Sigortası hizmetleri pazarındaki prim düzeyi, teşebbüslerin prim düzeyleri ve primlerin
zaman içerisindeki hareketleri farklı prim değerleri (nominal, reel, ağırlıklandırılmış, araç
türü bazlı, basamak bazlı) çerçevesinde ele alınmış ve son olarak primde gözlemlenen
değişimlerin talep ve maliyet ile ilişkisi ortaya konulmaya çalışılmıştır. Trafik Sigortası
hizmetleri pazarına ilişkin yapılan iktisadi analiz çalışmasında, Ocak 2010-Nisan 2016
dönemine ait veri seti kullanılmıştır. Tüm bu değerlendirmeler sektör genelinde ve
yukarıda ayrıntıları açıklandığı üzere büyüklüklerine göre teşebbüs grupları için ayrı ayrı
yapılmıştır.
(688) Pazar payına ilişkin analiz sonucunda;
- pazar paylarının hem 2010-2016 dönemi genelinde hem de primlerin
belirlenmesinde tam serbestleşme esaslarının geçerli olduğu 2014-2016
döneminde durağan bir seyir izlemediği,
- pazar paylarının yıllar içerisinde değişen seyrine rağmen AXA ve ANADOLU’nun
Ocak 2010-Nisan 2016 dönemi boyunca, ALLIANZ ve MAPFRE’nin ise 2012
yılından itibaren ilk beş şirket arasında yer aldığı,
- Trafik Sigortası hizmetleri pazarında yaklaşık otuz teşebbüs faaliyet göstermesine
rağmen ilk beş ve ilk on teşebbüsün pazar paylarının ayrı ayrı %50 ve %70’in
üzerinde olduğu; yoğunlaşma düzeyinin yıllar itibarıyla artış gösterdiği
tespit edilmiştir.
(689) Fiyat analizi sonucunda;
- ortalama nominal primlerin 2013 ve 2015 yıllarının ikinci yarısında diğer yıllara
kıyasla daha yüksek bir artış eğilimi sergilediği,
- araç türlerine göre ağırlıklandırılmış primlerin 2015 yılının ikinci yarısından itibaren
arttığı,
- ortalama reel primlerin ortalama nominal ve ağırlıklandırılmış primlere göre daha az
artış eğilimi gösterdiği,
- ortalama otomobil primlerindeki artışın 2015 yılının ikinci yarısında görüldüğü, reel
düzeyde ise durağanlık olduğu;
- aylık prim değişim düzeyleri incelendiğinde, ortalama nominal ve ağırlıklandırılmış
primdeki düzenli artışın Temmuz 2015’ten itibaren başlayıp Nisan 2016’ya kadar
devam ettiği,
- teşebbüs grupları bazında yapılan incelemede; teşebbüs grupları arasında
farklılıklar bulunduğu, bazı teşebbüsler farklı prim düzeylerinde benzer prim seyrine
sahipken bazı teşebbüsler arasında dalgalanmanın daha fazla olduğu;
- teşebbüslerin farklı prim seviyelerinde ve eşzamanlı olmamakla beraber 2015 yılının
ikinci yarısında prim artışlarında bulunduğu,
- yapılan varyans analizi sonucunda soruşturma tarafı tüm teşebbüsler için primlerin
ve primlerdeki katılığın yüksek olduğu bir dönem bulunamadığı,
- 2015 yılının ikinci yarısındaki prim hareketlerinin ve teşebbüs davranışlarının önceki
dönemlere kıyasla farklılık gösterdiği, münferit bazı araç türü ve şirket gruplarında
pazarda işbirlikçi davranışın doğurabileceği görünüme benzer sonuçlarla
karşılaşıldığı ancak soruşturma tarafı tüm teşebbüslerin eşzamanlı ve devamlılık arz
eden şekilde pazarda danışıklı hareket ettiğine dair iktisadi bir bulguya
rastlanmadığı
17-23/383-166
188/197
tespit edilmiştir.
(690) Fiyat ile talep arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla yapılan analiz sonucunda;
- prim tutarları ile poliçe sayıları arasında pozitif veya negatif net bir ilişki ortaya
konulamadığı,
- bu durumun temel nedeninin, Trafik Sigortası’nın tüketimi zorunlu bir ürün olmasıyla
ilişkili olduğu,
- Trafik Sigortası hizmetleri pazarında gözlemlenen prim hareketlerinin talep
değişimleri ile açıklanmasının mümkün olmadığı
tespit edilmiştir.
(691) Fiyat ve maliyet arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla yapılan analiz sonucunda 2015
yılında;
- SGK payındaki artışın prim üretim düzeyindeki artış ile benzerlik gösterdiği,
- toplam tedavi giderlerinin %34,46 oranında arttığı,
- bedeni tazminat başvuru sayısında %48,71 ve ödenen bedeni tazminat tutarında
%19,43 oranında bir artış gerçekleştiği,
- toplam tazminat başvurularının %7,3 ve ödenen toplam tazminat tutarının %17,5
oranında arttığı,
- bedeni tazminat ödemelerinin toplam tazminat ödemelerindeki payının %39,99
olduğu,
- eksper ödemelerinin %13,64 oranında yükseldiği,
- yedek parça adedinde belirgin bir artış görülmezken yedek parça ödemelerinin
%37,14’lük bir artış gösterdiği,
- değer kaybı talebine ilişkin başvurular %347,62 oranında artarken yapılan
ödemelerin %767,58 oranında arttığı,
- muallak tazminat karşılıklarının %40,49’luk bir artış gösterdiği
tespit edilmiştir.
(692) Yukarıda özetlenen hukuki ve iktisadi değerlendirmeler neticesinde, 2015 yılının ikinci
yarısında gözlemlenen prim artışlarının aynı dönemde prim tespiti üzerinde etkili olan
maliyet unsurlarında gözlemlenen artışlarla bağlantılı olduğu anlaşılmaktadır. Benzer
maliyet artışlarının görüldüğü 2012-2013 döneminde prim tespitinde kısmi serbestliğin
olması, tam serbestleşmenin ilk yılı olan 2014’te ise teşebbüslerin önceliğinin pazar
paylarını artırmak olması nedeniyle primlerin olması gereken düzeylerin altında kaldığı
değerlendirilmektedir. Anılan dönemdeki aktüeryal temele oturmayan düşük prim
seviyelerinin de 2015 yılındaki prim artışları üzerinde etkili olduğu kanaatine
varılmaktadır.
17-23/383-166
189/197
(693) Sonuç olarak, Trafik Sigortası hizmetleri pazarının yapısı gereği teşebbüslerin birbirlerinin
prim düzeylerini izlediği, prim artışı veya azalışı yönünde bazı teşebbüslerin zaman
zaman birbirlerine benzer prim görünümlerine sahip olduğu tespit edilmekle birlikte, tüm
teşebbüslerin veya pazardaki çeşitli teşebbüs gruplarının aralarındaki olası rekabet
karşıtı işbirliğine ilişkin hukuki ve iktisadi bir tespitte bulunulamamıştır. Özetle, yukarıda
yapılan hukuki ve iktisadi analizler teşebbüslerin esasa ilişkin savunmalarına cevap
niteliğinde olup bu çerçevede, hakkında soruşturma açılan taraflar arasında fiyat tespitine
yönelik bir anlaşma ve/veya uyumlu eylem tespit edilememiştir.
I.5.2.2. Pazar Paylaşımı İddiasının Değerlendirmesi
(694) Soruşturma kapsamında incelenen iddialar arasında aynı araç için çeşitli teşebbüslerden
alınan prim/fiyat teklifleri arasında büyük farklılıklar olduğu, bazı teşebbüslerin birbirine
uyumlu teklifler verdiği, bazı teşebbüslerin ise sigorta yapmaktan kaçınarak çok yüksek
prim teklifleri sunduğu ya da yasalar gereği zorunlu olduğu halde hiç teklif vermediği, bu
döngü içerisinde dönemsel olarak sigorta şirketlerinin rollerinin değişiklik gösterdiği;
ayrıca, uluslararası taşımacılık sektöründe faaliyet gösteren TIR’ların ülkemizde risk
oluşturmamasına rağmen bu araçların sürekli trafikte bulunan ve risk oluşturan araçların
maliyetlerini üstlendiği ve bu nedenle ödenen yüksek tutardaki Trafik Sigortası primlerinin
sektörde faaliyet gösteren teşebbüsleri yabancı plakalı araçlar ile rekabet edemez
konuma getirdiği dile getirilerek, dönemsel olarak sigorta şirketleri tarafından verilen
tekliflerden hareketle teşebbüslerin aralarında pazar paylaşımı olabileceği ileri
sürülmektedir. Hemen belirtmek gerekir ki, uluslararası taşımacılık sektöründe faaliyet
gösteren araçlar TIR kategorisinde olduğundan Trafik Sigortası kapsamında “çekici” araç
türü olarak işlem görmektedir.
