Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2016-5-19 (Soruşturma)
Karar Sayısı : 17-27/451-193
Karar Tarihi : 22.08.2017
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. Ömer TORLAK
Üyeler : Arslan NARİN, Adem BİRCAN, Şükran KODALAK, Mehmet AYAN
B. RAPORTÖRLER : Ayşe Özlem UZUN, Mehmet TOKGÖZ, Arın Özge HİMMETOĞLU,
Mehmet KAYA
C. BAŞVURUDA
BULUNANLAR : - Gizlilik talebi bulunmaktadır.
- Aslan Radyo ve Televizyon Yayıncılığı A.Ş., Oğlak Radyo ve
Televizyon Yayıncılığı A.Ş., Bir Numara Radyo ve Televizyon
Yayınları A.Ş., Klas Radyo ve Televizyon Yayınları A.Ş.
Temsilcileri: Av. Mustafa Kemal ERNALBANT
Kavacık Mah. Yürekli Adam Sk. No:20 K:7 D:16 Beykoz/İstanbul
- Gizlilik talebi bulunmaktadır.
D. HAKKINDA SORUŞTURMA YAPILAN:
- Türkiye Musiki Eseri Sahipleri Meslek Birliği
Temsilcisi: Av. Önder ÇINAR
Sıracevizler Cad. Esen Sok. Saruhan Plaza No:6 K.6 34381
Şişli/İstanbul
- Musiki Eseri Sahipleri Grubu Meslek Birliği
Temsilcisi: Av. Metin ÇETİN
Esentepe Mah. Haberler Sok. No:4 Şişli/İstanbul
- Mü-Yap Bağlantılı Hak Sahibi Fonogram Yapımcıları Meslek Birliği
Temsilcisi: Av. Zuhal BAŞKIRT KIZIL
Kuloğlu Mah. Turnacıbaşı Cad. No: 10/5 Beyoğlu/İstanbul
- Müzik Yorumcuları Meslek Birliği
Temsilcisi: Av. Dr. Kemal EROL
Süleyman Seba (Spor Cad.) Spor Apt. No: 62/4 Valideçeşme
Beşiktaş/İstanbul
(1) E. DOSYA KONUSU: Umuma açık mahallerde ve radyo, televizyon kuruluşlarında
yayımlanacak müzik eserlerinin kullanımı ile ilgili olarak, müzik meslek birliklerinin,
akdettikleri sözleşmeler yoluyla 4054 sayılı Kanun’un 4. ve 6. maddelerini ihlal
ettikleri ve Rekabet Kurulunun 20.06.2007 tarih ve 07-53/617-206 sayılı kararında
belirtilen koşullara aykırı davrandıkları iddiası.
(2) F. İDDİALARIN ÖZETİ: Rekabet Kurumu (Kurum) kayıtlarına 27.04.2016 tarih ve 2792
sayı ile giren gizlilik talepli başvuruda özetle;
- Umuma açık mahallerde müzik yayını, müzik eserleri kullanımı ile ilgili olarak
Türkiye Musiki Eseri Sahipleri Meslek Birliği (MESAM), Musiki Eseri Sahipleri Grubu
Meslek Birliği (MSG), Mü-Yap Bağlantılı Hak Sahibi Fonogram Yapımcıları Meslek
Birliği (MÜYAP), Müzik Yorumcuları Meslek Birliği (MÜYORBİR) tarafından
akdedilen sözleşmelerin 4054 sayılı Kanun’un 4. ve 6. maddelerine aykırılık teşkil
ettiği,
17-27/451-193
2/138
- Adı geçen meslek birliklerinin Rekabet Kurulunun (Kurul) 20.06.2007 tarih ve 07-
53/617-206 sayılı kararında belirtilen kriterlere aykırı davrandıkları
iddia edilerek gereğinin yapılması, 4054 sayılı Kanun’un 41. maddesi uyarınca şikâyetin
kabulü ile doğrudan soruşturma açılması ve nihai karara kadar ciddi ve telafi
olunamayacak zararların ortaya çıkma ihtimaline bağlı olarak, ihlalden önceki durumu
koruyucu nitelikte ve nihai kararın kapsamını aşmayacak şekilde tedbir alınması talep
edilmiştir.
(3) Soruşturma sürecinde 10.10.2016 tarihinde Aslan Radyo ve TV Yayıncılığı A.Ş. ile Oğlak
Radyo ve TV Yayıncılığı A.Ş.’den 5926 sayı ve Bir Numara Radyo ve TV Yayınları A.Ş. ile
Klas Radyo ve TV Yayınları A.Ş.’den 5924 sayı (topluca NUMBER ONE GRUBU) ile iki
adet şikâyet başvurusu daha Kurum kayıtlarına intikal etmiştir. Başvurularda özetle;
- MESAM, MSG, MÜYAP ve MÜYORBiR'in oluşturduğu ortak lisanslama birimi
(MLB1) ile 2016 yılının lisanslanması konusunda görüşme yaptıkları,
- Ancak kendilerine piyasadaki diğer şirketlerden istenilen 2016 yılına ait ortak
lisanslama ücretinin çok üzerinde bir ücret bildirildiği,
- Ortak lisanslama birimi tarafından kendilerine sunulan ortak lisanslama ücretinin
tematik yayın yapan diğer şirketler ile yapılan ortak lisanslama ücretinden fazla olma
sebebinin de NUMBER ONE GRUBU’NUN eski sahipleriyle MLB arasındaki
husumetten kaynaklandığı,
- Meslek birliklerinin tekel olmalarından dolayı kendilerine verilen yetkiyi kötüye
kullandıkları, tekel durumlarını haksız kazanca çevirdikleri ve mevcut tarifelerin AB
ülkelerinde belirlenen tarifelerin çok üzerinde olduğu dolayısıyla meslek birliklerinin
fahiş fiyat uyguladıkları,
- Şikâyet edilen meslek birliklerinin muadil şirketlere uyguladığı ücretin kendilerine
uygulanan ücretin çok üzerinde olması dolayısıyla radyo yayıncılığı sektöründeki
firmalar arasında haksız rekabete neden oldukları
ifade edilerek bahsi geçen haksız rekabetin ortadan kaldırılarak kendilerine de 2016 yılına
ait ortak lisanslama ücretinin muadil şirketlere uygulanan ücret seviyesine getirilmesi, 2017
yılı bedellerinin de makul seviyelere çekilerek sorumlular hakkında gereğinin yapılması
talep edilmektedir.
(4) Soruşturma sürecinde, 10.03.2017 tarih ve 1668 sayı ile gizlilik talepli bir başvuru daha
Kurum kayıtlarına intikal etmiştir. Anılan başvuru Kurul’un 23.03.2017 tarih ve 17-11/141-
M sayılı kararı ile, açılan soruşturma kapsamına dâhil edilmiştir. Söz konusu başvuruda
özetle;
- Soruşturmaya taraf meslek birliklerinin yasal işlev ve yükümlülüklerine aykırı
eylemlerde bulundukları, söz konusu meslek birliklerinin Mayıs 2014 tarihinde
faaliyetlerini ve çalışmalarını birleştirdikleri, Kurul’un 20.06.2007 tarih ve 07-53/ 617-
206 sayılı kararına aykırı şekilde bir eserin alınmasını başka eserlerin de alınmasına
bağladıkları ve ayrımcı koşullarda sözleşme yapmaya zorladıkları,
- Meslek birliklerinin, müzik yayını yapan kuruluşları tüm birlikleri içerecek şekilde ortak
bir sözleşme imzalamaları yönünde zorladıkları, kullandıkları eser başına fiyatların
belirlenmesi ve kullanmadıkları eserler için ödeme yapmama imkânının sunulmadığı,
sözleşme yapmaya zorlama ve aşırı fiyat uygulamalarının 4054 sayılı Kanun’a
aykırılık teşkil ettiği,
1 Dört meslek birliği arasında kurulan lisanslama birimi ilk olarak Ortak Lisanslama Birimi (OLB) olarak faaliyet
göstermekteyken daha sonra Müzik Lisanslama Birimi (MLB) olarak faaliyet göstermeye başlamıştır. Her ikisi
de aynı birimi ifade etmekle birlikte kararda sadece MLB olarak kullanılacaktır.
17-27/451-193
3/138
- Meslek birliklerinin, Kurul’un 20.06.2007 tarih ve 07-53/ 617- 206 sayılı muafiyet
kararında belirtilen; eserlerin yayıncı kuruluşların gelirleriyle orantılı olarak
fiyatlandırılması, yayıncıların kullandıkları eser başına fiyatların belirlenmesi ve
kullanmadıkları eserler için ödeme yapmaya zorlanmaması, müşteriler arasında
ayrımcılık yapılmaması, belli bir müzik eserinin alınmasının başka eserlerin de
alınması şartına bağlanmaması koşullarının hiçbirine uymadığı,
- Meslek birliklerinin aynı metrekareye sahip kuruluşlardan bazılarına aşırı fiyat
uyguladığı bazılarına ise meslek birlikleri ile var olan anlaşmalarının eski tarihli
olması, bazı derneklere üye olunması, bazı derneklerin meslek birliklerine karşın
"uysal" davranışları vb. nedenlerle tarife belirlediği bu durumun ise eşitler arasında
ayrımcılığa yol açtığı, bu nedenle meslek birliklerinin tüm uygulamalarının ve
fiyatlandırma sisteminin araştırılması gerektiği,
- Meslek birlikleri arasındaki protokolün hem fiyatlandırma hem de sektördeki arz
dengesini etkileyerek çeşitli koşulları tespit etme açısından pazardaki rekabeti
bozucu bir ortam oluşturabilir nitelikte olduğu
ifade edilerek gereğinin yapılması talep edilmektedir.
(5) G. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 27.04.2016 tarih ve 2792 sayılı yazı ile giren
başvurudaki iddialara yönelik hazırlanan 25.05.2016 tarih, 2016-5-19/İİ sayılı İlk İnceleme
Raporu Kurul’un 01.06.2016 tarihli toplantısında görüşülmüş, 16-19/321-M sayı ile dosya
konusu iddialara yönelik olarak önaraştırma yapılması gerektiğine karar verilmiştir.
(6) Önaraştırma sonunda hazırlanan 12.09.2016 tarih ve 2016-5-19/ÖA sayılı Önaraştırma
Raporu’nun Kurul’un 23.09.2016 tarihli toplantısında görüşülmesinin ardından 16-31/526-
M sayı ile, 4054 sayılı Kanun’un 4. ve 6. maddelerini ihlal edip etmediklerinin tespitine
yönelik olarak MESAM, MSG, MÜYAP ve MÜYORBİR hakkında soruşturma açılmasına
karar verilmiştir.
(7) Soruşturma bildirimi 30.09.2016 tarih ve 10426 sayılı yazılar ile ilgili taraflara ve 30.09.2016
tarih ve 10432 sayılı yazı ile şikâyetçiye yapılmıştır. Tarafların ilk yazılı savunmaları süresi
içinde Kurum kayıtlarına intikal etmiştir.
(8) 10.10.2016 tarih ve 5924 sayı ile Bir Numara Radyo ve Televizyon Yayınları A.Ş. ile Klas
Radyo ve Televizyon Yayınları A.Ş.,10.10.2016 tarih ve 5926 sayı ile Aslan Radyo ve
Televizyon Yayıncılığı A.Ş. ve Oğlak Radyo ve Televizyon Yayıncılığı A.Ş. vekili Kurum’a
başvurmuştur. İlgili başvurular Kurul’un 16.11.2016 tarihli toplantısında görüşülerek;
başvuruların yürütülmekte olan soruşturma kapsamına dâhil edilmesine 16-39/651-M sayı
ile karar verilmiş olup, taraflara 17.11.2016 tarih ve 12378 sayı ve 17.11.2016 tarih ve
12380 sayı ile bildirilmiştir. Bunun gibi, soruşturma sürecinde 10.03.2017 tarih ve 1668 sayı
ile gizlilik talepli olarak Kuruma kayıtlarına intikal eden bir diğer başvuru Kurul’un
23.03.2017 tarih ve 17-11/141-M sayılı kararı ile açılan soruşturma kapsamına dâhil
edilmiştir.
(9) Kurul’un 28.02.2017 tarih ve 17-09/108-M sayılı kararı ile söz konusu soruşturmanın
süresinin bitiminden itibaren iki ay uzatılmasına karar verilmiş ve karar ilgili taraflara
bildirilmiştir.
(10) Soruşturma sürecinde hazırlanan 23.05.2017 tarih ve 2016-5-019/SR sayılı Soruşturma
Raporu ve ekleri Kurul üyelerine, aynı tarihli ve 2016-5-019/SR-01, 2016-5-019/SR-02,
2016-5-019/SR-03, 2016-5-019/SR-04 sayılı Soruşturma Raporu ve ekleri ise soruşturma
taraflarına 4054 sayılı Kanun’un 45. maddesi gereğince tebliğ edilmiş ve soruşturma
taraflarının ikinci yazılı savunmaları talep edilmiştir.
17-27/451-193
4/138
(11) Soruşturma Raporu MESAM, MÜYAP, MSG ve MÜYORBİR tarafından 05.06.2017
tarihinde tebellüğ edilmiş, taraflara ait ikinci yazılı savunmalar yasal süresi içerisinde
Kurum’a gönderilmiştir. Tarafların ikinci yazılı savunmaları, ilk önce e-posta yoluyla
04.07.2017 tarihinde, daha sonra ise normal posta yoluyla Kuruma gönderilmiştir. MSG ve
MESAM’a ait savunmalar 06.07.2017 tarih ve 4803 ile 4823 sayı ile, MÜYAP ve
MÜYORBİR’e ait savunmalar 07.07.2017 tarih ve 4873 ile 4871 sayı ile Kurum kayıtlarına
intikal etmiştir.
(12) İkinci yazılı savunmalara ilişkin ek görüşler 11.07.2017 tarih ve 8767, 8768, 8769, 8770
sayıları ile taraflara gönderilmiştir. Ek görüş, MÜ-YAP ve MÜYORBİR tarafından
12.07.2017 tarihinde, MSG ve MESAM tarafından 13.07.2017 tarihinde tebellüğ edilmiştir.
(13) Soruşturma taraflarından MSG’ye ait üçüncü yazılı savunma yazısı, mali tablolar ve vergi
kimlik numarası 28.07.2017 tarih ve 5425 sayı ile, MESAM’a ait olan 28.07.2017 tarih ve
5432 sayı ile MÜ-YAP’a ait olan 02.08.2017 tarih 5581 sayı ile ve MÜYORBİR’e ait olan
03.08.2017 tarih ve 5601 sayı ile kanuni süresi içerisinde Kurum kayıtlarına intikal etmiştir.
Üçüncü yazılı savunmaların da Kuruma gönderilmesiyle soruşturma safhası
tamamlanmıştır.
(14) Kurul’un 09.08.2017 tarihli toplantısında, hakkında soruşturma yürütülen teşebbüslerin
sözlü savunma toplantısı yapılması yönünde talebinin olmadığı da göz önüne alınarak,
4054 sayılı Kanun’un 46. maddesine göre sözlü savunma toplantısı yapılmasına gerek
olmadığına, nihai karar toplantısının 22.08.2017 tarihinde yapılmasına 17-26/415-M sayı
ile karar verilmiştir.
(15) Dosya mevcudu, 22.08.2017 tarihli Kurul toplantısında görüşülerek 17-27/451-193 sayı ile
nihai karar verilmiştir.
(16) H. RAPORTÖR GÖRÜŞÜ: İlgili Rapor’da MESAM, MSG, MÜYAP ve MÜYORBİR hakkında;
1- 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal ettiklerine yönelik yeterli bilgi, belge ve bulguya
ulaşılamadığı
2- 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesini ihlal ettiklerine yönelik yeterli bilgi, belge ve bulguya
ulaşılamadığı,
3- Bu sebeplerle anılan teşebbüsler tarafından 4054 sayılı Kanun’un 4. ve 6. maddesinin
ihlal edilmediği;
4- Söz konusu müzik meslek birliklerinin aralarında yaptıkları 28.05.2014 tarihli protokole,
Müya-Bir Bağlantılı Hak Sahibi Fonogram Yapımcıları Meslek Birliği (MÜYABİR) ile
MÜYAP arasında 30.10.2013 tarihinde yapılan protokole, MESAM ve MSG arasında
03.08.2012 tarihinde imzalanmış “Mesam Msg Ortak Veri Tabanı, Ortak Lisanslama,
Ortak Dağıtım Protokolü” ve 04.09.2012 tarihli “Mesam–Msg Lisanslama,
Dökümantasyon ve Dağıtım Ortak Protokolü”ne Kanunun 5. maddesi kapsamında
bireysel muafiyet verilebileceği;
5- 4054 sayılı Kanunun 9. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında Türkiye Otelciler
Federasyonuna ve kullanıcılara ilişkin meslek örgütlerine görüş yazısı gönderilmesi
gerektiği
kanaat ve sonucuna ulaşılmıştır.
17-27/451-193
5/138
I. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
I.1. Hakkında Soruşturma Yürütülen Taraflar
I.1.1. MESAM (Türkiye Musiki Eseri Sahipleri Meslek Birliği) 2
(17) MESAM, ilgili mevzuat uyarınca müzik eseri sahiplerinin (besteci, söz yazarı, aranjör3 ve
editör) ve malî hakları kullanma yetkisini haiz kişilerin çıkarlarını korumak, 5846 sayılı Fikir
ve Sanat Eserleri Kanunu (5846 sayılı Kanun) ile tanınmış hakların idaresi ve takibini,
alınacak ücretlerin tahsilini ve hak sahiplerine dağıtımını sağlamak amacıyla faaliyette
bulunmaktadır. Birlik, 08.12.1986 tarihinden bu yana faaliyetlerini sürdürmektedir.
MESAM, ülkemizde kurulmuş olan müzik eserleri alanındaki ilk meslek birliğidir.
I.1.2. MSG (Musiki Eseri Sahipleri Grubu Meslek Birliği) 4
(18) MSG, kendisine üye olan eser sahiplerinin (besteci, söz yazarı, yayımcı, aranjör) eserleri
için müzik kullanıcılarına kullanım izni ve lisansı veren, mali haklarını toplayan ve toplanan
telifleri üyesi eser sahiplerine dağıtan bir meslek birliğidir.
(19) 2 Ağustos 1999'da Kültür Bakanlığı tarafından resmi kuruluşu onaylanan MSG, çoğaltma
(mekanik) ve temsil/yayın (performing) alanında üyesi bulunan eser sahiplerinin haklarını
korumakta ve kullanımlardan doğan teliflerini toplamaktadır. Bir müzik eserinin canlı
yorumu, CD/kaset olarak çoğaltılması, radyo- TV- video yoluyla yayımlanması ya da
karaoke aracılığıyla kullanılması durumunda ortaya çıkan telif haklarının toplanması işiyle
iştigal etmektedir.
I.1.3. MÜYAP (Bağlantılı Hak Sahibi Fonogram Yapımcıları Meslek Birliği)
(20) 5846 sayılı Kanun gereğince fonogram yapımcıları (CD ve kaset yapımcıları), bir icrayı ya
da sesleri ilk defa tespit eden ve eser sahibinin maddi-manevi haklarına halel getirmeksizin
eser sahibinin haklarına komşu hak olan fonogramlarda (kaset ve CD’lerde) bulunan müzik
tespitlerinin, dijital iletim kanalları da dâhil olmak üzere her türlü telli veya telsiz araçlarla
satışı veya diğer biçimlerde umuma iletimine izin vermek veya yasaklamak hakkına
sahiptir. MÜYAP, üyesi olan fonogram yapımcılarının bu haklarını korumak ve takip etmek
üzere kurulmuş bir meslek birliğidir.
I.1.4. MÜYORBİR ( Müzik Yorumcuları Meslek Birliği )
(21) Besteci, söz yazarı gibi müzik üreticilerinin belli bir dayanışma ve örgütlenme sistemi
içerisinde telif haklarını almaları sonucunda “yorumcu sanatçı” diye adlandırılan icra ve ses
sanatçılarının da haklarının takibini ve tahsilini yapmak amacıyla kurulmuş meslek birliğidir.
I.2. Sektöre İlişkin Bilgiler
I.2.1. Yasal Düzenlemeler
(22) Genel olarak meslek birliklerinin amacı, eser sahipleri ve eser sahiplerinin hakları ile
bağlantılı hak sahipleri ile 5846 sayılı Kanun’un 52. maddesine uygun biçimde düzenlenmiş
sözleşmelerle eser veya hak sahiplerinden mali hakları kullanma hak ve yetkilerini
devralarak Kanun’un 10. maddesine göre ilim-edebiyat eserlerinin ortak çıkarlarını
korumak ve 5846 sayılı Kanun ile tanınmış hakların idaresini ve takibini, alınacak ücretlerin
tahsilini ve hak sahiplerine dağıtımını sağlamaktır.
2 Bu bölümde yer alan bilgiler, müzik meslek birliğinin internet sayfasından elde edilmiştir.
3 Aranjörler ancak kendilerine besteci ve söz yazarı tarafından eser üzerinden bir pay verilmişse, ancak o
pay oranı kadar eser sahipliği kazanmaktadır.
4 Bu bölümde yer alan bilgiler, müzik meslek birliğinin internet sayfasından elde edilmiştir.
.
17-27/451-193
6/138
(23) Bu bağlamda, Türkiye’de müzik eseri, eser üzerindeki haklar, hakların takibi ve eserin
yayınlanması gibi müzik sektörü için önemli olan konuların düzenlendiği 5846 sayılı Kanun
ve ilgili ikincil mevzuata yer verilmesi uygun olacaktır.
(24) 5846 sayılı Kanun’un 3. maddesinde yer alan “Musiki eserleri, her nevi sözlü ve sözsüz
bestelerdir" ve aynı Kanun'un 8. maddesinde yer alan “Bir eserin sahibi onu meydana
getirendir” hükümleri çerçevesinde, müzik eserini meydana getirenler (besteciler ve söz
yazarları) eser sahibi olarak adlandırılmaktadır.
(25) 5846 sayılı Kanun’un 14. maddesine göre; “Bir eserin umuma arz edilip edilmemesini,
yayımlanma zamanını ve tarzını münhasıran eser sahibi tayin eder.” 5846 sayılı Kanun’un
20 ila 25. maddelerinde belirtildiği üzere; işleme hakkı (mad. 21), çoğaltma hakkı (mad.
22), yayma hakkı (mad. 23), temsil hakkı (mad. 24), işaret, ses ve/veya görüntü nakline
yarayan araçlarla umuma iletim hakkı (mad.25) münhasıran eser sahibine ait olan mali
haklardır.
(26) 5846 sayılı Kanun’un 25. maddesinin ikinci fıkrasına göre, “Eser sahibi, eserinin aslı ya da
çoğaltılmış nüshalarının telli veya telsiz araçlarla satışı veya diğer biçimlerde umuma
dağıtılmasına veya sunulmasına ve gerçek kişilerin seçtikleri yer ve zamanda eserine
erişimini sağlamak suretiyle umuma iletimine izin vermek veya yasaklamak hakkına da
sahiptir.” hükmü eser sahibine eserin yayınlanmasını yasaklama hakkı tanımaktadır.
(27) Bir müzik eseri üzerinde eser sahibinin yanı sıra eseri kayda geçiren ve çoğaltan
yayıncının, eseri icra eden yorumcunun komşu (bağlantılı) hakları vardır. Komşu haklar;
"Eser sahibinin manevi ve mali haklarına zarar vermemek kaydıyla ve eser sahibinin izniyle
bir eseri özgün bir biçimde yorumlayan, tanıtan, anlatan, söyleyen, çalan ve çeşitli
biçimlerde icra eden sanatçıların, bir icra ürünü olan veya sair sesleri ilk defa tespit eden
fonogram yapımcıları ile radyo-televizyon kuruluşlarının sahip oldukları haklar" olarak
tanımlanmaktadır. 5846 sayılı Kanun’un 80. maddesinde icracı sanatçılara, yapımcılara,
radyo-televizyon kuruluşlarına, film yapımcılarına çeşitli komşu haklar tanınmıştır. Anılan
madde uyarınca, bir eseri sahibinin izniyle özgün bir biçimde yorumlayan icracı sanatçılara,
bir icra ürünü olan veya sair sesleri ilk defa tespit eden fonogram yapımcılarına ve radyo-
televizyon kuruluşlarına, icralarının ve tespitlerinin işaret, ses ve/veya görüntü nakline
yarayan araçlarla umuma iletimine ve yeniden iletimine izin verme ve yasaklama
hususunda yetki verilmiştir.
(28) Bu bağlamda müzik sektöründe iki tür maddi hak olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır:
i) (Mekanik) Çoğaltma ve Senkronizasyon5 Hakkı6: Müzik eserlerinin müşterilere
teslim edilmesinden sonra final film, video veya bant üzerine kopyalandığı an, doğan haktır.
Bu hak, müziğin bir formattan (kaset, master bant, compact disc, plak, konser-klip içerikli
VCD-DVD-BRD, SD, USD) diğer bir formata kopyalanmasından doğar. Bu hakkın yapımın
yayınlanması ile bir ilgisi yoktur.
5 Bir müzik eserinin, TV programlarında, TV, radyo ve sinema reklamlarında, dizilerde, sinema filmlerinde,
multimedya gösterilerinde, şirket tanıtım filmlerinde ve benzeri ortamlarda kullanılmasına "senkronizasyon"
adı verilmektedir.
6 Mekanik Lisans olarak adlandırılan telif türü de bu kapsamda değerlendirilmiştir.
17-27/451-193
7/138
ii) Temsil (Umuma İletim) Hakkı: Türkiye ve dünya uygulamalarında temsil hakları
(umuma iletim veya yayınlardan doğan haklar), her ülkenin kendi meslek birlikleri
tarafından besteci ve müzik yayımcılarından alınan yetkilere dayanılarak yayın
kuruluşlarından ve umuma açık mahallerde müzik yayını yapanlardan tahsil edilerek hak
sahiplerine ödenmektedir7. Örnek olarak Türkiye’deki TV kanalları yayınladıkları müziklerin
temsil (umuma iletim) hakkı bedellerini eser sahiplerinin üye oldukları meslek birliklerine
(MSG veya MESAM) ödemektedirler. Bu şekilde umuma iletim hakkı için yapılan
sözleşmeler çoğaltma haklarını kapsamaz.
(29) 5846 sayılı Kanun’un 41. maddesinde; “Girişi ücretli veya ücretsiz umuma açık mahaller;
eser, icra, fonogram, yapım ve yayınların kullanım ve/veya iletimine ilişkin 52. maddeye
uygun sözleşme yaparak hak sahiplerinden veya üyesi oldukları meslek birliklerinden izin
alır ve sözleşmelerde yazılı malî hak ödemelerini bu madde hükümlerine göre yaparlar”
denilmek suretiyle umuma açık mahallerde müzik yayımcılığı yapanların izlemesi gereken
yollar belirtilmiştir.
(30) Eser sahiplerinin haklarını ve ayrıca bu eserlerin çoğaltılarak yayınlanması ve
yorumlanmasından doğan komşu hakların takibini ve tahsilini yapmak üzere 5846 sayılı
Kanun’un 42. maddesinde yer alan “Eser sahipleri ve eser sahiplerinin hakları ile bağlantılı
hak sahipleri, (…) üyelerinin ortak çıkarlarını korumak ve bu Kanun ile tanınmış hakların
idaresini ve takibini, alınacak ücretlerin tahsilini ve hak sahiplerine dağıtımını sağlamak
üzere, Kültür Bakanlığınca hazırlanan ve Bakanlar Kurulunca onaylanan tüzük ve tip
statülere uygun olarak tespit edilecek alanlarda birden fazla meslek birliği kurabilirler.(…)”
hükmü çerçevesinde MESAM 1986, MSG 1999, MÜYAP ve MÜYORBİR 2000, MÜYABİR
2006 ve son olarak MÜZİKBİR 2008 yılında faaliyete geçmiştir.
(31) Aşağıdaki tabloda hak sahipleri ve üye oldukları meslek birliklerine yer verilmektedir. Buna
göre, fonograma (kaset/CD vb.) kaydedilmiş bir eseri yayınlamak isteyen radyo ve
televizyonun, eser sahibinden, yapımcıdan ve yorumcudan ayrı ayrı izin alması
gerekmektedir. Tarafların yalnızca birinden izin alınması, diğer tarafların izin ve bedel talebi
hakkı saklı olduğu için yayıncı açısından yeterli olmamaktadır.
Tablo 1: Müzik sektöründeki haklar ve üye oldukları Meslek Birlikleri
HAK SAHİPLERİ HAK TÜRÜ MESLEK BİRLİĞİ
ESER SAHİBİ ASIL HAK
MESAM
MSG
YAPIMCI KOMŞU HAK
MÜYAP
MÜZİKBİR
MÜYABİR
YORUMCU KOMŞU HAK MÜYORBİR
(32) 5357 sayılı “Eser, İcra, Yapım ve Yayınların Kullanılması ve/veya İletilmesine İlişkin Usul
ve Esaslar Hakkında Yönetmelik” (5357 sayılı Yönetmelik)’in 8. maddesinde meslek
birliklerinin ücret tarifelerini belirlerken kullanacakları esaslar, 5846 sayılı Kanunun 42/A.
maddesinde belirtildiği şekilde tarif edilmektedir. Buna göre, tarifelerin uluslararası
uygulamaların ülkenin ekonomik ve toplumsal koşullarına uyarlanabilirliği göz önünde
bulundurularak makul seviyede belirlenmesi, rekabeti bozucu şartlar oluşturulmaması,
yapılan sınıflandırma, ilgili sektördeki ürün fiyatları ve bu sektörlerin gayrisafi milli
hasıladaki payı, eser, icra, fonogram, yapım ve yayınların kullanım ve/veya iletim sıklığı,
birim fiyat veya götürü usulü ödeme, ödeme plânı ve benzeri hususlar esas alınır.
7 Telif hakları hakkında, 22.08.2016 tarihinde sitesinde yer
alan bilgilerden yararlanılmıştır.
17-27/451-193
8/138
(33) Yasal telif yükümlüsü müzik kullanıcıları 5357 sayılı Yönetmelik’te ayrı ayrı
sınıflandırılmıştır. Sınıflandırma kapsamında olan telif yükümlüsü gruplar aşağıdaki
şekildedir:
A- Umuma Açık Mahaller
1- Konaklama Tesisleri
2- Yeme-İçme-Eğlence Tesisleri
3- Sağlık ve Spor Merkezleri
4- Kongre, Sergi ve Gösteri Alanları ve Merkezleri
5- Rekreasyon Tesisleri
6- Özel Tesisler
7- Ticaret Merkezleri
8- Terminaller
9- Eğitim ve Öğretim Kurumlarının Ticari Amaçla Kullanılan Dinlence
Sinema ve Gösteri Yerleri
10- 50 m2’den Büyük Umuma Açık Diğer Mahaller
B- Televizyon Yayını Yapan Kuruluşlar
C- Radyo Yayını Yapan Kuruluşlar
D- Bakanlıkça Sınıflandırılan Diğer Kuruluşlar
1- Türkiye Radyo Televizyon Kurumu
2- Dijital Ve Her Türlü Ortamda Internet De Dâhil Olmak Üzere İşaret, Ses
ve/veya Görüntü Nakline Yarayan Araçlarla Web Casting, Simulcasting,
Streaming ve Diğer Türlerde İletim Yapan Diğer Kuruluşlar.
3- 3984 Sayılı Kanunun 3’üncü maddesinin İ Bendi Uyarınca Yayın Yapan
Kapalı Devre Yayın Sistemleri de Meslek Birliklerince Gruplandırılabilir.
(34) Meslek birlikleri 5357 sayılı Yönetmelik’te yapılan yukarıdaki sınıflandırma doğrultusunda
belli bir takvim yılında geçerli olacak tarifelerini belirlemektedir. Meslek birlikleri, 5846 sayılı
Kanun ve adı geçen yönetmeliğin tanıdığı olanak doğrultusunda aynı alanda ya da
sektörde faaliyet göstermeleri durumunda tarife tespiti, sözleşme yapılması, 5846 sayılı
Kanunun uygulanması ile ilgili diğer iş ve işlemlerde birlikte hareket edebilmekte ve ortak
tarife belirleyebilmektedirler.
(35) İlgili mevzuat uyarınca yasal telif yükümlülerinin meslek birliklerinden yazılı izin almaları ve
tarifelerde belirlenen bedeli ödemeleri yasal bir zorunluluktur. Yönetmelik’te tarifeler
konusunda uzlaşılmaması durumunda izlenecek usuller de düzenlenmektedir. Bu
çerçevede meslek birlikleri ile yayıncı kuruluşlar arasında yapılacak kullanım
sözleşmelerinde ücret konusunda uzlaşılamaması durumunda taraflar, Kültür ve Turizm
Bakanlığınca oluşturulacak “Uzlaştırma Komisyonunda” tarifelerin müzakere edilmesini
talep edebilmekte, nihayete ulaşmaması halinde yargı yoluna başvurabilmektedirler.
17-27/451-193
9/138
I.2.2. Fikri Mülkiyet Haklarına İlişkin Uluslararası Anlaşmalar
(36) Fikri mülkiyet hakları, esas olarak İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinde temel insan hakları
kapsamında sayılarak Bildirgenin 27. maddesinde, “herkes toplumun kültürel yaşamına
serbestçe katılmak, güzel sanatları tatmak, bilimsel gelişmeye iştirak etmek ve bundan
yararlanmak hakkına sahiptir, herkes yaratıcısı olduğu bilim, edebiyat ve sanat
eserlerinden doğan maddi ve manevi menfaatlerinin korunmasını isteme hakkına sahiptir”
şeklinde düzenlenmektedir. Konunun uluslararası çerçevesi ise Dünya Ticaret Örgütü
(DTÖ) tarafından çizilmektedir. Bu çerçevede, 1995 tarihli DTÖ Kuruluş Anlaşması ekinde
yer alan Ticaretle Bağlantılı Fikri Haklar Anlaşması (TRIPS) önem kazanmaktadır. Ülke
mevzuatlarında fikri haklar alanındaki farklılıkları düzenlemek ve uluslararası ticarette bu
nedenle ortaya çıkan kaybı engellemek amacıyla yapılmış olan TRIPS Anlaşmasında, eser
sahibinin hakları ve komşu haklar, markalar, coğrafi işaretler, endüstriyel tasarımlar,
patentler, entegre devre topografyaları, açıklanmamış bilgilerin korunması ile sözleşmeye
bağlı lisanslarda rekabete karşı uygulamaların denetimi konuları ele alınmaktadır.
(37) DTÖ dışında, bölgesel ticaret blokları nezdinde de fikri mülkiyet haklarına yönelik çeşitli
anlaşmalar mevcuttur. Türkiye, AB ile oluşturduğu Gümrük Birliği kapsamında, 1-95 sayılı
Ortaklık Konseyi Kararının 29. maddesi uyarınca “fikri, ticari hakların etkin biçimde
korunması konusuna tarafların önem verdikleri” ve “Gümrük Birliğinin iyi işlemesi için her
iki tarafta da eş düzeyde bir fikri hak korumasının olmasının gerektiğini kabul ettikleri”
yükümlülüğü altına girmiştir.
(38) Bölgesel anlaşmalar dışında fikri mülkiyet hakları alanında yapılmış genel nitelikli, çok
taraflı uluslararası anlaşmalar da bulunmaktadır. Bunlardan bazıları Edebiyat ve Sanat
Eserlerinin Korunmasına İlişkin Bern Sözleşmesi; Evrensel Fikir Hakları Sözleşmesi; İcracı
Yorumcu Sanatçılar, Plak Yapımcıları ve Yayın Kuruluşları Hakkında Roma Sözleşmesi;
WIPO-Dünya Fikri Haklar Örgütünü Kuran Anlaşma; WIPO Eser Sahibinin Hakları
Anlaşması; WIPO İcralar-Yorumcular ve Plaklar Anlaşması; Plak Yapımcılarının
Plaklarının Yetkisiz Çoğaltılmasına Karşı Korunması İçin Cenevre Sözleşmesi şeklinde
sıralanabilir.
I.3. İlgili Pazar
I.3.1. İlgili Ürün Pazarı
(39) Meslek birlikleri, müzik sektöründe eser sahiplerinin, fonogram yapımcılarının ve icracı
sanatçıların yasadan doğan telif haklarının takibi, tahsili ve dağıtımı amacıyla faaliyet
göstermektedirler. Bahsedildiği üzere müzik eserleri üzerinde, 5846 sayılı Kanun ve ilgili
mevzuat uyarınca iki farklı hak türü ortaya çıkmaktadır. Bunlardan ilki müzik eserlerinin
video veya bant üzerine kopyalandığı anda ortaya çıkan çoğaltma ve senkronizasyon
hakkıdır. İkinci hak ise söz konusu müzik eserlerinin umuma iletiminden bir başka ifade ile
yayımlanmasından doğan haklardır. Anılan hususlar birbirinden farklı iki hakkı temsil
etmekte olup, bu haklardan birine sahip olmak diğeri için herhangi bir yetki
sağlamamaktadır. Bu husus göz önünde bulundurularak önceki Kurul kararları da ilgili ürün
pazarının belirlenmesi bakımından yol gösterici olacaktır.
(40) Kurul’un geçmişte müzik sektörü ile ilgili almış olduğu kararlarda ilgili ürün pazarının dosya
özelinde farklı şekillerde tanımlandığı görülmektedir. Kurul 16.12.2015 tarih ve 15-44/729-
265 sayılı kararında ilgili ürün pazarını, “müzik eseri sahipliğinden kaynaklanan telif
haklarının takibi tahsili ve dağıtımı” olarak belirlemiştir. Bir başka kararda ise ilgili ürün
pazarı “müzik eseri sahipliğinden kaynaklanan telif hakları” olarak belirlenmiştir. Bunun
yanı sıra eski tarihli bir kararda ise ilgili ürün pazarının “radyo, televizyon ve muhtelif
işletmelerde yayınlanacak müzik eserlerinin (kullanım izninin) pazarlanması
(lisanslanması)” olarak tanımlandığı görülmektedir.
17-27/451-193
10/138
(41) Dosya konusu şikâyet başvuruları, MLB üyesi müzik meslek birliklerinin umuma açık
mahallerdeki teşebbüsler ve radyo televizyon kuruluşları ile müzik eserleri kullanımına
ilişkin olarak yaptıkları lisans sözleşmeleri aracılığıyla Kanun’a aykırı davrandıkları ve Kurul
tarafından muafiyet tanınan ortak protokole aykırı davranışlarda bulundukları ile ilgilidir.
Meslek birlikleri, müzik eserlerinin çoğaltılabilmesi ya da yayınlanabilmesi için lisans
verebilmektedirler. Bununla birlikte umuma açık mahallerde ve yayın kuruluşlarında müzik
eseri kullanabilmek için umuma iletim diğer ifade ile yayın hakkına sahip olmak
gerekmektedir. Bu doğrultuda, sektörün yapısı, geçmiş Kurul kararları ve yukarıda yer
verilen bilgiler dikkate alınarak dosya kapsamında ilgili ürün pazarı “umuma açık
mahallerde ve radyo televizyon kuruluşlarında yayınlanacak müzik eserlerinin
lisanslanması” pazarı olarak belirlenmiştir.
I.3.2. İlgili Coğrafi Pazar
(42) Müzik eserleri Türkiye genelinde ulusal düzeyde, bölgesel ya da yerel olarak yayın yapan
radyo, TV gibi organlarda ve umuma açık diğer mahallerde (otel, restoran, kafe vb.) de
kullanılabilmektedir. Meslek birlikleri, yasal olarak telif yükümlüsü olan yerlerde müzik eseri
kullanımından doğan hakların takibini, tahsilini ve dağıtımı işlerini kendilerine üye olan hak
sahipleri adına tüm Türkiye’de gerçekleştirmektedir. Bu bağlamda, ülke sınırları içerisinde
rekabetçi açıdan farklılaşabilecek bir unsur bulunmamaktadır. Kurul’un sektörle ilgili
geçmiş kararları da dikkate alınarak8 dosya kapsamında ilgili coğrafi pazar “Türkiye” olarak
tespit edilmiştir.
I.4. Dosya Kapsamında Talep Edilen Bilgiler Çerçevesinde Çeşitli Kuruluşlardan
Gelen Bilgiler
I.4.1. Birleşmiş Markalar Derneği (BMD)9
(43) 20.02.2017 tarihinde 2350 sayı ile BMD’den bilgi talep edilmiş, cevabi yazı 02.03.2017
tarihinde 1424 sayı ile Kurum kayıtlarına intikal etmiştir. Söz konusu cevabi yazıda özetle;
- Derneğin Türkiye Perakendeciler Federasyonu üyesi olmadığı, Derneğin asli
amacının kamuoyunu markalı ekonominin yararlarına ilişkin olarak bilgilendirmek,
Türk markalarının ve perakende sektörünün dünya markaları ile uluslararası alanda
rekabet edebilir hale gelmelerini sağlamak, bir koordinasyon ve danışma rolü
üstlenerek üyelerinin işbirliği içinde çalışabileceği bir ortam oluşturmak olmakla
üyelerinin hangilerinin özgün nitelikli müzik eserlerini ve hangilerinin telifli müzik
eserlerini işletmelerinde kullandıkları yönünde herhangi bir veri olmadığı; üyelerin
derneğe telifli müzik eserlerinin kullanımına ilişkin herhangi bir bildirim yapmadıkları;
özgün ve telifli müzik eserlerini işletmelerinde kullanan ve kullanmayan üyelerin bu
konuyu kendilerinden tamamen bağımsız bir şekilde değerlendirerek aldıkları
işletmesel kararlar çerçevesinde uyguladıklarını ve bu sebeple de 2011-2016 yıllarına
ilişkin olarak müzik eseri kullanımı konusunda telif yükümlüsü olan üye adedi ve
toplam gelirleri ile telif yükümlüsü olmayan üyelerin hangi sebeple yükümlü
tutulamayacaklarına ilişkin olarak dernekte herhangi bir veri bulunmadığını, bu
konuya ilişkin herhangi bir veri olmaması nedeniyle istenen bilgilerin verilemeyeceği,
8 16.12.2015 tarih ve 15-44/729-265 sayı, 20.11.2008 tarih ve 08-66/1064-419 sayı, 20.6.2007 tarih ve 07-
53/ 617- 206 sayılı kararlar.
9 BMD’nin Kategori Mağazacılığı Derneği ve Gıda Perakendecileri Derneği olarak iki farklı isim altında faaliyet
göstermeye başladığı tespit edilmiş ve iki farklı bilgi isteme yazısı gönderilmiştir. Ancak talep edilen bilgilere
cevap BMD olarak sunulmuştur.
17-27/451-193
11/138
- 2011-2016 yılları arasında dernek üyesi olan teşebbüslerin bu yıllara ait gelirlerinin
dernek tarafından bilinemediği; Dernek tüzüğünde belirlenmiş olan amaçlara hizmet
eden faaliyetler arasında üyelerin gelir bilgilerinin toplanmasının yer almadığı;
üyelerin yıllık gelir bilgilerine dair veri toplama hakkının olmaması ve bu tür verilerin
dernekte olmaması nedeni ile paylaşılamadığı ayrıca talep edildiği şekilde minimum,
ortalama ve maksimum gelirleri ve bunları gösterir örnek gelir tabloları
oluşturulmasının mümkün olmadığı,
- Balkanlar, Orta Doğu, Orta Asya ve Kıta Avrupası bölgelerinde isimleri belirtilen 3-5
ülke bazında, umumi mahaller alt gruplara ayrıştırılarak, son 5 yılda toplanan toplam
telif bedelleri (yıllık bazda), son 5 yıllık bu ülkelerde ilan edilen tarifeler (Euro
bazında), bu ülkelerde telifin götürü usulle mi, gelirin belli bir oranı üzerinden mi
çalınan eser başına tespit edildiği hususunda gerek Derneğin kendi dernek faaliyetleri
kapsamında bu yönde bir çalışma yapmıyor olması sebebiyle ve gerekse üyeleri
tarafından Derneğe bu yönde herhangi bir bilgilendirme yapılmamış olması
nedeniyle, Dernek kayıtlarında herhangi bir veri bulunmadığını ve bu sebeple de
herhangi bir bilgilendirme yapılamayacağı
ifade edilmiştir.
I.4.2. Türkiye Esnaf ve Sanatkârlar Konfederasyonu (TESK)
(44) 20.02.2017 tarihinde 2342 sayı ile TESK’den bilgi talep edilmiş cevabi yazı 28.02.2017
tarihinde 1337 sayı ile Kurum kayıtlarına intikal etmiştir. Gelen cevabi yazıda özetle;
- Esnaf ve sanatkârların sicil kayıtlarının tutulduğu Bakanlık e-esnaf ve sanatkâr veri
tabanı (ESBİS) Temmuz 2012 tarihinde güncellendiğinden 2011 ve 2012 yıllarına
ilişkin Konfederasyona üye teşebbüslerin faaliyet alanları ve bu gruplar bazında
teşebbüs adedinin sunulamadığı 2013-2016 yılları için üye teşebbüslerin faaliyet
alanlarının gruplar bazında sunulduğu,
- 8 Haziran 2004 tarih ve 25486 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren
"Eser, icra, Yapım ve Yayınların Kullanılması ve/veya İletilmesine İlişkin Usul ve
Esaslar Hakkında Yönetmelik" ile 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 41
ve 43 üncü maddelerinde öngörülen sınıflandırmanın yapıldığı, söz konusu
sınıflandırma yapılırken eser, icra, fonogram, yapım ve yayınları kullanan ve/veya
ileten umuma açık mahaller; mahallin bulunduğu bölgenin özelliği, mahallin nitelik ve
niceliği, fikri mülkiyete konu eser, icra, fonogram, yapım ve yayınların mahalde
sunulan ürün veya hizmetin ayrılmaz bir parçası ve ürün veya hizmete katkısı olup
olmadığı ve benzeri hususların dikkate alındığı,
- Kültür ve Turizm Bakanlığının 30 Eylül 2004 tarihli yazısında "Eser, icra, Yapım ve
Yayınların Kullanılması ve/veya İletilmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında
Yönetmelik" inde 50 metrekareden küçük olan kullanıcıların sınıflandırma dışı
bırakıldığı ve böylelikle küçük işletmelerin meslek birliklerince belirlenecek olan
tarifeleri ödemekten muaf tutuldukları belirtildiği bu nedenle; 2011-2016 yıllarına
ilişkin olarak müzik eseri kullanımı sebebiyle telif yükümlüsü olan üye adedi ve toplam
gelirlerinin, telif yükümlülerine ait minimum, ortalama ve maksimum gelirlerine ilişkin
herhangi bir bilgi belge ve Balkanlar, Orta Doğu, Orta Asya, Kıta Avrupası
bölgelerinde, herhangi bir ülkede toplanan telif ücretlerine ilişkin bir çalışmanın
olmadığı konunun Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğü
vasıtasıyla takip edilmesinin uygun olacağı
ifade edilmektedir.
17-27/451-193
12/138
I.4.3. Türkiye Otelciler Federasyonu (TÜROFED)
(45) 20.02.2017 tarihinde 2339 sayı ile TÜROFED’den bilgi talep edilmiş cevabi yazı
01.03.2017 tarihinde 1385 sayı ile Kurum Kayıtlarına intikal etmiştir. Gelen cevabi yazıda
özetle;
- Federasyona kayıtlı 2011 yılında 12 bölgesel dernek ile yaklaşık 1900, 2013 yılında
13 bölgesel dernek ile 2400, 2016 yılında ise 15 bölgesel dernek ile yaklaşık 2700
üyenin olduğu,
- Federasyon üyesi derneklerin üyelerinin yaklaşık % 95’ini konaklama tesislerinin
oluşturduğu, bunların; 5, 4, 3, 2 ve 1 yıldızlı oteller olduğu, ayrıca 4 ve 5 yıldızlı tatil
köyleri, motel, pansiyon, özel belgeli gibi Kültür ve Turizm Bakanlığınca
belgelendirilen işletmelerden oluştuğu,
- Federasyonun turizm sektöründeki tüm dernekleri bünyesinde barındırmadığı,
Federasyon dışında da bilinen derneklerin bazılarının; ANTOD, BETUYAB, TÜROB,
KETOB, TURYİD, ÇESTOB, MARTOB, LATUYAB, MASTOB, POYD, TTYD ve ÖZBİ
olduğu, fakat Federasyon çatısı altında olmayan derneklerin üye sayıları hakkında
bilgi bulunmadığı, bakanlık kayıtlarında yaklaşık 4.500 civarında turizm işletme
belgeli tesis, 10.000 civarında da belediye ve il özel idare belgeli konaklama tesisi
olduğunun tahmin edildiği,
- Diğer yandan, Dernekler Kanununca bir tesisin birden fazla derneğe üye olabildiği,
bu kapsamda, Federasyonun faaliyet alanında bulunmayan ve İstanbul'da faaliyet
gösteren otellerin bir kısmının Federasyona üye bölge derneklerinden ATİD'e, bir
kısmının GÜMTOB'a, bir kısmının ise ETİK'e üye oldukları, ayrıca Ankara'da faaliyet
gösteren ANTOD üyesi bazı otellerin de bölge derneklerinden ATİD'e üye oldukları
bilindiği,
- Yukarıda isimleri geçen derneklerin çoğunun, coğrafi bölgelerinde faaliyet gösteren
yerel dernekler olduğu, bunlardan yalnızca, eski adıyla Turistik Otelciler, işletmeciler
ve Yatırımcılar Birliği olarak faaliyet gösteren TÜROB'un, daha sonra 5253 Sayılı
Dernekler Kanunu uyarınca İçişleri Bakanlığı'ndan alınan izinle Türkiye Otelciler
Birliği olduğu, ancak üye profiline ilişkin ellerinde resmi bilginin bulunmadığı,
- 2011-2016 yıllarına ilişkin müzik eserleri kullanımı sebebiyle telif yükümlüsü olan
toplam üye adedi, bu üyelerin toplam gelirleri, telif yükümlüsü olmayanların hangi
gerekçelerle yükümlü tutulamayacaklarına ilişkin hususlarda Federasyonda herhangi
bir bilginin bulunmadığı, ancak müzik eseri kullanmadığını belgeleyen işletmelerin
sözleşme yapmalarının gerekmediğinin düşünüldüğü,
- 2011-2016 yılları arasında ilgili telif yükümlülerine ait minimum, ortalama ve
maksimum gelirler ve bunları gösterir örnek gelir tabloları ve diğer gelirlere ilişkin
Federasyonumuzda bilgi bulunmadığı,
- Balkanlar, Orta Doğu, Orta Asya ve Kıta Avrupası bölgelerinde, isimleri belirtilen 3-5
ülke bazında umumi mahaller alt gruplara ayrıştırılarak, son 5 yılda toplanan telif
bedelleri (yıllık bazda), son 5 yıllık ilan edilen tarifeler (Euro bazında), bu ülkelerde
telifin götürü usulle mi, gelirin belli bir oranı üzerinden mi, çalınan eserler başına mı
tespit edildiği konusunda herhangi bir bilgi bulunmadığı,
17-27/451-193
13/138
- Diğer yandan, Federasyon üyelerinin hak ve menfaatlerini korumak amacıyla diğer
kurumlarla da olduğu gibi müzik meslek birlikleri örgütleriyle de görüşmelerin
yapıldığı, meslek birliklerinin haklarını korumak zorunda oldukları sanatçı, eser
sahipleri ve yorumcular için belirledikleri fiyat tarifelerinin Federasyon üyelerinin
menfaatleri doğrultusunda uygulanması ve lisanslama yapılması için her yıl
görüşmelerin yapıldığı ve uygulamaların ve belirlenen fiyatların piyasa şartlarına
uygun olması ve üyelerinin mağduriyetine yol açmamasına çalışıldığı
ifade edilmektedir.
I.4.4. Türkiye Otelciler Birliği (TÜROB)
(46) 20.02.2017 tarih ve 2341 sayı ile TÜROB’dan bilgi ve belge talep edilmiş olup, gelen cevabi
yazı 03.03.2017 tarih ve 1442 sayı ile Kurum kayıtlarına girmiştir. Gelen cevabi yazıda;
- 2011-2016 yıllarına ilişkin üye tesis sayısının sunulduğu,
- Üye listelerindeki tesislerden hangilerinin dört Meslek Birliğinin temsil ettikleri
müzikleri kullanıp kullanmadığının, dört Meslek Birliği ile Sözleşme akdedip
akdetmediğinin bilgileri dâhilinde olmadığı,
- Öte yandan ancak dört Meslek Birliğinin temsil ettikleri müzikleri umuma açık
mekânlarında kullanmaları halinde telif yükümlüsü olması gereken üye tesislerin
2011-2016 yılları toplam gelirlerinin bilinir olmasının mümkün olmadığı,
- Telif yükümlüsü olmak için tesis bünyesinde hangi umuma açık mekânlara sahip
olunduğu, koruma süresi dolmamış repertuar kullanımı ya da kullanılan müziğe göre
hak sahipliğinin değiştiği, telif yükümlüsü olmayanların gerekçelerinin her işletme
açısından farklılık göstereceği,
- Müzik Lisanslama Birimi kurulmadan önceki döneme dair belgeler sundukları,
- 2017 yılına kadar tarifelerin iki seçenekli (Tesis bünyesindeki tüm umuma açık
mahaller dâhil ya da odalar ayrı, müzik kullanılan her bir mekân ayrı) iken, özellikle
Yargıtay’ın odalardaki TV-Radyo yayınları için lisans izni ve bedeli ödenmesine gerek
olmadığı yönündeki adil kararlarını takiben tarifelerin seçeneksiz olarak yapıldığı,
- 2002 Protokolünde ve 2008 Protokolünde odabaşı birim fiyatların Kültür ve Turizm
Bakanlığı belgesindeki tüm umuma açık mahaller için, bu meyanda düğünler de dâhil
olmak üzere ödeneceği kabul edildiği halde bugün sözleşmesi olan otellerle bir de
düğünler için ayrı sözleşmeler yapılıp düğün başı bedel tespit edildiği,
- Tarifelerin Kanuna, Yönetmeliğe ve Yönetmelik ekindeki örnek Tablolara aykırı
olduğu,
- Dünyada muhatap olunan meslek birlikleri sayısının bu kadar fazla olmadığı, ekte bu
konuya dair bilgi sunulduğu,
- Uluslararası uygulamada otel tarifelerine yönelik örnek niteliğinde bilgi sunulduğu
ifade edilmiştir.
17-27/451-193
14/138
I.4.5. Televizyon Yayıncıları Derneği (TVYD)
(47) 27.02.2017 tarihinde 2649 sayı ile TVYD’den bilgi talep edilmiş cevabi yazı 17.03.2017
tarihinde 1847 sayı ile Kurum kayıtlarına intikal etmiştir. Cevabi yazıda özetle;
- 18 ulusal, 4 platform ve 41 yerel, bölgesel, uydu statüsünde üyelerinin bulunduğu,
- Üyelere ait gelir gider bilgilerinin taraflarına gönderilmediği dolayısıyla paylaşılacak
bilginin olmadığı,
- Sözleşme bedellerine 2014 ve 2015 yılları için bir önceki yıllarda uygulanan bedellere
% (…..) artış uygulanması, 2016 yılı için ise bir önceki yıl bedeline % (…..) artış
uygulanmasının kararlaştırıldığı,
- Müzik Meslek Birlikleri ile yapılan görüşmeler sonunda pazarlıkların yapıldığı
anlaşılan oranların üyelerle paylaşıldığı, gerek derneğin aldığı oranlar gerekse
münferit görüşmeler sonunda alınan oranlarla Müzik Meslek Birlikleri ile
sözleşmelerin yapılabildiği bunun yanında telif konusunda herhangi bir yetkilerinin
olmadığı
ifade edilmektedir
I.4.6. Radyo Televizyon Yayıncıları Meslek Birliği (RATEM)
(48) 20.02.2017 tarihinde 2324 sayı ile RATEM’den bilgi talep edilmiş cevabi yazı 01.03.2017
tarihinde 1381 sayı ile Kurum kayıtlarına intikal etmiştir. Söz konusu cevabi yazıda özetle;
- Meslek Birliğinin, Radyo Televizyon Yayıncıları Federasyonu (RATEF) isimli dernekle
yasal olarak bir ilgisi bulunmadığı,
- 5846 sayılı Kanun kapsamında yayıncı kuruluşlar, yayınlarında kullandıkları eser, icra
ve yapımlara ilişkin olarak ilgili alan meslek birliklerine ödeme yapmakla yükümlü
olduğu, RATEM’e üye kuruluşların gelirlerinin kendileri tarafından bilinmediği, ancak
tüm yayıncı kuruluşlar gelirlerini 6112 sayılı Kanun gereği Radyo ve Televizyon Üst
Kuruluna (RTÜK) bildirmek zorunda olduklarından, anılan bilgiye RTÜK kanalıyla
ulaşmanın mümkün olduğu, bunun dışında istenilen bilgilere verilecek bir cevabın
olmadığı
ifade edilmektedir.
I.4.7. Kral TV Radyo ve Televizyon Yayıncılığı A.Ş. (KRAL)
(49) 27.02.2017 tarihinde 2651 sayı ile Kral TV’den bilgi talep edilmiş cevabi yazı 09.03.2017
tarihinde 1588 sayı ile Kurum kayıtlarına intikal etmiştir. Cevabi yazıda özetle;
- Müzik Meslek Birlikleri’ne 2012-2016 yılları için ödenen tarife bedellerinin dilekçe
ekinde sunulduğu, Meslek Birlikleri tarafından her sene tek taraflı belirlenerek
açıklanan resmi tarife bedellerinin fahiş olduğu, resmi tarifeler üzerinden indirim
uygulanmasına yönelik Televizyon Yayıncıları Derneği (TVYD) ile Meslek Birlikleri
arasında görüşmelerin yapıldığı ve yapılan görüşmeler sonucunda mutabık kalınan
artış oranlarının bir önceki sene için ödenen tutarlara uygulanması suretiyle tespit
edilen tutarların taraflarınca ödendiği,
17-27/451-193
15/138
- Buna karşın meslek birlikleri ile yapılan sözleşmelerde hiçbir değişikliğin yapılması
mümkün olmamakla birlikte, Meslek Birliklerinin dayatması ile resmi tarife bedellerine
sözleşmelerde zorunlu olarak yer verilmekte ve ödeme koşullarının taraflarınca ihlali
halinde resmi tarifeler üzerinden yapılan indirimin geçersiz olacağına ve resmi tarife
bedellerinin Meslek Birlikleri tarafından talep ve tahsil edilebileceğine ilişkin hükmün
bulunduğu
belirtilmektedir. Bu çerçevede 2012-2015 yıllarına ilişkin olarak Meslek Birlikleri ile
imzalanan sözleşmelerde yer alan resmi tarife oranları ve bilgi isteme yazısındaki diğer
sorulara ilişkin gelir tabloları ve tarife oranları da dilekçe ekinde sunulmuştur.
I.4.8. Süper Kanal Televizyon ve Radyo Yayıncılık A.Ş. (SÜPER KANAL/DREAM TV)
(50) 27.02.2017 tarihinde 2651 sayı ile DREAM TV’den bilgi talep edilmiş cevabi yazı
09.03.2017 tarihinde 1629 sayı ile Kurum kayıtlarına intikal etmiştir. Gelen cevabi yazıda
özetle;
- Bilgi yazısında 2011-2016 yılları arasında Müzik Meslek Birliklerine ödenen tarife
tutarları ve tarife oranları radyo ve televizyonlar bazında uydu, karasal, dijital ve
kablolu ayrışımıyla talep edildiği fakat böyle bir ayrımın bulunmaması sebebiyle
herhangi bir ayrıştırma yapmadan sunulduğu,
- Ayrıca 2011-2016 yıllarına ilişkin yıllık bazda gelir ve giderlerin kalemler itibarıyla
toplam içindeki oranlarının ve ilgili yıllar için belirlenen reklam tarifelerinin sunulduğu
ifade edilmektedir.
I.4.9. Vakkorama Radyo Reklam ve Yayıncılık A.Ş. (VAKKORAMA/POWER GRUBU)
(51) 27.02.2017 tarihinde 2651 sayı ile Power FM’den çeşitli bilgiler talep edilmiş cevabi yazı
07.03.2017 tarihinde 1554 sayı ile Kurum kayıtlarına intikal etmiştir
I.4.10. Aslan Radyo Televizyon Yayıncılığı A.Ş. ve Oğlak Radyo Televizyon
Yayıncılığı A.Ş. (ASLAN VE OĞLAK RADYO)
(52) 27.02.2017 tarih ve 2647 sayı ile Aslan ve Oğlak Radyo’dan bilgi ve belge talep edilmiş
olup, gelen cevabi yazı 09.03.2017 tarih ve 1594 sayı ile Kurum kayıtlarına girmiştir. Gelen
cevabi yazıda özetle;
- Müvekkil şirketlerin 2015 yılında kurulduğu, bu nedenle sadece 2015-2016 yıllarına
ilişkin gelir tabloları ve bilançoların gönderilebildiği,
- Şirketlerde yer alan TV ve radyoların uydu, karasal, kablolu ve dijital gelirlerinin ayrı
ayrı tutulmadığı, müvekkil şirketlerin reklam ve sponsor gelirleri ile bu sektörde
faaliyetini sürdürdükleri,
- Reklam gelirlerini dilekçe eklerinde sundukları, Number 1 TV ve NR 1 TÜRK TV birim
saniye fiyatının (…..), NR1 FM VE NR1TÜRK FM birim saniye fiyatının ise (…..)
olduğu, ayrı gelir kalemi olarak sponsorluk ve barterin bulunduğu,
- Giderlerini ekte sundukları ancak telif ödemesinin Ortak Lisanslama Birimi ile hukuki
süreç devam ettiği için gider kaleminde yer almadığı,
17-27/451-193
16/138
- Meslek birlikleri tarafından, sözlü konuşmalarında 2016 yılı resmi tarifesi üzerinden
brüt gelirleri dikkate alınarak telif ödeme miktarının belirleneceğinin bildirildiği, meslek
birliklerinin uydu, kablo ve dijitalden ayrı ayrı bedel istediği, müvekkil şirketlerin tüm
bu yerlerde yayın yapmakta ise de tek bir gelir elde etmesine rağmen, meslek
birliklerinin her biri için ayrı bir bedel talep ettiği, ayrıca müzik yayını yaptıkları için
tarifede belirtilen artırımın yapılacağı ve herhangi bir indirim uygulanmayacağının
bildirildiği, bunun üzerine meslek birlikleri aleyhine Fikri ve Sınai Haklar Hukuk
Mahkemesinde dava açtıkları ve ihtiyati tedbir kararı ile geçici lisans hakkı
kazandıkları ancak meslek birliklerinin bu karara itiraz etmesi ve ülkede yaşanan
ekonomik sıkıntıların şirketlerin işlerini sekteye uğrattığı, bu nedenle mahkeme
dosyasına ödeme yapamadıkları
ifade edilmiştir.
I.4.11. MÜYA-BİR Bağlantılı Hak Sahibi Fonogram Yapımcıları Meslek Birliği
(MÜYABİR)
(53) 27.02.2017 tarih ve 2650 sayı ile MÜYABİR’den bilgi ve belge talep edilmiş olup, gelen
cevabi yazı 06.03.2017 tarih ve 1523 sayı ile Kurum kayıtlarına girmiştir. Gelen cevabi
yazıda;
- 2011-2016 yıllarına ait tarifelerin sunulduğu,
- 2011-2016 yıllarına ait repertuarlara ait listelerin çok kapsamlı olmasından dolayı
fiziki ortamda değil e-posta aracılığıyla gönderildiği, üye girişleri, geçişleri, istifaları
gibi durumların çok sık rastlandığı, Meslek Birliği üyeleri arası veya Meslek Birliği dışı
albüm ve hatta albüm içinde tek tek eser devir etme ve devir alma işlemlerinin sıkça
yapılabildiği, bu nedenle repertuar sayısının net bir rakam olarak belirlenmesinin asla
mümkün olmadığı, yine de yılsonları baz alınmak suretiyle yaklaşık olarak rakam
sunulduğu,
- Repertuarlarının kapsamış olduğu müziklerin tür olarak bir ayrıma tabi
tutulamayacağı, bu nedenle her tür müziği kapsadığı şeklinde bir cevabın daha uygun
olacağı,
- Fahiş ve uygulanması mümkün olamayan tarife bedellerinden kaçındıkları, tarife
fiyatlarının uygulanabilecek olan maksimal rakamları gösterdiği ve henüz somut
şekilde uyguladıkları hiçbir lisans sözleşmesinin olmadığı,
- Ayrıca MÜYA-BİR olarak, tarife fiyatlarında kuruluş tarihinde belirlenen rakamlara
yıllık yasal zam oranı kıstası (her sene yaklaşık %(…..)) uygulanması suretiyle
bugüne kadar gelindiği, bunun dışında başkaca bir artım yapılmadığı,
- Lisanslama prosedürleri gereği fiyat uygulamasında mümkün olduğunca kullanıcının
lehine bir politika izledikleri, maddi olanakları yeterli olmadığından zaten başka bir
şanslarının olmadığı ama bunun sadece bir zorunluluk sonucu olmadığı, iyi
niyetlerinin de göstergesi olduğu,
- İndirimli tutarlar üzerinden de (ülkede yaşanan ekonomik kriz, terör olayları, zincir
otel ve işletme, büyük metrekare vs.) birçok kritere göre ekstra indirim sundukları,
hem tarife bedellerinin, hem de uygulanan bedellerinin en minimal seviyede olduğu,
diğer meslek birliklerinin fiyat politikalarının kendilerini bağlamadığı, zaten diğer
meslek birlikleriyle kısıtlı ilişkiler haricinde, bağımsız olarak hareket ettikleri,
17-27/451-193
17/138
- Türkiye'de belirlenen tarife bedelleri ve uygulanan bedellerinin yurt dışı örneklerine
göre çok düşük olduğu, Türkiye ve Avrupa'daki diğer ülkelerin yıllık telif hakkı gelirleri
karşılaştırıldığında bunun anlaşılacağı, ayrıca somut bir örnek vermek gerekirse, Tüm
meslek birliklerinin ortalama 5 yıldızlı bir otelden aldığı yıllık toplam lisans bedelinin
günlük yaklaşık 60,00 TL'ye denk geldiğinin görüleceği, bunun da çok cüzi olduğu,
bedel yüksekliği iddiasının gerçeklerden uzak olduğu,
- Tarife bedelleri belirlenirken hangi hususların dikkate alınması gerektiğine dair
görüşleri
ifade edilmiştir.
I.4.12. MÜZİKBİR Bağlantılı Hak Sahibi Fonogram Yapımcıları Meslek Birliği
(MÜZİKBİR)
(54) 27.02.2017 tarih ve 2650 sayı ile MÜZİKBİR’den bilgi ve belge talep edilmiş olup, gelen
cevabi yazı 10.03.2017 tarih ve 1659 sayı ile Kurum kayıtlarına girmiştir. Gelen cevabi
yazıda;
- Talep edilen yıllara ilişkin fiyat tarifelerinin sunulduğu,
- Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğü’ne bildirilen repertuvar
adetlerinin bütün olarak sunulduğu, güncel pop, sanat, halk müziği vb. şeklinde
sınıflandırmanın mümkün olmadığı,
- Kendileri tarafından uygulanan tarifelerin umumi mahaller, radyolar, televizyonlar ve
yeni teknolojiler olmak üzere dört kategoriye ayrıldığı,
- Tarifeler belirlenirken öncelikle ülkenin ekonomik şartları ve bu şartlara uygun olarak
tüketicinin, hangi koşullarda itiraz etmeden telif ödeyebileceği, tüketicinin telif bilinci,
demografik yapıları, tüketici alışkanlıkları, ödenebilirlik vs. diğer meslek birliklerinin
tarifelerinin de göz önünde bulundurularak karşılaştırmalı yapıldığı,
- Yurt dışında ülkemize oranla telif bilinci çok ileri düzeyde olduğu için, telif toplamanın
daha kolay olduğu, Avrupa ve diğer ülkelerin kanunlarının yasal olmayan yollara
başvuranlar ile ilgili sert yaptırımlar uyguladığı, ülkemizde ise kanunlarda açıklar
mevcut olduğu ve buna bağlı olarak kanun uygulayıcıların yetersiz kaldığı
ifade edilmiştir.
I.4.13. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı
(55) 17.02.2017 tarih ve 2277 sayı ile T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan bilgi talep edilmiş,
cevabi yazı 09.03.2017 tarih ve 1614 sayı ile Kurum kayıtlarına intikal etmiştir. Gelen
cevabi yazıda özetle;
- Bilgi talep yazısı ile ilgili olarak, son beş yıla ilişkin Müzik Meslek Birliklerinin topladığı
telif bedellerinin bütünü, tarife bedelleri ile kültür ve sanat eserlerine yönelik devlet
desteklerine ilişkin bütüncül bir verinin Bakanlık bünyesinde bulunmadığı, ülkemiz ve
Dünya uygulamalarında, tarifeler belirlenirken umumi mahaller (restoran, bar, sağlık
ve spor merkezleri, eğitim kurumları gibi) ve radyo-TV'ler (karasal, bölgesel, yerel
gibi) türlerine göre sınıflandırıldığı, tarife belirleme kriterleri ve süreçlerinin zaman
zaman aynı ülke sınırları içinde Meslek Birlikleri arasında bile farklılıklar
gösterebildiği, Meslek birliklerinin tariflerinin, götürü usulde ve/veya gelir üzerinden
oransal olarak belirlenebildiği,
17-27/451-193
18/138
- Ülkemizde faaliyet gösteren Meslek Birlikleri tarafından yapılacak dağıtımların temel
esaslarının, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 42/A maddesinde ve Fikir
ve Sanat Eseri Sahipleri ile Bağlantılı Hak Sahipleri Meslek Birlikleri ve
Federasyonları Hakkında Tüzüğün 41’inci maddesi ile belirlendiği, Meslek Birliklerinin
dağıtımlarını belirlenen temel esaslar çerçevesinde kendi genel kurullarında görüşüp
karara bağladıkları dağıtım yönergeleri kapsamında gerçekleştirdiği, dağıtımlar da
dâhil olmak üzere Yönetim Kurulu tarafından Birlik adına gerçekleştirilen tüm
faaliyetlerinin denetlenmesinin Birliğin bir diğer zorunlu organı olan Denetleme
Kurulunun görev ve yetkileri arasında olduğu,
- Denetleme Kurulunun yanı sıra Meslek Birliklerinin, aynı Kanunun 42/B maddesine
göre, idari ve mali açıdan Bakanlık denetimine tabi olup Birliklerce yapılan
dağıtımların yukarıda anılan maddeler ve Birliklerin kendi iç düzenlemeleri
kapsamında Bakanlıkça da denetlendiği, bilgi talebindeki konularla ilgili olarak
bütüncül veri sunulamamakla birlikte söz konusu soruşturmaya fayda sağlayabileceği
düşünülen ülke meslek birliklerinin telif gelirleri, bazı meslek birliklerinin tarifeleri, ülke
bazında telife dayalı endüstrilerin ekonomik performansları, küresel müzik sektörü
verileri ve ülke bazında müzik sektörü verileri gibi konuların bulunabileceği
bağlantıların cevabi yazı ekinde sunulduğu
ifade edilmektedir.
I.4.14. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK)
(56) 27.02.2017 tarih ve 2652 sayı ile RTÜK’den çeşitli bilgiler talep edilmiş, gelen cevabi yazı
06.03.2017 tarih ve 1515 sayı ile Kurum kayıtlarına intikal etmiştir.
I.4.15. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK)
(57) 21.02.2017 tarih ve 2372 sayı ile TÜİK’den bilgi talep edilmiş, gelen cevabi yazı 06.03.2017
tarihinde 1511 sayı ile Kurum kayıtlarına intikal etmiştir. Cevabi yazı ile müzik sektörüne
ilişkin bilgilerden TÜİK tarafından üretilen istihdam, ciro, katma değer, yatırım, çalışılan
saat, hane halkları zaman kullanımı, yayın süreleri ve müzik aletlerine ilişkin dış ticaret
bilgileri elektronik ortamda hazırlanarak Kurumumuza sunulmuştur.
I.4.16. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB)
(58) 20.02.2017 tarih ve 2335 sayı ile TOBB’dan bilgi ve belge talep edilmiş olup, gelen cevabi
yazı 08.03.2017 tarih ve 1578 sayı ile Kurum kayıtlarına girmiştir. Gelen cevabi yazıda
özetle;
- Özel sektörün Türkiye'de mesleki üst kuruluşu ve yasal temsilcisi oldukları, 81 il 160
ilçeye yayılmış 365 oda ve borsanın (Ticaret Odaları, Sanayi Odaları, Ticaret ve
Sanayi Odaları, Deniz Ticaret Odası ve Ticaret Borsası) üst kuruluşu oldukları, oda
adını kullanan ve farklı kanunlarla kurulan Esnaf Odaları, Mühendis Odaları, Tabip
Odaları gibi yapılanmaların da mevcut olduğu, Birliğe bağlı olan odaların üyelerinin
genel bir ifade ile Türk Ticaret Kanunu uyarınca tacir sayılan kişi ve şirketler olduğu,
- Birliğe bağlı odaların faaliyet alanlarının kuruldukları il ve ilçeler olduğu, Birliğin web
sitesinde bu oda ve borsaların listesinin yer aldığı,
- Birliğe bağlı odalara kayıtlı üyelerin hangilerinin müzik eserlerini kullandığı ve telif
yükümlüsü olduğunun kayıtlar üzerinden tespitinin mümkün olmadığı,
- Birliğe bağlı odaların üyelerinin gelirleri ticari sır mahiyetinde olduğundan Maliye
Bakanlığı tarafından odalar ile paylaşılmadığı,
- Birliğe bağlı odalar tarafından telif bedeli toplanmadığı
ifade edilmiştir.
17-27/451-193
19/138
I.5. Yapılan Yerinde İncelemeler ve Görüşmelerde Elde Edilen Bilgi ve Belgeler
(59) Taraf teşebbüslerde gerçekleştirilen yerinde incelemelerde elde edilen belgeler aşağıda
sunulmaktadır.
(60) Delil 1: 30.05.2016 tarihinde (…..) ve (…..) arasında geçen “2016 Yılı Uzatma Yazısı”
başlıklı yazışmalar;
“(…..) merhaba, bizim toplam oda sayımız 259 (…..) otelin 249 neden aramızda bu
kadar fiyat farkı var?”
“…(…..) hem TUROFED kapsamında, hem de sözleşmesini 2008 yılında
tamamlamış. (…..) ise 2013 yılında İstanbul otelleri için yapılan %(…..) indirimli
kampanya kapsamında. (…..) MESAM ve MSG sözleşmesini tamamlamak üzere
görüşüyoruz. (…..) TUROFED’e bağlı bir dernek üyeliği mevcut mudur? (ATİD,
GÜMTOB vb.)…
(61) Delil 2: 15.12.2014 tarihinde (…..) tarafından gönderilen “İZMİR TEMS. 08.12-14.12.2014
FAALİYET RAPORU” başlıklı e-posta ekinde;
“8 Aralık 2014 Lisanslama Görüşmeleri
(…..), fiyatların bu şekilde yüksek olduğunu söyledi, başka işletmelerin çok daha
uyguna anlaşma yaptıklarını söyledi. İndirimle ilgili dilekçe göndermesini rica ettim,
yönetime sunulacağını söyledim.
11 Aralık 2014 Lisanslama Görüşmeleri
(…..). 10 Aralıkta tespite gelindiği için 4 MB form doldurttum. Sadece MÜYAP ile
anlaşmaları olduğunu ve yabancı müzik yayını yaptıklarını söyledi.”
(62) Delil 3: 22 Temmuz 2016 tarihinde (…..) tarafından gönderilen “(…..)” başlıklı e postada;
“…Oteliniz için hazırlanan 2 kampanyanın hesaplama tablosunu ekte gönderiyorum.
Her ikisinin de sözleşme formatı ayrıdır. Özellikle damga vergisi açıklamalarını
aşağıda iletiyorum. TUROFED’e bağlı derneklere (GÜMTOD, ATİD) üyelik durumu
söz konusu olacaksa dikkate almanız gereken hesaplama tablosu TUROFED
KAMPANYALI yazandır. Aksi durumda İstanbul otellerine yönelik hazırlanan
kampanyalı hesaplamadaki tablo geçerlidir. Dönüşlerinize göre sözleşmeleri metin
halinde ulaştırabilirim.” Aynı e-postanın devamı niteliğinde olan 28 Temmuz 2016
tarihli e-postada, “….Size göndermiş olduğumuz sözleşme hesaplamaları üzerinden
herhangi bir indirim yapılması mümkün değildir. İlk hesaplama, İstanbul Otellerine
yönelik kampanya, sizin de belirttiğiniz ekonomik zorlukların şikâyeti üzerine
hazırlanmıştır. TUROFED hesaplaması ise meslek birlikleri ile TUROFED arasında
imzalanan protokol gereği, normal tarife üzerinden neredeyse (…..) yakın indirimli bir
hesaplamadır…”
(63) Delil 4: 26 Şubat 2013 tarihinde (…..) tarafından gönderilen e-posta;
“Sözleşme bedelleri oldukça yüksek, diğer otelimiz (…..) İstanbul daha düşük
rakamlar ödüyor. Bu nedenle indirim talep ediyoruz. Diğer meslek birlikleri ile daha
uygun fiyatlarla sözleşmelerimizi yaptık. Konu hakkında yardımlarınızı talep
ediyoruz.”
17-27/451-193
20/138
(64) Delil 5: 01.03.2013 tarihinde (…..) tarafından gönderilen yanıtta;
“..ekte revize edilmiş sözleşmenizi ve hesaplama tablonuzu bulabilirsiniz…”
06.03.2013 tarihinde (…..) tarafından gönderilen cevapta;
“…(…..) 414 odalı bir tesis belirtmiş olduğunuz bedel üzerinden odabaşı (…..) TL
alınırken, 212 odalı otelimizden odabaşı (…..) TL istenmektedir. Bu farkın sebebini
öğrenebilir miyim...”
(65) Delil 6: (…..);
“…(…..) ….”
(66) Delil 7: adresinde yayınlanmış 27.04.2015 tarihli yazı;
“TUROFED Başkanı Osman Ayık, müzik meslek birlikleri ile federasyon arasında yeni
bir anlaşma yapıldığını belirtti. Osman Ayık tarafından yapılan açıklamada, müzik
meslek birlikleri, MESAM MSG, MÜ-YAP ve MÜYORBİR ile TUROFED arasında yeni
bir anlaşma imzalandığını açıkladı. Anlaşma çerçevesinde yeni bir kampanya
düzenlendiğini duyuran Ayık, bugüne kadar müzik meslek birlikleri ile sözleşme
yapmamış işletmelerin ayrıcalıklı 2014 ve 2015 yılı bedelleri üzerinden lisanslama
yapabilmelerine olanak sağlandığını kaydetti. Ayık, kampanyaya dâhil olan
işletmelerin geçmiş dönemlere ait lisans bedelinden de muaf tutulacağını belirtti.
Osman Ayık, söz konusu kampanyanın süreli olduğunu da ifade etti.”
(67) Delil 8: 12.01.2012 tarihinde (…..)’ndan (…..)’ya gönderilen “TUROFED Toplantı
Gündemi” başlıklı e-posta;
“....(…..)…”
(68) Delil 9: İlgili yazışmanın ekinde yer alan ve TÜROFED Protokolünün 2008-2014
yıllarındaki indirim oranlarını gösterir tablo aşağıdaki gibidir:
(…..TİCARİ SIR…..)
(69) Delil 10: 26.02.2015 tarihinde (…..) tarafından (…..)’ya gönderilen e-postada yer alan
tablolar;
(…..TİCARİ SIR…..)
(70) Delil 11: (…..) tarafından 22.07.2011 tarihinde gönderilen e-postada, TÜROB’un üyeleri
aşağıdaki şekilde sıralanmakta ve “Bunların kaçı lisanssız bunu belirleyip (…..) diye
düşünüyorum. (…..) bütün meslek birlikleri hemfikir” ifadesine yer verilmektedir.
(…..TİCARİ SIR…..)
17-27/451-193
21/138
(71) Delil 12: MÜ-YAP tarafından 13.06.2016 tarihinde T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif
Hakları Genel Müdürlüğü’ne gönderilen ve Bakanlığın (…..) yazısı ile ilgili dilekçede;
“....(…..TİCARİ SIR…..).”
(72) Delil 13: 11.05.2015 tarihinde MESAM, MSG, MÜ-YAP ve MÜYORBİR genel sekreterleri
tarafından (…..)’ne gönderilen dilekçede;
“Meslek Birliklerimiz ile (…..) arasında 02.03.2015 tarihinde, üyeleriniz olan (…..) ile
Meslek Birlikleri arasında imzalanması gereken izin sözleşmelerinin esaslarının
belirlenmesi amacıyla belirli süreli Lisans Sözleşmesi Esaslarına İlişkin İyiniyet
Sözleşmesi imzalanmıştır. Ancak, bugüne kadar yapılan birçok görüşmeye rağmen
bu sözleşmenin hayat geçirilmesi ile ilgili olarak yeterli çalışma yapılmamıştır. Meslek
Birliklerimiz kampanyayı (…..) ile birlikte sürdürmek istedikleri için kendi bağımsız
çalışmalarını başlatmamışlar ve beklemek zorunda kalmışlardır. Bu sözleşme
gereğince Meslek Birliklerimize gönderilmesi gereken üye listeniz de tarafımıza
iletilmemiştir. Ayrıca, yapılan toplantıdaki duyuru dışında üyelerinizin kampanya
konusunda teşvik edilmesini sağlayacak herhangi bir adımın atıldığı da
görülmemektedir. …bu sözleşmenin bir an önce hayata geçirilebilmesi amacı ile;
-Meslek Birliklerimiz tarafından aranarak söz konusu sözleşme gereğince izin
sözleşmesi imzalamaya davet edilmek üzere Derneğinizin üyelerini gösteren listenin
bir an önce tarafımıza iletilmesini,
-Sn. Muhatap tarafından üyelerine yazılı bildirimler gönderilmesini,
-…..sözleşmenin başarıya ulaşabilmesi için ve sözleşmenin geçerlilik şartı olan
minimum oda sayısına ulaşılabilmesi için gerekli çalışmaların Sn. Derneğiniz
tarafından yapılmasını önemle rica ederiz.”
(73) Delil 14: 17.06.2016 tarihinde (…..) tarafından (…..)’ye gönderilen “(…..) Üyelerinden
Gelen İndirim Talepleri Hk.” başlıklı e-posta;
“…(…..TİCARİ SIR…..)…..”
(74) Delil 15: 30.12.2010 tarihinde (…..) tarafından (…..)’a gönderilen e-posta;
“…(…..TİCARİ SIR…..)….”
(75) Delil-16: 17.08.2016 tarihinde (…..) tarafından gönderilen e-posta;
“….Gelir oranlarına istinaden (…..)’in ulaşabildiğimiz gelir beyanları şu
şekildedir….Aylık ortalama gelir beyanı yaklaşık (…..) TL üzerinden yıllık toplam (…..)
TL. 2016 mali hak bedeli, yıllık gelirlerinin %(…..) denk geliyor. Fikir vermesi
açısından, çeşitli ülkelerin TV tarifelerinden birkaç örnek aşağıdaki gibidir.
17-27/451-193
22/138
(76) Delil 17: 12.07.2011 tarihinde (…..) tarafından gönderilen “(…..) Randevusu Yarın
MUYORBİR’de 14.00te” başlıklı e-postada;
“…daha önce (…..)’dan (…..)’le görüştük….Onlar (…..) olarak (…..)’e yapılan
indirimden yararlanmak istiyor. (…..) de bizden ayrıldılar yapamazsınız diyor. Ortak
bir karar vermek lazım.”
Aynı tarihte (…..) tarafından verilen yanıtta;
“Yapılabileceklerden biri (…..)’un (…..)’den ayrıldığı tarihten sonra açılmış yeni bir
mekân (…..).”
(77) Delil 18: 13.01.2016 tarihli MESAM-MSG-MÜYAP-MÜYORBİR Müzik Lisanslama Birimi
Koordinasyon Kurulu Toplantısı Tutanağı;
“(…..)”
(78) Delil 19: 19.09.2016 tarihli MESAM-MSG-MÜYAP-MÜYORBİR Müzik Lisanslama Birimi
İcra Kurulu Toplantısı Tutanağı;
“(…..)”
(79) Delil 20: 12.09.2014 tarihinde (…..) tarafından (…..)’na gönderilen e-posta;
“….müzik kullanımlarının tespitinde ileri ses tanıma teknolojilerinin kullanılması için
yapılan çalışmalar devam etmektedir. Önümüzdeki dönemde bu alanda yapılan
görüşmelerin sonuçlanması ve bundan sonraki dağıtımlarda bu teknolojinin
kullanılması planlanmaktadır.”
17-27/451-193
23/138
(80) Delil 21: 18.03.2013 tarihli (…..) “Müzik Meslek Birlikleri Yönetim Kurulu Toplantısı Karar”
başlıklı, (…..) toplantı kararı;
“(…..) 19. Olağan Yönetim Kurulu Toplantısında; (…..) üyesi olmayan, ancak (…..) aracılığı
ile müzik meslek birlikleri tarafından sunulan haklardan yararlanan (…..) ile ilgili olarak,
TUROFED’e sağlanan (…..)”
(81) Delil 22: 25 Ağustos 2015 tarihli (…..) tarafından gönderilen e-postada 2014 yılı ve
Ağustos 2015 itibarı ile yapılmış olan sözleşme adetleri aşağıdaki gibi gösterilmiştir;
(…..TİCARİ SIR…..)
(82) Delil 23: 24.08.2015 tarihinde MLB tarafından (…..) yetkililerine gönderilen standart
sözleşmeler.
(83) Delil 24: 07.08.2015 tarihinde (…..) tarafından (…..)’e gönderilen “(…..) ve (…..) Hakkında”
başlıklı;
“…..(…..) ile Meslek Birlikleri arasında 2008 yılında, (…..)’in (…..) oda taahhüdü
vermesi ile bir protokol imzalandı. Yapılan protokol ile (…..)’in derneklerine üye olan
konaklama tesislerine resmi tarife üzerinden %(…..) oranında indirim yapılarak
sözleşmeler imzalanmaya başlandı. TUROB bu sırada (…..)’in çatısı altında bulunan
derneklerden biri olduğundan dolayı (…..) üyesi konaklama tesisleri %(…..) indirim
oranından faydalandı. 2009 yılında (…..) üyeliğinden ayrıldı ve %(…..) indirimi
kaybetti. Meslek Birlikleri ile (…..) arasında 2008 yılında imzalanan protokole 2015
yılında ek yapılarak %(…..) indirim oranında herhangi bir değişiklik yapılmadan
işletmelerin geçmiş yıl bedellerinde iyileştirme yapılmıştır. (…..) ile Meslek Birlikleri
arasında 2015 yılında karşılıklı imzalanan protokolde, (…..)’un (…..) oda taahhüt
etmesi ile birlikte (…..) üyesi konaklama tesislerine tarife üzerinden %(…..) varan
indirim uygulanarak tıpkı (…..) ile yapılan anlaşmada olduğu gibi işletmeler ile 2014
ve 2015 yılları için lisans sözleşmesi imzalanması konusunda anlaşmaya varılmıştır.
(…..)’e üye (…..)’ün üzerinde konaklama tesisi varken (…..)’da bu sayı (…..)
civarındadır. Gerek (…..) gerekse (…..) üye sayılarıyla orantılı olarak Meslek
Birliklerine oda taahhüdü vermişlerdir.”
(84) Delil 25: 01.06.2016 tarihinde (…..) tarafından gönderilen “(…..) Üyelerinin lisanslama
Talebi” başlıklı e-posta;
“Ankara’da (…..)’in dışında (…..) isimli otelciler birliği kurulmuştu. (…..)’in o bölgede
derneği olduğundan dolayı (…..)’e üye olamıyor. (…..)’da yaşanan durum burada da
geçerli. Derneğin üyesi olan oteller (…..) derneklerine üye olmak istemiyorlar. (…..)
üyesi (…..) işletme mevcut. Bu otellerden (…..)’si ile geçmişten gelen (…..)
sözleşmelerimiz devam etmekte. Sözleşmesi bulunmayan (…..) otel için indirim talep
ettiler. Dolayısıyla bu (…..) tesis için İstanbul otellerine uyguladığımız tarifeyi ((…..)
bedellerine %(…..) artış uygulanan tarife) uygulamak istiyoruz.”
17-27/451-193
24/138
(85) Delil 26: 21.03.2016 tarihinde (…..) tarafından gönderilen “Yeni medya, (…..)” başlıklı e-
posta;
“….1) (…..) ile yapılacak görüşmede bizden indirim isteyecekleri üstelik bu indirimin
(…..) ile aynı olmasını isteyecekleri biliniyor. Bu hem prensip olarak uygun değil hem
de uygulanabilir değil zira bunların otelleri neredeyse tümüyle yıldızsız statüdeler. Bu
nedenle kendilerine ancak oda satış fiyatlarına göre bir fiyat verebiliriz. Birçoğu aynı
zamanda restoran, bar, vb. mahal sahibi onlar için de bir indirim uygulayabiliriz.
OLB’de bu konuda yapılan bir çalışmayı ayrıca size göndereceğim….”
(86) Delil 27: 19-20.04.2016 tarihlerinde (…..) ile (…..) arasında gerçekleşen yazışmalar;
“…1-(…..) eğlence mekânı değil, kültür sanat kurumu altında olması gereken (ama
Türkiye’de böyle bir alt başlık yok) bir canlı caz müzik mekânıdır.
2- Mevsimlik mekândır, tüm yıl açık değildir, saatlik çalışır, sadece konser saatlerinde
(20.30/00.30).
3- Belediyeye çok yüksek oranda eğlence vergisi ödenmektedir.
4- Mekanik müzik çalınmaz, caz müzisyenleri daha önce kayıt edilmemiş, doğaçlama
müzik çalarlar……Ayrıca son dönemde terör nedeniyle cirolarımız ‘0’ noktalarına
gelmiş bulunmaktadır…..Bu zor koşullarda listeler üzerinden değil, karşılıklı olarak
belirlenen bir bedel üzerinden anlaşmak isteriz.”
“Merhabalar, ….lisans sözleşmeniz ektedir. Sözleşmeniz tespit tarihi olan 2015 yılını
kapsar şekilde hazırlanmış olup vekâlet bedeli yansıtılmamıştır, sadece tespit masrafı
alınmıştır. Lisans bedeline %(…..) özel indirim uygulanmıştır…”
(87) Delil 28: 05.09.2016 tarihinde (…..) tarafından gönderilen “RE: 2017 tarifeleri için çalışma”
başlıklı e-postanın ekinde yer alan “2017 Tarife Çalışması Dahilinde” başlıklı sunum.
(88) Delil 29: (…..) tarafından (…..)’e gönderilen, bilgi kısmında (…..)’nun yer aldığı 29 Haziran
2016 tarihli “(…..)” konulu e-posta:
“Merhaba, otelimize gönderdiğiniz faturada ödeme bekliyorsunuz. Ancak biz
otelimizde anonim müzikler dinliyoruz ve dinletiyoruz. Bu duruma istinaden yasa
gereği size bedel ödemekle yükümlü olmadığımızı avukatımız aracılığı ile öğrenmiş
bulunmaktayız. Öte yandan geçen yılda size ödenmiş olan fatura da yine aynı durum
olmasına rağmen yansıtılmış. Otelimize inceleme yapılmadan ve daha önce bilgi
verilmeden, bu işlemi bu şekilde yapmanız da zor durumda bırakmıştır.
Otelimizin zor bir süreçten geçtiği bu dönemde kullanmadığımız bir hizmetten dolayı
bu duruma düşmemizi sizden geri dönüş bekleyerek öğrenmek isteriz.”
(89) Delil 30: (…..) tarafından (…..)’e gönderilen, bilgi kısmında (…..)’in yer aldığı 28 Temmuz
2016 tarihli “(…..)” konulu e-posta:
“(…..) Hanim Merhabalar,
Size göndermiş olduğumuz sözleşme hesaplamaları üzerinden herhangi bir indirim
yapılması mümkün değildir. İlk hesaplama (…..) yönelik kampanya sizin de
bahsettiğiniz ekonomik zorlukların şikâyeti üzerine hazırlanmıştır.
(…..) hesaplaması ise meslek birlikleri ile (…..) arasında imzalanan protokol gereği
normal tarife üzerinden neredeyse (…..)'e yakın indirimli bir hesaplamadır.
İyi çalışmalar dilerim,”
17-27/451-193
25/138
(90) Delil 31: (…..)’den (…..) ve (…..)’ya gönderilen 20 Haziran 2016 tarihli “ Fiyat Tarifeleri
Hk.” konulu e-posta:
“Merhaba (…..),
(…..) üyesi olmayan otellere uygulanan indirimsiz fiyatlan gönderirseniz
sevinirim.”
(91) Delil 32: 04 Nisan 2016 Tarihli MESAM - MSG - MUYAP – MUYORBIR MÜZiK
LiSANSLAMA BiRLiĞİ İcra Kurulu Toplantısı Tutanağı
“2. İstanbul'da bulunan ve (…..) üyesi olmayan konaklama tesislerine yönelik
01.09.2016 tarihine kadar geçerli olacak bir kampanya başlatılmasına, bu
kampanya kapsamında izin sözleşmesi imzalayacak oteller ile sözleşmelerin,
(…..) artışlı hali ile imzalanmasına,”
(92) Delil 33: 01.01.2016 – 30.04.2016 Gelir Analizi Umumi Mahal – Genel Durum başlığı
altında TÜROFED ile DİĞER KONAKLAMA TESİSLERİ’nin tüm yıl hedefi, 4 aylık hedefi
ve gerçekleşen karşılaştırması yapılmıştır.
(93) Delil 34: MESAM MSG ORTAK VERİ TABANI, ORTAK LİSANSLAMA, ORTAK DAĞITIM
PROTOKOLÜ
(94) Delil 35: MESAM – MSG LİSANSLAMA, DÖKÜMANTASYON VE DAĞITIM ORTAK
PROTOKOLÜ
I.6. Tarafların Savunmaları
(95) Soruşturmaya taraf olan meslek birliklerinin savunmaları usule ilişkin savunmalar ve esasa
ilişkin savunmalar olarak iki kısımdan oluşmaktadır. Bununla birlikte savunmalarda yer alan
hususlar genel olarak benzerlik göstermektedir. Bu kapsamda tarafların savunmalarına
ayrı ayrı yer verilmeyip usule ve esasa ilişkin savunmalar olarak aynı başlık altında
savunmalardaki farklı hususlara değinilerek yer verilecektir.
I.6.1. Usule İlişkin Savunmalar
(96) Taraflara tebliğ olunan 30.09.2016 tarihli ilgili yazıda kısmen ve çok sınırlı şekilde bir
bilgilendirmenin yapıldığı, yazılı metinde sadece müvekkil aleyhindeki tek yanlı ve hatalı
tespitlerin yer aldığı ve soruşturma kapsamında elde edilen tüm bilgi ve belgelerin
gönderilmediği, bahsedilen “ MESAM MSG Ortak Veri Tabanı, Ortak Lisanslama, Ortak
Dağıtım Protokolü” ile “MESAM MSG Lisanslama, Dokümantasyon ve Dağıtım Ortak
Protokolü” ile hangi tarihli protokolün kastedildiğinin anlaşılmadığı bu nedenle de öncelikle
anılan protokollerin netleştirilmesi gerektiği ifade edilmektedir.
(97) Ayrıca soruşturma konusu iddialara benzeyen daha önceki şikâyetlerle ilgili olarak 2015
yılında soruşturma taraflarına iki kez önaraştırma açıldığını ve bu önaraştırmaların
sonucunda yapılan incelemeler dikkate alınarak Rekabet Kurulunca bu iddiaların yerinde
olmadığı tespit edilerek soruşturma açılmamasına karar verildiği, bu şikâyetlerde Meslek
Birlikleri’nin fiyatlandırma politikaları ile hâkim durumlarını kötüye kullandıkları iddia edilmiş
ise de önaraştırma sürecinde toplanan deliller dikkate alınarak hâkim durumun kötüye
kullanılmadığı ve ortak hareket protokolünün Kanun’un 4. ve 6. maddelerini ihlal etmediği
sonucuna varıldığı dile getirilmektedir.
I.6.2. Esasa İlişkin Savunmalar
(98) İlk olarak Önaraştırma Raporunda ilgili ürün pazarı olarak “umuma açık mahallerde
yayınlanacak müzik eserlerinin lisanslanması (pazarlanması) pazarı” tanımının yapıldığı
fakat Rekabet Kurulu tarafından bugüne kadar konu ile ilgili olarak verilmiş önceki
kararlarda böyle bir pazar tanımının yapılmadığı, hangi ölçütlerde pazarın daraltıldığının
anlaşılmadığı savunması yapılmıştır.
17-27/451-193
26/138
(99) Delil 29 ile ilgili olarak anonim müzik eserlerine ilişkin olduğundan müzik yorumcularının ve
yapımcılarının haklarını korumak için kurulan MÜYORBİR ve MÜYAP tarafından savunma
yapılmıştır. Savunmada MLB’de yapılan yerinde incelemede elde edilen, (…..) tarafından
(…..)’e gönderilen 29.06.2016 tarihli “(…..)” konulu e-postada özetle; (…..) müşterilerine
anonim müzikler dinlettiği bu sebeple müzik meslek birliklerine ödeme yükümlülüklerinin
olmadığı, geçmiş yıllarda da bu durum olmasına rağmen faturalara yansıtıldığı ve
otellerinin zor bir süreçten geçtiği, kullanılmayan hizmetten dolayı bedel ödedikleri
belirtilerek geri dönüş beklendiği ifade edilmektedir. Müzik Meslek Birliklerinin FSEK 42.
maddesine istinaden kurulmuş olduğu, aynı Kanunun 52. maddesine istinaden üyelerinin
haklarının idaresi, tahsili ve hak sahiplerine dağıtımı için (…..) ile 07.04.2015 tarihli bir
sözleşme akdedilmiş olduğu ve bu sözleşmeye istinaden kendisine bir fatura kesilmiş
olduğu, söz konusu otelin 3 yıl öncesinde de yaptığı sözleşmeyi nizasız fasılasız uygulamış
olmasının da otelin “anonim” tanımına uygun müzik kullanmadığının kanıtının olduğu, (…..)
yapmak istediğinin bilinçli bir şekilde imzaladığı sözleşmeye istinaden ödeme yapmak
istememesi olduğu ifade edilmektedir. Ayrıca anonim müzik kullanılmasının hiçbir yasal
gerekçesinin bulunmadığı her bir müzik eserinin bir hak sahibinin bulunduğu bu eserlerin
bir icracısının bir yapımcısının bulunduğu ifade edilerek icracısına ve yapımcısına bedel
ödenmesinin gerektiği ifade edilmektedir.
(100) (…..)’den gönderilen 28.07.2016 tarihli “RE: (…..) MLB Lisans Başvuru Formu” konulu
eposta (Delil 30), TÜROFED’den 20.06.2016 tarihli “Fiyat Tarifeleri Hk.” konulu eposta
(Delil 31), MESAM-MSG-MUYAP–MUYORBIR Müzik Lisanslama Birliği İcra Kurulu
Toplantısı Tutanağı ifadeler (Delil 32) ve MLB'de yapılan yerinde incelemede elde edilen
01.01.2016 - 30.04.2016 Gelir Analizinde (Delil 33) Umumi Mahal - Genel Durum başlığı
altında TÜROFED ile Diğer KONAKLAMA TESiSLERİ olarak ayrıma tabi tutulması ile ilgili
olarak, Türkiye Otelciler Federasyonu (TÜROFED) üyesi olan oteller ile İstanbul Otelleri
(İstanbul Otellerinin üyesi olduğu TÜROB) ile akdedilmiş bulunan sözleşmelere istinaden
uygulanan farklı lisanslama bedellerine ilişkin olduğunun anlaşıldığı, TÜROFED’in Kültür
ve Turizm Bakanlığı belgeli tesislerin yaklaşık %60’ını temsil ettiği, halen alanındaki en
büyük sivil toplum kuruluşu olduğu, bunun yanında TÜROB’un 2011 yılında TÜROFED’den
ayrılarak bağımsız bir şekilde devam ettiği, üyelikte herhangi bir zorlama olmadığı
tamamen gönüllülük esasına dayandığı ifade edilmektedir.
(101) FSEK’in 42/A maddesinin, müzik birliklerine sözleşmelerin akdedilmesi için birlikte hareket
etme imkânı vermekle yetinmediği, aynı zamanda toplu sözleşmeler ile bu tarifeler
üzerinden telif yükümlüsü adedine göre indirim yapılması yetkisini de tanıdığı ifade
edilmiştir. Ayrıca müzik birliklerinin, Kanun ile kendilerine verilen yetkiye istinaden
federasyon ve derneklerin de aralarında bulunduğu organizasyonlar ile toplu indirimler
içeren lisans sözleşmeleri akdedebildiği, bu sayede fikri mülkiyet bilincinin daha geniş
kitlelere yayıldığı, sisteme daha fazla kullanıcının katıldığı ve meslek birliklerinin büyük
kitlelere tek muhatap sayesinde ulaşabildiği belirtilmiştir. Bu indirim uygulamaları ile hem
organizasyona dâhil olan oteller toplu hareket etmeleri sayesinde müzik meslek
birliklerince uygulanan tarifeler üzerinden tek başlarına elde edemeyecekleri daha büyük
indirimlere kavuşabilmekte; hem de müzik meslek birlikleri FSEK ile kuruluş amaçlarına
uygun şekilde üyesi olan hak sahiplerinin eserlerini daha geniş lisansa tabi tutarak daha
geniş bir fikri mülkiyet korumasına kavuşmalarını sağlayabilmekte ayrıca bir federasyona
indirim uygulanmasının diğer bir federasyona veya derneğe indirim uygulanmasının
önünde bir engel oluşturmadığı ve herhangi bir federasyona üye olunması yönünde bir
yönlendirmenin yapılmadığı savunulmaktadır.
17-27/451-193
27/138
(102) TÜROFED ile müzik meslek birlikleri arasında yapılan 2008 tarihli protokol ile TÜROFED’in
(…..) oda garantisi verdiği ve çatısı altındaki tüm dernek ve otellere 2008 yılındaki resmi
tarifeye göre %(…..) indirime denk gelen oda başı birim bedeller uygulanmaya başlandığı,
sonraki yıllarda ise söz konusu fiyatlara TÜFE ve ÜFE oranlarına göre artışların
uygulandığı, indirim uygulanan otellerden 2011 yılında TÜROFED’den ayrılan TÜROB
üyelerinin de bulunduğu, (ayrılma tarihinde sözleşme akdeden (…..) TÜROB üyesinin
olduğu) halen bu üyelerin indirimli bedellerden faydalandığı belirtilmektedir. TÜROFED ile
imzalanan bu protokolün Telif Hakları Genel Müdürlüğü ve Kültür ve Turizm Bakanlığı
tarafından teşvik edildiği, Genel Müdür ve Bakan tarafından toplantılarda ele alındığı,
imzasında da dönemin Kültür ve Turizm Bakanı’nın da hazır bulunduğu ifade edilmektedir.
TÜROB’un TÜROFED bünyesinden ayrılması akabinde, benzer bir sözleşme yapılmasının
talep edildiği, bunun üzerine TÜROB’un (…..) oda taahhüdü ile 02.03.2015 tarihli iyi niyet
protokolü akdedildiği, TÜROB’un bu sözleşmeyi tüm üyelerine özel bir lansman ile tanıttığı
ve sözleşmenin yürürlüğe girdiği ancak TÜROB’un vermiş olduğu (…..) odalık taahhüdü
yerine getirmediği ifade edilmektedir. TÜROB’a uygulanan indirim oranı TÜROFED’e
uygulanan indirim oranının %(…..) fazlası olarak belirlenmiş toplamda %(…..)’lik bir indirim
oranının TÜROB’un taahhütleri yerine getirmediği gerekçesiyle uygulanmadığı ifade
edilmektedir. Bu kapsamda TÜROB’a 11.05.2015 tarihinde ihtarname gönderilerek dernek
üye listesinin talep edildiği ancak TÜROB’un listeyi göndermediği belirtilerek MESAM-
MSG-MUYAP–MUYORBIR Müzik Lisanslama Birliği İcra Kurulu Toplantısı Tutanağında
(Delil 32) geçen indirim oranının bu kapsamda olduğu savunulmaktadır.
(103) Müzik meslek birliklerinin bu şekilde ilan edilen telif ücretlerinde indirim ve taksitlendirme
gibi kolaylıkları sağlayabileceği, toplu anlaşmalar yapabileceği, bunların FSEK’ten
kaynaklanan bir yetki olduğu kadar makul iktisadi ve ticari gerekçelere de dayanması
nedeni ile hâkim durumun kötüye kullanılması kapsamında ayrımcı uygulamaya örnek
teşkil edemeyeceği savunulmaktadır Delil 30, 31, 32 ve 33’te yer alan konulara ilişkin,
Kurul’un 20.11.2008 tarih ve 08-66/1064-419 sayılı Kurul Kararının 340. ve 430.
paragraflarında, TÜROFED-TÜROB ve diğer birlikler arasındaki farklı indirim oranlarının
değerlendirildiği, garanti edilen lisanslama sayısı çok olan bir organizasyona farklı indirim
oranı verilmesinin, makul ekonomik gerekçe kapsamında olduğu, hâkim durumun kötüye
kullanılmasını oluşturabilecek ayrımcılık kapsamında değerlendirilemeyeceğinin tespit
edildiği ifade edilmektedir. Ayrıca Kurul’un 20.06.2007 tarih ve 07-53/617-206 sayılı
muafiyet kararının 410. ve 420. paragraflarında müzik birliklerinin kullanıcılardan kullanım
niteliğine bağlı olarak farklı tarifeler talep etmesinin ve toplu sözleşmelerde bu tarifeler
üzerinden telif yükümlüsü adedine göre indirim uygulayabilmesinin FSEK 42. madde
kaynaklı bir hak olduğunun ifade edildiği ve bu uygulamaların muafiyete engel bir Rekabet
Kanununu ihlali olarak değerlendirmediği belirtilmektedir.
(104) Sektörde faaliyet gösteren aktörler ile yapılan görüşmelerde; TÜROFED üyelerine 10 TL
olarak belirlenen tarifenin üye olmayanlara 90 TL belirlendiği, bu durumun hem tarifenin
gerçek bedelinin toplanmasında hem de TÜROFED üyesi olamayan otellerde bir haksızlık
yarattığı, TÜROFED üyesi oteller ile diğer otellere uygulanan fiyatlar arasında %(…..)
oranında fark olduğunu gösteren tablolar, bu durumun otelleri TÜROFED üyesi olmaya
yönlendirmesi, TÜFE ve ÜFE oranlarının %10'un altında seyrederken tarifelerdeki artış
oranlarının belirli bir kriter olmaksızın %10 olarak belirlenmesi, kullanılmayan eserler
ve/veya işletmenin faal olmadığı donemler için de tarife bedelleri talep edilmesi, bir eserin
alınmasının bir başka eserin alınmasına bağlanması hususlarına ilişkin bilgiler elde
edildiğine yönelik olarak ise, söz konusu hususlara ilişkin olarak aleyhe olan tüm belgelerin
sunulmadığı ifade edilerek aşağıda yer alan açıklamalar yapılmıştır.
17-27/451-193
28/138
(105) TÜROFED üyelerine 10 TL olarak belirlenen tarifenin üye olmayanlara 90 TL belirlendiği,
bu durumun hem tarifenin toplanmasında hem de TÜROFED üyesi olmayan otellerde
haksızlık yarattığının gerçekleri yansıtmadığı, Delil 29, 30, 31, 32 ve 33’e ilişkin yapılan
açıklamalardan TÜROFED üyelerine %(…..) indirim uygulandığı bunun yanında TÜROB
üyelerine de %(…..)’a yakın indirim uygulanmaya çalışıldığı fakat protokolün
uygulanamaması sebebiyle bu indirimin yapılamadığının görülebileceği belirtilmiştir.
(106) TÜROFED üyesi oteller ile diğer otellere uygulanan fiyatlar arasında % (…..) fark olduğunu
gösteren tabloların otelleri TÜROFED üyesi olmaya yönlendirdiği yönündeki iddialara
ilişkin yapılan savunmada, otellerin mutlaka bir dernek veya birlik çatısı altında toplandığı
TÜROFED’e olsun TÜROB’a olsun büyük indirim oranlarının uygulandığı bunun yanında
herhangi bir birliğe üye olmasa da otellerin kendiliğinden başvurması durumunda tarifler
üzerinden belli oranlarda indirimler yapıldığı dolayısıyla %(…..) fiyat farkı olduğu yönündeki
iddiaların gerçeği yansıtmadığı ifade edilmiştir.
(107) TÜFE ve ÜFE oranlarını %10’un altında seyrederken tarifelerdeki artış oranlarının belirli
bir kriter olmaksızın %10 olarak belirlenmesi yönündeki iddiaların da gerçeği yansıtmadığı,
müzik meslek birlikleri ile Televizyon Yayıncıları Derneği arasında akdedilen protokol ile
yayıncılık sektörünün içinde bulunduğu kriz nedeniyle 2009 yılı lisans bedellerinde %(…..)
oranında bir indirim yapıldığı, 02.05.2016 tarihli protokolün 3.1. maddesi ile 2016 tarihi için
zam oranının %(…..) olarak belirlendiği dolayısıyla zam oranının TÜFE/ÜFE ortalamasında
olduğu ve iddia edildiği gibi %(…..) olarak belirlenmediği ifade edilmektedir. Bunun yanında
her yıl üye sayısı artan birliklerin, daha geniş bir repertuvar için daha yüksek ücret talep
etmelerinden daha doğal bir şeyin olmadığı, ürünün her yıl genişlediği ve bir önceki
üründen farklılık arz ettiği, ödeme yapılması gereken yeni eser veya bağlantılı hak
sahiplerinin sisteme dâhil olduğu, bu nedenle tariflerdeki değişimlerin sadece bir önceki
yıla nispetle yapılmış olmasının da isabetli olmayacağı ifade edilmiştir.
(108) Bir diğer savunma konusu kullanılmayan eserler veya işletmenin faal olmadığı dönemler
için de tarife bedelleri talep edilmesine ilişkindir. Yapılan savunmada herhangi bir müzik
meslek birliğinin belirli bir eser grubuna yönelik sözleşme yapmasının mümkün olmadığı,
sistemin hak sahipliği esasına dayandığı ve müzik meslek birliklerinin tüm üyelerinin tüm
repertuvarı için izin verildiği, tersi bir uygulamanın ayrımcı bir uygulama olacağı, repertuvar
ayrıştırmasının Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı olacağından mümkün olmadığı ifade
edilmektedir. Ayrıca 25486 sayılı “Eser, İcra, Yapım ve Yayınların Kullanılması ve/veya
İletilmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik”te mahallin bulunduğu bölge,
şehir, mahallin türü, mahallin varsa yıldız sayısı veya belgesi veya belirlenmiş ise sınıfını,
çalışma süresi esas alınarak sınıflandırmanın yapıldığı, işletmenin yılda 6 aydan az
çalışması durumunda %50 indirimin yapıldığı, sezonluk çalışan otellerde tarifelerin
sezonluk belirlendiği, işletmenin faal olmadığı dönemlerde de hiçbir ücret talep edilmediği
ifade edilmektedir.
17-27/451-193
29/138
(109) Bir eserin alınmasının başka esere bağlandığı iddiasına ilişkin yapılan savunmada,
yürütülen sistemin eser üzerinden değil müzik eseri üzerindeki hak sahipliği türü üzerine
kurulduğundan ve müzik meslek birliklerinin temsil ettikleri hak grubunun tamamı için
geçerli izin verdiğinden dolayı repertuvarın bir bütün olarak verildiği ve türlere göre ayrıma
tabi tutulmadığı belirtilmektedir. Bu durumun raportörlerce bağlama uygulaması olarak
değerlendirildiği, fakat uygulamada eser kullanıcılarının hangi eseri kullandıklarının ve
kullanacaklarının tam olarak tespiti mümkün olmadığından çoğu zaman kullanıcıların liste
vermek istemedikleri, bu yönde pilot bir uygulama yapılmak istendiğinde ise kullanıcıların
tepkisiyle karşılaşıldığı ifade edilmektedir. Bunun yanında umuma açık mahallerde gün
içinde hangi müziğin kullanılacağının önceden öngörülemeyeceği, müşterilerin ruh haline
göre gece kulübünde, konserde, düğünlerde çoğu zaman istek üzerine eserlerin spontane
olarak çalındığı, bir sonraki takvim yılı içinde hangi şarkıların hit olacağı, hangi eserin
sevileceği öngörülemediği, bu nedenle eser bazlı fiyatlamanın dünya uygulamasının
olmadığı ifade edilmektedir. Ayrıca Kurul’un 07.05.2002 tarih ve 02-27/290-118 sayılı
kararında, hâlihazırda devam eden sistemi “MESAM ve MÜYAP, repertuvarlarını bir bütün
halinde kullanıma sunmakta ve müzik türlerine göre herhangi bir ayrım yapmamaktadır.
Meslek Birlikleri repertuvarı kategorilere ayırmanın pratikte uygulanabilir olmadığını,
uygulanabilir olsa dahi bu durumun üyeleri arasında ayrımcılık yapılması sonucunu
doğurabileceği ve meslek birliklerinin üyelerinin çıkarlarını koruma amacıyla çelişeceğini
ifade etmişlerdir.” şeklinde değerlendirerek bağlama eyleminin gerçeği yansıtmadığının bir
nevi kabul edildiği belirtilmiştir.
(110) Birlikte hareket etmek kaydıyla 4054 sayılı Kanun’un ihlal edildiğine yönelik iddiaya ise bu
kadar genel nitelikli bir iddianın savunmasının yapılamayacağı, bu birlikteliğin Kanun’un
verdiği bir yetki sonucu doğduğu, rekabeti ihlal etmediği, benzer çalışmaların birçok farklı
ülkede uygulandığı, bunun esas olarak kullanıcılara kolaylık sağlamak amacıyla yapıldığı
dile getirilmektedir.
(111) Müzik meslek birliklerinin aşırı fiyat uyguladığına dair iddiaya ilişkin yapılan savunmada,
müzik eserlerinin herhangi bir mal veya hizmet piyasasındaki ürünlerden farklı olarak
hammaddesinin fikir ve yaratıcılık olan ürünler olduğu, esere esas değeri veren maliyet
kaleminin fikrin yaratılması ve icrasının olduğu, nitekim FSEK 42/A maddesinin
uygulanmasına ilişkin çıkarılan yönetmelikte kullanıcılar ile müzik meslek birlikleri arasında
tarife ve fiyatlara dair uzlaşma sağlanamaması halinde bunun çözüm yoluna dair özel bir
düzenleme yer aldığı, yapılan düzenleme ile Uzlaştırma Komisyonu’na başvuru hakkı
getirildiği, sonuç alınamaması halinde de dava yolunun açık olduğu ifade edilmiştir. Konuya
ilişkin Kurul’un 21.07.2005 tarihli kararında, aşırı fiyat değerlendirmesinin yapılabilmesi için
bir takım maliyet değerlendirmelerinin yapılması gerektiği fakat diğer piyasalardaki
ürünlerden farklı olması eserin üretilmesinde fikir, yaratıcılık ve emek gibi değeri
ölçülemeyen unsurları barındırması sebebiyle maliyetin objektif ve somut bir biçimde
değerlendirilemeyeceği ifade edilmiştir. Ayrıca Türkiye’deki telif ücretlerinin yurt dışına
kıyasla düşük olduğu ifade edilmektedir. Bunun yanında müzik meslek birliklerinin eser
sahipleri karşısında tekel olmadığı gibi açık mahallerdeki kullanıcılar karşısında da tekel
olmadığı, SMG Music For Business, Not Fm, Ajans BMC Kurumsal Radyo ve YOYO
İstanbul gibi benzer oluşumların umuma açık mahallerde müzik eseri kullanılması-
lisanslanması için telife tabi olmayan eserlerden bir liste hazırlayıp mağazalara satış
yaptığı ve mağazaların MLB ile lisanslama sözleşmesi imzalamak yerine bu tür
oluşumlardan müzik satın aldığı belirtilmektedir.
(112) Son olarak Müzik Meslek Birlikleri’nin 20.06.2007 tarih ve 07-53/617-206 sayılı muafiyet
kararını ihlal ettiği yönündeki iddialara karşı yapılan savunmada ise, hangi şartın ne şekilde
ihlal edildiği belirtilmediği için savunma hakları saklı kalmak kaydıyla, öncesinde bu konu
hakkında açılan ön araştırmaların Kurul tarafından soruşturmaya dönüştürülmediği
belirtilerek böyle bir ihlalin olmadığı savunulmuştur.
17-27/451-193
30/138
I.6.3. Tarafların Savunmalarına İlişkin Değerlendirme
(113) Soruşturma Bildiriminde, sunulan protokoller ile hangilerinin kastedildiğinin anlaşılamadığı
yönündeki savunmaya ilişkin olarak söz konusu protokoller taraflara sunulmuştur.
(114) Soruşturma taraflarına 2015 yılında iki kez önaraştırma açıldığı ve her ikisinde de yapılan
incelemeler neticesinde soruşturma açılmamasına karar verildiği yönündeki savunmaya
yönelik olarak, Rekabet Kurulunca taraflar ile iddiaların yeterli ve ciddi bulunması
durumunda önaraştırma/soruşturma kararı alınabileceği, önceden verilmiş olan
soruşturma açılmasına yer olmadığı kararlarının bir engel teşkil etmeyeceği belirtilmelidir.
(115) İlgili ürün pazarı önaraştırma sürecinde “umuma açık mahallerde yayınlanacak müzik
eserlerinin lisanslanması (pazarlanması) pazarı” olarak tespit edilmişse de soruşturma
sürecinde yapılan inceleme ve tespitler neticesinde, “umuma açık mahallerde ve radyo
televizyon kuruluşlarında yayınlanacak müzik eserlerinin lisanslanması” pazarı olarak
belirlenmiştir.
(116) Tarafların aşırı fiyata, TÜROFED için yapılan indirimlere ve ayrımcılık iddialarına yönelik
diğer savunmalarına ve 20.06.2007 tarih ve 07-53/617-206 sayılı muafiyet kararının ihlal
edildiği yönündeki iddialara karşı yapılan savunmalarına ilişkin kararın ilgili kısımlarında
değerlendirmeler yapıldığından burada ayrıca yer verilmemiştir.
I.7. Rekabet Hukukunun Fikri Mülkiyet Davalarındaki Yeri
(117) Rekabet hukukunun fikri mülkiyet hukukunu ilgilendiren davalar içindeki yeri ve gereği uzun
yıllar boyunca bir tartışma konusu olmuştur. Karşıt görüşler halen mevcut olmakla birlikte
günümüzde rekabet hukukunun fikri eserlere ilişkin pazarlarda da uygulanması gerektiği
artık AB Komisyonu, Avrupa Birliği Adalet Divanı (ABAD), Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü
(WIPO) gibi kuruluşlar tarafından da kabul edilmektedir. Nitekim WIPO’nun Aralık 2013
tarihinde yayımladığı “Telif Hakkı, Rekabet ve Gelişme” başlıklı raporda da bu konuya
önemle değinilmiştir. Raporda10 “Fikri mülkiyet ve rekabet hukuku ilişkisinde yanıtlanması
gereken ilk soru, fikri mülkiyet ve rekabet hukuku arasında temelde bir çatışmanın olup
olmadığıdır. Fikri mülkiyet haklarına muafiyet tanıyan dünyadaki çoğu mahkeme, bu
sorunun bir çatışma olduğu yönünde yanıtlanması gerektiğini söyleyecektir. Buna karşın
bu rapor, fikri mülkiyet ve rekabet hukukunun kalıtımsal bir çatışma içinde olmadığı
yönündeki modern anlayışı temel almaktadır. Aksine, her iki hukuk dalı da taklitçilik yoluyla
rekabeti engelleyerek ve ikame ürünler yoluyla rekabeti teşvik ederek dinamik rekabet,
çeşitlenmiş ürün ve üretim süreçlerini teşvik eden bir sistemi desteklemek için
tasarlanmıştır. Buna göre, fikri mülkiyet ve rekabet hukukunun tamamlayıcı hedefleri
(‘tamamlayıcılık’ teorisi) destekledikleri yönünde anlaşılmalıdır. Uygulamaların seviyesine
bağlı olarak, özellikle rekabet hukuku fikri mülkiyet hukukunun sahip olduğu muafiyeti
kısıtlamaya başladığı durumda, iki hukuk dalı arasında çatışmalar ortaya çıkabilecektir.
Modern bakış açısına göre soru, rekabet hukuku ‘uygulanmalı mı’ değil, rekabet hukuku
‘ne şekilde uygulanmalı’ şeklindedir. Son sorunun yanıtı, fikri mülkiyet hukukunun
pazardaki rekabete hem olumlu hem de olumsuz etkilerinin dikkate alındığı dengeleyici bir
yaklaşımı gerektirmektedir…..Bu rapor, rekabet hukukunun fikri mülkiyet hukukuyla ilişkisi
söz konusu olduğunda şimdiye dek hep göz ardı edilen proaktif rolünü dikkate
almaktadır…Fikri mülkiyet hukuku, farklı seviyelerdeki dağıtım kanallarının ve fikri
mülkiyetle ilgili pazarların işleyebilmesine dayanmaktadır....Rekabet hukuku, rekabetçi ve
etkin dağıtım kanallarının yaratılmasında önemli bir role sahiptir…Dağıtım kanalları
konusunda rekabet hukuku uygulamaları oldukça zengindir……telif haklarını ilgilendiren
pazarlar genelde cazip repertuvarlar ile merkezi lisanslama ve dağıtım platformlarının
bağlandığı çalışmalara dayanmak zorundadır. Bunların her ikisi de bu repertuvarları ve
platformları kontrol eden aracılara pazar gücü yaratma potansiyeline sahiptir….Bu rapor,
10 WIPO Raporu (2013) s. 4-5.
17-27/451-193
31/138
rekabet hukukunun fikri mülkiyet hukukunun ‘düşmanı’ olmadığı, aksine ulusal ve
uluslararası düzeyde modern ve daha bütüncül bir telif hakkı politikasının en önemli aracı
olduğunu ortaya koymaktadır. Rapor, korsan ile mücadelede daha etkili bir strateji için
rekabet hukukunun bir araç olarak kullanılabileceğinin örneklerini de sunmaktadır….Bu
sebeplerle önemli olan, rekabet hukukunun fikri mülkiyet hukukuna nasıl uygulanacağına
yönelik kılavuzlar çıkarmaktır. Ancak, bu konudaki sorun, fikri mülkiyetle ilgili davaların çok
çeşitli olmaları ve genelleştirilmelerinin zor olmasıdır…. Telif haklarıyla ilgili kılavuzlar
genelde çok soyuttur ve fazla yol gösterici olamamaktadır. Bu nedenle, bu rapor, her dava
özelinde yapılan uygulamaları dikkate almanın ne kadar önemli olduğunu
göstermektedir...” açıklamalarına yer verilmektedir. Raporda, rekabet hukukunun
işletilebileceği esas konular aşağıdaki başlıklar altında incelenmektedir11:
Kısıtlayıcı anlaşmalar: Bu kapsamda, özellikle rakipler arası anlaşmalarda, fiyat
kartelleri, (telif hakkı sahiplerinin) pazar paylaşımı veya pazarı kapatmak
amaçlarıyla hakkı kullanmaları gibi durumlarda telif hakkının var olmasının bir
gerekçe olarak öne sürülemeyeceği, bunun gibi dikey anlaşmalarda da özellikle
ilim edebiyat eserlerinde yeniden satış fiyatının tespitinin ihlal yaratabileceği
belirtilmiştir.
Hâkim durumun kötüye kullanılması: Bu başlık altında, telif haklarıyla ilgili dağıtım
ve lisanslama alanlarındaki aracıların aşırı fiyat ve benzeri uygulamalar yoluyla
hâkim durumlarını kötüye kullanmaları örnek olarak verilmiştir. Aracıların yanı sıra,
hak sahiplerinin de (patentler ve sınai haklar söz konusu olduğunda) hâkim durum
incelemelerine tabi tutulabilecekleri ve rekabet hukuku uygulamalarının ana
hedefinin dağıtım kanallarını etkinleştirmek ve telife konu eserlere uygun fiyattan
erişimi sağlamak olduğu ifade edilmiştir. Bunun gibi, sektör spesifik düzenleyici
otorite tarafından tarifelerin düzenlenmesine ve uygulanmasına yönelik spesifik
düzenlemeler yapılarak kontrol sağlanmadığı durumlarda monopol konumunda
olan meslek birliklerine ait tarifelerin aşırı fiyat açısından rekabet hukuku
mevzuatınca incelenmesi gerektiği, ancak fikri mülkiyete konu ürünler açısından
aşırı fiyat değerlendirmesi yapmanın ilkesel ve teorik olarak sorunlu olduğu, fikri
mülkiyet haklarının bizatihi kendisinin taklidi engelleyerek dinamik rekabeti
arttırdığı, bu durumda hak sahibinin pazarın el verdiği ve dilediği fiyatı istemesinin
dinamik rekabet teorisiyle örtüştüğü, hakim durumdaki hak sahibinin talep ettiği
fiyatları kontrol etmenin buluşlar (inovasyon) ve dinamik rekabet yönündeki
çabaları azaltabilecek etkilere sahip olduğu, ancak bu olasılığın varlığının, aşırı
fiyatlar konusunda rekabet otoritelerinin hiç müdahalede bulunmaması gerektiği
anlamına gelmediği, meslek birliklerince uygulanan toplu lisanslamanın klasik bir
aşırı fiyat davası gibi değerlendirilemeyeceği, aksine işlem maliyetlerinde sağladığı
tasarrufların etkisiyle izin verilen bir anlaşma olarak ele alınması gerektiği, meslek
birliklerinin rekabete olumlu ve olumsuz etkilerini değerlendirebilmek için tarifelerin
sektör spesifik otorite tarafından kontrolü veya rekabet otoritesince aşırı fiyat
açısından denetimi koşuluyla merkezi lisanslamaya izin verilmesi gerektiği, mal
vermenin reddi başlığı altında incelenebilecek lisans vermenin reddi konusunda
rekabet hukukunun ancak istisnai durumlarda uygulanabileceği, telif hakkının
münhasır hak olmasının rekabet hukuku uygulamasıyla çatışabildiği belirtilmiş ve
ABAD’ın tasarımların korunmasıyla ilgili Volvo Kararında12 yer alan; korunan bir
tasarımın sahibinin, izni olmadan onun tasarımıyla üretilen ürünlerin üretimini,
satışını veya ithalatını engellemesi, bizatihi onun münhasır hakkının ana konusu
olduğu (“the very subject matter of his exclusive right”), makul bir bedel karşılığında
dahi olsa üçüncü kişilere lisansını vermek zorunda bırakılmasının hak sahibinin
11 WIPO Raporu (2013) s. 8-12, 112-119, 210-262.
12 ABAD’ın 5 Ekim 1988 tarih ve 238/87 tarihli kararı.
17-27/451-193
32/138
sahip olduğu münhasır hakkının özünden (“substance of exclusive rights”) mahrum
edilmesi sonucunu doğuracağı, dolayısıyla bu şekildeki bir lisans vermeyi
reddetme eyleminin tek başına (“in itself”) hakim durumun kötüye kullanımı
sayılamayacağı yorumuna yer verilmiş, lisans vermenin reddi eyleminin ABAD’ın
Magill Kararında13 belirttiği gibi ancak “istisnai durumlarda (exceptional cases)”
hakim durumun kötüye kullanılması sayılabileceğine işaret edilmiştir.
Yoğunlaşmalar (Birleşmeler): Telif hakkı sahipliğiyle ilgili pazarlarda birleşmelerin
çoğunlukla yatay nitelikte olduğu, dikey birleşmelerin rekabeti ihlal etme ihtimalinin
göreli olarak az olduğu, yatay birleşmelerde ise önem arz edenlerin büyük müzik
yayım ve fonogram şirketleri arasında gerçekleştiği ve rekabet hukuku açısından
sorunlu birleşmelerin medya sektöründeki platform servis sağlayıcıları arasında
gözlemlendiği belirtilmiştir.
Meslek Birlikleri: Raporda, meslek birliklerinin sahip olabilecekleri hâkim durum
sebebiyle hem hak sahiplerine sundukları hizmetler (hak sahiplerinin istedikleri
meslek birliklerine üye olabilmelerinin doğrudan veya dolaylı olarak engellenmesi,
repertuvarlarını istedikleri meslek birlikleri arasında paylaştırabilmelerinin veya
eserlerini kullananları doğrudan lisanslamalarının engellenmesi14, hak sahiplerinin
mevcut ve gelecekteki tüm eserlerine ilişkin hakların bir meslek birliğine transferine
mecbur bırakılmaları, eser sahiplerinin bir başka meslek birliği ile anlaşmak
amacıyla mevcut meslek birliğinden ayrılmalarının zorlaştırılması, bir meslek
birliğinin monopol olduğu ülkedeki bir hak sahibinin üyelik talebinin kabul
edilmemesi15) hem de kullanıcıları lisanslama faaliyetleri kapsamında hakim
durumlarını kötüye kullanabilecekleri (farklı ve bazen rakip eser sahiplerine ait
repertuvarları bir pakette toplayarak tarifelendirmenin aslında bir fiyat tespiti
niteliğinde olduğu), meslek birliklerinin fikri mülkiyet hukukunca yasal olmalarının
fiyat tespiti konusunun rekabet hukukunca ihlal sayılması ile çatıştığı, bununla
birlikte toplu hak yönetimini gerçekleştiren meslek birlikleri olmadan çok sayıda
kullanıcı ve eser sahibine hitap eden lisanslama pazarının ortaya çıkamayacağı,
meslek birliklerinin işlem maliyetlerinde tasarruf sağladığı, toplu hak yönetiminin
yüksek sabit maliyetlere ancak her bir ek iş yönetiminde düşük marjinal maliyetlere
sebep olduğu, bu ölçek ekonomisinin ise daha büyük meslek birliklerini mantıklı ve
rekabetçi kıldığı, büyük meslek birliklerinde sabit maliyetlerin daha fazla üyeye
dağıtılması sebebiyle telif hakkı sahiplerinin de daha büyük meslek birliklerini tercih
ettiği, bir meslek birliğinin monopol olduğu pazarlarda ise pazara giriş engellerinin
yüksekliğinin potansiyel rakipleri engelleyeceği, söz konusu sebeplerle toplu hak
yönetimi pazarının doğal monopole meyilli olduğu, toplu hak yönetiminin ekonomik
gerekçesinin bu pazarı (doğal) monopole doğru ittiği, rekabet hukukunun doğal
monopollerin ortaya çıkması ile mücadele etmemesi gerektiği, zira doğal
monopollerin mecburi rekabetten daha etkin sonuçlar doğurduğu, meslek
birliklerinin genellikle ulusal monopoller oldukları, ülkeler arasındaki farklı yargı
sistemlerinin meslek birliklerine yaklaşımları da farklılaştırdığı ve bazılarının
meslek birliklerine yasal monopol olma imkanı verdiği, meslek birlikleri arasındaki
birleşme işlemlerinin de rekabet hukuku konusu olduğu, rekabet hukuku
uygulayıcıları açısından temel sorunun meslek birliklerinin rekabete katkıları ile
rekabeti kısıtlayıcı etkilerini bir arada doğru bir şekilde değerlendirebilmek olduğu,
bunun için meslek birliklerinin faydalarını (“virtues”), ekonomik gerekçelerini ve
13 ABAD’ın 6 Nisan 1995 tarih C-241/91 P ve C-242/91 P sayılı kararları.
14 Raporda, internet mecrasının kullanımın yaygınlaşması ile eser sahiplerinin doğrudan lisanslama
yapabilmelerinin öneminin daha da artmakta olduğu vurgulanmaktadır.
15 Meslek birliğinin monopol olduğu bir ülkede hak sahipleri için söz konusu birlik zorunlu unsur olarak
değerlendirilmektedir (WIPO Raporu, s. 235).
17-27/451-193
33/138
haklı rekabetçi endişeleri bir arada ve bütünüyle anlamak gerektiği, genç rekabet
otoritelerinin bu konuda sahip oldukları içtihadın sınırlı olması sebebiyle meslek
birlikleri konusunda bilgili elemanlarının da az olabileceği, meslek birliklerinin birer
aracı oldukları, bazı ülke uygulamalarında olduğu gibi meslek birliklerinin rekabet
hukuku uygulamalarından muaf tutulmalarının gerekli veya faydalı olmadığı, toplu
hak yönetiminin doğal tekele meyilli olması sebebiyle yasal tekellerin etkisinin çok
sınırlı olacağı, meslek birliklerinin yasal tekel olduğu ülkelerdeki16 uygulamaların
yasal tekel bulunmayan ülke uygulamalarıyla karşılaştırılması sonucunda yasal
tekelin etkinsizliğe yol açabileceğinin görüldüğü ve sektör-spesifik düzenleyicinin
bu durumu (hakim durumun kötüye kullanımını) engellemek için yeterli ve etkili
denetimlerde bulunduğuna yönelik bir garanti vermesi gerektiği, meslek birliklerinin
kontrolünde sektör spesifik düzenlemelerin ve rekabet hukuku uygulamalarının
birbirlerini tamamlayıcı olduğunun bilinmesi gerektiği, sektör-spesifik
düzenlemenin bir olay gerçekleşmeden önceki (ex-ante) süreç için kontrolü
sağlamaya yönelik iken rekabet hukukunun olay gerçekleştikten sonraki süreç (ex-
post) için kontrole yönelik olduğu, sektör-spesifik düzenleyici ne kadar iyi çalışırsa
rekabet otoritelerine şikayetlerin o denli azalacağı ve o kadar az müdahalede
bulunmaları gerekeceği, bu sebeple telif hakları yönetiminde rekabet hukukunun
bir sismograf görevi gördüğü ve sektör spesifik düzenlemelerin gerçekte ne kadar
etkili olduğunu gösterdiği ifade edilmiştir. Ayrıca raporda, meslek birliklerine ait
tarifeleri denetleyen ve farklı tarafların haklarını bir arada gözeterek sorunlara
çözüm bulan tahkim vb. gibi sistemlerin bulunduğu ülkelerde rekabet otoritelerine
aşırı fiyat veya ayrımcı uygulamalarla ilgili daha az şikâyet başvurusu yapılacağına
değinilmiş, bu konuda Singapur ve Türkiye uygulamaları karşılaştırılmıştır. Buna
göre, Singapur’da kullanıcıların başvurabilecekleri bir Telif Mahkemesi (“Copyright
Tribunal”)’nin bulunmasının aşırı fiyat şikâyetleri konusunda ilgili rekabet otoritesini
rahatlatıcı ve ona yol gösterici bir unsur olduğuna yer verilirken Türkiye’de
tarifelerin denetimi konusunda bir sistemin bulunmayışının rekabet otoritesine
tarifelerin yüksekliğiyle ilgili çok sık başvuru yapılmasının bir gerekçesi olarak
gösterilmiştir. Rekabet otoritelerinin aşırı fiyat değerlendirmelerinde fiyat-maliyet
kıyaslamasının dışında, Avrupa içtihat hukukunda kullanılmış olan pazarların
karşılaştırılması yönetiminden de faydalanabilecekleri, kıyaslanabilir ülke
pazarlarındaki tarifelerin karşılaştırılabileceği, bunun gibi aynı meslek birliğinin
farklı kullanımlar17 için tarifelerinin veya farklı meslek birliklerinin tarifelerinin
kıyaslanarak tarifelerin hakkaniyetli olup olmadığı konusunda sektör spesifik
otoritelerin bir fikir sahibi olabilecekleri belirtilmiştir.
16 İtalya, Avusturya, Hırvatistan, Bosna- Hersek, Macaristan, İsviçre, Hindistan, Tayvan, Kenya, Çin Halk
Cumhuriyeti, Brezilya, Çek Cumhuriyeti, Bulgaristan, Arnavutluk, Kırgızistan, Beyaz Rusya.
17 Avrupa Adalet Divanının İsveçli müzik meslek birliği STIM’e ilişkin kararında özel ve devlet
televizyonlarındaki müzik kullanımına ilişkin tespit edilen tarifeler kıyaslanmıştır. Case C-52/07 Kanal 5 et al.
v STIM (2008) ECR I-9275.
17-27/451-193
34/138
(118) WIPO’nun ilgili raporu dışında, Sekizinci Kalkınma Planı çerçevesinde hazırlanan Fikri
Haklar Özel İhtisas Komisyonu Raporunda18 da “Ülkemizde rekabet kültürü çok yenidir. Bu
yeni disiplin alanı içerisine –doğası gereği- farklı disiplinlere konu olan uygulamalar
girmektedir. Kültürel ve teknolojik gelişmenin sağlanması adına hak sahibine bazı tekelci
haklar sağlayan fikri hak kanunları da bu disiplinlerden birisidir. Buluş sahiplerine oldukça
geniş haklar tanıyarak koruyan bu disiplin, ilk bakışta rekabet kurallarıyla çatışıyor gibi
gözükse de aslında yaratıcılığın teşvik edilmesi ve bilginin yayılmasının sağlanması olarak
nitelendirilebilecek amaçları doğrultusunda rekabet kanunlarıyla paralellik
göstermektedirler. Çünkü sağlıklı bir rekabet ortamına sahip piyasalarda genellikle
maliyetleri düşürecek ve kaliteyi yükseltecek yeniliklerin üretim süreçlerine sokulması,
rakip ya da rakipleri geride bırakmanın en etkin yolu olarak düşünülür. Bu da yeni buluşlara
olan ihtiyacın karşılanmasıyla sağlanır” ifadelerine yer verilerek iki hukuk dalının birbirini
desteklediğine işaret edilmektedir.
I.8. Yurt Dışındaki Müzik Meslek Birlikleri ile İlgili Çeşitli Kararlar
(119) Amerikan Yüksek Mahkemesinin BMI v. CBS kararında19, müzik meslek birliklerinin
tarifelerinin Sherman Act kapsamında mutlak (per se) ihlal olarak ele alınan bir fiyat tespiti
olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği incelenmiştir. Amerikan yayın şirketi
CBS’nin, ASCAP ve BMI adlı müzik meslek birliklerine ait toplu lisanslamaya ilişkin
tarifelerinin (blanket licensing) bir fiyat tespiti olduğu yönündeki başvurusunda Yüksek
Mahkeme, toplu lisanslamayı bir ihlal olarak kabul etmemiş, bir anlaşmanın fiyat tespiti
sayılabilmesi için, rekabeti kısıtlama amacı dışında bir amacı olmadan ticareti engellemesi
gerektiğini belirtmiştir. İlgili kararda Yüksek Mahkeme, meslek birliklerinin ve toplu
lisanslamanın rekabete katkılarını aşağıdaki şekilde açıklamıştır:
“……ASCAP ve toplu lisanslama faaliyeti; binlerce kullanıcı, binlerce telif hakkı sahibi
ve milyonlarca eserden oluşan bir pazara pratik bir sonuç üretme gerekliliğinden
birlikte ortaya çıkmışlardır. Çoğu kullanıcı repertuvardaki eserlerin tümü veya
herhangi biri için önceden planlanmamış, ani ve tazmin edilmiş bir erişim imkânı talep
etmekte iken hak sahipleri eserlerinin kullanımından doğan telif hakkının güvenilir bir
şekilde toplanmasına imkân veren bir yöntem talep etmektedir. Eser sahiplerinin
münferit kaynakları dikkate alındığında eserlerin tekil olarak alış verişe konu olması
ve bireysel hak takibi bu sektörde oldukça pahalıya mal olmaktadır. Gerçekten
de…...lisansların maliyetleri tekil radyolar, gece kulüpleri, ve restoranlar için caydırıcı
ölçüde fahiş olmaktadır..…..işte bu sebeple toplu lisanslama ortaya
çıkmıştır…..Burada bütün, parçaların toplamından daha büyüktür ve belli bir ölçüde
de daha farklı bir üründür. Toplu lisanslama, belirli münferit niteliklere sahiptir: lisans
alanın lisanslı eserlere hemen erişimini mümkün kılmakta ve her bir eser için önceden
ayrıca müzakere edilmiş olmanın yarattığı zaman kaybını engellemekte, müzik
materyallerinin seçiminde büyük bir esneklik sağlamaktadır. Çoğu kullanıcı, bu
sürümlü paketin sağladığı özellikleri ve maliyet avantajlarını tercih etmekte, hatta
ASCAP ve BMI ile rakip olan küçük meslek birlikleri bile toplu lisanslama yapmaktadır.
Bu sebeple, toplu lisans daha farklı bir ürün olduğu ölçüde ASCAP, pek çok satıcının
bireysel ürünlerini sunan ortak bir satış acentesi değil, bireysel eserlerin ham madde
olduğu toplu lisansı sunan bağımsız bir satıcıdır. Kısaca ASCAP, eser sahiplerinin
münferit olarak, doğası gereği etkin bir şekilde rekabet edemeyecekleri bir pazar
yaratmıştır.”
18 Fikri Haklar Özel İhtisas Komisyonu Raporu s. 12.
19 Broadcast Music, Inc. v. CBS, Inc., 441 U.S. 1 (1979).
17-27/451-193
35/138
(120) Görüldüğü üzere Yüksek Mahkeme, toplu lisanslamanın pazarın yapısının ve işlem
maliyetlerinin bir gereği ve repertuvarda yer alan tekil parçaların bedellerinden ziyade yeni
bir ürüne ilişkin olduğunu vurgulamıştır. Böylece, kullanıcıların anlık olarak değişebilecek
müzik taleplerine daha esnek ve geniş bir seçim imkânı tanınmış ve kullanıcılar tekil olarak
satın aldıkları durumda ödeyecekleri telif bedellerine kıyasla çok daha ekonomik şartlarla
istedikleri esere ulaşma imkânı elde etmiş olmaktadır. Rekabet hukukunun bu duruma
hâkim durumun kötüye kullanımı veya fiyat tespiti gerekçesiyle müdahalesi, eser
sahiplerinin yaratımlarından kaynaklanan haklarının karşılığını hakkaniyetli bir şekilde
almalarını engelleyebileceği gibi korsan ürünlerin artmasına sebep olabilecek ve esas
amacı yaratıcılığın teşvik edilmesi olan telif hakkının yapısına zarar verebilecektir20.
Bununla birlikte, ilgili kararda Yüksek Mahkeme meslek birliklerini rekabet hukuku
uygulamalarından muaf tutmamış, ancak toplu tarifelerin mutlak (per se) ihlal
sayılmayacağına, dolayısıyla meslek birliklerine ait uygulamaların haklı sebep yaklaşımı
(rule of reason) çerçevesinde değerlendirileceğine işaret etmiştir21.
(121) Yüksek Mahkemenin yanı sıra AB Komisyonu da IFPI Simulcasting (Eşanlı Yayın)
Kararında22 da yeni ürün yaklaşımı benimsenmiştir. AB’de farklı ülkelere ait müzik meslek
birliklerinin ortak lisanslama yapabilmek amacıyla Komisyona yaptıkları muafiyet
başvurusunda Komisyon, her bir meslek birliğinin kendi ülkesinde uyguladığı tarifenin
toplanması ile meydana gelecek olan ortak tarifeye muafiyet vermiştir. Burada, ilgili meslek
birliklerinin karşılıklı anlaşmalar yoluyla kendi repertuvarlarını diğer ülkelerdeki
kullanıcılara sunmaları ve böylece ülke sınırları ortadan kaldırılarak tek bir satış noktası
(one-stop shop) sağlanması için ilgili meslek birlikleri arasındaki fiyat anlaşmasını gerekli
görmüş ve aksi halde farklı uluslara ait meslek birliklerinin yeni bir ürün olan çok ülkeli ve
çok repertuvarlı bir lisans sistemine girmeyeceklerini belirtmiştir.
(122) ABAD, hâkim durumdaki Belçikalı meslek birliği SABAM’ın üyelik şartlarının yönetimiyle
ilgili BRT v SABAM kararında23, meslek birliklerinin katkılarını kabul etmekle birlikte rekabet
hukukunun “eser sahipleri, yazarlar ve yayıncıların eserlerinin temsilinde maksimum
özgürlük talepleri ile sahip oldukları hakların en etkin yönetimi arasında denge sağlama”
görevine sahip olduğunu da belirtmiş, meslek birliklerinin hâkim konumları ile bu
yükümlülükleri arasında denge sağlama görevini rekabet otoritesine vermiştir. İlgili kararda,
bir meslek birliğinin amacının her bir eser sahibinin hakkının ve çıkarının özellikle radyo
yayın kuruluşları, yapım şirketleri gibi büyük güçlü kullanıcılar ve dağıtıcılara karşı korumak
olduğuna ışık tutmuştur24.
20 WIPO Raporu s. 213.
21 WIPO Raporu s. 214.
22 Komisyonun 8 Ekim 2002 tarih ve Case No COMP/C2/38.014 sayılı IFPI Simulcasting kararı.
23 Case 127-73 BRT v SABAM (1974) ECR (313).
24 WIPO Raporu s. 215.
17-27/451-193
36/138
(123) Fransa’daki gece kulüpleri Tournier25 ve Lucazeau26’nun aşırı fiyat iddialarının
değerlendirildiği davalarda ABAD, Fransız müzik meslek birliği SACEM’in tarifeleri ile AB
içindeki farklı ülkelerdeki muadil meslek birliklerinin uyguladıkları tarifelerin kıyaslanmasını
esas alarak bir karara varmıştır. Kararında ABAD, Komisyon’un değerlendirmelerine de
dikkat çekmiş ve desteklemiştir. Komisyon ise böyle bir kıyaslamada, AB içindeki tüm
müzik meslek birliklerinin kendi ülkelerindeki gece kulübüne uyguladıkları tarifeleri talep
ettiğini, bu kapsamda gece kulüplerinin oda sayısı, alanı, açılış kapanış saatleri, bulunduğu
yer, giriş ücreti, en popüler içkisinin bedeli, vergiler dâhil olmak üzere yıllık kazancı gibi
hususlarda belirli nitelikte olmasını dikkate aldığını belirtmiş, üye ülkelerdeki tarihsel,
kültürel, coğrafi farklılıklarının bu ülkelerdeki gece kulüplerinin gelirlerini de
etkileyebileceğine ancak, tarifelerin istikrarlı bir temelde kıyaslandığı ve bir üye ülkedeki
gece kulübüne uygulanan tarifenin bir diğerine göre gözle görülür şekilde yüksek
(“appreciably higher”) olduğu durumda bu aradaki farkın hâkim durumun kötüye
kullanımına işaret olarak anlaşılması gerektiğine, böyle bir durumda bu farkın hangi objektif
kritere dayandığını ortaya koyma yükümlülüğünün ilgili meslek birliğine ait olduğuna vurgu
yapmıştır. SACEM tarafından tarife yüksekliğinin Fransa’da yüksek telif koruması
olmasına, umuma yapılan gösterimlerde ek olarak mekanik çoğaltım bedeli ödenmesine
ve yüksek yönetim giderlerine dayandırmış olması ABAD’ın değerlendirmesinde yeterli
görülmemiş, Mahkeme, mekanik çoğaltma için belirlenen tarifenin umumi gösterimler için
ödenen toplu bedelin sadece bir bölümünü oluşturduğu ve bu durumun diğer üye ülkeler
için de geçerli olduğu, bu sebeple toplam tarife bedelinde bir farka yol açmaması
gerektiğini, üye ülkelere ait meslek birlikleri arasındaki en büyük farklılığın operasyonel
giderlerden kaynaklandığını, bir ülkenin meslek birliğindeki personel sayısının bir diğer
ülkedeki emsalinden çok daha fazla olması ve toplanan telif bedelleri içinde operasyonel
giderlerin oranının hak sahiplerine aktarılan orandan fazla olması durumlarında pazardaki
rekabetin eksik olabileceği ihtimalinin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtmiştir. Bunun
yanı sıra, toplu lisanslamanın sabit fiyat üzerinden yapılmasının hâkim durumun kötüye
kullanılması olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceğine yönelik soruya ABAD,
oransallık testini uygulayarak yanıt vermiş ve telif haklarını etkin bir şekilde koruyup aynı
zamanda toplu lisanslama maliyetlerini düşük tutmak için gerekli oldukları müddetçe sabit
fiyat uygulamasının kabul edilebileceğini belirtmiş, ancak müzik eseri sahibi, yapımcısı ve
yayıncısının haklarını korumak için toplu lisanslama ve tespit yapma maliyetlerini
arttırmayan alternatif yöntemlerin varlığı halinde sabit fiyat uygulamasının bir ihlal
sayılabileceğine işaret etmiştir. İlgili gece kulüpleri tarafından SACEM hakkında yapılan bir
diğer şikâyet ise kendilerinin çoğunlukla Anglo-Amerikan müziği çaldıkları, SACEM’in
tarifeleri belirlerken bu durumu dikkate almadığı, gelirlerinin sabit bir oranının tarife bedeli
olarak belirlendiği, kendilerinin SACEM’in repertuvarının sınırlı bir bölümünü kullandıkları
halde yüksek tarife bedelleri ödemek zorunda kaldıkları, SACEM’in repertuvarın sadece
belli bir bölümünü lisanslamaktan hep imtina ettiği, kendilerinin bir diğer ülkedeki meslek
örgütüyle de anlaşma yapamadığı zira SACEM ile yapılan karşılıklı temsil anlaşmaları
sebebiyle diğer ülkelerdeki meslek birliklerinin lisans vermekten kaçındığı yönünde
olmuştur. Bu konuda ABAD, SACEM’in geçmişte de repertuvarının bir bölümünü
lisanslamaktan imtina ettiği, bu hususta bir repertuvarın pazarlanabilir alt gruplara
bölünmesinin pratik olarak zor olduğu konusuna Fransız hükümetinin ve Komisyonun
ABAD’ı bilgilendirdiği, böyle bir durumda gece kulüplerinin istedikleri parçaları çalma
özgürlüklerini yitirecekleri, ayrıca fikri koruma altında olan müzik eserlerinden hangisinin
kullanılıp hangisinin kullanılmadığına yönelik bir tespitin daha kapsamlı olması nedeniyle
kullanıcılar açısından maliyetleri de arttıracağı, müzik meslek birliklerinin bir taraftan
üyelerinin, öbür taraftan kullanıcıların haklarını ve çıkarlarını korumak için çabalarken yasal
bir amacı takip ettikleri, bu amacın gereğini aşmadıkça kullanıcılarla yapılan sözleşmelerin
25 Case 395/87 Tournier (1989) ECR 2521
26 Birleştirilmiş davalar 110/88, 241/88 ve 242/88 Lucazeau (1989) ECR 2821.
17-27/451-193
37/138
bir kısıtlama olarak sayılmayacağı, repertuvarın bir bölümünü lisanslama uygulaması
ancak hakların takibi ve yönetimine ilişkin maliyetleri arttırmadan hak sahiplerinin haklarını
koruyabiliyor ise repertuvarın bir bölümünü lisanslamayı reddetme eyleminin bir ihlal niteliği
taşıyabileceği yorumunda bulunmuştur.
(124) ABAD’ın İsveç müzik meslek birliği STIM27in tarifeleriyle ilgili kararında, Kanal 5 ve TV 4
tarafından yapılan şikayetler çerçevesinde STIM’in sahip olduğu monopol gücünü
ayrımcılık yaparak kötüye kullanıp kullanmadığı değerlendirilmiştir. Buna göre STIM, özel
televizyon kanalları olan Kanal 5 ve TV 4’ten gelirlerinin belli bir oranını (bu oran
kullandıkları müzik miktarına bağlı olarak değişmektedir) tarife bedeli olarak talep etmekte
iken devlet televizyonu olan SVT’den ise önceden anlaşılan sabit bir bedeli talep
etmektedir. ABAD kararında, bir teşebbüsün hâkim durumda olmasının onun kendi ticari
çıkarlarını zarardan korumak için çaba gösterme hakkından mahrum etmediğini, bu
teşebbüsün gerekli gördüğü durumlarda çıkarlarını korumak için makul önlemler almakta
hakkı olduğunu, ancak bu önlemlerin özellikle hâkim durumu güçlendirmek amacıyla
yapılamayacağını, mevcut dava kapsamında STIM’in tarifelerinin kendisi tarafından
sunulan hizmet ile orantılı olup olmadığını değerlendirilmesi gerektiği, bu durumda müzik
eserlerinin telif hakkına sahip olduğunu ve bu hakkın kendine has özelliklerini dikkate
almak gerektiği, hak sahiplerinin haklarının korunması ile eserlerin televizyon kanallarında
makul bedel karşılığında yayınlanması arasında bir denge tutturulması gerektiği, ayrıca
televizyonda müzik yayıncılığı ile ilgili olarak bu müziğin kullanımının ticari değerinin de
tarifelerin hesaplanmasında göz önünde bulundurulması gerektiği, yayın kuruluşlarının
gelirleriyle orantılı tarife tespit edilmesinin prensip olarak, STIM’in sunduğu hizmetlerin
ekonomik değeriyle makul bir orantıda olduğu, yayın kuruluşunun reel veya potansiyel
olarak yayınlayacağı müzik miktarı için gelire orantılı tarife belirlenmesinin ancak daha az
maliyetle hak sahiplerinin haklarını koruyan bir başka yöntemin varlığı durumunda hâkim
durumun kötüye kullanılması sayılacağı, yayın kuruluşunun özel veya kamusal nitelikte
olmasına göre tarife ayrımına gidilmesinin objektif gerekçelere dayanması gerektiği, devlet
televizyonunun reklam geliri veya abonelik ücretleri gibi gelirlerden mahrum olması
sebebiyle finansmanının farklı olduğu ve kamusal hizmet yerine getirdiği, bu gerekçelerin
dikkate alınabileceği değerlendirmelerine yer vermiştir.
(125) İspanyol Rekabet Komisyonunun müzik meslek birliği SGAE hakkında verdiği kararda28,
iki restoran ve bir otel işletmecisinin SGAE’nin lisanslama koşulları hakkında yaptığı
başvurular değerlendirilmiştir. Şikâyetler, bu teşebbüslerde düğün, vaftiz gibi sadece
davetiye usulüyle katılım sağlanan organizasyonlardaki müziklerin umumi temsili ile ilgilidir.
İspanyol Fikri Mülkiyet Hukukuna göre SGAE genel tarife planı sunmakla yükümlüdür.
SGAE tarife planına göre, 1994 öncesinde tarifeler otel veya restoranlara ait gelirlerin bir
oranı şeklinde belirlenirken 1994 yılında yapılan bir değişiklikle her etkinlik için toplu bir
bedel alma şeklinde götürü usulü uygulanmaya başlanılmış, 75 davetlinin üstündeki her
kişi için ek bir bedel alınması kararlaştırılmıştır. 2009 yılında SGAE, restoran ve otellere
“aylık tahminlerini beyan etme” etme şeklinde sözleşmeye dayalı bir yükümlülük ve bu
raporlama faaliyetini gerçekleştirmeyen teşebbüslere para cezası getirmiştir. Bu tarife
planına göre bir otel veya restoranın sahip olduğu en büyük odada, her gün %75 doluluk
oranı ile bir etkinlik yapacağı öngörülmektedir. Bunun gibi, bu tarife planı, normal tarife
planından %15 daha yüksektir. Şikâyetler, SGAE’nin lisans uygulamalarında ayrımcılık
yaptığı, SGAE ile toplu anlaşma imzalamış olan kullanıcı meslek birliklerine bir otel veya
restoranın üye olup olmamasına bağlı olarak tarifelerin değişmekte olduğu, üye olmayan
teşebbüslerin yukarıda yer verilen şekilde lisanslandığı, ancak hatalı veya gecikmiş
raporlar için etkinliğe katılan her ek davetlinin normal tarifenin iki katı ile tarifelendirildiği
yönündedir. Buna karşın, toplu sözleşme yapmış birliklere üye teşebbüsler %5-%20
27 ABAD’ın 11 Aralık 2008 tarihli Case C-52/07 sayılı kararı.
28 İspanyol Rekabet Komisyonunun 3 Temmuz 2012 tarihli kararı. Case 220/10, SGAE.
17-27/451-193
38/138
oranında indirimlere tabidir. Bu teşebbüsler, SGAE’nin toplu sözleşme yaptığı 33 bölgesel
dernekten birine veya İspanyol Oteller ve Konaklama Tesisleri Konfederasyonuna üyedir.
Bu kuruluşlara üyeliği bulunmayan teşebbüsler, kendilerinin de %20 indirimden
faydalandırılması gerektiğini belirtmiştir. İspanyol Rekabet Komisyonu kararında,
SGAE’nin prensip olarak farklı tarifeler uygulayabileceğini ancak tarifelerin şeffaf ve objektif
nedenlere dayandırılmış olması gerektiğini vurgulamış ve SGAE’nin uyguladığı indirim
oranlarının kullanıcıların bir birliğe üyeliğinin yaratmış olduğu maliyet avantajı ile
gerekçelendirilmesi gerektiğini kararlaştırmıştır. Bu doğrultuda, indirimlerden
faydalanabilmek için gerekli olan koşulların (“requirements for qualifying for the discounts”)
herhangi bir üyeliği bulunmayan teşebbüs tarafından da karşılanabileceği gerekçesi ile
%20 farkı yüksek bulmuş ve SGAE’nin ayrımcı uygulamada bulunduğuna, bağımsız
teşebbüsleri rekabette dezavantajlı konuma getirdiğine hükmetmiştir. Bunun gibi, aylık
katılımcı tahmini raporu ve bu kapsamda uygulanan cezai tarife uygulaması da ayrımcı
olarak değerlendirilmiş, bu raporun SGAE’nin tespit maliyetlerini azaltıcı etkisi olması
sebebiyle belli bir indirim oranıyla birlikte kullanıcıların tercihine tabi olması gerektiği
öngörülmüştür.
(126) Finlandiya Rekabet Otoritesinin Finlandiya’daki gösteri sanatçıları ve fonogram yapımcıları
meslek birliği GRAMEX’e ilişkin kararında29, yerel radyolara ulusal radyolara kıyasla daha
yüksek tarife uygulanması hâkim durumun kötüye kullanılması olarak değerlendirilmiştir.
Kararda, her iki tür radyonun da aynı reklam verenler için rekabet etmesi sebebiyle ayrımcı
tarifenin yerel radyoları rekabette dezavantajlı kılacağına hükmedilmiştir.
(127) Yine Finlandiya Rekabet Otoritesinin eser sahipleri haklarına ilişkin meslek birliği
TEOSTO’nun tarifelerindeki ani artışlara yönelik olarak başlattığı incelemede, Finlandiya
Yüksek İdari Mahkemesinden30 görüş talep edilmiştir. TEOSTO, tarife artışlarını objektif
gerekçelerle açıklayamamıştır. Rekabet otoritesine göre tarifelerdeki ani artışlar, yeni
radyoların pazara girişlerini zorlaştıracaktır. Yüksek İdari Mahkeme, rekabet otoritesinin bu
kararını onamıştır.
(128) Bulgar Rekabet Otoritesinin beş müzik meslek birliğinin ortak lisanslama faaliyeti ile ilgili
kararında31, kablolu yayın kuruluşlarını ortak lisanslayan söz konusu meslek birliklerinin
uyguladıkları ortak tarifenin aşırı olduğuna hükmedilme sebebi, meslek birliklerinin
“şeffaflık testini” (transperancy test) geçememeleridir. Buna göre, ortak tarifeden her bir
meslek birliğine ödenecek olan tarife oranı/miktarı belirtilmemiş olması ve kullanıcıların bu
meslek birliklerinden münferit olarak lisans talep etme imkânlarının bulunmaması, şeffaflık
testinin sağlanmaması sonucunu doğurmuştur. Ayrıca, ilgili meslek birlikleri tarifelerin
hesaplanmasına ilişkin objektif gerekçeler sunamamışlardır. Rekabet otoritesi, meslek
birliklerinin kendi tarifelerini Romanya’daki tarifelerle kıyaslamalarını yetersiz bir gerekçe
olarak kabul etmiştir.
29 Rekabet otoritesinin 18 Aralık 2001 tarihli Case no. 1061/61/00 sayılı kararı, Yüksek İdari Mahkemenin 18
Ağustos 2003 tarihli ve Case no. 156/03 sayılı kararı.
30 WIPO Raporu s. 255.
31 Bulgar Rekabet Otoritesinin 28.12.2006 tarihli ve 331 numaralı kararı.
17-27/451-193
39/138
(129) Letonya Rekabet Otoritesinin ülkenin hâkim konumdaki müzik meslek birliği AKKA/LAA’nın
(umuma temsil) tarifeleri hakkında verdiği kararda32; bir mağaza veya restoranın faaliyet
gösterdiği coğrafi bölgeye bağlı olarak, AKKA/LAA tarifelerinin Estonya ve Litvanya’daki
müzik meslek birliklerinkine göre 2,75 kat daha fazla olduğu tespit edilmiştir. AKKA/LAA,
bu fiyat farkını açıklayabilecek objektif gerekçeler ortaya koyamamış, bunun gibi, Riga ile
kırsal bölgelerde faaliyet gösteren kullanıcılara farklı tarifeler sunmasını
gerekçelendirememiştir. Bu sebeplerle AKKA/LAA’nın aşırı fiyat uyguladığına
hükmedilmiştir. AKKA/LAA, bölge idare mahkemesine başvurmuş ancak dava
reddedilmiştir. Mahkeme, meslek birliklerinin tarifelerini oluştururken aşağıda sıralanan
kriterleri dikkate almaları gerektiğini belirtmiştir:
1-Uluslararası Eser Sahipleri Birlikleri Konfederasyonu (CISAC)’ın önerileri
2-Letonya’daki ekonomik koşullar
3- AB içinde veri bir bölgede uygulanan tarifelerin seviyesi
(130) Hollanda Rekabet Otoritesi ise müzik meslek birliklerinin tarifelerini kontrol etmek
konusunda daha isteksiz bir tavır sergilemiştir. BUMA’nın tarifelerinin aşırı olduğu
yönündeki bir şikâyetle ilgili olarak, uygun tarifeyi tespit etmek için maliyet temelli bir
hesaplama yapmanın özellikle zor olduğuna vurgu yapmış ve diğer AB ülkeleri ile
kıyaslama yaptıktan sonra tarifelerin aşırı olmadığına karar vermiştir33.
(131) Yukarıda yer verilen dava örneklerinden de görüldüğü üzere meslek birlikleriyle ilgili
rekabet hukuku uygulamalarında her ülkede birbirinden farklı bakış açıları ve yöntemler
kullanılagelmiştir. Bu konuda bir yeknesaklık sağlanamamış olmasının ardında, her ülkenin
kendine has özellikleri ve bu doğrultuda gelişen fikri mülkiyet sistemi ve uygulaması olduğu
değerlendirilmektedir. Bu sebeple, fikri mülkiyet hukukunu ilgilendiren bir dava kapsamında
bir ülkede uygulanmış olan bakış açısı ne tek başına anlamlı ve yeterli ne de bu bakış
açısının tamamıyla göz ardı edilmesi makul olacaktır. Yukarıda sunulan kararlardaki ortak
nokta, tarifelerin şeffaf ve tarife oranlarındaki farklılıkların objektif, haklı gerekçelere
dayandırılması gereğidir.
(132) Bunun gibi, kararların pek çoğunda tarife artışlarında objektif gerekçe ile birlikte müzik eseri
sahibi, yapımcısı ve yayıncısının haklarını korumak için toplu lisanslama ve tespit yapma
maliyetlerini arttırmayan alternatif yöntemlerin var olup olmadığı sorgulanmış ve şayet
böyle bir başka yöntem var ise meslek birliğince uygulanan mevcut yöntemin bir ihlal teşkil
edebileceğine işaret edilmiştir.
(133) AB üyesi ülkelerde tarifelerin aşırı olup olmadığını ölçmekte sıkça uygulanan yöntem ise
bir ülkedeki tarifelerin komşu ülkelerdeki tarifelerle kıyaslanması olmuştur. Ancak Bulgar
rekabet otoritesinin kararında olduğu gibi bazı durumlarda komşu ülkedeki tarifelerle
kıyaslama yöntemi yetersiz de bulunabilmiştir.
32 01.12.2008 tarih ve 154/08/05/9 sayılı karar
33 WIPO Raporu, s. 259.
17-27/451-193
40/138
(134) Burada göz önünde bulundurulması gereken önemli husus, AB’ye üye ülkelerin ortak pazar
içinde ortak para ve ortak kültür politikalarına34 sahip ülkeler olduğu, dolayısıyla bir üye
ülkeyle diğeri arasında yapılan kıyaslamanın aslen sınırları belli bir şekilde çizilmiş stratejik
bir çerçeve içinde yapıldığıdır. Türkiye örneği açısından ise bu durum, birbirine benzer
yakın bölgeler veya farklı bölgelerdeki ve benzer koşullardaki şehirler arasında tarifelerin
kıyaslanmasına benzemektedir. Nitekim Tournier ve Lucazeau kararlarında Komisyon,
kıyaslamayı yaparken AB içindeki tüm müzik meslek birliklerinin kendi ülkelerinde belirli
niteliklerdeki gece kulübüne uyguladıkları tarifeleri talep etmiş ve bu kapsamda gece
kulübünün oda sayısı, alanı, açılış kapanış saatleri, bulunduğu yer, giriş ücreti, en popüler
içkisinin bedeli, vergiler dâhil olmak üzere yıllık kazancını dikkate almıştır. Benzer şekilde
Letonya’da AKKA/LAA’nın Riga ile kırsal bölgelerde uyguladığı tarifeler hakkında verilen
kararda da Estonya ve AB içindeki benzer coğrafi bölgelerdeki uygulamalara vurgu
yapılmış ve CISAC’ın bu konudaki önerilerine dikkat çekilmiştir. Türkiye’nin kendine has
ekonomik, demografik ve coğrafi özellikleri sebebiyle ülkede uygulanan tarifeleri ve
uygulamaları Avrupa veya daha farklı coğrafyalardaki ülkeler ile kıyaslamak ancak sınırlı
bir bakış açısı sağlayabilecektir. Bununla birlikte, ülkemizde ilan edilen tarifelerin göreli
durumunu tespit edebilmek amacıyla dosya kapsamında farklı ülkelerdeki tarifeler ile
kıyaslamaya da yer verilmektedir.
I.9. 4054 sayılı Kanun’un 6. Maddesi Kapsamında Yapılan Tespit ve Değerlendirmeler
I.9.1. Hâkim Durum Değerlendirmesi
(135) İnceleme konusu dört meslek birliği asıl hak sahipleri ve komşu hak sahiplerinin müzik
eserlerinin kullanımından kaynaklanan telif ücretlerinin takibini ve tahsilini yapmaktadır.
MESAM ve MSG eser sahiplerini, MÜYAP yapımcıları, MÜYORBİR ise yorumcuları temsil
etmektedir. Anılan meslek birlikleri, aralarındaki ortak lisanslama protokolü çerçevesinde
birlikte hareket etmekte ve ortak tarife belirlemektedirler. Hak sahipleri, müzik eserlerinin
kullanımından doğan haklarını meslek birliklerine üye olarak ya da kendileri takip
edebilmektedirler. Önceki Kurul kararlarında da belirtildiği üzere, bu meslek birliklerine üye
olmayan münferit sanatçılar telif ücretlerini toplama açısından ihmal edilebilir düzeyde
olup, meslek birliklerine rakip kaynak oluşturabilecek düzeyde değillerdir35. Müzik eseri
kullanacak olan teşebbüsler bu meslek birlikleri ile anlaşma yapmak durumundadırlar. Aksi
halde, bu mahaller meslek birlikleri ile sözleşme yapmadıklarında sadece münferit
sanatçıların temsil ettiği kısıtlı sayıdaki müzik eserlerini kullanabileceklerdir. İlgili müzik
meslek birliklerinin eser sahipleri ve yorumcuların tamamını temsil ettiği, yapımcıların da
çoğunluğunu temsil ettiği düşünüldüğünde kullanıcılar için bu meslek birlikleri ile anlaşma
yapmanın önemli olduğu ifade edilebilir.
34
35 20.11.2008 tarih ve 08-66/1064-419 sayılı karar.
17-27/451-193
41/138
(136) Müzik eseri kullanımında, ilgili mevzuat uyarınca eser sahibi, yapımcı ve yorumcudan ayrı
ayrı izin alması gerekmektedir. Bu bağlamda ortak protokol çerçevesinde hareket eden
meslek birlikleri ile anlaşma yapılması durumunda, farklı haklara ilişkin bu izinlerin hepsinin
aynı anda alınmış olması da MLB’deki meslek birliklerinin konumunu güçlendirmektedir.
Eser sahiplerine ait telif haklarının temsilinde MESAM ve MSG dışında bir meslek birliği
bulunmamaktadır. Bu sebeple, MLB çatısı altında MESAM ve MSG, eser sahipliğinde
ilişkin hakların temsilinde birlikte hâkim durumdadır. Bunun gibi, yorumcu haklarının
temsilinde de MÜYOBİR Türkiye’deki tüm hakları tek başına temsil etmesi bakımından
hâkim durumdadır. Öte yandan yapımcılara ait hakların temsilinde MLB’de yer alan
MÜYAP dışında Türkiye’de faaliyet gösteren MÜZİKBİR ve MÜYABİR de bulunmakla
birlikte, gerek her iki meslek birliğinin 2006-2007 yılları öncesi faal olmaması, gerekse
MÜZİKBİR’in sadece belli türdeki müzik eserlerine ilişkin çalışıyor olması gibi sebeplerle
her iki meslek birliğinin pazarda MÜYAP karşısındaki güçleri henüz zayıftır. Nitekim telif
ücretlerini tahsil edebilmek amacıyla MÜYABİR’in MÜYAP ile anlaşma yolunu tercih etmesi
bunun bir göstergesi niteliğindedir. Dosya kapsamında elde edilen ve kararın ilerleyen
bölümlerinde daha ayrıntılı olarak değerlendirilecek olan veriler doğrultusunda da üye ve
eser sayıları bakımından 2016 yılında MÜYAP’ın tahmini eser sayısı (…..) iken
MÜYABİR’in (…..) ve MÜZİKBİR’in (…..)’dir. Verilerin ortaya koyduğu üzere MÜYAP tek
başına diğer meslek birliklerinden fazla esere sahiptir. MÜYAP tarafından pazar payına
ışık tutmak amacıyla Kuruma gönderilen 2015 yılına ilişkin verilerde, MÜYAP’ın bandrol
alan toplam (yerli ve yabancı) albüm sayısında payı (…..), yeni çıkan toplam albüm
sayısında (…..) ve tüm toplamdaki payı (…..) olarak gerçekleşmektedir. Görüldüğü gibi en
düşük (…..) olarak gerçekleşen pazar payı, Türk ve diğer ülke rekabet otoritelerinin önemli
bir hâkim durum kriteri olarak göz önünde bulundurduğu oranın oldukça üzerindedir.
Sektörde yapılan görüşmelerde, yeni bir meslek birliğinin kurulmasının kanunen
zorlaştırıldığı bilgisine ulaşılmış olunması sebebiyle bu alanda pazara giriş engelinin varlığı
da söz konusudur. Bu sebeplerle MÜYAP’ın yapımcı haklarının temsili ve bu haklardan
doğan telif ücretlerinin toplanması pazarında hâkim durumda olduğu değerlendirilmektedir.
(137) Bu çerçevede, Kurul’un meslek birlikleri hakkındaki geçmiş kararları ve yukarıda yer verilen
bilgiler dikkate alınarak, incelemeye konu meslek birliklerinin hâkim durumda oldukları
kanaatine ulaşılmıştır.
(138) Dosya konusu iddialarla ilgili olarak Kanun’un 6. maddesi çerçevesinde yapılan
değerlendirmelere aşağıda yer verilmektedir.
I.9.2. Aşırı Fiyat Değerlendirmesi
(139) Rekabet hukukunda hâkim durumun kötüye kullanılması halleri genel olarak dışlayıcı
nitelikteki kötüye kullanmalar (yıkıcı fiyatlama, seçici fiyatlama, indirim sistemleri, fiyat
sıkıştırması, münhasırlık, bağlama, sözleşme yapmayı reddetme vb.), ayrımcı nitelikteki
kötüye kullanmalar (fiyat ayrımcılığı vb.) ve sömürücü nitelikteki kötüye kullanmalar (aşırı
fiyat vb.) şeklinde üçlü bir tasnif çerçevesinde ele alınmaktadır.
(140) Rekabet hukuku uygulamalarının tüketici refahı odaklı olduğu göz önünde
bulundurulduğunda, sömürücü nitelikteki davranışlar içerisinde yer alan ve tüketici
refahında doğrudan bir kayba ve dağılım etkinsizliğine yol açan aşırı fiyatlama
davranışının, rekabet hukukunun temel inceleme alanlarından birini oluşturduğunu
söylemek mümkündür.
17-27/451-193
42/138
(141) Aşırı fiyatın tam olarak ne olduğuna yönelik genel kabul görmüş bir tanım
bulunmamaktadır. Bununla birlikte aşırı fiyat, pazar gücünün uygulanması sonucunda
sürekli olarak rekabetçi düzeyin önemli ölçüde üzerinde belirlenen fiyat olarak
tanımlanabilir36. Aşırı fiyatlama sonucunda rekabetçi piyasalarda oluşan tüketici fazlasının
bir kısmı pazar gücünü elinde bulunduran firmaya üretici fazlası olarak geçmekte; bir kısmı
ise tamamen kaybolmaktadır.
(142) Aşırı fiyatlamaya müdahale bazı tartışmaları da beraberinde getirmekte; bazı rekabet
hukuku sistemlerinde ihlal olarak nitelendirilen aşırı fiyatlamanın, bazı sistemlerde hukuka
aykırı olmadığı kabul edilmektedir. Aşırı fiyatlamaya yönelik olarak yapılan bu tartışmaların
bir kısmının kavramsal çerçevede bir kısmının ise uygulamaya yönelik olduğu
görülmektedir.
(143) Kavramsal olarak değerlendirildiğinde, tekel gücüne sahip olan veya hâkim durumda
bulunan teşebbüslerin fiyat belirleyici konumda bulundukları ve fiyatlarını kendi maliyet
yapılarına göre belirledikleri yönünde yapılan tanımlamalar dikkate alındığında37, aşırı
fiyatlama tekel gücü ve hâkim durum kavramlarından ayrı düşünülemeyecektir. Bu nedenle
aşırı fiyatlamayı yasaklama, belirli bir düzeyde pazar gücüne sahip olan teşebbüslerin kar
maksimizasyonu davranışlarını yasaklama sonucunu doğurabilecektir.
(144) Uygulamaya yönelik olarak yapılan tartışmaların ise aşırı fiyatlamanın tanımında yer alan
“fiyatın sürekli bir biçimde ve önemli ölçüde rekabetçi fiyatın üzerinde olması” durumunun
rekabet otoritelerince sağlıklı bir şekilde tespit edilip edilemeyeceği ile rekabet hukukunun
aşırı fiyatlamaya müdahale etmede doğru bir araç olup olmadığına ilişkin olduğu
söylenebilir.
(145) Aşırı fiyatlamanın ele alınış biçimi rekabet otoritelerince değişebilmektedir. Bu durumun en
belirgin örneği ABD ve AB rekabet hukuku sistemleridir. Nitekim ABD’de aşırı fiyatlamaya
müdahale edilmediği görülmekte iken, AB uygulamalarında ABİDA 102. madde aşırı
fiyatlamaya müdahale edilmesinin yasal dayanağı olarak kabul edilmektedir. Bu maddede
kötüye kullanma örnekleri arasında sayılan “Doğrudan ya da dolaylı olarak haksız alım ya
da satış fiyatları uygulamak veya haksız ticari koşullar öne sürmek” aşırı fiyatlamayı da
içine alan bir başlık olarak kabul edilmektedir. Ancak uygulamaya bakıldığında bu kötüye
kullanma halinin sınırlı sayıda karara konu olduğu görülmektedir. Her iki hukuk sistemi
uygulamasında da pazarın kısa ya da orta vadede kendi kendini düzeltmesinin beklendiği
hallerde rekabet otoritelerinin aşırı fiyatlamaya müdahale etmemesi gerektiği yönünde
geniş bir görüş birliği vardır. Bununla birlikte, yüksek giriş engellerinin var olduğu ve uzun
dönemde rekabetin sağlanamayacağı durumlarda düzenleme gereğinin ortaya çıktığı, iki
hukuk sisteminde de kabul edilmektedir38.
36 O’Donoghue ve Padilla 2013, 733.
37 ABD rekabet hukukunda Sherman Antitröst Yasası’nda tekel gücü fiyatları kontrol etme ya da rekabeti
engelleme gücü olarak tanımlanmakta; AB rekabet hukukunda ABiDA 102’nci maddesinde ise hâkim durum
teşebbüse rakiplerinden, müşterilerinden ve nihai olarak tüketicilerinden önemli ölçüde bağımsız davranma
gücü vererek ilgili pazardaki etkin rekabeti önleme olanağı sağlayan ekonomik güce sahip olmak şeklinde
tanımlanmaktadır.
38 Çiğdem Ünal (2009), Aşırı Fiyat Kavramı ve Aşırı Fiyatlamanın Rekabet Hukukundaki Yeri, Rekabet
Kurumu Uzmanlık Tezleri Serisi, Yayın No.254, Rekabet Kurumu, Ankara.
17-27/451-193
43/138
I.9.2.1. Aşırı Fiyat Tespitinde Kullanılan Yöntemler
(146) Aşırı fiyatlamaya ilişkin tartışmaların biri de rekabet otoritelerince aşırı fiyatın tespit
edilmesinde kullanılan yöntemler üzerinde olmaktadır. Aşırı fiyatın tespitinde rekabet
otoriteleri tarafından farklı kıstaslar dikkate alınmakta olup kullanılan testlerin farklı
kavramsal ve pratik zorlukları olduğu tartışılmaktadır. Aşırı fiyatlama davranışının
tespitinde kullanılan testler temel olarak üç başlık altında değerlendirilebilir: Ekonomik
Değer Testi, Fiyat Karşılaştırması Analizi, Karlılık Analizi39. Öte yandan anılan testlerin yanı
sıra giriş sonrası fiyat düşüşleri yaklaşımı, yapısal yaklaşım ve kanıtların sayıca fazlalığı
yaklaşımı da bazı rekabet hukuku kararlarında dikkate alınmıştır40.
(147) Aşırı fiyatın tespitine yönelik literatürde öne çıkan ve Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın
(ABAD) içtihatlarına dayanılarak oluşturulan ilk test Ekonomik Değer Testidir (EDT). ABAD,
United Brands kararında; inceleme konusu ürünün satış fiyatı ve üretim maliyetleri
arasındaki kâr marjını dikkate alarak ürünün fiyatı ile ekonomik değeri arasında bir
kıyaslama yapılabileceğini öngörmüştür. Bu yaklaşıma göre ilgili ürünün maliyeti ve makul
kar marjının toplamı ürünün değerini ortaya koymaktadır. Bu kapsamda maliyet ve makul
kar marjının toplamını aşan fiyatlar aşırı kabul edilmektedir41.
(148) Aşırı fiyatın tespitinde kullanılan diğer bir yöntem de Fiyat Karşılaştırması Analizidir. Bu
yöntemde inceleme konusu fiyat, teşebbüsün kendi fiyatları ve rakip teşebbüslerin fiyatları
ile kıyaslanmaktadır. Bu nedenle, söz konusu yaklaşım da iki yönlü bir metodolojinin
izlendiği ifade edilebilir.
(149) Bu çerçevede fiyat karşılaştırması analizinde aşırı fiyatlama iddiasına konu olan ürün
teşebbüsün farklı coğrafi bölgelerde, farklı müşteri gruplarına veya farklı zaman
dilimlerinde uyguladığı fiyatlar ile kıyaslanabileceği gibi aynı ilgili ürün pazarında faaliyet
gösteren rakiplerin, rekabetçi pazarlarda faaliyet gösteren diğer teşebbüslerin veya başka
bir coğrafi pazarda hâkim durumda bulunan bir teşebbüsün fiyatlarıyla da
kıyaslanabilmektedir.
(150) Yukarıda bahsedilen karşılaştırma yöntemlerinin uygulanmasına ilişkin olarak bazı
hususların dikkate alınması gerekmektedir. Örneğin coğrafi kıyaslama yapılırken incelenen
teşebbüsün ve ürünün karşılaştırmaya konu olan pazarlardaki durumu, yerel vergiler
nedeniyle ortaya çıkan direkt maliyetler, farklı pazarlardaki işgücü piyasalarının kendine
has koşulları, tüketicilerin gelir düzeyleri ve o ürüne yönelik talep esneklikleri vb. unsurların
dikkate alınmaması halinde hatalı sonuçların öngörülmesi muhtemeldir. Benzer biçimde,
teşebbüsün farklı zamanlarda uyguladığı fiyatların karşılaştırılmasında girdi fiyatlarındaki
artışlar, pazar koşullarındaki değişiklikler, dönemsel talep artışları, yatırımlara finansman
sağlama ihtiyacı gibi fiyat artışına neden olan etkenlerin de doğru biçimde analizi
gerekmektedir.
(151) Hâkim durumdaki teşebbüsün uyguladığı fiyatlar ile rakiplerinin fiyatlarının
karşılaştırılmasına ilişkin olarak Komisyon’un IMAX kararında dikkat çektiği husus ise
kıyaslamaların tutarlı olabilmesi için “aynı kalite ve işlevselliğe sahip, aynı vadeye ve
koşullara tabi olan aynı miktardaki” ürünlerin fiyatlarının kıyaslanması gerektiğidir.
39 OECD Policy Roundtables Excessive Prices, 2011
40 Çiğdem Ünal (2009), a.g.e.
41 EDT’nin esasını oluşturan fiyat-maliyet marjı (fiyat-maliyet)/fiyat şeklinde hesaplanmaktadır.
17-27/451-193
44/138
(152) Hâkim durumdaki teşebbüsün fiyatlama davranışının haksız niteliğini ortaya koymak
amacıyla kullanılan diğer bir test, Karlılık Analizi testidir. Karlılık analizinin özellikle sabit ve
batık maliyetlerin yüksek olduğu endüstrilerde faaliyet gösteren teşebbüslerin fiyatlama
davranışının incelenmesinde faydalı olabileceği kabul edilmektedir. Şöyle ki, yatırımın ve
inovasyonun önemli rol oynadığı bu endüstrilerde yatırılan sermayenin ve katlanılan riskin
büyüklüğü gibi, kâr marjının değerlendirilmesinde etkili olacak unsurları dikkate almaksızın
sadece fiyat-maliyet karşılaştırmasına dayanarak aşırı fiyatın varlığı hakkında bir
değerlendirme yapılmasının objektif bir değerlendirme olmayacağı anlayışı hâkimdir.
I.9.2.2. Aşırı Fiyatlamaya Müdahale Edilebilecek Pazar Koşulları
(153) Aşırı fiyatlamaya yönelik rekabet otoritelerinin müdahale anlayışının temelinde aşırı
fiyatlamanın tüketici faydasında doğrudan bir kayba neden olabileceği, fiyatın tekel fiyatına
yaklaşabileceği endişesi yatmaktadır. Ancak bu endişeye rağmen aşırı fiyatlamanın
tespitinde hatalı sonuçların öngörülmesinin muhtemel olması nedeniyle sadece istisnai
koşullarda müdahale edilmesi gerektiği görüşü genel olarak benimsenmektedir.
(154) Aşırı fiyatlamaya müdahale edilebilecek pazar koşullarının ne olması gerektiği konusunda
da farklı görüşler söz konusu olup dosya kapsamında literatürde hâkim olan görüşlere yer
vermenin uygun olacağı değerlendirilmektedir.
(155) Evans ve Padilla42 esas olarak rekabet hukuku çerçevesinde tüm fiyatlama davranışlarının
yasal kabul edilerek müdahale edilmemesi gerektiğini savunmakla birlikte rekabet
otoritelerinin müdahaleyi tercih etmesi durumunda müdahalenin şu üç koşulun birlikte
sağlandığı haller ile sınırlandırılması gerektiğini savunmaktadır:
i) Teşebbüsün pazarda geçmiş yatırımların veya inovasyonların sonucu olmayan ve
aşılmaz yasal giriş engelleriyle korunan tekel ya da tekele yakın konumda bulunması,
ii) Teşebbüsün uyguladığı fiyatların ortalama toplam maliyetleri büyük ölçüde aşması,
iii) Bu fiyatların komşu pazarlarda yeni mal ve hizmetlerin ortaya çıkmasını engelleme
riski bulunması.
(156) Motta ve Streel43 ise ancak aşağıda belirtilen dört koşulun bir arada bulunması halinde
aşırı fiyatlamaya müdahale edilmesinin haklı görülebileceği görüşündedir:
i) Tekel ya da tekele yakın bir duruma yol açan yüksek ve geçici olmayan pazara giriş
engellerinin varlığı,
ii) Tekel ya da tekele yakın durumun hali hazırda mevcut olan ya da geçmişteki
münhasır ya da özel haklardan ileri gelmesi,
iii) Rekabet otoritesinin giriş engellerini ortadan kaldırmasının etkili bir yolunun
olmaması,
iv) Sektöre özgü bir düzenleyici kurumun bulunmaması.
42 D. S. Evans ve A. J. Padilla, (2004), Excessive Prices: Using Economics To Define Administrable Legal
Rules, CEMFI Working Paper. s. 29
43 M. Motta ve A. Streel (2007), Excessive Pricing in Competition Law: Never say Never?, The Pros and
Cons of High Prices, Sixth Series, Swedish s.14.
17-27/451-193
45/138
(157) Röller44 ise, aşağıda yer verilen koşulların bir arada bulunması halinde rekabet hukuku
çerçevesinde aşırı fiyata müdahale edilebileceğini savunmaktadır:
i) Önemli pazara giriş engellerinin varlığı,
ii) Pazarın kendi kendini düzeltmesinin mümkün olmaması,
iii) Herhangi bir (yapısal) tedbirin uygulanma olanağı bulunmaması,
iv) Sektöre özgü düzenleyici bir otoritenin olmaması veya bir düzenleme başarısızlığının
olması,
v) Hâkim durumun dışlayıcı kötüye kullanmalar ya da hükümet müdahaleleri sonucunda
ortaya çıkmış olması veya hâkim durumdaki teşebbüslerin rekabet otoritelerinin
müdahaleden hatalı olarak kaçınması nedeniyle aşırı fiyatlama imkânı bulmaları.
(158) Sonuç olarak, aşırı fiyatlamaya müdahalenin belli pazar koşullarıyla sınırlı tutulması
yönünde genel bir fikir birliği bulunmakla birlikte, bu koşullar rekabet otoritelerinin ve
rekabet hukuku uygulamalarının müdahaleciliği ölçüsünde değişmektedir.
(159) Aşırı fiyatın tespit edilmesinde temel standartların ne olması gerektiği, makul fiyatın ne
olacağı, yapılan analizde hangi maliyet unsurlarının kullanılması gerektiği gibi hususlar
aşırı fiyatla ilgili olarak en önemli tartışma konuları olarak görülmektedir. Ancak aşırı fiyatın
tespit edilmesi ve aşırı fiyata müdahale, patent, marka, telif hakları vb. fikri mülkiyet
haklarının konu olduğu sektörlerde daha da zorlaşmaktadır. Bu sektörlerde fiyat ve maliyet
arasında bağlantı kurarak aşırı fiyat tespiti yapmak olanaksızlaşabilmektedir.
(160) Fikri mülkiyet haklarının konu olduğu bir ürünün lisanslanması veya bu haklar çerçevesinde
üretilen bir ürün veya hizmetin fiyatlandırılmasının söz konusu olduğu durumlarda rekabet
hukukunca aşırı fiyatlamaya müdahale edilmesi detaylı analiz gerektiren bir husustur. Aşırı
fiyatın tespiti bakımından önemli olan maliyetin hesaplanması, uygun kar marjının
belirlenmesi ve uygun kıyaslama ölçütlerinin tanımlanması gibi unsurlar fikri mülkiyet
haklarının varlığı halinde daha da önemli hale gelmektedir45. Fikri mülkiyet hakları tanımı
gereği eşsiz olması ve diğer teşebbüslerin fiyatlarıyla kıyaslanma olanağının bulunmaması
bu fikri mülkiyet haklarının konu olduğu durumlarda rekabet otoritelerinin daha dikkatli
olmasını gerektirmektedir.
(161) Müzik piyasasının işleyişi bakımından iki ayrı maliyetten söz edilebilir: Birincisi ilgili
eserlerin söz konusu eser sahiplerine maliyeti; ikincisi ise söz konusu eserlerin ticari bir
muameleye tabi tutulmasına aracılık eden Meslek birlikleri bakımından oluşan maliyettir.
Eser sahipleri bakımından müzik eserlerinin üretilmesi fikir, yaratıcılık ve emek gibi
unsurlar içermektedir. Meslek birlikleri bakımından ilgili eserlerin maliyetinin ne olduğu
hususuna bakıldığında; eser sahiplerinin, herhangi bir ücret almadan bu eserlere ilişkin
mali haklarını meslek birliklerine devrettikleri görülmektedir; dolayısıyla meslek birliklerinin
bu eserler bakımından katlanmış oldukları herhangi bir maliyet söz konusu değildir; meslek
birliklerinin sürdürdükleri faaliyetler bakımından ortaya çıkan tek maliyet kalemi, olağan
faaliyet giderleridir.
(162) Bu noktada ise gözden kaçırılmaması gereken husus, eserlerin kullanımı bakımından
sözleşmenin asıl taraflarının, eser sahipleri ve kullanıcılar olduğu; meslek birliklerinin ise
sadece lisans verilmesi noktasında “aracılık” hizmeti verdikleridir.
44 L. H. Röller (2007), Exploitative Abuses, 12th Annual Competition Law and Policy Workshop,Robert
Schuman Centre, 8-9 June 2007 EUI, Florence.
45 GERADİN, D. (2007), “Abusive Pricing In an IP Licencing Context: An EC Competition Law Analysis” 13-
17 .
17-27/451-193
46/138
(163) Dolayısıyla müzik eserleri ile ilgili “aşırı fiyat” değerlendirmesi bu ürünlerin üretiminde
kullanılan fikir, emek vb. maliyet değeri ölçülemeyen unsurların analiz edilmesinden ziyade
yakın pazarlarda oluşan fiyatların değerlendirilmesi ve ilgili ülkenin ekonomik koşulları da
dikkate alınarak bir karşılaştırma yapılmasını gerektirmektedir.
I.9.2.3. Fikri Eserlerde Aşırı Fiyat Değerlendirmesi
(164) Dosya konusu soruşturma, umumi mahaller ve radyo-tv yayın kuruluşları için uygulanan
tarifelere ilişkin olması sebebiyle aşağıda, meslek birliklerinin sadece umumi mahallere ve
radyo-tv kuruluşları için ilan ettikleri ve bu kuruluşlarda uyguladıkları tarifeler
incelenmektedir. Dosya kapsamında, MLB ortağı dört meslek birliğine ait tarifeler hem
Türkiye’deki diğer müzik meslek birlikleri MÜYABİR ve MÜZİKBİR ile hem de yurt dışındaki
müzik meslek birliklerine ait tarifeler ile kıyaslanmaktadır. Bu kıyaslamayı yaparken meslek
birliklerinin sahip oldukları repertuvar adetleri, repertuvarın içeriği ve toplam talep içindeki
yeri46 ile her ülkenin sahip olduğu farklı ekonomik, coğrafi, sosyal ve kültürel özelliklerin
tarifelerin tespitinde olduğu kadar telif bedellerinin toplanmasında da fark yaratıcı etkilerde
bulunduğu göz önünde bulundurulmaktadır. Nitekim yukarıda örnek olarak verilen yabancı
rekabet otoritelerine ve ABAD’a ait kararlarda, tarifelerin ülkeler arasında karşılaştırılması
yapılırken benzer ekonomik ve coğrafi özelliklere sahip ülkeler ve/veya bölgelerin seçildiği
dikkat çekmektedir. Bu bakımdan, Türkiye’nin hem yüz ölçümü hem de sahip olduğu
coğrafi, ekonomik, demografik, sosyal ve kültürel özellikleri sebebiyle komşu bölgelerde
yer alan veya AB üyesi olan ülkelerin hiçbiri ile tam olarak benzeşmediği ve kendine has
nitelikler sergilediği hususu özel önem arz etmektedir. Bununla birlikte, iddiaların
değerlendirilmesinde genel bir çerçeve çizmesi amacıyla komşu bölgelerde yer alan farklı
ülkelerin tarifeleriyle de kıyaslama yapılmaktadır.
(165) Bu noktada, kararın aşırı fiyata ilişkin teorik bilgiler sunan bölümünde de belirtildiği üzere,
rekabet hukukunda aşırı fiyat incelemesinin sınai ve hizmet sektörlerindeki ilgili pazarlarda
bile çok sınırlı uygulandığı hatırlanması gerekmektedir. Teorideki genel eğilim, pazarların
kısa ve orta vadede kendini düzeltebildiği durumlarda rekabet otoritelerinin müdahalede
bulunmaması, ancak yüksek giriş engellerinin olduğu ve uzun vadede rekabetin
sağlanamadığı pazarlarda müdahalede bulunulması gerektiği yönündedir. Türkiye
açısından bakıldığında, 5846 sayılı Kanunda yıllar içinde yapılmış düzenlemelerle yeni
müzik meslek birliklerinin kurulması (önceki tarihlerde daha kolay iken) zorlaştırılmıştır.
Dolayısıyla mevcut durumda pazara giriş engellerinin varlığından söz edilebilir. Aşırı fiyat
incelemelerinin kültürel mal ve hizmetlere ilişkin pazarlarda yapılması genelde aynı
ekonomik ve kültürel bütünlük içinde yer alan AB ülkelerinin yakın komşuları arasında
tarifelerin karşılaştırması suretiyle gerçekleştirilmiştir.
(166) Konunun rekabet hukuku kapsamında incelenmesini zorlaştıran bir husus, aşırı fiyat
incelemelerinde kullanılan teorik testlerin hiçbirinin fikri eserlere ilişkin pazarlarda tam
olarak uygulanamamasıdır. Nitekim ekonomik değer testinin uygulanabilmesi için gerekli
fiyat-maliyet karşılaştırmasında, fikri eserlerin maliyetinin objektif ve net olarak tespit
edilememesi, aynı sanatçıya ait bile olsa her bir eserin (mali ve fikri) maliyetinin
değişebilmesi, bu testin tam olarak uygulanmasını engellemektedir.
46 Müzik kullanıcılarının daha çok talep ettiği örneğin popüler müzik ağırlıklı bir repertuvara olan talebin
toplam müzik talebi içindeki seviyesi ile sınırlı sayıda kullanıcı tarafından talep edilen bir müzik türünün
ağırlıklı olduğu bir repertuvarın talep seviyesi ve dolayısıyla fiyatlandırma politikası birbirinden farklı olabilir.
Nitekim inceleme konusu meslek birlikleri tarafından gönderilen ek bilgi yazılarında, albüm yapımında pop
müzik içerikli albümlerin daha pahalıya mal olduğu bilgisine yer verilmektedir.
17-27/451-193
47/138
(167) Fiyat karşılaştırması testini fikri haklara ilişkin pazarlar için AB’ye üye ülkelerde
uygulayabilmek mümkün olsa da Türkiye’de uygulayabilmek oldukça güçtür. Testin
Türkiye’de uygulanmasını güçleştiren, Türkiye’nin kendine has koşullarıdır. Birbirinden çok
farklı ekonomik, demografik ve coğrafi koşullara sahip bölgeleri kapsayan büyük bir ülke
olması sebebiyle, bölgeler arasında ve/veya farklı ülkelerle tarifelerin kıyaslanması
gerçekçi olmamaktadır. Sadece, belli düzeyde benzerlik gösteren şehirler ve/veya
bölgelerde aynı faaliyet kolundaki teşebbüslere uygulanan tarifelerin kıyaslanması objektif
bir sonuç verebilir. Bu kıyaslamayı yapmayı zorlaştıran husus ise, Türkiye’de telif bilincinin
henüz kullanıcılar nezdinde tam olarak yerleşmemiş olmasıdır. (Telif yükümlülüğünün
bilincinde olarak kendiliğinden bu borcunu vergi öder gibi yıllık olarak ödeyen teşebbüslerin
sayıları Avrupa ülkelerine göre azdır). Bu sebeple bir teşebbüsün önceden devam eden
tespit davası, borcu vb. gibi bir durum, o teşebbüse uygulanan tarifeye yansıyabilmekte ve
dolayısıyla o teşebbüsü, tarifelerini düzenli ödeyen bir rakibi ile kıyaslamayı
anlamsızlaştırmaktadır. Bunun gibi, özellikle umumi mahallere ilişkin tarifelerin
sınıflandırılmasında Eser İcra Yapım ve Yayınların Kullanılması ve/veya İletilmesine İlişkin
Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik çerçevesinde yapılan sınıflandırmalar çerçevesinde
bile aynı faaliyet alanında ve hatta yan yana faaliyet gösteren rakip teşebbüslerin tarife
oranları değişebilmektedir. Örneğin, tarifelerini düzenli olarak ödeyen iki rakip teşebbüsün
gerçekte kaç metre kare olduğu, müzik yayını yapılan ek bölümünün bulunup bulunmadığı
vb. gibi hususlar tarifeleri etkilemektedir. Toplu sözleşmelerle bir gruba indirim yapıldığı
durumlarda da örneğin aynı markaya ait Türkiye çapındaki mağazaların farklı alanlara
sahip olması veya aynı kategorideki iki teşebbüsten birinde müzik kullanılan ek alanların
bulunması, örneğin aynı markaya ve yıldıza sahip iki otelden birinde konferans salonu, spa
vb. gibi ek unsurların bulunması durumlarında bireysel olarak uygulanan tarifeler
farklılaşabilmektedir.
(168) Bu durumlar dışında, fikri eserlerin kendine has özellikleri de fiyat karşılaştırması testinin
yapılmasını güçleştirmektedir. Zira fiyatların karşılaştırılabilir olması için fiyatlara ilişkin mal
ve hizmetlerin de belli bir seviyede karşılaştırılabilir olması gerekmektedir. Çimento, demir
çelik, şeker, sebze, meyve vb. gibi homojen ürünlerin fiyatları hem farklı coğrafi bölgeler
hem de aynı bölgede farklı zaman dilimleri arasında karşılaştırılabilir iken bir müzik meslek
birliğinin repertuvarının içeriği ve sayısı bir diğerinkinden farklı olabileceği, bir repertuvarda
örneğin klasik müzik yoğun iken bir diğerinde arabesk yoğun olabileceği, dolayısıyla
kullanıcılar açısından bu iki repertuvara olan talebin farklılaşabileceği gerçeği sebebiyle
aslen iki meslek birliğinin tarifelerinin kıyaslanması tam olarak doğru sonucu vermeyebilir.
Örneğin pop müzik yoğun olan bir repertuvara olan talep, klasik müzik yoğun bir
repertuvara göre daha fazla olduğu için tarifelerin farklılaşması iktisat teorisi çerçevesinde
mümkün olabilir. Albüm yapımında pop müzik içerikli albümlerin maliyetinin daha fazla
olmasının da bu kapsamda değerlendirilebileceği değerlendirilmektedir47. AB ülkelerinde
aynı hak grubuna ait genelde tek müzik meslek birliğinin olması komşu ülkeler arasında
tarifeleri kıyaslamayı kolaylaştırmaktadır. Bu sebeplerle fiyat karşılaştırması testi de fikri
eserlere ilişkin pazarlardaki aşırı fiyat analizlerinde tam olarak uygulanamamaktadır.
(169) Karlılık analizi testi ise literatürde batık maliyetlerin ve inovasyonun önemli rol oynadığı
pazarlarda kullanılagelmiştir. Fikri eserlerin üretiminde de önemli ölçüde yaratıcılık ve batık
maliyetler söz konusu olsa bile (örneğin uğruna büyük emek, çaba, fedakârlık sarf edilmiş
bir eserin hiç kullanılmaması, kamuya arz edilmemesi veya kullanıcılar nezdinde talep
görmemesi durumlarında olduğu gibi) objektif bir maliyetin ve fiyatın belirlenemediği bu
ürünler için kar marjının tespiti ve kıyaslanması anlamsız hale gelmektedir.
47 Tarafların gönderdiği ek bilgi yazısında, örneğin bir pop albümü çıkarma maliyetinin arabesk albümü
çıkarma maliyetine göre aranje ve eser maliyetleri açısından %25 daha pahalı olduğu bilgisi yer almaktadır.
17-27/451-193
48/138
(170) Tüm bu sebeplerle dosya kapsamında yapılan analizlerde, teoride yer alan bu testlerin fikri
eserlere ilişkin pazarlarda yaratabileceği çıkmazlar ve Türkiye’nin kendine has niteliklerinin
göz önünde bulundurulması gerekmiştir.
I.9.2.4. Aşırı Fiyat Analizi
I.9.2.4.1. Toplam Repertuvar Adetleri
(171) Aşağıda öncelikle, Türkiye’de müzik lisanslama alanında faaliyet gösteren altı meslek
birliğinin 2011-2016 döneminde sahip oldukları repertuvarlara yer verilmektedir.
Repertuvar adetlerinin karşılaştırılması aşamasında MÜYABİR, MÜZİKBİR ve MÜYAP’ın
fonogram yapımcılarına, MESAM ve MSG’nin eser sahiplerine, MÜYORBİR’in
yorumculara ait meslek birlikleri olduğunun hatırlanması önem arz etmektedir. MLB üyesi
MÜYAP Ağustos 2000’de faaliyetlerine başlamış iken MÜYABİR Ağustos 2006’da,
MÜZİKBİR Nisan 2008’de faaliyetlerine başlamıştır.
Tablo 2: Meslek Birlikleri Repertuvar Adetleri
2016 2015 2014 2013 2012 2011
MÜYABİR Tahmini Eser
Sayısına Göre (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
MÜZİKBİR Eser Sayısına
Göre (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
MÜYAP Tescil Belgesi
Adedine Göre (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
MÜYAP (Varsayımsal) Eser
Sayısına Göre (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
MESAM (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
MSG (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
MÜYORBİR (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Kaynak: Teşebbüs Birliklerinden elde edilen bilgiler
(172) MÜYABİR tarafından Kuruma gönderilen ek bilgi yazısında, repertuvar adedinin net bir
şekilde belirlenmesinin asla mümkün olmadığı, üye girişleri, geçişleri, istifaları gibi
durumların çok sık rastlandığı, bunun gibi meslek birliği üyeleri arası ve meslek birliği dışı
albüm ve hatta aynı albüm içinde tek tek eser devir etme ve devir alma işlemlerinin sıkça
yapılabildiği, Kuruma gönderilen rakamların yıl sonları baz alınmak suretiyle elde edilen
yaklaşık rakamlar olduğu ifade edilmektedir.
17-27/451-193
49/138
(173) MÜYAP tarafından repertuvar adetlerine ilişkin gönderilen ek bilgi yazısında ise
repertuvarlarının iki ana gruptan oluştuğu, bunlardan ilkinin ülke sınırları içerisinde
üretilerek veya ithal edilerek kayıt tescil işlemi yapılmış repertuvar ile ilgili olduğu, ikincisinin
ise üyelerinin temsilcilik vb. gibi anlaşmalarla ülke sınırları içinde hak sahibi oldukları ve
MÜYAP’a verdikleri yetki belgeleri ile takip edilen repertuvar ile ilgili olduğu, MÜYAP’ın veri
tabanının müzik parçası/ses kaydı yerine üye yapımcı firmalara ait tescil belgeleri üzerine
kurulu olduğu, bu sebeple müzik parçası/ses kaydı bazında kesin bir veri sağlayamadıkları,
bununla birlikte her albümde ortalama 10 adet müzik parçası/ses kaydı bulunduğu
varsayımından hareketle kayıt tescil belgesi adedinin 10 ile çarpılması halinde kesin
olmayan varsayımsal bir sonuca ulaşılabileceği, ikinci gruptaki repertuvar için kritik
noktanın üye fonogram yapımcı firmalar olan SONY, EMİ, WARNER ve UNİVERSAL
şirketlerine ait uluslararası repertuvarlar olduğu, bu repertuvarın BMAT tarafından parmak
izi çıkartılarak kayıt altına alınarak takip edildiği, parça adedinin Universal bakımından
(…..), SONY bakımından (…..), WARNER bakımından (…..) ve EMİ bakımından (…..)
olduğu, milyonlarca şarkı içeren bu repertuvarın sayısının her gün arttığı belirtilmektedir.
Sadece bu firmalara ait olan repertuvarın mevcut veriler çerçevesinde (…..) adet olduğu,
dolayısıyla MÜYAP’ın toplam repertuvar adedinin MÜYABİR ve MÜZİKBİR’in oldukça
üzerinde olduğu görülmektedir.
(174) Dolayısıyla, yukarıda Tablo 2’de MÜYAP’ın repertuvar adedine ilişkin olarak sunulan
veriler teşebbüsün minimum repertuvar adedini göstermekte olup SONY, EMİ, WARNER
ve UNİVERSAL şirketleri aracılığıyla sahip oldukları uluslararası repertuvarları
kapsamamaktadır. Toplam repertuvar adetleri ile birlikte repertuvar içeriklerinin ve
ağırlıklarının da farklılaşacağı aşikârdır. Tarifelerin karşılaştırılmasında bu hususların da
dikkate alınması gerektiği değerlendirilmektedir.
I.9.2.4.2. Umumi Mahallere İlişkin Değerlendirmeler
(175) Aşağıdaki tablolarda 2014-2016 döneminde, Türkiye’deki tüm müzik meslek birliklerinin
temsili olarak seçilmiş umumi mahal kategorileri için ilan ettikleri yıllık tarifeler ve bu
tarifelerin günlük ortalamasına48 yer verilmektedir. Meslek birliklerinin göndermiş olduğu
belgelerde tüm umumi mahallere ilişkin tarifeler yer almakta iken aşağıda bunlar arasından
örnek olarak seçilen tarifeler sunulmaktadır. Umumi mahaller açısından tarifeler, gelir
üzerinden olmayıp Eser, İcra, Yapım ve Yayınları Kullanma ve/ veya İletme Yönetmeliği
çerçevesinde tespit edilmiş farklı alt kategoriler için götürü bedeller üzerinden
belirlenmektedir.
(176) MESAM, MÜYAP, MÜYORBİR, MSG ve MÜYABİR’in göndermiş olduğu aynı içerikli ek
bilgi yazılarında, ilan edilen tarifelerin hiçbir zaman uygulanmadığı bu bedellerin tespit
davalarındaki yasal prosedürlerde kullanıldığı, uygulanan tarifelerin bu bedeller üzerinden
indirimler yapılarak tespit edildiği belirtilmektedir. Soruşturma sürecinde de, önceden
devam eden bir tespit davası ve/veya iptal edilmiş sözleşme durumu olmaksızın meslek
birliklerinin ilan edilen tarifeleri uygulamış olduğu yönünde bir başvuru Kuruma intikal
etmemiştir. Gerek meslek birlikleri yetkilileri ve gerekse Kültür ve Turizm Bakanlığı
yetkilileriyle yapılan görüşmelerde, ilan edilen tarifelerin özellikle telif yükümlülüğünü yerine
getirmeyen kullanıcılara açılan tespit davalarında esas almak bakımından önem taşıdığı
bilgisi edinilmiştir.
48 İlan edilen tarifeler üzerinden bir meslek birliğine ait repertuvarı bir gün boyunca kullanma bedelidir.
17-27/451-193
50/138
(177) Tüm meslek birlikleri, ilan ettikleri tarifelerinde 5357 sayılı Eser, İcra, Yapım ve Yayınların
Kullanılması ve/veya İletilmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik uyarınca
belli indirimler uygulamakla yükümlüdür. Bu doğrultuda, ilan edilen tarifeler üzerinden bir
umumi mahallin bulunduğu coğrafi bölgeye %15’e varan ve bulunduğu ilçe nüfusuna göre
%50’ye varan çeşitli oranlarda indirimler uygulanmaktadır. Bir başka deyişle, Ankara veya
İstanbul’daki 3 yıldızlı bir otel ile ekonomik olarak kalkınmakta olan illerdeki muadili, ilan
edilen tarife açısından farklı değerlendirilmektedir. Örneğin, kalkınmakta öncelikli
bölgelerde yer alan umumi mahaller kendi tarifesi üzerinden %15 indirime tabi tutulurken,
nüfusu 50.000’e kadar olan ilçelerde yer alan umumi mahaller %50 indirime tabi
tutulmaktadır.
(178) MLB üyesi, müzik meslek birliklerinin uygulama tarifeleri incelendiğinde ise ilan edilen
tarifelerin altındaki oranlardan teşebbüsler ile sözleşme yapıldığı görülmektedir. Bu
çerçevede, bir teşebbüsün faaliyet gösterdiği coğrafi bölge, önceden devam eden bir tespit
davasının olup olmaması, tarifelerini düzenli ödeyip ödememesi gibi çeşitli unsurlar, ilgili
teşebbüse uygulanacak indirim oranının tespitinde önem taşımaktadır. Örneğin, telif
yükümlülüğünü ödemek için kendiliğinden başvuran bir teşebbüse doğrudan %30 indirim
uygulandığı MLB üyesi meslek birliklerince beyan edilmekte ve bunu gösterir örnek
sözleşmeler sunulmaktadır. Bunun gibi, kendisi başvuran teşebbüslere uygulanan indirim
oranının en az %30 olduğu, çoğu zaman bu oranın çok üstünde indirim uygulandığı, ilgili
teşebbüsün faaliyet gösterdiği sektördeki kampanyalardan faydalandırıldığı, örnek olarak
TÜROB Protokolüne uygun olarak gönderilen ama bu protokolü imzalamadığı halde resmi
tarife üzerinden %(…..) indirim uygulanan (…..) sözleşmesi, Beyoğlu Eğlence Yerleri
Derneği BEYDER ile yapılan %(…..) indirimli kampanyadan faydalanan (…..) sözleşmesi,
BMD ile yapılan %(…..) indirimli kampanyadan faydalanan (…..) sözleşmesi, ayrıca
herhangi bir kampanya kapsamında olmamakla birlikte resmi tarife üzerinden %30 indirim
yapıldıktan sonra kendilerine ek %(…..) indirim uygulanan pek çok işletmeye örnek olarak
(…..) sözleşmelerinin örnek olarak sunulabileceği de ifade edilmektir. İlgili meslek birlikleri,
hakkında tespit davası bulunan bir teşebbüse bile telif bedelini ödemek için kendilerine
başvurduğunda indirim uygulandığı, teşebbüsün ait olduğu meslek örgütüne uygulanan
toplu indirimlerden faydalandırıldığı bilgisine de yer vermekte ve buna örnek sözleşmeleri
delil olarak sunmaktadır.
(179) Bunun gibi, gerek otellerin ve gerekse diğer umumi mahallerin üye oldukları meslek
örgütlerine ve derneklere toplu indirimler uygulandığı, Kuruma intikal eden bilgi ve
belgelerde yer almaktadır.
17-27/451-193
51/138
Tablo 3: 2014 Yılında Umumi Mahaller İçin İlan Edilen Tarifelerin Yıllık ve Günlük Tutarları
2014 Yılı 5 Yıldızlı
Otel Oda
Başı Tarife
(TL)
4 Yıldızlı Otel
Oda Başı Tarife
(TL)
3 Yıldızlı Otel
Oda Başı
Tarife (TL)
Restoran/Cafe
Tarife (Mekanik
Müzik Yayını 50-
100 m²) (TL)
Cafe/Bar/Taverna
Tarife (Mekanik
Müzik Yayını 50-
100 m²) (TL)
MESAM 112,00 78,50 55,5 1.115,59 2.492,16
MSG 112,00 78,50 55,5 1.115,59 2.492,16
MÜYAP 72,80 51,29 35,85 799,82 1.786,75
MÜYORBİR 49,22 34,24 24,61 417,79 933,32
MLB Yıllık
Toplam 346,02 242,53 171,46 3.448,79 7.704,39
MLB Günlük
Ortalama 0,95 0,66 0,47 9,45 21,11
MÜYABİR Yıllık
Tarife 20,53 13,18 10,25 366,84 733,7
MÜZİKBİR
Yıllık Tarife 10,00 8,00 6,00 90,00 500,00
Hepsi için Günlük
Ortalama 1,03 0,72 0,51 10,70 24,49
Hepsi İçin Yıllık
Toplam 376,55 263,71 187,71 3.905,63 8.938,09
Kaynak: Teşebbüs Birliklerinden elde edilen bilgiler
Tablo 4: 2015 Yılında Umumi Mahaller İçin İlan Edilen Tarifelerin Yıllık ve Günlük Tutarı
2015 Yılı
5 Yıldızlı
Otel Oda
Başı
Tarife
(TL)
4 Yıldızlı
Otel Oda
Başı
Tarife
(TL)
3 Yıldızlı
Otel Oda
Başı
Tarife
(TL)
Restoran/Cafe
Tarife (Mekanik
Müzik Yayını 50-
100 m²) (TL)
Cafe/Bar/Taverna
Tarife (Mekanik
Müzik Yayını 50-100
m²) (TL)
MESAM 112,00 78,50 55,50 1.115,59 2.492,16
MSG 112,00 78,50 55,50 1.115,59 2.492,16
MÜYAP 97,07 68,03 48,10 966,84 1.512,33
MÜYORBİR 52,27 36,63 25,90 520,61 814,33
MLB Yıllık Toplam 373,34 261,66 185,00 3.718,63 7.310,98
MLB Günlük Ortalama 1,02 0,72 0,51 10,19 20,03
MÜYABİR Yıllık Tarife 21,55 13,84 10,76 385,18 770,38
MÜZİKBİR Yıllık Tarife 10,00 8,00 6,00 90,00 500,00
Hepsi için Günlük
Ortalama 1,11 0,78 0,55 11,49 23,51
Hepsi İçin Yıllık Toplam 404,89 283,50 201,76 4.193,81 8.581,36
Kaynak: Teşebbüs Birliklerinden elde edilen bilgiler
17-27/451-193
52/138
Tablo 5: 2016 Yılında Umumi Mahaller İçin İlan Edilen Tarifelerin Yıllık ve Günlük Tutarı
2016 Yılı
5 Yıldızlı
Otel Oda
Başı
Tarife
(TL)
4 Yıldızlı
Otel Oda
Başı
Tarife
(TL)
3 Yıldızlı
Otel Oda
Başı
Tarife
(TL)
Restoran/Cafe
Tarife (Mekanik
Müzik Yayını 50-
100 m²) (TL)
Cafe/Bar/Taverna
Tarife (Mekanik
Müzik Yayını 50-
100 m²) (TL)
MESAM 123,20 86,35 61,05 1.227,15 2.741,38
MSG 123,20 86,35 61,05 1.227,15 2.741,38
MÜYAP 106,77 74,84 52,91 1.063,53 2.375,86
MÜYORBİR 57,49 40,30 28,49 572,67 1.279,31
MLB Yıllık Toplam 410,66 287,84 203,50 4.090,50 9.137,93
MLB Günlük Ortalama 1,13 0,79 0,56 11,21 25,04
MÜYABİR Yıllık Tarife 22,63 14,53 11,30 404,44 808,90
MÜZİKBİR Yıllık Tarife 10,00 8,00 6,00 90,00 500,00
Hepsi için Günlük
Ortalama
1,21 0,85 0,60 12,56 28,62
Hepsi İçin Yıllık Toplam 443,29 310,37 220,80 4.584,94 10.446,83
Kaynak: Kaynak: Teşebbüs Birliklerinden elde edilen bilgiler
(180) Yukarıda Tablo 3,4 ve 5’teki 2014-2016 dönemi için sunulan veriler incelendiğinde, MLB
olarak faaliyet gösteren dört meslek birliğinin örneğin 5 yıldızlı bir otel odası için ilan ettikleri
tarifelerin yıllık toplam bedeli 346,02 TL-410,66 TL aralığında olduğu görülmektedir.
Türkiye’deki altı müzik meslek birliği açısından bakıldığında bu yıllık bedel, 376,55 TL-
443,29 TL aralığındadır. İlgili dönemde, 5 yıldızlı bir otel odası için ilan edilen yıllık
tarifelerin bir günlük tutarı49 ise dört meslek birliği açısından 1,02 TL-1,13 TL aralığında,
altı meslek birliği açısından ise 1,03 TL-1,21 TL aralığında olmaktadır. Tekrar edilmesi
gereken husus, bu bedellerin coğrafi bölge ve/veya ilçe nüfusu sebebiyle herhangi bir
indirime tabi tutulmamış tarifeler olduğudur. MLB üyesi meslek birlikleri bu tarifeleri İstanbul
içindeki umumi mahaller için ilan edilen tarife olarak belirtmektedir. Tüm meslek birlikleri,
bir otelin altı aydan az çalıştığını belgelemesi halinde %50 indirim uygulayacaklarını, ayrıca
aynı kişi veya firmaya ait bir otel üç adetten fazlaysa zincir işletme statüsünde indirimden
faydalandıracağını tarifelerinde belirtmektedir.
(181) Her ne kadar, umumi mahallerde tarife oranları gelire orantılı belirlenmese de Tournier ve
Lucazeau kararlarında, Komisyonun gece kulübünün oda sayısı, alanı, açılış kapanış
saatleri, bulunduğu yer, giriş ücreti, en popüler içkisinin bedeli, vergiler dâhil olmak üzere
yıllık kazancını dikkate almış olması ve FSEK 42/a da tarifelerin tespit edilmesinde esas
alınması öngörülen kriterler arasında ilgili sektördeki ürün fiyatlarının ve bu sektörün gayri
safi milli hasıladaki payının da sayılmış olması sebepleriyle telif yükümlüsü teşebbüslerin
potansiyel gelirleriyle de kıyaslama yapılması gerektiği değerlendirilmektedir. Bu
çerçevede dikkat çeken husus, 5 yıldızlı bir otel odasının yıllık potansiyel getirisinin, altı
meslek birliğinin ilan ettiği tarifelerin yıllık toplam tutarı olan 443,29 TL karşısındaki
değeridir. Uygulanan tarifelerin ise bu bedellerin üzerinden yapılan indirimler dolayısıyla
çok daha az seviyelerde gerçekleştiği örnek sözleşmelerin incelenmesi ile
görülebilmektedir. 5 yıldızlı bir otel odasının günlük fiyatının altı meslek birliğinin tarifeleri
toplamının günlük ortalaması ile kıyaslanması durumunda ise odanın günlük fiyatının 1,5
TL altındaki değerlerle kıyaslanması gerekmektedir.
49 Meslek birliklerinin ilan ettikleri yıllık tarifelerin 365 güne bölünmesi şeklinde basit bir hesaplama
yapılmıştır.
17-27/451-193
53/138
(182) Otel grubundaki en yüksek tarife oranına sahip olmaları sebebiyle örnek olarak 5 yıldızlı
oteller için yapılan bu kıyaslama, daha az az sayıda yıldıza sahip olan oteller için
yapıldığında da odanın günlük bedeli ile toplam tarifelerin günlük bedeli arasındaki dikkat
çekici fark değişmemektedir. 3 yıldızlı oteller için altı meslek birliğinin 2016 yılı için ilan
ettikleri tarifelerin günlük ortalamasının toplamı 0,60 TL’ye, tarifelerinin yıllık toplamı ise
220,8 TL’ye denk gelmektedir. Tablo 6’da 2016 yılında 1 yıldızlı oteller ve bazı kültür ve
eğlence merkezleri için ilan edilen tarifeler yer almaktadır. Gerek 1 yıldızlı oteller ve
gerekse müziğin asli unsur olduğu işletmeler için ilan edilen tarifeler incelendiğinde de
yukarıda yer verilen tespitlerin bu kategorilerdeki tarifeler için de geçerli olduğu
değerlendirilmektedir.
Tablo 6:Bazı Umumi Mahal Grupları İçin 2016 Yılında İlan Edilen Tarifeler
2016 Yılı
1
Yıldızlı
Otel
Tarife
(TL)
Konser Merkezleri
Canlı Performans
Etkinlikleri
(Gişe Hasılatı
Üzerinden)
Sinema Salonları
(Gişe Hasılatı
Üzerinden Film
Başına)
Balo ve
Düğün
Salonları
0-250m²
Eğlence
Merkezleri
0-100m²
MESAM 29,70
MESAM+MSG
7%
2%
1.178,67
6.308,35
MSG 29,70
MESAM+MSG
7%
2% 6.308,35
MÜYAP 25,74 -50 2% 766,14 5.467,23
MÜYORBİR 13,86 -51 2% 412,53 2.943,89
MLB Günlük
Ortalama
0,27 - - 6,46 57,61
MLB Yıllık Toplam 99,00 - - 2.357,34 21.027,82
MÜYABİR 8,06 404,00 1,18% 323,56 2.426,14
MÜZİKBİR
(Akdeniz, Ege,
Marmara ve
Büyükşehirler)
3,00 250,00 - 120,00 500,00
Hepsi için Günlük
Ortalama
0,30 - - 7,67 65,63
Hepsi İçin Yıllık
Toplam
110,06 - - 2.800,90 23.953,96
Kaynak: Teşebbüslerden elde edilen bilgiler
(183) Yukarıda yer verilen ABAD kararlarında, tarifelerin tespiti ve uygulamasında aşırı ve/veya
ayrımcı fiyat değerlendirilirken müziğin ilgili tesise kattığı ekonomik değerin de göz önüne
alınması gerektiği belirtilmektedir. Bu gereklilik, uygulanan tarifelerin ilan edilenlerin çok
altında gerçekleşmesi durumu ile birlikte dikkate alındığında oteller için ilan edilen
tarifelerin otellerin ilan edilen fiyatları karşısında aşırı olmadığı kanaatini uyandırmaktadır.
Bununla birlikte, kararın ilerleyen bölümlerinde daha farklı açılardan da tarifelerin aşırı olup
olmadığı incelenecektir.
50Bu tarifeler, canlı konserler için geçerlidir. Müziğin aynı zamanda mekanik olarak kullanılması halinde
MÜYAP ve MÜYORBİR’e, MESAM ve MSG’e ödenenin 1/3’ü ayrıca ödenir.
51 Bu tarifeler, canlı konserler için geçerlidir. Müziğin aynı zamanda mekanik olarak kullanılması halinde
MÜYAP ve MÜYORBİR’e, MESAM ve MSG’e ödenenin 1/3’ü ayrıca ödenir.
17-27/451-193
54/138
(184) Otel odalarına kıyasla müziğin daha önemli bir unsur olduğu restoran, kafe ve barlar
açısından bakıldığında 2016 yılında, 50-100 m2 büyüklüğündeki bir restoran/kafe için altı
müzik meslek birliğinin tarifelerinin günlük toplamı 12,56 TL, yıllık toplamı 4584,94 TL iken
aynı büyüklükteki bir taverna/bar için günlük 28,62 TL, yıllık 10.446,83 TL’dir. Tüm meslek
birlikleri, aynı kişi veya firmaya ait bulunan bir cafe, restoran, market, mağaza 10 adetten
ve alışveriş merkezleri üç adetten fazla sayıda ise işletmenin zincir işletmeler kriterine göre
değerlendirileceğini tarifelerinde belirtmektedir. Bunun gibi, bu teşebbüsler açısından da
uygulanan tarifeler ilan edilenlerin altındadır. Sadece bu açıdan değerlendirildiğinde,
inceleme konusu müzik meslek birlikleri dışında kalan meslek birlikleri dâhil edilse bile
toplam tarifelerin günlük bedeli, söz konusu işletme türünün günlük ve yıllık potansiyel
kazancının oldukça altında kaldığı görülmektedir.
(185) Çok genel bir izlenim kazanabilmek amacıyla ilan edilen tarifelerin umumi mahallerin
potansiyel gelirleriyle kıyaslanması şeklinde yapılan bu analizin, bir başka açıdan da
yapılabileceği değerlendirilmektedir. 2016 yılı için 5 yıldızlı bir otelden altı meslek birliğinin
hiç indirim uygulamadığı takdirde talep ettiği toplam tarife 443,29 TL iken günlük 1,21
TL,’dir. Bu tutarların, 5 yıldızlı herhangi bir otelin elektrik, su, personel giderleri gibi genel
giderlerinin yıllık toplamı ve günlük ortalaması ile kıyaslanması durumunda da arada göreli
olarak büyük fark çıkacağı öngörülmektedir. Zira hane halkına ait bir meskenin aylık
elektrik faturasının 30-40 TL, yıllık 360-480 TL civarında olduğu varsayılsa dahi, bir otelin
elektrik giderinin bu tutarların oldukça üzerinde olacağı aşikârdır. Bu açıdan bakıldığında,
müzik kullanımına ilişkin telif giderlerinin bir otelin gider kalemlerindeki en düşük gider
kalemleri arasında yer alacağı değerlendirilmektedir. Benzer kıyaslama 50-100 m2 bir
restoran için de örnek olarak yapılabilir. Bu kategorideki bir işletme için altı meslek birliğinin
2016 yılındaki tarifesinin toplamı, 4.584,94 TL iken aynı büyüklükteki bir bar için 10.446,83
TL’dir. Söz konusu işletme türlerinin gıda, içecek vb. gibi hammaddelerin alımı amacıyla
yaptıkları günlük harcama tutarı sadece 20 TL olarak belirlense bile, aylık 600 TL ve yıllık
7.200 TL’lik bir hammadde gideri ortaya çıkmaktadır. Bir işletmeye ait olması beklenen
diğer gider kalemleriyle birlikte bu tutarların çok daha büyük meblağlara ulaşacağı da
aşikârdır. Bu sebeplerle, yıllık tarife tutarlarının bir maliyet kalemi olarak bu tutarlarla
kıyaslanması sonucunda da arada büyük farklar olacağı değerlendirilmektedir.
Uygulamada yapılan indirimlerin dikkate alınması durumunda ise bu fark artacaktır.
a) Repertuvar Adetlerine Göre Umumi Mahal Tarifelerinin Karşılaştırılması
(186) Tarifelerin aşırı olup olmadığının değerlendirilmesinde yapılabilecek bir diğer karşılaştırma,
meslek birliklerinin tarifelerinin birbirleriyle kıyaslanması şeklinde yapılabilir. Bu
kıyaslamayı yaparken yine ilgili meslek birliklerinin toplam repertuvar adetleri ve
repertuvarlarının içeriğindeki farklılıkların göz önünde bulundurulması gerekmektedir.
Yukarıda sunulan Tablo 6 incelendiğinde, eser sahiplerini temsil eden ve her ikisi de MLB
çatısı altında toplanan MESAM ve MSG’nin tarifelerinin aynı olduğu, fonogram
yapımcılarını temsil eden MÜYAP, MÜZİKBİR ve MÜYABİR’in tarifelerinin birbirinden
oldukça farklı olduğu görülmektedir.
17-27/451-193
55/138
(187) Örneğin, 5 yıldızlı bir otel odası için 2016 yılında MESAM ve MSG’nin ilan ettiği tarife
123,20 TL, MÜYAP’ın 106,77 TL, MÜZİKBİR’in 10 TL ve MÜYABİR’in 22,63 TL’dir. Eser
sahiplerine ilişkin her iki meslek birliğinin de MLB çatısı altında toplanmış olması ve fikri
eserlerin aslen birbiriyle kıyaslanamaz niteliği sebebiyle tüm üye eser sahiplerinin eşit
haklardan faydalanabilmesi için MESAM ve MSG’nin aynı tarifeyi ilan ettiği
düşünülebilecektir. Fonogram yapımcılarına ait meslek birliklerinin tarifeleri, toplam
repertuvar adetleri de dikkate alınarak kıyaslandığında ise tahmini ve varsayımsal veriler
baz alındığında ve UNİVERSAL, SONY vb. gibi şirketlere ait repertuvar dahil edilmediğinde
bile MÜYAP’ın repertuvar toplamının MÜYABİR’inkinin yaklaşık (…..) katı,
MÜZİKBİR’inkinin (…..) katı olduğu gözlemlenmektedir. Repertuvarların içeriklerinin ve
ağırlıklarının da farklılaşabileceği dikkate alınarak52 ilan edilen tarifeler karşılaştırıldığında,
MÜYAP’ın tarifesinin MÜYABİR’inkinin (…..) katı iken MÜZİKBİR’inkinin (…..) katı olduğu
görülmektedir. Dolayısıyla, tarifeler arasındaki farkın toplam repertuvar adetleri arasındaki
farka göre çok daha az olduğu tespit edilmektedir. Yorumculara ait tek meslek birliği olması
sebebiyle MÜYORBİR’in tarifesi karşılaştırılamamaktadır.
(188) Tarife bilgileriyle birlikte değerlendirildiğinde Tablo 2’de dikkat çeken nokta MESAM ve
MSG’nin eser sayısına göre repertuvarlarının farklı, öte yandan tarifelerinin aynı olduğudur.
Konuya ilişkin olarak tarafların göndermiş olduğu açıklamaya göre, MSG ve MESAM
04.09.2012 tarihinde imzalamış oldukları “Lisanslama, Dokümantasyon ve Dağıtım Ortak
Protokolü” hükümleri çerçevesinde ortak lisanslama kapsamında tek bir tarife
açıklamışlardır. Bu çerçevede, ortak lisanslama faaliyetlerinin etkin bir şekilde
sağlanabilmesi için kullanıcılarla akdedilen ortak lisanslama sözleşmelerinde oluşturulan
ortak tarifenin esas alınması amaçlanmıştır. Bu kapsamda 2013 yılı itibarıyla MSG ve
MESAM tarifelerini eşit olarak açıklamışlardır. Ancak, tarifelerin eşit olarak açıklanması
tahsil edilen bedellerin meslek birliği üyelerine eşit olarak dağıtılması anlamına
gelmemektedir. Ortak tarifeye göre tahsil edilen bedeller kullanıcılardan temin edilen
playlistler doğrultusunda dağıtılmaktadır. Yani, eser kullanımlarına göre üye olan eser
sahipleri adına hak edişler tahakkuk etmekte ve bu hak edişlerin dağıtımı sağlanmaktadır.
Uygulanan indirimlerde de ortak hareket esastır. Meslek Birliklerinin Ortak Lisanslama ve
tek bir yerden (kollektif) telif toplama esasları çerçevesinde zorunlu olarak tarifeler
üzerinden aynı indirim oranları uygulanmaktadır.
(189) Bu açıklamalar ve kararın ilgili bölümlerinde yer verilen uygulamalar çerçevesinde,
MESAM ve MSG’nin aynı tarifeyi uygulasalar da eser kullanımlarına göre hak ediş
bedellerini dağıttıkları, Türkiye’deki müzik eseri sahiplerini sadece bu iki meslek birliğinin
temsil etmesi dolayısıyla lisanslama faaliyetlerini kolaylaştırmak ve hızlandırmak amacıyla
tarifelerin ortak tespit edildiği anlaşılmaktadır. Söz konusu Lisanslama, Dokümantasyon ve
Dağıtım Ortak Protokolü’ne ilişkin değerlendirmelere kararın ilgili bölümünde yer
verilecektir.
52 Fikri eserlerin her birinin özgün ve maliyeti tespit edilemez nitelikte olmaları sebebiyle aslen değeri tam
olarak ölçülememekte ve dolayısıyla birim fiyatları birbiriyle karşılaştırılamamaktadır. Topluma ait ortak kültür
mirasını koruyabilmek için de gerekli olan bu husus sebebiyle repertuvar toplamına bir tarife belirlenmektedir.
Bununla birlikte, iktisat teorisi çerçevesinde, repertuvar içeriği daha çok talep gören repertuvara daha farklı
bir tarife belirlenebileceği değerlendirilmektedir.
17-27/451-193
56/138
b) Yabancı Müzik Meslek Birlikleri Tarifeleri İle Umumi Mahal Tarifeleri
Karşılaştırması
(190) Kuruma intikal eden ihbar ve şikâyetler arasında, MLB üyesi müzik meslek birliklerinin
tarifelerinin yurt dışındaki müzik meslek birliklerinin tarifelerine oranla göre yüksek olduğu
iddiaları yer almaktadır. Bu sebeple, soruşturma sürecinde hem taraflardan hem de
kullanıcıları temsil eden çeşitli meslek örgütleri ve derneklerden Orta Doğu, Balkanlar,
Avrupa, Orta Asya’da yer alan örnek ülkelerdeki müzik meslek birliklerinin uyguladığı
tarifelere ilişkin bilgi ve belgeler talep edilmiştir. Konuyla ilgili olarak sadece TÜROB ve
MLB üyesi dört müzik meslek birliği tarafından çeşitli ülkelerdeki örnek tarifeler Kuruma
gönderilmiştir.
(191) TÜROB, kendilerinin de üye olduğu Avrupa Otelciler, Restoranlar ve Kafeler Birliği
HOTREC53’den temin ettikleri, otelcilere uygulanan 2015 tarifelerini ve bu verilere
dayanarak kendisinin yaptığı çalışmayı göndermiştir. HOTREC verilerinde çeşitli
ülkelerdeki restoranların ve %70 doluluk oranına sahip 3 ve 4 yıldızlı otellerin, odalarındaki
televizyon ve müzik için 2015 yılına ilişkin beyanlarına hem ilgili meslek birliğinin genel
tarifesi hem de otel veya restoran ile anlaşılan tarife tutarı olmak üzere iki grup altında yer
verilmektedir54. TÜROB’un kendi çalışmasında yer verdiği tarife tutarları ise 4 yıldızlı
otellerle yapılan anlaşmaların tarifeleri olup ilgili meslek birliğinin genel tarifesini
göstermemektedir. Bunun gibi, söz konusu çalışmada, bazı ülkelerde sadece bağlantılı
haklar ile ilgili anlaşma tarifeleri yer almaktadır.
(192) Aşağıdaki tabloda öncelikle ilgili ülkelerdeki 4 yıldızlı otellerin HOTREC’e bildirmiş oldukları
genel tarife tutarları ve daha sonra TÜROB’un otellerle anlaşılan tarifeleri baz alarak
hazırladığı çalışma sunulmaktadır. HOTREC verileri arasında yer almasa da kıyaslama
yapmak amacıyla MLB üyesi dört meslek birliğinin ve Türkiye’deki diğer müzik meslek
birliklerinin 2015 yılı tarifeleri tablonun en sonuna eklenmiştir.
53 İnternet sayfasındaki bilgilere göre HOTREC, Avrupa’daki otel, restoran, kafe vb. gibi işletmeleri temsil
eden ulusal ticaret odalarının çatı örgütüdür.
54HOTREC’e ilişkin söz konusu belge, kuruluşun üyelerine yapmış olduğu bir ankettir. Her ülkedeki ulusal
derneklerden ülkelerindeki genel tarifeleri ve kendileriyle anlaşılan tarifeleri göndermeleri talep edilmiştir. İlgili
belgede bu anlaşmalara katılan derneklerin kimler olduğu, kaç tesisi temsil ettiği, o sektördeki tüm
teşebbüsleri kapsayıp kapsamadığı ve başka derneklere ilişkin tarife tutarlarının olup olmadığı, otel ile
anlaşılan oda tarifesinin içine otelin ortak kullanım alanları gibi ek tarifelendirilen mekânların da dâhil edilip
edilmediği vb. gibi bilgiler yer almamakta, sadece o ülkedeki tarife bilgilerine yer verilmektedir.
17-27/451-193
57/138
Tablo 7:HOTREC Verileri ile Otel Oda Başı Tarifeleri
Ülkeler
HOTREC Verilerine Göre 2015 Yılı 4 Yıldızlı Otel
Tarifeleri/Euro (Oda Başı)
TÜROB
Çalışması
Eser Sahipleri Bağlantılı Haklar Yıllık Toplam
TÜROB’un
Sunduğu
Ülkeler ve
Tarifeler
Macaristan 44,00 44,00 -
Avusturya 11,64 11,64 6,2
Danimarka 55 25,595-98,595 25,6-98,6 -
Belçika 12,41 5,68 18,09 5,68
Çek Cumhuriyeti 25,00 17,90 42,90 17,90
Finlandiya 9,80 6,97 16,77 6,97
Fransa56 19,80 12,87 33,04 8,63
Almanya 2,00 7,28 9,28 5,83
Yunanistan 4,38/2,19 65,7/32,85 70,08/35,40 13,22
İrlanda57 1,33 4,01 5,34 1,74
İtalya 20,73 2,05 22,78 15,54
Litvanya 14,48 7,24 21,72 -
Lüksemburg 1,17 Dâhil edilmiştir 1,17 -
Hollanda 1,38
Odalar için
alınmamaktadır 1,38
-
Norveç 11,32 15,55 26,87 -
Portekiz 7,05 15,36 22,41 15,36
Slovakya 15,22/36,22 12,80 26,02/49,02 -
İspanya 4,53 3,95 8,48 3,59
(…..)58 (…..) (…..) (…..)
(…..) 59
(…..)
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Kaynak: TÜROB tarafından gönderilen ek bilgiler
55 365 gün açık olması kaydıyla bir otel odasındaki televizyon kanallarının sayısına göre tarife tutarı ilgili
aralıkta değişmektedir.
56 Telefonda bekleme müziği için de otel odalarından hat sayısına bağlı olarak 36-70 Euro alınmaktadır. Bu
tutarlar da eklenerek (33,038 Euro) HOTREC verilerinde tarife bedeli belirtilmektedir.
57 İrlanda’da tarifeler otelin yıldızından bağımsız olarak oda sayısına göre belirlenmektedir.
58 2015 yılı TCMB Euro/TL ortalaması 3,02 baz alınarak hesaplanmış halidir. (…..)
59 Yerinde incelemelerde elde edilen e-posta yazışmalarında, 2015 yılında 4 yıldızlı otel oda tarifesi (…..)
olarak belirtilmektedir. TCMB 2015 yılı EURO/TL ortalaması 3,02 TL baz alınmıştır.
17-27/451-193
58/138
(193) Tablodaki veriler incelendiğinde, genel tarifeler bakımından MLB üyesi dört Müzik Meslek
Birliğininki başta olmak üzere Danimarka, Yunanistan, Slovakya, Macaristan ve Çek
Cumhuriyeti’nde belirlenen yıllık tarifelerin diğer ülkelerin meslek birliklerinkine göre daha
yüksek olduğu, belli durumlarda Danimarka’daki tarifenin Türkiye’yi geçebildiği (98,6 Euro),
eser sahibi ve bağlantılı hak sahibi tarifeleri ayrımı ile incelendiğinde de MLB üyesi meslek
birliği tarifelerinin diğerlerine göre genelde yüksek olduğu görülmektedir. Bağlantılı hak
tarifelerinde Yunanistan’ın tarifeleri MLB üyesi meslek birliklerinin toplam tarifesinden daha
yüksektir. ABAD kararlarında tarifelerin komşu ülkelerle kıyaslandığı göz önünde
bulundurulduğunda, bu hususun önem taşıdığı değerlendirilmektedir. Çoğunlukla AB üyesi
ülkeleri kapsayan tabloda dikkat çeken husus, ülkelerin tarifeleri arasında herhangi bir
benzerlik bulunmadığıdır. Örneğin Slovakya’da genel tarife tutarı 49,2 Euro’ya kadar
çıkabilirken Lüksemburg’da 1,17 Euro, Avusturya’da 11,64 Euro, komşusu Macaristan’da
44 Euro, İspanya’da 8,48 Euro, AB üyesi olmayan Norveç’te ise 26,87 Euro olabilmektedir.
Bu farklılık, ülkelerin nüfus veya coğrafi büyüklüğü, ekonomik gücü gibi değerlerle de
açıklanamamaktadır. Bu sebeple ortak para ve kültür politikasına sahip olan AB üyesi
ülkelerin kendi aralarında bile tarife tutarları bakımından temel alınabilecek bir çerçeveden
bahsedilemediği, bu ülkeler arasında dahi bazı ülkelerin tarifelerinin diğerlerine göre çok
daha yüksek kaldığı görülmektedir.
(194) TÜROB’un sunduğu çalışmada ise bazı ülkeler bakımından genelde bağlantılı haklara
ilişkin ve otellerle anlaşılan tarife tutarlarına yer verilmektedir. MLB üyesi müzik meslek
birliklerinin TÜROFED ve TÜROB anlaşma tarifeleri ise hem eser hem bağlantılı hak
tarifelerini kapsamaktadır.
(195) TÜROB çalışmasındaki veriler dikkate alındığında da söz konusu ülkelerin tarifeleri
arasında bir benzerlikten bahsedilememektedir. Örneğin İrlanda’da oda başına yıllık tarife
tutarı 1,74 Euro iken Portekiz’de 15,36 Euro, Yunanistan’da 13,22 Euro, İspanya’da 3,59
Euro olabilmektedir. Anlaşılan tarife tutarları bakımından MLB’den sonra Çek Cumhuriyeti,
Portekiz, İtalya, Yunanistan’daki tarifeler gelmektedir. AB üyesi olan söz konusu ülkelerin
bile tarifelerinin farklı olması, her ülkenin tarifelendirme konusunda kendine has dinamikleri
temel almış olabileceğini göstermektedir.
(196) Bu noktada, TÜROB’un gönderdiği veriler arasında yer alan “OTEL Tarifesi Uluslararası
Uygulama Lisanslama Bölümü/02.05.2002” başlıklı belgenin ekindeki “Uluslararası
Uygulamalar Genel Bilgi”, “Ülkelerde Mevcut Lisanslama Alanları” bölümündeki
açıklamalar dikkat çekicidir. Buna göre İngiltere’de vapurlar, kışlalar, berberler, hamamlar,
kantinler, otobüs durakları, depolar, kuru temizleyiciler, dans kulüplerinin yanı sıra dans
öğretmenleri, doktorlar, fabrikalar, itfaiye ve polis istasyonları, köpek yarışları, işsizlik
merkezleri ve kulüpleri, bekleme odaları, siyasi kulüpler, yaşlı evleri, kaplıcalar,
ameliyathaneler, belediye koridorları, üniversiteler dahi lisanslanan yerler kapsamındadır.
Hollanda’da ise yaşlı evleri, otobüsler, ilk/orta/lise okulları, otoparklar, tıbbi bekleme yerleri,
belediye daireleri, süpermarketler, mağaza şubeleri dahi lisanslanan yerler kapsamında
sayılmaktadır. Bu iki ülke örneğinde de görülebildiği gibi, ülkeler arasında tarifelendirilen
yerlerin kapsamı da değişebilmektedir. Bu durumun tarife tutarlarını etkileyebileceği
değerlendirilmektedir. Türkiye’deki müzik meslek birliklerinin tarife tablolarında lisanslanan
yerler arasında yukarıda sayılan mekânların pek çoğu yer almamaktadır.
17-27/451-193
59/138
(197) Yurt dışındaki uygulamalarla ilgili olarak MLB üyesi Müzik Meslek Birliklerinin gönderdiği
ilk veriler ise ilgili ülkelerdeki meslek birliklerinin ve IFPI (Uluslararası Fonogram
Yapımcıları Meslek Birliği)’nin internet sayfalarından temin edilen 2016-2017 tarifeleridir.
Gönderilen veriler Yunanistan, Estonya, Hollanda, İtalya ve İsrail’deki müzik meslek
birlikleri tarifeleri olup Orta Asya’da bağlantılı haklara ilişkin müzik meslek birliği
bulunmaması ve eser sahibi meslek birliklerine ait tarifelere ulaşılamaması sebebiyle Orta
Asya’daki tarifelere ait bilgi gönderilemediği taraflarca belirtilmektedir Tarafların Kuruma
gönderdiği açıklama yazısında, yabancı meslek birliklerinin internet sitelerinde yer alan
sınırlı bilgilere istinaden ilgili tarifeleri gönderdikleri, her meslek birliğinin tabi olduğu ülkenin
resmi dilinin farklı olması sebebiyle İngilizce çevirisi olmayan sayfalardaki tarifeleri
gönderemedikleri, İsrail için bağlantılı haklar tarifesinin mevcut olmadığı, ülkeler arası
karşılaştırma için bağlantılı haklarla ilgili olarak yapılan ve (…..)60 (…..) alındığı ifade
edilmektedir. Daha sonra gizlilik kaydıyla Kuruma gönderilen ilgili çalışmada dünyada daha
farklı ülkelere ait otel tarifelerine de ((…..) veya (…..) tarifeleri ile) yer verilmektedir.
(198) İlgili ülkelerin tarife tabloları incelendiğinde ülkelerin AB üyesi olsalar bile birbirinden farklı
şekillerde tarife sistemi benimsediği dikkat çekmektedir. Örneğin, bağlantılı haklar tarifeleri
kapsamında Yunanistan’da oteller için yıldız sayılarına göre oda başına bir günlük tarife
bedeli ilan edilmiş ve ayrıca otelciler birliği ile yapılan anlaşmaya göre tarifeler belirtilmiştir.
Estonya’da oteller için tarife belirlenirken (…..) ve her ilave (…..) oda sınıflandırması
yapılarak oda sayısı bazlı sınıflandırma çerçevesinde lobi, koridor ve diğer ortak alanlar
için aylık tarifeler ve ayrıca odalarda müzik yayını için aylık tarifeler ilan edilmiştir.
Hollanda’da yıllık bazda Estonya’daki sınıflandırma yapılmıştır. İtalya’da otel odaları ve
ortak alanlar için (…..) belirlenmiş ve oteller hem yıldız sayıları hem de her yıldız kendi
içinde (…..) odaya kadar ve her ek (…..) oda için gruplandırılmıştır.
(199) Eser sahipleri tarifeleri açısından bakıldığında ise aynı ülke içinde bile bağlantılı haklar
tarifelerine göre farklı bir sistematik izlenebildiği görülmektedir. Bu hak türünde örneğin
Estonya’da, oteller (…..) şeklinde iki bölgeye ayrılmış, senelik tarifeler belirlenmiş, odalar
(…..) ve her ek (…..) oda şeklinde gruplandırılmış, ortak alanlarda ise iki bölgede odaların
gruplandırılması (…..) ve üzeri şeklinde yapılmıştır. İsrail’de oteller (…..) yıldız ve tüm
oteller şeklinde gruplara ayrılarak bu gruplardakiler için belli aralıklarda oda öngörülerek
yıllık tarife tutarı ilan edilmiştir. Restoran, cafe, bar vb. işletmeler açısından bakıldığında
da ülkelerin eser sahibi ve bağlantılı hak sahibi tarifeleri için farklı sınıflandırmalar yaptığı
görülmektedir. Tarifelendirme sistemlerinin ülkeler arasında farklı olmasının toplam tarife
tutarlarını da etkileyebileceği değerlendirilmektedir.
(200) Sonradan Kuruma gizlilik talebiyle gönderilen ve bağlantılı haklar alanında dünyada AB
dışındaki ülkelere ilişkin uygulamaları da içeren çalışma incelendiğinde ise her ülkenin
farklı bir tarifelendirme sistemi izlediği tespiti güçlenmektedir. Çalışmada, ülkelerin önemli
bir bölümünde otel odalarının ve ortak kullanım alanlarının (asansör, koridorlar ve dolaşma
mekanları, lobi/resepsiyon, lavabolar, özel kahvaltı salonları, otoparklar vb.) ayrı ayrı
lisanslandığı ve otel dışından müşterilerin de kullandığı alanların (spor salonu, spa ve
güzellik salonu, mağazalar, restoran, disko, bar, düğün salonu, konferans salonu vb.) ise
ayrı bir tarifeyle lisanslandığı görülmektedir. Bunun gibi, otel dışı müşterilere de açık olan
yerler dışındaki alanların otel odası tarifesine de dâhil edilebildiği -(…..)61 gibi- az sayıda
bazı örnekler de bulunmaktadır. İrlanda’da ise bar, restoran, giriş salonu, spor salonu gibi
alanların her biri için ayrı ayrı tarifeler olduğu ancak gelecekte bunlar için tek bir tarife
geliştirilmesinin planlandığı belirtilmektedir. Litvanya’da oteller bir önceki yıla ilişkin doluluk
oranlarını ilgili meslek birliğine göndermekte ve bu oranla otel odası sayısı ve oda tarifesi
çarpılarak odalar için toplam tarife belirlenmektedir. Macaristan gibi bazı ülkelerde, otelin
60 (…..).
61 (…..).
17-27/451-193
60/138
bulunduğu bölgeye (il, ilçe vb.) göre de tarifeler ayarlanmaktadır. Yeni Zelanda’da otel
odaları lisanslanmamakta ancak restoran, kafe, bar, spor salonu vb. gibi oteldeki diğer
kullanım alanlarının her biri kendi tarifesine göre ayrı ayrı lisanslanmaktadır. Örneğin spor
salonunda arka plan müziği (her üye için), ders sırasında sanal/istek müziği (her üye için),
grup fitness dersleri ve özel antrenör için ayrı ayrı olmak üzere minimum ve yıllık tarifeler
belirlenmiştir. Portekiz gibi bazı ülkelerde oteldeki ortak kullanım alanları belli metre kareler
altında gruplandırılarak tarifelendirilmekte, oteldeki diğer alanlar ayrıca
tarifelendirilmektedir. Birleşik Krallık’ta tatil beldelerindeki optik disk kutuları (juke box) da
ayrıca lisanslanmaktadır. Türkiye örneğinde ise (…..) tarifelerine yer verilmiş ve ilan edilen
tarifenin bunun yaklaşık (…..) olduğu ifade edilerek, (…..) kategorisindeki otellerde odalar
dışındaki alanların farklı tarifelere tabi olduğu ve bu alanlarda %(…..) indirim yapıldığı
belirtilerek, (…..) kategorisindeki alanlarda ise odalar ve diğer tüm alanları kapsayan
tarifeler sunulmuştur.
(201) Kuruma intikal eden veriler ışığında, farklı ülkeler arasında oda tarifelerini karşılaştırmanın
tek başına yeterli olmayacağı, her ülkenin otellerde lisansladığı alanın ve tarife tutarının
birbirinden farklı olduğu, oda tarifelerine gerek bazı meslek birliklerinin ve gerekse IFPI’nin
internet sayfasından ulaşılsa bile oteldeki diğer kullanım alanlarına ilişkin her bir tarifeye
ulaşılamadığı, bunun gibi her bir otelin farklı metre karelerde ortak alanlara sahip olduğu
ve bazı ülkelerde bu alanların metre kare üzerinden ayrı ayrı tarifelendirildiği
anlaşılmaktadır. HOTREC verileri dikkate alındığında da bu farklılıklar ortadan
kaldırılamamaktadır. Nitekim HOTREC verilerinde anlaşılan tarifelerin sadece oda tarifeleri
mi olduğu, diğer alanların ne şekilde tarifelendirildiği belirtilmemiştir. Bunun gibi HOTREC
verilerinde bazı ülkelerde 2015, bazılarında ise 2012-13 tarifelerinin sunulmuş olması, MLB
üyesi meslek birliklerince gönderdiği verilerde 2016-17 tarifelerinin sunulmuş olması, genel
sistematiği açısından HOTREC ve IFPI verilerindeki tarife sunumlarının ve kapsadığı
ülkelerin farklı olması sebepleriyle bu verilerin karşılaştırılmasının sonucunda farklılıklar
ortaya çıkmaktadır. Örneğin, HOTREC verilerinde oda tarifelerine oteldeki ortak kullanım
alanlarının dâhil edilip edilmediği belirtilmemiş, Avusturya gibi bazı ülkelerde eser sahibi
ve bağlantılı hak tarifelerinin toplanmış tutarı sunulmuş iken tarafların gönderdikleri tarife
tablolarında bu hususlar ayrıştırılarak gösterilmektedir. Bu durum, anlaşılan tarife
tutarlarının sadece oda tarifesi mi ortak alanlar dâhil edilerek oda tarifesi mi olduğu
sorusunu gündeme getirmektedir. Bu sebeple dosya kapsamında yapılan incelemede
bağlantılı haklara ilişkin tarifelerin değerlendirilmesinde, daha güncel ve ayrıntılı olmaları
gerekçeleriyle IFPI verileri ile müzik meslek birliklerinin internet sayfalarından sağlanan
verilerin dikkate alınmasının daha sağlıklı sonuçlar sağlayacağı kanaatine ulaşılmıştır.
(202) Bununla birlikte, Kuruma intikal eden bilgiler çerçevesinde, umumi mahaller tarifelerinin
tespitinde sistematik açıdan Türkiye’deki ile birebir örtüşen yapıda bir ülkeye de
rastlanılmamaktadır. AB üyesi ülkelerin bile farklı sistemleri olduğu görülmektedir. Bu
sebeplerle sadece tarife tablolarına bakarak, Türkiye’de ilan edilen tarifelerin farklı
ülkelerde ilan edilen tarifelerle karşılaştırılmasının doğru sonucu vermeyeceği kanaatine
ulaşılmaktadır. Nitekim Kuruma gönderilen tarife tabloları baz alınarak yapılan
hesaplamalar arasında büyük tutarsızlıklar orta çıkmış olması sebebiyle taraflardan
konuya ilişkin ek açıklama ve belge talep edilmiştir.
17-27/451-193
61/138
(203) Tarafların konuya ilişkin gönderdiği bilgi yazısı, yurt dışında umumi mahaller için tarifeler
belirlenirken müziğin yer aldığı her alanın lisanslanmasına dikkat edildiği, örneğin bir otelin
lisanslanmasında sadece otel odasının değil, otelde yer alan yüzme havuzu, spor salonu,
telefonda bağlanma müziği, asansör müziği, bar, restoran gibi her alanın kendi tarifesine
uygun olarak ayrı ayrı lisanslandığı, spor salonları ve fitness merkezleri için de benzer bir
durumun söz konusu olduğu, örneğin Hollanda’da spor salonunun önce m2 üzerinden
salonun geneline yapılan müzik yayını için lisanslandığı, ayrıca sınıflarda verilen derslerde
kullanılan müzik yayını için m2 üzerinden bir lisanslama daha yapıldığı, fitness salonlarında
mevcut kafeteryada yapılan müzik yayınının da m2 üzerinden lisanslandığı, müziği birincil
amaçlı kullanan diskolar ve müzik kulüpleri gibi mekânlarda öncelikle müziğin genel yayını
için bir lisanslama yapıldığı, ancak eğlence ve gösterinin söz konusu olduğu dönemlerde
daha farklı bir mantık izlenildiği, bu durumda, girişi ücretli yerler için kesilen biletin belli bir
yüzdesi veya elde edilen gelirin belli bir yüzdesinin talep edildiği, tarifelerin belirlenmesinde
teşebbüsün yıl içinde açık olduğu gün sayısı veya müzikli eğlencenin gerçekleştirildiği gün
sayısının önemli olduğu, örneğin haftanın üç günü müzikli eğlence için ve dört günü normal
bar gibi işletilebildiği, yurt dışında da meslek birliklerinin tarife bedelleri üzerinden indirimler
yaptığı, örneğin Hollanda’da gönüllü olarak lisans sözleşmesi için başvuranlara standart
%33,33 oranında indirimin mutlaka uygulandığı ifade edilmektedir. Eğlence mekânlarının
arka plan müziği, canlı müzik vb. gibi farklı şekillerde lisanslandığı yurt dışındaki tarife
tablolarında da yer almaktadır.
(204) Bunun gibi, (…..) tarafından gönderilen açıklama yazısı ve eklerinde de lisanslama
uygulamalarının ülkeden ülkeye farklılık gösterdiği, bunun nedeninin ülkelerin kendi
kültürel yapıları ve lisanslama çalışmalarının tarihsel gelişimi olduğu, farklılıkların ortaya
çıktığı başlıca alanların bağlantılı hak sahiplerinin (yorumcu ve yapımcı) birlikte veya ayrı
ayrı davranmaları, eser sahipleriyle bağlantılı hakların birlikte davranmaları ve farklı hak
gruplarının tarifeleri arasındaki ilişki olduğu, bunlara lisanslama alanlarının farklı örgütler
arasında bölünmüş olmasının eklenebileceği, bu çerçevede;
Yapımcı ve yorumcuların yasal olarak ayrı hak kümeleri olmakla birlikte birçok
ülkede ticari nedenlerle ortak örgütlendikleri, örneğin İngiltere’de PPL içinde hem
yapımcı hem de yorumcuların haklarının toplandığı, buna karşılık Fransa’da
yapımcı ve yorumcuların ayrı meslek birlikleri altında örgütlendikleri, yapımcılar
SCCP, SPRE ve SPPF isimli üç çatı altında örgütlenirken yorumcuların ADAMI ve
SPEDIDAM adlı iki örgüt altında toplandıkları, yorumcu örgütlerinin sadece müzik
sektörünü değil tiyatro, stand up, opera, bale vb. farklı sektörleri temsil etmekte
oldukları, İspanya’da AIE’nin yorumcuları ve AGEDI’nin yapımcıları temsil etmekte
olduğu, Portekiz’de yapımcıların AUDIOGEST ve yorumcuların ise GDA altında
örgütlenmiş olup lisanslama çalışmalarını PASSMUSİCA altında birlikte yapmakta
oldukları;
Almanya’da bağlantılı hak sahiplerinin umumi mahalleri eser sahipleri meslek
birliği (GEMA) aracılığıyla lisansladığı ancak yayın kuruluşları ve internet
lisanslamalarının ayrı ayrı yapıldığı, İngiltere’de örgütlenmelerin ayrı ayrı olmakla
birlikte Portekiz örneğinde lisanslamalarını birlikte kurdukları ortak bir yapı
aracılığıyla yapmakta oldukları, İspanya’da eser sahipleri, yapımcı ve yorumcular
ayrı örgütlenmelere sahip olmakla birlikte lisanslamalarını birlikte yapmakta
oldukları, ortak lisanslama yapılan durumlarda tarifelerin belirlenmesinde farklı
pratiklerin ortaya çıkmakta olduğu, Almanya’da GEMA tarifesinin belirli bir yüzdesi
bağlantılı haklara verilirken İngiltere’de her kuruluşun kendi tarifesini belirlediği;
17-27/451-193
62/138
Tüm ülkelerdeki en karmaşık ve tartışmalı konuların başında tarifelerin
belirlenmesinin geldiği, bu karmaşıklığın iki düzeyde ortaya çıktığı, birinci düzeyin
tarifelerin belirlenmesi ve uyuşmazlık halinde karar yetkileri olduğu, ülkelerin
hemen tamamında bu yetkinin hak sahipleri örgütlerinde olduğu, uyuşmazlık
halinde İngiltere’de Copyright Tribunal karar verici durumundayken Almanya’da
doğrudan mahkemelere gidilmesinin söz konusu olduğu, ikinci düzeyin ise hak
sahipleri gruplarının tarifelerinin bir birleriyle ilişkisine ilişkin olduğu, Almanya gibi
eser sahiplerinin haklarının yüz yıldır korunduğu ancak bağlantılı hakların görece
yeni korunduğu ülkelerde bağlantılı hak tarifelerinin eser sahibi tarifelerinin küçük
bir yüzdesi olması gibi teamüllerin oluşmuş olduğu, GEMA’nın umumi mahaller için
GVL’ye yüzde on ödemesinin bunun bir göstergesi olduğu, GVL’nin bu duruma
karşı dava açmış, mahkemenin arada bağlantı olmadığını belirtmiş ancak yıllardır
süren uygulama nedeniyle piyasada oluşan kabulü bozacak fiyat artışına izin
vermemiş olduğu, Hollanda’nın ise çok daha farklı olduğu, örneğin otel odaları için
(50 odaya kadar) SENA 74,64 Euro alırken eser sahibi meslek birliği BUMA-
STEMRA 72,49 Euro almakta olduğu;
Fikri mülkiyete konu olan lisanslama alanlarının da farklılıklar göstermekte ve her
alanda farklı haklar için izin alınması gerekmekte olduğu, bir eseri CD olarak
çoğaltmak için çoğaltma iznini almak gerektiği, bu hakkın hem eser sahibinde hem
de bağlantılı hak sahiplerinde bulunduğu, eser sahipleri bunu meslek birlikleri eliyle
kullanırken bağlantılı hak sahipleri bireysel olarak takip ettikleri, ülkemizde umumi
mahaller ve yayın kuruluşlarının lisanslanması ile çoğaltma izinlerinin verilmesinin
aynı meslek birliği tarafından yapılırken İngiltere’de PRS eser sahiplerinin temsili
haklarını ve MCPS ise çoğaltma haklarını lisanslamakta olduğu, İngiltere’de geçerli
olan bir diğer ayrımın ise ses kayıtlarıyla görsel işitsel yapımların lisanslamasının
ayrı ayrı yapılması olduğu, bağlantılı haklar alanında PPL ses kayıtlarının VPL ise
görsel işitsel repertuvarı (klipler) lisanslamakta olduğu;
Lisanslama pratiklerinin farklılaşmasının bir diğer önemli nedeninin ülkelerin
kültürel tarihlerinden kaynaklanan müzik kullanma alışkanlıkları olduğu, örneğin
Paris’te bir lokantada müzik kullanımı denildiği zaman sadece background müziği
niteliğindeki bir kullanımın söz konusu olduğu, buna karşılık ülkemizde veya bir
Latin ülkesinde bunun yanı sıra gezgin veya sabit müzisyenler tarafından icra
edilen mini dinletilerin de söz konusu olduğu, aynı uygulama Fransa veya
Almanya’da gerçekleşse canlı ve/veya özellikli müzik olarak kabul edilecek ve
yüksek bir bedel ödeyeceği, bu farklılıkların tarifelerde görülebileceği, bizim gibi
lisanslama çalışmaları kısa bir dönemi kapsayan ülkelerde ise tarifelerin bu derece
sofistike olmayıp genel uygulamalar esas alınarak belirlendiği, bunun nedeninin
gerek hak sahiplerinin gerek kullanıcıların yeterli örgütlenme ve olgunluğa
ulaşamamış olması olduğu, buna rağmen ülke özelliklerine göre bazı tarife
düzenlemelerinin yapılmış olduğu, örneğin tatil yörelerinin kısa süreli çalışma
koşulları dikkate alınarak sezonluk indirimleri, bölgesel gelişme farklılıkları dikkate
alınarak bölge indirimleri getirilmiş olduğu, Hollanda’da 100 metrekare bir
lokantada bağlantılı haklar için background müzik lisansının 773 Euro62 olduğu,
bu işletmenin haftada iki gün özellikli müzik uygulaması (DJ veya canlı) yapması
durumunda 2288 Euro63 ödeyeceği, bu uygulamayı yılda sadece 0-10 kez yapıyor
ise 843 Euro64 bedel ödemek zorunda olacağı, aynı tür bir yer için ülkemiz yapımcı
62 TCMB 2016 yılı Euro/TL ortalaması 3,34 baz alınarak 2582 TL
63 TCMB 2016 yılı Euro/TL ortalaması 3,34 baz alınarak 7642 TL
64 (…..), Türkiye’ye ilişkin hesaplamalarda 2016, yurt dışında 2016-2017 tarifelerinin baz alındığını, yurt
dışında tarifelerin çok değişmediğini ve Euro/TL paritesi olarak 4 TL’yi baz alındığını belirtmiştir. TCMB 2016
yılı Euro/TL ortalaması 3,34 baz alınarak 2816 TL’ye tekabül etmektedir.
17-27/451-193
63/138
ve yorumcu hakları resmi tarifesinin 1636,20 TL olduğu, uygulama tarifesi olarak
adlandırılan ve tüm lisanslamaların yapıldığı tarifeye göre ise bu tutarın 1435 TL
olacağı, kendiliğinden başvuran bir işletme için bu bedelin 1005 TL olacağı,
tarifelerin kapsamında ortaya çıkan diğer bir farklılığın ise bir işletmeye verilen
lisansın o işletmedeki hangi müzik kullanımlarını kapsadığına ilişkin olduğu,
örneğin ülkemizde çok yaygınlaşan butik otel kategorisine girecek 50 odalı üç
yıldızlı bir otelde 50 metrekare bir bar, 50 metrekare bir restoran, 100 metrekare
bir havuz (hepsinde müzik var) ve santralinde beklemede müzik olduğu
varsayıldığında gelişkin ülkelerde bu kullanımların hepsinin ayrı ayrı
lisanslanmakta olduğu, bu otelin Yunanistan’da olsa odalar için 4,67x50 = 233,50
Euro, bar için 3000 Euro, restoran için 100 Euro, havuz için 300 Euro olmak üzere
toplam 3633,50 Euro ödeyeceği, bu hesaplamanın oda fiyatları tarifelerine göre
değil özel anlaşmaya göre alınmış olduğu, tarifeye göre hesap yapılması halinde
oda tutarının 912,50 Euro toplam bedelin ise 4312 Euro olacağı (bağlantılı haklar),
ülkemizde bu otel tarafından bağlantılı haklar için ödenecek bedelin resmi tarifeye
göre 50x81,4= 4070 TL olduğu, TÜROFED sözleşmesi kapsamında (…..) ve
TÜROB önerisi kapsamında ise (…..) olacağı, Yunanistan hesaplamasında en
yüksek bedeli oluşturan barın olmadığı varsayılırsa toplam bedelin 633,5 Euro yani
2534 TL bedel ödeneceği, Fransa’da oda sayısının lisans bedelinin
belirlenmesinde bir parametre olarak alınmakta olduğu, yukarıda belirtilen otel için
SACEM (yorumcu-yapımcı) lisans bedelini 7,38x50=369 Euro odalar için,
1,29x50= 64,5 Euro ortak alanlar için olmak üzere 433,50 Euro olarak hesapladığı
yani otelin yaklaşık 1734 TL ödeyeceği, Fransa ve Yunanistan oteli özellikli müzik
niteliğindeki her performans için ek bir bedel ödeyecek iken Türkiye’deki otelin
restoranındaki veya barındaki her türlü performans için de lisans almış olduğu, ek
bedel vermesinin ancak otel müşterileri dışında ücretli giriş yapılması halinde söz
konusu olduğu;
Bu sebeplerle ülkeler arasında doğrudan tarife bedellerini esas alarak yapılan
karşılaştırmaların doğru sonuçlar üretmeyeceği, her ülkenin kendi özgünlüğü
içinde değerlendirme yapılmasının gerektiği, tarifeler üzerinden karşılaştırma
yapılması yerine uygulama esaslarının bilinmesi gerektiği, ek olarak gizlilik
kaydıyla gönderilen araştırmadaki bulguların bu durumu açıkça göstermekte
olduğu, kaldı ki bu ülkelerin hiç birinde ülkemizdeki gibi ağır mali yükler getiren
yasal tespitlerin ve mahkeme süreçlerinin söz konusu olmadığı, elde ettikleri telif
gelirlerinden bu tür harcamalar için bedel ayırmadıkları, anlaşmazlıkların bir elin
parmaklarını geçmeyen sayıda dava ile çözülmekte olduğu ve kararların yaygın
uygulamalara dönüştüğü, oysa ülkemiz meslek birliklerinin her bir işletme için ayrı
ayrı tespit ve dava açma işlemlerini gerçekleştirmek zorunda oldukları, sonuç
olarak ülkemiz lisanslama sistemi yasadan, kullanıcıların bedel ödemeyi
kabullenmemelerinden kaynaklanan bir dizi sorunla karşı karşıya olmasına
rağmen dünya standartlarının altında bedeller talep etmekte oldukları, hak
sahiplerinin örgütlerinin resmi tarifeleri yüksek gözükse dahi uygulama tarifeleri ve
toplu sözleşmelerle belirlenen fiyatların gelişkin ülkelerin çok daha altında lisans
ücreti ortaya çıkarmakta olduğu
ifade edilmektedir.
17-27/451-193
64/138
(205) Yukarıdaki açıklama yazısında örnek olarak verilen tarife hesaplamaları Kuruma intikal
eden belgeler dikkate alınarak değerlendirildiğinde, hesaplamalardaki tarifelerin eldeki
verilerle örtüştüğü;
100 m2 bir restoranda sadece arka plan müziği kullanılması durumunda 2016 yılı
tarife bedelinin65 (bağlantılı haklar bakımından) Hollanda’da 2582 TL, Türkiye’de
restoranlar için ilan edilen tarifeler baz alındığında 1636,20 TL, lokantalar için ilan
edilen tarifeler baz alındığında 1411,02 TL olduğu, uygulama tarifelerinin çok daha
düşük olduğu, teşebbüs yetkilisinin kendiliğinden baş vurması durumunda da
yükümlü olacağı miktarın azalacağı;
50 odalı ve 3 yıldızlı butik otel için Yunanistan’da bağlantılı haklar için ilan edilen
tarifeler baz alındığında sadece odalar için 912,5 Euro (3.047,75 TL) ödeneceği,
otelciler birliği ile yapılan anlaşma tarifeleri baz alındığında 233,50 Euro (779,89
TL) ödeneceği, Fransa’da sadece odalar için 369 Euro (1234,46 TL) ve ortak
alanlar için 64,5 Euro (215,43 TL), toplamda 1.449,89 TL ödeneceği, her iki ülkede
de oteldeki bar, restoran gibi mekanlarda özellikli müzik kullanımının ayrıca kendi
tarifesine göre lisanslanacağı, dolayısıyla odalara ilişkin tarife tutarlarının otelin
ödeyeceği lisans bedelini yansıtmadığı, Yunanistan’da 50 m2 olan bar için ek 3000
Euro (10.020 TL), aynı büyüklükteki bir restoran için 100 Euro (334 TL) ve
toplamda 10.354 TL daha ödeneceği, Türkiye’de bağlantılı haklar için ilan edilen
tarifeler baz alındığında ödenecek toplam tutarın 4070 TL66 (1219 Euro),
TÜROFED Protokolü baz alındığında (…..), TÜROB önerisi kapsamında (…..)
olacağı, Türkiye’de tarifelerin odalar ile birlikte tesis içindeki tüm mekanları
içerdiği67, otel müşterisi dışındaki kişilerin de kullanabileceği oteldeki restoran, bar,
spa gibi mekanların ayrıca lisanslandığı, dışarıdan müşteri alınmıyorsa bu yerlerin
ayrıca lisanslanmadığı, ancak yurt dışında pek çok ülkede bu alanların kendi
tarifeleri ile ayrı ayrı lisanslandığı68 ve bu mekanlarda fon müziği dışında canlı
performans olması durumunda ise daha yüksek tarifelerin uygulandığı, sadece otel
odaları için ilan edilen tarifeler baz alındığında Türkiye’deki tarifelerin yukarıda yer
ver verilen örneklere göre daha yüksek olduğu ancak bir otelin bütün alanlarına
ilişkin lisans bedelinin bu örnek ülkelere göre daha az olduğu, Türkiye’de örneğin
lobi, asansör, koridor gibi ortak alanların ayrıca lisanslanmadığı69, uygulanan
tarifeler dikkate alındığında Türkiye’deki tarife bedellerinin yukarıdaki örnek
ülkelere göre daha düşük olduğu görülmektedir.
65 Hesaplamalarda TCMB 2016 yılı Euro/TL ortalaması 3,34 TL baz alınmıştır.
66 MÜ-YAP ve MÜYORBİR 2016 yılı 3 yıldızlı otel oda tarifeleri toplamı (50,91+28,49) 81,4 TL’dir. 50 odanın
yıllık tutarı 4070 TL’dir.
67 MLB ortağı meslek birliklerinin genel lisanslama tarifesindeki ifadedir.
68 Örneğin Yunanistan’da otel restoranında kullanılan fon müziği için 100 Euro alınmaktadır. Bu restoran
sadece otel müşterilerinin kahvaltı yaptığı bir mekân da olabilir. Böyle bir durumda MLB üyesi meslek birlikleri
bu mekân için ayrı bir tarife belirlememiştir. Bu restoran kahvaltı, öğle veya akşam yemeği için dışarıdan
müşteri kabul ediyor ise ayrıca lisanslanmaktadır. Bunun gibi, yurt dışında restoran, kafe, bar, disko gibi
mekânlar hem metre kare hem de her bir müşteri (veya sandalye, masa) için ayrı ayrı lisanslanabilmektedir.
Türkiye’de bu ayrım tarife tablolarında yer almamaktadır.
69 Tarife tablolarında da böyle bir ayrıma yer verilmemektedir.
17-27/451-193
65/138
Eldeki mevcut veriler çerçevesinde, mekanik müzik yayını yapılan 100 m2 bir
diskonun bağlantılı haklar için ilan edilen yıllık tarife bedeli Yunanistan’da 3000
Euro ve ayrıca brüt gelirin %10’u, Norveç’te 4.688,7 Euro70, Estonya’da 1416-2844
Euro iken Türkiye’de MÜYAP ve MÜYORBİR’in diskolar için ilan ettiği tarife
1.408,2 Euro’dur71. Dolayısıyla tek başına otel odası tarifesinin daha düşük
olmasının, otelin ödeyeceği tarife tutarının daha düşük olacağını ortaya
koyamadığı görülmektedir. Bunun gibi, diskolar açısından bağlantılı haklarda
tarifelerin dünya uygulamalarının üstünde olmadığı anlaşılmaktadır.
Eser sahibi haklarına ilişkin tarifeler bakımından değerlendirildiğinde 3 yıldızlı 50
odalı bir otelden,
2016 yılında:
Türkiye’de MESAM ve MSG’nin ilan edilen tarifelerine göre toplam 6105 TL
(1828 Euro, her biri 914 Euro), TÜROFED tarifesine göre72 %(…..), TÜROB
tarifesine göre %(…..) indirimle (…..) 73),
Estonya’da 600/480 Euro ve
İsrail’de 244,86 Euro alınacağı,
Hollanda’da otelin metre karesine göre ve İtalya’da odadaki radyo, cd çalar,
TV, video tarifelerinin belli bir yüzdesine göre tarife tutarının belirleneceği;
2015 tarifesine göre :
Avusturya’da 600 Euro,
Belçika’da 588,50 Euro,
Lüksemburg’da ilan edilen tarifeyle 116,88 Euro ve %20 indirimli anlaşma ile
93,5 Euro ve
Norveç’te odadaki yatak sayısına göre 757,62/1131,60 Euro alınacağı;
2012 tarifesine göre:
Çek Cumhuriyetinde 1250 Euro,
Danimarka’da odada yayınlanan TV kanalı sayına göre değişmekle birlikte
1282-4932 Euro,
Finlandiya’da 484,56 Euro,
Fransa’da ilan edilen tarifeyle 723,06 Euro ve %33 indirimle anlaşılan tarifeyle
484,46 Euro,
İtalya’da ilan edilen tarifeyle 1061,24 Euro ve %30 indirimli anlaşma ile 744,07
Euro,
70 Günlük 128,46 NOK olarak ilan edilmiştir. TCMB 2016 yılı NOK/Euro ortalaması 0,1 olarak baz alınmıştır.
71 2016 yılı MÜYAP ve MÜYORBİR tarifeleri toplamı 4703,43 TL’dir. TCMB 2016 yılı Euro/TL kuru 3,34 baz
alınmıştır.
72 Yerinde incelemelerde elde edilen bir e-postada, 2015 yılında TÜROFED indirim oranı %(…..), TÜROB
indirim oranı %(…..) olarak belirtilmektedir. Bununla birlikte yukarıdaki hesaplamada tarafların açıklamasında
yer alan tutar olan TÜROFED için %(…..), TÜROB için %(…..) üzerinden indirim uygulanarak kıyaslama
yapılmıştır. %(…..) indirimli tarife bedeli (…..) Euro, (…..) indirimli tarife tutarı ise (…..) Euro olmaktadır.
Tarafların gönderdiği ek bilgi yazısında %(…..) oranının TÜROFED ile 2008 yılında yapılan Protokoldeki oran
olduğu, yıllar içinde gerek TÜFE, ÜFE artışları ve gerekse her bir meslek birliğinin farklı oranlarda tarife artışı
gerçekleştirmesi sebebiyle indirim oranının zaman içinde %(…..)’i aştığını belirtmişlerdir.
73 Taraflar 1. Yazılı Savunmalarında TÜROFED’e %(…..)’e denk gelen ve TÜROB’a ise %(…..)’a denk gelen
bir indirim uyguladıklarını belirtmişlerdir.
17-27/451-193
66/138
Litvanya’da 724 Euro ve
İspanya’da ilan edilen tarifeyle 226,56 Euro ve %15 indirimli anlaşma ile
192,57 Euro alınacağı
görülmektedir. Dolayısıyla sadece odalar için ilan edilen tarifeler dikkate alındığında eser
sahibi haklarına ilişkin tarifeler bakımından MESAM ve MSG’nin toplam tarifelerinin listede
yer alan pek çok ülkedeki tarifelere göre yüksek olduğunu söylemek mümkündür. Bununla
birlikte tarifeleri diğer ülkelere göre daha yüksek olan İtalya, Danimarka ve Çek
Cumhuriyeti’ne ilişkin güncel verilerin değil 2012 verilerinin mevcut olması, AB üyesi
ülkelerin ve hatta komşu ülkelerin bile tarife tutarları ve anlaşılan indirim oranları arasında
büyük farklar bulunması sebepleriyle sadece bu verilere dayanarak Türkiye’deki eser
sahiplerine ilişkin tarifelerin aşırı olduğunun söylenemeyeceği değerlendirilmektedir.
Nitekim 2012 yılında Finlandiya’daki tarife bedeli 484,56 Euro iken Litvanya’da 724 Euro
ve Danimarka’da 1282-4932 Euro arasında değişmektedir. Öte yandan bu ülkelere yakın
komşu olan Estonya’daki bedel otelin bölgesine göre değişmekle birlikte 2016 yılında 600
Euro veya 480 Euro olabilmektedir. Yakın ülkeler arasında bile otel odası tarifelerinde bir
benzerlikten söz edilemediği görülmektedir. Bunun gibi, Türkiye’de eser sahipleri açısından
da uygulanan tarifelerin ilan edilen tarifelere göre büyük farklılık taşıdığı, Türkiye’deki
indirim oranlarının yukarıda yer verilen ülke örneklerinde uygulanana göre çok daha fazla
olduğu ve TÜROFED veya TÜROB için anlaşma tarifeleri dikkate alındığında MESAM ve
MSG’nin toplam tarife bedellerinin yurt dışı uygulamaların altında dahi kalabildiği
anlaşılmaktadır.
(206) Bunun gibi, müziğin esas unsurlardan biri olduğu disko ve barlar (50-100m2) açısından
eser sahipleri tarifeleri incelendiğinde 2016 yılında MESAM ve MSG’nin toplam tarife bedeli
2112,32 Euro iken bu bedelin Yunanistan’da 3000 Euro olduğu görülmektedir.
(207) Tarifeleri karşılaştırırken Türkiye’de uygulamadaki farklılıkların da göz önünde
bulundurulması gerektiği değerlendirilmektedir. Bu konuda, (…..) tarafından Kuruma
gönderilen açıklama yazıları ve eklerinde, TÜROFED ile imzalanan protokol kapsamında
yapılan sözleşmelerde otellerin tüm mekanları içerilmek suretiyle tarife belirlendiği, TÜROB
ile yapılan görüşmelerde üzerinde mutabık kalınan konulardan birisinin de bu olduğu,
protokol uyarınca otel müşterilerinin yararlandığı tüm alanların lisans kapsamında olduğu,
otelin yıldız statüsü için zorunlu olan yerleri dışında, örneğin beş yıldızlı otel olabilmek için
zorunlu olan bar, restoran, havuz, diskotek vb yerler dışında, otel müşterisi olmayan
kişilerin de dışarıdan girebileceği tesisler var ise bunlar için ayrıca bedel istenmekte
olduğu, örneğin (…..) teras katında dışarıya açık bir bar bulunmakta olduğu ve bazı
otellerimizin altında herkese açık restoranların var olduğu, bunlar için ayrı bir bedellerin
talep edildiği, anlaşmazlık halinde TÜROFED ile oluşturulacak komisyonun karar verdiği,
konuyla ilgili olarak TÜROFED'den teyit alınabileceği gibi ilgili protokol maddesinin ek
olarak sunulduğu, kendi bilgisi dâhilinde TÜROB veya TÜROFED’e üye olmadan gelen
otellerin bulunmadığı ancak şayet bu durumda bir otel gelirse ilgili protokollerin esas
alınacağı belirtilmektedir.
17-27/451-193
67/138
(208) Ekte yer verilen TÜROFED Protokolünün 3.1 inci maddesi ve TÜROB İyi Niyet Protokolü
F maddesi incelendiğinde TÜROFED’e/TÜROB’a “üye olan dernek ve birliklere mensup
olan konaklama tesislerinde konaklayan müşterilerin dışındaki kişilerin de girerek
(konaklama ücreti ödemeye gerek olmaksızın) faydalanabildikleri/hizmet alabildikleri, asli
faaliyetleri konaklama müşterisi olmayan kişilere de hizmet vermek olan yerler (bar,
restoran ve spor salonları, fitness center, eğlence yerleri gibi) konaklama tesisi için
TAAHHÜTNAMEYE göre belirlenecek olan izin bedelinden ayrı olarak MESLEK
BİRLİKLERİNİN resmi tarifelerine göre tarifelendirilecek ve konaklama tesisi ile
imzalanacak izin sözleşmesine eklenecektir. Tesisin yıldızı ile ilgili statüsünü
kazanabilmesi/koruyabilmesi için ilgili mevzuata göre sahip olması gereken zaruri üniteler
bu kapsamda değildir. Söz konusu ünitelerin herhangi bir nevide birden çok sayıda olması
halinde hangisinin bu kapsamda olmayacağına tesisin özelliklerine ve aynı nevideki
ünitelerin diğer kriterlerine göre karar verilir. Konaklama bünyesinde yer alıp da işbu madde
kapsamına girip girmeyeceği hususunda ilgili işletme ile MESLEK BİRLİKLERİ arasında
uyuşmazlık olması halinde bu uyuşmazlık TUROFED, MESLEK BİRLİKLERİ ve Bakanlık
yetkililerince oluşturulacak bir komisyon tarafından çözülecektir…” ifadelerinin yer aldığı,
dolayısıyla otellerdeki ortak alanların ayrıca tarifelendirilmediği görülmektedir. Bu husus,
ilgili müzik meslek birliklerine ilişkin tarife tabloları incelendiğinde de görülmektedir. 1.A
Turizm Belgeli Tesisler ve 1.B Belediye Belgeli Tesisler için ilan edilen tarifelerin altında
“a) Tarife, odalar ile birlikte tesis içerisindeki tüm mekânları içerir. b)Tarife, tesislerin
sadece oda fiyatı üzerinden tarifelendirilmesi anlamına gelmemektedir. Bu tarife, tesislerin
izin bedellerinin oda sayıları üzerinden belirlenmesine dair bir hesaplama modelidir. c)…d)
Dışarıdan müşteri alan otel içi diğer işletmeler kendi tarifeleri uyarınca ayrıca tarifelendirilir
e) Santral müziği ayrıca tarifelendirilir f) Günlük etkinlik ve bayi vb. ücretli/ücretsiz
organizasyonlar ayrıca tarifelendirilir.” açıklamaları yer almaktadır. Bu doğrultuda, MLB’nin
otel lisanslamalarında ortak alanların oda tarifesine dâhil edildiğini söylemek mümkündür.
(209) Yukarıda yer verilen 25 Ağustos 2015 tarihli (…..) tarafından gönderilen e-postada, 2014
yılı ve Ağustos 2015 itibarı ile yapılmış olan sözleşme adetlerine ilişkin tabloya yer
verilmektedir. İlgili tabloda da Türkiye’de anlaşma yapılmış teşebbüs sayısının ne kadar
kısıtlı olduğu görülebilmektedir. Bu tabloda, sadece MESAM’a ait anlaşmalar olduğu
varsayılsa dahi Türkiye çapındaki umumi mahal sayısı dikkate alındığında sözleşme
adedinin oldukça az olduğu tespit edilmektedir.
Tablo 8: Yapılan Sözleşme Adedi
Kategori
01.01.2014-
31.12.2014
01.01.2015-
31.07.2015
Konaklama Tesisleri (…..) (…..)
Kongre, Sergi ve Gösteri (…..) (…..)
Sağlık ve Spor (…..) (…..)
Ticaret Merkezleri (…..) (…..)
Yeme, İçme, Eğlence (…..) (…..)
Radyo (…..) (…..)
Televizyon (…..) (…..)
İnteraktif (…..) (…..)
Konser (…..) (…..)
Diğer Kullanımlar (…..) (…..)
Toplam (…..) (…..)
Kaynak: Delil 22
17-27/451-193
68/138
c) Umumi Mahallerdeki Uygulama Tarifelerinin Değerlendirilmesi
(210) Kararın önceki bölümlerinde de değinildiği MLB üyesi müzik meslek birlikleri tarafından bu
güne kadar ilan edilen tarifeler esas alınarak hiçbir sözleşme imzalamadıkları,
sözleşmelerin sektörel bazda yapılan mutabakatlar/protokoller kapsamında belirlenen
bedeller üzerinden imzalandığı, bu protokoller kapsamında olmayan teşebbüsler için de
yine bu protokolde belirlenen bedeller emsal alınarak sözleşme bedellerinin tespit edildiği
beyan edilmektedir. Bunun gibi, hakkında bir tespit davası açılmaksızın kendilerine ilan
edilen tarifelerin uygulanmış olduğunu iddia eden bir başvuru Kuruma intikal etmemiş,
soruşturma sürecinde elde edilen bilgi ve belgeler içinde bu duruma işaret eden bir veriye
rastlanılmamıştır.
(211) Taraflardan talep edilen sözleşme örnekleri incelendiğinde yıllık tarife artışlarının, önceki
yılın sözleşmelerinde yer alan bedellere (ÜFE+TÜFE)/2 oranının uygulanması ile
gerçekleştirildiği görülmektedir. Sözleşmelerde;
(…..) sözleşmesinde 2016 yılı için 300 m2 mekâna (…..),
(…..) sözleşmesinde 2015 yılı için toplam 100 mağazaya ait 4280 m2’ye (…..),
(…..) sözleşmesinde 2014 yılında TÜROB ile yapılan İyi Niyet Protokolü esas
alınarak 2014 ve 2015 yılları için 840 odaya toplam (…..) TL+KDV, oda başına
2014 yılı TÜROB beş yıldızlı oda tarifesi olan (…..) TL+KDV ve 2015 yılında oda
başına (…..) TL+KDV,
(…..) sözleşmesinde (150 m2 için) Beyoğlu ilçesinde yapılan sınırlı süreli indirimli
kampanya çerçevesinde 2009 yılı için (…..) TL+KDV, 2010 yılı için (…..) TL+KDV,
2011 yılı için (…..) TL
telif bedeli üzerinde mutabık kalındığı tespit edilmektedir. Otel, restoran, disko-bar grubuna
yönelik olan söz konusu telif bedellerinin ilan edilen tarifelerdekine göre oldukça düşük
olduğu, kullanıcıların çeşitli indirimlerden faydalandırıldığı anlaşılmaktadır. Örneğin,
TÜROB Protokolü yürürlüğe sokulmamış olsa da (…..) Sözleşmesinin bu protokole uygun
şekilde yapıldığı, (…..) Sözleşmesinde ise Beyoğlu’ndaki mekânlar için yapılmış olan
protokoldeki indirimlerin uygulandığı görülmektedir. Bu çerçevede MLB üyesi müzik
meslek birliklerinin çeşitli indirim kampanyaları ile kullanıcılar lehine çaba sarf etmekte
olduklarını söylemek mümkündür. Zira haklarında ihlal tespiti yapıldıktan sonra meslek
birlikleri ile sözleşme imzalayan teşebbüslerin de indirimlerden faydalandırıldığını gösterir
sözleşme örnekleri Kuruma intikal etmiştir.
(212) Ayrıca, Türkiye’de farklı bölgelerde faaliyet gösteren otellerle yapılmış sözleşme örnekleri
incelendiğinde, aynı grubun bünyesinde yer alsa ve aynı yıldız statüsüne sahip olsa bile
toplam tarife bedellerinin farklı olduğu, otelin sahip olduğu oda sayısı, otel müşterisi
dışındaki kişilerin kullanabileceği alanlarda müzik kullanımı, bu alanların
metrekaresi/kapasitesi gibi unsurların tarife bedellerini etkilediği görülmektedir. Otelin
bulunduğu coğrafi bölge, bulunduğu ilin nüfusu gibi hususlar, uygulama tarifelerinin
farklılaşmasına yol açmaktadır. Ancak protokol kapsamında belirlenen indirim oranları
değişmemektedir.
(213) Benzer şekilde, farklı illerde faaliyet gösteren (…..) ile yapılan sözleşme incelendiğinde de,
15.03.2015 - 31.12.2015 döneminde toplam 21 mağaza ve 24.635 m2 için anlaşılan telif
bedelinin (…..) TL+KDV olduğu, yıllık artış oranının (ÜFE+TEFE)/2 şeklinde tespit edildiği,
bu çerçevede m2 başına yıllık telif bedelinin yaklaşık (…..) TL olduğu, her mağazanın
bulunduğu ile ve sahip olduğu metre kareye bağlı olarak ödeyeceği telif bedelinin
saptandığı görülmektedir.
17-27/451-193
69/138
I.9.2.4.3. Radyo-Televizyon Kuruluşlarına İlişkin Değerlendirmeler
a) İlan Edilen Tarifeler Bakımından Aşırı Fiyat Değerlendirmesi
(214) Radyo ve TV yayıncılarına ilişkin tarifelerin değerlendirilmesinde aşağıda öncelikle TV ve
daha sonra radyo yayıncıları için Türkiye’deki altı müzik meslek birliğinin ilan edilen
tarifelerine yer verilip daha sonra MLB üyesi dört meslek birliğinin uygulama tarifeleri
incelenecektir. Umumi mahallerden farklı olarak radyo ve televizyon yayıncılığı için tarifeler
brüt gelirin belli bir oranı şeklinde belirlenmektedir. Tarafların göndermiş olduğu yurt dışı
tarifelere ilişkin tablo incelendiğinde bazı ülkelerde tarifelerin brüt gelirin bir oranı şeklinde,
bazı ülkelerde müzik kullanım oranına bağlı olarak gelirin bir yüzdesi şeklinde belirlendiği
ve bazı ülkelerde ise sabit bir tutar şeklinde belirlendiği görülmektedir. MÜYABİR ve
MÜZİKBİR’in tarifelerinde tüm gelir grupları için sabit bedel, belli gelir limitlerinin üzeri için
sabit bedel veya gelirin yüzdesi şeklinde tarifelerin belirlendiği görülmektedir. Dolayısıyla
Türkiye’de uygulanan tarifelendirme şekillerinin çeşitli ülke uygulamalarına benzediğini
söylemek mümkündür.
(215) Altı meslek birliğinin tarife tabloların hepsinde tarifelerin ulusal, bölgesel, uydu, kablo, dijital
sınıflarına ayrıştığı görülmektedir. Tarafların yaptığı açıklamaya göre, tarifelerdeki
kategoriler ve ölçütler FSEK 43/3 ve RTÜK kriterleri çerçevesinde tespit edilmektedir.
FSEK 43/3’e göre “3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında
Kanun çerçevesinde faaliyet gösteren radyo-televizyon kuruluşları Radyo ve Televizyon
Üst Kurulu tarafından, anılan Kanun dışında kalan ve yayın ve/veya iletim yapan diğer
kuruluşlar ise Bakanlık tarafından sınıflandırılır”. Bu husus, 5357 sayılı Eser, İcra, Yapım
ve Yayınların Kullanılması ve/veya İletilmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında
Yönetmelik’in 6. maddesinde de belirtilerek Yönetmeliğin eklerinde (EK. B ve EK.C) bu
sınıflandırmalara yer verilmektedir. Müzik meslek birlikleri, Yönetmelikte yer verilen bu
sınıflandırmaları esas alarak tarife gurupları oluşturup Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın
onayına sunmaktadır. Bu çerçevede;
1- ulusal düzeyde/karasal ortamdan;
aynı anda kablo ortamından,
karasal ortamdan ve aynı anda uydu ortamından,
karasal, uydu ve kablolu ortamdan,
2- havadan/karasal ortamda bölgesel düzeyde;
karasal ortamdan,
aynı anda kablo ortamından,
karasal ortamdan ve aynı anda uydu ortamından,
karasal, uydu ve kablo ortamından,
3- uydu ve kablo ortamından,
4- sadece uydu ortamından,
5- sadece kablo ortamından,
6- havadan/karasal ortamdan ve yerel düzeyde yayın yapan ve kablo
yayın lisansı ve izni olan kuruluşlar şeklinde bir sınıflandırma yapıldığı görülmektedir.
17-27/451-193
70/138
(216) Tarafların yaptığı açıklamada, bu sınıflandırma kapsamında yayın kuruluşunun tematik74
içerikli veya müzik yayını75 yaptığı, yayın kuruluşunun yayınlarının yurt dışı menşeli oluşu,
ulusal yayın kuruluşunun izlenme oranının izin sözleşmesinin imzasından önceki altı aylık
ortalamasının %6’nın üzerinde olması, bölgesel ve yerel yayın kuruluşlarının yayın yaptığı
coğrafi bölge, bu kuruluşların Marmara, Akdeniz, Ege Bölgelerinde büyükşehir
statüsündeki illerde veya diğer illerde yayın yapması, bu bölgelerde büyükşehir statüsü
dışındaki illerde yayın yapan bölgesel ve yerel yayın kuruluşlarının yayın yaptığı illerin
nüfusu gibi hususların tarifelerin belirlenmesinde önem arz ettiği belirtilmektedir. Tarafların
tarife tablolarından da bu sınıflandırmalar görülebilmektedir. Nitekim ilan edilen tarife
üzerinden yayın kuruluşunun bulunduğu coğrafi bölgeye, kalkınmada birinci öncelikli illerde
yayın yapmasına, bulunduğu yerin nüfus büyüklüğüne ve yayın türüne (tematik /müzik
içerikli) göre çeşitli indirim oranları uygulandığı tablolarda da gösterilmektedir. Tarife
tablosundaki verilere göre, Doğu ve Güney Doğu Anadolu Bölgesindeki bölgesel-yerel bir
yayın kuruluşuna ilan edilen tarifelerden %30 oranında ve kalkınmada 1. derece öncelikli
illerde yayın yapan bölgesel-yerel bir yayın kuruluşuna %40 oranında bir indirim
uygulanmaktadır. Ayrıca, nüfus büyüklüğüne bağlı ek indirimler de uygulanmaktadır.
(217) 5846 sayılı Kanunun 42/A maddesinin birinci fıkrasının beşinci bendi uyarınca müzik
meslek birlikleri “Sözleşme yapılırken idare ettikleri haklara ilişkin olarak hakkaniyete
uygun davranmakla, kendi maddi ve/veya manevi menfaatleri bakımından gerekli
gördükleri indirim veya ödeme kolaylıklarını sağlamakla” yükümlüdür. Bunun gibi, ilgili
Kanunun 43. maddesinin dördüncü fıkrasında “Meslek Birlikleri ile yayın kuruluşları
arasındaki sözleşmelerin tarife bedelleri veya taraflarca yapılan müzakereler sonucu
belirlenecek bedeller üzerinden…” bir uygulama yapılacağı belirtilmektedir. Kurul’un
16.12.2015 tarih ve 15-77/729-265 sayılı kararında da belirtildiği üzere müzik meslek
birliklerinin ilan ettikleri tarifelere uymak zorunluluğu bulunmamaktadır. İlgili Kanun, müzik
meslek birliklerine bir seçim hakkı tanımıştır.
(218) Bu çerçevede, müzik meslek birliklerinin ilan ettikleri TV tarifelerine aşağıda yer
verilmektedir. Umumi mahallere ilişkin tarifelerde olduğu gibi TV ve radyo kuruluşları için
de uygulama tarifeleri ilan edilen tarifelerin oldukça altındadır. Taraflar, ilan edilen tarifeleri
tespit davaları dışında hiç uygulamadıklarını beyan etmişlerdir.
74 Yayınlarının müzik haricinde belirli bir konu üzerinde yoğunlaşmış ve bir gün içerisindeki tüm gün
akışındaki toplam müzik yayını en fazla 3 saat olan kuruluşlardır.
75 Bir gün içerisindeki toplam doğrudan müzik yayını %50’den fazla olan kuruluşlardır.
17-27/451-193
71/138
Tablo 9: MLB Üyelerinin 2014-2016 TV Tarifeleri
MESAM ve
MSG TV
Tarifeleri/201
3-2014-2015-
2016
MÜYAP TV
Tarifesi/201
3-2014-
2015-2016
MÜYORBİR
TV
Tarifesi/2013
MÜYORBİ
R TV
Tarifesi/20
14-2015-
2016
GRUP DÜZEY ORTAM
BRÜT
GELİRİN %
BRÜT
GELİRİN %
BRÜT
GELİRİN %
BRÜT
GELİRİN
%
1.GRUP
ULUSAL
DÜZEYDE
YAYIN
I-
1.A,B,C,
D,E
KARASAL
(Tüm Gelir İçin)
9 2 1 2
2.GRUP
BÖLGESE
L
DÜZEYDE
YAYIN
I-2. KARASAL 9 2 1 2
3.GRUP UYDU I-4.A,B
UYDU (Tüm
Gelir İçin)
9 2 1 2
9 2 1 2
4.GRUP KABLO I-5.A,B
KABLO (Tüm
Gelir İçin)
9 2 1 2
9 2 1 2
5.GRUP
YEREL
DÜZEYDE
YAYIN
I-6. KARASAL 9 2 1 2
6.GRUP
DİGİTAL
DÜZEYDE
KARASAL
YAYIN
DİGİTAL
YAYIN (Yayın
düzeyine göre
dâhil olduğu
kategoriden
lisanslanır)
9 2 1 2
7.GRUP
OPERATÖ
R
KURULUŞ
LAR
I.8.A,B,C,
D
KABLO
PLATFORM
İŞLETMECİLE
Rİ
Abone
gelirinin %9'u
Abone
gelirinin
%2'si
Abone
gelirinin %1'i
Abone
gelirinin
%2'si
UYDU
PLATFORM
İŞLETMECİLE
Rİ
DİJİTAL
PLATFORM
İŞLETMECİLE
Rİ
PLATFORM
İŞLETMECİLE
Rİ ÜCRETSİZ
Kaynak: MLB’den elde edilen bilgiler
17-27/451-193
72/138
Tablo 10: MÜYABİR 2013-2016 TV Tarifeleri
ORTAM DÜZEY GRUPLARI
MÜYABİR
TV Tarife
Yıllık 2016
(TL)
MÜYABİR
TV Tarife
Yıllık 2015
(TL)
MÜYABİR
TV Tarife
Yıllık 2014
(TL)
MÜYABİR
TV Tarife
Yıllık 2013
(TL)
KARASAL
Ulusal Genel 1(80
Milyon YTL ve Üzeri
Gelir*) 385199,7 366856,9 349387,5 332750
Ulusal Genel 2(60-80
Milyon YTL Gelir*) 308159,8 293485,5 279510 266200
Ulusal Genel 3(40-60
Milyon YTL Arası
Gelir*) 231119,8 220114,1 209632,5 199650
Ulusal Genel 4(10-40
Milyon YTL Arası
Gelir* 123263,9 117394,2 111804 106480
Ulusal Genel 5(0-10
Milyon YTL Arası
Gelir*) 61631,96 58697,1 55902 53240
KARASAL BÖLGESEL GENEL 30815,98 29348,55 27951 26620
UYDU 1.GRUP/1Milyon YTL ve
Üzeri Gelir 69335,12 66033,45 62889 59895
UYDU 2.GRUP/0-1 Milyon YTL
ve Üzeri Gelir 38519,15 36684,9 34938 33275
KABLO1.GRUP/1Milyon YTL ve
Üzeri Gelir 69335,12 66033,45 62889 59895
KABLO2.GRUP/0-1 Milyon YTL
ve Üzeri Gelir 30815,98 29348,55 27951 26620
KABLO (Tek İl) 15407,44 14673,75 13975 13310
KARASAL 13975,5 13975,5 13310 13310
Kablo Platform
İşletmecileri(Minimum100,000
Abone Üzerinden)
Abone
gelirlerinin
%0,34’ü
Abone
gelirlerinin
%0,34’ü
Abone
gelirlerinin
%0,34’ü
Abone
gelirlerinin
%0,34’ü
Uydu Platform
İşletmecileri(Minimum100,000
Abone Üzerinden)
Abone
gelirlerinin
%0,34’ü
Abone
gelirlerinin
%0,34’ü
Abone
gelirlerinin
%0,34’ü
Abone
gelirlerinin
%0,34’ü
Dijital Platform
İşletmecileri(Minimum100,000
Abone Üzerinden)
Abone
gelirlerinin
%0,34’ü
Abone
gelirlerinin
%0,34’ü
Abone
gelirlerinin
%0,34’ü
Abone
gelirlerinin
%0,34’ü
Platform İşletmecileri
Ücretsiz(MİNİMUM 100,000
Abone Üzerinden)
Kurulum
bedelinin
%0,34’ü
Kurulum
bedelinin
%0,34’ü
Kurulum
bedelinin
%0,34’ü
Kurulum
bedelinin
%0,34’ü
DİJİTAL YAYIN 53,93 51,36 48,914 46,585
Kaynak: MÜYABİR’den elde edilen bilgiler
17-27/451-193
73/138
Tablo 11: MÜZİKBİR 2011-2016 döneminde TV Tarifeleri
Kaynak: MÜZİKBİR’den elde edilen bilgiler
(219) Tablolardaki verilerin karşılaştırılmasında, MÜYABİR, MÜZİKBİR ve MÜYAP’ın fonogram
yapımcılarına, MESAM ve MSG’nin eser sahiplerine ve MÜYORBİR’in ise yorumculara ait
meslek birlikleri olduğunun tekrar hatırlanması önem arz etmektedir. Bu doğrultuda,
meslek birliklerinin TV yayıncılarına ilişkin ilan edilen tarifeleri incelendiğinde;
MESAM ve MSG’nin her birinin 2013-2016 dönemindeki tarifesi, operatör
kuruluşlar haricindeki TV kuruluşlarının brüt gelirinin %4,5’i, operatör kuruluşların
ise abone gelirinin %4,5’dir. Umumi mahallere ilişkin tarifelerin
değerlendirilmesinde de belirtildiği üzere, Ortak Lisanslama Protokolü kapsamında
lisanslamayı kolay yürütebilmek amacıyla ortak tarife belirlemişlerdir. Türkiye’de
eser sahiplerine ait başka meslek birlikleri olmaması sebebiyle MESAM ve
MSG’nin tarifeleri bir diğer müzik meslek birliği tarifesiyle karşılaştırılamamaktadır.
MÜYORBİR’in 2013 tarifesi, operatör kuruluşlar haricindeki TV kuruluşları için brüt
gelirlerinin %1’i olup operatör kuruluşların abone gelirlerinin %1’idir. 2014-2016
yıllarında ise her iki kategorideki tarife oranı %2’dir. Türkiye’de yorumculara ait tek
meslek birliği olması sebebiyle MÜYORBİR’in tarifeleri de
karşılaştırılamamaktadır.
2013-2016 döneminde MÜYORBİR dışındaki MLB üyelerinin tarife artışı
yapmadığı, MÜYORBİR’in ise sadece 2014 yılı için tarifelerini arttırdığı tespit
edilmektedir.
MÜYAP’ın 2013-2016 dönemindeki tarife oranları ise tüm kategorilerdekiler için
%2’dir.
2013-2016 döneminde, MÜYABİR’in ve MÜZİKBİR’in tarifelerinin belirli gelir
düzeylerinin üstü için belirlenmiş sabit bedeller ve abone gelirlerinin belli bir oranı
şeklinde tespit edildiği, MÜZİKBİR’in 2011-2016 döneminde tarife artışı yapmadığı
görülmektedir.
GRUP DÜZEY ORTAM DÜZEY GRUPLARI
MÜZİKBİR TV Yıllık
Tarife 2016 (TL)
1.GRUP
ULUSAL
DÜZEYDE
YAYIN
KARASAL
Ulusal Genel 1
( 80Milyon YTL ve Üzeri Gelir)
100.000
Ulusal Genel 2
( 60-80Milyon YTL Arası Gelir)
80.000
Ulusal Genel 3
( 40-60Milyon YTL Arası Gelir)
60.000
Ulusal Genel 4
( 0-40Milyon YTL Arası Gelir)
40.000
2.GRUP UYDU + KABLO 20.000
3.GRUP YEREL/BÖLGESEL DÜZEYDE YAYIN 15.000
4.GRUP
OPERATÖR
KURULUŞLAR
UYDU PLATFORM İŞLETMECİLERİ
(Minimum 100.000 Abone Üzerinden)
Abone Gelirinin % 1'i
DİJİTAL PLATFORM İŞLETMECİLERİ
(Minimum 100.000 Abone Üzerinden)
Abone Gelirinin % 1'i
PLATFORM İŞLETMECİLERİ (Minimum
100.000 Abone Üzerinden)
Kurulum Bedelinin %
1'i
5.GRUP
DİJİTAL
DÜZEYDE
YAYIN
10.000
17-27/451-193
74/138
(220) Kararın önceki bölümlerinde yer verildiği üzere MÜYAP’ın repertuvar adedi, MÜYABİR ve
MÜZİKBİR’in adetlerinin oldukça üzerindedir. Tahmini ve varsayımsal veriler baz
alındığında ve UNİVERSAL, SONY vb. gibi şirketlere ait repertuvar dahil edilmediğinde
MÜYAP’ın repertuvar toplamı MÜYABİR’inkinin yaklaşık (…..) katı, MÜZİKBİR’inkinin (…..)
katıdır. Fonogram yapımcı firmalar olan SONY, EMİ, WARNER ve UNİVERSAL
şirketlerine ait uluslararası repertuvarlar dikkate alındığında MÜYAP’ın repertuvar adedi,
tarafların Kuruma ek bilgi gönderdiği gün itibarıyla (…..) olmaktadır. Tarafların gönderdiği
bilgilere göre, parça adedinin UNİVERSAL bakımından (…..), SONY bakımından (…..),
WARNER bakımından (…..) ve EMİ bakımından (…..) adet olmakla birlikte bu repertuvarın
sayısı her gün artmaktadır. Sadece bu firmalara ait olan repertuvarın mevcut veriler
çerçevesinde (…..) adet olduğu, dolayısıyla MÜYAP’ın toplam repertuvar adedinin,
MÜYABİR’in yaklaşık (…..) katı ve MÜZİKBİR’in ise yaklaşık (…..) katı olduğu
görülmektedir. Toplam repertuvar adetleri ile birlikte repertuvar içerikleri ve bu içerikteki
ağırlıklar da farklılaşacaktır. Bu durum, yayın kuruluşlarınca talep edilen ve kullanılan
müzik eserine ilişkin yapımcının hangisi olduğu ve bu yapımcının hangi müzik meslek
birliğinde olduğu üzerinde etkili olabilecektir. Bunun gibi, UNIVERSAL, EMI, SONY ve
WARNER gibi küresel yapımcı şirketlerin repertuvarının takibi için MÜYAP’ın
yetkilendirilmiş olması tarifelerin farklılaşmasında bir etken olabilir. Her ne kadar MÜYAP’ın
ilan edilen tarifelerinin MÜYABİR ve MÜZİKBİR’in tarifelerine göre aşırı olmadığı
söylenebilse de bu noktada belirtilmesinde fayda görülen husus, fikri eserlere ilişkin olarak
yapılacak bir fiyat analizinde diğer mal ve hizmetlerden farklı olarak birim adedi ile fiyatlar
arasında saptanabilen doğrusal orantıdan bahsedilemeyeceğidir. Fikri eserlerin her birinin
özgün ve kendilerine has nitelikler sergilemeleri, homojen ürün olmamaları sebebiyle iki
müzik meslek birliğinin repertuvarı arası fark 100 iken tarifeleri arasındaki farkın da
doğrusal orantıda olmasını beklemenin hatalı olduğu, repertuvarın adedi kadar özgünlüğü,
talep edilirliği, çeşitliliği gibi faktörlerin de tarife tespitinde önem taşımakta olduğu ve bu
durum sebebiyle her ne kadar aynı türde müzik eserlerini kapsasa da her repertuvarın
aslında yeni ve özgün bir ürün olduğu değerlendirilmektedir. Bununla birlikte, fikri mülkiyete
konu eserler bakımından adet ve fiyat arasında doğrusal bir orantı kurmak çok hakkaniyetli
olmasa da iktisat teorisinin genel arz-talep öğretisi açısından değerlendirildiğinde, talebe
konu olma potansiyeli bakımından en geniş çeşit ve en fazla adedin MÜYAP’ta olduğunu
söylemek mümkündür.
(221) 2016 yılı için bu doğrultuda yapılacak bir kıyaslamada; MÜYAP’ın tüm sınıflar için tarife
oranının brüt gelirin %2’si, MÜYABİR’in karasal ulusal genel sınıfında 80 milyon TL ve üzeri
gelir grubuna ilişkin tarifesinin 385.199,72 TL, MÜZİKBİR’in bu gelir sınıfı için tarifesinin
100.000 TL olduğu görülmektedir. 80 milyon TL yıllık geliri olan bir televizyon kuruluşu,
ilan edilen tarifeler bakımından MÜYAP’a 1.600.000 TL ödeyecektir. İlan edilen tarifeler
dikkate alındığında MÜYAP için ödenecek tutarın, MÜYABİR’inkinin yaklaşık 4 katı ve
MÜZİKBİR’inkinin 16 katı olduğu görülmektedir. Dolayısıyla, MÜYAP ile MÜYABİR
repertuvarı arasında (…..) kat, TV tarifeleri arasında (…..) kat; MÜYAP ile MÜZİKBİR
repertuvarı arasında (…..) kat ve TV tarifeler arasında (…..) kat fark olduğu tespit
edilmektedir. Yukarıda da belirtildiği üzere fikri eserlerde ürün adetleri ile fiyatları arasında
doğrusal bir bağlantı kurmak fikri mülkiyet hukukunun ruhuna ve mantığına ters
düşmektedir. Öte yandan, müzik meslek birliklerinin kanuni kuruluş amacı hak sahiplerinin
ortak çıkarlarını korumak ve topladıkları telif bedellerini üyelerine dağıtmaktır. Bu sebeple,
daha fazla sayıda hak sahibinin mensup olduğu bir müzik meslek birliğinin tarifelerini daha
yüksek belirlemesi iktisat teorisinin arz talep öğretisinin bir gereği olmaktadır. Bu verilerin
kıyaslanması kapsamında MÜYAP’ın TV tarifesinin aşırı olduğunu söylemek olanaklı
olmamaktadır. Bunun gibi, repertuvarların içerikleri ve yayın kuruluşlarınca daha çok talep
konusu olabilecek ürünlerin bir repertuvar içinde kapsandığı oran dikkate alındığında da
bu tespite ulaşılmaktadır. UNIVERSAL, EMY, SONY gibi dünyanın önde gelen yapımcı
firmalarına ait repertuvarların Türkiye’de takibi için yetkilendirilen teşebbüs olması,
17-27/451-193
75/138
MÜYAP’ın repertuvar adedinin olduğu kadar içeriğinin de farklılaşmasına yol açmaktadır.
(222) Aşağıda, radyo kuruluşlarına yönelik tarifelere yer verilmektedir.
Tablo 12: MLB 2013-2016 Radyo Tarifeleri
MESAM ve
MSG Radyo
Tarifeleri
/2013-2014-
2015-2016
MÜYAP Radyo
Tarifeleri /2013-
2014-2015-2016
MÜYORBİR
Radyo
Tarifesi/2013
MÜYORBİR
Radyo
Tarifesi/2014-
2015-2016
GRUP DÜZEY
ORTAM
BRÜT
GELİRİN%
BRÜT GELİRİN
%
BRÜT
GELİRİN %
BRÜT
GELİRİN %
1.GRUP
ULUSAL
DÜZEYDE
YAYIN
I-1.A,B,C
KARASAL (Tüm
Gelir İçin)
7 3 1,50 3
2.GRUP
BÖLGESEL
DÜZEYDE
YAYIN
I-2.
KARASAL
7 3 1,50 3
3.GRUP UYDU
I-3.
7 3 1,50 3
4.GRUP KABLO
I-4.
7 3 1,50 3
5.GRUP
YEREL
DÜZEYDE
YAYIN
I-5
KARASAL
7 3 1,50 3
6.GRUP
DİGİTAL
DÜZEYDE
KARASAL
YAYIN
I-6 DİGİTAL
YAYIN (Yayın
düzeyine göre
dâhil olduğu
kategoriden
lisanslanır.)
7 3 1,50 3
7.GRUP
OPERATÖR
KURULUŞLAR
I.7.A
KABLO
PLATFORM
İŞLETMECİLERİ
Abone
gelirinin
%7'si
Abone gelirinin
%3'ü
Abone
gelirinin
%1,5'i
Abone
gelirinin %3'i
I.7. 8.UYDU
PLATFORM
İŞLETMECİLERİ
I.7.C
DİJİTAL
PLATFORM
İŞLETMECİLERİ
Kaynak: MLB’den elde edilen bilgiler
17-27/451-193
76/138
Tablo 13: MÜYABİR 2013-2016 Radyo Tarifeleri
I-1.A ORTAM
YAYIN
İÇERİĞİ
MÜYABİR
Radyo Tarife
Yıllık 2016
(TL)
MÜYABİR
Radyo Tarife
Yıllık 2015
(TL)
MÜYABİR
Radyo Tarife
Yıllık 2014
(TL)
MÜYABİR
Radyo Tarife
Yıllık 2013
(TL)
I-1.A KARASAL GENEL 1 110.411,11 105.153,44 100.146,13 95.377,27
I-1.A KARASAL GENEL2 76.474,79 72.833,13 69.368,89 66.061,80
II-2.A KARASAL GENEL3 59.449,19 56.618,28 53.922,17 51.354,45
II-2.A KARASAL GENEL 25.474,58 24.261,50 23.106,19 22.005,90
IV-1.A UYDU 1 GENEL 25.474,58 24.261,50 23.106,19 22.005,90
V-1.A KABLO1 (ÇOK İL) GENEL 25.474,58 24.261,50 23.106,19 22.005,90
II-7.A KABLO(TEK İL) GENEL 16.987,30 16.178,38 15.407,98 14.674,27
I-8.A KARASAL GENEL 16.987,30
Abone
gelirinin %1’i
15.407,98 14.674,27
I-8.B
KABLO
PLATFORM
İŞLETMECİLERİ
(minimum 100,000
abone üzerinden)
GENEL
Abone
gelirinin %1’i
Abone
gelirinin %1’i
Abone
gelirinin %1’i
Abone
gelirinin %1’i
I-8.C
UYDU PLATFORM
İŞLETMECİLERİ
GENEL
Abone
gelirinin %1’i
Abone
gelirinin %1’i
Abone
gelirinin %1’i
Abone
gelirinin %1’i
I-9.A
DİJİTAL
PLATFORM
İŞLETMECİLERİ
GENEL
Abone
gelirinin %1’i
Abone
gelirinin %1’i
Abone
gelirinin %1’i
Abone
gelirinin %1’i
I-9.A DİJİTAL YAYIN GENEL 25.474,58 24.261,50 23.106,19 22.005,90
Kaynak: MÜYABİR’den elde edilen bilgiler
17-27/451-193
77/138
Tablo 14: MÜZİKBİR 2011-2016 Radyo Tarifeleri
GRUP DÜZEY ORTAM
MÜZİKBİR Radyo Yıllık Tarife 2016
(TL)
1.GRUP
ULUSAL DÜZEYDE
YAYIN
KARASAL 20.000
2.GRUP UYDU + KABLO
5.000
3.GRUP
YEREL/BÖLGESEL
DÜZEYDE YAYIN
5.000
4.GRUP
OPERATÖR
KURULUŞLAR
KABLO PLATFORM
İŞLETMECİLERİ (Minimum
100.000 Abone Üzerinden)
Abone Gelirinin % 0,5'i
UYDU PLATFORM
İŞLETMECİLERİ (Minimum
100.000 Abone Üzerinden)
Abone Gelirinin % 0, 5'i
DİJİTAL PLATFORM
İŞLETMECİLERİ (Minimum
100.000 Abone Üzerinden)
Abone Gelirinin % 0, 5'i
5.GRUP DİJİTAL DİJİTAL YAYIN 5.000
Kaynak: MÜZİKBİR’den gelen bilgiler
(223) Televizyon tarifelerinin değerlendirildiği bölümde değinildiği üzere MESAM, MSG ve
MÜYORBİR’in tarifelerinin kıyaslanabileceği rakip müzik meslek birlikleri olmaması
sebebiyle tarifeleri Türkiye’de karşılaştırılamamaktadır. Bu sebeple, bu bölümde de sadece
MÜYAP, MÜYABİR ve MÜZİKBİR’in tarifeleri arasında bir karşılaştırma yapılacaktır.
(224) 2016 yılında MÜYAP’ın 1. Grupta ulusal düzeyde karasal yayın yapan tüm gelir grupları
için tarife oranı brüt gelirin %3’üdür. Bu grup için MÜYABİR’in tarifesi 110.411,11 TL iken
MÜZİKBİR’inki 20.000 TL’dir. 80 milyon TL brüt geliri olan bir radyo kuruluşu MÜYAP’a
2.400.000 TL ödeyecektir. Bu tarife bedeli, MÜYABİR’in tarife bedelinin 21,74 katı ve
MÜZİKBİR’inkinin 120 katıdır. Dolayısıyla, MÜYAP ile MÜYABİR repertuvarı arasında
(…..) kat, radyo tarifeleri arasında yaklaşık 22 kat; MÜYAP ile MÜZİKBİR repertuvarı
arasında (…..) kat ve radyo tarifeler arasında 120 kat fark olduğu tespit edilmekte ve bu
veriler çerçevesinde MÜYAP’ın radyo tarifesinin aşırı olduğu söylenememektedir. Bunun
gibi, repertuvarların içerikleri ve yayın kuruluşlarınca daha çok talep konusu olabilecek
ürünlerin bir repertuvar içinde kapsandığı orana ilişkin yukarıda yer verilen tespitler radyo
tarifeleri için de geçerlidir.
b) NUMBER ONE GRUBU’nun Şikâyetine İlişkin Değerlendirme
(225) İlan edilen tarifeler açısından aşırı fiyat değerlendirmesinde son olarak değinilmesi
gereken, NUMBER ONE GRUBU ile bağlantılı dört radyo ve televizyon kuruluşunun aşırı
fiyat şikâyetidir. Aslan Radyo TV ile Oğlak Radyo TV’nin şikâyet dilekçesinde, kendilerinin
2015 yılında kuruldukları, MLB üyelerinin 2016 yılı için ilan ettikleri tarifelerin aşırı olduğu,
diğer bazı radyo ve televizyon kanallarına yapılan indirim oranlarının kendilerine
uygulanmadığı; Klas Radyo ve TV ile Bir Numara Radyo ve TV’nin 20 yıldır faal olduğu,
ilgili müzik meslek birliklerinin tarifelerinin fahiş olması sebebiyle hiç anlaşamadıkları ve
2015 sonu itibarıyla faaliyetlerine son verdikleri; söz konusu dört radyo televizyon
kuruluşunun MLB üyesi müzik meslek birliklerine olan borçlarının her seferinde bir gerekçe
olarak gösterildiği belirtilerek karasal, dijital, uydu, kablolu sınıflarının hepsinde birden
faaliyet gösteren kendileri gibi bir radyo ve televizyon yayıncısına uygulanacak tarife
oranlarının fahiş olduğunu ortaya koymaya çalışan bir excell tablosu sunulmuştur. Bu
excell tablosundaki, veriler esas alınarak, kendilerinin özet niteliğinde hazırlamış olduğu ve
17-27/451-193
78/138
dilekçelerinde yer verdikleri tablodaki verilere göre;
geliri 1.000.000 TL olan bir yayıncı için lisans bedeli 1.542.454,7 TL, lisans oranı
%154,2,
geliri 100.000.000 TL olan bir yayıncı için lisans bedeli 80.300.000 TL ve lisans
oranı %80,3,
geliri 200.000.000 TL olan yayıncı için lisans bedeli 160.600.000 TL, lisans oranı
%80,3
olmaktadır. Şikâyetçilere göre yayın yapılan ortam sayısı arttığında yayıncı teşebbüs,
tarifelerde kendisine tanınan tüm indirimleri alsa dahi gelirinin çok büyük bir bölümünü
birliklere aktarmak zorundadır.
(226) Şikâyetçilerin yapmış olduğu söz konusu çalışmada öncelikle dikkat çeken nokta, bir
teşebbüsün gelirinin artmasına rağmen ödemekle yükümlü olduğu tarife oranının
azalmasıdır. Nitekim yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda gelir (1.000.000TL-
200.000.000TL) %200 artarken tarife oranı %47,9 azalmaktadır. Bunun gibi, gelir artarken
(100.000.000TL-200.000.000TL) tarife oranı sabit kalmaktadır. Bu durum, gerek iktisat
teorisi ve gerekse ticaret hayatının teamülleri ile çelişmektedir. Bunun gibi, NUMBER ONE
GRUBU’na rakip olacak şekilde kendisi gibi farklı sınıflarda yayın yapan VAKKORAMA,
SÜPER KANAL, KRAL gibi yayıncı kuruluşlardan talep edilen ve uygulama tarifelerinin
değerlendirilmesinde yer verilen bilgiler de böyle bir uygulamanın söz konusu olmadığına
işaret etmektedir. İncelemeler sürecinde, ilan edilen tarifelerin kendilerine uygulandığı veya
dayatıldığı yönünde bir başvuru da Kuruma intikal etmemiştir. Bu konuda, taraflardan talep
edilen açıklamaya fiyat ayrımcılığı ve lisans vermenin reddi bölümünde yer verilecek
olmakla birlikte bu noktada, MLB üyelerinin ilan edilen tarifeleri uygulamadıklarını beyan
etmiş olduğunu belirtmekte fayda görülmektedir. İlan edilen tarifeler, sadece tespit
davalarında esas alınmaktadır. NUMBER ONE GRUBUNUN, kendi dilekçesinde de beyan
ettiği borçları sebebiyle MLB üyesi müzik meslek birlikleri arasında süregelen davalarda
ilan edilen tarifelerin esas alınması bu çerçevede değerlendirilmelidir. MLB üyesi müzik
meslek birlikleri ile NUMBER ONE GRUBU arasında uzun yıllara yayılmış alacak ilişkisi ve
dava sürecine ilişkin taraflarca yapılan açıklamaya fiyat ayrımcılığı ve lisans vermenin reddi
bölümünde yer verilecektir. Bilindiği üzere rekabet hukuku literatüründe aşırı fiyat
uygulaması, hâkim durumdaki bir teşebbüs tarafından pazarı sömürmek veya bir rakibi
pazardan dışlamak amacıyla yapılan bir uygulama olarak nitelendirilmektedir. Dolayısıyla
fiili olarak uygulanmayan tarifelerin pazarı sömürme amacını ve etkisini ortaya
koymayacağı ve aşırı fiyat olarak değerlendirilemeyeceği kanaatine varılmıştır. Tespit
davalarında, ilan edilen tarifelerin uygulanmasının ise aşırı fiyat uygulaması kapsamında
ele alınması mümkün değildir.
17-27/451-193
79/138
(227) Şikâyetçilerin dilekçelerinde; 5846 sayılı Kanunun 41. maddesine göre meslek birliklerinin
her takvim yılının dokuzuncu ayında duyurdukları tarifeler üzerinde uzlaşma
sağlanamaması ve sözleşme yapılamaması halinde, tarafların yargı yoluna
başvurabileceği, yargılama sürecinde dava konusu tarifenin ¼ ünü dava sonuçlanıncaya
kadar her üç ayda bir meslek birlikleri adına açılmış banka hesabına yatırılmak suretiyle
eser, icra, fonogram, yapım ve yayınların kullanılabileceğinin düzenlendiği, Kanunun bu
maddesi çerçevesinde tedbiren lisans verilmesi taleplerinin Mahkemece yerinde
bulunduğu, mahkeme sürecinin yetkili olduğu tespit edilen İstanbul Fikri ve Sınai Haklar
Hukuk Mahkemesinde devam etmekte olduğu açıklamalarına yer verilmektedir. Bu
doğrultuda, Aslan Radyo TV ile Oğlak Radyo TV’den İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai
Haklar Hukuk Mahkemesi’nde açmış oldukları dava kapsamında, 2016 yılı ve 2017 ilk iki
ayı için 5846 sayılı Kanunun 41. maddesi uyarınca her üç ayda bir tarifelerin dörtte birini
ödediklerine ilişkin belgeler talep edilmiştir. Kendileri tarafından gönderilen cevap
yazısında;
“…..İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde 2016/129 esas sayı
ile dava açtık ve ihtiyati tedbir kararı ile geçici lisans hakkı kazandık. Ancak Meslek
Birliklerinin bu karara itiraz etmesi ve ülkemizin içinden geçtiği dönemdeki ekonomik
sıkıntılarının şirketimizin işlerini de sekteye uğratmış olması nedeniyle maalesef
Mahkeme dosyasına ödeme yapamadık.”
açıklamalarına yer verilmektedir. Dolayısıyla şikâyetçilerin MLB ortaklarına önceki
yıllardan devam eden borçlarının yanı sıra geçici lisans alabilmelerinin ön koşullarından
olan ve her üç ayda bir telif bedelinin ¼ ünün ödenmesine ilişkin olan bedelin de
ödenmediği kendileri tarafından da beyan edilmektedir.
(228) Bu konuda, MLB üyelerinden talep edilen bilgiye istinaden yaptıkları açıklamada da;
“…Tedbir kararının yürürlüğe girebilmesi için yatırılması gereken meblağ, Oğlak Radyo
ve Televizyon Yay. A.Ş., Aslan Radyo ve Televizyon Yay. A.Ş tarafından meslek
birlikleri HESABINA HALEN YATIRILMAMIŞTIR. Oysa Meslek Birliklerince
09.12.2015 tarihli ihtarname ile aynı Grupta yer alan ve daha önce NR 1 ve NR 1 Türk
logolarını kullanan Bir Numara Radyo ve Tv. Yay. A.Ş. ve Klas Radyo ve Yay A.Ş.’ye
mahkemenin takdir ettiğinden daha düşük bir fiyat teklif edilmiştir. Bu bedel üzerinden
hiçbir müzakereye gidilmeksizin doğrudan yeni kurdukları şirketler aracılığıyla
Mahkemeye başvurmuşlardır. İhtiyati tedbir kararında açıkça, bedel yatırılmasına
müteakip davacıların yayınlarına devam edebileceği belirtilmesine karşın meslek
birliklerinin repertuvarlarında yer alan eser, icra ve fonogramları Oğlak Radyo ve
Televizyon Yay. A.Ş. ve Aslan Radyo ve Televizyon Yay. A.Ş. yayınlarında kullanmaya
devam etmiştir. Bu husus, işbu yazımız ekinde sunmuş olduğumuz İstanbul Fikri ve
Sınai Haklar Mahkemesi’nin 2016/108 D. İş sayılı dosyasına sunulan bilirkişi raporu
ile bu husus sabit olmuştur.”
açıklamalarına yer verilmektedir.
(229) Bu bilgiler ışığında, NUMBER ONE GRUBU’na uygulanacak tarife oranlarının rakip ve aynı
zamanda telif borcu bulunmayan herhangi bir yayıncı kuruluşa uygulanacak tarifeler
oranında olamayacağı ve kendilerine uygulanan koşulların borçluluk durumu sebebiyle
ayrıca ele alınması gerektiği değerlendirilmektedir.
17-27/451-193
80/138
(230) Son olarak, NUMBER ONE GRUBU’nun şikâyet dilekçesinde Kurul’un 16.12.2015 tarih ve
15-44/729-265 sayılı Bir Numara Radyo ve Televizyon Yay A.Ş. ile Klas Radyo ve
Televizyon Yay. A.Ş.’ye ilişkin kararındaki bir hususa ilişkin itirazı değerlendirilecektir.
Kurul’un ilgili kararında; İngiltere, Almanya, Fransa ve Türkiye’nin elde ettiği lisanslama
gelirleri ve kanal başına ortalama gelirlerine yer verilmektedir. Şikâyet dilekçesinde;
Türkiye’nin söz konusu ülkelerdeki yayıncı kuruluşların toplam geliri veya müzik pazarının
toplam büyüklüğü bakımından benzemediği, bu ülkelerdeki müzik pazarının Türkiye’deki
müzik pazarına göre daha büyük olduğu, bu durumun doğrudan yayıncılar aracılığıyla
tüketicilere ulaştırılan eserlerin Türkiye’de sunulan eserlere göre çok daha “değerli”
olmasından kaynaklandığı, bu ülkelerdeki meslek birliklerinden lisans hakkı alan bir
yayıncının dünya çapında dinlenen ve kendisine gelir sağlama anlamında büyük katkısı
olan bir hakkı satın aldığı, oysa Türkiye’de şikâyete konu olan müzik meslek birliklerinin
portföyündeki eserlerin önemli bir bölümünün yerli sanatçılara ait olduğu ve yayıncılara
sağlayacağı gelirin Almanya ve İngiltere örnekleriyle karşılaştırılamayacak kadar düşük
olduğu, Türkiye’deki birliklerin satışını yaptığı telif haklarının içeriğinin Almanya ve
İngiltere’deki birliklerin satışını yaptığı telif haklarının içeriğine göre çok zayıf olduğu
belirtilmektedir.
(231) Öncelikle, Kurul’un ilgili kararına esas teşkil eden rapordaki tespitler ve değerlendirmeler
dikkate alındığında, söz konusu ülkelerle yapılan karşılaştırmanın sadece bir örnek olarak
verildiği açıktır. İlgili örnekte vurgulanmak istenen husus, özellikle Almanya ve Fransa’daki
radyo televizyon kuruluşu adedine göre Türkiye’de çok daha fazla sayıda yayıncı kuruluş
olmasına rağmen elde edilen telif gelirinin kıyaslanamayacak derecede düşük olduğudur.
Bu doğrultuda, birçok farklı tespit ve değerlendirmelere de ilgili raporda yer verildiği
görülmektedir. Bunun gibi işbu karar kapsamında daha farklı analizler ve ülkeler dikkate
alınarak yapılan değerlendirmelerde de aynı kanaate ulaşılmaktadır.
(232) Kararın ilerleyen bölümlerinde yer verilen yurt dışı tarifelerine ilişkin bölümde de
görülebileceği üzere müzik meslek birlikleri tarifelerini sunduğu müziğin dünyadaki
“değeri”ne göre belirlemektedir. Örneğin İspanya’da eser sahipleri müzik meslek birliğinin
radyo-televizyon kuruluşları için tarife oranı %5,6-9 iken Macaristan’da %8, İngiltere’de
radyolar için %3-5 ve televizyonlar için %6’dır. Bu veriler çerçevesinde, İngiltere’deki müzik
meslek birliğinin kendi yerli sanatçılarının eserlerini İspanya ve Macaristan’da yayınlanan
eserlere göre daha az “değerli” varsaymadığı anlaşılmaktadır. Kaldı ki NUMBER ONE
GRUBU bünyesinde faaliyet gösteren yayın kuruluşları, yabancı içerikli müzik de
yayınlamaktadır76. Bu eserleri yayınlayabilmek için lisans bedelini ödemekle yükümlü
olduğu açıktır. MLB üyesi MSG, MESAM ve MÜYAP’ın yurt dışındaki yapımcı firmalar
ve/veya müzik meslek birlikleri ile aralarındaki temsilcilik sözleşmeleri vasıtasıyla
Türkiye’de yabancı müzik repertuvarını temsil ettikleri kendilerinin gönderdiği 1. yazılı
savunma yazıları ve ek bilgi yazılarında belirtilmektedir.
76
17-27/451-193
81/138
c) Radyo-Televizyon Kuruluşlarında Uygulama Tarifeleri
(233) İlan edilen tarifeler açısından yapılan analizin yanı sıra, MLB üyesi meslek birliklerinin
uygulama tarifelerinin de incelenmesinin faydalı olacağı değerlendirilmektedir. Zira taraflar,
Kuruma göndermiş oldukları ek bilgi yazılarında ilan edilen tarifeleri hiç hayata
geçirmediklerini ve uygulama tarifelerinin ilan edilen tarifelerin çok altında tespit edildiğini
ve ilan edilen tarifelerin telif yükümlülüğünden kaçınan kullanıcılara açılan telif davalarında
kullanıldığını belirtmişlerdir. Bunun gibi gönderilen ek bilgilerde;
“…..yayın kuruluşlarının hiç birisi ile tarifeleri esas alan sözleşmeler imzalanmamıştır.
Tarifelerde gelire oranlı bir bedel öngörülmüş ise de, yayın kuruluşları gelirlerini
meslek birliklerine beyan etmediği gibi bu rakamın başka objektif verilere göre
belirlenmesi imkânı da bulunmadığı için, hiçbir zaman reklam gelirleri üzerinden bir
bedel uygulanması mümkün olmamaktadır. Ulusal kanallar ile yıllık görüşmelerle
bedel belirlemesi yapılmaktadır. Bölgesel ve yerel yayın kuruluşları ile yapılan
sözleşmeler ise yıllar önce RATEM ile varılan mutabakat ile belirlenmiş fiyatlar esas
alınarak gerçekleştirilmektedir.”
açıklamasına yer verilmektedir.
(234) Bu çerçevede, öncelikle kendilerinden bilgi talep edilen SÜPER KANAL,
VAKKORAMA/POWER GRUBU, Kral77, NUMBER ONE GRUBU, ile MLB arasında
yapılmış olan sözleşmeler, daha sonra ise MLB üyeleri tarafından örnek olarak gönderilen
sözleşmeler değerlendirilecek, sözleşmelerde tespit edilen telif tutarları ve bu tutarların ilgili
yayın kuruluşunun gelirleri ve giderleri içindeki payı incelenecektir. Konuya ilişkin olarak
RATEM, RATEF ve TVYD’den de bilgi talep edilmiştir. Bununla birlikte, RATEF’e
gönderilen bilgi isteme yazısı Kuruma geri dönmüş, kendileri ile yapılan telefon
görüşmesinde tadilat sebebiyle postaların geri döndüğü bilgisine ulaşılmıştır. Dolayısıyla
RATEF’den bilgi alınamamıştır. Öte yandan RATEM ve TVYD ise üye kuruluşların gelir ve
giderleri ile ilgili olarak RATEM veya TVYD’ye bildirimde bulunma yükümlülüğü olmadığı
için telif bedellerine ilişkin verileri gönderememişlerdir. Bu doğrultuda, MLB üyelerinden
RATEM ve TVYD ile yapmış oldukları sözleşmelere/protokollere ilişkin bilgi talep edilmiştir.
Kendilerinin göndermiş oldukları açıklamalara ve ilgili sözleşmelerde yer alan bilgilere
aşağıda yer verilecektir.
77 Bilgi talebinde uydu, karasal, dijital ve kablolu yayını yapan ve bu bakımdan NUMBERONE GRUBU’na
rakip olabilecek ve bilinirliği olan yayın kuruluşları tercih edilmiştir.
17-27/451-193
82/138
(235) SÜPER KANAL tarafından gönderilen açıklamada, kendi hesaplarında uydu, karasal,
dijital, kablolu ayrımı bulunmadığını belirtmişlerdir. Bu çerçevede, 2011-2016 döneminde
MLB üyesi dört müzik meslek birliğine Süper Kanal’ın televizyon ve radyo yayını için
ödediği toplam tarife bedeli78 (…..) TL ve 2016 yılında ise (…..) TL olup bu bedel, 2016’daki
toplam gelirinin % (…..) denk gelmektedir. Gönderilen bilgilere göre, 2016 yılında SÜPER
KANAL’ın,
MESAM’a ödediği telif bedeli, gelirinin %(…..),
MSG’ye ödediği telif bedeli, gelirinin %(…..),
MÜYAP’a ödediği telif bedeli, gelirinin %(…..),
MÜYORBİR’e ödediği telif bedeli, gelirinin %(…..).
(236) Ödenen telif bedelinin giderler içindeki payı ise %(…..) olarak beyan edilmiştir. Buna göre,
MESAM’a ödenen telif bedeli, giderlerin %(…..),
MSG’ye ödediği telif bedeli, giderlerin %(…..),
MÜYAP’a ödediği telif bedeli, giderlerin %(…..),
MÜYORBİR’e ödediği telif bedeli, giderlerin %(…..).
(237) SÜPER KANAL’ın 2016 yılı reklam tarifesi ise 1 saniye için (…..) TL olarak bildirilmiştir.
Buna göre, 2016 yılında ödenen toplam telif bedeli olan (…..), yaklaşık olarak (…..) saatlik
reklam gelirinin, bir diğer deyişle yaklaşık (…..) günlük reklam gelirinin karşılığına denk
gelmektedir.
(238) VAKKORAMA/POWER GRUBU tarafından gönderilen bilgilerde, veriler radyo grubunda
dijital, karasal, web radyo ve tv grubunda ise dijital, karasal olarak ayrıştırılmıştır. Bu
çerçevede POWER GRUBU’nun 2011-2016 döneminde bu grupların hepsi için MLB üyesi
4 müzik meslek birliğine ödediği toplam telif bedeli (…..) TL ve 2016 yılında ise toplam
(…..) TL’dir. POWER FM,
Dijital yayın için (…..),
Karasal yayın için (…..) TL
Web Radyo yayını için (…..) TL telif bedeli ödemiş iken Power TV,
Dijital yayın için (…..) TL
Karasal yayın için (…..) TL
ödemiştir. Buna göre, Power Grubunun ödediği toplam telif bedelinin Grubun 2016 yılındaki
toplam gelirinin %(…..) ve giderlerinin %(…..) olduğu beyan edilmektedir. Bunun gibi, 2016
yılında Power FM’in reklam tarifesi saniye başına PT kategorisinde (…..) TL ve OPT
kategorisinde (…..) TL; POWER TV’nin ise PT kategorisinde (…..) TL ve OPT
kategorisinde (…..) TL olarak bildirilmiştir. Reklam tarifeleri radyo için (…..) TL/sn ve
televizyon için (…..) TL/sn olarak alındığında 2016 yılında radyo ve televizyon yayını için
ödenmiş olan telif bedelleri her bir grubun yaklaşık (…..) günlük reklam gelirine denk
gelmektedir.
78 2011 yılında SÜPER KANAL 4 müzik meslek birliğine telif ödememiştir.
17-27/451-193
83/138
(239) KRAL’ın gönderdiği açıklamada, 27.03.2012 tarihi itibarıyla KRAL TV logolu televizyon
kanalının medya hizmet sağlayıcı olarak kurulduğunu ve bu sebeple verilerin 2012-2016
dönemine ilişkin olduğunu, kendilerinin TVYD ile MLB arasında yapılan görüşmeler
sonucunda mutabık kalınan artış oranlarının bir önceki yıl için ödenen tutarlara
uygulanması suretiyle belirlenen tutarları ödediklerini, 2016 yılına ilişkin bir telif bedelinin
henüz ödenmediğini ancak belli tutarlar üzerinde mutabık kalındığını ve bu tutarların
Kuruma iletildiğini belirtmişler, bu çerçevede televizyon ve internet kanalı için tarife
bedellerini göndermişlerdir. Gönderilen bilgilerde, KRAL’ın Universal Music Taksim Edition
ve MÜYABİR’e de telif bedeli ödediği, bu meslek birlikleri de dâhil edildiğinde (2016 yılına
ilişkin tarife bedelinin henüz ödenmediği belirtilmiş olsa dahi ödenmiş olsaydı) 2012-2016
dönemindeki toplam tarife bedeli (…..) TL ve 2016 yılındaki bedel ise (…..) TL’dir. 6 meslek
birliğine ait olan bu tutar KRAL’ın 2016 yılındaki gelirlerinin %(…..) ve giderlerinin %(…..).
2016 yılında MLB için ödenecek (…..) toplam telif bedeli ise KRAL’ın toplam gelirlerinin
%(…..) ve giderlerinin %(…..). Bu tutarın (…..) TL’si televizyon ve (…..) TL’si internet
yayıncılığı için ödenecek olan tutardır. Bu doğrultuda,
KRAL’ın gelirleri içinde MESAM’ın payı %(…..)
MÜYAP’ın payı %(…..)
MSG’nin payı %(…..)
MÜYORBİR’in payı %(…..).
(240) Öte yandan KRAL’ın giderleri içinde
MESAM’ın payı % (…..)
MÜYAP’ın payı % (…..)
MSG’nin payı % (…..)
MÜYORBİR’in payı % (…..)’dir.
(241) KRAL’ın 2012-2016 dönemindeki reklam tarifesi sektör bazlı ayrıştırılmış ve 2016 yılında
her sektör için birim saniye başına (…..) TL aralığında belirlenmiş, ortalaması (…..) TL
olarak belirtilmiştir. 2016 yılı reklam tarifesi (…..) TL/sn olarak baz alındığında, 2016 yılında
MLB için ödenecek olan (…..) TL tutarının, KRAL’ın yaklaşık (…..) reklam tarifesine denk
geldiği görülmektedir.
(242) TVYD tarafından Kuruma gönderilen bilgi yazısında ise MLB ile anlaşılan tarife artış
oranlarıyla ilgili olarak aşağıdaki bilgilere yer verilmektedir:
2014 yılı için 2013 sözleşme bedelleri üzerine %(…..),
2015 yılı için 2014 sözleşme bedelleri üzerine %(…..),
2016 yılı için 2015 sözleşme bedelleri üzerine %(…..)
17-27/451-193
84/138
(243) Yukarıda yer verilen bilgiler çerçevesinde MLB üyelerinin uygulama tarifelerinin ilan
edilen tarifelerin çok altındaki oranlarda olduğu görülmektedir. Nitekim 2016 yılında
sadece MESAM ve MSG’nin ulusal karasal yayın için ilan ettikleri toplam tarife oranı brüt
gelirin %9’u iken yukarıda yer verilen örnek yayın kuruluşlarında tüm MLB üyelerinin
televizyon ve radyodaki tüm alt sınıflandırmaları kapsayacak şekilde aldıkları telif
bedelleri kimi zaman gelirin %9’unu bulmamaktadır. Bunun gibi, müziğin radyo ve
televizyon yayıncılığı faaliyeti için önemi ve gelire katkısı dikkate alındığında telif
bedellerinin giderler içindeki payının %9-10’u geçmediği görülmektedir. SÜPER
KANAL’ın 2016 yılı giderleri içinde MLB’ye ilişkin telif bedellerinin payı %(…..) olsa da
2016 öncesi yıllarda bu oranın en fazla %(…..) olduğu ve 2012 yılında %(…..) olduğu
görülmektedir. KRAL’ın giderleri içinde sadece 2012 yılında yaklaşık %(…..) olan telif
bedelleri payı, daha sonraki yıllarda %(…..) seviyesinde gerçekleşmiştir. POWER GRUP
giderleri incelendiğinde de 2011-2016 döneminde MLB’ye ödenen telif bedelleri giderlerin
içinde en fazla %(…..) pay aldığı tespit edilmektedir. Bunun gibi, gerek KRAL ve gerekse
TVYD tarafından gönderilen bilgi yazılarında yer verildiği üzere bir önceki yılın uygulama
tarifesi esas alınarak yeni tarifelerin belirlendiği, ilan edilen tarifelerin sadece telif
yükümlülüğünden kaçınanları caydırıcı bir unsur olarak sözleşmelerde yer verildiği
görülmektedir. Bu sebeplerle, tematik yayın yapmayan ve müziğin ana hammadde kalemi
olarak değerlendirilebileceği örnek yayın kuruluşlarının gelir ve gider kalemleri içinde bile
MLB üyelerine ödenen telif bedellerinin payının sınırlı kaldığı ve aşırı sayılamayacağı
kanaatine varılmıştır.
(244) Konuyla ilgili olarak MLB üyelerince gönderilen bilgi yazılarında ise, yerel radyo ve
televizyon kuruluşları için RATEM ile ve ulusal düzeyde yayın yapan radyo ve televizyon
kuruluşları için TVYD ile protokoller imzalamış oldukları, ilan edilen tarifeleri
uygulamadıkları, bu sektördeki lisans bedellerinin kullanıcılarla gönüllülük temelli
imzalanmış iki ana protokol ile belirlenmiş olduğu, RATEM ve TVYD ile imzalanmış
protokol kapsamına girmeyen yayın kuruluşlarının lisans bedellerinin ise bu
protokollerdeki emsallerinin dikkate alınarak belirlendiği, buna örnek olarak (…..)
sözleşmelerinin Kuruma gönderildiği, bu kuruluşlara resmi tarife üzerinden 2008 yılı
RATEM çerçeve protokolündeki bedellerin taban olarak esas alındığı, fakat RATEM
protokolüne dâhil olmamaları sebebiyle taban bedel üzerine belli bir artış oranının
uygulandığı, yıllık tarife artış oranlarının ise TEFE ve ÜFE’ye göre uygulandığı, dünya
uygulamasında kabul edilen %9 tarife oranının Türkiye’de üst limit olarak kabul edildiği,
tarifelerde bu oranlara yer verilse de fiili olarak bu oranların hiçbir zaman uygulanmadığı,
TVYD ve RATEM protokollerinde bu oranların %1’in altına dahi düştüğü, gelirden pay
oranı esaslı tarifelerin ülkemizde uygulanamadığı ve bu sebeple bu iki protokolün esas
alındığı, gerek tarife bedellerinin belirlenmesinde ve gerekse protokollerde yayının
kapsama alanı, kullanım oranı, gelirleri vb. gibi kriterler açısından benzer yayın
kuruluşlarının bedellerinin benzer olmasına çaba gösterildiği, ülkemizde gelirden pay
oranlı sistemin hiçbir zaman uygulanamamış olduğu, tarifelerin belirlenmesinde brüt
gelirin dikkate alındığı, bu gelirden teamüller ve anlaşmalarla belirlenen bazı maliyet
unsurları düşülerek bir başka gelire ulaşıldığı, bu bedele net bedel denilmesinin mümkün
olmadığı, ancak net bedelin her ülkede aynı şekilde belirlenmediği belirtilmektedir.
Taraflarca gönderilen bir diğer bilgi yazısında da sektördeki koşullar sebebiyle ilan edilen
tarifeler birebir uygulanmasa da bu tarifelerde yer alan kategoriler, bu kategoriler esas
alınarak hesaplanacak bedel, uygulanacak indirim ve artış kriterlerini RATEM ve TVYD
ile imzaladıkları protokollerde uyguladıkları, ülkemizdeki lisanslama koşulları sebebiyle
ilan edilen tarifelerin yayıncılık sektöründe de uygulanmadığı, bu sektördeki lisans
bedellerinin kullanıcılarla gönüllülük temelinde imzalanmış iki ana protokolle belirlendiği,
bu protokollerin ilkinin TVYD ile imzalanan ve esas olarak ulusal yayın yapan gruplar,
ikincisinin ise RATEM ile imzalanan ve yerel/bölgesel yayın yapan gruplar için olduğu,
her iki protokol kapsamına girmeyen yayın kuruluşlarının lisans bedellerinin ise bu
17-27/451-193
85/138
protokollerdeki emsaller esas alınarak belirlendiği, ilan edilen tarifelerde yer alan kategori
ve ölçütlerin 5846 sayılı Kanunun 43/3. fıkrası uyarınca RTÜK tarafından belirlendiği
beyan edilmektedir.
(245) Tarafların göndermiş olduğu 2008 yılı TVYD çerçeve protokolü incelendiğinde, protokol
kapsamında DOĞAN TV, SHOW TV, SHOW PLUS, SHOW MAX, SHOW TÜRK, KRAL
TV, HABER TÜRK, FOX TV, KANAL 7, ATV, ATV AVRUPA; DOĞUŞ GRUBU (NTV
Radyo-TV), TV 8, POWER TÜRK TV, KANAL 1, NUMBER ONE TV, FASHION 1 TV ile
yapılan toplu görüşmeler sonucunda tarife oranlarında indirimler yapılarak 2008 yılı yayın
izin bedelleri üzerinde anlaşıldığı, bu doğrultuda örneğin DOĞAN TV bünyesinde
bulunan, STAR TV, DREAM TV, KANAL D, DREAM TÜRK, TNT, CNN TÜRK, EURO D,
EURO STAR, D MAX, D PLUS, D ÇOCUK, D YEŞİLÇAM, BJK, D SPORT, FB TV, GS
TV, TAY TV, ANIMAL PLANET (LOCA1), CARTOON NETWORK, COMEDY SMART,
DISCOVERY (LOCA 3), DOĞAN TELESHOPPING TV, FANTASY, FX, LOCA 2, LULI
TV, MOVIE SMART, PASSION, YAŞAM TV (eski EMLAK TV) için toplam (…..) tarife
bedeli için anlaşıldığı, protokolde yer alan diğer yayın kuruluşları ile anlaşılan bedellerin
çok daha düşük olduğu, KANAL 1 için (…..) TL +KDV, NUMBER ONE TV için (…..)
TL+KDV, FASHION 1 TV için (…..) TL+KDV için anlaşılmış olduğu ve tarife bedellerinin
taksitlendirildiği görülmektedir. Bu çerçevede MLB üyelerinin yayın kuruluşları ile bütün
yayın sınıfları için toplam bir anlaşmaya gittikleri ve bu bakımdan ilan edilen tarifeleri
uygulamadıkları tespit edilmekte, ihlal sebebiyle haklarında tespit yapıldıktan sonra
meslek birlikleriyle sözleşme imzalayan yayın kuruluşlarının bile indirimden
faydalandırıldığı görülmektedir.
(246) Bunun gibi, 2016 yılı yayın izin bedellerine örnek olarak MLB üyelerince gönderilen
Vakkorama Radyo, Reklam ve Yayıncılık A.Ş. (POWER FM+ POWER WEB Radyoları),
Maksimum Radyo TV Yayıncılık Reklamcılık ve Tanıtım A.Ş. (POWER TÜRK), Ataköy
FM İletişim Hizmetleri San. ve Tic. A.Ş. (RADYO FENOMEN İstanbul), Çağ Radyo
Televizyon A.Ş. (RADYO FENOMEN İzmir), ESRT Radyo Televizyon Hizmetleri Reklam
San. Tic. A.Ş. (RADYO FENOMEN Ankara), Rumeli Reklam Radyo ve Yayıncılık A.Ş.
(POWER LOVE-POWER XL), Ataköy FM İletişim Hizmetleri San. ve Tic. A.Ş. (RADYO
FENOMEN Konya) ve Maksimum Radyo TV Yayıncılık Reklamcılık ve Tanıtım A.Ş.
(POWER TÜRK FM Kayseri) ile yapılan sözleşme incelendiğinde, ilgili yayın kuruluşlarına
tespit edilen toplam tarife bedelinin (…..) TL olduğu, bu bedelin 2015 yılı izin bedeline
%(…..) artış yapılarak belirlendiği, ayrıca bu yayın kuruluşlarının web adresi üzerinden
yapılan eş zamanlı yayınlar için (…..) TL+KDV (2016 karasal mali hak bedelinin %(…..)’u)
ve yayın kuruluşlarının web adresleri üzerinden yapılan POWERAPP radyoları için (…..)
TL+KDV tespit edildiği (toplamda (…..) TL) görülmektedir. Bunun gibi sözleşmede, “gelir”
ile yayın kuruluşunun KDV ve RTÜK payı düşüldükten sonra elde ettiği toplam brüt
gelirinin (reklam, barter, sponsorluk ve diğer tüm gelirler) ifade edildiği belirtilmektedir.
(247) Bu veriler ışığında, MLB üyelerinin ilan edilen tarifeleri uygulamada esas almadığını,
sözleşmelerde bir önceki yıl izin bedellerinin tarife artışına temel aldığını, tarife artış
oranını ise yukarıda örnek olarak verilen ve çok farklı yayın sınıfından eş zamanlı yayın
yapan kuruluşlarda bile (uygulama tarifesinin) %(…..)’si gibi ilan edilen tarifelerin oldukça
altında belirlediğini söylemek mümkündür. Bu sebeplerle, uygulama tarifelerinin aşırı
olmadığı kanaatine ulaşılmaktadır.
17-27/451-193
86/138
d) Yurt Dışındaki Tarifelerle Karşılaştırma
(248) İncelemeler sürecinde, yurt dışındaki müzik meslek birliklerinin tarifelerine ve
uygulamalarına ilişkin olarak RATEM, TVYD ve RATEF ve MLB üyelerinden bilgi talep
edilmiştir. Bununla birlikte, yukarıda açıklandığı üzere tadilat işlemleri sebebiyle bilgi
isteme yazısı RATEF’e ulaşmamış, RATEM ve TVYD ise konuya ilişkin bilgi
gönderememiştir. MLB üyeleri, çeşitli ülkelerdeki müzik meslek birliklerinin internet
sayfalarından ve IFPI verilerinden derledikleri tarife oranlarını Kuruma göndermişlerdir79.
Bu veriler ışığında, 19 ülkedeki eser sahibi ve bağlantılı hak sahibi haklarına ilişkin müzik
meslek birlikleri tarifeleri incelendiğinde,
i) Eser sahiplerine ilişkin TV tarifelerinin 80;
İngiltere’deki gibi (müzik kullanımına göre 18,847-54,027 İngiliz Sterlini, müzik
kanallarında gelirin %6’sı şeklinde) sabit bedel olarak,
İspanya’daki gibi (%5,63-%9) sabit bir oran şeklinde veya
Bulgaristan’daki gibi müzik kullanımına göre (müzik kullanım oranı x %3 = Gelir
üzerinden alınacak %) veya
Portekiz’deki gibi (%25’e kadar müzik kullanımı için %0,5- %75 ve üzeri müzik
kullanımı için %4) belli düzeylerdeki müzik kullanımlarına göre oranlar şeklinde
farklı şekillerde tespit edilebildiği, İspanya örneğinde görüldüğü gibi %9 taife oranının ilan
edilebildiği;
ii) Eser sahiplerine ilişkin radyo tarifelerinin,
İngiltere’deki gibi %3 + minimum,
Almanya’daki gibi %9,
İspanya’daki gibi %5,6-%9,
Danimarka’daki gibi ticari radyo gündüz saat başı 5,39 Euro, gece saat başı 2,84
Euro,
Norveç’teki gibi kullanılan dakika üzerinden,
Bulgaristan’daki gibi gelir ve brüt gelir üzerinden (her çeyrekte, %35 müzik
kullanımına kadar gelirin %3’ü, %75 ve üzeri müzik kullanımı için brüt gelir
üzerinden %4, minimum 1.794 TL) veya
Yunanistan’daki gibi %2,2, minimum 3.080 TL şeklinde
farklı şekillerde tespit edilebildiği, İspanya ve Almanya örneğinde görüldüğü gibi %9 taife
oranının ilan edilebildiği;
79 Aslan ve Oğlak Radyo’nun Kuruma yaptığı şikâyet başvurusunda da MLB ortağı müzik meslek birliklerinin
delil olarak mahkemeye sunduğu verilere yer verilmiştir. Bu verilerin Kuruma göndermiş verilerden bir kesit
olduğu anlaşılmaktadır.
80 Taraflar, ellerinde mevcut olan en güncel tarifeleri göndermiş olduklarını, eser sahibi tarifelerinin 2015-
2016 dönemine ve bağlantılı hak sahibi tarifelerinin 2015 yılına ait olduğunu bildirmişlerdir.
17-27/451-193
87/138
iii) Bağlantılı hak sahiplerine ilişkin radyo ve TV tarifelerinin ise,
İngiltere’deki gibi sabit ücret,
Hollanda ve Danimarka’daki gibi götürü usul (kamu radyosunda, Danimarka’da
ticari radyoda %5,2-%8,5),
Finlandiya’daki gibi kamu radyosunda dakika başı, ticari radyoda %11,76,
Fransa’daki gibi belli bir oran (radyoda %4-%7, TV’de %2+ (%2) veya sabit ücret),
Macaristan %4,
İspanya kamu radyosu %1,25-%5,28
Bulgaristan’daki gibi reklam gelirinin yüzdesi (radyo %2-%4, TV %1,5-%4 )
şeklinde belirlenebildiği görülmektedir. İlgili belgede tarafların yaptığı açıklamada, bu
ülkelerdeki tarifelerin müzik kullanım oranlarına göre değiştiği belirtilmektedir.
(249) Yurt dışı tarifelerin müzik kullanım oranlarına göre değişiyor olması ve kimi ülkelerde
dakika başına tarifelerin belirlenmesi, her ülkenin uygulamasının farklı olması, Türkiye’deki
tarifelerle yurt dışı tarifelerini karşılaştırmayı zorlaştırmaktadır. Bununla birlikte, yer verilen
bu bilgiler ışığında eser sahiplerine ilişkin TV tarifesi oranının yurt dışında da %9, radyo
tarifesi oranının %7 üzerinde ilan edilebildiği, bu bakımdan MLB üyelerinin bu alanda ilan
ettikleri tarifelerin (%9 ve %7) aşırı olarak değerlendirilemeyeceği, bunun gibi bağlantılı
hak sahiplerine ilişkin TV tarifesinin yurt dışında %4 oranında ve radyo tarifesinin %5,28
oranında tespit edilebildiğinin görüldüğü ve dolayısıyla MLB üyelerinin bu alanda ilan
ettikleri tarifelerin (%3 ve %4,5) aşırı olarak değerlendirilemeyeceği kanaatine
ulaşılmaktadır.
(250) Nitekim yerinde incelemede elde edilen belgelerden televizyon kanalları için yapılan bir
çalışmaya istinaden 17.08.2016 tarihinde (…..) tarafından gönderilen e-postadaki (Delil 16)
“….Gelir oranlarına istinaden (…..)’in ulaşabildiğimiz gelir beyanları şu
şekildedir….Aylık ortalama gelir beyanı yaklaşık (…..) TL üzerinden yıllık toplam (…..)
TL. 2016 mali hak bedeli, yıllık gelirlerinin %(…..)’ine denk geliyor. Fikir vermesi
açısından, çeşitli ülkelerin TV tarifelerinden birkaç örnek aşağıdaki gibidir.”
ifadeleri de bu kanaati desteklemektedir.
(251) Yurt dışındaki radyo ve televizyon kanallarının tarifelendirilmesinde karasal, uydu, dijital,
kablolu ayrımının uygulanıp uygulanmadığına ilişkin olarak taraflardan talep edilen bilgiye
istinaden gönderilen açıklama yazısında; AB mevzuatına göre ticari amaçlarla telli veya
telsiz, kablolu veya uydudan veya dijital her türlü yayın ve iletim ve/veya yeniden iletim için
eser sahipleri ve bağlantılı hak sahiplerinin münhasır veya münhasır olmayan haklara
sahip olduğunu, bu durumun her türlü yayın veya iletim biçiminin lisanslanmasını
gerektirmekte olduğunu, dolayısıyla tarifelerin ülkelerdeki mevcut iletim veya yayın
türlerine göre oluşturulduğunu, sınıflandırmaların ülkelerin kendi inisiyatifinde olduğunu,
örneğin İngiltere’de hastane radyoları (sadece hastanelere yayın yapan) ve hapishane
radyoları (sadece hapishanelere yayın yapan) için ayrı tarifeler oluşturulduğunu, dijital ses
yayını ve uydu yayınlarının da ayrıca ücretlendirildiğini, diğer ülkelerde de dijital yayınlar,
uydu yayınları ve kablolu TV yayınları için ayrı lisanslama yapıldığını, kablo TV veya radyo
yayınları için bazı ülkelerde radyo-TV tarifeleriyle aynı oranlar uygulanırken bazı ülkelerde
farklı tarifelerin uygulandığını, ancak lisans ücretlerinin kablo operatörlerinden toplandığını,
örneğin Avusturya’da lisans ücretinin aylık abone başına 0,11528 Euro olduğunu,
Yunanistan ve Fransa’da normal radyo-TV tarifelerinin geçerli olduğunu, Hollanda’da kanal
sayısına göre abone başına yıllık ücret alındığını (örneğin 1-8 kanala kadar abone başına
yıllık 5,21 Euro, 9-6 kanala kadar yıllık abone başına 4,92 Euro, 17-24 kanala kadar yıllık
17-27/451-193
88/138
abone başına 4,35 Euro, 25-32 kanala kadar yıllık abone başına 3,88 Euro, 33-64 kanala
kadar yıllık abone başına 3,36 Euro), genel itibarıyla radyo televizyon tarifelerinin kamu ve
ticari olarak sınıflandırılmış olduğunu, bazı ülkelerde hizmetin ulaştığı nüfusun tarifenin
belirlenmesinde etken olduğunu, örneğin Bulgaristan’da karasal yayınlar ve kablo
yayınlarının ayrıştırılmış olduğunu, ayrıca ulusal, bölgesel ve yerel olarak sınıflandırma
yapıldığını, Polonya da ticari televizyon tarifelerinin ulusal, bölgesel, yerel bazda yapılan
yayınlara göre ayrıştırıldığını, Çek Cumhuriyeti’nde de bölgesel ve yerel televizyon
yayınlarının yayın saatine ve ulaşılabilir kitle %’sine göre tarifelendirildiğini, Hollanda’da da
yerel radyolar için tarifenin ayrı olduğunu, eser sahipleri açısından bakıldığında da benzer
uygulamaların söz konusu olduğunu, ticari ve kamu ayrımının sıklıkla
görüldüğünü, genellikle kablolu TV ve diğer yayınların da ayrı tarifelerden lisanslandığını,
örnek olarak İsrail ve Hollanda meslek birliklerinin radyo ve televizyonları kamu ve ticari
olarak ikiye ayırmakta ve kablolu yayınları ayrı bir tarife üzerinden lisanslamakta
olduğunu, ek olarak Hollanda’nın aynı zamanda tarifelerinde ulusal ve lokal ayrımını da
yapmakta olduğun, Almanya’da GEMA’nın müzik kullanım yoğunluğuna göre radyolar için
iki tarife belirlemiş olduğunu, yayın akışının tamamı müzik kullanımı içeren radyoların
bedellerinin ulaştıkları dinleyici sayısı göz önünde bulundurularak
hesaplandığını, Fransa’da karasal radyoların ulusal ve yerel olarak ayrıştırılmakta iken
Japonya’da TV yayınlarında uydu ve karasal olarak ayrım yapılmakta olduğunu, dijital
yayınların meslek birliklerinin büyük çoğunluğunda ayrı tarife üzerinden lisanslandığını,
Türkiye’de meslek birliklerinin radyo televizyon tarifelerindeki gruplandırmayı RTÜK
kriterleri temelinde gerçekleştirdiğini belirtmişlerdir.
(252) Bu açıklamalar çerçevesinde, yurt dışında da radyo ve televizyon yayıncılarının dijital,
uydu, karasal, kablolu yayın sınıfına göre lisanslanabildiği, dolayısıyla yukarıda örnek
olarak sıralanan tarife bedellerinin ve oranlarının bir yayın kuruluşunun lisanslanmasındaki
toplam tarife bedelini veya oranını kapsamadığı, Türkiye’deki uygulamaların bu anlamda
bir farklılık arz etmediği anlaşılmaktadır.
e) Çeşitli Ülkelerde Elde Edilen Telif Gelirlerinin Karşılaştırılması
(253) Aşırı fiyat değerlendirmelerinde incelenmesi gerekli bir diğer husus Türkiye’de toplanan
toplam telif gelirlerinin yurt dışında toplanan telif gelirlerine göre düzeyidir. Bu sebeple
inceleme sürecinde; Balkanlar, Orta Doğu, Orta Asya, Kıta Avrupası bölgelerinde 3-5 ülke
bazında, son 5 yılda toplanan toplam telif gelirleriyle ilgili bilgi RATEM, RATEF, TVYD,
TOBB, TESK, TÜROB, TÜROFED, TPF, BMD, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı,
MÜYABİR, MÜZİKBİR ve MLB üyelerinden talep edilmiş, ancak sadece T.C. Kültür ve
Turizm Bakanlığı, MÜYABİR, MÜZİKBİR ve MLB üyelerinden konuya ilişkin bilgi ve/veya
belge Kuruma gönderilebilmiştir. MLB üyelerinin daha geniş kapsamlı bilgiler içeren IFPI
ve CISAC verilerini kullanmaları sebebiyle aşağıda, bu veriler doğrultusunda hazırlanan ve
2011-2015 yıllarında çeşitli ülkelerde elde edilen toplam telif gelirlerini gösterir tablolar
sunulmaktadır.
17-27/451-193
89/138
Tablo 15: Eser Sahipleri Telif Gelirleri (Euro)
Ülkeler 2011 2012 2013 2014 2015 Toplam
Estonya 2.574.981 3.231.924 2.914.287 2.936.626 - 11.657.818
Yunanistan 31.684.029 27.134.862 27.012.983 26.107.004 22.353.282 134.292.160
İsrail 33.590.228 25.389.522 34.455.384 34.510.854 - 127.945.988
Hollanda 135.716.263 143.497.210 147.604.012 157.375.052 166.354.562 750.547.099
İtalya 387.463.720 404.287.807 382.603.320 397.376.683 429.823.642 2.001.555.172
Almanya 525.348.344 551.704.825 551.704.825 608.886.749 604.560.230 2.842.204.973
İngiltere 377.621.649 427.620.797 445.500.894 494.056.360 - 1.744.799.700
Fransa 658.228.961 649.856.455 689.337.913 695.971.291 727.671.829 3.421.066.449
Türkiye81 - 14.360.044 17.859.012 16.940.317 19.182.708 68.342.080
Kaynak: MLB üyelerinin gönderdiği ek bilgi yazıları
Grafik 1: MLB Üyelerinin Ek Bilgi Yazıları Doğrultusunda Eser Sahipleri Telif Gelirleri
(254) Eser sahiplerine ait toplam telif gelirleri açısından Türkiye’nin Estonya’dan sonra en düşük
gelir düzeyine sahip olduğu tablolarda çok açık bir şekilde görülmektedir. Bu hak grubuna
ilişkin olarak 2012-2015 yıllarında;
- Yunanistan’da toplanan toplam telif bedeli (102.608.131 Euro) Türkiye’de toplanan
toplam telif bedelinin 1,5 katı,
- İsrail’de toplanan toplam telif bedeli (94.355.760 Euro), Türkiye’de toplananın 1,4
katı,
- İtalya’da toplanan toplam telif bedeli (1.614.091.452 Euro), Türkiye’de toplananın
23,62 katı,
- Sadece 2011 yılında İsrail’de toplanan telif bedeli, 2012-2016 dönemi boyunca
Türkiye’de toplanan telif bedelinin yaklaşık yarısıdır (%46).
81 Tabloda Türkiye’de toplanan telif gelirleri ilgili yıllardaki T.C. Merkez Bankası kur oranları ortalaması
dikkate alınarak dönüştürülmüştür. Bu çerçevede, Euro/TL kuru ortalaması 2012’de 2,30 TL, 2013’de 2,53
TL, 2014’de 2,91 TL, 2015’de 3,02 TL esas alınmıştır. MLB üyelerinden son 5 yılda elde ettikleri telif gelirleri
talep edildiği için 2012-2015 dönemine ilişkin gelirlerini göndermişlerdir.
0
500.000.000
1.000.000.000
1.500.000.000
2.000.000.000
2.500.000.000
3.000.000.000
3.500.000.000
ESER SAHİPLERİ TELİF GELİRLERİ (EUR)(2011-2015)
17-27/451-193
90/138
(255) Bağlantılı haklara ilişkin olarak toplanan telif bedellerine aşağıdaki tablolarda yer
verilmektedir
Tablo 16: Bağlantılı Hak Sahipleri Telif Gelirleri
BAĞLANTILI HAKLAR TELİF GELİRLERİ (EURO)
ÜLKELER 2011 2012 2013 2014 2015 Toplam
Estonya 831.000 1.075.000 533.000 1.203.000 1.343.000 4.985.000
Yunanistan 5.044.000 5.949.000 5.944.000 6.946.000 6.750.000 30.633.000
İsrail 9.644.000 10.212.000 10.779.000 11.781.000 11.727.000 54.143.000
Hollanda 49.334.000 50.762.000 56.527.000 56.361.000 61.827.000 274.811.000
İtalya 25.797.000 47.343.000 34.085.000 36.551.000 42.353.000 186.129.000
Almanya 120.474.000 130.395.000 131.436.000 139.572.000 137.461.000 659.338.000
Birleşik Krallık 168.444.000 186.946.000 198.134.000 209.294.000 223.140.000 985.958.000
Fransa 154.518.000 170.346.000 175.609.000 186.350.000 188.006.000 874.829.000
Türkiye 82 - 10.844.517 12.781.618 11.792.613 12.184.687 47.603.436
Kaynak: MLB Üyelerinin Gönderdiği Ek Bilgi Yazıları
Grafik 2: MLB Üyelerinin Ek Bilgi Yazıları Doğrultusunda Bağlantılı Hak Sahipleri Telif Gelirleri
(256) Bağlantılı haklarla ilgili olarak Türkiye’deki telif gelirleri, MLB üyesi dışındaki müzik meslek
birliklerinin telif gelirlerini de içermektedir. Bu veriler ışığında, bağlantılı haklara ilişkin
olarak elde edilen telif gelirleri açısından da Türkiye’nin Estonya, Yunanistan ve İsrail
(2012-2015 döneminde toplam 44.499.000 Euro)’den sonra en az telif geliri elde etmiş ülke
olduğu görülmektedir. Coğrafi büyüklüğü ve nüfus oranları dikkate alındığında İsrail’in elde
etmiş olduğu telif gelirinin Türkiye’de toplanan gelir ile neredeyse eş seviyede olması dikkat
çekicidir. İtalya’da 2012-2015 döneminde elde edilen gelir Türkiye’dekinin yaklaşık 3,4
katıdır.
82 Tabloda Türkiye’de toplanan telif gelirleri, ilgili yılların ortalama T.C. Merkez Bankası kur ortalamaları
dikkate alınarak dönüştürülmüştür.
0
200.000.000
400.000.000
600.000.000
800.000.000
1.000.000.000
BAĞLANTILI HAKLAR TELİF GELİRLERİ (EUR)(2011-2015)
17-27/451-193
91/138
(257) Eser sahipleri ve bağlantılı hak sahipleri için 2012-2015 döneminde toplanan telif
bedellerinin bir bütün halinde değerlendirilmesi durumunda da,
- Türkiye’nin (115.945.516 Euro), Estonya’dan (15.811.818 Euro) sonra en az telif
gelirini elde ettiği,
- Yunanistan’ın (159.881.160 Euro) elde ettiği gelirin Türkiye’nin yaklaşık 1,4 katı
olduğu,
- İsrail’in (172.444.988 Euro) elde ettiği gelirin Türkiye’nin yaklaşık 1,5 katı olduğu
görülmektedir.
(258) Bu noktada, bahsi geçen ülkelerin coğrafi büyüklükleri ve nüfus oranları çerçevesinde bir
değerlendirme yapılması gerekli görülmektedir.
f) Ülkelerin Nüfuslarının Ve Yüz Ölçümlerinin Karşılaştırılması
(259) Aşağıdaki tabloda, ülkelerin yüz ölçümleri ve 2011-2015 döneminde sahip oldukları toplam
nüfusa ilişkin bilgilere yer verilmektedir. Her ne kadar toplam nüfus, toplam telif yükümlüsü
ile eş değer olmasa da telif yükümlüsü adedinin nüfusla birlikte artacağı, kabul edilebilir.
Bunun gibi, ülkeler arasındaki nüfus, nüfus artış oranı ve yüz ölçümü farklarının bir diğer
önemi, bir ülkedeki müzik repertuvarının adedinin ve içeriğinin de belli bir oranda bu
farkların etkisi altında olmasından kaynaklanmaktadır.
(260) Örneğin, 2015 yılı itibarıyla Türkiye’nin toplam nüfusu, Estonya’nın toplam nüfusunun
yaklaşık 60 katı iken Estonya’daki nüfusun tamamı 2015 yılında telif yükümlüsü olsa bile
Türkiye’dekine göre çok daha sınırlı sayıda telif yükümlüsü olacağı öngörülebilmektedir.
Bunun gibi, ülkeler arasındaki gerek nüfus ve gerekse yüz ölçümü farkları, tarihsel süreç
içindeki toplumsal birikim ve yüz ölçümü farklarından kaynaklanan potansiyel müzik
çeşitliliği ile birlikte repertuvarlar üzerinde adet, çeşitlilik gibi konularda etki yaratacaktır.
Dolayısıyla, her ne kadar sanata ve müziğe daha çok yatırım yapmış olan ve/veya dünyada
daha yaygın konuşulan bir dile ya da dünyada daha yaygın bir topluma sahip olan ülkelerin
repertuvarının geniş ve çeşitli olabileceğini kabul etmek gerekse de bir ülkenin nüfusunun,
yüz ölçümünün ve coğrafi çeşitliliğinin de o ülkenin repertuvarına etki edebileceği
öngörülmektedir. Müzik eserlerinin homojen ürün olmaması sebebiyle ülkelerin tarifeleri
karşılaştırılırken bu hususların da dikkate alınması gerektiği değerlendirilmektedir.
Tablo 17: 2011-2016 Dönemindeki Yüzölçümü ve Nüfus Bilgileri83
Ülkeler Nüfus 2011 Nüfus 2012 Nüfus 2013 Nüfus 2014 Nüfus 2015 Nüfus 2016
Yüzölçüm
km²
Estonya 1.328.000 1.324.000 1.320.000 1.316.000 1.312.000 1.309.000 45.339
Yunanistan 11.120.000 11.090.000 11.030.000 11.000.000 10.900.000 10.900.000 131.957
İsrail 7.500.000 7.500.000 7.600.000 7.900.000 8.000.000 8.100.000 20.770
Hollanda 16.690.000 16.750.000 16.800.000 16.800.000 16.900.000 16.900.000 41.543
İtalya 59.380.000 59.540.000 59.830.000 59.700.000 59.700.000 59.800.000 301.338
Almanya 81.800.000 80.430.000 80.620.000 80.600.000 80.600.000 80.600.000 357.376
Fransa 63.200.000 63.500.000 63.800.000 64.100.000 64.300.000 64.600.000 643.801
Türkiye 73.500.000 74.800.000 76.223.000 77.525.000 78.665.000 79.622.000 783.562
Kaynak: ve adresleri
83 ve adreslerinde yer alan verilerden
faydalanılmıştır.
17-27/451-193
92/138
(261) Tablo 17’de yer alan ülkelerin verileri değerlendirildiğinde;
- Türkiye’nin yüz ölçümünün, Estonya’nın 17,3 katı; 2015 yılı itibarıyla
Türkiye’nin nüfusu, Estonya’nın yaklaşık 61 katı,
- Türkiye’nin yüz ölçümünün, İsrail’in yaklaşık 38 katı; 2015 yılı itibarıyla
Türkiye’nin nüfusu, İsrail’in yaklaşık 9 katı,
- Türkiye’nin yüz ölçümünün, Yunanistan’ın yaklaşık 6 katı; 2015 yılı itibarıyla
Türkiye’nin nüfusu, Yunanistan’ın yaklaşık 7 katı,
- Türkiye’nin yüz ölçümünün, Fransa’nın yaklaşık 1,2 katı; 2015 yılı itibarıyla
Türkiye’nin nüfusu, Fransa’nın yaklaşık 1,2 katı,
- Türkiye’nin yüz ölçümünün, İtalya’nın 2,6 katı; 2015 yılı itibarıyla Türkiye’nin
nüfusu, İtalya’nın yaklaşık 1,3 katı
olduğu görülmektedir.
(262) Bu veriler 2012-2015 yılında elde edilen toplam telif gelirleri bir arada değerlendirildiğinde,
Türkiye’nin nüfus ve yüz ölçümü farkına rağmen Estonya dışında yukarıda yer verilen
ülkelerin hepsinden çok daha az telif geliri elde ettiği anlaşılmaktadır. İlgili dönemde
Yunanistan’ın elde ettiği toplam telif geliri Türkiye’nin 1,4 katı iken İsrail’in geliri, Türkiye’nin
1,5 katıdır. Türkiye’nin telif gelirlerini ortaya koyan bu tablonun, MLB üyesi müzik meslek
birliklerinin tarifelerinin aşırı olmadığını destekler nitelikte olduğu, öte yandan bu
teşebbüslerin tarifelerinin aşırı olması durumunda, nüfusları ve yüz ölçümleri ve dolayısıyla
telif yükümlüleri Türkiye’ye göre çok daha düşük olan ülkelerde toplanan telif gelirlerinin
Türkiye’ye göre çok daha fazla olmayacağı değerlendirilmektedir.
g) Türkiye’de Elde Edilen Telif Gelirleri
(263) MLB üyesi dört müzik meslek birliği tarafından son 2012-2016 döneminde toplanan telif
gelirleri aşağıdaki tablolarda sunulmaktadır.
Tablo 18: Radyo ve Televizyon Gelirleri
RADYO ve TV GELİRLERİ (TL)
Yıl MESAM MSG MÜYAP MÜYORBİR TOPLAM
2012 (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
2013 (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
2014 (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
2015 (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
2016 (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Kaynak: Teşebbüs Birliklerinden gelen bilgiler
Tablo 19: Umuma Açık Mahal Gelirleri
YILLARA GÖRE UMUMA AÇIK MAHALLER GELİRLERİ (TL)
Yıl MESAM MSG MÜ-YAP MÜYORBİR TOPLAM
2012 (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
2013 (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
2014 (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
2015 (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
2016 (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Kaynak: Teşebbüs Birliklerinden gelen bilgiler
17-27/451-193
93/138
(264) MLB üyesi müzik meslek birliklerinin mevcut sözleşmelere ilan edilen tarifeleri uygulamış
olsalar idi elde etmiş olacakları telif gelirleri ise aşağıdaki tablolarda gösterilmektedir.
Tablo 20: MLB’nin İlan Edilen Tarifeye Göre Toplayabileceği Radyo-TV Telif Gelirleri
İLAN EDİLEN TARİFEYE GÖRE TOPLANSAYDI
RADYO ve TV GELİRLERİ (TL)
Yıl MESAM MSG MÜ-YAP MÜYORBİR TOPLAM
2014 (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
2015 (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
2016 (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Kaynak: MLB’den gelen bilgiler
Tablo 21: MLB’nin İlan Edilen Tarifeye Göre Toplayabileceği Umumi Mahal Telif Gelirleri
İLAN EDİLEN TARİFEYE GÖRE TOPLANSAYDI
YILLARA GÖRE UMUMA AÇIK MAHALLER GELİRLERİ (TL)
Yıl MESAM MSG MÜ-YAP MÜYORBİR TOPLAM
2014 (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
2015 (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
2016 (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Kaynak: MLB’den gelen bilgiler
(265) Tabloların ortaya koyduğu gibi ilan edilen tarifeler mevcut sözleşme adedine uygulansa idi
elde edilecek telif gelirleri, hali hazırda elde edilmiş olan telif gelirlerinin oldukça üstündedir.
Rekabet hukukunda aşırı fiyat uygulayan teşebbüslerin pazarı sömürmek ve karını
maksimize etmek amacıyla hareket ettikleri kabul edilmektedir. Müzik meslek birlikleri,
5846 sayılı Kanun doğrultusunda kar amacı gütmeyen kuruluşlar olarak yapılandırılmıştır.
Bununla birlikte, MLB üyelerinin pazarı sömürme amacı bulunduğu varsayıldığında ilan
edilen tarifeler uygulansa idi elde edilebilecek telif geliri ile fiilen elde edilen telif geliri
farkının bu derece büyük olmaması beklenecektir. Ayrıca, ilan edilen tarifeler T.C. Kültür
ve Turizm Bakanlığı’na da sunulan tarifeler olması sebebiyle müzik meslek birliklerinin
yasal olarak bu tarifeleri uygulama hakkı bulunmaktadır. Ancak yukarıda yer verilen
tabloların ortaya koyduğu üzere söz konusu tarifeler gerçekte yürürlüğe konmamıştır.
(266) Öte yandan, Türkiye’deki tüm telif yükümlülerinin minimum düzeyde gelirleri olsaydı ilan
edilen tarifeler üzerinden elde edilebilecek toplam telif geliri ne olurdu sorusuna ilişkin
olarak tarafların hazırlamış olduğu çalışmada; ülkemiz koşullarında tek tek yayın
kuruluşlarının gelirlerini temin edebilmenin mümkün olmaması sebebiyle çalışmada açık
kaynaklı bilgiler kullanılmak zorunda kalındığı, bu çerçevede Pricewaterhouse Coopers
tarafından Türkiye’de radyo televizyon reklam gelirlerinin Türkiye’de toplam büyüklüğü
bakımından hazırlanan 2015 tarihli rapora göre 2015 yılında,
- Televizyon tahmini reklam gelirinin (…..) olduğu, çalışmanın yapıldığı 2015 yılında
Euro kuru ortalamasının 3,02498 TL’ye tekabül ettiği, ülkemizde televizyon tahmini
reklam gelirinin (…..) TL’ye karşılık geldiği, radyo tahmini gelirinin (…..) olacağı,
tahmini radyo reklam gelirinin (…..) TL’ye karşılık geldiği,
- Bu durumda televizyon yayınları için MÜYAP fonogram yapımcıları 2016 yılı
tarifesine göre elde edilebilecek potansiyel gelir (reklam gelirinin %2’si) (…..),
radyolar için elde edilebilecek potansiyel gelir ise (%3 oranı üzerinden) (…..), radyo
televizyon yayın kuruluşlarından toplamda elde edilebilecek potansiyel gelir (…..)
olacağı,
17-27/451-193
94/138
- Televizyonlar için MESAM ve MSG tarafından 2016 yılı tarifesine göre elde
edilebilecek potansiyel gelir, reklam gelirinin %9’u üzerinden (…..), MÜYORBİR
için reklam gelirinin %2’si üzerinden (…..) olacağı,
- Radyolar için ise MESAM ve MSG tarafından 2016 yılı tarifesine göre elde
edilebilecek potansiyel gelirin, reklam gelirinin %7’si üzerinden (…..), MÜYORBİR
için reklam gelirinin %3’ü üzerinden (…..) olacağı
belirtilmektedir. Bu doğrultuda, Türkiye’deki tüm telif yükümlüsü radyo ve televizyon
kuruluşlarının minimum düzeyde gelirleri olsaydı MLB üyelerinin ilan ettikleri tarifeler
üzerinden elde edecekleri toplam telif geliri (…..) TL olmaktadır. Mevcut durumda radyo
televizyon kuruluşlarından elde edilen gelirin (…..) TL olduğu, bu kuruluşlarla yapılan
mevcut sözleşme adedine ilan edilen tarife uygulansa elde edilecek gelirin (…..) TL olacağı
göz önüne alındığında MLB üyelerinin aşırı fiyat uygulamadığı gibi telif yükümlüsü radyo
televizyon kuruluşlarının çok azı ile sözleşme yapabilmiş oldukları da tespit edilmektedir.
(267) Bu durum, faaliyetlerinin yürütülmesi için müziğin asli unsur olduğu yayın kuruluşlarının
önemli bir bölümünün telif yükümlülüklerini yerine getirmeden faaliyetlerine devam ettiğine
işaret etmektedir. Zira konuya ilişkin olarak RTÜK’ten talep edilen ve 2011-2016
döneminde Türkiye’de faaliyet gösteren radyo ve televizyon kuruluşlarının gelirlerine ilişkin
veriler incelendiğinde de Türkiye’deki radyo ve televizyon kuruluşlarının 2015 yılında elde
etmiş oldukları gerçek gelirin (…..) olduğu görülmektedir. Söz konusu yayın kuruluşlarının
bir bölümünün tematik ve/veya bir bölümünün yerel yayın yaptığı (dolayısıyla tarifelerinin
daha düşük olduğu) ön kabulü ile 2015 yılındaki faal yayın kuruluşlarının toplam (…..) adet
olması sebebiyle elde edilebilecek toplam telif gelirinin mevcut düzeyin oldukça üzerinde
olacağı tespiti değişmemektedir.
(268) RTÜK verileri çerçevesinde 2014-2016 döneminde faaliyet gösteren yayın kuruluşlarının
adedi aşağıdaki tabloda sunulmaktadır.
Tablo 22: Yıllara Göre Yayın Kuruluşu Adedi
YIL TV ve Radyo
2016 (…..)
2015 (…..)
2014 (…..)
Kaynak: RTÜK cevabi yazı
(269) MLB üyelerinin 2014-2016 yıllarında yaptıkları toplam sözleşme adetleri ise aşağıdaki
tabloda sunulmaktadır.
Tablo 23: MLB üyelerinin 2014-2016 yıllarında yaptıkları toplam sözleşme adetleri
YAYIN KURULUŞLARI SÖZLEŞME SAYILARI
YIL MESAM MSG MÜYAP MÜYORBİR
2016 (…..) (…..) (…..) (…..)
2015 (…..) (…..) (…..) (…..)
2014 (…..) (…..) (…..) (…..)
Kaynak: Teşebbüs Birliklerinden gelen bilgiler
(270) Tabloların karşılaştırılması, Türkiye’deki yayın kuruluşlarının çoğunluğunun telif
yükümlülüğünü yerine getirmek için sözleşme imzalamamış olduğu şüphesini
güçlendirmektedir.
17-27/451-193
95/138
(271) Türkiye’deki telif yükümlüsü umumi mahallerden ilan edilen tarifeler doğrultusunda elde
edilecek potansiyel telif gelirine ilişkin olarak tarafların yaptığı açıklamada ise temsili
alanda potansiyel gelir hesabının 2013 yılında hazırlanan bir rapor temelinde
gerçekleştirildiği, lisanslanabilir mekânların ve AVM’ler haricindeki mağazaların Gümrük ve
Ticaret Bakanlığı Esnaf ve Sanatkârlar Genel Müdürlüğü’nden alınan veriler ışığında
hazırlandığı, marketlerin ve AVM mağazalarının Deloitte’un 2013 yılındaki raporu baz
alınarak çıkartıldığı, otellerin T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı internet sayfasından alınan
2012 yılı verilerine dayandırıldığı, lisanslama potansiyeli olabilecek 35 ilin dikkate alındığı,
2013 yılında hazırlanan işletme sayılarının her yıl %5 oranında arttırılarak ilgili yılın resmi
tarifesine göre yıllara ilişkin potansiyel telif gelirlerinin hesaplandığı, hesaplamalarda son
derece muhafazakar davranılarak en düşük tarifelerin dikkate alındığı belirtilmektedir.
Umumi mahallerden elde edilebilecek potansiyel telif gelirleri aşağıdaki tablolarda yer
verildiği üzere gösterilmektedir.
Tablo 24: Umumi Mahallerde 2013 Yılı Potansiyel Telif Gelirleri (TL)
UMUMİ MAHALLERDE 2013 YILI POTANSİYEL TELİF GELİRLERİ (TL)
Toplam
Mekan
Sayısı
Lisanslanabilir
Toplam Sayı
Tahmini
Lisanslama
MESAM MSG MÜYAP MÜYORBİR TOPLAM
Oteller (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Mağaza
(AVM İÇİ)
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Mağaza
(AVM DIŞI)
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Oyun
Salonu
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Bar (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Restoran-
Cafe
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Lokanta (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Kıraathane-
Çay
Bahçesi
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Güzellik
Merkezi
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Kuaför (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Zincir
Marketler
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
TOPLAM (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Kaynak: Teşebbüs Birliklerinden gelen bilgiler
17-27/451-193
96/138
Tablo 25: Umumi Mahallerde 2014 Yılı Potansiyel Telif Gelirleri (TL)
Umumi Mahallerde 2014 YILI POTANSİYEL TELİF GELİRLERİ (TL)
Toplam
Mekan
Sayısı
Lisanslanabilir
Toplam Sayı
Tahmini
Lisanslama
MESAM MSG MÜYAP MÜYORBİR TOPLAM
Oteller (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Mağaza
(AVM İÇİ)
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Mağaza
(AVM DIŞI)
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Oyun
Salonu
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Bar (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Restoran-
Cafe
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Lokanta (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Kıraathane-
Çay
Bahçesi
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Güzellik
Merkezi
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Kuaför (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Zincir
Marketler
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
TOPLAM (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Kaynak: Teşebbüs Birliklerinden gelen bilgiler
Tablo 26: Umumi Mahallerde 2015 Yılı Potansiyel Telif Gelirleri (TL)
UMUMİ MAHALLERDE 2015 YILI POTANSİYEL TELİF GELİRLERİ (TL)
Toplam
Mekan
Sayısı
Lisanslanabilir
Toplam Sayı
Tahmini
Lisanslama
MESAM MSG MÜYAP MÜYORBİR TOPLAM
Oteller (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Mağaza
(AVM İÇİ)
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Mağaza
(AVM DIŞI)
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Oyun
Salonu
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Bar (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Restoran-
Cafe
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Lokanta (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Kıraathane-
Çay
Bahçesi
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Güzellik
Merkezi
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Kuaför (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Zincir
Marketler
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
TOPLAM (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Kaynak: Teşebbüs Birliklerinden gelen bilgiler
17-27/451-193
97/138
Tablo 27: Umumi Mahallerde 2016 Yılı Potansiyel Telif Gelirleri (TL)
UMUMİ MAHALLERDE 2016 YILI POTANSİYEL TELİF GELİRLERİ (TL)
Toplam
Mekan
Sayısı
Lisanslanabilir
Toplam Sayı
Tahmini
Lisanslama
MESAM MSG MÜYAP MÜYORBİR TOPLAM
Oteller (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Mağaza
(AVM İÇİ)
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Mağaza
(AVM DIŞI)
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Oyun
Salonu
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Bar (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Restoran-
Cafe
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Lokanta (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Kıraathane-
Çay
Bahçesi
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Güzellik
Merkezi
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Kuaför (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Zincir
Marketler
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
TOPLAM (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Kaynak: Teşebbüs Birliklerinden gelen bilgiler
(272) Yapılan hesaplamada, toplam mekân sayısının esas alınmadığı, lisanslama yapılabilecek
tahmini adedin esas alındığı dikkat çekmektedir. Buna rağmen MLB üyesi müzik meslek
birliklerinin umumi mahallerden mevcut durumda elde etmiş oldukları gelirler, potansiyel
telif gelirlerine göre oldukça düşüktür. Yıllar bazında umumi mahallerden elde edilmiş
gelirler aşağıdaki tabloda gösterilmektedir.
Tablo 28: MLB Üyelerinin Yıllara Göre Umuma Açık Mahaller Telif Gelirleri
YILLARA GÖRE UMUMA AÇIK MAHALLER GELİRLERİ (TL)
Yıl MESAM MSG MÜ-YAP MÜYORBİR TOPLAM
2012 (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
2013 (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
2014 (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
2015 (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
2016 (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Kaynak: Teşebbüs Birliklerinden gelen bilgiler
(273) Tablolarda yer verilen bilgiler çerçevesinde lisanslanabilir umumi mahal toplam adedi;
2014- (…..) adet
2015- (…..) adet
2016- (…..) adettir.
(274) Tahmini olarak lisanslanabilir umumi mahal toplam adedi;
2014- (…..) adet
2015- (…..) adet
2016- (…..) adettir.
17-27/451-193
98/138
(275) MLB üyelerinin 2014-2016 yıllarında yaptıkları toplam sözleşme adetleri ise aşağıdaki
tabloda yer almaktadır.
Tablo 29: Umuma Açık Mahaller Sözleşme Sayıları
UMUMA AÇIK MAHALLER SÖZLEŞME SAYILARI
YIL MESAM MSG MÜYAP MÜYORBİR
2016 (…..) (…..) (…..) (…..)
2015 (…..) (…..) (…..) (…..)
2014 (…..) (…..) (…..) (…..)
Kaynak: MLB’den gelen bilgiler
(276) Bu veriler ışığında, umumi mahallerde de yayın kuruluşlarında olduğu gibi telif
yükümlülüğünü yerine getirmek için sözleşme yapmış kullanıcı adedinin çok sınırlı sayıda
olduğu görülmektedir.
h) 2011-2016 Dönemindeki Tarife Artış Oranları Açısından Değerlendirme
(277) Rekabet hukukunda aşırı fiyat, tekel veya tekele yakın pazar gücüne sahip teşebbüsün
fiyatlarını ekonomik gerekçelerle açıklanamayacak şekilde ve sürekli olarak rekabetçi
fiyatın üstünde tutması durumu olarak tanımlanmaktadır84. Bu sebeple dosya kapsamında
tarifelerde yıllar içindeki artış oranlarının da incelenmesi gerekli görülmüştür. Bu doğrultuda
aşağıda, MLB üyesi müzik meslek birliğinin tarifelerinde gerçekleşen artış oranlarına yer
verilecektir.
Tablo 30: MESAM’ın Tarifelerindeki Yıllık Artış Oranları
MESAM
Yıl
5
YILDIZLI
OTEL Her
Şey Dâhil
Oda Başı
Tarife
FİYAT
(TL)
Tarife
Artış
Oranı
(%)
RESTORAN
CAFE-
MEKANİK
VE CANLI
MÜZİK
YAYINI 0-50
M2 Tarife
Bedeli (TL)
Tarife
Artış
Oranı
(%)
MARKETLER
MAĞAZALAR
MEKANİK
MÜZİK
YAYINI 0-50
M2 Tarife
Bedeli (TL)
Tarife
Artış
Oranı
(%)
RADYO
ULUSAL
DÜZEYDE
YAYIN
GENEL 1
Tarife
Bedeli (%)
Tarife
Artış
Oranı
TV- ULUSAL
DÜZEYDE
KARASAL-
ULUSAL
GENEL (80
MİLYON VE
ÜZERİ
GELİR) Tarife
Bedeli (%)
Tarife
Artış
Oranı
(%)
2011 60 550 320 3,5 2,5
2012 90 50,00 687,5 25,00 480 50,00 5,0 42,86 3,5 40,00
2013 112 24,44 1.115,59 62,27 699,38 45,70 7,0 40,00 9,0 157,14
2014 112 0,00 1.115,59 0,00 699,38 0,00 7,0 0,00 9,0 0,00
2015 112 0,00 1.115,59 0,00 699,38 0,00 7,0 0,00 9,0 0,00
2016 123,2 10,00 1.227,15 10,00 769,32 10,00 7,0 0,00 9,0 0,00
Kaynak: MESAM’dan gelen bilgiler
84 Kurul’un 03.09.2014 tarih ve 14-30/626-277 sayılı Alcon, 31.07.2008 tarih ve 08-49/697-273 sayılı UN Ro
Ro kararları. Bunun gibi, 09.08.2012 tarih ve 12-41/1171-384 sayılı ESGAZ ve 17.01.2014 tarih ve 14.03/60-
24 sayılı TÜPRAŞ kararlarında sektörel düzenleyici otorite olsa bile Rekabet Kurumunun hakim durumdaki
firmaların sömürücü ve/veya dışlayıcı uygulamalarına yönelik şikâyetlerde incelemelerde bulunması
gerektiğine yönelik Danıştay 10. Dairesi’nin 2001/4817 E., 2003/4770 K. sayılı kararına atıf yapılmaktadır.
17-27/451-193
99/138
Tablo 31: MSG Tarifelerindeki Yıllık Artış Oranları
MSG
Yıl
5 YILDIZLI
OTEL Her
Şey Dâhil
Oda Başı
Tarife
FİYAT (TL)
Tarife
Artış
Oranı
(%)
RESTORAN
CAFE-
MEKANİK
VE CANLI
MÜZİK
YAYINI 0-50
M2 Tarife
Bedeli (TL)
Tarife
Artış
Oranı
(%)
MARKETLER
MAĞAZALAR
MEKANİK
MÜZİK
YAYINI 0-50
M2 Tarife
Bedeli (TL)
Tarife
Artış
Oranı
(%)
RADYO
ULUSAL
DÜZEYDE
YAYIN
GENEL 1
Tarife
Bedeli (%)
Tarife
Artış
Oranı
(%)
TV- ULUSAL
DÜZEYDE
KARASAL-
ULUSAL
GENEL (80
MİLYON VE
ÜZERİ
GELİR)
Tarife Bedeli
(%)
Tarife
Artış
Oranı
(%)
2011 60 550 320 3,5 2,5
2012 90 50,00 687,5 25,00 480 50,00 5,0 42,86 3,5 40,00
2013 112 24,44 1.115,59 62,27 699,38 45,70 7,0 40,00 9,0 157,14
2014 112 0,00 1.115,59 0,00 699,38 0,00 7,0 0,00 9,0 0,00
2015 112 0,00 1.115,59 0,00 699,38 0,00 7,0, 0,00 9,0 0,00
2016 123,2 10,00 1.227,15 10,00 769,32 10,00 7,0 0,00 9,0 0,00
Kaynak: MSG’den gelen bilgiler
(278) MESAM ve MSG tarifeleri incelendiğinde, tarifelerde sürekli ve istikrarlı oranda bir atıştan
bahsedilemeyeceği, her iki meslek birliğinde de 2014-2015 yılları için tarife artışlarının tüm
sınıflar için sıfır olduğu, bunun gibi 2016 yılında radyo ve televizyon kuruluşları için
tarifelerde bir artış yapılmadığı görülmektedir. En yüksek tarife artışının 2013 yılı ulusal
düzeyde karasal genel yayın yapan televizyon kuruluşları için olduğu ancak bu sınıfa ertesi
yıllarda hiç tarife artışı yapılmadığı saptanmaktadır.
Tablo 32: MÜYAP Tarifelerindeki Yıllık Artış Oranları
MÜYAP
Yıl
5 YILDIZLI
OTEL Her
Şey Dâhil
Oda Başı
Tarife
FİYAT(TL)
Tarife
Artış
Oranı
(%)
RESTORAN
CAFE-
MEKANİK
VE CANLI
MÜZİK
YAYINI 0-50
M2 Tarife
Bedeli (TL)
Tarife
Artış
Oranı
(%)
MARKETLER
MAĞAZALAR
MEKANİK
MÜZİK YAYINI
0-50 M2 Tarife
Bedeli (TL)
Tarife
Artış
Oranı
(%)
RADYO
ULUSAL
DÜZEYDE
YAYIN
GENEL 1
Tarife
Bedeli
(%)
Tarife
Artış
Oranı
(%)
TV- ULUSAL
DÜZEYDE
KARASAL-
ULUSAL
GENEL (80
MİLYON VE
ÜZERİ
GELİR)
Tarife Bedeli
(%)
Tarife
Artış
Oranı
(%)
2011 43,57 424,82 380,73 2 0,68
2012 47,3 8,56 461,15 8,55 413,3 8,55 2 0,00 0,68 0,00
2013 66 39,53 510,05 10,60 454,6 9,99 3 50,00 2,00 193,04
2014 72,8 10,30 562,59 10,00 501,42 10,30 3 0,00 2,00 0,00
2015 97,07 33,34 680,06 21,00 606,13 20,88 3 0,00 2,00 0,00
2016 106,77 9,99 748,07 10,00 666,74 10,00 3 0,00 2,00 0,00
Kaynak: MÜYAP’tan gelen bilgiler
(279) MÜYAP’ın tarifelerinde de sürekli ve istikrarlı oranda bir tarife artışı görülmemektedir. En
yüksek tarife artışının 2013 yılında ulusal düzeyde karasal genel yayın yapan televizyon
kuruluşları için olduğu ancak bu sınıfa ertesi yıllarda hiç tarife artışı yapılmadığı
saptanmaktadır.
17-27/451-193
100/138
Tablo 33: MÜYORBİR Tarifelerindeki Yıllık Artış Oranları
MÜYORBİR
Yıl
5
YILDIZLI
OTEL
Her Şey
Dâhil
Oda
Başı
Tarife
FİYAT
(TL)
Tarife
Artış
Oranı
(%)
RESTORAN
CAFE-
MEKANİK
VE CANLI
MÜZİK
YAYINI 0-50
M2 Tarife
Bedeli
(TL)
Tarife
Artış
Oranı
MARKETLER
MAĞAZALAR
MEKANİK
MÜZİK
YAYINI 0-50
M2 Tarife
Bedeli (TL)
Tarife
Artış
Oranı
(%)
RADYO
ULUSAL
DÜZEYDE
YAYIN
GENEL 1
Tarife
Bedeli (%)
Tarife
Artış
Oranı
(%)
TV-
ULUSAL
DÜZEYDE
KARASAL-
ULUSAL
GENEL (80
MİLYON
VE ÜZERİ
GELİR)
Tarife
Bedeli (%)
Tarife
Artış
Oranı
(%)
2011 - - - - -
2012 - - - - -
2013 46 274,64 244,78 2 1
2014 49,22 7,00 293,86 7,00 261,91 7,00 3
100,0
0
2 100,00
2015 52,27 6,20 366,19 24,62 326,38 24,62 3 0,00 2 0,00
2016 57,49 9,99 402,81 10,00 359,02 10,00 3 0,00 2 0,00
Kaynak: MÜYORBİR’den gelen bilgiler
(280) MÜYORBİR’in tarifelerinde de istikrarlı oranda bir tarife artışı görülmemektedir. En yüksek
tarife artışının 2014 yılında ulusal düzeyde genel yayın yapan radyo ve televizyon
kuruluşları için olduğu ancak ertesi yıllarda bu sınıflara hiç tarife artışı yapılmadığı
saptanmaktadır.
(281) Tarafların konuyla ilgili olarak yaptıkları açıklamada; Türkiye’nin ekonomik durumu göz
önüne alınarak ve kullanıcılardan gelen talepler dikkate alınarak tarifelerde artış
yapılmadığı, meslek birliklerinin yıllara göre üye sayılarındaki artışlar, buna bağlı olarak
veri tabanlarındaki kayıtlı eser, fonogram ve icra sayılarının artışının da tarifelerin
belirlenmesinde göz önüne alındığı, meslek birliklerinin her yıl üye sayılarının artarak
repertuvarlarının genişlediği, repertuvarın bir önceki yıl sunulandan daha farklı bir ürün
haline geldiği, ödeme yapılması gereken yeni eserlerin sisteme dahil edildiği, bu nedenlerle
tarifelerdeki yıllık değişimlerin sadece bir önceki yıla nispetle yapılmış olmasının isabetli
olmayabileceği, üründeki değişimin de dikkate alınmasının gerekli olduğu belirtilmektedir.
(282) Kararın daha önceki bölümlerinde de sunulduğu üzere tarafların repertuvarlar adetlerinde
özellikle 2012 yılından itibaren önemli derecede artışlar görülmektedir. Bu çerçevede
MESAM, MSG ve MÜYAP’ta 2013’te ve MÜYORBİR’de 2014’te yapılan tarife artışlarında
bu hususun etkili olmuş olabileceği değerlendirilmektedir.
(283) MÜYABİR’e ait tarife oranları aşağıda sunulmaktadır. MÜZİKBİR’in tarifelerinde ise ilgili
yıllarda herhangi bir artış gerçekleştirilmediği bildirilmiştir.
17-27/451-193
101/138
Tablo 34: MÜYABİR Tarifelerindeki Yıllık Artış Oranları
MÜYABİR
Yıl
5
YILDIZLI
OTEL
Her Şey
Dâhil
Oda
Başı
Tarife
FİYAT
(TL)
Tarife
Artış
Oranı
(%)
RESTORAN
CAFE-
MEKANİK VE
CANLI MÜZİK
YAYINI 0-50
M2 Tarife
Bedeli
(TL)
Tarife
Artış
Oranı
(%)
MARKETLER
MAĞAZALAR
MEKANİK
MÜZİK
YAYINI 0-50
M2 Tarife
Bedeli
(TL)
Tarife
Artış
Oranı
(%)
RADYO
ULUSAL
DÜZEYDE
YAYIN
GENEL 1
Tarife
Bedeli (TL)
Tarife
Artış
Oranı
(%)
TV- ULUSAL
DÜZEYDE
KARASAL-
ULUSAL
GENEL (80
MİLYON VE
ÜZERİ
GELİR) Tarife
Bedeli
(TL)
Tarife Artış
Oranı
(%)
2011 26,62 199,65 199,65 86.510,00 332.750,00
2012 26,62 0,00 199,65 0,00 199,65 0,00 86.510,00 0,00 332.750,00 0,00
2013 27,95 5,00 209,63 5,00 199,65 0,00 95.377,27 10,25 332.750,00 0,00
2014 29,34 4,97 220,11 5,00 209,63 5,00 100.146,13 5,00 349.387,50 5,00
2015 30,8 4,98 231,11 5,00 220,11 5,00 105.153,44 5,00 366.856,88 5,00
2016 32,34 5,00 242,67 5,00 231,12 5,00 110.411,00 5,00 385.200,00 5,00
Kaynak: MÜYABİR’den gelen bilgiler
(284) Bu noktada, belirtilmesinde fayda görülen husus ilan edilen tarifelerdeki artış oranlarının
uygulamada daha farklı olduğudur. Zira tarafların Kuruma göndermiş olduğu sözleşme ve
protokol örnekleri incelendiğinde yıllık tarife artışlarının önceki yılın sözleşmelerinde yer
alan uygulama tarifeleri üzerine TEFE+ÜFE ortalaması şeklinde yapıldığı, dört meslek
birliğinin ilgili teşebbüs ile imzalanan sözleşme tutarından alacağı bedellerin ayrı ayrı
belirlendiği görülmektedir.
i) Operasyonel Giderlerin Değerlendirilmesi
(285) Yukarıda yer verilen ABAD’ın Tournier kararında, meslek birliklerinin operasyonel
giderlerine dikkat çekilmekte, operasyonel giderlerin oranının hak sahiplerine aktarılan
orana göre yüksek olmasının pazardaki rekabet eksikliğinden kaynaklanabileceği ve bu
durumun hâkim durumun kötüye kullanılmasına bir gösterge olabileceğine değinilmektedir.
Bu çerçevede, inceleme konusu dört meslek birliğinin operasyonel giderlerinin de
incelenmesi gerekli görülmüş ve söz konusu giderlere ait bilgiler kendilerinden talep
edilmiştir. Aşağıda MLB üyesi müzik meslek birliklerinin giderlerini gösterir tabloya yer
verilmektedir.
Tablo 35: MLB üyesi Müzik Meslek Birliklerinin Operasyonel Giderleri
GİDERLER 2012 2013 2014 2015 2016
Ücret/Personel Gideri (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Lisanslama Giderleri (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Danışmanlık ve Hukuk Giderleri (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Kira- Hizmet Alımı vb. (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Temsil Agırlama-UA İlişkiler Giderleri (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Ödül Gecesi/Fuar Gideri (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Tanıtım-Halkla ilişkiler ve Kamuoyunu
Bilgilendirme Giderleri (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Korsanla Mücadele Giderleri (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Dijital Arşiv/Kira/Teknik Destek (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Diğer (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
TOPLAM (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Kaynak: MLB’den gelen bilgiler
17-27/451-193
102/138
(286) Konuya ilişkin olarak tarafların yaptığı açıklamada, operasyonel giderlerin genel kurul
tarafından belirlenen bütçeye uygun olarak gerçekleştirildiği, bu amaçla genel kurulun ilgili
harcamaların yapılabilmesini sağlayabilecek kesinti oranını ayrıca belirlediği, tahmini
olarak hesaplanan bu rakamı karşılamak üzere gelirin belli bir oranını maksimum gider
bütçesi olarak ayırdığı, meslek birliklerinin üst kesinti oranını aşamadığı, bununla birlikte
meslek birliklerinin operasyonel faaliyetleri için gerekli olan giderlerin genel kurul tarafından
belirlenenden daha düşük oranda kesinti ile karşılandığı durumlarda toplanan telif
ücretlerinden fiilen gerçekleşen bu oranda kesinti yapıldığı, operasyonel giderlerin meslek
birlikleri tarafından belirlenen ve ilan edilen tarifelere veya tahsil edilen telif ücretlerine
ayrıca yansıtılmasının söz konusu olmadığı beyan edilmektedir.
(287) Telif gelirlerinin hak sahiplerine dağıtımına ilişkin taraflardan talep edilen açıklamalarda
ise, tarife bedellerinin KDV hariç bedeller olduğu, lisans sözleşmelerine tarife bedelleri
üzerinden %18 KDV uygulandığı, toplanan telif bedelinden müziğin nihai tüketiciye
sunulduğu mecraya göre değişen orandaki vergiler ile meslek birliği tarafından yapılan ve
içinde operasyonel giderlerin de olduğu kesintiden sonra kalan tutarın üyeye ödendiği
belirtilmektedir. Bu oranın, müziğin iletildiği mecraya bağlı olarak değişmekle birlikte ilgili
meslek birlikleri açısından %(…..) aralığında olduğu görülmektedir. MÜYAP’ın açıklama
yazısında, mobil kullanımlara ilişkin lisanslamalarda kullanıcının cebinden çıkan KDV dâhil
bedelin sadece %(…..)’ının meslek birliği tarafından tahsil edildiği ve bunun %(…..)
kadarından kesinti yapılarak kalanının üyeye ödendiği, üyenin kaynakta (…..) TL olan
ödemenin ancak (…..) TL kadarını alabildiği belirtilmektedir. MESAM tarafından yapılan
açıklamada toplanan telif bedeli üzerinden yapılan vergi hariç kesintilerin Dokümantasyon
ve Dağıtım Yönergesi çerçevesinde mecra bazında değişiklikler içermekte olduğu, vergi
kesintisinin yürürlükte olan Gelir Vergisi Kanununun ilgili maddesi uyarınca kaynakta
yapıldığı, tahsil edilen telif gelirinden %17 gelir vergisi stopajı kesilerek elde edilen telif
bedelinin üyenin hesabına aktarıldığı, ayrıca MESAM Sosyal ve Kültürel Fon Yönergesi
kapsamında grup sağlık sigortası yapıldığı, bu sayede üyelerinin bireysel başvuru yaparak
alabileceği sağlık sigortası hizmetinden %(…..)’lara varan indirimle faydalanabildiği ifade
edilmektedir. MSG tarafından yapılan açıklamada da bazı sosyal yardımlaşma faaliyetleri
için genel giderlerden katkı sağlandığı, ayrıca sosyal yardımlaşma ve sağlık yönergesi
kapsamında grup sağlık sigortası uygulandığı belirtilmektedir.
(288) Bunun gibi ilgili meslek birliklerinin açıklamalarında, 5846 sayılı Kanun ve buna bağlı Tüzük
hükümleri gereği, lisans sözleşmesi yapmış müzik kullanıcılarından tahsil edilen telif
bedellerini, üye olan hak sahiplerine, yılın belli dönemlerinde eksiksiz ve doğru olarak
dağıtmakla yükümlü olduklarını, eser sahiplerine ait telif gelirlerinin temsili alan dağıtımında
kullanıcılar tarafından gönderilen eser bildirim listeleri, medya takip raporları ve üye
bildirimleri kontrol edilerek eser kullanım listelerindeki adet ve kullanım sürelerinin ve
Dokümantasyon ve Dağıtım Yönergesinin esas alındığı, tahsil edilen tutarın eserin türüne
bakılmaksızın tüm eserler arasında eşit olarak bölündüğü, mekanik dağıtımda yapımcı
firmaların bondrol almak amacıyla başvuruda bulunduğu albümlerde yer alan eserler için
üyelere mekanik telif ücreti tahakkuk ettirildiği, eserlerdeki hak payının medya cinsi ve tarife
bedeli (CD, MC, LP, DVD, tüm ses taşıyıcıları), toplam eser adedi (Maxi Single, Single),
PPD oranı, yapımcı tarafından talep edilen bandrol sayısı ve türü esas alınarak hesaplanan
telif bedellerinin Dağıtım Dokümantasyon Yönergesi kapsamında üyelere tahakkuk
ettirildiği; bağlantılı haklara ait telif gelirlerinin dağıtımında Genel Kurul tarafından
onaylanan kullanım kriterlerin (playlistler) esas alındığı, kullanım listelerinin yayın
kuruluşları ve/veya umumi mahallerde kullanılan müziklerin kullanıcı tarafından
belirlenmesi ile oluşturulduğu, bunun maliyeti yüksek ve zor bir iş olması sebebiyle bu
listelerin temin edilemediği yerlerden elde edilen gelirlerin çeşitli analojiler (örnekleme ve
kıyaslamalar) yapılarak belirlendiği, gelirin üyeler arasında eşit dağıtıldığı ifade
edilmektedir.
17-27/451-193
103/138
(289) Bu bilgiler ışığında, MLB üyesi meslek birliklerinin operasyonel giderlerinin oranının hak
sahiplerine aktarılan telif geliri oranından yüksek olmadığı gibi böyle bir ihtimalin meslek
birlikleri genel kurulunda alınan kararlar ile en baştan engellendiği anlaşılmaktadır.
j) Tespit Maliyetleri İçin Harcanan Tutarlar
(290) Türkiye’de müzik meslek birliklerinin operasyonel giderlerinin içinde tespit maliyetlerinin ve
tespit amacıyla görevlendirilen personele ait giderlerin önemli bir yeri bulunduğu
anlaşılmaktadır. Telif kültürünün yerleşmiş olduğu ülkelerde bu çeşit maliyetler önemsiz
derecede olacağı için operasyonel giderlerin ülkeler arasında karşılaştırılması objektif bir
sonuç vermeyecektir. MLB üyesi müzik meslek birliklerinin MÜYABİR ve MÜZİKBİR’e göre
daha erken pazara giriş yapmış, dolayısıyla daha teşkilatlanmış olmaları, repertuvar
adetlerinin ve içeriklerinin daha fazla olması gibi nedenlerle Türkiye içinde yapılacak bir
kıyaslama da objektif sonuca ulaştırmayacaktır. Nitekim lisanslama faaliyetlerini
kolaylaştırmak ve tespit maliyetlerini azaltmak için MÜYABİR’in MÜYAP ile ortak protokol
yapmayı tercih ettiği görülmektedir.
(291) MLB üyesi müzik meslek birlikleri tespit maliyetlerinin tarifelere ve/veya hak sahiplerine
aktarılan telif ücretlerine yansıtılmadığını beyan etmişlerdir. Bununla birlikte, özellikle yurt
dışı tarifeleri ile Türkiye’deki tarifelerin kıyaslanması aşamasında tespit maliyetlerinin
büyüklüğü önem arz etmektedir. Bu çerçevede tarafların yıllar itibarıyla gerçekleştirdikleri
toplam tespit maliyetleri aşağıdaki gibidir:
2012 yılı – (…..)
2013 yılı - (…..)
2014 yılı - (…..)
2015 yılı - (…..)
2016 yılı - (…..)
(292) Tarafların yaptığı açıklamaya göre tespit maliyetleri MÜYAP muhasebesinden ödenmiş ve
daha sonra diğer meslek birliklerine fatura edilerek mahsuplaştırılmıştır. 2012-2016
döneminde il ve bölge bazlı olarak çeşitli hukuk büroları ile MÜYAP sözleşme yapmış ve
tespite yönelik organizasyon MÜYAP tarafından kurulmuştur. Bunun gibi, yukarıda sunulan
tespit masraflarına MÜYAP bünyesinde sigortalı olarak çalışan avukat ve hukuk
müşavirlerine ödenen ücretler, bu kişilerce yasal hak takibi için yapılan masraflar
(yargılama giderleri de dâhil), zaman zaman çeşitli dava dosyaları için alınan hukuki
mütalaa, danışmanlık ve diğer hukuk giderleri dâhil edilmemiştir.
(293) Bu çerçevede, 2016 yılında Savcılık kanalıyla İstanbul ili için yapılan ilk tespit masrafı ile
ilgili ortalama maliyet, (…..) TL arasında değişmektedir85.
(294) Sulh Hukuk Mahkemesi aracılığıyla yapılan tespit işlemlerinin lisans sözleşmesi ile
sonuçlanmasında ortalama maliyet, (…..) TL arasında değişmekte, bu durumda hukuk
davası açılması halinde bu maliyetlere (…..) TL avukatlık ücreti ile (…..) TL arasında
değişen yargılama harç ve masrafları eklenmektedir. Hukuk davası yoluyla yapılan tespit
işlemlerinin lisans sözleşmesi imzalanmasıyla sonuçlanma oranı çok düşük ve uzun süreli
olduğu, yatırılacak harç bedellerinin nispi oranlı ve açılacak tazminat davası miktarına bağlı
olduğu MÜYAP tarafından yapılan açıklamada ifade edilmektedir.
85 Tespit işlemi Savcılık aşamasında lisans sözleşmesiyle sonuçlanırsa (…..) TL, ceza davası açıldıktan
sonra lisans sözleşmesi imzalanırsa (…..) TL
17-27/451-193
104/138
(295) Tespit maliyetlerinin telif kültürünün yerleşmiş olduğu ülkelerde Türkiye’ye göre daha az
olduğunu taraflar da dile getirmektedir. MÜYAP tarafından gönderilen ek bilgi yazısında;
“…Kaldı ki bu ülkelerin hiç birinde ülkemizdeki gibi ağır mali yükler getiren yasal tespit
ve mahkeme süreçleri söz konusu değildir. Elde ettikleri gelirlerden bu tür harcamalar
için bedel ayırmamaktadırlar. Anlaşmazlıklar bir elin parmaklarını geçmeyen sayıda
dava ile çözülmekte ve kararlar yaygın uygulamalara dönüşmektedir. Oysa ülkemiz
meslek birlikleri her bir işletme için ayrı ayrı tespit ve dava açma işlemlerini
gerçekleştirmek zorundadırlar.”
ifadeleriyle bu husus dile getirilmektedir. Bunu gibi tarafların göndermiş olduğu bir diğer ek
bilgi yazısında da;
“…bilindiği kadarıyla Avrupa ülkelerinde genel itibarıyla meslek birlikleri kendi
bünyelerinde müfettişler bulundururlar ve herhangi bir mekânda müzik yayını olduğu
halde lisanslama yapılmadığı takdirde o mekânda müfettiş tarafından tutulan tespit
raporu yargı önünde delil niteliğindedir. Bu durum farklı zamanlarda Kültür ve Turizm
Bakanlığı temsilcileri ile birlikte meslek birlikleri temsilcilerinin örneğin Hollanda,
İngiltere, Almanya’da faaliyet gösteren meslek birliklerine yapılan ziyaretler
esnasında da teyit edilmiştir. Bunun (Avrupa’da telif yükümlülüğünün tespiti için
katlanılan bedelin) maliyetinin ne kadar olduğunun tarafımızdan bilinmesi ise
mümkün değildir zira her bir ülke meslek birliğinin bu konudaki istihdam politikası
farklı olduğu gibi yargı usulleri de farklıdır. Bunlardan daha önemli olan, söz konusu
ülkelerde tespit yapılması ihtiyacının düşüklüğüdür. Ülkemizde tespit yapılmadan
gerçekleştirilen sözleşme oranı son derece düşüktür. Tersine bir ifade ile tespit
yapılmadan sözleşme yapabilmek mümkün değildir. Bu, meslek birlikleri üzerinde
ciddi bir doğrudan ve dolaylı mali yük oluşturmaktadır. Örneğin meslek birliklerinde
ciddi sayıda kadrolu avukat istihdam edilmektedir. Yine aynı şekilde anlaşmalı
avukatlar ile çalışılmaktadır. Herhangi bir gelişkin ülkede böylesi bir tablo görülmez.
Meslek birlikleri, bu giderleri karşılamak durumundadır. Bunun için de tek kaynakları
sözleşme gelirleridir. Bu gelirler içerisindeki gider oranı gelişkin ülkelere göre çok
daha yüksektir. Gelişkin ülkelerin meslek birlikleri toplam gelirlerinin çok küçük bir
bölümünü bu tür hukuki giderlere ayırırken biz de önemli bir oran ortaya çıkmaktadır.”
açıklamalarına yer verilmektedir.
k) Yurt Dışı Uygulamalarında Vergiye Ayrılan Paylar
(296) Türkiye’de ilan edilen ve uygulanan tarifelerin yurt dışındaki tarifelerle karşılaştırılmasında
önemli olduğu düşünülen bir diğer husus ise telif gelirlerinden vergi için ayrılan paylardır.
Zira tespit maliyetlerinde olduğu gibi telif gelirinin içinde vergi payının yer almadığı veya
önemsiz oranda yer aldığı ülkelerin tarifeleri ile Türkiye’deki tarifeleri karşılaştırmak objektif
bir sonuç vermeyecektir. Bu sebeplerle MLB üyesi müzik meslek birliklerinden konuya
ilişkin bilgi talep edilmiştir. Yapılan açıklamada, kendilerinin yaptığı araştırmalar
kapsamında,
Bağlantılı haklar meslek birlikleri açısından meslek birlikleri gelirlerinin gelir vergisine
tabi olmadığı ülkelerin arasında Avusturya, Danimarka, Hırvatistan, Macaristan,
Slovenya, Hollanda, Yunanistan’ın yer aldığı, gelir vergisine tabi olan ülkelerin ise
Türkiye, Almanya, Litvanya (%23) olduğu,
17-27/451-193
105/138
Öte yandan, gerek eser sahipleri gerekse bağlantılı hak sahipleri meslek birliklerinin
lisansladıkları yerler için de KDV uygulayan ülkeler bulunduğu, bu ülkelerin arasında
Bulgaristan, Hırvatistan, Yunanistan (%23), Almanya (%7), Finlandiya, Fransa,
Macaristan, İsrail, İtalya, Hollanda (%21), İngiltere (%20)’nin sayılabileceği, bunun
gibi KDV uygulamayan ülkelerin de bulunduğu ve bu ülkelerin arasında İzlanda,
Danimarka ve Norveç’in sayılabileceği
belirtilmektedir. Türkiye’de gelir vergisi kesintisi oranı %17’dir. MESAM’ın gönderdiği
CISAC 2014 yılı verileri kapsamında, toplanan telif bedellerinden en yüksek idari kesinti
yapılan ülkeler grubu içinde Türkiye de yer almaktadır. Aşağıda yer verilen grafikte MSG
ve MESAM (telif gelirinden yaklaşık %20 kesinti ile), %20-%39 kesinti yapılan grupta yer
almaktadır.
Grafik 3:Telif Gelirinden Yapılan İdari Kesintiler
Kaynak: MLB Üyelerinin Ek Bilgi Yazıları
(297) Bu veriler çerçevesinde ülkelerin telif gelirlerini vergilendirme politikalarının farklılık arz
ettiği ve bu sebeple müzik kullanımına ilişkin tarifelerin ülkeler arasında karşılaştırılırken
bu durumun da göz önünde bulundurulması gerektiği değerlendirilmektedir.
I.9.3. Fiyat Ayrımcılığı ve Lisans Vermenin Reddi Şikâyetlerinin Değerlendirilmesi
(298) Piyasa ekonomisi, piyasa aktörlerinin serbestçe karar almasıyla oluşan bir ekonomik
düzendir. Bir başka ifade ile arz ve talebin serbestçe fiyatı oluşturduğu bir ekonomik
sistemdir. Bu nedenle piyasanın arz ve talep kanunu çerçevesinde serbestçe oluşabilmesi
için teşebbüslerin istedikleri fiyat politikalarını benimseyebilmeleri alıcılarını serbestçe
seçebilmeleri gerekmektedir.Teşebbüslerin istedikleri fiyatı belirleyebilme ve alıcılarını
seçebilme özgürlüklerini keyfi olarak uygulamaları durumunda kötüye kullanma söz konusu
olabilmektedir. Hâkim durumdaki teşebbüs alıcıları arasında ayrımcılık yaparak hâkim
durumunu devam ettirebileceği gibi aynı zamanda güçlendirebilir.
(299) Ayrımcı uygulamalar, hâkim durumdaki teşebbüslerin çeşitli davranışları neticesinde farklı
şekillerde ortaya çıkabilmektedir. Fiyat avantajına dönüştürülebilecek ödeme biçimi,
iskonto, vade gibi her türlü unsuru kaplamakla birlikte daha çok fiyat ayrımcılığı şeklinde
ortaya çıkmaktadır.
17-27/451-193
106/138
(300) Fiyat ayrımcılığı, doğrudan ve dolaylı fiyat ayrımcılığı olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.
Dolaylı fiyat ayrımcılığı, indirimler, bağlama gibi yöntemleri kapsamaktadır. Doğrudan fiyat
ayrımcılığı ise, teşebbüsün, farklı pazar seviyelerindeki müşterilerine farklı fiyatlar
uygulamasıdır. Teşebbüs; yaş grubu, coğrafi yerleşimler, ticari faaliyetler gibi müşterilerin
taleplerini etkileyen hususların farklılaşmasına göre, pazarın alt bölümlerindeki bu
unsurlara bağlı olarak farklı talep yapısı olan müşterilere fiyat ayrımcılığı
uygulayabilmektedir. Kârını azamileştirme güdüsüyle hareket eden teşebbüs, fiyat
ayrımcılığı uygulayarak daha az esnek olan talebin olduğu alt pazara yüksek fiyat, talebin
esnek olduğu alt pazarlara ise daha düşük fiyat uygulayarak, fiyat ayrımcılığı uygulamadığı
duruma göreli kârını artırabilir ve tüketici fazlasını kendi üretici fazlasına aktarabilir86.
(301) Literatürde, üç koşulun varlığı fiyat ayrımcılığının uygulanabilmesi için gerekli
görülmektedir. İlk olarak teşebbüsün belirli bir pazar gücüne sahip olması gerekmektedir.
Tekelci piyasalarda teşebbüsün pazar gücü fazla olduğundan ve alıcıların başka bir
sağlayıcıya geçiş yapabilmeleri zor olduğundan fiyat ayrımcılığının bu pazarlarda
uygulanabilirliği daha yaygın ve kolaydır. Rekabetçi piyasalarda ise bir alıcı yüksek bir
fiyata maruz kaldığında kolaylıkla rekabetçi bir fiyat sunan diğer bir sağlayıcıdan ürün satın
alabilecek, dolayısıyla ayrımcı uygulamalar başarısız olacaktır.
