Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2016-4-55 (Muafiyet)
Karar Sayısı : 17-30/500-219
Karar Tarihi : 27.09.2017
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. Ömer TORLAK
Üyeler : Arslan NARİN, Adem BİRCAN, Şükran KODALAK,
Mehmet AYAN
B. RAPORTÖRLER : Cemal Ökmen YÜCEL, Can SARIÇİÇEK,
Mehmet Yavuz GÜNER
C. BİLDİRİMDE
BULUNAN : Türkiye Sigorta, Reasürans ve Emeklilik Şirketleri Birliği
Barbaros Mahallesi Kardelen Sokak No:2 Palladium Tower Kat:30
34746 Ataşehir/İstanbul
(1) D. DOSYA KONUSU: Türkiye Sigorta, Reasürans ve Emeklilik Şirketleri Birliğinin
yönetim kurulu kararı uyarınca, trafik sigorta poliçe prim tutarlarının etkin şekilde
hesaplanmasını sağlamaya yönelik olarak hazırlanan “Trafik Sigortası Referans
Skorlama Projesi”ne menfi tespit verilmesi veya bireysel muafiyet tanınması talebi.
(2) E. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 15.12.2016 tarih ve 7208 sayı ile giren ve
eksiklikleri 23.02.2017 tarih ve 1247 sayılı yazı ile tamamlanan bildirim üzerine
düzenlenen 18.09.2017 tarihli ve 2016-4-55/MM sayılı Muafiyet/Menfi Tespit Raporu
görüşülerek karara bağlanmıştır.
(3) F. RAPORTÖR GÖRÜŞÜ: İlgili raporda;
- Teşebbüs birliği niteliğindeki Türkiye Sigorta, Reasürans ve Emeklilik Şirketleri
Birliğinin (TSB) yönetim kurulu kararı uyarınca, trafik sigorta poliçe prim tutarlarının
etkin şekilde hesaplanmasını sağlamaya yönelik olarak hazırlanan Trafik Sigortası
Referans Skorlama Projesi’nin, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun
(4054 sayılı Kanun) kapsamında bir teşebbüs birliği kararı olması ve ilgili pazarda
doğurma ihtimali olan rekabetçi endişelerden hareketle Kanun'un 4. maddesine
aykırılık oluşturduğu,
- Dolayısıyla teşebbüs birliği niteliğindeki TSB’nin yönetim kurulu kararı uyarınca, trafik
sigorta poliçe prim tutarlarının etkin şekilde hesaplanmasını sağlamaya yönelik olarak
hazırlanan Trafik Sigortası Referans Skorlama Projesi’ne 4054 sayılı Kanun’un 8.
maddesi kapsamında menfi tespit belgesi verilemeyeceği,
- Bununla birlikte 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinin birinci fıkrasında sayılan şartların
tamamının karşılanması nedeniyle TSB’nin yönetim kurulu kararı uyarınca, trafik
sigorta poliçe prim tutarlarının etkin şekilde hesaplanmasını sağlamaya yönelik olarak
hazırlanan Trafik Sigortası Referans Skorlama Projesi’ne bireysel muafiyet
tanınabileceği,
- Muafiyet süresinin pazardaki gelişmelerin takibini teminen üç yıl olarak
sınırlandırılmasının uygun olacağı
sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.
17-30/500-219
2/26
G. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
G.1. Trafik Sigortası Referans Skorlama Projesi
(4) Bildirime konu olan Trafik Sigortası Referans Skorlama Projesi 08.11.2016 tarih ve 12
sayılı TSB yönetim kurulu toplantısında alınan karara dayanmaktadır. Bildirim Formunda
sürücülerin risk skorlamasına yönelik bu projeye ilişkin kararın sektörün ihtiyaçlarını
karşılamak ve TSB’nin 5484 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 24. maddesi ile verilen
görevini yerine getirmek amacıyla alındığı ifade edilmektedir.
(5) Sigorta sektörü dikkate alındığında teşebbüsler arası rekabetin yoğun olarak ortaya
çıktığı alanlardan en önemlisi sigorta primleri olmaktadır. Her sigorta şirketi trafik sigorta
primini hesaplarken genel olarak; hasar, verilen özel hizmetler, acente komisyonu,
işletme personel giderleri, kar marjı gibi hususları dikkate almaktadır. Prim hesabına etki
eden hususlardan bir tanesi de “risk skoru”dur. Risk skoru; sigorta şirketlerinin prim
tutarlarını belirlerken faydalandıkları ve o yıl içerisinde sigortalının aracı ile trafikte
meydana getirmesi muhtemel maddi ve bedeni hasarı gösteren değerlerdir. Bu skor
kabaca poliçe tarafı sigortalıya ve sigortalıya benzer kişilere ait tüm verilerin
karşılaştırılması ve bilimsel yöntemlerle analizi ile hesaplanmaktadır. Bu değer mevcut
şartlarda her şirketin sahip olduğu kendi müşteri portföyü çerçevesinde ve kendine özgü
hesaplamalarla elde edilebilmektedir. Bildirim Formu’nda ifade edildiği üzere mevcut
sistemde ise özellikle küçük poliçe havuzuna sahip şirketlerin risk skorunu veri eksikliği
nedeniyle doğru belirleyemediği hallerde sigorta priminin yüksek çıkması ihtimali
doğmaktadır.
(6) Bu noktada TSB tarafından hayata geçirilmek istenen ve muafiyete konu Proje ile Trafik
Sigortaları Bilgi ve Gözetim Merkezi (TRAMER) bünyesinde toplanan verilerin analiz
edilmesi suretiyle doğru hasar/risk anlayışının oluşmasını sağlayan, sigortalı bazında risk
skorlarının hesaplanması hedeflenmektedir. Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi (SBM)
Yönetmeliği’nin 10. maddesi çerçevesinde SBM’nin alt bilgi merkezi olan TRAMER, trafik
sigortalarına ilişkin güvenilir istatistiklerin temini, uygulama birliği sağlanması, sigorta
sistemine olan güvenin artırılması, tazminat ödemelerinin düzenli ve doğru biçimde
gerçekleştirilmesi amacıyla trafik sigortalarına ilişkin verilerinin toplandığı bir sistemdir.
Sistem sayesinde sigorta şirketlerinin kendi kısıtlı portföyü yerine, TRAMER sisteminde
bulunan bütün sigortalıların verisi dikkate alınarak hesaplanmış risk skoruna ulaşabilmesi
öngörülmektedir1.
(7) Proje, TSB tarafından yapılan bir ihale sonucunda ihaleyi kazanan firma ile TSB arasında
imzalan “Teknik Şartname” ile hayata geçecektir. Firma, SBM bünyesinde toplanan ve
tüm Türkiye’de trafik sigortası yaptırmış sigortalılara ait trafik hasar ve poliçe verileri
üzerinde teknik analizler yaparak risk skoru oluşturacaktır. Ayrıca proje kapsamında bir
“Proje Komitesi” kurulacak ve firma proje komitesine bağlı çalışarak, belirli aralıklarla
analiz süreçlerini ve bu süreçlerde ortaya çıkan bulguları proje komitesiyle paylaşacaktır.
(8) Proje komitesi, TSB bünyesinde kurulan ve TSB, SBM, Aktüerya Komitesi ve trafik
sigortası pazarında faaliyet gösteren sigorta şirketleri arasından seçilmiş 9 üyeden
oluşacak bir komitedir. Firma, TRAMER’den elde edeceği verilerin işlenmesi konusunda
SBM ile bir “Gizlilik Sözleşmesi” imzalayacaktır. Bildirim Formunda; firmanın, sigorta
şirketleri ile paylaşacağı bilginin rekabete duyarlı bilgiler içermeyeceği vurgulanmış, bu
bilgi değişiminin firmadan sigorta şirketlerine doğru tek taraflı olacağı ve firmanın
şirketlerden herhangi bir bilgi talebinde bulunamayacağı belirtilmiştir.
1 Bu durum TSB ile İhaleyi Kazanan Firma arasında imzalanacak olan Teknik Şartname’nin “Hizmetin Amaç
ve Konusu” başlıklı 2. maddesinde açıkça belirtilmektedir.
17-30/500-219
3/26
(9) Sigorta şirketleri, Proje kapsamında Firma tarafından oluşturulacak ve geliştirilecek olan
referans skorlama sistemini kullanarak mevcut ya da potansiyel müşterilerine ilişkin trafik
maddi hasar frekansı ve şiddeti ile trafik bedeni hasar frekansı ve şiddetini içeren tavsiye
niteliğindeki risk skoruna ulaşacaktır. Sigorta şirketlerinin müşterilerden aldıkları verileri
sisteme girmeleri neticesinde erişecekleri verilere ilişkin örnek tablo aşağıdaki gibidir:
Tablo 1: Örnek Tablo
Sisteme Girilen Müşteri Verisi Sigorta Şirketinin Sistemi Kullanması Sonucu Elde Edeceği
Veriler
Müşteri adı-soyadı: Ali Yıldız
TC. Kimlik No.: 12345678910
Araç Plakası: 34 VV 1234
Marka: Renault
Model: Symbol
Motor No.: A1234567
Şasi No.: WBAVX2201DVY61558
Trafik branşı maddi hasar frekansı: % 5
Trafik branşı maddi hasar şiddeti: 4.000 TL
Trafik branşı bedeni hasar frekansı: % 0,1
Trafik branşı bedeni hasar şiddeti: 90.000 TL
Kaynak: Bildirim Formu
(10) Bildirim Formunda projenin kapsamının risk skorunun hesaplanması ile sınırlı olduğu ve
prim hesabına esas diğer etkenlerin proje kapsamı dışında kaldığı vurgulanmaktadır.
(11) Bununla birlikte TSB, sistemin işleyişi için ciddi bir yatırımın ve sistemin ilgili pazara
katkılarının tespiti için sigorta şirketlerinin sisteme katılımın gerektiğini ve katılımın teşvik
edilmesi adına sistemin şirketlere bir yıl süreyle ücretsiz sunulacağını belirtmiştir.
G.2. Pazara İlişkin Bilgi
(12) Sigorta, bir şeyin veya bir kimsenin herhangi bir yönden ileride karşılaşabileceği parayla
ölçülebilen zararını ödenen prim karşılığında gidermek veya ekonomik açıdan önemsiz
bir duruma getirebilmek amacıyla bu işle uğraşan kuruluşla yapılan iki taraflı bağlantı
sözleşmesi olarak tanımlanmaktadır. Bu kapsamda kurulan sözleşmelerde, bir tarafta
sigorta teminatı veren, ilgili kanun ve mevzuata göre sigortacılık faaliyetinde bulunmaya
yasal olarak yetkili bulunan “sigortacı”, diğer tarafta da tehlikeyle karşı karşıya olan
“sigorta ettiren/sigortalı” bulunmaktadır. Sigortalı; sigortanın bir tarafı olarak, teminat
kapsamındaki tehlikelerden herhangi birinin gerçekleşmesi durumunda, meydana gelen
hasarın tazmini talebinde bulunmaya yasal yetkili olan kişidir. Genellikle sigorta ettiren ile
sigortalı aynı kişi olmakla birlikte, farklı da olabilmektedir. Sigortacının sigortalıyı koruma
yükümlülüğüne karşılık, sigortalının da sözleşme ile saptanan prim adı altındaki bir
meblağı ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır.
(13) Dünya genelinde ve ülkemiz mevzuatında genel kabul görmüş olan sigorta hizmetlerine
ilişkin ayrım “hayat sigorta hizmetleri” ve “hayat dışı sigorta hizmetleri” şeklindedir. Bu
bağlamda “hayat sigortacılık hizmetleri”; kişinin vefatı, kaza sonucu iş göremez hale
gelmesi, yaşlılık ve sakatlık gibi durumlarda kişinin geçiminin sağlamasına ve ekonomik
kayıpların telafi edilmesine yönelik “risk ağırlıklı hayat sigortaları” olarak tanımlanabilecek
sigorta ürünleri ile kişilerin ödemiş olduğu primlerin belirli bir kısmı ile birikim taahhüdünde
bulunması yoluyla emeklilik programlarına bir destek niteliği ve yatırım gayesi taşıyan
“birikimli hayat sigortaları” olarak tanımlanabilecek sigorta ürünlerini kapsamaktadır.
“Hayat dışı sigorta hizmetleri” ise kaza, sağlık, kara araçları, raylı araçlar, hava araçları,
su araçları, nakliyat, yangın ve doğal afetler, genel zararlar, kara araçları sorumluluk,
hava araçları sorumluluk, su araçları sorumluluk, genel sorumluluk, kredi, emniyeti
suiistimal, finansal kayıplar, hukuksal koruma ve destek sigortası şeklinde 18 adet alt
segmente ayrılmıştır2.
2 Sigorta branşları Sigortacılık Kanunu’nun 5. maddesi ve buna ilişkin olarak 11.07.2007 tarih ve 26579
sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 2007/1 sayılı Sigorta Branşlarına İlişkin Tebliğ’de düzenlenmiştir.
17-30/500-219
4/26
(14) Ülkemizde sigortacılık sektörünü düzenleyen temel mevzuat 14.06.2007 tarih ve 26552
sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’dur
(Sigortacılık Kanunu). Anılan Kanun’un,
“Amaç ve Kapsam” başlığını taşıyan 1. maddesinin ikinci fıkrasında
Türkiye’de faaliyet gösteren sigorta şirketleri, reasürans şirketleri, Türkiye
Sigorta Birliği, aracılar, aktüerler ile sigorta eksperlerinin mezkûr Kanun’a
tabi olduğu,
“Ruhsat” başlığını taşıyan 5. maddesinde sigorta şirketleri ve reasürans
şirketlerinin faaliyete geçebilmek için faaliyet göstermek istedikleri her bir
sigorta branşında Hazine Müsteşarlığı’ndan (HAZİNE) ruhsat almak zorunda
olduğu, sigorta şirketleri hayat ve hayat dışı sigorta gruplarından sadece
birinde faaliyet gösterebileceği
ifade edilmiştir.
(15) Başvuru konusu referans skorlama projesinin konusunu sigortacılık sektöründe hayat dışı
sigortacılık kapsamında sunulan trafik sigortası oluşturmaktadır. Sigortacılık Kanunu
kapsamında öngörülen trafik sigortası; poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi
sırasında, üçüncü şahısların ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara
uğramasına sebebiyet vermiş olunmasından dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik
Kanunu’nun (Karayolları Trafik Kanunu) 85/1. maddesinde tanımlanmış hukuki
sorumluluk çerçevesinde, aracın işletenine düşen sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine
kadar teminat altına almakta olup, aynı Kanun’un 91. maddesine göre motorlu araç
işletenler tarafından yaptırılması zorunlu bir sigorta türüdür. Mezkûr sigortanın kapsamı
Karayolları Trafik Kanunu’nda yer alan sigortalıdan talep edilebilecek tazminat talepleri
ile sınırlı olup sadece üçüncü şahıslara verilen zararları karşılamaktadır. Zira bu sigorta,
sigorta ettirenin kendi aracının hasarını ödememekte, bunun için ayrıca kasko sigortası
yaptırılması gerekmektedir.
(16) Trafik sigortası, on beş araç türü için yedi farklı basamakta düzenlenmektedir. Basamak
uygulaması motorlu araç işleteninin geçmiş dönemdeki hasar ve hasarsızlık durumunu
dikkate almaktadır. Uygulamada toplam yedi basamak bulunmakta ve trafiğe ilk kez
çıkacak kişiler için sigorta tarifeleri 4. basamaktan başlatılmaktadır. 4. basamaktaki
sürücü için prim hesaplamasında herhangi bir indirim veya artırım yapılmazken
sürücünün hasar geçmişi olması durumunda sigorta şirketleri tarafından farklı oranlarda
prim artırımı (1.-3. basamaklar), hasarsızlık geçmişi olması durumunda ise farklı
oranlarda prim indirimi (5. ve 7. basamaklar) yapılmaktadır.
17-30/500-219
5/26
(17) Trafik sigortası sektörünü düzenleyen mevzuat hükümleri incelendiğinde; 2008 yılından
önce prim ve teminatların devlet tarafından belirlendiği, diğer bir deyişle tüketicilerin Trafik
sigortası yaptırmak için ödeyecekleri bedeller ile bir kaza olması durumunda hak
sahiplerinin hak edecekleri tazminat miktarlarının kamu tarafından tespit edildiği
görülmektedir. Bununla birlikte Sigortacılık Kanunu’nun 2007 yılında yürürlüğe girmesi
sonrası, mezkûr Kanun’un 12. maddesi3 çerçevesinde ve yine Tarife Yönetmeliği ile
yapılan değişiklik ile sigorta şirketlerinin uygulayabilecekleri prim miktarlarının artırımı ve
hasarsızlık indirimlerinin belli sınırlar içinde şirketlerce karar verilebileceği ifade edilerek
kısmi serbestliğe geçilmiş ancak asgari teminat tutarlarının yine HAZİNE tarafından
belirlenmesi uygulamasına devam edilmiştir4. Bahse konu bu artırım ve indirim sınırları
HAZİNE tarafından kademeli olarak genişletilmiş ve nihayet Tarife Yönetmeliği’nde
19.06.2013 tarihli ve 28682 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan değişiklik ile prim artırım
ve indirim limitleri kaldırılmış ve sigorta şirketleri, 1 Ocak 2014’ten itibaren anılan primleri
serbestçe belirleyebilir hale gelmiştir. Asgari teminat tutarları ise içinde bulunduğumuz
dönem itibarıyla HAZİNE tarafından belirlenmeye devam etmektedir. Bu noktada hemen
belirtmek gerekir ki aşağıda ayrıntılı olarak ele alındığı üzere yakın zamanda Karayolları
Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Primlerine ilişkin Genelgesi (2017/1)
ile HAZİNE tarafından anılan primlere ilişkin olarak 12.04.2017-31.12.2017 tarihleri
arasında uygulanmak üzere bir tavan getirilmiştir; yine aynı genelge kapsamında prim
artış ve primlerde indirim oranları da belirlenmiştir. Bu çerçevede ilgili dönem boyunca
prim serbestisinin de kısıtlandığı ifade edilebilecektir.
(18) Trafik sigortası branşında faaliyet gösteren sigorta şirketleri primleri, Sigortacılık
Kanunu’ndaki düzenlemelere uygun olarak sigortacılık esasına ve genel kabul görmüş
aktüeryal tekniklere göre hesaplanmaktadır. Söz konusu aktüeryal hesaplamalarda il ve
araç türü temelinde; araç işleteninin hasar geçmişi, cinsiyeti, medeni hali, yaşı; işletilen
aracın türü, yaşı, yakıt tipi, markası, motor gücü, silindir hacmi, vites türü; ikamet edilen
ilin ve bazı durumlarda ilçenin yaş dağılımı, gelir ve eğitim düzeyi gibi çeşitli demografik
özelliklerinin de aralarında bulunduğu çok sayıda parametre dikkate alınmaktadır. Sigorta
şirketleri söz konusu parametreleri kendi sınıflandırmalarına ve risk değerlendirmelerine
göre farklı şekilde ağırlıklandırarak trafik sigortası primlerini belirlemekte kullanmaktadır.
Motorlu araç işletenlerin farklı hasar geçmişleri ve risk düzeyleri olduğu gibi sigorta
şirketlerinin de farklı risk üstlenme yatkınlığı ve kapasitesi bulunmaktadır.
3 Sigortacılık Kanunu’nun 12. maddesinin birinci fıkrasında şu ifadeler yer almaktadır: “Sigorta tarifeleri,
sigortacılık esasına ve genel kabul görmüş aktüeryal tekniklere uygun olarak sigorta şirketleri tarafından
serbestçe belirlenir. Ancak, bu Kanuna ve diğer kanunlara göre ihdas edilen zorunlu sigortaların teminat
tutarları ile tarife ve talimatları Bakan tarafından tespit olunur ve Resmî Gazetede yayımlanır.”
4 2007 yılında yapılan düzenleme trafik sigortası primlerinin basamak sistemine göre en fazla %10 oranında
yükseltilebileceğini ve %5 oranında düşürülebileceğini düzenlerken, 06.02.2008 tarihli Resmî Gazete’de
yayımlanan yönetmelik ile yapılan değişiklik sonucunda bu oranlar basamak sistemine göre %20 artırım ve
%10 indirim artırım aralığını aşmayacak şeklinde belirlenmiştir. 2009’da ise aynı sistem devam etmekle
birlikte, Tarife Yönetmeliği’nde 19.06.2009 tarihli Resmî Gazete yayımlanan yönetmelik ile yapılan
değişiklik ile HAZİNE’ye prim üst sınırını daha çok artırma veya tamamen kaldırma yetkisi verilmiştir.
HAZİNE tarafından prim artırım üst sınırı 2009 yılı için %100 olarak belirlenmiştir. 31.05.2012 tarihli
Genelge ile %10 indirim ve %250 artırım aralığı getirilmiştir.
17-30/500-219
6/26
(19) Sigorta şirketlerinin prim tespitinde kullandığı parametreler ve uyguladığı yöntemler
çeşitlilik arz etmesine rağmen prim hesaplamasının temel mantığı üç aşamadan
oluşmaktadır. İlk olarak, geçmişte oluşan hasar gerçekleşmelerine ilişkin istatistikler
(hasar frekansı5 ve hasar şiddeti6) dikkate alınarak hesaplanan risk primi ile
gerçekleşecek hasarların ödenmesini sağlayabilecek prim düzeyi tespit edilmektedir.
Sigorta şirketleri açısından primin belirlenmesindeki en önemli unsur risk priminin düşük
ya da yüksek değil doğru seviyede tahmin edilmesidir. İkinci aşamada risk primine masraf
payları, personel giderleri, acente komisyonu ve kar payı beklentisi eklenerek yazılacak
prim tutarı belirlenmektedir. Son aşamada ise yazılan prim tutarına vergi ve yasal kesinti
unsurları ilave edilerek sigortalıdan tahsil edilecek brüt prim tutarı elde edilmektedir.
(20) Sigorta şirketlerinin iç işleyişindeki görev dağılımına bakıldığında sürecin ilk aşamasında
aktüerya birimleri tarafından teknik hesaplamaların yapıldığı, teknik birimlerin ise
aktüerya biriminden aldığı bilgiler temelinde şirketin pazar hedeflerini ve kar-zarar
durumunu dikkate alarak fiyatı belirlediği görülmektedir. Acenteler ise kural olarak genel
müdürlük tarafından gönderilen tarifeler çerçevesinde poliçe hazırlamakta, primin tespit
edilmesi aşamasında herhangi bir rol üstlenmemektedir. Bu şekilde belirlenen söz konusu
trafik sigortası tarifeleri, yıl içerisinde hasar/prim oranları7 ve portföy analizleri yapılarak
üst yönetim tarafından revize edilebilmektedir.
(21) Trafik sigortası hizmetleri pazarında primlerin belirlenmesine ilişkin verilen teknik
ayrıntıların ardından ilgili sektördeki fiyatlama davranışlarının değerlendirilmesi açısından
önem arz eden, trafik sigortası hizmetinin yapısına ilişkin iki hususun üzerinde
durulmasında fayda görülmektedir. Bunlardan ilki, trafik sigortasında hizmet alanın
aslında sigortalı değil sigortalının zarar verdiği üçüncü kişi olması; ikincisi ise, trafik
sigortasının hem sigortalı hem de sigortalayan açısından oluşturduğu çift taraflı bir
zorunluluk ve sorumluluk olmasıdır.
(22) 2014 yılından itibaren trafik sigortası primlerinde tam serbestliğe geçilmesine rağmen
teminat miktarları, ödeme biçimleri ve süreçleri düzenlemelerle tespit edilmeye devam
edilmektedir. Bu durum sigorta şirketlerinin, sigortalının değişik ihtiyaçlarına yönelik farklı
trafik sigortası hizmeti seçenekleri sunma imkânını sınırlamakta, ödenen prim
karşılığında teşebbüslerin farklılaşabileceği yegâne alan olarak sunulan hizmet kalitesi
ön plana çıkmaktadır. Bu noktada ise önem arz eden husus, trafik sigortasının esas
itibarıyla motorlu araç işletenlerinin üçüncü kişilere verdiği zararları güvence altına alması
ve dolayısıyla sigorta şirketinin sunacağı hizmetten yararlanacak asıl kişinin, poliçeyi
satın alan kişiden ziyade zarar gören üçüncü kişiler olmasıdır. Dolayısıyla, sigorta
şirketinin sunacağı hizmetin kalitesi poliçe yaptıran kişi açısından sınırlı bir öneme
sahiptir. Bu nedenle sigortalı, kendi üzerindeki doğrudan etkisi ve faydası sınırlı olan “aynı
ürün” için tercih yaparken belirleyici unsur, genellikle poliçe içeriğinden ziyade prim tutarı
olmaktadır.
5 Yazılan poliçelerden kaç adet hasar dosyası geleceğinin tahmin edilmesidir.
6 Yazılan poliçelerden gelecek hasar tutarının tahmin edilmesidir. Hasar şiddetinin belirlenmesinde hasar
dağılımının doğru tahmin edilmesi ve buna uygun olarak ortalama hasar şiddeti ve standart sapmasının
tahmin edilmesine çalışılmaktadır. Ortalama hasar şiddetinin dağılımı belirlenirken yıllar itibarıyla
enflasyon, hasar maliyetleri, döviz kuru gibi etmenler dikkate alınmaktadır.
7 Hasar/prim oranı, ödeme yapılan hasarların toplanan primlere oranını ifade etmektedir. Hasar prim
oranına ilişkin ayrıntılı açıklamalara takip eden bölümde yer verilecektir.
17-30/500-219
7/26
(23) Trafik sigortası poliçelerinin düzenlenmesinde hem sigortalı hem de sigorta şirketleri için
çift taraflı bir zorunluluk bulunmaktadır. Motorlu araç işletenlerin trafik sigortası
yaptırmaları zorunlu olduğu gibi bu alanda faaliyet gösteren sigorta şirketleri de bahse
konu sigorta poliçesini düzenlemek zorundadır. Sigortalının karar alma sürecinde fiyata
olan duyarlılığı ve sigorta şirketinin birçok düzenlemeye tabi ürüne ilişkin fazla bir ürün
farklılaştırma seçeneğinin olmaması, prim hesabının maliyetler kadar risk
değerlendirmelerine dayanması dikkate alındığında sistemin sürdürülebilirliği, finansal ve
hukuki istikrarı makul prim seviyelerini gerektirmektedir. Makul prim düzeyi ise HAZİNE
tarafından; “Primlerin sigortalı açısından ödenebilir seviyede olması, sigorta şirketi
açısından ise yükümlülükleri karşılamak için yeterli seviyede olması” şeklinde
tanımlanmıştır.
(24) Trafik sigortası pazarında Aralık 2016 itibarıyla prim üretimi bakımından ilk 10 içinde yer
alan teşebbüslerin Ocak-Nisan 2017 dönemine ilişkin pazar paylarına aşağıdaki tabloda
yer verilmiştir:
Tablo 2: Trafik Sigortası Branşında İlk 10 Teşebbüsün Pazar Payları (Ocak-Nisan 2017)
Sıralama
(Aralık 2016
Verilerine
Göre)
Şirket Adı
Pazar Payı (%)
Ocak Şubat Mart Nisan
1 ALLIANZ 18,26 18,17 15,73 9,61
2 AXA 8,50 9,43 8,97 3,21
3 MAPFRE 12,97 9,51 9,62 13,96
4 ANADOLU 7,78 7,95 11,74 12,75
5 SOMPO 10,61 11,74 10,80 7,05
6 HALK 3,36 5,66 7,91 8,10
7 NEOVA 5,17 7,36 6,74 3,55
8 DOĞA 4,51 4,85 5,08 13,39
9 GÜNEŞ 4,21 2,05 2,68 5,83
10 HDI 2,67 2,60 2,50 2,02
TOPLAM 78,04 79,32 81,77 79,47
Kaynak: TSB Ocak, Şubat, Mart ve Nisan Trafik Prim Üretimleri Raporu Doğrultusunda raportörlerce
hesaplanmıştır.
G.3. Başvuru Konusu Projeyi Yürütecek Kuruluşlar Hakkında Bilgi
G.3.1. Türkiye Sigorta, Reasürans ve Emeklilik Şirketleri Birliği (TSB)
(25) 1870’lerden itibaren Türkiye’de sigortacılık hizmetleri ve faaliyetleri ile ilgilenen sigorta
şirketleri aralarında meslek kuruluşu, sendika veya cemiyet şeklinde örgütlenme ihtiyacı
duymuşlardır. 1923 yılına gelindiğinde “Sigortacılar Kulubü” ve ardından yerine
Türkiye’de çalışmakta olan yerli ve yabancı tüm sigorta şirketlerinin üye olunmasının
zorunlu tutulduğu “Sigortacılar Cemiyeti Daire-i Merkeziyesi” ve takiben, 1959 yılında
7397 sayılı Sigorta Şirketlerinin Murakabesi Hakkında Kanun ile “Sigorta ve Reasürans
Şirketleri Birliği” olarak örgütlenmişlerdir. 1975 yılında anılan Birliğin ana tüzüğünde
yapılan değişiklikle unvanı “Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği” olarak kabul
edilmiş ardından, Sigortacılık Kanunu’nda 29.06.2012 tarihinde yapılan değişiklikle
unvanı “Türkiye Sigorta, Reasürans ve Emeklilik Şirketleri Birliği” olarak değiştirilmiştir.
Anılan değişiklikle birlikte Birliğin logosu olarak “Türkiye Sigorta Birliği” ibaresi
kullanılmaya başlanmıştır. Teşebbüs birliği olan bu kuruluş herhangi bir şirketler grubuna
bağlı değildir.
17-30/500-219
8/26
(26) TSB’nin yapılanmasına, faaliyetlerine, organlarının görev ve yetkilerine ilişkin esaslar
14.06.2007 tarih ve 26552 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sigortacılık Kanunu’nun
“Meslek Örgütlenmeleri” başlığı altındaki 24 ve 25. maddelerinde ve anılan Kanun
maddelerine dayanılarak 02.01.2014 tarih ve 28870 sayılı Resmî Gazete’de8 yayımlanan
Türkiye Sigorta, Reasürans ve Emeklilik Şirketleri Birliği’nin Çalışma Usul ve Esasları
Hakkında Yönetmelik’te yer verilmiştir. Sigortacılık Kanunu’nun 24. maddesinin sekizinci
fıkrasında açıklandığı üzere TSB’nin amacı; mesleğin gelişmesini temin etmek, üyelerinin
dayanışma, birlik ve mesleğinin gerektirdiği vakar ve disiplin içinde çalışmalarını
sağlamak ve haksız rekabeti önlemek üzere gerekli kararları almak ve uygulamak
şeklinde düzenlenmiştir.
(27) Sigortacılık Kanunu’nun 24. maddesinin birinci fıkrası uyarınca kamu kurumu niteliğinde
bir meslek kuruluşu olan TSB’ye giriş aidatını ödeyerek üye olmak zorundadır. Birliğin
39’u hayat dışı, 18’i hayat ve emeklilik, 4’ü hayat ve 2’si reasürans şirketi olmak üzere 63
üyesi aktif olarak faaliyette bulunmaktadır9.
(28) Sigortacılık Kanunu’nunda da belirtildiği üzere TSB’nin görevleri arasında; mesleğin
gelişmesini sağlayıcı önlemler almak, bu amaçla araştırma kuruluşları tesis etmek ve bu
konudaki araştırma ve çalışmaları desteklemek, Türkiye’de sigortacılığı ve bireysel
emeklilik tasarruf ve yatırım sistemini temsil etmek ve tanıtmak için gerekli girişimlerde
bulunmak, gerektiğinde sigorta sözleşmelerine ilişkin rehber tarifeleri hazırlayarak
sektörün hizmetine sunmak, sigortacılık ve bireysel emeklilik tasarruf ve yatırım sistemi
mevzuatı ile kendisine verilen görevleri yerine getirmek ve aldığı kararların ve önlemlerin
uygulanmasını izlemek, uyulması zorunlu meslek kurallarını belirlemek, üyeleri
arasındaki haksız rekabeti önlemek amacıyla gerekli her türlü tedbiri almak ve
uygulamak, sigortacılıkta tahkimin işleyişini düzenlemek ve sigorta hakemlerinin listesini
tutmak gibi yetkileri bulunmaktadır.
(29) Bu noktada Bildirim Formunda TSB tarafından yayımlanan Rehber Tarife’nin yerine
geçeceği ifade edilen referans skorlama projesine ilişkin olarak anılan tarifenin niteliklerini
de ele almak yerinde olacaktır. Tarife Yönetmeliği’nin 15. maddesinin üçüncü fıkrası,
“Birlik, Müsteşarlığın belirlediği esaslar çerçevesinde bağlayıcı olmamak kaydıyla Trafik
Sigortası Rehber Tarifesi hazırlayabilir. Bu tarife, Birlik internet sitesinde yayınlanır.”
hükmünü amirdir. Bu çerçevede, 2008 yılından bu yana TSB tarafından söz konusu
Rehber Tarifenin yayımlandığı bilinmektedir. TSB tarafından sigorta şirketlerine yol
göstermek amacıyla hazırlanan Rehber Tarife kapsamında, trafik sigortası tarifesinde yer
alan araç türleri için il bazında fiyat önerisinde bulunulmaktadır. Rehber Tarife
hazırlanırken sigorta şirketlerince TRAMER veri tabanına iletilen veriler kullanılmakta,
araç türü, sigortalı türü ve il bakımından şirketlerce gönderilen verilerin toplamı
kullanılarak genel bir tarife hazırlanmaktadır. Rehber Tarifenin hazırlanmasında; net
poliçe adetleri, net poliçe primi, açılan hasar dosya adedi, ödenen hasar dosya adedi,
hasar miktarı (ödenen hasar ve muallak hasar toplamı) verileri kullanılarak gelecek yıllara
ait hasar tahmini yapılmakta ve risk primi hesaplanmaktadır. Ayrıca Rehber Tarifenin
hazırlanmasında sektöre yönelik yapılan ve sektördeki prim üretimini ve hasar
ödemelerini etkileyecek değişiklikler de dikkate alınmaktadır
(30) Birliğin çalışma esasları TSB tarafından hazırlanan ve HAZİNE’ce onaylanan yönetmelik
ile belirlenmekte ve Birliğin tüm faaliyetleri Sigortacılık Kanunu’nun 24. maddesinin yirmi
beşinci fıkrası uyarınca Müsteşarlık tarafından denetlenmektedir.
8 Anılan Yönetmelik ile 1/7/2008 tarihli ve 26923 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türkiye Sigorta ve
Reasürans Şirketleri Birliğinin Çalışma Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmelik yürürlükten kaldırılmıştır.
9 [] (Erişim Tarihi 28.07.2017)
17-30/500-219
9/26
G.3.2. Sigorta Bilgi Ve Gözetim Merkezi (SBM)
(31) SBM, 16.12.2003 tarihli ve 25318 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan trafik sigortası Bilgi
Merkezi Yönetmeliği ile “TRAMER” adıyla kurulmuştur. SBM Yönetmeliği ile adı Sigorta
Bilgi Merkezi olarak kabul edilmiş; 03.11.2011 tarihli ve 28131 sayılı Resmî Gazete’de
yayımlanan yönetmelik değişikliği ile unvanı SBM olarak değiştirilmiştir. Sigortacılık
Kanunu’nun 31/B maddesine dayanılarak TSB nezdinde tüzel kişiliği haiz olarak kurulan
SBM’nin yapısı, faaliyetleri, SBM veri tabanında toplanan bilgilerin kapsamı ve bunların
paylaşılmasına dair esaslar 09.08.2008 tarihli ve 26962 sayılı Resmî Gazete’de
yayımlanan SBM Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiştir. SBM bünyesinde Trafik
Sigortaları Bilgi ve Gözetim Merkezi (TRAMER)10, Hayat Sigortası Bilgi ve Gözetim
Merkezi (HAYMER), Sağlık Sigortası Bilgi ve Gözetim Merkezi (SAGMER) ve Sigorta
Hasar Takip ve Gözetim Sistemi (HATMER) adında dört alt bilgi merkezi bulunmakta
olup; ilgili branşlarda faaliyet ruhsatı bulunan sigorta şirketleri, SBM’nin doğal üyesi
konumundadır.
(32) Sigortacılık Kanunu’nun 31/B maddesinde, SBM’ye ilişkin olarak aşağıdaki
düzenlemelere yer verilmektedir:
“(1) Türkiye Sigorta, Reasürans ve Emeklilik Şirketleri Birliği nezdinde, sigortalılar ve sigorta
sözleşmesinden dolaylı da olsa menfaat sağlayanlara ilişkin olarak, yanlış sigorta
uygulamaları dâhil, risk değerlendirmesine esas bilgileri toplamak ve bu bilgilerin sigorta,
reasürans ve sigortacılık faaliyetinde bulunan emeklilik şirketleri ile Müsteşarlıkça
belirlenecek kişilerle paylaşılmasını sağlamak amacıyla Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi
kurulur.
(2) Bu maddenin birinci fıkrasında belirtilen şirketler, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezine üye
olmak zorundadır. Üye kuruluşlar, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezince istenilen her türlü
bilgiyi vermekle yükümlüdür.
(3) Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi kuruluş amaçları doğrultusunda, özel hukuk tüzel kişileri
ile kamu kurum ve kuruluşlarından, kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşları ve bunların
üst kuruluşlarından, ilgili mevzuatla kurulmuş diğer bilgi merkezlerinden bilgi talep etmeye ve
bunlarla Müsteşarlığın uygun görüşüne istinaden bilgi alışverişine yönelik sözleşmeler
imzalamaya yetkilidir. Söz konusu kurum ve kuruluşlar Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi
tarafından talep edilen bilgileri vermekle yükümlüdür…
(4) Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi kendi yönetimi tarafından temsil ve idare edilir...
Müsteşarlık, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezini denetler. Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi
sigorta uygulamaları kapsamında, poliçe yazım ve hasar süreçlerinin izlenmesi de dâhil
olmak üzere Müsteşarlık tarafından talep edilen her türlü çalışmayı yapar ve bu amaçla
gerekli alt yapıyı tesis eder.
(5) Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezinin bütün işlem ve kayıtları gizlidir. Sigorta Bilgi ve
Gözetim Merkezi topladığı her türlü bilgiyi, Müsteşarlığa istenen biçim ve sürede vermekle
yükümlüdür. Söz konusu bilgiler, sahibinin açık rızasının bulunması durumunda belirlediği
kişiye belli bir ücret karşılığında verilir…”
10 SBM Yönetmeliği’nin 10. maddesinin ilk fıkrasında, TRAMER’in kuruluş amacı “kamu gözetiminin daha
etkin bir şekilde yerine getirilmesi, trafik sigortalarına ilişkin güvenilir istatistiklerin temini, uygulama birliği
sağlanması, sigorta sahtekârlıklarının önlenmesi, sigorta sistemine olan güvenin artırılması, tazminat
ödemelerinin düzenli ve doğru biçimde gerçekleştirilmesi, zorunlu sigortalarını yaptırmamış motorlu araç
işletenlerinin tespiti ve sigortalılık oranlarının artırılmasını sağlamak” olarak belirtilmiştir.
17-30/500-219
10/26
(33) Anılan hükme dayanılarak kurulan SBM’nin yönetim yapısına, SBM Yönetmeliği’nin
“Yönetim Komitesi” başlıklı 6. maddesinde yer verilmiştir. Buna göre, Yönetim Komitesi
beş üyeden oluşmakta ve üyeler üç yıl süre ile görevlendirilmektedir. Yönetim
Komitesi’nin oluşumunda esasen TSB ile HAZİNE söz sahibi olup, üyeleri aşağıda
açıklandığı üzere seçilmektedir:
- TSB’ye üye sigorta ve emeklilik şirketlerinin genel müdür niteliğini haiz
personeli arasından Hayat Dışı Yönetim Komitesi11 ile Hayat ve Emeklilik
Yönetim Komitesince12 seçilecek birer üye,
- TSB Yönetim Kurulu ve Hayat Dışı Yönetim Komitesi üyesi olmayan hayat dışı
sigorta gruplarında faaliyet gösteren şirketlerin genel müdür niteliğini haiz
personeli arasından HAZİNE’ce belirlenecek bir üye,
- HAZİNE’den bir üye,
- TSB Yönetim Kurulunca seçilecek genel müdür niteliğini haiz bir üye.
(34) Yönetim Komitesi’nin alacağı kararlar bakımından mevzuatta bir karar yeter sayısı
öngörülmemekle birlikte, kararın fiilen HAZİNE’yi temsilen seçilen üyenin oyuna bağlı
olarak alındığı SBM tarafından ifade edilmiştir.
(35) SBM Yönetmeliği’nin “Merkez İç İşleyişi” başlıklı 17. maddesinde, SBM’nin görevlerini
yerine getirmek amacıyla, gerekli özellikleri haiz, güvenli, yedekli ve farklı kullanıcıların
bilgi kayıtlarına farklı düzeylerde erişimlerine imkân sağlayan bir bilişim sisteminin
kurulması öngörülmüş13 ve SBM tarafından elde edilecek verilerin toplulaştırılmak
suretiyle ve HAZİNE’nin onayıyla yayımlanabileceği düzenlenmiştir. Bunun yanı sıra,
anılan Yönetmelik’in 18. maddesinin ilk fıkrasında, SBM’nin görev ve yetki alanı
çerçevesinde HAZİNE tarafından talep edilecek her türlü uygulama ve çalışmanın ayrıca
bir işleme gerek olmaksızın münhasıran Müsteşarlıkça belirlenecek usul ve esaslar
çerçevesinde SBM tarafından yerine getirileceği ve bunun için gerekli sistemlerin
kurulacağı düzenlenmiştir. Aynı maddenin üçüncü fıkrasında ise, SBM’nin sigortacılık
sektörünün ortak veri tabanı olarak faaliyette bulunacağı öngörülmüştür.
11 Anılan Komite, TSB’nin bir organı olup; Komite Başkanı dahil dokuz üyeden oluşmaktadır. Üyeler, hayat
dışı sigorta alanında faaliyet gösteren şirketlerin genel müdür, genel müdür yardımcısı ve yönetim kurulu
üyesi niteliğini haiz personelden oluşmaktadır. Ayrıntılı bilgi için bkz.
yonetim-komitesi.aspx?pageID=668
12 Anılan Komite, TSB’nin bir organı olup; Komite Başkanı dahil 9 üyeden oluşmaktadır. Üyeler, hayat ve
emeklilik alanında faaliyet gösteren şirketlerin genel müdür niteliğini haiz personelden oluşmaktadır.
Ayrıntılı bilgi için bkz.
13 Nitekim anılan Yönetmelik uyarınca, TRAMER, HATMER, HAYMER ve SAGMER bakımından birtakım
kayıtların veri tabanlarında tutulması öngörülmüştür.
17-30/500-219
11/26
(36) Üyelerin bilgi verme yükümlülüğünün düzenlendiği Yönetmelik’in 23. maddesinde,
aşağıdaki hususlara yer verilmiştir:
“(1) Üye sigorta şirketleri, Merkez tarafından kendilerinden istenen tüm bilgileri, doğru ve
eksiksiz olarak, belirlenen şekilde ve sürelerde Merkeze iletmekle yükümlüdür.
(2) Üye sigorta şirketleri, zorunlu sigortalar, zorunlu trafik sigortası, zorunlu taşımacılık
sigortası ve zorunlu ferdi kaza sigortası sözleşmelerine ait poliçe bilgileri ile güncellenmiş ve
günlük muallâk ve ödenmiş hasarlara ve kaza tutanaklarına ilişkin bilgileri Merkez tarafından
hazırlanarak Müsteşarlık tarafından onaylanan veri yapısında ve en çok bir günlük
gecikmeyle Merkeze iletmek zorundadır.
(3) Üye sigorta şirketleri, Yönetim Komitesi kararı üzerine ihtiyari trafik sigortası, kasko
sigortası ve Birlik görüşü alınmak üzere Müsteşarlıkça belirlenen sigorta sözleşmelerine ait
içeriği ve veri yapısı Birlik tarafından belirlenen poliçe bilgileri ile güncellenmiş ve günlük
muallâk ve ödenmiş hasar verilerini en çok bir günlük gecikmeyle Merkeze iletmek
zorundadır.
(4) Üye sigorta şirketleri, Merkez tarafından, hatalı olarak gönderildiği tespit edilen bilgileri
gecikmeksizin düzeltmek ve düzeltme kayıtlarını en çok bir günlük gecikmeyle Merkeze
iletmek zorundadır.
(5) Üye sigorta şirketlerinin bilgi verme yükümlülüklerini yerine getirmemesi durumunda
Müsteşarlık gerekli tedbirleri alır.”
(37) SBM bünyesinde toplanan verilere erişim bakımından, SBM Yönetmeliği’nin “Bilgi
kayıtlarına erişim” başlıklı 24. maddesinde aşağıdaki hususlara yer verilmiştir:
“(1) Sigortalılara, taraf oldukları sigorta sözleşmeleri ile ilgili özet sigorta ve hasar bilgilerine
internet ortamında erişim sağlanır.
(2) Münhasıran çalışma konuları ile ilgili olmak üzere Merkez nezdinde tutulan bilgilere
dışarıdan erişim tanınacak yetkili kullanıcılar ve erişebilecekleri kayıtların içeriği ile erişim
şekli Müsteşarlıkça belirlenir.
(3) Kurallara uymayan yetkili kullanıcıların sisteme erişimleri ve bilgi kayıtlarından
yararlanmaları, Müsteşarlığın onayına tabi olmak üzere ilgili Yönetim Komitesi kararıyla
sınırlandırılır. Bu durumun süreklilik göstermesi halinde, bu kişilerin sisteme erişim ve bilgi
kayıtlarından yararlanma yetkileri Müsteşarlığın onayına tabi olmak üzere Yönetim Komitesi
kararıyla kaldırılır.
(4) Merkez nezdinde tutulan bilgileri talep eden yetkili kullanıcılar dışındaki diğer isteklilerin
talepleri Yönetim Komitesi tarafından karara bağlanır. Bu fıkra kapsamında verilecek bilgilerin
içeriği Müsteşarlık tarafından belirlenir.
(5) Yönetim Komitesi, yetkili kullanıcılar dışındaki diğer isteklilerin sahip oldukları bilgileri
belirlenen amaç doğrultusunda kullanmalarını teminen gerekli tedbirleri alır.
(6) İkinci ve dördüncü fıkralar kapsamında tanınacak erişimin ve/veya verilecek bilgilerin
ücretinin belirlenmesine veya ücretsiz olarak sağlanmasına Yönetim Komitesince karar
verilir…”
G.4. İlgili Pazar
G.4.1. İlgili Ürün Pazarı
(38) 6047 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91. maddesi uyarınca bir motorlu aracın
işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara
uğramasına sebep olması halinde doğan zararların karşılanmasını sağlamak üzere araç
sahiplerinin mali sorumluluk sigortası (trafik sigortası) yaptırmaları zorunlu kılınmıştır.
17-30/500-219
12/26
(39) Bu kapsamda bildirime konu Trafik Sigortası Referans Skorlama Projesi, trafik sigortası
primlerinin tespitinde kullanılan risk skorlarının doğru şekilde belirlenmesine ilişkin olarak
oluşturulmak istenen bir sistemdir. Proje kapsamında TRAMER bünyesinde yer alan trafik
hasar ve poliçe verilerinden yararlanılarak sunulacak risk skorlama hizmetinin trafik
sigortası yapan sigorta şirketlerine yönelik olması ve başvurunun trafik sigortası pazarına
yönelik olması nedeniyle ilgili ürün pazarı “trafik sigortası pazarı” olarak belirlenmiştir.
G.4.2. İlgili Coğrafi Pazar
(40) Sektörü ilgilendiren yasal düzenlemeler ve ilgili projenin uygulama alanı göz önüne
alınarak ilgili coğrafi pazar “Türkiye” olarak belirlenmiştir.
G.5. TSB’den Elde Edilen Bilgiler
(41) 23.02.2017 tarih ve 1247 sayı ile Kurum kayıtlarına intikal eden TSB’nin cevabi yazısında
özetle;
- SBM bünyesinde trafik sigortası pazarında faaliyet gösteren tüm sigorta şirketlerinin
kullanımına sunulmuş Kokpit ve Cognos olmak üzere iki uygulama olduğu,
- Kokpit’in 2004 yılından beri uygulamada olup sigorta şirketlerine, ilgili sigorta
pazarında gerçekleştirilen poliçe miktarı, meydana gelen hasar miktarı ile toplam
prim bedellerine ilişkin yıllık toplulaştırılmış bilgi ve istatistikler sunduğu, uygulamayı
kullanan şirketin uygulamadaki “sektör” sekmesinden ilgili sektördeki toplulaştırılmış
verilere ulaşabileceği gibi “şirket” sekmesinden şirketinin pazardaki verilerini
görebildiği,
- Kokpit uygulamasının sadece trafik sigortasına yönelik olmadığı; deprem, sağlık gibi
sigorta türleri ile sigorta suiistimallerine yönelik olarak da veriler içerdiği, bu
uygulama sayesinde her bir sigorta şirketinin kendisi ve ilgili sigorta sektörü ile ilgili
toplulaştırılmış istatistiki bilgilere ulaşabildiği, TSB, HAZİNE’deki genel müdürü ve
müdür yardımcıları ile direktörlerinin her bir sigorta şirketinin sadece kendisi ile ilgili
ulaşabildiği verilerin tamamına erişim yetkisinin bulunduğu, TSB sitesinde üçer
aylık/yıllık periyodlarla yayımlanan motorlu taşıtlar sigorta statistiklerinin Kokpit
uygulaması verileri dikkate alınarak hazırlandığı,
- 2007 yılından beri kullanılan Cognos’un da Kokpit uygulamasının veri setlerinden
yararlandığı, bu uygulamada özellikle hayat dışı sigortalarına ait olmak üzere birden
fazla rapor ve veri başlığı bulunduğu, Kokpit‘te olduğu gibi bu uygulamada da her
sigorta şirketinin kendisine ait veya sektöre ilişkin bilgilere ulaşabildiği, ancak
Cognos’un, Kokpitten farklı olarak, uzmanlar tarafından da kullanılabildiği, bu
doğrultuda daha fazla kullanıcının erişimine açık olduğu, Cognos uygulamasına
kimlerin erişebileceğinin tespitinin şirket SBM admininin inisiyatifinde olduğu, ayrıca
Kokpit’in mobil uygulama olması sebebiyle erişiminin daha kolay olduğu, her iki
uygulamanın yürütülmesi ve geliştirilmesinde ana söktürün trafik sigortası olduğu,
- TSB’nin kamu tüzel kişiliği bulunan bir meslek kuruluşu olduğu ve rekabet hukuku
çerçevesinde bir teşebbüs birliği olarak faaliyet gösterdiği, SBM’nin ise ayrı bir tüzel
kişilikle TSB nezdinde HAZİNE tarafından hazırlanan 16.12.2003 tarih ve 25318
sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Trafik Sigortası Bilgi Yönetim Merkezi
Yönetmeliği ile TRAMER adıyla kurulduğu, daha sonra ise yapılan düzenleme ile
şimdiki adını aldığı,
- SBM’nin 5684 Sayılı Sigortacılık Kanununun 31/b maddesi uyarınca “sigortalılar ve
sigorta sözleşmesinden dolaylı da olsa menfaat sağlayanlara ilişkin olarak, yanlış
sigorta uygulamaları dâhil, risk değerlendirmesine esas bilgileri toplamak ve bu
bilgilerin sigorta, reasürans ve sigortacılık faaliyetinde bulunan emeklilik şirketleri ile
Müsteşarlıkça belirlenecek kişilerle paylaşılmasını sağlamak amacıyla” kurulduğu,
17-30/500-219
13/26
- SBM Yönetmeliği’nin 6. maddesi uyarınca yönetim kurulunun birer üyesinin TSB
üyesi sigorta ve reasürans şirketlerinin genel müdür niteliğini haiz personeli
arasından Hayat Dışı Yönetim Komitesi ile Hayat ve Emeklilik Yönetim Komitesi
tarafından, bir üyenin Birlik Yönetim Kurulu ve Hayat Dışı Yönetim Kurulu Üyesi
olmayan hayat dışı sigortalar alanında faaliyet gösteren şirketlerin genel müdür
niteliğini haiz personeli arasından HAZİNE’ce, bir üyenin HAZİNE tarafından, bir
üyenin de TSB Yönetim Kurulu tarafından genel müdür niteliğini haiz kişiler
arasından seçildiği, SBM Merkez Müdürünün ise HAZİNE’nin uygun görüşü üzerine
Yönetim Komitesince atandığı, TSB ile SBM arasındaki ilişkinin sadece yönetici
seçiminden ibaret olduğu, TSB’nin SBM üzerinde yönetimsel bir kontrolünün
bulunmadığı,
- Trafik sigortası pazarında faaliyet gösteren sigorta şirketlerinin mevcut durumda
prim hesaplamalarında kullandığı risk skorunu kendi portföy verilerini kullanarak
birbirinden farklı yöntemlerle belirlediği, bu yöntemlerin her bir sigorta şirketinin
sahsına özel olması nedeniyle bu yöntemlerin detaylarına ilişkin TSB’nin bilgisinin
bulunmadığı,
- Sigorta şirketlerinin prim hesabında dikkate aldığı kalemler arasında beklenen
hasar, sigorta şirketince verilen özel hizmetler, acente komisyonu, işletme personel
giderleri ve kar payının bulunduğu,
- Başvuruya konu Projenin prim hesabında dikkate alınan kalemlerden sadece birine
yönelik olduğu, sigorta şirketlerinin öngöremedikleri riskler için trafik sigortası
primlerinin yükselmesine neden olan veri eksikliğinin giderilmesine yönelik tavsiye
niteliğinde sunulan risk skorları ile hasar/risk anlayışının sektörde şekillenmesinin
amaçlandığı,
- Her bir sigorta şirketinin ayrı ayrı yatırım yaparak kendi portföyüyle sınırlı verilerle
risk skoru hesaplamasındansa, bu hesaplamanın sektör adına ve sektördeki tüm
veriler kullanılarak yapılmasının hem doğru risk skoruna ulaşmaya hem de ölçek
avantajı sayesinde sigorta primlerinin düşmesine katkı sağlayacağı,
- Proje Komitesinin TSB, SBM, Aktüerya Komitesi ve trafik sigortası pazarında
faaliyet gösteren sigorta şirketlerinden seçilen (dokuz şirket) üyelerden oluşacağı,
sigorta şirketlerinden gelen üyelerin seçiminin homojen olarak büyük, orta ve küçük
sigorta şirketlerinin temsili sağlanacak şekilde gerçekleştirileceği,
- Proje kapsamında sunulacak risk skorlama sisteminin trafik sigortası pazarında
faaliyet gösteren tüm sigorta şirketlerinin kullanımına açık olacağı, ancak hizmetten
faydalanmanın tamamen sigorta şirketinin inisiyatifinde bulunacağı, ayrıca sistem
tarafından sunulan risk skorunun sigorta primlerine tamamen yansıtılıp
yansıtılmayacağının da sigorta şirketinin takdirinde olacağı, söz konusu
uygulamanın sigorta şirketlerine belirli bir ücret karşılığında sunulacağı ancak
sistemin teşvikini sağlamak amacıyla bir yıl süreyle sistemin ücretsiz olarak sigorta
şirketlerinin erişimine açık olacağı, ilerleyen dönemlerde ücretlendirmenin sigorta
şirketlerinin düzenlediği poliçe miktarı ile doğru orantılı olacağı, ücretlendirmenin
maliyet dağıtım esasına göre yapılacağı bu sebeple sorgu/poliçe başına kuruşlar
seviyesinde olacağı,
belirtilerek, dünya çapında başvuru konusu projeye benzer uygulamalara aşağıdaki
örnekler verilmektedir:
17-30/500-219
14/26
FICO Sigortacılık Skorları: dünya çapında faaliyet gösteren analitik yazılım
şirketidir. Farklı sektörlerde faaliyet gösteren şirketlerin gelir, iflas, kredi
kapasitesi gibi sonuçlarını analiz ederek mevcut risklerini önlemek için skorlama
çözümleri sunmaktadır. Şirket büyük miktarda veriyi matematiksel algoritmalar
kullanarak teşebbüslerin stratejilerini oluşturmalarına ve maliyetlerini
azaltmalarına yardımcı olmaktadır. FICO Türkiye’de de hizmet vermektedir.