(695) 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi teşebbüsler arasındaki rekabeti kısıtlayabilecek
anlaşmaları, uyumlu eylemleri ve teşebbüs birliği kararlarını yasaklarken, aynı maddenin
(b) bendinde, mal ve hizmet piyasalarının bölüşülmesi ile piyasa kaynaklarının veya
unsurlarının paylaşılması ya da kontrolü hukuka aykırı saymıştır. Bu çerçevede Trafik
Sigortası pazarındaki teşebbüslerin araç türleri bazında pazarı paylaşmak suretiyle 4054
sayılı Kanun kapsamında bir ihlal teşkil edecek bir eylem içinde olup olmadığının tespit
ve değerlendirilmesi gerekmektedir.
(696) Bu noktada I.4.1. bölümünde ayrıntılı olarak yer verilmiş olmakla birlikte teşebbüslerde
yapılan yerinde incelemelerde elde edilen belgelerin dosya konusu iddialara ilişkin
kısımlarından öne çıkan ifadeleri kısaca ele almak ve 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi
çerçevesinde değerlendirmek yerinde olacaktır.
17-23/383-166
190/197
(697) ORIENT’te elde edilen belgelerde teşebbüs yetkilileri arasında yapılan yazışmalarda
aşağıdaki ifadelerin geçtiği görülmektedir:
25.09.2105 tarihli yazışmalar (Belge 34 ve 33)
o “Trafik sigortasında mevcut sistem tarifemizi kullanıyoruz ve fiyat tarifemizde kar-zarar
açısından piyasadan farklı olarak aslında olması gerektiği bir seviyede olduğu için fazla
bir rekabet gücü bulunmuyor. Firma tanıdığımız ve yabancı da olmadığımız bir firma
ama maalesef ki trafik tarifemiz özellikle ağır vasıta grubunda kurumun hedefindeki
primin çok çok üzerine kalabilir”
o “…. Belirttiğim gibi, genel olarak Trafik Sigortalarında, işin özelinde ise (…..) grubunda
rekabetçi fiyat tarifemiz ve politikamız bulunmuyor. Burada olan fiyatların (…..) katı
çıkan bir tarifemiz var. Bu sebeple bu tür araçlarda maalesef ki rekabetçi olamıyoruz”
(698) DOĞA’da elde edilen belgelerde teşebbüs yetkilileri arasında yapılan yazışmalarda
aşağıdaki ifadelerin geçtiği görülmektedir:
13-14.07.2015 tarihli yazışma (Belge 44)
o “[...](…..) kullanım tarzında, adana, mersin ve urfa trafik primleri sektör ortalamasına
getirildi, (…..) kullanım tarzı içinde ayrıca kontrol edeceğiz”
16.11.2015 tarihli yazışmalar (Belge 45)
o “[...] (…..) trafik bencmarkları ektedir. Bu bencmarklara bakıldığında çoğu grupta
fiyatlarımız rakiplerimize göre oldukça düşüktür. Bu konuda (…..) Bey ile yaptığımız
görüşmede %(…..) lik bir zam yapılması konusunda mutabık kalmış durumdayız.
Özellikle (…..) ve (…..) Basamaklarda zam oranımızı arttırabiliriz.”
o “[...]beyden gelen ekli pazar araştırması ve (…..) beyin talimatı ile (…..) ili (…..).
Basamak Trafik primlerine +%(…..) artırım ile 1 2 3 hasarlılık artırımı olan basamaklara
+%(…..) artırım tanımlar mısın”
o “[...] (…..) ve (…..) bölgeye on gün önce (…..)% = (…..) zam yapmıştık ancak (…..)
ellemedik (…..). Basamakta (…..) tl ve fk ile (…..) tl lik bir fiyatımız istiyorsanız yarın
ciddi bir artış yapalım”
(699) ERGO’da elde edilen belgelerde teşebbüs yetkilileri arasında yapılan yazışmalarda
aşağıdaki ifadelerin geçtiği görülmektedir:
21.01.2016 tarihli yazışma (Belge 21)
o “[...] Ege Trafik benchmark da geldi. (…..) Sigorta Denizli ve Aydın'da çok ucuz,
yaklaşmamız bile mümkün değil. Manisa'da da ağırlıklı olarak (…..) en ucuz, birkaç
markada da (…..) yine en ucuz. İzmir’de ise (…..) çok ucuz. Ve yine onu (…..) takip
ediyor.Bizim prim seviyemiz çok yüksek kalıyor. (…..) aşağı yukarı aynı prim
seviyesindeyiz ama yükseğiz Bu illerde, en azından bu markalarda rekabet şansımız
var gibi durmuyor”
17-23/383-166
191/197
(700) GÜNEŞ’te elde edilen belgelerde teşebbüs yetkilileri arasında yapılan yazışmalarda
aşağıdaki ifadelerin geçtiği görülmektedir:
30.04.2015 tarihli yazışmalar (Belge 24)
o “[...] İstanbul için gelen ilk fiyatlan paylaşıyorum.5-6-7 basamaklarda (…..)’nun da
rekabetçi olduğunu görüyoruz, (…..) fiyatlarında (…..) TL’lik daha düşük fiyatlara
sahipler. (…..) fiyatlarında biz daha iyi görünüyoruz.”
o “[...]Konya ve Karaman da bizden daha rekabetçi fiyat veren şirketler var, Karaman da
(…..) fiyatları da rekabetçi. Ankara da (…..)’nın fiyatları bizden %(…..)-%(…..) bandında
daha pahalı görünüyor”
06.05.2015 tarihli yazışma (Belge 26)
o “[...](…..) ilinde özellikle (…..) Basamakta bizden daha rekabetçi fiyatların olduğu, (…..)
ilinde gerçek kişide (…..), Tüzel kişilerde ise (…..) fiyatlarının rekabetçi olduğu, (…..)
ilinde ise (…..) Basamak hariç fiyatlarımızın genel olarak rekabetçi olduğunu
görülmektedir”
(701) RAY’da elde edilen belgelerde teşebbüs yetkilileri arasında yapılan yazışmalarda
aşağıdaki ifadelerin geçtiği görülmektedir:
19.01.2016 tarihli yazışma (Belge 40)
o “...Genel olarak otomobilde ve kamyonet kullanım tarzında ortalama %(…..) oranında
artış, ayrıca frekansı yüksek olan spesifik segmentlerde ilave artışlar planlanmıştır…”
(702) Yukarıda yer verilen yerinde inceleme belgeleri değerlendirildiğinde, Trafik Sigortası
pazarında faaliyette bulunan teşebbüslerin bölge, araç kategorisi, basamak gibi bazlarda
olası bir paylaşım içinde olduklarına ilişkin yapılan analizde pazar paylaşımı içinde
olduğuna dair herhangi bir belge, bilgi ya da bulguya rastlanmamıştır. Aksine, Birlikte
Fiyat Artışı İddialarına İlişkin Değerlendirme başlıklı I.5.2.1. bölümde de ele alındığı
üzere, bulgular, teşebbüslerin rekabetçi analizlerini basamak ve araç türleri kapsamında
temellendirmek suretiyle rakiplerinin piyasadaki rekabetçi konum ve fiyatlarını yakından
takip ederek kendi konumlarını buna göre belirledikleri yönündedir.
(703) Yine de sektöre ilişkin verilerin incelenip, istatistiki anlamda bir paylaşıma işaret edecek
bir dağılımın olup olmadığının analiz edilmesi gerekmektedir. Aşağıdaki grafiklerde
teşebbüslerin araç türü bazındaki pazar payları dağılımına yer verilmektedir.
192/197
Tablo 32: 2016 Yılında Kesilen Poliçe Sayısına Göre Araç Türü Bazında Pazar Payları
* Ethica Sigorta A.Ş. (ETHICA) Soruşturmaya konu dönemden sonra faaliyete başlamıştır ve soruşturma kapsamında değildir.