(302) İkinci koşul, müşterilerin sınıflandırılabilmesidir. Bir başka ifade ile hâkim durumdaki
teşebbüsün müşterilerinin her bir birim ürün için ödemek istediği fiyatı bilmesi
gerekmektedir. Sağlayıcılar bu bilgiler doğrultusunda müşterilerini sınıflandırarak, bir
müşteri tarafından yüksek değer atfedilen bir ürüne o müşteri için yüksek fiyat belirleyecek
ve karını maksimize etmeye çalışacaktır87.
(303) Üçüncü koşul ise hâkim durumdaki teşebbüsün ürünlerinin yeniden satışını (arbitraj)
önleyebilmesi ya da sınırlandırabilmesi gerekmektedir. Arbitraj imkânının var olduğu
durumlarda, piyasaya ürününü sunan sağlayıcıdan yalnızca ürüne görece daha düşük fiyat
ödeyen müşteriler ürün satın alacak ve sonrasında bu müşteriler kendi grupları dışında
kalan diğer müşterilere bu ürünleri satacaklardır88. Ancak arbitraj imkânının olmadığı bir
durumda, bir müşteriye sunulan fiyat diğer bir müşteriye sunulan fiyatı
sınırlandıramamaktadır89.
(304) Doktrinde tüm fiyat ayrımcılığı biçimlerinin ortak amacının mümkün olan en fazla tüketici
artığının üzerine konmak olduğu belirtilmektedir. Bu amaç farklı fiyat ayrımcılığı yöntemleri
ile gerçekleştirilebilmektedir. Fiyat ayrımcılığı eylemleri genel olarak üç kategori altında
incelenmektedir.
(305) Birinci derece fiyat ayrımcılığı, bir firmanın müşterilerini tam olarak ayırabildiği durumlarda
gerçekleşmektedir. Bu kapsamda firma her müşteriye ödemek istediği en yüksek fiyat
üzerinden satış yapar. İkinci derece fiyat ayrımcılığı ise aynı mal veya hizmetin belirli bir
miktarının her birimine belirli bir fiyat talep edilirken, farklı veya aynı birimlerden oluşan her
ilave miktar için farklı fiyatlar talep edilmesi olarak ifade edilebilir. Alım miktarı arttıkça
fiyatın düşmesi ikinci derece fiyat ayrımcılığına örnek verilebilir. Üçüncü derece fiyat
ayrımcılığı ise, teşebbüslerin farklı müşterilerine talep esneklikleri doğrultusunda farklı fiyat
uygulamasıdır. Bir başka deyişle farklı talep yapısına sahip müşteri grubuna farklı fiyat
uygulamasıdır.
86
87 O’DONOGHUE, R. ve J. PADILLA (2013), The Law and Economics of Article 102 TFEU, Second Edition,
Hart Publishing. s. 782.
88 NAZZINI, R. (2011), The Foundations of European Union Competition Law-The Objective and Principles
of Article 102, Oxford University Press, New York. s. 81.
89 O’DONOGHUE, R. ve J. PADILLA 2013, s. 783-784
17-27/451-193
107/138
(306) Fiyat ayrımcılığı doğrudan ve dolaylı olarak ortaya çıkabilmektedir. Hâkim durumdaki
teşebbüslerin farklı satış fiyatları uygulamaları ile oluşan ayrımcılık doğrudan fiyat
ayrımcılığı olarak nitelendirilirken, dolaylı fiyat ayrımcılığı hâkim durumdaki teşebbüsün
alıcılarına aynı fiyattan satış yapmasına karşın satış fiyatı haricindeki unsurlar sebebiyle
alıcılar için farklı fiyat oluşması anlamına gelmektedir90.
(307) Rekabet hukukunda doğrudan ve dolaylı fiyat ayrımcılığı, bir tarafı rekabet açısından zor
durumda bırakacak şekilde eşit alıcılara/işlemlere farklı koşullar önererek veya bir pazarda
rakipleri dışlamak için düşük fiyatlar sunarak hâkim durumun kötüye kullanılması
kapsamında değerlendirilmekte; rakiplerin ve alıcıların faaliyetlerini zorlaştırıcı dışlayıcı ve
rekabeti kısıtlayıcı olarak nitelendirilebilmekte, ancak, bazı durumlarda toplam refahı veya
etkinliği artırdığı gerekçesiyle rekabet yanlısı bir uygulama olarak da belirebilmektedir. Bu
nedenle, rekabet ekonomisinde ve hukukunda oldukça tartışmalı bir alanı oluşturan fiyat
ayrımcılığı konusuna son zamanlarda hâkim olan yaklaşım, bu uygulamanın etkisine
bakarak olay bazlı değerlendirme yapmanın gerekli olduğu yönündedir91.
(308) Hâkim durumdaki teşebbüslerin ayrımcı uygulamaları, 4054 sayılı Rekabetin Korunması
Hakkında Kanun’un (Kanun) hâkim durumdaki teşebbüslerin kötüye kullanma eylemlerini
konu edinen 6. maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde; “eşit durumdaki alıcılara aynı ve
eşit hak, yükümlülük ve edimler için farklı şartlar ileri sürerek, doğrudan veya dolaylı olarak
ayrımcılık yapılması” ifadesiyle yasaklanmaktadır.
(309) Madde lafzından da anlaşılacağı üzere fiyat ayrımcılığının Kanun kapsamında ihlal
oluşturabilmesi için belirli koşulların var olması gerekmektedir. Öncelikle, alıcıların eşit
durumda olması gerekmektedir. Nitekim ayrımcılık iddialarına yönelik Kurul kararlarında ilk
aşamada eşit durumdaki alıcıların varlığı tespit edilmeye çalışılmıştır92. Bu kararların büyük
kısmında alıcıların satın alma miktarı ile birlikte pazarlık güçleri, ürünün/hizmetin niteliği,
aynı dönem koşulu (alıcının sözleşme yapma zamanı) ile ölçek ekonomileri kriter olarak
ele alınmıştır. Söz konusu kriterler birçok Kurul kararında tekrar edilmiştir. Bununla beraber
alıcıların fonksiyonel farklılıkları, pazarlık güçleri gibi nitel kriterlerin yanında maliyet
avantajı kapsamında ölçek ekonomileri gibi nicel unsurlara da yer verilmiştir. Kurul’un bazı
kararlarında eşit durumdaki alıcı değerlendirmelerinde alıcıların/rakiplerin ticari
koşullarının farklı olduğu da belirtilmektedir93. Bu kapsamda, taraflar arasındaki
sözleşmelerin imzalanma yöntemlerindeki, alıcıların sağladığı yeterlilik koşullarındaki ve
altyapı olanaklarındaki farklılıklar ticari koşullardaki farklılığa örnek oluşturmaktadır.
(310) Ayrımcılığa ilişkin olarak aranan diğer bir koşul da sağlayıcılara yönelik farklı şartların ileri
sürülmesidir. Kurul içtihadı incelendiğinde bu hususta yapılan değerlendirmelerde yapılan
kampanyaların, alıcıların ödeme koşullarındaki farklılıkların, sağlayıcının katlandığı ek
maliyetlerin ve ticari gerekçelerin farklı koşullara sebep olduğu sonucuna varılmıştır94.
90 GÖRGÜLÜ, Ü. (2003), “Hakim Durumun Kötüye Kullanılması Kapsamında Fiyat Ayrımcılığı Uygulamaları”,
Rekabet Kurumu Uzmanlık Tezi, Ankara. s. 15.
91
9205.03.2015 tarih ve 15-10/139-62 sayılı, 19.02.2015 tarih ve 15-08/107-44 sayılı, 08.01.2015 tarih ve 15-
02/5-3 sayılı, 24.09.2014 tarih ve 14-35/697-309 sayılı, 07.08.2014 tarih ve 14-26/530-235 sayılı, 20.03.2014
tarih ve 14-11/205-89 sayılı kararlar.
93 16.12.2015 tarih ve 15-44/729-265 sayılı, 26.11.2014 tarih ve 14-46/834-375 sayılı, 19.03.2013 tarih ve
13-15/224-109 sayılı, 25.04.2012 tarih ve 12-22/578-171 sayılı, 01.11.2012 tarih ve 12-53/1497-524 sayılı
kararlar.
94 20.11.2015 tarih ve 15-41/677-239 sayılı, 12.09.2014 tarih ve 14-32/653-288 sayılı, 09.01.2014 tarih ve
14-01/14-11 sayılı, 06.11.2013 tarih ve 13-62/865-371 sayılı, 24.7.2008 tarih ve 08-47/668-262 sayılı
kararlar.
17-27/451-193
108/138
I.9.3.1. Umumi Mahallerde Fiyat Ayrımcılığı
(311) Yerinde incelemede elde edilen belgelerden 30.05.2016 tarihinde (…..) ve (…..) arasında
geçen “2016 Yılı Uzatma Yazısı” başlıklı yazışmalarda (Delil 1);
“(…..) merhaba, bizim toplam oda sayımız 259 (…..) 249 neden aramızda bu kadar
fiyat farkı var?”
“…(…..) hem (…..) kapsamında, hem de sözleşmesini 2008 yılında tamamlamış.
(…..) ise 2013 yılında (…..) için yapılan %(…..) indirimli kampanya kapsamında. (…..)
MESAM ve MSG sözleşmesini tamamlamak üzere görüşüyoruz. (…..) otelin (…..)’e
bağlı bir dernek üyeliği mevcut mudur? ((…..) vb.)
ifadeleri yer almaktadır.
(312) 26.02.2013 tarihinde (…..) tarafından gönderilen e-postada ise (Delil 4):
“Sözleşme bedelleri oldukça yüksek, diğer otelimiz (…..) İstanbul daha düşük
rakamlar ödüyor. Bu nedenle indirim talep ediyoruz. Diğer meslek birlikleri ile daha
uygun fiyatlarla sözleşmelerimizi yaptık. Konu hakkında yardımlarınızı talep
ediyoruz.”
ifadeleri yer almaktadır.
(313) 01.03.2013 tarihinde (…..) tarafından gönderilen yanıtta (Delil 5);
“..ekte revize edilmiş sözleşmenizi ve hesaplama tablonuzu bulabilirsiniz…”
06.03.2013 tarihinde (…..) tarafından gönderilen cevapta;
“…(…..) 414 odalı bir tesis belirtmiş olduğunuz bedel üzerinden odabaşı (…..) TL
alınırken, 212 odalı otelimizden odabaşı (…..) TL istenmektedir. Bu farkın sebebini
öğrenebilir miyim...”
ifadeleri yer almaktadır.
(314) 22 Temmuz 2016 tarihinde (…..) tarafından gönderilen “(…..)” başlıklı e-postada (Delil 3)
yer alan ifadeler;
“…Oteliniz için hazırlanan 2 kampanyanın hesaplama tablosunu ekte gönderiyorum.
Her ikisinin de sözleşme formatı ayrıdır. Özellikle damga vergisi açıklamalarını
aşağıda iletiyorum. (…..)’e bağlı derneklere ((…..)) üyelik durumu söz konusu
olacaksa dikkate almanız gereken hesaplama tablosu (…..) KAMPANYALI yazandır.
Aksi durumda İstanbul otellerine yönelik hazırlanan kampanyalı hesaplamadaki tablo
geçerlidir. Dönüşlerinize göre sözleşmeleri metin halinde ulaştırabilirim.”
şeklindedir.
(315) Aynı e-postanın devamı niteliğinde olan 28 Temmuz 2016 tarihli e-postada (Delil 3) ise:
“….Size göndermiş olduğumuz sözleşme hesaplamaları üzerinden herhangi bir
indirim yapılması mümkün değildir. İlk hesaplama, (…..) yönelik kampanya, sizin de
belirttiğiniz ekonomik zorlukların şikâyeti üzerine hazırlanmıştır. (…..) hesaplaması
ise meslek birlikleri ile (…..) arasında imzalanan protokol gereği, normal tarife
üzerinden neredeyse %(…..)’e yakın indirimli bir hesaplamadır…”
ifadeleri yer almaktadır.
17-27/451-193
109/138
(316) MÜ-YAP tarafından 13.06.2016 tarihinde T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları
Genel Müdürlüğü’ne gönderilen ve Bakanlığın (…..) (Delil 12):
“(…..TİCARİ SIR…..).”
(317) 11.05.2015 tarihinde MESAM, MSG, MÜ-YAP ve MÜYORBİR genel sekreterleri tarafından
(…..) Derneği’ne gönderilen dilekçede (Delil 139):
“Meslek Birliklerimiz ile (…..) arasında 02.03.2015 tarihinde,….belirli süreli Lisans
Sözleşmesi Esaslarına İlişkin İyiniyet Sözleşmesi imzalanmıştır. Ancak, bugüne
kadar yapılan birçok görüşmeye rağmen bu sözleşmenin hayata geçirilmesi ile ilgili
olarak yeterli çalışma yapılmamıştır. Meslek Birliklerimiz kampanyayı (…..) ile birlikte
sürdürmek istedikleri için kendi bağımsız çalışmalarını başlatmamışlar ve beklemek
zorunda kalmışlardır. Bu sözleşme gereğince Meslek Birliklerimize gönderilmesi
gereken üye listeniz de tarafımıza iletilmemiştir. Ayrıca, yapılan toplantıdaki duyuru
dışında üyelerinizin kampanya konusunda teşvik edilmesini sağlayacak herhangi bir
adımın atıldığı da görülmemektedir. …bu sözleşmenin bir an önce hayata
geçirilebilmesi amacı ile;
-Meslek Birliklerimiz tarafından aranarak söz konusu sözleşme gereğince izin
sözleşmesi imzalamaya davet edilmek üzere Derneğinizin üyelerini gösteren listenin
bir an önce tarafımıza iletilmesini,
-Sn. Muhatap tarafından üyelerine yazılı bildirimler gönderilmesini,
-…..sözleşmenin başarıya ulaşabilmesi için ve sözleşmenin geçerlilik şartı olan
minimum oda sayısına ulaşılabilmesi için gerekli çalışmaların Sn. Derneğiniz
tarafından yapılmasını önemle rica ederiz.”
ifadeleri yer almaktadır.
(318) MLB’nin (…..) ile yapılan sözleşmenin yürürlüğe girmemiş olması karşısında (…..) otellerin
mağdur olmamaları için kendi inisiyatifleriyle bazı otellere ulaşma çabası içinde
bulunduğuna dair belgeler elde edilmiştir. Bu kapsamda,
24.08.2015 tarihinde MLB tarafından (…..) yetkililerine gönderilen standart
sözleşmeler (Delil 23):
“Umumi mahallerin, bu mahallerdeki kişilere müzik yayınlaması halinde ilgili hak
sahiplerinden izin almaları gerekliliğinin, kullanıcılar için de makul bir bedelle yerine
getirilmesi için çeşitli sektörel kuruluşlarla uzun görüşmeler yapılmıştır. Bu
görüşmeler sonucunda (…..) bulunan konaklama tesisleri için (…..) ile 02.03.2015
tarihinde bir protokol imzalanmış ve altı ay süreli bir kampanya başlatılmıştır. Meslek
Birlikleri bu protokol ile kampanya süresince lisans başvurusu yapan (…..) üyelerinin
belirli yatak sayısına ulaşması halinde konaklama tesislerine resmi tarifeleri
üzerinden %(…..) mertebesinde indirim yapmayı taahhüt etmişlerdir. Protokolün
imzalanması üzerinden 5 aylık sürenin geçmesine rağmen, üzülerek ifade edelim ki,
(…..) tarafından yapılması gereken duyurular çeşitli gerekçelerle
gerçekleştirilmemiştir. Bu nedenle birçok işletme kampanyadan haberdar olamamış
ve 31 Ağustos 2015 tarihinde bitecek olan kampanya kapsamında lisans
başvurularını yapamamıştır. Kampanya bitiminde, meslek birliklerimizin ortak
Iisanslama birimi olan ve bu güne kadar sorunu sulh içinde çözmek için yasal
girişimlerde bulunmayan Müzik Lisanslama Birliği tespit çalışmalarına başlayacak ve
işletmeler dört kat daha pahalı olan tarife bedelleri ile sözleşme imzalamak zorunda
kalacaklardır. (…..) yöneticilerinin çoğu kendi otelleri için geçmiş dönemlerde yapılan
kampanyalar sırasında indirimli fiyatlarla lisans aldıkları için bu olumsuzluktan
etkilenmeyecektir. (…..)’un bu tutumu nedeniyle esas olarak işletmelerin mağdur
olacağı aşikârdır. "Ortak Çözüm" ilkesini bütün çalışmalarında uygulayan meslek
17-27/451-193
110/138
birlikleri olarak böyle bir tablonun ortaya çıkması gerçekten üzücü olacaktır. Bu
nedenle kendimizi siz müstakbel ortaklarımızı gelişmelerden haberdar etmek ve
lisans başvurusunda bulunmaya davet etmek zorunda hissederek bu mektubu
göndermeye karar verdik. Daha fazla bilgiyi Müzik Lisanslana Birliği'nden alabilirsiniz.
İleride yasal işlemlere muhatap olmamanız bakımından (…..) veya sektörünüzdeki
diğer kuruluşlarla yapılan ve 31 Ağustos 2015 tarihinde sona erecek olan
protokollerden yararlanmak için ekteki başvuru formunu doldurarak Müzik
Lisanslama Birliği'nin aşağıdaki adresine ulaştırmak veya e-mail olarak göndermek
sureti ile gerekli başvuruyu yapmanızı önemle rica eder, başarılar dileriz.”
(319) Standart sözleşmeler incelendiğinde, MLB’nin TÜROFED’den ayrılmış olan TÜROB üyesi
oteller için bile indirim yapmakta olduğu ve onları telif yükümlülüklerini ödemeleri
konusunda ikna etmek için davette bulunduğu görülmektedir. Söz konusu otellerin ilan
edilen tarife üzerinden değil indirimli tarifeden yararlanabilmeleri için bu çabayı göstermiş
olmaları önem arz etmektedir. Fahiş veya ayrımcı fiyat uygulama amacı taşıyan bir
teşebbüsün bu şekilde özel bir çaba içine girmeyeceği değerlendirilmektedir.
(320) (…..) tarafından 22.07.2011 tarihinde gönderilen e-postada (Delil 11) (…..) üyelerinin otel
tipi bazında sayısını belirten ifadeler ile ilgili olarak,
“Bunların kaçı lisanssız bunu belirleyip (…..) için ortak bir karar vermemiz gerekiyor diye
düşünüyorum. (…..)’un istediği ‘(…..) konusunda bütün meslek birlikleri hemfikir”
ifadeleri yer almaktadır.
(321) 17.06.2016 tarihinde (…..) tarafından (…..)’ye gönderilen “(…..).” başlıklı e-postada ise
(Delil 14) ;
“…(…..TİCARİ SIR…..)…..”
ifadeleri yer almaktadır.
(322) 11.12.2009 tarihinde (…..)tarafından gönderilen e-postada (Delil 6);
“…(…..TİCARİ SIR…..)….”
ifadeleri geçmektedir.
(323) adresinde yayınlanmış 27.04.2015 tarihli yazıda (Delil 7) aşağıdaki
ifadeler geçmektedir:
“TUROFED Başkanı Osman Ayık, müzik meslek birlikleri ile federasyon arasında yeni
bir anlaşma yapıldığını belirtti. Osman Ayık tarafından yapılan açıklamada, müzik
meslek birlikleri, MESAM MSG, MÜ-YAP ve MÜYORBİR ile TUROFED arasında yeni
bir anlaşma imzalandığını açıkladı. Anlaşma çerçevesinde yeni bir kampanya
düzenlendiğini duyuran Ayık, bugüne kadar müzik meslek birlikleri ile sözleşme
yapmamış işletmelerin ayrıcalıklı 2014 ve 2015 yılı bedelleri üzerinden lisanslama
yapabilmelerine olanak sağlandığını kaydetti. Ayık, kampanyaya dâhil olan
işletmelerin geçmiş dönemlere ait lisans bedelinden de muaf tutulacağını belirtti.
Osman Ayık, söz konusu kampanyanın süreli olduğunu da ifade etti.”
(324) (…..) tarihinde (…..)’ndan (…..)’ya gönderilen “(…..)” başlıklı e-postada (Delil 8) yer alan
ifadeler ise,
“....(…..TİCARİ SIR…..)…”
şeklindedir.
17-27/451-193
111/138
(325) İlgili yazışmanın ekinde yer alan ve TÜROFED Protokolünün 2008-2014 yıllarındaki indirim
oranlarını gösterir tablo aşağıdaki gibidir:
Tablo 36: Resmi Tarife-TÜROFED Tarife Karşılaştırması, Bedeller 2015 Yılı Oda Birim Fiyatıdır
1 yıldız 2 yıldız 3 yıldız 4 yıldız 5 yıldız
2008 (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
2009 (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
2010 (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
2011 (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
2012 (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
2013 (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
2014 (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Toplam (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Kaynak: Delil 9
(326) 26.02.2015 tarihinde (…..) tarafından (…..)’ya gönderilen e-postada (Delil 10) yer alan
tablolar aşağıdaki gibidir:
Resmi Tarife-TÜROFED Tarife Karşılaştırması, Bedeller 2015 Yılı Oda Birim Fiyatıdır
1 yıldız 2 yıldız 3 yıldız 4 yıldız 5 yıldız
Resmi Tarife 90 130 185 261,67 373,33
TÜROFED Bedeli (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
TÜROFED
İndirim Oranı
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Resmi Tarife-TÜROB Tarife Karşılaştırması, Bedeller 2015 Yılı Oda Birim Fiyatıdır
1 yıldız 2 yıldız 3 yıldız 4 yıldız 5 yıldız
Resmi Tarife 90 130 185 261,67 373,33
TÜROB Bedeli (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
TÜROB İndirim
Oranı
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
TÜROFED Bedeli-TÜROB Bedeli Karşılaştırması, Bedeller 2015 Yılı Oda Birim Fiyatıdır
1 yıldız 2 yıldız 3 yıldız 4 yıldız 5 yıldız
TÜROFED
Bedeli
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
TÜROB Bedeli (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
TÜROB Artış
Oranı
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
(327) 2017 tarifesiyle ilgili olarak 19.09.2016 tarihli MESAM-MSG-MÜYAP-MÜYORBİR Müzik
Lisanslama Birimi İcra Kurulu Toplantısı Tutanağı’nda (Delil19) yer alan ifadeler ise,
“yapılan çalışma neticesinde;
-Oteller ile ilgili tarifenin (…..) yılı uygulama tarifesi esas alınarak düzenlenmesine,
-Meslek birlikleri tarafından müziğin asli unsur olması ve diğer sebeplerle (…..) kabul
edilecek kullanıcılar haricindeki diğer umuma açık mahaller ile ilgili olarak da yine
uygulama tarifesi esas alınarak düzenlenmesine,….
-Ulusal yayın kuruluşlarının minimum bedelleriyle ilgili olarak da (…..) göz önünde
bulundurularak (…..)….”
şeklindedir.
17-27/451-193
112/138
(328) 12.09.2014 tarihinde (…..) tarafından (…..)’na gönderilen e-postada (Delil 20);
“….müzik kullanımlarının tespitinde ileri ses tanıma teknolojilerinin kullanılması için
yapılan çalışmalar devam etmektedir. Önümüzdeki dönemde bu alanda yapılan
görüşmelerin sonuçlanması ve bundan sonraki dağıtımlarda bu teknolojinin
kullanılması planlanmaktadır.”
ifadeleri yer almaktadır.
(329) 18.03.2013 tarihli TÜROFED “Müzik Meslek Birlikleri Yönetim Kurulu Toplantısı Karar”
başlıklı, (…..) Yönetim Kurulu Başkanı (…..) toplantı kararında (Delil 21) yer alalan ifadeler;
“(…..) 19. Olağan Yönetim Kurulu Toplantısında; (…..) üyesi olmayan, ancak (…..)
aracılığı ile müzik meslek birlikleri tarafından sunulan haklardan yararlanan (…..) ile
ilgili olarak, (…..) sağlanan (…..)”
şeklindedir.
(330) 19-20.04.2016 tarihlerinde (…..) Club ile (…..) arasında gerçekleşen yazışmalarda (Delil
27);
“…1-(…..) eğlence mekânı değil, kültür sanat kurumu altında olması gereken (ama
Türkiye’de böyle bir alt başlık yok) bir anlı caz müzik mekânıdır.
2- Mevsimlik mekândır, tüm yıl açık değildir, saatlik çalışır, sadece konser saatlerinde
(20.30/00.30).
3- Belediyeye çok yüksek oranda eğlence vergisi ödenmektedir.
4- Mekanik müzik çalınmaz, caz müzisyenleri daha önce kayıt edilmemiş, doğaçlama
müzik çalarlar……Ayrıca son dönemde terör nedeniyle cirolarımız ‘0’ noktalarına
gelmiş bulunmaktadır…..Bu zor koşullarda listeler üzerinden değil, karşılıklı olarak
belirlenen bir bedel üzerinden anlaşmak isteriz.”
“Merhabalar, ….lisans sözleşmeniz ektedir. Sözleşmeniz tespit tarihi olan 2015 yılını
kapsar şekilde hazırlanmış olup vekâlet bedeli yansıtılmamıştır, sadece tespit masrafı
alınmıştır. Lisans bedeline %(…..) özel indirim uygulanmıştır…”
ifadeleri yer almaktadır.
(331) 12.07.2011 tarihinde (…..) tarafından gönderilen “(…..) Randevusu Yarın MUYORBİR’de
14.00te” başlıklı e-postada ((Delil 17)
“…daha önce (…..)’dan (…..)’le görüştük….Onlar (…..) olarak (…..)’e yapılan
indirimden yararlanmak istiyor. (…..) de bizden ayrıldılar yapamazsınız diyor. Ortak
bir karar vermek lazım.”
ifadeler,
Aynı tarihte (…..) tarafından verilen yanıtta ise;
“Yapılabileceklerden biri (…..)’den ayrıldığı tarihten sonra açılmış yeni bir mekân
(…..) üyesi ise indirim verebileceğimizi iletebiliriz diye düşünüyorum.”
ifadeleri yer almaktadır.
17-27/451-193
113/138
(332) 07.08.2015 tarihinde (…..) tarafından (…..)’e gönderilen “(…..) Hakkında” başlıklı epostada
(Delil 24);
“…..(…..) ile Meslek Birlikleri arasında 2008 yılında, (…..)’in 150.000 oda taahhüdü
vermesi ile bir protokol imzalandı. Yapılan protokol ile (…..)’in derneklerine üye olan
konaklama tesislerine resmi tarife üzerinden (…..) indirim yapılarak sözleşmeler
imzalanmaya başlandı. (…..) bu sırada (…..)’in çatısı altında bulunan derneklerden
biri olduğundan dolayı TUROB üyesi konaklama tesisleri (…..)’lik indirim oranından
faydalandı. 2009 yılında (…..) üyeliğinden ayrıldı ve %(…..)’lik indirimi kaybetti.
Meslek Birlikleri ile (…..) arasında 2008 yılında imzalanan protokole 2015 yılında ek
yapılarak (…..)’lik indirim oranında herhangi bir değişiklik yapılmadan işletmelerin
geçmiş yıl bedellerinde iyileştirme yapılmıştır. (…..) ile Meslek Birlikleri arasında 2015
yılında karşılıklı imzalanan protokolde, (…..)’un 20.000 oda taahhüt etmesi ile birlikte
(…..) üyesi konaklama tesislerine tarife üzerinden %(…..)’e varan indirim uygulanarak
tıpkı (…..) ile yapılan anlaşmada olduğu gibi işletmeler ile 2014 ve 2015 yılları için
lisans sözleşmesi imzalanması konusunda anlaşmaya varılmıştır. (…..)’e üye
(…..)’ün üzerinde konaklama tesisi varken (…..)’da bu sayı (…..) civarındadır. Gerek
(…..) gerekse (…..) üye sayılarıyla orantılı olarak Meslek Birliklerine oda taahhüdü
vermişlerdir.”
ifadeleri yer almaktadır.
(333) 01.06.2016 tarihinde (…..) tarafından gönderilen “(…..) Üyelerinin lisanslama Talebi”
başlıklı e-postada yer alan ifadeler ise (Delil 25);
Ankara’da (…..)’in dışında (…..) isimli (…..) kurulmuştu. (…..)’in o bölgede derneği
olduğundan dolayı (…..)’e üye olamıyor. (…..)’da yaşanan durum burada da geçerli.
Derneğin üyesi olan (…..) derneklerine üye olmak istemiyorlar. (…..) üyesi (…..)
işletme mevcut. Bu (…..)’si ile geçmişten gelen (…..) sözleşmelerimiz devam
etmekte. Sözleşmesi bulunmayan (…..) otel için indirim talep ettiler. Dolayısıyla bu
(…..) tesis için İstanbul otellerine uyguladığımız tarifeyi ((…..) bedellerine %(…..) artış
uygulanan tarife) uygulamak istiyoruz.”
şeklindedir.
(334) 21.03.2016 tarihinde (…..) tarafından gönderilen “Yeni medya, (…..)” başlıklı e-posta (Delil
26);
“….1) (…..) ile yapılacak görüşmede bizden indirim isteyecekleri üstelik bu indirimin
(…..) ile aynı olmasını isteyecekleri biliniyor. Bu hem prensip olarak uygun değil hem
de uygulanabilir değil zira bunların otelleri neredeyse tümüyle yıldızsız statüdeler. Bu
nedenle kendilerine ancak oda satış fiyatlarına göre bir fiyat verebiliriz. Birçoğu aynı
zamanda restoran, bar, vb. mahal sahibi onlar için de bir indirim uygulayabiliriz.
OLB’de bu konuda yapılan bir çalışmayı ayrıca size göndereceğim….”
şeklindedir.
(335) Yukarıda sunulan yazışmalar incelendiğinde, esas olarak TÜROB ve TÜROFED üyesi
otellere sunulan tarifeler arsında bir ayrımcılıktan bahsedilebileceği, bununla birlikte
TÜROB ile imzalanan İyiniyet Sözleşmesinde kendisince taahhüt edilen (…..) oda
garantisinin yerine getirilmemiş olduğu, bu odaları temsil eden otellerle lisanslama ile ilgili
anlaşmayı yapıp MLB’e iletmemiş olduğu, öte yandan TÜROFED’in vaat ettiği (…..) odayı
temsil eden oteller ile söz konusu anlaşmaları yapıp MLB’ye iletmiş olduğu, MLB’nin yerine
gelmeyen taahhüde rağmen TÜROB’a taahhüdünü yerine getirmesi için dilekçe
gönderdiği, bu dilekçenin sonuçsuz kalması üzerine MLB’nin TÜROB üyesi oteller ile
irtibata geçip onları indirimli tarifelerden yararlandırmak için çabaladığı anlaşılmaktadır.
17-27/451-193
114/138
(336) 4054 sayılı Kanunun hâkim durumu değerlendiren 6. maddesinin ikinci fıkrasının (b)
bendinde “Eşit durumdaki alıcılara aynı ve eşit hak, yükümlülük ve edimler için farklı şartlar
ileri sürerek, doğrudan veya dolaylı olarak ayrımcılık yapılması” yasaklanmaktadır. Gerek
Borçlar Kanunu ve gerekse 4054 sayılı Kanun açısından değerlendirildiğinde, TÜROB’un
İyiniyet Sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemiş olması sebebiyle
TÜROFED veya bir başka meslek örgütü ile eşit durumda sayılamayacağı, bu sebeplerle
4054 sayılı Kanun açısından TÜROB üyelerine yönelik bir fiyat ayrımcılığından
bahsedilemeyeceği kanaatine ulaşılmaktadır. Bilakis TÜROB üyesi otellere bile indirimler
yapıldığı görülmektedir.
(337) Bunun gibi TÜROB, İyiniyet Sözleşmesi çerçevesindeki taahhüdünü yerine getirmiş
olsaydı bile TÜROB’un taahhüt ettiği (…..) oda, öte yandan TÜROFED’in taahhüt ettiği
(…..) oda adedi arasındaki büyük fark sebebiyle, ticaret hayatının genel teamülleri ve iktisat
teorisinin arz talep öğretisi doğrultusunda farklı indirimlerden yararlanabilecekleri, zira
4054 sayılı Kanun kapsamında bu iki meslek örgütünün eşit durumda sayılamayacağı
değerlendirilmektedir. Nitekim (…..) oda ve (…..) oda arasında adet farkının yanı sıra sınıf
farkının da söz konusu olduğu, (…..) odanın içindeki 5/4/3 vb. yıldızlı oda adedi ile (…..)
odanın içindeki adedin farklı olduğu ve bu hususun meslek birliklerince elde edilebilecek
tarife bedelini doğrudan etkileyeceği tespit edilmektedir. Tarafların birinci yazılı
savunmaları, TÜROB ile yapılan İyiniyet Sözleşmesi ve TUROFED ile yapılan Protokol
incelendiğinde, yukarıda açıklanan farklara rağmen MLB’nin TÜROFED’e sağladığı
indirimin çok yakın oranını TÜROB’a da sağlamış olduğu, TÜROFED’e %(…..) ve
TÜROB’a %(…..) oranında indirim teklif edildiği, her iki meslek örgütü üyelerinin de geçmiş
dönem borçlarında indirimler ve/veya muafiyet sağlandığı görülmektedir. Örneğin TÜROB
İyiniyet Sözleşmesi Madde 7 A ve B bendi uyarınca, “TUROB Üyeleri 2014 ve 2015 yılları
izin bedellerini aşağıda odabaşı olarak belirtilen bedeller üzerinden ödemek suretiyle ve
bunun yanında ayrıca 2008-2014 dönemi ile 2008 yılı öncesi dönem için de yine aşağıda
belirtilen ilgili bölümlerde belirtilen esaslara göre belirlenecek olan bedeli ödemek sureti le
işbu Sözleşme ile getirilen indirimden faydalanabilir. …A bendinde belirtilen 2014 ve 2015
yılları izin bedelinin yanında ayrıca 2008-2014 dönemi ile ilgili olarak ;Bu hükme göre 2014
yılı öncesi yıl/yıllar için belirlenecek izin bedelleri, ilgili konaklama tesisinin yukarıda A bendi
uyarınca ödeyeceği 2014 yılı izin bedelinin TÜFE-ÜFE ortalamalarına göre geçmişe doğru
hesaplamalar yapılarak bulunacaktır”. Dolayısıyla MLB üyesi müzik meslek birliklerinin
TÜROB üyesi otellere de ilan edilen tarifelerin çok altında oranlarda teklif sundukları ve
2008-2014 gibi uzun bir dönemi kapsayacak geçmişe yönelik borçlar için bile indirim
yaptıkları tespit edilmektedir. TÜROFED üyelerine de önceki dönem borçlarına
indirimler/muafiyetler yapılmıştır. Kararın önceki bölümlerinde yer verilen yurt dışı ülke
uygulamalarında güncel dönemde %50’nin çok üstünde indirimin yanı sıra geçmişe dönük
olarak 6 yıl gibi uzun bir dönemi kapsayacak şekilde indirimin uygulandığını belirtir bir
örneğe yer verilmemiş olması dikkat çekicidir. Bu sebeplerle inceleme konusu müzik
meslek birliklerinin fiyat ayrımcılığı uygulamasından ziyade Ortak Lisanslama Protokolü 5.
maddesi gereğince mümkün olduğunca çok kullanıcıyı lisanslama konusunda ikna etme
çabası içinde olduğu ve bu doğrultuda, kullanıcı teşebbüsün bağlı olduğu meslek
örgütünün vaadi doğrultusunda çeşitli indirimler yaptığı değerlendirilmektedir. Nitekim
yukarıda (…..) Kulübüne ilişkin yazışmada da görüldüğü gibi lisans almadan müzik
kullandığı tespit edilen bir teşebbüse bile mevsimlik olması, belli saatlerde müzik çalması
gibi sebeplerle %(…..) indirim uygulanmıştır. Kararın önceki bölümlerinde yer verilen yurt
dışı ülke uygulama örneklerinde İspanyol Rekabet Komisyonunun müzik meslek birliği
SGAE hakkında verdiği karara95 değinilmiştir. Söz konusu kararda ilgili otorite, müzik
meslek birliklerinin prensip olarak farklı tarifeler uygulayabileceğini ancak tarifelerin şeffaf
ve objektif nedenlere dayandırılmış olması gerektiğini ve SGAE’nin uyguladığı indirim
95 İspanyol Rekabet Komisyonunun 3 Temmuz 2012 tarihli kararı. Case 220/10, SGAE.
17-27/451-193
115/138
oranlarının kullanıcıların bir birliğe üyeliğinin yaratmış olduğu maliyet avantajı ile
gerekçelendirilmesi gerektiğini vurgulamıştır.
(338) Türkiye örneğinde, tespit maliyetlerinin yüksekliği, bazı illere hiç tespit dahi yapılamaması,
telif bilincinin henüz kullanıcılar nezdinde yerleşmemiş olması gibi durumlar sebebiyle
kullanıcı örgütleriyle toplu sözleşmeler yoluyla yapılan lisans anlaşmaları telif gelirlerini
arttırmada ve tespit maliyetlerini azaltmada büyük önem kazanmaktadır. Dolayısıyla müzik
meslek birlikleri ile kullanıcı örgütleri arasındaki müzakere süreci, Avrupa ülkelerindekinde
olduğundan çok daha farklı bir ortamda gerçekleşmektedir. Bu müzakerelerde ise daha
fazla kullanıcı adına lisans anlaşması vaat eden kullanıcı birliği daha fazla indirim
alabilmektedir. Daha önce de değinildiği gibi, herhangi bir yere üyeliği olmayan ve
kendiliğinden lisans anlaşması yapmak için başvuran teşebbüs ise %30’dan başlayan
indirimlerden faydalanmakta, faaliyet gösterdiği sektördeki toplu sözleşme oranlarından
veya buna yakın oranlardan faydalanabilmektedir. Dosya kapsamında incelenen sözleşme
ve protokol örneklerinde, MLB üyesi müzik meslek birliklerinin uzun yılları kapsayan bir
dönem için geçmişe ilişkin borçlarda indirim yaptığı gibi güncel yıl için tarifelerinde
(…..)’dan başlayıp kimi zaman (…..) varan oranlarda indirim yapmış olduğu görülmektedir.
Esasen başka hiçbir sektörde kolay kolay rast gelinmeyen bu uygulamanın, bir tercihten
ziyade bir mecburiyetten kaynaklanmış olduğu dosya kapsamında yapılan incelemelerde
tespit edilmiştir. MLB üyesi olsun veya olmasın müzik meslek birlikleri, Türkiye’nin kendine
has koşulları, yüksek tespit maliyetleri, yargının yoğun iş yükü dolayısıyla kaybedilen
zaman gibi meslek birliklerinden bağımsız olan ve kısa vadede değiştirilemez durumlar
karşısında her yıl sayısı artan hak sahiplerinin haklarını takip etmekle yükümlüdür. Kar
amacı gütmeyen kuruluşlar olarak tasarlanan bu birliklerin mümkün olduğunca çok sayıda
kullanıcıya en az maliyetle ve en hızlı şekilde ulaşmaları, hak sahiplerinin ellerine geçecek
telif gelirini arttırıcı önemli bir husustur. Bu noktada önemli olan bir diğer husus ise müzik
meslek birliklerinin kullanıcılar veya kullanıcı birlikleri ile yapacakları müzakerelerde özgür
olabilmeleri ve böylece temsil ettikleri hak sahiplerinin haklarını en yüksek seviyede
koruyabilmeleridir.
(339) İnceleme sürecinde elde edilen belgeler incelendiğinde, kullanıcı örgütleri ile toplu
indirimlerin dünyada pek çok ülkede uygulaması olduğu anlaşılmaktadır. Örneğin, aşırı
fiyat değerlendirmelerine ilişkin bölümde de yer verildiği üzere Yunanistan’da bağlantılı hak
sahipleri meslek birliği, otelciler birliği ile yaptığı tarifelerde oda başına yaklaşık %(…..)
indirim uygulamaktadır. Bunun gibi MESAM’ın 1. yazılı savunmasında gönderdiği eklerde
de Amerika, Hollanda, Almanya, Hırvatistan, Fransa, İtalya ve İsviçre’deki müzik meslek
birliklerinin çatı örgüt sözleşmelerine uyguladıkları indirimler hakkında bilgiye, (…..) ile
HDS (Hırvatistan), SUİSA (İsviçre) ve SACEM (Fransa) yetkilileri arasında geçen ve
kendilerinin ülkelerinde uyguladıkları toplu indirimler hakkındaki yazışmalara yer verilmiş,
ayrıca Almanya, Avusturya, Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Hollanda, İrlanda, İspanya,
Norveç, Portekiz ve Yunanistan’da kamuya açık alanlarda müzik yayını kullanıcılarına
uygulanan indirimler ve ek ücretlere ilişkin tablo sunulmuştur. Söz konusu tabloda yer alan
bilgilere göre Almanya, Bulgaristan, İrlanda müzik meslek birlikleri kendi isteğiyle telif ücreti
ödeyen kullanıcılara indirim uygulamamaktadır. Tabloda İspanya’daki durum için “yeni
tarife anlaşması yaparken kullanıcı birlikleriyle pazarlık sürecine dâhil olan tarifeleri kabul
eden kullanıcılara indirim uygulanabilir. Bu ‘hızlı’ anlaşmalarda ödenecek rakamlar, gerçek
işlem ücret tasarrufuna göre belirlenir. Sabit bir indirim miktarı veya yüzdesi yoktur çünkü
işlem ücretlerinden ne kadar tasarruf edildiği her anlaşma için….” ifadelerine yer
verilmektedir. Dolayısıyla kullanıcı örgütleri ile yapılan toplu indirimler ve kendiliğinden
başvuran kullanıcıya uygulanan indirimler farklı ülke uygulamalarında görülmektedir.
Bununla birlikte, indirim oranları ve indirimin hangi koşullarda uygulanacağı gibi konular
her ülkenin kendine has koşulları çerçevesinde belirlenmektedir.
17-27/451-193
116/138
I.9.3.2. Radyo Televizyon Kuruluşlarında Fiyat Ayrımcılığı ve Lisans Vermenin Reddi
(340) Yerinde incelemelerde yayın kuruluşlarının tarifelendirilmesine yönelik olarak elde edilen
belgeler başlıca aşağıdaki gibidir:
(341) 13.01.2016 tarihli MESAM-MSG-MÜYAP-MÜYORBİR Müzik Lisanslama Birimi
Koordinasyon Kurulu Toplantısı Tutanağı (Delil 18)
“….(…..TİCARİ SIR…..)…”
(342) 19.09.2016 tarihli MESAM-MSG-MÜYAP-MÜYORBİR Müzik Lisanslama Birimi İcra Kurulu
Toplantısı Tutanağı (Delil 19);
“2017 tarifesiyle ilgili olarak yapılan çalışma neticesinde;
-Oteller ile ilgili tarifenin (…..) yılı uygulama tarifesi esas alınarak düzenlenmesine,
-Meslek birlikleri tarafından müziğin asli unsur olması ve diğer sebeplerle (…..) kabul
edilecek kullanıcılar haricindeki diğer umuma açık mahaller ile ilgili olarak da yine
uygulama tarifesi esas alınarak düzenlenmesine,….
-Ulusal yayın kuruluşlarının minimum bedelleriyle ilgili olarak da (…..) ….”
(343) 30 Aralık 2010 tarihinde (…..) tarafından (…..)’a gönderilen e-postanın içinde yer alan
MÜYAP’a ait yazışma (Delil 15);
“…(…..TİCARİ SIR…..)….”
(344) İncelemelerde ulaşılan belgelerde yayın kuruluşları arasında ayrımcılık yapılmasına işaret
eden herhangi bir belgeye ulaşılmamış, aksine, ulusal yayın kuruluşlarının (TVYD) benzer
nitelikte olanları arasındaki tarife farklılıklarının giderilmesine ve yerel yayın
kuruluşlarından (RATEM) tarifelerini yıllardır düzenli ödeyenler ile tarife ödemeye yeni
başlayanlar arasındaki hakkaniyetsizliğin ortadan kaldırılmasına yönelik ifadelere
rastlanılmıştır. Bu ifadelerden, MLB üyesi müzik meslek birliklerinin eşit düzeydeki yayın
kuruluşları arasındaki tarife farklılıklarını tercih etmedikleri, bilakis çeşitli nedenlerle ortaya
çıkmış tarife farklılıklarını ortadan kaldırmak için çaba gösterdikleri anlaşılmaktadır. Bunun
gibi, ulusal yayın kuruluşlarının izin bedellerinin mevcut sözleşmeler temel alınarak (ve
tarife artışı yapılmaksızın) belirlendiği dolayısıyla ilan edilen tarifelerin değil önceki yıllarda
uygulanan tarifelerin esas alındığı, izin almadan yayın yapmakta olan yayın kuruluşlarının
ise izin için başvurduklarında RATEM tarifesinin uygulanmakta olduğu görülmektedir. Bu
sebeplerle, yayın kuruluşlarına fiyat ayrımcılığı yapıldığı tespiti yapılamamaktadır. Kararın
önceki bölümlerinde yer verildiği üzere, yayın kuruluşları açısından da tarife tespiti toplu
görüşmelerde anlaşılan indirim oranları veya tarifeler çerçevesinde yapılmaktadır. Bu
doğrultuda, yerel yayın kuruluşları adına RATEM ve ulusal yayın kuruluşları adına TVYD
ile toplu sözleşmeler yapılmaktadır. Yerel ve ulusal yayın kuruluşu ayrımı ve ilgili tarife
oranları ise 5846 sayılı Kanun ile Eser, İcra, Yapım ve Yayınların Kullanılması ve/veya
İletilmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik çerçevesinde belirlenmektedir.
Dolayısıyla, yerel ve ulusal yayın kuruluşları tarifeleri ve indirim oranları arasında 5846
sayılı Kanun kapsamında yapılan bir ayrımdan bahsedilebilse bile aynı sınıfa mensup
yayın kuruluşları arasında tarife ayrımcılığı yapıldığı ve/veya amaçlandığına yönelik bir
tespit, mevcut veriler çerçevesinde yapılamamaktadır. Bireysel başvuran yayın kuruluşuna
da ait olduğu sınıfa uygulanan indirim oranlarına yakın indirimler yapılmakta olduğuna
kararın önceki bölümlerinde yer verilmiştir. Toplu müzakereler yapan meslek örgütlerinin
sahip oldukları üye adedi ile orantılı şekilde taahhüt edilen lisans sözleşmesi adedi,
bireysel yayın kuruluşlarına göre çok daha fazla olduğu için tarife avantajlarının da daha
fazla olması iktisat teorisi ve rekabet hukuku çerçevesinde doğal karşılanmaktadır. Zira
bireysel bir teşebbüs ile bir meslek örgütü, eşit konumda sayılamamaktadır.
17-27/451-193
117/138
(345) Öte yandan, Aslan Radyo ve Oğlak Radyo’nun Kurumumuza göndermiş olduğu şikâyet
dilekçesi incelendiğinde; aşırı fiyat, sözleşme yapmanın reddi ve fiyat ayrımcılığı
konularında müracaatta bulunduğu anlaşılmaktadır. Aşırı fiyat değerlendirmesi yukarıda
yapıldığı için burada tekrar ele alınmayacaktır.
(346) Rekabet hukukunda fiyat ayrımcılığının varlığından söz edebilmek için eşit durumdaki
alıcıların söz konusu olması ve sözleşme yapmayı reddetme eyleminin varlığından söz
edebilmek için sözleşme yapmayı reddetme eylemine ilişkin objektif haklı bir gerekçenin
bulunmaması gerekmektedir. AB’de lisanslama yapmayı reddetme eyleminin hâkim
durumun kötüye kullanılması olarak değerlendirildiği ilk karar olan ABAD’ın Magill96
kararında; lisanslama yapmayı reddetme eyleminin istisnai şartlarda kötüye kullanma
eylemi olarak değerlendirilebileceği belirtilerek, söz konusu şartlar aşağıdaki şekilde
sıralanmıştır:
1- fikri mülkiyet hakkına konu varlığın alt pazarda potansiyel tüketici talebi bulunan yeni
bir ürünün sunulması için vazgeçilmez olması ve lisanslama yapmayı reddetme
eyleminin yeni ürünün sunulmasını engellemesi,
2- lisanslamayı reddetme eylemi için haklı bir gerekçe bulunmaması,
3- hak sahiplerinin rekabeti tümüyle ortadan kaldırarak alt pazarı kendine ayırması
(347) Bunun gibi, Hâkim Durumdaki Teşebbüslerin Dışlayıcı Kötüye Kullanma Niteliğindeki
Davranışlarının Değerlendirilmesine İlişkin Kılavuzun 43. paragrafında da Kurul’un
sözleşme yapmayı reddetme iddialarını değerlendirirken ihlalin tespiti için üç koşulun
birlikte varlığını aramakta olduğunu belirterek söz konusu koşulları aşağıdaki şekilde
sıralamıştır:
1- Reddetme, alt pazarda rekabet etmek için vazgeçilmez bir ürüne ya da hizmete ilişkin
olmalı,
2- Reddetmenin, alt pazarda etkin rekabeti ortadan kaldırması muhtemel olmalı,
3- Reddetmenin tüketici zararına yol açması muhtemel olmalıdır.
(348) Kılavuzun 48. paragrafında ise “Yukarıda sayılan üç koşulun birlikte varlığının yanı sıra
Kurul, teşebbüsün ileri sürdüğü haklı gerekçe iddialarını da göz önünde bulunduracaktır.
Sözleşme yapma talebinde bulunan teşebbüsün ticari kredibilitesinin olmaması, arzın
kapasite sınırlarına bağlı olarak geçici olarak ya da tamamen durdurulması, çeşitli güvenlik
gerekliliklerinin karşılanamaması gibi hususlar nesnel gereklilik olarak
değerlendirilebilmektedir” açıklamasına yer verilmektedir.
96 Birleştirilmiş kararlar C-241/91 P ve C-242/91 P, RTE ve ITP v Commission (1995) ECR I-743.
17-27/451-193
118/138
(349) Buna göre, vazgeçilmezlik kriteri açısından değerlendirildiğinde, yayınlarında müzik
kullanmak üzere kurulmuş olan bir yayın kuruluşu için müzik kullanımına ilişkin hak, bir
diğer deyişle kendisine verilecek lisansın ilgili yayıncının faaliyetleri için vazgeçilmez
nitelikte olduğu değerlendirilmektedir. Söz konusu lisans alınmadan bir yayın kuruluşunun
müzik yayını yapması 5846 sayılı kanun çerçevesinde yasaktır. Dolayısıyla Aslan Radyo
ve Oğlak Radyo için vazgeçilmezlik kriterinin sağlanmış olduğu görülmektedir. Bir diğer
kriter olan hak sahiplerinin (müzik meslek birliklerinin), alt pazarda rekabeti tümüyle
ortadan kaldırarak alt pazarı kendine ayırması konusunda ise 5846 sayılı Kanuna istinaden
çıkartılan Fikir ve Sanat Eserleri Sahipleri ile Bağlantılı Hak Sahipleri Meslek Birlikleri ve
Federasyonları Hakkında Tüzük’ün “Tanımlar” başlıklı 2. maddesine değinilmesine gerek
duyulmaktadır. Buna göre, müzik meslek birlikleri, “fikir ve sanat eserleri sahipleri ile
bağlantılı hak sahiplerinin ortak çıkarlarını korumak, Kanun ile tanınmış hakların idaresini
ve takibini, alınacak ücretlerin tahsilini ve hak sahiplerine dağıtımını sağlamak üzere Kanun
ve Tüzük hükümlerine göre kurulmuş birlikler” olarak tanımlanmaktadır. Dolayısıyla ilgili
Kanun ve Tüzük hükümleri gereğince, müzik meslek birliklerinin kuruluş amacı, hak ve
yetkileri kapsamında müzik yayını yapma amacı ve yetkisi bulunmamaktadır. Bu sebeple
müzik meslek birliklerinin alt pazardaki rekabeti kendi lehine çevirmesi ve pazarı kendine
ayırmasından bahsedilememektedir. Bu çerçevede, ABAD ve Kurul tarafından sözleşme
yapmanın reddi için ortaya konulan koşulların birinin sağlanmamış olduğu görülmekte ve
bu sebeple rekabet hukuku kapsamında sözleşme yapmanın reddinden
bahsedilemeyeceği değerlendirilmektedir. Bununla beraber, aşağıda objektif gerekçenin
bulunup bulunmadığına ilişkin olarak da değerlendirmeler yapılacaktır.
(350) Objektif gerekçe kriteri açısından değerlendirildiğinde, Aslan Radyo ve Oğlak Radyo’nun
şikâyet dilekçelerinde, kendilerinin marka kullanım hakkını devraldıkları kanalların eski
sahipleriyle olan hukuki ihtilafları nedeniyle MLB üyesi müzik meslek birliklerinin müvekkil
şirketlerle lisanslama anlaşması yapmaktan kaçındıkları iddiasına yer verildiği
görülmektedir.
(351) Konuya ilişkin olarak MLB üyesi müzik meslek birliklerinden talep edilen bilgi yazısında;
Aslan Radyo ve Televizyon Yay. A.Ş. ile Oğlak Radyo ve Televizyon Yay. A.Ş.’nin
NUMBERONE GRUBU ile olan ilişkisi ile ilgili olarak:
“NUMBERONE MEDYA GRUBU” bünyesinde yer alan yayın kuruluşlarının
kullandıkları tüm “marka”, “logo” ve “çağrı işaretleri”nin sahibinin yurtdışı menşeli
Number 1 Tv And Media Limited olduğu,
1995 yılında kurulan Bir Numara Radyo ve Televizyon Yayınları A.Ş. “NUMBER 1”
logosu ile hem radyo hem de televizyon yayını, Klas Radyo ve Televizyon Yayınları
A.Ş. ise “KLAS RADYO” logosu ile radyo yayını yapmaya başladığı, Ali Naci
KARACAN’ın Klas Radyo ve Televizyon Yayınları A.Ş.’nin; Ömer İhsan KARACAN’ın
ise Bir Numara Radyo ve Televizyon Yayınları A.Ş.’nin kurucu ortaklarından olduğu,
2002 yılından 2012 yılına kadar (…..)’ın söz konusu iki şirketin değişen oranlarda
olmak üzere en büyük hissedarı olduğu, ancak bahsi geçen bu on yıllık dönem
içerisinde şirketlerde en büyük paya sahip olmasına karşın hiçbir zaman temsil ve
ilzam yetkisini almamış ve 2012 yılından itibaren ise ortaklıktan ayrılmış olduğu,
17-27/451-193
119/138
Bir Numara Radyo ve Televizyon Yay. A.Ş. ve Klas Radyo ve Televizyon Yay. A.Ş.
hakkında iflas ertelemesi davası devam ederken, “NUMBERONE MEDYA GRUBU”
bünyesinde yer alan Bir Numara Telekomünikasyon Pazarlama ve Servis Hizmetleri
A.Ş.’de %(…..) oranında hisseye ve yine aynı grupta yer alan Uluslararası
Reklamcılık A.Ş.’de %(…..) oranında hisseye sahip (…..) adlı kişi tarafından Oğlak
Radyo ve Televizyon Yay. A.Ş. ile Aslan Radyo ve Televizyon Yay. A.Ş. adlı
şirketlerin kurulmuş olduğu, 2001 yılında kurulan Bir Numara Telekomünikasyon
Pazarlama ve Servis Hizmetleri A.Ş.’nin kurucu ortağı ve en büyük hissedarı olan
(…..)’ın (2010 yılında), hisselerini 2015 yılında kurulan Aslan Radyo ve Televizyon
Yay. A.Ş., Oğlak Radyo ve Televizyon Yayınları A.Ş.’nin %(…..) hissesine sahip
(…..)’a devretmiş olduğu,
Halihazırda NR 1 Türk markasını kullanan Aslan Radyo ve Televizyon Yay. A.Ş. ile
NR 1 markasını kullanan Oğlak Radyo ve Televizyon Yayınları A.Ş. şirketlerinin 2016
yılında yayına başlamış olduğu, ancak müzik meslek birliklerine herhangi resmi bir
başvuruları olmadığı,
ASLAN RADYO ve OĞLAK RADYO tarafından 2016 yılı için herhangi bir lisans
başvurusu yapılmaması üzerine meslek birliklerinin İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai
Haklar Hukuk Mahkemesi’nde dava açtığı ve mahkemenin 15.07.2016 tarihinde dava
sonuçlanıp kesinleşinceye kadar “(…..) TL'Iik lisans bedelinin 1/4'ünün her 3 ayda bir
meslek birliği banka hesabına ödenmesine, ödeme yapıldığı takdirde davacıların
yayın yapmalarına tedbiren izin verilmesine...” şeklinde karar verdiği, buna rağmen
ilgili meblağın meslek birlikleri hesabına halen yatırılmadığı ve lisanssız olarak
yayınlarına devam ettikleri,
Meslek Birliklerinin yerel radyo ve televizyon kuruluşları için RATEM ile ulusal
düzeyde yayın yapan radyo ve televizyon kuruluşları için ise TVYD ile protokol
imzaladıkları, bu protokollerde belirlenen fiyatları esas alarak yayın kuruluşları lisans
bedellerini belirledikleri, TVYD için 2013-2014-2015 yılları için %(…..), 2016 yılı için
ise %(…..) oranında artış uygulandığı, Number 1’ın TVYD protokolünü imzaladığı
ancak meslek birlikleri ile herhangi bir lisans sözleşmesi imzalamadığı buna karşılık
TVYD protokolünü imzalayan diğer yayın kuruluşlarının tamamının lisans sözleşmesi
yaptığı
ifade edilmiştir.
(352) MÜYAP ile BİR NUMARA RADYO ve KLAS RADYO arasındaki ilişkiyle ilgili olarak;
2001 yılında söz konusu iki radyo ile izin sözleşmesi imzalandığı ancak sözleşme
bedelinin bir kısmının ödenmediği ve 2002-2006 yılları arasında yayınlanan eserler
için izin alınmaması ve 2001 yılından kalan bedelin ödenmesi amacıyla 2006 yılında
BİR NUMARA RADYO ve KLAS RADYO ile sözleşme imzalandığı,
2008 yılında sözleşmeden doğan hakların ödenmesi amacıyla ihtarname çekildiği,
BİR NUMARA RADYO ve KLAS RADYO’nun ilgili talebi yerine getirmemesi
nedeniyle dava açıldığı, mahkemenin belirli bir lisans bedelinin meslek birliklerine
ödenmesine karar verdiği, buna rağmen herhangi bir ödeme yapılmadığı,
2008 yılından sonraki yayınları bakımından her bir takvim yılı için BİR NUMARA
RADYO ve KLAS RADYO aleyhine tecavüzün ref’i davalarının açıldığı, bu davalarda
ilgili radyolar aleyhine karar verildiği, verilen karar üzerine başlatılan icra takibine
rağmen herhangi bir ödeme yapılmadığı,
17-27/451-193
120/138
2014 yılında MÜYAP tarafından anılan radyolar aleyhinde iflas davası açıldığı,
mahkemenin ihtiyati tedbir olarak dava sonuna kadar NUMBER ONE FM logolu radyo
ve NUMBER ONE TV logolu televizyon kanalına ait lisans, frekans şebeke ve yayın
lisans hakkının devredilmesinin önlenmesine karar verdiği,
İflas davalarının açıldığı süreçte BİR NUMARA RADYO ve KLAS RADYO’nun kısmi
bölünme yoluyla “karasal” yayın haklarını yeni kurulan/kurulacak olan şirkete
devretme talebiyle RTÜK’e başvurdukları, ancak ilgili mevzuat uyarınca yayın
kuruluşlarının “karasal” yayın haklarını devretme hak ve yetkilerinin bulunmadığı, söz
konusu radyoların iflas kararından etkilenmemek amacıyla böyle bir yola başvurduğu,
RTÜK tarafından söz konusu radyoların talebine ne şekilde cevap verildiğinin
bilinmediği,
“Number One Medya Grubu” bünyesinde yer alan şirketlerde hisse sahibi olan (…..)
tarafından OĞLAK RADYO ve ASLAN RADYO adlı şirketler kurulduğu
belirtilmiştir.
(353) MESAM, MSG, MÜYAP ve MÜYORBİR ile BİR NUMARA RADYO ve KLAS RADYO
arasındaki ilişkiyle ilgili olarak;
NUMBER ONE GRUBU ile MÜYAP arasında 2008 yılından bu yana diğer meslek
birlikleri ile de hiçbir zaman lisans sözleşmesi yapılmadığı, açılan tazminat ve
tecavüzün ref’i davalarından kaynaklanan miktar oranında NUMBER ONE
GRUBU’ndan alacaklı oldukları,
NUMBER ONE GRUBU’nun lisans bedeli ödememek için dört meslek birliği aleyhine
Rekabet Kuruluna şikâyette bulunduğu, Kurul’un 16.12.2015 tarih ve 15-44/729-265
sayılı kararı ile şikâyetin reddedildiği,
2015 yılındaki yayınlara ilişkin izin almak için meslek birliklerine ihtarname
gönderildiği, bunun üzerine meslek birliklerinin lisans bedelinin tespit edilebilmesi için
yayın kuruluşlarının yayın alanları, müzik kullanım oranları vb. hususların bildirilmesi
gerektiği ifade edilerek cevap verildiği, ilgili grubun daha sonra mahkemeye
sundukları tevdi mahalli tayini talebinin kabul görmesine rağmen herhangi bir bedel
yatırmadıkları,
BİR NUMARA RADYO ve KLAS RADYO’nun muadil şirketlere uygulanan lisans
bedellerinin kendilerine de uygulanmasını talep ettikleri, meslek birliklerinin emsal
şirketler baz alınarak lisans bedelinin belirlendiği ancak bahse konu hukuki süreçler
neticesinde başvuru yapılmış olması nedeniyle emsal bedellere %30 artış
uygulandığı ve bunun bildirildiği,
2015 ve 2016 yıllarındaki kullanımlar için ne BİR NUMARA RADYO ve KLAS RADYO
tarafından ne de bu radyoların logo ve çağrı işaretleriyle yayına başlayan ASLAN
RADYO ve OĞLAK RADYO tarafından herhangi bir başvuru yapılmadığı,
bildirilmiştir. Ayrıca;
Her bir meslek birliğinin kendi tarifesini belirlediği MLB adına ortak bir tarife
yapılmadığı. Her bir meslek birliğinin tarifesini 5846 sayılı FSEK 42/a maddesinin 3.
fıkrasında belirtilen ölçütlere göre tespit ettiği,
Yayın kuruluşları ile ilgili tarifelerin ise RTÜK tarafından belirlenen sınıflandırmaya
uygun olarak belirlendiği,
17-27/451-193
121/138
Dünya uygulamalarında tarife bedelleri hesaplanırken brüt gelirlerin esas alındığı, bu
gelirlerden teamüller ve anlaşmalar neticesinde belirlenen bazı maliyet unsurlarının
düşülerek bir başka bedele ulaşıldığı, bu bedelin ise her ülkede aynı şekilde
belirlenmediği, ülkemizde ise gelirden pay oranlı bir sistem uygulanmadığı için bu
konuda kesin bir model oluşturulmadığı
dile getirilmiş, MLB üyesi müzik meslek birlikleri ve NUMBER ONE GRUBU arasındaki
hukuki süreç sebebiyle kendilerine gönderilen ihtarnameler ve NUMBERONE GRUBU
aleyhine 2015 yılı sonuna kadar açılan tüm ceza ve hukuk dosyalarının ortak listesi delil
olarak Kuruma iletilmiştir.
(354) Gerek Aslan Radyo ve Oğlak Radyo’nun ve gerekse tarafların açıklamalarından ve
sundukları belgelerden, NUMBER ONE GRUBU’nun MLB üyesi müzik meslek birliklerine
borcu olduğu ve bu konuda hukuki sürecin devam ettiği anlaşılmaktadır. Bunun gibi,
tarafların sunduğu belgelerden ve yaptığı açıklamalardan, borçlu olan NUMBER ONE
GRUBU ile Aslan Radyo ve Oğlak Radyo arasında organik bağın sabit olduğu
görülmektedir. Bu veriler ışığında, önceki yıllara ilişkin borçları ödenmemiş bir şirketle
organik bağı bulunan yeni bir şirkete lisanslama yapmayı reddetme eyleminin haklı bir
gerekçe olarak değerlendirilebileceği kanaatine varılmıştır. Nitekim Kurul’un 18.02.2016
tarihe ve 16-05/116-51 sayılı kararında da ANADOLUMED ile EMEK ECZA arasındaki
organik bağın kopmuş olduğu iddiasına rağmen “sözleşme yapma talebinde bulunan
teşebbüsün ticari kredibilitesinin olmamasının haklı gerekçe olarak kabul edilebileceği”ne
vurgu yapılarak “SOLGAR’ın EMEK ECZA’nın kendisine olan borcundan dolayı ve
ANADOLU EMEK ile EMEK ECZA arasındaki bağın ANADOLUMED’in ticari kredibilitesini
olumsuz etkilediği düşüncesinden hareketle mal vermemesinin haklı gerekçe olarak kabul
edilmesi gerektiği”ne karar verilmiştir.
(355) Bunun gibi, borçlu bir şirket ile organik bağı olan (yeni) şirketin tarifelerini düzenli olarak
ödeyen, lisans sözleşmelerini imzalayan diğer şirketlerle eşit konumda sayılamayacağı ve
bu sebeple ilan edilen tarifelerde aynı oranda indiriminden faydalandırılmamasının da haklı
bir gerekçe olduğu değerlendirilmektedir. NUMBER ONE GRUBU ile devam etmekte olan
hukuki süreç sebebiyle ortaya çıkan yargı masraflarının da tarifelerin farklılaştırılmasında
haklı bir gerekçe olarak ele alınması gerektiği, zira kar amacı gütmeyen şirketler olarak
tasarlanan müzik meslek birliklerinin tespit, yargı vb. gibi masraflarının artmasının hak
sahiplerine dağıtılacak telif gelirlerini azalttığı, bu durumun ise her yıl artan sayıdaki hak
sahiplerine azalmayan oranlarda telif geliri sağlayabilmek için tarifelerin arttırılması
yönünde baskı yaratabileceği değerlendirilmektedir.
I.10. Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında Yapılan Tespit ve Değerlendirmeler
I.10.1. MLB’nin Teşebbüs Niteliğine İlişkin Değerlendirmeler
(356) Soruşturma tarafı olmamasına rağmen taraf teşebbüslerle doğrudan bağı bulunması ve
tarafların lisanslama faaliyetlerini yürütücü organı niteliğinde olması sebebiyle MLB’de de
yerinde incelemeler gerçekleştirilmiştir. Bu sebeple bu bölümde MLB’nin 4054 sayılı Kanun
kapsamında bir teşebbüs olarak değerlendirilmesi gerektiği yönündeki tespitlere yer
verilecektir.
(357) MLB, dört meslek birliği arasında ortak lisanslama protokolü çerçevesinde oluşturulmuş bir
birim olarak faaliyet göstermektedir. Teşebbüs kavramı Kanun’da, piyasada mal veya
hizmet üreten pazarlayan, satan gerçek ve tüzel kişilerle bağımsız karar verebilen ve
ekonomik bakımdan bir bütün teşkil eden birimler olarak tanımlanmaktadır. Bununla birlikte
rekabet hukuku bakımından teşebbüs kavramı, mevcut içtihatla birlikte Komisyon ve ABAD
kararları ışığında şekillenmektedir.
17-27/451-193
122/138
(358) Rekabet hukukunda teşebbüs kavramı her türlü gerçek ve tüzel kişileri kapsayabilmektedir.
Tüm gerçek ve tüzel kişiler, ticari bir faaliyet göstermeleri ve bu faaliyetlerinin ticari bir
amaca yönelik olup, süreklilik arz etmesi halinde teşebbüs olarak kabul edilmektedirler;
hatta öyle ki burada bir gerçek veya tüzel kişinin yaptığı faaliyetlerden maddi bir amaç
gütmesi gerekmemektedir. Maddi kar dışında fayda bile üretmesi onun teşebbüs olarak
kabul edilmesi için yeterli bir neden olarak görülmektedir.
(359) Doktrinde ise teşebbüs; “mal ve hizmet üreten, bunları pazarlayan ya da bunların
pazarlanmasına aracılık veya danışmanlık eden, bütün gerçek ya da tüzel kişilerle, tüzel
kişiliği olmayan ancak, bağımsız ve ekonomik açıdan bir bütün oluşturan birimlerdir.”
şeklinde tanımlamaktadır. Yine aynı ekonomik ve ticari faaliyetler kapsamında eser
sahipleri, meslek birlikleri, spor federasyonları ve FIFA, teşebbüs olarak
nitelendirilmişlerdir.
(360) ABAD’ın 23 Nisan 1991 tarihli “Höfner and Esler/ Macrotron ” kararı teşebbüs kavramının
kapsam ve sınırlarını belirleyen kararların başında gelir. Bu kararda rekabet hukuku
anlamında, varlığının yasal statüsüne ve nasıl finanse edildiğine bakılmaksızın, ekonomik
faaliyet ile uğraşan her varlık teşebbüs olarak kabul edilmiştir. 1985 tarihli Hydrotherm
kararında ise, ekonomik birim, hukuki açıdan gerçek ya da tüzel, birçok kişiden oluşmuş
olsa dahi antlaşmanın amacı açısından tek bir birim olarak değerlendirilmiştir.
(361) MLB, dört meslek birliğinin lisanslama faaliyetlerini birlikte yürüttüğü bir birim olarak
görünmektedir. Meslek birlikleri ile yapılan görüşmede, MLB’nin dört meslek birliğinin ortak
bir sekretaryası niteliğinde olduğunu ve herhangi bir tüzel kişiliğinin olmadığını ifade
etmişlerdir. Bununla birlikte meslek birlikleri arasında hâlihazırda geçerli olan ortak
lisanslama protokolünde MLB’nin yapısı ve faaliyetlerine ilişkin hususlar yer almaktadır.
Buna göre MLB’nin kendi içerisinde bir koordinasyon kurulu ve icra kurulu olduğu,
lisanslamaya ilişkin faaliyetlerin bu birim tarafından yürütüleceği belirtilmektedir. Ayrıca
kuruluş amacının da mümkün olan en fazla sayıda ve miktarda lisanslamanın
gerçekleştirilmesi, bunun için gerekli hukuki başvuruların yapılması ve izin bedellerinin
kullanıcılardan tahsilatının yapılması olduğu ve bu konularda meslek birliklerinin MLB’yi tek
yetkili kıldığı ifade edilmektedir.
(362) Müzik meslek birliklerinin üyeleri adına umuma açık mahaller, radyo ve televizyon
kuruluşları ile diğer yerlerde lisanslama yapan ve telif ücreti toplayan teşebbüs birlikleri
niteliğinde olduğu kabul edilmektedir. Bu kapsamda MLB ise söz konusu teşebbüs
birliklerinin bir araya gelerek oluşturdukları bir birim olarak belirtilebilir. Meslek birliklerinin
kendi çıkarları ve gelişmeleri bakımından kendilerinin ayrıca lisanslama yapmaması ve
MLB’nin ilgili kurullarınca alınan kararların dört meslek birliğini de bağlaması, mümkün olan
en fazla sayıda ve miktarda lisanslama gerçekleştirilebilmesi için MLB aracılığıyla faaliyet
gösterilmesi bu birimin meslek birlikleri arasında bir stratejik işbirliği niteliğinde olduğu
anlaşılmaktadır. Bu ortaklıkla ilgili olarak MLB’nin kendi yönetim ve karar organlarının
bulunması ve meslek birliklerini bağlayıcı kararlar alması hususları dikkate alınarak
bağımsız bir yapı olduğu değerlendirilmektedir. Bununla birlikte meslek birlikleri tarafından
yürütülen ve temel ticari faaliyetleri olan lisanslama işlerinin MLB tarafından yürütülüyor
olması nedeniyle MLB’nin faaliyetleri ticari olarak değerlendirilmektedir. Dolayısıyla
MLB’nin teşebbüs niteliğinde olduğu ve Kanun kapsamında incelenebileceği
değerlendirilmektedir.
17-27/451-193
123/138
I.10.2. Rekabet Kurulunun 20.06.2007 tarih ve 07-53/617-206 sayılı Muafiyet Kararının
İhlal Edildiğine İlişkin Değerlendirme
(363) Dosya konusu iddialar Kurul’un 20.06.2007 tarih ve 07-53/617-206 sayılı muafiyet
kararında belirtilen koşulların ihlal edildiğini de içermektedir. Bu çerçevede söz konusu
muafiyet kararının ihlal edilip edilmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Bununla
birlikte, konunun daha net bir şekilde anlaşılabilmesi bakımından öncelikle meslek
birliklerinin menfi tespit/muafiyet başvurusunda bulundukları protokole ardından Kurul
tarafından verilen muafiyet kararına ve meslek birlikleri tarafından karara yapılan itiraza
yer verilecektir.
a) Meslek Birlikleri Arasında 2007 Yılında İmzalanan Protokolün Konusu, İçeriği ve
Amacı
(364) 13.02.2007 tarihinde MESAM, MSG, MÜYAP ve MÜYOBİR yetkilileri tarafından
imzalanmış olan Meslek Birlikleri Ortak Hareket Protokolü’nün (Protokol) konusu, “TV,
radyo ve umumi mahaller, dijital kullanımlar başta olmak üzere MESLEK BİRLİKLERİ’nin
(MESLEK BİRLİĞİ; TARAFLAR; MESAM, MSG, MÜYAP, MÜYORBİR) görev ve faaliyet
alanına giren lisanslama çalışmalarının MESLEK BİRLİKLERİ namına oluşturulacak bir
birim tarafından yürütülmesi, MESLEK BİRLİKLERİ lisanslama çalışmalarının birlikte
gerçekleştirilmesi ve de TARAFLAR’ın işbu Protokol ile ilgili hak ve yükümlülüklerinin
belirlenmesi”dir.
(365) Protokol’ün 4. maddesine göre TARAFLAR, Protokol çerçevesinde, 5846 sayılı FSEK, ilgili
tüzük ve yönetmeliklerden doğan takip ve tahsil ile görevli bulundukları lisanslama
çalışmalarını birlikte ve ortaklaşa yürütme konusunda anlaşmışlardır. Meslek Birlikleri
namına ortak lisanslama çalışmalarının yürütülmesi için öncelikle “Meslek Birlikleri Ortak
Lisanslama Birimi” (Ortak Lisanslama Birimi) oluşturulacaktır. Tarafların Protokol
kapsamında birlikte, işbirliği halinde ve ortaklaşa yürütecekleri lisanslama çalışmalarının
başlıca alanları televizyonlar, radyolar, umumi mahaller, dijital kullanımlar ve de Tarafların
mevcut tarifelerinde yer alan müzik kullanıcı mecralar ile Protokol’ün imzalanmasından
sonra Tarafların tarife ve faaliyet alanlarına dâhil olacak kullanıcılar olarak belirlenmiştir.
(366) Protokol ile belirlenen hususların görüşülmesi ve karara bağlanması için Tarafların
yetkilendirecekleri ve görevlendirecekleri ikişer kişiden oluşan toplam sekiz kişilik bir “İcra
Kurulu” oluşturulacaktır. Bu İcra Kurulu’nda yer alacak yetkililerin verecekleri kararlar ve
beyanlar, temsil ettiği MESLEK BİRLİĞİ açısından bağlayıcı olacaktır (Madde 4.7).
(367) Protokolün imzalanması ile birlikte Taraflar mevcut tarifelerinin birleştirilmesi çalışmalarına
başlayacaklar ve bu çalışmalarını en geç 2007 yılı Ağustos ayının sonuna kadar
tamamlayacaklardır. Ortak Lisanslama Birimi, 2008 takvim yılında ve devamında Eser
Sahibi ve Bağlantılı Hak Sahibi Meslek Birlikleri Ortak Tarifesi (Ortak Tarife)’sini esas
almak sureti ile lisanslama yapacaktır. Ortak Lisanslama Birimi, 2007 takvim yılı içerisinde
yapacağı lisanslamaları her bir Meslek Birliği’nin kendi tarifelerini esas almak suretiyle
gerçekleştirilecek lisanslama çalışmaları sonucunda elde edilecek gelir Meslek Birlikleri
adına ortak açılacak bir banka hesabına yatırılacaktır. Bu gelirler her bir Meslek Birliği’ne
kendi tarifesi oranında aktarılacaktır. Ortak tarife çalışmasının neticelenmesi ile birlikte
2008 takvim yılı içinde Ortak Lisanslama Birimi tarafından gerçekleştirilecek lisanslama
çalışmaları sonucunda elde edilecek gelir, Meslek Birlikleri adına ortak açılacak bir banka
hesabına yatırılacaktır (Madde 4.9 ve 4.10).
(368) İstanbul dışında yürütülecek lisanslama çalışmalarında Taraflar tarafından belirlenecek
yerel bürolar kullanılacaktır (Madde 4.11).
17-27/451-193
124/138
(369) Protokol, imzalandığı tarihten itibaren 1 yıl için geçerli olacak, taraflardan herhangi biri
sürenin bitiminden 30 gün öncesine kadar Protokol’ün uzatılamayacağına dair bir beyanda
bulunmaz ise Protokol otomatikman 1 yıl daha uzatılmış ve yenilenmiş sayılacaktır (Madde
3).
(370) Bildirim Formu’nda, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu doğrultusunda takip edilen
hakkın niteliği bazında ayrı ayrı meslek birlikleri kurulması gerekmektedir. Bu durum, müzik
kullanıcılarının çoklu muhatap ile karşı karşıya kalmalarına yol açmakta, kullanıcıların
sözleşmeyi imzalamaktan imtina etmelerine, eser ve bağlantılı hak sahiplerinin yasadan
doğan haklarının ihlal edilmesine sebep olmaktadır. Bu sebeplerle söz konusu Protokol ile
bireysel tarifeler kapsamında lisanslama çalışmalarının ortak olarak daha etkin bir şekilde
sürdürülmesinin planlandığı ifade edilmektedir.
b) 20.06.2007 tarih ve 07-53/617-206 sayılı Muafiyet Kararı
(371) Kararda öncelikle FSEK ve ilgili yönetmelik kapsamında yer alan düzenlemelere yer
verilmektedir. Ardından telif ücretleriyle ilgili ödenecek bedellerin tespitinde kullanılan
yöntemlere değinilerek bu yöntemlerin temel olarak;
1. Yayın kuruluşunun yer aldığı kategoriye göre (ulusal/yerel/bölgesel/tematik vb.) sabit
bir bedelin ödenmesi.
2. Yayın kuruluşunun yer aldığı kategoriye göre, reklam veya brüt gelir/gider üzerinden
belirlenecek bir orana göre bedel ödenmesi.
3. Yayıncı kuruluşun kullandığı eser başına veya eserin kullanım süresine göre (saniye
bazında) bedel ödenmesi.
olduğu ifade edilmektedir. Ancak meslek birlikleri ve yayıncıların;
- Kategoriye göre sabit bedel ödenmesinin küçük yayıncıların aleyhine olacağı,
- Oran üzerinden bedel ödenmesinin, az eser kullanan ancak geliri yüksek olan
yayıncılar aleyhine olacağı,
- Eser başına bedel ödenmesinde ise, yayıncıların kullandıkları eserlerin sağlıklı bir
şekilde tespit edilmesinin mümkün olmadığı ve eser başına talep edilen bedelin
yüksekliği
gibi gerekçelerle belirli bir yöntem üzerinde anlaşamadığına yer verilmektedir.
(372) Daha sonra inceleme kapsamında raportörlerce yapılan görüşmelerde;
- Mevcut durumda uygulamada çok başlılığın olduğu, tek bir eseri yayınlayabilmek için
dört meslek birliği ile ayrı ayrı anlaşma yapmanın zorunlu olduğu,
- Meslek birliklerinin tek çatı altında toplanmasının ve tek bir sözleşme yapılmasının
istenilen bir husus olduğu,
- Tek çatı altında toplanacak olan meslek birliklerinin tarifeler ve kullanım koşulları
konusunda dayatma yapmalarının olanaklı olduğu,
- Tek çatı altında toplanmayı planlayan meslek birlikleri ile eser başına ve müzakereler
yoluyla fiyat tespiti yapıldığı takdirde sorunun ortadan kalkacağı
bilgilerinin elde edildiğine değinilmektedir.
17-27/451-193
125/138
(373) 4054 sayılı Kanun kapsamında yapılan değerlendirmelerde meslek birliklerinin teşebbüs
birliği olduğu kabul edilerek menfi tespit değerlendirmesine geçilmektedir. Meslek
birliklerinin takip ettikleri hakların genel olarak birbirini tamamlayıcı nitelikte olmasına
karşın MSG ve MESAM’ın aynı alandaki hakları takip etmek amacıyla kurulmuş olmaları
ve bu anlamda rakip olarak kabul edilmelerinden dolayı, bu iki teşebbüs birliğinin bir
protokol çerçevesinde bir araya gelmesinin, hem fiyatlandırma hem de sektördeki arz
dengesini etkileyerek çeşitli koşulları tespit etme açısından pazardaki rekabeti bozucu bir
ortam yaratabilir nitelikte olduğu değerlendirilmekte ve menfi tespit verilemeyeceğine
hükmedilmektedir.
(374) Yapılan muafiyet değerlendirmesinde meslek birlikleri arasında imzalanması planlanan
protokole çeşitli koşullar doğrultusunda bireysel muafiyet verilebileceğine karar verilmiştir.
Bu koşullar ise;
- eserlerin yayıncı kuruluşların gelirleriyle orantılı olarak fiyatlandırılması,
- yayıncıların kullandıkları eser başına fiyatların belirlenmesi ve kullanmadıkları eserler
için ödeme yapmaya zorlanmaması,
- müşteriler arasında ayrımcılık yapılmaması,
- belli bir müzik eserinin alınmasının başka eserlerin de alınması şartına
bağlanmaması
olarak belirlenmiştir.
c) Meslek Birlikleri Tarafından Kurul Kararına Yapılan İtiraz
(375) MESAM, MSG, MÜYAP ve MÜYORBİR yetkilileri, Kurul’un vermiş olduğu 20.06.2007 tarih
ve 07-53/617-206 sayılı karara itiraz ve kararın düzeltilmesi talebi ile başvurmuşlardır. Bu
başvuruda meslek birlikleri tarafından;
İlgili muafiyet kararının I.1.2. bendinde belirtilen “Fikir ve Sanat Eserlerinin Radyo ve
Televizyon Yayınlarında Kullanılmasına ilişkin Usul ve Esaslar Hakkında
Yönetmelik”in 8.6.2004 tarih ve 25486 sayılı Resmi Gazetede Yayımlanan “Eser,
İcra, Yapım ve Yayınların Kullanılması ve/veya İletilmesine İlişkin Usul ve Esaslar
Hakkında Yönetmelik” in 17. maddesi hükmü uyarınca yürürlükten kaldırıldığı,
yürürlükte olmayan bir yönetmelik hükmünün karara esas alındığı,
Dört meslek birliği olarak hazırlanan Ortak Hareket Protokolü’nün sadece yayın
kuruluşları (radyo ve TV yayını yapan kuruluşlar) ile yapılacak olan lisans
sözleşmeleri hakkında olmayıp 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu gereğince
eser sahiplerinden izin alınması zorunlu olan umumi mahaller (mağaza, market, bar,
eğlence yerleri, oteller vs.), dijital kullanımlar ve meslek birlikleri tarifelerinde yer alan
kullanım alanlarını da kapsadığı; bu sebeple başvurunun sadece yayın kuruluşları
baz alınarak karara bağlanmasının usule ve yasaya aykırı olduğu,
Yasal düzenleme ile meslek birliklerine tanınan ortak tarife belirleyebilme hakkının
Rekabet Kurulu kararı ile I.3.2.1. kısmında “ortak tarife belirlenmesinin rekabeti
bozucu etkisi olabileceği” şeklinde yorumlanmasının yasal düzenleme ile
uyuşmadığı, MESAM ve MSG’nin 2005 yılında ortak protokol ile Kuruma başvuruda
bulunduğu, başvuru konusu ortak protokole menfi tespit belgesi verildiği, 22.09.2007
tarih ve 2005-59/882-239 sayılı bu kararın MESAM-MSG-MÜYAP-MÜYORBİR’in
Ortak Hareket Protokolü’ne ilişkin 20.06.2007 tarih ve 07-53/617-206 sayılı kararda
belirtilen nedenlerle çeliştiği, Kurul’un ilgili başvuruya menfi tespit verilmesine ilişkin
talebi reddetmesinin ve muafiyet için öne sürdüğü koşulların yasaya aykırı olduğu,
17-27/451-193
126/138
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 42/A maddesinde yer alan “Tarifelerin
tespit edilmesinde; tarifelerin uluslararası uygulamaların ülkenin ekonomik ve
toplumsal koşullarına uyarlanabilirliği göz önünde bulundurularak makul seviyede
belirlenmesi ile teknolojik alandaki değişimlerin yanı sıra eser, icra, fonogram, yapım
ve yayınların yaratıldığı ve kullanıldığı sektörlerin yapısını tahrip edici, üretimi ve
kullanımı engelleyici ve genel kabul görmüş uygulamalara zarar verici bir etki
yaratılmaması, rekabeti bozucu şartlar oluşturulmaması, yapılan sınıflandırma, ilgili
sektörlerdeki ürün fiyatları ve bu sektörlerin gayri safi milli hasıladaki payı, eser, icra,
fonogram, yapım ve yayınların kullanım ve/veya iletim sıklığı birim fiyat veya götürü
usulü ödeme planı ve benzeri hususlar esas alınır.” hükmü uyarınca tarifelerin eser
başına birim fiyat veya götürü usulde oluşturulma yetkisinin yasa ile meslek
birliklerine tanınmış olduğu, eser başına fiyat belirleyip belirlememe yetkisinin de bu
anlamda meslek birliklerinin inisiyatifinde olduğu ve meslek birliklerinin inisiyatifinde
olan bir fiyat belirleme sisteminin Rekabet Kurumu tarafından bir muafiyet şartı olarak
dayatılmasının yasaya uygun olmadığı,
Kurul’un gerekçeli kararında belli bir müzik eserinin alınmasının başka bir müzik
eserinin alınması koşuluna bağlanmamasının muafiyet koşullarından biri olarak
belirtilmiş olduğu, ancak bir müzik eserinin kullanımında yasal olarak eser, fonogram
ve icra haklarının bütünüyle devreye girdiği ve tüm hakların takibinin ilgili alan meslek
birliklerince yapılmakta olduğu, birbirine bağlı olarak kullanıma konu olan hakların
yasal olarak kullanımı için tüm hak sahibi meslek birliklerinden izin alınmasının
gerektiği ve bu durumun da en etkin takibinin hakların birlikte yönetimi ile
sağlanabileceği sebepleriyle Kurul’un kararını tekrar gözden geçirmesi talep
edilmiştir.
(376) Kararın nihai karar olduğu anlaşıldığından ve nihai karara karşı süresinde yargı yoluna
başvurmanın mümkün olması sebebiyle talep 4.10.2007 ve 07-77/928-358 sayılı karar ile
reddedilmiştir97.
d) Kurul Kararı, Meslek Birlikleri Tarafından Yapılan İtiraz ve İhlal İddialarına İlişkin
Değerlendirme
(377) 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında rekabeti kısıtlayıcı bir anlaşmaya Kanunun
5. maddesindeki koşulları sağlaması şartıyla muafiyet tanınabilmektedir. Kurul söz konusu
anlaşmaya doğrudan izin verebileceği gibi piyasadaki etkin rekabetin korunması amacıyla
koşullu muafiyet de tanıyabilmektedir. Bu doğrultuda Kurul meslek birlikleri tarafından
yapılan başvuruya yukarıda belirtilen koşulların sağlanması şartıyla muafiyet tanımıştır.
97 Meslek birliklerinin karara ilişkin yargı yoluna başvurma imkânının olmasına rağmen yargı yoluna
başvurmamışlardır.
17-27/451-193
127/138
(378) Öncelikle meslek birlikleri tarafından imzalanması planlanan protokolün 4. maddesinde
meslek birliklerinin ortak faaliyette bulunacakları alanlar televizyonlar, radyolar, umumi
mahaller, dijital kullanımlar ve de tarafların mevcut tarifelerinde yer alan müzik kullanıcı
mecralar ile Protokol’ün imzalanmasından sonra tarafların tarife ve faaliyet alanlarına dâhil
olacak kullanıcılar olarak belirlenmiştir. Ancak Kurul kararında “yayıncı kuruluşlar” ifadesi
kullanılmakta ve ilk olarak açıklığa kavuşturulması gereken husus olarak görünmektedir.
Nitekim meslek birlikleri de karara yaptıkları itirazda bu hususu dile getirmektedirler.
Meslek birlikleri tarafından yapılan başvuru ve protokol göz önüne alındığında menfi
tespit/muafiyet başvurusunun sadece yayıncı kuruluşlar (radyo ve TV) için değil, telif ücreti
ödeme yükümlüsü olarak müzik kullanan bütün mecralarda ortak hareket edilmesine ilişkin
olduğu açıktır. Kurul kararı incelendiğinde ise kararın genelinde “yayıncı kuruluşlar” ifadesi
kullanılmaktadır. Yayıncı kuruluşlar ifadesi ile her ne kadar radyo ve televizyonlar anlaşılsa
da kararda telif ücreti ödeme yükümlüsü kuruluşlar ayrı ayrı sınıflandırılmamış tek bir
değerlendirme yapılmıştır. Bu doğrultuda kararda geçen yayıncı kuruluş ifadesinin esasen
telif ücreti ödeme yükümlüsü diğer mecraları da içerdiği anlaşılmaktadır. Bu kapsamda
müzik meslek birliklerinin sadece yayıncı kuruluşlar (radyo ve televizyonlar) ile ilişkilerinde
değil, diğer mecralar ile ilişkilerinde de ortak hareket etmelerine muafiyet tanındığı,
dolayısıyla söz konusu diğer mecralar ile ilişkilerinde ortak hareket etmelerinin tanınan
muafiyet kapsamında olduğu değerlendirilmektedir.
(379) Kurul’a yapılan ilk şikâyet başvurusunda ve soruşturma sürecinde yapılan diğer
başvurularda dile getirilen husus meslek birliklerinin muafiyet kararında belirtilen koşullara
aykırı hareket ettikleri iddialarıdır. Bu çerçevede soruşturma sürecinde elde edilen bilgi ve
belgeler doğrultusunda muafiyet kararında belirtilen her bir koşul ayrı ayrı
değerlendirilecektir.
- Eserlerin Yayıncı Kuruluşların Gelirleriyle Orantılı Olarak Fiyatlandırılması
(380) Muafiyet kararında yer alan gelire orantılı fiyatlama yapılması koşulundan ne anlaşılması
gerektiği hususu, bu koşulun ihlal edilip edilmediği bakımından önem arz etmektedir. Telif
ücreti ödeme yükümlüsü kuruluşlar bakımından kararda geçen yayıncı kuruluş ifadesinden
hem radyo ve televizyonlar hem de diğer umumi mahallerin anlaşılması gerektiği yukarıda
belirtilmiştir. Radyo ve televizyonlar ile diğer umumi mahallerin ayrı ayrı ele alınması uygun
olacaktır.
(381) Radyo ve televizyonların herhangi bir müzik türü kullanmadan yayın yapmasının mümkün
olmadığı, müzik kullanarak yayın yapan radyo ve televizyonlar açısından müziğin bir
hammadde niteliğinde olduğu, dolayısıyla bir üreticinin ürününü üretmek için kullandığı
hammadde bedeli ne ise telif ücretlerinin de radyo ve televizyonlar için aynı anlama geldiği
değerlendirilmektedir. Nitekim tematik içerikli bir radyo televizyon kuruluşu ile müzik içerikli
bir kuruluşun dinleyici kitlesi ve buna bağlı olarak kendisine yönelen reklam talebi ve içeriği
ve bu doğrultuda reklam gelirleri de farklı olacaktır.
(382) Telif ücreti ödeme yükümlüsü diğer umumi mahallerin temel olarak konaklama tesisleri,
eğlence tesisleri, hastane, sağlık, spor, güzellik merkezleri, alışveriş yerleridir. Bu
mekânlarda da çoğunlukla müzik kullanılmakla birlikte müzik yayınının bu mekânlardan
bazıları için zorunlu olmadığı değerlendirilebilir. Bununla birlikte müzik yayınının söz
konusu mahallerin gelirlerine yaptığı katkının her biri için farklı olduğu
değerlendirilmektedir.
17-27/451-193
128/138
(383) Buradan hareketle kararda belirtilen gelirle orantılı fiyatlandırma yapılması şartı her bir telif
ücreti ödeme yükümlüsü kuruluşun bilanço ve gelir kalemleri temel alınarak her biri için
ayrı fiyat belirleme şeklinde yorumlanmamalıdır. Aksi takdirde, herhangi bir yıl zarar eden
kuruluşun telif ücreti ödememesi gerektiği şeklinde bir anlam ortaya çıkmaktadır ki bu
hususun fikri mülkiyet hukuku bakımından kabul edilemez olacağı açıktır. Bu bakımdan
gelire orantılı fiyatlama yapılması şartının müzik kullanımının, müzik yayını yapan
kuruluşun gelirine yaptığı katkı bakımından yayının niteliği, ulusal veya bölgesel olması,
büyüklüğü, kapasitesi vb. hususlar dikkate alınarak belirlenmesi gerektiği şeklinde
yorumlanabileceği değerlendirilmektedir.
(384) Bu çerçevede soruşturma sürecinde meslek birliklerinin tarifeleri incelenmiştir. Tarifelerin
telif ücreti ödeme yükümlüsü gruplar için ayrı ayrı belirlendiği tespit edilmiştir. Radyolar ve
televizyonlar için belirlenen tarifeler, altı grup olarak ulusal düzeyde yayın, bölgesel
düzeyde yayın, uydu yayını, kablo yayını, dijital yayın olarak sınıflandırılmış ayrıca bu
grupların gelir düzeyine göre de bir alt sınıflandırma yapılarak belirlenmiştir. Diğer mahaller
için belirlenen tarifeler incelendiğinde ise konaklama tesislerinin yıldız sayısına göre
sınıflandırıldığı, eğlence tesislerinin kendi içerisinde lokanta, kafe/bar-restoran/bar, bar-
kulüp-disko-gazino, şeklinde metrekare olarak büyüklükleri temel alınarak sınıflandırıldığı,
diğer mahallerinde yine kendi içlerinde çeşitli kırılımlarla büyüklüklerine göre
sınıflandırıldığı görülmektedir. Ayrıca telif ücreti ödeme yükümlüsü kuruluşların bulunduğu
bölgeye ve nüfusa göre çeşitli indirim oranları da belirlenmiştir.
(385) Bu doğrultuda meslek birliklerinin uyguladığı tarifeler incelendiğinde, umumi mahallerin
tarifelerinin dünya uygulamalarında olduğu üzere sabit bir bedel şeklinde belirlendiği, öte
yandan radyo ve televizyonlar için tarife oranlarının müziğin gelirlerine katkısı dikkate
alınarak sınıflandırıldığı anlaşılmaktadır. Bu sebeple, ilgili Kurul kararında belirtilen koşulun
ihlal edilmediği değerlendirilmektedir. Ayrıca, yapılan incelemelerde ilan edilen tarifelerin
tespit davalarında bir örnek teşkil etmek amacıyla kullanıldığı ve dünya uygulamalarında
olduğu gibi genelde toplu sözleşmelerle belirlenen uygulama tarifelerinin oranlarının ilan
edilen tarifelerin oldukça altında seyrettiği tespit edilmektedir.
- Yayıncıların Kullandıkları Eser Başına Fiyatların Belirlenmesi, Kullanmadıkları
Eserler İçin Ödeme Yapmaya Zorlanmaması
(386) Öncelikle meslek birliklerinin tarife tespitine ilişkin hususlar FSEK 42/A maddesinde
belirtilmektedir. Buna göre tarifelerin uluslararası uygulamaların ülkenin ekonomik ve
toplumsal koşullarına uyarlanabilirliği göz önünde bulundurularak makul seviyede
belirlenmesi, rekabeti bozucu şartlar oluşturulmaması, yapılan sınıflandırma, ilgili
sektördeki ürün fiyatları ve bu sektörlerin gayrisafi milli hasıladaki payı, eser, icra,
fonogram, yapım ve yayınların kullanım ve/veya iletim sıklığı, birim fiyat veya götürü usulü
ödeme, ödeme plânı ve benzeri hususlar esas alınmaktadır. Bu esaslar doğrultusunda
meslek birlikleri inisiyatifinde olan fiyat tespitinin Kurul tarafından muafiyet koşulu olarak
dayatılmasının yasaya aykırı olduğu itirazında bulunmuşlardır.
(387) Meslek birlikleri tarafından yapılan lisanslama tüm repertuvarlarını kapsamaktadır. Bir
başka ifade ile eser başına fiyat tespit edilmemekte hak takibinde bulundukları tüm
repertuvar için götürü usulde tek bir fiyat belirlenmektedir. Bu husus gerek radyo ve
televizyonlar için gerekse umumi mahaller için geçerlidir. Kurul tarafından belirtilen koşul,
yayıncıların kullandıkları eser başına fiyatların belirlenmesi ve kullanmadıkları eserler için
ödeme yapmaya zorlanmaması olarak iki farklı unsur içermektedir.
17-27/451-193
129/138
(388) İlk olarak kullanılan eser başına fiyatlandırmanın yapılması unsuru, meslek birliklerinin
bünyesinde barındırdıkları tüm repertuvarın tek tek ücretlendirilmesini gerektirmektedir.
Ancak yapılan görüşmelerde meslek birlikleri tarafından sadece bir şarkının bedellendirilip
lisanslamasının mümkün olmadığı, tüm repertuvarı içeren tek bir tarife açıklanması ve
verilen izinde tüm repertuvar için izin veriyor olmasının yasa gereği bir zorunluluk olduğu
dile getirilmiştir. Dünya uygulamaları ile ilgili olarak da telif bedellerinin çalınan eser başına
tespit edilmediği, umumi mahaller için mekânın metrekaresine, bulunduğu bölgeye ve kişi
sayısına göre belirlendiği, radyo ve televizyonlar için ise ağırlıklı olarak gelirin belirli bir
oranına göre ya da götürü usulle belirlendiği bilgisi edinilmiştir. Ayrıca meslek birliklerinin
bireysel hak takibi yapılmasının mümkün olmadığı alanlarda tek tek üyeleri adına değil,
tüm üyeleri adına toplu hak takibi yapmakta olduğu, toplu hak takibinin ise herhangi bir
üyenin eserine, icrasına veya fonogramına özgü takip yapmaması anlamına geldiği,
dolayısıyla bizzat eser sahibi, icracı sanatçı veya fonogram yapımcısı tarafından hak
takibinin yapılamadığı alanlarda meslek birliklerinin tek tek üyeleri adına müzik eseri temelli
bir hak takibinin yapılmasının mümkün olmadığı, bu nedenle gerek AB’de gerek dünya
uygulamalarında toplu hak yönetiminin benimsendiği, koruma altında olan tüm eserler için
kullanıcılara izin verildiği açıklaması yapılmıştır. Öte yandan Kültür ve Turizm
Bakanlığı’nda yapılan görüşmede yetkililer, götürü usulü bedel toplamanın hakkaniyete
daha uygun olduğunu, birim fiyatlandırmanın ancak radyo ve televizyonlarda mümkün
olabileceğini, umuma açık mahallerde ise bunun tespiti için bir kayıt sistemi kullanmak
gerektiğini bunun ise zor olduğunu, Avrupa’da da umuma açık mahaller için böyle bir kayıt
sisteminin bilinen bir uygulamasının olmadığı dile getirmiştir. Yine Türkiye’nin şartları göz
önünde bulundurulduğunda götürü usulün daha uygun olduğu, bu şekilde tespit edilen
rakamların birim fiyatla yapılacak olan hesaplamanın altında kalacağı, ayrıca birim usulü
fiyatlamada hak sahibinin hakkının korunabileceği ancak kültürel birikimin
korunamayacağı, bu durumun popüler kültüre hizmet ettiği belirtilmiştir.
(389) İkinci husus, kullanılmayan eser için ödeme yapmaya zorlanılmamasıdır. Bu durumda
müzik eseri kullanan kuruluşların kullandığı eserlerin tek tek tespit edilmesini
gerektirmektedir. Yayın yapan kuruluşlar ile meslek birlikleri arasında yapılan
sözleşmelerde kullanılan eserlerin meslek birliklerine bildirilmesi yönünde hüküm
bulunduğu tespit edilmiştir. Konuya ilişkin meslek birlikleri tarafından yapılan açıklama şu
şekildedir;
(390) “….Öncelikle tüm kullanıcılardan kullanım listesi alınması gibi bir uygulama dünyanın hiçbir
yerinde yoktur. Lisans alanların ödedikleri bedeller ve liste temin ve işleme maliyetleri
dikkate alınarak oluşturulan örneklemlerden temin edilen listeler esas alınmaktadır. Umumi
mahallerde kullanılan müzik eserlerinin tespit edilmesine yönelik müzik kullanıcıları ile
yapılan lisans sözleşmelerinde kullanım listelerinin verilmesi yükümlülüğü ayrı bir madde
olarak yer almaktadır. Bu maddeye göre lisans alan müzik kullanıcıları süresi içinde talep
edilen format uyarınca meslek birliklerine kullanım listelerini vermeyi taahhüt etmektedirler.
Ayrıca lisans alan sözleşmenin imzasından sonra müzik kullanımlarına ilişkin eser
bildirimlerini gerçekleştirmediği takdirde sözleşme bedeline ek olarak cezai şart ödemekle
yükümlü tutulmaktadırlar. Fakat bu madde genel çerçevede uygulama alanı
bulmamaktadır. Meslek birlikleri ile lisans sözleşmesi imzalamış bulunan tüm umuma açık
mahallerden veya radyo-televizyon kuruluşlarından, kullanım listeleri süresinde ve sağlıklı
temin edilememektedir. Bu yönde caydırıcı bir yaptırımda uygulanmamaktadır.”
(391) Yapılan inceleme ve edinilen bilgiler, kullanım listelerinin tam olarak tespit edilebilmesinin
tüm umuma açık mahaller için mümkün olmadığı ancak radyo ve televizyonlarda mümkün
olabileceği bununla birlikte şu anki durumda radyo ve televizyonlardan da sağlıklı bir
şekilde elde edilemediği yönündedir. Ayrıca kullanım listelerinin temin edilmeye
çalışılmasındaki asıl amaç telif bedellerinin hakkaniyete uygun bir şekilde dağıtılması ile
ilgili olmaktadır.
17-27/451-193
130/138
(392) Diğer taraftan kullanılmayan eser için ödeme yapılmaması hususu, eser başına
fiyatlandırmayı da beraberinde getirmektedir. Örneğin, sadece beş adet müzik eseri
kullanan bir kuruluş için kullandığı bu eserler için ödeme yapabilmesi ancak söz konusu
eserlerin her birinin fiyatının tespit edilmiş olmasını gerektirmektedir. Kültür ve Turizm
Bakanlığı yetkilileri, sadece kullanılan eserlerin tespit edilerek birim fiyat usulü ile ödeme
yapılmasının, popüler birkaç sanatçı, icracı veya fonogram yapımcılarının parçalarının
çalınması diğerlerinin ise tamamen yok olması anlamına geleceğini ve bu durumun sanat
kültürünün yok olmasına sebep olacağını ifade etmişlerdir.
(393) Bu çerçevede, eser başına fiyatlandırma yapılması ve yayın kuruluşlarının kullanmadıkları
eserler için ödeme yapmaya zorlanmaması hususunun sektörün işleyişi, toplu hak yönetimi
yapılabilmesinin gereği ve kültürün korunabilmesi bakımından mümkün olmadığı
kanaatine varılmıştır. Dolayısıyla meslek birliklerinin FSEK’de belirtilen esaslar
doğrultusunda ve yukarıda açıklanan nedenlere telif bedellerini götürü usulle belirlemesi
bir zorunluluk olarak değerlendirilmektedir. Bu kapsamda muafiyet kararındaki bu koşulun
uygulanmasının mümkün olmadığı, bu nedenle de meslek birliklerine söz konusu koşulu
uygulamadıkları gerekçesiyle ihlal isnadında bulunulamayacağı değerlendirilmektedir.
Nitekim ABAD’ın SACEM kararında da bu yönde tespitlerde bulunulmuştur.
- Müşteriler Arasında Ayrımcılık Yapılmaması
(394) Dosya konusu iddialar bakımından müşteriler arasında ayrımcılık yapılmak suretiyle
muafiyet kararının ihlal edildiğine yönelik iddialar fiyat ayrımcılığına ilişkin olduğundan bu
kısma ilişkin değerlendirmelere fiyat ayrımcılığı başlığı altında yer verildiğinden burada
ayrıca bir değerlendirme yapılmamıştır.
- Belli Bir Müzik Eserinin Alınmasının Başka Eserlerin de Alınması Şartına
Bağlanmaması
(395) Belli şartlar altında, hâkim durumdaki teşebbüslerin bağlama uygulamaları 4054 sayılı
Kanun’un 6. maddesi kapsamında yasaklanan eylemlerdendir. Hâkim Durumdaki
Teşebbüslerin Dışlayıcı Kötüye Kullanma Niteliğindeki Davranışlarının
Değerlendirilmesine İlişkin Kılavuz’da (Kılavuz) bağlama, genellikle bir ürünü (bağlayan
ürün) hâkim durumdaki teşebbüsten satın alan müşterilerin bir başka ürünü (bağlı ürün) de
aynı teşebbüsten almasını gerektiren durumlar şeklinde tanımlanmaktadır.
(396) Kılavuz’da belirtildiği üzere bağlama, çoğu durumda rekabeti kısıtlayıcı sonuçları olmayan
yaygın ticari bir uygulamadır. Nitekim hem hâkim durumda olan hem de olmayan
teşebbüsler müşterilerine daha iyi ürünler sunabilmek ya da daha az maliyetli tercihler
önerebilmek amacıyla bağlama yapabilmektedir. Diğer taraftan, hâkim durumdaki bir
teşebbüsün bağlı ürün pazarında piyasa kapamaya yol açarak tüketicilere zarar vermesi
de mümkündür. Zira bağlama yoluyla hâkim durumdaki teşebbüs, bağlı pazardaki rakipleri
için potansiyel müşterilerin sayısını azaltarak var olan rakiplerini pazar dışına itebilmekte
ve yeni giriş engelleri yaratabilmektedir. Bağlı pazarın kapanması hâkim durumdaki
teşebbüsün bu pazarda daha çok kâr elde etmesini sağlayabileceği gibi bağlayan
pazardaki hâkim durumunun güçlenmesine ya da korunmasına da hizmet edebilmektedir.
17-27/451-193
131/138
(397) Müzik meslek birliklerinin takibini yaptıkları haklar bakımından sektörün işleyişi diğer
sektörlere göre farklılık arz etmektedir. Belirtildiği üzere bağlama uygulamasının
varlığından söz edebilmek için bir ürünün alınması için başka bir ürünün alınmasının şart
koşulmuş olması gerekmektedir. Müzik eserleri açısından düşünülecek olursa örneğin bir
şarkının yayınına verilecek bir izin için diğer şarkılar için de izin alınması şartı koşulması
anlamına gelmektedir. Bu şekilde bir uygulamanın olmaması izin verilen dışında bir müzik
yayını yapılıp yapılmadığının denetlenmesini, bir başka ifade ile müzik yayını yapacak olan
kuruluşların kullandığı müzik eserlerinin tek tek tespit edilebilmesini gerektirmektedir.
Ayrıca belirli bir müziği kullanmak isteyen kuruluşlar sadece kullandıkları müzik için ücret
ödeme talebinde bulunabilecek bu durumda eser başına fiyatlandırma yapmayı
gerektirecektir. Yukarıda da belirtildiği üzere tüm kuruluşların kullandığı müzik listeleri tam
olarak tespit edilememekte ve birim fiyat uygulaması mümkün olmamaktadır. Dünya
uygulamalarında olduğu gibi tüm repertuvar için izin verilmekte ve tek bir tarife
belirlenmektedir.
(398) Bu kapsamda bir müzik eserinin alınmasının başka bir eserin alınması şartına
bağlanmaması hususu sektörün yapısı ve işleyişi bakımından mevcut durumda Türkiye’de
olanaksız görünmekte, bu nedenle meslek birliklerinin götürü usul ile tüm repertuvar için
izin vermesinin ilgili koşulu ihlal ettikleri şeklinde yorumlanamayacağı
değerlendirilmektedir. Öte yandan yukarıda yer verilen ABAD’ın SACEM kararı
doğrultusunda, dünya uygulamalarında da repertuarın bölünmesinin çok kolay
uygulanabilir olmadığı tespit edilmektedir.
e) Meslek Birlikleri Arasında Devam Eden 28.05.2014 Tarihli Protokol
(399) Meslek birlikleri arasında, müzik alanında hem kullanıcı hem de eser sahipleri ve bağlantılı
haklar açısından adil, çağdaş ve kolay uygulanabilir bir lisanslama sistemini hayata
geçirmek amacıyla bir protokol imzalanmıştır. Bu protokolü tarafların FSEK ve ilgili
yönetmelikler doğrultusunda tarafların müzik ve sesli görüntülü eserleri ve sahiplerini
korumak ve daha etkili bir şekilde faaliyet gösterebilmek için imzaladıkları anlaşılmaktadır.
Protokolün genel olarak 2007 yılındaki hükümlerle benzer hususları içerdiği, o protokolün
devamı niteliğinde olduğu ifade edilebilir.
(400) Protokol ile, oluşturulacak olan MLB’nin çalışma usul ve esasları, MLB bünyesinde
oluşturulacak Koordinasyon Kurulu ve İcra Kurulu ile ilgili esaslar belirlenmiştir. Buna göre
MLB, meslek birliklerinin ortak hukuk ve lisanslama birimi olarak, FSEK ve ilgili mevzuattan
doğan tüm lisanslama işlerini yürütecek, hukuki ve cezai başvurular ile ilgili olarak genel
stratejileri belirleyip uygulayacak, izin/telif bedellerinin tahsilatı işini yürütecek,
Koordinasyon Kuruluna düzenli olarak, İcra Kuruluna ise gerektiğinde raporlar sunacak ve
bu kurulların tevdi edeceği diğer iş ve işlemleri takip edecektir.
(401) Protokole göre Koordinasyon Kurulu, her meslek birliğinden başkan ve genel sekreterin
katılımıyla toplam sekiz kişiden oluşmaktadır. Koordinasyon Kurulu lisanslama başta
olmak üzere, mevzuat değişikliklerinin takip edilmesi, Bakanlık ile görüşmeler yapılması,
meslek birlikleri arasındaki ilişkiler vb. hususların takibi ile görevlendirilmiştir.
(402) Koordinasyon Kurulundan sonra en yetkili kurul olan İcra Kurulu ise her meslek birliğinin
genel sekreterlerinden ve MLB koordinatöründen oluşmaktadır. MLB Koordinatörü
tarafından İcra Kuruluna sevk edilmiş olan konuları karara bağlamaktadır. İcra Kurulu kendi
içinde de MLB’nin iş ve işlemlerini takip etmek için yetkilendirme ve görevlendirme
yapabilmektedir.
(403) Söz konusu protokol hükümleri, lafzen 2007 yılındaki protokolden farklı olsa da meslek
birliklerinin faaliyetlerini birleştirme ve ortak hareketlerine yönelik usul ve esasların
belirlenmesi bakımından benzer hükümler içermektedir.
17-27/451-193
132/138
(404) Öte yandan, kullanılacak müziklerin lisanslanması ile ilgili olarak yayınlanan tek bir tarifenin
olması hususunun açıklanması uygun olacaktır. Her meslek birliği o yıla ilişkin tarifelerini
belirlemekte, daha sonra bu tarifeler tek bir tabloda toplulaştırılarak MLB tarafından
yayınlanmaktadır. Dolayısıyla meslek birlikleri tarifeleri birlikte belirlenmemektedir.
(405) Bu çerçevede, meslek birlikleri arasında yürürlükte olan 2014 tarihli protokolün, 2007
yılında muafiyet tanınan protokolün devamı niteliğinde olduğu anlaşıldığından ayrıca bir
muafiyet değerlendirmesi yapılmasına gerek olmadığı kanaatine ulaşılmıştır.
(406) Öte yandan, 5846 Sayılı Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısının 15.
maddesinin üçüncü fıkrasında meslek birliklerinin birlikte yeni bir tüzel kişilik aracılığıyla
hak takibi yapmalarına olanak tanınması amacıyla ortak lisanslama birlikleri kurmalarına
ilişkin düzenlemeler yapılmıştır. Bunun gibi 17. madde kapsamında da, Kanuna eklenen
42/E maddesi ile toplu hak yönetim zorunluluğu ve genişletilmiş lisanslama yönetimi ve
böylece, Bakanlıkça yetkilendirilen ortak lisanslama birimi kurulması düzenlenmiş, meslek
birliklerinin ölçekten getiri sağlayarak sabit maliyetleri minimize etme olanağından
faydalanmaları ve daha düşük maliyetle daha yüksek getiri elde edilmesi hedeflenmiştir.
Değişiklik Tasarısında yer alan ilgili hükümlerde dosya kapsamında yapılan tespit ve
değerlendirmeler ile birlikte değerlendirildiğinde, ortak lisanslamanın sektördeki meslek
birlikleri için bir gereklilik olduğu tespitine ulaşılmaktadır.
I.10.3. MÜYAP ve MÜYABİR Arasındaki Protokole İlişkin Muafiyet Değerlendirmesi
(407) Müzik Meslek Birlikleri hakkında yürütülen önaraştırma kapsamında (…..) yapılan
görüşmede; MÜYABİR’in maddi kaynaklarının yetersizliği sebebiyle lisans çalışması
yapamadığı yerlerde lisanslama yapabilmesi için MÜYAP ile bir protokol imzalandığı ve
protokolün hâlihazırda geçerli olduğunun bilgisi alınmıştır. Söz konusu protokolün örneği
23.08.2016 tarih ve 5124 sayı ile kurum kayıtlarına intikal etmiştir. 13.01.2017 tarih ve 660
sayı ile MÜYABİR’den söz konusu Protokol’e ilişkin çeşitli bilgiler talep edilmiştir. Konuya
ilişkin cevabi yazı 23.01.2016 tarih ve 492 sayı ve 24.01.2017 tarih 540 sayı ile kurum
kayıtlarına intikal etmiştir.
(408) Bu kapsamda MÜYABİR ile MÜYAP arasında 30.10.2013 tarihinde imzalanan protokolün
uygulanmasına ilişkin Rekabet Kurumuna menfi tespit/muafiyet başvurusunda
bulunulmadığı anlaşıldığından söz konusu protokole ilişkin menfi tespit/muafiyet
değerlendirmesinin re’sen yapılmasının uygun olacağı değerlendirilmektedir. Bu
çerçevede temin edilen bilgi ve belgeler çerçevesinde aşağıda söz konusu Protokole ilişkin
menfi tespit/muafiyet değerlendirmelerine yer verilecektir.
I.10.3.1. Protokolün Tarafları
(409) Söz konusu protokol MÜYAP ve MÜYABİR arasında gerçekleştirilmiştir. Protokolün
taraflarından MÜYAP’a ilişkin bilgilere yukarıda yer verilmiştir. Protokolün diğer tarafı
MÜYABİR ise 22 Ağustos 2006 tarihinde müzik piyasasındaki yapımcıların haklarını
korumak ve 5846 sayılı Kanun ve ilgili mevzuatlarda yer alan, korsanla mücadele, telif
hakları konusunda lisanslama ve üyelerinin haklarını takip etmek üzere kurulmuştur.
Hâlihazırda (…..) asil üye ve (…..) aday üye olmak üzere toplam (…..) müzik yapımcısı
üyesi ve repertuvarında bu üyelerin hak sahibi olduğu yaklaşık (…..) adet müzik eseri
bulunmaktadır.
17-27/451-193
133/138
I.10.3.2. Protokolün Konusu, İçeriği ve Amacı
(410) 30.10.2013 tarihinde MÜYAP ve MÜYABİR yetkilileri tarafından imzalanmış olan
Protokol’ün konusu, MÜYABİR’in tam ruhsat olarak takibi ve koruması altındaki tüm
repertuvar ile ilgili olarak MÜYAP’a, kullanıcılara lisans verme hak ve yetkisi tanıması, bu
repertuvar ile ilgili olarak MÜYAP’ın kullanıcılara lisans vermesi, bu lisans bedellerinin
belirlenmesi ve sözleşme yapılan kullanıcılardan bu bedellerin MÜYAP tarafından tahsil
edilip MÜYABİR’e ödenmesi, bu kapsamda Ortak Lisanslama Birimi98 aracılığı ile
hâlihazırda devam eden ortak lisanslama çalışmalarına ve MLB’nin masraflarına
MÜYABİR’in de katılması ve tarafların ilgili hak ve yükümlülüklerinin belirlenmesidir.
(411) Protokol ile birlikte MÜYABİR, üyelerinden aldığı yetki belgeleri çerçevesinde tam ruhsat
sahibi olarak takibi ve koruması altındaki müzik repertuvarı ile ilgili olarak Türkiye sınırları
içerisinde faaliyette bulunan umuma açık mahallere ve yayın kuruluşlarına lisans verme
hak ve yetkisini MÜYAP’a vermektedir. Bu şekilde lisans verme hak ve yetkisi
çerçevesinde MÜYAP, umuma açık mahaller ve yayın kuruluşları ile imzalayacağı izin
sözleşmeleri kapsamında vereceği lisansa MÜYABİR’in koruması altındaki müzik
repertuvarını da dâhil edebilecektir. MÜYAP bu şekilde lisans verme hak ve yetkisini
MLB’nin çalışmaları çerçevesinde kullanacaktır.
(412) MÜYABİR koruması altındaki müzik repertuvarı ile ilgili olarak MÜYAP’ın işbu Protokol
gereğince vereceği lisans bedeli, MÜYAP’ın ilgili alanda belirlemiş olduğu resmi tarifesinin
(…..) olarak belirlenmiştir. MÜYABİR’in izin bedelinin MÜYAP izin bedelinin (…..) olarak
belirlenmiş olmasına rağmen MÜYABİR, MLB çalışanlarının ve yetkililerinin
düzenleyecekleri izin sözleşmelerinde MÜYAP izin bedelinde bir indirim uygulayacak
olmaları halinde kendi payından da aynı oranda indirim yapılabileceğini, bu hususta MLB
çalışanlarını yetkili kıldıklarını kabul etmektedir. MÜYABİR’in bu kapsamda vermiş olduğu
indirim uygulama yetkisi (…..) ile sınırlandırılmış olup bunun üzerinde bir indirim
uygulanabilmesi için MÜYABİR’den yazılı onay alınacaktır.
(413) Belirtildiği üzere meslek birliklerinin amacı, eser sahipleri ve eser sahiplerinin hakları ile
bağlantılı hak sahipleri ile FSEK’in 52. maddesine uygun biçimde düzenlenmiş
sözleşmelerle eser veya hak sahiplerinden mali hakları kullanma hak ve yetkilerini
devralarak Kanun’un 10. maddesine göre ilim-edebiyat eserlerinin ortak çıkarlarını
korumak ve FSEK ile tanınmış hakların idaresini ve takibini, alınacak ücretlerin tahsilini ve
hak sahiplerine dağıtımını sağlamaktır. Aynı alanda faaliyet gösteren meslek birlikleri
FSEK’in 42. maddesi uyarınca birlikte hareket edebilmekte ve ortak tarife
belirleyebilmektedir.
98 Kurul’un 20.06.2007 tarih ve 07-53/617-206 sayılı kararı ile MSG, MESAM, MÜYAP ve MÜYORBİR
tarafından yapılan “Meslek Birlikleri Ortak Hareket Protokolü”ne 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesi
çerçevesinde bireysel muafiyet verilmesine karar verilmiştir. Bu kapsamda söz konusu Meslek Birlikleri Ortak
Lisanslama Birimi aracılığıyla ortak lisanslama çalışması yapmaktadırlar.
17-27/451-193
134/138
(414) MÜYAP, 2007 yılında yapılan Ortak Hareket Protokolü kapsamında bu Protokol’e taraf
olan diğer meslek birlikleriyle birlikte ortak bir tarife uygulamasına geçmiş olup MLB’de yer
alan taraflarla eşgüdümlü olarak çalışmalarını sürdürmektedir. MÜYABİR ise söz konusu
Ortak Hareket Protokolü’nün tarafı olmayıp kendi tarifesini belirlemekte ve çalışmalarını
bağımsız bir şekilde sürdürmektedir. 2013 yılında MÜYAP ile MÜYABİR arasında yapılan
protokol ile MÜYABİR, tam ruhsat olarak takibi ve koruması altındaki tüm repertuvar ile
ilgili olarak MÜYAP’a, kullanıcılara lisans verme hak ve yetkisi tanımıştır. Bu kapsamda
verilen sınırlı yetki ile MÜYAP, hâlihazırda devam eden MLB aracılığı ile MÜYABİR adına
lisanslama sözleşmelerini yapacak ve her üç ayda bir yaptığı sözleşmeleri MÜYABİR’e
bildirecektir. Böylece MÜYABİR kendi repertuvarını kullanan fakat lisanslama yapamadığı
kullanıcılarla lisanslama yapmış olacaktır. Bunun yanında MÜYABİR de kendi faaliyetlerini
sürdürmeye devam edecektir. Yapılan görüşmelerde bu işlem ile asıl olarak hedeflenenin
başta MÜYABİR’in tanıtımının yapılacak olması ve mali yetersizlik sebebiyle ulaşılamayan
kullanıcılarla lisanslama yapmak olduğu dile getirilmiştir.
I.10.3.3. İlgili Pazar
(415) Protokole taraf Meslek Birlikleri, müzik sektöründe bağlantılı hak sahibi fonogram
yapımcılarının yasadan doğan telif haklarının takibi, tahsili ve dağıtımı amacıyla faaliyet
göstermektedirler. Bu meslek birlikleri, 5846 sayılı FSEK ve 25486 sayılı “Eser, İcra, Yapım
ve Yayınların Kullanılması ve/veya İletilmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında
Yönetmelik” uyarınca resmi tarifelerini belirlemektedir. Bu doğrultuda Protokol’ün konusu,
MÜYABİR’in, koruması altındaki repertuara MÜYAP tarafından kullanıcılara lisans verme
hak ve yetkisi tanımasına ve tarife ücretlerinin belirlenip tahsil edilmesi işlemine yetki
verilmesine ilişkindir. Bu doğrultuda, incelenen Protokol’ün ilgili olduğu ürün pazarı
“bağlantılı hak sahibi fonogram yapımcılarının yasadan doğan telif hakları” pazarı olarak
belirlenmiştir.
(416) İnceleme konusu Protokol, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde özel kullanım haricinde
kalan (umumi mahaller, yayın kuruluşları vb.) tüm telif yükümlüsü müzik kullanıcılarına
hitap etmekte ve taraf meslek birliklerinin tüm Türkiye’de yürüteceği faaliyetlerini
ilgilendirmektedir. Bu açılardan Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde rekabetin
farklılaşmasına neden olacak bir unsur bulunmaması sebebiyle ilgili coğrafi pazar “Türkiye”
olarak tespit edilmiştir.
I.10.3.4. Menfi Tespit Değerlendirmesi
(417) MÜYAP ve MÜYABİR bağlantılı hak sahipleri fonogram yapımcılarının haklarını korumak
ve üyeleri adına haklarının takibini yapmak üzere kurulmuş aynı alanda faaliyet gösteren
meslek birlikleridir. Birbirine rakip olarak değerlendirilebilecek aynı hakları koruyan meslek
birliklerinin bir protokol çerçevesinde bir araya gelmesinin, hem fiyatlandırma hem de
sektördeki arz dengesini etkileyerek çeşitli koşulları tespit etme açısından pazardaki
rekabeti bozucu bir ortam oluşturacağı söylenebilir. Bu bakımdan ilgili Protokolün 4054
sayılı Kanun’un 4. maddesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.
(418) Mevcut durumda, müzik sektöründe bağlantılı hak sahibi fonogram yapımcılarının yasadan
doğan haklarının takibini yapmak üzere kurulmuş MÜYAP, MÜYABİR ve MÜZİKBİR
dışında bir meslek birliği bulunmamaktadır. Dolayısıyla bu iki meslek birliğinin bir arada tek
teşebbüs olarak hareket etmesi 4054 sayılı Kanun kapsamında hâkim durumu gündeme
getirebilecektir. Müzik alanında faaliyet gösteren meslek birlikleri ile yayıncı teşebbüsler
arasında süre gelen ve Rekabet Kurumu incelemelerine99 çeşitli kereler konu olmuş
şikâyetler de dikkate alındığında böyle bir protokolün rekabeti kısıtlama ihtimali bulunacağı
değerlendirilmektedir.
99 26.05.2005 tarih ve 05-36/451-104 sayılı karar, 07.05.2002 tarih ve 02-27/290-118 sayılı karar, 21.07.2005
tarih ve 05-48/683-177 sayılı karar.
17-27/451-193
135/138
(419) Yukarıda yer verilen hususlar sebebiyle Protokolün menfi tespit alamayacağı sonucuna
ulaşılmıştır. Protokole ilişkin Kanun’un 5. maddesi çerçevesinde yapılan muafiyet
değerlendirmesine ise aşağıda yer verilmektedir.
I.10.3.5. Muafiyet Değerlendirmesi
(420) 4054 sayılı Kanun’un muafiyete ilişkin koşulların belirlendiği 5. maddesinde “Kurul, aşağıda
belirtilen şartların tamamının varlığı halinde ilgililerin talebi üzerine, teşebbüsler arası
anlaşma, uyumlu eylem ve teşebbüs birlikleri kararlarının 4 üncü madde hükümlerinin
uygulanmasından muaf tutulmasına karar verebilir” denilerek muafiyet şartları
belirlenmektedir. Aşağıda, Kanun’da belirlenen dört şart çerçevesinde Protokol ile
getirilmeye çalışılan yeni sistemin değerlendirmesine yer verilecektir.
a) Malların Üretimi veya Dağıtımı ile Hizmetlerin Sunulmasında Yeni Gelişme ve
İyileşmelerin ya da Ekonomik veya Teknik Gelişmenin Sağlanması
(421) Anılan Protokol ile ekonomik ve teknolojik gelişmenin gerçekleşebileceği hususu tam
olarak açık olmamakla birlikte söz konusu Protokol’ün uygulanmasının müzik
kullanıcılarının hak sahiplerine ulaşmalarını kolaylaştırıcı etkisi olacağı ve bu sebeple farklı
meslek birlikleri ile ayrı ayrı görüşmenin yol açtığı zaman ve emek kaybının önleneceği
değerlendirilmektedir. Bunun gibi, MÜYABİR’in imkânlarının yetemediği bölgeler ve
şehirlerde de MÜYAP aracılığı ile telif toplanarak hak sahiplerinin hak kaybına
uğramalarının önlenmesi ve toplumda telif bilincinin yaygınlaştırılması sağlanacaktır. Bu
nedenlerle hizmetlerin sunulmasında iyileştirmenin sağlanması hususunun Protokol ile
karşılanacağı değerlendirilmektedir.
(422) Ayrıca yukarıda yer verilen Bakanlıkça yetkilendirilmiş bir ortak lisanslama birimi
kurulmasına ilişkin düzenleme de dikkate alındığında, ortak lisanslamanın müzik meslek
birliklerinin faaliyetlerini en etkin şekilde yürüterek hak sahiplerine olabildiğince çok telif
dağıtabilmeleri için bir gereklilik olduğu değerlendirilmektedir.
b) Tüketici Yararı
(423) Protokole taraf olan meslek birliklerinin verdikleri hizmet iki taraflı olup bu birlikler bir tarafta
temsil ettikleri sanatçıları, diğer tarafta ise lisanslama yaptıkları eserleri satın alan
yayıncıları bir araya getirmiş olmaktadır. Kullanıcılar, bu pazarda hizmetin alıcısı yani
müşterileri konumundadır. Her ne kadar iki meslek birliği faaliyetlerine bağımsız bir şekilde
devam etse de Protokol, MÜYABİR’in maddi kaynak yetersizliği sebebiyle müzik
yayıncılarına ulaşamadığı yerlerde başvuru yerlerini tek merkeze düşürerek yayıncılar
açısından zaman tasarrufu sağlayacak ve bu anlamda iki tarafın bir araya gelmesini
kolaylaştıracaktır. Ayrıca, söz konusu Protokol’ün iki meslek birliğinin bölünmüşlüğünü
ortadan kaldırarak sanatçı haklarını korumada etkinliği arttıracağı değerlendirilmektedir.
17-27/451-193
136/138
c) İlgili Piyasanın Önemli Bir Bölümünde Rekabetin Ortadan Kalkmaması
(424) Protokole taraf olan MÜYAP ve MÜYABİR aynı alanda ve bu bakımdan birbirlerine rakip
şekilde lisanslama yapmaktadırlar. Protokol ertesinde bu meslek birlikleri ayrı ayrı
faaliyetlerine devam etseler de, MÜYABİR’in lisanslama yapamadığı yerlerde yönetimin
tek merkezden yürütülecek olması sebebiyle yapımcılara hizmet veren iki meslek birliği tek
bir birlik gibi işlemeye başlayacaktır. Bu nedenle daha önce birbirlerine rakip olan iki meslek
birliği, artık tek bir birlikmiş gibi hareket edecektir. Bu şekilde bakıldığında piyasada iki tane
olan aynı tür meslek birliğinin, tek merkeze düşmesinin rekabeti azaltması kaçınılmazdır.
Bununla birlikte, meslek birliklerinin dağınık yapısının sektörde hem yayıncılar hem de eser
sahipleri açısından yarattığı sıkıntılar, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı nezdinde
gerçekleştirilen çalıştaylarda da dile getirilmiştir. Bu hususlar göz önüne alındığında söz
konusu Protokol ile gerçekleşecek rekabet kısıtının hizmet sunumunun iyileştirilmesi için
gerekli olduğu değerlendirilmektedir. Söz konusu Protokol ile her iki meslek birliği de
bağımsız bir şekilde faaliyetine devam edecek sadece MÜYABİR’in lisanslama
yapamadığı yerlerde bu yetkinin MÜYAP tarafından kullanılacağı dolayısıyla bu iki birliğin
bir araya gelmesinin pazarın önemli bir bölümünde rekabeti engellemeyeceği kanaatine
varılmıştır.
d) Rekabetin Zorunlu Olandan Fazla Sınırlanmaması
(425) Protokol ile getirilmeye çalışılan yeni hizmet sunumunun sağlıklı bir şekilde işlemesi ancak
bahsedilen iki meslek birliğinin bir arada yer almasıyla olası görünmektedir. Bu açıdan
bakıldığında iki meslek birliğinin bazı kullanıcılar açısından tek merkezden lisanslama
yapılması amaçlanan iyileştirme ile paralel ve gerekli olan bir husustur.
(426) Dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ışığında yapılan değerlendirmeler sonucunda
MÜYAP ve MÜYABİR arasında gerçekleştirilen protokole menfi tespit verilemeyeceği,
bununla birlikte Kanun’un 5. maddesindeki şartları taşıdığından bireysel muafiyet
verilebileceği değerlendirilmektedir.
I.10.4. MESAM ve MSG Arasında İmzalanan Protokollere İlişkin Değerlendirme
(427) Soruşturma sürecinde yapılan yerinde incelemelerde, MESAM ve MSG arasında
imzalanmış olan “Mesam Msg Ortak Veri Tabanı, Ortak Lisanslama, Ortak Dağıtım
Protokolü” (Protokol 1) ve “Mesam–Msg Lisanslama, Dökümantasyon Ve Dağıtım Ortak
Protokolü” (Protokol 2) isimli protokoller tespit edilmiştir. Belirtildiği üzere MESAM ve MSG
kendisine üye olan eser sahiplerinin (besteci, söz yazarı, yayımcı, aranjör) eserleri için
müzik kullanıcılarına kullanım izni ve lisansı veren, mali haklarını toplayan ve toplanan
telifleri üyesi eser sahiplerine dağıtan meslek birlikleri olarak faaliyet göstermektedirler. Bu
bağlamda aynı sektörde faaliyet gösteren ve birbirinin rakibi olarak nitelendirilebilecek iki
meslek birliği arasında gerçekleştirilen bu protokollerin Kanun’un 4. maddesi kapsamında
değerlendirilmesi gerekmektedir.
(428) Protokol 1 incelendiğinde, söz konusu iki meslek birliği tarafından eser sahiplerinin
haklarının daha etkin bir şekilde korunmasının sağlanması ve mükerrer ödemelerin önüne
geçilebilmesi amacıyla yapıldığı anlaşılmaktadır. Protokol 2’nin konusunu ise Protokol 1 ile
anlaşmaya varılan hususlar ve bu doğrultuda Türkiye’de kullanılan tüm yerli ve yabancı
müzik repertuvarı için ortak lisanslama, ortak veri tabanı ve ortak dağıtım faaliyetlerinin
birlikte gerçekleştirilmesinin sağlanması, faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi için ortak bir
hareket planının oluşturulması ile tarafların bu süreçteki hak ve yükümlülükler
oluşturmaktadır.
17-27/451-193
137/138
(429) Soruşturmaya taraf Meslek Birlikleri 28.03.2007 tarihinde ortak lisanslama faaliyetleri için
aralarında gerçekleştirecekleri protokole ilişkin muafiyet başvurusunda bulunmuş, yapılan
inceleme ve değerlendirmeler neticesinde MESAM ve MSG’nin de aralarında bulunduğu
bu protokole muafiyet tanınmıştır100. Söz konusu muafiyet kararına konu protokol
incelendiğinde, taraflar arasında çalışmaların ortaklaşa yürütülmesi, etkin bir lisanslama
yapılabilmesi için faaliyetlerinin birleştirilmesi vb. hususların yer aldığı ve bunların anılan
kararda değerlendirildiği anlaşılmaktadır.
(430) Bu kapsamda MESAM ve MSG arasında imzalanan Protokol 1 ve Protokol 2’de yer alan
hususların Kurul tarafından söz konusu meslek birliklerine tanınan muafiyetin
uygulanabilmesi bakımından gerekli olduğu değerlendirilmektedir101. Nitekim yerinde
incelemelerde elde edilen bir belgede MESAM ve MSG arasındaki protokolün daha etkin
bir lisanslama yapabilmek için oluşturulduğu, söz konusu protokoller olmadan adil bir ortak
dağıtım yapılamayacağı öngörüldüğünden bu protokollerin imzalandığı ifade edilmektedir.
Netice itibarıyla, MESAM ve MSG arasında gerçekleştirilen Protokol 1 ve Protokol 2 için
ayrı ayrı muafiyet değerlendirmesi yapılmasına gerek duyulmamış ve söz konusu
protokollerin 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesi kapsamında tanınan muafiyetten
yararlanabileceği sonucuna varılmıştır
I.11. Genel Değerlendirme
(431) Dosya kapsamında yer alan şikâyetler ve gizlilik talepli başvurular aşırı fiyat, fiyat
ayrımcılığı ve muafiyet başlıkları altında ele alınmış, bu çerçevede, MLB ortağı müzik
meslek birliklerinin umumi mahaller ve radyo-televizyon kuruluşlarına ilişkin ilan edilen ve
uygulama tarifeleri incelenmiştir. Öte yandan, radyo-televizyon kuruluşlarına ilişkin fiyat
ayrımcılığı değerlendirmeleri kapsamında ayrıca lisans vermeyi reddetme şikâyeti de ele
alınmıştır.
(432) Umumi mahaller için ilan edilen tarifelerde; repertuvar adetleri de dikkate alınarak yapılan
incelemede, MÜYAP’ın repertuvar adedinin MÜYABİR ve MÜZİKBİR’e göre oldukça
yüksek olması sebebiyle ilan edilen tarifeler arasındaki farkın aşırı olarak
değerlendirilemeyeceği tespitine ulaşılmıştır. Uygulama tarifeleri ve toplu lisanslama
yapılan farklı sektörlere ilişkin örnekler de dosya kapsamında değerlendirilmiş, umumi
mahallerin lisanslamasına yönelik 4054 sayılı Kanun kapsamında ihlal olarak
değerlendirilebilecek bir fiyat ayrımcılığının söz konusu olmadığı sonucuna varılmıştır.
(433) Radyo-televizyon kuruluşları için ilan edilen tarifelerde de yurt içindeki ve yurt dışındaki
tarifeler ile kıyaslamalar yapılmış, yurt içindeki müzik meslek birliklerinin repertuvar adetleri
değerlendirilerek tarifelerin aşırı sayılamayacağı tespit edilmiştir. Uygulama tarifelerinin
incelenmesi neticesinde de, toplu sözleşmeler yoluyla lisanslama faaliyetlerinin
gerçekleştirildiği, toplu sözleşmelerde karşılıklı müzakerelerle tespit edilen oranların
uygulandığı, toplu sözleşmeler dışında kalan yayın kuruluşlarına da bulunduğu sınıfa göre
çeşitli indirimler uygulandığı görülmüştür. Radyo-televizyon kuruluşları için de ilan edilen
tarifelerin tespit davalarında kullanılmakta olduğu anlaşılmıştır. NUMBER ONE
GRUBU’nun, kendi dilekçesinde de beyan ettiği borçluluk durumu sebebiyle MLB ortağı
müzik meslek birlikleri ile arasındaki davalarda ilan edilen tarifelerin esas alınması bu
çerçevede değerlendirilmiştir. Soruşturma sürecinde, ilan edilen tarifelerin, bir tespit davası
olmaksızın kendisine uygulandığı iddiası ile Kuruma başvuran NUMBER ONE GRUBU
dışında herhangi bir teşebbüs bulunmamaktadır. Borç durumu sebebiyle NUMBER ONE
GRUBU’nun MLB ve ortakları bakımından 4054 sayılı Kanun kapsamında eşit düzeyde
alıcı konumunda sayılamayacağı değerlendirilmiş ve bu sebeple lisans vermenin reddi ve
fiyat ayrımcılığı yapıldığı yönünde bir kanaate ulaşılamamıştır.
100 20.06.2007 tarih ve 07-53/617-206 sayılı karar.
101 Kurul 22.09.2005 tarih ve 05-59/882-239 sayılı kararıyla MESAM ve MSG arasında imzalanacak olan
Protokol 1 ve Protokol 2 ile benzer içerikli başvuruya da menfi tespit verilmesine hükmetmiştir.
17-27/451-193
138/138
(434) Yapılan inceleme ve değerlendirmeler ışığında, MLB ortağı müzik meslek birliklerinin
umumi mahaller ve radyo-televizyon kuruluşlarına yönelik aşırı fiyat uyguladığı, fiyat
ayrımcılığı yaptığı veya NUMBER ONE GRUBU özelinde lisans vermeyi reddettiği
iddialarını destekleyecek bir sonuca ulaşılamamıştır.
(435) Muafiyet değerlendirmeleri kapsamında, Kurul’un 20.06.2007 tarih ve 07-53/617-206 sayılı
kararında yer verilen muafiyet koşullarının yerine getirilmediği yönündeki iddialar
incelenmiş ve bu yönde bir tespite ulaşılamamıştır. Bu çerçevede MLB ortakları arasında
devam eden 28.05.2014 tarihli protokol için muafiyet değerlendirmesi yapılmış, 5846 Sayılı
Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı’nın 15 ve 17. maddeleri de göz
önünde bulundurularak ortak lisanslamanın sektörün bir gerekliliği olduğu kanaatine
varılmış ve anılan protokole 4054 sayılı Kanunun 5. maddesi kapsamında bireysel muafiyet
verilebileceği sonucuna ulaşılmıştır. Aynı gerekçelerle MÜYAP ile MÜYABİR ve MSG ile
MESAM arasındaki protokollere de bireysel muafiyet tanınabileceği kanaatine varılmıştır.
J. SONUÇ
(436) 23.09.2016 tarihli ve 16-31/526-M sayılı Kurul kararı uyarınca yürütülen soruşturma ile ilgili
olarak düzenlenen Rapor’a ve Ek Görüş’e, toplanan delillere, yazılı savunmalara ve
incelenen dosya kapsamına göre;
1-
- Türkiye Musiki Eseri Sahipleri Meslek Birliği
- Musiki Eseri Sahipleri Grubu Meslek Birliği
- Mü-Yap Bağlantılı Hak Sahibi Fonogram Yapımcıları Meslek Birliği
- Müzik Yorumcuları Meslek Birliği’nin
4054 sayılı Kanun’un 4. ve 6. maddesini ihlal etmediklerine, dolayısıyla aynı Kanun’un
16. maddesi uyarınca adı geçen teşebbüs birliklerine idari para cezası uygulanmasına
gerek olmadığına,
2- Söz konusu müzik meslek birliklerinin aralarında yaptıkları 28.05.2014 tarihli
protokole, Müya-Bir Bağlantılı Hak Sahibi Fonogram Yapımcıları Meslek Birliği ile Mü-
Yap Bağlantılı Hak Sahibi Fonogram Yapımcıları Meslek Birliği arasında 30.10.2013
tarihinde yapılan protokole, Türkiye Musiki Eseri Sahipleri Meslek Birliği ve Musiki Eseri
Sahipleri Grubu Meslek Birliği arasında 03.08.2012 tarihinde imzalanmış “Mesam Msg
Ortak Veri Tabanı, Ortak Lisanslama, Ortak Dağıtım Protokolü”ne ve 04.09.2012 tarihli
“Mesam–Msg Lisanslama, Dökümantasyon ve Dağıtım Ortak Protokolü”ne 4054 sayılı
Kanunun 5. maddesi kapsamında bireysel muafiyet tanınmasına
OYBİRLİĞİ ile gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 60 gün içinde Ankara İdare
Mahkemelerinde yargı yolu açık olmak üzere, karar verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy