Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2016-1-65 (Soruşturma)
Karar Sayısı : 18-27/461-224
Karar Tarihi : 08.08.2018
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. Ömer TORLAK
Üyeler : Arslan NARİN (İkinci Başkan), Adem BİRCAN, Mehmet AYAN,
Ahmet ALGAN, Hasan Hüseyin ÜNLÜ,Şükran KODALAK
B. RAPORTÖRLER : Remzi Özge ARITÜRK, Zeynep ŞENGÖREN ÖZCAN, Başak
TEKÇAM, Hakan EREK, Abdullah ATEŞ, Zekeriya TURAN,
Bilge YILMAZ, Öykü SARIASLAN
C. BAŞVURUDA
BULUNANLAR : - İpragaz A.Ş.
19 Mayıs Cad. Nova Baran Plaza No: 4 Kat: 13-17 34360
Şişli/İstanbul
- Elektrik Perakende Satıcıları Derneği
19 Mayıs Caddesi Nova Baran Plaza No:4 Kat:15
Şişli/İstanbul
D. HAKKINDA SORUŞTURMA
YAPILANLAR :- Enerjisa Enerji A.Ş.
- İstanbul Anadolu Yakası Elektrik Dağıtım A.Ş.
- Başkent Elektrik Dağıtım A.Ş.
- Toroslar Elektrik Dağıtım A.Ş.
- Enerjisa İstanbul Anadolu Yakası Elektrik Perakende
Satış A.Ş.
- Enerjisa Başkent Elektrik Perakende Satış A.Ş.
- Enerjisa Toroslar Elektrik Perakende Satış A.Ş.
Temsilcisi: Av. Şahin ARDIYOK
Büyükdere Cad. Bahar Sok. No:13 River Plaza Kat 11-
12 Levent, Şişli, 34394, İSTANBUL
(1) E. DOSYA KONUSU: Enerjisa Enerji A.Ş., İstanbul Anadolu Yakası Elektrik
Dağıtım A.Ş., Başkent Elektrik Dağıtım A.Ş., Toroslar Elektrik Dağıtım A.Ş.,
Enerjisa İstanbul Anadolu Yakası Elektrik Perakende Satış A.Ş., Enerjisa
Başkent Elektrik Perakende Satış A.Ş., Enerjisa Toroslar Elektrik Perakende
Satış A.Ş.’nin 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesini ihlal ettikleri iddiası.
(2) F. İDDİALARIN ÖZETİ: Rekabet Kurumu (Kurum) kayıtlarına İpragaz A.Ş. tarafından
29.08.2016 tarih, 5196 sayı ve Elektrik Perakende Satıcıları Derneği (EPSD)
tarafından 20.10.2016 tarih, 6163 sayı ile intikal ettirilen başvurularda Türkiye’deki
elektrik dağıtım bölgelerinde faaliyet gösteren elektrik dağıtım ve görevli tedarik
şirketlerince (GTŞ) gerçekleştirilen rekabeti engelleyici ortak davranış tiplerine ve
sadece belli bölgelerde gözlemlenen spesifik davranışlara ayrı ayrı yer verilmiştir.
Anılan şikayet başvurularında Toroslar elektrik dağıtım bölgesine ilişkin olarak özetle;
(…..) portföyünde bulunan (…..) isimli abonenin tüketim itirazı nedeniyle
Toroslar Elektrik Dağıtım A.Ş.’yi (TOROSLAR EDAŞ) aradığı, çağrı
18-27/461-224
2/436
merkezindeki yetkilinin aboneye tahminleme metodolojisinin TOROSLAR EDAŞ
tarafından değil (…..) tarafından uygulandığını söylediği,
(…..)’nin portföyünde bulunan (…..) Temmuz 2016 döneminde Enerjisa
Toroslar Elektrik Perakende Satış A.Ş. (TOROSLAR)1,2 tarafından talep edildiği,
TOROSLAR’ın (…..) ile yaptığı görüşmede “Firmanız ile sözleşmeniz bitmiş,
onlar küçük bir firma elektriği bizden alıp satıyorlar, onlar aracı kurum, onların
verdiği indirimin mislini vereceğiz” şeklinde uyarıda bulunduğu, abonenin de bu
telkin karşısında TOROSLAR ile sözleşme imzaladığı, sonrasında abone (…..)
ile çalışmaya devam etmek istediği için TOROSLAR’dan sözleşmesinin bitiş
tarihini ve cayma bedelinin tutarını istediği ancak temin edemediği,
(…..)’nin portföyüne katmak istediği (…..) numaralı abone serbest tüketici adayı
olduğu halde ETSO kodunun sistemde çıkmadığı, TOROSLAR EDAŞ’a
gönderilen e-posta sonucunda tüketiciye ilişkin ETSO kodunun tanımlandığı,
(…..) portföyünde bulunan (…..) isimli tüketicinin TOROSLAR EDAŞ tarafından
uygulanan tahmini okuma metodolojisi nedeniyle mağdur edildiği (EPSD),
(…..)’nun portföyünde bulunan (…..) isimli tüketicinin TOROSLAR EDAŞ
tarafından açma işlemlerinin geciktirilmesi nedeniyle mağdur edildiği,
(…..)’nun portföyünde bulunan (…..) isimli tüketicinin Başkent Elektrik Dağıtım
A.Ş.’nin (BAŞKENT EDAŞ)3 hatalı sayaç okuma işlemleri sebebiyle mağdur
edildiği,
TOROSLAR yetkililerinin, (…..) portföyünde bulunan (…..) isimli aboneye
(…..)’nun piyasaya verdiği elektriğin az olduğu ve abonenin taleplerini
karşılamayacağını söyleyerek söz konusu abonenin TOROSLAR ile olan
sözleşmesinin feshi halinde açıkta kalacaklarını ifade ettiği,
(…..) portföyündeki müşterilerden (…..) tahliye olmasına rağmen, İstanbul
Anadolu Yakası Elektrik Dağıtım A.Ş. (AYEDAŞ) tarafından üç günlük gerçek
okumanın esas alınarak tüketim tahminlemesi yapılmak suretiyle müşterinin
mağdur edildiği,
(…..) portföyünde bulunan (…..) isimli abonenin, BAŞKENT EDAŞ’ın
tahminleme metodolojisi nedeniyle tüketim bilgilerinin normal tüketiminin üç katı
geldiği ve (…..) portföyünden ayrıldığı,
(…..) portföyünde bulunan (…..) isimli abonenin onayı olmaksızın Enerjisa
İstanbul Anadolu Yakası Elektrik Perakende Satış A.Ş. (AYESAŞ)4 portföyüne
geçirildiği,
(…..) unvanlı tüketim noktası için yapılan tüm taleplere rağmen BAŞKENT
EDAŞ tarafından ETSO kodu tanımlanmadığı ve (…..)’nun bu konudaki telefon,
e-posta ve sms taleplerine dönüş yapılmadığı,
AYESAŞ bölgesinde bulunan, (…..) Sayaç ID ve (…..) tesisat numaralı tesisin
elektrik enerjisi tedarikinin Nisan 2014 - Mart 2016 dönemleri arasında (…..)
tarafından yapıldığı, (…..), ilgili tesisin sahibi ve Ocak 2016 tarihinde iflas
1 TOROSLAR ve ENERJİSA TOROSLAR kısaltmaları aynı anlamda kullanılmaktadır.
2 ENERJİSA kısaltması, ENERJİSA ENERJİ ve/veya altındaki GTŞ ve/veya dağıtım şirketlerini
karşılayacak şekilde kullanılmaktadır.
3 BAŞKENT DAĞITIM ve BAŞKENT EDAŞ kısaltmaları aynı anlamda kullanılmaktadır.
4 AYESAŞ ve ENERJİSA İSTANBUL ANADOLU YAKASI kısaltmaları aynı anlamda kullanılmaktadır.
18-27/461-224
3/436
erteleme kararı aldırmış olan (…..) ile elektrik tedarik sözleşmesini 01.04.2016
tarihi itibariyle feshettiği, daha sonra tüketim noktasının (…..) tarafından
kullanılmaya başlandığı, Temmuz 2016 uzlaştırmasında AYESAŞ’ın bu
abonelik için 65642 kWh Geçmişe Dönük Düzeltme Kalemi (GDDK) yoluyla ek
tüketim bildirimi yaptığı, AYESAŞ’ın konuyu bildirirken kendi sistemleri ile
sahadan aldıkları bilgiler arasında hata olduğunu ve ilgili tesisin sayaç
okumasını 31.07.2014 - 30.04.2016 tarihleri arasında tam olarak 21 ay boyunca
hatalı yaptıklarını ve Piyasa Mali Uzlaştırma Merkezi (PMUM) ekranlarına hatalı
yüklediklerini kabul ettiğini, dağıtım şirketinin 21 ay boyunca yapmış olduğu
hatalı işlemlerin sonucunda Temmuz 2016 uzlaştırmasında (…..) yaklaşık
11.000 TL tutarında GDDK yansıtıldığı ve 7.534,64 TL + KDV tutarında sistem
kullanım bedeli faturası kesildiği, sadece GDDK ve Sistem Kullanım Faturası
düşünüldüğünde BATI ENERJİ’nin mağduriyetinin 18.534 TL + KDV tutarında
olduğu, konu ile ilgili olarak (…..) Enerji Piyasaları Düzenleme Kurumu’na
(EPDK) (EPDK) şikayet başvurusunda bulunduğu,
(…..) tesisat numaralı (…..) isimli tüketicinin Ocak 2015 döneminde İPRAGAZ’ın
portföyüne dahil olduğu, 14.06.2016 tarihinde ilgili tüketicinin elektriğinin
kesildiği, bu konu ile ilgili olarak TOROSLAR ile yapılan yazışmalar neticesinde
kesme işleminin nedeni olarak anılan tüketicinin önceki dönemde TOROSLAR’a
karşı bulunan ödenmemiş borcunun olduğunun gösterildiği, tüketiciye en yakın
TOROSLAR noktasına başvurması gerektiğinin ifade edildiği, tüketiciye
herhangi bir uyarı yapılmadan, olduğu söylenen borca ilişkin bir fatura ibraz
edilmeden kesim işleminin yapıldığı ve bu durumun hem İPRAGAZ’ı hem de
tüketiciyi mağdur ettiği,
TOROSLAR’ın İPRAGAZ’ın portföyünde bulunan birçok tüketiciyi arayarak
sözleşmesinin takip eden ayda biteceğini ifade ettiği ve sözleşmenin
uzatılmamasını talep ettiği, İPRAGAZ’ın portföyünde bulunan tüketicilerle
yaptığı görüşmelerde TOROSLAR’ın, tüketicilere İPRAGAZ ile olan
sözleşmenin takip eden dönemde biteceğini söyleyerek sözleşme imzalattığının
dile getirildiği, TOROSLAR’ın sahip olduğu imkânları haksız şekilde kullanarak
rekabeti engelleyici şekilde hareket ettiği,
BAŞKENT EDAŞ’ın tahmini okuma sistemi nedeniyle İPRAGAZ’ın birçok
abonesinin yüksek tutarlı faturalarla karşılaştığı, bazı abonelerin tahliye
oldukları halde fiili sayaç okuma işlemi yerine tahmini okuma yapılması
nedeniyle, elektrik tüketiminde bulunmadıkları halde elektrik faturası ile
karşılaştıkları, abonelerin konunun sorumlusu olarak ise İPRAGAZ’ı gördükleri,
ENERJİSA yetkilileri ile yapılan yazışmalar neticesinde abonelerin tüketimlerine
ilişkin düzeltmelerin yapıldığı
iddiaları ileri sürülmüştür.
(3) G. DOSYA EVRELERİ: Anılan başvurular ile ilgili olarak hazırlanan 14.11.2016 tarih,
2016-1-65/İİ sayılı İlk İnceleme Raporu, Rekabet Kurulunun (Kurul) 16.11.2016 tarihli,
16-39 sayılı toplantısında görüşülmüş ve TOROSLAR EDAŞ ile TOROSLAR hakkında
4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’u (4054 sayılı Kanun) ihlâl ettikleri
iddialarına yönelik olarak Kanun’un 40. maddesinin birinci fıkrası uyarınca önaraştırma
yapılmasına karar verilmiştir.
(4) Yürütülen önaraştırma sonucunda hazırlanan 20.12.2016 tarih ve 2016-1-65/ÖA sayılı
rapor Kurul toplantısında ele alınmıştır. Kurul’un 28.12.2016 tarih ve 16-45/715-M sayı
18-27/461-224
4/436
ile kararı ile ENERJİSA ENERJİ, AYEDAŞ, BAŞKENT DAĞITIM, TOROSLAR EDAŞ,
AYESAŞ, BAŞKENT, TOROSLAR hakkında, 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesinin ihlal
edilip edilmediğinin belirlenmesi amacıyla aynı Kanun’un 41. maddesi uyarınca
soruşturma başlatılmıştır.
(5) Kurul’un soruşturma başlatılmasına ilişkin kararının ardından 4054 sayılı Kanun’un 43.
maddesinin ikinci fıkrası uyarınca soruşturma açıldığına dair bildirim taraflara
30.12.2016 tarihli ve 14203 sayılı yazı ile yapılmıştır. Soruşturma bildirimiyle taraflar
ilk yazılı savunmalarını 02.02.2017 tarihli ve 722 sayılı yazı ile sunmuşlardır.
(6) Kurul, 4054 sayılı Kanun’un 43. maddesinin birinci fıkrası uyarınca soruşturma
süresinin ilk altı aylık süresinin bitiminden itibaren altı ay uzatılmasına 15.05.2017 tarih
ve 17-16/220-M sayı ile karar vermiştir. Bu husus, taraflara 17.05.2017 tarih ve 6104
sayılı yazı ile bildirilmiştir.
(7) Yapılan inceleme, değerlendirme ve tarafların ilk yazılı savunmaları da dikkate alınarak
hazırlanan 28.12.2017 tarih ve 2016-1-65/SR sayılı Soruşturma Raporu ve ekleri
taraflara ve Kurul üyelerine tebliğ edilmiştir.
(8) Soruşturma taraflarının sözlü savunma toplantısı talepli ikinci yazılı savunması
06.03.2018 tarih ve 1913 sayı ile süresi içerisinde Kurum kayıtlarına intikal etmiştir.
İkinci yazılı savunmalara karşılık hazırlanmış bulunan 21.03.2018 tarih ve 2016-1-
65/EG sayılı Ek Görüş, 27.03.2018 tarihinde taraflarca tebellüğ edilmiştir. Üçüncü
yazılı savunma sürelerinin uzatılması talebi 09.04.2018 tarihli Kurul toplantısında
uygun görülerek, sürelerinin 4054 sayılı Kanun’un 45. maddesinin ikinci fıkrası
uyarınca, bitiminden itibaren 30 gün uzatılmasına 18-11/98-M sayı ile karar verilmiştir.
(9) Tarafların son yazılı savunması yasal süresi içinde Kurum kayıtlarına intikal etmiştir.
Soruşturma kapsamında, sözlü savunma toplantısının 04.07.2018 tarihinde
yapılmasına 31.05.2018 tarih ve 18-17/317-M sayı ile karar verilmiştir.
(10) Hakkında soruşturma yürütülen taraflarca gönderilen ve sözlü savunma toplantısının
bir kısmının gizli oturum şekilde yapılması talebini içeren ve Kurum kayıtlarına
27.06.2018 tarih ve 4856 sayı ile intikal eden başvuru üzerine düzenlenen 28.06.2018
tarih, 2016-1-65/BN-7 sayılı Bilgi Notu, 28.06.2018 tarihli Kurul toplantısında ele
alınmıştır. 4054 sayılı Kanun ve Rekabet Kurulu Nezdinde Yapılan Sözlü Savunma
Toplantıları Hakkında Tebliğ’in "Toplantının Aleniyeti ve Gizli Oturum Kararı" başlıklı
9. maddesinin dördüncü, beşinci ve altıncı fıkrasındaki hükümlerinin dikkat alınması
sonucunda; ilgili teşebbüslerin sunum planının “ilgili ürün ve coğrafi pazarın
tanımlanması”, “dağıtım şirketi ile görevli tedarik şirketi arasında koordinasyon
bulunduğu iddialarına yönelik savunmalar” ve “deklarasyon uygulamasına ilişkin
savunmalar” başlıklı kısımlarının savunmasının gizli oturumda yapılması talebinin
kabulüne 18-21/372-M sayı ile karar verilmiştir.
(11) Kurul yürütülen soruşturma ile ilgili olarak düzenlenen Rapor’a, Ek Görüş’e, toplanan
delillere, yazılı savunmalara, sözlü savunma toplantısında yapılan açıklamalara ve
incelenen dosya kapsamına göre 08.08.2018 tarihinde 18-27/461-224 sayılı nihai
kararını vermiştir.
(12) H. RAPORTÖR GÖRÜŞÜ: İlgili dosyada; AYEDAŞ’ın İstanbul Anadolu Yakası
Dağıtım Bölgesinde, BAŞKENT EDAŞ’ın Başkent Dağıtım Bölgesinde ve TOROSLAR
EDAŞ’ın ise Toroslar Dağıtım Bölgesinde elektrik dağıtım hizmeti ilgili pazarlarında
hâkim durumda olduğu, AYESAŞ, BAŞKENT ve TOROSLAR’ın yukarıda yer verilen
dağıtım bölgelerinde, “serbest tüketici limitinin altında kalan tüketicilere yapılan elektrik
enerjisinin perakende satışı” “dağıtım seviyesinden sisteme bağlı olan sanayi
18-27/461-224
5/436
müşterilerine yapılan elektrik perakende satış”, “ticarethane müşterilerine yapılan
elektrik perakende satış” ve “mesken müşterilerine yapılan elektrik perakende satış”
ilgili pazarlarında hâkim durumda olduğu, AYEDAŞ, AYESAŞ, BAŞKENT ve
TOROSLAR’ın eylem ve uygulamaları yoluyla 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi
çerçevesinde hâkim durumlarını kötüye kullandığı tespit edildiğinden ilgili taraflara
4054 sayılı Kanun’un 16. maddesi uyarınca para cezası verilmesi gerektiği ve tarafların
4054 sayılı Kanun’un 9. maddesi uyarınca rekabet ihlali niteliğinde olan
uygulamalarına son vermesi gerektiği, AYESAŞ, BAŞKENT ve TOROSLAR’ın
müşterilere yanlış bilgi verilmesi veya abone olmayan kişilere imza attırılması suretiyle
serbest tüketici sözleşmesi gerçekleştirdiği ancak bu uygulamaların sistematik
olmadığı ve hataların giderildiğinin görülmesi sebebiyle 4054 sayılı Kanun’un 9.
maddesi uyarınca söz konusu uygulamalara son verilmesi amacıyla uyarı yazısının
gönderilmesinin gerektiği sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.
I. İNCELEME, GEREKÇE VE HUKUKİ DAYANAK
I.1. İlgili Taraflar
I.1.1. Enerjisa Enerji A.Ş. (ENERJİSA ENERJİ)
(13) ENERJİSA ENERJİ, 1996 yılında Sabancı şirketlerinin elektrik gereksinimlerini
karşılamak üzere bir otoprodüktör şirket olarak kurulmuştur. ENERJİSA ENERJİ;
elektrik üretimi, dağıtımı, ticareti ve satışından oluşan dört ana iş koluna ek olarak
doğal gaz alanında faaliyet göstermektedir. Elektrik ve doğal gaz üretiminde faaliyet
gösteren bir Alman şirketi olan E.ON 2013 yılında ENERJİSA’ya %50 oranında ortak
olmuştur. Elektriğin üretimi, ticareti, satışı ve dağıtımı faaliyetleri ENERJİSA ENERJİ
bünyesindeki Enerjisa Enerji Üretim A.Ş. (ENERJİSA ÜRETİM), Enerjisa Elektrik
Enerjisi Toptan Satış A.Ş. (ENERJİSA TOPTAN SATIŞ), BAŞKENT, AYESAŞ ve
TOROSLAR, ile BAŞKENT EDAŞ, AYEDAŞ, TOROSLAR EDAŞ aracılığıyla, doğal
gaz alanındaki faaliyet ise Enerjisa Doğal Gaz Toptan Satış A.Ş. aracılığıyla
sürdürülmektedir.
I.1.2. İstanbul Anadolu Yakası Elektrik Dağıtım A.Ş. (AYEDAŞ)
(14) AYEDAŞ, İstanbul Anadolu Yakası elektrik dağıtım bölgesinde yer alan ilçeler
kapsamındaki elektrik dağıtım şebekesi inşa, bakım ve işletilmesi alanlarında faaliyet
göstermektedir. Türkiye’de elektrik enerjisi sektöründe üretim, dağıtım, toptan ve
perakende ticareti hizmeti veren ENERJİSA, AYEDAŞ’ın hisselerinin %100’ünün blok
satışı yöntemiyle özelleştirilmesi için yapılan ihaleyi kazanarak 2013 yılında hisselerin
devrini tamamlamıştır.
I.1.3. Başkent Elektrik Dağıtım A.Ş. (BAŞKENT EDAŞ)
(15) BAŞKENT EDAŞ, Ankara, Bartın, Çankırı, Karabük, Kastamonu, Kırıkkale ve
Zonguldak illerini kapsayan Başkent elektrik dağıtım bölgesinde elektrik dağıtım
şebekesi inşa, bakım ve işletmesi alanlarında faaliyet göstermektedir. ENERJİSA,
BAŞKENT EDAŞ’ın hisselerinin %100’ünün blok satışı yöntemiyle özelleştirilmesi için
yapılan ihaleyi kazanarak 2009 yılında hisselerin devrini tamamlamıştır.
I.1.4. Toroslar Elektrik Dağıtım A.Ş. (TOROSLAR EDAŞ)
(16) TOROSLAR EDAŞ, Adana, Osmaniye, Gaziantep, Mersin, Kilis ve Hatay illerini
kapsayan Toroslar elektrik dağıtım bölgesinde elektrik dağıtım şebekesi inşa, bakım
ve işletmesi alanlarında faaliyet göstermektedir. ENERJİSA, TOROSLAR EDAŞ’ın
hisselerinin %100’ünün blok satışı yöntemiyle özelleştirilmesi için yapılan ihaleyi
kazanarak 2013 yılında hisselerin devrini tamamlamıştır.
18-27/461-224
6/436
I.1.5. Enerjisa İstanbul Anadolu Yakası Elektrik Perakende Satış A.Ş. (AYESAŞ)
(17) İstanbul’un Anadolu Yakası dağıtım bölgesindeki GTŞ olan AYESAŞ’ın hisselerinin
ENERJİSA’ya devri 2013 yılında tamamlanmıştır. Teşebbüs İstanbul Anadolu
Yakası’nda bulunan serbest olmayan tüketicilere, serbest tüketici niteliğini haiz olup bu
hakkını kullanmayan tüketicilere ve son kaynak tedarikçisi olarak serbest tüketicilere
EPDK tarafından belirlenen düzenlemeye tabi perakende satış tarifesi üzerinden
elektrik satmakla görevlendirilmiştir. Bunun dışında bölgedeki ve bölge dışındaki
serbest tüketicilere, şartları tamamıyla serbest piyasa koşullarına göre belirlenmiş
elektrik enerjisi tedarikini ikili anlaşma yoluyla sağlamaktadır.
I.1.6. Enerjisa Başkent Elektrik Perakende Satış A.Ş. (BAŞKENT)
(18) BAŞKENT, elektrik dağıtım şirketlerinin 01.01.2013 tarihi itibarı ile dağıtım ve
perakende satış faaliyetlerini ayrıştırmasına yönelik yasal zorunluluk kapsamında
kurulmuştur. Ankara, Kırıkkale, Çankırı, Kastamonu, Karabük, Bartın ve Zonguldak
illerini kapsayan Başkent elektrik dağıtım bölgesinde GTŞ olarak faaliyet gösteren
BAŞKENT; bölgedeki serbest olmayan tüketicilere, serbest tüketici niteliğini haiz olup
bu hakkını kullanmayan tüketicilere ve son kaynak tedarikçisi olarak serbest
tüketicilere EPDK tarafından belirlenen düzenlemeye tabi perakende satış tarifesi
üzerinden elektrik satmakla görevlendirilmiştir. Bunun yanında; serbest tüketicilere,
şartları tamamıyla serbest piyasa koşullarına göre belirlenmiş elektrik enerjisi tedarikini
ikili anlaşma yoluyla sağlamaktadır.
I.1.7. Enerjisa Toroslar Elektrik Perakende Satış A.Ş. (TOROSLAR)
(19) Adana, Osmaniye, Gaziantep, Mersin, Hatay ve Kilis illerini kapsayan Toroslar elektrik
dağıtım bölgesinde GTŞ olarak faaliyet gösteren TOROSLAR’ın hisselerinin
ENERJİSA’ya devri 2013 yılında gerçekleşmiştir. Teşebbüs Toroslar dağıtım
bölgesinde bulunan serbest olmayan tüketicilere, serbest tüketici niteliğini haiz olup bu
hakkını kullanmayan tüketicilere ve son kaynak tedarikçisi olarak serbest tüketicilere
EPDK tarafından belirlenen düzenlemeye tabi perakende satış tarifesi üzerinden
elektrik satmakla görevlendirilmiştir. Ayrıca, serbest tüketicilere, şartları tamamıyla
serbest piyasa koşullarına göre belirlenmiş elektrik enerjisi tedarikini ikili anlaşma
yoluyla sağlamaktadır.
I.2. Elektrik Piyasası ve Sektöre İlişkin Bilgi
(20) Elektrik sektörü 1980’li yıllara kadar kamu tekeli altında dikey bütünleşik yapıda
işlemiştir. 1980’li yılların sonlarına doğru bilgi ve iletişim teknolojilerinde yaşanan
ilerlemeler, verimliliği yüksek doğal gaz kombine çevrim santrallerinin devreye girmesi5
ve kamu tekellerinin merkezi hükümetlerin bütçeleri üzerinde yarattığı baskı nedeniyle
elektrik hizmetinin kamu tekeli altında sürdürülmesi tartışmaya açılmış ve reform
tartışmaları gündeme gelmiş, serbestleşme süreci başlamıştır. Türkiye’nin elektrik
sektöründeki serbestleşme sürecini 1984 yılından başlatmak mümkündür.
(21) Elektrik endüstrisindeki değer zincirinde üretim, iletim, dağıtım, toptan satış ve
perakende satış halkaları bulunmaktadır. Serbestleşme süreci ile birlikte üretim, toptan
satış ve perakende satış aşamaları rekabete açılırken, doğal tekel niteliğini haiz iletim
ve dağıtım aşamaları rekabete açılmamış ve tekelci iş modeli devam etmiştir.
(22) 2000’li yıllarla birlikte ivme kazanan süreçte çıkarılan kanunlar ve yayımlanan strateji
belgeleri bağlamında kamunun oyuncu olarak sektördeki payının azaltılması, özel
5 HUNT, S. (2002), Making Competition Work in Electricity, John Wiley & Sons, Inc., ABD.
18-27/461-224
7/436
sektör oyuncularına risklerini yönetmeleri ve yatırımlarını yönlendirebilmeleri için
gerekli mekanizmaların devreye girmesi ve nihai tüketicilere kendi tedarikçisini seçme
hakkı tanınması gibi hususlar hayata geçirilmiştir.
(23) Ülkemizdeki serbestleşme sürecinin yol haritasını oluşturan kanunlar ve politika
belgeleri şu şekilde sıralanabilir:
3096 sayılı Türkiye Elektrik Kurumu Dışındaki Kuruluşların Elektrik Üretimi,
İletimi, Dağıtımı ve Ticareti ile Görevlendirilmesi Hakkında Kanun
4283 sayılı Yap-İşlet Modeli ile Elektrik Enerjisi Üretim Tesislerinin Kurulması ve
İşletilmesi ile Enerji Satışının Düzenlenmesi Hakkında Kanun
4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu
2004/3 sayılı Yüksek Planlama Kurulu Kararı-Elektrik Enerjisi Sektörü Reformu
ve Özelleştirme Strateji Belgesi (Strateji Belgesi): İlgili belgede özelleştirilecek
dağıtım ve üretim varlıklarının belirleneceği ve belli portföy grupları altında
toplanacağı ifade edilmiştir. Ayrıca dengeleme ve uzlaştırma mekanizması ile
tamamlanan, alıcılar ve satıcılar arasındaki ikili anlaşmalara dayalı bir serbest
piyasa yapısının kurulacağı belirtilmiş ve her bir dağıtım bölgesindeki serbest
olmayan tüketicilerin toplam elektrik talebinin %85’nin en fazla beş yıllık olarak
düzenlenecek geçiş sözleşmeleri6,7 ile Türkiye Elektrik Ticaret ve Taahhüt A.Ş.
(TETAŞ) tarafından düzenlenen fiyatlar üzerinden karşılanması öngörülmüştür.
2009/11 sayılı Yüksek Planlama Kurulu Kararı- Elektrik Enerjisi Piyasası ve Arz
Güvenliği Stratejisi Belgesi: İlgili belgede elektrik toptan satış piyasasının
geliştirilmesi gerektiği ifade edilmiş ve bu kapsamda Elektrik Piyasası
Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği’nin (DUY) tamamlanarak
yayımlanmasının, 01.10.2009 tarihine kadar gün öncesi ticaret için “Gün Öncesi
Planlama” ve gerçek zamanlı dengeleme için de “Dengeleme Güç Piyasası”nın
(DGP) oluşturulmasının, 01.01.2011 tarihine kadar da “Gün Öncesi Planlama”
yerine “Gün Öncesi Piyasası”na (GÖP) geçilmesinin hedeflendiği belirtilmiştir.
Bu hedeflere ek olarak elektrik toptan satış piyasasının geliştirilmesi için vadeli
işlemler piyasasının ve kapasite mekanizmasının devreye alınacağı da ifade
edilmiştir. Toptan satış piyasasının dışında serbest tüketici limitinin düzenli bir
şekilde aşağıya indirilerek piyasa açıklık oranının artırılması, bu bağlamda 2011
yılının sonuna kadar meskenler hariç tüm tüketicilerin 2015 yılına kadarsa tüm
tüketicilerin serbest tüketici olmalarının sağlanacağı belirtilmiştir. Buna ek olarak
01.01.2013 tarihine kadar üretim, dağıtım ve perakende satış faaliyetlerini bir
arada yürüten teşebbüslerin ayrışması ve söz konusu faaliyetleri farklı tüzel
kişilikler altında sürdürmesi ve ayrıca belirlenmiş olan dağıtım ve üretim
varlıklarının özelleştirilmesi öngörülmüştür.
6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu (6446 sayılı Kanun): 6446 sayılı Kanun
çerçevesinde bir önceki kanunda ayrı lisanslara tabi olarak düzenlenmiş olan
perakende ve toptan satış faaliyetleri, tedarik lisansı altında birleştirilmiştir. Bu
kanun ile getirilen en büyük gelişme ise, piyasa işleticisi olan EPİAŞ’ın
kuruluşuna yönelik hükümlerdir. 6446 sayılı Kanun ile getirilen bir diğer husus
6 İlgili dönemde dağıtım şirketi, sonrasında ise GTŞ olarak adlandırılan teşebbüslerin kendi tedarikçisini
seçemeyen veya seçme hakkını kullanmayan tüketicilere yapacakları elektrik tedarikinin %80-85
oranındaki kısmını TETAŞ üzerinden tedarik etmesidir.
75784 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile birlikte
beş yıllık olarak öngörülen geçiş sözleşmelerinin süresi 31.12.2012 tarihine kadar uzatılmıştır.
18-27/461-224
8/436
ise, düzenleyici kuruluş olan EPDK’dan lisans almadan (lisanssız) kurulabilecek
santrallerin tanımının yapılmış olmasıdır.
(24) Aşağıdaki şekilde Türkiye elektrik sektörünün 6446 sayılı Kanun kapsamında yer alan
faaliyetlerin birbirleriyle olan ilişkileri gösterilmektedir.
Şekil 1: 6446 Sayılı Kanunda Yer Alan Faaliyetlerin Birbiriyle Olan İlişkisi
Kaynak: Rekabet Kurumu Elektrik Toptan Satış ve Perakende Satış Sektör Araştırması (Sektör
Araştırması)
(25) Şekilden de görüleceği üzere elektriğin fiziksel ve ticari akışı mevcuttur. Elektriğin
fiziksel akışı regüle bir şekilde iletim ve dağıtım şirketlerince sağlanmaktayken,
elektriğin ticari akışı serbestleşmenin uygulandığı alandır.
(26) Elektriğin fiziksel akışında çeşitli kaynaklara dayalı ve farklı mülkiyetlere sahip
santrallerce üretilen elektrik iletim ve dağıtım hatlarını kullanarak son kullanıcılara
ulaşmaktadır. Ticari akışta ise üretim, toptan satış ve perakende satış olmak üzere
üçlü bir yapı bulunmaktadır. Üretim tarafında hem tamamen piyasa dinamikleri
çerçevesinde üretim yapan oyuncular hem kamu kontrolünde bulunan oyuncular hem
de alım garantisine sahip olan oyuncular faaliyet göstermektedir.
(27) Perakende satış aşamasında düzenlenen tarifeler üzerinden elektrik alan tüketiciler ile
tedarikçisini seçme hakkına sahip tüketiciler bulunmaktadır. Düzenlenen tarifelere tabi
olan tüketiciler elektriklerini GTŞ’lerden almaktayken, kendi tedarikçisini seçme
hakkına sahip olan tüketiciler GTŞ’den, bağımsız tedarik şirketinden8 (BTŞ) veya
üretici şirketlerden elektrik alabilmektedir.
8 BTŞ, elektrik dağıtım bölgesinde GTŞ dışında elektrik tedariki alanında faaliyet gösteren şirketleri ifade
etmektedir. Bu teşebbüslere diğer tedarik şirketleri (DTŞ) de denilmekte olup kararda BTŞ ve DTŞ
kısaltmaları birbiri yerine kullanılmaktadır.
18-27/461-224
9/436
(28) Toptan satış aşaması ise üreticilerin, tedarikçilerin ve talep katılımı yapabilen
tüketicilerin karşılıklı olarak alım-satım yapabildikleri bir yapıdır. Söz konusu yapı
kapsamında piyasa oyuncuları enerji borsaları gibi organize piyasalar veya organize
olmayan piyasalar üzerinden alım-satım yapabilmekte, böylelikle oyuncular portföyünü
dengelemeyebilmekte ve ek gelirler elde edebilmektedir. Sözü edilen piyasa yapısında
devam eden serbestleşme süreci aşağıda yer alan görsel ile özetlenebilecektir.
Şekil 2: Türkiye Elektrik Piyasalarının Serbestleşme Süreci
Kaynak: Sektör Araştırması
(29) Elektrik perakende satış faaliyeti elektrik değer zincirinin son halkasını oluşturmaktadır.
Buna ek olarak perakende aşaması üretim ve toptan satış faaliyetlerine ek olarak
rekabete açılmış olan bir diğer alandır.
(30) Perakende satış faaliyetinin rekabete açılmasının iki aşaması bulunmaktadır.
Serbestleşme sürecine ilişkin yapılan özelleştirmeler perakende piyasada rekabetin
tesis edilmesindeki ilk aşamayı oluştururken yıllık tüketimi serbest tüketici limitini aşan
tüketicilere kendi tedarikçisini seçme hakkının verilmesi ve bu yolla yerleşik perakende
satış şirketleri dışındaki oyuncuların da piyasaya girebilmesinin sağlanması ikinci ve
nihai aşamayı oluşturmaktadır.
(31) İlk aşama açısından bakıldığında perakende satış faaliyetinin tamamı özel şirketler
tarafından yürütülmektedir. İkinci boyut bağlamında ise serbest tüketici limitinin 2.400
kWh’a9 düşürülmesi ile önemli sayıda tüketici kendi tedarikçisini seçme hakkına
kavuşmuştur.
(32) Türkiye elektrik perakende piyasası serbest tüketici limiti çerçevesinde ikiye
ayrılabilecektir. Yıllık tüketimi EPDK tarafından belirlenen serbest tüketici limitinin
altında kalan tüketiciler perakende piyasanın rekabete kapalı bölümünü
oluşturmaktadır. Söz konusu tüketicilere elektrik tedariki 21 dağıtım şirketinden hukuki
olarak ayrışarak kurulmuş olan GTŞ’ler tarafından EPDK’nın düzenlenmekte olduğu
tarifeler üzerinden fiyatlandırılarak yapılmaktadır10. Her bir GTŞ görevli olduğu elektrik
dağıtım bölgesinde piyasanın rekabete kapalı bulunan kısmında yer alan tüketicilere
elektrik enerjisi tedariki bakımından münhasır sağlayıcıdır.
(33) Piyasanın diğer kısmı ise yıllık tüketimi serbest tüketici limitini geçen ve bu bağlamda
kendi tedarikçisini seçme hakkını kullanan tüketiciler ile yıllık tüketimi söz konusu limiti
9 İlgili ifade “kiloWatt saat”’in kısaltmasıdır.
10 GTŞ’lerin düzenlenen tarife üzerinden yaptıkları tedarikteki brüt kar marjları %3,49’dur. Söz konusu
oran sabittir.
18-27/461-224
10/436
geçen ancak serbest tüketici hakkını henüz kullanmamış ya da diğer bir ifadeyle,
dolaylı olarak elektrik enerjisi tedarikini, serbest tüketici hakkının kullanımına ilişkin
henüz bir edimde bulunmayarak GTŞ’den devam ettiren tüketicilerden oluşmaktadır.
Serbest tüketici hakkını kullanan tüketicilere yapılan tedarikin fiyatlaması taraflar
arasında teorik olarak serbestçe belirlenebilmektedir11. Ayrıca tedarikçiler açısından
sabit bir kar marjı bulunmamakta, her bir tedarikçi tüm maliyetlerini ve gelirlerini piyasa
dinamikleri çerçevesinde yönetmektedir. Buna ek olarak serbest tüketici hakkına sahip
tüketiciler bakımından herhangi bir münhasır sağlayıcı bulunmamakta, herhangi bir
tedarikçi herhangi bir bölgede bulunan tüketiciye elektrik tedarik edebilmektedir.
(34) Piyasanın rekabete açık ve kapalı kısımlarının EPDK tarafından belirlenen serbest
tüketici limitleri kapsamında oluştuğu düşünüldüğünde serbest tüketici limitinin ve
teorik piyasa açıklık oranının12 yıllar içindeki gelişimine yer vermek yararlı olacaktır.
Grafik 1: 2010-2016 Döneminde Serbest Tüketici Limiti ve Teorik Piyasa Açıklı Oranının Gelişimi
Kaynak: EPDK
(35) Grafikten anlaşıldığı üzere, EPDK tarafından düşürülen serbest tüketici limiti
çerçevesinde ülkemizdeki tüketimin %85’ini gerçekleştiren tüketiciler kendi
tedarikçisini seçme hakkına kavuşmuş durumdadır. Ancak tüketicilere kendi
tedarikçisini seçme hakkı tanımak kadar verilen hakkın, tüketici bilinci ve erişime açık
yeterli sayıda tedarikçi seçeneği doğrultusunda yaygın ve etkin olarak kullanılması da
rekabetçi bir perakende satış piyasası için önemlidir. Bu bakımdan, kendi tedarikçisini
seçme hakkına sahip olan tüketicilerden bu hakkını kullananların tüketiminin toplam
tüketime oranını gösteren fiili piyasa açıklık oranını dikkate almak yerinde olacaktır.
EPDK tarafından yayımlanan veriler dikkate alındığında, 2016 yılında serbest tüketici
hakkını kullanan tüketicilerin tüketimi 131,23 tWh13 olarak gerçekleşmiştir. Söz konusu
tüketim toplam tüketim olan 277,52 tWh ile karşılaştırıldığında, fiili piyasa açıklık oranı
yaklaşık olarak %61’dir. Teorik piyasa açıklık oranı ile kıyaslandığında piyasada
serbest tüketici hakkından yararlanabilecek durumda olan tüketimin yaklaşık yarısı bu
haktan yararlanmaktadır.
(36) Serbest tüketici hakkından yararlanan tüketim miktarının yanı sıra anılan haktan kaç
adet sayacın yararlandığı da önem taşımaktadır. Aşağıdaki grafikte 2010 yılından
11 Fiyatların belirlenmesi genel olarak fiili tavan fiyat olan tarifeler üzerinden verilen indirimler şeklinde
olmaktadır.
12 Teorik piyasa açıklık oranı yıllık tüketimleri serbest tüketici limitini geçen tüketicilerin tüketimlerinin
toplamının, tüketicilerin toplam tüketimlerine oranlanması ile bulunmaktadır.
13 İlgili ifade “teraWatt saat”’in kısaltmasıdır.
18-27/461-224
11/436
günümüze serbest tüketici hakkını kullanarak elektrik tedarik eden sayaçların sayısına
yer verilmektedir.
Grafik 2: 2009 - 2017 Döneminde Serbest Tüketici Hakkından Yararlanan Sayaç Sayısının Gelişimi
Kaynak: EPİAŞ
(37) Grafikten de görüleceği üzere, 2013 yılı ile birlikte serbest tüketici hakkından
yararlanan sayaç sayısında hızlı bir artış gözlemlenmektedir. Bu durumun temel
sebebi ise serbest tüketici limitinin 01.01.2013 yılında 25.000 kWh’tan 5.000 kWh’a
düşürülmesidir. Belirtilen düşüş ile birlikte birçok orta ve küçük ölçekli tüketici de kendi
tedarikçisini seçme hakkına kavuşmuştur.
(38) 2017 Mayıs itibarıyla serbest tüketici hakkından yararlanmakta olan sayaç sayısı
3.828.432’dir. Ülkemizde serbest tüketici niteliğine sahip toplam sayaç sayısının
yaklaşık 8,5 milyon14 olduğu düşünüldüğünde kendi tedarikçisini seçebilecek
sayaçların yaklaşık %45’i serbest tüketici hakkından yararlanmaktadır. Söz konusu
oranın mevcut durumda 2.400 kWh olan serbest tüketici limitinin daha da aşağıya
çekilmesi ile yükselmesi beklenmektedir.
(39) Perakende piyasasındaki yoğunlaşmayı değerlendirmek için elektrik perakende satış
piyasasında yerleşik ve diğer tedarikçilerin sahip olduğu serbest tüketici sayacına ve
söz konusu sayaçların tüketimlerine bakmak yararlı olacaktır. Aşağıdaki grafiklerde
serbest tüketici sayaçlarının ve söz konusu sayaçların tüketimlerinin dağılımına yer
verilmektedir.
14 Söz konusu sayı kesinlik arz etmemekle birlikte ulusal konferanslarda dile getirilmiştir.
0,00
200,00
400,00
600,00
800,00
1.000,00
1.200,00
1.400,00
1.600,00
1.800,00
2.000,00
2.200,00
2.400,00
2.600,00
2.800,00
3.000,00
3.200,00
3.400,00
3.600,00
3.800,00
4.000,00
4.200,00
4.400,00
4.600,00
4.800,00
5.000,00
A
ra
.0
9
N
is
.1
0
A
ğu
.1
0
A
ra
.1
0
N
is
.1
1
A
ğu
.1
1
A
ra
.1
1
N
is
.1
2
A
ğu
.1
2
A
ra
.1
2
N
is
.1
3
A
ğu
.1
3
A
ra
.1
3
N
is
.1
4
A
ğu
.1
4
A
ra
.1
4
N
is
.1
5
A
ğu
.1
5
A
ra
.1
5
N
is
.1
6
A
ğu
.1
6
A
ra
.1
6
N
is
.1
7
A
ğu
.1
7
A
ra
.1
7
B
in
18-27/461-224
12/436
Grafik 3: 2016 Eylül İtibarıyla Serbest Tüketici Sayaçlarının Dağılımı
Kaynak: EPİAŞ
Grafik 4: Eylül 2015- Eylül 2016 Dönemi İçin Serbest Tüketicilerin Tüketimlerinin Dağılımı
Kaynak: EPİAŞ
(40) Serbest tüketici sayaçlarının ve tüketim miktarlarının genel dağılımına ek olarak
piyasadaki en büyük dört tedarikçi olan Enerjisa, CK, Bereket Grubu ve Limak’ın
paylarına göz atmak yerinde olacaktır. En büyük dört tedarikçinin sahip olduğu serbest
tüketici sayaçları ve tüketim miktarları aşağıdaki grafiklerde gösterilmektedir.
97,38%
84,34%
90,78%
91,20%
2,62%
15,66%
9,22%
8,80%
0
500.000
1.000.000
1.500.000
2.000.000
2.500.000
Mesken Ticarethane Sanayi Toplam
GTŞ DTŞ
89,67%
71,35%
80,81%
75,41%
10,33%
28,65%
19,19%
24,59%
0,00
5.000.000,00
10.000.000,00
15.000.000,00
20.000.000,00
25.000.000,00
30.000.000,00
35.000.000,00
40.000.000,00
45.000.000,00
50.000.000,00
Mesken Ticarethane Sanayi Toplam
GTŞ DTŞ
18-27/461-224
13/436
Grafik 5: Eylül 2016 İtibarıyla En Büyük Dört Tedarikçinin Portföyündeki Serbest Tüketici Sayaçlarının
Oranı
Kaynak: EPİAŞ
Grafik 6: Eylül 2015 - Eylül 2016 Dönemi İçin En Büyük Dört Tedarikçinin Portföyündeki Serbest
Tüketicilerin Tüketimlerinin Oranı
Kaynak: EPİAŞ
(41) Yukarıdaki grafiklerden görüleceği üzere, GTŞ’ler ve GTŞ’lerle aynı ekonomik bütünlük
içinde bulunan tedarikçiler tüketim bakımından %75, sayaç sayısı bakımında da %91
paya sahip durumdadır. Müşteri gruplarına ayrı ayrı bakıldığında da yerleşik şirketlerin
her üç tüketici grubunda da çok ciddi bir ağırlığa sahip olduğu anlaşılmaktadır.
(42) Öte yandan BTŞ’ler sayaç sayısı bakımından mesken, ticarethane ve sanayi
gruplarında marjinal bir paya sahip iken, tüketim bazında sahip oldukları payda artış
gözlemlenmektedir. Bu bağlamda BTŞ’lerin portföylerinde bulunan müşterilerin
ortalama tüketimlerinin, yerleşik şirketlerin portföyünde bulunan müşterilere kıyasla
daha yüksek olduğu değerlendirilmektedir. Buna ek olarak BTŞ’lerin en aktif oldukları
piyasa bölümünün ticarethane grubu olduğu görülmektedir.
(43) Mesken, ticarethane ve sanayi grubu tüketicilerin GTŞ ve BTŞ’ler arasındaki
dağılımları birbirinden farklılık göstermektedir. Söz konusu durumun düzenlenen
83,08%
64,23%
73,69%
74,14%
16,92%
35,77%
26,31%
25,86%
0
200000
400000
600000
800000
1000000
1200000
1400000
1600000
1800000
2000000
Mesken Ticarethane Sanayi Toplam
İlk 4 Diğerleri
76,60%
48,20%
67,01%
55,45%
23,40%
51,80%
32,99%
44,55%
0,00
5.000.000,00
10.000.000,00
15.000.000,00
20.000.000,00
25.000.000,00
30.000.000,00
35.000.000,00
Mesken Ticarethane Sanayi Toplam
İlk 4 Diğerleri
18-27/461-224
14/436
tarifelerdeki fiyat seviyesi, gerçekleşen Piyasa Takas Fiyatı (PTF)15 ve ilgili müşteri
gruplarının özellikleri nedeniyle oluştuğu değerlendirilmektedir. Bu çerçevede anılan
etmenlere yer vermek perakende satış piyasasının anlaşılması için yararlı olacaktır.
(44) EPDK tarafından üç aylık dönemler için belirlenmekte olan tarifeler, piyasada faaliyet
gösteren tedarikçiler açısından fiili tavan fiyat olarak algılanmakta ve tedarikçilerin
müşterilere sundukları teklifler tarifeler üzerinden iskonto olarak verilmektedir. Öte
yandan GÖP’te oluşan PTF, tedarikçilerin maliyetlerinin temel göstergesi olarak kabul
edilmektedir. Bunun yanında PTF’ye ek olarak Yenilenebilir Enerji Destekleme
Mekanizması (YEK) sonucunda ortaya çıkan maliyet de tedarikçiler açısından
önemlidir. Bu bağlamda YEK’e kısaca değinmek yararlı olacaktır.
(45) YEK güneş, rüzgar, jeotermal ve biogaz gibi yenilenebilir kaynaklardan üretilen elektrik
enerjisi miktarının arttırılması için oluşturulan bir teşvik mekanizmasıdır. Söz konusu
teşvik mekanizması iki bölümden oluşmaktadır. İlk bölüm kapsamında üretilen kWh
başına ABD Doları cinsinden alım garantileri uygulanırken ikinci bölüm kapsamında
yenilenebilir enerji üretecek olan santrallerde yerli parça kullanılması durumunda alım
garantisi kapsamında verilen ücret artmaktadır. YEK kapsamında ödenen teşvikler
piyasa katılımcılarının tedarik ettikleri elektrik miktarlarına bölünerek birim başı YEK
maliyeti hesaplanmakta ve tedarikçilerin serbest tüketicilerden oluşan portföy
büyüklükleri oranında tedarikçilere dağıtılmaktadır. Bu sebeple PTF + YEK ile tarifeler
arasındaki ilişki tedarikçilerin davranışları üzerinde oldukça etkili olmaktadır. Aşağıdaki
grafiklerde müşteri gruplarına yönelik tarifeler ile PTF ve PTF + YEK kıyaslamalarına
yer verilmektedir.
Grafik 7: Ocak 2015 - Ekim 2017 Döneminde PTF, YEK Maliyeti ve Tek Zamanlı Sanayi Tarifesi
(TL/mWh16)
Kaynak: EPİAŞ Şeffaflık Platformu
15 PTF, piyasa katılımcıları tarafından GÖP’e yapılan alış ve satış tekliflerinin birbirleriyle eşleştirilmesi
sonucunda oluşan fiyattır. Günün her bir saati için ayrı bir PTF oluşmaktadır. PTF’nin seyri piyasa
katılımcılarına piyasadaki arz ve talep durumu hakkında sinyal vermektedir. Bu bakımdan PTF, elektrik
piyasaları açısından temel gösterge niteliğinde bulunmaktadır.
16 İlgili ifade “megaWatt saat”’in kısaltmasıdır.
18-27/461-224
15/436
Grafik 8: Ocak 2015 - Ekim 2017 Döneminde PTF, YEK Maliyeti ve Tek Zamanlı Ticarethane Tarifesi
(TL/mWh)
Kaynak: EPİAŞ Şeffaflık Platformu
Grafik 9: Şubat 2015 - Şubat 2017 Döneminde PTF, YEK Maliyeti ve Tek Zamanlı Mesken Tarifesi
(TL/mWh)
Kaynak: EPİAŞ Şeffaflık Platformu
(46) Grafiklere bakıldığında, sanayi tarifesinin mesken ve ticarethane tarifesine kıyasla
daha düşük belirlendiği görülecektir. Söz konusu tarifeler ilgili müşteri gruplarında
bulunan müşteriler bakımından fiili anlamda tavan fiyat işlevi görmektedir.
(47) Tedarikçilerin maliyetini gösteren PTF ve YEK maliyetleri tarifelerle kıyaslandığında
tedarikçiler açısından tüm müşteri gruplarında hareket alanının iyice daraldığı, hatta
2016 Kasım-Aralık döneminde eksiye düştüğü görülmektedir. Söz konusu daralmanın
sanayi grubu müşterileri bağlamında çok daha ciddi olduğu anlaşılmaktadır. Buna
bağlı olarak bu durum bir tedarikçinin tarife üzerinden indirim vererek serbest
tüketicilere teklif vermesini zorlaştırmaktadır.
(48) Tam da bu noktada, elektrik perakende satış pazarına ilişkin olarak YEK maliyetinden
söz etmek yerinde olacaktır. YEK kapsamında üreticilere verilen teşviklerin
oluşturduğu yük tedarik şirketlerinin sahip oldukları serbest tüketici portföyü oranında
tedarikçilere dağıtılmaktadır. Diğer bir ifadeyle, YEK maliyeti tüm elektrik kullanıcılarına
değil, sadece serbest tüketici hakkını kullanan tüketiciler üzerine dağıtılmaktadır. Bu
durumun elektrik perakende satış faaliyeti bakımından iki sonuca neden olduğu
18-27/461-224
16/436
söylenebilir. Bunlardan ilki bütün yükün tedarikçilere ve dolayısıyla serbest tüketicilere
aktarılması ile tedarikçilerin serbest tüketicilere fayda sağlayabilecekleri marjın
daralmasıdır. Nitekim, PTF’nin üzerine YEK maliyeti eklendiğinde tarifenin altında teklif
vermenin son dönemde oldukça güçleştiğine ilişkin grafikler yukarıda gösterilmiştir.
(49) İkinci husus ise serbest tüketici hakkını kullanan ve kullanmayan tüketicilere ilişkindir.
YEK mekanizması ülkemizin yenilenebilir enerjiye dayalı üretimini artırmak ve bununla
bağlantılı olarak daha çevreci bir enerji politikası geliştirmek için gündeme gelmiştir.
Diğer bir ifadeyle, söz konusu mekanizma tüm topluma fayda yaratmak için getirilmiştir.
YEK maliyetinin mevcut bölüşüm mekanizması nihai tüketiciler arasında da dengesiz/
adil olmayan bir yük paylaşımına yol açmaktadır. Zira serbest tüketici hakkına sahip
olduğu halde bu hakkı kullanmayan ve oldukça yüksek tüketime sahip bir tüketici
YEKDEM maliyetini üstlenmezken serbest tüketici hakkını kullanan bir başka ortalama
tüketici bu maliyete katlanmaktadır. Söz konusu bölüşüm serbest tüketici hakkından
yararlanmanın maliyetini artırıcı niteliktedir. Bu çerçevede hali hazırda bilinç seviyesi
düşük olan tüketicilerin serbest tüketici hakkından yararlanmak için ek bir maliyetle
karşılaşması, tüketicilerin tedarikçisini seçme hakkını kullanması karşısında caydırıcı
bir etken olarak işlev gösterecek, bu kapsamda serbestleşme sürecini olumsuz yönde
etkileyebilecektir. Başka bir deyişle, uygulamaya konan iki enerji politikasının sonuçları
birbirini negatif etkileyebilecektir.
(50) GTŞ’ler, sorumlu oldukları elektrik bölgeleri bakımından sahip oldukları müşteri
merkezleri ve yerleşik şirket olmalarına bağlı marka imajları aracılığıyla müşterileri
kolay bir şekilde ikna edebilmektedir. Öte yandan BTŞ’ler, genel anlamda marka
imajından yoksun bulunmaktadır. Buna ek olarak BTŞ’lerin müşteri kazanmak için
sıfırdan bayi ağı kurması ve satış/pazarlama harcaması yapması gerekmektedir.
Yukarıda verilen tarife-PTF/YEK ilişkisindeki son dönemlerdeki seyir göz önünde
bulundurulduğunda BTŞ’lerin perakende piyasasında faaliyette bulunmalarının
GTŞ’lere nazaran daha zorlaştığı söylenebilir.
(51) Müşteri gruplarının özelliklerine bakıldığında, sanayi müşterileri elektrik piyasasındaki
serbestleşme konusundaki en bilinçli grup olarak kabul edilmektedir. Sanayi müşterileri
elektrik hizmetini bir girdi olarak algılamakta, bu anlamda piyasadaki birçok oyuncudan
teklif alarak en uygun teklifi bulmaya çalışmaktadır. Mesken müşterileri ise sanayi
müşterilerinin tam aksine bilinç seviyesi en düşük olan müşteri grubudur. Buna ek
olarak bu grupta yer alan müşteriler daha az sayıda farklı tedarikçiye ulaşabilmekte ve
fiyata ilişkin hassasiyetleri düşük olmaktadır. Ticarethane müşterileri açısından
bakıldığında, bu grupta bulunan müşterilerin davranışları yıllık tüketim miktarı arttıkça
sanayi grubu ile benzerlik göstermekteyken yıllık tüketim miktarı azaldıkça mesken
grubu ile benzerlik göstermektedir.
(52) Ticarethane müşterileri yerleşik şirketler dışında kalan tedarikçilere geçiş yapma
konusunda en aktif olan grubu oluşturmaktadırlar. Yüksek tüketime, piyasa hakkında
bilince ve fiyat hassasiyetine rağmen sanayi müşterilerinin en aktif müşteri grubu
olmamasının temel sebebinin mesken ve ticarethane tarifelerine göre düşük olan
sanayi tarifesinin varlığı olduğu söylenebilir. Tarifelerin ayrıntısına aşağıdaki grafikte
yer verilmektedir.
18-27/461-224
17/436
Grafik 10: Dağıtımdan Sisteme Bağlı Olan Mesken, Ticarethane ve Sanayi Tarifelerin Alt Kırılımları
(53) Grafikten de görüleceği üzere, elektrik bedelinin kendisi tüketiciler tarafından ödenen
nihai tutarın yaklaşık %50’sine tekabül etmektedir. Elektriğini serbest tüketici hakkını
kullanarak ikili anlaşmalarla alan son kullanıcıların da dağıtım bedeli, enerji fonu, TRT
payı, BTV ve KDV gibi kalemleri ödemeye devam ettiği göz önünde
bulundurulduğunda, serbestleşme kapsamında tedarikçiler, tüketicilere toplam fatura
bedeli üzerinden değil tüketicilerin toplam maliyetinin yaklaşık %50’si üzerinden fayda
sağlayabilmektedir.
(54) Türkiye elektrik perakende satış piyasasına ilişkin olarak önemli olan bir diğer husus
da son kaynak tedarik mekanizmasının varlığıdır. Son kaynak tedariki, serbestleşen
elektrik piyasasında serbest tüketici olarak herhangi bir tedarikçiden elektrik hizmeti
temin ettiği tedarikçisi iflas etmiş olan, bahse konu tedarikçinin birtakım mevzuatsal
yükümlülüklerini yerine getirememiş olması nedeniyle aynı tedarikçinin portföyü
boşaltılmış olması nedeniyle açığa çıkan veya kendisine elektrik sağlayacak uygun
tedarikçi bulamayan tüketicilerin korunması amacıyla geliştirilmiş bir mekanizmadır.
Tanımından da anlaşılacağı üzere, son kaynak tedariki esasen süreklilik arz eden bir
duruma değil tedarikçinin iflas etmesi veya tüketicinin tedarikçi bulamaması gibi istisnai
bir durumda elektrik hizmetinin sürekliliğini korumaya yönelik olarak işleyen bir sisteme
işaret etmektedir. Bu sebeple söz konusu mekanizma çerçevesinde oluşturulan
fiyatlama, teorik olarak piyasada oluşan fiyatların ciddi anlamda üzerinde
belirlenmekte, bu şekilde tüketicileri serbestleşen piyasadan elektrik almaya
yönlendirmekte, hatta zorlamaktadır.
(55) Son kullanıcılara yapılan satışlarla ilgili olan bir diğer kavram varsayılan tedarikçi
kavramdır. Söz konusu kavram son kaynak tedariki kavramı ile karıştırıldığından,
51,98% 51,56% 56,63%
28,60% 29,07%
23,59%
15,25% 15,25%
15,25%
0,000000
0,050000
0,100000
0,150000
0,200000
0,250000
0,300000
0,350000
0,400000
0,450000
1 kwh/Mesken 1 kwh/Ticarethane 1 kwh/Sanayi
Elektrik Ücreti Dağıtım Bedeli Enerji Fonu (%1) TRT Payı (%2) BTV * (%5) KDV (%18)
18-27/461-224
18/436
varsayılan tedarikçi kavramını kısaca açıklamak yerinde olacaktır. Elektrik
piyasalarının serbestleştirilmesi uzun bir süreç içinde gerçekleştirilmektedir. Elektrik
piyasasındaki serbestleşmenin önemli parçalarından olan tüketicilere kendi
tedarikçisini seçme hakkı tanınmasını ani bir şekilde tüm tüketicilere yaymak, işleyişin
doğasına ters gelmekte ve reform çabalarını sekteye uğratabilmektedir. Dolayısıyla
son kullanıcılara kendi tedarikçisini seçme hakkı belli limitler dâhilinde ve aşama
aşama verilmektedir. Öte yandan son kullanıcılara fayda sağlamak amacıyla yapılan
ve düzenlenen bir yapıdan serbest bir yapıya geçişi öngören süreçte tüketicilerin zarar
görmemesi için tüketicilerin yeterince bilinçli hale gelene kadar korunması gündeme
gelmektedir. Bu çerçevede kendi tedarikçisini seçme hakkına sahip olmasına rağmen
tedarikçisini değiştirmek istemeyen veya başka bir tedarikçiyle anlaştıktan sonra
tedarikçisi ile sorun yaşayan tüketicileri korumak amacıyla varsayılan tedarikçi
mekanizması geliştirilmiştir.
(56) Varsayılan tedarikçi, son kaynaktan farklı olarak serbestleşme sürecinin
tamamlanmasına kadar tüketicilerin mağdur edilmesini önlemek amacıyla geliştirilen
bir mekanizmadır. Ayrıca yine son kaynak tedarikinden farklı olarak varsayılan
tedarikçiye ilişkin yapılan fiyat düzenlemeleri tüketiciyi cezalandırmaya yönelik değildir.
Bu nedenle varsayılan tedarikçi için öngörülen tarifeler son kaynak tedariki için
öngörülen tarifelere göre daha düşük olmaktadır.
(57) Son kaynak tedariki 6446 sayılı Kanun’da “serbest tüketici niteliğini haiz olduğu halde
elektrik enerjisini, son kaynak tedarikçisi olarak yetkilendirilen tedarik lisansı sahibi
şirket dışında bir tedarikçiden temin etmeyen tüketicilere elektrik enerjisi tedariki”
şeklinde tanımlanmıştır. Tanımda yer verilen hususların son kaynak tedarikinden
ziyade varsayılan tedarikçiye yönelik olduğu görülmektedir. Ancak fiili durumda
tedarikçisi iflas eden, kendisine tedarikçi bulamayan ve başka bir tedarikçiden elektrik
almayı tercih etmeyen tüketicilerin hepsi 6446 sayılı Kanun’da tanımlanan son kaynak
tedariki çerçevesinde elektrik almaktadır. Başka bir ifadeyle son kaynak tedariki ile
varsayılan tedarikçi kavramları Türkiye elektrik piyasası bakımından fiili anlamda
çakışık durumdadır. Ülkemizdeki piyasa yapısı kapsamında son kaynak tedariki
hizmeti GTŞ’ler aracılığıyla sağlanmaktadır.
(58) Faturalama veya ödeme bildirimi, elektrik perakende satışı kapsamında kritik önemi
haiz bir müessesedir. Öyle ki, müşteriler faturalar üzerinden aylık olarak
gerçekleştirdikleri toplam tüketimlerini, tüketimlerinin gündüz/puant/gece kırılımlarını,
hangi dönem için birim başına ne kadar maliyete katlandıklarını ve dağıtım hizmet
bedeli gibi diğer kalemleri görme şansı bulmaktadır. Esasen bir tüketicinin abonelik
hizmeti kapsamında elektrik enerjisi hizmeti satın alması ile bir mağazada alışveriş
yapması arasında salt bir mal veya hizmet tüketimi yapılması bakımından bir fark
bulunmamakla birlikte, yapılan tüketim ve satın almaya ilişkin değerlendirme ve seçim
mekanizmalarının işletilmesi noktasında büyük farklar bulunmaktadır.
(59) Davranışsal iktisat bağlamında talep taraflı piyasa aksaklıkları kısmında daha ayrıntılı
şekilde yer verileceği üzere, mağaza alışverişi esnasında tüketim ve satın alma ile
bunlara ilişkin değerlendirme ve seçim yapma mekanizması örtüşen şekilde işletilirken,
abone hizmetleri kapsamında tüketim ve satın alma ile bunlara ilişkin değerlendirme –
seçim yapma mekanizmaları eş anlı işletilememektedir. Öyle ki ihmalkâr ve dikkatsiz
bir tüketici için bu mekanizmalar çok uzun süreler boyunca bile hiç işletilmeyebilecek
olmakla birlikte, bu mekanizmaların işletilmesini tetikleyecek en temel uyarıcı esasen
faturalandırma hizmetidir. Tüketici, faturalandırma hizmeti aracılığıyla en azından
gerçekleştirmiş olduğu tüketime dair bilgileri ve bu tüketimin koşullarını
görebilmektedir. Dolayısıyla faturalama ve ödeme bildirimi hizmetlerinin en ideal
18-27/461-224
19/436
şekilde, düzenli bir şekilde ve eksiksiz bir içerikle tesis edilmesi büyük önem arz
etmektedir.
(60) Öte yandan, faturalarda yer alan tüketimler ve ilgili fiyatlandırmalar, ilgili müşteriye teklif
vermek isteyen tedarikçiler için de önem arz etmektedir. Böylece bir tedarikçi, ilgili
müşterinin tüketim alışkanlıklarına göre mevcut tedarikçiden daha uygun fiyat teklifleri
sunabilecek ve dolayısıyla tüketiciler daha düşük fiyatlardan ve daha kaliteli
hizmetlerden yararlanabileceklerdir.
I.3. İlgili Pazar
(61) Daha önce de ifade edildiği üzere elektrik piyasasının değer zinciri; üretim, iletim,
toptan satış, dağıtım ve perakende satış gibi halkalardan oluşmaktadır. İşbu dosya
kapsamında elektrik perakende satış faaliyetinde bulunan ENERJİSA BAŞKENT,
ENERJİSA TOROSLAR, ENERJİSA İSTANBUL ANADOLU YAKASI ile dağıtım
faaliyetinde bulunan BAŞKENT EDAŞ, TOROSLAR EDAŞ ve AYEDAŞ’ın
davranışlarının inceleniyor olması nedeniyle elektrik dağıtım ve elektrik perakende
satış piyasalarında ilgili pazar değerlendirmesi yapılmaktadır.
I.3.1. Elektrik Dağıtım Faaliyetine İlişkin İlgili Pazar
I.3.1.1. İlgili Ürün Pazarı
(62) Elektrik dağıtım hizmeti serbestleşme süreci kapsamında özelleştirilen fakat doğal
tekel niteliği dolayısıyla serbestleştirilmeyen ve düzenlenen bir faaliyet alanıdır. Elektrik
dağıtım hizmeti temel olarak, iletim şebekesinden gelen elektriğin trafo merkezinde
geriliminin düşürülmesinden son kullanıcıya ulaştırılmasına kadar ki süreci kapsayan
bir hizmettir.
(63) Elektrik dağıtım hizmetinin rekabete kapalı bir alan olması ve tekelci düzenlemelere
tabi bulunması nedeniyle “elektrik dağıtım hizmeti” ilgili ürün pazarı olarak
tanımlanmıştır.
I.3.1.2. İlgili Coğrafi Pazar
(64) Ülkemiz 21 ayrı elektrik dağıtım bölgesine ayrılmış olup her bir bölgede ilgili dağıtım
şirketi elektrik dağıtım hizmeti vermek için münhasıran yetkilendirilmiştir. Bu kapsamda
elektrik dağıtım hizmeti bakımından BAŞKENT EDAŞ’ın münhasıran yetkili bulunduğu
“Ankara, Bartın, Çankırı, Zonguldak, Kastamonu, Kırıkkale ve Karabük illeri”,
TOROSLAR EDAŞ’ın münhasıran yetkili bulunduğu “Adana, İçel, Hatay, Osmaniye,
Gaziantep ve Kilis illeri” ve AYEDAŞ’ın münhasıran yetkili bulunduğu “İstanbul Anadolu
Yakası” ilgili coğrafi pazar olarak tanımlanmıştır.
I.3.2. Elektrik Perakende Satış Faaliyetine İlişkin İlgili Pazar
(65) Elektrik piyasasının serbestleşme sürecinde elektrik perakende satış faaliyeti, yapılan
özelleştirmeler, son kullanıcıya tedarikçisini seçme hakkı tanınması ve özel sektörün
katılımcı olarak piyasaya dahil olmasıyla rekabete açılmıştır.
(66) Elektrik perakende satış piyasasında son kullanıcı olarak mesken, ticarethane, sanayi,
tarımsal sulama ve aydınlatma müşterileri bulunmaktadır. Son kullanıcıların 2016
yılındaki tüketim oranlarına aşağıdaki grafikte yer verilmektedir.
18-27/461-224
20/436
Grafik 11: Son Kullanıcı Gruplarına Göre 2016 Yılı Tüketim Dağılımı (mWh)
Kaynak: EPDK Aylık Elektrik Sektör Raporları
(67) Türkiye’de elektrik tüketimi bakımından en büyük müşteri grubu, %42’lik pay ile sanayi
grubudur. Sanayi grubunu %29’luk pay ile ticarethane takip etmektedir. Üçüncü sırada
ise toplam tüketim içindeki payı %24 olan mesken grubu bulunmaktadır. Grafikten de
anlaşılacağı üzere, aydınlatma ve tarımsal sulama tüketimleri perakende piyasasında
marjinal bir paya sahiptir. Buna ek olarak aydınlatma hizmeti tüm topluma sunulmakta,
söz konusu hizmet kapsamında tüketilen elektriğin maliyeti Enerji ve Tabii Kaynaklar
Bakanlığı (ETKB) ile belediyeler tarafından karşılanmaktadır. Dolayısıyla elektrik
perakende piyasasına ilişkin yapılacak analizlerde aydınlatma ve tarımsal sulama
tüketimleri dışarıda bırakılarak mesken, ticarethane ve sanayi gruplarına
odaklanılmıştır.
(68) Türkiye elektrik perakende satış piyasasında ikili bir yapı bulunmaktadır. İkili yapının
ilk kısmı EPDK tarafından belirlenen serbest tüketici limitinin altında tüketimi bulunan,
diğer bir ifadeyle hiçbir şekilde ikili anlaşma yapma imkânı bulunmayan tüketicilerden
oluşurken, piyasanın ikinci kısmı ise anılan serbest tüketici limitinin üzerinde tüketimi
bulunan tüketicilerden oluşmaktadır.
(69) Piyasanın rekabete kapalı bölümü olarak nitelendirilebilecek ilk bölümde elektrik
tedariki son kaynak tedariki kapsamında münhasıran GTŞ’ler tarafından düzenlenen
tarifeler üzerinden yapılmaktadır. Piyasanın rekabete açık kısmında ise elektrik tedariki
GTŞ’ler veya BTŞ’ler tarafından ikili anlaşmalarla veya düzenlenen tarifeler üzerinden
yapılabilmektedir. Bahsi geçen yapıdan dolayı elektrik perakende satış piyasasının
serbest tüketici limiti altında kalan tüketiciler ve bu limitin üzerinde kalan tüketiciler
olarak analiz edilmesi gerekmektedir.
I.3.2.1. Serbest Tüketici Limitinin Altında Kalan Tüketiciler Bakımından İlgili
Pazar
I.3.2.1.1. İlgili Ürün Pazarı
(70) 6446 sayılı Kanun’un “Toptan ve Perakende Satış Faaliyetleri” başlıklı 10. maddesinin
dördüncü fıkrasında; “ (…) Görevli tedarik şirketi, ilgili dağıtım bölgesinde bulunan
serbest tüketici olmayan tüketicilere Kurul tarafından onaylanan perakende satış
tarifeleri üzerinden elektrik enerjisi satışı yapar.” hükmü yer almaktadır. Söz konusu
2%
24%
29%3%
42%
Aydınlatma
Mesken
Ticarethane
Tarımsal Sunuma
Sanayi
18-27/461-224
21/436
hüküm çerçevesinde GTŞ’lerin serbest tüketici limitinin altında kalan tüketicilere
yapılacak elektrik tedariki üzerinde yasal bir tekel hakkı bulunduğu anlaşılmaktadır.
(71) Bu nitelikteki tüketicilerin alternatif tedarik kaynaklarına ulaşma durumu olmadığından,
“serbest tüketici limitinin altında kalan tüketicilerle yapılan elektrik perakende satışı”’
ayrı bir ilgili ürün pazarı olarak belirlenmiştir. Bu noktada söz konusu pazar
kapsamında mesken, ticarethane ve sanayi bazında bir ayrım yapılmasının gerekip
gerekmediği de incelenmelidir.
(72) Mesken, ticarethane ve sanayi tüketicileri farklı tarifelere tabi durumdadırlar ve bu
bağlamda farklı fiyatlar üzerinden elektrik tüketmektedirler. Ayrıca söz konusu
tüketicilerin tüketim hacimleri de birbirinden farklılaşmaktadır. Bu farklılıklara
dayanarak işbu pazar kapsamında mesken, ticarethane ve sanayi kırılımlarına gitmek
serbest tüketici limitinin 25.000 kWh seviyesinde olduğu dönemlerde17 mantıklı
olabilecekse de, limitin 5.000 kWh’a ve daha da altında düştüğü 2013-2017 dönemi ve
sonrası için limit altı durumda bulunan tüketicilerin tüketimlerinin birbirinden
farklılaştığını iddia etmek zordur. Ayrıca limit altı tüketicilerin yasal olarak sadece ilgili
GTŞ’den alım yapmak zorunda olması ilgili pazarı mesken, ticarethane ve sanayi
şeklindeki alt gruplara ayırmayı engellemektedir18. Sonuç olarak mevcut pazar yapısı
dikkate alınarak “serbest tüketici limitinin altında kalan tüketicilere yapılan elektrik
perakende satışı” ayrı bir ilgili ürün pazarı olarak tanımlanmıştır.
I.3.2.1.2. İlgili Coğrafi Pazar
(73) 6446 sayılı Kanun’un 10. maddesinin dördüncü fıkrası dikkate alındığında serbest
olmayan tüketicilerin ilgili dağıtım bölgesinde bulunan GTŞ’den elektrik almak
durumunda oldukları anlaşılmaktadır. İşbu dosya kapsamında incelenen şirketler olan
ENERJİSA BAŞKENT’in, ENERJİSA TOROSLAR’ın ve ENERJİSA İSTANBUL
ANADOLU YAKASI’nın GTŞ olarak faaliyet gösterdiği iller dikkate alınarak, serbest
tüketici limitinin altında kalan tüketicilerle yapılan elektrik perakende satışı bakımından
“Ankara, Bartın, Çankırı, Zonguldak, Kastamonu, Kırıkkale ve Karabük illeri”, “Adana,
İçel, Hatay, Osmaniye, Gaziantep ve Kilis illeri” ve “İstanbul Anadolu Yakası” ilgili
coğrafi pazarlar olarak belirlenmiştir.
I.3.2.2. Serbest Tüketici Limitinin Üstünde Kalan Tüketiciler Bakımından İlgili
Pazar
I.3.2.2.1. İlgili Ürün Pazarı
(74) Mesken, ticarethane ve sanayi müşteri grupları tarife bazında kendi içinde alt gruplara
ayrılmaktadır. Örneğin, mesken grubu normal meskenler ile şehit aileleri ve gaziler
olmak üzere iki ayrı fiyatlandırmaya tabi tutulmaktadır. Şehit aileleri ve gaziler için
oluşturulmuş olan tarife yüksek oranda sübvanse edildiğinden19 bu grubun piyasada
faaliyet gösteren tedarikçiler açısından ticari olmadığı, bu sebeple de elektrik piyasası
için yapılacak olan analizlerden çıkarılabileceği değerlendirilmektedir.
17 Söz konusu dönemlerde serbest tüketici limitinin altında kalan tüketicilerin tüketimleri ve yaklaşımları
birbirinden farklılaşabilmektedir.
18 Serbest tüketici limitinin sıfıra indirilmesi sonucunda oluşacak piyasa yapısında limit altı tüketici
kavramı olmayacağından böyle bir pazar tanımına da gerek olmayabilecek, son kaynak tedarik
tarifesine ve/veya sosyal tarifelere tabi olacak tüketiciler bakımından farklı pazar tanımları gündeme
gelebilecektir.
19 Elektriğin kWh birim fiyatı normal mesken ve ticarethane tarifelerinde 0,214074 TL, tek terimli alçak
gerilim sanayi ile çift terimli orta gerilim sanayi tarifelerinde 0,205219 TL iken, şehit aileleri ve gaziler için
oluşturulan tarifede 0,077000 TL’dir.
18-27/461-224
22/436
Sanayi Grubu
(75) Sanayi grubu müşteriler sayaç sayısı olarak en küçük grup olmakla birlikte, Grafik
11’den de görülebileceği üzere tüketim baz alındığında en büyük grubu
oluşturmaktadırlar. Sanayi grubu müşterileri yüksek hacimli tüketime sahip olmaları
nedeniyle elektrik hizmetini ciddi bir maliyet kalemi olarak görmektedir. Bu kapsamda
sanayi müşterilerinin fiyat esneklerinin yüksek olduğu ve piyasadaki en iyi fiyatı
aradıkları söylenebilir. Elektrik maliyetlerinin aşağıya çekilmesi ve en iyi fiyattan elektrik
tedarik edilmesi açısından bazı büyük ölçekli sanayi müşterileri bünyelerinde bu
konuya ilişkin özel birimler20 de oluşturulabilmektedir. Öte yandan, çok yüksek tüketimli
müşteriler daha ucuz elektriğe ulaşmak ve olası kesintilerin önüne geçmek amacıyla
kendi santrallerini kurabilmektedir.
(76) Fiyat faktörünün dışında elektrik arzının sürekliliği sanayi müşterisi bakımından hayati
bir önem taşımaktadır21. Bu çerçevede özellikle özel trafoya sahip müşteriler için özel
trafonun ve diğer tesislerin bakımının önemli hale geldiği bilinmektedir.
(77) Sanayi müşterilerinin bir diğer özelliği, elektrik enerjisi taleplerinin esnek olabilmesidir.
Öyle ki, bir sanayi müşterisinin üretimini gündüz (06.00-17.00), puant (17.00-22.00) ve
gece (22.00-06.00) saatleri arasında kaydırabilmesi mümkün olabilmektedir22.
(78) Sanayi grubu müşteriler, sahip oldukları yüksek bilinç seviyesi ve buna bağlı fiyat
hassasiyeti ile esnekliğine rağmen ancak %73,14 oranında piyasadan elektrik
almaktadır. Bu duruma birtakım sanayi müşterilerinin piyasadan elektrik almamayı
tercih etmeleri ile sanayiyi teşvik etme amacıyla düşük belirlenmiş olan sanayi
tarifesinin yol açtığı söylenebilir.
(79) Aşağıdaki grafiklerde gündüz, puant, gece ve tek zamanlı tarifeler23 ile ilgili
zamanlardaki PTF ve YEK maliyeti gösterilmektedir.
20 Teşebbüslerin sadece elektrik tedariki üzerine çalışan (elektrik fiyat ve yük analizi yapan, enerji
verimliliği ile ilgilenen) bölümleri söz konusu özel birimlere örnek olarak verilebilecektir.
21 Günümüz dünyasında elektrik hizmeti tüm son kullanıcılar için olmazsa olmaz durumdadır. Ancak bir
mesken veya ticarethane müşterisi elektrik arzının tekrar başlamasıyla günlük rutinine hemen
dönebilirken, sanayi müşterisi kullandığı makine-teçhizatı kesintinin ardından devreye sokmak için uzun
sürelere ihtiyaç duyabilmektedir. Bu kapsamda elektrik kesintisinin etkisi kesintinin giderilmesinden
sonra da devam edebilmektedir.
22 Diğer müşteri gruplarının tüketimlerini başka zaman aralıklarına kaydırma istekliliği ve olanağı çok
daha sınırlıdır. Örneğin bir bakkalın hizmet verdiği saatleri gündüz ve puant saatlerden gece saatlerine
çekme şansı yoktur.
23 Tarifeler nihai tarifeler olmayıp tarifenin içinde yer alan elektrik perakende satış bedelidir.
18-27/461-224
23/436
Grafik 12: Ocak 2015 - Kasım 2017 Gündüz Saatlerinde PTF, Gündüz Sanayi Tarifeleri ve Marj24
(TL/mWh)
Kaynak: EPİAŞ Şeffaflık Platformu
(80) Daha önce de ifade edildiği üzere, tavan fiyat olarak kabul edilebilecek tarife fiyatı ile
piyasa oyuncularının maliyet göstergesi olarak düşünülebilecek olan PTF arasında
kalan marj piyasa oyuncuların hareket alanını oluşturmaktadır. Grafikten görüleceği
üzere, gündüz saatleri bakımından (06.00-17.00) PTF ile tarife arasındaki marj bahar
aylarında artış gösterirken Temmuz-Ağustos ve Aralık-Ocak dönemlerinde
tedarikçilerin hareket edebileceği alan iyice daralmakta ve hatta bazı dönemlerde
tedarikçilerin gösterge maliyeti fiili tavan fiyatının da üstüne çıkmaktadır. Söz konusu
marjın bahse konu dönem aralığında maksimum %38 ve minimum -%21 bandında
düzensiz seyir izlediği ve özellikle Kasım 2016’dan itibaren önceki dönemlere göre çok
daha dramatik düşüşler gösterdiği ve son dönemde de söz konusu marjın istikrarlı
olarak dar seyrettiği görülmektedir.
24 Marj, tarife ile piyasada oluşan PTF arasında kalan kısmı göstermektedir. Tedarikçilerin kar etmeleri
ve tüketicilere indirim sağlamaları bu marj dahilinde olmaktadır.
18-27/461-224
24/436
Grafik 13: Ocak 2015 - Kasım 2017 Dönemi Puant Saatlerinde PTF, Puant Sanayi Tarifeleri ve Marj
(TL/mWh)
Kaynak: EPİAŞ Raporlama Platformu
(81) Grafikten de görüleceği üzere, puant saatlerinde (17.00-22.00) tarife ile PTF arasındaki
makas gündüz ve gece saatlerine göre daha geniş olup bahse konu dönem aralığında
minimum %32 maksimum %67 aralığında bir seyir izlemektedir. Ancak puant saatleri
açısından oluşan marj, gece ve gündüz bakımından oluşan marj ile benzer bir eğilime
sahiptir. Bu durumun temel sebebinin PTF’nin gündüz, gece ve puant saatler için aynı
mevsimselliği göstermesi olduğu değerlendirilmektedir. Bu sebeple tedarikçilerin
hareket alanları Temmuz-Ağustos ve Aralık-Ocak dönemlerinde daralmakta özellikle
bahar aylarında da (Mart-Nisan-Mayıs) genişlemektedir.
Grafik 14: Ocak 2015 - Kasım 2017 Dönemi Gece Saatlerinde PTF, Gece Sanayi Tarifeleri ve Marj
(TL/mWh)
Kaynak: EPİAŞ Raporlama Platformu
(82) Gündüz saatlerinde dönem dönem eksiye düşmekle birlikte tedarikçilerin genelde
pozitif bir marja sahip olduğu anlaşılmaktadır. Puant saatlerinde ise devamlı olarak
pozitif marj olduğu görülmektedir. Ancak talebin en düşük olduğu gece saatleri
bakımından (22.00-06.00) tam tersi bir durum bulunmaktadır. Grafikten görüleceği
18-27/461-224
25/436
üzere, istisnai durumlar25 haricinde PTF sürekli olarak gece tarifesinin üzerinde
seyretmekte ve marj bahar dönemleri dışında önemli oranda negatif seyretmektedir.
Grafik 15: Ocak 2015 - Ekim 2017 Döneminde PTF, YEK Maliyeti ve Tek Zamanlı Sanayi Tarifesi
(TL/mWh)
Kaynak: EPİAŞ Şeffaflık Platformu
(83) Tek zamanlı tarife ile PTF kıyaslamasında da gece, gündüz ve puant saatlere ilişkin
yapılan kıyaslamada ortaya çıkan sonuçlarla benzerlik olduğu görülmektedir. Bu
bağlamda Temmuz-Ağustos ile Aralık-Ocak dönemlerinde tarife ile oluşan PTF
arasındaki marj daralırken hatta negatife dönüşürken, bahar aylarında söz konusu marj
genişlemektedir. Ancak 2017 yılından itibaren bahar aylarında tarife fiyatı ile PTF
arasında kalan ve genişleyen marj, artan YEK maliyeti neticesinde sıfırlanmakta hatta
dönem dönem marjı eksiye düşmektedir.
(84) Tarife ile PTF-YEK maliyeti arasındaki marja ek olarak sanayi müşterilerinin sahip
olduğu yük eğrisi26 de önemlidir. Bu bağlamda Başkent, Toroslar ve İstanbul Anadolu
Yakası elektrik bölgelerindeki sanayi müşterilerinin ortalama yük eğrisine aşağıda yer
verilmektedir.
Grafik 16: Başkent Elektrik Dağıtım Bölgesinde 2016 Yılında Sanayi Müşterilerinin Ortalama Yük Eğrisi
(mWh)
Kaynak: EPİAŞ
25 Bahsi geçen istisnai durum Mart-Nisan aylarında hidroelektrik santrallerden gelen arz artışından
kaynaklanmaktadır.
26 Talep eğrisi olarak da adlandırılabilecek olan yük eğrisi, yükün zamana göre değişimini gösterir.
0
20
40
60
80
100
120
140
160
180
200
220
240
260
Sanayi Tarife PTF Ağırlıklı Ortalama YEK Maliyeti YEK+PTF
0,00
5,00
10,00
15,00
20,00
25,00
30,00
35,00
40,00
45,00
50,00
55,00
60,00
65,00
70,00
75,00
00 01 02 03 04 05 06 07 08 09 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23
B
in
(M
W
h
)
Saatler
18-27/461-224
26/436
Grafik 17: Toroslar Elektrik Dağıtım Bölgesinde 2016 Yılında Sanayi Müşterilerinin Ortalama Yük Eğrisi
(mWh)
Kaynak: EPİAŞ
Grafik 18: İstanbul Anadolu Yakası Elektrik Dağıtım Bölgesinde 2016 Yılında Sanayi Müşterilerinin
Ortalama Yük Eğrisi (mWh)
Kaynak: EPİAŞ
(85) Grafikten de görüleceği üzere, her üç bölgedeki sanayi müşterilerinin ortalama
tüketimleri gündüz saatlerinin içinde kalan 08.00-16.00 aralığında yoğunlaşmaktadır.
Bu durumun, tedarikçilerin sahip oldukları marj ile birlikte dikkate alındığında,
portföyünde baz yük27 santral (kömür ve barajsız hidroelektrik)28 bulunmayan
tedarikçilerin sanayi grubu müşterilerine teklif vermelerini zorlaştırdığı
değerlendirilmektedir29. Öte yandan sanayi müşterilerinin üretimlerini gece saatlerine
kaydırabilme esnekliğine sahip olması veya gün boyu üretime devam etmesi30, bu
müşteri grubunu portföyünde baz yük santrali bulunan tedarikçiler için cazip
kılmaktadır.
27 Mevsimsel olarak genelde sonbahar ayları, gün içinde de genellikle gün doğumu öncesi gibi zaman
dilimlerinde oluşan düşük talep “baz yük” olarak adlandırılmaktadır (YÜCEL C. Y., (2012), Elektrik
Üretiminde Hakim Durumun Tespiti, Rekabet Kurumu Uzmanlık Tezi, Rekabet Kurumu, Ankara).
28 Söz konusu santrallerin devreye girip çıkmaları zaman almaktadır. Bu sebeple söz konusu santraller
üretimlerini durdurmamak için çok düşük fiyatlarda elektrik üretimi gerçekleştirebilmektedir.
29 Söz konusu maliyete tedarikçinin yapacağı satış, pazarlama, ön ve arka ofis uygulamalarının
maliyetleri eklendiğinde sanayi müşterisine teklif verme maliyeti daha da artmaktadır.
30 Söz konusu durum özellikle Toroslar bölgesinde daha net gözlemlenmektedir. Öyle ki, Toroslar
bölgesindeki sanayi tüketiminin en yüksek seviyesi ile en düşük seviyesindeki arasındaki marj oldukça
düşük bulunmaktadır.
0,00
5,00
10,00
15,00
20,00
25,00
30,00
35,00
40,00
45,00
50,00
55,00
60,00
65,00
70,00
75,00
00 01 02 03 04 05 06 07 08 09 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23
B
in
(M
W
h
)
Saatler
0,00
3,00
6,00
9,00
12,00
15,00
18,00
21,00
00 01 02 03 04 05 06 07 08 09 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23
B
in
(M
W
h
)
Saatler
18-27/461-224
27/436
(86) Bir tedarikçinin bir müşteriye teklif sunmasında müşterinin kendisine ve bilgilerine
erişmek kritik rol oynamaktadır. Öyle ki, bir tedarikçinin teklifini oluşturması için
müşterinin tüketim alışkanlıklarını31 bilmesi, oluşturacağı teklifi müşteriye sunabilmesi
içinse müşterinin adresi ve telefon numarası gibi bilgilere sahip olması gerekmektedir.
(87) Daha önce de belirtildiği üzere, sanayi müşterileri kendileri için önemli bir girdi maliyeti
oluşturan elektrik maliyetini asgari seviyeye indirmeye çalışmaktadır. Bu sebeple
sanayi müşterileri, tedarikçilerden daha iyi teklif alabilmek adına geçmiş tüketimlerini,
tüketimlerin dağılımını düzenli olarak tutmakta ve bu verileri tedarikçilerle
paylaşabilmektedirler. Buna ek olarak, sanayi grubu müşterileri piyasa araştırması
yapıp tedarikçilerden teklif isteyerek ve farklı fiyat tekliflerini karşılaştırarak
tedarikçilerin müşteriye erişme maliyetini azaltmaktadır. Öte yandan, sanayi
müşterilerinin piyasayı bilmeleri, bilinçli olmaları ve birçok alternatif teklif alabilmeleri
nedeniyle pazarlık güçlerinin yüksek olduğu söylenebilecektir. Bu kapsamda mevcut
yapıda düşük sanayi tarifesinin, yüksek piyasa maliyetlerinin ve sanayi müşterilerinin
yüksek pazarlık gücünün sanayi grubunun karlılığını bir tedarikçi için aşağıya çektiği
değerlendirilmektedir.
(88) Sanayi müşterilerinin tedarikçiler açısından sahip olduğu bir diğer özellik de dengeden
sorumlu grup32 kavramına ilişkindir. Piyasa katılımcıları sahip oldukları tüketim
portföyü ve tedarik taahhütlerini, sahip oldukları üretim ve yapılan alımlarla denk
tutmaya çalışmaktadırlar. Piyasa katılımcıları portföylerindeki eksikliği/fazlalığı ilk
olarak GÖP’te gidermeye çalışmaktadır. GÖP’te portföyün denkleştirilememesi
durumunda ilgili piyasa katılımcısı GİP’te işlem yaparak portföyünü denk hale getirme
şansına sahip olmaktadır. GİP’te de denkleştirmenin gerçekleştirilememesi
durumunda katılımcılar sahip oldukları talep ile üretim arasındaki dengesizliği DGP’de
cezalı bir şekilde alım/satım yaparak gidermektedirler. Örneğin, bir piyasa katılımcısı
tüketiminden fazla üretime sahip olduğu durumda (pozitif dengesizlik) elinde fazla
bulunan elektriği piyasa fiyatının altında satmak durumunda kalırken, tüketimin
üretimden fazla olması durumunda üretim açığını piyasa fiyatının üstündeki bir fiyattan
temin etmek zorunda kalmaktadır. Anılan portföy dengesizliklerinin giderilmesi piyasa
katılımcıları üzerinde ciddi bir mali yük oluşturabilmektedir. Dengeden sorumlu grup
mekanizması piyasa katılımcılarına, GÖP’e gelmeden önce dengesizliklerini azaltma
ve ek bir gelir elde etme fırsatı sunmaktadır.
(89) Piyasadaki bir kısım katılımcılar yüksek üretim ve düşük tüketim portföyüne (uzun
pozisyon), birtakım katılımcılar da düşük üretim ve yüksek tüketim portföyüne (kısa
pozisyon) sahiptir. Bu çerçevede kısa ve uzun pozisyona sahip olan piyasa katılımcıları
portföylerini, GÖP/GİP/DGP sürecinden önce dengeden sorumlu grup mekanizması
kapsamında dengeleyebilmektedirler33.
31 Tüketim alışkanlığı, müşterinin hangi saat dilimlerinde ne kadar elektrik tükettiği, tüketimini başka
zaman dilimlerine kaydırıp kaydıramayacağı, kaydırabilecekse ne kadar kaydırabileceği ve ödeme
alışkanlıkları gibi hususları kapsamaktadır.
32 Dengeden sorumlu grup, DUY’un 4. maddesinin (ö) fıkrasında; piyasa katılımcılarının piyasa
işletmecisine bildirmek suretiyle oluşturdukları ve grup içinden bir piyasa katılımcısının grup adına
denge sorumluluğuna ilişkin yükümlülükleri üstlenen grup olarak tanımlanmıştır.
33 Üretimi 100 birim, tüketim portföyü 10 birim olan A piyasa katılımcısı ile üretimi 20 birim, tüketimi 60
birim olan B piyasa katılımcısı dikkate alındığında, A katılımcısı DGP’de 90 birim pozitif dengesizliğe
düşerken, B katılımcısı da 40 birim negatif dengesizliğe düşecektir. Ancak A ve B katılımcıları
birbirlerinin dengeden sorumlu grubu olduklarında, B katılımcısının 40 birimlik üretim açığı, A
katılımcısının 90 birimlik üretim fazlasından kapatılacak ve A ile B’den oluşan dengeden sorumlu grubun
dengesizliği 50 birim pozitif dengesizlik olarak gerçekleşecektir. Bu kapsamda 80 birimlik etkinlik
sağlanmış olacaktır.
18-27/461-224
28/436
(90) Sanayi müşterileri, hacim olarak yüksek tüketime sahip olmaları nedeniyle dengeden
sorumlu grup mekanizmasının içinde yer alan tedarikçiler için önemlidir. Portföyünde
sanayi grubu müşterisi bulunduran bir tedarikçi pozitif dengesizliği olan piyasa
katılımcılarının dengeden sorumlu grubu olarak ilgili tedarikçinin pozitif dengesizliğini
azaltması34 nedeniyle portföyünde sanayi müşteri bulunan tedarikçi, pozitif
dengesizliği bulunan tedarikçiden ödeme alarak ek bir gelir elde edebilmektedir.
(91) Genel olarak sanayi müşterileri tüketimlerini gün içinde kaydırabilme, tedarikçilere ek
gelir yaratma imkânı sağlama ve satış ve pazarlama faaliyetleri bakımından kolay
erişilme gibi nedenlerle tedarikçi açısından cazip olmakla birlikte, bu grupta yer alan
müşterilerin pazarlık güçlerinin yüksek olması ve düşük sanayi tarifesinin varlığı bu
segmentin kârlılığını azaltmaktadır.
(92) Sanayi müşterilerinin özellikleri yukarıda belirtildiği gibi olmakla birlikte bağlanılan
gerilim seviyesi sanayi müşterileri ve tedarikçiler için önemlidir. Bu durumun temel
sebebi iletim seviyesinden (yüksek gerilimden) sisteme bağlı olan müşterilerin, nihai
tarifede orta ve alçak gerilim için öngörülen dağıtım ve reaktif enerji bedeli gibi
kalemlere tabi olmamasıdır. Öte yandan alçak ve orta gerilimden (dağıtım şebekesi)
sisteme bağlanan sanayi müşterileri ise bahsi geçen maliyetlere tabi durumdadır. Bu
sebeple iletim seviyesinden sisteme bağlı olan sanayi müşterileri dağıtım seviyesinden
sisteme bağlı bulunan sanayi müşterilerine göre tedarikçiler için daha cazip hale
gelmektedir.
(93) Ayrıca iletim seviyesinden sisteme bağlanan sanayi müşterilerin tüketimleri dağıtım
seviyesinden bağlı bulunan sanayi müşterilerinin tüketimlerine kıyasla çok daha
yüksektir. Diğer bir ifadeyle iletimden bağlı sanayi müşterileri, dağıtımdan bağlı sanayi
müşterilerinden tüketim bazında ciddi oranda farklılaşmaktadır. Söz konusu durum
aşağıdaki grafikten de görülebilecektir.
Grafik 19: Ocak 2014 - Ekim 2017 Döneminde Başkent Elektrik Dağıtım Bölgesinde İletim ve Dağıtım
Seviyesinden Sisteme Bağlı Olan Sanayi Tüketicilerin Tüketim Karşılaştırması (kWh)
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: BAŞKENT EDAŞ
Grafik 20: Ocak 2014 - Ekim 2017 Döneminde Toroslar Elektrik Dağıtım Bölgesinde İletim ve Dağıtım
Seviyesinden Sisteme Bağlı Olan Sanayi Tüketicilerin Tüketim Karşılaştırması (kWh)
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: TOROSLAR EDAŞ
34 Diğer bir ifadeyle pozitif dengesizliğe sahip olan tedarikçinin fazla üretiminin en azından bir kısmını
GÖP’te oluşan PTF’nin altında satmasını önlediği için.
18-27/461-224
29/436
Grafik 21: Ocak 2014 - Ekim 2017 Döneminde İstanbul Anadolu Yakası Elektrik Dağıtım Bölgesinde
İletim ve Dağıtım Seviyesinden Sisteme Bağlı Olan Sanayi Tüketicilerin Tüketim Karşılaştırması (kWh)
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: AYEDAŞ
(94) Grafiklerden de görüleceği üzere, iletim seviyesinden sisteme bağlı olan sanayi
müşterilerinin tüketimi dağıtım seviyesinden sisteme bağlı olan sanayi müşterilerinin
tüketimlerinden çok daha fazladır. Diğer taraftan iletim ve dağıtım seviyesinden bağlı
olan sayaç sayısı da yapılacak değerlendirme açısından önemlidir.
Grafik 22: Ocak 2014 - Ekim 2017 Döneminde Başkent Elektrik Dağıtım Bölgesinde İletim ve Dağıtım
Seviyesinden Sisteme Bağlı Olan Sanayi Tüketicilerinin Sayaç Sayılarının Karşılaştırması
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: BAŞKENT EDAŞ
Grafik 23: Ocak 2014 - Ekim 2017 Döneminde Toroslar Elektrik Dağıtım Bölgesinde İletim ve Dağıtım
Seviyesinden Sisteme Bağlı Olan Sanayi Tüketicilerinin Sayaç Sayılarının Karşılaştırması
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: TOROSLAR EDAŞ
Grafik 24: Ocak 2014 - Ekim 2017 Döneminde İstanbul Anadolu Yakası Elektrik Dağıtım Bölgesinde
İletim ve Dağıtım Seviyesinden Sisteme Bağlı Olan Sanayi Tüketicilerinin Sayaç Sayılarının
Karşılaştırması
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: AYEDAŞ
(95) Kasım 2017 itibarıyla Başkent, Toroslar ve İstanbul Anadolu Yakası elektrik dağıtım
bölgelerinde sisteme iletimden bağlı sayaç sayısı sırasıyla 57, 47 ve 10’dur.
Dağıtımdan bağlı müşterisi sayısı sırasıyla 3.355, 4.804 ve 2.514’tür. İletimden bağlı
sayaçların tüketimi söz konusu bölgelerdeki toplam sanayi tüketiminin sırasıyla %50,
%90 ve %60’ını oluşturmaktadır. Sanayi grubu sayaçları bakımından Başkent,
Toroslar ve İstanbul Anadolu Yakası elektrik dağıtım bölgelerinde %1’lik payı temsil
eden iletim müşterilerinin, adı geçen bölgelerdeki sanayi tüketiminin yarısından
fazlasını gerçekleştiriyor olması, iletim müşterilerinin tüketimlerinin ne kadar büyük
olduğunu ortaya koymaktadır.
(96) İletim ve dağıtım seviyesinden bağlı bulunan teşebbüsler arasındaki ciddi tüketim farkı
ve iletim müşterilerinin dağıtım müşterilerinin katlanmak durumunda olduğu birtakım
maliyetlere katlanmıyor olması nedeniyle sanayi müşterilerine yapılan elektrik
perakende satış hizmeti bakımından ilgili pazar “iletimden bağlı sanayi müşterilerine
18-27/461-224
30/436
yapılan elektrik perakende satış hizmeti” ve “dağıtımdan bağlı sanayi müşterilerine
yapılan elektrik perakende satış hizmeti” olmak üzere ikiye ayrılmıştır.
Mesken Grubu
(97) Mesken grubu müşteriler sayaç sayısı bazında en büyük, tüketim bazında ise en küçük
grubu oluşturmaktadır. Sayaç sayısının fazlalığı nedeniyle mesken segmentinin
elektrik perakende piyasasının kitlesel tarafını oluşturduğu dile getirilmektedir. Öte
yandan mesken müşterileri serbest tüketici hakkını elde etmesine rağmen bu hakkı en
az kullanan müşteri grubu niteliğindedir. Söz konusu durum aşağıdaki grafikten de
görülebilecektir.
Grafik 25: Ocak 2014 - Ekim 2017 Döneminde Başkent Elektrik Dağıtım Bölgesindeki Mesken Grubu
Müşterilerin Dağılımı (Sayaç Bazlı)
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: BAŞKENT EDAŞ
Grafik 26: Ocak 2014 - Ekim 2017 Döneminde Toroslar Elektrik Dağıtım Bölgesindeki Mesken Grubu
Müşterilerin Dağılımı (Sayaç Bazlı)
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: TOROSLAR EDAŞ
Grafik 27 Ocak 2014 - Ekim 2017 Döneminde İstanbul Anadolu Yakası Elektrik Dağıtım Bölgesindeki
Mesken Grubu Müşterilerin Dağılımı (Sayaç Bazlı)
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: AYEDAŞ
(98) Grafiklerden de anlaşılacağı üzere, Ekim 2017 itibariyle her üç bölgede de yıllık
tüketimi serbest tüketici limitini geçen mesken müşterilerinin yaklaşık %40’ı söz konusu
hakkını kullanmamakta ve düzenlenen tarifeler üzerinden elektrik tedarik etmektedir.
(99) Ekim 2017 yılı itibarıyla 2.400 kWh olan serbest tüketici limiti35 nedeniyle Başkent,
Toroslar ve İstanbul Anadolu Yakası bölgelerinde bu segmentte yer alan 7.792.027
müşterinin 5.868.810’u kendi tedarikçisini seçme hakkına sahip değildir. Öte yandan
kendi tedarikçisini seçme hakkını haiz olan 2.103.217 müşterinin 1.209.602’si söz
konusu hakkı kullanmamakta, geri kalan 893.615 müşterinin (…..) ise yerleşik şirket ile
ikili anlaşma yaparak elektrik tedarik etmektedir. Aşağıdaki grafikte ülke genelindeki
mesken müşterilerinin dağılımı gösterilmektedir.
35 Söz konusu limit 2018 yılı için 2.000 kWh’a düşürülmüştür.
18-27/461-224
31/436
Grafik 28: Mesken Müşterilerinin Ekim 2017 İtibarıyla Sayaç Sayısı Bazında Dağılımı
Kaynak:EPİAŞ
(100) Görüldüğü üzere, ülke genelinde mesken grubu müşteriler açısından GTŞ’lerin
hâkimiyeti söz konusudur. Söz konusu durumun, mesken müşterilerinin serbest piyasa
ve serbest piyasanın getireceği olası faydalar hakkında yeterli bilgiye sahip
olmamasından ve fiyat hassasiyeti düşük olan müşterilerin piyasada verilmekte olan
indirim oranlarını düşük bulmalarından ileri geldiği değerlendirilmektedir36. Bu bağlamda
müşterilerin tüketim hacimleri ile ikili anlaşma yapma ve yerleşik şirket dışındaki
tedarikçiden elektrik alma eylemi arasında bir ilişki olduğu söylenebilir. Bahsi geçen
ilişki aşağıda yer alan grafikte de görülebilecektir.
Grafik 29: Tedarikçi Türüne Göre Mesken Müşterilerinin 2016 Yılı Sayaç Başı Tüketimleri37
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: BAŞKENT EDAŞ, TOROSLAR EDAŞ ve AYEDAŞ
(101) Mesken müşterilerinin fiyat hassasiyetlerinin düşük, bilinilirlik açısından marka imajına
verdikleri önemin görece yüksek ve yan hizmet/ürünlere atfedilen önemin yüksek
olduğu belirtilmelidir. Bu bağlamda fiyat hassasiyeti düşük olan mesken grubu
müşterilere elektrik hizmetinin yanında doğal gaz ve telekomünikasyon gibi diğer
altyapı hizmetlerinin sunulması gündeme gelebilecek, bu şekilde mesken
müşterilerinin tedarikçi değiştirmesi kolaylaşabilecektir38. Bu çerçevede BTŞ’lerin
portföyünde bulunan mesken müşterilerinin ne kadarının doğal gaz veya
telekomünikasyon hizmeti veren oyunculardan elektrik aldığını göstermek yararlı
olacaktır.
36 Düşük bilinç seviyesi ve fiyat hassasiyeti nedeniyle mesken müşterilerinin pazarlık gücünün de yok
denecek kadar az olduğu değerlendirilmektedir.
37 Hesaplama ilgili tedarikçilerin 2016 yılında tedarik ettikleri elektrik miktarının 2016 Aralık döneminde
portföyde bulunan sayaç sayısına bölünmesiyle yapılmıştır.
38 EREK H. (2016), “Elektrik, Doğalgaz ve İnternet Hizmetlerinin Birlikte Sunulması Sürecinde
Yakınsama, Potansiyel Rekabet ve Rekabet Hukukunun Rolü”, Rekabet Uzmanlık Tezi
2016 yılı ST limiti:
3600 KWh
18-27/461-224
32/436
Grafik 30: Doğal Gaz ve Telekomünikasyon Şirketlerinin BTŞ’ler İçindeki Yeri39
Kaynak: EPİAŞ
(102) Grafikte görüldüğü üzere, doğal gaz ve telekomünikasyon şirketlerinin payı mevcut
durumda sınırlı olsa da, ilerleyen dönemde doğal gaz piyasasının serbestleşmesi,
serbest tüketici limitinin sıfırlanması ve gerekli yasal altyapının oluşturulmasına bağlı
olarak hem doğal gaz hem de telekomünikasyon şirketlerinin ciddi potansiyele sahip
olduğu düşünülmektedir.
(103) Mesken müşterileri, zamandan bağımsız olarak istikrarlı bir tüketime sahiptirler40.
Meskenlerin istikrarlı bir tüketime sahip olması, mesken müşterilerinin tüketimini
zamanlar arasında kaydıramadığını göstermektedir. Bu bağlamda mesken müşterileri
esnekliğe sahip değildir. Ayrıca meskenler fatura ve tahsilat hususunda en güvenli
müşteri grubunu oluşturmaktadırlar.
(104) Mesken müşterilerinin bir diğer özelliği de daha önce konu edilen iki müşteri grubundan
farklı olarak Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (TKHK) kapsamında korumaya
sahip olmalarıdır. Bu bağlamda ilgili mesken müşterisi tedarikçiden aldığı faydayı iade
etmesi durumunda mevcut olan ikili anlaşmasını başka hiçbir yükümlülük altında
kalmadan bitirebilmektedir. Öte yandan ticarethane ve sanayi müşterileri böyle bir
korumaya sahip değildirler ve yaptıkları ikili anlaşmaya aykırı hareket ettiklerinde veya
ikili anlaşmayı zamanından önce sonlandırdıklarında ek cezai şartı veya cayma
bedelini ödemek durumunda kalmaktadırlar. Bu bağlamda mesken müşterilerinin
tedarikçi geçişi hukuki olarak sanayi ve ticarethane müşterilerine göre daha kolay
olmakta ve tedarikçiye verdikleri taahhüt süresinden önce tedarikçi değişikliğine
gitmeleri durumunda katlandıkları cezai bedel daha düşük olmaktadır. Bunun yanında
mesken müşterilerinin istikrarlı bir tüketim eğilimine sahip olması ve kayda değer bir
tüketim hacmi taşımaları nedeniyle bir tedarikçi için risk dağıtma ve portföy
çeşitlendirme işlevi de gördüğü belirtilmelidir.
(105) Mesken grubu müşterilerinin tabi olduğu tarife ile PTF ve YEK maliyetlerine yer vermek
yararlı olacaktır. Söz konusu hususlara aşağıdaki grafiklerde yer verilmektedir.
39 Söz konusu grafik doğal gaz dağıtımı ve perakende satışında yerleşik konumda bulunan teşebbüslerin
elektrik satışlarını kapsamakta, hem doğal gaz hem de elektrik piyasasında yerleşik konumda bulunan
oyuncuların satışlarını kapsamamaktadır.
40 Sıcak yaz dönemi ile soğuk kış dönemi bu durumun istisnasıdır.
18-27/461-224
33/436
Grafik 31: Ocak 2015 - Kasım 2017 Dönemi Gündüz Saatlerinde PTF, Gündüz Mesken Tarifesi ve Marj
(TL/mWh)
Kaynak: EPİAŞ Raporlama Platformu
(106) Gündüz saatlerinde tedarikçiler için genelde pozitif bir hareket alanı olduğu ama diğer
iki müşteri grubunda da gözlendiği üzere Temmuz-Ağustos ve Aralık-Ocak
dönemlerinde söz konusu hareket alanının ciddi anlamda daraldığı, yine son
dönemlerde bu marj daralmasının daha ciddi şekilde yaşandığı görülmektedir.
Grafik 32: Ocak 2015 - Kasım 2017 Dönemi Puant Saatlerinde PTF, Puant Mesken Tarifesi ve Marj
(TL/mWh)
Kaynak: EPİAŞ Raporlama Platformu
(107) Grafikten görüldüğü üzere bir tedarikçi için en yüksek hareket alanı puant saatlerinde
mevcuttur. Ancak PTF’nin seyri nedeniyle söz konusu marj diğer dönemlerde ve
müşteri gruplarında olduğu gibi Temmuz-Ağustos ve Aralık-Ocak dönemlerinde
aşınmaktadır.
18-27/461-224
34/436
Grafik 33: Ocak 2015 - Kasım 2017 Dönemi Gece Saatlerinde PTF, Gece Mesken Tarifesi ve Marj
(TL/mWh)
Kaynak: EPİAŞ Raporlama Platformu
(108) Mesken müşterileri için belirlenmiş gece tarifesi bahar ayları hariç PTF’nin altında
seyretmektedir. Bu sebeple gece saatleri açısından mesken grubunda da genellikle
eksi bir marj bulunmaktadır.
Grafik 34: Ocak 2015 - Kasım 2017 Dönemi PTF, YEK Maliyeti ve Tek Zamanlı Mesken Tarifesi
(TL/mWh)
Kaynak: EPİAŞ Şeffaflık Platformu
(109) Tedarikçilerin mesken müşterileri grubundaki hareket alanı sabit kalan tarifeyle
yükselen PTF ve YEK maliyetlerine bağlı olarak giderek daralmıştır. Söz konusu
daralmanın 2017 yılında daha dramatikleştiği görülmektedir. Ortalama bir mesken
müşterisinin gerçekleştirdiği tüketimin günün hangi saatlerine yoğunlaştığı tedarikçi
açısından önemlidir. Bu bağlamda mesken müşterilerinin ortalama yük eğrisine yer
vermek faydalı olacaktır.
18-27/461-224
35/436
Grafik 35: Başkent, Toroslar ve İstanbul Anadolu Yakası Elektrik Dağıtım Bölgelerinde 2016 Yılında
Mesken Müşterilerinin Ortalama Yük Eğrisi (mWh)
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: EPİAŞ
(110) Grafikten de görüleceği üzere, mesken müşterilerin ortalama tüketimleri 17:00 – 21:00
saatlerinde yoğunlaşmaktadır. Dolayısıyla mesken müşterilerinin en çok tüketim
yaptığı zaman dilimi tedarikçilerin en fazla marja sahip oldukları puant saatlerdir. Bu
bağlamda mesken müşterileri tedarikçiler için teorik olarak cazip bir segmenttir. Ancak
bu koşullara rağmen mesken grubu oransal olarak en az ikili anlaşma yapan müşteri
grubu niteliğindedir. Daha önce de ifade edildiği üzere, mesken müşterilerinin bilinç
seviyesinin ve fiyat hassasiyetinin düşük olmasının41 bu duruma yol açan faktörler
olduğu söylenebilir.
(111) Öte yandan perakende elektrik piyasasındaki ortalama brüt kar oranlarının %5-6
olduğu dikkate alındığında, müşteriler tarafından istenen indirim oranlarının tedarikçiler
tarafından verilmesi oldukça zor olmakta, bu sebeple de bağımsız tedarikçiler mesken
segmentine teklif vermekten imtina edebilmektedir.
(112) Bunun yanında, mesken müşterilerine elektrik tedariki yapmak isteyen bir tedarikçinin
küçük ticarethane müşterilerinde olduğu gibi ilk olarak müşteriyi serbest piyasa
hakkında bilinçlendirmesi gerekmektedir. Mesken müşterilerinin ticarethane
müşterilerine göre fiyat hassasiyetinin ve bilinç seviyesinin daha düşük olduğu da göz
önünde bulundurulduğunda, bir tedarikçinin mesken müşterisini bilinçlendirmek ve
ikna edebilmek için ticarethane segmentinde olduğundan daha fazla çaba sarf etmesi
ve maliyete katlanması gerekecektir.
(113) Hacimsel olarak büyük bir segment olan mesken müşterilerine erişmek için bir tedarikçi
ciddi bir bayi ağı ve saha ekibi kurmaya, marka imajına yatırım yapmaya ihtiyaç
duymaktadır. Buna ek olarak, mesken müşterisini ikna etmek üzere yan hizmetler
sunulması için de ilgili tedarikçi belli maliyetleri yüklenmek durumunda kalmaktadır. Bu
bağlamda tedarikçinin oluşacak pazarlama ve satış maliyetini yönetebilmesi için belli
bir ölçeği yakalaması gerekmektedir. Öte yandan, mesken müşterisini ikna etmenin
zorluğu42, ilgili tedarikçi sayesinde bilinçlenen müşterinin başka tedarikçi ile
anlaşabilmesi ve TKHK’nın mesken müşterilerine sağladığı korumalar ve farklı bir
tedarikçiye geçiş durumunda görece daha az bir maliyetle karşılaşması, bir tedarikçinin
gerekli olan ölçeğe ulaşmasını engelleyebilecek hususlardır.
(114) Mesken müşterileri için katlanılan satış ve pazarlama maliyetinin yanında tedarikçinin
müşterilere erişmesi meşakkatli olabilmektedir. Serbest tüketici limitinin 2.400 kWh’a
çekilmesiyle neredeyse tüm ticarethane müşterilerinin kendi tedarikçisini seçme
hakkına sahip olması, ticarethane müşterilerini tedarikçiler açısından çok daha görünür
kılmaktadır. Zira bağımsız bir tedarik şirketinin yeni limit doğrultusunda rassal olarak
serbest tüketici olmayan bir ticarethaneye denk gelme olasılığı, mesken tüketicisine
göre daha azalmıştır. Böylelikle tedarikçilerin ticarethane müşterisi ile temas kurması
41 Düşük fiyat hassasiyeti, bir tüketiciyi tedarikçisini değiştirmeye ikna etmek için çok daha yüksek indirim
oranları sunulmasını gerektirmektedir.
42 Düşük fiyat hassasiyeti (düşük hassasiyet nedeniyle yüksek indirim/tasarruf beklentisi), serbest
piyasaya ilişkin bilinç seviyesinin düşüklüğü, marka imajına önem verilmesi ve birtakım yan hizmetlerin
verilme beklentisi nedenlerinden kaynaklanmaktadır.
18-27/461-224
36/436
az maliyetli olmaktadır43. Ancak meskenlerin önemli bir kısmının halen 2.400 kWh’lık
serbest tüketici limitinin altında olması nedeniyle kendi tedarikçisini seçebilecek
durumda olan bir müşterinin ilgili tedarikçiler tarafından bulunması ve iletişime
geçilmesi ciddi işlem maliyeti içermektedir. Öte yandan özellikle mesken ve ardından
küçük ticarethane müşterileri bağlamında GTŞ’nin sahip olduğu bayi ve müşteri
hizmetleri noktası benzeri hizmet noktalarının, serbest tüketici hakkını kazanmış
tüketicilere ulaşarak abone kazanmaya sağladığı katkısının oldukça büyük olduğu
belirtilmelidir. Zira söz konusu müşteriler geleneksel kanalları kullanarak fatura ödeme
başta olmak üzere, elektrik enerjisi hizmetine ilişkin işlemleri için müşteri hizmetleri
noktalarını en sık ziyaret eden kesim olduğundan, GTŞ bu müşteri gruplarına ‘pasif
satış’ niteliğine uyabilecek, yerinde satış ve pazarlama hizmeti sunabilmekte ve
dolayısıyla abone edinme maliyetini azaltabilme olanağına kavuşabilmektedir.
(115) Genel olarak bakıldığında, bir tedarikçi için mesken segmenti, sahip olunan hareket
alanı, portföy çeşitlendirme etkisi ve karşı tarafın pazarlık gücü olmaması nedeniyle
teorik olarak kârlı bir alandır. Ancak mesken tarafının yönetilmesi gereken satış,
pazarlama, imaj yaratma ve ek fayda sunma maliyetleri, ölçeğe erişme ihtiyacı44,
TKHK’nın sağlamış olduğu koruma ve müşterilere erişmenin zorluğu göz önünde
bulundurulduğunda mesken müşterilerinin elde edilme maliyetinin yüksekliğinden
bahsedilebilecektir.
Ticarethane Grubu
(116) Ticarethane grubu hem sayaç hem de tüketim miktarı bakımından en büyük ikinci
müşteri grubudur. Bunun yanı sıra ticarethane müşterileri serbest tüketici hakkını
kullanarak GTŞ’ler dışındaki şirketlerle en çok ikili anlaşma yapan gruptur45.
(117) Sanayi ve mesken müşteri gruplarının bilinç seviyesinin iki uçta olduğu
düşünüldüğünde ticarethane müşterileri bu iki ucun arasında konumlandırılabilecektir.
(118) Ticarethane grubu müşterileri sanayi ve mesken grubu müşterilerine kıyasla daha az
homojenlik göstermektedir. Bu durumun temel sebebi hem küçük esnaf olarak
nitelendirilebilecek kasap, bakkal ve berber gibi müşterilerin hem de otel ve hastane
gibi müşterilerin ticarethane olarak tanımlanmasıdır.
(119) Küçük ölçekli ticarethane müşterilerinin mesken müşterileriyle benzerlik
gösterebileceği düşünülse de, iki temel husus, mesken ve ticarethane müşterilerini
ayrıştırmaktadır. İlk husus bilinç seviyeleri arasındaki farklılıktır. Ne kadar küçük ölçekli
olursa olsun, ticarethaneler ticari bir faaliyette bulunmakta, bu bağlamda elektriğe
dayalı maliyetlerini mümkün mertebede en aza indirmeye çalışmakta, elektriği bir girdi
olarak algılamaktadır. Mesken müşterileri içinse daha önce de ifade edildiği üzere
böyle bir yaklaşım söz konusu değildir. İkinci husus ise, tedarikçilerle müşteriler
arasındaki sözleşme ilişkisini temelden etkiyecek bir etmendir. Mesken başlığında da
43 Hangi müşterinin kendi tedarikçisini seçme hakkına sahip olup olmadığı, tüketimi, sayaç numarası,
telefon ve adres bilgileri mevcut düzende herhangi bir birim tarafından yayımlanmamaktadır. Bu
bağlamda bir bağımsız tedarikçinin söz konusu verileri kendisinin sahadan toplaması ve düzenlemesi
gerekmektedir. Diğer bir ifade ile belli bir masrafa katlanması söz konusudur. Ancak düzenlenen tarife
üzerinden elektrik alan müşterileri bölgesel olarak görüntüleyebilen GTŞ’ler anılan verilere
erişebilmektedir.
44 Mesken müşterileri küçük ölçekli bir tüketime sahiptir. Bu sebeple bir tedarikçi tarafından bu
segmentte girmek için yapılacak pazarlama ve satış çalışmalarının müşteri başına düşen maliyetinin
makul seviyelere çekilebilmesi için ilgili tedarikçinin yüzlerce hatta binlerce mesken müşterisini portföye
katması, diğer bir ifadeyle ölçeği yakalaması gerekmektedir. Bu durum mesken segmentine yapılacak
girişler açısından ciddi bir giriş engeli oluşturmaktadır.
45 Sektör Araştırması, 2015.
18-27/461-224
37/436
vurgulandığı üzere, mesken müşterileri TKHK’nın koruması altında bulunmakta, bu
bağlamda sözleşmesini sona erdirmek istediğinde daha az maliyetle karşılaşmaktadır.
Ancak ticarethane müşterileri ölçekleri küçük olsa dahi böyle bir korumadan
yararlanamamakta, bu nedenle tedarikçiyle yapmış olduğu sözleşmeyi erkenden
bitirmek istemesi durumunda daha yüksek bir geçiş maliyeti ile yüzleşebilmektedir.
(120) Ticarethane müşterileri açısından değinilmesi gereken diğer bir husus, tedarikçilerin
bu segmentte sahip oldukları marjdır. Aşağıdaki grafiklerde ticarethane müşterileri
bakımından gündüz, puant, gece ve tek zamanlı tarifeler ile ilgili zamanlardaki PTF ve
YEK maliyeti gösterilmektedir.
Grafik 36: Ocak 2015 - Kasım 2017 Gündüz Saatlerinde PTF, Gündüz Ticarethane Tarifesi ve Marj
(TL/mWh)
Kaynak: EPİAŞ Raporlama Platformu
(121) Grafik incelendiğinde, tarife ile PTF arasındaki marjın daha önce de ifade edildiği
üzere, Temmuz-Ağustos ve Aralık-Ocak dönemlerinde daraldığı bahar dönemlerinde
ise genişlediği görülmektedir. Marjın son dönemde önceki dönemlere nazaran yine
daha daraldığı ve hatta negatif seyre dönüştüğü görülmektedir. Söz konusu marjın
bahse konu dönem aralığında %40 ile -%13 bandında düzensiz seyir izlediği ve
özellikle 2016 Kasım’dan itibaren önceki dönemlere göre çok daha dramatik düşüşler
gösterdiği ve 2017 yılının ilk on ayında marjın önceki yıllardaki aynı döneme kıyasla
daha ciddi daraldığı dile getirilmelidir. Sanayi tarifesine göre ticarethane tarifesinin
daha yüksek belirlenmesi sebebiyle bu müşteri grubu kapsamında tedarikçilerin
hareket edebilecekleri daha geniş bir marj bulunmaktadır.
18-27/461-224
38/436
Grafik 37: Ocak 2015 - Kasım 2017 Puant Saatlerinde PTF, Puant Ticarethane Tarifesi ve Marj
(TL/mWh)
Kaynak: EPİAŞ Raporlama Platformu
(122) Puant saatler için tarife, sanayi grubunda olduğu gibi gündüz ve gece saatlerine göre
daha yüksek belirlenmiş durumdadır. Bu nedenle puant saatler bakımından PTF ile
tarife arasında ciddi bir marj olduğu, marjın %36 ile %68,5 bandında dolaştığı
görülmektedir.
Grafik 38: Ocak 2015 - Kasım 2017 Gece Saatlerinde PTF, Gece Ticarethane Tarifesi ve Marj (TL/mWh)
Kaynak: EPİAŞ Raporlama Platformu
(123) Ticarethane tarifesinde gece saatleri için belirlenen fiyat genel olarak PTF’nin altında
kalmakta, bu anlamda gece saatleri bakımından tedarikçiler negatif bir marja sahip
olmaktadır. Söz konusu marjın bahse konu dönem aralığında maksimum %28 ve
minimum -%82 bandında düzensiz seyir izlediği görülmektedir.
18-27/461-224
39/436
Grafik 39: Ocak 2015 - Ekim 2017 PTF, YEK Maliyeti ve Tek Zamanlı Ticarethane Tarifesi (TL/mWh)
Kaynak: EPİAŞ Şeffaflık Platformu
(124) Grafiklerde yer alan tarife, PTF ve YEK maliyetleri dikkate alındığında sanayi grubuna
kıyasla ticarethane segmentinde tedarikçiler için daha fazla hareket alanı olduğu
görülmekte ve bu müşteri grubunu BTŞ’ler açısından daha cazip kılmaktadır.
Dolayısıyla bu durumun, ticarethane segmentinin BTŞ ile en fazla sözleşme yapan
segment olmasını açıkladığı değerlendirilmektedir. Ancak PTF ve YEK maliyetinde
meydana gelen artışlar ve tarifenin zam görmemesi nedeniyle son dönemde
tedarikçilerin inisiyatif alarak yarışacakları marj ciddi anlamda daralmıştır. Özellikle,
tedarikçilerin teklif verirken hesaba kattığı Mart-Mayıs dönemindeki ucuz elektrik ve
geniş marj aynı dönemde artan YEK maliyetine bağlı olarak neredeyse ortadan
kalmaktadır46.
(125) Ticarethanelere ilişkin bir diğer husus da ticarethanelerin sahip oldukları yük eğrisi ve
bu yükün yerini değiştirme kapasitesidir. Aşağıdaki grafikte Başkent, Toroslar ve
İstanbul Anadolu Yakası elektrik dağıtım bölgelerindeki ticarethane yük bilgisi
gösterilmektedir.
46 Elektriğin Mart-Mayıs döneminde ucuz olmasının temel sebebi eriyen kar suları çerçevesinde
hidroelektrik santrallerin üretimlerini ciddi ölçüde artırmaları ve aynı dönemde tüketimde mevsime bağlı
olarak ciddi artışların yaşanmamasıdır. Öte yandan YEK maliyetini oluşturan üretim karmasına
bakıldığında 2017 Mart-Mayıs döneminde hidroelektrik santrallerin toplam içindeki payı %66 olarak
karşımıza çıkmaktadır. Diğer bir ifadeyle PTF, Mart-Mayıs döneminde hidroelektrik santrallerin artan
üretimi çerçevesinde düşerken, aynı dönemde YEK kapsamında yer alan hidroelektrik santrallerin de
üretiminin artması YEK’in, dolaysıyla da tedarikçilerin maliyetlerinin artmasına neden olmaktadır.
18-27/461-224
40/436
Grafik 40: Başkent, Toroslar ve İstanbul Anadolu Yakası Elektrik Dağıtım Bölgesinde 2016 Yılında
Ticarethane Müşterilerinin Yük Eğrisi (mWh)
Kaynak: EPİAŞ
(126) Ticarethanelerin yükünün gündüz tarifesinde yer alan 10.00-16.00 saatlerinde
yoğunlaştığı görülmektedir. Bu kapsamda ilgili zamandaki tarife-PTF marjının büyüklük
olarak en iyi ikinci marj olduğu dikkate alındığında, bunun tedarikçilerin ticarethane
grubuna teklif verme isteğini artırdığı değerlendirilmektedir. Öte yandan
ticarethanelerin yürüttükleri faaliyetler nedeniyle 10.00-16.00 saatleri arasındaki yoğun
tüketimlerini başka bir zaman dilimine kaydırma imkanlarının bulunmadığı, diğer bir
ifadeyle talebin esnek olmadığı ifade edilmelidir. Bu çerçevede ticarethanelerin hem
yükün dağılımı hem de yükün kaydırılması yeteneği bakımından sanayi grubu
müşterilerinden ayrıştığı değerlendirilmektedir.
(127) Genel anlamda bakıldığında ticarethane grubunda yer alan müşteriler en aktif şekilde
yerleşik şirketler dışında kalan tedarikçilere geçiş yapan müşterilerdir. Ticarethane
grubu, müşterilere erişimin görece kolay olduğu ve sayaç sayısı bakımından riskin
dağılmasına yardımcı olan47 bir segmenttir, bu bağlamda ticarethane grubu bir
tedarikçinin pazara giriş yapması için kritik durumdadır.
(128) Anılan farklılıkların yanı sıra, ticarethane grubunda yer alan müşterilerin mesken ve
sanayi grubu müşterileriyle benzerlikleri de bulunmaktadır. Sanayi grubu ile olan
benzerliklere bakıldığında, görece yüksek tüketime sahip olan ticarethaneler, sanayi
müşterilerinde olduğu gibi ilgili tedarikçi tarafından dengeden sorumlu grup
mekanizmasında kullanılabilmekte ve bu yolla ilgili tedarikçi ek bir gelir elde
edebilmektedir. Buna ek olarak, yüksek tüketime sahip ticarethanelerin, daha yüksek
fiyat hassasiyetine ve alternatif tedarik kaynaklarına kolay erişime sahip olmaları
47 Tedarikçiler tahsilat riskini dağıtmak ve dengelemek adına portföylerinde bulunan her büyük ölçekli
müşteriye karşılık olarak belli sayıda görece daha küçük ölçekli müşterileri portföyüne katmaya
çalışmaktadır. Ticarethane grubu müşterileri söz konusu ihtiyacın en az maliyetle karşılandığı segment
olarak nitelendirilebilir.
0,00
10.000,00
20.000,00
30.000,00
40.000,00
50.000,00
60.000,00
70.000,00
80.000,00
90.000,00
100.000,00
110.000,00
120.000,00
130.000,00
140.000,00
150.000,00
160.000,00
170.000,00
180.000,00
190.000,00
200.000,00
210.000,00
220.000,00
230.000,00
240.000,00
250.000,00
00 01 02 03 04 05 06 07 08 09 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23
Saatler
Başkent Toroslar İstanbul Anadolu Yakası
18-27/461-224
41/436
nedeniyle sanayi müşterileri gibi ciddi bir pazarlık güçleri bulunabilmektedir. Bu iki
durumun tedarikçilerin bu müşterilere yapacağı tedarikin kârlılığını aşağıya çektiği
belirtilmelidir.
(129) Ticarethane müşterilerinin mesken müşteriyle olan benzerliğine bakıldığında ise,
sayaç sayısı bakımından fazla olan küçük ölçekli ticarethaneler, mesken
müşterilerinde olduğu gibi kitlesellik göstermekte, bu anlamda küçük ölçekli
ticarethanelere erişim sağlamak için bir tedarikçinin kitlesel bir satış ve pazarlama
stratejisi oluşturması, bu bağlamda geniş bir saha ekibi ve bayi ağı kurması
gerekmektedir. Bu durum küçük esnafa yapılacak satış ve pazarlama faaliyetlerinin ve
bu gruptan müşteri kazanmanın maliyetini artırmaktadır. Buna ek olarak, mesken
müşterilerinde olduğu gibi küçük ticarethaneler, tercihlerinde marka imajı veya birtakım
yan faydalar arayabilmektedir. Bu bağlamda bu segment için marka imajı yaratmak
veya elektrik dışında da ürün/hizmet sunmak bir tedarikçi için ciddi bir maliyet anlamına
gelmektedir.
(130) Sonuç olarak ticarethane grubunda bulunan büyük ticarethaneler (tekil ve büyük
ticarethaneler, zincir ticarethaneler ve kamu kurumları) ve küçük ticarethaneler (küçük
esnaf) elektrik hizmetini algılama biçimi, müşteri davranışı, abone edinme maliyeti
bakımından birbirlerinden ayrışmakla birlikte, söz konusu kırılımların birbirinden çok
ciddi bir biçimde ayrışmıyor ve daha da önemlisi piyasadaki rekabet koşullarını
belirleyen önemli etmenlerden biri olan tarifenin bu grupta yer alan müşteriler için
farklılaşmıyor olması nedeniyle ticarethane grubu bakımından iki ayrı ilgili ürün pazarı
tanımlanmasına gerek bulunmamaktadır.
(131) Mesken, ticarethane ve sanayi gruplarının özelliklerine genel hatlarıyla yukarıda yer
verilmiştir. Elektrik perakende satış piyasası ile ilgili olarak değerlendirilmesi gereken
bir diğer husus, serbest tüketici limitini geçmesine rağmen düzenlenen tarifeler
üzerinden elektrik tedarik etmeye devam eden müşterilerin pazarda ne şekilde
konumlandırılacağıdır.
(132) Her üç müşteri grubu içinde hem kendi tedarikçisini seçme hakkını kullanan hem de
limiti geçmesine rağmen bu hakkı kullanmayan müşteriler bulunmaktadır. Tedarikçisini
seçme hakkı olmasına rağmen bu hakkını kullanmayan müşterilerin kolayca bu
haklarını kullanabilecek durumda olmaları ve yukarıda da gösterildiği üzere
düzenlenen tarifelerle piyasa fiyatları arasında ciddi bir fark olmaması nedeniyle
serbest tüketici hakkını kullanan tüketicilerle, bu hakka sahip olmasına karşın bu hakkı
kullanmayıp düzenlenen tarifeden elektrik almaya devam eden tüketicilerin aynı
pazarda olduğu değerlendirilmektedir.
(133) Üç müşteri grubu hakkında yukarıda yer verilen bilgi ve açıklamalar dikkate
alındığında, her ne kadar tüketilen ve tedarik edilen elektrik homojen bir yapıya sahip
olsa da sanayi, ticarethane ve mesken gruplarının sahip oldukları özelliklerin ve her bir
segmentteki rekabet koşullarının birbirinden farklılaştığı ve her bir müşteri grubunun
ayrı bir ilgili ürün pazarı özelliği gösterdiği değerlendirilmektedir.
(134) Üç müşteri grubunun davranışsal özelliklerindeki farklılıklara ek olarak, anılan müşteri
grupları arasında hukuki ve teknik farklılıklar da bulunmaktadır. Hukuki olarak ilk
farklılık her bir müşteri grubunun farklı tarifelere tabi olmasıdır. Söz konusu tarifeler
arasındaki farklılıklar aşağıdaki grafiklerde gösterilmektedir.
18-27/461-224
42/436
Grafik 41: Ocak 2015 – Ekim 2017 Dönemi Tek Zamanlı Mesken, Ticarethane ve Sanayi Tarifeleri ve
PTF (TL/mWh)
Kaynak: EPİAŞ
Grafik 42: Ocak 2015 – Kasım 2017 Dönemi Gündüz Mesken, Ticarethane ve Sanayi Tarifeleri ve PTF
(TL/mWh)
Kaynak: EPİAŞ
18-27/461-224
43/436
Grafik 43: Ocak 2015 – Kasım 2017 Dönemi Puant Mesken, Ticarethane ve Sanayi Tarifeleri ve PTF
(TL/mWh)
Kaynak: EPİAŞ
Grafik 44: Ocak 2015 – Kasım 2017 Dönemi Gece Mesken, Ticarethane ve Sanayi Tarifeleri ve PTF
(TL/mWh)
Kaynak: EPİAŞ
(135) Yukarıdaki grafiklerde gösterilen tarifeler ile PTF seyri dikkate alındığında, sanayi
müşterileri ile ticarethane ve mesken müşterilerine yönelik olarak tedarikçilerin sahip
oldukları marjın birbirinden farklılaştığı görülmektedir. Zira ticarethane ve mesken
müşterilerine yönelik olan tarifeler arasında Ocak 2016 döneminde kadar dikkate değer
bir fark olmakla birlikte, anılan dönemden sonra iki tarife neredeyse çakışık duruma
gelmiştir. Bu nedenle tedarikçilerin anılan müşteri gruplarına sunacağı faydalar, söz
18-27/461-224
44/436
konusu grupların yukarıda ifade edilen özellikleri de dikkate alındığında değişiklik
gösterebilecektir.
(136) Hukuki farka ek olarak mesken, ticarethane ve sanayi müşterileri arasında teknik
farklılık da bulunmaktadır. Öyle ki, söz konusu müşterilerin tüketimlerinin yoğunlaştığı
saatler de birbirinden farklılık göstermektedir. Serbest tüketici hakkını kullanan
mesken, ticarethane ve sanayi müşterilerinin yük eğrilerine aşağıdaki grafikte yer
verilmektedir.
Grafik 45: Türkiye Mesken, Ticarethane ve Sanayi Müşterilerinin 2016 Yılı Yük Eğrileri (mWh)
Kaynak: EPİAŞ
(137) Grafikten de görüleceği üzere, mesken, ticarethane ve sanayi müşterilerinin
tüketimlerinin en yüksek olduğu saatler birbirinden farklılaşmaktadır. Mesken
müşterilerinin tüketimleri 08:00-22:00 saatleri arası daha stabil olup 18.00-21.00
saatleri arasında yoğunlaşırken, ticarethanelerin tüketimi 10.00-16.00 saatleri
arasında ve sanayi müşterilerinin tüketimi ise 06.00-16.00 saatleri arasında
yoğunlaşmaktadır. Dolayısıyla meskenler açısından özellikle puant ve gündüz
saatlerindeki marj; sanayi ve ticarethane müşterileri içinse gündüz saatlerindeki marj
tedarikçiler tarafından verilecek faydalar için önem kazanmaktadır.
(138) Sanayi ve ticarethane müşterilerinin yüksek tüketim gerçekleştirdiği saatler gündüz
dönemi içinde kalmaktadır. Ancak yükün yoğunlaştığı saatler kadar, farklı saatlerde
yük miktarında gerçekleşen değişimin de önemli olduğu belirtilmelidir. Bu çerçevede
ticarethanelerin en yüksek tüketime sahip olduğu saatler ile en az tüketime sahip
olduğu saatler arasında %100 oranında fark mevcutken sanayi müşterileri bakımından
söz konusu fark %43 seviyesinde bulunmaktadır. Bu nedenle, sanayi müşterilerinin
ticarethane müşterilerine kıyasla daha istikrarlı bir tüketime sahip oldukları ve iki
müşteri grubunun tüketim eğiliminin ve bir tedarikçi açısından maliyet yapılarının
birbirinden ciddi anlamda ayrıştığı değerlendirilmektedir.
(139) Bu çerçevede, mesken, ticarethane ve sanayi müşterilerinin birbirinden farklı özellikler
gösterdiği ve ayrı pazarlarda bulunduğu tekrar dile getirilmelidir. Ancak sanayi grubu
yukarıda ifade edildiği üzere, iletimden bağlı sanayi müşterileri ile dağıtımdan bağlı
sanayi müşterileri şeklinde iki farklı ilgili pazardan oluşmaktadır.
0,00
100.000,00
200.000,00
300.000,00
400.000,00
500.000,00
600.000,00
700.000,00
800.000,00
900.000,00
1.000.000,00
1.100.000,00
1.200.000,00
1.300.000,00
1.400.000,00
1.500.000,00
1.600.000,00
1.700.000,00
1.800.000,00
1.900.000,00
2.000.000,00
2.100.000,00
2.200.000,00
00 01 02 03 04 05 06 07 08 09 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23
Saatler
Mesken Ticarethane Sanayi
18-27/461-224
45/436
(140) Sonuç olarak işbu dosya kapsamında serbest tüketici hakkına sahip olup bu hakkı
kullanmayan ve söz konusu hakkını kullanarak herhangi bir tedarikçi ile ikili anlaşma
yapan müşteriler bakımından “iletim seviyesinden sisteme bağlı olan sanayi
müşterilerine yapılan elektrik perakende satış”, “dağıtım seviyesinden sisteme bağlı
olan sanayi müşterilerine yapılan elektrik perakende satış”, “ticarethane müşterilerine
yapılan elektrik perakende satış” ve “mesken müşterilerine yapılan elektrik perakende
satış” faaliyetleri ayrı ilgili ürün pazarları olarak tanımlanmıştır.
I.3.2.2.2. İlgili Coğrafi Pazar
(141) İlgili coğrafi pazarın tespitinde, ENERJİSA BAŞKENT, ENERJİSA TOROSLAR ve
ENERJİSA İSTANBUL ANADOLU YAKASI’nın GTŞ olarak sorumlu olduğu Başkent,
Toroslar ve İstanbul Anadolu Yakası elektrik bölgelerinde bulunan müşteriler için bu
bölgeler dışından gelen tedarikçilerin bir alternatif oluşturup oluşturamadığı ele
alınmalıdır. Bu hususun irdelenmesinde kullanılabilecek en temel gösterge anılan
illerdeki müşterilerin tedarikçi bazındaki dağılımıdır.
(142) 2017 Ekim verileri çerçevesinde Başkent, Toroslar ve İstanbul Anadolu Yakası elektrik
bölgelerinde bulunan ve sisteme iletim seviyesinden bağlı olan sanayi müşterilerinin
sayaç ve tüketim bazlı dağılımlarına aşağıdaki grafiklerde yer verilmektedir.
Grafik 46: Ocak 2014 – Ekim 2017 Döneminde Başkent Elektrik Bölgesinde İletim Seviyesinden Sisteme
Bağlı Olan Sanayi Müşterilerinin Tüketim Miktarı Bakımından Tedarikçilere Dağılımı (kWh)48
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: BAŞKENT EDAŞ
Grafik 47: Ocak 2014 – Ekim 2017 Döneminde Toroslar Elektrik Bölgesinde İletim Seviyesinden Sisteme
Bağlı Olan Sanayi Müşterilerinin Tüketim Miktarı Bakımından Tedarikçilere Dağılımı (kWh)
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: TOROSLAR EDAŞ
Grafik 48: Ocak 2014 – Ekim 2017 Döneminde İstanbul Anadolu Yakası Elektrik Bölgesinde İletim
Seviyesinden Sisteme Bağlı Olan Sanayi Müşterilerinin Tüketim Miktarı Bakımından Tedarikçilere
Dağılımı (kWh)
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: AYEDAŞ
48 K1: Her yıl EPDK tarafından belirlenen serbest tüketici limitinin altında tüketimi bulunan veya
tüketimleri bu sınırı geçmekle birlikte herhangi bir tedarikçi ile ikili sözleşme imzalamadan düzenlenen
tarifeler üzerinden elektrik alan tüketicilerdir.
K2: Elektriğini serbest tüketici hakkını GTŞ ile ikili anlaşma yaparak kullanan tüketiciler grubudur.
18-27/461-224
46/436
Grafik 49: Ocak 2014 – Ekim 2017 Döneminde Başkent Elektrik Bölgesinde İletim Seviyesinden Sisteme
Bağlı Olan Sanayi Müşterilerinin Sayaç Sayısı Bakımından Tedarikçilere Dağılımı
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: BAŞKENT EDAŞ
Grafik 50: Ocak 2014 – Ekim 2017 Döneminde Toroslar Elektrik Bölgesinde İletim Seviyesinden Sisteme
Bağlı Olan Sanayi Müşterilerinin Sayaç Sayısı Bakımından Tedarikçilere Dağılımı
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: TOROSLAR EDAŞ
Grafik 51: Ocak 2014 – Ekim 2017 Döneminde İstanbul Anadolu Yakası Elektrik Bölgesinde İletim
Seviyesinden Sisteme Bağlı Olan Sanayi Müşterilerinin Sayaç Sayısı Bakımından Tedarikçilere
Dağılımı
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: AYEDAŞ
(143) Yukarıda yer alan grafiklerden de görüleceği üzere, iletim seviyesinden sisteme bağlı
bulunan sanayi müşterileri hem sayaç hem de tüketim miktarı bakımından ağırlıklı
olarak diğer tedarikçilerin portföyünde bulunmaktadır. Bu bağlamda pazarın bu kısmı
için BTŞ’lerin BAŞKENT EDAŞ, TOROSLAR EDAŞ ve AYEDAŞ’a ciddi bir alternatif
oluşturdukları görülmekte dolayısıyla iletim seviyesinden sisteme bağlı bulunan sanayi
müşterileri için ilgili coğrafi pazarın “Türkiye” olduğu değerlendirilmektedir.
(144) 2017 Ekim verilerine göre Başkent, Toroslar ve İstanbul Anadolu Yakası elektrik
dağıtım bölgelerinde dağıtımdan sisteme bağlı olan en az bir sanayi müşterisine
elektrik tedarik eden tedarikçi sayısı 69, 67 ve 133’tür49. Aşağıdaki grafiklerde sanayi
müşterilerinin dağılımına yer verilmektedir.
Grafik 52: Ocak 2014 – Ekim 2017 Döneminde Başkent Elektrik Bölgesinde Dağıtım Seviyesinden
Sisteme Bağlı Olan Sanayi Müşterilerinin Tüketim Bazında Tedarikçilere Dağılımı
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: BAŞKENT EDAŞ
49 BAŞKENT EDAŞ, TOROSLAR EDAŞ ve AYEDAŞ’tan gelen bilgiler.
18-27/461-224
47/436
Grafik 53: Ocak 2014 – Ekim 2017 Döneminde Toroslar Elektrik Bölgesinde Dağıtım Seviyesinden
Sisteme Bağlı Olan Sanayi Müşterilerinin Tüketim Bazında Tedarikçilere Dağılımı
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: TOROSLAR EDAŞ
Grafik 54: Ocak 2014 – Ekim 2017 Döneminde İstanbul Anadolu Yakası Elektrik Bölgesinde Dağıtım
Seviyesinden Sisteme Bağlı Olan Sanayi Müşterilerinin Tüketim Bazında Tedarikçilere Dağılımı
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: AYEDAŞ
Grafik 55: Ocak 2014 – Ekim 2017 Döneminde Başkent Elektrik Bölgesinde Dağıtım Seviyesinden
Sisteme Bağlı Olan Sanayi Müşterilerinin Sayaç Bazında Tedarikçilere Dağılımı
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: BAŞKENT EDAŞ
Grafik 56: Ocak 2014 – Ekim 2017 Döneminde Toroslar Elektrik Bölgesinde Dağıtım Seviyesinden
Sisteme Bağlı Olan Sanayi Müşterilerinin Sayaç Bazında Tedarikçilere Dağılımı
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: TOROSLAR EDAŞ
Grafik 57: Ocak 2014 – Ekim 2017 Döneminde İstanbul Anadolu Yakası Elektrik Bölgesinde Dağıtım
Seviyesinden Sisteme Bağlı Olan Sanayi Müşterilerinin Sayaç Bazında Tedarikçilere Dağılımı
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: AYEDAŞ
(145) Yukarıda belirtildiği gibi Başkent, Toroslar ve İstanbul Anadolu Yakası bölgelerinde son
dönemde sırasıyla 69, 67 ve 133 tedarikçi bulunmaktadır. Grafiklerden de görüleceği
üzere, söz konusu tedarikçilerin tamamı anılan bölgelerde, piyasanın; tüketim miktarı
bakımından aylık olarak azami (…..), sayaç sayısı bakımında ise aylık olarak azami
(…..)’sine sahiptirler. Buna ek olarak, 2017 yılında ENERJİSA’yı takip eden en büyük
beş BTŞ’nin payının Başkent bölgesinde (…..), Toroslar bölgesinde (…..) ve İstanbul
Anadolu Yakası bölgesinde ise (…..) olduğu, geri kalan oyuncuların paylarının genel
18-27/461-224
48/436
de (…..)’in altında bulunduğu ve 2014-2017 dönemine bütün olarak bakıldığında
ENERJİSA’nın sahip olduğu paylarda dönemsel olarak gerilemeler olsa da, piyasadaki
ağırlığının devam ettiği görülmektedir. Bu sebeple BTŞ’lerin anılan bölgelerde sanayi
müşterileri için anlamlı bir alternatif oluşturmadığı görülmektedir. Buna bağlı olarak da,
sanayi müşterilerine yapılan elektrik perakende satış faaliyeti bakımından ilgili coğrafi
pazarlar “Ankara, Kırıkkale, Çankırı, Kastamonu, Bartın ve Zonguldak”, “Adana,
Mersin, Gaziantep, Kilis ve Osmaniye” illeri ile “İstanbul Anadolu Yakası” olarak
belirlenmiştir.
(146) Ticarethane grubunda Ekim 2017 itibarıyla Başkent, Toroslar ve İstanbul Anadolu
Yakası elektrik dağıtım bölgelerinde yerleşik tedarikçiler dışında sırasıyla (…..) ve
(…..) tedarikçinin faaliyette bulunduğu görülmektedir. Ticarethane grubunda yer alan
müşterilerin tüketim ve sayaç bazında tedarikçiler içindeki dağılımı aşağıdaki
grafiklerde gösterilmektedir.
Grafik 58: Ocak 2014 – Ekim 2017 Döneminde Başkent Elektrik Bölgesinde Ticarethane Müşterilerinin
Tüketim Bazında Tedarikçilere Dağılımı
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: BAŞKENT EDAŞ
Grafik 59: Ocak 2014 – Ekim 2017 Döneminde Toroslar Elektrik Bölgesinde Ticarethane Müşterilerinin
Tüketim Bazında Tedarikçilere Dağılımı
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: TOROSLAR EDAŞ
Grafik 60: Ocak 2014 – Ekim 2017 Döneminde İstanbul Anadolu Yakası Elektrik Bölgesinde Ticarethane
Müşterilerinin Tüketim Bazında Tedarikçilere Dağılımı
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: AYEDAŞ
Grafik 61: Ocak 2014 – Ekim 2017 Döneminde Başkent Elektrik Bölgesinde Ticarethane Müşterilerinin
Sayaç Bazında Tedarikçilere Dağılımı
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: BAŞKENT EDAŞ
18-27/461-224
49/436
Grafik 62: Ocak 2014 – Ekim 2017 Döneminde Toroslar Elektrik Bölgesinde Ticarethane Müşterilerinin
Sayaç Bazında Tedarikçilere Dağılımı
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: TOROSLAR EDAŞ
Grafik 63: Ocak 2014 – Ekim 2017 Döneminde İstanbul Anadolu Yakası Elektrik Bölgesinde Ticarethane
Müşterilerinin Sayaç Bazında Tedarikçilere Dağılımı
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: AYEDAŞ
(147) Yukarıda verilen grafikler çerçevesinde ticarethane segmenti bakımından BTŞ’lerin
tüketim bazında azami (…..), sayaç bazında ise azami (…..) oranında bir paya sahip
olduğu görülmektedir. Buna ek olarak, Başkent, Toroslar ve İstanbul Anadolu Yakası
bölgelerinde 2017 yılında ENERJİSA’yı takip eden en büyük beş BTŞ’nin tüketim bazlı
payının sırasıyla (…..) ve (…..) olduğu ve ENERJİSA’nın 2014-2017 döneminde bu
segmentteki ağırlığını her üç bölgede hem sayaç hem de tüketim bazında koruduğu
anlaşılmaktadır. Bu bağlamda 2014-2017 döneminde BTŞ’lerin ticarethane
segmentinde Başkent, Toroslar ve İstanbul Anadolu Yakası bölgelerindeki yerleşik
tedarikçilere gerçek anlamda bir alternatif oluşturamadıkları görülmektedir. Bu
sebeple, ticarethane müşterilerine yapılan elektrik perakende satış faaliyeti
bakımından ilgili coğrafi pazarlar “Ankara, Kırıkkale, Çankırı, Kastamonu, Bartın ve
Zonguldak”, “Adana, İçel, Hatay, Osmaniye, Gaziantep ve Kilis” illeri ile “İstanbul
Anadolu Yakası” olarak belirlenmiştir.
(148) Mesken segmentine bakıldığında Ekim 2017 itibarıyla Başkent, Toroslar ve İstanbul
Anadolu Yakası elektrik dağıtım bölgelerinde yerleşik tedarikçiler dışında sırasıyla
(…..) ve (…..) tedarikçinin faaliyette bulunduğu görülmektedir. Mesken grubunda yer
alan müşterilerin tüketim ve sayaç bazında tedarikçiler içindeki dağılımı aşağıdaki
grafiklerde gösterilmektedir.
Grafik 64: Ocak 2014 – Ekim 2017 Döneminde Başkent Elektrik Bölgesinde Mesken Müşterilerinin
Tüketim Bazında Tedarikçilere Dağılımı
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: BAŞKENT EDAŞ
18-27/461-224
50/436
Grafik 65: Ocak 2014 – Ekim 2017 Döneminde Toroslar Elektrik Bölgesinde Mesken Müşterilerinin
Tüketim Bazında Tedarikçilere Dağılımı
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: TOROSLAR EDAŞ
Grafik 66: Ocak 2014 – Ekim 2017 Döneminde İstanbul Anadolu Yakası Elektrik Bölgesinde Mesken
Müşterilerinin Tüketim Bazında Tedarikçilere Dağılımı
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: AYEDAŞ
Grafik 67: Ocak 2014 – Ekim 2017 Döneminde Başkent Elektrik Bölgesinde Mesken Müşterilerinin
Sayaç Bazında Tedarikçilere Dağılımı
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: BAŞKENT EDAŞ
Grafik 68: Ocak 2014 – Ekim 2017 Döneminde Toroslar Elektrik Bölgesinde Mesken Müşterilerinin
Sayaç Bazında Tedarikçilere Dağılımı
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: TOROSLAR EDAŞ
Grafik 69: Ocak 2014 – Ekim 2017 Döneminde İstanbul Anadolu Yakası Elektrik Bölgesinde Mesken
Müşterilerinin Sayaç Bazında Tedarikçilere Dağılımı
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: AYEDAŞ
(149) Başkent, Toroslar ve İstanbul Anadolu Yakası elektrik bölgelerinde bulunan sırasıyla
(…..) ve (…..) adet tedarikçi Başkent bölgesinde hem tüketim hem de sayaç bazında
(…..), Toroslar bölgesinde tüketim bazında (…..), sayaç bazında (…..) ve İstanbul
Anadolu Yakası bölgesinde ise tüketim bazında (…..), sayaç bazında (…..)’lik bir paya
sahip olduğu görülmektedir. Bu çerçevede, anılan bölgelerdeki yerleşik tedarikçilerin
dışındaki tedarikçilerin mesken grubunda ENERJİSA’ya karşı bir alternatif
oluşturamadığı değerlendirilmektedir. Dolayısıyla, mesken müşterilerine yapılan
elektrik perakende satış faaliyeti bakımından ilgili coğrafi pazarlar “Ankara, Kırıkkale,
18-27/461-224
51/436
Çankırı, Kastamonu, Bartın ve Zonguldak illeri”, “Adana, Mersin, Gaziantep, Kilis ve
Osmaniye illeri” ile “İstanbul Anadolu Yakası” olarak belirlenmiştir.
I.4. Dosya Kapsamındaki Tespitler
I.4.1. Yerinde İncelemede Elde Edilen Belgeler
(150) Yerinde incelemelerde elde edilen belgelere ilgili oldukları konu başlıkları altında
aşağıda yer verilmektedir.
I.4.1.1. Usulsüz Sözleşme ve Enerji Alım-Satım Bildirim Formu (IA-02 Formu)
Alınması İle İlgili Belgeler
(151) Belge 1: 27.09.2016 tarihinde ENERJİSA Satış Lideri E. K. ile TOROSLAR D2D Satış
Takım Lideri M. B. arasında gerçekleşen yazışma içinde yer alan “RE: Bireysel Satış
Hak.” başlıklı e-postada şu ifadeler bulunmaktadır:
31.08.2016 – S. B. > M. B
Merhabalar,
(…..) adlı müşteri 01.08.2016 itibari ile rakip ile anlaşma sağlamıştır. Müşteri bireysel
satış gözükmektedir, mass seğmeninde bir müşteridir. Sözleşme bitiş tarihinden
önce geçiş yaptığı için cezai durum uygulandığı ifade etmektedir.
“Enerjisa ile hiç sözleşme imzalamadığını EPDK’ ya şikayet edeceğini ifade
etmektedir.
Bilgilerinize,
İyi çalışmalar.
Tesisat: (…..)”
(…)
27.09.2016 – S. Ö. > G. S. S.
“(…..) selamlar
(…..) (eski adana dagıtım direktörü) 2m de ve ara ara bu tür müşteri şikayetlerini
bana iletiyor kontrol etmemiz için
İstersen kontak olarak mass segment için mumaranı da verebilirim, bence sorun yok
aktarabilirim de size
Nizipten bugün başka bir müşterisini temmuzda talep ettiğimizi ama kesinlikle
imzalamadığını ve şikayet edeceğini belirtti
(…..)
Bir kontrol ettirebilir misin
Görüşürüz
On 19 Sep 2016, at 11:13, (…..) @> wrote:
(…..) merhaba,
Müşterinin sözleşmesi bayram öncesi paylaşılmıştı. İlgili tüm evraklar ve kaşeleri
sözleşme üzerinde var. Sorun kalmamış olmalı diye düşünüyorum.”
(…)
27.09.2016 – G. S. S. > M. B.
“(…..) merhaba,
(…..) imzalatmış sözleşmeyi, müşteri ile iletişime geçebilir misiniz lütfen.”
27.09.2016 – M. B. > E. K.
“(…..) merhaba,
Bu müşteri ile ilgilenir misin. Konu acildir. Adam ben imzalamadım demiş, ekte
sözleşme var.”
18-27/461-224
52/436
27.09.2016 – E. K. > M. B.
“(…..) Bey Merhabalar;
Müşteri ile görüşme yaptım. Yaptığım görüşmede elektriği sizden pahalı alıyorum.
Başka bir firma daha uygun bir fiyat teklif etti ve benim sizle bir sözleşmem yok dedi.
M.H.M. binasına gelerek sözleşmeyi kontrol edecek.”
(152) Belge 2: 21.11.2016 tarihinde Müşteri Hizmetleri Yetkilisi Ş.S. ile AYESAŞ Telesatış
Yetkilisi S. Ö. arasında gerçekleşen yazışma içinde yer alan “(…..) hk.” başlıklı e-posta
şu ifadeler bulunmaktadır:
18.11.2016 – Ş.S. > M. B.
“(…..) Merhaba,
Aşağıda bilgileri bulunan müşterinin şikayeti söz konusudur,
abonelik iptali olmadan çok zamanlı tarifeye geçiş istemektedir
müşteri talebi : D2D ekiplerince imza ve belge olmadan perakende müşterisi
yapılmış. müşteri tek zamanlı tarife kullandığını öğreniyor. mhm ye gelerek çok
zamanlı tarifeye geçiş istiyor. daha önceki başvurusunda IA03 formu imzalatılması
istenmiş fakat mevzuat gereğince ıa03 formu imzalatılması kaldırılmıştır. tekrar
reguleye dönüş için abone iptali yapılması gerekiyor ve yeniden abonelik işlemi
yapılacak. müşteri durumu öğrendiğinde işlemi yapan kişiden şikayetçidir.
tarafına yazılı dönüş yapılması istenmektedir.
Tesisat No: (…..),
Sözleşme Hesabı: (…..),
Tel: (…..)”
18.11.2016 – M. B. >M. H.
“(…..) merhaba,
Müşteri şikayeti mevcut, acil dönüş yapmamız gerekiyor, tablet kapaması hangi
agent tarafından yapılmış?”
18.11.2016 – M. H. > M. B.
“(…..) merhaba,
Sistemdeki kapama aşağıdaki gibidir,
Sorumlu çalışan: (…..)
Tesisat: (…..)
Muhatap No: (…..)
Müşteri Adı: (…..)
Kullanıcı durumu: Profil Dışı
Neden (kod): Çok Zamanlı Tarife
Kent: MERSİN
Şirket Kodu: TOROSLAR
Kanal: D2D
Belge Yaratılma Tarihi: 20.06.2016
Ziyaret Tarihi: 23.06.2016
İyi çalışmalar,”
18.11.2016 – M. B. > E. İ.
“(…..) merhaba,
Bu tesisat satış olarak kapatılmamış, sözleşme de yok ancak çok zamandan tek
zamana geçirilmiş.
Kontrol eder misin, talebi yeni mi yapılmış, müşteri şu an savcılığa gitmek üzere?”
18.11.2016 – E. İ. > M. B.
18-27/461-224
53/436
“Merhaba (…..),
Bu tesisat 01.09.2014 tarihinden beri tek zamanlı kullanım yapıyor görünüyor. D2D
tarafından herhangi bir girişi bulunmuyor.”
18.11.2016 – M. B. > Ş. S.
“(…..) merhaba,
(…..)’nin mailine istinaden bu müşteriye d2d tarafından işlem yapılmamış
görünüyor.”
19.11.2016 A. E. A. > Ş. S.
“İyi haftasonları
Tarsus savcılığa ulaşmış durum, ( savcının yakını sanırım ) Dolandırıcılık
yapıldığından felan bahsediliyor.
Müşteri ile en azından çözeceğiz şeklinde temas ederseniz bence iyi olur.
Teşekkürler
(…..) @> şunları yazdı (18 Kas 2016 17:15):
> Merhaba,
> Müşteriye fırsat girişi telesatış tarafından yapılmış görünmektedir,
> müşteri şikayeti mevcuttur, konu Cumhuriyet savcılığına intikal
> etmiştir, desteklerinizi rica ederiz,”
20.11.2016 K. Ö. > N. F., S. O., D. Ö.
“Arkadaşlar merhaba,
Müşterinin aboneliği çok zamanlı tarifeden tek zamanlı tarifeye geçirilmiş, bizim
tarafımızdan yapılan görüşme ve fırsat girişlerine istinaden yönlendirilmiş sanırım,
tek zamanlı geçiş işlemi bizim taramızdan mı yapılmış ya da bizim tarafımızdan
yapılan herhangi bir satış/işlem var mı kontrol ederek bilgilendirebilir misiniz lütfen.”
21.11.2016 – N. F. > K. Ö.
“Merhaba (…..) Bey,
Sistemde kontrol yapıldığında işlem telesatış ekibi tarafından yapılmadığı tespit
edilmiş olup Yeni Crm de 01.09.2015 tarihinde MHM tarafından M7 paketi girişi
yapıldığı görülmektedir.”
21.11.2016 – Ş. S. > S. Ö.
“(…..) Hanım Merhaba,
(…..) tesisat numarasındaki müşterimiz kendisini bilgi verilmeden ST sözleşmesinin
uzatıldığına dair şikayetçi olmuştur, çok zamanlı tarifeye geçeceğini belirterek ST
sözleşmesinin iptalini aboneliği boşa düşmeden yapılmasını talep eder,
Konu hakkında acil yardımlarınızı rica ederiz,”
(153) Belge 3: 27.10.2016 tarihinde Satış Hizmetleri Yetkilisi M. B. ile Kıdemli Avukat D. Z.
E., Müşteri İlişkileri Yetkilisi Z. B. ve HUKUK SATIŞ REGÜLASYON kullanıcısı
arasında gerçekleşen yazışma içinde yer alan “EPDK-(…..)” konulu e-postada şu
ifadelere yer verilmektedir:
25.10.2016 – Z. B. > Bireysel Satış Destek bireyselsatisdestek@
“Merhaba,
Arşivden gelen ekteki belgelerin tarihi şubat ayı olarak görünmektedir.
Müşteri 5. ayda (…..) dan enerji almaya başlamış.
Biz 2.ayda imzalanan bu belgelerle mi 9.ayda müşteriyi kendi portföyümüze
geçirdik? Eğer öyle ise farklı tedarikçiden enerji alan müşteriyi eski belgelerle nasıl
geçirdik.
18-27/461-224
54/436
Kontrol edebilir misiniz?”
27.10.2016 – Z. B. >HUKUK SATIŞ REGÜLASYON
“Merhaba,
Müşteri (…..) numaralı tesisatı için 01.03.2016 tarihi itibariyle serbest tüketici
kapsamında Şirketimizden enerji tedarik etmeye başlamıştır. 01.05.2016 tarihi
itibariyle ise (…..) ile anlaşmış ve oraya geçiş yapmış.
Ancak 01.09.2016 tarihinde tekrar Şirketimiz portföyüne geçirildiğini ve bu geçiş ile
ilgili herhangi bir imzası ve onayı olmadığını belirterek EPDK ya şikayette
bulunmuştur.
01.09.2016 tarihindeki geçiş ile ilgili arşivden evrakları talep ettik ve ekteki belgeler
gönderildi. Yalnız bu belgelerde tarih 2. ay olarak görünüyor. Yani müşteriyi ilk
portföyümüze geçirdiğimiz sözleşmeler gönderildi.
Konuyla ilgili aşağıda görüleceği üzere bireysel satıştan bilgi istedik ancak henüz
dönüş yapılmadı.
Başvurunun yarın son günü olması sebebiyle konuyla ilgili sizden yardım rica
ediyoruz.
Eğer bu belgeler ile ikinci defa müşteriyi portföyümüze aldık ise nasıl bir savunma
hazırlayalım.
Not: Müşteri şu anda hala bizde görünüyor. ”
27.10.2016 – D. Z. E. > Z. B., HUKUK SATIŞ REGÜLASYON, M. B.
“(…..) merhaba,
Bu tesisata bir bakabilir misin eylül’de bize geçmiş biz mi talep etmişiz yoksa
tedarikçisi çıkardığı için tip1e mi düşmüş?
Şayet bizim talebimiz üzerine portföyümüze geçmişse müşteriye ait IA02’yi PYS’ye
yüklemişizdir diye biliyorum. Hangi IA02’yi yüklemişiz? Gönderebilir misin?
Bugün cevap için son günümüzmüş öncelik verebilirsen çok sevinirim.”
27.10.2016 – M. B. > D. Z. E., Z. B., HUKUK SATIŞ REGÜLASYON
“(…..) merhaba,
İlgili aboneliği Eylül’16 döneminde diğer tedarikçiden d2d satış kanalıyla biz talep
etmişiz. Diğer tedarikçi tarafından çıkışı yapılıp, tip-1 olup daha sonra talep edip 1 to
3 olma durumu mevcut değildir. Çoklu talebe düşmediği ve STF-01 şikayeti olmadığı
için herhangi bir IA02 formu talep etmedik. Bundan dolayı tarafımda IA02 formu
mevcut değildir.”
(154) Belge 4: 27.10.2016 tarihinde Satış Kanalları Opr. Takım Yöneticisi P. Ç., D. Z. E. ve
H. Y. arasında gerçekleşen yazışma içinde yer alan “EPDK-(…..) Sözleşme hak”
konulu e-postada şu ifadelere yer verilmektedir:
20.10.2016 – Z. B. > ENERJİSA Talep
“Merhaba,
Müşterinin imzaladığı belgelerin tamamını acil gönderebilir misiniz?
Sözleşme (…..)
Sözleşme tarihi : 01.09.2016
Tesisat: (…..)
(…..)
---
mayıs ayı itibari aksaelektrik aboneligine gecmiş ve yukarıda belirtilen adreste
ikamet etmekteyiz. Ekim ayı faturamız bilmediğimiz bir sebepten dolayı enerjisa
tarafından kesilmiş olup konu hakkında yetkili ofislerinden bilgi istediğimizde
talebimiz uzerine geciş yapıldıgı tarafımıza bildirilmiştir. İndirimli bir sekilde kullanmıs
18-27/461-224
55/436
oldugumuz aksa enerjiden hicbir bilgimiz olmadan enerjisaya geçişimiz yapılmıstır.
enerjidan herhangi bir talebimiz yoktur olmamıstır. Konu hakkında herhangi bir
sozleşmede
imzalamıs bulunmamaktayız.
Bilgimiz dısında geciş yapan ve bizleri zarara ugratan enerjisa hakkında gerekli
işlemlerin yapılmasını ve imzalı sozleşmem bulunan aksa ya en kısa zamanda
zararımın karsılanarak gecısım konusunda yardımlarınızı beklemekteyim
(…..)”
(155) Belge 5: 12.04.2016 tarihinde Satış Saha Yöneticisi H. Y. ile Kıdemli Avukat M. Ç.
arasında gerçekleşen yazışma içinde yer alan “RE: (…..) no'lu tesisatın IA-02 formu
talebi” konulu e-postada şu ifadelere yer verilmektedir:
29.02.2016 – Ö. E. > H. C., Z. G.
“(…..) Selam,
Ağustos’15 dönemi için talep edilen (…..) no’lu tesisatın satış kanalı dec.’tir.
EPDK’dan yazı gelmiştir. Bana bu tesisata ait IA-02 formunu ve sözleşmesini
gönderirmisin ? Konu çok acildir.”
29.02.2016 – H. C. > H. Y.
“Merhaba,
Aşağıdaki tesisat numarasına ait IA02 formuna ihtiyaç duyulmuştur, Acil desteğinizi
bekliyoruz.”
01.03.2016 – H. Y. > A. A.
“(…..) merhaba,
(…..) adli musteriden 19.12.2014 tarihinde (…..) beyan almis. IA02'ye ihtiyac var.
İlgilenir misin? Dosya Kurtkoy de ise (…..) destek alabilirsin.”
01.03.2016 – A. A. > H. Y.
“(…..) Bey Merhaba,
Beyan ve St evrakları Mhm den direkt İzmir’e götürüldü,
@(…..) Merhaba,
Dosyası için senden destek rica ederiz,
@(…..) Merhaba,
İzmir arşivden ulaşmamız mümkünmüdür?Teşekkürler.”
03.03.2016 – H. Y. > A. İ. E.
“(…..) Bey Merhaba,
EPDK’ya bir an önce cevap verilmesi gereken bir durum söz konusu olduğundan
özellikle hukuk biriminin de kendi hazırlıklarını yapabilmesi açısından (…..) nolu
tesisata ait dosyanın arşiv kentten bulunabilmesi konusunda ivedi yardımlarınızı rica
ederiz.”
04.03.2016 – G. K. > H. Y.
“(…..) bey merhaba
İzmir arşiv kente gönderilen evraklar henüz taranmadığından istenilen dosyaların
bulunması pek mümkün olmuyor maalesef. Bulabildiklerini tarayarak bize
ulaştırıyorlar, bulunamayanlar için de bizi bilgilendiriyorlar.B, istemiş olduğunuz
evrakta bulunamamıştır.”
04.03.2016 – M. Ç. > G. K., H. Y.
“Merhaba,
Bu evrakların bulunamamasının hukuki sonuçları çok ağır olacaktır. 3 ay süreyle
portföyümüze müşteri ekleyememe riski ile karşı karşıyayız.
18-27/461-224
56/436
Önemine binaen tekrar bakabilir miyiz lütfen?”
08.03.2016 – M. Ç. > O. B. A.
“(…..) Bey,
(…..) no’lu tesisatın sözleşmesinin bulunamadığı bilgisini aldık. İkili anlaşma ve IA.02
formunu EPDK’ya sunamazsak, Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği’nin 30A/13-
b hükmü uyarınca 3 ay süreyle portföyümüze yeni müşteri ekleyememe riskiyle karşı
karşıya kalacağız.”
08.03.2016 – O. B. A. > B. T.
“(…..) merhaba,
Bu sözleşmenin bulunması elzem. Aksi halde aşağıdaki yaptırım kaçınılmaz olacak
ki bu satışın 3 ay süreyle durması demek. Bu konuda acil desteğinizi bekliyorum”
(…)
09.03.2016 – M. Ç. > B. T.
“(…..) Bey Merhaba,
Gönderdiğiniz evraklar arasında 3 farklı firmanın abonelik evrakları var; ancak
(…..)’ın herhangi bir evrakı bulunmuyor. Ayrıca ikili anlaşma ve IA.02 formu da yok.
ST sözleşmeleri farklı bir yerde mi muhafaza ediliyor?”
01.04.2016 – M. Ç. > H. Y.
“(…..) Merhaba,
EPDK’ya yapılan 3 şikayetten biri olan (…..)’ye ait sözleşmeyi ve IA.02 formunu
bulamamıştık. EPDK’dan süre istemiştik ancak sanıyorum sözleşme halen
bulunamadı.
Bu şartlar altında EPDK’ya sözleşmeyi bulamadığımızı ve müşterinin zararını
karşılayacağımızı bildirmemiz gerekiyor. Dolayısıyla müşteriye de bir yazı ile sehven
geçişin yapıldığı ve uğradığı zararın tarafımızca tazmin edileceğini bildirmeliyiz.
Zararını da şu anki tedarikçisinin fiyatı ile bizim fiyat arasındaki fark olarak
önerebiliriz.
Fiyatları karşılaştırarak bir hesap yaptırabilir misiniz? Daha sonra yazıyı birlikte
hazırlayalım.”
01.04.2016 – H. Y. > M. Ç.
“(…..) merhaba,
Yetkili kişi ile görüştüm. Sehven Enerjisa portföyüne geçişten ötürü uğradıkları
zararın tanzimi hesaplayabilmek ve ödemek için 3 to 2 oldukları Ekim 2015
dönemine ait RWE fatura örneği ve IBAN no’larını talep ettim. Şirket yetkilisi yıl
kapanışı ile uğraştıklarından ancak 11 Nisan itibariyle müsait olabileceğini ve
yardımcı olabileceğini bildirdi. Ek olarak şikayet konusunun maddi zarar olmadığını
tamamen onların nezdinde usulsüz, uygunsuz portföy geçişi yapılmış bir görüntü
olduğunu yineledi. Bende kendisine bu anlamda bizleri yanlış tanımalarını ve yanlış
değerlendirmelerini istemediğimizi aksine Enerjisa olarak prosedürlere, mevzuata
sonuna kadar riayet eden prensipleri ve sorumlulukları olan sektörün en düzgün ve
en ciddi firması olduğumuzu ve en uygun ortamda kendimizi tanıttığımızda
akıllarındaki imajımızın değişebileceğini vurguladım. Bu sebeple 11 Nisan
haftasında firma ziyareti yapmak için de randevu alacağım.”
11.04.2016 – M. Ç. > H. Y.
“(…..) Merhaba,
Bugün müşteri ile görüşerek neticeden bizi bilgilendirebilir misin?”
12.04.2016 – H. Y. > M. Ç.
18-27/461-224
57/436
“(…..) merhaba,
Telefon görüşmemize istinaden firma yetkilisi (…..) Bey ile yeniden görüştüm. Bizden
sonra RWE’ye geçtikleri döneme ait ilk tüketim faturalarını email olarak
paylaşmalarını istedim ki fiyat farkı tanzim çalışmasını yapabilelim diye. Ayrıca yüz
yüze tanışmak ve kendimizi yakından ifade etmek için bu hafta içinde bir güne
randevu talep ettim ancak yoğun olduklarından ancak 19 Nisan Salı gününe randevu
alabildim.
Şimdilik gelişmeler bu yönde gelişti. Bilgilerinize sunarız”
(156) Belge 6: 02.11.2016 - 07.11.2016 tarihleri arasında TOROSLAR Müşteri Hizmetleri
Temsilcisi A. A., BAŞKENT Satış Operasyon Uzmanı Z. D., TOROSLAR Müşteri
Hizmetleri Temsilcisi H. C. B. arasında gerçekleşen yazışma içinde yer alan gönderilen
“fırsat iptali hk.” konu başlıklı e-postalarda şu ifadeler yer almaktadır:
02.11.2016 – A. A. > Z. D.
“(…..) bey merhaba;
(…..) nolu tesisat için müşterimiz tip 3 geçişi iptalini talep ediyor. Önceden bunun ile
alakalı olarak geçiş sağlanmış sahte imza ile tazminat ödenmiş Enerjisa tarafından.
Şuanda yine tip3 geçişi görülüyor müşterimiz iptalini talep ediyor. Fırsat nosunu
bulamadığım için exceli doldurmadım. Konu hakkında yardımınızı rica ediyorum.”
04.11.2016 – H. C. B. > S. D.
“Merhaba (…..),
1 to 3 geçiş sürecinde müşterinin serbest tüketici sözleşmesi aktif olmadan tesisata
abonelik ve tahliye işlemi yürütemiyoruz. Dolayısı ile satış operasyondan geçiş
iptalini talep ederek sürece bu şekilde devam etmekteyiz. Fakat satış operasyon
serbest tüketici sözleşmenin ters kaydını alırken regüle abonelikte ki ödenmiş GB ve
DV’ ye takılmaktadır. Örnek verecek olursak migrasyon öncesi abonelik yapılmış bir
müşteriye satış tetiklendiğinde 01.12.2016 tarihinde aktif olacaktır. serbest tüketici
sözleşmenin ters kaydının alınabilmesi için denkleştirilmiş bedellerin iptalini
istediğimizde migrasyon öncesi ödeme belgelerinin denkleştirilmesinin iptal
edilemeyeceği yönündedir. İlgili tesisatta böyle bir durum söz konusuydu fakat ST
geçiş işlemi gerçekleşti. Konu hakkında nasıl ilerlememiz gerekmektedir. Desteğinizi
rica ederiz.
İyi çalışmalar.
Benzer bir konu hakkında hesap işlemlerinden gelen cevap
Açılış Bilgileri (…..) 31.10.2016 10:58:53
(…..) nolu tesisata tip3 giriş işlemi yapılmıştır fakat müşteri gün içerisinde tahliye
vermek istemektedir. tip3 giriş işlemi ters kaydının alınabilinmesi için ödenmiş olan
GB nin ve DV açığa çıkarılmasını talep ederim. işlem gerçekleştirildikten sonra
yeniden mahsup işlemi gerçekleştirilecektir
sh: (…..)
bp: (…..)
Müşteriye Verilecek Yanıt (…..) 01.11.2016 13:54:23
Hatalı aboneliklerden kaynaklanan bedellerin açığa çıkarılmasında ve aktarımında,
abonelik tarihi geçiş öncesinde ise tarafımızdan işlem yapılamamakta olup,
müşterinin tahliye edilmesi ve doğru yere manuel abonelik yapılması yolunun
izlenmesi gerekmektedir. Geçiş sonrası yapılan hatalı abonelik işlemlerinde ise
süreç eskisi gibi devam edecek olup, öncelikle hatalı abonelik yapılan hesaptaki
kapanış faturası ve tüketim bedelleri iptali için Faturalama Birimi ile görüşülmeli,
iptaller sağlandıktan sonra case birimimize yönlendirilerek gerekli işlem talep
edilmelidir.”
18-27/461-224
58/436
(157) Belge 7: 02.12.2015 tarihinde Seyhan Satış Takım Lideri B. Ç. tarafından gönderilen
“RE: Güncel IA-02 ve IA-03 formları hkk.” konulu e-postada şu hususlara yer
verilmektedir:
“Ayrıca aşağıdaki açıklamaya da dikkat etmek lazım
Önceki formlarda satışın yapıldığı dönem yazılıyordu, güncel formlarda ikili anlaşma
yapılan zaman aralığı yazılması gerekmektedir.
Saygılarımla”
(158) Belge 8: Müşteri Hizmetleri Süreç Yöneticisi B. A. tarafından 20.01.2016 tarihinde
AESAS Bölge Müdürlüğü All, Toroslar Müşteri Hizmetleri, Başkent Müşteri Hizmetleri,
Müşteri İlişkileri Müdürlüğü’ne gönderilen “RE: IA-02 ve IA-03 Formları Hkk.” konulu e-
postada aşağıdaki ifadeler yer almaktadır:
“Değerli arkadaşlar,
IA-02 ve IA-03 formlarında “Tüketici Adına” yazan bölümde tarih kısmı bulunmaktadır.
Deklerasyon aldığımız durumlarda her iki form için de tarih kısmının doldurulmasına
gerek bulunmamaktadır.”
(159) Söz konusu e-postanın öncesinde B. A. tarafından gönderilen e-postada IA-02 ve IA-
03 formlarına ilişkin açıklamalar yapıldığı ve söz konusu e-postanın ekinde ise IA-02
ve IA-03 formlarının nasıl doldurulacağına yer verildiği görülmektedir:
18-27/461-224
59/436
(160) Belge 9: 04.02.2016 tarihinde ise yine Müşteri Hizmetleri Süreç Yöneticisi B. A.
tarafından Müşteri Hizmetleri Yetkilisi A. G. Y.’ye gönderilen “SATIŞ SÖZLEŞMELERİ
VE FORMLARIN NASIL DOLDURULMASI GEREKTİĞİ HK.” konulu e-posta şu
şekildedir:
“Değerli arkadaşlar,
İkili anlaşmalar kapsamında kullandığımız satış sözleşmeleri ve formlarının nasıl
doldurulması gerektiği ile ilgili hukuk ile yaptığımız görüşmeler sonrasında ekte
belirlenen şekilde doldurulması konusunda karar alınmıştır.
Eskiden doldurma şekli ile ilgili ne gibi değişiklikler olduğunu aşağıda ayrıca
özetlemek isterim.
Şarta bağlı sözleşmelerde (deklarasyon) “Sözleşmenin Akdedilme Tarihi
itibariyle Güncel Fiyat” bölümüne güncel fiyatımız yazılacaktır.
Şarta bağlı sözleşmelerde (deklarasyon) ve normal satışlarımızda yani sözleşmeyi
hangi durum için kullanacaksak farketmeyecek ve IA-02 formunun “tüketici adına”
bölümündeki tarih kısmına imza günü tarih yazılacaktır.”
(161) Söz konusu e-posta ekinde sözleşme ve formların nasıl doldurulması gerektiğine ilişkin
örnekler sunulmuştur:
18-27/461-224
60/436
18-27/461-224
61/436
18-27/461-224
62/436
(162) Belge 10: 25.01.2016 tarihinde Müşteri Hizmetleri Süreç Yöneticisi B. A. tarafından
AESAS BOLGE MUDURLUGU ALL, TOROSLAR MUSTERI HIZMETLERI, BASKENT
MUSTERI HIZMETLERI, MUSTERI ILISKILERI MUDURLUGU’ne gönderilen “IA02 -
IA03 formlarının kullanımı hk.” konulu e-posta ile “IA02 - IA03 kullanım amaçları”
başlıklı ekinde şu ifadeler bulunmaktadır:
“Değerli Arkadaşlar,
IA02 ve IA03 formlarının nasıl kullanılacağı ile ilgili detaylı bilgiyi ekte bilgilerinize
sunarız. Formların ekteki dokümanda belirtilen şekilde kullanılmasını rica ederiz.
Teşekkürler,
Ek: IA02 - IA03 kullanım amaçları
IA02 FORMU NERELERDE VE NASIL KULLANILIR
Form İsmi IA02
Kullanım amacı
Serbest Tüketicilere satışlar için enerjisa alım satım bildirim
formu
İmzalatıldığı durumlar
İkili anlaşma imzaladığımız her durumda bu form imzalatılır
**Standart sözleşme, sabit Sözleşme imzaladığımız
durumlarda
**Deklerasyon sözleşmesi imzaladığımız durumlarda
Deklerasyon
sözleşmesi
imzaladığımız
durumlarda dikkat
edilmesi gerekenler
IA02 formu için müşterinin o an bulunan tesisatlarının tümü
"tekil kodları alanına" yazılır
Tarih kısmı doldurulmayacaktır.
"Tedarikçi adına" kısmında formlar kendinden imzalı
olduğundan dolayı müşteri temsilcisi tarafından
imzalanmayacaktır. Kendinden imzalı formların
kullanılmasına dikkat edilmelidir.
"Tüketici Adına" kısmında serbest tüketicinin adı, soyadı,
imzası ve varsa kaşesi yeterlidir. Tarih kısmı yine
doldurulmayacaktır.
Standart sözleşme ya
da sabit sözleşme
imzalatıldığında
dikkat edilmesi
gerekenler
IA02 formunda bulunan "tekil kodları alanına" müşteriye
satış yaptığımız yan tesisatları yazılır
Tarih kısmına ikili anlaşma zaman aralığı için hem sabit
hem standart sözleşmelerimiz süresiz olduğundan dolayı
satış yaptığımız müşterilerde sadece portföye giriş tarihi
olarak başlangıç tarihi girilecek ve bitiş tarihi boş
bırakılacaktır.
"Tedarikçi adına" kısmında formlar kendinden imzalı
olduğundan dolayı müşteri temsilcisi tarafından
imzalanmayacaktır. Kendinden imzalı formların
kullanılmasına dikkat edilmelidir.
"Tüketici adına" kısmında serbest tüketicinin adı soyadı,
imzası (varsa kaşe), ve tarih kısmının doldurulması
gerekmektedir. Sözleşmeyi imzaladığı günün tarihi
atılmalıdır.
18-27/461-224
63/436
IA03 FORMU NERELERDE VE NASIL KULLANILIR
Form İsmi IA03
Kullanım amacı
Portföy çıkış işlemi iptali ve/veya portföy kayıt işlemi iptali
gerçekleştirilecek serbest tüketiciler için imzalatılması
gereken bir fomdur
Örneğin; müşteri portföyümüze ekleme talebimizi iptal etmek
istedi ve regülede kalmak istediğini belirtti bu durumda IA03
imzalatıyoruz.
Örneğin; müşterimizi portföyümüzden çıkartma talebinde
bulunduk ve müşteri bizimle çalışmak istediğine karar verdi.
Çıkartma talebini iptal etmek için IA03 imzalatıyoruz.
İmzalatıldığı durumlar
İkili anlaşma imzaladığımız aşağıdaki durumlarda bu form
imzalatılır
**Standart sözleşme, sabit Sözleşme imzaladığımız
durumlarda imzalatılmaz. Sadece müşterinin portföye
ekleme iptali talebi ya da çıkartma iptali talebi olduğunda
imzalatılır.
**Deklerasyon sözleşmesi imzaladığımız her durumda IA03
formu imzalatılır
Deklerasyon
sözleşmesi
imzaladığımız
durumlarda dikkat
edilmesi gerekenler
Tekil kodları alanına tesisat yazılmasına gerek
bulunmamaktadır
Tarih kısmının doldurulmasına gerek bulunmamaktadır
"Tedarikçi adına" kısmında formlar kendinden imzalı
olduğundan dolayı müşteri temsilcisi tarafından
imzalanmayacaktır. Kendinden imzalı formların
kullanılmasına dikkat edilmelidir.
"Tüketici Adına" kısmında serbest tüketicinin adı, soyadı,
imzası ve varsa kaşesi yeterlidir. Tarih kısmı yine
doldurulmayacaktır
Standart sözleşme ya
da sabit sözleşme
imzalatıldığında dikkat
edilmesi gerekenler
IA03 formunda bulunan "tekil kodları alanına" ikili anlaşması
iptal edilmek istenen serbest tüketicinin adı soyadı ve iptal
edilmek istenen tesisatları yazılır
Vazgeçilen portföy giriş tarihi yazılacak, bitiş tarihi boş
bırakılacaktır.
"Tedarikçi adına" kısmında formlar kendinden imzalı
olduğundan dolayı müşteri temsilcisi tarafından
imzalanmayacaktır. Kendinden imzalı formların
kullanılmasına dikkat edilmelidir.
"Tüketici adına" kısmında serbest tüketicinin adı soyadı,
imzası (varsa kaşe), ve tarih kısmının doldurulması
gerekmektedir. İptal talebinde bulunduğu günün tarihi
yazılmalıdır.
(163) Belge 11: 21.08.2016 tarihinde, (…..) tarafından ENERJİSA çalışanlarına gönderilen
“IA02 FORMLARI HATIRLATMA!” konulu e-postalarda şu ifadeler bulunmaktadır:
Arkadaşlar merhaba,
Daha önce (…..) hanım'ın gönderdiği maillerde de belirtildi üzere IA02 formlarının
doldurulması ve ilgililere / yetkililere imzalatılarak, şirketler için kaşelenmesi son
derece önemli.
18-27/461-224
64/436
Ayrıca formda tarih bölümüne atacağınız tarihin, müşterinin ST geçiş tarihi olduğunu
bir kez daha belirtmek istiyorum.
( Ekteki örnekte olduğu gibi, bugün işlem yapılmış bir müşteri için IA02 formuna
atılacak tarih 01.10.2015 tarihi olmalıdır.)
Önemine binaen bir kez daha hatırlatır, iyi çalışmalar dilerim.”
“Arkadaşlar, aşağıdaki konu ile ilgili bir düzeltme yapmak istiyorum;
Sadece sıcak satış yaptığımız (ST geçiş tarihini bildiğimiz) müşteriler için IA02
formunda enerji tedariğ inin başladığı tarih kısmı doldurulmalıdır. Beyanla yapılan
işlemler için (geçişin ne zaman yapılacağı bilinmediğinden) tarih kısmının boş
bırakılması doğru olacaktır.
(164) Belge 12: 26.09.2016 tarihinde (…..) ile (…..) arasında gerçekleşen yazışmalar
içerisinde geçen “EPDK-(…..) Hak” başlıklı e-postalarda şu ifadeler bulunmaktadır:
26.09.2016 – B. A. > S. T.:
(…..) Bey Merhaba,
Bugün son günümüz olan bir yazı bu. Müşteri Sözleşmeye ulaştık aslında ancak
sözleşmedeki imza olmaması gereken bir imza. (…..) bu şekilde sözleşmenin
gönderilmesinin problem yaratabileceğinde hemfikir. Bu sebeple sözleşmeye
arşivden hiç ulaşamadığımızı belirtsek ve TÇB yi zaten iptal ediyoruz bunun yanında
sadece 1 aylık tip3 tüketim faturasını da iptal ettirerek yanıtlasak daha uygun olabilir
diye düşündük siz ne dersiniz?
Tşk.
26.09.2016 – S. T. > B. A.:
Sözleşmeye ulaşmaktan bahsetmesek de direk cezaları ve faturaları iptal etsek daha
iyi olur.. bir kez daha arşivde dayak yemesek.. ama metin bu şekilde tutarsızlık
gösterirse söylediğin gibi yapabiliriz..
(165) Belge 13: 07.10.2016 tarihinde B. A. tarafından A. S.’ye gönderilen “yetkili onayı-(…..)”
konulu e-postada şu ifadeler bulunmaktadır:
(…..) Merhaba,
EDPK bizden müşteri başvurusundan bağımsız olarak, bu müşterinin ST geçişi ile
ilgili olarak İa02+ sözleşme ve açıklama talep etmişti.
(…..), sana başvuruyu daha önce ilettiğinde ilgili formlarda imza yoktu ve bunların
doldurulması yönünde geri bildirimini almıştık. Bunları hallettik, ekteler. Ancak bu
evraklar ilk ST olduğu döneme ait.
Sonrasında SMS yoluyla itiraz etmediği için yenilenmiş taahhüt. EPDK belge
haricinde geçişle ilgili de detaylı açıklama istediğinden bu sureci anlatmamız gerekti.
Bunları ekteki gibi açıklamaya çalıştık. Suresini geçirmiş durumdayız. O yüzden
bugün içinde yazı için yorumlarını iletebilirsen bugün yanıtlamak niyetindeyiz.
(166) Belge 14: 25.09.2016 - 06.10.2016 tarihlerinde Z. B., AYESAŞ Satış Destek Uzmanı
H. Ö., A. S., AYESAŞ Telesatış Yetkilisi A. K. ve (…..) arasında gerçekleşen yazışma
içerisinde “EPDK-(…..) Sözleşme hak” başlıklı e-postalarda şu ifadeler bulunmaktadır:
18-27/461-224
65/436
25.09.2016 – Z. B. > H. Ö.:
(…..) Hanım Merhaba
(…..) numaralı tesisatın 01.10.2014 tarihi itibariyle ST geçişi yapılmış ve sözleşme
bitiş tarihi 30.09.2015 olarak görünüyor. Müşteri 01.01.2016 tarihinde farklı bir
tedarikçiye geçiş yapmış ve ceza bedeli yansıtılmış. Şu anda tekrar 01.02.2016 tarihi
itibariyle portföyümüze geçmiş ve ceza bedeli iptal edilmiş.
Müşteri 01.10.2014 tarihinde yapılan ST geçişinden haberi olmadığını belirterek
EPDK ya şikayette bulunmuştur. EPDK da müşteri ile imzalanmış ikili anlaşma, IA02
formu ve detaylı bilgi talep ediyor.
EPDK ya yapacağımız savunma ile ilgili bilgi ve belgeleri paylaşabilir misiniz?
29.09.2016 – Z. B. > HUKUK.SATIS.SP@(…..):
Merhaba,
Müşterinin ST ye geçişi ile ilgili EPDK ikili anlaşma ve IA02 formunu talep etmiş.
Evraklar ekte yer alıyor.
Ancak alım satım formunda sadece müşterinin kaşesi var.
Evrakları nasıl beyan edelim yardımcı olabilir misiniz?
30.09.2016 – A. S. > Z. B.
(…..) Hanım,
Formun sözleşmeyi yapan satış uzmanı ile görüşülerek doldurulmasını ve
imzalanmasını sağladıktan sonra EPDK ile paylaşabilirsiniz. Belgenin mevcut haliyle
EPDK'yla paylaşılmaması, formun eksiksiz olarak tamamlanması gerekmektedir.”
06.10.2016 – A. K. > Z. B.
(…..) merhaba,
Ekim'15 te müşteriye SMS ile bilgi vermişiz, Fix.tarife üzerinden sabit olarak
yenilenmiş.
(167) Belge 15: 10.10.2016 ve 13.10.2016 tarihinde (…..) ve (…..) arasında geçen
yazışmada “EPDK-(…..) Sözleşme hak” konulu e-postalarda şu ifadeler
bulunmaktadır:
10.10.2016 – Z. B. > H. Y.
(…..) merhaba,
Aşağıdaki açıklamayı paylaşacağız ancak müşteriyi neye göre portföyümüze
geçirdik. EPDK ya bununla ilgili belgeleri sunmamız gerekiyor.
Eğer sözleşmesi yoksa müşterinin portföyümüzde bulunduğu 1 aylık donem
tüketimini müşteriye iade edeceğiz.
Sözleşmelerle ilgili acil donuş yapabilir misin?
13.10.2016 – B. A. > H. Y., P. Ç.
Merhaba,
Bu konuda atladığımı bir belge yok öyle değil mi?
Elimizdeki tek sözleşme bu ekteki ise, müşterinin tip 2 iken neden bize 01.09.2016
da geçmiş olduğunu açıklayamıyoruz değil mi?
Bu durumda sehven geçişiniz yapılmıştır diyerek, tüketim iptaline gitmemiz gerekiyor
gibi görünüyor. Bunun işlemlerini bugün yaptırmalı ve bugün yanıtlamalıyız. Farklı
bir durum varsa hızlıca geri dönüşlerinizi bekleriz.
(168) Belge 16: 08.11.2016 tarihinde B. A. tarafından S. T.’ye gönderilen “yetkili onayı-(…..)”
konulu e-postada şu ifadeler bulunmaktadır:
Bayılıyorum bu sehvenli geçiriş sonra iptallerimize
Bence ok
18-27/461-224
66/436
(169) Belge 17: 25.08.2016 tarihinde AYESAŞ Satış İş Birimi Başkanı H. Ç. ile BAŞKENT
Hukuk Başmüşaviri O. B. A. arasında gerçekleşen yazışma içinde yer alan “Re: EPDK
Yazılı Savunma Talebi” konulu e-postada şu ifadelere yer verilmektedir:
(…..) Bey,
Konu 3 adet müşterinin başka tedarikçilere geçişinin tarafımızdan haksız olarak
engellendiği iddialarına ilişkin. Epdk daha önce bu konuda açıklamalarımızı istemişti.
Üçünde de sistemsel hatadan kaynaklandığını belirtmiştik. Gerçekten de kasti
olmayan teknik sebeplere dayanan, kısacası sehven yaşanan vakalar. Zira bu
konuda ilgili birimlerimiz baştan beri hassas ve dikkatli. Ancak sehven olma
savunmasını tekrarlarken teknik ya da operasyonel olarak ne gibi bir hata olduğunu
detaylı ve inandırıcı biçimde ortaya koymamız, kasıt bulunmadığını ortaya koymamız
lazım. Bugün zaten yazı gelir gelmez satış operasyon biriminden detaylı açıklamayı
talep ettik ve yarın kendileriyle bir araya geleceğiz.
Riskimiz, sistemsel hata konusunu ispat edip edememe durumumuza bağlı. Risk de
para cezası, 500 k tl. 3 ayrı vaka olmasına rağmen tek soruşturma kapsamında ele
alındığı için kuvvetle muhtemel tek ceza olarak değerlendirilir eğer savunmamız
kabul edilmezse. Yarın durumu netleştirince ayrıntılı risk analizini size bildiririm.
(…)”
(170) Belge 18: Operasyon Grup Müdürü Y. A.’nın bilgisayarında yapılan incelemede elde
edilen ve 26.01.2016 – 04.02.2016 tarihlerinde gerçekleşen “(…..) - SÖZLEŞME
ÖRNEĞİ HAK” konulu e-postalarda şu ifadeler bulunmaktadır:
26.01.2016 – G. A. (Müşteri İlişkileri Memuru) > D. K. (Müşteri İlişkileri Yetkilisi)
“Merhaba,
EPDK kanalıyla tarafımıza ulaşan bilgisi dışında ST yapıldığına ilişkin ekteki şikayet
başvurusuna istinaden müşterinin ST sözleşme belgelerinin birer örneğinin tarafıma
iletilmesi konusunda yardımlarınızı rica ederim.
Teşekkür ederim.
(…..)
(…..)”
01.02.2016 – D. K. > Bireysel Satış Destek
“Merhaba,
Daha önce tarafınıza iletilen aşağıdaki maille ilgili müşterinin sözleşme belgelerine
ulaşılıp ulaşılmadığı konusunda bilgi alabilmem mümkün müdür? EPDK başvurusu
olduğu ve aciliyeti olduğu için tekrar hatırlatmak istedim.”
02.02.2016 – D. Y. > D. K.
“Merhaba,
(…..) nolu tesisat D2D raporlarında mevcut değil işlem müşteri hizmetlerinden ya da
tele satış tarafından yapılmış olabilir.”
03.02.2016 – D. K. > G. Ç. (Müşteri Hizmetleri Temsilcisi)
“(…..) Hanım merhaba,
Bir EPDK şikayeti nedeniyle (…..) numaralı tesisatın ST sözleşmesi örneğine ihtiyaç
duyulmaktadır. EPDK başvurusu olduğu için acil yardımınızı rica ederim.”
04.02.2016 – G. Ç. > D. K.
“Merhaba (…..) Hanım;
Evrak Dudullu Mhm de maalesef bulunamamış. Size başka türlü yardımcı
olabileceğim bir konu var mıdır?”
18-27/461-224
67/436
04.02.2016 – B. A. (Başvuru Yönetimi Takım Yöneticisi) > D. K.
“Merhaba,
Bu müşterinin konusu geçen hafta konuştuğumuz EPDK konusu ile aynı.
Yine EPDK kanalıyla geliyor. Müşteri haberi olmadan ST olduğundan ve cezai
yaptırıma ilişikin de bir bilgilendirme yapılmadığından bahsediyor.
İa02 formu ve sözleşmesine arşiv kayıtlarından maalesef ulaşamadık.
Sözleşme hesabında şu an bir ceza faturası göremedik biz ancak yine de sizin
tarafınızdan kontrol edilmesi daha doğru olur.
Bir de sanırım yine sadece varsa ceza faturasını iptal etmek yeterli olmayacaktır,
sözleşmesiz olarak tip3 olduğu dönemdeki faturaları da yine iptal etmek gerekebilir.
Kontrolünüzü ve bilgi vermenizi rica ederiz. Dönüşünüze göre EPDK ya yanıt
vereceğiz.”
04.02.2016 – Ş. V. C. (Faturalama Müdürü) > B. A.
“(…..) merhaba,
Tesisatı inceledik, satıştan gelen talep sonucu müşteriye ceza bedelini manuel
faturalamışız. Bu tutar tahsil edilmiş, faturayı iptal edip iadesini gerçekleştiriyoruz.
Zaten müşterinin Kolen Elektriğe geçtiğini söylediği 01.07.2015 tarihinden sonra biz
hiç fatura oluşturmamışız. Tüketimlerini diğer tedarikçi faturalamış.
@(…..),
Faturanın iptalini sağlayıp, iade işlemlerini başlatır mısın?”
(171) Belge 19: 23.05.2016 tarihinde ENERJİSA Toroslar Satış Takım Lideri T. A. ile
TOROSLAR D2D Satış Takım Lideri M. B. arasında gerçekleşen yazışma içinde yer
alan “RE: sayaç devri hakkında” başlıklı e-posta şu ifadeler bulunmaktadır:
17.05.2016 – O. S. > T. A.
“(…..) Bey merhaba,
Ben 2016 yılı Ocak ayında şirketimize ait 5-6 tane sayacın (…..) taşınması için
başvuru yapmıştım. Sayaçlar 01 Şubat itibariyle (…..) geçmiş olacaktı. Ama bu
tarihten 4-5 gün kadar önce Enerjisa çalışanlarında (…..) ve yanında başka bir mesai
arkadaşı bize gelip eğer bu geçişi yaparsak ileride yaşayacağımız teknik arızalarda
iyi bir destek alamayacağımızı ve Enerjisa müşterileri gibi anında bir dönüş
olmayacağını çok sıkıntı çekeceğimizi net bir şekilde söylediler. Bizimde özellikle
Ceyhan yolundaki iş yerimizde kendi trafomuz olduğundan bunun büyük bir sıkıntı
yaratabileceğini düşündük.
Ayrıca aynı arkadaş bizim ellerindeki ipadlerden kontrol ederek o tarihte henüz (…..)
geçişimizin gerçekleşmediğini söyleyerek 01 Şubat öncesi tekrar Enerjisa’ya
geçebileceğimi belirtti. Ben ona (…..) ceza yiyebileceğimi söylememe rağmen emin
bir şekilde prosedürün bu şekilde işlediğini 01 Şubattan önce cayma hakkım
olduğunu söyledi. Açıkçası biz de hem korkumuzdan hem de arkadaşların Enerjisa
gibi güvenilir bir şirketin çalışanları olduğundan inanıp verdikleri geri geçiş
sözleşmesini imzaladık.
Bu durumda Nisan’a kadar faturalarımız (…..) geldi. Ama şimdi arkadaşlarınızı
uyarmama rağmen (…..) arayıp Mayıs ayı ile birlikte Enerjisa’ya geçtiğimi ve en
yüksek 2 ayın elektrik faturası kadar ceza yiyeceğimi söylüyorlar. Elektrik
faturalarımın toplamı da yaklaşık aylık 15.000-20.000 kadar. Anlarsınız ki 2 aylık
ceza toplamı gerçekten benim için çok yüksek düzeyde. Bu cezayı ödememek için
mecburen Mayıs ayının 20’sine kadar tekrar (…..) geçiş için başvuru yapacağım.
Ama bu sefer Enerjisa’dan (…..) Bey ile görüştüm o da aynı şekilde Enerjisa’nın bana
ceza keseceğini belirtti. Burada sorumluluk bize aitmiş. Doğrudur ama bizim elimiz
kolumuz bağlandı. Bizim tek hatamız Enerjisa’dan gelen arkadaşlara inanmak oldu.
18-27/461-224
68/436
Eğer onlar gelip bizi yanlış bilgi verip yönlendirmeseydi bunlar zaten
gerçekleşmeyecekti.
(…..) Bey bu konuya nasıl bir çözüm bulabiliriz? Yardımlarınızı bekliyorum.
(…..) deki abone no: (…..) sözleşme hesap no: (…..)
Sayaç adresi: Sarıçam
Başka bir bilgiye ihtiyacınız olursa lütfen haber veriniz.
Teşekkürler
İyi çalışmalar”
20.05.2016 – T. A. > M. B.
“Merhaba,
Aşağıdaki mail’e istinaden müşteriye ait olan (…..),(…..),(…..) ve (…..) nolu
tesisatların st geçişlerinin iptali gerekmektedir. Özetle müşteriye yanlış bilgi verilerek
dağıtım hizmetlerinden faydalanamayacağı bildirilmiş. O da bu sebeple (…..)
sözleşme imzalamış olduğu aboneliklerinin (…..) geçmediğini düşünerek tekrar
bizimle sözleşme imzalamış fakat sonradan (…..) gelen ekip tarafından st geçişinin
tamamlanmış olduğunu, sözleşme bitmeden geçiş yaparsa ceza keseceklerini
bildirmişler. Ben bizde kalması için ikna etmeye çalıştım fakat diğer tarafa ceza
ödemek istemediğini bildirdi. Bizde bulunan işlemlerinin iptali gerekmekte. İşlem
süreci tamamlanınca bilgi verirseniz sevinirim(ben de müşteriyi bilgilendireceğim)”
23.05.2016 – M. B. > T. A.
“(…..) merhaba,
Konuyla ilgili satış yapan arkadaşımla da görüştüm, ocak ayında retention(rakip
talebi) datasında her ay yapmış olduğumuz çalışma kapsamında ziyaret etmiş
olduğumuz bir müşteridir. Müşterimize gerekli bilgiler verilmiş ve (…..) firmasını
arayıp taleplerini geri çekmeleri hususunda kendileri ikna edilmiştir. Bu sırada
sözleşme de alınmış olup herhangi bir yanıltıcı bilgi verilmemiştir.
Ancak burada önemli olan nokta, müşteri (…..) firmasını arayıp taleplerini geri
çekmek hususunda isteklerini belirtmemişse ya da (…..) talebi geri çekmemişse
doğal olarak müşteri bizim portföyümüze geçince rakip firma ceza gönderebilir.
Tesisatları kontrol ettirdim şu an Tip 2 görünüyor. İptal için geç kalınmış olabilir yine
de satış destek ile paylaşacağım.
Bilgine”
(…)
(172) Belge 20: 22-23.06.2016 tarihlerinde BAŞKENT Hukuk Başmüşaviri O. B. A.,
AYESAŞ Finans Direktörü H. O., G. C., AYESAŞ Pazarlama Direktörü A. K., E. T.,
AYESAŞ Satış Direktörü E. E. ve K. Z arasında gerçekleşen yazışma içerisinde yer
alan “Soruşturma tablosu” konulu e-postalarda şu hususlar yer almaktadır:
22.06.2016 – O. B. A. > H. O., G. C., A. K., E. T., E. E., K. Z.
Merhaba,
Devam eden soruşturmalarımızı takip edebilmeniz için ekte hazırladığımız tabloyu
gönderiyorum. Tablonu yer aldığı linki arkadaşlarım sizinle ayrıca paylaşacaklar.
Tarafınızdan tablonun incelenerek, varsa alanına giren konularda ekiplerin dikkatini
çekmek ve alınabilecek hızlı tedbirleri almamızda fayda var.
22.06.2016 – G. C. > O. B. A.
(…..) merhaba.
Zamanında bulk switch yapılan müşteriler EPDK'nın ilgili dönemdeki uyarısı sonrası
tekrar regüle tarifeye döndürülmüştü diye biliyorum.
18-27/461-224
69/436
EPDK yazısında geri döndürelememe gerekçesinden söz ediyor. Acaba eksik bilgi
nedeniyle oluşan bir durum olabilir mi?
23.06.2016 – O. B. A. > G. C.
Günaydın,
Şöyle aslında (…..) Bey: % 95'i hiç sonuç doğurmadan, yani geçiş olmadan çevrildi.
Küçük bir kısım ise aranarak sözleşme ve ia02 formlarını imzalayacaklarına dair
sözlü beyanları alındı. Bunlardan yaklaşık bin adedi kayıt yaptığımız ayda süre
sonuna kadar evrakı tamamlandı ve portföyümüze alındı. Söz alınan diğerlerinden
ise evrak toparlanamadı ve bunlar 1 ya da 2 ay k2’de kaldıktan sonra tekrar regüleye
döndürüldü. Ancak bu durumdan bağımsız, karar diğer paragraflarda aynı fiili mazur
görürken, başka tedarikçilere geçişi engellediniz diye ceza vermiş. Tutarsız ve
kesinlikle üzerine gideceğiz. Hukuken kabul edilebilir değil. Başka gerekçelerim de
var telefonda anlatırım.
(173) Belge 21: 30.09.2016 tarihinde T. A. tarafından elektronik
posta hesabına gönderilen “RE: ACİL: (…..)” e-postada şu hususa yer verilmektedir:
Merhaba,
Müşteri daha önce bize geçmiş bir hata yaptık yanlışlıkla geçirilmişsiniz denilip
sözleşmesi iptal edilmiş kendi tedarikçisine geçebilmiş müşteri 01.07 itibariyle tekrar
giriş yapılmış müşteri biz sözleşme imzalamadık yine size geçmişiz tedarikçimizden
ceza yedik neye istinaden işlem yapıyorsunuz der yeni tarihli sözleşmeyi talep eder.
Müş tel: (…..)
(174) Belge 22: 17.10-08.11.2016 tarihlerinde TOROSLAR D2D Satış Takım Lideri M. B.,
P. Ç., Ş. V. C., AYESAŞ Özel Müşteriler Satış Bölgeler Müdürü G. S. S:, BAŞKENT
Faturalama Müdürü Y. S., TOROSLAR Bireysel Müşteriler Satış Saha Yöneticisi M. S.
K., H. Y., ve E. İ. arasında gerçekleşen yazışma içerisinde yer alan “Gaziantep il sağlık
Md - İhaleli tesisatlar” konulu e-postalarda şu ifadeler bulunmaktadır:
17.10.2016 – E. İ. > H. Y.
(…..) merhaba,
Sözleşmeleri arşivden talep edebilir misin?
* İl Sağlık Müdürlüğü (…..)
* İl Sağlık Müdürlüğü (…..)
* İl Sağlık Müdürlüğü (…..)
* İl Sağlık Müdürlüğü (…..)
* İl Sağlık Müdürlüğü (…..)
* İl Sağlık Müdürlüğü (…..)
* İl Sağlık Müdürlüğü (…..)
* İl Sağlık Müdürlüğü (…..)
20.10.2016 – M. S. K. > H. Y., E. İ.
Arkadaşlar merhaba
İl sağlık müdürlüğü tekrar aradı ve sözleşme nüshasını talep ettiler.
Kesinlikle kendilerinin sözleşme yapmadıklarını beyan etmekteler.
Bir gelişme var mı arşivle alakalı. Teşekkürler.
31.10.2016 – M. S. K. > P. Ç., H. Y.
Arkadaşlar merhaba
Bu Konu ile ilgili bir gelişme var mı?
18-27/461-224
70/436
Müşteri faturayı ödemediğini ve ödemeyeceğini ve yargıya başvuracağını
söylemektedir.
Sözleşme kesinlikle imzalanmadığını beyan ediyorlar.
Konu hakkında acil olarak yardımcı olabilirmisiniz?
31.10.2016 – P. Ç. > M. S. K., H. Y.
(…..) Bey merhaba,
Sözleşme mevcut ama arşiv bizimle şu an paylaşamıyor. Tedarikçisi tekrar talep
edebilir, bizde TÇB çıkmaması için serbest pakete geçirebiliriz.
31.10.2016 – M. S. K. > P. Ç., H. Y.
(…..) hanım merhaba
Müşteri sözleşme olamayacağını söylüyor, Sözleşmenin doğruluğundan emin
miyiz?
Yani Müşteri yargıya başvursa bir sıkıntı yaşar mıyız?
Ceza bedelini bırakın müşteri ben faturayı ödeyemeyeceğim diyor, sözleşme yok siz
hata yaptınız demekte müşteri.
08.11.2016 – P. Ç. > Ş. V. C., M. S. K., G. S. S., M. B., Y. S.
(…..) selam,
Müşterinin faturalarını iptal ettikten sonra dağıtım ve satış tarafında tahakkuk blokajı
koyacağız, iptal sureci tamamlandığında bilgi verebilir misiniz? Akabinde
tedarikçisine Ocak ayında talep etmesi için bilgi verilecek. Ocak ayı itibariyle mevcut
tedarikçisi tarafından faturalandırılması sağlanacak.
08.11.2016 – M. B. > P. Ç., Ş. V. C., M. S. K., G. S. S., Y. S.
Saha ekipleri aracılığıyla müşteri ile görüşüldü. Müşterimize bizden çıkan faturaların
iptal edileceği ve kendi tedarikçisinin talep etmesi halinde TCB yansıtılmayacağı
konusunda bilgi verildi.
@(…..), bugün aldığımız bilgiye göre de müşterimizin kendi tedarikçisi (Gediz
Elektrik) tarafından Kasım ayı itibariyle tekrar talep edildiğini öğrendik.
Bundan sonraki süreçte, bizden çıkan faturaların iptal edildiğini ve ceza
yansıtılmayacağını resmi bir yazı ile tarafımızdan bekliyorlar.
Süreç tamamlandığında resmi yazı da verebilirsek durum çözüme kavuşacaktır.
(175) Belge 23: 20-21.01.2016 tarihlerinde B. A., BAŞKENT Müşteri İlişkileri Memuru G. Ö.,
S. T. ve AYESAŞ Özel Müşteriler Satış Bölgeler Müdürü G. S S. arasında geçen
yazışma içerisinde yer alan “(…..) otomotiv” konulu e-postalarda şu ifadeler
bulunmaktadır:
20.01.2016 – B. A. > G. Ö.
(…..)
EPDK dan aramışlar (…..) bey
Biz (…..) otomotiv ile ilgili EPDK ya bir yazı yazmışız sehven geçirmişiz o yüzden
elimizde İa02 falan yok gibi...
(…..) tesisatı kontrol edelim.
Bu ekteki yazı değil, önce o hb yi ve yazıyı bulalım
(...)
21.01.2016 – S. T. > G. S. S.
Merhaba (…..),
Sana bahsettiğim ve EPDK'dan iletilen müşteri ile bilgileri ekte görebilirsin. Özetle
D2D satışı ve belgelere ulaşamadık.
18-27/461-224
71/436
(…..)'dan da uygunluk alarak bizde ST olduğu döneme ait faturaları iade etmeye
karar verdik.
(176) Belge 24: 04-07.11.2016 tarihlerinde Z. B., C. B.,
faturaendeksbilgileri.k@, hesap.islemleri@ arasında
gerçekleşen yazışma içerisindeki “EPDK (…..) Sözleşme Hk” konulu e-postalarda şu
ifadeler bulunmaktadır:
04.11.2016 – Z. B. > C. B.
(…..) merhaba,
Müşterinin (…..) numaralı tesisatına iade yapacağız ve bu tesisat için şu anda farklı
bir tedarikçiden enerji alıyor.
Sanal sözleşmeyi hangi tesisat üzerinden oluşturduğunuza ilişkin bir bilgim maalesef
bulunmuyor ve sureci MHM personeli olmadığım için bilmiyorum. Toroslar bölgede
bu işlemi senin yaptığına ilişkin bilgi verildiği için faturalamanın aşağıdaki mailine
istinaden sana yönlendirildi.
Bu doğrultuda eğer sen işlem yapıyorsan konuyu istersen faturalama ile görüşelim.
Başvuru acil ve önemli. Tekrar bilgi verebilir misin?”
07.11.2016- (faturaendeksbilgileri.k@) > Z. B.,
hesap.islemleri@:
Merhaba,
(…..) numaralı tesisat için Şirketimizle imzalanmış ikili anlaşma ve IA02 formuna
ulaşılamadığından tesisatın Şirketimizden enerji tedarik ettiği 01.04.2016 -
30.06.2016 tarihleri ve 01.09.2016 - 30.09.2016 tarihleri arasındaki tüketimler için
oluşturulan sanal sözleşme hesabına ((…..)) tl bazlı eksi bedel atılmıştır.
@ Hesap işlemleri merhaba
(…..) sözleşme hesabındaki (…..) yazdırma belge nolu eksi bedelin (…..) ve (…..)
nolu sözleşme hesaplarına aktarılarak hesap bakımı
Yapılabilmesi için 90015161 nolu case oluşturuldu. Konu hakkında yardımcı olabilir
misiniz?
@ (…..) merhaba
Hesap bakımı yapıldıktan sonra müşterinin (…..) sözleşme hesabında kalan tutar
kadar iade faturası kesmesi halinde iade işlemi yapılacaktır.
Ayrıca taahhüt çıkış bedeli için hesap işlemleri ile görüşülmesi gerekmektedir
İyi çalışmalar
(177) Belge 25: 23.11.2015 tarihinde Satış Saha Yöneticisi U. İ. G. tarafından (…..).
adresine, Satış Lideri D. S. ve Satış Yetkilisi İ. K.’ya gönderilen “FW: Enerjisa
Sözleşme ve Sözleşme Ekleri hk.” başlıklı e-postalarda şu ifadeler yer almaktadır:
23.11.2016 – U. İ. G. > (…..).:
(…..) Bey merhaba,
Gerekli evraklar ekte ve yapılması gereken işlemler aşağıda yer almaktadır.
Teşekkürler.
1.ST Sözleşme : 5 sayfadır ve (sözleşmeyi imzalamaya yetkili / yetkililer tarafından)
her sayfaya kaşe-imza yapılması gerekmektedir.
2.Enerjisa Sözleşme Ekleri : 3 sayfadır ve (sözleşmeleri imzalamaya yetkili / yetkililer
tarafından) her sayfaya kaşe-imza yapılması gerekmektedir. Ek-1 Müşteri Bilgi Formu
ve Kullanım Yerleri’ nde ilgili bilgilerin doldurulması gerekmektedir.
3. IA 02 Formu : Sadece TÜKETİCİ ADINA yazan kutunun içine (sözleşmeleri
imzalamaya yetkili / yetkililer tarafından) kaşe-imza ve ad-soyad yazılması
gerekmektedir. (2 Adet)
18-27/461-224
72/436
4.Ek-4: Kaşe-imza yapılması gerekmektedir.
5.Ek-1 : Kaşe-imza yapılması gerekmektedir.
Bir sorunuz olursa yardımcı olmak isterim.
İyi çalışmalar dilerim.
23.11.2016 – U. İ. G. > D. S., İ. K.
Arkadaşlar,
Bugün hanginiz müsait ise ekteki evrakları (…..) Bey ((…..)) ile görüşerek alır mısınız?
Sözleşme imza tarihi ya boş olmalı ya da 15.11.2016 yazmalı. Tşk.
(…..)
(178) Yukarıdaki bahse konu e-posta ekindeki “09 Standart Sözleşme Orta Ölçek-EPS-
Genel-v2r9_07.11.2016.pdf”, adlı dokumanda “Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi”
örneği, “Ek-1 Serbest Tüketici bilgilendirme formu_v5 (orta).docx” adlı word belgesinde
“Serbest Tüketici Bilgilendirme Formu” örneği, “GÜNCEL IA-02.doc” adlı word
belgesinde “Serbest Tüketicilere Satışlar İçin Enerji Alım-Satım Bildirim Formu” örneği,
“Standart Sözleşme Orta Ölçek - Sözleşme Ekleri_rev3.docx” adlı belgede “Müşteri
Bilgileri ve Ticari Şartlar” örneği, “Ek-4 Aylara Göre Tahmin Edilen Piyasa Takas Fiyatı
Tablosu.docx” adlı word belgesi bulunmaktadır.
(179) Belge 26: “FW Gizli Müşteri - 3. Hafta Raporu” başlıklı, Pazarlama Uzmanı D. S., C.
A., B. B. C. ve Stratejik Pazarlama Süreç Yöneticisi M. B. adlı kişiler arasında geçen
e-posta yazışmalarının ekinde “Futurebright – EnerjiSA – Gizli Müşteri 3. Hafta
Raporu.xlsx” başlıklı dokumanda İstanbul’daki MHM’ye ait gizli müşteri
puanlamalarının yer aldığı pivot tablolar bulunmaktadır. Pivot tablosunda yer alan
başlıklar aşağıdaki gibi olup, MHM’ler için ağırlık ve veri puanları her bir başlıkta
değişiklik göstermektedir:
Serbest tüketici tanımı doğru yapıldı.(örneğin konu yalnızca indirim olarak gündeme
getirilirse burdan puan verilmeyecek)
Tarife değişikliği için herhangi bir ek bedel ödenmeyeceği belirtildi.
Devlet tarifesiyle bizim serbest tarifemiz arasındaki fark gösterilerek anlatıldı.
Serbest tarifede tarife doğru açıklanıp fiyat değişikliği olabileceği vurgusu yapıldı.
Serbest tüketici sözleşmesi imzalamakla müşterinin herhangi bir taahhütte
bulunmuş olmadığı ve sözleşme iptali halinde ceza ödemeyeceği belirtildi.
Sözleşmenin sona ermesi halinde teminatın nasıl iade edileceği sorusu doğru
yanıtlandı.
Şirket itibarına zarar verecek konuşmalar yapılmadı.
Başka firmaları kötüleyen konuşmalar yapılmadı.
Sözleşmede fiyat bilgisi bulunuyor.
Sözleşmede tarih bilgisi bulunuyor.
Sözleşmenin bir nüshası teslim edildi
Sözleşmede abone grubu bilgisi yazılı.
Sözleşmenin güncel versiyonu imzalatıldı. (Sözleşmenin üst köşesinde
"V3_R2_Serbest" ile başlayan kod yazılı olmalı)
Bilgilendirme formu imzalatıldı ve bir nüshası teslim edildi.
İA02 formu, tüm alanlar doldurularak imzalatıldı.
(180) Belge 27: Keçiören Satış Takım Lideri D. B.’nin bilgisayarında yapılan yerinde
incelemede elde edilen ENERJİSA Elektrik Perakende Satış A.Ş MHM çalışanı Y. F.
18-27/461-224
73/436
tarafından BAŞKENT Satış Saha Yöneticisi E. G.’ye 22.12.2016 tarihinde gönderilen
“D2D deklarasyon” konu başlıklı e-postada şunlar ifade edilmiştir:
“(…..) Bey Merhaba,
Bugün bir şahıs Keçiören MHM ye geldi ve 19.12.2016 da D2D ekibinin kendisine
Satış Sözleşmesi (Deklarasyon) imzalattığını belirterek bunu iptal etmek istediğini
iletti. (…..) tesisat (…..) adına olmasına rağmen D2D personeli bu müşterinin gelini
olan kişiye ‘’ Siz imzalayın skntı olmaz ‘’ şeklinde beyanda bulunarak evrağı
imzalatmış ve bir nüshasını kendisine vermiş. Aynı gün akşam evde bu durum
problem olmuş, MHM ye gelerek ısrarla imzaladığı evrağın iptalini talep etmiştir. Epey
sorun yaşadık. Daha önce de adına abone olmayan kişilere imza attırıldığına şahit
olduk. Konuyla ilgili yardımınızı rica ediyoruz
Teşekkürler”
(181) Belge 28: ENERJİSA Perakende Kadıköy Bölgesi MHM Takım Yöneticisi S. S.’nin
13.10.2017 tarihinde AYESAŞ Müşteri Hizmetleri Yetkilisi A. K., AYESAŞ Müşteri
Hizmetleri Temsilcisi B. O. Ö.; AYESAŞ Müşteri Hizmetleri Temsilcisi C. Y., AYESAŞ
Saha Satış Temsilcisi D. Y., AYESAŞ Müşteri Hizmetleri Temsilcisi D. Ç., AYESAŞ
Müşteri Hizmetleri Temsilcisi D. K., AYESAŞ Müşteri Hizmetleri Temsilcisi S. G. K.,
AYESAŞ Müşteri Hizmetleri Temsilcisi S. E. D.’ye atmış olduğu “Bilgilendirme” başlıklı
e-postada aşağıdaki ifade kullanılmıştır:
“Arkadaşlar,
ST yaptığımız müşterilerimize sözleşmenin başlangıç tarihini belirtmeyelim.
İyi çalışmalar.”
(182) Belge 29: Satış Saha Yöneticisi N. A. A.’nın bilgisayarında yapılan yerinde incelemede
elde edilen, 24.11. 2016 tarihinde Maltepe MHM Takım Yöneticisi Ç. E. tarafından F.
Y. ve A. A.’ya gönderilen “D2D Örnek Vakalar” konulu e-postada şu ifadeler
bulunmaktadır:
(…..): müşterimiz abonelik işlemini mhmden yaptırmış. Ayrıca 1 Aralık tarihli ST girişi
bulunmakta. saha ekibi kapıya gittiğinde yapılan işlemlerin usülsüz olduğunu
söylemiş. müşteriye tekrar st yapmak istemiş. ama müşteri bunu kabul etmemiş.