Malta Ülke Platformu: Malta Sigorta Birliği tarafından başlatılan bir inisiyatif
ile sigorta şirketlerinden hasar ve usulsüzlük bilgilerini ülke genelinde oluşturulan
bir platformda toplamaya başlamış, sigorta şirketlerinden elde edilen bu bilgilerle
başka kaynaklardan toplanan bilgiler teknik değerlendirme aşamasında ve
platform üzerinden bildirilen hasarlarda gerçek zamanlı suiistimal skoru
oluşturmak için kullanılmaktadır.
SCHUFA Fraud Pool: Ülkemizde faaliyet gösteren Kredi Kayıt Bürosu ile
benzer bir hizmeti sunan Almanya kredi değerlendirme kuruluşudur.
FİNDEKS: Türkiye’de faaliyet gösteren dokuz bankanın ortaklığı ile kurulan
Kredi Kayıt Bürosu A.Ş. (KKB) tarafından hayata geçirilen Findeks, bireysel
müşterilerin KKB’ deki kredi notunu öğrenebilmelerini sağlayan veri tabanıdır.
Uygulama, KKB’de toplanan verileri kullanarak bireysel müşterilerin tüm
bankalarda yaptıkları işlemleri tespit etmekte ve kişilerin kredibilitelerini
puanlamaktadır.
G.6. HAZİNE’den Elde Edilen Bilgi ve Belgeler
(42) 07.04.2017 tarih ve 4284 sayılı yazı ile HAZİNE’den bilgi ve belge talep edilmiş, bu
çerçevede 04.05.2017 tarih ve 3048 sayı ile Kurum kayıtlarına intikal eden cevabi yazıda
özetle:
- SBM’nin 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 31/b maddesi çerçevesinde, TSB
bünyesinde, sigortasızlığı ve yanlış sigorta uygulamalarını önlemek, hızlı hasar
tazminini sağlamak, risk değerlendirmesine esas bilgileri toplamak ve bu bilgilerin
sigorta, reasürans ve sigortacılık faaliyetinde bulunan emeklilik şirketleri ile
Müsteşarlıkça belirlenecek kişilerle paylaşılmasını sağlamak amacıyla kurulduğu,
- SBM’nin karar organının Yönetim Komitesi olduğu ve Müsteşarlıkça atanan bir üye
dahil toplam beş üyeden oluştuğu, SBM’nin faaliyetlerinin Müsteşarlık tarafından
denetlendiği,
- Sigorta şirketlerinin bildirim konusu işleme benzer nitelikte bir sistemi kurmasında
ve bu şirketlerin sistemin sunduğu bilgilere tek başlarına ulaşmasında teknik ve
hukuki bir engelin bulunmadığı,
- Başvuru konusu projeye benzer nitelikte; analitik yazılım şirketlerinden FICO’nun
(Fair, Isaac and Company) faaliyetlerinin bulunduğu bu şirketin sigortacılık dâhil pek
çok sektörde risk yönetimi, dolandırıcılıkla mücadele, operasyonel optimizasyon ve
regülasyonlara uyum sağlamaya yönelik analitik yazılımlar ve araçlar sunduğu,
sigorta sektörüne ilişkin olarak Insurance Scores uygulaması ile sigorta şirketlerine
mal ve kaza sigortalarında, kredi raporlama kuruluşlarının verilerine dayanarak
sigortalı adayının riskine dair skorlama yaptığı,
- Hali hazırda sigorta şirketlerinin sigortalının kişisel bilgileri (yaşı, cinsiyeti, medenî
durumu, ikametgah ili vb.), araç bilgileri (türü, model yaşı, plaka ili vb.) ve sigortalının
hasar geçmişi bilgileri (bulunduğu basamak, kaza sayısı, ödenen maddî ve bedenî
hasar tutarları vb.) gibi risk faktörleri ile birlikte acente komisyonu, masraf payları ve
kâr beklentisi gibi ticari unsurları da dikkate alarak prim hesaplaması yaptıkları,
17-30/500-219
15/26
- Proje çerçevesinde bağımsız bir kuruluş tarafından kurulan risk skorlama sistemi ile
maddî hasar frekansı ve şiddeti, bedenî hasar frekansı ve şiddetini içeren tavsiye
niteliğindeki risk skorunun hesaplanmasının, geçmiş portföyü belirli bir büyüklüğe
ulaşmayan sigorta şirketleri için riski doğru fiyatlaması bakımından fayda
sağlayacağının düşünüldüğü,
- Risk skorunun trafik sigortası primini etkileyebilecek referans bir değer olduğu, risk
skoru dışındaki prim hesabına esas diğer parametrelerin sigorta şirketleri
bakımından farklılık göstermesi ve proje neticesinde elde edilecek risk skorunun
sigorta şirketleri için bağlayıcı olamaması nedeniyle primlerde yeknesaklaşmanın
olmayacağının düşünüldüğü,
ifade edilmiştir.
G.7. Sigorta Şirketlerinden Elde Edilen Bilgi ve Değerlendirmeler
(43) Dosya konusu başvuruya ilişkin olarak trafik sigortası pazarında faaliyet gösteren ve farklı
pazar paylarına sahip bazı teşebbüslerden bilgi ve değerlendirmeler talep edilmiştir. Bu
çerçevede teşebbüslerden gelen yazıların özetlerine aşağıda yer verilmektedir.
G.7.1. (…..)’den ((…..)) Elde Edilen Bilgi ve Değerlendirmeler
(44) (…..) 07.04.2017 tarih ve 4281 sayılı yazı ile istenen bilgi ve belgeler neticesinde
26.04.2017 tarih ve 2849 sayı ile Kurum kayıtlarına intikal eden cevabi yazıda özetle:
- Söz konusu projeye benzer bir sistemin hayata geçirilebilmesi için teşebbüsün
müşterilerinin risklerinin karşılaştırılması amacıyla, ilgili teşebbüs dışındaki
teşebbüslerin veya üçüncü kişilerin müşterilere ait bilgilere sahip olması gerektiği,
ancak bu durumun kişisel verilerin güvenliği açısından sakınca teşkil edebileceği,
Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ve Sigortacılık Kanunu gereği sigorta
şirketlerinin sır saklama yükümlülüğü bulunduğu,
- Ülkemizde bildirime konu projeye benzer nitelikte uygulamaların olup olmadığı
konusunda bilgi sahibi olunmadığı,
- Sigorta şirketlerinin projeye erişimi için ödenmesi gereken ücrete ilişkin yorumların;
projenin hayata geçmesiyle birlikte poliçe fiyatlarında yaratacağı etkinin
değerlendirilmesi sonucu yapılabileceği,
- Müsteşarlık tarafından hazırlanan ve 12.04.2017 tarihinde yürürlüğe giren trafik
sigortalarında tavan fiyat uygulaması çerçevesinde tüm tarife kriterlerinin
kaldırılarak Müsteşarlıkça belirlenen tavan fiyatlara göre tarifelerin oluşturulduğu,
tavan fiyat uygulamasından önceki sistemde prim hesaplamasının çeşitli alt
kırımlara sahip; araç tipi (baz primler araç tipi bazında belirlenmiştir.), il, sigortalı
türü (özel/tüzel), sigortalı yaşı ve cinsiyeti, araç yaşı, araç marka/model, hasar
geçmişi, hasarsızlık kademesi, sigortasızlık süresi gibi çarpanlar vasıtasıyla
yapıldığı,
- Skorlama bakımından sigorta şirketlerinin elde etmekte güçlük çektiği; müşterinin
tüm sigorta branşlarındaki sigortalılık alışkanlıkları, toplam riski, toplam hasar primi
gibi bilgilerin kullanılmasının risk analizini kolaylaştırarak karışık tarife tabloları ve
kısıtlı bilgiler ile risk analizi gibi sıkıntılar ortadan kaldıracağı, ilgili proje ile birlikte
sigortacı açısından ilerleyen dönemlerde tek bir skor çarpanı ile poliçe tazminine
imkânının ortaya çıkabileceği, sigortalı bakımından ise hasar primine olumlu
yansıması neticesinde sigorta primlerinde azalmaya neden olabileceği
ifade edilmektedir.
17-30/500-219
16/26
G.7.2. (…..)’den ((…..)) Elde Edilen Bilgi ve Değerlendirmeler
(45) (…..) 07.04.2017 tarih ve 4281 sayılı yazı ile istenen bilgi ve belgeler neticesinde
02.05.2017 tarih ve 2973 sayı ile Kurum kayıtlarına intikal eden cevabi yazıda özetle:
- Proje kapsamında hangi verilerin kullanılacağı, şirketlerden ticari sır niteliğindeki
bilgilerin talep edilip edilmeyeceği, risk skorlama sistemi kuracak firmanın
yetkinliğinin bulunup bulunmadığı, projenin sigorta şirketlerine ve müşterilere
sunacağı fayda ya da neden olacağı zararın bilinmediği,
- Sigorta poliçelerinin Tarife Yönetmeliği’nin 15(i) maddesinin ikinci fıkrası
kapsamında, Trafik Sigortaları Bilgi ve Gözetim Merkezi ("TRAMER") veri tabanı
üzerinden düzenlenmesinin zorunlu olduğu, yine aynı yönetmeliğin 25. maddesinin
ikinci fıkrası çerçevesinde sigorta şirketlerinin sigorta poliçelerini ve hasar verilerini
en çok bir günlük gecikme ile TRAMER'e iletmekle yükümlü olduğu ve bu doğrultuda
sigorta şirketlerinin TRAMER vasıtasıyla müşterilerinin sigorta geçmişlerine vakıf
olarak prim hesaplamalarında kullanabildiği, trafik maddi ve bedeni hasar frekansı
ve şiddetine ilişkin hesaplamaların sigorta şirketlerince yapılmasında teknik veya
hukuki bir engelin bulunmadığı,
- Fiyatlamada kullanılabilecek ceza puanı ile sürücü ve ehliyete ilişkin diğer bilgilere
sigorta şirketlerinin erişim imkânının bulunmadığı, ancak Emniyet Genel Müdürlüğü
(EGM) nezdinde tutulan bu bilgilerin sigorta şirketlerinin erişimine açılmasının doğru
risk hesaplaması yapılabilmesi bakımından faydalı olacağı,
- Bildirim konusu projeye benzer nitelikte Almanya’da, Alman Sigorta Birliğinin (ASB)
üyeleri için yıllık bazda risk istatistikleri ile oto sigortalarını konu edinen çalışmalar
yayımladığı, bu çalışmaların rızası olan şirketlerin mutabakatıyla tespit edilmiş
kriterler çerçevesinde yine bu şirketlerden elde edilen bilgilerle hazırlandığı ve risk
göreceliklerini ve hasar trendlerini içerdiği, çalışmanın şirketlere kendi risk
katsayılarını hesaplarken sadece yardımcı ve yol göstermesini amaçladığı, ASB’nin;
Avrupa Birliği Blok Muafiyeti Kanunu gereği, ilgili çalışmaların bağlayıcı olmaması
ve öneri niteliğinde kalması koşuluyla yetkilendirildiği,
- Proje dâhilinde şirketlerden elde edilecek veriler ve ortaya çıkacak faydaların tüm
detaylarıyla şirketlere aktarılması ve şirketlerin onayının alınması ve sisteme isteyen
şirketin giriş yapabilmesi gerektiği,
- Projenin hayata geçirilmesi halinde sisteme girişin teşebbüsün öncelikli tercihi
olmadığı, sistemin şirketlerden elde edilen veriler ile işleyecek olması durumunda
erişimin ücretsiz olması gerektiği,
- Trafik sigortası tarifelerinin HAZİNE tarafından belirlenen tavan primleri geçmemek
kaydıyla aktüeryal hesaplamalar kullanılarak şirketler tarafından serbestçe
belirlendiği, (…..) prim hesaplamalarında portföyünde yeterli veri bulunan araç
grupları için Genelleştirilmiş Lineer Modelleri (GLM) kullandığı, yeterli veri büyüklüğü
sağlanamayan araç sınıflarında ise güvenilirlik analizi, hasar/prim gelişimi gibi
aktüeryal ve istatistiksel yöntemler doğrultusunda tarifeler oluşturulduğu, GLM
tekniği kullanılırken poliçe/teklif primleri; hasarsızlık kademesi, aracın marka, model,
model yılı bilgileri, yakıt motor gücü, sigortalının cinsiyet-yaş, ikamet ettiği il-ilçe-
mahalle ve sahip olduğu diğer sigorta ürünleri gibi farklı parametrelerin dikkate
alındığı,
- Söz konusu projenin, sigorta şirketlerinin; hasar frekans ve riskini tek değer
üzerinden hesaplamasına sebebiyet verebileceği, hasar frekans ve riskini daha
düşük çıkaran hesaplama yöntemlerinin terk edilmesine yol açabileceği ve tüketici
aleyhine olumsuz sonuç yaratabileceği,
17-30/500-219
17/26
- Proje kapsamında dikkate alınacak ve sigorta şirketlerinin erişimine hâlihazırda açık
olmayan ceza puanı ile sürücü ve ehliyete ilişkin diğer bilgilerin sektöre açılarak
proje kapsamının, sadece bu bilgiler üzerinden bir risk skoru hesabına
indirgenmesinin uygun olacağı,
- Risk skorunun hesaplanmasında, prim hesabında dikkate alınan birçok
parametrenin kullanılmasının fiyatların yakınlaşmasına yol açabileceği, tavsiye
niteliğindeki risk skoru uygulamasının şirketleri aynı hesaplama yöntemini
kullanmaya yönelterek poliçe fiyatını oluşturan unsurların önceden tespit edilmesine
neden olabileceği
ifade edilmektedir.
G.7.3. (…..)’den ((…..)) Elde Edilen Bilgi ve Değerlendirmeler
(46) (…..) 07.04.2017 tarih ve 4281 sayılı yazı ile istenen bilgi ve belgeler neticesinde
22.06.2017 tarihli ve 4474 sayılı cevabi yazıda özetle:
- Sigorta şirketlerinin sigorta branşlarındaki fiyatlama çalışmalarının müşteri
portföyleri ve kamuya açık bilgi ve istatistiklere göre yapılabildiği ancak veri
havuzunun büyüklüğüne bağlı olarak sağlıklı veri elde etme imkânının arttığı,
Kişisel Verilerin Korunması Kanunun getirdiği engeller ve pratik imkânsızlıklar
nedeniyle sektörel verileri toplayıp işleyerek sağlıklı risk analizi oluşturacak
projelerin önemli olduğu,
- Almanya, Amerika, Kanada gibi finans sektörünün gelişmiş olduğu ülkelerde risk
skoru hesaplamasına yönelik bilgilerin toplanıp şirketlerin kullanımına sunulduğu,
bu bilgilerin fiyatlama ve bazı usulsüzlüklerin tespiti gibi çalışmalara da katkı
sağladığı,
- Sektörün sağlıklı rezervleme ve fiyatlama yapabilmesi adına gelişmiş veri analitiği
sistemleri kurulmasının ve geliştirilmesinin önemli olduğu, bu doğrultuda bahse
konu projenin desteklendiği,
- Trafik sigortası primlerinin hesaplanmasında GLM tekniğinin kullanıldığı, bu
hesaplamalarda farklı ağırlıklara sahip olmakla birlikte araç türü, kayıtlı olduğu il,
hasar geçmişi, araç sahibinin yaşı, ehliyet yaşı gibi pek çok unsurun dikkate alındığı,
- GLM modelinin sağlıklı işleyebilmesi için geçmiş dönemlere ilişkin istatistiki veri
ihtiyacı bulunduğu ve geleceğe dönük beklentilerin hesaplanması gerektiği, bu
nedenle başvuru konusu projenin tüketiciye yönelik doğru fiyatlama yapılabilmesi
adına olumlu olduğu,
- Hangi verinin hangi ağırlıkta kullanıldığının şirketten şirkete değişmesi nedeniyle
rekabetçi bir sorunun ortaya çıkmayacağının düşünüldüğü
ifade edilmiştir.
17-30/500-219
18/26
G.7.4. (…..)’den ((…..)) Elde Edilen Bilgi ve Belgeler
(47) (…..) 07.04.2017 tarih ve 4281 sayılı yazı ile istenen bilgi ve belgeler neticesinde
04.07.2017 tarih ve 4710 sayı ile Kurum kayıtlarına intikal eden cevabi yazıda özetle:
- Sigorta şirketlerinin benzer bir sistemi kurmalarının önündeki teknik ve hukuki
engellerin bazı bilgilere erişim kısıtları olduğu, bu tip verilerin sigorta şirketlerinin
erişimine kapalı olan EGM bünyesinde toplandığı, TRAMER’de sadece maddi
hasarlı kaza raporlarının yer aldığı, tarafların uzlaşamadığı kazalar, kamuya ait
araçlarla yapılan kazalar, bedeni hasar oluşan kazalara ilişkin kayıtların TRAMER
sisteminde bulunmadığı,
- Benzer uygulamaların finans sektöründe kredi skorlarıyla ilgili olarak uygulandığı
ancak sigorta sektörüne ilişkin benzer bir uygulama konusunda bilgi sahibi
olunmadığı, bilindiği kadarıyla örneğin İspanya’da böyle bir uygulamanın
bulunmadığı, başvuru konusu projenin sigorta priminin belirlenmesinde
kullanılabilecek bir kriter olduğu, sistem ücrete tabi olsa dahi sigorta primlerinin adil
ve doğru hesaplanması amacıyla teşebbüs tarafından kullanılabileceği,
- Sigorta primlerinin hesaplanmasında araç markası, araç yaşı, araç cinsi, model yılı,
geçmiş hasar adedi, araç bedeli ve araç plaka ili gibi araç bilgileri ile sigortalı tipi
(şahıs firma), yaş, cinsiyet, son üç yıla ait hasar geçmişi (kaza sayısı), ikametgah ili,
ilçesi, sigortalının hak kazandığı hasarsızlık indirim oranı veya hasarlılık sür prim
oranı ve yenileme müşterisi olup olmadığı gibi sigortalıya ilişkin bilgilerin kullanıldığı,
- Proje sayesinde TRAMER’e yansımamış kaza sayılarına ulaşılarak sigortalının
riskinin daha doğru şekilde hesaplanacağı ve düşük risk skoruna sahip sigortalıların
fiyat avantajına sahip olacağının düşünüldüğü, 22.06.2017 tarihi itibarıyla SBM
nezdinde trafik sigortası 2017 yılı üretilen poliçelerde hasar frekansının (açılan
toplam dosya sayısı/ kazanılan poliçe adedi oranı) %5,50 olarak görüldüğü, bu oran
%10 gibi kabul edilecek olsa dahi kaza yapma riski düşük olan %90’lık bir sigortalı
kitlesinin bu skorlamadan olumlu etkileneceği, rakip şirketlerin bu müşterileri
kazanmak için rekabetçi fiyat sunmak isteyecekleri; %10’luk dilimdeki sigortalılar için
ise yüksek prim önerileceği, bu vesile ile asıl risk unsurunu takip etmenin mümkün
hale geleceği
ifade edilmiştir.
G.7.5. (…..)’den ((…..)) Elde Edilen Bilgi ve Belgeler
(48) (…..) 07.04.2017 tarih ve 4281 sayılı yazı ile istenen bilgi ve belgeler neticesinde
28.07.2017 tarih ve 5445 sayı ile Kurum kayıtlarına intikal eden cevabi yazıda özetle:
- EGM ve SBM’deki bazı veriler üzerinden sorgu yapma imkânının bulunmaması,
yapılan sorgularda adet ve nicelik sınırlamalarının bulunması ya da bazı
sorgulamaların ücretli olması, sorgulamaların SBM üzerinden ve SBM’nin belirlediği
kurallar üzerinden yapılıyor olmasının başvuru konusu projeye benzer bir sistemin
sigorta şirketlerince kurulmasını engellediği,
- Türkiye dışındaki başka ülkelerdeki benzer uygulamalara ilişkin olarak bilgi sahibi
olunmadığı,
- Projenin hayata geçmesi durumunda teşebbüsün sektör tarafından kayda alınmış
olan tüm veriler ve Kurumlardan alınacak bilgiler çerçevesinde oluşturulan skorlama
sistemini kullanmayı tercih edeceği,
17-30/500-219
19/26
- Tarifelerinin marka, model, yaş, SBM’den elde edilen hasar geçmişi gibi verilerle
yapılan aktüeryal hesaplamalarla oluşturulduğu, ancak teşebbüsün (…..) geniş bir
veri setinin bulunmadığı, dolayısıyla ilgili projenin risk skoru hesaplamasında faydalı
olacağı,
- Risk skorunun yanı sıra, marka, model, il trafik yoğunluğu gibi pek çok unsurun prim
hesaplamasında kullanıldığı, risk skorunun müşteriye ait riskin kabul edilip
edilmeyeceğinin tespiti açısından da kullanılabileceği, bu kapsamda düşük riskli
müşterilere düşük prim teklifi verilmesi gibi olumlu etkileri olabileceği gibi, risk skoru
olumsuz müşterilerin poliçe bulamamasına neden olabileceği
ifade edilmiştir.
G.7.6. (…..)’den ((…..)) Elde Edilen Bilgi ve Belgeler
(49) (…..) 07.04.2017 tarih ve 4281 sayılı yazı ile istenen bilgi ve belgeler neticesinde
05.05.2017 tarih ve 3076 sayı ile Kurum kayıtlarına intikal eden cevabi yazıda özetle:
- Tarife ve skorlamanın mevcut sistemde GLM kullanılarak yapıldığı, belirtilen
skorlamanın yapılmasında teknik ve hukuki bir engelin bulunmadığı, ancak her
şirketin kendi verileri çerçevesinde kullandığı modellere göre ortaya çıkacak skorun
projeyle getirilen çözüme göre başarısının daha düşük olacağı,
- Türkiye dışında uygulanan benzer yöntemler hakkında bilgi sahibi olunmadığı,
ancak yurt dışında kasko ürünüyle ilgili benzer uygulamaların bulunduğu, ayrıca
bankacılık sektöründe Kredi Kayıt Bürosu aracılığıyla uygulanan sistemin yakın
nitelikte olduğu ve bankacılık sektörüne büyük katkı verdiği, bu bağlamda benzer
projelerin sigortacılık sektörüne aktarılmasının da faydalı görüldüğü,
- Projenin riskli ve risksiz müşterilerin ayrıştırılmasına yardımcı olacağı ancak
fiyatlama aşamasında uygulanmakta olan tavan fiyat nedeniyle etkisinin
kalmayacağı, zira riski çok düşük olan müşterilerin de riskin altında fiyatlandığı,
önerilen sistemin ileriye dönük kar/zarar modellemesinde ve risk ölçümünde faydalı
olabileceği, bu nedenle talep edilen ücretin miktarına göre sisteme katılınabileceği,
- Risk skorunun prim hesabında kullanılan tek kıstas olmaması nedeniyle rekabet
üzerinde olumsuz etkisinin bulunmayacağı aksine müşteri bazlı skor hesaplaması
ve fiyatlama yapılması imkânının ortaya çıkacağı
ifade edilmiştir.
G.8. Değerlendirme
(50) Başvuru konusu işlem; mevcut halinde her bir sigorta şirketinin kendi aktüeryal
hesaplamaları ile belirlediği ve trafik sigortası tarifelerinde esas aldığı, trafik maddi hasar
frekansı ve şiddeti ile trafik bedeni hasar frekansı ve şiddetini içeren risk skorunun, rakip
teşebbüslerin üye olduğu bir teşebbüs birliğinin yaptığı ihaleyle belirlenen bir şirket
tarafından hesaplanarak tavsiye niteliğinde sigorta şirketlerine sunulmasına ilişkindir. Bu
çerçevede mezkûr başvurunun 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında
değerlendirilmesi gerekmektedir. Başvurunun mezkûr madde kapsamına girdiğinin
tespiti; bir diğer deyişle menfi tespit almasının mümkün olmaması halinde öncelikle
2008/3 sayılı Sigorta Sektörüne İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği (2008/3 sayılı Tebliğ)
hükümlerine göre değerlendirilmesi, bu Tebliğ çerçevesinden grup muafiyetinden
yaralanmıyor ise 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesi çerçevesinde bir analiz yapılması
gerekmektedir.
17-30/500-219
20/26
G.8.1. 4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Açısından Değerlendirme
(51) 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi “belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan veya
dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi
doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu
eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemlerini” yasaklamaktadır.
(52) Trafik sigortası sektörü incelendiğinde, sigorta poliçeleri sektörün nihai ürününü; tarifeler
ve sigorta primleri ise temel rekabetçi parametreyi ve rakiplerin birbirinden ayrışmasını
sağlayan önemli bir unsuru oluşturmaktadır. Trafik sigortası primleri belirlenirken
teşebbüsler tarafından sigortalının kişisel bilgileri, araç bilgileri, hasar geçmişi gibi pek
çok kriterin yanı sıra trafik maddi hasar frekansı ve şiddeti ile trafik bedeni hasar frekansı
ve şiddetini içeren risk skoru da dikkate alınmaktadır. Mevcut sistemde her sigorta şirketi
kendi müşteri portföyü çerçevesinde belirli hesaplama yöntemleri kullanarak sigortalının
risk skorunu belirlemekte ve bu skora göre sigorta primi tespit etmektedir. Başvuru
konusu proje ise, rakip teşebbüslerden edinilen ve hâlihazırda SBM bünyesinde toplanan
verilerin TSB tarafından gerçekleştirilecek bir ihale neticesinde belirlenen bir firma
tarafından işlenerek tavsiye niteliğinde bir risk skoru hesaplanmasını ve sigorta
şirketleriyle paylaşılmasını öngörmektedir.
(53) Her ne kadar belirlenecek skorun sigorta şirketleri için tavsiye niteliğinde olacağı
öngörülse de teşebbüslerin hesaplama tekniklerinin önemli bir kaleminin paylaşıma konu
olması ve proje ile belirlenen risk skorunun tüm sigorta şirketlerinin fiyatlamalarında temel
unsurlardan birine ilişkin olması nedeniyle 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinin ihlali
riskinin ortaya çıkabileceği değerlendirilmektedir.
(54) Diğer yandan projeyi yürüten TSB’nin statüsü incelendiğinde sigorta sektöründe faaliyet
gösteren tüm sigorta şirketlerinin Sigortacılık Kanunu’nun 24. maddesi uyarınca giriş
aidatını ödeyerek üye olmak zorunda olduğu bir teşebbüs birliği olduğu görülmektedir.
Teşebbüslerin ayrı ayrı tespit edebildikleri risk skorunun teşebbüs birliği çatısı altında
hesaplanması da ayrı bir rekabetçi endişe ortaya çıkarmaktadır.
(55) Yukarıda belirtilen gerekçelerle başvuru konusu projenin 4054 sayılı Kanun’un 4.
maddesi kapsamında olduğu, bu nedenle söz konusu projeye aynı Kanun’un 8. maddesi
çerçevesinde menfi tespit belgesi verilemeyeceği kanaatine varılmıştır.
G.8.2. 2008/3 Sayılı Tebliğ Açısından Değerlendirme
(56) 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesi, aynı maddenin birinci fıkrasında sayılan şartların
tamamının sağlanması durumunda Kurul’un teşebbüsler arası anlaşma, uyumlu eylem
ve teşebbüs birliği kararlarının 4. madde hükümlerinin uygulanmasından muaf
tutulmasına karar verebileceğini belirtmektedir. Aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca
Kurul’un, birinci fıkrada gösterilen şartların gerçekleşmesi halinde belirli konudaki
anlaşma türlerine bir grup olarak muafiyet tanınmasını sağlayan tebliğler çıkarabileceği
düzenlenmiştir. Bu çerçevede 2008/3 sayılı Tebliğ yayımlanmıştır. Anılan tebliğin 2.
maddesi uyarınca:
“a) Sigorta sektöründeki teşebbüsler tarafından müştereken;
1) Belirli bir riskin geçmişte sigorta kapsamına alınmasının ortalama maliyetinin
hesaplanması (hesaplamalar)
2) Sigorta işlemleri ile bağlantılı olarak, kapitalizasyon ve ölüm cetvelleri ile
hastalık, kaza, sakatlık sıklıklarını gösteren tablolar hazırlanması (tablolar),
3) Bu hesaplama sonuçlarının ve tabloların teşebbüslere dağıtılması,
17-30/500-219
21/26
b) Belirli bir risk veya risk kategorisinde, teşebbüslerle bağlantılı olmayan genel
dışsal koşulların, gelecekteki tazminat taleplerinin sıklığı ve ölçeği veya farklı
tipteki yatırımların kârlılığı üzerindeki muhtemel etkilerinin müştereken
araştırılması (araştırmalar) ve bu araştırma sonuçlarının dağıtılması [...]
amacıyla, sigorta sektöründe faaliyet gösteren teşebbüsler arasında yapılan
rekabeti sınırlayıcı nitelikteki anlaşmalar, bu Tebliğde düzenlenen koşullara uymak
kaydıyla, 4054 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesindeki yasaklamadan 4054 sayılı
Kanun’un 5 inci maddesinin üçüncü fıkrasına dayanılarak grup olarak muaf
tutulmuştur.”
hükmü bulunmaktadır. Bu çerçevede sigorta sektöründeki risk maliyetleri, hasar sıklığı
(frekansı) ve belli risk kategorisindeki dışsal koşullar ile tazminat taleplerine ilişkin rapor,
hesaplama, araştırma gibi hususların paylaşımının grup muafiyeti kapsamında
olabileceği ifade edilebilecektir. Bununla birlikte 2008/3 sayılı Tebliğ’in 6. maddesinde
yukarıda yer verilen madde ile tanınan muafiyetin geçerli olması için
“[...] hesaplama, tablo ve araştırma sonuçlarının;
a) İlgili sigorta teşebbüsünün ya da herhangi bir sigortalı tarafın kimlik bilgilerini
içermemesi,
b) Dağıtımları yapılırken, bağlayıcı olmadıklarına ilişkin bir ifadeyi de içermeleri,
c) Bu hesaplama, tablo ve çalışmaların ilgili ürün pazarında ve ilgili coğrafi pazarda
faaliyet göstermeyen teşebbüsler de dahil olmak üzere, talep eden tüm sigorta
teşebbüslerine makul ve ayrımcı olmayan şartlar altında birer suretlerinin verilmesi
gerekmektedir.”
hükmü bulunmaktadır. Bu çerçevede yapılan değerlendirmede ise dosya konusu proje ile
paylaşıma konu unsurlar arasında ilgili sigortalı tarafın ad, soyad ve TC kimlik
numarasının bulunması nedeniyle anılan projenin 2008/3 sayılı Tebliğ ile sağlanan grup
muafiyeti kapsamında olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu nedenle başvuru konusu
projeye ilişkin bireysel muafiyet değerlendirmesi yapılması gerekmektedir.
G.8.3. 4054 sayılı Kanun’un 5. Maddesi Açısından Değerlendirme
(57) 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinde; “Kurul, aşağıda belirtilen şartların tamamının varlığı
halinde teşebbüsler arası anlaşma, uyumlu eylem ve teşebbüs birlikleri kararlarının 4
üncü madde hükümlerinin uygulanmasından muaf tutulmasına karar verebilir: a) Malların
üretim veya dağıtımı ile hizmetlerin sunulmasında yeni gelişme ve iyileşmelerin ya da
ekonomik veya teknik gelişmenin sağlanması, b) Tüketicinin bundan yarar sağlaması, c)
İlgili piyasanın önemli bir bölümünde rekabetin ortadan kalkmaması, d) Rekabetin (a) ve
(b) bentlerindeki amaçların elde edilmesi için zorunlu olandan fazla sınırlanmaması,
Muafiyet belirli bir süre için verilebileceği gibi, muafiyetin verilmesi belirli şartların ve/veya
belirli yükümlülüklerin yerine getirilmesine bağlanabilir. Muafiyet kararları anlaşmanın ya
da uyumlu eylemin yapıldığı veya teşebbüs birliği kararının alındığı yahut bir koşula
bağlanmışsa koşulun yerine getirildiği tarihten itibaren geçerlidir. Kurul, birinci fıkrada
gösterilen şartların gerçekleşmesi halinde, belirli konulardaki anlaşma türlerine bir grup
olarak muafiyet tanınmasını sağlayan ve bunların şartlarını gösteren tebliğler çıkarabilir.”
ifadesi yer almaktadır.
(58) Bu çerçevede Trafik Sigortası Risk Skorlama Projesi’nin 4054 sayılı Kanunun 5.
maddesindeki koşulların her birini karşılayıp karşılamadığının değerlendirilmesi
gerekmektedir.
17-30/500-219
22/26
(a) Malların üretim veya dağıtımı ile hizmetlerin sunulmasında yeni gelişme ve
iyileşmelerin ya da ekonomik veya teknik gelişmenin sağlanması
(59) Sigorta şirketlerinin prim tutarı hesaplamalarında genel olarak; sigortalının kişisel bilgileri
(yaşı, cinsiyeti, medeni durumu, ikametgah ili vb.), araç bilgileri (türü, model yaşı, plaka
ili vb.) ve sigortalının hasar geçmişi bilgileri (bulunduğu basamak, kaza sayısı, ödenen
maddi ve bedeni hasar tutarları vb.) gibi birçok risk faktörünün yanı sıra, acente
komisyonu, masraf payları ve kâr beklentisi gibi diğer kriterler göz önünde
bulundurulmaktadır. Bununla birlikte elde edilen verilerin anlamlandırılması ve ilgili
sürücüye teklif verilmesi aşamasında anılan teşebbüslerin kullanacakları veri havuzu
kendi portföyleri ile sınırlı kalmaktadır. Bir diğer deyişle; ilgili sürücüye yönelik prim
hesaplamalarında dikkate alınacak maddi ve bedeni hasar frekansı ile şiddetine yönelik
veriler, teşebbüslerin pazar payı oranındaki müşteri portföyünden elde edilecek
istatistiklerle hesaplanmaktadır. Bu durumda da en büyük teşebbüsün dahi
hesaplamalarında kullanabildiği güncel örneklemin hacminin, pazar payı ile orantılı
olarak, toplam veri havuzunun %20’sine ulaşmadığı söylenebilecektir.
(60) Dosya konusu projenin hizmetlerin sunumunda yeni gelişme, iyileşme; ekonomik veya
teknik gelişme sağlaması koşuluna ilişkin olarak (…..), proje dâhilinde şirketlerden elde
edilecek veriler ve ortaya çıkacak faydaların tüm detaylarıyla şirketlere aktarılması ve
şirketlerin onayının alınması ve sisteme isteyen şirketin giriş yapabilmesi gerektiğini ifade
etmiştir. Öte yandan, (…..) tarafından ilgili proje ile birlikte sigortacı açısından ilerleyen
dönemlerde tek bir skor çarpanı ile poliçe tazmin imkânının ortaya çıkabileceğini
belirtilmiştir. (…..) tarafından ise, veri havuzunun büyüklüğüne bağlı olarak sağlıklı veri
elde etme imkanının arttığı, bazı pratik imkansızlıklar nedeniyle sektörel verileri toplayıp
işleyerek sağlıklı risk analizi oluşturacak projelerin ve sektörün sağlıklı rezervleme ve
fiyatlama yapabilmesi adına gelişmiş veri analitiği sistemlerinin geliştirilmesinin önemli
olduğu, bu doğrultuda bahse konu projenin desteklendiği ifade edilmiştir. (…..) tarafından
da anılan proje ile sigortalıyı, yani asıl risk unsurunu takip etmenin mümkün hale geleceği
belirtilmiştir. (…..) tarafından ise, teşebbüsün tarifelerinin marka, model, yaş, SBM’den
elde edilen hasar geçmişi gibi verilerle yapılan aktüeryal hesaplamalarla oluşturulduğu,
ancak (…..) geniş bir veri setinin bulunmadığı, dolayısıyla ilgili projenin risk skoru
hesaplamasında faydalı olacağı ifade edilmiştir. (…..) tarafından, projenin bankacılık
sektöründe Kredi Kayıt Bürosu aracılığıyla uygulanan sisteme yakın olduğu ve bu
sistemin bankacılık sektörüne büyük katkı verdiği, bu bağlamda benzer projelerin
sigortacılık sektörüne aktarılmasının da faydalı görüldüğü ifade edilmiştir.
(61) Bu noktada sektörde denetim ve düzenlemeden sorumlu bir konumda yer alan
HAZİNE’nin görüşlerini de ele almak yerinde olacaktır. HAZİNE tarafından da proje
çerçevesinde bağımsız bir kuruluş tarafından kurulan risk skorlama sistemi ile maddî
hasar frekansı ve şiddeti, bedenî hasar frekansı ve şiddetini içeren tavsiye niteliğindeki
risk skorunun hesaplanmasının, geçmiş portföyü belirli bir büyüklüğe ulaşmayan sigorta
şirketleri için riski doğru fiyatlaması bakımından fayda sağlayacağının düşünüldüğü ifade
edilmektedir.
(62) Başvuru konusu proje ile trafik sigortası yaptıran tüm kişilerin TRAMER bünyesinde 2003
yılından bu yana toplanan trafik sigortasına ilişkin tüm verileri ile varsa kişinin sistemde
kayıtlı olan verileri aktüeryal teknikler ve doğrusal modelleme yöntemleri ile yapılacak
tahminsel risk analizine tabi tutulacak ve kişiye özgü maddi ve bedeni hasar frekansı ile
şiddeti belirlenerek ilgili teşebbüse sunulacaktır. Şahsın risk profiline ilişkin paylaşımdan
edindiği bu bilgileri ve ayrıca kendi operasyon ve işletme giderleri, acente komisyonları,
hasar yönetim etkinliği konusundaki konumu ve amaçlanan kâr miktarını da dikkate alan
sigorta şirketleri bu sayede kişiye yönelik prim belirleyebilecektir. Böylelikle özellikle
küçük hacimli sigorta şirketleri, daha büyük veri havuzuna sahip olan şirketlerin sahip
oldukları ölçek ve kapsam ekonomilerine benzer avantajlara ulaşabilecektir.
17-30/500-219
23/26
(63) Yukarıda aktarılan bilgiler ışığında dosya konusu proje ile trafik sigortası pazarında
hizmetlerin sunumunda ekonomik gelişme ve etkinlik artışı yaşanacağı
değerlendirilmektedir.
