Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2016-2-2
Karar Sayısı : 17-26/396-175
Karar Tarihi : 09.08.2017
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. Ömer TORLAK
Üyeler : Arslan NARİN, Adem BİRCAN, Şükran KODALAK, Mehmet AYAN
B. RAPORTÖRLER: Gözde MAVİ, Selin DURSUN
C. BAŞVURUDA
BULUNAN : Göz Hareketleri ile Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme Araştırma,
Geliştirme ve Uygulama Derneği
Gülbahar Mah. Yenidere Sok. No:21/A Şişli/İstanbul
(1) D. DOSYA KONUSU: Göz Hareketleri ile Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme
(EMDR) Araştırma, Geliştirme ve Uygulama Derneği'nin aldığı dışlayıcı nitelikteki
teşebbüs birliği kararlarıyla Çözüm Odaklı Psikolojik Danışmanlık Hizmetleri Ltd.
Şti.’nin EMDR eğitimi pazarındaki faaliyetlerini zorlaştırdığı iddiasını içeren
başvuru hakkında Rekabet Kurulunun almış olduğu 18.05.2016 tarihli ve 16-17/284-
127 sayılı karara dayanılarak yapılan görüş gönderilmesi işleminin kaldırılması
talebi.
(2) E. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 12.07.2017 tarih ve 4986 ile giren başvuru
üzerine hazırlanan 02.08.2017 tarih ve 2016-2-2/BN-1 sayılı Bilgi Notu görüşülerek
karara bağlanmıştır.
(3) F. RAPORTÖR GÖRÜŞÜ: İlgili Bilgi Notunda; Göz Hareketleri ile Duyarsızlaştırma ve
Yeniden İşleme (EMDR) Araştırma, Geliştirme ve Uygulama Derneği (EMDR Türkiye
Derneği) tarafından yapılan başvurunun reddedilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
G. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
G.1. Başvuru
(4) EMDR Türkiye Derneği tarafından yapılan başvuruda özetle;
EMDR Avrupa Derneği’nin “Eğitimler, eğitimcinin ülke sınırları içinde
düzenlenmelidir. Eğer eğitimci, kendi ülkesi dışında eğitim vermek isterse, eğitim
vermek istediği ülke EMDR derneğinin onayını almak zorundadır.” şeklindeki
kuralının en önemli gerekçesinin EMDR yönteminin yeni geliştiği ülkelerde
yetişmekte olan yerel EMDR danışmanlarını ve eğitimcilerini yabancı eğitimcilerin
rekabetinden korumak ve desteklemek olduğu;
Bir EMDR danışmanının ve eğitimcisinin yetişmesi uzun zaman aldığından ve
eğitimler zor ve çok aşamalı olduğundan danışman ve eğitmen olmak isteyenlerin
birlikte çalıştıkları EMDR danışmanları ve eğitmenleriyle uzun yılları ve emeği
içene alan bir mentorluk ilişkisi içinde olmaları gerektiğinin görüldüğü, böyle bir
ilişkiyi yabancı danışman ve eğitimcilerden beklemenin pek gerçekçi olmayacağı,
bu kriterin EMDR Türkiye Derneği’nin yabancı eğitmenlerle ilgili onay
verme/vermeme kararını belirleyen en önemli kriterlerden biri olduğu,
17-26/396-175
2/4
Yabancı eğitimcilerin Türkiye’de eğitim vermeleriyle ilgili temel sıkıntının, EMDR
Türkiye Derneği’nin bu konuda onay verme/vermeme yetkisinin olmasından değil,
derneğin bu kararları alırken hangi kriterlere dayandığının Rekabet Kurumu
uzmanlarınca bilinmemesinden kaynaklandığı, söz konusu nedenden dolayı
EMDR Türkiye Derneği Akreditasyon ve Eğitim Komitesinin toplanarak Haziran
2017’de bu konuda uygulanan kriterleri bir metin haline getirdiği, hâlihazırda
metnin EMDR Avrupa Derneği’nin kriterleriyle uyuşup uyuşmadığına ilişkin EMDR
Avrupa İcra Komitesi toplantısında görüşülmesinin beklendiği,
EMDR Türkiye Derneği tarafından yabancı eğitimcilerle ilgili kriterin istisnası
olarak, ülkede bir felaketin olması ve çok sayıda terapist yetiştirecek EMDR
danışmanı ve eğitimcisinin bulunmaması durumunun gösterildiği, ancak bu gibi
olağanüstü durumlar söz konusu olmadığı sürece EMDR Türkiye Derneği’nin
temel EMDR eğitimlerinin lokal eğitmenler tarafından verilmesi kuralına riayet
ettiği, söz konusu istisnanın 2011 Van depremi sonrasında depremzedelerle ve
Suriyeli göçmenlerle çalışacak terapistler için uygulandığı, katılımcılardan para
alınmayan ve eğitimcinin de para almadığı projelerde felaketin büyüklüğü göz
önüne alınarak yabancı eğitimcilerin Türkiye’de eğitim vermesine dernek
tarafından onay verildiği, 18.05.2016 tarihli ve 16-17/284-127 sayılı Rekabet
Kurulu (Kurul) kararında yer alan yazışma ve maillerden de EMDR Türkiye Derneği
tarafından yabancı eğitimciye onay verilmemesinin sübjektif nedenlere dayalı
olmadığının ve EMDR Avrupa ilke ve kriterlerine, bu kriterlerin getirilmesindeki
amaç ve ruha uygun olduğunun anlaşılabileceği,
Bu hususlar çerçevesinde anılan Kurul kararında yer alan EMDR Türkiye Derneği
Başkanı ve Yönetim Kurulu üyelerinin başvuru sahibini dışlama amacıyla hareket
ettiği ve bu çerçevede EMDR Türkiye Derneği’nin dosya konusu eylemlerinin
başvuru sahibinin faaliyetlerini zorlaştırarak rekabet edebilme imkânını
kısıtlayabileceği şeklindeki gerekçelerin dayanaksız kaldığı,
05.12.2015 tarihinde Dernek Yönetim Kurulu Başkanı imzasıyla EMDR Türkiye e-
posta grubuna gönderilen ve o tarihte Türkiye’de EMDR eğitimlerinin
karşılanamayacağı ölçüde doğal bir afetin söz konusu olmadığı, talebin
karşılanabildiği hususunun belirtildiği iletide, Kurul kararında iddia edildiği şekilde
bir amacın mevcut olmadığı, aksine EMDR Türkiye Derneği’nin EMDR Avrupa’nın
ilke kuralına riayet ettiğinin anlaşılabileceği,
Van depremi sonrasında şikâyetçi firmanın düzenlediği eğitim kapsamında eğitim
verebilmek için EMDR Türkiye Derneği’nden izin isteyen (…..) adlı yabancı
eğitimciye dernek tarafından hiç tereddüt edilmeden izin verildiği, ancak
sonrasında şikayetçinin sürekli olarak EMDR temel eğitimlerini vermek üzere
yabancı eğitmen çağırmayı talep ettiği, bu konuda EMDR Avrupa’ya
başvurduğunda EMDR Avrupa’nın bu sorunun ulusal dernekle çözülmesi
gerektiğini belirttiği, EMDR Türkiye’nin de EMDR Avrupa’nın 2013 tarihli kararı
uyarınca bu talebi reddettiği ve yabancı eğitmene izin vermediği, yabancı
eğitmenin şikayetçinin söz konusu eğitimleri Van’da değil İstanbul’da organize
ettiğini, katılımcılardan para alacağını ve kendisine de para ödeneceğini
öğrendiğinde şaşırdığı,
Dernek tarafından şikayetçiye yabancı eğitmen talebinin reddine ilişkin verilen
cevapta, ileride ülkemizde EMDR temel eğitimlerini düzenlemek isterlerse yurt
içindeki eğitimcilerden eğitim vermelerini talep edebileceklerinin belirtildiği,
17-26/396-175
3/4
Şikâyetçi firmanın dışlanması, faaliyetlerinin zorlaştırılması amacının güdülmediği,
zira güdülseydi 2011 Van depreminde de bu firmaya yabancı eğitmenle eğitim
vermesi için izin verilmemesinin gerekeceği ancak izin verildiği, ayrıca Suriye’deki
iç savaş sebebiyle ülkemize sığınan çok sayıda göçmen için organize edilen temel
EMDR eğitimlerini yabancı eğitimcilerin vermesine de onay verildiği,
Bütün bu açıklamalar çerçevesinde yabancı eğitimciye onay verilmemesi
yönündeki kararın somut gerekçelere ve objektif verilere dayandığının aşikâr
olduğu, EMDR Avrupa Derneği’nin her ülkenin kendine özgü kriterleri ve kuralları
olabileceğini düşünüp çok somut kriterler dile getirmeden bu konuda karar verme
yetkisini ilgili ülke derneklerine bırakmış olmasının verilen kararı başlı başına keyfi
hale getiren bir husus olmadığı, somut olayda verilen ret kararının gerekçelerinin
EMDR Avrupa’nın ilke kararına uygun olduğu,
Kurul kararında yer alan EMDR Avrupa’nın yabancı eğitmenlere karşı onay
kuralının kapsamının yalnızca eğitimlere ilişkin olduğu; seminer, çalıştay gibi
faaliyetleri kapsamadığı şeklindeki değerlendirmenin, eğitmenlere ilişkin onay
kuralının temel eğitimler yönünden haklı bir gerekçe olduğunun kabulü anlamına
geldiği, ayrıca bu noktada EMDR Türkiye Derneği’nin şikayetçinin faaliyetlerini
kısıtlamaya yönelik hiçbir girişiminin olmadığı zira temel eğitimlerde aranan
yabancı eğitimciye onay verilmesi kuralının seminer, çalıştay gibi faaliyetler için
aranmadığı, nitekim Kurul kararında da temel eğitimler dışında bu gibi etkinliklerin
kısıtlandığına ilişkin somut bir tespitin bulunmadığı
ifade edilerek görüş bildirilmesi şeklindeki idari işlemin kaldırılması talep edilmektedir.