şüpheye düşüp tekrar mhmye gelip bilgi almak istemiştir. yanlış bilgi verilerek
müşteriye st evrağını imzalamaya zorlandığı için rahatsızlık duyduğunu ileten
müşterimiz kapıya gelen personelden şikayetçi olmuştur.
(…..): d2d ekibi müşteriye st yapmak için adrese gitmiş, müşterinin kendisi evde
olmadığından eşinden imza alınarak (…..) adına işlem yapılmak istenmiş.
imzalanmazsa elektriğin kesileceğini söyleyerek tehdit etmişler. hem başkasının
imzasıyla , hem de yanlış bilgi verilerek işlem yapılmak istendiğinden müşterimiz
kapıya gelen bayan satış personelinden şikayetçidir.
(…..): Müşterimize Temmuz ayında D2D giderek usulsüzlüğü gidermiş (…..). Ancak,
Eylül ayında yapılan ikinci ziyarette Temmuz ayında muhatap
güncellemenin geçersiz olduğunu ifade edip bu sefer karşı komşunun (…..)
sözleşmesini kayınpederinin adına yapıldığını iletiyor. (…..) 'ın (…..) ile hiç bir
bağlantısı bulunmadığını, Eylül ayındaki ziyarette neden bu şekilde yanlış bilgi
verildiği ile ilgili şikayeti söz konusudur. (…..) numaralı tesisatın ters kaydı alınarak
acil olarak eski aboneliğin canlandırılması gerekiyor.
(…..): Bu tesisatta (…..) üzerine zaten mevcut bir abonelik vardı. (…..) sözleşme
hesap numarasından da ödemelerini gecikmeli de olsa yapıyordu. D2D tarafından
18-27/461-224
74/436
müşteriye ‘’ yüzde 15 indirim alacaksınız şuraları imzalayın ‘’ denilerekten sözleşme
imzalatılmış ve abonelik (…..)’in eşinin üzerine geçmiştir. Burada sözleşme
imzalandıktan sonra sözleşme hesap numaraları değişir bu müşteriye söylenmemiş.
Bu sözleşme imzalandıktan sonra müşteriye güvence bedeli tahakkuk eder bu da
söylenmemiş. Ve en nihayetinde müşteri gecikmeli de olsa ödemelerini yapıyor.
Ve 31.10.2016 tarihi itibariyle de müşteriye kaçak tutuluyor ve elektrik hırsızlığıyla
suçlanıyor.
(183) Belge 30: Telesatış Müdürü K.Ö’nün bilgisayarında elde edilen ENERJİSA AYESAŞ
Telesatış Temsilcisi E. A., AYESAŞ Bireysel Satış Destek Memuru H. Y., AYESAŞ
Satış Destek ve Pazarlama Memuru E. A., Telesatış Temsilcisi E. A., AYESAŞ
AYESAŞ Telesatış Yetkilisi A. K., AYESAŞ Bireysel Satış Destek, BAŞKENT Müşteri
İlişkileri Memuru D. G. arasında gerçekleşen yazışma içinde yer alan “sözleşme talep
eden müşteriler hk” başlıklı e-postalarda şu ifadeler yer almaktadır:
28.11.2016 – E. A. > H. Y. ve E. A.
Merhaba,
Müşterimiz sözleşmesini talep ediyor yardımınızı rica ederim.
Tşk.
“
(…)
13.12.2016 – E. A. > H. Y. ve E. A.
Merhaba,
Müşteriye ceza bedeli çıktı sistemdeki sözleşmesini görmek istiyor acil yardımınızı
rica ederim.
Tşk.
14.12.2016 – H. Y. > E. A.
“(…..) selam,
İlk sözleşme bizde olmadığı için yardımcı olamıyoruz.
İyi Çalışmalar.”
15.12.2016 – A. K. > H. Y. ve Birysel Satış Destek
“(…..) merhaba,
Sözleşme D2D tarafından yapılmış görünmekte olup, satış destek bünyesinde
tamamı temin ediliyor diye biliyoruz.
Bu gibi durumlarda müşterilere karşı zor durumda kalabiliyoruz. Sözleşmenin
bulunmamasının sebebi nedir, öğrenebilir miyiz?
21.12.2016 – H. Y. > A. K.
Merhaba (…..),
Sanırım yanlış anlaşılma var, D2d ‘ a ait sözleşmelerin talebini biz yapıyoruz evet
size ait sözleşmeleri de bilgileri paylaştığınızda yönlendiriyoruz fakat, ilk alınan
sözleşmeyi saha ekibi yapmadıysa dolayısıyla bu sözleşme bizim arşivimizde yer
almıyor.
Bu tesisat için ise durum, ilk sözleşme (19.09.2014, (…..)) kullanıcısı tarafından
yapılmış ve daha sonra bize uzatma listelerinde gelmiş. Dolayısıyla bizde güncel bir
sözleşme bulunmuyor.
Bilgine. İyi Çalışmalar.
23.12.2016 – D. G. > H. Y. ve A. K.
Tesisat Satış tarihi Muhatap adı Taahhütname
(…..) 01.11.2016 (…..) D2D
18-27/461-224
75/436
Merhaba,
Aşağıdaki kuruma ilişkin anladığım kadarıyla sözleşme ulaşılamıyor. Bu durumda
nasıl bir yol izlememiz gerekir. Kuruma sözleşmenize ulaşamadık diyemeyiz. ya
sözleşmeyi bulmalıyız ya da taahhütlü çıkış bedelini iptal etmeliyiz. Konuya bir
açıklık getirmek adına yardımlarınızı rica ederiz.
Teşekkürler,İyi çalışmalar.
02.01.2016 – D. G. > H. Y. ve A. K.
“Merhaba,
Daha önce bilgi talep ettiğimiz duruma ilişkin verilen bir karar var mı? Sözleşmeyi
bulamıyor isek tçb iptali için D2D ya Telesatış kanalından onay verilebilir mi?
Teşekkürler,İyi çalışmalar.
(184) Belge 31: AYESAŞ Satış Destek Memuru F. Ç., AYESAŞ Satış Destek ve Pazarlama
Memuru E. A., AYESAŞ Satış Yetkilisi K. Ş. arasında gerçekleşen yazışma içinde yer
alan “imzasız sözleşmeler hakkında..” başlıklı e-postalarda şu ifadeler yer almaktadır:
05.04.2017 – F. Ç. > E. A.
Merhaba (…..) hanım;
(…..) da 14 adet İstanbul Tribal (…..)’a ait imzasız sözleşme vardır.
Bende 7 adet İstanbul Tribal (…..) ve 6 adet (…..)’ya ait toplamda 27 adet imzasız
sözleşme var.
Bu satışçıların SPV si (…..)’dır.
Bu sözleşmeler ile ilgili nasıl bir yol izlemeliyiz bilgi rica ederiz. İyi çalışmalar.
05.04.2017 – E. A. > K. Ş.
Günaydın (…..)
Aşağıdaki agentlar için NOT OK oluşturduk.
Bilgine
Teşekkürler.
05.04.2017 – K. Ş. > E. A.
(…..) selam,
İlgili not ok leri sizden teslim alıp müşterilere tekrardan imzalatacağız. Bilgilendirme
için teşekkürler.
İyi Çalışmalar.
(185) Belge 32: 03.01.2017 tarihinde Sarıgazi MHM Takım Yöneticisi D. P. ve Müşteri
Hizmetleri Temsilcisi Ş. M. K. arasında gerçekleşen e-postada şu ifadeler yer
almaktadır:
(…)
D. P. 09:17
(…..) şuna bir bakabilirmisin
Ş. M. K. 09:17
tabiki
D. P. 09:17
bir de bu neredeyse geçmiş
bunu da girebiliriz
(…..)
Ş. M. K. 09:18
18-27/461-224
76/436
birincisi (…..) akrabası o aşağıda almıştır die ona almadım açıkçası ama geçiyosa
girişi yapılmadıysa ikiisni de girerim hemen
D. P. 09:18
(…..) bu ve son olarak bu da var (…..)
(...)
(186) Belge 33: AYESAŞ Müşteri Hizmetleri Temsilcisi A. T., BAŞKENT Satış Operasyon
Uzmanı A. Ö., U. Y., AYESAŞ Müşteri Hizmetleri Yetkilisi K. U., E. S., AYESAŞ
Bireysel Satış Destek Memuru H. Y., AYESAŞ Telesatış Yetkilisi S. Ö., N. Ü. arasında
gerçekleşen yazışma içinde yer alan “(…..) sabit tarife itirazı hk***” başlılkı e-
postalarda şu ifadeler bulunmaktadır:
09.12.2016 – A. T. > A. Ö.
Merhaba (…..) hanım,
Tesisat no (…..)
Shn : (…..)
Müşteriye 2.753,62 tutarında taahhüt çıkış bedeli yansıtılmıştır
Müşteri sabit tarifeden sözleşme yapmadığını beyan eder evrakları ektedir
CRM üzerinde bu fırsatın kim tarafından oluşturulduğuna dair bir bilgiye ulaşamadık
Fakat zide de fırsatı mevcuttur müşteri sabit tarifeye imza atmadığı halde neden çıkış
bedeli yansıtıldığına dair bilgi talep etmektedir
Konu hakkında yardımcı olabilirmisiniz
12.12.2016 – A. Ö. > A. T.
Merhaba (…..),
Dec. satışı (…..) tesisat için 01.04.2015 tarihinde M7 paketten satış gerçekleştirilmiş
daha sonra 01.05.2015 tarihinde paket P9 olarak güncellenmiş gözükmekte, bilgine.
İyi çalışmalar.
12.12.2016 – U. Y. > A. T.
(…..) Merhaba,
s7 paketiyle switch yaratmış
01.04.2015 geçişi için
adama s7 teklif girilmiş
sonra öyle bi döneme denk gelmişki
s7'den m7'ye dönmüşüz nisan'2015 ayında
sonra arzularda onu alıp m7'ye cevirmişler
herşey olması gerektiği gibi:)
standart yani
Bilgine,
12.12.2016 – A. T. > U. Y.
Merhaba (…..) bey,
İlgili tesisatın paketi sabit değilse bu müşteriye Taahhüt çıkış bedeli neden
uygulanmış olabilir
Yardımcı olabilirmisiniz
20.12.2016 – K. U. > E. S.
(…..) konuyu inceleyebilir misin?
S7 paketi o dönem şartlarında standart girişi için kullanılan bir paket zaten m7 olarak
da tekrar girişi sağlanmış.
Buna rağmen çıkış bedelinin yansıtılma sebebi nedir?
18-27/461-224
77/436
Önce (…..) görüşüp standart olduğunu teyit edelim standart değilde sabit ise neden
bu paket kullanılmış?
Standart olduğu teyit edilirse faturalama ceza bedellerini tanımlıyor diye biliyorum.
İptali için de faturalamayla görüşmek lazım.
Teşekkürler.
20.12.2016 – A. O. > E. S.
Merhaba ,
(…..) tesisat için 01.04.2015 tarihinde M7 paketten geçişi tamamlanmış. 01.05.2015
tarihinde paket P9 olarak güncellenmiş (3 to 3) . Farklı bir detay isteniyor ise Bireysel
Satış Destek ‘ten bilgi alabilir misin?
Teşekkürler,
İyi çalışmalar.
20.12.2016 – E. S. > Bireysel Satış Destek:
Merhaba,
(…..) nolu tesisatın 01.05.2015 tarihinde P9 paketten 3to3 işleminin neye istinaden
yapıldığı konusunda açıklama talep edilmektedir.
Kontrolleri sağlayabilir misiniz?
Teşekkürler, iyi çalışmalar.
22.12.2016 – H. Y. > E. S.
Merhaba,
Yenileme işlemlerinde müşteriye sms veya mektup yolu ile bildirim ulaşıyor.
Olumsuz dönüş olmaması durumunda yenileme gerçekleşiyor.
İyi çalışmalar.
22.12.2016 – E. S. > H. Y., Bireysel Satış Destek
(…..) Hanım merhaba,
Uzatma dediğiniz gibi gerçekleşiyor fakat, cevabını almak istediğimiz soru şu; daha
önce standart tarifedeydi ve uzatma işlemi sabit tarifeden yapılmış.
Dolayısıyla bundan sonra ki süreçte ilerleyebilmemiz için, müşteri talebi olmadan
sabit tarifeden uzatma yapılması sorusuna cevap alıyor olmamız gerekiyor.
Sabit tarife olması nedeniyle müşterimize TAAHHÜT ÇIKIŞ BEDELİ yansıtılmış ve
müşteri bu bedeli ödemek istememektedir.
Konu ile ilgili yardımlarınızı rica ederim.
Teşekkürler, iyi çalışmalar.
22.12.2016 – S. Ö. > N. Ü.
(…..) Merhaba,
2015 yılına ait bir işlem ben mevcut kayıtlar üzerinden Standart Tarife den neden
Sabit Tarife’ye alındığına dair bir bilgiye ulaşamadım, 2016 yılı için de zaten
yenilemeye konu olmamıştır.
Senden de kontrolünü rica ederim.
Teşekkürler
(…..)
22.12.2016 – E. S.,A. Ö. > Hesap İşlemleri - Operasyon Destek
(…..) nolu case başarıyla oluşturulmuştur.
İleti no. ZMFICA176
Merhaba,
(…..) nolu tesisata 01.05.2015 tarihinde P9 paketten (sabit tarife) 3to3 işlemi
yapılmış ve neye istinaden yapıldığı tespit edilememiştir.
18-27/461-224
78/436
(…..) nolu muhattap böyle bir işlemi talep etmediğini beyan etmekte olup, TAAHHÜT
ÇIKIŞ BEDELİ ne itiraz etmektedir.
(…..) nolu tesisat ve (…..) sh çıkmış olan (…..) belge nolu 2.526,15 TL TAAHHÜT
ÇIKIŞ BEDELİ nin iptali konusunda yardımlarınızı rica ederim.
Teşekkürler, iyi çalışmalar.
23.12.2016 – E. S. > Bireysel Satış Destek ve H. Y.
@Bireysel Satış Destek Merhaba,
(…..) sh çıkmış olan (…..) belge nolu 2.526,15 TL TAAHHÜT ÇIKIŞ BEDELİ nin iptali
konusunda yardımlarınızı rica ederim.
Teşekkürler, iyi çalışmalar.
(187) Belge 34: “Satış Bilgilendirme // Deklarasyon Müşterilerinin Talepleri Hk. (Tip 3 - Tip 1
Geçiş Talepleri)” başlıklı, ENERJİSA Satış Planlama ve Kanal Geliştirme Müdürlüğü
tarafından ENERJİSA çalışanlarına gönderilen e-postada aşağıdaki ifadeler yer
almaktadır:
23.12.2016 – Enerjisa Satış Planlama ve Kanal Geliştirme Müdürlüğü > Enerjisa
Çalışanları
Merhabalar,
Bildiğiniz gibi D2D'un aldığı deklarasyonlara istinaden Tip-3 gecisi yapılan
müşterilerden hatalı bilgilendirme nedeniyle sözleşme imzalandığı, sözleşmenin
aynı adresteki başka bir kişi tarafından imzalanmış olduğu vs. sebeplerle
sözleşmenin iptal edilmesi yönünde talepler gelmektedir.
Söz konusu müşteriler MHM'ye geldiklerinde, Tip-3'te kalmaları yönünde
müşterilerle mutabakata varılamaması ve müşterilerin sözleşmeyi sonlandırma
taleplerinden vazgeçmemesi durumunda ters kayıt işlemi yapılmamalıdır.
Manuel abonelik ve tahliye işlemi yapma yetkisi olan keyuserlar tarafından
müşterilerin sözleşmeleri manuel olarak sonlandırılmalı ve yine manuel olarak
abonelik tesis edilmelidir. Yapılan yeni abonelik esnasında müşterilerden güvence
bedeli tahsil edilmemeli, yeni bir DASK yaptırılması talep edilmemelidir.
Yaratılan manuel aboneliğin müşterinin önceki regüle aboneliği ile
ilişkilendirilebilmesine yönelik olarak CRM'de geliştirmeler yapılacaktır. Geliştirme
tamamlandığında, sözleşme bilgilerinin toplu olarak CRM'e aktarılabilmesi için,
yukarıdaki şekilde manuel abonelik yapılan müşterilerin sözleşme bilgilerinin kaydı
(müşterinin güvence bedeli alımından yapılan yeni aboneliği ile Tip-3 geçişi
yapılmadan önceki aboneliğinin ilişkilendirilebilmesi için) tutulmalıdır.
Sözleme bilgilerinin kaydının ekte bir örneği paylaşılan tablo üzerinden, tablonun adi
ilgili MHM tarafından güncellenerek tutulması gerekmektedir.
Geliştirmeler tamamlandığında tarafınıza yeniden bilgi verilecektir.
iyi çalışmalar
(188) Belge 35: Kadıköy MHM’de yapılan yerinde incelemede edinilen belgeler arasında IA-
02 Formu’nun nasıl doldurulması gerektiğini gösteren aşağıdaki belge edinilmiştir.
“Eğer sözleşmede sadece limit altı tesisat varsa başlangıç tarihi alanı boş
bırakılmalıdır.
Eğer sözleşmede hem limit altı hem de serbest tüketici satışı varsa dönem
alanına serbest tüketici satışı varsa dönem alanına serbest tüketici tarifesinin
tedarik başlangıç tarihi yazılmalıdır.”
(189) Belge 36: Kadıköy Müşteri Hizmet Merkezinde yapılan yerinde incelemede elde edilen
“Haftalık Satış Toplantısı” adlı belgede yer alan ifadeler aşağıdaki gibidir:
18-27/461-224
79/436
Toplantı Tarihi: 2.10.2017 09:00
Konum: Aesaş. 5.Kat Teras Toplantı Odası / Ankara / Adana V.C.
Outlook Öğesine Bağlantı: burayı tıklayın
Katılımcılar
(…..) (Toplantı Düzenleyicisi)
(…..)
(…..)
(…..)
(…..)
(…..)
(…..)
(…..)
(…..)
(…..)
Notlar:
….
4. Sadece (…..) bölgesinde yekdemsiz satışlara devam edeceğiz. Osbler
bizim için dış bölgedir. Müşteriye çok net bilgilendirmeler yaparak
Yekdemsiz satarak devam edilebilir. İç bölgede Yekdemsiz satış
yapılmama kararı devam ediyor.
9. 1.132k st sözleşmesi var sistemde. 510k ok durumda 65k nok sahada e-
arsivl bu 65k tamamlanmaya çalışılıyor. Kalan evraklarda 40 %fire var.200k
Mhm ve dec switch evrağı yok.
Toplamda 400 K st sözleşmesi yok.
I.4.1.2. Deklarasyon İle İlgili Belgeler
(190) Belge 37: 10.09.2015 tarihinde Müşteri Hizmetleri Süreç Yöneticisi B. A. ile
aesasall@, baskent_musteri_hizmetleri@,
toroslarmhm@, ve musteriiliskilerimudurlugu@ kullanıcıları
arasında gerçekleşen yazışma içinde yer alan “RE: Deklerasyon kapsamında aksiyon
alınmış müşteriler hk. ” konulu e-postada şu ifadelere yer verilmektedir:
“Değerli Arkadaşlar merhaba,
Aşağıdaki yazımıza ufak birkaç eklememiz oldu. Bu değişiklikleri dikkate almanızı
rica ederiz.
Teşekkürler,
Deklarasyon kapsamında 4000 kWh’ı fiili olarak geçmiş ve taahhüdü evet seçilmiş
olduğu için bilgilendirme yaptığımız müşterilerimizin, geçişi kabul etmediğini
belirtmek üzere bize ulaşmaları durumunda Tip 3 geçiş işleminin iptalini sağlıyoruz.
Bu tip müşterilerimizin taahhüdü CRM’de “İptal” olarak değiştirilmediği durumda,
takip eden ayın raporlarında tekrar görünmekte ve bir sonraki ay tekrar geçiş için
bilgilendirme yapılmaktadır. Müşteri memnuniyetsizliği yaratan bu durumun
yaşanmaması için, Deklarasyon alınmış olduğu halde MHM’ye gelerek geçişi
istemediğini belirtten müşterilerde, durumlarda taahhüdün İptal olarak
düzeltilmesini önemle rica ederiz.
Not: Çağrı merkezini arayarak geçişi reddeden müşteriler için bu
güncellemeler Çağrı Merkezi çalışanları tarafından yapılmaktadır. Yukarıdaki
açıklama sadece MHM’ye gelerek geçişi reddettiklerini belirten müşteriler
içindir.”
18-27/461-224
80/436
(191) Belge 38: 02.03.2015 tarihinde B. A. ile aesasall@,
baskent_musteri_hizmetleri@ ve toroslarmhm@
kullanıcıları arasında gerçekleşen yazışma içinde yer alan “3 TO 3 FIRSAT GİRİŞLERİ
HAKKINDA” konulu e-postada şu ifadelere yer verilmektedir:
“Değerli Arkadaşlar merhaba,
Aşağıdaki maile istinaden; bir takım soruları netleştirmek istedik.
1 yıllık ST sözleşmeleri (ağırlıklı sabit tarife ya da Tedaş minus) dolan müşterilerimiz
tele satış birimi tarafından aranmakta ve sözleşmelerinin yenilenmesi
sağlanmaktadır, ancak bazı müşteriler, tele satış tarafından ulaşılsa dahi MHM’ye
gelerek sözleşme yenileme işlemlerini yapmak istemektedirler. Burada mesken ya
da ticarethane ayrımı yoktur. Tüm müşterileri kapsamaktadır. Standart satış
sürecimizden farklı olarak yenileme işlemi (3 to 3) yapılacaktır. Bu amaçla MHM’ye
gelen müşterilerde önceliğimiz MHM’lerimizde bulunan ve mevcutta gerektiği zaman
kullandığımız sabit sözleşmeleri imzalatmak olacaktır. IA02 formu yenileme
sürecinde de imzalatılacaktır.
İkinci konu olarak; yenileme zamanları gelmiş, ancak aranıp hiçbir şekilde
ulaşılamayan müşteri grubu ile ilgilidir. Mesken tarifesine dahil bu tip müşteriler
regüle tarifeye çevrilmekte ve bununla ilgili olarak kendilerine bilgi mektubu
gönderilmektedir. Bu amaçla MHM’lerimize gelen müşterilere standart tarife
üzerinden satış yapılacaktır. Çünkü yenileme süreci bitmiş ve müşteri regüle tarifeye
düşmüştür. Bu nedenle, normal satış sürecimiz devam edecektir.
Bu müşterilerin bir kısmı PSS imzalamak için MHM’lere gelmemektedirler. Bu
durumda; sözleşmeleri olmadığı için usulsüz kullanıma girmektedirler. Bu konuyla
ilgili olarak ayrıca bilgi verilecektir.”
(192) Belge 39: 02.09.2015 tarihinde Müşteri Hizmetleri Müdürlüğü Adana İl Müdürü K. B.
tarafından bazı ENERJİSA çalışanlarına gönderilen “FW: DUY Değişikliği ve Switch
işlemleri Hkk. HATIRLATMA // IA_03 Kullanımı” konulu e-postada şu hususlara yer
verilmektedir:
“Arkadaşlar merhaba,
Bildiğiniz üzere IA 03 kullanımı tüm PMUM çıkışlarında kullanılması gerekmekte, bu
nedenle ters kayıt gerektirecek hatalı yapılan işlemlerde müşteriye ulaşamayacağımız
durumlar için beyan / satış alınırken IA 02 ile birlikte IA 03 imzalanmasının olası ileride
yaşayacağımız problemin önüne geçecektir.
Bu nedenle, bugünden itibaren tüm satış/beyanlarda IA 02 formu ile birlikte IA 03
forumunu da alacağız.
İstisnasız uygulanması için bilgilerinize sevgilerime,”
(193) Belge 40: 02.10.2015 tarihinde Yüreğir MHM Yöneticisi T. A. tarafından ENERJİSA
çalışanlarına gönderilen “Düzeltme: RE: Hatırlayma RE: Hatırlatma: FW: THY
DEĞİŞİKLİĞİ // PSS SONLANDIRMA FORMU // ST GEÇİŞLER” konulu e-postada şu
hususlara yer verilmektedir:
“Arkadaşlar,
Bir düzeltme yapmam gerekiyor; burdaki ayrı muhafaza, başka tedarikçiden gelen
formlar için. Biz abonelikte aldığımız evrakları birlikte muhafaza edeceğiz. Eğer başka
tedarikçiden bize form gelirse ayrı olarak muhafaza edeceğiz.”
…
“Arkadaşlar Merhaba,
Ek3ün hayatımıza girdiğini biliyorsunuz. Özetle her abonelikte ek3 (bir tür tahliye
evrakı) tarihsiz olarak müşteriye imzalatılacak, imzalayacağız, kaşeleyeceğiz ve ayrı
18-27/461-224
81/436
olarak muhafaza edeceğiz. Bildiğiniz gibi ia02 ve i303 Ierde de tarih atmayacağız.
Ayrıca bugün diğer tedarikçiye geçişi sağlanmış müşterilerin ibana para talep
edenlerinin ödemesinin yapılması gerekmekte. Ayrıca bunu da kontrol etmenizi rica
ederim.
Detaylı bilgi aşağıda (…..) Bey'in mailinde mevcut. Lütfen tekrar okuyun.”
(194) Belge 41: “AYRIŞMA VE FULL CRM PROJESİ GEÇİŞ DÖNEMİ EYLEM PLANI”
başlıklı belgede şu ifadeler yer almaktadır:
“SATIŞ VE DEKLARASYON İŞLEMLERİ:
1. ABONELİK veya TAHLİYE işlemi sırasında müşteri temsilcisi tarafından eski
sistemde, mevcut durumda olduğu gibi DEKLARASYON alanı ve BS
RAPORUNDAKİ TİP1B alanı kontrol edilir. DEKLARASYON alanı boş ise
DEKLARASYON TEKLİFİ yapılır, müşteri TİP1B ise SATIŞ SÖZLEŞMESİ TEKLİFİ
yapılır. Mevcut durumda olduğu üzere "SERBEST/SABİT TARİFE SATIŞ
SÖZLEŞMESİ", "İA02", "BİLGİ FORMU" müşteri ile imz
a altına alınır.
2. DEKLARASYON veya SATIŞ yapılan müşteri “Ayrışma Manuel İşlem
Tablosu”na işlenir ve CANLI ÖNCESİ sürecinde canlı sisteme girişi yapılır.
DİLEKÇE ve BAŞVURU İŞLEMLERİ
1. Müşterilerimizin talep ve başvuruları YAZILI DİLEKÇE veya MATBU BAŞVURU
FORMU ile alınır, üzerine barkod yapıştırılır ve CANLI ÖNCESİ sürecinde ilgili
kategoriler seçilerek canlı sisteme girişi yapılır.
2. Müşterimize, dilekçesinin sisteme girişi yapıldıktan sonra kendisine SMS ile Hizmet
Bileti Numarası ve işlem durumunun gönderileceği bilgisi verilir.
(195) Belge 42: 15.11.2016 tarihinde Yüreğir Müşteri Hizmetleri Yetkilisi G. A. tarafından
Müşteri Hizmetleri Temsilcisi S. A., Müşteri Hizmetleri Temsilcisi G. A., Müşteri
Hizmetleri Temsilcisi H. Ç., N. K.’ya gönderilen “geçmiş beyan listesi hakkında” konulu
e-postada şu ifadelere yer verilmektedir:
“Arkadaşlar
Geçmiş günlerdeki beyan listesinden sisteme muhattap ı girip st hakkı yeni kazanmış
tesisatlar var kontrollerini yapıp st girişine çevirebiliriz unutmayalım örneğin
01.09.2016 kendi beyanlarımı kontrol etmeye başladım 1 st yi yakaladım ”
(196) Belge 43: 09.12.2015 tarihinde Müşteri Hizmetleri Müdürlüğü Kilis MHM Takım
Yöneticisi B. E. A. tarafından ENERJİSA çalışanlarına gönderilen “RE: IA02 ve IA03
formları Kullanımı Hakkında” konulu e-posta şu şekildedir:
18-27/461-224
82/436
“Merhaba,
IA-02 formunu imzalatırken aşağıda belirttiğim durumlara dikkat etmenizi önemle rica
ederim.
Aynı muhatap numarasına hem satış yapıp hem de deklarasyon alıyorsak
satış tesisatları için ayrı, deklarasyon tesisatları için ayrı IA02
imzalatmamız gerekmektedir. (…)
Yapmış olduğumuz kesin satışlarda müşterimiz Ia02 formuna serbest
tüketici sözleşme başlangıç tarihini yazmalıdır. Sözleşmelerimiz süresiz
olduğu için bitiş tarihi yazılmayacaktır. Örnek olarak; 9.12.2015 tarihinde
satış işlemi ile müşteri 01.02.2015 tarihinde serbest tüketici olacaktır.
Buna istinaden IA02 formu tarih kısmına sözleşme başlangıcı olan
01.02.2015 tarihini yazmalıdır.
Deklarasyon aldığımız müşterilerde tarih kısmı boş kalacaktır.
ST imzalattığımız her müşteri için IA03 formu imzalatacağız ve tarih bölümünü boş
bırakacağız.”
(197) Belge 44: 25.07.2014’te Müşteri Hizmetleri Müdürlüğü Adana İl Müdürü K. B.
tarafından ENERJİSA çalışanlarına gönderilen “RE: YENİ PSS // ÇOK ÖNEMLİ //
BEYAN SÖZLEŞMESİ” konulu e-postada şu ifadeler yer almaktadır:
“(…)
Dün size göndermiş olduğum sözleşme Beyan yerine imzalatacağımız ileriki dönemi
kapsayan bir sözleşme. Abonelik işlemlerinde normal olarak PSS almaya ve St satışı
yaptığımız abonelerden serbest tüketici sözleşmesi almaya devam edeceğiz.
Bu sözleşmeyi abonelere anlatır ve imza için ikna ederken kullanmamız gereken en
önemli iki konu;
• Kendilerine bildirimde bulunmadan bu sözleşmenin hayta geçmeyeceği,
avantajdan yararlanmaları için yeniden bizim ofislerimize ulaşmalarına gerek
kalmaksızın verecekleri onay ile değişikliğin yapılabilmesi için bu sözleşmenin
alındığı,
Standart tarifeye geçiş yapılacağı için abonenin istediği zamanda tarifeden ayrılma
hakkının olduğu, herhangi bir bağlayıcılığı olmadığı (bunu gerekmedikçe
söylememekte fayda var50, ama ikna edersek kullanalım) …”
(198) Belge 45: 11.11.2015 tarihinde Müşteri Hizmetleri Süreç Yöneticisi B. A. tarafından
AESAŞ Bölge Müdürlüğü All, Toroslar Müşteri Hizmetleri, Başkent Müşteri Hizmetleri,
Müşteri İlişkileri Müdürlüğü’ne gönderilen “Ocak 2016 geçişli müşterilerin
bilgilendirilmesi hakkında” konulu e-postada şu ifadeler yer almaktadır:
“Deklarasyon sözleşmesi imzalayan müşterilerimizden serbest tüketiciliğe hak
kazananlar için bugün (11.11.2015) (…..) müşteriye, 2016 ocak itibariyle serbest
tarifeye geçişlerinin yapılacağına dair bilgilendirme SMS’i gönderilmiştir. Yine bu
kapsamda 16.11.2015 tarihinde yaklaşık (…..) müşterimize mektup ile bilgilendirme
yapılacaktır.
Bu nedenle; müşterilerimiz MHM’lerimizi ziyaret ederek bilgi almak isteyebilir ya da
işlem iptal talebinde bulunabilirler. (…)”
50 Vurgu tarafımızca eklenmiştir.
18-27/461-224
83/436
(199) Belge 46: Yerinde incelemede E. E.’den edinilen dokümanda deklarasyon
uygulamasına ilişkin çeşitli verilere rastlanılmıştır. Anılan dokümana aşağıda yer
verilmiştir:
(200) Belge 47: 16.11.2016 - 22.11.2016 tarihlerinde B. Ç., S. T., Güney Anadolu Satış
Bölge Müdürü A. E. A., AYESAŞ Özel Müşteriler Satış Bölgeler Müdürü G. S. S., P.
Ç., AYESAŞ Satış Destek ve Raporlama Memuru E. A. ve AYESAŞ Bireysel Satış
Destek Memuru H. Y. arasında gerçekleşen yazışma içerisinde yer alan “Şikayetçi olan
müşteriler hk” konulu e-postalarda şu ifadeler bulunmaktadır:
16.11.2016 – B. Ç. > S. T.
(…..) Bey Merhaba
Aşağıda (…..) Elektrik bayisi olan kişinin, şirketiniz hakkındaki tespitleri ile ilgili
yazısını görebilirsiniz.
Konuya müdahil olduğum için bunun kişisel bir hatadan kaynaklanabileceğini ve
EnerjiSA yetkililerini konu hakkında bilgilendirmek için izin istedim. Sizlerin bu
konuda ne kadar hassas olduğunuzu bildiğim için hem konu hakkında sizi
bilgilendirmek istedim.
Bu konuda makul bir açıklama duyacağımızdan şüphem yok. Sizin adınıza şirketinizi
savunabilmem için Şikayetçi olan müşteriler hk bu konuda bizi bilgilendirmenizi rica
ederim. Bu gayretlerinizin kendini bilmez kişilerce yıpratılması yazık olur.
18-27/461-224
84/436
Saygılarımla”
17.11.2016 – S. T. > A. E. A.
(…..),
Çebinden aşağıdaki mail geldi, nasıl bir cevap verebiliriz?
17.11.2016 – A. E. A. > S. T.
Kontrol ettik, işlemler Mhm değil, diğer kanallarda yapılmış
17.11.2016 – G. S. S. > P. Ç.
(…..) merhaba,
D2D işlemi var mı içlerinde ve sözleşmeleri ulaşılabilir bir yerde mi? Tşk.
21.11.2016 – E. A. > P. Ç., H. Y.
Günaydın
(…..) - pss
(…..) -st
(…..) -st
(…..) - st
(…..) - gnc Şubat ayı
Bunlar bizde. Diğer iki tesisatı bulamadım. (…..) cevap bekliyorum
21.11.2016 – E. A. > P. Ç., H. Y.
(…..)
(…..)
Dec switchmiş bu tesisatlar
21.11.2016 – P. Ç. > G. S. S.
(…..) selam,
2 tesisat haric diğerlerinin sozleşmeleri ekte. Dec. Sw. olanları arşivden talep ettik.
(…..) - D2D
(…..) -D2D
(…..) - D2D
(…..) - D2D
(…..) - D2D
(…..) - Dec. Sw.
(…..) - Dec. Sw.
22.11.2016 – G. S. S. > S. T.
(…..) merhaba,
Sözleşmelerden 2 tanesi dışındakiler ektedir. (…..) verdiği dilekçeler ile bizim
sözleşmelerindeki imzalar birbiri ile tutarlı olduğunu görüyorum. Dolayısıyla
müşterilerin haberi olmadan geçiş yapıldığına dair iddialar doğru değil bence. Bilgine
18-27/461-224
85/436
(201) Belge 48: Yukarıdaki e-posta ile iletilmiş olan 14.11.2016 tarihinde (…..) M.T.
tarafından M.T’ye ((…..)) gönderilen “Şikayetçi olan müşteriler hk.” konulu e-postada
şu hususlar yer almaktadır:
(…..) bey merhaba,
Karşı taleplerden toroslara imza atmadığını ve toroslar elektriğe geçmek istemediğini
söyleyen abonelerin pmum dilekçeleri ektedir.
Ayrıca Adana/Seyhanda bulunan Büyük postahane karşısında “Enerjisa Fatura Tim”
olarak açılmış işletmesinde Müşterilere güncelleme adı altında perakende sözleşme
imzalatılmaktadır.
Bunlarında örneği ektedir.
İyi çalışmalar. Saygılarımla
(202) Söz konusu e-posta ekinde yer alan dilekçelerden biri şu şekildedir:
“(…..) Abone numarası ile (…..)’den elektrik tedarik etmekteyim. (…..) tarafından
yapılan bilgilendirme ile Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği’nde
yapılan ve 1 Temmuz 2015 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik ile serbest tüketicilerin
elektrik tedarikçilerini değiştirebilmesi için mevcut tedarikçilerinden geçiş onayı
alınması uygulamasına son verildiği belirtilerek; aboneliğimin başka bir elektrik
tedarik şirketine geçirilmesi yönelik talepte bulunulduğu bildirilmiştir. Bu doğrultuda
bazı tedarik şirketlerinin abonelere yanlış ve yanıltıcı bilgilendirme yaparak onay
aldığı veya tamamen abonenin bilgi ve onayı dışında işlem yapabildiği belirtilmiş;
varsa bu yöndeki şikayetlerimizin Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği’nin 30/A
maddesi uyarıca Müdürlüğünüz’e ve EPDK’ya sunulabileceği belirtilmiştir. .
Bu kapsamda;
[ ] Yeni bir tedarik şirketine geçiş işlemlerim bilgim ve onayını dışında yapılmaktadır.
[X] Yeni bir tedarik şirketi ile sözleşme imzalamadım. Yeni bir tedarik şirketine
geçmeye onayım bulunmamaktadır.
[ ] Yanlış ve yanıltıcı bilgilendirdiğimi farkettim, yeni bir tedarik şirketine geçmek
istemiyorum.
[X] Mevcut tedarik şirketimle sözleşmem devam ediyor, yeni bir tedarik şirketine
geçmek istemiyorum.
Yukarıda belirttiğim nedenle başka bir tedarik şirketinden elektrik almak istemiyorum.
Mevcut tedarik şirketim olan (…..)’den elektrik almaya devam etmem konusunda
gerekli işlemlerin yapılmasını arz ve talep ederim.
Adı/Unvan: (…..)
Adres: (…..)
Abone Numarası: (…..)
Telefon Numarası: (…..)
İmza:
Bilgi ve Gereği
(…..).”
18-27/461-224
86/436
(203) Belge 49: BAŞKENT Çağrı Merkezi Takım Yöneticisi H. C.’nin bilgisayarında yapılan
incelemede elde edilen, 08.10.2015 tarihinde Müşteri Hizmetleri Temsilcisi H. K. ile
Çağrı Merkezi Takım Yöneticisi H. C. arasında şu konuşmalar yer almaktadır:
“(…..) @.tr [09:46]:
(…..) bey merhaba
(…..)
tip3 benım onayım olmadan geçirildiğini iddaa etmekte
daha önce tip3 e geçmiş sonra dilekce vererek tip1 geciş saglamıs
ancak tekrar tip3 olunca benım rızam olmadan gecirdiniz diye sıkıntı cıkarıyor suan
tip1 e geçişini istiyor
(…..) 09:41
(…..) Bey merhaba
dec kapsamında oluştururlmış bir fırsat
(…..) e mail atabilir misiniz müşterinin itiraz durumu ile ilgili
bu müsteriyi tip 1 nasıl geçiş yaptırabiliriz
(…..) [09:47]:
Merhaba
müşteri istemediğini belirttiği durumlarda taahhüt kısmı evet olarak bırakılmış
muhtemel
(…..) [09:47]:
evet
(…..) [09:47]:
o düzeltilmediği sürece raporlarda gelir
muhtemel buda öyle bir durum listede geldiği için aksiyon almışızdır
(…..) [09:48]:
anladım onu thmın ettım
nasil tip 1 geciş yapar sozlesmesi kapanmadan musterı cunku yenıden abone oldu
tekrar abone olmak ıstemıyorum diyor
(…..) [09:48]:
ekim geçişli mi?
(…..) [09:48]:
01.10.2015
dec olarak sanırım musterıyı ıkna edıyorum bı sn
(…..) [09:51]:
İlgili tesisat switch süreci tamamlanmış olduğundan, serbest tüketici geçiş tarihi
sonrasına tahliye ve regüle abonelik işlemleri ile aksiyon alınabilir
(…..) [09:51]:
tmm kapatma olmucak
musterıyı ıkna ettım sayılır
(…..) [09:52]:
ok
(…..) [09:53]:
Tmm musterıyı ıkna ettım
tekrar kapanmayacagı konusunda
eskıden kapanıyordu biliyorsunuz
tip3 olarak devam edecek
tsk ederım
(…..) [09:53]:
ben teşekkür ederim kolay gelsin”
18-27/461-224
87/436
(204) Belge 50: 31.03.2016 tarihinde Satış Opr. Takım Yöneticisi A. E. tarafından gönderilen
“(…..).” konulu e-postada şu hususlar yer almaktadır:
31.03.2016 – A. E. >Hukuk Satış
“Merhaba,
(…..) sayaçlarından bir tanesinden dec. alınmış ve 01.08.2015 tarihi itibariyle
Enerjisa’ ya ST portföyüne geçişi yapılmıştır. Dec. kapsamında alınan IA-02 formu
ve sözleşmeyi ekte paylaşıyorum. Söz konusu evraklarda tarih yok. (…..) tarafından
çıkarılan yetki belgesinin tarihini kontrol ettik 2014 yılında çıkarılmış fakat; geçiş
2015 yılında yapılıyor.
(…..) tarafından KİK kapsamında anlaşıldığı tarafımıza iletilmiş ve geriye dönük
olarak faturaların iptali ile GDDK işlemiyle tüketimin (…..)’ ye yansıtılması talep
edilmiştir. GDDK işlemi ile alınan enerji Enerjisa’dan silinip, (…..)’ ya yansıtılamıyor.
Bu sebepten faturalar iptal edilirse alınan enerji kadar zararımız olacak.
KİK hakkında detaylı bir bilgimiz olmaması sebebiyle geriye dönük faturaların iptali
ve geçiş işlemi hususunda görüşlerinizi paylaşabilir misiniz?
Teşekkürler.
@(…..) selam: Bilgimiz dahilinde olan tüm süreci özetlemeye çalıştık. Hukuk’ dan
gelen görüşe istinaden kuruma veya (…..)’ ya dönüşü sizler sağlayabilir misiniz?
Ekte kurum tarafından yazılan yazıyı ve yapılan geri dönüşü de paylaşıyorum.
Bizlerde operasyonu yürütüyor olacağız.”
(205) Belge 51: Çağrı Merkezi Takım Yöneticisi H. C.’nin bilgisayarında bulunan “MHM-
Deklerasyon Geçiş Süreci” isimli sunum dosyasında, deklarasyon sürecine dair
açıklamalar ve veriler ile süreçteki sorunlara yer verilmektedir. Söz konusu sunumda,
deklarasyonun hangi aşamada alındığı ve hangi süreçler sonunda satışa çevrildiği, bir
başka deyişle deklarasyon alınmış tüketicilerin serbest tüketici hakkı kazanması
halinde nasıl şirketin serbest tüketici portföyüne dahil edileceği şu şekilde
açıklanmıştır:
18-27/461-224
88/436
(206) Ayrıca, sunumun bir sonraki sayfasında müşterinin deklarasyon teklifini kabul ettiği
aşamada, müşteriye serbest tüketicilik hakkında yeterli bilgi verilmemesi, süreçteki
sorunlu alanlardan biri olarak sayılmıştır. Sunumda yer verilen deklarasyon ve satış
adetlerinin bölgelere göre dağılımı ise şu şekildedir:
(207) Bunun yanı sıra, Şubat ayında51 (…..) adet müşteriye ulaşıldığı, (…..) adet
deklarasyonun satışa çevrildiği, buna karşın (…..) adet iptal talebi alındığı belirtilmiştir.
Mart ayında ise (…..) adet müşterinin portföye dâhil edilmesinin beklendiği ifade
edilmiştir.
(208) Ayrıca, bilgilendirme için gönderilen örnek SMS ve mektuplara da aynı sunumda yer
verilmiştir. Bu örneklerden meskenlere gönderilen mektup aşağıda gösterilmiştir:
51 Şubat ifadesi ile 2016 yılının Şubat ayının kastedildiği sunumun geri kalanındaki veri tarihlerinden
anlaşılmaktadır.
18-27/461-224
89/436
(209) (…..):
18-27/461-224
90/436
(210) Belge 52: “RE Usulsüz Şikayet Hakkında EPDK Yazısı” başlıklı, ENERJİSA Satış
Operasyon Memuru M. B., ENERJİSA çalışanları N. K., BAŞKENT EDAŞ Alacak
Yönetimi Müdürü M. B., A. M. adlı kişiler arasında geçen yazışmalara ait e-postada
aşağıdaki ifadeler yer almaktadır.
29.02.2016 – N. K. > M. B.
Merhaba (…..) Bey,
Ekteki EPDK yazısı ile müşterinin bizi şikayet sözleşme olmaksızın portföyümüze
kaydettiğimiz tespit edildiği yazıyor.
Dilekçe ekinde yer alan tesisatlara ilişkin ikili anlaşmalar ile İA-02 formları talep
edilmektedir.
Şikayetlere ilişkin gerekli incelemeleri yaparak dönüş sağlayabilir misiniz?
Teşekkür ederiz.
(…..)
02.03.2016 – N. K. > M. B.
Merhaba (…..) Bey,
Ekli EPDK yazısına ilişkin ekteki yazı ile cevap verilmiş.
Söz konusu sözleşmelerde herhangi bir tarih bulunmuyor.
Bu durumda bu sözleşmeler acaba deklarasyon kapsamında yapılan ve sonrasında
SMS vs. bilgi gönderimi ile geçiş için onay alınarak mı portföyümüze alınıp alınmadığı
konusunda kısa bize bilgi verebilir misiniz?
Teşekkür ederiz.
(…..)
03.03.2016 – N. K. > M. B.
Merhaba (…..) Bey,
Ekli EPDK yazısına ilişkin ekteki yazı ile yazı cevabı hazırlanmış.
Söz konusu sözleşmelerde herhangi bir tarih bulunmuyor.
Bu durumda bu sözleşmeler acaba deklarasyon kapsamında yapılan ve sonrasında
SMS vs. bilgi gönderimi ile geçiş için onay alınarak mı portföyümüze alınıp alınmadığı
konusunda ve bu tip onay alınarak portföy geçişi sağlanmış ise söz konusu onaylara
ilişkin bilgi ve belgeleri yarın öğlene iletebilir misiniz?
Teşekkür ederiz.
(…..)
03.03.2016 – M. B. > N. K., A. M.
Merhaba,
İlgili abonelik deklarasyon kapsamında geçişi yapılmıştır.
@(…..) bey merhaba,
(…..) hanım’a konu hakkında yardımcı olabilir misiniz?
Teşekkürler,
İyi çalışmalar
(211) Belge 53: “Call Center'ın Ulaşamadığı Eligle Beyan Alınmış Müşteriler(MART)”
başlıklı, ENERJİSA İSTANBUL ANADOLU YAKASI Saha Müdürü U. Y. tarafından e-
posta adresleri @ uzantılı olan Beykoz MHM Takım Yöneticisi S. D., T,
Ö, Ç. E., C. K., D. Ö., S. S., B. H., K. D. adlı kişilere gönderilen e-postada aşağıdaki
ifadeler yer almaktadır. Bahse konu e-postanın ekinde yer alan “eligible Deklarasyonlar
Mart_2016.xlsx” başlıklı excel dosyasında (…..) ticarethane ve mesken müşterisinin
deklarasyon gerçekleştirildiğini gösteren bilgiler yer almaktadır.
18-27/461-224
91/436
29.06.2016 – U. Y. > S. D., S. Y., T. Ö, Ç. E., C. K., D. Ö., S. S., B. H., K. D.
Arkadaşlar Merhaba,
Sizlere daha önce yollamış olduğumuz Call Center’ın SMS atıp ulaşamadığı
müşterilerimizi arayarak onları ST yapabileceğiz. Vaktinizi efektif kullanabilmeniz için
listeyi fatura adetleri belirtilmeden size ekli dosyada paylaşıyorum.
1. Müşterileri aradığımızda artık tüketimlerinin ST olmak için yeterli hale geldiğini,
daha önceden de imzalarını aldığımızdan tek yapmaları gerekenin telefonda
onay vermeleri olduğunu söylememiz yeterli olacaktır.
2. Fatura borç sayısını bir sonraki mailde ileteceğim.
3. Her zaman olduğu gibi girdiğimiz her ST için bir HB açmaya devam edeceğiz.
Sadece bu çalışmaya özel içine IA02 ve IA03 yüklemeyeceğiz. Ama HB
açarken HB’yi kapalı seçmenizi ve hangi tarihte HB yaratıldığını içine
yazmanızı rica ederim.
4. Bu çalışma bittiğinde –ki ortak günümüz 04.02.2016 Cuma mesai bitimi olabilir.
Ama öncesinde tamamlayıp tamamlama bilgisini bana vermenizi rica ederim.
Çok zorlanacaksanız Pazartesi de iletebilirsiniz ama ST girişlerinin son
gününden önce yapmamız müşterinin 1 ay önceden bizden yararlanmasını
sağlayacaktır.
Bol Satışlı haftalar,
(212) Belge 54: AYESAŞ Pazarlama Uzmanı G. O. tarafından kaydedilen “Deklarasyon ve
Yenileme süreci hk.” Toplantı notunda yer alan “(…..) -Deklarasyon-Yenileme_surec”
başlıklı sunum içeriği aşağıdaki gibidir:
18-27/461-224
92/436
(213) Belge 55: Pendik MHM Takım Yöneticisi K. D., AYESAŞ Satış Saha Müdürü A. A. ve
ENERJİSA Toptan Satış Satış Müdürü Ü. D. arasında gerçekleşen “Migrasyon Öncesi
Deklarasyonlar Hk.” konu başlıklı e-posta yazışmalarında şu ifadeler yer almaktadır:
06.02.2017 – K. D. > A. A.
(…..) Merhaba,
Migrasyon öncesi deklarasyon aktivitesi olan müşterilerimiz masamıza işlem
yapmaya geldiğinde hem sistemdeki deklarasyon aktivitesini hem de fiili deklarasyon
evrakını güncellemek adına müşterilerimize deklarasyon imzalatmaktayız.
Bu imzalattığımız deklarasyonu da ‘’EVET’’ olarak sistemde güncellemekteyiz.
Ayrıca yine bu sayede raporlarda ‘’tayin edilmedi’’ olarak gelen deklarasyonlarda
‘’EVET’’ olarak güncellenmiş oluyor.
Fakat geçen hafta başından itibaren örneğin migrasyondan önce ‘’EVET’’ olarak
gelen deklarasyonu tekrardan ‘’EVET’’ e çekemiyoruz, sadece ‘’İptal’’ veya ‘’ Hayır’’
a çekebiliyoruz.
Bizlere verilen deklarasyon hedeflerinde her masamıza oturan müşteriden
deklarasyon alacağımız ön görülerek verilmiştir. Bu şekilde sadece net deklarasyon
alabildiğimizden hedeflere ulaşmakta sıkıntı yaşayabileceğiz.
İyi Çalışmalar.
09.02.2017 – A. A. > K. D.
(…..) Merhaba,
Bu ay aşağıda bilgisini verdiğim yeni uygulama ile beyan sayılarımız düşmeye
başlamıştır.
18-27/461-224
93/436
Yani elimde fiili olarak alına beyan sayısı =Evet beyan (Mig. Sonrası) + Tayin
Edilmemiş beyan (Mig. Öncesi)= (…..)
Fakat sistemdeki Evet beyan =(…..)
Özetle bana gelen 3 müşteriden 1 i yeni beyan, 2 si daha önce beyan vermiş müşteri
oluyor. Bu 2 müşteriye beyan alsak bile fiili olarak sistem izin vermediğinden
aktiviteyi güncelleyemiyoruz.
Farklı bir aksiyon almaz isek ay sonu hedefin %35 i yapılabilir gözüküyor.
Toplam HAYIR/İPTAL EVET Tayin Edilmedi
İşlemler (…..) (…..) (…..) (…..)
Başvuru
Yönetimi
(…..) (…..) (…..) (…..)
Toplam (…..) (…..) (…..) (…..)
6% 35% 59%
İyi Çalışmalar.
09.02.2017 – A. A. > Ü. D.
(…..) Merhaba,
Toplantıda konuştuğumuz konu bence hızlıca aksiyon alınması gerekiyor,ay sonun
hedefe ulaşmak için.
(214) Belge 56: Enerjisa Elektrik Perakende Satış A.Ş. Müşteri Hizmetleri Grup Müdürü A.
Ö. K.’nın 10.10.2014 tarihinde, BAŞKENT Müşteri Hizmetleri, TOROSLAR Müşteri
Hizmetleri ve AYESAŞ Bölge Müdürlüğü elektronik posta adreslerine atmış olduğu
“Bilgilendirme” konu başlıklı e-postada aşağıdaki ifadelere yer verilmiştir:
“Değerli arkadaşlar,
Sahadaki gözlemlerimiz sonucunda satış, deklarasyon ve abonelik işlemleri ile ilgili
bazı konularda bölgeler arasında standardizasyonun sağlanamadığı tespit edilmiştir.
Bu durum sistemde yaptığımız işaretlemelerde yanlışlıklara yol açmakta ve bu
nedenle de raporlarda sapmalar ortaya çıkmaktadır. İşlem standardizasyonunu
sağlamak, hataları ve prosedür dışı uygulamaları ortadan kaldırmak amacıyla
aşağıdaki konulara dikkatinizi çekmek isterim;
Bir müşterimizde satış yapıldığında ekteki satış sözleşmemiz imzalanmaktadır. Bu
sözleşmenin 6.2.a ve 6.2.b maddeleri, sırasıyla “serbest tüketici niteliğini henüz
kazanmamış olan müşteriler” ile “hali hazırda serbest tüketici olan ya da limitin
üzerinde tüketimde bulunacağını taahhüt eden müşteriler” için geçerlidir. Ancak bir
müşterinin birden fazla tesisatı olduğunda hem satış hem de deklarasyon tek bir
sözleşme kapsamında yapılabilmektedir. Buna göre aşağıdaki örnekleri incelemenizi
rica ederim:
Örnek1: Bir müşterinin iki tesisatı varsa ve bunlardan birine müşterinin 135 TL.nin
üzerinde tüketim yapacağı taahhüdü ile satış yaptığımız, diğer tesisatı için ise
deklarasyona ikna ettiğimiz durumda, ekli sözleşmenin 4.3 maddesindeki tesisatlar
tablosuna her iki tesisat da yazılacaktır. Satış yapılan tesisatın girişi daha sonra fırsat
ekranından yapılacak, ancak deklarasyon alınan tesisatla ilgili olarak serbest tüketici
limitinde bir değişiklik olana kadar herhangi bir işlem yapılmayacaktır. Satışlar fırsat
raporlarından çekilmektedir. Ancak deklarasyonun da raporlanabilmesi amacıyla
CRM tanıtıcı ekranında ekte görülebileceği gibi “taahhütlü mü” kutucuğunda mutlaka
“evet” seçeneği işaretlenecektir.
18-27/461-224
94/436
Örnek2: Bir müşterinin 2 tesisatı varsa ve bunlardan birine müşterinin 135 TL.nin
üzerinde tüketim yapacağı taahhüdü ile satış yaptığımız, diğer tesisatı için ise
deklarasyona ikna edemediğimiz durumda, ekli sözleşmenin 4.3 maddesindeki
tesisatlar tablosuna sadece satış yapılan tesisat yazılacaktır. Satış yapılan tesisatın
girişi daha sonra fırsat ekranından yapılacaktır. Bu işlemde deklarasyon
gerçekleştirilemediği için “taahhütlü mü” kutucuğunda kesinlikle “evet”
işaretlenmeyecektir. Müşteriye satışın tüketim taahhüdü karşılığında yapılmış olması
ayrı bir şeydir ve CRM’deki taahhüt kısmının doldurulmasını gerektirmemektedir.
Örnek3: Bir müşterinin sadece tek tesisatı olduğu ve buna deklarasyon alındığı
durumda, sözleşmenin 4.3 maddesindeki tabloya bu tesisat yazılacak ve CRM’de
taahhüt kutucuğu “evet” olarak işaretlenecektir.
Örnek4: Bir müşterinin sadece tek tesisatı olduğu ve buna satış yapıldığı durumda,
sözleşmenin 4.3 maddesindeki tabloya bu tesisat yazılacak ve CRM’de taahhüt
kutucuğu kesinlikle işaretlenmeyecektir. Müşteriye yapılan satış müşterinin 135
TL.nin üzerinde tüketim taahhüdü karşılığında da yapılmış olsa, bu farklı bir şeydir
ve taahhüt kutucuğu bu amaçla kullanılmayıp, deklarasyonun alınmış olduğunu
belirtmek için kullanılmaktadır.
Bilgi güncelleme projesi kapsamında gelen müşterilerin bazıları usulsüz kullanım
yapmakta olan müşterilerdir. Müşterilerin abonelikleri üzerlerine almaları esnasında
Güvence Bedeli’nin abonelik sırasında tek ödemeli ya da taksitli olarak mutlaka
alınması gerekmektedir. Güvence bedeli alınmaksızın hiçbir abonelik işlemi
yapılmayacaktır.
Bildiğiniz gibi satış yaptığımız müşterilere verilen fiyat ekinde sözleşmenin akdi
sırasında geçerli olan fiyat yazmaktadır. Sözleşmenin akdi sırasında geçerli olan
fiyat, sözleşmenin geçerlik kazandığı tarih itibariyle değişebilmektedir. Örneğin şu
anda 19,73 Krş/kWh olan ticarethane birim fiyatı, Kasım başında Enerji ÜFE’sine
göre değişecektir. Eylül ayında satışlarını gerçekleştirdiğiniz ve ilk defa Kasım
ayında portföye girecek müşteriler, yenilenmiş fiyat üzerinden faturalanacaklardır.
Bu bilginin müşterilere verilmesi çok önemlidir. Müşterilere fiyatın sözleşmenin
imzalandığı ay itibariyle geçerli olan mevcut fiyat olduğu, serbest tarifenin geçerli
hale geldiği ay itibariyle fiyatın Enerji ÜFE’sine göre bir miktar değişebileceği
anlatılmalıdır. Konu müşterilerle paylaşılırken, ekte fiyatın yazdığı bölüme tükenmez
kalemle “....... ayında geçerli fiyattır” yazılması uygun olacaktır.
Başkent’te Ankara’da 13 Ekim P.tesi günü, Toroslar’da ise Adana’da 15 Ekim
Çarşamba günü Bireysel ve Küçük Ölçekli Müşteriler Satış Müdürlüğü bünyesinde
çalışan saha satış ekipleri sahada satış yapmaya başlayacaklardır. Daha sonra bu
ekiplerin çalışma alanları genişleyecektir. Bu nedenle bazı müşteriler konuyla ilgili
sizden bilgi almak isteyebilirler. Ekiplerimiz, üzerinde şirket logolarımızın bulunduğu
lacivert renkli t-shirt’ler ve yaka kartları ile çalışacaktırlar. Müşteriler bu ekipler ile
ilgili soru sorduğunda, giyimi ve yaka kartını sorgulamak kaydıyla teyit verebilirsiniz.
Bu ekipler, MHM’lerimizden farklı olarak “Düzenlemeye Tabi Tarife üzerinden
iskontolu” olarak satış yapmaktadırlar. MHM’lerimizde şu anda bu tarife üzerinden
satış yapılmamaktadır. Müşterinin bu tarifeyle ilgili talebi olması durumunda Takım
Yöneticilerimiz vasıtasıyla Bölge Müdürlerimize danışılmak suretiyle aksiyon
alınacaktır. Saha ekipleri tarafından ikna edilmiş olan müşterilerin imzalı
dökümanlarını getirmiş olmaları durumunda bu dökümanlar ilgili Takım Yöneticileri
tarafından aşağıdaki adrese gönderilecektir;
Telesatış Departmanı
18-27/461-224
95/436
Bağlarbaşı Mahallesi Refahevler Sok. No:2/1 34844 Maltepe İstanbul
Süreçlerinizin hızlandırılması çalışması kapsamında, işlem sırasında vakit kaybına
neden olan bazı gereksiz Pop-Up’lar Operasyon Gelişim, İş Uygulamaları ve Müşteri
Hizmetleri Grup Müdürlüklerinin ortak çalışması sonucunda 17 Ekim itibariyle
kaldırılacaktır. Bunlarla ilgili detay bilgiyi ve görselleri ekte bulabilirsiniz. Bu
değişiklikler süreci hızlandırmakla ilgili ilk adımlar olup geliştirmeler devam edecektir.
Bilgilerinizi ve hassasiyetinizi rica ediyor, tüm bu değişim ve iyileştirmelerin hayırlı
olmasını diliyorum.
Sevgilerimle.”
(215) Belge 57: 04.10.201 tarihinde BAŞKENT Gölbaşı/Ş.Koçhisar Satış Takım Lideri B. G.
ile BAŞKENT Keçiören Satış Takım Lideri D. B. arasında gerçekleşen konuşma
aşağıdaki gibidir:
B. G. 17:24
Canım
bir şey rica edebilir miyim
arkadaşlar beyanlarını listeleyecekler
D. B. 17:24
buyur
B. G. 17:25
bizimle haziran ayı gibi barkod okutarak excele düşecek bir format hazırlamışlardı
diye hatılıyorum
sen de hatırladın mı
D. B. 17:26
hatırlamıyorum ama benim bildiğim bir boş excel açıp barkodu okuttuğunda direkt o
excele atıyor
B. G. 17:26
hımm deneyelim
D. B. 17:26
denedim atıyor
ama sadece barkodu atıyor,tesisatı atmıyor
B. G. 17:27
:(
B. G. 17:34
evet sadece barkod atıyor
bu bizim işimize yaramaz ama değil mi
D. B. 17:43
yaramaz:(
işlemlerden rapor çek
zaten her abonelik işleminde deklarasyon alıyoruz
B. G. 17:45
peki öyle yapalım
18-27/461-224
96/436
(216) Belge 58: 05.10.2017 tarihinde BAŞKENT Satış Saha Yöneticisi G. G. tarafından
BAŞKENT Keçiören Satış Takım Lideri D. B. ve BAŞKENT Çankırı Satış Takım Lideri
M. G.’ye atılan “FW: Eylül’17 Performans Raporları” başlıklı e-postanın ekinde yer alan
“Eylül'17 YTD Kanal Bazlı Kesin Kayıt” başlıklı excel tablosunda 2017 yılında yapılan
deklerasyon sözleşme sayıları yer almakta olup, buna göre 2017'nin ilk dokuz ayında
(…..) deklerasyon alındığı görülmektedir:
(217) Belge 59: 24.02.2017 tarihinde BAŞKENT Keçiören Satış Takım Lideri D. B.
tarafından BAŞKENT Satış Saha Müdürü (Başkent 2. Bölge) G. G. tarafından
05.09.2016 tarihinde AYESAŞ Müşteri İlişkileri Grup Müdürü A. Ö. K., BAŞKENT
Keçiören Satış Takım Lideri D. B., BAŞKENT Müşteri Hizmetleri Uzmanı F. Y.,
BAŞKENT Müşteri Hizmetleri Yetkilisi H. S., BAŞKENT Beypazarı Satış Takım Lideri
H. T., BAŞKENT Sincan Satış Takım Lideri H. B. M., BAŞKENT Etimesgut Satış Takım
Lideri Ö. T., BAŞKENT Yenimahalle Satış Takım Lideri S. S., BAŞKENT Polatlı Satış
Takım Lideri T. M.’ye gönderilen “RE: Ağustos Hedef Gerçekleşmeler” başlıklı e-
postada aşağıdakiler ifade edilmiştir:
“(…..) Bey merhaba,
Bizim de ilk önceliğimiz performans hedeflerimize uygun olarak oranlar. Yılın
başından bu yana sürekli performansımızı arttırıyoruz. Aşağıda abonelik, başvuru ve
karma olarak Başkent 2 bölgesinin satış çevirme oranlarının trendini görebilirsiniz.
Başvuruda 4 aydır 90% üzerindeyiz, abonelikte ise geçen ay 88%’i gördük. Ekip
arkadaşlarım aylık raporların yanı sıra günlük olarak da satış raporu çekerek
kaçırmamaya özen gösteriyor. Ağustos ayında toplamda (…..) satışımız var ve kaçan
satış ise 45. Bu 45 tanenin 80%’den fazlasını filtreleme metrikleri nedeniyle satışa
uygun olmayan (borç İtiraz, kurumsal müşteri, müşteri segmentinin farklı görünmesi)
müşteriler oluşturuyor. Müşteriyi ikna edemememiz ya da gözden kaçırma nedeniyle
kaçan satışımız aylık 5-10 civarında. Bunların da takibini yaparak satışa çevirmeye
çalışıyoruz. Ekip arkadaşlarım bu farkındalığı MHM çalışanlarına da yansıtmış
durumda, kendilerine teşekkür ediyorum.
Adet hedefi ve raporlamasını sizin de dediğiniz gibi kaslarımızı olabildiğince
güçlendirmek ve potansiyel havuzuna girmeyen müşterilere de satışı yapabilmek için
devreye aldık.
Yılın sonunda satış çevirmede hem abonelikte hem de başvuruda hedefimiz 120%
HG sağlamak. Beyan, işlem ve bekleme süreleri, sınav, müşteri memnuniyeti
hedeflerimizi de aynı hassasiyetle takip ediyoruz.
Yönlendirmeniz için teşekkürler, iyi çalışmalar.”
(218) Yukarıda bahsedilen e-postaya cevaben, A. Ö. K. tarafından gönderilen cevabi e-
postada aşağıdaki hususlar belirtilmiştir:
“(…..),
Rasyolar iyi gidiyor, abonelikteki hedefimiz olan %85’i ikinci 6 aylık periyodun
ortalamasında yakalamanızı bekliyorum.
Deklarasyon rasyolarında da abonelik sırasında %85, başvuru işlemlerinde ise
%70’lik hedefimiz var biliyorsun.
O grafikleri de paylaşırsan memnun olurum.
Sevgiler…”
18-27/461-224
97/436
(219) Belge 60: Keçiören Satış Takım Lideri D. B.’nin bilgisayarında yapılan yerinde
incelemede elde edilen V. P., MHM Antakya Takım Yöneticisi M. E., N. K., O. Ö., A. E.
A. arasında gerçekleşen yazışma içinde yer alan “IA03 Formu Deklerasyon Alınırken
İmzalatılması Hk.” başlıklı e-postalarda şu ifadeler bulunmaktadır:
05.11.2015 – V. P. > M. E.
Merhaba (…..) Hanım,
02.11.2015 tarhinde müşterimize deklerasyon evrakları imzalatırken ,IA03
formunun İptal formu olduğunu fark etti ve neden bu evrağı imzalattığımızı sorarak
şikayette bulunacağını belirtti.Müşterimize detaylı açıklama yapılmış olmasına
rağmen iptal formunun abonelik devam ederken hiçbir şekilde imzalatılamayacağı
ve bunun suç olduğunu belirterek ilgili yerlere konuyu taşıyacağını belirtti.Bunun
üzerine imzalatılan evraklar inceleme yapması için müşterimize teslim edilerek
güvensizliğinin oratadan kaldırılması sağlanmaya çalışıldı fakat müşterimiz İptal
formundan kaynaklı bir şikayetinin devamlılığını bildirdi.
Bilgilerinize
İyi Çalışmalar.
05.11.2015 – M. E. > N. K.
(…..) Hanım merhaba,
Bu, aynı şekilde yaşadığımız ikinci işlem. Her iki işlemde de kişiler, yeni imzalanan
ve devam eden bir sözleşme var iken IA03 formunun kendilerine
imzaltılamayacağını belirttiler. Bu şekilde bir form imzalamanın, kendileri için
keyfiyetle ve tek taraflı olarak sözleşme fesih ihtimali yarattığını ve bu durumdan
şikayetçi olacaklarını bildirmişlerdir. Bu bir sorun yaratır mı? Sizinle de paylaşmak
istedim.
Saygılarımla,
09.11.2015 – O. Ö. > M. E. ve N. K.
(…..) hanım, merhaba
Diğer bölgelerden de böyle talepler geldi mi diye arkadaşlarımıza sordum,
İlk kez bizim bölgeden gelmiş sanırım,
Sizin de bildiğiniz gibi bu form, serbest tüketici sayaçlarını portföylerine ekleme ve
portföyden çıkarmaya ilişkin taleplerinden vazgeçilmesi durumunda alınan bir form,
Müşteriye , bu evrağın keyfi alınmadığını, dengeleme ve uzlaştırma yönetmeliği
gereği alındığını, Şirketimizin kendilerinin haberi olmadan keyfekeder işlem
yapmayacağını bu tür durumlarda bildirebilirsiniz
Deklarasyon alınırken, aslında alınması şart olan bir form değil,
ama operasyonel takip açısından, sonradan müşteriyi bulmak, formu imzalatmak
takibi zor olan bir iş olması sebebiyle en baştan alınması öngörülmüştür.
Saygılarımla
09.11.2015 – A. E. A. >Toroslar Müşteri Hizmetleri Yöneticileri
(toroslarmhm_yoneticileri@)
Arkadaşlar,
İstisnasız her deklarasyon sonrası imzalatıyoruz. Sonuçta iptal bildirimi ancak bizi
sorumluluk altında tutuyor...
Konu müşteriye nasıl aktardığımız ile ilgili..
Teşekkürler
18-27/461-224
98/436
(220) Belge 61: Keçiören Satış Takım Lideri D. B.’nin bilgisayarında yapılan yerinde
incelemede elde edilen, MHM Grup Genel Müdürü A. Ö. K.’nın 19.08.2016 tarihinde
BASKENT Müşteri Hizmetleri baskent_musteri_hizmetleri@, AYESAŞ
Bolge Müdürlüğü All AYESAŞall@, TOROSLAR Müşteri Hızımetlerı
Müşteri İlişkileri Müdürlüğü (musteriiliskilerimudurlugu@) ve
toroslarmhm@’a atmış olduğu “Satış Performansımız” başlıklı e-postada
şunlar ifade edilmiştir:
“Değerli Arkadaşlar,
Gururla belirtmek isterim ki; Ağustos ayı başlangıçlı serbest tarife geçişlerinde yaklaşık
(…..) adetlik satış MHM’lerimizden gelmiş durumda.
Bunun yanı sıra yaklaşık 10.600 tesisatın da geçişleri deklarasyonlar ile yapılmış.
Burada da aslan payı bildiğiniz gibi MHM’lerimizin…
Dolayısıyla tüketim beyanının 2015 Mart ayında ortadan kalkmasından sonra, tekrardan
bir ayda yaklaşık (…..) tesisatın serbest tarifelere dönüşümüne katkı sağlamayı
başarmış bir ekip olduk.
Hepinize tek tek teşekkür ediyorum. Şirketimiz karlılığı ve dolayısıyla da geleceği
açısından son derece önemli olan bir başarıya imza attık.
2017 yılında oldukça zorlu hedefler bizi bekliyor. Ancak ben bugüne kadar
yaptıklarımıza bakarak, bu ekibin tüm bu zorlu hedeflere ulaşabileceğine canı gönülden
inanıyor, bu vesileyle hepinize keyifli, güzel bir hafta sonu diliyorum.
Sevgilerimle.”
(221) Belge 62: 03.01.2017 tarihinde Sarıgazi MHM Takım Yöneticisi D. P. ve A. Y. arasında
gerçekleşen e-postada şu ifadeler yer almaktadır:
D. P. 08:46:
(…..) Selam
(…..)
bu tesisatı satış listende göremedim
satış için uygun görünüyor
kontrol edermisin acilen
A. Y. 08:56:
(…..) hanım bir kişye kapama yaptığımda diğer tesisatı için arşiv kapak alıp
çıkartmıştım onuda öyle arşivleyelim dişye ama bu kişi o mu beyan evrağı var mı?
daha doğrusu siz evraklardan mı kontrol ediyorsunuz?
D. P. 08:56:
hayır ben sistemden kontrol ediyorum
A. Y. 08:57:
çünkü bir kişi çok beklediği için kapamada beyan doldurmamıştı vaktim yok demişti
hangisi onu isim olarak hatırlamıyorum
açtığım değil diğer tesisatta st olduğunu görmüştüm çünkü
D. P. 08:57:
deklerasyonunu sen kontrol edebilirsin, ama vaktim yok diye birşsey yok dün
dediğimiz gibi dekl. ve st evrağı imzalatacağız mutlaka
ben sistemden işlem yaptığınız muhatapları çektim
kaçırmış gibi görünüyorsun şu an
A. Y. 08:58:
burdaki evraklarımdan bir bakıyorum hemen
18-27/461-224
99/436
A. Y. 09:38:
(…..) hanım bu müşteri o vaktimy ok deyip imzalamayandı
D. P. 09:40:
ona ulaşıyoruz sözleşme evrağınız eksik diyoruz
davet ediyoruz
allem ediyoruz kallem ediyoruz imalatıyoruz (…..)
ve bir daha kaçırmıyoruz
A. Y. 09:40:
telefonla arayıp indirim hakkınızdan şu tesiaat için faydalandırıyorum vaktiniz yoktu
imzalayamamıştınız ama faydalanın diye bilgi vereyim mi
ters bir müşteriydi de dün
öyle müşterileri zorlamıyoruz sıkıntı çıkaracaklarla uğraşmıyorduk çok bekleyen
varken, (…..) bey öyle diyordu (…..) hanım
bundan sonra olursa size bilgi veririm ikna edemezsem destek alırım o halde
D. P. 09:41:
arayıp davet et , çok zor gelmez sanmıyorum ama dene artık evrak kaçırmayacağız
dün de dediğim gibi
artık birinci önceliğimiz bu
yaptığın işlemden bile önce
o kadar söyliyim
A. Y. 09:41:
biliyorum da dediğiniz gibi ayda 1,2 bu tip insanlar geliyor benimkide oydu :D
tabiii farkındayım
tamamdır davet ederim
D. P. 09:42:
:) aaa sanmıyorum sen bundan o imzayı alabilirdin bence
A. Y. 09:42:
yani ben çok ters insanlara ısrar etmiyorum, dedğim gibi bundan sonrada olursa
sizden destek alırım ya da jale hanıma yönlendirim nasıl derseniz ;)
D. P. 09:43:
herzaman yardımcı oluruz
faydasına olduğunu anlatırsan ters de olsa imzalar
A. Y. 09:43:
;) teşekkürler
biraz beklediler ya dün ondan bazıları sinirliydi, kaynarcaya gitmemiş iyiki :D
ben arar çağırırım (…..) hnm bugün sakinleşmiştir inş :D
D. P. 09:44:
düşün oralarda 1 saatten fazla bekleyen insanlardan alıyoruz her evrağı
nasıl alınıyor?
almak durumundaysak her şartta alırız
A. Y. 09:46:
işte dediğim gibi bazıları ters, kişilik meselesi
bundan sonra ikna edene kadar işlemini yapmıycam hehe :D
o zaman kapamayı yapmıyorum dicem ;)
(…)
18-27/461-224
100/436
(222) Belge 63: AYESAŞ Pazarlama Uzmanı B. D. Ü., H. S. T., E. E., AYESAŞ Özel
Müşteriler Satış Bölgeler Müdürü G. S. S., AYESAŞ Dudullu MHM Takım Yöneticisi H.
K., BAŞKENT Satış Operasyon Uzmanı A. Ö., BAŞKENT Çağrı Merkezi Takım
Yöneticisi H. C. ve BAŞKENT Satış Operasyon Memuru C. V. arasında gerçekleşen
yazışmalar içinde “Geçiş Hakkında Bilgilendirme Rica Ediyorum / (…..)” başlıklı e-
postalarda aşağıdaki ifadelere yer verilmektedir:
08.11.2015 – B. D. Ü. > H. S. T., E. E.:
Arkadaşlar merhaba,
Geçen gün SMS ile tarife değişikliği yapıldığına dair haberlendirildim, yanlışlık oldu
sanmıştım ama şu anda işlem yapılacağını CRM’den baktığımda görüyorum. Benim
haberim olmadan bu geçişi kim onayladı? Bilgi verebilirseniz sevinirim.
Teşekkürler
08.11.2015 – G. S. S. > B. D. Ü.:
(…..) merhaba,
Bu abonelik için zamanında deklarasyon imzalamış olabilir misiniz? Bu tesisate
standart tarife için işlem yapılmış.
Tşk.
09.11.2015 – B. D. Ü. > G. S. S.:
Günaydın (…..),
Deklarasyon imzaladığımı sanmıyorum, sadece sözleşme imzalayıp DASK ve Kira
sözleşmesi ile MHM’ye maillemiştim. Hatta gönderdiğim evrak ta ekte. İşlemin iptali
için nasıl ilerleyelim?
Teşekkürler.
09.11.2015 – B. D. Ü. > H. K.:
(…..) merhaba,
Bu konu ile ilgili yardımcı olabilir misin? Bilgim dışında deklarasyon yapılmış. İptal
edelim, imzalı bir evrak yok diye hatırlıyorum çünkü. Yanlışlıkla oldu muhtemelen.
Teşekkürler.
09.11.2015 – H. K. > A. Ö.:
(…..) hanım merhaba, 12.04.2014 tarihinde (…..) Hanım’ın eşine sözleşme
yapmıştık ancak deklarasyon alıp almadığımızdan arşiv dosyalarına
ulaşamadığımızdan emin olamadık, (…..) Hanım fırsatın iptalini talep etmektedir
konu hk. yardımcı olabilir misiniz.
09.11.2015 A. Ö. > B. D. Ü.:
Merhaba ,
Tesisat numarasını belirtebilir misiniz?
Teşekkürler,
09.11.2015 – B. D. Ü. > A. Ö.:
(…..) merhaba,
Hangi tesisat olduğunu bilmiyorum, muhtemelen üsttekidir.
18-27/461-224
101/436
İyi çalışmalar.
09.11.2015 – A. Ö. > B. D. Ü., H. C.:
Merhaba,
Tesisatlara ait bilgiler aşağıdaki gibidir;
(…..) tesisat 01.11.2015 tarihli dec. kapsamında perakende geçişi
gerçekleştirilmiştir.
(…..) tesisat için serbest tüketiciye geçişi bulunmamaktadır.
@ (…..) Bey merhaba, (…..) tesisat dec. kapsamında olması nedeni ile sözleşme
konusunda yardımcı olabilir misiniz?
Teşekkürler,
İyi çalışmalar.
09.11.2015 – H. C. > C. V.:
(…..) merhaba,
(…..) ait tesisatın deklarasyon kapsamında geçişi yapıldı. İptali için desteğini
bekliyoruz.
Teşekkürler
Kolay gelsin.
(223) Belge 64: 13.10.2017 tarihinde ENERJİSA Başkent Perakende Bireysel Müşteriler
Saha Satış Yöneticisi E. G. tarafından adresine
gönderilen “Eylül performans raporları” başlıklı e-postada şu ifadeler yer almaktadır:
Merhaba arkadaşlar,
Eylül ayı performans raporları ektedir,
İncelemenizi rica ederim,
İyi Çalışmalar
(…..TİCARİ SIR…..)
18-27/461-224
102/436
(224) Söz konusu tablodan, sadece Eylül ayında üç bölgede toplam (…..) den deklerasyon
alındığı anlaşılmaktadır.
(225) Belge 65: ENERJİSA Satış Planlama ve Kanal Geliştirme Müdürlüğü tarafından
13.10.2017 tarihinde, ENERJİSA çalışanlarının bir bölümüne gönderilen “Satış
Bilgilendirme// Yeni Sözleşmelerdeki Değişiklikler” konu başlıklı e-postada aşağıdaki
hususlar ifade edilmiştir:
“Merhabalar,
Yeni sözleşmelerin kullanımının başlaması ile ilgili olarak sözleşme, ön sözleşme ve
müşteri bilgilendirme formunda eski formlarımıza göre değişen noktaları aşağıda
iletiyoruz.
Ekiplerinizi konu hakkında bilgilendirirseniz seviniriz.
İyi çalışmalar.
Ön Sözleşme
1. Ön Sözleşme ve Sözleşmenin dikkatler onumasına ilişkin uyarı
başlığının altına alınarak, ifade geliştirilmiştir.
2. Sözleşmenin kurulmasına ilişkin teklif, 1 yıldan 2 yıla çıkartılmıştır.
3. Ön Sözleşmenin sona erme şartları düzenlenmiştir.
-Sözleşme yürürlüğe girerse
-Sözleşme teklifin geçerli olduğu 2 yıl içerisinde yürürlüğe girmezse
4. Sözleşmenin yürürlüğe girdiği tarihte Serbest Tarife yerine muadil bir
süresiz tarifenin teklif edilebileceği belirtilmiştir.
5. Herhangi bir bedel ödemeksizin sözleşmenin feshedilebileceğine
ilişkin ifadeler geliştirilmiştir.
6. Teklif yapılarak, sözleşmenin yürürlüğe girmesi üzerine öüşterinin
itiraz hakkının detayları belirtilmiştir.
7. Ön Sözleşmenin herhangi bir bedel ödemeksizin sözleşmenin
feshedilebileceğine ilişkin ifadeler eklenmiştir.
Sözleşme
1. Sözleşmenin yürürlüğü konusunda Ön Sözleşme hükümlerinin
öncelikli olduğu belirtilmiştir. (Zira sözleşme kural olarak imzalandığı
an yürülüğe girer. Ancak Ön Sözleşme’de 2 yıllık teklif süremiz
olduğu için, direkt satış olmayan durumlarda Sözleşme’nin yürürlüğü
de bu nedenle Ön Sözleşme’ye bağlanmış durumda)
2. Geciktirici şarta bağlı sözleşmelerin düzenlendiği 3.3. ve 3.4.
maddeler sözleşme metninden çıkartılmıştır.
3. Bilindiği üzere Müşteri Bilgilendirme Formu’nda bazı tarifelerimizin
detayları bulunuyor. Bu tarifeler dışında bir tarifenin uygulanması söz
konusu olacaksa müşteriye 30 gün öncesinde bildirim yapılarak,
tarife fiyatının ve koşullarının iletileceği belirtilmiştir.
4. Süreli tarifenin süresinin sonunda müşteriye ulaşılamaması
durumunda Serbest Tarife (buraya kadar aynı) ya da onun yerine
geçecek başka bir süresiz tarifenin uygulanacağı belirtilmiştir.
5. E-arşiv onayına ilişkin kısma yeni başlık eklenmiştir, onayın
müşteriye ait tüm PSS ve ikili anlaşmaları kapsamına yönelik ifadede
düzenleme yapılmıştır ve gönderim kanallarına ilişkin kutucuklar
eklenmiştir.
Müşteri Bilgilendirme Formu
18-27/461-224
103/436
1. Sözleşmenin yürürlüğe girme zamanının düzenlendiği 6.
Madde, yukarıda Sözleşme kapsamında yapılan değişikliğe (1.
Madde) paralel hale getirilmiştir.
2. Serbest Tarife’ye ilişkin Sözleşme’de yer alan %1,5’dan fazla
olan artışlardaki bildirim şartı buraya da eklenerek paralellik
sağlanmıştır.”
(226) Belge 66: Kadıköy MHM’de Satış Bölge Müdürü S. S.’ın bilgisayarında yapılan yerinde
incelemede elde edilen 12.10.2017 tarihli “SUNUM H.K.” başlıklı U. İ. G. tarafından S.
S.’ye gönderilen e-postada yer alan sunumun 31. slaytında aşağıdaki grafikler yer
almaktadır:
12.10.2017 – U. İ. G. > S. S.:
(…..TİCARİ SIR…..)
(227) Belge 67: 08.03.2017 tarihinde ENERJİSA Başkent Perakende Satış Saha Müdürü G.
G. tarafından bir takım ENERJİSA çalışanlarına gönderilen “Önemli” konulu e-postada
şu ifadeler bulunmaktadır:
Arkadaşlar günaydın,
Son dakika gelişmesi olarak; beyanı evet olan müşterilere satış yapmıyoruz
bugünden itibaren.
Dün giremediğiniz satışlar varsa, beyanı evet olan, onları hızlıca girin. Ancak
bugünden itibaren karşımıza gelen müşterinin beyanı “evet” işaretli ise,
tüketimlerinin 2.400’ü geçtiğinde sistemsel olarak serbest tüketici yapılacak olmaları
nedeniyle ST yapmıyoruz.
Önemle bilginize.
I.4.1.3. Dağıtım Şirketleri Bünyesindeki Rekabete Duyarlı Bilgilerin GTŞ’lerin
Erişimine Açılması ve Dağıtım Şirketlerinin GTŞ’lere Rekabeti Kısıtlayıcı Nitelikte
Avantaj Sağlaması Çerçevesinde Gerçekleştirilen Rekabeti Sınırlayıcı
Davranışlara İlişkin Belgeler
(228) Belge 68: 03.11.2016 tarihinde TOROSLAR EDAŞ çalışanı M. F. ile
toroslarkacak@ kullanıcısı arasında gerçekleşen yazışma içinde yer alan
“RE: Ayrışma Eğitim Notları – Hatırlatma” başlıklı e-posta ekinde yer alan “ayrışma
hatırlatma eğitimi kaçak.docx” isimli dosyada şu ifadeler bulunmaktadır:
“1. AYRIŞMA PROJESİ
Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği geçici 4. maddesi gereği dağıtım şirketleri ile
görevli tedarik şirketleri, farklı fiziksel ortam ve bilgi sistemleri alt yapısı kullanarak
hizmet vermeleri gerekmektedir. Bu bağlamda, Ayrışma Projesi, EPDK’nın almış
olduğu karar doğrultusunda perakende ve dağıtım şirketlerinin kullandığı bilişim
sistemlerinin ve hukuksal süreçlerin ayrılması için yapılmaktadır. Bu proje sonunda
da perakende firması süreçsel olarak diğer tedarikçi firmalar gibi ele alınacaktır.
İlgili madde gereği 21 Ocak 2015’ten bu yana çalışan ve hala çalışmaları hala devam
eden Ayrışma Projesi ile Dağıtım ve Perakende şirketleri için yeni birer IS_U (SAP)
18-27/461-224
104/436
sistemi kurulmuş ve veriler bu yeni sistemlere aktarılmıştır. Eski sistem, arşiv amaçlı
her iki şirket tarafından görüntülenebilecek şekilde kullanılabilecektir.
1.1 Perakende ve Dağıtım Sistemleri:
Mevcut işleyişimizde perakende ve dağıtım şirketleri aynı SAP sistemini
kullanmaktadır. Ayrışma projesi sonrasında sistemler ayrılacak ve her iki şirkette
kendine ait SAP sistemini kullanmaya başlayacaktır. Örnek verecek olursak mevcut
sistemde; perakende tarafında üretilen bir tahliye siparişi aynı sistem kullanıldığı için
dağıtım tarafına direkt olarak gelmektedir. Sistem altyapıları farklı olmadığı için
sistemin herhangi bir haberleşme kaynağına ihtiyacı bulunmamaktadır. Ancak
ayrışma projesi sonrasında farklı veri tabanları ve farklı SAP sistemleri kullanılacağı
için perakende firmasının yarattığı sipariş perakende firmasında kalacaktır. (Mevcut
durumda olduğu gibi dışarı akan bir bilgi olmayacaktır.) İşte burada yaratılan siparişin
dağıtım firmasına akması için bir haberleşme yapısına ihtiyaç duyulacaktır. Bu iki
SAP sistemi de IDEX ( Data Exchange Framework – Data Değişim Çerçevesi)
kullanarak haberleşeceklerdir. IDEX; IDOC’lar yardımıyla iki sistemin haberleşmesini
sağlayan bir SAP altyapısıdır. IDOC (Intermediate Document – Ara Belge) ise bir
SAP sisteminden başka bir SAP sistemine veya başka bir bilişim sistemine veri
taşımak veya almak için kullanılan elektronik mesajlara verilen isimdir. IDOC’lar ise
PDOC oluşturan yapılardır. PDOC (Process Document – Süreç Dökümanı) da ilgili
süreçler sonucunda oluşan alt haberleşme yapılarıdır.
(229) Belge 69: 21-22.11.2015 tarihinde A. Ö., İ. A., BAŞKENT ISU Eksperi N. Ö.,
BAŞKENT CRM Eksper Z. C. K., H. E. S., BAŞKENT EDAŞ İş Uygulamaları Müdürü
O. C ve N. Ü.arasında geçen yazışma içerisinde yer alan “Unbundling Yetkilendirme-
Toplantı notu” konulu e-postalarda şu ifadeler bulunmaktadır:
21.11.2016 – A. Ö. > N. Ö., Z. C. K., H. E. S., O. C., N. Ü.:
31.12.2016 tarihinden sonra kullanıcılardaki değişiklik yetkisinin alınması gerekiyor.
Bunun yapılabilmesi için her iki tarafın da ilgili aksiyonu(eleman yetiştirmek, data
hatalarının sıfıra indirilmesi vs vs..) alması gerekiyor. Görüntüleme yetkisinin alınıp
alınmayacağı Aralık ın son haftasında tekrardan konuşularak ilerlenecek.
Görüntüleme yetkisinin hukuksal ve denetsel olarak sıkıntı oluşturup
oluştumayacağını soracağız. Hukuk-(…..), Denetim- (…..)
Perakende kullanıcısının dağıtım sistemine kayıt atıyor olması denetim acısından
sıkıntı cıkarabilir. Çözüm olarak; dağıtım kullanıcısının kullanıcı tipi değiştirilerek o
kullanıcı ile birden fazla giriş yapılması sağlanabilir.
Bu kullanıcı ile kayıt atılabilir. -> Bu yöntemden vazgeçildi.
Kime ne yetkisi hangi tarihe kadar verilmiş listesi paylaşılacak. -> (…..)
22.11.2016 – İ. A. > N. Ö., Z. C. K., H. E. S., O. C.:
Selamlar,
Dağıtım ve perakende kullanıcılarından karşılıklı sistemlerde yaratılan kullanıcıları,
hangi rollerle yartıldıklarını ve yetkilerinin ne zamana kadar verildiği bilgisini ekte
bulabilirsiniz.
18-27/461-224
105/436
Taksit kullanıcıları geçiş döneminde (…..) ile teyitleşerek yaratılmıştı; fakat yetkiler
süresiz verilmişti. Bu kullanıcıları da listeye ekledim. Eğer bu kullanıcılar için de
yetkiler süreli verilsin istenirse değişikliği yapabiliriz
(230) Belge 70: 21.11.2016 tarihinde Çağrı Merkezi Takım Yöneticisi H. C. tarafından
BAŞKENT EDAŞ Müşteri İlişkileri - Çağrı Merkezi Müdürü A. S. gönderilen “Destek
Personel Tanımlama Hk.” konulu e-postada şu ifadeler bulunmaktadır:
21.11.2016 – H. C. > A. S::
“(…..) merhaba,
Senin için de uygunsa, 10 Dağıtım personeline daha Perakende eğitimi vererek
yedekte tutmak istiyoruz. Geri dönüşüne istinaden aksiyon alıyor olacağım.”
(231) Belge 71: 24.11.2016 tarihinde Tepe Servis ve Yönetim A.Ş. çalışanı H. P. tarafından
S. T.’ye gönderilen “Perakende çağrı merkezi hakkında” konulu e-postada şu ifadeler
bulunmaktadır:
24.11.2016 – C. B. > S. T.:
“(…..) Bey Merhaba
Tepe Perakende Çağrı Merkezinde mevcut personel sayısı şu an 50 kişiden 42
kişiye düşmüş olarak görünmektedir. (son işten ayrılan personeller ile birlikte)
Perakende yoğunluğu işleyişi sürekli olarak müşteri memnuniyeti arttırmak adına bu
sayının (Tepe perakende kadrosu olarak) tekrar 50 kişiye tamamlamak istiyoruz.
Bunu yapmamızdaki amaç;
Dağıtımdan destek aldığımız personelin önceliği hep dağıtım olacak (destek
alır iken o personelin üzerinde iş varsa perakende ye kaydıramama)
Örnek olarak kış aylarında 2 tarafta aynı anda yoğun olduğunda dağıtım
personeli perakendeye yardımcı olamayacak ve KPI hedeflerimizde sıkıntı
yaşanacak.
2. Seviye kapatılacak işlemler agent bazında yapıldığında destek alınan
personelin üzerindeki işlemler diğer arkadaşlara geçecek.
Dağıtım personeline perakendeyi düşünerek planlama (ulaşım -servis)
yapamayacak.
Hepsinden önemlisi bu 50 kişi sürekli olarak bilgi akışı yetkinlik adı altında
çekirdek kadro olacak.”
I.4.1.4. Serbest Tüketicilerle Yapılan Sözleşmelerde Yer alan Otomatik Uzama
Hükümlerine İlişkin Belgeler
(232) Belge 72: 11.05.2016 tarihinde AYESAŞ Pazarlama Uzmanı C. A. tarafından
ENERJİSA çalışanlarına gönderilen “YENİ TARİFE Tanımı - Toplantı Kararları” konulu
e-postada şunlar yer almaktadır:
Merhaba,
Dün yaptığımız toplantı sonucunda alınan kararları aşağıda bulabilirsiniz.
Serbest tarife tanımı:
* Yeni sözleşmelerde aşağıdaki şekilde yer alacaktır.
* Enerjisa Serbest Tarife: Abone grubuna ilişkin olarak ilgili mevzuat kapsamında
varsa düzenlemeye
18-27/461-224
106/436
tâbi aktif elektrik enerjisi birim fiyatı da gözetilerek Enerjisa tarafından belirlenen ve
tarife dönemi süresince aylık yüzde bir virgül beşe kadar fiyatı arttırılabilen
tarifedir. Bu orana kadar olan artışlar her ay uygulanabileceği gibi, sözleşme dönemi
içinde herhangi bir zamanında birikimli olarak da uygulanabilir.
310K standart tarife müşterisinin migration planı:
* 10K'lık pilot gruba gönderim aşağıdaki SMS metni ile haziran ayında yapılacak. 2
haftalık sürede müşteri geri dönüşleri gözlenecek ve ardından 300K müşteriye
SMS/pasta gönderimi yapılacak.
* “Değerli müşterimiz, ... Tarihinden itibaren Standart Tarife uygulamasına son
verilecektir. Bu tarihten itibaren tarifeniz, aktif enerji birim fiyatında hiç bir değişiklik
olmaksızın Serbest Tarife olarak değiştirilecektir. Değişen Serbest tarife koşullarına:
www./tarifeler adresinden ulaşabilirsiniz. Bilgi ve iptal için 4444372
numarayı arayabilirsiniz. »
* Bu gönderimin bütçesi (öngörülen rakam 280K TL)satış/ fiyatlandırma/ operasyon
ekiplerinden karşılanacak.
Ekte sunumun güncel halini paylaşıyorum.
Saygılarımla, (…..)
(233) Belge 73: 19-22.09.2016 tarihlerinde Avukat D. Ş., BAŞKENT Müşteri İlişkileri
Memuru D. G., C. P. ve HUKUK.SATIS.SP@ arasında geçen yazışma
içerisindeki “8020176738/ Resmi Kurum ST SMS bilgilendirmesi hak” konulu e-
postalarda şu ifadeler bulunmaktadır:
19.09.2016 – D. G. > C. P., HUKUK.SATIS.SP@:
Merhaba,
Müşteri resmi kurum. Kendilerine yazılı veya sözlü bir bildirimde bulunulmadan sabit
tarife sözleşmelerinin yenilendiği ve kendileri farklı bir tedarikçiye geçtiği için de ceza
bedeli yansıtıldığını belirtiyor ve bunun iptalini talep ediyorlar.
Daha önce ilgili başvuruyu, ilgili birimden aldığımız aşağıdaki bilgi çerçevesinde,
kendilerine konuyla ilgili SMS gönderildiği ancak herhangi bir olumsuz donuş
olmaması sebebiyle de surece uygun olarak yenilendiği ve ilgili bedelin iptal
edilemeyeceği yönünde yanıtlamışız.
Aynı konuyla ilgili 09 Eylül Cuma günü sözlü olarak tekrar bizimle irtibata geçtiler,
özetle özellikle resmi kurum olmaları sebebiyle, SMS yoluyla yapılan bilgilendirmeyi,
kuruma yapılmış yazılı bir bilgilendirme gibi görmüyorlar, SMS atılan kişinin
yetkisinin de sorgulanması gerektiğinden yeterli görmüyorlar.
(…..) hanımdan, ilgili SMS in gittiği gün/saat başarılı /başarısız bilgisini talep ediyor
olacağız ancak, gelecek yanıt SMS surecimiz dahlinde olumlu olsa dahi, SMS
bilgilendirmesinin yeterli olup olmayacağı konusunda nasıl yanıt verebiliriz?
22.09.2016 – D. Ş. > D. G.:
(…..) Hanım Merhaba,
Müşterinin Ekli sözleşmesini inceledik. Şöyle ki, Müşterinin abonelik tarihi
01.06.2015 olup 1 yıllık sabit tarife üzerinden sözleşme imzalanmıştır. Sözleşmenin
3.2 maddesi uyarınca, müşteriye tarife bitmeden 1 ay öncesinde yeni fiyat bildirerek,
bu bildirim kapsamında onayını/ başka tarife seçmesini/ sözleşmeyi sonlandırmasını
beklemekteyiz. Bu bildirimleri de, sözleşmenin 11/b maddesi uyarınca SMS ile
yapma hakkımız mevcuttur.
18-27/461-224
107/436
Dolayısı ile, SMS'imiz üzerine müşterinin SMS bildiriminden sonra 30 gün sessiz
kalması, 3.2 maddesi gereğince onay niteliğinde olup, sabit tarifesinin yeni fiyat
üzerinden devam etmesi olağandır. Buna rağmen, sözleşmeyi sonlandırmadan
portföyümüzden çıkılmış olup kendilerine fatura edilen çıkış bedeli de yine
sözleşmeye uygundur (md 10.2)
Tüm bu değerlendirmeler ışığında;
-Müşteriye yapılan SMS bilgilendirmesi doğru ve yeterlidir.
-Gerçekten tarifesi bitmeden 1 ay önce -zamanında- SMS bildirimi yapılmış ve
müşteri de 30 gün sessiz kalmışsa yani bu süreç içinde herhangi bir kanaldan itirazı
mevcut değilse, ancak buna rağmen portföyden çıkmışsa, kesilen çıkış bedeli de
doğru ve mümkündür.
(234) Belge 74: AYEDAŞ Dağıtım Direktörü İ. Y.’nin bilgisayarında bulunan “İLT: Serbest
Tüketicilere Bırakılacak Broşürler Hk.” adlı html uzantılı dosyada T. K. tarafından A. K.,
C. H. G., B. Ç., A. A., A. Ö., C. G., D. A., E. V., F. G., G. Ç., İ. U., K. Ö., M. T., M., T.,
Ö. Y., T. D., T. G.’na gönderilen e-postada şu ifadeler bulunmaktadır:
Merhaba;
08.12.2016 itibariyle operasyonlara gönderilen broşürlerin sahada dağıtımına
başlayabilirsiniz.
Broşür bırakılması gereken müşterilerde ZN – İhbar siparişi başarılı(OK) veya
başarısız(BŞSZ) olarak kapatıldıktan sonra aşağıdaki ekran görüntüsünde yer alan
mesaj gösterilecektir.
Bu mesajın çıkması ve siparişin başarılı(OK) kapatılması halinde broşürlerin yer aldığı
zarflar, yazıcıdan alınan çıktının bırakıldığı yere veya müşteriye bırakılmalıdır. (Broşür
bulunmayan bölgelerde de bazı ZN siparişlerinde bu uyarı çıkacaktır, eğer broşür
dağıtımı yapılmayan operasyondaysanız bu uyarıyı dikkate almayınız.)
Mesaj çıkmayan siparişlerde, müşterilere kesinlikle broşür bırakılmamalıdır.
Sadece aşağıda belirtilen ve broşür gönderilen bölgelerde dağıtım yapılacaktır.
AYEDAŞ tüm operasyonlar
Broşür adetleri ve gönderilen adresler aşağıdadır.
BÖLGE ADRES
Koli
Adet
AÇIK ADRES
Ayesaş KARTAL O.M. 10
Marmara bölgesi sorumlusu (…..) Adres: Cevizli
mah. Zuhal :2 maltepe /İstanbul / Tel:
(…..) ((…..)@ayedas.)
Ayesaş
ERENKÖY
O.M.
10
Boğaz bölgesi sorumlusu (…..) Adres:
Söğütlüçeşme cad. söğütlüçeşme
sok no:2 kadıköy istanbul /Tel:(…..)
((…..)@ayedas.)
Ayesaş
VANİKÖY
O.M.
10
Çamlıca bölgesi sorumlusu (…..) Adres: : Aşağı
Dudullu Mah. Şahinler Cad. No:24
Ümraniye/İstanbul /Tel:(…..)
((…..)@ayedas.)
Ayesaş
KURTKÖY
O.M.
10
Karadeniz bölgesi sorumlusu (…..) Adres: Veysel
Karani Mahallesi Zaloğlu Rüstem Cad Çolakoğlu
sok NO:2 SANCAKTEPE/ İST / Tel:(.....)
18-27/461-224
108/436
((…..)@ayedas.)
Not: Her kolide 1000 adet zarflanmış broşür bulunmaktadır.
İyi Çalışmalar,
27.10.2016 – C. Y. > AYEDAS ACMA KESME; BASKENT KESME ACMA; TOROSLAR
ACMA KESME
Merhaba,
Borcu olan Tip3(Serbest Tüketici-ENERJISA Müşterisi) müşterilerine ZN(Borçtan
dolayı İhbar) siparişi çıktısının yanında bırakılacak bildirimler hazırlanarak operasyon
merkezlerine kargolanmaya başlanmıştır. Şuan için bu bildirimler kullanılmayacaktır.
Gelen bildirimleri daha sonra kullanmak üzere uygun bir yerde depolayabilirsiniz.
Kullanılmaya başlanacağı zamanı ayrıca sizinle paylaşacağım.
Bilgilerinize.
İyi Çalışmalar,
(235) Söz konusu e-postanın ekinde yer alan “image001.jpg” adlı fotoğrafta “ENERJİSA
PERAKENDE SATIŞ İHBAR BROSÜRÜNÜ BIRAKINIZ” ibaresinin bulunduğu tespit
edilmiştir.
(236) Belge 75: ENERJİSA müşterisi S. Ü., KURUMSAL SATIS ve SERBEST TÜKETİCİ
ONAY RET, AYESAŞ Özel Müşteriler Satış Bölgeler Müdürü G. S. S., ENERJİSA
çalışanı E. E., AYESAŞ Telesatış Yetkilisi A. K. arasında gerçekleşen yazışma içinde
yer alan “Fwd: ABONELİK SÖZLEŞME İPTAL VE ÇIKIŞ İŞLEMLERİ İTİRAZ
İHBARNAMESİ” başlıklı e-postalarda şu ifadeler bulunmaktadır:
27.05.2016 – S. Ü. > KURUMSAL SATIS ve SERBEST TÜKETİCİ ONAY RET
“Merhabalar;
Kurumunuzda bulunan ve (…..) tesisat numaralı aboneliğimize iki yıl önceki
sözleşmemize ait indirimli abonelik sözleşmesinin 25/01/2015 tarihli ve 29246 sayılı
resmi gazete ' de belirlenen madde 13 ve madde 22 ye ek 1 ve 2 maddelerininde de
belirlenen kapsam dahilinde başka tedarikci ile anlaşmamıza istinaden, sizden çıkış
talebimize karşın bildirilmiş ve bu durumda cezai şart ile tenkit edilip aboneliğimiz ile
ilğili yaşanmış sorunlardan dolayı kurumunuza karşı buğün itibari ilede geçerli olmak
koşuluyla itiraz ihbarname dilekçemiz ve resmi gazete örneği ve mevcut abonelik
faturamız ekte mevcut olarak yer almaktadır.
Bu durumdan dolayı bildirmiş olduğunuz ihtarname ve buna bağlı hiç bir cezai şart
ve ihtarı kabul etmiyoruz. Bundan dolayı olası şahsıma veya işletmeme ait
aboneliğimin uğrayacağı zararlardan firmanız sorumlu olup bundan kaynaklanan
tazminat ve yasal haklarımızın saklı tutulacağı 27/05/2016 tarihi itibari ile de mail
olarak size iletileceğini ve bu tarih ile hiçbir sorumluluk kabul edilemeyeceği bildirir,
bilgilerinize arz ederiz.
Saygılarımızla, (…..)”
28.05.2016 – G. S. S. > E. E.
“(…..) merhaba,
Gerekli kontrolleri yapmanızı ve müşteriyi bilgilendirmenizi rica ederim.
Teşekkürler.”
18-27/461-224
109/436
30.05.2016 – E. E. > A. K.
“(…..) merhaba,
Müşteriye 07.03.2016 tarihinde sms gönderilmiş((…..)) olup müşteriye ulaştırılmıştır.
Bu süreç içerisinde müşterinin tarafımıza olumsuz bir dönüşü olmamıştır. Rtn
müşterisi (…..) Görüşmüş en son müşteriye geri dönüş yapabilir misiniz?
Teşekkürler. (…..).
(237) Belge 76: 31.10.2016 tarihinde Satış Destek Takım Yöneticisi Ö. V. ve ENERJİSA
TOPTAN SATIŞ Satış Takım Yöneticisi T. K. arasında geçen yazışma içinde yer alan
“YNT: Otomatik Uzatmalar hk.” başlıklı e-postada şu ifadeler yer almaktadır:
28.09.2016 – U. Y. > C. K., O. E.
(…..) Bey & (…..) Bey Merhaba,
Bugün için Mayıs, Haziran , Temmuz , Ağustos aylarında TIP1B olan ve satış
yapılmayan müşterilerin çalışmasını birlikte çalışarak bana yollayabilir misiniz?
Teşekkürler,
29.09.2016 – O. E. > U. Y.
Merhaba (…..) bey,
Ocak ayından bugüne kaçan fırsatlar ile ilgili yaptığımız çalışmayı ekte görebilirsiniz.
MHM ler tarafından, büyük müşterileri için on bir kontrol yapılmasında fayda var.
Sözleşme işlemleri ve başvuru yönetimi olarak ikiye ayırdık.
Saygılarımla
31.10.2016- T. K. > Ö. V.
(…..) merhaba,
Bir konuyu seninle paylaşmak isterim.
Ocak müşterileri için biliyorsun otomatik uzatma yaptıklarımız var.
Yeni imzalattığımız sözleşmelerde Sözleşmenin feshi maddesinde ‘Otomatik
uzatma’ ibaresi yer almamaktadır.
Geçen sene imzalattığımız sözleşmelerde bu madde vardı, ancak yine de gözden
kaçan olmaması adına hatırlatmak isterim.
Bilginize,
31.10.2016- Ö. V. > T. K.
(…..) merhaba,
Yeni sözleşmelerde otomatik uzatma maddesi kaldırılmıştı, satış ın ve hukuk un
kararı ile. Bu nedenle sizlerin yeni imzalattığınız sözleşmeleri bir sonraki yenileme
döneminde otomatik uzatma yapamayacağınızı bilerek sözleşmeyi imzalatıyor
olması gerekiyor.
31.10.2016- T. K. > Ö. V.
Bunu biliyoruz (…..),
Ancak bu sene yapılan otomatik uzatmalar için, geçen seneki sözleşmelerimizi
kontrol etmenize gerek var mıdır?
Tşk.
31.10.2016- Ö. V. > T. F.
Size ilettiğimiz yenileme dosyalarında bu bilgiyi işliyoruz zaten oradan kontrol
edebilirsiniz. Otomatik uzatma maddesi yoksa yeni sözleşme yapılmalı.
18-27/461-224
110/436
Bundan önceki birkaç ay otomatik uzatma kaldırıldığı için eklememiştik ancak bu ay
itibari ile tekrar görebilirsiniz.
(238) Belge 77: 07.09.2015 tarihinde BAŞKENT CRM Eksperi Z. C. K. ile Ö. V. arasında
geçen yazışma içinde yer alan “RE: Otomatik uzatmalar hk.” başlıklı e-postada şu
ifadeler yer almaktadır:
27.08.2015- Ö. V. > Z. K.
(…..) merhaba,
Otomatik uzatma yapılan sözleşmeler sistemde hiçbir şekilde iz bırakmıyor, fakat
kontrol gerektiren durumlarda hangi sözleşmenin otomatik uzatma olduğunu
bilemiyoruz. İlerleyen dönemde müşteri ile bizim aramızda hukuki açıdan sorun
çıkarmaması adına sistemde iz bırakır hale getirmemiz gerekiyor. Nasıl ilerleyebiliriz
Teşekkürler, iyi çalışmalar
(…..)
27.08.2015- Z. C. K. > Ö. V.
Selam (…..),
Otomatik uzatma olmadığına dair açıklama yazmıştım ki süreç olarak uygun bir konu
da değil, sözleşmesi olmadan fatura çıkarma demek oluyor. Ekte son yazışmalarımız
var geçen ay. Farklı bir konu mu? Belirli periyotlarda otomatik uzatmayı konuşuyoruz
da, bu şekilde bir süreç yok tasarlanmış. Hukuki açıdan açıklanabilir olması
isteniyorsa sistemde fırsat / teklif ile uzatma yapılması gerekiyor.
İyi çalışmalar.
27.08.2015- Ö. V. > Z. C. K.
Sistemde bu şekilde işlem yapıyoruz zaten ancak bu şekilde işlem yapılmış olması
sistemde hiçbir yerde bu sözleşmenin otomatik uzatma olduğunu göstermiyor. Biz,
sözleşmenin sistemde ‘’otomatik uzatma’’ statüsünde iz bırakmasını talep ediyoruz.
Bu şekilde bir süreç tasarlanmadığını daha önce konuşmuştuk evet ancak
tasarlanmasını talep etmekteyiz. Sw tetiklenme aşamasında otomatik uzatmadır
şekilnde tik atılabilecek bir alan yaratmamız gerekebilir.
Teşekkürler, iyi çalışmalar
(…..)
27.08.2015- Z. C. K. > Ö. V.
Selam,
Otomatik uzatma ile kastettiğin nedir? Yani hangi durumda bunu işaretlemek
istiyorsunuz? Diğer uzatmalardan ayıran özelliği nedir?
Bunlara göre bir düşünelim o zaman.
İyi çalışmalar.
27.08.2015- Ö. V. > Z. C. K.
Sözleşme üzerinde hiçbir değişiklik yapılmamış ise biz bunu otomatik uzama olarak
tabir ediyor ve müşteriden imzalı hiçbir belge almıyoruz ancak sözleşmenin fiyatı
değişmiş ise sözleşme uzatma ve fiyat revizyonu olarak geçiyor. ancak sitemde her
iki durum için yapılan işlemde de sözleşme uzatma ve fiyat revizyonu olarak statü
çıkıyor. Otomatik uzatmaların belirlenmesi adına bir yere iz koymalıyız.
18-27/461-224
111/436
Nedenini de şöyle açıklayayım sözleşmelerde otomatik uzatma maddesi varsa 5 yıl
gibi bir süre belirlenmiş o nedenle bu sözleşmelerin uyarı vererek satışçıyı uyarması
ve yeni sözleşme almaya teşvik etmesi gerekiyor.
Teşekkürler, iyi çalışmalar
(…..)
07.09.2015- Z. C. K. > Ö. V.
Merhaba,
Unbundling kapsamında, satış süreçlerinde, işlem tiplerini ayrıştırıyoruz aşağıdaki
şekilde;
1. Yeni sözleşme
2. Uzatma
3. Fiyat Değişikliği
4. Uzatma ve Fiyat Değişikliği
5. Ekleme
6. Çıkış
Bunlardan, “2. Uzatma” olan sizin kastettiğiniz, fiyat değişikliği olmayan sadece
uzatım yapılan case. Bu yeterli midir sizce? Farklı bir kontrol vb olmalı mı?
Bir de ek not, yönetmeliği bulamadım ancak 5-6 ay önceki bir yönetmelik
değişikliğinde, 1 yıldan uzun süreli sözleşme yapılamaz gibi bir madde vardı.
Bulamadığım için onu gönderemedim.
İyi çalışmalar.
(239) Belge 78: 03.11.2016 tarihinde Ö. V. ile Satış Destek Müdürü Y. G. arasında geçen
yazışma içinde yer alan “YNT: Yeni Sistem Hk.” başlıklı e-postada şu ifadeler yer
almaktadır:
01.11.2016- S. E. > S. Ö.
(…..) Bey,
Ocak ayında sinan ve benim 70 müşteri yenilememiz var. İçinde otomatik yenileme
yaptıklarımız, protokolle fiyat değişimi yaptığımız yada yeni sözleşme alacaklarımız
var. Yeni sistemde tüm teklifler yeni satış belgesi olarak oluşturulmuş durumda,
sözleşme uzatma ve fiyat revizyonu belgesi açılmamış. Yoğun bir dönem olduğu için
yeni sistemden fiyat revizyonu protokolünü biz yaratamadık.
Bu süreçte aralık ve ocak satışlarının sözleşmelerini ve ek protokollerini manuel
hazırlarsak hem yanlış yapmamış olur hemde çok hızlı hareket ederiz.
Yeni sistemden sözleşme çıktısı alarak satış yapılmasını 1 Şubat’dan itibaren hayata
geçirirsek, bizlere büyük iyilik yapmış olursunuz.
Aralık ve Ocak ayını manuel sözleşmelerle tamamlanması konusunu onayınıza
sunarım.
Saygılar,
(…)
03.11.2016- Y. G. > Ö. V.
Bunu konuşmuşmuyduk?..
Sorun olmaz değil mi? Görüşün nedir?
Tşk,
YG
03.11.2016- Ö. V. > Y. G.
18-27/461-224
112/436
Yok olmaz (…..) hn, ben (…..) ile konuştum. Sistem çıktısı değil normal eski sistem
sözleşme imzalatacaklar. Ama sürece alışmaları için zorluyorum ben
Maile dönmeniz gerekiyorsa bu ay ok ama ocak itibari ile kabul edemeyiz
diyebilirsiniz, isterseniz hiç dönmeyebilirsiniz de ben konuştum çünkü.
(240) Belge 79: BAŞKENT Müşteri İlişkileri Yetkilisi P. B., Bireysel Satış Saha Yöneticisi A.
A. ve D2D Satış Takım Lideri F. Y. arasında gerçekleşen yazışma içinde yer alan
“2.Seviye D2D ST Hk (…..)” başlıklı e-postalarda şu ifadeler bulunmaktadır:
29.11.2016 – P. B. > A. A.
Merhaba (…..) Bey,
Müşteri talebi ile ilgili olarak desteğinizi bekliyoruz.
Teşekkürler.
İyi çalışmalar.
Hizmet Bileti Notu
25.11.2016 14:08:25 NERBASI
(…..)
14.10.2016 tarihli serbest tarife başlangıcı mevcut . 25.11.2016 tarihinde d2d
ekipleri müşteri tarafına ulaşarak sözleşmenin biteceğine dair bilgi paylaşılmıştır.
yeni başlayan ve taahhütsüz bir sözleşmenin nasıl sona ereceğine dair bilgi talep
edilmektedir. ne yapıldığı konusunda müşteri kafasını karıştığını sürekli birilerinin
tarafına ulaşmasından rahatsız olduğunu belirttti.
(…..)
29.11.2016 – F. Y. > A. A., P. B.
Merhaba,
Bilgilendirme sistemdeki duruma göre yapılmış. Aşağıdaki ekran görüntüsünden de
görüleceği üzere; Şuan sistemimizde bu müşterimizin işlemi aktif durumda
görünmektedir ve içine girilip işlem yapılabilmektedir.
Müşteri ziyareti yapan Agent, Sisteme baktığında işlem yapılmamış olarak
gördüğünden bu işlemi almak istemiş. Bu da normal bir durum.
Ben (…..) Bey ile görüştüm kendisine gerekli tüm bilgilendirmeleri yaptım.
Müşterimizin şuan herhangi bir sorunu bulunmamaktadır ve memnuniyeti
sağlanmıştır.
@ (…..) Merhaba
Sistemden sizde bu müşterimizin içine girilerek işlem alınabildiğini göremiyor
musunuz?
Bu tarz işlemleri sahaya indirmeden önce kontrol edebileceğiniz ekranınız var mıdır?
Bilgilerinizi rica edeirm
Teşekkürler İyi çalışmalar
30.11.2016 – P. B. > F. Y.
Merhaba (…..),
Sistemde müşterinin sözleşmesi 14.10.2016 bitmiş ve 01.01.2017 de yenileceğine
dair bilgi çıkıyor. Ancak SAP CRM de hala ST olarak bilgiler mevcut. (Normalde
sözleşme biter bitmez tüketimler uygunsa otomatik yenileme yapılıyor. )Belirsizlik
olduğunda kayıtları kendimiz yorumlamak yerine maille sonuçlandırıyoruz.
Gördüğümüz kayıtları zaten göndermeden 2.Seviye ekibi olarak sonuçlandırıyoruz.
Bilgine. İyi çalışmalar
18-27/461-224
113/436
I.4.1.5. Sayaç Okumaya İlişkin Belgeler
(241) Belge 80: Müşteri Operasyonları Bölge Müdürü M. K.’nın bilgisayarından elde edilen
“Re: KUYUMCU KARTAL-ZORLU ELEKTRİK” başlıklı e-postada şu ifadeler yer
almaktadır:
12.10.2016 – A. S. (A101 Mgm Asistanı) > A. T. (A101 Çalışanı), F. K. (A101 Çalışanı)
Merhaba (…..) Bey,
(…..) Kartal mağazamızın sözleşme numarası (…..); tesisat numarası (…..). Mağaza
Zorlu elektriktedir; fakat uzun zamandır elektrik faturası gelmemektedir. Her ay gerekli
itirazlar yapılmıştır fakat firma herhangi bir cevap vermemiştir. Konu ile ilgili
yardımlarınızı rica ederiz.
Bilgilerinize
Saygılarımla.
Mgm Asistanı
(…..)
12.10.2016 – F. K. > S. K. (Zorlu Enerji Grubu; Uzman)
Merhaba (…..) Hanım,
Aşağıdaki sayaç uzun zamandır okunmamaktadır.
Konu hakkında yardımlarınızı rica ederiz.
İyi çalışmalar
01.11.2016 – A. T. > S. K.
Merhaba
Tamının tenzili ne dir?
Mağaza özel dağıtımda olduğu halde fatura gelmiyor
Size maille bildirdim ama net cvp gelmedi
Acil bilgi rica ederiz
Kolay gelsin
iPhone'umdan gönderildi
20 Eki 2016 tarihinde 10:01 saatinde, "(…..)" şunları yazdı:
Merhaba
Dağıtım bölgesi tarafından tahmin tenzili olarak yanıt geldi. Şuanda enerjisa nın kendi
portallarında çalışma olduğu için detaylarını incelyemiyorum.
Pazartesi günü inceleme yaparak daha detaylı bilgi sağlayacağım.
Diğer okunmayan sayaçlarla alakalı bilgi şu şekildedir;
Tesisat Durum
(…..) tahmin tenzili
(…..) kesik
(…..) kesik
(…..)
endeks ilerlemesi
yok
(…..) tahmin tenzili
(…..)
endeks ilerlemesi
yok
(…..) okunamadı
16.11.2016 – A. T. > S. K.
Merhaba
18-27/461-224
114/436
Konu hakkında bölge cvp soruyor
Konu hakkında bilgi rica ediyoruz
Kolay gelsin
iPhone'umdan gönderildi
1 Kas 2016 tarihinde 15:09 saatinde, "(…..)" şunları yazdı:
(…..) bey merhaba
Dağıtım bölgesinden detaylı olarak bilgisini beklemekteyim.
Sayaç okumalarını enerjisa portalından baktığımızda ilerde olduğunu göremiyoruz.
Gelen bilgiye göre sizinle paylaşıyor olacağım.
Saygılarımla/Best Regards,
23.11.2016 – S. K. > A. T., F. K.
Hizmet talep numarası (…..)
Müşteri adı (…..)
Abone numarası
Muhatap numarası (…..)
İl İstanbul
İlçe ÜMRANİYE
Telefon (…..)
Mail adresi (…..)
Açıklama
Talep Açıklaması
23.11.2016 09:01:42 SKARAKAYA
(…..) tesisat okunmuyor dağıtımda kesik görünüyor
sayaç arızası
olabilir dağıtımdan cevap bekleniyor
30.11.2016 – A. T. > S. K., F. K.
(…..) hn
Herhabgi bir sonuç geldimi?
Kolay gelsin
30.11.2016 – S. K. > A. T., F. K.
(…..) bey merhaba
Tesisatla alakalı bizim portföyde olmadığı döneme ait kaçak faturası olduğunu
söylüyorlar. Müşteri hizmetlerine giderek bilgi almanız gerekiyor.
Dönemlerini öğrendikten sonra bana da iletirseniz bende kontrollerini sağlayayım.
23.12.2016 – A. S. > B. Ç.
Merhaba (…..) Bey,
(…..) sözleşme numaralı, (…..) tesisat numaralı, (…..) adresinde bulunan (…..) Kartal
mağazamıza (…..) Ocak 2016’ dan beri elektrik faturası gelmemektedir. Her ay
bunun ile ilgili elektrik özel görevli aracılığı ile firmaya itiraz edilmiş olup herhangi bir
somut cevap alınamamıştır. En son aşağıdaki yazışmalar yapılmış olup, (…..)
tarafından gelen mailde; mağazanın (…..) olmadığı döneme ait kaçak elektrik
18-27/461-224
115/436
faturasının olduğunu iletmiştir; Elektrik kurumundan yapılan araştırmaya göre böyle
bir faturanın olmadığı söylenmiştir.
Sonuç itibari ile (…..) listesinde mağaza için elektrik faturası dökümü yoktur. Konu ile
ilgili yardımlarınızı rica ederiz.
Bilgilerinize
Saygılarımla.
(…..)
(…..)
25.12.2016 – B. Ç. ((…..) Çalışanı) > A. S. (Enerjisa Çalışanı )
Merhaba
Aşağıdaki konuda sizlerden destek alabilir miyiz? Birde merak ettiğim konu eğer
kaçak cezası varsa (muhtemelen zati sayaçtandır) sayacın okunmadan
beklenmesinin mantığı nedir? Eğer say seri numarası tutmuyorsa dağıtım şirketinin
bu konuda bir işlem yapması gerekir diye düşünüyorum. Neredeyse bir sene olmuş
ve ilgili sayaç hakkında kimse bir şey yapamamış.
(…..)’nun operasyonunun dediği gibi “Biz (…..), bizim kudretimizin yetmediği neyi siz
yapabilirsiniz ki?” gibi çok karmaşık bir durum olmadığını düşünüyorum. Henüz bir
kudretim yok ama konuşarak bunun çözülebileceğini düşünüyorum.
Dönüşünüz rica olunur.
Saygılarımla
28.12.2016 – E. T. (AYEDAŞ Serbest Tüketiciler Takım Yöneticisi) > B. Ç.
Merhaba,
İlgili tesisatın 2016/01 – 2016/ 11 dönemleri arası EPİAŞ yüklemeleri GDDK ile
düzeltilecektir.
Bu dönemlerde alınmayan sistem kullanım bedelleri Aralık 2016 sistem kullanım
faturanıza yansıtılacaktır.
Sayaç her ay düzenli okunmuş ve sistemde enerjisi kesik olduğundan yüklemeleri
yapılamamıştır.
Abone borcunu zamanında ödediğinden açma işlemi yapılmış ve bundan sonraki
tüketimleri de EPİAŞ sistemine yüklenecektir.
İyi çalışmalar dileriz.
Tesisat ID
İlgili
Dönem
Son Versiyon
SKF ( KDV Hariç )
T1 T2 T3
(…..) (…..) Ocak 3810,041 1937,945 947,343 812,38 ₺
(…..) (…..) Şubat 2369,713 1274,757 420,673 493,24 ₺
(…..) (…..) Mart 2181,516 1066,05 489,914 453,49 ₺
(…..) (…..) Nisan 1784,949 864,71 581,774 371,89 ₺
(…..) (…..) Mayıs 1861,842 910,731 620,846 390,71 ₺
(…..) (…..) Haziran 2161,106 1159,518 735,023 466,96 ₺
(…..) (…..) Temmuz 2394,951 1245,056 862,177 511,32 ₺
(…..) (…..) Ağus 2764,53 1506,379 1006,79 599,29 ₺
(…..) (…..) Eylül 1998,931 1087,619 793,523 440,59 ₺
(…..) (…..) Ekim 1213,222 627,626 474,497 262,91 ₺
(…..) (…..) Kasım 1.914,27 849,09 691,525 392,31 ₺
TOPLAM 5.195,09 ₺
29.12.2016 – E. T. > B. Ç.
18-27/461-224
116/436
(…..) Bey Merhaba
Hızlı dönüşünüz için teşekkür ederim. İşi bilenler ile çalışmak sayenizde keyif
veriyor.
Selamlar
I.4.1.6. Müşterilerin K1-K2 Portföyleri Arasinda ENERJİSA Lehine Olacak Şekilde
Kaydırılmasına İlişkin Belgeler
(242) Belge 81: 24.12.2016 tarihinde Enerji Yönetimi Direktörü G. C. ile Marmara Satış
Bölge Müdürü Ü. D., Satış Bölgeler Müdürü Ç. Y., Y. G., Hukuk Başmüşaviri O. B. A.
arasında geçen yazışma içinde yer alan “FW: Yuksek Fiyatlar için Aksiyon” başlıklı e-
postada şu ifadeler yer almaktadır:
23.12.2016- B. D. > H. Ç., G. C., H. O., O. B. A., S. Ö., N. D., M. A. Ü., B. B. C., Ü.
D., M. Ç.
Merhaba,
Bugünkü toplantıda konuşulan konular ve alınan kararlar aşağıdaki gibidir;
Sözleşmesi uygun olan large ve mid müşterilerle 5 Ocak’a Şubat 2017 başlangıçlı
olarak regüle tarifeye geçiş için konuşulacak, Ocak’ın 20’sine kadar durum izlenip
gaz kısıntısı hissiyatı az ise konuşulan regüle geçişi iptal edilecektir.
Deklarasyon geçişleri Mart 2017 başlangıçlı olacak şekilde ötelenecektir.
Sell-back talepleri Ocak-Şubat 2017 ayları için durdurulacaktır.
PTF1 mevcut müşteriler: Durumu takip etmeyen müşteriler için düzenli bilgilendirme
yapılmalı ve mevcut durum açıklanmalı.
PTF1 potansiyel müşteriler: Güncel piyasa durumuna göre yeni PTF tahmin seti
paylaşılıp PTF1 satışlarına devam edilecektir. Mevcut PTF1 müşterilerinde yaşanan
durumlar potansiyel müşterilere daha detaylı olarak açıklanarak satış yapılması
kararlaştırılmıştır.
Saygılar,
(…..) 24.12.2016- G. C. > Ü. D., Ç. Y., Y. G., O. B. A.
Günaydınlar.
Kapsam dahilinde görüşülecek müşteriler için çok hızlı ziyaret planlaması yapalım
ltf.
Hem konuya yönelik protokol, hem de 1 Mart için yeniden kayıt için IA02 formlarını
almamız gerekli.
@(…..) merhaba.
Konuya yönelik protokol taslağı konusunda destek rica ederiz.
Protokolda Şubat 2017 dönemi için regüle tarifeden elektrik alımı, ancak mevzuatta
belirlenen kayıt giriş/çıkış geri çekme son süresi öncesi Enerjisa’nın vereceği karar
ile protokolun uygulanmayarak mevcut sözleşme kapsamında tedariğin devamı
konusunun belirtilmesi önemli.
Tşkkr. İyi haftasonları.
GC
(243) Yukarıda belirtilen e-posta ile bağlantılı olarak, 23.12.2017 tarihinde AYESAŞ Enerji
Maliyeti ve Tarife Yönetimi Müdürü B. D.’nin, AYESAŞ Satış Bölgeler Grup Müdürü C.
T., TOROSLAR Satış Bölgeler Müdürü S. Ö., BAŞKENT Satış Bölgeler Müdürü Ç. Y.,
Ü. D., AYESAŞ Özel Müşteriler Satış Bölgeler Müdürü G. S. S’ye göndermiş olduğu
“PTF-1 Müşterileri Hatırlatma & Bilgilendirme” başlıklı e-postada şunlar yer almaktadır:
“Merhaba,
18-27/461-224
117/436
Özellikle Aralık ayı gün öncesi fiyatlarında yaşanan sıkıntılar sebebiyle; hem satış
öncesi, hem de fiyat hareketlerinin yukarı doğru olduğu dönemlerde satış sonrası
PTF-1 ürünü satılacak/satılmış olan müşterilerimize bilgilendirme ve hatırlatma
yapılması ile ilgili aşağıdaki kararları hatırlatmak isteriz.
İyi çalışmalar,
(244) Belge 82: 24.10.2017 tarihinde Satış Saha Müdürü U. B. K. ile Marmara Satış Bölge
Müdürü S. S. arasında geçen yazışma içinde yer alan ve ekinde “Regüleye
geçiş_Kurumsal Satış_ 2. liste.xlsx”, “130717 Ek Protokol - Geçiş
Dönemi_revizyon.docx”, “130717 Ek Protokol - Geçiş
Dönemi_YekdemsizTarife_revizyon.docx”, “Teminat İbraz Yazısı.docx”, “Tedarikçi
formu.xlsx”, “Manuel Abonelik.docx” ve “Ürün Süreci_MixMatch Ürün Süreci.pdf” isimli
dosyaların yer aldığı “FW: Satış Bilgilendirme // Regüleye Geçirilecek Sanayi
Müşterileri Yeni Liste Hk.” başlıklı e-postada şu ifadeler yer almaktadır:
24.10.2017- U. K. > S. S. 52
Merhaba,
Regüleye geçirilmesi planlanan 2. Parti kurumsal müşteri listesini ekte bulabilirsiniz.
Daha önce yapılan regüleye geçirme işlemlerinin aynısı 37 müşteri için de
yapılacaktır.
Ekte bulunan 37 müşterinin abone fayda hesaplamasını “Regüleye geçiş
Kurumsal Satış 2. Liste”de bulabilirsiniz. (Abone Fayda sayfası)
Listede sarı ile işaretlenmiş costun hesaplaması ayrıca yapılacaktır. Hesaplama
yapıldığında bilgi verilecektir.
Müşterilerin PMUM çıkış talepleri bugün içerisinde Satış Destek Ekibi
tarafından yapılacaktır. Anlaşmaya varılan ve çıkışının yapılmasını
istemediğiniz müşteriler için Satış Destek Ekibine haber vermenizi rica ederiz.
Pasife alınma işlemleri 19 Eylül’e kadar yapılacaktır.
Ziyaret öncesinde, CRM üzerinden alınan MHM kapak çıktılarının alınabilmesi
için geliştirmeler devam etmektedir. Henüz geliştirmeler tamamlanmadığı için
MHM çıktılarının( Müşteri çıktıları) da alınması gerekmektedir.
Listede DFİF ile ödeyen müşteriler de yer almaktadır. Geçişi kabul eden
müşterilerin bilgisi Satış Destek Ekibi tarafından Alacak Yönetimi’ne
iletilecektir.
Ekte P1-P2-Y2 paketleri için imzalatılması gereken Ek protokolleri
bulabilirsiniz. (Y2 paketi için “Yekdemsiz Tarife” protokolü imzalatılmalıdır)
Her bir müşteri için perakende portföyünde alınmış olan güvence bedeli,
regüle portföyde alınması gereken güvence bedelinden az ise müşteriden ek
teminat istenecektir. Perakende portföyünde alınmış olan teminat bedeli
regülede alınması gerekenden fazla ise herhangi bir aksiyon alınmayacaktır.
Regüleye geçmeyi kabul eden müşterilerin işlemleri “manuel abonelik” şeklinde
Satış Destek Ekibi tarafından yapılacaktır.
Müşteriye Ek protokol ile birlirlikte PSS (Perakende Satış Sözleşmesi)
imzalatılacaktır.
Manuel abonelikte dikkat edilmesi gereken noktaları ekteki “Manuel Abonelik”
dosyasında bulabilirsiniz.
52 Söz konusu e-posta 05.09.2017 tarihinde ENERJISA Satış Planlama ve Kanal Geliştirme
Müdürlüğü’nden sales_ms@ ve TMS@ adreslerine, bilgi kısmına E. E.; A. S.,
G. S. S., S. Ö., Ç. Y., V. A., S. S., Ü. D., İ. C. A., Y. G., Ö. V., B. D., M. Ç., M. M.,
SALESSUPPORT@;SALESSUPPORT_L@; E. Ç., N. K.’ya iletilmiştir.
18-27/461-224
118/436
Müşterilerimize imzalatılacak Teminat yazısı ekte yer almaktadır.
IA-02 formunu tarih alanı boş olacak şekilde imzalatılmalıdır.
Müşterilere sistemsel ödeme yapabilmesi için müşteri ziyaretinde belirtilen
evraklara ek olarak Tedarikçi Formu’nun da imzalatılması gerekmektedir.
Müşteri taahhüt ettiği dönemden önce başka bir tedarikçiye geçiş yapması
durumunda müşteriye sözleşmedeki ceza prosedürü uygulanacaktır. Bu
konuda müşteriye bilgi verilmelidir.
Perakende Satış Sözleşmesi kapsamında oluşan damga vergisi ise Müşteri
tarafından ödenir; ancak Müşteri’nin ödediği bedel, ilk fark faturasına eklenir
ve Enerjisa tarafından müşteriye geri ödenir.
(245) Yukarıdaki e-postada yer alan “130717 Ek Protokol - Geçiş Dönemi_revizyon.docx”
başlıklı dosya şu şekildedir:
“ELEKTRİK ENERJİSİ SATIŞ SÖZLEŞMESİNE
EK PROTOKOL
1. Konu
Bu Ek Protokol yukarıda belirtilen tarihte ve taraflar arasında [Tarih] tarihli Elektrik
Enerjisi Satış Sözleşmesi’ne (“Sözleşme”) ek olarak, enerji tedariki/kapasite tahsisi
yükümlülüğünün askıya alınması ve bu sürecin usul ve esaslarını belirlemek üzere
imzalanmıştır. Ek Protokol ile değiştirilen hükümler hariç Sözleşme’nin diğer
hükümleri geçerliliğini aynen korumaktadır.
2. Tedarik Yükümlülüğünün Askıya Alınması
2.1. Taraflar, karşılıklı mutabakat ile 01.08.2017 tarihinden itibaren, Sözleşme’nin
olağan sona erme süresini aşmamak kaydıyla, belirsiz süreli olarak aşağıda belirtilen
kullanım yeri için enerji tedariki ile buna bağlı olarak tüketim bedeli ödeme
yükümlülüklerinin askıya alınmasına karar vermiştir. Bu tarihten itibaren ilgili
kullanım yeri için Müşteri’ye ikili anlaşma kapsamında enerji tedarikine son verilecek,
Müşteri, Sözleşme kapsamındaki bu kullanım yerinin enerji tedarikini ilgili görevli
tedarik şirketinden temin edecektir. Bu kullanım yeri dışındaki –varsa- kullanım
yerleri için Sözleşme aynen uygulanmaya devam edecektir.
Tedarike ara verilen kullanım yeri: Tesisat/tekil kod
2.2. Müşteri tarafından Enerjisa’ya, tedarik yükümlülüğünün askıda kaldığı süre
(“Geçiş Dönemi”) içinde, herhangi bir zamanda bildirim yapmak suretiyle ilgili
kullanım yerini tekrar Enerjisa’nın serbest tüketici portföyüne alma ve tedarike
devam etme konusunda hak ve yetki tanınmıştır. Enerjisa, ikili anlaşma kapsamında
elektrik tedarikine devam edilebilmesi için portföy kayıt işlemlerini mevzuatta
belirtilen sürelere uygun olarak yapacak ve Müşteri’ye tedarike başlanacak tarihi
bildirecektir. Müşteri’nin kullanım yerinin tekrar Enerjisa’nın serbest tüketici
portföyüne girmesinden sonra bu kullanım yeri için Sözleşme’ye kaldığı yerden
devam edilecek olup, askıya alınan süre Sözleşme süresine eklenmeyecektir.
2.3. Sözleşme’nin olağan süresinin sonuna kadar, Enerjisa tarafından ilgili kullanım
yerinin tekrar serbest tüketici portföyüne alınmaması durumunda (yani Geçiş
Dönemi’nin Sözleşme’nin süresinin sonuna kadar devam etmesi durumunda),
Sözleşme, bu kullanım yeri için olağan süresi sonunda kendiliğinden sona ermiş
sayılacaktır. Bu durumda taraflar, Müşteri’ye ödeneceği belirtilen farklara ilişkin
hükümler saklı kalmak üzere, birbirlerinden ceza, tazminat vb. adlar altında bir bedel
talep etmeyecektir.
3. Fatura Farkları
18-27/461-224
119/436
3.1. Düzenlemeye tabi tarife fiyatının, Sözleşme fiyatından düşük veya eşit olması
(fatura farkının eksi yönlü veya sıfır çıkması) durumunda Enerjisa tarafından
Müşteri’den herhangi bir bedel talep edilmeyecek, Müşteri tarafından da Enerjisa’ya
herhangi bir fatura düzenlenmeyecektir.
3.2. Düzenlemeye tabi tarife fiyatının Sözleşme fiyatından yüksek olması
durumunda, görevli tedarik şirketine geçen ilgili kullanım yeri için, Geçiş Dönemi
tüketimi üzerinden Müşteri’ye aşağıdaki esaslarla ödeme yapılacaktır:
3.1.1. Müşteri, görevli tedarik şirketinden enerji tedarik ettiği süre boyunca
(Sözleşme’nin olağan süresini aşmamak kaydıyla) tüketimlerine istinaden ödediği
faturaları Enerjisa’ya iletir.
3.1.2. Enerjisa tarafından düzenlemeye tabi tarife aktif enerji birim fiyatı ile
Sözleşme aktif enerji birim fiyatı arasındaki farka (…..) TL/MWh eklenerek bulunan
TL/MWh birim fiyat, ilgili kullanım yerinin o aydaki tüketimleri ile çarpılması suretiyle
hesaplanır.
3.1.3. Hesaplanan tutar, Enerjisa tarafından Müşteri’ye bildirilir ve Müşteri
tarafından bildirimin yapıldığı ay içinde “Fiyat Farkı” adı altında Enerjisa’ya fatura
edilir. Fatura tutarına ayrıca KDV eklenecektir.
3.1.4. Kullanım yerinin Enerjisa’nın görevli tedarik şirketi lisansına sahip olduğu
bölge dışındaki bir görevli tedarik şirketinden enerji tedarik etmesi durumunda
3.1.3.’te belirtilen tutar “Tazmin Bedeli” adı altında KDV’siz olarak fatura edilecektir.
3.2. Fatura, en geç tanzim edildiği ayın son gününe kadar Enerjisa’nın elinde olacak
şekilde düzenlenir ve gönderilir. Enerjisa tarafından ödeme, en geç faturanın teslim
tarihinden sonraki 15’inci günü izleyen Perşembe günü yapılır. Bu madde
kapsamında Müşteri’ye ödeme yapılabilmesi için, Ek-1: Enerjisa Tedarikçi
Formu’nun eksiksiz doldurularak Enerjisa’ya ibrazı zorunludur.
3.3. Müşteri, Geçiş Dönemi’nin sona ermesinden sonra en geç 3 ay içinde varsa
ödenmemiş fark bedellerini (fiyat farkını/tazmin bedelini) Enerjisa’ya fatura etmek
zorundadır.
3.4. Geçiş Dönemi’nden önce Sözleşme (ikili anlaşma) kapsamında gerçekleşen
tüketimlere istinaden geriye dönük düzeltme kalemi, ek tahakkuk vb. ödenmesi
gereken bedeller, Geçiş Dönemi’nin sona ermesi beklenmeden Müşteri’ye fatura
edilir ve Sözleşme’deki esaslara uygun olarak Müşteri tarafından ödenir.
3.5. Müşteri’nin Geçiş Dönemi içinde kullanım yeri için güç veya abone grubu
değişikliği gibi aktif enerji birim fiyatını etkileyecek bir değişiklik yapması halinde, fark
hesaplaması, değişiklikten önceki düzenlemeye tabi tarife aktif enerji birim fiyatı
üzerinden hesaplanmaya devam edilecektir.
4. Geçiş Döneminde Tarafların Yükümlülükleri
Müşteri, Geçiş Dönemi boyunca belirtilen kullanım yeri için enerji tedarikini sadece
düzenlemeye tabi tarife üzerinden, ilgili kullanım yerinin bulunduğu bölgedeki görevli
tedarik şirketinden temin etmeyi, başka bir tedarikçinin serbest tüketici portföyüne
geçmemeyi ve kullanım yerinin tekrar Enerjisa serbest tüketici portföyüne
alınabilmesi için, Enerjisa tarafından yapılacak bildirim üzerine kullanım yerine ilişkin
güncel Ek-2: IA.02 Serbest Tüketicilere Satışlar İçin Enerji Alım-Satım Bildirim
Formu usulüne uygun doldurarak, süresi içinde Enerjisa’ya ibraz etmeyi taahhüt
eder. Müşteri’nin bu yükümlülüğe aykırı davranması halinde Sözleşme, Müşteri
tarafından haksız olarak feshedilmiş sayılır ve Sözleşme’nin haksız feshe ilişkin
hükümleri uygulanır.
5. Mahsuplaşma
18-27/461-224
120/436
Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği’nin hesapların ayrıştırılması hükümleri uyarınca
görevli tedarik şirketlerinin tarifesi düzenlemeye tabi her faaliyet ve bu faaliyetin
lisansı kapsamında sınırlandığı her bölge için ayrı hesap ve kayıt tutmak zorunda
olduğundan, Sözleşme kapsamındaki hak ve alacaklar ile Perakende Satış
Sözleşmesi’nden kaynaklanan hak ve alacaklar birbiriyle takas veya mahsup
edilemez.
6. Vergi ve Diğer Giderler
İşbu Protokol’ün akdi sebebiyle oluşabilecek damga vergisi Enerjisa tarafından
karşılanacaktır. Perakende satış sözleşmesinden kaynaklanan damga vergisi
Müşteri tarafından ödenecek, fakat bu bedel Müşteri’nin düzenleyeceği ilk tazmin
faturasında Enerjisa’ya fatura edilerek Müşteri’ye geri ödemesi yapılacaktır.
7. Yürürlük
Bu Ek Protokol imza tarihinde yürürlüğe girmek üzere iki asıl nüsha olarak
düzenlenmiştir.
Ek-1: Enerjisa Tedarikçi Formu
EK-2: IA.02 Serbest Tüketicilere Satışlar İçin Enerji Alım-Satım Bildirim Formu “
(246) Belge 83: 27.02.2016 tarihinde ENERJİSA Toptan Satış Satış Müdürü Ü. D.’nin
TMS@’a atmış olduğu “Şubat ayı aksiyon” konu başlıklı e-postada
aşağıdakiler ifade edilmiştir:
Arkadaslar,
Şubat ayında costing volume’u olan bölgelerimizde bulunan tüm sanayi müşterileri
için(bölge dışındakilere dokunulmayacak) şubat ayında regüleye geçirilecek. Onların
bir indirim kaybı olmayacak. Biz yine yansıtacağız. Şayet fiyatlar normalize olursa
belki 5’ine kadar cıkarıp 20’sinden önce geri de cekebiliriz.Detayları herkese yüz yüze
anlatırım. Bir an önce bu müşteriler icin hem protokol, hem de 1 Mart için yeniden
kayıt için IA02 formlarını almamız gerekli.
Ankara ve Adana belki sizlere yeni yöneticileriniz bilgi vermiştir ama ben yine de
herkese gönderiyorum.
Bilginize.
İyi calismalar.
(247) Belge 84: AYESAŞ Satış Saha Müdürü (Marmara Bölgesi) H.Y’nin 28.09.2016
tarihinde, AYESAŞ Satış Lideri (Kurumsal) E. D., AYESAŞ Satış Yetkilisi (Kurumsal)
S. Y. ve AYESAŞ Satış Yetkilisi (Kurumsal) K.K.’ya atmış olduğu “regüle için
potansiyel” konu başlıklı e-postada şunlar ifade edilmektedir:
Arkadaşlar merhaba,
Geçmişte potansiyel listelerinde yer alan aşağıdaki müşteriler regüle’ye geçiş için
potansiyel olabilirler. Bu müşterilerle görüşmenizi rica ederim.
BP Muhatap Tesisat Tarife KAM
(…..) (…..) (…..) Sanayi ED
(…..) (…..) (…..) Sanayi SY
(…..) (…..) (…..) Sanayi KK
(…..) (…..) (…..) Sanayi ED
(…..) (…..) (…..) Ticarethane KK
(…..) (…..) (…..) Sanayi SY
İyi çalışmalar
18-27/461-224
121/436
(248) Belge 85: AYESAŞ Satış Saha Müdürü (Marmara Bölgesi) H. Y. tarafından
24.09.2017 tarihinde Ü. D.’ye gönderilen “Ülkü merhaba, yarın için sunumu ekteki gibi
hazırladım” konu başlıklı e-postanın ekinde yer alan sunumun yedinci sayfasında
aşağıdaki hususlar belirtilmiştir:
“Regüle Satışları
Regüle satışlarını arttırmaya yönelik aksiyonlarımız :
• Mart – Ağustos arasındaki Ninja’da teklif çalıştığımız müşterileri
yeniden harmanlamak
• Potansiyel müşteri listelerinden görüşülmemiş yada kazanılmamış
olan müşterileri yeniden yoklamak
• MHM’lere gelen >=400MWh olan müşterilerin regüle işlemlerini takip
etmek
• Yenileme müşterilerine önce P2 teklifini sunmak, kabul etmeyenleri
regüle’ye almak
• Bireysel kanaldan ST olmuş ve şu an tüketimi >=400MWh olan
müşterilerin listesine ulaşıp P2 teklifini kabul etmeyenleri regüle’ye
almak”
(249) Belge 86: AYESAŞ Satış Saha Müdürü (Marmara Bölgesi) H. Y., BAŞKENT Satış
Saha Yöneticisi G. G., BAŞKENT Keçiören Satış Takım Lideri D. B., BAŞKENT Müşteri
Hizmetleri Yetkilisi Y. S. arasında gerçekleşen yazışma içinde yer alan “RE: Enerjisa
Perakende Regüle’ye Geçiş” başlıklı e-postalarda şu ifadeler bulunmaktadır:
18-27/461-224
122/436
03.10.2017 – H. Y. > G. G.
(…..) merhaba,
Portföyümüzde bulunan ekteki Enerjisa Perakende tesisatlarını 01.11.2017 itibariyle
regüle’ye alacağız. Bu sebeple önce 5 Ekim’e kadar çıkış listesine koyacağız, 5
Ekim’den sonra da PSS’lerinin yapılması gerekiyor. İmza yetkilileri Ankara’da
olduğundan PSS’lerin Başkent’te yapılıp imzaların sıcağı sıcağına orada alınması
herkes için daha kolay olacaktır. Dikkat edilmesi gereken PSS yapma tarihinin
tesisatların okuma günlerini geçmemesidir. Dolayısıyla Ekim ortasına kadar
tamamlayabilirsek süper olur.
Konu hakkında yardımlarınızı rica ederiz.
P.S: ekte ki excel dosyasında bulunan Ayedaş sheetini dikkate almayınız.
İyi çalışmalar, (…..)
03.10.2017 – G. G. > D. B.
(…..) merhaba,
Ekteki Ayedaş hariç işlemleri (5 Ekim’den sonra) yapıp 2 müdüre imzalatabilir miyiz?
03.10.2017 – D. B. > G. G.
(…..) bey,2 müdür imzası demişsiniz.Hangi müdürler imzalamalı?
Diğer bir soru; tüm MHMler için mi yapacağız?Sadece Kızılay’ınkiler mi yapılacak?
10.10.2017 – G. G. > D. B.
Arkadaşlar,
2 farklı herhangi müdür, birisi (…..) olabilir.
Tüm Başkent noktaları için.
Detay için (…..) arayabilirsin bu arada (İstanbul kurumsal saha müdürü) (…..)”
18.10.2017 – G. G. > Y. S.
(…..) merhaba,
Sadece başkent değil, AYESAŞ ve Toroslar da yapılacakmış, AYEDAŞ hariç.
Kasım başı yapıp idari işlere imzalatılacak, detayları konuşuruz.
(250) Belge 87: ENERJİSA Satış Planlama ve Kanal Geliştirme Müdürlüğü tarafından
05.04.2017 tarihinde SALES_MS ve TMS’ye gönderilen “Satış Bilgilendirme//
Regüleye Geçirilecek Sanayi Müşterileri Yeni Liste Hk.” başlıklı e-postada aşağıdaki
hususlara yer verilmiştir:
“Merhaba,
Regüleye geçirilmesi planlanan 2. Parti kurumsal müşteri listesini ekte bulabilirsiniz.
Daha önce yapılan regüleye geçirme işlemlerinin aynısı 37 müşteri için de
yapılacaktır.
(…)
IA-02 formunu tarih alanı boş olacak şekilde imzalatılmalıdır.
Müşteri taahhüt ettiği dönemden önce başka bir tedarikçiye geçiş yapması
durumunda müşteriye sözleşmedeki ceza prosedürü uygulancaktır. Bu
konuda müşteriye bilgi verilmelidir.
(…)”
I.4.1.7. GTŞ Olmanın Verdiği Pazar Gücünün Kullanılmasına İlişkin Belgeler
(251) Belge 88: 06.09.2016 tarihinde A. E. A., O. E., Müşteri Hizmetleri Temsilcisi H. K. ve
Müşteri Hizmetleri Temsilcisi E. T. arasında geçen yazışma içinde yer alan ve ekinde
“Kopya Bisen Portföy Boşaltım (002) (2).xlsx “ isimli bir dosyanın bulunduğu “RE: (…..)
Portföy Boşaltımı Hk” başlıklı e-postada şu ifadeler yer almaktadır:
18-27/461-224
123/436
02.09.2016- S. S. > AYESAŞ Bölge Müdürlüğü
Değerli arkadaşlar,
(…..) enerji Epiaş’a olan teminatlarını zamanında yerine getiremediği için temerrüte
düşmüştür ve portföyünde bulunan tesisatların enerji tedariği tesisatların bulunduğu
bölgedeki yetkili Elektrik tedarik şirketinin sorumluluğuna girmiştir.
Ekte (…..) enerjinin Ayesaş bölgesinde bulunan tesisatları bulunmaktadır. Bu
tesisatlar yakın zamanda düzenlemeye tabi tarifeden sözleşme yapmak için Mhm
lerimize gelmeye başlayacaktır. Bu müşteriler Mhm lerimize sözleşme yapmak için
geldiklerinde kendilerine öncelikle Enerjisa SABİT tarifesini önermenizi müşteri
ısrarla sabit tarife istemez ise bu durumda Enerjisa Serbest tarifesini önermenizi rica
ederim.
İyi çalışmalar.
05.09.2016- U. Y. > B. G., C. K., Ç. E., D. P., F. Ş., H. K., K. D., M. A., M. K., O. E.,
S. D., S. S., T. Z., A. K., A. H., A. K., B. H., D., O., D. Ç., E. S., F. D., G. C., H. A. S.,
J. O., K. U., K. E., M. D., N. B., Y. Ç.
Arkadaşlar Merhaba,
(2) Müşterilerimiz MHM’lere gelmeden önce onları arayarak proaktif davranmamız
gerekecektir. Sizlere (…..) Bey ‘in paylaşmış olduğu tesisatların bulunduğu
lokasyonlara göre MHM arama dağılımını ekte paylaşıyorum. Müşterilerimizi arayıp
düzenlemeye düzenlemeye tabi sözleşme bilgisinin verilmesinden sonra MHM’ye
davet etmenizi ve MHM ye geldiğinde kendilerine öncelikle Enerjisa SABİT tarifesini
önermenizi rica ederim.
Row Labels
Count of ARAMA YAPACAK
MHM
ADALAR MHM 11
DUDULLU MHM 24
ERENKÖY MHM 83
İÇERENKÖY MHM 99
KADIKÖY MHM 104
KARTAL MHM 20
KAVACIK MHM 71
MALTEPE MHM 29
PENDİK MHM 40
SARIGAZİ MHM 34
ŞİLE MHM 5
ÜMRANİYE MHM 54
ÜSKÜDAR MHM 89
(blank)
Grand Total 663
İyi çalışmalar,
05.09.2016- O. E. > H. K., E. T., A. E. A.
Merhaba Arkadaşlar,
Ekteki tesisatları paylaştırdım agent kolonunda görebilirsiniz.
BU tesisatlar, (…..) ELEKTRİK in portföy boşaltımı yapması sonucu açığa çıkan
tesisatlar. Bu tesisatların sahiplerini MHM ye davet ederek onlara SABİT TARİFE
den satış yapmaya çalışacağız. Bu müşterileri aradığınızda, müşterilere (…..)
ELEKTRİK in portföy boşaltımı yaptığını, mutlaka bizimle sözleşme imzalamalarını
18-27/461-224
124/436
aksi takdirde kaçak elektrik kullanımına düşeceklerini belirtin. Müşteri geldiği vakit,
müşterimiz ile normal TİP1 sözleşmesi yapıp ona satış yapmaya çalışacağız.
06.09.2016- A. E. A. > O. E., H. K., E. T.
Merhaba (…..) Bey,
Aramalarım bitti, liste ekteki gibidir.
Bilgilerinize,
(252) Belge 89: AYESAŞ Müşteri Hizmetleri Süreç Yöneticisi B. A.’nın 15.03.2016 tarihinde
AYESAŞ Bölge Müdürlüğü; TOROSLAR Müşteri Hizmetleri; BAŞKENT Müşteri
Hizmetleri ve Müşteri İlişkileri Müdürlüğü’ne atmış olduğu “RWE ENERJİ HAKKINDA
SÜREÇ DEĞİŞİKLİĞİ” başlıklı e-postada aşağıdaki hususlar belirtilmiştir:
“Değerli Arkadaşlar,
(…..) enerjini portföy boşaltması ile ilgili bilgilendirme ile ilgili olarak manual abonelik
konusunda süreç değişikliğine gidilmiştir.
Fatura hizmet sağlayıcı alanı dolu geldiğinden ve bu alan silinemediğinden dolayı
manual aboenelik yapılmasına sistem izin vermemektedir. Bu nedenle aşağıdaki gibi
normal sürecimizi işleteceğiz.
Bilgilerinize sunarız,
1. Durum Müşterinin ekte belirtiolen mektubu alarak belirtilen diğer
tedarikçi ile sözleşme imzalanmadan MHM’ye başvuru yapılması
durumunda
01.Nisan 2016 tarihinden önce gelen MHM’ye gelen Müşteriler için:
1.1. Müşteriye, mektupta belirtildiği üzere tedarikçisiyle olan
sözleşmesinin 31 Mart tarihinden sonra sonlanacak olması
nedeniyle son kaynak tedariğine düşeceği bilgisi verilir. Bu sebeple
01 Nisan tarihinden sonra Mhm lerimize gelip sözleşme yapması
gerektiği, aksi halde bu tarihten sonraki tüketimin usulsüz tüketim
olacağı bildirilir. Usulsüz tüketim ve cezası hakkında bilgilendirme
yapılır.
1.2. Müşteri Nisan ayında gelip sözleşme yaptıktan sonra kendisine
serbest tarife sözleşmesi önerilir.
01 Nisan 2016 tarihinden sonra gelen müşteriler için :
1.3. Düzenlemeye tabi tarifeden normal şekilde sözleşme yürütülür.
Güvence bedeli tahsil edilir ve müşteriye Enerjisa serbest tarifesi
önerilir.
2. Durum Müşteri ekteki mektupta belirtilen şekilde (…..) ile
sözleşmeyi imzalamış ve sözleşmeyi yeni tedarikçisine gönderdikten
sonra bilgi almak için MHM’mize gelmiştir.
Bu durumda Müşteri Hizmetleri temsilcimi müşterinin enerji
tüketimlerinin 01.04.2016 tarihinden itibaren (…..) firması tarafından
faturalandırılacağı bilgisini verir. Bilgilendirmeden sonra müşteriye
01 Mayıs 2016 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere Enerjisa
serbest tarife sözleşmesi- IA02 Formu ve Müşteri bilgilendirme
formu imzalatılır. Bu durumda IA03 formu imzalatılmasına gerek
yoktur. Yapılan sözleşme ile ilgili olarak fırsat oluşturulması 1 Nisan
– 7 Nisan 2016 tarihi aralığında yapılır.”
18-27/461-224
125/436
I.4.1.8. Perakende Satış Sözleşmesi (PSS) ile Serbest Tüketici İkili Anlaşmasının
Alınmasına İlişkin Belgeler
(253) Belge 90: AYESAŞ Müşteri Hizmetleri Süreç Yöneticisi B. A., Beykoz MHM Takım
Yöneticisi S. D., Ç. E. ve Üsküdar MHM Takım Yöneticisi M. A. arasında gerçekleşen
yazışma içinde yer alan “imzalı sözleşme talebi” başlıklı e-postalarda şu ifadeler
bulunmaktadır:
11.03.2016 – B. A. > S. D., Ç. E., M. A.
Arkadaşlar selam,
Bu aksama kadar aşağıdaki evrakları bana gönderebilir misiniz? Paket halinde
dosyalayarak göndermenizi rica ederim .
Kavcık → 3 müşteri için sözleşme örneği müşteri imzalı (pss ve satış sözleşmeleri
ve imzaladıkları ekler ve formlar) müşteri paketi seklinde paylaşabilirsiniz.
Ümraniye → 3 müşteri için sözleşme örneği müşteri imzalı (pss ve satış sözleşmeleri
ve imzaladıkları ekler ve formlar) müşteri paketi seklinde paylaşabilirsiniz
Maltepe → 4 müşteri için sözleşme örneği müşteri imzalı (pss ve satış sözleşmeleri
ve imzaladıkları ekler ve formlar) müşteri paketi seklinde paylaşabilirsiniz
Yardımlarınız için teşekkürler
11.03.2016 – B. A. > S. D.
Aynen cnm ama dosyanın içinde ayrı müşteriler olsun
Mesela aşağıdaki gibi
1. Müşteri → sadece PSS imzalamış ayrıca bu ekleri imzalamış, (1. Dosya)
2. Müşteri → pss ve standart sözleşme imzalamış +ekleri + formlar (2. Dosya)
11.03.2016 – B. A. > S. D.
Arkadaşlar,
Burada imzalattığımız sabit sözleşme varsa onun da örneği olursa iyi olur.
Bilginize
I.4.1.9. Diğer Belgeler
(254) Belge 91: 21.11.2016 tarihinde ENERJİSA Kıdemli Avukatı E. S. Y. ile Hukuk Satış
Regülasyon isimli kullanıcı arasında gerçekleşen yazışma içinde yer alan “RE: Bağlılık
programı hk.” konulu e-postada şu ifadelere yer verilmektedir:
31.10.2016 – G. K. > HUKUK.SATIS.SP@
“Merhaba,
Yarınki toplantımızda aşağıdaki sorulara cevapları da arıyor olacağız. Hazırlığınız
olması açısından aklımıza gelen ilk sorular aşağıdaki gibidir.
• Bağlılık programı kapsamında müşterilerimize sunacağımız fırsatlarda regüle
müşterilerimizde dahil olabilir mi? Gelir tavanına etkisi var mı?
• Rekabet hukuku açısından bağlılık programı kapsamında Sabancı Holding
grup şirketlerinden müşterilerimize özel fırsat sunabilir miyiz?
• Bağlılık programını sağlayan çözüm ortağımız firma üzerinden fırsatların
müşterilerimize sunulmasının uygunluğu,
• Bağllık programı kapsamında fırsat sağlayacak firmalarla işbirliği sözleşme
sürecinin bağlılık programı çözüm ortağımız üzerinden yürütülmesinin
uygunluğu,
• Bağlılık programı kapsamında müşterilerimizin tüketimleri üzerinden puan
kazanılması ve sonrasında kullanılması konusunda finansal yükümlülük
boyutunun değerlendirilmesi (yaratıp yaratmayacağı),”
01.11.2016 – G. K. > A. S., E. S. Y., T. O.
18-27/461-224
126/436
“Merhaba,
Toplantıda üzerinden görüştüğümüz soruların cevaplarını aşağıdaki gibi not almıştık.
Varsa görüş ve eklemelerinizle son halini sunumumuza ekliyor olacağız.
• Bağlılık programı kapsamında müşterilerimize sunacağımız fırsatlarda regüle
müşterilerimizde dahil olabilir mi? Gelir tavanına etkisi var mı?
• EPDK’nın regüle müşterilere satış dışında herhangi bir faaliyette
bulunulmasına müsaade etmeyebileceği, ancak sürdürülmesi planlanan
faaliyetler ile müşterilere fayda sağlanması hedeflendiğinden, müşteriler
aleyhine herhangi bir durum söz konusu olmayacağı için EPDK yönünden
ciddi bir risk olmadığı değerlendirilmektedir. EPDK’nın faaliyeti uygun
bulmaması durumunda ise doğrudan bir para cezasına hükmetmeyeceği, çok
düşük bir ihtimalle, ihtar verebileceği düşünülmektedir.
Rekabet Hukuku yönünden regüle müşterilerin Bağlılık Projesi kapsamında
tutulmasındaki olası sakınca ise, henüz serbest tüketici sıfatını kazanmamış
müşterilerin, tarafımızca küçük olarak değerlendirilse dahi müşterilerin karar
almalarında önem arz edebilecek faydalar sağlanması neticesinde, serbest tüketici
oldukları an başka tedarikçilere gitmeyi tercih etmemelerinin tarafımızca pazarın
kapanması olarak değerlendirilebileceğidir. Ayrıca başka GTŞ’lerden elektrik alan
tüketicilere bu fırsatlar sağlanamayacağından eşit müşteriler arasında bir dengesizlik
yaratabilecektir. Bunun bir sonucu olarak da, Rekabet Kurumu tarafından ciromuz
üzerinden hesaplanacak yüksek oranlarda idari para cezasına hükmedilmesi söz
konusu olabilecektir.
Daha önce OSC projesi kapsamında rekabet danışmanımızdan benzer konuda
görüş almışız. Danışmanımız, regüle için yıkıcı fiyatlandırma ve diğer tedarikçilerin
satışlarını zora sokmamak kaydıyla OSC’nin uygulanabileceğini belirtmiş. Ancak
st’ler için de uygulanmak istendiği taktirde regüle müşteri bu avantajlara alışacağı
için st olduğunda bizi seçme ihtimali yükseliyor ve rekabeti bozucu bir hal alıyor
şeklinde görüş belirtmiş.
Rekabetten kaynaklı çekincemizden dolayı şimdilik serbest tüketiciler için projenin
yapılmasını, sunulacak fırsatların ise müşterinin vazgeçemeyceği ve bizi
seçmesinde önemli bir kriter olacak şekilde maddi değeri yüksek olmayan fırsatlar
olmasını öneririz.
• Rekabet hukuku açısından bağlılık programı kapsamında Sabancı Holding
grup şirketlerinden müşterilerimize özel fırsat sunabilir miyiz?Evet
sunabiliyoruz.
• Bağlılık programını sağlayan çözüm ortağımız firma üzerinden fırsatların
müşterilerimize sunulması uygun mudur?
• Evet, asli faaliyet sorumluluğumuz dışında olduğu için 3. Parti ile bağlılık
programı için işbirliği yapmamız uygundur.
• Bağlılık programı kapsamında fırsat sağlayacak firmalarla işbirliği sözleşme
sürecinin bağlılık programı çözüm ortağımız üzerinden yürütülmesi uygun
mudur?
• Evet uygundur fakat bağlılık programı kapsamında teklif sunacak firmalar ile
yapılacak işbirliği sözleşmesinin taslağı hakkında Hukuk departmanının
görüşleri alınacak ve sözleşmede olması gereken maddeler iletilerek, süreç
firmaya devredilecektir.
• Enerjisa olarak, bağlılık programı kapsamında müşterilerin puan kazanması
sonrasında finansal yükümlülüğümüz olur mu?
• Müşterilerimizin ödediği fatura tutarı veya tükettikleri kWh üzerinde puan
kazanma mekanizmasının olmadığı yani aksiyon bazlı (zamanında ödeme X
18-27/461-224
127/436
puan, hesaptan ödeme XX puan, doğum gününüz XX puan gibi) puan
kazanma mekanizmalarının finansal yükümlülük yaratmayacağı paylaşıldı”
21.11.2016 – E. S. Y. > Hukuk Satış Regülasyon
“Arkadaşlar Merhaba,
Bağlılık programı ile ilgili verdiğimiz görüş aşağıdadır. Ancak (…..) Bey regüle
müşteriler için de şiddetle bu projenin uygulanmasını istiyormuş. Aşağıdaki sorularla
birlikte bu konuyu kendi aranızda tekrar değerlendirebilir misiniz? Yarın bir telco
yaparak sonrasında (…..) Bey ile nihai görüşümüzü paylaşırız.
• Proje (…..) üzerinden yürütülse?
• Örneğin (…..) gelse müşterilere ve piyasaya katkı sağlamak amacıyla bizim
bölgemizdeki regüle müşterilere hediye veremez mi, avantaj sağlayamaz mı?
Aynı mantıkla ben de başka bölgelerdeki regülelere avantaj sağlayamaz
mıyım? Kendi bölgemi de buna dahil etsem?”
(255) Belge 92: 07.11.2016 tarihinde BAŞKENT Hukuk Başmüsaviri O. B. A., AYESAŞ Satış
İş Birimi Başkanı H. Ç. ve Satış Direktörü E. E. arasında gerçekleşen yazışma içinde
yer alan “RE: Aksa Elektrik Satış Sözleşmesi” konulu e-postada şu ifadelere yer
verilmektedir:
31.10.2016 – G. N. > K. Z.
“Sayın Genel Müdürüm.
Şirketimiz (…..) ile toptan elektrik satış konusunda anlaşmış bulunmaktadır.
sahadaki ekiplerimizle ev ev, işyeri işyeri gezip bu satış işlemlerini
gerçekleştireceğiz. Ancak şirketimize sistem kurulmadan son bir defa size yazmak
istedik.. Enerjisa'nın gerçekleştirdiği kısıtlamalar dolayısıyla kurumunuzun
tahsilatlarını gerçekleştirememekteyiz. İhaleye verdiğiniz Faturamatik firması ile de
bu konuda anlaşma sağlayamadığımızdan dolayı - ki teklifimiz şu yönde idi bize
açacağımız her noktada 50.000 adet fatura izni verin. komisyonda ödemeyin.
bizlerde Enerjisaya resmi bir şekilde taahhüt toplayalım. zira yıllarca bunu (…..)
gerçekleştirdik. 12 yıldan beri de (…..) çalışmaktayız. şu ana kadar da hçbir fraund
işlemimiz olmadı. zaten tüm sorumluluk firmamıza aittir. Sadece işyerinde
parakende olarak işyerine gelecek müşteri ile bu işin çözülemeyeceğini belirttik. bu
noktada Enerjisa tarafından gerekli yetki size verilirse böyle bir bayilik vermeye
hazırız dediler. böyle bir teklife sıcak bakmanız halinde Hatay ilinde başta olmak
üzere 4 adet Enerjia noktası kurabileceğimizi söyledik. Tahsilatlardan komisyon
ödemesi de Enerjisa'dan talep etmiyoruz.
Bu konuda bilgi talep etmekteyiz. Takdir edersiniz ki bizlerde ve lisanslı alt bayilerde
bu işten para kazanmaktadırlar. Böyle bir teklif bize (…..) tarafından verildi. tüm
bayilere sistem kurmak suretiyle elektrik satış hem de tahsilat ekranları olacaktır. bu
noktada talebimizi değerlendirir ve bizlere geri dönüş sağlayabilirseniz memnun
kalacağımızı belirtir, saygılar sunarız.”
(…)
05.11.2016 – H. Ç. > K. Z.
“Tamam Mudurm.
Ben de tanimiyorum aslinda, Faturamatikden biri.. Bize biraz posta koymus, siz
gelmezseniz ben Aksayla anlasirim gibi... :-)
Top bende, gonderdigin icin cok tesekkurler."
05.11.2016 – H. Ç. > E. E.
“(…..)
Bu hanim Faturamatik mi?
18-27/461-224
128/436
Eger oyle ise (…..) ile anlstigi anda tum iliskileri fesh edip, yaptigimiz dekarasyon
odemelerini geri istiyorum...
Net ve sert olalim.
(…..),
Hukuksal acidan destek lutfen. Ozellikle dekarasyon icin pesinen odenen paralari
geri almamiz lazim.”
07.11.2016 – O. B. A. > H. Ç., E. E.
“Günaydın,
(…..) Bey, (…..) ile konuşup tedbirleri hızlı bir şekilde alırız.”
(256) Belge 93: 08.09.2015 tarihinde TOROSLAR MHM-Bayi Satış Lideri F. K. ile Çağrı
Merkezi Takım Yöneticisi H. C. arasında gerçekleşen yazışma içinde yer alan “Toroslar
Deklarasyon Kasım Geçiş İçin Uygun Olmayan Tesisatlar Hk.” konulu e-postada şu
ifadelere yer verilmektedir:
“Merhaba,
Ekte bilgileri bulunan Toroslar bölgesi listesinde, Resmi Kurum vs gibi ihale kanunu
kapsamında elektrik satın alan ya da özel durumu nedeniyle geçişini
gerçekleştirilmemesi gereken ((…..) vs.) tesisatları sarı ile boyadık. Listede gerekli
kontrollerin yapılması ve aksiyon alınmaması gereken tesisatların da sarı ile
boyanarak tarafımızla paylaşılması için acil desteğinizi bekliyoruz. (...)”
(257) Belge 94: 11.08.2016 tarihinde ENERJİSA Genel Müdürü K. Z. tarafından M. K. ve M.
P.’ye gönderilen “Sayaçların en az 25 en fazla 35 günlük dönemlerde okunmasının
etkileri” konulu e-postada şu ifadeler bulunmaktadır:
BİLGİ NOTU
Konu
Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği’nin yapılan değişiklik sonucu "Tüketim miktarının
tespiti, okuma ve fatura dönemleri" başlıklı 11'inci maddesinin 2'nci fıkrasının c
bendinde "Sayaçlar, en az 25 en fazla 35 günlük dönemlerle dağıtım şirketi
tarafından her takvim ayında bir defa okunur. Bu okuma aylık okuma olarak
değerlendirilir." İfadesine yer verilmiştir. Yapılan değişiklik ile dağıtım şirketlerine
bütün müşterilerin sayaçlarını her ay okuma zorunluluğu getirilmiştir.
Mevcut Durum
Şirketimiz sorumluluk alanında bulunan dağıtım bölgelerinde (Başkent ve Toroslar)
özellikle kırsal bölgelerde yer alan müşterilere ait sayaçlar iki ayda bir veya üç ayda
bir okunmaktadır. Bu sayede tüketimi düşük olan müşterilerin okuma operasyonu
verimli bir şekilde yürütülmektedir. Dağıtım bölgemizde sayaç okuma sıklıklarına
ilişkin bilgilere aşağıda yer verilmiştir.
Başkent bölgesinde (…..) adet sayaç iki veya üç aylık periyotlarla okunmaktadır. Bu
sayı Başkent bölgesinde bulunan toplam sayaç sayısının (…..) tekabül etmektedir.
Toroslar bölgesinde ise (…..) adet sayaç iki veya üç aylık periyotlarla okunmaktadır.
Bu sayı Toroslar bölgesinde bulunan toplam sayaç sayısının (…..) tekabül
etmektedir.
Ayedaş Bölgesinde bütün tesisatlarımız aylık periyotla okunmaktadır.
Değişiklik Sonrası Oluşacak İhtiyaçlar
Yönetmelikteki ilgili madde kapsamında bütün tesisatların okuma periyotlarının aylık
yapılması durumunda aşağıdaki tabloda görülebileceği üzere Başkent bölgesinde
(…..), Toroslar bölgesinde ise (…..) ilave personele ihtiyaç duyulacaktır.
İki bölgede (…..) ilave personelin istihdam edildiği durumda el aletleri maliyetleri ile
beraber yıllık civarında maliyet artışı olacaktır.
18-27/461-224
129/436
Tablo:
(Özetle Başkent ve Toroslar Bölgesinde gerekecek ilave personel sayısı ve
maliyetini göstermektedir.)
Değerlendirme ve Riskler
Yönetmeliğin 11 ' inci maddesinin 2 'nci fıkrasının d bendinde "Elektrik Piyasası
Lisans Yönetmeliği'nin 35 inci maddesinde belirtilen mücbir sebep halleri ile ağır
mevsim şartları, dönemsel kullanım ve benzeri nedenlerle okuma yapılmaması ve
Kurul tarafından uygun görülen haller dışında, dağıtım bölgesinin genelinde ya da
belli bir bölgesinde birinci fıkranın (c) bendine aykırı genel uygulamalar yapılamaz."
hükmü yer almaktadır.
iki veya üc ayda bir periyotlarla okunan sayaçların genel hatlarıyla kırsal bölge
(yayla/köy/şehir merkezine uzak noktalar vb...) olmaları sebebiyle yukarıdaki
maddedeki, mevsim şartları, dönemsel kullanım ve benzeri nedenlerle okuma
yapılamaması kapsamında değerlendirebileceği düşünülmektedir.
Maliyetlerin yüksek olması, operasyonel olarak uygulanması güç ve verimsiz bir iş
yükünün gelmesi sebebiyle okuma periyotlarının tekrar düzenlenmesi
düşünülmemektedir.
Konu hakkında herhangi bir şikayet olması veya denetleme sırasında bulgu tespiti
halinde EPDK tarafından Şirketimize ilk etapta ihtar verilmesi, devamı halinde idari
para cezası uygulanması riski bulunmaktadır, ihtar sürecinde d bendi kapsamında
savunma yapılarak EPDK'nın konu hakkındaki görüşlerini aldıktan sonra aksi bir
cevap alınması durumunda cezai işlem uygulanmaması için personel alımı yoluyla
en fazla bir ay içerisinde okuma periyotlarının düzeltilmesi yoluna gidilecektir.
İlave personelin alınması halinde oluşacak ilave maliyet de mevcut tarife dönemi
içinde EPDK'dan talep edilecektir.
I.4.2. Yapılan Görüşmede Edinilen Bilgiler
(258) Önaraştırma kapsamında unvanının gizli tutulmasını isteyen bir bağımsız tedarik
şirketi ile görüşme yapılmıştır. Başta TOROSLAR EDAŞ ve TOROSLAR olmak üzere
ENERJİSA bünyesindeki şirketlerin uygulamalarına yönelik görüşmede;
- Toroslar bölgesinde serbest tüketicilerin tüketim değerlerinin Ocak’tan
Ağustos’a ciddi değişiklikler gösterdiği, afaki rakamların çıkarıldığı, itiraz
edildiğinde genel geçer cevapların alındığı,
- Müşterinin bu tüketim değerlerine itiraz ettiği, ancak dağıtım şirketlerinden
makul bir açıklama gelmediğinden kendilerinin müşteriye açıklama yapamadığı,
optik okuma talep ettiklerinde ise dağıtım şirketinin bu maliyete katlanmak
istemediği ısrarlar sonucunda inceleme yapıldığında ise hatanın fark edildiği ve
GDDK aldıkları ancak bunu alsalar bile kendileri ve müşteri açısından
mağduriyetin devam ettiği,
- Altı aydır okunamamış T1 sayaçlarının olduğu, tahminleme ile ilgili bu sorunlar
noktasında yapılan itirazlara birçok kez cevap alınamadığı, tahminleme genelde
yukarı yönlü olduğu için ödemelerinin de yüksek olduğu,
- Yakın zamanda yaşanan bir örnek olarak, şirketleri portföyüne geçen (…..) için
tahminleme bile yapılmadığı, tüketim yüklenmediği, bu nedenle açma kesme
biriminin enerjiyi kesik gördüğü ve müşterinin başvuru yapmasını istediği,
müşteri dağıtım şirketine başvurunca da tekrar tedarikçi şirkete yönlendirildiği,
bu durumun da müşterinin de tedarikçi değiştirdim kötü hizmet almaya başladım
diye düşünmesine neden olduğu,
18-27/461-224
130/436
- Ayrıca, tüketimleri serbest tüketici limitini geçen müşterileri sorgulamanın da
ENERJİSA’da problemli olduğu, ayın beşine, bir başka deyişle en son güne
bırakıldığı, dağıtım şirketinin serbest tüketici limitini geçen müşterileri EPİAŞ’ın
portalına yüklemediği, bu halde de ETSO koduna ulaşıp EPİAŞ’tan talep
yapılamadığı, ENERJİSA arandığında ise henüz güncelleme yapılmadığı
bilgisinin alındığı, kendilerinin serbest tüketici limitini geçtiğini tespit ettikleri,
müşteriler bakımından ENERJİSA’ya ulaşarak güncelleme yapılmasının
istendiği ancak bunun da son güne bırakıldığı
beyan edilmiştir.
(259) 11.04.2017 tarihinde (…..) yetkilileriyle yapılan görüşmede; ENERJİSA bölgelerinde,
(…..) portföyünde bulunan bir müşterinin ENERJİSA tarafından K1 portföyüne alındığı
durumların söz konusu olduğu ifade edilmiştir.
(260) 14.04.2017 tarihinde (…..) yetkilileriyle yapılan görüşmede;
- Özellikle Toroslar bölgesinde; bir müşterinin (…..)’nın portföyüne girdikten
hemen sonraki ilk aylarda tahminlemeden veya başka nedenlerden dolayı
tüketim yüklemelerinin çok yüksek girildiği ve bu durumun tüketicide güven
eksikliğine sebep olduğu dolayısıyla (…..)’nın prestijinin zarar gördüğü,
- Buna benzer durumlarda söz konusu yanlışlığın düzeltilmesi için (…..)
tarafından tüketicinin itiraz amacıyla dağıtım şirketine yönlendirildiği, ancak
dağıtım şirketi ile iletişime geçince tüketicilere “bizden çıkmasaydınız böyle
olmazdı” şeklinde beyanlarda bulunulduğu,
- Bu sorunun dağıtım şirketi ile e-posta yolu ile paylaşıldığı, cevabın ise telefonla
alındığı dolayısıyla bu konuyla ilgili (…..)’nın yazılı belgeye sahip olmadığı,
- Okuma konusunda sadece portföy değişikliği sonrasında değil devamlı surette
sorunların yaşandığı,
- Teminat hesabı konusunda da sorunların yaşandığı, sorun yaşanan bölgeler
içerisinde ENERJİSA bölgelerinin de bulunduğu ve en problemli bölgenin ise
Toroslar bölgesi olduğu
ifade edilmiştir.
I.5. Sektörel Çerçeve
I.5.1. Elektrik Dağıtım ve Perakende Satış Faaliyetine ilişkin Düzenleyici Çerçeve
I.5.1.1. Dağıtım Şirketlerinin Faaliyetlerine Yönelik Düzenlemeler
(261) 6446 sayılı Kanun’un 3. maddesinde dağıtım şirketi, belirlenen bir bölgede elektrik
dağıtımı ile iştigal eden tüzel kişi olarak tanımlanmaktadır. Dağıtım faaliyetine ilişkin
hükümlerin yer aldığı 9. maddenin birinci fıkrası şu şekildedir:
“Dağıtım faaliyeti, lisansı kapsamında, dağıtım şirketi tarafından lisansında
belirlenen bölgede yürütülür. Dağıtım şirketi, lisansında belirlenen bölgede
sayaçların okunması, bakımı ve işletilmesi hizmetlerinin yerine getirilmesinden
sorumludur.”
(262) Söz konusu hükmün devamında ise “Piyasa faaliyeti gösteren tüzel kişiler bir dağıtım
şirketine ve dağıtım şirketi piyasa faaliyeti gösteren tüzel kişilere doğrudan ortak
olamaz. Dağıtım şirketi, dağıtım faaliyeti dışında bir faaliyetle iştigal edemez.”
ifadelerine yer verilerek dağıtım şirketlerinin faaliyetlerinin esas faaliyet alanları ile
sınırlandığı görülmektedir.
18-27/461-224
131/436
(263) 6446 sayılı Kanun’un 9. maddenin ikinci fıkrasında dağıtım şirketinin yükümlülükleri,
“Dağıtım şirketi, lisansında belirtilen bölgedeki dağıtım sistemini elektrik enerjisi üretimi
ve satışında rekabet ortamına uygun şekilde işletmek, bu tesisleri yenilemek, kapasite
ikame ve artırım yatırımlarını yapmak, dağıtım sistemine bağlı ve/veya bağlanacak
olan tüm dağıtım sistemi kullanıcılarına ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda eşit
taraflar arasında ayrım gözetmeksizin hizmet sunmak […]” olarak düzenlenmektedir.
Bu bakımdan dağıtım şirketine, sistem kullanıcılarına eşit bir şekilde hizmet verme
yükümlülüğü getirilmektedir.
(264) Dağıtım şirketlerinin hak ve yükümlülüklerinin daha ayrıntılı bir şekilde düzenlendiği
Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği’nin (Lisans Yönetmeliği) 33. maddesi şu
şekildedir:
“(1) Dağıtım lisansı, sahibine;
a) Lisansında belirlenen dağıtım bölgesinde dağıtım faaliyetinde bulunma,
b) Kurum tarafından belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde, dağıtım
faaliyetiyle birlikte yürütülmesi verimlilik artışı sağlayacak nitelikteki piyasa dışı
bir faaliyeti yürütme,
(…)
hakkını verir.
(2) Dağıtım lisansı sahibi, ilgili mevzuatta sayılanların yanısıra;
a) Lisansında belirlenen bölgedeki dağıtım gerilim seviyesinden bağlı
tüketicilerin sayaçlarının kurulumu, bakımı ve işletilmesi hizmetlerini yürütmek,
söz konusu bölgede yer alan sayaçları okumak ve elde edilen verileri ilgili
tedarikçilerle ve piyasa işletmecisiyle paylaşmak,
b) Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla mevcut kullanıcıların mülkiyetinde
olan sayaçları, ilgili mevzuat çerçevesinde devralmak,
c) Lisansında belirtilen bölgedeki dağıtım sistemini, elektrik enerjisi üretimi ve
satışında rekabet ortamına uygun şekilde işletmek,
(…)
d) Dağıtım sistemine bağlı ve/veya bağlanacak olan tüm dağıtım sistemi
kullanıcılarına ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda eşit taraflar arasında
ayrım gözetmeksizin hizmet sunmak,
e) İlgili yönetmelik hükümleri doğrultusunda yan hizmetleri sağlamak,
f) Tedarik şirketlerinin ilgili mevzuat kapsamındaki yükümlülüklerini yerine
getirebilmesi için gerekli olan bilgileri, talep edilmesi halinde sağlamak,
(…)
l) Serbest tüketicileri herhangi bir tedarikçiye yönlendirmemek,
m) Serbest tüketicilerin tedarikçilerini değiştirmek istemeleri durumunda ilgili
mevzuat çerçevesinde gerekli hizmet ve bilgileri sağlamak,
(…)
ö) Bölgesinde yürütülen perakende satış faaliyetlerinde, tüm tedarik lisansı
sahibi tüzel kişilere eşit taraflar arasında ayrım gözetmeden dağıtım hizmeti
sağlamak,
(…)
t) Piyasa faaliyeti gösteren diğer tüzel kişilere doğrudan ortak olmamak,
u) Piyasada faaliyet gösteren tüzel kişilere, ortaklık yapısında doğrudan pay
sahibi olarak yer vermemek,
(…)
18-27/461-224
132/436
v) Kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde dağıtım faaliyetiyle birlikte
yürütülmesi verimlilik artışı sağlayacak nitelikteki piyasa dışı faaliyetler hariç
olmak üzere, dağıtım faaliyeti dışında başka bir faaliyetle iştigal etmemek,
(…)
ile yükümlüdür.
(…)
(265) Lisans Yönetmeliği’nin “Bağlantı başvurularının değerlendirilmesi” başlıklı 6.
maddesinde de aşağıda yer verilen hüküm ile yine dağıtım şirketinin ayrımcılık
yapmadan faaliyet göstermesi düzenlenmektedir.
“Dağıtım şirketi; bölgedeki yük karakteristiğine göre, kullanıcının hangi gerilim
seviyesinden sisteme bağlanacağının belirlenmesinde ve kullanıcı
bağlantılarının tesis ve tahsis edilmesi veya değiştirilmesi yönündeki taleplerinin
karşılanmasında eşit taraflar arasında ayırım gözetmeksizin hareket eder.”
(266) Bunların yanı sıra Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği’nde (THY) de
dağıtım şirketlerinin görev ve sorumluluklarına yer verildiği görülmektedir. Bu
kapsamda tüketim miktarının tespiti, okuma ve fatura dönemlerine ilişkin bahsi geçen
yönetmeliğin 11. maddesinde şu hükümler yer almaktadır53:
“(c) Sayaçlar, en az 25 en fazla 35 günlük dönemlerle dağıtım şirketi tarafından
her takvim ayında bir defa okunur. Bu okuma aylık okuma olarak değerlendirilir.
(ç) Dağıtım lisansı sahibi tüzel kişi, tüketici sayacının endekslerini okur. Birbirini
takip eden iki dönem arasındaki endeks farkının çarpan faktörü ile çarpımı
sonucu bulunan değer tüketicinin elektrik enerjisi tüketimi olarak kabul edilir.
Serbest tüketiciler için, okunan endeks değerleri okuma tarihi bilgisi ile birlikte
en geç 3 gün içerisinde Piyasa Yönetim Sistemi’ne girilir.”
(…)
(2) İkili anlaşma ile elektrik temin eden tüketicilere dağıtım şirketi tarafından
okuma bildirimi bırakılır ya da tüketicilerin dağıtım şirketinden talep etmesi
halinde okuma bildirimi elektronik ortamda tüketiciye gönderilir […]”54
(267) Söz konusu hükümlerden tüketicilere ait sayaçların her ay olmak üzere 25-35 günlük
dönem içerisinde okunarak endeks değerlerinin üç gün içerisinde Piyasa Yönetim
53 30.05.2018 tarihli ve 30436 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan THY’de sayaç okuma ile ilgili
düzenlemeler şu şekilde değiştirilmiştir:
“MADDE 32 – (1) Sayaçlar, en az 25 en fazla 35 günlük dönemlerle dağıtım şirketi tarafından her takvim
ayında bir defa okunur. Bu okuma aylık okuma olarak değerlendirilir.
(2) Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliğinin 35 inci maddesinde belirtilen mücbir sebep halleri ile ağır
mevsim şartları, dönemsel kullanım ve benzeri nedenlerle okuma yapılamaması ve Kurul tarafından
uygun görülen haller dışında, dağıtım bölgesinin genelinde ya da belli bir bölgesinde birinci fıkraya aykırı
genel uygulamalar yapılamaz. Bu fıkra kapsamındaki kullanım yerlerinde sayaçlar yılda en az iki defa
okunur.
(3) Tedarikçi değiştirme ve serbest tüketici olma sürecinde ay sonu endeks değerinin okunamadığı
hallerde eski tedarikçi için son endeks değeri, yeni tedarikçi için ilk endeks değeri Tahmini Tüketim
Değeri Belirleme Metodolojisi çerçevesinde belirlenen değerdir.
(4) Serbest tüketiciler için, okunan endeks değerlerinin okuma tarihi bilgisi ile birlikte en geç 3 gün
içerisinde PYS’ye girişi yapılır.
(5) Tüketicilere dağıtım şirketi tarafından okuma bildirimi bırakılır ya da tüketicilerin dağıtım şirketinden
talep etmesi halinde okuma bildirimi elektronik ortamda tüketiciye gönderilir. Tedarik şirketi, dağıtım
şirketinden fatura/ödeme bildirimi tebliği hizmeti alımı yapabilir. Okuma bildirimi içerisinde yer alan
bilgiler fatura/ödeme bildirimi içerisinde de düzenlenebilir.”
54İlgili hüküm 04.08.2016 tarih ve 29791 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan yönetmelik ile
değiştirilmiştir.
18-27/461-224
133/436
Sistemi’ne (PYS) girilmesi gerektiği ve tüketicilerin tüketim miktarlarına ilişkin verilere
erişim kolaylığının tesis edilmeye çalışıldığı anlaşılmaktadır.
(268) THY’nin “Tüketicilerin bilgilendirilmesi ile tüketici hakları ve zararların tazmini” başlıklı
19. maddesinin dördüncü fıkrasında ise dağıtım şirketlerinin “tüketicinin talebi halinde
ve her takvim yılı içerisinde iki defadan fazla olmamak üzere, tüketicinin geçmiş
yirmidört aya yönelik elektrik enerjisi tüketimini tek zamanlı veya çok zamanlı olarak
kWh cinsinden gösteren belgeyi ücretsiz olarak” sunmakla yükümlü oldukları
belirtilmektedir.
(269) Serbest tüketici veri tabanına ilişkin dağıtım şirketlerinin görevlerinin yer aldığı DUY’un
ilgili hükümlerine aşağıda yer verilmektedir:
“MADDE 30/B55 – (1) Serbest tüketicilere ilişkin uzlaştırmaya esas veriş-çekiş
birimlerine ait tedarikçi değiştirme ve mali uzlaştırma56 süreçlerinde kullanılmak
üzere TEİAŞ ve dağıtım lisansı sahibi tüzel kişiler hizmet sundukları ve
sayaçlarını okumakla yükümlü oldukları serbest tüketicilerin aşağıda yer alan
bilgilerini PYS üzerinde tanımlanacak veri tabanına eklemek ve güncel tutmakla
yükümlüdür:
a) 57,
b) Tüketim noktasının PYS’ye kayıt için gerekli tekil kodu58,
c) Tüketim noktasının içerisinde bulunduğu il ve ilçe bilgisi,
ç) Tüketim noktasının açık adresi,
d) Abone grubu ve belirlenmişse abone alt grubu59,
e) Tüketim noktasına profil uygulanıp uygulanmadığı60,
f) Tüketim noktasına tahmini değer uygulanıp uygulanmadığı61,
g) Tüketim noktasının sözleşme gücü62.
2) 63,64 Tedarikçiler, tedarikçi değiştirme, mali uzlaştırma ve serbest tüketici
portalı süreçlerinde kullanılmak üzere tüketicilerine ilişkin;
a) Serbest tüketicinin adı ve soyadı veya unvanı,
b) Gerçek kişiler için T.C. kimlik numarası veya yabancı kimlik numarası;
tüzel kişiler için vergi kimlik numarası, yetkili kişinin adı ve soyadı, T.C.
kimlik numarası veya yabancı kimlik numarası
bilgilerini PYS üzerinde tanımlanacak veri tabanına eklemek ve güncel tutmakla
yükümlüdür.
(…)
(4) PYS, 30/A maddesi kapsamındaki kayıt girişleri sırasında yeni tedarikçi
olmak isteyen piyasa katılımcısının sayaç kaydı için giriş yaptığı tekil kodun65
birinci fıkranın (b) bendi çerçevesinde oluşturulan veri tabanında olup
olmadığını kontrol eder. Veri tabanında yer alan tekil kodlarla eşleşmeyen
girişlere izin verilmez.
55 28.03.2015 tarih ve 29309 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yönetmelikle eklenmiştir.
56 28.05.2016 tarih ve 29725 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yönetmelikle eklenmiştir.
57 28.05.2016 tarih ve 29725 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yönetmelikle yürürlükten kaldırılmıştır.
58 28.05.2016 tarih ve 29725 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yönetmelikle değiştirilmiştir.
59 28.05.2016 tarih ve 29725 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yönetmelikle eklenmiştir.
60 28.05.2016 tarih ve 29725 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yönetmelikle eklenmiştir.
61 28.05.2016 tarih ve 29725 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yönetmelikle eklenmiştir.
62 28.05.2016 tarih ve 29725 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yönetmelikle eklenmiştir.
63 28.05.2016 tarih ve 29725 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yönetmelikle değiştirilmiştir.
64 14.01.2017 tarih ve 29948 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yönetmelikle değiştirilmiştir.
65 28.05.2016 tarih ve 29725 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yönetmelikle değiştirilmiştir.
18-27/461-224
134/436
(5) TEİAŞ ve dağıtım lisansı sahibi tüzel kişilerin veri tabanına ilişkin
yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeni ile serbest tüketicinin yeni
tedarikçisinin portföyüne geçişinin engellendiğinin tespiti halinde PYS
üzerinden, Piyasa İşletmecisi tarafından belirlenerek duyurulan süreç
çerçevesinde66 gerekli düzeltme yapılır ve Kanunun 16 ncı maddesi uyarınca
yaptırım uygulanır.
(270) Yukarıdaki hükümler doğrultusunda, dağıtım şirketinin serbest tüketici veri tabanına
girmekle yükümlü olduğu tüketicilere ait bilgilerin, yalnızca söz konusu tüketicinin
portföyünde yer aldığı tedarikçi tarafından bilinebileceği görülmekte ve dolayısıyla
dağıtım şirketinde bulunan bu bilgilerin diğer tedarikçilerin faaliyetleri bakımından
stratejik öneme sahip olduğu değerlendirilmektedir.
I.5.1.2. Dağıtım Şirketleri ile Perakende Satış Şirketleri Arasındaki İlişkiler,
Ayrıştırma Kuralları ve Ayrımcı Uygulamalara Yönelik Düzenlemeler
(271) Yukarıda da yer verildiği üzere, 6446 sayılı Kanun’un 9. maddesi ile piyasa faaliyeti
gösteren tüzel kişilerin bir dağıtım şirketine ve dağıtım şirketinin de piyasa faaliyeti
gösteren tüzel kişilere doğrudan ortak olması yasaklanmış; dağıtım şirketinin, dağıtım
dışında herhangi bir faaliyetle iştigal etmeyen, bağımsız, tüm taraflara eşit uzaklıkta
duracak ve taraflar arasında ayrım gözetmeden faaliyet gösterecek bir yapıda olması
amaçlanmıştır.
(272) Dağıtım ve Perakende Satış Faaliyetlerinin Hukuki Ayrıştırılmasına ilişkin Usul ve
Esaslar ise EPDK’nın 12.09.2012 ve 4019 sayılı kararı ile belirlenmiştir. Buna göre;
hukuki ayrıştırma dağıtım lisansı sahibi tüzel kişiler tarafından dağıtım ve perakende
satış faaliyetlerinin ayrı tüzel kişilikler altında yürütülmesi şeklinde tanımlanmış ve
dağıtım şirketlerinin, dağıtım ve perakende satış faaliyetlerini 01.01.2013 tarihinden
itibaren ayrı tüzel kişilikler altında yürütecekleri düzenlenmiştir.
(273) Bununla birlikte, Lisans Yönetmeliği’nin “Hukuki ayrıştırma kapsamında hizmet alımı”
başlıklı geçici 4. maddesinde 01.01.2016 tarihine kadar ayrıştırma ilkesine ilişkin
aşağıda yer alan bazı istisnaların tanındığı görülmektedir.
“(1) Görevli tedarik şirketi, 1/1/2013 tarihinden itibaren, kısmi bölünme ve diğer
devir işlemlerinin tamamlandığı tarihe kadar, ilgili mevzuat kapsamında
sunmakla yükümlü olduğu hizmetleri dağıtım şirketinden hizmet alımı yoluyla
temin eder. Ancak bu fıkra kapsamındaki hizmet alımı 6 (altı) aydan fazla
olamaz. Bu süre, özelleştirme kapsamında olan görevli tedarik şirketleri için 12
(oniki) ay olarak uygulanır.
(2) Dağıtım lisansı sahibi tüzel kişiler, birinci fıkrada belirtilen hizmet alımı
süresince, lisansları kapsamında perakende satış ve perakende satış hizmeti
faaliyetlerini de yürütebilirler.
(3) Görevli tedarik şirketlerinin faaliyetlerini sürdürebilmek için ihtiyaç duydukları
yönetim ve destek hizmetlerine (muhasebe, finans, hukuk, insan kaynakları gibi)
ait birimler, kendileri tarafından oluşturulur veya bu hizmetler, hizmet alımı
yoluyla karşılanabilir. Dağıtım şirketleri, bu hizmetlere ilişkin alımlarını, 1/1/2016
tarihinden itibaren ilgili ana şirketten ve bu şirketin kontrolünde olan şirketlerden
temin edemezler.
(4) Dağıtım şirketleri ile görevli tedarik satış şirketleri, 1/1/2016 tarihinden
itibaren farklı fiziksel ortam ve bilgi sistemleri alt yapısı kullanarak hizmet
verirler.”
66 14.01.2017 tarih ve 29948 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yönetmelikle eklenmiştir.
18-27/461-224
135/436
(274) Öte yandan, yukarıda detaylı bir şekilde yer verilen Lisans Yönetmeliği’nin “Dağıtım
lisansı sahibinin hak ve yükümlülükleri” başlıklı 33. maddesi uyarınca dağıtım şirketi,
tüketicilerin tedarikçi değiştirme süreçlerinde yardımcı olmalı, tedarikçilere geçiş
konusunda tüketicilere herhangi bir yönlendirme yapmamalı, faaliyetlerinde, kendisiyle
aynı kontrol yapısındaki GTŞ ile diğer tedarik şirketleri arasında ayrımcılık
yapmamalıdır.
I.5.1.3. GTŞ'ler ve Tedarik Şirketlerinin Faaliyetlerine Yönelik Düzenlemeler
(275) 6446 sayılı Kanunu’nun 3. maddesinde GTŞ, “Dağıtım ve perakende satış
faaliyetlerinin hukuki ayrıştırması kapsamında kurulan veya son kaynak tedariği
yükümlüsü olarak Kurul tarafından yetkilendirilen tedarik şirketi”; tedarik67 şirketi ise
“Elektrik enerjisinin ve/veya kapasitenin toptan ve/veya perakende satılması, ithalatı,
ihracatı ve ticareti faaliyetleri ile iştigal edebilen tüzel kişi” olarak tanımlanmaktadır.
Toptan ve perakende satış faaliyetlerinin düzenlendiği 10. maddede ise;
(2) tedarik şirketlerinin, herhangi bir bölge sınırlaması olmaksızın serbest
tüketicilere toptan veya perakende satış faaliyetlerinde bulunabileceği,
(4) dağıtım şirketi tarafından yürütülmekte olan perakende satış faaliyetinin,
görevli tedarik şirketi tarafından yerine getirileceği, görevli tedarik şirketinin ilgili
dağıtım bölgesinde bulunan serbest tüketici olmayan tüketicilere Kurul
tarafından onaylanan perakende satış tarifeleri üzerinden elektrik enerjisi satışı
yapacağı,
(5) Görevli tedarik şirketinin, serbest tüketici niteliğini haiz olduğu hâlde, başka
bir tedarikçiden elektrik enerjisi temin etmeyen tüketicilere, son kaynak
tedarikçisi sıfatıyla elektrik enerjisi sağlamakla yükümlü olduğu, bu şirketin son
kaynak tedarikçisi sıfatıyla faaliyet göstereceği bölgenin, ilgili dağıtım bölgesi
olduğu ve bu hususun tedarik lisansına dercedileceği,
(6) Tedarik lisansı sahibi özel sektör tüzel kişilerinin üretim ve ithalat
şirketlerinden satın alacağı elektrik enerjisi miktarının, bir önceki yıl ülke
içerisinde tüketilen elektrik enerjisi miktarının yüzde yirmisi ile yine söz konusu
özel sektör tüzel kişilerinin nihai tüketiciye satışını gerçekleştireceği elektrik
enerjisi miktarının da bir önceki yıl ülke içerisinde tüketilen elektrik enerjisi
miktarının yüzde yirmisini geçemeyeceği,
(7) Görevli tedarik şirketinin piyasada rekabeti kısıtlayıcı veya engelleyici etki
doğuran davranış veya ilişkilerinin tespiti hâlinde ilgili tedarik şirketinin, Kurulca
öngörülecek tedbirlere uymakla yükümlü olduğu, Kurulun bu tedarik şirketinin
yönetiminin yeniden yapılandırılması veya dağıtım şirketiyle sahiplik ya da
kontrol ilişkisinin belli bir program dâhilinde kısıtlandırılmasını ya da
sonlandırılmasını da içeren tedbirleri alacağı
belirtilmektedir. Dolayısıyla, piyasada rekabeti kısıtlayıcı etki doğuran uygulamaların
tespiti halinde GTŞ’nin, EPDK tarafından öngörülen ve dağıtım şirketi ile arasındaki
sahiplik ilişkisi bakımından mülkiyet ayrıştırmasına kadar varabilecek olan tedbirlere
muhatap olabileceği anlaşılmaktadır.
(276) Lisans Yönetmeliği’nin 34. maddesinde düzenlenen tedarik lisansı sahibinin hak ve
yükümlülükleri ise şu şekildedir:
(1) Tedarik lisansı, sahibine;
a) Herhangi bir bölge sınırlaması olmaksızın serbest tüketicilerle, elektrik
enerjisi ve/veya kapasitesi ticareti yapabilme,
67 Tedarik, elektrik enerjisinin ve/veya kapasitenin toptan veya perakende satışını ifade etmektedir.
18-27/461-224
136/436
b) Diğer lisans sahibi tüzel kişilerle elektrik enerjisi ve/veya kapasite ticareti
faaliyetinde bulunma,
c) Organize toptan elektrik piyasalarında, elektrik enerjisi ve/veya kapasitesi
ticareti yapma,
ç) Bakanlığın uygun görüşü doğrultusunda uluslararası enterkonneksiyon şartı
oluşmuş ülkelerden veya ülkelere, Kurul onayı ile elektrik enerjisi ithalatı ve
ihracatı faaliyetlerini yapabilme
hakkını verir.
(2) Tedarik lisansı, görevli tedarik şirketine, birinci fıkrada ve ilgili mevzuatta
sayılanların yanı sıra;
a) İlgili dağıtım bölgesinde bulunan serbest olmayan tüketicilere Kurul
tarafından onaylanan perakende satış tarifeleri üzerinden elektrik enerjisi satışı
yapma,
b) İlgili dağıtım bölgesinde, son kaynak tedarikçisi sıfatıyla elektrik enerjisi
sağlama
hakkını verir.
(3) Tedarik lisansı sahibi, ilgili mevzuatta sayılanların yanı sıra;
a) Elektrik enerjisi satışı yapılan serbest tüketiciler ile ilgili bilgileri, TEİAŞ’a veya
ilgili dağıtım şirketine vermek,
b) İletim tarifesi ve/veya dağıtım tarifesine göre belirlenen bedelleri ödemek,
c) Hizmet verilen tüketiciler ile ilgili olarak, bölgesindeki dağıtım şirketinin talep
ettiği bilgileri, dağıtım şirketinin ilgili mevzuat kapsamındaki yükümlülüklerini
yerine getirebilmesi için gerekli olması koşuluyla, talep tarihinden itibaren 30
gün içinde sunmak
ile yükümlüdür.
(4) Görevli tedarik şirketi, üçüncü fıkra ve ilgili mevzuatta sayılanların yanı sıra;
a) Lisansına kayıtlı olan dağıtım bölgesinde bulunan serbest olmayan
tüketicilere Kurul tarafından onaylanan perakende satış tarifeleri üzerinden
elektrik enerjisi satışı yapmak,
b) İlgili dağıtım bölgesinde, son kaynak tedarikçisi sıfatıyla elektrik enerjisi
sağlamak,
c) Piyasada rekabeti kısıtlayıcı veya engelleyici etki doğuran davranış veya
ilişkilere girmemek, bu tür davranış veya ilişkilerin tespiti halinde Kurulca
öngörülecek tedbirlere uymak,
(…)
ile yükümlüdür.
(…)
(6) Görevli tedarik şirketleri dışındaki tedarik lisansı sahibi tüzel kişiler, lisansları
kapsamında serbest olmayan tüketicilere elektrik enerjisi ve/veya kapasite
satışı yapamazlar.
(277) Söz konusu hükümler uyarınca, belirli bir dağıtım bölgesinde bulunan serbest olmayan
tüketicilere yalnızca GTŞ’ler elektrik enerjisi satışı yapabilirken, serbest tüketicilere
yönelik elektrik enerjisi satışı bölge kısıtlaması olmaksızın tüm tedarik şirketleri
tarafından gerçekleştirilebilmektedir. Öte yandan, serbest tüketici niteliğini haiz olduğu
hâlde, başka bir tedarikçiden elektrik enerjisi temin etmeyen tüketicilere de GTŞ’ler son
kaynak tedarikçisi sıfatıyla elektrik enerjisi sağlamaktadır.
18-27/461-224
137/436
(278) THY’nin 4. maddesinde GTŞ’ler ve tedarik şirketleri ile tüketiciler arasında imzalanan
sözleşmelere ilişkin tanımlar yer almaktadır68:
- İkili anlaşma: Gerçek veya tüzel kişiler arasında özel hukuk hükümlerine tabi
olarak, elektrik enerjisi ve/veya kapasitenin alınıp satılmasına dair yapılan ve
Kurul onayına tabi olmayan ticari anlaşmalar,
- Perakende satış sözleşmesi: Bağlantı anlaşması mevcut olan kullanım yeri
için, görevli tedarik şirketi ile tüketiciler arasında ilgili mevzuat hükümleri
çerçevesinde, perakende satış tarifesi veya son kaynak tarifesinden elektrik
enerjisi ve/veya kapasite temini ile hizmet alımına yönelik olarak yapılan
faaliyetlere ilişkin koşul ve hükümleri kapsayan sözleşmeler.
- Son kaynak tedariği: Serbest tüketici niteliğini haiz olduğu hâlde elektrik
enerjisini, son kaynak tedarikçisi olarak yetkilendirilen tedarik lisansı sahibi
şirket dışında bir tedarikçiden temin etmeyen tüketicilere elektrik enerjisi
tedariği.
(279) THY’nin 8. maddesinde; PSS’de süre sınırı bulunmadığı, öte yandan sözleşmenin
sona erdirilmesi için tüketicinin, elektronik imza ile veya GTŞ’ye yazılı olarak
başvuruda bulunması veya tedarikçi değişikliği yapmak isteyen tüketiciler tarafından
doldurulan EK-3 formunun tüketicinin yeni tedarikçisi tarafından GTŞ’ye sunulması
gerektiği belirtilmektedir69. Aynı maddenin devamında ise; “EK-3 formunun görevli
tedarik şirketine sunulmamasına karşın Piyasa Yönetim Sistemi üzerinden yeni
tedarikçiye geçişin gerçekleşmesi halinde perakende satış sözleşmesi işbu geçişin
gerçekleştiği tarih itibarıyla sona ermiş sayılır.” ifadesi yer almaktadır70.
(280) Öte yandan THY’nin 10. maddesi uyarınca ikili anlaşma ile elektrik enerjisi satın
almakta olan bir serbest tüketicinin anlaşmasının sonlandırılması halinde, ilgili GTŞ
söz konusu tüketiciye son kaynak tedariği kapsamında elektrik enerjisi sağlamakla
yükümlüdür. GTŞ’ye bildirim tarihinden itibaren 15 iş günü içerisinde söz konusu
serbest tüketicinin PSS imzalamak için ilgili GTŞ’ye başvurması gerekmektedir71.
(281) THY’nin 23. maddesinde düzenlenen serbest tüketiciye ikili anlaşma yoluyla elektrik
enerjisi ve/veya kapasite sağlayan tedarikçilerin yükümlülükleri ise şunlardır:
68 EPDK tarafından yayımlanmış olan Son Kaynak Tarifesinin Düzenlenmesi Hakkında Tebliğ’de son
kaynak tedariki kapsamında düşük tüketimli ve yüksek tüketimli tüketiciler olarak iki ayrı tanım
yapılmıştır. Buna göre; ilgili Tebliğ’in 4(a) maddesinde düşük tüketimli tüketiciler; son kaynak tüketici
gruplarından Kurulca sosyal ve ekonomik durumlar gözetilerek belirlenen miktarın altında enerji
tüketenlerin oluşturduğu tüketici grubu olarak, 4(g) maddesinde yüksek tüketimli tüketiciler; son kaynak
tüketici gruplarından Kurul tarafından belirlenen miktara eşit veya bu miktarın üzerinde enerji
tüketenlerin oluşturduğu tüketici grubu olarak tanımlanmaktadır. Buna ek olarak yüksek tüketimli
tüketicilerin tarifesi için 6(2) maddesinde yer alan; “Söz konusu tüketiciler için son kaynak tedarik tarifesi
rekabetçi piyasaya geçişi teşvik edecek şekilde belirlenir” hükmü, düşük tüketimli tüketicilerin tarifesi için
de aynı tebliğin 7(2) maddesindeki; “Düşük tüketimli tüketicilere uygulanacak son kaynak tedarik tarifesi,
ilgili dönemde serbest tüketici niteliğini haiz olmayan tüketiciler için onaylanmış perakende satış
tarifesine eşittir” hükmü mevcuttur.
69 16.09.2015 tarih ve 29477 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan yönetmelik değişikliği ile değiştirilmiştir.
70 04/08/2016 tarihli ve 29791 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan yönetmelik değişikliği ile
değiştirilmiştir.
71 EPDK tarafından yayımlanmış olan THY’nin 8(3) maddesinde; “Birinci fıkranın (c) bendi kapsamında,
söz konusu serbest tüketici görevli tedarik şirketi tarafından konuyla ilgili olarak kendisine yapılan
bildirim tarihinden itibaren 7 iş günü içerisinde perakende satış sözleşmesinin imzalanması için ilgili
görevli tedarik şirketine başvuruda bulunmak zorundadır. Söz konusu sözleşme son kaynak tedariği
kapsamında elektrik enerjisi ve/veya kapasite temininin başladığı tarihten itibaren yürürlüğe girer.”
ifadesi yer almaktadır.
18-27/461-224
138/436
a)72 Serbest tüketiciyi; tüketici hakları, ikili anlaşmalar kapsamındaki ticari
seçenekler ve muhtemel riskler ile talep tarafı katılımına ilişkin bilgiler hakkında
anlaşma yapılmadan önce tüketici tarafından bilgi aldığına dair imzalanmak kaydı
ile yazılı olarak veya tüketicinin kayıtlı elektronik posta adresi yoluyla
bilgilendirmek ve talep edildiğinde söz konusu bilgilendirmeyi Kuruma
belgelemek,
b)73
c) İkili anlaşma kapsamında taahhüt ettiği elektrik enerjisi ve/veya kapasiteyi
anlaşmanın koşulları çerçevesinde kesintisiz olarak sağlamak,
ç) Dengeleme ve uzlaştırma ile ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde piyasa
işletmecisine gerekli bilgileri vermek,
d) TEİAŞ ve/veya dağıtım lisansı sahibi tüzel kişilere, serbest tüketicilere ait
kayıtların güncel halde tutulmasını sağlayacak nitelikteki bilgileri vermek.
(282) THY’nin 12. maddesinde ödeme bildiriminin hazırlanması ve tüketiciye tebliği ile ilgili
usul ve esasların, PSS veya ikili anlaşmada düzenleneceği belirtilmektedir. Maddenin
ikinci fıkrasında “İkinci bildirim de dahil olmak üzere, düzenlemeye tabi tarifeler yoluyla
enerji alan tüketicilerin ödeme bildirimlerinin tebliği ile ilgili olarak, görevli tedarik şirketi,
dağıtım şirketinden hizmet alımı yapabilir. Bu kapsamdaki hizmet alımı, süre
sınırlamasına tabi değildir. Bu fıkra kapsamında yapılan hizmet alımı karşılığında
oluşan maliyetlerin ne şekilde karşılanacağına ilişkin hususlar Kurul kararı ile
düzenlenir.” hükmü bulunmaktadır. Bu doğrultuda, GTŞ’nin portföyünde bulunan
tüketiciler kapsamında yalnızca düzenlemeye tabi tarifeler yoluyla enerji alan
tüketicilerin ödeme bildirimlerinin tebliği için dağıtım şirketinden hizmet alabileceğinin
açıkça düzenlendiği, ancak serbest tüketici hakkını kullanan ve GTŞ’nin K2
portföyünde yer alan tüketicilerin ödeme bildirimleri için dağıtım şirketinden hizmet
alınabileceğine dair bir düzenlemenin bulunmadığı görülmektedir.
(283) Söz konusu maddenin devamında ise tedarik şirketleri tarafından düzenlenen ödeme
bildirimi veya faturalarda; tüketicinin son kaynak tarifelerinden elektrik alan serbest
tüketici, ikili anlaşma ile elektrik alan serbest tüketici ya da serbest olmayan tüketici
sınıflarından hangisine girdiğine ilişkin bilgiye ve ilgili sayaca ilişkin tekil koda yer
verilmesinin74 ve ikili anlaşma ile elektrik temin eden tüketicilerden belirli bir süre elektrik
satın alacağını taahhüt edenlere gönderilecek ödeme bildirimi veya faturalarda
taahhüdün süresi, sürenin kaçıncı ayında bulunulduğu ve taahhüdün sona erme tarihi
ile taahhüdün bozulması halinde uygulanacak cezai ücret ve/veya cayma bedellerinin
uygulama esaslarına ilişkin bilginin bulunmasının75 zorunlu olduğu belirtilmektedir.
I.5.2. Serbest Tüketici Portföyüne Geçiş ve Tedarikçi Değişim Sürecine Yönelik
Düzenlemeler
(284) Serbest tüketicilerin perakende satış tarifelerinden enerji almaktayken ilgili GTŞ’den
ikili anlaşma ile enerji almasına ve tedarikçi değiştirmesine ilişkin hükümlerin
düzenlendiği DUY’un 30/A maddesinin ilgili hükümlerine aşağıda yer verilmektedir:
(2)76,77 Bir serbest tüketicinin;
72 16.09.2015 tarih ve 29477 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan yönetmelik değişikliği ile değiştirilmiştir.
73 16.09.2015 tarih ve 29477 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan yönetmelik değişikliği ile yürürlükten
kaldırılmıştır.
74 04.08.2016 tarih ve 29791 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan yönetmelik değişikliği ile eklenmiştir.
75 04.08.2016 tarih ve 29791 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan yönetmelik değişikliği ile eklenmiştir.
76 28.05.2016 tarih ve 29725 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yönetmelikle değiştirilmiştir.
77 14.01.2017 tarih ve 29948 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yönetmelikle değiştirilmiştir.
18-27/461-224
139/436
a) Tedarikçi değiştirmesi veya Kurulca onaylanmış perakende satış
tarifelerinden enerji almaktayken ilgili görevli tedarik şirketinden ikili anlaşma ile
enerji alması durumunda serbest tüketicinin yeni tedarikçisi olmak isteyen
piyasa katılımcısı veya serbest tüketiciye ikili anlaşma ile enerji satmak isteyen
görevli tedarik şirketi, portföy değişikliği ile ilgili talebini, içinde bulunulan ayın
en geç altıncı gününden önceki son iş günü saat 24:00’a kadar bilgi girişlerini
PYS üzerinden yaparak, ilgili serbest tüketici ile serbest tüketicilere satışlar için
Enerji Alım-Satım Bildirim Formunu imzalamış olduğunu PYS üzerinden beyan
eder. Yeni tedarikçi tarafından yapılan bilgi girişleri, serbest tüketicinin mevcut
tedarikçisine, PYS aracılığıyla içinde bulunulan ayın yirminci gününden önceki
son iş günü saat 17:00’da duyurulur.
b) Bir fatura dönemi içerisinde herhangi bir tüketicinin kullanımında olmayan bir
tüketim noktasında enerji tüketmeye başlayacak olması durumunda, bu serbest
tüketiciye ikili anlaşma ile enerji satmak isteyen tedarikçi PYS üzerinden bilgi
girişlerini yaparak ilgili serbest tüketici ile Enerji Alım-Satım Bildirim Formunu
imzalamış olduğunu beyan eder. Bu talep, bilgi girişinin yapılmasına müteakip
ilgili dağıtım lisansı sahibi tüzel kişiye PYS üzerinden bildirilir. Serbest tüketici,
bilgi girişinin yapıldığı dönemden itibaren ilgili tedarikçinin portföyüne eklenir.
(…)
(3)78 Bir piyasa katılımcısı, bir serbest tüketiciye ait çekiş birimini portföyünden
çıkartmayı talep etmesi durumunda, içinde bulunulan ayın en geç altıncı
gününden önceki son iş günü saat 24:00’a kadar, Piyasa İşletmecisine PYS
aracılığıyla başvuruda bulunur ve serbest tüketiciyi portföyden çıkarma işlemi
gerçekleşir. Piyasa katılımcısı, Piyasa İşletmecisine yapacağı bu başvurudan
önce ilgili tüketiciyi yazılı olarak bilgilendirir.
(4)79 Piyasa katılımcısının temerrüde düşmesi veya teminat yükümlülüklerini
yerine getirmemesi nedeni ile portföyünden çıkarılan serbest tüketicinin yeni
tedarikçisi olmak isteyen bir piyasa katılımcısının, ilgili serbest tüketiciye enerji
tedariği yapacağını, serbest tüketicilere portföyden çıkarılma bildiriminin
yapıldığı ayın yirminci gününden önceki son iş günü saat 24:00’a kadar, serbest
tüketicilere satışlar için Enerji Alım-Satım Bildirim Formu ile Piyasa İşletmecisine
bildirmesi durumunda, ilgili kayıt güncelleme işlemleri Piyasa İşletmecisi
tarafından PYS aracılığıyla gerçekleştirilir.
(5) Piyasa İşletmecisi, portföyden çıkarılan, portföyü değiştirilen ve yeni
kaydedilen kesinleşmemiş sayaçlar listesini PYS aracılığıyla ilgili dağıtım şirketi,
TEİAŞ ve ilgili piyasa katılımcısına duyurur.
(6)80 Yayımlanan sayaç listesine ilişkin itiraz başvuruları, duyurunun
yayımlanmasını takip eden iki iş günü içerisinde Piyasa İşletmecisine yapılır.
Piyasa İşletmecisi, yapılan itiraz başvurularını iki iş günü içerisinde
sonuçlandırarak, kesinleşen sayaç listesini PYS aracılığıyla ilgili piyasa
katılımcısına ve bağlantı durumuna göre ilgili dağıtım lisansı sahibi tüzel kişiye
veya TEİAŞ’a duyurur.
(7) İçinde bulunulan ayın son günü saat 24:00’a ilişkin sayaç değerlerinin
okunması ile sayaçların kayıt altına alınması için piyasa katılımcısının yetkilisi
ve TEİAŞ ve/veya dağıtım lisansı sahibi tüzel kişi yetkilisi tarafından ilk endeks
tespit protokolleri düzenlenir.
78 28.05.2016 tarih ve 29725 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yönetmelikle değiştirilmiştir.
79 28.05.2016 tarih ve 29725 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yönetmelikle değiştirilmiştir.
80 28.05.2016 tarih ve 29725 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yönetmelikle değiştirilmiştir.
18-27/461-224
140/436
(8) İçinde bulunulan ayın son günü saat 24:00’a ilişkin yapılan sayaç okumaları
mevcut tedarikçi için son okuma, yeni tedarikçi için ilk okuma olarak kabul edilir
ve söz konusu uzlaştırmaya esas veriş çekiş birimleri mevcut tedarikçinin
portföyünden çıkarılır.
(9)81,82 Bir tüketim noktasının serbest tüketici tarafından tahliye edilmesi
durumunda; TEİAŞ veya dağıtım lisansı sahibi tüzel kişi tarafından tespitin
yapıldığı tarihte sayaç okuması yapılır ve bu okuma, son okuma olarak kabul
edilir. Serbest tüketicinin mevcut tedarikçisinin portföyünden çıkarılması işlemi
TEİAŞ veya ilgili dağıtım lisansı sahibi tüzel kişi tarafından PYS üzerinden
başlatılır ve mevcut tedarikçi tarafından reddedilmediği takdirde onaylanmış
sayılır. Mevcut tedarikçi ilgili işlemi sadece tahliye işleminin gerçekleşmediği
veya tüketim noktasını devralan yeni kişi ile ikili anlaşması olduğu gerekçesi ile
reddedebilir. Piyasa İşletmecisi, bu işlemlere ilişkin süreci belirleyerek duyurur
ve serbest tüketici veri tabanında gerekli güncellemeleri yapar.
(…)
(12) Gerekmesi halinde, Piyasa İşletmecisi, serbest tüketicinin yeni tedarikçisi
olmak isteyen ilgili piyasa katılımcısından ikili anlaşmasını ve/veya serbest
tüketicilere satışlar için Enerji Alım-Satım Bildirim Formunu, kendisine elden
teslim etmesini talep edebilir.
(13) Piyasa katılımcılarının bu madde kapsamında belirtilen kayıt süreçleri
esnasında;
a) Serbest tüketicinin portföylerinden çıkışını ve yeni tedarikçisinin portföyüne
geçişini mevzuat hükümlerine aykırı olarak engellediğinin tespiti halinde PYS
üzerinden gerekli düzeltme yapılır ve ilgili piyasa katılımcısına Kanunun 16 ncı
maddesi uyarınca yaptırım uygulanır.
b)83 Serbest tüketiciyle ikili anlaşma yapmadan veya Enerji Alım-Satım Bildirim
Formu imzalanmadan serbest tüketici sayaç kaydı için başvurduğunun tespiti
halinde tespitin yapıldığı tarihten sonraki ilk kesinleşen sayaç listesinin
duyurulmasını takip eden ayın ilk gününden geçerli olmak üzere ilgili serbest
tüketicinin kaydı piyasa katılımcısının portföyünden çıkarılır ve bir önceki
tedarikçisinin talebi varsa onun, yoksa görevli tedarik şirketinin portföyüne
kaydedilir. İhlali tespit edilen piyasa katılımcısı Piyasa İşletmecisi tarafından
Kuruma raporlanır. Söz konusu piyasa katılımcısı Kurul Kararı ile üç ay süreyle
ikili anlaşmalar kapsamında yeni tüketici kaydedemez ve bu piyasa
katılımcısına Kanunun 16 ncı maddesi uyarınca yaptırım uygulanır. Bu serbest
tüketici ile ilgili olarak geçmişe dönük düzeltme yapılmaz.
(14) Bir tedarikçinin teminata ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmemesi
sebebiyle, portföyünde yer alan serbest tüketicilerin ilgili katılımcının
portföyünden çıkarılması durumunda, portföyden çıkarılan serbest tüketicilerin
listesi PYS’de yayımlanır ve ilgili görevli tedarik şirketine bilgi verilir.
(15)84 Bir serbest tüketicinin birden fazla tedarikçi tarafından PYS üzerinden
talep edilmesi halinde, Piyasa İşletmecisi tarafından gerekli kontroller yapılarak
geçerli ikili anlaşma veya formatı Piyasa İşletmecisi tarafından belirlenen Enerji
Alım-Satım Bildirim Formu sunan tedarikçinin portföyüne geçiş sağlanır. Bu
belgeyi ibraz edemeyen tedarikçiler için onüçüncü fıkra hükümleri uygulanır. Her
iki tedarikçinin de geçerli ikili anlaşma sunması halinde Enerji Alım-Satım
81 28.05.2016 tarih ve 29725 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yönetmelikle değiştirilmiştir.
82 14.01.2017 tarih ve 29948 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yönetmelikle değiştirilmiştir.
83 14.01.2017 tarih ve 29948 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yönetmelikle değiştirilmiştir.
84 28.05.2016 tarih ve 29725 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yönetmelikle değiştirilmiştir.
18-27/461-224
141/436
Bildirim Formu imza tarihi en yakın olan kayıt dikkate alınır. İmza tarihlerinin
aynı olması halinde kayıtlar onaylanmaz ve serbest tüketici mevcut
tedarikçisinden enerji almaya devam eder. Ancak mevcut tedarikçisinin de söz
konusu serbest tüketiciye ilişkin portföyden çıkarma talebi olması halinde
tüketici görevli tedarik şirketinin portföyüne kaydedilir.
(285) Yukarıda yer verilen hükümler çerçevesinde, serbest tüketici hakkını ilk kez kullanan
veya tedarikçi değiştiren serbest tüketicilere elektrik satışı yapmak isteyen GTŞ’nin
veya diğer tedarik şirketlerinin, ilgili serbest tüketici ile IA-02 Formu imzalamış
olduğunu beyan etmesi gereklidir. Bu noktada, serbest tüketicinin diğer tedarikçiye
geçişini mevzuat hükümlerine aykırı olarak engelleyen mevcut tedarik şirketleri için ve
IA-02 Formu ile diğer belgelere sahip olmaksızın ilgili tüketicileri portföyüne geçirmek
için PMUM’a başvuran tedarik şirketleri için yaptırım uygulanacağı belirtilmiştir.
(286) Öte yandan, yukarıda yer verilen THY’nin “Tedarikçilerin Yükümlülükleri” başlıklı 23.
maddesine göre, serbest tüketiciye ikili anlaşma yoluyla elektrik enerjisi ve/veya
kapasite sağlayan tedarikçi “serbest tüketiciyi; tüketici hakları, ikili anlaşmalar
kapsamındaki ticari seçenekler ve muhtemel riskler ile talep tarafı katılımına ilişkin
bilgiler hakkında anlaşma yapılmadan önce tüketici tarafından bilgi aldığına dair
imzalanmak kaydı ile yazılı olarak veya tüketicinin kayıtlı elektronik posta adresi
yoluyla bilgilendirmek ve talep edildiğinde söz konusu bilgilendirmeyi Kuruma
belgelemek” ile yükümlüdür. Dolayısıyla, tüketicilerin gerekli bilgilendirme yapılmadan
serbest tüketici portföyüne geçirilmemeleri gerektiği açık bir şekilde düzenlenmiştir.
(287) Bilindiği üzere, serbest tüketici limitini aşarak tedarikçi seçme serbestisi kazanan
tüketiciler, tercih etikleri tedarik şirketi ile ikili anlaşma (enerji alım satım sözleşmesi)
yapmak suretiyle enerji temin ederler. İkili anlaşmalar, 6446 sayılı Kanun’un 3.
maddesinde gerçek ve tüzel kişiler arasında özel hukuk hükümlerine tabi olarak,
elektrik enerjisi ve/veya kapasitenin alınıp satılmasına dair yapılan ve EPDK onayına
tabi olmayan ticari anlaşmalar olarak tanımlanmıştır. THY uyarınca, ilgili mevzuata
aykırı hükümler içermedikleri sürece bu ikili anlaşmaların özel hukuk hükümlerine tabi
olduğu düzenlenmektedir. Dolayısıyla tarafların niteliği ve sözleşme içeriğinin elverdiği
durumlarda, bir diğer deyişle serbest tüketicinin mesken müşterisi niteliğinde olması
halinde (enerji temin eden tarafın tacir olmadığı durumlarda) TKHK ve bu kanuna
dayanılarak çıkartılmış olan Abonelik Sözleşmeleri Yönetmeliği85 ikili anlaşmalara
uygulanmaktadır. Bu sebeple, bahse konu mevzuatta yer verilen ve serbest tüketici
ikili anlaşmalarına uygulanabilecek hüküm ve düzenlemelere de yer verilmesi
gerekmektedir.
(288) TKHK’nın “Tüketici Sözleşmelerindeki Haksız Şartlar” başlıklı 5. maddesinde şu
hükümlere yer verilmektedir:
“(1) Haksız şart; tüketiciyle müzakere edilmeden sözleşmeye dâhil edilen ve
tarafların sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerinde dürüstlük kuralına
aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olan sözleşme
şartlarıdır.
(2) Tüketiciyle akdedilen sözleşmelerde yer alan haksız şartlar kesin olarak
hükümsüzdür. Sözleşmenin haksız şartlar dışındaki hükümleri geçerliliğini
korur. Bu durumda sözleşmeyi düzenleyen, kesin olarak hükümsüz sayılan
şartlar olmasaydı diğer hükümlerle sözleşmeyi yapmayacak olduğunu ileri
süremez.
85 24.01.2015 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanmıştır.
18-27/461-224
142/436
(3) Bir sözleşme şartı önceden hazırlanmış ve standart sözleşmede yer alması
nedeniyle tüketici içeriğine etki edememişse, o sözleşme şartının tüketiciyle
müzakere edilmediği kabul edilir. Sözleşmeyi düzenleyen, bir standart şartın
münferiden müzakere edildiğini iddia ediyorsa bunu ispatla yükümlüdür.
Sözleşmenin bütün olarak değerlendirilmesinden standart sözleşme olduğu
sonucuna varılırsa, bu sözleşmedeki bir şartın belirli unsurlarının veya münferit
bir hükmünün müzakere edilmiş olması, sözleşmenin kalan kısmına bu
maddenin uygulanmasını engellemez.
(4) Sözleşme şartlarının yazılı olması hâlinde, tüketicinin anlayabileceği açık ve
anlaşılır bir dilin kullanılmış olması gerekir. Sözleşmede yer alan bir hükmün
açık ve anlaşılır olmaması veya birden çok anlama gelmesi hâlinde; bu hüküm,
tüketicinin lehine yorumlanır.
(5) Faaliyetlerini, kanun veya yetkili makamlar tarafından verilen izinle
yürütmekte olan kişi veya kuruluşların hazırladıkları sözleşmelere de
niteliklerine bakılmaksızın bu madde hükümleri uygulanır.
(6) Bir sözleşme şartının haksızlığı; sözleşme konusu olan mal veya hizmetin
niteliği, sözleşmenin kuruluşunda var olan şartlar ve sözleşmenin diğer
hükümleri veya haksız şartın ilgili olduğu diğer bir sözleşmenin hükümleri
dikkate alınmak suretiyle sözleşmenin kuruluş anına göre belirlenir.
(7) Sözleşme şartlarının haksızlığının takdirinde, bu şartlar açık ve anlaşılır bir
dille yazılmış olmak koşuluyla, hem sözleşmeden doğan asli edim
yükümlülükleri arasındaki hem de mal veya hizmetin piyasa değeri ile
sözleşmede belirlenen fiyat arasındaki dengeye ilişkin bir değerlendirme
yapılamaz.
(8) Bakanlık, genel olarak kullanılmak üzere hazırlanmış sözleşmelerde yer alan
haksız şartların, sözleşme metinlerinden çıkarılması veya kullanılmasının
önlenmesi için gerekli tedbirleri alır.
(9) Haksız şartların tespit edilmesi ve denetlenmesine ilişkin usul ve esaslar ile
sınırlayıcı olmamak üzere haksız şart olduğu kabul edilen sözleşme şartları
yönetmelikle belirlenir.”
(289) Aynı kanunun “Diğer Tüketici Sözleşmeleri” başlıklı beşinci bölümünde yer alan ikili
anlaşmaların da kapsamında olduğu, “Abonelik Sözleşmeleri” başlıklı 52. maddesinde
ise şu düzenlemeler yer almaktadır:
“(1) Abonelik sözleşmesi, tüketicinin, belirli bir mal veya hizmeti sürekli veya
düzenli aralıklarla edinmesini sağlayan sözleşmelerdir.
(2) Yazılı veya mesafeli olarak kurulan bu sözleşmelerin bir nüshasının kâğıt
üzerinde veya kalıcı veri saklayıcısı ile tüketiciye verilmesi zorunludur.
(3) Belirli süreli abonelik sözleşmelerine sözleşmenin belirlenen süre kadar
uzayacağına ilişkin hükümler konulamaz; ancak abonelik sözleşmesinin
kurulmasından sonra, sözleşmenin sona ereceği tarihe kadar tüketicinin talepte
bulunması veya onay vermesi hâlinde abonelik sözleşmesi uzatılabilir.
(4) Tüketici, belirsiz süreli veya süresi bir yıldan daha uzun olan belirli süreli
abonelik sözleşmesini herhangi bir gerekçe göstermeksizin ve cezai şart
ödemeksizin istediği zaman feshetme hakkına sahiptir. Süresi bir yıldan az olan
belirli süreli abonelik sözleşmesinde satıcı veya sağlayıcı tarafından sözleşme
koşullarında değişiklik yapılması hâlinde de tüketici sözleşmeyi feshedebilir.
Fesih bildiriminin kâğıt üzerinde veya kalıcı veri saklayıcısı ile satıcı veya
sağlayıcıya yöneltilmiş olması yeterlidir. Satıcı veya sağlayıcı, abonelik
18-27/461-224
143/436
sözleşmesinin feshi için sözleşmenin tesis edilmesini sağlayan yöntemden daha
ağır koşullar içeren bir yöntem belirleyemez.
(5) Satıcı veya sağlayıcı, tüketicinin aboneliğe son verme isteğini yönetmelikle
belirlenen süreler içinde yerine getirmekle yükümlüdür. Aboneliğin belirlenen
süreler içinde sona erdirilmediği durumlarda, bu sürelerin bitiminden itibaren mal
veya hizmetten yararlanılmış olsa dahi, tüketiciden herhangi bir bedel talep
edilemez. Satıcı veya sağlayıcı, fesih bildiriminin hüküm ifade etmesinden
itibaren on beş gün içinde tüketici tarafından ödenmiş olan ücretin geri kalan
kısmını kesinti yapmaksızın iade etmekle yükümlüdür.
(6) Satıcı veya sağlayıcı, abonelik sözleşmesinin feshedilmesi ile ilgili bildirim
ve taleplere ilişkin işlemleri yerine getirmek üzere gerekli tedbirleri almak ve
gerektiğinde uygun bir sistem kurup bu sistemi kesintisiz olarak açık tutmakla
yükümlüdür.
(7)Sözleşmenin zorunlu içeriği, tüketici ile satıcı ve sağlayıcının hak ve
yükümlülükleri ile
diğer uygulama usul ve esasları yönetmelikle belirlenir.”
(290) Abonelik Sözleşmeleri Yönetmeliği’nin “Diğer Yükümlülükler” başlıklı 13. maddesinin
birinci ve ikinci fıkralarında ise aşağıdaki hükümlere yer verildiği görülmektedir:
“(1) Belirli süreli abonelik sözleşmelerine sözleşmenin belirlenen süre kadar
uzayacağına ilişkin hükümler konulamaz; ancak abonelik sözleşmesinin
kurulmasından sonra, sözleşmenin sona ereceği tarihe kadar tüketicinin talepte
bulunması veya onay vermesi hâlinde abonelik sözleşmesi uzatılabilir.
(2) Sözleşme süresi sonunda tüketiciden açık bir talep veya onay
almadığı halde mal veya hizmet sunmaya devam eden satıcı veya sağlayıcı,
sunulan bu mal veya hizmet için hiçbir bedel talep edemez.”
(291) İlgili yönetmelik ayrıca taahhütlü aboneliğin süresinden önce feshedilmesine ilişkin de
hükümler öngörmektedir. Bu çerçevede 16. maddesinin birinci fıkrasında taahhütlü
aboneliklerde tüketicinin süresinden önce taahhütlü aboneliğini sonlandırması halinde,
satıcı veya sağlayıcının talep edeceği bedelin, tüketicinin taahhüdüne son verdiği
tarihe kadar kendisine sağlanan indirim, cihaz veya diğer faydaların bedellerinin tahsil
edilmemiş kısmının toplamı ile sınırlı kalmak zorunda olduğu; ancak taahhüt
kapsamında tüketiciye sağlanan toplam bedelin henüz tahakkuk etmemiş kısmının
toplamının, bu tutardan düşük olması halinde, sınır değeri olarak tüketici lehine olan
tutarın esas alınması gerektiği belirtilmiştir. Ayrıca aynı yönetmeliğin 17. maddesi
uyarınca satıcı veya sağlayıcı; taahhütlü aboneliğin sona ermesinden en az bir fatura
dönemi öncesinden, bu durumu ödeme bildiriminin yanı sıra yazılı olarak veya kalıcı
veri saklayıcısı ile tüketiciye bildirmelidir.
(292) Abonelik Sözleşmeleri Yönetmeliği’nin “Sözleşmenin Feshi” başlıklı 22. maddesi şu
şekildedir:
“(1) Tüketici, belirsiz süreli veya süresi bir yıl ve daha uzun olan belirli süreli
abonelik sözleşmesini herhangi bir gerekçe göstermeksizin ve
cezai şart ödemeksizin istediği zaman feshetme hakkına sahiptir.
(2) Süresi bir yıldan az olan belirli süreli abonelik sözleşmesinde satıcı veya
sağlayıcı tarafından sözleşme koşullarında değişiklik yapılması halinde veya
tüketicinin hizmetten yararlanmasına engel olabilecek geçerli bir sebebin
varlığı halinde tüketici sözleşmeyi feshedebilir.
(3) Tüketicinin taahhütlü aboneliğini süresinden önce feshetmesi halinde, 16
ncı madde hükmü uygulanır.
18-27/461-224
144/436
(4) Satıcı veya sağlayıcı, abonelik sözleşmesinin feshedilmesi ile ilgili bildirim
ve taleplere ilişkin işlemleri yerine getirmek üzere gerekli tedbirleri almak ve
gerektiğinde uygun bir sistem kurup bu sistemi kesintisiz olarak açık tutmakla
yükümlüdür.”
(293) Serbestleşme sürecindeki bir elektrik perakende satış piyasasında rekabetin tesis
edilmesi bakımından en kritik hususlardan birisi kendi tedarikçisini seçme hakkına
sahip serbest tüketicilerin söz konusu haklarını herhangi bir engelle karşılaşmadan
kullanabilmeleri ve tedarikçilerini değiştirebilmeleridir. Aksi durumda, müşterilerin
rekabetin ve serbestleşmenin sağladığı faydalardan istifade etmesi mümkün
olmayacaktır. Tedarikçi değiştirme süreci PYS86 üzerinden gerçekleştirilmektedir. Bu
çerçevede kendi tedarikçisini seçme hakkına sahip olan müşterilerin tedarikçi
değiştirme süreçlerine ayrıntılarıyla yer vermek sürecin anlaşılması bakımından faydalı
olacaktır.
Şekil 3: Tedarikçi Değişim Süreci
(294) EPDK’nın DUY kapsamında düzenlediği tedarikçi değişim süreci genel hatlarıyla Şekil
3’te görüldüğü gibidir. Daha iyi anlaşılabilmesi adına mevcut tedarikçi değişim
sisteminin 2017 Mayıs ayını esas alarak tartışmak yerinde olacaktır.
86 PYS, dengeleme mekanizması ve uzlaştırmaya ilişkin işlemlerin yürütülmesi amacıyla, piyasa
işletmecisi, sistem işletmecisi, piyasa katılımcıları ve sayaçların okunmasından sorumlu iletim ve
dağıtım lisansı sahibi tüzel kişilerin kullanımına sunulan ve küçük istemci yapısında çalışan
uygulamaları kapsamaktadır.
(2) Portföy için yapılan
ekleme/çıkarma işleminden
vazgeçmek için talepte
bulunulan ayın 20.
gününden önceki son iş
günü saat 17.00’a kadar
PYS’ye bildirim yapılması.
(3) EPİAŞ'ın portföy
değişikliklerini iletim,
dağıtım şirketlerine ve
piyasa katılımcılarına
içinde bulunulan ayın 20.
gününden önceki son işi
günü ilan etmesi
(4) EPİAŞ tarafından
yayımlanan listeye
yayım tarihinden itibaren
2 iş günü içinde
itirazların yapılması
(5) EPİAŞ'a yapılan
itirazların iki iş günü
içinde incelenmesi ve
sonuçların PYS
üzerinden ilan edilmesi
(1) Bir serbest tüketiciyi
portföyüne katmak veya
portföyünden çıkarmak
için içinde bulunulan
ayın 6. gününden önceki
son iş günü saat 24.00'a
kadar PYS'ye talebin
bildirilmesi.
18-27/461-224
145/436
(295) Portföyüne bir müşteriyi eklemek veya portföyündeki bir müşteriyi çıkarmak isteyen bir
tedarikçi, içinde bulunulan ayın (Mayıs 2017) altıncı gününden önceki son iş günü (5
Mayıs) saat 24.00’a kadar ekleme veya çıkarma talebini PYS’ye yüklemelidir. Bu
arada, başka bir tedarikçinin portföyüne ekleme talebinde bulunduğu müşterinin
mevcut tedarikçisi, ekleme talebini, içinde bulunulan ayın (Mayıs 2017) 20. gününden
önceki son iş günü (18 Mayıs) saat 17.00’dan sonra öğrenmektedir. Söz konusu tarihe
kadar mevcut tedarikçi PYS üzerinden ilgili müşterinin yapacağı tedarikçi değişikliğine
ilişkin bilgi sahibi olamamaktadır. 5 Mayıs’a kadar ekleme veya çıkarma talebinde
bulunmuş olan tedarikçi, söz konusu talebinden, içinde bulunulan ayın (Mayıs 2017)
20. gününden önceki son iş günü (18 Mayıs) saat 17.00’a kadar vazgeçebilmektedir.
18 Mayıs saat 17.00’dan itibaren tedarikçiler tarafından yapılmış olan ekleme ve
çıkarma talepleri kesin hale gelmektedir. Bu bağlamda, EPİAŞ kesinleşen listeleri,
içinde bulunulan ayın (2017 Mayıs) 20. gününden önceki son iş günü olan 18 Mayıs’ta
ilan etmektedir. Piyasa katılımcıları EPİAŞ tarafından ilan edilen listeye yayım
tarihinden itibaren iki iş günü içinde (22-23 Mayıs) itiraz edebilmektedirler. Söz konusu
itirazlar EPİAŞ tarafından iki iş günü (24-25 Mayıs) içinde incelenmekte ve kesinleşen
liste EPİAŞ tarafından tekrar ilan edilmektedir.
(296) Öte yandan, tedarikçi değiştirme süreci bugünkü yapısına bir anda ulaşmamış, söz
konusu süreç mevcut işleyişine piyasa katılımcıları, EPDK ve Rekabet Kurumunun
süreç içindeki katkıları sonucu kavuşmuştur. Bu nedenle süreç içinde tedarikçi
değiştirmeye ilişkin kritik değişikliklere ve bu değişikliğin nedenlerine değinmek yararlı
olacaktır.
(297) DUY’un 30.12.2012 tarihinde87 yürürlüğe giren versiyonu, düzenlenen tarife üzerinden
elektrik alan ve serbest tüketici hakkını haiz bir tüketicinin88 bir tedarikçi ile ikili anlaşma
yapabilmesi için üç şart öngörmekteydi. Buna göre, ilgili serbest tüketici uygun bir
sayaca sahip olmalı, serbest tüketici niteliğine sahip olmalı ve mevcut tedarikçisine
karşı yükümlülüklerini yerine getirmiş olması gerekmekteydi. Bu düzende sayacın
uygunluğu ilgili dağıtım şirketi veya TEİAŞ tarafından değerlendirilmekteyken, serbest
tüketici niteliği89 ve yükümlülüklerini yerine getirmeye90 ilişkin hususlar ilgili GTŞ
tarafından değerlendirilmekteydi.
(298) Söz konusu sistem çerçevesinde, serbest tüketici hakkını haiz tüketicilerin tedarikçi
değiştirmelerinde sorunlar yaşandığı gözlemlenmiştir. Nitekim, yaşanan sorunlar
Kurul’un 22.10.2014 tarih ve 14-42/762-337, 14-42/762-338 sayılı, 03.12.2014 tarih ve
14-47/860-390 sayılı kararlarına da konu olmuştur. Kurumumuzun işbu soruşturmanın
taraflarından olan CK AKDENİZ’e91 4054 sayılı Kanun’un 9. maddesi üçüncü fıkrası
uyarınca yolladığı görüşte;
87 2012 Aralık ayı içinde alınan EPDK kararı ile 2013 yılı için serbest tüketici limiti 25.000 kWh’tan 5.000
kWh’a düşürülmüş, böylelikle çok sayıda tüketicinin kendi tedarikçisini seçebilme hakkı tanınmış ve
elektrik perakende satış piyasası hareketlenmiştir.
88 İlgili dönemde tüketicilerin (sayaç bazında) büyük bir kısmının düzenlenen tarifeler üzerinden elektrik
tedarik ettiği ve perakende piyasadaki rekabetin düzenlenen tarifelerden ayrılıp başka tedarikçilerden
elektrik temin eden tüketicilerle geliştiği dikkate alındığında söz konusu tedarikçi değiştirme sürecinin
piyasanın serbestleşmesi açısından önemi tahmin edilebilecektir.
89 Serbest tüketici niteliği, ilgili tüketicinin EPDK tarafından öngörülen serbest tüketici limitinin üzerinde
bir tüketime sahip olup olmamasına bağlı olmaktadır.
90 Yükümlülüklerin yerine getirilmesi ise başka bir tedarikçiye geçiş yapmak isteyen tüketiciye içinde
bulunulan ayın 14. gününden önceki iş gününe kadar gecikme faizi de dahil olmak üzere tebliğ edilmiş
olan faturanın ödenip ödenmemesine ilişkindir.
91 Kurul kararının alındığı tarihte CK AKDENİZ’in ticaret unvanı CLK AKDENİZ’di.
18-27/461-224
146/436
- Başka tedarik şirketine geçiş talebi, mevcut sözleşmesi bulunduğu gerekçesiyle
veya başka gerekçelerle reddedilen tüketicilerle, CK AKDENİZ’in daha sonra
temas kurarak sözleşme yapmaya ikna etmesi,
- Tahakkuk etmemiş borçların ileri sürülerek tedarikçi değişim taleplerinin,
tüketicinin borcu olduğu gerekçesi ile reddedilmesi,
- Serbest tüketici statüsündeki tüketicilere ilişkin geçiş taleplerinin, tüketimin
serbest tüketici limitinin altında olduğu gerekçesiyle reddedilmesi
gibi davranışların varlığının tespit edildiği belirtilmiştir. Anılan kararları takiben Kurul
tarafından yapılan tespitler EPDK ile paylaşılmıştır.
(299) EPDK, 28.03.2015 tarihinde DUY’da yaptığı değişiklikle başka tedarikçiye geçiş için
aranan uygun sayaç şartını kaldırmış ve düzenlenen tarifeden çıkarak başka bir
tedarikçiden elektrik tedarik eden müşterinin sayacının en kısa sürede uygun sayaçla
değiştirilmesini ilgili dağıtım şirketi ve TEİAŞ’a bir yükümlülük olarak getirmiştir.
GTŞ’nin değerlendirmesine bağlı olan hususlar ise 15.07.2015 tarihinde yürürlüğe
giren DUY ile kaldırılmıştır. Böylelikle, herhangi bir müşteri mevcut tedarikçisinin
onayına tabi olmadan başka bir tedarikçiye geçiş yapabilme olanağına kavuşmuştur.
(300) Yukarıda da belirtildiği üzere, mevcut tedarikçi müşterisinin başka bir tedarikçiye
geçmek için talepte bulunduğunu, portföye ekleme veya çıkarma taleplerinin geri
alınması için verilen sürenin sonuna kadar görememektedir. Mevcut sistemden önce,
bir tedarikçinin portföye ekleme/çıkarma talebinin ilgili ayın 10. gününden önceki son
iş günü saat 24.00’a kadar PYS’den yapılması gerekmekteydi. Yapılan ekleme ve
çıkarma taleplerinin geri alınması ise aynı ayın 24. gününden önceki son iş günü saat
17.00’a kadar yapılabilmekteydi. Dolayısıyla, mevcut tedarikçi, müşterisinin başka
tedarikçiye geçiş talebini ayın 10. gününden önceki son iş gününde öğrenebilmekteydi.
Söz konusu sistemde yerleşik şirketlerin geçiş yaptığından haberdar oldukları
müşterilere baskı yaparak ayın 24. gününden önceki son iş gününe kadar geçiş
taleplerini geri aldırttıklarına ilişkin iddialar gündeme gelmiş ve bu bağlamda tedarikçi
değiştirmenin zorlaştırıldığı ifade edilmiştir. Anılan sistem EPDK’nın 28.05.2015
tarihinde yaptığı değişiklikle bugünkü haline getirilmiştir.
(301) Şu an yürürlükte bulunan tedarikçi değiştirme sürecine ilişkin okuma tarihi ile aynı
müşteri için birden fazla tedarikçi tarafından portföye katma talebi olması hususlarına
da değinmek yararlı olacaktır. İlk olarak içinde bulunulan ayın son günü saat 24.00’a
ilişkin yapılan sayaç okumaları mevcut tedarikçi için son okuma, yeni tedarikçi içinse
ilk okuma olarak kabul edilmektedir. Bu bağlamda tedarikçi değişikliğinin yapıldığı ayı
takip eden ayda yapılacak okuma endeksi ile yeni tedarikçinin ilk okuması olarak kabul
edilen endeks arasındaki fark, ilgili müşterinin geçiş yaptığı tedarikçideki tüketimi
olacaktır. İkinci olarak birden fazla tedarikçinin aynı müşteriyi talep etmesi durumunda
EPİAŞ tarafından gerekli kontroller yapılarak geçerli ikili anlaşma veya EPİAŞ
tarafından belirlenmiş olan IA-02 Formu’nu sunan tedarikçinin ilgili müşteriyi
portföyüne alması sağlanmaktadır. Eğer her iki taraf da geçerli bir ikili anlaşma
sunuyorsa, “IA-02 formlarından imza tarihi en yakın olan tedarikçi” ilgili müşteriyi
portföyüne katmaktadır. İmza tarihlerinin aynı olması durumunda ise EPİAŞ,
tedarikçiler tarafından yapılmış kayıtları onaylamamakta ve ilgili müşteri mevcut
tedarikçisinin portföyünde kalmaya devam etmektedir.
I.5.3. Sektörel Düzenleme ve Rekabet Hukuku İlişkisi
(302) Başta elektrik olmak üzere enerji sektörü gibi ayrıntılı ve yoğun bir şekilde
düzenlemeye tabi olan endüstrilerde, sektörel düzenleme ve rekabet hukuku
18-27/461-224
147/436
arasındaki ilişki zaman zaman tartışmalara konu olmuştur. Bu ilişkinin netleştirilmesi,
uygulamada ortaya çıkabilecek uyuşmazlıkların ve tutarsızlıkların giderilmesi;
teşebbüslerin etkin şekilde faaliyet göstermeleri ve gerekli yatırımları yapmaları için
hukuki belirlilik ve öngörülebilirliğin sağlanabilmesi bakımından önem taşımaktadır92.
(303) Söz konusu ilişki kapsamında ortaya çıkan bir diğer önemli husus ise sektörel
mevzuatta düzenlemeye konu olan bir teşebbüs davranışının, 4054 sayılı Kanun
kapsamında rekabeti ihlal ettiği şüphesi taşıması halinde rekabet kurallarının
uygulanıp uygulanamayacağı sorusudur.
(304) Bilindiği üzere, sektörel düzenlemeler, piyasada ortaya çıkabilecek aksaklıkların
öngörülmesi, gerekli tedbirlerin zamanında alınabilmesi ve piyasanın etkin biçimde
işlemesini engelleyen birçok sorunun hızlı ve etkili bir biçimde çözülebilmesi açısından
kritik bir öneme sahiptir.
(305) Diğer yandan teşebbüs davranışlarının ilgili sektörel mevzuatla uyumlu olması,
teşebbüslerin rekabet hukuku mevzuatına uygun hareket ettikleri anlamına gelmediği
gibi bu davranışların, hem sektörel düzenlemelere hem de rekabet hukuku mevzuatına
aykırı olması halinde, her iki mevzuat kapsamında da denetime ve yaptırıma tabi
olması mümkündür. Rekabet ihlali teşkil ettiği düşünülen bir davranışın düzenlemeye
ve bu düzenlemeden kaynaklanan denetime tabi olması, söz konusu davranışı 4054
sayılı Kanun’un uygulanmasından ve bu çerçevede teşebbüse getirilebilecek
yaptırımlardan muaf tutmamaktadır.
(306) Kurumlar arasındaki yetki ve görev noktasındaki farklılığın anlaşılabilmesi bakımından
sektörel düzenlemeler ile rekabet hukuku arasındaki en temel fark olan ex-ante (öncül)
ve ex-post (ardıl) yaklaşımlardan yola çıkılmalıdır. Sektörel düzenlemeler geleceğe
dönük olarak rekabetin tesisi amacıyla teşebbüslerin nasıl davranması gerektiğini
belirleyen ve buna yönelik olarak bazı teşebbüs davranışlarını öncül olarak engelleyen
kurallar bütünüyken; rekabet hukuku daha çok ardıl ve zarar odaklı bir yaklaşımla
teşebbüsün geçmiş davranışlarını inceleyen bir alandır. Rekabet hukuku kapsamında
yapılan herhangi bir hâkim durum incelemesinde kapsam/etki, tüketici zararı ve
ekonomik haklı gerekçe gibi unsurlar dikkate alınarak ardıl değerlendirmeler
yapılmaktadır.
(307) Sektörel düzenlemeler kapsamında ise teşebbüslerin öncül olarak belirlenmiş kurallara
uyup uymadığına bakılmakta, eylemin amacı, kapsamı ya da piyasaya etkisi gibi
hususlarda ayrıntılı değerlendirme yapma ihtiyacı bulunmamaktadır. Örnek olarak
ayrımcılık uygulamaları ele alındığında; sektörel düzenleme kapsamında ayrımcı
davranışın yasaklanması halinde, her türlü ayrımcı uygulama ihlal olarak kabul
edilebilecektir. Rekabet hukuku kapsamında yasaklanan eylem ise her ayrımcılık
uygulaması değil, hakim durumun kötüye kullanılması olarak değerlendirilen ayrımcılık
uygulamalarıdır.
(308) Bu konuya ışık tutacak nitelikte, Danıştay 13. Dairesi tarafından son dönemde alınmış
bazı kararlar bulunmaktadır. Danıştay 13. Dairesi’nin E:2008/13184, K:2012/359 sayılı
kararında, sektörel düzenleyici kurumların kararları doğrultusunda hareket eden
teşebbüslerin rekabet hukuku kurallarından bağışık tutulamayacağının açık olduğu
vurgulanmaktadır. Kararda, bir sektörel düzenleyici kurumun yaptığı düzenlemeler ve
aldığı tedbirlerle rekabetçi sorunların ortadan kalkması ve konunun salt sektörel
92 KÖKTÜRK, N.S. (2012), Telekomünikasyon Sektöründe Dikey Bütünleşik Firma Davranışlarının
Düzenlenmesi: Sektörel Düzenleme ve Rekabet Hukuku, Rekabet Kurumu Uzmanlık Tezi, Rekabet
Kurumu, Ankara, s.61.
18-27/461-224
148/436
mevzuatı ilgilendiren teknik bir hususa ilişkin olması halinde dahi, Kurul’un soruşturma
açıp açmama konusunda takdir yetkisi bulunduğu ifade edilmekte ve bu hususlar
hakkında 4054 sayılı Kanun çerçevesinde gerekli araştırmanın yapılmaması
durumunda, rekabete aykırı davranışların yaptırımsız kalacağı belirtilmektedir.
Kararda ayrıca, sektörel düzenleyici kurumun karar almasına sebep olan teşebbüs
davranışlarının, hâkim durumun kötüye kullanılması niteliğinde olduğunun saptanması
halinde, konu hakkında Kurul’un soruşturma açması ve ihlalin kesin olarak tespiti
halinde yaptırım uygulamasının önünde bir engel bulunmadığı ifade edilmektedir. Bu
gerekçeyle hareket eden Danıştay 13. Dairesi, ortaya çıkabilecek rekabetçi zararı
önlemeye yönelik spesifik düzenlemelerin ve düzenleyici kurum kararlarının bulunduğu
gerekçesiyle önaraştırma açılmaması yönündeki dava konusu Kurul kararını iptal
etmiştir.
(309) Benzer şekilde, Danıştay 13. Dairesi’nin E:2008/14245, K:2012/960 sayılı kararında;
“Bir piyasanın düzenleyici ve denetleyici bir kurumun regülasyonuna tabi olmasının o
piyasada yer alan faaliyetleri 4054 sayılı Kanun kapsamı dışına çıkarmayacağı,
Rekabet Kurulu'nun 4054 sayılı Kanun çerçevesinde tüm mal ve hizmet piyasalarında
rekabeti engelleyici, bozucu veya kısıtlayıcı anlaşma, karar ve uygulamaları ve
piyasaya hâkim olan teşebbüslerin bu hâkimiyetlerini kötüye kullanmalarını önlemek,
bunun için gerekli düzenleme ve denetimleri yaparak rekabetin korunmasını
sağlamakla görevlendirilmiş olduğu, söz konusu düzenleyici kurumların piyasa
hakkındaki tasarruflarında rekabetçi bir piyasa düzeni sağlamakla yükümlü olmalarına
rağmen, piyasada gerçekleşen rekabet ihlâllerinin tespit ve idari yaptırıma tabi
tutulması, Kanun veya ikincil düzenlemelerle öngörülen veya öngörülebilecek istisnalar
dışında, 4054 sayılı Kanun kapsamında Rekabet Kurulu'nun görev alanına girdiği
görülmektedir.” denilmiştir.
(310) Kararda ayrıca, düzenleyici otoritenin amacının düzenlenen piyasada rekabetin
tesisine, rekabetin engellenmesine ve rekabetçi zararın önlenmesine yönelik
tedbirlerin alınması ve düzenlemelerin yapılması olmakla birlikte, Kurul’un bu
piyasadaki teşebbüsler hakkında ileri sürülen ihlal iddiaları hakkında açabileceği bir
soruşturma sonucunda verebileceği idari para cezasının, rekabet karşıtı davranışların
ve bunun altında yatan saikin cezalandırılmasına yönelik olacağı; düzenleyici otorite
tarafından alınan tedbirler ve yapılan düzenlemelerle mevcut rekabet ihlalinin
etkilerinin sona ermesi ve rekabetçi zararın tamamen ortadan kalkması ve konunun
salt düzenlemeyi ilgilendiren teknik bir hususa ilişkin olması halinde Kurul’un
soruşturma açıp açmama konusunda takdir yetkisi bulunmakla birlikte, bu takdir
yetkisinin 4054 sayılı Kanun’un öngördüğü amaca uygun ve hukuka uygun bir şekilde
kullanılması gerektiği, şikayet konusu fiiller hakkında yukarıda anlatılan mevzuat
hükümleri uyarınca sektörel düzenleyici kurum tarafından aynı fiil hakkında
uygulanabilecek idari yaptırımların ise Kurul tarafından dikkate alınması ve genel
olarak iki kurumun işbirliği içerisinde bulunması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.
(311) Danıştay 13. Dairesi’nin yukarıda yer verilen kararlarda oluşturduğu kanaatin
E:2010/4805, K:2014/832 sayılı kararda da yer bulduğu görülmektedir. Söz konusu
kararda, düzenleyici otorite tarafından düzenleme alanına giren bir davranış hakkında
işlem tesis edilmiş olmasının, konunun Kurum tarafından incelenmesinin önünde engel
oluşturmayacağı hususu açıklıkla vurgulanmakta ve bu gerekçeyle şikâyet konusu
davranış hakkında herhangi bir işlem tesis edilemeyeceği yönündeki Kurul kararı
hukuka uygun görülmeyerek iptal edilmektedir.
18-27/461-224
149/436
(312) Anılan Danıştay kararları ışığında, ilgili sektörel düzenleyici otorite ve Kurum’un
uygulamakla yükümlü oldukları mevzuat bakımından inceleme yürütme kabiliyetine
sahip olması gerekmekte ancak aynı fiil hakkında uygulanabilecek idari yaptırımlar
bakımından kurumların birbirlerinin yaptırımlarını dikkate alması beklenmekte ve genel
olarak iki kurumun işbirliği içerisinde bulunması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.
(313) Kurul kararlarında farklı pazarlarda yürütülen soruşturmalar kapsamında düzenleme-
rekabet hukuku ilişkisinin tartışıldığı görülmekte olup ilgili kararlara aşağıda yer
verilmektedir:
(314) Telekomünikasyon sektörüne ilişkin 19.11.2008 tarih ve 08-65/1055-411 sayılı kararda
4054 sayılı Kanun’un tüm sektörlere uygulandığı ve bankacılık sektöründeki belli
düzeydeki birleşme ve devralma işlemlerine istisna getiren düzenlemeler dışında
herhangi bir sektörün açık veya örtülü bir şekilde 4054 sayılı Kanun’un uygulaması
dışına çıkaran yasal düzenlemenin bulunmadığı belirtilmiştir. Bu kapsamda 2813 sayılı
Kanun ile rekabete aykırı eylemler hakkında Telekomünikasyon Kurumuna verilen
yetkilerin Kurul’un telekomünikasyon sektöründe 4054 sayılı Kanun’u uygulamasını
dışlamadığı ve 4054 sayılı Kanun hükümlerinin bu sektöre uygulanması konusunda
Telekomünikasyon Kurumuna yetki ve görev vermediği, telekomünikasyon
düzenlemelerinin rekabet kurallarının kapsamını genişletmediği, daraltmadığı ve 4054
sayılı Kanun ile korunan menfaatlere ilişkin kurumlar arası bir görev değişikliğine sebep
olmadığı, telekomünikasyon mevzuatının, daha rekabetçi bir yapı sağlanması için yeni
yükümlülükler getirmekte olduğu, ancak rekabet kuralları kapsamında yeni
yükümlülükler getirmediği ve 4054 sayılı Kanun çerçevesinde Kurul tarafından
teşebbüslere rekabet kurallarının uygulanmasına yönelik açık veya zımni bir
bağışıklığın tanınmadığı dile getirilmiştir. Nitekim uygulamada göz önüne alınması
gerekenin inceleme konusu uyuşmazlığın aynı zamanda sektör spesifik
düzenlemelere de aykırılık teşkil edip etmediği değil, rekabet kurallarının süregelen
uygulamaları ile benimsediği standartlar/prensipler çerçevesinde ortada bir ihlalin
bulunup bulunmadığı olduğu kararda belirtilmiştir.
(315) Bu sektöre ilişkin bir diğer karar olan 19.12.2013 tarih ve 13-71/992-423 sayılı kararda
ise Danıştay 13. Dairesi’nin yukarıda bahsedilen 13.02.2012 tarih, E:2008/13184 E. ve
K:2012/359 sayılı kararına atıfla Kurul’un düzenlenen sektörlere müdahalede
bulunmasının önünde bir engel olmadığı ifade edilmiştir.
(316) Kurul’un benzer nitelikteki altyapı/erişim pazarlarında hâkim durumda bulunan
teşebbüsün fiyat sıkıştırması yoluyla alt pazardaki rakiplerinin faaliyetlerini zorlaştırdığı
iddialarının ele alındığı diğer kararlarında ise her iki pazarın tarifelerinin de Bilgi
Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından belirlendiği ya da onaylandığı durumda
herhangi bir işlem tesis etmediği93, üst pazardaki tarifelerin düzenlenmesine rağmen
alt pazarlarda herhangi bir düzenlemenin bulunmadığı durumlarda ise iddiaları 4054
sayılı Kanun kapsamında değerlendirdiği94 görülmektedir. Kurul, fiyat sıkıştırması
davranışını 4054 sayılı Kanun kapsamında incelediği kararlarında, alt pazardaki
fiyatların düzenlenmemesini teşebbüsün belirli bir fiyatlandırma serbestisi olduğu
şeklinde değerlendirmekte ve “[sektörel] düzenlemeleri dikkate alarak, söz konusu
düzenlemelerin sınırları içerisinde teşebbüslerin kendi iradeleriyle ortaya koydukları
93 08.09.2005 tarih ve 05-55/833-226 sayılı, , 11.09.2008 tarih ve 08-52/792-391 sayılı, 21.10.2009 tarih
ve 09-48/1206-306 sayılı ve 12.01.2010 tarih ve 10-04/39-19 sayılı Kurul kararları.
94 19.11.2008 tarih ve 08-65/1045-411 sayılı, 21.10.2009 tarih ve 09-48/1206-306 sayılı ve 17.06.2010
tarih ve 10-44/761-245 sayılı Kurul kararları.
18-27/461-224
150/436
davranışları inceleme konusu yapmaktadır”95 ifadesiyle teşebbüsün iradesi/davranış
serbestisini bir ölçüt olarak ele aldığını belirtmektedir.96
(317) Bankacılık sektörüne ilişkin 08.03.2013 tarih ve 13-13/198-100 sayılı kararda 4054
sayılı Kanun’un 2. maddesi ile 3. maddesinin gerekçesine değinilerek Türkiye
sınırlarındaki tüm mal ve hizmet piyasalarında meydana gelebilecek her türlü rekabeti
kısıtlayıcı anlaşma, uyumlu eylem vb. işlemlerin Kanun kapsamında ele alındığı,
dolayısıyla bankaların ve genel olarak finansal hizmet kuruluşlarının eylemlerinin de
bu kapsama girdiği belirtilmiştir. Ayrıca kararda “…gerek BDDK gerekse TCMB ile
raportörlerce yapılan görüşmelerde soruşturmaya konu olan eylemlere ilişkin olarak,
bankaların uzlaşma içerisinde hareket etmelerine yol açabilecek bir hukuki
düzenlemenin ya da talimatın bulunmadığı açıkça ifade edilmiştir. Dolayısıyla
bankaların düzenleyici kurumlara olan sorumlulukları sebebiyle rekabetin sınırlandığı
iddiasının kabulü mümkün görünmemektedir.” denilerek Kurum’un bu konuda
soruşturma yürütme yetkisi olmadığı savunması kabul edilmemiştir.
(318) Türkiye Petrol Rafinerileri A.Ş.’nin (TÜPRAŞ) fiyatlandırma ve sözleşmelere ilişkin
uygulamaları yoluyla 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesini ihlal edip etmediğine yönelik
yürütülen soruşturmaya ilişkin 17.01.2014 tarih ve 14-03/60-24 sayılı kararda
TÜPRAŞ’ın fiyat serbestisine sahip olduğu belirtilmiş ve Danıştay 13. Dairesi’nin
E:2008/14245, K:2012/960 sayılı kararına atıfta bulunularak regülasyona tabi bir
piyasada faaliyet gösteren TÜPRAŞ’ın fiyatlandırma davranışlarının 4054 sayılı Kanun
kapsamında değerlendirilebileceği konusunda kuşku bulunmadığı ifade edilmiştir.
(319) Sonuç olarak Kurul, özellikle Danıştay’ın kararlarında yer alan açık hükümleri de
dikkate alarak düzenlenen sektörler ve alanlarda rekabet ihlali şüphesinin önaraştırma
ile ortadan kaldırılamadığı koşullarda soruşturma açmakta ve ihlal tespit ettiği
durumlarda yaptırım uygulama yoluna gitmektedir. Kurul, düzenlenen sektörlerde
rekabeti kısıtlayıcı olabilecek davranışlara, ilgili davranışların sektörel mevzuatta
düzenlenmiş olmasından bağımsız olarak müdahale etmekte, teşebbüslerce dile
getirilen ve ilgili pazarın düzenlemeye tabi olduğu ya da görevli düzenleyici bir
otoritenin bulunduğu şeklindeki savunmaları ise kabul etmemektedir. Bununla birlikte
Kurul, düzenlemenin ya da ilgili düzenleyici otoritenin, doğrudan teşebbüslerin
davranışlarını belirleyen kurallar getirmesi durumunda ise rekabet hukuku
çerçevesinde söz konusu davranışı 4054 sayılı Kanun kapsamında ele almamaktadır.
(320) Bu noktada belirleyici olan husus, sektörel düzenlemeler çerçevesinde incelenen
teşebbüs davranışının söz konusu düzenleme sonucunda ortaya çıkıp çıkmadığı yahut
teşebbüsün davranış serbestisinin bulunup bulunmadığıdır. Diğer bir deyişle,
teşebbüslerin serbestçe karar alması, sektörel düzenlemeler vasıtasıyla
engellenmedikçe, ilgili davranışa rekabet hukukunun uygulanabileceğinde herhangi bir
kuşku bulunmamaktadır.
(321) Söz konusu yaklaşım işbu soruşturma kapsamında incelemeye konu olan elektrik
sektörü için de geçerlidir. Bilindiği üzere, elektrik sektöründe sektörel düzenleyici olan
EPDK ile ETKB’nin detaylı düzenlemeleri bulunmakta ve söz konusu kuruluşlar
tarafından sektöre yönelik olarak inceleme ve çalışmalar gerçekleştirilmektedir. Ancak
bu düzenleme ve uygulamalar elektrik sektöründe yer alan faaliyetleri 4054 sayılı
Kanun kapsamı dışına çıkarmamaktadır.
95 11.09.2008 tarih ve 08-52/792-391 sayılı kararı.
96 Köktürk, 2012.
18-27/461-224
151/436
(322) 4054 sayılı Kanun’un 4. ve 6. maddesinin uygulanması ile amaçlanan tüm mal ve
hizmet piyasalarındaki rekabeti engelleyici, bozucu veya kısıtlayıcı anlaşma, karar ve
uygulamalar ile piyasada hâkim durumda teşebbüslerin bu durumlarını kötüye
kullanmalarını önlemek, bunun için gerekli düzenleme ve denetlemeleri yaparak
rekabetin korunmasını sağlamaktır. Elektrik piyasanın düzenleyici ve denetleyici bir
kurumun regülasyonuna tabi olması, bu piyasada yer alan faaliyetleri 4054 sayılı
Kanun kapsamı dışına çıkarmamaktadır. Ancak Kurul’un söz konusu davranışlara
yönelik inceleme yapması, sektörel düzenlemelerin dağıtım şirketleri ve GTŞ’lerin
serbestçe karar almasını engellemediği sürece mümkündür.
(323) Bu doğrultuda, soruşturma konusu olan elektrik dağıtım ve GTŞ’nin ilgili pazarlar olan
elektrik dağıtım ve tedarik pazarındaki hâkim durumlarını kötüye kullanmalarının tespit
edilmesi halinde, her ne kadar söz konusu eylemlere ilişkin sektörel düzenlemeler
mevcut olsa da, incelenen teşebbüsler ve eylemleri 4054 sayılı Kanun kapsamında
değerlendirilecektir. Örneğin, 6446 sayılı Kanun’da hukuki ayrıştırmanın düzenlenmiş
olması, dağıtım şirketi ve GTŞ’nin, bu ilkeye aykırı davranarak dağıtım şirketi
bünyesindeki rekabete duyarlı bilgilerin GTŞ’nin erişimine açılması ve dağıtım
şirketinin GTŞ’ye rekabeti kısıtlayıcı nitelikte avantaj sağlaması eylemlerinde
bulunarak hakim durumlarını kötüye kullanmaları halinde 4054 sayılı Kanun
kapsamında incelenmeleri ve yaptırıma tabi tutulmaları önünde bir engel
oluşturmayacaktır. Ancak burada dikkat çekilmesi gereken husus, incelemeye konu
olan teşebbüslerin hukuki ayrıştırmaya aykırı davranmaları nedeniyle değil, bu
davranışları sonucunda hâkim durumlarını kötüye kullanarak ilgili pazarlardaki rekabeti
bozmaları sebebiyle Kurul’un incelemesine muhatap olmasıdır.
(324) Benzer şekilde dağıtım şirketlerinin, doğal tekel niteliğinde olan ve münhasıran
sorumlu oldukları dağıtım hizmet ve faaliyetlerini gerçekleştirirken kendileriyle aynı
ekonomik bütünlük içinde bulunan GTŞ’ler lehine ve diğer tedarikçiler aleyhine ayrımcı
davranışlar içinde bulunmaları da rekabeti kısıtlayıcı bir nitelik arz edecektir. Bu
kapsamda, her ne kadar dağıtım şirketlerinin faaliyetleri sektörel mevzuat
çerçevesinde detaylı bir şekilde düzenlenmiş olsa da söz konusu eylemler 4054 sayılı
Kanun’un 6. maddesi kapsamında hâkim durumun kötüye kullanılması nedeniyle
incelemeye konu olacaktır. Yine GTŞ’lerin rekabet ihlali olarak değerlendirilecek
nitelikte eylemlerde bulunarak pazarda giriş engelleri yaratmaları veya pazar kapama
etkisine yol açacak davranışta bulunmaları halinde söz konusu davranışlar rekabet
hukuku kapsamında ele alınacaktır. Her ne kadar ilgili davranışların, bu alanlarda
düzenleme ve çalışma yapan EPDK’nın görev alanına gireceği iddia edilecek olsa da
piyasanın rakiplere kapanması amacını taşıması ve pazar gücünü haiz bir oyuncu
tarafından yapılması sebebiyle anılan eylemin rekabet hukuku uygulaması kapsamına
gireceği de açıktır.
I.5.4. Uluslararası Kararlar ve Raporlar
I.5.4.1. Elektrik Perakende Piyasasının Serbestleşmesi 2011 - İspanya
(325) Elektrik Endüstrisi Şirketleri Derneği (UNESA) üyesi olan ve İspanya elektrik
piyasasında yerleşik konumda bulunan Iberdola, Endesa, Eon, Gas Natural ve
Cantabrico’nun, UNESA üzerinden tedarikçi değiştirmek isteyen tüketicilerin
engellenmesine yönelik bir strateji üzerinde anlaşması ve tüketicilere ilişkin bilgilerin
diğer tedarikçilerle paylaşılmasını UNESA aracılığıyla engellemeleri ihlal olarak
değerlendirilmiştir. Adı geçen beş teşebbüse İspanya Rekabet Otoritesi tarafından
toplam 61 milyon Euro para cezası verilmiştir.
18-27/461-224
152/436
I.5.4.2. Dağıtım Şirketleri 2009 - İspanya
(326) Hizmet verdiği tüketicilere ilişkin veri tabanı oluşturma ve bu veri tabanını güncel tutma
yükümlülüğü bulunan dağıtım şirketlerinden bir kısmının bu yükümlülüğü rakip
şirketlere karşı yerine getirmeyip aynı ekonomik bütünlük içinde bulunduğu perakende
şirketine sağlayarak rakiplerin perakende satış kapasitesini düşürdüğü gerekçesiyle,
söz konusu dağıtım şirketlerine İspanya Rekabet Otoritesi tarafından toplam 36,6
milyon Euro para cezası kesilmiştir.
I.5.4.3. Dağıtım Şirketleri/ SORGENİA 2010 - İtalya
(327) Dağıtım şirketlerinin elektrik ve gaz perakende piyasasına giriş yapmak isteyenlerin
maliyetlerini yükseltmek için etkin olmayan prosedür ve davranışlarda bulunduğu ve
tüketicilerin tedarikçi değişikliğini zorlaştırdığı (özellikle tüketici ile ilgili verinin
verilmesini erteleyerek) iddiası çerçevesinde ulusal rekabet otoritesi tarafından beş
dağıtım şirketi hakkında başlatılmış olan inceleme teşebbüsler tarafından sunulan
taahhütler neticesinde sonlandırılmıştır.
I.5.4.4. ENEL/EXERGIA 2009 - İtalya
(328) İtalya’nın yerleşik elektrik şirketi olan ENEL’in iki iştiraki olan ENEL Distribuzione ve
ENEL Servizio Elettrico hakkında yapılan incelemede, mesken olmayan müşterilere
yapılan elektrik perakende satışı için gerekli olan müşteriyle ilgili teknik ve finansal
detayların, rakiplere ENEL şirketleri tarafından geç, hatalı ve silinerek verildiğine ilişkin
iddialar incelenmiştir. ENEL’in piyasaya yeni giren oyuncuların ihtiyaç duyduğu bilgiler
üzerinde tekel pozisyonunda bulunduğu ifade edilmiş ve dosya ENEL’in ilgili bilgilerin
içeriğinin korunmasına ve kontrol edilmesine ilişkin getirdiği taahhütler çerçevesinde
neticelendirilmiştir.
(329) Yukarıda yer verilen üye ülke kararlarından da görülebileceği üzere yerleşik elektrik
dağıtım ve tedarik şirketleri tarafından, tedarik faaliyeti için gerekli olan bilgilerin eksik,
geç veya hiç paylaşılmayarak rakip şirketlerin faaliyetlerinin zorlaştırılması, tedarikçi
geçişine engel olunması gibi davranışlar AB üyesi ülkelerdeki serbestleşme
süreçlerinde de gündeme gelmiş ve ilgili ülkelerdeki rekabet otoriteleri tarafından
rekabet ihlali olarak nitelendirilip, cezalandırılmıştır.
I.5.5. Elektrik Piyasasındaki Aksaklıklar
(330) Ülkemizde, elektrik tedariki faaliyeti görece kısa bir süre öncesine kadar dikey
bütünleşik, monopol bir yapı altında tüketicilere sunulan bir ticari faaliyet olarak
varlığını sürdürmekteydi. Gerek bu durumun oluşturduğu alışkanlıklar gerekse söz
konusu tedarik hizmetinin sunumuna özgü özellikler nedeniyle inceleme konusu
piyasaya yönelik birtakım talep taraflı piyasa aksaklıklarından bahsetmek sektörel
çerçevenin daha bütüncül bir şekilde anlaşılması ve inceleme konusu eylemlerin
etkisinin daha iyi kavranılması bakımından gereklidir. Aşağıda davranışsal iktisat
çerçevesinde talep taraflı piyasa aksaklıkları, bu aksaklıklarla beraber GTŞ’lerin
davranışları sonucunda oluşan piyasa başarısızlıkları ve tüm bunların rekabetçi piyasa
yapısı üzerindeki etkilerine yönelik açıklamalarda bulunulacaktır.
I.5.5.1. Davranışsal İktisat Çerçevesinde Piyasa Aksaklıkları ve Kötüleşen Geçiş
Maliyetleri
(331) Rekabet hukukuna konu olan vakalar göz önünde bulundurulduğunda, söz konusu
vakalarda saik ve eylemleri değerlendirilen ekonomik ajanların rasyonel ajanlar olduğu
ve rasyonel kararlar verdiği varsayılmaktadır. Özellikle katı piyasa koşullarının veya
piyasa aksaklıklarının geçerli olmadığı varsayılan neoklasik modellerde rekabetin,
18-27/461-224
153/436
geçerli olduğu pazarlarda aktörlerin refahını ençoklaması beklenmektedir. Rasyonel
seçim kuramı olarak adlandırılan bu kurama göre iktisadi ajanlar erişime açık mevcut
verileri, tercihlerin gerçekleşme olasılıklarını ve potansiyel fayda ve maliyetleri dikkate
alarak sahip oldukları seçenekler arasından optimal olanı seçerler. Rasyonel seçim
kuramına göre kişinin tercihi, kişinin bilgisi ve onun kullanımına hazır kaynaklara göre
belirlenmekte; bu da herkes için geçerli ortak bir rasyonel davranıştan (objektif
rasyonalite) söz edilememesine, tercihlerin kişiden kişiye değişebilmesine yol
açmaktadır97. Beklenen fayda kuramına göre, bireylerin belirsizlik altındaki tercihleri
rasyonellik aksiyomları çerçevesinde kolaylıkla modellenebilmektedir. Bununla birlikte
sınırlı rasyonellik, buluşsal yöntem ve önyargı/yanlı eğilimlerin karar alma
mekanizmasını etkilemesi ve böylece beklenmeyen sonuçların ortaya çıkmasına bağlı
olarak rasyonel seçim kuramı, iktisadi ajanların belli koşullar altında gerçek anlamda
nasıl tercihte bulunacaklarına ilişkin süreci yeterince yansıtmadığı için eleştirilmektedir.
I.5.5.1.1. İktisadi Bireylerin Sergilediği Sınırlı Rasyonellik ve Nedenleri
(332) Sınırlı rasyonellik bireylerin, tercihlerinin bilişsel, çevresel veya psikolojik kısıtlardan
etkilenmesi nedeniyle optimal olmayan kararlar verdikleri durumu tanımlamaktadır.
Sınırlı rasyonellik kapsamında ele alınacak buluşsal yöntem ve önyargıları, yargılara
ve seçimlere etki etmeleri bakımından iki grupta toplamak mümkündür.98 Yargılar,
belirsizlik ortamında bir olaya ilişkin olarak yapılan değerlendirmeler olarak
tanımlanmaktadır. Seçimler ise hem belirli hem belirsiz dolayısıyla olasılık içeren
ortamlarda yapılabilmektedir. Bu çerçevede ilk olarak yargılara ilişkin hatalar temsil
edilebilirlik kısa yolu, ulaşılabilirlik kısa yolu ve çıpalama kısa yolu olarak
sıralanabilmektedir99:
- Temsil Edilebilirlik Kısa Yolu: Olasılık içeren durumlarda varılacak yargılar, o
duruma ilişkin olarak sahip olduğumuz bilgiler ve bu bilgilerin yargı ile ilişkisi göz
önünde bulundurularak şekillenmektedir. Yargıya varmada yapılan bu
ilişkilendirme, temsil edilebilirlik ölçütünün birtakım faktörlere duyarsız
kalmasına ve yargıya ilişkin ciddi sorunların ortaya çıkmasına neden olmaktadır.
İşbu dosyaya konu pazarlar bakımından ele alındığında, önce yasal tekel
niteliğindeki firmadan daha sonra düzenlenen tarife müşterisi olarak yine
yerleşik operatörden perakende elektrik hizmeti alan bir tüketici için serbest
tüketici hakkının kullanımına dair algı ve değerlendirme yerleşik operatörle
yaşanan fiyat-hizmet deneyiminden ibaret olmaktadır. Söz konusu tüketici için
bu yeni hakkın alternatif tedarikçiler aracılığıyla kullanımına dair kapsamlı bir
değerlendirme aracı bulunmamaktadır. Zira kısa bir süre öncesine kadar söz
konusu tüketici, elektrik enerjisi teminine ilişkin olarak diğer pek çok mal ve
hizmet piyasasının aksine, farklı seçenekler ile karşı kaşıya kalmamış ve bir
seçim yapma deneyimi yaşamamıştır.
- Ulaşılabilirlik Kısa Yolu100: Bazı olayların tekrarlanma veya ortaya çıkma
olasılığının, o olaylara ilişkin var olan istatistiki verilerden ziyade, hatırlanabilirlik
gibi subjektif unsurlar göz önünde bulundurularak tahmin edilmesi olarak
nitelendirilebilmektedir. Herhangi bir konu hakkında değerlendirme yaparken
97 YALÇIN, Y. (2012), “Davranışsal İktisat Yaklaşımıyla Rekabetçi Piyasa Analizi”, Rekabet Kurumu
Uzmanlık Tezleri Serisi, Rekabet Kurumu, Ankara, s. 11.
98 a.g.k., s. 16.
99 a. g. k., s. 16-18.
100 Economic & Social Research Council (ESRC) Centre for Competition Policy, (2013), “Behavioural
Economics in Competition and Consumer Policy”, University of East Anglia, s. 19-20.
18-27/461-224
154/436
bireyin konuya ilişkin objektif ve daha yüksek kalitedeki veriden ziyade aklına ilk
gelen ya da dikkatini önce çeken veri setine yönelmesi ya da bu veri setine
öncelik tanıması bu hususa örnek teşkil edebilecektir. Serbest tüketici hakkını
yeni elde eden bir tüketici bakımından, bu hakkın kim aracılığıyla nasıl
kullanılacağına ilişkin akla gelen ilk ve belki de algılanan tek seçenek doğal
olarak baştan beri elektrik enerjisi hizmetini tedarik ettiği yerleşik operatördür.
Zira GTŞ tüketicilerin baştan beri muhatap oldukları tek firmadır.
- Çıpalama Kısa Yolu: Birçok durumda insanlar tahminlerini başlangıç bir değer
üzerinden yola çıkarak oluşturmaktadır. Başlangıç değer, hesaplamanın bir
parçası olabileceği gibi, çevresel faktörlerin etkisi ile de belirlenmiş olabilir.
Ancak, başlangıç değer üzerinden yapılan uyarlamalar, sonucun başlangıç
değere bağlı olmadan belirlenmesi noktasında yetersiz kalmaktadır. Yine
baştan beri elektrik enerjisi hizmetini GTŞ’den temin eden bir serbest tüketici
için, bu hakkın gündeme getirdiği fiyat ve diğer piyasa parametrelerine yönelik
algı, GTŞ ile süregelen ilişkiye bağlı deneyime ve GTŞ’nin doğrudan sunduğu
ilk elden tekliflere bağlı olarak şekillenmekte ve tüketicinin tedarikçi değişimine
dair beklenen getirisi potansiyel düzeyinden daha düşük oluşabilmektedir.
Böyle bir tüketici için, alışılageldiği üzere elektrik enerjisinin teminine ilişkin
olarak memnuniyetsizlik halinde farklı bir tedarikçiye geçiş yapmayı
değerlendirme ve geçiş yapma refleksleri oluşmamış veya gelişmemiştir.
(333) Bireylerin seçimlerine ilişkin hatalar ise çerçeveleme ve referans nokta etkisi, sahiplik
etkisi, statüko eğilimi ve sınırlı irade gücü olarak sıralanabilir:101
- Çerçeveleme ve Referans Nokta Etkisi: Fayda kavramı, seçimi yapmadan önce
o seçime ilişkin olarak beklenilen fayda ve seçim yapıldıktan sonra fiilen ortaya
çıkan fayda olarak ikiye ayrılmaktadır. Yapılacak seçime etki eden bazı faktörler
nedeniyle beklenen fayda ile fiili fayda arasındaki bağ asimetrik bir biçimde
etkilenmekte ve dolayısıyla optimal seçimlerin gerçekleştirilmesi her durumda
mümkün olmamaktadır. Bunun ilk nedeni olan çerçeveleme etkisine göre,
seçeneklerin sunuluş biçimleri, o seçenekten beklenen faydaya herhangi bir
etkisi olmasa dahi, seçimleri belirleyebilecektir. Diğer bir ifadeyle, beklenen
getirileri eşit olan iki seçenekten birisi, sırf sunuş biçimine bağlı olarak diğer
seçeneğe göre baskın bir biçimde tercih edilebilmektedir. Seçim mekanizması
üzerinde güçlü bir etkiye sahip olabilen çerçeveleme, bir sağlayıcı tarafından
müşterinin gerek kendi gerek rakiplerinin mal veya hizmetlerine ilişkin olarak
manipüle edilmesi başta olmak üzere, tüketiciye yanlış, yanıltıcı veya eksik
bilgilendirme yollarını kullanılması aracılığıyla yaygın bir şekilde
gerçekleştirilebilmektedir. Bu bakımdan, serbest tüketici hakkını yeni kazanmış
veya kazanmak üzere olan bir tüketiciye, bir GTŞ tarafından bu hakkın
kullanımına dair yapılan bir sunuş biçimi, ilgili tüketicinin bu hakkın nasıl
kullanılacağına ilişkin karar alma mekanizmasını doğrudan yönlendirebilecektir.
Söz konusu sunuş biçimi örneğin, tüketici nezdinde, tedarikçi değiştirmeye
esasen gerek olmadan sadece hizmet alımına ilişkin birtakım koşulların
değiştirilmesinden ibaret olarak algılanılmasına neden olabileceği gibi, hizmet
alımına ilişkin koşullarda aslında değişiklik yaratmayacak şekilde alternatif
tedarikçiler arasında seçim yapmaktan ibaret olarak da lanse edilebilecektir.
Diğer yandan “Beklenti Teorisi”ne göre varlığımızda yaşanan değişimler,
değişim büyüklüğünün yanı sıra bu değişimin gerçekleştiği referans noktası
101 Yalçın, 2012, s. 21-34.
18-27/461-224
155/436
bakımından da ele alınarak değerlendirilmektedir. Bu bağlamda, referans nokta
dikkate alındığında, bireyler hem kazançlarına göre kayıplarına daha yüksek bir
değer atfetmekte, hem de kazançları ile kayıpları arasında eşdeğer bir miktar
değişimi karşılaştırması yaptıklarında bireylerin, kayıptan kaçınma eğilimi daha
yüksek olmaktadır. Bu bakımdan, elektrik enerjisi tüketiminin bütçe içindeki payı
görece daha düşük olan serbest tüketici grupları açısından tedarikçi
değişiminden beklenen getirinin düşük olması veya değişim sürecine dair
algılanan maliyetlerin belirli bir seviyenin üzerinde olması söz konusu
tüketicilerin tedarikçi değişimleri yönündeki güdülerini olumsuz
etkileyebilmektedir. Bunun yanında, tüketicilerin olası bir tedarikçi değişimi
nedeniyle katlanacaklarını düşündükleri algılanan işlem maliyetleri veya
sözleşme fesih ceza bedelleri de tüketicilerin tedarikçi değiştirme güdülerini
caydırıcı nitelik arz edebilmektedir.
- Sahiplik Etkisi: Benzer şekilde kazanç ile kayıp arasında eşdeğer bir miktar
değişimi karşılaştırması yapıldığında, kayıplardan kaçınma eğiliminin yüksek
oluşuna bağlı olarak kişinin, sahipliğindeki şeyden vazgeçmesine normatif
teorinin öngördüğü değerin üzerinde bir değer atfedilmektedir. Sahiplik etkisi
esasen, değişime yönelik teşvik unsurunun ciddi anlamda çekici olmaması
durumunda mevcut durumun korunması yönündeki tercihi ifade etmektedir.
Sahiplik etkisi, bir tüketicinin halihazırda sürdürdüğü bir tüketim alışkanlığından
gerçek anlamda memnun olmasa dahi, bu alışkanlığını değiştirme yoluna
gitmediği durumları yansıtabilmektedir. Tüketiciler tarafından bu değişimlere
ilişkin algılanan işlem maliyetleri ve getiriler bakımından sahiplik etkisi
piyasalarda atalete neden olmakta ve öngörülen işlem sayısının beklenenin
altında gerçekleşmesine yol açabilmektedir.
- Statüko Eğilimi: Kişinin hiçbir şey yapmama, mevcut veya önceki kararlarını
koruma eğilimi olarak tanımlanabilecek statüko eğilimi, kişiye sunulan yeni
seçeneklerin göz ardı edilmesine ve statüko seçeneğinin bu seçeneklere tercih
edilmesine yol açmaktadır. Kişinin mevcut seçiminden vazgeçmesini kayıp
olarak değerlendirmesi veya mevcut seçimine sahiplik etkisi nedeniyle olması
gerekenden fazla değer yüklemesi, mevcut veya önceki durumun korunmasına
ve yeni seçeneklerin göz ardı edilmesine sebep olmaktadır. Nitekim çıpalama
kısayoluna göre sonucun başlangıç değerden bağımsız olarak
değerlendirilemeyeceği ve başlangıç değer üzerinden yapılan uyarlamalar
doğrultusunda yargıya varılacağı öngörülmektedir. Başlangıç değer üzerinden
yapılacak yetersiz uyarlamalar tercihlerin statüko seçeneğinden yana
kullanılması sonucunu beraberinde getirebilmektedir. Bir örneği kişilerin
pişmanlıktan kaçınma davranışında görülebilen nedenden ötürü kişiler, seçim
yapmadan önce sahip olunan bilgiler doğrultusunda mevcut durumdan farklı bir
seçimin yapılmasını doğru olarak yorumlasalar dahi, seçim sonrası pişmanlık
yaşamamak adına statüko durumlarını koruyabilmektedir. Diğer yandan, belli
bir konuda karar almak durumunda olan bireylerin dikkatlerini, erişimlerine açık
tüm veri setlerinden ziyade irrasyonel bir şekilde daha dar kapsamlı bir alt veri
setiyle sınırlandırmaları olarak tanımlanabilecek ihmal/dikkatsizlik eğiliminin
sonucu olarak da bireyler kendileri için daha az getiri sunan seçeneklere
yönelebilmektedirler. Bu çerçevede, tüketim alışkanlıkları gereği başından beri
ve uzun yıllardır tek bir yerleşik operatörden elektrik enerjisi hizmeti alan bir
serbest tüketici açısından daha fazla getiri vadedebilecek alternatif bir
18-27/461-224
156/436
tedarikçiye geçişin mümkün olmasında dahi, yukarıda yer verilen diğer
faktörlerin varlığıyla beraber statüko eğilimi baskın olabilmektedir.
- Sınırlı İrade Gücü: Bireyler karar alma süreçlerinde aldıkları kararların getirileri
ve götürülerine yönelik asimetrik bir değerlendirme yapma eğilimindedirler. Söz
konusu asimetri, ödüllerin mümkün olduğunca kısa sürede elde edilmesi
arzusunu; ceza veya maliyetlerin ise olabildiğince erteleme arzusunu ifade
etmektedir. Hiperbolik indirgeme olarak da tanımlanan bu duruma göre, yakın
zamanlı getiriler veya maliyetler daha düşük bir iskonto oranıyla
değerlendirilmekte ve böylece getiriler kısa vadede arzulanırken maliyetlere
uzun vadede katlanmak tercih edilebilmektedir. Dolayısıyla, alternatif bir
tedarikçiden daha iyi bir teklif alan bir tüketicinin, beklenen getirileri dikkate
alındığında tedarikçi değişimine gitmesi beklenebilecekken hiperbolik indirgeme
eğilimi yüzünden bu değişim gerçekleşmeyebilecektir.
- Sıcak Durum: Sıcak durum, bireyin karar verme esnasında yüksek düzeylerdeki
duygu durumundan etkilenerek rasyonel karar verme sürecinin etkilenmesine
yol açan düşünce tuzaklarını ifade etmektedir. Böyle bir durumda tüketici,
uyarıcı bir unsurun etkisiyle irrasyonel bir heyecan içinde, çok hızlı bir şekilde
karar vererek kendisi için pek de iyi olmayan tercihlerde bulunabilmektedir. Aynı
tüketici, satın alma kararını verdiği sıcak durumdan soğuk/ölçülü duruma geçiş
yaptığında yaptığı tercihten pişman olma ihtimali bir hayli yüksek olabilmektedir.
Bir tedarikçinin, serbest tüketici hakkını kazanmış müşterilerini hızlı bir şekilde
ziyaret ederek veya kendi müşteri hizmet noktasında herhangi bir abonelik
işlemini yapmaya gelmiş müşterisine serbest tüketicilik hakkında yeterince
ayrıntılı ve anlaşılır bilgi vermeden ve söz konusu müşterinin sahip olduğu tüm
hak ve seçenekler hakkında bilgilendirme yapmadan, diğer bir ifadeyle
çerçeveleme yöntemini sıcak durumda kullanarak portföyüne katması bu
duruma örnek olarak verilebilecektir.
(334) Yukarıda yer verilen nedenlerden ötürü bireylerin her durumda kendi faydalarını
optimal kılacak şekilde olasılık hesaplamaları içine girmeyeceği, böyle bir hesaplamayı
yapmada yetersiz kalabilecekleri ve çeşitli buluşsal yöntem ve önyargılara başvurarak
kendileri açısından sadece tatmin edici bir seviyeyi yakalamaya çalışmakla
yetinebileceklerinden bahsedilebilmektedir.102
I.5.5.1.2. Talep Taraflı Piyasa Aksaklıkları ve Rekabetçi Piyasa Yapısı İlişkisi
(335) Bir piyasanın olabildiğince sağlıklı bir şekilde işlemesi, o piyasaya yönelik talep ve
arzın yapısına ve bu iki unsur arasındaki etkileşimin ne kadar etkin bir şekilde işlediğine
bağlıdır. Bilinçli, bilgili ve makul tüketicilerin yaptıkları isabetli tercihler, bu tercihleri en
iyi şekilde karşılayan firmaları ödüllendirmekte, diğer bir deyişle tüketici, iyi satıcı ile
kötü satıcıyı birbirinden ayırmaktadır. Benzer şekilde, tüketici hâkimiyeti doğrultusunda
gerçekleşen, firmalar arasındaki rekabet, tüketicilerin taleplerinin en etkin, yenilikçi ve
ucuz şekilde karşılanmasına hizmet etmektedir. Dolayısıyla, bütüncül bir piyasa
yaklaşımı, piyasanın hem talep hem de arz yönünü dikkate alan rekabetçi döngüyü
hesaba katarak gerçekleştirilebilmektedir.
(336) Rekabetçi döngünün talep tarafındaki işlerliğini sağlamak adına tüketicinin “bilgiye
erişim”, “bilgiyi değerlendirme” ve “harekete geçme” olarak tanımlanan süreçleri
düzgün bir şekilde yürütmesi gerekmektedir.103 Bu aşamaların bir veya birkaçında
102 a.g.k., s. 35.
103 OFT (2010), “What Does Behavioural Economics Mean For Competition Policy?”, s.14-22.
18-27/461-224
157/436
oluşabilecek herhangi bir aksaklık, tüketicinin kendisi için optimal kararı almasının
önüne geçecek ve nihai anlamda piyasanın rekabetçi işleyişi sekteye
uğrayabilecektir:104
- Bilgiye Erişim: Karar alma sürecinin başlangıcını oluşturan bilgiye erişimde
geleneksel yaklaşıma göre, tüketicinin kendisi için optimal seçimi
yapabilmesinin, getiri-götürü hesaplamaları sonrasında elde edilmesi makul
olan bilgiler dahilinde mümkün olacağı beklenmektedir. Arama maliyetlerinin
varlığına işaret eden böyle bir durumda arama maliyetleri, referans noktadan
bağımsız olarak değerlendirilememekte ve özellikle harcamanın değeri ve bütçe
içindeki payı dikkate alındığında arama süreci optimal düzeyde
yapılamayabilmektedir.
- Bilgiyi Değerlendirme: Tüketicinin elde ettiği bilgileri dikkate alarak farklı
seçenekler arasından kendisi için optimal olanı belirlemesinin beklenildiği bu
aşamada da örneğin hiperbolik indirgeme eğilimi nedeniyle tüketiciler net
bugünkü faydalarını doğru hesaplayamadıkları için optimal olmayan tercihlerde
bulunabilmektedirler.
- Harekete Geçme: İlk iki aşamayı rasyonel bir şekilde geçen bir tüketici, bu
noktada kendisi için optimal olmayan bir tercihte bulunabilmektedir. En yaygın
örneğini statüko eğiliminde gördüğümüz böyle bir durumda, bu eğilim içinde
olan bir tüketici, mevcut durumunun değişmesine yol açacak bir seçimin
yapılmasını doğru olarak değerlendirebilse dahi bu eğilimin etkisi ile yeni bir
seçim yapmamayı tercih edebilmektedir. Bu durum, literatürde “değiştirme
maliyeti” olarak bilinen etkinin daha iyi değerlendirilebilmesini sağlamaktadır.
Geleneksel yaklaşıma göre önemsiz olarak nitelendirilebilecek bir değiştirme
maliyeti (örneğin abonelik iptali için faks göndermek), davranışsal yaklaşıma
göre önemli görülebilmektedir.
(337) Yukarıda bahsedilen nedenlerle tüketicilerin karar alma mekanizmalarında oluşan
aksaklıklar, rekabetin teşebbüsler arasında etkin bir şekilde işleyen eleme ölçütü
olmasını zorlaştırabilecektir. Bundan daha önemlisi, söz konusu talep yönlü
aksaklıkların geçerli olduğu pazarlarda faaliyet gösteren teşebbüslerin bu aksaklıkları
kendileri lehine bizzat kullanmaları ve yönlendirmeleri arzu edilen rekabet ortamının
oluşmamasına neden olabilecek ve dolayısıyla yenilikçi ve kaliteli ürünlerin piyasadan
dışlanmasına, yeni oyuncuların pazara nüfuz edememesine yol açabilecektir.
Başkalarının seçimlerini dolaylı yoldan etkileyen iktisadi birimleri “seçim mimarı” olarak
tanımlamak mümkündür.105 Tüketicilerin davranışsal eğilimlerinin farkında olan
teşebbüsler, bu eğilimleri tüketicinin karar alma mekanizmasını bozmak amacıyla
kullanabilmektedir.106 Tüketiciye şebeke endüstrileri üzerinden abonelik sözleşmeleri
kapsamında hizmetlerin sunulduğu pazarlar, bu pazarlarda faaliyet gösteren firmaların
seçim mimarı olarak davranmalarına elverişlidir. Zira bu pazarlarda tüketici, sürekli bir
şekilde hizmetten yararlanmakta ancak bu hizmetten yararlanma koşulları pek çok kez
firmalar tarafından çeşitli yollarla değiştirilebilmektedir. Örneğin çerçeveleme etkisinin
bilincinde olan bir firma, tüketicinin alternatif sağlayıcı ve hizmetlere ilişkin bilgiyi doğru
bir şekilde değerlendirmesine engel olabilmektedir. Tüketici satın alma
gerçekleştireceği konuda bilgiye erişim ve o bilgiyi değerlendirme aşamalarını başarılı
bir şekilde atlatabilse dahi, harekete geçme noktasında firma, tüketicinin statüko veya
104 Yalçın, 2012, s. 41-43.
105 a.g.k., s. 43-44.
106 OFT (2010), s.14-17.
18-27/461-224
158/436
aşırı iyimserlik eğilimi içinde olabileceğini bilmesi dolayısıyla “abonelik iptali için faks
gönderme” gibi edimsel bir şartı sözleşmeye ekleyebilecek ve tedarikçi değiştirme
önündeki geçiş maliyetlerini artırabilecektir. Bir başka seçenek olarak tüketicilerin
bilişsel kısıtlara tabi olduğunun ve büyük oranda kendilerine sunulan veri setiyle
yetineceklerinin farkında olan bir hizmet sağlayıcı, abonelik sözleşmesi kapsamında
esasen yer almayan veya dayanağı olmayan bir cayma bedelini öne sürerek
müşterisinin sağlayıcı değiştirme yönündeki girişiminin önüne geçebilecektir.
(338) Kişinin hiçbir şey yapmama, mevcut veya önceki kararlarını koruma eğilimi olarak
tanımlanabilecek statüko eğilimi, kişiye sunulan yeni seçeneklerin göz ardı edilmesine
ve statüko seçeneğinin bu seçeneklere tercih edilmesine yol açmaktadır. Durağan
piyasa sorunsalının temelini oluşturan bu eğilim, daha kaliteli veya daha uygun
koşullarda hizmet sunan teşebbüslerin ödüllendirilmelerinin önüne geçebilmektedir.
Ayrıca bu durum, gerek hâkim durumdaki teşebbüsün konumunu koruma noktasında
gerekse de piyasanın önemli bir bölümünde atalete yol açmak suretiyle yeni girişlerin
önlenmesi veya giriş mümkün olsa dahi piyasaya giriş yapmaya çalışan birimlerin
piyasada tutunamaması noktasında önemli bir rol üstlenebilmektedir. Statüko
eğiliminin bir nedenini oluşturan varsayılan seçenek eğilimi aktif olarak seçim
yapılmadığı durumları veya seçim yapılmadan önce sunulan standart seçeneği temsil
etmektedir.107 Örneğin akıllı telefonlarda ya da kişisel bilgisayarlarda önceden yüklü
bir şekilde gelen internet tarayıcısı, e-posta, navigasyon vb. uygulamalar, firmaların
seçim mimarı olarak tüketicilerin karar alma mekanizmalarındaki aksaklıkları
değerlendirerek kullanıcılara sundukları varsayılan seçeneklere örnektir. Varsayılan
seçenek esasen kişilerin aktif seçim yapma güdülerinin önüne geçen bir etkiye sahip
olup statüko eğilimini besleyen bir etki göstererek piyasadaki rekabeti yerleşik firma
lehine durağanlaştırmaktadır. Bir başka örnek olarak daha önce sağlayıcı değiştirme
yoluna gitmesi nedeniyle abonelik sözleşmesi kapsamında dayanaklı veya dayanaksız
bir şekilde herhangi bir cayma bedeli niteliğinde cezai bir yaptırıma maruz kalmış bir
tüketici için tedarikçi değişikliği, beklenmedik maliyetlere ve haksızlıklara yol
açabilecek bir girişim olarak hatırlanacak ve bu tip deneyimler tüketicilerin geçişi
karşısındaki sürtünmeyi daha da artıracaktır.
(339) Bir piyasada teşebbüslerin, tüketicilerin karar alma mekanizmalarında oluşan
aksaklıkları sömürmeleri sonucunda rekabet ortamının tüketiciler için yeterince iyi
işlememesi halinde nasıl bir yol izlenmesi gerektiği noktasında, ilgili pazardaki
teşebbüsler tarafından yanlış yönlendirilen veya alternatif sağlayıcı arama ve
değiştirme maliyetleri çeşitli firma stratejileri yoluyla artırılan tüketiciler ile tutarlı ve
mantıklı tercihler yansıtmayan ve tercihli irrasyonel ya da sınırlı rasyonellik
doğrultusunda kötü kararlar alan tüketiciler arasında bir ayrımda bulunmak
gereklidir108. İlk gruptaki tüketiciler bakımından gerekli bir müdahalede bulunulması
konusunda herhangi bir tartışmaya yer olmadığı açık olmakla birlikte, ikinci gruptaki
tüketiciler bakımından müdahaleye yer olup olmadığı ve müdahale söz konusu olması
durumunda ne şiddette bir müdahalede bulunulacağı tartışmaya açık bir konu olarak
değerlendirilmektedir. Müdahale gerekliliğinin açık olduğu ilk durumda ise iktisadi
anlamda en etkin müdahalenin, piyasada yeni bir bozulmaya yol açmadan, sorunun
temel kaynağına olabilecek en yakın noktada gerçekleşmesinin tercih edilmesi
gerekmektedir. Bu bakımdan örneğin, bir hizmetin tüm alternatif temin yollarına ilişkin
olarak tüketicilere sunulan bilginin niteliği ve sunulma şeklinin, karar almayla ilişkili
anahtar faktörleri muğlaklaştırması veya bu faktörler kullanılarak yapılacak
107 Yalçın, 2012, s. 51.
108 ESRC Centre for Competition Policy, (2013), s. 35.
18-27/461-224
159/436
karşılaştırmaya konu seçenekleri birbirinden ayırt etmeyi zorlaştırması hallerinde, en
isabetli müdahalenin tüketicilerin ilişkili verilere en baştan ve şeffaf bir şekilde
erişmelerini sağlamaya yönelik olarak firmalara getirilecek yükümlülükler olabileceği
değerlendirilmektedir. Bu açıdan, örneğin, yerleşik teşebbüsler tarafından abonelik
hizmetleri kapsamında satış noktalarında sıcak durumdan da istifade edilerek
gerçekleştirilen hızlı satışlar ciddi sakıncalar içerebilecektir.
(340) Bunun yanında tüketiciler karar alma mekanizmalarındaki olası aksaklıkları her
piyasada sergilemeyebilmektedirler. Şebeke endüstrilerinin geçerli olduğu ve hizmet
temininin abonelik hizmetleri kapsamında sunulduğu pazarlar bu bakımdan özellik arz
etmektedir. Nitekim bir süpermarket alışverişi yapan tüketicinin alışveriş esnasında
sahip olduğu tasarruf yapma saiki ve göstermiş olduğu isteklilik ve çaba, aynı
tüketicinin elektrik enerjisi hizmetinin temini sırasında aynı şekilde cereyan
etmeyebilmektedir. Zira düzenli bir süpermarket alışverişinin aksine, bir tüketici için
esasen genel olarak, varsayılan bir tedarikçisi olması nedeniyle günün, haftanın, ayın
ve hatta yılın herhangi bir noktasında onu enerji tedarikçisini seçmeye yönlendiren bir
karar verme yükümlülüğü bulunmamaktadır.109 Bir tüketicinin bir süpermarkette veya
fiziksel bir emtiaya ilişkin olarak maruz kaldığı karar verme/seçim yapma aşaması ile
elektrik enerjisi tüketimine ilişkin olarak maruz kaldığı seçim yapma aşaması ve niteliği
birbirinden önemli oranda ayrılmaktadır. Dahası, esasen oldukça homojen bir nitelik
arz eden elektrik enerjisi hizmetinin temini bakımından geçerli olan varsayılan seçenek
eğilimine bağlı statüko eğiliminin, örneğin bir diğer şebeke endüstrisi üzerinden
sunulan telekomünikasyon hizmetlerindeki varsayılan seçenek eğilimine göre
günümüzde daha şiddetli olduğu dile getirilmelidir. Zira telekomünikasyon
piyasalarında katma değerli servislerin niceliği, niteliği, tüketim büyüklüğü ve sıklığı
dikkate alındığında, tüketicilerin bu piyasada abonelik hizmetlerine ilişkin
hassasiyetleri daha yüksek olabilmekte ve varsayılan seçenek ataletinden sıyrılabilen
tüketiciler, alternatif tedarikçiler arasında bilgilendirilmiş tercihler yapmaya daha yatkın
olabilmektedirler. Tüketicilerin enerji piyasalarındaki bu yöndeki statüko eğilimlerini
pekiştiren başka faktörler de bulunmaktadır. Birleşik Krallık enerji piyasalarına yönelik
olarak yapılan bir deneyde110 tüketicilere yönelik sözleşmelerin kapsadıkları tarife,
doğrusal veya doğrusal olmaması v.b. kriterler bakımından ne kadar karmaşıksa,
tüketicilerin o derece daha yüksek düzeyde kendileri için optimal olmayan seçeneklere
yöneldikleri tespit edilmiştir. Dahası, tüketici ihmali/dikkatsizliği nedeniyle varsayılan
tedarikçi/tarife seçeneğinin başlıca rol oynadığı ve varsayılan tarifenin optimal olmadığı
hallerde de en ucuz tarifeyi seçen tüketicilerin oranının, varsayılan tarifenin olmadığı
duruma göre ciddi derecede düşük olduğu ortaya konulmuştur. Söz konusu durum,
varsayılan seçeneğin işletilmesinin, piyasa durağanlığına ne kadar etkili bir şekilde
hizmet ettiğine dair önemli bir bulgudur. Bu bağlamda, yerleşik tedarikçiden ulusal
tarife üzerinden ya da doğrudan ulusal tarifeye oldukça yakın bir fiyatla serbest tüketici
olarak elektrik enerjisi temin eden bir tüketici için optimal tarifeyi bulmaya yönelik saik,
isteklilik ve çabanın düşük olacağı değerlendirilebilecektir.
(341) Yukarıda yer verilen bilgiler ve tespitler doğrultusunda, tüketicilerin karar verme
süreçlerindeki aksaklıkların giderilmesi açısından, satış noktasından önce, satış
noktasında ve satış noktasından sonra olmak üzere her aşamada, tüketicilerin daha
bütüncül ve şeffaf bilgi setine erişmesini kolaylaştırıcı önlemler alınabilecektir.
109 a.g.k. s. 75.
110 a.g.k. s.75-76.
18-27/461-224
160/436
I.5.5.2. Talep Taraflı Piyasa Aksaklıkları Çerçevesinde AB Elektrik Perakende
Piyasalarındaki Tedarikçi Değişikliği Önündeki Engeller
(342) Avrupa Enerji Düzenleyicileri Konseyi’nin (CEER) “AB Perakende Enerji Pazarlarında
Tedarikçi Değiştirmenin Önündeki Ticari Engeller” konulu raporunda111, tedarikçi
değiştirmeye yönelik olarak düşünmekle başlayıp, yeni bir tedarikçiden yeni bir
sözleşme ile enerji alımı ile tamamlanan bütün bir süreci içerecek şekilde tedarikçi
değiştirmenin önündeki fiili ticari engeller araştırılmıştır. Ticari engeller, tüketici
nezdinde tüketiciyi tedarikçi değişiminden alıkoyan ve piyasaya yeni giriş yapan
tedarikçilere veya genel olarak enerji piyasalarına dair güven eksikliği yaratan engeller
olarak tanımlanmıştır. Söz konusu raporda, tedarikçi değişim sürecine ilişkin tüketici
algısı ve realite arasındaki farka dikkat çekilmiş ve tedarikçi değişikliğinden beklenen
getirinin yetersiz olduğu algısının, tüketicilerin karşılaşacakları teklifler bakımından
tam, anlaşılır ve karşılaştırılabilir bilgi eksikliğinden kaynaklanabileceği vurgulanmıştır.
Bu bilgi eksikliğinin, tüketicinin kendisine yöneltilen bir teklifi, faturayı veya sözleşmeyi
değerlendirmek için karşılaştırma yapmasını engellediği ve tüketicilerde hem elektrik
hem de gaz perakende piyasalarına yönelik olarak genel bir güvensizliğe neden olduğu
belirtilmiş ve bu güvensizliğin sağlıklı işleyen bir perakende pazarın gelişmesinin
önüne geçtiğinin altı çizilmiştir. Raporda, tüketici algısı ile realite arasındaki asimetrinin
sadece değişimden gelmesi beklenen getiri konusunda olmadığı, aynı zamanda
tedarikçi değişim sürecinin karmaşıklığına ve zaman maliyetine de ilişkin olduğu, bu
algıyı pekiştiren ticari uygulamaların ya da bilgiye erişim eksikliğinin, değişimin
önündeki engelleri daha da artırdığı ifade edilmektedir. Bahse konu raporda ayrıca, bir
tüketicinin yerleşik operatör olarak mevcut tedarikçisinden memnun olmasının, bu
piyasalar bakımından doğrudan tüketicinin tedarikçisinin hizmetlerinden tatmin ve
mutlu olduğu anlamına gelmediğine, bu memnuniyetin daha ziyade tüketici ile tedarikçi
arasında aktif bir etkileşim olmamasına bağlı ataletten kaynaklı olabileceğine dikkat
çekilmektedir. Bu yönde bir etkileşimsizlik, örneğin, tedarikçi tarafından fiyat
değişiklikleri hakkında müşterilerle aktif bir iletişim kurulmadan ya da sözleşme
yenilemelerinin, sözleşme vadelerinin sonuna doğru dikkat çekmeden
yapılabilmektedir. Böylece yerleşik tedarikçi, kasten, tüketicilerin dikkatini sadece
kendine kanalize ederek ve zorunlu bilgilendirmeyi aktif bir şekilde yapmayarak
değişim maliyetlerini artırabilmektedir. Nitekim, aynı raporda yer verilen Hollanda
örneğinde, sosyal kanıtların yanlı bir yaklaşım olarak önemine değinilmiş, tüketiciler
genel olarak tedarikçilerini değiştirmediklerinde sosyal normun tedarikçi değiştirmeme
olduğuna dikkat çekilmiştir. Söz konusu ülke örneğinde, tüketicilere sadece doğrudan
sorulduğunda tüketicilerin %10’unun gelecek iki yıl içinde tedarikçisini
değiştirebileceklerini ifade ettiği, ancak söz konusu tüketiciye bir yakını veya tanıdığı
tarafından tedarikçi değişikliğinin önerildiği durumda ise bu oranın %31’e çıktığı
belirtilmiştir. Böyle bir karşılaştırma, başta mevcut tedarikçiden memnun olma ve
değişime ilişkin caydırıcı yöndeki asimetrik tüketici algıları olmak üzere, tedarikçi
değişikliği önündeki engellerin, değişim sürecine, tüketicileri uyarıcı ve algılarını
tetikleyici etkiye sahip yeni bir müdahaleci faktörün dahil olmaması halinde, ne kadar
belirleyici olduğunu göstermesi bakımından önem arz etmektedir.
(343) Raporda ayrıca, mevcut tedarikçi tarafından gerçekleştirilen kapıdan kapıya satış ya
da telefon aracılığıyla iletişime geçilmesi gibi bazı ticari uygulamaların, verilen hizmete
ve hizmetin fiyatına ilişkin şeffaf olmayan, eksik ve yanıltıcı bilgilendirmeye zemin
hazırladığı ve bu tip uygulamaların geçiş engeli yaratmasının yanı sıra tüketicinin
111 CEER Report on Commercial Barriers to Supplier Switching in EU Retail Energy Markets
18-27/461-224
161/436
sonrasında tam olarak idrak edeceği üzere, aslında tercih etmemiş olacağı bir
sözleşmeyi bağıtlaması sonucunu doğurabileceği belirtilmektedir.
(344) Bahse konu raporda, tedarikçi değişimi önünde tüketici algısı kaynaklı geçiş engelleri
- Yetersiz finansal getiri algısı,
- Piyasaya giriş yapan alternatif tedarikçilere ve piyasanın geneline duyulan
güvensizlik,
- Karmaşık tedarikçi değişim süreçleri ve
- Mevcut tedarikçiye sadakat/memnuniyet
olarak sınıflandırılmaktadır. Söz konusu geçiş engelleri, piyasalardaki şeffaflığı ve
alternatif tekliflerin karşılaştırılabilirliğini engellemek suretiyle perakende piyasalardaki
rekabeti yerleşik operatör lehine bozabilmektedir.
(345) Rekabet ve tüketici davranışlarına yönelik yapılan çalışmalarda, AB’de enerji
sektöründeki tedarikçi değiştirme oranlarının, cep telefonu ve kablo TV gibi diğer
şebeke endüstrilerindekinden daha düşük olduğu tespit edilmiştir. Birleşik Krallık için
yapılan bir çalışmada, enerji piyasaları için beklenen değişim süresinin mobil telefon
hizmetleri ve araç sigorta hizmetleri pazarlarına göre iki katı uzunlukta olduğu
belirlenmiştir.
(346) Düşük tedarikçi değiştirme oranları, tüketici refahında kayıplara yol açmasının yanı
sıra rekabeti kısıtlayarak yerleşik operatörün hâkim durumundan istifade etme
olanağını artırmaktadır. Hanehalkı tüketicileri ve görece düşük tüketime sahip
ticarethaneler, endüstriyel kullanıcılara kıyasla daha düşük tüketim yaptıkları için,
tedarikçi değiştirmeden düşük düzeyde getiri beklediklerini ifade etmekte ve aynı
zamanda değişim sürecinin uzunluğu, yeni tedarikçinin güvenilirliğine ilişkin
belirsizlikler ve değişim kaynaklı finansal ceza ve ek maliyetler konusunda endişelerini
dile getirmektedirler.112 OFGEM113 tarafından elektrik sektöründeki rekabet üzerine
yapılan araştırma sonuçlarına göre statüko eğiliminin tedarikçi değişiminde geçerli
olduğu belirlenirken diğer çalışmalar114 grup etkisi, sosyal normlar, arama sürecinin
karmaşıklığı, fayda ve maliyetlere ilişkin tüketici algısı ve tüketicinin ilgi eksikliğinin
tedarikçi değiştirme kararını etkilediklerini ortaya koymaktadır.
I.5.5.3. Talep Taraflı Piyasa Aksaklıkları Çerçevesinde Türkiye Elektrik
Perakende Piyasalarındaki Tedarikçi Değişikliği Önündeki Engeller
(347) Türkiye elektrik piyasasındaki tüketici davranışlarının değerlendirilmesi için yapılan bir
çalışma115, serbest tüketici hakkını kazanan tüketicilerin, konuya ilişkin bilgiye pek çok
kanaldan erişimleri olduğu halde daha ucuz tedarik seçeneklerine yönelmediklerini,
bunun temel olarak statüko ve kayıptan kaçınma eğilimlerinden kaynaklandığını ortaya
koymaktadır. Buna ek olarak sosyal etkinin tedarikçi değişiminde önemli bir rol
oynadığı ve pek çok tüketicinin alternatif tedarikçileri araştırmaya, yakınlarından
konuya dair gelen önerilerden sonra başladığı belirtilmektedir.116 Bir başka
112 ŞİRİN S. M. ve GÖNÜL M. S. (2016), “Behavioral Aspects of Regulation: A Discussion on Switching
and Demand Response in Turkish Electricity Market”, Energy Policy Vol.97.
113 Office of of Gas and Electricity Markets (Birleşik Krallık).
114 ESCR Centre of Competition Policy, (2013)”.
115 Şirin ve Gönül, 2016.
116 a. g. k.
18-27/461-224
162/436
çalışmada117 ise, örnekleme katılan tüketicilerin, AB ortalamasının altı katına tekabül
edecek şekilde, %31’inin, tedarikçi değiştirme hakkından haberi olmadığı tespit
edilmiştir. Nitekim Sektör Araştırması’nda da bilgi eksikliğinin yanı sıra tedarikçi
değiştirmeye ilişkin algılanan işlem maliyetleri ve beklenen mevzuattan kaynaklanan
sorumluluklar tedarikçi değişimi önündeki önemli engeller olarak belirtilmektedir.
(348) Tedarikçi değişimi bakımından elektrik tüketiminin bütçeden aldığı pay ile tedarikçilerin
fiyatlama davranışları göz önünde bulundurulması gereken önemli hususlardır. Başta
GTŞ olmak üzere tedarikçilerin serbest tüketicilere yönelik fiyat tekliflerini ve indirim
oranlarını belirlerken EPDK’nın düzenlenen tarifelerini temel alması ve elektrik
tüketiminin bütçeden aldığı payın düşük olmasıyla birlikte değerlendirildiğinde,
tedarikçi değiştirmeden beklenen getirinin oranı düşük bir düzeyde
gerçekleşebilmektedir.
(349) Elektrik piyasalarındaki tüketici davranışları, perakende elektrik piyasasındaki
rekabetin teşekkülü için dikkate alınması gereken önemli bir unsur olup bu piyasada
tüketiciler geleneksel pazar sinyallerine tepki vermeyebilmektedirler. Bu nedenle,
rekabet otoriteleri bu pazarlardaki incelemelerini, tüketici davranışlarını belirleyen tüm
faktörleri dikkate almak suretiyle yürütmelidir. Aksi halde piyasadaki rekabetin
önündeki engelleri bütüncül bir şekilde değerlendirememe riski ile karşı karşıya
kalabilmektedirler. Bu çerçevede, ilgili pazarlarda şeffaflığı artırırken tedarikçi
değiştirme sürecine ilişkin karmaşıklığı azaltan ve tüketicilere daha basit yollardan bilgi
sağlayan önlemler önerilmektedir.
(350) Bu doğrultuda, algılanan işlem maliyetleri ve tedarikçi değişimine ilişkin beklenen
finansal ve mevzuattan doğan sorumluluklar, mevcut operatörle hizmet tedariğine dair
kayda değer herhangi bir sorun yaşanmamış olması ile birlikte değerlendirildiğinde
kayıptan kaçınma ve statüko eğilimini tetikleyici bir sonuç yaratmaktadır.
I.6. Hukuki Değerlendirme
(351) Dosya kapsamındaki iddialar 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi kapsamında
değerlendirileceğinden ilk önce soruşturma taraflarının ilgili pazarda hâkim durumda
olup olmadıklarının tespit edilmesi gerekmektedir.
I.6.1. Hâkim Durum Tespiti
(352) 4054 sayılı Kanun’un 3. maddesinde hâkim durum, “Belirli bir piyasadaki bir veya
birden fazla teşebbüsün, rakipleri ve müşterilerinden bağımsız hareket ederek fiyat,
arz üretim ve dağıtım miktarı gibi ekonomik parametreleri belirleyebilme gücü” şeklinde
tanımlanmaktadır. Bu tanımdan da görüldüğü üzere, hâkim durumdaki bir teşebbüsün,
piyasadan bağımsız hareket ederek etkin rekabeti önleyici gücü veya yeteneği olduğu
varsayılmaktadır. Bir teşebbüsün hâkim durumda bulunması, o piyasada rekabetin hiç
oluşmaması anlamına gelmemekte, belirli bir düzeyde de olsa rekabetin yaşandığı
varsayılmaktadır. Nihayetinde, bir piyasada tekel konumunda tek bir teşebbüs dahi
olsa, bu durum teşebbüsün müşterilerinden tam bağımsız hareket edebilme
yeteneğine sahip olması şeklinde kabul edilmemektedir. Teşebbüsün bağımsız
hareket etmesinden kasıt, hâkim konumundan yararlanarak rekabet koşullarını
oluşturan koşulları belirlemese de bunlar üzerinde önemli ölçüde etkiye sahip olması
anlamına gelmektedir.
117 GÜRBÜZ E. (2014), “Elektrik Piyasasında Tedarikçi Değiştirme: Kavramsal Analiz, Sorunlar ve
Çözüm Önerileri.”
18-27/461-224
163/436
(353) Hâkim durum değerlendirmesi yapılırken esasen, incelenen teşebbüsün rekabetçi
baskılardan ne ölçüde bağımsız davranabildiği araştırılmaktadır. Bu değerlendirmede,
her bir olayın kendine özgü koşulları göz önünde bulundurulmaktadır. Hâkim
Durumdaki Teşebbüslerin Dışlayıcı Kötüye Kullanma Niteliğindeki Davranışlarının
Değerlendirilmesine İlişkin Kılavuz’da (Kılavuz) da değinildiği üzere, hâkim durum
değerlendirmesinde göz önünde bulundurulan temel unsurlar; incelenen teşebbüsün
ve rakiplerinin ilgili pazardaki konumu, pazara giriş imkânları, pazardaki büyüme
engelleri ve alıcıların pazarlık gücü olarak sayılabilir. Bu bağlamda, incelenen teşebbüs
ve rakiplerinin pazar payları, rakiplerin rekabetçi güçleri, pazar paylarının yıllar
içerisindeki seyri, potansiyel rekabet, fiili veya hukuki giriş engelleri ve alıcıların alım
gücü hâkim durum analizinde kullanılan önemli göstergeler olarak ortaya çıkmaktadır.
Aşağıda öncelikle dağıtım alanında faaliyet gösteren AYEDAŞ, BAŞKENT EDAŞ ve
TOROSLAR EDAŞ daha sonra ise AYESAŞ, BAŞKENT ve TOROSLAR açısından
hakim durum değerlendirmesi yapılacaktır.
I.6.1.1. AYEDAŞ, BAŞKENT EDAŞ ve TOROSLAR EDAŞ Açısından Hakim Durum
Değerlendirmesi
(354) AYEDAŞ, BAŞKENT EDAŞ ve TOROSLAR EDAŞ’ın dağıtım pazarındaki konumunu
belirleyen en önemli husus, hukuki olarak pazarda ikinci bir teşebbüsün faaliyet
göstermesinin ilgili mevzuat bağlamında mümkün olmamasıdır. Türkiye’de elektrik
dağıtım alanında faaliyet gösteren şirketlerin özelleştirilmeleri sonucunda, özel sektöre
devri gerçekleşen dağıtım şirketlerine ayrıştırma yükümlüğü getirilerek elektriğin
perakende satışı alanında faaliyet göstermek üzere her bölgede GTŞ’ler
kurulmuştur.118 Bölgesel dağıtım şirketleri ise elektrik enerjisinin yerel düzeyde fiziksel
olarak taşınması ve bununla ilgili tüm saha operasyonlarına yönelik faaliyetleri
gerçekleştirmekte olup doğal tekel olarak varlık gösteren teşebbüslerdir.
(355) Dağıtım şirketleri sahip oldukları doğal tekel nitelikleri nedeniyle yerel seviyede her bir
dağıtım bölgesinde aynı zamanda hâkim durumda bulunmaktadır. Dolayısıyla
AYEDAŞ, BAŞKENT EDAŞ ve TOROSLAR EDAŞ; elektrik dağıtım hizmetleri pazarı
bakımından yukarıda ilgili coğrafi pazar olarak tanımlanan elektrik dağıtım bölgelerinde
ayrı ayrı hâkim durumdadır.
I.6.1.2. AYESAŞ, BAŞKENT ve TOROSLAR Açısından Hakim Durum
Değerlendirmesi
I.6.1.2.1. Pazar Payları
(356) Elektrik perakende satışı pazarlarında pazar payları hesaplanırken ilgili ürün
pazarlarında sayaç ve tüketim değerlerine göre de farklı hesaplamalar yapılmıştır.
Buna ek olarak aşağıdaki grafiklerde de görüldüğü üzere, serbest tüketici ve ikili
anlaşma bazında iki ayrı veri seti hazırlanmıştır. Bu durumun sebebi EPDK tarafından
belirlenen serbest tüketici limitini geçmesine rağmen düzenlenen tarifeler üzerinden
elektrik tedarik etmeye devam eden tüketicilerin varlığıdır. ENERJİSA şirketlerinin
serbest tüketici segmentindeki pazar gücünün tespitinde; bu tüketici grubunun da
dikkate alınması gerekmektedir. Zira söz konusu tüketici grubu, esasen serbest tüketici
statüsüne sahip olmakla birlikte, bu hakkını etkin bir şekilde kullanmamaktadır. Diğer
bir deyişle, söz konusu tüketiciler serbest tüketici pazarında yer almakta, her an bu
118 Dağıtım lisansı sahibi tüzel kişiler tarafından dağıtım ve perakende satış faaliyetlerinin 01.01.2013
tarihinden itibaren ayrı tüzel kişilikler altında yürütülmesine EPDK tarafından 12.09.2012 tarih ve 4019
sayı ile karar verilmiştir.
18-27/461-224
164/436
hakkını kullanma imkânını elinde bulundurmakta ancak elektrik enerjisi temin
yöntemini mevcut konumunu koruyarak sürdürmektedir.
(357) Yukarıda yer verilen elektrik enerjisi hizmetinin sunumunun da içinde olduğu şebeke
endüstrileri üzerinden abonelik hizmetlerinin sunulduğu pazarlar açısından geçerli
olan, tüketicilerin karar alma süreçlerindeki aksaklıkların varlığı hesaba katıldığında,
tüketici davranışlarının sınıflandırılması ve değerlendirilmesi ayrı bir önem arz
etmektedir. Zira elektrik enerjisi hizmetinin temini bakımından serbest tüketici hakkına
sahip olup bu hakkı kullanmayan bir tüketici nazarında mevcut konumunun
korunmasının, salt düzenlenen tarifeden hizmet alımının devam ettirilmesinin tercih
edilmesinden ziyade aslında süregelen tüketim alışkanlığının değiştirilmemesine
yönelik bir tercihi, diğer bir ifadeyle, mevcut tedarikçinin değiştirilmemesine ilişkin bir
tercihi yansıttığı ifade edilmelidir. Nitekim, Avrupa Birliği Komisyonu (Komisyon)
ENI/EDP/GDP ve E.ON/MOL kararlarında da aynı yaklaşımı benimsemiş ve bu iki
tüketici grubu arasında bir ayrıma gitmemiştir.
(358) Birbirinden ayrı olduğu iddia edilebilecek bu iki tüketici grubunu esasen birbirinden
ayıran unsurun büyük oranda tüketicilerin karar alma süreçlerindeki aksaklıklar olduğu
söylenebilir. Tedarikçi değiştirme bakımından gerek bilgiye erişim gerek karar alma
gerekse harekete geçme aşamalarında ortaya çıkan aksaklıklar nedeniyle mevcut
yerleşik tedarikçide kalmayı dolaylı olarak seçmiş tüketiciler ile bilişsel kısıtlara tabi
olmadan mevcut tedarikçisini yerleşik tedarikçi olarak seçen tüketicilerin günün
sonunda aynı tedarikçi ile çalışmayı seçtikleri, her iki tüketici grubunun da diğer
tedarikçilerden hizmet temin etmeyi tercih etmedikleri anlaşılmaktadır. Öte yandan
serbest tüketici olarak ulusal tarifeden daha düşük bir fiyattan elektrik enerjisi temin
etmek yerine, daha yüksek bir fiyat düzeyine denk gelen ulusal tarifeden aynı hizmeti
temin etmeyi tercih etmiş yahut ihmal/dikkatsizlik ve statüko eğilimi nedeniyle
varsayılan tedarikçi ile çalışmayı sürdüren tüketiciler bakımından tercih edilen asıl
unsurun ulusal tarife olmadığı, yerleşik tedarikçinin kendisi olduğu da hatırda
tutulmalıdır. Bu çerçevede, GTŞ’nin ilgili pazardaki pazar payları hesaplanırken her iki
tüketici grubunun da dikkate alınması gerektiği sonucuna varılmıştır.
(359) Tüketime dayalı hesaplamaların yanında, yaratacağı sosyal etki, portföyde
çeşitlendirmeye yol açması ve ticari bir bağlantı oluşturması sebebiyle sayaç sayısına
dayalı hesaplamaların da yapılması gerekmektedir. Daha önce de ifade edildiği üzere,
sosyal etki ile bir tüketicinin tedarikçi değişikliğine gidip gitmemesinde ya da tedarikçi
seçiminde yakınındaki veya çevresindeki insanların seçimlerinin etkili olduğu
kastedilmektedir. Bu anlamda bir tedarikçinin portföyünde bulunan tüketici sayısının
göstergesi olan sayaç sayısı sadece sayaç bakımından pazar payı göstergesi
niteliğinde olmamakta aynı zamanda bu sosyal etkiye dair bir gösterge niteliğinde de
olmaktadır. Portföyde çeşitlendirme ise bir tedarikçinin portföyündeki müşterilerin
sayısının artmasına paralel olarak tedarikçinin müşteri kaynaklı riskleri çeşitlendirmesi
ve aynı zamanda bu kaybı küçük ölçekli olarak portföydeki müşterilerle telafi edebilme
kapasitesini ifade etmektedir. Ticari bağlantı ile elektrik tedariki yapılan her bir sayacın,
tedarikçi için ilerleyen dönemde temelde katma değerli ilave hizmetler sunulması için
köprübaşı niteliğinde olmasını bu bakımdan söz konusu tedarik şirketine portföy
genişletme ve belki portföy gücü elde etme olanağı sağlaması kastedilmektedir. Diğer
yandan aylık olarak hesaplanan pazar paylarına ek olarak, kümülatif bir veri niteliğinde
olması nedeniyle her dönemin son ayı için sayaç bazında hesaplanan pazar payları da
aşağıda yer almaktadır.
18-27/461-224
165/436
AYESAŞ Pazar Payları
Grafik 70: Ocak 2014 - Ekim 2017 Döneminde İstanbul Anadolu Yakası Dağıtım Bölgesindeki Mesken
Serbest Tüketicilerin Sayaç Bazındaki Dağılımı
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: ENERJİSA
Grafik 71: Ocak 2014 - Ekim 2017 Döneminde İstanbul Anadolu Yakası Dağıtım Bölgesindeki Mesken
Serbest Tüketicilerin Tüketim Bazındaki Dağılımı
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: ENERJİSA
(360) Yukarıda görüldüğü üzere, AYESAŞ’ın mesken pazarında sayaç bazlı pazar payı (…..)
seviyesinin altına düşmemektedir. Zaman içinde serbest tüketici hakkı kazanan fakat
bu haktan faydalanmayan kullanıcıların sayısının artmasıyla bu kullanıcıların
teşebbüsün portföyünde önemli bir yer kazandığı gözlemlenmektedir. 2014 Kasım
ayında kadar AYESAŞ’ın pazar payının yaklaşık (…..) tekabül eden kısmını oluşturan
bu kullanıcıların oranı 2016 Ocak ayında neredeyse (…..) seviyesine çıkmış ve
ilerleyen dönemlerde dalgalı bir seyir izlese de portföy içindeki ağırlığını korumuştur.
(361) Tüketim bazlı pazar paylarının da Aralık 2014 haricinde sayaç bazlı paylara benzer bir
şekilde seyrettiği ve AYESAŞ’ın pazar payının ortalama (…..) seviyelerinde bulunduğu
görülmektedir.
Grafik 72: 2014 - 2017 Döneminde Yıllık Sayaç Bazlı Mesken Pazar Payı
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: ENERJİSA
(362) Yukarıda ise AYESAŞ’ın mesken pazarında sayaç bazında yıllık sahip olduğu paya
yer verilmektedir. Buna göre teşebbüsün pazar payı (…..) civarlarında olup diğer tüm
teşebbüslerin toplam pazar payı 2017 yılı için (…..) oranını bile bulmamaktadır.
18-27/461-224
166/436
Grafik 73: 2014 - 2017 Döneminde Yıllık Tüketim Bazlı Mesken Pazar Payı
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: ENERJİSA
(363) Yukarıda AYESAŞ’ın tüketim bazında yıllık pazar payına yer verilmektedir. Grafikten
de görüleceği üzere teşebbüsün bu pazarda payı (…..)’in altına düşmemekte, 2017 yılı
Ekim ayına kadar geçen dönemde ise (…..) seviyesine çıkmaktadır.
(364) Aşağıda ise AYESAŞ’ın ticarethane pazarına ilişkin pazar payı verilerine yer
verilmektedir:
Grafik 74: Ocak 2014 - Eylül 2017 Döneminde İstanbul Anadolu Yakası Dağıtım Bölgesindeki
Ticarethane Serbest Tüketici Sayaç Bazındaki Dağılımı
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: ENERJİSA
(365) AYESAŞ’ın ticarethane pazarında sayaç bazlı pazar payı, serbest tüketici hakkını
kullanmayanlar da dahil edildiğinde, yukarıda görüldüğü üzere, (…..) civarlarında
seyretmektedir. Zaman içinde değişmekle birlikte, bu oranın ortalama (…..)’luk
kısmının ise serbest tüketici hakkını kullanmayan tüketicilerden teşekkül ettiği
görülmektedir.
Grafik 75: Ocak 2014 - Eylül 2017 Döneminde İstanbul Anadolu Yakası Dağıtım Bölgesindeki
Ticarethane Serbest Tüketici Tüketim Bazındaki Dağılımı
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: ENERJİSA
(366) Ticarethane pazarında tüketim bazlı pazar paylarına bakıldığında ise sayaç bazlı
paylar ile kıyaslandığında teşebbüsün payının görece daha düşük olmakla birlikte
ortalama (…..) seviyelerinde gerçekleştiği görülmektedir. Bu iki gösterge arasındaki
farkın sebebinin, bağımsız tedarik şirketlerinin özellikle tüketimi yüksek kullanıcıları
hedeflemesi olduğu değerlendirilmektedir. Böylece söz konusu tedarikçiler,
portföylerine görece daha az sayıda sayaç katmakla birlikte, daha yüksek bir satış
düzeyine ulaşabilmektedirler.
18-27/461-224
167/436
Grafik 76: 2014 - 2017 Döneminde Yıllık Sayaç Bazlı Ticarethane Pazar Payı
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: ENERJİSA
(367) Yıllık sayaç bazlı pazar paylarına bakıldığında ise AYESAŞ’ın (…..) civarında
gerçekleşen pazar payıyla birlikte baskın şekilde pazar lideri olduğu görülmektedir.
Grafik 77: 2014 - 2017 Döneminde Yıllık Tüketim Bazlı Ticarethane Pazar Payı
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: ENERJİSA
(368) Tüketim bazlı paylarda ise AYESAŞ’ın payı (…..) seviyelerinde gerçekleşmekte, 2017
yılında ise (…..)’e çıkmaktadır. AYESAŞ’ın İstanbul Anadolu Yakası bölgesinde sahip
olduğu mutlak pazar payı kadar rakipleri ile arasındaki farkın da önemli olduğu
belirtilmelidir. Bu bağlamda son yılda AYESAŞ’ın ticarethane grubundaki tüketim
bazında en büyük beş rakibinin konumuna yer vermek yararlı olacaktır. Söz konusu
durum aşağıdaki grafiklerde gösterilmektedir.
Grafik 781: 2016 Yılında AYESAŞ ve En Büyük Beş Rakibinin Ticarethane Grubundaki Pazar Payları
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: ENERJİSA
Grafik 79: 2017 Yılında AYESAŞ ve En Büyük Beş Rakibinin Ticarethane Grubundaki Pazar Payları
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: ENERJİSA
(369) Grafiklerden de görüleceği üzere AYESAŞ, en yakın rakibinin 2016 yılında (…..), 2017
yılında ise (…..) katı büyüklüğe sahiptir. Bu durumun AYESAŞ’ın ticarethane grubunda
sahip olduğu pazar gücünü perçinlediği değerlendirilmektedir. Son olarak, aşağıda
sanayi pazarına dair paylara yer verilmektedir.
18-27/461-224
168/436
Grafik 80: Ocak 2014 - Eylül 2017 Döneminde İstanbul Anadolu Yakası Dağıtım Bölgesinde Sanayi
Serbest Tüketici Sayaç Bazında Dağılımı
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: ENERJİSA
(370) Sanayi pazarında serbest tüketici hakkını kullanmayanların da dahil edildiği durumda
sayaç bazında AYESAŞ’ın payının (…..) seviyelerinde olduğu görülmektedir. 2017
Mayıs ayından itibaren serbest tüketici hakkını kullanmayan sanayi müşterilerinin
oranının Aralık 2017’e kadar hızla arttığı ve söz konusu müşterilerin AYESAŞ’ın
portföyünün önemli bir kısmını oluşturduğu görülmektedir.
Grafik 81: Ocak 2014 - Eylül 2017 Döneminde İstanbul Anadolu Yakası Dağıtım Bölgesinde Sanayi
Serbest Tüketicilerinin Tüketim Bazında Dağılımı
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: ENERJİSA
(371) Tüketim bazında bakıldığında ise teşebbüsün pazar payının dalgalı bir seyir izlediği,
2014 yılı Mayıs ayında itibaren 2016 Temmuz ayına kadar (…..) üzerinde seyrettiği,
bu dönemde azalmaya başlamakla birlikte 2017 Ekim ayında yeniden (…..) seviyesini
gördüğü anlaşılmaktadır.
Grafik 82: 2014 - 2017 Döneminde Yıllık Sayaç Bazlı Sanayi Pazar Payı
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: ENERJİSA
(372) AYESAŞ’ın yıllık sayaç bazlı pazar payı grafiğine bakıldığında, bu oranın dört dönem
için de (…..) üzerinde seyrettiği görülmektedir. Özellikle 2016 yılında AYESAŞ
portföyünün neredeyse tamamını serbest tüketici hakkını kullanmayan müşteriler
oluşturmaktadır.
18-27/461-224
169/436
Grafik 83: 2014 - 2017 Döneminde Yıllık Tüketim Bazlı Sanayi Pazar Payı
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: ENERJİSA
(373) Tüketim bazlı yıllık verilere bakıldığında ise AYESAŞ’ın payının 2017 yılında önceki
yıllara göre düştüğü ve (…..) seviyesinde gerçekleştiği görülmektedir. Ticarethane
grubunda da belirtildiği üzere, AYESAŞ’ın pazar payının rakipleriyle karşılaştırılmalı
olarak gösterilmesi AYESAŞ’ın pazardaki durumunu daha net ortaya koyacaktır.
AYESAŞ’ın son dört yılda sanayi grubundaki tüketim bazlı en büyük beş rakibinin sahip
olduğu paylara aşağıdaki grafiklerde yer verilmektedir.
Grafik 84: 2014 Yılında AYESAŞ ve En Büyük Beş Rakibinin Sanayi Grubundaki Pazar Payları
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: ENERJİSA
Grafik 85: 2015 Yılında AYESAŞ ve En Büyük Beş Rakibinin Sanayi Grubundaki Pazar Payları
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: ENERJİSA
Grafik 86: 2016 Yılında AYESAŞ ve En Büyük Beş Rakibinin Sanayi Grubundaki Pazar Payları
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: ENERJİSA
18-27/461-224
170/436
Grafik 87: 2017 Yılında AYESAŞ ve En Büyük Beş Rakibinin Sanayi Grubundaki Pazar Payları
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: ENERJİSA
(374) Grafiklerden de görüleceği üzere, AYESAŞ en yakın rakibinin 2014 yılında (…..), 2015
yılında yaklaşık (…..), 2016 yılında (…..), 2017 yılında da yaklaşık (…..) katı büyüklüğe
sahip durumdadır. Buna ek olarak son dört yılda AYESAŞ’tan sonra gelen ilk beş
oyuncunun da konumunun istikrarlı olmadığı ve bir yıl içinde bile değişkenlik gösterdiği
görülmektedir. Örneğin, 2017 yılında ikinci konumda bulunan (…..)’un 2016’daki payı
%(…..), 2016’da üçüncü oyuncu olan (…..)’un 2017’deki payı %(…..). Yine 2014
yılında %(…..) oranıyla ilk beşte olan (…..) 2016 yılında %(…..), 2017 yılında ise
%(…..) paya sahiptir. Bu durumun BTŞ’lerin istikrarlı bir paya sahip olmadığını ve
büyük tüketime sahip birkaç müşterinin yer değiştirmesinin BTŞ’lerin payları açısından
etkili olduğunu gösterdiği anlaşılmaktadır. Öte yandan AYESAŞ’ın biraz aşınmaya
maruz kalsa da pazar payını önemli ölçüde koruduğu değerlendirilmektedir119. Ayrıca
2014 yılında ilk altı oyuncu dışında 55 BTŞ’nin faaliyet gösterdiği, bunların 11 tanesinin
%1’in üzerinde paya sahip olduğu, 2015 yılında ilk altı dışında 54 BTŞ’nin faaliyet
gösterdiği, bunların yedi tanesinin %1’in üzerinde paya sahip olduğu, 2016 yılında ilk
atı dışında 70 BTŞ’nin faaliyet gösterdiği, bunların da 12 tanesinin %1’in üzerinde paya
sahip olduğu, 2017 yılında ise ilk altı dışında 71 BTŞ’nin bulunduğu, bunların da 17
tanesinin %1’in üzerinde paya sahip olduğu görülmektedir. Bu bağlamda pazarın
AYESAŞ’ın dışında kalan kısmının oldukça parçalı olduğu, 2016 ve 2017’de artan BTŞ
faaliyetleri karşısında AYESAŞ’ın payını belli bir seviyede koruduğu ve 2017’nin son
dönemlerinde ağırlığını artırdığı görülmekte, bu durumun da AYESAŞ’ın sahip olduğu
konumu güçlendirdiği değerlendirilmektedir.
BAŞKENT Pazar Payları
Grafik 88: Ocak 2014 - Eylül 2017 Döneminde Başkent Dağıtım Bölgesindeki Mesken Serbest
Tüketicilerin Sayaç Bazındaki Dağılımı
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: ENERJİSA
119 Ayrıca aylık dağılımda da görülebileceği üzere 2017 Haziran-Temmuz döneminden itibaren
AYESAŞ’ın pazar payı yükselişe geçmiş ve 2017 Ekim döneminde yine (…..) üzerine çıkmıştır.
18-27/461-224
171/436
Grafik 89: Ocak 2014 - Eylül 2017 Döneminde Başkent Dağıtım Bölgesindeki Mesken Serbest
Tüketicilerin Tüketim Bazındaki Dağılımı
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: ENERJİSA
(375) Yukarıda görüldüğü üzere, BAŞKENT’in mesken pazarında sayaç bazlı payı (…..)
seviyesinin altına düşmemektedir. Zaman içinde serbest tüketici hakkı kazanan fakat
bu haktan faydalanmayan kullanıcıların sayısının artmasıyla bu kullanıcıların
teşebbüsün portföyünde önemli bir yer kazandığı gözlemlenmektedir. Tüketim bazlı
pazar paylarının da sayaç bazlı paylara benzer bir şekilde seyrettiği ve BAŞKENT’in
pazar payının ortalama (…..) seviyelerinde bulunduğu görülmektedir.
Grafik 90: 2014 - 2017 Yıllık Sayaç Bazlı Mesken Pazar Payı
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: ENERJİSA
(376) Yukarıda ise BAŞKENT’in mesken pazarında sayaç bazında yıllık sahip olduğu paya
yer verilmektedir. Buna göre teşebbüsün pazar payı (…..) civarlarında olup diğer tüm
teşebbüslerin toplam pazar payı 2017 yılı için (…..) oranını bile bulmamaktadır.
Grafik 91: 2014 - 2017 Yıllık Tüketim Bazlı Mesken Pazar Payı
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: ENERJİSA
(377) Yukarıda BAŞKENT’in tüketim bazında yıllık pazar payına yer verilmektedir.
BAŞKENT’in bu pazarda payı (…..) altına neredeyse düşmemekte 2017 yılı Ekim
ayına kadar geçen dönemde ise (…..) seviyesine çıkmaktadır.
18-27/461-224
172/436
Grafik 92: Ocak 2014 - Eylül 2017 Döneminde Başkent Dağıtım Bölgesindeki Ticarethane Serbest
Tüketici Sayaç Bazındaki Dağılımı
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: ENERJİSA
(378) BAŞKENT’in ticarethane pazarında sayaç bazlı pazar payı, serbest tüketici hakkını
kullanmayanlar da dahil edildiğinde, yukarıda görüldüğü üzere, (…..) civarlarında
seyretmektedir. Zaman içinde değişmekle birlikte, bu oranın ortalama (…..) kısmının
ise serbest tüketici hakkını kullanmayan tüketicilerden teşekkül ettiği görülmektedir.
Grafik 93: Ocak 2014 - Eylül 2017 Döneminde Başkent Dağıtım Bölgesindeki Ticarethane Serbest
Tüketici Tüketim Bazındaki Dağılımı
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: ENERJİSA
(379) Ticarethane pazarında tüketim bazlı pazar paylarına bakıldığında ise 2014 yılında
(…..) seviyelerinden başlayan payın zaman içerisinde azaldığı ve 2016 ve 2017
yıllarında (…..) üzerinde dalgalı bir seyir takip ettiği görülmektedir. Sayaç bazlı veriler
ile bu veri arasındaki farkın yukarıda AYESAŞ’ta verilen açıklama ile aynı sebepten
kaynaklandığı söylenebilir.
Grafik 94: 2014 - 2017 Döneminde Yıllık Sayaç Bazlı Ticarethane Pazar Payı
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: ENERJİSA
(380) Yıllık sayaç bazlı pazar paylarına bakıldığında ise AYESAŞ’ın (…..) civarında
gerçekleşen pazar payıyla pazar lideri olduğu görülmektedir.
Grafik 95: 2014 - 2017 Döneminde Yıllık Tüketim Bazlı Ticarethane Pazar Payı
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: ENERJİSA
18-27/461-224
173/436
(381) Tüketim bazlı paylarda ise BAŞKENT’in payının (…..) arasında değiştiği görülürken
2017 yılında ise (…..) olarak gerçekleşmiştir. BAŞKENT’in ilgili pazarda sahip olduğu
mutlak pazar payı kadar rakipleri ile arasındaki fark da önemlidir. Bu bağlamda son
yılda BAŞKNET’in ticarethane grubundaki tüketim bazında en büyük beş rakibinin
konumuna aşağıdaki grafiklerde yer verilmektedir:
Grafik 96: 2016 Yılında BAŞKENT ve En Büyük Beş Rakibinin Ticarethane Grubundaki Pazar Payları
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: ENERJİSA
Grafik 97: 2017 Yılında BAŞKENT ve En Büyük Beş Rakibinin Ticarethane Grubundaki Pazar Payları
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: ENERJİSA
(382) Grafiklerden de görüleceği üzere BAŞKENT, en yakın rakibinin hem 2016 hem de
2017 yılında yaklaşık (…..) katı büyüklüğe sahiptir. Bu durum BAŞKENT’in ticarethane
grubunda sahip olduğu pazar gücünü perçinlemektedir. Son olarak, aşağıda sanayi
pazarına dair paylara yer verilmektedir:
Grafik 98: Ocak 2014 - Eylül 2017 Döneminde Başkent Dağıtım Bölgesinde Sanayi Serbest Tüketicilerin
Sayaç Bazında Dağılımı
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: ENERJİSA
(383) BAŞKENT’in tüketim bazlı sanayi pazarında payının (…..) aralığında olduğu
görülmektedir120. 2016 Nisan ayından itibaren serbest tüketici hakkını kullanmayan
sanayi müşterilerinin oranının Aralık 2017’e kadar hızla arttığı ve 2017 yılı Mayıs ayını
izleyen dönemde azalmakla birlikte portföyün önemli bir kısmını oluşturduğu
görülmektedir.
120 Her ne kadar teşebbüsün payının 2014 Ekim ayında (…..) seviyelerine çıktığı görülmüş olsa da bu
durumun soruşturma tarafı teşebbüs tarafından sunulan verilerin hatalı olmasından kaynaklandığı
değerlendirilmektedir.
18-27/461-224
174/436
Grafik 99: Ocak 2014 - Eylül 2017 Döneminde Başkent Dağıtım Bölgesinde Sanayi Serbest Tüketici
Tüketim Bazında Dağılımı
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: ENERJİSA
(384) Tüketim bazında bakıldığında ise teşebbüsün pazar payının dalgalı bir seyir izlediği,
Haziran 2016 ile Ocak 2017 arasında azalmakla birlikte bu dönemden sonra tekrar
artarak (…..) seviyelerine çıktığı görülmektedir.
Grafik 100: 2014 - 2017 Döneminde Yıllık Sayaç Bazlı Sanayi Pazar Payı
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: ENERJİSA
(385) BAŞKENT’in yıllık sayaç bazlı pazar payı grafiğine bakıldığında, bu oranın (…..)
üzerinde seyrettiği görülmektedir. Özellikle 2016 yılında BAŞKENT portföyünün
neredeyse tamamını serbest tüketici hakkını kullanmayan müşteriler oluşturmaktadır.
Grafik 101: 2014 - 2017 Döneminde Yıllık Tüketim Bazlı Sanayi Pazar Payı
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: ENERJİSA
(386) Tüketim bazlı yıllık verilere bakıldığında ise BAŞKENT’in payının 2014 ve 2015
yıllarında (…..) arasında değiştiği, 2016 ve 2017 yıllarında azalmasına rağmen
sırasıyla (…..) ve (…..) seviyesinde gerçekleştiği görülmektedir. BAŞKENT’in pazar
payının rakipleriyle karşılaştırılmalı olarak gösterilmesi BAŞKENT’in pazardaki
durumunu daha net ortaya koyacaktır. BAŞKENT’in son iki yılda sanayi grubundaki
tüketim bazlı en büyük beş rakibinin sahip olduğu paylara aşağıdaki grafiklerde yer
verilmektedir.
18-27/461-224
175/436
Grafik 102: 2016 Yılında BAŞKENT ve En Büyük Beş Rakibinin Sanayi Grubundaki Pazar Payları
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: ENERJİSA
Grafik 103: 2017 Yılında BAŞKENT ve En Büyük Beş Rakibinin Sanayi Grubundaki Pazar Payları
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: ENERJİSA
(387) Grafiklerden de görüleceği üzere, BAŞKENT en yakın rakibinin 2016 yılında (…..),
2017 yılında da (…..) katı büyüklüğe sahip durumdadır. Buna ek olarak son iki yılda
BAŞKENT’ten sonra gelen ilk beş oyuncunun konumunun tam anlamıyla istikrarlı
olmadığı ve bir yıl içinde bile değişkenlik gösterdiği görülmektedir. Örneğin, 2017
yılında üçüncü konumda bulunan (…..)’ın 2016’daki payı (…..), 2016’da üçüncü
oyuncu olan (…..) Elektrik’in 2017’deki payı (…..)’tür. Bu durumun BTŞ’lerin istikrarlı
bir paya sahip olmadığını ve büyük tüketime sahip birkaç müşterinin yer
değiştirmesinin BTŞ’lerin payları açısından etkili olduğunu gösterdiği
değerlendirilmektedir. Öte yandan BAŞKENT’in 2016 yılında kaybettiği pazar payını
2017’de geri kazandığı görülmektedir.
(388) Ayrıca 2016 yılında ilk altı oyuncu dışında 79 BTŞ’nin faaliyet gösterdiği ilgili pazarda,
bunların 13 tanesinin (…..)’in üzerinde paya sahip olduğu, 2017 yılında ise ilk altı
dışında 72 BTŞ’nin bulunduğu, bunların da 15 tanesinin (…..)’in üzerinde paya sahip
olduğu görülmektedir. Bu bağlamda pazarın BAŞKENT’in dışında kalan kısmının
oldukça parçalı olduğu, bu durumun da BAŞKENT’in sahip olduğu konumu
güçlendirdiği değerlendirilmektedir.
TOROSLAR Pazar Payları
Grafik 104: Ocak 2014 - Eylül 2017 Döneminde TOROSLAR Dağıtım Bölgesindeki Mesken Serbest
Tüketicilerin Sayaç Bazındaki Dağılımı
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: ENERJİSA
18-27/461-224
176/436
Grafik 105: Ocak 2014 - Eylül 2017 Döneminde TOROSLAR Dağıtım Bölgesindeki Mesken Serbest
Tüketicilerin Tüketim Bazındaki Dağılımı
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: ENERJİSA
(389) Grafiklerde de görüldüğü üzere TOROSLAR’ın mesken pazarında gerek sayaç
gerekse tüketim bazlı payı (…..) seviyelerinde gerçekleşmektedir. Diğer dağıtım
bölgelerinde de görüldüğü üzere, zaman içinde serbest tüketici hakkı kazanan fakat
bu haktan faydalanmayan kullanıcıların sayısının artmasıyla bu kullanıcıların
teşebbüsün portföyünde önemli bir yer kazanması durumu bu bölgede de söz
konusudur.
Grafik 106: 2014 - 2017 Döneminde Yıllık Sayaç Bazlı Mesken Pazar Payı
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: ENERJİSA
(390) Pazardaki duruma yıllık sayaç bazında bakıldığında da teşebbüsün payının (…..)
seviyelerinde gerçekleştiği görülmekte, diğer tüm teşebbüslerin toplam pazar payı
(…..) üzerine çıkmamaktadır.
Grafik 107: 2014 - 2017 Döneminde Yıllık Tüketim Bazlı Mesken Pazar Payı
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: ENERJİSA
(391) Yukarıda TOROSLAR’ın tüketim bazında yıllık pazar payına yer verilmektedir.
TOROSLAR’ın bu pazarda payı 2014 yılı hariç (…..) altına neredeyse düşmemekte
2017 yılı Ekim ayına kadar geçen dönemde ise (…..) seviyesine çıkmaktadır.
18-27/461-224
177/436
Grafik 108: Ocak 2014 - Eylül 2017 Döneminde TOROSLAR Dağıtım Bölgesindeki Ticarethane Serbest
Tüketicilerin Sayaç Bazındaki Dağılımı
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: ENERJİSA
(392) TOROSLAR’ın ticarethane pazarında sayaç bazlı pazar payı, serbest tüketici hakkını
kullanmayanlar da dahil edildiğinde, yukarıda görüldüğü üzere, (…..) civarlarında
seyretmektedir. Serbest tüketici hakkını kullanmayan tüketicilerin oranının zaman
içerisinde artarak teşebbüs portföyü içerisinde (…..)’den fazla bir paya sahip olduğu
görülmektedir.
Grafik 109: Ocak 2014 - Eylül 2017 Döneminde TOROSLAR Dağıtım Bölgesindeki Ticarethane Serbest
Tüketici Tüketim Bazındaki Dağılımı
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: ENERJİSA
(393) Ticarethane pazarında tüketim bazlı pazar paylarına bakıldığında ise 2014 yılında
(…..) seviyelerinden başlayan payın zaman içerisinde arttığı ve 2016 ve 2017 yıllarında
(…..)’ın üzerinde dalgalı bir seyir takip ettiği görülmektedir.
Grafik 110: 2014 - 2017 Döneminde Yıllık Sayaç Bazlı Ticarethane Pazar Payı
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: ENERJİSA
(394) Yıllık sayaç bazlı pazar paylarında TOROSLAR’ın (…..) arasında gerçekleşen payla
pazar lideri olduğu görülmektedir.
Grafik 111: 2014 - 2017 Döneminde Yıllık Tüketim Bazlı Ticarethane Pazar Payı
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: ENERJİSA
18-27/461-224
178/436
(395) Tüketim bazlı paylarda ise TOROSLAR’ın payının (…..)’lar arasında değiştiği
görülmektedir. TOROSLAR’ın ilgili pazarda sahip olduğu mutlak pazar payı kadar
rakipleri ile arasındaki fark da önemlidir. Bu bağlamda son yılda TOROSLAR’ın
ticarethane grubundaki tüketim bazında en büyük beş rakibinin konumuna aşağıdaki
grafiklerde yer verilmektedir:
Grafik 112: 2016 Yılında TOROSLAR ve En Büyük Beş Rakibinin Ticarethane Grubundaki Pazar Payları
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: ENERJİSA
Grafik 113: 2017 Yılında TOROSLAR ve En Büyük Beş Rakibinin Ticarethane Grubundaki Pazar Payları
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: ENERJİSA
(396) Grafiklerden de görüleceği üzere, TOROSLAR, en yakın rakibinin 2016 yılında (…..),
2017 yılında (…..) katı büyüklüğe sahiptir. Bu durum TOROSLAR’ın ticarethane
grubunda sahip olduğu pazar gücünü perçinlemektedir.
(397) Son olarak, aşağıda sanayi pazarına dair paylara yer verilmektedir.
Grafik 114: Ocak 2014 - Eylül 2017 Döneminde TOROSLAR Dağıtım Bölgesinde Sanayi Serbest
Tüketici Sayaç Bazında Dağılımı
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: ENERJİSA
(398) TOROSLAR’ın sanayi pazarında tüketim bazlı payının (…..) aralığında olduğu
görülmektedir. 2017 Nisan ayından itibaren serbest tüketici hakkını kullanmayan
sanayi müşterilerinin oranının Aralık 2017’e kadar hızla arttığı ve TOROSLAR’ın
portföyünün önemli bir kısmını oluşturduğu görülmektedir.
18-27/461-224
179/436
Grafik 115: Ocak 2014 - Eylül 2017 Döneminde TOROSLAR Dağıtım Bölgesinde Sanayi Serbest
Tüketici Tüketim Bazında Dağılımı
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: ENERJİSA
(399) Tüketim bazında bakıldığında ise teşebbüsün pazar payının dalgalı bir seyir izlediği,
Şubat 2015’te (…..)’lerin üzerine çıktığı, devam eden dönemde ise (…..) arasında
seyrettiği görülmektedir.
Grafik 116: 2014 - 2017 Döneminde Yıllık Sayaç Bazlı Sanayi Pazar Payı
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: ENERJİSA
(400) TOROSLAR’ın yıllık sayaç bazlı pazar payı grafiğine bakıldığında, bu oranın (…..)’in
üzerinde seyrettiği görülmektedir. Özellikle 2016 yılında TOROSLAR’ın portföyünün
önemli bir kısmını ise serbest tüketici hakkını kullanmayan müşteriler oluşturmaktadır.
Grafik 117: 2014 - 2017 Döneminde Yıllık Tüketim Bazlı Sanayi Pazar Payı
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: ENERJİSA
(401) Tüketim bazlı yıllık verilere bakıldığında ise teşebbüsün payının 2015 yılında (…..)
seviyesine çıkmakla birlikte 2016 ve 2017 yılları için (…..) seviyesinde gerçekleştiği
görülmektedir. TOROSLAR’ın pazar payının rakipleriyle karşılaştırılmalı olarak
gösterilmesi TOROSLAR’ın pazardaki durumunu daha net ortaya koyacaktır.
TOROSLAR’ın son iki yılda sanayi grubundaki tüketim bazlı en büyük beş rakibinin
sahip olduğu paylara aşağıdaki grafiklerde yer verilmektedir:
18-27/461-224
180/436
Grafik 118: 2016 Yılında TOROSLAR ve En Büyük Beş Rakibinin Sanayi Grubundaki Pazar Payları
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: ENERJİSA
Grafik 119: 2017 Yılında TOROSLAR ve En Büyük Beş Rakibinin Sanayi Grubundaki Pazar Payları
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: ENERJİSA
(402) Grafiklerden de görüleceği üzere, TOROSLAR en yakın rakibinin 2016 yılında yaklaşık
dokuz, 2017 yılında da (…..) katı büyüklüğe sahip durumdadır. Ayrıca ilgili pazarda
2016 yılında ilk altı BTŞ dışında 70 BTŞ’nin faaliyet gösterdiği, bunların da dokuz
tanesinin (…..)’in üzerinde paya sahip olduğu, 2017 yılında ise ilk altı dışında 77
BTŞ’nin bulunduğu, bunların da 8 tanesinin (…..) üzerinde paya sahip olduğu
görülmektedir. Bu bağlamda pazarın TOROSLAR’ın dışında kalan kısmının oldukça
parçalı olduğu, bu durumun da TOROSLAR’ın sahip olduğu konumu güçlendirdiği
değerlendirilmektedir.
(403) İşbu dosya kapsamında ilgili ürün pazarı olarak tanımlanmış olan iletim seviyesinden
sisteme bağlı olan sanayi müşterilerine yapılan elektrik perakende satış pazarı
bakımından ENERJİSA’nın payının düşük olması, serbest tüketici limitinin altında
kalan tüketicilerle yapılan elektrik perakende satışı pazarı bakımından ise
ENERJİSA’nın GTŞ olarak faaliyet gösterdiği elektrik dağıtım bölgelerinde hukuki
tekele sahip olması nedeniyle anılan pazarlardaki pazar paylarına ilişkin ayrıca grafik
oluşturulmasına gerek bulunmamaktadır.
I.6.1.2.2. Pazara Giriş Engelleri
(404) Hâkim durum analizinin pazar payı ile birlikte önemli bir parçası da pazara giriş
engellerinin varlığıdır. Fiktif bir pazarda yerleşik teşebbüsün payı %100 seviyesinde
olsa bile pazara girişler önünde herhangi bir engel yok ise bu teşebbüs pazardaki
ekonomik parametreleri bağımsızca belirleyemeyecek, olası bir fiyat artışı sonucu
pazara giriş yapan teşebbüsler, yerleşik teşebbüs üzerinde rekabetçi bir baskı
oluşturarak pazarı dengeye getirebileceklerdir.
(405) Pazarı giriş engelleri denildiğinde ilk akla gelen husus hukuki engellerdir. Eğer pazara
giriş herhangi bir lisans veya ruhsatlamaya tabi ise bu durumda hukuki giriş
engellerinden bahsedilebilecektir. Yukarıda sektörel mevzuat kısmında da değinildiği
üzere, elektrik perakende satış pazarına giriş önünde de bir takım hukuki engeller
bulunmakta, pazarda faaliyet göstermek isteyen teşebbüsler EPDK’ya yaptıkları lisans
başvurularının olumlu sonuçlanması halinde pazara girebilmektedirler. Hali hazırda
lisans sahibi olan 221 firma bulunmasına rağmen aktif olarak pazarda faaliyet gösteren
firma sayısı bu rakamın oldukça altındadır.
18-27/461-224
181/436
(406) Pazar lideri veya yerleşik sağlayıcı niteliğindeki teşebbüsler faaliyet gösterdikleri
sektörün yapısal özelliklerinden kaynaklanan birtakım avantajlara sahip
olabilmektedirler. Mutlak ve stratejik avantajlar olarak ikiye ayırabileceğimiz ve
rakiplerin yerleşik teşebbüs üzerinde yaratacağı rekabetçi baskıyı azaltan bu
avantajlar, aynı zamanda pazara giriş engeli olarak da değerlendirilmektedir. Mutlak
giriş engelleri olarak adlandırılan avantajlar piyasada yerleşik firmanın üretim için önem
arz eden bazı girdilerin ve/veya dağıtım ağlarının kontrolünü münhasıran uhdesinde
bulundurması ya da bu girdilere potansiyel teşebbüslerden daha elverişli koşullarda
erişmesinden kaynaklanmaktadır. Stratejik avantajlar ise yerleşik teşebbüs ile
potansiyel teşebbüs arasındaki piyasaya giriş zamanının farklılığından (erken veya
geç) kaynaklanır. Yerleşik teşebbüsün önceden kapasite yatırımları yapması, bu tür
avantajların klasik örneği olup literatürde ilk giren avantajı olarak adlandırılmaktadır.
(407) Yukarıda verilen bilgiler ışığında, ENERJİSA’nın pazardaki konumu ile ilgili olarak
birbirleriyle ilintili iki önemli husus ön plana çıkmaktadır. Bilindiği üzere, daha önceden
kamu uhdesinde bulunan elektrik dağıtım şirketinin özelleştirilmesi ve hukuken
ayrıştırılması sonucu dağıtım bölgelerinde dağıtım şirketleri ve GTŞ’ler yerleşik
oyuncular olarak faaliyete başlamışlardır. Dolayısıyla, aynı ekonomik bütünlük içinde
yer alan bu iki şirket, rakiplerinin aksine ilgili coğrafi pazarda dikey bütünleşik bir
yapının parçası olarak var olmaktadır. Bu ise doğal olarak ENERJİSA’ya perakende
satış faaliyetleri konusunda mutlak bir avantaj olarak yansımaktadır.
(408) Bununla bağlantılı olarak ayrıca ENERJİSA, GTŞ olarak serbestleşme sürecine bütün
kullanıcı portföyünü bünyesinde barındırarak başlamış olup oldukça önemli bir stratejik
avantaja sahiptir. Teşebbüsün serbestleşme sürecinin en başından itibaren sahip
olduğu tüketici bilgisi portföyü, kendisine, satış yapabileceği serbest tüketici hakkına
sahip ya da yakın zamanda bu hakkı kazanacak tüketicilerin tüketim alışkanlıkları ve
karakterleri hakkında tek tek ayrıntılı bilgi sunarak söz konusu tüketicilere tüketimlerine
uygun en isabetli ve kendisi için de en karlı teklifleri hazırlamasına olanak tanımaktadır.
Ayrıca söz konusu portföy, ENERJİSA’ya satış elemanlarını doğru adres ve kişilere
yönlendirme noktasında avantaj sağlamaktadır. Bunun yanında bahse konu portföy,
henüz serbest tüketici limitini aşmamış olmakla birlikte, yakın zamanda öngörülen yeni
limitle birlikte aşması beklenen tüketici gruplarına yönelik olarak ön hazırlık yapma
fırsatı sunmaktadır. Buna mukabil söz konusu veritabanı halihazırda sadece
ENERJİSA’nın erişimine açık olup diğer tedarikçilerin böylesine stratejik bir veri setine
erişmesi veya makul bir zamanda ve makul bir maliyete katlanarak benzer bir veri setini
oluşturması mümkün değildir. Bu anlamda ENERJİSA’nın diğer tedarikçilerin sahip
olmadığı ve bir oyuncunun pazarda kayda değer ölçüde varlık göstermesi için elzem
olan serbest tüketici/potansiyel serbest tüketici veritabanına sahip olduğu ve bu
avantajın ENERJİSA’nın ilgili pazarlarda sahip olduğu esaslı pazar gücünü pekiştiren
bir etkiye sahip olduğu değerlendirilmektedir.
(409) Ürün veya hizmet farklılaştırmasının bulunmadığı, olabildiğince homojen bir ürün veya
hizmetin konu edildiği elektriğin perakende satışı pazarlarında, yerleşik teşebbüsün
sahip olduğu bilinirlik özelikle farkındalığı görece az olan mesken ve küçük ticarethane
tüketicileri nezdinde önemli bir marka bağımlılığı yaratabilmektedir. Bu da pazara
sonradan giren teşebbüslerin rekabet güçlerini azaltırken yerleşik teşebbüsün pazar
gücünü artırmaktadır. Daha önce de değinildiği üzere, tüketicilerin GTŞ olarak faaliyet
gösterdiği pazarlarda, ENERJİSA hakkındaki algıları, teşebbüsün rakiplerinden
ayrışmasını sağlarken, özellikle farkındalığı görece düşük tüketicilerin tedarikçi
değiştirme davranışlarını da olumsuz etkilemektedir. Bunun yanı sıra, ENERJİSA daha
önce kamu teşebbüsü olarak faaliyet gösteren kurumsal yapıyı devraldığından kamu
18-27/461-224
182/436
teşebbüsü kurumsal yapısını hemen her ilçede bulunan müşteri hizmetleri merkezleri
ile birlikte devralarak sürdürmekte, bu ise kendisine yine tüketici gözünde farklı bir
noktada konumlanabilme imkânı sağlamaktadır. Zira kısa bir süre öncesine kadar, çok
uzun yıllar boyunca her bir tüketici için elektrik enerjisi hizmetinin temini kamu tekel
niteliğini haiz ve dikey bütünleşik yapı tarafından yerine getirilmiştir. Gerek sektörel
bilgi gerekse talep taraflı piyasa aksaklıklarına değinilen bölümlerde yer verildiği üzere,
elektrik enerjisi hizmetinin teminine ilişkin tedarikçi değişikliği refleksi gelişmemiş,
varsayılan tedarikçi kavramının oldukça baskın niteliğini koruduğu ilgili pazarlarda,
ENERJİSA’nın sahip olduğu ticari itibar, marka değeri ve sürdürülen dikey bütünleşik
yapı teşebbüse eşi olmayan bir ticari avantaj ve diğer tedarikçiler aleyhine geçiş
engellerini destekleyici nitelikte koruma sağlamaktadır.
(410) Bunun yanında, ENERJİSA’nın yerleşik operatör olması kaynaklı, faaliyet gösterdiği
tüm dağıtım bölgelerinde sahip olduğu müşteri hizmetleri noktalarının yaygınlığı,
pazarlama ve satış ağının büyüklüğü ve erişim ölçeği ile çağrı merkezi, ödeme noktası
gibi tamamlayıcı ve ek hizmetlerin sunumunun yaygınlığı ve bu hizmetlere erişim
imkanının üstünlüğü, ENERJİSA’nın ilgili pazarlarda hakim durumuna ciddi derecede
katkı sağlayan unsurlar olarak görülmektedir.
(411) ENERJİSA’nın sahip olduğu bu mutlak ve stratejik üstünlüklerin piyasaya sonradan
giren teşebbüsler açısından ciddi giriş engelleri oluşturduğu değerlendirilmektedir.
Şöyle ki, piyasaya nüfuz etmeye çalışan teşebbüsler, yerleşik teşebbüs olan ve
halihazırda tüketicileri portföyünde bulunduran ENERJİSA’nın aksine daha çok çaba
göstermek zorunda kalmaktadırlar. Buna ek olarak kullanıcıların tedarikçi değiştirme
hususunda sahip oldukları atalet, yerleşik şirkete kıyasla daha çok tutunma yatırımı
yapan teşebbüslerin, bu yatırımın karşılığını beklenenden daha az verimle almaları
sonucunu doğurmakta, paylarını artırmalarını zorlaştırmaktadır.
I.6.1.2.3. Alıcı Gücü
(412) Hakim durum analizinde, piyasada yerleşik teşebbüsün pazar gücünü
değerlendirmeye yarayan diğer bir önemli gösterge ise alıcı gücüdür. Teorik olarak,
pazara giriş engellerinin bulunduğu bir durumda eğer alıcılar önemli bir alım gücüne
sahip ise yerleşik teşebbüs yüksek pazar payına sahip olsa bile, başta fiyat olmak
üzere ekonomik parametreleri belirleyemeyebilecek, alıcıların yarattığı rekabetçi baskı
teşebbüsün pazar gücünü dengeleyebilecektir.
(413) Alıcı gücünün belirlenmesinde piyasanın alıcı tarafındaki ekonomik birimlerin alım
yaptıkları miktar ve bu miktarın yerleşik teşebbüsün satışları içindeki yeri önemlidir. Bu
bağlamda ilgili pazarlar özelinde ENERJİSA’dan elektrik tedarik eden tüketiciler
incelendiğinde, nihai tüketicilerden oluşan mesken kullanıcıları pazarı oldukça atomize
görülmektedir. Piyasanın bu yapısı ticarethane ve sanayi pazarlarında görece değişse
de yine de ENERJİSA üzerinde rekabetçi baskı yaratacak büyüklükte bir alıcının veya
alım gücünün mevcut bulunduğunu söylemek mümkün görünmemektedir.
18-27/461-224
183/436
Tablo 1: Başkent Dağıtım Bölgesinde ENERJİSA’nın Ticarethane Grubu Tüketicilerinin Toplam
Ticarethane Tüketim Miktarı İçindeki Payı
Müşteri Adı
Tüketim
(kWh)
Toplam Tüketim
İçindeki Pay (%)
(…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..)
(…..) (…..)
Tablo 2: İstanbul Anadolu Yakası Dağıtım Bölgesinde ENERJİSA’nın Ticarethane Grubu Tüketicilerinin
Toplam Ticarethane Tüketim Miktarı İçindeki Payı
Müşteri Adı
Tüketim
(kWh)
Toplam Tüketim
İçindeki Pay (%)
(…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..)
(…..) (…..)
Tablo 3: Toroslar Dağıtım Bölgesinde ENERJİSA’nın Ticarethane Grubu Tüketicilerin Toplam
Ticarethane Tüketim Miktarı İçindeki Payı
Müşteri Adı
Tüketim
(kWh)
Toplam Tüketim İçindeki
Pay (%)
(…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..)
(…..) (…..)
18-27/461-224
184/436
Tablo 4: Başkent Dağıtım Bölgesinde ENERJİSA’nın Sanayi Grubu Tüketicilerinin Toplam Sanayi
Tüketim Miktarı İçindeki Payı
Müşteri Adı
Tüketim
(kWh)
Toplam Tüketim
İçindeki Pay (%)
(…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..)
(…..) (…..)
Tablo 5: İstanbul Anadolu Yakası Dağıtım Bölgesinde ENERJİSA Sanayi Grubu Tüketicilerin Toplam
Sanayi Tüketim Miktarı İçindeki Payı
Müşteri Adı
Tüketim
(kWh)
Toplam Tüketim
İçindeki Pay (%)
(…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..)
(…..) (…..)
Tablo 6: Toroslar Dağıtım Bölgesinde ENERJİSA’nın Sanayi Grubu Tüketicilerin Toplam Sanayi
Tüketim Miktarı İçindeki Payı
Müşteri Adı
Tüketim
(kWh)
Toplam Tüketim
İçindeki Pay (%)
(…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..)
(…..) (…..)
18-27/461-224
185/436
(414) Yukarıda yer verilen bilgiler genel olarak değerlendirildiğinde, İstanbul Anadolu Yakası
dağıtım bölgesi sanayi pazarı dışında ENERJİSA’nın, başta ilgili pazarlardaki payı
olmak üzere diğer unsurların da, hakim durumda olduğunu gösterdiği
değerlendirilmektedir. İstanbul Anadolu Yakası dağıtım bölgesi, sanayi pazarında ise
teşebbüsün tüketim payının 2014, 2015, 2016 yıllarında (…..) üzerinde seyretmekle
birlikte 2017 yılı Ocak ayından Mayıs ayına kadar düşüşte olduğu, bu aydan sonra ise
yeniden yükselmeye başlayarak 2017 Ekim ayında yeniden (…..) seviyesinin üstüne
çıktığı görülmektedir. 2017 yılında teşebbüsün en yakın rakiplerinin pazar paylarının
ise (…..) ve (…..) olduğu, bu pazardaki alıcı gücünün zayıflığı ile birlikte dikkate
alındığında 2017 yılına has bu düşüş trendinin hakim durum analizinin esasını
etkilemediği, teşebbüsün halen bu pazarda da hakim durumda bulunduğu
değerlendirilmektedir.
(415) Yukarıda yer verilen analiz ve değerlendirmeler neticesinde ENERJİSA’nın yukarıda
ilgili coğrafi pazar olarak tanımlanan AYEDAŞ, TOROSLAR EDAŞ ve BAŞKENT
EDAŞ’ın sorumlu olduğu dağıtım bölgelerinde, “dağıtım seviyesinden sisteme bağlı
olan sanayi müşterilerine yapılan elektrik perakende satış”, “ticarethane müşterilerine
yapılan elektrik perakende satış” ve “mesken müşterilerine yapılan elektrik perakende
satış” ilgili pazarlarında hâkim durumda olduğu, “iletim seviyesinden sisteme bağlı olan
sanayi müşterilerine yapılan elektrik perakende satış” pazarında ise hakim durumda
olmadığı sonucuna varılmıştır.
(416) İşbu dosya kapsamında ENERJİSA’nın ilgili pazarlardaki konumunu değerlendirirken
değinilmesi gereken diğer bir husus teşebbüsün serbest olmayan tüketicilerin
oluşturduğu pazardaki durumudur. Bilindiği üzere Lisans Yönetmeliği 34. maddesi
ikinci bendi (a) fıkrası kapsamında ilgili dağıtım bölgesinde serbest olmayan
tüketicilere satış yapma hakkına münhasıran GTŞ sahiptir. Bu düzenleme
çerçevesinde teşebbüsün yerleşik olduğu dağıtım bölgeleri içerisinde bahse konu
tüketicilere perakende elektrik satışı yalnızca ENERJİSA tarafından yapılmakta olup,
şirket pazarda %100 pay ile tekel konumundadır. Dolayısıyla, AYESAŞ, TOROSLAR
ve BAŞKENT, ilgili dağıtım bölgelerinin tümünde, “serbest tüketici limitinin altında
kalan tüketicilerle yapılan elektrik perakende satış” pazarında hakim durumda
bulunmaktadır.
I.6.2. 4054 sayılı Kanun’un 6. Maddesi Kapsamında Kötüye Kullanma
Değerlendirmesi
I.6.2.1. Hakim Durumun Kötüye Kullanılması ve Elektrik Sektöründeki
Yansımaları
(417) 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi kapsamında; “Bir veya birden fazla teşebbüsün
ülkenin bütününde ya da bir bölümünde bir mal veya hizmet piyasasındaki hâkim
durumunu tek başına yahut başkaları ile yapacağı anlaşmalar ya da birlikte davranışlar
ile kötüye kullanması hukuka aykırı ve yasaktır.”
(418) Madde kapsamında hâkim durumun kötüye kullanılmasına örnek haller sayılmaktadır.
Bu kapsamda (a) bendinde, “Ticarî faaliyet alanına başka bir teşebbüsün girmesine
doğrudan veya dolaylı olarak engel olunması ya da rakiplerin piyasadaki faaliyetlerinin
zorlaştırılmasını amaçlayan eylemler”; d) bendinde, “Belirli bir piyasadaki hâkimiyetin
yaratmış olduğu finansal, teknolojik ve ticarî avantajlardan yararlanarak başka bir mal
veya hizmet piyasasındaki rekabet koşullarını bozmayı amaçlayan eylemler ve
e) bendinde de, “Tüketicinin zararına olarak üretimin, pazarlamanın ya da teknik
gelişmenin kısıtlanması” hâkim durumun kötüye kullanılmasına örnek hallerdendir.
18-27/461-224
186/436
(419) Hâkim durumun kötüye kullanılması, tüketicilerin zararına olacak şekilde, hâkim
durumdaki teşebbüsün pazar gücünü artırmaya ya da korumaya yönelik dışlayıcı ya
da diğer stratejik davranışlarını ifade etmektedir.121 Avrupa Birliği Adalet Divanı
(ABAD) Hoffmann-La Roche122 Kararı’nda yer verdiği kötüye kullanma tanımını, Post
Danmark A/S123 Kararı’nda yeniden kaleme almış ve hâkim durumun kötüye
kullanılmasını düzenleyen 102. maddenin kapsamını belirlemiştir. Buna göre söz
konusu madde, “özellikle hâkim durumdaki teşebbüsün, normal rekabetin cereyan
ettiği pazarlarda faaliyet gösteren ticari aktörlerin uygulamalarından ayrılacak şekilde
farklı yöntemlere başvurmak suretiyle ve tüketicilerin zararına yol açacak şekilde,
pazardaki mevcut rekabet düzeyinin sürdürülmesini ya da daha da artmasını
engelleyen davranışlarını kapsar.”
(420) Komisyon’un “102. Maddeyi Hâkim Durumdaki Teşebbüslerin Dışlayıcı Kötüye
Kullanmalarına Uygulamasındaki Önceliklerine İlişkin Kılavuz”da (AB Rehber),
dışlayıcı kötüye kullanma, rekabet karşıtı kapama olarak da adlandırılmıştır. İlgili
kavram hâkim durumdaki teşebbüsün davranışları sonucunda mevcut ya da potansiyel
rakiplerin pazara etkin bir şekilde girişlerinin güçleştirildiği ya da engellendiği ve
böylelikle tüketicilerin zararına olacak şekilde hâkim durumdaki teşebbüsün daha
yüksek fiyatlardan mal veya hizmet sunmaya devam ettiği durum olarak tarif
edilmiştir.124 Kötüye kullanma fiyat artışı, ürün kalitesinde ve yenilik düzeyinde düşüş,
mal ve hizmet çeşitliliğinde azalış gibi tüketici refahına zarar verebilecek sonuçlar
doğurabilmektedir.125 Dışlayıcı kötüye kullanma, pazarın rakiplere kapatılması ya da
rakiplerin marjinalize edilmesi suretiyle ya hâkim durumdaki teşebbüsün ya da
rakiplerin ya da her ikisinin üretimlerinin kısıtlanması durumlarını içermektedir.
Buradaki temel endişe, rakiplerin üretiminin yasaya aykırı olarak sınırlandırılmasının,
söz konusu rakiplerin, rekabetin oluşması için önemli olması durumunda, nihai
tüketicilere ürün veya hizmet sunumunun gerçekleştiği ilgili pazarda rekabetin
bozulmasına neden olmasıdır. Bu tür kötüye kullanmalar, hâkim durumdaki
teşebbüsün kendisine rakip olan teşebbüslere yönelik davranışları sonucunda
rakiplerin piyasadan dışlanmasına neden olabileceği gibi hâkim durumdaki
teşebbüsün kendisiyle rekabet içerisinde bulunmayan müşterilerine yönelik olan
davranışları sonucunda alt pazardaki teşebbüslerin bir kısmının pazardan
dışlanmasına da yol açabilmektedir.126
(421) Hâkim durumdaki bir teşebbüsün rakiplerine pazarı kapatması fiyat indirimleri, koşullu
fiyatlandırmalar ya da birtakım münhasırlık teşvikleri gibi fiyat-ilişkili davranışlar yoluyla
gerçekleşmemekte, aynı zamanda fiyat-ilişkili olmayan ve esasen tüketicilerin zararına
olacak şekilde rakibin maliyetlerini artırma amacındaki stratejiler ve bu stratejilere
dayanan uygulamalar yoluyla da gerçekleşebilmektedir. Çarpıcı örneğini rakibin
faaliyet merkezinin fiilen çalışamaz hale getirecek ve hatta adli vaka kapsamına da
girebilecek doğrudan eylemlerin oluşturabileceği bu tip kötüye kullanma hallerine ilişkin
daha normal örnekler olarak temelde sadece rakipleri yıldırmaya ve maliyetlerini
artırmaya yönelik olarak açılan caydırıcı davalar, ürünün nihai kullanımına yönelik
yıkıcı saikli tasarım değişiklikleri, kötüye kullanma amaçlı standart değişiklikleri ve
rakiplerin ürün veya hizmet sunumunu engelleyici ya da geciktirici, düzenlemeye tabi
121 O’DONGHUE R. ve PADDILLA J. (2013), The Law and Economics of Article 102 TFEU, s. 214.
122 Case 85/76, Hoffmann-La Roche & Co AG v. Commission [1979], ECR 461, para. 91.
123 Case C-209/10, Post Danmark A/S v Konkurrenceradet, [2012] ECR I-nyr, para. 24.
124 a.g.k., para. 19.
125 Kılavuz.
126 a.g.k., para. 23.
18-27/461-224
187/436
sektörlerde yürürlükteki prosedürlerin kötüye kullanımı sayılabilir.127 Söz konusu
yöntemlerin sayısız şekilde gerçekleşebilmesi mümkün olmakla birlikte, hepsinin ortak
özelliği, rekabet karşıtı bir şekilde rakibin üretiminin sınırlandırılması ya da
engellenmesine yol açmalarıdır.
(422) Öğretide bu nitelikteki kötüye kullanma davranışları “fiyat-ilişkili olmayan yıkıcı
davranışlar”, “rakibin maliyetlerini artıran stratejiler” veya “ucuz dışlama” olarak da
adlandırılmaktadır. Genellikle yıkıcı fiyatlama, fiyat sıkıştırması, indirim sistemleri ve
caydırıcı davalar gibi kötüye kullanma sayılabilecek hallerin hâkim durumdaki
teşebbüse kayda değer maliyetlere yol açabileceği dikkate alındığında, hâkim
durumdaki teşebbüsün yarattığı yapay giriş engelleri aracılığıyla, fazladan operasyonel
pek bir maliyet yüklenmeden rakiplerin pazara giriş yapmasının ya da pazara nüfuz
edebilmesinin önünü tıkamak suretiyle rakipler için ciddi maliyetlere yol açan eylemler
ucuz kötüye kullanma olarak tanımlanabilecektir. Söz konusu kötüye kullanma halleri,
kapsayıcı olması bakımından “fiyat-ilişkili olmayan dışlayıcı kötüye kullanma” olarak
da tanımlanabilmektedir. Buna mukabil, hâkim durumdaki teşebbüs, örneğin,
düzenlemeye tabi sektörlerde prosedürlerin ve sahip olduğu dikey bütünleşik yapının
tüm avantajlarını kullanarak haksız bir şekilde mevcut konumunu koruyacak ve
kendisini rakiplerden gelecek rekabetten izole edebilecektir.
(423) Bunun yanında, AB Rehberi’nde hâkim durumdaki teşebbüsün yıkıcı fiyatlama,
münhasır anlaşmalar gibi zarar teorisi bağlamında çeşitli muhtemel kötüye kullanma
davranışlarına ve söz konusu davranışların nasıl analiz edileceğine dair açıklamalara
yer verilmesine ek olarak belli bir davranış/uygulama tipinin, karakteristik itibarıyla
herhangi bir ek analiz yapmaya ihtiyaç duyulmaksızın, muhakkak bir kötüye kullanma
olarak değerlendirileceği belirtilmiştir. Buna göre, “Eğer davranış sadece rekabetin
önünde engel teşkil ediyor ve herhangi bir etkinliğe yol açmıyorsa, söz konusu
davranışın rekabet karşıtı olduğu sonucuna varılabilir. Böyle bir durum, örneğin, hâkim
durumdaki teşebbüs tarafından müşterilerin, rakip teşebbüslerin ürün veya hizmetlerini
denemesine engel olunması ya da müşterilerine rakiplerin ürün veya hizmetlerini
denememeleri karşılığında finansal teşvikler sağlanması veya bir dağıtıcıya ya da
müşteriye rakibin ürün veya hizmetlerinin tanıtımının geciktirilmesi karşılığında çeşitli
şekillerde ödeme yapılması hallerinde gerçekleşir.”128
(424) Hâkim durumdaki teşebbüsün, rakiplerin pazara giriş yapmasını ya da nüfuz etmesini
önlemesinin en etkin yollarından birisi, işleyen rekabetin geçerli olduğu bir pazarda
bulunmayan, yapay giriş engelleri yaratmaktır. Hâkim durumdaki teşebbüs, doğrudan
tüketicilerin geçiş maliyetlerini artırarak yapay giriş engelleri yaratıp rakiplerin
maliyetlerini yükseltebilir. Teşebbüslerin kasıtlı davranışları sonucu ortaya çıkan ya da
büyüklüğü belirlenen geçiş maliyetleri yapay geçiş maliyetleridir. Müşterilerin yeni bir
sağlayıcıya geçme aşamasında karşılaştığı, o sağlayıcının mal ya da hizmetlerine
ödeyeceği fiyatın dışında kalan her türlü maliyet geçiş maliyeti olarak
adlandırılmaktadır.129 Sağlayıcı değiştirmede karşılaşılan işlem maliyetleri özellikle,
müşterinin geçiş işlemini gerçekleştirebilmesi için rakip firmalar hakkında bilgi
toplaması ve yeni bir firmayla çalışmaya başlamak amacıyla bazı bilgi ve belgeleri
sağlamasının gerektiği perakende elektrik ve gaz hizmetleri ile GSM hizmetleri
pazarlarında ve abonelik içeren diğer pazarlarda sıklıkla ortaya çıkmaktadır.130 Ayrıca,
127 O’Donghue ve Paddilla, 2013, s. 644.
128 AB Rehberi, para. 22.
129 ONUKLU N. N. (2007), “Geçiş Maliyetlerinin Firma Davranışı ve Pazar Üzerindeki Etkileri – Ardıl
Pazarda Pazar Gücü”, Rekabet Kurumu Uzmanlık Tezleri Serisi, Rekabet Kurumu, Ankara, s. 3.
130 a.g.k. s. 4.
18-27/461-224
188/436
ilgili pazarda faaliyette bulunan teşebbüslerin fiyat ve performanslarını ortak bir
düzlemde karşılaştırmanın görece zor olduğu pazarlarda da müşteriler sağlayıcı
değiştirmede daha yüksek geçiş maliyetleri ile karşılaşmaktadırlar.
(425) Söz konusu durum, elektrik dağıtım ve perakende satış pazarında dikey bütünleşik bir
yapıda bulunan hâkim durumdaki teşebbüsün, alt pazara yönelik ayrımcı
uygulamalarının olduğu hallerde, tüketiciler nezdinde şeffaf bir fiyat-hizmet
karşılaştırmasının yapılabilmesinin de önüne geçmektedir. Hâkim durumdaki
teşebbüs, özellikle rakiplerine geçiş yapma girişiminde bulunan veya bulunması
muhtemel müşterilerini hedef alarak söz konusu müşterilerin, kendisiyle iş yapmaya
devam etmesini teşvik edici seçici indirimler veya farklı faydalar sağlayarak müşteriler
nezdinde tedarikçi değiştirmenin önündeki geçiş maliyetlerini finansal zeminde
artırabilir. Bunun yanında aynı teşebbüs, bahse konu müşteriler henüz alternatif
sağlayıcılara geçiş yapmaya yönelik kendi inisiyatifleri ile harekete geçmeden önce de
o müşterileri görünüşte pazarın rekabete açık segmentinde ama kendi portföyünde
tutabilir ve böylece o müşterilerin açık rızalarını arama koşulunu dolanmak suretiyle
geçiş maliyetlerini finansal olmayan temelde de artırabilirler. Böyle bir durum,
müşteriler için hem daha önce var olmayan geçiş maliyetlerinin yaratılmasına hem de
müşterilerin fiyata veya rekabetin diğer parametrelerine daha az duyarlı hale
gelmesine yol açabilir. Dolayısıyla daha önce müşteri gözünde özellikle elektrik, gaz
gibi pazarlar bakımından farksız olan ürün veya hizmetleri farklılaştırıp rakip ürün veya
hizmetler arasındaki ikame edilebilirlik derecesini önemli ölçüde zayıflatabilir. Yüksek
geçiş maliyetleri, özellikle yeni bir firmanın pazarda faaliyet göstermesinin, yerleşik
firmanın kilitlenmiş müşterilerini elde etmesine bağlı olduğu durumlarda giriş engeli
yaratabilir. Elektrik perakende satışı gibi özellikle şebeke endüstrilerinin söz konusu
olduğu pazarlarda eski müşterilerin bu şekilde fiyata daha az duyarlı hale getirilerek
kilitlenmesi, pazardaki rekabetin seviyesini azaltabilir. Sonuç olarak hem yeni hem de
eski müşteriler için fiyatlar, geçiş maliyetinin olmadığı bir pazara kıyasla daha yüksek
düzeyde gerçekleşebilir. Rekabet parametrelerinin oldukça sınırlı olduğu, düzenli ve
eksiksiz hizmet sunumunun sağlandığı varsayımı altında rekabetin asli unsurunun fiyat
olduğu elektrik perakende satış pazarında, tüketicilerin söz konusu kötüye kullanma
davranışları yoluyla fiyata duyarsız hale getirilmesi, esasen rekabet hukukunun
öncelikli endişesi olan ve bir pazardaki rekabetin işlemesini sağlayan tüketici
hâkimiyetinin işlevsiz hale getirilmesi anlamına gelmektedir.
(426) Bu bağlamda dağıtım özelleştirmelerine ilişkin yakın tarihli Kurul kararlarında131, enerji
sektöründeki serbestleşme sürecinde, perakende satış rekabetinin oluşturulmasının
önemi vurgulanmış ve gerek elektrik gerekse doğal gaz piyasası bakımından,
müşterilerin, yerleşik sağlayıcıya rakip tedarikçilere geçiş maliyetlerinin, perakende
satış rekabetinin önündeki en büyük engel olduğu belirtilmiştir. Söz konusu geçiş
maliyetlerinin detaylı biçimde açıklandığı kararlarda; ülke örneklerinde, yerleşik dikey
bütünleşik dağıtım şirketlerinin perakende satış pazarındaki payının, serbestleşmenin
ardından büyük ölçüde korunduğu ve pazara yeni giriş yapan rakip şirketlerin oldukça
düşük pazar payları elde edebildiği ortaya konulmuştur.
(427) Serbest tüketici limitinin üzerinde elektrik tüketimine sahip bulunan sanayi tesisleri ve
ticarethaneler gibi büyük tüketiciler bakımından enerji maliyeti, işletme maliyetlerinin
çok önemli bir bölümünü oluşturduğundan, söz konusu tüketicilerin elektrik fiyatlarına
131 Bkz. 16.12.2010 tarih, 10-78/1643-608 ve 10-78/1645-609 sayılı; 08.04.2010 tarih, 10-29/437-163
ve 10-29/440-166 sayılı; 11.03.2010 tarih, 10-22/296-106, 10-22/297-107 ve 10-22/298-108 sayılı
03.03.2011 tarih ve 11-12/240-77 sayılı kararlar.
18-27/461-224
189/436
duyarlılığı daha yüksektir ve dolayısıyla tedarikçi değiştirme eğilimleri daha fazladır.
Bununla birlikte, tedarikçi değiştirme oranları hanehalkı ve diğer küçük tüketicilere
oranla daha yüksek olan büyük tüketiciler de küçük tüketicilere benzer şekilde geçiş
maliyetleriyle karşı karşıya kalmaktadır. Söz konusu tüketicilerin tedarikçi
değiştirmelerinin önündeki en büyük engel dağıtım şirketinin, tedarikçi değiştirmeleri
halinde kendilerine, dağıtım şirketinin müşterilerinden farklı davranma ihtimali ya da bu
yöndeki bir algıdır. Bu noktada ortaya çıkan sorun ise tüketicilerin karşılaştıkları geçiş
maliyetleridir. Serbest tüketici limitinin düşürülmesinin, elektrik piyasasında rekabetin
sağlanması konusunda tek başına bir anlam ifade etmediği ve asıl olanın, tüketicilerin
tedarikçilerini fiilen ne kadar değiştirebildiği göz önüne alındığında, dağıtım ve
perakende satış pazarlarında dikey bütünleşik yapı içinde faaliyet gösteren yerleşik
sağlayıcının tüketicilerin tedarikçilerini seçme özgürlüğünü olumsuz etkileyen davranış
ve uygulamalarının, rekabetin sağlanması ve korunması bakımından ne kadar büyük
risk taşıdığı da ortaya çıkmaktadır.
(428) Hukuki ayrıştırmaya karşın dağıtım ve perakende şirketlerinin aynı ekonomik bütünlük
altında faaliyet göstermesi, sektörel düzenlemeler ne kadar sıkı olursa olsun, dağıtım
biriminin çıkar çatışması ve ayrımcılık yapma güdüsünü tümüyle ortadan
kaldıramayacak ve öncül düzenlemelerin getirdiği önlemler ahlaki tehlike (moral
hazard) durumunun gerçekleşmesiyle dolanılabilinecek ve dağıtım pazarındaki hâkim
durumun kötüye kullanılması bir risk olarak devam edecektir. Bu çerçevede, dağıtım
şirketlerinin, dağıtım faaliyetindeki tekel konumlarını kullanarak üretim, toptan ve
perakende satış faaliyetlerindeki rekabeti bozmaya yönelik davranış ve uygulamalar
içinde olup olmadıklarının, rekabet hukuku kapsamında denetimine ihtiyaç
duyulmaktadır.
(429) Halihazırda tüketicilerin çok önemli bir kısmı, özelleştirme ve serbestleşme öncesi
dönemden gelen alışkanlıkla yerleşik ve dikey bütünleşik sağlayıcıları tek gerçek ve
muteber sağlayıcı olarak görmektedirler. Bu nedenle yerleşik sağlayıcılar tarafından
yaratılan herhangi bir yapay giriş engeli piyasanın rekabete gerçek anlamda açılmasını
çok daha güçleştirecektir. Serbest tüketici limitinin kademeli ve sürekli biçimde
düşürülmesi sonucunda, hanehalkı dahil olmak üzere küçük tüketicilerin tamamı
serbest tüketici statüsünde olacaktır ve rekabetin cereyan edeceği efektif alan en geniş
ölçeğe kavuşacaktır. Bu noktaya gelmeden önce, tüketiciler nezdinde perakende satış
piyasasının rekabet karşıtı unsurlardan azami surette arındırılması hayati önem arz
etmektedir. Zira elektrik tüketim düzeyi düştükçe bir tüketici için dağıtım şirketinden
başka bir tedarikçiye geçiş maliyetleri daha yüksek olmakta ve dolayısıyla söz konusu
tüketicilerin tedarikçi değiştirme oranları oldukça düşük seviyelerde kalmaktadır.
(430) Nitekim bu hususlara, elektrik dağıtım özelleştirmelerine ilişkin geçmiş tarihli Kurul
kararlarında ayrıntılı biçimde yer verilmiştir132:
“Esas itibarıyla, hanehalkına yönelik elektrik arzında rekabetçi yapıyı etkileyen
dört unsur ön plana çıkmaktadır133:
1. Piyasanın açılması ve tüketicinin sağlayıcısını değiştirme fırsatı,
firmaların fiyatlandırma stratejilerini belirlerken, geçiş maliyetlerinden
dolayı, yeni müşteri kapmak ya da müşteri sadakati yaratmak arasında
tercih yapmak durumunda kalmasına neden olmaktadır.
132 Bkz. 16.12.2010 tarih ve 10-78/1645-609 sayılı karar.
133 DEFEUILLEY C., Mollard M., The Dynamic of Competition in Presence of Switching Cost. The Case
of British Gas (1997-2007), Arsen Working Paper, 2008.
18-27/461-224
190/436
2. Elektrik arzı, kalite bakımından homojen bir üründür, bu nedenle
fiyat farklılaşması dışında ürün farklılaştırması zordur.
3. Piyasa, abonelik sistemine dayanmaktadır, bu nedenle bir
müşterinin aynı anda iki farklı sağlayıcıdan hizmet alması söz konusu
değildir.
4. Piyasa doygunluğa ulaşmıştır ve talepteki artış oldukça azdır. Bu
yapı içerisinde müşterilerin, yerleşik dağıtım firmaları tarafından
bağlanmış olması nedeniyle diğer firmaların yeni müşteriler bularak
piyasaya girmesinin maliyeti artmaktadır.
Türkiye tecrübesinde, elektrik bölgeleri henüz özelleştirme aşamasında olup,
geçiş dönemi boyunca dağıtım firmalarının hanehalkına münhasıran satış
yapacakları görülmektedir. Bu nedenle, her ne kadar mevzuat ve pazar yapısı
bakımından birebir aynı olmasa da, özellikle Avrupa Birliği üyesi ülkelerde
yaşanan serbestleşme tecrübeleri, devam eden özelleştirme sürecinde dikkat
edilmesi gereken noktalar bakımından yol gösterici nitelikte olmaktadır.
Elektrik ve doğal gaz perakende satışları kapsamında, özellikle hanehalkı ve
küçük müşterilere yönelik satışlar yönünden, söz konusu tüketicilerin
sağlayıcılarını değiştirmesine yönelik geçiş maliyetlerinin rekabetin
oluşturulmasında en büyük engeli oluşturduğu görülmektedir. Bu pazarlarda
ortaya çıkan ana geçiş maliyetleri, önem sırasına göre; işlem maliyetleri,
araştırma maliyetleri, sözleşmeden doğan maliyetler ve psikolojik maliyetlerdir.
Bunlarla ilgili kısa açıklamalara aşağıda yer verilmiştir:
İşlem maliyeti: Sağlayıcı değiştirme sürecinde müşterinin yeni bir sağlayıcı
bulması ve bu yeni sağlayıcı ile anlaşması gerekmektedir. Ülke uygulamaları
çeşitlilik göstermekle birlikte, genellikle, tüketicinin bu süreçte dikkate alması
gereken yasal süreler bulunmaktadır. Bunun yanında, geçiş esnasında yanlış
faturalama ve düşük hizmet kalitesi ortaya çıkabilmektedir.
Araştırma maliyeti: Bu maliyetler, bölgesinde etkinlik gösteren sağlayıcıları
belirleme, fiyat alma, ödeme çeşitlerini ve tasarruf miktarlarını hesaplama
sırasında müşterinin katlandığı mali olmayan maliyetlerdir. Öte yandan
müşterinin, aynı anda hem elektrik hem de gaz tüketicisi olduğu dikkate
alındığında, aynı işlemleri her bir ürün için ayrı ayrı yaptıktan sonra bunları farklı
sağlayıcılardan mı, yoksa tek sağlayıcıdan mı alacağına karar vermesi
gerekmektedir.
Sözleşmesel geçiş maliyetleri: Bazı sağlayıcılar, yapılan indirim karşılığı
sözleşmenin geçerli olduğu sabit bir süre tayin edebilmektedirler. Böyle bir
sözleşmeye taraf olan müşterinin yeni bir sağlayıcıya geçmesi halinde, mevcut
sözleşmesini süresinden önce iptal ettiği için belirli bir ceza ödemesi söz konusu
olabilmektedir.
Psikolojik maliyetler: Piyasaların serbestleştirilmesinden önce yerleşik
şirketlerden alım yapan müşteriler, sunulan hizmetlerden memnun olabilirler ve
bu durum sağlayıcı değiştirme isteğini azaltırken, bununla ilgili algılanan riskleri
yükseltebilir.
Yukarıda açıklandığı gibi, geçiş maliyetleri, serbestleşme sonrasında bölgedeki
müşteri portföyünün tamamını devralan görevli şirketlere belirli bir pazar gücü
sağlamaktadır. Öte yandan, bölgelerine yeni giriş yapacak şirketlere karşı
görevli şirketlere rekabet avantajı sağlayan diğer bazı hususlar da
18-27/461-224
191/436
bulunmaktadır. İlk olarak, görevli şirket, bölgesinde, uzun süre tekel olmasından
kaynaklanan bir marka tanınmışlığına sahiptir. Aynı şekilde, dağıtım alt yapısını
elinde tutan görevli şirketin, bölgedeki müşteriler ile doğrudan ilişkisi
bulunmaktadır. Bu ise, pazarlama konusunda görevli şirkete önemli bir avantaj
sağlamaktadır. Şöyle ki, yeni bağlantı, rutin kontroller veya acil durumlar gibi
nedenlerle görevli şirket müşteri ile direkt temas kurabilmektedir. Bu da şirketin,
bölgede müşteri ile birebir iletişim kuran çok sayıda teknik eleman ve satış
elemanı bulundurması sonucunu doğurmaktadır. Ek olarak, görevli şirket, gerek
geçmişteki tekel konumu, gerekse dağıtım sistemini yönetmesi nedeniyle
bölgesindeki müşterilerin tüketim profilleri ve finansal riskl gibi önemli bilgilere
sahip olmaktadır134. Buna karşılık, bölgeye yeni girecek şirketin marka
tanınmışlığının olmadığı, müşteri ile iletişim kurmakta zorluklarla karşılaşacağı
ve etkin bir pazarlama faaliyeti için çok sayıda eleman bulundurmak zorunda
kalacağı hususları dikkate alındığında, görevli şirketlerin, bölgelerinde önemli
rekabetçi avantajlara sahip olduğu ve bu bölgelere giriş engellerinin yüksek
olduğu görülmektedir. Nitekim İngiliz gaz pazarına ilişkin yapılan bir
araştırmada, bölgeye yeni giren bir firmanın ilave her bir abone kazanımı için
50-60 sterlin maliyete katlanması gerektiğini göstermektedir. Müşterinin daha
sonra tekrar sağlayıcı değiştirebileceği dikkate alındığında, yeni giren şirketin
katlandığı bu maliyetin geri dönüşünde riskler bulunmaktadır.”
(431) Bölgelerinde dağıtım faaliyeti bakımından tekel olan ve faaliyete başladıkları anda
elektrik satışı bakımından %100’e yakın pazar payına sahip bulunan GTŞ’ler, elektriğin
satışı faaliyetindeki pazar paylarını korumak amacıyla fiyat ve hizmet kalitesi gibi esaslı
unsurlar üzerinden kötüye kullanma sayılmayan rekabetçi davranışlarda bulunmak
yerine, hem dağıtım hem perakende faaliyetindeki hâkim durumlarından kaynaklı
avantajları kanuna aykırı şekilde kullanma yoluna gidebilmektedirler.
(432) Elektrik hizmeti niteliği gereği diğer mal ve hizmet piyasalarından ayrılarak pek çok
yönden özellikli ve hassas bir karakter arz etmektedir. Toplumların kalkınma
düzeylerinin tespitinde elektriğe erişim, kesintisiz elektriğe erişim, ucuz ve kaliteli
elektriğe erişim endeksleri kullanılmaktadır. Aynı zamanda bir kamu malı niteliğinde
olan elektrik enerjisi hizmeti, modern hayatta günlük yaşamın akışının sorunsuz
şekilde işlemesini tesis eden en öncelikli hizmetlerden birisidir. Elektrik sanayi,
ticarethane ve tarım alanları gibi üretim birimleri için önemli bir maliyet girdisi
oluştururken mesken ve diğer yerleşim birimleri için şebeke suyunun sağlanması ile
beraber tüketicilerin düzenli olarak bütçelerinden pay ayırdıkları en temel tüketim
hizmetlerinin başında gelmektedir. Bu anlamda elektrik hizmetleri sıradan bir tüketim
hizmeti değil, medeni bir toplumun işleyişi için hem üretim hem de tüketim birimlerinin
her segmentinin bağımlı olduğu bir hizmettir. Elektrik hizmetinin sürekliliğinin toplumun
her kesimi için bir zorunluluk arz ettiği günümüzde, sağlayıcı değiştirme eğilimlerinin
halihazırda oldukça katı olduğu elektrik perakende satış pazarında gerek tüketicilerin
farklı tedarikçilere geçişi yönünde hareket etmelerini caydırıcı uygulamalar, gerekse
mevcut geçiş maliyetlerini herhangi bir açıdan artırmaya yönelik uygulamalar bu piyasa
bakımından algılanan geçiş maliyetlerini telafisi mümkün olmayan yapıya
dönüştürebilecektir. Tedarikçi değişimi önünde yaratılan yahut artırılan her türlü geçiş
maliyeti, tüketicilerin rakip tedarikçileri karşılaştırmasını önleyecek, tedarikçi
değiştirme hakkına sahip olup geçiş yapma niyetinde olan tüketicileri atalete sevk
edebilecektir. Öte yandan elektrik hizmeti bakımından tüketicilerin diğer mal ve hizmet
piyasalarındakine benzer şekilde taleplerini belli bir süre ertelemeleri, yerleşik sağlayıcı
134 Bkz. ENI/EDP/GDP C.3440.
18-27/461-224
192/436
tarafından oluşturulan yapay geçiş engellerinin aşılmasını beklemeleri ve birtakım
teşebbüsleri terbiye edici davranışlarda bulunabilme gücü ve sabrı bulunmamaktadır.
Bu durum elektrik piyasası bakımından tüketicilere getirilen en ufak yapay geçiş
maliyetlerinin bile müşteriler bakımından katlanılamaz nitelikte olmasına yol açmakta,
farklı tedarikçiye geçiş eğilimi olabilecek müşterileri diğer mal ve hizmet piyasalarına
göre çok daha kolay ve hızlı bir şekilde yıldırmakta ve müşterileri yerleşik sağlayıcıya
kilitlemektedir.
(433) Hâkim durumdaki teşebbüslerin kötüye kullanma davranışı yoluyla piyasada rekabeti
bozması, halen serbestleşme ve rekabete açılma sürecinde bulunan perakende
elektrik piyasası bakımından daha da büyük risk taşımaktadır. Nitekim dağıtım
şirketleri ve yerleşik sağlayıcıların, tüketicilerin tedarikçi değiştirme serbestisini
doğrudan ya da dolaylı şekilde olumsuz etkileyecek her türlü davranış ve
uygulamalarının ortadan kaldırılması ve önlenmesi, rekabetçi bir elektrik piyasasının
tesisi bakımından kritik önem taşımaktadır.
I.6.2.2. Hâkim Durumun Kötüye Kullanılmasında Dikkate Alınan Faktörler
(434) Kılavuz’da Kurul’un, rekabet karşıtı piyasa kapamanın varlığını incelerken genel
anlamda dikkate alacağı hususlara yer verilmiş ve söz konusu hususlara atfedilecek
önemin olay bazında ve incelenen davranışın niteliğine göre değişebileceği
belirtilmiştir. Söz konusu hususlardan ilk ikisi hâkim durumdaki teşebbüsün ve
rakiplerinin ilgili pazarlardaki konumu olup Kılavuz’da hâkim durum ne kadar güçlü
olursa kötüye kullanmaya konu davranışın rekabet karşıtı piyasa kapama etkisinin
veya ihtimalinin o kadar yüksek olacağı belirtilmiştir. İşbu soruşturmaya konu ilgili
pazarlar itibarıyla hakkında soruşturma yürütülen teşebbüs yalnız perakende elektrik
pazarındaki faaliyetler için zorunlu nitelikteki üst pazar faaliyetlerinde tekel konumunda
olmayıp aynı zamanda perakende elektrik alt pazarında da baskın derecede bir hâkim
duruma sahip bulunmaktadır. Dikey bütünleşik yapının sağladığı bu çifte baskın hâkim
durumun varlığı, piyasayı kapayıcı nitelikteki eylemlerin etkisini artırmaktadır. Öte
yandan, hâkim durumdaki teşebbüsün rakiplerinin konumu ve herhangi bir rekabetçi
baskı yaratma kapasitelerinin olup olmaması veya rakiplerin hâkim durumdaki
teşebbüsün davranışını etkisiz kılacak şekilde karşı stratejiler geliştirmelerinin
muhtemel olup olmadığı da dikkate alınması gereken hususlardır. Taraf teşebbüsün
ilgili pazarlarda sahip olduğu baskın hakim durum ve buna mukabil rakiplerin deyim
yerindeyse atomize niteliği ve toplu halde dahi gösterdiği cılız yapı da pazarı kapamaya
yönelik eylemlere karşı olarak rakiplerin geliştirebileceği karşı eylemler için bir alan
bırakmamaktadır.
(435) Kılavuz’da yer verilen üçüncü husus, ilgili pazardaki koşullardır. Söz konusu koşullara
ilgili pazar, sektörel çerçeve, hâkim durum analizi ve talep taraflı aksaklıklara ilişkin
yukarıdaki bölümlerde değinilmiş ve söz konusu değerlendirmeler bağlamında pazara
giriş ve pazardaki büyüme engellerinin, değerlendirmeye konu kötüye kullanma
eylemelerinin de etkisiyle beraber yüksek olduğu ortaya konulmuştur. Bu durum
incelenen davranış ve uygulamaların piyasayı kapatması ihtimalini artırmaktadır. Zira
ölçek ekonomilerinin varlığı halinde hâkim durumdaki teşebbüsün ilgili pazarın önemli
bir bölümünü kapatması, rakiplerin pazara girmelerini ya da pazarda kalmalarını
zorlaştırabilecektir. Benzer şekilde kötüye kullanma davranışı, hâkim durumdaki
teşebbüsün şebeke etkilerinin bulunduğu bir pazarı kendi lehine ya da kendi konumunu
sağlamlaştıracak yahut koruyacak şekilde yönlendirmesini sağlayabilir. Ayrıca, alt
ve/veya üst pazarda giriş engellerinin yüksek olması, rakiplerin dikey birleşme yoluyla
olası bir piyasa kapamanın üstesinden gelmesini güçleştirebilir. Tüm bu koşullar,
18-27/461-224
193/436
incelemeye konu ilgili pazarlar bakımından geçerli olup kötüye kullanma kapsamındaki
eylemlerin etkilerini artırıcı niteliktedir.
(436) Kılavuz’da ayrıca müşterilerin ya da sağlayıcıların konumu bağlamında, hâkim
durumdaki teşebbüsün davranışının seçici nitelik taşıyıp taşımadığı da
değerlendirilmektedir. Bazı durumlarda hâkim durumdaki teşebbüs incelenen
davranışı sadece rakiplerin girişi ya da genişlemesi için özel öneme sahip müşterileri
veya sağlayıcıları hedefleyerek uygulayabilmektedir. Alternatif tedarikçilerden gelen
tekliflere açık olan veya bizzat alternatif tedarikçi arayışına giren müşteriler, talep taraflı
piyasa aksaklıkları kısmında da yer verildiği üzere, referans sistemin tedarikçi değişimi
bakımından önem arz ettiği perakende elektrik piyasasındaki durum göz önünde
bulundurulduğunda, benzer nitelikteki diğer müşterilerin davranışını etkilemesi
muhtemel olan müşterilerdir. Yerleşik tedarikçinin, tedarikçi değişikliğine gitmeye
yönelmiş müşterileri değişiklikten caydırmaya yönelik olarak hedef alması pazara
girişlerin önünde engel yaratıcı bir etkiye sahip olmaktadır. Bununla birlikte, burada
kastedilen, kötüye kullanma sayılmayan rekabetçi davranışlar yoluyla geçiş
aşamasındaki müşterilerin daha rekabetçi teklifler yoluyla geri kazanılması değil,
rekabet karşıtı piyasa kapama niteliğindeki uygulamalar yoluyla rakiplerin söz konusu
müşterileri kazanmasının engellenmesidir.
(437) Kılavuz’da yer verilen diğer önemli hususlar ise incelenen davranışın kapsamı ve
süresine ilişkindir. İlgili pazardaki kötüye kullanmaya ilişkin davranışın kapsamı ne
kadar büyükse, farklı biçim ve yöntemlerle devam etse de esas itibarıyla benzer
rekabet karşıtı kapama etkisine sahip olup bir bütün olarak değerlendirilebilecek
davranışlar silsilesinin cereyan ettiği süre ne kadar uzunsa ve bu eylemler ne kadar
düzenli uygulanırsa piyasanın kapanma ihtimali o kadar yüksektir. Bu bakımdan,
incelemeye konu her bir kötüye kullanma eylem ve uygulamalarının, gerek üst ve alt
pazarlarda koordineli bir şekilde yürütülmesi, gerek tüketici geçiş maliyetlerinin farklı
boyutlarda ve kanallarla artırılması yoluyla ilgili pazarların rakiplere kapatılması ve bu
durumun tüketicilerin yerleşik tedarikçide alıkonulması (locked in) sonucunu kapsam,
süreç ve düzenlilik bakımından birbirlerini tamamlayarak doğurmasının kötüye
kullanmanın nicelik ve nitelik açısından etkisini artıracağı değerlendirilmektedir.
(438) Kılavuz’da ayrıca fiili piyasa kapamayla ilgili olası delillerden bahsedilmekte ve kötüye
kullanma eylem ve uygulamalarının belirli bir süre boyunca sürdürülmesi halinde,
hâkim durumdaki teşebbüsün ve rakiplerinin pazardaki performansının, rekabet karşıtı
piyasa kapamanın varlığına dair doğrudan delil sağlayabileceği belirtilmektedir.
Kılavuz’da, iddia edilen kötüye kullanma davranışıyla bağdaştırılabilecek nedenlerden
dolayı hâkim durumdaki teşebbüsün pazar payının artmış ya da pazar payındaki
azalmanın yavaşlamış olabileceği ve mevcut rakiplerin önemini kaybetmiş, pazardan
çıkmış ve pazarda kayda değer ölçüde bir büyüklüğe erişememiş olabileceği ifade
edilmektedir. Serbestleşme sürecinin başlaması ve buna paralel olarak rekabete açık
asıl alan olan serbest tüketici limitinin giderek düşürülmesi ile birlikte ilgili pazara rakip
tedarikçilerin giriş yapması ve belli ölçüde nüfuz etmesi beklenmektedir. Pazara giriş
önünde yapısal veya yasal giriş engellerinin yokluğu halinde, yerleşik tedarikçinin yanı
sıra rakip tedarikçilerin de pazarda kayda değer ölçüde rekabetçi baskı yaratabilecek
bir penetrasyon oranı yakalamalarının bekleneceği göz önüne alındığında, rekabete
açık alanın büyütülmesine rağmen yerleşik tedarikçinin ve diğer oyuncuların göreli
konumlarının değişmemesi ve diğer tedarikçilerin rekabetçi baskı yaratma
kabiliyetinden uzak küçük çaplı oyuncular olarak kalmaları, varlığı tespit edilen pazarı
kapamaya yönelik eylemlerin doğrudan etkisini ortaya koymaktadır.
18-27/461-224
194/436
(439) Kılavuz’da son olarak dışlayıcı stratejiye dair doğrudan veya dolaylı delillere
değinilmekte ve hâkim durumdaki teşebbüsün, incelenen davranışı gerçekleştirirken
sahip olduğu niyetin dikkate alınabileceği, niyetin tespitinde incelenen davranıştan
yapılan çıkarımlar yoluyla elde edilen dolaylı delillerin yanı sıra doğrudan delillerin de
kullanılabileceği belirtilmektedir. Ayrıca, doğrudan delillerin bir rakibi dışlamak, pazara
girişi engellemek ya da oluşan bir pazarı ele geçirmek için belirli bir davranışın
uygulanacağını gösteren detaylı bir plan veya dışlayıcı davranışa yönelik somut bir
tehdidi gösteren deliller gibi rakipleri dışlamaya yönelik bir stratejiye dair teşebbüs içi
belgeleri içeren her türlü bilgi ve belgeyi içerdiği ifade edilmektedir. Bu çerçevede,
hakim durumdaki yerleşik sağlayıcının merkezinde ve diğer teşkilatlarında elde edilen
tüketiciler açısından geçiş maliyetleri yaratan veya bu maliyetleri artırmaya yönelik her
türlü talimat, iş planı ve kararları ile rapor ve benzeri belgeleri içeren iç dokümanlar ve
bu niyetin gerçekleştirilmesine katkı sağlayacağı düşünülen pazar veri ve analizleri
hakim durumun kötüye kullanılmasına işaret etmektedir.
I.6.2.3. ENERJİSA Hakkındaki Geçmiş Tarihli Kurul Kararı ve Görüşü
(440) Kurul’un AYEDAŞ ve İstanbul Anadolu Yakası elektrik dağıtım bölgesinin GTŞ’si
olarak faaliyet gösteren AYESAŞ hakkında almış olduğu 22.10.2014 tarihli, 14-42/761-
337 sayılı kararına aşağıda ayrıntılı bir şekilde yer verilmektedir. İlgili kararda,
- İstanbul Anadolu yakasında AYEDAŞ’ın elektrik enerjisinin dağıtımı ve
AYESAŞ’ın elektrik enerjisinin perakende satışı pazarında hâkim durumda
bulunduğu,
- Serbest tüketici olma hakkını yeni kazanan tüketicilerin büyük çoğunluğunun
yeterli piyasa bilincine sahip olmamaları nedeniyle bu hakkı kullanmak
noktasında eylemsiz kaldığı ve dolayısıyla GTŞ’den elektrik temin etmeye
devam ettikleri; bu bakımdan elektrik perakende satış pazarındaki rekabetin,
BTŞ’lerin, yerleşik GTŞ’den müşteri elde etmesiyle söz konusu olabileceği
ve bu kapsamda da geçiş maliyetleri sorununun ön plana çıktığı,
- Söz konusu geçiş maliyetlerinin, özelleştirme ve serbestleşme sonrası
süreçte ilgili dağıtım bölgesindeki müşteri portföyünün tamamını elinde
bulunduran GTŞ’lerin, sahip oldukları pazar gücünü koruyabilmelerine
olanak sağladığı ve perakende satış piyasasında gerçek anlamda bir
rekabetin oluşmasını güçleştirdiği; bu bakımdan GTŞ’lerin tedarikçi
değişimini güçleştirmeye ve buna bağlı olarak geçiş maliyetlerini arttırmaya
dönük uygulama ve davranışlarının rekabeti kısıtlayıcı sonuçlar ortaya
çıkaracağı,
- GTŞ’lerin, perakende satış faaliyetlerini gerçekleştirirken kendileriyle aynı
ekonomik bütünlük içindeki dağıtım şirketlerinin tekel konumunu perakende
satış faaliyetleri açısından bir avantaj olarak kullanmasının, tüketicilerin rakip
tedarik şirketlerine geçişlerini zorlaştırdığı ve perakende satış piyasasındaki
rekabeti kısıtlayabildiği ve dağıtım şirketlerinin kendileriyle aynı ekonomik
bütünlük içerisinde bulunan GTŞ’ler lehine ve diğer tedarikçiler aleyhine
ayrımcı davranışlar içerisinde bulunmasının rekabeti kısıtlayıcı nitelik arz
ettiği,
- GTŞ’lerin, faaliyet gösterdikleri bölgelerde yerleşik elektrik sağlayıcısı
konumunda olduklarından, serbest tüketici statüsünü yeni kazanan
tüketicilerin tamamını başlangıçta portföylerinde bulundurduğu ve tutmaya
devam ettiği ve AYESAŞ’ın tüm ilgili pazarlarda hâkim durumda olduğu,
18-27/461-224
195/436
- EPDK tarafından gönderilen ve dosya mevcudunda bulunan yazıdan, bir
tedarikçinin tüketicileri ikili anlaşma yapmaya zorlaması veya hiçbir ikili
anlaşma yapmadan onları portföyüne dahil etmesi şeklindeki uygulamaların,
elektrik piyasası mevzuatı hükümlerinin ihlali anlamına geldiği; bu tip
davranışların, tüketicilerin tedarikçi seçme serbestisine ve alternatif
tedarikçilerden daha uygun koşullarda elektrik enerjisi temin etme imkânına
engel oluşturduğunun anlaşıldığı, ayrıca, bu uygulamalara ilişkin olarak
EPDK bünyesinde hâlihazırda bir inceleme yürütülmekte olduğunun
görüldüğü,
- AYESAŞ’ın 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi kapsamında
değerledirilebilecek nitelikteki uygulama ve davranışlarının dağıtım şirketi ile
GTŞ’nin etkileşimi ve dağıtım şirketinin ayrımcı uygulamaları yoluyla ortaya
çıkan rekabeti sınırlayıcı davranışlar ve serbest tüketicilerin tedarikçi değişim
sürecinin zorlaştırılması ve geçiş maliyetlerinin artırılması yoluyla
gerçekleştirilen rekabet sınırlayıcı davranışlar şeklinde iki temel kategoride
sınıflandırılabileceği,
- Dosya mevcudunda ENERJİSA bölgelerindeki135 dağıtım şirketlerinin, tüm
dağıtım sistem kullanıcılarının eşit biçimde yararlandırılması gereken
dağıtım hizmetlerinin sunulmasında, diğer tedarik şirketlerinin müşterileri
aleyhine uygulamalarda bulunduğu yönünde emarelere rastlandığı ve
tedarikçi değişim taleplerinde en önemli ret sebeplerinden olan “sayaç
tebliğine aykırılık – mekanik sayaç şartı” gerekçelerinin dağıtım şirketleri
tarafından GTŞ’lere çok daha az uygulanarak ayrımcılık yapıldığı,
- Dosya mevcudundan, diğer tedarikçilerin müşterilerine ilişkin endeks
okuma-yükleme işlemlerinin, AYESAŞ’ın müşterilerine kıyasla daha geç
yapıldığı, bu durumun diğer tedarikçilerin, müşterilerine fatura kesmesini
geciktirdiği ve ilerleyen süreçte dengesizlik maliyetleriyle karşılaşmasına
sebep olduğu, gecikmenin yanı sıra, söz konusu endeks okumalarının
dağıtım şirketi AYEDAŞ tarafından AYESAŞ ile paylaşıldığı detayda diğer
tedarikçilerle paylaşılmadığı ve çoğu zaman eksikler taşıdığı, sayaç/endeks
okumalarında gecikme ve detay bilgi paylaşımı konularındaki ayrımcı
davranışların esas olarak rakip tedarikçi şirketlerin müşterileri nezdindeki
güvenini sarsıcı bir sonuç doğurabileceği, zorunlu unsur niteliğinde olan ve
dağıtım şirketi tarafından münhasıran gerçekleştirilen bu hizmetlerin, eşit
durumdaki tedarik şirketlerinden yalnızca birinin müşterilerine gerektiği
şekilde sunulduğu; diğer tedarik şirketlerinin müşterilerinin ise, geç gelen,
yanlış ve yüksek tutarlı faturalarla karşılaştığı bu durumun, tedarik pazarının
rekabetçi yapısına ve işleyişine zarar verebileceğinin anlaşıldığı,
- Ayrıca dağıtım şirketi tarafından belirli dönemlerde yayınlanması ve
güncellenmesi gereken serbest tüketici listelerinin düzenli olarak ve GTŞ ile
paylaşıldığı detay ve zamanlamayla yayınlanmadığı; teklif götürülen
tüketicilerden hangilerinin gerçekten serbest tüketici niteliğinde olduğu
hususu listelerden kontrol edilemediğinden, tüketicinin serbest tüketici
Iimitinin altında tüketimi olduğu gerekçesiyle GTŞ dışındaki diğer tedarik
şirketlerinin geçiş taleplerinin reddedildiği, limit altı tüketim sebebiyle
reddedilen sayaçların teyidinin yapılamadığı ve bu konuda tüm inisiyatifin
135 Söz konusu bölgeler ile sadece bahse konu önaraştırmaya konu İstanbul Anadolu Yakası’nın yanı
sıra Toroslar ve Başkent bölgeleri de kastedilmektedir.
18-27/461-224
196/436
dağıtım şirketinde ve GTŞ’de olduğunun görüldüğü ve dosya mevcudu
bilgilerden, doğal tekel niteliğinde olan, dağıtım şirketleri tarafından
münhasıran gerçekleştirilen ve dağıtım sistem kullanıcıları açısından
zorunlu unsur teşkil eden dağıtım hizmetlerinin sunulmasında, ENERJİSA
GTŞ’leri lehine ve ENERJİSA’ya rakip tedarik şirketlerinin aleyhine
uygulamalar içerisine giren dağıtım şirketlerinin, ayrımcılık yapmak ve rakip
tedarik şirketlerinin faaliyetlerini zorlaştırmak kapsamında eylemlerde
bulunmuş olabileceklerine dair emarelere rastlandığı,
- AYESAŞ’ın serbest olmayan tüketiciler portföyünde olup düzenlenen tarife
üzerinden elektrik temin eden ancak serbest tüketici limitini geçen
tüketicileri, onayları alınmadan ve kendileriyle ikili anlaşma niteliğinde bir
sözleşme yapılmadan düşük indirim oranlarıyla serbest tüketici portföyüne
aktarması sonucu olarak bu teşebbüslerin serbest tüketici portföylerinde ani
ve toplu artışlar olduğu, bu şekilde portföy değişikliği gerçekleşen
tüketicilerle daha sonraki dönemlerde, gerekli bilinçlendirme yapılmadan ve
tüketiciye müzakere ve pazarlık olanağı verilmeden sözleşme yapılabildiği;
AYESAŞ’ın bu şekilde toplu ya da otomatik geçiş uygulamasını
gerçekleştirebilmesinin, bölgedeki yerleşik GTŞ olmasına ve bölgede tekel
olarak faaliyet gösteren dağıtım şirketi ile aynı ekonomik bütünlük içerisinde
bulunmasına dayandığı,
- GTŞ’lerin zaten yüksek olan geçiş maliyetlerini artıracak şekilde hareket
ederek serbest tüketici limitini geçen, fakat serbest tüketici hakları, alternatif
tedarik şirketleri, alternatif sözleşme koşulları ve fiyatlar konusunda henüz
yeterli bilinç seviyesine ulaşmamış tüketicileri toplu ya da otomatik olarak
kendi serbest tüketici portföylerine geçirmelerinin, tüketicilerin diğer tedarik
şirketlerine geçişlerini ve diğer tedarik şirketlerinin kendileriyle rekabet etme
imkânını önemli ölçüde kısıtlayacağı,
- AYESAŞ tarafından gerçekleştirilen uygulamada, tüketicilerin müzakere
sürecine aktif katılımının sağlanacağı ve rızasının alınacağı yeni bir
sözleşme (ya da ikili anlaşma) sürecinin işletilmediği, bu uygulamada
serbest tüketici portföyüne aktarılan tüketicilere rekabetçi piyasada oluşan
indirim oranlarının altında oranlar uygulandığı ve düşük seviyede de olsa bir
indirim elde eden tüketicinin, meşakkatli olan ve psikolojik maliyetler içeren
tedarikçi değişim sürecine girmekten daha fazla kaçınacağı ve daha
rekabetçi fiyatlara erişiminin engellenmiş olacağı,
- Ayrıca, daha düşük fiyatlarla elektrik teklif etmesine rağmen, AYESAŞ’ın bu
uygulaması nedeniyle söz konusu tüketicileri kendi portföyüne geçiremeyen
diğer tedarik şirketlerinin orta ve uzun vadede piyasa dışına itilmiş olacağı
ve perakende satış piyasasındaki rekabetin kısıtlanmış olacağı,
- AYESAŞ tarafından gerçekleştirilen sözleşmesiz toplu geçiş uygulamasının,
EPDK’nın bu uygulamayı mevzuata aykırı bulması nedeniyle durdurulduğu
ve kısmen geri alındığının anlaşıldığı; buna yönelik olarak Haziran 2014 ve
Temmuz 2014 tarihlerinde ENERJİSA portföyüne mektupla toplu bir şekilde
ve sözleşmesiz olarak geçirilen tüketicilerin bir bölümüyle sözleşme
imzalandığı, sözleşme imzalanamayan tüketicilerin regüle tarifeye geri
gönderildiğinin anlaşıldığı,
- Tedarikçi değişim sürecinde, diğer tedarikçilerle anlaşma yapmış serbest
tüketicilerin tedarikçi değişimlerinin, dağıtım şirketi ya da GTŞ tarafından
18-27/461-224
197/436
çeşitli gerekçelerle reddedildiği, bu nedenle müşteri geçişinin geciktiği ya da
hiç gerçekleşmediğinin görülmüş olduğu, AYEDAŞ dağıtım bölgesindeki ret
oranının oldukça yüksek bir oran olduğu ve piyasanın rutin işleyişi açısından
kabul edilebilir ve haklı gerekçelere dayandırılabilecek seviyede bir ret oranı
olmadığı; bu çerçevede teşebbüslerin çok yüksek miktarda ret işlemi
gerçekleştirmek suretiyle tüketicilerin rakip tedarikçilere geçişini güçleştirdiği
ve bu durumun rekabeti sınırlayıcı etki doğurduğu,
- Başkent ve Toroslar bölgelerinde bulunan dağıtım şirketleri ve GTŞ’lerin,
önaraştırma kapsamındaki şirketler ile aynı ekonomik bütünlük ve kontrol
yapısı içerisinde olduğundan ve farklı dağıtım bölgelerinde de olsalar aynı
faaliyetlerde bulunduğundan, elektrik perakende satış pazarında benzer
stratejik davranış ve uygulamaları benimseyebildikleri, nitekim önaraştırma
sürecinde bu şirketlerin, inceleme konusu şirketlerin uygulamalarına benzer
davranış ve uygulamaları hakkında da birtakım tespit ve değerlendirmelere
ulaşıldığı ve ENERJİSA bünyesindeki üç dağıtım bölgesi ve ilgili GTŞ’ler
tarafından gerçekleştirilen uygulamaların, dosya konusu uygulamalarla
benzerlikler taşıdığı ve
- 4054 sayılı Kanun’un 9. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca dosya
kapsamında, tespit edilen eylemlere ilişkin olarak EPDK’nın yasal ve ikincil
mevzuattan kaynaklanan yetkisinin bulunduğu ve halen EPDK tarafından
konuya ilişkin olarak bir incelemenin yürütüldüğü dikkate alınarak;
serbestleşmenin önünde engel teşkil eden her türlü uygulamaya ivedilikle
son verilmesini teminen 4054 sayılı Kanun’un 9. maddesinin üçüncü fıkrası
uyarınca hakkında önaraştırma yürütülen teşebbüslere görüş bildirilmesinin
gerektiği,
- Dosyada bulunan bilgi ve belgelerin konuya ilişkin yürütülmekte olan
incelemede değerlendirilmek üzere EPDK’ya gönderilmesi ve ayrıca
önaraştırmada incelenen konular hakkında EPDK tarafından yürütülen
inceleme sonucundan Kurumumuzun ivedilikle haberdar edilmesi gerektiği
konusunda anılan kuruluşa bilgi verilmesi için Başkanlığın
görevlendirilmesine
karar verilmiştir.
(441) Bu kapsamda 4054 sayılı Kanun’un 9. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca gönderilen
görüş yazısında ivedilikle sonlandırılması ve kaçınılması gereken davranışlar şu
şekilde sıralanmaktadır:
- Dağıtım şirketi ile GTŞ arasındaki etkileşimin sonucu olarak ortaya çıkan
birtakım davranışlar ile dağıtım hizmetlerinin sunulmasında GTŞ lehine ve
diğer tedarik şirketlerinin aleyhine olan ayrımcı uygulamalar kapsamında;
Dağıtım ve GTŞ’lerin, ayrıştırma prensiplerine aykırı olarak
faaliyetlerini bütünleşik ve koordineli biçimde yürütmesi,
GTŞ’lerin, dağıtım şirketi vasıtasıyla rakip şirketlerin mevcut
müşterileriyle yaptığı sözleşme bilgilerine ulaşması,
Tüketicilere gönderilen yazılar veya diğer iletişim kanalları
vasıtasıyla, tüketicilerin GTŞ’ler ile sözleşme yapmaması halinde,
usulsüz elektrik kullanımı nedeniyle elektriklerinin kesileceği
mesajının verilmesi,
18-27/461-224
198/436
Diğer tedarikçilerin müşterisi olan ve sözleşmesi devam eden
tüketicilere, sözleşmelerin bitim tarihinden uzunca bir süre önce
yazı gönderilerek, bu tüketicilerin GTŞ ile son kaynak tedariği
kapsamında sözleşme yapmaya davet edilmesi,
Tüketicilerin GTŞ ile sözleşme imzalamaya ikna edilmesi için bu
tüketicilere dağıtım şirketi tarafından ek bazı dağıtım hizmetleri
sağlanacağı yönünde taahhütler içeren protokoller yapılması,
“Sayaç tebliğine aykırılık – mekanik sayaç” gerekçesiyle yapılan
tüketici geçiş taleplerinin reddinin, GTŞ’nin portföyüne yapılan
geçişler bakımından söz konusu olmaması veya diğer tedarik
şirketlerine yapılan geçiş taleplerine göre daha nadir olması,
Mekanik sayaçların elektronik sayaçlarla değişimi konusunda
GTŞ’nin portföyüne geçen tüketicilere öncelik verilmesi,
Dağıtım şirketi bünyesinde bulunan ve esas olarak dağıtım
faaliyetlerinde (sayaç okuma, elektrik kesme, arıza-bakım, vb.)
çalıştırılmak üzere istihdam edilen personelin, pazarlama, müşteri
ziyareti, bilgi güncelleme ve sözleşme yapma gibi GTŞ’nin yapması
gereken faaliyetlerde çalıştırılması ve bu faaliyetlerin, tüketicilere
dağıtım hizmetinin bir parçasıymış gibi gösterilmesi,
Diğer tedarikçilerin müşterilerine ilişkin endeks okuma-yükleme
işlemlerinin, GTŞ’nin müşterilerine kıyasla daha geç yapılması;
endeks bilgilerinin zamanında ve eksiksiz biçimde paylaşılmaması,
Elektrik borçlarını ödemeyen müşterilere yönelik olarak diğer
tedarikçiler tarafından yapılan elektrik kesme taleplerinin gecikmeli
şekilde yerine getirilmesi,
Serbest tüketici listelerinin düzenli olarak ve görevli tedarik şirketi
ile paylaşıldığı detay ve zamanlamayla yayınlanmaması.
- Dağıtım şirketleri ve GTŞ’lerin, serbest tüketicilerin tedarikçi değişim sürecini
zorlaştırmak ve buna bağlı olarak geçiş maliyetlerini artırmak yoluyla
rekabeti sınırlayıcı davranışlar kapsamında ise;
Serbest tüketici limitini geçen tüketicilerin, onayları alınmadan ve
kendileriyle ikili anlaşma niteliğinde bir sözleşme yapılmadan
indirimsiz olarak ya da düşük indirim oranlarıyla GTŞ’nin serbest
tüketici portföyüne otomatik olarak toplu şekilde aktarılması,
Tüketicilere, kendileriyle ikili anlaşma imzalandığı bilgisi
verilmeden, mevcut PSS’ler kapsamında bir işlem yapılıyormuş
izlenimi verilerek sözleşme imzalatılması,
Yetkisiz kişilere sözleşme imzalatılması,
Başka tedarik şirketine geçiş talebinde bulunan tüketicilerin
yanıltılarak bu tüketicilerle sözleşme imzalatılması,
Tüketiciye gerekli bilgi verilmeden ve sözleşme şartları tüketicilerle
müzakere edilmeden, tüketicilere yanlış bilgilendirme yaparak ve
imzalama konusunda dayatma yapma yoluna giderek, yetkisiz
ve/veya bilgisiz kişilere sözleşme imzalatılması ve imzalatılan bu
18-27/461-224
199/436
sözleşmenin ilerleyen süreçte tedarikçi değişim talebinin
reddedilmesine dayanak olarak kullanılması,
Bilgi güncelleme adı altında tüketicilere serbest tüketici sözleşmesi
imzalatılması, sözleşme imzalamayan tüketicilerin elektriklerinin
kesileceğinin ifade edilmesi, bu sözleşmelerin ilerleyen süreçte
tedarikçi değişiminde ret gerekçesi olarak kullanılması,
Başka tedarik şirketine geçiş talebi, mevcut sözleşmesi bulunduğu
gerekçesiyle veya başka gerekçelerle reddedilen tüketicilerle, ret
işlemi gerçekleştirilen sonraki süreçte temas kurulması ve
kendileriyle sözleşme yapmaya ikna edilmesi, bazı durumlarda
tüketiciden habersiz şekilde sözleşme yapılması,
Aynı sayaç için yapılan geçiş taleplerinin farklı gerekçelerle
defalarca reddedilmesi,
Tahakkuk etmemiş borçlar ileri sürülerek, tedarikçi değişim
taleplerinin, tüketicinin borcu olduğu gerekçesiyle reddedilmesi,
Serbest tüketici statüsündeki tüketicilere ilişkin geçiş taleplerinin,
tüketimin serbest tüketici limitinin altında olduğu gerekçesiyle
reddedilmesi,
GTŞ portföyüne otomatik ve toplu olarak geçirilmiş bulunan
tüketicilerin tedarikçi değişim taleplerinin, mevcut sözleşmesi
olduğu gerekçesiyle reddedilmesi,
Serbest tüketici olmak isteyen, ancak geçmiş dönemdeki tüketimi
nedeniyle bu hakkı kullanamayan tüketicilerin taahhütte bulunmak
yoluyla serbest tüketici yapılması mümkünken, bu uygulamaya
yalnız GTŞ’nin müşterileri açısından izin verilmesi; diğer tedarik
şirketlerinden bu yönde gelen taleplerin gerçekleştirmemesi.
I.6.3. Dosya Kapsamında Tespit Edilen Uygulamalar
(442) Dosya kapsamında yapılan inceleme ve tespitler ışığında, aynı ekonomik bütünlük
içinde yer alan AYEDAŞ, TOROSLAR EDAŞ, BAŞKENT EDAŞ, AYESAŞ,
TOROSLAR ve BAŞKENT’in 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi kapsamında
incelenmesi gereken uygulama ve davranışları iki temel başlık altında
sınıflandırılmıştır:
1) Dağıtım şirketleri bünyesindeki rekabete duyarlı bilgilerin GTŞ’lerin
erişimine açılması ve dağıtım şirketlerinin GTŞ’lere rekabeti kısıtlayıcı nitelikte
avantaj sağlaması çerçevesinde gerçekleştirilen rekabeti sınırlayıcı
davranışlar
2) Serbest tüketicilerin tedarikçi değişim sürecinin zorlaştırılması ve geçiş
maliyetlerinin artırılması yoluyla gerçekleştirilen rekabeti sınırlayıcı davranışlar
a) Portföye Katma Aşamasında Tespit Edilen Davranışlar
Deklarasyon Uygulaması
Usulsüz Sözleşme ve Tarihsiz IA-02 Alınması
b) Portföyde Yer Alma Aşamasında Tespit Edilen Uygulamalar
18-27/461-224
200/436
Birtakım Müşterilerin K1-K2 Portföyleri Arasında ENERJİSA Lehine
Olacak Şekilde Kaydırılması
c) Portföyden Ayrılma Aşamasında Tespit Edilen Uygulamalar
ENERJİSA ile tüketiciler arasında yapılan sözleşmeler
3) Dağıtım şirketlerinin sayaç okuma konusunda ayrımcılık yaptığı
kapsamında incelenen davranışlar
I.6.3.1. Dağıtım Şirketleri Bünyesindeki Rekabete Duyarlı Bilgilerin GTŞ’lerin
Erişimine Açılması ve Dağıtım Şirketlerinin GTŞ’lere Rekabeti Kısıtlayıcı Nitelikte
Avantaj Sağlaması Çerçevesinde Gerçekleştirilen Rekabeti Sınırlayıcı Davranışlar
(443) Yukarıda da bahsedildiği üzere, elektrik dağıtım faaliyeti doğal tekel niteliği arz etmesi
sebebi ile tek bir teşebbüs eliyle yürütülmektedir. Dağıtım şirketi yaptığı işin doğası
gereği kendi görev bölgesinde bulunan tüm tüketicilerin tedarikçi, tüketim ve iletişim
bilgilerine sahiptir. Bu durum ise dağıtım şirketi ile dikey bütünleşik olarak faaliyet
gösteren perakende şirketine, piyasada bağımsız faaliyet gösteren diğer tedarikçi
teşebbüslere kıyasla rekabetçi bir avantaj sağlayabilmektedir. Piyasadaki rekabetçi
yapıyı zedeleyebilecek bu yapısal sorun sebebiyle de doğal tekel niteliğinde olan
elektrik dağıtım faaliyeti ile ticari bir faaliyet olan ve serbestleşme süreci ile birlikte
rekabete açılan elektrik tedarik faaliyetinin birbirinden ayrıştırılmasının önemi
gündeme gelmiştir.
(444) İlk olarak 1998 yılında Kurul tarafından verilen görüşte dağıtım ile tedarik faaliyetleri
arasında mülkiyet ayrıştırılması yapılması gerektiği ifade edilmiştir. Söz konusu tutum
2005 yılında dağıtım özelleştirmelerine ilişkin verilen görüşte yinelenmiştir. Takip eden
süreçte ise perakende ve dağıtım faaliyetlerinin birbirinden ayrışması dağıtım
özelleştirmelerinin şartnamelerine girmiş ve EPDK tarafından düzenlenmiştir. Ancak
ülkemizde tercih edilen yöntem olan hukuki ayrıştırma, dağıtım ve tedarik şirketlerinin
birbirinden ve iki şirketin kontrolünü elinde bulunduran ana teşebbüsten etkilenmesini
ve üst pazarda doğal tekel niteliğindeki yapının alt pazarda kendi bünyesindeki yerleşik
şirket lehine ayrımcı davranışlarda bulunma imkânını tamamen ortadan kaldırmakta
yeterli olamayabilmektedir. Hukuki ayrıştırma yönteminde, birbirlerine organik olarak
bağlı bulunan şirketlerinin, birbirlerinden rekabete duyarlı (stratejik) bilgi edinme
güdülerinin ortadan kalkmaması nedeniyle rakip üretim ve tedarik şirketleri
dezavantajlı konuma gelebilmekte ve piyasalardaki rekabet olumsuz şekilde
etkilenebilmektedir136.
(445) Nitekim Komisyon’un Enerji Sektör Araştırması Raporunda da hukuki ayrıştırmanın
eksikliklerine yer verilmektedir. Buna göre, ayrıştırılan şebeke şirketi ile üretim ve/veya
tedarik şirketinin aynı binada veya tesiste bulunması, ortak bilgi-iletişim sistemlerinin
kullanılması, çalışanların aynı bina ve tesisleri kullanmak veya bir arada eğitim almak
suretiyle iletişim ve temas halinde olmaya devam etmesi gibi unsurların tümü
ayrıştırılan şirketler arasında yakın koordinasyonun ve “özel bir ilişki”nin devamına yol
açmaktadır.
(446) Mevcut durumda 6446 sayılı Kanun’un 9. maddesi uyarınca bir dağıtım şirketinin tüm
piyasa katılımcılarına eşit mesafede olması ve herhangi bir ayrımcı davranış içinde
bulunmaması beklenmektedir. Aksi takdirde dağıtım faaliyetini yürütmekte olan bir
şirketin elindeki tüketicilere ait tüketim, tedarikçi ve iletişim bilgilerini herhangi bir
136 ŞAHİN, S.Y. (2012), “Enerji Sektöründe Ayrıştırma”, Rekabet Kurumu Uzmanlık Tezleri Serisi,
Rekabet Kurumu, Ankara.
18-27/461-224
201/436
tedarikçi ile paylaşması durumunda, anılan bilgileri elde eden tedarikçi rakiplerine karşı
göz ardı edilemeyecek bir ticari avantaja sahip olabilecektir. Kaldı ki, GTŞ’lerin görevli
bulundukları dağıtım bölgesinde, faaliyete başladıkları dönemin başında zaten hemen
hemen tüm müşteri portföyünü ellerinde bulundurmaları nedeniyle diğer tedarik
şirketlerinin, başta serbest tüketici müşteri bilgilerine erişim bakımından karşılaştıkları
giriş engelleri GTŞ’ler için söz konusu değildir. Benzer şekilde, dağıtım şirketinin
sunmuş olduğu sayaç okuma, bakım-onarım ve arıza giderilmesi gibi hizmetlerde belli
bir tedarik şirketinin müşterilerinin lehine davranışlar sergilemesi de söz konusu
tedarikçiye rekabetçi avantaj sağlayacaktır. Hakim durumdaki dağıtım şirketi, dikey
bütünleşik yapı içinde bulunduğu alt pazardaki perakende şirketi lehine söz konusu
avantajları kullanmak suretiyle tedarik pazarında rekabetin bozulmasına neden
olabilecek ve rakip tedarik şirketlerinin piyasadaki faaliyetlerinin zorlaştırılmasına ve
hatta pazardan dışlanmalarına sebep olabilecektir. Dolayısıyla bahse konu
davranışlar, 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesinin ihlal edilmesi anlamına gelebilecektir.
(447) Önaraştırma ve soruşturma sırasında ENERJİSA’nın üç farklı dağıtım bölgesinde
faaliyet gösteren şirketlerde yapılan yerinde incelemelerde dağıtım şirketleri ile GTŞ’ler
arasında yukarıda bahsedilen hususlar ile örtüşen nitelikte rekabete duyarlı bilgilerin
paylaşıldığına ve bahse konu teşebbüslerin mevzuatça öngörülen ayrıştırma
işlemlerini 2016 yılı sonunda ancak hayata geçirdiğine işaret eden belge ve bulgulara
rastlanmıştır.
I.6.3.1.1. Rekabete Duyarlı Bilgilerin GTŞ’nin Erişimine Açılması
(448) İşbu dosya kapsamında “Rekabete Duyarlı Bilgilerin GTŞ’nin Erişimine Açılması” ile
kastedilen, fonksyionel ayrıştırmanın tesis edilmesi amacıyla aralarında hukuki
ayrıştırma bulunan dağıtım şirketi ile GTŞ arasında, GTŞ’nin olağan faaliyetleri
çerçevesinde elde edebilmesi mümkün olmayan, özellikle rakiplere ait stratejik veya
önemli bilgilerin GTŞ’nin erişimine açılmasıdır. Elektrik piyasasının kendine has
özellikleri nedeniyle sadece dağıtım şirketinin uhdesinde bulunan birtakım bilgilerin
doğrudan veya dolaylı olarak GTŞ ile paylaşılması, GTŞ’ye elektrik perakende satış
piyasasında rekabet karşıtı bir avantaj sağlamaktadır.
(449) Dosya kapsamında gerçekleştirilen yerinde incelemelerde, ayrıştırma sürecine ve bilgi
sistemleri arasında etkileşime ilişkin belgeler edinilmiştir. Kasım 2015 tarihli
“Unbundling Yetkilendirme Toplantı notu” başlıklı belgeden (Belge 69) dağıtım ve
perakende kullanıcılarının karşılıklı olarak sistemde yetkilendirildikleri görülmektedir.
Yine aynı başlıklı belgede perakende kullanıcısının dağıtım sistemine “kayıt atıyor”
olmasının denetim açısından sorun doğurabileceği belirtilmektedir. Ayrıca
görüntüleme yetkisinin hukuksal ve denetsel olarak sıkıntı oluşturup oluşturmayacağı
hususunda görüş alınacağı ifade edilmektedir. “Ayrışma Projesi” başlıklı belgede
(Belge 68) dağıtım ve GTŞ arasındaki ayrıştırma işleminin 21.01.2015 tarihinde
başladığı belirtilmekle birlikte, 03.11.2016 tarihi itibarıyla iki ayrı bilişim sistemine
henüz geçilmediği anlaşılmaktadır. Belgede, şirketlerin aynı SAP137 sistemini
kullandıkları, sistem altyapıları aynı olduğu için herhangi bir haberleşme kaynağına
ihtiyaç duyulmadığı ifade edilmektedir. Teşebbüs tarafından hazırlanarak EPDK’ya
sunulan ve Kurumumuza da ulaştırılan Hukuki Ayrışma Raporu başlıklı belgede bahse
konu ayrıştırma sürecinin 24.10.2016 tarihi itibarıyla sonuçlandığı belirtilmektedir.
Dolayısıyla EPDK’ya tamamlandığı belirtilen tarihte sistemsel ayrıştırma işlemlerinin
137 SAP (Systems Analysis and Program Development) en yalın anlatımla bir şirketin herhangi bir
bölümünün veya herhangi bir sürecinin bilgisayar ortamına geçirilmesini ve yönetilmesini sağlayan bir
yazılımdır.
18-27/461-224
202/436
henüz tamamlanmadığı görülmektedir. Ayrıca, “Ayrışma Projesi” başlıklı belgeye
(Belge 68) göre ayrışma sonrasında dağıtım ve GTŞ’lerin bilişim sistemlerinin “Data
Değişim Çerçevesi” adı verilen bir mimari ile aralarında haberleşebileceği anlaşılmıştır.
(450) Söz konusu belgelerde işaret edilen bilişim sistemleri arasındaki bilgi paylaşımlarının
rekabeti sınırlayıp sınırlamadığını tespit edebilmek amacıyla soruşturma sürecinde
yapılan yerinde incelemelerde bilişim sistemleri mimarisi ve sistemsel ayrıştırma süreci
detaylı bir biçimde analiz edilmiştir. Bilişim sistemlerine erişimde, dağıtım ve GTŞ’ler
için getirilmiş IP bloklarının olduğu, sadece bilişim teknik personelinin her iki sisteme
giriş yetkisine sahip olduğu görülmüş ve sistemler arasında rekabeti sınırlayacak bir
bilgi alışverişine rastlanılmamıştır. Kaldı ki, rekabet hukuku bakımından önemli olan
husus sektörel düzenleme kapsamında yer alan ayrıştırma ilkelerine aykırı
davranılması değil bu aykırılıklar aracılığıyla hâkim durumun kötüye kullanılarak
rekabetin kısıtlanmasıdır. Bu çerçevede hakkında soruşturma yürütülen ENERJİSA
dağıtım şirketleri ile GTŞ’ler arasında her ne kadar ayrıştırma ilkelerine aykırılığa işaret
eden bir takım hususlar tespit edilmiş olsa da söz konusu aykırılıkların 4054 sayılı
Kanun’un 6. maddesi kapsamında hakim durumun kötüye kullanılması yoluyla
rekabetin engellenmesi amacıyla kullanıldığına dair bir bulgu tespit edilememiştir.
I.6.3.1.2. Dağıtım Şirketinin GTŞ’ye Rekabeti Kısıtlayıcı Nitelikte Avantaj
Sağlaması
(451) İşbu dosya kapsamında “Dağıtım Şirketinin GTŞ’ye Rekabeti Kısıtlayıcı Nitelikte
Avantaj Sağlaması” ile kastedilen elektrik dağıtım şirketinin doğal tekel olarak
yürüttüğü faaliyetlerin, GTŞ lehine elektrik perakende piyasasında kaldıraç olarak
kullanılması ve böylelikle serbest tüketicilere yönelik ilgili pazarlarda rekabetin GTŞ
lehine kısıtlanmasıdır.
(452) Rekabete duyarlı bilgilerin GTŞ’nin erişimine açılması yanında değerlendirilmesi
gereken bir diğer önemli husus ise dağıtım şirketinin GTŞ’ye rekabeti kısıtlayıcı
nitelikte avantaj sağlamasıdır. Bahse konu davranış ile ilgili elektrik dağıtım bölgesinde
görevli olan dağıtım şirketi ve GTŞ’nin uygulamaları ile GTŞ lehine rekabetçi avantaj
yaratılmaktadır.
(453) “İLT: Serbest Tüketicilere Bırakılacak Broşürler Hk.” başlıklı e-postadaki ifadelerden
(Belge 104) dağıtım personelince borçtan dolayı ihbar çıktısı bırakılan müşterilere aynı
zamanda ENERJİSA PERAKENDE SATIŞ İHBAR BROŞÜRÜNÜ’nün de bırakılacağı,
dolayısıyla dağıtım personelinin perakende şirketine ait broşürlerin müşterilere
ulaştırılmasında görevlendirildiği anlaşılmaktadır.
(454) EPDK tarafından 2016 Mart ayında yapılan mevzuat değişikliği ile ikili anlaşmalar
üzerinden elektrik temin eden müşterilerin elektrikleri, ödenmeyen borçlar nedeniyle
kesilememektedir. Bu bağlamda piyasada ikili anlaşma yapan tedarikçilerin, borçlarını
ödemeyen müşterilerine yönelik olacak icra takibi başlatmaları veya müşterilerinden
belli miktarda aldıkları teminatları kullanmaları gerekmektedir. Ancak icra takibi
sürecinde kısa zamanda sonuç almanın zor olduğu ve pazarlama-satışın kolaylaşması
18-27/461-224
203/436
için teminatlandırmanın sorunlu138 olduğu düşünüldüğünde, mevzuat değişikliği
neticesinde BTŞ’ler tahsilat riski ile karşı karşıya kalabilmektedir139.
(455) Anılan belgede ENERJİSA İSTANBUL ANADOLU YAKASI için müşterinin teminatına
başvurmak veya icra takibi başlatmak yerine aynı ekonomik bütünlük içinde bulunan
dağıtım şirketleri aracılığıyla ihbar bırakılmaktadır. Ayrıca ihbar bırakılması uyarısının,
borcu bulunan müşterilerde çıktığı anlaşılmakta, bu bağlamda ilgili müşterilerinin
statülerinin dağıtım okuyucuların kullandıkları sisteme ayrı bir şekilde eklendiği
değerlendirilmektedir.
(456) İşbu uygulama kapsamında AYEDAŞ’ın ENERJİSA İSTANBUL ANADOLU
YAKASI’na, BTŞ’lere veremeyeceği, BTŞ’lerin de talep edemeyecekleri bir hizmeti, ikili
anlaşmalardan doğan borçların tahsilatında yardımcı olacak şekilde vererek, eşit
koşulda bulunan oyuncular arasında ayrımcılıkta bulunduğu, bu kapsamda da elektrik
dağıtım hizmeti pazarındaki hakim durumunu kötüye kullandığı değerlendirilmektedir.
(457) Yukarıda yer verilen açıklamalardan dağıtım şirketleri ile GTŞ’ler arasında rekabeti
sınırlayacak bir bilgi paylaşımına rastlanmadığı, ancak dağıtım personelinin aynı
zamanda perakende faaliyetlerinin yürütülmesinde de kullanıldığı, bu davranışın hakim
durumdaki dağıtım şirketi tarafından GTŞ’ler lehine bir rekabet avantajı yaratacağı
anlaşılmaktadır. Bu nedenle bahse konu teşebbüsün dağıtım ve tedarik şirketleri
bünyesindeki rekabete duyarlı bilgilerin GTŞ’lerinin erişimine açıldığı ve dağıtım
şirketlerinin GTŞ’lere rekabeti kısıtlayıcı nitelikte avantaj sağladığı, bu yolla
AYEDAŞ’ın elektrik dağıtım hizmetleri pazarındaki hakim durumunu serbest
tüketicilere yapılan elektrik perakende satış pazarlarında kötüye kullandığı
değerlendirilmektedir.
I.6.3.2. Serbest Tüketicilerin Tedarikçi Değişim Sürecinin Zorlaştırılması ve
Geçiş Maliyetlerinin Artırılması Çerçevesinde İncelenen Davranışlar
I.6.3.2.1. Deklarasyon Uygulamasının 4054 sayılı Kanun Kapsamında
Değerlendirilmesi
(458) Dosya kapsamında yapılan yerinde incelemelerde elde edilen belgelerde, tüketimi
henüz serbest tüketici limitini geçmeyen tüketicilerin gelecek dönemlerde ENERJİSA
portföyüne katılmasına ilişkin olarak sıklıkla “deklarasyon/beyan” ifadelerine
rastlanılmış ve söz konusu tüketicilerle ileriye yönelik olarak tüketimlerinin serbest
tüketici limitini geçmesi halinde geçerlilik kazanacak şekilde ikili anlaşmalar yapıldığı
tespit edilmiştir. ENERJİSA tarafından beyan/deklarasyon uygulamasının “henüz
serbest tüketici olma hakkı kazanmamış müşteriler ile geciktirici şarta bağlı
sözleşmeler imzalanması ve sözleşmede belirtilen şartların gerçekleşmesi ile ilgili
138 2016 yılı için 1 yıllık sözleşmesi bulunan, aylık tüketimi 1 mWh olan ve aktif enerji bedeli tarife
üzerinden %10 indirimli alan bir ticarethane müşterinin 2016 yılı boyunca aktif enerji bedeli üzerinden
elde edeceği fayda 262,64 TL olmaktadır. Yaklaşık iki fatura bedelinin teminat olarak alındığı
düşünüldüğünde ise, bu müşteri özelinde iki aylık (en düşük) enerji bedeli 384,17 TL olmaktadır.
Pazarlama-satış faaliyeti yürütürken, 262,64 TL’lik fayda için 384,17 TL’lik teminat istenmesi ilgili
müşteriyi cezbetmeyebilecektir.
139 Yine aynı müşteri örneği üzerinden gidilecek olursa, BTŞ’nin 2016 yılında müşterinin aktif enerji
bedeli üzerinden kazandığı miktar 2.363,73 TL olmakta, tüm tedarik ihtiyacının GÖP’ten karşılandığı
varsayımı altında belirtilen kazanç için katlanılan maliyetin 2.088,69 TL olduğu, bu bağlamda aktif enerji
bedeli üzerinden elde edilecek karın 275,04 TL olduğu görülmektedir. Eğer ilgili müşteri en düşük tutarlı
iki faturasını ödemezse, BTŞ elektrik temin maliyetine katlanmasına rağmen 384,17 TL’lik geliri elde
edemeyecek bu anlamda 2016 yılında ilgili müşteriye yaptığı elektriğin bedeli üzerinden yaklaşık 109,12
TL’lik zarar edecektir. Bu durumda bulunan her üç müşteri, BTŞ’nin faturasını düzenli ödeyen bir
müşteriden elde ettiği karı da ortadan kaldıracaktır.
18-27/461-224
204/436
müşterilerin taahhütsüz Serbest Tarife kapsamında avantajlı ikili anlaşma hükümleri
çerçevesinde elektrik tüketmeye başlamasının sağlanması” anlamına geldiği
belirtilmektedir. Nitekim elde edilen mutat Elektrik Satış Sözleşmelerinin (ESS) 3.
maddesinde sözleşmelerin serbest tüketici limitini geçen kullanım yerleri için
imzalandığı tarihte hüküm ve sonuç doğurduğu ancak bu limitin altındaki kullanım
yerleri için geciktirici şarta bağlı olarak müşterinin serbest tüketici olma hakkını elde
etmesi durumunda ilgili tesisatlar için serbest tarife güncel fiyatının müşteriye
bildirilmesi üzerine hüküm ve sonuç doğurmaya başlayacağı ifade edilmektedir. Limit
altı kullanım yerleri için geciktirici şartın gerçekleşmesi durumunda bildirim
kanallarından tüketiciye ulaşılacağı belirtilmektedir.
(459) 2017 yılından önceki dönemler için deklarasyon hükümleri ayrı bir şekilde
düzenlenmemiş olup söz konusu hükümlere ESS’ler içinde yer verilmiştir. Örneğin
2016 yılındaki “V3_R1_Serbest_B” sözleşme tipinde deklarasyon uygulamasına ilişkin
hükümler şu şekildedir:
“3.3. Sözleşme, serbest tüketici limitinin altındaki kullanım yeri/yerleri içinse
geciktirici şarta bağlı olarak, Müşteri’nin serbest tüketici hakkını elde etmesi
durumunda ilgili tesisatlar için Serbest Tarife güncel fiyatının Müşteri’ye
bildirilmesi üzerine hüküm ve sonuç doğurmaya başlayacaktır.
3.4. Limit altı kullanım yeri/yerleri için geciktirici şartın gerçekleşmesi
durumunda Sözleşme’nin bildirim başlıklı maddesinde belirtilen bildirim
kanallarından biriyle serbest tüketicilik hakkının kazanıldığı aktif kullanım
yeri/yerleri için tercih edilen tedarikçiden elektrik satın alınabileceğine, itiraz
hakkına ve istenildiği zaman bedelsiz olarak Sözleşme’nin feshedilebileceğine
ilişkin Müşteri’ye bildirim ve bilgilendirme yapılacaktır.”
(460) 2016 yılına ilişkin “V3_R4_Serbest_B” sözleşme tipinde ise deklarasyon uygulamasına
ilişkin olarak 3.4. maddesine aşağıdaki hüküm eklenmiştir:
“ Müşteri sözleşme konusu tesisat(lar) için, portföye ekleme talebinin ilgili
mevzuat uyarınca geri çekilebileceği son tarihe kadar (Müşteriye yapılacak
bildirimde bu tarih belirtilecektir.) portföye ekleme talebine itiraz edebileceği
gibi, Müşteri’nin bildirim üzerine itiraz etmemesi ve fakat Sözleşme’nin
yürürlüğe girmesinden önce başla bir tedarikçi ile anlaşması halinde Enerjisa,
ilgili tesisat(lar) için portföye ekleme talebini geri çekecektir. Bu halde
Sözleşme Müşteri’nin itirazı üzerine ilgili tesis(lar) için sona erer.”
(461) Buna göre, sözleşmenin imzalandığı tarihte serbest tüketici hakkı kazanmamış olan
tüketiciler bakımından söz konusu sözleşme, ancak tüketici bu hakkı kazandığı ve
ENERJİSA’nın tüketiciyi serbest tüketici olduğu ve bu nedenle başka tedarikçilerden
de enerji temin edebileceği hususunda bilgilendirmesinin ardından hüküm ve sonuç
doğurmaktadır. ENERJİSA tarafından yapılan ek açıklamalarda, bu sözleşmelerin
hüküm ve sonuç doğurabilmeleri için yalnızca müşterinin serbest tüketici hakkı
kazanmasının yeterli olmadığı, müşterinin bu hakkını kazandığı, dilediği tedarikçiyi
seçebileceği, GTŞ tarafından kendisine sunulacak yeni tarife ve sunulacak indirim
miktarı/avantajlar, geçişten önce yapılan bildirim üzerine itiraz ederek düzenlemeye
tabi tarifede kalmaya devam edeceği ve dilediği anda bedelsiz ve sebep
göstermeksizin kullanabileceği fesih hakkına sahip olduğu hususlarında açıkça
bilgilendirilmesi gerektiği bir kez daha vurgulanmaktadır.
18-27/461-224
205/436
(462) Yerinde incelemelerde edinilen sözleşmelerde, henüz serbest tüketici hakkı
kazanmamış olan müşterilere abonelik işlemleri sırasında PSS’nin yanı sıra
bahsedilen geciktirici şarta bağlı ESS’nin ve onun ekinde yer alan IA-02 Formu’nun
imzalatıldığı görülmüştür. Bu husus, yerinde incelemede elde edilen “AYRIŞMA VE
FULL CRM PROJESİ GEÇİŞ DÖNEMİ EYLEM PLANI” başlıklı belgede de (Belge 41),
abonelik veya tahliye işlemi sırasında müşteri temsilcisinin sistemde deklarasyon
alanını kontrol edeceği ve bu alan boş ise deklarasyon teklifi yapacağı şeklinde ifade
edilmektedir. Ayrıca, alınan sözleşme örneklerinde serbest tüketici olmayan
müşterilerden alınan IA-02 Form’larının başlangıç tarihlerinin boş bırakıldığı
görülmektedir. Bu husus, yerinde incelemelerde elde edilen Belge 8 ve Belge 43’te yer
alan “deklarasyon alınan durumlarda IA-02 formlarında tarih kısmının doldurulmasına
gerek yoktur” veya “tarih kısmı boş bırakılacaktır” şeklindeki ifadeler ile de teyit
edilmektedir. Bu yöntemle, herhangi bir abonelik ve tahliye işlemi için müşteri
hizmetleri ile temasa geçen ve henüz serbest tüketici hakkı kazanmamış müşteriler ile
geciktirici şarta bağlı ESS imzalanmakta, bir başka deyişle onlardan deklarasyon
alınmaktadır. Söz konusu deklarasyon ise müşterinin ileride bu hakkı kazanması
halinde, ENERJİSA tarafından SMS veya mektup yoluyla yapılan bildirim ile müşterinin
ENERJİSA’nın serbest tüketici portföyüne alınmasına imkân vermektedir.
(463) Deklarasyon ve devamında gerçekleşen satış (serbest tüketici portföyüne geçiş)
sürecinin nasıl işlediği yine yerinde incelemede elde edilen “MHM-Deklerasyon Geçiş”
isimli sunumda (Belge 51) ayrıntılı bir biçimde açıklanmaktadır. Buna göre, müşteri
hizmetleri müşteriden deklarasyonu almakta ve bu husus CRM’ye kaydedilmektedir.
Her ayın ilk haftası deklarasyon listesi belirlenen filtreler doğrultusunda hazırlanmakta
ve satış operasyon birimi ile paylaşılmaktadır. Bu liste, ilgili birimde halihazırda başka
tedarikçiden hizmet alanlar/portföye dahil olanlar, kamu kurumları ve halihazırda fırsat
girişi yapılmış olanlar elendikten sonra müşteri ilişkileri birimi ile paylaşılmaktadır. Bu
müşterilerden mobil telefon bilgisi bulunanlara SMS gönderilmekte, SMS ulaşmayan,
telefonu bulunmayan ve adresi bulunan müşterilere ise mektup gönderilmektedir.
Ulaşılamayan müşteriler bir sonraki dönem tekrar listeye girmekte, ulaşılıp itirazı
bulunan müşteriler listeden çıkarılmakta; itirazı bulunmayan müşteriler ise portföye
eklenmektedir.
(464) Tüketicilere gönderilen SMS ve mektup örneklerine (Belge 51) yerinde incelemede
elde edilen bir sunumda ayrıca yer verilmektedir. Bunun yanı sıra, Kuruma gönderilen
ek açıklamalarda da aynı SMS ve mektup örnekleri bulunmaktadır. Söz konusu SMS
ve mektuplarda, tüketicinin imzaladığı ikili anlaşma doğrultusunda serbest tüketici
limitini geçen tesisatı için “Enerjisa Standart Tarife” üzerinden devam edileceği, yeni
avantajlı tarife fiyatı, serbest tüketici olarak tedarikçi seçme hakkının bulunduğu,
tüketicinin mevcut tarifede kalmayı seçebileceği ya da dilediği zaman hiçbir bedel
ödemeden sözleşmeyi feshederek elektrik tedarikçisini değiştirebileceği hususları yer
almaktadır.
(465) Deklarasyon sözleşmesi imzalayan müşterilere toplu SMS ve mektup gönderimleri
yapıldığı Belge 45’teki yazışmalarda yer alan “Deklarasyon sözleşmesi imzalayan
müşterilerimizden serbest tüketiciliğe hak kazananlar için bugün (11.11.2015) (…..)
müşteriye, 2016 ocak itibarıyla serbest tarifeye geçişlerinin yapılacağına dair
bilgilendirme SMS’i gönderilmiştir. Yine bu kapsamda 16.11.2015 tarihinde yaklaşık
(…..) müşterimize mektup ile bilgilendirme yapılacaktır.” şeklindeki ifadelerden de
anlaşılmaktadır. Yine Belge 53’te, MHM’ler tarafından deklarasyonu ‘EVET’e çekilmiş
ama kendisine gönderilen SMS ulaşmayan müşterilerin listesinin hazırlandığı ve söz
konusu kişilere bu defa telefon ile arama yapılarak ulaşılmaya ve onaylarının alınmaya
18-27/461-224
206/436
çalışıldığı, ilgili müşterilere ilişkin olarak “Müşterileri aradığımızda artık tüketimlerinin
ST olmak için yeterli hale geldiğini, daha önceden de imzalarını aldığımızdan tek
yapmaları gerekenin telefonda onay vermeleri olduğunu söylemek” şeklinde bir
aksiyon planlandığı anlaşılmaktadır.
(466) Yine Belge 54’te, deklarasyon sürecinin işletilmesine dair sunumda, her ayın ikinci
gününde ilgili listenin çekildiği, sekizinci-onuncu günleri arasında analiz yapıldığı, on
üçüncü gününde SMS gönderimi yapıldığı, on beşinci gününde SMS raporunun
çıkarıldığı, on yedinci gününde de SMS ulaşmayan müşterilere taahhütlü mektup
gönderiminin yapıldığı anlatılmaktadır.
(467) Öte yandan 10.10.2014 tarihli Belge 56’dan deklarasyon uygulamasının 2014 yılından
beri uygulandığı açık bir şekilde anlaşılmaktadır. Öyle ki, söz konusu belgeden, o
dönemde geçerli olan serbest tüketici limitinin üzerinde tüketim yapacağını taahhüt
eden tüketicilerle ilgili düzenleme çerçevesinde ikili anlaşma yapılabildiği dönemlerde
de deklarasyon uygulamasının paralel şekilde gerçekleştirildiği görülmektedir.
(468) Diğer yandan Belge 65’te yer alan ifadelerde deklarasyon kapsamında tüketicilere
imzalatılan ön sözleşmelere getirilen değişikliklere yer verilmektedir. Gerek söz konusu
belge gerekse 2017 tarihli Ön Sözleşme’lerin incelenmesinden, deklarasyon
kapsamındaki Ön Sözleşme’lerle serbest tüketici aktivasyonuna ilişkin teklif süresinin
bir yıldan iki yıla çıkarıldığı, diğer bir deyişle Ön Sözleşme’nin imzalanmasından
itibaren iki yıl süresince ENERJİSA’ya ilgili tüketicinin tüketiminin serbest tüketici
limitini geçmesi halinde ESS’yi aktive etme hakkı tanındığı anlaşılmakta ve ayrıca
sözleşmenin yürürlüğe girmesi halinde veya iki yıl içinde yürürlüğe girmemesi halinde
sözleşmenin sona erme şartları, sözleşmenin yürürlüğe girdiği tarihte serbest tarifeye
muadil süresiz bir tarifenin teklif edilebileceği bilgisi, herhangi bir bedel ödemeksizin
sözleşmenin feshedilebileceği bilgisi, teklif yapılarak sözleşmenin yürürlüğe girmesi
üzerine müşterinin itiraz hakkına ilişkin bilgilere yer verilmiştir.
(469) Ön Sözleşme’nin 1. maddesinde, sözleşmelerin Ön Sözleşme’nin imzalandığı tarihten
itibaren bir yıl içerisinde olmak kaydıyla ENERJİSA’nın teklifi ve müşterinin onayının
alınması üzerine yürürlüğe gireceği düzenlenmiştir. Aynı maddeye göre, onayın
alınmasının üzerine IA-02 Formu üzerinde yer alan tedarik başlangıç tarihi bu hükme
uygun olarak ve müşterinin Ön Sözleşme ile verdiği yetkiye istinaden ENERJİSA
tarafından doldurulur. Müşteriye sözleşme kapsamında uygulanacak tarifenin serbest
tarife olduğu, bununla birlikte ENERJİSA’nın sözleşmenin yürürlüğe gireceği tarihte
ikame olacak başka bir tarife de teklif edebileceği düzenlenmektedir. Ön Sözleşme’nin
3. ve 4. maddesi uyarınca, sözleşmeye ilişkin ilk teklif, tedarik başlangıcından en az
kırk beş gün önce yapılacak, müşteri yapılan teklife otuz gün içinde açık onay ya da
süreyi sessiz geçirmek suretiyle örtülü onay verebilir veya itiraz edebilir; anılan sürenin
bitimine en az üç gün kala itiraz süresi ve hakkına ilişkin ikinci bir bildirim yapılmaktadır.
Bildirimler SMS, telefon, ses kaydı, e-posta ve posta yoluyla yapılabilmektedir. Müşteri
de aynı şekilde bu yollardan birini kullanarak açık onay veya itirazını
gerçekleştirebilmektedir. Ön Sözleşme’nin 5. maddesine göre, müşterinin itiraz etmesi
halinde sözleşme akdedilmemiş sayılmakta, bu halde müşteriye ceza, masraf ve sair
bir bedel yansıtılmamaktadır. Ayrıca müşterinin bildirim üzerine itiraz etmemesi ve
fakat sözleşme yürürlüğe girmeden önce başka bir tedarikçi ile anlaşması halinde
ENERJİSA, ilgili tesisatlar için portföye ekleme talebini geri çekmekte ve bu tesisatlar
için sözleşme akdedilmemiş sayılmakta ve müşteri anlaştığı tedarikçi ile çalışmaya
devam etmektedir. Söz konusu hükümler Nisan-Eylül döneminde uygulana
sözleşmelerde de aynı şekilde yer almaktadır.
18-27/461-224
207/436
(470) Eylül 2017’de uygulanmaya başlayan ve halen uygulanan tip sözleşme örneklerinde
de yine Ön Sözleşme’ye rastlanılmıştır. Yukarıda belirtilen hükümlerin büyük kısmı
aynı kalmakla birlikte değişiklik yapılan hükümler de bulunmaktadır. İlk olarak, Ön
Sözleşme’nin 1. maddesinde ENERJİSA’nın müşteriye sözleşmenin kurulması için
teklif sunabileceği süre Ön Sözleşme’nin imza tarihten itibaren iki yıla çıkarılmıştır.
Ayrıca Ön Sözleşme’nin sözleşmenin yürürlüğe girmesiyle ya da sözleşme yürürlüğe
girmezse imza tarihinden itibaren iki yılın sonunda kendiliğinden sona ereceğine ilişkin
bir düzenleme eklenmiştir. Bu Ön Sözleşme’de de müşteriye sözleşme kapsamında
uygulanacak tarifenin serbest tarife olduğu düzenlenmiştir. Bir önceki versiyonda
ENERJİSA’nın sözleşmenin yürürlüğe gireceği tarihte ikame olacak başka bir tarife de
teklif edebileceği düzenlenmekteyken, halen uygulanmakta olan Ön Sözleşme’lerde
ikame nitelikte olacak başka bir taahhütsüz tarifenin teklif edilebileceği hükmü yer
almıştır. Ayrıca Ön Sözleşme’de yer alan bildirim kanallarından yapılacak bildirim ile
Ön Sözleşme’nin de istenildiği zaman ceza, tazminat ve sair bedel ödenmeksizin
taraflarca feshedilebileceğine ilişkin bir hüküm eklenmiştir.
(471) ENERJİSA tarafından beyan/deklarasyon uygulaması kapsamında müşteriler ile
serbest tarifeli ikili anlaşmalar imzalandığı ve bu anlaşmaların herhangi bir taahhüt
içermediği, bu nedenle tüketicilerin istenilen zamanda sebep göstermeksizin
sözleşmelerini feshedebileceği, fesih için açık bir beyana dahi gerek bulunmadığı ve
başka tedarikçinin PYS üzerinden kayıt suretiyle talep etmesinin zımni fesih bildirimi
olarak kabul edildiği belirtilmektedir. Bu hususların, deklarasyon uygulamasının
tüketicilerin farklı tedarik şirketleri ile anlaşmasını engellemediği ve işlem maliyetlerini
arttırmadığını gösterdiği ifade edilmektedir. Ayrıca deklarasyon uygulaması
kapsamında yapılan bilgilendirmenin tüketicilerin serbest tüketici tanımı kapsamında
sahip oldukları haklar konusunda daha da bilinçlenmelerine yol açtığı, bahsedilen
dönemde SMS yoluyla bilgilendirme yapılan müşterilerin %35’inin çağrı merkezlerine
dönerek daha detaylı bilgi aldığı, bu uygulama kapsamında müşterilerin indirimli
tarifelerden yararlanması suretiyle tüketici faydasının arttırıldığı belirtilmektedir.
(472) Yukarıda ayrıntılı bir şekilde yer verilen deklarasyon uygulaması, elektrik perakende
satış piyasasındaki GTŞ’ler tarafından, düzenlenen tarifeden elektrik enerjisi hizmeti
alan ve serbest tüketici hakkı kazanan tüketicileri kendi portföylerinde tutmaya yönelik
tekelleşme sayılmayan antirekabetçi davranışlara pek çok bakımdan benzerlik
göstermektedir. Potansiyel serbest müşterilere, ENERJİSA’nın PSS imzalatırken veya
MHM’lerde abonelik işlemleri yapılırken aynı zamanda geciktirici şarta bağlı olarak
ESS imzalatması ve ilgili serbest tüketici limiti geçtiğinde onu doğrudan kendi serbest
tüketici portföyüne aktarması ancak, tüketici buna itirazda bulunduğunda bu işlemin
iptal edilerek tüketicinin ya düzenlenen tarifeye geri gönderilmesi ya da bağımsız bir
tedarik şirketinden elektrik enerji temin edebilecek olması, ilk bakışta fark edileceği
üzere tüketicinin iradesi hilafına hiçbir uygulamaya gidilmediğine ve tüketici arzu
ettiğinde farklı bir tedarikçiye geçmesi önünde zorlayıcı ya da güçleştirici bir edimsel
eylemin söz konusu olmadığına işaret etmektedir. Bununla birlikte, elektrik perakende
satış piyasasında rekabetçi bir pazar yapısının oluşmasının önündeki tek engel
piyasada dikey bütünleşik hâkim durumdaki GTŞ varlığından kaynaklanan düşük
rekabet seviyesi olmamakta, aynı zamanda talep tarafı kaynaklı aksaklıklar da
bulunmaktadır.
(473) Nitekim yine yukarıda ayrıntılı bir şekilde yer verildiği üzere, elektrik perakende satış
pazarındaki tüketiciler, kendileri için optimal olan seçeneği her zaman tercih
etmemekte, sınırlı rasyonellik ve sınırlı irade gücü nedeniyle kendilerine en iyi
koşullarda hizmet sunacak tedarikçilerle anlaşmayı seçmeyebilmektedirler. Gerek AB
18-27/461-224
208/436
gerekse Türkiye piyasalarındaki düşük tedarikçi değişiklik oranları ve tedarikçi
değişikliğine ilişkin tüketici değerlendirmelerine yönelik çalışmalar, perakende elektrik
piyasalarında talep taraflı aksaklıkların varlığını net bir şekilde ortaya koymakta ve bu
piyasalara ilişkin düzenleme, uygulama ve eylemlerin rekabetçi analizlerinin bu
aksaklıkları dikkate alarak yapılması gerektiğine işaret etmektedir. Dolayısıyla sıradan
bir emtia ürününe ilişkin ilgili pazardaki eylem ve davranışların rekabet hukuku, özelde
de hâkim durumun kötüye kullanılması yoluyla ilgili pazarın kapatılması bağlamında
değerlendirilmesi ile talep taraflı aksaklıkların yoğun bir şekilde yaşandığı perakende
elektrik pazarı gibi ilgili pazarlardaki değerlendirmesinin aynı olamayacağı ve farklı
nitelikte/içerikte/yoğunlukta uygulamalar ile farklı pazarlarda aynı rekabet karşıtı
sonuçların elde edilebileceği değerlendirilmektedir. Nitekim deklarasyon
uygulamasının da bu minvalde ele alınması gereken bir husus olduğu ifade edilmelidir.
(474) ENERJİSA’nın soruşturma konusu üç dağıtım bölgesinde yerleşik şirket olmasından
kaynaklanan ciddi avantajlarının bulunduğu açıktır. ENERJİSA’nın yerleşik tedarikçi
olmasından mütevellit üç dağıtım bölgesindeki illerde ve ilçelerinde çok sayıda MHM’si
bulunmaktadır. Söz konusu hizmet merkezlerinde hem düzenlenen tarifelerden elektrik
alan tüketicilere hem de ikili anlaşmalarla elektrik alan müşterilere hizmet
verilebilmektedir. Bu bağlamda ENERJİSA’nın rakip tedarikçilere kıyasla ciddi bir satış
ve pazarlama avantajı bulunduğu açıktır.
(475) EPDK tarafından çıkarılmış olan THY kapsamında, ilk defa elektrik aboneliği açtıracak
olan veya mevcut bir aboneliği üzerine almak isteyen tüketicilerin GTŞ olması
nedeniyle ENERJİSA ile PSS imzalaması gerekmekte ve PSS’si bulunan tüketicilere
ENERJİSA tarafından düzenlenen tarifeler üzerinden elektrik tedariki yapılmaktadır.
Dolayısıyla ENERJİSA, PSS imzalamak durumunda olan veya halihazırda düzenlenen
tarife üzerinden elektrik enerjisi hizmeti alıp da herhangi bir abonelik işlemi için
ENERJİSA’yı ziyaret eden tüm tüketicilerin tek muhatabıdır. Söz konusu işlemler
ENERJİSA dışındaki bir tedarikçi tarafından gerçekleştirilememektedir. Öte yandan,
ikili anlaşma yapmak isteyen müşteriler açısından ENERJİSA dışında da pek çok
seçenek bulunmakta ve ENERJİSA’nın düzenlenen tarife üzerinden elektrik enerjisi
hizmeti temin etmek isteyen bir tüketicinin imzalaması gereken PSS’de tek muhatap
olması gibi bir durum ikili anlaşmalar için geçerli değildir.
(476) Daha önce de belirtildiği üzere, tüketicilerin pek çoğu, serbestleşme hakkında yeterli
bilgiye ve bilince sahip olmamaları nedeniyle ve elektrik enerjisinin temini konusunda
ENERJİSA dışında başka bir tedarikçiyle muhatap olmamaları nedenleriyle de
yönlendirilmeye açık durumdadırlar. Soruşturma kapsamında yapılan araştırma ve
yerinde incelemeler çerçevesinde, ENERJİSA’ya bağlı bulunan MHM’lerde abonelik
açma dahil tüm müşteri hizmetlerine ilişkin iş akışları yerinde gözlemlenmiş ve bu
esnada MHM’lerde birlikte alınan PSS ve deklarasyon kapsamında Ön Sözleşme’li ikili
anlaşmalara ilişkin çok fazla örnek tespit edilmiştir (MHM incelemelerinde alınan örnek
sözleşmeler). Bu bağlamda, ENERJİSA’nın müşteri merkezlerine PSS imzalamak
veya diğer abonelik işlemleri için gelmiş bulunan tüketicilere, tüketicilerin düşük bilgi
ve bilinç seviyesinden yararlanarak Ön Sözleşme’li ikili anlaşma imzalattığı tespit
edilmiştir. Talep taraflı aksaklıklarda da değinildiği üzere, bir GTŞ kendisini herhangi
bir abonelik işlemi için ziyaret eden bir müşterisini, kendisi bizzat deklarasyon
uygulamasının promosyonunda çerçeveleme etkisini ve tüketici nezdinde de sahiplik
ve statüko etkilerini kullanmak suretiyle kendisiyle Ön Sözleşme’li bir ikili anlaşma
imzalamak yönünde kolaylıkla yönlendirebilecektir. Uzun yıllardır elektrik enerjisini
yerleşik tedarikçiden temin edegelen ve serbestleşme sonrasında da buna devam
eden bir müşteriye, başka herhangi bir değişikliğe gitmesine gerek olmadan, “Serbest
18-27/461-224
209/436
tüketici limitini geçtiğiniz anda daha ucuz fiyattan elektrik tüketme imkanına
kavuşacağı” minvalinde bir vaatle deklarasyon kapsamında ikili anlaşma imzalatmak
buna örnek teşkil etmektedir.
(477) Hemen belirtmek gerekir ki, PSS ve Ön Sözleşme’li ikili anlaşmanın bir arada
alınmasını gerektirecek herhangi bir yasal zorunluluk bulunmamaktadır. Bilakis
THY’nin Sözleşme Süresi ve Sona Erme başlıklı 8(2) maddesinde yer alan
“Tüketicinin, elektronik imza ile veya görevli tedarik şirketine yazılı olarak başvuruda
bulunması veya tedarikçi değişikliği yapmak isteyen tüketiciler tarafından doldurulan
EK-3 formunun tüketicinin yeni tedarikçisi tarafından görevli tedarik şirketine sunulması
kaydıyla, perakende satış sözleşmesi sona erdirilir. Söz konusu başvuruda,
sözleşmenin sona erdirilmek istendiği tarih yer alır. Bu fıkra kapsamında yapılan
başvuru, en geç üç iş günü içerisinde sonuçlandırılır. EK-3 formunun görevli tedarik
şirketine sunulmamasına karşın Piyasa Yönetim Sistemi üzerinden yeni
tedarikçiye geçişin gerçekleşmesi halinde perakende satış sözleşmesi işbu
geçişin gerçekleştiği tarih itibarıyla sona ermiş sayılır (…)”140 ibaresi çerçevesinde
imzalanan ikili anlaşmanın yürürlüğe girmesi adına PYS’ye yüklenmesi ile PSS’nin
sona erdiği anlaşılmaktadır. Bu çerçevede, yasal olarak zaten aynı anda yürürlükte
bulanamayacak olan iki sözleşmenin ENERJİSA tarafından bir arada alınmasının, ilgili
tüketiciyi yeterli bilinç seviyesine ulaşmadan kendi portföyüne katmayı, böylelikle ilgili
tüketicileri doğrudan rakip tedarikçilere kapatmayı amaçladığı değerlendirilmektedir.
Nitekim Belge 55’te Pendik MHM Takım Yöneticisi K. D. tarafından, AYESAŞ Satış
Saha Müdürü A. A.’ya gönderilen e-postalarda, “Bizlere verilen deklarasyon
hedeflerinde her masamıza oturan müşteriden deklarasyon alacağımız öngörülerek
verilmiştir." ifadesinden, ENERJİSA’nın MHM’leri herhangi bir abonelik işlemi için
ziyaret eden her tüketiciden deklarasyon aldığı ve “Bu ay aşağıda bilgisini verdiğim
yeni uygulama ile beyan sayılarımız düşmeye başlamıştır… Özetle bana gelen 3
müşteriden 1 i yeni beyan [deklarasyon], 2 si daha önce beyan vermiş müşteri oluyor.
Bu 2 müşteriye beyan alsak bile fiili olarak sistem izin vermediğinden aktiviteyi
güncelleyemiyoruz. Farklı bir aksiyon almaz isek ay sonu hedefin %35 i yapılabilir
gözüküyor…” ifadesinden ENERJİSA’nın deklarasyon uygulamasını çok sıkı ve yoğun
bir şekilde uyguladığı, öyle ki MHM’leri ziyarete gelen müşterilerin önemli bir kısmından
birden fazla kez beyan-deklarasyon alındığı anlaşılmaktadır.
(478) Yine benzer şekilde BAŞKENT Gölbaşı/Ş.Koçhisar Satış Takım Lideri B. G. ile
BAŞKENT Keçiören Satış Takım Lideri D. B. arasındaki konuşmada geçen (Belge 57)
“zaten her abonelik işleminden deklarasyon alıyoruz.” ifadesi ile Belge 59’da AYESAŞ
Müşteri İlişkileri Grup Müdürü Ö. K. tarafından gönderilen e-postada yer alan “Rasyolar
iyi gidiyor, … Deklarasyon rasyolarında da abonelik sırasında %85, başvuru
işlemlerinde ise %70’lik hedefimiz var biliyorsun.” ifadeleri deklarasyon uygulamasının
ENERJİSA tarafından çok sıkı bir şekilde takip edildiğini, uygulamaya dair çok yüksek
oranlarda başarı sağlandığını ve işleyişte tüketicilerin iradesine bırakılan herhangi bir
opsiyonel satış-ön satıştan ziyade adeta bir bağlama uygulamasının sonuçlarını
andıran bir etkililikte işletilen uygulama olduğunu göstermektedir.
(479) Daha önce de belirtildiği üzere, talep taraflı bir başka aksaklık durumuna işaret eden
sıcak durumda (hot state) tüketici uyarıcı bir unsurun etkisiyle irrasyonel bir duygu
durumu içinde, hızlı bir şekilde karar vererek kendisi için aslında tercih etmeyebileceği
bir karar verebilmekte ve satın alma kararını verdiği sıcak durumdan soğuk/ölçülü
duruma geçiş yaptığında kendisini aslında yapmayacağı bir seçimi yapmış ama bilişsel
140 Vurgu daha sonra eklenmiştir.
18-27/461-224
210/436
olarak pek de bunun farkında olmayan bir halde bulabilmektedir. Yerinde incelemede
elde edilen Belge 52’de ENERJİSA çalışanları arasında geçen konuşmada,
“Merhaba (…..) Bey, Ekteki EPDK yazısı ile müşterinin bizi şikayet sözleşme
olmaksızın portföyümüze kaydettiğimiz tespit edildiği yazıyor …
Söz konusu sözleşmelerde herhangi bir tarih bulunmuyor. Bu durumda bu
sözleşmeler acaba deklarasyon kapsamında yapılan ve sonrasında SMS vs.
bilgi gönderimi ile geçiş için onay alınarak mı portföyümüze alınıp alınmadığı
konusunda ve bu tip onay alınarak portföy geçişi sağlanmış ise söz konusu
onaylara ilişkin bilgi ve belgeleri yarın öğlene iletebilir misiniz?
Merhaba, İlgili abonelik deklarasyon kapsamında geçişi yapılmıştır.”
şeklinde yer alan ifadelerden tüketicilerin deklarasyon kapsamında esasen neye ilişkin
bir tercih yaptıkları hakkında sağlıklı bir fikre sahip olmadıkları anlaşılmaktadır. Nitekim
Belge 63’te,
“Arkadaşlar merhaba, Geçen gün SMS ile tarife değişikliği yapıldığına dair
haberlendirildim, yanlışlık oldu sanmıştım ama şu anda işlem yapılacağını
CRM’den baktığımda görüyorum. Benim haberim olmadan bu geçişi kim
onayladı? Bilgi verebilirseniz sevinirim…
Bu abonelik için zamanında deklarasyon imzalamış olabilir misiniz? Bu tesisate
standart tarife için işlem yapılmış…
Deklarasyon imzaladığımı sanmıyorum, sadece sözleşme imzalayıp DASK ve
Kira sözleşmesi ile MHM’ye maillemiştim. Hatta gönderdiğim evrak ta ekte.
İşlemin iptali için nasıl ilerleyelim?...
Bu konu ile ilgili yardımcı olabilir misin? Bilgim dışında deklarasyon yapılmış.
İptal edelim, imzalı bir evrak yok diye hatırlıyorum çünkü. Yanlışlıkla oldu
muhtemelen…
(…..) hanım merhaba, 12.04.2014 tarihinde (…..) Hanım’ın eşine sözleşme
yapmıştık ancak deklarasyon alıp almadığımızdan arşiv dosyalarına
ulaşamadığımızdan emin olamadık, (…..) Hanım fırsatın iptalini talep etmektedir
konu hk. yardımcı olabilir misiniz.”
şeklinde yer alan ifadelerden, kendisi de ENERJİSA çalışanı olan B. D. Ü.’nün yaşadığı
yere ait sayacın da deklarasyon kapsamında ikili anlaşmaya dönüştürüldüğü ve söz
konusu durumdan kendisinin dahi farkında olmadığı ve bu durumu daha sonra iptal
ettirdiği anlaşılmaktadır. Söz konusu örnek, deklarasyon uygulamasının,
ENERJİSA’da çalışan bir kişi bakımından bile talep taraflı aksaklıkların kullanılarak
hakim durumdaki GTŞ lehine ne kadar etkin bir şekilde işlediğini göstermesi
bakımından dikkat çekicidir.
(480) İlgili pazarlarda deklarasyon imzalatılan potansiyel serbest tüketicilerin başından beri
elektrik enerjisi hizmetini GTŞ’den temin ettiği dikkate alındığında, söz konusu
tüketiciler, sınırlı rasyonellik bağlamında temsil edilebilirlik, ulaşılabilirlik ve çıpalama
kısayolları denilen yargılara ilişkin hatalara düşme eğiliminde olabilmekte ve elektrik
enerjisi temin koşullarına ilişkin değerlendirmeleri GTŞ ile tecrübe ettikleri
deneyimlerden ibaret olabilmektedir. Söz konusu durum, tüketicilerin sınırlı rasyonellik
sergilemelerine bağlı olarak piyasadaki şeffaflığı ve karşılaştırılabilirliği tüketici
kaynaklı olarak zedeleyen bir etki doğurmaktadır. Zira tüketiciler böyle bir durumda
tedarikçi değiştirme sürecinin daha ilk aşaması olan bilgiye erişim sürecine ya geçiş
yapmamakta ya da yanlı (biased) bir geçiş yaparak objektif bir değerlendirmeden
18-27/461-224
211/436
uzaklaşmaktadırlar. Öte yandan, tedarikçi değiştirme sürecine dahil olmaya yönelen
bir tüketici açısından kayıptan kaçınma eğilimi, sahiplik etkisi ve statüko eğilimleri
nedeniyle mevcut tüm alternatif sağlayıcıların hizmet sunum koşullarını rasyonel bir
şekilde değerlendirilemeyebilecektir. Yetersiz finansal getiri algısı, piyasaya giriş
yapan alternatif tedarikçilere ve piyasanın geneline duyulan güvensizlik, karmaşık
tedarikçi değişim süreçleri ve mevcut tedarikçiye sadakat, sahiplik etkisi ve statüko
eğilimlerinden beslenmektedir. Tam da bu bağlamda, tüketiciye şebeke endüstrileri
üzerinden abonelik sözleşmeleri kapsamında hizmetlerin sunulduğu bir pazar olarak
elektrik perakende satış pazarındaki ENERJİSA’nın, bir seçim mimarı olarak
davranarak ve bu minvalde çerçeveleme aracını kullanarak potansiyel serbest
tüketicileri, serbest tüketici haklarını GTŞ’lerin portföyünde kalarak değerlendirme
konusunda rekabet karşıtı bir şekilde yönlendirdiği değerlendirilmektedir.
(481) Nitekim deklarasyon kapsamında ENERJİSA’nın serbest tüketici portföyüne otomatik
olarak geçirilen ve bu yönde bilgilendirilen bir tüketicinin bu eylemi iptal etmesi için
itirazda bulunması gerekmektedir. Abonelik sözleşmeleri, sigorta sözleşmeleri,
emeklilik planları gibi uygulamalarda tüketicileri sistemde tutmaya yönelik temelde iki
seçenek bulunmaktadır. Bunlardan ilki, tüketicinin ilgili sağlayıcının sisteminde kalması
için sözleşme/taahhüt yenilenmesini açıkça kabul ettiğini bildirmesi koşulunu içeren
“onaylı katılım” (opt in), ikincisi ise tüketicinin sözleşme/taahhüt yenilenmesinin
otomatik olarak yapılması ve tüketicinin bunu istememesi halinde, sistemden çıkışının
ancak istemediğine dair açık bir bildirimde bulunması koşulunun öne sürüldüğü “itirazlı
çıkış”tır (opt out).
(482) ENERJİSA tarafından gerçekleştirilen deklarasyon uygulaması esasen itirazlı çıkış
sistemi özelliği taşımaktadır. Yapılan araştırmalarda, örneğin emeklilik tasarruf hesabı
olarak bilinen plana yapılan yatırımların incelenmesinde, otomatik kayıt sisteminin söz
konusu plana yapılan kayıtları önemli ölçüde arttırdığı tespit edilmiştir. Nitekim
ülkemizde de uygulanmaya başlanan otomatik katılımlı bireysel emeklilik sisteminde
(BES), örneğin kamu çalışanları bakımından sistemde kalanların oranı, sistemde
öncesinden BES’i bulunanlar hariç kesim için %62, söz konusu BES’i bulunanlar da
dahil herkes için %55 olarak gerçekleşmiştir. Bu bakımdan, paternalistik bir amacın
söz konusu olabileceği emeklilik tasarruf hesap planlarının aksine, elektrik perakende
satış pazarında itirazlı çıkış sisteminin GTŞ’ler tarafından benimsenmesinin,
müşterileri birtakım işlem maliyetlerinden kurtarmak ve serbest tüketici olmanın
avantajlarından yararlandırmanın ötesinde, müşterilerin varsayılan seçenek temelli
sınırlı rasyonellik sergileyen tutumlarından faydalanmak ve böylece ilgili pazarı rakip
tedarikçilere kapatma amacının bir tezahürü olarak değerlendirmenin yanlış
olmayacağı ifade edilmelidir.
(483) Elektrik piyasaları bakımından tüketicilerin sergilediği statüko eğiliminin önemli
dayanaklarından birisi olan ‘varsayılan seçenek’ (default choice) hususu, öncesinde
uzun yıllardır GTŞ’den elektrik hizmeti alan bir tüketici için ciddi bir etkiye sahiptir.
ENERJİSA tarafından uygulanan deklarasyon uygulamasının tüketiciler için varsayılan
seçenek mekanizmasını kayda değer ölçüde kendi lehine rakipler aleyhine mobilize
ettiği değerlendirilmektedir. Nitekim Belge 62’de yer alan:
“ …(…..)
bu tesisatı satış listende göremedim
satış için uygun görünüyor
kontrol edermisin acilen
…
18-27/461-224
212/436
deklerasyonunu sen kontrol edebilirsin, ama vaktim yok diye birşsey yok dün
dediğimiz gibi dekl. ve st evrağı imzalatacağız mutlaka
…
(…..) hanım bu müşteri o vaktimy ok deyip imzalamayandı
ona ulaşıyoruz sözleşme evrağınız eksik diyoruz
davet ediyoruz
allem ediyoruz kallem ediyoruz imalatıyoruz arzucum
ve bir daha kaçırmıyoruz
…
artık birinci önceliğimiz bu
yaptığın işlemden bile önce
o kadar söyliyim
…
düşün oralarda 1 saatten fazla bekleyen insanlardan alıyoruz her evrağı
nasıl alınıyor?
almak durumundaysak her şartta alırız
…
işte dediğim gibi bazıları ters, kişilik meselesi
bundan sonra ikna edene kadar işlemini yapmıycam hehe :D
o zaman kapamayı yapmıyorum dicem ;)”
şeklindeki ifadelerden, ENERJİSA’nın PSS imzalamak dahil herhangi bir abonelik
işlemi için ziyarete gelen müşterilerden her koşulda deklarasyon aldığı, bunu tercih
etmeyecek bir müşteriyi tercihi hilafına mutlaka ikna etmeyi hedeflediği ve bunu birinci
önceliği yaptığı, deklarasyon alınmasını müşterinin ziyaret nedeni olan ilgili abonelik
işleminin de önüne koyduğu çok açıktır. Zira talep tarafında statüko eğiliminin ciddi
anlamda baskın olduğu piyasalar bakımından ilgili pazarın rakiplere kapatılmasının en
etkin vasıtalarından birisinin, tüketicilerin ürün veya hizmeti tedarik etmeye başladıktan
sonraki dönemlerde, tedarikçi değiştirmelerinin yapay engellerle önüne geçilmesi veya
zorlaştırılması değil, söz konusu tüketicilerin elde edilmesi esnasında rekabetçi bir
yarışın tesis edilmesini sınırlayan rekabet karşıtı mekanizmaların işletilmesi olduğu
belirtilmelidir. Bunun nedeni, bahse konu piyasalar bakımından tüketicilerin önemli bir
kısmının aktif bir seçim ediminde bulunmamasıdır. Bu nedenle sağlıklı bir rekabetçi
yarışın tesisinin bu piyasalar bakımından önemli bir koşulu da, tedarikçilerin tüketicilere
eşit koşullar altında erişim sağlayabilmeleridir. Elektrik perakende piyasası
bakımından tüketiciler nezdinde geçerli olan çok sayıda talep taraflı aksaklıkların
varlığı hâlihazırda yaygın ve etkili bir unsurken ENERJİSA’nın bilinçli bir şekilde bu
aksaklıkları sahip olduğu olanakları kullanmak suretiyle suiistimal ettiği ve böylece ilgili
pazardaki hâkim durumunu kötüye kullandığı ve henüz serbest tüketici hakkını
kazanmamış müşterileri rakiplere kapama amacıyla hareket ettiği
değerlendirilmektedir.
(484) ENERJİSA’dan gelen ve deklarasyon uygulamasının etkilerine ilişkin veriler
çerçevesinde aşağıdaki grafikler hazırlanmıştır:
Grafik 120: AYEDAŞ Bölgesi İçin Serbest Tüketici Kazanımındaki Deklarasyon Ağırlığı
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: ENERJİSA
18-27/461-224
213/436
Grafik 121: BAŞKENT Bölgesi İçin Serbest Tüketici Kazanımındaki Deklarasyon Ağırlığı
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: ENERJİSA
Grafik 1222: TOROSLAR Bölgesi İçin Serbest Tüketici Kazanımındaki Deklarasyon Ağırlığı
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: ENERJİSA
Grafik 123: AYEDAŞ, BAŞKENT ve TOROSLAR Bölgeleri İçin Serbest Tüketici Kazanımındaki
Deklarasyon Ağırlığı
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: ENERJİSA
(485) Yukarıda yer alan grafiklerden görüleceği üzere, ENERJİSA’nın AYEDAŞ bölgesi için
serbest tüketici portföyüne141 kattığı tüketicilerin 2015 yılında (…..), 2016 yılında
(…..)’u ve 2017 yılında (…..); Başkent bölgesi için 2015 yılında (…..), 2016 yılında
(…..) ve 2017 yılında (…..); Toroslar bölgesi içinse 2015 yılında (…..), 2016 yılında
(…..) ve 2017 yılında (…..) deklarasyon kapsamında elde edilen müşterilerdir.
(486) Üç bölgenin toplamı bakımından ise ENERJİSA’nın serbest tüketici portföyüne kattığı
tüketicilerin 2015 yılında %(…..), 2016 yılında %(…..) ve 2017 yılında ise %(…..)’ü
deklarasyon kapsamında elde edilen müşterilerdir. Bu bakımdan deklarasyon
uygulamasının ENERJİSA’nın tüketicileri serbest tüketici portföyüne katmasında ne
kadar önemli bir ağırlığının olduğu anlaşılmaktadır.
(487) Öte yandan, ENERJİSA’nın tüketicilerden aldığı deklarasyonların, talep taraflı
aksaklıkların geçerli olduğu perakende elektrik piyasasında ne kadar etkin bir şekilde
işlediğini göstermesi bakımından aşağıdaki grafiklere yer vermek uygun olacaktır:
Grafik 124: AYEDAŞ Bölgesi için Alınan Toplam Deklarasyon Miktarı ve Serbest Tüketici Portföyüne
Katılan Limit Üstü Deklarasyonların Oranı
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: ENERJİSA
141 Söz konusu grafikler bakımından serbest tüketici portföyü, deklarasyon uygulamasının asıl hedef
kitlesi olan mesken ve küçük ticarethaneler olarak tanımlanmıştır. Bahse konu tüketici grupları
ENERJİSA tarafından “Residential & SME” olarak sınıflandırılmaktadır.
18-27/461-224
214/436
Grafik 125: BAŞKENT Bölgesi için Alınan Toplam Deklarasyon Miktarı ve Serbest Tüketici Portföyüne
Katılan Limit Üstü Deklarasyonların Oranı
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: ENERJİSA
Grafik 126: TOROSLAR Bölgesi için Alınan Toplam Deklarasyon Miktarı ve Serbest Tüketici Portföyüne
Katılan Limit Üstü Deklarasyonların Oranı
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: ENERJİSA
Grafik 127: AYEDAŞ, BAŞKENT ve TOROSLAR Bölgeleri için Alınan Toplam Deklarasyon Miktarı ve
Serbest Tüketici Portföyüne Katılan Limit Üstü Deklarasyonların Oranı
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: ENERJİSA
(488) Yukarıda yer verilen grafiklerde, ilk sütun ilgili dönemde alınan toplam deklarasyonları,
ikinci sütun alınan toplam deklarasyonlar içinde o dönem serbest tüketici limitini geçen
dolayısıyla serbest tüketici portföyüne aktarılmaya uygun tüketici oranını ve üçüncü
sütun ise ilgili dönemde serbest tüketici limiti üstünde tüketimi bulunup kendisinden
deklarasyon alınmış tüketicilerin ne kadarlık bir kısmının ENERJİSA’nın serbest
tüketici portföyüne dahil edildiğini göstermektedir. Yukarıdaki grafiklerden, ilgili
dönemde serbest tüketici limiti üstünde tüketimi bulunan deklarasyon kapsamındaki
tüketicilerden ENERJİSA serbest tüketici portföyüne aktarılanların oranı AYEDAŞ
bölgesi için 2015 yılında (…..), 2016 yılında (…..) ve 2017 yılında (…..); BAŞKENT
bölgesi için 2015 yılında (…..), 2016 yılında (…..) ve 2017 yılında (…..)142; TOROSLAR
bölgesi için 2015 yılında (…..), 2016 yılında (…..) ve 2017 yılında (…..) olduğu
görülmektedir. Aynı oranlar ENERJİSA’nın üç bölgesinin toplulaştırıldığı grafikten
görüldüğü üzere, 2015 yılında (…..), 2016 yılında (…..) ve 2017 yılında (…..) olarak
giderek ve oldukça ivmeli bir şekilde artmıştır. Söz konusu oranlar, deklarasyon
uygulamasının talep taraflı aksaklıklarla karakterize edilen ilgili pazarlarda,
ENERJİSA’nın rekabet karşıtı yöntemlerle pazarı rakiplere kapatması için ne kadar
uygun bir enstrüman olduğunu göstermektedir. Nitekim yerinde incelemede elde edilen
Belge 61’de MHM Grup Genel Müdürü A. Ö. K. tarafından üç bölgenin müşteri
hizmetleri sorumlularına gönderilen e-postada
“Değerli Arkadaşlar,
Gururla belirtmek isterim ki; Ağustos ayı başlangıçlı serbest tarife geçişlerinde
yaklaşık 11.000 adetlik satış MHM’lerimizden gelmiş durumda.
142 Söz konusu oranın (…..) üzerinde çıkmasının nedeni, daha önceki yıllardan alınan deklarasyonların
serbest tüketici portföyüne dönüştürülmesidir.
18-27/461-224
215/436
Bunun yanı sıra yaklaşık 10.600 tesisatın da geçişleri deklarasyonlar ile
yapılmış. Burada da aslan payı bildiğiniz gibi MHM’lerimizin…
Dolayısıyla tüketim beyanının 2015 Mart ayında ortadan kalkmasından sonra,
tekrardan bir ayda yaklaşık 20.000 tesisatın serbest tarifelere dönüşümüne
katkı sağlamayı başarmış bir ekip olduk”
şeklinde yer alan ifadelerden, deklarasyon uygulamasının tüketim beyanıyla serbest
tüketici kazanımı yolunun kaldırılmasından sonra tekrar çok yüksek montanlı serbest
tüketici kazanımını sağlayan bir işlevi gerçekleştirdiği anlaşılmaktadır.
(489) Deklarasyon uygulamasının, ilgili pazarlardaki göreli etkisinin anlaşılması bakımından
aşağıdaki grafiklere de yer verilmesi gerekmektedir:
Grafik 128: AYEDAŞ Bölgesi için Deklarasyonla ENERJİSA Serbest Tüketici Portföyüne Katılanlar ve
Toplam DTŞ Portföyü Karşılaştırması
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: ENERJİSA
Grafik 129: BAŞKENT Bölgesi için Deklarasyonla ENERJİSA Serbest Tüketici Portföyüne Katılan ve
Toplam DTŞ Portföyü Karşılaştırması
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: ENERJİSA
Grafik 130: TOROSLAR Bölgesi için Deklarasyonla ENERJİSA Serbest Tüketici Portföyüne Katılan ve
Toplam DTŞ Portföyü Karşılaştırması
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: ENERJİSA
Grafik 131: AYEDAŞ, BAŞKENT ve TOROSLAR Bölgeleri için Deklarasyonla ENERJİSA Serbest
Tüketici Portföyüne Katılan ve Toplam DTŞ Portföyü Karşılaştırması
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: ENERJİSA
(490) Yukarıdaki grafiklerde, deklarasyonla ENERJİSA’nın serbest tüketici portföyüne
katılan tüketicilerle, ilgili pazarlardaki diğer tedarikçilerin tamamının portföyüne katılan
serbest tüketiciler karşılaştırılmaktadır143. Söz konusu karşılaştırmalardan da
anlaşıldığı üzere, deklarasyon uygulaması ENERJİSA için tek başına 2015 yılında ilgili
143 2015 Aralık, 2016 Aralık ve 2017 Ekim dönemleri itibariyle BTŞ’lerin portföyünde yer alan mesken
ve ticarethane müşterileri dikkate alınmıştır.
18-27/461-224
216/436
pazarlarda ve üç bölgenin toplamında da tüm diğer tedarikçilerin portföyünün yarısı
kadar bir kazanım sağlarken, bu kazanım 2016 yılında tüm diğer tedarikçi portföyünü
kayda değer ölçüde aşmış ve 2017 yılı içinse katbekat aşmıştır. Söz konusu
karşılaştırmalar deklarasyon uygulamasının sadece mutlak anlamda ENERJİSA ve
piyasa için değil aynı zamanda rakip tedarikçilerin portföyleriyle karşılaştırıldığında da
pazarı kapayıcı etkisi bakımından ne kadar önemli bir etkiye sahip olduğunu açık bir
şekilde göstermektedir.
(491) ENERJİSA, deklarasyon uygulamasını, düzenlenen tarifeden elektrik enerjisi temin
etmesi zorunlu olduğu için ENERJİSA ile PSS imzalamış olan ya da imzalamak
zorunda olan ve dolayısıyla doğrudan ENERJİSA ile sözleşme imzalamak için ya da
mevcut müşteri-tedarikçi ilişkisi kapsamındaki muhtelif nedenlerden ötürü temasa
geçen müşteriler nezdinde yürütmektedir. Dolayısıyla ENERJİSA’nın, deklarasyon
uygulamasını, düzenlenen tarifeden elektrik enerjisi hizmeti alınan tüketicilere yönelik
ilgili pazarlardaki hakim durumunu, kaldıraç mekanizması (leverage) aracılığıyla
serbest tüketici ilgili pazarlarındaki rekabeti engellemek amacıyla gerçekleştirdiği
değerlendirilmektedir.
(492) Deklarasyon uygulamasının başta çıpalama ve statüko etkileri olmak üzere talep taraflı
aksaklıklardan kaynaklı tüketici ataletini suiistimal ettiği ve serbestleşmeye açılan
perakende elektrik piyasasında GTŞ’leri BTŞ’ler karşısında avantajlı duruma getirdiği
belirtilmelidir. Deklarasyon uygulamasının tüketicilerin algısı nezdinde yarattığı bir
başka önemli bozulmaya (distortion) yer vermek uygulamanın yol açtığı manipülasyon
etkisini göstermesi bakımından faydalı olacaktır.
(493) Sektörel bilgi kısmında da ifade edildiği üzere, elektrik perakende satış faaliyeti
kapsamındaki teklifler, ilgili tarifeler üzerinden verilen indirimlerle yapılmaktadır. Bu
bağlamda, tarife ile ilgili tedarikçinin maliyeti arasında kalan marj, tedarikçinin bir
tüketiciye zarar etmeden verebileceği azami indirim miktarını göstermekte ve söz
konusu marjın son dönemlerde daraldığı görülmektedir. Ayrıca, ilgili pazar bölümünde
bir tedarikçi tarafından paylaşılan piyasa araştırmasında, mesken grubu tüketicilerinin
indirim beklentilerinin piyasa sınırlarının ötesinde olduğu belirtilmektedir.
(494) Henüz kendi tedarikçisini seçme hakkını kullanmamış bir tüketici için, sadece elektriğin
maliyeti dikkate alındığında, tarifedeki enerji bedeli üzerinden en fazla indirimi veren
teklif en iyi seçenektir. Bu sebeple ilgili tüketiciler teorik olarak enerji bedeli üzerinden
yapılan ve azami olarak %10-12 seviyesine varan teklifler arasından kendisi için en iyi
teklifi seçebileceklerdir. İlk defa tedarikçisini seçme hakkını kullanacak olan tüketiciler,
özellikle mesken ve küçük ticarethane grubunda bulunanlar, tabi oldukları tarifedeki
fiyat seviyesi ile aldıkları teklifleri kıyaslamakta ve bu kıyaslama, tüketicinin
tedarikçisini değiştirmedeki motivasyonunu etkilemektedir. Bu kapsamda, ilgili
tüketicilerin BTŞ’ler ile ENERJİSA’nın teklifini aynı anda alması ile ENERJİSA’nın
portföyünde bulunurken BTŞ’lerden teklif almasının etkileri farklıdır. Zira ilk durumda
BTŞ’lerin vereceği indirim oranı, ENERJİSA’ya kıyasla daha yüksek olabilecektir.
Örnek vermek gerekirse, ilgili tüketicinin anılan gruplardan birisine mensup bir tüketici
olduğunu ve mevcut tarife kapsamında tüketicinin ödediği enerji bedelinin 100 TL
olduğunu kabul edelim. Bu şartlar altında yukarıda belirtilen ilk durumda, diğer bir
ifadeyle ilgili tüketicinin serbest tüketici hakkını kullanmış olacağı ilk dönemde,
ENERJİSA’nın teklifi 94 TL (%6) olurken BTŞ’lerin azami teklifi 88 TL (%12)
olmaktadır. Müteakip dönem denilen ve ilgili serbest tüketicinin, ilk dönemdeki
sözleşmesinin veya taahhütnamesinin sona ermesi nedeniyle tedarikçi değişikliği
yapma imkanının ortaya çıktığı dönemde, ilgili tüketici yararlanmakta olduğu 94 TL’lik
18-27/461-224
217/436
teklif ile BTŞ’nin 88 TL’lik teklifini kıyaslamakta ve geçiş yapması halinde 6 TL’lik (%6)
bir ek fayda elde edeceğini düşünmektedir. İlgili pazarlar bakımından tüketicilerin karar
alma süreçlerinde sergilediği aksaklıklar bağlamında çıpalama etkisi, hiperbolik
indirgeme, ihmal-dikkatsizlik ve statüko eğilimleri dikkate alındığında, ilgili tüketicinin
ilk dönemdeki %12’lik teklifi kabul etme motivasyonunun, ikinci dönemdeki %6’lık teklifi
kabul etme motivasyonuna göre daha yüksek olduğu ve bahse konu gruplara mensup
tüketicilerin indirim beklentisi dikkate alındığında örnekteki tüketicinin bir sonraki
dönemde de mevcut yerleşik tedarikçide kalmayı tercih etme olasılığının bir hayli arttığı
değerlendirilmektedir. Dolayısıyla, tedarikçisini seçme hakkını ilk kez kullanacak
tüketicinin BTŞ’leri tercih etme olasılıkları daha yüksektir. İkinci dönemde ise,
ENERJİSA’nın portföyünde bulunan ve %3 veya %4’lük bir indirim oranından
yararlanan bir tüketici, başka bir tedarikçiye geçerken ilk durumda olduğu tarifelerde
öngörülen fiyatı değil, mevcut durumda yararlandığı indirimli fiyatı dikkate alarak
tercihte bulunacaktır. Böyle bir durumda BTŞ tarafından sunulacak %10-12’lik teklifin
tüketici üzerindeki etkisi ilk duruma kıyasla çok daha düşük olacaktır.
(495) Bir tüketici kendi seçim mekanizmasının doğal bir şekilde işlemesi sonucu her iki
dönemde de yerleşik tedarikçinin portföyünde kalmayı pekala tercih edebilecektir
ancak burada ENERJİSA, ilk dönemde tüketici adına karar vererek tüketici
mobilizasyon sürecinde en baştan bir bozulmaya yol açmakta ve domino etkisiyle bu
bozulma sonraki dönemlere de sirayet etmektedir. İşbu örnek, deklarasyon
uygulamasıyla yerleşik tedarikçiler tarafından tüketici seçim mekanizmalarına yapılan
müdahalenin etkisinin biçim değiştirerek ne kadar uzun ömürlü olduğunu göstermesi
bakımından önem arz etmektedir. Dolayısıyla ENERJİSA’nın tüm tedarikçilerin aynı
anda ve eşit şartlarda başlaması gereken bir yarışa GTŞ olmasından kaynaklı hâkim
durumunu kötüye kullanarak önde başladığı ve ENERJİSA’nın bu eyleminin
tüketicilerin başka tedarikçiye geçme motivasyonunu düşürerek piyasayı BTŞ’lere
kapattığı değerlendirilmektedir.
(496) Tüketici refahının ençoklaştırılması amacının sağlanması bakımından tüketici
hakimiyetinin gördüğü işlev oldukça önemlidir. Bir piyasada tüketicilerin mümkün
olduğunca aktif ve etkin bir şekilde farklı seçeneklere ulaşmasını ve bunlar arasında
değerlendirme yaparak, tercihini mümkün olduğunca kolay bir şekilde
gerçekleştirebilmesi olarak da tanımlanabilecek tüketici hakimiyetinin sağlıklı bir
şekilde işlemesi, tüketicilerin tüketim tercihleri açısından farkında olmasını da
gerektirmektedir. Deklarasyon uygulaması, ayrıntılı olarak bahsedilen talep taraflı
aksaklıkları GTŞ lehine tetikleyerek tüketicinin tüketim tercihlerinde uyuşmaya
(numbness) yol açmaktadır. Bu çerçevede, deklarasyon uygulamasının,
ENERJİSA’nın, serbest tüketicinin mobilizasyonunu kısıtlamak/azaltmak ve tüketici
seçim mekanizmasını işlemez hale getirmek suretiyle ilgili pazarları rakiplere kapattığı
ve dolayısıyla “serbest tüketici limitinin altında kalan tüketicilerle yapılan elektrik
perakende satışı” pazarındaki hakim durumunu, potansiyel serbest tüketicilerin
tedarikçi değişimi önünde engel yaratmak ve dolayısıyla elektrik perakende satış
pazarında rakip tedarik şirketlerine pazarı kapama etkisi yol açacak şekilde
“ticarethane müşterilerine yapılan elektrik perakende satış” ve “mesken müşterilerine
yapılan elektrik perakende satış” pazarlarındaki rekabeti engellemek amacıyla kötüye
kullandığı sonucuna ulaşılmıştır.
(497) Perakende elektrik piyasalarında tedarikçi değişikliği bakımından sosyal etkinin önemli
bir etkiye sahip olduğu, pek çok tüketicinin alternatif tedarikçileri araştırmaya,
yakınlarından konuya dair gelen önerilerden sonra başladığı öneki bölümlerde
belirtilmiştir. Bu bağlamda, deklarasyon uygulamasının, sadece kapsamında olan
18-27/461-224
218/436
tüketicilerin tüketim tercihlerinde uyuşukluk yaratmak suretiyle piyasadaki statükoyu
GTŞ lehine korumakla kalmadığı aynı zamanda bahse konu sosyal etkinin varlığı
nedeniyle, adeta görünmez bir çarpan etkisiyle ilgili pazardaki statükoyu dolaylı olarak
da rekabet karşıtı bir şekilde GTŞ lehine koruduğu değerlendirilmektedir.
(498) Sonuç olarak, ENERJİSA’nın, tüketicilerin düşük bilgi ve bilinç seviyesi ve perakende
elektrik piyasası bakımından geçerli olan talep taraflı aksaklıkları sayesinde söz
konusu tüketicileri kendi tedarikçisini seçme hakkına kavuşmadan önce kendine
bağladığı, bu şekilde de ilgili tüketicilerin başka bir tedarikçiye olası geçişine engel
olduğu tespit edilmiştir. Serbestleşme kapsamında, BTŞ’lerin, yerleşik konumda
bulunan tedarikçinin K1 ve K2 portföylerinden müşteri kazanma yarışına girerek
rekabeti işletebilecekleri düşünüldüğünde, ENERJİSA tarafından gerçekleştirilen bu
yöndeki uygulamalarının, elektrik perakende satış piyasasındaki rekabeti ciddi
derecede kısıtlayıcı nitelikte olduğu değerlendirilmektedir. Zira ENERJİSA, GTŞ
olmasından kaynaklı olarak düzenlenen tarifeden elektrik enerjisi hizmetinin sunulduğu
ilgili pazardaki hâkim durumunun kendisine sunduğu münhasır olanakları kullanarak
henüz serbest tüketici olmamış tüketicileri, rakiplerin erişimine çok büyük ölçüde
kapatmaktadır. Böylelikle, ENERJİSA, bir yandan söz konusu tüketicileri kendi serbest
tüketici portföyüne katmak için diğer tedarikçilerle fiyat ve diğer hizmetler üzerinden
girmesi gereken rekabetçi yarışı bertaraf etmekte ve anılan tüketicileri serbest tüketici
portföyüne katmak için katlanması gereken abone edinme maliyetlerinden
kaçınabilmekte, diğer yandan söz konusu tüketicilerin, tüm tedarik şirketlerinin
erişimine açık olması beklenen ve serbest tüketicileri kendi portföylerine kazandırmak
için rekabetçi bir uğraş vermesinin beklendiği serbest tüketici havuzuna geçmesini en
baştan engellemektedir.
(499) ENERJİSA’nın GTŞ olmasından mütevellit, görevli olduğu dağıtım bölgelerindeki
tüketici bilgilerine zaten vakıf olduğu ve yaygın satış ve pazarlama ağı ile
MHM’lerinden kaynaklı büyük bir pazarlama ve satış ağına sahip olduğu; buna
mukabil, diğer tedarikçilerin ise tüketici veri tabanına sahip olmadığı ve kısıtlı satış
pazarlama olanaklarına sahip olduğu, dolayısıyla GTŞ ile BTŞ’ler arasında rekabetçi
yarıştaki olanakların hâlihazırda zaten GTŞ lehine asimetrik olduğu göz önüne
alındığında, ENERJİSA tarafından gerçekleştirilen bu uygulamaların rekabetçi sürece
verdiği zarar daha iyi anlaşılabilecektir.
(500) GTŞ olarak ENERJİSA’nın kendine uygun filtreleme araçları sonrasında ödeme
sorunu vs gibi nedenlerle sorunlu müşterileri ayıklayıp uygun ve cazip serbest tüketici
adaylarını ilk elden kendi portföyüne aktararak kendi lehine ayrı bir avantaj sağladığı,
ENERJİSA’nın sahip olduğu ve ilgili potansiyel serbest tüketicileri portföyüne
kazandırma konusunda “nokta atış” yapma fırsatı tanıyan potansiyel serbest tüketici
veri tabanı bilgisini deklarasyon uygulaması kanalıyla ayrımcı bir şekilde kendi lehine
kullandığı da belirtilmelidir. İlgili pazarların, içinde serbest tüketicilerin olduğu bir göl
olduğu varsayılırsa, serbest tüketici limitinin altında tüketimi olması nedeniyle daha
önceden düzenlenen tarifeden elektrik enerjisi hizmeti temin eden tüketicilerin, GTŞ
tarafından bu yolla kendi portföyüne yönlendirilmesi de o gölü besleyen ana
ırmaklardan birisinin doğal akışının saptırılarak başka bir havzaya, GTŞ’nin kendi
münhasır havzasına kanalize edilmesi olarak tarif edilmesi yanlış olmayacaktır.
(501) Serbestleşmenin ana hedeflerinden birisinin esasen serbest tüketici limitinin giderek
düşürülmesi, diğer bir ifadeyle, serbest tüketici gölünü besleyen bu ana ırmağın
mümkün olduğunca büyütülmesi ve giriş çıkışların serbest olması gerektiği göz önünde
bulundurulduğunda, söz konusu davranışın rekabetçi süreci, onu besleyen unsurları
18-27/461-224
219/436
doğrudan zayıflatarak ortadan kaldırmaya yönelik bir mekanizma niteliği taşıdığı
değerlendirilmektedir. GTŞ’nin bu yöndeki uygulamaları, GTŞ’nin hâkim durumunu
kötüye kullanarak rekabeti ortadan kaldırması ve nihayetinde serbestleşmeyi
engellemesi anlamına gelmektedir.
I.6.3.2.2. Usulsüz Sözleşme ve Tarihsiz IA-02 Alınmasına İlişkin Değerlendirme
(502) Sektöre ilişkin bilgiler başlığında da ifade edildiği üzere, ülkemizdeki serbestleşme
süreci 2013 yılından sonra hız kazanmıştır. Bu bağlamda birçok tüketici, görece yeni
olan serbestleşme kavramı ve sürecinin getirdiği faydalar hakkında yeterli bilinç
seviyesine sahip bulunmamakta ve zaten tüketiciler, uzun yıllardır elektrik enerjisi
hizmetini kamu tekeli niteliğindeki bir teşebbüsten temin etmelerinden ötürü, elektrik
enerjisi hizmetinin temini konusunda alternatifler arasında tercih yapma alışkanlığını
henüz tam anlamıyla edinememişlerdir. İlgili pazarlardaki katı yapının ve yerleşik
tedarikçi lehine işleyen talep taraflı davranışsal aksaklıkların varlığı göz önünde
bulundurulduğunda, tüketicilerin ilgili pazarda asimetrik bir şekilde kendilerine
yapılacak yönlendirmelere açık durumda olduğu ve tüketiciler nezdinde halen devlet
şirketi algısını taşıyan yerleşik tedarikçi ENERJİSA’nın yapacağı yönlendirmelerin
mevcut koşullar altında çok daha muteber ve etkin bir şekilde işlediği
gözlemlenmektedir.
(503) Teşebbüste gerçekleştirilen yerinde incelemede edinilen belgelerin bir kısmı
ENERJİSA’nın sözleşme olmadan portföyüne müşteri kaydettiğini ve tarihsiz IA-02
Formu aldığını (tedarik aralıklarının, imza tarihinin, bazen de her ikisinin de eksik
olduğu durumların bulunduğu görülmüştür) göstermektedir. Belgeler arasında,
tüketicilerin sözleşmeleri olmamalarına rağmen ENERJİSA portföyüne geçirildiklerini
belirttikleri veya yanlış bilgi verilerek sözleşme imzalatılmasına ilişkin şikâyetlerin
bulunduğu da dikkat çekmektedir.
(504) Usulsüz sözleşmeler kapsamında ele alınacak ilk husus müşterilerin sözleşmeleri ve
IA-02 Form’ları olmamasına rağmen serbest tüketici portföyüne katılmalarıdır.
Örneğin, 23.11.2015 tarihli “FW: Enerjisa Sözleşme ve Sözleşme Ekleri hk.” başlıklı e-
postada (Belge 25) imzalanması gereken sözleşme ve ekleri belirtilmiş ve “Bugün
hanginiz müsait ise ekteki evrakları Selfplast (…..) ile görüşerek alır mısınız? Sözleşme
imza tarihi ya boş olmalı ya da 15.11.2016 yazmalı.” ifadeleri ile söz konusu evrakların
gün içerisinde müşteriden alınması talep edilmiştir. Burada dikkat çeken husus,
sözleşmedeki imza tarihinin ya boş bırakılması ya da e-posta tarihinden sekiz gün
önceye denk gelen 15.11.2016 tarihli olarak imzalatılmasının talep edilmesidir. Söz
konusu yazışmalar, ilgili tüketicinin serbest tüketici portföyüne 15.11.2016 tarihinde
katıldığı ancak bu işlem sırasında herhangi bir sözleşme imzalatılmadığına işaret
etmektedir. İlgili evrakların en erken 23.11.2016 tarihinde tamamlandığı
anlaşılmaktadır. Benzer şekilde “imzasız sözleşmeler hakkında..” başlıklı e-postada
(Belge 31) toplamda 27 adet imzasız sözleşmeye rastlandığı ifade edilerek, söz
konusu imzaların tamamlanması için yazışmalar gerçekleştirilmiştir. Kadıköy MHM’de
yapılan yerinde incelemede elde edilen “Haftalık Satış Toplantısı” adlı belgede yer alan
e-postada, “400 K ST” sözleşmesinin bulunmadığı belirtilmiştir (Belge 36).
(505) Geçerli sözleşme veya IA-02 Formu olmaksızın serbest tüketici portföyüne müşteri
katılması hususu müşterilerin şikayetlerine de sıklıkla konu olmaktadır. Örneğin,
“sözleşme talep eden müşteriler hk” başlıklı e-postada (Belge 30), müşteriye ceza
bedeli çıktığı bu nedenle müşterinin sözleşmesinin bir örneğini talep ettiği
belirtilmektedir. Ancak arşivde yapılan çalışmalar sonucunda müşterinin sözleşmesine
ulaşılamamış olup bu durumda ceza bedelinin (taahhütlü erken çıkış bedelinin) iptal
18-27/461-224
220/436
edilmesi gibi bir yol izlenip izlenemeyeceği tartışılmaktadır. Ayrıca, 21.11.2016 tarihli
ve “(…..) hk” başlıklı e-postada (Belge 2), sözleşme olmadan serbest tüketici
sözleşmesinin uzatıldığına ve tek zamanlı tarifeye geçirildiğine ilişkin müşteri
şikayetinin bulunduğu ve ilgili müşterinin serbest tüketici sözleşmesinin iptalini talep
ettiği anlaşılmaktadır.
(506) Yine, 26.01.2016-04.02.2016 tarihli ve “(…..) - SÖZLEŞME ÖRNEĞİ HAK” konulu e-
postada (Belge 18), müşterinin haberi olmadan serbest tüketici geçişi yapıldığına ilişkin
şikayet ile ilgili IA-02 Formu ve sözleşmeye ulaşılamadığı ifadeleri yer almaktadır.
30.09.2016 tarihli “RE: ACİL: (…..)” konu başlıklı e-postadan (Belge 21), müşterinin
sözleşmesi olmadan portföye geçirildiği, sonra hata yaptık denilerek işlemin iptal
edildiği, ancak Temmuz’da tekrar ENERJİSA portföyüne geçiş yapıldığı belirtilmiştir.
Benzer şekilde, 17.10-08.11.2016 tarihli ve “Gaziantep İl Sağlık Md-İhaleli tesisatlar”
konulu e-posta (Belge 22); 20-21.01.2016 tarihli, “(…..) - (…..) otomotiv” konulu e-
posta (Belge 23) ve 04-07.11.2016 tarihli, “EPDK (…..) Sözleşme Hk” konulu e-
postalardan (Belge 24) sözleşme olmadan müşterinin portföye geçişinin yapıldığı
anlaşılmaktadır.
(507) Müşteri şikayetleri neticesinde ilgili sözleşmelerin EPDK tarafından talep edildiği
durumlar da söz konusudur. Örneğin, 10.10.2016 ve 13.10.2016 tarihli “EPDK-(…..)
Sözleşme hak” konulu e-postalarda (Belge 15), mevcut sözleşme ile müşterinin tip 2
iken neden serbest tüketici portföyüne geçirildiğinin anlaşılamadığı ve bu nedenle
sehven geçişiniz yapılmıştır diyerek tüketim iptaline gidilmesi gerektiği belirtilmiştir.
25.08.2016 tarihli, “Re: EPDK Yazılı Savunma Talebi” konulu e-postada (Belge 17) ise
üç adet müşterinin rakiplere geçişinin haksız olarak engellendiğine ilişkin EPDK’nın
savunma istediği, bu geçişlerin kasti olmayan teknik hatalardan kaynaklandığı,
kısacası sehven yaşandığı ifade edilmiştir. 27.10.2016 tarihli ve “EPDK-(…..)
Sözleşme hak” başlıklı e-postada (Belge 4) müşterinin, bilgisi dışında ENERJİSA
serbest tüketici portföyüne geçişinin yapıldığına ilişkin şikayeti yer almaktadır. Söz
konusu şikayete ilişkin 27.10.2016 tarihli ve “EPDK-(…..)” konulu e-postada (Belge 3)
ise müşterinin 2016 yılının Mayıs ayında rakip tedarikçinin portföyüne geçtiği, bu geçiş
ile arşivden evraklar talep edildiğinde ise müşterinin Şubat ayında imzalatılmış IA-02
Formu’nun gönderildiği, Eylül ayında gerçekleşen geçişe ilişkin ENERJİSA’da geçerli
herhangi bir IA-02 Formu bulunamadığı belirtilmiştir. Dolayısıyla, müşterinin Mayıs
ayında rakip tedarikçiye geçmesinin ardından Eylül ayında, Şubat ayında imzalatılan
IA-02 Formu ile tekrar portföye alındığı anlaşılmaktadır. 12.04.2016 tarihli “RE: (…..)
no'lu tesisatın IA-02 formu talebi” konulu e-postada (Belge 5), EPDK’nın geçiş talep
edilen bir tesisata ilişkin olarak IA-02 Formu talep ettiği, formun şirketin çeşitli
bölümlerinde arandığı ancak bulunamadığı, bunun üzerine hukuk bölümü
çalışanlarının EPDK’ya bu form sunulmazsa DUY’un 30A/13-b hükmü uyarınca üç ay
süreyle portföye yeni müşteri ekleyememe riskiyle karşı karşıya kalınacağı hususunda
çalışanları uyardıkları görülmüştür. Belgelerin bulunamaması üzerine, EPDK’ya
portföy geçişinin sehven yapıldığı hususunda bilgi verilmesinin ve tüketicinin
zararlarının ödenmesinin kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır.
(508) 07.10.2016 tarihli “yetkili onayı-(…..)” konulu e-postada (Belge 13), serbest tüketici
geçişi yapılan bir müşterinin ilgili formlarında imza olmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca
aynı müşterinin SMS ile taahhüt uzamasının yapıldığı anlaşılmaktadır. Benzer şekilde
25.09.2016 - 06.10.2016 tarihli “EPDK-(…..) Sözleşme hak” başlıklı e-postada (Belge
14), alım satım formunda müşterinin imzasının olmadığı sadece kaşesinin bulunduğu
anlaşılmıştır, yine tarifesinin SMS ile bir yıl daha uzatıldığı görülmüştür.
18-27/461-224
221/436
(509) Yerinde incelemede elde edilen bazı müşteri şikayetleri ile ilgili ise daha detaylı bir
araştırma yapılması ihtiyacı duyulmuştur. Bu kapsamda ilgili müşterilere telefon ile
ulaşılmış ve ENERJİSA ile yaşadıkları problem hakkında daha detaylı bilgi alınmıştır.
(…..) yapılan telefon görüşmesinde, ENERJİSA ile taahhütlü herhangi bir sözleşmeleri
olmamasına rağmen tedarikçi değiştirmek istediklerinde kendilerine yüklü miktarda
çıkış bedeli yansıtıldığı, bu bedelin ödenmesi konusunda sürekli hukuk bürosundan
aranıp haciz işlemi yapılacağı konusunda rahatsız edildikleri, sözleşmeyi görmek
istediklerini söyledikleri ancak ENERJİSA’nın sözleşmenin arşivden çıkarılmasının zor
olmasını öne sürerek sunmadığı belirtilmiştir. Benzer şekilde, taahhütlü bir sözleşmesi
olmamasına rağmen (…..) tesisat numaralı müşteriye de rakip tedarikçiye geçişi
durumunda çıkış bedeli uygulanacağı belirtilmiş ancak kendisine herhangi bir
sözleşme örneği sunulamamıştır. (…..) da saha çalışanının kendilerinden habersiz
sözleşme ile (…..) serbest tüketici portföyüne geçirmesinden şikayetçi olduklarını ifade
etmiştir.
(510) Yerinde incelemelerde çok sayıda bu şekilde örneğe rastlanılması sözleşmesiz portföy
geçişlerinin sistemsel ya da teknik bir hatadan kaynaklanmadığını göstermektedir.
Nitekim 08.11.2016 tarihli “yetkili onayı-(…..)” konulu e-postada (Belge 16) yer alan;
“Bayılıyorum bu sehvenli geçiriş sonra iptallerimize144” şeklindeki ifade, yukarıdaki
belgelerde görülen hatalı geçişlerin sıkça yaşandığını göstermektedir. Söz konusu
sözleşmesiz serbest tüketici portföy geçişlerinin ilgili mevzuata aykırı olmasının yanı
sıra, müşterilerin ENERJİSA portföyüne bağlanmalarına yol açarak rakiplere pazarın
kapatılmasına neden olduğu değerlendirilmektedir.
(511) İncelemelerde dikkat çeken bir diğer bir husus ise sözleşme ve eklerindeki imza ve
tedarik tarihi aralıklarının boş bırakılmasıdır. Nitekim “FW Gizli Müşteri - 3. Hafta
Raporu” başlıklı, e-posta yazışmalarının (Belge 26) ekinde yer alan “Futurebright –
EnerjiSA – Gizli Müşteri 3. Hafta Raporu.xlsx” başlıklı dokümanda, İstanbul’daki
MHM’ye ait gizli müşteri puanlamalarının yer aldığı pivot tablolardan da sözleşme
alınırken tarih ve imza kısımlarının eksiksiz doldurulmadığı anlaşılmaktadır. Söz
konusu pivot tablolarda, gizli müşteri puanlaması için belirlenen kriterler arasında,
serbest tüketici tanımının doğru yapılması, tarifenin doğru açıklanması, sözleşmede
fiyat ve tarih bilgisinin bulunması ve IA-02 Formu’nun tüm alanlarının doldurularak
imzalanması bulunmaktadır. Ancak, hizmet merkezi özelinde değişmekle birlikte, söz
konusu alanlarda eksikliklerin bulunduğu görülmektedir. Sözleşmelerde tedarik
tarihlerinin boş bırakılmasının ve tüketiciye konu hakkında bilgi verilmemesinin çalışan
hatası olmaktan ziyade şirket politikası olduğu ise 13.10.2017 tarihli ve “Bilgilendirme”
başlıklı e-postada (Belge 28), açık bir biçimde belirtilmiştir. Zira, Kadıköy Takım
Yöneticisi’nin çalışanlarına gönderdiği söz konusu e-postada “ST yaptığımız
müşterilerimize sözleşmenin başlangıç tarihini belirtmeyelim” ifadesi bulunmaktadır.
Benzer şekilde, Kadıköy MHM’den alınan bir belgede de ( Belge 28) “Eğer sözleşmede
sadece limit altı tesisat varsa başlangıç tarihi alanı boş bırakılmalıdır.” ifadelerine
rastlanılmıştır. Ayrıca, 02.12.2015 tarihli “RE: Güncel IA-02 ve IA-03 formları hkk.”
konulu e-postada (Belge 7) B. A. tarafından gönderilen IA-02 ve IA-03 Form’larına
ilişkin açıklamalar yapıldığı e-posta ekinde (Belge 8); 21.08.2016 tarihli “IA02
FORMLARI HATIRLATMA!” konulu e-postalarda (Belge 11), beyan (deklarasyon)
alınan durumlarda sözleşmedeki ve IA-02 Form’larındaki tedarik başlangıç tarihlerinin
boş bırakılması gerektiği belirtilmiştir.
144 Vurgu daha sonra eklenmiştir.
18-27/461-224
222/436
(512) 20.01.2016 tarihli, “RE: IA-02 ve IA-03 Formları Hkk.” konulu e-postada (Belge 8) ve
25.01.2016 tarihli, “IA02 - IA03 formlarının kullanımı hk.” konulu e-posta ve ekinde yer
alan “IA02 - IA03 kullanım amaçları” başlıklı dokümanda (Belge 10) ise deklarasyon
alınan durumlarda “tüketici adına” kısmındaki tarih kısmının da doldurulmasına bir
başka deyişle imza tarihinin doldurulmasına gerek olmadığı ifade edilmiştir. Bununla
birlikte, 04.02.2016 tarihli “SATIŞ SÖZLEŞMELERİ VE FORMLARIN NASIL
DOLDURULMASI GEREKTİĞİ HK.” konulu e-postada ise (Belge 9) hukuk bölümü ile
yapılan görüşmeler sonucunda ikili anlaşma ve ekteki formlarının doldurulması ile ilgili
alınan kararlar paylaşılmış ve deklarasyon veya satış fark etmeksizin imza tarihinin
“tüketici adına” bölümündeki imza kısmına yazılacağı, ancak deklarasyonda IA-02
Formu’nun tarih aralığı kısmının boş bırakılacağı belirtilmiştir.
(513) Bu hususu daha da netleştirmek adına, Kod-A Bilişim San. ve Tic. A.Ş.’den (KOD-A)145
alınan ve yerinde incelemelerde edinilen yaklaşık 3.800 sözleşme incelenmiştir. Söz
konusu sözleşmelerin (…..)’unda imza tarihinin bulunmadığı, (…..)’sında ise IA-02
Form’larında imza tarihinin olmadığı görülmüştür. Sözleşme ve IA-02 Form’larında
imza tarihinin olmaması da rakip tedarikçilere geçişi zorlaştırabilecek bir uygulamadır.
“Sektörel Çerçeve” başlıklı bölümde detaylarıyla açıklandığı üzere, birden fazla
tedarikçinin aynı müşteriyi serbest tüketici portföyüne katmak istemesi durumunda
EPİAŞ tarafından gerekli kontroller yapılarak, geçerli ikili anlaşma veya EPİAŞ
tarafından belirlenmiş olan IA-02 Formu’nu sunan tedarikçinin ilgili müşteriyi
portföyüne alması sağlanmaktadır. Eğer her iki taraf da geçerli bir ikili anlaşma
sunuyorsa, “IA-02 formlarından imza tarihi en yakın olan tedarikçi” ilgili müşteriyi
portföyüne katmaktadır. İmza tarihlerinin aynı olması durumunda ise EPİAŞ,
tedarikçiler tarafından yapılmış kayıtları onaylamamakta ve ilgili müşteri mevcut
tedarikçisinin portföyünde kalmaya devam etmektedir. IA-02 Form’larının imza tarihinin
boş bırakılması ise, ileride yaşanabilecek ihtilaflarda ENERJİSA lehine bir avantaj
yaratma potansiyeli bulunmaktadır. Zira ENERJİSA, deklarasyonun açıklandığı
bölümde belirtildiği üzere, henüz serbest tüketici olmamış tüketicilere de ikili anlaşma
ve IA-02 Formu imzalatmakta ve bu müşteriler serbest tüketici limitini geçtiklerinde
kendilerine çeşitli kanallardan bilgi vererek onları serbest tüketici portföyüne
katmaktadır. Bu süreçte ise GTŞ daha önceden müşterilere imzalattığı anlaşma ve IA-
02 Form’larını kullanmaktadır. Bu nedenle, müşterinin ne zaman bu limiti geçeceği
imza anında bilinemediğinden, IA-02 Form’larındaki tedarik aralığı tarihlerinin boş
bırakılması makul kabul edilebilecektir. Ancak imza tarihinin boş bırakılması ihtilaf
durumunda ENERJİSA’ya avantaj sağlayabilecek, EPİAŞ’a bu form sunulurken
mümkün olan en yakın tarihin ENERJİSA tarafından yazılması sonucunda müşterinin
çalışmak istediği rakip bir tedarikçiye geçişi engellenebilecektir. Sözleşme imza
tarihinin boş bırakılması ise sözleşme kapsamında taahhütlü bir tarife seçilmesi
durumunda müşterilerin ENERJİSA’ya isteklerinden daha uzun süreyle bağlı
kalmalarına yol açabilecektir. Sözleşme tarihinin ileri bir tarih girilerek ENERJİSA
tarafından doldurulması halinde, bu imzasız sözleşmeler müşterinin fiiliyatta bir yıldan
uzun bir taahhütlü sözleşmeye bağlı kalmasına yol açabilecektir. Örneğin, ENERJİSA
bir müşteriyle 2017 Ocak ayında başlayacak 12 aylık bir sözleşme yapmış olsun,
normal şartlar altında müşteri 2017 Kasım ayında bildirimde bulunarak başka bir
tedarikçiye herhangi bir bedel ödemeden geçiş yapabilecektir. Ancak sözleşmenin
tarih kısmında 2017 Haziran tarihinin atılması ihtimalinde, müşteri 2017 Kasım ayında
ayrılmak istediğinde kendisine erken fesih hükümleri uygulanabilecek ve müşteri
145 Bazı perakende şirketlerinin serbest tüketicilerle yapmış oldukları sözleşmeleri tasnif ve muhafaza
eden ve aynı zamanda elektronik ortama aktaran bir şirkettir.
18-27/461-224
223/436
sonradan atılan 2017 Haziran tarihi nedeniyle 2018 Ocak yerine 2018 Haziran ayına
kadar ENERJİSA portföyünde kitli kalabilecektir. Diğer bir ifadeyle ilgili müşterinin
başka bir tedarikçiye geçişi daha zor hale gelebilecektir.
(514) Yerinde incelemelerde edinilen belgeler arasında imzalanan pek çok sözleşmeye
ilişkin de müşteri şikayetlerinin bulunduğu görülmektedir. Bu şikayetlerde genellikle
sözleşmelerin abone yerine yetkisi olmayan kişilere imzalatıldığı ve yeterli bilgi
verilmeden veya yanlış bilgi verilerek imza alındığına değinilmektedir. Örneğin
22.12.2016 tarihli “D2D deklarasyon” (Belge 27) başlıklı e-postada, D2D ekibinin
deklarasyon sözleşmesini abonenin kendisi yerine gelinine imzalattıklarının ve bu
nedenle müşterinin sözleşmenin iptalini talep ettiği şikayetin yer aldığı görülmektedir.
Ayrıca, 02-07.11.2016 tarihli ve “fırsat iptali hk.” konulu e-postada (Belge 6), müşterinin
serbest tüketici geçişinin sahte imza ile yapıldığı ve bu nedenle ENERJİSA tarafından
tazminat ödendiği anlaşılmaktadır. 26.09.2016 tarihli “EPDK-(…..) Hak” başlıklı e-
postadaki (Belge 12) “müşterinin sözleşmesindeki imzanın olmaması gereken bir imza
olduğu ve bu sözleşmenin talep sahibine ulaştırılması yerine hiç ulaşılmadığının
belirtilmesinin daha uygun olacağı” ifadeleri dikkat çekicidir.
(515) Benzer şikayetlerin özetlendiği 24.11.2016 tarihli ve “D2D Örnek Vakalar” başlıklı e-
postada (Belge 29), müşteriye yanlış bilgi verilerek serbest tüketici sözleşmesi
imzalatılmaya çalışıldığı bir örnek, imza atılmazsa elektriğinin kesileceği belirtilerek ve
o evdeki abone olmayan bir kişinin imzası ile sözleşme alınmayı çalışıldığı başka bir
örnek ve indirim alacaksınız denilerek abonenin eşine sözleşme imzalatıldığı böylelikle
sözleşmenin eşin üzerine geçtiği, yeni güvence bedeli tahakkuk ettiği ve hesap
numarasının değiştiği, ancak bu konuda bilgi verilmediği ve müşterinin kaçak
konumuna düştüğü başka bir örnekten bahsedilmektedir. “Satış Bilgilendirme //
Deklarasyon Müşterilerinin Talepleri Hk. (Tip 3 - Tip 1 Geçiş Talepleri)” başlıklı e-
postada (Belge 34), “Bildiğiniz gibi D2D'un aldığı deklarasyonlara istinaden Tip-3 geçişi
yapılan müşterilerden hatalı bilgilendirme nedeniyle sözleşme imzalandığı,
sözleşmenin aynı adresteki başka bir kişi tarafından imzalanmış olduğu vs. sebeplerle
sözleşmenin iptal edilmesi yönünde talepler gelmektedir.” ifadeleri ile yukarıda
bahsedilen müşteri şikayetleri bir kez daha vurgulanmış ve e-postanın devamında bu
müşterilerin MHM’lere gelerek sözleşmeyi sonlandırma taleplerinin olması durumunda
yapılacak işlemler açıklanmıştır. Ayrıca, 23.05.2016 tarihli ve “RE: sayaç devri
hakkında” başlıklı e-postada (Belge 19) müşteriye, başka bir tedarikçi ile çalışırlarsa
teknik arızalarda destek alamayacağının belirtildiği görülmüştür.
(516) Bu kapsamda, yerinde incelemede elde edilen yanlış bilgi vermek suretiyle
sözleşmeye imza alınması veya sözleşmelerin yetkisiz kişilerce imzalanmasına ilişkin
birtakım müşteri şikayetleri ile ilgili müşterilerle gerçekleştirilen telefon görüşmelerinde
daha detaylı bilgilere ulaşılmıştır. Örneğin (…..), yapılan telefon görüşmesinde,
kendisine imzalatılan belgelerin sözleşme olduğunu bilmediğini ve imzalatılan belge ile
üyelik bilgilerinin yenilendiği bilgisinin verildiğini, daha sonra değişen abone bilgileri
otomatik ödeme talimatı verilen banka sisteminde değişmediğinden faturalarının
ödenemediğini ve bu sebeple tarafına yansıtılan borca itiraz ettiğini ve bu durumun
düzeldiğini şu an ENERJİSA’dan elektrik tedarik etmeye devam ettiğini ifade etmiştir.
Yine şikayetçi müşterilerden (…..) ile yapılan telefon görüşmesinde, müşterinin yeterli
bilgi verilmeden daha yüksek tutarlı bir tarifeye geçirildiği, bu duruma itiraz ettiği ancak
durumun düzeltilmediği ve hala aynı yüksek tarife üzerinden faturalarının
fiyatlandırıldığı bilgisi edinilmiştir. Benzer şekilde, (…..) da güncelleme amacıyla üç
farklı imzayla sözleşmesinin bulunduğunu öğrendiğini şu an başka bir tedarikçiyle
çalıştığını ve ENERJİSA’dan tarafına cezai bedel yansıtıldığını ifade etmiştir. (…..) ise,
18-27/461-224
224/436
elektrik aboneliğinin babası üzerine olmasına rağmen ENERJİSA yetkililerinin eşine
sözleşme imzalattıklarını belirtmiştir.
(517) Söz konusu e-postalar ve telefon görüşmelerinden, tüketicilerin yanlış veya eksik bilgi
verilerek serbest tüketici portföyüne geçirildiği anlaşılmaktadır. Bu yazışmalar aynı
zamanda, müşterilerin sözleşmeleri imzalarken tam olarak neyi imzaladıklarından
haberdar olmadıklarını da göstermektedir. Bu halde, müşteriye gerekli bilgilendirmenin
yapılmaması müşterinin serbest tüketici hakkı kapsamında enerjisini ENERJİSA’dan
almaya yönelik sözleşmeyi imzalamasına ancak bunun sonuçları ve niteliği hakkında
bilgisinin bulunmamasına yol açmaktadır. Örneğin 27.09.2016 tarihli “RE: Bireysel
Satış Hak.” başlıklı e-postada (Belge 1) müşteri, ENERJİSA ile herhangi bir sözleşme
imzalamadığını iddia etmesine karşın arşivden ilgili sözleşmeye ulaşıldığı görülmüştür.
E-postada yer alan söz konusu ihtilaflı portföy geçişinin tüketicinin imzaladığı
sözleşmelerin tam olarak ne sözleşmesi olduğunu bilmemesinden kaynaklandığı
değerlendirilmektedir. Tüketicinin bilgisizliği sonucunda alınan sözleşmeler ise,
tüketicilerin istekleri dışında ENERJİSA’nın portföyünde yer almalarına yol açarak
rakiplere pazarın kapatılmasına neden olabilecek bir uygulamadır.
(518) Benzer şekilde, yetkisiz kişiler tarafından imzalanan sözleşmeler ile yapılan portföy
geçişlerinin de tüketicilere rakip tedarikçiye geçişleri sırasında işlem maliyeti yaratan
ve rakiplere geçişi zorlaştıran uygulamalar olduğu ifade edilmelidir. Ayrıca “(…..) sabit
tarife itirazı hk***” başlıklı e-postada (Belge 33), serbest tarifeden yararlandığı halde
çıkış bedeli talep edilen bir müşterinin şikayeti tartışılmaktadır. Müşteri serbest
tarifeden yararlanırken yenileme işleminin sabit tarifeden yapıldığı anlaşılmış, ancak
bu şekilde bir yenilemenin neye istinaden yapıldığı bulunamamıştır. Nihayetinde
müşteriye yansıtılan çıkış bedelinin iptal edilmesine karar verilmiştir. Söz konusu
yazışmalar, müşterinin haberi ve onayı olmaksızın taahhütlü bir tarifeye geçirildiğini
göstermektedir. Bu uygulamanın da rakip tedarikçilere geçişi zorlaştırabileceği, zira
tüketiciye ceza bedeli gibi bir ilave maliyet çıkardığı, tüketicinin bunu iptal ettirebilmek
için ise ilave işlem maliyetlerine katlandığı değerlendirilmektedir.
(519) Bununla birlikte, bahsi geçen yanlış bilgi verilerek veya abone olmayan kişilerle
sözleşme imzalanarak gerçekleştirilen portföy geçişlerinin baskın bir şirket politikası
olmadığı, gerçekleştirilen yazışmalarda söz konusu şikayetlerin ciddiliğine değinildiği
ve yapılan yanlış işlemlerin düzeltilmeye çalışıldığı görülmüştür.
(520) Yerinde incelemede edinilen belgeler arasında bulunan 22-23.06.2016 tarihli
“Soruşturma tablosu” konulu e-postada (Belge 20), serbest tüketici limitini geçmiş
tüketicilerin toplu olarak portföye alınması (bulk switch) ve Sarıgazi MHM Takım
Yöneticisi ile Müşteri Temsilcisi arasında gerçekleşen 03.01.2017 tarihli
yazışmalardaki (Belge 32), “bir de bu neredeyse geçmiş bunu da girebiliriz”
ifadelerinden serbest tüketici limitini geçmediği halde serbest tüketici portföyüne
katılan müşterinin olduğu görülmekle birlikte, söz konusu uygulamaların sistematik bir
biçimde gerçekleştirildiğine dair ilave bulgu ve belge bulunamamıştır.
(521) Tüm bu değerlendirmeler neticesinde, bu başlık altında incelenen davranış ve
uygulamalar kapsamında ENERJİSA’nın sözleşme olmaksızın veya imzasız
sözleşmeler ile müşterilerin serbest tüketici portföyüne geçirilmesi ve IA-02
Form’larındaki ve sözleşmelerdeki imza tarihlerinin boş bırakılması şeklindeki
uygulamalarının pazarın rakiplere kapatılmasına yönelik olduğu ve böylelikle
ENERJİSA’nın ilgili pazarlardaki hâkim durumunu kötüye kullandığı
değerlendirilmektedir.Öte yandan, müşterilere yanlış bilgi verilerek veya yetkisiz
imzalar ile yapılan ikili anlaşmaların ise müşteriler bakımından işlem maliyetleri
18-27/461-224
225/436
yaratarak rakip tedarikçilere geçişi zorlaştırabileceği, ancak bu uygulamanın genel bir
şirket politikası olmadığı değerlendirilmektedir. Bu çerçevede her ne kadar müşterilere
yanlış bilgi verilerek veya yetkisiz imzalar ile yapılan ikili anlaşmalar tespit edilmiş olsa
da söz konusu uygulamaların şirket politikalarını yansıtmamasından hareketle 4054
sayılı Kanun’un 6. maddesi kapsamında hakim durumun kötüye kullanıldığına dair
yeterli bulgu bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
I.6.3.2.3. Müşterilerin K1-K2 Portföyleri Arasında ENERJISA Lehine Olacak
Şekilde Kaydırılmasının Değerlendirilmesi
(522) ENERJİSA’nın GTŞ olmasından kaynaklı münhasır hak ve yetkilerini ilgili pazarlardaki
rekabeti kısıtlamak amacıyla koordineli bir şekilde kullandığı bir diğer uygulama, GTŞ
olmasından kaynaklı olarak düzenlenen tarifeden hizmet verdiği tüketici portföyü ile
serbest tüketici portföyü arasında kendisine avantaj sağlamak amacıyla ilgili
tüketicilerin geçişini sağlamak ancak bu esnada kendisini rekabetçi yarışın ilgili
pazarlardaki doğal koşullarından muaf tutarak ilgili pazarlardaki mevcut hakim
durumunu rekabet karşıtı bir şekilde korumasıdır.
(523) 24.10.2017 tarihinde ENERJİSA Satış Saha Müdürü U. B. K. ile Marmara Satış Bölge
Müdürü S. S. arasında geçen yazışma içinde yer alan ve ekinde “Regüleye
geçiş_Kurumsal Satış_ 2. liste.xlsx”, “130717 Ek Protokol - Geçiş
Dönemi_revizyon.docx”, “130717 Ek Protokol - Geçiş
Dönemi_YekdemsizTarife_revizyon.docx”, “Teminat İbraz Yazısı.docx”, “Tedarikçi
formu.xlsx”, “Manuel Abonelik.docx” ve “Ürün Süreci_MixMatch Ürün Süreci.pdf” isimli
dosyaların yer aldığı “FW: Satış Bilgilendirme // Regüleye Geçirilecek Sanayi
Müşterileri Yeni Liste Hk.” başlıklı e-postada şu ifadeler yer almaktadır (Belge 82):
“Regüleye geçirilmesi planlanan 2. Parti kurumsal müşteri listesini ekte
bulabilirsiniz.
Daha önce yapılan regüleye geçirme işlemlerinin aynısı 37 müşteri için de
yapılacaktır.
Ekte bulunan 37 müşterinin abone fayda hesaplamasını “Regüleye
geçiş Kurumsal Satış 2. Liste”de bulabilirsiniz. (Abone Fayda sayfası)
Listede sarı ile işaretlenmiş costun hesaplaması ayrıca yapılacaktır.
Hesaplama yapıldığında bilgi verilecektir.
Müşterilerin PMUM çıkış talepleri bugün içerisinde Satış Destek Ekibi
tarafından yapılacaktır. Anlaşmaya varılan ve çıkışının yapılmasını
istemediğiniz müşteriler için Satış Destek Ekibine haber vermenizi rica
ederiz. Pasife alınma işlemleri 19 Eylül’e kadar yapılacaktır.
Ziyaret öncesinde, CRM üzerinden alınan MHM kapak çıktılarının
alınabilmesi için geliştirmeler devam etmektedir. Henüz geliştirmeler
tamamlanmadığı için MHM çıktılarının( Müşteri çıktıları) da alınması
gerekmektedir.
Listede DFİF ile ödeyen müşteriler de yer almaktadır. Geçişi kabul
eden müşterilerin bilgisi Satış Destek Ekibi tarafından Alacak Yönetimi’ne
iletilecektir.
Ekte P1-P2-Y2 paketleri için imzalatılması gereken Ek protokolleri
bulabilirsiniz. (Y2 paketi için “Yekdemsiz Tarife” protokolü
imzalatılmalıdır)
Her bir müşteri için perakende portföyünde alınmış olan güvence
bedeli, regüle portföyde alınması gereken güvence bedelinden az ise
müşteriden ek teminat istenecektir. Perakende portföyünde alınmış olan
18-27/461-224
226/436
teminat bedeli regülede alınması gerekenden fazla ise herhangi bir
aksiyon alınmayacaktır.
Regüleye geçmeyi kabul eden müşterilerin işlemleri “manuel
abonelik” şeklinde Satış Destek Ekibi tarafından yapılacaktır.
Müşteriye Ek protokol ile birlirlikte PSS (Perakende Satış
Sözleşmesi) imzalatılacaktır.
Manuel abonelikte dikkat edilmesi gereken noktaları ekteki “Manuel
Abonelik” dosyasında bulabilirsiniz.
Müşterilerimize imzalatılacak Teminat yazısı ekte yer almaktadır.
IA-02 formunu tarih alanı boş olacak şekilde imzalatılmalıdır.
Müşterilere sistemsel ödeme yapabilmesi için müşteri ziyaretinde
belirtilen evraklara ek olarak Tedarikçi Formu’nun da imzalatılması
gerekmektedir.
Müşteri taahhüt ettiği dönemden önce başka bir tedarikçiye geçiş
yapması durumunda müşteriye sözleşmedeki ceza prosedürü
uygulanacaktır. Bu konuda müşteriye bilgi verilmelidir.
Perakende Satış Sözleşmesi kapsamında oluşan damga vergisi ise Müşteri
tarafından ödenir; ancak Müşteri’nin ödediği bedel, ilk fark faturasına eklenir
ve Enerjisa tarafından müşteriye geri ödenir.”
(524) Yukarıda yer verilen belgeden, işbu dosya kapsamında hakkında soruşturma yürütülen
GTŞ’lerin, ikili anlaşma portföylerinde yer alan sanayi grubu müşterilerine, “ELEKTRİK
ENERJİSİ SATIŞ SÖZLEŞMESİNE EK PROTOKOL” başlıklı bir protokol imzalatarak
ilgili müşterileri GTŞ’lerin K1146 portföyüne almaya çalıştığı anlaşılmaktadır. Buna ek
olarak, yine aynı belgeden görüleceği üzere, düzenlenen tarifeye geçirilmeye çalışılan
müşterilere, sadece ikili anlaşması bulunan müşterileri ilgilendiren, söz konusu
müşterinin hangi tedarikçiden elektrik tedarik ettiğini EPİAŞ nezdinde gösteren IA-02
Formu’nun da “tarih alanı” boş olacak şekilde imzalatılması gerektiği ifade
edilmektedir.
(525) “ELEKTRİK ENERJİSİ SATIŞ SÖZLEŞMESİNE EK PROTOKOL”; Belge 82’nin
ekindeki “130717 Ek Protokol - Geçiş Dönemi_revizyon.docx” isimli dosyada şu şekilde
yer almaktadır:
“ELEKTRİK ENERJİSİ SATIŞ SÖZLEŞMESİNE EK PROTOKOL
1. Konu
Bu Ek Protokol yukarıda belirtilen tarihte ve taraflar arasında [Tarih] tarihli
Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi’ne (“Sözleşme”) ek olarak, enerji
tedariki/kapasite tahsisi yükümlülüğünün askıya alınması ve bu sürecin usul
ve esaslarını belirlemek üzere imzalanmıştır. Ek Protokol ile değiştirilen
hükümler hariç Sözleşme’nin diğer hükümleri geçerliliğini aynen korumaktadır.
2. Tedarik Yükümlülüğünün Askıya Alınması
2.1. Taraflar, karşılıklı mutabakat ile 01.08.2017 tarihinden itibaren,
Sözleşme’nin olağan sona erme süresini aşmamak kaydıyla, belirsiz süreli
olarak aşağıda belirtilen kullanım yeri için enerji tedariki ile buna bağlı olarak
tüketim bedeli ödeme yükümlülüklerinin askıya alınmasına karar vermiştir. Bu
tarihten itibaren ilgili kullanım yeri için Müşteri’ye ikili anlaşma kapsamında
146 Düzenlenen tarifeler üzerinden elektrik temin eden müşterilerin bulunduğu portföy piyasada K1 olarak
adlandırılmaktadır.
18-27/461-224
227/436
enerji tedarikine son verilecek, Müşteri, Sözleşme kapsamındaki bu kullanım
yerinin enerji tedarikini ilgili görevli tedarik şirketinden temin edecektir. Bu
kullanım yeri dışındaki –varsa- kullanım yerleri için Sözleşme aynen
uygulanmaya devam edecektir.
Tedarike ara verilen kullanım yeri: Tesisat/tekil kod
2.2. Müşteri tarafından Enerjisa’ya, tedarik yükümlülüğünün askıda kaldığı
süre (“Geçiş Dönemi”) içinde, herhangi bir zamanda bildirim yapmak suretiyle
ilgili kullanım yerini tekrar Enerjisa’nın serbest tüketici portföyüne alma ve
tedarike devam etme konusunda hak ve yetki tanınmıştır. Enerjisa, ikili
anlaşma kapsamında elektrik tedarikine devam edilebilmesi için portföy kayıt
işlemlerini mevzuatta belirtilen sürelere uygun olarak yapacak ve Müşteri’ye
tedarike başlanacak tarihi bildirecektir. Müşteri’nin kullanım yerinin tekrar
Enerjisa’nın serbest tüketici portföyüne girmesinden sonra bu kullanım yeri için
Sözleşme’ye kaldığı yerden devam edilecek olup, askıya alınan süre
Sözleşme süresine eklenmeyecektir.
2.3. Sözleşme’nin olağan süresinin sonuna kadar, Enerjisa tarafından ilgili
kullanım yerinin tekrar serbest tüketici portföyüne alınmaması durumunda
(yani Geçiş Dönemi’nin Sözleşme’nin süresinin sonuna kadar devam etmesi
durumunda), Sözleşme, bu kullanım yeri için olağan süresi sonunda
kendiliğinden sona ermiş sayılacaktır. Bu durumda taraflar, Müşteri’ye
ödeneceği belirtilen farklara ilişkin hükümler saklı kalmak üzere, birbirlerinden
ceza, tazminat vb. adlar altında bir bedel talep etmeyecektir.
3. Fatura Farkları
3.1. Düzenlemeye tabi tarife fiyatının, Sözleşme fiyatından düşük veya eşit
olması (fatura farkının eksi yönlü veya sıfır çıkması) durumunda Enerjisa
tarafından Müşteri’den herhangi bir bedel talep edilmeyecek, Müşteri
tarafından da Enerjisa’ya herhangi bir fatura düzenlenmeyecektir.
3.2. Düzenlemeye tabi tarife fiyatının Sözleşme fiyatından yüksek olması
durumunda, görevli tedarik şirketine geçen ilgili kullanım yeri için, Geçiş
Dönemi tüketimi üzerinden Müşteri’ye aşağıdaki esaslarla ödeme yapılacaktır:
3.1.1. Müşteri, görevli tedarik şirketinden enerji tedarik ettiği süre
boyunca (Sözleşme’nin olağan süresini aşmamak kaydıyla) tüketimlerine
istinaden ödediği faturaları Enerjisa’ya iletir.
3.1.2. Enerjisa tarafından düzenlemeye tabi tarife aktif enerji birim fiyatı
ile Sözleşme aktif enerji birim fiyatı arasındaki farka 2 (iki) TL/MWh eklenerek
bulunan TL/MWh birim fiyat, ilgili kullanım yerinin o aydaki tüketimleri ile
çarpılması suretiyle hesaplanır.
3.1.3. Hesaplanan tutar, Enerjisa tarafından Müşteri’ye bildirilir ve
Müşteri tarafından bildirimin yapıldığı ay içinde “Fiyat Farkı” adı altında
Enerjisa’ya fatura edilir. Fatura tutarına ayrıca KDV eklenecektir.
3.1.4. Kullanım yerinin Enerjisa’nın görevli tedarik şirketi lisansına sahip
olduğu bölge dışındaki bir görevli tedarik şirketinden enerji tedarik etmesi
durumunda 3.1.3.’te belirtilen tutar “Tazmin Bedeli” adı altında KDV’siz olarak
fatura edilecektir.
18-27/461-224
228/436
3.2. Fatura, en geç tanzim edildiği ayın son gününe kadar Enerjisa’nın elinde
olacak şekilde düzenlenir ve gönderilir. Enerjisa tarafından ödeme, en geç
faturanın teslim tarihinden sonraki 15’inci günü izleyen Perşembe günü yapılır.
Bu madde kapsamında Müşteri’ye ödeme yapılabilmesi için, Ek-1: Enerjisa
Tedarikçi Formu’nun eksiksiz doldurularak Enerjisa’ya ibrazı zorunludur.
3.3. Müşteri, Geçiş Dönemi’nin sona ermesinden sonra en geç 3 ay içinde
varsa ödenmemiş fark bedellerini (fiyat farkını/tazmin bedelini) Enerjisa’ya
fatura etmek zorundadır.
3.4. Geçiş Dönemi’nden önce Sözleşme (ikili anlaşma) kapsamında
gerçekleşen tüketimlere istinaden geriye dönük düzeltme kalemi, ek tahakkuk
vb. ödenmesi gereken bedeller, Geçiş Dönemi’nin sona ermesi beklenmeden
Müşteri’ye fatura edilir ve Sözleşme’deki esaslara uygun olarak Müşteri
tarafından ödenir.
3.5. Müşteri’nin Geçiş Dönemi içinde kullanım yeri için güç veya abone grubu
değişikliği gibi aktif enerji birim fiyatını etkileyecek bir değişiklik yapması
halinde, fark hesaplaması, değişiklikten önceki düzenlemeye tabi tarife aktif
enerji birim fiyatı üzerinden hesaplanmaya devam edilecektir.
4. Geçiş Döneminde Tarafların Yükümlülükleri
Müşteri, Geçiş Dönemi boyunca belirtilen kullanım yeri için enerji tedarikini
sadece düzenlemeye tabi tarife üzerinden, ilgili kullanım yerinin bulunduğu
bölgedeki görevli tedarik şirketinden temin etmeyi, başka bir tedarikçinin
serbest tüketici portföyüne geçmemeyi ve kullanım yerinin tekrar Enerjisa
serbest tüketici portföyüne alınabilmesi için, Enerjisa tarafından yapılacak
bildirim üzerine kullanım yerine ilişkin güncel Ek-2: IA.02 Serbest Tüketicilere
Satışlar İçin Enerji Alım-Satım Bildirim Formu usulüne uygun doldurarak,
süresi içinde Enerjisa’ya ibraz etmeyi taahhüt eder. Müşteri’nin bu
yükümlülüğe aykırı davranması halinde Sözleşme, Müşteri tarafından haksız
olarak feshedilmiş sayılır ve Sözleşme’nin haksız feshe ilişkin hükümleri
uygulanır.
5. Mahsuplaşma
Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği’nin hesapların ayrıştırılması hükümleri
uyarınca görevli tedarik şirketlerinin tarifesi düzenlemeye tabi her faaliyet ve
bu faaliyetin lisansı kapsamında sınırlandığı her bölge için ayrı hesap ve kayıt
tutmak zorunda olduğundan, Sözleşme kapsamındaki hak ve alacaklar ile
Perakende Satış Sözleşmesi’nden kaynaklanan hak ve alacaklar birbiriyle
takas veya mahsup edilemez.
6. Vergi ve Diğer Giderler
İşbu Protokol’ün akdi sebebiyle oluşabilecek damga vergisi Enerjisa tarafından
karşılanacaktır. Perakende satış sözleşmesinden kaynaklanan damga vergisi
Müşteri tarafından ödenecek, fakat bu bedel Müşteri’nin düzenleyeceği ilk
tazmin faturasında Enerjisa’ya fatura edilerek Müşteri’ye geri ödemesi
yapılacaktır.
7. Yürürlük
Bu Ek Protokol imza tarihinde yürürlüğe girmek üzere iki asıl nüsha olarak
düzenlenmiştir.
18-27/461-224
229/436
Ek-1: Enerjisa Tedarikçi Formu
EK-2: IA.02 Serbest Tüketicilere Satışlar İçin Enerji Alım-Satım Bildirim Formu”
(526) Söz konusu protokolün 2.2. maddesinden de görülebileceği üzere, tedarikçi şirket
müşteri ile yapmış olduğu ikili anlaşmayı, azami olarak yapılan ikili anlaşmanın süresi
kadar askıya almakta ve müşteriyi düzenlenen tarifeden elektrik temin edilen portföye
almaktadır.
(527) “Sektörel Çerçeve” kısmında da ifade edildiği üzere, 2016 Ocak döneminden bu yana
mesken, ticarethane ve sanayi tarifelerinde bir artış olmamıştır. Öte yandan piyasa
oyuncularının gösterge maliyeti olarak kabul edilebilecek PTF ile piyasa oyuncularına
yansıtılan YEK maliyetlerinde sürekli olarak artış görülmekte, hatta PTF ve YEK
maliyetinin toplamı özellikle sanayi müşterileri için belirlenen tarife fiyatının da üzerine
çıkmakta, bu bağlamda bu gruba yapılacak olan tedariki ekonomik olmaktan
çıkarabilmektedir.
(528) Tedarikçilerin maliyetleri ile piyasadaki fiili tavan fiyat olan tarife arasındaki makasın
daralması piyasa oyuncularının tedarik yapabilmesini zorlaştırmakta, ekonomik
hayatın dinamikleri çerçevesinde de tedarikçiler, bu duruma karşı yöntem geliştirmeye
çalışmaktadır. Piyasada uygulanan yöntemlerden biri, ilgili müşteriye verilen teklifin
piyasa şartlarında revize edilmesi, bu teklifin kabul görmemesi durumunda da ilgili
müşterinin tedarikçinin portföyünden çıkarılması ve böylece GTŞ’nin K1 portföyünden
hizmet almak durumunda bırakılmasıdır. Söz konusu yöntem hem GTŞ hem de
BTŞ’ler tarafından hayata geçirilebilmektedir. Ancak Başkent, Toroslar ve İstanbul
Anadolu Yakası elektrik dağıtım bölgelerindeki GTŞ’ler tarafından uygulanan
“ELEKTRİK ENERJİSİ SATIŞ SÖZLEŞMESİNE EK PROTOKOL” isimli protokolün ilgili
müşteriyi K1 portföyüne göndermenin ötesine geçtiği ve iki husus bakımından rekabet
karşıtı etkiye sahip olduğu değerlendirilmektedir.
(529) İlk olarak bahse konu olan protokolün “Geçiş Döneminde Tarafların Yükümlülükleri”
başlıklı 4. maddesinde şu ifadeler yer almaktadır:
“Müşteri, Geçiş Dönemi boyunca belirtilen kullanım yeri için enerji
tedarikini sadece düzenlemeye tabi tarife üzerinden, ilgili kullanım yerinin
bulunduğu bölgedeki görevli tedarik şirketinden temin etmeyi, başka bir
tedarikçinin serbest tüketici portföyüne geçmemeyi ve kullanım yerinin
tekrar Enerjisa serbest tüketici portföyüne alınabilmesi için, Enerjisa tarafından
yapılacak bildirim üzerine kullanım yerine ilişkin güncel Ek-2: IA.02 Serbest
Tüketicilere Satışlar İçin Enerji Alım-Satım Bildirim Formu usulüne uygun
doldurarak, süresi içinde Enerjisa’ya ibraz etmeyi taahhüt eder. Müşteri’nin bu
yükümlülüğe aykırı davranması halinde Sözleşme, Müşteri tarafından
haksız olarak feshedilmiş sayılır ve Sözleşme’nin haksız feshe ilişkin
hükümleri uygulanır.”147
(530) İlgili maddeyi değerlendirmeye geçmeden evvel, K1 portföyünde bulunan bir
müşterinin durumu ile ikili anlaşma yapmış olan bir müşterinin durumunu
karşılaştırmak faydalı olacaktır. Bilindiği üzere, EPDK tarafından belirlenen serbest
tüketici limitinin üzerinde tüketime sahip olan müşteriler, GTŞ’ler veya BTŞ’ler ile ikili
anlaşma yapabilmekte veya K1 portföyünde kalarak düzenlenen tarifeler üzerinden
elektrik temin etmeye devam edebilmektedir.
147 Vurgu daha sonra eklenmiştir.
18-27/461-224
230/436
(531) GTŞ veya BTŞ ile yapılan ikili anlaşmalar, temelde tüketicilere sağlanan sabit fiyat
garantisi ya da benzeri avantajlar içeren ek yararlar karşılığında belli süreler
öngörmekte, bu çerçevede ikili anlaşmanın tarafı olan müşteriler ikili anlaşmada
belirlenen süre boyunca ilgili tedarikçinin portföyünde kalma ve fesih ihbar sürelerini
gözetme yükümlülüğü altında bulunmakta, bahse konu müşteriler söz konusu
hususlara riayet etmeden tedarikçinin portföyünden ayrılmaları durumunda ise ceza
veya tazminat hükümleri ile karşı karşıya kalmaktadırlar. Diğer bir ifadeyle, ikili
anlaşma altında bulunan bir müşteriye, başka bir tedarikçinin erişmesi ve hızlı bir
şekilde kendi portföyüne alması kısıtlı olmaktadır. Buna ek olarak, ikili anlaşma altında
bulunan bir müşteri, tabi olduğu tarife üzerinden bir indirim almaktadır. Bu bağlamda,
halihazırda indirime sahip olan bir müşteriye, tedarikçilerin piyasada mevcut olan dar
marjlar kapsamında daha iyi bir indirim oranı vermesinin ve ilgili müşteriyi ikna
etmesinin güç olduğu ifade edilmelidir.
(532) K1 portföyünde bulunan müşterilerin tabi oldukları PSS’lerde GTŞ’ye karşı yerine
getirmek durumunda oldukları bir taahhüt bulunmamakta, dolayısıyla PSS
çerçevesinde elektrik temin eden ve serbest tüketici limitini geçen müşteriler anılan
taahhütlere aykırı davranma halinde üstlenilmesi gereken yaptırımlara tabi olmadan
kendilerine ikili anlaşma teklif eden tedarikçilere geçiş yapabilmektedir. Ayrıca K1
portföyünde bulunan müşteriler, fiili tavan fiyatı olan tarife üzerinden elektrik temin ettiği
için söz konusu müşterilere verilecek indirim, ikili anlaşma altında bulunan müşterilere
verilen indirime kıyasla daha ikna edici olabilecektir. Bu çerçevede devam eden
serbestleşme süreci çerçevesinde tüketimi serbest tüketici limitini geçmesine rağmen
GTŞ’lerin K1 portföyünde bulunan tüketiciler piyasa oyuncuları için önemli bir
potansiyele sahiptir.
(533) Protokolün yukarıda yer verilen maddesinde ise, hakkında soruşturma yürütülen
GTŞ’lerin ikili anlaşma içinde bulunduğu bazı müşterilerini K1 portföyüne geçirirken
söz konusu müşterilerine ikili anlaşmalarda bulunan süre, ceza ve tazminat
yükümlülükleri getirdiği görülmektedir. Diğer bir ifadeyle, ENERJİSA, PSS kapsamında
hizmet verdiği söz konusu müşterilere, aslında getiremeyeceği, ikili anlaşmalarda
tüketicilere sağlanan ek faydalar karşılığında getirilen ek taahhütlere paralel taahhüt,
süre ve ceza koşulları getirmekte ve böylece söz konusu tüketicilere bir yandan kriz
dönemlerinde düzenlenen tarife üzerinden elektrik sunabilmesinden kaynaklı
avantajları elde ederken, diğer yandan söz konusu tüketicilere diğer tedarikçilerin
hizmet sunmak için teklif götürmesinin önüne keserek, o müşteriler bakımından olası
rekabetçi yarış tehdidini kendi lehine haksız bir şekilde bertaraf etmektedir. Bu yöndeki
bir davranışın üç açıdan rekabet karşıtı olduğu ifade edilmelidir. Birinci olarak, devam
eden serbestleşme süreci kapsamında tedarikçiler için önemli bir potansiyel olan K1
portföyünün bir kısmının diğer tedarikçilere kapatılması söz konusudur. İkinci olarak,
ilgili GTŞ’lerin hem K1 hem de kendi ikili anlaşma portföylerini yönetmelerine bağlı
olarak anılan ve irdelenen protokol uygulamasını yapabilecek kapasiteye sahipken,
BTŞ’lerin böyle bir imkânının olmaması dolayısıyla, ENERJİSA’nın piyasa koşulları
çerçevesinde GTŞ olarak faaliyet gösterdiği bölgelerde kendi ikili anlaşma
portföyünden K1 portföyüne ve daha sonra tekrar kendi ikili anlaşma portföyüne geçiş
yaptırdığı tüketicilere sunulan hizmetler bakımından haksız bir kazanç ve avantaj
sağlaması gündeme gelmektedir. Son olarak ise, yeni gelişen bir olgu olan
serbestleşme kapsamında BTŞ’lerin yerleşik şirketlere kıyasla kredibilitesi daha az
olmaktadır. Mevcut durumda olduğu gibi piyasada yaşanan kriz anlarında, tedarikçiler
müşterilerini daha fazla zarar etmemek için K1 portföyüne gönderebilmekte, ancak
bağıtlanan ikili anlaşmaları süresinden önce sona erdirdikleri içinse ticari itibar kaybına
18-27/461-224
231/436
uğramaktadırlar. Söz konusu ticari itibar kaybı sadece ikili anlaşması tedarik şirketi
tarafından feshedilen tüketiciler nezdinde gerçekleşmemekte, asıl ve daha önemlisi
ticari hayat için oldukça önem arz eden itibar/şöhret etkisi (reputation effect) nedeniyle
piyasanın oldukça önemli bir kısmında tüketimine ilişkin belli bir bilinç düzeyine erişmiş
tüm serbest tüketiciler açısından gerçekleşmektedir. Bununla birlikte, ENERJİSA’nın
anılan uygulaması çerçevesinde incelenmekte olan GTŞ’ler, K1 portföyünü
yönetmenin verdiği avantajı kullanarak BTŞ’ler için geçerli olan böyle bir itibar kaybına
uğramamakta, böylelikle halihazırda yerleşik tedarikçinin lehine olan kredibilite
dengesi ENERJİSA lehine daha da bozulmaktadır.
(534) İşbu protokolün piyasada neden olduğu/olabileceği fiili ve/veya potansiyel kapatma
etkisini irdelemek için protokol çerçevesinde K1 portföyüne geçirilen müşterilerin
tüketimlerini, K1 portföyündeki tüketim ve BTŞ’lerin sahip oldukları tüketim ile
karşılaştırmak yararlı olacaktır. Aşağıdaki grafikte söz edilen karşılaştırmaya yer
verilmektedir:
Grafik 132: Başkent, Toroslar ve İstanbul Anadolu Yakası Elektrik Dağıtım Bölgelerinde Protokol
Çerçevesinde K1 Portföyüne Geçirilen Müşterilerin 2017 Yılı Tüketimi (mWh)
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: ENERJİSA
(535) Grafikten görüleceği üzere, protokol çerçevesinde K1 portföyüne geçirilen müşterilerin
2017 yılı tüketiminin GTŞ’nin K1 portföyündeki tüketime oranı, Başkent bölgesinde
(…..), Toroslar bölgesinde (…..) ve İstanbul Anadolu Yakası bölgesinde (…..) iken, K1
portföyüne geçirilen müşterilerin 2017 yılı tüketiminin BTŞ’lerin sahip oldukları tüketim
portföyüne oranı, Başkent bölgesinde (…..), Toroslar bölgesinde (…..) ve İstanbul
Anadolu Yakası bölgesinde (…..)’dir. Bu çerçevede protokol kapsamında K1
portföyüne dahil edilen müşterilerin tüketimlerinin, toplam K1 portföyü ile BTŞ’lerin
portföyüne kıyasla çok yüksek olmadığı görülmektedir.
(536) Bu oranlara ek olarak, 2017 yılında Başkent bölgesinde 81, Toroslar bölgesinde 74 ve
İstanbul Anadolu Yakası bölgesinde 76 adet tedarikçinin faaliyet gösterdiği
düşünüldüğünde148, protokol çerçevesinde K1 portföyüne geçirilen müşterilerin
tüketimlerini sadece BTŞ’lerin toplam tüketimleriyle kıyaslamak yanlış olabilecektir. Bu
sebeple ilgili bölgede BTŞ başına düşen tüketim ile protokol çerçevesinde K1
portföyüne geçirilen müşterilerin tüketimlerini karşılaştırmak gerekmektedir. Söz
konusu karşılaştırma aşağıdaki grafikte gösterilmektedir:
Grafik 133: 2017 Yılında Başkent, Toroslar ve İstanbul Anadolu Yakası Elektrik Dağıtım Bölgelerinde
Protokol Çerçevesinde K1 Portföyüne Geçirilen Müşterilerin Tüketimleri ile BTŞ Başına Düşen Tüketim
(mWh)
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: ENERJİSA
148 İlgili bölgede 2017 yılında en az üç ay satış yapan tedarikçiler dikkate alınmıştır.
18-27/461-224
232/436
(537) Grafikten de görüleceği üzere, İstanbul Anadolu Yakası hariç olmak üzere, protokol
kapsamında K1 portföyüne geçirilen müşterilerin tüketimi, ilgili bölgelerde faaliyet
gösteren BTŞ’lerin tedarikçi başına sahip oldukları tüketimin üstündedir. Bu sebeple
protokol ile koruma altına alınan tüketim miktarının bu halde bile ciddi sayılabilecek bir
seviyede bulunduğu değerlendirilmektedir. Bunun yanında her iki grafikteki değerlerin
de esasen istatistiklere doğrudan yansımayan itibar/şöhret etkisini yansıtmadığını
ancak bu etkinin piyasada BTŞ’ler aleyhine GTŞ’ler lehine orta ve uzun vadeli
sonuçlarının çok daha büyük olduğu hatırda tutulmalıdır.
(538) Protokol çerçevesinde normal şartlar altında herhangi bir engelle karşılaşmaksızın ikili
anlaşmadan yararlanabilecek tüketim miktarının, diğer tedarikçilere karşı koruma
altına alındığı görülmektedir. Protokole bağlı olarak K1 portföyüne aktarma uygulaması
çerçevesinde fiili olarak olmasa da, uygulamanın 2017 Ağustos ayında başladığı göz
önüne alındığında ilerleyen dönemde potansiyel kapama etkisine sahip olduğu
belirtilmelidir.
(539) “ELEKTRİK ENERJİSİ SATIŞ SÖZLEŞMESİNE EK PROTOKOL” isimli protokolün
rekabet karşıtı etki yarattığı değerlendirilen, “Fatura Farkları” başlıklı 3. maddesi şu
şekildedir:
“3.1. Düzenlemeye tabi tarife fiyatının, Sözleşme fiyatından düşük veya
eşit olması (fatura farkının eksi yönlü veya sıfır çıkması) durumunda
Enerjisa tarafından Müşteri’den herhangi bir bedel talep edilmeyecek,
Müşteri tarafından da Enerjisa’ya herhangi bir fatura
düzenlenmeyecektir.
3.2. Düzenlemeye tabi tarife fiyatının Sözleşme fiyatından yüksek olması
durumunda, görevli tedarik şirketine geçen ilgili kullanım yeri için, Geçiş
Dönemi tüketimi üzerinden Müşteri’ye aşağıdaki esaslarla ödeme
yapılacaktır:
3.1.1. Müşteri, görevli tedarik şirketinden enerji tedarik ettiği süre
boyunca (Sözleşme’nin olağan süresini aşmamak kaydıyla) tüketimlerine
istinaden ödediği faturaları Enerjisa’ya iletir.
3.1.2. Enerjisa tarafından düzenlemeye tabi tarife aktif enerji birim
fiyatı ile Sözleşme aktif enerji birim fiyatı arasındaki farka 2 (iki) TL/MWh
eklenerek bulunan TL/MWh birim fiyat, ilgili kullanım yerinin o aydaki
tüketimleri ile çarpılması suretiyle hesaplanır.
3.1.3. Hesaplanan tutar, Enerjisa tarafından Müşteri’ye bildirilir ve
Müşteri tarafından bildirimin yapıldığı ay içinde “Fiyat Farkı” adı altında
Enerjisa’ya fatura edilir. Fatura tutarına ayrıca KDV eklenecektir.
3.1.4. Kullanım yerinin Enerjisa’nın görevli tedarik şirketi lisansına sahip
olduğu bölge dışındaki bir görevli tedarik şirketinden enerji tedarik etmesi
durumunda 3.1.3.’te belirtilen tutar “Tazmin Bedeli” adı altında KDV’siz olarak
fatura edilecektir.
3.2. Fatura, en geç tanzim edildiği ayın son gününe kadar Enerjisa’nın elinde
olacak şekilde düzenlenir ve gönderilir. Enerjisa tarafından ödeme, en geç
faturanın teslim tarihinden sonraki 15’inci günü izleyen Perşembe günü yapılır.
Bu madde kapsamında Müşteri’ye ödeme yapılabilmesi için, Ek-1: Enerjisa
Tedarikçi Formu’nun eksiksiz doldurularak Enerjisa’ya ibrazı zorunludur.
18-27/461-224
233/436
3.3. Müşteri, Geçiş Dönemi’nin sona ermesinden sonra en geç 3 ay içinde
varsa ödenmemiş fark bedellerini (fiyat farkını/tazmin bedelini) Enerjisa’ya
fatura etmek zorundadır.
3.4. Geçiş Dönemi’nden önce Sözleşme (ikili anlaşma) kapsamında
gerçekleşen tüketimlere istinaden geriye dönük düzeltme kalemi, ek tahakkuk
vb. ödenmesi gereken bedeller, Geçiş Dönemi’nin sona ermesi beklenmeden
Müşteri’ye fatura edilir ve Sözleşme’deki esaslara uygun olarak Müşteri
tarafından ödenir.
3.5. Müşteri’nin Geçiş Dönemi içinde kullanım yeri için güç veya abone grubu
değişikliği gibi aktif enerji birim fiyatını etkileyecek bir değişiklik yapması
halinde, fark hesaplaması, değişiklikten önceki düzenlemeye tabi tarife aktif
enerji birim fiyatı üzerinden hesaplanmaya devam edilecektir.”149
(540) Daha önce de ifade edildiği üzere, değişen piyasa şartları çerçevesinde tedarikçilerin
birtakım müşterilere elektrik tedariki gerçekleştirmesi ekonomik olmamakta, buna bağlı
olarak tedarikçiler de zararına satış yapmak yerine ikili anlaşmayı sona erdirerek
müşteriyi K1 portföyüne gönderilebilmektedir. Böyle bir durumda ilgili tedarikçinin K1
portföyüne gönderdiği müşteriden gelir elde etme imkânı kalmamakta, ilgili müşteri
düzenlenen tarifelerde belirlenen fiyatlar çerçevesinde elektrik temin etmeye devam
etmektedir.
(541) Anılan protokol kapsamında ise ENERJİSA, müşterisini K1 portföyüne aktarmakla
kalmamakta, müşteri ile önceden geçerli olan ve ilerleyen dönemde de geçerli
olabilecek olan ikili anlaşmadaki fiyat hükmüyle bağlantı kurmakta, bu bağlantı
kapsamında da ikili anlaşmada belirlenen fiyatın tarifede belirlenen fiyatın altında
kalması durumunda, aradaki farkın üstüne 2 TL/MWh’lik miktarı da koyarak müşteriye
ödeme yapmayı taahhüt etmektedir. Söz konusu mekanizmanın temel dayanağının
ENERJİSA’nın ilgili bölgelerdeki K1 portföyünü yönetmesi olduğu
değerlendirilmektedir. Anılan uygulama kapsamında ENERJİSA’nın sağladığı
tasarrufa ve elde ettiği gelire aşağıda yer verilmektedir.
(542) Yapılan incelemelerde ENERJİSA’nın 2017 Ağustos-Kasım döneminde (…..) anılan
protokolü imzaladığı görülmüştür. Bu kapsamda söz konusu 55 müşterinin ENERJİSA
ile yapmış oldukları ikili anlaşmalarda yer alan fiyatlar, düzenlenen tarifede belirtilen
fiyat, PTF+YEK maliyeti ve tedarikçilerin katlandıkları diğer maliyetler150 dikkate
alınarak bir hesaplama yapılmıştır. Yapılan hesaplamaların sonuçları aşağıdaki
tabloda paylaşılmaktadır:
149 Vurgular daha sonra eklenmiştir.
150 Diğer maliyetlerin içinde dengesizlik, profil, finansman vb. maliyetlerin yer aldığı değerlendirilmektedir
( ).
18-27/461-224
234/436
Tablo 7: Protokol Uygulamasından ENERJİSA’nın Elde Ettiği Fayda (TL)151
Ağu.17 Eyl.17 Eki.17 Kas.17 4 Aylık
ENERJİSA Toplam
Ödeme152
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Tedarike Devam Etse
Toplam Zarar153
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Tarifeden Kar154 (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Net Etki155 (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Kaynak: ENERJİSA
(543) Yukarıda yer verilen tablodan görüleceği üzere, anılan protokol uygulaması
kapsamında (…..) MWh’lik bir tüketim için ENERJİSA’nın, diğer maliyetler piyasa
ortalaması olan 13 TL/MWh alındığında (…..) TL kazanç ve gelir elde ettiği
görülmektedir. Söz konusu tasarruf ve gelir bu müşteriler bakımından ENERJİSA için
MWh başına (…..) TL’lik etkinlik doğurmaktadır. Düzenlenen tarife ile PTF+YEK
maliyeti arasındaki farkın, diğer bir ifadeyle bir tedarikçinin hem müşterisine fayda
sağlayıp hem de kar elde edebileceği marjın, 2017 Ağustos-Kasım döneminde (…..)
TL/MWh bandında seyretmesi hatta Kasım ayında negatife dönüşmesi göz önüne
alındığında, ENERJİSA’nın protokol uygulamasının ilgili müşteriler bakımından
ENERJİSA’ya ciddi bir fayda sağladığı anlaşılmaktadır.
(544) Tekrar belirtmek gerekir ki, PTF+YEK maliyetleri, bir BTŞ tarafından müşterisine
önerdiği sözleşme fiyatının üzerinde çıktığında, ilgili BTŞ’nin müşteriyi portföyünden
çıkarmak veya zararına tedarike devam etme seçenekleri bulunmaktadır. Bu bağlamda
BTŞ, itibar kaybı ve müşteri kaybı ile ticari zarar arasında bir seçim yapmak
durumundadır. İşbu uygulama kapsamında ise ENERJİSA, kontrol ettiği K1 portföyü
üzerinde bulunan “yasal tekelini” ikili anlaşma portföyüne ilişkin menfaatlerini korumak
ve artırmak için kullanmakta, böylece hem müşteri kaybetmemekte hem de ek bir
kazanç elde etmektedir.
(545) Sonuç olarak, ENERJİSA tarafından hayata geçirilen ve ayrıntıları verilen “ELEKTRİK
ENERJİSİ SATIŞ SÖZLEŞMESİNE EK PROTOKOL” isimli protokol çerçevesinde
ENERJİSA, piyasada yaşanan kriz durumu nedeniyle ikili anlaşma yapmış olduğu bir
kısım müşteriyi, BTŞ’lerin erişimini engelleyecek bir şekilde K1 portföyüne geçirmekte,
BTŞ’lerin karşılaşmak durumunda olduğu zararına tedarik veya itibar kaybı gibi riskleri
de kendi adına bertaraf etmektedir.
151 Diğer maliyetler piyasa ortalaması olan 13 TL/mWh olarak alınmıştır
( ).
152 Söz konusu kalem “ELEKTRİK ENERJİSİ SATIŞ SÖZLEŞMESİNE EK PROTOKOL”’de yer alan
hükümler çerçevesinde sözleşme fiyatının tarife fiyatının altında kaldığı durumlarda, iki fiyat arasındaki
farka 2 TL/mWh eklenerek ve 2017 Ağustos-Kasım döneminde ilgili müşterilerin tükettiği elektrik
miktarıyla (30.404 mWh) çarpılarak hesaplanmıştır.
153 Söz konusu kalem eğer irdelenen protokol hiç olmasaydı ve ENERJİSA ilgili müşterilere yaptığı
tedarike devam etseydi, karşılaşacağı ikili anlaşma fiyatları ve 2017 Ağustos-Kasım döneminde oluşan
PTF ve YEK maliyeti esas alınarak hesaplanmıştır.
154 ENERJİSA tarafından K1’e gönderilen müşterilerin düzenlenen tarife üzerinden tabi olduğu aktif
enerji bedeli çerçevesinde ENERJİSA’nın elde ettiği Katma Değer Vergisi düşülmüş gelir kullanılarak
hesaplanmıştır.
155 ENERJİSA’nın tedarike devam etseydi karşılaşacağı zarar ile K1 portföyünden elde ettiği gelirin
toplanması ve ortaya çıkan bakiyeden protokol kapsamında müşterilere yapılan ödemelerin
çıkarılmasıyla hesaplanmıştır.
18-27/461-224
235/436
(546) İşbu inceleme konusu uygulama çerçevesinde ENERJİSA’nın Toroslar ve Başkent
bölgesinde “sanayi grubuna yapılan elektrik perakende satış” pazarını potansiyel
olarak rakiplerine kapaması ve K1 portföyündeki yasal tekel hakkını kullanarak, ikili
anlaşmalar bakımından kendisine haksız bir avantaj sağlaması nedeniyle
ENERJİSA’nın “sanayi grubuna yapılan elektrik perakende satış” pazarındaki hakim
durumunu kötüye kullandığı değerlendirilmektedir.
I.6.3.2.4. ENERJİSA ile Tüketiciler Arasındaki Sözleşmelere İlişkin
Değerlendirme
(547) Dosya kapsamında yapılan yerinde incelemelerde alınan sözleşme örneklerinin yanı
sıra, TOROSLAR, BAŞKENT ve AYESAŞ’ın tüketiciler ile yaptıkları tip sözleşmelerin
2015 yılı başından itibaren kullanılan tüm versiyonları talep edilmiştir. Teşebbüs,
düzenlenen tarifeden enerji alan tüketiciler ile üç farklı tip sözleşme; serbest tüketiciler
ile ise 2015’ten bu yana toplamda 39 farklı tip sözleşme imzalamıştır. Bununla birlikte,
serbest tüketici abone gruplarının ise bireysel, küçük ölçekli kurumsal ve büyük ölçekli
kurumsal olmak üzere üçe ayrıldığı ve sözleşme tiplerinin buna göre farklılaştığı
görülmektedir. Aşağıda düzenlenen sözleşmeler ve serbest tüketici sözleşmeleri
başlıkları altında bu tip sözleşmeler incelenmektedir.
I.6.3.2.4.1. Düzenlenen (Regüle) Sözleşmeler
(548) Regüle müşteriler, bir başka deyişle düzenlenen tarifeden elektrik enerjisi kullanan
müşteriler ile PSS olarak adlandırılan sözleşmeler imzalanmaktadır. Dosya
kapsamındakin bilgilerden, ENERJİSA’nın üç dağıtım bölgesinde de aynı tip
sözleşmeleri kullandığı anlaşılmaktadır. 2015 yılının 8. ayına kadar alçak ve yüksek
gerilim hattına bağlı müşteriler için iki farklı tip sözleşme kullanılırken bu tarihten
itibaren tek tip PSS kullanılmaktadır.
(549) 2015 Ağustos ayına kadar kullanılan iki farklı tip sözleşmenin de endeks tespit
dönemleri ve özel trafoya ilişkin hükümler dışında temel olarak benzer hükümler
içerdiği anlaşılmaktadır. Her iki sözleşmenin de 9. maddesi uyarınca geçici bağlantı
yerleri haricinde sözleşmeler belirsiz süre için düzenlenmiştir. Ayrıca sözleşmelerin
5(d) maddesine göre, müşteri fatura bedelini belirtilen ödeme tarihlerinde
gerçekleştirmediği takdirde, son ödeme tarihini izleyen beş gün içerisinde müşteriye
bir kez daha bildirimde bulunulacak, buna rağmen fatura bedeli bildirimi takip eden beş
gün içerisinde ödenmezse müşterinin elektriği kesilecektir. Yine sözleşmelerin 5(f)
maddesi uyarınca borç ödenmediği takdirde müşteriye gecikme faizi
uygulanabilecektir. Sözleşmelerin 10(c) maddesi uyarınca ise müşteri tek taraflı olarak
sözleşmeyi sonlandırmak istediğinde yazılı başvuru yapmalıdır. Başvuruda
sonlandırma tarihi belirtilmeli ancak bu tarih başvurunun şirkete ulaşmasına müteakip
yedi günden az olmamalıdır.
(550) 2015 Ağustos ayı sonrasında ise EPDK tarafından 06.08.2015 tarihli ve 5716-1 sayılı
Kurul kararı ile standart sözleşme olarak belirlenen tip sözleşmelerin kullanıldığı
anlaşılmaktadır. Sözleşmenin 9. maddesinde fatura bildirimi ve ödemeye ilişkin
hususlar düzenlenmiştir. Bu maddedeki hükümler uyarınca, aboneye tüketim dönemi
sonunda ödeme bildirimi (fatura) tebliğ edilir. Ödeme bildiriminde, THY ve ilgili
mevzuatta yer alan unsurlara yer verilir. Tüketim dönemine ilişkin ödeme bildirimi, son
ödeme tarihinden en az on gün önce aboneye tebliğ edilir. Abone, faturada belirlenen
bedeli, faturada belirtilen ödeme merkezlerine süresi içinde ödemekle yükümlüdür.
Sözleşmenin yine 9. maddesinin devamında daha önce kullanımda olan PSS’lerin
aksine abonelerin işbu PSS’den kaynaklanan borcu nedeniyle, başka bir PSS’ye konu
kullanım yerindeki elektriğinin kesilemeyeceği düzenlenmiştir.
18-27/461-224
236/436
(551) Sözleşmenin 17. maddesi uyarınca işbu sözleşmeler, geçici kullanım yeri için
imzalanan geçici bağlantı için abonelik tesisi hariç belirsiz sürelidir. Sözleşmenin 18.
maddesi ise fesih koşullarını düzenlemektedir. Buna göre, abone sözleşmeyi şirkete
yazılı olarak veya elektronik imzayla başvuruda bulunmak suretiyle sona erdirebilir.
Başvuruda sözleşmenin sonlandırılmak istendiği tarihe yer verilmediyse, şirket
başvuruyu en geç üç iş günü içinde sonuçlandırır. Son olarak sözleşmenin 27.
maddesinde, sözleşmenin aslının şirket uhdesinde muhafaza edileceği, "aslının
aynıdır" ibaresiyle onaylanmış bir suretinin imza anında, aboneye verileceği
düzenlenmektedir.
I.6.3.2.4.2. Serbest Tüketici Sözleşmeleri
(552) ENERJİSA’nın serbest tüketiciler ile yaptığı sözleşmeler bireysel, orta ölçekli ve büyük
ölçekli kurumsal sözleşmeler olarak üç farklı kategoride sınıflandırılmıştır. Bireysel
sözleşmelerin standart/serbest tarife veya sabit tarife üzerinden imza edildiği
görülmektedir. İlgili sözleşmelerin ekinde yer verilen Müşteri Bilgilendirme Formu’nda
söz konusu tarifeler açıklanmıştır. Buna göre, standart tarifenin “ilgili mevzuat
kapsamında varsa düzenlemeye tâbi aktif elektrik enerjisi birim fiyatı da gözetilerek
ENERJİSA TOROSLAR tarafından belirlenen ve tarife dönemi süresince ÜFE (Enerji)
endeksine göre güncellenen tarife” olarak tanımlanmaktadır. 2016 yılında standart
tarifenin yerini serbest tarifenin aldığı156, serbest tarifenin taahhütsüz/belirsiz süreli
olduğu ve “ilgili mevzuat kapsamında varsa düzenlemeye tâbi aktif elektrik enerjisi
birim fiyatı da gözetilerek Enerjisa tarafından belirlenen ve birim fiyatı tarife süresince
aylık yüzde bir buçuğa kadar arttırılabilen tarife” olarak tanımlandığı görülmektedir.
Sabit tarife ise, aktif enerji birim satış fiyatının maliyet değişimlerinden etkilenmeksizin
ilgili tarife dönemi boyunca sabitlendiği tarife olarak tanımlanmaktadır.
(553) Kurumsal sözleşmeler ise sabit fiyatlı tarifeye ek olarak sabit oranlı tarife, yeşil tarife,
PTF bazlı tarife ve net tarifeler üzerinden imza edilebilmektedir. Sözleşme eklerinde
ilgili tarifelerin esasları açıklanmaktadır. Sabit oranlı tarife, sözleşme süresince
yürürlükte olan, EPDK tarafından belirlenmiş ve müşterinin tabi olduğu Görevli Tedarik
Şirketinden Enerji Alan Dağıtım Sistemi Kullanıcıları (Faaliyet Bazlı Tarife Tablosu)
Tek Zamanlı Perakende Satış Tarife Birim Fiyatı (Krş/kWh) üzerinden belli bir yüzde
üzerinden indirim uygulanması ile hesaplanacak değişken bedeldir. Yeşil tarife de sabit
bir fiyat üzerinden imzalanmaktadır. Bu tarifede ENERJİSA, sahip olduğu yenilenebilir
enerji projelerinden karbon azaltım sertifikaları geliştirmekte ve bu sertifikaların Verified
Carbon Standard (VCS) standardı çerçevesinde kayıt altına alınmasını sağlamaktadır.
Karbon azaltım sertifikaları, yenilebilir enerji projelerinden üretilen elektriğe ait karbon
emisyon azaltım haklarını temsil etmektedir. Sözleşme dönemi içerisindeki elektrik
tüketimi sonucunda gerçekleşecek olan karbon emisyonu için, elektrik tüketimine
karşılık gelen oranda ve ENERJİSA’nın hesaplamış olduğu emisyon faktörü üzerinden
belirlenecek miktarda VCS karbon azaltım sertifikası firma adına Markit kayıt
sisteminde itfa edilecek ve buna ilişkin kayıt bilgilendirmesi e-posta ile iletilecektir. PTF
bazlı tarifelerde ise anlaşılan fiyat üzerine aylara göre ENERJİSA tarafından tahmin
edilen ve sözleşme ekine eklenen PTF ile gerçekleşen PTF’ler arasındaki fark,
sözleşme birim fiyatına yansıtılmaktadır. Net tarifede ise, yerli fosil yakıtların,
yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik üretimi için kullanılması (YEKDEM) ya da
başka hammadde ve üretim çeşitlerinin elektrik üretiminde kullanılmasını teşvik etmek
amacıyla çıkarılacak kanun ve/veya ilgili mevzuat gereği piyasa katılımcılarına
156 11.05.2016 tarihli ve “YENİ TARİFE Tanımı - Toplantı Kararları” konulu e-postada da yenilenen tarife
ismi hakkında müşterilere SMS yoluyla bilgilendirme yapılması hususu tartışılmaktadır.
18-27/461-224
237/436
yansıtılacak bedeller, bu bedellerin birer maliyet unsuru olmaları sebebiyle müşteriye
tüketimi oranında anlaşılan birim fiyattan ayrıca yansıtılmaktadır.
(554) Aşağıdaki her bir kategoride uygulanan tip sözleşme örneklerinin detaylarına yer
verilmektedir.
Bireysel Kullanıcılar ile Yapılan Sözleşmeler
(555) Bireysel kullanıcı sözleşmeleri, mesken grubu ile tüketimi 400 MWh altı ticarethane ve
sanayi grubuna uygulanmakta ve yirmi dokuz farklı sözleşme tipi bulunmaktadır. 2015
ve öncesinde uygulanan sözleşmeler bakımından şirket kayıtlarından net bir tasnife
ulaşılamadığı ifade edilmiştir.
(556) Anılan sözleşmeler incelendiğinde, sözleşmelerin hepsinin belirsiz süreler için
kurulduğu anlaşılmaktadır. Sözleşmelerin bir kısmı taahhüt içermeyen standart tarife
üzerinden gerçekleştirilirken, bir kısmı da bir yıl süreli bir taahhüt içeren sabit tarife
üzerinden gerçekleştirilmiştir. Standart tarife üzerinden gerçekleştirilen sözleşmelerde,
herhangi bir cayma bedeli bulunmamakta ve genelinde müşteri dilediği zaman,
ENERJİSA ise otuz gün önceden bildirmek kaydıyla sözleşmeyi feshedebilmektedir.
Bazı sözleşmelerde ENERJİSA bakımından da herhangi bir feshi ihbar süresi
öngörülmemiştir. Bununla birlikte, standart tarife üzerinden imzalanan bazı
sözleşmelerde müşterinin farklı tarife seçmesine de olanak tanıyan hükümlerin olduğu
ve bazı sözleşme tiplerinde sözleşmenin ekinde bir “taahhüt beyanı” metninin
bulunduğu görülmüştür. Bu sözleşmelere göre, süreli tarifenin sona ermesi halinde 30
gün önce yeni tarife koşullarının açıklandığı bir bildirim yapılacaktır. Tüketiciler
bildirime onay verebileceği gibi başka bir tarife seçme veya sözleşmeyi feshetme
imkanına sahiptir. Ancak tüketici 30 gün içinde bunlardan herhangi birini yapmazsa,
TKHK kapsamındaki tüketiciler için standart tarifeden sözleşme devam edecek, TKHK
kapsamında olmayan tüketiciler bakımından ise yeni süreli tarife yürürlüğe girecektir.
(557) Standart tarife üzerinden düzenlenen sözleşmelerde ise bir yıllık bir taahhüt süresinin
öngörüldüğü, bazı sözleşmelerde müşterinin dilediği zaman, ENERJİSA’nın ise otuz
gün önceden bildirmek kaydıyla sözleşmeyi feshedebileceğine ilişkin hükümler yer
alırken, bazı sözleşmelerde her iki taraf için de feshi ihbar süresinin öngörülmediği
anlaşılmaktadır. Süreli tarifenin yenilenmesi hususunda da sözleşmeler arasında
farklılıkların bulunduğu görülmektedir. Yeni süreli tarife şartlarının otuz gün öncesinden
müşteriye bildirileceği her sözleşmede düzenlenen bir husus olmakla birlikte, otuz gün
içinde müşterinin bildirim karşısında tarifeye onay vermek, başka bir tarife seçmek
veya sözleşmeyi feshetmek gibi alternatif yöntemlerden birine başvurmadığı
durumlarda yenilemenin gerçekleşip gerçekleşmeyeceği sözleşmelerde farklılık
göstermektedir. Sözleşmelerin bir kısmında müşterinin sessiz kalmasının yeni tarifeye
onay vermek anlamına geldiği açıkça belirtilmiş, bir kısmında bu yöntemlerden
herhangi birinin otuz gün içerisinde seçilmemesi halinde yeni süreli tarifenin geçerli
olacağı öngörülmüş, bazılarında müşterinin sessiz kalması halinde ise müşterinin
taahhütsüz standart tarife üzerinden elektrik almaya devam edeceği düzenlenmiştir.
Taahhüt bitiminden önce sözleşmenin sonlanması halinde sözleşmelerin bir kısmı
tüketiciye verilen ek menfaat ve indirimlerin cezai bedel olarak tahsil edileceğini,
bununla birlikte söz konusu ek menfaat ve indirimler ile sözleşme gereği henüz
tahakkuk etmemiş toplam bedellerden hangisi müşteri lehine ise onun cezai bedel
olarak uygulanacağını öngörmektedir. Bir kısım sözleşmede ise o zamana kadar
tahakkuk etmiş olan en yüksek fatura bedelinin iki katının cezai bedel olarak talep
edileceği hüküm altına alınmıştır.
18-27/461-224
238/436
(558) 2016 yılındaki sözleşmeler incelendiğinde, bu sözleşmelerin de belirsiz süreler için
akdedildiği anlaşılmaktadır157. Sözleşme metinlerinin temel olarak serbest tarife
çerçevesinde kaleme alındığı, ancak bazı hükümlerde taahhütlü tarifelerin seçilmesi
durumunda uygulanacak yöntemlerin belirlendiği anlaşılmıştır. Bununla birlikte,
taahhüdün süresi, erken çıkış bedeli gibi detayların esasen sözleşme ekinde yer alan
“taahhüt formu” ile düzenlendiği anlaşılmıştır. Fesih hükümlerini düzenleyen 9.1.
madde uyarınca, müşteri herhangi bir zamanda, ENERJİSA ise en az 30 gün önceden
yazılı bildirimde bulunmak suretiyle sözleşmeyi feshedebilecektir. Bununla birlikte
varsa taahhüt koşullarının saklı olduğu hüküm altına alınmıştır. Sözleşmelerin 9.2.
maddesinde ise, müşterinin taahhütlü bir tarife seçmesi durumunda ve taahhüt süresi
içinde sözleşmeye uygun olarak herhangi bir fesih bildiriminde bulunulmaksızın
sözleşme kapsamındaki kullanım yeri/yerlerinin başka bir tedarikçinin talebi üzerine o
tedarikçinin portföyüne geçmesi halinde, geçişi yapılan kullanım yeri/yerleri için
sözleşmenin, geçiş tarihi itibarıyla müşteri tarafından haksız olarak feshedilmiş
sayılacağı, taahhüt kapsamında müşteriye yansıtılacak erken çıkış bedelinin ise
feshedilen her bir kullanım yeri için ayrı hesaplanacağı belirtilmiştir. Bunun dışında
erken çıkış bedelinin hesaplama yöntemine ilişkin başkaca bir açıklamaya yer
verilmemiştir. Bu bedelin nasıl hesaplanacağı, ekte yer alan taahhüt beyanında şu
şekilde düzenlenmiştir:
“5. Taahhüt süresi bitmeden önce taahhüdü veya Sözleşme’yi sona erdirmek
istemem halinde sona erme tarihine kadar tarife kapsamında,
adresinden EPDK tarafından belirlenen düzenlemeye tabi tarife birim fiyatlarını
takip edebileceğim konusunda bilgilendirilmiş olduğumu, EPDK tarafından
belirlenen düzenlemeye tabi tarife esas alınarak uygulanmış olan indirim
tutarları (sona erdirme tarihine kadar EPDK tarafından belirlenen düzenlemeye
tabi tarife uygulanmış olsaydı tahakkuk edecek bedel ile Taahhütlü Tarife
kapsamında tahakkuk etmiş bedel arasındaki fark) ile ilave bir mal veya hizmet
verilmesi durumunda söz konusu malın/hizmetin bedelinin tahsil edilmemiş
kısımlarının toplamı ve ücretsiz olarak ilave bir mal veya hizmet verilmiş olması
durumunda ise söz konusu malın/hizmetin bedelini de içeren bedeli, Enerjisa
tarafından düzenlenecek faturanın/ödeme ihtarının tarafıma tebliğinden itibaren
en geç 10 (on) gün içerisinde ödemekle yükümlü olduğum hususunda
bilgilendirildiğimi, Sözleşme gereği henüz tahakkuk etmemiş toplam bedeller
yukarıda belirtilen bedellerden daha düşük ise, ilgili bedel olarak yukarıdaki
tutarların değil lehime olan tahakkuk etmemiş toplam bedellerin dikkate
alınacağını, (TKHK kapsamında Tüketici sayılmayanlara bu hüküm
uygulanmaz.)
6. Ayrıca taahhüt süresi bitmeden önce taahhüdü veya Sözleşmeyi sona
erdirmek istemem halinde, tarafıma sağlanan ek menfaatlere ilave olarak, sona
erme tarihine kadar gerçekleşen tüketim üzerinden o ana kadar tahakkuk etmiş
olan aylık en yüksek fatura tutarının 2 (iki) katı oranında erken çıkış bedelini,
sona erme tarihine kadar henüz Enerjisa’da elektrik tüketimimin bulunmaması
halinde ise, Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi kapsamında verilen/Perakende
Satış Sözleşmesi kapsamında güncellenerek aktarılan teminat tutarında erken
çıkış bedelini Enerjisa tarafından düzenlenecek faturanın/ödeme ihtarının
tarafıma tebliğinden itibaren en geç 10 (on) gün içerisinde ödemekle yükümlü
olduğum hususunda bilgilendirildiğimi (TKHK kapsamında Tüketici olanlara bu
hüküm uygulanmaz.”
157 Bu hüküm genel olarak sözleşmelerin 3.1. maddesinde yer almaktadır.
18-27/461-224
239/436
(559) Sözleşmenin 9.3. maddesinde ise, müşterinin, en geç portföy geçişinin yapıldığı
tarihten itibaren iki ay içinde ENERJİSA portföyüne geri dönmek için gerekli belgeleri
ibraz ederek başvuruda bulunması halinde ENERJİSA’nın takdiri ile erken çıkış
bedelinin iptal edilebileceği düzenlenmiştir.
(560) 2016 yılında uygulamada olan sözleşmelerde, yeni bir süreli tarifenin müşteriye
bildirilmesi ve devamında geçekleşecek yenileme işlemi, sözleşmelerin 4.2.
maddesinde şu şekilde belirlenmiştir:
“Müşteri’nin seçtiği süreli bir tarifenin sona ermesi halinde, yeni süreli ve/veya
süresiz tarife fiyatı, tarife döneminin sona ermesinden en az 30 (otuz) gün önce
“Bildirimler” başlıklı madde uyarınca Müşteri’ye Sözleşme’de yazılı herhangi bir
iletişim bilgisi üzerinden bildirilir. Müşteri, bildirilen yeni süreli (taahhütlü)
tarifenin uygulanmasına “Bildirimler” maddesi uyarınca onay verebileceği gibi,
bu süre içerisinde başka bir tarifeyi seçebilir veya Sözleşme’yi tarife döneminin
sonunda etkili olmak üzere sonlandırabilir. Sözleşme’de yazılı olan bir iletişim
bilgisi üzerinden Müşteri’ye ulaşılamaması veya Müşteri’nin bildirim üzerine
belirtilen süre içerisinde anılan seçeneklerden hiçbirini açıkça seçmemesi
durumunda Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (TKHK) kapsamında
tüketiciler için bildirimde belirtilen o tarihteki güncel Serbest Tarife üzerinden
enerji tedarikine devam edilir; TKHK kapsamında olmayan tüketiciler için ise
bildirilen yeni fiyat üzerinden aynı süreyle süreli tarife yenilenmiş sayılır.”
(561) Bu noktada, TKHK kapsamında olan ve olmayan tüketiciler bakımından bir ayrım
yapıldığı anlaşılmaktadır. TKHK kapsamındaki tüketicilerin bildirilen tarifeye açıkça
onay vermemesi, farklı bir tarife seçmemesi veya sözleşmeyi sonlandırmaması halinde
sözleşme serbest tarife üzerinden devam etmektedir. Tüketici TKHK kapsamında
değilse ve yukarıda belirtilen aksiyonlardan birini almadıysa, bir başka deyişle sessiz
kaldıysa, müşteri yeni süreli tarife üzerinden hizmet almaya devam etmektedir. Bu
müşteriler bakımından taahhütler yenilenmektedir. Bildirimin yapılacağı kanallar ise,
sözleşmelerin 10. maddesinde düzenlenmektedir. Bu maddeye göre, bildirimler
fatura/ödeme bildirimi üzerine yazılmak suretiyle ve/veya sözleşmede belirtilen iletişim
bilgilerinden herhangi birisi üzerinden yapabilmektedir. Müşteri, kendisi tarafından özel
şifre girilerek kullanılabilecek olan ENERJİSA’nın online hizmetler merkezi ya da SMS,
MMS, ses kaydı, e-posta, posta ve kalıcı veri saklayıcısı niteliğinde olan benzeri
bildirim kanalları kullanılarak gerçekleştirilecek işlemlerde yöneltilecek talepler ile
ENERJİSA tarafından aynı kanallar üzerinden sunulacak yeni tarife, kampanya/ürünler
dahil olmak üzere her türlü öneri ve değişiklik ile ilgili vereceği onayların kendi iradesini
yansıttığını kabul etmektedir.
(562) 2017 yılında uygulamaya konan sözleşmelerin yine belirsiz süreli olduğu, feshe ilişkin
hükümlerin aynen korunduğu, müşteriye yapılacak bildirimlerin yukarıda belirtilen
kanallar ile yapılmasına devam edildiği anlaşılmaktadır. Önceki sözleşmelere benzer
şekilde taahhütlü bir tarifenin bitiminden önce sözleşmenin feshedilmesi halinde erken
çıkış bedeli talep edilebileceğinin düzenlendiği görülmekle birlikte, sözleşme eklerinde
taahhüt beyanı bulunmadığından söz konusu erken çıkış bedelinin nasıl
hesaplanacağını sözleşme ve eklerinden anlaşılmamaktadır. 2017 yılında
kullanılmaya başlanan sözleşmelerin öncekilerden iki temel farklı bulunmaktadır.
Bunlardan ilki süreli tarifelerin yenilenmesi yöntemi, ikincisi ise Ön Sözleşme usulüdür.
(563) Süreli bir tarifenin yenilenmesi hususunda, 2017’de yürürlüğe giren sözleşmelerin
TKHK kapsamındaki ve TKHK kapsamında olmayan tüketiciler bakımından geçerli
olan farklı tarife yenileme hükümlerinin kaldırıldığı ve tüm müşteriler bakımından
18-27/461-224
240/436
yeknesak bir uygulamaya geçildiği anlaşılmaktadır. Sözleşmelerde müşterinin yeni
süreli tarifeye ilişkin bir bildirim karşısında herhangi bir aksiyon almamasının yeni
tarifenin reddedilmesi anlamına geleceği açıkça belirtilmiştir. Müşterilerin açıkça
onaylamaması halinde sözleşmenin taahhütsüz tarife olan serbest tarife üzerinden
devam edeceği düzenlenmiştir. Söz konusu hüküm 2017 Nisan-Eylül aralığında
yürürlükte olan sözleşmelerde ve halen uygulanmakta olan tip sözleşmelerde aynı
şekilde yer almaktadır. Söz konusu hükmün tamamına aşağıda yer verilmektedir:
“Müşteri’nin seçtiği süreli bir tarifenin sona ermesi halinde, yeni süreli ve/veya
süresiz tarife fiyatı, tarife döneminin sona ermesinden en az 30 (otuz) gün önce
“Bildirimler” başlıklı madde uyarınca Müşteri’ye Sözleşme’de yazılı herhangi bir
iletişim bilgisi üzerinden bildirilir. Müşteri, bildirilen yeni süreli (taahhütlü)
tarifenin uygulanmasına “Bildirimler” maddesi (m. 10.3) uyarınca onay
verebileceği gibi açıkça veya sessiz kalmak suretiyle teklifi reddedebilir.
Müşteri’ye yeni bir süreli (taahhütlü) bir tarife teklifi yapılmaması, Sözleşme’de
yazılı olan bir iletişim bilgisi üzerinden Müşteri’ye ulaşılamaması veya
Müşteri’nin bildirim üzerine belirtilen süre içerisinde süreli (taahhütlü) tarife
teklifini onaylamaması halinde bildirimde belirtilen o tarihteki güncel Serbest
Tarife koşulları üzerinden enerji tedarikine devam edilir.”
(564) Ayrıca, 2017’de yürürlüğe giren tüm sözleşmeler ile birlikte deklarasyon uygulamasının
detaylarını daha belirginleştiren bir Ön Sözleşme de imza edilmektedir. Söz konusu
sözleşmenin detaylarına “Deklarasyon Uygulaması” başlığı altında yer verilmiştir.
Kurumsal Kullanıcılar ile Yapılan Sözleşmeler
(565) Tüketimi 400 MWh ve üzerinde olan tüketiciler kurumsal müşteriler olarak
değerlendirilmektedir. Kurumsal müşteriler de kendi arasına bölgelere göre farklılaşan
tüketim miktarlarına göre orta ölçekli kurumsal müşteriler ile büyük ölçekli kurumsal
müşteriler olarak ikiye ayrılmaktadır. Bununla birlikte, orta ve büyük ölçekli müşteriler
bakımından müşterilerden gelen talepler doğrultusunda sözleşmelerde farklılıklar
yapılabildiği de ayrıca belirtilmiştir. Kurumsal sözleşmeler ile ilgili dikkat çeken husus,
orta ve büyük ölçek tanımının bölgeden bölgeye ve dönemden döneme değişiklik
gösterdiğidir. Örneğin, 2015 yılında tüketimi, Başkent ve Ayesaş bölgesi için 4.500
MWh’a, Toroslar bölgesi için 6.000 MWh ve Gediz ile Akdeniz bölgeleri için 8.000
MWh’a kadar olan tüketiciler için orta ölçek için geçerli tip sözleşmeler kullanılmaktadır.
Bu limitin üzerindeki müşteriler ile büyük ölçekli kurumsal müşteriler ile imzalanan tip
sözleşmelerin akdedildiği anlaşılmaktadır. 2016 yılında bazı bölgeler bakımından
tüketim limitlerinin arttırıldığı görülmüştür. Bununla birlikte, 2017 yılının üçüncü
ayından itibaren kullanılmaya başlanan sözleşmelerde bu şekilde bir üst limitin
bulunmadığı görülmüştür. Aşağıda imzalanan tip sözleşmeler orta ve büyük ölçekli
kurumsal müşteriler ayrımında detaylı bir biçimde değerlendirilmektedir.
(566) Orta ölçekli kurumsal müşteriler ile imzalanan sözleşmelerin ekleri ile bir bütün olduğu,
süre, tarife, yıllık tüketim programı ve teminat gibi koşulların ekte yer alan formlar ile
düzenlendiği anlaşılmaktadır.
(567) 2015 yılında uygulanan sözleşmelerde sözleşmenin süresine ilişkin hüküm şu
şekildedir:
“Sözleşmenin süresi Ek-2’de belirtilmiştir.
İşbu Sözleşme imza tarihinde yürürlüğe girer. Taraflar’dan herhangi biri,
Sözleşme süresinin sona ermesinden en az 2 (iki) ay önce diğer tarafa
Sözleşme’yi devam ettirmeme yönündeki iradesini yazılı olarak karşı tarafa
18-27/461-224
241/436
tebliğ etmediği takdirde, Sözleşme, hüküm ve şartları aynen geçerli olmak üzere
birer yıllık süreler ile kendiliğinden uzar. Ancak kendiliğinden uzama neticesinde
oluşacak toplam süre, Sözleşme’nin imza tarihinden itibaren beş yılı aşamaz.
Taraflar, anılan beş yıllık toplam sürenin bitmesinden önce ya da sonra bir araya
gelerek karşılıklı müzakere sonucunda yeni bir sözleşme akdedip
akdetmemekte serbesttir.”
(568) Ekte ise sözleşmenin süresine ilişkin olarak, başlangıç ve bitiş tarihlerinin boş
bırakıldığı görülmüş, dolayısıyla sözleşmenin süresinin imza esnasında taraflarca
kararlaştırıldığı anlaşılmıştır.
(569) Sözleşmelerin feshi ise 12. maddede aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir:
“Taraflardan herhangi birinin ilgili mevzuat ve/veya Sözleşme hükümlerine
aykırı hareket etmesi halinde diğer Taraf yazılı bildirimde bulunarak, verilecek
10 (on) günlük süre içerisinde yükümlülüğün yerine getirilmemesi/ihlâlin
durdurulmaması/giderilmemesi/ihlâl sonuçlarının ortadan kaldırılmaması
halinde Sözleşmeyi derhal etkili olmak üzere feshetme hakkına haizdir.
Yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle Sözleşme feshedildiği takdirde
Müşteri, feshin yapıldığı ay içerisinde Elektrik Piyasası Dengeleme ve
Uzlaştırma Yönetmeliği uyarınca mümkün olan en yakın tarihte geçerli olmak
üzere Aesaş tarafından PYS üzerinden Aesaş’ın portföyünden çıkartılacaktır.
Taraflardan birinin iflas etmesi veya bir sermaye şirketi olarak (kendi isteği ile
başka bir şirketle birleşme veya yeniden kuruluş halleri dışında) tasfiyeye
gitmesi durumunda taraflar Sözleşmeyi tek taraflı yazılı bildirim ile derhal
feshedebilirler.
Bununla birlikte, Kullanım Yerleri’nin Sözleşme’de belirtilen indirime esas tarife
grubunun Sözleşme süresi içerisinde değişmesi durumunda 5 (beş) gün
içerisinde Müşteri Aesaş’ı yazılı olarak bilgilendirecektir. Böyle bir durumda
Taraflar bir araya gelerek Sözleşme şartlarını gözden geçirecektir. Değişecek
koşullarla ilgili mutabakat sağlanamaması durumunda Tarafların sözleşmeyi
yazılı bildirimi takiben 2 (iki) ay sonunda tazminatsız olarak feshetme hakkı
mevcuttur.
Toptan elektrik enerjisi teminindeki güçlükler/imkânsızlıklar, serbest toptan
elektrik enerjisi piyasası fiyat artışlarının düzenlemeye tabi perakende satış
elektrik fiyatına aynı oranda yansıtılmaması, düzenlemeye tabi perakende satış
elektrik fiyatının belirlenmesinde Sözleşme imza tarihi itibariyle geçerli olan
bazın EPDK tarafından değiştirilmesi, Müşteri’nin Sözleşmenin imzalanması
aşamasında Aesaş’a sunmuş olduğu geçmiş dönem üç zamanlı tüketimlerinin
saatlik elektrik tüketim dağılımında Aesaş’ın enerji tedarik maliyetlerini olumsuz
yönde etkileyecek şekilde bir değişiklik olması, ilgili mevzuat hükümlerinde
yapılan değişikliklerin Sözleşmedeki ticari şartları Aesaş aleyhine olacak şekilde
etkilemesi veya Aesaş’ın tedarik olanaklarını aksatacak veya güçleştirecek
benzeri durumlarda, söz konusu durumun 30 (otuz) günü aşması veya
aşacağının anlaşılması halinde, Aesaş yeni Sözleşme şartlarını ve/veya yeni
birim bedeli Müşteri’ye bildirecektir. Müşteri, Aesaş’ın bildirdiği yeni şartlara
ve/veya birim bedele ilişkin olarak bildirimin ulaşmasından itibaren 10 (on) gün
içinde yazılı olarak cevap vermez ya da açıkça reddetmezse şartları ve/veya
birim bedeli kabul etmiş sayılır. Müşteri’nin şartları ve/veya birim bedeli açıkça
reddetmesi hâlinde, Aesaş, Sözleşmeyi, yazılı bildirimde bulunarak derhâl etkili
olmak üzere feshetme hakkını haizdir. Bu şekilde Sözleşmenin feshi halinde,
18-27/461-224
242/436
Müşteri, fesih bildiriminin yapıldığı ay içerisinde Elektrik Piyasası Dengeleme ve
Uzlaştırma Yönetmeliği uyarınca mümkün olan en yakın tarihte geçerli olmak
üzere Aesaş tarafından PYS üzerinden Aesaş’ın portföyünden çıkartılacaktır.
Sözleşme’nin işbu 12. maddenin ilk paragrafı uyarınca Taraflardan birinin
kusuru nedeniyle feshi halinde veya Taraflardan birinin haklı bir sebep
olmaksızın sözleşmeyi feshetmesi halinde, Sözleşme’nin feshine sebep olan
taraf, diğer tarafın karşılaştığı doğrudan ve dolaylı tüm zararlara ek olarak,
Sözleşme’nin/ek protokolün imza tarihinden itibaren Müşteri adına düzenlenen
en yüksek elektrik faturası tutarının iki katı kadar meblağı diğer tarafa ödemekle
yükümlü olacaktır.”
(570) 2015 Nisan ve 2016 Ocak aralığında kullanılan sözleşmelerde ise kamu kurumları ve
özel şirketler bakımından feshe ilişkin farklılıklar olduğu görülmektedir. Kamu kurumları
ile yapılan sözleşmelerde yukarıda belirtilen madde hükmünün son paragrafında yer
alan ceza şartına yer verilmediği ve ilaveten sözleşme sona erme tarihinden önce
tarafların karşılıklı mutabakatı ile sözleşmenin sonlandırabileceğinin düzenlendiği
anlaşılmıştır. Ayrıca, kamu kurumları ile yapılan sözleşme ekinde teminata ilişkin
bölümlere yer verilmediği görülmüştür.
(571) 2016 yılında ise kamu kurumları ile özel şirketler arasında sözleşmenin feshindeki
cezai şartlara ilişkin öngörülen farklılığın kaldırıldığı, kamu kurumları bakımından da
aynı cezai şartın getirildiği görülmüştür. Bununla birlikte kamu kurumları ile yapılan
sözleşmelerde yer alan karşılıklı mutabakat ile sözleşmenin feshine ilişkin hükmün ise
tarafların iki ay önceden bildirmek kaydıyla sözleşmenin feshedilebileceği şeklinde
değiştirildiği anlaşılmıştır. Ayrıca hem kamu hem de özel kurumlar ile yapılan
sözleşmelere “Sözleşme’nin sona ermesine ilişkin haklı nedenler işbu Sözleşme’de
açıkça belirtilenlerle sınırlıdır.” şeklinde bir hükmün eklendiği görülmüştür. 2016 Mayıs-
Eylül ayında uygulanan sözleşmelerdeki kamu ile özel şirketler bakımından ayrı
sözleşme uygulamasının kaldırıldığı anlaşılmıştır.
(572) 2016 Eylül ve Kasım aralığında uygulanan sözleşmelerde ise fesih ve cezai şartlara
ilişkin hükümlerin korunduğu ancak sözleşmenin süresinin yenilenmesi ile ilgili
değişiklik yapıldığı anlaşılmıştır. Sözleşmelerin yukarıda belirtilen önceki
versiyonlarında yer alan metnindeki “Taraflar’dan herhangi biri, Sözleşme süresinin
sona ermesinden en az 2 (iki) ay önce diğer tarafa Sözleşme’yi devam ettirmeme
yönündeki iradesini yazılı olarak karşı tarafa tebliğ etmediği takdirde, Sözleşme,
hüküm ve şartları aynen geçerli olmak üzere birer yıllık süreler ile kendiliğinden uzar.
Ancak kendiliğinden uzama neticesinde oluşacak toplam süre, Sözleşme’nin imza
tarihinden itibaren beş yılı aşamaz. Taraflar, anılan beş yıllık toplam sürenin
bitmesinden önce ya da sonra bir araya gelerek karşılıklı müzakere sonucunda yeni
bir sözleşme akdedip akdetmemekte serbesttir.” şeklindeki hüküm kaldırılmıştır.
Sözleşme ekinde sözleşmenin yenilenmesinin ancak tarafların mutabakatı ile mümkün
olacağını düzenleyen şu ifadeye yer verilmiştir:
“Sözleşme, imzalandığı tarihte yürürlüğe girer, enerji tedarikine başlandığı,
...../....../...... tarihinde başlanır ve Tarafların mutabakatı ile uzatılmadığı sürece
....../......./........ tarihi gün sonunda sona erer.”
(573) Kasım 2016 - Ocak 2017 döneminde uygulanan sözleşmelerde ise sözleşme ekindeki
PTF bazlı tarife uygulamaları kapsamındaki üç aylık tüketim dönemlerini takiben
taraflardan birince yapılan değerlendirmelerde pozitif bir farkın oluşması ve birim fiyata
bu yönde ekleme yapılması durumu için müşteriye tanınan fesih hakkı cezai şartın
18-27/461-224
243/436
kapsamı dışında tutulmuştur. Bu durumda müşterinin bir ay önceden bildirimde
bulunmak kaydıyla sözleşmeyi feshedebileceği düzenlenmiştir.
(574) 2017 yılının üçüncü ayından itibaren uygulanan sözleşmelerde, yukarıda belirtildiği gibi
PTF bazlı tarifeler bakımından cezai şart bakımından getirilen istisna sözleşme ekinde
korunmuştur. PTF bazlı tarife ise, sözleşme ekinde şu şekilde açıklanmıştır:
“Perakende Satış Tarifesi Birim Fiyatı ............ Krş/kWh’tır. Enerjisa tarafından
aylara göre tahmin edilen “Piyasa Takas Fiyatları” (“PTF”) (Bu tarife’nin
seçilmesi halinde “EK-4” olarak Sözleşme’ye eklenecektir) ile gerçekleşen
PTF’ler arasındaki fark, aşağıdaki hükümlere göre Sözleşme birim fiyatına
yansıtılacaktır.
Anılan fark, aylık tahmini PTF’ler ile gerçekleşen PTF’lerin aylık aritmetik
ortalamalarının arasındaki tutarı ifade eder. Aylık farkların ilgili aylara karşılık
gelen tüketimler ile çarpılması sonucu bulunan negatif/pozitif fark tutarı,
Müşteri’nin geçmiş 3 (üç) aylık tüketim dönemi için uygulanmak üzere
hesaplanarak takip eden faturasına yansıtılır.”
(575) Söz konusu PTF farklarının nasıl yansıtılacağı ise yine sözleşme eklerinde yer alan
“Müşteri Bilgilendirme Formu”nda açıklanmıştır:
“Tahmini PTF’ler ile gerçekleşen PTF’ler arasındaki farkın hesaplanması ve
Müşteriye 3 (üç) aylık tüketim dönemleri halinde yansıtılması aşağıdaki
örnekteki şekilde gerçekleşecektir:
3 (üç) aylık tüketim dönemi; Müşteri’nin ilgili Kullanım Yeri/Yerlerinin Elektrik
Piyasası mevzuatı uyarınca mümkün olan sürede Enerjisa’nın portföyüne
alındığı tarih itibariyle başlar.
Örnek158: Müşteri’nin Enerjisa’da 3 (üç) aylık bir tüketim dönemi
bulunmaktadır. Sözleşme aktif enerji birim fiyatı 190,00 TL/MWh’tir.
Aylık faturalar, mutabık kalınan sözleşme birim fiyatı üzerinden düzenlenir.
İlk ay, tahmini PTF, EK-4’e göre 142,00 TL/MWh belirlenmiştir. Gerçekleşen
PTF ise 140,00 TL/MWh’tir. Böylelikle belirtilen tahmini PTF ile gerçekleşen PTF
arasındaki fark -2’dir. Sözleşme aktif enerji birim fiyatı ilk ay 188,00 TL/MWh
olarak hesaplanır.
İkinci ay, tahmini PTF, EK-4’e göre 135,00 TL/MWh belirlenmiştir. Gerçekleşen
PTF ise 131,00 TL/MWh’tir. Böylelikle belirtilen tahmini PTF ile gerçekleşen PTF
arasındaki fark -4’tür. Sözleşme aktif enerji birim fiyatı ikinci ay 186,00 TL/MWh
olarak hesaplanır.
Üçüncü ay, tahmini PTF, EK-4’e göre 122,00 TL/MWh belirlenmiştir.
Gerçekleşen PTF ise 125,00 TL/MWh’tir. Böylelikle belirtilen tahmini PTF ile
gerçekleşen PTF arasındaki fark +3’tür. Sözleşme aktif enerji birim fiyatı ikinci
ay 193,00 TL/MWh olarak hesaplanır.
Üç aylık tüketim döneminin sonunda Müşteri’nin faturasına yansıtılacak +/-
tutar; aylık farkların ilgili aya karşılık gelen tüketim miktarı ile çarpılması ile
bulunan tutarların toplamıdır.”
(576) Bu sözleşmeler ile sözleşmelerin süresi ve yenilenmesi bakımından müşteriye bir
seçim şansı verildiği anlaşılmaktadır. Bununla birlikte, her halükarda sözleşmelerin en
158 Örnek, tamamen farazi rakamlardan ve kurgudan oluşmaktadır.
18-27/461-224
244/436
fazla tedarik başlangıç tarihinden itibaren üç yıl olabileceği düzenlenmiştir.
Sözleşmelerin süresine ilişkin metinde herhangi bir ifade yer almazken sözleşme
ekinde yer alan süreye ilişkin düzenleme şu şekildedir:
Sözleşme imza tarihinde yürürlüğe girer. Enerji tedarikine ...../....../...... tarihinde
başlanır ve Sözleşme, tedarik başlangıç tarihinden itibaren … (..) yıl sürelidir.
Sözleşme bu süre sonunda ilave bir bildirime gerek kalmaksızın
kendiliğinden sona erer.
Taraflardan herhangi biri, Sözleşme süresinin sona ermesinden
en az 1(bir) ay önce Sözleşme’yi devam ettirmeme yönündeki
iradesini yazılı olarak karşı tarafa tebliğ etmediği takdirde
Sözleşme, hüküm ve şartları aynen geçerli olmak üzere birer yıllık
süreler ile kendiliğinden uzar. Ancak kendiliğinden uzama
neticesinde oluşacak toplam sözleşme süresi, yukarıdaki tedarik
başlangıç tarihinden itibaren 3(üç) yıldan fazla olamaz.
(577) Büyük ölçekli kurumsal müşteriler ile ise 2015 yılının başından itibaren sekiz farklı tip
sözleşmenin imzalandığı görülmüştür. 2015 Nisan ayına kadar kullanılan tip
sözleşmelerde, 14. madde uyarınca sözleşme süresi bir yıl olarak belirlenmiştir. Anılan
madde hükmüne aşağıda yer verilmektedir:
“İşbu SÖZLEŞME imza tarihinde yürürlüğe girer. SÖZLEŞME’nin süresi.../.../...
tarihinden itibaren 1 (bir) yıldır. Taraflar’dan herhangi biri, SÖZLEŞME süresinin
sona ermesinden en az 2 (iki) ay önce diğer tarafa SÖZLEŞME’yi devam
ettirmeme yönündeki iradesini yazılı olarak karşı tarafa tebliğ etmediği takdirde,
SÖZLEŞME, hüküm ve şartları aynen geçerli olmak üzere birer yıllık süreler ile
kendiliğinden uzar. Ancak kendiliğinden uzama neticesinde oluşacak toplam
süre, SÖZLEŞME’nin imza tarihinden itibaren beş yılı aşamaz. Taraflar, anılan
beş yıllık toplam sürenin bitmesinden önce ya da sonra bir araya gelerek
karşılıklı müzakere sonucunda yeni bir sözleşme akdedip akdetmemekte
serbesttir.”
(578) Uygulanacak fiyat ise 7. maddede belirlenmektedir. Anılan maddede yer alan
“…güncel “TEDAŞ Geneli Fonsuz Tarifesi – Diğer Tüm Dağıtım Sistemi Kullanıcıları
(Kayıp Kaçak Hariç Perakende Tüketici Tarifesi) - Tek Terimli Tek Zamanlı Sanayi
Perakende Tarifesi üzerinden % .... (yüzde........) indirimli fiyat (TL/kWh)” esasına göre
hesaplanacak fiyat (TL/kWh) uygulanacaktır” ifadelerinden sözleşme kapsamında
uygulanacak fiyatın TEDAŞ tarifeleri üzerinden belli yüzdeler ile hesaplanacak
indirimler ile belirleneceği anlaşılmaktadır.
(579) Sözleşmenin 15. maddesinde ise haklı fesih nedenleri sayılmış ve sözleşmeye aykırı
hareket veya sözleşmenin haklı bir nedene dayanmaksızın feshedilmesi durumunda
sözleşmenin feshine sebep olan tarafın, diğer tarafın karşılaştığı doğrudan ve dolaylı
tüm zararlara ek olarak, sözleşme imza tarihinden itibaren kullanıcı adına düzenlenen
en yüksek elektrik faturası tutarının iki katı kadar meblağı diğer tarafa ödemekle
yükümlü olacağı hüküm altına alınmıştır. Bununla birlikte, sözleşmenin 7.2.
maddesinde indirim oranlarının geçerli olduğu dönem içerisinde BOTAŞ Doğal Gaz
Tarifeleri’ne gelecek zamların, bağlı olunan elektrik tarifesine aynı dönemde % 75’ten
daha az bir oranda yansıması halinde, bağlı bulunulan tarifeye fiili olarak yansıyan
kısım ile doğal gaz tarifelerine gelen zammın % 75’i arasındaki fark, teklif edilen indirim
18-27/461-224
245/436
oranına otomatik olarak yansıtılacağı, bu durumun gerçekleşmesi halinde, tarafların
sözleşmeyi yazılı bildirimde bulunarak iki ay sonra geçerli olmak üzere feshetme
hakkının bulunduğu ifade edilmiştir.
(580) Söz konusu düzenlemeler, Mart 2016’ya kadar uygulanan üç değişik versiyonda daha
aynı şekilde yer bulmuştur. Mart 2016’da sözleşmelerde yapılan değişiklikle
sözleşmelerin süre ve yenilenmesine ilişkin hükümlerinde değişikliğe gidilmiştir. Yeni
versiyonuna aşağıda yer verilen düzenleme ile sözleşmenin ve dolayısıyla süreli
tarifenin yenilenmesi ancak tarafların bu yönde iradesinin mevcudiyetine bağlı
kılınmıştır:
“İşbu Sözleşme imza tarihinde yürürlüğe girer. Sözleşme’nin süresi.../.../...
tarihinden itibaren 1 (bir) yıldır. Taraflarca aksi yazılı olarak kararlaştırmadığı
takdirde Sözleşme, bu süre sonunda kendiliğinden sona erer.”
(581) Söz konusu düzenleme, Temmuz 2017’ye kadar uygulanan üç değişik versiyonda
aynen benimsenmiştir. Temmuz 2017’de yürürlüğe giren ve halen uygulanmakta olan
sözleşmeler ile bir önceki metinlerde farklılaşmaya gidilmiştir. İlk olarak, sözleşmelerin
fiyata ilişkin hükümleri ana metinden çıkarılarak sözleşme eklerine yerleştirilmiştir.
Sözleşme ekinde müşteriye sabit oranlı tarife, sabit fiyatlı tarife, yeşil tarife, PTF bazlı
tarife ve net tarifeden birini seçme imkanı tanınmıştır. Sözleşmenin süresi de sözleşme
ekinde boş bırakılmıştır. Buradan sözleşme süresinin taraflar arasında
kararlaştırılacağı anlaşılmaktadır. Ayrıca sözleşmenin yenilenmesi hususunda da
müşteriye seçme hakkı tanınmıştır. Müşteri sözleşmenin belirtilen süre sonunda ilave
bir bildirime gerek kalmaksızın kendiliğinden sona ermesini seçebileceği gibi
taraflardan herhangi birinin sözleşme süresinin sona ermesinden en az bir ay önce
sözleşmeyi devam ettirmeme yönündeki iradesini yazılı olarak karşı tarafa tebliğ
etmediği takdirde sözleşmenin, hüküm ve şartları aynen geçerli olmak üzere birer yıllık
süreler ile kendiliğinden uzamasını da tercih edebilecektir. İkinci seçeneği seçmesi
halinde oluşacak toplam sözleşme süresi, yukarıdaki tedarik başlangıç tarihinden
itibaren üç yıldan fazla olamayacaktır. Sözleşmenin feshi ve cezai şarta ilişkin
hükümler ise önceki sözleşmeler ile aynı biçimde düzenlenmiştir.
I.6.3.2.4.3. Serbest Tüketicilerle Yapılan İkili Sözleşmelerdeki Cayma Bedeli, Süre
ve Otomatik Uzamaya İlişkin Hükümlerin Tedarikçi Değişikliği Üzerindeki Etkileri
(582) Enerji piyasalarının serbestleşmesi çerçevesinde üzerinde durulan en temel
konulardan biri de tüketicilerin alternatif elektrik tedarikçileri arasında değişiklik
yapabilmesi hususudur. Böylelikle, pazardaki rekabetin arttırılması ve artan rekabet ile
birlikte gelen daha düşük fiyatlardan tüketicilerin yarar sağlaması beklenmektedir. Bu
nedenle, enerji piyasalarının serbestleşmesi sürecinde bulunan pek çok ülkede
tedarikçi değiştirme önündeki engellerin neler olduğunu araştıran ve bu engelleri
kaldırmayı amaçlayan çabalar yoğunlaşmaktadır. Örneğin CEER’in konuya ilişkin
çalışmalarında tedarikçi değiştirmenin önünde sistematik ve regülasyondan
kaynaklanan engellerin yanı sıra ticari birtakım engellerin de bulunduğu ifade
edilmiştir159. Söz konusu ticari engeller arasında ise, tüketici algısı ile sözleşme
süreleri, gerekçesiz erken çıkış bedeli, sağlanan ilave hizmetler gibi faktörler
sayılmıştır. Dolayısıyla, serbest tüketicilerle yapılan ikili anlaşmaların
süre/fesih/cayma/iptal hususlarının düzenlendiği kısımları ve tedarikçilerin bu yöndeki
159 CEER (2016), CEER Report on Commercial Barriers to Supplier Switching in EU Retail Energy
Markets, C15-CEM-80-04, 07-06-2016.
18-27/461-224
246/436
uygulamaları, tedarikçi değişikliği önündeki engeller bakımından büyük önem arz
etmektedir.
(583) Örneğin CEER, süresi üç yılı aşan uzun süreli sözleşmeler ile sözleşmelerdeki
otomatik uzama hükümlerinin ve gerekçesiz erken sonlandırma ücretlerinin müşteriler
üzerinde bağlama etkisi yaratabileceğini belirtmiştir160. İkili anlaşmalara ilişkin iptal
ücretleri iptal/sonlandırma ücreti ve erken sonlandırma/iptal ücreti olarak ikiye
ayrılmaktadır. İptal ücreti kısaca, herhangi bir enerji tedarikçisi ile enerji veya kapasite
temini konusunda yapılan bir sözleşmenin sonlandırılması halinde, sözleşmeyi
sonlandıran tarafa yüklenilen bedeldir. Erken iptal ücreti ise yine bir enerji ya da
kapasite temini konusunda yapılan bir ikili sözleşmede, taraflardan birinin diğerine ya
da her ikisinin birbirine verdiği birtakım taahhütler uyarınca, sözleşmenin verilen
taahhüt süresinin bitiminden önce sona erdirilmesi halinde iptal eden tarafa getirilen
bedeldir. Elektrik perakende satış pazarında, bu taahhütler genellikle tek taraflı olup
elektrik tedarikçisinin, müşterilere indirimli fiyat veya sabit fiyat üzerinden elektrik
enerjisi tedarik etmesi veya elektrik enerjisinin temini yanında ek birtakım katma değerli
hizmetler sunması karşılığında ilgili müşterinin söz konusu hizmeti belirli bir süre
boyunca sadece kendisinden almasını içermektedir.
(584) AB enerji mevzuatı ve Üçüncü Enerji Paketi Yönetmeliği uyarınca, bir elektrik enerjisi
tüketicisinin tedarikçisini üç hafta içinde değiştirebilmesi gerektiği ve enerji
tedarikçilerinin, enerji sözleşmelerinin bitiş tarihine uyan müşterilerine
sonlandırma/iptal ücreti yansıtamayacakları açık bir şekilde ifade edilmiştir. CEER’in,
serbest tüketici sözleşmelerinin bitiş tarihinden önce sonlandırılmasına ilişkin bakış
açısının anlatıldığı raporda161 ise bir müşterinin gözünde, her türlü iptal ücretinin
tedarikçi değişimi önünde engel teşkil ettiği, ancak sabit fiyatlı bir tarife bakımından
erken sonlandırma ücretinin gerekçelendirilebileceği, değişken fiyatlı tarifelerde ise
böyle bir gerekçelendirmenin yapılmasının güç olduğu belirtilmiştir. Zira tedarikçilerin
değişken fiyatlı sözleşmeler kapsamında fiyat değişikliklerini müşterilere yansıtma
hakları bulunmaktadır.
(585) Diğer yandan, söz konusu raporda, müşterilere belirli bir dönem boyunca enerji temini
konusunda belirlilik ve yarar sağlayan sabit dönem – sabit/indirimli fiyatlı sözleşmeler
veya buna ilişkin taahhütler içeren sözleşmeler162 sunan tedarikçilerin, toptan piyasa
fiyatlarındaki dalgalanmalardan korunmaya ihtiyaç duyduğu ve bu bakımdan ek
maliyetler üstlenebildiği, erken çıkış bedelinin ise bu maliyetlerin bir karşılığı olarak
gerekçelendirilmesinin mümkün olduğu ifade edilmiştir. Çünkü sözleşmenin
süresinden önce iptal edilmesi halinde tedarikçi fiyatı sabitleyerek katlandığı maliyetleri
yapılan ikili sözleşmeden elde edeceği getiri ile karşılama imkânını yitirmektedir.
Dolayısıyla, erken iptal ücretinin bu durumlarda uygulanmasına izin verilmemesi
halinde, tedarikçiler söz konusu maliyet ve ilişkili risklerini tüm müşterilere yansıtmak
durumunda kalabilecekler ve bu da nihai olarak daha yüksek düzeyde elektrik enerjisi
fiyatına yol açabilecektir. Bu nedenle, erken iptal ücretlerinin varlığı tek başına bir
sorun yaratmamakta, aksine belirlilik ve düşük fiyatlar açısından etkinlik yaratıcı
sonuçlar doğurabilmektedir.
(586) Bununla birlikte, tüketicilerin, ikili anlaşma öncesi erken iptal ücretleri konusunda
tedarikçiler tarafından açık bir şekilde ve konuya ilişkin tüm ayrıntılar hakkında
160 a.g.k., s. 33-35.
161 CEER (2016), Position Paper on Early Termination Fees, C16-CEM-90-06.
162 Müşterinin belirli bir süre boyunca ilgili enerji hizmetini sadece taraf tedarikçiden temin etmesi
doğrudan ikili enerji sözleşmesiyle içinde veya sözleşmeye ek taahhütler ile sağlanabilir.
18-27/461-224
247/436
bilgilendirilmiş olması ve sözleşmenin geriye kalan koşullarının ölçülü, müşterileri söz
konusu tedarikçiye alıkoymayan ve ilgili pazarı yeni tedarikçilere kapamayan nitelikte
olması gerekmektedir. Burada açıklık ile kastedilen temel unsurların erken iptal
ücretinin var olup olmadığı, var ise hangi koşullarda tüketiciye yansıtılacağı ve tam
olarak ne kadar olduğudur. Böylece tüketici, böyle bir taahhüte girerek elde edeceği
fayda ile sorumlu olacağı olası risk/maliyet arasında bir değerlendirme olanağına
kavuşabilecektir. Erken iptal ücretlerinin, tüketicilerin farklı tedarik anlaşmalarının
fiyatlarını karşılaştırmasına olanak tanıyacak şekilde tamamen şeffaf olması
beklenmektedir. Abonelik hizmetleri kapsamında, müşterilerle ikili anlaşma yapmadan
önce sektör genelinde erken iptal ücretlerine ilişkin şeffaf, kapsamlı ve yeterli
bilgilendirilmenin olmadığı bir durumda, tüketicilerin bilgilendirilmemiş tercih yapmış
olacağı kabul edilecektir. Bu durumda söz konusu genel soruna ilişkin talep taraflı
aksaklıkların giderilmesi açısından ek birtakım önlemler alınması yerinde olabilecektir.
Tüketicinin sıcak durum halinde, bilgilendirilmemiş tercih yapması anlamına gelen bu
soruna ilişkin getirilebilecek önerilerden birisinin, söz konusu tüketiciye soğuk duruma
geçiş yapması ve yapmış olduğu tercih hakkında muhakeme ile yeniden
değerlendirme yapma imkânı ve nihai olarak karar verme fırsatı tanıyacak bir
bilgilendirilmiş tercih yapma/yeniden değerlendirme penceresi sağlamak olabileceği
ifade edilmelidir.
(587) Erken iptal ücretlerine ilişkin açıklık ve anlaşılırlık koşullarının yanı sıra göz önünde
bulundurulması gereken iki ayrı husus daha bulunmaktadır. Erken iptal ücretlerinin
makul bir düzeyde olup olmadığı hususu ile aslında erken iptal koşulunun da
yenilenmesi anlamına gelecek nitelikteki sözleşmelerin yenilenmesi hususunun
ayrıntılı bir şekilde ele alınması gerekmektedir.
(588) İlk olarak ikili anlaşmalar için geçerli olan erken iptal ücretlerinin doğrudan tedarikçinin
söz konusu anlaşmadan kaynaklı olarak üstlendiği ek maliyetle ilişkili, bu bakımdan
sınırlı olması gerekmektedir. CEER, bu durumun daha ziyade tedarikçilerin, enerji
hizmetinin yanı sıra katma değerli hizmetler sunması halinde geçerli olduğunu ve erken
iptal ücretinin düzeyinin gerekçelendirilme sorumluluğunun kati surette tedarikçinin
üzerinde olduğunu belirtmektedir.
(589) Nimet-külfet dengesinin gözetildiği bir durumda, basiretli bir tacir için, sağlanan fayda
ile bu faydayı sağlamak için katlanılan maliyet arasında makul bir oran olması
beklenecektir. Aynı makul oranın, tedarikçinin sözleşmeden dolayı katlandığı maliyet
ile sözleşmenin feshinde tahsil etme hakkı ortaya çıkan iptal ücreti/cayma bedeli
arasında da olması beklenecektir. Bu bakımdan bu makul oranın, ilgili olay için geçerli
koşullara isnat edilebilecek ölçülülük ilkesi gözetilerek belirlenmesi gerekecektir. Buna
mukabil, erken iptal ücretlerinin çoğunlukla, bu ücretlerin alınmasının gerekçesini
oluşturan, tedarikçilerin sözleşmenin feshine bağlı katlanabilecekleri olası
maliyetlerin163 değerini aştığı belirtilmektedir.164 İkili sözleşmelerin, hem müşteri hem
de tedarikçi için orantılı bir şekilde fayda ve maliyet getirerek dengeli bir yapıda olması
beklenmekte ve erken iptal ücretlerinin sözleşmenin feshi halinde, sözleşmenin
cereyan etmeyen süresinden kaynaklı maliyetleri yansıtacak şekilde tasarlanması
gerektiği ve müşterileri iradeleri hilafına alıkoymaması gerektiği
değerlendirilmektedir.165 Bu kapsamda, ülkemizde, ikili anlaşmaların ya da bu
163 Söz konusu maliyetler, sözleşmeyi fesheden tüketicinin yerini alabilecek başka bir tüketiciye ilişkin
yürütülen pazarlama maliyetleri veya daha önceden alımı yapılan ilişkili enerjinin yeniden satışından
kaynaklı maliyetler ve sözleşmedeki enerji hizmetine ilişkin verilen indirimler olarak sıralanabilir.
164 ACER-CEER Market Monitoring Report 2015.
165 a.g.k.
18-27/461-224
248/436
anlaşmalara ilişkin taahhütlerin süresinden önce sona erdirilmesi halinde erken iptal
ücreti anlamındaki cayma bedeli olarak en yüksek fatura bedelinin iki katına tekabül
eden bir bedel, ilgili tedarikçinin sözleşmenin feshi nedeniyle ortaya çıkan kaybını telafi
edecek meblağ olarak hesaplanmaktadır.
(590) Ülkemizde sanayi ve büyük ticarethane müşterileri dışındaki serbest tüketicilere
sunulan indirim oranlarının düzeyi dikkate alındığında, ilgili pazarlarda geçerli olan
cayma bedeli uygulamasının bir zarar/kayıp telafi mekanizmasından ziyade bir kazanç
kapısı işlevi görebildiği ileri sürülebilir. Öyle ki bu düzeydeki bir cayma bedeli bazı kötü
niyetli tedarikçiler açısından doğrudan önemli bir gelir kalemi işlevi görürken yerleşik
tedarikçi açısından ise tüketiciyi kendi bünyesinde alıkoyma noktasında son derece
etkili bir geçiş engeli ve dolaylı olarak da yine bir gelir işlevi görmektedir. Diğer yandan
böylesine yüksek bir cayma bedelinin sektör standardı olmasının aynı zamanda, talep
taraflı aksaklıklar bağlamında, tüketiciler nezdindeki algılanan geçiş maliyeti ve statüko
eğilimi üzerindeki olumsuz etkileri yadsınamayacak derecede yüksektir. Bu nedenlerle
ilgili pazarlarda uygulanagelen söz konusu cayma bedellerinin halihazırdaki düzeyinin
makul olmadığı ve tedarikçi değişikliğinin daha kolaylaşmasına hizmet etmesi
bakımından, bahse konu nimet-külfet dengesi gözetilerek yeniden gözden geçirilmesi
gerektiği değerlendirilmektedir.
(591) İkinci olarak ise, müşterilerin süre sonunda sözleşmeyi aktif olarak sonlandırmaması
halinde aynı koşullarla otomatik olarak uzayan sözleşmelerin varlığının da müşterilerin
bağlanmasına yol açabileceğine dikkat çekilmektedir. Elektrik enerjisi temini
sözleşmelerinde olduğu gibi, diğer abonelik sözleşmeleri, sigorta sözleşmeleri,
emeklilik planları gibi uygulamalarda tüketicileri sistemde tutmaya yönelik temelde iki
seçenek bulunmaktadır. Bunlardan ilki, tüketicinin ilgili sağlayıcının sisteminde kalması
için sözleşme/taahhüt yenilenmesini açıkça kabul ettiğini bildirmesi koşulunu içeren
“onaylı katılım” (opt in), ikincisi ise tüketicinin sözleşme/taahhüt yenilenmesinin
otomatik olarak yapılması ve tüketicinin bunu istememesi halinde, sistemden çıkışının
ancak istemediğine dair açık bir bildirimde bulunması koşulunun öne sürüldüğü “itirazlı
çıkış”tır (opt out). Yerleşik tedarikçiler tarafından serbest tüketicilerle yapılan
sözleşmeler ve bu sözleşmeler kapsamındaki taahhütler genellikle itirazlı çıkış sistemi
özelliği taşımakta ve müşterinin sözleşmede belirtilen fesih bildirim süresi içinde
bildirimde bulunmadığı durumda sözleşme ve taahhüt otomatik olarak
yenilenmektedir. Elektrik perakende satış pazarında itirazlı çıkış sisteminin GTŞ’ler
tarafından uygulanması rakip tedarikçilere geçiş önünde engel teşkil edebilecektir.
(592) Telekomünikasyon ve enerji gibi abonelik hizmetleri kapsamında yer alan hizmetlerin
sunumunda kesintisizliğin esas olması nedeniyle sözleşmelerin belirsiz süreli olması
ya da belirli süreli olması durumunda ise otomatik olarak yenilenmesinin istenmeyen
kesintilerin yaşanmaması için gerekli olduğu dikkate alınmakla birlikte; işbu halde
yenilenen içeriğin temel olarak hizmet sunumu olduğu kabul edilmekle birlikte,
taahhütlerin de bu kapsamda yenilenmesi yine rakip tedarikçilere geçiş önünde engel
teşkil edebilecektir. Zira taahhütlerin bu şekilde otomatik olarak yenilenmesi, elektrik
hizmetinin fiyatı ve sözleşmenin diğer önemli unsurları doğrultusunda yenilemenin
finansal etkileri hakkında, tüketicinin yeterli bilgiye erişmeden örtülü olarak tercih
yapmasına neden olacak, diğer bir deyişle, tüketicinin bilgilendirilmemiş tercih yapması
sonucunu doğuracaktır. Nitekim, sektöre ilişkin yürütülen incelemelerde EPDK ile
yapılan görüşmelerde ikili anlaşmaların belirsiz olduğunun, bitiş süresinden önce belirli
bir zamana kadar bildirim yapılmadığı halde otomatik olarak uzamasına ilişkin
hükümlerin tespit edilmekte olduğunun, tüketicinin bilinçsizliğinden ve
tecrübesizliğinden faydalanarak benzeri hükümler ile uzun süre yükümlülük altına
18-27/461-224
249/436
alınmasının perakende elektrik piyasasının serbestleşmesi yönünde engel teşkil
ettiğinin değerlendirildiği ifade edilmiştir. Diğer yandan, yine yukarıda yer verildiği
üzere, TKHK’nın “Abonelik sözleşmeleri” başlıklı kısımdaki 52. maddesinde,
“(3) Belirli süreli abonelik sözleşmelerine sözleşmenin belirlenen süre kadar
uzayacağına ilişkin hükümler konulamaz; ancak abonelik sözleşmesinin
kurulmasından sonra, sözleşmenin sona ereceği tarihe kadar tüketicinin talepte
bulunması veya onay vermesi hâlinde abonelik sözleşmesi uzatılabilir.
(4) Tüketici, belirsiz süreli veya süresi bir yıldan daha uzun olan belirli süreli
abonelik sözleşmesini herhangi bir gerekçe göstermeksizin ve cezai şart
ödemeksizin istediği zaman feshetme hakkına sahiptir. … Satıcı veya sağlayıcı,
abonelik sözleşmesinin feshi için sözleşmenin tesis edilmesini sağlayan
yöntemden daha ağır koşullar içeren bir yöntem belirleyemez.”
ve Abonelik Sözleşmeleri Yönetmeliği’nin “Diğer Yükümlülükler” başlıklı 13.
maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında
“(1) Belirli süreli abonelik sözleşmelerine sözleşmenin belirlenen süre kadar
uzayacağına ilişkin hükümler konulamaz; ancak abonelik sözleşmesinin
kurulmasından sonra, sözleşmenin sona ereceği tarihe kadar tüketicinin talepte
bulunması veya onay vermesi hâlinde abonelik sözleşmesi uzatılabilir.
(2) Sözleşme süresi sonunda tüketiciden açık bir talep veya onay
almadığı halde mal veya hizmet sunmaya devam eden satıcı veya sağlayıcı,
sunulan bu mal veya hizmet için hiçbir bedel talep edemez.”
şeklinde yer alan hükümlerde de otomatik yenileme mekanizmasının esasen
eylemsizlik durumundan istifade edilerek yapılamayacağı, aksine tüketicinin
bilgilendirilmiş bir tercihine dayanılarak yapılabileceği hususları düzenlenmiştir.
(593) Benzer şekilde, Fransa’daki “Loi Hamon” (Law Hamon) örneğinde de, otomotiv ve
sigorta sektörlerinde kendiliğinden otomatik yenilenen sözleşmeler bakımından, ilk
sözleşme döneminin bitmesi ardından gerçekleşen yenileme dönemi sonrası için
getirilen cayma bedelleri yasaklanmıştır. Tüketicinin bilgilendirilmiş tercih yapması
sonucunu doğuran böyle bir ilkeyi benimseyen bir sistem, doğal olarak mevcut
tedarikçinin ilgili müşterisine daha rekabetçi bir teklif sunmasını teşvik edecektir. Zira
açık onayı aranan ilgili müşteri açısından geçerli olması yüksek ihtimal tüketici
uyuşukluğu, müşterinin önüne gelen yeni bir teklifle giderilecek ya da azaltılacak ve
böylece tüketici daha rekabetçi tekliflerin arayışına yönelebilecektir. Bu nedenlerle,
tüketicilerin eylemsizlik durumunda otomatik yenileme özelliğinin işletilmesi suretiyle
yenilenen taahhütler bakımından cayma bedellerinin geçerli dayanağının olmadığı
genel olarak kabul edilmektedir.
I.6.3.2.4.4. Serbest Tüketicilerle Yapılan İkili Sözleşmelerdeki Cayma Bedeli, Süre
ve Otomatik Uzamaya İlişkin Hükümlerin 4054 sayılı Kanun Kapsamında
Değerlendirilmesi
(594) Bir önceki bölümde detaylarına yer verilen uzun süreli sözleşmeler, erken sonlandırma
bedelleri ve taahhütlerin otomatik olarak uzamasına ilişkin ikili sözleşmelerde yer alan
hükümler, enerji piyasalarının serbestleşmesi ve ondan beklenen faydaların önünde
engel oluşturduğu gibi rakip tedarikçilere geçişi kısıtlayarak pazarın kapatılmasına da
neden olabilmektedir. Bu kapsamda, bu uygulamalar rekabet hukukunun da
kapsamına girebilecek niteliktedir.
18-27/461-224
250/436
(595) Daha önce de belirtildiği üzere, Kurul, elektrik sektörü gibi düzenlenen sektörlerde
rekabeti kısıtlayıcı olabilecek davranışlara, ilgili davranışların sektörel mevzuatta
düzenlenmiş olmasından bağımsız olarak müdahale etmekte, teşebbüslerce dile
getirilen ve ilgili pazarın düzenlemeye tabi olduğu ya da görevli düzenleyici bir
otoritenin bulunduğu şeklindeki savunmaları kabul etmemektedir. Bu durumun
istisnası ise düzenlemenin ya da ilgili düzenleyici otoritenin, doğrudan teşebbüslerin
davranışlarını belirleyen kurallar getirmesidir. Bu noktada önemli olan soru, incelenen
teşebbüs davranışının sektörel düzenlemeler sonucunda mı ortaya çıktığı ya da
teşebbüsün davranış serbestisinin bulunup bulunmadığıdır. Sektörel düzenlemelerin
teşebbüslerin serbestçe karar almasını engellemesi halinde rekabet hukuku
çerçevesinde söz konusu davranış 4054 sayılı Kanun kapsamında ele alınmamaktadır.
(596) Bu yaklaşım doğrultusunda ENERJİSA’nın tüketiciler ile yaptığı sözleşmelere
bakıldığında, PSS’lerin ilgili sektörel mevzuat kapsamında EPDK tarafından çıkarılan
Elektrik Piyasasında Perakende Satış Sözleşmesi Düzenlenmesi Hakkında Tebliğ
çerçevesinde düzenlenmektedir. Öte yandan, serbest tüketiciler ile imzalanan ikili
sözleşmelere (ESS) ve işbu dosya kapsamında incelenene deklarasyon
sözleşmelerine ilişkin ise herhangi bir spesifik bir düzenleme bulunmamaktadır.
Nitekim THY’nin 4. maddesinde GTŞ’ler ve tedarik şirketleri ile tüketiciler arasında
imzalanan sözleşmelere ilişkin tanımlar şu şekildedir:
“İkili anlaşma: Gerçek veya tüzel kişiler arasında özel hukuk hükümlerine tabi
olarak, elektrik enerjisi ve/veya kapasitenin alınıp satılmasına dair yapılan ve
Kurul onayına tabi olmayan ticari anlaşmalar,
Perakende satış sözleşmesi: Bağlantı anlaşması mevcut olan kullanım yeri için,
görevli tedarik şirketi ile tüketiciler arasında ilgili mevzuat hükümleri
çerçevesinde, perakende satış tarifesi veya son kaynak tarifesinden elektrik
enerjisi ve/veya kapasite temini ile hizmet alımına yönelik olarak yapılan
faaliyetlere ilişkin koşul ve hükümleri kapsayan sözleşmeler”
(597) İkili anlaşmalar için “özel hukuk hükümlerine tabi olarak” ifadesi kullanılırken, PSS için
“ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde” ifadesine yer verilerek sektörel düzenleyicinin,
piyasada ikili anlaşmalara ilişkin alanı düzenleme dışı bıraktığı anlaşılmaktadır.
Nitekim yapılan görüşmelerde de ikili anlaşmalarla çerçevesi belirlenen bu alana
gerekmedikçe EPDK tarafından müdahale edilmek istenmediği dile getirilmektedir.
(598) Bu doğrultuda, işbu soruşturmaya taraf teşebbüs tarafından serbest tüketicilerin
kazanılmasına yönelik olarak gerçekleştirilen her türlü uygulama ve sözleşmelerin
rekabet hukukunun uygulama alanında olduğu açıkça görülmektedir. Bu noktada
dikkat çekilmesi gereken bir diğer husus da elektrik piyasasının serbestleşme süreci
içinde serbest tüketici limitinin her geçen yıl daha da düşürülmesidir. Bilindiği üzere,
önümüzdeki dönemde bu limitin sıfıra düşürülerek piyasada yer alan tüm tüketicilerin
serbest tüketici konumunu haiz olması hedeflenmektedir. Dolayısıyla, ilerleyen
dönemde elektrik perakende satış pazarında başta sözleşmeler olmak üzere birçok
uygulamanın sektörel düzenlemenin dışında kalacağını veya rekabet hukukunun da
kapsamına gireceğini söylemek yanlış olmayacaktır.
(599) Öte yandan, PSS’lere yönelik detaylı bir sektörel düzenlemenin bulunması, bu
sözleşmeleri 4054 sayılı Kanun’un uygulanmasından muaf tutmamaktadır. Geçmiş
kararlarında da ortaya koyduğu üzere Kurul, sektörel düzenlemeleri dikkate alarak, söz
konusu düzenlemelerin sınırları içinde teşebbüslerin kendi iradeleriyle ortaya
koydukları davranışları inceleme konusu yapmaktadır. ENERJİSA’nın tüketicileri ile
18-27/461-224
251/436
yapmış olduğu PSS’ler de bu yaklaşım çerçevesinde rekabet hukuku uygulaması
kapsamında yer almaktadır.
(600) Gerek Türk gerekse AB rekabet hukuku uygulamaları çerçevesinde piyasada hâkim
durumda bulunan teşebbüslere piyasadaki rekabet süreçlerine zarar vermemek
üzerine özel bir sorumluluk yüklenmiştir. Bu ilke çerçevesinde pazarda hâkim durumda
bulunan teşebbüs sahip olduğu pazar gücünün farkında ve bu güçle doğru orantılı
olarak dışlayıcı, pazarı kapayıcı ve sömürücü uygulamalardan kaçınmalıdır. Nitekim
Kurul’un 01.12.2005 tarih ve 05-80/1106-317 sayılı kararında da “Karbogaz’ın pazar
pozisyonunu koruma adına esas olarak müşterilerle tesis edilen münhasır tedarik
sözleşmelerine dayalı pazar stratejisinin pazarda gösterecek olduğu menfi etkinin,
kendi iç dinamiklerinden kaynaklanmadığını bilmesi ve buna göre davranması gerekir.”
denilerek bu sorumluluğa dikkat çekilmiştir. Kurul’un 12-47/1413-474 sayılı kararında
da özel sorumluluk kavramına değinilmiş ve kavram şöyle açıklanmıştır:
“Rekabet hukukunda hâkim durumdaki teşebbüslerin diğer teşebbüslerden
farklı olarak özel sorumluluklarının olduğu kabul edilmektedir. Bu özel
sorumluluk bağlamında, hâkim durumda olan teşebbüslerin, eylem ve
işlemlerinin ilgili pazardaki rekabet üzerindeki etkisini bilmesi ve davranışlarını
bu çerçevede kontrol altında tutması beklenmektedir. Bu yönüyle hâkim
durumdaki teşebbüsler, eylemleri ile rekabet sürecine zarar vermeme ve
dolayısıyla tüketici refahını azaltmama konusunda bir tür özen yükümlülüğü
altındadır.”
(601) Bu bağlamda piyasada faaliyet gösteren ve hâkim durumda bulunan teşebbüsün tüm
eylem ve faaliyetleri sırasında bu konumunun farkında olması ve faaliyetlerini bu kısıt
çerçevesinde sürdürmesi gerektiği açıktır. Teşebbüslerin indirim sistemleri ve fiyatlama
davranışları, pazardaki rekabet üzerindeki etkileri göz önünde bulundurularak hayata
geçirilmesi gereken önemli eylemler olarak öne çıkmaktayken, pazardaki rekabet
üzerinde olumsuz etkiler doğurabilecek diğer her türlü eylem de bu kapsamda
değerlendirilebilecektir. Bir pazarda rekabetin kısıtlanıp kısıtlanmadığının
değerlendirilmesinde o pazarda yeniden satıcılar veya müşteriler ile gerçekleştirilen
sözleşmelerde yer alan süre, fesih, cayma bedeli, alım taahhüdü gibi hüküm ve
koşullar dikkate alınmaktadır. Bu çerçevede, teşebbüslerin imzaladıkları sözleşmeler
ilgisine göre 4054 sayılı Kanun’un 4. veya 6. maddesi veya da her ikisi kapsamında
incelenmektedir.
(602) Söz konusu sözleşmelerin hâkim durumdaki teşebbüsler tarafından gerçekleştirilmesi
halinde sözleşmede yer verilen şartların 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi kapsamında
rakiplerin dışlanması veya faaliyetlerinin zorlaştırılmasına neden olup olmadığı
incelenmektedir. Bu incelemede, sözleşmelerde yer alan koşulların pazara yeni
girişleri engelleyip engellemediği, rakiplerin faaliyetlerini zorlaştırıp zorlaştırmadığı,
rakiplerin pazar dışına çıkmasına neden olup olmadığı veya bu sonuçlara yol açacak
bir potansiyel taşıyıp taşımadığı analiz edilmektedir. Bu analizlerde sözleşme süreleri,
taahhütler, taahhüt süreleri, cayma bedelleri ve otomatik uzamaya ilişkin hükümler ele
alınmaktadır. Aşağıda ENERJİSA’nın serbest tüketiciler ile imzaladığı sözleşmeleri bu
kriterler altında sınıflandırılmıştır:
18-27/461-224
252/436
Tablo 8: ENERJİSA’nın Serbest Tüketicilerle Yaptığı Sözleşmelerin Sınıflandırılması
Dönem
Abone
Tipi
Sözleşme
Süresi
Taahhütname
Taahhütname
Süresi
Tarife
İndirim
Oranı
Taahhütname
Kendiliğinden Yenileniyor
Cayma
Bedeli
Sözleşme Fesih
Bildirimi ve Süresi
İlave
Hususlar
BİREYSEL
2015 ve
öncesi
Mesken
Ticarethane
Belirsiz
süreli
YOK/VAR
(ekindeki
taahhütnamenin
imzalanması ve
taahhütlü tarifenin
seçilmesi imkanı
var)
1 yıl
Standart/
Sabit
Belirtilmemiş
Süreli tarifenin sona ermesi halinde 30
gün önce bildirim.
TKHK kapsamındaki tüketici açıkça
onay vermezse yenileme YOK.
TKHK kapsamında olmayan tüketici
bildirim sonrası sessiz kalırsa yenileme
VAR
TKHK kapsamındakiler: ek menfaatleri
ile sözleşme gereği henüz tahakkuk
etmemiş bedellerden hangisi müşteri
lehine ise.
TKHK kapsamında olmayanlar: ek
menfaatler+ en yüksek fatura bedelinin 2
katı
Müşteri için yok,
ENERJİSA
tarafından en az
30 gün önceden
bildirim
2015 ve
öncesi
Ticarethane
Belirsiz
süreli
VAR 1 yıl
Sabit
Tarife
Belirtilmemiş
Süreli tarifenin sona ermesi halinde 30
gün önce bildirim. Müşteri bildirim
karşısında sessiz kalması durumunda
yenileme VAR
En yüksek fatura bedelinin iki katı
En az otuz gün
önce fesih
bildirimi
2015 ve
öncesi
Mesken
Belirsiz
süreli
VAR 1 yıl
Sabit
Tarife
Belirtilmemiş
Süreli tarifenin sona ermesi halinde 30
gün önce bildirim. Müşteri bildirim
karşısında sessiz kalması durumunda
yenileme YOK, standart tarifeye geçiş
Ek menfaatler ile Sözleşme gereği
henüz tahakkuk etmemiş toplam
bedellerden hangisi Müşteri lehine ise
Müşteri için yok,
ENERJİSA
tarafından en az
30 gün önceden
bildirim
2015 ve
öncesi
Mesken
Ticarethane
Belirsiz
süreli
YOK -
Standart
Tarife
- - -
Müşteri için yok,
ENERJİSA
tarafından en az
30 gün önceden
bildirim
2015 ve
öncesi
Mesken
Belirsiz
süreli
VAR 1 yıl
Sabit
Tarife
Belirtilmemiş
Süreli tarifenin sona ermesi halinde 30
gün önce bildirim. Müşterinin bildirim
karşısında sessiz kalması durumunda
yenileme YOK, standart tarifeye geçiş
Ek menfaatler ile sözleşme gereği henüz
tahakkuk etmemiş toplam bedellerden
hangisi müşteri lehine ise
Müşteri için yok,
ENERJİSA
tarafından en az
30 gün önceden
bildirim
2015 ve
öncesi
Ticarethane
Belirsiz
süreli
VAR 1 yıl
Sabit
Tarife
Belirtilmemiş
Süreli tarifenin sona ermesi halinde 30
gün önce bildirim. Müşteri bildirim
karşısında sessiz kalması durumunda
yenileme VAR
En yüksek fatura bedelinin iki katı
En az otuz gün
önce fesih
bildirimi
2015 ve
öncesi
?
Belirsiz
süreli
YOK -
Standart
Tarife
- - - YOK
2015
öncesi
Mesken
Ticarethane
Belirsiz
süreli
YOK -
Standart
Tarife
(ancak
farklı bir
tarife de
seçilebilir)
-
Süreli tarifenin sona ermesi halinde 30
gün önce bildirim. TKHK kapsamındaki
tüketici açıkça onay vermezse yenileme
yok. TKHK kapsamında olmayan tüketici
bildirim sonrası sessiz kalırsa yenileme
VAR
-
Müşteri için yok,
ENERJİSA
tarafından en az
30 gün önceden
bildirim
18-27/461-224
253/436
Tablo 8’in devamı:
Dönem
Abone
Tipi
Sözleşme
Süresi
Taahhütname
Taahhütname
Süresi
Tarife
İndirim
Oranı
Taahhütname
Kendiliğinden Yenileniyor
Cayma
Bedeli
Sözleşme Fesih
Bildirimi ve Süresi
İlave
Hususlar
BİREYSEL
2015
öncesi
Mesken
Ticarethane
Belirsiz
süreli
YOK -
Standart
Tarife
(ancak
farklı bir
tarife de
seçilebilir)
- - -
Müşteri için yok,
ENERJİSA
tarafından en az
30 gün önceden
bildirim
2015
öncesi
Ticarethane
Belirsiz
süreli
VAR 1 yıl
Sabit
Tarife
Belirtilmemiş
Süreli tarifenin sona ermesi halinde 30
gün önce bildirim. Müşterinin bildirim
karşısında sessiz kalması durumunda
yenileme VAR
En yüksek fatura bedelinin iki katı
En az otuz gün
önce fesih
bildirimi
2015
öncesi
Mesken
Belirsiz
süreli
VAR 1 yıl
Sabit
Tarife
Belirtilmemiş
Süreli tarifenin sona ermesi halinde 30
gün önce bildirim. Müşterinin bildirim
karşısında sessiz kalması durumunda
yenileme YOK, standart tarifeye geçiş
Ek menfaatler ile sözleşme gereği henüz
tahakkuk etmemiş toplam bedellerden
hangisi müşteri lehine ise
Müşteri için yok,
ENERJİSA
tarafından en az
30 gün önceden
bildirim
2015
öncesi
Mesken
Belirsiz
süreli
VAR 1 yıl
Sabit
Tarife
Belirtilmemiş
Süreli tarifenin sona ermesi halinde 30
gün önce bildirim. Müşterinin bildirim
karşısında sessiz kalması durumunda
yenileme YOK, standart tarifeye geçiş
Ek menfaatler ile sözleşme gereği henüz
tahakkuk etmemiş toplam bedellerden
hangisi müşteri lehine ise
Müşteri için yok,
ENERJİSA
tarafından en az
30 gün önceden
bildirim
2015
öncesi
Mesken
Ticarethane
Belirsiz
süreli
VAR 1 yıl
Sabit
Tarife
Belirtilmemiş
Süreli tarifenin sona ermesi halinde 30
gün önce bildirim. Müşteri bildirim
karşısında sessiz kalması durumunda
yenileme VAR
En yüksek fatura bedelinin 2 katı
Müşteri için yok,
ENERJİSA
tarafından en az
30 gün önceden
bildirim
Temmuz-
Ekim
2016
Mesken
Ticarethane
Sanayi
Belirsiz
süreli
YOK -
Serbest
Tarife
(ancak
farklı bir
tarife de
seçilebilir)
Belirtilmemiş
Süreli tarifenin sona ermesi halinde 30
gün önce bildirim.
TKHK kapsamındaki tüketici açıkça
onay vermezse yenileme YOK.
TKHK kapsamında olmayan tüketici
bildirim sonrası sessiz kalırsa yenileme
VAR
Erken çıkış bedeli ama nasıl
hesaplanacağı belirtilmemiş, iki ay
içinde portföye dönerse iade edilebilir.
Müşteri için yok,
ENERJİSA
tarafından en az
30 gün önceden
bildirim
Temmuz-
Ekim
2016
Mesken
Ticarethane
Sanayi
Belirsiz
süreli
VAR 1 yıl
Sabit
Tarife
Belirtilmemiş
Süreli tarifenin sona ermesi halinde 30
gün önce bildirim.
TKHK kapsamındaki tüketici açıkça
onay vermezse yenileme YOK.
TKHK kapsamında olmayan tüketici
bildirim sonrası sessiz kalırsa yenileme
VAR
TKHK kapsamındakiler: ek menfaatleri
sözleşme gereği henüz tahakkuk
etmemiş bedellerden hangisi müşteri
lehine ise.
TKHK kapsamında olmayanalar: ek
menfaatler+ en yüksek fatura bedelinin
iki katı. İki ay içinde portföye dönerse
erken çıkış bedeli iptal edilebilir.
Müşteri için yok,
ENERJİSA
tarafından en az
30 gün önceden
bildirim
Sözleşme
hükümleri
serbest tarife
ile aynı
sadece
taahhüt
beyanı var
ekte.
18-27/461-224
254/436
Tablo 8’nin devamı:
Dönem
Abone
Tipi
Sözleşme
Süresi
Taahhütname
Taahhütname
Süresi
Tarife
İndirim
Oranı
Taahhütname
Kendiliğinden Yenileniyor
Cayma
Bedeli
Sözleşme Fesih
Bildirimi ve Süresi
İlave
Hususlar
BİREYSEL
Ekim-
Kasım
2016
Mesken
Ticarethane
Sanayi
Belirsiz
süreli
-
Serbest
Tarife
(ancak
farklı bir
tarife de
seçilebilir)
Belirtilmemiş
Süreli tarifenin sona ermesi halinde 30
gün önce bildirim.
TKHK kapsamındaki tüketici açıkça
onay vermezse yenileme YOK.
TKHK kapsamında olmayan tüketici
bildirim sonrası sessiz kalırsa yenileme
VAR
Erken çıkış bedeli ama nasıl
hesaplanacağı belirtilmemiş, iki ay
içinde portföye dönerse iade edilebilir.
Müşteri için yok,
ENERJİSA
tarafından en az
30 gün önceden
bildirim
Ekim-
Kasım
2016
Mesken
Ticarethane
Sanayi
Belirsiz
süreli
VAR 1 yıl
Sabit
Tarife
Belirtilmemiş
Süreli tarifenin sona ermesi halinde 30
gün önce bildirim.
TKHK kapsamındaki tüketici açıkça
onay vermezse yenileme YOK.
TKHK kapsamında olmayan tüketici
bildirim sonrası sessiz kalırsa yenileme
VAR
TKHK kapsamındakiler: ek menfaatleri
sözleşme gereği henüz tahakkuk
etmemiş bedellerden hangisi müşteri
lehine ise.
TKHK kapsamında olmayanalar: ek
menfaatler+ en yüksek fatura bedelinin
iki katı. İki ay içinde portföye dönerse
erken çıkış bedeli iptal edilebilir.
Müşteri için yok,
ENERJİSA
tarafından en az
30 gün önceden
bildirim
Sözleşme
hükümleri
serbest tarife
ile aynı
sadece
taahüt beyanı
var ekte.
Kasım
2016-
Ocak
2017
Mesken
Ticarethane
Sanayi
Belirsiz
süreli
YOK -
Serbest
Tarife
(ancak
farklı bir
tarife de
seçilebilir)
Belirtilmemiş
Süreli tarifenin sona ermesi halinde 30
gün önce bildirim.
TKHK kapsamındaki tüketici açıkça
onay vermezse yenileme YOK.
TKHK kapsamında olmayan tüketici
bildirim sonrası sessiz kalırsa yenileme
VAR
Taahhütlü tarife seçildiyse erken çıkış
bedeli ama nasıl hesaplanacağı
belirtilmemiş, iki ay içinde portföye
dönerse iade edilebilir.
Müşteri için yok,
ENERJİSA
tarafından en az
30 gün önceden
bildirim
Ocak
2017-
Nisan
2017
Mesken
Ticarethane
Sanayi
Belirsiz
süreli
YOK -
Serbest
Tarife
(ancak
farklı bir
tarife de
seçilebilir)
Belirtilmemiş
Süreli tarifenin sona ermesi halinde 30
gün önce bildirim. Müşteri açıkça onay
vermezse yenileme YOK. Sessiz kalmak
tarifenin reddedilmesi anlamına geliyor
Taahhütlü tarife seçildiyse erken çıkış
bedeli ama nasıl hesaplanacağı
belirtilmemiş, iki ay içinde portföye
dönerse iade edilebilir.
Müşteri için yok,
ENERJİSA
tarafından en az
30 gün önceden
bildirim
1 yıl geçerli
Ön Sözleşme
Nisan
2017-
Eylül
2017
Mesken
Ticarethane
Sanayi
Belirsiz
süreli
YOK -
Serbest
Tarife
(ancak
farklı bir
tarife de
seçilebilir)
Belirtilmemiş
Süreli tarifenin sona ermesi halinde 30
gün önce bildirim. Müşteri açıkça onay
vermezse yenileme YOK. Sessiz kalmak
tarifenin reddedilmesi anlamına geliyor
Taahhütlü tarife seçildiyse erken çıkış
bedeli ama nasıl hesaplanacağı
belirtilmemiş, iki ay içinde portföye
dönerse iade edilebilir.
Müşteri için yok,
ENERJİSA
tarafından en az
30 gün önceden
bildirim
1 yıl geçerli
Ön Sözleşme
18-27/461-224
255/436
Tablo 8’in devamı:
Dönem
Abone
Tipi
Sözleşme
Süresi
Taahhütname
Taahhütname
Süresi
Tarife
İndirim
Oranı
Taahhütname
Kendiliğinden Yenileniyor
Cayma
Bedeli
Sözleşme Fesih
Bildirimi ve Süresi
İlave
Hususlar
BİREYSEL
Eylül
2017-
halen
Mesken
Ticarethane
Sanayi
Belirsiz
süreli
YOK -
Serbest
Tarife
(ancak
farklı bir
tarife de
seçilebilir)
Belirtilmemiş
Süreli tarifenin sona ermesi halinde 30
gün önce bildirim. Müşteri açıkça onay
vermezse yenileme YOK. Sessiz kalmak
tarifenin reddedilmesi anlamına geliyor
Taahhütlü tarife seçildiyse erken çıkış
bedeli ama nasıl hesaplanacağı
belirtilmemiş, iki ay içinde portföye
dönerse iade edilebilir.
Müşteri için yok,
ENERJİSA
tarafından en az
30 gün önceden
bildirim
2 yıl geçerli
Ön Sözleşme
KURUMSAL
Ocak
2015-
Nisan
2015
Orta
ölçekli
kurumsal
İmza
esnasında
belirleniyor
VAR
İmza
esnasında
belirleniyor
Sabit oranlı
tarife, sabit
fiyatlı tarife
veya yeşil
tarifeden
biri
seçilebilir.
Belirtilmemiş
Sözleşme süresinin bitim tarihinden en
az iki ay önce diğer tarafa sözleşmeye
devam etmeme iradesini yazılı olarak
bildirmezse birer yıl uzama VAR, ancak
uzama sonucu oluşacak toplam
sözleşme süresi beş yıldan fazla
olamaz.
Tarafın kusuru veya haklı neden
olmaksızın süresinden önce fesihte
doğrudan ve dolaylı tüm zararlar+ en
yüksek elektrik faturası tutarının iki katı
Haklı fesih
nedenleri
sayılmış
Nisan
2015-
Mayıs
2015
Orta
ölçekli
kurumsal
İmza
esnasında
belirleniyor
VAR
İmza
esnasında
belirleniyor
Sabit oranlı
tarife, sabit
fiyatlı tarife
veya yeşil
tarifeden
biri
seçilebilir
Belirtilmemiş
Sözleşme süresinin bitim tarihinden en
az iki ay önce diğer tarafa sözleşmeye
devam etmeme iradesini yazılı olarak
bildirmezse birer yıl uzama VAR, ancak
uzama sonucu oluşacak toplam
sözleşme süresi beş yıldan fazla
olamaz.
Tarafın kusuru veya haklı neden
olmaksızın süresinden önce fesihte
doğrudan ve dolaylı tüm zararlar+ en
yüksek elektrik faturası tutarının iki katı.
Kamu ile yapılan sözleşmelerde bu
hükme yer verilmiyor.
Haklı fesih
nedenleri
sayılmış. Kamu ile
yapılan
sözleşmelerde
ilaveten karşılıklı
mutabakat.
Mayıs
2015-
Ocak
2016
Orta
ölçekli
kurumsal
İmza
esnasında
belirleniyor
VAR
İmza
esnasında
belirleniyor
Sabit oranlı
tarife, sabit
fiyatlı tarife
veya yeşil
tarifeden
biri
seçilebilir
Belirtilmemiş
Sözleşme süresinin bitim tarihinden en
az iki ay önce diğer tarafa sözleşmeye
devam etmeme iradesini yazılı olarak
bildirmezse birer yıl uzama VAR, ancak
uzama sonucu oluşacak toplam
sözleşme süresi beş yıldan fazla
olamaz.
Tarafın kusuru veya haklı neden
olmaksızın süresinden önce fesihte
doğrudan ve dolaylı tüm zararlar+ en
yüksek elektrik faturası tutarının iki katı.
Kamu ile yapılan sözleşmelerde bu
hüküm YOK
Haklı fesih
nedenleri
sayılmış. Kamu ile
yapılan
sözleşmelerde
ilaveten karşılıklı
mutabakat.
Ekte serbest
tüketici
bilgilendirme
fromu var,
ancak bu
Kasım 2016
dan itibaren
uygulanmaya
başlanmış
18-27/461-224
256/436
Tablo 8’in devamı:
Dönem
Abone
Tipi
Sözleşme
Süresi
Taahhütname
Taahhütname
Süresi
Tarife
İndirim
Oranı
Taahhütname
Kendiliğinden Yenileniyor
Cayma
Bedeli
Sözleşme Fesih
Bildirimi ve Süresi
İlave
Hususlar
KURUMSAL
Ocak
2016-
Mart
2016
Orta
ölçekli
kurumsal
İmza
esnasında
belirleniyor
VAR
İmza
esnasında
belirleniyor
Sabit oranlı
tarife, sabit
fiyatlı tarife
veya yeşil
tarifeden
biri
seçilebilir
Belirtilmemiş
Sözleşme süresinin bitim tarihinden en
az iki ay önce diğer tarafa sözleşmeye
devam etmeme iradesini yazılı olarak
bildirmezse birer yıl uzama VAR, ancak
uzama sonucu oluşacak toplam
sözleşme süresi beş yıldan fazla
olamaz.
Tarafın kusuru veya haklı neden
olmaksızın süresinden önce fesihte
doğrudan ve dolaylı tüm zararlar+ en
yüksek elektrik faturası tutarının iki katı.
Haklı fesih
nedenleri
sayılmış. Kamu ile
yapılan
sözleşmelerde
ilaveten taraflar iki
ay önceden
bildirmek
kaydıyla.
Mart
2016-
Nisan
2016
Orta
ölçekli
kurumsal
İmza
esnasında
belirleniyor
VAR
İmza
esnasında
belirleniyor
Sabit oranlı
tarife, sabit
fiyatlı tarife
veya yeşil
tarifeden
biri
seçilebilir
Belirtilmemiş
Sözleşme süresinin bitim tarihinden en
az iki ay önce diğer tarafa sözleşmeye
devam etmeme iradesini yazılı olarak
bildirmezse birer yıl uzama VAR, ancak
uzama sonucu oluşacak toplam
sözleşme süresi beş yıldan fazla
olamaz.
Tarafın kusuru veya haklı neden
olmaksızın süresinden önce fesihte
doğrudan ve dolaylı tüm zararlar+ en
yüksek elektrik faturası tutarının iki katı.
Haklı fesih
nedenleri
sayılmış. Kamu
ile yapılan
sözleşmelerde
ilaveten taraflar
iki ay önceden
bildirmek
kaydıyla.
Nisan
2016-
Mayıs
2016
Orta
ölçekli
kurumsal
İmza
esnasında
belirleniyor
VAR
İmza
esnasında
belirleniyor
Sabit oranlı
tarife, sabit
fiyatlı tarife
veya yeşil
tarifeden
biri
seçilebilir
Belirtilmemiş
Sözleşme süresinin bitim tarihinden en
az iki ay önce diğer tarafa sözleşmeye
devam etmeme iradesini yazılı olarak
bildirmezse birer yıl uzama VAR, ancak
uzama sonucu oluşacak toplam
sözleşme süresi beş yıldan fazla
olamaz.
Tarafın kusuru veya haklı neden
olmaksızın süresinden önce fesihte
doğrudan ve dolaylı tüm zararlar+ en
yüksek elektrik faturası tutarının iki katı.
Haklı fesih
nedenleri
sayılmış. Kamu
ile yapılan
sözleşmelerde
ilaveten taraflar
iki ay önceden
bildirmek
kaydıyla.
Mayıs
2016-
Eylül
2016
Orta
ölçekli
kurumsal
İmza
esnasında
belirleniyor
VAR
İmza
esnasında
belirleniyor
Sabit oranlı
tarife, sabit
fiyatlı tarife
veya yeşil
tarifeden
biri
seçilebilir
Belirtilmemiş
Sözleşme süresinin bitim tarihinden en
az iki ay önce diğer tarafa sözleşmeye
devam etmeme iradesini yazılı olarak
bildirmezse birer yıl uzama VAR, ancak
uzama sonucu oluşacak toplam
sözleşme süresi beş yıldan fazla
olamaz.
Tarafın kusuru veya haklı neden
olmaksızın süresinden önce fesihte
doğrudan ve dolaylı tüm zararlar+ en
yüksek elektrik faturası tutarının iki katı.
Haklı fesih
nedenleri
sayılmış.
18-27/461-224
257/436
Tablo 8’in devamı:
Dönem
Abone
Tipi
Sözleşme
Süresi
Taahhütname
Taahhütname
Süresi
Tarife
İndirim
Oranı
Taahhütname
Kendiliğinden Yenileniyor
Cayma
Bedeli
Sözleşme Fesih
Bildirimi ve Süresi
İlave
Hususlar
KURUMSAL
Eylül
2016-
Kasım
2016
Orta
ölçekli
kurumsal
İmza
esnasında
belirleniyor
VAR
İmza
esnasında
belirleniyor
Sabit oranlı
tarife, sabit
fiyatlı tarife
veya yeşil
tarifeden
biri
seçilebilir
Belirtilmemiş Tarafların mutabakatı ile uzama
Tarafın kusuru veya haklı neden
olmaksızın süresinden önce fesihte
doğrudan ve dolaylı tüm zararlar+ en
yüksek elektrik faturası tutarının iki katı.
Haklı fesih
nedenleri
sayılmış.
Kasım
2016-
Mart
2017
Orta
ölçekli
kurumsal
İmza
esnasında
belirleniyor
VAR
İmza
esnasında
belirleniyor
Sabit oranlı
tarife, sabit
fiyatlı tarife,
yeşil tarife
veya PTF
bazlı
tarifeden
biri
seçilebilir
Belirtilmemiş Tarafların mutabakatı ile uzama
Tarafın kusuru veya haklı neden
olmaksızın süresinden önce fesihte
doğrudan ve dolaylı tüm zararlar+ en
yüksek elektrik faturası tutarının iki katı.
(PTF bazlı tarifelerde, birim fiyata
ekleme yapılması durumundaki fesihler
hariç)
Haklı fesih
nedenleri
sayılmış.
Mart
2017-
halen
Orta
ölçekli
kurumsal
İmza
esnasında
belirleniyor
VAR
İmza
esnasında
belirleniyor
Sabit oranlı
tarife, sabit
fiyatlı tarife,
yeşil tarife,
PTF bazlı
tarife ve net
tarifen biri
seçilebilir
Belirtilmemiş
Seçimlik uzama. Müşteri süre sonunda
sözleşmenin sona ermesini veya bir ay
önceden yenilememe iradesinin
bildirilmediği durumda birer yıl uzama,
ancak uzama sonucu oluşacak toplam
sözleşme süresinin üç yıldan fazla
olmamasını seçebilir.
Tarafın kusuru veya haklı neden
olmaksızın süresinden önce fesihte
doğrudan ve dolaylı tüm zararlar+ en
yüksek elektrik faturası tutarının iki katı.
(PTF bazlı tarifelerde, birim fiyata
ekleme yapılması durumundaki fesihler
hariç)
Haklı fesih
nedenleri
sayılmış.
Temmuz
2014-
Nisan
2015
Büyük
ölçekli
kurumsal
1 yıl VAR 1 yıl
Sabit
oranlı tarife
Belirtilmemiş
Sözleşme süresinin bitim tarihinden en
az iki ay önce diğer tarafa sözleşmeye
devam etmeme iradesini yazılı olarak
bildirmezse 1 er yıl uzama VAR, ancak
uzama sonucu oluşacak toplam
sözleşme süresi 5 yıldan fazla olamaz.
Tarafın kusuru veya haklı neden
olmaksızın süresinden önce fesihte
doğrudan ve dolaylı tüm zararlar+ en
yüksek elektrik faturası tutarının iki katı.
Haklı fesih
nedenleri
sayılmış.
Nisan
2015-
Temmuz
2015
Büyük
ölçekli
kurumsal
1yıl VAR 1 yıl
Sabit
oranlı tarife
Belirtilmemiş
Sözleşme süresinin bitim tarihinden en
az iki ay önce diğer tarafa sözleşmeye
devam etmeme iradesini yazılı olarak
bildirmezse birer yıl uzama VAR, ancak
uzama sonucu oluşacak toplam
sözleşme süresi beş yıldan fazla
olamaz.
Tarafın kusuru veya haklı neden
olmaksızın süresinden önce fesihte
doğrudan ve dolaylı tüm zararlar+ en
yüksek elektrik faturası tutarının iki katı.
Haklı fesih
nedenleri
sayılmış.
18-27/461-224
258/436
Tablo 8’in devamı:
Dönem
Abone
Tipi
Sözleşme
Süresi
Taahhütname
Taahhütname
Süresi
Tarife
İndirim
Oranı
Taahhütname
Kendiliğinden Yenileniyor
Cayma
Bedeli
Sözleşme Fesih
Bildirimi ve Süresi
İlave
Hususlar
KURUMSAL
Temmuz
2015-
Ocak
2016
Büyük
ölçekli
kurumsal
1 yıl VAR 1 yıl
Sabit
oranlı tarife
Belirtilmemiş
Sözleşme süresinin bitim tarihinden en
az iki ay önce diğer tarafa sözleşmeye
devam etmeme iradesini yazılı olarak
bildirmezse birer yıl uzama VAR, ancak
uzama sonucu oluşacak toplam
sözleşme süresi beş yıldan fazla
olamaz.
Tarafın kusuru veya haklı neden
olmaksızın süresinden önce fesihte
doğrudan ve dolaylı tüm zararlar+ en
yüksek elektrik faturası tutarının iki katı.
Haklı fesih
nedenleri
sayılmış.
Ocak
2016-
Mart
2016
Büyük
ölçekli
kurumsal
1 yıl VAR 1 yıl
Sabit
oranlı tarife
Belirtilmemiş
Sözleşme süresinin bitim tarihinden en
az iki ay önce diğer tarafa sözleşmeye
devam etmeme iradesini yazılı olarak
bildirmezse birer yıl uzama VAR, ancak
uzama sonucu oluşacak toplam
sözleşme süresi beş yıldan fazla
olamaz.
Tarafın kusuru veya haklı neden
olmaksızın süresinden önce fesihte
doğrudan ve dolaylı tüm zararlar+ en
yüksek elektrik faturası tutarının iki katı.
Haklı fesih
nedenleri
sayılmış.
Mart
2016-
Nisan
2016
Büyük
ölçekli
kurumsal
1 yıl VAR 1 yıl
Sabit
oranlı tarife
Belirtilmemiş
Aksi taraflarca yazılı olarak
kararlaştırılmazsa bir yıl sonunda sona
erer. Yenileme YOK
Tarafın kusuru veya haklı neden
olmaksızın süresinden önce fesihte
doğrudan ve dolaylı tüm zararlar+ en
yüksek elektrik faturası tutarının iki katı.
Haklı fesih
nedenleri
sayılmış.
Nisan
2017
Haziran
2017
Büyük
ölçekli
kurumsal
1 yıl VAR 1 yıl
Sabit
oranlı tarife
Belirtilmemiş
Aksi taraflarca yazılı olarak
kararlaştırılmazsa bir yıl sonunda sona
erer. Yenileme YOK
Tarafın kusuru veya haklı neden
olmaksızın süresinden önce fesihte
doğrudan ve dolaylı tüm zararlar+ en
yüksek elektrik faturası tutarının iki katı.
Haklı fesih
nedenleri
sayılmış.
Haziran
2017-
Temmuz
2017
Büyük
ölçekli
kurumsal
1 yıl VAR 1 yıl
Sabit
oranlı tarife
Belirtilmemiş
Aksi taraflarca yazılı olarak
kararlaştırılmazsa bir yıl sonunda sona
erer. Yenileme YOK
Tarafın kusuru veya haklı neden
olmaksızın süresinden önce fesihte
doğrudan ve dolaylı tüm zararlar+ en
yüksek elektrik faturası tutarının iki katı.
Haklı fesih
nedenleri
sayılmış.
Temmuz
2017-
halen
Büyük
ölçekli
kurumsal
İmza
esnasında
belirleniyor
VAR
İmza
esnasında
belirleniyor
Sabit oranlı
tarife, sabit
fiyatlı tarife,
yeşil tarife,
PTF bazlı
tarife ve net
tarifen biri
seçilebilir
Belirtilmemiş
Seçimlik uzama. Müşteri süre sonunda
sözleşmenin sona ermesini veya bir ay
önceden yenilememe iradesinin
bildirilmediği durumda birer yıl uzama,
ancak uzama sonucu oluşacak toplam
sözleşme süresinin üç yıldan fazla
olmamasını seçebilir.
Tarafın kusuru veya haklı neden
olmaksızın süresinden önce fesihte
doğrudan ve dolaylı tüm zararlar+ en
yüksek elektrik faturası tutarının iki katı.
Haklı fesih
nedenleri
sayılmış.
18-06/101-52
259/436
(603) Uzun süreli sözleşmeler, pazarın rakiplere kapanmasına yol açacak teşebbüs
davranışlarından biri olarak sayılmaktadır166. Uzun dönemli sözleşmelerin pazarda yerleşik
ve marka bilinirliği yüksek teşebbüslerce akdedilmesi, görece küçük ve yeni firmaların
müşteriye kendilerini tanıtmasını zorlaştırmakta ve yeni müşteri kazanımını dolayısıyla
pazara girişi ve kârlı bir biçimde faaliyet gösterecek büyüklükte bir müşteri portföyü
edinilmesini zorlaştırmaktadır.
(604) Nitekim Komisyon da kararlarında doğalgaz ve elektrik piyasalarında yerleşik teşebbüslerin
uzun süreli ve münhasır sözleşmelerini incelemiştir. Komisyon, Distrigas167 Kararı’nda,
Belçika’da doğal gazın dağıtımı ve depolanması konusunda münhasır hak sahibi Distrigas
ile sanayi müşterileri arasındaki sözleşmeleri ele almış ve çoğu müşterinin tek bir sağlayıcı
ile çalıştığını, pazardaki rekabetin ancak sözleşme sürelerinin bitiminden sonra söz konusu
olduğunu, sözleşmelerin sürelerinin bir yıl olmakla birlikte, zımni yenilenme koşulu
içerdiğini belirtmiş ve bu şekilde Distrigas tarafından bağlanan müşteri büyüklüğünün
pazarın alternatif sağlayıcılara kapanmasına ve serbestleşmeyi takip eden rekabetin
gelişiminin engellenmesine yol açabileceği belirtilmiştir. Benzer şekilde Long term energy
contracts168 Kararı’nda, Komisyon Fransa elektrik pazarında yerleşik EDF’nin halen büyük
endüstriyel müşteriler pazarında hâkim durumda bulunduğunu, sözleşme sürelerinin ve
yapısının rakipleri dışlayabileceğini ifade etmiştir.
(605) Her iki karar da teşebbüslerden alınan taahhütler ile sonuçlandırılmıştır. Bu çerçevede
Distrigas, müşteriler ile yapacağı sözleşmeleri beş yıl, yeniden satıcılar ile yapacağı
sözleşmeleri ise iki yılla sınırlandırmayı; EDF ise sözleşmelerini beş yılla sınırlandırmayı
taahhüt etmiştir. Şirketlerden alınan taahhütler arasında ayrıca münhasırlık şartlarının
kaldırılması da yer almaktadır.
(606) Ülkemizde, bir sayaçtan ancak tek bir tedarikçiden enerji alımı gerçekleştirebilmektedir.
Dolayısıyla sözleşmeler bakımından teknik zorunluluktan kaynaklanan fiili bir münhasırlığın
bulunduğu söylenebilecektir. Bu durumda, ENERJİSA’nın uzun süreler ile akdettiği
sözleşmeler, rakiplere pazarın kapatılmasına yol açabilecektir. Bununla birlikte, yukarıda
da belirtildiği üzere, abonelik hizmetlerinde hizmetin sürekliliği gereğince belirsiz süreler ile
sözleşmeler akdedilmesi makul karşılanmakta, ancak bu durumlarda müşterinin
sözleşmeyi sonlandırırken karşılaştığı yükümlülük ve prosedürler önem kazanmaktadır.
ENERJİSA’nın sözleşmeleri incelendiğinde, 2015 yılında bireysel tüketiciler ile imzalanan
sözleşmelerin sürelerinin belirsiz olduğu görülmektedir. Bu sözleşmelerin bir kısmında
tüketicinin herhangi bir zamanda bildirimde bulunmak suretiyle; ENERJİSA’nın ise en az
30 (otuz) gün önceden yazılı bildirimde bulunmak kaydıyla sözleşmeyi feshedebileceği; bir
kısmında ise her iki tarafın da 30 gün önceden bildirimde bulunmak kaydıyla sözleşmeyi
sonlandırabileceği öngörülmüştür. 2016 sonrasında ve halen yürürlükte olan sözleşmelerin
tamamında ise tüketicinin herhangi bir zamanda bildirimde bulunmak suretiyle;
ENERJİSA’nın ise en az 30 gün önceden yazılı bildirimde bulunmak kaydıyla sözleşmeyi
feshedebileceği düzenlenmiştir. Ayrıca, taahhütlü bir tarifenin bulunmadığı durumlarda
müşteri sözleşmeyi sonlandırırken herhangi bir çıkış bedeli de ödememektedir. Bu
kapsamda, tüketicilerin sözleşmesini istediği herhangi bir zamanda bir bedel ödemeksizin
feshedebildiği ve başka bir tedarikçi ile anlaşabildiği ENERJİSA’nın belirsiz süreli
sözleşmeleri bakımından pazardaki rekabetin sınırlanması huusundaki endişesi
bulunmamaktadır.
166 Kılavuz, para. 19.
167 Case COMP/B-1/37966 Distrigas.
168 Case COMP/39.386 Long Term Electricity Contracts France.
18-27/461-224
260/436
(607) Bireysel sözleşmeler bakımından sabit tarifenin seçilmesi durumunda ise, müşteriden bir
yıllık bir taahhüt alındığı anlaşılmıştır. Anılan süre dolayısıyla ilgili taahhütnamelerin
pazarın rakiplere kapatılması sonucunu doğurma ihtimalinin düşük olduğu
değerlendirilmektedir. Ancak taahhütler bakımından dikkat çekilmesi gereken bir diğer
husus, her ne kadar taahhüt süreleri kısa dönemler için alınsa da getirilecek otomatik
yenileme şartının fiiliyatta taahhüt süresinin uzamasına ve pazarın rakiplere kapanmasına
yol açacak uzunluğa ulaşabileceğidir.
(608) 2015 yılı ve öncesi sözleşmelerde otomatik uzamaya ilişkin birbirinden farklılaşan
hükümlerin bulunduğu görülmüştür. Bireysel sözleşmelerin tamamında müşterinin seçtiği
süreli bir tarifenin sona ermesi halinde, yeni süreli ve/veya süresiz tarife fiyatının, tarife
döneminin sona ermesinden en az 30 gün önce müşteriye sözleşmede yazılı herhangi bir
iletişim bilgisi üzerinden bildirileceği düzenlenmektedir. Bu bildirim fatura üzerinden
yazılabileceği gibi, e-posta veya SMS gibi kanallardan da müşteriye iletilebilmektedir.
Müşteriler bildirilen yeni tarifeye onay verebilir, 30 günlük süre içinde başka bir tarifeyi
seçebilir veya sözleşmeyi tamamen sonlandırabilir. Müşterinin bu seçeneklerden herhangi
birini seçmemesi hali ise, bir başka deyişle aksiyon almaması veya sessiz kalması durumu
ise, taahhütnamenin yenilenmesi hususunda farklılığın oluştuğu alandır. Sözleşmelerin bir
kısmında sessiz kalmak yeni süreli tarifenin kabulü anlamına gelmekteyken, eş deyişle
taahhüdün otomatik uzaması söz konusu iken bazı sözleşmelerde sözleşme taahhütsüz
standart tarife üzerinden devam ettirilmektedir. Sözleşmelerin bir kısmında ise TKHK
kapsamındaki tüketiciler bakımından sessiz kalmanın taahhüdün yenilenmesi anlamına
gelmediği, ancak TKHK kapsamında olmayan tüketiciler bakımından sessiz kalınması
durumunda taahhüdün otomatik olarak uzadığına ilişkin hükümlerin bulunduğu
anlaşılmıştır. 2016 yılındaki sözleşmelerde de; TKHK kapsamındaki tüketiciler ile TKHK
kapsamında olmayanlar bakımından otomatik uzama konusunda getirilen farklı uygulama
sürdürülmüştür. 2017 Ocak ayında yürürlüğe giren sözleşmelerde ise müşterinin açık onayı
olmaksızın taahhüdün otomatik uzamasına tüm tüketiciler bakımından son verilmiş ve
sessiz kalmanın yeni bildirilen taahhütlü tarifenin reddedilmesi anlamına geleceği açık bir
biçimde sözleşmelere eklenmiştir. Dolayısıyla 2015 yılı ve öncesi ile 2016 yılında
uygulanan sözleşmelerde müşteriler ile imzalanan ilgili tip sözleşmelerde taahhütlerin
otomatik bir biçimde uzatıldığı, böylelikle müşterilerin bir yıl daha ENERJİSA portföyüne
bağlı kaldıkları anlaşılmaktadır.
(609) 2015 Ocak- 2016 Aralık döneminde taahhüdün otomatik uzamasına ilişkin hükümlerin
pazardaki etkilerin değerlendirilebilmesi amacıyla bireysel tüketicilerin ENERJİSA’nın ve
BTŞ’lerin portföyünün ne kadarına karşılık geldiği incelenmiştir. Bireysel sözleşmelerin
yıllık tüketimi 400 MWh (400.000 KWh) olan müşterileri kapsadığı ve otomatik uzama
hükmüne sahip sözleşmelerin 2015 Ocak- 2016 Aralık döneminde alındığı bilinmektedir.
Bu bağlamda aşağıdaki grafiklere yer verilmektedir:
18-27/461-224
261/436
Grafik 134: Başkent Bölgesinde BAŞKENT’in Otomatik Uzama Hükmüne Sahip Sözleşme Yaptığı
Ticarethane Müşterilerinin BAŞKENT Ticarethane Portföyüne Oranı169,170
Kaynak: ENERJİSA
Grafik 135: Başkent Bölgesinde BAŞKENT’in Otomatik Uzama Hükmüne Sahip Sözleşme Yaptığı
Ticarethane Müşterilerinin BTŞ’lerin Ticarethane Portföyüne Oranı
Kaynak: ENERJİSA
169 Bireysel müşteriler mesken, ticarethane ve sanayi grubunda bulunabilmektedir. Mesken müşterileri
TKHK’dan yararlanması sebebiyle otomatik uzama hükmü altında kalmamaktadır. Bu sebeple bu çalışmada
mesken grubuna yer verilmemektedir. Öte yandan sanayi grubuna ilişkin tüketim kırılımlarını içeren veri seti
mevcut olmadığından işbu çalışmada sanayi müşterileri de dışarıda bırakılmış sadece 100.000 kWh altı
ticarethane müşterilerine odaklanılmış ve 2015 Ocak- 2016 Aralık ayları arasında BAŞKENT portföyüne giren
tüm müşterilerin söz konusu sözleşmeleri imzaladığı kabul edilmiştir. Kıyaslamanın diğer ayağını oluşturan
ENERJİSA ve BTŞ portföyleri açısından tüketim ayrımı yapılmadan tüm ticarethane müşterileri dikkate
alınmıştır.
170 BAŞKENT’in 2014 Aralık ve 2015 Ocak ayına ait veriler bulunmadığından portföye giren müşterilerin
hesaplanmasında 2015 Mart-Aralık dönemi kullanılmıştır. Toplam portföyler içinse kümülatif etkiyi gösterme
adına 2015 ve 2016 Aralık dönemleri esas alınmıştır.
2015 2016
26,38%
43,79%
Otomatik Uzatma Hükmü Bulunan Sözleşme İmzalayan Müşteri Sayısı Toplam Ticarethane Müşteri Sayısı
(.
..
..
T
İC
A
R
İ
S
IR
..
..
.)
2015 2016
Otomatik Uzatma Hükmü Bulunan Sözleşme İmzalayan Müşteri Sayısı DTŞ'lerde Bulunan Müşteriler
(.
..
..
T
İC
A
R
İ
S
IR
..
..
.)
18-27/461-224
262/436
(610) Yukarıdaki grafiklerden görüleceği üzere, otomatik uzama hükmünü içeren ikili anlaşma
yapmış olan ticarethane müşterilerinin BAŞKENT’in toplam ticarethane portföyüne oranı
2015 yılı için %26,38, 2016 yılı için ise %43,79’dur. Öte yandan otomatik uzama hükmü
altında bulunan müşterilerin sayısını BTŞ’lerin portföyünde bulunan müşteri sayısı ile
kıyaslamak daha makul olacaktır. Böylelikle BTŞ’lere geçişi görece daha zor hale gelen
müşterilerin teşkil ettiği büyüklüğün, BTŞ’ler için ne ifade ettiği anlaşılabilecektir. Bu
çerçevede 2015 yılında BTŞ’lerin sahip olduğu toplam müşteri sayısı kadar müşterinin,
2016 yılında ise BTŞ portföyünün yaklaşık 1,5 katı kadar müşterinin otomatik uzayan
sözleşme hükmü altında bulunduğu görülmektedir. Söz konusu oranlar dikkate alındığında
otomatik uzayan sözleşmelerin 2015 Ocak- 2016 Aralık döneminde sadece potansiyel değil
aynı zamanda fiili olarak da pazarı kapatıcı etkiye sahip olduğu değerlendirilmektedir.
(611) ENERJİSA’nın GTŞ olarak faaliyet gösterdiği Toroslar bölgesine ilişkin kıyaslamaya
aşağıdaki grafiklerde yer verilmektedir.
Grafik 136: Toroslar Bölgesinde TOROSLAR’ın Otomatik Uzama Hükmüne Sahip Sözleşme Yaptığı
Ticarethane Müşterilerinin TOROSLAR’ın Ticarethane Portföyüne Oranı
Kaynak: ENERJİSA
2015 2016
76,72%
59,26%
Otomatik Uzatma Hükmü Bulunan Sözleşme İmzalayan Müşteri Sayısı Toplam Ticarethane Müşteri Sayısı
(.
..
..
T
İC
A
R
İ
S
IR
..
..
.)
18-27/461-224
263/436
Grafik 1373: Toroslar Bölgesinde TOROSLAR’ın Otomatik Uzama Hükmüne Sahip Sözleşme Yaptığı
Ticarethane Müşterilerinin BTŞ’lerin Ticarethane Portföyüne Oranı
Kaynak: ENERJİSA
(612) Yukarıdaki grafiklerden görüleceği üzere, otomatik uzama hükmünü içeren ikili anlaşma
yapmış olan ticarethane müşterilerinin TOROSLAR’ın toplam ticarethane portföyüne oranı
2015 yılı için %76,72, 2016 yılı için ise %59,26 oranındadır. Öte yandan otomatik uzama
hükmü altında bulunan müşterilerin sayısı BTŞ’lerin portföyünde bulunan müşteri sayısı ile
kıyaslandığında ise, otomatik uzama hükmü altında bulunan müşterilerin toplam BTŞ
portföyünün 2015 yılında yaklaşık iki, 2016 yılında ise yaklaşık 2,5 katı büyüklüğe sahip
olduğu görülmektedir. Söz konusu oranlar dikkate alındığında otomatik uzayan
sözleşmeler 2015 Ocak - 2016 Aralık döneminde Toroslar bölgesinde potansiyel ve fiili
olarak pazarı kapatıcı etkiye sahiptir.
(613) ENERJİSA’nın GTŞ olarak faaliyet gösterdiği bir diğer bölge olan İstanbul Anadolu Yakası
bölgesine yönelik kıyaslamaya aşağıdaki grafiklerde yer verilmektedir:
Grafik 138: İstanbul Anadolu Yakası Bölgesinde AYESAŞ’ın Otomatik Uzama Hükmüne Sahip Sözleşme
Yaptığı Ticarethane Müşterilerinin AYESAŞ’ın Ticarethane Portföyüne Oranı
Kaynak: ENERJİSA
2015 2016
Otomatik Uzatma Hükmü Bulunan Sözleşme İmzalayan Müşteri Sayısı DTŞ'lerde Bulunan Müşteriler
(.
..
..
T
İC
A
R
İ
S
IR
..
..
.)
2015 2016
56,89% 45,29%
Otomatik Uzatma Hükmü Bulunan Sözleşme İmzalayan Müşteri Sayısı Toplam Ticarethane Müşteri Sayısı
(.
..
..
T
İC
A
R
İ
S
IR
..
..
.)
18-27/461-224
264/436
Grafik 139: İstanbul Anadolu Yakası Bölgesinde AYESAŞ’ın Otomatik Uzama Hükmüne Sahip Sözleşme
Yaptığı Ticarethane Müşterilerinin BTŞ’nin Ticarethane Portföyüne Oranı
Kaynak: ENERJİSA
(614) Yukarıdaki grafiklerden görüleceği üzere, otomatik uzama hükmünü içeren ikili anlaşma
yapmış olan ticarethane müşterilerinin AYESAŞ’ın toplam ticarethane portföyüne oranı
2015 yılı için %56,89, 2016 yılı için ise %45,29 oranındadır. Öte yandan otomatik uzama
hükmü altında bulunan müşterilerin sayısı BTŞ’lerin portföyünde bulunan müşteri sayısı ile
kıyaslandığında ise, otomatik uzama hükmü altında bulunan müşterilerin, toplam BTŞ
portföyünün hem 2015 hem de 2016 yılında yaklaşık 1,5 katı büyüklüğe sahip olduğu
görülmektedir. Söz konusu oranlar dikkate alındığında otomatik uzayan sözleşmeler 2015
Ocak - 2016 Aralık döneminde İstanbul Anadolu Yakası bölgesi bakımında potansiyel ve
fiili olarak pazarı kapatıcı etkiye sahiptir.
(615) Taahhütlü bir tarifenin seçildiği durumda, sözleşmenin taahhüt süresinden evvel
sonlandırılması halinde erken çıkış bedelinin tahsil edileceği düzenlenmektedir. 2015 ve
öncesinde uygulanan sözleşmelerde bu hususta da çeşitli uygulamalar bulunmaktadır.
Bazı sözleşmelerde sözleşme kapsamında sunulan ek menfaatler ile sözleşme gereği
henüz tahakkuk etmemiş bedellerden hangisi müşteri lehine ise erken çıkış bedeli olarak o
bedelin esas alınacağı, bazı sözleşmelerde en yüksek fatura bedelinin iki katının esas
alınacağı, bazı sözleşmelerde ise TKHK kapsamında olmayan tüketiciler için hem
sözleşme ile sağlanan ek menfaatlerin hem de en yüksek fatura tutarının iki katının erken
çıkış bedeli olarak tahsil edileceği düzenlenmiştir. 2016 yılında imzalanan sözleşmelerde
ise TKHK kapsamındaki tüketicilerin erken çıkış bedeli olarak ek menfaatler ile sözleşme
gereği henüz tahakkuk etmemiş bedellerden hangisi müşteri lehine ise onu erken çıkış
bedeli olarak ödeyeceği, TKHK kapsamında olmayanların ise ek menfaatlerin yanında en
yüksek fatura bedelinin iki katı kadar bir erken çıkış bedeline maruz kalacağı
öngörülmektedir. Bununla birlikte, tüketici iki ay içinde portföye dönerse erken çıkış
bedelinin iptal edilebileceği düzenlenmiştir. 2017 yılındaki sözleşmelerde ise erken çıkış
bedelinin uygulanacağı düzenlenmekle birlikte, hesaplama yöntemi belirtilmemiştir.
(616) Yukarıda detaylı bir biçimde belirtildiği üzere erken çıkış bedelleri, tedarikçi değiştirmenin
önündeki en büyük engellerdendir. Taahhütlü bir tarifenin seçilmesi durumunda uygulanan
erken çıkış bedellerinin gerekçeleri ve enerji birim fiyatları üzerindeki olumlu etkileri
anlaşılmakla birlikte, söz konusu ek menfaatlerin yanında uygulanan en yüksek faturanın
iki katı kadarlık bir bedelin gerekçesinin anlaşılması güçtür. Söz konusu yüksek bedel
tüketicilerin tedarikçi değiştirmesini zorlaştırmaktadır.
2015 2016
Otomatik Uzatma Hükmü Bulunan Sözleşme İmzalayan Müşteri Sayısı DTŞ'lerde Bulunan Müşteriler
(.
..
..
T
İC
A
R
İ
S
IR
..
..
.)
18-27/461-224
265/436
(617) Orta ölçekli kurumsal tüketiciler ile imzalanan sözleşmelerin ise süresinin sözleşmelerde
boş bırakıldığı, sürenin imza esnasında karşılıklı belirlendiği anlaşılmaktadır. Sözleşme
süresinin bitim tarihinden en az iki ay önce diğer tarafa sözleşmeye devam etmeme iradesi
yazılı olarak bildirilmezse, sözleşmelerin birer yıl uzayacağı, ancak uzama sonucu
oluşacak toplam sözleşme süresinin beş yıldan fazla olamayacağı düzenlenmiştir.
Sözleşmelerin sabit oranlı, sabit tarife ve yeşil tarifeden birinin seçilerek akdedilmesi
durumunda, aslında bu sözleşmeler ile taahhütlü tarifelerin seçildiği ve uzamanın aynı
zamanda taahhüdün de uzaması anlamına geleceği anlaşılmaktadır. Tarafın kusuru veya
haklı neden olmaksızın sözleşmenin süresinden önce feshedilmesi halinde ise uğranan
doğrudan ve dolaylı tüm zararlar ile en yüksek tüketim faturasının iki katı bir bedelin erken
çıkış bedeli olarak tahsil edileceği düzenlenmiştir. Eylül 2016 - Mart 2017 döneminde
uygulanan sözleşmelerde ise otomatik uzama hükmünün kaldırıldığı, sözleşmenin
tarafların mutabakatı ile uzayacağına ilişkin hükmün kabul edildiği, ancak halen
uygulanmakta olan sözleşmelerde ise otomatik uzama (en fazla üç yıl ile sınırlandırılmıştır)
veya mutabakatla uzama seçeneklerinin sözleşmenin imzası esnasında seçilebileceği bir
sistemin benimsendiği anlaşılmıştır. Erken çıkış bedeline ilişkin hesaplamanın ise bu
sözleşmelerde de korunduğu görülmüştür.
(618) Büyük ölçekli kurumsal sözleşmelerde ise sözleşme süresinin Temmuz 2017’ye kadar
uygulanan sözleşmelerde bir yıl olarak belirlendiği, tarifenin ise sabit oranlı tarife olduğu
anlaşılmaktadır. Bu tarihten sonraki sözleşmelerde ise sözleşme süresine imza esnasında
taraflarca karar verildiği görülmektedir. Mart 2016’ya kadar uygulanan sözleşmelerde,
taraflardan biri iki ay önce devam etme iradesini bildirmezse sözleşme bir yıl uzamakta,
her halükarda toplam süre beş yılı aşamamaktadır. Bununla birlikte, Mart 2016 - Temmuz
2017 döneminde uygulanan sözleşmelerde otomatik uzama hükmü kaldırılmıştır. Halen
uygulanmakta olan sözleşmelerde ise otomatik uzama (en fazla üç yıl ile sınırlandırılmıştır)
veya mutabakatla uzama seçeneklerinin sözleşmenin imzası esnasında seçilebileceği bir
sistemin benimsendiği anlaşılmıştır. Tarafın kusuru veya haklı neden olmaksızın
sözleşmenin süresinden önce feshedilmesi halinde ise uğranan doğrudan ve dolaylı tüm
zararlar ile en yüksek tüketim faturasının iki katı bir bedelin erken çıkış bedeli olarak tahsil
edileceği düzenlenmiştir.
(619) Kurumsal sözleşmeler bakımından sözleşmede yer alan söz konusu otomatik uzama ve
erken çıkış bedeline ilişkin hükümlerin, bireysel sözleşmelerden daha farklı ele alınması
gerekmektedir. Zira kurumsal müşteriler profesyonel satın alma süreçlerine sahip olmakta
ve bu nedenle imza ettikleri ikili anlaşmalarda bireysel tüketicilere nazaran daha bilinçli
tercihler yapmaktadırlar. Yine tüketim miktarlarının yüksek olması, sözleşmeler üzerinde
değişiklik yapma hususunda kendilerine bir pazarlık gücü getirmektedir. Ayrıca, her
halükarda sözleşmenin ve taahhüdün en fazla beş yıla uzayabildiği anlaşılmaktadır. Söz
konusu beş yıllık taahhüt süresinin kurumsal müşterilerin tercihlerinin bilinçliliği ile birlikte
ele alındığında pazarın rakiplere kapatılmasına yol açacak uzunlukta olmadığı
değerlendirilmektedir. En fazla beş yıl olacak şekilde düzenlenen sözleşme ve taahhüt
süresinin ayrıca Komisyon’un Distrigas ve EDF kararlarındaki yaklaşımı ile de paralel
olduğu ifade edilmelidir. Erken çıkış bedelinde zararlara ilave olarak eklenen en yüksek
tüketim bedelinin iki katı kadarlık bir bedel rakip tedarikçilere geçişi zorlaştırabilecek
olmakla birlikte, kurumsal müşterilerin satın alma süreçlerinin bu riskleri değerlendirmek
üzerine tasarlanmasından hareketle kurumsal ölçekteki müşterilerin tedarikçiler arasındaki
geçişkenliğini sınırlamadığı değerlendirilmektedir.
(620) Uygulamada da, tüketicilere sözleşmelerde belirtilen şekilde bildirimlerin yapıldığını
gösteren yazışmalar elde edilmiştir. Örneğin, 02.03.2015 tarihinde B. A. tarafından
gönderilen “3 TO 3 FIRSAT GİRİŞLERİ HAKKINDA” konulu e-postada (Belge 38) bulunan
“1 yıllık ST sözleşmeleri (ağırlıklı sabit tarife ya da Tedaş minus) dolan müşterilerimiz tele
18-27/461-224
266/436
satış birimi tarafından aranmakta ve sözleşmelerinin yenilenmesi sağlanmaktadır (…) İkinci
konu olarak; yenileme zamanları gelmiş, ancak aranıp hiçbir şekilde ulaşılamayan müşteri
grubu ile ilgilidir. Mesken tarifesine dahil bu tip müşteriler regüle tarifeye çevrilmekte ve
bununla ilgili olarak kendilerine bilgi mektubu gönderilmekte.” ifadelerine yer verilmiştir.
Bununla birlikte, SMS ile bildirim yapılan müşterilerden bir ay içerisinde olumsuz bir geri
bildirim olmaması halinde taahhütlerin yenilendiğini, erken çıkış bedeli talep edildiğini ve
müşterinin bundan şikâyetçi, olduğunu ortaya koyan 19-22.09.2016 tarihlerinde
“8020176738/ Resmi Kurum ST SMS bilgilendirmesi hak” konulu e-postada (Belge 73),
resmi bir kurum olan müşterinin SMS bildirimi ile sözleşme yenilenmesine itiraz ettiği
görülmektedir. Benzer şekilde 25.07.2016 tarihli “Fwd: ABONELİK SÖZLEŞME İPTAL VE
ÇIKIŞ İŞLEMLERİ İTİRAZ İHBARNAMESİ” başlıklı e-postalarda (Belge 75), müşteriye
SMS gönderildiği, müşterinin olumsuz bir geri dönüş yapmadığı için taahhütlü tarifesinin
yenilendiği ve müşterinin bu husustan şikâyetçi olduğu anlaşılmaktadır. “2.Seviye D2D ST
Hk 8400202132” başlıklı e-postada (Belge 79) da, “normalde sözleşme biter bitmez
tüketimler uygunsa otomatik yenileme yapıldığı” belirtilmiştir.
(621) Otomatik uzamaların çeşitli dönemlerde uygulanması ancak bazı dönemlerde kaldırılması
hususu da, yerinde incelemede elde edilen e-postalarda görülebilmektedir. 2015 yılında
otomatik uzama hükmünün olduğu sözleşmeler bakımından bilişim sisteminde ayrı
tanımlamaların yapılmasını talep eden yazışmalara rastlanılmıştır. Örneğin 07.09.2015
tarihli “RE: Otomatik uzatmalar hk.” başlıklı e-postada (Belge 77) yer alan yazışmalardan,
bilişim sisteminde otomatik uzayan sözleşmelerin görülebilmesini sağlayacak bir
değişikliğin talep edildiği anlaşılmaktadır. Ancak, 31.10.2016 tarihli “YNT: Otomatik
Uzatmalar hk.” başlıklı e-postada (Belge 76) yeni gerçekleştirilecek sözleşmelerde
otomatik uzama hükmünün kaldırıldığı belirtilmekte ve müşteri ile yapılan sözleşmelerde
bu hususun bilincinde olunması talep edilmektedir. 03.11.2016 tarihli ve “YNT: Yeni Sistem
Hk” başlıklı e-postada (Belge 78) da sistemde otomatik uzamaya ilişkin belgelerin
açılmadığı dile getirilmiştir.
(622) Sonuç olarak, ENERJİSA ile bireysel müşteriler arasında 2015-2016 yıllarında
gerçekleştirilen sözleşmelerde yer verilen ve taahhüdün otomatik olarak uzamasına yol
açan hükümlerin serbest tüketicilere elektrik enerjisi hizmetinin sunulduğu pazarlarda
hakim durumun kötüye kullanılması suretiyle pazarın rakiplere kapanmasına yol
açabileceği belirlenmiştir. Nitekim bu uygulamadan müşterilerin de şikayetçi olduğu, ayrıca
erken çıkış bedelinin de orantısız bir biçimde yüksek olduğu ve bu yüksekliğin de
müşterilerin tedarikçi değiştirmesini zorlaştırarak rekabeti sınırladığı değerlendirilmektedir.
Bununla birlikte, kurumsal müşteriler bakımından taahhütlerin en fazla beş yıl olacak
şekilde uzamasının ve belirlenen çıkış bedelinin ise pazarın rakiplere kapatılmasına yol
açacak oranda olmadığı tespit edilmiştir.
(623) Sözleşmelerin değerlendirilmesinde son olarak PSS’lerin de incelenmesi gerekmektedir.
PSS’lerin 06.08.2015 tarihli ve 5716-1 sayılı EPDK kararı ile standart sözleşme olarak
belirlenen tip sözleşmeler olduğu anlaşılmaktadır. Belirsiz süreli olarak düzenlenen bu
sözleşmelerde, abonenin yazılı olarak veya elektronik imzayla başvuruda bulunmak
suretiyle sözleşmeyi sona erdirebileceği ve başvuruda sözleşmenin sonlandırılmak
istendiği tarihe yer verilmediyse, şirketin başvuruyu en geç üç iş günü içinde
sonuçlandıracağı düzenlenmiştir. Dolayısıyla PSS’ler bakımından sözleşme süreleri ve
fesih koşulları bakımından rekabeti sınırlayacak bir düzenlemeye rastlanılmamıştır.
I.6.3.2.5. Sayaç Okumalara İlişkin Değerlendirme
(624) İşbu soruşturma kapsamında incelenen bir diğer husus da, BTŞ’lerin portföyünde bulunan
müşterilerin okumalarının düzensizlik göstermesi ve tahminleme metodolojisinin tüm
tedarikçilere eşit olarak uygulanmaması iddiasıdır. Söz konusu iddiaların incelenmesi
kapsamında hakkında soruşturma yürütülen dağıtım şirketlerinden elde edilen bilgilere
18-27/461-224
267/436
dayanılarak yapılan çalışmalarda, AYEDAŞ, BAŞKENT EDAŞ ve TOROSLAR EDAŞ’ın
sayaçların okunması konusunda aynı ekonomik bütünlük içinde bulundukları GTŞ’lerin
lehine, BTŞ’lerin aleyhine olacak ayrımcı bir davranış gösterdiğine ilişkin herhangi bir
bulguya ulaşılamamıştır. Bu bağlamda AYEDAŞ, BAŞKENT EDAŞ ve TOROSLAR
EDAŞ’ın elektrik dağıtım hizmeti pazarındaki hakim durumlarını kötüye kullanmadıkları
tespit edilmiştir.
I.6.4. ENERJİSA’nın Gerçekleştirdiği Eylem ve Uygulamaların Dışlama Potansiyeli ve
Dışlama Niyeti İçermesi
(625) Daha önce de ifade edildiği üzere, AB Rehberi’nde, “Eğer bir davranış sadece rekabetin
önünde engel teşkil ediyor ve herhangi bir etkinliğe yol açmıyorsa, söz konusu davranışın
rekabet karşıtı olduğu sonucuna varılabilir. Böyle bir durum, örneğin, hâkim durumdaki
teşebbüs tarafından müşterilerin, rakip teşebbüslerin ürün veya hizmetlerini denemesine
engel olunması ya da müşterilerine rakiplerin ürün veya hizmetlerini denememeleri
karşılığında finansal teşvikler sağlanması veya bir dağıtımcıya ya da müşteriye rakibin ürün
veya hizmetlerinin tanıtımının geciktirilmesi karşılığında çeşitli şekillerde ödeme yapılması
hallerinde gerçekleşir.”171 şeklinde yer alan ifadelerden, belli bir davranış/uygulama tipinin,
karakteristik itibarıyla herhangi bir ek analiz yapmaya ihtiyaç duyulmaksızın, muhakkak bir
kötüye kullanma olarak değerlendirilebileceğinin ve dolayısıyla, bu kapsamdaki eylem ve
uygulamalar için hâkim durumun kötüye kullanılmasını ortaya koymak bakımından
(doğrudan) rekabet karşıtı etkilerin ayrıca değerlendirilmesine gerek görülmediği
anlaşılmaktadır.
(626) ENERJİSA’nın, yukarıda ayrıntılı ve sınıflandırılmış olarak ele alınan eylem ve
uygulamaları yoluyla perakende elektrik piyasalarında tedarikçi değişikliğini engellediği ve
ilgili pazarları kapadığı ve dolayısıyla hâkim durumunu kötüye kullandığı tespit edilmiştir.
ENERJİSA’nın soruşturmaya konu eylem ve uygulamalarının her birinin, ilgili pazarlardaki
etkileri ve sonuçlarının bilincinde olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim Kurul’un 2014 yılındaki
önaraştırma kararı sonucunda taraflara 4054 sayılı Kanun’un 9. maddesinin üçüncü fıkrası
uyarınca gönderilen görüşte, kaçınılması gerektiği belirtilen eylem ve uygulamalar ile işbu
soruşturmada değerlendirilen eylem ve uygulamalar biçim ve sonuç bakımından
örtüşmektedir. Bu durum soruşturmaya taraf teşebbüsün söz konusu eylem, davranış ve
uygulamalarının ilgili pazardaki rakipleri rekabet karşıtı yollardan dışlamaya ve pazarı
kapamaya, tüketicilerinse tedarikçi seçim hakkını ellerinden almaya yönelik olduğunun
bilincinde olduğunu ve buna rağmen söz konusu eylem ve uygulama silsilesine devam
ettiğini ortaya koymaktadır.
(627) Öte yandan, mevcut durumda serbest tüketici ilgili pazarları, ENERJİSA’nın hâkim
durumda olduğu, rekabetçi baskı yaratabilecek nitelikte bir rakip veya rakiplerin
bulunmadığı, serbest tüketici mobilizasyonunun oldukça kısıtlı olduğu pazarlar olarak
karakterize edildiğinde, soruşturmaya konu dikey bütünleşik yapının tedarikçi değişikliğini
engelleyerek ilgili pazarları rakiplere kapadığı ve dolayısıyla soruşturmaya konu eylem,
davranış ve uygulamaları yoluyla mevcut pazar yapılarını muhafaza ettiği; dolayısıyla
serbestleşme sürecinin, önceden başlamış olmasına rağmen ilgili pazarlarda söz konusu
kötüye kullanma hallerinin doğrudan etkisi olarak tekamül edemediği değerlendirilmektedir.
(628) Öncelikle soruşturmaya konu dikey bütünleşik yapının davranış, eylem ve uygulamalarının,
4054 sayılı Kanun’un 6. maddesinin (a) bendinde, “Ticarî faaliyet alanına başka bir
teşebbüsün girmesine doğrudan veya dolaylı olarak engel olunması ya da rakiplerin
piyasadaki faaliyetlerinin zorlaştırılmasını amaçlayan eylemler” şeklinde yer alan duruma
Kanun’da yer verilen amaç unsurunun varlığı açısından uygunluk gösterdiği ve hâkim
durumun kötüye kullanılması olarak kabul edilmesi gerektiği belirtilmelidir. Nitekim aşağıda
171 AB Rehberi, para. 22.
18-27/461-224
268/436
özet bir şekilde yer verilen Kurul kararları ve söz konusu kararlara ilişkin Danıştay
kararlarında amaç unsurunun doğrudan ya da dolaylı varlığının 4054 sayılı Kanun’un 6.
maddesi bakımından hâkim durumun kötüye kullanılması olarak kabul edilmesi gerektiği
net bir biçimde ifade edilmektedir.
(629) 05.06.2007 tarih ve 07-47/506-181 sayılı Kurul kararı, Anadolu Cam Sanayi A.Ş.’nin
(ANADOLU CAM), cam ev eşyaları (züccaciye) pazarındaki rekabeti bozup bozmadığının
tespiti amacıyla re’sen başlatılan soruşturma sonucunda alınmıştır. Kararda ANADOLU
CAM'ın, Türkiye cam ambalaj malzemeleri pazarında hâkim durumda olduğu tespit
edilmiştir. Şişecam Grubu bünyesindeki cam ev eşyası üreticisi Paşabahçe'ye rakip olan
Solmaz Mercan Mutfak Eşyaları San. Ve Tic. A.Ş.’ye (SOLMAZ MERCAN) ANADOLU
CAM tarafından yapılan satışların kısıtlanması, ANADOLU CAM’ın hâkim durumunu
kötüye kullanması başlığı altında, mal vermeyi reddetme eylemi bakımından
değerlendirilmiştir. Karara göre, ANADOLU CAM tarafından SOLMAZ MERCAN'a uzun
süredir uygulanan arz kısıtlaması, kapasite kısıtı vb. herhangi bir objektif nedenden
kaynaklanmamaktadır. Bu durum, SOLMAZ MERCAN’ı başka kaynaklardan mal alımına
yöneltmiştir. Kararda, söz konusu alımların SOLMAZ MERCAN’ın taleplerini tam olarak
karşılayamadığı ve bu nedenle ilgili teşebbüsün mal vermeme eyleminden olumsuz
etkilendiği ifade edilmekle birlikte, mal vermenin kesilmesi eyleminin ihlâl olarak
değerlendirilebilmesi bakımından, ilgili teşebbüsün uğramış olduğu zararlar yanında, cam
ev eşyaları pazarında doğrudan tüketiciye yansıyan, fiyat ve ürün kalitesi gibi hususlarda
hissedilir bir etkinin de ortaya çıkması gerektiği, ancak cam ev eşyaları pazarına ilişkin
veriler dikkate alındığında, söz konusu eylemin rekabeti kısıtlayıcı etkisinin olmadığı
gerekçesiyle 4054 sayılı Kanun'un 6. maddesi kapsamında bir ihlâlin bulunmadığı
sonucuna ulaşılmıştır. Buna ek olarak kararda, ANADOLU CAM’ın rekabeti kısıtlayıcı karar
ve uygulamalardan kaçınması yönünde Başkanlık tarafından görüş yazısı gönderilmesine
de karar verilmiştir.
(630) Söz konusu kararının iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle SOLMAZ MERCAN
tarafından yapılan başvuru üzerine alınan Danıştay 13. Dairesi’nin 24.04.2008 tarih ve E:
2007/13574 kararında ise; ANADOLU CAM'ın söz konusu mal vermeme eyleminin, 4054
sayılı Kanun’un 6.maddesinde açıkça kötüye kullanma halleri olarak sayılan (d) bendindeki;
“Belirli bir piyasadaki hâkimiyetin yaratmış olduğu finansal, teknolojik ve ticarî avantajlardan
yararlanarak başka bir mal veya hizmet piyasasındaki rekabet koşullarını bozmayı
amaçlayan eylemler” ve (a) bendindeki “Ticarî faaliyet alanına başka bir teşebbüsün
girmesine doğrudan veya dolaylı olarak engel olunması ya da rakiplerin piyasadaki
faaliyetlerinin zorlaştırılmasını amaçlayan eylemler” kapsamında yer aldığının kuşkusuz
olduğu ifade edilmiştir. Ek olarak Danıştay kararında, ANADOLU CAM’a rekabeti kısıtlayıcı
karar ve uygulamalardan kaçınması yönünde Başkanlık tarafından görüş yazısı
gönderilmesine Kurul tarafından karar verilmesinin de bu eylemlerin gerçekte hâkim
durumun kötüye kullanılması niteliğinde olduğunun Kurulca da kabulü anlamına geldiği
vurgulanmıştır. Bu değerlendirmeler ışığında Danıştay tarafından, dosya konusu eylemin
4054 sayılı Kanun’un 6. maddesinin (a) ve (d) bentlerini ihlâl ettiğinin anlaşılması nedeniyle
Kanun'un 16.maddesi uyarınca para cezası verilmesi gerekirken, eylemin hâkim durumun
kötüye kullanılması olarak sayılması için rekabeti kısıtlayıcı etkisi olması şartını taşıması
gerektiği gerekçesiyle tesis edilen Kurul Kararında hukuka uyarlık bulunmadığına ve
yürütmesinin durdurulması gerektiğine hükmedilmiştir.
(631) Bu karara karşı yapılan itiraz da İdari Dava Daireleri Kurulu (İDDK) tarafından 26.2.2009
tarih E:2008/1242 sayılı karar ile reddedilmiştir. Bunun üzerine, Kurul tarafından dosya
konusu 26.8.2009 tarih ve 09-39/949-236 sayılı karar ile yeniden değerlendirmiştir. İlgili
kararda “eylemin rekabet üzerinde kısıtlayıcı etkisinin olup olmamasının, cam ev eşyaları
pazarında nihai tüketicilerin karşılaştığı fiyat kalite gibi unsurlarda meydana gelecek
18-27/461-224
269/436
olumsuz nitelikli net bir etkilenmeye yönelik bir analiz sonucu ortaya konabileceği
düşünülse bile 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesinde kötüye kullanma hallerine örnek olarak
tadadi bir biçimde sıralanan uygulamalardan (a) ve (d) bentlerinde ifade edilen “amaç”
unsurunun, somut olay bağlamında varlığı açıktır.” denilerek, ANADOLU CAM’ın 4054
sayılı Kanun’un 6. maddesini ihlal ettiğine ve idari para cezası verilmesine hükmetmiştir.
(632) 24.01.2006 tarih ve 06-03/51-11 sayılı karara konu, Türkiye Deniz İşletmeleri A.Ş.’nin (TDİ)
rakip teşebbüsleri pazar dışına çıkartmak amacıyla düşük fiyat uyguladığı ve bu şekilde
hâkim durumunu kötüye kullanıp kullanmadığının tespiti için yürütülen soruşturmada
TDİ’nin Çanakkale Boğazı Bölgesi hatlarında %70 pazar payı ile hâkim durumda
bulunduğu tespit edilmiştir. Kararda yer verilen bilgilere göre TDİ, son üç yılda (2002-2004)
Çanakkale-Eceabat hattında sırasıyla maliyetlerin %27, %30 ve %27 altındaki oranlarda;
Gelibolu-Lapseki hattında ise aynı dönemler itibarıyla %30, %28 ve %25 oranlarında
maliyetin altında fiyatlar belirlemiştir. Bu iki hattın aynı zamanda TDİ’nin rekabetle
karşılaştığı hatlardan ikisi olduğunun ifade edildiği kararda, rekabet ortamının mevcut
olmadığı Eskihisar-Topçular hattında ise TDİ’nin, belirlediği yüksek fiyatlarla aşırı kâr elde
ettiği, anılan yıllardaki kâr oranının sırasıyla %214, %192 ve %254 olarak gerçekleştiği,
Çanakkale Boğazı hatlarındaki tarifelerin ise 29.08.2003 tarihinden 2005 yılı başına kadar
sürekli indirildiği, TDİ’nin fiyat indirimi yaparak zararına çalıştığı bu pazarlardaki rakip
teşebbüslerinde genel olarak zararına ya da çok düşük kârlarla çalışmak zorunda
bırakıldıkları tespit edilmiştir. Öte yandan kararda, dört yıl süren iddia konusu uygulamanın
sonucunda şikâyetçilerin halen pazarda bulunmalarının ve bu teşebbüslerin TDİ'nin
fiyatlarının da altında fiyat belirliyor olmalarının TDİ tarafından yıkıcı fiyat uygulandığı
iddialarıyla uyuşmayacağı gerekçesiyle hâkim durumun kötüye kullanıldığı yönündeki
iddiaların reddine karar verilmiştir.
(633) Danıştay 13. Dairesi'nin 07.01.2008 tarih ve E:2006/2508, K:2008/156 sayılı kararında ilgili
Kurul kararının iptaline karar verilmiştir. Danıştay kararında, Kurul tarafından ilgili pazarda
hâkim durumda bulunan TDİ’nin mali kaynaklardan gelen avantajıyla, Çanakkale Boğazı
hatlarında son üç yılda %30 civarında maliyetin altında aşırı düşük ve zararına fiyatla
hizmet sunarak rakip teşebbüslerin faaliyetlerini zorlaştırdığının tespit edildiği ifade
edilerek, TDİ’nin 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesinin (a) ve (d) bentlerinde belirtilen
davranışlarda bulunduğuna ve dolayısıyla hâkim durumunu kötüye kullandığına
hükmedilmiştir.
(634) Danıştay’ın iptal kararı üzerine ise ilgili dosya konusu Kurul tarafından yeniden
değerlendirilmiştir. Bu değerlendirme sonucunda verilen Kurul’un 24.06.2010 tarih ve 10-
45/801-264 sayılı kararıyla, TDİ’nin Eskihisar-Topçular, Kabatepe-Gökçeada ve Çanakkale
Boğazı pazarlarında hâkim durumda olduğuna ve söz konusu hâkim durumunu 4054 sayılı
Kanun'un 6. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kötüye kullandığına hükmedilmiş, TDİ’ye
idari para cezası verilmesine karar verilmiştir.
(635) Kurul’un, hâkim durumun kötüye kullanılmasına yönelik değerlendirilmesinde “niyet” ve
potansiyel/muhtemel dışlayıcı etki unsurunun varlığını yeterli gördüğü 30.03.2011 tarih ve
11-18/341-103 sayılı kararı, Danıştay 13. Dairesi’nin E:2012/1229, K:2016/3374 sayılı ve
E:2012/1246, K:2016/3376 sayılı kararlarında incelemeye konu olmuş ve her iki kararda
da Kurul’un yaklaşımı onanmıştır.
(636) Doğan Yayın Holding A.Ş. (DOĞAN) oluşan ekonomik bütünlüğün gazete reklam yeri
fiyatlarının oluşumunda uyguladığı indirim sistemleri ve medya planlama satın alma
ajansları ile akdettiği mutabakat ve/veya sözleşmelerdeki prim uygulamaları yoluyla 4054
sayılı Kanun’un 6. maddesi çerçevesinde hâkim durumunu kötüye kullandığı iddiasının
incelendiği bahse konu Kurul kararında;
18-27/461-224
270/436
- Doğan Medya Grubu tarafından yüksek düzeyde sadakat artırıcı nitelikte tasarlanan
ve gerçekleştirilen indirim sistemleri ve uygulamalarının önemli ölçüde rakipleri
dışlama potansiyeline sahip olduğu,
- Söz konusu indirim sistemleri ve uygulamalarının, Doğan Medya Grubu tarafından
yüksek düzeyde sadakat yaratıcı nitelikte ve rakipleri dışlama potansiyeline sahip
olacak şekilde tasarlanmış olmasının, Doğan Medya Grubu’nun ilgili pazardaki
mevcut hâkim durumunu en azından stabilize etme ya da rakipleri dışlama/piyasayı
kapama ve bu suretle mevcut hâkim durumunu daha da güçlendirme niyetine açıkça
işaret ettiği,
- Daha önce sadakat yaratıcı etkileri tek tek ve birikimsel olarak değerlendirilen
indirimlerin yanı sıra Doğan Medya Grubu müşterilerinin rakiplerden alım
yapmalarını mutlak anlamda yasaklayan ve dolayısıyla doğrudan rakipleri dışlama
etkisi yaratan münhasırlık karşılığı verilen indirimler ile rakipler ile çalışma(ma)nın
hak edilecek indirim miktarı üzerinde önemli bir değişken olarak kullanıldığını
örnekleyen durumların, inceleme konusu indirim sistemlerinin dışlama
potansiyelinin yanında söz konusu niyetin varlığını daha da belirgin kıldığı,
- İnceleme konusu indirim sistemleri ve uygulamalarının, Doğan Medya Grubu
tarafından yüksek düzeyde sadakat yaratıcı nitelikte ve rakipleri dışlama
potansiyeline sahip olacak şekilde tasarlandığı, uygulandığı, Doğan Medya
Grubu’nun ilgili pazardaki mevcut hâkim durumunu en azından stabilize etme ya da
rakipleri dışlama/piyasayı kapama ve bu suretle mevcut hâkim durumunu daha da
güçlendirme niyetini yansıttığı ve söz konusu indirim sistemleri ve uygulamaları ile
rekabet karşıtı dışlama/kapama etkisinin gerçekleşmesinin kuvvetle muhtemel
olması bağlamında rekabet karşıtı dışlama/kapama potansiyeline sahip olmasının
4054 sayılı Kanun’un 6. maddesine aykırılık teşkil ettiği
sonucuna varılmıştır.
(637) Söz konusu kararın iptali sitemiyle açılan iki davada da Danıştay 13. Dairesi tarafından
hâkim durumdaki teşebbüs tarafından uygulanan indirim sistemlerinin, yıkıcı fiyatlamaya
yol açmadığı hallerde de kötüye kullanma olarak kabul edilmesinin mümkün olduğu, söz
konusu tespitin yapılabilmesi için hâkim durumdaki teşebbüs tarafından uygulanan indirim
sistemi ve uygulamalarının, maliyet altı fiyatlamaya gitmeden, sadakat artırıcı etkilere yol
açmak suretiyle ilgili pazarın rakiplere kapatılması veya rakiplerin pazardan dışlanması
amacıyla tasarlanıp tasarlanmadığının ve böyle bir potansiyele de sahip olup olmadığının
ortaya konulması gerektiği ifade edilmiştir. Karara yönelik yapılan değerlendirme
sonucunda ise dosya kapsamında yer alan bilgi, belge ve tespitler doğrultusunda,
- Doğan Medya Grubu tarafından tasarlanan ve uygulanan indirim sistemlerinin
yüksek düzeyde sadakat artırıcı nitelikte olduğu ve önemli ölçüde rakipleri dışlama
potansiyeline sahip olduğu,
- Söz konusu indirimlerin yüksek düzeyde sadakat artırıcı ve rakipleri dışlama
potansiyeline sahip olacak şekilde tasarlanmış olmasının anılan ekonomik
bütünlüğün ilgili pazarda hakim durumunu koruma veya daha da güçlendirme
niyetiyle hareket ettiğini gösterdiği, incelemelerde elde edilen belgelerde yer alan
ifadelerin Dogan Medya Grubu'nun söz konusu indirim sistemi ve uygulamalarının
rekabet ihlali oluşturduğu bilinciyle hareket ettiğini ortaya koyduğu,
- Dogan Medya Grubu bünyesinde bulunan gazeteler ile medya planlama ve satın
alma ajansları arasında yapılan risturn anlaşmalarındaki koşulların da piyasadaki
rekabeti hâkim durumdaki teşebbüs lehine ve rakip teşebbüsler aleyhine olacak
şekilde bozma potansiyelini taşıdığı
18-27/461-224
271/436
sonucuna ulaşılarak anılan iptal davalarının reddine karar verildiği görülmektedir.
(638) Yukarıda yer verilen bilgi ve değerlendirmeler ışığında, işbu soruşturmaya konu
teşebbüsün eylem ve uygulamalarının ilgili pazarlardaki rakipleri rekabet karşıtı yollardan
dışladığı ve ilgili pazarları rakiplere kapattığı, serbest tüketiciler bağlamında tüketici seçim
mekanizmasını işlemez hale getirdiği ve söz konusu dikey bütünleşik yapının eylem ve
uygulamalarının etki ve sonuçlarının bilincinde olduğu, yine de eylem ve uygulamalarına
ilgili pazarlardaki mevcut hâkim durumlarını daha da güçlendirme veya muhafaza etme
niyetiyle devam ettiği ve bu suretle de 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesini ihlal ettiği
sonucuna varılmıştır.
I.7. Savunmalara İlişkin Değerlendirme
I.7.1. Aynı Fiillerden Dolayı Birden Çok Yaptırım Uygulanmasının Hukuka Aykırılığına
İlişkin Savunmalar ve Bunlara İlişkin Değerlendirme
I.7.1.1. Aynı Fiillerden Dolayı Birden Çok Yaptırım Uygulanmasının Hukuka
Aykırılığına İlişkin Savunmalar
(639) Aynı eylem ve konudan dolayı mükerrer yargılama veya ceza uygulamasını yasaklayan
ceza hukuku ilkesi olan “Ne bis in idem” ilkesinin 5326 sayılı Kabahatler Kanunu
(Kabahatler Kanunu) bakımından da benimsenmiş olduğu, Kabahatler Kanunu'nun "İçtima"
başlıklı 15. maddesi hükmü ve gerekçesinde bu ilkenin ifade edildiği, 4054 sayılı Kanun
kapsamında yasaklanan davranışların kabahat niteliği göz önünde bulundurulduğunda,
Kabahatler Kanunu'nda yer alan ne bis in idem ilkesinin bu kanundaki kurallar bakımından
da uygulanacağı sonucuna varıldığı belirtilmiştir.
(640) Ne bis in idem ilkesinin Anayasa Mahkemesi tarafından da kabul gördüğü, ne bis in idem
ilkesinin unsurlarının fiilin aynılığı ve kişinin aynılığı olduğu, bu doğrultuda bir fiilin aynı kişi
tarafından gerçekleştirilmesi neticesinde meydana gelen kabahat sebebiyle idari para
cezası uygulanmasının Kabahatler Kanunu’nun 15. maddesi hükmüne aykırılık teşkil
edeceği ifade edilmiştir.
(641) Dosya kapsamında ileri sürülen davranışların, elektrik piyasasına ilişkin sektörel
düzenleyici kurallar çerçevesinde yasaklandığı ve bu davranışlara ilişkin EPDK’nın
mevzuatından doğan denetim ve yaptırım uygulama yetkisini etkin bir şekilde kullandığı
dile getirilmiştir. Bununla birlikte, dosyada elektrik piyasasından sorumlu bir düzenleyicinin
varlığının, 4054 sayılı Kanun çerçevesinde Kurul'un müdahalesini sınırlandırmayacağı ve
sektörel mevzuata da aykırılık teşkil eden birtakım davranışların sürekli ve sistematik hale
gelerek ilgili piyasadaki rekabeti etkileyecek düzeye erişmesi durumunda Kurul'un 4054
sayılı Kanun çerçevesinde piyasaya müdahalede bulunabileceğinin belirtildiği ancak bunun
hukukun temel ilkelerinden biri olan ve Türk hukukunda farklı mevzuatlarda da açık bir
şekilde düzenlenen ne bis in idem ilkesinin açık bir şekilde ihlal edilmesi anlamına geldiği
ileri sürülmüştür.
(642) Elektrik piyasasında fonksiyonel ayrıştırmayı da içinde barındıran hukuki ayrıştırma
prensibinin benimsendiği ve açıkça belirlenen kısıtlamalar dışında yer alan her türlü ilişki
ve koordinasyonun mümkün olabileceği dile getirilmiştir. Örneğin; regüle müşterilere
yönelik olarak sunulacak hizmetler bakımından (ör: kesme, açma vb.) dağıtım şirketleri ile
GTŞ'ler arasında iletişim kurulmasının bir zorunluluk olduğu; öte yandan regüle müşterilere
sadece GTŞ'ler tarafından hizmet sunulduğundan, regüle müşterilere yönelik dağıtım
hizmetleri bakımından GTŞ'ler ile BTŞ’ler arasında ayrımcılık yapılması gibi bir ihtimalin de
söz konusu olmadığı belirtilmiştir.
(643) EPDK tarafından bu denli ayrıntılı olarak düzenlenen ve son derece sıkı biçimde takip
edilen bir konuda, Kurum tarafından ayrıca inceleme yapılmasının herhangi ilave fayda
sağlamayacağı gibi, Kurul’un teşebbüs uygulamalarında rekabeti tesis etme amacını
18-27/461-224
272/436
taşıyan sektörel düzenlemelerin uygunluğunu denetleme gibi bir yetkisi de bulunmadığı dile
getirilmiştir.
(644) ENERJİSA hakkında bahsi geçen sektörel düzenleyici kurallara aykırılık sebebiyle birçok
kez idari para cezasına hükmedildiği; EPDK'nın ilgili mevzuata aykırılık sebebiyle verdiği
kararlar kapsamında idari para cezasına tabi tutulan davranışların dosyada yer verilen
davranışlar ile örtüştüğü, dolayısıyla işbu soruşturma kapsamında yer alan; müşterilere
tarihsiz IA-02 Formu imzalatılması ve ikili anlaşma olmaksızın serbest tüketici portföyüne
müşteri kaydedilmesine ilişkin iddialar bakımından EPDK’nın 04.05.2016 tarih ve
82143293-663.07 sayı ve 16.06.2016 tarih ve 6345-2 sayılı kararları ile idari para cezasına
hükmedilmesinin, Kabahatler Kanunu'nun 15. maddesinin yanı sıra Anayasa Mahkemesi
tarafından hukuk devleti ilkesinin bir gereği olarak kabul edilen ne bis in idem kuralına
aykırılık teşkil edeceği ileri sürülmüştür.
(645) Ayrıca, dosya kapsamında bankacılık, telekomünikasyon ve akaryakıt gibi düzenlenen
sektörlere yönelik olarak Kurul’un aldığı kararların örnek olarak gösterildiği; ancak önceki
yaklaşımı incelendiğinde Kurul'un belirli durumlarda aynı fiilden dolayı birden fazla kere
idari yaptırım uygulanmasını uygun görmeyerek soruşturmaya devam etmediğinin
anlaşıldığı aşağıdaki kararlar çerçevesinde belirtilmiştir.
- 08.01.2009 tarih ve 09-01/2-2 sayılı kararda Kurul’un EPDK'nın soruşturma konusu
davranışlara ilişkin yürüttüğü sürecin, soruşturma konusu ihlali sona erdirebilecek
nitelikte olduğunu ve kendisi tarafından yürütülen soruşturma sonucunda alınacak
kararın etkilerinin EPDK'nınki ile aynı olacağını düşünerek, süreçte yalnızca EPDK
ile işbirliği yapılmasını uygun gördüğü ve soruşturma açılmasına gerek bulmadığı
ifade edilmiştir.
- 01.11.2012 tarih ve 12-53/1491-519 sayılı kararda Çalık Yeşilırmak Elektrik Dağıtım
A.Ş.'nin dağıtım pazarındaki hakim durumunu, elektriğin perakende satışı pazarında
kötüye kullandığı iddiasına ilişkin inceleme yapıldığı; bu çerçevede EPDK'nın
konuya ilişkin görüşlerini sunmasının talep edildiği ve Kurul kararında da EPDK
tarafından gönderilen bilgi notunun esas alındığı ve EPDK görüşü dikkate alınarak
somut olay özelinde inceleme konusuna yönelik soruşturma açılmasına gerek
olmadığı kanaatine varıldığı belirtilmiştir.
- 22.10.2014 tarih ve 14-42/762-338 sayılı kararda, dağıtım şirketlerinin GTŞ lehine
ve diğer tedarik şirketleri aleyhine çeşitli ayrımcı uygulamalar yoluyla hakim
durumunu kötüye kullandığı yönünde iddiaların değerlendirilmesinde EPDK
tarafından konuya ilişkin olarak bir incelemenin yürütüldüğü dikkate alınarak 4054
sayılı Kanun'un 9. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca hakkında önaraştırma
yürütülen teşebbüslere görüş bildirilmesine soruşturma açılmamasına karar verdiği
belirtilmiştir.
(646) Ayrıca, Kurum ve sektörel düzenleyici kurumlar arasındaki yetki paylaşımı konusunda
Danıştay 13. Dairesi kararlarından çıkarılabilecek genel ilkenin Kurum’un sektörel
düzenleyicilere göre “tamamlayıcı” fonksiyonun kabul edilmiş olduğu ileri sürülmüştür. Bu
noktada Danıştay 13. Dairesi'nin özellikle Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) ile
Kurum arasındaki yetki paylaşımını ele aldığı kararlarının172 önem arz ettiği; bu içtihada
göre, rekabet hukuku kurallarının yalnızca rekabetin kısıtlanması riskinin öncül
düzenlemelerle ortadan kaldırılamadığı durumlarda uygulama alanı bulması gerektiği;
doğrudan rekabetin tesisi amacını gütmeyen ve rekabetin kısıtlanması riskini ortadan
kaldırmayan düzenlemelerin varlığı halinde rekabet hukuku kurallarının uygulama alanı
bulması gerektiğinin aşikar olduğu; bununla birlikte, bir öncül düzenlemeye aykırılık
17220.11.2007, E.2006/2052-K.2007/7582; 13.02.2012, E.2008/13184- K.2012/359; 08.05.2012,
E.2008/14245-K.2012/960; 18.12.2012, E.2009/2862-K.2012/73883
18-27/461-224
273/436
halinde, düzenleyici kurum tarafından yapılacak ardıl müdahalenin bu davranışın
doğurabileceği olumsuz sonuçları ortadan kaldıracağı açık ise, bu takdirde aynı davranışa
ilişkin bir de Kurum’un inceleme yapmasını gerekli görmenin idari işlem maliyetlerini ciddi
derecede artırabileceği; herhangi bir ilave fayda sağlanmayacağını, düzenlenen
piyasalarda faaliyet gösteren teşebbüsler nezdinde önemli bir belirsizlik yaratılacağını; bir
diğer deyişle, bu durumda, ne rekabet hukuku müdahalelerinin esnekliğinden dolayı bir
fayda sağlanabileceği ne de öncül düzenlemelerin getirdiği hukuki belirliliğin bir anlam ifade
edeceği belirtilmiştir.
(647) Kurul’un bu gibi durumlarda, diğer idari otoritenin yürüttüğü soruşturma sürecinin veya
uyguladığı idari para cezasının rekabet kuralları ile amaçlanan sonuçları doğurup
doğurmadığını göz önünde bulundurduğunun anlaşıldığı; bu yaklaşımın ABAD’ın ne bis in
idem ilkesinin uygulanmasına ilişkin olarak vermiş olduğu Aalborg Portlanda Kararı’nda 173
belirlenen ilkelere de uygun düştüğü; söz konusu kararda ABAD’ın ne bis in idem ilkesinin
ihlalinden söz edilebilmesi için, "olayların aynılığı", "kişinin tekliği" ve "korunan hukuki
menfaatin tekliği" kriterlerinin sağlanması gerektiğine kanaat getirdiği ileri sürülmüştür.
(648) Somut olay bu bağlamda değerlendirildiğinde tarihsiz IA-02 Form’larına ve ikili anlaşma
olmaksızın portföye müşteri kaydedildiğine ilişkin iddialar bakımından EPDK'nın
soruşturma taraflarına etkin bir biçimde idari para cezası uygulamakta olduğu, söz konusu
davranışların her bir tekrarında maktu olarak belirlenmiş ve kayda değer miktarlarda idari
para cezalarının ilgili taraflar aleyhine hükmedilmekte olduğu dile getirilmiştir.
(649) EPDK tarafından işbu soruşturmaya taraf teşebbüsler aleyhinde verilen idari para
cezalarına ilişkin kararların, soruşturma dönemi olarak belirlenen Eylül 2014 - Ekim 2016
tarihleri arasında kalan 2016 yılının Mayıs ve Haziran aylarında verildiği, dolayısıyla, dosya
kapsamında iddialara konu edilen olaylar ile EPDK tarafından hakkında idari para cezası
tatbik edilen uygulamaların hem verildiği dönem hem de konu itibariyle birbirleriyle aynı
olduğu, tekrar ceza verilmesinin Kabahatler Kanunu'nun 15. maddesi hükmüne açıkça
aykırılık teşkil edeceği savunulmaktadır.
(650) Bununla birlikte, gerçekleştirildiği ileri sürülen bu davranışların 4054 sayılı Kanun’un 6.
maddesi anlamında ihlale sebebiyet vermesi için rekabeti kısıtlayıcı nitelikte etkilere sahip
olmaları gerektiği; bir başka deyişle bu davranışların ENERJİSA bünyesindeki
teşebbüslerin rakipleri bakımından pazarın kapanması yönünde bir etki doğurması
gerektiği; bu kapsamda EPDK tarafından müvekkil teşebbüslere karşı uygulanan idari para
cezalarının, rekabet soruşturması ile amaçlanan sonucu gerçekleştirmeye evleviyetle kabil
olduğu; zira, enerji piyasası mevzuatı uyarınca öngörülen davranış yükümlülüklerinin
rekabet kurallarıyla öngörülenlerden daha dar olduğu ve bu durumun ihlalin varlığı halinde
EPDK tarafından idari para cezası uygulanacak davranış yükümlülüklerinin çok daha katı
olmasına sebebiyet verdiği belirtilmiştir.
(651) Sistematik ve sürekli olarak gerçekleştirilmesi halinde rekabet kurallarının ihlaline
sebebiyet verebilecek davranışların, elektrik piyasasında mevcut sektörel düzenlemeler
kapsamında bireysel anlamda her seferinde idari para cezasına tabi tutulduğu, bu durumun
da söz konusu davranışların rekabet ihlallerine evrilmesinin önüne geçmesini sağladığı;
dolayısıyla, EPDK'nın tarihsiz IA-02 Formu ve ikili anlaşma imzalatılması ile ikili anlaşma
olmaksızın serbest tüketici portföyüne müşteri kaydedilmesine ilişkin davranışlar
karşısında vermiş olduğu idari para cezalarının, bir bakıma rekabet kuralları ile korunması
amaçlanan hukuki menfaati koruduğu ifade edilmiştir.
(652) Konunun daha kolay anlaşılabilmesi için bir örnek verilmiş ve sektörel düzenlemelere
aykırılığı incelenen üç ayrı fiil X, Y ve Z ile gösterilmiş, EPDK’nın somut norm denetimi
173 Aalborg Portland and Others v. Commission, Joined Cases C-204/00 P, C-205/00 P, C-211/00 P, C-
213/00 P, C-217/00 P, C-219/00 P.
18-27/461-224
274/436
yoluyla her bir aykırılık için ayrı ayrı X için A lira, Y için B lira ve Z için C lira idari para cezası
yaptırımı uyguladığı varsayımında bulunulmuştur. D, E, F eylemlerinin ise EPDK'nın
müeyyide uygulamadığı ancak soruşturma kapsamında ele aldığı eylemler olduğu ifade
edilmiştir.
(653) Bahse konu X, Y ve Z fiilleri her ne kadar tek başlarına 4054 sayılı Kanun’u ihlal etmeseler
de eylemlerin bütününün hâkim durumun kötüye kullanılması olarak ele alındığı; nitekim
konu bu şekilde ele alındığında "non bis in idem" ilkesinin uygulanması için ön koşul olan
fiillerin aynılığı koşulunun rekabet hukuku olduğunda herhangi bir şekilde uygulama imkânı
bulamayacağı; zira her türlü sektörel düzenlemenin ihlalinin rekabet hukukunda fiillerin
içtiması yoluyla rekabet hukukunun ihlali suretine büründüğü ki, bu yaklaşımın hukuk
tarafından korunmaması gerektiği belirtilmiştir.
(654) Daha açık bir ifade ile X, Y ve Z fiilleri için "non bis in idem" ilkesinin devreye girmesi ve bu
fiillerden dolayı Kurum tarafından ayrıca bir idari para cezası uygulanmaması gerektiği;
bununla birlikte, hakim durumun kötüye kullanılmasının XY ve Z'nin somut olayda olup
olmadığının değerlendirilmesinde herhangi bir hukuka aykırılık olmadığı belirtilmiştir.
(655) Bununla birlikte, EPDK'nın 22.12.2016 tarih ve 6796-1 sayılı kararında BAŞKENT'in üç
adet tüketicinin başka tedarikçilere geçmelerinin engellenmesi nedeniyle yaptırım
uygulandığının belirtildiği; dosyada ise sadece BAŞKENT'in değil, BAŞKENT, AYESAŞ ve
TOROSLAR'ın çeşitli davranışlar ile tüketicilerin rakip tedarikçiye geçişini engellediğinin
tespit edildiği ve söz konusu tespite mesnet teşkil eden belgelerde 22.12.2016 tarih ve
6796-1 sayılı EPDK kararında bahsi geçen tüketicilere ilişkin bir belge bulunmadığının ifade
edildiği; bu nedenle dosyada tespit edilen fiiller ile EPDK tarafından idari para cezası verilen
fiiller farklı olduğundan savunmanın kabul edilmediği; hâlbuki konu BAŞKENT açısından
ele alındığında, esasen burada fiilin ne olduğunun önem arz ettiği; burada fiili "başka
tedarikçilere geçişinin engellenmesi" olarak tespit etmenin mümkün olduğu; dosyada
22.12.2016 tarih ve 6796-1 sayılı EPDK kararında bahsi geçen tüketicilere ilişkin bir belge
bulunmamasının herhangi bir önemi olmadığı; zira önemli olanın BAŞKENT'in tüketicilerin,
başka tedarikçilere geçişini engellemesi olduğu; altı çizilmek istenen hususun, "tüketicilerin
başka tedarikçilere geçişinin engellenmesi" fiiline EPDK tarafından müeyyide uygulanmış
olması olduğu; nitekim EPDK uygulamalarından da bilindiği üzere, aynı döneme ilişkin
başka tüketiciler de söz konusu olsaydı EPDK'nın uygulayacağı cezanın değişmeyecek
olduğu; bir diğer ifade ile burada önemli olanın hangi tüketicilerin geçişinin engellendiği
değil ve fakat "tüketicilerin başka tedarikçilere geçişinin engellenmesi" olduğu; somut
olayda da, aynı EPDK'nın yaptığı gibi dosyada da ilgili teşebbüslerin "tüketicilerin başka
tedarikçilere geçişinin engellenmesi fiilini" ele alındığı ve bu fiilin başkaca diğer fiillerle
birleşmesi sonucunda 4054 sayılı Kanun’un ihlal edildiği iddiası ile idari para cezası
uygulanması gerektiğinin ileri sürüldüğü; oysa bahse konu fiile ilişkin olarak EPDK
tarafından daha önceden idari para cezası uygulanması nedeniyle Kurum tarafından tekrar
aynı fiilden ötürü para cezası uygulanmasının, non bis in idem ilkesinin ihlal edilmesi
neticesini doğuracağı ifade edilmiştir.
(656) Diğer yandan, dosyada 22.12.2016 tarih ve 6796-1 sayılı EPDK kararında bahsi geçen
tüketicilere ilişkin bir belge bulunmaması "kişilerin aynılığı" kapsamında ifade edilmiş ise
de, "non bis in idem" ilkesinin uygulanması için gerekli olan kişinin aynı olması koşulunun
fiili ifa edeni kastettiği, aksine bir yorumun hukuk tekniği anlamında doğru olmayacağı;
nitekim EPDK’nın da 12.01.2017 tarihli ve 7347-2 sayılı kararında başka tüketicilerin
tedarikçi geçişlerinin engellenmesine ilişkin olarak idari yaptırım uygulanmamasına karar
verirken, 22.12.2016 tarih ve 6796-1 sayılı EPDK kararı ile zaten idari yaptırım uygulandığı
bahsiyle hareket ettiği ifade edilmiştir.
(657) Ayrıca, 16.06.2016 tarih ve 6345-2 sayılı EPDK kararı ile AYESAŞ'a ikili anlaşma
imzalamadan tüketicileri serbest tüketici portföyüne almak suretiyle rakip tedarikçilere
18-27/461-224
275/436
geçişini kısıtlaması nedeniyle idari para cezasının uygulandığını belirttiği; bununla birlikte,
EPDK kararına konu fiilin tarih aralığının belli olmaması nedeniyle bahse konu karardaki fiil
ile AYESAŞ eylemlerinin aynı fiiller olduğu ortaya konulmadığından bu savunmanın da
kabulünün mümkün olmadığının ileri sürüldüğü; dosyada sözleşmesi olmadan portföye
kaydedilen müşterilere ilişkin belgelerin ise 23.11.2015 ve 02.10.2017 tarih aralığında
gerçekleşen fiillere ilişkin olduğunun belirtildiği; hâlbuki bahse konu EPDK kararının
incelenmesinden AYESAŞ'ın tedarikçi geçişlerini engellenmesi nedeniyle idari para cezası
uygulandığı, konuya ilişkin EPDK soruşturmasının 05.05.2015 tarihinde açıldığı ve
16.06.2016 tarihinde sonlandığının görüldüğü; bu nedenle, EPDK soruşturmasının bu
dönemleri kapsadığının açık olduğu; AYESAŞ'ın sözleşmesi olmadığı halde portföye kayıt
işlemlerinin 23.11.2015 ve 02.10.2017 tarihleri arasında olduğu iddia edildiğine göre,
23.11.2015 ve 16.06.2016 tarihleri arası için bir çakışmanın söz konusu olduğu dolayısıyla,
konuya ilişkin savunmaların kabul edilmesi gerektiği ifade edilmiştir.
(658) Sonuç olarak, hem hukuki ayrıştırma bakımından, hem de GTŞ’nin ikili anlaşma
uygulamaları bakımından etkin, merkezi ve mütemayiz bir düzenleyici yapının olduğu, bu
yapı kapsamında izleme, inceleme, denetim ve soruşturma süreçlerinin etkin olarak
yürütüldüğü nazarı itibara alındığında, dosya kapsamında yer alan iddiaların birçoğu
bakımından yetkinin EPDK'da olduğu, kapsamda yer alan konular ile ilgili olarak EPDK
tarafından yürütülen soruşturmalar olduğu, bazıları hakkında idari para cezaları
uygulandığı, bazıları hakkında aykırılığın giderilmesine yönelik tedbirlerin tatbik edildiği, bu
nedenle Kurul tarafından aynı konuda ve aynı fail hakkında tekrar soruşturma yapılmasının
hukukun en temel prensiplerinden olan ne bis in idem kuralına aykırı olduğu hususları
savunma kapsamında ileri sürülmüştür.
I.7.1.2. Aynı Fiillerden Dolayı Birden Çok Yaptırım Uygulanmasının Hukuka
Aykırılığına İlişkin Savunmaların Değerlendirilmesi
(659) Öncelikle belirtilmelidir ki, işbu soruşturma kapsamında incelenen fiillerden biri olan tarihsiz
IA-02 Formu alınması ve serbest tüketici sözleşmesi olmaksızın portföye müşteri
kaydedilmesi veyahut dağıtım şirketleri bünyesindeki rekabete duyarlı bilgilerin GTŞ’lerin
erişimine açılması ve dağıtım şirketlerinin GTŞ’lere rekabeti kısıtlayıcı nitelikte avantaj
sağlaması çerçevesinde gerçekleştirilen rekabeti sınırlayıcı uygulamalarının savunmada
altı çizildiği üzere sektörel düzenlemelere uygunluğu denetlenmemekte, aksine bu fiiller ile
4054 sayılı Kanun’un ihlal edilip edilmediği incelenmektedir. Bu çerçevede, bir eylemin,
ilişkinin veya koordinasyonun sektörel düzenlemelerce yasaklanmamış olması onların
rekabet kuralları ile uyum içerisinde olduğu anlamına gelmemektedir.
(660) Aynı eylemlerin EPDK’nın da inceleme alanında olması ve bu çerçevede getirilen non bis
in idem savunması kapsamında ilk olarak, Kabahatler Kanunu’nun 15. maddesinin birinci
fıkrasına yer verilmelidir:
“Bir fiil ile birden fazla kabahatin işlenmesi halinde bu kabahatlere ilişkin tanımlarda
sadece idarî para cezası öngörülmüşse, en ağır idarî para cezası verilir. Bu
kabahatlerle ilgili olarak kanunda idarî para cezasından başka idarî yaptırımlar da
öngörülmüş ise, bu yaptırımların her birinin uygulanmasına karar verilir.”
(661) Söz konusu hüküm ile aynı fiil ile işlenen birden fazla kabahatin mükerrer
cezalandırılmasının önüne geçilmesinin amaçlandığı anlaşılmaktadır. Bununla birlikte, söz
konusu hükmün birden fazla kabahat ile ilgili olarak aynı fiil hakkında inceleme yapılmasını
engellemediği, söz konusu hükmün sadece kabahatlerin cezalandırılmasına ilişkin olduğu
açıktır. Nitekim fiilin hangi kabahatlerin işlenmesine neden olduğunun tespit edilebilmesi
bakımından birden fazla otorite tarafından inceleme yapılmasının mümkün ve hatta bazı
durumlarda gerekli olduğu anlaşılmaktadır. Mevcut durumda tarihsiz IA-02 Formu alınması
ve serbest tüketici sözleşmesi olmaksızın portföye müşteri kaydedilmesi EPDK’nin ilgili
18-27/461-224
276/436
düzenlemelerine aykırılık teşkil edip bir kabahat oluşturabilecektir. Ancak aynı fiilin 4054
sayılı Kanun’u ihlal ederek bir başka kabahat oluşturup oluşturmadığının tespiti için bu fiilin
rakiplerin faaliyetlerinin zorlaştırılması veya rakiplerin dışlanması suretiyle rekabeti
kısıtlayıp kısıtlanmadığının tespit edilmesi, bu nedenle de 4054 sayılı Kanun’da öngörülen
süreçlerin işletilmesi gerekmektedir. Sonuçta hem EPDK mevzuatına hem de rekabet
hukuku mevzuatına aykırılığın saptanması halinde ise hangi mevzuatta daha ağır bir ceza
öngörülmüş ise o uygulanacaktır.
(662) Bu kapsamda, Danıştay 13. Daire kararlarından çıkarılabilecek genel ilkenin Kurum’un
sektörel düzenleyicilere göre “tamamlayıcı” fonksiyonunun kabul edilmiş olduğu ve rekabet
hukuku kurallarının yalnızca rekabetin kısıtlanması riskinin öncül düzenlemelerle ortadan
kaldırılamadığı durumlarda uygulama alanı bulması gerektiği; doğrudan rekabetin tesisi
amacını gütmeyen ve rekabetin kısıtlanması riskini ortadan kaldırmayan düzenlemelerin
varlığı halinde rekabet hukuku kurallarının uygulama alanı bulması gerektiğine ilişkin
savunmaların non bis in idem savunması kapsamında ele alınması yerine, rekabet kurumu
ile sektörel düzenleyici kurumların ilişki ve yetkilerine ilişkin savunmaların ve buna ilişkin
görüşlerin yer verildiği kısımda açıklanması yerinde olacaktır. Bu çerçevede, savunmada
diğer idari otoritelerin aynı fiil hakkında inceleme gerçekleştirmesi nedeniyle Kurul’un
soruşturmaya devam etmeme iradesini kullandığına ilişkin değinilen kararların Kabahatler
Kanunu 15. maddesinin birinci fıkrasının uygulamasına ilişkin karşılaştırılabilir örnekler
teşkil etmediği ifade edilmelidir. Zira söz konusu madde aynı fiil hakkında inceleme
yapılmasını değil, aynı fiil için birden fazla ceza verilmesini yasaklamaktadır.
(663) 25.10.2017 tarih, 17-34/537-228 sayılı kararda, Mey İçki Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin votka
ve cin pazarlarındaki davranışlarının 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesini ihlal ettiğine, ancak
Mey İçki Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin söz konusu eylemlerinin Kurul’un 16.02.2017 tarih ve
17-07/84-34 sayılı kararıyla rakı pazarında ihlal oluşturduğu değerlendirilen ve idari para
cezasına hükmedilen davranışlarıyla aynı nitelikte olduğu, aynı dönemde gerçekleştiği ve
teşebbüsün genel stratejisinin parçası olarak bütünlük arz ettiği dikkate alınarak, yeni bir
idari para cezasına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Bir başka deyişle,
tarafın aynı eylemler neticesinde rakı pazarında gerçekleştirdiği bir ihlalin/kabahatin, votka
ve cin pazarında da bir ihlal/kabahat oluşturup oluşturmadığının ayrı bir soruşturma ile
tespit edilmesini engellemediği, ancak söz konusu hususun ceza takdirinde dikkate alındığı
anlaşılmaktadır. Her ne kadar işbu soruşturmadaki gibi iki farklı otoritenin mevzuatının ihlal
edilmesi suretiyle iki farklı kabahat oluşmamış, bunun yerine aynı eylem ile rekabet hukuku
bakımından iki farklı kabahat ortaya çıkmış olsa da bu karardaki durum EPDK ve Kurum
tarafından aynı davranışa yönelik olarak ayrı inceleme yapılabileceği ve ihlal tespitinde
bulunabileceği hususunu destekler niteliktedir. Dolayısıyla, EPDK’nın veya başka bir
otoritenin aynı eylemlere ilişkin bir idari para cezası uygulamış olduğu durumda, Kurum’un
bu eylemlere ilişkin ayrıca bir ihlal tespiti yapmasının önünde Kabahatler Kanunu 15.
maddesi uyarınca bir engel bulunmamakta, bu husus idari para cezasının takdiri
aşamasında dikkate alınmaktadır. Bununla birlikte, bu eylemler için idari para cezası
dışında başka yaptırımların uygulanmış olması ise idari para cezası yaptırımı uygulamayı
engellememektedir. İşbu dosya kapsamında söz konusu savunmanın kabul edilip
edilmeyeceğinin tespit edilebilmesi için öncelikle soruşturmada ele alınan fiiller ile EPDK’ca
para cezasına çarpıtılmış fiillerin ve kişilerin aynı olup olmadığının irdelenmesi
gerekmektedir. Nitekim, söz konusu hükümden de anlaşılacağı üzere ilkenin fiilin aynılığı
ve kişinin aynılığı olmak üzere iki unsuru bulunmaktadır.
(664) EPDK’nin 17.03.2016 tarih ve 6160-42 sayılı kararında BAŞKENT, serbest tüketiciler ile
yaptığı sözleşmelerde, EPDK mevzuatı uyarınca birtakım bilgilendirme yükümlülüğüne
uymadığı gerekçesiyle (…..) idari para cezasına çarptırılmış, IA-02 Form’larında
BAŞKENT’in imzasının olmaması ve dört adet tüketiciye ait bilgi ve belgelerin sunulmaması
18-27/461-224
277/436
nedeniyle şirketin ihtar edilmesine karar verilmiştir. Bununla birlikte, dosya kapsamında
ENEJİSA’nın usulsüz sözleşme almasının ele alındığı I.6.3.2.2. başlık numaralı bölümde
her ne kadar ENERJİSA’nın yeterli bilgilendirme yapmadan tüketiciler ile sözleşme
imzaladığı bazı vakalar tespit edilmiş olsa da, 521. paragrafta müşterilere yanlış bilgi
verilerek veya yetkisiz imzalar ile yapılan ikili anlaşmaların müşteriler bakımından işlem
maliyetleri yaratarak rakip tedarikçilere geçişi zorlaştırabileceği, ancak bu uygulamanın
genel bir şirket politikası olmadığı, bu çerçevede söz konusu uygulamaların şirket
politikalarını yansıtmamasından hareketle 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi kapsamında
hakim durumun kötüye kullanıldığına dair yeterli bulgu bulunmadığı değerlendirmesi
yapılmıştır. Dolayısıyla dosyada ihlal tespit edilen ve idari para cezası uygulanan fiiller
arasında yanlış bilgilendirme yapmak suretiyle portföye müşteri kaydedilmesi
bulunmamaktadır. Kaldı ki, EPDK’nin 25.10.2017 tarih ve 45164980-663.07 sayılı bildirim
yazısından idari para cezasına hükmedilen 6160-42 sayılı EPDK kararının 6453-3 sayılı
karar ile geri alındığı ve yeniden yapılan değerlendirme sonucunda alınan 12.01.2017 tarih
ve 7347-2 sayılı kararda ise usulüne uygun olarak tanzim edilmiş ikili anlaşma ve IA-02
Formu olmaksızın tüketicilerin portföye kaydedilmesinin mevzuata aykırı olduğu tespit
edilmekle birlikte şirket hakkında 22.12.2016 tarih ve 6796-1 sayılı EPDK kararı ile benzer
uygulamalara ilişkin olarak idari yaptırım uygulandığından ilave yaptırım uygulanmamasına
karar verilmiştir. Dolayısıyla EPDK’nın (…..) idari para cezasına hükmettiği 17.03.2016
tarih ve 6160-42 sayılı kararın geri alındığı ve yerine alınan 12.01.2017 tarih ve 7347-2
sayılı kararda ise herhangi bir idari yaptırım öngörülmediği için söz konusu iki kararın non
bis in idem savunmasına esas teşkil edemeyeceği anlaşılmıştır.
(665) Yukarıda bahsedilen 22.12.2016 tarih ve 6796-1 sayılı EPDK kararında ise, BAŞKENT’in
Yunus Market İşletmeleri Sanayi Ticaret A.Ş., Haktan Oto Kir. Tur. Eğin. Fot. Gıd. San. ve
Tic. Ltd. Şti. ve MİT Müsteşarlığı’nın başka tedarikçilere geçişini engellediği, ayrıca bahse
konu tüketiciler ile ikili anlaşma yapmaksızın onları portföyüne kaydettiğinin anlaşıldığı
belirtilmiş ve tüketicilerin başka tedarikçiye geçişlerinin engellenmesi sebebiyle (…..) idari
para cezası ile bu tüketiciler ile ikili anlaşma olmaksızın tüketicilerin serbest tüketici
portföyüne kaydetmemeleri hususunda ise uyarılmasına karar verilmiştir. Söz konusu
karardan EPDK mevzuatı uyarınca kabahat sayılan ve idari para cezasına çarptırılan
fiillerin Yunus Market İşletmeleri Sanayi Ticaret A.Ş., Haktan Oto Kir. Tur. Eğin. Fot. Gıd.
San. ve Tic. Ltd. Şti, MİT Müsteşarlığı’nın başka tedarikçilere geçişinin engellenmesi
olduğu anlaşılmaktadır. Dosya kapsamında sadece BAŞKENT’in değil, BAŞKENT,
AYESAŞ ve TOROSLAR’ın çeşitli davranışlar ile tüketicilerin rakip tedarikçiye geçişini
engellediği tespit edilmiş olup bu tespite dayanak olarak sunulan belgelerde, Yunus Market
İşletmeleri Sanayi Ticaret A.Ş., Haktan Oto Kir. Tur. Eğin. Fot. Gıd. San. ve Tic. Ltd. Şti ve
MİT Müsteşarlığı’nın rakip tedarikçilere geçişinin engellenmesi konu edilmemektedir.
Dolayısıyla dosyada tespit edilen rakip tedarikçiye geçişlerin engellenmesi fiilleri EPDK
tarafından idari para cezası verilen fillerden farklıdır. Bu nedenle, Kabahatler Kanunu 15.
maddesinin uygulanması bakımından gerekli olan şartlardan biri olan fiillerin aynılığı
ilkesinin EPDK’nın bu kararı bakımından sağlanamadığı değerlendirilmektedir. Dolayısıyla
ilgili savunmanın kabulü mümkün görünmemektedir.
(666) Savunma ekinde sunulan EPDK kararlarından bir diğeri ise 16.06.2016 tarih ve 6345-2
sayılı karardır. Bu karar ile AYESAŞ’ın ikili anlaşma imzalanmamış olmasına rağmen
tüketicilerin portföye alınması suretiyle rakip tedarikçilere geçişini kısıtlaması nedeniyle
AYESAŞ’a (…..) idari para cezası uygulanmıştır. Kabahatler Kanunu 15. maddesi uyarınca
yapılan savunmaların kabul edilebilmesi için öncelikle mevcut soruşturmada ele alınan
fiiller ile EPDK tarafından cezalandırılan fiillerin aynı olması ve aynı kişi tarafından
işlenmesi gerekmektedir. Öncelikle belirtilmelidir ki EPDK sadece AYESAŞ’ın sözleşmesiz
portföye tüketici katmasına ilişkin eylemlerine idari para cezası vermiştir. Ancak dosya
kapsamında bu eylemlerin AYESAŞ, BAŞKENT ve TOROSLAR tarafından da
18-27/461-224
278/436
gerçekleştirildiği tespit edilmiştir. Dolayısıyla işbu savunmanın kabulü ancak AYESAŞ
bakımından ve AYESAŞ’ın dosyada konu edilen portföye sözleşmesiz müşteri alma fiilinin
EPDK tarafından cezaya maruz bırakılan fiiller ile aynı olduğunun tespit edilmesi halinde
mümkün olacaktır. Dosyada sözleşmesi olmadığı halde portföye kaydedilen müşterilere
ilişkin belgeler, AYESAŞ bakımından 23.11.2015 ve 2.10.2017 tarih aralığında
gerçekleşmiştir. KOD-A’dan alınarak incelenen sözleşme ve eklerine ilişkin örnekler ile
birlikte değerlendirildiğinde eylemlerin Ocak 2015 - 02.10.2017 tarih aralığını kapsadığı
tespit edilmektedir. Ancak 6345-2 sayılı EPDK kararının içeriğinden cezaya konu
eylemlerin hangi tarih aralığında gerçekleştiği anlaşılamamaktadır. Söz konusu eylemlerin
örtüşmemesi durumunda bir fiil ile birden fazla kabahatin işlenmesinin söz konusu
olamayacağı, böyle bir durumda farklı fiiller ile aynı veya birden fazla kabahatin işleneceği
açıktır. Bu nedenle, dosyada ihlal olarak tespit edilen AYESAŞ eylemleri ile EPDK
tarafından ceza verilen eylemlerin aynı fiiller olduğunun ortaya konamadığı anlaşıldığından,
işbu savunmanın da kabulü mümkün görünmemektedir.
(667) Ayrıca savunma ekinde 24.02.2017 tarih ve 67015497-21 sayılı EPİAŞ kararına da yer
verilmiştir. Bu karar ile BAŞKENT’in DUY’un 30/A maddesinin on üçüncü fıkrasının (b)
bendi ve onbeşinci fıkrasına aykırı işlemlerinden dolayı üç ay süre ile portföyüne yeni
serbest tüketici kaydetmesi engellenmiştir. Söz konusu maddeler, serbest tüketiciyle ikili
anlaşma yapmadan veya IA-02 Formu imzalanmadan serbest tüketici sayaç kaydı için
başvuru yapılmasının tespiti ve geçerli ikili anlaşma veya formatı piyasa işletmecisi
tarafından belirlenen IA-02 Formu ibraz edilmemesini düzenlemektedir. Dolayısıyla söz
konusu fiiller, dosyada da ele alınan sözleşmesiz ve/veya geçerli bir IA-02 Formu olmadan
portföye tüketici kaydetme eylemleri olup, hangi dönemde hayata geçirildikleri karardan
anlaşılamamaktadır. Dolayısıyla bu karar kapsamında da fiillerin aynılığı tespit etmek
mümkün olmamıştır. Ancak dosya kapsamında incelenen eylemler ile EPİAŞ’ın tespit ettiği
eylemler arasında örtüşme söz konusu olsa bile Kabahatler Kanunu’nun 15. maddesinin
birinci fıkrasında yer alan “…Bu kabahatlerle ilgili olarak kanunda idarî para cezasından
başka idarî yaptırımlar da öngörülmüş ise, bu yaptırımların her birinin uygulanmasına karar
verilir. “ hükmü gereğince Kurul tarafından ihlal tespitinin yapılması halinde idari para
cezası uygulanmasının önünde herhangi bir engel yoktur, zira EPİAŞ bu fiiller için idari para
cezasından başka bir yaptırım olan portföye tüketici kaydetme yasağını uygulamıştır.
(668) Sonuç olarak, EPİAŞ kararı ile idari para cezası yaptırımının uygulanmamış olması,
EPDK’nın 17.03.2016 tarih ve 6160-42 sayılı kararının geri alınmış olması ve yerine alınan
12.01.2017 tarih ve 7347-2 sayılı kararda ise herhangi bir idari para cezası öngörülmemiş
olması, BAŞKENT’e idari para cezası uygulanan 22.12.2016 tarih ve 6796-1 sayılı EPDK
kararında ele alınan fiiller ile dosya kapsamında ele alınan fiillerin aynı fiiller olmaması
nedenleri ile söz konusu kararların Kabahatler Kanunu’nun 15. maddesi çerçevesinde
yapılan savunmalara esas teşkil edemeyeceği anlaşılmıştır. Ayrıca EPDK’nın AYESAŞ’ın
eylemlerine idari para cezası uyguladığı 16.06.2016 tarih ve 6345-2 sayılı kararının
içeriğinden kapsanan fiiller ve dönemleri tam olarak anlaşılamadığından söz konusu karar
kapsamında Kabahatler Kanunu’nun 15. maddesi çerçevesinde yapılan savunmanın
kabulü mümkün görülmemiştir.
I.7.2. Türk Elektrik Piyasalarında Serbestleşme Süreci ve Sektörel Çerçeveye İlişkin
Savunmalar ve Bunlara İlişkin Değerlendirmeler
I.7.2.1. Kamu Politikaları, Düzenlemeler ve Sektörel Gelişmelerin Perakende Rekabet
Üzerindeki Etkisi, Elektrik Sektörüne Özgü Piyasa Aksaklıklarına İlişkin Savunmalar
(669) Elektrik gibi düzenlemeye tabi olan bir sektörde kamu politikalarının rekabetin gelişimi
üzerinde doğrudan etkisi düşünüldüğünde, rekabet ihlali iddialarının pazardaki
gelişmelerden ayrı düşünülemeyeceği, dosya kapsamında ilgili pazardaki gelişmelere yer
verildiği ancak bu bilgilerin elektrik pazarındaki rekabeti nasıl engellediğine yer verilmediği;
18-27/461-224
279/436
teşebbüs davranışları kadar belirleyici olan kamu politikalarının ve düzenlemelerin ortaya
konulması gerektiği hususları ifade edilmektedir.
I.7.2.2. Elektrik Üretim ve Toptan Satış Pazarlarında Kamunun Ağırlığı ve Etkisine
İlişkin Savunmalar
(670) Elektrik toptan pazarları ve perakende pazarları için yapılacak çıkarımların dayanağını
oluşturması açısından elektrik üretim pazarındaki kamunun payının tespitinin önem arz
ettiği belirtilmiştir. Bu kapsamda 2017 Kasım ayı itibari ile Türkiye’de elektrik üretiminin
%68’inin özel üretim şirketleri, %14’ünün EÜAŞ ve %18’inin Yap-İşlet ve Yap-İşlet-Devret
ve İşletme Hakkı Devrine ilişkin mevcut sözleşmeler kapsamında faaliyet gösteren üreticiler
tarafından gerçekleştirilmekte olduğu; üretim pazarında özel sektörün serbest üreticiler
olarak payının artmasının pazar yapısını değiştirip yoğunluğunu düşürdüğü; özel
üreticilerin kamunun payını geçip bugünkü değerini almasının 15 yılı aşkın bir süre aldığı
ifade edilmiştir.
(671) Toptan pazarlarda ulaşılmak istenen hedefin elektriğin toptan satışının ikili anlaşmalar
yoluyla yapılmasının sağlanması olduğu; toptan piyasada gerçekleştirilen satışların büyük
bir bölümünün ikili anlaşmalar çerçevesinde yapıldığı; GÖP'te yapılan işlemlerin de kayda
değer nitelikte olduğunu ve gün içi piyasası (GİP) ve DGP kapsamındaki işlemlerin ise -
doğası gereği- daha az bir hacim ile gerçekleştiği belirtilmiştir.
(672) 2016 yılında toptan pazarlarda gerçekleşen işlemlerin %66’sının ikili anlaşmalar ile
yapılırken, %27’sinin GÖP’te gerçekleştiği; GİP ve DGP’de gerçekleşen işlemlerin toplam
payının %7 olduğu; toptan pazarlar tasarlanırken ikili anlaşmaların esas olup diğer
piyasaların tamamlayıcı nitelikte olduğu düşünülse de ikili anlaşmaların toptan elektrik
pazarındaki payının henüz %66 olduğu ifade edilmiştir.
(673) Bunun yanında, her ne kadar ikili anlaşmaların piyasa katılımcıları arasında serbest bir
şekilde yapılması beklense de, mevcut ikili anlaşmaların kayda değer bir kısmının
GTŞ’lerin TETAŞ ile imzaladıkları fiyatları düzenlenen ikili anlaşmalardan oluştuğu; ayrıca
dağıtım şirketlerinin yine TETAŞ'tan kayıp/kaçak ve genel aydınlatma amaçlı elektrik
alımlarının da bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiği; öte yandan, bir kamu kuruluşu olan
EÜAŞ'ın serbest tüketicilere ve GTŞ’lere olan satışlarının da ikili anlaşmalardaki kamu
ağırlığını arttırdığı ileri sürülmüştür.
(674) 2017 Kasım ayı ikili anlaşma satış miktarlarına göre TETAŞ’ın %38, EÜAŞ’ın %10 ve en
büyüğü %5 paya sahip diğer satıcıların %52 olduğu; öte yandan toptan pazardaki işlemlerin
%27'sinin görüldüğü GÖP'te, ikili anlaşmalardaki kadar bir kamu ağırlığı olmasa da en
büyük toptan satıcılardan birinin %7 pazar payı ile EÜAŞ ve diğer özel sektör
katılımcılarının ortalama payının ise %4 civarında olduğu belirtilmiştir.
(675) Özetle, her ne kadar elektrik üretiminde on beş yılı aşan serbestleşme sürecinde özel
sektörün katılımı büyük oranda sağlanmış görünse de, toptan pazarda kamunun ağırlığının
sürdüğü; özellikle elektrik ticaretinin büyük kısmının yapıldığı esas pazar niteliğindeki ikili
anlaşmalar piyasasında kamunun, sadece arz açısından değil fiyat düzenlemeleri
açısından da belirgin bir etkiye sahip olduğu; bu durumun perakende tedarikçiler üzerinde
etkisinin olduğu hususları ifade edilmiştir.
I.7.2.3. Perakende Elektrik Tedarikçileri Açısından Maliyetlere İlişkin Savunmalar
(676) Sanayi, ticarethane ve mesken abone grupları için düzenlenen tarifelerin, perakende
elektrik tedarikçileri açısından adeta fiili tavan fiyat rolü oynadığı; perakende elektrik
tedarikçilerinin aboneleri kendi portföylerine katmak için mümkün olduğunca indirimli
serbest tarifeler tasarlamaları gerektiği; bu indirimlerin belirlenmesi aşamasında
maliyetlerin önem arz ettiği; perakende elektrik tedarikçilerinin, ikili anlaşmalar ve/veya
GÖP vasıtasıyla toptan pazardan aldıkları elektriği serbest tüketici niteliğindeki tüketicilere
18-27/461-224
280/436
sağladığı; dolayısıyla bu pazarlarda oluşan fiyatların perakende elektrik tedarikçilerinin
başlıca maliyetlerini belirlediği ifade edilmiştir.
(677) Toptan pazardaki hacmin %66'lık kısmını oluşturan ikili anlaşmaların, tarafları kısa vadeli
fiyat dalgalanmaları risklerinden koruduğu; ancak kısa vadeli pazarlarda -özellikle GÖP'te-
oluşan elektrik birim fiyatlarının orta vadede ikili anlaşmalar pazarına da yansımasının
beklendiği; benzer şekilde ikili anlaşmalar pazarında oluşan fiyatların diğer toptan pazarlara
yönelik geçişkenlik taşıdığı; dolayısıyla bu piyasalarda oluşan fiyatların orta vadede
birbirinden bağımsız düşünülmemesi gerektiği ileri sürülmüştür.
(678) Toptan pazarın büyük kısmını oluşturan ikili anlaşmalar pazarında TETAŞ haricindeki
satışlarda fiyatların taraflar arasındaki mutabakat ile belirlendiği fakat bu noktada toptan
pazarda kamunun gerek EÜAŞ gerekse TETAŞ'ın satışları yoluyla piyasa fiyatlarını
etkileyebildiği belirtilmiştir.
(679) Yukarıda bahsedilen ikili anlaşmalar ve diğer organize toptan piyasalar arasındaki
geçişkenlik sebebiyle toptan pazardaki fiyatların GÖP'teki PTF’ye yakınsayacağı, bu
anlamda, PTF’nin toptan pazardaki elektrik ticareti için temel gösterge fiyat olarak
nitelendirilebileceği; bu sebeple serbest tüketicilere perakende elektrik tedarik hizmeti
veren şirketler için de bu fiyatın elektrik girdisi için temel maliyet göstergesi olacağı ifade
edilmiştir.
(680) Toptan pazardaki temel gösterge olan PTF'ye bakıldığında yukarı yönlü bir eğilimin olduğu;
yıllara göre ağırlıklı ortalama PTF’nin 2009 - 2017 yılları arasında 136 TL'den 168 TL'ye
çıkarak, yaklaşık %24 oranında arttığı; sekiz yıllık bir zaman diliminde bu gibi bir artışın
elektrik enerjisi girdilerinin büyük bir çoğunluğunun doğalgaz ve ithal kömür gibi döviz ile
satın alınan kaynaklardan elde edilmesi sebebiyle beklenen bir durum olduğu; zira EPDK
verilerine göre elektrik üretiminin kaynaklara göre dağılımına bakıldığında, doğalgaz ve
ithal kömür ile yapılan üretimin toplam üretimin %50'sine denk geldiği; 2009-2017 arasında
yıllık ortalama dolar kurunun %136 arttığı düşünüldüğünde PTF'deki yukarı doğru artışın
temel sebeplerinden birinin de dış kaynaklı enerji girdileri olduğu beyan edilmiştir.
(681) İnceleme konusu soruşturma açısından PTF'de gerçekleşen hareketlerin sebeplerinden
çok sonuçlarının önem arz ettiği; bu sebeple öncelikle serbest tüketicilere elektrik sağlayan
ve sağlamaya çalışan tedarikçiler açısından temel elektrik girdisine ait maliyetlerin seyrinin
ortaya konulması gerektiği bildirilmiştir.
(682) Temel elektrik girdisi olan PTF'nin her ne kadar yıllar bazında dalgalanma gösterse de
artan bir eğilimde olduğu; soruşturma dönemini de kapsayan daha kısa vadeli bir bakış
açısıyla değerlendirildiğinde ise, 2016 ve 2017 yıllarını kapsayan süreçte PTF'nin keskin
bir şekilde yükselerek 143 TL/mWh'dan 168 TL/mWh'a çıktığı ve yaklaşık %18'lik bir
yükseliş kaydettiği; bu durumun tedarikçiler için temel elektrik girdisinde bu oranda bir artış
meydana geldiğinin bir göstergesi niteliğinde olduğu; fakat tedarikçilerin maliyetlerindeki
tek yükselişin bahsi geçen temel elektrik girdisi ile sınırlı olmadığı belirtilmiştir.
(683) YEKDEM kapsamındaki üreticilerin toptan seviyedeki organize pazarlarda oluşan
fiyatlardan sattıkları elektriğin garantili tarifelerin altında kalması durumunda oluşan
zararları, toptan ve perakende elektrik satış faaliyeti gerçekleştirmekte olan ve serbest
tüketicilere elektrik satışı yapan enerji şirketlerine maliyet olarak yansıtıldığı; ancak bu
bedelin sabit ve öngörülebilir bir bedel olmadığı; temel olarak garantili tarifelerin verildiği
dolar kuru, YEKDEM kapsamında üretilen yenilenebilir enerji hacmi ve toptan pazarda
oluşan PTF faktörlerinin değişiminden doğrudan etkilendiği ifade edilmiştir.
(684) YEKDEM birim maliyetindeki seyrin YEKDEM katılımcılarının sayısındaki ve üretimindeki
artış, garantili tarifelerin verildiği dolar kurundaki yükseliş ve toptan piyasadaki elektrik
fiyatlarında mevsimlik dalgalanmalarla açıklanabileceği; ancak bu maliyetin zaman
18-27/461-224
281/436
içerisinde izlediği seyre yakından bakmanın, bu bedeli ödemek durumunda olan perakende
tedarikçilerin karşılaştığı riskleri görmek açısından oldukça faydalı olacağı ileri sürülmüştür.
(685) Ödeme yükümlülüğü bulunan perakende tedarikçiler için YEKDEM birim maliyetinin her
geçen yıl oldukça hızlı ve dalgalı bir şekilde yükseldiği; bu durumun temel sebebinin
YEKDEM katılımcılarının sayısındaki ve üretimlerindeki artış olduğu; 2014'te 1,43 TL olan
ortalamanın 2017 yılında 34,42 TL'ye yükseldiği - dört yılda tam 24 kat arttığının-
anlaşıldığı; bununda ötesinde, yıllar itibariyle dalgalanmanın da hızla yükseldiği; bu
durumun bir anlamda, YEKDEM birim maliyetleri için perakendeci tedarikçilerin
öngörülerindeki risk unsurunun da giderek arttığına işaret ettiği; bunun da serbest
tüketicilere sunulacak fiyat teklifleri açısından tedarikçilerin öngörülen fiyatlarını yükselterek
adeta rekabet halinde olduğu düzenlenen tarifelere karşı çekiciliğini yitirmesine sebep
olduğu hususları ifade edilmektedir.
I.7.2.4. Perakende Tedarikçilerin Sunduğu Fiyatlar ve Düzenlenen Tarifelere İlişkin
Savunmalar
(686) Perakende elektrik tedarikçilerinin düzenlenen tarifelerle serbest tarifeler arasındaki marjın
açılması ölçüsünde tüketicileri kendi portföylerine katabilmelerinin mümkün olduğu; bu
durumun da tedarikçilerin tüketicilerin dikkatini cezbedecek cazip serbest tarifeler dizayn
etmelerini gerektirdiği; ancak, PTF ve YEKDEM birim maliyetindeki artışların tedarikçiler
üzerinde ağır bir maliyet baskısı kurduğu savunulmaktadır.
(687) Öte yandan, düzenlenen tarifelerin bu maliyet artışını yansıtmadığı; düzenlenen tarifelerin
son yıllarda izlenen seyrine bakıldığında, enerji girdilerinin maliyetinden ve daha da
önemlisi toptan pazardaki piyasa dinamiklerinden oldukça farklı bir seyir izlediği ifade
edilmiştir.
(688) 2014-2017 yılları arasında düzenlenen tarifelerin, enerji üretim ve buna dayalı toptan
piyasa dinamiklerinden bağımsız bir durum sergilediği; örneğin, enerji üretiminin yarısının
ithal edilen doğalgaz ve kömür gibi kaynaklar ile yapıldığı düşünüldüğünde, 2014-2017
arasındaki dolar kurundaki artışın neredeyse hiç yansımadığı; zira belirtilen yıllar arasında
TL’nin, dolar karşısında %66 oranında değer yitirdiği (2014 yılı ortalama dolar satış kuru
2,19 TL, 2017 ortalama dolar satış kuru 3,66 TL olarak TCMB internet sitesinden alındığı);
oysa bu dönemde mesken ve ticarethaneler için düzenlenen aktif enerji bedelleri hemen
hemen değişmezken, en çok artış gösteren sanayi tarifesinde ise ancak %15'lik bir artış
meydana geldiği belirtilmiştir.
(689) Elektrik tarifelerinin piyasa dinamiklerini yansıtmayacak bir şekilde düzenlenmesinin çeşitli
sebepleri olabileceği; bunların başında da politik tercihlerin geldiği; demokratik meşruiyete
ve kamu politikalarını belirleme yetkisine sahip hükümetlerin hem sanayiyi desteklemek
hem de tüketicilerin bütçelerinde elektrik harcamalarını sabit tutmak amacıyla bu tür bir
tercihte bulunmasının anlaşılabilir bir durum olduğu; bu tercihlerin pozitif hukukun bir gereği
olarak düzenleyici kurumlar ve rekabet kurallarını uygulayan otoriteler tarafından veri
olarak kabul edilmesi gerektiği; örneğin ABD'de 2000 yılındaki Kaliforniya enerji krizi
sonrasında bazı eyaletlerin -politik tercihler dolayısıyla- perakende rekabeti uygulamaya
geçirmezken bazı eyaletlerin ise bu segmentte rekabetin gelişmesini teşvik edip
denetlendiklerini; uygulanacak düzenleyici çerçevenin ve rekabet hukuku uygulamasının
bu tercihler ile tutarlı olmasının bekleneceği dile getirilmiştir.
(690) Serbest tüketicilere elektrik tedarik etmek isteyen tedarikçilerin, tüketicileri portföylerine
katabilmek veya onları portföylerinde tutabilmek için söz konusu düzenlenen tarifelerden
daha cazip teklifler sunmaları gerektiği; bu durumu veriye dayalı bir biçimde ortaya koymak
amacıyla, perakende tedarikçiler için baz maliyet olarak tanımlanan PTF + YEKDEM birim
maliyeti ile düzenlenen aktif enerji tarifelerinin karşılaştırıldığı, buna göre baz maliyet olarak
tanımlanan PTF + YEKDEM birim maliyetinin neredeyse ele alınan tüm dönem boyunca
18-27/461-224
282/436
sanayi için belirlenen aktif enerji bedeli tarifesine çok yakın seyrettiği ve bazen bu tarifeyi
aştığı; baz maliyet ile mesken ve ticarethane tarifeleri arasındaki farkın 2014 - 2015
döneminde kısmen korunurken, 2016 ve özellikle 2017 yılında kapandığı belirtilmiştir.
(691) Perakende tedarikçilerin karşı karşıya olduğu durumu daha da iyi ortaya koyması ve
yukarıdaki analizi gerçekçi kılmak için, dengesizlik maliyetleri ve faaliyet giderlerinin de bu
hesaplamaya dâhil edilmesi gerektiği; Görsel-9’da PTF, YEKDEM birim maliyeti,
dengesizlik maliyetleri, faaliyet giderleri ve düzenlenen tarifeler arasındaki farkların yer
aldığı; baz maliyete eklenen yaklaşık %4'lük ilave maliyetin bu giderleri temsil ettiği
düşünülerek, her bir düzenlenen tarife ile perakende tedarikçilerin katlanmak durumunda
olduğu maliyetler arasındaki farkların sunulduğu; düzenlenen tarifeler ile perakende
tedarikçilerin katlandıkları gerçek maliyetler arasındaki marjın daha da daraldığı ve çoğu
zaman negatife döndüğü ifade edilmiştir.
(692) Tedarikçiler için serbest tüketicilere hizmet sunmanın 2015 yılı itibariyle karlı bir faaliyet
olmaktan çıkmaya başladığı; özellikle 2016 yılının ilk çeyreğinden itibaren gerek YEKDEM
birim maliyetin gerekse PTF'nin yükselmesiyle kapanmaya başlayan farkın 2017 itibariyle
negatife döndüğü belirtilmiştir.
(693) Böyle bir durum karşısında herhangi bir özel sektör teşebbüsünün serbest tüketicilere
hizmet sunmak amacıyla faaliyet göstermesini beklemenin doğru olmayacağı; zira
tedarikçilerin serbest tüketicileri portföylerine katmak için sunacakları tekliflere dair
herhangi bir manevra alanı olmadığı; bu kapsamda bugüne kadar perakende pazarda elde
edilen kazanımların da tersine döndüğü; örneğin, sanayi kesimine elektrik sağlayan
tedarikçilerin zarar ettikleri gerekçesiyle sözleşme iptallerine girişmelerinin 2017 başından
itibaren gazete haberlerinde yer almaya başladığı dile getirilmiştir.
(694) Sonuç olarak, perakende elektrik pazarında serbest tüketici hakkını kullananlarının
potansiyeline oranla düşük kalmasının temel sebebinin -teşebbüs davranışlarından çok-
sektörel düzenleme ve kamu politikalarından kaynaklandığı; inceleme konusunu oluşturan
soruşturmanın da yukarıdaki analizi konu olan dönemi kapsaması sebebiyle bu hususun
dikkate alınmasının Kurul'un sağlıklı bir karar alabilmesi için elzem olduğu, hususları ifade
edilmektedir.
I.7.2.5. Kamu Politikaları ve Düzenlemelerin Elektrik Sektörüne Etkilerine İlişkin
Savunmalar
(695) Elektrik sektörünün kendine özgü yapısından dolayı talep yönlü aksaklıklarının görüldüğü;
piyasada gözlenen aksaklıkların dosya genelinde iddia edildiği üzere dağıtım şirketleri ve
ilgili GTŞ'lerin piyasadaki varlığı ve pazar gücünden kaynaklanmadığı; aksine, GTŞ'lerin
de diğer piyasa aktörleri kadar düzenleyici kurallar ve kamu politikalarından etkilendiği
belirtilmiştir.
(696) Elektriğin iletim ve dağıtım faaliyetlerinin doğal tekel niteliğinde olması ve elektrik
piyasasının tarihsel gelişim olarak kamuya ait dikey bütünleşik yapıdan günümüzdeki
yapıya dönüşmüş ve dönüşmekte olmasının elektrik piyasasının rekabete açık olan üretim
ve tedarik alt piyasalarındaki rekabet düzeylerini de ister istemez etkilediği dile getirilmiştir.
(697) İlgili ürün pazarının tanımlanması bakımından mesken kullanıcıları ile diğer kullanıcılar
arasında çok önemli farklılıklar bulunduğu, bu farklılıklar sebebiyle tedarikçilerin gözünde
mesken kullanıcılarının cazibesinin çok daha az olduğu; mesken kullanıcıları ile diğer
kullanıcılar arasındaki bu farklılıkların aşağıdaki şekilde özetlenebileceği belirtilmiştir:
Mesken kullanıcılarının tüketim miktarlarının diğer kullanıcı türlerinden daha düşük
ve daha dengesiz olması,
18-27/461-224
283/436
Mesken kullanıcılarının tüketim profillerinin diğer kullanıcı türlerine göre daha düşük
olmasının bu segment kullanıcılarının GTŞ'ler bakımından düşük kar potansiyeline
sahip olarak değerlendirilmesi,
Mesken kullanıcılarına yönelik özel korumaların mesken kullanıcılarına hizmet
sunacak tedarik şirketlerinin regülasyon yükünü artırması.
(698) Nitekim, sayılan bu hususların, tedarik şirketlerinin öncelikle sanayi kullanıcılarını ve daha
sonra ise ticarethane kullanıcılarını hedef kitle olarak belirlemesine yol açtığı; bununla
birlikte mesken kullanıcılarını zamanla daha fazla tecrübe ve gelir tabanı elde ettikten ve
piyasa belirli bir doyuma ulaştıktan sonra hedef kitle olarak belirledikleri, literatürde,
serbestleşme sonrasında pazara yeni giren teşebbüslerin öncelikle karlılık oranı en yüksek
olan piyasalara yönelmesine "cream skimming" (kaymağı kapma) adı verildiği ve piyasanın
kaymağı kapmaya müsait olmasının da kendine özgü aksaklıklardan olduğu ifade
edilmiştir.
(699) EPDK tarafından yayınlanan Elektrik Piyasası Sektör Raporu'na bakıldığında, mesken
kullanıcıları kullanıcı sayısı bazında piyasanın %82'sine tekabül etmekte iken tüketim
bazında bu oranın yalnızca %28 seviyesinde kalması buna karşılık, kullanıcı sayısı bazında
piyasanın yalnızca %0,15'ini oluşturan sanayi kullanıcılarının ise, toplam elektriğin yaklaşık
%39'unu tüketmekte olmasının kaymağı kapma uygulamasının iktisadi gerekçesini teşkil
ettiği dile getirilmiştir.
(700) Piyasada rekabetin çok hızlı bir şekilde tesis edilmemesinin; piyasada iletim ve dağıtımın
doğal tekel niteliğinde olması, dağıtım özelleştirmelerinin yapılış şekli, piyasanın kaymağı
kapma uygulamasına müsait olması gibi piyasanın kendine has özelliklerinden
kaynaklandığı belirtilmiştir.
(701) Bununla birlikte, elektrik sektöründe karşılaşılan aksaklıklardan bir kısmının ise piyasanın
yapısal durumu ile ilgisi olmakla birlikte esas itibariyle, kamu politikaları ve düzenlemelerin
bizatihi kendisinden kaynaklandığı; kamu politikası olarak hukuki ayrıştırmanın
benimsendiği; politika belirleyicilerin "hukuki ayrıştırmanın" olumsuz etkilerini öngörmüş
olduklarının ve bundan kaynaklanan refah kaybını göze aldıklarını kabul etmenin
gerekeceği ileri sürülmüştür.
(702) Tarife uygulamalarının rekabetin piyasada istenilen düzeyde olmasının önünde engel teşkil
ettiği; serbest tüketici olarak ikili anlaşma ile tedarikçisini seçme hakkına sahip olan birçok
sanayi kullanıcısının bir nevi sübvansiyon yapılarak düşük tarifeler yolu ile GTŞ'den elektrik
tedarik etmeye yönlendirildiği iddia edilmiştir.
(703) 6446 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesinde yer alan ulusal tarife ve çapraz sübvansiyon
uygulamasının da rekabetçi bir piyasada olması gereken fiyatların maliyetleri yansıtması
ilkesine aykırılık ihtiva etmesi nedeniyle piyasada rekabetin istenilen düzeyde tesis
edilmesinin önünde yasa koyucunun bir tercihi olarak durduğu öne sürülmüştür.
(704) 20.01.2018 tarih ve 30307 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Son
Kaynak Tedarik Tarifesinin Düzenlenmesi Hakkında Tebliğ (Son Kaynak Tedariki Tebliği)
ile son kaynak tüketicilerini yüksek tüketimli ve düşük tüketimli tüketiciler olarak ikiye
ayırmak suretiyle, bilhassa yüksek tüketimli tüketiciler için yüksek bir tarife belirlemek
suretiyle bunların GTŞ'nin düzenlenen tariflerden elektrik satın alan müşterilerinin yer aldığı
K1 portföyünde kalmalarının önüne geçme gayesi tersinden yorumlandığında, bahse konu
tüketicilerin bu güne kadar GTŞ'lerin portföyünde kalmalarının düzenleyici tercihlerden
kaynaklandığı sonucuna varılabileceği; bir diğer ifade ile sektörel düzenleyici kurumun esas
itibariyle elinde piyasada rekabeti arttırıcı ve GTŞ'lerin pazar payını azaltıcı kamusal erk ve
iktisadi araçlar mevcut olmakla birlikte, bunların kullanılmaması özünde eğer gerçekleşmiş
ise rekabetin kısıtlanmasında bir başka amacın (enerji güvenliğinin sağlanması gibi)
18-27/461-224
284/436
sektörel düzenleyici kurum tarafından ön planda tutulmasından da kaynaklanabilecek bir
düzenleme politikasının sonucu olabilme ihtimalini içinde barındırdığı savunulmuştur.
(705) Hatta, 6446 sayılı Kanun ile GTŞ'lerin tedarik şirketi olarak düzenlenmiş olmasının dahi
kamu politikalarından kaynaklanan aksaklık olarak nitelendirilebileceği; zira GTŞ'ler ikili
anlaşmalar piyasasında faaliyet gösteremeseydi bu soruşturma kapsamında yer alan
birçok ihlal iddiasına yol açan problemlerin daha başlangıçta çözülmüş olacağı ileri
sürülmüştür.
(706) Elektrik üretim piyasasında serbest üretim şirketlerinin 2016 yılı itibariyle payının %62
olduğu; dolayısıyla devletin, üretim tesislerinin piyasadaki %38’lik payı ile halen en etkin
piyasa aktörü olduğu ve bu durumdun piyasada rekabeti kısıtlayıcı etki yarattığı iddia
edilmiştir.
(707) EÜAŞ'ın üretiminin kendisinden sonra en çok üretim yapan beş şirketin üretimine eşit
olmasının da ister istemez perakende seviyesinde kamu politikaları kapsamında fiyatların
baskı altında tutulması suretiyle rekabetin kısıtlanmasına yol açabildiği dile getirilmiştir.
(708) Kamu şirketlerinin elektrik piyasasında önemlerini koruduğu; gerek organize piyasalarda
gerekse ikili anlaşmalar piyasasında kamu şirketlerinin kilit rol üstlenmekte olduğu ve ikili
anlaşmalar için temel gösterge olan PTF’nin belirlenmesine etki edebildiği; bunun dahi
piyasada rekabetin kısıtlanmasında son derece önemli bir etki yaratabildiği ileri
sürülmüştür.
(709) Yaklaşık bir yıldır elektrik üretim maliyetleri artmasına rağmen tarifelere zam
yapılmamasının kamu politikalarının piyasa aksaklığına yol açmasının en bariz örneği
olduğu; maliyetleri yansıtmayan bir tarife politikasının ister istemez ikili anlaşmalar
piyasasını daraltıcı yönde etki edeceği ki, ihlal olduğu iddia edilen fiillerin hiçbirisinin
piyasada benzer bir etki yaratmasının mümkün olmadığı; kamu politikasının yukarıda
değinilenle ile birlikte, elektrik piyasasında bilhassa perakende düzeyde rekabeti kısıtlayan
en temel etken olduğu ifade edilmektedir.
(710) Tedarikçilerin kamu politikaları nedeniyle hassas dengede faaliyet göstermeleri gerektiği
yönündeki görüşüne katılınmakla birlikte; bu hassas dengenin, dağıtım şirketlerine ve
yerleşik tedarikçilere ilave sorumluluklar yüklemesi anlamı çıkartılabilecek
değerlendirmelere kesinlikle katılmadıkları; soruşturmaya konu olan teşebbüslerin hâkim
durumda olduğu varsayımıyla özel özen sorumluluğu yüklenmesinin kast edildiğinin
düşünüldüğü, ancak hâkim durumdaki teşebbüsün özel özen sorumluluğunun kanunda
doğrudan söylenmeyip kanunun mantığından ve uygulamadan doğabilecek bir kavram
olduğu; bu anlamda yasa ile oluşturulmuş bir kusursuz sorumluluk rejiminin (tehlike
sorumluluğu gibi) söz konusu olmadığı; kavramdan daha çok anlaşılabilecek olanın, hâkim
durumdaki teşebbüsün özen yükümlülüğünün sınırlarının diğer teşebbüslere oranla daha
geniş olduğu; kanunun müdahaleci bir zihniyete bürünmemek için özen yükümlülüğünün
sınırlarını net olarak belirtmediği; zaten diğer teşebbüsler kadar geniş bir hareket alanına
sahip olmayan hâkim durumdaki teşebbüsün davranışlarını daha da kısıtlamanın makul
olmadığı; bu doğrultuda teşebbüse hiç rekabet etmeme / rakiplerini rahatsız edecek tüm
işlem ve eylemlerden kaçınma yükümlülüğü yüklendiği anlamına gelebilecek bir çıkarım
yapılmaması gerektiği; fakat teşebbüsün düzenleyici kuruluşların yönlendirmesi dışında bir
hareket alanı kalmayışını adeta bir kamu iktisadi teşebbüsü gibi işlemeye başlamasının,
yasal ya da iktisadi bir temele oturtulmasının olası olmadığı ifade edilmiştir.
(711) Öncelikle, serbest tüketiciler için diğer tedarik şirketleriyle rekabet halinde olan yerleşik
tedarikçilerin de ilgili kamu politikası tercihlerinden (hatta çok daha fazla) etkilendiğinin
gözden kaçırılmaması gerektiği; diğer tedarikçiler nasıl yükselen maliyetler ve tavan fiyat
görevi gören tarifeleri dikkate almak zorunda ise, yerleşik tedarikçilerin de benzer maliyet
ve fiyatlama faktörlerini dikkate almak zorunda oldukları, daha somut bir ifadeyle, söz
18-27/461-224
285/436
konusu yerleşik tedarikçiler için de PTF ve YEK maliyetleri yukarı yönlü maliyet baskısı
yaratırken, düzenlenen tarifelerin de fiyatlama kabiliyetlerini sınırlayan referans fiyatları
yansıttığı; bu bakımdan, yerleşik tedarikçilerin de kamunun politika tercihlerinin yarattığı
aynı hassas denge içinde faaliyet gösterdiği kanaatini vurgulamak istedikleri ifade
edilmiştir.
(712) Bu hususun, yerleşik tedarikçilerin serbest tüketicilerin olduğu pazarda rekabet edebilmek
için soruşturma konusu iddialara da konu olan deklarasyon ve ek protokol gibi projeleri
neden geliştirildiğine de açıklık getirdiği; sözü edilen bu tür projelerin, kamu politikalarından
kaynaklı kısıtlı manevra alanının olduğu serbest tüketicilere yönelik elektrik tedarik
pazarlarında rekabet edebilmek için üretilen projeler oldukları; bu sebeple, kamunun
politika tercihlerinden sadece diğer tedarikçilerin değil, yerleşik tedarikçilerin de
etkilendiğinin değerlendirmelerde dikkate alınması gerektiği; bu şekilde yapılacak
değerlendirmelerde, deklarasyon ve ek protokol gibi uygulamaların rekabeti kısıtlamak
amacıyla değil, faaliyet göstermesi her geçen gün zorlaşan serbest tüketicilere yönelik
elektrik tedarik pazarlarında rekabet etme amaçlı olduğunun daha iyi anlaşılacağı ve belki
de bu projelerin yarattığı toplam iktisadi etkinlik artışının şeffaf hale geleceği ifade edilmiştir.
(713) Öte yandan, kamu politikaları sebebiyle oluşan piyasadaki olumsuz koşulların kötüye
kullanmaya konu eylemleri makul kılmayacağına yönelik değerlendirmeye katılmadıkları;
zaten bu şekilde bir savunmalarının bulunmadığı; bahsi geçen bu savunma ile anlatılmak
istenen noktanın, kamu politikalarının perakende elektrik pazarlarındaki rekabetin
gelişememesinin ana sebebi olduğu, piyasadaki düşük performansın gerisindeki faktörün
yerleşik işletmecilerden ziyade söz konusu yapısal sorunlar ile kamu
politikalarının/tercihlerinin olduğu ifade edilmiştir.
(714) Yerleşik tedarikçilerin pazardaki faaliyetlerine devam etmesinin sebeplerinin doğru bir
şekilde değerlendirmesi gerektiği; zira yerleşik tedarikçilerin -diğer tedarikçilerin aksine-
özel yükümlülüklerinden dolayı ölçeklerini küçültmek, pazar dışına çıkmak ya da
yatırımlarını kısmak gibi olanaklara sahip olmadığı; yükümlülüklerinin bilincinde olarak
gerek düzenlenen pazarlarda gerekse rekabetin söz konusu olduğu pazarlarda kendilerine
manevra alanı kazandıracak projeler ile faaliyetlerine devam etmekte oldukları ifade
edilmiştir.
(715) Bu noktada ayrıca piyasada baz yük maliyeti ile YEKDEM maliyetinin artması, buna karşılık
düzenlenen tarife fiyatlarının kamu politikaları nedeniyle sabit kalmasının düşünüldüğü gibi
soruşturma tarafı GTŞ'lerin K1 portföylerinin genişlemesi nedeniyle ENERJİSA'ya fayda
sağlamadığı; zira ENERJİSA’nın elektrik piyasasında üretim faaliyeti bakımından da önemli
bir oyuncu olarak faaliyet gösterdiği; üretim piyasasında kamu payının azalmasının ise
ENERJİSA bakımından arzu edilen bir konu olduğu; zira bu yolla ENERJİSA’nın üretim
piyasasında kamu santrallarıyla değil, bağımsız oyuncularla rekabet edebilecek ve
faaliyetlerine rekabetçi bir yapı içerisinde devam edebilecek olduğu; üretim seviyesinde
yaşanacak maliyet etkinliğinin ise perakende seviyede müşterilere yansıyacağının izahtan
vareste olduğu; öte yandan kamu politikaları ve piyasadaki maliyet yapısı nedeniyle oluşan
durumun ENERJİSA bünyesinde bulunan GTŞ'ler yanı sıra tüm Türkiye'deki GTŞ'lerin K1
portföyü müşteri sayısının atmasına neden olduğu; bilindiği üzere K1 portföyündeki
müşterilere yapılan tedarikte kullanılmak üzere EPDK'nın belirlediği oranlarda elektrik
enerjisinin TETAŞ'tan alınması zorunluluğu öngörmekte olduğu; bu durumun
ENERJİSA'nın üretim seviyesindeki rekabetçi hedeflerinin önünde yer alan en somut engel
olduğu; dolayısıyla, işbu soruşturma kapsamında incelenen deklarasyon ve ek protokol
uygulamalarının bu bakış açısıyla incelenmesi gerektiği ifade edilmiştir.
(716) Elektrik sektörü için yapılan politik tercihlerle uyumlu bir rekabet politikası gütmesi
yönündeki savunmaların, Kurum’un elektrik perakende pazarına karışmaması şeklinde
anlaşıldığı; oysa belirtilmek istenenin elektrik gibi şebeke endüstrisinde bazı segmentlerde
18-27/461-224
286/436
yapılan tercihlerin diğer segmentlere etkisi olacağı ve Kurum’un da bu tercihleri veri alan
bir uygulama izlemesi gerektiği ifade edilmiştir.
(717) İlgili pazarlardaki rekabet üzerinde politik tercihlerin etkisi ile yerleşik tedarikçilerin
davranışlarının etkisinin ayrıştırılması gerektiği; ilgili pazarlarda rekabetin gelişmesinin
önündeki engeller kamu politikalarındaki tercihlerden kaynaklanıyorsa, bunun
sorumluluğunun yerleşik tedarikçilere yüklenmemesi gerektiği; soruşturmaya konu olan
ihlal iddialarının 4054 sayılı Kanun'un 6. maddesi kapsamında değerlendirildiği
düşünüldüğünde, iddialara konu olan fillerin ilgili pazardaki rekabeti kısıtlama yönündeki
etkisinin ortaya konması gerektiği; bu noktada, rekabetin kısıtlanması yönündeki etkinin ne
kadarının kamu politikalardan ne kadarının yerleşik tedarikçilerin davranışlarından
kaynaklandığının ortaya koyulmasının yürütülen soruşturma için hayati önem taşıdığı ifade
edilmiştir.
I.7.2.6. Hukuki Ayrıştırmaya İlişkin Savunmalar
(718) Elektrik dağıtım şirketleri ile perakende satış şirketleri arasında "hukuki ayrıştırma"
yönteminin benimsendiği; söz konusu hukuki ayrıştırmaya ilişkin sürecin EPDK tarafından
sektörel düzenlemeler aracılığıyla takip edildiği ve denetlendiği dile getirilmiştir.
(719) Öte yandan, bahse konu düzenlemelerden bazılarının EPDK tarafından öngörülen
vadelerde tamamlanmasının ilgili bölgedeki teşebbüsler özelinde kapsamlı organizasyon
yapısı, teknik yapı vb. farklılıklar sebebiyle mümkün olmadığı; ayrıştırma sürecinin devam
edegelen bir süreç olduğu ve EPDK tarafından yakından takip edildiği bildirilmiştir.
(720) Ayrıştırma sürecinde ayrışan şirketlerin birbirlerinden alabilecekleri birtakım hizmetlere,
ilgili mevzuat hükümleri ile cevaz verildiği; gerçekten, ayrıştırma ile belirli bir kamusal yarar
gözetilmek ile birlikte piyasadaki bazı faaliyetlerin hizmet alımı suretiyle yürütülebilmesinde
de bunlara ilişkin maliyetlerin düşeceği ve en nihayetinde maliyetlere tüketicilerin
katlanmak durumunda olduğu göz önüne alındığında yine kamu yararının bulunduğu; bir
diğer ifade, ile her ne kadar hukuki ayrıştırma rekabetin geliştirilmesi için önemli bir adım
olsa da sektörel düzenleyici kurumunun rekabetin geliştirilmesi ile birlikte hesaba katması
gereken başka faydaların da bulunduğuna ve bu iki karşıt menfaatin ilgili piyasada
belirlenen rekabet politikasına göre uzlaştırılması gerektiğine şüphe bulunmadığı; bu
bakımdan Lisans Yönetmeliği 48. maddesinde ve geçici 4. maddesinde "hizmet alımına"
ilişkin hükümlerin yer aldığı belirtilmiştir.
(721) Ayrıca THY madde 12/2'de GTŞ'lerin düzenlemeye tabi müşterilerine ilişkin olarak
faturalandırma hizmetini dağıtım şirketlerinden alabilmelerine izin verildiği; her ne kadar
dosyada GTŞ'lerin portföyünde bulunan düzenlenmiş tarife yoluyla enerji alan tüketicilerin
ödeme bildirimlerinin tebliği için dağıtım şirketinden hizmet alabileceğinin açıkça
düzenlendiği ancak serbest tüketicilere ilişkin olarak böyle bir düzenlemenin bulunmadığı
ifade edilmiş ise de, ikili anlaşmaların serbestçe taraflarca kararlaştırılabileceği de göz
önüne alındığında taraflar aksini kararlaştırmadıkça GTŞ'lerin düzenlenen tariflerden
elektrik alan müşterilerine yönelik ödeme bildirimlerinde dağıtım şirketinden hizmet alımı
yapabildiklerine göre diğer müşterilerine ve dağıtım şirketlerinin kendi müşterilerine fatura
bildirimi için dağıtım şirketlerinden evleviyetle hizmet alabileceklerinin düşünüldüğü; bu
bakımdan önemli olanın dağıtım şirketinin eşit taraflar arasında ayrım yapmaksızın faaliyet
gösterme yükümlülüğü olduğu ifade edilmiştir.
(722) Yine, THY madde 17/2'de dağıtım şirketleri ile GTŞ’lerin tüketicilere yönelik çağrı hizmetleri
ile ilgili olarak birbirlerinden veya aynı kaynaktan hizmet alımı yapabileceklerinin yer aldığı
belirtilmiştir.
(723) Hizmet alımına ilişkin değinilen mevzuat hükümleri göz önüne alındığında ilgili mevzuat
hükümleri uyarınca dağıtım şirketleri ile tedarik şirketleri arasında piyasa faaliyetlerinin
18-27/461-224
287/436
devamı esnasında kaçınılmaz olarak bir ilişki kurulacağı ve bu ilişkinin yukarıda belirtilen
mevzuat hükümleri dâhilinde kalması durumunda rekabet hukuku açısından da hukuka
uygunluk sebebi olarak kabul edilmesi gerekeceğinin değerlendirildiği ifade edilmiştir.
(724) ENERJİSA bünyesindeki dağıtım şirketleri ve GTŞ'lerin enerji piyasası mevzuatından
kaynaklanan yükümlülüklere azami önem atfettiği ve bu kurallara uyum sağlamak
konusunda kapsamlı bir çaba gösterdiği ifade edilmektedir.
I.7.2.7. Türk Elektrik Piyasalarında Serbestleşme Süreci ve Sektörel Çerçeveye İlişkin
Savunmaların Değerlendirilmesi
(725) Savunmadaki ifadelerden kamu politikalarının ve tercihlerinin iki boyutta önemli olduğu
anlaşılmaktadır. Bunlardan ilki kamu müdahalelerinin piyasadaki rekabeti olumsuz
etkileyecek nitelikte olduğu, ikincisi ise mevcut piyasa yapısının politika yapıcılar tarafından
yapılan tercihlerin bir sonucu olduğu ve söz konusu tercihlerin olası riskler bilinerek
yapıldığıdır.
(726) Kamu politikalarındaki tercihler nedeniyle piyasadaki temel maliyetler olan PTF ve YEK
maliyetleri artmış ancak elektrik perakende satışı bakımından fiili tavan fiyat olan tarifelerin
maliyet artışlarına rağmen baskılandığından tedarikçilerin karlı operasyon sürdürme ve
müşterilere fayda sağlama işlemlerini bir arada yapması zorlaşmıştır. Bu bağlamda kamu
politikalarının piyasa üzerinde baskı yarattığının kabul edildiği ve söz konusu tercihlerin
piyasada faaliyet gösteren tedarikçilerin “çok daha” hassas bir dengede faaliyetlerine
devam etmek zorunda bıraktığı anlaşılmaktadır. İşbu soruşturma bakımından da kritik olan
husus, tedarikçilerin hassas bir dengede faaliyet gösterme zorunluluğudur, öyle ki,
halihazırda hareket marjı oldukça daralmış olan tedarikçiler hakim durumda bulunan
şirketlerin yapacakları herhangi bir kötüye kullanma davranışına karşı çok daha
savunmasız bir durumda bulunmakta, diğer bir ifadeyle mevcut piyasa yapısında elektrik
dağıtım şirketleri veya yerleşik tedarikçiler tarafından gerçekleştirilecek herhangi bir kötüye
kullanma davranışının sonuçlarının normal şartlara kıyasla çok daha yıkıcı sonuçlara yol
açacağı değerlendirilmektedir.
(727) Sonuç olarak dağıtım şirketleri ve yerleşik tedarikçiler tarafından gerçekleştirilecek olası bir
hakim durumun kötüye kullanılması davranışının piyasadaki hassas denge üzerindeki
etkisinin çok daha büyük olacağından hareketle, hakim durumda bulunan teşebbüslerin
sahip olduğu özel sorumluluğun Türk elektrik piyasası bakımından daha fazla önem
kazandığı ifade edilmelidir. Öte yandan piyasa koşullarındaki olumsuz gelişmelerin GTŞ’ler
açısından yarattığı olumsuz etkilerin kötüye kullanmaya konu eylem ve uygulamaları makul
kılmadığı tartışmaya açık bir husus değildir.
(728) Savunmada dile getirilen diğer konu olan, politika tercihlerinin olası riskler bilinerek
yapılması ve söz konusu politika tercihlerine saygı gösterilmesine ilişkin olarak söylenmesi
gereken ilk husus, politika yapıcıların söz konusu risklere rağmen ilgili tercihlerde
bulunmasının, politika yapıcıların söz konusu risklerin gerçekleşmesini istemesi olarak
yorumlanamayacağıdır. Eğer kanun koyucu, söz konusu riskleri kabul etmiş ve risklerin
sonuçlarını istiyor olsaydı, yapmış olduğu tercihe paralel olarak işbu soruşturmanın
konusunu oluşturan birtakım davranışlara müdahale için kullanılacak rekabet hukuku gibi
araçların kullanılmaması için de gerekli düzenlemeleri yapması beklenirdi. Ayrıca kanun
koyucu 4054 sayılı Kanun’u düzenlerken ileriye dönük olarak herhangi bir piyasada ortaya
çıkabilecek riskleri bertaraf etmesi için Kurum’u tüm mal ve hizmet piyasaları bakımından
yetkili kılmış ve savunmadaki akıl yürütmeyle tüm mal ve hizmet piyasalarına müdahale
edebilmesi yönünde bir tercihte bulunmuştur.
(729) Dolayısıyla rekabet hukukunun sahip olduğu kapsam dahilinde, kanun koyucu veya politika
yapıcı tarafından ortaya konan tercihler neticesinde ortaya çıkacak risklere müdahale
etmesinin önünde bir engel olmadığı ve böyle bir müdahalenin kanun koyucu tarafından
18-27/461-224
288/436
yapılan tercihlerle çelişmediği, aksine yapılan tercih nedeniyle ortaya çıkan risklerin
bertaraf edilmesi noktasında ortaya konan tercihin daha etkin bir şekilde hayata geçmesine
yardımcı olduğu değerlendirilmektedir.
I.7.3. EPDK ve Rekabet Kurumu Arasındaki Yetki Dağılımına İlişkin Savunmalar ve
Bunlara İlişkin Değerlendirme
(730) Dosya kapsamında yer alan ayrıştırma ilkelerine aykırı davranışlarda bulunma, ikili
anlaşma olmaksızın serbest tüketici portföyüne abone kaydetme, tarihsiz IA-02 Formu ve
ikili anlaşma imzalatma uygulamalarına yönelik iddiaların rekabet hukukunun yanı sıra
6446 sayılı Kanun ve ilgili mevzuat çerçevesinde sektörel düzenlemelerin de konusunu
teşkil ettiği belirtilmiştir.
(731) Kurum’un düzenlenen piyasalara her ne şart altında olursa olsun şeklinde değil, piyasanın
yapısına, içtihatlara, mahkeme kararlarına ve konuya ilişkin teorik çerçeveye uygun bir
şekilde müdahalenin sınırlarının belirlenmesi gerektiği ifade edilmiştir.
I.7.3.1. ABD ve AB Uygulamaları
(732) ABD ve AB’de rekabet hukuku ve regülasyon arasındaki ilişkinin, telekomünikasyon
sektörünün serbestleşmesi sonrasında önemli bir sorun teşkil eden fiyat sıkıştırması ve alt
yapı pazarındaki hakim durumun kötüye kullanılması uygulamalarına ilişkin içtihatlar ile
şekillendiği; enerji piyasalarına benzer şekilde dikey bütünleşik yapı ihtiva eden
telekomünikasyon piyasalarının serbestleşme, rekabete açılma ve regülasyonlar
çerçevesinde düzenlenme sürecinin enerji piyasalarından önce gerçekleştiği ve bu nedenle
yol gösterici olduğu; bu bağlamda ABD’de Yüksek Mahkeme’nin Trinko174 ve Linkline175
kararları ile AB’de Komisyon’un Deutsche Telekom176 Kararı’nın önem arz ettiği
belirtilmiştir.
(733) Trinko Kararı’nda, Verizon’un şikayete konu davranışlarının iktisadi regülasyonlara da
aykırılık teşkil ettiğinin tespit edildiği; ilgili telekomünikasyon kanunu maddelerinde yapılan
atıfla, kanunun rekabet hukuku kurallarının uygulanmasını engellemeyeceği gibi yeni
rekabet hukuku ihlallerinin yaratılmasına da sebebiyet veremeyeceğinin belirtildiği; bu çıkış
noktasından hareketle, Verizon'un şikâyete konu davranışlarının, ilgili pazarda hiçbir
iktisadi regülasyon olmasaydı rekabet hukukuna aykırı olup olmayacağının irdelendiği ve
Yüksek Mahkeme’nin yaptığı değerlendirme neticesinde Verizon'un alt pazarda faaliyet
gösteren teşebbüslere girdi sağlamasının yegâne sebebinin düzenleyici kurumlar
tarafından Verizon'a getirilen rakiplerine adil, makul ve ayrımcı olmayan koşullarla erişim
sağlama yükümlülüğü olduğuna kanaat getirdiği ifade edilmiştir.
(734) Mahkeme’nin, bu şekilde bir pozitif yükümlülüğün salt rekabet hukuku kurallarına
dayanılarak yüklenilmesinin ise mümkün olmadığını ifade ettiği; bu bulgulara dayanan
Mahkeme’nin somut olayda Verizon'un davranışlarının piyasa mekanizmasının işleyişini
bozucu nitelikte olup olmadığının değil, bu davranışların iktisadi regülasyonlarla getirilen
kurallara aykırı olup olmadığının incelendiğini ve bu ikinci sorunun cevabının rekabet
hukuku kurallarına dayanılarak verilemeyeceğini ifade ettiği; kararda yer alan şu ifadelerin
Yüksek Mahkeme'nin tutumunun anlaşılması bakımından son derece önemli olduğunun
düşünüldüğü dile getirilmiştir:
"1996 Kanunu rekabet yasalarından önemli ölçüde daha iddialı bir niteliği haizdir.
Zira bu Kanun "AT&Tnin yerel franchisee'lerinin varislerinin sahip olduğu tekelleri
ortadan kaldırmaya" çalışmaktadır. Oysa Sherman Yasası'nın 2. maddesi yalnızca
hukuka aykırı tekelleşmeyi yasaklamaktadır. Bu iki amacı birbiri ile bağlamak ciddi
174 Verizon Communications Inc. v. Law Offices of Curtis V.Trinko, LLP, 540 U.S. 398, [2004].
175 Pacific Bell Tel. Company, DBA AT&T California, at all v. Linkline Communications Inc. 555 U.S. , [2009].
176 Deutsche Telekom AG v. European Commission, Case C-280/08 (2010).
18-27/461-224
289/436
bir hata olacaktır. Sherman Yasası'nın "serbest teşebbüslerin Magna Carta’sı"
olduğu doğrudur ama bu yasa, hâkimlere, tekel konumundaki teşebbüslere davranış
biçimlerini daha rekabetçi bir yapı ortaya çıkaracak biçimde değiştirme yönünde
baskı yapma konusunda mutlak yetki carte blanche) de vermemektedir."
(735) Yüksek Mahkeme’nin LinkLine Kararı’nda da benzer bir yaklaşımla, fiyat sıkıştırmasının
telekomünikasyon sektörüne özgü düzenlemeler çerçevesinde özel bir ihlal türü olarak
düzenlenmiş olmasının, bu uygulamanın rekabet hukuku bakımından yeni ve bağımsız bir
ihlal türü olarak değerlendirilmesine yol açamayacağı ifade edilmiştir.
(736) Özetle, ABD'de düzenlemeye tabi pazarlarda da rekabet hukuku kurallarının uygulanacağı
ancak, iktisadi düzenlemelere aykırılık teşkil eden davranışlar ile rekabet hukuku
kurallarına aykırılık teşkil eden davranışların mutlaka ayrıştırılması gerektiği ilkesinin
benimsendiği; bu kapsamda, iktisadi regülasyonlar dolayısıyla ortaya çıkan (ve piyasanın
normal işleyişinde söz konusu olmayacak olan) bir yükümlülüğe aykırılığın incelemesinin
anılan düzenlemeyi getiren otoritenin denetimine tabi olacağının görüldüğü ileri
sürülmüştür.
(737) Düzenleyici otorite tarafından örneğin, belirli bir ürün ve/veya hizmetin fiyatının belirlenmesi
durumunda rekabet kurallarının uygulanmasının asli unsuru olan serbest piyasa
şartlarından bahsetmenin mümkün olamayacağından teşebbüsün kendi fiyatlarını
belirlemek konusunda herhangi bir iradesinin de olduğundan bahsedilemeyeceği,
teşebbüsün iradesinin ortadan kalkacağı böyle bir tablo karşısında rekabet otoritesinin
düzenlemeyi göz ardı ederek herhangi bir müdahalede bulunmasının söz konusu
olamayacağı; ancak, düzenleyici otorite tarafından belirli tek bir fiyat yerine azami fiyat
regülasyonunun yapılması veya fiyat aralıklarının belirlenmesi halinde bir başka deyişle
teşebbüsün iradesinin sınırlı da olsa belirli bir oranda geçerli olması durumunda
teşebbüsün uygulayacağı fiyatlandırma davranışı ile rekabet ihlalinden kaçınması mümkün
olabiliyorsa bu noktada regülasyonun varlığının rekabet hukukunun sorumluluğunu ve
müdahale hakkını ortadan kaldırmayacağı belirtilmiştir.
(738) Komisyon'un Deutche Telekom Kararı’nda Almanya'da telekomünikasyon altyapısının bazı
kısımları bakımından tekel konumunda olan ve iktisadi regülasyonlar çerçevesinde hem alt
hem de üst pazarlarda oldukça detaylı yükümlülüklere (ör: maliyet bazlı erişim sağlama,
alıcılar arasında ayrımcılık yapmama, tarife kontrolü vb.) tabi tutulan Deutche Telekom'un
alt ve üst pazarlarda fiyat sıkıştırmasına yol açacak bir fiyatlama politikası benimsediği
iddialarının incelendiği, ABD'nin aksine AB'de "zorunlu unsur doktrini" çerçevesinde
teşebbüslere çok istisnai durumlarda rekabet hukuku kuralları yoluyla pozitif davranış
yükümlülükleri (Ör: anlaşma yapma, mal verme vb.) yüklenebileceğinin kabul edildiği;
dolayısıyla, ABD'nin aksine, AB'de iktisadi regülasyonlar olmasaydı dahi Deutche
Telekom'un salt rekabet hukukundan kaynaklanan bir erişim sağlama yükümlülüğüne tabi
olabileceğinin (zorunlu unsur doktrinin şartlarının sağlanmasına bağlı olarak) ve bu
durumda erişim sağladığı rakiplerinin faaliyetlerini zorlaştırmaya yönelik davranışların
zaten rekabet hukuku kurallarına tabi olacağı belirtilmiştir.
(739) Komisyon’un, Deutche Telekom'un alt yapısının zorunlu unsur teşkil edip etmediği ve eğer
etmiyorsa rekabet hukukundan kaynaklı herhangi bir yükümlülüğü olmayacağı yönündeki
savunmasını değerlendirerek, düzenleyici kurum tarafından yapılan değerlendirmenin (ve
Deutche Telekom'a erişim sağlama yükümlülüğü getirilmiş olmasının) Deutche Telekom'a
ait altyapının zorunlu unsur niteliğinde olduğunun tespiti için yeterli olduğuna kanaat
getirdiği, bu durumun Roma Antlaşmasının 82. maddesinin Uygulanması Hakkında
Kılavuz’da (82. Madde Kılavuz) da yer aldığı; rekabet hukuku sorumluluğunun doğması için
zorunlu unsurun şart olmasına yönelik argümanın, Komisyon’un fiyat sıkıştırmasına ilişkin
National Carbonising, British Sugar ve IPS kararlarına dayandığı; benzer şekilde 82.
madde Kılavuz’da da fiyat sıkıştırmasının mal vermeyi reddetmenin bir türü olarak ele
18-27/461-224
290/436
alınarak, bu şekilde bir ihlalden söz edilebilmesi için toptan pazardaki girdinin mutlaka alt
pazardaki rekabet için zorunlu olması gerektiğinin belirtildiği ifade edilmiştir.
(740) AB'de düzenlemeye tabi telekomünikasyon piyasasında fiyat sıkıştırmasının ihlal olması
için öncelikle ilgili altyapının zorunlu unsur teşkil etmesinin bir gereklilik olarak aranmasının
esasen AB'de de iktisadi regülasyonların otomatik olarak rekabet hukukunun uygulama
alanını genişletemeyeceği prensibinin kabul edildiğini gösterdiği ileri sürülmüştür.
(741) Özetle, AB’de düzenlenen piyasalarda rekabet hukuku kurallarının uygulanacağı ve iktisadi
regülasyonlara aykırılık teşkil eden davranışların aynı zamanda rekabet hukukunu da ihlal
edebileceği; ancak, AB'de dahi bir davranış salt amacı rekabeti tesis etmek olan bir iktisadi
regülasyona aykırı olması dolayısıyla rekabet ihlali olarak kabul edilmediği, bu
uygulamanın iktisadi regülasyonlar olmasaydı da rekabet hukuku ihlaline yol açacağının
ispat edilmesi gerektiği iddia edilmiştir.
(742) Rekabet otoritesi tarafından tespit edilmesi gereken ilk hususun, inceleme konusu
davranışın herhangi bir regülasyonun söz konusu olmadığı durumda dahi bir rekabet ihlali
olarak kabul edilip edilmeyeceği olduğu; incelenen davranışın regülasyonun olmadığı
durumda dahi rekabet ihlali olarak kabul edilmesi halinde rekabet otoriteleri tarafından
irdelenmesi gereken ikinci hususun ise regülasyonun uygulanmasının rekabet ihlalini
ortadan kaldırıp kaldırmayacağı olduğu; rekabet otoritesi, regülasyonun yokluğunda dahi
rekabet karşıtı nitelikler taşıyan ve düzenleyicinin herhangi bir uygulamasının ve/veya
yaptırımının söz konusu olmadığı durumlarda müdahalede bulunarak piyasada ortaya
çıkan sorunu çözebileceği; öte yandan, piyasalara ilişkin getirilen düzenlemelerin ve
aykırılığın tespiti halinde uygulanacak yaptırımların rekabet ihlalini ortadan kaldırması
halinde piyasadaki rekabet koşulları tesis edilmiş olacağından rekabet kurallarının
uygulanması ihtiyacının ortadan kalkacağı; rekabet otoriteleri tarafından benimsenecek
aksi bir yaklaşımın otoriteyi düzenleyici kurumu denetler hale getireceği ve böyle bir
durumun hukuken mümkün olamayacağı gibi piyasada faaliyet gösteren oyuncular
açısından belirsizlik yaratacağı nedeniyle tercih edilmeyeceği; düzenleyici kurumun konuya
henüz müdahale etmemiş olması veya müdahale kapsamında incelemelerin devam etmesi
durumunda ve hatta düzenleyicinin müdahalesi sonrası regülasyon ile uyumlu sonuca
ulaşılmış ancak rekabetçi zarar ortadan kalkmamışsa dahi rekabet otoritesinin
müdahalesinin söz konusu olamayacağı; aksi bir durumun, aynı konuya ilişkin farklı
otoritelerin yaptırımlarının aranması "forum shopping" sonucunu doğurarak rekabet hukuku
açısından da tercih edilmeyen sonuçların ortaya çıkmasının yolunu açabileceği; bu koşullar
altında beklenilen zarar görenlerin öncelikli olarak düzenleyici otoritenin müdahalesini talep
etmeleri, sürecin olumsuz veya beklentilere uygun olmayan şekilde sonuçlanması halinde
ise müdahalenin mevzuata uygun bir şekilde yapılmadığı gerekçesi ile idari yargıya
başvurmaları olacağı hususları ifade edilmektedir.
(743) Ayrıca düzenleyici kuralların mevcut olduğu sektörlerde rekabet hukuku kurallarının ihlali
şüphesini doğuran davranışların, söz konusu düzenlemeler nedeniyle rekabet otoritesi
incelemesinden veya rekabet kurallarının uygulanmasından muaf tutulmasından çok,
düzenleyici kurallar ile rekabet hukuku kurallarının kapsamının genişletilmesi suretiyle
rekabet hukuku incelemesi gerçekleştirilmesi konusundaki çekinceleri olduğu; ek olarak,
usul ekonomisine ve düzenleyici otoritelerin kaynaklarını doğru ve etkin bir biçimde
yönetebilmesine de hizmet edeceği düşünüldüğünden rekabet hukuku kurallarına aykırılık
şüphesi doğuran davranışların sektörel düzenleyici faaliyetleri marifetiyle engellenmesi
halinde bu davranışlara yönelik ayrıca bir rekabet hukuku incelemesi yürütülmesi
gerekmediği düşüncesine de yer verildiği ifade edilmiştir.
18-27/461-224
291/436
I.7.3.2. Rekabet Hukuku ve Regülasyonların Amaç ve Uygulama Yönünden
Farklılıkları
(744) İktisadi regülasyonlar ile rekabet hukuku kuralları arasındaki en önemli farkın öncül (ex-
ante) ve ardıl (ex-post) yaklaşımdan kaynaklandığı; regülasyonların, aralarında rekabetin
tesis edilmesini de içeren çeşitli amaçlar doğrultusunda teşebbüslerin belli bazı
davranışlarını cezalandırmaktan ziyade piyasa yapısının şekillenmesine yönelik
davranışlara ilişkin öncül düzenlemeler getirerek bunları denetlemeyi hedeflediği ve
etkisizlikleri önlediği; rekabet hukuku kurallarının ise, teşebbüs veya teşebbüslerin pazarda
neden oldukları zararı doğuran davranışların ortadan kaldırılması ve engellenmesine
yönelik ardıl denetimleri içerdiği ve rekabeti kısıtlayıcı teşebbüs davranışlarını sonradan
cezalandırdığı belirtilmiştir.
(745) Her ne kadar rekabet hukuku kurallarının da özellikle içtihatlarla somutlaşarak ilgili
teşebbüslere bazı yükümlülükler yüklediği ileri sürülebilir ise de, genel nitelikli hukuk
kurallarının içtihatlar ile somutlaşması ile belli bir sektörde faaliyet gösteren teşebbüslere,
piyasa mekanizmasına endeksli karar alma mekanizmalarının yerine geçecek biçimde belli
davranış yükümlülükleri getirilmesi arasında çok büyük bir farklılık bulunduğu iddia
edilmektedir.
(746) Rekabet hukukunun, hâkim durumun kötüye kullanılması olarak nitelendirilebilecek farklı
kategorilerdeki çeşitli davranışları yasakladığı ve bunun dışında piyasa mekanizmasını
kendi işleyişine bıraktığı; oysa iktisadi regülasyonların bundan farklı olarak bir pazardan
beklenen sonuçları önceden belirlediği ve piyasa mekanizmasının yerine geçerek
teşebbüslere, bu sonuçların ortaya çıkmasını sağlayacak bazı davranış biçimlerini empoze
ettiği; görüldüğü üzere, rekabet hukuku kuralları çerçevesinde yüklenen yükümlülükler
olumsuz (belli bir davranıştan kaçınma şeklinde) nitelikte iken, iktisadi regülasyonlar
çerçevesinde yüklenen yükümlülüklerin olumlu (belli bir davranışı yapma şeklinde) nitelikte
olduğu; genellikle, rekabet hukuku tarafından getirilen yükümlüklerin çerçevesi tam olarak
belirli değilken, iktisadi regülasyonlar tarafından getirilen yükümlülüklerin daha kesin,
detaylı ve talepkar olduğu dile getirilmiştir.
(747) EPDK regülasyonlarının dağıtım şirketi ve GTŞ'lere farklı binalarda faaliyet gösterme, belli
bazı hizmetleri farklı kaynaklardan temin etme, farklı IT sistemleri kullanma gibi pozitif
yükümlülükler yüklemekte iken, rekabet hukuku kurallarının bu teşebbüslerin hâkim
durumlarını kötüye kullanarak piyasanın işleyişine zarar vermesini yasakladığı; burada
kritik olan hususun EPDK tarafından piyasayı daha rekabetçi kılma amacıyla dağıtım
şirketleri ve GTŞ'lere empoze edilen bu davranışların piyasa mekanizmasının doğal bir
sonucu olarak kabul edilemeyeceği ve dolayısıyla, bu davranışların tam olarak yerine
getirilememesinin tek başına aynı zamanda bir rekabet hukuku ihlali olarak
değerlendirilemeyeceği ifade edilmiştir.
(748) Rekabet hukuku ve iktisadi regülasyonların tanım, amaç ve uygulama biçimleri arasındaki
farklılıkların yanı sıra, bunların temelinde yatan normatif değerler arasında da çok önemli
farklılıklar bulunduğu; iktisadi regülasyonlara aykırılıklar mala prohibita (özünde hukuka
aykırı olmayan ve fakat hukuk düzeni tarafından yasaklanan davranışlar) olarak
değerlendirilirken, rekabet hukuku kurallarına aykırılıkların mala in se (özünde yanlış olan
davranışlar) kategorisine girdiği; bu ayrımın, söz konusu ihlaller dolayısıyla öngörülen
yaptırımlarda da kendini gösterdiği; rekabet hukukuna aykırı davranışların bazı ülkelerde
ceza hukuku anlamında suç teşkil ettiği ve her halükarda son derece ağır yaptırımlara tabi
tutulduğu; oysa iktisadi regülasyonlara aykırılık bakımından çoğu zaman kusursuz
sorumluluk prensibinin kabul edildiği ve kusur öğesinin inceleme konusu dahi yapılmadığı
ileri sürülmüştür.
18-27/461-224
292/436
(749) Rekabet hukukuna ve iktisadi regülasyonlara aykırılıklara ilişkin bu tablonun ardıl ve öncül
müdahalelerdeki ispat standardını da farklılaştırdığı; genellikle ardıl müdahalelerdeki ispat
standardının öncül düzenlemelere göre daha yüksek seviyede olduğu, rekabet hukuku
anlamında ihlalin tespit edilmesinin uzun ve detaylı bir inceleme sürecini de beraberinde
getirdiği; Kurul’un 10.11.2003 tarih ve 03-72/874-373 sayılı kararının, düzenleyici otoritenin
varlığına rağmen Kurum’un müdahalesine bir örnek teşkil etmekle birlikte, piyasada
rekabetin korunmasına yönelik yeterince etkin olmayan bir yönteme de işaret ettiği; nitekim
anılan kararda Kurul’un Nisan 2002’de kendisine yapılan şikâyetin ardından nihai kararını
19 aylık bir sürenin sonunda aldığı ve rekabetin korunması bakımından hassas nitelikte
olan ve bu sebeple hızlı müdahalenin önemli olduğu şebekeye erişim konusunda yeterince
hızlı müdahalede bulunamadığı; Kurum tarafından yapılan Sektör Araştırması'nda da söz
konusu kararın "serbestleşme sürecinde büyük önem atfedilen şebekeye erişim veya
ayrımcılık gibi hususlarda ispat standardı daha düşük olan ve daha hızlı ve yapısal
müdahaleyi mümkün kılan ex-ante sektörel düzenlemelerin önemini ortaya koyan" bir karar
olarak ele alındığı ifade edilmiştir.
(750) Tüm bu açıklamalar çerçevesinde, iktisadi regülasyonlar ile rekabet hukuku kurallarının
birbirinin ikamesi niteliğinde olduğu düşünülmekle birlikte, iktisadi regülasyonların
kapsamının rekabet hukuku kuralları ile belirlenen çerçeveyi aşabildiği; bu bağlamda,
devletin belli bazı sektörleri (daha doğrusu ilgili sektör içindeki bazı pazarları) iktisadi
regülasyonlara tabi tutarak bunları piyasa mekanizmasının kapsamı dışına çıkardığı
ölçüde, eşzamanlı ve kaçınılmaz olarak rekabet hukukunun uygulanma alanını da
daralttığı; nitekim rekabetçi bir piyasa mekanizmasının varlığının rekabet hukukunun
uygulanması için vazgeçilmez bir önkoşul niteliğinde olduğu; iktisadi regülasyonlar
çerçevesinde şekillenen davranışların kendisinin rekabet hukuku denetimine tabi
tutulmasının mümkün olmadığı ve bu davranışların yeniden rekabet hukuku kuralları
çerçevesinde denetlenebilmesi için deregülasyonun gerektiği iddia edilmiştir.
(751) Ogus'a göre177, piyasa mekanizmasının işleyişini güçlendirmeyi amaçlayan rekabet
hukukunun, iktisadi regülasyonların piyasa mekanizmasının yerini aldığı durumlarda
uygulama alanı bulmasının söz konusu olmayacağı; önemli akademisyenler ve aynı
zamanda federal yargıçlar olan Easterbrook ve Breyer’ın da bu konuda benzer yaklaşımlar
benimsediği; Easterbrook'a göre, iktisadi regülasyonun rekabet hukukunun yerini aldığı ve
rekabet hukukunun yerini almanın esasen regülasyonun amacı ve hatta tanımı olduğu;
Breyer’in ise, rekabet hukuku ve iktisadi regülasyonu birbirinin alternatifi olarak gördüğü ve
rekabet hukukunun amacının düzenlemeye tabi olmayan pazarlarda rekabetin tesisini
sağlamak olduğunu ifade ettiğini; zira Breyer'a göre, rekabet hukukunun temel
varsayımının teşebbüslerden kaynaklanan engellerin ortadan kaldırıldığı takdirde rekabetçi
bir piyasa yapısının ortaya çıkabileceği ve bu varsayımın işlemediği durumlarda dışarıdan
bir devlet müdahalesi ile teşebbüslere pozitif yükümlülükler yüklenmesinin ve pazar
dinamiklerinin tamamen ortadan kaldırılmasının söz konusu olduğu; benzer görüşte olan
Bork’un, rekabet hukukunun tamamen yasaklayıcı ve pasif nitelikte olduğunu ve bu
kuralların yalnızca teşebbüslerin çıkarlarının ve kabiliyetlerinin onları yapmaya
yönlendirmeyeceği olumlu davranışlar vasıtasıyla ulaşılabilecek değerlere hizmet
etmesinin mümkün olmadığını ifade ettiği ileri sürülmüştür.
(752) Teşebbüsün kendisine dayatılan pozitif yükümlülüklere uymamasının da piyasa
mekanizmasının işleyişini bozacak davranışlar sergilemesinin de ilgili pazarlardaki
rekabete zarar verebileceği; fakat ilk davranış tipi bakımından iktisadi regülasyonların
rekabet hukuku kurallarına kıyasen özel kanun niteliğinde olduğunun açık olduğu ve bu
noktada söz konusu davranışların rekabet üzerinde olumsuz etki doğursa dahi rekabet
hukuku kurallarının bizzat iktisadi regülasyonlara aykırılık şeklinde ortaya çıkan davranışlar
177 OGUS, A, “Regulation: Legal Form an Economic Theory” Clarendon Press, UK, 1994
18-27/461-224
293/436
bakımından uygulama alanı bulmasının söz konusu olmadığı; benzer şekilde (iktisadi
regülasyonların yerini almadığı) piyasa mekanizmasının düzgün işleyişine zarar veren
teşebbüs davranışları bakımından da (bu davranışlar iktisadi regülasyonların amaçlarına
aykırı sonuçlar doğursa dahi) düzenleyici kurumların bir müdahalede bulunmasının
mümkün olamaması ve bu davranışların münhasıran rekabet hukukunun müdahale
alanında kalması gerektiği belirtilmiştir.
(753) Ayrıca, iktisadi regülasyonlar ile de her ne kadar rekabetçi bir piyasanın oluşturulması
hedeflense de sektörel düzenleyicilerin dinamik etkinliğin dağıtımsal etkinliğe tercih
edilmesi ya da enerji güvenliğinin sağlanması gibi durumlarda olduğu üzere, rekabetin
tesisi dışında da güdüleri bulunduğu ileri sürülmüştür.
(754) Son olarak düzenleyici otorite ve rekabet otoritesi arasındaki etkileşimin birbirini
destekleyici nitelikte olması gerektiği ve hem sektörel mevzuat hem de rekabet kurallarıyla
amaçlanan hususların gerçekleştirilmesi halinde anılan otoritelerden birinin müdahalesinin
diğerinin müdahalesini gereksiz kılabileceği; bu çerçevede örnek vermek gerekirse,
rekabet politikası doğrultusunda oluşan endişeler ve rekabet hukukuna aykırı olduğu
değerlendirilebilecek davranışların giderilmesi bakımından sektörel düzenleyici otoritenin
rekabet otoritesinin sahip olduğundan çok daha etkin araçlara sahip olduğu durumların söz
konusu olabildiği; konuyla ilgili Kanada Rekabet Otoritesi'nin elektrik ve doğalgaz
sektörlerine ilişkin iletim ve dağıtım şirketlerinin anılan piyasalarda sahip oldukları tekeli
kaldıraç olarak kullanarak alt veya ilişkili pazarlardaki iştiraklerine rekabetçi avantaj
sağladıklarına ilişkin birçok şikayeti incelediği ve bu dosyalardan hiçbirine ilişkin 4054 sayılı
Kanun anlamında resmi bir soruşturma açılmadığı; bu duruma neden olan önemli
sebeplerden birinin; çapraz sübvansiyonun önlenmesi için zorunlu unsurların erişime
açılması, ürün ve hizmetlerin adil piyasa fiyatının veya bir başka ölçüte göre belirlenen
seviyenin altında satılması gibi hususların düzenleniyor olması ve rakipler arasında bilgi
paylaşımına ilişkin düzenleyici kısıtlar ile sektörel kuralların varlığı olduğu; bu dosyalara
ilişkin olarak sektörel düzenlemeler ile rekabet hukukunun büyük oranda örtüştüğü ve
bunun yanı sıra çoğunlukla sektörel düzenlemeler ışığında rekabetçi etki testinin rekabet
hukukuna kıyasla daha sıkı bir şekilde uygulandığı dile getirilmiştir.
(755) Bu çerçevede düzenleyici otoritenin rekabetçi endişelerin giderilmesini sağlayacak gerekli
vasıtalara sahip olmasının (örneğin rekabet kurallarını aykırılığı önleyici kuralların sektörel
mevzuatta da mevcut olması) ve bu vasıtaların sektörde etkin bir şekilde kullanmasının,
çoğu zaman rekabet otoritelerinin müdahalesini gereksiz kıldığı hususları ifade
edilmektedir.
I.7.3.3. EPDK ve Kurum Arasındaki Yetki Dağılımı, Ülke Uygulamaları ve Rekabet
Hukuku ve Regülasyonların Amaç ve Uygulama Yönünden Farklılıkların İlişkin
Savunmaların Değerlendirilmesi
(756) Kararın “Sektörel Düzenleme ve Rekabet Hukuku İlişkisi” başlıklı bölümünde düzenlemeler
ile rekabet hukuku arasındaki farklılıklar ile düzenlenen sektörlerde rekabet hukuku
uygulanmasına ilişkin tartışmalar ele alınmıştır. Söz konusu bölümde, savunmada belirtilen
rekabet hukuku ile düzenlemeler arasındaki yapısal ve yöntemsel farklılıklara kapsamlıca
değinilmiş ve temel olarak veya belli bir nispette düzenlemeye tabi olsalar da teşebbüslerin
belli bir serbesti içerisinde hareket ederek gerçekleştirdikleri eylemler ile rekabeti
sınırlamaları halinde rekabet hukukunun muhatabı olacakları ifade edilmiştir. Bu nedenle
bu hususlara bir kez daha yer verilmesine gerek bulunmamaktadır. Savunmada ayrıca
ABD ve AB’nin konuyla ilgili yaklaşımına ışık tutacak bazı kararlara da yer verildiği, ayrıca
düzenlenen piyasalarda rekabet hukukunun uygulamasına ilişkin çeşitli yazarların
görüşlerine atıf yapıldığı anlaşılmaktadır.
18-27/461-224
294/436
(757) ABD uygulamasına ilişkin verilen örnek kararlar olan Trinko ve Linkline kararlarında Yüksek
Mahkeme, rekabet ihlallerinden doğacak zararları önlemeyi ve ortadan kaldırmayı
sağlayan bir düzenleyici yapının varlığı durumunda, rekabet hukuku müdahalelerinin,
piyasadaki rekabetin sağlanmasındaki katkısının sınırlı olacağına ilişkin bir tespit yapmıştır.
Buna karşın AB’deki yaklaşım ABD’dekinden farklılaşmaktadır. Fiyat sıkıştırmasının
incelendiği Deutsche Telekom Kararı’nda Komisyon, düzenleyici çerçevede, rekabet
ihlallerini önlemeye ve ortadan kaldırmaya yönelik araçların bulunmasının, rekabet hukuku
kurallarının uygulanmasını engellemeyeceğini belirtmiş ve taraf teşebbüsün uyguladığı
tarifelerin Alman sektörel düzenleyici kurumu tarafından onaylandığı savunmasını kabul
etmemiştir. Komisyon, sektörel düzenlemelerin, teşebbüsleri, rekabeti önleyici, sınırlayıcı
ya da bozucu davranışlar içerisine girmekten alıkoymadığı hallerde, rekabet hukuku
kurallarının uygulanabileceğini ifade etmiştir. Benzer şekilde fiyat sıkıştırması yoluyla
hakim durumun kötüye kullanıldığı iddiasının değerlendirildiği, Telefonica Kararı’nda 178,
Komisyon, teşebbüsün, özellikle perakende fiyatları belirleme konusunda serbestisi
olduğunu belirtmiş ve İspanyol sektörel düzenleyici otoritenin, toptan satış fiyatlarını
yeniden belirlemesiyle ihlalin sona ermesine rağmen teşebbüsün rekabet kurallarını ihlal
ettiğine karar vererek yaptırım uygulamıştır.
(758) Söz konusu kararlar birlikte okunduğunda, savunmada belirtilen piyasalara ilişkin getirilen
düzenlemelerin ve aykırılığın tespiti halinde uygulanacak yaptırımların rekabet ihlalini
ortadan kaldırması halinde rekabet kurallarının uygulama ihtiyacının ortadan kalkacağına
ilişkin görüşün genel bir uygulama olduğunun kabul edilmesi mümkün görünmemektedir.
Söz konusu yaklaşımın ABD’de benimsendiği anlaşılmakla birlikte, AB’de düzenlemelerin
varlığına ve hatta düzenlemelerle ihlalin sona erdirilmesine rağmen rekabet kurallarının
uygulanmaya devam ettiği anlaşılmaktadır. İki sistem arasındaki söz konusu farklılığın
ABD’de mahkeme sistemi bulunmasına karşın, AB’de idari sistemin bulunması, ABD
sektörel düzenlemesinin AB’ye göre daha detaylı olması ve ABD ile AB arasındaki normlar
hiyerarşisinin farklı olmasından kaynaklandığı ifade edilmektedir179. Dolayısıyla ülkelerin
hukuk sistemindeki farklılıklar söz konusu düzenlenen sektörlerde rekabet hukuku
uygulamasında belirleyici olmaktadır. Ayrıca literatürde farklı yaklaşımların tartışıldığı ve
üzerinde uzlaşılan bir yaklaşımın bulunmadığı da belirtilmelidir. Bu bakımından Türkiye
uygulaması bakımından yapılacak çıkarımlarda, diğer ülke kararlarından ve literatürdeki
tartışmalardan ziyade, Kurul kararlarının ve daha da önemlisi Danıştay kararlarının yol
gösterici olacağı değerlendirilmektedir. Söz konusu kararlara ve bu kararların uygulama
bakımından işaret ettiği sonuçlara bir sonraki başlık altında değinilmiştir. Belirtilen bölümde
detaylı olarak açıklanan Danıştay kararlarının ortaya çıkardığı sonuç ise bir eylem sektör
otoritesi tarafından düzenlenmiş olsa dahi eğer aynı zamanda pazardaki rekabeti sınırlıyor
ise bu hususa Kurum’un ilgili prosedürlerini işleterek müdahale etmesi gerektiğidir.
I.7.4. Elektrik Piyasalarındaki Serbestleşme Sürecinin Rekabet Kurumu’nun
Piyasadaki Rolüne Etkisi ile İlgili Yapılan Savunmalar ve Bunlara İlişkin
Değerlendirme
I.7.4.1. Elektrik Piyasalarındaki Serbestleşme Sürecinin Rekabet Kurumu’nun
Piyasadaki Rolüne Etkisi ile İlgili Yapılan Savunmalar
(759) Sektörel düzenlemelere ağırlıklı olarak henüz rekabet ortamının olmadığı piyasalardaki
rekabetin tesisi sürecinde ihtiyaç duyulduğu ve ilgili piyasadaki rekabet seviyesinin artması
ile birlikte düzenleme ihtiyacının azaldığı; rekabet hukukunun ise tüm piyasalarda sürekli
olarak uygulanabilirliğini koruduğu belirtilmiştir. Hâlihazırda elektrik piyasasındaki
serbestleşme sürecinin devam ettiği, sektöre yönelik çeşitli düzenlemelerin pazarda faaliyet
178 Wanadoo España v Telefónica, Case COMP/38.784, OJ C83/6, 2.4.2008. Söz konusu karar, ABAD’ın
Case C-295/12 sayılı kararı ile onanmıştır.
179 Köktürk, 2012, s.73.
18-27/461-224
295/436
gösteren teşebbüslerin davranışları üzerinde belirleyici olduğunun bilindiği; bu durum
karşısında önerilenin herhangi bir rekabet hukuku müdahalesinin yapılmaması olmadığı
ancak ihlal iddialarının değerlendirilmesinde ve Kurum’un yetki alanının belirlenmesinde
pazarın mevcut yapısının doğru ve piyasanın günlük işleyişini yansıtır şekilde ele alınması
olduğu ileri sürülmektedir.
(760) Her ne kadar bazı durumlarda iktisadi regülasyonlar ve rekabet hukuku aynı amaca hizmet
etse de iktisadi regülasyonların piyasa ekonomisi kurallarına göre işleyen piyasalarda
kendiliğinden harekete geçerek gerekli disiplini sağlayan rekabetçi baskının ikamesi
niteliğinde olduğu iddia edilmiştir. EPDK’nın, elektrik sektöründe yer alan alt pazarlara
doğrudan müdahale ederek, bu pazarlarda faaliyet gösteren teşebbüslerin belli bazı
davranış biçimlerini sergilemelerini zorunlu kılan düzenlemeler yaptığı; teşebbüslere pozitif
yükümlülükler yükleyen bu düzenlemelerin, açık biçimde düzenlenmeyen (bir piyasadaki
rekabetçi baskının yerini aldığı; zira düzenlenmeyen piyasalarda teşebbüslerin
davranışlarının devletin belirlediği kurallara göre değil, piyasa dinamikleri neticesinde
ortaya çıkan rekabetçi baskıya göre şekillendiği; dolayısıyla EPDK tarafından getirilen
pozitif yükümlülüklerin yerine getirilmesi için sergilenen davranışların rekabetçi bir
piyasanın çıktıları olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı; soruşturmanın konusunu
oluşturan hukuki ayrıştırmaya, sözleşmelere ve formlara yönelik şekil şartlarının
denetlenmesi gibi genel olarak elektrik piyasasındaki yapının tasarımına yönelik
düzenlemelerin veya söz konusu düzenlemelere aykırılıkların kendi dinamikleri
doğrultusunda işleyen piyasalardaki davranışlar ile benzer şekilde değerlendirilmesinin
yanıltıcı sonuçlara yol açabileceği ifade edilmiştir.
(761) Yapısal piyasa aksaklıkları içeren piyasalarda pazar yapısının rekabet vasıtasıyla
kendiliğinden etkin bir hale gelemediği ve bu nedenle, dışarıdan müdahalelere (ör: iktisadi
regülasyonlar) ihtiyaç duyulduğu; oysa bu tip piyasa aksaklıklarının yokluğunda piyasaların
rekabet sayesinde kendiliğinden etkin bir yapıya kavuşacağının kabul edildiği; bu tip
piyasalarda, piyasadaki rekabetin teşebbüslerin davranışları dolayısıyla kısıtlanmasını
(davranışsal piyasa aksaklıkları) önlemek için rekabet hukukuna ihtiyaç duyulduğu, bu
açıklamalardan da anlaşılacağı üzere hem rekabet hukuku hem de iktisadi regülasyonlar,
piyasaların denetlenmesine yönelik araçlar olmakla birlikte, bunu farklı yöntemlerle
gerçekleştirmeye çalışıldığı; nitekim regülasyonların piyasa yapısının “yerine geçtiği”,
rekabet hukukunun ise piyasayı “desteklediği” belirtilmiştir.
(762) Rekabet hukuku kurallarının piyasa mekanizmasını desteklemeyi amaçladığı dikkate
alındığında, iktisadi regülasyonların piyasa mekanizmasının yerine geçtiği kurgularda söz
konusu kuralların uygulanmasının mümkün olmayacağı; zira, bu noktada bahsi gecen
davranışların hukuka uygunluğunun, ilgili iktisadi regülasyonlara uygunluk ile iç içe
geçeceği ve rekabet hukuku kurallarının, teşebbüs davranışlarının iktisadi regülasyonlara
uygunluğunun denetimi için kullanılamayacağı; rekabet hukukunun uygulama alanı
bulabilmesi için öncelikle teşebbüslerin piyasa mekanizmasına göre şekillenen
davranışlarının bulunması gerektiği; rekabet hukuku kuralları vasıtasıyla, piyasa
mekanizmasına göre şekillenen bu davranışların ilgili pazarlarda rekabeti kısıtlayan
davranışsal aksaklıklara yol açıp açmadığının denetleneceği dile getirilmiştir.
(763) Rekabet hukuku kurallarının teşebbüs davranışlarının iktisadi regülasyonlara
uygunluğunun denetlenmesi için kullanılmasının, ilgili mevzuata aykırı olarak Kurul'un
EPDK üzerinde bir vesayet denetimi kurmasına yol açabilecek nitelikte olduğu; Kurul'un,
teşebbüs davranışlarının EPDK tarafından çıkarılan ve amaçları arasında rekabeti tesis
etmek de bulunan iktisadi regülasyonlara uygunluğunu denetlemesinin, kaçınılmaz olarak
EPDK'nın performansının Kurul tarafından denetlenmesi ve söz konusu performansın
yetersiz görüldüğü noktada Kurul'un sürece doğrudan müdahil olması anlamına geleceği;
oysa hukukumuzda düzenleyici kurumların birbiri üzerinde herhangi bir hiyerarşik veya
18-27/461-224
296/436
vesayet denetimi öngörülmediği, düzenleyici kurumların karar ve işlemlerinin hukuka
uygunluğunun denetlenmesi görevinin münhasıran bağımsız yargıya ait bulunduğu; EPDK
kararlarına karşı idare mahkemelerine başvurulabileceği dolayısıyla, iktisadi
düzenlemelere aykırı davranışlara ilişkin denetim mekanizmasının bir başka idari otorite
eliyle değil yargı organları vasıtasıyla işletildiğinin açıkça görüldüğü, açıklanan durumun
ise bu kurallar bütününe aykırı olduğu savunulmuştur. Rekabet otoriteleri ile düzenleyici
kurumların personel kompozisyonlarının da yukarıdaki açıklamaları destekler nitelikte
olduğu; rekabet otoritelerindeki uzmanların belli başlı sektörlerde değil, genel olarak
rekabet hukuku ve iktisat alanlarında uzmanlaşmakta ve her bir ilgili pazarda piyasa
dinamiklerinin doğru biçimde işleyip işlemediğini incelemekte oldukları; düzenleyici
kurumlardaki uzmanların ise piyasa dinamiklerinin işlemediği ve dolayısıyla düzenleme
ihtiyacının hâsıl olduğu sektörlere özgü derin teknik bilgiye sahip olduğu iddia edilmiştir.
(764) Elektrik piyasalarının dağıtım ve perakende aşamalarında özelleştirmeler sonrası
piyasaların serbestleşmesinin hâlihazırda devam ettiği, dağıtım özelleştirmelerinin
tamamlandığı ve hukuki ayrıştırma kurallarının uygulanmaya başlandığı 2013 sonrası ilk
dönemlerin üzerinden henüz serbest tüketici limitinin sıfırlanması, hukuki ayrıştırmaya
yönelik bazı yükümlülüklerin tamamlanması için ilgili teşebbüslere 2017 yılı sonuna kadar
süre tanınması ve yükümlenilen maliyetlerin etkilerinin azalması gibi çeşitli yapısal
aksaklıkların giderilmesi açısından yeterli sürecin geçmediği, bu çerçevede, elektrik
piyasalarında faaliyet gösteren teşebbüslerin salt kendi bireysel maliyet ve hedeflerini esas
alarak satış/pazarlama politikaları ve strateji belirlemelerinin mümkün gözükmediği
belirtilmiştir.
(765) Özelleştirmelerin fiilen tamamlanmış olmasına rağmen özelleştirmeden serbestleşme
sürecine geçişe ilişkin koşulların halen devam ettiği gerçeğinin soruşturma kapsamındaki
değerlendirmelerde dikkate alınmasının büyük önem arz ettiği; piyasa yapısındaki
aksaklıklar yokmuş gibi ihlal iddialarının değerlendirilmesi ve söz konusu aksaklıkların
varlığının veya çözümünün GTŞ'lerin piyasadaki davranışları çerçevesinde giderilmeye
çalışılmasının hem makul hem de hakkaniyetli bir yaklaşım olmadığı ileri sürülmektedir.
(766) Mevcut yapıda, teşebbüslerin faaliyetlerini değerlendirirken ticari hayatın gerekliliklerini
yerine getirmenin yanı sıra serbestleşme sonrası pazarda gözlemlenen aksaklıkları
gidermenin de teşebbüslerin sorumluluklarından biri olduğunu varsaymanın mümkün
olmadığı; piyasa yapısından ve işleyişinden kaynaklanan aksaklıkların giderilmesine
yönelik bu yöndeki bir sorumluluğun ne hâkim durumdaki bir teşebbüsten ne de pazarda
faaliyet gösteren diğer teşebbüslerden beklenmesinin makul görülmediği, ayrıca, söz
konusu sorumluluğun yerine getirilmesine yönelik bir denetleme yapılmasının da rekabet
hukuku alanının genişletilmesi anlamını taşıyacağı beyan edilmiştir.