Kaynak: TSB, raportörlerin hesaplamaları
Şirket Adı 1-Otomobil 2-Taksi
3-Minibüs
(Sürücü Dahil 10-
17 koltuk)
4-Otobüs
(Sürücü dahil 18-
30 koltuk)
5-Otobüs
(Sürücü dahil 31
ve üstü koltuk)
6-Kamyonet 7-Kamyon 8-İş Makinası 9-Traktör 10-Römork
11-Motosiklet
ve Yük
Motosikleti
12-Tanker 13-Çekici
14-Özel Amaçlı
Taşıt
15-Tarım
Makinesi
TOPLAM ARAÇ TÜRÜ
İÇİNDEKİ PAY (%)
62,18% 0,50% 2,24% 0,79% 0,17% 17,96% 2,38% 0,37% 5,70% 0,00% 6,04% 0,12% 1,29% 0,21% 0,02%
AIG 0,03% 0,01% 0,00% 0,00% 0,01% 0,00% 0,00% 0,00% 0,00% 0,00% 0,00% 0,00% 0,00% 0,00% 0,00%
AK 2,22% 0,15% 0,38% 0,39% 0,23% 2,10% 0,27% 3,11% 0,03% 0,49% 0,01% 0,06% 0,00% 5,54% 0,00%
ALLIANZ 20,15% 32,97% 38,59% 38,54% 9,53% 16,40% 26,18% 3,94% 19,73% 34,90% 29,75% 22,53% 17,26% 4,81% 17,21%
ANADOLU 8,81% 5,69% 8,75% 6,09% 14,64% 8,01% 5,92% 7,62% 4,45% 2,23% 21,73% 6,95% 17,54% 7,10% 0,03%
ANKARA ANONİM 1,17% 0,25% 0,20% 0,31% 0,82% 1,36% 1,31% 3,60% 0,35% 0,81% 0,37% 0,93% 8,89% 1,24% 0,04%
UNICO 0,15% 0,02% 0,02% 0,03% -0,01% 0,11% 0,01% 0,00% 0,00% 0,00% 0,00% 0,38% 0,02% 0,05% 0,00%
AXA 13,02% 0,87% 11,02% 19,06% 2,31% 13,62% 10,27% 0,71% 23,79% 2,80% 7,95% 11,63% 3,19% 6,26% 3,96%
TURKLAND 0,01% 0,44% 0,02% 0,01% 0,00% 0,00% 0,04% 0,11% -0,01% 0,00% 0,13% 0,17% 0,00% 0,02% 0,03%
DUBAI 0,00% 0,00% 0,00% 0,00% 0,00% 0,00% 0,00% 0,00% 0,00% 0,00% 0,00% 0,00% 0,00% 0,00% 0,00%
ERGO 2,39% 0,07% 0,33% 0,37% 1,50% 0,28% 0,33% 0,79% 0,11% 0,74% 24,55% 0,26% 0,32% 0,88% 5,35%
EUREKO 0,84% 0,01% 0,06% 0,01% 0,17% 0,39% 0,17% 0,03% 0,46% 0,00% 0,19% 0,03% 0,13% 0,00% 0,00%
GENERALİ 0,75% 0,00% 0,00% 0,00% 0,00% 0,80% 0,01% 0,01% 0,11% 0,00% 0,09% -0,01% 0,02% 0,02% 0,00%
GROUPAMA 1,08% 0,02% 0,68% 0,83% 1,71% 0,57% 0,85% 1,10% 1,35% 2,23% 0,30% 1,25% 3,99% 5,42% 0,61%
GÜNEŞ 2,04% 0,04% 0,78% 0,23% 0,11% 2,75% 3,52% 0,07% 10,48% 0,00% 0,43% 1,88% 0,55% 0,40% 0,00%
HALK 2,28% 21,87% 13,18% 20,94% 26,50% 2,42% 5,98% 41,73% 10,89% 13,02% 4,01% 43,71% 9,20% 34,18% 45,09%
HDI 0,51% 5,13% 2,74% 1,46% 10,87% 0,88% 5,23% 16,03% 8,97% 28,91% 1,77% 6,09% 6,28% 15,69% 16,42%
IŞIK 0,20% 3,79% 2,69% 1,22% 0,24% 0,42% 2,47% 0,85% 2,17% 0,98% 1,77% 0,11% 0,02% 1,87% 2,48%
LIBERTY 0,28% 0,00% 0,01% 0,00% 0,00% 0,08% 0,03% 0,02% 0,01% 2,72% 0,02% -0,01% 0,02% 0,03% 0,00%
MAPFRE 15,06% 11,01% 2,24% 0,99% 0,80% 13,67% 7,92% 17,40% 3,33% 2,89% 1,45% 0,24% 3,52% 4,79% 0,00%
NEOVA 4,38% 0,49% 1,87% 0,91% 0,60% 8,90% 11,95% 0,67% 1,26% 0,74% 0,02% 0,86% 0,92% 0,23% 0,00%
ORIENT 0,06% 0,01% 0,02% 0,05% 0,00% 0,03% 0,02% 0,00% 0,01% -1,36% 0,00% 0,08% 0,02% 0,02% 0,00%
RAY 1,55% 0,60% 0,13% 0,40% 5,01% 1,77% 0,76% 0,50% 0,74% 4,82% 0,25% 0,22% 0,62% 1,02% 8,63%
SBN 0,49% 3,20% 0,03% 0,02% 8,28% 0,08% 0,03% 0,18% 0,93% 0,62% 0,47% 0,00% 0,23% 1,41% 0,00%
SOMPO 13,12% 2,81% 11,17% 3,52% 0,01% 11,11% 12,30% 0,30% 4,74% 0,37% 2,59% 1,24% 10,05% 0,37% 0,00%
DOĞA 5,10% 9,63% 2,52% 1,84% 15,70% 6,82% 3,60% 1,06% 0,01% 1,11% 0,08% 1,02% 15,55% 5,48% 0,09%
KORU 0,84% 0,02% 0,45% 0,09% 0,00% 2,22% 0,16% 0,00% 3,46% 0,00% 0,00% 0,03% 0,02% 1,00% 0,00%
GULF 0,00% 0,00% 0,00% 0,00% 0,00% 0,00% 0,00% 0,00% 0,00% 0,00% 0,00% 0,00% 0,00% 0,00% 0,00%
NIPPON 0,73% 0,46% 0,91% 0,75% 0,72% 2,24% 0,06% 0,00% 0,12% 0,00% 0,54% 0,00% 0,90% 0,53% 0,00%
ZİRAAT 0,67% 0,28% 0,07% 0,99% 0,20% 0,59% 0,05% 0,11% 1,16% 0,00% 1,40% 0,03% 0,02% 0,95% 0,06%
ZURICH 0,03% 0,00% 0,02% 0,01% 0,01% 0,01% 0,03% 0,06% 0,86% 0,99% 0,08% 0,07% 0,00% 0,18% 0,00%
Ethica Sigorta AŞ* 2,03% 0,17% 1,12% 0,94% 0,01% 2,36% 0,52% 0,00% 0,50% 0,00% 0,07% 0,24% 0,71% 0,51% 0,00%
TOPLAM 100,00% 100,00% 100,00% 100,00% 100,00% 100,00% 100,00% 100,00% 100,00% 100,00% 100,00% 100,00% 100,00% 100,00% 100,00%
193/189
(704) Yukarıdaki grafik incelendiğinde ilk göze çarpan husus 2016 yılı içinde kesilen poliçeler
içinde ağırlıklı araç türünün otomobil ve kamyonetlerin oluşturduğudur. İlgili dönemde
kesilen toplam poliçelerin %62,18’i otomobil, %17,96’sı ise kamyonetler için
oluşturulmuştur. Bunlar dışındaki poliçeler arasında ağırlıklı bir araç türünün olmadığı
söylenebilecekse de motosikletler (%6,04), traktörler (%5,7) ve kamyonların (%2,38) ön
plana çıktığı ifade edilebilecektir.