G.2. Değerlendirme
(5) Rekabet Kurulu 18.05.2016 tarih ve 16-17/284-127 sayı ile, EMDR Türkiye Derneği
hakkında “i. EMDR Avrupa’nın yabancı eğitmenlere ilişkin onay kuralının uygulanması
sırasında eğitime ilişkin objektif unsurların esas alınması gerektiğine ve ii. Seminer,
çalıştay gibi faaliyetlerin EMDR Avrupa’nın yabancı eğitmenlere ilişkin kuralının
kapsamına girmediği ve piyasada düzenlenebilecek bu tür faaliyetlerinin kısıtlanmaması
gerektiğine …” yönelik 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un (4054 sayılı
Kanun) 9. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca görüş gönderilmesine karar vermiştir. Bu
doğrultuda teşebbüs birliğine kaçınması gereken uygulamaların belirtildiği, aksi halde
4054 sayılı Kanun çerçevesinde işlem başlatılacağı uyarısını içeren 10.05.2017 tarih ve
5694 sayılı görüş gönderilmiştir.
(6) Teşebbüs birliği tarafından yukarıda özetine yer verilen başvuru ile görüş bildirilmesi
şeklindeki idari işlemin kaldırılmasına karar verilmesi talep edilmektedir. Bilindiği üzere
bir idari işlemin kaldırılması, geri alınması gibi talepler İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun
(İYUK) 11. maddesinde düzenlenmektedir. Madde metnine aşağıda yer verilmektedir:
“ÜST MAKAMLARA BAŞVURMA
MADDE 11 - 1. İlgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması,
geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam
yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebilir. Bu
başvurma, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durdurur.
2. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır.
3. İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresi yeniden
işlemeye başlar ve başvurma tarihine kadar geçmiş süre de hesaba katılır.”
17-26/396-175
4/4
(7) Bu doğrultuda ilgililer tarafından, Rekabet Kurulu kararının kaldırılması, geri alınması,
değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması dava açma süresi içerisinde Rekabet
Kurulundan istenebilmektedir. Dolayısıyla öncelikle başvurunun dava açma süresi
içerisinde yapılıp yapılmadığı değerlendirilmelidir.
(8) Başvuru sahibi tarafından görüş bildirilmesi şeklindeki idari işlemin kaldırılması talep
edilmektedir. Teşebbüs birliğine gönderilen görüş Rekabet Kurulunun 18.05.2016 tarihli
ve 16-17/284-127 sayılı kararı uyarınca gönderilmiş olup dava konusu yapılabilecek (ve
İYUK 11 gereğince kaldırılması talep edilebilecek) olan idari işlemi Kurul’un 18.05.2016
tarihli ve 16-17/284-127 sayılı kararı oluşturmaktadır. Zira somut olayda görüş bildirmek
bağımsız bir idari işlem niteliğini taşımamaktadır. Bu doğrultuda dava açma süresinin
hesabında Kurul’un 18.05.2016 tarihli ve 16-17/284-127 sayılı kararının ilgili tarafa tebliğ
tarihinin esas alınması gerektiği anlaşılmaktadır. Söz konusu karar başvuru sahibince
16.01.2017 tarihinde tebellüğ edilmiş olup dosya konusu başvuru ise 12.07.2017
tarihinde yapılmıştır. Bu itibarla 60 gün olan dava açma süresinin geçtiği ve İYUK md. 11
kapsamında yapılan başvurunun süresinde yapılmadığı anlaşıldığından başvurunun
reddedilmesi gerektiği kanaatine ulaşılmıştır.
H. SONUÇ
(9) Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre, 18.05.2016 tarihli ve 16-17/284-
127 sayılı Kurul kararı ve bu karara dayanılarak yapılan görüş gönderilmesi işleminin
kaldırılmasına ilişkin talebin yasal süresi içinde yapılmamış olması nedeniyle reddine,
gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 60 gün içinde Ankara İdare Mahkemelerinde yargı
yolu açık olmak üzere, OYBİRLİĞİ ile karar verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy