Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2018-1-107 (Soruşturma)
Karar Sayısı : 18-02/20-10
Karar Tarihi : 11.01.2018
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. Ömer TORLAK
Üyeler : Arslan NARİN (İkinci Başkan), Adem BİRCAN
Şükran KODALAK, Mehmet AYAN
B. RAPORTÖRLER: Harun GÜNDÜZ, Zeynep ŞENGÖREN ÖZCAN, Abdullah ATEŞ,
Zekeriya TURAN
C. BAŞVURUDA
BULUNAN : - Anadolu LPG ve Akaryakıt Sanayicileri ve İşadamları Derneği
Simon Bolivar Cad. Korman Apt. No:32/B-1 Çankaya/Ankara
D. HAKKINDA SORUŞTURMA
YAPILANLAR : - Petrol Ofisi A.Ş. (eski unvanı: OMV Petrol Ofisi A.Ş.)
Eski Büyükdere Caddesi No: 33 Maslak 34398 Maslak/İSTANBUL
- Milan Petrol San. Tic. A.Ş.
Emekyemez Mahallesi Gümüşgerdan Sokak Şişhane Yokuşu
Demirören Han No:2 Beyoğlu/İSTANBUL
- TP Petrol Dağıtım A.Ş.
Temsilcisi: Av. Dr. İ. Yılmaz ASLAN
Gazi Umur Paşa Sokak, Bimar Plaza, No: 38/8, Balmumcu, 34349,
Beşiktaş/İSTANBUL
(1) E. DOSYA KONUSU: Petrol Ofisi A.Ş. (eski unvanı: OMV Petrol Ofisi A.Ş.), Milan
Petrol San. Tic. A.Ş. ve TP Petrol Dağıtım A.Ş.’nin, intifa hakkını kötüye kullanmak
suretiyle bayilerinin kendileri veya kendilerinin göstereceği LPG dağıtım şirketleri
dışında kalan şirketlerden otogaz LPG tedarikini engelleyerek sözleşme serbestisini
ve rekabeti haksız olarak sınırladığı iddiası.
(2) F. İDDİALARIN ÖZETİ: Rekabet Kurumu (Kurum) kayıtlarına 26.08.2008 tarih ve 5651
sayı ile intikal eden ve Anadolu LPG ve Akaryakıt Sanayicileri ve İşadamları Derneği
(ANADOLU) tarafından yapılan başvuruda, akaryakıt pazarında faaliyet gösteren şirketlerin
intifa hakkını kötüye kullanmak suretiyle bayilerinin kendileri veya kendilerinin göstereceği
LPG dağıtım şirketleri dışında kalan şirketlerden otogaz LPG tedarikini engelleyerek
sözleşme serbestisini ve rekabeti haksız olarak sınırlamak yoluyla 4054 sayılı Rekabetin
Korunması Hakkında Kanun’u (4054 sayılı Kanun) ihlal ettiği iddia edilmiştir.
(3) G. DOSYA EVRELERİ: Anılan başvuruya istinaden hazırlanan 24.07.2009 tarihli ve 2008-
1-107/İİ-09-İAY sayılı İlk İnceleme Raporu, Rekabet Kurulunun (Kurul) 05.08.2009 tarihli
toplantısında görüşülerek dosya konusu iddialara yönelik olarak 4054 sayılı Kanun
çerçevesinde bir soruşturma açılmasına gerek olup olmadığının belirlenmesi amacıyla aynı
Kanun’un 40. maddesi uyarınca önaraştırma yapılmasına 09-34/800-M sayıyla karar
verilmiştir.
18-02/20-10
2/31
(4) Önaraştırma sonucunda düzenlenen 15.09.2009 tarihli ve 2008-1-107/ÖA-09 sayılı
Önaraştırma Raporu Kurul’un 01.10.2009 tarihli toplantısında görüşülmüş ve 09-43/1093-
274 sayılı Kurul kararıyla;
- 4054 sayılı Kanun’un “bağlama” faaliyetini tek başına yasaklamadığı, ihlalin tespiti
için 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinin ikinci fıkrasının (f) bendinde sayılan
“Anlaşmanın niteliği veya ticarî teamüllere aykırı olarak, bir mal veya hizmet ile
birlikte diğer mal veya hizmetin satın alınmasının zorunlu kılınması veya aracı
teşebbüs durumundaki alıcıların talep ettiği bir malın ya da hizmetin diğer bir mal
veya hizmetin de alıcı tarafından teşhiri şartına bağlanması ya da arz edilen bir mal
veya hizmetin tekrar arzına ilişkin şartların ileri sürülmesi,” hükmünde yer alan
“anlaşmanın niteliğine” veya “ticari teamüllere” aykırı olmak hususlarından en az
birinin gerekli olduğu, dolayısıyla dosya kapsamında bağlama faaliyetinin bahse
konu iki hususu taşımadığı, bu sebeple 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi
kapsamında değerlendirilemeyeceği,
- Şikayete konu hükümler içeren bayilik anlaşmalarının, dikey anlaşma olmaları
yönüyle, sağlayıcı konumundaki dağıtım firmalarının pazar payının gerek otomotiv
yakıtları (bağlayan ürün) gerekse otogaz LPG (bağlanan ürün) bakımından %40’ı
aşmaması nedeniyle, 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti
Tebliği’nde (2002/2 sayılı Tebliğ) belirtilen diğer koşulları da taşıması kaydıyla grup
muafiyetinden yararlanabileceği,
- Kurul’un, hâkim durumun kötüye kullanılması eylemlerine ilişkin olarak yerleşmiş
uygulamaları ile ortaya konulan kriterler çerçevesinde, ilgili pazarlarda faaliyet
gösteren teşebbüslerin pazar payları, rakiplerin sayısı ve konumu, ilgili pazara giriş
koşulları ve sektöre yönelik yakın tarihli incelemeler dikkate alındığında, pazarda
herhangi bir teşebbüsün hâkim durumda bulunmadığı, şikayet olunan hususların
4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi anlamında hakim durumun kötüye kullanılması
olarak değerlendirilemeyeceği,
kanaatine varılarak 4054 sayılı Kanun’un 41. maddesi uyarınca soruşturma açılmasına
gerek bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
(5) Öte yandan mezkur Kurul kararı; Danıştay 13. Dairesinin 14.11.2016 tarihli ve 2010/609
E., 2016/3707 K. sayılı kararı ile iptal edilmiştir. Mahkemenin bahse konu iptal kararında,
dosya konusu iddialara ilişkin değerlendirmelerde yeterince tatminkâr bilgi ve belgelere
ulaşılmamış olması ve iddiaların 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinin ikinci fıkrasının (d)
bendi kapsamında da incelenmesinin gerekmesi sebepleriyle, Kurul’un soruşturma
açılmasına gerek olmadığına ve şikâyetin reddine yönelik kararında hukuka uygunluk
görülmediği belirtilmiştir. Danıştay 13. Dairesinin anılan iptal kararı üzerine hazırlanan
12.04.2017 tarihli ve 2008-1-107/BN sayılı Bilgi Notu, Kurul’un 20.04.2017 tarihli
toplantısında görüşülerek 17-13/166-M sayı ile intifa hakkını kötüye kullanmak suretiyle
bayilerinin kendileri veya kendilerinin göstereceği LPG dağıtım şirketleri dışında kalan
şirketlerden otogaz LPG tedarikini engelleyerek sözleşme serbestisini ve rekabeti haksız
olarak sınırlamak suretiyle 4054 sayılı Kanun’u ihlal edip etmediklerinin tespitine yönelik
olarak aynı Kanun’un 41. maddesi uyarınca Petrol Ofisi A.Ş.1 (POAŞ), Milan Petrol San.
Tic. A.Ş. (MİLAN PETROL) ve TP Petrol Dağıtım A.Ş. (TPPD) hakkında soruşturma
açılmasına karar verilmiştir.
1 İlgili teşebbüsün unvanı, mevcut soruşturmanın açıldığı tarihte OMV Petrol Ofisi A.Ş. iken, 20.06.2017 tarihli
ve 9351 sayılı Ticaret Sicili Gazetesi’nde yayımlandığı üzere Petrol Ofisi A.Ş. olarak değişmiştir.
18-02/20-10
3/31
(6) Kurul’un 20.04.2017 tarih ve 17-13/166-M sayılı kararı ile hakkında soruşturma başlatılan
teşebbüslere, 4054 sayılı Kanun’un 43. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca soruşturma
kararı ve soruşturma tarafı teşebbüslerle ilgili olarak ileri sürülen iddiaların türü ve niteliği
hakkında yeterli bilgi 26.04.2017 tarihli yazıyla gönderilmiş ve teşebbüslerden, soruşturma
bildiriminin tebellüğ edildiği tarihinden itibaren 30 gün içinde ilk yazılı savunmalarını
göndermeleri talep edilmiştir. Bu kapsamda POAŞ, TPPD ve MİLAN PETROL’ün ilk yazılı
savunmaları yasal süresi içinde Kurum kayıtlarına intikal etmiştir.
(7) Dosya konusu iddialar çerçevesinde soruşturma kapsamında, POAŞ, MİLAN PETROL ve
TPPD’de yerinde inceleme gerçekleştirilmiştir. Ayrıca hakkında soruşturma yürütülen
teşebbüslerden tip sözleşme örnekleri, bayi adetleri ve diğer LPG dağıtım şirketleri ile
çalışan bayi adetlerine ilişkin birtakım bilgiler talep edilmiştir. Bunun yanı sıra Opet
Petrolcülük A.Ş. (OPET), Shell & Turcas Petrol A.Ş. (SHELL), BP Petrolleri A.Ş. (BP), Total
Oil Türkiye A.Ş. (TOTAL), Aytemiz Akaryakıt Dağıtım A.Ş. (AYTEMİZ), Lukoil Eurasıa
Petrol A.Ş. (LUKOİL), Altınbaş Petrol ve Ticaret A.Ş. (ALPET), Kadooğlu Petrolcülük
Taşımacılık Ticaret Sanayi İthalat ve İhracat A.Ş. (KADOİL), Termopet Akaryakıt Nakliyat
ve Ticaret Limited Şirketi (TERMOPET), Turkuaz Petrol Ürünleri A.Ş. (TURKUAZ), Teco
Petrolcülük Sanayi ve Ticaret A.Ş. (TECO), Balpet Petrol Ürünleri Taşımacılık Sanayi ve
Ticaret A.Ş. (BALPET) ve Siyam Petrolcülük Sanayi ve Tic. A.Ş. (SOİL)’den 2008 yılında
ve mevcut dönemde kullanılan tip sözleşme örnekleri, bayilik sayıları, farklı bir LPG dağıtım
şirketi ile çalışan bayi sayıları hakkında bilgi ve sözleşmelerde yer verilen LPG’nin de
akaryakıt dağıtıcısı veya onun göstereceği bir teşebbüsten tedarik edilmesine yönelik
hükmün gerekçelerine ilişkin açıklamalar istenmiştir. Ayrıca ANADOLU’dan da LPG
dağıtıcılarının pazar payları ve bayilik adetleri ile şikayetlerinden bu yana pazardaki
gelişmeler hakkında bilgi talep edilmiştir.
(8) İstenen bilgilere ilişkin olarak soruşturma taraflarının gönderdiği cevaplar, POAŞ’ın
25.08.2017 tarihinde, TPPD’nin 16.08.2017 ve 25.08.2017 tarihlerinde, MİLAN
PETROL’ün 16.08.2017 tarihinde Kurum kayıtlarına intikal etmiştir. Diğer teşebbüslerden
istenen bilgilere ilişkin cevaplar ise OPET’in 23.08.2017 tarihinde, SHELL’in 16.08.2017
tarihinde, BP’nin 18.08.2017 tarihinde, TOTAL’in 18.08.2017 tarihinde, AYTEMİZ’in
15.08.2017 tarihinde, LUKOİL’in 16.08.2017 tarihinde, ALPET’in 16.08.2017 tarihinde,
KADOİL’in 16.08.2017 tarihinde, TERMOPET’in 11.08.2017 tarihinde, TURKUAZ’ın
29.09.2017 ve 02.10.2017 tarihinde, TECO’nun 14.08.2017 tarihinde, BPET’in 15.08.2017
tarihinde, SOİL’in 17.08.2017 tarihinde, ANADOLU’nun 17.08.2017 tarihinde Kurum
kayıtlarına ulaştırılmıştır.
(9) Soruşturma Heyetince hazırlanan 20.10.2017 tarihli ve 2008-1-107/SR-02 sayılı
Soruşturma Raporu Kurul üyelerine ve hakkında soruşturma yürütülen teşebbüslere 4054
sayılı Kanun’un 45. maddesi gereğince tebliğ edilmiş ve soruşturma taraflarının ikinci yazılı
savunmaları talep edilmiştir. Hakkında soruşturma yürütülen teşebbüsler tarafından
soruşturma Raporu’na ilişkin olarak gönderilen ikinci yazılı savunmalar, 03.11.2017
tarihinde (MİLAN PETROL), 14.11.2017 tarihinde (TPPD) ve 17.11.2017 tarihinde (POAŞ)
yasal süresi içinde Kurum kayıtlarına intikal etmiştir.
(10) Tarafların ikinci yazılı savunmaları üzerine hazırlanan 28.11.2017 tarihli ve 2008-1-107/EG
sayılı Ek Yazılı Görüş Kurul üyeleri ile hakkında soruşturma yürütülen taraflara tebliğ
edilmiştir. Hakkında soruşturma yürütülen teşebbüslerin üçüncü yazılı savunmaları,
11.12.2017 (MİLAN PETROL), 12.12.2017 (TPPD) ve 19.12.2017 tarihinde (POAŞ) yasal
süresi içinde Kurum kayıtlarına intikal etmiştir.
18-02/20-10
4/31
(11) Kurul, yürütülen soruşturma ile ilgili olarak düzenlenen Rapor’a, Ek Görüş’e, toplanan
delillere, yazılı savunmalara ve incelenen dosya kapsamına göre 11.01.2018 tarihli ve 18-
02/20-10 sayılı nihai kararını vermiştir.
(12) H. RAPORTÖR GÖRÜŞÜ: İlgili dosyada; hakkında soruşturma yürütülen POAŞ, MİLAN
PETROL ve TPPD’nin 4054 sayılı Kanun'un 4. veya 6. maddesini ihlal etmediği ve
soruşturma konusu şikayetlerin reddedilmesi gerektiği ifade edilmektedir.
I. İNCELEME, GEREKÇE VE HUKUKİ DAYANAK
I.1. Hakkında Soruşturma Yapılan Teşebbüsler
I.1.1. POAŞ
(13) 2000 yılında özelleştirilen POAŞ, Enerji Piyasası Düzenleme ve Denetleme Kurumundan
(EPDK) alınan 6.4.2005 tarihli Dağıtıcı Lisansı ile benzin, motorin, gazyağı, fuel oil, kalorifer
yakıtı, biodizel, jet yakıtı ürünleri, madeni yağlar ve 11.5.2006 tarihli LPG Dağıtıcı Lisansı
ile LPG dağıtıcısı olarak faaliyetlerini sürdürmektedir. POAŞ hisselerinin tamamı Vitol
Investment Partnership Limited’in dolaylı olarak kontrol ettiği VIP Turkey Enerji A.Ş.’ye
aittir2.
I.1.2. MİLAN PETROL
(14) 1996 yılında Bölünmez Petrolcülük A.Ş. olarak kurulan şirket 2010 yılında Demirören
Holding çatısı altına girmiş ve halihazırda Milan Petrol Sanayi ve Ticaret A.Ş. unvanıyla
faaliyetlerini sürdürmektedir. Akaryakıt ve/veya LPG dağıtımı alanında faaliyet gösteren ve
MİLAN PETROL ile aynı ekonomik bütünlük içinde bulunan diğer şirketler ise TOTAL,
Milangaz Petrol Ticaret ve Sanayi A.Ş. (Milangaz Petrol), Milangaz LPG Dağıtım Ticaret
ve Sanayi A.Ş. (Milangaz LPG) ve Doco Petrol ve Danışmanlık A.Ş.’dir.
I.1.3. TPPD
(15) TPPD, 1963 yılında Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’nın (TPAO) Türkiye Petrolleri (TP)
markasıyla kurduğu akaryakıt istasyonlarının bir devamı olarak 2006 yılında Turkish
Petroleum International Company’nin (TPIC) alt kuruluşu TP Petrol Dağıtım Ltd. Şti. adı
altında kurulmuştur. Teşebbüs 15 Ocak 2007 tarihinde akaryakıt pazarlama faaliyetine
başlamış olup 2009 yılından bu yana faaliyetlerine TPPD olarak devam eden teşebbüs,
TPPD unvanı altında hem akaryakıt hem de LPG dağıtım faaliyeti yürütülmektedir. T.C.
Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ile imzalanmış olan 04.04.2017 tarihli Hisse
Satış Sözleşmesi kapsamında TPPD’nin hisselerinin tamamı TURKUAZ tarafından
devralınmıştır3.
I.2. İlgili Pazar
I.2.1. İlgili Ürün Pazarı
(16) İlgili ürün pazarının tespitinde, tüketicinin gözünde fiyatları, kullanım amaçları ve nitelikleri
bakımından birbiriyle değiştirilebilir veya ikame edilebilir olarak kabul edilen tüm mal veya
hizmetlerden oluşan pazar dikkate alınmakta, tespit edilen pazarı etkileyebilecek diğer
unsurlar da değerlendirilmektedir.