(b) Tüketicinin bundan yarar sağlaması
(64) Bildirim Formunda başvuru konusu proje ile Türkiye’de trafik sigortası yaptırmış tüm
sigortalıların poliçe ve hasar bilgilerinin kullanılması suretiyle kişi özelinde bir risk skoru
hesaplanarak ilgili pazarda faaliyette bulunan sigorta şirketlerince istikrarlı ve etkin prim
tutarları sunulacağı ifade edilmiştir. Bu şekilde tüketicilerin dayanağı olmayan risk
primlerine maruz kalmayacağı ve anılan etkinliğin, TRAMER’e kaydolacak verilerin
çoğalması ve çeşitlenmesi ile sürdürülebilir hale geleceği ve hatta artacağı ifade
edilmektedir.
(65) Dosya konusu projenin yaratacağı faydaların tüketicilere yansıması koşuluna ilişkin
olarak (…..), söz konusu projenin; sigorta şirketlerinin hasar frekans ve riskini tek değer
üzerinden hesaplamasına sebebiyet verebileceğini, hasar frekans ve riskini daha düşük
çıkaran hesaplama yöntemlerinin terk edilmesine yol açabileceğini ve tüketici aleyhine
olumsuz sonuç yaratabileceğini ifade etmiştir. (…..) ise sigorta şirketlerince kullanılan
istatistiki yöntemlerin sağlıklı işleyebilmesi için geçmiş dönemlere ilişkin istatistiki veri
ihtiyacı bulunduğunu ve geleceğe dönük beklentilerin hesaplanması gerektiğini, bu
nedenle başvuru konusu projenin tüketiciye yönelik doğru fiyatlama yapılabilmesi adına
olumlu olduğunu ifade etmiştir. (…..) tarafın da anılan proje ile kaza yapma riski düşük
olan ve çoğunluğu oluşturan sigortalı kitlesinin bu skorlamadan olumlu etkileneceği
belirtilmiştir. (…..) tarafından ise, projenin düşük riskli müşterilere düşük prim teklifi
verilmesi gibi olumlu etkileri olabileceği gibi, risk skoru olumsuz müşterilerin poliçe
bulamamasına da neden olabileceği vurgulanmıştır. Benzer şekilde (…..) tarafından
anılan proje ile paylaşıma konu olacak risk skorlarının hasar primlerine olumlu yansıması
neticesinde sigorta primlerinde azalmaya neden olabileceği ifade edilmiştir. (…..)
tarafından ise projenin riskli ve risksiz müşterilerin ayrıştırılmasına yardımcı olacağı
ancak fiyatlama aşamasında uygulanmakta olan tavan fiyat nedeniyle etkisinin
kalmayacağı, zira riski çok düşük olan müşterilerin de riskin altında fiyatlandığı, önerilen
sistemin ileriye dönük kar/zarar modellemesinde ve risk ölçümünde faydalı olabileceği,
bu nedenle talep edilen ücretin miktarına göre sisteme katılınabileceği belirtilmiştir.
(66) HAZİNE tarafından gönderilen yazıda, proje çerçevesinde bağımsız bir kuruluş tarafından
kurulan risk skorlama sistemi ile maddî hasar frekansı ve şiddeti, bedenî hasar frekansı
ve şiddetini içeren tavsiye niteliğindeki risk skorunun hesaplanmasının, geçmiş portföyü
belirli bir büyüklüğe ulaşmayan sigorta şirketleri için riski doğru fiyatlaması bakımından
fayda sağlayacağının düşünüldüğü ifade edilmiştir.
(67) Yukarıda aktarılan bilgiler ışığında, dosya konusu proje ile trafik sigortası pazarında
faaliyet gösteren şirketler kişiye özgü prim belirlerken sahip oldukları portföy yerine tüm
ülke verilerinden faydalanarak oluşturulmuş toplu veri üzerinden bir fiyatlama
yapacağından, prim belirleme sürecinin teknik anlamda gelişeceği ve tüketicilere daha
güvenilir, kaliteli ve hızlı sigortacılık hizmetleri sunulacağı beklenmektedir.
17-30/500-219
24/26
(c) İlgili piyasanın önemli bir bölümünde rekabetin ortadan kalkmaması
(68) Dosya mevcudu bilgiler dikkate alındığında projenin, ilgili pazarda faaliyet gösteren tüm
sigorta şirketlerinin ilgili mevzuat doğrultusunda üye olduğu TSB tarafından yürütüleceği,
bu bağlamda teşebbüslerin kendi sınırlı veri havuzlarını kullanmak suretiyle ayrı ayrı
ancak kısıtlı veri kaynakları ile tespit edebildikleri risk skorunun teşebbüs birliği çatısı
altında hesaplanarak paylaşıma konu edilmesine yönelik olduğu görülmektedir. Bu
bağlamda sektördeki tüm oyuncuların erişimine açık olacak risk skorlarının bağlayıcılığı
olup olmadığı, teşebbüslerce kullanımının zorunlu olup olmaması, primlerde bir
yakınsamaya neden olup olmayacağı ve pazara giriş açısından bir engel yaratıp
yaratmayacağı gibi unsurların değerlendirilmesi gerekmektedir.
(69) Bildirim Formunda, anılan proje kapsamında sunulacak risk skorlama hizmeti sonucunda
sigorta şirketlerinin elde edecekleri verinin, sigorta prim tutarı hesaplamasında göz
önünde tutulacak değişkenlerden birisi olduğu, sigorta şirketlerine doğru ve kesin bir
bilgiden ziyade tavsiye niteliğinde bir çarpan olarak sunulacağı ifade edilmiştir. Buna ek
olarak söz konusu hizmetin bir yıl boyunca ücretsiz sunulacağı, fakat sonrasında ücretin,
TSB’nin hizmetin devamlılığı için harcayacağı tutarın üyelerden aldığı aidatı aşan kısmına
karşılık geleceği belirtilmiş ve bu hizmeti kullanmanın sigorta şirketlerinin kendi takdirinde
olacağı ifade edilmiştir. Bildirim Formunda ayrıca Rehber Tarife’nin yerine geçmesi
düşünülen proje ile teşebbüslerin bu projeden elde edecekleri verileri kendi bulguları ile
karşılaştırmak suretiyle tüketiciler yararına en etkin ve adil prim tutarını
belirleyebilecekleri ifade edilmektedir. Proje ile teşebbüsler arası rekabete duyarlı hassas
bilgi alışverişine izin verilmeyeceği ifade edilmekte, TRAMER bünyesinde toplanan
verilerin yapılan gizlilik sözleşmesi çerçevesinde üçüncü taraf bir firma tarafından
işlenmesi ile oluşturulan sürücü bazlı risk skorlarının talep eden teşebbüslere
ulaştırılacağı belirtilmektedir. Projenin rekabete olumlu katkısı olarak da, veri eksikliği
nedeniyle rizikoyu hesaplayamadığı için yüksek teklif veren küçük sigorta şirketlerinin de
uygun teklifler vermek suretiyle rekabete katılımlarının sağlanması gösterilmektedir.
(70) Dosya konusu proje ile rakip teşebbüslerin prim hesaplamalarında önemli bir kalem olan
riske ilişkin verinin bir merkezden hesaplanıp sunulması sonucunda sigorta şirketlerince
sunulan primlerin yakınsaması ve rekabetin etkilenmesi olasılığının da incelenmesi
gerekmektedir. Bu noktada öncelikle belirtmek gerekir ki, sigorta şirketlerinin trafik
sigortasına ilişkin primi hesaplarken, sigortalının kişisel bilgileri (yaşı, cinsiyeti, medenî
durumu, ikametgah ili vb.), araç bilgileri (türü, model yaşı, plaka ili vb.) ve sigortalının
hasar geçmişi bilgileri (bulunduğu basamak, kaza sayısı, ödenen maddî ve bedenî hasar
tutarları vb.) gibi risk faktörleri ile birlikte acente komisyonu, masraf payları ve kâr
beklentisi gibi ticari unsurları dikkate aldıkları görülmektedir. Risk faktörlerinin
hesaplanmasında ise yeterli veri büyüklüğüne bağlı olarak çeşitli aktüeryal ve istatistiksel
yöntemler kullanılmaktadır. Bu bağlamda dosya konusu proje ile sigorta şirketlerine
sunulacak risk skorunun prim hesaplarında önemli olduğu ancak tek parametre olmadığı
ortaya çıkmaktadır. Nitekim her sigorta şirketi kendi portföyündeki veriler ile sınırlı olmak
üzere bunlardan yola çıkarak kendi oluşturmuş olduğu risk skorlama hesaplama
yönetmelerini kullanmakta olup proje sonrasında da bunları kullanmaya devam
edebilecektir.
17-30/500-219
25/26
(71) Anılan hususa ilişkin olarak (…..), risk skorunun hesaplanmasında, prim hesabında
dikkate alınan birçok parametrenin kullanılmasının fiyatların yakınlaşmasına yol
açabileceğini, tavsiye niteliğindeki risk skoru uygulamasının şirketleri aynı hesaplama
yöntemini kullanmaya yönelterek poliçe fiyatını oluşturan unsurların önceden tespit
edilmesine neden olabileceğini ifade etmiştir. Bununla birlikte (…..), hangi verinin hangi
ağırlıkta kullanıldığının şirketten şirkete değişmesi nedeniyle rekabetçi bir sorunun ortaya
çıkmayacağının düşünüldüğünü ifade etmiş, (…..) da risk skorunun prim hesabında
kullanılan tek kıstas olmaması nedeniyle rekabet üzerinde olumsuz etkisinin
bulunmayacağını aksine müşteri bazlı skor hesaplaması ve fiyatlama yapılması
imkânının ortaya çıkacağını vurgulamıştır.
(72) HAZİNE tarafından tarafımıza gönderilen yazıda da risk skorunun trafik sigortası primini
etkileyebilecek referans bir değer olduğu, risk skoru dışındaki prim hesabına esas diğer
parametrelerin sigorta şirketleri bakımından farklılık göstermesi ve proje neticesinde elde
edilecek risk skorunun sigorta şirketleri için bağlayıcı olamaması nedeniyle primlerde
yeknesaklaşmanın olmayacağının düşünüldüğü ifade edilmiştir.
(73) Yukarıda aktarılan bilgi ve belgeler ışığında, ilgili piyasanın önemli bir bölümünde
rekabetin ortadan kalkmaması koşulunun sağlandığı kanaatine varılmakta, proje ile
özellikle veri eksikliğinden dolayı rizikoyu hesaplayamayan bu nedenle etkin prim
belirlemesi yapamayan küçük sigorta şirketlerinin de daha uygun teklifler vererek
rekabetçi yapıya katkı sağlayacağı değerlendirilmektedir.
(d) Rekabetin zorunlu olandan fazla sınırlanmaması
(74) Başvuru konusu proje ile herhangi bir sigorta şirketine rekabet etmeme, münhasırlık vb.
gibi kısıtlayıcı bir şart getirilmemekte; halihazırda TRAMER bünyesinde bulunan verilerin
işlenmesi suretiyle sürücüye özgü oluşturulan risk skorlarının, talepleri halinde sigorta
şirketlerince edinilmesinin sağlanması hedeflenmektedir. Bu noktada anılan proje
kapsamında hesaplanacak risk skorunun veri kaynağının TRAMER’de kayıtlı olan ve tüm
ülkeyi kapsayan nitelikte olduğu dikkate alındığında, bir sigorta şirketinin bu kapsamda
bir hesaplama alt yapısına, kendi sahip olduğu veri havuzu ile ulaşmasının mümkün
olmadığını belirtmekte fayda bulunmaktadır.
(75) Öte yandan bu noktada sigorta şirketlerinin poliçe teklifleri, prim fiyatlamaları gibi
unsuların HAZİNE’nin denetiminde olduğu ve HAZİNE’den gönderilen yazı dikkate
alındığında başvuru konusu projenin HAZİNE’nin bilgisi ve olumlu görüşü çerçevesinde
yürütüldüğü anlaşılmaktadır. Dolayısıyla dosya konusu proje ile rekabetin zorunlu
olandan fazla sınırlanmayacağı değerlendirilmektedir.
(76) Yukarıda aktarılan bilgiler ışığında, bildirime konu projenin 4054 sayılı Kanun’un 5.
maddesinin birinci fıkrasında sayılan koşulların tümünü karşıladığı, bu nedenle bireysel
muafiyet alabileceği sonucuna ulaşılmıştır. Bununla birlikte, sektördeki fiyat hareketlerinin
çeşitli defalar şikayet konusu olmasından, bu bağlamda birçok kere rekabet
incelemelerinin yürütülmüş olmasından, teşebbüsler arasında kapsamlı bir bilgi
değişiminin halihazırda mevcut olmasından ve bu bilgi değişimine ilişkin bir rekabet ihlali
tespiti yapılmamış ise de olası bir rekabet ihlali endişesine karşı Rekabet Kurumu
tarafından HAZİNE’ye görüş gönderme ihtiyacının ortaya çıkmış olmasından hareketle
dosya konusu projeye 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesi çerçevesinde tanınacak bireysel
muafiyetin sınırlı bir süre (iki yıl) ile kısıtlı tutulup piyasadaki gelişmelerin takip edilmesinin
yerinde olacağı değerlendirilmektedir.
17-30/500-219
26/26
H. SONUÇ
(77) Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre,
- Türkiye Sigorta, Reasürans ve Emeklilik Şirketleri Birliğinin yönetim kurulu kararı
uyarınca hazırlanan “Trafik Sigortası Referans Skorlama Projesi”ne, 4054 sayılı
Kanun’un 4. maddesi kapsamında olması nedeniyle, aynı Kanun’un 8. maddesi
çerçevesinde menfi tespit belgesi verilemeyeceğine,
- Bununla birlikte, 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinin birinci fıkrasında sayılan
şartların tamamının karşılanması nedeniyle “Trafik Sigortası Referans Skorlama
Projesi”ne 2 (iki) yıl süreyle bireysel muafiyet tanınmasına
gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 60 gün içinde Ankara İdare Mahkemelerinde yargı
yolu açık olmak üzere, OYBİRLİĞİ ile karar verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy