Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2018-3-24 (Devralma)
Karar Sayısı : 18-11/204-95
Karar Tarihi : 18.04.2018
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. Ömer TORLAK
Üyeler : Arslan NARİN, Dr. Metin ARSLAN, Adem BİRCAN,
Şükran KODALAK, Mehmet AYAN
B. RAPORTÖRLER: İsmail Yücel ARDIÇ, Nimet KAVAK, Ömer Volkan YAZAR,
Pelin TEBER, Berkay KURTOĞLU
C. BİLDİRİMDE
BULUNANLAR : Migros Ticaret A.Ş.
Temsilcileri: Av. Nursema EKİNCİ, Av. Elif Açelya BALKI
Atatürk Mah. Turgut Özal Bul. No:7 Ataşehir/İstanbul
(1) D. DOSYA KONUSU: Makro Market A.Ş. tarafından İstanbul, Antalya ve Tekirdağ
illerinde Makromarket ve Uyum market adı ile işletilen toplam 73 mağazanın
71’inin kira sözleşmesinin devri yoluyla, ikisinin ise mülk olan mağazanın
doğrudan kiralanması yoluyla Migros Ticaret A.Ş. tarafından devralınması
işlemine izin verilmesi talebi.
(2) E. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına en son 06.04.2018 tarihinde giren bildirim
üzerine düzenlenen 13.04.2018 tarih ve 2018-3-24/Öİ sayılı Ön İnceleme Raporu
görüşülerek karara bağlanmıştır.
(3) F. RAPORTÖR GÖRÜŞÜ: İlgili raporda, bildirime konu işleme izin verilmesinde
sakınca bulunmadığı ifade edilmiştir.
G. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
G.1. İlgili Pazar
G.1.1. İlgili Ürün Pazarı
(4) Bildirilen işlem çerçevesinde hızlı tüketim malları (HTM) organize perakende sektörü
bakımından yatay ve dikey ilişkili pazarlarda oluşacak rekabet koşullarının incelenmesi
gerekmektedir. İşlemden etkilenecek pazarlardan biri, işlem taraflarının her ikisinin de
faaliyet göstermesi sebebiyle yatay örtüşmenin yaşanacağı HTM organize perakende
pazarıdır. Her ne kadar hem devreden hem de devralan AVM işletmeciliği pazarında
faaliyet gösteriyor olsa da bildirime konu işlemin yalnızca bazı mağazaların
kontrolünün devrini kapsaması, Makro Market A.Ş.’nin (MAKRO) bir bütün olarak
devredilmemesi ve MAKRO tarafından işletilen herhangi bir AVM’nin devrinin de söz
konusu olmaması sebebiyle AVM işletmeciliği pazarı bu bildirim bakımından etkilenen
pazar olarak kabul edilemeyecektir.
(5) Bildirime konu işlemin dikey anlamda etkileyebileceği pazarlar1 ise, Migros Ticaret
A.Ş.’nin (MİGROS) Anadolu Endüstri Holding A.Ş.2 (AEH) tarafından kontrol ediliyor
olması sebebiyle, HTM organize perakende pazarının üst pazarı konumundaki tedarik
pazarlarından alkolsüz içecekler pazarları, kırtasiye malzemeleri pazarı, yaş sebze ve
meyve pazarı ile toptan perakende pazarıdır. Kurulumuzun Anadolu-Migros3 ve
Migros-Kipa4 kararlarında dikey etkilenen pazarlar içinde kabul ettiği kapalı satış
yapılan bira pazarına ilişkin olarak işbu dosya bakımından etkilenen pazar
değerlendirmesi yapılmamıştır. Zira devre konu mağazalarda alkollü içecek satışı
yapılmaması sebebiyle herhangi bir örtüşme yoktur.
(6) AEH bağlı şirketleri, müşterek yatırımları ve sair iştirakleri ile HTM perakendeciliği,
bankacılık, kırtasiye, sigorta acenteliği, elektrik üretim ve satış, leasing, kurumsal iş
uygulamaları ve danışmanlık, içecek, spor, meyvecilik ve meyve suyu, gayrimenkul,
otomotiv, sağlık, varlık yönetimi, turizm, yemek ve ambalaj sektörlerinde faaliyet
göstermektedir.
(7) İşbu devralma bildirimi bakımından, AEH’in faaliyet alanları ve onun iştiraki olan
MİGROS’un mağazalarında satışa sunulan ürünler ile devre konu MAKRO
mağazalarında satılan ürünler dikkate alındığında, alkolsüz içecekler pazarında Coca
Cola İçecek A.Ş. (CCİ) ürünleri, kırtasiye malzemeleri pazarında Adel Kalemcilik Tic.
ve San. A.Ş. (ADEL) ürünleri, yaş sebze ve meyve pazarında AEP Anadolu Etap
Penkon Gıda ve Tarım Ürünleri San. ve Tic. A.Ş. (ANADOLU ETAP) ürünleri arasında
dikey örtüşme yaşanacaktır. Bu sebeple söz konusu ürün gruplarıyla ilişkili olarak
pazar değerlendirmelerine yer verilmiştir.
(8) İlgili Pazarın Tanımlanmasına İlişkin Kılavuz’da ilgili ürün pazarının tespitinde dikkate
alınacak unsurlar belirtilmektedir. Buna göre ürün pazarının tespitinde, tüketicinin
gözünde fiyatı, kullanım amaçları ve nitelikleri bakımından aynı sayılan mal ve
hizmetlerden oluşan pazar dikkate alınmakta, ayrıca tespit edilen pazarı etkileyebilecek
diğer unsurlar da değerlendirilebilmektedir.
1 2017 yılı öncesinde zeytinyağı pazarında da iştiraki bulunan AEH, Kurulumuzun 19.01.2017 tarih ve
17-03/27-12 sayılı kararıyla Ana Gıda İhtiyaç Maddeleri Sanayi ve Ticaret A.Ş.’yi (Komili, Kırlangıç,
Sezai Ömer Madra) Koninklijke Bunge B.V.’ye devretmiştir. Dolayısıyla işbu devralma işlemi bakımından
MİGROS’u kontrol eden AEH’in zeytinyağı pazarındaki faaliyetinin sona ermesi sebebiyle söz konusu
pazar dikey etkilenen pazar olarak kabul edilmemiştir.
2 Anadolu Grubu; alkollü içecekler pazarında SABMİLLER PLC ve Anadolu Grubu’nun ortak girişimi olan
Anadolu Efes Biracılık ve Malt Sanayii A.Ş. (EFES) ve grup şirketleri ile alkolsüz içecekler pazarında
The Coca-Cola Company/ The Coca Cola Export Corporation ile ortak girişimi olan CCİ ve grup şirketleri
ile, yaş sebze ve meyve pazarında Burlingtown LLP, Etap Endüstri ve Yatırım Holding A.Ş. ile Anadolu
Grubu arasında bir ortak girişim olan ANADOLU ETAP ile kırtasiye malzemeleri ADEL ile faaliyet
göstermektedir. Kurulumuzun 27.09.2017 tarih ve 17-30/503-BD sayılı kararı ile AEH ve Özilhan Sınai
Yatırım A.Ş. Yazıcılar Holding tarafından tüm aktif ve pasifleriyle birlikte devralınmış ve söz konusu
şirketler Yazıcılar Holding bünyesinde birleşmiş, akabinde birleşilen Yazıcılar Holding ticaret unvanını
AG Anadolu Grubu Holding A.Ş. olarak değiştirmiştir.
3 Kurulun 27.09.2017 tarih ve 17-30/503-BD sayılı kararı
4 Kurulun 09.02.2017 tarih ve 17-06/56-22 sayılı kararı.
(9) İlk olarak alkolsüz içecekler pazarında ilgili Kurulumuz kararlarından yola çıkarak, ilgili
ürün pazarlarının “kolalı içecek”, “portakallı (aromalı) gazoz”, “sade gazoz”,
“paketlenmiş su”, “meyve suyu, nektarı ve meyveli içecekler”, “buzlu çay”, “sporcu
içeceği”, “enerji içeceği” olduğu değerlendirilmiştir. Söz konusu pazarlar açık ve kapalı
satış ayrımına tabi tutulmuştur. Dosya konusu işlem kapalı satış yapılan pazarlara
yönelik olduğundan, yukarıda sayılan ilgili ürün pazarlarının kapalı pazardaki verileri
dikkate alınmıştır. Etki doğurması beklenen diğer dikey pazarlar ise “kırtasiye
malzemeleri pazarı”, “yaş sebze meyve pazarı” ve “toptan perakende pazarı” olarak
belirlenmiştir5.
(10) İşlemden yatay anlamda etkilenecek pazar ise, HTM organize perakende pazarıdır.
HTM perakendeciliği, raf devir hızları yüksek, kısa süreli stoklanan ve sürekli tüketilen
gıda, içecek, kişisel bakım ürünleri, kozmetik ve temizlik ürünleri gibi ürünlerin son
kullanıcılara satışı hizmetidir. Büyük ölçekli HTM perakende mağazalarının bir
kısmında aynı zamanda mobilya, elektronik gibi dayanıklı tüketim mallarının satışı da
yapılıyor olmakla birlikte, bu sektörün cirosunun çok büyük bir bölümü HTM satışından
gerçekleşmektedir. Dolayısıyla bu mağazaların tüketici gözünde asıl işlevi HTM
satışıdır. HTM perakendeciliği sektörünün temel aktörlerini hipermarketler,
süpermarketler, orta ölçekli marketler, marketler, bakkallar, büfeler, ihtisas mağazaları
olarak sıralamak mümkündür. Aşağıda da değinileceği üzere HTM perakende
pazarının kırılımlarına ilişkin birçok alternatif pazar tanımı yapılabilmekle birlikte,
Kurulumuzun geçmiş birçok kararına konu olduğu üzere en belirgin şekilde bu pazar,
geleneksel ve organize olarak iki ayrı pazar şeklinde tanımlanmaktadır.
(11) HTM organize perakende sektöründe alt kırılımlara kadar inmek adına kesin ölçütler
kullanarak bir ilgili pazar tanımı oluşturmak kolay değildir. Nitekim Kurulumuzun
bugüne kadar almış olduğu kararlarda, pazara ilişkin dosya özelinde farklı yaklaşımlar
benimsenmiştir. Örneğin Carrefour-Gima6 ile Makromarket-Nazar7 kararlarında 1.000
metrekareden küçük süpermarket pazarı ve 1.000 metrekareden büyük süpermarket
pazarı tanımlaması yapılırken, Migros-Tansaş8 ile Canerler-Kiler9 kararlarında 300
metrekareden büyük satış alanına sahip perakendecilerin oluşturduğu pazar
tanımlaması yapılmıştır. Bunların dışında birçok Kurulumuz kararında ise perakende
pazarındaki rekabet koşulları nedeniyle yapılan alternatif pazar tanımlarının sonucu
değiştirmeyeceğinden ve HTM perakendeciliği bakımından ilgili pazarın tanımının
kesin ölçütlerle ortaya konulmasının güçlüğü nedeniyle ilgili pazar tanımı yapılmamış
olup ayrım yalnızca organize ve geleneksel kanal bakımından yapılmıştır.
(12) HTM organize perakendeciliği, başta mağaza alanı olmak üzere çeşitli özellikleriyle
birbirinden ayrılan alt ayrımlara tabi tutulmakta olup; hipermarket, büyük süpermarket,
süpermarket, küçük süpermarket ve orta büyüklükteki market şeklinde sıralamak
mümkündür. Tüketicilere yönelik olarak, mağaza alanı bakımından göreli büyük
perakendecilerce “tek duraklı alışveriş (one-stop shopping)” imkanı sağlanmaktayken,
mağaza alanı küçüldükçe “tek duraklı alışveriş”e tamamlayıcı nitelikte olan “telafi
edici/tamamlayıcı alışveriş (top-up shopping)” söz konusudur. Bu kapsamda HTM
organize perakende pazarında yapılabilecek ilk ayrım mağaza büyüklüklerine göre
oluşacaktır.
5 Söz konusu pazarlarda AEH tarafının sahip olduğu payın kayda değer olmayışından dolayı bu pazarlar
AEH-Migros kararında ele alınan şekliyle değerlendirilmiş, detaylı bir incelemeye gerek görülmemiştir.
6 Kurul’un 17.6.2005 tarih ve 05-40/557-136 sayılı kararı.
7 Kurul’un 5.4.2007 tarih ve 07-30/293-110 sayılı kararı.
8 Kurul’un 31.10.2005 tarih ve 05-76/1030-287sayılı kararı.
9 Kurul’un 29.12.2010 tarih ve 10-81/1693-644 sayılı kararı.
(13) Mağaza alanı küçüldükçe ürün portföyü gerek çeşitlilik olarak azalmakta gerekse
satışların HTM üzerindeki yoğunluğu artmaktadır. Bu çerçevede organize perakende
kanallarının mağaza büyüklüğünden başlayıp, bunun sonucunda şekillenen ürün ve
hizmet sunumu ile birbirinden ayrıştığını söylemek mümkündür. Bu noktada, mağaza
satış alanı kriteri ile bağlantılı olarak; HTM perakendeciliği sektöründe organize
perakende kanalı içerisinde ikinci bir ayrım da söz konusudur. Bu ayrım büyük ölçüde
küçük süpermarket mağaza alanı dâhilinde faaliyette bulunan ancak fiyat odaklı
yaklaşım ile şekillenen indirim mağazaları (ucuzluk marketleri) ve süpermarketler
(küçük süpermarketler, süpermarketler, büyük süpermarketler ve hipermarketler)
şeklinde ele alınmaktadır.
(14) Migros-Kipa kararında da detaylı olarak açıklandığı üzere10, bildirime konu devralma
işlemi bakımından da indirim mağazacılığını HTM organize perakende sektöründe
süpermarketlerden ayrı bir kanalda tutmak ve bu iki kanalın birbirleri üzerinde rekabetçi
baskı yaratmadığını ileri sürmek perakende pazarının gerçekleriyle örtüşmeyeceği için,
işbu devralma işlemi bakımından da indirim mağazaları ilgili ürün pazarına dahil
edilmiştir. Bunun yanında pazarda faaliyet gösteren önemli oyunculardan
bölgesel/yerel perakendecilerin de hem indirim marketleri ile hem de ulusal perakende
zincirleri ile rekabet etmeleri sebebiyle ilgili pazara dahil edilmeleri gerekmektedir. İşbu
dosya bakımından yatay anlamda etkilenen pazar “HTM organize perakende pazarı”
olarak kabul edilip bu pazara indirim marketlere ve bölgesel/yerel perakendecilere ait
veriler de dahil edilmiştir.
(15) Sonuç olarak dosya kapsamında belirlenen pazarlar; dikeyde “kolalı içecek”, “portakallı
(aromalı) gazoz”, “sade gazoz”, “paketlenmiş su”, “meyve suyu, nektarı ve meyveli
içecekler”, “buzlu çay”, “sporcu içeceği”, “enerji içeceği”, “kırtasiye malzemeleri”, “yaş
sebze meyve” pazarları, yatayda ise “HTM organize perakende” pazarı olarak
belirlenmiştir.
G.1.2. İlgili Coğrafi Pazar
(16) Başvuru konusu devralma işleminde etkilenen pazarların bir yanında AEH bağlı
şirketlerinin de faaliyet gösterdiği tedarik pazarları yer almakta iken bir tarafta da HTM
organize perakende pazarı bulunmaktadır. Bu kapsamda birbirinden farklı coğrafi
pazarları ortaya çıkmaktadır.
(17) Yine, İlgili Pazarın Tanımlanmasına İlişkin Kılavuz’da tanımlandığı üzere coğrafi pazar,
“…teşebbüslerin mal ve hizmetlerinin arz ve talebi konusunda faaliyet gösterdikleri,
rekabet koşullarının yeterli derecede homojen ve özellikle rekabet koşulları komşu
bölgelerden hissedilir derecede farklı olduğu için bu bölgelerden kolayca ayrılabilen
bölgelerdir.”
(18) Devralan MİGROS ve dolayısıyla AEH 78 ilde, devreden MAKRO ise 15 ilde faaliyet
göstermektedir. Dolayısıyla işlem taraflarının MİGROS’un Türkiye ölçeğinde,
MAKRO’nun ise bölgesel düzeyde faaliyet gösterdiğini söylemek yanlış olmayacaktır.
Bununla birlikte uzaklığa bağlı olarak il, hatta ilçe ölçeğinde modern perakendecilerin
faaliyet alanlarının, diğer bölgelerden hissedilir derecede farklılık gösterdiği tespitini
yapan geçmiş tarihli Kurulumuz kararları da bulunmaktadır. Doğaldır ki, somut olay
özelinde daha dar veya geniş bir çerçevede ilgili coğrafi pazar tanımlaması yapmak her
zaman için mümkündür. Ancak, ilçe bazında tanım yapılan geçmiş tarihli Kurul
kararlarından farklı bir veri bulunmaması ve pazar koşullarında ciddi anlamda farklılık
yaratacak bir değişim olmaması sebebiyle, bildirime konu devralma işlemi bakımından
ilgili coğrafi pazarlar ilçe bazında değerlendirilmiştir.
10 Kurul’un 09.02.2017 tarih ve 17-06/56-22 sayılı kararı (para.22-37).
(19) Bu kapsamda işlem taraflarının faaliyetlerinin HTM organize perakende pazarında ilçe
bazında çakıştığı 30 ilçeden oluşan coğrafi pazarlar şu şekildedir: Antalya-Aksu,
Antalya-Alanya, Antalya-Kepez, Antalya-Konyaaltı, Antalya-Muratpaşa, İstanbul-
Arnavutköy, İstanbul-Ataşehir, İstanbul-Avcılar, İstanbul-Bağcılar, İstanbul-
Bahçelievler, İstanbul-Bakırköy, İstanbul-Başakşehir, İstanbul-Beşiktaş, İstanbul-
Beylikdüzü, İstanbul-Büyükçekmece, İstanbul-Çekmeköy, İstanbul-Esenler, İstanbul-
Esenyurt, İstanbul-Eyüp, İstanbul-Kağıthane, İstanbul-Kartal, İstanbul-Küçükçekmece,
İstanbul-Maltepe, İstanbul-Pendik, İstanbul-Şişli, İstanbul-Tuzla, İstanbul-Ümraniye,
İstanbul-Üsküdar, Tekirdağ-Çerkezköy, Tekirdağ-Çorlu.
(20) Dosya özelinde değerlendirilmesi gereken ikinci pazar olan tedarik pazarı açısından
ise, inceleme konusu ilgili ürün pazarlarında yer alan ürünler bakımından pazara giriş,
arz kaynaklarına ulaşma, üretim, dağıtım, pazarlama ve satış şartlarının bölgesel bir
farklılık göstermediği göz önüne alınarak ilgili coğrafi pazar “Türkiye” olarak
belirlenmiştir.
G.2. Ön İnceleme Döneminde Türk Tuborg Bira ve Malt Sanayi A.Ş.
(TUBORG)’den Gelen Başvuru
(21) Kurumumuza TUBORG yetkilileri tarafından gönderilen yazıda özetle; AEH-Migros ve
Migros-Kipa kararlarında AEH’nin bira pazarına yönelik bazı davranışsal taahhütler
verdiği, bu taahhütlerin halihazırda mevcut mağazaların yanı sıra yeni açılacak veya
devralınacak mağazalarda da uygulanacağının MİGROS yetkililerince beyan edildiği,
tereddüte yer vermemek adına AEH-Migros kararındaki taahhütlerin Migros-Kipa
kararında yeniden kaleme alındığı, mevcutta başvuruda bulunulan Migros-Makro
devralma işlemine izin verilmesi halinde 73 mağazada bira satışına başlanacağının
muhtemel olduğu, bu sebeple bildirilen işlem için bira pazarı bakımından yeniden
taahhüt alınması gerektiği ifade edilerek gereğinin yapılması talep edilmiştir.
(22) Kurulumuzun 09.02.2017 tarih ve 17-06/56-22 sayılı kararı kapsamında sunulan
25.01.2017 tarih ve 580 sayılı taahhüt metni kapsamında “21 Haziran 2016 tarihinde
Kurum kayıtlarına giren Bildirim Formu’nda, AEH/Migros Kararı’na konu taahhütlerin,
Migros tarafından hâlihazırda işletilen ve yeni mağaza açma veya mağaza devralma
yoluyla Migros bünyesine katılan tüm mağazaları kapsadığı, verilen söz konusu
taahhütlerin İşlem’e konu mağazalar bakımından da geçerli olacağı açıkça ifade
edilmiştir” ifadesine yer verilmiş olduğundan MİGROS’un taahhüt süreci boyunca
yapacağı devralmalarda veya açacağı mağazalarda söz konusu taahhütlere uyum
göstermesi beklenmektedir.
(23) Öte yandan, TUBORG’un söz konusu talebinden bağımsız olarak, planlanan işlemin
Kuruma bildirilmesi akabinde MİGROS’tan bilgi talebinde bulunulmuş ve AEH-Migros
ile Migros-Kipa kararlarında verilen taahhütlerin işbu devralma bakımından nasıl
uygulanacağına dair bilgi verilmesi istenmiştir. MİGROS tarafından gönderilen cevabi
yazıda, devre konu mağazalarda halihazırda bira ve alkollü içecek satışı yapılmadığı,
işlem sonrasında şartları taşıyan mağazalar için alkollü içecek satış ruhsatı için
başvuruların yapılacağı, bira satışı yapabilecek konuma gelen mağazaların tıpkı yeni
açılan MİGROS mağazaları gibi AEH-Migros kararında verilen taahhütler kapsamında
olacağı, taahhüt süresinin ise anılan karardaki süre boyunca uygulanacağı beyan
edilmiştir.
G.3. DEĞERLENDİRME
G.3.1. Devralma Analizi
(24) İşlem tarafları MİGROS ve devre konu MAKRO mağazalarının faaliyetlerinin “HTM
organize perakende pazarı”nda yatay olarak11, AEH’nin tedarik pazarında/üst pazarda
sağladığı ürünler bakımından “kolalı içecek pazarı”, “portakallı (aromalı) gazoz pazarı”,
“sade gazoz pazarı”, “paketlenmiş su pazarı”, “meyve suyu, nektarı ve meyveli
içecekler pazarı”, “buzlu çay pazarı”, “sporcu içeceği pazarı”, “enerji içeceği pazarı”,
“kırtasiye malzemeleri pazarı”, “yaş sebze ve meyve pazarı” ve “toptan perakende
pazarı”nda ise dikey olarak örtüştükleri görülmektedir. Bu nedenle işlemin hem yatay
hem de dikey örtüşmeler bakımından değerlendirilmesi gerekmektedir.
(25) Hakim durumun belirlenmesinde pazar payları, pazardaki yoğunlaşma seviyesi, pazara
giriş koşulları gibi unsurlar dikkate alınmaktadır. Söz konusu unsurlara ilişkin
değerlendirmelere yatay ve dikey etkiler bakımından ayrı ayrı olmak üzere takip eden
bölümlerde sırasıyla yer verilmiştir.
G.3.2. Devralma İşleminin Yatay Boyutu
(26) Yatay birleşmeler, 4054 sayılı Kanun kapsamında hâkim durum yaratmak veya mevcut
hâkim durumu güçlendirmek suretiyle rekabeti önemli ölçüde azaltabilmektedirler. Bu
olumsuz etkilerden biri, işlemin önemli düzeydeki rekabetçi baskıyı ortadan kaldırarak
işlem neticesinde oluşan teşebbüsün hakim duruma gelmesini veya hakim durumunu
güçlendirmesini sağlayan etkilerdir. İkinci durumda, halihazırda yoğunlaşma derecesi
yüksek bir pazarda gerçekleşecek bir işlem, birlikte hakim durum yaratılması veya
güçlendirilmesi yoluyla ilgili pazardaki etkin rekabet ortamına zarar verebilecektir.
Böyle bir birleşmenin, işlem sonrası teşebbüslerin 4054 sayılı Kanun’un 4. madde
kapsamında değerlendirilebilecek bir anlaşma veya uyumlu eylemin tarafı olmadan,
pazardaki davranışlarını koordine etmek yoluyla fiyatları yükseltme imkanlarını artırdığı
kabul edilmektedir.
(27) Bir birleşme/devralma işleminin ilgili ürün pazarı üzerinde yukarıda bahsi geçen
muhtemel etkileri değerlendirilirken izlenilmesi gereken yöntem pazardaki rekabet
koşullarının bildirilen işlem sonucu alacağı durum ile işlem öncesi hallerinin
kıyaslanması şeklinde olmalıdır. Bu temel çerçeve dahilinde analiz kapsamında
pazarda ileride olması muhtemel değişiklikler veya işlem gerçekleşmeseydi pazarda
gözleneceği tahmin edilen durumlar da değerlendirmeye katılabilmektedir.
(28) Genellikle bir birleşme işleminin tek taraflı rekabetçi etkilerinin değerlendirilmesinde
esas olarak ele alınan, işlemin çıktı miktarı ve fiyata olan etkileridir. Bu iki temel unsura
ek olarak işlemin rekabetin diğer boyutları olarak adlandırılabilecek ürün kalitesi, ürün
çeşitliliği, hizmet kalitesi, inovasyon ve pazarlama güdülerine etkileri de
değerlendirmeye alınabilir. Bu bağlamda yukarıda açıklandığı şekilde bir işlem
sonucunda hakim durum yaratılmasını ve böyle bir durumun güçlendirilmesini
yasaklamak, ortaya çıkacak teşebbüsün fiyatları uzun vadede rekabetçi seviyelerin
üzerinde tutmasının veya fiyat dışı unsurlar bakımından tüketiciler açısından bir
olumsuzluk olmasının önlenmesini amaçlamaktadır.
11 MAKRO ile MİGROS’un faaliyetlerinin “AVM işletmeciliği pazarı”nda da kesişmekle birlikte devre konu
mağazalar arasında herhangi bir AVM bulunmaması nedeniyle ayrıca değerlendirilmemiştir.
(29) Bir birleşmenin, ilgili pazarda hakim durum yaratarak rekabeti önemli ölçüde
engelleyecek nitelikte tek taraflı etkilere yol açıp açmayacağını belirleyen birçok faktör
bulunmaktadır. Bu faktörlerin 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi kapsamında yapılan
hakim durum değerlendirmesinde ele alınan faktörleri de kapsadığı açıktır. Ayrı ayrı ele
alındığında belirleyici olmayabilecek olan bu faktörlerin etkileri birlikte
değerlendirilmelidir. Ancak, söz konusu tek taraflı etkilerin varlığını ortaya koymak
açısından bu faktörlerin hepsinin birden mevcut olması da gerekmemektedir.
(30) Bu kapsamda yapılacak hakim durum analizinde kullanılacak kriterler hem Yatay
Birleşme ve Devralmaların Değerlendirilmesi Hakkında Kılavuz’da (Yatay Kılavuz) hem
de Hakim Durumdaki Teşebbüslerin Dışlayıcı Kötüye Kullanma Niteliğindeki
Davranışlarının Değerlendirilmesine İlişkin Kılavuz’da (Hakim Durum Kılavuzu)
belirtilmiştir. İşlem öncesinde tarafların ayrı ayrı veya birlikte önemli bir pazar gücüne
sahip olmalarının, yoğunlaşma neticesinde ortaya çıkacak uzun vadeli daha yüksek
fiyat dengesi ihtimalini artırdığı söylenebilecektir. Öte yandan bu tip bir pazar gücünün
ortaya çıkması ihtimali karşısında, pazarın genel yapısı ve kendine özgü koşullarının
bu gücü ne ölçüde sınırlandırabileceğinin de değerlendirmeye alınması gerekmektedir.
(31) Özetle, incelemeye konu olan birleşik teşebbüsün ve rakiplerinin ilgili pazardaki
konumlarının, dengeleyici alıcı gücünün varlığının ve pazara giriş imkânlarının
irdelenmesi gerekmektedir. Mevcut işlem açısından, birleşen teşebbüsün ve
rakiplerinin ilgili pazardaki konumu ve pazara yeni girişlerin mümkün olup olmadığı iki
ana başlık altında aşağıda değerlendirilmektedir.
G.3.2.1. Birleşen Teşebbüsün ve Rakiplerinin İlgili Pazardaki Konumu
(32) Hakim durum analizinin temelini oluşturan, incelenen teşebbüsün ve rakiplerinin ilgili
pazardaki konumuna ilişkin olarak yapılan değerlendirmelerde tarafların pazarda elde
edecekleri pazar payı, rakiplerine nazaran sahip olacakları görece konum, birleşme
taraflarının işlem öncesi yakın rakip olup olmadıkları, birleşme taraflarının sahip
oldukları finansal veya teknik avantajlar, rakiplerin muhtemel fiyat artışına verecekleri
tepki gibi ölçütler ele alınmaktadır. Pazarın yapısını ortaya koymaya yönelik bu kriterler
bir teşebbüsün hakim durumda olup olmadığının tespit edilmesinde değerlendirilen en
önemli hususlardır.
- Pazar Payları ve HHI Analizi
(33) Rekabet hukuku analizlerinde belirli bir piyasada pazar gücünün tespitinde kullanılan
en önemli gösterge incelenen teşebbüsün ve rakiplerinin pazar payıdır. Bu kapsamda,
Kurulumuzun mevcut veya potansiyel rakipler arasındaki birleşme ve devralma
işlemlerinin değerlendirilmesinde dikkate alınacak genel ilkeleri belirlediği Yatay
Kılavuzda yer verilen genel ilkeler çerçevesinde, bir birleşme veya devralma işleminin
4054 sayılı Kanun’un 7. maddesi çerçevesinde değerlendirilmesinde öncelikli olarak
ele alınması gereken unsur, işlemi gerçekleştiren teşebbüslerin işlem öncesindeki ve
sonrasındaki pazar payları ile pazarın yoğunlaşma seviyesi olarak belirlenmiştir.
(34) Rekabet hukuku literatüründe; yoğunlaşma işlemlerinde rekabetin önemli ölçüde
engellenmesine ilişkin pazar payı eşiklerinin değerlendirilmesine yönelik olarak, %50
ve üzeri bir pazar payının, istisnai durumlar dışında, tek başına hâkim durumu
gösterebilecek bir özelliğe sahip olabileceği yorumu yapılmaktadır. Ayrıca, bir birleşme-
devralma işleminde, işlem gerçekleştirildikten sonraki durum itibarıyla teşebbüsün
pazar payının %50’nin altında kalması halinde dahi diğer birtakım faktörlerin varlığına
bağlı olarak rekabetçi endişelerin ortaya çıkabileceği de ifade edilmiştir. Yine
literatürde, yüksek pazar payları ve bu pazar payının rakipler karşısındaki göreceli
güçlü konumu, işlem sonrasında oluşacak pazar gücünün rakipler tarafından
kısıtlanma ihtimalinin düşük olacağı şeklinde yorumlanmaktadır.
(35) İşbu dosya kapsamında da daha önce Kurulumuzun 09.02.2017 tarih ve 17-06/56-22
sayılı Migros-Kipa kararında olduğu gibi organize perakende pazarda yapılan
değerlendirme m2 ayrımı ve indirim market ayrımı olmaksızın tüm kategorideki
süpermarket türlerini içermektedir. Ele alınan pazar kriterlerinin kısıtlayıcı
olmamasından dolayı ilçeler bakımından kritik eşik %40 olarak kabul edilmiştir. Nitekim
Hakim Durum Kılavuzunda da aksini gösterecek bir durum söz konusu değilse,
Kurulumuzun yerleşik uygulamasında %40’ın altında pazar payına sahip olan
teşebbüslerin hâkim durumda olması ihtimalinin düşük olduğu kabul edilmekte, bu
düzeyin üzerindeki pazar payına sahip olan teşebbüsler bakımından ise daha detaylı
bir incelemeye gidileceği belirtilmektedir.
(36) Pazar payları; ciro, satılan ürün adedi, kapasite, vb. gibi farklı veriler üzerinden
ölçülebilmektedir. Ürünün homojen/farklılaşmamış olduğu ve pazarın tam kapasiteye
yakın noktada faaliyet gösterdiği durumlarda bu üç verinin yakın sonuçlar vermesi
beklenmektedir. Ürünlerin niteliği gereği düşük fiyatlı ürünün yüksek fiyatlı ürünler ile
yüksek oranlı ikamesinin mümkün olduğu hallerde satış adetlerinin kullanılması satış
değerlerinden daha isabetli bir analize olanak sağlayabilecektir.
(37) Söz konusu teşebbüslerin Türkiye çapında ulaştığı pazar payını görmek, işlemin makro
ölçekte ulaşacağı durumu göstermek bakımından önemlidir. Öte yandan, lokal
pazarlardaki durumun da il/ilçelerdeki pazar paylarının hesaplanması suretiyle
gösterilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda öncelikle işlem sonrasında MİGROS ve
devre konu MAKRO mağazalarının Türkiye genelinde faaliyetlerinin “hızlı tüketim
malları organize perakende pazarı”nda ulaşacağı pazar paylarına yer verilmiş,
akabinde işlem sonucu örtüşme gerçekleşen üç il ve 30 ilçe için analiz yapılmıştır.
Aşağıda IPSOS verilerine göre işlem taraflarının 2015, 2016 ve 2017 yılları itibarıyla
satışlara göre Türkiye çapındaki pazar payları yer almaktadır12.
Tablo 1- HTM Organize Perakende Pazarında Satış Gelirlerine Göre Pazar Payları
Taraflar/Yıllar 2015 (%) 2016 (%) 2017 (%)
MİGROS (KİPA dahil) (…..) (…..) (…..)
MAKRO (…..) (…..) (…..)
12 Bu ölçümlemede belirli bazı HTM kategorilerinin baz alındığı ifade edilmiştir.
(38) Yukarıdaki tabloda MAKRO’ya ilişkin verinin devre konu olan ve olmayan tüm
mağazalar dahil MAKRO’nun devir öncesi Türkiye çapındaki pazar payını gösterdiği
belirtilmelidir. Tablodan görüleceği üzere MAKRO’nun işlem öncesi pazar payı 2017
yılı itibarıyla %(…..) düzeyindedir. Devre konu mağazaların 2017 yılı KDV hariç ciroları,
tüm MAKRO mağazalarının 2017 yılı KDV hariç cirolarına bölündüğünde elde edilen
veriden, söz konusu pazar payının yaklaşık 1/3’ünün işleme atfedilebileceği ve
MİGROS payıyla toplanabileceği anlaşılmıştır. Buna göre İşlem sonrasında
MİGROS’un Türkiye’deki pazar payı %(…..) oranına ulaşacaktır. MAKRO ise kalan
(…..) mağazasıyla faaliyetlerine devam edecektir. Kurulumuzun 09.02.2017 tarih ve
17-06/56-22 sayılı kararında da ifade edildiği üzere, BİM Türkiye genelinde HTM
organize perakende pazarında lider konumdadır ve MİGROS, BİM’den sonra gelen
ikinci büyük süpermarket zinciridir. Dolayısıyla bildirime konu devralma işlemi
neticesinde Türkiye coğrafi pazarı bakımından yoğunlaşma düzeyinin yüksek olacağı
söylenemez.
(39) Söz konusu işlem Türkiye çapında değerlendirildiğinde herhangi bir problem
görülmemekle birlikte, yerel pazarlara inilip durumun ayrıca değerlendirilmesi
gerekmektedir. Takip eden tablolarda ilgili coğrafi pazar olarak belirlenen ilçelerde
hâkim durum analizi yapılırken, organize perakende pazarında faaliyet gösteren
mağazalar indirim marketler de dikkate alınarak analize dahil edilmiştir. Pazar payları
geçtiğimiz yıllardaki Carrefoursa/Kiler13 ve Migros-Kipa14 kararlarında olduğu gibi m2
verisi göz önünde bulundurularak hesaplanmıştır.
(40) Dosya mevcudu bilgilere göre, işlemin gerçekleşeceği ilçelerde işlem sonrasında %40
eşiği aşılmamaktadır. Bununla birlikte devralma sonrasında pazar payının %40’a en
yakın olduğu ilçeler Beşiktaş (%(…..)) ve Bakırköy (%(…..)) olarak görülmektedir. Bu
ilçelerde işlem öncesindeki MİGROS paylarının işlem sonrasındaki paylara çok yakın
olduğu, devir işleminin MİGROS’a Beşiktaş ilçesinde (…..) puanlık bir artış, Bakırköy
ilçesinde ise (…..) puanlık bir artış sağlayacağı anlaşılmaktadır. Bu bağlamda sonuç
olarak bu iki ilçede de %40 eşiğinin aşılmadığı, ek olarak CARREFOURSA’nın ikinci
büyük pazar payıyla birleşen teşebbüslere yakın takip içinde olduğu, ayrıca toplamda
sırasıyla %(…..) ve %(…..)’lik pazar paylarıyla indirim marketlerinin rekabetçi baskı
yarattığı değerlendirilmektedir.
(41) Bir pazarda işlemin rekabetçi etkilerini ortaya koymak bakımından tarafların pazar
payları toplamının yanı sıra, işlem sonrası ulaşılacak yoğunlaşma oranları ile bu
oranlardaki değişim de önemlidir. Bu kapsamda HHI analizi pazardaki yoğunlaşma
düzeylerinin saptanmasında kullanılan başlıca analizlerden biri olarak kabul
edilmektedir. Yatay Kılavuz’da birleşme-devralma işlemlerine uygulanacak HHI
eşiklerine de yer verilmiştir. Buna göre birleşme sonrası pazardaki HHI endeksi 1.000
ile 2.000 arasında olan ve işlem neticesinde HHI endeksindeki değişim 250’nin altında
kalan ya da birleşme sonrası pazardaki HHI endeksi 2.000’nin üzerinde olan ancak
işlem neticesinde HHI endeksindeki değişimi 150’nin altında kalan işlemlerde
aşağıdaki istisnalar hariç olmak üzere rekabetçi kaygılar oluşması ihtimali düşük kabul
edilmektedir. Bununla birlikte Yatay Kılavuz’da, sayılan iki durum bakımından söz
konusu HHI değişim eşikleri aşılmasa dahi, rekabetçi kaygılar oluşmasına neden
olabilecek bazı faktörler bulunduğu belirtilmiş ve bu faktörler:
13 30.06.2015 tarih 15-27/297-82 sayılı Kurulumuz Kararı.
14 Bu kararda rekabetçi endişe doğan ilçelerde faaliyet gösteren önde gelen market zincirlerinden satış
gelirleri bilgisi de istenerek m2 bazında hesaplanan verilerin kontrolü sağlanmıştır.
(a) İşlem taraflarından birinin potansiyel olarak pazara girme ihtimali olan bir
teşebbüs ya da pazara yeni girmiş henüz düşük bir paya sahip bir teşebbüs
olması durumu,
(b) İşlem taraflarından bazılarının henüz pazar paylarına yansımamış biçimde
yenilikçi bir teşebbüs olması durumu,
(c) Pazardaki oyuncular arasında çapraz ortaklıkların mevcut olması durumu,
(d) İşlem taraflarından birinin düşük pazar payına sahip olmasına rağmen,
pazardaki oyuncular arasındaki rekabeti engelleyici işbirliklerini engelleyecek
biçimde rekabetçi bir özelliğe sahip olması durumu (oyunbozan (maverick) bir
teşebbüsün varlığı),
(e) Pazardaki oyuncular arasında geçmişte veya halen rekabeti sınırlayıcı
işbirliklerinin ya da bu tür işbirliklerini kolaylaştırıcı eylemlerin mevcut olması
durumu,
(f) İşlem taraflarından birinin işlem öncesinde %50 veya daha fazla bir pazar
payına sahip olması durumu
olarak sayılmıştır.
(42) Dosya konusu devralma işlemi kapsamında yukarıda zikredilen faktörlerin bulunmadığı
değerlendirilmektedir.
(43) İşleme yönelik olarak ilçeler bazında hesaplanan HHI verileri hesaplanmış olup,
bildirime konu işlemin gerçekleşmesi halinde Antalya-Alanya, İstanbul-Başakşehir ve
İstanbul-Beylikdüzü ilçeleri için hesaplanan yoğunlaşma endeksinin 2.00015’in üzerinde
olduğu, ayrıca endeksteki değişimin rekabetçi kaygı oluşturma ihtimalinin düşük kabul
edildiği 150’yi aştığı görülmektedir. Antalya-Muratpaşa, İstanbul-Büyükçekmece ilçeleri
için yapılan HHI analizinde ise söz konusu işlemin gerçekleşmesi durumunda HHI
endeksinin 2.000’in altında olduğu fakat endeksteki değişimin rekabetçi endişe
doğurma ihtimalinin düşük kabul edildiği 250’yi aştığı gözlemlenmektedir. Bununla
birlikte, işlemin sonucu ortaya çıkacak yoğunlaşmanın mevcut içtihatta kabul edilen
%40 eşiğine göre düşük düzeyde olduğundan, pazardaki mevcut rekabetçi baskı göz
önüne alındığında, söz konusu endeks değişimlerindeki fazlalıkların ihmal edilebilir
olduğu görülmektedir.
(44) Özetle, pazar payları ve HHI değerlerine ilişkin olarak yukarıda yer verilen bilgiler
çerçevesinde, bildirime konu devralma işleminin gerçekleşmesi durumunda ilgili
pazarda MİGROS ve devre konu MAKRO mağazalarının pazar payının 2018 yılı
verileri itibarıyla hiçbir ilçede metrekare bazında %40 seviyesi üzerine çıkmadığı ve
ayrıca HHI kriterleri bağlamında belirlenen eşiklerin rekabetçi endişe doğuracak şekilde
aşılmaması nedeniyle işlem sonucunda ilçeler bazında herhangi bir hakim durumun
ortaya çıkmayacağı sonucuna ulaşılmıştır.
15 HHI hesaplamasında bağımsız olarak faaliyet gösteren yerel marketlerin verilerinin toplu bir şekilde
alınmasından kaynaklı olarak işlem öncesi ve sonrası HHI büyüklüklerinin olduğundan fazla çıkmış
olduğu dikkate alındığında, bu ilçelerdeki HHI değişiminin 250’nin altında kaldığı dolayısıyla problem
oluşturmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
(45) Dosya kapsamındaki işlem tarafları açısından genel bir konum değerlendirmesi
yapıldığında, toplam mağaza sayısı gibi büyüklükler bakımından farklılaşmakla birlikte,
MİGROS ve MAKRO’nun kalan mağazalarıyla birbirlerine tür ve sundukları ürünler
bakımından yakın rakip olabilecekleri; MAKRO’nun içinde bulunduğu finansal
zorluklardan dolayı elden bazı mağazalarını çıkarması sonrasında 164 mağazasıyla
faaliyetlerine devam edeceğinden, önemli bir rekabetçi gücün ortadan kalkmayacağı,
ve olası bir fiyat artışı durumunda rakiplerin yanıt verme ve müşterilerin sağlayıcı
değiştirme olanaklarının bulunduğu değerlendirilmektedir.
G.3.2.2. Pazara Yeni Girişlerin Mümkün Olup Olmadığı
(46) Pazar payları ve yoğunlaşma düzeyleri, pazarın yapısı ve rekabet düzeyi bakımından
önemli bir ilk gösterge niteliğindedir. Ancak, bir devralma işlemiyle ilgili pazarda hakim
durumun oluşacağı veya işlemin hakim durumu güçlendireceği tespiti, yapısal
analizlerin yanı sıra söz konusu işlemin rekabet karşıtı etkilere yol açıp açmayacağına
ilişkin yapılacak, özellikle pazarın mevcut ve gelecekteki yapısı ile pazardaki potansiyel
rekabete ilişkin diğer değerlendirmelerden de etkilenmektedir.
(47) Bir devralma işlemi, dosya konusu işlemde olduğu gibi yoğunlaşmış bir pazar yapısına
(ilçeler bazında) yol açacak olsa bile söz konusu pazara girişlerin yeterince kolay
olması halinde, önemli ölçüde rekabet karşıtı etkiler yaratması olası görülmemektedir.
Nitekim potansiyel rakipler, yoğunlaşma işlemi sonucunda fiyatlardaki olası
yükselişlere karşı duyarlı bir şekilde ilgili pazara giriş yapabilecektir. Ayrıca, pazardaki
mevcut rakiplerin kapasite artırması tehdidi de değerlendirmeye alınmalıdır.
(48) Dosya konusu bağlamında, perakende sektörüne yönelik bir pazara giriş engeli
değerlendirmesi yapıldığında, yeni bir market açılması için öne çıkan temel unsurların
uygun arsa veya bina bulunması, sermaye ve gerekli kanuni izinlerin alınması olduğu
bilinmektedir. Süpermarket açmak için gerekli izinlerin kolaylıkla alınabildiği
bilindiğinden mutlak giriş engeli varlığından söz edilememektedir. Bununla birlikte ölçek
ve kapsam ekonomisinin perakende sektörü için özellikle tedarikçilerle pazarlık gücü
sağlaması bakımından bir giriş engeli oluşturduğu değerlendirilmektedir. Bu bağlamda
münferit girişlerin ölçek ve kapsam ekonomisi eksikliğinden ötürü pazarda
tutunabilmesi zor olduğu için pazarda küçük ölçekli işletmeler açısından giriş engelleri
bulunmaktadır. Esasen son yıllarda organize perakende sektöründe büyük çaplı yeni
bir giriş olmadığı, büyümenin devralmalar yoluyla veya çoğunluğu indirim marketler
kanalıyla olmak üzere zincir marketlerin yeni noktalar açması yoluyla gerçekleştiği
görülmektedir. Nitekim bazı il/ilçelerde bulunmayan ulusal ve bölgesel zincirler,
bulunmadıkları bölgelerde yeni marketler açmakta veya zayıf oldukları bölgelerdeki
nokta sayılarını artırmaktadırlar. Her ne kadar büyük şehirlerde önemli lokasyonlarda
doygunluğa ulaşıldıkça uygun arsa veya bina bulunması zorlaşsa da, küçük
metrekarelerde faaliyet gösteren indirim marketlerin yaygınlaştığı bir pazar yapısında;
küçük metrekareli yeni bir market açılması, uygun yer bulunması ve yasal izinlerin
kolayca alınabilmesi nedenleriyle mevcut rakiplerin kapasite artırmasının önünde bir
engel bulunmamaktadır.
G.3.3. Devralma İşleminin Dikey Boyutu
(49) MİGROS‘u kontrol eden AEH, bağlı şirketleri vasıtasıyla MİGROS ve KİPA’nın faaliyet
gösterdiği HTM organize perakendeciliği pazarının üst pazarı konumundaki bira ve
alkolsüz içecekler, kırtasiye malzemeleri ve yaş sebze ve meyve pazarında tedarikçi
olarak faaliyet göstermektedir. Dolayısıyla işlem sonucunda dikey ilişkili pazarlar olarak
belirlenen pazarlarda dikey nitelikli rekabet endişelerinin ortaya çıkıp çıkmayacağının
değerlendirilmesi gerekmektedir. Rekabet hukukunda birleşme ve devralma yoluyla
dikey nitelikli ilişkilerin kurulmasının ilgili pazarlarda rekabet üzerinde, çifte tekelci
fiyatlamanın ortadan kaldırılması, pazarın belirli bir seviyesinde hizmet kalitesi ya da
inovasyonun artması, ürün satış ve dağıtım süreçlerindeki işlem maliyetlerinin
azaltılması gibi bir takım müspet etkilerinin olduğu kabul edilmektedir. Öte yandan
yatay olmayan birleşmenin mevcut ve potansiyel rakiplerin tedarik kaynaklarına ya da
pazarlara erişiminin güçleştirilmesi veya engellenmesi ve bu yolla söz konusu rakiplerin
rekabet edebilme imkânı ve/veya güdüsünün azaltılmasına (pazar kapama) yol
açabileceği durumlar (tek taraflı etkiler) oluşabilmektedir. Pazar kapama durumu girdi
ve müşteri kısıtlaması olarak iki grupta incelenebilir16. Girdi kısıtlaması, devralma
sonrasında birleşik teşebbüsün, alt pazardaki rakiplerin ihtiyacı olan önemli girdilere
erişimini kısıtlaması ve bu yolla alt pazardaki rakiplerin maliyetlerini artırmasını; müşteri
kısıtlaması da devralma sonrasında birleşik teşebbüsün, üst pazardaki rakiplerin yeterli
müşteri tabanına erişimini kısıtlamasını ifade etmektedir.
(50) Girdi kısıtlaması bağlamında, öncelikle devralma sonucunda Türkiye HTM perakende
ve Türkiye HTM organize perakende pazarında ulaşılacak toplam pazar payının
sırasıyla %(…..) ve %(…..) olduğu ve ürünlerini kalan müşterilere de satmak isteyeceği
düşünüldüğünde, AEH’nin girdi kısıtlamasına niyetlenmesinin makul olmayacağı
anlaşılmaktadır. Öte yandan genel Türkiye organize perakende pazarındaki pazar
payından bağımsız olarak her biri AEH ürünü bazında düşünüldüğünde, AEH’nin
ürünleri bakımından, hacim bazında görece düşük pazar payına sahip ürünler
(paketlenmiş su pazarı (2015 yılı pazar payı :% (…..)), sade gazoz pazarı (2015 yılı
pazar payı:% (…..)), enerji içeceği pazarı (2015 yılı pazar payı :% (…..)), buzlu çay
pazarı (2015 yılı pazar payı:% (…..)), meyve suyu pazarı (2015 yılı pazar payı :%
(…..)), kırtasiye malzemeleri pazarı (2015 yılı pazar payı: %(…..)), yaş sebze meyve
pazarı (2015 yılı pazar payı:% (…..)) için bu strateji uygulanabilir olarak görülmemiş,
girdi kısıtlamasının diğerlerine oranla hacim bazında daha yüksek pazar paylarına
sahip olduğu bira pazarı (2017 ilk 6 ay pazar payı: %(…..)), aromalı gazoz pazarı
(2015 yılı pazar payı: %(…..)) ve kolalı içecek pazarı (2015 yılı pazar payı: %(…..))
incelenmiştir. Bu bağlamda örneğin reklam yasaklarının geçerli olduğu ve bira satılan
nokta sayısının yıldan yıla azaldığı17 bira pazarı bakımından, EFES’in yıllar itibarıyla
azalan pazar payı karşısında AEH’nin Ekomini gibi farklı satış alanları bulma gayreti
içinde olduğu düşünüldüğünde, AEH’nin bu ürün bazında girdi kısıtlamasına gitmesinin
rasyonel olmadığı anlaşılmaktadır. Öte yandan satışlarını ençoklaştırmaya çalışan her
şirket gibi AEH’nin de rakip tedarikçilerden gelen yoğun rekabetçi baskı altında görece
yüksek pazar payına sahip olduğu diğer ürün grupları (kolalı içecek pazarı ve aromalı
gazoz pazarı) bazında da mümkün olan tüm müşteri kitlesine ulaşmak, alt pazardaki
rakip noktalarda yer almak ve ürünlerinin satışını yapmak amacında olacağı,
dolayısıyla girdi kısıtlamasına gitmesinin makul olmadığı değerlendirilmektedir.
16 Yatay Olmayan Birleşme ve Devralmaların Değerlendirilmesi Hakkında Kılavuz, paragraf 31.
17 08.02.2018 tarihli ve 18-04/54-30 sayılı kapalı bira pazarında dolap kuralının kaldırılmasına yönelik
Kurul kararının 28. paragrafı.
(51) Müşteri kısıtlaması kapsamında ise, yukarıda ifade edildiği gibi MİGROS, devralacağı
Makromarket ve Uyum isimli mağazalar ile Türkiye HTM perakende ve organize
perakende pazarında sırasıyla %(…..) ve %(…..) pazar payına ulaşacaktır ve AEH
olarak faal olduğu pazarlardaki tedarikçilere yönelik olarak müşteri kısıtlamasına
gidebilme imkanı olacaktır. Bununla birlikte HTM organize perakende pazarında,
mağazada ürün çeşitliliğinin fazla olması tüketici tercihlerini etkilemesi bakımından
arzu edilen bir unsur olduğundan, ürün çeşitliliğini korumak bakımından MİGROS’un
üst pazardaki rakip tedarikçilerden ürün almaya devam etmesinin muhtemel olduğunu
vurgulamakta fayda bulunmaktadır. Bu bağlamda öncelikle belirtmek gerekmektedir ki;
Bildirim Formunda, bira pazarı bakımından AEH-Migros ile Migros-Kipa kararlarında
verilen taahhütlerin işbu dosya kapsamında devralınacak 73 mağaza için de geçerli
olacağı bildirilmiştir. Bu nedenle söz konusu bira pazarı bakımından mevcut işlem
dolayısı ile bir müşteri kısıtlaması oluşmayacağı sonucuna ulaşılmıştır.
(52) Diğer alt pazarlar bakımından da değerlendirme yapılmıştır. Kurulumuzun 09.02.2017
tarih ve 17-06/56-22 sayılı Migros-Kipa kararında yer verildiği üzere AEH’nin faal
olduğu yukarıda sayılan pazarlar bakımından, organize kanal satışları toplam satışların
yaklaşık (…..) oluşturmakta ve satışların çoğunluğu geleneksel kanaldan
gerçekleştirilmektedir. Bu çerçevede, dosya kapsamında zikredilen dikey alt pazarlar
bakımından MİGROS tarafından devralınacak çoğunluğu UYUM olan devre konu
MAKRO mağazalarının MİGROS’un payına etkisinin marjinal olması, bununla birlikte
dışlanabilecek olası tedarikçilerin bu satışlarını yönlendirebilecekleri organize
perakendede yer alan alternatif mağazaların bulunması (örneğin organize kanaldaki
hemen her perakendecinin kolalı içecek satıyor oluşu) ve buna ek olarak tedarikçilerin
satışlarının çoğunu geleneksel kanaldan gerçekleştirmesi dolayısıyla tedarikçilerin
kayıplarını telafi etmelerinin mümkün olduğu kanaatine varılmıştır.
H. SONUÇ
(53) Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre, bildirim konusu işlemin 4054
sayılı Kanun’un 7. maddesi ve bu maddeye dayanılarak çıkarılan 2010/4 sayılı
Rekabet Kurulundan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ
kapsamında izne tabi olduğuna; işlem sonucunda aynı Kanun maddesinde yasaklanan
nitelikte hakim durum yaratılmasının veya mevcut hakim durumun güçlendirilmesinin
ve böylece rekabetin önemli ölçüde azaltılmasının söz konusu olmaması nedeniyle
işleme izin verilmesine, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 60 gün içinde Ankara
İdare Mahkemelerinde yargı yolu açık olmak üzere, OYÇOKLUĞU ile karar verilmiştir.
KARŞI GÖRÜŞ
30.07.2018
(18-11/204-95 Sayılı Karar)
Daha küçük bölgesel yoğunlaşma analizlerinin de değerlendirmeye dahil edilmesi
gerektiği düşüncesi ile çoğunluk görüşüne katılmıyorum. Oran/Ankara bölgesinde aynı
grup tarafından Kipa’nın devralınması sonrasında tekel halinin oluşması bu duruma bir
örnek teşkil etmektedir.
Dr. Metin ARSLAN
Kurul Üyesi
Dr. Metin ARSLAN’ın 18.04.2018 tarih ve 18-11/204-95 sayılı Kararın Toplantı
Tutanağında Yer Alan Usul Yönünden Karşı Oy Gerekçesi
18.04.2018 tarih ve 18-11/204-95 sayılı Rekabet Kurulu kararına ilişkin kısa karar
tutanağında Dr. Metin ARSLAN usul yönünden karşı oy gerekçesini;
“Kurul toplantılarına ait görüşmelerin Rekabet Kurumunun çalışma ilkelerinden olan
şeffaflık ve açıklık ilkeleri doğrultusunda kayıt altına alınması gerekirken, bu
yapılmadan alınan kararlara usul yönünden karşıyım. ...”
şeklinde ifade ederek imzalamıştır.
KARŞI GÖRÜŞ
30.07.2018
(18.10 ve 18.11 Sayılı Toplantılar)
Şeffaflık ve hesap verilebilirlik kamu adına denetim ve gözetim görevini yerine getiren
kurumların temel çalışma esaslarındandır. Söz konusu prensiplerin Rekabet Kurulu
tarafından sıklıkla göz ardı edilmek suretiyle ülke ekonomisi ve kamu menfaatleri
açısından telafi edilemez tahribatlara yol açtığı müşahade edilmektedir.
Görev yaptığım gerek Nurettin Kaldırımcı gerekse de Ömer Torlak’ın başkanlık
dönemleri boyunca, enflasyon, kurum organizasyonu ve FETÖ ile ilgili ısrarla dile
getirdiğim hususlar dikkate alınmamıştır. Hatta 15 Temmuz akabinde dahi, FETÖ’nün
Kurum ve Kurul içindeki mensupları hakkında gerekli işlemlerin yapılmamış olması
nedeniyle Kurul toplantılarının meşru bir zeminde devam edemeyeceği ve bu
kapsamda süreç tamamlanıncaya kadar Kurul toplantılarına katılmayacağım
hususunda başkanlık makamına verdiğim 09.08.2016 tarihli dilekçem üzerine dahi
konuyla ilgili gerekli adımlar atılmamıştır.
Serdettiğim görüşlerden duyulan rahatsızlık sebebiyle, Ömer Torlak’ın başkanlığı
döneminde Kuruldaki görev süremi tüketmeyi amaçlayan bir buçuk yıla kadar uzanan
bir yargı tuzağı kurulmuştur. Söz konusu yargı tuzağına zemin hazırlamak amacıyla,
milletin temsilcisi olan Bakanlar Kurulu ve Cumhurbaşkanı’nın uhdesinde olan bir
yetkiyi pervasızca ve aleni bir şekilde gasp ederek, şahsımın kurul üyeliğini sona
erdirme zehabıyla Kurul tarafından utanç verici bir karar alınmıştır.
Bahse konu hazin kararla ilgili olarak, Kalkınma Bakanlığı’nın yoklukla muallel
olduğunu belirten cevabi yazısı (11.11.2016) ve Devlet Personel Başkanlığı’nın yetki
gaspı yapıldığı şeklindeki tespiti (24.01.2017) kale alınmamıştır.
Mahkeme kayıtlarına girmiş ekteki 05.12.2016 tarihli kendi tutanağımda tafsilatıyla
açıklandığı üzere, Ömer Torlak tarafından Kurula davet edilmem ve şahsımın söz
konusu davete icabet etmesi kapsamında yapılan görüşmede 09.08.2016 tarihli
dilekçemi geri çekmem durumunda kurul toplantılarına katılabileceğim tarafıma
bildirilmiştir. Söz konusu dilekçeyi geri çekmeyi reddetmem üzerine, Kurul tarafından o
gün yaşananlarla ilgili olarak yalan beyan niteliğinde bir tutanak tutulmuştur.
Diğer taraftan, eski bir Kurul üyesinin de ortağı olduğu FETÖ ile irtibatlı ve iltisaklı
avukatlık şirketinin Kurul içindeki uzantısı gibi faaliyet gösteren Fevzi Özkan’ın,
oğlunun Bank Asya’da üst düzey yönetici olması hasebiyle gözaltına alınması
akabinde, olayın üzerini örtmek maksadıyla hakkında gerekli işlem yapılmaksızın
Temmuz/2017’de emekli edilmesine müsaade edilmiştir. Bir önceki yönetimin son iki
promosyonunda işe alınan 30 uzman yardımcısından 25’inin by-lock gerekçesiyle
Kurumdan uzaklaştırılmasına rağmen, bunları planlı bir biçimde işe alan Kurumun eski
yöneticileri hakkında da herhangi bir işlem tesis edilmemiştir.
Kurumun varlık sebebi olan rekabeti bozucu eylemlerin engellenmesi ve sonuçta
tüketici refahının artırılması amacı çerçevesinde, 2016 yılı başında enflasyon henüz
%8 düzeyinde iken enerji ve tarım sektörüne yapılacak müdahalelerle %5’lere
çekilmesinin mümkün olduğunu, aksi takdirde yıl içinde %10’u geçme tehlikesinin
bulunduğunu dile getiren ikaz ve önerilerim Kurul gündemine alınmamıştır. Nitekim,
tarım sektörüne dahi müdahale edemeyen, sadece bir ön araştırma yaptırmakla
yetinen aciz durumdaki Rekabet Kurulu mevcut durumda enflasyonun %15 bandına
dayanmasından mesuldür.
Kasıtlı bir şekilde işlenen ve çoğu da esasında ceza hukukunun kapsamına giren
hukuk ihlallerine ilaveten, Kurul çarpık mantığı ile istifa ettiğimi varsaymasına rağmen,
Kurumdan ayrılmam ile ilgili SGK Hizmet Takip Programına (HİTAP) “İstifa nedeniyle
ilişiğin kesilmesi” yönünde bilgi girişi yapılmamış, sicilimi bozma anlamına gelen
“Mahkeme Kararı Gereği İlişik Kesme” şeklinde gerçeğe aykırı bildirimde
bulunulmuştur.
Ne hazindir ki, tüm bu süreçlerden haberdar olan sözde ilişkili Bakanlık, hakemlik
görevini yerine getireceğine, Cumhurbaşkanı’nın ve Bakanlar Kurulu’nun iradesini hiçe
sayan, yalancı şahitlik yapan, gerçeğe aykırı yazılı beyanda bulunan ve karakter
katliamı yapan Rekabet Kuruluyla beraber hukuk ihallerinin tarafı olmuştur.
Asli amacına hizmet etmeyen, gelecek nesillere de maliyetler yükleyen, görevlerini
ihmal eden ve kötüye kullanan sorumluların, kamuoyu nezdinde sorgulanıp hesap
vermeleri gerekir. Bürokrasi tarihinde benzeri görülmeyen bu hukuk rezaletinin
tekrarının yaşanmaması için Kurumda şeffaflık ve hesap verilebilirlik ilkelerinin hayata
geçirilmesi elzemdir. Bu anlamda Rekabet Kurulu toplantılarının kayıt altına alınması
gerekmektedir.
Dr. Metin ARSLAN
Kurul Üyesi
Ek : 05.12.2016 Tarihli Kendi Tutanağım.
Full & Egal Universal Law Academy