2 Söz konusu devir işlemine 24.05.2017 tarihli ve 17-17/249-103 sayılı Kurul kararıyla izin verilmiştir.
3 Söz konusu devir işlemine 27.10.2016 tarihli ve 16-35/591-260 sayılı Kurul kararıyla izin verilmiştir.
18-02/20-10
5/31
(17) Akaryakıt piyasasında büyük ölçüde petrol türevi olan ürünler yer almakta ve bunlar da
genel olarak siyah ürünler ve beyaz ürünler şeklinde ikiye ayrılmaktadır. Siyah ürünler fuel
oil türleri ile kalorifer yakıtından oluşurken, beyaz ürünler kategorisinde benzin ve
motorinden oluşan otomotiv yakıtları ile gaz yağı ve jet yakıtı önemli bir yer tutmaktadır.
(18) Propan ve bütan gazlarının belli oranlardaki karışımından oluşan LPG ise propan ve ham
petrolün rafinerilerde damıtılması sırasında veya doğal gazın ayrıştırılması ile elde edilen
ve basınç altında sıvılaştırılan renksiz, kokusuz, havadan daha ağır ve yanıcı bir gazdır.
Özellikle benzine kıyasla düşük fiyatı nedeniyle tüketiciler tarafından giderek artan oranda
tercih edilen otogaz LPG, kullanımı sonucunda ortaya çıkan düşük emisyon değerleri
nedeniyle çevreci bir yakıt türü olarak da bilinmektedir.
(19) Kimyasal yapıları, kullanım alanları, başta motorlar olmak üzere belirli bir ürüne özgülenen
donanımların sahip oldukları teknoloji itibarıyla alternatif olarak diğer ürünlerin kullanımına
genellikle imkân vermemesi gibi hususlar dikkate alındığında, beyaz ürünler ile otogaz LPG
arasında talep ikamesinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Nitekim, Kurulun özellikle
dağıtıcılar ve bayiler arasındaki dikey anlaşmalara ilişkin olarak tesis etmiş olduğu yakın
tarihli çok sayıda kararı incelendiğinde beyaz akaryakıt ürünleri pazarı ile otogaz LPG’nin
ayrı ilgili ürün pazarları olarak tanımlandığı4, bazı kararlarda ise pazarın yine ayrı ayrı
olacak şekilde otogaz LPG dışında kalan otomotiv yakıtları ve otogaz LPG pazarları olarak
tanımlandığı görülmektedir5. Ülkemizde petrol piyasasının ve LPG piyasasının iki ayrı
piyasa kanunu çerçevesinde düzenlenmesi, söz konusu piyasalarda faaliyet göstermek
isteyen teşebbüslerin ayrı ayrı dağıtıcı lisansına sahip olma gereklilikleri de bu ayrımı
destekler niteliktedir. Öte yandan beyaz ürünlerin alt kırılımları dikkate alınarak, her bir ürün
bakımından ayrı ilgili ürün pazarlarının tanımlandığı kararlar da bulunmaktadır6.
(20) Bu çerçevede, Kurul’un konuya ilişkin kararları ve mevcut soruşturmanın kapsamı dikkate
alınarak ilgili ürün pazarları, ayrı ayrı olmak üzere “benzin dağıtımı”, “motorin dağıtımı” ve
“otogaz LPG dağıtımı” olarak tanımlanmıştır.
I.2.2. İlgili Coğrafi Pazar
(21) Kurul’un önceki tarihli kararları, beyaz akaryakıt ürünleri ile otogaz LPG ürünlerinin dağıtımı
faaliyetlerinde, ilgili coğrafi pazarın ulusal nitelikte tanımlanması gereğini ortaya
koymaktadır. Nitekim piyasada faaliyet gösteren dağıtım şirketlerinin önemli bölümünün
faaliyetlerinin de ulusal ölçekte olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenlerle soruşturma
kapsamında ilgili coğrafi pazar “Türkiye” olarak tanımlanmıştır.
4 30.12.2008 tarihli, 08-76/1226-464 sayılı; 05.03.2009 tarihli, 09-09/186-56 sayılı; 24.06.2009 tarihli, 09-
30/644-152 sayılı Kurul kararları. Ayrıca Petrol Sanayi Derneği aracılığıyla akaryakıt ve LPG piyasasında
bazı bilgilerin derlenerek dağıtım şirketleriyle paylaşılmasına yönelik bilgi değişiminin ele alındığında
21.11.2013 tarihli, 13-64/904-384 sayılı Kurul kararında ilgili ürün pazarı ayrı ayrı olmak üzere “akaryakıt
ürünleri dağıtımı pazarı” ve “oto LPG dağıtımı pazarı” olarak belirlenmiştir.
5 27.10.2011 tarihli, 11-54/1396-504 sayılı; 07.12.2011 tarihli, 11-60/1567-558 sayılı; 16.09.2014 tarihli, 14-
33/665-291 sayılı Kurul kararları.
6 27.10.2016 tarihli, 16-35/591-260 sayılı Kurul kararı.
18-02/20-10
6/31
I.3. Soruşturma Sürecinde Elde Edilen Bilgi ve Belgeler
I.3.1. Yerinde İncelemelerde Elde Edilen Belgeler
(22) Soruşturma sürecinde (…..) yapılan yerinde incelemede bulunan ve (…..) ile (…..) arasında
imzalanan “Bayilik Protokolü”nde dosya kapsamıyla ilgili olabilecek aşağıdaki hükümler yer
almaktadır:
“(...)
3.1.1 BAYİLİK HAKKI VERME YÜKÜMLÜLÜĞÜ
BAYi'nin yükümlülük ve taahhütlerine karşılık olarak, İSTASYON kavramı altında
tanımlanan taşınmaz üzerinde ŞİRKET markası ve ŞİRKET kurum kimliği standartları
altında akaryakıt ve LPG otogaz faaliyeti yürütmek üzere BAYİ'e, ŞİRKET istasyonlu
akaryakıt bayiliği hakki vermekle yükümlü olup, (...) ŞİRKET ve (…..) tarafından
hazırlanan tip nitelikteki 5 yıllık istasyonlu akaryakıt ve (…..) ile de 5 yıllık LPG bayilik
sözleşmesini de imza etmekle yükümlü olduğunu, kabul, beyan ve taahhüt eder.
3.2.1 BAYİLİK İLİŞKİSİNDE SATIŞ TAAHHÜTLERİ
BAYİ, yukarıda ŞİRKET'e karşı üstlendiği yükümlülüklere ve akaryakıt bayilik
sözleşmesindeki yükümlülüklere ilave olarak, ŞİRKET ile yakın gelecekte fiilen
başlayacağı akaryakıt bayilik ilişkisinde bizzat ŞİRKET'den veya ŞİRKET’in
belirleyeceği sözleşmeli kişi/kuruluşlardan yıl esasına göre ve akaryakıt bayilik
sözleşmesinin devamı süresince;
BEYAZ ÜRÜN OLARAK
Yıllık şartı cezaya dayalı olarak (…..) olmak üzere, ŞiRKET tarafından dağıtımı yapılan
beyaz ürünü, 5 yıl içinde toplam (…..) olacak şekilde ŞİRKET tarafından dağıtımı
yapılan beyaz ürünü ŞİRKET'den,
LPG OLARAK
Yıllık şartı cezaya dayalı olarak (…..) ton/yıl olmak üzere, 5 yıl içinde toplam (…..)
olacak şekilde LPG'yi (…..),
PETROL Mevzuatının belirlediği kişi/kuruluşlara satmayı kabul, beyan ve taahhüt eder.
(...)
MADENİ YAĞ OLARAK
Yıllık şartı cezaya dayalı olarak (…..) olmak üzere 5 yıl içinde toplam (…..) miktarındaki
ŞİRKET ve/veya ŞİRKET tarafından belirlenecek sair marka ve ŞİRKET tarafından
gösterilecek kuruluşlar tarafından üretilen sair madeni yağ ürünlerini ŞİRKET’den
PETROL Mevzuatnın belirlediği kişi/kuruluşlara satmayı kabul, beyan ve taahhüt eder.
Bu itibarla BAYİ, ŞİRKET yetkililerince kendilerine ibraz edilecek olan tip satış
taahhütnamesi imza etmekle yükümlüdür.”
18-02/20-10
7/31
(23) (…..) ile (…..) arasında imzalanan başka bir “Bayilik Protokolü”’nde dosya kapsamıyla ilgili
olabilecek aşağıdaki hükümler yer almaktadır:
“(...)
3.2 BAYİ YÜKÜMLÜLÜKLERİ
(...)
3.2.1 BAYİ, yukarıda ŞİRKET'e karşı üstlendiği yükümlülüklere ve akaryakıt bayilik
sözleşmesindeki yükümlülüklere ilave olarak, ŞİRKET ile yakın gelecekte fiilen
başlayacağı akaryakıt bayilik ilişkisinde bizzat ŞİRKET'den (madeni yağda ise
ŞİRKET’in belirleyeceği sözleşmeli kişi/kuruluşlardan) yıl esasına göre ve akaryakıt
bayilik sözleşmesinin devamı süresince;
BEYAZ ÜRÜN OLARAK
Yıllık şartı cezaya dayalı olarak (…..) olmak üzere 5 yıl içinde toplam (…..) miktarındaki
ŞİRKET tarafından dağıtımı yapılan beyaz ürünü ŞİRKET'den,
Yıllık şartı cezaya dayalı olarak (…..) olmak üzere 5 yıl içinde toplam (…..) Ton
miktarındaki Ipg'yi (…..) alarak
PETROL Mevzuatının belirlediği kişi/kuruluşlara satmayı kabul, beyan ve taahhüt eder.
Bu itibarla BAYİ, ŞİRKET yetkililerince kendilerine ibraz edilecek olan tip satış
taahhütnamesi imza etmekle yükümlüdür. (...)”
(24) (…..) tarihinde (…..) tarafından gönderilen e-posta ekinde yer alan ve (…..) ve (…..)
arasında yapılan “bayilik protokolü”nde içerisinde dosya kapsamıyla ilgili olabilecek hüküm
şu şekildedir:
“(...)
3.2.1 BAYİLİK İLİŞKİSİNDE SATIŞ TAAHHÜTLERİ
BAYİ, yukarıda ŞİRKET'e karşı üstlendiği yükümlülüklere ve akaryakıt bayilik
sözleşmesindeki yükümlülüklere ilave olarak, ŞİRKET ile yakın gelecekte fiilen
başlayacağı akaryakıt bayilik ilişkisinde bizzat ŞİRKET'den veya ŞİRKET’in
belirleyeceği sözleşmeli kişi/kuruluşlardan yıl esasına göre ve akaryakıt bayilik
sözleşmesinin devamı süresince; beyaz ürün LPG ve madeni yağ’ın satın alıp,
PETROL Mevzuatının belirlediği kişi/kuruluşlara satmayı kabul, beyan ve taahhüt eder.
(...)”
(25) (…..) arasında gerçekleşen e-posta yazışmalarında (…..) ile (…..) arasında imzalanacak
olan “Bayilik Protokolü”nün dosya kapsamıyla ilgili olabilecek maddelerine aşağıda yer
verilmektedir:
“(...)
3.2 BAYİ YÜKÜMLÜLÜKLERİ
BAYI, İSTASYON ile ilgili olarak ŞİRKET tarafından BAYİ'ye verilen bayilik hakkı ve bu
kapsamda ŞİRKET tarafından BAYi'ye sağlanacak maddi ve gayri maddi değerlere
karşılık olarak bu madde başlığı altında yer alan yükümlülükleri, ŞİRKET'e sağlamayı,
kabul, beyan ve taahhüt etmiştir.
3.2.1 BAYİ, yukarıda ŞİRKET'e karşı üstlendiği yükümlülüklere ve akaryakıt bayilik
sözleşmesindeki yükümlülüklere ilave olarak, ŞİRKET ile yakın gelecekte fiilen
başlayacağı akaryakıt bayilik ilişkisinde bizzat ŞİRKET'den (madeni yağda ise
ŞİRKET’in belirleyeceği sözleşmeli kişi/kuruluşlardan) yıl esasına göre ve akaryakıt
bayilik sözleşmesinin devamı süresince;
BEYAZ ÜRÜN OLARAK
Yıllık şartı cezaya dayalı olarak (…..) olmak üzere 5 yıl içinde toplam (…..) miktarındaki
ŞİRKET tarafından dağıtımı yapılan beyaz ürünü ŞİRKET'den,
18-02/20-10
8/31
MADENİ YAĞ OLARAK
Yıllık şartı cezaya dayalı olarak (…..) olmak üzere 5 yıl içinde toplam 15 (onbeş) Ton
miktarındaki ŞİRKET ve/veya ŞİRKET tarafından belirlenecek sair marka ve ŞİRKET
tarafından gösterilecek kuruluşlar tarafından üretilen sair madeni yağ ürünlerini
ŞİRKET'den,
LPG OLARAK
Yıllık şartı cezaya dayalı olarak (…..) olmak üzere 5 yıl içinde toplam (…..) miktarındaki
LPG'yi (…..) alarak;
PETROL Mevzuatının belirlediği kişi/kuruluşlara satmayı kabul, beyan ve taahhüt eder.
(...)”
(26) (…..) arasında gerçekleşen e-posta yazışmalarında (…..) ile (…..) arasında imzalanacak
olan “(…..) dosya kapsamıyla ilgili olabilecek maddelerine aşağıda yer verilmektedir:
“(...)
3.1.1 BAYİLİK HAKKI VERME YÜKÜMLÜLÜĞÜ
BAYi'nin yükümlülük ve taahhütlerine karşılık olarak, İSTASYON kavramı altında
tanımlanan taşınmaz üzerinde ŞİRKET markası ve ŞİRKET kurum kimliği standartları
altında akaryakıt ve LPG otogaz faaliyeti yürütmek üzere BAYİ'e, ŞİRKET istasyonlu
akaryakıt bayiliği hakki vermekle yükümlü olup, ŞİRKET tarafından akaryakıt bayilik
sözleşmesinin imzası ve BAYİ'in SIRKET bayiliğine göre düzenlenecek bayilik
lisansının düzenlenmesi ile birlikte geçerli olmak üzere, BAYi'e belirtildiği şekilde 5
(Beş) yıllık istasyonlu akaryakıt bayilik hakkini vermiştir. ŞİRKET tarafından BAYi'e
İSTASYON ile ilgili olarak verilen ŞİRKET markası altındaki istasyonlu bayilik hakki,
TARAFLAR arasındaki akaryakıt bayilik ilişkisinin devamına ve BAYi'in ŞİRKET
markası altındaki istasyonlu bayilik hakkının devamına bağlıdır. Bu itibarla BAYİ, Petrol
Piyasası Mevzuat hükümleri gereğince ŞİRKET ve (…..) tarafından hazırlanan tip
nitelikteki 5 yıllık istasyonlu akaryakıt ve (…..) ile de 5 yıllık LPG bayilik sözleşmesini
de imza etmekle yükümlü olduğunu, kabul, beyan ve taahhüt eder.
3.1.3 BAYİ'YE ERKEN SATIŞ PRİMİ VERME YÜKÜMLÜLÜĞÜ
Ayrıca ŞİRKET tarafından BAYİ'ye her yıl 10 (on) ton olmak üzere beş yılda (…..) ton
LPG verilecektir.
(...)
bayilik sözleşmesinin devamı süresince;
BEYAZ ÜRÜN OLARAK
(...)
MADENİ YAĞ OLARAK
(...)
LPG OLARAK
Yıllık şartı cezaya dayalı olarak (…..) olmak üzere 5 yıl içinde toplam (…..) miktarındaki
LPG'yi (…..) alarak;
PETROL Mevzuatının belirlediği kişi/kuruluşlara satmayı kabul, beyan ve taahhüt eder.
Bu itibarla BAYİ, ŞİRKET yetkililerince kendilerine ibraz edilecek olan tip satış
taahhütnamesi imza etmekle yükümlüdür.”
(27) Soruşturma sürecinde (…..) yapılan yerinde incelemede bulunan, (…..) ile (…..) arasında
yapılan “Bayilik Sözleşmesi”’nin dosya kapsamıyla ilgili olabilecek hükmü şu şekildedir:
“5.Bayinin Yükümlülükleri
Bayi, (…..) ikmal noktaları dışında Akaryakıt ve ürün ikmal etmemeyi, (…..) dışındaki
başka dağıtıcı şirketlerden, bunların bayilerinden ve sair üçüncü kişilerden Akaryakıt,
madeni yağlar ve (…..) üretimini, dağıtımını ya da tedarikini yaptığı mallara muadil
başkaca mallar almamayı ve (…..) aldığı Akaryakıt ve Ürünleri (…..) ve başka dağıtım
şirketlerinin bayilerine satmamayı kabul ve taahhüt eder.”
18-02/20-10
9/31
(28) Soruşturma sürecinde (…..) yapılan yerinde incelemede, (…..) ile bayi arasında yapılan
örnek “(…..)” içerisinde dosya kapsamıyla ilgili olabilecek maddeler şu şekildedir:
“2. KONU
(...)
6. LPG TESİS, İKMAL ve SATIŞI
6.1. İşbu Sözleşme ve Bayilik Sözleşmesi yürürlükte olduğu surece, istasyon ‘da LPG
ünitesi tesisi (…..) tarafından veya (…..) standartlarına uygun olacak şekilde Bayi
tarafından; İstasyon'a LPG ikmali münhasıran (…..) tarafından, LPG satışı ise (…..)
kendi markası altında Bayi tarafından yapılacaktır. Bayi, (…..) ile bir LPG otogaz bayilik
sözleşmesi ("Otogaz Bayilik Sözleşmesi") akdedeceğini kabul etmektedir. İlgili Otogaz
Bayilik Sözleşmesi uyarınca kar paylaşımı, yürürlükte olan sözleşme hükümlerine
uygun olarak gerçekleşir.
6.2. Bayi hâlihazırda (…..) otogaz bayisi ((…..)) değil ise, işbu Sözleşme ile serbest
iradesini kullanarak (…..) otogaz bayisi ((…..)) olmak istediğini, bu sebeple tarihinde
sona erecek bayilik sözleşmesini yenilemeyeceğini ve (…..) ile Otogaz Bayilik
Sözleşmesi'ni derhal imzalayacağını beyan ve sunmayı taahhüt etmiştir. Bu bağlamda
Bayi (…..) en geç Sözleşme’nin imzalanmasını takip eden 1 (bir) ay içinde mevcut
otogaz bayilik sözleşmesinin süresi sonu olan …,…..,20… tarihinde sona ereceğine ve
yenilenmeyeceğine ilişkin noter aracılığıyla gönderilmiş ve karsı tarafa tebliğ şerhini
içeren fesih bildirimini sunacaktır.(...)”
I.3.2. Teşebbüslerden Edinilen Bilgiler
(29) Sektörde faaliyet gösteren akaryakıt dağıtım şirketlerinden, soruşturma kapsamında 4054
sayılı Kanun'un 14. maddesi gereğince LPG’nin de münhasıran şirket veya şirketin
göstereceği üçüncü bir teşebbüsten alınmasını öngören sözleşme hükmünün yer almadığı
bayilik sözleşmelerinin sayısı, bu hükmün gerekçesi ve şirket ile aynı teşebbüs bünyesinde
yer almayan LPG dağıtım şirketiyle çalışan akaryakıt bayisi sayısı gibi bilgiler istenmiştir.
Bilgi talebinde bulunulan dağıtım şirketlerinin belirlenmesinde, soruşturma konusu
uygulamaların piyasada ne kadar yaygın olduğunu tespit edebilmek amacıyla satış
miktarları bakımından sahip olunan pazar payları dikkate alınmıştır. Bu çerçevede bilgi
talebinde bulunulan dağıtım şirketlerinin 2016 yılındaki pazar paylarının toplamının
yaklaşık olarak benzinde %95 ve motorinde %90 olduğu belirtilmelidir.
(30) (…..) tarafından gönderilen yazıda teşebbüsün (…..) markaları altında yalnızca akaryakıt
dağıtım faaliyeti yürüttüğü, şirket ile aynı ekonomik bütünlük içerisinde yer alan, bir başka
ifade ile aynı teşebbüs bünyesinde bulunan ve hâlihazırda akaryakıt ve/veya LPG dağıtımı
alanında faaliyet gösteren başka bir şirketin bulunmadığı, LPG'nin münhasıran (…..) veya
(…..) göstereceği üçüncü bir teşebbüsten alınmasını öngören hükmün tüm bayilik
sözleşmelerinde yer aldığı belirtilmiş, sözleşmelerin incelenmesi neticesinde söz konusu
hükmün hem 2008 yılındaki hem de mevcuttaki sözleşmelerinde bulunduğu görülmüştür.
LPG'nin münhasıran (…..) veya (…..) göstereceği üçüncü bir teşebbüsten alınmasını
öngören sözleşme hükmünün sözleşmelerde bulunma gerekçelerine ilişkin olarak;
- Akaryakıt ve otogazın birbirinden ayrılamayacak kadar bağlantılı ürünler olduğu,
- Her otogaz istasyonu müşterisinin aynı zamanda benzin de kullanmasından dolayı
akaryakıt istasyonu müşterisi haline de geldiği,
- Ayrıca sektörde hakim olan uygulamanın, istasyonların akaryakıt dağıtıcıları tarafından
kiralanması ya da intifa hakkına konu edilmesi ve istasyona yapılacak yatırımların yine
akaryakıt dağıtıcıları tarafından karşılanması şeklinde olduğu,
- Bayiler tarafından işletilen akaryakıt istasyonlarında, akaryakıt ve otogaz hizmetlerinin
aynı istasyon üzerinden verildiği,
- Bu şekilde sunulan hizmetlerde eğer akaryakıt dağıtıcıları aynı zamanda LPG dağıtıcısı
değilse diğer LPG dağıtım firmaları ile çalışıldığı,
18-02/20-10
10/31
- Bu kapsamda (…..) ya da aynı ekonomik bütünlük içerisinde yer aldığı bir teşebbüse
ait LPG dağıtım faaliyeti bulunmadığından, akaryakıt sektöründen farklı dinamikleri
olan LPG pazarında, uzun yıllardan bu yana faaliyet gösteren, tüketicileri tanıyan,
hizmet kalitesi yüksek ve ürünü ile güven sembolü olan, LPG uzmanı olarak
nitelendirilebilecek güçlü bir marka ile işbirliği yapmanın gerek dağıtım şirketleri
gerekse tüketiciler açısından avantajlı olarak düşünüldüğü,
- Tüketici nezdinde bakıldığında, (…..) hizmet politikaları ile aynı doğrultuda hizmet
anlayışına sahip olan, reklam, iletişim, kampanya faaliyetleri, çevre ve istasyon
güvenliğinin sağlanması başta olmak üzere, çevre güvenlik önlemlerinin alınması, ürün
kalitesi ve menşeinin belli olması, hatta kaçak yada uygunsuz üründen uzak durması
gibi müşteri tutundurma konusunda (…..) ile benzerlik gösteren, ürün kalitesi algısı
sektördeki rakiplerine kıyasla yüksek olan bir LPG dağıtıcısının faaliyet göstermesi
gerektiği,
- Yukarıda anılan hususlara ilave olarak istasyon başına düşen LPG satış hacmi yüksek
bir LPG dağıtıcısının akaryakıt istasyonunda faaliyet göstermesinin tüketicinin (…..)
tercih etmesinde büyük rol oynadığı ve hem bayiler hem de (…..) açısından satış
hacminin ve istasyona gelen tüketici sayısının artmasına yardımcı olduğu,
- Ayrıca çok yüksek yatırımlar yapılan akaryakıt istasyonu üzerinde kullanma ve
yararlanma hakkı (…..) ait iken, marka değeri ve satışı düşük veya ticarette
uyuşamayan bir LPG dağıtıcısı ile çalışılmaya mahkum bırakılmanın hukuken de uygun
olmayacağı
ifade edilmiştir. (…..) ile aynı ekonomik bütünlük içerisinde yer alan bir LPG dağıtım şirketi
bulunmadığından, aynı zamanda otogaz satışı yapan tüm bayilerinin üçüncü bir dağıtım
şirketi ile çalıştığı belirtilmiş ve aynı zamanda LPG satışı da yapan istasyonların toplam
istasyon sayısına oranının şikâyetin yapıldığı 2008 yılında yaklaşık (…..) iken 2017 yılında
yaklaşık (…..) olduğu anlaşılmıştır.
(31) (…..) tarafından gönderilen yazının ekindeki tip sözleşmelerin incelenmesi sonucunda söz
konusu hükme hem 2008 yılındaki hem de mevcut sözleşmelerde yer verildiği anlaşılmıştır.
(…..) ile aynı ekonomik bütünlük içerisinde yer almayan LPG dağıtım şirketiyle çalışan
akaryakıt bayi sayısının toplam bayi sayısına oranı, 2008 yılında yaklaşık (…..) iken bu
oranın 2017 yılında yaklaşık (…..) gerilediği görülmüştür.
(32) (…..) tarafından gönderilen yazıda, (…..) ile aynı ekonomik bütünlük içerisinde yer alan, bir
başka ifadeyle aynı teşebbüs bünyesinde bulunan ve halihazırda akaryakıt ve/veya LPG
dağıtımı alanında faaliyet gösteren şirketlerin unvanlarının akaryakıt dağıtımı alanında
faaliyet gösteren (…..), LPG/otogaz dağıtımı alanında faaliyet gösteren (…..) olduğu, 2008-
2017 yılları arasında LPG’nin de münhasıran (…..) veya (…..) göstereceği üçüncü bir
teşebbüsten alınmasını öngören sözleşme hükmünün tüm sözleşmelerde bulunduğu
belirtilmiştir. Bu sözleşme hükmünün gerekçeleri arasında;
- Akaryakıt ve LPG/otogaz istasyonlarının, işyeri açma ve çalışma ruhsatı çerçevesinde
işletilebildikleri,
- Söz konusu ruhsatların ilgili idari mercilerden alınabilmesi için istasyon içindeki tank ve
pompa mesafeleri, aydınlatma, topraklama ve benzeri emniyet uygulamalarının,
akaryakıt için TS 12820, LPG/otogaz için TS 11939 emniyet kuralları standartlarına
uygun olması zorunluluğunun bulunduğu,
- Bayiler tarafından aynı istasyon içerisinde hem akaryakıt hem LPG/otogaz satış
faaliyetinin yürütülmek istenmesi halinde istasyonun mevcut vaziyet planının aynı anda
her iki emniyet standardına da uyum sağlaması gerektiği,
- Bu gerekliliğin, her ikisi de kara taşıtlarına ikmal edilen iki farklı ticari emtianın satış
faaliyetinin iç içe geçmesi sonucunu doğurduğu,
18-02/20-10
11/31
- Ancak söz konusu ticari emtialara (akaryakıt ile LPG) ilişkin satış ve pazarlama faaliyeti
birbiriyle karşılaştırıldığında akaryakıt satış/pazarlama faaliyetinin, gerek akaryakıt
fiyatının daha yüksek olması gerekse satış hacminin LPG/otogaz ürününe nispeten çok
daha yüksek olması nedeniyle daha ön planda olduğu ve dış görünüş itibarıyla
LPG/otogaz dağıtım faaliyetinin de akaryakıt dağıtım şirketi tarafından yürütüldüğüne
ilişkin bir intiba uyandırdığı,
- Bununla beraber sektörde faaliyet gösteren dağıtım firmalarının çeşitliliği ve Sağlık,
Emniyet, Çevre ve Güvenlik (SEÇG) uygulamalarına bakış açıları değerlendirildiğinde
her firmanın aynı titizlik ve özenle hareket ettiğini söylemenin mümkün olmadığı,
- Akaryakıt ve LPG ürünlerinin satış faaliyetinin aynı istasyonda iç içe geçmesi sonucu
aynı istasyonda faaliyet gösteren ve birbiriyle bağlantılı olmayan iki farklı dağıtım
firmasının SEÇG bakış açısı ve SEÇG uygulamalarının farklı olmasının birbirlerinin iş
yapış şeklini ve almış olduğu riskleri etkilediği,
- Farklı sermaye ve yönetim anlayışına sahip olan ve sayıları yüze yakın LPG/otogaz
dağıtım firmalarından bazılarının yeterli kurumsal bakış açısı ve özenle faaliyet
yürütmediği,
- Bu durumda istasyonda farklı teşebbüs bünyesindeki LPG dağıtım firmasının ihmali
neticesinde doğabilecek olumsuzlukların, akaryakıt dağıtım firmasının zarar görmesi
sonucunu doğuracağı,
- Bu durum karşısında akaryakıt dağıtım şirketlerinin, (…..) kurumsal şirket imajının ve
hizmet kalitesinin standardizasyonu ile birlikte özellikle tüketici memnuniyetini
sağlamak ve tüketiciler tarafından yöneltilebilecek olası taleplere ilişkin riskleri bertaraf
etmek amacıyla LPG/otogaz satış hizmetini kendi teşebbüsleri bünyelerindeki yahut
aynı hizmet ve kalite standardına sahip olan LPG/otogaz firmalarıyla yürütmek istediği
hususları sayılmıştır. (…..) ile aynı teşebbüs bünyesinde yer almayan LPG dağıtım
şirketiyle çalışan akaryakıt bayisi oranın 2017 yılında yaklaşık (…..) olduğu anlaşılmıştır.
(33) (…..) tarafından gönderilen yazıda, şirketin tamamının (…..) ait olduğu, sadece akaryakıt
bayilik lisansına sahip olan (…..) ve LPG dağıtıcısı statüsünde faaliyet göstermek amacıyla
kurulmuş fakat şu anda faal bir dağıtıcı olmayan (…..) unvanlı şirketlerin de hisselerinin
tamamının (…..) ait olduğu, ancak LPG dağıtım lisansının (…..) üzerinden (…..) tarihinde
alındığı ifade edilerek LPG'nin münhasıran (…..) veya (…..) göstereceği üçüncü bir
teşebbüsten alınmasını öngören sözleşme hükmüne tüm bayilik sözleşmelerinde yer
verildiği ifade edilmiştir. Yazıda ayrıca, akaryakıt dağıtım sektöründe bayinin LPG otogaz
ikmalini münhasıran bağlı bulunduğu dağıtıcıdan veya dağıtıcısının göstereceği
kaynaklardan almasına dair hükümlerin sözleşmelerde sıklıkla yer aldığı, LPG dağıtım
lisansı olmayan bir akaryakıt dağıtım şirketinin kullanmış olduğu tip akaryakıt bayilik
sözleşmesine LPG otogazın da kendisinden alınması gerektiğine dair konulmuş bir
hükmün geçerliliği veya zorlayıcılığının bulunmadığı, LPG otogazın akaryakıt dağıtım
firmasının göstereceği kaynaklardan alınmasına dair akaryakıt bayilik sözleşmesinde yer
alan hükmün ise tarafların anlaşması halinde akaryakıt dağıtım şirketine veya bayiye
menfaat sağlayacağı, bayinin bağlı bulunduğu dağıtım şirketinin yönlendireceği LPG
otogaz dağıtıcısı ile anlaşması halinde dağıtım şirketinden daha fazla yatırım ve daha
uygun ticari koşullarla akaryakıt alabileceği, buna karşılık akaryakıt dağıtım firmasının da
LPG dağıtım firması ile anlaşma yaparak otogaz satışlarından kazanç elde edebileceği
ifade edilmiştir. Dağıtım lisansının (…..) yılında alınmış olması dolayısıyla otogaz ikmali
yapabilen tüm bayilerinin bu tarihten önce üçüncü bir LPG dağıtım firması ile anlaştığı,
2017 yılında ise (…..) bünyesinde yer almayan LPG dağıtım şirketi istasyon sayısının
18-02/20-10
12/31
toplam istasyon sayısına oranının (…..) olduğu, bu orana hiç LPG satışı yapmayan
bayilerin de dahil olduğu anlaşılmıştır.
(34) (…..) tarafından Kuruma gönderilen yazıda, aynı ekonomik bütünlük içerisinde yer alan
başka bir akaryakıt veya LPG dağıtım şirketi bulunmadığı belirtilmiştir. İncelenen sözleşme
örneklerinde, bahsedilen bağlama hükmünün yer aldığı anlaşılmıştır. Söz konusu hükme
ilişkin (…..) bayilere, kendi anlaşmalı olduğu LPG dağıtım şirketi ile çalışmasını teklif ettiği,
bayi bunu kabul ettiği takdirde akaryakıt ve LPG için daha avantajlı koşulların sunulduğu,
bu uygulamanın yalnızca teklif niteliğinde olduğu ve hiçbir şekilde yaptırım uygulanmadığı,
bayinin LPG otogaz ikmalini münhasıran bağlı bulunduğu dağıtıcıdan veya dağıtıcısının
göstereceği kaynaklardan almasına dair hükümlerin bütün akaryakıt bayilik
sözleşmelerinde mevcut olduğu ifade edilmiştir. LPG dağıtım lisansı olmadığından tüm
bayilerin (…..) bünyesinde yer almayan LPG dağıtım şirketi ile çalıştığı ancak (…..)
gösterdiği şirketten LPG tedariki gerçekleştirmeyen ve bir üçüncü dağıtım şirketi ile anlaşan
bayi sayısının 2011 yılında toplam bayilerin yaklaşık (…..) ve 2017 yılında yaklaşık (…..)
olduğu görülmüştür.
(35) Akaryakıt ve LPG dağıtım lisansı bulunan (…..) tarafından gönderilen yazıda, aynı
ekonomik bütünlük içerisinde yer alan başka bir akaryakıt veya LPG dağıtım şirketi
bulunmadığı belirtilmiş, Kuruma gönderilen Bayilik Sözleşmesi’nin 5. maddesinde şu
hükme rastlanılmıştır:
“Akaryakıt satış ve servis istasyonunda satışa sunulacak akaryakıt ve diğer petrol
ürünlerinin (müştaklarının) ve Madeni Yağları (…..) satın alır.”
(36) Gelen bilgilerden, (…..) dışındaki LPG dağıtım şirketi ile çalışan akaryakıt bayilerinin
toplam bayi sayısına oranlarının ise 2010 yılında yaklaşık (…..) iken 2017 yılında yaklaşık
(…..) olduğu anlaşılmıştır.
(37) (…..) tarafından gönderilen yazıda, aynı ekonomik bütünlük içerisinde yer alan başka bir
akaryakıt dağıtım şirketinin bulunmadığı, fakat LPG dağıtım lisansına sahip (…..) ile
ortaklık yapısı yönünden benzerlik göstermesi sebebiyle irtibatlandırılmasının mümkün
olduğu belirtilmiştir. Gönderilen sözleşme örneklerinin incelenmesi neticesinde 2008
yılındaki tip sözleşmelerde bağlama hükümlerine yer verilmediği görülmüştür. Bu nedenle,
söz konusu tip sözleşme kapsamındaki bayilerin diledikleri LPG dağıtım şirketi ile sözleşme
yapma konusunda serbest bırakıldıkları, bayilerin sayıca az olan bir bölümünün (…..) tercih
ettiği ancak sayıca fazla olan önemli bir bölümünün ise başka LPG dağıtım şirketlerini tercih
ettiği, nitekim (…..) dağıtım lisansının yürürlüğe girdiği tarihten önce (…..) ile (…..) ait
akaryakıt bayilik sözleşmelerinin herhangi bir bağlantısının bulunmadığı, bayilerin bu
hususta fiilen serbest bırakıldığı ifade edilmiştir. Bu hüküm ile bayi LPG bayilik lisansı almak
istediği zaman bir LPG dağıtım şirketi ile LPG bayilik sözleşmesi akdetmeden evvel
akaryakıt dağıtımı hizmeti almakta olduğu şirketi haberdar ederek onun tavsiye edeceği
LPG dağıtım şirketinin teklifini de alabildiği ve ondan sonra kendisi için ticari yönden en
avantajlı seçimi yapabildiği, bu durumun bayinin finansal açıdan işletmesini daha verimli ve
daha karlı şekilde işletmesini sağladığı belirtilmiştir.
18-02/20-10
13/31
(38) 2011 yılında yürürlüğe giren ve 19.07.2017 tarihine kadar geçerli olan tip sözleşmelerde
ise istasyon sahası içerisinde LPG istasyonu inşa edilebilmesi ve üçüncü dağıtım şirketleri
ile LPG bayiliği tesis edilebilmesi için (…..) onayının gerektiği, aksi durumda (…..)
sözleşmeyi tek taraflı olarak feshedebileceğinin düzenlendiği görülmüştür. Söz konusu
hükme ilişkin olarak, aynı istasyon alanında yasal meyzuatın öngördüğü standartlarda bir
LPG istasyonu kurulmasının sağlanması ve denetlenmesi yönünden de öncelikle (…..)
tavsiye edeceği ve güvenilir bir LPG dağıtım şirketi ile sözleşme yapılmasının can ve mal
güvenliğinin sağlanmasına yardımcı olabildiği ifade edilmiştir. Bu sebeple 2011 tipi
akaryakıt bayilik sözleşmelerinde bayilere LPG bayilik sözleşmesi yapmadan evvel (…..)
yazılı onayını alma yükümlülüğü getirildiği, fakat netice olarak sayısı az olan bir kısım
bayinin (…..) ile çalışmayı tercih ettiği, ancak bayilerin sayıca daha büyük bir kısmının
başka firmalarla çalışmayı seçtiği, (…..) ise hiçbir olayda (…..) ile anlaşma yapılmaması
sebebiyle akaryakıt bayilik sözleşmesini fesih hakkını kullanmadığı, farklı bir dağıtım şirketi
ile çalışmak isteyen bir bayiye yazılı onay vermediğine dair herhangi bir ihtarname
göndermediği belirtilmiştir. Şirket ile aynı teşebbüs bünyesinde yer almayan LPG dağıtım
şirketiyle çalışan akaryakıt bayilerinin toplam bayi sayısına oranının 2008 yılında yaklaşık
(…..), 2017 yılında ise (…..) civarında olduğu tespit edilmiştir.
(39) Hem akaryakıt hem de LPG dağıtım lisansı sahibi olan (…..) tarafından gönderilen yazıda,
(…..) ile aynı ekonomik bütünlük içerisinde yer alan ve halihazırda akaryakıt ve/veya LPG
dağıtımı alanında faaliyet gösteren başka bir şirket bulunmadığı belirtilmiştir. LPG'nin de
münhasıran (…..) veya (…..) göstereceği üçüncü bir teşebbüsten alınmasını öngören
sözleşme hükmüne 2008 yılındaki sözleşmelerde yer verildiği görülmüştür. Söz konusu
hükme yer verilmeyen sözleşme sayısının toplam sözleşme sayısına oranı 2009 yılında
(…..) iken, 2010 yılında (…..) olduğu ve 2017 yılında (…..) çıktığı tespit edilmiştir. Söz
konusu farklılığın bayiler ile tip sözleşme dışında imzalanan sözleşmelerden kaynaklandığı
belirtilmiştir. Kurumumuza gönderilen yazının ekindeki 2017 yılına ait örnek sözleşmelerin
“(…..)” başlıklı 4. maddesinde aşağıdaki hükme rastlanılmıştır:
“Bayi, Istasyon'da akaryakıt, madeni yağ ile sınırlı olmamak üzere (…..) tarafından
üretimi ya da dağıtımı yapılan her türlü ürünü (söz konusu ürünler bundan sonra
'Ürünler’ olarak anılacaktır) teşhir etmeyi, sağlamayı ve satmayı kabul ve taahhüt eder.
(…..) tarafından üretilmesi ya da dağıtılması halinde Ürünler, münhasıran (…..) ya da
(…..) yönlendirdiği herhangi bir yerden, masrafları Bayi'ye ait olmak üzere, satın
alınacaktır.”
hükmünün yer aldığı görülmektedir.
(40) (…..) ile aynı teşebbüs bünyesinde yer almayan LPG dağıtım şirketiyle çalışan akaryakıt
bayisi sayısının toplam bayi sayısına oranının ise 2008 de yaklaşık (…..) iken, 2017 yılında
bu oranın yaklaşık (…..)’e kadar gerilediği anlaşılmıştır.
18-02/20-10
14/31
(41) (…..) tarafından gönderilen yazıda, (…..) ile aynı ekonomik bütünlük içerisinde yer alan ve
halihazırda akaryakıt ve/veya LPG dağıtımı alanında faaliyet gösteren başka bir şirket
bulunmadığı belirtilmiş, (…..) akaryakıt ve LPG dağıtımını bir arada gerçekleştirdiği
anlaşılmıştır. Bayilerle akaryakıt ve otogaz bayilik sözleşmelerinin ayrı ayrı imzalandığı,
akaryakıt bayilik sözleşmesi içerisinde otogazın da (…..) satın alınması gerektiğine ilişkin
herhangi bir hükmün bulunmadığı, bu sebeple akaryakıt bayilik sözleşmeleri içerisinde
LPG'nin de münhasıran (…..) veya (…..) göstereceği üçüncü bir teşebbüsten alınması
yönünde bir hükmün bulunamayacağı ifade edilmiştir. Gönderilen tip sözleşmelerin
incelenmesi neticesinde bu husus teyit edilmiştir. (…..) dışındaki LPG dağıtım şirketiyle
çalışan akaryakıt bayisi sayısının ise oldukça az olduğu, bu bayilerin toplam bayi sayısına
oranının 2008’de yaklaşık (…..) iken, 2015 sonrasında hiçbir bayinin (…..) dışındaki bir
LPG dağıtıcısı ile çalışmadığı anlaşılmıştır.
(42) (…..) tarafından gönderilen yazıda, (…..) ile aynı ekonomik bütünlük içerisinde yer alan ve
halihazırda akaryakıt ve/veya LPG dağıtımı alanında faaliyet gösteren bir şirket
bulunmadığı, akaryakıt dağıtımı konulu bayilik sözleşmelerinde LPG' nin de münhasıran
(…..) veya (…..) göstereceği üçüncü bir teşebbüsten alınmasını öngören sözleşme
hükmünün 2012 yılının Haziran ayından sonraki bayilik sözleşmelerinde yer almakta
olduğu, bu hükmün yapılan bayi yatırımlarının geri dönüş sürelerinin sağlıklı
hesaplanabilmesi için konulduğu, her ne kadar sözleşmelerde bu hüküm yer almaktaysa
de (…..) aynı ekonomik bütünlük içerisinde yer alan ya da SİYAM’ın hissedarlığı bulunan
LPG dağıtım firması olmadığından bayilerin dilediği LPG dağıtım firması ile sözleşme
yapma serbestisine sahip olacakları ifade edilmiştir.
(43) (…..) tarafından gönderilen yazıda, (…..) ile aynı ekonomik bütünlük içerisinde yer alan ve
halihazırda akaryakıt ve/veya LPG dağıtımı alanında faaliyet gösteren bir şirket
bulunmadığı ifade edilmiştir. Akaryakıt dağıtım konulu bayilik sözleşmelerinde, LPG'nin de
(…..) veya (…..) göstereceği üçüncü teşebbüsten alınmasını öngören sözleşme hükmünün
standart bayilik sözleşmelerinde yer alan bir hüküm olduğu, (…..) LPG dağıtım lisansı
olmadığı gibi, LPG dağıtım lisansı olan bir teşebbüste ortaklığı ve/veya iştiraki de
bulunmadığından sözleşmenin bu hükmünün (…..) açısından fiilen uygulama kabiliyeti
bulunmadığı, (…..) akaryakıt bayisi ile bayilik sözleşmesi imzalamış olduğu, bu
istasyonlardan (…..) adedinde LPG satışı yapılmadığı, kalan (…..) adedinde ise (…..) farklı
LPG dağıtıcı lisansı sahibi firma ile çalışıldığı, bayilere hangi LPG dağıtım şirketi ile
sözleşme imzalayacakları konusunda (…..) fiili/resmi bir yönlendirmesinin ve etkisinin
olmadığı, bayilerin kendi koşullarını göz önünde bulundurmak suretiyle hür iradeleri ile
karar verdikleri belirtilmiştir.
(44) Bayilik sözleşmelerinde yer alan bahse konu hükmün iki noktada (…..) fayda
sağlayabileceği, bunlardan birincisinin (…..) markası ile faaliyet gösteren bayilerin,
çalışacakları LPG dağıtım şirketlerinin (…..) zarar vermeyecek asgari koşulları taşıyıp
taşımadığı konusunda ön değerlendirme yapılabilmesi, ikincisinin ise akaryakıt bayilik
sözleşmesi imzalanan bayilerin daha büyük akaryakıt dağıtım şirketlerine karşı korunması
olduğu belirtilmiştir. Akaryakıt dağıtımı alanındaki en büyük 10 şirketin aynı zamanda LPG
dağıtım lisansıyla da faaliyet gösterdiği, söz konusu şirketlerin bayiler ile LPG bayilik
sözleşmesi imzaladıktan sonra (…..) ile kıyaslanamayacak düzeydeki finansal güçlerini
kullanarak bu bayiler ile akaryakıt bayilik sözleşmesi de imzalamak suretiyle (…..) devre
dışı bıraktıkları, bayilik sözleşmesindeki bu hükümden yararlanarak bunun önlenmeye
çalışıldığı, ancak (…..) ile bayilik ilişkilerini sonlandıran bayi sayısı dikkate alındığında bu
hükmün bağlayıcılığı olmadığının ve (…..) hukuki bir koruma sağlamadığının anlaşılacağı
belirtilmiştir.
18-02/20-10
15/31
(45) (…..) tarafından gönderilen yazıda, LPG dağıtımı alanında faaliyet gösteren (…..) ve LPG
dışındaki akaryakıtın toptan satışı alanında faaliyet gösteren (…..) ile aynı ekonomik
bütünlük içinde bulunulduğu belirtilmiştir. Akaryakıt dağıtım konulu bayilik sözleşmelerinde,
LPG'nin de (…..) veya (…..) göstereceği üçüncü teşebbüsten alınmasını öngören sözleşme
hükmüne şirketin hem 2008 yılındaki hem de mevcut sözleşmelerinde rastlanılmıştır.
Standart bayilik sözleşmelerinde yer alan söz konusu hükmün, otogazın başından beri
akaryakıt kavramı içerisinde değerlendirilmesinden kaynaklandığı ve bu konunun birçok
yasa taslağında yer aldığı, bu sebeple (…..) ile bayiler arasında imzalanan sözleşmelerde
akaryakıt ve otogazın birlikte değerlendirilerek (…..) münhasır yetkilerinin her ikisi için de
korunmasının amaçlandığı ifade edilmiştir. Bununla birlikte hem akaryakıt hem de LPG için
sıklıkla karşılaşılan kaçakçılıkla mücadelenin önemine değinilerek, bu maddelerle bayilerin,
illegal faaliyetleri olan şirketlerle LPG anlaşması yapmalarının engellenmesinin
amaçlandığı, diğer taraftan (…..) kurduğu ticari ilişkileriyle bir bütün olarak
değerlendirildiğinde sektörün saygın şirketleri arasında yer aldığı, bu nedenle şirketin
itibarının korunması için temin ettiği mal ve hizmetlerin uygun kalite ve standartlarda olması
gerektiği, bu kalitenin sürdürülebilmesi için (…..) bayileri üzerindeki münhasır yetkilerini
kullanması gerektiği belirtilmiştir. Yine de her yıl toplam bayi sayısının yarıdan fazlasının
farklı LPG dağıtım şirketleriyle bayilik anlaşması yaptığı, (…..) münhasır yetkisini bir baskı
aracı ya da rekabete aykırı nitelikte kullanmadığı, bayilerinin serbest piyasa şartlarında
istedikleri şirketlerle ticari ilişkiler kurdukları vurgulanmıştır. Şirket ile aynı ekonomik
bütünlük içerisinde yer almayan LPG dağıtım şirketiyle çalışan akaryakıt bayisi sayısının
toplam bayi sayısına oranı 2008 yılında yaklaşık (…..) iken 2016 yılında bu oranın yaklaşık
(…..) olduğu anlaşılmıştır.
(46) (…..) tarafından gönderilen yazıda, (…..) hisse oranı ile (…..) hisse oranı ile hissedarı
olduğu (…..) unvanlı iştiraki bulunduğu, ayrıca (…..) ile aynı ekonomik bütünlük içinde yer
alan, diğer deyişle aynı teşebbüs bünyesinde bulunan ve halihazırda akaryakıt ve/veya
LPG dağıtımı alanında faaliyet gösteren şirketlerin (…..) olduğu ifade edilmiştir. (…..)
bayileri ile akdettiği Bayilik Sözleşmesi’nin 2. maddesinde şu hükme rastlanılmıştır:
“BAYİ satışa arz edeceği bütün petrol ürünlerini ve diğer mallarını yalnız ŞİRKET'den
ve/veya ŞİRKET'in tayin edeceği bir ikmal kaynağından satın almayı ve hangi sebeple
olursa olsun ŞİRKET'in yazılı olurunu almadan başkalarından satın almamayı kabul ve
taahhüt eder.
İşbu sözleşmedeki petrol ürünleri tabiri özellikle her nevi benzin, motorin, madeni
yağlar, gresler, özel oto müstahzarları, hidrolik fren yağı vb antifrizi, diğer mallar tabiri
ise İSTASYON'da satışına ŞİRKET'çe müsaade edilen tüm diğer ürünleri
kapsamaktadır.”
(47) 2017 yılı itibarıyla (…..), aynı ekonomik bütünlük içerisinde yer aldığı şirketler dışında başka
LPG dağıtım şirketi ile çalışan akaryakıt istasyon sayısının, diğer bir deyişle LPG lisansı
başka bir dağıtıcıda olan istasyon sayısının (…..) adet olduğu belirtilmiştir.
(48) (…..) tarafından gönderilen yazıda, akaryakıt ve LPG dağıtıcı lisansları kapsamında faaliyet
gösteren (…..) ile aynı ekonomik bütünlüğe dahil olunduğu belirtilmiştir. (…..) nezdinde
LPG'nin de münhasıran şirketten veya şirketin göstereceği üçüncü teşebbüsten alınmasını
öngören sözleşme hükmünün 2008 ve 2009 yılında imzalanmış Bayilik Sözleşmelerinde
bulunmadığı, bununla birlikte bayilik protokollerinin hepsinde ve 2010 yılından sonraki
sözleşmelerde bu hükmün yer aldığı belirtilmiştir. Şirket ile aynı teşebbüs bünyesinde yer
almayan LPG dağıtım şirketiyle çalışan akaryakıt bayisi sayısının toplam bayi sayısına
oranının 2008 yılında yaklaşık (…..) iken 2017 yılında bu oranın yaklaşık (…..) olduğu
görülmüştür.
18-02/20-10
16/31
(49) (…..) tarafından gönderilen yazıda, LPG dağıtıcı lisansı ile sıvılaştırılmış petrol gazları
piyasasında faaliyet göstermekte olan (…..) ile (…..) tarihinde devralma suretiyle birleştiği,
sonrasında (…..) tüm LPG dağıtım, taşıma ve depolanmasına ilişkin piyasa faaliyetlerinin,
kanuni yükümlülükler dâhilinde (…..) tarafından sürdürülmeye başlandığı, böylece (…..)
tüzel kişiliğinin Türk Ticaret Kanunu gereğince kendiliğinden sona erdiği ifade edilmiştir.
(…..) tarafından 2009 ve 2014 yılında akaryakıt bayiliği tip sözleşmelerinde yapılan
değişiklik ile söz konusu sözleşmelerle satılmasının mümkün olması kaydı ile otogaz
ikmalinin de (…..) yerden yapılmasının bir zorunluluk olarak öngörüldüğü belirtilmiştir.
Nitekim, 2008 yılı tip sözleşmelerinde söz konusu bağlama hükümlerine rastlanılmazken,
mevcut tip sözleşmelerde bu hükümlere yer verildiği görülmüştür.
(50) Bu hükmün gerekçelerinden biri olarak, akaryakıt dağıtıcılarının ticari ve teknik mevzuata
uygun davranmasının, çevreye zarar vermemek için gerekli tedbirleri almasının ve verdiği
zararları tazmin etmesinin gerekli olması gösterilmiştir. Diğer yandan her ne kadar otogaz
LPG akaryakıttan farklı bir ürün olsa da, kullanımı ve tüketicilere sunumu açısından, ikmal
olanakları, mevzuatta yer alan düzenlemeler ve dağıtıcılara/bayilere getirilen
yükümlülükler, istasyon kurulumu, teknik düzenlemeler, yatırım, istasyon işletmesi ve
marka algısı gibi hususlar açısından büyük benzerlikler gösterdiği, LPG satışı için teknik
kriterlerin yerine getirilmesinin ilave maliyete neden olduğu, bu çerçeve maliyetlerin
karşılanabilmesi için de otogaz LPG'nin (…..) tarafından ikmal edilmesinin ekonomik bir
gereklilik olduğu, bunun tüm teknik operasyonun kontrol edilebilmesi için de fiili bir
zorunluluk olarak kabul edilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Ayrıca (…..) markasını taşıyan
kanopi altında rakip bir şirketin otogaz markasının bulunmasının (…..) marka bütünlüğünü
olumsuz etkilediği, (…..) ait otogaz markası ve ürünü varken rakip bir şirkete ait otogaz
marka ve ürününün (…..) kanopisi/markası altında yer almasının şirketin ticari itibarını da
olumsuz olarak etkilediği, malikler ile varılan ticari mutabakat neticesinde kullanım hakkı
(…..) ait olan istasyonlarda, şirketin rakiplerine ait otogaz ürününün satılmasının veya
rakiplere ait marka ve logonun kullanılmasının, kullanım hakkının özüne de uygun
olmayacağı belirtilmiştir. 2017 yılında toplam (…..) adet bayiden (…..) LPG'yi (…..) ile aynı
ekonomik bütünlük içerisinde yer almayan LPG dağıtım şirketinden ikmal ettiği ifade
edilmiştir.
(51) (…..) tarafından gönderilen yazıda, LPG'nin de münhasıran (…..) veya (…..) göstereceği
üçüncü bir teşebbüsten alınmasını öngören sözleşme hükmünün akaryakıt bayilik
sözleşmesi kapsamında yer alma gerekçesinin, söz konusu bayilere birçok özel ve nitelikli
yatırımlar yapılması olduğu, bu madde ile bayinin otogaz nitelikli ürünlerinin satışının da
(…..) bayrağı altında gerçekleştirildiği, nihai tüketici için LPG ve akaryakıt ayrımı
yapılmaksızın hizmet kalitesinin eş değer tutulmaya çalışıldığı, bu nedenle (…..) itibarı ve
marka algısının başka bir otogaz firması sebebiyle zedelenmemesinin amaçlandığı ifade
edilmiştir.
18-02/20-10
17/31
I.3.3. ANADOLU’dan Edinilen Bilgiler
(52) Başvuru sahibi ANADOLU’ya gönderilen bilgi isteme yazısına cevaben gönderilen yazıda
özetle;
- Akaryakıt piyasasında rekabetin işlememesinin en önemli nedeninin intifa olduğu,
akaryakıt piyasasını bozan intifanın LPG piyasasına zarar vermemesi gerektiği, asıl
şikayet konusunun intifa olduğu, kendilerinin istasyonun intifasını kullanarak otogaz
pazarında rekabeti engelleyen akaryakıt şirketlerini şikayet ettikleri, LPG piyasasında
intifa alma uygulaması olmadığı için LPG firmalarının şikayet edilmediği, hem akaryakıt
hem LPG dağıtımı yapan firmaların sadece otogaz dağıtan firmalara karşı eylemde
bulunduklarını düşünmedikleri, aynı kişinin hem akaryakıt dağıtım şirketi, hem de LPG
dağıtım şirketi kurmasının ya da aynı şirket üzerine hem LPG dağıtım lisansı, hem de
akaryakıt dağıtım lisansı almasının hiçbir sakıncası bulunmadığı, önemli olan bayinin
istasyonunun intifa yoluyla rekabete kapatılmış olması olduğu,
- Akaryakıt istasyonu bünyesinde LPG bayiliği/münferit istasyonda LPG bayiliği
ayırımının da önemli olmadığı, sorunun akaryakıt şirketinin istasyonun intifasını
almasıyla ortaya çıktığı, akaryakıt piyasasında intifa hakkının devri sözleşmesi
uygulaması olmaması durumunda, bayinin istediği firmadan akaryakıt bayiliği, istediği
firmadan da LPG bayiliği alabileceği ve sözleşmesini istediği zaman iptal edip
yenileyebileceği, intifa devri yapılmadığı durumda, bayi 5 yıllık sözleşme imzalasa bile,
sözleşmeden dönüp yeni sözleşme yapma hakkına sahip olacağı, ancak intifa söz
konusuysa bayinin dağıtıcının sunduğu şartları tartışma hakkı bulunmadığı bu
sebepten intifanın rekabeti yok ettiği,
- Süreç içinde Erciyesgaz, Selgaz, Altıngaz, Gapgaz, Niğgaz ve Hilaltüp’ün kapandığı,
akaryakıt piyasasında hiçbir firmanın ulaşamayacağı asgari 60 bin on yıllık beyaz ürün
dağıtım zorunluluğunun devam ettiği, üstüne 37,5 milyon TL aktif büyüklük şartı
getirildiği, 10 milyon TL ödenmiş sermaye zorunluluğu devam ettiği, akaryakıt dağıtım
piyasasına "gerçek" bir firmanın girmesinin imkânsız olduğu, yeni kurulan istasyon
finansmanı konu edilerek 5 yıllık azami bayilik sözleşmesi sınırının da delindiği,
münferit otogaz istasyonun ise sayısının yok denecek kadar az olduğu,
ifade edilmiştir.
I.4. Değerlendirme
I.4.1. 4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamındaki İddialara İlişkin Değerlendirme
I.4.1.1. Teşebbüsler Arası Yatay Anlaşmaya İlişkin Değerlendirme
(53) 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi uyarınca “Belirli bir mal veya hizmet piyasasında
doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacı taşıyan
veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar,
uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemleri” yasaklanmaktadır.
18-02/20-10
18/31
(54) Danıştay 13. Dairesinin ilgili kararında “Davacının dava dilekçesinde de vurguladığı
‘bayilerinin tesisleri üzerinde intifa hakkı kuran akaryakıt dagıtım şirketlerinin LPG satın
alınacak şirketin seçimi konusunda bayileri zorladıkları, dolayısıyla otogaz pazarında
rekabet şartlarının ortadan kaldırıldığı’ iddiasının Rekabetin Korunması Hakkında
Kanun'un bütünü bakımından değerlendirilmesi gerekmektedir. Kurul kararında ise söz
konusu iddiaların Kanun'un 4. maddesinin ikinci fikrasının (f) bendi ve Kanun'un 6. maddesi
yönünden değerlendirilmesiyle yetinildiği anlaşılmaktadır.” ifadeleri yer almaktadır. Ayrıca
mahkeme kararında; “Rakip teşebbüslerin faaliyetlerinin zorlaştırılması, kısıtlanması veya
piyasada faaliyet gösteren teşebbüslerin boykot ya da diğer davranışlarla piyasa dışına
çıkartılması yahut piyasaya yeni gireceklerin engellenmesi” halinin de 4054 sayılı Kanun’un
4. maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendinde yasaklandığına dikkat çekilmiştir.
(55) Bu çerçevede dosya konusu iddialar hakkında, genel olarak 4054 sayılı Kanun’un 4.
maddesi ve özellikle de aynı maddenin ikinci fıkrasının (d) bendi kapsamında
değerlendirme yapılarak, şikâyete konu uygulamalarının teşebbüslerin kendi aralarındaki
bir anlaşma ve/veya uyumlu eylemden kaynaklanıp kaynaklanmadığı incelenmiştir.
(56) Soruşturma kapsamında yapılan yerinde incelemelerde ve dosya kapsamında elde edilen
diğer bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde, soruşturmaya konu uygulamaların, 4054
sayılı Kanun’un 4. maddesi ve özellikle de aynı maddenin ikinci fıkrasının (d) bendi
kapsamında, akaryakıt dağıtım şirketleri arasındaki bir anlaşma ve/veya uyumlu eylemden
kaynaklandığına dair herhangi bir bilgi, belge ve bulguya ulaşılamamıştır.
I.4.1.2. Teşebbüsler ile Bayileri Arasındaki Dikey Anlaşmaya İlişkin Değerlendirme
I.4.1.2.1. İntifa Uygulamasının Pazardaki Rekabeti Sınırladığına İlişkin İddiaların
Değerlendirilmesi
(57) Mevcut soruşturmanın konusunu, Kurul’un 01.10.2009 tarihli ve 09-43/1093-274 sayılı
kararının iptali istemiyle açılan dava sonunda verilmiş olan iptal kararının gereğinin yerine
getirilmesi oluşturmaktadır. İptal edilen Kurul kararına konu olan şikayetlerin ise temel
olarak, akaryakıt pazarında faaliyet gösteren şirketlerin intifa hakkını kötüye kullanmak
suretiyle bayilerinin kendileri veya kendilerinin göstereceği LPG dağıtım şirketleri dışında
kalan şirketlerden otogaz LPG tedarikini engelleyerek sözleşme serbestisini kısıtladığı
hususuna ilişkin olduğu görülmektedir.
(58) Öte yandan soruşturma döneminde ANADOLU tarafından gönderilen cevabi yazıda, hem
akaryakıt hem LPG dağıtımı yapan firmaların, sadece otogaz dağıtımı yapan firmalara
karşı eylemde bulunduklarını düşünmedikleri, aynı kişinin hem akaryakıt dağıtım şirketi,
hem de LPG dağıtım şirketi kurmasının ya da aynı şirket üzerine hem LPG dağıtım lisansı,
hem de akaryakıt dağıtım lisansı almasının hiçbir sakıncası bulunmadığı, önemli olan
bayinin istasyonunun intifa yoluyla rekabete kapatılması olduğu, dağıtıcıların intifa haklarını
kullanarak rekabeti ortadan kaldırdığı, en fazla beş yıllık rekabet etmeme yükümlülüğünün
bile rekabet açısından piyasaya zarar verdiği ifade edilmektedir. Bu çerçevede,
istasyonların üzerinde kurulu olduğu taşınmazlarda akaryakıt dağıtım şirketleri lehine tesis
edilen intifa haklarıyla tapuya şerh edilen kira sözleşmelerine ilişkin olarak Kurul
uygulamasına değinilmesi önem arz etmektedir.
18-02/20-10
19/31
(59) Akaryakıt sektöründeki dikey anlaşmalara ilişkin olarak 4054 sayılı Kanun ve 2002/2 sayılı
Tebliğ çerçevesinde Kurul’un ve mahkemelerin vermiş olduğu çok sayıda kararla sabit
olduğu üzere, bayilik sözleşmeleri ile bu sözleşmelerde yer alan rekabet etmeme
yükümlülüğünün süresine etki eden intifa ve tapuya şerh edilmiş kira sözleşmelerinin
tamamı tek bir dikey anlaşma olarak kabul edilmektedir. Yine söz konusu kararlarda Kurul,
bu tür sözleşmelerin yapıldıkları tarihten itibaren en fazla beş yıl süre ile 2002/2 sayılı
Tebliğ’de düzenlenen grup muafiyetinden yararlanabileceğine ve bu tarihten sonra
muafiyet koşullarının ortadan kalkacağına, bu sürelerin hitamından itibaren intifa hakkı
çerçevesinde bayilerin yeniden sözleşme yapmaya zorlanması halinde 4054 sayılı
Kanun’un 4. maddesi çerçevesinde işlem başlatılacağının ilgili taraflara bildirilmesine karar
vermektedir.
(60) Ayrıca 2002/2 sayılı Tebliğ’in açıklanmasına ilişkin olarak çıkarılan Dikey Anlaşmalara
İlişkin Kılavuz’un (Dikey Kılavuz) 40. paragrafında “…Taraflar arasındaki, rekabet yasağı
içeren bayilik, işleticilik, tedarik vb. sözleşmeler ile birlikte bu sözleşmelerin süresine etki
eden intifa, tapuya şerh edilmiş kira, ekipman gibi sözleşmelerin hepsinin ortadan kalktığı
tarih ise, rekabet yasağının sona erme tarihi olarak değerlendirilecektir. Bayilik, işleticilik,
tedarik vb. sözleşmeler sürmekteyken intifa, kira, ekipman vb. sözleşmelerin sona
erdirilmesi veya tam tersine; intifa, kira, ekipman vb. sözleşmeler sürmekteyken mevcut
bayilik, işleticilik, tedarik sözleşmeleri sona erdirilerek bu nitelikte yeni bir sözleşme
yapılması hallerinde dikey ilişkinin kesintiye uğramadığı kabul edilecek ve beş yıllık süre
bu doğrultuda hesaplanacaktır.” ifadeleri yer almaktadır. Dolayısıyla istasyon üzerinde
dağıtıcının sahip olduğu intifa hakkı dikey anlaşmadaki rekabet etmeme yükümlülüğünün
süresine etki ettiğinden, taraflar arasındaki sözleşmelerle birlikte intifa ve tapuya şerh
edilmiş kira gibi sözleşmelerin hepsinin ortadan kalktığı tarih rekabet yasağının sona erme
tarihi olarak değerlendirilmekte, ilgili dikey anlaşma, taraflar arasında süregelen rekabet
yasağına başlangıç teşkil eden ilk anlaşmanın (bayilik sözleşmesi) yapıldığı tarihten
itibaren en fazla beş yıl süre ile 2002/2 sayılı Tebliğ’de düzenlenen grup muafiyetinden
yararlanabilmektedir.
(61) Öte yandan Kurul uygulamasında, daha önce üzerinde hiçbir gerçek ve/veya tüzel kişi
tarafından akaryakıt bayilik faaliyeti yürütülmemiş arsalar/araziler üzerinde kurulmuş yeni
akaryakıt istasyonlarına ilişkin dikey anlaşmalara, başkaca herhangi bir kriter
aranmaksızın, 10 yıla kadar bireysel muafiyet tanınabileceğine de karar verildiği
görülmektedir. Bu yöndeki bireysel muafiyet kararlarının gerekçesi, söz konusu istasyona
dağıtım şirketi tarafından yapılan yatırımın geri dönüşünün sağlanmasını teminat altına
almaktır.
18-02/20-10
20/31
(62) Bu kapsamda son olarak değinilmesi gereken husus istisna hükmüdür. 2002/2 sayılı
Tebliğ’in 5. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde;
“Alıcının anlaşmaya dayalı faaliyetlerini sürdürürken kullanacağı tesisin mülkiyeti arazi
ile birlikte veya alıcı ile bağlantısı olmayan üçüncü kişilerden sağlanan bir üst hakkı
çerçevesinde sağlayıcıya ait ise, yahut alıcı bu faaliyetini sağlayıcının alıcı ile bağlantısı
olmayan üçüncü kişilerden elde ettiği bir ayni veya şahsi kullanım hakkının konusu olan
bir tesiste sürdürecekse, alıcıya getirilen rekabet etmeme yükümlülüğü, söz konusu
tesisin alıcı tarafından kullanıldığı süreye bağlanabilir…”
denilerek, alıcıya süresi beş yılı aşacak şekilde rekabet etmeme yükümlülüğü getirebilmek
için, akaryakıt istasyonunun mülkiyetinin ya da üst hakkının alıcı ile bağlantısı olmayan
üçüncü kişilerden elde edilmiş olması şart koşulmaktadır. Dikey Kılavuz’un 44.
paragrafında da bu durum aşağıdaki şekilde ifade edilmektedir:
“…Bir başka deyişle, sağlayıcı tesisin mülkiyetini alıcı ile bağlantısı olmayan üçüncü
kişilerden sağlanan bir ayni veya şahsi hak (kira, ariyet, üst ve intifa gibi) çerçevesinde
elinde bulunduruyor ise ancak o zaman beş yıldan daha uzun bir süre için alıcıya
rekabet etmeme yükümlülüğü getirebilir…”
(63) Yapılan bu açıklamalar ışığında, akaryakıt dağıtım şirketleri lehine tanınan intifa hakları ile
tapuya şerh edilen kira sözleşmelerinin bayilik sözleşmelerine etkisine ilişkin uygulamanın,
4054 sayılı Kanun ve bu kanuna dayanılarak çıkarılan ikincil düzenlemeler çerçevesinde
Kurul’un ve mahkemelerin vermiş olduğu çok sayıda kararla şekillendiği ve istikrar
kazandığı görülmektedir. Bu uygulamanın öncesinde ise çok daha uzun süreli intifa
haklarının ve tapuya şerh edilmiş kira sözleşmelerinin sektörde bulunduğu, ancak mezkur
kararlar sonrasında istisnalar haricinde en fazla beş yılla sınırlı olarak intifa haklarının
tanınabildiği veya kira sözleşmelerinin tapuya şerh edilebildiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla
mevcut durumda intifa haklarının veya tapuya şerh edilmiş kira sözleşmelerinin rekabeti
ortadan kaldırma olanağının bulunmadığı ve ANADOLU’nun, dağıtıcıların intifa yoluyla
rekabeti sınırlandırdığı iddiasının reddedilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
I.4.1.2.2. Kanun’un 4. Maddesinin (f) Bendi Bağlamında Değerlendirme
(64) İntifa hakkını kötüye kullanmak suretiyle bayilerinin kendileri veya kendilerinin göstereceği
LPG dağıtım şirketleri dışında kalan şirketlerden otogaz LPG tedarikini engelleyerek
sözleşme serbestisini ve rekabeti haksız olarak sınırlamak yoluyla 4054 sayılı Kanun'u
kapsamın ihlal ettiği iddiasının rekabet hukukunda “bağlama” olarak adlandırılan kavram
çerçevesinde incelenmesi gerekmektedir.
(65) Bir mal veya hizmetin alımının başka bir mal veya hizmetin alımı şartına bağlanması,
rekabet hukukunda bağlama olarak adlandırılmaktadır. 4054 sayılı Kanun’un 4.
maddesinde, belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti
engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut
doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs
birliklerinin bu tür karar ve eylemlerinin hukuka aykırı ve yasak olduğu belirtildikten sonra,
maddenin ikinci fıkrasının (f) bendinde, “anlaşmanın niteliği veya ticarî teamüllere aykırı
olarak, bir mal veya hizmet ile birlikte diğer mal veya hizmetin satın alınmasının zorunlu
kılınması veya aracı teşebbüs durumundaki alıcıların talep ettiği bir malın ya da hizmetin
diğer bir mal veya hizmetin de alıcı tarafından teşhiri şartına bağlanması ya da arz edilen
bir mal veya hizmetin tekrar arzına ilişkin şartların ileri sürülmesi” rekabeti bozucu anlaşma
ve uyumlu eylemlere örnek olarak gösterilmektedir.
18-02/20-10
21/31
(66) Bağlama uygulamasının 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında bir sınırlama olarak
kabul edilebilmesi için, bağlayan ve bağlanan ürünlerin iki ayrı ürün pazarına ait olması ve
birlikte satın alınmasının şart koşulması gerekmektedir. Bununla birlikte, ürünün sahibinin
aynı zamanda “bağlayan” ürünün de sağlayıcısı olması zorunlu değildir. Ancak 4054 sayılı
Kanun’un 4. maddesindeki hükümden, yasaklanan hususun tek başına bağlama faaliyeti
olmadığı, ihlalin tespiti için “anlaşmanın niteliğine” veya “ticari teamüllere” aykırı olmak
hususlarından en az birinin gerekli olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle, bağlamaya ilişkin
olarak 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında yapılacak değerlendirmelerde iki ayrı
ürün pazarına ait ürün olup olmadığı ve birinin alımının diğerinin de alımı şartına bağlanıp
bağlanmadığının tespitinin -bir başka deyişle bağlamanın gerçekleşip gerçekleşmediği
tespitinin- yanı sıra anlaşmanın niteliği veya ticari teamüller gereği ürünlerin birlikte
satılmasının gerekip gerekmediği de incelenmelidir.
(67) İlgili ürün pazarına ilişkin açıklamalarda beyaz ürünler olarak adlandırılan akaryakıt ürünleri
ile otogaz LPG’nin ayrı ilgili ürün pazarlarında yer aldığı açıklanmıştır. Ayrıca hem hakkında
soruşturma yürütülen hem de sektörde faaliyet gösteren diğer teşebbüslerden talep edilen
bilgi ve belgelerin incelenmesinden, bayilik sözleşmelerinde bağlamaya ilişkin hükümlerin
bulunduğu tespit edilmiştir. Bu nedenle, bağlayan ve bağlanan ürünlerin iki ayrı ürün
pazarına ait olması koşulunun gerçekleşmesinin yanı sıra, bu ürünlerin birlikte satın
alınmasının da şart koşulduğu sonucuna varılmıştır.
(68) 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi ikinci fıkrasının (f) bendinde, söz konusu eylemlerin ihlal
olarak değerlendirilebilmesi bakımından öngörülen bir diğer koşul, bağlama eyleminin
“anlaşmanın niteliğine” aykırı olmasıdır. Bu çerçevede ilk olarak, farklı ürün pazarlarında
yer alsalar dahi akaryakıt ürünü alımının diğer bir ürün olan otogaz LPG alımına
bağlanmasının gerekçelerinin neler olduğu değerlendirilmiştir.
(69) Soruşturma kapsamında hakkında soruşturma yürütülen teşebbüsler ile sektörde faaliyet
gösteren diğer teşebbüslerden, söz konusu bağlama uygulamasının gerekçelerine ilişkin
bilgiler talep edilmiştir. Bağlama uygulamasına ilişkin olarak belirtilen gerekçelerden ilki,
akaryakıt dağıtım şirketlerinin genellikle istasyonun kurulu olduğu taşınmaz üzerinde intifa
hakkına ve dolayısıyla taşınmaz üzerinde kullanma ve yararlanma haklarına sahip olduğu,
bu nedenle tesiste gerçekleştirilen işlemleri denetlemek istemesinin makul olduğu
hususudur. Keza istasyona esas olarak akaryakıt dağıtım şirketi tarafından yatırım
yapılmakta, intifa hakkı tesisi için ödenen bedel de bu yatırımın içerisinde yer almakta,
dolayısıyla istasyonda satılan otogaz LPG bakımından toplam dağıtım marjının
bölüşülmesinde akaryakıt dağıtım şirketine de pay verilebildiği görülmektedir7.
(70) Sözleşmelerdeki bağlama hükmünün gerekliliğine ilişkin olarak ileri sürülen bir diğer
gerekçe ise güvenlik ve kaçakçılıkla mücadeledir. Akaryakıt dağıtım firmaları, otogaz
LPG'nin akaryakıta nazaran daha tehlikeli bir ürün olduğunu, otogaz istasyonlarının genel
olarak akaryakıt istasyonu içerisinde bulunması nedeniyle olası tehlikeli eylem ve kazanın
akaryakıt satış ünitesini etkilemesi ihtimalinin bulunduğunu, LPG’de teknik kriterler ve
güvenlik önlemlerinin alınmasının hayati önemi haiz olduğunu belirtmiş ve bazı LPG
dağıtıcılarının asgari emniyet standartları ile akaryakıt dağıtıcısının standartlarının
uyuşmaması riskinin bulunduğunu ifade etmişlerdir. Bu nedenle, akaryakıt ve LPG’nin
birbirine bağlanmasının sağlık, emniyet, çevre güvenlik kurallarının standardizasyonu
amacıyla gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır.
7 Bu konuda bir örnek için bkz. Kurul’un 16.11.2016 tarih ve 16-39/659-294 sayılı Aygaz kararı, para. 172-
174.
18-02/20-10
22/31
(71) Kurumumuza gelen bilgilerde yer verilen bir diğer husus ise bağlama uygulaması ile marka
imajının korunmasının amaçlandığıdır. Akaryakıt istasyonlarında, akaryakıt dağıtıcısının
marka ve logosu kullanılmakta ve bir nevi akaryakıt dağıtıcısının kurumsal kimliği altında
otogaz satışı yapılmaktadır. Bu nedenle, nihai tüketicilerin LPG ve akaryakıt ayrımı
yapmaksızın hizmet kalitesini eş değer tuttuğu ve LPG satış hedeflerinin
gerçekleştirilmesinde veya ürün kalitesinde yaşanan sıkıntılardan dolayı akaryakıt şirketini
sorumlu tuttuğu belirtilmektedir. Bu nedenle akaryakıt dağıtım şirketleri, marka imajlarını
ve kurumsal kimliklerini koruyabilmek adına kalitesine güvendikleri ve aynı istasyonda
uyum içerisinde çalışabileceklerine inandıkları LPG dağıtıcıları ile çalışmak istemektedirler.
(72) Akaryakıt istasyonuna yapılacak yatırımların akaryakıt dağıtıcıları tarafından karşılandığı,
bu yatırımları teminat altına alabilmek için istasyonun bulunduğu taşınmaz üzerinde intifa
hakkı tesis edildiği ve böylelikle akaryakıt dağıtım şirketinin taşınmaz üzerinde kullanma ve
yararlanma haklarına sahip olduğu, bu yatırımlar nedeniyle istasyonda satılan otogaz LPG
bakımından toplam dağıtım marjının bölüşülmesinde akaryakıt dağıtım şirketine de pay
verilebildiği, satış hedeflerinin gerçekleştirilebilmesi ve marka imajının korunabilmesi için
dağıtıcıların markası altında sunulan otogaz LPG hizmetinin de akaryakıt hizmetiyle aynı
kalitede sunulmasının gerekliliği, sektörel mevzuat bakımından uyulması gereken kaçak ve
uygunsuz satışın önlemesi ile güvenlik önlemlerinin alınması gerekliliği nedeniyle akaryakıt
dağıtıcılarının kontrolü ve rızası dışında bir başka teşebbüsün aynı istasyonda LPG satışı
gerçekleştirmesinin bu anlaşmaların niteliğine uygun olmayacağı değerlendirilmektedir.
Dolayısıyla akaryakıt bayilik sözleşmelerindeki bağlama hükmünün, bu anlaşmaların
niteliğinden kaynaklandığı sonucuna varılmaktadır.
(73) 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinin ikinci fıkrasının (f) bendinde, söz konusu eylemlerin
ihlal olarak değerlendirilebilmesi bakımından öngörülen bir diğer şart ise bağlama
eyleminin “ticari teamüllere” aykırı olmasıdır. Türk Ticaret Kanunu’nun 2. maddesinde;
“Kanunda aksine bir hüküm yoksa, ticari örf ve âdet olarak kabul edildiği
belirlenmedikçe, teamül, mahkemenin yargısına esas olamaz. Ancak, irade
açıklamalarının yorumunda teamüller de dikkate alınır.
Bir bölgeye veya bir ticaret dalına özgü ticari örf ve âdetler genel olanlara üstün tutulur.
İlgililer aynı bölgede değillerse, kanunda veya sözleşmede aksi öngörülmedikçe, ifa
yerindeki ticari örf ve âdet uygulanır.
Ticari örf ve âdet, tacir sıfatını haiz bulunmayanlar hakkında ancak onlar tarafından
bilindiği veya bilinmesi gerektiği takdirde uygulanır.”
hükmü yer almaktadır. Bu bakımdan ticari teamüller, belirli bir sektörde ticari faaliyet
yürütenler tarafından belirli bir konu karşısında geçmişten gelen, genel kabul görmüş ve
kesintisiz olarak uygulanan davranış biçimleri ya da eylemler olarak tanımlanabilir.
Dolayısıyla her ne kadar ticari teamüller Oda Meclisleri tarafından tespit edilse de bir
eylemin ticari teamüllere aykırılığının ortaya konulabilmesi bakımından, ele alınan konuya
ilişkin olarak ilgili sektördeki geçmişten gelen ve genel kabul görmüş bir uygulamanın var
olup olmadığının incelenmesinin yeterli olacağı değerlendirilmektedir.
18-02/20-10
23/31
(74) Dosya kapsamında dağıtıcıların bayileri ile yapmış oldukları sözleşmelerde otogaz LPG’nin
de kendilerinden veya kendileri tarafından belirlenen üçüncü kişilerden tedarik edileceğine
ilişkin hükümlerin sektörde ticari teamül olarak yer alıp almadığının tespiti için pazar payı
en büyük 16 dağıtıcıdan 2008-2017 yılları arasında, toplam akaryakıt bayilik sözleşmesi
sayısı, LPG’nin de münhasıran şirket veya şirketin göstereceği üçüncü bir teşebbüsten
alınmasını öngören sözleşme hükmünün yer almadığı bayilik sözleşmelerinin sayısı ve
şirket ile aynı teşebbüs bünyesinde yer almayan LPG dağıtım şirketiyle çalışan akaryakıt
bayisi sayısı istenmiştir.
(75) Bu kapsamda teşebbüslerden (…..), (…..), (…..) ve (…..) kendilerinin veya aynı ekonomik
bütünlük içerisinde yer alan bir başka şirketin LPG dağıtımı yapmadığı anlaşılmıştır. Diğer
şirketlerin ise ya kendi sahip oldukları lisans ya da ekonomik bütünlük içerisinde
bulundukları bir başka şirketin sahip olduğu LPG lisansı ile LPG dağıtımı pazarında faaliyet
gösterdiği görülmüştür. (…..), (…..), (…..), (…..), (…..), (…..), (…..), (…..), (…..), (…..) ve
(…..) hem önceki tarihli hem de mevcut durumda sözleşmelerinde bağlama hükmünün
bulunduğu anlaşılmıştır. (…..) 2008 yılı sözleşmelerinde söz konusu hükmün bulunmadığı,
2009 ve sonrasında sözleşmelere bağlama hükmünün konmaya başlandığı ve mevcut
durumda sözleşmelerde söz konusu hükme yer verildiği, benzer şekilde (…..), (…..) 8 ve
(…..) ise 2008 yılındaki sözleşmelerinde bağlama hükmünün yer almadığı fakat güncel
sözleşmelerinde bu hükmün bulunduğu görülmüştür. (…..) hem 2008 yılındaki hem de
güncel sözleşmelerinde bu hükme rastlanılmamıştır. Ancak (…..) LPG ve akaryakıt
sözleşmelerini ayrı olarak akdetmeyi tercih ettiği, üçüncü bir dağıtım şirketi ile çalışan bayi
sayısının toplam bayi sayısına oranının 2008’de (…..) iken 2010’da (…..) ve 2013’de (…..)
düştüğü görülmüştür. Dolayısıyla sözleşmelerde bulunmasa da, iki farklı sözleşme
yapılması suretiyle pazarda oluşan sonucun fiili bir bağlamanın varlığına işaret ettiği
söylenebilecektir. Yine (…..) bakımından da söz konusu oranların (…..) üzerine çıkmadığı
anlaşılmaktadır.
(76) Bu bilgiler çerçevesinde, pazarda faaliyet gösteren en büyük on altı dağıtıcının çok büyük
bir bölümünün sözleşmelerinde bağlama hükmünün bulunduğu değerlendirilmektedir. Söz
konusu dağıtım şirketlerinin, satış miktarı bakımından sahip olduğu toplam pazar payının
benzinde %95 ve motorinde %90 olduğu göz önüne alındığında, bağlama hükmünün
piyasada oldukça yaygın bir şekilde uygulandığı sonucuna varılmaktadır.
(77) Teşebbüslerden edinilen bilgiler çerçevesinde pazarda üçüncü bir LPG dağıtıcısı ile çalışan
bir başka deyişle akaryakıt dağıtıcısının kendisi veya ekonomik bütünlük içerisinde yer
aldığı teşebbüs dışındaki bir başka LPG dağıtıcısı ile çalışan bayi sayıları da incelenmiştir.
Bu bağlamda özellikle (…..) gibi şirketlerin bayilerinin üçüncü bir LPG dağıtım firması ile
sıklıkla çalışmadığı, ancak (…..) gibi dağıtıcıların bayilerinin ise çoğunlukla farklı bir LPG
firması ile çalıştıkları anlaşılmaktadır.
8 Bunula birlikte (…..) tüm bayilik Protokollerinde bu hükme yer verilmiştir.
18-02/20-10
24/31
(78) Pazarın genelinde akaryakıt dağıtıcısı dışında farklı bir LPG dağıtıcısı ile çalışan bayi
sayısına ise aşağıdaki tabloda yer verilmiştir. 2017 yılında pazardaki bayilerin (…..) kendi
akaryakıt dağıtıcılarından farklı bir LPG dağıtıcısı ile çalıştığı; (…..) ise akaryakıt dağıtım
şirketinden veya onunla aynı ekonomik bütünlük içerisindeki şirketten LPG tedariki yaptığı
anlaşılmaktadır. Dolayısıyla pazarın genelinde bayilerin, akaryakıt dağıtım şirketlerinden
veya onlarla aynı ekonomik bütünlük içerisindeki şirketlerden LPG tedariki yaptığı
anlaşılmaktadır.
Tablo 1: Üçüncü Bir Teşebbüsten LPG Tedariki Gerçekleştiren Bayi Sayısının Pazardaki Toplam Bayiler
İçindeki Yeri 9
Yıl Üçüncü Bir LPG Dağıtıcısı ile Çalışan Bayi Sayısı
Toplam Bayi
Sayısı
Üçüncü Bir LPG Dağıtıcısıyla Çalışan
Bayilerin Toplam Bayiler İçindeki Oranı (%)
2008 (…..) (…..) (…..)
2009 (…..) (…..) (…..)
2010 (…..) (…..) (…..)
2011 (…..) (…..) (…..)
2012 (…..) (…..) (…..)
2013 (…..) (…..) (…..)
2014 (…..) (…..) (…..)
2015 (…..) (…..) (…..)
2016 (…..) (…..) (…..)
2017 (…..) (…..) (…..)
Genel Toplam (…..) (…..) (…..)
Kaynak: Teşebbüslerden Gelen Bilgiler
(79) Bu bilgiler ışığında akaryakıt bayilik sözleşmelerinde, doğrudan veya dolaylı olarak, her
türlü petrol ürününün dağıtıcıdan yahut duruma göre onun belirleyeceği üçüncü kişilerden
tedariğini öngören hükümlere yer verilmesinin oldukça yaygın olduğu, dolayısıyla dağıtım
firmalarının öteden beri süre gelen genel bir uygulama olarak kullandıkları, bir başka
ifadeyle bu uygulamanın ticari teamül haline geldiği, bu çerçevede şikayete konu
hususların 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinin ikinci fıkrasının (f) bendinde sayılan diğer
unsur olan ticari teamüllere aykırılık da taşımadığı kanaatine varılmaktadır.
I.4.1.2.3. 2002/2 sayılı Tebliğ ve Dikey Kılavuz Bağlamında Rekabet Etmeme
Yükümlülüğü ve Bağlama Hükmünün Değerlendirilmesi
(80) Yukarıda da açıklandığı üzere, şikayet konusu hususların 4054 sayılı Kanun’un 4.
maddesinin ikinci fıkrasının (f) bendini ihlal eder nitelikte uygulamalar olmadığı sonucuna
ulaşılmıştır. Bununla beraber, dağıtıcılar ile bayiler arasında yapılan bu anlaşmaların dikey
anlaşma niteliğinde olmaları sebebiyle, söz konusu anlaşmaları grup muafiyetinin kapsamı
dışına çıkaran bir husus olup olmadığının değerlendirilmesi yerinde olacaktır.
9 Söz konusu hesaplamada, tüm bayilerin aynı zamanda LPG satışı da yaptığı zımnen kabul edilmektedir.
Günümüzde bayilerin büyük bir kısmının akaryakıt yanında LPG satışı yaptığı dikkate alındğında söz konusu
varsayımın yaratacağı sapmanın ihmal edilebilir boyutta olduğu değerlendirilmektedir.
18-02/20-10
25/31
(81) 2002/2 sayılı Tebliğ’in 2. maddesinde; “Üretim veya dağıtım zincirinin farklı seviyelerinde
faaliyet gösteren iki ya da daha fazla teşebbüs arasında belirli mal veya hizmetlerin alımı,
satımı veya yeniden satımı amacıyla yapılan anlaşmalar -dikey anlaşmalar- bu Tebliğde
belirtilen koşulları taşıması kaydıyla, Kanunun 4 üncü maddesindeki yasaklamadan
Kanunun 5 inci maddesinin üçüncü fıkrasına dayanılarak grup olarak muaf tutulmuştur”
hükmü yer almaktadır. Sağlayıcı ile alıcı arasındaki belirli mal veya hizmetlerin alım, satım
veya yeniden satımına ilişkin anlaşmalar söz konusu hüküm uyarınca dikey anlaşma olarak
nitelendirilecektir. Dolayısıyla dikey anlaşma kapsamında hangi mal ve hizmetlerin
satılacağı ve/veya teşhir edileceği, sağlayıcı ile alıcı arasındaki anlaşma hükümlerine göre
belirlenecektir.
(82) Soruşturmaya konu teşebbüslerden (…..) bayileri ile imzalamış olduğu 2008 yılına ait
standart istasyonlu bayilik sözleşmelerinin “Satışlar” başlıklı 4. maddesinde; “bayi, işbu
bayilik sözleşmesi hükümleri altında yukarıda belirtilen satış yerinde münhasıran (…..)
ve/veya nakliye masrafı kendisine ait olmak üzere, (…..) belirleyeceği yerden satın alacağı
akaryakıt, LPG, madeni yağlar ve (…..) tarafından üretimi ya da dağıtımı yapılan diğer
malları, evsafını değiştirmeden, kesintisiz olarak satmayı, bulundurmayı, teşhir etmeyi…,
bu yerlerde (…..) tarafından tespit ve tayin olunacak şirketlerin malları dışında başkaca
hakiki veya hükmi şahısların mallarını hiçbir şekilde satmamayı, bulundurmamayı ve teşhir
etmemeyi kabul ve taahhüt etmiştir” şeklinde hüküm yer almaktadır. (…..) tarafından
Kururumumuza gönderilen cevabi yazının ekinde yer alan istasyonlu bayilik
sözleşmelerinin “Satışlar ve Ürünler” başlıklı 4. maddesinde; “Bayi, Istasyon'da akaryakıt,
madeni yağ ile sınırlı olmamak üzere (…..) tarafından üretimi ya da dağıtımı yapılan her
türlü ürünü (söz konusu ürünler bundan sonra 'Ürünler’ olarak anılacaktır) teşhir etmeyi,
sağlamayı ve satmayı kabul ve taahhüt eder. (…..) tarafından üretilmesi ya da dağıtılması
halinde Ürünler, münhasıran (…..) ya da (…..) yönlendirdiği herhangi bir yerden, masrafları
Bayi'ye ait olmak üzere, satın alınacaktır.” hükmünün yer aldığı görülmektedir10.
(83) (…..) bayileri ile akdettiği akaryakıt bayilik sözleşmesinin “Bayinin Yükümlülükleri” başlıklı
5. maddesinde “Bayi, (…..) ikmal noktaları dışında Akaryakıt ve ürün ikmal etmemeyi, (…..)
dışındaki başka dağıtıcı şirketlerden, bunların bayilerinden ve sair üçüncü kişilerden
Akaryakıt, madeni yağlar ve (…..) üretimini, dağıtımını ya da tedarikini yaptığı mallara
muadil başkaca mallar almamayı ve (…..) aldığı Akaryakıt ve Ürünleri (…..) ve başka
dağıtım şirketlerinin bayilerine satmamayı kabul ve taahhüt eder.” hükmü yer almaktadır.
(84) (…..) bayileri ile imzaladığı akaryakıt bayilik sözleşmesinin “Satılacak Mallar” başlıklı 1.
maddesinde: “müştemilatında münhasıran ŞİRKETden veya ŞİRKETin tayin edeceği
mahalden alacağı Akaryakıt (Benzin, Gaz, Motorin) ile Madeni Yağlar ve konusuna uygun
diğer malları bulundurmayı, teşhir etmeyi ve satmayı taahhüt eder. (...) BAYİ, akaryakıt
istasyonunda ŞİRKETden temin edeceği akaryakıt ve madeni yağ ürünleri haricinde başka
bir kaynaktan elde edeceği mal bulundurmamayı ve başka bir iş ile iştigal etmemeyi de
peşinen kabul ettiğtrıden işbu "BAYİLİK SÖZLEŞMESİ" imzalanmıştır.” şeklinde hüküm yer
almaktadır.
10 Söz konusu yazı ekinde yer alan bir diğer sözleşme örneğindeki hüküm ise; “(…) yukarıda belirtilen satış
yerinde münhasıran (…..) ve/veya nakliye masrafı kendisine ait olmak üzere, (…..) belirleyeceği yerden satın
alacağı akaryakıt, madeni yağlar ve (…..) tarafından üretimi ya da dağıtımı yapılan diğer malları, evsafını
değiştirmeden, kesintisiz olarak satmayı (…)” şeklindedir.
18-02/20-10
26/31
(85) Bu kapsamda, yukarıda yer verilen hükümlerde getirilen rekabet etmeme yükümlülükleri ile
mevcut soruşturmanın konusunu teşkil eden ve istasyonların akaryakıt ile birlikte otogaz
LPG’yi de dağıtım şirketlerinin belirleyeceği yerden satın almasına yönelik bağlama
hükümlerinin 2002/2 sayılı Tebliğ’e uygunluğunun değerlendirilmesi gerekmektedir.
(86) 2002/2 sayılı Tebliğ’in 2. maddesinde; söz konusu Tebliğ ile tanınan muafiyetten
yararlanabilmek için %40’lık bir pazay payı eşiği getirilmiştir. Bu çerçevede aşağıdaki
tablolarda yer verildiği üzere ilgili pazarlardaki payları %40’ın altında bulunan POAŞ, TPPD
ve MİLAN PETROL’ün bayileri ile imzaladıkları sözleşme örnekleri incelendiğinde,
sözleşme sürelerinin beş yıl ile sınırlandığı ve sürelerinin beş yıl daha uzatılmasının
tarafların mutabakatına bağlandığı anlaşılmaktadır.
(87) Öte yandan sözleşmelerde yer alan bağlama hükümlerine ilişkin olarak Dikey Kılavuz’un
208. paragrafında, “Sağlayıcının bir ürünün satışında farklı bir ürünün kendisinden veya
kendi belirlediği bir başkasından satın alınması koşulu getirmesine bağlama denir. …
Bağlama ayrıca bağlanan ürün açısından tek marka türü bir yükümlülüğe yol açmışsa bu
takdirde Kanun’un 4. maddesi çerçevesinde bir dikey sınırlama da oluşturabilir.” ifadeleri
yer almaktadır. Yine Dikey Kılavuz’un 211. paragrafında, “Bağlama yükümlülüğünü içeren
dikey anlaşmalar Tebliğ’in 2. maddesinin ikinci fıkrası gereğince sağlayıcının pazar payı
hem bağlanan ürün hem de bağlayan ürün bakımından % 40’ı aşmadığı takdirde ve
Tebliğ’de belirtilen koşulları taşıması kaydıyla grup muafiyetinden yararlanabilmektedir.
Bağlama rekabet etmeme, bağlayan ürün bakımından miktar zorlama veya münhasır satın
alma gibi diğer Tebliğ’de yasaklanmayan dikey sınırlamalarla birlikte kullanılabilir.” şeklinde
bir açıklama bulunmaktadır. Bu çerçevede hem bağlayan ürün (benzin ve motorin), hem
de bağlanan ürün (otogaz LPG) bakımından da pazar paylarının incelenmesi
gerekmektedir.
(88) Aşağıdaki tablolarda 2008-2016 yılları arasında beyaz akaryakıt ürünleri olan benzin ve
motorinin yanı sıra otogaz LPG ürünlerinde dağıtıcı lisansı sahiplerinin yıllara göre pazar
paylarına yer verilmektedir:
Tablo 2: 2008-2016 Yıllarında Dağıtım Şirketlerinin Benzin Ürünündeki Pazar Payları (%)
BENZİN 2008 2009 2010 2011 2012 2013 2014 2015 2016
POAŞ 25,10 23,86 23,10 21,40 21,60 21,90 21,32 20,15 17,22
OPET 16,10 16,66 18,50 19,00 19,60 20,50 20,67 21,58 22,31
SHELL & TURCAS 29,60 28,75 28,50 25,90 24,20 24,30 24,07 24,83 25,03
BP 14,80 14,98 13,60 12,00 11,60 11,70 11,55 11,29 11,22
TOTAL 6,20 5,89 5,30 5,10 5,20 5,30 5,15 5,28 5,24
TPPD 0,20 0,21 0,20 0,40 0,80 1,10 1,53 2,13 2,54
AYTEMİZ 0,30 1,20 1,60 1,80 1,79 2,02 2,90
LUKOİL – AKPET 2,10 2,32 2,30 2,50 2,40 2,70 3,10 ~ 3,50 ~ 3,10
ALTINBAŞ 1,40 1,58 1,40 1,30 1,20 1,10 1,12 1,20 1,17
KADOİL 0,20 0,29 0,40 0,60 0,70 0,70 0,87 MİLAN PETROL 1,10 1,14 1,00 1,30 1,40 1,40 1,46 1,29 1,38
TERMOPET 0,20 0,33 0,40 0,60 0,70 0,70 0,74 TURKUAZ 0,50 0,57 0,60 0,60 0,70 0,60 0,71 TECO 0,40 0,50 0,50 0,60 0,56 BALPET 0,30 0,30 0,50 0,70 0,80 0,80 0,74 S – OİL 0,10 0,22 0,30 0,40 0,50 0,60 0,54 Kaynak: EPDK Petrol Piyasası Sektör Raporları (2008-2016)
18-02/20-10
27/31
Tablo 3: 2008-2016 Yıllarında Dağıtım Şirketlerinin Motorin Ürünündeki Pazar Payları (%)
MOTORİN 2008 2009 2010 2011 2012 2013 2014 2015 2016
POAŞ 27,80 26,38 25,00 23,90 22,70 23,20 26,43 25,20 22,55
OPET 14,60 16,10 16,20 17,10 16,90 17,80 18,11 16,79 16,66
SHELL & TURCAS 20,60 18,81 18,60 17,30 16,40 16,90 18,01 16,21 16,24
BP 12,80 10,96 10,30 9,10 8,50 8,60 9,23 8,59 9,06
TOTAL 5,70 5,68 5,90 5,40 6,30 5,40 3,50 5,98 5,89
TPPD 0,40 1,77 1,90 1,70 3,00 2,90 3,83 2,91 3,25
AYTEMİZ 0,30 1,40 1,90 2,00 1,65 2,34 3,56
LUKOİL – AKPET 3,35 3,80 3,50 3,20 3,30 1,61 ~ 3,92 ~ 3,65
ALTINBAŞ 2,50 2,88 3,00 3,10 2,40 1,80 0,46 2,06 2,15
KADOİL 0,70 0,89 1,30 1,50 1,60 1,50 1,39 1,91 1,97
MOTORİN 2008 2009 2010 2011 2012 2013 2014 2015 2016
MİLAN PETROL 1,40 1,57 1,50 1,80 2,30 1,80 1,79 1,61 1,68
TERMOPET 0,60 0,89 0,90 1,10 1,60 1,30 1,32 1,28 1,38
TURKUAZ 1,20 1,37 1,20 1,20 1,20 1,40 1,45 1,53 1,41
TECO 0,80 0,90 1,00 1,00 1,11 1,24 1,31
BALPET 0,80 1,06 1,30 1,40 1,50 1,40 1,26 S – OİL 0,70 0,73 0,90 1,00 1,10 1,10 1,16 1,02 1,11
Kaynak: EPDK Petrol Piyasası Sektör Raporları (2008-2016)
(89) Yukarıdaki tablolarda benzin ve motorin pazarlarında teşebbüslerin ilgili yıllarda elde
ettikleri pazar payları incelendiğinde, teşebbüslerin çoğunun yıllar içerisinde pazar
paylarının aşağı yukarı benzer seviyelerde seyrettiği ve %40’lık pazar payı seviyesini
aşmadığı görülmektedir.
Tablo 4: 2008-2016 Yıllarında Dağıtım Şirketlerinin Otogaz LPG Ürünündeki Pazar Payları (%)
OTOGAZ LPG 2008 2009 2010 2011 2012 2013 2014 2015 2016
AYGAZ 23,51 23,85 23,22 22,85 23,03 24,08 24,24 25,31 25,20
POAŞ 4,32 14,59 15,29 14,90 14,89 15,57 15,42 14,03 12,70
SHELL&TURCAS 10,98 10,94 11,17 11,15 11,33 12,3 12,15 11,94 12,35
MİLANGAZ 14,59 5,00 6,18 7,50 8,12 8,68 8,63 8,36 7,86
BP 7,26 6,33 6,32 6,02 6,14 6,22 6,26 5,92 6,44
İPRAGAZ 6,19 5,50 8,90 6,76 7,09 7,13 7,12 7,33 5,71
TOTAL11 6,19 5,37 4,79 4,46 4,18 4,22 4,21 4,17 3,88
AYTEMİZ 0,30 1,74 2,46 2,72 2,71 2,83 3,70
AKPET 3,78 3,78 3,91 4,11 3,55 3,35 3,81 3,57 3,10
GÜVENAL 2,40 2,83 2,80 2,53 2,33 2,24 2,22 2,95 2,33
Kaynak: EPDK LPG Piyasası Sektör Raporları (2008-2016)
11 Kurul’un 14.01.2016 tarihli ve 16-02/28-7 sayılı kararıyla Total’in otogaz faaliyetlerinin Demirören Grubu’na
devrine izin verilmiştir.
18-02/20-10
28/31
(90) Benzer şekilde otogaz LPG pazarında da teşebbüslerin pazar paylarının yıllar içerisinde
benzer bir eğilim izlediği, yine piyasadaki teşebbüslerin herhangi birinin %40 pazar payı
seviyesini aşmadığı görülmektedir.
(91) Bu çerçevede, bayilik anlaşmalarının dikey nitelikte anlaşma oldukları ve piyasada
sağlayıcı pozisyonundaki dağıtım firmalarının ilgili pazarlarda12 %40 pazar payı eşiğini
aşmadıkları göz önüne alındığında, bu anlaşmalardaki rekabet etmeme yükümlülüklerine
ilişkin hükümler ile mevcut soruşturmanın konusunu teşkil eden ve istasyonların akaryakıt
ile birlikte otogaz LPG’yi de dağıtım şirketlerinin belirleyeceği yerden satın almasına yönelik
bağlama hükümlerinin, 2002/2 sayılı Tebliğ’e aykırı olmadıkları sonucuna ulaşılmaktadır.
I.4.2. 4054 Sayılı Kanun’un 6. Maddesi Kapsamındaki İddialara İlişkin Değerlendirme
(92) Bağlama uygulamaları 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinin yanı sıra 6. maddesi
kapsamında da ele alınabilmektedir. Zira 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesinin ikinci
fıkrasının (c) bendinde “Bir mal veya hizmetle birlikte, diğer mal veya hizmetin satın
alınmasını veya aracı teşebbüsler durumundaki alıcıların talep ettiği bir malın veya
hizmetin, diğer bir mal veya hizmetin de alıcı tarafından teşhiri şartına bağlanması …,”
hükmü yer almaktadır. Dolayısıyla şikayete konu bağlama uygulamaları da hakim durumun
kötüye kullanılması hallerinden biri olarak sayılmıştır. Keza Dikey Kılavuz’un 208.
paragrafında da, “Bağlama yükümlülüğü hakim durum söz konusu olduğu zaman 4054
sayılı Kanun’un 6. maddesi kapsamında bir kötüye kullanma olarak nitelendirilebilir.” ifadesi
yer almaktadır.
(93) 4054 sayılı Kanun’un “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinde hâkim durum, “Belirli bir piyasadaki
bir veya birden fazla teşebbüsün, rakipleri ve müşterilerinden bağımsız hareket ederek
fiyat, arz, üretim ve dağıtım miktarı gibi ekonomik parametreleri belirleyebilme gücü,” olarak
tanımlanmıştır. Hâkim durumun tespitinde temel olarak dikkate alınacak ölçütler ilgili
teşebbüssün ve rakiplerinin pazardaki konumu, pazara girişin veya pazarda büyümenin
önünde engeller bulunup bulunmadığı ve ilgili pazarlarda müşterilerin alıcı gücüne sahip
olup olmadıkları hususlarıdır.
(94) İncelenen teşebbüslerin ve rakiplerin ilgili pazarlardaki konumu bakımından en önemli
gösterge, söz konusu teşebbüslerin ilgili pazarlarda sahip oldukları pazar paylarıdır. Hakim
Durumdaki Teşebbüslerin Dışlayıcı Kötüye Kullanma Niteliğindeki Davranışlarının
Değerlendirilmesine İlişkin Kılavuz’un (Hakim Durum Kılavuzu) 12. paragrafında hakim
durum analizlerinde esas alınacak pazar payı eşiğine ilişkin olarak ise; “Bir teşebbüsün
hâkim durumda bulunduğuna dair delil teşkil eden belirli bir pazar payı eşiği yoktur. Bununla
birlikte, aksini gösterecek bir durum söz konusu değilse, Kurul’un yerleşik uygulamasında
%40’ın altında pazar payına sahip olan teşebbüslerin hâkim durumda olması ihtimalinin
düşük olduğu kabul edilmekte, bu düzeyin üzerindeki pazar payına sahip olan teşebbüsler
bakımından ise daha detaylı bir incelemeye gidilmektedir.” ifadelerine yer verilmektedir.
(95) Bu noktada, hakkında soruşturma yürütülen teşebbüslerin bağlama uygulaması
çerçevesinde “bağlayan ürün” pazarında hakim durumda olup olmadıklarının tespit
edilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla ilgili teşebbüslerin benzin ve motorin olmak üzere
beyaz ürünlerin dağıtımında elde ettikleri pazar payları incelenmelidir.
12 Dosya kapsamında 2002/2 sayılı Tebliğ’e ilişkin olarak yapılan değerlendirmeler, soruşturma kapsamındaki
iddialara ilişkin ürünler özelinde yapılmıştır.
18-02/20-10
29/31
(96) Önceki bölümde yer verilen pazar payları verileri incelendiğinde 2008 yılından bu yana ilgili
ürün pazarlarında piyasada %40’ın üzerinde pazar payına sahip olan teşebbüs
bulunmamaktadır. Bu durum hakkında soruşturma yürütülen teşebbüsler olan POAŞ,
TPPD ve MİLAN PETROL için de geçerlidir. Söz konusu teşebbüsler arasında en yüksek
pazar payına sahip olan POAŞ’ın benzin ürününde 2008-2016 yılları arasında elde ettiği
en yüksek pazar payı %25,1 ile 2008 yılında gerçekleşirken, 2016 yılında elde ettiği pazar
payı ise %17,22 olmuştur. POAŞ’ın motorin pazarında elde ettiği pazar payı 2008 yılında
%27,8, 2016’da ise %22,55 olarak gerçekleşmiştir. TPPD ve MİLAN PETROL’ün benzin
ve motorin pazarlarındaki pazar payları yıllar itibarıyla %4’ün altındaki seviyelerdedir.
Bunun yanı sıra, pazarda faaliyet gösteren pek çok dağıtıcının olduğu, bunların arasında
SHELL, OPET ve BP gibi marka imajı güçlü şirketlerin de bulunduğu görülmektedir.
Dolayısıyla ilgili teşebbüslerin pazar payları ve rakiplerin konumları dikkate alındığında
şikayete konu teşebbüslerin ilgili pazarlarda hakim durumda olmadıkları
değerlendirilmektedir.
(97) Bu çerçevede şikayet konusu hususların 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi anlamında
hakim durumun kötüye kullanılması olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır.
I.4.3. Teşebbüslerin Savunmaları ve Değerlendirilmesi
I.4.3.1. POAŞ
(98) POAŞ tarafından yapılan savunmalarda özetle; bağlama uygulamalarının genellikle 4054
sayılı Kanun’un 6. maddesi ve istisnai olarak da 4. maddesi kapsamında ele alındığı, 6.
madde çerçevesinde yapılan değerlendirmelerde öncelikle hakim durum tespitinin gerekli
olduğu ancak akaryakıt pazarında, piyasa ve ürün bazında ayrıştırılsa dahi hakim durumun
bulunmadığı, sektörde çok sayıda teşebbüsün faaliyet gösterdiği ve pazara girişlerin
sürdüğü, Kanun’un 4. maddesi çerçevesinde yapılacak değerlendirmelerde ise “anlaşma”,
“bağımsız iki ürün”, “bağlama”, “teamüllere aykırı olma” şartlarının kümülatif olarak
gerçekleşmesi gerektiği, teşebbüsler arası yatay bir anlaşmanın bulunmadığı, kaldı ki
POAŞ’a ait bahse konu hükümleri içeren sözleşmelerin Kurul’un 09.03.2006 tarih ve 06-
18/215-54 sayılı kararı ile grup muafiyetinden yararlandığının tespit edildiği, Dikey
Kılavuz’un 211. paragrafı uyarınca eşikler aşılmadığı müddetçe bağlamanın grup
muafiyetinden yararlandığı, 2002/2 sayılı Tebliğ ile sağlanan muafiyetten
yararlanılmasaydı dahi söz konusu hükümlerin ticari teamüllere aykırı olmadığı sürece 4.
madde kapsamında ihlal teşkil etmeyeceği, bağlama uygulamasının etkinlik sağladığı veya
aksi durum sağlayıcı açısından güvenlik veya repütasyon maliyetine neden olduğu
durumda bağlamanın anlaşmanın niteliğinden doğduğunun kabul edilebileceği, intifa ile
taşınmazın kullanım hakkının POA’a verildiği ve burada POAŞ’ın kontrolü ve rızası dışında
başka bir teşebbüsün LPG istasyonu işletmesinin makul olmadığı, ayrıca LPG’nin tehlikeli
bir ürün olduğu ve güvenlik standartlarına uyulmadığı takdirde müşterilerin zarar görmesine
yol açacağı, bu nedenle söz konusu hükümlerin endüstri tarafından yaygın bir şekilde
benimsendiği, hükümlerin anlaşmanın niteliği ve ticari teamüller ile uyumlu olduğu ifade
edilmiştir.
(99) Ayrıca, POAŞ tarafından yapılan savunmada, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu uyarınca
nispi para cezalarına ilişkin soruşturma zamanaşımının sekiz yıl olarak belirlendiği, mevcut
soruşturmanın konusunu teşkil eden fiilin işlendiği 2008 yılı sonu ve hatta Kurum’a yapılan
02.03.2009 tarihli en son şikayet esas alındığında dahi, 02.03.2017 tarihi itibarıyla
soruşturma zamanaşımı süresinin dolduğu, söz konusu süre dolduğundan bu iddialara
ilişkin soruşturma yürütülmesinin usule aykırı olduğu ifade edilmiştir.
18-02/20-10
30/31
I.4.3.2. MİLAN PETROL
(100) MİLAN PETROL tarafından yapılan savunmalarda özetle; 5015 sayılı Petrol Piyasası
Kanunu (5015 sayılı Kanun) ile 5307 sayılı Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun’da (5307 sayılı Kanun) düzenlenen "Otogaz İstasyonu" tanımları
birlikte değerlendirildiğinde, kanun koyucunun iki ayrı piyasa kanunu ile istasyonlu bayilik
faaliyeti yürütmek isteyenlere lisanslı bir dağıtıcı firma ile münhasır nitelikte anlaşma yapma
zorunluluğu getirmiş olduğu, bu nedenle bağlama yükümlülüğü getiren sözleşmelerin
2002/2 sayılı Tebliğ’in 2. maddesinin ikinci fıkrası gereğince sağlayıcının pazar payı hem
bağlanan ürün hem de bağlayan ürün bakımından %40'ı aşmadığı takdirde grup
muafiyetinden yararlanabileceği, EPDK'nın 2008 yılı Petrol Piyasası Sektör Raporu'nda
hiçbir teşebbüsün pazar payının %40'ı aşmadığının belirtildiği, aynı durumun LPG piyasası
için de geçerli olduğu, bu sebeple de MİLAN PETROL’ün grup muafiyetinden
yararlanabileceği ifade edilmiştir.
(101) MİLAN PETROL’ün hakim durumda bulunmaması sebebiyle, 4054 sayılı Kanun’un 6.
maddesini ihlal edecek bir durumun söz konusu olmayacağı, piyasada faaliyette bulunan
27 adet dağıtım şirketinden 23'ünün bayileriyle yaptığı anlaşmalarda otogaz LPG'nin de
kendilerinden veya kendilerinin göstereceği üçüncü kişilerden tedarik edileceğine ilişkin
hükümlere yer verdiği, geriye kalan dört şirketten üçü yönünden ise istasyonda otogaz LPG
satışı yapılmasının ancak dağıtıcı şirketin yazılı onayı ile mümkün olduğu hususunun
01.10.2009 tarih ve 09-43/1093-274 sayılı Kurul kararında tespit olduğu ve bu durumun
söz konusu uygulamanın sektörde teamül haline geldiğini gösterdiği belirtilmiştir.
(102) Ayrıca savunmada, süre koşuluna uyulmak şartıyla bayilerle yapılan dikey anlaşmaların
ayrılmaz bir parçası olan kira ve intifa sözleşmelerinin 2002/2 sayılı Tebliğ ile öngörülen
grup muafiyetinden yararlanılabileceği, MİLAN PETROL’ün lehine tesis edilmiş olan intifa
hakkını kötüye kullanmak suretiyle bazı bayilerinin kendileri veya kendilerinin göstereceği
LPG dağıtım şirketleri dışında kalan şirketlerden otogaz LPG tedarikini engelleyerek
sözleşme serbestisini ve rekabeti haksız olarak sınırladığından bahsedilemeyeceği, zira bu
gün olduğu gibi, o dönemde de MİLAN PETROL’e ait LPG dağıtım şirketi bulunmadığı,
bayilerinde LPG Bayilik Sözleşmelerini, değişik LPG dağıtım şirketleri ile imzaladıkları,
burada MİLAN PETROL’ün herhangi bir yönlendirmesi yahut zorlamasının olmadığı, bu
hususların tutulan kayıtlarla, imzalanan sözleşmelerle de sabit olduğu ifade edilmiştir.
I.4.3.3. TPPD
(103) TPPD tarafından yapılan savunmalarda özetle; yerinde incelemede TPPD aleyhinde
herhangi bir bulgu yahut delil bulunmadığı ve soruşturma bildiriminde akaryakıt şirketlerinin
yatay bir anlaşma yaparak veya uyumlu eylem gerçekleştirerek LPG şirketlerinin
faaliyetlerini zorlaştırdığı yahut boykot ettiğine dair delil sunulmadığı, mahkeme
kararındaki şikayet konusunun "4054 sayılı Kanun'un bütünü bakımından değerlendirilmesi
gerektiği" görüşüne istinaden savunmaların yapılacağı ifade edilmiş, bu çerçevede 4054
sayılı Kanun’un 4. maddesinde sayılan fiyat tespiti, pazar paylaşımı ve üretimin
sınırlandırılması hallerinin uyuşmazlık bakımından değerlendirilebilecek nitelikte olmadığı,
rakip faaliyetlerinin zorlaştırılması kapsamında ise LPG otomobil sayısının, benzinli araç
sayısını geçtiği, bu nedenle akaryakıt şirketlerinin LPG de satmaya başlamalarının
rekabetin gereği olduğu, TPPD’nin (…..) adet bayisinden yalnızca (…..) adedinin LPG
ticaretini de TPPD markası ile yürüttüğü, kalan (…..) adedinin ise (…..) farklı LPG şirketi ile
çalışmaya devam ettiği, bu hususun, pazara girişin rakiplere kapatılması gibi bir durumun
söz konusu olmadığını gösterdiği, EPDK verilerinin LPG pazarına girişlerin hız kazandığına
işaret ettiği belirtilmiştir.
18-02/20-10
31/31
(104) Kurul’un 06.07.2004 tarih ve 04-45/574-138 sayılı kararında bağlama anlaşmalarının 4.
madde kapsamında ele alınabilmesi için bağlama anlaşmasının arkasında rekabete aykırı
başka bir anlaşma/uyumlu eylemin bulunması gerektiği, ayrıca bağlamanın anlaşmanın
niteliğine veya ticari teamüllere aykırı olmasının gerektiği, TPPD Protokollerinde yer alan
hükmün bir hizmet ile birlikte diğer bir hizmetin alınmasının zorunlu kılındığı şeklinde
anlaşılamayacağı, ayrıca 5015 sayılı Kanun’un 2. maddesinde yer alan akaryakıt istasyonu
tanımından hareketle, LPG satışının anlaşmanın niteliğinden kaynaklanmadığının iddia
edilemeyeceği, aynı Kanun’un 4. maddesi gereği şirketlerin istasyonların güvenliğinden ve
kaçakçılığın önlenmesinden sorumlu olduğu, tüketici güveni ve marka imajını korumak için
de belli kaliteye sahip LPG ürünlerinin sunulmasının gerektiği, dolayısıyla bağlamanın
anlaşmanın niteliğinden kaynaklandığı ve bu hususların pazara girişleri engellemeyi
amaçlamadığı iddia edilmektedir. Bağlamanın 4054 sayılı Kanun’a aykırı olabilmesi için
ayrıca ticari teamüllere aykırı olması gerektiği, fakat bağlamayı bu sektörde teamül haline
getiren haklı gerekçeler bulunduğu ifade edilerek tüm bunların haricinde bağlama
uygulamasını sorunlu yapanın bağlanan pazarın kapatılma riski olduğu ve bu noktada
pazar gücünün önem kazandığı, ancak EPDK verileri uyarınca bu pazarda hakim durum
bulunmadığı, EPDK’ın en son yayımlanan “Petrol Piyasası Sektör Raporu Şubat 2017”ye
göre "otogaz LPG dışında kalan otomotiv yakıtları perakende satışı" pazarına ilişkin olarak,
TPPD’nin pazar payının %5,01 olduğu, Bayilik Sözleşmelerinin 2002/2 sayılı Tebliğ ile de
uyumlu olduğu, ayrıca 5015 sayılı Kanun ve 5307 sayılı Kanun’un akaryakıt ve LPG
dağıtımında münhasırlık öngördüğü belirtilmiştir.
I.4.3.4. Savunmalara İlişkin Değerlendirme
(105) Hakkında soruşturma yürütülen teşebbüslerin savunmaları incelendiğinde, savunmalarda
belirtilen hususların büyük çoğunluğunun, yukarıda yer verilen değerlendirme bölümünde
cevaplandığı öncelikle belirtilmelidir. Bu nedenle, değerlendirme bölümünde açıklanan
hususların tekrarlanmasına gerek görülmemiştir.
(106) Öte yandan, POAŞ’ın savunmasında yer verilen, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu uyarınca,
nispi para cezalarına ilişkin zamanaşımının sekiz yıl olarak belirlendiği ve bu süre dolduğu
için dosya konusu iddialara ilişkin soruşturma yürütülmesinin usule aykırı olduğu iddiasına
yönelik olarak, Danıştay’ın bu konuya ilişkin olarak verdiği kararlarında13 yargıda geçen
sürelerde zamanaşımı süresinin işlemeyeceği belirtildiğinden, söz konusu savunmanın
reddedilmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
J. SONUÇ
(107) 20.04.2017 tarih ve 17-13/166-M sayılı Kurul kararı uyarınca yürütülen soruşturma ile ilgili
olarak düzenlenen Rapor’a, Ek Görüş’e, toplanan delillere, yazılı savunmalara ve incelenen
dosya kapsamına göre; Petrol Ofisi A.Ş. (eski unvanı: OMV Petrol Ofisi A.Ş.), Milan Petrol
San. Tic. A.Ş. ve TP Petrol Dağıtım A.Ş.’nin 4054 sayılı Kanun’un 4. ve 6. maddelerini ihlal
etmediklerine dolayısıyla aynı Kanun’un 16. maddesi uyarınca adı geçen teşebbüslere idari
para cezası uygulanmasına gerek olmadığına, OYBİRLİĞİ ile gerekçeli kararın tebliğinden
itibaren 60 gün içinde Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açık olmak üzere, karar
verilmiştir.
13 Danıştay 13. Dairesi’nin 25.03.2009 tarihli ve E: 2008/13175 sayılı, 01.11.2011 tarihli, E: 2008/13179, K:
2011/4829 sayılı; 26.03.2013 tarihli ve E:2009/7107, K:2013/842 sayılı kararları.
Full & Egal Universal Law Academy