(705) Bununla birlikte araç türü bazında bir analiz yapıldığında ise her kategoride belli sayıda
ve farklı teşebbüslerin %10’dan fazla pazar payı alabildiği görülmektedir. Her teşebbüsün
çeşitli oranlarda değişmekle birlikte her basamak ve kategoride pazar payının olduğu;
ancak teşebbüslerin kestiği poliçelerin, sayısal dağılımın doğal bir sonucu olarak özellikle
otomobil ve kamyonetlerde yoğunlaştığı görülmektedir. Buna ek olarak bazı araç
türlerinde bazı sigorta şirketlerinin öne çıktığı dikkat çekmektedir. Örneğin motosikletler
için ALLIANZ ve ANADOLU’nun dışında ERGO’nun belirgin bir pazar payına sahip
olduğu; traktörlerde ise AXA ve ALLIANZ’ın yanında GÜNEŞ ve HALK’ın %10’un
üzerinde paya ulaşabildiği görülmektedir.
(706) Şikâyet konusu olan çekici araç türünde ise öncelikle çekiciler için oluşturulan poliçelerin
toplam poliçe sayısının sadece %1,29’una ulaştığını vurgulamak gerekmektedir. Bu da
toplam 16,5 milyon adet poliçeden oluşan bir pazar dikkate alındığında yaklaşık 214 bin
adetten oluşan oldukça dar bir pazara işaret etmektedir. Bununla birlikte çekici araç türü
içinde ALLIANZ ve ANADOLU’nun yanı sıra SOMPO ile DOĞA’nın %10’un üzerinde bir
paya ulaştığı HALK, ANKARA ANONİM ve HDI’nin de %5’in üzerinde paylara sahip
olduğu dikkat çekmektedir. Aşağıdaki tabloda da çekici araç türüne yönelik poliçe sayısı
bazında 2010-2016 Nisan dönemine ilişkin yıllık pazar paylarına yer verilmektedir:
Tablo 33: Çekici Araç Türüne Ocak 2010- Nisan 2016 Döneminde Kesilen Poliçe Sayısına Göre Pazar
Payları (%)
2010 2011 2012 2013 2014 2015 2016
AIG 0,01 0,02 0,00 0,00 0,00 0,00 0,00
AK 0,54 0,84 0,79 0,63 0,12 0,05 0,01
ALLIANZ 1,58 1,89 1,21 1,95 8,91 20,41 17,36
ANADOLU 7,42 23,94 17,60 19,71 21,35 18,48 18,25
ANKARA 10,52 4,06 3,46 3,40 7,27 3,91 5,49
AXA 20,91 21,96 28,16 40,05 31,86 14,45 6,08
TURKLAND 0,00 0,08 0,27 0,52 0,03 0,01 0,00
DUBAİ 4,51 1,62 0,34 0,00 0,00 0,00 0,00
EGE 0,06 0,43 4,08 2,54 1,28 0,40 0,00
ERGO 22,84 5,36 2,60 1,70 1,93 0,49 0,41
EUREKO 3,05 6,33 0,52 0,11 0,13 0,11 0,10
GENERALİ 0,85 0,91 0,22 0,24 0,13 0,07 0,01
GROUPAMA 2,62 4,06 5,25 4,60 4,98 6,55 3,67
GÜNEŞ 6,44 5,48 7,08 3,06 0,37 0,81 0,47
HALK 0,40 0,67 9,69 12,23 11,78 12,88 15,06
HDI 5,50 6,70 5,06 1,05 5,18 9,60 6,53
HÜR 0,90 0,13 0,10 0,01 0,00 0,00 0,00
BEREKET 1,60 5,34 5,65 3,60 0,30 0,02 0,01
LIBERTY 0,27 0,15 0,13 0,02 0,01 0,01 0,00
17-23/383-166
194/197
Tablo 33’in devamı:
2010 2011 2012 2013 2014 2015 2016
MAPFRE 0,74 0,87 1,02 1,68 0,39 0,82 0,84
NEOVA 0,31 0,26 1,31 0,36 0,72 0,19 0,72
RAY 0,73 0,38 0,55 0,66 0,11 0,18 1,39
SBN 0,18 0,06 0,06 0,20 0,51 0,65 0,12
SOMPO 1,13 0,31 0,36 0,61 0,44 2,94 8,14
NİPPON 0,01 0,04 0,09 0,00 0,09 0,19 0,53
UNICO 3,24 3,35 1,58 0,02 0,00 0,00 0,00
YAPI KREDİ 2,06 3,94 2,37 0,69 1,05 0,00 0,00
ZİRAAT 0,00 0,01 0,07 0,10 0,05 0,03 0,04
ZURICH 1,57 0,81 0,37 0,23 0,02 0,01 0,01
DOĞA 0,00 0,00 0,00 0,00 0,98 6,72 14,76
KORU 0,00 0,00 0,00 0,00 0,00 0,00 0,00
ORIENT 0,00 0,00 0,00 0,00 0,00 0,00 0,00
GULF 0,00 0,00 0,00 0,00 0,00 0,00 0,00
Kaynak: SBM, raportörlerin hesaplamaları
(707) Yukarıdaki tablo incelendiğinde, çekici araç türünde kesilen poliçe sayısına göre oluşan
pazar paylarının oldukça dalgalı bir seyir izlediği görülmektedir. Örneğin, AXA’nın 2013
yılında %40’ın üzerine çıkan pazar payı 2016 itibarıyla %6’ya inmiş; 2014’te faaliyete
başlayan DOĞA ise kısa bir süre içinde %14,76’lık bir pazar payı elde etmiş; DOĞA ile
benzer bir şekilde HALK da pazar payını ciddi bir biçim de arttırırken ERGO’nun pazar
payında önemli bir azalma yaşanmıştır. Bununla birlikte tüm araç türlerinde kesilen poliçe
sayısına göre yüksek pazar payına sahip olan ANADOLU ise çekici araç türünde görece
istikrarlı bir pazar payına sahip olmuştur.
(708) Ortaya konan veriler ve grafik dikkate alındığında pazarın ağırlıklı kısmını otomobil ve
kamyonetler için kesilen poliçelerin oluşturduğu, diğer araç türleri için oldukça dar
pazarların var olduğu, bununla birlikte hemen her teşebbüsün tüm araç türlerinde poliçe
kestiği, ancak bazı araç türlerinde bazı teşebbüslerin öne çıktığı görülmekle birlikte araç
türlerine ilişkin teşebbüsler arası bir pazar paylaşımına işaret edecek herhangi bir
emarenin bulunmadığı değerlendirilmektedir.
(709) Bu noktada ise bazı teşebbüslerin belirli araç türlerinde uzmanlaşmalarının ya da belli
sürücü gruplarına farklı fiyatlandırma yapmalarının sonucu olarak kestikleri poliçe
sayısının dolayısıyla pazar paylarının artıp artmadığı tartışması gündeme gelmektedir.
Konu ile ilgili olarak sektördeki karar alıcıların görüşlerine yer vermek gerekmektedir.
17-23/383-166
195/197
(710) TSB “[…] son dönemlerde acentelerin, araç türü bazında uzmanlaştığı, sigorta
şirketlerinin sağlık sigortası, kasko gibi ürünlerde güçlü olan acenteler için farklı
uygulamaları olmakla birlikte Trafik Sigortası’nın standart bir ürün olması nedeniyle
sigorta şirketleri bakımından aynı uygulamaların veya araç türü bazında uzmanlaşmanın
geçerli olmadığı”nı ifade etmiştir. Bununla birlikte Aktüerler Derneği’nden yapılan
açıklamalarda aşağıdaki hususlara yer verilmiştir:
“[…] Şirketlerin belli bir tür aracı önemseyerek bir politika izlemesi durumu tabi ki de
mümkündür. Şirketler, karlılık zararlılık dönemlerine göre çeşitli dönemlerde bu tarz
politikalar izleyebilmektedir. Bu da şirketler açısından anlaşılabilir bir şeydir. Bu dönemsel
stratejileri farklı niyetlerle farklı amaçlarla şirketler uygulayabilirler. Pazarda küçük boyutlu
şirketlerin daha karlı olduğu düşünülen alanlarda; spesifik bazı araç türlerindeki prim
üretimlerine yoğunlaşması daha mümkündür. Ancak büyük şirketlerin böyle bir politika
izlemesi zordur.”
(711) Benzer bir şekilde Hazine Müsteşarlığı’ndan gelen yazıda da, sigorta şirketleri tarafından
Trafik Sigortası tarifelerinin, Sigortacılık Kanunu’nun 12. maddesi çerçevesinde
sigortacılık esaslarına ve genel kabul görmüş aktüeryal tekniklere uygun olarak il ve araç
türü temelinde ilgili araç işleteni dikkate alınarak yapılan risk değerlendirmesi neticesinde
belirlendiği ancak her işletenin risk düzeyi ve her sigorta şirketinin risk üstlenme
kapasitesi ve iştahı farklılık arz ettiğinden tarife kriterlerinin aynı olmayacağı ifade
edilmiştir. Hazine Müsteşarlığınca ayrıca Trafik Sigortası pazarında faaliyet gösteren
sigorta şirketleri için araç türü bazında uzmanlaşmayı gerektirecek bir yasal düzenleme
bulunmamakla birlikte, sigorta fiyatlaması ve hasar tedvir sürecinin doğru yönetilebilmesi
için teknik yaklaşımın gerektiği de vurgulamıştır.
(712) Sigorta şirketlerinin farklı segmentlere yaklaşımının farklı olabileceğine ilişkin (…..)
tarafından yapılan açıklamalarda sigorta şirketlerinin yaş, cinsiyet, aracın modeli,
ikametgâh, hasar geçmişi gibi faktörleri kendi segmentasyonları doğrultusunda ve farklı
faktörlere ağırlık vererek hesaplamalarında kullandığı, diğer maliyet kalemlerinden
(komisyon, yönetim giderleri gibi) dolayı verilen tekliflerin birbirinden çok farklı veya
birbirine çok yakın olabildiği belirtilerek, primin belirlenmesine etki eden faktörler dikkate
alındığında her primin kişiye özgü olduğu öne sürülmüştür. Bununla beraber, sigorta
şirketlerinin, sahip oldukları veri havuzu veya hasar bilgisi sayesinde piyasadaki kaza
sayısının fazla olduğu bazı araç türlerine ve sorunlu/yüksek maliyetli parçaları bulunan
bazı araç modellerine karşı zaman zaman farklı yaklaşımlar benimseyebileceği, bu
durumun esasen portföyün yönetimine ilişkin ticari bir karar olduğu belirtilmiştir.
(713) (.....) ise aynı araç için sigorta şirketlerinin birbirlerinden farklı teklif vermesinin, farklı
segmentasyon kullanılmasının ve kişi bazlı fiyatlama yapılmasının bir sonucu olarak
ortaya çıkmış olduğunu belirtmiş, bununla birlikte aynı araç için verilen teklifler arasında
aşırı fark olmasının makul olmadığını ifade etmiştir.
17-23/383-166
196/197
(714) Farklı araç türlerindeki fiyatlamalardaki farklılıklara ilişkin öne çıkan bazı savunmalarda,
Trafik Sigortası primlerinin belirlenmesi sürecinin yoğun aktüeryal ve istatistiksel
çalışmalar gerektirdiği, buna bağlı olarak farklı risk grupları için farklı fiyatların ortaya
çıktığı, üretim dağılımının coğrafi özelliklerinden ve dağıtım kanalının ulaştığı müşteri
kitlesinden dolayı sigorta şirketlerinin satış organizasyonun birbirinden farklılaştığı,
dağıtım kanallarının karlılık üzerinden ödüllendirilmesine dayalı komisyon sistemlerinin
de dağıtım kanallarının kendiliğinden daha da karlı risk gruplarına yönelmesine neden
olabildiği; ayrıca sigortacılığın temelinde yatan “Büyük Sayılar Kanunu” uyarınca, geçmiş
istatistiklere dayalı oluşturulan parametre tahminlerinin gerçekleşme olasılığının artması
için daha çok sayıda poliçe yazılmasının gerektiği, bu nedenle belirli bir risk grubu
özelinde kullanılan istatistiklerin daha gerçekçi sonuçlar üretebilmesi için söz konusu bu
risk grubundan kesilmiş sözleşme sayısının artması gerektiği, bir başka ifadeyle yatay
anlamda poliçe sayısından ziyade dikey anlamda poliçe sayısının artmasının teknik
olarak tercih edilir olduğu belirtilmiştir.
(715) Yürütülmekte olan soruşturmada, Türkiye’de faaliyet gösteren 32 sigorta şirketi ve
TSB’nin Trafik Sigortası hizmetlerinde araç türü bazında pazar paylaşımı yapmak
suretiyle 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal ettiklerine dair herhangi bir belge, bilgi
ve bulgunun olmadığı kanaatine varılmıştır. Bazı sigorta şirketlerinin primlerini belirlerken
sahip oldukları veri havuzunu dikkate alarak maliyet, risk analizi, istatistiki
değerlendirmeler neticesinde poliçe düzenlediği değerlendirilmektedir. Özetle, yukarıda
yapılan analizler teşebbüslerin esasa ilişkin savunmalarına cevap niteliğinde olup bu
çerçevede, hakkında soruşturma açılan taraflar arasında pazar paylaşımına yönelik bir
anlaşma ve/veya uyumlu eylem tespit edilememiştir.
I.5.3. Genel Değerlendirme
(716) Yukarıda aktarılan tespit ve değerlendirmeler ışığında, yürütülmüş olan soruşturma
kapsamında, Türkiye’de faaliyet gösteren 32 sigorta şirketi ve TSB’nin Trafik Sigortası
primlerinde birlikte artış yapmak suretiyle 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal ettikleri
iddialarına ilişkin olarak yapılan yerinde incelemelerde herhangi bir bulguya
rastlanılmamıştır. Buna ek olarak sektöre ilişkin verilerin değerlendirilmesi neticesinde
yapılan iktisadi analiz sonucunda da Trafik Sigortası hizmetleri pazarının yapısı gereği
teşebbüslerin birbirlerinin prim düzeylerini izlediği, prim artışı veya azalışı yönünde bazı
teşebbüslerin zaman zaman birbirlerine benzer prim görünümlerine sahip olduğu tespit
edilmekle birlikte, tüm teşebbüslerin veya pazardaki çeşitli teşebbüs gruplarının
aralarındaki olası rekabet karşıtı işbirliğine ilişkin iktisadi bir tespitte bulunulamamıştır. Bu
çerçevede, yukarıda yapılan hukuki ve iktisadi analizler çerçevesinde hakkında
soruşturma açılan taraflar arasında fiyat tespitine yönelik bir anlaşma ve/veya uyumlu
eylem tespit edilememiştir.
(717) Bunun yanı sıra Türkiye’de faaliyet gösteren 32 sigorta şirketi ve TSB’nin Trafik Sigortası
hizmetlerinde pazar paylaşımı yapmak suretiyle 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal
ettikleri iddialarına ilişkin olarak da yerinde incelemelerde herhangi bir bulguya
rastlanılmamıştır. Sektöre ilişkin yapılan hukuki ve iktisadi değerlendirmeler neticesinde
hakkında soruşturma yürütülen tarafların araç türü bazında bir pazar paylaşımı içinde
olmadığı, bununla birlikte bazı sigorta şirketlerinin primlerini belirlerken, sahip oldukları
veri havuzunu ve maliyet, risk analizi, istatistiki değerlendirmeleri dikkate alarak poliçe
düzenlediği anlaşılmaktadır. Bu çerçevede, yukarıda yapılan analizler çerçevesinde
hakkında soruşturma açılan taraflar arasında pazar paylaşımına yönelik bir anlaşma
ve/veya uyumlu eylem tespit edilememiştir.
17-23/383-166
197/197
J. SONUÇ
(718) 02.03.2016 tarih ve 16-07/137-M sayılı, 23.06.2016 tarih ve 16-21/369-M sayılı,
04.08.2016 tarih ve 16-26/443-M sayılı, 16.11.2016 tarih ve 16-39/647-M sayılı,
16.02.2017 tarih ve 17-07/74-M sayılı Kurul kararları çerçevesinde yürütülen soruşturma
ile ilgili olarak düzenlenen Rapor’a, toplanan delillere, yazılı savunmalara, sözlü savunma
toplantısında yapılan açıklamalara ve incelenen dosya kapsamına göre; haklarında
soruşturma yürütülen teşebbüsler ve teşebbüs birliği tarafından 4054 sayılı Kanun’un 4.
maddesinin ihlal edilmediğine dolayısıyla, aynı Kanun'un 16. maddesi uyarınca bahse
konu teşebbüslere idari para cezası uygulanmasına gerek olmadığına, gerekçeli kararın
tebliğinden itibaren 60 gün içinde Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açık olmak
üzere, OYÇOKLUĞU ile karar verilmiştir.
Rekabet Kurulu’nun 19.07.2017 Tarih ve 17-23/383-166 Sayılı Kararına
KARŞI OY GEREKÇESİ
Kurulumuz, 19.07.2017 tarih ve 17-23/383-166 sayılı kararında;
- Türkiye’de faaliyet gösteren sigorta şirketlerinin Karayolları Motorlu Araçlar
Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (Trafik Sigortası) pazarında birlikte fiyat artışları
yapmak suretiyle rekabeti bozucu, kısıtlayıcı anlaşma ve/veya uyumlu eylem
içinde oldukları ve böylelikle fahiş fiyat uyguladıkları ve pazar paylaşımında
bulundukları
İddialarını incelemiş ve yapılan oylama sonucunda,
- Haklarında soruşturma yürütülen teşebbüsler ve teşebbüs birliği tarafından 4054
sayılı Kanun’un 4. maddesinin ihlal edilmediğine,
OYÇOKLUĞU ile karar verilmiştir.
Bu çerçevede, Kurul tarafından Kanun’un 4.maddesinin ihlal edilmediği yönünde alınan karara
aşağıda yer verilen gerekçelerle katılmam mümkün olmamıştır.
Trafik Sigortası pazarını ilgilendiren ve Kurumumuza yapılan çok sayıda başvuruyu içeren
mevcut soruşturma rakipler arasında gerçekleşen ve Kanun’un 4. maddesini ihlal
anlamını taşıyan “fiyat tespiti” ve “pazar/müşteri paylaşımı” iddialarını konu edinmektedir.
İddiaların temelini oluşturan bu rekabet ihlali türleri özü itibarı ile aynı amaca hizmet etmek
üzere kullanılmakta ve çoğu durumda birbirini dışlamayacak şekilde ve eş zamanlı olarak
hayata geçirilebilmektedir.
Pazar Yapısına İlişkin Tespitler:
Gerekçeli kararın 68-83. paragraflarında pazarın genel görünümüne ilişkin tespitlerde
bulunulmuştur. Buna göre, trafik sigortası branşında faaliyet gösteren ilk 10 teşebbüsün
toplamda %86,66’lık bir paya sahip olduğu, ilk 5 teşebbüsün ise toplam prim üretiminin
%69,51’ini sağladığı tespitlerinde bulunulmuştur. Pazarda Allianz’ın %20,62’lik pay ile ilk
sırada yer aldığı, bu teşebbüsü %11-13 bandında hareket eden 4 farklı teşebbüsün takip
ettiği görülmektedir. Dolayısıyla, pazar payı özelinde yapılacak analizlerde dikkate
alınması gereken iki önemli argümanın (i) pazarın önemli bir bölümüne az sayıda
17-23/383-166
198/197
teşebbüsün hakim olduğu ve (ii) pazarda liderlik rolü üstlenebilecek bir teşebbüsün
varlığı olduğu düşünülmektedir.
Pazara ilişkin olarak yapılan analizler iddiaların değerlendirilmesi açısından önemli bir karar
noktasının oluşmasını beraberinde getirmektedir. Buna göre, piyasa fiyatının trendden
bağımsız olarak yükseldiğinin tespit edilmesi durumunda, artışın gerekçesi literatürde
geçen oligopolistik bağımlılığın veya talep-maliyet artışı gibi bir unsurun neticesi midir,
yoksa piyasada faaliyet gösteren teşebbüsler piyasa dinamiklerinin dışında davranarak
mı bu fiyat artışlarına yol açmıştır sorularına yanıt aranmaktadır. Kurul kararının ulaştığı
sonucun ifade edilen ilk hususun paralelinde olduğu ve dolayısıyla hakkında soruşturma
yürütülen teşebbüslerin ürünlerine ilişkin piyasa fiyatlarını arttırmalarının makul
gerekçelere dayandığı söylenebilecektir. Bununla birlikte, analizin bütüncül bir bakış
açısını yansıtmadığı ve bu nedenle de karara etki edebilecek bazı delillerin göz ardı
edildiği görülmektedir.
Bilgi/Belge İncelemesi:
Bilgi ve belge değerlendirmelerinin daha iyi anlaşılabilmesini teminen pazarın işleyişine ve
belirli dönemlerdeki fiyat hareketlerine ilişkin kısa bir ön bilgi vermekte fayda
görülmektedir. Bu noktada, ilk olarak, ayrıntısına raporda yer verilen ve 2014 yılı itibarı ile
tam serbestleşmenin başladığı döneme dikkat çekmek gerekmektedir. Nitekim bu dönem,
serbestleşmenin beraberinde getirdiği rekabetçi davranışlara hayat vererek piyasa
fiyatlarında düşüşler yaşanmasını beraberinde getirmiştir. 2015 yılının ikinci yarısı itibarı
ile söz konusu fiyat düşüşleri aksi yönde hareket etmeye başlamış ve Kurul incelemesini
gerektiren dönemin başlangıcını oluşturmuştur.
Kurul kararında 2015 yılının ikinci yarısı ile başlayan ve 2016 yılında devam eden fiyat artış
döneminin istatistiki bakımdan anlamlı bir değişimi temsil edip etmediği sorgulanmıştır.
Raporda, prim tespitinde tam serbestleşmenin başladığı 2014 yılında primlerin bir önceki
yıla kıyasla azaldığı ve 2015 yılının ikinci yarısına kadar durağan kaldığı tespit edilmiştir
(para. 583). Bu dönemden sonra ise ortalama nominal prim tutarlarında belirgin bir artış
(%50,73) gözlemlenmiştir. Söz konusu artışın trend dışı bir artış olduğu ise Chow Test’i
uygulanarak ortaya koyulmuştur (para. 588).
2015 yılının ikinci yarısı itibarıyla fiyatlarda yaşanan artış eğiliminin nedenleri ilk olarak birincil
delillerde yani yerinde incelemeler neticesinde elde edilen belgelerde, bu noktada bir
netlik bulunmuyor ise talep, maliyet gibi iktisadi göstergelerde aranmalıdır. Kurul
kararında ulaşılan sonuç, yerinde incelemede elde edilen ve dönem itibarı ile de tutarlı
olan önemli birtakım belgelerin göz ardı edilmesine sebep olmuştur. Nitekim raporda yer
verilen yapısal kırılma testi de, bu dönemde yaşanan fiyat artışlarının “olağan dışı”
olma özelliğini ortaya koymaktadır.
Trafik sigortası pazarına yönelik bir inceleme başlamasına, Kuruma intikal eden çok sayıda
başvurunun ön ayak olduğu ifade edilebilecektir. Bu başvurular ve kamuoyunda oluşan
algı, özellikle hasarsız segmentte yer alan tüketicilerin de primlerinde yüksek oranlarda
artış gerçekleştiği yönündedir. Trafik sigortası gibi risk primi üzerinden fiyatlamanın
yapıldığı ve tüketici özelinde fiyat farklılıklarının oluştuğu bir sektörde, risk priminden
bağımsız olarak yapılan artışlar da tüketicinin haklı tepkisini çekmiştir. Yerinde
incelemelerde elde edilen belgelerde
(para. 132)
17-23/383-166
199/197
“Sayın Yönetim Komitesi üyelerimiz, bildiğiniz üzere son dönemde trafik branşında ciddi
prim artışları yaşanmakta ve bu durum kamuoyunda bir tepkiye yol açmaktadır.
Tepkinin en kayda değer olan kısmı da özellikle hasarsız segmentte yaşanan fiyat
artışlarına yöneliktir. Vatandaş özellikle “kaza yapmadığım halde primim neden bu
kadar yükseldi” diye tepki göstermektedir.
(para. 133)
“Trafikte yaşanan fiyat artışlarının sebeplerinin kamuoyuna anlatılması gerçekten çok önemli,
bu artışlar en az 3-4 ay daha sürecek gibi ve artık hasarsız bir müşterinin fiyatı dahi
gecen seneye göre 2 kat daha fazla.”
ifadelerine yer verildiği görülmektedir. Bu noktada, yerinde incelemede elde edilen belgelerden
hasarsız segmentteki tüketicilerin yüksek fiyat artışlarına ilişkin algısının ve gösterdiği
tepkinin sigorta şirketlerince de bilindiği görülmektedir. Sigorta şirketlerinin bu noktadaki
en baskın gerekçesinin ise geçmiş yıllarda yaşanan zararlar (zarar argümanı) olduğu
anlaşılmaktadır. Yerinde inceleme belgelerindeki ifadeler de bu tespiti ortaya
koymaktadır.
(para. 166)
“(…..) günaydın,
Cevaplarımız aşağıdadır.
4. Trafik sigortaları bu sene de rekor zararlardan birine imza atacak. Büyük fiyat
artışlarına rağmen ortaya çıkan bu zararda geçmiş yıl hasarlarının ne oranda etkisi
olduğunu düşünüyorsunuz? Bu konuyla ilgili tahminlerinizi bizimle paylaşır
mısınız?
Türkiye Sigorta Birliği’nin açıkladığı sonuçlara göre; trafik sigortasında ilk yarıyıl teknik
zararı, geçen yılın aynı dönemine göre üç’e katlamış durumdadır. Bunun yanında
kanun koyucunun yeni bir yasa çıkartması durumunda sektöre getirilecek olan
yükler daha da artabilir. Günümüzdeki zararın bu kadar artmasının sebebi
geçmiş yıllarda uygulanan fiyat politikaları olup, geçmiş yıllardan gelen
zararların toplam içindeki payının %80 lik kısmına tekabül edeceğini
düşünmekteyiz.
5. Trafik sigortalarında bu yıl gelinen prim miktarlarını nasıl buluyorsunuz? Sizce şu
andaki fiyatlarla sektör ileride zarar etmeyecek bir fiyat seviyesine ulaştı mı? Bu
konuda tüketicilerden gelen serzenişleri haklı buluyor musunuz?
Branş bazında zarar edilmiş olması, yapılan prim hesaplarının hatalı olduğunu ya
da rekabet ortamının sonucunda uygulandığını gösteriyor.
Branşın h/p oranına baktığımızda bu fiyatların şirketlere kar getireceğini ve bunun
sonucunda prim artışının şirketlerin daha rahat pozisyon almalarını sağlayacağını
düşünüyoruz.
Tabi ki tüketicilerin bir anda oluşan prim artışından memnuniyetsiz olmaları gayet doğal
bir tepkidir.
…”
17-23/383-166
200/197
(para. 168)
“…
2. 2015 yılında sigorta sektörünün özellikle trafik branşından kaynaklanan olumsuz etkiler
nedeniyle yüksek bir teknik zarar tablosu ile karşılaştığı biliniyor. Bu konuda şirket
olarak neler düşünüyorsunuz? 2016 yılında teknik karlılık ve risk analizi anlamında
almayı planladığınız kararlar nelerdir?
Trafik branşında sektörün yaşadığı zararlar geçmiş yıllara dayanmakta olup,
başlangıçta bu zarar rekabetçi fiyatlamadan olmaktaydı. Genel itibarı ile
incelendiğinde ise dönemsel olarak Hazinenin Trafik branşına ilişkin yaptırımlarının da
o dönemlerde zararın artmasına sebep olduğunu söylemek mümkün. 2014-2015 yılları
da buna iyi birer örnek. SBN olarak biz kullanım tarzı, plaka ve hasar geçmişi gibi
verilere dayanarak ve maliyeti etkileyen diğer konuları da göz Önünde bulundurarak,
(örneğin son dönemde değer kaybı ve çok yakında asgari ücrette beklenen artış
konuları) fiyatlama yapmaktayız. Bu fiyatlamanın rakamsal dönüşü trafik sigortalarında
ortalama 3-4 yıllık bir süre aldığı için zaman almakla beraber son yıllarda Şirket olarak
bir iyileşme yaşadığımızı söyleyebiliriz. 2016 yılında da geçmiş yıllardaki politikalarımız
geçerli olacak olup, kesinlikle değer kaybı, asgari ücret güncellemesi gibi konuların da
maliyetlere yansıtılacağını söyleyebiliriz.
…”
Kurul kararının 166 ve 168. paragraflarında sunulan bu belgeler, zararın iki açıklamasının
olabileceğini ortaya koymaktadır. Bunlardan ilki prim hesaplamalarının hatalı olmasıdır ki
teşebbüslerin bu hataya düşmemek ve faaliyetlerini etkin bir şekilde sürdürebilmek
bakımından bu hataya düşmeme eğiliminde olmaları beklenmektedir. İkinci açıklama ise
rekabet hukukunu yakından ilgilendirmektedir. Buna göre, sigorta şirketlerine göre zararın
bir diğer nedeni “rekabet ortamı” veya “rekabetçi fiyat” olabilmektedir. Serbest piyasa
ekonomisinde sıklıkla karşılaşılan bu durum, rekabet ortamında ayakta kalabilecek etkin
firma yapılanmalarının oluşmasında en önemli motivasyon kaynağı olarak görülmektedir.
Ancak mevcut dosya özelinde incelendiğinde, sigorta şirketlerinin rekabetçi
ortamdan kaçınma yönünde bir eğilime girdikleri ve birbirleri ile olan rekabetlerini
2015 yılının ikinci yarısı itibarı ile rafa kaldırdıkları sonucuna ulaşmak mümkündür.
Bu noktada sigorta şirketlerinin fiyatlarını arttırmak suretiyle “poliçe üretmekten
kaçınma” davranışına yer vermekte fayda görülmektedir.
(para. 125)
“Bildiğiniz üzere trafik sigortasında poliçe üretmek istemiyoruz. Dolayısıyla trafik
sigortası primlerimizde yeni bir artışa ihtiyaç var.... Toplam artış oranı %(…..)
olacak.”
(para. 165)
“(…..) Bey,
Ocak 2016 Trafik sigortası planımız (…..)-Adet poliçe, 8 (…..) prim olarak belirlenmiştir. Üretim
trendi incelendiğinde (…..) aralığında plice, (…..) aralığında prim üretimi gerçekleşeceği
tahmin edilmektedir.
Yapılan sektör analizlerinde bir çok şirketin Trafik sigortasında Ocak ayında 2-3 kat
büyüdükleri gözlemlenmiş olup, bu şirketlerin yukarı doğru fiyat hareketi yapması
17-23/383-166
201/197
durumunda primlerimizin düşük kalacağı ve planlamamızın üzerinde üretim yapma
olasılığımız olması göz önüne alınarak Şubat 2016 dönemi için aşağıdaki artışlar
planlanmıştır.
Genel olarak (…..) ve (…..) kullanım tarzında ortalama %(…..) oranında artış, ayrıca frekansı
yüksek olan spesifik segmentlerde ilave artışlar planlanmıştır…”
Sigorta şirketlerinin prim üretmek istememesinin bir diğer nedeni de planlanan rakamın
üzerinde risk üretmemek olarak açıklanabilecektir. Ancak daha önce de ifade
edildiği üzere, hasarsız segmentte yer alan ve diğerler tüketicilere kıyasen kaza
yapma riski düşük olarak addedilebilecek tüketicilerin primlerinde yaşanan yüksek
düzeydeki fiyat artışlarını bu şekildeki bir argümanla açıklamak mümkün
görülmemektedir. Kurul kararında yer verilen belgelerde de risk düzeyi bazlı poliçe
üretmeme eğilimini ortaya koyan bir belgeyle karşılaşılmamıştır. Bu durum sigorta
şirketlerinin rekabetten kaçınma eğilimlerinin açık bir şekilde ortaya koymaktadır.
Trafik sigortası pazarında fiyat, tüketici tercihlerinin şekillenmesinde en önemli
parametrelerden biri olarak sayılabilecektir. Bu durum yerinde inceleme belgelerinde de
görülmektedir.
(para. 127)
“…Haklısın poliçe sayılarının %(…..) artış göstermesi şaşırtıcı. Ekli tabloda konversiyon
oranının Aralık ayında %(…..)’den %(…..)’a %(…..) arttığını görebilirsin.
Ancak şube müdürlerimiz ve satış temsilcilerimizden gelen bilgiler bu artışın nedeni büyük
rakiplerin Aralık ayında fiyatlarını arttırması nedeniyle bizim pozisyonumuzun
piyasada rekabetçi kalmasıdır.”
Fiyatın tüketici açısından bu kadar önemli olduğu bir sektörde, fiyata etki eden
unsurların da teşebbüslerin kendi iç dinamiklerince belirlenmesi önem arz
etmektedir. Ancak yerinde inceleme belgelerinden de görüleceği üzere birlik
Türkiye Sigorta, Reasürans ve Emeklilik Şirketleri Birliği (TSB) bünyesinde yapılan
çalışmalarla fiyat oluşumunun şeffaflaşmasına katkı sağlayacak ve piyasadaki
rekabet güdülerini azaltıcı sonuçlar doğuracak “Rehber Tarife” olarak nitelenen bir
tarifenin yayımlandığı görülmektedir.
(para. 135)
“Sayın Başkan,
Değerli Komite Üyeleri,
Geçtiğimiz toplantıda sunulan rehber tarife fiyatları, sizden gelen görüş doğrultusunda
enflasyon yüklemesi %20’den %25’e yükseltilerek güncellenmiştir. Çalışma
sonuçları ekteki dosyada ‘Yeni Tarife’ sayfasında yer almaktadır. Yeni fiyatların
mevcut tarifede yer alan fiyatlarla kıyaslamasını da yine aynı dosyada bulabilirsiniz.
Görüşleriniz doğrultusunda şekillendirilecek olan tarife, Birlik Yönetim Komitesinin
onayına sunulacaktır. Bu çerçevede görüşlerinizi iletebilirseniz sevinirim…”
17-23/383-166
202/197
(para. 138)
“(…..) bey ve Değerli komite üyeleri,
aşağıda iki adet link’e yer verdim. İlki […] asgari ücret rakamo (…..).-TL’den (…..).-TL’ye
yükselecek. Dolayısı ile açık olan ve asgari ücretten hesaplama yapılan bütün
dosyalarda, ilk hesap rakamı %30 artmış olacak. 2016 yılı Rehber tarife hesabında
gözetilmesi gerekebilecek bir konu olarka ortaya çıktığı görülüyor.
…Bir diğer haber ise çok daha magazinsel, ancak kamu otoritesinin etkileyebilmesi açısından
da dikkate değer…
musterinin-psikolojisini-bozdu
…”
(para. 154)
“(…..) Bey,
TSB’nin sitesinde trafik için rehber tarife var. Bu tarifeyi indirdim. Şirketler rehber tarife
üzerinden risk iştahlarına bağlı kendi tarifelerini oluşturuyorlar.
Kasko için rehber tarife yok. Diğer şirketlerden temin etmeye çalışırım.
Saygılarımla,
(…..)”
Belgelerden de anlaşılacağı üzere, rehber tarifenin oluşumunda maliyete etki eden
unsurların rakip teşebbüslerden gelecek geri dönüşler doğrultusunda
oluşturulacağı ve bu tarifenin tüm sektörle paylaşılacağı (ve hatta paylaşıldığı)
bilgilerine yer verilmektedir. Sigorta primlerinin müşteri bazında belirlendiği ve
dolayısıyla fiyat belirleme serbestisinin oldukça önemli olduğu bir sektörde, nihai fiyatın
oluşumuna etki eden faktörler üzerinde bilgi alış verişi yapılması ve rehber niteliğinde bir
tarifenin oluşturulması kanaatimizce oldukça sakıncalı rekabet karşıtı sonuçların ortaya
çıkmasına da imkan tanıyacaktır.
Rehber tarife Kurul kararında da değerlendirilmiştir. Raporun 548.paragrafında
“…Yapılan yazışmaların rakip teşebbüsler arasında gerçekleştiği ancak üzerinde görüş
alışverişinde bulunulan hususların, bahse konu Rehber Tarife’nin enflasyon ve asgari
ücretteki gelişmeler neticesinde güncellenmesi, azami brüt prim uygulaması ve
artan primlere ilişkin olarak şirketlerin kamuoyuna yönelik açıklamaları ile sınırlı
olduğu anlaşılmaktadır.”
gibi oldukça iddialı bir ifade kullanılarak rehber tarife üzerinde tartışılan konuların “sınırlı”
düzeyde kaldığı tespitinde bulunulmuştur. Ancak 135.paragrafta sunulan belgede açıkça
“…Görüşleriniz doğrultusunda şekillendirilecek olan tarife, Birlik Yönetim
Komitesinin onayına sunulacaktır…” ifadesi kullanılmış, ancak bu görüşlerinin
sınırının ne olduğu yönünde bir açıklama yapılmamıştır. Bu durum, rakip olarak hareket
etmesi gereken ve piyasa üzerindeki öngörüleri birbirinden bağımsız olarak şekillenmesi
gereken teşebbüslerin tarife üzerinde belirleyici etki yaratma potansiyelini de açıkça
ortaya koymaktadır. Dolayısıyla, sektör temsilcilerinin birlik bünyesinde rehber niteliğini
haiz bir tarife oluşturması da kanaatimizce uygun görülmemektedir.
17-23/383-166
203/197
İktisadi Analiz:
Kurul kararında ayrıntılı bir şekilde iktisadi analiz yapılmış ve fiyat artışlarının gerekçeleri
üzerinde açıklamalarda bulunulmuştur. Bu açıklamalar kapsamında raporun 607.
paragrafında
“…Yukarıdaki tabloya göre soruşturma tarafı 32 teşebbüsün eşzamanlı olmamak ve
devamlılık göstermemekle birlikte, önceki aylardan farklı olarak birbirini takip eder
şekilde varyans taraması için gerekli eşikleri sağladığı görülmektedir. Söz konusu
görünümün kaynağı, taraflar arasındaki rekabet karşıtı bir işbirliği olabileceği gibi
sektörün yapısı ile bağlantılı teşebbüs davranışları da olabilecektir. Trafik Sigortası
branşında faaliyet gösteren teşebbüsler üstlendikleri riskler ve gelir beklentileri
doğrultusunda üretebilecekleri en çok sayıdaki poliçeyi düzenlemeyi hedeflemektedir.
Ancak bu noktada, sigorta şirketleri tarafından hedeflenenin piyasadaki tüm talebi
karşılamak olmadığı gözden kaçırılmamalıdır. Sigorta yaptıran kişi en düşük fiyatı
ödeyerek homojen bir ürünü satın almayı talep ettiğinden, pazardaki bir veya birkaç
teşebbüsün prim düzeyinin sürekli olarak en düşük seviyede kalarak piyasadaki talebin
tamamını karşılaması ve oluşabilecek tüm riskleri üstlenmesi ticari hayatın doğal akışına
aykırı bir tutum olacaktır. Trafik Sigortası branşının bu yapısı nedeniyle pazarda
faaliyet gösteren teşebbüslerin birbirlerinin primlerini takip ederek kendi ürün
fiyatlandırmalarını yapmaları beklenen bir durum olacaktır. Soruşturma konusu
iddialar bakımından tespit edilmesi gereken durum değinilen tablonun teşebbüslerin
birbirinden bağımsız, ekonomik kararları neticesinde mi yoksa aralarındaki işbirliği
sonucunda mı oluştuğudur. “
ifadeleri kullanılarak, 32 teşebbüsün birbirlerinin fiyat hareketlerini takip ettikleri, ancak bu
şekildeki bir fiyatlama stratejisinin teşebbüslerin birbirinden bağımsız ekonomik kararlar
alarak mı yoksa aralarındaki işbirliği neticesinde mi oluştuğunun belirlenmesi ihtiyacına
vurgu yapılmaktadır. Kurul kararında ulaşılan çoğunluk görüşü, teşebbüslerin birbirinden
bağımsız ekonomik kararlar alarak fiyatlarını oluşturdukları yönündedir. Ancak
bilgi/belge değerlendirmesinde de ifade edildiği üzere, teşebbüslerin birbirlerinden
bağımsız karar alma güdülerini kısıtlayıcı faktörlerin göz önünde bulundurulması
gerekmektedir. Buna ek olarak, teşebbüs davranışlarının, geçmişteki rekabet
ortamından kaynaklanan zararları gidermeye yönelik olarak birbirleri ile uyumlu
olacak bir stratejiyle belirlendiğini gösteren bilgi ve bulguların da dikkate alınması
gerekmektedir.
Sonuç olarak;
Yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda, Trafik Sigortası pazarında 4054 sayılı
Kanun’un 4. maddesinin ihlal edildiğinin tespit edilmesi ve hakkında soruşturma yürütülen
teşebbüsler hakkında idari para cezası uygulanması gerektiği kanaatimizle çoğunluk
görüşüne katılmamız mümkün olmamıştır.
Arslan NARİN
İkinci BAŞKAN
Full & Egal Universal Law Academy