(767) Rekabet hukukunda hâkim durumdaki teşebbüslere yüklenilen özel sorumluluğun
piyasadaki yapısal sorunları ve/veya aksaklıkları giderme sorumluluğunu içermediği ve
yapısal aksaklıkların giderilmesine yönelik düzenleyici otorite tarafından getirilen kuralların
yine aynı otorite tarafından denetlenmesi ile farklı bir çerçevede ele alınmasının yapılan
değerlendirmeler açısından önemli olduğu ifade edilmiştir.
(768) 2014 yılında yürütülen önaraştırmalar ile Kurul’un sektöre doğrudan müdahale etmenin
sinyallerini vermekten ziyade hâlihazırda yürütülmekte olan soruşturmadaki konuları da
içeren teşebbüs uygulamalarına ilişkin "EPDK'nın yasal ve ikincil mevzuattan kaynaklanan
yetkisinin bulunduğu..."nu belirterek görüş gönderilmesine karar vererek söz konusu
uygulamalara ilişkin yetkinin belirlenmesinde bir önceliklendirme yaptığı; 4054 sayılı
Kanunu'nun 9. maddesinin üçüncü fıkrası uyarıca görüş gönderilmesinin herhangi bir
rekabet ihlalinin varlığını açıkça ortaya koymadığına ilişkin hukuki tartışmalara girmeksizin
Kurul'un söz konusu görüşünün içeriğini de "...serbestleşmenin önünde engel teşkil eden
her türlü uygulamaya ivedilikle son verilmesi..." olarak ifade etmesinin serbestleşme süreci
18-27/461-224
297/436
ile rekabet hukuku uygulamaları arasındaki etkileşime işaret etmesi ve önceliği düzenleyici
otoritenin uygulamalarına bırakması açısından önemli olduğu belirtilmiştir.
(769) Serbestleşme sürecinin hangi aşamasında bulunulduğunun Kurum’un müdahalelerinin
sınırlarını ve içeriğini belirlediği; müdahale edilen alanların serbestleşme sürecinin
kendisinden ve piyasa yapısı üzerindeki etkilerinden bağımsız düşünülemeyeceği ifade
edilmiştir.
(770) EPDK'nın 16.06.2016 tarih ve 6345-2 sayılı kararı ile AYESAŞ'ın
serbest tüketici limitini geçen mevcut tüketicilerinden bir kısmını, kendisiyle ikili
anlaşma imzalamamış olmamalarına rağmen portföyüne serbest tüketici olarak
kaydetmesi ve
kendisi ile ikili anlaşma imzalamamış olmalarına rağmen söz konusu tüketicilere
Kurul tarafından belirlenen perakende satış tarifelerinden farklı bir tarife uygulaması
nedeniyle ihtar edilmesine,
kendisiyle ikili anlaşma imzalamamış olmamalarına rağmen söz konusu tüketicileri
portföyüne almak suretiyle, farklı bir tedarikçi tercih etmelerini engellenmesi ve söz
konusu davranışın 6446 sayılı Kanunu'nun 10/1. maddesi ile Elektrik Piyasası
Lisans Yönetmeliği'nin (EPLY) )34/4-c maddesine aykırılık teşkil etmesi nedeniyle
ihtara gerek olmaksızın doğrudan idari para cezası uygulanmasına
karar verildiği ifade edilmiştir.
(771) EPDK'nın, ihtar verilmesini değil idari para cezasına hükmedilmesini öngördüğü fiilin
EPLY’nin 34/4-c maddesine aykırılık teşkil ettiği ileri sürülmekte olup söz konusu madde ile
tedarik lisansı sahibinin yükümlülükleri arasında "piyasada rekabeti kısıtlayıcı veya
engelleyici etki doğuran davranış veya ilişkilere girmemek, bu tür davranış veya ilişkilerin
tespiti halinde Kurulca öngörülecek tedbirlere uymak" hususunun düzenlendiği; diğer bir
deyişle, ilgili EPDK düzenlemesi piyasadaki rekabetin kısıtlanması ve engellenmesine
yönelik davranışları ve bu davranışlar için öngörülecek olan yaptırımları açıkça düzenlediği
ifade edilmiştir.
(772) EPDK'nın, teşebbüslerin piyasadaki rekabeti kısıtlamaya veya engellemeye yönelik
davranışlarını yakından takip ederken, ihlal tespit etmesi halinde yaptırım uyguladığının
örneklerle sabit olduğu; bu soruşturma ile incelenenin de "EPDK mevzuatı ile öngörülen
yükümlülüklere aykırı hareket etmek suretiyle rekabetin sınırlanması" olduğu göz önünde
bulundurulduğunda, ilgili teşebbüs hakkında, aynı fiil için birden fazla ceza öngörülmesi gibi
hakkaniyete aykırı bir sonucun ortaya çıkacağı ifade edilmiştir.
(773) EPDK'nın rekabetin kısıtlanmadığı/engellenmediğine karar vermesi üzerine, aynı davranışı
inceleyen Kurul'un piyasadaki rekabetin ihlal edildiğine hükmettiği senaryoda, aynı fiile
ilişkin birbirine zıt iki karar söz konusu olacağı; bu durumda Kurul'un, teşebbüslerin iktisadi
regülasyonlara uygunluğunu ve hatta EPDK kararlarının hukuka uygunluğunu
denetlediğinin düşünüldüğü ifade edilmiştir.
I.7.4.2. Elektrik Piyasalarındaki Serbestleşme Sürecinin Kurum’un Piyasadaki
Rolüne Etkisine İlişkin Savunmaların Değerlendirilmesi
(774) Savunmada, regülasyonun olduğu pazarlarda getirilen kuralların rekabetçi bir süreçten
beklenen baskıyı teşebbüsler üzerinde kurmaya çalıştığı, dolayısıyla EPDK tarafından
getirilen pozitif yükümlülüklerin rekabetçi bir sürecin çıktıları olarak değerlendirilemeyeceği,
regülasyonların piyasa yapısının yerine geçtiği pazarlarda ise rekabet kurallarının
uygulanmasının mümkün olmadığı, çünkü bu durumda hukuka uygunluk ile iktisadi
regülasyonlara uygunluğun iç içe geçeceği ifade edilmiştir. Ancak öncesinde de ifade
edildiği üzere Kurul, düzenlemenin ya da ilgili düzenleyici otoritenin, doğrudan
18-27/461-224
298/436
teşebbüslerin davranışlarını belirleyen kurallar getirmesi durumunda rekabet hukuku
çerçevesinde söz konusu davranışı 4054 sayılı Kanun kapsamında ele almamaktadır. Bu
noktada belirleyici olan husus, sektörel düzenlemeler çerçevesinde incelenen teşebbüs
davranışının söz konusu düzenleme sonucunda mı ortaya çıktığı yahut teşebbüsün
davranış serbestisinin bulunup bulunmadığıdır. Diğer bir deyişle, teşebbüslerin serbestçe
karar alması, sektörel düzenlemeler vasıtasıyla engellenmedikçe, ilgili davranışa rekabet
hukukunun uygulanabileceğinde herhangi bir kuşku bulunmamaktadır.
(775) Buna göre teşebbüslerin davranışları, regülasyonlar tarafından onların bağımsız hareket
etmelerine imkan tanımayacak şekilde düzenlendiğinde ilgili savunmanın kabulü mümkün
olmakla birlikte, teşebbüsün bağımsız karar alabildiği durumlarda rekabet kurallarından
bağışık olması söz konusu olmayacaktır. İşbu soruşturma kapsamında ele alınan
deklarasyon uygulaması, ikili sözleşmelerde yer alan hükümlere ilişkin olarak EPDK’nın
herhangi bir düzenlemesi bulunmamaktadır. Öncesinde ifade edildiği üzere piyasada ikili
anlaşmalara ilişkin alanın düzenleme dışı bıraktığı anlaşılmaktadır. Nitekim yapılan
görüşmelerde de ikili anlaşmalarla çerçevesi belirlenen bu alana gerekmedikçe EPDK
tarafından müdahale edilmek istenmediği dile getirilmiştir. Dolayısıyla bu eylemlerin
rekabet hukuku müdahale alanında bulunduğu açıktır. İncelenen diğer davranışlar olan
serbest tüketiciler ile sözleşme yapılmadan portföye kaydedilmesi ve tarihsiz IA-02 Formu
alınması hususunda EPDK’nın çeşitli bilgilendirme yükümlülükleri getirdiği, sözleşme
alınmasına ve IA-02 Formu’nun eksiksiz doldurulmasına ilişkin düzenlemelerinin olduğu
anlaşılmaktadır. Ancak EPDK düzenlemelerinde hiçbir şekilde ikili anlaşma olmadan
tüketicileri portföye ekleme veya IA-02 Form’larında tarihlerin-imzaların boş bırakılmasını
emreden bir hüküm bulunmamaktadır. Dolayısıyla teşebbüs incelenen bu eylemleri,
düzenlemelerin kendisine başka bir seçenek bırakmadığı için gerçekleştirdiğini iddia
edemeyecektir. Bu çerçevede, işbu soruşturmaya konu söz konusu eylemler tamamıyla
tarafın bağımsız karar alma süreçleri sonucunda gerçekleştirdiği eylemlerdir. Bu eylemlerin
sonucunda da eğer rekabetin kısıtlanması söz konusu ise 4054 sayılı Kanun gerekli
incelemelerin yapılmasını öngörmektedir. Benzer şekilde ayrıştırma kuralları da EPDK
mevzuatınca düzenlenmektedir. Bu kapsamda teşebbüslere bazı yükümlülükler
yüklenmiştir. Bu yükümlülüklere uyulması teşebbüs tarafından gerçekleştirilmesi zorunlu
ve hareket alanı sınırlı eylemler olabilir. Ancak işbu soruşturmada incelenen husus bu
yükümlülüklere aykırı hareket etmek suretiyle rekabetin sınırlanmasıdır. Dolayısıyla
soruşturmaya konu edilen davranış, mevzuatın emrettiği davranışların gerçekleştirilmesi
değildir. Bu nedenle söz konusu davranışların rekabet kurallarının denetimi kapsamında
oldukları ortadadır.
(776) Savunmada ayrıca, hukuka uygunluk ile iktisadi regülasyonlara uygunluğun iç içe
geçmesinden hareketle, düzenlenen pazarlarda rekabet hukukunun iktisadi
regülasyonların denetimi amacıyla kullanılmasına yol açacağı, bunun da EPDK üzerinde
Kurum tarafından vesayet kurulması anlamına geleceği belirtilmektedir. Rekabet Kurumu
gerçekleştirdiği tüm incelemelerde, eylemlerin ekonomik bağlamının ve kapsamının
anlaşılabilmesi için ilgili sektöre ilişkin bilgi ve düzenlemelere elbette ki yer vermektedir.
Böylelikle teşebbüs davranışlarının içinde bulunduğu ekonomik altyapının tam anlamı
ortaya çıkarılabilmektedir. Ancak bu, teşebbüs davranışlarının ilgili diğer mevzuatlara
uyumunun denetlenmesi anlamına gelmemektedir. İncelenen her bir eylem bakımından
eylemin rakip teşebbüslere geçişi engelleyip engellemediği, rakiplere pazarın
kapatılmasına yol açıp açmadığı analiz edilmiş ve bunun sonucunda o eylemin rekabet
ihlali oluşturup oluşturmadığı tespiti yapılmıştır. Kaldı ki öncesinde de ifade edildiği üzere
rekabet hukuku bakımından önemli olan husus ayrıştırma kurallarına aykırı davranılması
olmayıp, bu aykırılıklar ile hakim durumun kötüye kullanılarak rekabetin sınırlanmasıdır. Bu
çerçevede dosya kapsamında bilgi paylaşımları neticesinde rekabetin engellediğine dair
bulgu bulunamadığı ifade edilmiştir. Dosya kapsamında müşterilere yanlış bilgi vermek
18-27/461-224
299/436
suretiyle ikili sözleşme alındığı tespit edilmiştir. Söz konusu yanlış bilgi verme eylemi EPDK
mevzuatındaki bilgilendirme yükümlülüklerine aykırılık teşkil etmekle birlikte, dosyada bu
eylemlerin varlığı tek başına ihlal tespiti bakımından yeterli görülmemiştir. Söz konusu
eylemlerin şirket politikası haline gelip sistematik bir biçimde pazarın rakiplere
kapatılmasına neden olup olmadığı incelenmiş ve sonuç olarak hakim durumun kötüye
kullanılması yoluyla rekabetin sınırlandığı sonucuna ulaşılamayacağı değerlendirilmiştir.
Dolayısıyla bu örnekler ile birlikte bir daha değerlendirildiğinde dosya kapsamındaki
yaklaşımın çok net olduğu, hiçbir şekilde regülasyona aykırılığın denetlenmediği, ele alınan
tüm eylemlerin pazardaki rekabeti sınırlayıp sınırlamadığının analiz edildiği açık bir biçimde
ortadadır.
(777) Bu başlık altında dile getirilen bir diğer iddia ise, piyasanın henüz serbestleşmediği ve
piyasa aksaklıklarından kaynaklanan rekabet sorunlarını gidermenin teşebbüslerin
sorumluluklarından biri olmadığıdır. Dolayısıyla serbestleşme ile birlikte oluşan aksaklıklar
ve sorunlar malumdur. Ancak dosyada teşebbüslere pazar aksaklıklarını giderme
yükümlülüğü getirilmemektedir. Buna karşın ENERJİSA’nın söz konusu talep taraflı
aksaklıkları suistimal ederek, serbest tüketici ilgili pazarlarını rakip tedarikçilere kapattığı
tespit edilmiştir. Dosya kapsamında teşebbüse yüklenen tek sorumluluk Türkiye’de faaliyet
gösteren tüm diğer teşebbüslere olduğu gibi 4054 sayılı Kanun’a uygun hareket etmesidir.
Bu kapsamda ihlal tespiti yapılırken esas olan teşebbüsün pazardaki aksaklıkları giderip
gidermediği değil, kötüye kullanmaya konu davranışlarının rekabeti sınırlayıp sınırlamadığı
olmuştur.
I.7.5. Türkiye Uygulamasında Mahkemelerin Yaklaşımına İlişkin Savunmalar ve
Bunlara İlişkin Değerlendirme
I.7.5.1. Türkiye Uygulamasında Mahkemelerin Yaklaşımına İlişkin Savunmalar
(778) Türkiye'de rekabet hukuku ve iktisadi regülasyonlar arasındaki ilişkinin büyük ölçüde
Danıştay 13. Daire'nin ve İDDK’nın, Kurum ile BTK arasındaki yetki dağılımına ilişkin
kararları ile şekillendiği180 ifade edilmiştir. Düzenlenen sektörlerde rekabet hukuku
incelemelerinde davranışın sektörel düzenleyici kurallar ışığında değil rekabet kuralları
çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğine ilişkin görüşe benzer bir yaklaşımın Danıştay
13. Dairesi'nin Türk Telekom ile ilgili kararında181 da benimsendiği; öte yandan anılan
kararda 13. Daire'nin aşağıdaki ifadelere yer verdiğinin görüldüğü belirtilmiştir:
(...) Telekomünikasyon Kurumu'nun ise telekomünikasyon piyasasının rekabetçi bir
yapıya kavuşmasını sağlamak amacıyla, piyasa koşullarını önceden yaptığı sektöre
özgü düzenleyici işlemler ve aldığı tedbirler vasıtasıyla sağlamakla görevli olduğu,
yapacağı düzenlemelerin genel olarak piyasanın yapısal sorunlarını gidermeye
yönelik teknik düzenlemeler niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Rekabet Kurulu'nun
piyasalarda yapısal problemler nedeniyle kendiliğinden veya kamusal müdahalelerle
ortaya çıkan aksaklıklara doğrudan müdahale ve düzenleme yetkisi bulunmayıp, bu
görev ve yetkinin ilgili piyasada görevli ve yetkili regülasyon kurumlarına,
düzenlenmemiş sektörlerde ise devlete ait olduğu da kuşkusuzdur.
(...)
Telekomünikasyon Kurulu'nun aldığı tedbirler ve yaptığı düzenlemelerle mevcut
rekabet ihlalinin etkilerinin sona ermesi ve rekabetçi zararın tamamen ortadan
kalkması ve konunun salt telekomünikasyon mevzuatını ilgilendiren teknik bir
180 20.11.2007 tarih ve E.2006/2052-K.2007/7582 sayılı, 13.02.2012 tarih ve E.2008/13184- K.2012/359
sayılı, 08.05.2012 tarih ve E.2008/14245-K.2012/960 sayılı, 18.12.2012 tarih ve E.2009/2862-K.2012/73883
sayılı kararlar.
181 08.05.2012 tarih ve E.2008/14245-K.2012/960 sayılı karar.
18-27/461-224
300/436
hususa ilişkin olması halinde Rekabet Kurulu'nun soruşturma açıp açmama
konusunda bir takdir yetkisi bulunmakla birlikte, bu takdir yetkisinin 4054 sayılı
Kanun'un öngördüğü amaca uygun ve hukuka uygun bir şekilde kullanılması
gerektiği, şikâyet konusu fiiller hakkında yukarıda anılan mevzuat hükümleri
uyarınca Telekomünikasyon Kurumu tarafından aynı fiil hakkında uygulanabilecek
idari yaptırımların ise Rekabet Kurulu tarafından dikkate alınması ve genel olarak iki
Kurum'un işbirliği içerisinde bulunması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır."
(779) Danıştay 13. Dairesi tarafından verilen kararın alıntılanan kısmında ifade edildiği üzere
Kurul’un sektörel düzenlemelere ilişkin teknik kuralların konusunu oluşturan davranışlar
hakkında soruşturma açmasının mümkün olduğu ancak bu davranışlara ilişkin olası
herhangi bir incelemenin 4054 sayılı Kanun’un öngördüğü amaca ve hükümlerine uygun
bir şekilde yürütülmesi gerektiği ve sektörel düzenleyicinin aynı konuda inceleme konusu
teşebbüs hakkında uygulamış olduğu idari yaptırımların da söz konusu incelemede dikkate
alınması gerektiğinin ifade edildiği; bu bağlamda Danıştay 13. Dairesi'nin de mehaz AB
uygulamasıyla benzer bir yaklaşımı benimsediği ve düzenleyici kuralların konusu olan
davranışların Kurum tarafından incelenmesi sırasında kati surette davranışın 4054 sayılı
Kanun çerçevesinde incelenmesi gerektiğinin anlaşıldığı ileri sürülmüştür. Türk Telekom
hakkında Serbest Telekomünikasyon İşletmecileri Derneği tarafından açılan dava
neticesinde verilen kararda (Danıştay 13. Dairesi'nin) da yukarıda açıklanan Danıştay
kararına benzer yaklaşımla sektörel düzenlemelerin varlığının kendi başına Kurum’un
soruşturma açmasını engellemeyeceğinin ifade edildiği, anılan karar incelendiğinde,
Danıştay'ın yukarıda değinilen kararına paralel olarak Kurul’un iktisadi regülasyonların var
olduğu pazarlarda yapacağı değerlendirmelerinde, sektörel düzenleyici otoritelerin geçmiş
tarihli idari yaptırımlarını dikkate alması gerektiği belirtilmiştir.
(780) Danıştay 13. Dairesi tarafından Turkcell ve Vodafone hakkında verilen Kurul kararının iptali
istemine karşılık verilen Kurum'un incelemelerinde daha önce düzenlenen otorite
tarafından uygulanan idari yaptırımları da dikkate alması gerektiğinin ifade edildiği; ek
olarak dava konusu karar kapsamında incelenen davranışın sektörel kurallar çerçevesinde
düzenlendiğini ancak aynı kapsamda 4054 sayılı Kanun’dan kaynaklanan bir ihlale de
sebebiyet verilebileceğinin ifade edildiği; bu noktada anılan kararda zorunlu unsur
doktrinine yapılan atıf ve bu çerçevede gerçekleştirilen değerlendirmenin Komisyon'un
düzenleyici kurallara ilişkin yaklaşımına paralellik gösterdiği; Komisyon’un Deutche
Telekom'un sektörel düzenlemelere aykırılık gösterdiği ifade edilen davranışın rekabet
kurallarını ihlal ettiğinin ortaya konması için öncelikle inceleme konusu eylemin zorunlu
unsur ile ilişkili olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğine yönelik argümanını kabul ettiği;
bununla paralel bir biçimde Danıştay'ın da sektörel düzenlemeler ile rekabet hukuku ihlali
şüphesi doğuran davranışların kesişebileceğini kabul ettiği ancak hiçbir şekilde sektörel
düzenleyici kurallara uygunluğun Kurul tarafından denetlenmesi gibi bir görüşünü
savunmadığı iddia edilmiştir.
(781) İktisadi regülasyonların mevcut olduğu sektörlere ilişkin rekabet soruşturmalarında 4054
sayılı Kanun ve ikincil düzenlemelerde yer alan rekabet hukuku kurallarının sektörel
düzenleyici kurallar çerçevesinde genişletilmemesi ve sektörde yer alan düzenleyici
kuralların var olmaması halinde de inceleme konusu davranışların rekabet kurallarının ihlali
olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği dile getirilmiştir. Bu noktada ayrıca söz konusu
Danıştay kararlarında, düzenleyici mevzuat kapsamında değerlendirilen davranışlar
hakkında Kurul tarafından verilecek kararlar bakımından ilgili düzenleyici otoritenin aynı
konuda uygulamış olduğu idari yaptırımların da dikkate alınması gerektiği; bu çerçevede
her iki otoritenin genel olarak işbirliği içerisinde çalışmasının önemli olduğu; buna rağmen
Kurul'un 2014 yılındaki önaraştırma kararlarının aksine bir yaklaşımın bulunduğunun
görüldüğü; bir davranışın aynı anda iki mevzuatı da ihlal etmesi halinde her iki mevzuat
18-27/461-224
301/436
kapsamında da inceleme yapılabileceği ve ihlal tespiti halinde yaptırım uygulaması
gerektiği, mükerrer cezai yaptırımın asıl olarak idari yargıda çözülmesi gereken bir konu
olduğunun belirtildiği; idari yaptırımlar konusunda Kabahatler Kanunu'nda yer alan ne bis
idem ilkesine aykırı böylesi bir bakış açısının hukuka uygun olmadığı gibi teşebbüsler
açısından yaratacağı belirsizlik ve güvensizlik ortamının da göz ardı edilmemesi gerektiği
ifade edilmiştir.
(782) Öte yandan 4054 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca Kurul’un, 4054 sayılı Kanun ile
yasaklanan faaliyetler ve hukuki işlemler hakkında inceleme, araştırma ve soruşturma
yapıp yapmamak konusunda karar vermekle yetkili kılındığı; Kurul’un aldığı kararlarında
Danıştay içtihadı ve ilgili mevzuatı da dikkate alması gerektiği; bu anlamda Kurul ile
düzenleyici otorite arasında gerçekleşen bir yetki uyuşmazlığına ilişkin çözümün Kurul
tarafından herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın idari yargıya havale edilmesinin
mümkün görülmediği dile getirilmiştir.
(783) Düzenleyici kurumlar ile Kurum arasındaki ilişkiyi ortaya koymak açısından dosyada yer
verilen mahkeme kararlarının süreci anlatmaktan ziyade belirli yöndeki yaklaşımları
desteklemek amacıyla kullanıldığının düşünüldüğü Danıştay'ın düzenlenen piyasalara
ilişkin pek çok kararı bulunmasına rağmen sadece bazı kararlara yer verildiği ve daha
önemlisi anılan kararlarının eksik bir şekilde yorumlandığı; telekomünikasyon sektörüne
yönelik kararların ve bunlara yönelik mahkeme süreçlerinin nispeten daha yeni bir
düzenleme alanı olan elektrik piyasaları açısından da yol gösterici olacağı öne sürülmüştür.
(784) ABD ve AB'de olduğu gibi, Türkiye'de de bir sektörün öncül düzenlemeye tabi tutulmasının
bu sektörde rekabet hukukunun uygulanmayacağı anlamına gelmediği; Türkiye'de rekabet
hukuku ve iktisadi regülasyonlar arasında tamamlayıcı bir ilişki olduğunun kabul edildiği;
BTK, EPDK ve Kamu İhale Kurumu gibi düzenleyici kurumlarla yapılan protokollerin de
bunun bir göstergesi olduğu; ancak Türkiye'de de bir davranışın sırf iktisadi regülasyonlar
ile getirilen ve rekabeti tesis etmeyi amaçlayan bir pozitif davranış yükümlülüğüne aykırı
olması dolayısıyla, rekabet ihlali olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığı beyan
edilmiştir.
(785) İDDK içtihatlarından da anlaşılacağı üzere182 salt sektörel düzenleyici kurum tarafından
belirlenen bir tarifeden kaynaklanan davranışların rekabet hukuku kurallarını ihlal eder
nitelikte olduğu iddia edilirse, Kurul’un araştırma ve/veva soruşturma yapmaksızın
doğrudan şikâyeti reddedebileceği; yani, sorunun doğrudan sektörel düzenleyici kurumun
tarifesi veya açık bir düzenlemesine ilişkin olması halinde Kurul’un, soruşturma yapmaya
bile ihtiyaç duymadan bir anlamda konunun kendi yetki alanı dışında olduğu gerekçesiyle
doğrudan ret kararı verebileceği belirtilmiştir.
(786) Benzer şekilde, Bis Enerji A.Ş. tarafından yapılan bir şikâyette TEDAŞ tarafından
uygulanan ve EPDK düzenlemelerine tabi olan tarifelerin ayrımcılığa yol açtığı ve
dolayısıyla, rekabet hukukuna aykırı olduğunun ileri sürüldüğü; Kurul’un bu iddiaların
düzenleyici kurum tarafından belirlenen tarifelere ilişkin olduğuna ve bu nedenle rekabet
hukuku kapsamına giremeyeceğine hükmettiği; Kurul'un bu kararının hem Danıştay 13.
Daire183 hem de İDDK184 tarafından onandığı; karar onanırken gerekçenin şu şekilde ortaya
konduğu dile getirilmiştir:
"Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunca belirlenen tarifelere aykırı davranışın
sonuçlarına ilişkin şikâyetin Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun mevzuatı
çerçevesinde çözümlenmesi gerektiğinden, şikâyet konusunun 4054 sayılı Kanun
182 31.01.2013 tarih ve E.2008/1410 sayılı karar.
183 11.12.2007 tarih ve E.2005/7027 sayılı karar.
184 21.01.2013 tarih ve E.2008/1412 sayılı karar.
18-27/461-224
302/436
kapsamında olmadığına ilişkin dava konusu Rekabet Kurulu kararında hukuka
aykırılık bulunmamaktadır."
(787) Dolayısıyla, Türkiye'deki yaklaşımın yukarıda ayrıntılı olarak çizilen teorik çerçeve ile çok
büyük ölçüde paralel olduğu; Danıştay 13. Daire ve İDDK içtihatlarının, iktisadi
regülasyonların doğrudan piyasa mekanizmasının yerini alarak ilgili teşebbüslere bazı
pozitif davranış yükümlülükleri yüklediği durumlarda (örneğin ilgili teşebbüslerin
uygulayacakları tarifelerin belirlenmesi) rekabet hukuku kurallarının uygulama alanı
olmayacağına işaret ettiği iddia edilmiştir.
(788) Dosyada Danıştay 13. Dairesi'nin Türk Telekom Kararı'na ilişkin olarak yalnızca Kurum'un
regülasyona tabi sektörlerdeki yetkisine ilişkin olarak Danıştay'ın genel yaklaşımının ortaya
konduğu ve Kurul'un inceleme başlatma konusundaki takdir yetkisine değinilmediği; ancak
bu kararın düzenleyici otoritelerin ilgili piyasaları düzenlemeye devam ettikleri ve bu
yönüyle piyasa oyuncularının davranış serbestilerinin sınırlandığı durumlara ilişkin
herhangi bir yol gösterici nitelik taşımadığı belirtilmiştir.
(789) Benzer şekilde, Danıştay 13. Dairesi'nin Turkcell ve Vodafone'a ilişkin vermiş olduğu
kararda185, “düzenleyici otorite tarafından düzenleme alanına giren bir davranış hakkında
işlem tesis edilmiş olmasının, konunun Kurum tarafından incelenmesinin önünde engel
oluşturmayacağı" tespitinin yinelendiği; buna karşın, düzenleyici otorite tarafından
uygulanan idari yaptırımın Kurul'un incelemelerinde dikkate alınması gerektiğinin
belirtildiği; yukarıda değinilen Danıştay kararlarına paralel olarak, bu kararda da yalnızca
Kurum'un regüle edilen bir piyasada yetki sahibi olup olmadığı kısmına atıf yapıldığı;
dolayısıyla söz konusu kararın, serbestleşme sürecinin devam ettiği ve halen yoğun bir
şekilde regüle edilmekte olan elektrik piyasasına ilişkin olarak Kurum ile EPDK arasında
yetki paylaşımına ışık tutmasının mümkün olmadığı öne sürülmüştür.
(790) Bunun yanında, Kurul'un 19.11.2008 tarih 08-65/1055-411 sayılı kararında,
"Telekomünikasyon Kurumuna verilen yetkilerin Kurul'un telekomünikasyon sektöründe
4054 sayılı Kanun uygulamasını dışlamadığı, TTNet'in davranışlarını etkileyen bir sektörel
düzenleme bulunmadığı değerlendirmesine" yer verildiği; 19.12.2013 tarih 13-71/992-423
sayılı kararda, "BTK onayına tabi tarifelerin rekabete aykırı şekilde fiyat sıkıştırması teşkil
etmesinin mümkün olmadığı, bunun aksini iddia etmenin, BTK'nın düzenleyici ve
denetleyici görevini gereğince yerine getirmediği anlamına geldiği, regülasyonlara tabi olan
işlemlerin 4054 sayılı Kanun kapsamı dışında kaldığı" savunmasında bulunduğunun
belirtildiği; akabinde Danıştay 13. Dairesi nezdinde görülen iptal davasına ilişkin kararda186
"düzenlenen bir piyasada gerçekleşen rekabet ihlallerinin tespit ve idari yaptırıma tabi
tutulması, Kanun ve ikincil düzenlemelerle görülen istisnalar dışında, 4054 sayılı Kanun
kapsamında Rekabet Kurulu'nun görev alanına girdiği" gerekçesiyle söz konusu
savunmanın reddedildiğinin ifade edildiği, alıntılanan kararlarda üst pazarda hâkim
durumda bulunan Türk Telekom'un bu gücünü perakende seviyesinde faaliyet gösteren
teşebbüsler arasında rekabeti etkileyecek şekilde kullanmasının söz konusu olduğu; bu
yönüyle, Türk Telekom'un TTNet'i alt pazarda rakiplerine kıyasla avantajlı duruma getirdiği
belirtilen faaliyetlerinin kaynağında herhangi bir sektörel düzenlemenin varlığından
bahsetmek mümkün değil iken halen serbestleşme sürecinde olan elektrik sektöründe
EPDK tarafından öngörülen regülasyonlar çerçevesindeki birtakım davranışları ihlal
iddialarına konu olan ENERJİSA bünyesindeki dağıtım şirketleri ve GTŞ'lerin faaliyetlerinin
bu yönüyle benzerlik arz etmediğinin düşünüldüğü; nitekim dosyada öne sürülen iddiaların
aslolarak EPDK tarafından yapılan düzenlemelere aykırılık temeline dayandığı; oysaki atıf
yapılan kararlarda toptan geniş bant internet hizmetleri pazarındaki hâkim durumunu
185 11.03.2014 tarih ve E.2010/4805-K.2014/832 sayılı karar.
186 13.02.2012 tarih ve E.2008/13184-K.2012/359 sayılı karar.
18-27/461-224
303/436
perakende geniş bant internet erişim pazarında fiyat sıkıştırması yoluyla kötüye kullandığı
iddia edilen TTNet'in davranışlarını etkileyen bir sektörel düzenleme bulunmadığı; bu
yönüyle mevcut soruşturmanın aksine ilgili kararlarda BTK tarafından onaylanan
tarifelere/spesifik düzenlemelere uygun veya aykırı davranışların varlığından söz etmenin
mümkün olmadığı belirtilmiştir.
(791) Kurul'un 08.03.2013 tarih 13-13/198-100 sayılı kararında yer alan, "...gerek BDDK gerekse
TCMB ile raportörlerce yapılan görüşmelerde soruşturmaya konu olan eylemlere ilişkin
alarak, bankaların uzlaşma içerisinde hareket etmelerine yol açabilecek bir hukuki
düzenlemenin ya da talimatın bulunmadığı, dolayısıyla bankaların düzenleyici kuruma olan
sorumlulukları sebebiyle rekabetin sınırlandığı iddiasının kabulünün mümkün görünmediği"
ifadesine atıf yapılarak Türkiye sınırlarındaki tüm mal ve hizmet piyasalarında meydana
gelebilecek her türlü rekabeti sınırlayıcı anlaşma, uyumlu eylem gibi davranışların 4054
sayılı Kanun kapsamında ele alındığının belirtildiği; bu noktada dikkat edilmesi gereken en
önemli hususun, hâlihazırda yürütülmekte olan soruşturmadan farklı olarak atıf yapılan
kararda incelenen teşebbüs davranışının herhangi bir sektörel düzenlemeden
kaynaklanmıyor olduğu dile getirilmektedir.
(792) Kurul’un 17.01.2014 tarih 14-03/60-24 sayılı kararında, ", "11.10.2008- 01.01.2009 tarihleri
arasındaki yaklaşık üç aylık dönemde TÜPRAŞ tarafından uygulanan RSF'lerin EPDK
tarafından uygun bulunan 22.12.2006 tarihli "Akaryakıt Tavan Fiyat Tarifesine göre
belirlenmediği tespiti çerçevesinde de, piyasada düzenleyici kurumun fiyatlamaya ilişkin bir
regülasyonu bulunmakla birlikte, buna aykırı davranan TÜPRAŞ’ın fiyat serbestisine sahip
olduğu anlaşılmaktadır." ifadesine yer verilmek suretiyle Kurum'un soruşturma bakımından
yetkili olduğuna karar verilirken, TÜPRAŞ'ın ilgili pazarda fiyat serbestisine sahip
olduğunun vurgulandığı belirtilmiştir. Dolayısıyla, halen daha düzenleyici kurumun
regülasyonları ile yoğun bir şekilde düzenlenmekte olan elektrik piyasasındaki teşebbüsler
bakımından davranış serbestisinin bulunmadığı göz önüne alındığında, bu kararın
Kurum'un elektrik piyasasındaki teşebbüslerin davranışlarına ilişkin yetkisinin
bulunduğunun tespit edilmesi bakımından emsal niteliği taşımadığı iddia edilmiştir.
(793) Bu noktada, rekabet hukuku açısından ihlal teşkil ettiği iddia edilen davranışın teşebbüsün
serbest iradesi ile belirlenmesinin önemin vurgulanması gerektiği; herhangi bir davranışa
ve/veya sektöre yönelik düzenlemenin varlığının daha önce de değinildiği üzere kendi
başına rekabet hukuku müdahalesinin gerekliliğini ortadan kaldırmadığı; ancak,
teşebbüsün herhangi bir hareket alanının olmadığı, kendi davranışları üzerindeki belirleyici
etkisinin regülasyonlar yoluyla kısıtlandığı durumlarda Kurul'un 4054 sayılı Kanun
kapsamında işlem tesis etmediği ancak, konuya ilişkin herhangi bir düzenleme
bulunmaması durumunda konuya müdahale ettiğinin görüldüğü; ancak buna rağmen dosya
kapsamında yapılan değerlendirmelerde, müvekkil teşebbüslere yönelik iddia konusu
uygulamaların teşebbüslerin serbest iradesinden mi yoksa sektörel düzenlemelerden mi
kaynaklandığının üzerinde durulmaksızın toptancı bir bakış açısının tercih edildiğinin
görüldüğü öne sürülmektedir.
(794) Bununla birlikte, sektörel düzenlemelere aykırı olmakla birlikte, bu düzenlemeler hiç var
olmasaydı dahi rekabet ihlali teşkil edecek davranışlar bakımından, regülasyonların
varlığının rekabet hukukunun uygulama alanını daraltmayacağının kabul edildiği; bir başka
deyişle davranışın şayet düzenleyici kuralların olmadığı bir kurguda da rekabet kurallarının
ihlali olarak değerlendirilebilmekteyse, bu davranışa ilişkin rekabet otoritelerinin yaptırım
uygulama yetkisi bulunduğunun söylenebileceği; ancak böyle durumlarda dahi, söz konusu
davranışların tüm olumsuz etkilerinin sektörel regülasyonlara dayalı uygulamalar
vasıtasıyla ortadan kaldırılıyorsa, Kurul'un ayrıca rekabet hukuku kuralları çerçevesinde
müdahalede bulunmasına gerek görülmediği belirtilmiştir.
18-27/461-224
304/436
(795) Hatta rekabet ihlali oluşturduğu iddia edilen davranışların piyasada oluşturduğu rekabet
karşıtı etkinin önlenmesi ve/veya ortadan kaldırılması amacıyla da kullanılabilecek sektörel
düzenlemenin etkinliğinin mi yoksa yalnızca varlığının mı Kurul'un müdahale kararında
etkili olduğu incelendiğinde, bir işlem tesis edip etmeme kararındaki belirleyici unsurun
"davranışa yönelik sektörel düzenlemelerin/kararların/onayların varlığı ölçütüne"
dayandığının görüldüğü; nitekim bu tercihin, "sektörel düzenleyicinin etkinliğinin olay
bazında rekabet otoritesi tarafından ölçülmesi, yönetilebilirliğe ve hukukun üstünlüğüne
ilişkin ciddi endişeleri" ortadan kaldırmak açısından da önemli ve olumlu bir yaklaşımı
gösterdiği dile getirilmiştir.
(796) Tüm bu açıklamalar ışığında, somut olayda inceleme konusu yapılan; dağıtım şirketi ile
GTŞ’lerin ayrıştırma ilkelerine aykırı işbirliği içine girdiği, GTŞ'lerin ikili anlaşma olmaksızın
serbest tüketici portföyüne abone kaydettiği, GTŞ'lerin abonelere tarihsiz IA-02 Formu ve
ikili anlaşma imzalattığına yönelik iddialar bakımından EPDK ile Kurul arasındaki yetki
dağılımının nasıl olması gerektiği incelenirken mutlaka bu davranışların hiçbir sektörel
düzenleme olmasaydı da rekabet ihlali teşkil edip etmeyeceği sorusunun öncelikli olarak
cevaplandırılması gerektiği; bu değerlendirmenin akabinde, anılan uygulamaların rekabet
ihlali oluşturduğunun öne sürülmesi durumunda ise tespit edilmesi gereken hususun
EPDK'nın gerekli enstrümanlara sahip olup olmadığı olduğu; bir başka ifadeyle, rekabet
ihlali oluşturan davranışın ortadan kaldırılması için EPDK'nın gerekli yaptırımlara ve
düzenlemelere sahip olup olmadığının incelenmesi gerektiği ifade edilmiştir.
(797) Dosyadaki değerlendirmeler ile farklılaşılan noktanın, Kurum tarafından sektörel
düzenlemeye tabi piyasalarda oluştuğu öne sürülen ihlal iddiasına konu davranışların her
biri özelinde, aşağıdaki hususların dikkate alınıp alınmayacağına ve/veya ne şekilde göz
önünde bulundurulacağına ilişkin olduğu ifade edilmiştir:
Düzenleyici otoritenin teşebbüsler için çizdiği sınırların belirlenmesi/teşebbüslerin
ilgili davranışına yönelik incelenen teşebbüsün bu sınır dışında hareket etme
serbestisinin bulunup bulunmadığı,
Teşebbüs açısından davranış serbestinin söz konusu olması ve düzenlemeye
aykırılığın varlığı halinde düzenleyici otoritenin konu hakkında inceleme yapıp
yapmadığı,
Yapılan inceleme varsa inceleme sonucunda teşebbüse ilişkin idari işlem yapılıp
yapılmadığı,
İdari işlem yapılmışsa işlem sonrası ilgili piyasada rekabet karşıtı görünümün
ortadan kalkıp kalkmadığı,
İlgili piyasadaki sorunun çözülmemesi halinde konunun düzenleyici işlemlere yönelik
itiraz mercii olan idare mahkemesi aşamasına taşınıp taşınmadığı,
Anılan davranışa ilişkin herhangi bir düzenlemenin olmaması halinde dahi inceleme
konusu davranışın rekabet hukuku bakımından ihlal teşkil edip etmeyeceği;
(798) Her bir ihlal başlığının ayrı ayrı değerlendirilmesi aşamasında, söz konusu ihlal iddiaları
özelindeki düzenleyici otoritenin düzenleme ve uygulamalarının yukarıda belirtilen
çerçevede değerlendirilmesinin hâlihazırdaki Kurul ve Danıştay içtihadı ile uyumlu
olduğunun düşünüldüğü ifade edilmiştir.
I.7.5.2. Türkiye Uygulamasında Mahkemelerin Yaklaşımına İlişkin Savunmaların
Değerlendirilmesi
(799) Her ülkenin uyguladığı farklı hukuk sistemi, kurumların yapılanması ve etkinliği
çerçevesinde düzenlenen piyasalarda rekabet hukuku uygulaması konusunda farklı
yaklaşımlar oluşmuştur. Bu nedenle Türk hukuk sisteminde konunun ne şekilde
18-27/461-224
305/436
çözümlendiği ancak Danıştay kararları ışığında belirlenebilecektir. Aşağıda ayrıntılı bir
biçimde incelenen Danıştay kararlarından ise önceki savunmalarda literatürdeki
çalışmalara bakılarak yapılan iktisadi regülasyonun rekabete aykırılığı ortadan kaldırması
halinde rekabet kurallarının uygulama ihtiyacının ortadan kalkacağı şeklindeki bir çıkarımın
yapılması mümkün değildir.
(800) Savunmada Danıştay’ın konu ile ilgili pek çok kararı bulunmasına rağmen, bunların sadece
bir kısmına yer verildiği ve bunun da eksik karar yorumlamalarına yol açtığı belirtilmektedir.
Savunmada dosyada yer verilmemiş olan Danıştay 13. Dairesi’nin kararları, dosya
kapsamında yer verilen değerlendirmelerden farklı değerlendirmeler içermemektedir.
Dolayısıyla söz konusu kararlara yer verilmemiş olması, Danıştay’ın alternatif veya farklı
bir yaklaşımının dikkate alınmasının atlanmasına ve iddia edildiği üzere hatalı bir
değerlendirmeye yol açmamaktadır. Aşağıda bu kararlara da geniş bir biçimde yer
verilecektir.
(801) Savunmada Danıştay’ın 11.12..2007 tarih ve E.2005/7027 sayılı kararı ile İDDK’nın
21.01.2013 tarih ve E.2008/1412 kararlarına atıf yapılarak düzenleyici kurum tarafından
belirlenen fiyat tarifesinden kaynaklanan davranışların Kurum yetki alanı dışında olacağı
ifade edilmiştir. Söz konusu yaklaşım ilgili kararlara atıf yapılmamış olsa da dosyada zaten
benimsenmiştir ve işbu soruşturma kapsamında incelenen davranışların neden bu
kapsamda sayılamayacağı yukarıda detaylı bir biçimde açıklanmıştır. Dolayısıyla söz
konusu iki karara yer verilmemiş olması Danıştay’ın yaklaşımının eksik değerlendirildiği
şeklinde yorumlanmasını mümkün kılmamaktadır.
(802) Dosyada yer almayıp savunmada yer verilen bir diğer Danıştay kararı ise, E.2006/2052 –
K.2007/7582 sayılı karardır187. Söz konusu karardaki şu ifadeler dosyada benimsenen
yaklaşımın bu karar ile uyumlu olduğunu göstermekte dolayısıyla bu karara yer verilmemiş
olmasının eksik bir değerlendirmeye yol açmadığını ortaya koymaktadır:
“Uyuşmazlık konusu olayda, Rekabet kurulu tarafından şikayetin, münhasıran
telekomünikasyon mevzuatından kaynaklandığı nedeniyle, 4054 sayılı Kanun’un
42/2. Maddesi uyarınca Kanun kapsamında görülmeyerek reddedilmesi mümkün
bulunmakla beraber Rekabet Kurumu’na şikayet edilen hususlarla ilgili olarak,
eylemin 4054 sayılı Kanun’un 4. veya 6. Maddesi anlamında bir ihlal olup
olmadığının nitelendirilebilmesi için; Kurum tarafından Kanun’un “Kurulun inceleme
ve Araştırmalarında Usul” başlıklı dördüncü kısmındaki Rekabet Kurulu’nun
inceleme ve araştırmalarında uyulması zorunlu usullerin uygulanması ve
önaraştırma kararının verilmesi gerekli bulunmaktadır.”
(803) Söz konusu kararda Danıştay, münhasıran telekomünikasyon mevzuatından kaynaklanan
eylemlerin kapsam dışı bırakabileceğini belirtmekte ancak bu eylemlerin 4054 sayılı
Kanun’un 4. veya 6. maddesini ihlal edebileceğinden hareketle önaraştırma açılması
gerektiğini belirtmektedir. Bu yaklaşım dosyada benimsenen yaklaşımı aynen
yansıtmaktadır.
(804) Yine E.2009/5862 – K.2012/3883 sayılı kararda;
“Nitekim, tebliğ ile tesis kullanma yükümlülüğü getirilse bile, bu yükümlülüğün fiilen
hayata geçmemesi ve uyuşmazlık halinde uzlaşma sürelerinin uzaması halinde,
hem tesis kullanımının engellenmesi, hem de münhasırlık içeren kira sözleşmeleri
nedeniyle pazarda faaliyet gösteren teşebbüslerin faaliyetlerinin zorlaştırılması söz
konusu olacağından, münhasırlık hükümlerinin bu yönüyle mevcut pazara etkilerinin
araştırılmasının zorunlu olduğu anlaşılmaktadır ayrıca rekabet ihlalinin
187 Yukarıda belirtilen İDDK’nın 21.01.2013 tarih ve E.2008/1412 sayılı kararı, bu kararın onanmasına
ilişkindir.
18-27/461-224
306/436
gerçekleştirdiği öne sürülen pazarın sınırlarının çizilerek, bu pazarda etkili olan
ekonomik, sosyolojik, bürokratik ve coğrafi etenlerin ve pazardaki oyuncuların
güçlerinin belirlenmesi suretiyle, baz istasyonu yeri kiralamasına ilişkin
uygulamaların ve bu uygulama sonuçlarının rekabet kuralları açısından ortaya
konulması gerektiği açık olduğundan, dava konusu Kurul kararının eksik incelemeye
dayalı olarak tesis edildiği sonucuna ulaşılmaktadır”
ifadeleri ile şikayet hakkında önaraştırma yapılması gereği belirtilmiştir. Dolayısıyla bu
kararda da konu düzenlenen bir alana girse ve bu konuda düzenleme olsa dahi
davranışların pazardaki etkilerinin incelenmesi bakımından Kurul’un gerekli süreçleri
işletmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu nedenle dosyada benimsenen yaklaşımın söz konusu
karardaki yaklaşım ile uyumlu olduğu ve bu karara yer verilmemesinin eksik bir
değerlendirmeye yol açmadığı ifade edilmelidir.
(805) Hem dosyada hem de savunmada yer verilen Danıştay kararlarından yola çıkılarak sektörel
düzenleme olsa dahi davranışın rekabeti sınırlayıcı etkilerinin incelenmesinin Kurum’un
görev alanına girdiği ve ihlal tespiti halinde yaptırım uygulamasının önünde bir engel
olmadığı, salt başka bir kurumun teknik düzenleme alanına giren bir hususta Kurum’un
soruşturma açıp açmama hususunda takdir yetkisinin bulunduğu, ancak bu takdir yetkisinin
4054 sayılı Kanun’un öngördüğü amaca uygun bir şekilde kullanılmasının zorunlu olduğu,
ayrıca mahkemenin diğer kurumlar tarafından aynı fiil hakkında uygulanabilecek idari
yaptırımların ise Kurul tarafından dikkate alınması ve genel olarak kurumların işbirliği
halinde bulunması gerektiğine işaret ettiği anlaşılmaktadır. Tüm bu yaklaşımın kısa bir
özetini ortaya koymak bakımından E.2010/4805 – K.2014/832 sayılı karardaki şu ifadelere
yer verilmelidir:
“Bu bağlamda; bir piyasanın düzenleyici ve denetleyici bir kurumun regülasyonuna
tabi olmasının, o piyasada yer alan faaliyetleri 4054 sayılı Kanun kapsamı dışına
çıkarmayacağı, Rekabet Kurulu'nun 4054 sayılı Kanun çerçevesinde tüm mal ve
hizmet piyasalarında rekabeti engelleyici, bozucu veya kısıtlayıcı anlaşma, karar ve
uygulamaların ve piyasaya hakim olan teşebbüslerin bu hakimiyetlerini kötüye
kullanmalarını önlemek, bunun için gerekli düzenleme ve denetimleri yaparak
rekabetin korunmasını sağlamakla görevlendirilmiş olduğu, söz konusu düzenleyici
kurumların piyasa hakkındaki tasarrufunda rekabeti bir piyasa düzeni sağlamakla
yükümlü olmalarına rağmen, piyasada gerçekleşen rekabet ihlallerinin tespiti ve idari
yaptırıma tabi tutulmasının, Kanun veya ikincil düzenlemelerle öngörülen veya
öngörülebilecek istisnalar dışında, 4054 sayılı Kanun kapsamında Rekabet
Kurulu'nun görev alanına girdiği görülmektedir.
…
Telekomünikasyon Kurulu'nun aldığı tedbirler ve yaptığı düzenlemelerle mevcut
rekabet ihlalinin etkilerinin sona ermesi ve ihlalden kaynaklanan zararın tamamen
ortadan kalkması veyahut konunun salt telekomünikasyon mevzuatını ilgilendiren
teknik bir hususta, piyasada düzenleme ve müdahale yapılmasına yönelik bir isteme
ilişkin olması hallerinde, Rekabet Kurulu'nun soruşturma veya ikinci halde
önaraştırma açıp açmama konusunda bir takdir yetkisi bulunmakla birlikte, bu takdir
yetkisinin 4054 sayılı Kanun'un öngördüğü amaca ve hukuka uygun bir şekilde
kullanılması zorunlu olup, şikâyet konusu fiiller hakkında yukarıda anılan mevzuat
hükümleri uyarınca Telekomünikasyon Kurumu tarafından ayni fiil hakkında
uygulanabilecek idari yaptırımların ise Rekabet Kurulu tarafından dikkate alınması
ve genel olarak telekomünikasyon sektöründeki rekabet ihlalleri konusunda iki
kurumun işbirliği içerisinde bulunması gerekmektedir.
…
18-27/461-224
307/436
Belirtilen çerçevede erişim ve arabağlantı yükümlüsünün bu yükümlülüğünü yerine
getirmemesi 5809 sayılı Kanun ve ilgili mevzuatın ihlali niteliğinde olmakla birlikte,
erişim ve arabağlantınin piyasaya giriş için zorunlu unsur olması nedeniyle, bu
talebin makul sebepler olmaksızın reddedilmesinin, 4054 sayılı Kanun'un 6.
maddesi anlamında hakim durumun kötüye kullanılması ve/veya bu durumun bir
anlaşmaya ve/veya uyumlu eyleme dayanması durumunda 4. madde anlamında bir
rekabet ihlali teşkil edebileceği açıktır.
…
Bütün bu hususların birlikte değerlendirilmesinden, erişim ve arabağlantı referans
tekliflerinin Bilgi Teknolojileri ve iletişim Kurumu tarafından onaylandığı/belirlendiği,
süreçte ilgili Kurumun anlaşma koşullanın belirlenmesi, onaylanması ve
denetlenmesi noktalarında yetkisi bulunduğu açık olmakla birlikte,
telekomünikasyon sektöründe gerçekleşebilecek rekabet ihlalleri konusunda, genel
yetkili olan Rekabet Kurulu'nun, düzenleyici otorite kararı uyarınca hareket etmiş
olduğu saptanmış olsa dahi anti-rekabetçi davranışlar sergileyen teşebbüslerin
davranışlarını tespit ve yaptırım uygulama yetkisine sahip olduğu ve bu teşebbüslere
4054 sayılı Kanun uygulamasından bağışık tutulmasının, sektörde
gerçekleştirilebilecek rekabet ihlallerinin yaptırımsız kalması sonucunu
doğurabileceğinden, Şikâyete konu iddialarına ilişkin davranışların varlığı ve bu
davranışların rekabet ihlali niteliğinde olduğunun saptanması veya bu duruma
yönelik somut delillere ulaşılması halinde, konu hakkında soruşturma zamanaşımı
suresi içerisinde, Rekabet Kurulu'nca soruşturma açılması ve ihlalin kesin olarak
tespiti halinde yaptırım uygulanmasının önünde bir engel bulunmamaktadır. “
(806) Daha yakın tarihli mahkeme kararlarına bakılacak olursa, Danıştay 13. Dairesi’nin
05.10.2017 tarih ve E.2014-2458, K.2017-2511 sayılı kararında yer alan aşağıdaki
ifadenin, Kurum’un enerji piyasalarına müdahalede bulunma yetkisine ilişkin herhangi bir
şüpheye yer bırakmadığı değerlendirilmektedir:
“Bu kapsamda, bir piyasanın düzenleyici ve denetleyici bir kurumun regülasyonuna
tabi olmasının o piyasada yer alan faaliyetleri 4054 sayılı Kanun kapsamı dışına
çıkarmayacağı, Rekabet Kurulu'nun 4054 sayılı Kanun çerçevesinde tüm mal ve
hizmet piyasalarında rekabeti engelleyici, bozucu veya kısıtlayıcı anlaşma, karar ve
uygulamaları ve piyasaya hâkim olan teşebbüslerin bu hakimiyetlerini kötüye
kullanmalarını önlemek, bunun için gerekli düzenleme ve denetimleri yaparak
rekabetin korunmasını sağlamakla görevlendirilmiş olduğu, söz konusu düzenleyici
ve denetleyici kurumların piyasa hakkımdaki tasarruflarında rekabetçi bir piyasa
düzeni sağlamakla yükümlü olmalarına rağmen, piyasada gerçeklesen rekabet
ihlallerinin tespiti ve idari yaptırıma tabi tutulmasının, Kanun veya ikincil
düzenlemeler ile öngörülen istisnalar dışında, 4054 sayılı Kanun kapsamda Rekabet
Kurulu'nun görev alanına girdiği açıktır.”
(807) Savunmada, kurumların işbirliği içerisinde hareket etmesi ve bir düzenleyici otorite
tarafından alınan yaptırım kararlarının Kurum tarafından da dikkate alınması gerektiğine
ilişkin mahkeme görüşlerine ayrıca vurgu yapılmıştır. Öncelikle belirtilmelidir ki, EPDK
tarafından uygulanan idari yaptırımların mahkeme kararları uyarınca dikkate alınması
gerekmekle birlikte, bu, ihlal tespiti halinde Kurul’ca ayrıca bir yaptırım uygulanamayacağı
anlamına gelmemektedir. Nitekim kararlarda aksi durumun rekabet ihlallerinin yaptırımsız
kalması sonucunu doğurabileceği ve davranışların rekabet ihlali niteliğinde olduğunun
tespiti halinde yaptırım uygulanmasının önünde bir engel bulunmadığı belirtilmiştir.
Bununla birlikte tarafların non bis in idem savunmaları ilgili bölümde dikkate alınmış, işbu
soruşturma sonucunda idari para cezasına karar verilmesi halinde EPDK’nın verdiği idari
para cezaları nedeniyle aynı fiil nedeniyle birden fazla idari para cezasının uygulanmasının
18-27/461-224
308/436
söz konusu olup olmayacağı değerlendirilmiştir. Bu nedenle dosyada benimsenen
yaklaşımın, bir başka deyişle düzenlemeye tabi davranışlar olsalar bile rekabet ihlali teşkil
ediyorlarsa Kurum’un inceleme yapma ve gerekli görürse yaptırım uygulama yetkisi
bulunduğuna ilişkin yaklaşımın Danıştay kararları ile birebir uyum içerisinde olduğu
anlaşılmakta ve ilgili savunmanın kabulü mümkün görünmemektedir.
(808) İlgili mahkeme kararlarının varlığında, EPDK’nın mı yoksa Kurum’un mu aynı davranışlar
bakımından sektöre müdahalesinin daha etkin olacağına ilişkin tartışmaların ise teorik
tartışmalardan ileri gidemeyeceği, söz konusu kararlar ışığında mahkemenin Kurum’a
düzenlemeye tabi olsa da rekabeti sınırlayan davranışları tespit etme ve gerekirse yaptırım
uygulama ödevi yüklediği anlaşılmaktadır.
I.7.6. İlgili Ürün Pazarı Tanımına İlişkin Savunmalar ve Bunlara İlişkin Değerlendirme
I.7.6.1. İlgili Ürün Pazarı Tanımına İlişkin Savunmalar
(809) Dosyada ilgili pazar tanımı atlanarak soruşturma konusu teşebbüslerin hâkim durumda
olduğu varsayımı altında bu varsayıma uygun pazar tanımı yapıldığı, bu yönüyle ilgili pazar
tanımı ile hâkim durum analizinin iç içe geçtiği, örneğin, özellikle 2016 yılının sonundan
itibaren 2017 yılı boyunca devam eden gelişmeler neticesinde, GTŞ’Ierin sürece etki eden
herhangi bir olumlu ya da olumsuz davranışı olmaksızın tamamıyla kamu politikalarının
sonucu olarak piyasada yaşanan değişiklik sonrası tüketicilerin tercihlerinin düzenlenen
tarifeler yönünde olmasının teşebbüs temsilcilerini dosyadaki mevcut bakış acısı ile pazar
tanımlarında herhangi bir değişikliğe gidilip gidilmeyeceği sorusuyla karşı karşıya bıraktığı,
elektrik piyasasındaki özelleştirmeler sonrası serbestleşme sürecinin devam ettiği böyle bir
dönemde, Kurul'un hâlihazırdaki içtihatlarından farklı yeni bir ilgili pazar tanımına
gidilmesinin sektör gerçekleri ile uyuşmadığı, Kurum tarafından ilgili pazarın tanımlanması
için belirlenen kriterleri sağlamadığı hususları ifade edilmektedir.
(810) Dosyada düzenleyici otoritenin farklı saiklerle getirmiş olduğu sınıflandırma esas alınarak
yapılan ilgili pazar tanımlamasının ve sayaç sayıları üzerinden bir değerlendirme
yapılmasının yerinde olmadığı, piyasadaki gerçek görünümü yansıtmadığı, GTŞ olmanın
tanımından kaynaklanan elektrik tedarikine ilişkin unsurların önce GTŞ'nin hâkim durumda
olduğu sonucuna ulaşmak daha sonrasında ise GTŞ'nin hâkim durumda olması nedeniyle
sahip olduğu ve diğer tedarikçilerin sahip olamadığı özellikler gibi sunulmasının ve olağan
inceleme akışına aykırı olarak bu özelliklerin ilgili pazarın sınırlarını belirlemede
kullanılmasının yapılan değerlendirmeler açısından uygun olmadığı belirtilmiştir.
(811) Belirli tüketici grupları için yeterli sayıda/güçte BTŞ’lerin hizmet sunamaması gibi ilgili pazar
analizinde tam karşılığı olmayan bir kriterin yine tersten bir yaklaşımla önce teşebbüslerin
hâkim durumda olduğu tespiti daha sonra ise ilgili pazar tanımı için kullanılmasının uygun
olmadığı ileri sürülmüştür.
(812) Dosyada mesken müşterilerinin ağırlıklı olarak GTŞ portföyünde olmasının tek
gerekçesinin GTŞ'lerin yeterli indirim oranı sunmaması olduğunun öne sürülmesinin hem
doğru hem de gerçeği yansıtan bir durum olmadığı, yine GTŞ dışı faktörlerden kaynaklanan
marj düşüklüğünün tüketiciler kadar hatta belki daha fazla pazarda rekabetçi şekilde
faaliyet göstermeye çalışan GTŞ'lerin ve diğer tedarikçilerin sunabileceği seçenekleri
azalttığı ve mağduriyetlerin ortaya çıkmasına neden olabileceği, nitekim pazardaki yapı
nedeniyle birçok tedarik şirketinin faaliyet göstermekte zorlandığı, bir kısmının kapandığı
belirtilmiştir.
(813) Mesken tüketicilerinin bilincini arttırmak için belirli maliyetlere katlanarak ENERJİSA
bünyesindeki tedarik şirketlerinin yaptığı müşteri hizmetlerinin geliştirilmesine yönelik
yatırımların olumlu etkisinin göz ardı edilmesinin veya bütünüyle yok sayılmasının ve diğer
tedarik şirketlerinin bu alanda yatırım yapıp yapmadığının incelenmeksizin değerlendirme
18-27/461-224
309/436
yapılmasının ve ilgili pazar tanımında kullanılmasının piyasadaki mevcut durumu
yansıtmadığı öne sürülmüştür.
(814) Dosyada perakende elektrik piyasalarında ortalama brüt kar oranlarının %5-6 gibi oldukça
düşük seviyelerde olmasının bağımsız tedarikçilerin mesken segmentine teklif vermesini
güçleştirdiğine ilişkin tespitin elektrik piyasasındaki yapısal sorunların varlığını destekler
nitelikte olduğu, bununla birlikte, mevcut kar oranları nedeniyle BTŞ’lerin fiyat teklifi
sunamamasının sorumluluğunun GTŞ'de olduğu gibi bir yaklaşım yerinde olamayacağı, bu
konunun piyasanın yapısal sorunu olduğu dile getirilmiştir.
(815) İletim ve dağıtım seviyelerinden sisteme bağlı sanayi segmenti müşterilerinin ilgili ürün
pazarları bakımından farklılaştırılarak bu kullanıcılara sunulan ürünlerin birbirine ikame
kabul edilmemesinin söz konusu tüketici gruplarının tüketim hacimleri ile dağıtım ve reaktif
bedel harcamalarındaki farklılığa dayandırıldığı, söz konusu dayanağın yeterli olmadığı, bu
kapsamda iki kullanıcı türüne sunulan fiyat ve tarifelerin birbiri ile karşılaştırılması ve
dağıtım ile iletim seviyelerinde yer alan kullanıcılar arasındaki geçişkenliğin incelenmesi
gerektiği, bu kapsamda, sisteme iletim seviyesinden bağlı sanayi segmenti kullanıcılarının,
dağıtım seviyesinden bağlı kullanıcılardan farklı olarak katlandığı ek maliyet kalemlerinin
(örneğin, yüksek voltajın düşürülmesi için gerekli teknik altyapının sağlanması, iletim
tesisine bağlanabilmek için gerekli kurulum hizmetlerinin karşılanması vb.) dağıtım ve
reaktif bedel tutarları ile karşılaştırılması gerektiği ileri sürülmüştür.
(816) Sanayi segmentinde tarife ile PTF arasında kalan marjın kamu politikaları gereği devlet
tarafından sınırlanmasının, tedarikçilerin kendi faaliyetleri dışında kamu politikaları ile
şekillendiği ve bu durumun tüm tedarikçilerin tüketicilere rekabetçi seçenekler sunma
olasılığını azalttığının ilgili pazar değerlendirmelerinde göz ardı edilmemesi gerektiği
belirtilmiştir. Serbest tüketici limitinin üzerinde olup düzenlenen tarifeler ile elektrik almaya
devam eden tüketicilerin ilgili pazar tanımlamalarından çıkarılmamasının yerinde olmadığı
öne sürülmüştür.
(817) İlgili coğrafi pazar açısından dosyada kendi içinde homojen yapıya sahip belirli bir pazar
alanı belirlemekten ziyade pazardaki rakiplerin faaliyetlerine veya faaliyetlerinin
olmamasına odaklanıldığı ve rakip davranışlarındaki durum üzerinde GTŞ'lerin bir etkisinin
olduğu varsayımı ile hareket edildiği, bu çerçevedeki bir değerlendirmenin ise ilgili pazar
tanımının yapılması açısından uygun olmadığı öne sürülmüştür.
(818) İlgili pazar bakımından incelenen teşebbüsün ilgili pazardaki konumunun birincil
göstergesinin teşebbüsün sahip olduğu pazar payı olduğu, elektriğin perakende satışı
bakımından pazar paylarının tüketim bazlı olarak hesaplanması ile gelir bazlı olarak
hesaplanması arasında bir farklılığın bulunmadığı belirtilmiştir.
(819) Diğer taraftan, bir tedarik şirketinin hizmet sunduğu sayaç sayısı ile elde ettiği gelir arasında
herhangi ilişki bulunmadığı, bu durumda sayaç bazlı pazar paylarının dikkate alınmasının
esasen sağlıklı bir sonuç da veremeyeceği, mobil elektronik haberleşme pazarında şebeke
dışsallıklarının varlığı, pazarda faaliyet gösteren işletmecilerin abone sayılarının pazar
gücü üzerinde belirleyici bir etken olmasına yol açtığı, bu sebepten ötürü söz konusu
pazara dair incelemelerde abone bazlı pazar paylarına önem atfedilmesi anlamlı
olabilecekken elektriğin perakende satışı bakımından şebeke dışsallıklarının herhangi bir
rol oynamasının kesinlikle söz konusu olmadığı, dolayısıyla, bu pazarda faaliyet gösteren
teşebbüsler bakımından abone/sayaç bazlı pazar paylarının pazar gücünün takdiri
bakımından hiçbir anlam ifade etmeyeceği öne sürülmüştür.
(820) İkili anlaşma yapan serbest tüketiciler ile serbest tüketici niteliğini haiz ancak GTŞ'lerin
portföyünde düzenlenen tarifelerden elektrik alan abonelerin aynı ilgili ürün pazarında
değerlendiriliyor olması talep tarafında sadece rakamlara bakılarak bir ikame ilişkisi olduğu
kabul edilse bile bunun arz tarafı için söylenemeyeceği, ilgili ürün pazarı tanımında prensip
18-27/461-224
310/436
olarak pazarın hem arz hem de talep tarafındaki ikame olanaklarına bakılması gerektiği
belirtilmiştir.
(821) Dosyada serbest tüketiciler ile serbest olmayan tüketiciler arasında bir ayrım gözetildiği ve
bu ayrımın yerinde olduğu, diğer taraftan, serbest tüketicilerden kastedilenin dosyada
benimsenen görüş aksine, serbest tüketici olma hakkını kullanarak ikili anlaşmalar
çerçevesinde GTŞ'lerden veya BTŞ’lerden hizmet alan tüketiciler olduğu, serbest tüketici
limitini aşmasına rağmen herhangi bir tedarikçi ile ikili anlaşma imzalamamış olanları
kapsamadığı hususları ifade edilmektedir.
(822) GDF/Suez Kararı'nda Fransız doğalgaz ve elektrik piyasaları bakımından serbest tüketici
limitini aşan kullanıcıların bir kez serbest piyasadan alım yapmaya başlamaları halinde bir
daha düzenlenen tarife üzerinden alım yapmalarının mümkün olmadığı, serbest piyasadan
tedarik ile düzenlenen piyasadan tedarik arasında ikame edilebilirlik olmadığı, bu sebepten
serbest piyasadan alım yapan serbest tüketiciler bakımından ayrı bir ilgili ürün pazarı
tanımlanabileceğinin ifade edildiğin belirtilmektedir.
(823) Komisyon Fransa Uzun Süreli Sözleşmeler Kararı’nda188 ilgili pazarın ikiye ayrılmasında
düzenleyici kuralların yanı sıra kullanıcılara düzenlenen tarifeler ile sunulan fiyatlar ve
serbest piyasada sunulan fiyatlar arasındaki farklılığın da etkili olduğu, Komisyon’un
düzenlenen tarife üzerinden elektrik enerjisi alımı yapan kullanıcıların düzenlenen
fiyatlarda küçük ama önemli ve kalıcı bir artış yaşanması durumunda dahi, serbest
piyasadaki alternatif tedarikçilerin sunduğu ürüne kayma yönünde bir eğilim
göstermediğinin belirtildiği, ilgili ürün pazarının anılan şekilde ayrılması gerektiği iddia
edilmiştir.
(824) Dosyada düzenlenen tarife ile serbest piyasa fiyatları arasında ciddi bir farklılık
bulunmadığının gösterildiği ve bu itibarla serbest tüketici limiti üzerinde bulunan
kullanıcılardan düzenlenen tarifeler üzerinden alım yapanlar ile serbest piyasada alım
yapanların aynı ilgili ürün pazarı içerisinde değerlendirilmesi gerektiğinin ifade edildiği,
soruşturma dönemi boyunca düzenlenen tarifeler her ne kadar sanayi, ticarethane ve
mesken aboneleri bakımından ortaya konmuşsa da söz konusu tarifeler ile ikame olduğu
ileri sürülen fiilen uygulanmış serbest piyasa fiyatlarının bir ortalamasına yer verilmediği,
anılan müşteri grupları bakımından sunulan serbest piyasa fiyatları ile düzenlenen tarifeler
arasındaki fiili fiyat farklılaşmasının ve sonuçlarının analiz edilmediği, bu sebepten yetersiz
analize dayalı varsayımlar üzerinden ortaya konan ilgili ürün pazarı değerlendirmesinin
dikkate alınmaması gerektiği savunulmuştur.
(825) Türkiye’de elektriğin nihai olarak düzenlenen tarife kapsamında satılacak olması
durumunda arz koşullarının tamamen farklılaştığı, bu büyük farklılığın ilgili ürün pazarının
tanımlanması noktasında dikkate alınması gerektiği dile getirilmiştir. Mevcut durumda
elektriğin TETAŞ tarafından GTŞ’Iere satışına dair fiyat ve koşullar ile GTŞ'Ier tarafından
son kullanıma satışına dair fiyat ve koşulların doğrudan EPDK tarafından belirlendiği ve
piyasada faaliyet gösteren teşebbüslerin bu noktada hiçbir söz hakkı bulunmadığı, öte
yandan, kullanıcılara ikili anlaşmalar kapsamında satılan elektrik bakımından tamamen
serbest piyasa koşullarının işlediği, bu sebepten Türkiye'deki regülasyonlar dolayısıyla ikili
anlaşmalar çerçevesinde satılan elektrik ile düzenlenen tarifeler kapsamında satılan
elektriğin tamamen farklılaştığı ifade edilmiştir.
(826) Farklılaşan elektrik türlerinin rekabet otoritelerince farklı ilgili ürün pazarlarına dahil
edilmesinin AB'de de yaygın bir uygulama olduğu, Komisyon189 ve Alman Rekabet Otoritesi
Bundeskartellamt’ın190, çeşitli kararlarında akıllı sayacı bulunan ve dolayısıyla tüketimi
188 Case COMP/39 386 — para 18.
189 Case No COMP/M.5496, Case No COMP/M.3868.
190 Bundeskartellamt 12.03.2007 tarih ve B 8-62/06 sayılı RWE Energy/SaarFerngas kararı.
18-27/461-224
311/436
anlık (veya belli aralıklarla) takip edilebilen kullanıcılar ile akıllı sayacı bulunmayan
kullanıcıların aynı ilgili ürün pazarında olduğunun kabul edilemeyeceğini ifade ettiği
belirtilmiştir.
(827) GTŞ’lerin düzenlenen tarifeler kapsamında hizmet sunduğu daha fazla müşterisi
olmasının, GTŞ’Ierin üreticilerle rakip tedarikçilere kıyasen daha avantajlı ikili anlaşmalar
yapmasına hiçbir şekilde katkı sağlamayacağı ifade edilmiştir. Düzenlenen tarifelerin
belirlenmesinde kamu politikalarının belirleyici bir rol oynadığı, ayrıca düzenlenen tarifeler
ile tüketiciye sunulan elektrik enerjisinin, ikili anlaşmalar kapsamında tüketiciye sunulan
ürün ile arz yönlü ikamesinin bulunmadı öne sürülmüştür.
(828) Düzenlenen tarifeler ile tüketicilere sunulan koşulların herhangi bir surette GTŞ'lerin pazar
gücünü yansıtmadığı, zira söz konusu faaliyetler kapsamında sahip olunan portföye ilişkin
fiyatlama stratejilerinin GTŞ'nin inisiyatifinde olmadığı ve elde edilen kar marjının dahi
EPDK tarafından belirlendiği, ek olarak PTF ile YEK maliyetlerinin düzenlenen tarife
fiyatları üzerine çıktığı dönemlerde GTŞ'lerin düzenlenen tarife portföylerinde bulunan
müşterilere ilişkin artışın da söz konusu kamu politikaları ve düzenleyici otorite
tercihlerinden kaynaklandığı ve bu nedenle teşebbüsün pazar payında gerçekleşen
artışların hiçbir surette ikili anlaşmaların gerçekleştirildiği serbest piyasa aktörlerinin
davranışları veya serbest piyasa koşullarını yansıtmadığı dile getirilmiştir.
(829) Kurul'un dağıtım özelleştirmelerine ilişkin kararlarında191 da benimsendiği üzere elektriğin
perakende satışı pazarı bakımından piyasanın serbestleşme sürecinde sürekli bir değişim
içerisinde olması nedeniyle dinamik bir şekilde değerlendirilmesi gerektiği belirtilmektedir.
(830) Son Kaynak Tedariki Tebliği’nin de mevcut soruşturma bakımından ilgili pazar
tanımlanırken dikkate alınması gerektiği, düzenleyici çerçeveden kaynaklanan birtakım
ilave ayrışmaların da mevcut olduğu, perakende satış sözleşmeleri bakımından öngörülen
ve tüketiciyi korumayı amaçlayan hükümlerin bulunduğu THY’de yer alanların serbest
piyasa koşulları ile yapılan alımlara ilişkin imzalanan ikili anlaşmalarında söz konusu
olmadığı, dolayısıyla ikili anlaşma kapsamında tedarik edilen elektrik enerjisi ile PSS ile
tedarik edilen elektrik enerjisinin birbirinden farklı ürünler olduğu öne sürülmektedir.
(831) Dosyada GTŞ'lerin faaliyet gösterdikleri dağıtım bölgesi temel alınarak bu şirketlerin pazar
güçlerinin ölçülmesi eğilimi dikkate alındığında, Integra/Thüga Kararı'nın192 Alman
perakende elektrik satışı pazarının içinde bulunduğu koşulların Türkiye'deki pazar yapısı
ile benzeştiği dile getirilmiştir. Serbest tüketicilere düzenlenen tarife ile sağlanan elektrik
fiyatlarının EPDK tarafından üç aylık dönemler içerisinde belirlenen tarifeler ile
belirlenmesinin, söz konusu alımlara ilişkin koşullar bakımından kullanıcı ile GTŞ arasında
herhangi bir müzakere yapılmamasının, serbest tüketicilere düzenlenen tarifeler üzerinden
sağlanan ürüne ilişkin şart ve koşullar ile alım ilişkisinin gerçekleşmesi için yapılan PSS’de
bulunması gereken unsurlar da dahil olmak üzere tamamen elektrik piyasası mevzuatı ve
düzenleyici otorite tarafından belirlenmesinin, Türkiye pazarı bakımından serbest tüketici
limitini aşan kullanıcılara düzenlenen tarife üzerinden sağlanan ürünün Integra/Thüga
Kararı'nda da benimsendiği, anılan kararda üç farklı ilgili ürün pazarı tanımı
gerçekleştirildiği, birincisinin SLP (100 MWh yıllık tüketim limitinin altında kalan kullanıcılar)
kullanıcılarına genel koşul ve tarifeler (düzenlenen tarife) üzerinden gerçekleştirilen
perakende elektrik satışı olduğu, ikincisinin SLP kullanıcılarına özel anlaşmalar (ikili
anlaşma) kapsamında gerçekleştirilen perakende elektrik satışı olduğu, üçüncüsünün SLP
kullanıcılarına alan ısıtması için genel koşul ve tarifeler üzerinden gerçekleştirilen
perakende elektrik satışı olduğu, bu nedenle, serbest tüketici limitini aşmasına rağmen
düzenlenen tarifeler kapsamında elektrik almaya devam eden kullanıcıların, ikili anlaşmalar
191 11.04.2013 tarih ve 13-21/286-137 sayılı ve 11.04.2013 tarih ve 13-21/283-134 sayılı kararlar.
192 Bundeskartellamt, 30.11.2009, 88-107/09 sayılı karar; Integra/Thüga, para. 32.
18-27/461-224
312/436
kapsamında elektrik alan kullanıcılarla aynı ilgili ürün pazarında yer almamasının ve somut
olay bakımından, ilgili ürün pazarında yalnızca ikili anlaşmalar kapsamında elektrik alan
müşterilerin yer almasının gerektiği hususları ifade edilmektedir.
(832) Kurul'un 16.12.2010 tarihli ve 10-78/1645-609 sayılı kararında ilgili ürün pazarının
tanımlanmasında tüketim büyüklüklerinin dikkate alınarak pazarın "hanehalkları ile küçük
ölçekli endüstriyel/ticari tüketicilere yapılan perakende satışlar" olarak belirlendiği, Sektör
Araştırması'nda, piyasa ile ilgili gerçekleştirilecek değerlendirmelerde büyük tüketim
hacimli kullanıcıların küçük tüketim hacimli kullanıcılardan ayrılması gerektiği ve bu
kullanıcılar bakımından belli başlı arz ve talep yönlü farklılıklar bulunduğunun ifade edildiği,
bunlar dışında Kurul'un geçmiş tarihli kararlarının ilgili ürün pazarının kullanıcı tiplerine
dayalı olarak alt pazarlara ayrılması gerektiğini net biçimde ortaya koysa da bu ayrımın
nasıl yapılması gerektiği noktasında henüz içtihat niteliğinde bir karar bulunmadığı dile
getirilmiştir.
(833) Komisyon'un EDF/London Electricity Kararı’nda talebi 100 KW üzerinde olan kullanıcılar
ile bu kullanıcılar bakımından farklı ilgili ürün pazarları tanımlandığı, EDF/Dalkia
Kararı'nda193 yıllık tüketimi 36 Kw'a kadar olan tüketicilerin mesken grubunda, yıllık tüketimi
36 Kw’a ile 7 gWh aralığında olan müşterilerin küçük sanayi ve ticarethane grubunda, yıllık
tüketimleri 7 gWh'ın üzerinde bulunan müşterilerin ise büyük sanayi müşterileri grubunda
tanımlanabileceğinin ifade edildiği belirtilmektedir. Benzer şekilde E.ON/MOL Kararı'nda194
elektriğin perakende satışına ilişkin ilgili ürün pazarının (i) mesken kullanıcılarına elektriğin
perakende satışı, (ii) küçük ölçekli endüstriyel ve ticari kullanıcılara elektriğin perakende
satışı ve (iii) orta ve büyük ölçekli kullanıcılara elektriğin perakende satışı pazarları olarak
tanımladığı, yine GDF Suez Kararı’nda elektriğin perakende satışına dair ilgili ürün
pazarının büyük ölçekli endüstriyel ve ticari kullanıcılar, küçük [ve orta] ölçekli endüstriyel
ve ticari kullanıcılar ve mesken kullanıcıları şeklinde olmak üzere üçe ayrılması gerektiğinin
ifade edildiği dile getirilmiştir. Mesken kullanıcılarını diğer kullanıcı tiplerinden ayırmak son
derece kolay olsa da büyük endüstriyel ve ticari kullanıcılar ile küçük ve orta ölçeklilerin
ayrılması için aynı durumum geçerli olmadığı, bu ayrımın yapılabilmesi için belli bir tüketim
miktarı eşiğinin belirlenmesi gerektiği, Komisyon'un EDF Kararı’nın bu eşiğin tespiti
noktasında yol gösterici olabileceği dolayısıyla yıllık 7 gWh'lik tüketim miktarının eşik olarak
belirlenebileceğinin ifade edildiği de belirtilmiştir.
(834) Komisyon tarafından büyük endüstriyel ve ticari kullanıcılar ile küçük ve orta ölçekli
endüstriyel ve ticari kullanıcıların ayrıştırılması noktasında ülkesel olarak değişiklik
gösterebilecek regülasyonlardan ziyade büyük ölçüde genel geçer nitelikte olan iktisadi
tespitlere dayandırıldığı, bu tespitlerin Türkiye bakımından da geçerli olacağı, talep tarafına
ilişkin örnek vermek gerekirse; Türkiye’de de büyük ölçekli kullanıcıların oldukça istikrarlı
bir tüketim yapısı olduğu ve tüketim miktarlarının (yine hafta sonları hariç) çok yüksek
seviyelerde seyrettiği, tüketim seviyelerinin yüksekliğinin bu kullanıcılara ciddi bir pazarlık
gücü verdiği ve dolayısıyla bunlara uygulanan fiyatların diğer kullanıcılara uygulanan
fiyatların önemli miktarda altında kaldığı, yine, bu tip kullanıcıların talep esnekliklerinin
yüksek olduğu ve sıkça tedarikçi değiştirebildikleri, DUY gereğince tüketimi belli limitlerin
üzerinde olan kullanıcılar bakımından otomatik sayaç okuma sistemlerinin (OSOS)
kurulması gerektiği ve tüketimlerinin anlık olarak ölçülebildiği, Türkiye’de büyük endüstriyel
ve ticari kullanıcıların tamamının, küçük ve orta ölçekli endüstriyel ve ticari kullanıcıların ise
bir bölümünün OSOS kapsamında yer aldığı öne sürülmüştür. Türkiye'de de büyük ölçekli
endüstriyel ve ticari kullanıcılara perakende elektrik satışının farklı dinamikleri haiz ayrı bir
ilgili ürün pazarı teşkil ettiği ileri sürülmüştür.
193 Case M.7137.
194 Case No COMP/M.3696 E.ON/MOL, para 208.
18-27/461-224
313/436
(835) Komisyon'un küçük ve orta ölçekli endüstriyel ve ticari kullanıcılar ile mesken kullanıcılarını
ayrıştırmasında ise tüketim yapısına ve miktarına dayalı farklılıkların yanı sıra, yasal
mevzuattan kaynaklanan farklılıkların da önemli rol oynadığı, mesken kullanıcılarına
sunulan sözleşme şartlarının TKHK’ya uygun olarak düzenlendiği ve diğer kullanıcı
gruplarına uygulanan şartlardan farklılaştığı, ayrıca, düşük seyreden tüketim profiline sahip
olmaları itibariyle mesken kullanıcılarının tedarik şirketleri nezdinde yüksek kar oranları
vaat etmediği, mesken kullanıcılarının tedarik şirketleri gözünde diğer kullanıcı gruplarına
göre daha az önem arz ettiği ve pazarlama stratejilerinde bu kullanıcılara daha az önem
verildiği, bu çerçevesinde, Komisyon uygulaması ile paralel olarak, Türkiye'de de mesken
aboneleri için küçük ve orta ölçekli endüstriyel ve ticari kullanıcılardan ayrı bir ilgili ürün
pazarı tanımlanması gerektiği iddia edilmiştir.
(836) Büyük endüstriyel ve ticari kullanıcılar ile küçük ve orta ölçekli endüstriyel ve ticari
kullanıcılar arasındaki ayrımda EDF Kararı’nda kabul edilen yıllık 7 gWh'lik tüketim eşiğinin
kullanılmasının yerinde olacağı savunulmuştur.
(837) Dosyada ilgili ürün pazarı tanımlarında en büyük problemin talep tarafında ölçekten
kaynaklanan farklılıkların tamamen göz ardı edildiği, EPDK tarafından benimsenen
mesken, ticarethane ve sanayi kullanıcıları olarak üçe ayrılma metodu uygulandığı, EPDK
tarafından ticarethane segmenti bakımından gerçekleştirilen ayrımın ilgili pazar tanımında
esas alınması durumunda mevcut soruşturmanın amacı bakımından sağlıklı neticeler
vermeyeceği bildirilmiştir.
(838) 2018 yılı başlangıcı itibariyle Son Kaynak Tedariki Tebliği’nin yürürlüğe girdiği ve bu
düzenleme ile EPDK tarafından belirlenen tarifeler üzerinde kamu politikalarının etkisinin
azaltılmasının hedeflendiği, bu kapsamda müşteri gruplarının yüksek ve düşük tüketimli
olarak ikiye ayrılacağı ve yüksek tüketimli müşterilere yönelik açıklanacak tarifelerin maliyet
esaslı hesaplanacağının öngörüldüğü, bu doğrultuda mevcut soruşturma kapsamında
ticarethane abone grubunda yer alan büyük ve küçük tüketimli müşterilerin aynı ilgili ürün
pazarı kapsamında değerlendirilmesinin dayanaktan yoksun bir yaklaşım olduğu iddia
edilmiştir.
(839) Komisyon'un Verbund/Energie195 Kararı’nda büyük müşteriler ile kitlesel müşteriler
arasında ayrım yapmasının temel nedeninin bu müşterilerin yıllık tüketim miktarlarındaki
farklılık olduğunun ifade edildiği, söz konusu ayrımın yıllık 100.000 KWh tüketim eşiği
üzerinden gerçekleştirildiği, büyük müşterilerin küçük müşterilerden ayrılmasının bir
nedeninin de bu müşterilerin küçük müşterilere nazaran fiyatlara daha duyarlı olmasından
ve tedarikçi değişikliklerine daha açık olmasında kaynaklandığının açıklandığı belirtilmiştir.
(840) Ticarethane abone grubu bakımından piyasadaki tedarikçilerin gerçekleştirdiği pazarlama
faaliyetleri incelenecek olursa, tedarikçilerin küçük ve orta ölçekli sanayi ve ticarethane
kullanıcılarını içine alan kitlesel müşterilere yönelik genel pazarlama faaliyetleri yürüttüğü,
öte yandan büyük ölçekli sanayi ve ticarethane müşterilerinin, kitlesel müşteri grubuna
nazaran daha yüksek getiri beklentisi yaratması ve bu müşteri grubunun fiyatlardaki
değişikliklere göre taleplerini farklı tedarikçilere kaydırma ihtimalinin, kitlesel segment
içerisinde yer alan küçük ölçekli işletmelere nazaran daha yüksek olması nedeniyle bu
müşterilere yönelik doğrudan pazarlama faaliyetleri gerçekleştirildiği ifade edilmiştir.
(841) Ayrıca, her ne kadar anılan tüketicilerin gün içerisinde çekiş yaptıkları yük profili birbirine
benzerlik gösterse de alım hacmindeki farklılıklar nedeniyle söz konusu alıcıların
sağlayıcılar nezdindeki alıcı gücü ve buna karşılık elektrik enerjisi alımı gerçekleştirdikleri
birim fiyatların oldukça farklı olduklarının bilindiği, sanayi müşterilerinin yeknesak bir
biçimde tüketimlerini günün herhangi bir saatine kaydırmalarının mümkün olmadığı ve
195 Case M.2947, Verbund/Energie, para. 34
18-27/461-224
314/436
bölge bazında bu konunun farklılık gösterdiği, bu kapsamda ayrıca ticarethane segmenti
müşterileri ile sanayi segmenti müşterilerinin günlük tüketim alışkanlıkları bakımından
benzerlikler bulunduğu, söz konusu tüketim alışkanlıkları bakımından bölgesel farklılıklar
olduğu, ve bu farklılıkların her dağıtım bölgesi özelinde tek tek analiz edilmesi gerektiği, bu
noktada ikili anlaşmalar pazarından alım yapan serbest tüketicilerin alt gruplara
ayrılmasında bir tüketim miktarı eşiğinin benimsenmesinin yukarıda açıklanan çelişkili
durumu bertaraf edeceği ve ilgili pazarın tanımlanması noktasında daha sağlıklı sonuçlar
vereceği ileri sürülmüştür.
(842) Son Kaynak Tedariki Tebliği’nin 5. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarında "Son kaynak
tedariki kapsamında enerji tüketen tüketiciler yüksek tüketimli tüketiciler ile düşük tüketimli
tüketicilerden oluşur. Kurul, son kaynak tüketici gruplarını belirleyen tüketim miktarını
piyasanın gelişimine bağlı olarak sosyal ve ekonomik durumları dikkate alarak her yıl
belirler." hükümlerinin yer aldığı, bu maddelerin EPDK'nın müşterileri tüketim hacimlerini
dikkate alarak sınıflandırılmasının piyasa yapısına ve söz konusu alıcıların arz ve talep
yönlü koşullar bakımından daha sağlıklı bir şekilde konumlandırılmasına katkıda
bulunacağı görüşünde olduğunu ortaya koyduğu ileri sürülmüştür.
(843) Dünyadan örnekler vermek gerekirse ABD'de yer alan Pacific Gas and Electricity
Company’in, müşterilerini aylık 20 kW ve altında tüketime sahip küçük, aylık 20 ila 500 kW
tüketime sahip orta ve aylık 500 kW tüketimin üzerinde tüketime sahip büyük müşteriler
olarak sınıflandırdığı196, Vancouver Kanada'da faaliyet gösteren FortisBC isimli tedarikçinin
küçük ticarethane müşterilerini aylık 40 kW'ye kadar tüketimli müşteriler, ticarethane
müşterilerini ise tüketimleri aylık 40 kW ve 500 kW arasında olan müşteriler olarak
tanımladığı197, son olarak Avusturalya düzenleyici otoritesinin yıllık tüketimleri 100
mWh'dan düşük mesken ve ticarethane müşterilerini küçük kullanıcılar, yıllık tüketimi 100
mWh'ın üzerindeki tüketicileri ise büyük tüketiciler olarak nitelendirdiği198 belirtilmiştir.
(844) İlgili ürün pazarlarının doğru biçimde tanımlanması için müşterilerin tüketim miktarlarının
arz ve talep yapısı üzerindeki etkilerinin ve EPDK tarafından belirlenen kullanıcı tiplerinin
de ayrıca dikkate alınması gerektiği, EPDK'nın da dosya kapsamında benimsenen müşteri
ayrımını artık benimsemediği, tüketim hacmi bazlı bir ayrımı benimsediği bildirilmiştir.
(845) Talep yönlü bir farklılık olarak değerlendirilen dağıtım bedelinin, iletim hattından bağlı
sanayi segmenti müşterilerinin yüksek voltajlı elektriği düşük voltajlı elektriğe çevirebilmesi
için katlandığı yatırım maliyeti ile karşılaştırılmasının, iletim hattından bağlı ve dağıtım
hattından bağlı sanayi segmenti kullanıcılarının ayrı ilgili pazarlarda olduğunun
gösterilebilmesi bakımından gerekli olduğu hususları ifade edilmektedir.
(846) Sonuç olarak ilgili ürün pazarı tanımlarının mehaz uygulamaya uygun şekilde aşağıdaki
gibi olması gerektiği savunulmuştur:
Elektriğin ikili anlaşmalar kapsamında mesken kullanıcılarına satışı pazarı,
Elektriğin ikili anlaşmalar kapsamında yıllık 7 gWh altında tüketimi olan küçük ve
orta ölçekli endüstriyel ve ticari kullanıcılarına satışı pazarı,
Elektriğin ikili anlaşmalar kapsamında yıllık 7 gWh üzerinde tüketimi olan büyük
ölçekli endüstriyel ve ticari kullanıcılara satışı pazarı.
196
197
ult.aspx
198 DESIGN NAME=print-quide Son erişim tarihi 23 Ocak 2018>
18-27/461-224
315/436
I.7.6.2. İlgili Ürün Pazarı Tanımına İlişkin Savunmaların Değerlendirilmesi
(847) Düzenleyici otoritenin getirmiş olduğu sınıflandırmanın ilgili pazarın tanımlanmasında esas
alınmasının yerinde olmadığı savunması hakkında; söz konusu sınıflandırma (mesken,
ticarethane ve sanayi) neticesinde belirlenmiş olan tarifeler piyasada vuku bulan rekabetin
bir anlamda sınırlarını belirlemektedir, öyle ki, piyasada tarife üzerinden verilen indirimler
çok yaygın bir uygulamadır. Öte yandan, mesken grubunda yer alan bir tüketici mesken
tarifesine ilişkin ne kadar zam yapılırsa yapılsın, tarifesi daha uygun olan sanayi grubuna
dahil olamayacak, diğer bir ifadeyle herhangi bir talep kayması gerçekleşmeyecektir. Bu
anlamda düzenleyici tarafından oluşturulan sınıflandırma yapay da olsa, piyasadaki
rekabet dinamiklerini belirlemesi sebebiyle ilgili pazar tanımına esas teşkil etmek
zorundadır, asıl aksi durumun piyasanın gerçek şartlarının dikkate alınmamasına yol
açacağı değerlendirilmektedir.
(848) Belirli tüketici grupları için yeterli sayıda/güçte BTŞ’nin hizmet sunamaması gibi ilgili pazar
analizinde tam karşılığı olmayan bir kriterin tersten bir yaklaşımla önce GTŞ’lerin hakim
durumda olduğu tespitinde, sonrasında da ilgili pazar tanımı için kullanılmasının uygun
olmadığı, böyle bir durumun hakim durumun tespitinde önemli olabilecek mevcut rakip
ve/veya potansiyel rakip değerlendirilmesinin ilgili pazar tanıma yansıtılması anlamına
geleceği savunması için belirtilmelidir ki dosyada ilk olarak ilgili pazar, sonrasında ise hakim
durum analizine yer verilmiştir. Bilindiği üzere elektrik ve elektriğe benzer şebeke
endüstrilerinde serbestleşmenin başlama anında yerleşik olan sağlayıcının sahip olduğu
pazar payı %100 olmaktadır, serbestleşmenin ve buna paralel olarak rekabetin
gelişmesiyle birlikte yerleşik sağlayıcıların pazar payı kaybına uğramaları söz konusu
olmaktadır, anılan pazar payı kaybı diğer bir yanıyla rakip sağlayıcıların yerleşik sağlayıcı
karşısında müşterilere sunulan alternatif seçeneğin gücünü belirlemektedir. Bu sebeple
bağımsız tedarikçilerin GTŞ’ler karşısında yeterince pazar payı kazanıp kazanamaması
ilgili coğrafi pazarın tanımlanmasında kullanılabilecek önemli bir husustur.
(849) Mesken müşterilerinin ağırlıklı olarak GTŞ’nin portföyünde yer almasının tek gerekçesinin
GTŞ’lerin yeterli indirim oranı sunamaması olduğunun öne sürülmesinin gerçeği
yansıtmayan bir durum olduğu savunması da değerlendirilmiştir. Piyasadaki mevcut
durumun mesken müşterilerinin düşük fiyat hassasiyetine ve bilinç seviyesine sahip
olmalarının, mesken segmentine giriş yapmak isteyen tedarikçilerin sahada ciddi bir satış-
pazarlama operasyonu yönetmesi, imaj yaratması ve müşteriye ek faydalar sunmasının
piyasadaki kar marjlarına bağlı olarak zor olması gibi nedenlerden kaynaklandığı
görülecektir.
(850) Düşük kar oranları gibi hususların piyasanın yapısal sorunu olduğu GTŞ’lerin bu durumun
sorumlusu/kaynağı değil anılan tabloya maruz kalarak pazarda faaliyet göstermeye çalışan
oyuncular olduğu savunması hakkında; dosyanın hiçbir yerinde piyasadaki düşük kar marjı
gibi hususların müsebbibinin GTŞ’ler olduğuna ilişkin bir görüş/ibare/yorum
bulunmamaktadır. Dosyada ifade edilen husus, yapısal olarak hassas bir dengede bulunan
elektrik perakende satış faaliyetinin hakim durumun kötüye kullanılması şeklinde cereyan
edecek davranışların etkisine çok daha açık olduğudur.
(851) İletim ve dağıtım seviyesinden sisteme bağlı bulunan sanayi müşterilerinin birbirlerine
ikame kabul edilmemelerinin sebebinin tüketici grupları arasındaki tüketim hacimleri ile
dağıtım ve reaktif bedel harcamalarındaki farklılığa dayandırıldığı, söz konusu dayanağın
yeterli olmadığı, bu kapsamda iki kullanıcı türüne sunulan fiyat tarifelerinin birbiri ile
karşılaştırılması ve dağıtım ile iletim seviyelerinde yer alan kullanıcılar arasındaki
geçişkenliğin incelenmesi gerektiği savunması da yapılmıştır. Komisyon’un EDF/Dalkia199
199 Case M.7137
18-27/461-224
316/436
ile EDF/Segebel200 kararlarında yüksek tüketim hacmine ve sisteme yapılan bağlantı
seviyesine göre farklı ilgili ürün pazarlarının belirlendiği görülmektedir. Ülkemizdeki dağıtım
ile iletim tarifelerin karşılaştırılması şu şekildedir:
Grafik 140: Tek Zamanlı Sanayi Müşterisinin İletim ve Orta Gerilimde Karşılaştığı Maliyetler (Kr/kWh)
(852) Grafikten de görüleceği üzere, iletim seviyesinden sisteme bağlı bulunan sanayi müşterisi
ile dağıtım seviyesinden sisteme bağlı bulunan sanayi müşterisinin katlandığı maliyetler
arasında dağıtım hizmet bedelinden kaynaklı olarak kWh başına yaklaşık beş kuruşluk bir
fark bulunmaktadır. Sanayi müşterilerinin yüksek hacimli tüketime sahip olduğu
düşünüldüğünde, söz konusu beş kuruşluk farkın hem sanayi müşterilerinin talebini hem
de sanayi müşterilerine elektrik tedarik etmek isteyen tedarikçilerin arzını etkileyecek
nitelikte olduğu değerlendirilmektedir. Anılan maliyet farklılığı nedeniyle iletimden bağlı
bulunan müşterilerle dağıtımdan bağlı bulunan müşterilerin rekabet koşullarının değişmesi
nedeniyle farklı pazarlarda oldukları tespit edilmektedir.
(853) Türk rekabet hukuku uygulamasında ana kuralın pazar paylarının gelir bazlı olarak
hesaplanması olduğu, ancak ilgili pazarın özellikleri dolayısıyla gerekli olması halinde farklı
parametrelerin dikkate alınmasının mümkün olabileceği, elektrik perakende satışı
bakımından pazar paylarının tüketim bazlı hesaplanması ile gelir bazlı hesaplanması
arasında bir farklılık bulunmadığı, sayaç bazlı pazar paylarının kullanılmasının yerinde
olmadığı, bir tedarik şirketinin hizmet sunduğu sayaç sayısı ile elde ettiği gelir arasında
herhangi bir ilişki bulunmadığı, sayaç bazlı pazar payının dikkate alınmasının ana kuraldan
bir sapma olduğu, bu nedenle sapmanın gerekçelendirilmesi gerektiği, elektronik
haberleşme piyasalarında şebeke dışsallığı olması nedeniyle abone bazlı pazar payının
hesaplanmasının mantıklı olduğu, ancak elektrik piyasaları bakımından böyle bir durumun
söz konusu olmadığı savunması da incelenmiştir. İşbu soruşturma kapsamında sadece
sayaç sayısına dayalı bir pazar payı hesaplamamasına gidilmemiş olup, pazar paylarının
hesaplanmasında hem sayaç sayıları hem de tüketim miktarı esas alınmıştır. Bu bakış
açısının sebebi hem tüketim miktarının hem de sayaç sayısının piyasadaki duruma ilişkin
parametre olmasıdır. Buna ek olarak, sayaç sayısı pazar payı analizleri yapılması işbu
soruşturmaya özgü değildir. Öyle ki Kurul’un 01.06.2016 tarih ve 16-19/308-137 sayılı
kararında sayaç sayısına dayanan pazar analizleri, 26.10.2017 tarih ve 17-35/538-229
200 Case M. 5549
0,000
2,000
4,000
6,000
8,000
10,000
12,000
14,000
16,000
18,000
20,000
22,000
24,000
26,000
28,000
İletim Orta Gerilim
Perkanede Satış Bedeli (Kr/Kwh) Dağıtım Bedeli (Kr/KWh)
18-27/461-224
317/436
sayılı ve 11.01.2017 tarih ve 17-02/15-6 sayılı kararlarında da hem tüketim hem de sayaç
bazlı bir yaklaşım benimsenmiştir. Yine Kurum tarafından 19.01.2015 tarihinde yayımlanan
Sektör Araştırması’nda tedarikçilerin sahip oldukları sayaç sayısına dayanan analizler
yapılmıştır201. Nitekim dosyada da her bir müşteri grubu bazında hem tüketim hem de
sayaç bazlı olarak piyasa verilerinin dikkate alındığı görülecektir.
(854) Ayrıca bir tedarikçinin sahip olduğu sayaç sayısının fazla olmasının ilgili tedarikçinin
karşılaşacağı tahsilat ve dengesizlik risklerini azalttığı ve sahip olunan sayaçların ilgili
tedarikçi nezdinde birer sanal ağı202 temsil ettiği değerlendirilmektedir. Bunun yanında,
perakende elektrik piyasasında referans etkisinin öneminden de bahsedilmelidir. Bir
tüketicinin tanış olduğu çevresindeki bireylerin hangi tedarikçiden alım yaptığı, tedarikçi
değişikliğine gidip gitmediği hususlarının o tüketicinin tedarikçi değişikliği ve tedarikçi seçim
kararları üzerinde kayda değer bir etkiye sahip olması anlamına gelen referans etkisinin
önemi, bu piyasalar bakımından sayaç bazlı pazar payını, pazar gücüne dair bir gösterge
haline getirmektedir.
(855) Elektrik perakende satış faaliyeti bakımından gerçekleştirilecek değerlendirmelerde
Komisyon kararlarının tam anlamıyla yol gösterici olmadığı zira AB üye ülkelerindeki yer
alan piyasa yapısı ile Türk piyasa yapısı arasında temel farklar bulunduğu, Komisyon
tarafından incelenen pazarların tamamında, tedarik şirketlerinin sattıkları elektriğin
tamamını (serbest olmayan tüketiciye satılan/ ikili anlaşma kapsamında satılan ayrımı
olmaksızın) spot piyasa üzerinden ve/veya uzun dönemli alım sözleşmeleri çerçevesinde
dilediği tedarikçiden yapabildiği, ülkemizde ise elektriğin nihai olarak düzenlenen tarife
kapsamında satılacak olması durumunda arz koşullarının tamamen farklılaştığı ve bu
büyük farklılaşmanın ilgili pazarın tanımlanmasında dikkate alınmasının zaruri olduğu,
Komisyon tarafından incelenen pazarların aksine, Türkiye’de elektrik piyasasına yönelik
regülasyonlar çerçevesinde GTŞ’lerin düzenlenen tarifeler kapsamında elektrik alan
kullanıcılara satacakları elektriğin tamamını, EPDK tarafından üç aylık dönemlerle
belirlenen tarifeler üzerinden TETAŞ’tan satın alma zorunluluğunun bulunduğu, GTŞ’lerin
son kullanıcıya yaptıkları satışların fiyat ve koşullarının EPDK tarafından belirlendiği ve
piyasada faaliyet gösteren tedarikçilerinin hiçbir söz hakkının bulunmadığı, öte yandan
kullanıcılarla yapılan ikili anlaşmalar kapsamında satılan elektrik bakımından tamamen
serbest piyasa koşullarının işlediği, her ne kadar elektrik teknik anlamda mutlak olarak
homojen bir ürün olsa da, Türkiye’deki regülasyonlar dolayısıyla ikili anlaşmalar
çerçevesinde satılan elektrik ile düzenlenen tarifeler kapsamında satılan elektriğin
tamamen farklılaştığı, Kurul’un ilgili pazar tanımına ilişkin değerlendirmelerinde, serbest
tüketici limitini aşmasına rağmen herhangi bir sebeple düzenlenen tarifeden elektrik almaya
devam eden kullanıcılara (son kaynak tedariki) satılan elektrik ile serbest tüketici limitini
aşan ve ikili anlaşmalar çerçevesinde elektrik alan kullanıcılara satılan elektriğin Türkiye’ye
özgü düzenleyici çerçeve dolayısıyla birbirinden tamamen farklı ürünler olduğunu mutlak
suretle dikkate alması gerektiği savunması da ele alınmıştır.
(856) Savunmada da belirtildiği üzere, AB veya diğer ülke örneklerindeki yaklaşımların birebir
alınması Türk elektrik piyasalarının yapısı nedeniyle sorun yaratabilecektir. Ancak serbest
tüketici hakkına sahip olup bu hakkı kullanmayan tüketicilerle, söz konusu hakkını kullanan
tüketicilerin aynı pazarda olduğuna ilişkin değerlendirmenin sorun yaratmayacağı
değerlendirilmektedir. Öyle ki, ilgili pazarın tanımlanmasında esas alınacak hususun
elektrik perakende satışına ilişkin talebin fiyat veya piyasadaki diğer değişkenler
çerçevesinde ikili anlaşma yapma ile düzenlenen tarifeye geçme arasında geçişliliğe sahip
201 s.33-35.
202 Sanal ağlar, bir teşebbüs tarafından sahip olunan sözleşmesel ilişkiler, mülkiyet hakları, kurallar,
standartlar, tüketici bilgileri gibi kurumsal verilerin tümünü ifade etmektedir.
18-27/461-224
318/436
olup olmamasıdır. Bu durumu kontrol etmek adına iktisadi analizler yapılabileceği gibi iki
statü arasındaki geçişkenliği ortaya koyan veriler de kullanılabilecektir.
(857) İlk olarak belirtilmelidir ki, Fransa’da olduğu gibi serbest tüketici hakkını kullanarak ikili
anlaşma yapan müşterinin bir daha düzenlenen tarifeler üzerinden elektrik alamaması gibi
bir durum ülkemizde söz konusu değildir, bu anlamda iki statü arasında “hukuki” olarak bir
geçişkenlik mevcuttur. Aşağıda son üç yıldaki geçişkenliğe ilişkin tablolara yer
verilmektedir.
Tablo 9: 2015 Yılı için Serbest Tüketici Hakkını Kullanan ve Kullanmayan Müşteri Geçişkenliği
K1’den İkili Anlaşmalara İkili Anlaşmalardan K1’e
Mesken 173.351 12.748
Ticarethane 150.643 27.844
Sanayi 675 264
Kaynak: Dağıtım Şirketleri
Tablo 10: 2016 Yılı için Serbest Tüketici Hakkını Kullanan ve Kullanmayan Müşteri Geçişkenliği
K1’den İkili Anlaşmalara İkili Anlaşmalardan K1’e
Mesken 282.551 16.533
Ticarethane 136.860 32.440
Sanayi 5.573 523
Kaynak: Dağıtım Şirketleri
Tablo 11: 2017 Yılı için Serbest Tüketici Hakkını Kullanan ve Kullanmayan Müşteri Geçişkenliği
K1’den İkili Anlaşmalara İkili Anlaşmalardan K1’e
Mesken 563.252 53.424
Ticarethane 88.529 42.457
Sanayi 661 4.335
Kaynak: Dağıtım Şirketleri
(858) Tablolardan görüldüğü üzere, serbest tüketici hakkını kullanmayan tüketicilerle, söz konusu
hakkı kullanmış olan tüketiciler arasında çok ciddi bir geçişkenlik bulunmakta, diğer bir
ifadeyle, talep piyasadaki değişimlere göre statüler arasında yer değiştirebilmektedir. Talep
bakımından aralarında böylesine bir geçişkenlik bulunan iki statünün aynı pazarda
bulunmasına ilişkin olarak ayrıca arz bakımından ayrı bir analizin yapılmasına gerek
olmadığı değerlendirilmektedir. Öte yandan talep taraflı aksaklıkların varlığı, düşük tüketici
akışkanlığı ilgili pazarlarda devam eden unsurlarken, serbest tüketici hakkını kazandığı
halde kullanmayıp düzenlenen tarifeler üzerinden elektrik enerjisi temin eden tüketicileri
serbest tüketici pazarlarında tanımlamamanın pazar gerçekleriyle uyuşmayacağı ve
GTŞ’lerin gerçek pazar güçlerini küçümsemek anlamına geleceği ifade edilmelidir.
(859) İlgili pazarın tanımlanmasındaki amacın inceleme konusu teşebbüslere rekabetçi baskı
yaratabilecek rakiplerin tespit edilmesi olduğu, bu doğrultuda özellikle düzenlenen tarifeler
ile tüketicilere sunulan koşulların herhangi bir surette GTŞ’nin pazar gücünü yansıtmadığı
zira söz konusu faaliyetler kapsamında sahip olunan portföye ilişkin fiyatlama stratejilerinin
GTŞ’nin inisiyatifinde olmadığı ve kar marjının EPDK tarafından belirlendiği savunması da
değerlendirilmiştir. GTŞ’lerin görevli tedarik şirketi unvanıyla düzenlenen tarifeler üzerinden
tedarik ettiği elektriğe ilişkin fiyatlar ve kar marjı EPDK tarafından belirlenmekle birlikte,
yapılan tedarikin kitlesel olduğu ve garanti bir kar marjı ile çalışıldığı düşünüldüğünde, söz
konusu tedarikin ilgili GTŞ bakımından çok ciddi bir düzenli gelir yarattığı aşikardır. Buna
ek olarak, yine görevli unvanına sahip olunması nedeniyle yerleşik şirketlerin faaliyet
gösterdikleri bölgelerde çok ciddi bir müşteri hizmet merkezi ağı, saha operasyonu ve
18-27/461-224
319/436
marka bilinirliği bulunmaktadır. Bu etmenler dikkate alındığında GTŞ’lerin düzenlemelere
tabi olmasının söz konusu şirketlerin pazar güçlerini artırmayacağına ilişkin bir düşüncenin
yanlış olacağı değerlendirilmektedir. Bunun yanında GTŞ’lerin isterlerse söz konusu
tüketicileri daha rekabetçi fiyatlarla serbest tüketici portföylerine katabileceklerdir.
(860) İlgili pazara ilişkin değerlendirme yapılırken dinamik analizlerin yapılması gerektiği, bu
anlamda Son Kaynak Tedariki Tebliği’nin mevcut soruşturma kapsamında ilgili pazar
tanımlanırken dikkate alınması gerektiği savunması hakkında da şunlar belirtilmelidir: İlgili
pazar tanımlarının yıllar içinde değişen piyasa koşulları çerçevesinde güncellenmesi ve
yeni yaklaşımlar geliştirilmesi, savunmada belirtilen “dinamik analiz” yapılmasının bir
sonucudur, bu bağlamda işbu dosyada ortaya konan pazar tanımlarının önceki Kurul
kararlarından farklılaşması kati suretle değişen piyasa gerçekliğinin bir sonucudur. Öte
yandan anılan yeni düzenleme çerçevesinde ortaya çıkacak olan yeni piyasa gerçeklikleri
ilerleyen dönemde mutlak suretle dikkate alınacak olmakla birlikte, işbu dosyanın 2015
Ocak - 2017 Aralık dönemlerini esas alması ve anılan düzenlemenin söz konusu tarihler
açısından bir geçerliliğinin bulunmaması nedeniyle işbu dosya kapsamında yapılacak olan
ilgili pazar tanımlarında kullanılamayacağı değerlendirilmektedir.
(861) Serbest piyasa koşulları ile yapılan alımlara ilişkin imzalanan ikili anlaşmaların, sektörel
düzenlemeler çerçevesinde PSS’ler bakımından öngörülen ve tüketiciyi koruma amacına
tabi olmadığı, düzenlenen tarifeler bakımından yapılan alımların tüketiciye sağladığı
korumanın, elektrik enerjisi ürününü tüketici gözünde farklılaştıran bir unsur olduğunun
düşünüldüğü, dolayısıyla ikili anlaşma kapsamında tedarik edilen elektrik enerjisi ile
PSS’ler ile tedarik edilen elektrik enerjisinin birbirinden farklı ürünler olduğu savunması da
şu şekilde ele alınmıştır: Bahse konu olan sözleşme türlerinin birbirinden belli ölçülerde
farklı oldukları açıktır, Nitekim bu farklılıklar çerçevesinde sözleşme türleri PSS ve ikili
anlaşma gibi farklı isimlerle nitelendirilmektedir. Ancak ilgili pazar tanımında dikkate alınan
husus incelenen ürün veya hizmetler arasında ikame edilebilirlik ve/veya geçişkenlik
durumunun olup olmadığıdır. PSS çerçevesinde tüketici savunmada olduğu iddia edilen
korumalardan yararlanmaktan vazgeçerek başka bir tedarikçi ile hiçbir engel olmadan ikili
anlaşma yapabilir ya da bir tedarikçi ile ikili anlaşması bulunan bir tüketici de yine hiçbir
ciddi engelle karşılaşmadan tekrar PSS çerçevesinde elektrik temin edebilmektedir. Söz
konusu durumun piyasa verileriyle de desteklendiği düşünüldüğünde anılan iki hizmetin
aynı ilgili pazarda yer aldıkları değerlendirilmektedir. İlgili pazarlardaki piyasa koşulları, fiyat
düzeyleri, tarifelerin düzeyi ve referans niteliği, enerji piyasalarına duyulan düşük güven,
talep taraflı aksaklıklar ve buna bağlı düşük tüketici mobilizasyonu her iki tüketici grubunun
birbirinden ayrılmasını engellemektedir. Tarifelerin, serbest tüketici olan tüketicilerin
AB’deki gibi düzenlenen tarifeden ikili anlaşmalara geri dönülemez biçimde geçiş
yapmasını sağlamaktan ve tüketici mobilizasyonunu bu yönde teşvik etmekten uzak olduğu
sürece her iki tüketici grubunu birbirinden ayrı tanımlamak mümkün değildir.
(862) Alman rekabet otoritesinin Integra/Thüga Kararı çerçevesinde yapılan savunmalar da
değerlendirilmiştir. Bu noktada ilgili kararda ortaya konulan ilgili ürün pazarı perspektifinden
farklı Komisyon kararlarının da bulunması ve daha önce de ifade edildiği üzere serbest
tüketici hakkını kazanmasına rağmen kullanmayan tüketicilerle ikili anlaşmalar üzerinden
elektrik alan tüketiciler arasında ikame ve ciddi bir geçişkenlik ilişkisi bulunması nedeniyle
ilgili ürün pazarı tanımının serbest tüketici limitinin üzerinde bulunan müşterilere yapılan
elektrik perakende satışı olarak kalmasının ve alt kırılımların mesken, ticarethane ve sanayi
gruplarına göre yapılmasının gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
(863) Boğaziçi Elektrik Dağıtım A.Ş.’nin özelleştirilmesi hakkında verilen Kurul kararı ve Sektör
Araştırması, Integra/Thüga Kararı, EDF/London Electricity Kararı, EDF/Dalkia Kararı,
E.ON/MOL Kararı, GDF/Suez Kararı’na dayanarak, kullanıcı tipine dayalı olarak elektrik
perakende satış faaliyetinin alt pazarlara ayrılması gerektiği savunması da ele alınmıştır.
18-27/461-224
320/436
İlgili ürün pazarının tanımlanmasındaki temel husus piyasa gerçekliğinin olabildiğince
dikkate alınmasıdır. Ülkemizdeki elektrik piyasasının yapısı ve geçerli olan düzenlemeler
dikkate alındığında tarifelerle belirlenmiş olan elektrik fiyatının, ilgili müşteri grubundaki
rekabetin temel belirleyicisi olduğu anlaşılmaktadır. Bu sebeple tüketim seviyeleri benzer
olsa da, bahsi geçen tarifeler nedeniyle her bir müşteri grubunda gözlenen arz ve talep
dinamiklerinin birbirinden farklılaştığı düşünülmekte ve bu sebeple de her bir müşteri
grubunun ayrı bir pazar olarak tanımlanması gerektiği değerlendirilmektedir.
(864) Büyük ölçekli endüstriyel ve ticari kullanıcılarla, küçük ve orta ölçekli endüstriyel ve ticari
kullanıcıların ayrımında kesin bir ölçüt olmamakla birlikte, Komisyon’un EDF Kararı’nda
kabul edilen 7 gWh’lık tüketim eşiğinin veya Türkiye’de belirlenen ilk serbest tüketici limiti
olan 9 gWh’nin eşik olarak kabul edilmesinin uygun olacağı, ancak 7 gWh’lik eşiğin kabul
edilmesinin AB’de benimsenen yaklaşım ile paralel olması nedeniyle hukuki
öngörülebilirliği arttıracağı savunması ayrıca değerlendirilmiştir. Elektrik perakende satış
faaliyetinin üzerinde “teorik” olarak sadece fiyat rekabeti yapılabilen bir hizmet olduğu ve
tarifelerin tüketim miktarına göre değil, tüketici gruplarına göre belirlendiği, bu sebeple de
aynı tüketici grubunda bulunan müşterilerin aynı fiyata tabi olduğu göz önüne alındığında
Türk elektrik piyasalarının mevcut yapısı kapsamında tüketici gruplarının üzerinde tüketim
miktarına dayanan ayrı bir pazar tanımı yapılmasının piyasa gerçekliği ile örtüşmeyeceği
tespit edilmiştir.
(865) EPDK tarafından belirlenen abone grubu ayrımının temel olarak kullanıcıların tüketim
miktarlarını yansıtmadığı, özellikle sanayi grubu bakımından daha çok iştigal ettikleri ticari
faaliyete ilişkin olduğu, ticaret segmentin ilgili pazarın tanımlanmasında dikkate alınmasının
sağlıksız sonuçlar vereceği, zira söz konusu kullanıcıların ilgili mevzuat kapsamında
mesken, sanayi, aydınlatma ve tarımsal sulama abone grupları içinde yer almayan tüm
kullanıcıları kapsadığı, böyle bir yaklaşım çerçevesinde küçük bir eczane ile çok daha
büyük tüketimi olan bir AVM’nin aynı pazarda olacağı, savunması da yapılmıştır. Ancak
daha önce de ifade edildiği üzere, elektrik ürün olarak homojen bir üründür, bu sebeple her
ne kadar katma değerli hizmetlerin sunumuna da rastlansa da teorik olarak sadece fiyat
rekabetine konu olabilmektedir. Rekabetin bu denli fiyata dayandığı bir hizmet açısından
fiyatı belirleyen tarifelerin çok büyük önem arz ettiğinin tartışılması pazar gerçekliğiyle
uyuşmayan bir yaklaşımdır. Bu sebeple aynı tarife grubuna dahil olan, diğer bir ifadeyle
aynı fiyata tabi olan müşterilerin aynı pazarda değerlendirilmesinin piyasa gerçekliği
bakımından daha isabetli olacağı ifade edilmelidir.
(866) Son Kaynak Tedariki Tebliği ile müşteri gruplarının yüksek ve düşük tüketimli olarak ikiye
ayrılacağının ve yüksek tüketimli müşterilere yönelik açıklanacak tarifelerin maliyet esaslı
olarak hesaplanacağının öngörüldüğü, böylelikle tarifelerin serbest piyasa fiyatları
üzerindeki baskısını azaltacağı, işbu soruşturma kapsamında ticarethane grubunda yer
alan büyük ve küçük tüketimli müşterilerin, EPDK’nın anılan düzenleme ile piyasayı
yeniden kurguluyor olmasını göz ardı ederek, aynı pazarda değerlendirilmesinin
dayanaktan yoksun bir yaklaşım olduğu savunması da yapılmıştır. İşbu soruşturmanın
odak noktasını 2015 Ocak- 2017 Aralık dönemi oluşturmaktadır, bu sebeple anılan
tarihlerdeki piyasa yapısının ve söz konusu piyasa yapısını etkileyen dinamiklerin dikkate
alınması gerekmektedir. Aksi durum yapılacak değerlendirmelerin sağlıksız olmasına yol
açabilecektir. EPDK’nın düzenlemesinin soruşturmanın odak noktasının dışında kalan bir
tarihte yürürlüğe girmesi nedeniyle işbu dosya kapsamında değerlendirilemeyeceği açıktır.
Ancak hiç kuşku yoktur ki, ilerleyen dönemde yapılacak benzer nitelikli incelemelerde
EPDK’nın son düzenlenmesinin dikkate alınması gerekliliği aşikardır.
(867) Dosyada gösterilen grafikler değerlendirildiğinde sanayi abone grubunun sahip olduğu yük
profili anlamında yapılan değerlendirmenin her dağıtım bölgesi için eş değer olmadığı,
İstanbul Anadolu Yakası’ndaki yük profili ile Toroslar bölgesindeki yük profilinin birbirinden
18-27/461-224
321/436
farklılaştığı, sanayi müşterilerinin yeknesak bir biçimde tüketimlerini günün herhangi bir
saatine kaydırmasının mümkün olmadığı, bölgesel bazda farklılık gösterdiği, ticarethane
segmenti müşterileri ile sanayi müşterilerinin günlük tüketim alışkanlıkları bakımından
benzerlikler bulunduğunun ortaya konulduğu, tüketim alışkanlıkları bakımından tatmin edici
bir analize dayanılmaması nedeniyle piyasadaki fiili durumu yansıtmaktan uzak olacağının
ortada olduğu savunması da incelenmiştir. Bu savunma karşısında sanayi ve ticarethane
müşterilerinin tüketim alışkanlıklarının ne şekilde birbirine benzediği anlaşılamamıştır. Eğer
benzerliğin kaynağı olarak talebin aynı anda yükselmesi gösteriliyorsa, aşağıda gösterilen
mesken grafiğinde de benzer bir eğilim olduğu görülecektir, bu durumun elektrik talebinin
genel seyrinden kaynaklandığı açıktır. Savunmanın kabul edilmesi halinde, ticarethane ve
sanayi müşterileri ile birlikte mesken müşterilerinin de aynı pazarda düşünülmesi
gerekecektir, böyle bir durumun nasıl bir tezat olacağı izahtan varestedir.
Grafik 141: Başkent, Toroslar ve İstanbul Anadolu Yakası Bölgelerinde 2016 Yılında Mesken Müşterileri Yük
Eğrisi (mWh)
Kaynak: EPİAŞ
(868) Ayrıca yük eğrilerinde dikkat edilmesi gereken husus tüketimin istikrarlı olup olmamasıdır.
Söz konusu durumun daha iyi anlaşılması için 2016 yılında mesken, ticarethane ve sanayi
müşterilerinin sahip oldukları yük eğrilerine yer verilmesi yararlı olacaktır.
Grafik 142: 2016 Yılı Mesken, Ticarethane ve Sanayi Müşterileri Yük Eğrileri (mWh)
(869) Grafikten görüleceği üzere, ticarethanelerin yük eğrisi oldukça dalgalı bir seyir izlerken,
sanayi grubunun yük eğrisi oldukça istikrarlıdır. Buna ek olarak sanayi müşterilerinin
tüketimini kaydırma imkanları her zaman bulunmaktayken, ticarethane müşterilerinin böyle
0,00
2,00
4,00
6,00
8,00
10,00
12,00
14,00
16,00
18,00
20,00
22,00
24,00
26,00
28,00
30,00
32,00
34,00
36,00
38,00
40,00
42,00
00 01 02 03 04 05 06 07 08 09 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23
B
in
(M
W
h
)
Başkent Toroslar İstanbul Anadolu Yakası
0,00
250.000,00
500.000,00
750.000,00
1.000.000,00
1.250.000,00
1.500.000,00
1.750.000,00
2.000.000,00
2.250.000,00
2.500.000,00
2.750.000,00
3.000.000,00
3.250.000,00
3.500.000,00
00 01 02 03 04 05 06 07 08 09 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23
MESKEN SANAYI TICARETHANE
18-27/461-224
322/436
bir imkanı bulunmamaktadır. Bu sebeple esas olarak farklı tarifelere tabi olan sanayi ve
ticarethane müşterilerinin aynı pazarda olamayacağı değerlendirilmektedir.
(870) Dosyada yer alan ve dağıtım bedeli gibi maliyetlerin farklılaşması itibariyle sisteme iletim
hattından bağlı olan sanayi kullanıcılarının ayrı ilgili pazarlar kapsamında yer almasının
kabul edilemeyeceği, sisteme iletimden bağlanmak isteyen müşterilerin yüksek voltajlı
elektriği dönüştürmek adına gerekli tesislerin kurulması için masrafa katlandığının bilindiği,
iki müşteri grubunun ayrı pazarlarda olduğunun gösterilmesi için ilgili müşterinin katlandığı
maliyetin değerlendirilmesi gerektiği savunması karşısında iletim ve dağıtımdan bağlı
sanayi müşterilerinin iki boyutta birbirinden farklılaştığının altı çizilmelidir. İlk olarak
iletimden bağlı olan müşteriler, dağıtımdan bağlı müşterilerin katlandığı dağıtım bedeli gibi
maliyetlere katlanmamaktadır, bu sebeple iletimden bağlı müşteriler daha avantajlı bir
şekilde elektrik temin edebilmektedirler. İkinci olaraksa, iletimden bağlı olan müşterilerin
tüketimleri ile dağıtımdan bağlı olan müşterilerin tüketimleri arasında çok ciddi bir fark
bulunmaktadır. Öyle ki, söz konusu fark elektriğin tedariki anlamında iletim müşterilerine
bir avantaj sağlayacaktır. Sonuç olarak hem tabi olunan fiyat hem de talep edilen tüketim
miktarları arasındaki fark nedeniyle iletim ve dağıtım seviyesinden bağlı olan müşteriler
farklı pazarlardadır.
I.7.7. İlgili Coğrafi Pazar Tanımına Yönelik Savunmalar ve Bunlara İlişkin
Değerlendirme
I.7.7.1. İlgili Coğrafi Pazar Tanımına İlişkin Savunmalar
(871) İlgili Pazarın Tanımlanmasına İlişkin Kılavuz'a göre ilgili coğrafi pazarın tanımlanması
noktasında en önemli hususun piyasada faaliyet gösteren teşebbüslerin müşterilerinin
siparişlerini kısa dönemde ve ihmal edilebilir maliyetlerle başka yerdeki teşebbüslere
kaydırıp kaydıramayacakları olduğu belirtilmiştir.
(872) Elektriğin perakende satışı bakımından, en azından teorik olarak, gerek müşterilerin
taleplerini herhangi bir bölgede faaliyet gösteren bir tedarikçiye kaydırmalarının, gerekse
herhangi bir bölgede faaliyet gösteren bir tedarik şirketinin satış çabalarını fiyatların
ortalamanın üzerinde gerçekleştiği bir bölgeye kaydırmalarının önünde hiçbir engel
bulunmadığı ifade edilmiştir.
(873) Diğer ürünlerden farklı olarak elektriğin teslim edilen ürünün izlediği yoldan bahsetmek
mümkün olmadığı, nihai kullanıcıların elektriği hangi tedarikçiden alırsa alsın ve söz konusu
tedarikçi hangi üretim şirketi ile anlaşmış olursa olsun, ilgili nihai tüketiciye teslim edilecek
olan ürünün, o anda kullanım yerinde akmakta olan elektrik olduğu203, önemli olanın, satış
yapan tedarikçinin aynı miktarda elektriği sisteme vermesi ile sistemdeki üretim-tüketim
dengesinin daima sağlanması olduğu ileri sürülmüştür.
(874) Komisyon'a göre tüm tedarikçilerin ülke genelinde satış yapabilmesi ve tüm kullanıcıların
da faaliyet gösterdiği bölgeden bağımsız olarak dilediği tedarikçi ile çalışabilmesi ilgili
pazarın ulusal nitelikte olduğunu ortaya koymak için yeterli kabul edilmiş ve bu konuda
daha detaylı bir incelemeye dahi gerek duymadığı dile getirilmiştir.
(875) Komisyon'un Vattenfall/Nuon Energy204 Kararı değerlendirmelerinde ilgili coğrafi pazarın
bölgesel bazda belirlenmesi için (i) müşterilerin inceleme konusu bölgelerde yer alan
tedarikçilere geçiş oranları, (ii) farklı coğrafi pazarları oluşturduğu düşünülen bölgeler
arasındaki fiyat farklılıkları, (iii) tedarikçilerin farklı bölgelerde faaliyet göstermesini
zorlaştıran giriş engellerinin incelendiği ifade edilmiştir.
203 Hunt, 2002, s.31.
204 Case No COMP/M.5496 - VATTENFALL / NUON ENERGY
18-27/461-224
323/436
(876) Komisyon kararlarının çoğunda benimsendiği gibi Türkiye bakımından da coğrafi pazarın
kapsamının ulusal nitelikte olduğu, EPDK'dan tedarik lisansı alan tedarik şirketlerinin
bölgesel bazda hiçbir ayrım gözetmeksizin Türkiye'nin her yerinde faaliyet gösterebildikleri,
serbest tüketicilerin de bulundukları bölgeden tamamen bağımsız olarak diledikleri tedarikçi
ile çalışabildikleri, dolayısıyla, Türkiye'deki durumun da AB üyesi ülkelerle son derece
benzer olduğu ve bu sebeple Türkiye'de de ilgili coğrafi pazarın ulusal nitelikte
tanımlanmasının yerinde olacağı öne sürülmüştür.
(877) EPDK’nın, elektriğin perakende satışı pazarındaki rekabetin artması adına serbest
tüketicilerin tedarikçi değişimini kolaylaştıracak önemli adımlar attığı, bu adımların en
önemli örneklerinden bir tanesinin EPDK'nın 28.03.2015 tarihinde DUY 30/A maddesinde
yaptığı değişiklik ile serbest tüketicilerin mevcut tedarikçilerinin, ilgili kullanıcının başka bir
tedarikçiye geçiş taleplerini reddetme hakkını tamamen ortadan kaldırıldığı belirtilmiştir.
(878) Mesken kullanıcıları bakımından, EPDK düzenlemelerinin yanı sıra TKHK ve ilgili
mevzuattaki bazı hükümlerin de geçiş maliyetleri üzerinde önemli etkileri olduğu ifade
edilmiştir. Nitekim söz konusu düzenlemeler sebebiyle TKHK anlamında tüketici sayılan
mesken kullanıcılarıyla akdedilen bir yıldan uzun süreli taahhüt içeren sözleşmelerde
tüketicilerin herhangi bir bedel ödemek zorunda olmaksızın taahhütlerini/sözleşmelerini
sonlandırabildiği, bu düzenlemelerin de özellikle mesken tüketicileri bakımından olası geçiş
maliyetlerinin ortaya çıkmasını dahi engellediği belirtilmiştir.
(879) Sonuç olarak, ikili anlaşmalar kapsamında elektrik alan kullanıcıların herhangi bir maliyete
katlanmaksızın diledikleri gibi Türkiye'nin herhangi bir yerinde kurulu tedarik şirketlerinden
hizmet alabildiği ve ilgili ürün pazarlarında (küçük ve orta ölçekli endüstriyel ve ticari
kullanıcılar ile mesken kullanıcıları) teorik anlamda bölgesellikten kesinlikle söz
edilemeyeceği, fakat fiili duruma bakıldığında, özellikle ikili anlaşmalar çerçevesinde
elektrik alan mesken kullanıcılarının çok önemli bir bölümünün ikamet ettikleri bölgede
faaliyet gösteren GTŞ'leri tercih ettiği, bunun sebebinin arz tarafında yer alan rakip
tedarikçilerin tercihlerinden kaynaklandığı, aşağıdaki sayılanların bu durumun sebepleri
olacağı dile getirilmiştir:
Mesken kullanıcılarının tüketim miktarları diğer kullanıcı türlerinden daha düşük ve
daha dengesiz olması,
Mesken kullanıcılarının tüketim profillerinin diğer kullanıcı türlerine göre daha düşük
olmasının, bu segment kullanıcılarının GTŞ'ler bakımından düşük kar potansiyeline
sahip olarak değerlendirilmesine neden olması,
Mesken kullanıcılarına yönelik özel korumaların, mesken kullanıcılarına hizmet
sunacak tedarik şirketlerinin regülasyon yükünü arttırması.
(880) Sonuç olarak pazardaki bu durum karşısında tedarik şirketlerinin öncelikle sanayi
kullanıcılarını ve daha sonra da ticarethane kullanıcılarını hedef kitle olarak belirlediği,
serbestleşme sonrasında pazara yeni giren teşebbüslerin öncelikle karlılık oranı en yüksek
olan piyasalara yönelmesine literatürde cream skimming (kaymağı kapma) adı verildiği ve
elektrik piyasası için de geçerli olduğu belirtilmiştir.
(881) GTŞ'lerin diğer tedarikçilere karşı avantajının, mesken kullanıcılarının önemli bölümüne
doğrudan erişebilmelerini sağlayan iletişim bilgilerine (ör: eposta adresi, telefon) sahip
olmaları olduğu, doğrudan iletişim bilgisine sahip olmayan tedarik şirketlerinin ise daha
ziyade genel nitelikli pazarlama faaliyetlerine yönelmesi gerektiği, genel nitelikli pazarlama
faaliyetlerinin niteliğindeki teknolojiden kaynaklı etkinlik artışları ile internet üzerinden
sosyal medya mecraları ve yazılı medya aracılığıyla maliyetlerin de ciddi derecede düştüğü
ifade edilmiştir.
18-27/461-224
324/436
(882) Mevcut durumda perakende elektrik piyasasında ciddi sonuçlar doğuran kamu tercihlerinin
değişmesi ile mesken kullanıcılarının arz tarafındaki tedarik şirketlerinin tercihlerinden
kaynaklı olarak daha ziyade kendi bölgelerinde faaliyet gösteren GTŞ'leri tercih ettiği
bildirilmiştir. Son kaynak tedarikçisi olarak faaliyet gösterdikleri dağıtım bölgesindeki
tüketim miktarları görece düşük olan GTŞ'lerin daha yayılmacı stratejiler benimsediği ve
Türkiye'nin tamamına satış yapmaya çalıştığı, bu nedenle, GTŞ'ler bakımından dahi,
mesken kullanıcılarına yönelik stratejilerin daima bölgesel nitelikli olduğunu söylemenin zor
olduğu belirtilmiştir. Ayrıca, halihazırda serbest tüketim hakkını kazanan tüm kullanıcılara
ilişkin bilgilerin dağıtım şirketleri tarafından EPİAŞ sistemine yüklendiği ve bu sistemde,
kullanıcıların hangi grupta olduğuna ve tüketim verilerine ilişkin bilgilerin yer aldığı, söz
konusu bilgilere tüm tedarik şirketlerinin ulaşabildiği göz önüne alınarak tedarik şirketlerinin
karlı gördükleri tüm bölgelerde bir başka deyişle ulusal düzeyde teklif vermeleri konusunda
herhangi bir engel bulunmadığı öne sürülmüştür.
(883) Yüksek düzeyde tüketime sahip ticarethane ve sanayi grubu tüketicilerin acısından ise
sahip oldukları bilinç düzeyi, fiyat hassasiyeti ve pazarlık gücünün sanayi ve ticarethane
tüketicilerini kaçınılmaz olarak aktif bir elektrik tedariki sürecine yönlendirdiği, farklı tedarik
şirketlerinin sunmuş olduğu çeşitli seçenekleri inceleme imkânını kendileri tesis edebilen
sanayi ve ticarethanelerin, elektrik ihtiyaçlarını herhangi bir sınırlama olmaksızın tüm ülke
çapındaki tedarik şirketlerinden biri üzerinden temin etmesinin önünde herhangi bir engel
bulunmadığı dile getirilmiştir.
(884) İlgili Pazar Tanımına İlişkin Kılavuz'da da belirtildiği gibi pazarın arz ve talep ikamesi
yönünden bütüncül olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Dağıtım şirketinin üst
pazardaki tekel konumundan faydalanılarak diğer tedarik şirketlerinin dışlanmasına yönelik
uygulamalarda bulunulmasının, GTŞ'ler perakende satış seviyesinde hâkim durumda
bulunmasa dahi 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesini ihlal edeceği, bu sebepten ötürü,
dağıtım şirketinin kendileri ile aynı bütünlük içinde yer alan GTŞ'leri kayırmasını
engelleyecek adımlar atılmasının perakende seviyede yapılacak pazar tanımına bağlı
olmadığının önemle vurgulanması gerektiği savunulmuştur.
(885) Tüm bu açıklamaları çerçevesinde, ilgili coğrafi pazarın yalnızca büyük ölçekli endüstriyel
ve ticari kullanıcılar için değil, küçük ve orta ölçekli endüstriyel kullanıcılar ve hatta mesken
kullanıcıları için de "Türkiye" olarak tanımlanması gerektiği hususları ifade edilmektedir.
I.7.7.2. İlgili Coğrafi Pazar Tanımına İlişkin Savunmaların Değerlendirilmesi
(886) İlk olarak belirtmek gerekir ki, elektrik dağıtım özelleştirmelerine ilişkin olarak alınan Kurul
kararları ilerleyen dönemde düzenleyici otorite ve diğer politika yapıcılarının o dönemde
çizdikleri yol haritasının izleneceği varsayımı ve beklentisi altında oluşturulmuştur. Öyle ki,
2015 yılının sonuna kadar tüm kullanıcı tiplerinin kendi tedarikçisini seçecek duruma
kavuşturulması ve varsayılan tedarikçi tarifelerinin kaldırılarak tüm kullanıcıları ikili anlaşma
ile elektrik almaya sevk edecek düzeyde son kaynak tarifelerinin düzenlenmesi
öngörülmekteyken, planlanan hususların hiçbirinin tam anlamıyla hayata geçmediği
görülmektedir. Bu nedenle işbu soruşturmanın kapsadığı dönemdeki piyasaya gerçekliğine
dayanan bir pazar değerlendirmesi yapmak, daha önceki Kurul içtihatlarıyla bir çelişki
oluşturmamakta, aksine önceki Kurul kararlarının gerçekleşen piyasa şartlarına göre revize
edilmesi anlamı taşımaktadır.
(887) Savunma tarafından eleştirilen hususlardan birisi de, pazar analizlerinde GTŞ odaklı bir
yaklaşım benimsenmesidir. Bilindiği üzere, elektrik perakende satış faaliyetine ilişkin
özelleştirmeler başladığında, serbest tüketici limiti çok yüksek bir seviyeden belirlenmiştir.
Bu nedenle pazarın neredeyse tamamı münhasıran yerleşik tedarikçilerden elektrik tedarik
etmekteydi. Serbestleşmenin ilerlemesine paralel olarak piyasaya yeni giren tedarikçiler
ve/veya birbirlerinin bölgesine giren GTŞ’ler ağırlıklı olarak yerleşik tedarikçinin
18-27/461-224
325/436
portföyünde yer alan müşterilerden kendi portföylerine müşteri devşirebilmekteydiler, bu
anlamda piyasadaki rekabetin tesisi GTŞ’nin portföyünde yer alan müşterilerin başka
tedarikçilere geçmesiyle sağlandığından, yapılacak pazar analizlerinin son derece doğal
ve makul olduğu ifade edilmelidir. Kaldı ki, savunmada da yer yer örnek olarak gösterilen
telekomünikasyon piyasaları bakımından da, düzenleyici otorite olan BTK’nın yayımladığı
raporlarda sabit genişbant pazarına ilişkin olarak yerleşik oyuncunun pazar payının takip
ettiği seyrin paylaşılmasının benzer bir mantıktan kaynaklandığı değerlendirilmektedir.
(888) Savunmada ifade edilen bir diğer husus ise, tedarikçilerin aldıkları lisansların ulusal nitelikte
olduğu, Türkiye’nin herhangi bir bölgesinde üretilen elektriğin yine Türkiye’nin herhangi bir
bölgesine satılabileceği, tüketicilerin geçiş maliyetlerinin neredeyse sıfır olduğu,
tedarikçilerin de ihmal edilebilir düzeyde maliyetlere katlanarak ulusal bir satış-pazarlama
yapabilecekleridir. Savunmada söz konusu hususların ilgili coğrafi pazarın tüm ilgili ürün
pazarları bakımından ulusal ölçekte tanımlanması için dayanak olarak kullanıldığı
anlaşılmaktadır. Söz konusu argümanların “teorik” olarak doğruluğunun tartışmalı olduğu
bir kenara bırakılıp, kabul edildiği durumda tüm müşterilerin ciddi bir şekilde GTŞ dışında
kalan tedarikçilere geçiş yaptığının görülmesi gerekecektir, çünkü savunmada dile getirilen
hususların hepsinin fiili hayatta görülebilmesinin tek yolu geçiş verileri olacaktır. Bu
bağlamda geçiş yapan birimin müşterinin kendisi, diğer bir ifadeyle sayaç olduğu göz
önünde bulundurulduğunda her üç dağıtım bölgesinde ilgili müşteri gruplarındaki sayaç
bazlı dağılıma yer vermek yararlı olacaktır.
Grafik 143: Ocak 2014 - Ekim 2017 Döneminde Başkent Bölgesindeki Mesken Grubu Müşterilerin Dağılımı
(Sayaç Bazlı)
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: BAŞKENT EDAŞ
Grafik 144: Ocak 2014 - Ekim 2017 Döneminde Toroslar Bölgesindeki Mesken Grubu Müşterilerin Dağılımı
(Sayaç Bazlı)
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: TOROSLAR EDAŞ
Grafik 145: Ocak 2014 - Ekim 2017 Döneminde İstanbul Anadolu Yakası Bölgesindeki Mesken Grubu
Müşterilerin Dağılımı (Sayaç Bazlı)
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: AYEDAŞ
Grafik 146: Ocak 2014 - Ekim 2017 Döneminde Başkent Bölgesinde Dağıtım Seviyesinden Sisteme Bağlı
Olan Sanayi Müşterilerinin Tedarikçilere Dağılımı (Sayaç Bazında)
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: BAŞKENT EDAŞ
18-27/461-224
326/436
Grafik 147: Ocak 2014 - Ekim 2017 Döneminde Toroslar Bölgesinde Dağıtım Seviyesinden Sisteme Bağlı
Olan Sanayi Müşterilerinin Tedarikçilere Dağılımı (Sayaç Bazında)
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: TOROSLAR EDAŞ
Grafik 148: Ocak 2014 - Ekim 2017 Döneminde İstanbul Anadolu Yakası Bölgesinde Dağıtım Seviyesinden
Sisteme Bağlı Olan Sanayi Müşterilerinin Tedarikçilere Dağılımı (Sayaç Bazında)
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: AYEDAŞ
Grafik 149: Ocak 2014 - Ekim 2017 Döneminde Başkent Ticarethane Müşterilerinin Tedarikçilere Dağılımı
(Sayaç Bazında)
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: BAŞKENT EDAŞ
Grafik 150: Ocak 2014 - Ekim 2017 Döneminde Toroslar Ticarethane Müşterilerinin Tedarikçilere Dağılımı
(Sayaç Bazında)
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: TOROSLAR EDAŞ
Grafik 151: Ocak 2014 - Ekim 2017 Döneminde İstanbul Anadolu Yakası Ticarethane Müşterilerinin
Tedarikçilere Dağılımı (Sayaç Bazında)
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: AYEDAŞ
(889) Yukarıda yer verilen grafiklerden, mesken, ticarethane ve sanayi müşteri gruplarında her
üç bölge bakımından da GTŞ dışında kalan tedarikçilerin yaklaşık üç yıllık bir dönemde
elde edebildikleri payın azami (…..) seviyesinde olduğu görülmektedir. Bu bağlamda rakip
tedarikçilerin anılan GTŞ’ler karşısında etkin olamadıkları, diğer bir ifadeyle yerleşik
tedarikçiye bir alternatif oluşturamadıkları anlaşılmaktadır. Söz konusu piyasa verisinin her
üç müşteri grubu bakımından da pazarın bölgesel ölçekli olduğunu net bir biçimde ortaya
koyduğu anlaşılmaktadır205.
205 İstanbul Avrupa yakasındaki yerleşik oyuncu olan CK Boğaziçi Elektrik Perakende Satış A.Ş.’nin İstanbul
Anadolu Yakası elektrik dağıtım bölgesinde Ekim 2017 itibarıyla sanayi grubunda (…..), ticarethane grubunda
(…..) ve mesken grubunda (…..) müşteriye sahip olduğu görülmektedir. Şehrin diğer tarafında yer alan
yerleşik tedarik şirketinin bile ENERJİSA İSTANBUL ANADOLU YAKASI’na alternatif oluşturamadığı
düşüldüğünde, pazarın bölgesel karakteri daha net anlaşılmaktadır.
18-27/461-224
327/436
(890) Savunmada dile getirilen bir diğer husus da, pazarın bölgesel tanımlanması noktasında
tespit edilen pazara giriş engellerinin ifade edilmesi gerekliliğidir. Piyasada artan PTF ve
YEK maliyetlerine rağmen nihai tüketici tarifelerine zam yapılmaması, bu anlamda
tedarikçilerin operasyonlarını sürdürmelerinin zorlaşması, sanayi müşterileri ile ticarethane
grubunda yer alan görece yüksek tüketimli müşterilerin sahip oldukları pazarlık gücü
nedeniyle tedarikçiler açısından karlı olmayabileceği ve mesken ile ticarethane grubunun
geri kalan müşterilerinin teorik olarak karlı olmalarına rağmen yüksek pazarlama-satış
maliyeti nedeniyle çekici olmaktan uzaklaşabileceği ifade edilmiştir. Piyasada mevcut olan
yapısal durumun kamu politikaları çerçevesinde oluşmuş olması, söz konusu durumun
piyasa gerçekliği olmasını etkilememektedir.
I.7.8. Hakim Durum Tespitine İlişkin Savunmalar ve Bunlara İlişkin Değerlendirme
I.7.8.1. Hakim Durum Tespitine İlişkin Savunmalar
(891) Pazar payına ilişkin analizlerin sayaç sayısı gibi pazardaki görünümü yansıtmaktan oldukça
uzak olan bir gösterge tarafından ölçülmeye çalışılmasının makul olmadığı belirtilmiştir.
Yine soruşturmaya dahil teşebbüslere ilişkin pazar payı bilgilerinin verildiği tablolarda ve
bunlara bağlı olarak yapılan değerlendirmelerde piyasa gerçekleri ile örtüşmesi mümkün
olmayan pazar tanımı nedeniyle birbirinden farklı ürünler olan regüle tarifeden elektrik
tedariki ile ikili anlaşmadan elektrik tedarikinin birlikte değerlendirilmesinin de makul
olmadığı ifade edilmiştir.
(892) Özellikle sanayi ve ticarethane segmentlerindeki pazar paylarında 2015 yılına kıyasla
yaşanan düşüşlerin önemsizleştirildiği, bu dönemde elektrik tedarik piyasasında yaşanan
gelişmeler ile arasındaki ilişkinin göz ardı edildiği, söz konusu düşüşlerin diğer tedarik
şirketlerine veya pazara yapılan yeni girişlere işaret edip etmediğinin değerlendirilmediği
ancak, daha durağan seyreden veya artış eğilimi gösteren payların vurgulandığı iddia
edilmiştir.
(893) Yine pazar paylarına ilişkin bazı bilgilerin gizlenmesi nedeniyle savunma yapma hakkının
kısıtlandığı da öne sürülmüştür.
(894) Dosya kapsamında tüketici geçişkenliğinin önündeki tek engelin GTŞ'lerin davranışları
olarak nitelendirilmesinin makul olmadığı ve gerçekleri yansıtmaktan oldukça uzak olduğu,
bu noktada, kamu tercihlerinden kaynaklanan piyasa aksaklıklarının göz ardı edildiği,
tedarikçiler açısından serbest tüketicilere hizmet sunmanın 2015 yılı itibariyle karlı bir
faaliyet olmaktan çıkmaya başladığının dikkate alınmadığı206 beyan edilmiştir.
(895) Kararda piyasaya giriş engeli olarak ifade edilen mutlak ve stratejik avantajların elektrik
piyasaları için geçerli olduğunu söylemenin oldukça güç olduğu ileri sürülmüştür.
(896) ENERJİSA ve ihaleleri kazanan tüm teşebbüslerin dosyada bahsi geçen avantajları ve göz
ardı edilen birtakım riskleri de içerecek şekilde rekabetçi yapıda tasarlanan ihalelere
girdikleri dikkate alınmaksızın değerlendirmelerde bulunulduğu bildirilmiştir.
(897) Piyasa aksaklıkları, serbestleşme sürecinin devam etmesi ve kamunun piyasadaki
belirleyici rolü göz önüne alındığında serbest piyasa dinamiklerine uygun işleyen bir piyasa
yapısından ve bu piyasada fiyat belirleyicisi veya fiyatlar üzerinde etkili olan bir teşebbüsten
bahsetmenin mümkün olmadığı dile getirilmiştir. Pazar paylarındaki gerileme dikkate
alındığında pazarın rekabetçi baskılardan uzak olduğunu söylemenin güçleştiği ifade
edilmiştir.
(898) Dosya kapsamında hukuki giriş engeli olarak belirtilen lisans veya ruhsat işlemlerinin lisans
maliyetlerinin oldukça düşük olması nedeniyle pazara girerek yatırım yapmak isteyen
şirketler üzerinde herhangi bir caydırıcı etkisinin olmadığı, mevcut durumda pazarda
206 Köksal, 2018, s. 15.
18-27/461-224
328/436
elektrik tedarik piyasasında bulunan halihazırdaki 220 civarındaki tedarik şirket sayısından
da bunun rahatlıkla görülebildiği dile getirilmiştir.
(899) Bunun yanı sıra, pazara giriş için herhangi bir ilave yatırım gerekmediği gibi pazarda ölçek
ekonomilerinin varlığından da söz edilemediği, mesken kullanıcıları bakımından, pazarda
faaliyet göstermek isteyen tedarikçilerin belli bir pazarlama maliyetine katlanması
gerekebildiği, bu maliyetlerin de önemli bir giriş engeli sayılamayacağı öne sürülmüştür.
(900) Elektriğin perakende satışına ilişkin pazarlarda kayda değer yasal, iktisadi ve idari engeller
olmadığı gibi ilgili pazarda faaliyet gösteren teşebbüslerden (özellikle GTŞ'ler) kaynaklı
giriş engellerinin varlığından söz etmenin de mümkün olmadığı, GTŞ'lerin kullanıcılar ile
akdettiği sözleşmelerin büyük bir bölümünde herhangi taahhüt bulunmadığı gibi taahhüt
içeren sözleşmelerin de bir yıl süre ile sınırlı olduğu, ayrıca, ilgili pazarın doğası gereği
GTŞ'lerin rakiplerin pazara girişini zorlaştıracak büyük ölçekli yatırımlar yapması gibi bir
ihtimal bulunmadığı ileri sürülmüştür.
(901) Toptan piyasalardaki elektrik ticareti açısından temel gösterge fiyat olarak kabul edilen
PTF’nin yürütülmekte olan soruşturma sürecini de kapsayan 2015-2017 döneminde
yaklaşık %18 arttığı ve aynı dönemdeki YEKDEM birim maliyetlerinin dört kat arttığı,
dolayısıyla tüketicilere sunulacak fiyat tarifeleri üzerinde tedarikçilerin sahip olabileceği kâr
marjını daraltan söz konusu maliyet kalemlerinin teşebbüslerin rekabet gücünü zayıflattığı,
böyle bir tablo karşısında, hâkim durum tanımı gereği rakiplerinden ve müşterilerinden
bağımsız fiyat belirleyebilmenin mümkün olamayacağı, hatta kendi ekonomik faaliyetlerini
iktisaden rasyonel bir şekilde yerine getirmesinin güçleştiği hususları ifade edilmektedir.
(902) İlgili coğrafi pazarın Türkiye olarak tanımlanması durumunda ENERJİSA bünyesindeki
GTŞ'lerin tüm ilgili pazarlardaki pazar payının %40 seviyesinin çok daha altında olacağı,
bu sebepten bir ilgili pazarda hakim durumda sayılmasının mümkün olmayacağı iddia
edilmiştir.
(903) Bununla beraber ilgili coğrafi pazarın bölgesel bazda tanımlanması halinde ENERJİSA
bünyesindeki GTŞ’Ierin son kaynak tedarikçisi olarak faaliyet gösterdikleri bölgelerdeki
yıllık 7 gWh üzerinde tüketimi olan büyük ölçekli endüstriyel ve ticari kullanıcılar
bakımından tüketim bazlı pazar payları dikkate alındığında bu pazarlar bakımından hakim
durumun varlığını ileri sürmenin mümkün olmadığı, AYESAŞ, BAŞKET ve TOROSLAR’ın
2016 yılında sırasıyla büyük ölçekli kullanıcılar bakımından (…..) pazar payları olduğu öne
sürülmüştür.
(904) ENERJİSA bünyesindeki GTŞ'Ierin son kaynak tedarikçisi olarak faaliyet gösterdikleri
dağıtım bölgesindeki yıllık 7 gWh altında tüketimi olan küçük ve orta ölçekli endüstriyel ve
ticari kullanıcılar bakımından sahip olduğu pazar payı, büyük ve orta ölçekli kullanıcılara
kıyasla daha fazla olmakla birlikte yine (…..) sınırının altında kaldığı, AYESAŞ, BAŞKENT,
ve TOROSLAR’ın 2016 yılında sırasıyla küçük ve orta ölçekli kullanıcılar bakımından (…..)
pazar payları olduğu, 2015 yılında TOROSLAR’ın pazar payının küçük ve orta ölçekli
kullanıcılar bakımından ise (…..) olduğu, 2016 yılındaki artışın sebebinin ise her geçen gün
azalan serbest tüketici limitinden ve ENERJİSA’nın etkin pazarlama faaliyetlerin
kaynaklandığı dile getirilmiştir.
(905) GTŞ’Ierin ikili anlaşmalar kapsamında elektriğin küçük ve orta ölçekli kullanıcılara
satışında, büyük ölçekli kullanıcılara yapılan satışlara nazaran daha yüksek pazar payına
sahip olmasının en önemli sebebinin, ilgili pazarda faaliyet gösteren rakip tedarik
şirketlerinin öncelikle büyük ölçekli kullanıcılara yönelmiş olmasından kaynaklandığı, büyük
ölçekli kullanıcıların tamamı 2006 yılından bu yana serbest tüketici konumunda iken, küçük
ve orta ölçekli kullanıcıların önemli bir bölümünün daha sonraki zamanlarda serbest tüketici
olma hakkı kazandığı ve dolayısıyla rakip tedarikçilerin (ve GTŞ'lerin) pazar payı elde
18-27/461-224
329/436
etmeden önce talep tarafındaki bilinç seviyesini arttıracak adımlar da atması gerektiği
belirtilmiştir.
(906) Mevcut durum pazardaki trendlerle birlikte değerlendirildiğinde, halihazırda ENERİİSA
bünyesindeki GTŞ’Ierin hakim durumda olduğundan bahsedilmesinin mümkün olmadığı ve
gelecekte pazardaki rekabetin daha da artacağı hususları ifade edilmektedir.
(907) Büyük, orta ve küçük ölçekli sanayi ve ticari kullanıcılarının aksine, GTŞ'lerin son kaynak
tedarikçisi olarak faaliyet gösterdikleri dağıtım bölgesinde yer alan mesken kullanıcılarına
ikili anlaşmalar kapsamında yapılan elektrik satışları bakımından 2016 yılı tüketim bazlı
veriler dikkate alındığında oldukça yüksek bir pazar payı olduğu, AYESAŞ, BAŞKENT ve
TOROSLAR’ın 2016 yılında sırasıyla mesken kullanıcıları bakımından (…..) pazar payları
olduğu beyan edilmiştir. Öte yandan giriş engelleri oldukça düşük olduğundan, yüksek
pazar paylarının hâkim durum tespitinde tek başına yeterli olmadığı ve pazarın
dinamiklerinin daha detaylı incelenmesi gerektiği belirtilmiştir.
(908) Türkiye'de toptan seviyedeki en önemli elektrik satıcısının açık ara farkla TETAŞ olduğu,
TETAŞ tarafından GTŞ'lere satılan elektriğin bir bölümünü oldukça yüksek fiyatlarla alım
garantisi verilmiş olan Yap-İşlet-Devret (YİD) veya Yap-İşlet (Yİ) santrallerince üretilen
elektriğin oluşturduğu, TETAŞ, YİD ve Yİ santrallerinin ürettiği yüksek maliyetli elektriğin
fiyatını dengelemek için özellikle EÜAŞ bünyesindeki çok düşük maliyetli santrallardan
yüksek miktarda elektrik aldığı, mevcut durumda piyasada üretilen en düşük maliyetli
elektriğin TETAŞ tarafından satın alınarak düzenlenen tarife fiyatının düşürülmesi için
kullanıldığı, bunun tedarik şirketleri bakımından iki sonucu olduğu, birincisinin düzenlenen
tarifelerdeki düşüşün, ikili anlaşmalar çerçevesinde sunulabilecek azami fiyatları da
otomatikman düşürdüğü ve tedarik şirketlerinin fiyat rekabeti yapabilecekleri alanı
daralttığı, ikincisinin TETAŞ'ın yüksek miktarda elektrik almaya devam etmesinin, EÜAŞ
bünyesinde yer alan ve maliyet etkinliği yüksek olan santrallerin tüm elektriklerini TETAŞ'a
satmasını gerektirdiği ve tedarik şirketlerinin bu etkin santrallerden elektrik almasının
mümkün olmadığı, bu çerçevede, piyasadaki mevcut durumun hem perakende fiyatlar
üzerinde aşağı yönlü bir baskı kurduğu hem de ikili anlaşmalar çerçevesinde satılacak
elektriğin maliyeti üzerinde yukarı yönlü bir baskı yarattığı ifade edilmiştir.
(909) Tüm bunların sonucunda, mesken kullanıcılarına ikili anlaşmalar kapsamında yapılacak
elektrik satışı bakımından fiyat rekabetinin gerçekleşmesi beklenen marj aralığının düşük
seviyelerde kaldığı, böyle bir kurguda mesken kullanıcılarına ikili anlaşmalar kapsamında
elektrik satışında yoğun bir fiyat rekabeti yaşandığının söylenemeyeceği gibi GTŞ'lerin bu
pazarda dış etkenlerden bağımsız fiyat belirleyebildiğini söylemenin de mümkün olmadığı
ileri sürülmüştür.
(910) Öte yandan, özellikle diğer ilgili ürün pazarlarında çok ciddi abone kitlesi olan büyük
perakendeciler, telekomünikasyon işletmecileri, doğalgaz dağıtım şirketleri gibi şirketlerin
pazara girmesi ile teorik açıklık oranı ile fiili açıklık oranının giderek yaklaşacağı ve buna
bağlı olarak ilgili pazardaki fiyat rekabetinin de ciddi derecede artacağı, böylesine dinamik
gelişmelerin yaşandığı bir pazarda GTŞ'lerin dış etkenlerden bağımsız hareket
edebileceğinden söz etmenin mümkün olamayacağı öne sürülmüştür.
(911) GTŞ'lerin dış etkenlerden bağımsız hareket edemediği gibi TKHK hükümleri dolayısıyla,
mesken kullanıcıları ile bir yıldan uzun süreli taahhüt içeren efektif ikili anlaşmalar
imzalanması mümkün olmadığından pazara girişi zorlaştırmak için yapay giriş engelleri
yaratabilecek bir güce de sahip olmadıkları beyan edilmiştir.
(912) ENERJİSA bünyesindeki GTŞ'lerin mesken kullanıcılarına ikili anlaşmalar çerçevesinde
elektrik satışına dair bölgesel bazda tanımlanan pazarlarda yüksek pazar payına sahip
olsalar da pazarın dinamikleri incelendiğinde, GTŞ'lerin bu pazardaki rekabetçi
parametreleri dış etkenlerden bağımsız olarak belirleyemeyeceği ve pazarda suni giriş
18-27/461-224
330/436
engelleri yaratamayacağı, bu sebepten ötürü, GTŞ'lerin bölgesel bazda tanımlanan
pazarda dahi hâkim durumda olmayacağı hususları ifade edilmektedir.
I.7.8.2. Hakim Durum Tespitine İlişkin Savunmaların Değerlendirilmesi
(913) Teşebbüslerin hakim durum tespitine yönelik iddialarının büyük oranda ilgili ürün pazarına
yönelik savunmaları ile örtüştüğü görülmekte olup, bu savunmaların dosya kapsamındaki
tespitleri değiştirecek nitelikte olmadığı değerlendirilmektedir.
(914) Savunmada, dosya kapsamında yer verilen aktif firma sayısının az olduğuna yönelik
değerlendirmenin, 2014 yılında ilk altı firma dışında 55, 2017 yılında ise ilk altı teşebbüs
dışında 71 BTŞ’nin bulunduğu tespitiyle çeliştiği dile getirilmiştir. Ancak dosya kapsamında
ifade edilen husus 221 adet lisans sahibi firma olmasına rağmen inceleme konusunu
oluşturan bölgelerdeki bağımsız tedarikçi sayısının çok daha az olduğudur.
(915) Savunmada ayrıca özetle, sektörde başta fiyat olmak üzere diğer ekonomik parametrelerin
düzenlemeye tabi olduğu, bu sebeple GTŞ’lerin fiyat belirleme serbestilerinin olmadığı bu
yüzden de hakim durumda olamayacakları öne sürülmektedir. Her ne kadar sektörde,
tarifelerin doğal olarak tavan fiyat işlevi göstermesine bağlı olarak farklı tarifelere dayalı bir
fiyat tavanı olsa da bu tavan altında teşebbüslerin fiyatları belirleme özgürlükleri bulunduğu
açıktır. Kaldı ki, Kurul’un 27.04.2017 tarih ve 17-14/207-85 sayılı kararında oluşturulan
tarifeler çerçevesinde fiyat belirleme noktasında hiçbir inisiyatifi bulunmayan BOTAŞ’ın
doğal gazın ithalatı ve toptan satışı konusunda hakim durumda olduğu ifade edilmiştir. Söz
konusu karardan hareketle, fiyat konusunda aşağı veya yukarı yönlü hiçbir inisiyatifi
bulunmayan bir teşebbüsün hakim durumda olabildiği perspektifte, aşağı yönlü fiyat
serbestisine sahip olan bir teşebbüsün getirilen fiili tavan fiyat nedeniyle hakim durumda
olmaması gibi bir sonuca ulaşılması mümkün değildir. Zira serbest tüketici ilgili
pazarlarındaki fiyatlar ikili anlaşmalar çerçevesinde belirlenmektedir. Tabi ki maliyetlerdeki,
son yıllarda yaşanan artış sektörde kar marjını görece düşürmüş olsa da bu durumun yine
de hakim durumu elverişsizleştirecek bir unsur olmadığı değerlendirilmektedir. Bu durum
ilgili pazarlarda faaliyet gösteren tüm tedarikçiler için geçerli bir dışsal etkendir. Savunmada
dile getirilen bu husus fiyat tavanı veya benzer başka düzenlemeler uygulanan tüm
sektörlerin tekelleşme ve hakim durum incelemelerinden muaf olması sonucunu doğuracak
olup pazar gerçekleri ile bağdaşmamaktadır.
I.7.9. Dağıtım Şirketleri Bünyesindeki Rekabete Duyarlı Bilgilerin GTŞ’lerin Erişimine
Açılması ve Dağıtım Şirketlerinin GTŞ’lere Rekabeti Kısıtlayıcı Nitelikte Avantaj
Sağlaması Çerçevesinde Gerçekleştirilen Rekabeti Sınırlayıcı Davranışlar
Bulunduğuna İlişkin İddialar Hakkında Savunmalar ve Bunlara İlişkin Değerlendirme
I.7.9.1. Dağıtım Şirketleri Bünyesindeki Rekabete Duyarlı Bilgilerin GTŞ’lerin
Erişimine Açılması ve Dağıtım Şirketlerinin GTŞ’lere Rekabeti Kısıtlayıcı Nitelikte
Avantaj Sağlaması Çerçevesinde Gerçekleştirilen Rekabeti Sınırlayıcı Davranışlar
Bulunduğuna İlişkin İddialar Hakkında Savunmalar
(916) Dosyada AYEDAŞ ile AYESAŞ arasında borç bildirimine ilişkin broşür dağıtılması
davranışı kapsamında AYESAŞ lehine rekabeti kısıtlayıcı nitelikte avantaj sağlandığının
tespit edildiği ve bu durumun AYESAŞ'ın rakipleri aleyhine ayrımcı bir davranış teşkil
ettiğinin iddia edildiği, anılan iddialar çerçevesinde 2016 yılının Mart ayından itibaren
gerçekleştirilen mevzuat değişikliği nedeniyle ikili anlaşma kapsamında elektrik tedarik
eden müşterilerin elektriklerinin kesilmesinin mümkün olmadığı ve bu nedenle ikili
anlaşmalar kapsamında elektrik tedarik eden şirketlerin borçlarını ödemeyen müşterilere
yönelik yalnızca icra takibi başlatmalarının veya bu müşterilerden alınan teminat bedellerini
kullanmalarının söz konusu olduğunun ifade edildiği belirtilmektedir.
18-27/461-224
331/436
(917) Bu iddialar kapsamında değinilmesi gereken en önemli hususun ihlal iddialarına temel
teşkil ettiği düşünülen Belge 74'teki yazışmanın tarafları olduğu, söz konusu yazışmada
AYESAŞ'ın borç ihbar broşürü dağıtımı için hizmet alımını gerçekleştirdiği teşebbüsün
AYEDAŞ değil Enerjisa Elektrik Dağıtım A.Ş. (EEDAŞ) olduğu ve EEDAŞ’ın, AYEDAŞ ve
AYESAŞ ile aynı ekonomik bütünlük içerisinde olup anılan şirketlerin %100 pay sahibi
konumunda olduğu, ihlal iddialarına konu dönem içerisinde EEDAŞ ve AYESAŞ arasında,
perakende satış faaliyetlerine ilişkin ödeme bildirimi ve ikinci bildirim bırakılmasına ilişkin
bir anlaşmanın (Hizmet Sözleşmesi) bulunduğu ve söz konusu yazışmanın bu sözleşmeye
binaen gerçekleştirildiğinin ifade edildiği, ENERJİSA bünyesindeki tedarik şirketlerinin
2014'ün ikinci yarısından önceki döneme kadar ödeme bildirimi ve ikinci bildirim bırakılması
hizmetlerinin gördürülmesi için Enerjisa Enerji Hizmetleri A.Ş. (ServiceCo) ile anlaştığı,
ancak ServiceCo'nun 03.10.2014 tarihinde EEDAŞ ile birleşmesi akabinde anılan türde
hizmet sözleşmelerinin EEDAŞ ile gerçekleştirilmeye başlandığı, bu kapsamda AYESAŞ’ın
EEDAŞ’tan hizmet alımlarının Mayıs 2016 tarihinden itibaren başladığı, söz konusu hizmet
alım döneminin ise anılan yazışmanın ilgilendirdiği 2016 yılının Ekim, Kasım ve Aralık
aylarını kapsadığı iddia edilmiştir.
(918) Hizmet Sözleşmesi'nin 4. maddesi incelendiğinde sözleşme kapsamında alınan hizmetlerin
bedeli karşılığında yapıldığının görüleceği, ServiceCo'nun EEDAŞ ile birleşmesinden sonra
2014 yılının ikinci yarısı öncesinde verilen hizmetlerin bir kısmının bedeli karşılığında
EEDAŞ tarafından piyasada faaliyet gösteren müşterilere bedeli karşılığında ve ayrımcılık
gözetilmeksizin verildiği, bu kapsamda EEDAŞ'ın sayaç okuma ve faturalandırma
hizmetleri vermek üzere İstanbul Gaz Dağıtım Sanayi ve Ticaret A.Ş. (İGDAŞ) ihalesine
teklif vermesinin söz konusu olduğu, anılan teklif ihale makamı tarafından uygun
bulunmadığı için bu kapsamda hizmet sunulmasının mümkün olmadığı, EEDAŞ'ın anılan
ihaleye katılmasının ödeme bildirimi/broşür dağıtma hizmetleri bakımından elektrik tedarik
lisansı sahibi diğer şirketlere de hizmet verilebileceğini gösterdiği, dağıtım şirketi olmayan
EEDAŞ tarafından AYESAŞ veya bir başka tedarik şirketine söz konusu hizmetlerin
verilmesinin önünde sektörel mevzuat çerçevesinde bir engel bulunmadığı öne
sürülmüştür. BTŞ’lerin EEDAŞ'tan benzer konuda hizmet alımı yapmasının mümkün
olduğu beyan edilmektedir.
(919) Söz konusu sözleşmenin taraflarının AYESAŞ ve EEDAŞ'tan ibaret olduğu, sözleşmenin
kapsamında yüklenici konumunda bulunan EEDAŞ’ın, AYESAŞ'ın elektriğin perakende
satışı faaliyeti kapsamında müşterilerine bıraktığı ödeme bildirimi ve ikinci bildirim dağıtım
işleri ile sistem ve veri tabanı kullandırma hizmetlerinin tüm işçilik ve benzeri giderlerini
kendine ait olacak şekilde üstlenmeyi taahhüt ettiği, sözleşmenin 4. maddesinde belirtildiği
üzere, orta gerilim seviyesindeki müşterilere yönelik "ikinci bildirim bırakma - fatura altı
ihbar" hizmetinin birim başına bedelinin (…..) TL olarak belirlendiği, aynı hizmetin alçak
gerilim seviyesindeki müşterilere yönelik gördürülmesi durumunda ise birim başına (…..)
TL'lik bir bedel öngörüldüğü, öte yandan, "ikinci bildirim bırakma - manuel ihbar" hizmetleri
bakımından birim fiyatın orta gerilim seviyesindeki müşteriler bakımından (…..) TL, alçak
gerilim seviyesindeki müşteriler bakımından (…..) TL olarak belirlendiği, "Ödeme bildirimi"
bırakma hizmetinin birim bedelinin ise orta gerilim seviyesindeki müşteriler bakımından
birim başına (…..) TL, alçak gerilim seviyesindeki müşteriler için ise birim başına (…..) TL
olarak öngörüldüğü, ayrıca sözleşmenin ilgili madde hükmü uyarınca EEDAŞ'ın farklı bir
rulo ve farklı bir el terminali ile veya EEDAŞ tarafından belirlenen dağıtım planı dışında
ödeme bildirimi veya ikinci bildirim gönderilmesi halinde birim fiyatın (…..) TL olarak
belirleneceğinin öngörüldüğü, söz konusu birim bedellerin, EPDK’nın 18.2.2016 tarihli ve
6115 sayılı kararı referans alınarak belirlendiği, ayrıca takip eden yıllarda ise 22.12.2016
ve 6783-6 sayılı karar ile birim fiyatların EEDAŞ ve AYESAŞ arasındaki 01.01.2017 ile
31.12.2017 arasındaki dönem için yapılan ek prokotole esas birim bedel olarak belirlendiği
ifade edilmiştir.
18-27/461-224
332/436
(920) Ek olarak AYESAŞ ile EEDAŞ arasında 26.02.2016 tarihinde imzalanan sözleşmenin
01.05.2016 tarihinden itibaren hüküm ifade edeceği ve 31.12.2017 tarihinde son
bulacağının ifade edildiği, açıklanan hususlar ışığında AYESAŞ'ın ikili anlaşma
portföyünde yer alan müşterilere borç/ödeme bildirimi bırakılması işlerinin AYEDAŞ
tarafından değil ancak EEDAŞ tarafından bedeli karşılığında görüldüğü, bir başka ifade ile
AYESAŞ’ın, pazarda faaliyet gösteren ve hizmeti talep etmeleri halinde EEDAŞ'a ödeme
yapacak diğer tedarik şirketleri gibi almış olduğu hizmetin karşılığını EEDAŞ'a ödediği, bu
yönüyle anılan sözleşme ve bu çerçevede satın alınan hizmet yoluyla pazarda faaliyet
gösteren diğer tedarik şirketlerine kıyasla avantajlı bir durumun varlığından söz etmenin
mümkün olmadığı belirtilmiştir.
(921) Belge 74'teki yazışmaların bir kısmının 2016 yılının Ekim ayında gerçekleştirilmiş ve belge
içeriğinden borç ihbarlarının dağıtımının 2016 yılının Aralık ayından itibaren
gerçekleştirileceğinin belirtildiği, bu anlamda, söz konusu dönem içerisinde AYESAŞ ile
EEDAŞ arasında hizmet alımına yönelik sözleşmenin yürürlükte olduğu ve söz konusu
yazışmaların da anılan sözleşme ile kurulmuş olan ilişkiye yönelik gerçekleştirildiği, söz
konusu uygulamaların kamu yararını arttırmaya yönelik saiklerle ortaya çıktığı ve asıl
dayanağını elektrik piyasasına yönelik birtakım yasal düzenlemelerden alan tedarik lisansı
kapsamında gerçekleştirilmesi gereken faaliyetlere ilişkin hizmet alımı uygulamalarından
olduğu, bu noktada öncelikle, herhangi bir rekabet ihlali iddiasının söz konusu olabilmesi
için öncelikle AYEDAŞ tarafından GTŞ'ler dışında diğer tedarik şirketleri tarafından
kendilerine iletilen ve herhangi bir surette karşılanmayan bir talebin varlığının ortaya
konulması gerektiği, nitekim Kılavuz'da mal vermeyi reddetme eyleminin, dışlayıcı
davranışlardan biri olarak kabul edildiği, bu çerçevede hammadde niteliğindeki fiziksel
ürünler, belirli hizmetlerin sağlanabilmesi için gerekli altyapılar, ürün dağıtım sistemleri ve
fikri mülkiyet hakları ile korunan yahut korunmayan gayri maddi işletme unsurları ya da
bilgileri ile teşebbüslerin sözleşme yapma talebine konu olabilecek diğer varlıklar anılan
mal, hizmet ya da unsurlar arasında değerlendirilebileceği belirtilmiştir.
(922) Dolayısıyla, soruşturma kapsamında mal vermenin reddi şeklinde bir davranışın varlığını
ortaya koyabilmek açısından öncelikle AYEDAŞ'ın vermiş olduğu hizmetin diğer tedarik
şirketleri tarafından da talep edildiğinin daha sonrasında ise söz konusu talebin
karşılanmadığının açıkça ortaya konulması gerektiği, ancak bunun dosyada açık bir şekilde
ortaya konulamadığı, ayrıca, mevcut piyasa yapısındaki aksaklıklar ve BTŞ’lerin öncelikli
olarak tüketim düzeyi daha yüksek olan müşterileri hedefleyen cream skimming yönündeki
davranışları birlikte değerlendirildiğinde, BTŞ’lerin AYEDAŞ'tan bu yönde bir talepte
bulunmadıklarının değerlendirildiği, zira söz konusu tedarik şirketleri genellikle az sayıda
kurumsal müşteri ile çalıştıklarından BTŞ’lerin bu müşterilere yönelik ödeme bildirimi
hizmetlerini daha farklı hizmetler yoluyla sağlayabildiği ve AYEDAŞ tarafından sunulan bu
hizmetlere ihtiyaç duymadığı, öte yandan, sözleşme hükümleri incelendiğinde AYEDAŞ'ın
sunmuş olduğu hizmetleri hem GTŞ hem de diğer tedarikçi müşterileri için vermesi önünde
herhangi bir engel olmadığı gibi aksi bir durumun varlığına işaret eden herhangi bir ifadenin
de bulunmadığı, öte yandan Kurul’un, sözleşme yapmayı reddetme iddialarını
değerlendirirken ihlalin tespiti için üç koşulun birlikte varlığını aradığı söylenmiştir.
(923) Dikey bütünleşik dağıtım ve GTŞ ile aynı ekonomik bütünlük içerisinde yer alan ve
perakende piyasada faaliyet gösteren şirketlerin faaliyetleri ile ilgili hizmet sağlamak
amacıyla hareket eden EEDAŞ'tan herhangi bir tedarik lisans sahibi şirketin borç ihbarı
bırakılması hizmeti sağlayabileceği, bu durum göz önünde bulundurulduğunda ayrımcılık
iddialarının 4054 sayılı Kanun ve rekabet hukukuna ilişkin içtihat çerçevesinde
değerlendirilmesi gerektiği, bu doğrultuda öncelikle 4054 sayılı Kanun’un hâkim durumdaki
teşebbüslerin ayrımcı davranışlarını yasaklayan 6. maddesi hükmünde hâkim durumun
ayrımcı bir davranış ile kötüye kullanılabilmesi için; eşit durumdaki alıcılar ile aynı ve eşit
18-27/461-224
333/436
hak, yükümlülük ve edimler için farklı şartların ileri sürülmesi unsurlarının arandığı
belirtilmiştir.
(924) Bu kapsamda ayrımcı davranışa işaret ettiği düşünülen Belge 74’ün incelenebileceği,
anılan yazışma kapsamında 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesinde ifade edildiği şekilde eşit
durumda iki alıcıya farklı koşullarda hizmet sunulduğuna işaret eden hiçbir ifadenin yer
almadığı, yazışmada daha ziyade AYESAŞ'ın ikili anlaşma portföyünde yer alan borçlu
müşterilerine ilişkin borç ihbar broşürlerinin dağıtılması konusuna ilişkin açıklamaların yer
aldığı, hizmet sağlayıcısı EEDAŞ'ın sunduğu borç ihbarının bırakılmasına ilişkin servisin,
tedarik lisansı sahibi herhangi bir şirket tarafından talep edilebileceği ifade edilmiştir.
(925) Somut olay bakımından anılan türden bir hizmet alımı teklifi yapıldığını ve bu teklifin
reddedildiğini veya dezavantajlı şart ve koşulların ileri sürüldüğünü gösteren bir bulgunun
ortaya konulamadığı, dolayısıyla ayrımcılık davranışına işaret eden herhangi bir unsurun
anılan yazışma içerisinde yer almadığı ileri sürülmüştür.
(926) Ayrımcılık iddialarının temellendirilebilmesi için yazışma kapsamında AYESAŞ ile eşit
durumda bulunan bir alıcıdan, borç ihbar broşürü dağıtılması konusunda hizmet alımı teklifi
geldiği ve bu teklife karşılık teklif verene AYESAŞ'a ileri sürülenden aleyhte şartların ileri
sürüldüğünün gösterilmesi gerektiği savunulmuştur.
(927) Kurul içtihadı çerçevesinde ayrımcılık davranışının temel olarak teşebbüslerin tüketiciler
arasındaki farklılıklardan faydalanarak kârlarını artırmak amacıyla satılan malın farklı
birimlerine ve/veya farklı müşterilere farklı fiyatlar ya da ödeme koşulları uygulaması olarak
tanımlandığı207, 23.02.2017 tarih ve 17-08/99-42 sayılı kararda iddia konusu ayrımcılık
davranışını incelerken "4054 sayılı Kanun'un 6. maddesinin (b) bendi kapsamında bir ihlalin
ortaya çıkıp çıkmadığının tespiti için de sadece ayrımcılık eyleminin var olup olmadığının
değil, aynı zamanda bu eylemin alt pazardaki teşebbüsleri/rakipleri dışlayıcı bir etkisinin ve
bu yolla alt pazardaki rekabete ve nihai olarak tüketicilere olumsuz etkisinin bulunup
bulunmadığının incelenmesi gerekmektedir" şeklinde ifadelere yer verildiği dile getirilmiştir.
Benzer şekilde 20.11.2015 tarih ve 15-41/677-239 sayılı kararda, "... şeklen gerçekleşen
bir ayrımcılığa değil ayrımcılık vasıtası ile rekabetin kısıtlanması ya da bozulmasına
müdahale edilmesi gerekmektedir" denilerek teşebbüs davranışlarına müdahale
edilebilmesi için ayrımcılık neticesinde rekabetin kısıtlandığının gösterilmesi gerektiğinin
ifade edildiği belirtilmiştir.
(928) Dosyada ise iddialara konu uygulamalar ile rekabetin kısıtlandığının gösterilmediği ve hatta
söz konusu uygulamaların ayrımcı olup olmadığının dahi ortaya konmadığı, bu hususun
ispatı için, AYEDAŞ'a iddia konusu hizmet bakımından BTŞ’den hizmet alma talebi
yapılması ve bu talebin haklı bir gerekçeye dayanılmaksızın reddedilmesi veya GTŞ'lere
uygulanan şartlardan daha olumsuz şartların bu teşebbüslere ileri sürülmesi gerektiği iddia
edilmiştir.
(929) Geçmiş tarihli Kurul kararları incelendiğinde ayrımcılık davranışının, yöneltildiği taraflara
göre "birincil seviye zarar doğuran ayrımcılık" ve "ikincil seviye zarar doğuran ayrımcılık"
olarak ikiye ayrıldığı208, birincil seviye zarar doğuran ayrımcılık türünün hâkim durumda
bulunan teşebbüsün kendinin veya bağlantılı olduğu teşebbüslerin faaliyet gösterdiği
pazarlarda rakipler aleyhine olarak ayrımcı davranışları ifade ettiği, ikincil seviye zarar
doğuran ayrımcılık türünün ise hâkim durumdaki teşebbüsün bizzat kendisinin faaliyet
göstermediği pazardaki müşterilerine yönelik ayrımcı davranışta bulunmasıyla söz konusu
olacağı dile getirilmiştir.
207 09.09.2015 tarih ve 15-36/559-182 sayılı karar.
208 24.10.2016 tarih ve 16-34/589-259 sayılı; 11.01.2017 tarih ve 17-02/17-8 sayılı, 23.02.2017 tarih ve 17-
08/99-42 sayılı karar.
18-27/461-224
334/436
(930) Mevcut soruşturma bakımından ileri sürülen dağıtım şirketleri bünyesindeki rekabete
duyarlı bilgilerin GTŞ’lerin erişimine açılması ve dağıtım şirketlerinin GTŞ’lere rekabeti
kısıtlayıcı nitelikte avantaj sağlaması iddialarına ilişkin olarak ise her ne kadar sağlayıcı
teşebbüs doğru tespit edilememiş olsa da yine benzer şekilde AYEDAŞ'ın doğrudan
faaliyet göstermediği alt pazarda aynı ekonomik bütünlük içerisinde bulunduğu, AYESAŞ'ın
rakipleri aleyhinde ayrımcılık davranışında bulunduğunun ifade edildiği, bu kapsamda
Kurul’un Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü'ne (DHMİ) ilişkin 09.09.2015
tarih ve 15-36/559-182 sayılı kararında, inceleme konusu teşebbüsün hakim durumda
bulunmadığı alt pazardaki alıcıları arasında ayrımcılık yaptığı iddialarının incelendiği ve
mevcut iddialar bakımından da yol gösterici olacak ikincil seviye zarar doğuran ayrımcılık
kavramına ışık tuttuğu bildirilmiştir.
(931) Mevcut soruşturmanın amacı bakımından, bahse konu iddiaya konu teşebbüs AYEDAŞ'ın
veya gerçekte iddia konusu yazışmada muhatap konumunda bulunan EEDAŞ'ın, ikili
anlaşmalara ilişkin ödeme bildirimi/broşür dağıtma hizmetlerine ilişkin faaliyetleri
bakımından halihazırda tanımlanmış olan elektrik dağıtım ve perakende satış hizmetlerine
ilişkin ilgili ürün pazarlarından farklı bir pazar içerisinde faaliyet gösterdiği, ancak EEDAŞ'ın
ikili anlaşmalara ilişkin ödeme bildirimi/broşür dağıtma hizmeti faaliyetleri bakımından
içinde bulunduğu ilgili ürün pazarında hakim durumda olduğu varsayılsa dahi koordinasyon
iddiası bakımından ayrımcılığın varlığına ilişkin detaylı bir analiz gerçekleştirilmesi gerektiği
dile getirilmiştir.
(932) DHMİ Kararı'nda ikincil seviye zarar doğuran ayrımcı davranışa ilişkin değerlendirmede
ayrımcı davranışın varlığını ortaya koyabilmek bakımından; (i) ayrımcılık yapıldığı iddia
edilen alıcıların eşit konumda olması, (ii) iddia konusu davranışla alıcılara farklı koşullar
getirilip getirilmediği, (iii) ayrımcılık iddiasına konu alıcılar bakımından oluşan farklı
koşulların bu teşebbüsler bakımından rekabetçi bir dezavantaj yaratıp yaratmadığı
hususlarının incelendiği ifade edilmektedir.
(933) Yukarıdaki unsurlarının varlığının değerlendirilebilmesi için öncelikle ayrımcılık yaptığı iddia
edilen teşebbüsten alıcıların bir mal/hizmet alımı talebinde bulunması gerektiği, mevcut
soruşturma bakımından ise bu türden bir talebin varlığını gösterir herhangi bir bulgunun
ortaya konmadığı ileri sürülmüştür.
(934) Öte yandan her ne kadar bu türden bir talebin varlığı ortaya konmamış olsa da hakim
durumun ayrımcı davranış ile kötüye kullanılması hali bakımından Kurul'un 09.09.2015
tarih ve 15-36/559-182 sayılı kararında DHMİ'nin alıcılarının eşit konumda bulunduğunu ve
bu alıcılar yönünden farklı koşullar uyguladığını tespit ettiği, son olarak ayrımcılık
uygulamasına maruz kaldığı iddia edilen teşebbüslerin rekabetçi dezavantaj içine girip
girmediğinin tespitinde dikkate alınacak en önemli kriterin, söz konusu dezavantajlı
fiyatlardan kaynaklanan maliyetlerin, ayrımcılığa uğradığı iddia edilen teşebbüslerin toplam
maliyetleri içerisindeki payı olduğunun ifade edildiği belirtilmiştir.
(935) Dosyada diğer tedarik şirketlerinin iddia konusu hizmetin alımı talebinde bulunduğu
gösterilmediği gibi sırasıyla; ayrımcılığa uğradığı düşünülen teşebbüslerin ENERJİSA
bünyesindeki GTŞ’Ier ile eşit konumda bulunup bulunmadıkları, ayrımcılığa uğradığı
düşünülen teşebbüslere hizmet alımı bakımından farklı koşullar ileri sürülüp sürülmediği ve
son olarak ayrımcılığa uğradığı düşünülen alıcıların bu davranış ile rekabetçi dezavantaj
içine girip girmediği hususlarının değerlendirilmediği ileri sürülmüştür.
(936) Yukarıda sıralanan ilk iki unsurun varlığının ortaya konması halinde dahi ayrımcılık iddiaları
kapsamında bir ihlalin varlığının gösterilebilmesi adına, ayrımcı şekilde ileri sürüldüğü iddia
edilen koşulların alıcılar nezdinde yaratacağı rekabetçi dezavantajın ölçülmesi gerektiği,
Kurul’un yerleşik uygulaması dikkate alındığında, söz konusu unsurun tespiti için iddia
konusu davranış ile alıcıların katlanacağı ilave maliyetin, alıcıların toplam maliyetleri
18-27/461-224
335/436
içindeki payına oranlanması ve bu doğrultuda bir analiz gerçekleştirilmesi gerektiği, buna
karşılık dosyada bu analizlerin hiçbirine yer verilmediği, iddia edilenlerin aksine ayrımcılığa
konu olan hizmetin AYEDAŞ tarafından değil EEDAŞ tarafından verildiği, bu çerçevede
anılan hizmete ilişkin rakip tedarikçilere aleyhte koşullara teklif sunulduğuna ilişkin bir
bulgunun bulunmadığı ve bu savunma ile bundan sonra ENERJİSA bünyesinde yer alan
EEDAŞ'a bu yönde bir teklif gelmesi halinde bu teklife karşı en az ENERJİSA bünyesinde
yer alan GTŞ’Iere sunulabilecek seviyede cazip koşullar sunulmasının taahhüt edildiği
beyan edilmiştir.
I.7.9.2. Dağıtım Şirketleri Bünyesindeki Rekabete Duyarlı Bilgilerin GTŞ’lerin
Erişimine Açılması ve Dağıtım Şirketlerinin GTŞ’lere Rekabeti Kısıtlayıcı Nitelikte
Avantaj Sağlaması Çerçevesinde Gerçekleştirilen Rekabeti Sınırlayıcı Davranışlar
Bulunduğuna İlişkin İddialar Hakkında Savunmaların Değerlendirilmesi
(937) Bu başlık altında yapılan savunmanın iki ayağının bulunduğu görülmektedir. Bunlardan ilki
ilgili yazışma uyarınca AYESAŞ’ın borç ihbar dağıtımı için AYEDAŞ’ı değil, EEDAŞ’ı
kullandığı ve EEDAŞ’ın ödeme ve ikincil bildirim bırakılması alanında hizmet verdiği,
İGDAŞ ihalesine teklif vermesinin de bu alanda başka teşebbüsler ile de çalıştığının bir
göstergesi olduğudur. İkincisi ise, EEDAŞ veya AYEDAŞ’tan borç ihbarı bırakılması hizmeti
alınsa bile bunun ihlal olabilmesi için hakim durumun varlığı ile rakiplerin bu hizmetten
ayrımcı bir biçimde yararlandırılmasının ve ayrımcı davranış sonucunda rakiplerin
dezavantajlı konuma gelmesinin gerekli olduğudur.
(938) İlk olarak hizmet alımının AYEDAŞ’tan değil EEDAŞ’tan yapıldığı yönündeki savunmanın
hem ikinci yazılı savunma hem de üçüncü yazılı savunmada dile getirildiği görülmektedir.
İkinci yazılı savunma kapsamında söz konusu savunmayı desteklemek amacıyla
gönderilen “İstanbul Anadolu Yakası Elektrik Dağıtım A.Ş. Dağıtım Sistemindeki AG-YG
Arıza Onarım ve Bakım İşleri ile Endeks Okuma ve Enerji Kesme - Bağlama İşlerı Hizmet
Sözleşmesi” incelendiğinde, sözleşme taraflarının AYESAŞ ve EEDAŞ olmadığı,
Sözleşme’nin Taraflar başlıklı 1. maddesi uyarınca AYEDAŞ ile EEDAŞ arasında
gerçekleştiği anlaşılmaktadır. 02.01.2016 tarihinde yürürlüğe giren ve fesih bildirimi ya da
başkaca herhangi bir hukuki işleme gerek olmadan 31.12.2020 tarihinde kendiliğinden
sona erecek olan Sözleşme konusu ise şu şekilde düzenlenmiştir:
“a) AYEDAŞ'ın sorumluluğunda bulunan dağıtım sistemindeki AG - (AG + YG) - YG elektrik
şebekelerinin, arıza anarımı ve Sözleşmenin ekinde yer alan "Planlı Bakım Prosedürü"nde
belirtilen "seviye 1" bakım işlerini, montajı ve demontajı işlerinin,
b) Alçak-Yüksek (AG-YG) gerilimden beslenen Tüketicilerin el terminali vasıtası ile Tüketici
adresinde endeksinin okunarak ödeme bildirimi tanzimi ve Tüketiciye bırakılması veya
sadece AYEDAŞ'a bildiriImesi, ikinci ihbarname düzenleme, ihbarname dağıtımı, enerji
kesme, enerji açma, durum kodu konmasına yönelik sayaçların ve mühürlerinin kontrolü
ve mühürlenmesi, kaçak/usulsüz elektrik kullanım tespitinin kontrolü ve bu konularla ilgili
diğer işlerin yapılması ile bu bilgilerin AYEDAŞ'a aktarılması işlerinin, kullanılacak olan
elektriksel malzemelerin tedariki hariç tüm işçilik ve sair giderleri YüKLENİCİ'ye ait olmak
üzere YÜKLENİCİ tarafından üstlenilmesi ve tamamen kendi nam ve hesabına
çalıştıracağı işçilerle sözleşme süresi içinde, Mevzuat, Sözleşme ve Şartnamedeki esaslar
doğrultusunda ifası, sevk ve idaresidir.”
(939) Öte yandan ikinci yazılı savunmada sunulmamakla birlikte taraflarca üçüncü yazılı
savunma ekinde “Enerjisa İstanbul Anadolu Yakası Elektrik Perakende Satış A.Ş. Satış
Destek Hizmetleri Sözleşmesi” başlıklı farklı bir sözleşmenin gönderildiği, bahse konu
sözleşmenin ise AYESAŞ ile EEDAŞ arasında imzalandığı görülmektedir. 01.05.2016 tarihi
ile 31.12.2017 tarihi arasında geçerli olan sözleşmenin konusu AYESAŞ’ın tüketicilerine ait
ödeme bildirimi ve ikinci bildirimin dağıtım işlemlerinin EEDAŞ tarafından
18-27/461-224
336/436
gerçekleştirilmesidir. Bu doğrultuda, AYESAŞ’ın serbest tüketicilerine ait borç ihbar
bildirimlerinin EEDAŞ ile AYEDAŞ ve AYESAŞ arasında yapılan Hizmet Alım Sözleşmeleri
kapsamında EEDAŞ tarafından bırakıldığı iddia edilebilecekse de söz konusu
değerlendirmeye esas teşkil eden Belge 74’e tekrar bakıldığında ilgili e-postanın öncelikle
AYEDAŞ çalışanın bilgisayarından edinildiği dikkat çekmektedir. Ayrıca, söz konusu e-
postanın AYEDAS ACMA KESME; BASKENT KESME ACMA; TOROSLAR ACMA
KESME, KESME_ACMA_MERKEZ; BASKENT MUSTERI OPERASYONLARI; AYEDAS
MUSTERI OPERASYONLARI; TOROSLAR MUSTERI OPERASYONLARI; MUSTERI
TEKNIK HIZMETLER MUDURLUGU e-posta hesaplarına gönderildiği görülmektedir.
Bunun yanında, e-postanın gönderildiği hesaplar ve e-postada yer alan, “Borcu olan
Tip3(Serbest Tüketici-ENERJISA Müşterisi) müşterilerine ZN(Borçtan dolayı İhbar) siparişi
çıktısının yanında bırakılacak bildirimler hazırlanarak operasyon merkezlerine
kargolanmaya başlanmıştır.” şeklindeki ifadelerden, bildirimlerin AYEDAŞ Müşteri
Operasyon Merkezi’ne gönderildiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, ilgili e-postanın bulunduğu
şirket, e-posta alıcıları ve e-posta içeriğindeki ifadelerden AYESAŞ’a ait borç ihbar
bildirimlerinin AYEDAŞ tarafından yapıldığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, dağıtım
personelinin aynı zamanda perakende faaliyetlerinin yürütülmesinde de kullanıldığı açıkça
ortada olup, bu davranışın hakim durumdaki dağıtım şirketi tarafından GTŞ’ler lehine bir
rekabet avantajı yaratacağı yönünde yapılan değerlendirme geçerliliğini korumaktadır.
(940) Rakip teşebbüsler bakımından eşit olmayan koşullar da işte tam bu noktada ortaya
çıkmaktadır. Zira bugüne kadar bizzat AYEDAŞ’tan talep edilmemiş olsa da rakip
teşebbüslerin bu hizmetleri ister AYEDAŞ ister başka bir teşebbüsten alsın ücret
ödemeden alamayacakları ortadadır. Bir çalışmada, bildirim bırakma maliyetinin, finansal
ve diğer maliyetler içerisinde yer aldığı değerlendirilmiş ve toplam maliyetler içinde finansal
ve diğer maliyetlerin %3’lük bir kısma tekabül ettiği belirtilmiştir209. Ancak toplam
maliyetlerin %77,4’ünün baz yük enerji alım maliyeti, %16,6’sının YEKDEM ve EPİAŞ
maliyeti olduğu ve toplamda maliyetlerin %94’ünde teşebbüslerin hareket imkanının
olmadığı dikkate alındığında, bildirim bırakma maliyetindeki farklılığın teşebbüslerin
hareket alanı içinde olan maliyetlerinin %6’lık kısmı içerisindeki önemi ortaya çıkmaktadır.
Bu nedenle AYESAŞ’ın söz konusu hizmeti aynı ekonomik bütünlükte olduğu teşebbüs
olan AYEDAŞ aracılığıyla gerçekleştirmesinin AYESAŞ ile rakiplerinin eşit olmayan
koşullar altında faaliyette bulunmasına neden olduğu, bu eşitsizlik sonucu katlanılan
maliyetin ise rakip teşebbüslerin kontrol edebildiği maliyet kalemlerinin içinde önemli bir yer
tuttuğu, zira kontrol edilebilen maliyet kalemlerinin toplam içerisindeki oranın %6 olduğu,
toplam maliyetlerin %2-3’lük bir kısmının içerisinde yer alan bildirim bırakma maliyetlerinin
bu anlamda pazarda rakipleri dezavantajlı duruma soktuğu ve böylelikle rekabetin
sınırlanmasına yol açtığı açıktır.
(941) Taraflarca savunmalarında dile getirilen bir diğer husus ise AYEDAŞ’ın mal vermenin reddi
yolu ile hakim durumunu kötüye kullandığına ilişkindir. Belirtmek gerekir ki, dosyada
AYEDAŞ’ın veyahut soruşturmaya taraf olan diğer teşebbüslerin mal vermenin reddi
şeklinde bir davranış içerisinde bulunduğuna yönelik ne bir değerlendirme ne de bir tespitte
bulunulmuştur. Dolayısıyla, söz konusu savunmada dile getirilen iddialara yönelik bir
değerlendirme yapılmasına ihtiyaç duyulmamaktadır.
209 KARAHAN, M. (2017), “Elektrik Perakende Piyasası ve Tarife”,
perakende-piyasasi-tarife
18-27/461-224
337/436
I.7.10. Deklarasyon Uygulaması ile Müşterilerin Rakip Tedarikçilere Geçişinin
Zorlaştırıldığı ve Buna İlişkin Maliyetin Artması Hakkında Savunmalar ve Bunlara
İlişkin Değerlendirme
I.7.10.1. Deklarasyon Uygulaması ile Müşterilerin Rakip Tedarikçilere Geçişinin
Zorlaştırıldığı ve Buna İlişkin Maliyetin Artması Hakkında Savunmalar
(942) Deklarasyon uygulamasının serbest tüketici limitinin altında bulunan müşteriler ile
geciktirici şarta bağlı ikili anlaşma imzalanması suretiyle müşterilerin serbest tüketici limitini
aşmaları anından sonra ENERJİSA ikili anlaşma portföyüne geçirilmesini öngördüğü,
uygulama kapsamında müşteriye; ENERJİSA ikili anlaşma portföyüne geçirileceği, serbest
tüketici hakkı kapsamında serbest piyasada faaliyet gösteren diğer tedarikçilerden alım
yapabileceği veya düzenlenen tarife üzerinden alım yapmaya devam edebileceği,
kendisine sunulan yeni tarifenin koşulları hakkında bilgilendirme yapıldığı belirtilmiştir.
(943) Müşterinin bu bilgilendirmeye açıkça itiraz etmesi halinde geciktirici şartın gerçekleşmediği
ve müşterinin ENERJİSA ikili anlaşma portföyüne dahil edilmesinin söz konusu olmadığı,
deklarasyon kapsamında müşterilere imzalatılan ikili anlaşmada müşteri bakımından
taahhüt ve erken çıkış bedeli öngörülmeyen tarifenin ENERJİSA Serbest Tarife olduğu
bilgisi verilmiştir.
(944) Ön sözleşme uygulaması kapsamında ise serbest veya serbest olmayan müşterilere; ön
sözleşme, ikili anlaşma ve müşteri bilgilendirme formu sunulduğu, ön sözleşme ve ikili
anlaşmayı imzalayan müşterilere imza tarihini izleyen iki yıl içerisinde herhangi bir tarihte
ikili anlaşmaya esas teşkil eden fiyat teklifi sunulmadığı, tedarik başlangıç tarihinden en az
45 gün önce gerçekleştirilen fiyat teklifi kapsamında müşteriye ayrıca; tedarik başlangıç
tarihi, serbest tüketici hakları ve bu haklarına bağlı olarak serbestçe tedarikçi seçebileceği,
itiraz hakları ve bedelsiz olarak sözleşmeyi feshedebileceği konularında bilgilendirme
yapıldığı dile getirilmiştir.
(945) Müşterinin kendisine yapılan bildirime karşılık 30 gün içerisinde açık onay vermesi veya
sessiz kalması halinde geciktirici şartın gerçekleştiğinin kabul edildiği, öte yandan
müşterilerin teklifi açıkça reddetmek suretiyle sözleşmenin kurulmasının önüne geçebildiği,
ön sözleşme uygulaması kapsamında yapılan fiyat teklifine ek olarak müşteriye tanınan 30
günlük itiraz süresinin bitiminden üç gün önce tüketiciye itiraz hakkı olduğuna ilişkin ilave
bir bildirim gerçekleştirildiği, standart olarak uygulanan ön sözleşme metinlerinin farklı
versiyonlarının bulunduğu, öncül versiyonlarda müşteriye uygulama kapsamında
sunulacak tarifenin serbest tarife olacağı, bununla birlikte sözleşmenin yürürlüğe gireceği
tarihte ikame başka bir tarifenin de uygulanabileceğine ilişkin bir ifade yer aldığı, bu
anlamda olası bir yanlış anlaşılmanın giderilmesi adına ön sözleşmenin öncül
versiyonlarında "Müşterinin herhangi bir bedel ödemek zorunda olmaksızın dilediği zaman
Sözleşmeyi feshetme hakkı saklıdır" ve "Ancak her halde Müşteri'nin herhangi bir bedel
ödemek zorunda olmaksızın dilediği zaman Sözleşmeyi feshetme hakkı saklıdır"
ifadelerine yer verilmekle, uygulama kapsamında müşterilerden taahhüt içeren herhangi
bir sözleşme alınmadığı hususları ifade edilmektedir.
(946) Rekabete karşı pazarı kapama etkisinin varlığını incelerken dikkate alınması gereken
unsurların Kılavuz’da yer aldığı, hâkim durumun kötüye kullanmasına ilişkin Kurul
kararlarında da bu konuda değerlendirmelerin bulunduğu ifade edilmiştir.
(947) 06.04.2006 tarih ve 06-24/304-71 sayılı kararda Kurul’un hâkim durumun kötüye
kullanılması iddialarının değerlendirildiği soruşturmalarda inceleme konusu davranışın per
se yaklaşım ile ihlal olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını "Zaten hiçbir ayı-ima
gidilmeksizin teşebbüslerin hakim durumlarını sürdürmelerinin ve hatta güçlendirmelerinin
"per se" bir yaklaşım içerisinde yasaklanması yerinde bir uygulama olmayacaktır. Aksi
takdirde rekabetten beklenen yararların elde edilmesi mümkün değildir." şeklinde ifade
18-27/461-224
338/436
ettiği, Kurul’un anılan türden soruşturmalarda soruşturmayı yürütenlerin iddia konusu
davranış bakımından hâkim durumdaki teşebbüsün haklı bir gerekçesi olup olmadığının
değerlendirmesi gerektiğini ve buna ek olarak bu davranışın beklenen etkinlik
gerekçeleriyle orantılı olup olmadığının da tespit edilmesi gerektiğini vurguladığı
belirtilmiştir.
(948) 14.10.2009 tarih ve 09-47/1160-294 sayılı kararda 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi
uyarınca başlatılan soruşturmalarda söz konusu davranışın bahsedilen türde zorlaştırıcı bir
etkiye sahip olup olmadığının ve şayet böyle bir etkinin bulunması durumunda söz konusu
zorlaştırıcı etkinin ne seviyede olduğunun gösterilmesi gerektiğini ifade ettiği belirtilmiştir.
(949) Ayrıca mevcut soruşturmada deklarasyon uygulamasına ilişkin iddialar ile benzerlik
göstermesi itibariyle önem teşkil ettiği düşünülen 16.02.2017 tarih ve 17-07/84-34 4054
sayılı kararda Kanun’un 6. maddesi kapsamında gerçekleştirilen analiz kapsamında, iddia
konusu davranışların, deklarasyon uygulamasına ilişkin iddialarda olduğu gibi 4054 sayılı
Kanun’un 6. maddesinin (a) bendi çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğinin ifade
edildiği, bu anlamda Kurul’un mehaz AB uygulaması mevzuatına atıf yapmak suretiyle iddia
konusu davranışları hem amaç hem de etki yönünden incelediği dile getirilmiştir.
(950) Söz konusu yaklaşım doğrultusunda Kurul’un Mey İçki'nin uygulamalarını öncelikle amaç
yönünden değerlendirdiği sonrasında ise etki yönlü bir analiz gerçekleştirdiği, bu noktada
anılan kararın, dosya kapsamında benimsenmiş olan 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi
kapsamındaki incelemelerde ihlalin varlığının ortaya konabilmesi için davranışın rekabeti
kısıtlayıcı amacı olduğunun gösterilmesinin yeterli olduğuna yönelik anlayışın ne denli
yanlış olduğunu ortaya koyduğu ileri sürülmüştür.
(951) ENERJİSA'nın müşterilerini rakip tedarikçi portföyüne geçirmemeyi veya bu geçişleri
engellemeyi hedeflediğine işaret eden herhangi bir yazışma bulunmadığı, öte yandan
piyasayı rakip tedarikçilere kapama unsurunun açık bir biçimde gösterilmesinin söz konusu
olmadığı ve detaylı bir etki analizi yapılmadığı iddia edilmiştir.
(952) Deklarasyon uygulamasına ilişkin iddiaların açıklandığı kısımda "Zira ENERJİSA, GTŞ
olmasından kaynaklı olarak düzenlenen tarifeden elektrik enerjisi hizmetinin sunulduğu ilgili
pazardaki hâkim durumunun kendisine sunduğu münhasır olanakları kullanarak henüz
serbest tüketici olmamış tüketicileri, rakiplerin erişimine çok büyük ölçüde kapatmaktadır"
şeklinde ifadelerin kullanıldığı, ancak ENERJİSA uygulamasının kendi portföyüne geçirdiği
müşterileri rakiplerin erişimine ne şekilde kapattığının anlaşılmadığı, zira deklarasyon ve
ön sözleşme uygulamaları kapsamında müşteriler ile imzalanan ikili anlaşmalara esas
tarifeler ENERJİSA'nın ilgili dönemde taahhüt ve erken çıkış bedeli içermeyen tekliflerinden
oluştuğu, bu anlamda müşterinin ENERJİSA ikili anlaşma portföyüne geçiş yapma anından
itibaren herhangi bir zamanda erken çıkış bedeli mahiyetinde hiçbir maliyete
katlanmaksızın rakip tedarikçi portföyüne geçebilmesinin söz konusu olduğu, öte yandan
deklarasyonun alındığı ilk anda müşteri henüz serbest tüketici limiti altında
bulunmaktayken müşterinin limit üzeri olmasından itibaren serbest piyasada bulunan
bağımsız tedarikçilerden alım yapabileceğine ilişkin bilgilendirme yapıldığı ve müşteriye
serbest tüketici limitini aşması akabinde ENERJİSA ikili anlaşma portföyüne geçiş yapmak
istememesi durumunda bunu açıkça beyan ederek düzenlenen tarife üzerinden veya rakip
tedarikçi portföyünden alım yapabileceğinin bildirildiği, ön sözleşme uygulaması
kapsamında sözleşmenin imzalatıldığı müşterinin hem serbest hem de serbest olmayan
tüketici olabildiği ve deklarasyonda olduğu gibi müşteriye öngörülen iki yıllık süre içerisinde
fiyat teklifi ile birlikte serbest piyasadan alım hakkı ve alternatif tedarikçileri seçebileceğine
ilişkin bildirim gerçekleştirildiği, öte yandan her iki uygulama kapsamında da müşteriye
yapılan bilgilendirmeye cevap verilmemesi ancak müşterinin rakip tedarikçi portföyüne
geçiş talebi bulunduğunun anlaşılması durumunda ENERJİSA’nın PYS üzerinden portföye
alım talebini geri çektiği bildirilmektedir. Tüm bu açıklamalar dikkate alındığında
18-27/461-224
339/436
deklarasyon ve ön sözleşme uygulamaları kapsamında piyasanın ENERJİSA bünyesindeki
GTŞ'lerin erişimine kapanmadığı aksine müşterilerin ikili anlaşma pazarına geçişlerinin
kolaylaşması ve ENERJİSA portföyünden çıkış noktasında ilave bir maliyete tabi
tutulmamaları (örneğin erken çıkış bedeli gibi) dikkate alındığında bağımsız tedarikçilerin
bu müşterileri kendi portföylerine geçirme ihtimallerinin daha da arttığı ileri sürülmektedir.
(953) Öte yandan iddia konusu uygulamanın ileri sürüldüğü gibi müşterileri bağlayarak rakiplere
pazarı kapamayı amaçlaması durumunda ENERJİSA bünyesindeki GTŞ’Ierin
müşterilerine deklarasyon ve ön sözleşme ile birlikte erken çıkış bedeli ve taahhüt
öngörülen ikili anlaşmalar imzalatması ve müşterilerin serbest piyasaya geçiş hakları ile
ilgili asgari düzeyde bilgilendirilmesinin bekleneceği, ancak böylesi bir durumun söz konusu
olmadığının soruşturma kapsamında elde edilen bilgi ve belgeler incelendiğinde görüleceği
beyan edilmektedir.
(954) Pazar kapama etkisinin gösterilebilmesi için piyasada mevcut talep yönlü aksaklıklar ile
birleştiğinde müşterilerin rakip tedarikçi portföyüne geçişini engellediği iddia edilen
deklarasyon uygulamasının hiç gerçekleştirilmemiş olması halinde piyasa görünümünün
ve rakip tedarikçi portföylerinde yer alan müşteri sayısının faklı olacağı hususuna herhangi
bir surette değinilmediği iddia edilmiştir.
(955) Dosya kapsamında yalnızca soruşturma döneminde deklarasyonun soruşturma tarafı
GTŞ'lerin serbest tüketici kazanımındaki ağırlığı ve deklarasyon kapsamında ENERJİSA
K2 portföyüne geçen müşterilerin rakip tedarikçilerin toplam portföylerine oranının
gösterildiği, bu kapsamda deklarasyon uygulamasının rakipleri dışlayıcı etkilerinin
gösterilebilmesi adına ilgili dönemde rakip tedarikçilerin portföy genişlemesinde bir
duraklamaya veya azalmaya neden olduğunun da ayrıca gösterilmesi gerektiği, mevcut
soruşturma bakımından yol gösterici nitelikte olan 16.02.2017 tarih ve 17-07/84-34 sayılı
kararda dışlayıcı uygulamanın rakip teşebbüslerin pazar payları ve pazar görünürlüğü
üzerindeki olumsuz etkisinin açıkça gösterildiği belirtilmiştir.
(956) Kılavuz'da 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesinin ihlaline ilişkin inceleme yürütülen
soruşturmalarda Kurul'un haklı gerekçe/etkinlik gerekçesine ilişkin teşebbüs savunmalarını
dikkate alacağının düzenlendiği, ek olarak geçmiş tarihli birçok kararda hakim durumun
kötüye kullanılması iddialarına ilişkin olarak haklı gerekçeye yönelik savunmaların dikkate
alındığı, 06.04.2006 tarih ve 06-24/304-71 sayılı, 23.02.2017 tarih ve 17-08/99-42 sayılı210,
27.04.2017 tarih ve 17-14/207-85 sayılı211, 07.09.2017 tarih ve 17-28/477-205 sayılı212,
06.04.2006 tarih ve 06-24/304-71 karalarda inceleme konusu teşebbüslerin etkinlik
gerekçelerini dikkate aldığı/dikkate alınması gerektiğini, bu kapsamda, uygulamanın
herhangi bir etkinliğe yol açmayarak yalnızca piyasadaki rekabeti kısıtlayıcı etki yarattığının
gösterilebilmesi için detaylı bir değerlendirme gerçekleştirilmesi ve bu durumu ortaya koyan
somut örneklerin değerlendirmede dikkate alınması gerektiği ileri sürülmüştür.
(957) AB Rehberi'nin hakim durumdaki teşebbüs tarafından müşterilerin, rakip teşebbüslerin
ürün veya hizmetlerini denemesine engel olunması ya da müşterilerine rakiplerin ürün veya
hizmetlerini denememeleri karşılığında finansal teşvikler sağlanmasının kesin olarak ek
analize gerek kalmaksızın kötüye kullanma kabul edilecek durumlardan olmasını değil,
olabilme ihtimalini düzenliyor olduğu, bu nedenle ENERJİSA’nın soruşturma konusu
davranışının etkinliğe yol açmadığının somut delillerle ispat edilmesi gerektiği,
Komisyonun, Intel tarafından gerçekleştirilen davranışların ihlal teşkil ettiğini varsaymak
yerine, pazarı kapama etkisini değerlendirmek amacıyla detaylı bir eş etkinlikteki rakip testi
210 para 199.
211 para 70.
212 para 65.
18-27/461-224
340/436
yaptığı213, Intel’in soruşturma konusu davranışlarının ihlal teşkil edip etmediğinin
değerlendirilmesi için söz konusu davranışların pazarı kapama etkisinin araştırıldığı,
ABAD’ın Intel’e ilişkin kararında herhangi bir analize tabi tutulmaksızın kötüye kullanma
olarak kabul edilen davranışlardan bahsetmediği, buna karşın, ilgili teşebbüsün
davranışlarının pazarı kapama etkisi olmadığını ileri sürmesi halinde son derece detaylı bir
analiz yapılmasının beklendiği, söz konusu analiz kapsamında (i) teşebbüsün hakim
durumu, (ii) soruşturma konusu davranışın ilgili pazarın ne kadarında etkili olduğu, (iii)
hâkim durumdaki teşebbüs tarafından yapılan indirimlere ilişkin şartlar, (iv) indirim
uygulamasının süresi ve miktarı ve (v) rakipleri ilgili pazardan dışlamaya yönelik bir
stratejinin varlığının değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmiştir.
(958) Rekabet hukukuna yönelik düzenlemelerin temel amacının, hakim durumdaki
teşebbüslerin rakiplerini değil piyasadaki rekabeti ve tüketici refahını korumak olduğu, söz
konusu rekabetin nihai olarak tüketici faydası sağlaması halinde hakim durumdaki
teşebbüsün agresif şekilde rekabet etmesine izin verilmesi gerektiği dile getirilmektedir.
(959) Hakim durumdaki teşebbüsün davranışı nedeniyle etkin olmayan rakiplerin pazardan
dışlanmasının, bu davranış sonucu meydana gelen etkinlik artışı ve tüketici refahı
karşısında önemsiz kabul edildiği, buna karşın, hakim durumdaki teşebbüs kadar etkin olan
rakiplerin pazardan dışlanmasına yol açan davranışın aynı zamanda tüketici refahını da
olumsuz etkileyeceği ve bu nedenle rekabete aykırı olduğu belirtilmektedir.
(960) Komisyon’un Intel’in davranışlarını incelerken, söz konusu davranışların hakim durumdaki
bir teşebbüs tarafından uygulanmış olmasından bahisle davranışın doğrudan rekabete
aykırı olduğuna karar vermediği, Komisyon’un, Intel’in rakipleri Dell, RP, NEC, Lenovo ve
MSC için ayrı ayrı eşit etkinlikteki rakip testi uyguladığı ve söz konusu indirimlerin pazarı
eşit etkinlikteki varsayımsal bir rakibe kapamaya elverişli olduğuna karar verdiği
bildirilmiştir.
(961) Dosyayı temyizen inceleyen Genel Mahkeme’nin ise, Intel’in eşit etkinlikteki rakip testine
argümanları açısından herhangi bir inceleme yapmaksızın teşebbüsün hâkim durumunu
kötüye kullandığına karar verdiği, Genel Mahkeme'nin bu kararının yine Intel tarafından
temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen ABAD’ın ise, Genel Mahkeme'nin eksik
inceleme yaptığına, Intel tarafından yapılan temyiz başvurusunun kabulüne ve kararın
yeniden görüşülmek üzere Genel Mahkeme'ye gönderilmesine karar verdiği, Divanın ilgili
kararında, 102. maddenin (eski 82. madde), hakim durumdaki teşebbüsün daha az etkin
rakiplerinin pazarda kalmasını temin etmek için getirilmiş bir düzenleme olmadığı ve
Komisyon'un bir indirim uygulamasının kötüye kullanma teşkil edip etmediğini
değerlendirirken eşit etkinlikteki rakip testi yapması halinde Genel Mahkeme'nin de bu teste
ilişkin tüm temyiz nedenlerini değerlendirmekle yükümlü olduğunun belirtildiği ifade
edilmiştir.
(962) Eş etkinlikteki rakip testinin Kılavuz'un 27. paragrafında düzenlendiği, AB uygulamasına
paralel olarak, hâkim durumdaki teşebbüsün rakipleri arasında (i) hakim durumdaki
teşebbüs kadar etkin olan ve (ii) etkin olmayan rakipler olmak üzere bir ayrıma gidildiği, eşit
etkinlikteki bir teşebbüsün hâkim durumdaki teşebbüsün davranışları ve uygulamaları
karşısında etkin rekabet edebileceğinin, davranışın piyasadaki rekabet ve tüketici refahı
üzerinde olumsuz etki yaratmayacağının tespit edilmesi halinde Kurul’un herhangi bir
müdahalede bulunmayacağı, buna karşın, söz konusu davranış ve uygulamaları sonucu
hâkim teşebbüs ile eşit etkinlikte bir teşebbüsün piyasadan dışlanacağı tespit ediliyor ise
rekabete karşı piyasa kapamadan söz edileceği vurgulanmıştır. Bu test bakımından
Kurul’un 23.1.2004 tarih ve 04-07/75-18 sayılı, 06.12.2012 tarih ve 12-62/1633-598 sayılı
kararları örnek gösterilmiştir.
213 Case COMP/37, 990, Intel.
18-27/461-224
341/436
(963) Türkiye perakende elektrik satışı piyasası bakımından dosya kapsamında belirtilen talep
yönlü aksaklıkların varlığına ilişkin bir iktisadi analizin Kurum’a sunulduğu, iktisadi analiz
çerçevesinde Lambrecht ve Skiera'nın214 internet aboneleri üzerine yaptığı çalışma
kapsamında 10.000'in üzerinde tüketicinin internet kullanım ve abonelik detaylarının
incelendiği ve abonelerin çoğunluğunun kendi tüketimleri açısından yanlış tarife seçimi
yaptıklarının tespit edildiği, çalışmada, abonelerin tüketimlerine uygun olmayan daha
yüksek tarifeleri tercih etmelerinin temelinde gelecekle ilgili tüketimlerindeki belirsizlik
algısının yattığının savunulduğu, bu savunmaların üç etkiye -sigorta etkisi, aşırı tahmin
etkisi ve taksimetre etkisi- dayandırarak gerekçelendirildiği, bu çalışmaya göre tüketicilerin
tükettiklerinden daha yüksek hacimli tarifeleri tercih etmelerinin (i) yüksek faturalardan
kaçınmak amacıyla sigorta olarak görmelerine, (ii) gelecekteki olası tüketimlerini abartılı
tahminlerine ve (iii) tüketirken elde edecekleri faydayı hoşnutsuz hale getirecek fatura
sürprizlerine yani taksimetre etkisine dayandığı, bütün bunların sonucunda özellikle yüksek
hacimli tarifeleri seçen abonelerin hem kısa hem de uzun vadede bu davranışları ile
işletmelerin karlarına katkı sağladığı, kayıptan kaçınmaya yönelik tüketici davranışlarının
optimal olmayan seçimlerin yapılmasına elektrik tüketicileri için de rastlamanın mümkün
olduğu belirtilmiştir. Ayrıca Juliusson’ın215 tüketici yanlılıklarını analiz eden çalışmasında,
İsveç'teki tüketicilerin elektrik pazarında kendilerine ekonomik açıdan avantaj
sağlayabilecek değişken fiyatlı anlaşmaları seçmekte uğrayacakları olası kayıpların
abartılarak atalet içinde davrandıklarının ortaya konduğu, bunun temel sebebinin kayıptan
kaçınma davranışının uygulanan değişken fiyatlı anlaşmaları daha az çekici hale getirmesi
olduğunun ortaya konduğu ifade edilmiştir.
(964) Türkiye'deki mesken tüketicilerinin tedarikçi ve tarife değişimi konusunda dosya
kapsamında da yer alan Şirin ve Gönül'ün yaptığı çalışmada216 anket ve tüketim verilerine
dayalı olarak mesken tüketicilerinin tercihlerinin davranışsal açıdan incelendiği, yazarların
en önemli bulgularının, Türkiye'deki mesken tüketicilerinin de bu çalışmada anılan
yanlılıklar çerçevesinde davrandığını ortaya koymak olduğu, kayıptan kaçınma,
statükoculuk gibi tüketici yanlılıklarının tüketicilerin tedarikçi veya tarife değiştirme
davranışlarını olumsuz etkilediği gibi sonuçların yazarların ortaya koyduğu önemli
bulgulardan olduğu dile getirilmiştir. Yazarların, işlem maliyetlerinin düşük olmasına
rağmen tüketicilerin çoğunluğunun algılanan riskin yüksekliği buna karşın elde edilecek
getirinin düşüklüğü sebebiyle tedarikçilerini veya tarifelerini değiştirmeme eğiliminde
olduğunu ortaya koydukları, fakat Şirin ve Gönül'ün çalışmasının, bu çalışma için ortaya
çıkardığı en önemli bilginin, tüketicilerin kayda değer bir kısmının tedarikçi ve tarife
değiştirme haklarına sahip olduğundan haberdar olmaması olduğu ifade edilmiştir.
(965) Dosya kapsamında talep yönlü aksaklıkların elektriğin perakende satışı piyasasında
tüketici tercihlerini etkilediği tespiti ışığında, GTŞ'lerin son kaynak tedarikçisi sıfatıyla
serbest olmayan tüketiciler ile etkileşim içerisinde bulunmasının odak noktasına alındığının
görüldüğü, GTŞ'lerin THY’nin 17. maddesi uyarınca açık olarak MHM açmakla yükümlü
tutuldukları, ek olarak THY'nin 19. maddesi uyarınca GTŞ'lerin "Tüketicilerin yeterli,
güvenli, sürekli ve kolay bir şekilde hizmet almalarını ve hizmet seçeneklerini öğrenmelerini
teminen, gerekli bilgilendirme faaliyetini, yerine getirmekle yükümlü olduğunun ifade
edildiği, bu kapsamda Tüketicilerin bilgilendirilmesi görevi, ilgili tüzel kişinin tüketici
hizmetleri merkezleri tarafından yürütülür. İlgili tüzel kişiler, tüketicilere ücretsiz olarak
broşür, katalog gibi araçlar dağıtabilir ve/veya elektronik posta veya kısa mesaj
gönderebilir. Bu madde kapsamında yapılacak bilgilendirmeler, ayrıca internet sitesi
214 Lambrecht ve Skiera, 2006.
215 JULIUSSON, E. A., GAMBLE, A., ve GARLING, T. (2007). "Loss aversion and price volatility as
determinants of attitude towards and preference for variable price in the Swedish electricity marker, Energy
Policy”, 35(11), s.5953-5957.
216 Şirin ve Gönül, 2016, s. 591-602.
18-27/461-224
342/436
üzerinden de kolayca ulaşılabilecek bir biçimde yayımlanır." şeklinde sıralanan faaliyetlerin
GTŞ'ler tarafından yerine getirilebileceği belirtilmiştir.
(966) Düzenlenen tarife üzerinden alım yapan müşterilerin gerçekten de PSS imzalamak, arıza
bildirimi veya kaçak ve usulsüz elektrik enerjisi kullanım ihbarı yapmak veya ödeme
bildirimlerine ilişkin itirazlarını ve şikâyetlerini bildirmek için uğradığı MHM'Ierde yukarıda
ifade edilen faaliyetler ile hizmet seçenekleri ile ilgili bilgilendirilmesinin söz konusu olduğu,
anılan sebeplerle MHM'Iere giden müşterilerin THY'nin ilgili maddesi uyarınca hazırlanmış
olan ve ENERJİSA perakende satış tarifelerini içeren broşürleri incelemesinin çoğu
durumda söz konusu olduğu, bu durumun deklarasyon uygulamasının rakip tedarikçi
fiyatları bakımından tüketici algısında yarattığı iddia edilen olumsuz etkinin tam olarak
aynısını yaratabilecek elverişlilikte olduğu ifade edilmiştir.
(967) Söz konusu durumun yalnızca ENERJİSA bünyesindeki GTŞ'ler için değil ancak diğer
dağıtım bölgelerinde faaliyet gösteren tüm GTŞ'ler bakımından geçerli olduğu, açıklanan
hususun iddia edildiği gibi tüketicilere rakip tedarikçilerden önce serbest piyasa tekliflerine
ilişkin bilgilendirme yapılmasının, teşebbüs davranışı olarak nitelendirilebilecek
deklarasyon veya ön sözleşme uygulamaları marifetiyle değil ancak ilgili pazarın kurgulanış
biçimi itibariyle pazarda faaliyet gösteren tüm GTŞ’Ier bakımından öngörülen düzenleyici
kurallar neticesinde meydana gelen bir durum olduğunu gösterdiği dile getirilmiştir.
(968) Dosyanın genelinde yer alan ve temelde GTŞ'lerin pazardaki davranışlarından çok
elektriğin perakende satışına ilişkin pazarın serbestleşme kurgusuyla daha çok ilişkili
olduğu düşünülen yaklaşımın irdelenmesi gerektiği, bu çerçevede dosya kapsamında dikey
bütünleşik konumdaki dağıtım şirketleri ile GTŞ'lerin serbestleşme kurgusu içerisinde
mülkiyet ayrıştırmasına tabi tutulmamasının getirdiği piyasa koşullarını, GTŞ'lerin bu kurgu
içerisindeki davranışlarına izafe etme eğilimi gösterdiği, söz konusu yaklaşımın ipuçlarının
Belge 88’de açıkça görülebileceği öne sürülmüştür. Yazışma kapsamında Bisen Enerji
isimli tedarik şirketinin portföyünün şirketin EPİAŞ nezdinde yükümlü olduğu teminatları
yerine getirmemesi nedeniyle boşaltıldığı, bu kapsamda anılan tedarikçi ile ikili anlaşmaları
sona eren müşterilerin 6446 sayılı Kanun’un 10/5 numaralı maddesi uyarınca son kaynak
tedariki kapsamında ilgili dağıtım bölgesindeki GTŞ ile PSS imzalaması gerektiği ve bu
anlamda AYESAŞ ile sözleşme imzalayacak müşterilere yönelik aktif satış faaliyeti
gösterilmesinin planlandığının anlaşıldığı, tüm bu hususların dosyada GTŞ olmanın verdiği
pazar gücünün kullanılması şeklinde nitelendirildiği ileri sürülmüştür.
(969) EPİAŞ'a karşı yükümlülüklerinin yerine getirmemesi nedeniyle bir tedarikçi portföyünün
boşaltılması ve bu kapsamda ikili anlaşmaları sona eren tüketicilerin son kaynak tedariki
kapsamında içinde bulundukları bölgede aktif GTŞ'nin düzenlenen tarife portföyüne
kaydedilmesi hususlarının ilgili mevzuat uyarınca öngörüldüğü, bu anlamda, elektriğin
perakende satışı piyasasında düzenlenen tarife üzerinden sağlanan hizmetler ile serbest
piyasa kapsamında sağlanan hizmetlerin ayrıştırılmadığı, yani bu iki hizmetin de GTŞ'ler
tarafından verilmekte olduğu bilgisi verilmiştir.
(970) Bu kapsamda GTŞ'lerin son kaynak tedarikçisi sıfatıyla her ne kadar 6446 sayılı Kanun ve
ikincil mevzuattan kaynaklanan bir takım yükümlülükleri olsa da piyasada faaliyet gösteren
her şirket gibi karını en çoklaştırma kaygısı güttüğü, bu çerçevede piyasanın yapısı
itibariyle bu teşebbüslerin Belge 88’de yer alan yazışmada ifade edilen özel durumlarda
ilave çaba göstermeksizin anılan müşterilere ulaşması ve bu kapsamda pazarlama
faaliyetlerini gerçekleştirmesinin rekabet hukuku kurallarına aykırılık olarak
değerlendirilmemesi gerektiği, bu türden bir yaklaşımın piyasanın yapısal aksaklıklarına
müdahale saikiyle gerçekleşeceğinden, davranışsal piyasa aksaklıklarına çözüm getirmek
üzere kurgulanmış rekabet hukuku kurallarıyla çözüm aranmasının etkinsiz bir yöntem
olacağı, böylesi bir yaklaşımın piyasadaki rekabetçi seviyeyi yukarı çekmekten ziyade etkin
18-27/461-224
343/436
rekabet yürütmeyi hedefleyen teşebbüslerin motivasyonunu körelterek piyasadaki
oyuncuların rekabetçi davranış güdüsünü baskılayacağı dile getirilmiştir.
(971) İlgili pazar bakımından teşebbüs tarafından da var olduğu kabul edilen müşterilerin
tedarikçi değişikliği bakımından isteksizliğinin, ENERJİSA bünyesinde yer alan GTŞ'lerin
davranışlarına atfedilip atfedilemeyeceğinin açıkça gösterilemediği, aşağıdaki grafikten de
görüleceği üzere serbestleşen perakende elektrik pazarları bakımından özellikle mesken
müşterilerinin tedarikçi değişim oranlarının düşüklüğünün yalnızca Türkiye piyasası
bakımından değil Avrupa Birliği üye ülkeleri bakımından da mevcut olduğu belirtilmiştir.
Grafik 152: Türkiye ve AB Ülkelerinde Mesken Tüketicilerinin Tedarikçi Değiştirme Oranları (%)
(972) Aşağıda gösterilen grafikte ise mesken tüketicilerine perakende elektrik tedariki
bakımından, yerleşik tedarikçilerin AB üye ülkelerinde de oldukça yüksek pazar gücüne
sahip olduklarının görüldüğü belirtilmektedir.
Grafik 153: AB Ülkelerinde Mesken Tüketicilerinin Yerleşik ve Diğer Tedarikçilerdeki Oranı
(973) Bu kapsamda tüketicilerin irrasyonel tercihleri nedeniyle kendileri için en uygun fiyatları
sunan tedarikçileri tercih etmekte imtina etmesinin elektrik enerjisinin perakende satışı
sektörü bakımından genel geçer bir durum olduğu ve özellikle düşük bilinç seviyesine sahip
olduğu kabul edilen mesken kullanıcıları bakımından bu durumun iyice belirginleştiği dile
getirilmiştir.
18-27/461-224
344/436
(974) Piyasada talep katılımının düşük olmasının bir sebebinin de pazarda faaliyet gösteren
teşebbüslerin etkin pazarlama faaliyetleri gerçekleştirmiyor olmaları ve özellikle kitlesel
segmentte yer alan mesken ve küçük ve orta ölçekli sanayi ve ticarethane müşterilerine
yönelik doğrudan pazarlama faaliyetleri yürütmenin tercih edilmediği, genellikle bu
müşterilere genel reklamlar aracılığıyla ulaşıldığı, bu noktada ayrıca çoğu bağımsız
tedarikçinin kitlesel segmentte yer alan müşterilere yönelik genel pazarlama faaliyetlerini
maliyetlerin yüksekliği karşısında bu müşterilerden elde edilecek getiri beklentisinin
düşüklüğü nedeniyle hiç gerçekleştirmediği veya bu faaliyetlerinin sınırlı kaldığı beyan
edilmiştir.
(975) Öte yandan fiyat hassasiyetinin düşük olduğu düşünülen kitlesel müşteri grubuna yönelik
doğalgaz ve telekomünikasyon gibi altyapı hizmetlerinin birlikte sunulması durumunda
müşterilerin piyasadaki bağımsız tedarikçilere geçiş oranlarının artacağı, bu çerçevede
piyasada altyapı faaliyetlerini müşterilere bir arada sunan teşebbüs sayısının oldukça
marjinal oranda kaldığının Grafik 30’da da ifade edildiği belirtilmiştir.
(976) Piyasada faaliyet gösteren bağımsız tedarikçilerin birçoğunun küçük ve orta ölçekli sanayi
ve ticarethaneler bakımından mevcut talep yönlü ataleti kıracak birlikte ürün sunum
faaliyetlerini göstermediği, bu bakış açısından soruşturma tarafı GTŞ’lerin rakibi
konumundaki tedarikçilerin etkinsizliklerinin ENERİİSA bünyesindeki şirketlerin
davranışlarına atfedilemeyeceği, bu kapsamda mevcut soruşturma bakımından ilgili
pazarlarda mesken müşterilerinin rakip tedarikçilere geçiş oranlarının düşüklüğünün
deklarasyon veya ön sözleşme uygulaması neticesinde değil aksine dosyada da varlığı
kabul edilen talep yönlü aksaklıklar ve piyasadaki diğer teşebbüslerin bu aksaklıklara
yönelik doğru adımları atmaması nedeniyle gerçekleştiği, bu noktada dosyada deklarasyon
uygulamasının var olmadığı hallerde ENERJİSA K1 portföyünde yer alan müşterilerin rakip
tedarikçi portföyüne geçiş yapacağının ortaya konulması gerektiği, bunun için Başkent,
Toroslar ve İstanbul Anadolu Yakası dağıtım bölgeleri dışındaki dağıtım bölgelerinde
faaliyet gösteren dağıtım şirketleri ile BTŞ’lerin düzenlenen ve ikili anlaşma portföylerinde
yer alan tüketicilerin GTŞ ve bağımsız tedarikçiler arasındaki geçiş oranlarının iddialara
konu davranışın uygulandığı süreç içerisindeki genel oranlarının karşılaştırma
yapılabilmesi için bir referans noktası olarak kabul edilebileceği öne sürülmüştür. Zira
deklarasyon ve ön sözleşme uygulamasına ilişkin iddiaların gerçekleştiği piyasa
koşullarının, dağıtım şirketi özelleştirmelerinin yakın zamanlar içerisinde gerçekleştirilmiş
olması nedeniyle birbirine benzerlik gösterdiği, Akdeniz bölgesinde yer alan dağıtım şirketi
ile GTŞ tarafından 4054 sayılı Kanun’un ihlal edildiğine yönelik bir karar alınmasının ve
Gediz ile Aydem dağıtım bölgelerinde faaliyet gösteren dağıtım şirketleri ile GTŞ'ler
hakkında hâlihazırda bir soruşturma yürütülmesi nedeniyle anılan dağıtım bölgelerinin talep
edilen karşılaştırmaya esas alınmamasının uygun olacağı, ancak Türkiye'de geriye kalan
15 dağıtım bölgesinin bu karşılaştırmaya esas alınmasının ve bu doğrultuda ilave analizin
gerçekleştirilmesinin mevcut ihlal iddialarının maddi gerçeklik ile ne derecede örtüştüğünün
anlaşılabilmesi adına gerekli görüldüğü savunulmuştur.
(977) Dosya kapsamında taraflarınca sunulan iktisadi analizin deklarasyon uygulamasının hem
tüketici hem de elektrik sektörünün geneli üzerinde yarattığı refah etkisini belli bir açıdan
ortaya koymaya çalıştığı, uygulamanın rekabet döngüsünün talep tarafında işlerliği
sağlamak amacıyla saydığı koşulların iyileşmesine nasıl yardımcı olduğunu açıkladığı
belirtilmiştir.
(978) Deklarasyon ve ön sözleşme uygulaması kapsamında yer alan bildirimlerin, tüketicilerin
tercihlerini yaparken kullandığı bilgi kümesinin nasıl ve hangi oranda arttırdığı analizinin
yapılması gerektiği, tüketicilerin rasyonel seçimler yapma konusunda sınırlandırılmış bir
algılayışa sahip oldukları, bunun da ötesinde kendilerine fayda sağlayacak arayışlara girme
konusundaki motivasyonlarının düşük olduğu, bunun bir sonucu olarak da tüketicilerin
18-27/461-224
345/436
ellerindeki bilgilerin varlığı ve bunları yorumlamadaki yanlılıklarıyla sınırlandırılmış bir
çerçevede karar aldıkları, bu anlamda tüketicilerin edinecekleri her yeni bilginin onların bilgi
kümelerini genişletmesiyle kendilerinin faydasını yükseltecek tercihler yapmalarına yardım
ettiği ifade edilmiştir.
(979) Bu çerçevede ENERJİSA'nın deklarasyon uygulamasının tüketicilerin bilgi kümesini
genişleterek faydalarını yükseltecek tercihler yapmaları doğrultusunda bir etki yaratmasının
mümkün olduğu, daha somut bir ifadeyle, tüketicilerin serbest tüketici oldukları ve
tedarikçilerini seçebiliyor olmalarına dair bilgilendirilmenin, onların yapacakları tercihlerde,
rasyonalitelerini sınırlandıran yanlılıklara rağmen, daha iyi bir noktaya gelme potansiyeline
işaret ettiği ileri sürülmektedir.
(980) Şirin ve Gönül’ün çalışmasında217 ortaya koyulan önemli bulgulardan birinin, tüketicilerin
kayda değer bir kısmının tedarikçi ve tarife değiştirme haklarına sahip olduğundan dahi
haberdar olmadığı, bağımsız araştırma kuruluşlarınca yapılan araştırmaların da bu bulguyu
desteklediği, örneğin, 2011 yılında Ipsos'un yaptığı bir araştırmanın218 sonuçlarının
mesken tüketicilerinin ve genel olarak Türkiye'de yaşayan bireylerin, serbest tüketici
kavramını ve getirdiği hakları bilmediğini gösterdiği, yedi ilde görüşülen (…..) kişinin sadece
(…..)'sının serbest tüketici kavramını bildiği, mesken abonelerinde bu farkındalığın (…..)
civarına düştüğü, bu çerçevede, deklarasyon uygulaması kapsamında serbest tüketici
limitini aşan tüketicilere iletilen mektup ve mesajların hak sahiplerini tercih kümeleri
konusunda bilgilendirdiği ve farkındalık yarattığı dile getirilmiştir.
(981) Deklarasyon uygulaması çerçevesinde yer alan ikinci hususun da tüketicilerin herhangi bir
aksiyonda bulunmamaları durumunda indirimli tarifeden yararlanacaklarına dair
bilgilendirmeler olduğu, bu bilgilendirmeyi almış bir tüketici için artık serbest tüketici
olduğuna dair farkındalığının olmadığından bahsetmenin mümkün olmadığı, dolayısıyla bu
bilgiyi edinen ve diğer tedarikçilere geçmeyen tüketicilerin davranışlarını açıklayabilecek
uygun bir argümana ihtiyaç duyulduğu iddia edilmiştir.
(982) Mesken tüketicileri üzerine yapılan araştırmalarda yerleşik tedarikçiye sadakatin,
tüketicilerin alternatif tedarikçilere geçişini zorlaştıran bir mesele olarak anıldığı, oysa
tüketicilerin yerleşik tedarikçilerde kalmasının bir memnuniyetin ifadesi olarak düşünülmesi
gerektiği, memnuniyet ya da tatminin bilişsel ve duygusal bileşenlerinin elektrik tedariki
açısından düşünüldüğünde yerleşik tedarikçiye olan duygusal bağ olarak
nitelendirilebileceği ifade edilmiştir. Tüketicilerin abonesi olduğu yerleşik tedarikçilerden
talepte bulunmadan kendi faydalarına olan bir uygulamadan haberdar edilmelerinin de bu
sadakati güçlendiren bir unsur olarak düşünülebileceği belirtilmiştir.
(983) Deklarasyon uygulamasında ilişkin bir başka hususun ise, tüketicilerin eski tarifelerinde
kalmak ya da başka bir tedarikçi seçmek istemeleri durumunda bilgi alma ve harekete
geçmeleri konusunda deklarasyonun bir etkisinin olup olmadığının tartışılması olduğu, bu
noktada öncelikle tüketicilerin harekete geçmesinin yeni bilgiler edinilmesiyle arttığı,
nitekim 2014 ile 2016 Ekim ayları arasında deklarasyon uygulaması kapsamında SMS
yoluyla bilgilendirme yapılan (…..) TOROSLAR abonesinden yaklaşık (…..)’inin detaylı bilgi
almak üzere çağrı merkezlerini aradığı, bunun yanında, yine aynı dönemde, TOROSLAR
serbest portföyünden alternatif tedarikçilere geçiş yapan abonelerin (…..)'inin ise
deklarasyon kapsamında serbest tüketici portföyüne geçen abonelerden oluştuğu,
böylelikle, yeni bilgilerin harekete geçirici özelliğinin, verilen bu rakamlar ile de somutlaştığı
öne sürülmüştür.
(984) Deklarasyon uygulamasının, tüketicilerin serbest tüketici konumuna geldiklerin, diledikleri
tedarikçiyi seçebilecekleri ve bir aksiyonda bulunmazlar ise indirimli bir serbest tüketici
217 Şirin ve Gönül, 2016, s. 591-602.
218 Bu araştırmanın sonuçları ENERJİSA'dan elde edilmiştir.
18-27/461-224
346/436
tarifesinden elektrik tüketeceklerini bildirmesinin bir kısım tüketicileri harekete geçirici bir
özelliğe sahip olduğu, örneğin, bilgi kümesi genişleyen ve elde ettiği faydayı sahip olduğu
bilgiler çerçevesinde maksimize etmeye çalışan tüketicileri alternatif tedarikçilere geçme
yününde etkilediği, öte yandan, deklarasyon uygulaması sonrası herhangi bir aksiyon
almayan tüketiciler için ise, bir etkinin olmadığını söylemenin mümkün olmadığı, zira
elektrik sektörü üzerine yapılan birçok çalışmanın yerleşik tedarikçiye duyulan güven ve
sadakatin, başka bir tedarikçiye geçmeden yerleşik tedarikçide başka bir tarifeye geçişte
kayda değer etkisi olduğu, uygulamanın bağlayıcı olamaması ve tüketicilere başka
tedarikçilere geçme yönünde ilave bir maliyet yüklememesi sebebiyle ilave bir geçiş
maliyeti yaratmadığı ileri sürülmüştür.
(985) Dosya kapsamında ENERJİSA bünyesinde yer alan GTŞ müşterilerinin ENERJİSA'nın
belirli uygulamalarına ilişkin şikâyetleri olduğunun ifade edildiği, dolayısıyla yerleşik
tedarikçiden memnun olmayan müşterilerin bulunduğunun tespit edilmiş olduğu, ek olarak
2015 Ocak ve 2017 Ekim tarihleri arasında aktif olan deklarasyon/ön sözleşme uygulaması
kapsamında müşterilere; kabul anında ve serbest tüketici limitini aşmaları anında serbest
tüketicilik ve serbest piyasadaki alternatiflerden alım yapma hakkı konusunda bilgilendirme
yapıldığı belirtilmiştir.
(986) Bu kapsamda Kılavuz uyarınca dikkate alınması gerektiği düşünülen hususun ise, GTŞ'nin
uygulamalarından veya sunduğu hizmetin koşullarından memnun olmayan müşteriler
bakımından, daha müşterinin düzenlenen tarife kapsamında alım yaptığı süreç içerisinde
serbest tüketicilik haklarından haberdar edilmesi olduğu, THY’nin 19. maddesi uyarınca
dağıtım şirketleri ile GTŞ'ler bakımından genel bir bilgilendirme yükümlülüğünün
öngörüldüğü, bu yükümlülük kapsamında anılan şirketlerin "tüketicilerin yeterli, güvenli,
sürekli ve kolay bir şekilde hizmet almalarını ve hizmet seçeneklerini öğrenmelerini
teminen" bilgilendirme yükümlülüklerini yerine getireceklerinin öngörüldüğü, öte yandan
THY’nin 23. maddesi ile tedarik lisansı sahibi şirketlerinin serbest tüketicilere ikili anlaşma
kapsamında elektrik tedarikinde bulunması durumunda serbest tüketiciyi; tüketici hakları,
ikili anlaşmalar kapsamındaki ticari seçenekler ve muhtemel riskler ile talep tarafı katılımına
ilişkin bilgiler. konularında bilgilendirmesi gerektiğinin hüküm altına alındığı ifade edilmiştir.
(987) Anılan hususlara ilişkin bilgilendirmenin düzenlenen tarife üzerinden alım yapan müşteriler
hedef alınarak gerçekleştirilmesine yönelik açık bir düzenleme bulunmamakla birlikte,
serbest tüketici limitini aşan müşterilerle ikili anlaşma yapılması söz konusu olduğunda
müşterinin ikili anlaşmalar kapsamında bağımsız tedarikçiler ile anlaşma yapma hakkına
sahip olduğu konusunda GTŞ'ler ve bağımsız tedarikçilerin bilgilendirme
gerçekleştirmesinin zorunlu kılındığı, öte yandan bağımsız tedarikçilerin ikili anlaşma tarafı
serbest tüketicilere yönelik aydınlatma yükümlülüklerini ancak bu müşterilere ilişkin listenin
EPİAŞ tarafından açıklanması akabinde gerçekleştirebileceği, bu kapsamda ENERJİSA
bünyesinde yer alan GTŞ'lerin deklarasyon uygulaması ile THY’nin 23. maddesi uyarınca
öngörülen kapsamda bilgilendirmeyi henüz serbest tüketici limitini aşmamış olan
müşterilere yönelik yürütmesinin, GTŞ ile deneyimlerinden memnun olmayan müşterilerin
serbest piyasadaki alternatifleri bakımından araştırma yapmasına ön ayak olabileceği iddia
edilmiştir.
(988) Zira yine dosyada ifade edildiği gibi rekabetçi bir piyasanın talep yönlü olarak işler bir halde
olmasının ön şartı olarak müşterinin "bilgiye erişim", "bilgiyi değerlendirme" ve "harekete
geçme" aşamalarından sağlıklı bir biçimde geçmesi gerektiği, deklarasyon uygulaması bu
çerçevede değerlendirildiğinde, serbest tüketici limiti altında kalan müşteriler bakımından,
piyasanın serbestleştirilmesi üzerinden henüz çok kısa bir süre geçmiş olmasının da
etkisiyle söz konusu olan "bilgiye erişim" konusundaki aksaklıkların, müşteriye deklarasyon
kabul anında gerçekleştirilen bilgilendirme ile bertaraf edildiği veya hiç olmazsa olumsuz
etkilerinin asgari düzeye indirgendiği, zira henüz serbest tüketici limiti altında bulunan ve
18-27/461-224
347/436
piyasa yapısına ilişkin bilinç düzeyinin düşük olduğu değerlendirilen tüketici grubunun
serbest tüketici olma bilincini edinmesinin ve BTŞ’lerden alım yapabileceğinin farkına
varmasının, müşterilerin ENERJİSA bünyesindeki GTŞ'lerin yanı sıra serbest piyasada
rakip tedarikçilerin sunduğu tekliflerin de dikkate alınmasına önayak olduğu ileri
sürülmüştür.
(989) Deklarasyon uygulamasına ilişkin sistemin "geciktirici şarta" bağlanması veya bir başka
deyişle "itirazlı çıkış/opt out" şartına bağlı olarak kurgulanmasının belirli sebeplerinin
bulunduğu, bu kapsamda müşterilere MHM’lerde gerçekleştirilen bilgilendirme faaliyetinin
daha kapsamlı ve sağlıklı gerçekleştirilebileceği, müşteriye SMS yoluyla gerçekleştirilen
bilgilendirme sırasında müşterinin söz konusu bilgilendirmeyi görmemesi veya bu
bilgilendirmeyi herhangi bir genel pazarlama faaliyeti olarak değerlendirerek gözardı
etmesinin mümkün olabileceği, bu gibi örneklerde müşterilerin rasyonel bir tercihte
bulunduğunun ileri sürülemeyeceği, ancak opt in sisteminin benimsenmesi halinde ortaya
çıkacak irrasyonel müşteri davranışları bakımından gerçekleşmesi beklenen temel
farklılığın, söz konusu irrasyonel tercihin; müşterinin düzenlenen tarife üzerinden tedarik
yapmaya devam etmesi, müşterinin ikili anlaşma piyasasına geçiş yapmasının önlenmesi,
şeklinde özetlenebileceği öne sürülmüştür.
(990) Deklarasyon/önsözleşme uygulaması kapsamında ayrıca müşterilerin rakip tedarikçilere
geçişlerinin engellenmesi amacının bulunmadığı, uygulama kapsamında müşterilere
sunulan anlaşma şartları incelendiğinde de görüleceği, örneğin maktu önsözleşme
metninde yer alan 7. madde hükmünün “Müşterinin, itiraz etmesi halinde Sözleşme
akdedilmemiş sayılır. Müşteri'nin bildirim üzerine itiraz etmemesi ve fakat Sözleşmenin
yürürlüğe gireceği tarih itibarıyla tesisatının/tesisatlarının başka bir tedarikçinin portföyünde
olduğunun anlaşılması halinde ENERJİSA, ilgili tesisat(lar) için portföye ekleme talebi
yapmaz/talebini geri çeker. Bu halde, ilgili tesisat(lar) için Sözleşme akdedilmemiş sayılır.
Sözleşmenin akdedilmemiş sayılması halinde Müşteri varsa anlaştığı tedarikçiyle, eğer
yoksa o anda devam etmekte olan sözleşmesi üzerinden elektrik temin etmeye devam
eder. Bu hallerde Müşteri'ye ceza, masraf ve benzeri adlar altında hiçbir bedel
yansıtılamaz.” şeklinde olduğu ve bunun müşterilerin rakip tedarikçileri tercih etmesi
halinde müşterilerin geçişlerinin hiçbir surette zorlaştırılmamasını garanti altına aldığı
beyan edilmiştir.
(991) Ayrıca ENERJİSA bünyesinde kıdemli avukat olarak görev yapan M. Ç.’nin 06.10.2016
tarihli e-posta yazışmasındaki " Müşteri sözleşme konusu tesisat(lar) için, portföye ekleme
talebinin ilgili mevzuat uyarınca geri çekilebileceği son tarihe kadar (Müşteriye yapılacak
bildirimde bu tarih belirtilecektir) portföye ekleme talebine itiraz edebileceği gibi, Müşterinin
bildirim üzerine itiraz etmemesi ve fakat Sözleşmenin yürürlüğe girmesinden önce başla
bir tedarikçi ile anlaşması halinde ENERJİSA, ilgili tesisat(lar) için portföye ekleme talebini
geri çekecektir. Bu halde Sözleşme Müşteri’nin itirazı üzerine ilgili tesis (lar) için sona erer.”
ifadelerin, deklarasyon uygulaması kapsamında da benimsendiği ve müşterilerin rakip
tedarikçilere geçişlerinin engellenmesi amacının hiçbir surette güdülmediğini gösterdiği
belirtilmiştir.
(992) Deklarasyon uygulaması kapsamında serbest tüketici olma hakkı kazanarak ikili
anlaşmaya taraf olmayı tercih eden müşterilerin istisnasız tamamı ile erken çıkış bedeli
öngörülmeyen serbest tarifeli ikili anlaşmalar imzalandığı, ön sözleşme uygulaması
bakımından ise standart olarak ENERJİSA serbest tarife üzerinden alım yapılmasının
öngörüldüğü, müşterinin özel olarak talep etmesi halinde taahhütlü tarifeden tedarik
yapıldığı bigisi verilmiştir.
(993) Bu noktada ENERJİSA düzenlenen tarife portföyünde yer alan ve deklarasyon
uygulamasına ilişkin kendilerine teklif sunulan müşterilerin önünde yer alan seçeneklerin
değerlendirilmesi gerektiği dile getirilerek seçenekler şu şekilde sıralanmıştır:
18-27/461-224
348/436
- Müşteri öncelikle kendisine sunulan deklarasyon metnini kabul etmek veya
etmemek konusunda özgür bırakılmaktadır, bu kapsamda deklarasyon
imzalayabilir veya deklarasyon imzalamaksızın alımlarına devam edebilir.
- Deklarasyon imzalayan müşterilerin serbest tüketici limitini aşmaları anında
kendisine yapılan SMS bildirimine cevap vermemek/olumlu cevap vermek
suretiyle ENERJİSA ikili anlaşma portföyünde kalabilmektedir.
- Ayrıca müşteri deklarasyon kapsamında kendisine yapılan bildirime açıkça itiraz
etmek suretiyle ENERJİSA düzenlenen tarife portföyünde kalmayı tercih
edebilmektedir.
- Deklarasyon imzalayan müşteriler kendisine serbest tüketici limitini aşmasından
sonra yapılan SMS bildirimine karşılık açıkça ENERJİSA portföyünde yer almayı
reddederek veya ikili anlaşma başlangıç tarihine kadar olan süreçte rakip
tedarikçi ile anlaşarak rakip tedarikçi ikili anlaşma portföyüne geçiş
yapabilmektedir.
- Son olarak deklarasyon kapsamında ENERJİSA ikili anlaşma portföyüne geçiş
yapan müşteri, eğer taahhüt ve erken çıkış bedeli içeren bir ikili anlaşma türünü
özel olarak tercih etmediyse, ikili anlaşmanın yürürlüğe girdiği tarihten sonra
istediği anda rakip tedarikçi portföyüne geçiş yapabilmektedir.
(994) Bu kapsamda deklarasyon ve ön sözleşme uygulamalarının müşterilerin ENERJİSA
portföyünde tutulması ve müşterilerin rakip tedarikçi portföyüne geçişlerinin
engellenmesine elverişli bir araç olarak kullanılamayacağı, müşterilere gönderilen SMS ve
mektuplar ile serbest tüketicilik ve alternatif tedarik imkanları hakkında müşterilerin
bilgilendirildiği, ilgili bilgilendirmenin açıkça deklarasyon/ön sözleşme uygulaması
kapsamında dışlayıcı bir amacın güdülmediğini ortaya koyduğu belirtilmiştir.
(995) İddia konusu uygulama kapsamında rakip tedarikçilerin pazardan dışlanması amacının
bulunmadığını gösteren belgelerin dosyada yer aldığı, örneğin Belge 45’in incelenmesi
sonucunda 11.11.2015 tarihi itibariyle serbest tüketici olma hakkı kazanan 10.542 adet
müşteriye yukarıda sıralanan hususları içeren SMS bildirimi gerçekleştirildiğinin tespit
edildiği ifade edilmiştir.
(996) Ayrıca Belge 53’e ilişkin değerlendirme kapsamında, deklarasyonlu müşteri olup kendisine
bilgilendirme SMS'i ulaşmayan müşterilere ilişkin bir listenin yapıldığı ve bu müşterilere tek
tek telefon ile ulaşılarak deklarasyon kapsamında kendilerinin ENERJİSA ikili anlaşma
portföyüne geçirilecekleri bilgilendirmesi yapıldığının ifade edildiği, anılan belgeye ilişkin
olarak ayrıca bu müşterilerin onaylarının bu kapsamda alındığının gözlemlendiği, belgeye
ilişkin olarak öncelikle söz konusu müşterilere deklarasyona ilişkin sözleşme alınması
sırasında serbest tüketici hakkına sahip oldukları ve rakip tedarikçilere geçiş yapmalarının
mümkün olduğu konusunda bilgilendirme yapıldığı, öte yandan her ne kadar deklarasyon
uygulaması "itirazlı çıkış" özelliği gösteriyor olsa da anılan örnekte ENERİİSA personeli
tarafından bilgilendirme içeren SMS'in müşterilere ulaşmadığının tespit edildiği ve bu
müşteriler aranarak ikili anlaşma portföyüne geçiş için rıza/onay arandığı, bu durumun
ENERJİSA bünyesindeki GTŞ'lerin iddia edildiği şekilde bir dışlayıcı niyet taşımadıklarının
açık göstergesi olduğu, zira dışlayıcı bir amaç güdülmesi halinde teşebbüsten ek maliyete
katlanmayı göze alarak SMS gönderilemeyen müşterileri telefon ile araması ve onay
aramasından ziyade müşteriler tarafından cevap verilmeyen SMS'leri onay olarak
yorumlaması ve bu müşterileri ENERJİSA ikili anlaşma portföyüne geçirmesinin
bekleneceği öne sürülmüştür.
(997) Müşterinin perakende satış sözleşmesi imzalarken yeterli bilinç seviyesine ulaşmadığı
savının gerçekleri herhangi bir şekilde yansıtmadığı, zira deklarasyon uygulaması
18-27/461-224
349/436
kapsamında müşteriye PSS ile birlikte imzalatılan ikili anlaşmanın ekinde yer alan müşteri
bilgilendirme formunda açıkça müşterinin serbest tüketici limitini aşması anında BTŞ’lerden
alım yapabileceği ve yerleşik GTŞ'lerden tedarik zorunluluğu bulunmadığının ifade edildiği,
bu hususun Müşteri Bilgilendirme Formu’nda aşağıdaki şekilde yar aldığı savunması
getirilmiştir:
- Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK) tarafından her yıl belirlenen tüketim
miktarının üzerinde elektrik enerjisi kullanan tüketiciler "serbest tüketici" olarak
tanımlanmakta ve bu tüketicilerin piyasa koşullarında tercih ettikleri tedarikçiden
ikili anlaşmalar yoluyla elektrik satın alma haklan bulunmaktadır. Serbest tüketici
olma hakkını henüz kazanmamış ya da serbest tüketici niteliğini haiz olup
tedarikçisini seçmemiş veya tedarikçisini seçmiş olup da ikili anlaşması
tedarikçiden kaynaklanan bir nedenle sona ermiş olan tüketiciler ise, EPDK
tarafından belirlenen düzenlemeye tabi tarifeler üzerinden, bulundukları
bölgedeki görevli tedarik şirketinden (GTŞ) elektrik enerjisi satın almak
zorundadır.
- Serbest tüketici ikili anlaşma yoluyla elektrik temin etmek isterse mevcut
perakende satış sözleşmesini sona erdirmek zorundadır. Tüketici, bu işlemi,
GTŞ'ye yazılı olarak başvurarak ya da Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri
Yönetmeliği'nde (EPTHY) belirtilen matbu EK-3 formunu sunulmak üzere yeni
tedarikçisine ibraz ederek gerçekleştirebilir. EK-3 formunda sözleşmenin sona
erdirilmek istendiği tarih yer almaktadır.
(998) Müşterilerin serbest tüketici limitini aşmaları akabinde serbest piyasadan alım
yapabileceklerine ilişkin bilgilendirme içeren müşteri bilgilendirme formunun teslim
edilmesinin yanı sıra MHM'Iere PSS yapmak üzere gelen müşterilere bu konuda sözlü
bilgilendirme yapıldığı, bu kapsamda, düzenlenen tarife üzerinden tedarik yapan
müşterilerin hayatın olağan akışında erişim sağlaması olanaklı görünmeyen bilgilere
deklarasyon uygulaması kapsamında erişmesinin bu müşterilerin elektrik enerjisi alımlarını
daha sağlıklı ve tercihe bağlı olarak gerçekleştirmesinin önünü açtığı, dolayısıyla PSS ile
ikili anlaşmanın müşterilerden beraber alınmasının rakipleri dışlayıcı niyeti göstermekten
uzak olduğu, deklarasyon uygulamasının daha çok müşterilerin normal şartlarda farkında
olması beklenmeyen bilgileri edinmesini ve piyasa hakkında bilincin artmasını sağladığı,
ek olarak deklarasyon uygulaması kapsamındaki müşterilerden kural olarak bağlayıcı,
taahhüt/erken çıkış bedeli içeren sözleşmeler alınmadığı ifade edilmiştir.
(999) Ayrıca Belge 55’teki "Bizlere verilen deklarasyon hedeflerinde her masamıza oturan
müşteriden deklarasyon alacağımız öngörülerek verilmiştir." ifadesinden yola çıkılarak
ENERJİSA bünyesindeki her MHM'ye abonelik işlemleri için gelen her müşteriden
deklarasyon alındığına işaret ettiğinin ileri sürüldüğü, ENERJİSA bünyesindeki GTŞ'lerin
deklarasyon uygulaması kapsamında müşterilere sunduğu geciktirici şarta bağlı ikili
anlaşmaların tamamen müşterilerin iradesi/onayı doğrultusunda imzalanmasının söz
konusu olduğu, bu kapsamda yürütülen faaliyetlerin hiçbir şekilde müşteri iradesinin
hilafına olmayıp, alıntılanan yazışmaların tamamen şirket personelinin iç performans
hedeflerine ilişkin yazışmalar olduğu iddia edilmiştir.
(1000) Belge 55’e ilişkin olarak "Bu ay aşağıda bilgisini verdiğim yeni uygulama ile beyan
satışlarımız düşmeye başlamıştır... Özetle bana gelen 3 müşteriden 1 i yeni beyan
[deklarasyon], 2 si daha önce beyan vermiş müşteri oluyor. Bu 2 müşteriye beyan olsak
bile fiili olarak sistem izin vermediğinden aktiviteyi güncelleyemiyoruz. Farklı bir aksiyon
almaz isek ay sonu hedefin (…..)i yapılabilir gözüküyor..." şeklindeki ifadenin müşterilerden
birden fazla kez deklarasyon sözleşmesi alındığına işaret ettiğinin belirtildiği, Anılan
ifadelerin deklarasyon uygulaması kapsamında müşterilerden birden çok kere sözleşme
alındığına işaret etmediği, zira "Bu 2 müşteriye beyan alsak bile fiili olarak sistem izin
18-27/461-224
350/436
vermediğinden aktiviteyi güncelleyemiyoruz." ifadesinden müşterilerden deklarasyon
sözleşmesinin ikinci kez alınmasına ilişkin aktivitenin şirketin entegre sisteminde
gösterilemediğinin anlaşıldığı, anılan yazışmanın ENERJİSA'nın kendi çalışanları
bakımından öngördüğü aylık ve yıllık deklarasyon hedeflerinin gerçekleştirilmesi konusuyla
ilgili olup, çalışanların bir sonraki dönem için öngörülen hedefi karşılayabilmenin yollarını
tartıştıkları ileri sürülmüştür.
(1001) Bu anlamda müşterilerden iki kere aynı sözleşme alınmasının ENERJİSA çalışanlarının iç
performans hedeflerine ulaşması bakımından herhangi bir pratik fayda sağlamayacağı, bu
nedenle, anılan yazışmanın daha önce kendisinden deklarasyona ilişkin onay alınan
müşterilerden bir kez daha onay alındığına işaret etmediği, ek olarak müşterilerden
deklarasyon uygulaması kapsamında ikinci defa geciktirici şarta bağlı ikili anlaşma
alınmasının, rekabet kuralları bakımından değerlendirildiğinde rakipleri dışlayıcı bir etkiye
neden olup olmadığının açıkça ortaya konmadığı, zira alınan her deklarasyon sözleşmesi
kapsamında müşterilerin serbest tüketici olmaya ilişkin hakları bakımından detaylı bir
biçimde bilgilendirildiği ve iradi olarak ENERJİSA portföyünde kalmayı veya rakip tedarikçi
portföyüne geçmeyi tercih edebildikleri belirtilmiştir.
(1002) Belge 52 ve Belge 63 kapsamındaki yazışmalara yönelik olarak müşterilerin iradesi
dışında, bir başka deyişle hot state içerisindeyken vermiş olduğu kararlar neticesinde
ENERJİSA ikili anlaşma portföyüne geçirildiği tespitinin yapıldığı, bu bağlamda söz konusu
müşterinin portföye geçişine ilişkin EPDK tarafından bilgi talebinde bulunulduğu, söz
konusu müşteriye sözleşme imzalama anında ve serbest tüketici limitini aştığı an itibariyle
yapılan deklarasyon bildirimi ile ENERJİSA serbest portföyüne geçişten herhangi bir şart
ve koşul ile bağlı kalmaksızın cayma hakkı olduğu bunun yanı sıra serbest piyasadaki
alternatif tedarik imkanı ve serbest tüketicilik hakkı ile ilgili bilgilendirme gerçekleştirildiği,
buna paralel olarak EPDK tarafından talep edilen bilgi ve belgeler kapsamında müşteri
tarafından imzalanan sözleşme ve bu sözleşmenin eki IA-02 Formu’nun da teslim edildiği,
tüm bu bilgilendirmelere ve imzalamış olduğu ikili anlaşmaya rağmen müşterinin
ENERJİSA portföyüne geçtiğinden haberdar olmamasının mümkün olmadığı, bu anlamda
ENERJİSA bünyesindeki GTŞ'lerin müşterilerin bilgilendirmesi bağlamında kendi üstlerine
düşen yükümlülüğü yerine getirdiği belirtilmiştir.
(1003) Öte yandan, dosya kapsamında anılan belgeler ile ortaya konan müşteri şikayetlerinin
temelde, deklarasyon uygulaması kapsamına girmeyi kabul eden müşterilerin, bu kabulü
irrasyonel kararları sonucunda vermiş olmasından kaynakladığının ileri sürüldüğü,
dolayısıyla deklarasyon kapsamında müşterilere sunulan ENERJİSA serbest tarifesinin
müşterilerde ENERJİSA ikili anlaşma portföyüne geçiş yapma motivasyonunu uyandıracak
seviyede cazip indirim oranları içerdiği, anılan teklifler karşısında müşterilerin ENERJİSA
portföyünde kalmayı tercih etmesinin temel sebebinin müşterilere sağlanan indirim
oranlarının piyasadaki diğer tedarikçiler tarafından sunulan fiyat tekliflerine nazaran daha
cazip olmasından kaynaklandığı, bu durumun maddi gerçeklik ile de örtüştüğünün iktisadi
analizde de ortaya konulduğu ileri sürülmüştür.
(1004) ENERJİSA bünyesindeki GTŞ'lerin sistematik bir biçimde düzenlenen portföyde yer alan
müşterilerini herhangi bir ikili anlaşma imzalamaksızın, bir başka deyişle müşterilere bir
seçim hakkı tanımaksızın kendi ikili anlaşma portföyüne geçirmesi halinde müşterilerin
rakip tedarikçilere geçiş maliyetlerinin suni bir şekilde artırılacağı, öte yandan dosyadaki
yazışmaların sehven gerçekleşen uygulamalara ilişkin olduğu ve müşteriler nezdinde
sistematik olarak bahsedilen türden bir geçiş maliyeti yaratılmasının amaçlandığının
gösterilebilmesi için iki adet münferit olaydan fazlasının ortaya konması gerektiği
savunulmuştur.
(1005) Belge 62’ye ilişkin yazışmalarda geçen durumların ENEJİSA personelinin aylık ve yıllık
deklarasyon hedefleri doğrultusunda iç performans standartlarını sağlamak için
18-27/461-224
351/436
gerçekleştirdiği davranışlardan kaynaklandığı, zira müşteri iradesi hilafına deklarasyon
sözleşmesi alınması gibi bir uygulamanın varlığının kesinlikle söz konusu olmadığı,
müşterilerin iradesi hilafına ENERJİSA ikili anlaşma portföyüne geçirilmesinin kesinlikle söz
konusu olmaması adına şirket içerisinde kıdemli personel tarafından gönderilen uyarı
mahiyetindeki e-posta örneklerine savunmanın çeşitli bölümlerinde yer verildiği, ek olarak
örnek verilen iletişimin, varsayılan seçenek mekanizmasını hangi surette rakip tedarikçi
aleyhine mobilize ettiğinin anlaşılamadığı, deklarasyon sözleşmesi alınan müşterilere,
serbest tüketici limitini aşmaları anından itibaren serbest piyasadan alım yapabilme
imkanına sahip oldukları ve rakip tedarikçilerin bir seçenek olarak değerlendirilebileceğine
ilişkin detaylı bir bilgilendirmenin yapıldığı dile getirilmiştir.
(1006) Talep yönlü aksaklıkların hakim bulunduğu elektriğin perakende satışı piyasasında
tedarikçiler arasında geçişkenliğin bulunmamasının nedenlerinden birinin de müşterilerin
kayda değer bir kısmının serbest tüketici limitinin varlığı nedeniyle serbest piyasadan alım
yapmasının mümkün olmadığı, bu durumun düzenlenen tarife üzerinden alım yapan
tüketicilerin serbest piyasaya ilişkin seçeneklerinden haberdar olmasını engelleyici etki
yarattığı, bunun nedeninin ise piyasanın kısa süre öncesine kadar rekabete açık olmaması
ve hukuken serbest piyasadan elektrik alım hakkına sahip olmayan limit altı müşterilere
yasal yükümlülükler kapsamında serbest tüketicilik kavramına ilişkin herhangi bir
bilgilendirme yapılmıyor olmasından kaynaklandığı öne sürülmüştür.
(1007) Şirin ve Gönül tarafından yapılan araştırma kapsamında piyasadaki tüketicilerin dikkate
değer bir kısmının serbest tüketici hakkını kazandıktan sonra tedarikçi değiştirebileceğine
ilişkin farkındalığa sahip olmadığının görüldüğü, Belge 61’de geçen yazışma bu
perspektiften değerlendirildiğinde anılan adette müşterinin serbest tüketici hakkından
kaynaklanan imkanlardan haberdar edildiği ve bunun daha müşteriler henüz serbest
tüketici değilken gerçekleştirildiği, öte yandan ENERJİSA ikili anlaşma portföyüne geçirilen
bu müşterilerin piyasaya ilişkin bilinçsizlikleri nedeniyle düzenlenen tarifeden alım yapmaya
devam etmesinin üst pazarlardaki rekabetin gelişmesine engel teşkil edeceği, ayrıca,
deklarasyon uygulamasının herhangi bir bağlayıcılığı olmadığı ve uygulama kapsamında
serbest piyasaya geçirilen istisnasız her müşteriyle serbest tarife üzerinden anlaşma
yapıldığı ve bu yönüyle bakıldığında iddia konusu uygulamanın rakipleri dışlayıcı nitelikte
olmaktan çok rakip tedarikçilere geçişe önayak olmaya elverişli bir uygulama olduğu
savunması yapılmıştır.
(1008) Dosyada uygulamanın pazardaki kapsamına yönelik yer alan analizler bakımından
ENERJİSA bünyesindeki düzenlenen tarife müşterilerinin yine ENERJİSA serbest tüketici
portföyüne geçişlerinde deklarasyon ağırlığı tek başına uygulamanın pazar kapatıcı
etkilerinin gösterilmesinde yeterli görülmediği savunması sunulmaktadır. Bu kapsamda
rakip faaliyetlerinin zorlaştırıldığının gösterilebilmesi için temelde şu iki hususun ortaya
konması gerektiği belirtilmiştir:
- Deklarasyon kapsamında bulunan serbest tüketici limiti üzerindeki tüketicilerin
rakip tedarikçilere geçiş oranları,
- Anılan müşterilerin deklarasyon uygulamasının var olmadığı dağıtım
bölgelerinde rakip tedarikçilere geçiş oranlarının, soruşturma konusu GTŞ
portföyü müşterilerinin geçiş oranları ile karşılaştırılması.
(1009) Dosyada soruşturma tarafı GTŞ'lerin faaliyet gösterdiği dağıtım bölgeleri bakımından
serbest tüketici limitini aşan deklarasyon kullanıcılarının ne kadarlık kısmının ENERJİSA
ikili anlaşma portföyüne katıldığına ilişkin değerlendirmeye de yer verildiği ve anılan
değerlendirme ile yukarıda sıralanan kriterlerden ilkinin ortaya konduğu öte yandan ikinci
unsurun ortaya konamaması halinde uygulamanın pazar kapatıcı etkisinin
gösterilemeyeceği, zira fiili ve potansiyel olarak bu uygulama kapsamında olan müşterilerin
18-27/461-224
352/436
rakip tedarikçilere geçişinin ne şekilde engellendiğinin veya bu uygulama kapsamında
müşteriler nezdinde yaratılan somut geçiş maliyetinin, tatmin edici bir şekilde
açıklanamadığı ileri sürülmüştür.
(1010) Piyasada anılan sebepler ile halihazırda var olduğu düşünülen düşük tedarikçi değiştirme
oranlarının deklarasyon uygulamasına atfedilebilmesi için bu uygulamanın bulunmadığı
dağıtım bölgelerinde soruşturma konusu dönem içerisindeki ortalama rakip tedarikçiye
geçiş oranlarının tespit edilmesi ve bu bilgiye dayalı bir analiz gerçekleştirilmesi gerektiği
savunulmuştur.
(1011) Deklarasyon uygulamasının Nisan 2017'ye kadar uygulandığı ve ön sözleşme
uygulamasının ise mevcut soruşturma kapsamında Soruşturma Bildirimi'nin tebliğ edildiği
Aralık 2016 dönemi akabinde bir iyi niyet göstergesi olarak Ekim 2017 tarihinde sona
erdirildiği, mevcut durumda iddia konusu uygulamalardan hiçbirinin aktif olmadığı bilgisi
verilmiştir.
(1012) Deklarasyon/ön sözleşme uygulaması kapsamına alınan müşterilerin rakip tedarikçilere
geçişlerinin engellenmesinin amaçlanmadığı ve uygulamaların kurgulanış biçimleri
itibariyle rakip tedarikçilere geçişin önünde ilave bir maliyet oluşturmasının mümkün
olmadığı, ayrıca etkinlik gerekçeleri ile birlikte değerlendirildiğinde, herhangi bir şekilde
ikrar anlamına gelmemekle birlikte uygulamanın olası rekabeti kısıtlayıcı etkilerinin de
dengelenmiş olduğu öne sürülmüştür.
(1013) Deklarasyon/ön sözleşme uygulamasının amacının ENERJİSA bünyesindeki GTŞ'lerin
regüle portföyünde yer alan kullanıcı sayısını azaltmak ve serbest tüketici limitini aşan
tüketicileri ikili anlaşma çerçevesinde elektrik almaya teşvik etmek olduğu, böylece
GTŞ'lerin TETAŞ'tan almak zorunda olduğu elektrik miktarının azalacağı ve serbest
piyasada faaliyet gösteren üreticiler ile daha fazla ikili anlaşma imzalanabileceği, bunun
sonucunda ise EPDK regülasyonlarına göre şekillenen bir piyasadan, serbest piyasa
mekanizmasının kurallarına göre şekillenen bir piyasaya geçiş sağlanacağı, bu amacın
arkasında yatan temel motivasyonun, rekabetçi bir piyasa yapısının üreticiler, tedarikçiler
ve tüketicilere daha fazla fayda sağlayacak olması olduğu, bu amaçtan bağımsız olarak
deklarasyon/ön sözleşme uygulamasının neden ve sonuçlarının doğru biçimde
incelenmesinin mümkün olmayacağı ifade edilerek etkinlik gerekçelerinin 4054 sayılı
Kanun’un 6. maddesi kapsamında yürütülen soruşturmalar bakımından dikkate alınması
gerektiğini vurgulanmaktadır.
(1014) Deklarasyon uygulamasının 4054 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi sırasında
dikkate alınması gereken çok kritik bir husus olduğu, bu hususun, deklarasyon uygulaması
kapsamında şarta bağlı ikili anlaşma imzalayan kullanıcıların hem ilk imza anında hem de
serbest tüketici limitini aşmaları anında ENERJİSA'nın sunduğu tarifenin koşulları ve
dilediği zaman erken çıkış bedeli ödemeksizin sözleşmeyi sonlandırabileceği, ayrıca
serbest tüketicilik hakkı ve serbest piyasadan dilediği tedarikçiden alım yapabileceğine
ilişkin olarak bilgilendiriliyor olmaları, ön sözleşme uygulaması kapsamında ise ilk imza
anının yanı sıra ikili anlaşmanın yürürlüğe girmesinden önce yapılan bildirim kapsamında
yukarıdaki hususlara ilişkin bilgilendirme gerçekleştirildiği ifade edilmiştir.
(1015) Ayrıca deklarasyon/ön sözleşme uygulaması kapsamında imzalanan geciktirici şarta bağlı
ikili anlaşmalarda kesinlikle herhangi bir taahhüt yer almadığı ve kullanıcıların diledikleri
zaman her ne ad altında olursa olsun herhangi bedel ödemeksizin ikili anlaşmaları
feshedebildikleri, nitekim deklarasyon uygulaması kapsamında serbest tüketici olma hakkı
kazanarak ikili anlaşmaya taraf olmayı tercih eden müşterilerin istisnasız tamamı ile serbest
tarifeli ikili anlaşmalar imzalandığı, ön sözleşme uygulaması bakımından ise standart
olarak ENERJİSA serbest tarife üzerinden alım yapılmasının öngörüldüğü, müşterinin özel
olarak talep etmesi halinde taahhütlü tarifeden tedarik yapıldığı bildirilmiştir.
18-27/461-224
353/436
(1016) Öte yandan deklarasyon uygulaması kapsamında her ne kadar müşteri ile geciktirici şarta
bağlı bir sözleşme imzalansa dahi söz konusu müşterilerin serbest tüketici limitini geçme
anında ENERJİSA’nın ikili anlaşma portföyüne otomatik olarak geçirilmesinin söz konusu
olmadığı, bu müşterilere geçişten önce yapılan bildirim ile itiraz hakkına sahip olduklarının
bildirildiği, benzer bir sözleşme kurgusunun ön sözleşme uygulamasında da öngörüldüğü
ve deklarasyon uygulamasına ek olarak kullanıcının ikili anlaşma portföyüne geçişten
vazgeçebileceği konusunda iki defa bilgilendirildiği, ek olarak deklarasyon uygulaması
kapsamındaki müşterilerin ENERJİSA’nın ikili anlaşma portföyüne geçişten önce güncel bir
tedarikçi değiştirme talepleri bulunması durumunda da kesinlikle ENERJİSA ikili anlaşma
portföyüne geçirilmediği, bahsedilen hususların ENERJİSA bünyesinde yer alan GTŞ’Ier
tarafından sıkı bir şekilde uygulandığı ve bu durumun aşağıdaki yazışma ile
örneklendirilebileceği ifade edilmiştir.
(1017) Sırf bu hususların dahi deklarasyon/ön sözleşme uygulamalarının rekabet hukuku
bakımından herhangi bir risk teşkil etmediğinin ve ilgili pazardaki rekabeti kısıtlamasının
söz konusu olmadığının ispatı olduğu, ayrıca, somut verilerin de deklarasyon/ön sözleşme
uygulamasının pazar rekabeti üzerinde olumsuz bir etki yaratmadığını göstereceği dile
getirilmiştir.
(1018) Dosyada deklarasyon uygulaması hakkındaki tespitlerde genel olarak, tüketicilerin başka
tekliflerden haberdar olmamaları sebebiyle kendileri için en iyi tedarikçi seçimini
yapamayacakları ya da deklarasyon kapsamında sunulan indirim oranları sebebiyle diğer
tedarikçilerin daha cazip indirim oranları sunmalarına rağmen, tüketicilerin ataletleri
sebebiyle o tedarikçilere geçemeyecekleri değerlendirmesinde bulunduğu ve bunun
sonucu olarak da tüketicilerin kendi refahını maksimize edebilecek doğru tercihleri
yapamayacaklarını değerlendirdiği ifade edilmiştir. Temel olarak üç nedenle elektrik
tüketicilerinin kendileri için en uygun tedarikçi ve/veya tarifeyi seçmeleri ve bu yolla
refahlarını yükseltmelerinin beklendiği belirtilerek ilgili yollar sıralanmıştır:
18-27/461-224
354/436
- Her hanehalkı çoğu zaman düzenli bir miktarda elektrik tüketmektedir ve bu
bütçelerinde belirli bir yer kaplamaktadır.
- Elektrik homojen bir üründür ve tarifeler benzer ve anlaşılır niteliktedir.
- Pazar düzenleyici otorite tarafından saydam şekilde düzenlenmeye çalışılır ve
tüketicilerin kolaylıkla -örneğin çevrimiçi karşılaştırma siteleri gibi- karşılaştırma
yapacakları kaynaklar söz konusudur.
(1019) Fakat bütün bu etmenlere rağmen elektrik sektöründeki yeniden yapılandırma ve
serbestleşme süreçlerinin, benzer dönüşümleri geçiren havayolları veya
telekomünikasyonda olduğu gibi tüketici refahı yarattığını söylemenin mümkün olmadığı,
perakende elektrik pazarı gibi homojen ve görece saydam bir piyasada bile tüketicilerin
kendileri için en iyi olan seçimleri yapabilme kapasitelerinin sınırlı olduğu, bir başka
ifadeyle, tüketicilerin tedarikçi ve tarife değişimi ile doğrudan refah artışı elde edeceği gibi
bir yanılsamaya düşülmemesi gerektiği, nitekim bu durumun iktisadi analiz metninde, AB
üyesi ülkelerde mesken tüketicilerinin tedarikçi değişim oranları ve tüketicilerin elde
edebilecekleri tasarruf oranları arasında doğrudan bir ilişki olmadığından bahisle ortaya
konulduğu ileri sürülmüştür.
(1020) Bu çerçevede Türkiye'deki abonelerin tedarikçi ve/veya tarife değiştirme yoluyla elde
edebileceği refah artışına dair doğrudan referans verilebilecek bir veri kaynağının olmadığı,
ancak bu kapsamda, enerji literatüründe son derece saygın bir yere sahip olan, Energy
Policy dergisinde Türkiye'deki mesken tüketicilerinin tedarikçi ve tarife değişimi konusunda
Şirin ve Gönül'ün yayınladığı çalışmaya değinmek gerektiği, toplanan fiyat ve tarife verileri
ile serbest tüketicilerin kendileri için en çok fayda sağlayan tedarikçi/tarifeyi seçmesi
durumunda elde edebilecekleri birim tasarrufun (…..) ila (…..) civarında olduğunu
hesaplandığı, yani, aylık elektrik harcaması (diğer bedeller hariç) (…..) olan bir hanenin
tarife ve tedarikçisinden ayrılıp kendisi için en uygun hizmeti veren tedarikçi/tarifeye
geçmesi durumunda (…..) ile (…..)'Iik bir tasarruf sağlamasının söz konusu olacağı,
dosyada yer alan elektrik piyasasındaki ortalama brüt kar oranlarının (…..) olduğuna dair
tespit ve abonelere sunulabilecek indirim oranlarının bu marjlar ile sınırlı kaldığına dair
değerlendirmenin de bunu destekler nitelikte olduğu dile getirilmiştir.
(1021) Söz konusu savunma ekinde sunulan iktisadi analizde, ENERJİSA'nın deklarasyon
uygulaması açısından tüketicilerin elde ettiği tasarrufa dair yapılan analizlerde, 2014-2016
arasında mesken aboneleri için ENERJİSA'nın serbest tüketiciler için sunduğu standart
(serbest) tarifesi ile düzenlenen tarifenin karşılaştırıldığı, analizde, deklarasyon uygulaması
kapsamında tüketicilerin geçmesinin teşvik edildiği standart (serbest) tarifenin, düzenlenen
tarifenin altında kaldığının görüldüğü, bu durumun tüketicilerin bu tarifeye geçerek mutlak
tasarruf sağlayacakları anlamına geldiği belirtilmektedir.
(1022) Analiz edilen 2014-2016 arasındaki 36 ay için indirim oranlarının dağılımına bakıldığında
ise ENERJİSA'nın standart (serbest) tarifesine geçen mesken tüketicilerinin yoğunlukla
(…..) ile (…..) arasında tasarruf ettiği, 36 aylık bu zaman dilimi içerisinde sadece iki aylık
bir dönemde (…..)'lik indirim oranın altında bir oranın söz konusu olduğu, bunun da
tüketicilerin ENERJİSA'nın ilgili tarifesini tercih ettikleri durumunda, Şirin ve Gönül'ün
çalışmasındaki (…..) ila (…..) arasında potansiyel tasarruf oranları referans alındığında
herhangi bir fırsat maliyetine katlanmadıkları şeklinde yorumlandığı, daha açık bir ifadeyle,
tüketicilerin sadece mutlak anlamda değil, karşılaştırmalı olarak da tasarruf ettiklerinin
söylenebileceği ileri sürülmüştür.
(1023) Bu analizlerin, dosya kapsamındaki tüketicilerin diğer tedarikçilerin sunabileceği daha cazip
indirim oranlarına dair teklifleri seçmeyeceğine dair değerlendirmelerin incelenen dönem
için gerçekle bağdaşmadığını gösterdiği, ayrıca bu kapsamda açıklanan tüm hususların ön
sözleşme uygulaması bakımından da geçerli olduğu ifade edilmiştir.
18-27/461-224
355/436
(1024) Deklarasyon/ön sözleşme uygulamasının somut etkileri incelenirken aşağıdaki iki unsur
üzerinde durulması gerektiği vurgulanmıştır:
- Deklarasyon uygulaması kapsamında kullanıcıların GTŞ'lerin regüle
portföyünden ikili anlaşma portföyüne geçişi hızlandırılmaktadır. Böylece,
GTŞ'lerin elektriğin ikili anlaşmalar kapsamında satışına dair ilgili pazarlardaki
pazar payı artmaktadır. Ancak, GTŞ’Ierin pazar payındaki bu artış kesinlikle
rakiplerin ikili anlaşma kapsamında elektrik sattığı müşteri sayısında bir azalma
anlamına gelmemektedir. Diğer bir ifadeyle, GTŞ'lerin pazar paylarındaki bahsi
geçen artışın dışlayıcı bir etkiye işaret etmesi asla söz konusu değildir.
- Deklarasyon uygulaması kapsamında GTŞ'lerden hizmet almaya başlayan
kullanıcıların diğer tedarikçilere geçişi önünde hiçbir engel bulunmamaktadır ve
hatta bu kullanıcıların tedarikçi değiştirmesi, regüle portföyde yer alan
kullanıcıların tedarikçi değiştirmesinden daha da kolaydır. Zira DUY 30/A
maddesinde 28.03.2015 tarihinde yapılan değişiklik ile serbest tüketicilerin
mevcut tedarikçilerinin ilgili kullanıcının başka bir tedarikçiye geçiş taleplerini
reddetme hakkı tamamen ortadan kaldırılmıştır. Bu değişiklik ile artık müşterilerin
rakip tedarikçilere geçiş talepleri devam eden bir ikili anlaşmanın varlığı veya
ödenememiş borçlar gibi nedenlerle tedarik şirketleri tarafından
reddedilememektedir. Fiiliyatta da deklarasyon uygulaması kapsamında
ENERJİSA bünyesindeki GTŞ'lerden ikili anlaşma çerçevesinde elektrik alan çok
sayıda kullanıcının tedarikçi değiştirdiği görülmektedir. Ayrıca, yine çok sayıda
kullanıcının deklarasyon uygulaması kapsamında geciktirici şarta bağlı ikili
anlaşma imzalamış olmasına rağmen serbest tüketici olma hakkı kazandığı anda
farklı bir tedarikçi ile ikili anlaşma imzaladığı görülmüştür.
(1025) (…..):
Tablo 12: 3 to 2 Geçişler Tablo 13: 2 to 1 Geçişler
(…..TİCARİ SIR…..) (…..TİCARİ SIR…..)
(1026) Tablolardan hareketle deklarasyon uygulaması kapsamında yer alan kullanıcıların da
sıklıkla farklı tedarikçilere geçiş yapmakta olduğu ve bu uygulamanın bir geçiş engeli
yaratmasının söz konusu olmadığı, ayrıca deklarasyon uygulamasının ilgili pazarın genel
etkinliği üzerindeki etkisinin de nötr olmadığı, aksine, deklarasyon uygulamasının ciddi
etkinlik ve hem doğrudan hem de dolaylı refah artışlarına yol açabilecek bir uygulama
olduğu ileri sürülmüştür.
(1027) Deklarasyon uygulamasının tüketici refahına sağladığı doğrudan faydanın bu uygulama
kapsamında serbest tüketici limitini aşmaları anında ikili anlaşma portföyüne kaydedilen
müşterilerin indirimli olarak elektrik temin etmeleri dolayısıyla sağladıkları fayda olduğu, en
muhafazakâr varsayımlar altında dahi bu doğrudan faydanın 10 milyon TL'Ier seviyesinde
olacağı iddia edilmiştir.
(1028) Deklarasyon uygulamasının refah artışı üzerindeki dolaylı etkilerinin ise hesaplanmasının
daha zor olmakla birlikte bunun çok daha ötesinde olduğu, deklarasyon uygulamasının
elektrik sektörünün üretim ve perakende satış seviyelerinde sağlayabileceği etkinlik
18-27/461-224
356/436
artışları ve uygulamanın Strateji Belgesi'nde ortaya konulan ve EPDK regülasyonlarıyla
desteklenen piyasa modeline219 geçiş için önem arz ettiği öne sürülmüştür.
(1029) Elektrik sektöründe rekabetten fayda sağlamak için öncelikle üretim piyasasındaki rekabeti
ve etkinliği en üst düzeye çıkartmak gerektiği, zira, üretim piyasasının yeterince rekabetçi
olmadığı bir kurguda, perakende satış pazarı ne kadar rekabetçi olursa olsun, rekabetin
toplumsal refaha sağlayacağı katkının son derece sınırlı olacağı, nitekim son kullanıcıya
ulaşan nihai ürünün toplam maliyetlerine bakıldığında (vergi, ek mali yükümlülükler vb.
hariç) üretimin (…..) ila (…..), dağıtımın (…..) ila (…..), iletimin (…..) ila (…..) paya sahip
olduğu, perakende satışın toplam maliyetler içinde payının ise her halükârda (…..)'in
altında olduğu, dolayısıyla, üretim piyasasında yaşanabilecek etkinlik artışlarının nihai ürün
maliyetleri üzerindeki etkilerinin perakende satış piyasasındakilere kıyasla çok daha
yüksek olacağı savunulmuştur.
(1030) Etkin bir üretim piyasasında, üretilen elektriğin önemli bir bölümünün sabit maliyeti yüksek
fakat değişken maliyetleri düşük olan santrallerce üretilmesinin ve talebin pik yaptığı
durumlarda da ihtiyacın sabit maliyeti düşük fakat değişken maliyeti yüksek olan
santrallerce karşılanmasının sağlanması gerektiği, diğer bir deyişle, etkin bir üretim
piyasasında; elektriği en ucuz biçimde üreten santrallerin sürekli olarak çalışması, elektriği
daha pahalı olarak üreten santrallerin ise ihtiyaç halinde devreye girmesinin gerekmekte
olduğu, bunun sağlanması için en uygun yöntemin, tedarik şirketleri veya son kullanıcılar
ile etkin üretim şirketleri arasında ikili anlaşmalar imzalanması ve santrallerin bu
anlaşmalara dayalı olarak sürekli olarak devrede olmalarının teminat altına alınmasının
kontrata bağlanması olduğu, talebin pik yaptığı zamanlarda, tüm talebin etkin üretim
santrallerince karşılanamadığında ise daha az etkin olan ancak hızlı biçimde devreye
girebilen santrallerden spot piyasada alım yapılmasının söz konusu olacağı dile
getirilmiştir.
(1031) Bu şekilde bir piyasa yapısında, elektriğin farklı zamanlardaki maliyetleri arasında son
derece büyük farklılıklar olacağı, normal zamanlarda maliyet etkinliği yüksek santraller
tarafından üretilirken pik zamanlardaki ilave talebin karşılanması için maliyet etkinliği düşük
santrallerin devreye gireceği, dolayısıyla, pik zamanda üretilen elektrik ile normal
zamanlarda üretilen elektriğin, maliyetler dikkate alındığında tamamen farklı ürünler
olduğu, etkin bir piyasada maliyetlerdeki bu farklılıkların talep tarafında yer alan son
kullanıcılara da yansıtılması gerektiği, maliyetteki farklılıklar son kullanıcılara yansıtılmadığı
ve hem pik hem de normal zamanlardaki elektrik tüketimi için tek bir fiyat öngörüldüğü
takdirde, talep yapısının kaçınılmaz olarak etkinsiz biçimde şekilleneceği, nitekim bu
durumda son kullanıcıların elektriğin maliyetinin çok yüksek olduğu pik zamanlarda dahi
tüketim miktarlarını azaltmak için hiçbir motivasyona sahip olmayacağı bildirilmiştir.
(1032) Bunun sonucunda ise serbest piyasa mekanizmasının en önemli unsuru olan ve arz ve
talebin optimum noktada buluşmasını sağlayan fiyat sinyallerinin işlevini yitireceği ve pik
zamanlardaki tüketimin aşırı yüksek olacağı, pik zamanlardaki tüketimin yüksek olmasının
ise kaçınılmaz olarak maliyet etkinliği düşük santrallerin daha fazla elektrik üretmesi
anlamına geleceği ileri sürülmüştür.
(1033) Gerçek anlamda rekabetçi bir piyasadan bahsedebilmek için ilgili pazarda satılan ürünün
maliyetleri ile fiyatları arasında bir bağlantı olması ve arz ve talebin buna göre şekillenmesi
gerektiği, nitekim Sektör Araştırması’nda da etkin bir elektrik sektörünün oluşması için talep
katılımının sağlanmasının son derece önemli olduğunun ifade edildiği, elektrik sektöründe
talep katılımının sağlanabilmesi için son kullanıcıların tüketiminin anlık olarak
ölçülebilmesinin zaruri olduğu ve bunun için de akıllı sayaçlara ihtiyaç duyulduğu,
219 Tedarik şirketleri ile üretim şirketleri arasındaki ikili anlaşmaların baskın olduğu ve spot piyasanın destek
mekanizması teşkil ettiği piyasa modeli veya basitçe "spot piyasa ile desteklenen ikili anlaşma modeli".
18-27/461-224
357/436
Türkiye'de son kullanıcıların önemli bir bölümünde akıllı sayaç bulunduğu, dolayısıyla
ülkemizdeki son kullanıcıların tüketim miktarlarının anlık olarak ölçülmesi önünde teknik bir
engel bulunmadığı dile getirilmiştir.
(1034) Yukarıda değinilen etkin üretim piyasasının oluşması önünde fiiliyatta önemli engeller
bulunduğu, bu engellerin en başında ise EPDK'nın Elektrik Piyasası Uygulama El Kitabında
"Yükümlenilen maliyetler, düzenlemeye tabi tekelci bir yapıda belirli bir varlığa bağlı olarak
oluşan, ancak rekabetçi piyasa ortamında ekonomik olarak karşılanması mümkün olmayan
geçmiş dönemden gelen borçlardır. Bu maliyetler, genellikle, uzun vadeli sözleşme/er ya
da verimsiz uzun vadeli yatırımlardan kaynaklanmaktadır." şeklinde tanımlanan
yükümlenilen maliyetlerin geldiği ifade edilmiştir.
(1035) Yükümlenilen maliyetlere, Sektör Araştırması'nda da değinildiği, Türkiye'de arz
güvenliğinin sağlanması için inşa edilen Yİ-YİD ve İşletme Hakkı Devri santrallerine verilen
alım garantilerinin yükümlenen maliyet teşkil ettiğinin ve bu maliyetlerin TETAŞ tarafından
üstlenildiğinin belirtildiği bilgisi verilmiştir.
(1036) Mevcut durumda bahsi geçen alım garantilerinin önemli bir bölümün geçerliliğini koruduğu
ve dolayısıyla TETAŞ’ın üretim maliyetlerinin son derece yüksek olan Yİ-YİD ve İHD
santrallerden elektrik almaya devam ettiği, TETAŞ’ın bu santrallerden aldığı elektriği,
maliyetleri daha düşük olan santrallerden aldığı elektrik ile paçalladığı, söz konusu
elektriğin neredeyse tamamının EPDK tarafından belirlenen tarifeler çerçevesinde
GTŞ'lere ve dağıtım şirketlerine satıldığı belirtilmiştir.
(1037) GTŞ'lerin TETAŞ'tan aldıkları elektriği yine EPDK tarafından belirlenen tarifeler üzerinden
regüle müşterilere sattığı, yani, Türkiye'de yükümlenilen maliyet sorunun
çözümlenmesinde, alım garantisi verilen etkinsiz santrallerin ürettiği elektriğin, EÜAŞ
bünyesinde yer alan ülkenin en düşük maliyetli santralleri tarafından üretilen elektrik ile
paçallanması ve düzenlenen tarifeler üzerinden satılması olarak özetlenebilecek bir
yöntemin benimsendiği, bu çözüm yöntemi ile esasen yükümlenen maliyetlere serbest
tüketici limitini aşmayan kullanıcıların katlanması ancak, bunlar üzerine düşecek yükün
düşük maliyetli EÜAŞ santrallerinden alınacak elektrik ile asgari düzeyde tutulmasının
hedeflendiği dile getirilmiştir.
(1038) Yine bu yöntem kapsamında aşağıdaki hedeflerin bulunduğu söylenmektedir:
- Serbest tüketici limitinin zamanla düşürülmesi,
- Serbest tüketici hakkı kazanan kullanıcıların tedarik şirketleri ile ikili anlaşmalar
imzalaması
- GTŞ'lerin düzenlenen tarifeler kapsamında elektrik alan müşteri sayısı azaldıkça,
TETAŞ yerine doğrudan en etkin santrallerden elektrik almasının önünün
açılması ve
- Nihayetinde üretim piyasasındaki rekabetin artması.
(1039) Serbest tüketici limitinin azaltılmasının zamana yayılmasının temel sebebinin ise
yükümlenilen maliyetlere katlanacak olan kullanıcı tabanının bir anda aşırı derecede
daraltılarak toplumun küçük bir kesimine önemli bir yük yüklenmesini engellemek olduğu
belirtilmiştir.
(1040) Ülkemizde düzenlenen tarifeler çerçevesinde elektrik alan son kullanıcı sayısının
azaltılmasının elektrik sektörünün etkinliğinin artması için elzem olduğu, zira, düzenlenen
tarifeler kapsamında elektrik alan son kullanıcılara satılan elektriğin toptan pazardaki satış
fiyatı EPDK tarafından belirlendiğinden, üretim santrallerinin pik zamanlardaki ve normal
zamanlardaki maliyet farklılıklarını GTŞ'lere yansıtamadığı, aynı şekilde, GTŞ'lerin
düzenlenen tarifelerden yararlanan son kullanıcılara yaptıkları satışların da düzenlenen
18-27/461-224
358/436
tarifeler üzerinden gerçekleştiğinden, talep katılımının sağlanmasının mümkün olmadığı,
esasen, EPDK’nın talep katılımını biraz olsun sağlayabilmek adına üç zamanlı tarifeler de
yayınladığı, ancak üç zamanlı tarifelerin tamamen ihtiyari olmasının ve bu tarifelerdeki
fiyatların da piyasa mekanizmasına göre belirlenmemesinin, bunlardan ciddi bir verimlilik
sağlanmasını engellediği, oysa, ikili anlaşmalar çerçevesinde elektrik alan son kullanıcı
sayısı arttıkça, toptan pazarda regüle fiyatlar üzerinden yapılan satışların miktarının ciddi
derecede azalacağı, üreticilerin maliyet farklılıklarını tedarik şirketlerine yansıtmaya
başlayacağı, bunun doğal sonucu olarak, tedarik şirketlerinin de bu değişiklikleri son
kullanıcılara yansıtmak durumunda kalacağı ve talep katılımının sağlanmış olacağı, talep
katılımının sağlanması ile etkinsiz santrallerce üretilen elektrik miktarının azalacağı ve
genel verimliliğin artacağı dile getirilmiştir.
(1041) Ancak, bu gelişmelerin ülkemizde kendiliğinden yaşanmadığı, serbest tüketici olma hakkı
kazanan son kullanıcıların önemli bir bölümünün ikili anlaşmalara taraf olmadığı ve fiili
açıklık oranının, aşağıdaki grafikte de görüleceği üzere, teorik açıklık oranına göre düşük
seviyelerde kaldığı beyan edilmiştir:
Grafik 154: Fiili Açıklık Oranı ile Teori Açıklık Oranı
(1042) Fiili açıklık oranı ile teorik açıklık oranı arasındaki farkın en önemli sebeplerinden bir
tanesinin de mevcut durumda düzenlenen tarifelerin, TETAŞ'ın Türkiye'deki en düşük
maliyetli santraller arasında olan EÜAŞ santrallerinden ciddi miktarda alım yapması
dolayısıyla, çok düşük seviyelerde olmasından kaynaklandığı, serbest tüketici olma hakkı
kazanan müşterilerin düzenlenen tarifelerden elektrik almaya devam etmesi dolayısıyla,
TETAŞ'ın GTŞ'lere toptan pazarda satacağı elektrik miktarının azalmadığı ve dolayısıyla
TETAŞ’ın, Yİ-YİD ve İHD santrallerinden aldığı elektriğin yanı sıra EÜAŞ santrallerinden
de ciddi miktarda elektrik almaya devam ettiği, bunun sonucunda düzenlenen tarifelerin
düşük seviyelerde kaldığı gibi tedarik şirketlerinin de maliyet etkinliği yüksek EÜAŞ
santralleri ile anlaşarak ikili anlaşmalar çerçevesinde kullanıcılara daha uygun fiyatlar
sunma imkanının azaldığı, neticede düzenlenen tarife fiyatları ile ikili anlaşma fiyatları
arasındaki farkın yeterince büyümediği ve bunun da kullanıcıların ikili anlaşma imzalama
noktasında isteksiz olmasına yol açtığı ileri sürülmüştür.
(1043) Yukarıda değinilen kısır döngünün kırılması için fiili açıklık oranını teorik açıklık oranına
yaklaştıracak önemli adımlar atılması gerektiği, bir şekilde serbest tüketici olma hakkı
kazanan kullanıcıların önemli bir bölümünün ikili anlaşmalara taraf olması sağlanabilirse,
GTŞ'lerin TETAŞ'tan almak zorunda olduğu elektrik miktarının azalacağı, TETAŞ’ın, Yİ-
YİD ve İHD'Ierden her halükarda elektrik almak zorunda olduğu için bu azalma EÜAŞ'ın
18-27/461-224
359/436
etkin santrallerinden alınan elektrik miktarına yansıyacağı ve bu santrallerin ürettiği
elektriğin serbest piyasa mekanizmasına dahil edilmiş olacağı, bu gelişme sonrasında
stratejik varlıklar dışındaki EÜAŞ santrallerinin özelleştirilmesinin de gündeme gelebileceği,
sonuçta hem düzenlenen tarifelerde artış meydana geleceği hem de tedarik şirketlerinin
maliyet etkinliği yüksek üretim şirketleri ile anlaşarak daha uygun ikili anlaşma tarifeleri
sunabilmeye başlayacakları, böylece; Strateji Belgesi’nde amaçlanan, EPDK tarafından
regülasyonlarla teşvik edilen ve etkinliği Sektör Araştırması'nda ortaya konulan yapının
oluşması için önemli bir adım atılmış olacağı, ayrıca elektrik sektörünün tamamen EPDK
regülasyonları ile şekillenen kısmının daha da daralacağı ve piyasa mekanizmasının
uygulama alanının genişleyeceği dile getirilmiştir.
(1044) Deklarasyon/ön sözleşme uygulamasının da tam olarak bu noktada devreye gireceği,
deklarasyon uygulaması çerçevesinde, serbest tüketici olma hakkı kazanan tüketicilerin
kendiliğinden harekete geçmesi beklenmeksizin, ENERİİSA bünyesindeki GTŞ'ler
tarafından proaktif olarak ikili anlaşmalara taraf olmalarının teşvik edildiği, ancak, bu
esnada kullanıcıların olası bilgi eksikliklerinden yararlanmasının da kesinlikle söz konusu
olmadığı ve kullanıcılara serbest tüketici olmaktan kaynaklanan haklarına ilişkin kapsamlı
bilgi sunulduğu, yine, proaktif olarak ikili anlaşmalara taraf olması teşvik edilen
kullanıcıların bağlanmasının da asla söz konusu olmadığı, bu kullanıcılardan hiçbir suretle
taahhüt alınmadığı ve ilgili kullanıcıların diğer tedarikçilere geçişi önünde hiçbir ilave geçiş
engeli yaratılmadığı, dolayısıyla, deklarasyon/ön sözleşme uygulamasının esasen dışlayıcı
değil, aksine pazarı genişletici ve tüm oyunculara fayda sağlama potansiyeli olan bir
uygulama olduğu belirtilmiştir.
(1045) ENERJİSA’nın deklarasyon uygulamasının özünde, serbest tüketici limitini aşan
kullanıcıların bilinçlendirilerek ve rızaları alınarak, mümkün olan en hızlı biçimde
düzenlenen tarifelerden çıkmaya ve ikili anlaşmalara taraf olmaya teşvik edilmesi olduğu,
bu uygulamanın nihai amacının ise elektrik sektöründe EPDK regülasyonlarının değil,
serbest piyasa mekanizmasının ve rekabetin hâkim olduğu bir yapı oluşturmak olduğu, bu
yapının oluşturulması ile talep katılımının sağlanmasının kolaylaşacağı ve özellikle üretim
piyasasında verimliliğin önemli derecede artacağı, nihayetinde, verimliliğin daha yüksek
olduğu piyasanın tüm sektör katılımcılarına fayda sağlayacağı dile getirilmiştir.
(1046) Deklarasyon uygulaması ile tedarik şirketlerinin satış ve pazarlama faaliyetleri, istenilen
seviyede bulunmasa da artmakta olan tüketici bilinci ve giderek düşen serbest tüketici
limitleri gibi etkenlerin kümülatif etkileri ile serbest tüketici olma hakkı kazanan tüketicilerin
önemli bir bölümünün ikili anlaşmalara taraf olmasını sağladığı, TETAŞ'ın talebi
karşılayabilmek için maliyet etkinliği son derece yüksek olan EÜAŞ’ın santrallerini de
kendine bağlama zorunluluğunu ortadan kaldıracağı ve Yİ-Yİ D ve İHD'Ierden temin edilen
elektriğin yeterli olacağı, serbest tüketici limiti belirlenirken TETAŞ'ın Yİ-YİD ve İHD'Ierden
temin etmekle yükümlü olduğu elektrik miktarı her zaman dikkate alındığından, hiçbir
şekilde bu santrallerden yeterli elektrik temin edilememesinin ve satın alınmayan elektrik
için ödeme yapılarak kamu kaynaklarının israf edilmesinin söz konusu olmayacağı, böyle
bir durumda serbest tüketici limitinin altında kalan (ve genellikle gelir düzeyi görece düşük
seviyelerde olabilecek) kullanıcıların yüklenilen maliyetlerin tamamına katlanması gibi
sosyal açıdan adaletsiz bir durumun ortaya çıkabileceği, ancak böyle bir durumda
belirlenecek sosyal politikalar çerçevesinde bu kullanıcıların doğrudan sübvanse edilmesi
önünde bir engel olmayacağı, bu şekilde adaletsiz bir durumun engellenmesi için elektrik
sektörünün etkin bir yapıya kavuşmasını engelleyen çapraz sübvansiyonlardansa, direkt
olarak bu adaletsizliği gidermeyi amaçlayan doğrudan sübvansiyonların kullanılmasının
daha uygun olacağı ileri sürülmüştür.
18-27/461-224
360/436
(1047) Bu tespitlerin rekabet hukuku bakımından da son derece önemli olduğu, zira
deklarasyon/ön sözleşme uygulamalarının; hakim durumdaki bir teşebbüsün tek taraflı
davranışı olarak 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi kapsamında veya sağlayıcılar ile
tedarikçi arasında bir dikey anlaşma olarak 4054 sayılı Kanun’un 4. ve 5. maddeleri
kapsamında değerlendirildiğinde esas olarak bu uygulamanın rekabeti kısıtlayıcı etkileri ile
etkinlik arttırıcı etkileri arasındaki dengenin dikkate alınması gerektiği savunulmuştur.
(1048) Gerek 5. maddede sıralanan bireysel muafiyet koşulları gerek Kılavuz'da sıralanan etkinlik
gerekçesi koşullarının, özünde deklarasyon uygulamasının rekabet üzerindeki olası
olumsuz etkileri ile bu uygulama sayesinde yaşanan etkinlik artışları arasında bir
karşılaştırma yapan fayda maliyet analizlerinden ibaret olduğu, nitekim her iki analizde
dikkate alınan şartların çok büyük benzerlik arz ettiği dile getirilmiştir.
(1049) Deklarasyon uygulamalarının bir yandan tüketicilere somut ve kolayca
sayısallaştırılabilecek doğrudan faydalar sağladığı, diğer yandan da elektrik sektörünün
hem üretim hem de perakende satış seviyelerinde ciddi etkinlik artışları yaratabilecek
nitelikte olduğu, ayrıca ENERJİSA’nın, söz konusu faydaları sağlayacak uygulamaların ilgili
pazar rekabetine veya rakip tedarikçilere hiçbir zarar vermemesi için gereken tüm önlemleri
aldığı iddia edilmiştir.
(1050) Geçiş maliyetlerini arttırmamak adına ENERJİSA tarafından bu uygulama kapsamında
tüketicilerden hiçbir taahhüt alınmadığı, esasen kullanıcılardan taahhüt alınmasının
GTŞ'lerin üreticilerle yapacağı ikili anlaşmalardaki risklerini dengelemesi bakımından
elzem olduğu ve yine de ENERJİSA’nın ilgili pazar rekabetine hiçbir zarar vermemek adına
ticari açıdan önemli bir risk aldığı ileri sürülmüştür.
(1051) Bu sebeplerden ötürü, uygulamanın 4054 sayılı Kanun’un ne 4. ne de 6. maddelerini ihlal
etmesinin asla söz konusu olmadığı, deklarasyon/ön sözleşme uygulamasının hem düşük
fiyatlar ve bilgi asimetrisinin giderilmesi suretiyle kullanıcılara doğrudan faydalar sağladığı,
hem de elektrik sektörünün tamamının (özellikle üretim piyasasının) daha etkin ve
rekabetçi bir yapıya kavuşmasına yardımcı olduğu, dolayısıyla bu uygulamanın toplumsal
refah üzerinde önemli pozitif etkileri olduğu, öte yandan bu uygulama kapsamında
kullanıcıların serbest tüketici olmaktan kaynaklanan haklarına dair bilinç düzeyinin arttığı
ve en önemlisi bu uygulama kapsamında GTŞ’ler ile ikili anlaşma imzalayan kullanıcıların
diğer tedarik şirketlerine geçişi önünde hiçbir ilave engel yaratılmadığı, deklarasyon
uygulamasının rakip tedarikçilere geçişi zorlaştırmasının ancak bu uygulama kapsamında
ikili anlaşmalara taraf olan kullanıcılara daha ucuz elektrik satılması dolayısıyla söz konusu
olacağı ki bunun da rekabet karşıtı bir etken olarak değil, rekabetin ta kendisi olarak
görülmesi gerektiği, bir teşebbüsün tüketicilere (yıkıcı fiyat teşkil etmemek kaydıyla) daha
düşük fiyatlar sunmak suretiyle rakiplerin faaliyetlerini zorlaştırdığı ve bunun 6. madde
kapsamında ihlal teşkil ettiğini kabul etmenin, hakim durumda bulunan bir teşebbüsün
rekabet etme serbestisini tamamen ortadan kaldırmak anlamına geleceği belirtilmektedir.
I.7.10.2. Deklarasyon Uygulaması ile Müşterilerin Rakip Tedarikçilere Geçişinin
Zorlaştırıldığı ve Buna İlişkin Maliyetin Artması Hakkında Savunmaların
Değerlendirilmesi
(1052) Öncelikle Kılavuz’da rekabet karşıtı piyasa kapamanın, “hâkim durumdaki teşebbüsün
davranışları sonucunda tüketicilerin zararına olacak şekilde mevcut ya da potansiyel
rakiplerin arz kaynaklarına veya pazarlara ulaşımının zorlaştırılması ya da engellenmesi”
olarak tanımlanmış ve böyle bir davranışın sonucunda tüketici zararının, “fiyat artışı, ürün
kalitesindeki ve yenilik düzeyindeki düşüşler, mal ve hizmet çeşitliliğinde azalışlar şeklinde”
gerçekleşebileceği belirtilmiştir. Bunun yanında Kılavuz’da, hâkim durumdaki teşebbüs
davranışlarının kötüye kullanma bakımından değerlendirilmesinde, söz konusu
davranışların kendine özgü koşullarının dikkate alınmasının yanı sıra pazardaki yalnız fiili
18-27/461-224
361/436
etkilerinin değil aynı zamanda muhtemel rekabet karşıtı piyasa kapamaya yol açıp
açmadığının incelenmesini gerektirdiği ifade edilmiştir. Nitekim dosya kapsamında da
kötüye kullanmaya konu eylem ve uygulamalar muhtemel etkileri ve ayrıca mümkün olduğu
yahut ilişkili olduğu durumlarda fiili etkileri bakımından incelenmiş ve her iki bakımdan da
kötüye kullanma niteliğinde oldukları tespit edilmiştir. Deklarasyon uygulamasının,
nihayetinde tüketicilerin zararına olacak şekilde, esasen rakiplerin pazara ulaşımını ciddi
derecede zorlaştırdığı ve engellediği pazarın içkin koşulları ve davranışın bu koşullara
yönelik tasarlanmış özellikleri göz önünde bulundurarak, değerlendirilmiş, diğer bir ifadeyle
deklarasyon uygulamasının rekabet karşıtı dışlayıcı niteliği ve pazarı kapayıcı muhtemel
etkisi belirlenmiştir. Buna ek olarak, ilgili pazarlarda hakim durumdaki ENERJİSA
tarafından gerçekleştirilen deklarasyon uygulamasının, rakip tedarik şirketlerine rekabet
karşıtı yollarla pazarı doğrudan kapattığı, söz konusu uygulamanın kapsamının rakiplerin
tamamının ölçeği nispetinde büyüklüğü tespit edilmek suretiyle, diğer bir ifadeyle pazarı
kapayıcı yöndeki fiili etkileri ortaya konulmuştur. Böylelikle deklarasyon uygulamasının,
ENERJİSA’nın ilgili pazarlardaki hakim durumunu kötüye kullanması yoluyla rekabetçi
süreci işlemez hale getirerek tüketicilerin bu süreçten elde edebilecekleri fiyat düşüşü,
hizmet kalitesindeki iyileşme, hizmet çeşitliliğindeki ve yenilik düzeyindeki artışlardan
mahrum bırakılmasına yol açtığı bütün açıklığıyla anlatılmıştır. Özetle deklarasyon
uygulamasının etkisinin ENERJİSA gibi hakim durumdaki bir teşebbüs açısından dahi
mutlak etkisinin ne kadar büyük olduğunun ortaya konulmasının yanı sıra söz konusu
uygulamanın pazardaki nispi etkisi bakımından tüm diğer tedarik şirketleri nezdindeki
pazarı kapayıcı etkisi sayısallaştırılmak suretiyle de ayrıntılı bir şekilde ortaya konmuştur.
(1053) Diğer yandan hâkim durumun kötüye kullanılması, objektif bir kavramdır ve kötüye
kullanmaya konu eylem ve uygulamaları yürüten hâkim durumdaki bir teşebbüsün,
rakiplere rekabet karşıtı bir şekilde pazarı kapama niyeti olmasa dahi söz konusu teşebbüs
bu yöndeki eylem ve uygulamalarından dolayı yasal olarak sorumludur. Öte yandan bu
yöndeki bir niyeti doğrudan gösteren delillerin yokluğu bu yönde bir dışlama stratejisinin
yokluğuna da doğrudan işaret etmemektedir. Nitekim Kılavuz’da, “Niyetin tespiti temel
olarak incelenen davranıştan yapılan çıkarımlar yoluyla elde edilen dolaylı delillerin yanı
sıra doğrudan deliller kullanılarak da yapılabilir. Doğrudan deliller, bir rakibi dışlamak,
pazara girişi engellemek ya da oluşan bir pazarı ele geçirmek için belirli bir davranışın
uygulanacağını gösteren detaylı bir plan veya dışlayıcı davranışa yönelik somut bir tehdidi
gösteren deliller gibi rakipleri dışlamaya yönelik bir stratejiye dair teşebbüs içi belgeleri
içermektedir. Niyetin analizinde, doğrudan ve dolaylı delillerin birbirini destekleyecek
şekilde kullanılması mümkündür.” şeklinde yer alan ifadelerden, rakipleri dışlamaya yönelik
niyet veya strateji ve iş planlarının da dolaylı delil kapsamında olduğu açık bir şekilde ifade
edilmiştir. Bu çerçevede esasen ENERJİSA’ya ait içsel dokümanların yanı sıra ENERJİSA
tarafından gerçekleştirilen deklarasyon uygulamasının tasarımı, yürütülme şekli pazarın
koşulları itibarıyla dışlayıcı niyete dair dolaylı delil teşkil etmektedir.
(1054) Savunmada deklarasyon uygulamasına ilişkin olarak sıklıkla dile getirilen temel hususlar,
söz konusu uygulama ile tüketicilere taahhüt ve erken çıkış bedeli yansıtılmadığı ve
deklarasyon alınırken kendisi serbest tüketici limiti altında bulunan tüketicinin limiti
geçmesiyle birlikte kendisinin serbest tüketici yapılacağına ilişkin bilgilendirme yapıldığıdır.
Dosya kapsamında perakende elektrik piyasası gibi talep taraflı aksaklıkların yoğun olarak
yaşandığı pazarlardaki tüketicilerin belirli koşullar altında rasyonel olmayan yönde nasıl
davrandıkları ve GTŞ’ler gibi piyasadaki ataletten en büyük faydayı sağlayan hâkim
durumdaki yerleşik operatörlerin de bu talep taraflı aksaklıkları birer seçim mimari olarak
kendi konumlarını muhafaza etmek veya güçlendirmek için nasıl kullandıkları ayrıntılı
şekilde ve çok çeşitli örnekler yardımıyla açıklanmıştır. Perakende elektrik piyasalarındaki
talep taraflı aksaklıkların varlığı nedeniyle tüketicilerin kendileri için optimal olan
seçeneklere karar vermeleri, karar verseler dahi bu kararları uygulamaları çok daha hassas
18-27/461-224
362/436
nitelikteki engellere takılabilecek yapıdadır. Bu bakımdan, deklarasyon uygulaması
temelde, ilgili pazarlarda hâkim durumdaki yerleşik operatör olan ENERJİSA tarafından,
söz konusu talep taraflı aksaklıkları hassas bir şekilde harekete geçirerek tüketicilerin
tedarikçi değişikliklerini zorlaştırıcı veya engelleyici nitelikte bir enstrüman olarak
işletilmekte ve deklarasyon böylelikle ENERJİSA’ya rekabet karşıtı yollarla tüketiciler
nezdinde bir seçim mimarı olarak davranma olanağı sağlamaktadır. Deklarasyon
uygulaması bu yönüyle ENERJİSA’ya perakende elektrik piyasasında serbestleşme
öncesindeki statükoyu katı bir şekilde muhafaza etme olanağı vermekte ve bu sonucu ilk
bakışta oldukça yumuşak bir şekilde gerçekleştirebilmektedir. Bu nedenle deklarasyon
uygulamasının rekabet karşıtı kimliğini sıradan emtia piyasalarındaki rekabet karşıtı
uygulamalara yönelik ölçütlerle tespit etmeye çalışmak isabetli olmayacaktır. Zira emtia
piyasalarının aksine ve hatta katma değerli hizmetlerin, hizmet alımının çeşitliliğinin ve
sıklığının zengin nitelik arz ettiği bir başka şebeke endüstrisi olan telekomünikasyon
piyasalarından da farklı olarak perakende elektrik piyasasında tüketicilerin elektrik hizmet
alımlarına ilişkin karar süreçleri sıklıkla tekrarlanan bir süreç değildir. Bu nedenle rekabetçi
sürecin işletilmesinde tekelleşme sayılmayan rekabetçi davranışların rol alması gerektiği
ve tüketicilerin tedarikçiler tarafından ancak bu yollarla müşteri portföylerine kazandırılması
elzemdir. Buna karşılık deklarasyon uygulaması, savunmada bizzat tarafların da ifade ettiği
üzere, tüketicilerle henüz onlar serbest tüketici limitini geçmeden önce, diğer bir deyişle
serbest olmayan tüketicilerle yapılmakta ve daha sonra söz konusu tüketiciler, serbest
tüketici haklarını elde ettiklerinde ENERJİSA tarafından onaylı katılım şartı aranmadan
doğrudan kendi serbest tüketici portföyüne aktarılmaktadır. ENERJİSA, deklarasyon
uygulaması yoluyla düzenlenen tarifeden elektrik enerjisi hizmetinin sunulduğu perakende
elektrik piyasalarındaki hâkim durumunu kötüye kullanarak ilgili tüketicilerle, henüz onlar
rakip tedarik şirketlerinin erişimine açık bir hale gelmeden önce, geciktirici şarta bağlı olarak
serbest tüketici anlaşması yapmakta ve böylece söz konusu tüketiciler tüm tedarikçilerin
erişimine aynı anda açık hale geldiklerinde başlaması ve işlemesi gereken rekabetçi süreci
en başından kendi lehine kullanmaktadır. Dolayısıyla deklarasyon uygulamasının bağımsız
tedarikçilerin tüketicileri kendi portföylerine geçirme ihtimallerini artırdığı iddiasının piyasa
gerçekleriyle uyuşmadığı ve de uygulamanın en başından itibaren adil olmayan bir rekabet
ortamında tezahür etmesi itibarıyla böyle bir ihtimalin mümkün olmadığı ortaya
konulmuştur.
(1055) Talep taraflı aksaklıkların yoğun olarak yaşandığı piyasa koşullarının sağladığı uygun
iklime bağlı olarak rekabet hukukuna karşı oldukça başarılı bir şekilde kamufle olabilen
deklarasyon uygulaması gibi kılık maskelenmiş uygulamaların rekabet karşıtı etkilerinin
ancak söz konusu uygulamaların işlevleri ve rekabetçi sürece verdikleri zarar ya da
verebilecekleri potansiyel zararlara odaklanmak suretiyle tespit edilebileceği dile
getirilmelidir. Aksi durum, perakende elektrik piyasasının serbestleşme yönünde tekamül
ederek rekabetçi sürecin tüketici refahını iyileştirici yönde işletilmesi ana amacının
engellenmesi ve onun yerine sadece özelleştirme sonrası sürecin serbestleşmenin
önderliğinden yoksun bir şekilde, deyim yerindeyse yerleşik operatörün yönlendirmesinde
cereyan etmesine yol açması anlamına gelecektir. ENERJİSA’nın itirazlı çıkış sistemiyle
geçerliliğini yitirme koşulu içeren ve yukarıda bahsedildiği üzere, taahhüt ve erken iptal
ücreti içermemesine bağlı olarak rekabet karşıtı niteliğini biçimsel olarak başarılı bir şekilde
maskelemiş deklarasyon uygulaması aracılığıyla serbest tüketici ilgili pazarlarındaki
rekabeti engelleyerek hakim durumun kötüye kullanmasına ilişkin hukuki riskini minimize
ettiği ifade edilmelidir.
(1056) Kötüye kullanmaya konu bir uygulamanın doğrudan pazar kapama etkisini göstermenin en
isabetli yollarından birisinin, söz konusu uygulama ile birlikte rakip oyuncular bakımından
pazarın ne kadarının erişime kapatıldığının ortaya konması olduğu açıktır. Soruşturmaya
konu ilgili pazarlarda ENERJİSA’nın hâkim konumda oyuncu olduğu dikkate alındığında,
18-27/461-224
363/436
rakip tedarik şirketlerinin göreli konumu halihazırda zaten küçük boyutlardadır ve dosya
kapsamında deklarasyon uygulamasının doğrudan pazarı kapama etkisi ortalama veya
önemli bir rakip tedarikçi bazında değil rakip tedarik şirketlerinin toplamı bağlamında analiz
edilerek uygulamanın baskın pazarı kapayıcı etkisi tüm netliğiyle ortaya konulmuştur. Hal
böyleyken deklarasyon uygulamasının rakip tedarik şirketlerinin portföylerinde bir
duraklamaya veya azalmaya neden olduğunun gösterilmediği iddiası geçersiz kalmaktadır.
(1057) Savunmada deklarasyon uygulamasının yarattığı etkinliklerin dikkate alınmadığı ve
uygulamanın herhangi bir etkinliğe yol açmayarak yalnızca piyasadaki rekabeti kısıtlayıcı
etki yarattığının gösterilmesi gerektiği iddiası anlaşılamamaktadır. Zira Kılavuz uyarınca
haklı gerekçe kapsamındaki etkinlik iddialarını hakkında soruşturma yürütülen teşebbüs
sunmak ve gerekli koşulları taşıdığını ispat etmekle yükümlüdür. Öte yandan Kılavuzda,
öne sürülen etkinliklerin aşağıdaki koşulları birlikte taşıdığının teşebbüs tarafından ispat
edilmesi gerektiği belirtilmiştir.
- Etkinlikler davranışın sonucu olarak gerçekleşmeli ya da gerçekleşmesi
muhtemel olmalı,
- Davranış söz konusu etkinliklerin gerçekleşmesi için vazgeçilmez olmalı,
- İncelenen davranış sonucunda ortaya çıkması muhtemel etkinlikler, davranışın
etkilenen pazarlarda rekabet ve tüketici refahı üzerindeki olası olumsuz etkilerini
telafi etmeli,
- Davranış, fiili ve potansiyel rekabetin kaynaklarının tamamını ya da çoğunu
devre dışı bırakarak etkin rekabeti ortadan kaldırmamalı.
(1058) Deklarasyon uygulaması gerek tasarım gerek işleyiş gerekse ilgili pazarlardaki doğrudan
etkisi bakımından söz konusu koşulları karşılamaktan açık bir şekilde uzaktır. Deklarasyon
uygulaması yoluyla ENERJİSA’nın sadece kendisine has bir şekilde, ilgili serbest
tüketicilerle, o tüketiciler henüz serbest tüketici hakkı kazanmadan geciktirici şarta bağlı
serbest tüketici anlaşması yapma imtiyazı elde ettiği ve bu imtiyazı etkili bir şekilde
kullandığı, böylelikle rakip tedarikçilerle bahse konu tüketicilerin elde edilmesine ilişkin
olarak gireceği rekabetçi yarışı en başından bertaraf ettiği ve dolayısıyla ciddi anlamda
pazarlama, satış ve tutundurma faaliyetlerine ilişkin finansal ve beşeri kaynak tasarrufunda
bulunduğu, buna mukabil rakip tedarikçilerin bahse konu tüketicilere erişiminin çok daha
kısıtlı ve zor hale gelmesinden mütevellit pazarlama, satış ve tutundurma faaliyetlerine
ilişkin maliyetlerinin arttığı açıktır. Diğer yandan, bünyelerinde talep taraflı aksaklıkları
bulunduran tüketicilerin, deklarasyon uygulaması aracılığıyla gerçekleşmesi beklenen asıl
rekabetçi süreçten daha da uzakta tutulduğu ve böylelikle rekabetçi süreçten mahrum
bırakıldıkları ortadadır. Bu çerçevede ENERJİSA’nın rekabet karşıtı yöntemlerle rakipler ve
tüketiciler aleyhine kendi öznel maliyetlerini adil olmayan bir şekilde azaltmasını etkinlik
olarak kabul etmek mümkün görünmemektedir. Henüz serbest tüketici hakkı elde etmemiş
ve talep taraflı aksaklıkları yoğun olarak bünyesinde barındıran tüketiciler bakımından
deklarasyon uygulamasının işlem maliyetlerini azaltıcı yönde etkinlik kazanımı sağladığına
ilişkin iddialar ise, hâkim durumdaki bir piyasa oyuncusunun kötüye kullanma
kapsamındaki eylem ve uygulamalarını rasyonalize etmesinden öteye gidememektedir.
Zira serbestleşmesi hedeflenen perakende elektrik piyasasında aslolan tüketici
hakimiyetidir ve rekabetin işleyişine rehberlik eden tüketici hakimiyetini zedeleyen hâkim
durumdaki teşebbüsün her türlü uygulamasının kötüye kullanma teşkil ettiği izahtan
varestedir. Nitekim, ENERJİSA’nın ilgili tüketicileri, onlar serbest tüketici hakkı kazandıktan
sonra, rakip tedarik şirketleriyle aynı anda yarışarak elde edebileceği ortadayken,
deklarasyon uygulamasının iddia edilen etkinliklerin gerçekleşmesi için vazgeçilmez
olduğundan bahsetmek dayanaksızdır. Bunun yanında, deklarasyon uygulamasının hem
pazarı kapayıcı potansiyelinin/niteliğinin hem de doğrudan pazarı kapayıcı etkisinin açık bir
18-27/461-224
364/436
şekilde tespit edildiği göz önünde bulundurulduğunda; uygulamanın fiili ve potansiyel
rekabetin kaynaklarının tamamını ya da çoğunu devre dışı bırakarak etkin rekabeti ortadan
kaldırmaması koşulunu karşılamaktan tamamen yoksun olduğu aşikardır. Deklarasyon
uygulaması kayıptan kaçınma eğilimi, mevcut tedarikçiye sadakat etkisi, varsayılan
seçenek ve statüko eğilimi gibi talep taraflı aksaklıkları, GTŞ lehine rekabet karşıtı yollarla
tetikleyerek tüketici tercihlerinde uyuşmaya yol açmakta ve serbestleşmeden önceki pazar
yapısının muhafaza edilmesine hizmet etmektedir. Zaten yoğun bir şekilde ilgili pazarlarda
geçerli olan talep taraflı aksaklıkların pekiştirme yoluyla daha da kötüleşmesine yol açan
böyle bir uygulama ile iddia edilen etkinlikler arasında bir illiyet bağı kurmak ikna edici
olmaktan uzaktır. Zira deklarasyon uygulaması, gerek doğrudan etkileri gerek potansiyel
etkileri bakımından tüketici zihninde tedarikçi değişikliğini tetikleyici serbestleşmeye ilişkin
çağrışımlar yapmak yerine, çok uzun süredir hizmet alına gelinen GTŞ’nin varsayılan
seçenek olarak çerçevelenmesine ve mevcut hakim durumunun korunmasına hizmet
etmektedir.
(1059) Komisyon’un Intel Kararı’na ilişkin Genel Mahkeme kararı ABAD tarafından iptal edilmemiş,
karar Genel Mahkeme’ye, esasen Intel’in eşit etkinlikteki rakip testinin uygulanmasına
yönelik getirdiği argümanların gözden geçirilmesi amacıyla geri gönderilmiştir. Bunun
yanında, ABAD’ın kararı asgari dikkat verilerek incelendiğinde, ABAD’ın temelde esasa
ilişkin olarak Intel’in kötüye kullanmaya konu eylem ve uygulamalarına ilişkin Genel
Mahkeme tarafından yapılan değerlendirmelere yönelik olarak sadece 147. ve 148.
paragraflarda doğrudan bir değerlendirmede bulunduğunun altı çizilmelidir. Söz konusu
paragraflarda ise ABAD, Komisyon tarafından yürütülen eşit etkinlikteki rakip testine Genel
Mahkeme’nin önem vermediğine ve Intel’in teste yönelik eleştirilerini ele almadığını ifade
etmiş ve davayı Genel Mahkeme’ye geri göndermiştir.
(1060) Diğer yandan dosya kapsamında işbu soruşturmaya konu deklarasyon uygulaması ile
ENERJİSA’nın diğer eylem ve uygulamalarının fiyat ilişkili olmayan dışlayıcı kötüye
kullanma olarak tanımlandığı şüpheye mahal vermeyecek şekilde detaylı bir şekilde
açıklanmıştır. Buna karşın, eşit etkinlikteki rakip testi ise, esasen fiyat ilişkili dışlayıcı
eylemlerde başvurulan bir yöntem olup hâkim durumdaki teşebbüsün yıkıcı fiyat, fiyat
sıkıştırması gibi fiyat ilişkili dışlayıcı eylemlerinin, en az kendisi kadar etkin rakiplerini
pazardan dışlayıp dışlamadığının tespitinde kullanılmaktadır.220 Kılavuz’da eşit etkinlikteki
rakip testinin hangi hallerde uygulanacağı hususu “Kötüye kullanma bazı hallerde hâkim
durumdaki teşebbüsün fiyatlama davranışı ile ortaya çıkabilmektedir. Güçlü fiyat rekabeti
genellikle tüketiciler için kısa vadede yararlı olsa da hâkim durumdaki teşebbüslerin
birtakım fiyatlama davranışları sonucunda rekabet karşıtı piyasa kapamanın oluşması
ihtimali bulunmaktadır. Kurul, bu şekilde oluşacak kapamayı değerlendirirken hâkim
durumdaki teşebbüs kadar etkin olan varsayımsal bir rakibin (eşit etkinlikteki rakip) dahi
incelenen davranış sonucunda pazardan dışlanmasının muhtemel olup olmadığını
araştırmaktadır. Bu değerlendirmede, maliyetler ve satış fiyatlarıyla ilgili ekonomik veriler
ile özellikle hâkim durumdaki teşebbüsün maliyetin altında fiyatlama yapıp yapmadığı
incelenmektedir. Söz konusu inceleme yapılırken öncelikle hâkim durumdaki teşebbüsün
maliyetleri dikkate alınmaktadır. Bu maliyetlerle ilgili güvenilir veriler olmaması durumunda
ise rakiplerin maliyet verileri ya da diğer kıyaslanabilir güvenilir verileri kullanılabilir.”
şeklinde yer alan açıklamalardan net bir şekilde anlaşılmaktadır. Hal böyleyken, işbu
soruşturmaya konu olan ve hepsi fiyat ilişkili olmayan dışlayıcı kötüye kullanma olarak
220 Bununla birlikte Kılavuz’da “Diğer taraftan Kurul, istisnai bazı durumlarda, hâkim durumdaki teşebbüsten
daha az etkin rakiplerin de pazardaki şebeke etkileri veya öğrenme etkileri gibi talep yönlü avantajlardan
faydalanarak zaman içerisinde hâkim durumdaki teşebbüs üzerinde rekabetçi baskı uygulayabilecek konuma
gelebileceğini dikkate alarak, fiyatlama davranışının bu teşebbüsler üzerindeki (muhtemel) etkisini de
değerlendirebilir.” şeklinde yer verilen ifadelerden duruma göre eşit etkinlikte olmayan rakiplerin de vakanın
niteliğine göre dışlanmasının Kanun’un 6. maddesi kapsamında kabul edileceği anlaşılmaktadır.
18-27/461-224
365/436
nitelendirilen eylem ve uygulamalar bakımından eşit etkinlikteki rakip testinin
uygulanmaması nedeniyle etki analizinin yapılmadığını iddia etmek rekabet hukuku
bağlamında zarar teorilerini birbirine karıştırmak anlamına gelecektir.
(1061) Savunmada, tüketicilere rakip tedarikçilerden önce serbest piyasa tekliflerine ilişkin
bilgilendirme yapılmasının, teşebbüs davranışı olarak nitelendirilebilecek deklarasyon veya
sözleşme uygulamaları marifetiyle değil ancak ilgili pazarın kurgulanış biçimi itibarıyla
pazarda faaliyet gösteren tüm GTŞ’ler bakımından öngörülen düzenleyici kurallar
neticesinde meydana geldiği iddiası, ENERJİSA’nın hakim durumunu kötüye kullanma
kapsamındaki eylem ve uygulamaları için ilgili pazar koşullarını ve düzenleyici çerçeveyi
makul olmayan şekilde gerekçe göstererek 6. madde kapsamındaki sorumluluktan
kurtulma çabası olarak görülmektedir. ENERJİSA, PSS imzalamak veya diğer abonelik
işlemleri için MHM’lere gelen ve tüketimi serbest tüketici limiti altında bulunan tüketicileri,
şeffaf ve ayrıntılı açıklamalar yapmak suretiyle pek ala bilgilendirebilecektir. Bununla
birlikte, dosyada ayrıntılı ve sistematik bir şekilde açıklandığı üzere, tüketimi serbest
tüketici limitinin altında olan ve dolayısıyla kendileriyle halihazırda PSS imzalanan
tüketiciler ile geciktirici şarta bağlı ikili anlaşma imzalanması, rakip tedarikçileri rekabetçi
sürecin dışına adil olmayan bir şekilde çıkaracaktır. Zira hatırlatmak gerekir ki, dikey
bütünleşik bir yapı içinde yerleşik bir operatör olarak hâkim durumda olmak 6. maddeye
aykırı değilken bu konumun rekabet karşıtı uygulamalar yoluyla kötüye kullanılması
Kanun’a aykırılık teşkil etmektedir. Dosyada bu ayrım her bir değerlendirme aşamasında
net bir şekilde yapılmıştır.
(1062) Savunmada, ENERJİSA’nın piyasanın yapısı ve GTŞ olmasından kaynaklı avantajlarını
kullanmasının rekabet hukuku kurallarına aykırılık olarak değerlendirilmemesi ve ilgili
pazarlardaki tüketicilerin tedarikçi değişikliği bakımından isteksizliklerinin ENERJİSA’ya
atfedilemeyeceği iddiaları, bakımından belirtilmelidir ki ENERJİSA’nın, özelleştirme
akabinde uhdesinde bulundurduğu avantajları rekabetçi davranışlar yoluyla kullanmasında
hiçbir beis bulunmamaktadır, ancak hâkim durumun kötüye kullanılmasının başladığı yer,
ENERJİSA’ya bu konumu kazandıran münhasır olanakların rekabet karşıtı yollarla
kullanılmasıdır. Öte yandan, talep taraflı aksaklıkların varlığı hâkim durumdaki teşebbüse
hiçbir zaman bağlanmamış olmakla birlikte, ENERJİSA’nın ilgili pazarlardaki talep taraflı
aksaklıkları manipüle ederek rakip tedarikçileri rekabetçi süreçten dışladığı, söz konusu
aksaklıkların daha da kötüleşmesine yol açtığı ve böylelikle hâkim durumlarını zaman
zaman kaldıraç etkisiyle de birlikte kötüye kullandığı tespit edilmiştir. Savunmada BTŞ’lerin
yeterli düzeyde paket ürün satışı yapmamaları nedeniyle yeterince rekabet edemedikleri
iddiasının, BTŞ’lerin katma değerli hizmet sunumu başta olmak üzere paket satış yaptıkları
gerçeğiyle uyuşmaması bir yana, ENERJİSA’nın rekabet karşıtı yollarla ilgili pazarları
rakiplere kapatmasına yol açan eylem ve uygulamalarını 6. maddenin yaptırımından muaf
tutan, aklayıcı bir argüman olarak kullanılması rekabet hukuku bağlamında mümkün
görünmemektedir. ENERJİSA’nın rakip tedarikçileri rekabetçi sürecin dışına deklarasyon
ve benzeri rekabet karşıtı yollarla sürüklemesinin aksine, söz konusu rakiplerle hakkaniyetli
bir şekilde rekabet ederek serbest tüketici ilgili pazarlarında faaliyet göstermesi
serbestleşmeden beklenen bir durumdur.
(1063) Savunmada, deklarasyon uygulamasının var olmadığı hallerde ENERJİSA K1 portföyünde
yer alan müşterilerin rakip tedarikçi portföyüne geçiş yapacağının ortaya konulması
gerektiği ve bu bakımdan Türkiye’deki soruşturmaya konu olmayan 15 dağıtım bölgesinin
bu karşılaştırmaya esas alınması gerektiği iddialarının, bahse konu senaryoya ilişkin işbu
soruşturmaya konu dağıtım bölgeleri için kontrol grubu niteliğinde bir örneğin mevcut
olmadığı ve geriye kalan 15 bölgenin de sosyo-ekonomik yapısı, endüstrileşme düzeyi,
nüfus yoğunluğu gibi pek çok ölçüt bakımından soruşturma konusu dağıtım bölgelerine
ikame olamayacağı tespiti karşısında gerçekçi bulunmamıştır. Ayrıca, söz konusu
18-27/461-224
366/436
“olmasaydı” (but for) senaryosunun ortaya konulması gerektiği iddiası, deklarasyon
uygulamasının ne muhtemel pazarı kapayıcı etkisinin ne de bağımsız tedarikçiler nezdinde
pazarı kapayıcı etkisinin tespit edilmiş olduğu gerçeğini değiştirmemektedir.
(1064) Savunmada deklarasyon uygulamasının, tüketicilerin bilgi kümesini genişleterek
faydalarını yükseltecek tercihler yapmaları doğrultusunda bir etki yarattığı ve deklarasyon
uygulaması çerçevesinde tüketicilerin herhangi bir aksiyonda bulunmamaları ve dolayısıyla
ENERJİSA’nın serbest tüketici portföyünde kalmasının onların memnuniyetini gösterdiği
iddiaları bulunmaktadır. Dosya kapsamında ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere, talep taraflı
aksaklıkların varlığı soruşturmaya konu ilgili pazarlarda bulunan tüketicilerin erişimlerine
açık veri setlerine erişmede diğer piyasalara göre daha az istekli davrandıkları, tüketiciler
söz konusu veri setlerine erişseler dahi karar alma ve aldıkları kararları uygulamaya
dönüştürmede de bu aksaklıklarla karşılaştıkları, bu nedenle söz konusu aksaklıkları
tetikleyen, pekiştiren dışsal her türlü müdahalenin perakende elektrik piyasalarındaki
tüketici mobilizasyonunu engelleyici nitelikte olduğu ve tüketicilerin tedarikçi değişimleri
önünde engel yarattığı, tüketici hakimiyetinin çok daha hassas bir dengede olduğu bu tip
piyasalarda deklarasyon uygulaması gibi ilk bakışta oldukça yumuşak nitelikli rekabet
karşıtı uygulamaların dahi ciddi ölçüde pazarı kapayıcı etki göstermede yeterli olduğu
açıklanmıştır. Hal böyleyken deklarasyon uygulamasının, ENERJİSA ile rakip tedarik
şirketleri arasında serbest tüketicilerin kazanılmasına ilişkin rekabetçi yarışa BTŞ’lerin
ENERJİSA ile eşanlı olarak başlamasını engellemesini ve tüketici mobilizasyon sürecinde
baştan bozulmaya yol açmasını bir kenara bırakarak tüketicilerin bilgi kümesini
genişletmesine odaklanmak deklarasyon uygulamasının piyasa üzerindeki etkilerini
görmezden gelmek anlamına gelecektir. Diğer yandan, perakende elektrik piyasası
bakımından bir tüketicinin GTŞ portföyünde kalması doğrudan tüketicinin GTŞ’nin
hizmetlerinden tatmin ve mutlu olduğu anlamına gelmemektedir. Deklarasyon
uygulamasını rekabet karşıtı kılan iki önemli özelliği, tüketici ile o tüketici serbest tüketici
olmadan geciktirici şarta bağlı ikili anlaşma imzalanarak rakiplerin adil olmayan bir şekilde
saf dışı bırakılması ve ardından tüketicinin sözleşmesinin yürürlüğe girmemesi için
ENERJİSA’nın itirazlı çıkış seçeneğini şart koşması, diğer bir deyişle sözleşmenin
yürürlüğe girmesi için tüketicinin sessiz kalmasının yeterli olmasıdır. Şebeke endüstrileri
üzerinden abonelik hizmetleri kapsamında hizmetlerin sunulduğu pazarlarda ilgili hizmetin
tüketimi ile o hizmetin tüketimine dair karar alma süreçleri arasındaki zamansal kopukluk
(time lag) halihazırda tüketicilerin hizmete ve o hizmetin tedarikçisi ile alternatif
tedarikçilerine ilişkin değerleme ve karşılaştırma yapmasında zaten bozulmalara yol
açmaktadır. Talep taraflı aksaklıkların yoğun olduğu perakende elektrik piyasaları
bakımından bu bozulmanın derecesi nispeten daha ciddi boyuttadır. Deklarasyon
uygulamasının da söz konusu zamansal kopukluğu kullanarak ve bir üst seviyeye
çıkartarak tüketici uyuşukluğunu şiddetlendirdiği ve ikili anlaşmanın yürürlüğe girmemesini
itirazlı çıkış şartına bağlayarak tüketicilerin tedarikçi değişikliğine ilişkin motivasyonlarında
varsayılan seçenek temelli bozulmaya yol açtığı ve tüketici mobilizasyonunu kısıtladığı
değerlendirilmektedir.
(1065) Savunmada, TOROSLAR serbest portföyünden alternatif tedarikçilere geçiş yapan
abonelerin (…..)’sinin deklarasyon kapsamında serbest tüketici portföyüne geçen
abonelerden oluştuğu, 2015 – 2016 Ekim arasında ENERJİSA’nın faaliyet gösterdiği tüm
bölgelerde deklarasyon uygulaması kapsamında olup bağımsız tedarikçilere geçiş yapan
(…..) tüketici bulunduğu ve bu bilgilerin deklarasyon uygulamasının tüketicileri harekete
geçirici özelliğini gösterdiği iddialarına ilişkin olarak; söz konusu oranın bağımsız
tedarikçilerin portföyünün pazarın çok küçük bir bölümünü oluşturduğu düşünüldüğünde
oransal olarak yüksek gözükse de mutlak değer olarak, ilgili pazarın büyüklüğü ve
potansiyeli bakımından oldukça düşük olduğunun açık olduğu ve sayısal değerinse toplam
tüketici tabanı içindeki oranının kayda değer olmayan bir orana sahip olduğu tespit
18-27/461-224
367/436
edilmiştir. Buna ilaveten, perakende elektrik piyasaları yoğun olarak talep taraflı
aksaklıklarla karakterize edilen pazarlar olsa da, ilgili pazarlarda görece düşük bir oranda
sınırlı irade gücünden ari tüketicilerin olduğu ve bu tüketicilerin de zaten tedarikçi değişikliği
eğilimi ve motivasyonu pazarın geri kalan asıl büyük kısmına göre yüksek olduğu ve
bağımsız tedarikçilere halihazırda çoğunlukla bu tüketicilerin geçiş yaptığı göz önünde
bulundurulduğunda, deklarasyon uygulamasının pazarın asıl büyük kısmı için bilinçlendirici
bir etki yaratmadığının aşikar olduğu dile getirilmelidir. Bu çerçevede, asıl dikkate alınması
gereken oran, bağımsız tedarikçilere geçen tüketiciler içinde deklarasyon kapsamında
olanların oranı değil, deklarasyon kapsamında olan tüketiciler içinde bağımsız tedarikçiye
geçiş yapanların, diğer bir deyişle ENERJİSA portföyüne katılanların oranının ne
olduğudur.
(1066) Savunmada deklarasyon uygulaması kapsamında geciktirici şarta bağlı sözleşmelerde yer
alan hükümlere göre müşterilerin rakip tedarikçilere geçişlerinin engellenmesi amacının
söz konusu olmadığı iddiasına ilişkin olarak; deklarasyon uygulamasının yumuşak bir
rekabet karşıtı kötüye kullanma eylemi olduğu ve deklarasyon uygulamasının talep taraflı
aksaklıkları sessiz sedasız suiistimal ettiği, tetiklediği ve pekiştirdiği ve böylece tüketici
mobilizasyon sürecini sabote ettiği; görüntüde gayet sorunsuz göründüğü zaten belirtilen
uygulamanın itirazlı çıkış şartı, talep taraflı aksaklıklar ve ön sözleşme alınması unsurlarıyla
rekabet karşıtı bir kötüye kullanma niteliği kazandığı değerlendirilmektedir. Diğer yandan
deklarasyon uygulaması, rekabet karşıtı unsurları ilk bakışta anlaşılmayacak kadar
yumuşak bir şekilde tasarlanıp uygulanmak yerine örneğin, itirazlı çıkış ve ön sözleşme
unsurlarının yanı sıra, taahhütten ayrılma ve sözleşmeyi sona erdirme/erken çıkış bedeli
alma gibi unsurları da barındırmış olsaydı o halde yumuşak olmayan farklı bir rekabet
karşıtı kötüye kullanmadan bahsedilebilecekti. Ancak soruşturma konusu deklarasyon
uygulaması bağlamında ilgili pazarlar bakımından tüketici akışkanlığının oldukça düşük
olduğu dikkate alındığında, deklarasyon uygulaması kapsamında erken çıkış bedeli
alınması ihlal tespiti için şart görünmemektedir.
(1067) Savunmada, Belge 53’e ilişkin olarak serbest tüketici olma hakkı kazanan (…..) adet
müşteriye geciktirici şarta bağlı sözleşme hükümleri uyarınca bilgilendirici SMS gönderildiği
ancak söz konusu tüketicilerin, SMS’ler kendilerine ulaştırılamadığı için telefonla aranarak
bilgilendirildiği ve dolayısıyla sistemin bahse konu müşteriler için onaylı katılım şeklinde
işletildiği, bu durumun ENERJİSA’nın rakiplerine karşı dışlayıcı bir niyet taşımadığının
göstergesi olduğu, aksi halde SMS ulaştırılamayan müşterilerin ek maliyet katlanılarak
telefon ile aranması yerine söz konusu müşterilerin SMS’lere cevap vermemesinin,
ENERJİSA tarafından onay olarak yorumlanması ve bu müşterilerin doğrudan portföyüne
geçirilmesi bekleneceği iddia edilmiştir. Öncelikle geciktirici şarta bağlı ikili anlaşma
bağlamında ENERJİSA’nın serbest tüketici hakkı kazanan tüketicilerini bilgilendirme
yükümlülüğü karşısında, SMS ile ulaşılamayan müşterilere telefon ile ulaşılmaya
çalışılması, söz konusu sistemin onaylı katılım şeklinde işletildiği anlamına kati surette
gelmemektedir. Zira söz konusu tüketicilere bahse konu SMS’lerin ulaştırılamamış olması
durumunu SMS’lere cevapsız kalınması şeklinde yorumlamak 6. madde kapsamında işbu
soruşturmaya konu deklarasyon uygulamasından farklı nitelikte bir kötüye kullanma
anlamına geleceği gibi söz konusu durum farklı yasal olmayan durumlara da yol açacaktır.
Sistemin onaylı katılım şeklinde işletilmesi yönünde bir iradenin, deklarasyon kapsamında
serbest tüketici hakkı kazanan her tüketicinin açık irade onayının aranması yoluyla tecelli
edeceği aşikardır. Bunun yanı sıra bahis konusu belgede SMS ulaştırılamayan müşterilere
ilişkin olarak “Müşterileri aradığımızda artık tüketimlerinin ST olmak için yeterli hale
geldiğini, daha önceden de imzalarını aldığımızdan tek yapmaları gerekenin telefonda onay
vermeleri olduğunu söylememiz yeterli olacaktır.” şeklinde yer alan eylem planının, telefon
ile açık onayı aranan müşteriler için dahi deklarasyon uygulamasının çerçeveleme etkisi
aracılığıyla ne kadar sessiz sedasız ancak rekabet karşıtı bir şekilde işletildiğini göstermesi
18-27/461-224
368/436
bakımından çarpıcı bir örnektir. Diğer yandan savunmada PSS ve geciktirici şarta bağlı ikili
anlaşmanın eşanlı olarak alınmasının gerekçesine ilişkin olarak, düzenleyici çerçevedeki
açık hükümler karşısında makul bir açıklama getirilememiştir. Geciktirici şarta bağlı ikili
anlaşmada yer alan Müşteri Bilgilendirme Formu’nun tüketiciyi yeterli düzeyde
bilgilendirdiği iddiası, daha önce pek çok kez yinelenen, söz konusu tüketiciler serbest
tüketici olmadan ve dolayısıyla yerleşik GTŞ dışında hiçbir tedarikçinin erişimine açık
olmadan kendileriyle geciktirici şarta bağlı sözleşme alınmasını açıklamamaktadır.
(1068) Deklarasyon uygulamasının daha çok müşterilerin normal şartlarda farkında olması
beklenmeyen bilgileri edinmesini ve piyasa hakkında bilinçlerinin artmasını sağladığı
iddialarına ilişkin olarak, ENERJİSA’nın tüketicilerin serbest tüketici haklarını nasıl
kullanılacağına dair bir endişe taşıması halinde bu endişesini, deklarasyon uygulaması
aracılığıyla bağımsız tedarikçileri rekabetçi yarıştan dışlamadan, tüketiciler serbest tüketici
hakkını elde ettikten sonra bilgilendirilerek karşılayabilecektir. Zira böyle bir durumda
tüketicilerin serbest tüketici hakkını elde edip bu haklarını kullanmaya başladıkları zaman
ile bu haklarına dair bilgilendirildikleri, bilinçlendikleri ve dolayısıyla farklı tedarikçi
seçeneklerini karşılaştırabilecekleri zamanlar arasında bir gecikme ve kopuş
yaşanmayacak, tüketiciler kendileri için en uygun alternatifi değerlendirmede çok daha
aktüel bir karar alabilecekler ve ilgili piyasadaki talep taraflı aksaklıklar daha da
kötüleşmeyecektir.
(1069) Savunmada, “Özetle bana gelen 3 müşteriden 1 i yeni beyan, 2 si daha önce beyan vermiş
müşteri oluyor. Bu 2 müşteriye beyan alsak bile fiili olarak sistem izin vermediğinden
aktiviteyi güncelleyemiyoruz.Farklı bir aksiyon almaz isek ay sonu hedefin %(…..) i
yapılabilir gözüküyor.” şeklinde yer alan ifadelerin, ENERJİSA şirket personelinin iç
performans hedeflerine ilişkin bir yazışma olduğu, müşterilerden birden çok kez sözleşme
alındığına işaret etmediği iddialarının, söz konusu ifadenin netliği karşısında gerçekçi
olmadığı belirtilmelidir. 4054 sayılı Kanun kapsamındaki pek çok ihlal niteliğindeki eylem
ve uygulamanın esasen satış ve pazarlamaya konu olduğu dikkate alındığında, iç
performans hedeflerine ilişkin eylemlerin de Kanun kapsamından muaf olmadığı açıktır.
Söz konusu ifadeler deklarasyon uygulamasının ne şekilde işletildiğine dair önemli ipuçları
vermektedir.
(1070) Savunmada Belge 52’ye ilişkin iddialar bakımından, söz konusu örneğin dosya
kapsamında yer verilen diğer benzer örneklerle beraber deklarasyon uygulamasının
tüketicinin değerlendirme ve karar verme sürecinde sebep olduğu zamansal kopuş ve
geciktirilmiş şarta bağlı ikili anlaşmaların aktivasyon/iptal işleyişini itirazlı çıkış (sessiz
kalmanın onay verilmesi anlamına gelmesi de dahil) koşuluna bağlaması yoluyla
tüketicilerin esasen “bilgilendirilmemiş tercih” yapmasına neden olduğuna işaret ettiği
açıktır. Zira yine dosyada yer verilen ve bizzat ENERJİSA’nın kendi çalışanının dahi
deklarasyon uygulaması kapsamına girdiğinin ve aktivasyonunun başladığının farkında
olmadığına ilişkin örnek, deklarasyon uygulamasının (Belge 63) tüketicileri
bilgilendirilmemiş tercih yapmaya sürüklediğini bir kez daha göstermektedir.
(1071) Savunmada Belge 62 kapsamında yer alan iletişimin ENERJİSA personelinin aylık ve yıllık
deklarasyon hedeflerini sağlamak için gerçekleştirildiği, müşteri iradesi hilafına deklarasyon
alınmadığı ve müşterilerin rakip tedarikçileri bir seçenek olarak değerlendirebileceklerine
ilişkin bilgilendirildiği iddiaları, söz konusu belgede yer alan konuşmanın tartışma
götürmeyecek kadar açık ifadeleri karşısında geçerliliğini yitirmektedir. Bahse konu
diyalogda,
“D. P. 08:46:
(…..) Selam
(…..)
bu tesisatı satış listende göremedim
18-27/461-224
369/436
satış için uygun görünüyor
kontrol edermisin acilen
…
D. P. 08:57:
deklerasyonunu sen kontrol edebilirsin, ama vaktim yok diye birşsey yok dün
dediğimiz gibi dekl. ve st evrağı imzalatacağız mutlaka
…
A. Y. 09:38:
(…..) hanım bu müşteri o vaktimy ok deyip imzalamayandı
D. P. 09:40:
ona ulaşıyoruz sözleşme evrağınız eksik diyoruz
davet ediyoruz
allem ediyoruz kallem ediyoruz imalatıyoruz (…..)
ve bir daha kaçırmıyoruz
…
D. P. 09:41:
…
artık birinci önceliğimiz bu
yaptığın işlemden bile önce
o kadar söyliyim
…
D. P.09:44:
düşün oralarda 1 saatten fazla bekleyen insanlardan alıyoruz her evrağı
nasıl alınıyor?
almak durumundaysak her şartta alırız
A. Y. 09:46:
işte dediğim gibi bazıları ters, kişilik meselesi
bundan sonra ikna edene kadar işlemini yapmıycam hehe :D
o zaman kapamayı yapmıyorum dicem ;)”
şeklinde yer alan ifadelerden, ENERJİSA’nın deklarasyon uygulamasını yürütürken
alternatif tedarikçilere ilişkin yapması gereken şeffaf, ayrıntılı ve objektif bilgilendirmeyi
yapmak bir yana, deklarasyon imzalatma önceliğini, ilgili müşterilerin MHM’leri asıl ziyaret
etme nedenlerinin önüne koyduğu, bunu gerektiğinde açık bir şekilde müşterinin iradesi
hilafına yaptığı ve müşteriyi buna zorladığı net bir şekilde anlaşılmaktadır. Öte yandan söz
konusu konuşmada, satış personeline mümkün olmadığını söylemesine rağmen ilgili
müşteriye iradesi hilafına deklarasyon imzalatılması yönünde ısrarla direktif veren kişi,
şirket içi performans hedefini tutturması gerektiği için yöneticilerinin gözetiminden uzakta
bir şekilde satış yapmaya çalışan, satış yapan bir satış personeli değil, MHM Takım
Yöneticisi’dir. Söz konusu mekanizmanın talep taraflı aksaklıklarda yol açtığı mekanizma
dosyanın ilgili kısmında ayrıca ayrıntılı şekilde açıklanmıştır.
(1072) Savunmada Belge 61’de yer alan konuşmanın deklarasyon uygulamasının pazar kapatma
amacını göstermesi bakımından sağlıklı yorumlanmadığı iddiasına ilişkin olarak,
tüketicilerin tüketim beyanlarına dayalı olarak tedarikçilerin serbest tüketici portföylerine
katılabildiği uygulama ile deklarasyon uygulamaları, esasen tüketimi serbest tüketici
limitinin altında kalan tüketicilerden ileriye yönelik olarak beyan/taahhüt alınması
karşılığında GTŞ’lerin serbest tüketici portföylerine katılması bakımından oldukça benzer
bir karaktere sahiptirler. Her iki uygulamanın da ortak özelliği, GTŞ’lere bağımsız
tedarikçileri serbest tüketici ilgili pazarlarındaki rekabetçi yarışta dışlama olanağı
vermeleridir. Her ne kadar tıpkı deklarasyon uygulaması gibi tüketim beyanına dayalı
serbest tüketici yapma sisteminde de kağıt üzerinde bağımsız tedarikçilerin benzer bir
uygulamaya gidebileceği iddia edilse de, bağımsız tedarikçilerin serbest tüketici limiti
18-27/461-224
370/436
altındaki tüketicilere erişmesi bakımından herhangi bir imkana sahip olmadıkları, öte
yandan GTŞ’nin serbest tüketici ilgili pazarlarında olduğu gibi serbest tüketici limitinin
altında kalan tüketicilere yönelik elektrik enerjisi tedarik pazarında da hakim durumda
olduğu ve bu hakim durumuna dayalı olanakları kullanarak her iki uygulamada da
tüketicilerden geleceğe yönelik beyan alabildiği bilinmektedir. Bu minvalde, 2014 yılında
AYESAŞ ve AYEDAŞ hakkında yürütülen önaraştırma kararı ve ardından GTŞ’lere
gönderilen uyarı yazısında GTŞ’lerin tüketim beyanına dayalı serbest tüketici yapma
uygulaması ve benzeri uygulamalarla rekabet karşıtı eylemlerde bulunmaması gerektiği
değerlendirmelerinin bulunduğu göz önünde bulundurulduğunda, ENERJİSA’nın
düzenleyici çerçevede gerçekleşen değişikliğe uyum sağlayarak, rakip tedarik şirketlerini
serbest tüketici ilgili pazarlarında ilk elden dışlayıcı bir başka uygulamaya yöneldiği ve
deklarasyon uygulamasının yeni düzenleyici çerçeveye uyumlaştırılmış, yumuşak hale
getirilmiş ancak işlev ve pazardaki etkisi bakımından rekabet karşıtı bir kötüye kullanma
eylemi teşkil ettiği değerlendirilmektedir.
(1073) Savunmada ENERJİSA bünyesinde yer alan düzenlenen tarifeden elektrik enerjisi temin
eden müşterilerin ENERJİSA serbest tüketici portföyüne geçişlerinde deklarasyon
ağırlığının tek başına uygulamanın pazar kapatıcı etkilerinin gösterilmesinde yeterli
olmadığı iddiasına ilişkin olarak, dosyada deklarasyon uygulamasının sadece ENERJİSA
bünyesindeki ağırlığına yer verilmemiş, aynı zamanda ve daha önemlisi söz konusu
deklarasyon uygulamasının fiili pazarı kapatıcı etkisi bakımından ilgili pazarlardaki tüm
bağımsız tedarikçilerin toplamını yıllar içinde giderek artan bir şekilde ve katbekat aşarak
pazarı kapattığı açık bir şekilde gösterilmiştir. Bunun yanı sıra, 124-127 numaralı
grafiklerde de görüldüğü üzere, deklarasyon uygulaması kapsamında kendisiyle geciktirici
şarta bağlı serbest tüketici sözleşmesi yapılmış tüketiciler içinden, ilgili dönemde serbest
tüketici limiti üstünde tüketimi bulunan deklarasyon kapsamındaki tüketicilerden ENERJİSA
serbest tüketici portföyüne aktarılanların oranı ENERJİSA’nın üç bölgesinin toplamı
bakımından 2015 yılında (…..), 2016 yılında (…..) ve 2017 yılında (…..) olarak çok büyük
bir ivmeli kazanmıştır. Söz konusu oranlar, ENERJİSA’nın deklarasyon uygulaması
aracılığıyla talep taraflı aksaklıkları kullanarak ilgili pazarlardaki rekabetçi yarışı kendi
lehine ve bağımsız tedarikçiler aleyhine yönlendirdiğini ve böylece rekabet karşıtı
yöntemlerle ancak oldukça yumuşak ama etkin şekilde ilgili pazarları rakiplere kapattığını
göstermektedir.
(1074) Savunmada deklarasyon uygulamasının Nisan 2017’ye kadar uygulandığı ve ön sözleşme
uygulamasının ise mevcut soruşturma kapsamında Soruşturma Bildirimi’nin tebliğ edildiği
Aralık 2016 dönemi akabinde bir iyi niyet göstergesi olarak Ekim tarihinde sona erdirildiği
belirtilmektedir. Dosyada deklarasyon uygulaması kapsamında henüz serbest tüketici
hakkına sahip olmayan tüketicilerden gecikmeli şarta bağlı ikili anlaşma alınması ve daha
sonra ilgili tüketiciler serbest tüketici limitini geçtiklerinde ENERJİSA’nın serbest tüketici
portföyüne aktivasyon işlemleri sonucunda aktarılması bir bütün olarak
değerlendirilmektedir. Bu nedenle, deklarasyon uygulamasının sonlandırıldığı tarih Ekim
2017 olarak kabul edilmektedir.
(1075) Savunmada, perakende elektrik piyasasında tüketicilerin tedarikçi ve tarife değişimi ile
doğrudan refah artışı elde edeceklerine dair bir yanılsamaya düşülmemesi gerektiği
iddiasına ilişkin olarak, tam da bu nedenle ilgili pazarlarda tüketicilerin halihazırda
akışkanlık düzeylerinin düşük olduğu göz önünde bulundurulduğunda deklarasyon ve
benzeri uygulamaların tüketiciler nezdindeki statükoyu yerleşik tedarikçi lehine daha da
bozduğu, tüketiciler nezdindeki düşük akışkanlığın deklarasyon uygulamasının kati surette
bir gerekçesi olamayacağı ve tüketici hakimiyetinin bir anlamda tüketicinin en başından
bilinçli tercih yapması ve tüketimine ilişkin gerçekçi ve güncel değerleme yapmasına bağlı
olduğu göz önünde bulundurulduğunda, uygulamanın ilgili pazarda serbestleşmeyle
18-27/461-224
371/436
filizlenmeye başlayan tüketici hakimiyetinin güçlenmesini engellediği ve kapsamındaki
tüketiciler için serbestleşme öncesi dönem koşullarını çağrıştıran koşullar yaratarak tüketici
mobilizasyonunu azalttığı değerlendirilmiştir.
(1076) Savunmada ENERJİSA’nın deklarasyon kapsamında serbest tüketici portföyüne kattığı
tüketicilere piyasa ortalamasının üzerinde teklif verdiği ve dolayısıyla söz konusu
tüketicilerin mutlak ve nispi anlamda tasarruf ettikleri iddiaları öncelikle ENERJİSA’dan
daha uygun ve cazip teklifler veren bağımsız tedarikçilerin varlığını yadsımamaktadır.
Ayrıca ilgili pazarlarda doğrudan fiyat indirimleri yanında farklı nitelikte katma değerli
hizmetlerle beraber paket satış yapan ya da ek hizmetler sunan bağımsız tedarikçilerin
varlığı göz önünde bulundurulduğunda söz konusu iddialar geçerliliğini yitirmektedir. Öte
yandan tüketici hakimiyetinin, hakim durumdaki yerleşik operatörün tüketicinin iyiliğini
tüketicinin kendisinden daha iyi bildiği ve onun adına kararlar aldığı bir piyasa yapısında
tecelli etmediği dikkate alındığında, deklarasyon uygulamasının tüketici iradesi ve
dolayısıyla hakimiyeti hilafına bir uygulama olduğu ve böyle bir durumda tüketicilere
doğrudan bir fayda sağlandığından bahsedilemeyeceği açıktır.
(1077) Savunmada deklarasyon uygulaması kapsamında ENERJİSA’nın ilgili pazarlarda pazar
payının artmasının doğrudan rakip tedarikçilerin serbest tüketici portföylerinde bir azalma
anlamına gelmediği ve dolayısıyla herhangi bir dışlayıcı etkinin olmadığı iddialarına ilişkin
olarak, Sektör Araştırması’nda da ayrıntılı bir şekilde yer verildiği üzere, ilgili pazarlar zaten
doygun ve olgun bir yapıya sahiptir ve bağımsız tedarikçilerin serbest tüketici kazanımları
esasen yerleşik tedarikçilerden gelmektedir. Dolayısıyla söz konusu iddia, deklarasyon
kapsamına giren tüketicilerin ENERJİSA bünyesinde kalma konusunda %100’e varan
oranlar göz önünde bulundurulduğunda geçerliliğini yitirmektedir.
(1078) Savunmada deklarasyon uygulamasının refah artışı üzerindeki dolaylı etkileri bağlamında
nihai olarak elektrik piyasasının EPDK düzenlemelerinin değil serbest piyasa
mekanizmasının ve rekabetin hakim olduğu bir yapının oluşturulmasının amaçlandığı ve
bunun da düzenlenen tarifeden elektrik alan tüketici sayısının azaltılması yoluyla mümkün
olduğu, böylece elektrik üretim piyasasında verimlilik artışının ile talep katılımının
sağlanacağı belirtilmiştir. Elektrik üretim piyasası ve talep katılımı bakımından savunmada
yer verilen pek çok tespitin sektöre ilişkin yapılan değerlendirmeler bağlamında isabetli
olduğu düşünülse de, tüm bu açıklamaların deklarasyon uygulamasını 6. madde kapsamı
dışına çıkarmadığı tartışmadan uzak bir husustur. Zira öncelikle ENERJİSA serbest tüketici
portföyünü genişletmeyi ve dolayısıyla yüklenilen maliyetlerden olabildiğince hızlı
kurtulmayı deklarasyon ve benzeri rekabet karşıtı kötüye kullanma uygulamaları yerine
onaylı katılım ve geciktirici şarta bağlı olma unsurlarından arındırılmış bir uygulama ile de
gerçekleştirebilecektir. Öte yandan bahse konu verimlilik ve daha rekabetçi bir piyasa
yapısının tesis edilmesinin asıl amaç olduğu bir halde, aslolanın sadece ENERJİSA’nın
değil tüm tedarikçilerin serbest tüketici portföylerini olabildiğince hızlı ve büyük oranlarda
genişletebilmelerinin olduğu, deklarasyon uygulamasının ise sadece ENERJİSA’nın
serbest tüketici portföyünü genişletmeye yönelik rekabet karşıtı bir uygulama olduğu
değerlendirilmektedir. Bunun yanında savunmada ifade edilen dolaylı etkinlik artışlarının,
deklarasyon uygulamasının gerçekleştiği etkilenen pazarlarda değil üretim pazarlarında
gerçekleşeceğinin öne sürüldüğü dikkate alındığında söz konusu etkinlik senaryosunun
kesinlikten uzak olduğu ve pek çok dışsal faktöre bağlı olması nedeniyle oldukça muğlak
bulunduğu ifade edilmelidir. Bu çerçevede, savunmada öne sürülen dolaylı etkinliklerin
Kılavuz’da etkinlikler bakımından öne sürülen koşulları karşılamaktan uzaktır.
18-27/461-224
372/436
I.7.11. Usulsüz Sözleşme ve Tarihsiz IA-02 Formu Alımına İlişkin Uygulamalar ile
Rakip Tedarikçilere Geçişlerin Zorlaştırıldığına İlişkin Savunmalar
I.7.11.1. Usulsüz Sözleşme ve Tarihsiz IA-02 Formu Alımına İlişkin Uygulamalar ile
Rakip Tedarikçilere Geçişlerin Zorlaştırıldığına İlişkin Savunmalar
(1079) Bu başlık altındaki münferit durumlara ilişkin sektörel düzenlemelerden kaynaklanan
denetleme ve yaptırım uygulama yetkisinin münhasıran EPDK'da olduğu ifade edilmiştir.
DUY’un 30/A maddesi kapsamındaki yükümlülüklere aykırı davranılması halinde 6446
sayılı Kanun'un 16. maddesinde öngörülen yaptırımların uygulanmasının söz konusu
olduğu, bu kapsamda IA-02 Formu ve ikili anlaşmaların tarihsiz olarak imzalatılması
davranışının tespit edilmesi halinde EPDK’nın, söz konusu teşebbüsü aykırılığı 30 gün
içerisinde gidermesi için uyarabileceği, aykırılık bu süre içerisinde giderilemezse bu
teşebbüse maktu idari para cezasına hükmedebileceği bilgisi verilmiştir.
(1080) IA-02 Formu ve ikili anlaşmaların usule uygun bir biçimde müşterilere imzalatılmasının
önüne geçilmesi halinde bahsedilen yaptırımların fiiliyatta etkin bir biçimde uygulandığı, öte
yandan, sayılan yaptırımların mahiyetleri itibariyle de oldukça caydırıcı olduğu ileri
sürülmüştür. Serbest tüketicilere tarihsiz IA-02 Formu ve ikili anlaşmaların imzalatılması
neticesinde piyasada ortaya çıkabilecek olumsuz sonuçların EPDK yaptırımları ile önüne
geçilebildiği ve böylesi bir davranışa ilişkin herhangi bir rekabet hukuku müdahalesine
gerek olmadığı savunulmaktadır.
(1081) Sözleşmesiz portföy geçişleri konusunda ise 6446 sayılı Kanun, Lisans Yönetmeliği, DUY
ve THY'de serbest tüketici portföyüne müşteri kaydı için izlenmesi gereken süreçlerin
detaylı olarak düzenlendiği, buna göre GTŞ'ler de dahil herhangi tedarik şirketinin serbest
tüketici portföyüne geçirmek istediği müşteri ile ikili anlaşma imzalamasının zaruri olduğu
ve bu yükümlülüğe aykırı hareket edilmesi durumunda çeşitli yaptırımların öngörüldüğü dile
getirilmiştir.
(1082) İlgili mevzuat ile tedarik şirketlerine serbest tüketici portföyüne kaydedilecek müşteriler ile
ikili anlaşma imzalanması zorunluluğu getirilmesinin temelinde tüketicilerin haklarının
korunması, ilgili pazardaki rekabetin korunması ve sistemde belirliliğin sağlanması gibi
çeşitli amaçların yattığı, ancak, bahsi geçen yükümlülüğün amaçları arasında ilgili
piyasadaki rekabeti korumanın da yer almasının, bu yükümlülüğe aykırı davranışların her
zaman için aynı zamanda 4054 sayılı Kanun’a da aykırı sayılacağı şeklinde bir varsayımı
meşrulaştıramayacağı öne sürülmüştür. Bir davranışın 4054 sayılı Kanun’a aykırı olup
olmadığı değerlendirilirken, yalnızca 4054 sayılı Kanun’un ilgili hükümlerinin dikkate
alınması ve özellikle iktisadi regülasyonlar yoluyla 4054 sayılı Kanun’un kapsamının
genişletilmesinden kaçınılması gerektiği, dolayısıyla, somut olayda ENERJİSA
bünyesindeki GTŞ'lerin serbest tüketici portföyüne müşteri kaydederken ilgili EPDK
düzenlemelerinde yer alan usullere aykırı hareket ederek, bazı müşterileri ikili anlaşma
olmaksızın serbest tüketici portföyüne kaydetmesi uygulamaları 4054 sayılı Kanun’n 6.
maddesi kapsamında incelenirken, ilgili EPDK düzenlemelerinin tamamen göz ardı
edilmesi ve bu düzenlemeler yokmuş gibi bir değerlendirme yapılmasının zaruri olduğu,
aksi takdirde Kurul’un, kaçınılmaz olarak, 4054 sayılı Kanun’a olan aykırılığı değil EPDK'nın
iktisadi regülasyonlarına aykırılığı incelemiş olacağı, oysa, EPDK’nın bu aykırılıkları zaten
incelemekte ve aykırılık halinde şirketlere yaptırım uygulamakta olduğu iddia edilmiştir.
(1083) EPDK düzenlemelerinin tamamen göz ardı edildiği bir kurguda, GTŞ’lerin portföyüne abone
kaydederken ikili anlaşma yapıp yapmadıklarından ziyade, (dağıtım şirketini de
kapsayacak biçimde) teşebbüsün ilgili pazardaki hâkim durumunu kötüye kullanarak
rakiplerini dışlayıp dışlamadığının veya müşterilerini sömürüp sömürmediklerinin
incelenmesi gerektiği, ENERJİSA bünyesindeki GTŞ'lerin yalnızca serbest olmayan
tüketicilere hizmet sunduğu pazarda hakim durumda (yasal tekel konumunda) olduğu ve
18-27/461-224
373/436
serbest tüketiciler bakımından bir hâkim durumun zaten söz konusu olmadığı, öte yandan,
ENERJİSA bünyesindeki dağıtım şirketlerinin faaliyet gösterdikleri bölgede hakim durumda
(dağıtım sistemi işleticisi olarak yasal tekel konumunda) olduğu, ancak bu noktada hem
GTŞ'lerin hem de dağıtım şirketlerinin hâkim durumda olduğunun varsayıldığı bir kurguda
ikili anlaşma olmaksızın serbest tüketici portföyüne müşteri kaydedilmesi uygulamasının
ne zaman rekabet hukuku ihlali teşkil edeceğinin değerlendirileceği belirtilmiştir.
(1084) Kılavuz'da ikili anlaşma olmaksızın serbest tüketici portföyüne müşteri kaydedilmesi
uygulamasının rekabet hukuku anlamında dışlayıcı kötüye kullanma sayılması için (i)
dağıtım veya perakende satış seviyesinde hâkim durumda olmanın sağladığı bir avantaj
kullanılmalıdır ve (ii) perakende seviyedeki rakipler bakımından pazarın kapanması söz
konusu olmalıdır şartlarının sağlanması gerektiği dile getirilmiştir.
(1085) ENERJİSA bünyesindeki GTŞ’Ierin halihazırda rakip tedarikçilerle ikili anlaşması bulunan
tüketicileri sehven ikili anlaşma olmaksızın kendi portföyüne kaydetmesinin ("2 to 3"
geçişler olarak adlandırılmaktadır), GTŞ’Ierin perakende seviyedeki veya dağıtım
şirketlerinin hâkim durumu ile hiçbir ilgisi bulunmadığı iddia edilmektedir. Nitekim, pazar
payı çok daha düşük olan tedarik şirketlerinin de sehven ENERJİSA bünyesindeki
GTŞ’Ierle veya farklı tedarik şirketleriyle ikili anlaşma imzalamış olan müşterileri
sözleşmesiz olarak kendi portföylerine dahil edildiği, EPDK tarafından yapılan denetimler
çerçevesinde, Türkiye genelinde 93 adet tedarik şirketinin benzer uygulamalarda
bulunduğunun tespit edildiği ve tüm bu şirketlerin 01.03.2017 tarihinden itibaren üç ay süre
ile serbest tüketici portföyüne tüketici kaydetmesinin yasaklandığı bilgisi iletilmiştir.
(1086) Hâkim durumda olmanın avantajından yararlanılması gibi bir durumun ancak, ENERJİSA
bünyesindeki GTŞ'lerin, aynı ekonomik bütünlük içindeki dağıtım şirketlerinden rakip
tedarikçi müşterileri hakkında bilgi alarak bazı önemli müşterileri sözleşmesiz olarak kendi
portföyüne kaydetmesi halinde söz konusu olabileceği ki fiiliyatta bu şekilde bir
uygulamanın söz konusu olmadığı bildirilmiştir.
(1087) Bu kayıtların sebebinin tamamen ENERJİSA'nın iradesinden kaynaklanmayan sistemsel
sorunlar ve teknik aksaklıklar olduğu, ayrıca, gerek ENERJİSA bünyesindeki GTŞ'lerin
gerekse iyi niyetli diğer tedarik şirketlerinin hem müşteri mağduriyetini önlemek hem de
EPDK'nın çok ciddi yaptırımlarından kaçınabilmek adına bu aksaklıkları asgari düzeye
indirmek için her türlü çalışmayı yaptığı belirtilmiştir. Sehven yapılan bu tür geçişlerin
toplam geçişler içindeki oranına bakıldığında, ENERJİSA bünyesindeki GTŞ'lerin oldukça
iyi performans sergilediği, ENERJİSA bünyesindeki GTŞ'lerden hizmet alan serbest
olmayan tüketicilerin ikili anlaşma olmaksızın serbest tüketici portföyüne kaydedilmesi ("1
to 3" geçişler olarak adlandırılmaktadır) yönünde bir uygulama olsa idi, bu uygulamanın
ENERJİSA'nın yasal tekel hakkından kaynaklandığı ve diğer tedarik şirketlerinin benzer bir
uygulama yapamayacağının ileri sürülebileceği (fakat bu şekilde bir uygulamanın dahi tek
başına rekabeti kısıtlayıcı etki doğuramayacağı) ifade edilmiştir.
(1088) İkili anlaşma olmaksızın serbest tüketici portföyüne müşteri kaydedilmesi uygulaması
bakımından ENERJİSA bünyesindeki GTŞ veya dağıtım şirketlerinin faaliyet gösterdikleri
pazarlardaki hakim durumlarından avantaj sağlamaları gibi bir durumun söz konusu
olmadığı ve dolayısıyla bu uygulamanın bağımsız bir 4054 sayılı Kanun’un ihlalini teşkil
etmesinin imkansız olduğu, bahsi geçen uygulamanın, 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesini
ihlal eden uygulamaların en önemli önkoşulu olan "rekabeti kısıtlayıcı etki" yani "perakende
pazarın rakiplere kapanması" şartını sağlamasının da kesinlikle söz konusu olmadığı
belirtilmiştir.
(1089) Bu bölümde örnek olarak gösterilen EPDK kararının, konu hakkındaki belirsizliği gidereceği
ve yetkinin münhasıran EPDK'ya ait olduğunu bir nevi gözler önüne sereceği öne
sürülmüştür.
18-27/461-224
374/436
(1090) 82143293-663.07 sayılı ve 04.05.2016 tarihli kararda, BAŞKENT’in serbest tüketiciler ile
ikili anlaşma imzalarken mevzuattan kaynaklanan birtakım bilgilendirme yükümlülüklerine
riayet etmediği, IA-02 Form’larının lisans sahibi tarafından imzalanmamasının ilgili
düzenlemelere aykırılık teşkil ettiği ve bilgi ve belgeleri istenen dört tüketiciye ilişkin bilgi ve
belgelerin EPDK’ya sunulmadığından bahisle alınmıştır. Kararın aşağıda yer verilen kısmı
da savunma kapsamında sunulmuştur:
a) Serbest tüketiciler ile ikili anlaşma imzalarken mevzuattan kaynaklanan birtakım
bilgilendirme yükümlülüklerine riayet etmemek suretiyle, 6446 saydı Elektrik
Piyasası Kanununun 5 inci maddesinin (e) bendi ile, mülga Serbest Tüketici
Yönetmeliğinin tedarikçilerin yükümlülükleri başlıklı 8 inci maddesinin birinci f
'lirasının (a) bendi De yürürlükteki Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri
Yönetmeliğinin 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendini ihlal eniği, bahse
konu mevzuat ihlalinin niteliği gereği düzeltilme imkanı bulunmadığından llgili lisans
sahibi hakkında 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanununun 16 ncı maddesinin birinci
fıkrasının (c) bencil uyarınca ihtara gerek olmaksızın 600.000, it. İdari para cezası
uygulanmasına,
b) IA02 enerji alım satım formlarının lisans sahibi tarafından imzalanmaması
nedeniyle, 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanununun 5 inci maddesinin ikinci
fıkrasının (e) bendi ile, Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliğinin
30/A maddesinin ondördüncü 'arasının ihlal edildiği ve bahse konu mevzuat ihlalinin
giderilmediği anlaşıldığından ilgili lisans sahibine 6446 sayılı Elektrik Piyasası
Kanununun 16 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca 30 (otuz) gün
içinde aykırılığın giderilmesi ve bir daha tekrar etmemesi hususunda ihtar
edilmesine,
c) Bilgi ve belgeleri istenilen 4 adet tüketiciye ilişkin bilgi ve belgelerin Kuruma
verilmemesi suretiyle 6446 sayıl Elektrik Piyasası Kanununun 5 inci maddesinin
ikinci fıkrasının (d) benek ile aynı maddenin 10 uncu fıkrasını ihlal ettiği, bununla
birlikte söz konusu mevzuat ihlallerinin giderildiği anlaşıldığından. 6446 saydı
Elektrik Piyasası Kanununun 16 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca
bir daha tekrar etmemesi hususunda ihtar edilmesine, karar verilmiştir.
(1091) Söz konusu karar uyarınca, belirtilen uygulamalar sebebiyle BAŞKENT'e, (…..) idari para
cezası uygulanmasına karar verildiği bilgisi sunulmuştur.
(1092) EPDK’nın IA-02 Formu ve ikili anlaşmalara ilişkin DUY'da öngörülen tüm yükümlülüklere
ilişkin etkin bir denetim yürütmekte olduğu ve gerekli gördüğü durumlarda yaptırım
uygulama kararı aldığı, bu kapsamda EPDK'nın, perakende satış lisansı sahibi
teşebbüslerin DUY ve diğer ikincil mevzuattan kaynaklanan yükümlülüklerine uyumlu
davranıp davranmadıklarını titizlikle incelediği ve tespit edilen ihlallere idari yaptırım
uyguladığı, BAŞKENT kararında bilgilendirme yükümlülüğünün ihlaline yönelik tespitin
oldukça güç olduğu, söz konusu karar üzerine BAŞKENT temsilcileri tarafından sunulan
itiraz dilekçesi üzerine EPDK tarafından kararın "a" bendinin konusu olan bilgilendirme
yükümlülüğünün ihlali idari para cezası yerine ihtar yaptırımına bağlandığı; "b" bendine
konu davranışlardan dolayı ise daha önce idari yaptırım uygulanmış olması nedeniyle bir
daha yaptırım uygulanmasına gerek olmadığına karar verildiği, daha önce verilen idari
yaptırım kararının maddi gerçekliğin daha etraflıca araştırılması neticesinde geri
çevrilmesine yönelik bu örneğin, mevcut soruşturma bakımından incelenen pazar
bakımından öngörülen sektörel düzenlemelere uygunluğun denetiminin oldukça zor
olduğunu ve bunun yanı sıra EPDK'nın bu konuda oldukça yetkin bir tutum sergileyerek
düzenleyici kuralları uygulama konusunda gerekli olan rolü üstlendiğini gösterdiği
belirtilmektedir.
18-27/461-224
375/436
(1093) Dolayısıyla, EPDK'ya 6446 sayılı Kanun ve ikincil mevzuat uyarınca tanınan denetim ve
yaptırım uygulama yetkisinin yine, bu mevzuat uyarınca öngörülen piyasada rekabetin
sağlanması amacını uygulama noktasında etkin ve yeterli görüldüğü, bahsedilen
mevzuatta yasaklanan davranışların gerçekleştirilmesi halinde ayrıca bir rekabet hukuku
müdahalesine gerek bulunmadığı, ayrıca hem ilgili düzenlemeler hem de EPDK'nın bugüne
dek takip ettiği içtihat ve aldığı kararların, gerek IA-02 Form’ları gerekse de ikili anlaşmalar
kapsamında yaptırım uygulama yetkisinin münhasıran EPDK'ya ait olduğunu gösterdiği,
dolayısıyla, ENERJİSA bünyesindeki GTŞ'lerin tarihsiz IA-02 Form’ları ve ikili anlaşmaların
imzalatılması yoluyla serbest tüketicilerin tedarikçi değiştirmelerini zorlaştırdığı iddiaları
kapsamında münhasır yetkinin EPDK'ya ait olduğu, Kurum'un herhangi bir rekabet ihlaline
yer vermeyen ve yer veremeyecek nitelikte olan söz konusu uygulamalar kapsamında bir
yetkisinin bulunmadığı iddia edilmektedir.
(1094) EPDK’nın, 16.06.2016 tarih ve 6345-2 sayılı kararı ile AYESAŞ'a "kendisi ile ikili anlaşma
imzalamamış olmalarına rağmen söz konusu tüketicileri portföyüne almak suretiyle, farklı
bir tedarikçi tercih etmelerini engellemesi" dolayısıyla (…..) idari para cezası uygulandığı
bildirilmiştir. Benzer şekilde EPDK'nın 22.12.2016 tarihli kararı ile BAŞKENT’in Yunus
Market Sanayi Ticaret A.Ş. ve Haktan Oto Kir. Tur. Eği. Fot. Gıd. San. ve Tic. Ltd. Şti. ile
aralarında herhangi bir ikili anlaşma olmaksızın bahse konu şirketleri serbest tüketici
portföyüne (K2) kaydetmesi de 6446 sayılı Kanun, Lisans Yönetmeliği ve DUY kapsamında
ihlal olarak nitelendirilmiş ve BAŞKENT’in benzer uygulamaların tekrarlanmamasına ilişkin
olarak ihtar edildiği bilgisi iletilmiştir.
(1095) EPİAŞ'ın 67015497-21 sayılı ve 24.02.2017 tarihli yazısı ile tebliğ edilen EPDK'nın
23.02.2017 tarih ve 6931 sayılı kararında TOROSLAR'ın DUY 30/A maddesinin 13.
fıkrasının (b) bendi ve 15. fıkrası hükümlerine aykırı işlem yaptığını tespit ettiğini ifade
ederek, yine DUY 13. fıkrasının (b) bendi ve 15. fıkrası uyarınca 01.03.2017 tarihinden
itibaren üç ay süreyle ikili anlaşma kapsamında yeni tüketici kaydedemeyeceklerine karar
verdiği, dolayısıyla, bu karar ile birlikte TOROSLAR’ın, 01.03.2017 saat 00.00'dan itibaren
üç ay süreyle ikili anlaşmalar kapsamında yeni tüketici kaydedemediği ifade edilmiştir.
(1096) EPDK'nın, DUY’un 13. madde hükmüne dayanarak TOROSLAR'a üç ay süreyle ikili
anlaşmalar kapsamında yeni tüketici kaydetmesini yasaklamasının aslında, ilgili piyasadaki
düzenlemelerin, bir diğer ifadeyle şirketlerin hareket alanlarının sınırlarının çok keskin
çizgilerle çizildiğini kanıtlar nitelikte olduğu, dolayısıyla, bu derece ağır bir yaptırımın varlığı
karşısında, EPDK'nın söz konusu piyasada münhasır bir yetkiye sahip olduğu iddia
edilmiştir.
(1097) AYESAŞ özelinde alınan 67015497-21 sayılı ve 24.02.2017 tarihli kararda ise EPDK’nın,
AYESAŞ'ın DUY 30/A maddesinin 13. fıkrasının (b) bendi ve 15. fıkrası hükümlerine aykırı
işlem yaptığını tespit ettiğini ifade ederek, yine DUY 13. fıkrasının (b) bendi ve 15. fıkrası
uyarınca teşebbüsün 01.03.2017 tarihinden itibaren üç ay süreyle ikili anlaşma
kapsamında yeni tüketici kaydedemeyeceğine karar verdiği ifade edilmiştir.
(1098) 67015497-21 sayılı ve 24.02.2017 tarihli kararda BAŞKENT’in DUY 30/A maddesinin 13.
fıkrasının (b) bendi ve 15. fıkrası hükümlerine aykırı işlem yaptığının tespit edildiği, yine
DUY'un 13. fıkrasının (b) bendi ve 15. fıkrası uyarınca ilgili teşebbüsün 01.03.2017
tarihinden itibaren üç ay süreyle ikili anlaşma kapsamında yeni tüketici
kaydedemeyeceğine karar verildiği belirtilmiştir.
(1099) Bu kararlardan görüleceği üzere, EPDK’nın ilgili mevzuata aykırı uygulamaları, bu
uygulamaların piyasa, rakipler ve hatta müşteriler üzerinde gerçek etkilerini hiçbir şekilde
araştırmaksızın yaptırıma tabi tutabildiği ve bunlardan doğan olumsuzlukları giderebildiği,
esasen bu durumun sektörel regülasyonlar ile rekabet hukuku kuralları bakımından son
derece önemli bir farkı daha ortaya koyduğu, sektörel regülasyonların, öncül olarak
18-27/461-224
376/436
uygulanan katı kurallara benzemekte iken rekabet hukuku kurallarının daha ziyade
içerikleri ardıl olarak doldurulan çerçeve standartlara yakınlık arz ettiği beyan edilmiştir.
(1100) Belli davranış biçimlerinin katı kurallar çerçevesinde daima hukuka aykırı olarak
değerlendirilmesi ile esnek standartlar çerçevesinde ancak belli bazı şartların varlığı
halinde hukuka aykırı olarak değerlendirilmesinin son derece önemli bir politika tercihi
olduğu, yasa koyucuların bu kararın verilmesi aşamasında çeşitli parametreleri (ör: hukuki
belirlilik, caydırıcılık, keyfi uygulama riski vb.) dikkate aldığı ve tercihlerini yaptıkları, ancak,
yasa koyucunun bilinçli olarak aynı davranışın daima katı kurallara aykırı olacağını ve bazı
durumlarda esnek standartları da ihlal edebileceğini kabul etmesinin makul bir politika
tercihi olmayacağı, nitekim, ilgili mevzuattan ve yukarıda atıf yapılan EPDK kararlarından
görüleceği üzere, Türkiye'deki politik tercihin serbest tüketicilerle ikili anlaşma
imzalanmasına dair süreçlerin katı kurallarla düzenlenmesinden yana olduğu ve buna
rağmen, aynı sürecin bir de 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi gibi son derece esnek bir
standart çerçevesinde incelenmesinin bu tercihe aykırı olacağı iddia edilmiştir.
(1101) Düzenlenen piyasalarda faaliyet gösteren teşebbüslerin, bahsi geçen sektörel
düzenlemelere uyum sağlamak için her türlü çabayı göstermelerine rağmen, doğrudan ilgili
düzenlemelere konu davranışlar dolayısıyla aynı zamanda rekabet hukuku bakımından da
bir risk altında olmalarının hukuki belirliliği ortadan kaldıracağı ve teşebbüslerin yatırım
motivasyonlarını olumsuz yönde etkileyeceği öne sürülmüştür.
(1102) ENERJİSA gibi çok uluslu teşebbüslerin bir parçası olan teşebbüsler bakımından bu riskin
daha da belirgin hale geleceği, nitekim, çok uluslu şirketlerin bir ülkeye yatırım yaparken,
söz konusu ülkedeki hukuki çerçevenin belirli olmasına özel önem atfedildiği, yatırım
yapılacak piyasalarda hukuki belirliliğin bulunmaması ve teşebbüslerin düzenleyici
kurumlar tarafından getirilen somut kurallara uyum sağlamak için gerekli önlemleri
almasına rağmen yine de doğası gereği tam çerçevesi ancak ex-post olarak çizilebilen
rekabet hukuku kuralları dolayısıyla mütemadiyen yaptırım riski altında kalmalarının, bu
piyasalara yatırım yapılmasını çok daha riskli bir hale getirdiği, enerji gibi sermaye yoğun
yabancı yatırımların ülke politikaları bakımından son derece önemli olduğu bir sektörde,
düzenleyici kurumlar ile rekabet otoritelerinin hukuki belirliliği sağlayacak biçimde
koordinasyon içinde hareket etmelerinin elzem olduğu, aksi takdirde, hukuki belirliliğin
sağlandığı bir yapı sayesinde ülkemize çekilebilecek olan yabancı yatırımların başka
ülkelere kaymasının söz konusu olabileceği belirtilmiştir.
(1103) IA- 02 Formu ile ikili anlaşmaların müşterilere imzalatılması yükümlülüğünün DUY’un 30/A
maddesinde düzenlendiği ve IA-02 Formu’nun imzalatılmasının, (i) tedarikçi değişikliği, (ii)
portföy değişikliği ve (iii) sayaç kaydı esnasında gerekli görüldüğü bildirilmiştir. Öte yandan,
ilgili mevzuat kapsamında portföy değişikliklerinde müşteri ile tedarik şirketi arasında ikili
anlaşma yapılması gerektiğinin ifade edildiği de dile getirilmiştir. Söz konusu
yükümlülüklere aykırı davranılması halinde ise DUY 30/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca
serbest tüketicilerin portföyden çıkışlarının ve yeni tedarikçinin portföyüne geçişlerinin
mevzuat hükümlerine aykırı olarak engellendiğinin tespiti halinde 6446 sayılı Kanun'un 16.
maddesi uyarınca yaptırım uygulanacağına hükmolunduğu ifade edilmiştir.
(1104) Müşterilerin portföy değiştirirken ikili anlaşma ve IA-02 Form’larını imzalaması ve bu
belgelerin portföy değişimi işleminin gerçekleştirilebilmesi için PYS üzerinden piyasa
işletmecisi olan EPİAŞ'a bildirilmesi hususunun, iktisadi regülasyonlar kapsamında elektrik
piyasasında faaliyet gösteren tedarik şirketleri yönünden öngörülen ve rekabeti tesis etmeyi
amaçlayan pozitif davranış yükümlülüklerinden birisi olduğu, söz konusu belgelerin
varlığının, mevcut tedarik şirketinin portföyünden başka bir tedarik şirketi portföyüne
geçmek isteyen müşterilerin bu işlemleri sağlıklı bir şekilde gerçekleştirebilmesini güvence
altına almak ve mevcut tedarik şirketi portföyünden müşterilerin bilgisi olmaksızın çıkışların
engellenmesini önlemek amaçlarını taşıdığı dile getirilmiştir.
18-27/461-224
377/436
(1105) Ancak, rekabeti tesis etmek amacıyla öngörülmüş iktisadi regülasyonlara aykırı
davranışların, salt bu aykırılık dolayısıyla rekabet hukuku ihlali teşkil etmeyecekleri, tarihsiz
ikili anlaşma ve IA-02 Formu imzalatılmasının bağımsız olarak rekabet kurallarının ihlali
teşkil edip etmeyeceği noktasında incelenmesi gereken hususun, ilgili sektörel
düzenlemelerin var olmaması halinde dahi iddialara konu davranışın rekabet hukuku ihlali
meydana getirip getirmeyeceğinden ibaret olduğu, bu davranışların hâkim durumun kötüye
kullanılması teşkil ettiğinin gösterilebilmesi için hem hâkim durumda olduğu iddia edilen
teşebbüsün hâkim durumda olmanın avantajını kullandığı hem de bu davranışın söz
konusu teşebbüsün faaliyet gösterdiği pazar veya alt pazarlar bakımından kapama etkisi
doğurduğunun ispatlanmasının gerektiği belirtilmiştir.
(1106) İkili anlaşmalarda tarih kısmının boş bırakılmasının temel sebebinin deklarasyon
uygulaması olduğu, zira deklarasyon alınan müşterilerin birçoğunun serbest tüketici
limitinin altında bulunduğu ve bu müşterilerin kendilerinden deklarasyon kapsamında ikili
anlaşma alındığı sırada PSS üzerinden tedarik yaptıkları, dolayısıyla deklarasyonlu
müşterilerin kendilerinden ikili anlaşma alındığı tarihte serbest tüketici limitinin altında
bulunduğu ve bu nedenle kendilerinden alınan ikili anlaşmaların o tarihte yürürlüğe
sokulmasının mümkün olmadığı, dolayısıyla müşterilerden tarih kısmı boş bırakılan ikili
anlaşma alınmasının altında yatan temel nedenin deklarasyonlu müşteriler olduğu ileri
sürülmüştür.
(1107) Belge 36'da yer alan "Toplamda 400 K st sözleşmesi yok" ifadesinin, sözleşmesi ve/veya
IA-02 Formu bulunmamasına karşın serbest tüketici portföyüne geçirilen müşterilerin
varlığına işaret ettiği, bu noktada anılan yazışmanın ENERJİSA bünyesinde yer alan
GTŞ'lerin elektronik arşiv tamamlama faaliyetlerine ilişkin olduğu ve dolayısıyla
bulunamadığı ifade edilen 400 K st sözleşmesi bakımından durumun bu sözleşmelerin
müşterilerden hiç alınmamış olmasından ziyade bu sözleşmelerin elektronik arşive
yüklemeler sırasında bulunamaması şeklinde özetlenebileceği, öte yandan müşterilere
imzalatılan anlaşmaların sözleşme yapıldıktan sonra ibraz edilememesinin DUY 30/A
maddesi uyarınca yaptırıma bağlandığı, bu durumun rekabet kurallarına aykırı olduğunun
ortaya konabilmesinin ancak anılan sözleşmelerin gerçekten imzalanmamış olmasına
karşın müşterilerin ENERJİSA portföyüne geçirildiğinin gösterilebilmesi ile olabileceği dile
getirilmiştir.
(1108) Belge 30, Belge 31 ve Belge 2'de yer alan yazışmalarda usulsüz sözleşmeler ile
müşterilerin ENERJİSA portföyüne geçirildiğinin ifade edildiği, anılan yazışmalara ilişkin
belirtilmesi gereken en önemli hususun bu uygulamaların münferit şekilde gerçekleşmiş
olduğu, öte yandan ENERJİSA personelinin müşterilere karşı yapıcı bir tavır içerisinde
bulunduğu ve bu kapsamda örneğin Belge 31’de yer alan yazışmadan, usulsüz olduğu
tespit edilen sözleşmelerin müşterilerden tekrar alınması gerektiği telkininde bulunulduğu,
bu anlamda söz konusu usulsüzlüğün giderilmesinin anılan müşterilerle teker teker
iletişime geçilip bu müşterilerin ENERJİSA portfoyüne geçirilmesi için ikna edilmeye
çalışılması şeklinde gerçekleştiği ileri sürülmüştür.
(1109) Öte yandan Belge 2 ve Belge 30’da yer alan yazışmalardan müşteri şikayetlerinin dikkate
alındığı ve acil olarak usulsüz portföy geçişlerinin çözüme kavuşturulmaya çalışıldığının
anlaşıldığı, özellikle Belge 2'deki "Müşteri şikayeti mevcut, acil dönüş yapmamız gerekiyor,
tablet kapaması hangi agent tarafından yapılmış?" ifadesinin, usulsüz sözleşmenin
varlığının tespiti anından itibaren ENERJİSA personelinin sorunu en kısa zamanda
gidermeyi amaçladığını ve hatalı işlemi gerçekleştiren personel tespit edilerek bu türden
işlemlerin bir daha gerçekleştirilmemesi üzerine gerekli uyarının yapılması yönünde
aksiyon alındığını gösterdiği öne sürülmüştür.
18-27/461-224
378/436
(1110) Anılan yazışma kapsamında erken çıkış bedelinin iptal edilip edilmemesinin tartışılmadığı,
"ya sözleşmeyi bulmalıyız ya da taahhütlü çıkış bedelini iptal etmeliyiz" ifadesiyle
sözleşmenin bulunmaması durumunda her halükarda bu bedelin iptal edilmesine karar
verilmiş olduğunun anlaşıldığı, bu durumun ENERJİSA bünyesindeki GTŞ'lerin rakipleri
dışlayıcı bir niyeti bulunmadığını açıkça ortaya koyduğu, aksi durumda usulsüz bir şekilde
portföye geçirilen müşterilerin portföyde kalması için şikayetlerin dikkate alınmaması ve
sürecin sürüncemede bırakılmasının olası olduğu, son olarak dosya kapsamında yer alan
“Geçerli sözleşme veya IA-02 formu olmaksızın serbest tüketici portföyüne müşteri
katılması hususu müşterilerin şikayetlerine de sıklıkla konu olmaktadır" tespiti için toplam
şikayet sayısının ne kadar olduğu ve bunun tüm ENERJİSA portföyü içerisindeki yerinin de
açıkça tespit edilmesi gerektiği, zira ilgili pazarda iddia konusu davranışların etki veya olası
etki doğurabilmesi için bu olayların münferit ve göz ardı edilebilir ölçekte olaylar değil ancak
tüm pazar geneline yayılmış sistematik uygulamalar olduğunun gösterilebilmesi gerektiği
iddia edilmiştir.
(1111) Belge 30 kapsamındaki yazışmada ise müşterinin taahhüt içeren ENERJİSA sabit tarife
üzerinden alım yapmaktayken sözleşmesinin sona erdiği ve bu kapsamda taahhüt
içermeyen bir tarifeye geçiş talep edildiği, söz konusu talep üzerine yapılan işlemin
personel hatası nedeniyle gerçekleşmediği, müşterinin sabit tarife üzerinden alıma devam
etmesinin söz konusu olduğu, müşteri durumu fark ettiğinde ise portföyden çıkış talep ettiği
ve ENERJİSA çalışanları tarafından hata tespit edilerek müşteriye herhangi bir erken çıkış
bedeli faturalanmadığı, öte yandan müşteriye hata nedeniyle sabit tarife üzerinden
faturalandırılan bedellerin de iade edildiği, yazışma konusu olayın personel hatası
nedeniyle meydana gelen münferit bir durum olduğu, ayrıca anılan olay neticesinde
müşterinin portföyden çıkışının herhangi bir şekilde zorlaştırılmasının söz konusu olmadığı,
bu anlamda bu münferit olayın iddia edildiği gibi pazar kapama etkisi yaratmasının mümkün
olmadığı savunulmuştur.
(1112) Belge 18 kapsamında yer verilen yazışmada müşterinin haberi olmaksızın serbest tüketici
portföyüne geçirildiği ve rakip tedarikçiye geçişinden sonra bu geçişe binaen kendisine
erken çıkış bedeli yansıtıldığının ifade edildiği, bu kapsamda dikkate alınması gereken en
önemli noktanın anılan işlemin sistemli bir bütünün parçası olmayıp münferit bir
uygulamaya işaret ediyor olduğu, ayrıca münferit olarak nitelendirilebilecek bu olay
neticesinde müşterinin rakip tedarikçiye geçişinin engellenmemiş olduğu, ayrıca usulsüz
sözleşmeye dayalı olarak müşteriye yansıtılan erken çıkış bedeli ve haksız faturalanan
bedellerin müşteriye iade edildiği, bu çerçevede ENERJİSA personelinin müşteri
şikâyetinin giderilmesi yönünde izlediği tutum ve müşterinin rakip tedarikçi portföyüne
geçişi konusunda herhangi bir engel yaratılmaması gibi hususların dosyada dikkate
alınmadığı söz konusu olay kapsamında EPDK'nın aktif müdahalesinin olduğu ve bu
konuyla ilgili şirketin etkin bir şekilde denetlendiği belirtilmiştir.
(1113) Belge 23, Belge 24, Belge 21, Belge 22 ve Belge 15 kapsamında ortaya konan
yazışmalarda yine müşterilerin sözleşme olmaksızın ENERJİSA ikili anlaşma portföyüne
geçirildiğinin anlaşıldığı, bu noktada bir kez daha vurgulanması gereken hususun Belge 15
ve Belge 22'den de anlaşıldığı üzere ENERJİSA personelinin usulsüz sözleşme ile portföye
geçirilen müşterilerin şikâyetlerinin çözümünde aktif bir rol üstlenmiş olduğu, bu doğrultuda
her ne kadar müşterilerin ENERJİSA portföyüne usulsüz bir şekilde kaydedilmesi söz
konusu olsa da portföyden ayrılmak isteyen müşterilerin taleplerinin ivedilikle yerine
getirilmeye çalışıldığı, bu noktada ayrıca müşterilere tahakkuk ettirilen faturaların ve erken
çıkış bedellerinin iade edildiği, bu durumun müşteriler bakımından iddia edildiği gibi ilave
bir geçiş maliyetine yol açmadığı, öte yandan Belge 21 kapsamında müşteriye
faturalandırılan erken çıkış bedelinin sonradan müşterinin portföye sehven alındığı
anlaşıldığında müşteriye iade edildiği iddia edilmiştir.
18-27/461-224
379/436
(1114) Belge 24 kapsamında usulsüz bir şekilde portföye kaydedildiği anlaşılan müşteriye
yansıtılan erken çıkış bedelinin iptal edildiği ve kullanıcının sehven portföye alım sonrası
ENERJİSA'dan elektrik alımı yaptığı 01.04.2016 — 30.06.2016 arasındaki döneme ilişkin
faturalandırılan elektrik enerjisi bedellerinin müşteriye iade edildiği, bu durumun
müşterilerin sözleşme olmaksızın portföye alınmasının ENERJİSA bünyesindeki GTŞ’Ier
tarafından arzulanmayan bir durum olduğunu açıkça gösterdiği, zira usulsüz bir şekilde
portföye geçirilen müşteriye sözleşme olmaksızın faturalandırılan bedelin nihayetinde
kullanıcıya iade edildiği ve ilgili GTŞ'nin bedelsiz olarak enerji satışı yapmasının söz
konusu olduğu belirtilmiştir.
(1115) Belge 3 incelendiğinde daha önce ENERJİSA ikili anlaşma portföyünde bulunan ve
sonrasında rakip tedarikçi portföyüne geçen müşterinin, geçiş sonrasında tekrar
ENERJİSA ikili anlaşma portföyüne geçirildiğinin anlaşıldığı, yazışmaya konu olayda
müşterinin ENERJİSA personeli tarafından sehven Aksa Enerji portföyündeyken,
ENERJİSA portföyüne geçirilmesinin talep edildiği, müşteriye 01.09.2016 - 28.09.2016
tarihleri arasında ENERJİSA portföyünde tedarik yapıldığı, sonrasında ise müşterinin Aksa
Enerji portföyünden sehven talep edildiğinin fark edilmesi nedeniyle müşterinin Aksa
Enerji'ye müşteriyi kendi portföyüne geçirmek üzere talepte bulunabileceğinin ifade edildiği,
bu bildirim üzerine Aksa Enerji’nin müşterinin kendi portföyüne geçirilmesi adına bir talepte
bulunmadığı, müşterinin ENERJİSA’nın ikili anlaşma portföyünden 2016 yılı Şubat ayı sonu
itibariyle çıkartıldığı, bu kapsamda sehven geçişi sağlanan müşteriye faturalanan Aralık,
Ocak ve Şubat aylarına ilişkin bedellerin iadesinin söz konusu olduğu dile getirilmiştir.
(1116) Bu kapsamda şirketin hukuk departmanı çalışanları tarafından konunun anlaşılmaya
çalışıldığı, zira yazışmada ver alan yaklaşımın usulsüz geçişlerin bir şirket politikası
olmaktan çok arzulanmayan ve engellenmeye çalışılan bir sorun olarak görüldüğüne işaret
ettiği, yazışmada ENERJİSA hukuk müşavirliği çalışanları tarafından usulsüz yapılan
geçişin nedenlerinin anlaşılmaya çalışıldığı, söz konusu çabanın dışlayıcı amaca
yorumlanmasının mümkün olmadığı, zira usulsüz geçişin nedenlerinin tespit edilmesine
yönelik çaba ile yalnızca sorunun çözülmesi ve sektörel mevzuattan kaynaklanan
yükümlülüklere uyumun ilerleyen süreçte daha sağlıklı bir şekilde devam ettirilmesinin
amaçlandığı belirtilmiştir.
(1117) Belge 5 incelendiğinde bir başka tedarikçinin ikili anlaşma portföyünden alım yaparken
sehven ENERJİSA ikili anlaşma portföyüne geçirilen bir müşterinin şikâyeti üzerine
ENERJİSA çalışanlarının kendileri arasında konuyla ilgili güncel gelişmeleri birbirleriyle
paylaştığı, bu kapsamda ENERJİSA çalışanlarının sehven portföye geçirilen müşterinin
zararının tazmin edilmesi ve müşterinin sorunun giderilmesi için ellerinden gelen her şeyi
yaptıkları, yine ilgili yazışmadan ENERJİSA çalışanlarının sehven geçişin düzeltildiği ve
müşterinin tekrar diğer tedarikçi portfoyüne alındığı, müşteriden zararının tazmini için
yalnızca ENERJİSA portföyüne alındığı Ekim 2015 dönemine ilişkin faturanın talep edildiği,
ayrıca yazışmaya konu olayda, müşterinin yaşadığı maddi zararın, sehven portföye alım
yapılan dönemde ENERJİSA tarafından faturalanan bedel ile diğer tedarikçinin faturalama
yaptığı bedel arasındaki fark ödenerek giderildiği, ENERJİSA çalışanlarının sehven
portföye alınan tüketicinin yaşamış olduğu manevi zararın giderilmesi adına tüketici ile
görüşme yapmayı teklif ettiği ve bu kapsamda gelecek süreçte bu türden sorunların
yaşanmaması adına geri bildirim almayı amaçladıkları belirtilmiştir.
(1118) Öte yandan Belge 16’da geçen "Bayılıyorum bu sehvenli geçiris sonrası iptallerimize"
ifadesinin ilgili ENERJİSA çalışanının bu türden geçişlerin yarattığı ilave iş yüküne ilişkin
rahatsızlık/serzenişini göstermekte olduğu, buna karşılık böylesi bir ifadenin uygulamanın
geniş bir kapsama yayıldığını göstermekten uzak olduğu, öte yandan yalnızca bu ifadeye
dayanılarak uygulama kapsamının geniş olduğu veya uygulamanın soruşturma tarafı
şirketlerce sistematik bir biçimde hayata geçirildiğinin ortaya konmasının mümkün
18-27/461-224
380/436
olmadığı, bu kapsamda alınan diğer yazışmalara ilişkin açıklamalardan da anlaşıldığı üzere
anılan geçişlerin münferit olaylar olduğu ve sehven gerçekleştiği, söz konusu münferit
olayların temel sebebinin ise arşiv yönetimine ilişkin zafiyet ve personellerin tekil düzeydeki
hatalarından kaynaklandığı, bu durumun daha iyi anlaşılabilmesi adına Belge 17’de
EPDK'nın konuyla ilgili talep ettiği açıklamalara ilişkin olarak konunun araştırıldığı ve
gerçekten de müşterilerin rakiplere geçişlerinin/sehven ENERJİSA portföyüne
geçirilmesine ilişkin olayların münferit ve teknik hatalar nedeniyle gerçekleşen olaylar
olduğunun tespit edildiği ifade edilmiştir.
(1119) Dosya kapsamında yer verilen yazışmalar incelendiğinde, sehven portföy geçişi yapılan
müşterilerin ivedilikle eski tedarikçilerin portföyüne geçişinin sağlandığı ve bu konuda
ENERJİSA çalışanlarının kendi portföylerinde dahi bulunmayan tüketicilerin zararlarının
giderilmesi ve memnun edilmesi yönünde bir tavır benimsediği, dolayısıyla müşterilerin
ENERJİSA portföyünde kalmasının sağlanması veya sehven geçiş adı altında eski
tedarikçisine geri dönüşünün engellenmesine yönelik hiçbir bulgu yer almadığı iddia
edilmiştir.
(1120) ENERJİSA çalışanları tarafından müşterilere ikili anlaşma seçenekleri sunulduğu ve
sunulan tekliflere ilişkin koşullar hakkında potansiyel müşterilerin bilgilendirildiğinin
belirtildiği ancak birçok kanaldan yoğun bir pazarlama ve satış faaliyeti içerisinde olan
ENERJİSA bünyesindeki GTŞ'lerin bu faaliyetlerini oldukça fazla müşteriye yönelik
yürüttükleri, bu kapsamda müşterilerin bir kısmının kendilerine sunulan şart ve koşulları
kabul etmekle birlikte, ikili anlaşmanın imza anında bu koşullara ilişkin detayları yeterince
okumayabildikleri veya kendilerine yapılan bilgilendirmeyi dikkatle dinlemeyebildikleri,
müşterilerin söz konusu dikkatsizliklerinin ise ENERJİSA bünyesindeki GTŞ'lere izafe
edilmesinin mümkün görünmediği, bu kapsamda ayrıca ilk etapta taahhütlü sözleşme ile
sunulan indirimden yararlanmak istediğini söyleyerek erken çıkış bedeli öngörülen bir
sözleşmeye imza atan müşterinin, sonrasında sözleşme bitim süresi öncesinde rakip
tedarikçiye geçmek istemesi durumunda kendisinin herhangi bir taahhüt vermemiş
olduğunu iddia etmesinin de olası görüldüğü, bu noktada önemli olanın ihlal iddialarına
ilişkin yer verilen olayların münferit olup olmadığının tespit edilmesi gerektiği, ancak
dosyada böyle bir durumu ortaya koyan bir çalışmanın dahi yer almadığı savunulmuştur.
(1121) Belge 13 ve Belge 14'te yer alan yazışmalar kapsamında ise müşterinin IA-02 Formu’nda
imza kısmının eksik olduğunun ifade edildiği, DUY madde 30/A uyarınca söz konusu
formda yer alan eksiklik nedeniyle müşterinin portföye eksik belge ile alınmasının EPDK
tarafından yaptırım ile karşılaşma riskine sahip bir davranış olduğu, ek olarak müşteriden
imzasız IA-02 Formu alınmasının rakip tedarikçilere geçişlerin engellenmesi konusunda
inceleme konusu GTŞ'lere herhangi bir engelleyici davranışta bulunma imkanı tanımadığı,
GTŞ'lerin EPDK tarafından yaptırım görme riskinin ENERJİSA çalışanları tarafından
bilindiğinin, üst düzey ENERJİSA çalışanları tarafından şirket içerisinde sirküle edilen uyarı
e-postalarından da anlaşıldığı ileri sürülmüştür.
(1122) Belge 28'deki e-postayı gönderen çalışan S. S.’nin Kadıköy MHM Takım Yöneticisi olarak
görev yapıyor olduğu, anılan konumdaki bir çalışanın ENERJİSA perakende satış
faaliyetleri bakımından genel satış politikalarını belirlemesinin mümkün olmadığı öne
sürülmüştür.
(1123) Belge 8 ve Belge 10'dan ise IA-02 Form’larına tarih atılmaması uygulamasının yalnızca
deklarasyon uygulaması çerçevesinde gerçekleştirildiği, bu durumun Belge 10'da "Standart
sözleşme ya da sabit sözleşme imzalatıldığında dikkat edilmesi gerekenler" isimli satırda
yer alan talimatlarda IA-02 Formu’nun alınmasına ilişkin olarak "(...) ve tarih kısmının
doldurulması gerekmektedir. Sözleşmeyi imzaladığı günün tarihi atılmalıdır" ifadesiyle
açıkça ortaya konduğu belirtilmiştir.
18-27/461-224
381/436
(1124) IA-02 Form’ları bakımından tarih kısmının boş bırakılmasına ilişkin uygulamanın yalnızca
rekabeti kısıtlayıcı niteliği olmadığı düşünülen deklarasyon uygulaması bakımından
gerçekleştiği, bu anlamda anılan uygulamanın hiçbir surette portföy değişikliklerinde birden
çok tedarikçinin müşteriyi portföye geçirmeyi talep etmesi durumunu suiistimal edecek
şekilde kullanılmadığı, deklarasyon sözleşmesinin “Müşteri sözleşme konusu tesisat(lar)
için, portföye aklama talebinin ilgili mevzuat uyarınca geri çekilebileceği son tarihe kadar
(Müşteriye yapılacak bildirimde bu tarih belirtilecektir) portföye ek/ama talebine itiraz
edebileceği gibi, Müşterisinin bildirim üzerine itiraz etmemesi ve fakat Sözleşmenin
yürürlüğe girmesinden önce başla bir tedarikçi ile anlaşması halinde ENERJİSA, ilgili
tesisat(lar) için portföye ekime talebini geri çekecektir. Bu halde Sözleşme Müşteri’nin itirazı
üzerine ilgili tesis (lar) için sona erer” şeklindeki maddesinin de böylesi davranışların
engellenmesinin bir teminatı niteliğinde olduğu beyan edilmiştir.
(1125) Belge 9’a ilişkin olarak portföy değişikliklerinde boş bırakılması halinde, DUY madde 30/A
uyarınca rakiplere geçişi engelleme ihtimali olduğu düşünülen tarih kısmının "imza tarihi"
olduğu, anılan belgede ise boş bırakılması telkin edilen tarih aralığının tedarik başlangıç ve
sona erme tarihleri olduğu, ek olarak tarih kısmı boş bırakılacak talimatı yer alan diğer ekin
ise müşterinin portföyden çıkışı işlemleri için gerekli IA-03 Formu’na ilişkin olduğu,
müşterinin belirsiz süreli sözleşme ile portföye alınması sırasında IA-03 Formu’nun imza
tarihinin boş bırakılmasının doğal bir uygulama olduğu, zira bu tarihin müşterinin portföyden
çıkışını talep ettiği anda doldurulacağı, bu çerçevede anılan belgenin soruşturma tarafı
şirketlerin hâkim durumlarını kötüye kullanıldığı iddiasıyla ileri sürülmesinin tamamıyla
dayanaktan yoksun olduğu belirtilmiştir.
(1126) KOD-A’da yapılan yerinde incelemede incelenen yaklaşık 3.800 sözleşmeden (…..) 'unda
imza tarihi bulunmadığının, bu sözleşmelerin yanında alınan IA-02 Form’larının ise (…..)
'sında imza tarihi bulunmadığının dosya kapsamında ifade edildiği, öte yandan ENERJİSA
tedarik şirketleri tarafından 2016 yılsonu itibariyle (…..) adet serbest olmayan tüketici ve
(…..) adet serbest tüketici tesisatı olmak üzere 9 milyonun üzerinde tesisata hizmet
sunulduğu, bu kapsamda dosyadaki yerinde incelemelerde elde edilen imza tarihi
bulunmayan IA-02 Form’larının ENERJİSA’nın 2016 yılı sonu itibariyle tedarik
gerçekleştirdiği toplam serbest tüketici tesisatının binde üçünden düşük bir orana tekabül
ettiği, bu nedenle müşterilerin rakip tedarikçilere geçişinin engellenmesi olarak
değerlendirilebilecek uygulamaların münferit seviyede kaldığı, bu kapsamda ayrıca dosya
kapsamında yetkisiz imzalar ve müşterilerin yanlış bilgilendirilmesine ilişkin uygulamaların
sistematik olarak gerçekleştirilmediği ve şirket politikası teşkil etmediğine karar verildiğinin
görüldüğü, tarihsiz IA-02 Formu ve sözleşmesiz portföye alımlara ilişkin iddialarda olduğu
gibi anılan uygulamayı desteklediği düşünülen yazışmalara yer verildiği, öte yandan bu
uygulamaların piyasadaki yaygınlığını ortaya koyacak bir çalışmanın gerçekleştirilmediği,
bu doğrultuda anılan iki uygulama arasındaki değerlendirme bakımından farklı yaklaşımlar
benimsemesinin sebebinin ayrıca açıklanmasının beklendiği, zira yukarıdaki açıklamalar
ile iddia konusu uygulamaların şirket politikası olduğunu düşündüren yazışma sahibi şahsın
şirket politikası belirleyebilecek seviyede yetkiye sahip olmadığı ve aynı konumdaki başka
ENERJİSA çalışanlarına aksi yönde beyanlarının söz konusu olduğunun açıkça ortaya
konduğu, bu çerçevede soruşturma sürecinde elde edilen bilgi ve belgeler ışığında tam
olarak sayısı dahi ifade edilmeyen iddia konusu uygulamaların şirket politikaları ile
ilişkilendirilmesinin altında yatan sebebin şüpheye mahal vermeyecek şekilde ortaya
konması gerektiğinin izahtan vareste olduğu, aksi halde ihlalin varlığından söz edilmesinin
mümkün olmayacağı hususları ifade edilmektedir.
18-27/461-224
382/436
(1127) Belge 31, Belge 30 ve Belge 2’de yer alan belgeler kapsamında müşterilerin iradelerine
aykırı bir şekilde ENERJİSA portföyüne geçirilmedikleri, ilgili yazışmadaki gibi sözleşme
olmaksızın portföye geçirildiği tespit edilen müşterilerin ENERJİSA bünyesindeki GTŞ'ler
tarafından "Not OK" veya "nok" şeklinde sınıflandırıldığı ifade edilmiştir.
(1128) Belge 18’de, müşterinin haberi olmaksızın ENERJİSA serbest tüketici portföyüne
geçirildiğinin anlaşılması akabinde, müşteriye yansıtılan erken çıkış bedeli ve faturaların
iade edildiğinin ifade edildiği, bu çerçevede ayrıca konuyla ilgili EPDK'nın aktif
müdahalesinin bulunduğu ve bu türden davranışların sektörel düzenleyici konumundaki
EPDK tarafından özenle denetlendiğinin söylendiği belirtilmiştir.
(1129) Belge 36’da yer alan yazışmaların ENERJİSA bünyesindeki GTŞ'lerin müşterileri ile
gerçekleştirdiği ikili anlaşmaları arşivleme sürecine ilişkin olduğu ve bu yazışmanın tek
başına anılan miktarda ikili anlaşmanın müşterilerden alınmaksızın ENERJİSA portföyüne
alınmasına işaret etmediği ifade edilmiştir.
(1130) Arşiv sürecindeki belgelerin bulunamamasının ENERJİSA ve KOD-A'nın sözleşmeleri
arşivleme konusunda etkinsizliğinden kaynaklandığı belirtilmiştir.
(1131) Dosyada KOD-A'da yapılan yerinde incelemelerde elde edilen belgelerden seçilen
örneklemin incelenmesi neticesinde, imzasız IA-02 Form’larının, imzasız sözleşmelere
nazaran daha yüksek sayıda olduğunun ortaya çıktığı, bu durumun, IA-02 Form’larına tarih
atılmaması uygulamasının deklarasyon kapsamında gerçekleştirilmediğini gösterdiği
savunulmuştur.
(1132) Dosyada tarihsiz olduğu ileri sürülen IA-02 Form’ları ile sözleşmelerin dışlayıcı pazar
kapama etkisini ortaya koyma yönünde yeterli tespitleri ortaya koymadığı belirtilmiştir.
I.7.11.2. Usulsüz Sözleşme ve Tarihsiz IA-02 Formu Alımına İlişkin Uygulamalar ile
Rakip Tedarikçilere Geçişlerin Zorlaştırıldığına İlişkin Savunmaların
Değerlendirilmesi
(1133) GTŞ’lerin serbest tüketici portföyüne müşteri kaydederken ilgili EPDK düzenlemelerinde
yer alan usullere aykırı hareket ederek, bazı müşterileri ikili anlaşma olmaksızın serbest
tüketici portföyüne kaydetmesi 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi kapsamında incelenirken,
ilgili EPDK düzenlemelerinin göz ardı edilmesi ve bu düzenlemeler yokmuş gibi bir
değerlendirme yapılmasının zaruri olduğu, aksi takdirde Kurul’un kaçınılmaz olarak 4054
sayılı Kanun’a aykırılığı değil, EPDK’nın regülasyonlarına olan aykırılığı incelemiş olacağı
savunması hakkında şunlar belirtilmelidir: Piyasadaki işlemler düzenleyici kurum tarafından
yapılan düzenlemeler çerçevesinde gerçekleşmektedir. Kurul’un mevcut piyasa işleyişinde
ortaya çıkan rekabet sorunlarıyla ilgilendiği düşünüldüğünde, söz konusu işleyişi oluşturan
kuralların yokmuş gibi davranılması sağlıksız bir değerlendirme yapılmasına yol açacaktır.
Nitekim piyasa davranışlarının amaç ve etkilerinin net bir şekilde anlaşılabilmesi için
sektörel düzenlemelere yer vermek elzemdir. Ayrıca rekabet hukuku bağlamında yapılan
incelemelerde, yapılan uygulamaların sektörel düzenlemelere aykırı olup olmadığı değil,
düzenlemeler çerçevesinde oluşan işleyiş çerçevesinde yapılan uygulamaların 4054 sayılı
Kanun’a aykırılık içerip içermediği irdelenmektedir.
(1134) ENERJİSA bünyesindeki GTŞ’lerin halihazırda rakip tedarikçilerle ikili anlaşması bulunan
tüketicileri sehven ikili anlaşma olmaksızın kendi portföyüne kaydetmesinin GTŞ’lerin
perakende seviyedeki veya dağıtım şirketlerinin toptan seviyedeki hakim durumu ile hiçbir
ilgisi olmadığı savunması da değerlendirilmiştir. Hakim durumda olmayan teşebbüsler
tarafından yapılan birtakım uygulamaların aynısının hakim durumda bulunan
teşebbüslerce yapılması durumunda da ihlal değerlendirilmesi yapıldığı açıktır. Örneğin,
piyasaya yeni giren bir oyuncunun piyasada tutunmak ve müşteri kazanmak adına
maliyetin altına satış yaptığında, söz konusu oyuncunun hakim durumda olmamasından
18-27/461-224
383/436
hareketle herhangi bir hakim durumun kötüye kullanılmasına ilişkin inceleme yapılmazken,
aynı uygulamanın hakim durumda bulunan teşebbüs tarafından yapılması kötüye kullanma
olarak değerlendirilebilmektedir.
(1135) Pazar payı çok daha düşük olan tedarik şirketlerinin de sehven (ve hatta kötü niyetle)
ENERJİSA bünyesindeki GTŞ’lerle veya farklı tedarik şirketleriyle ikili anlaşma imzalamış
olan müşterileri kendi portföylerine dahil ettiği, EPDK tarafından yapılan denetimler
çerçevesinde Türkiye genelinde 93 tedarik şirketinin benzer uygulamalarda bulunduğunun
tespit edildiği ve tüm bu şirketlere 01.03.2017 tarihinden itibaren üç ay süreyle serbest
tüketici portföyüne tüketici kaydetmesinin yasaklandığı, sehven yapılan bu kayıtların
sebebinin tamamen ENERJİSA’NIN iradesinden kaynaklanmayan sistemsel sorunlar ve
teknik aksaklıklar olduğu, ENERJİSA bünyesindeki GTŞ’lerin müşteri mağduriyetini
önlemek ve EPDK’nın ciddi yaptırımlarından kaçınabilmek adına bu aksaklıkları asgari
düzeye indirmek için her türlü çalışmayı yaptığı savunması da iletilmiştir. Dosya
kapsamında, sözleşmesiz kayıt olduğu anlaşılan birçok örneğe rastlanmış olup (Belge 36),
Belge 16’da yer alan “Bayılıyorum bu sehvenli geçiriş sonrası iptallerimize” ifadesinin
yaşanan durumun münferit olmadığını gösterdiği değerlendirilmektedir.
(1136) GTŞ’lerden hizmet alan serbest olmayan tüketicilerin ikili anlaşma olmaksızın serbest
tüketici portföyüne kaydedilmesi durumunda, bu uygulamanın ENERJİSA’nın tekel
hakkından kaynaklandığı ve diğer tedarikçilerin benzer bir uygulama yapamayacaklarının
ileri sürülebileceği ancak bu durumun da tek başına rekabeti kısıtlayıcı etki
doğuramayacağı savunması da ele alınmıştır. Dosya kapsamında kendisine ikili
anlaşmasının örneği gösterilemeyen müşterilerin rakip tedarikçilere geçmeleri durumunda
fesih bedeliyle karşılaştıkları anlaşılmaktadır. Rekabeti kısıtlayıcı etkiden kasıt, tam da
belgelerde çok net görülebilecek olan olmayan sözleşmeye bağlı fesih bedelinin çıkarılarak
müşterilerin diğer tedarikçilere geçmesinin engellenmesidir.
(1137) İkili anlaşma olmaksızın serbest tüketici portföyüne müşteri kaydedilmesi uygulaması
bakımından ENERJİSA bünyesindeki GTŞ veya dağıtım şirketlerinin faaliyet gösterdikleri
pazardaki hakim durumlarından avantaj sağlamaları gibi bir durumun söz konusu olmadığı,
bu nedenle bu uygulamanın bağımsız bir rekabet ihlali teşkil etmesinin imkansız olduğu
savunması da bulunmaktadır. Savunmada dile getirilen düzenlenen portföyden ikili
anlaşma portföyüne sözleşmesiz bir şekilde müşteri geçirilmesinin ENERJİSA’nın yasal
tekelinden kaynaklandığı ileri sürülebilirdi şeklindeki taraf yaklaşımının, savunmanın
GTŞ’lerin sahip olduğu hakim durumdan kaynaklı olarak bu davranışın hayata
geçirilebildiğini dolaylı olarak kabul ettiği değerlendirilmektedir.
(1138) İkili anlaşma olmaksızın serbest tüketici portföyüne müşteri kaydedilmesinin 4054 sayılı
Kanun’un 6. maddesini ihlal eden uygulamaların en önemli önkoşulu olan “rekabeti
kısıtlayıcı etki” yani “perakende pazarın rakiplere kapanması” şartını sağlamasının da
kesinlikle söz konusu olmadığı savunmasına da değinilmelidir. Dosya kapsamındaki
belgelerlerde ikili anlaşma portföyüne sözleşmesiz müşteri kaydedilmesinin münferit bir
durum olmadığı anlaşılmaktadır. Söz konusu durumda bulunan müşteri sayısını tam olarak
tespit etmek mümkün görünmemekte, bu tip bir durumun ancak ilgili belgelerde de
görüldüğü üzere, müşterinin rakip tedarikçiler tarafından talep edilmesi durumunda ortaya
çıkabileceği değerlendirilmektedir. Bu sebeple, fiili bir kapama etkisinden söz edilemese
de, ileriye dönük olarak potansiyel bir kapama etkisinin bulunduğu açıktır. Diğer yandan
işbu soruşturmaya konu kötüye kullanma eylem ve uygulamalar bakımından sadece tek
başına ayrı ayrı ilgili pazarı kapama etkilerine odaklanmanın pazarı kapamaya ilişkin fiili ve
muhtemel etkinin tespitinde gerçekleri yansıtmayan bir sonuca, diğer bir ifadeyle eksik
yaptırım sonucuna götüreceği ifade edilmelidir. Söz konusu davranışların pazarı kapayıcı
etkileri tek tek de pek ala tespit edilebileceği gibi, esasen incelemeye konu davranış ve
uygulamaların hepsinin bir bütün olarak ilgili pazar üzerindeki etkilerine bakılmasının
18-27/461-224
384/436
gerektiği hatırda tutulmalıdır. Böyle bir durumda kötüye kullanmaya konu eylem ve
uygulamaların etkilerinin 4054 sayılı Kanun kapsamından eksik yaptırım nedeniyle
sıyrılmasının da önüne geçilecektir.
(1139) EPDK’nın 82143293-663-07 sayılı ve 04.05.2016 tarihli kararında EPDK’nın IA-02 Formu
ve ikili anlaşmalara ilişkin DUY’da öngörülen tüm yükümlülüklere ilişkin etkin bir denetim
yürüttüğü ve gerekli gördüğü durumlarda yaptırım kararı aldığı, hem ilgili düzenlemelerin
hem de EPDK’nın bugüne dek takip ettiği içtihat ve aldığı kararların, gerek IA-02 Form’ları
gerekse de ikili anlaşmalar kapsamında yaptırım uygulama yetkisinin münhasıran EPDK’ya
ait olduğunu gösterdiği, bu nedenle ENERJİSA bünyesindeki GTŞ’lerin tarihsiz IA-02
Form’ları ve ikili anlaşmaların imzalatılması yoluyla serbest tüketicilerin tedarikçi
değiştirmelerini zorlaştırdığı iddiaları kapsamında münhasır yetkinin EPDK’ya ait olduğu,
Kurum’un herhangi bir rekabet ihlaline yer vermeyen ve yer veremeyecek nitelikte olan söz
konusu uygulamalar kapsamında bir yetkisinin bulunmadığı savunması da bulunmaktadır.
EPDK, tarihsiz IA-02 Formu veya tarihsiz ikili anlaşmalara yönelik yaptığı incelemelerde
hakim durum veya sistematiklik gibi kavramların üzerinde durmamakta, direkt olarak
düzenlenilen hususun yapılan anlaşma veya formda olup olmadığını kontrol etmektedir.
Eğer yapılan incelemelerde sadece bir adet IA-02 Formu’nda tarih olmadığı ortaya
konulsaydı, işbu soruşturma kapsamında tarihsiz IA-02 Formu sorunlu görülen bir davranış
olmayacak ancak EPDK’nın 2017 Mart ayında 93 tedarikçiye ilişkin karardan da görüleceği
üzere söz konusu tek örnek bile EPDK’nın yaptırım uygulamasına yol açabilecektir. Öte
yandan hakim durumda olmadığı tespit edilen bir teşebbüs ne kadar tarihsiz IA-02
Formu’na sahip olsa da bu durum rekabet hukuku kapsamında sorun teşkil etmeyecekken,
yine 2017 Mart’taki EPDK kararından görüleceği üzere, bu durum EPDK’nın yaptırım
uygulamasına engel olmamaktadır. Sonuç olarak hakim durumda bulunan teşebbüslerin
rekabeti kısıtlayıcı nitelikteki davranışları sistematik olarak uygulamasının tartışmasız bir
şekilde 4054 sayılı Kanun kapsamına girdiği açıktır.
(1140) EPDK’nın DUY’un 13. maddesine dayanarak TOROSLAR’a üç ay süreyle ikili anlaşmalar
kapsamında yeni tüketici kaydetmesinin yasaklanmasının aslında ilgili piyasadaki
düzenlemelerin, bir diğer ifadeyle şirketlerin hareket alanlarının sınırlarını çok keskin
çizgilerle çizildiğini kanıtlar nitelikte olduğu, dolayısıyla, bu derece ağır bir yaptırımın varlığı
karşısında, EPDK’nın söz konusu piyasada münhasır bir yetkiye sahip olmadığını ileri
sürmenin mümkün olmadığı da savunulmuştur. Kurum’un ve EPDK’nın cezalandırdığı
saikler birbirinden farklıdır. Dosya kapsamında değinilen Danıştay kararlarında düzenleyici
otorite tarafından düzenleme alanına giren bir davranış hakkında işlem tesis edilmiş
olmasının, konunun Kurum tarafından incelenmesinin önünde engel oluşturmayacağı
hususu açıklıkla vurgulanmaktadır. Mahkeme içtihadıyla sabit olan yaklaşım çerçevesinde
Kurum’un görev ve yetkisine ilişkin herhangi bir tartışmaya yer olmadığı dile getirilmelidir.
(1141) Türkiye’deki politik tercihin serbest tüketicilerle ikili anlaşma imzalanmasına dair süreçlerin
katı kurallarla düzenlenmesinden yana olduğu ve buna rağmen aynı sürecin bir de 4054
sayılı Kanun’un 6. maddesi gibi son derece esnek bir standart çerçevesinde incelenmesinin
bu tercihe aykırı olacağı, düzenlenen piyasalarda faaliyet gösteren teşebbüslerin, bahsi
geçen sektörel düzenlemelere uyum sağlamak için her türlü çabayı göstermelerine
rağmen, doğrudan ilgili düzenlemelere konu davranışlar dolayısıyla aynı zamanda rekabet
hukuku bakımından da bir risk altında olmalarının hukuki belirliliği ortadan kaldıracağı ve
teşebbüslerin yatırım motivasyonlarını kötü etkileyeceği savunması da yapılmıştır.
Savunmada bahsedilen tarzda bir hukuki belirsizliğin ortaya çıkması için düzenleyici otorite
tarafından zorunlu tutulan bir uygulamanın Kurum tarafından sorunlu olarak nitelendirilmesi
gerekmektedir. Ortada böyle bir durumun olmadığı aşikardır. Mevzuatın karmaşıklığının
4054 sayılı Kanun’a uymamak için bir bahane olarak kullanılamayacağı açıktır.
18-27/461-224
385/436
(1142) İkili anlaşmalarda tarih kısmının boş bırakılmasının temel sebebinin deklarasyon
uygulaması olduğu, zira deklarasyon alınan müşterilerinin birçoğunun serbest tüketici
limitinin altında bulunduğu ve bu müşterilere deklarasyon yapıldığı sırada PSS üzerinden
elektrik tedarik edildiği savunması da bulunmaktadır. Deklarasyon uygulamasının kendi
başına rekabeti kısıtlayıcı nitelikte olduğu tespit edilmiştir. Buna ek olarak, ikili anlaşmaların
tarih kısımlarının boş bırakılması, zaten rekabeti kısıtlayıcı nitelikteki bir uygulama ile ilgili
GTŞ’lerin portföyüne katılan (katılması planlanan) müşterilerin öngörülenin ötesinde anılan
GTŞ’lerin portföyünde kitlenmesi söz konusu olabilecektir.
(1143) Belge 36’da yer alan “Toplamda 400 K st sözleşmesi yok” ifadesinin ENERJİSA
bünyesinde yer alan GTŞ’lerin elektronik arşivi tamamlama faaliyetlerine ilişkin olduğu,
dolayısıyla bulunamadığı ifade edilen 400 K st sözleşmesi bakımından durumun, bu
sözleşmelerin müşterilerden hiç alınmamış olmasından ziyade bu sözleşmelerin elektronik
arşive yükleme yapılırken bulunamaması şeklinde özetlenebileceği, müşterilere imzalatılan
anlaşmaların sözleşme yapıldıktan sonra ibraz edilmemesinin DUY 30/A maddesi uyarınca
yaptırıma bağlandığı, söz konusu durumun rekabet kurallarına aykırı olduğunun ortaya
konulabilmesi için ancak anılan sözleşmelerin gerçekten müşterilerle imzalanmamış
olmasına karşın ENERJİSA portföyüne geçirildiğinin gösterilmesinin gerektiği savunması
yapılmıştır. Belge 30, Belge 2, Belge 18, Belge 21, Belge 22, Belge 24 ve Belge 4’den
görüleceği üzere bulunamadığı ifade edilen ikili anlaşmaların fiili olarak da olmadığı
anlaşılmaktadır. Söz konusu belgelerden hareketler Belge 36’daki 400 K st sözleşmesinin
olmamasının221, bulunamamaktan ziyade gerçekten olmadığından kaynaklandığı
değerlendirilmektedir. Aksi durumunun ilgili GTŞ’lerce ortaya konması gerekmektedir.
(1144) Belge 31, Belge 30 ve Belge 2’de yer alan uygulamaların münferit şekilde gerçekleştiği,
ENERJİSA personelinin müşterilere karşı yapıcı bir tavır içinde olduğu, Belge 31’de
usulsüz olduğu tespit edilen sözleşmelerin müşterileri ile teker teker iletişime geçildiği ve
bu müşterilerin ENERJİSA portföyüne geçirilmeye ikna edilmeye çalışıldığı, Belge 30 ve
Belge 2’de yer alan yazışmalarda müşteri şikayetlerinin dikkate alındığı ve acil olarak
usulsüz portföy geçişlerinin çözüme kavuşturulmaya çalışıldığı, hatalı işlemi yapan
personelin tespit edilerek böyle bir işlemin bir daha gerçekleştirilmemesi yönünde uyarı
yapılması için aksiyon alındığı, müşterilerle yapılan yazışmalardan sözleşmenin
bulunamaması durumunda her halükarda cayma bedelinin iptal edilmesine karar verilmiş
olduğunun anlaşıldığı, bu durumun ENERJİSA bünyesindeki GTŞ’lerin rakipleri dışlayıcı
bir niyeti bulunmadığını açıkça ortaya koyduğu, toplam şikayet sayısının ne kadar
olduğunun ve şikayetlerin tüm ENERJİSA portföyü içindeki yerinin de açıkça tespit edilmesi
gerektiği, Belge 30 kapsamındaki yazışmada ise ENERJİSA çalışanları tarafından hatanın
tespit edilerek müşteriye herhangi bir erken çıkış bedeli faturalandırılmadığı, öte yandan
müşteriye hata nedeniyle sabit tarife üzerinden faturalandırılan bedellerin de iade edildiği,
yazışma konusu olayın personel hatası nedeniyle meydana gelmiş bir durum olduğu,
müşterinin portföyden çıkışının zorlaştırılmasının söz konusu olmadığı, bu anlamda
münferit olayın iddia edildiği gibi pazarı kapama etkisi yaratmasının mümkün görünmediği
savunması da incelenmelidir. Vurgulanan belgeler dışında belgelerin de bulunduğu
düşünüldüğünde ve Belge 16’da yer alan “Bayılıyorum bu sehvenli geçiriş sonra
iptallerimize” ibaresinin ve Belge 36’daki e-posta yer alan
“9. 1.132k st sözleşmesi var sistemde. 510k ok durumda 65k nok sahada e- arsivl
bu 65k tamamlanmaya çalışılıyor. Kalan evraklarda 40 %fire var.200k Mhm ve dec
switch evrağı yok.
Toplamda 400 K st sözleşmesi yok.”
221 Söz konusu sözleşmelerin en az 200 bininin portföyde bulunan müşterilerle ilgili olduğu anlaşılmaktadır.
18-27/461-224
386/436
ifadelerinden anlaşılan en az 200 K st için sözleşme olmaması, bu tip uygulamaların
savunmada iddia edildiği gibi hiç de münferit olmadığını ortaya koymaktadır. Ayrıca söz
konusu durum ilgili müşterinin başka bir tedarikçiye geçiş yapmasıyla ortaya
çıkabileceğinden, şikayet sayılarına yönelik bir çalışma yapmak gerçekçi olmayacaktır.
Dolayısıyla bu durumda bulunan ancak henüz geçiş yapmaya niyetlenmemiş, müşterilerin
sayısını tam olarak hesaplamak mümkün görünmemektedir. Belge 16 ve Belge 36’daki
ifadelerin uygulamanın ne kadar sistematik olduğuna işaret ettiği belirtilmelidir.
(1145) Belge 18 kapsamında yer verilen yazışmada müşterinin haberi olmaksızın serbest tüketici
portföyüne geçirildiği ve rakip tedarikçiye geçişinden sonra bu geçişe binaen kendisine
erken çıkış bedeli yansıtıldığının görüldüğü, bu belge kapsamında dikkate alınması
gereken en önemli noktanın işlemin sistemli bir bütünün parçası olmadığı olduğu, münferit
olarak değerlendirilebilecek olay neticesinde müşterinin rakip tedarikçiye geçişinin
engellenmediği, ayrıca usulsüz sözleşmeye dayalı olarak müşteriye yansıtılan erken çıkış
bedeli ve haksız faturalanan bedellerin müşteriye iade edilmesinin söz konusu olduğu,
ENERJİSA personelinin müşteri şikayetinin giderilmesi yönünde izlediği tutumun ve
müşterinin rakip tedarikçi portföyüne geçişi konusunda bir engel yaratılmamasının dosya
kapsamında dikkate alınmadığı ileri sürülmüştür. Söz konusu belge kapsamındaki olayda
da müşterinin ikili anlaşmasına ve IA-02 Formu’na ulaşılamadığı görülmektedir. Öncelikle
bulunamayan en az 200 K st sözleşmesi için bir açıklama getirilmediği durumda, bulunan
diğer belgelerin münferit olaylara ait olduğunun ifade edilmesinin gerçeği yansıtmadığı
değerlendirilmektedir. Buna ek olarak, herhangi bir müşterinin herhangi bir tedarikçiden
herhangi bir tedarikçiye geçmesi piyasa işleyişi çerçevesinde olması gereken durumdur.
Dolayısıyla ENERJİSA’nın müşterinin geçişini engellememesi müşteri memnuniyetiyle
değil, piyasada olması gereken uygulama ile ilgilidir. Ayrıca söz konusu şikayetin EPDK
üzerinden gelmesinin de, sorunun çözülmesinde daha aktif olunmasında pay sahibi olduğu
değerlendirilmektedir. Söz konusu durum müşterinin şikayeti üzerine çıkmış olup, benzer
statüde olan ancak henüz başka tedarikçiye geçmemiş olan müşteriler bakımından ve
böyle bir durumla karşılaşıp peşine düşmeyen müşteriler bakımından mevcut uygulamanın
müşterileri geçişini engelleyen niteliği geçerliliğini korumaktadır.
(1146) Belge 23, Belge 24, Belge 21, Belge 22 ve Belge 15 kapsamında ENERJİSA’nın müşterileri
sözleşmesi olmaksızın ikili anlaşma portföyüne geçirdiğinin anlaşıldığı, Belge 22 ile Belge
15’ten ENERJİSA personelinin usulsüz sözleşme ile portföye geçirilen müşterilerin
çözümünde aktif bir rol üstlendiği, müşterilerin her ne kadar ENERJİSA portföyüne usulsüz
bir biçimde kaydedilmiş olsalar da, portföyden ayrılmak isteyen müşterilerin taleplerinin
ivedilikle yerine getirilmeye çalışıldığı, ayrıca müşterilerle tahakkuk ettirilen faturaların ve
erken çıkış bedellerinin iade edildiğinin görüldüğü, bu durumun müşteriler bakımından iddia
edildiği gibi bir geçiş maliyetine yol açmadığının anlaşıldığı, Belge 21 kapsamında
müşteriye faturalandırılan erken çıkış bedelinin sonradan müşteriden sehven alındığı
anlaşıldığında müşteriye iade edildiği savunması da yapılmıştır. Daha önce de ifade edildiği
üzere, bir tedarikçinin portföyünde bulunan müşterisinin geçişine piyasadaki işleyiş
kapsamında engel olması söz konusu değildir. Tedarikçilerin zaten yerine getirmek
durumunda oldukları bir yükümlülüğü yerine getirmelerinin iyi niyet göstergesi olarak kabul
edilmesi yanlış olacaktır. Tedarikçi değişim sürecindeki geçiş maliyetleri, maddi ve maddi
olmayan geçiş maliyetleri olarak ikiye ayrılabilecektir. Haksız yere erken fesih bedeli
çıkarılması veya fazla faturalandırma yapılması, maddi geçiş maliyetleri kapsamında yer
alırken, müşterinin tedarikçisini değiştirirken öngördüğünden daha fazla efor sarf etmesi, ki
somut olayda bu durum müşterinin değişik başvuru ve yazışmalarla hakkını aramasıdır,
maddi olmayan geçiş maliyetlerinin içinde yer almaktadır. Bu sebeple ilgili müşterilerin
geçiş maliyetine yol açılmadığı önermesi yanlıştır.
18-27/461-224
387/436
(1147) Belge 5’e ilişkin savunmada da ifade edilen işbu belge kapsamında gösterilen özenin ve
aktifliğin ilgili belgenin EPDK tarafından talep edilmesinin de payının olduğu
değerlendirilmektedir.
(1148) “Bayılıyorum bu sehvenli geçiriş sonrası iptallerimize” ifadesinin ilgili ENERJİSA çalışanının
bu türden geçişlerin yarattığı ilave iş yüküne ilişkin rahatsızlık/serzenişini gösterdiği, böylesi
bir uygulamanın geniş bir kapsama yayıldığını göstermekten uzak olduğu, yalnızca bu
ifadeye dayanılarak uygulama kapsamının geniş olduğu veya uygulamanın soruşturma
tarafı olan şirketlerce sistematik bir biçimde hayata geçirildiğinin ortaya koymasının
mümkün olmadığı, dosyada müşteri şikayetlerinin sıralandığı ve bu kapsamda ENERJİSA
çalışanlarının sürekli olarak müşterileri bildirmeksizin sözleşme imzalanmasının sağlandığı
yönünde bir görüntü çizilmeye çalışıldığı savunması hakkında şunlar dile getirilmelidir:
Belge 16’da yer alan ifade dosyadaki tespitlerin tek dayanağı değildir. Belge 36’da görülen
en az 200 K st sözleşmesinin olmaması ve hem dosya kapsamında hem de savunmada
yer verilen diğer olaylar bir arada düşünüldüğünde, tespit edilen uygulamanın geniş
kapsamlı olduğu ortaya konmaktadır. Dosya kapsamında elde edilen bilgi ve belgeler 4054
sayılı Kanun’un 6. maddesi çerçevesinde analitik olarak gruplanmış olup aynı grupta yer
alan belgeler bir arada verilmiştir.
(1149) ENERJİSA çalışanlarının ilgili müşterinin eski tedarikçisine geçmesine yardımcı oldukları,
müşterilere ikili anlaşma seçenekleri sunduğu ve sunulan tekliflere ilişkin koşullar hakkında
potansiyel müşterilerin bilgilendirildiği, ancak yoğun bir satış ve pazarlama faaliyeti içinde
bulunan ENERJİSA bünyesindeki GTŞ’lerin bu faaliyetlerinin oldukça fazla müşteriye
yönelik yürütmelerinin söz konusu olduğu, bu kapsamda müşterilerin bir kısmının
kendilerine sunulan teklif ve şartları kabul etmekle birlikte, ikili anlaşmanın imza anında bu
koşullara ilişkin detayları yeterince okuyamayabildiği veya kendilerine yapılan
bilgilendirmeyi dikkatle dinleyemeyebildiği, müşterilerin söz konusu dikkatsizliklerini
GTŞ’lere mal edilemeyeceği savunması da söz konusudur. İlgili belgeler incelendiğinde
müşterilerin başka tedarikçilere geçtiklerinde erken fesih kapsamında bedel çıkarıldığı
görülmekte, müşterilerin itirazları üzerine yapılan incelemeler neticesinde müşterilere
habersiz sözleşme imzalatıldığı veya sözleşmenin hiç olmadığı anlaşılmaktadır.
Dolayısıyla müşterilerin olmayan hususlar üzerinden şikayet etmesi ve söz konusu
şikayetlerin dosyada kullanılması söz konusu değildir. Bu sebeple müşterilerin dikkatsizliği
GTŞ’lere mal edilmemekte, bilakis GTŞ’lerin gerçekleştirmiş olduğu uygulamaların
sonuçları odağa konulmaktadır.
(1150) Belge 28’in usulsüz sözleşme ve tarihsiz IA-02 Form’larına ilişkin ENERJİSA yönetimi
tarafından güdülen sistematik bir stratejiye işaret etmesinde dayanak olarak kullanıldığı,
söz konusu belgede beyan sahibinin Kadıköy MHM’de Takım Yöneticisi olarak görev
yaptığı, bu konumdaki çalışanların şirketin genel satış politikasını belirlemesinin söz
konusu olmadığı da dile getirilmiştir. Belge 28’e dayanılarak tarihsiz IA-02 Formu
uygulamasının yönetimsel olarak desteklendiğine ilişkin bir ifade dosya kapsamında
bulunmamaktadır. Söz konusu uygulamanın sistematikliği, KOD-A’dan ve MHM’lerden elde
edilen sözleşmelere dayanılarak yapılan çalışmada elde edilen sonuçlardır. MHM
çalışanlarının beyanları sözleşme çalışması ile ortaya konan gerçekliği destekleyen
hususlardır.
(1151) Belge 8 ve Belge 10’dan IA-02 Form’larına imza atılmaması uygulamasının sadece
deklarasyon uygulaması kapsamında gerçekleştiğini ortaya koyduğu savunması hakkında;
Kod-A ve MHM’lerden elde edilen tarihsiz IA-02 formlarının sadece deklarasyon
uygulaması kapsamında alınması bile rekabeti kısıtlayacak potansiyele sahiptir. Kaldı ki,
tarihsiz IA-02 Form’larının büyük kısmının deklarasyon uygulaması çerçevesinde
oluştuğunun düşünülmesi için aynı sayıda ya da en azından yakın sayıda tarihsiz ikili
anlaşmanın da bulunması gerekmektedir. Sonuç olarak ileriye dönük olarak yapılan bir
18-27/461-224
388/436
uygulama kapsamında IA-02 Formu’na tarih atılmıyorsa, ikili anlaşmaya da tarih
atılmaması beklenecektir. Ancak tarihsiz ikili anlaşma oranına bakıldığında tarihsiz IA-02
Form’larının yarısı mertebesinde olduğu görülmektedir. Bu bağlamda geçerli ikili
anlaşmaların ekinde yer alan IA-02 Form’larının önemli sayılabilecek bir kısmının tarihsiz
olduğu değerlendirilmektedir.
(1152) Belge 9’da teşebbüs çalışanlarının hukuk departmanıyla yaptıkları görüşmeler neticesinde
tüketici adına bölümündeki imza kısmına imza tarihinin yazılacağının ancak deklarasyonda
IA-02 Formu’nun tarih aralığı kısmının boş bırakılacağı yönünde ifadenin bulunduğu, anılan
belgede boş bırakılması telkin edilen tarihin tedarik başlangıç ve sona erme tarihleri olduğu,
imza kısmı boş bırakılacak talimatının diğer ek olan IA-03’e yönelik olduğu, söz konusu
formun müşterinin portföyden ayrılması durumunda doldurulduğu, bu çerçevede anılan
belgenin soruşturma tarafı şirketlerin hakim durumlarını kötüye kullandığı iddiasıyla ileri
sürülmesinin tamamıyla dayanaktan yoksun olduğu savunması hakkında belirtilmelidir ki
savunmada dile getirilen hususları bilinmekte olup ilgili belgeden dolayı ihlal isnadında
bulunulmamıştır.
(1153) ENERJİSA tedarik şirketleri tarafından 2016 yılı sonu itibariyle 8.414.471 adet serbest
olmayan tüketici ve (…..) adet serbest tüketici tesisatı olmak üzere 9 milyonun üzerinde
tesisata hizmet sunulduğu, tarihsiz IA-02 Form’larının sayısının toplam ENERJİSA
portföyüne oranının binde üçünden düşük bir orana tekabül ettiği savunması yapılmıştır.
Yapılan çalışma neticesinde elde edilen bulgular mutlak değil, nispi bir değere işaret
etmektedir. Bu sebeple sadece (…..) IA-02 Formu’nun ve (…..) ikili anlaşmanın tarihsiz
olduğunu düşünmek hata olacaktır, çünkü yapılan çalışmada bir örneklem seçilmiş ve
analiz edilmiştir. Bu sebeple çalışma sonucunda ortaya çıkan sayılar değil, oranlar dikkate
alınmalıdır. Bu bağlamda tarihsiz IA-02 Formu ve tarihsiz ikili anlaşma uygulamalarının
geniş kapsamlı olduğu değerlendirilmekte olup KOD-A’dan elde edilen sözleşmeler
üzerinde yapılan çalışma da bu sonuca işaret etmektedir.
(1154) Müşterilerin rakiplere geçişini engelleyecek nitelikte olabilecek uygulamaların münferit
seviyede kaldığı, yetkisiz imzalar ve müşterinin yanlış bilgilendirilmesi uygulamalarının
sistematik gerçekleşmediğinin dosyada ifade edildiği, tarihsiz IA-02 Formu ve sözleşmesiz
portföye alımların piyasadaki yaygınlığını ortaya koyacak bir çalışmanın
gerçekleştirilmediği, yetkisiz imza ve yetersiz bilgilendirme uygulamalarının sistematik
olmadığı, öte yandan tarihsiz IA-02 Form’ları ve sözleşmesiz portföye alma uygulamasının
sistematik olduğuna ilişkin iki farklı yaklaşım bulunduğu, bu farkın sebebinin açıklanması
gerektiği savunulmuştur. Daha önce de ifade edildiği üzere, usulsüz sözleşmelere ilişkin
sayısal veri sunan Belge 36 ile ortaya çıkan vakaları gösteren belgeler bulunmaktadır.
Tarihsiz IA-02 Formu alınmasına ilişkin ise yapılmış olan bir sözleşme çalışması
bulunmaktadır. Söz konusu belge ve çalışmalar kapsamında bahsi geçen iki davranışın
sistematik ve geniş kapsamlı olduğu değerlendirilmektedir. Öte yandan, diğer iki uygulama
bakımından elde edilen belgeler tekil seviyededir, bu sebeple geniş kapsamlılık veya
sistematiklik değerlendirilmesi yapılamadığından ihlal tespiti yapılmamıştır.
I.7.12. Ek Protokol Uygulaması ile ilgili Pazarda Rekabetin Kısıtlandığına İlişkin
Savunmalar ve Bunlara İlişkin Değerlendirme
I.7.12.1. Ek Protokol Uygulaması ile ilgili Pazarda Rekabetin Kısıtlandığına İlişkin
Savunmalar
(1155) 2016 Ocak döneminden itibaren tarifelerde yaşanan durgunluk, PTF ve YEK maliyetlerinde
sürekli yaşanan dramatik artışın, piyasadaki fiili fiyat ile tedarikçilerin maliyetleri arasındaki
farkın azalmasına sebebiyet verdiği, bu yönüyle geçen yıl içerisinde K1 portföyüne geçiş
yapılmasının piyasa oyuncuları bakımından zaruret haline geldiği belirtilmiştir.
18-27/461-224
389/436
(1156) K1 portföyüne geçirilen tüketicilerin, piyasa koşullarının düzelmesiyle birlikte tekrar K2
portföyüne geçebilmelerini sağlamak adına "ek protokol" imzalanmasının bir çözüm önerisi
olarak ENERJİSA tarafından uygulandığı dile getirilmiştir.
(1157) Dosyada ek protokol uygulamasının üç hususta rekabeti kısıtlayıcı olduğunun düşünüldüğü
ancak anılan rekabet karşıtı etkilerden herhangi birinin ENERJİSA bünyesindeki GTŞ'lere
atfedilmesinin mümkün olmadığı, rakip tedarikçilerin iddia konusu uygulama neticesinde
itibar kaybına uğramasının ek protokol uygulamasıyla alakalı olmadığı, serbestleşme
sürecinde dağıtım şirketleri ile GTŞ'lerin birlikte özelleştirilmesinin öngörüldüğü, oluşturulan
mevzuat uyarınca GTŞ'lerin hem son kaynak tedariki hem de ikili anlaşmalar kapsamında
faaliyet gösterebilmesine imkân tanındığı, dolayısıyla olası pozitif ve negatif sonuçların
değerlendirilmesi çerçevesinde BTŞ ve GTŞ'lerin bir arada olması yönünde bir politika
kararı verildiği, mevcut soruşturma kapsamında da bu kararı eleştirir bir yaklaşımın
benimsenmemesi gerektiği, söz konusu negatif sonuçların belirli bir oranda bertaraf
edilebilmesi adına dağıtım şirketlerinin özelleştirilmesinin ihale usulüne göre yapıldığı,
ihaleyi kazanan şirketlerin ise devlete yüksek miktarlarda bedel ödediği belirtilmiştir.
(1158) Serbest piyasada verilen fiyat tekliflerinin rekabetçi seviyenin üzerinde bulunması halinde
müşterilerin tasarruf etmek amacıyla düzenlenen tarife üzerinden alım yapmayı tercih
etmesinin mümkün olduğu, dosyada yer verilen sayaç bazlı verilerin de 2017 Temmuz
ayından itibaren iddialara konu müşteri grubu bakımından düzenlenen pazara geçişlerde
bir artış eğilimi olduğunu gösterdiği ifade edilmiştir.
(1159) Düzenlenen tarife üzerinden tedarikin ancak ilgili dağıtım bölgesinde anılan faaliyet
bakımından yasal tekel konumunda olan GTŞ'ler tarafından gerçekleştirilebildiği, diğer
taraftan ikili anlaşmalar ile satılan elektriğe yönelik maliyet artışı ve kamu politikaları
nedeniyle maliyetlerden bağışık biçimde belirlenen düzenlenen tarifelerin düşük seviyede
seyretmesinden ötürü müşterilerin zaten ikili anlaşmalar yerine PSS’ler ile alım yapmayı
tercih edecekleri bildirilmiştir.
(1160) Piyasada faaliyet gösteren tedarikçilerin, GTŞ veya bağımsız tedarikçi olmalarından
bağımsız bir şekilde, düzenlenen tarife fiyatlarının altında ve maliyetin üzerinde fiyat
vermesinin mümkün olmadığı dönemlerde müşterileri ile gerçekleştirdiği ikili anlaşmaları
askıya almak suretiyle bu dönemde müşterilerin düzenlenen tarifeler üzerinden alım
yapmasını teşvik ettiğinin dosyada da kabul edildiği, bu bağlamda dosyanın devam eden
kısmında ek protokol uygulamasının temel olarak iki nedenden ötürü rekabeti kısıtlayıcı
olduğunun düşünüldüğü ifade edilmiş ve protokolde yer alan; "Müşteri, Geçiş Dönemi
boyunca belirtilen kullanım yeri için enerji tedarikini sadece düzenlemeye tabi tarife
üzerinden, ilgili kullanım yerinin bulunduğu bölgedeki görevli tedarik şirketinden temin
etmeyi, başka bir tedarikçinin serbest tüketici portföyüne geçmemeyi (...) taahhüt eder.
Müşterinin bu yükümlülüğe aykırı davranması halinde Sözleşme, Müşteri tarafından haksız
olarak feshedilmiş sayılır ve Sözleşme'nin haksız feshe ilişkin hükümleri uygulanır."
ifadelerinin bu endişelere temel teşkil ettiğinin belirtildiği dile getirilmiştir.
(1161) Dosyanın tespitlerine göre ikili anlaşmaların süresinden önce feshedilmesi nedeniyle
bağımsız tedarikçilerin uğradığı itibar kaybına neden olacağı, ancak ek protokol ve benzeri
uygulamaların bahsedilen itibar kaybına gerekçe olarak gösterilemeyeceği, zira GTŞ'ler de
dahil olmak üzere ikili anlaşmalara ilişkin pazarda faaliyet gösteren teşebbüslerin,
maliyetlerin artışına karşılık düzenlenen tarifelerin maliyet artışına karşı baskılanması
neticesinde pazarda karlı veya ekonomik anlamda makul olacak şekilde faaliyet
göstermesinin olanaklı olmadığı belirtilmiştir.
(1162) Ek protokol uygulaması olmasa dahi olumsuz piyasa koşullarının piyasadaki ikili anlaşma
portföylerinde düşüşe neden olacağı ve bu olumsuz koşulların ek protokol uygulaması
olmaması durumunda serbest piyasada yer alan tedarikçilere ilişkin ikili anlaşma
18-27/461-224
390/436
portföylerinden ilgili dağıtım bölgelerinde yer alan GTŞ'lerin düzenlenen tarife portföylerine
geçişleri artıracağı ifade edilmiştir.
(1163) Bu kapsamda "itibar kaybı" olarak nitelendirilen hususun, ENERJİSA bünyesindeki
GTŞ’lerin satış stratejisine atfedilebilir olmaktan çok piyasadaki maliyet yapısından ve
alternatif düzenlenen tarife fiyatlarının kamu politikası olarak maliyetlerden etkilenmeyen
bir yapıda olmasından kaynaklandığı iddia edilmiştir. Aynı zamanda ek protokol benzeri
uygulamaların rakip bağımsız tedarik şirketleri tarafından da uygulanabildiği ve bu durumun
dosyada da kabul edildiği belirtilmiştir.
(1164) Öte yandan, olumsuz piyasa koşullarında GTŞ’Ierin müşterisine ikili anlaşma kapsamında
tedarike devam edememesi ve mecburen müşteriyi K1 portföyüne göndermesinin müşteri
gözünde en az benzer uygulamayı gerçekleştirecek bağımsız tedarikçi kadar itibar kaybına
yol açacağı savunulmuştur.
(1165) 4054 sayılı Kanun ve ilgili ikincil mevzuatın odak noktasının da haksız kazancın
yasaklanması değil, hâkim durumdaki teşebbüslerin ilgili pazarda rekabetçi bir zarar
doğurmasının önlenmesi olduğu dile getirilmiştir.
(1166) GTŞ'lerin serbest tüketici sıfatını haiz olup, herhangi bir tedarikçi ile ikili anlaşma
imzalamamış tüketicilere son kaynak tedariki kapsamında düzenlenen tarifeler üzerinden
elektrik sağlamasına ilişkin yükümlülüğünün 6446 sayılı Kanun'un 10. maddesi ve Lisans
Yönetmeliği'nin 34/4(13) maddesi hükmünde öngörüldüğü bilgisi verilmiştir.
(1167) Söz konusu iddialar bakımından ilgili konumda olduğu düşünülen "sanayi segmenti
müşterilerine perakende elektrik satışı" pazarında ENERJİSA’nın Temmuz 2017
döneminden itibaren müşterilerin ilgili bölgede yer alan GTŞ'nin düzenlenen portföyüne
geçiş yönünde bir eğilim gösterdiği, bu durumun dosya kapsamındaki grafiklerden de
anlaşılabileceği belirtilmiştir.
(1168) Diğer yandan yukarıda anılan ve dosyada yer alan grafiklerde de görülen ilgili dönem
bakımından ENERJİSA’nın düzenlenen portföyüne yönelik pazar paylarındaki artışların,
iddia konusu uygulama nedeniyle mi yoksa ikili anlaşma fiyatları üzerinde piyasa
koşullarından kaynaklanan yukarı yönlü baskı nedeniyle mi ortaya çıktığının dosyada
açıklanmadığı iddia edilmektedir.
(1169) İddia konusu uygulama kapsamındaki geçişlerin ilgili dönemdeki toplam geçişlere kıyasla
ne kadarlık bir bölümü ifade ettiğinin analiz edilmesinin uygulamayla iddia edilen dışlayıcı
etki arasında bir nedensellik bağının bulunup bulunmadığının gösterilmesi bakımından
önem arz ettiği belirtilmiştir.
(1170) Dosyada GTŞ’Ierin ikili anlaşma kapsamındaki müşterilerini K1 portföyüne geçirmesi
neticesinde faaliyetlerine karlı bir şekilde devam edebilmesinin rakiplerin pazar erişimini
veya pazarda karlı bir şekilde gelişmesini engelleyici bir etkisi olduğunun gösterilemediği
ifade edilmiştir. Zira detaylı bir şekilde açıklandığı üzere piyasadaki maliyet oluşumu ve
düzenlenen tariflerin kamu politikaları neticesinde bilinçli olarak düşük seviyede
tutulmasının, bağımsız tedarik şirketlerinin anılan tarife fiyatları altında maliyetlerine ek
olarak makul bir kar oranını elde edecek şekilde fiyatlama yapmasına her halükarda
elverişli olmadığı, bu durumun serbest piyasadaki tüketicilere GTŞ tarafından sunulan
elektrik ürünü bakımından da geçerli olduğu dile getirilmiştir.
(1171) Belge 81’de yer alan "Özellikle aralık ayı gün öncesi fiyatlarında yaşanan sıkıntılar
sebebiyle" ifadesinin rakiplerin dışlanması motivasyonundan çok ENERJİSA bünyesindeki
GTŞ'lerin ikili anlaşma portföyündeki müşterilerinden zarar etmesinin önlenmesi amacına
işaret ettiği beyan edilmiştir.
18-27/461-224
391/436
(1172) Bu kapsamda dışlayıcı etkinin değerlendirilebilmesi için gerekli temel hususun ek protokol
metninde yer alan 2. ve 4. madde hükümleri olduğu; ek protokolün 2. maddesi uyarınca
müşterinin düzenlenen tarife üzerinden alım yapmasının öngörüldüğü askı süresince içinde
bulunduğu dağıtım bölgesindeki GTŞ'den alım yapmasının ve ENERJİSA bünyesindeki
GTŞ tarafından gerçekleştirilecek bir bildirimi takiben askı süresinin sona erdirilerek
müşterinin tekrar ENERJİSA ikili anlaşma portföyüne geçirilmesinin öngörüldüğü;
protokolde yer alan 4. maddede ise müşterinin askı dönemi içerisinde içinde bulunduğu
dağıtım bölgesinde faaliyet gösteren GTŞ dışında bağımsız bir tedarikçiden alım yapması
ve kendisine yapılan bildirim üzerinde ENERJİSA ikili anlaşma portföyüne geçmemesi
durumunda haksız feshe ilişkin hükümlerin uygulanacağının ifade edildiği, bu kapsamda
anılan yükümlülüklere uymayan müşteriler hakkında sözleşmede yer alan cezai şart
hükmünün işletileceği bilgisi verilmiştir.
(1173) Protokolle, askı döneminde düzenlenen tarifeler üzerinden gerçekleştirilecek tedarikin
münhasıran ENERJİSA bünyesindeki GTŞ'ler tarafından değil, müşterinin içinde
bulunduğu dağıtım bölgesinde faaliyet gösteren diğer GTŞ'lerce gerçekleştirilmesine de
imkân tanındığı, bu kapsamda protokol ile müşterilere sunulan faydaların yalnızca
müşterinin ENERJİSA bünyesindeki GTŞ'lerin faaliyet gösterdiği dağıtım bölgelerinden
birinde yer alma şartına bağlanmadığı ve dolayısıyla uygulamanın rakipleri dışlayıcı amaç
içermediği iddia edilmiştir.
(1174) Diğer yandan değinilmesi gereken önemli bir hususun münhasırlık anlaşmaları hususu
olduğu, münhasırlık içeren ilişkinin 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi kapsamında
değerlendirilmesi için her zaman sağlayıcı ile alıcı arasında tek marka satılmasına ilişkin
bir anlaşmanın varlığının aranmadığı, fiili münhasırlık yaratabilecek hakim durumdaki
teşebbüs davranışlarının da bu kapsamda değerlendirildiği222 dile getirilmiştir.
(1175) Münhasırlık anlaşmalarına ilişkin temel rekabetçi kaygının pazarın münhasırlık süresi
boyunca rakiplere kapanması riski olduğu, münhasırlık içeren anlaşmalar konusunda
Kılavuz’da belirtilen unsurlardan mevcut soruşturma bakımından incelenen davranışın
kapsamı ve süresinin yanı sıra ilgili pazardaki koşulların da dikkate alınması gerektiği ifade
edilmiştir.
(1176) Geçmiş tarihli Kurul kararlarında münhasır tedarik anlaşmaları bakımından davranışın
rekabet kurallarına aykırılığı değerlendirilirken ilgili anlaşmanın; (i) kapsamını ve (ii)
süresinin dikkate alındığı dile getirilmiştir. Örneğin 01.12.2005 tarih ve 05-80/1106-317
sayılı kararda yapılan incelemeler sonucunda tarafın müşterileriyle akdettiği beş yıla kadar
çıkabilen münhasır tedarik sözleşmelerinin bir yılla sınırlandırılması ve sözleşme süresi
sonunda müşterilere alternatif sağlayıcılardan gaz sağlayabilme imkânı tanınması
gerektiğinin belirtildiği bildirilmiştir. Kurul’un elektrik veya doğalgaz dışındaki sektörlerde
akdedilen münhasırlık anlaşmalarına yaklaşımında etki analizi gerçekleştirmeyi tercih ettiği
ifade edilmiştir223.
(1177) Komisyon'un yakın zamana kadar vermiş olduğu kararlarda münhasır tedarik
sözleşmelerine ilişkin değerlendirmelerde benzer şekilde sözleşmenin süresi ve sözleşme
ile pazarın geri kalanına kapanan bağlı talebin miktarının dikkate alındığı dile getirilmiştir224.
(1178) Bu çerçevede mevcut soruşturma bakımından da ek protokol uygulamasının piyasadaki
kapsamı ve süresi çerçevesinde bir değerlendirme gerçekleştirilmesi gerektiği ileri
sürülmüştür.
222 Kılavuz, s. 14.
223 06.06.2011 tarih ve 11-34/742-230 sayılı karar.
224 Case COMP/B-1/ 37966 , Case T-360/09.
18-27/461-224
392/436
(1179) Tüm bu açıklamalar ışığında anılan uygulamanın süre ve kapsam bakımından göz ardı
edilebilir olarak nitelendirilmesinin mümkün olduğu zira ön sözleşme uygulamasının
yalnızca dört aylık bir süre ve 55 müşterilik bir kapsam ile bilinçli olarak sınırlandırıldığı
iddia edilmiştir.
(1180) Dosyada uygulamanın kapsamının tespiti bakımından bir kısım incelemelerin
gerçekleştirildiği, ilk olarak ek protokol kapsamında K1 portföyüne geçirilen müşterilerin
tüketimlerinin ENERJİSA K1 portföyü ve diğer tedarikçi portföyü içerisindeki payının ortaya
konduğu ve söz konusu oranların oldukça düşük olduğu, ek protokol kapsamında K1
portföyüne geçirilen müşterilerin toplam tüketiminin, bölge bazında diğer tedarikçilerin
tedarikçi başına tüketimleri ile kıyaslandığı ve doğal olarak buradan elde edilen oranların
ise oldukça yüksek olduğu, ancak bunun Türk rekabet hukuku uygulamasıyla tutarlı
olmayacağı savunulmuştur.
(1181) Pazar kapama etkisinin hesaplanmasında Kılavuz'da belirli kriterlerin benimsendiği, bu
çerçevede "İncelenen davranışın kapsamı: Münhasır anlaşmaların piyasayı kapama etkisi,
pazardaki toplam satışların içerisinde hâkim durumdaki teşebbüsün satışlarının
münhasırlıktan kaynaklanan kısmı arttıkça bir diğer ifadeyle bağlı pazar payı yükseldikçe
artmaktadır" ifadesinin yer aldığı, nitekim Komisyon'un Distrigaz Kararı'nda225 da
Distrigaz'ın müşterileriyle imzaladığı münhasır doğalgaz tedarikine ilişkin anlaşmaların
pazar kapama etkisi değerlendirilirken, bu anlaşmalar ile bağlanan talebin pazardaki
toplam talebe oranlandığı, dolayısıyla tüm bu açıklamalar ışığında iddia konusu davranışın
pazardaki kapsamının oldukça sınırlı olduğunun görüldüğü ileri sürülmüştür.
(1182) Öte yandan davranışın ihlal olduğunu gösterebilmek adına Kurul ve mehaz AB
uygulamasında benimsenmediği görülen hesaplama metotlarının benimsenmesi
durumunda sağlıklı sonuçlara ulaşılmasının mümkün olmayacağı belirtilmiştir.
(1183) Diğer yandan söz konusu uygulama neticesinde sağlanan tüketici refahının tespiti
bakımından bir diğer önemli hususun "eş etkinlikteki rakip" testi olduğu öne sürülmüştür.
Eş etkinlik testinin ek protokol uygulaması kapsamında incelenmesinin ise, bağımsız
tedarik şirketlerinin ilgili pazarda ek protokol uygulama kabiliyetinin olup olmadığı üzerinden
yapılması gerektiği, bu noktada, dosyada da belirtildiği üzere, piyasadaki tedarikçilerin
birçoğunun ek protokol uygulamasına benzer yöntemler geliştirerek anılan olumsuz piyasa
koşullarından korunma yoluna gittiği ifade edilmiştir. Bağımsız tedarikçilerin söz konusu
protokol uygulamasını hayata geçirebilme imkanının bulunmadığı iddia edilmiştir.
(1184) Nitekim, bağımsız tedarikçilerin ENERJİSA ile aynı şartlarda söz konusu protokol
uygulamalarını hayata geçirebilme kabiliyetine sahip oldukları, zira diğer tedarikçilerin
piyasadaki maliyet kalemleri ile düzenlenen tarife fiyatları arasındaki marjın azaldığı dönem
içerisinde kaybetmek istemedikleri müşterilerine "askı dönemi" öngören bir sözleşme veya
ek protokol imzalatarak bu süreçte müşterinin son kaynak tedariki kapsamında ilgili dağıtım
bölgesinde yer alan GTŞ'den alım yapmasının sağlanması, sonrasında ise bu yönde
kurgulanan sözleşme çerçevesinde müşteriyi tekrar ikili anlaşma portföyüne geçirmesinin
mümkün olduğu öne sürülmüştür.
(1185) Bu noktada serbestleşen piyasa koşulları çerçevesinde, bağımsız tedarikçilerin piyasadaki
koşulların düzeleceğine inançlarının bulunmaması, bu sebeple protokol uygulamasını
"tercih etmemiş olmalarının", "imkanlarının bulunmadığı" yönünde yorumlandığı, bu
yönüyle ENERJİSA bünyesindeki GTŞ’lerin ek protokol uygulaması ile piyasadaki rekabeti
kısıtladığına kanaat getirildiği iddia edilmiştir.
225 Case COMP/B-1/37966
18-27/461-224
393/436
(1186) Esasen söz konusu bağımsız tedarikçilerin piyasadan çekiliyor olmasının piyasanın
geleceğine olan inançsızlıklarından kaynaklandığı, diğer bir yönüyle ek protokol
uygulaması gibi alternatif bir çözüm önerisi aramadıklarının açık olduğu dile getirilmiştir.
(1187) İlgili bağımsız tedarikçiler bakımından yapılacak bir incelemede protokol uygulamasının
hayata geçirilmesinde herhangi bir piyasa engeli olmadığının görüleceği ve bu yönüyle
pazar kapama etkisinin oluştuğunun kabulünde dahi rekabet karşıtı bir eylemin
bulunmadığı, zaten ek protokol uygulamasının piyasada hâlihazırda tek alternatifi olan
yöntemin, sözleşmelerin feshedilmesi olduğu belirtilmiştir.
(1188) Rekabet hukukunun temel amacı olan tüketici refahının tesis edilmesine ve daha önemlisi
perakende elektrik satış piyasasında serbestleşme konusundaki kullanıcının genel
değerlendirmesine olumlu hiçbir katkısı olmayacak bu yöntem yerine tüketicilerin piyasa
koşullarının düzelmesinin akabinde K2 portföylerine geçmesini öngören ek protokol
uygulamasının, rekabetçi zarar doğuran bir davranıştan çok rekabetçi koşullar
çerçevesinde tüketici refahına hizmet eden bir çözüm önerisi olduğu savunulmuştur.
(1189) İkili anlaşmalar bakımından tedarikçinin "portföyünde kalma ve fesih ihbar sürelerini
gözetme yükümlülüğü" bulunuyorken, bunun K1 portföyünde neden bulunmadığının
sorgulanması gerektiği, bu noktada her ne kadar K1 portföyünün bir kısmının tedarikçilere
kapatılmasının serbestleşme sürecinin bir gereği kabul edilse de bunun normal şartlar
altında geçerli olan bir varsayım olduğu belirtilmiştir.
(1190) Mevcut iddialar bakımından ek protokolün rekabetçi endişe yarattığı düşünülen tek
özelliğinin belirli süreler ile müşterilerin ENERJİSA portföyü ile bağlı kalması, bir başka
deyişle ek protokol imzalayan müşterilerin taleplerini belirlenen süreler ile ENERJİSA
bünyesindeki GTŞ'lerden karşılaması olduğu göz önünde bulundurulduğunda, söz konusu
uygulamanın geçmiş tarihli Kurul kararları ile Komisyon uygulaması ışığında
gerçekleştirilecek bir analiz kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmiştir.
(1191) Ek protokol uygulaması kapsamında ENERJİSA bünyesindeki GTŞ'lerin haksız kazanç
elde etmiş olması iddiası çerçevesinde dosyada yer alan hesaplamaların yanlış olduğu ve
Tablo 7’nin eldeki veriler ışığında tekrar oluşturulduğu, ENERJİSA bünyesindeki GTŞ’Ier
tarafından K1 portföyüne geçirilen müşterilerden elde edilen bir faydanın mevcut olmadığı,
bir başka deyişle ENERJİSA'nın uygulamadan zarar ettiği, Revize edilen tablonun hesap
hataları da düzeltilmiş versiyonunun aşağıdaki gibi olduğu belirtilmiştir.
Tablo 14: Tablo 7’nin Düzeltilmiş Hali
Ağustos Eylül Ekim Kasım Toplam
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
(1192) Bu doğrultuda iddia konusu uygulama ile ENERJİSA bünyesindeki GTŞ'lerin haksız kazanç
elde ederek rakiplerini pazardan dışlamadığı, aksine uygulama kapsamında müşterilere
sağlanan ilave faydalar nedeniyle soruşturma tarafı şirketlerin zararının söz konusu olduğu
iddia edilmiştir.
18-27/461-224
394/436
(1193) Nitekim Kurum tarafından incelemeye alınması neticesinde söz konusu ek protokol
uygulamasına ivedilikle son verildiği ve bu yönüyle, yalnızca 2017 Ağustos ile 2017 Kasım
dönemleri arasında uygulanan ek protokollerin, ilgili pazarda rekabetçi bir zarara sebebiyet
vermeyeceği öne sürülmüştür.
(1194) Söz konusu uygulama bakımından ek protokol imzalanması suretiyle K1 portföyüne
geçirilen müşteri sayısının toplam müşteri portföyü içindeki konumu dikkate alındığında ilgili
pazardaki olası kapama etkisinin de oldukça düşük olacağı, bu kapsamda iddia konusu
uygulamanın yukarıda yer verilen geçmiş tarihli Kurul kararları ile Komisyon
uygulamasında benimsenen yaklaşım ışığında değerlendirilmesi gerektiği, bu çerçevede
iddia konusu uygulamanın ilgili pazardaki etkilerinin uygulamanın süresi ve pazardaki
kapsamı bakımından detaylı bir şekilde analiz edilmesi gerektiği, sonuç olarak dört ay gibi
dikkate değer olmayan bir süre ile münhasırlık yaratabileceği ifade edilen iddia konusu
uygulamanın 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesini ihlal etmesinin hiçbir surette söz konusu
olamayacağı ifade edilmektedir.
I.7.12.2. Ek Protokol Uygulaması ile ilgili Pazarda Rekabetin Kısıtlandığına İlişkin
Savunmaların Değerlendirilmesi
(1195) 2016 Ocak döneminden itibaren gerek mesken, gerek ticarethane ve sanayi tarifelerinde
yaşanan durgunluk gerekse PTF ile piyasa oyuncularına yansıtılan YEK maliyetlerinde
sürekli yaşanan dramatik artışın, piyasadaki fiili fiyat ile tedarikçilerin maliyetleri arasındaki
farkın azalmasına sebebiyet verdiği, bu yönüyle geçtiğimiz yıl içinde K1 portföyüne geçiş
yapılmasının piyasa oyuncuları bakımından zaruret haline geldiği, piyasada artan
maliyetlerin bir yansıması olarak K1 portföyüne geçirilen tüketicilerin, piyasa koşullarının
düzelmesiyle birlikte tekrar K2 portföyüne geçebilmelerini sağlamak adına “ek protokol”
imzalanmasının bir çözüm önerisi olarak ENERJİSA tarafından uygulandığı, dosyada ifade
edilen rekabet karşıtı etkilerden herhangi birinin ENERJİSA bünyesindeki GTŞ’lere
atfedilmesinin mümkün olmadığı, protokol imkanına sadece ENERJİSA bünyesindeki
GTŞ’lerin sahip olduğu ve söz konusu imkandan yararlanılmasının, müşterilerini olumsuz
piyasa koşullarında kendi K1 portföylerine geçiremeyen BTŞ’ler bakımından itibar kaybına
neden olduğunun dosya kapsamında ifade edildiği, ancak bu durumun ek protokol
uygulamasıyla bir alakasının olmadığı savunması yapılmıştır. Hakkında soruşturma
yürütülen GTŞ’lerin ek protokol uygulaması yapmasının BTŞ’lerin itibar kaybına uğradığına
ilişkin bir ifade dosyada yer almamaktadır. Dosyada piyasadaki kriz durumlarında bağımsız
tedarikçilerin zararına da olsa tedarike devam etme ve zarar etmemek adına müşteriyi
düzenlenen portföye gönderme (itibar kaybı) şeklinde iki seçeneğinin bulunduğu, bahsi
geçen GTŞ’lerin ise “ek protokol” uygulamasıyla iki riskten de kurtulduğu ifade edilmektedir.
(1196) Türk elektrik piyasasındaki serbestleşme sürecinde dağıtım şirketleri ile GTŞ’lerin birlikte
özelleştirilmesinin öngörüldüğü, öte yandan oluşturulan düzenleyici kurallar bütünü
uyarınca GTŞ’lerin hem son kaynak tedariki hem de ikili anlaşmalar kapsamında faaliyet
gösterebilmesine imkan tanındığı, dolayısıyla olası pozitif ve negatif sonuçlarının
değerlendirilmesi çerçevesinde dağıtım şirketi ve GTŞ’lerin bir arada olması yönünde bir
politika kararı verildiği, mevcut soruşturma kapsamında bu kararı eleştirir bir yaklaşım
benimsenmemesi gerektiği, kaldı ki, söz konusu negatif sonuçların belirli bir oranda
bertaraf edilebilmesi adına dağıtım şirketlerinin özelleştirmesinin ihale usulüne göre
yapıldığı, ihaleyi kazanan şirketlerin devlete yüksek miktarda bedel ödediği savunması
hakkında; öncelikle belirtmek gerekir ki, dağıtım ve perakende satış şirketlerinin birlikte
özelleştirilmesinin ve yapılan ihalelerde yüksek bedel ödenmesinin işbu soruşturma ile bir
ilgisi bulunmamaktadır. Buna ek olarak, GTŞ’lerin hem K1 hem de K2 portföyü yönetmesi
çerçevesinde yetkilendirilmesinin amacının GTŞ’lerin iki portföyü ilişkilendirerek veya
birbirleri arasında kaydırma yaparak daha fazla kazanç elde etmesinin sağlanması değil,
kendi tedarikçisini seçemeyecek durumda olan müşterilerin korunması olduğu açıktır.
18-27/461-224
395/436
(1197) Protokolün yukarıda yer verilen hükümlerinin dosyadaki endişelere temel teşkil ettiğinin
vurgulandığı, anılan uygulamanın rekabeti kısıtlayıcı etkileri arasında sıralanan “ikili
anlaşmaların süresinden önce feshedilmesi nedeniyle bağımsız tedarikçilerin uğradığı
itibar kaybı” konusuna dikkat çekildiği, bu noktada belirtilmesi gereken en önemli hususun
ek protokol ve benzeri uygulamaların bahsedilen itibar kaybına gerekçe olarak
gösterilmesinin mümkün olmadığı savunması yapılmıştır. Ek protokol uygulamasının
bağımsız tedarikçilerin her halükarda itibar kaybetmesine neden olduğu dosyada ifade
edilmemiştir. İfade edilen durum bağımsız tedarikçilerin piyasadaki kriz dönemlerinde
karşılaştıkları ikilemdir.
(1198) Piyasada yaşanan maliyet artışlarına karşın tarifelerdeki fiyatların baskılanması
neticesinde pazarda karlı bir şekilde faaliyet göstermenin olanaklı görülmediği, dolayısıyla
ek protokol uygulaması olmasa dahi olumsuz piyasa koşullarının piyasadaki ikili anlaşma
portföylerinde düşüşe neden olacağı ve tam tersine piyasada yer alan tedarikçilere ilişkin
ikili anlaşma portföylerinden, ilgili dağıtım bölgelerinde yer alan GTŞ’lerin düzenlenen tarife
portföylerine geçişleri artıracağının düşünüldüğü, bu kapsamda itibar kaybı olarak
nitelendirilen hususun ENERJİSA bünyesindeki GTŞ’lerin satış stratejilerine atfedilebilir
olmaktan çok piyasadaki maliyet yapısından ve alternatif düzenlenen tarife fiyatlarının
kamu politikası olarak maliyetlerden etkilenmesinin önüne geçilmesinden kaynaklandığı
savunması da bulunmaktadır. Tekrar belirtmek gerekir ki, ek protokol uygulamasının
bağımsız tedarikçilerin itibar kaybına uğrattığına ilişkin herhangi bir husus dosyada yer
almamaktadır. Buna ek olarak, ek protokol uygulaması kapsamında sorunlu olan husus,
müşterilerin K1 portföyüne gönderilmesi değil, K1 portföyüne ancak ikili anlaşmalar
kapsamında getirilebilecek yükümlülüklerle birlikte gönderilmesi ve bu şekilde normal
şartlar altında “akışkanlığı” oldukça yüksek olan bir müşteri grubunun “akışkanlığının”
GTŞ’lerin lehine kesilmesidir. Burada olması gereken durum, öncelikle söz konusu tüketici
ile akdedilen ikili anlaşmanın feshedilmesi, daha sonra söz konusu tüketici ile PSS
sözleşmesi imzalanması ve bundan sonra tercih edilmesi durumunda aynı tüketici ile ikili
anlaşmanın imzalanmasıdır. Ancak inceleme konusu ek protokol, söz konusu sıralamada
üçüncü aşamada yer alan ve K1 grubundan tekrar K2 grubuna geçilmesi aşamasında
protokol kapsamındaki tüketiciler için cereyan etmesi gereken rekabetçi yarışı bertaraf
etmekte ve ilgili pazarlarda mobilitesi en yüksek olan serbest tüketicileri, onların rızaları
dahilinde olsa dahi, GTŞ bünyesinde alıkoymaktadır.
(1199) Ek protokol benzeri uygulamaların rakip tedarik şirketleri tarafından da uygulanabildiğinin
dosyada da kabul edildiği, bu anlamda BTŞ’lerin piyasa koşulları olumsuz seyrettiği dönem
öncesinde ikili anlaşma portföylerinde yer alan müşterileri belirli sürelerle müşterinin içinde
bulunduğu dağıtım bölgesinde faaliyet gösteren GTŞ’nin K1 portföyüne göndermesinin, bu
dönem süresince müşterinin başka bir ikili anlaşma portföyüne geçişi halinde müşteri
aleyhine cezai bedel öngörmesinin ve yapılacak bildirim üzerine ikili anlaşma kapsamında
yapılan tedarike devam etmesinin mümkün görüldüğü, öte yandan piyasa koşullarının
olumsuz sürdüğü dönemde GTŞ’lerin müşterisine ikili anlaşma kapsamında tedarike
devam etmemesi ve mecburen müşteriyi K1 portföyüne göndermesinin müşteri gözünde
en az benzer uygulamayı gerçekleştirecek bağımsız tedarikçi kadar itibar kaybına yol
açacağının değerlendirildiği savunması da bulunmaktadır. İlk olarak belirtmek gerekir ki,
BTŞ’lerin ek protokol uygulamasının bir benzerini hayata geçirmeleri gibi bir ihtimal
bulunmamaktadır. Söz konusu uygulamanın esası K1 ve ikili anlaşma portföylerinin aynı
elden yönetilmesine bağlıdır. Ayrıca ek protokol hükümlerinden de görüleceği üzere,
hakkında soruşturma yürütülen GTŞ’ler belli şartlar altında ek protokolü imzalattıkları
müşterilere ödeme yapmaktadırlar, bu şartlar altında müşteriler nezdinde itibar kaybına
uğranması önermesi gerçekçi değildir.
18-27/461-224
396/436
(1200) 4054 sayılı Kanun’un ve ikincil mevzuatın odak noktasının haksız kazancın yasaklanması
değil, hakim durumdaki teşebbüslerin ilgili pazarda rekabetçi bir zarar doğurmasının
önlenmesi olduğu, bu noktada serbest piyasada müşterilere sunulabilecek maliyet üzerinde
fiyat teklifleri bakımından uygulanabilir marjın 2017 Ağustos sonrasında oldukça küçük
olduğu, bu bağlamda anılan dönemde sanayi ve ticarethane müşterilerine verilecek maliyet
üzeri ikili anlaşma fiyat tekliflerinin, ilgili dönem bakımından belirlenen düzenlenen tarife
fiyatlarından düşük olacağı veya bu fiyatlardan avantajlı olmayacağının gözler önüne
serildiği, GTŞ’lerin serbest tüketici sıfatını haiz olup, herhangi bir tedarikçi ile ikili anlaşma
imzalamamış tüketicilere son kaynak tedariki kapsamında düzenlenen tarifeler üzerinden
elektrik sağlamasına ilişkin yükümlülüğü 6446 sayılı Kanun’un 10. maddesi ve Lisans
Yönetmeliği’nin 34/4(b) maddesinde öngörüldüğü, ek protokole ilişkin iddialar yönünden
dikkate alınması gereken dönemde, PTF ve YEK maliyetlerinin artmasının ikili anlaşma
pazarında faaliyet gösteren tedarik lisansı sahibi şirketlerin müşterilerine düzenlenen tarife
fiyatlarına nazaran avantajlı fiyat teklifleri sunamamasına neden olduğu, bu durumun
müşterilerin içinde bulundukları dağıtım bölgesine son kaynak tedarikçisi olarak faaliyet
gösteren GTŞ’lere yönelmesine sebep olduğu, dosyadaki sayaç bazlı verilerin de 2017 yılı
Temmuz ayından itibaren iddialara konu müşteri grubu bakımından düzenlenen pazara
geçişlerde bir artış eğiliminin gözlendiği, Temmuz 2017 döneminden itibaren müşterilerin
ilgili bölgede yer alan GTŞ’nin düzenlenen portföyüne geçiş yönünde bir eğilimi
gösterdiğinin anlaşıldığı, iddia konusu uygulama ile ENERJİSA’nın düzenlenen portföye
yalnızca 55 sanayi müşterisini geçirdiği, öte yandan GTŞ’lerin düzenlenen portföylerindeki
artışın, iddia konusu uygulama nedeniyle mi yoksa ikili anlaşma fiyatları üzerinde piyasa
koşullarından kaynaklanan yukarı yönlü baskı nedeniyle mi ortaya çıktığının açıklanmadığı,
bu kapsamda iddia konusu uygulama çerçevesindeki geçişlerin ilgili dönemdeki toplam
geçişlere kıyasla ne kadarlık bir bölümü ifade ettiğinin analiz edilmesinin uygulama ile iddia
edilen dışlayıcı etki arasında bir nedensellik bağının bulunup bulunmadığının gösterilmesi
bakımından önem arz ettiği savunması yapılmıştır. Herhangi bir tedarikçinin karşılaştığı
zorluklar karşısında müşterisini son kaynak tedarikine yönlendirmesi normal bir süreçtir.
Ancak işbu dosya kapsamında sorunlu olan husus düzenlenen tarifeler üzerinden yapılan
tedarik ile ikili anlaşmalar kapsamında yapılan tedarikin birbiriyle ilişkilendirilmesi ve bu
şekilde de ilgili müşterilerin GTŞ’nin düzenlenen portföyünde hizmet almaya devam
ederken serbest tüketici ilgili pazarında GTŞ’nin kendisi lehine olacak şekilde
kilitlenmesidir. Ek protokol uygulaması kapsamında K1 portföyüne alınan müşterilerin, K1
portföyüne geçen müşterilerinin ne kadarı olduğuna ilişkin bir hesaplamanın gerçekçi
olmayacağı belirtilmelidir. Bunun yerine Grafik 132’de gösterilen ek protokol kapsamında
bulunan tüketim ile ilgili bölgedeki bağımsız tedarikçi başına düşen tüketim portföyünün
karşılaştırılması daha sağlıklı olacaktır. Buna ek olarak 2017 Ekim ayı itibariyle bağımsız
tedarikçilerin portföyünde bulunan müşteri sayısının (…..) olduğu, öte yandan üç bölgede
faaliyet gösteren tedarikçi sayısının “en az” (…..) olduğu düşünüldüğünde tedarikçi başına
müşteri sayısının yaklaşık (…..) olduğu görülmekte, bu anlamda (…..) müşterinin bir
tedarikçinin sahip olduğu ortalama portföyün iki katından daha fazla olan bir portföye
tekabül ettiği anlaşılmaktadır. Söz konusu veriler ek protokol uygulamasının pazarı kapatıcı
etkisini ortaya koymaktadır.
(1201) 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi bakımından bir tasnif yapılması durumunda ek protokol
uygulaması kapsamında GTŞ’lerin rakiplerinden farklı olarak olumsuz piyasa koşullarının
hakim olduğu dönemde elde ettiği kazancın (bir başka deyişle avantajın), ilk olarak dışlayıcı
davranış bakımından değerlendirilmesi gerektiği, ilgili davranışın dışlayıcı davranış
niteliğini, ortaya koyacak şekilde, GTŞ’lerin ikili anlaşma kapsamındaki müşterilerini K1
portföyüne geçirmesi nedeniyle faaliyetlerinde karlı bir şekilde devam edebilmesinin
rakiplerinin pazar erişimini veya pazarda karlı bir şekilde gelişmesini engelleyici bir etkisi
olduğunun gösterilemediği, piyasadaki maliyet oluşumu ve düzenlenen tarifelerin kamu
18-27/461-224
397/436
politikaları neticesinde bilinçli olarak düşük seviyede tutulmasının, BTŞ’lerin anılan tarife
fiyatları altında maliyetlerine ek olarak makul bir kar oranı elde edecek şekilde fiyatlama
yapmasına her şekilde elverişli olmadığı, GTŞ’lerin iddia konusu davranışta bulunmasının,
piyasanın yapısı ve maliyetlerin artmasından kaynaklanan pazar koşulları olduğu, Belge
81’de yer alan “Özellikle aralık ayı gün öncesi fiyatlarında yaşanan sıkıntılar sebebiyle”
ifadesinin rakiplerin dışlanması motivasyonundan çok ilgili GTŞ’lerin ikili anlaşma
portföylerindeki müşterilerden zarar etmesinin önlenmesi amacına işaret ettiği öne
sürülmüştür. Daha önce de ifade edildiği üzere, GTŞ’lerin ikili anlaşma portföyü
kapsamında yaptığı tedarikten göreceği zararı azaltmak amacıyla ilgili müşterileri son
kaynak tedarikine göndermesi ticari pratikler bakımından makuldür. Ancak işbu dosya
kapsamında incelenen husus, son kaynak tedarikine gönderilen müşteri ile yapılan ek
protokoldeki hükümler neticesinde bu müşterilerin fesih bedellerine maruz kalması ve bu
şekliyle de, piyasa koşullarının düzelmesi durumunda dahi sadece GTŞ’nin ikili anlaşma
portföyüne geçiş yapabilecek olmasıdır. Savunmada olmadığı ileri sürülen rakiplerin
dışlanma etkisi tam da bu noktada ortaya çıkmaktadır. Öyle ki, piyasadaki şartlar
düzeldiğinde normal şartlar altında bağımsız tedarikçilerin erişimine açık olan K1
portföyündeki müşterilere olan erişim ek protokol hükümleri çerçevesinde kısıtlanmaktadır.
Ayrıca ENERJİSA’nın kendi elektrik dağıtım bölgeleri dışında da bu uygulamayı
gerçekleştirme kapasitesi olmadığı belirtilmelidir.
(1202) Ek protokolün 2. maddesi uyarınca müşterinin düzenlenen tarife üzerinden alım
yapmasının, askı süresince içinde bulunduğu dağıtım bölgesindeki GTŞ’den alım yapması
öngörüldüğü, ilgili GTŞ’ler tarafından gerçekleştirilecek bir bildirimi takiben askı süresinin
sona erdirilerek müşterinin tekrar ENERJİSA ikili anlaşma portföyüne geçirilmesinin
hükmolunduğu, ek protokolde yer alan 4. maddede ise müşterinin askı döneminde ilgili
GTŞ dışında kalan bağımsız bir tedarikçiden alım yapması ve kendisine yapılan bildirim
üzerine ilgili GTŞ’nin ikili anlaşma portföyüne geçmemesi durumunda haksız feshe ilişkin
hükümlerin uygulanacağının ifade edildiği, askı döneminde gerçekleştirilecek tedarikin
münhasıran ENERJİSA bünyesindeki GTŞ’ler tarafından değil, müşterinin içinde
bulunduğu dağıtım bölgesinde faaliyet gösteren diğer GTŞ’lerce de gösterilmesine imkan
tanındığı, bu kapsamda müşterilere sunulan faydaların yalnızca müşterinin ENERJİSA
bünyesindeki GTŞ’lerin faaliyet gösterdiği dağıtım bölgelerinden birinde yer alma şartına
bağlanmadığının anlaşılmasının, uygulamanın rakipleri dışlayıcı amaç içermediğinin ortaya
konması bakımından yararlı olacağı savunulmuştur. Ek protokol uygulamasının bölge
dışındaki herhangi bir müşteriye uygulandığına ilişkin bir bulgu olmadığından savunmada
ileri sürülen önerme kabul edilmemiştir.
(1203) Ek protokol kapsamında değinilmesi gereken temel konunun fiili ya da sözleşmesel
münhasırlık olduğu, Kılavuz’da münhasırlık içeren anlaşmaların değerlendirilmesine ilişkin
sayılan unsurlardan mevcut soruşturma bakımından önemle dikkate alınması gerekenlerin
incelenen davranışın kapsamı ve süresinin yanı sıra ilgili pazardaki koşullar olduğu, geçmiş
tarihli Kurul kararları incelendiğinde münhasır tedarik anlaşmaları bakımından Kurul’un
davranışın rekabet kurallarına aykırılığını değerlendirirken ilgili anlaşmanın kapsamını ve
süresini dikkate aldığının görüldüğü, dosyada bu türden bir değerlendirmenin yer almadığı,
mevcut soruşturma bakımından Kurul’un geçmiş tarihli kararları ışığında bir değerlendirme
gerçekleştirmesinin, soruşturma tarafı teşebbüsler nezdinde hukuki öngörülebilirlik
sağlanması adına oldukça önemli olduğu, bu kapsamda anılan uygulamanın süre ve
kapsam bakımından göz ardı edilebilir olmasının mümkün olduğu, zira ön sözleşme
uygulamasının yalnızca dört aylık bir süre ve (…..) müşterilik bir kapsam ile bilinçli olarak
sınırlandırıldığı savunmasına yer verilmiştir. Hemen belirtmek gerekir ki, elektrik
piyasasında müşteri ile tedarikçi arasındaki ilişki mevcut piyasa yapısında münhasırdır. Bu
çerçevede ilgili müşterinin ikili anlaşma yapmış olduğu tedarikçi dışındaki bir tedarikçiden
elektrik temin etmesi mümkün değildir. Dosyada söz konusu uygulamanın süresine ve
18-27/461-224
398/436
kapsamına ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmadığı iddiasına katılmak mümkün
gözükmemektedir. Zira dosyada uygulamanın eldeki veriler çerçevesinde 2017 Ağustos-
Kasım döneminde yapıldığı gösterilmiş ve (…..) müşteriyi kapsadığı ifade edilmiştir. Öte
yandan söz konusu uygulama özelliği itibarıyla zaten uzun süreler uygulanmasına gerek
olmayan bir uygulamadır, Türkiye enerji piyasalarında karşılaşılan darboğaz dönemleri
geçildiğinde uygulamanın sürdürülmesine de gerek kalmamaktadır. Bu nedenle
incelemeye konu uygulamanın kendi özellikleri bağlamında değerlendirilmesi gerektiği, kriz
dönemlerinin kendisinin o dönemler bakımından zaten yeterince uzun bir süre olduğu ve
nihayetinde bu uygulamanın da pazarı kapayıcı nitelikteki diğer kötüye kullanma eylem ve
uygulamaların oluşturduğu bütünün bir parçasını oluşturduğunu hatırda tutmak
gerekmektedir.
(1204) Dosyada eylemin etkilerine yönelik yapılan hesaplamalar kabul edilmeyerek iddia konusu
davranışın pazardaki kapsamının oldukça sınırlı olduğu, öte yandan davranışın ihlal
olduğunu gösterebilmek adına Kurul ve Komisyon uygulamasında benimsenmediği
görülen hesaplama metotlarının benimsenmesi durumunda sağlıklı sonuçlara
ulaşılamayacağı ileri sürülmüştür. Ek protokol uygulaması kapsamında bulunan
müşterilerin tüketimlerinin toplam K1 portföyüyle ya da bağımsız tedarikçilerin toplam
portföyü ile kıyaslanması yanıltıcı olabilecektir. Bu sebeple, ek protokol kapsamında
bulunan tüketimi bir anlamda bir tedarikçinin piyasaya girmesi için sahip olunması gereken
piyasa ölçeği olarak kabul edilebilecek tedarikçi başı tüketimle karşılaştırmak daha doğru
olacaktır. Bu bağlamda ek protokol uygulamasının, Başkent ve Toroslar bölgesinde
piyasaya yeni girecek bir tedarikçinin ihtiyaç duyacağı tüketim ölçeğinin üzerinde, İstanbul
Anadolu Yakası’nda ise söz konusu ölçek mertebesindeki bir tüketimi kapattığı
anlaşılmaktadır. Bu çerçevede ek protokol uygulamasının, fiili anlamda bir kapama
etkisinden söz edilemeyecekse de, söz konusu uygulamanın potansiyel bir kapama
etkisine sahip olduğu dile getirilmelidir. Diğer yandan pazarı kapayıcı etkinin varlığından
bahsetmenin tek geçerli yolunun ille hakim durumdaki teşebbüsün kötüye kullanmaya konu
eyleminin ilgili pazardaki tüm diğer rakiplerin toplamını aşması gerektiği yaklaşımının,
rekabet hukukunu, piyasalarda rekabetin korunması amacını gerçekleştirmede bir kere bile
zamanında müdahale edemeyen bir alana dönüştüreceği belirtilmelidir. Bu anlamda
pazarın rakiplere kapatılmasını, hakim durumdaki teşebbüsün tekelleşmesine yol açan
veya açacak eylemlerin yol açacağı sonuçlar olarak yorumlamak yerine, Kılavuz’da yer
aldığı üzere, “… hâkim durumdaki teşebbüsün davranışları sonucunda tüketicilerin
zararına olacak şekilde mevcut ya da potansiyel rakiplerin … pazarlara ulaşımının
zorlaştırılması ya da engellenmesi” olarak ele almanın isabetli olduğu aşikardır.
(1205) Ek protokol uygulaması neticesinde sağlanan refahın tespiti bakımından bir diğer önemli
hususun eş etkinlikteki rakip testi olduğu, bu testin ek protokol uygulaması kapsamında
incelenmesinin ise, diğer tedarikçilerin piyasadaki maliyet kalemleri ile düzenlenen tarife
fiyatları arasındaki marjın azaldığı dönem içinde kaybetmek istemedikleri müşterilerine
“askı dönemi” öngören bir sözleşme veya ek protokol imzalatarak bu süreçte müşterinin
son kaynak tedariki kapsamında ilgili dağıtım bölgesinde yer alan GTŞ’den alım yapmasını
sağlaması, sonrasında ise bu yönde kurgulanan sözleşme çerçevesinde müşteriyi tekrar
ikili anlaşma portföyüne geçirmesinin mümkün olduğu, bu noktada serbestleşen piyasa
koşulları çerçevesinde, bağımsız tedarikçilerin piyasadaki koşulların düzeleceğine
inançlarının bulunmaması, bu sebeple protokol uygulamasını “tercih etmemiş olmalarının”,
dosyada “imkanlarının bulunmadığı” yönünde yorumlandığı, bu yönüyle ilgili GTŞ’lerin ek
protokol uygulaması ile piyasadaki rekabetin kısıtlandığına kanaat getirildiği, eş etkinlik
testinin bir gereği olan rakip teşebbüslerin ilgili davranışı gerçekleştirebilme kabiliyetini
incelemeden, salt bağımsız tedarikçilerin benzer bir protokol yapamayacakları varsayımına
dayanarak pazar kapama etkisinin tespit edildiği, ek protokol uygulamasının piyasada
halihazırda tek alternatifi olan yönteminin sözleşmelerin feshedilmesi olduğu, rekabet
18-27/461-224
399/436
hukukunun temel amacı olan tüketici refahının tesis edilmesine ve daha önemlisi
perakende elektrik satış piyasasında serbestleşme konusundaki kullanıcının genel
değerlendirmesine olumlu hiçbir katkısı olmayacak bu yöntem yerine tüketicilerin piyasa
koşullarının düzelmesinin akabinde K2 portföylerine geçmesini öngören ek protokol
uygulamasının, rekabetçi zarar doğuran bir davranıştan çok rekabet koşulları çerçevesinde
tüketici refahına hizmet eden bir çözüm önerisi olduğu, ikili anlaşmalar bakımından
tedarikçinin “portföyünde kalma ve fesih ihbar sürelerini gözetme yükümlülüğü”
bulunuyorken, bunun K1 portföyünde neden bulunmadığının soru işareti olduğu, bu
noktada her ne kadar K1 portföyünün bir kısmının tedarikçilere kapatılması serbestleşme
sürecinin bir gereği kabul edilse de bunun normal şartlar altında geçerli olan bir varsayım
olduğunun vurgulanmasının gerektiği, nitekim 2017 yılı piyasa koşullarında artan
maliyetlerin teşebbüsleri, müşterilerini K1 portföyüne geçirmek zorunda bıraktığı, bu
aşamada öngörülmüş olan protokol uygulamasının aynı şartlarda bağımsız tedarikçiler
tarafından uygulanmasında herhangi bir engel bulunmadığı savunması bakımından şunlar
dile getirilmelidir: Ek protokol uygulamasının ikili anlaşma portföyü ile düzenlenen portföy
arasında bağlantı kurarak, normal şartlar altında tüm piyasa katılımcılarının herhangi bir
engel olmaksızın erişebileceği düzenlenen portföy müşterilerine olan erişimin kısıtladığı
düşünüldüğünde, söz konusu uygulamanın “fiyat dışı” bir uygulama olduğu aşikardır. Bu
sebeple fiyata ilişkin davranışlar kapsamında kullanılan “Eş Etkinlikteki Rakip” testinin söz
konusu davranışa uygulanması mümkün değildir. Dosya kapsamında bağımsız
tedarikçilerin ek protokol uygulamasına benzer bir uygulamada bulunduklarına ilişkin bir
değerlendirme bulunmamaktadır. Dosyada bağımsız tedarikçilerin kriz dönemlerinde
müşterilerinden fiyat revizesi istedikleri, bunun olmaması durumunda da ilgili müşterileri
kesin olarak kendi portföylerinden çıkararak K1 portföyüne gönderdikleri ifade edilmektedir.
Bağımsız bir tedarikçi benzer bir uygulama yapmak istediğinde, müşterisini PSS
imzalaması için ilgili GTŞ’ye yönlendirmesi gerekmekte, bu bağlamda ilgili tedarikçi müşteri
üzerindeki kontrolünü kaybetmekte ve müşteri açısından ayrı bir işlem maliyeti
yaratmaktadır. Halbuki, Belge 82’de yer alan “Müşteriye Ek protokol ile birlikte PSS
(Perakende Satış Sözleşmesi) imzalatılacaktır.” ibaresine bakıldığında, ENERJİSA
bünyesinde bulunan GTŞ’lerin müşterilerine ek bir işlem maliyeti yaratmayarak ek protokol
ile PSS’yi bir arada imzalattıkları görülmektedir. Öte yandan hem K1 hem de K2 portföyünü
GTŞ’lerin yönettiği düşünüldüğünde GTŞ’nin müşteri üzerindeki kontrolünü kaybetmediği
izahtan verastedir. Ayrıca ek protokol uygulaması kapsamında hakkında soruşturma
yürütülen GTŞ’lerin düzenlenen tarifede öngörülen aktif enerji bedelinin ikili anlaşma
kapsamında öngörülen aktif enerji bedelinden fazla olması durumunda, aradaki farka 2
TL/mWh’lik bir ücret daha ekleyerek ve ilgili müşterinin tüketimi ile çarparak müşteriye
ödemede bulunduğu anlaşılmaktadır. Bağımsız bir tedarikçinin böyle bir uygulama içine
girmesi durumunda, tedarik kapsamında zarar ettiği için portföyünden çıkarmış olduğu
müşteriden zarar etmeye devam etmesi gibi irrasyonel bir sonuç ortaya çıkacaktır.
Bağımsız tedarikçi tarafından yapılması irrasyonel olan bir davranışın GTŞ’ler tarafından
yapılmasını anlamlı kılan sebepler GTŞ’lerin müşterilerini yolladıkları K1 portföyünü de
yönetiyor ve söz konusu portföyden de gelir elde ediyor olmasıdır. Öyle ki, hakkında
soruşturma yürütülen GTŞ’ler her ne kadar müşteriye belli şartlar altında belli ödemelerde
bulunsalar da, K1 portföyü çerçevesinde düzenlenen tarifeler üzerinden garanti bir kazanç
elde etmektedir. Öte yandan, müşterisini K1’e gönderen bir bağımsız tedarikçi, müşterinin
K1’de olduğu süreçte herhangi bir gelir elde etmemekte, ek protokol kapsamındaki
uygulamayı gerçekleştirdiği durumda, aksine müşteriye para ödemektedir. Söz konusu
açıklamalar ışığında GTŞ konumunda bulunmayan bir tedarikçinin ek protokol benzeri bir
uygulama yapma şansının bulunmamaktadır.
18-27/461-224
400/436
(1206) Tablo 7’deki hesaplamaların yanlış olduğunun fark edildiği ve tablonun eldeki veriler
ışığında tekrar oluşturulduğu, söz konusu çalışma neticesinde ENERJİSA bünyesindeki
GTŞ’ler tarafından K1 portföyüne geçirilen müşterilerden elde edilen faydanın mevcut
olmadığı, bir başka deyişle ENERJİSA’nın uygulamadan zarar ettiği belirtilmiştir. Söz
konusu tabloda nasıl bir hesaplama hatası yapıldığı belirtilmemekte, öte yandan
savunmada yapılan tablodaki sayıların ne şekilde hesaplandığına ilişkin herhangi bir ayrıntı
paylaşılmamaktadır. Bu durum karşısında yapılan savunmanın değerlendirilmesi ve kabul
edilmesi mümkün değildir. Ayrıca dosyada benimsenen hesaplama yöntemine burada
tekrar yer verilmesinin faydalı olacaktır. Söz konusu çalışma kapsamında ilk olarak, ek
protokol kapsamında bulunan müşterilerin ilgili GTŞ’lerle yapmış oldukları ikili
anlaşmalarda yer alan fiyat bilgileri talep edilmiştir (sabit bir enerji bedeli olarak veya tarife
üzerinden verilen yüzdesel indirim olarak). Sonrasında ise sanayi tarifesinde yer alan aktif
enerji bedeli ile müşterilere önerilen fiyatlar arasındaki fark bulunmuş olup, tarife bedelinin
ikili anlaşma üzerinde olduğu müşteriler için bulunan farka ek protokolde ifade edildiği
üzere (…..) TL/mWh ekleme yapılmıştır. Böylelikle ENERJİSA bünyesinde bulunan
GTŞ’lerin ek protokol kapsamına aldıkları müşterilere yaptığı mWh başına düşen tutar
bulunmuş ve ilgili müşterilerin ilgili ayda yaptıkları mWh cinsindeki tüketimle çarpılarak,
ENERJİSA’nın ek protokol kapsamında bulunan müşterilere yaptığı ödeme elde edilmiştir.
Öte yandan ilgili aylardaki mWh başına düşen PTF ve YEK maliyetleri ile yine bir
tedarikçinin katlandığı düşünülen mWh başına diğer maliyetler elde edilmiş ve söz konusu
maliyetler ENERJİSA’nın müşterilere ikili taahhüt etmiş olduğu ikili anlaşma fiyatlarıyla
kıyaslanarak ENERJİSA’nın elektrik tedarikine devam etmesi durumunda katlanması
gereken mWh başına kar/zarar bulunmuştur. Hesaplama kapsamında yapılan son husus
ise, ek protokol uygulaması kapsamında yer alan müşterilere K1 portföyü kapsamında
yapılan elektrik tedariki nedeniyle GTŞ’lerin elde ettiği kazanç hesaplanmış ((…..) brüt kar
marjı esas alınmış, bulunan sayıdan %18 KDV düşülmüştür), ENERJİSA bünyesinde
bulunan GTŞ’lerin elde ettiği kazanç, zarar ve tasarruflar toplanmış ve söz konusu
şirketlerin ek protokol uygulaması kapsamında elde ettiği toplam faydaya ulaşılmıştır.
I.7.13. Taahhüt ve Otomatik Uzama içeren Sözleşmeler ile Serbest Tüketicilerin Rakip
Tedarikçi Portföyüne Geçişlerinin Engellenmesine İlişkin Savunmalar ve Bunlara
İlişkin Değerlendirme
I.7.13.1. Taahhüt ve Otomatik Uzama içeren Sözleşmeler ile Serbest Tüketicilerin
Rakip Tedarikçi Portföyüne Geçişlerinin Engellenmesine İlişkin Savunmalar
(1207) Halihazırda GTŞ'ler tarafından uygulanmakta olan ikili anlaşmaların öncelikle tüketim
miktarına dayalı olarak müşteri bazında (i) bireysel müşterilere yönelik ikili anlaşmalar, (ii)
kurumsal müşterilere yönelik ikili anlaşmalar olmak üzere ikiye ayrıldığı, kurumsal
müşterilere yönelik ikili anlaşmaların da kendi içinde büyük ölçekli müşterilere yönelik ikili
anlaşmalar ve orta ölçekli müşterilere yönelik ikili anlaşmalar olarak ikiye ayrıldığı, GTŞ'ler
tarafından uygulanan kurumsal müşterilere yönelik ikili anlaşmaların tamamının bir yıl
olmak üzere belirli süreli olduğu, büyük ölçekli müşterilere yönelik olan ikili anlaşmaların
ancak tarafların açık rızasının varlığı halinde (susma hiçbir şekilde zımni kabul olarak
değerlendirilmemektedir) sözleşme süresinin sonunda ve taraflarca müzakere edilecek
yeni koşullarla yenilendiği ve her iki tarafın da sözleşmenin yenilenmesine yönelik açık
rızasını ortaya koymaması durumunda sözleşmenin sona erdiği, sonrasında ilgili müşteri
serbest tüketici portföyünden çıkarılarak son kaynak tedariki kapsamına alındığı
dolayısıyla, otomatik yenileme iddiaları bakımından büyük ölçekli kurumsal müşterilere
yönelik sözleşmelerin kapsam dışında olduğu, orta ölçekli kurumsal müşterilere yönelik ikili
anlaşmalar bakımından da 02.11.2016 tarihine kadar aynı durumun geçerli olduğu, ancak
02.11.2016 tarihinde bu ikili anlaşmalara bir hüküm eklendiği, bu hüküm ile GTŞ'lerin ikili
anlaşmanın önceki dönem ile aynı koşullarla devam etmesi yönündeki teklifini sözleşmenin
18-27/461-224
401/436
bir yıllık süresinin sona ermesinden 60 gün önce müşterilere sunması ve bu teklifin
müşteriler tarafından açıkça reddedilmemesi durumunda, sözleşme süresinin aynı
koşullarla bir yıl daha uzatılmasının öngörüldüğü, bireysel müşterilere yönelik ikili
anlaşmaların ise kural olarak belirsiz süreli olduğu, bireysel müşterilere yönelik ikili
anlaşmaların "serbest tarifeli ikili anlaşmalar" ve "sabit tarifeli ikili anlaşmalar" olmak üzere
ikiye ayrıldığı, serbest tarifenin bireysel müşterilere yönelik ikili anlaşmalar bakımından baz
tarifeyi teşkil ettiği ve taraflar aksi yönde bir anlaşma yapmadıkça sözleşme süresince
müşterilere serbest tarifeli ikili anlaşma koşullarının uygulandığı, serbest tarifeli ikili
anlaşmalarda, tarifenin, abone grubuna ilişkin olarak ilgili mevzuat kapsamında varsa
düzenlemeye tâbi aktif elektrik enerjisi birim fiyatı da gözetilerek ENERJİSA tarafından
belirlendiği, sabit tarifeli ikili anlaşmalarda ise aktif elektrik enerjisi birim satış fiyatının,
maliyet değişimlerinden etkilenmeksizin değişmemek üzere ilgili tarife dönemi boyunca
sabitlendiği belirtilmiştir.
(1208) Serbest tarifeli ikili anlaşmalar kapsamında müşterilerden herhangi bir taahhüt alınmadığı,
dolayısıyla müşterilerin serbest tarifeli ikili anlaşmaları diledikleri zaman ve her ne ad
altında olursa olsun hiçbir ilave bedel ödemeksizin feshedebilecekleri, herhangi bir taahhüt
içermeyen serbest tarifeli ikili anlaşmalar belirsiz süreli olarak imzalandığı, bu anlaşmaların
belirsiz süreli olmasının, sözleşmeler kapsamında müşterilerden herhangi bir taahhüt
alınmaması dolayısıyla, müşterilerin rakip tedarikçilere geçişini hiçbir şekilde
zorlaştırmadığı dile getirilmiştir.
(1209) ENERJİSA bünyesindeki GTŞ'ler tarafından kullanılan sabit tarifeli ikili anlaşmalar
kapsamında ise müşterilerden bir yıl boyunca ilgili GTŞ ile olan abonelik ilişkilerini
sonlandırmayacakları yönünde bir taahhüt alındığı, müşterilerin bu bir yıllık taahhüt dönemi
içinde ikili anlaşmayı sonlandırmak istemeleri durumunda, taahhüde aykırı
davranışlarından dolayı GTŞ'lere bir ödeme yapmaları gerektiği ifade edilmiştir.
(1210) TKHK kapsamında tüketici sayılan müşteriler bakımından, taahhüdün bozulması halinde
ödenecek olan bedelin, TKHK ve abonelik sözleşmelerine ilişkin ikincil mevzuat
kapsamında düzenlenen esaslara göre hesaplandığı, TKHK kapsamında tüketici
sayılmayan müşteriler bakımından ise, taahhüdün bozulması halinde sözleşme serbestisi
çerçevesinde belirlenen bir cezai şartın belirlendiği dile getirilmiştir.
(1211) Serbest tarifeli ikili anlaşmaların aksine, sabit tarifeli sözleşmelerin belirsiz süreli olarak
imzalanmadığı ve bu sözleşmelerin süresinin daima bir yıl ile sınırlandırıldığı söylenmiştir.
(1212) Sabit tarifeli ikili anlaşmaların tarafının TKHK kapsamında tüketici sayılan müşteriler olması
durumunda, sabit tarifeli sözleşmelerin müşterinin açık rızası alınmaksızın uzatılmasının
asla söz konusu olmadığı, TKHK kapsamında tüketici sayılan müşteriler ile imzalanan ikili
anlaşmalar çerçevesinde, bir yıllık ikili anlaşma süresinin sona ermesinden 60 gün önce
ENERJİSA tarafından müşterinin bilgilendirildiği ve ikili anlaşmanın aynı koşullarla
yenilenmesine yönelik açık irade beyanında bulunmaması durumunda sabit tarifeli ikili
anlaşmanın sona ereceğinin ve müşteriye serbest tarifeli ikili anlaşma hükümleri
çerçevesinde hizmet sunulmaya devam edileceğinin ifade edildiği bildirilmiştir.
(1213) Müşterilerin ayrıca serbest tarifeli ikili anlaşmaları diledikleri zaman her ne ad altında olursa
olsun herhangi bedel ödemeden sonlandırabilecekleri hususunda da bilgilendirildiği, TKHK
kapsamında tüketici sayılmayan müşteriler bakımından ise söz konusu düzenlemede bir
değişikliğe gidildiği, bu değişiklik kapsamında, bahsi geçen müşterilere sabit tarifeli ikili
anlaşmanın sona ermesinden 60 gün önce ENERJİSA tarafından yeni sözleşme
koşullarına ilişkin bir bilgilendirme yapılmasının ve aksi yönde irade ortaya koymamaları
durumunda sabit tarifeli ikili anlaşmanın bir yıl süre ile yenilenmesinin öngörüldüğü ifade
edilmiştir.
18-27/461-224
402/436
(1214) Teşebbüs niteliğini haiz ticarethaneler ile imzalanan ikili anlaşmaların 4. madde kapsamına
girdiğinin kabul edilmesi gerektiği iddia edilmiştir. 4054 sayılı Kanun’da hakim durumda
bulunan teşebbüslerin akdettiği dikey anlaşmaların da 4. madde kapsamına girmesini
engelleyen bir düzenleme bulunmadığı, bu yönüyle söz konusu ikili anlaşmaların 4054
sayılı Kanun’a aykırı olup olmadığının tespitinde her halükarda Kanun'un 5. maddesi
çerçevesinde bir değerlendirme yapılmasının zaruri olduğu, 01.12.2005 tarih ve 05-
80/1106-317 sayılı kararda hâkim durumda olduğu iddia edilen bir teşebbüsün, yine
teşebbüs niteliğini haiz alıcıları ile yaptığı sözleşmelerinin 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi
kapsamında incelendiği ve bu anlaşmaların Kanun'un 5. maddesi çerçevesinde bireysel
muafiyet koşullarını taşıyıp taşımadığı da incelendiği belirtilmiştir. İlgili kararda incelenen
münhasır tedarik sözleşmelerinin gerek kapsam, gerekse süre bakımından ENERJİSA
bünyesindeki GTŞ'lerin ikili anlaşmalarından farklı olduğu, söz konusu kararda yapılan
incelemeler sonucunda "müşterilerle yapılan münhasır sözleşme sürelerinin genel olarak 1
yılla sınırlandırılmasının ve müşteriye sözleşme süresini uzatma konusunda tercih hakkı
tanınmasının pazardaki rekabetin korunması ve geliştirilmesi bakımından önemli
olacağı"nın ifade edildiği, sözleşme süresinin bir yıl ile sınırlandırılmasının temel amacının
"müşterinin 1 yılın sonunda sözleşmeyi uzatmak ya da uzatmamak konusunda serbest
olması ve daha iyi imkanlar sunan alternatif bir sağlayıcı var ise, bu sağlayıcıdan gaz temin
etme imkanına kavuşması" olarak tanımlandığı, ayrıca anılan karar kapsamında Karbogaz
tarafından akdedilen münhasır sözleşmeler ile bağlı olan talep hacminin oldukça yüksek
olduğu belirtilmiştir.
(1215) Bunun yanında, 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinde hüküm altına alınan kriterlerle, ilgili
Kılavuz'un 32. paragrafında yer alan düzenlemelerin esas itibariyle benzer saiklere sahip
olduğu, dolayısıyla, Kılavuz'un 32. paragrafında belirlenen kıstasların da 4054 sayılı
Kanun’un 6. maddesi kapsamında nitelendirme yapılırken ve hâkim durumun kötüye
kullanılmasına ilişkin karar verilmeden önce herhangi bir etkinlik yaratılıp yaratılmadığının
değerlendirilmesi gerektiği, diğer taraftan ilgili davranışın (anlaşma hükümleri) piyasadaki
fiili etkilerinin dosyada bütünüyle göz ardı edildiği iddia edilmiştir.
(1216) Kurul'un hâkim durumda bulunan teşebbüslerin perakende seviyesinde faaliyet gösteren
teşebbüslerle rekabet yasağı içeren sözleşmeler imzalamasına iki yılı aşmayacak şekilde
izin verdiği, ancak özellikle perakende seviyesinde faaliyet gösteren teşebbüslere yönelik
olarak getirilen rekabet yasaklarının rekabet kurallarına uygun kabul edilmesi bakımından
pazarda bu anlaşmalarla bağlanan talebin önemli olduğu dile getirilmiştir.
(1217) Her ne kadar Dikey Anlaşmalara İlişkin Kılavuz'da doğrudan alıcılarla akdedilen ve rekabet
yasağı ihtiva eden sözleşmelere dair bir açıklama yapılmamış ise de, Kurul'un 14.08.2008
tarih ve 08-50/743-299 sayılı kararında havacılık yakıtları pazarında pazar lideri
konumunda olan POAŞ ile doğrudan alıcı konumundaki hakim durumda bulunan
sağlayıcının yalnızca şeffaf ihalelere dayalı olarak mal sağladığı perakende satıcılara iki yıl
süreli rekabet yasağı getirmesine izin verildiği belirtilmiştir.
(1218) 22.10.2014 tarih ve 14421167-342 sayılı kararda ise, hakim durumda bulunan sağlayıcının
sadece rakipler için kritik niteliği haiz olmayan perakende satıcılara iki yıl süreli rekabet
yasağı getirmesinin uygun görüldüğü ifade edilmiştir.
(1219) Ayrıca Kurul'un özellikle elektronik haberleşme sektöründe hâkim durumda bulunan Türk
Telekom ve Turkcell gibi teşebbüslere yönelik olarak yürüttüğü soruşturmalarda bu
teşebbüslerin taahhüt içeren abonelik sözleşmelerini de incelediği, bu kararlarda226, son
kullanıcı konumundaki müşterilerle akdedilen abonelik sözleşmelerinde 12, 24 ve 36 aylık
taahhütler yer almasına ve sağlayıcı konumundaki teşebbüslerin faaliyet gösterdikleri ilgili
226 17.06.2010 tarih ve 10-44/761-245 sayılı, 24.11.2011 tarih ve 11-59/1516-541 sayılı, 19.12.2013 tarih ve
13-71/992-423 sayılı kararlar.
18-27/461-224
403/436
ürün pazarında hakim durumda bulunmalarına rağmen, kararlarda bu taahhütlerin 4054
sayılı Kanun’un 6. maddesine aykırılık teşkil ettiğine ilişkin bir iddiaya dahi yer verilmediği
dile getirilmiştir.
(1220) Söz konusu soruşturmaların konusunun abonelik sözleşmelerinde yer alan münhasırlık
hükümleri olmasa da kararlarda bu hükümlere açıkça değinilmesinin ve buna rağmen
rekabet hukuku bakımından herhangi risk görülmemesinin önem arz ettiği belirtilmiştir.
(1221) Komisyon’un uzun süreli münhasır tedarik sözleşmelerinin pazar kapatıcı etkilerini
incelerken, özellikle sözleşmenin süresini ve bağlı talebinin miktarını dikkate aldığı, ilgili
kararlarda, bu tip sözleşmeler ile büyük ölçekli müşterilerin veya yeniden satıcıların
pazardaki rakip teşebbüslerle çalışması engellense dahi, etkinlik arttırıcı etkiler dikkate
alındığında sözleşmelerin bir yıl ile sınırlandığı müddetçe bunların rekabet hukuku
bakımından bir sorun teşkil etmeyeceğinin ifade edildiği dile getirilmiştir. Genel olarak
Komisyon'un uzun süreli münhasır tedarik anlaşmalarının beş yılı aşan sürelerle yapılması
durumunda, bu sözleşmelere karşı şüpheci yaklaştığı ifade edilmiştir.
(1222) Distrigaz Kararı’nda münhasır tedarik sözleşmesinde alıcı tarafın, satın aldığı doğal gazı
yeniden satmak suretiyle pazarda faaliyet gösteren köklü bir tedarik şirketi olması sebebiyle
ilgili sözleşmenin iki yıl ile sınırlandırıldığı, öte yandan Alman Rekabet Otoritesinin vermiş
olduğu E.ON Ruhrgas Kararı’nda yeniden satış amacıyla yapılan münhasır tedarik
sözleşmelerine, söz konusu alıcının talebinin sözleşme süresince %50'lik kısmının ilgili
tedarikçi tarafından karşılanması halinde en çok dört yıl süreyle; talep miktarının %80 ve
fazlasının sözleşme süresince ilgili teşebbüs tarafından karşılanması durumunda ise
münhasır tedarik sözleşmesine en çok iki sene için izin verildiği belirtilmiştir.
(1223) Komisyon’un EDF Kararı’nda, EDF'nin kullanıcıları ile yaptığı sözleşmelerin süresi ve
kapsamı (bağlı talep) üzerinde durulduğu, söz konusu münhasır tedarik sözleşmelerinin,
birincil ve ikincil tedarikçi sıfatıyla büyük ölçekli endüstriyel kullanıcılara elektrik tedarikinde
bulunmayı arzulayan teşebbüslere karşı pazar kapatıcı etki yarattığının değerlendirildiği,
Ayrıca EDF'nin Fransa'daki büyük ölçekli endüstriyel kullanıcılar ile akdettiği elektrik
enerjisi tedarik sözleşmelerinde, bu kullanıcılara yeniden satış kısıtlamaları öngördüğü
belirtilerek bu uygulamanın da pazar kapatma etkisine sahip olduğunun belirtildiği dile
getirilmiştir.
(1224) Hâkim durumun kötüye kullanılmasına ilişkin yapılan analizde kısmen veya tamamen pazar
kapatma etkisi bulunan sözleşmelerin, EDF'nin ilgili pazarda akdetmiş olduğu
sözleşmelerin büyük bir çoğunluğunu oluşturduğunun (bağlı talebin çok yüksek olduğunun)
vurgulandığı, EDF tarafından büyük ölçekli tüketicilerle akdedilmiş olan elektrik enerjisi
tedarik sözleşmelerinin çoğunun içerdiği açık hükümlerle münhasırlık öngördüğünün
belirtildiği, açıkça münhasırlık öngörmeyen sözleşmelerin ise içerdiği diğer hükümler
vasıtasıyla fiilen münhasırlık etkisi yarattığının ifade edildiği bildirilmiştir.
(1225) Büyük ölçekli endüstriyel kullanıcıların, serbest tüketici olma hakkını kullanmakta olan
tüketiciler arasında önemli bir yere sahip olması sebebiyle, bu kullanıcılara elektrik enerjisi
tedarikine ilişkin pazar kapatıcı etkiye sahip olan uygulamaların daha da zararlı sonuçlara
sebep olacağının belirtildiği ifade edilmiştir.
(1226) EDF’nin soruşturma sürecinde rekabet hukuku açısından sakıncalı uygulamalarıyla ilgili
bazı taahhütler verdiği, buna göre EDF’nin Komisyon'a soruşturma döneminden sonra
büyük ölçekli endüstriyel kullanıcılar ile akdedeceği münhasır tedarik sözleşmelerinin beş
yılı aşmayacağını taahhüt ettiği, Komisyon’un ise bu taahhüde ilişkin değerlendirmesinde
büyük ölçekli endüstriyel kullanıcılara en fazla beş yılda bir herhangi bir cezai şarta veya
zorlaştırıcı koşula bağlı olmaksızın sözleşmeyi sonlandırma hakkı tanınması durumunda,
söz konusu sözleşmelerin beş yıldan uzun süreli olarak akdedilmesinin rekabet hukuku
bakımından bir sorun teşkil etmeyeceğinin belirttiği söylenmiştir.
18-27/461-224
404/436
(1227) ENERJİSA bünyesindeki GTŞ'Ier tarafından akdedilen bazı ikili anlaşmalarda müşterinin
susmasının kabul olarak nitelendirilmesinin temel sebebinin, TKHK kapsamında tüketici
sayılmayan bireysel müşterilerin serbest tarifeye oranla daha avantajlı olduğunu
değerlendirdikleri sabit tarifeden faydalanması için her yılın sonunda sözleşme yenileme
talebinde bulunması ihtiyacını ortadan kaldırarak işlem maliyetlerini düşürmek olduğu iddia
edilmiştir.
(1228) Ayrıca, müşterilerin zamanında yenileme talebinde bulunamaması durumunda kendileri
için daha az avantajlı bir tarife çerçevesinde hizmet almalarının söz konusu olduğu ve
tüketici refahında bir düşüş yaşandığı, hâlihazırda serbest tarifeye geçen bir müşterinin
zaten dilediği zaman tedarikçi değiştirebileceği hususunda farkındalığının bulunduğu,
nitekim tüketici refahı bakımından ENERJİSA'nın müşterinin "susmasının" akabinde ilgili
aboneliği uzatmaksızın verdiği hizmeti kesmesinin elektrik perakende satış pazarının
muhteviyatı itibarıyla rasyonel olmadığı öne sürülmüştür.
(1229) Otomatik yenileme hükümlerinin sabit tarifeli ikili anlaşmalarda yer almadığı dönemde,
GTŞ'lerin sözleşme süresinin bitiminden önce müşterilere bir bilgilendirme yaparak, sabit
tarifeden yararlanmaya devam etmek isteyen müşterilerin sözleşme süresi sona ermeden
bu yönde irade beyanında bulunmaları gerektiğini belirtmekte olduğu, bu yönde açık irade
beyanında bulunan müşterilerin taahhüt ve sözleşmelerinin yenilendiği, herhangi bir
beyanda bulunmayan müşterilerin ise serbest tüketici portföyünden çıkarıldığı; ancak, bu
uygulama neticesinde portföyden çıkarılan ve tamamı ticari faaliyet gösteren müşterilerin
elektriği kesildiğinde müşteriler nezdinde ciddi ekonomik zararlar oluştuğu ve bu yönde çok
sayıda şikayet alındığı bildirilmiştir.
(1230) Bunun yanı sıra, müşterilerin son kaynak tedarikçisi sıfatıyla GTŞ'lerden hizmet alabilse
dahi, regüle fiyatların sürekli değişkenlik göstermesi ve sürekli olarak sabit tarife ile sunulan
fiyatların üzerinde kalması dolayısıyla mağduriyetin, elektrik kesintisi giderildikten sonra
dahi devam ettiği, dolayısıyla, bahsi geçen müşteri şikayetleri ve ortaya çıkan
mağduriyetlerin artması ile bu sorunların giderilmesi ve müşteri ihtiyaçlarına uygun hizmet
sunulabilmesi adına ENERJİSA bünyesindeki GTŞ'lerin sabit tarifeli ikili anlaşmalarda
otomatik yenileme mekanizmasını hayata geçirdiği, bu doğrultuda hem 5. maddenin (a)
bendi bakımından etkinlik arttırıcı bir etki yaratıldığı, hem de 5. maddenin (b) bendi
bakımından tüketicilere yarar sağlandığı öne sürülmüştür.
(1231) Otomatik uzama içeren sözleşmelerin telekomünikasyon sektörünün aksine perakende
elektrik satışına ilişkin kritik bir önemi haiz olduğu, zira telekomünikasyon piyasasından
farklı olarak elektrik sektöründe girdi fiyatlarının oldukça değişken ve dengesiz olduğu
belirtilmiştir.
(1232) Otomatik uzama hükmünün, arz yönlü bir değerlendirme gerçekleştirildiğinde tedarikçilerin
dengeleme yükümlülüğüne uyum ve piyasadaki dengesiz maliyet yapısından olumsuz
etkilenmenin önünde geçilmesi amaçları doğrultusunda maruz kalması mümkün olan ciddi
finansal riski bertaraf ettiği, anılan riskten doğabilecek zararın gerçekleşmesi halindeyse
söz konusu zararın müşterilere sunulan fiyatlara yansımasının söz konusu olacağından
tüketici refahının azalacağının tahmin edildiği iddia edilmiştir.
(1233) 2015 Ocak - 2016 Aralık döneminde taahhüdün otomatik uzamasına ilişkin hükümlerin
pazardaki fiili etkilerinin izlenebilmesi amacıyla bireysel tüketicilerin ENERJİSA'nın ve
GTŞ’Ierin portföyünün ne kadarına karşılık geldiğinin dosyada incelendiği, gerçekleştirilen
analizin yanlış veriler esas alınması itibariyle sağlıksız olduğunun düşünüldüğü
belirtilmiştir. Zira dosyada taahhüt ve otomatik uzama içeren sözleşmeler nedeniyle
meydana gelen pazar kapama etkisi değerlendirilirken, Başkent bölgesi bakımından ilgili
dönemde 100.000 kWh tüketim limiti altında yer alan ticarethane segmenti müşterilerinin
tümünün soruşturma kapsamında rekabeti kısıtlayıcı olduğu iddia edilen sabit tarife ile
18-27/461-224
405/436
otomatik uzama hükmü öngören sözleşmeyi tercih ettiği varsayımında bulunulduğu, bu
kapsamda diğer bölgeler bakımından aynı amaçla gerçekleştirilen analizlerde de bu türden
bir varsayıma dayanılıp dayanılmadığı şüphesi doğduğu, böyle bir ihtimalde ortaya konan
analizin herhangi surette maddi gerçeklikle uyuşmayacağı belirtilmiştir.
(1234) Söz konusu oranlamalarda otomatik uzama hükmüne sahip toplam sözleşme sayısının
alınmasının, ilgili hükümlerin pazarda doğurduğu etkiyi ortaya koymak adına yeterli
olmadığı, zira pazarda oluşan fiili kapama etkisinin tespiti bakımından ilgili oranlamanın bu
hükme sahip olan sözleşme miktarına göre değil bu hüküm uyarınca "yenilenen" sözleşme
sayısına göre yapılması gerektiği ileri sürülmüştür. Zira olması gereken şekilde ilgili
"yenilenen" sözleşmelerin toplam sayısı oranlandığında, ilgili maddelerin yalnızca sınırlı
sayıda müşteriye uygulanmakta olduğunun görüleceği dile getirilmişti. Bu yönüyle de, 4054
sayılı Kanunu'nun 5. maddesinin (c) bendi kapsamında bir etki doğurmayacağı ve
müşterilerin bu denli düşük kısmı bakımından uygulanan hükümlerin ilgili pazar rekabetini
önemli ölçüde ortadan kaldırmayacağı ileri sürülmüştür.
(1235) Komisyon’un Distrigaz Kararı’nda, Distrigaz'ın ilgili pazardaki hâkim durumunu ve bu
kapsamda potansiyel pazar kapama gücünü değerlendirmekle kalmadığı, bunun yanında
yaptığı etki temelli analiz neticesinde pazarda fiilen bağlanan talep oranını inceleyerek
pazardaki bağlı talebin ne kadarının ilgili pazara dönmesi gerektiğini tespit ettiği, bunun
yanında yapılan tespitler neticesinde doğrudan Distrigaz'ın cezalandırma yoluna
gidilmediği, öngörülen taahhütler çerçevesinde söz konusu bağlı talebin pazara
dönebilmesi bakımından ilgili ikili anlaşmaların ne şekilde düzenlenmesi gerektiğinin de
değerlendirildiği dile getirilmiştir.
(1236) Dolayısıyla, ENERJİSA ile bireysel müşteriler arasında gerçekleştirilen ikili anlaşmalarda
yer alan taahhüdün otomatik uzamasına yol açan hükümler çerçevesinde herhangi bir etki
analizi yapılmaksızın, salt ENERJİSA bünyesindeki GTŞ'lerin rakiplerine oranla daha fazla
pazar gücüne sahip olmasına dayanılarak hâkim durumun kötüye kullanılması suretiyle
pazarın kapatıldığı değerlendirmesinde bulunulmasının, gerek AB Rehberi gerekse
Kılavuz'da öngörülmüş olan prensiplere aykırılık teşkil ettiği öne sürülmüştür.
(1237) Bunun yanında, ENERJİSA bünyesinde GTŞ'lerin ilgili bölgelerde bağımsız tedarikçilere
oranla daha yüksek bir müşteri portföyüne sahip olmasının pazarın rakiplere kapatıldığı
iddiasıyla ilişkilendirilemeyeceği, ABAD’ın Intel Kararı’nda yapmış olduğu değerlendirme
de hakim durumun kötüye kullanımını yasaklayan hükmün, hakim durumdaki teşebbüsün
daha az etkin rakiplerinin pazarda kalmasını temin etmek için getirilmiş bir düzenleme
olmadığı, bu yönüyle pazardan dışlama etkisinin, hakkaniyetli rekabetten veya diğer
rakiplerin daha etkinsiz ve bu nedenle az tercih edilir olmasından da kaynaklanabileceğinin
ifade edildiği belirtilmiştir.
(1238) Dolayısıyla, herhangi bir etki analizi yapmaksızın yalnızca ENERJİSA bünyesindeki
GTŞ'lerin müşteri portföylerini ilgili bölgelerde bağımsız tedarikçilerin portföylerine
oranlayarak ilgili pazarın rakiplere fiili olarak kapatıldığı sonucuna ulaşılmasının
dayanaksız bir yaklaşım olduğu ileri sürülmüştür.
(1239) Bu çerçevede uygulamanın kapsamı ve süresine ilişkin unsurların mevcut soruşturmada
ortaya konmadığı ve bireysel sözleşmeler bakımından bu kapsam ve sürenin hangi
seviyede olması durumunda uygulamanın rekabet kurallarının ihlali olarak
değerlendirilmeyeceğinin açıkça belirtilmediği dile getirilmiştir.
(1240) Öte yandan iddialara konu sözleşmelerin 2015 ve 2016 yıllarını kapsadığı, THY’nin 16.
maddesinin ikinci. fıkrasında gerçekleştirilen değişiklik neticesinde ikili anlaşma
kapsamında elektrik alımı yapan müşterilerin borçlarından dolayı elektriklerinin
kesilemeyeceği, borçlardan dolayı elektrik enerjisinin kesilememesi kuralının, 2016 yılının
Mart ayından itibaren geçerlilik kazandığı, iddialara konu uygulamanın ise 2015 yılından
18-27/461-224
406/436
başlayarak 2016 yılının sonuna kadar devam ettiği, bu çerçevede, müşterilerin borçtan
dolayı elektriğinin kesilmesi hususunun, söz konusu düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihin
iddia konusu uygulamaların sürdürüldüğü tarih ile 2015 yılından başlayıp 2016 yılının Mart
ayına kadar süren, bir yıl üç aylık bir dönem bakımından örtüştüğü belirtilmiştir.
(1241) İnceleme konusu maddelerin sağladığı temel faydanın her yıl sözleşme yenileme talebinde
bulunmaktan doğan işlem maliyetlerinin ortadan kaldırılması ve zamanında talepte
bulunamayan müşterilerin mağduriyetinin giderilmesi olduğu, ENERJİSA’nın, bir yandan
bu faydalar sağlanırken, diğer yandan ilgili pazar rekabeti üzerindeki olası olumsuz etkilerin
minimize edilmesi için, müşterilere her yıl sözleşmeyi sonlandırma hakkı tanıdığı, bu
sayede, rakip tedarikçilerden daha avantajlı bir teklif alan müşterilerin uzun süre ENERJİSA
bünyesindeki GTŞ'lere bağlı kalmasının engellendiği ve böylece olası olumsuz etkilerin de
bertaraf edildiği, söz konusu maddeler ile 5. maddenin (d) bendindeki koşulunun da
sağlandığı beyan edilmiştir.
(1242) Müşterilerine belirli bir dönem boyunca kesintisiz olarak elektrik temini sağlama konusunda
taahhüt içeren sözleşmelerde, tedarik şirketlerinin toptan piyasa fiyatlarındaki
dalgalanmalardan korunmaya ihtiyaç duyduğu ve bu kapsamda ilgili sözleşmelerin erken
fesih edilmesi haline karşı cezai şart hükümleri öngörüldüğü belirtilmiştir.
(1243) Tüketici refahının sağlanmasında önem arz eden söz konusu sabit fiyatlı sözleşmelerin
tedarik şirketleri bakımından bir takım ek maliyetlerin oluşmasına sebebiyet verdiği, bu
yönüyle, taahhüt içeren sabit fiyatlı sözleşmelerde erken çıkış bedellerinin öngörülmemesi
halinde, söz konusu maliyetlerin müşterilere yansıtılması suretiyle elektrik enerjisi
fiyatlarının yükseleceği, dolayısıyla, ilgili sözleşmelerde erken çıkış bedelinin
öngörülmesinin tüketiciler bakımından bir sorun yaratmadığı, aksine belirlilik ve düşük
fiyatlar açısından etkinlik yaratıcı sonuçlar doğurduğu dile getirilmiştir.
(1244) Herhangi bir etki analizi ortaya konmaksızın, ENERJİSA tarafından uygulanan erken çıkış
bedellerine ilişkin tüketicilerin şikayetçi olduğu, bunun yanında erken fesih halinde
öngörülen ilgili bedellerin makul düzeyde olmadığı değerlendirmesinde bulunulduğu
belirtilmiştir.
(1245) Söz konusu sözleşmeler kapsamında en yüksek fatura bedelinin iki katı kadar bir erken
çıkış bedeli öngörülmesinin, ENERJİSA tarafından ilgili taahhüt çerçevesinde üstlenilen
maliyetlere göre makul olduğu, aynı zamanda, tüketicilerin iki ay içerisinde portföye
dönmeleri halinde erken çıkış bedelinin iptal edileceği noktasında bilgilendirildikleri ifade
edilmiştir.
(1246) İşbu kısımda incelenen ihlal iddialarının 2015 ve 2016 yıllarında bir yılı aşkın süreyle
uygulandığının belirlenebilmesi için emarelerin şüpheye mahal bırakmaksızın ortaya
konması gerektiği, bu itibarla taahhütlü ve otomatik uzama hükmü içeren bireysel
sözleşmelerin, yalnızca uygulandığına şüphe bulunmayan 2015 yılı bakımından
değerlendirilmesi ve ihlal iddialarının kapsamının 2015 yılıyla sınırlandırılması gerektiği öne
sürülmüştür.
(1247) İlgili pazardaki tüketicilerin tedarikçi değiştirmesi bakımından hangi kapsamda pazarı
kapatıcı bir etki doğurduğu ortaya konmaksızın söz konusu erken çıkış bedeli
uygulamasının hâkim durumun kötüye kullanılması olarak değerlendirilmesinin dayanaktan
yoksun ve isabetsiz olduğu savunulmuştur.
I.7.13.1. Taahhüt ve Otomatik Uzama içeren Sözleşmeler ile Serbest Tüketicilerin
Rakip Tedarikçi Portföyüne Geçişlerinin Engellenmesine İlişkin Savunmaların
Değerlendirilmesi
(1248) Sözleşmelerin 4054 sayılı Kanun’un 4 ve 5. maddesi kapsamında da değerlendirilmesi
gerektiği savunması hakkında belirtilmelidir ki teşebbüsler arasındaki sözleşmeler 4054
18-27/461-224
407/436
sayılı Kanun’un hem 4 hem de 6. maddesi kapsamına girebilecek hususlar içerebilir. Ancak
hakim durumda bulunan bir teşebbüsün yaptığı sözleşmeler bakımından 6. madde
kapsamındaki rekabetçi endişelerin daha yoğun olacağı açıktır. Bu nedenle işbu
soruşturma kapsamında incelenen sözleşmelerin 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi
çerçevesinde değerlendirilmesi uygun görülmüştür. Ayrıca anılan sözleşmelerin anılan
madde uyarınca rekabet sınırlayıcı etkiler doğurduğu gösterilmiştir.
(1249) Herhangi bir beyanda bulunmayan müşterilerin serbest tüketici portföyünden çıkarıldığı, bu
uygulama neticesinde portföyden çıkarılan ve tamamı ticari faaliyet gösteren müşterilerin
elektriği kesildiğinde müşteriler nezdinde ciddi ekonomik zararlar oluştuğu ve bu yönde çok
sayıda şikayet alındığı öne sürümüştür. Mevcut düzenlemeler kapsamında ikili anlaşma
kapsamında yapılan elektrik tedarikine ilişkin olan borcun ödenmemesi durumunda ilgili
müşterinin elektriği hiçbir şekilde kesilememektedir. Bu bağlamda savunmada ileri sürülen
“müşteriler nezdinde ciddi ekonomik zararlar oluştuğu” önermesi dayanaksızdır. Kaldı ki
sabit tarifeli sözleşmelerin taahhütsüz ve buna bağlı tarife bileşkesinde sürdürülmesinde,
abonelik hizmetleri kapsamında sağlanan hizmetlerdeki kesintisizliğin esas olması
bağlamında bir sakınca bulunmadığı, sözleşme ile taahhüdün iki farklı husus olduğu dile
getirilmelidir.
(1250) Otomatik uzama içeren sözleşmelerin telekomünikasyon sektörünün aksine perakende
elektrik satışına ilişkin kritik bir önemi haiz olduğu, zira telekomünikasyon piyasasından
farklı olarak elektrik sektöründe girdi fiyatlarının oldukça değişken ve dengesiz olduğu,
otomatik uzama hükmünün, arz yönlü bir değerlendirme gerçekleştirildiğinde tedarikçilerin
dengeleme yükümlülüğüne uyum ve piyasadaki dengesiz maliyet yapısından olumsuz
etkilenmenin önünde geçilmesi amaçları doğrultusunda maruz kalması mümkün olan ciddi
finansal riski bertaraf ettiği, anılan riskten doğabilecek zararın gerçekleşmesi halindeyse
söz konusu zararın müşterilere sunulan fiyatlara yansımasının söz konusu olacağından
tüketici refahının azalacağının tahmin edildiği savunması da bulunmaktadır. Bir tedarik
şirketi daha uzun vadeli olarak satın alacakları elektriği planlamak ve olası operasyonel
risklerden kaçınmak istiyorsa, ilgili müşterilerin açık onayı alınmak suretiyle taahhüt
yenilenebilecektir. Zira örtülü ve otomatik onay aracılığıyla olmasa da, müşterilerin açık
onayı alınarak bu mekanizma işletilebilecek ve ileriye dönük planlama rahatlıkla
yapılabilecektir. Öte yandan dosyada belirsiz süreli sözleşmelerin, hizmet kesintisine yol
açmaması bakımından gerekliliğine değinilmiş olup sözleşmelerin tüketicinin açık onayı
alınmadan yapılmasının sakıncalarına yer verilmiştir. Bu nedenle, taahhüdün otomatik
olarak yenilenmediği belirsiz süreli bir sözleşme bakımından değişken enerji girdileri bir
gerekçe olamayacaktır. Zira taahhüt süresinin dolmasından sonraki dönemde tüketicinin
açık onayının alınmaması sonucu tüketici için taahhüt kapsamında garanti edilen nispeten
düşük fiyatın sunulmasına gerek olmadığı açıktır.
(1251) Dosyada 2015 Ocak - 2016 Aralık döneminde taahhüdün otomatik uzamasına ilişkin
hükümlerin pazardaki fiili etkilerinin izlenebilmesi amacıyla bireysel tüketicilerin
ENERJİSA'nın ve GTŞ’Ierin portföyünün ne kadarına karşılık geldiği incelendiği görülmekle
birlikte gerçekleştirilen analizin yanlış veriler esas alınması itibariyle sağlıksız olduğunun
düşünüldüğü savunması yapılmıştır. Otomatik uzama hükmünün, ilgili müşterilerin
bağımsız tedarikçilere geçişinin önünde engel oluşturduğu düşünüldüğünde, pazarda
oluşacak kapama etkisinin tam olarak ortaya konulabilmesi için otomatik uzama hükmü
altında bulunan müşterilerin söz konusu müşterileri portföyüne katmaya çalışan veya
portföye katmaya çalışacak olan bağımsız tedarikçilerin sahip oldukları müşteri sayısı ile
kıyaslamak mantıklı olacaktır. Aksi durumda yüksek pazar payına sahip bir teşebbüsün
herhangi bir pazarda yaptığı münhasır veya uzun süreli sözleşmelerin pazarı kapama
ihtimali kalmayacaktır. Halbuki esas değerlendirmenin pazarın rekabete açık olan kısmı ile
pazarın otomatik uzama hükmü ile bağlı olan kısmının karşılaştırılmasına ilişkin olması
18-27/461-224
408/436
gerekmektedir. Ayrıca yapılan hesaplamalarda kullanılan veriler bilgi isteme yazıları yoluyla
bizzat hakkında soruşturma yürütülen şirketlerden elde edilmiştir, bu bağlamda verilerde
bir hata olmadığı, aksi durumun taraflarca ayrıntılı bir şekilde açıklanması gerektiği
belirtilmelidir.
(1252) Söz konusu oranlamalarda otomatik uzama hükmüne sahip toplam sözleşme sayısının
alınması, ilgili hükümlerin pazarda doğurduğu etkiyi ortaya koymak adına yeterli olmadığı,
zira pazarda oluşan fiili kapama etkisinin tespiti bakımından ilgili oranlamanın bu hükme
sahip olan sözleşme miktarına göre değil bu hüküm uyarınca "yenilenen" sözleşme
sayısına göre yapılması gerektiği savunulmuştur. Otomatik uzama hükmü içeren
sözleşmeler ileriye dönük olarak etki doğurmaktadır. Öyle ki, işbu soruşturma döneminde
“yenilenme” görmeyen sözleşmeler önümüzdeki bir veya iki yıllık dönemde otomatik olarak
yenileceğinden, ilgili müşterilerin başka tedarikçilere geçmesinin önünde engel teşkil
edeceklerdir. Söz konusu etkiyi de göstermek adına sadece otomatik yenileme hükmü
hayata geçen sözleşmelerin değil, otomatik uzama hükmü içerip halen yürürlükte olan
sözleşmelerin tamamının yapılacak değerlendirmelerde kullanılması gerekmektedir. Aksi
durumdaki analiz sadece fiili etkiye odaklanacak ve uygulamanın yaratacağı potansiyel etki
es geçilmiş olacaktır.
(1253) Bu çerçevede ikili anlaşması yenilenen bireysel müşterilerin tüketiminin, bireysel müşteri
segmetindeki toplam tüketim içindeki oranının %(…..) seviyesinde olduğunun belirtildiği
ancak yapılan bu açıklamaya ilişkin herhangi bir değerlendirme sunulmaksızın, dosyada
yer verilen analizlere otomatik uzama hükmüne sahip toplam sözleşme sayısının esas
alınmasının piyasadaki olumsuzlukların tamamının müsebbibinin GTŞ'ler olduğu
önyargısının çarpıcı bir örneği olduğu, savunması hakkında; taraflarca önerilen
hesaplamanın iki yönden yanlış olduğu belirtilmelidir. İlk olarak yenilenen sözleşmelerin
değil, otomatik uzama hükmü içeren ve halen geçerli olan tüm ikili anlaşmaların dikkate
alınması gerekmektedir. İkinci husus da, otomatik uzama hükmü altında bulunan
müşterilerin aynı müşteri grubu içinde bulunan tüm müşterilerle kıyaslanması, diğer bir
ifadeyle ilgili GTŞ’nin ilgili müşteri grubunda sahip olduğu müşterilerin de hesaba dahil
edilmesidir. Halbuki daha önce de ifade edildiği üzere, kıyaslamanın otomatik uzama
hükmü altında bulunan müşterilerle, bağımsız tedarikçilerin portföyünde bulunan müşteriler
arasında yapılması gerekmektedir.
(1254) ENERJİSA ile bireysel müşteriler arasında gerçekleştirilen ikili anlaşmalarda yer alan
taahhüdün otomatik uzamasına yol açan hükümler çerçevesinde herhangi bir etki analizi
yapılmaksızın, salt ENERJİSA bünyesindeki GTŞ'lerin rakiplerine oranla daha fazla pazar
gücüne sahip olmasına dayanılarak hâkim durumun kötüye kullanılması suretiyle pazarın
kapatıldığı değerlendirmesinde bulunulmasının, gerek AB Rehberi gerekse Kılavuz'da
öngörülmüş olan prensiplere aykırılık teşkil ettiği savunması hakkında; dosyanın 656-661.
paragraflarında yer alan analizlerin açık bir şekilde etki analizi olduğu ifade edilmelidir.
(1255) Erken çıkış bedelinin tedarikçi değişimini zorlaştırdığı savunması da yer almaktadır.
Piyasada fiili tavan fiyat olan tarifelerle maliyetler arasındaki marjın iyice daralmış olduğu
bilinen bir husustur, bu duruma bağlı olarak tedarikçilerin müşterilerine verecekleri faydalar
da azalmaktadır. Bu bağlamda erken çıkış durumunda mesken müşterisinin ödemek
durumunda kalacağı en yüksek faturanın iki katının mesken müşterisine sağlanan toplam
faydadan fazla olacağı açıktır. Bu kapsamda ayrıca bir analize gerek olmamakla birlikte,
varsayımsal bir hesaplamaya yer vermek yararlı olabilecektir. Aşağıdaki tabloda 2016
yılında 3.600 kWh tüketime sahip bir mesken müşterine yönelik yapılan çalışmaya yer
verilmektedir.
18-27/461-224
409/436
Tablo 15: 2016 Yılında 3.600 kWh Tüketime Sahip Mesken Müşterisinin İkili Anlaşma Sonucunda Elde Ettiği
Fayda227
Ocak Şubat Mart Nisan Mayıs Haziran Temmuz Ağustos Eylül Ekim Kasım Aralık
Tüketim (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Tarife (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
İndirimli
Fiyat (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Tarifede
Toplam
Tutar (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
İndirimli
Toplam
Tutar (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Elde
Edilen
Fayda (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
(1256) Tablodan görüleceği üzere müşteri, tarife üzerinden aldığı (…..) indirim kapsamında (…..)
TL fayda elde etmektedir. Yine tablodan görüleceği üzere müşterinin en yüksek faturası
Ağustos ayında (…..) TL olarak gerçekleşmiştir. Bu kapsamda söz konusu müşteri
ENERJİSA portföyünden erken çıkmak isterse, en yüksek faturasının iki katı olan (…..)
TL’lik bir bedelle karşılaşmaktadır. Söz konusu bedelin müşterinin elde ettiği fayda olan
(…..)’den (…..) fazla olduğu görülmektedir. Bu bağlamda müşteri erken çıkış durumunda
elde ettiği faydanın yaklaşık dört katı bir bedeli ödemek durumunda kalmaktadır. Bu
durumun müşterinin geçişini zorlaştırıcı bir durum olduğu aşikardır.
I.7.14. ENERJİSA Bünyesindeki Şirketlerin İhlal İddialarına Konu Uygulamalarının
Dışlama Potansiyeli ve Dışlayıcı Niyet İçerdiğine Yönelik Savunmalar ve Bunlara
İlişkin Değerlendirme
I.7.14.1. ENERJİSA Bünyesindeki Şirketlerin İhlal İddialarına Konu Uygulamalarının
Dışlama Potansiyeli ve Dışlayıcı Niyet İçerdiğine Yönelik Savunmalar
(1257) Dosyada hâkim durumun kötüye kullanıldığının kabulü için hâkim durumdaki teşebbüsün
dışlama niyetinin ortaya konmasının yeterli olduğunun belirtildiği, ancak bunun Türk
rekabet hukuku açısından geçerli olmadığı dile getirilmiştir. Hukuk düzeninde belli bir
neticeyi doğurmayan ve yalnız irade yansımasına bağlanmış yaptırımların oldukça istisnai
olduğu, irade yansımasına yönelik bir yaptırım uygulanması ve/veya bir sorumluluk
rejiminin oluşturulmasının ancak bu durumun kanunda açık bir şekilde düzenlenmesiyle
oluşabileceği, aksi halde devletin müdahalesinin yasa ile belirlenmiş sınırları aşarak hukuk
devleti ve hukuk güvenliği prensiplerini ihlal edeceği ifade edilmiştir. Bu durumun rekabet
hukuku ve daha genel anlamda idari yaptırımlar kapsamında iki önemli sonucu doğuracağı,
bunların da kişilerin Anayasa'da güvence altına alınmış hakların ihlal edilmesi ile 4054
sayılı Kanun veya diğer idari düzenlemeler ile gerçekleştirilmek istenen amacın
gerçekleşmemesi olduğu belirtilmiştir.
(1258) Kurum’un yapacağı müdahalenin, Anayasa'da tanımlanan istisna hükmü sayesinde
mümkün olduğu, Anayasa 48/2'ye göre devletin, özel teşebbüslerin milli ekonominin;
gereklerine ve sosyal amaçlara uygun yürümesi, güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını
sağlamak ve kamu yararı amaçlarıyla mülkiyet, çalışma ve sözleşme hürriyetine müdahale
edebileceği, bu unsurların temel hakka yapılabilecek müdahalenin sınırlarını net şekilde
çizdiği, bu amaçları taşımayan bir müdahalenin hukuka aykırı olacağı ileri sürülmüştür.
227 Müşterinin tüketimi 2016 yılında serbest tüketici hakkını kullanan mesken müşterilerinin aylık yük eğrisi
dikkate alınarak hazırlanmıştır. Öte yandan müşteriye ENERJİSA tarafından tarife üzerinden %5 indirim
yapıldığı varsayılmaktadır.
18-27/461-224
410/436
(1259) Piyasa ekonomisinin, devletin piyasaya müdahalesinin en aza indirilmeye ve sosyal refahın
sağlıklı bir arz/talep ortamı kurulmasıyla maksimize edilmeye çalışıldığı bir sistem olduğu,
buna göre rekabet hukuku ile piyasa ekonomisinin sağlıklı işlemesi, başka bir deyişle
sosyal refahın artırılmasının amaçlandığı, dolayısıyla Kurul kararlarının sosyal refahı
gözetecek şekilde verilmesi gerektiği öne sürülmektedir.
(1260) Piyasada rekabeti kısıtlayıcı etkisi olmayan bir davranışa müdahale edilmesinin ise sosyal
refah üzerindeki etkisinin belirsiz olacağı ve söz konusu teşebbüsün temel hak ve
hürriyetine müdahale edilmesinin o teşebbüs özelinde iktisadi açıdan mazur görülemez bir
refah kaybı yaşatırken, rakiplerinin refahı üzerinde kanunun amaçladığı anlamda bir artış
oluşturmayacağı, aynı zamanda müdahalenin tüketici üzerinde de bir refah artışı
sağlamayacağı hatta refah kaybına da yol açacağı da iddia edilmektedir.
(1261) Bu noktada çok taraflı ve tek taraflı davranışlar arasında bir ayrım yapılması gerektiği, kartel
gibi çok taraflı ilişkilerin doğası gereği rekabeti azaltma güdüsüyle yapıldığı, ancak hâkim
durumun tek bir teşebbüs tarafından kötüye kullanıldığı iddiasında davranışın altındaki
motivasyonun rekabetçi motivasyondan farkının çoğu zaman anlaşılamayacağı, söz
konusu davranışın refah artıcı olması ihtimalinin bulunduğu, refah kaybı yaşatmayan bir
davranışın sadece niyet üzerinden değerlendirilerek ihlal olarak kabul edilmesinin rekabet
hukuku kapsamında "milli ekonominin gereklerine ve sosyal amaçlara uygun" kabul
edilemeyeceği ileri sürülmektedir.
(1262) Kurul’un çalışma ve sözleşme hürriyetine müdahalesinde bir diğer amacın Anayasa'nın ilgili
maddesinde ifade edildiği gibi milli ekonominin güvenli ve kararlı çalışmasını sağlamak
olduğu, kararlılık içinde çalışmak kavramının, rekabet hukukunda teşebbüslerin sahip
olduğu rekabetçi motivasyonun devamlılığının sağlanması olarak anlaşılabileceği,
ekonomide kararlılığın sağlanmasının ancak özel teşebbüslerin kendilerini yatırımları
açısından güvende hissettiği, yersiz cezalara maruz kalmadığı bir ortamın ve hukuk
güvenliğinin sağlanmasıyla mümkün olduğu, yerinde olmayan veya ölçüsüz müdahalelerin
piyasa ekonomisi ile örtüşmediği ve teşebbüsler üzerinde de soğutma etkisi (chilling out)
yaratacağı, hâkim durumda olmasına karşın rekabetçi bir motivasyona sahip olan
teşebbüsün piyasa koşullarına bakılmaksızın şekilci bir değerlendirme ile "niyetin varlığı"
üzerinden cezalandırılmasının da güvenlik ve kararlılık amaçlarına hizmet etmeyeceği, bu
durumda aynı zamanda teşebbüslerin hangi davranışlarının rekabetçi ve hangi
davranışların rekabete aykırı olduğu konusunda şüphe altında kalacakları ifade edilmiştir.
(1263) Mülkiyet hakkının kısıtlanması için tek öngörülen istisnanın ise kamu yararı olduğu, bu
kavramın rekabet hukuku kapsamında karşılığının sosyal refah olarak anlaşılabileceği,
Kurul’un refah kaybına sebep olacak bir karar vermesinin hem rekabet hukukunun varlık
amacına hem de temel haklara müdahale sınırlarına aykırı bir durum doğuracağı dile
getirilmiştir.
(1264) Anayasa’nın 167. maddesi, 4054 sayılı Kanun’un 1. maddesi ve aynı kanunun gerekçesinin
birbirleriyle paralel olduğu, bu açıdan Kurul’un kişilerin çalışma ve sözleşme hürriyetine
müdahale ederken görev yönünden de sınırlandırıldığının söylenebileceği belirtilmiştir.
(1265) Bu bağlamda, Kurul’un verdiği kararlar ile oluşan müdahalenin piyasanın sağlıklı ve düzenli
işlenmesini sağlayıcı ve geliştirici tedbirleri olup olmadığının ancak bu müdahaleler ile
oluşan yeni durumun değerlendirilmesiyle mümkün olacağı, müdahalenin etkinlik
yaratacak şekilde yapılmamasının geliştirici nitelikten yoksun olacağı, piyasada etkinlik
sağlamayan müdahalenin piyasanın ne sağlıklı ve düzenli işlemesini ne de gelişmesini
sağlayacağı, bu sebeple tamamen varsayımlara dayalı ve şekilci yorum tarzlarından
kaçınılması ve piyasa ekonomisinin gelişmesine yönelik bilimsel yöntemlerin kabul edilmesi
gerektiği ileri sürülmüştür.
18-27/461-224
411/436
(1266) Kurul’un, piyasaya müdahale ederken vereceği kararları yukarıda açıklanan amaçlara
uygun olduğu yönünde gerekçelendirmesi gerektiği, tek taraflı davranışlar açısından da etki
analizinin yapılmasının bir zorunluluk olduğu, zira hâkim durumdaki teşebbüsün
hakkaniyetli rekabet (competition on merits) ile hareket etmesinin mümkün olduğu, bu
açıdan tekelleşmenin önüne geçecek müdahalenin niyetten çok etki üzerinden
gerçekleşmesi gerektiği, üstelik davranışın refah artırıcı olabileceği iddia edilmiştir.
(1267) Kurul’un soruşturma kapsamında niyetin ortaya konmasının tek başına ihlal için yeterli
olduğunu kabul etmesinin Anayasa çerçevesinde kendisine tanınan hareket alanı
açısından sorunlu olduğu ileri sürülmüştür.
(1268) Bir davranışın yapılma amacı, kastı veya niyetinin o davranışın yapılmasından bağımsız
olduğu, bir kişinin davranışının amaçladığından çok farklı sonuçlanabileceği veya hiçbir
sonuç da doğurmayabileceği, gerek ceza hukukunda gerekse haksız fiil hukukunda kişinin
kusurluluk derecesine göre davranışından sorumlu tutulduğu, kişinin maddi fiilinden ayrı
olarak o davranış üzerindeki irade yansıması olarak tanımlanan "manevi unsur" hususuna
4054 sayılı Kanun’un 6. maddesinde değinilmediği, tek başına ihlal olmayan “niyet”in ancak
cinayet davalarında katili bulmakta yardımcı bir faktör olduğu ve rekabet ihlallerinin
tespitinde de yararlı olabileceği iddia edilmiştir.
(1269) Hakim durumun kötüye kullanılmasının idari para yaptırımı gerektiren bir fiil olarak
Kabahatler Kanunu'nun 3. maddesine göre kabahat olarak nitelendirildiği, dolayısıyla 4054
sayılı Kanun’un 6. maddesinin ilk cümlesinin Kabahatler Kanunu ile yorumlanması
gerektiği, bu anlamda 6. maddede aranması gereken manevi unsurun; Kabahatler
Kanunu'nun 9. maddesine göre "Kabahatler, kanunda açıkça hüküm bulunmayan hallerde,
hem kasten hem de taksirle işlenebilir" hükmünce yorumlanması gerektiği, “kast”ın bilmek
ve istemek anlamına geldiği, taksirli hareketin ise özen yükümlülüğüne aykırı davranışları
kapsayan kasten olmayan davranışlar olduğu, bu doğrultuda hâkim durumdaki
teşebbüslerin özelleştirilmiş bir özen yükümlülüğünün bulunduğu savunulmuştur.
(1270) Buna karşın ceza hukukunda olduğu gibi kabahatler açısından da cezalandırılanın sadece
manevi unsurun kendisi olmadığı, manevi unsurun ancak sorumluluğun miktarını
hesaplarken dikkate alınacak bir husus olduğu, aksi halde hiçbir fiilin olmadığı durumların
cezalandırılmasının "masumiyet karinesi"ni de ihlal edeceği dile getirilmiştir.
(1271) 6. madde açısından Kurul’un, kötüye kullanma halini tespit ettikten sonra bu halin hangi
derecede kusurlu bir iradeyle gerçekleştiğine göre ceza tespitinde bulunması gerektiği,
bunun yanında bir teşebbüsün rekabeti kısıtlama amacı görülüyorsa, örneğin bir teşebbüs
gazeteye ilan verip "tüm rakiplerimizi sileceğiz ve tek olacağız" ifadelerini kullansa bu
durumun kötüye kullanma olarak kabul edilemeyeceği, yani kötüye kullanmanın bir sonuca
dayandırılacak objektif bir kavram olduğu, hatta bir teşebbüs "ben hakim durumu kötüye
kullanıyorum" dese bile bu durumun gerçekliğinin incelenmesi gerektiği, bu anlamda niyetin
ortaya konulmasının tek başına rekabet ihlalinin varlığını açıklamaya yetmeyeceği, bunun
yanında Kurul’un, gerçekleşen veya potansiyel etkiyi göstermesi ve bunun diğer
bölümlerde açıklandığı üzere "eş etkili rakip" üzerinden yapılması gerektiği, aksi taktirde
etkinsiz rakiplerin başarısızlıklarının, arada hiçbir nedensellik bağı olmamasına karşın
hakim durumdaki teşebbüse yükleneceği ileri sürülmüştür.
(1272) Etkinin olmadığı ancak sadece niyetin görüldüğü bir durumun cezalandırılabilir olmasının
ancak ceza hukuku anlamıyla “teşebbüs”228 kavramının kabul edilmesiyle mümkün olacağı,
4054 sayılı Kanun’da ise bu yönde doğrudan bir hüküm bulunmadığı, genel kanun olan
228 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu Madde 35: 'Kişi, islemeyi kastettiği bir suçu elverişli hareket/ede doğrudan
doğruya icraya başlayıp da elinde olmayan nedenlerle tamamlayamaz ise teşebbüsten dolayı sorumlu
tutulur."
18-27/461-224
412/436
Kabahatler Kanunu’nun 13. maddesinde "Kabahate teşebbüs cezalandırılmaz. Ancak,
teşebbüsün de cezalandırılabileceğine dair ilgili kanunda hüküm bulunan haller saklıdır"
şeklindeki ifadeye yer verildiği belirtilmiştir.
(1273) Bu açıdan hakim durumda olan teşebbüsün rekabeti kısıtlama amacı taşımasına rağmen
ilgili piyasa açısından böyle bir sonuç ortaya çıkmıyorsa teşebbüsün cezalandırılmaması
gerektiği, yani davranışın kasten yapıldığının tespit edilmesinin cezalandırma için yeterli
olmadığı bunun yanında sonuçlarının da ortaya konulması gerektiği, rekabet hukukunda
sonuçların ortaya konulmasının, potansiyel etkinin gösterilmesi ve eş etkili rakip testinin
yapılmasıyla mümkün olacağı ifade edilmiştir.
(1274) Dosyada da sık sık atıf yapılarak, niyet unsurunun ihlalin tespitinde yeterli olacağına
gerekçe olarak gösterilen 6. maddenin ikinci fıkrasındaki (a) ve (d) bentlerinin de bu
kapsamda değerlendirilmesi gerektiği, bu bentlerde yer alan "... bozmayı amaçlayan
eylemler" ifadesinin amacın tek başına rekabet ihlali oluşturabileceği şeklinde
yorumlandığı, ancak aşağıda yer verilen kararlarda görüleceği üzere Kurul’un bu konudaki
görüşünün farklı olduğu, gerçekten de örnekleme yoluna gidilmesi için (sınırlı sayıda
olmayan hallerden) sayılan bu bentlerin, maddenin anlaşılırlığını zorlaştırdığı, buna karşın
kanundaki konumlandırılışı düşünüldüğünde "niyetin görülmesi ceza için yeterlidir"
anlamının da çıktığı, bentlerde geçen ifadeyle ilgili aşağıda yer verilen iki farklı yorumun
yapılabileceği belirtilmiştir:
• “Söz konusu bentlerdeki davranışlar ancak kasten işlenebilir. Örneğin rakiplerin
piyasadaki faaliyetlerinin zorlaştırılmasını amaçlamayan eylemler bu etkiyi doğursa
bile cezalandırılmayacaktır” ki bu yorum rekabet hukukuyla uyuşmamaktadır.
• “Söz konusu bentlerdeki fiillere istisnaen "teşebbüs etmek" mümkündür.” Bu yorum
rekabet hukuku açısından daha kabul edilebilirdir.
(1275) İlgili bentlerin Kabahatler Kanunu'na istisna getirerek; teşebbüs etmenin mümkün olduğu
kabul edildiği taktirde teşebbüsün koşullarının ne olduğunun önem kazandığı, buna göre
Kabahatler Kanunu'nda tanımlanmayan teşebbüs için Ceza Kanunu'na bakılması gerektiği,
Ceza Kanunu'nda "işlemeyi kastettiği bir suçu elverişli hareketlerle doğrudan doğruya
icraya başlayıp da elinde olmayan nedenlerle tamamlayamaz" olarak ifade edilen
teşebbüsün unsurlarının şu şekilde sıralandığı bilgisi verilmiştir:
• Kasten hareket etme ( amaç veya niyet)
• icra hareketine başlama (davranışın görülmesi)
• Elverişli hareket (potansiyel etki ve eş etkili rakip analizi)
• Elinde olmayan sebeplerle neticenin gerçekleşmemesi (uygulamadan vazgeçme)
(1276) Bu unsurlardan görüleceği üzere, etkinin oluşmadığı (potansiyel etki) hallerde dahi kötüye
kullanma olarak tanımlanan davranışın "neticeye elverişliliğinin" ortaya konulması
gerektiği, elverişli hareketin rekabet hukuku açısından daha önce de belirtildiği gibi eş etkili
rakip testine karşılık gelmesi gerektiği, aksi halde yapılan hareketin kötüye kullanma
eylemine elverişsiz olduğunun söylenebileceği ileri sürülmüştür.
(1277) Dosyada ENERJİSA bünyesindeki dağıtım şirketleri ve GTŞ'lere ilişkin detaylı ve yerinde
bir niyet değerlendirmesi yapılmadığı, yer verilen belgelerin bir kısmının bu açıdan hiç
değerlendirilmediği ve sadece anıldığı, niyet unsuruna ilişkin değerlendirmelere
bakıldığında şekilci bir varsayım metodolojisinin izlendiği ve hâkim durumu kötüye
kullanmanın bir göstergesi olarak anlaşıldığı belirtilmiştir.
(1278) Dosyada izlenen yöntem ile objektif tanımlamalardan uzaklaşıldığı ve hâkim durumda olan
teşebbüslerin rekabetçi motivasyona sahip olamayacağı sonucuna ulaşıldığı, oysa 4054
sayılı Kanun’un oldukça kısa bir metinden oluşması ile; soruşturma esnasında hukuki ve
18-27/461-224
413/436
iktisadi yorumun kullanılmasını teşvik etmeyi amaçladığı, hukuki ve iktisadi yorumun
yapılmadığı şekilci yaklaşımların, yetersiz değerlendirmelere sebep olacağı ve rekabetçi
piyasaların gelişmesinin önünde bir engel oluşturacağı dile getirilmiştir.
(1279) Rekabet hukuku uygulamasında, hakkaniyetli rekabetin rekabet karşıtı davranışlardan
nasıl ayırt edileceği sorusunun uzun süredir tartışılan konuların başında yer aldığı,
rekabetçi ve rekabete aykırı dışlayıcı uygulamaların ayırt edilmesi hususunun, hatalı
müdahalelerin veya hatalı olarak müdahaleden kaçınmanın önüne geçilmesi açısından
dikkatli bir şekilde incelemeyi gerektirdiği ifade edilmiştir.
(1280) Değerlendirmelerde belgelerden alıntılanan "Zaten her abonelik işleminden deklarasyon
alıyoruz.", "Rasyolar iyi gidiyor, ... Deklarasyon rasyolarında da abonelik sırasında %(…..),
başvuru işlemlerinde ise %(…..)’lik hedefimiz var biliyorsun." ifadelerinin de hakkaniyetli
rekabet açısından değerlendirilebileceği ve ifadelerde rekabetçi motivasyonun bulunduğu,
zira deklarasyon gibi etkinlik üretici ve eşit etkinlikte bir rakibin de sunabileceği
uygulamanın, piyasadaki diğer oyuncularla rekabet etmek için uygulamaya konması ile
teşebbüsün bu hususta hedefleri yüksek tutmasının kötüye kullanma niyeti olarak
yorumlanamayacağı ileri sürülmüştür.
(1281) Uygulamada yüksek bir başarı sağlanmasının yukarıda açıklanan sebeple etkinlik doğuran
ve rekabetçi yanının kabul edilmesi gerektiği, ancak dosyada yer verildiği gibi tüketicinin
"iradesine bırakmama" ve "adeta bir bağlama uygulaması" olması şeklindeki
değerlendirmelerin ise kabul edilemeyeceği iddia edilmiştir.
(1282) Dosyada, inceleme sonucunda eşit etkinlikte rakiplere ilişkin değerlendirme yapılmaksızın
yasaklayıcı bir tavır ortaya konduğu, ilgili bölümde hâkim durumda olduğu tespitini
yapmakla ENERJİSA'nın rekabet etme hakkı ortadan kalkmış gibi bir yorum yapıldığı,
hâkim durumda olduğu kabulünde dahi, ENERJİSA'nın rakipleri koruma gibi bir görevi
bulunmadığı, bir teşebbüsün sadece tüketici refahını azaltacak davranışlardan uzak
durması gerektiği, piyasanın diğer oyuncularıyla rekabet halinde olmasının tüketici refahını
düşüren bir uygulama olarak yorumlanamayacağı dile getirilmiştir.
(1283) Kötüye kullanma niyeti olarak yorumlanan bir diğer alıntının “Uzun yıllardır elektrik enerjisini
yerleşik tedarikçiden temin edegelen ve serbestleşme sonrasında da buna devam eden bir
müşteriye,başka herhangi bir değişikliğe gitmesine gerek olmadan, "Serbest tüketici limitini
geçtiğiniz anda daha ucuz fiyattan elektrik tüketme imkanına kavusacağı" minvalinde bir
vaatle deklarasyon kapsamında ikili anlaşma imzalatmak buna örnek teşkil etmektedir.”
olduğu belirtilmiştir.
(1284) Serbest tüketici limitini geçmeyen kullanıcılar için rekabetçi piyasadan bahsetmenin
mümkün olmadığı, rekabetin ancak serbest tüketici limitini aşan kullanıcılar açısından;
piyasadaki oyuncular arasında olacağı, dolayısıyla yukarıdaki ifadenin, ENERJİSA'nın
rekabet edebileceği tek kullanıcı grubuna yönelik olduğu, buna karşı dosyada bu ifadenin
yorumlanmasından ENERJİSA’nın, serbest tüketici limitini geçen kullanıcılar için "hiç
rekabet etmemeliymiş" gibi anlayışın bulunduğu ileri sürülmüştür.
(1285) ENERJİSA'nın yukarıda alıntılanan ifadesinin tam tersine istenen rekabetçi bir ifade
olduğu, üstelik rekabete açık olmayan bir piyasadaki tüketicileri, limiti aşarak rekabetçi
piyasaya çıkmaya teşvik ettiği, serbest tüketiciye daha ucuz elektrik sağlanmasının regüle
piyasa ile rekabetçi piyasa arasında aynı teşebbüsün farklı motivasyonlarını gösteren güzel
bir örnek olduğu, ayrıca bu fırsattan yararlanmak isteyen tüketicinin tüketim limitini geçerek
diğer teşebbüslerle de anlaşma yapabileceği serbest piyasaya giriş yaptığı öne
sürülmüştür.
18-27/461-224
414/436
(1286) Bir başka örneğin yanlışlıkla bir çalışanın deklarasyon uygulamasına geçişişinin yapılması
olduğu ve bu durumun da operasyonel bir hata dışında hiçbir anlam ifade etmediği,
herhangi bir niyet de göstermediği (Belge 63) bildirilmiştir.
(1287) Bu durumun belki enerji mevzuatı kapsamında GTŞ'nin özen sorumluluğuna sebep
olabileceği, rakipler üzerinde bir dışlama niyetini bu tür bir hatanın tespitinden çıkarmanın
mümkün olmadığı, bu duruma benzer şekilde sözleşmeler, deklarasyon ve benzer
uygulamalarda oluşan hataların kasıtlı olduğuna ilişkin bir belgenin bulunmadığı, diğer
taraftan ilgili sorunun Kurul'un yetki alanı içinde veya onu ilgilendiren bir husus olmadığı
beyan edilmiştir.
(1288) Belge 16’da yer alan "Bayılıyorum bu sehvenli geçiriş sonra iptallerimize" ifadesinin bir
sevinç gösterisi olduğunu düşünmenin makul olmadığı ve çok sayıda benzer uygulama ile
karşılaşılmasının niyetin bir göstergesi olarak yorumlanmasının anlaşılamadığı, esasen
söz konusu ifadeyi kullanan kişinin yapılan hatanın bir türlü giderilememesi karşısında
sitem ettiği, dolayısıyla sorunun sistemsel veya teknik bir hatadan kaynaklandığının açık
olduğu ve bu durumun özellikle rakiplere yönelik bir zararının bulunmadığı, ayrıca dosyada
da bu hususların niyet açısından incelenmediği belirtilmiştir.
(1289) Öte yandan, teşebbüsün iç yazışmalarında bir takım saldırgan ifadelerin olmasının doğal
olduğu, şüphesiz tüm teşebbüslerin rekabet yarışı içerisinde birinci sırada olmak istedikleri,
örneğin Belge 62’deki “…düşün oralarda 1 saatten fazla bekleyen insanlardan alıyoruz her
evrağı nasıl alınıyor? almak durumundaysak her şartla alırız” ifadenin bu nitelikte olduğu
dile getirilmiştir.
(1290) Buna karşılık söz konusu uygulama ile durgun bir tüketici kitlesinin hedeflendiği, bu
durumdan rakiplerin faydalanmasının da mümkün olduğu, zira hedeflenen tüketici kitlesinin
rekabetçi piyasaya sağlanarak taraf değiştirebilir hale geldiği ileri sürülmüştür.
(1291) Ayrıca niyetin tespitinin, hâkim durumdaki teşebbüsün iç belgelerinde yer alan ifadelere
bakılarak sübjektif şekilde; incelenen davranıştan veya davranışın gerçekleştirildiği ortamın
şartlarından yapılan çıkarımlara bakılarak objektif bir şekilde yapılabileceği229 şirket
dokümanlarında ve iç yazışmalarda yer alan rakibi saf dışı etme arzusunu belirten
saldırgan üslubun niyet göstergesi sayılmaması gerektiği, aksi takdirde sübjektiflik tuzağına
düşüleceği230 belirtilmiştir.
(1292) Bunun yanında genel olarak salt dışlama amacının veya buna ek olarak belli davranışların
varlığının ispatlanmasıyla ihlal tespiti yapılması hatalı bulunmuştur.
(1293) Rekabet hukukunun amacının hâkim durumda olan teşebbüs de dâhil herkes için rekabetçi
bir ortamın sağlanması olduğu, bir teşebbüsün iç yazışmalarında rakiplerinin önüne
geçmek, onlara karşı daha çok kazanç elde etmek ve benzer ifadeleri sarf ettiğinin
görülmesinin mümkün olduğu, buna karşın niyeti rekabetçi olan bir teşebbüsün de benzer
ifadeleri sarf edebileceği, bu anlamda şekilci ve varsayımcı bir yaklaşımın, Kurul
kararlarında da görüleceği gibi kötüye kullanmanın tespiti için yeterli olmayacağı, bir
teşebbüsün gerçek niyetinin tam olarak ne olduğunun ancak etkinin ne olabileceği
üzerinden değerlendirilmesi gerektiği, bunun ötesinde yapılacak değerlendirmelerin "niyet
okuma" kategorisine gireceği savunulmuştur.
(1294) Hâkim durumdaki teşebbüslerin özel sorumluluğunun genel olarak kabul gördüğü, buna
karşın belli tip eylemleri sıralamak ve bu eylemlerin yapılmasıyla rekabeti kısıtlayıcı niyetin
varlığını kabul etmenin, bu teşebbüslerin zaten oldukça dar olan faaliyet alanını iyice
229 YAVUZ H. (2013), Tek Taraflı Davranışların Değerlendirilmesinde Niyet Unsuru, Rekabet Kurumu
Uzmanlık Tezi, Rekabet Kurumu, Ankara.
230 COMANOR, W. (1993), “RE. Frech, "Predatory Pricing and Meaning of Intent", s. 304
18-27/461-224
415/436
daraltacağı, Kurul kararlarında da niyetin hâkim durum tespitinde ancak yardımcı
olabileceği, ana unsur olarak kabul edilemeyeceğinin ifade edildiği,
(1295) Kılavuz’a göre kötüye kullanmanın tespit edilebilmesi için, "dışlayıcı davranışın kendine
özgü koşullarının yanı sıra pazardaki fiili veya muhtemel etkilerinin" de değerlendirilmesi
gerektiği231, Kılavuz ile AB Rehberi'nde yer verilen ve herhangi bir ek analize gerek
duyulmaksızın kötüye kullanma teşkil ettiği değerlendirilen hallere değinilmediği,
dolayısıyla hakim durumdaki teşebbüsün davranışının kötüye kullanma teşkil edip
etmediğinin tespiti için, davranışın pazarı kapama etkisine yönelik detaylı bir analiz
yapılması gerektiği dile getirilmiştir.
(1296) Kurul'un pek çok kararında da etki temelli bir yaklaşım benimsendiği, örneğin ve
06.04.2006 tarihli ve 06-24/304-71 sayılı kararda, "Eylemlerin gerçekten kötüye kullanma
olup olmadığını ortaya koymak için sadece "zorlaştırma niyeti" olduğunun ortaya konulması
yeterli değildir. Bu bağlamda doğru değerlendirme yapmak için, bu eylemlerin
gerçekleştiğinin ve sonucunda pazardaki rekabetçi süreç üzerinde olumsuz olarak fiili veya
potansiyel etkiler gösterdiğinin ortaya konulması gerekmektedir.... Niyet ise cezanın
takdirinde dikkate alınabilecek bir unsurdur." ifadelerinin yer alığı belirtilmiştir. İlgili kararda
etki temelli bir yaklaşım benimsendiği ve niyetin tek başına ihlal olarak
gösterilemeyeceğinin Kurul tarafından kabul edildiği, niyet değerlendirmesinin yol
açabileceği etkinsiz sonuçlara ilişkin olarak aynı kararda şu ifadelerin yer aldığı da dile
getirilmiştir:
"...Zaten hiçbir ayrıma gidilmeksizin teşebbüslerin hâkim durumlarını sürdürmelerinin
ve hatta güçlendirmelerinin "per se" bir yaklaşım içerisinde yasaklanması yerinde bir
uygulama olmayocaktır. Aksi takdirde rekabetten beklenen yararların elde edilmesi
mümkün değildir. Diğer yandan teşebbüs, eğer bu iç etkinliğini sürdüremezse, zaman
içerisinde rekabet ortamında gerçek ya da potansiyel rakiplerin, pazar gücüne sahip
olan teşebbüsün bu gücün önemli ölçüde sınırlandırması beklenebilir"
(1297) Burada niyetin ancak cezanın miktarını etkileyecek bir unsur olarak değerlendirildiği, yine
kararda iç etkinlik ile bağdaştırılabilir olma hususuna da değinildiği şu paragraf ile dile
getirilmiştir:
"... Eğer eylemleri için teşebbüsün haklı gerekçeleri varsa ve/veya eylemlerini kendi
iç etkinliği ile ilişkilendirebiliyorsa, bu durumda eylemler rakipler aleyhine rekabet
şartlarını bozu yor olsa bile, uygulamanın normal karşılanması ve kötüye kullanma
olarak değerlendirilmemesi gerekmektedir."
(1298) Niyetin ayrıca bir hukuka uygunluk nedeni olan haklı gerekçeler açısından da
değerlendirilmesi gerektiğinin ortaya konduğu, kararda haklı gerekçelerin savunmanın
sonunda değil, değerlendirme aşamasında diğer hususlarla birlikte değerlendirildiği ve işbu
soruşturma kapsamında da aynı yöntem ve tutumun izlenmesi gerektiği öne sürülmüştür.
(1299) 09-47/1160-294 sayılı ve 14.10.2009 tarihli kararda da değerlendirmenin benzer şekilde
olduğu şu alıntılar ile ileri sürülmüştür:
"Diğer yandan, hâkim durumdaki teşebbüslerin bu özel sorumlulukları çerçevesinde
nihai satış noktaları ile hiçbir şekilde yazılı veya sözlü münhasır anlaşma
yapamayacağını ileri sürmek ve yaptığı belirli sayıdaki münhasır anlaşmayı bu satış
noktalarından rakiplerin çıkartılması sonucunu doğurması gerekçesiyle "Der se" bir
yaklaşımla kötüye kullanma olarak değerlendirmek zaten sınırlı olan hareket alanının
daha fazla sınırlandırılması anlamına gelmektedir. Bu itibarla, rakiplerin pazardaki
faaliyetlerinin zorlaştırılmasına yönelik eylemlerde bulunulup bulunulmadı 'ama ve
231 Kılavuz, para. 24.
18-27/461-224
416/436
eğer bulunulmuşsa bu zorlaştırmanın derecesinin ne olduğunu incelemek
gerekecektir"
(1300) Kurul’un kararda şekilci tespitlerden uzak ve ekonomik bir yöntemi benimsemiş olduğu,
netice itibariyle rakiplerin faaliyetleri üzerinde etki doğmadığı tespiti yapan Kurul’un
soruşturma açmaya gerek olmadığı kararını verdiği belirtilmiştir. Önemli bir diğer hususun
da etkinin tüketici üzerinden değil de rakiplerin faaliyetleri üzerinden yapılması olduğu ifade
edilmiştir. Kurul’un değerlendirmesini yaparken sosyal refahı da dikkate aldığı bildirilmiştir.
(1301) 14.06.2012 tarihli ve 12-33/922-281 sayılı kararda niyet unsurunun kötüye kullanma için bir
koşul olarak kabul edilmediği, buna karşın etki değerlendirmesinin esas alınması
gerektiğinin belirtildiği, bu bağlamda hakkaniyetli rekabet ile dışlama amacı arasındaki
farkın ortaya konması gerektiği ve bunun da ancak etki analizi ile mümkün olacağı şu
alıntılar ile dile getirilmiştir:
"Turkcell'in TİM sayısını artıracak olmasının, rekabet karşıtı olduğu kadar,
hakkaniyetli rekabet (competition on merits) kapsamında değerlendirilmesi
mümkündür. Nitekim tüketiciye daha düşük fiyat, daha yüksek hizmet kalitesinin
yansıması istendiğinden, teşebbüslerin bu tür davranışlarına uygulanacak rekabet
kurallarının, hakim durumdaki firmalar da dahil tüm firmaların, fiyat ve kalite üzerinden
rekabet edebilmelerini garanti altına alması gerekmektedir"
(1302) Niyet, amaç veya kast gibi kavramların yapılan eylemdeki iradi unsura karşılık geldiği, iradi
unsurun, bir davranışa bağlanmaksızın tek başına cezalandırılmasının hukuk sistemi ile
uyuşmadığı, iradi unsura yönelik yasakların ancak ortaya çıkabilecek potansiyel tehlikelere
karşı oluşturulduğu, buna verilebilecek en açık örneğin ceza hukukundaki teşebbüs
kavramı olduğu, teşebbüs kavramının içinde bir elverişlilik testini barındırdığı, davranış
ancak istenmeyen sonucu oluşturmaya elverişli ise cezalandırılmasının mümkün olduğu,
hakim durumun kötüye kullanılmasının, idari para cezasını gerektirmesi sebebiyle hukuki
niteliğinin kabahat olduğu, Kabahatler Kanunu’nun, kabahatlere teşebbüs olmayacağını
düzenlediği, buna karşın eğer rekabet hukukunda buna bir istisna getirildiği kabul
edilecekse bile yukarıda belirtilen "elverişli hareket" testinin yapılması gerektiği, elverişli
hareket testinin potansiyel etkinin belirlenmesi şeklinde olması gerektiği, soruşturma
kapsamında bu testin, pazarın dinamikleri ve "eş etkinlikte rakip" testine karşılık geldiği
belirtilmiştir.
(1303) Kurul’un verdiği pek çok kararında "kötüye kullanma" unsurunun per se ihlal olarak
anlaşılmadığı, Kurul’un hâkim durumdaki teşebbüsün zaten dar olan hareket alanını daha
da çok daraltmamak için etki analizinin yapılması gerektiğini kabul ettiği, dolayısıyla rekabet
hukukunun Türkiye uygulamasında şekil temelli yaklaşımdan ziyade etki temelli yaklaşımın
kabul edildiği, rakiplerin dışlanmasının da bu noktadan doğrudan ihlal anlamına
gelmeyeceği, eş etkili rakip analizi yapılarak mevcut durumun refah üzerindeki etkilerinin
incelenmesi gerektiği, bu noktada teşebbüsün değil, Kurul’un etkileri ortaya koymak ve
kötüye kullanmayı ispat etmek yükümlülüğünde bulunduğu, ENERJİSA bünyesinde faaliyet
gösteren GTŞ veya dağıtım şirketlerinin rekabet karşıt bir niyeti olduğunun soruşturma
kapsamından anlaşılmadığı ifade edilmiştir.
(1304) Dosyada yer alan teşebbüs içi yazışmaların örneklendiği üzere hakkaniyetli rekabet
çizgisinden ayrılmadığı, üstelik teşebbüs içi yazışmaların "sübjektif niyet" olarak
nitelendirilmesi gerektiği, rekabetçi motivasyona sahip bir teşebbüsün yazışmalarının
objektif olarak bir kötüye kullanma niyeti olarak yorumlanamayacağı, objektif olarak kötüye
kullanmanın ancak eş etkinlikte rakip analizi ile ortaya konabileceği, aksi halde "per se"
ihlal kabul edilmiş olup şekil temelli yaklaşım ile rekabet hukukunu devlet müdahaleciliğine
yaklaştıran anlayışın önünün açılacağı dile getirilmiştir.
18-27/461-224
417/436
(1305) Dosyadaki ihlal iddialarının rekabeti kısıtlama etkisinin olmadığı, bu uygulamaların etkinlik
doğurucu olduğu, üstelik bir kısım uygulama ile rekabete kapalı olan bir grup tüketicinin
rekabetçi olan piyasaya çekildiği, örneğin dosyada da belirtildiği üzere BAŞKENT’in
ticarethane pazarında tüketim bazlı pazar payının 2014 yılında %(…..) iken 2017 yılında
%(…..) üzerinde dalgalı seyir gösterdiği, bu durumun da ihlal olduğu iddia edilen
uygulamaların bir sonucu olduğu, bu sayede ENERJİSA uygulamalarıyla tüketicilerin
serbest tüketici sınıfına geçerek seçme şansı kazandığı, serbest tüketici olmaları
ENERJİSA uygulamalarıyla teşvik edilen tüketicilerin bu aşamadan sonra tedarikçi
değiştirmekte özgür oldukları ve bu durumdan ENERJİSA'nın rakiplerinin de faydalandığı,
ENERJİSA'nın bu yöndeki uygulamalarının çoğunun rakipleri tarafından da uygulanabilir
nitelikte olduğu, buna karşın bu uygulamaların rekabeti bozma niyeti olduğu söylenerek
ENERJİSA'nın, "hiç rekabet etmeme" yükümlülüğü olduğu sonucuna ulaşılmaya çalışıldığı,
bu çıkarımın açıklanan sebeplerle hatalı ve cezalandırmada temel bir prensip olan
"masumiyet karinesine" de aykırı olduğu öne sürülmüştür.
I.7.14.2. ENERJİSA Bünyesindeki Şirketlerin İhlal İddialarına Konu Uygulamalarının
Dışlama Potansiyeli ve Dışlayıcı Niyet İçerdiğine Yönelik Savunmaların
Değerlendirilmesi
(1306) Bu başlık altındaki savunmalar “ENERJİSA’nın Gerçekleştirdiği Eylem ve Uygulamaların
Dışlama Potansiyeli ve Dışlama Niyeti “ başlığı altında birebir ve savunmaların
değerlendirilmesinde her bir münferit hususun ele alındığı bölümlerde ayrıntılı ve gerekçeli
incelenmiştir. Öte yandan ilgili iddiaların, dosya kapsamında yer verilen Danıştay
kararlarının kesinliği göz önünde bulundurulduğunda geçerliliğinin bulunmadığının açık
olduğu ifade edilmelidir. Diğer yandan, ENERJİSA’nın incelemeye konu eylem ve
uygulamalarının ilgili pazarları rakip tedarikçilere rekabet karşıtı yollarla kapatarak hakim
durumunu kötüye kullanması bağlamında sadece oldukça kapsamlı ve ayrıntılı bir şekilde
fiili ve/veya muhtemel etkilere yer verilmediği aynı zamanda bunlara ek olarak dışlama
niyetinin de söz konusu olduğu ortaya konulmuştur. Zira her bir tespitin kötüye kullanmaya
konu eylem ve uygulamalara ilişkin yaptırımların tespitinde dikkate alınması gereken
unsurlar olduğu belirtilmelidir.
I.7.15. Ceza Takdirine İlişkin Savunma ve Bunlara İlişkin Değerlendirmeler
I.7.15.1. Temel Para Cezasının Belirlenmesi ve Hafifletici Sebeplerinin Varlığına
İlişkin Savunmalar ve Bunlara İlişkin Değerlendirmeler
(1307) Uygulanacak bir cezanın miktarının tespiti için ihlal teşkil eden fiil veya fiillerin somut bir
şekilde başlangıç ve bitiş tarihlerinin de şüpheye mahal vermeyecek bir şekilde belirtilmek
suretiyle ortaya konulması gerektiği ifade edilmiştir.
Temel para cezasının belirlenmesi hususunda potansiyel veya fiili etki ve zararın dikkate
alınması bakımından ayrıca inceleme konusu piyasanın yapısının da dikkate alınması
gerektiği, örneğin Deklarasyon ve Ek Protokol uygulamaları, piyasada kimi zaman
düzenleyici otorite vasıtasıyla hayata geçirilen kamu politikaları karşısında inceleme
konusu şirketlerin rekabeti ve etkinliği artırıcı olduğu düşünülen çözüm önerilerinden ibaret
olduğu, anılan uygulamanın düzenlenen tarife üzerinden son kullanıcılara yapılan tedarik
faaliyetinde girdi olarak kullanılan elektrik enerjisi bakımından kamu santrallarının payını
azaltmayı ve serbest üretim santrallarının daha etkin ve rekabet içerisinde faaliyet
göstermesini hedeflediği, buna benzer şekilde Ek Protokol uygulamasının, hayata
geçirildiği dönem içerisinde kamu politikaları nedeniyle artan maliyetlere karşın piyasadaki
fiili fiyat tavanı görevi gören düzenlenen tarife fiyatlarına söz konusu maliyet artışlarının
kamu politikaları sebebiyle yansıtılmaması ve dolayısıyla serbest piyasada düzenlenen
tarife üzerinden indirimli fiyat teklifi verilebilecek marjın daralması ve hatta belirli
dönemlerde ortadan kalkmış olması nedeniyle hayata geçirildiği ifade edilmiştir.
18-27/461-224
418/436
(1308) Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hâkim Durumun Kötüye
Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik’in (Ceza Yönetmeliği) 5.
maddesinin ikinci fıkrasında temel ceza oranının belirlenmesinde, ilgili teşebbüs veya
teşebbüs birliklerinin piyasadaki gücü, ihlal neticesinde gerçekleşen veya gerçekleşmesi
muhtemel zararın ağırlığı gibi hususların dikkate alınacağının ifade edildiği, bu noktada
piyasanın düzenlemeye tabi bir piyasa olduğu, piyasada yapısal aksaklıkların bulunduğu,
hukuki ayrıştırmanın bir model olarak bir takım sakıncaları da birlikte getirdiği, taraf
şirketlerin piyasadaki hâkim durumlarının kamu politikalarının bir sonucu olduğunun dikkate
alınması gerektiği dile getirilmiştir.
(1309) Dosyada, AYESAŞ, BAŞKENT ve TOROSLAR tarafından hayata geçirilen eylemlerin
"pazarı kapayıcı nitelikte tek bir eylem olduğu ve Ocak 2015- Kasım 2017 dönemi
kapsadığı dolayısıyla bir yıldan uzun sürdüğünün belirtildiği ancak ilgili eylemlerden bir
kısmının bir yıldan kısa süre sürdüğü ifade edilmiştir.
(1310) İhlal oluşturduğu iddia edilen uygulamaların ENERJİSA bünyesindeki her bir GTŞ ve
bağımsız tedarikçiler açısından bağımsız olarak her bir eylem bakımından ayrı ayrı
değerlendirilmesi ve buna ilişkin olarak ihlal sürelerinin ayrı ayrı ortaya konması gerektiği,
zira her ihlal iddiasına konu eylemlerin ayrı birer teşebbüs olan GTŞ ve bağımsız
tedarikçiler tarafından farklı tarihlerde gerçekleştirildiği belirtilmiştir.
(1311) Bazı ihlal iddialarının sürelerinin AYESAŞ, BAŞKENT ve TOROSLAR bakımından
aşağıdaki tabloda da yer verildiği üzere aynı olmadığı, örneğin IA-02 Form’larına tarih
atılmamasına ilişkin olarak usulsüz sözleşmelerin ilgili teşebbüsler tarafından 2015 Ocak -
2017 Ekim döneminde gerçekleştiği tespitinde bulunulduğu, ancak IA-02 Form’larına tarih
atılmamasının 2015 Aralık ayında gündeme getirildiği ve söz konusu uygulamaya 2016
Şubat döneminde son verildiği, bu yönüyle, ilgili uygulamanın bir yıldan fazla sürdüğü
tespitinin hatalı olduğu, yine K1-K2 portföyleri arasında yapılan geçiş uygulamasının da
2017 Ağustos - 2017 Kasım döneminde gerçekleştirildiği ve bir yıllık süre bandının altında
kaldığı ifade edilmiştir.
(1312) Deklarasyon ile usulsüz sözleşme ve tarihsiz IA-02 Form’larına ilişkin iddialar kapsamında
incelenen uygulamaların bir yıldan daha az süre ile uygulandığı; para cezasının
hesaplanmasında bu durumun göz önünde bulundurulması gerektiği ifade edilmiştir.
(1313) Taahhüt ve otomatik uzama hükmü içeren sözleşmelerle ilgili uygulamaların süresine
değinilmesi gerektiği; taahhüt ve otomatik uzama hükmü içeren bireysel ikili anlaşmaların
ne kadar süre ile uygulandığının şüpheye yer vermeyecek şekilde ortaya koyulmadığı;
Kurul'un ihlalin süresini hiçbir şüpheye mahal vermeksizin tespit edemediği durumlarda,
süreyi bir yılın altında kabul ettiği; zira Sakarya Sürücü Kursları Kararı'nda232, ihlale konu
davranışın süresinin kesin olarak tespit edilemediği, buna karşılık davranışın bir yıldan kısa
sürdüğünün kabul edildiğinin görüldüğü belirtilmiştir.
(1314) Bu kapsamda somut dosya özelinde de olası bir idari para cezası tespitinde taahhüt ve
otomatik uzama hükmü içeren sözleşmelere yönelik uygulamanın bir yıldan kısa
sürdüğünün kabul edilmesi gerektiği; zira iddia olunan ihlalin süresini hiçbir şüpheye mahal
vermeksizin tespit edilememiş olduğu ifade edilmiştir.
232 "Yönetmelik'in 5. maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendinde, bir yıldan uzun beş yıldan kısa süren
ihlallerde temel para cezasının yarısı oranında; beş yıldan uzun süren ihlallerde ise bir katı oranında
arttırılacağı hükme bağlanmıştır. Sürücü kursları arasındaki anlaşmanın süresine ilişkin net bir tespit
yapılamamış olduğu için anlaşmanın bir yıldan kısa süreli olduğu kabul edilerek temel para cezasında
Yönetmelik'in 5. maddesinin 3. fıkrası kapsamında bir artışa gidilmemiştir"
18-27/461-224
419/436
Tablo 16: İhlal İddiaları ve Dönemleri
İhlal İddiaları ve Dönemi AYEDAŞ TOROSLAR AYESAŞ BAŞKENT
Dağıtım şirketleri bünyesindeki
rekabete duyarlı bilgilerin
GTŞ’lerin erişimine açılması ve
dağıtım şirketlerinin GTŞ’lere
rekabeti kısıtlayıcı nitelikte
avantaj sağlaması
2016 X X X
Deklarasyon X
Ocak 2015 - Ekim
2017
Ocak 2015 - Ekim
2017
Ocak 2015 - Ekim
2017
Usulsüz Sözleşme ve Tarihsiz IA-
02 Formu
X
Ocak 2015 - Şubat
2016
Ocak 2015 - Şubat
2016
Ocak 2015 - Şubat
2016
K1-K2 Portföyleri Geçişinin
Sağlanmasına Yönelik Uygulama
X
Ağustos 2017 -
Kasım 2017
Ağustos 2017 -
Kasım 2017
Ağustos 2017 -
Kasım 2017
ENERJİSA ile Tüketiciler
Arasındaki Sözleşmeler
X
Ocak 2015 - Ekim
2017
Ocak 2015 - Ekim
2017
Ocak 2015 - Ekim
2017
(1315) Dosyadaki değerlendirmelerden burada sayılan eylemlerin hiçbirisinin tek başına "pazarı
kapayıcı nitelikte" olmadığının anlaşıldığı ancak bu eylemler birlikte ele alındığında böyle
bir sonuca varıldığı dolayısıyla böyle kümülatif bir yaklaşımın, fiillerin tek başlarına ihlal
teşkil edip etmediği konusunda tereddütlerin bulunduğunu ortaya koyduğu ve ulaşılan
sonucu hukuki açıdan sorgulanır kıldığı ifade edilmiştir.
(1316) Herhangi bir surette mevcut soruşturma kapsamında ileri sürülen iddiaların kabulü
anlamına gelmemekle birlikte, Kurul’un idari para cezası takdirinde bulunması durumunda
temel para cezasına esas ciroyu, iddia konusu davranışların gerçekleştirildiği ilgili ürün
pazarı ciroları üzerinden hesaplaması gerektiği, böylesi bir yaklaşımın, soruşturma tarafı
şirketlerin ihlal iddialarına konu davranışlardan elde ettikleri fayda yönünden caydırıcı
ancak orantılı olacağı, zira Kurul’un daha önce vermiş olduğu kararlarda benzer bir
yaklaşım benimseyerek uyguladığı idari para cezalarında ilgili ürün pazarından elde edilen
ciroyu dikkate aldığı öne sürülmüştür.
(1317) Bankacılık Kararı'nda233 idari para cezasının belirlenmesinde toplam gayri safi gelirlerin
yerine ihlal iddiasına konu bireysel bankacılıktan elde edilen gayri safi gelirin esas
alınmasına karar verdiği, II. Bankacılık Kararı'nda234 idari para cezasının hesaplanmasında
ihlali gerçekleştiren teşebbüslerin ihlal iddiasına konu pazarlarda 2016 yılında elde ettiği
ciroyu esas aldığı, Yangın Sigortaları Kararı'nda235 ihlali gerçekleştiren teşebbüslerin 2001
yılı yangın sigortası ciroları üzerinden takdirde bulunduğu, Medikal Gazlar Kararı'nda236
ihlalin yapıldığı ilgili pazardaki gayri safi gelirleri esas aldığı, Sun Express Kararı’nda237
ceza takdirinde Almanya kalkış-Türkiye varışlı ve Türkiye kalkış-Almanya varışlı hatlardan
elde edilen geliri dikkate aldığı, Türk Telekom Kararı'nda238 soruşturma tarafı teşebbüse
ilgili ürün pazarından elde edilen toplam ciro üzerinden hesaplanan miktarda, Sarten
Ambalaj Kararı'nda239 da Kurul’un iznine tabi olan devralma işleminin bildirilmemesi
sebebiyle Kanun’un 16. maddesi uyarınca Sarten Ambalaj Sanayi ve Ticaret A.Ş.'ye
"teneke yemeklik yağ ambalajı pazarı" cirosu üzerinden idari para cezasına hükmettiği,
Azko/Nobel Kararı'nda240 bildirime tabi devralma işlemi kapsamında yanlış ve yanıltıcı bilgi
233 07.03.2011 tarih ve 11-13/243-78 sayılı karar.
234 28.11.2017 tarih ve 17-39/636-276 sayılı karar.
235 30.10.2003 tarih ve 03-70/844-366 sayılı karar.
236 11.11.2010 tarih ve 10-72/1503-572 sayılı karar.
237 27.10.2011 tarih ve 11-54/1431-507 sayılı karar.
238 19.11.2008 tarih ve 08-65/1055-411 sayılı karar.
239 15.4.2010 tarih ve 10-31/471-175 sayılı karar.
240 18.3.2010 tarih ve 10-24/339-123 sayılı kara.
18-27/461-224
420/436
ve belge sunulması nedeniyle yine Kanun’un 16. maddesi uyarınca uygulanacak idari para
cezasına, "toz kaplama pazarı"ndan elde edilen ciroyu esas aldığı, benzer şekilde, sigorta
şirketlerinin Kanun'un 4. maddesini ihlal ettikleri gerekçesiyle yapılan incelemede de241 söz
konusu teşebbüslere yalnızca yangın sigortası pazarında elde ettikleri cirolar üzerinden
ceza verdiği, aynı şekilde mehaz uygulamada da benzer yaklaşımların benimsendiği242 dile
getirilmiştir.
(1318) Bu kapsamda olası bir idari para cezasına esas teşkil edecek temel para cezasının
belirlenmesinde, soruşturma tarafı şirketlerin mevcut soruşturma bakımından belirlenen
ilgili ürün pazarlarından elde etmiş olduğu gayri safi gelirin dikkate alınması gerektiği
savunulmuştur.
I.7.15.2. Temel Para Cezasının Belirlenmesine İlişkin Savunmaların
Değerlendirilmesi
(1319) Ceza Yönetmeliği’nin 5. maddesinde temel para cezasının belirlenmesinde dikkate
alınacak hususlar belirtilmiştir. Buna göre öncelikle, ihlalin kartel veya diğer ihlal olup
olmadığının tespit edilmesi gerekmektedir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise “Birinci
fıkrada yazılı oranların belirlenmesinde, ilgili teşebbüs veya teşebbüs birliklerinin
piyasadaki gücü, ihlal neticesinde gerçekleşen veya gerçekleşmesi muhtemel zararın
ağırlığı gibi hususlar dikkate alınır.” ifadeleri ile dikkate alınması gereken hususlar çok net
bir biçimde belirtilmiştir. Bu kapsamda dosyada tarafların pazar gücü ve ihlal neticesinde
muhtemel zararın büyüklüğüne göre bir tespit yapılmıştır. Savunmada, piyasanın
düzenlemeye tabii olması, piyasada yapısal aksaklıkların bulunması, hukuki ayrıştırmanın
sakıncaları, piyasadaki hakim durumun kamu politikalarının bir sonucu olmasının da Ceza
Yönetmeliği’nin 5. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında dikkate alınması gerektiği iddia
edilmektedir. Ancak Ceza Yönetmeliği’nin 5. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında
teşebbüslerin “pazar gücü ve muhtemel zararın ağırlığı gibi hususlar” ifadesi savunmada
iddia edilen hususları da içine alacak şekilde geniş yorumlanmaya imkan tanımamaktadır.
Temel para cezası hesaplanmasına ilişkin bu maddedeki temel amacın ihlalin ağırlığı,
zararın ağırlığı ve ihlalin süresine göre bir tespit yapılması olduğu değerlendirilmektedir.
Nitekim, kamu otoritelerinin ihlale teşvikinin bulunması Ceza Yönetmeliği’nin 7.
maddesinde hafifletici unsurlar arasında sayılmıştır. Yine, Yönetmeliğin 7. maddesinde
sayılmamakla birlikte, pazarın içinde bulunduğu durum Kurul kararlarında bir hafifletici
neden olarak kabul edilmiştir243. Dolayısıyla savunmada belirtilen pazara ilişkin aksaklıklar
ve kamu politikalarının temel para cezasının belirlenmesi aşamasında değil ancak hafifletici
nedenlerin belirlenmesi aşamasında değerlendirilebilecek olup ilgili değerlendirme aşağıda
yapılacaktır.
(1320) Bununla birlikte, savunmada bazı eylemlerin sürelerinin bir yıldan kısa olduğu ve her bir
şirket tarafından farklı tarihlerde gerçekleştirildiği iddia edilerek ceza değerlendirmesinde
ihlal konusu davranışların buna göre ayrı ayrı ele alınması gerektiği belirtilmiştir. Dosyada
GTŞ’lerin deklarasyon, usulsüz sözleşme alma, K1-K2 arasında geçiş ve otomatik uzayan
sözleşme hükümleri şeklinde hayata geçirilen eylemlerinin pazarı kapayıcı nitelikte tek bir
eylem olduğu belirtilerek her bir teşebbüs için bu eylemlerin tamamı için tek bir ihlal tespiti
yapılmış ve tek bir idari para cezası yaptırımının uygulanması gerektiği değerlendirilmiştir.
Bu noktada, taraf savunmasına yer verilen tablodaki sürelerin de usulsüz sözleşmeler ile
241 24.04.2006 tarih ve 06-29/361-91 sayılı karar.
242 International Competition Network Cartels Working Group Subgroup 1, Nisan 2008, s.9.
243 Örneğin 13-13/198-100 sayılı kararda, bankacılık sektörünün uluslararası ekonomik, finansal ve politik
gelişmelere olan hassasiyeti ve bu hassasiyete bağlı olarak düzenleyici nitelikteki kurumların ilgili dönemde
uyguladıkları politikaların doğrudan ve/veya dolaylı etkileri hafifletici neden sayılmıştır. Bu hususlar temel
para cezasının belirlenmesinde dikkate alınmamıştır. Ayrıca, 09-57/1393-362 sayılı kararda piliç eti
pazarında son beş yıl içinde pek çok dışsal kaynaklı şok yaşaması hafifletici bir neden olarak kabul edilmiştir.
18-27/461-224
421/436
otomatik uzayan sözleşmeler bakımından dosya kapsamında bulunan belgeler ve
incelenen sözleşmelere göre tespit edilen süreler ile uyumlu olmadığı anlaşılmıştır.
Tabloda tüm şirketler bakımından usulsüz sözleşme alımının Ocak 2015-Şubat 2016
döneminde gerçekleştiği belirtilmekle birlikte, dosya kapsamında söz konusu eylemin 2015
Ocak ile Ekim 2017 arasında gerçekleştiği tespit edilmiştir. Otomatik uzayan hükümlerin
ise Ocak 2015-Aralık 2016 dönemindeki sözleşmelerde uygulandığı tespit edilmiştir, oysa
taraflarca hazırlanan tabloda bu eylem için süre Ocak 2015-Ekim 2017 olarak belirtilmiştir.
Tarafların savunmalarındaki gibi bir yaklaşım benimsenirse her bir şirket bakımından gayri
safi gelirlerinin binde beşi ile yüzde üçü arasında dört farklı ihlal tespiti yapılması, bu oranın
tespitinde teşebbüslerin pazardaki hakim durumlarının dikkate alınması ve üç ihlalin bir
yıldan uzun sürmesi nedeniyle (sadece K1-K2 portföylerindeki geçiş bakımından eylem bir
yıldan kısadır) temel para cezasının yarısı oranında arttırılması gerekecektir. Ancak bu
şekilde dört farklı ihlal tanımlamasının bu eylemlerin niteliği ve sonucu dikkate alındığında
yerinde olmayacağı değerlendirilmektedir. Bu değerlendirme, savunmada iddia edildiği gibi
her bir eylemin rekabeti ihlal edip etmediği hususunda tereddütlerin bulunmasından
kaynaklanmamaktadır. Aksine dosyanın ilgili bölümlerinde her bir eylemin ne suretle
rekabeti sınırlayıcı etki ve potansiyeli olduğu açıkça ifade edilmiştir. Buradaki
değerlendirmenin temelinde değerlendirilen her bir eylemin pazardaki rakipleri dışlamaya
ve onlara ilgili pazarları kapatmaya, rakip tedarikçilere geçişi önlemeye yönelik olması
sebebiyle tek bir ihlal olarak nitelendirilmesi yatmaktadır.
(1321) Son olarak, taraflarca dile getirilen temel para cezasının belirlenmesinde, soruşturma tarafı
şirketlerin mevcut soruşturma bakımından belirlenen ilgili ürün pazarlarından elde etmiş
olduğu gayri safi gelirin dikkate alınması gerektiği yönündeki savunmanın da kabulü
mümkün değildir. Danıştay’ın Pak Gıda244, YKM245, Boyner246, Siemens247, Bemka248 ve
Hes Elektrik249 kararlarında açıkça Kanun’un 16. maddesinde idari para cezasının gayri
safi gelir üzerinden verileceği, bu doğrultuda yurt içi-yurt dışı gelir ya da ilgili ürün
pazarından elde edilen gelir bakımından bir ayrıma gidilmediği, dolayısıyla taraflarca dile
getirilen belirli bir ürün pazarı üzerinden para cezası verilmesi gerektiği iddialarının yerinde
olmadığı ve toplam gayri safi gelirleri üzerinden idari para cezası verilmesi gerektiği
belirtilmiştir. Bununla birlikte, soruşturma kapsamında inceleme ve değerlendirmeye konu
olan ve nihayetinde 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesinin ihlaline sebep olduğuna karar
verilen davranışlarının soruşturmaya taraf olan teşebbüslerin faaliyetlerinin tümüyle
doğrudan ya da dolaylı olarak ilişkili olduğu, dolayısıyla abone grupları dikkate alınarak
yapılacak bir gayri safi gelir dağılımı ve buna dayanılarak temel para cezası
değerlendirmesinin uygun olmayacağı belirtilmelidir.
I.7.15.3. Hafifletici Sebeplerin Varlığına Yönelik Savunmalar
(1322) 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesinin beşinci fıkrasına göre idari para cezalarının
belirlenmesi sırasında somut olayın koşullarının dikkate alınması gerektiği ve ortaya
çıkacak hafifletici unsurların tahdidi olmadığı belirtilmiştir. Dosyada soruşturulan şirketlerin
yasal yükümlülüklerin yerine getirilmesi haricinde incelemeye yardımcı olup olmadıkları,
ihlalde kamu otoritelerinin teşvikinin veya diğer teşebbüslerin zorlamasının bulunup
bulunmadığı, ilgili şirketlerin fiilleri neticesinde olması durumunda zarar görenlere gönüllü
olarak tazminat ödeyip ödemediği, ihlallere son verilip verilmediği, ihlal konusu faaliyetlerin
yıllık gayri safi gelirler içerisindeki payı gibi konuların değerlendirilmeksizin afaki olarak
244 Danıştay 10. Dairesi, E.2000/6064, K.2002/4541 sayılı kararı.
245 Danıştay 13. Dairesi, 24.06.2008 tarihli ve E.2006/1149, K.2008/5031 sayılı kararı.
246 Danıştay 13. Dairesi, 24.06.2008 tarihli ve E.2006/1041, K.2008/5023 sayılı kararı.
247 Danıştay 13. Dairesi, 02.11.2007 tarihli ve E.2007/9916 sayılı YD kararı; Danıştay 13. Dairesi,
02.06.2010 tarihli ve E.2007/9916, K.2010/4599 sayılı kararı.
248 Danıştay 13. Dairesi, 08.05.2012 tarihli ve E. 2008/9080, K. 2012/965 sayılı kararı.
249 Danıştay 13. Dairesi, 09.05.2012 tarihli ve E. 2008/8485, K. 2012/968 sayılı kararı.
18-27/461-224
422/436
temel para cezasının indirilmesini gerektirecek herhangi bir hafifletici unsur bulunmadığının
ifade edilmesinin hukuka uygun olmadığı ifade edilmiştir.
(1323) Soruşturma süresince koşullar elverdiği ölçüde Soruşturma Heyetine yardımcı olunduğu,
ayrıca soruşturmaya ilişkin olarak 30.10.2017 tarihli ve 7809 sayılı yazı ile Kurum'a "Ara
Dönem Başvurusu" sunulmak suretiyle incelemeye yardımcı olma niyetinin
somutlaştırıldığı ve soruşturulan şirketlerin bu yapıcı tavrının soruşturma süresince devam
ettiği dile getirilmiştir.
(1324) Ayrıca savunmalarda ENERJİSA bünyesinde yer alan tedarik lisansı sahibi şirketlerin ek
protokol uygulamasından elde ettikleri gelirlere ilişkin hesaplamalara yer verildiği ve bu
anlamda dosyadaki tahmini rakamlar üzerinden gerçekleştirilen hesaplamalar yerine
ENERJİSA kayıtları ışığında müşteriye faturalandırılan elektrik enerjisine ilişkin rakamların
ortaya konduğu, uygulama kapsamında soruşturma tarafı şirketlerin aleyhine olsa da dosya
kapsamında ortaya konduğundan daha uzun süreyle gelir elde edildiğinin belirtildiği
savunulmuştur.
(1325) Taahhüt ve otomatik uzama hükmü içeren sözleşmelerin pazar kapama etkisini sunan
verilerin ise soruşturma tarafı şirketlerin lehine veya aleyhine sonuç doğurmaktan bağımsız
olarak mevcut soruşturma kapsamında maddi gerçekliğe ulaşma amacı taşıdığı, bu
hususlara paralel olarak Bartın İli Sürücü Kursları Kararı250 ve Tokat ili Dershaneleri
Kararı'nda251 ihlal iddiasına konu davranışların tespit edilmesini kolaylaştırması nedeniyle
soruşturma tarafı teşebbüsler aleyhinde hükmedilen idari para cezasında indirime
hükmettiği dile getirilmiştir.
(1326) Yine, piyasa aksaklıklarının ve düzenleyici otoritenin eylemlerinin soruşturulan şirketlerin
ihlal teşkil ettiği ileri sürülen fiillerine etkisinin Ceza Yönetmeliği'nin 7. maddesi birinci fıkrası
kapsamında indirim sebebi olarak kabul edilmesi gerektiği veya en azından bu hususun
yapılan değerlendirmede göz önünde bulundurulması gerektiği belirtilmiştir.
(1327) ENERJİSA bünyesindeki GTŞ'ler içinde bulundukları dağıtım bölgelerinde son kaynak
tedariki yükümlüsü olup, söz konusu piyasa aksaklıkları neticesinde büyüyen K1
portföyüne yapılan tedarik bakımından GTŞ’lerin TETAŞ'tan EPDK'nın belirlediği oranlarda
elektrik almakla yükümlü tutulduğu, bu anlamda ENERJİSA bünyesindeki GTŞ'lerin
TETAŞ'tan alım yükümlülüğüne tabi tutulduğu alanın kamu politikaları nedeniyle
genişletilmesinin, aynı ekonomik bütünlük içerisinde yer alan bağımsız üretim
şirketlerinden alınan elektrik enerjisi miktarının azalmasına neden olacağı, bu anlamda her
ne kadar piyasayı etkileyen kamu politikalarının ENERJİSA'yı güçlendirdiği varsayılsa da
söz konusu gelişmelerin piyasadaki maliyet etkinliği bakımından perakende satış
piyasasına nazaran çok daha önemli bir yeri olan üretim piyasasında ENERJİSA'nın
aleyhine neticeler doğurduğu belirtilmiştir.
(1328) İhlal iddiasına konu eylemlerin bütününde, ilgili sektörde yaşanan piyasa aksaklıklarının
piyasa oyuncuları tarafından giderilmesi adına çeşitli uygulamalara başvurulduğu, diğer bir
ifade ile söz konusu uygulamaların planlanması ve hayata geçirilme sürecindeki belirleyici
unsurun piyasada yaşanan aksaklıkların bizzat kendisi olduğu, dolayısıyla burada öncelikli
olarak değerlendirilmesi gereken hususun piyasa aksaklıkları neticesinde dosya konusu
şirketler tarafından hayata geçirilen bazı çözüm önerilerinin rakip teşebbüslerce de
uygulanıp uygulanamayacağı olduğu ifade edilmiştir.
(1329) Dosyada ihlal teşkil ettiği ileri sürülen fiiller neticesinde elde edilen gelirin, isnadın
yöneltildiği soruşturma tarafı şirketin yıllık gayri safi gelirleri içerisindeki payına yer
verilmediği, ayrıca bu fiillerden somut olarak zarar gören bulunup bulunmadığı ve zarar
250 13.08.2013 tarih ve 13-47/662-283 sayılı karar, para 74-75.
251 11.08.2014 tarih ve 14-27/556-239 sayılı karar, para 100-101.
18-27/461-224
423/436
görenlerin bulunması halinde bu zararın tazmin edilip edilmediğinin de değerlendirilmediği
ifade edilmiştir.
(1330) Deklarasyon uygulaması kapsamında ENERJİSA portföyüne geçişi sağlanan müşterilerin
toplam ikili anlaşma ve düzenlenen tarife portföyüne oranının %(…..) olduğu, 2016 ve 2017
yılları için bu oranın sırasıyla %(…..) ve %(…..) olduğu, dolayısıyla deklarasyon uygulaması
kapsamında elde edilen gayri safi gelirin inceleme konusu GTŞ'lerin toplam gayri safi
gelirleri içerisindeki yerinin oldukça düşük olduğu, ayrıca işbu soruşturma kapsamında ihlal
iddialarından birini oluşturan ek protokol uygulamasından gelir elde edilmediği, aksine
uygulamadan zarar edildiği, uygulama kapsamında ENERJİSA bünyesindeki GTŞ'lerin
(…..) TL zarar ettiği öne sürülmüştür.
(1331) Dosyada başta ek protokol uygulaması ve sözleşmelerde yer alan otomatik uzama
hükümleri olmak üzere ihlal teşkil eden fillerin devam etmediğinin kabul edildiği, bu
kapsamda Ceza Yönetmeliği'nin 7. maddesine göre eksik bir değerlendirme
gerçekleştirildiği iddia edilmiştir.
(1332) Ayrıca, tarafın rekabet kurallarına uyum sağlamak adına 2013 yılında yayınlanan "Rekabet
Hukuku Uyum Programı" başlıklı yayın ile Kurum'ca da kabul edilen ve desteklenen
"Rekabet Uyum Programı'na" dâhil olmasının da, Ceza Yönetmeliği'nin 7. maddesi
kapsamında indirim sebebi olarak dikkate alınması gerektiği ileri sürülmüştür.
(1333) Son olarak, soruşturma sürecinde şirketlerin iyi niyeti ve rekabet kurallarına uyum
iradesinin bir göstergesi olarak ihlal iddialarına konu uygulamalara son verdiği, bu
kapsamda atılan adımların açıklandığı beyanın Kurum kayıtlarına 05.03.2018 tarihinde
1878 kayıt numarası ile sunulduğu, dolayısıyla bu hususun da indirim sebebi olarak
değerlendirilmesi gerektiği, söz konusu uygulamalara son verildiği bilgisinin ilk olarak 2018
Mart ayında değil, Soruşturma Bildirimi'nin tebliğini takiben 30.10.2017 tarihinde Kurum'a
sunulmuş olan "Ara Dönem Savunmasında" sunulduğu, bunun yanında, ihlal İddiasına
konu eylemlerin sonlandırılması çerçevesinde hafifletici bir sebebin oluşması bakımından,
son verme işleminin Soruşturma Bildirimi'nin hemen akabinde Kurum'a bildirilmesi
gerektiğine dair herhangi bir Kurum içtihadının bulunmadığı savunulmuştur.
(1334) İhlal iddiasına konu eylemlere soruşturmanın açılması ile birlikte son verilmesinin Kurul’ca
hafifletici neden olarak dikkate alınmasında eylemlere son verildiğinin müşterilere
bildirilmesi gibi bir ölçütün benimsenmediği, ayrıca ilgili eylemin sonlandırılması işleminin
nihai karar aşamasına kadar yapılabileceğinin Kurul kararlarında252 da görülebileceği,
dolayısıyla ihlal iddiasına konu eylemlerin uygulamalarına son verilmesinin birer hafifletici
sebep olarak ele alınması gerektiği, tüm bu sebeplerle hesaplanacak temel para cezasının
Ceza Yönetmeliği'nde belirlenen binde beşlik alt sınıra yakın bir seviyeden belirlenmesi
gerektiği belirtilmiştir.
I.7.15.4. Hafifletici Sebeplerin Varlığına Yönelik Savunmaların Değerlendirilmesi
(1335) İlk olarak işbu dosya kapsamında yasal yükümlülüklerin ötesinde incelemeye yardımcı
olunan bir durum bulunmadığı değerlendirilmektedir. Taraflarca sunulan “Ara Dönem
Başvurusu” içeriğinin pazarın tanımlanması, deklarasyon uygulamasının gerekçeleri ve
sonuçlarına ilişkin teşebbüs görüşlerini içerdiği anlaşılmıştır. Soruşturma Heyetine söz
konusu görüşleri sunmanın yasal yükümlülük ötesinde incelemeye ne şekilde yardımcı
olduğu hususu anlaşılamadığından söz konusu savunmanın kabulü mümkün
görünmemiştir. Öte yandan tarafların yerinde inceleme, bilgi ve belge isteme süreçlerinde
252 16.02.2017 tarih ve 17-07/84-34 sayılı karar. Ayrıca Kurul içtihatlarına paralel olarak, ihlalin yetkili
makamca tespitini takiben sonlandırılmasının Komisyon tarafından bir hafifletici unsur olarak ele alındığı
savunulmuştur. (05.06.1991 tarih ve IV/32.879 sayılı Viho/Toshiba ve 13.02.1979 tarih ve 85/76 sayılı
Hoffman La Roche kararları)
18-27/461-224
424/436
Kanun’a uygun şekilde davranmalarının, soruşturma heyetine yardımcı olmak şeklinde
yorumlanamayacağı, buna mukabil aksi durumun Kanun’un 14. ve 15. maddelerine
aykırılık oluşturması nedeniyle ENERJİSA’nın kanuni sorumluluğuna yol açarak yaptırıma
neden olacağı açıktır.
(1336) Yukarıda da bahsedildiği üzere pazardaki aksaklıklar ve kamu sektörünün müdahaleleri de
bu başlık altına ele alınabilecek hususlardır. Ancak ihlalin gerçekleştiği dönemde sektörün
önceki dönemlerden farklı nasıl bir aksaklık veya kriz yaşadığına ilişkin bir tespit
yapılmamaktadır. Sektördeki aksaklıkların işbu dosya bakımından ihlal olduğu düşünülen
davranışları ortaya çıkarmasının söz konusu olmadığı, aksine sektördeki bazı aksaklıkların
teşebbüslerin pazar gücünü kuvvetlendirdiği ve kötüye kullanmaya konu eylem ve
uygulamalar yoluyla ENERJİSA’nın ilgili pazarlardaki talep taraflı aksaklıkları suiistimal
ederek rekabeti önemli ölçüde sınırlandırdığı tespitleri yapılmaktadır. Ayrıca sektördeki
düzenlemelerin veya otoritelerin de ihlali teşvik eden bir rolü saptanamamıştır. Aksine
pazardaki düzenlemeler serbestleşmeyi ve rekabeti arttırmayı amaçlayan düzenlemelerdir.
Dolayısıyla pazardaki aksaklıklar ve düzenlemelerin bir hafifletici neden olarak dikkate
alınmaması gerekmektedir.
(1337) Diğer yandan, ihlal konusu faaliyetlerin toplam gelirler içerisindeki payının düşük olması da
bir hafifletici neden olarak savunulmaktadır. Bir sonraki bölümde yer verilen ve dağıtım
şirketi adına veya çeşitli fonlar adına tahsil edilen bedellerin ayrıca indirim sebebi yapılması
talep ediliyorsa, bir sonraki bölümde detaylı bir biçimde açıklanacağı üzere, bu bedeller net
satışlar kaleminin içinde değildir. Şirket tarafından bir gelir olarak değil, bir indirim kalemi
olarak muhasebeleştirilmektedir. Dolayısıyla bu hususlar ayrıca bir hafifletici neden olarak
kabul edilemeyecektir. Söz konusu savunma ancak ihlal konusu faaliyetlerin toplam gelirler
içindeki payına ilişkin gerekli hesaplamalar sunulursa değerlendirilebilecektir.
(1338) İlaveten uyum programı uygulanmasının da bir hafifletici neden olarak kabul edilmesi talep
edilmektedir. Bununla birlikte, Kurul içtihadına bakıldığında teşebbüslerin uyum programı
uygulamasını hafifletici bir neden olarak kabul edilmediği görülecektir253. Bu çerçevede,
teşebbüslerin uyguladıkları uyum programının hafifletici bir neden olarak kabul
edilmemiştir.
(1339) Son olarak, ihlal konusu faaliyetlere son verilmesinin bir indirim sebebi olarak dikkate
alınması talep edilmektedir. Kurum kayıtlarına 05.03.2018 tarih ve 1878 sayı ile giren
yazıda, teşebbüsün Nisan 2017’de deklarasyon uygulamasını, Ekim 2017’de önsözleşme
uygulamasını, Nisan 2017’de usulsüz sözleşme alımını sonlandırdığı, Nisan 2017’de
otomatik uzama hükmünü kaldırdığı, K1-K2 geçişinin sadece Ağustos-Kasım 2017
aralığında uygulandığı belirtilmiştir. Öncelikle belirtilmelidir ki ihlallerin 2017 yılı içinde
sonlandırılmasına rağmen buna ilişkin sonlandırma iddiasının Mart 2018’de Kurum
kayıtlarına ulaştırılması bu savunmaya gölge düşürmektedir. Buna ek olarak Soruşturma
Bildirimi’nin taraflara Ocak 2017’de ulaştırıldığı göz önünde bulundurulduğunda
soruşturmaya konu uygulamalara son verme savunmasının kabul edilemeyeceği
değerlendirilmektedir. Kaldı ki otomatik uzama ve deklarasyon/önsözleşme
uygulamalarına son verildiği iddia edilmekle birlikte halihazırda bu uygulamalar
kapsamında kalan müşterilerin sözleşmelerinin uyumlaştırıldığına ilişkin bir bilgi
sunulmamıştır. Ayrıca önemle belirtilmelidir ki taraf teşebbüslerin Soruşturma Raporu
kapsamında ihlal olarak değerlendirilen tüm eylemlere son verdiklerine ilişkin bir beyanları
da bulunmamaktadır.
253 08.03.2013 tarih ve 13-13/198-100 sayılı; 07.11.2016 tarih ve 16-37/628-279 sayılı kararlar.
18-27/461-224
425/436
I.7.15.5. GTŞ’Ier Bakımından Gayri Safi Gelirin Hesaplanmasına İlişkin Savunmalar
(1340) Tek düzen hesap planında "net satışlar"ın "brüt satışlardan" (brüt satışlara KDV dahil
edilmez) "satış indirimlerinin" indirilmesi ile bulunduğu, satış indirimlerinin ise, satıştan
iadeler, satış iskontaları ve diğer indirimlerden oluştuğu bilgisi verilmiştir.
(1341) Tek düzen hesap planındaki diğer indirimler kaleminin satıcı tarafından, alıcı hesabına,
malın sevki sırasında ödenen giderleri ifade eden ve satılan mallara ait olan sevk giderleri,
satılan malların hatalı ve noksan olması ya da taşıma sırasında hasara uğramış olması
nedeniyle yapılması zorunlu indirimler ile satış vergileri, fonlar (KDV hariç) ve benzerlerinin
gösterildiği kalem olduğu, diğer indirimler kaleminin de ihtiyaca göre bölümlendiği
belirtilmiştir.
(1342) GTŞ’Ierin 6446 sayılı Kanun’un 3/1 (b) maddesinde şu şekilde tanımlandığı ifade edilmiştir:
"Bir fiil ile birden fazla kabahatin işlenmesi halinde bu kabahatlere ilişkin tanımlarda
Görevli tedarik şirketi: Dağıtım ve perakende satış faaliyetlerinin hukuki ayrıştırması
kapsamında kurulan veya son kaynak tedariki yükümlüsü olarak Kurul tarafından
yetkilendirilen tedarik şirketi"
(1343) GTŞ'lerin gelirlerinin temelde, ilgili dağıtım bölgesinde bulunan serbest tüketici olmayan
tüketicilere EPDK tarafından onaylanan perakende satış tarifeleri üzerinden yaptıkları
elektrik enerjisi satışından, serbest tüketici niteliğini haiz olduğu halde, başka bir
tedarikçiden elektrik enerjisi temin etmeyen tüketicilere son kaynak tedarikçisi sıfatıyla
yaptıkları elektrik enerjisi satışından ve serbest tüketicilere ikili anlaşmalar kapsamında
yaptıkları elektrik enerjisi satışından elde ettikleri gelirlerden oluştuğu, bu bağlamda Elektrik
Dağıtım Sektörü Düzenleyici Hesap Planı’nın, EPDK’nın 14.06.2012 tarihli ve 3881 sayılı
kararı ile Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği ve tek düzen hesap planı ile uyumlu
bir şekilde oluşturulduğu, düzenleyici işlemler için uygun hale getirildiği ve elektrik dağıtım
şirketlerinin hukuki ayrışması kapsamında Düzenleyici Hesap Planı’nın elektrik dağıtım ve
GTŞ’ler için ayrıştırıldığı dile getirilmiştir.
(1344) Tarifeler Dairesi Başkanlığının "Görevli Tedarik Şirketleri Düzenleyici Hesap Planına İlişkin
Açıklamaları”na göre şirketlerin muhasebe kayıtlarını düzenleyici hesap planına göre
raporlama yapabilecek şekilde tutmalarının gerektiği, bir diğer ifade ile düzenleyici Kurum
tarafından GTŞ'lerin hepsinin standart bir hesap planı tutmaları gerektiği, yeknesaklığı
sağlamak için "Düzenleyici Hesap Planı"nın oluşturulduğu ve bu hesap planında
oluşturulacak bir takım kayıtlara ilişkin açıklamalar yapıldığı belirtilmiştir.
(1345) Görevli Tedarik Şirketleri Düzenleyici Hesap Planına İlişkin Açıklamaların "III. Gelir Tablosu
Hesaplarına İlişkin Açıklamalar" başlığı altında yer alan "612 Diğer indirimler (-)" başlığı
altında diğer indirimlerin neler olacağının belirtildiği, buna göre, 600.07 ve 612.01 Aracı
Olunan Vergi ve Fon Tahsilatları hesaplarının Düzenleyici Hesap Planında birlikte
kullanılacağı, söz konusu düzenleyici hesap planına göre GTŞ'lerin aracı oldukları vergi ve
fon tahsilatlarının içerisinde Elektrik ve Havagazı Tüketim Vergisi (ETV), TRT ve Enerji
Fonunun yer aldığı ifade edilmiştir.
(1346) Yine bahse konu açıklamalara göre, GTŞ'lerin dağıtım şirketi adına tahsil ettiği bedellerin
ilgili şirketlere aktarıldığında 612.02 "Lisans Bölgesinde Bulunan Dağıtım Şirketine
Aktarılan Tutarlar" ve 612.03 "Diğer Dağıtım Şirketlerine Aktarılan Tutarlar" hesabında
kayıt edileceği, şirketin ödemiş olduğu destekleme tutarının da yine 612.04 "Fiyat Eşitleme
Destekleme Tutarı" hesabına kayıt edildiği, dolayısıyla, GTŞ'lere yönelik hesaplamalarda
"Düzenleyici Hesap Planı"nın dikkate alınmasının kaçınılmaz olduğu belirtilmiştir.
(1347) Örneğin, 08.03.2013 tarih ve 13-13/198-100 sayılı kararda idari para cezasının
belirlenmesinde hangi cironun esas alınacağı hususunda finansal kuruluşlar için gayri safi
gelir hesaplamalarının 2010/4 sayılı Rekabet Kurulundan izin Alınması Gereken Birleşme
18-27/461-224
426/436
ve Devralmalar Hakkında Tebliğ'de (2010/4 sayılı Tebliğ) açıklandığının belirtildiği, söz
konusu Tebliğ’in 9. maddesinde teşebbüslerin ciroları belirlenirken hesaplamaya dâhil
edilmesi gereken kalemlerin ayrıntılı bir biçimde sıralandığı ve anılan Tebliğ hazırlanırken
hesaplamaya dâhil edilen bu kalemlerin BDDK'dan gelen yazı doğrultusunda belirlendiği,
GTŞ'lerin gayri safi gelirlerinin hesaplanmasında da benzer bir yaklaşım ile EPDK'dan
konuya ilişkin görüş alınmak suretiyle idari işlem tesis edilmesi gerektiği öne sürülmektedir.
(1348) GTŞ'lerin "aracı oldukları vergi ve fon tahsilatları", "dağıtım şirketi adına tahsil ettiği
bedeller" ve ödemiş oldukları "fiyat eşitleme destekleme tutarı" bedellerinin EPDK
tarafından belirlenen düzenleyici hesap planında "diğer indirimler" kaleminde yer aldığı,
tüm bu bedeller toplam gelirden düşüldükten sonra ilgili şirketin "net satışları"nın ortaya
çıktığı ileri sürülmüştür.
(1349) GTŞ'lerin aracı oldukları vergi ve fon tahsilatlarının ETV, TRT payı ve Enerji Fonu olarak
belirlendiği ve bunlara ilişkin bedellerin GTŞ'lere ait olmadığı ve fakat GTŞ'lerin söz konusu
bedellerin tüketiciden toplanması için usul ekonomisi nedeniyle aracı kılındığı ve bu
nedenle, bahse konu bedellerin GTŞ'lerin "net satışlarında" yer almaması gerektiği
yaklaşımının EPDK tarafından benimsendiği dile getirilmiştir.
(1350) 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu'nun (BGK) 34. maddesine göre, belediye sınırları ve
mücavir alanlar içinde elektrik ve havagazı tüketiminin, ETV’ye tabi olduğu, BGK'nın 35.
maddesine göre, elektrik ve havagazını tüketenlerin bu vergiyi ödemekle mükellef olduğu,
aynı maddenin ikinci fıkrasına göre ise, elektrik enerjisini tedarik eden ve havagazını
dağıtan kuruluşların, satış bedeli ile birlikte bu verginin de tahsilinden ve ilgili belediyeye
yatırılmasından sorumlu oldukları, bu verginin matrahının BGK madde 37'ye göre
belirlendiği belirtilmiştir.
(1351) ETV’nin yerel yönetimlere kaynak yaratmak için tüketicilerden alınan bir vergi olduğu ve
yerel yönetimler hesabına GTŞ'ler tarafından toplanıp ilgili belediyelerin hesabına
yatırıldığı, diğer bir deyişle söz konusu verginin mükelleflerinin tüketiciler olduğu ifade
edilmiştir.
(1352) Bununla birlikte vergilerin harç, şerefiye vd. bedellerden farklı olarak herhangi bir kişisel
karşılığının olmadığı, sonuç itibariyle elektrik ve havagazı tüketim vergisinin ÖTV, KDV ve
Gelir Vergisi gibi genel bütçeye giden vergilerden farklı olarak belediyelerin ihtiyaçları için
bir diğer ifade ile yerel ihtiyaçların karşılanması için toplanan bir vergi olup, niteliği itibariyle
(mükellefiyet farkı) bahsedilen diğer vergilerden farklı olduğu, dolayısıyla Kurul
uygulamalarında ÖTV gibi vergilerin ciro hesabına dahil edilmesine rağmen ETV'nin dahil
edilmemesi gerektiği iddia edilmiştir.
(1353) 3093 sayılı Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu Gelirleri Kanunu'nun (TRT Gelirleri Kanunu)
2. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, elektrik enerjisi hasılatından bu Kanuna göre
ayrılacak paylar, TRT payı adı altında Türkiye Radyo Televizyon Kurumunun gelirlerinden
birisi olarak düzenlendiği dile getirilmiştir.
(1354) Aynı Kanunun 5. maddesine göre, nihai tüketiciye elektrik enerjisi satışı yapan lisans sahibi
tüzel kişilerce TRT payının en geç tahakkuku takip eden ikinci ayın yirmi beşinde Türkiye
Radyo-Televizyon Kurumunun göstereceği banka hesabına ödenmesi gerektiği, bahse
konu bedele ilişkin düzenlemelere göre, GTŞ'lerin bu bedeli TRT'ye aktarmak üzere elektrik
tüketicilerinden tahsil ettiği belirtilmiştir.
(1355) Netice itibariyle, TRT payının TRT'nin gelir kalemlerinden bir tanesi olup, GTŞ'lerin
görevinin bunları tüketiciden tahsil ederek ilgili belediyenin hesabına aktarmak olduğu, söz
konusu bedelin EPDK'nın da GTŞ'lere ilişkin Düzenleyici Hesap Planında belirttiği üzere,
diğer indirimler kaleminde yer almak suretiyle net satışların hesaplanmasında, gelirden
düşülmesinin yerinde olacağı ifade edilmiştir.
18-27/461-224
427/436
(1356) Elektrik enerjisi fonunun elektrik enerjisi dağıtımı alanında faaliyet gösteren kamu ve özel
sektör kuruluşlarının sektör altyapı giderlerine katkı paylarından müteşekkil olup esas
itibariyle, 20.6.2001 tarihli ve 4684 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunla yürürlükten kaldırıldığı bilgisi verilmiştir.
(1357) Konuya ilişkin yönetmeliğin 5. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca, elektrik
enerjisi fonu yerine getirilen hesabın gelirlerinden bir tanesinin de 28.05.1986 tarihli ve
3291 sayılı Kanunun ek 2. maddesi gereğince görevli şirketlerden tahsil olunan katkı payı
tutarları olduğu, bahse konu tutarın, enerji satış tarifelerinin %10'unu geçmeyecek şekilde
tespite, ETKB’nin yetkili olduğu ve tüm abone grupları için elektrik enerjisi fonu oranının
%1 olarak belirlendiği dile getirilmiştir.
(1358) EPDK'nın GTŞ'ler için belirlemiş olduğu Düzenleyici Hesap Planına göre GTŞ'lerin kural
olarak dağıtım şirketi adına tahsil ettiği bedellerin; "dağıtım bedeli", "reaktif bedeli", "güç
bedeli", "güç aşım bedeli", "emre amade bedeli" ve "kesme bağlama bedeli" olduğu ifade
edilmiştir.
(1359) Bahse konu bedellerin EPDK'nın 30.12.2015 tarihli ve 5999-3 sayılı kararı ile belirlenen
"Dağıtım Lisansı Sahibi Tüzel Kişiler ve Görevli Tedarik şirketlerinin Tarife Uygulamalarına
ilişkin Usul ve Esaslarda" (TUE) yer aldığı, dağıtım sisteminin kullanımına ilişkin bu
bedellerin, dağıtım hizmetinin sunulması sırasında oluşan maliyetlerden mevzuat
kapsamında uygun görülenlerin dikkate alınmasıyla hesaplandığı, bu bedellerin ortak
özelliğinin dağıtım sistemine bağlı kullanıcılardan alınması olduğu belirtilmiştir.
(1360) TUE'nin 21. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, dağıtım sistemi kullanıcılarına uygulanan
söz konusu bedellerin kullanıcıların tedarikçilerine fatura edildiği, tedarikçilerin kullanıcı
adına dağıtım şirketi tarafından kendilerine fatura edilen bedelleri ilgili kullanıcıya
yansıttıkları bu nedenle, bahse konu bedellerin EPDK'nın da GTŞ'lere ilişkin Düzenleyici
Hesap Planında belirttiği üzere diğer indirimler kaleminde yer almak suretiyle GTŞ'lerin
gelirlerinden düşülmesi gerektiği konusunda tereddüdün bulunmadığı iddia edilmiştir.
(1361) Dağıtım şirketi tarafından dağıtım sistemine yapılan yatırımlar, işletme ve bakım giderleri
karşılığında dağıtım bedeli alındığı, elektrik dağıtım bedeline ilişkin düzenlemelerin TUE’de
yer aldığı ve dağıtım faaliyetinin yürütülmesi kapsamında, söz konusu bedelin içerisinde
dağıtım sistemi yatırım harcamaları, sistem işletim maliyeti, teknik ve teknik olmayan kayıp
maliyeti, sayaç okuma maliyetinin yer aldığı belirtilmiştir.
(1362) Reaktif elektriğin, aktif (enerjiye dönüşen) elektrikten hariç olarak, elektrik sisteminin
şebekeden çektiği ancak enerjiye dönüşmeyen elektrik olduğu, bu elektriğin ilgili mevzuatta
belirtilen oranlardan daha fazla çekilmesi halinde bir bedelin ödenmesinin söz konusu
olduğu, reaktif bedeline ilişkin düzenlemelerin TUE’de yer aldığı dile getirilmiştir.
(1363) Güç bedelinin, TUE'nin 10. maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde, "dağıtım sistemine
bağlı kullanıcılardan çift terimli tarife sınıfına tabi olanlar için bağlantı anlaşması veya
sözleşmesinde belirtilen güç üzerinden aylık olarak alınan kW birim bedel" olarak
tanımlandığı belirtilmiştir.
(1364) Güç aşım bedelinin, TUE'nin 10. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinde, "dağıtım
sistemine bağlı kullanıcılardan çift terimli tarife sınıfına tabi olanlar için bağlantı anlaşması
veya sözleşmesinde belirtilen gücü aşmaları halinde, aşılan güç miktarı üzerinden aylık
olarak alınan kW birim bedel" olarak tanımlandığı ifade edilmiştir.
(1365) Emre amade bedelinin, TUE'nin 10. maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendine göre bir üretim
tesisi ile müşterileri ve/veya iştirakleri ve/veya serbest tüketiciler arasında özel direkt hat
tesis edilmesi halinde tüketiciler adına üreticilere uygulandığı dile getirilmiştir.
18-27/461-224
428/436
(1366) Kesme - bağlama bedelinin THY’nin 4. maddesinin birinci fıkrasının (ö) bendinde tüketicinin
elektriğinin kesilmesi veya bağlanması aşamalarından sadece birinde uygulanan ve EPDK
tarafından belirlenen bedel olarak tanımlandığı bilgisi verilmiştir.
(1367) 6446 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesinin birinci fıkrasında ulusal tarife uygulamasına
ilişkin olarak "Düzenlemeye tabi tarife/er üzerinden elektrik enerjisi satın alan tüketicileri,
dağıtım bölgeleri arası maliyet fark/ilik/arı nedeniyle var olan fiyat farklılıklarından kısmen
veya tamamen koruyacak şekilde tesis edilmiş ve uygulamaya ilişkin husus/arı Kurum
tarafından hazırlanan tebliğ ile düzenlenmiş fiyat eşitleme mekanizması, 31/12/2015
tarihine kadar uygulanır. Tüm kamu ve özel dağıtım şirketleri ile görevli tedarik şirketleri
fiyat eşitleme mekanizması içerisinde yer alır." hükmünün yer aldığı belirtilmiştir.
(1368) 14.12.2015 tarihli ve 2015/8317 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile ulusal tarife ve ulusal
tarifede çapraz sübvansiyon uygulanmasına ilişkin sürenin 31.12.2020 tarihine kadar
uzatıldığı, EPDK’nın konuya ilişkin olarak Fiyat Eşitleme Mekanizması Tebliğini 31.12.2015
tarihli ve 29579-4 Mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımladığı, konuya ilişkin
düzenlemelere göre bahse konu bedelin, aktarıldığı şirketin hesap planında yer alması
gerektiği belirtilmiştir.
(1369) Netice itibariyle, EPDK'nın da GTŞ'lere ilişkin Düzenleyici Hesap Planında belirttiği üzere
diğer indirimler kaleminde yer vermek suretiyle fiyat eşitleme mekanizması kapsamında
destekleyici durumda olan GTŞ'lerin bu meblağı gelirlerinden düşülmesinin yerinde bir
uygulama olduğu ifade edilmiştir.
(1370) Sonuç olarak, GTŞ'lere ilişkin düzenleyici hesap planında "diğer indirimler" kaleminde yer
alan bedellerin GTŞ'lere ait olmayıp GTŞ'lerin yalnızca bunların toplanmasına aracılık
ettiği, her ne kadar benzer bir durumun ÖTV vb. vergiler için de söz konusu olsa da burada
belirtilen vergiler veya vergi benzeri kalemlerde GTŞ'lerin bunların mükellefi olmadıkları,
zaten, diğer indirim giderlerinden bir kısmının vergilerden farklı olarak Kanun ile belirlenen
düzenlemeler olmayıp EPDK'nın düzenleyici işlemi ile belirlenen ve bu düzenleyici işleme
istinaden GTŞ'ler tarafından toplandıkları savunulmuştur.
(1371) Dolayısıyla Kurul tarafından soruşturma kapsamındaki GTŞ'lere idari para cezası
uygulamasının söz konusu olduğu durumlarda yukarıda detaylı şekilde açıklanan
hususların göz önünde bulundurarak bahse konu indirim kalemlerini brüt satışlardan
indirilmek suretiyle GTŞ'lerin net satışlarını hesaplaması ve konuya ilişkin olarak EPDK'nın
yapmış olduğu düzenlemelerin de dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir.
I.7.15.6. GTŞ’Ier Bakımından Gayri Safi Gelirin Hesaplanmasına İlişkin Savunmaların
Değerlendirilmesi
(1372) Bu savunma başlığı altında temel olarak elektrik faturasında yer alan bazı kalemlerin
dağıtım şirketi adına tahsil edildiği, bazı bedellerin ise GTŞ’lerin aracı oldukları fon ve vergi
tahsilatlarına ilişkin oldukları belirtilmiş ve EPDK’nın da onayıyla bu kalemlerin 612 Diğer
İndirim hesabında izlendiği belirtilmiştir. İkinci olarak ise 08.03.2013 tarih ve 13-13/198-100
sayılı kararda banka cirolarını belirleyen 2010/4 sayılı Tebliğ’in hazırlanması esnasında
BDDK’ya görüş sorulduğunun belirtildiği, bu nedenle bu soruşturma bakımından EPDK’dan
görüş alınarak idari işlem tesis edilmesi gerektiği belirtilmiştir.
(1373) Bilindiği üzere, ticari işletmeler bilanço ve gelir tablosu kalemleri ile banka bilanço ve gelir
tablosu kalemleri birbirinden oldukça farklılaşmaktadır. Ticari işletmeler bakımından 4054
sayılı Kanun ve Ceza Yönetmeliği’nde belirtilen gayrı safi gelir ifadesi gelir tablosundaki
“Net Satışlar”a tekabül etmektedir. Ancak, banka gelir tablolarında “Net Satışlar” diye bir
kalem bulunmamaktadır. Bu da bankalar bakımından gayri safi gelirin hesaplanması için
farklı bir usul belirlenmesi gereğini doğurmuştur. Bu kapsamda bankalar ve mali kuruluşlar
bakımından gayri safi gelirin belirlenmesinde dikkate alınacak kalemler hem mehaz
18-27/461-224
429/436
mevzuat hem de BDDK’nın görüşü de dikkate alınarak ilgili Tebliğ’de belirlenmiştir. Ancak
bilanço ve gelir tablosu kalemleri olarak ticari işletme bilanço ve gelir tablosu kalemlerini
kullanan enerji şirketleri veya GTŞ’ler bakımından ise böyle bir araştırma veya farklı bir
hesaplama yapılmasını gerektirecek ve böylelikle EPDK’ya danışılmasını gerektirecek bir
husus bulunmamaktadır. Şirketlerin gelir tablosundaki “Net Satışlar” kalemi şirketlerin gayri
safi gelirini gösterecektir.
(1374) Ayrıca savunmada, dağıtım şirketi adına tahsil edilen bedeller ile GTŞ’lerin aracı oldukları
fon ve vergi tahsilatlarının GTŞ’lerin geliri olmadığı belirtilmiştir. Bu kapsamda bu gelirlerin
612 Diğer İndirim hesabında izlendiği ifade edildikten sonra detaylı açıklamalar ile bu
gelirlerin brüt satışlardan indirilmesi talep edilmektedir. Gelir tablosunda net satışların
hesaplanması aşağıdaki tabloda gösterilmektedir. Buna göre 600 Yurtiçi Satışlar, 601
Yurtdışı Satışlar ve 602 Diğer Gelirler hesapları altında izlenen gelir kalemlerinden 610
Satıştan İadeler, 611 Satış İskontoları, 612 Diğer İndirimlerin çıkarılması suretiyle net
satışlara ulaşılmaktadır. Bir başka deyişle, GTŞ’nin geliri olmadığı belirtilen ve 612
numaralı Diğer İndirimler hesabı altında izlenen kalemler, teşebbüsün gelir tablosunda net
satışlar kalemi içerisinde zaten yer almamakta ve brüt satışlardan indirilmektedir. Bu
nedenle, ceza takdirinde teşebbüsün en yakın mali yıl gelir tablosunda yer alan “Net
Satışlar” kaleminin esas alınması hem Kanun ve Yönetmelik’te öngörülen gayri safi gelirin
doğru bir biçimde hesaplanmasına hem de teşebbüsün belirttiği kalemlerin brüt satışlardan
düşülmüş haline ulaşılmasına imkân tanıyacaktır.
Tablo 17: Ticari İşletme Örnek Gelir Tablosu
FİRMA ÜNVANI Önceki Dönem Cari Dönem
A-BRÜT SATIŞLAR 0 0
1-Yurt İçi Satışlar (600)
2-Yurt Dışı Satışlar (601)
3-Diğer Gelirler (602)
B-SATIŞ İNDİRİMLERİ ( - ) 0 0
1-Satıştan İadeler (610) ( - )
2-Satıştan İskontalar (611) ( - )
3-Diğer İndirimler (612) ( - )
C-NET SATIŞLAR 0 0
I.7.16. Soruşturma Bildirimi ile Savunma Hakkının Hukuka Aykırı Olarak Kısıtlandığı
Savunması
(1375) Soruşturma Bildirimi’nde, hukuka aykırı olduğu iddia edilen fiiller ile ilgili olarak somut
isnadın ve fiilin ne olduğunu açık biçimde ortaya koyulmadığı, birbiriyle ilişkisi olmayan,
olsa da ilişkinin mahiyeti konusunda herhangi bir açıklık bulunmayan onlarca iç yazışmanın
bir araya getirildiği, hukuka aykırı olarak hangi hareketlerin ENERJİSA tarafından yapıldığı
ve bu hareketlerden hangi neticelerin ortaya çıktığının ortaya konulmadığı, "torbalama"
suretiyle ortaya konulmuş iddialar karşısında ENERJİSA’nın savunma hakkının
kullanılmasının güç duruma geldiği, Soruşturma Bildirimi’nde ENERJİSA’ya yönelik
iddiaların dayanağını teşkil eden değerlendirmeler hakkında hiçbir ilave bilgilendirme
yapılmadığı, suç ve/veya kabahat isnadında bulunması gereken hususların
bulunmamasının hem Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi hem de Anayasa ile güvence
altına alınmış olan adil yargılanma hakkı kapsamında esaslı bir ihlal olduğu, isnadın tüm
unsurları ile açıkça bilinmediği bir durumda savunma hakkının sınırlandırıldığı, soruşturma
açılmasına delil teşkil eden Önaraştırma Raporu’nun taraflarına tebliğ edilmemesi,
dolayısıyla soruşturma raporunda yer alan tespitlere karşı savunma haklarının
kullandırılmamasının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi düzenlemeleri çerçevesinde adil
yargılanma haklarını kısıtladığı belirtilmiştir.
18-27/461-224
430/436
Soruşturma Bildirimi ile Savunma Hakkının Hukuka Aykırı Olarak Kısıtlandığı
Savunmasının Değerlendirilmesi
(1376) 4054 sayılı Kanun’un 43. maddesinin ikinci fıkrası, “Kurul, başlattığı soruşturmaları,
soruşturmaya başlanması kararının verildiği tarihten itibaren 15 gün içinde ilgili taraflara
bildirir ve tarafların ilk yazılı savunmalarını 30 gün içinde göndermelerini ister. Taraflara
tanınan ilk yazılı cevap süresinin başlayabilmesi için Kurulun bu bildirim yazısı ile birlikte,
iddiaların türü ve niteliği hakkında yeterli bilgiyi ilgili taraflara göndermesi gerekir.” hükmünü
amirdir. Bu hüküm gereği, ilgili teşebbüslere soruşturmaya konu iddiaların türünü ve
niteliğini içeren bilgiler soruşturma bildirimi ile birlikte gönderilmiş olup, soruşturmanın
güvenliğinin aksini gerektirmesi ve soruşturma raporunun hazırlandığı süreçte evrak
taleplerinin delil toplanması ve dosyanın oluşturulması sürecini olumsuz etkilemesinin
muhtemel olması sebebiyle Önaraştırma Raporu’nun tamamının taraflara gönderilmesinin
mümkün olmadığı kanaatine varılmıştır.
I.7.17. Önaraştırma Konusu Dışında Kalan Hususlara İlişkin Belgeleri de Kapsayacak
Biçimde Dijital Delil Toplanmasının Hukuka Aykırılığı Savunması
(1377) Yapılan yerinde incelemeler kapsamında bir kısım bilgi ve belgelerin elektronik
kopyalarının CD'ye aktarılmak suretiyle ve söz konusu bilgi ve belgenin alındığı teşebbüs
bünyesindeki ilgili kişi tarafından onaylatılmadan Kurum yetkilileri tarafından alındığı, bu
kapsamda daha önce Kurum'un yerinde incelemelerde benimsediği uygulama göz önünde
bulundurulduğunda, söz konusu bilgi ve belgelerin CD'ye aktarılıp, alınan bilgi ve belgelerin
teşebbüs yetkililerine onaylatılmamasının Kurum'un geçmiş tarihli uygulamalarından
farklılaştığı, sadece TOROSLAR EDAŞ ve ENERJİSA TOROSLAR’a ilişkin fiiller hakkında
bilgi ve belge toplamaya yetkili olan uzmanların, yerinde inceleme sırasında söz konusu
fiillerle ilgilisi bulunmayan, ENERJİSA bünyesindeki diğer dağıtım şirketleri ve GTŞ’lerle
ilgili bilgi ve belgeleri delil olarak değerlendirme amacıyla alındığı, bu sebeple de
önaraştırma kararında yer alan iddiaların genişletildiği ifade edilmiştir.
Önaraştırma Konusu Dışında Kalan Hususlara İlişkin Belgeleri de Kapsayacak Biçimde
Dijital Delil Toplanmasının Hukuka Aykırılığı Savunmasının Değerlendirilmesi
(1378) Yerinde incelemede meslek personeli tarafından alınan belgelerin teşebbüs yetkililerine
onaylatılarak, söz konusu belgelerin suretinin teşebbüse bırakılmasının temel amacının
incelemede alınan belgeler dışında herhangi bir hususun delil olarak teşebbüs aleyhine
kullanılmamasının garanti altına alınması ve teşebbüsün kendisinden alınan belgelerin ne
olduğunu bilmesidir. Söz konusu güvenliğin ve garantinin sağlanması için yerinde
incelemede CD içinde alınan belgeler “hash değeri” ile mühürlenmiş ve bir CD örneği de
teşebbüse bırakılmıştır. Bu kapsamda alınan belgelerin içeriğinde bir değişiklik
yapılamayacağı, yapılsa da söz konusu durumun teşebbüs tarafından kolayca tespit
edilebileceği açıktır. Bu bağlamda CD ile belge alınmasının hukuka aykırı bir nitelik
taşımadığı ifade edilmelidir.
(1379) 4054 sayılı Kanun’un 15. maddesinde Kurul’un Kanunun kendisine verdiği görevleri yerine
getirirken gerekli gördüğü hallerde, teşebbüs ve teşebbüs birliklerinde incelemelerde
bulunabileceği ve bu amaçla teşebbüslerin her türlü mal varlığına ilişkin mahallinde
incelemeler yapabileceği düzenlenmektedir. Hakkında soruşturma yürütülen TOROSLAR
EDAŞ, ENERJİSA TOROSLAR ile BAŞKENT EDAŞ, ENERJİSA BAŞKENT, AYEDAŞ ve
ENERJİSA İSTANBUL ANADOLU YAKASI’nın aynı ekonomik bütünlük içinde bulunduğu
dikkate alındığında, ENERJİSA ekonomik bütünlüğü altındaki farklı tüzel kişiliklerde
yerinde inceleme yapılmasının önünde yasal bir engel bulunmamaktadır. Ayrıca söz
konusu şirketlerin yönetimin ve planlarının tek elden çıktığı düşünüldüğünde, soruşturma
kapsamında incelenen davranışların sadece TOROSLAR EDAŞ ve ENERJİSA
TOROSLAR tarafından gerçekleştirildiği, yoksa söz konusu davranışların merkezi bir karar
18-27/461-224
431/436
çerçevesinde üç bölgede de mi uygulandığının irdelenmesi için BAŞKENT EDAŞ,
ENERJİSA BAŞKENT, AYEDAŞ ve ENERJİSA İSTANBUL ANADOLU YAKASI hakkında
bilgi ve belge toplanmasının hukuka aykırılık teşkil etmediği ve yapılan uygulamanın usul
ekonomisi kapsamında yararlı olduğu belirtilmelidir.
I.8. Genel Değerlendirme
(1380) AYEDAŞ, BAŞKENT EDAŞ, TOROSLAR EDAŞ, AYESAŞ, BAŞKENT, TOROSLAR ve
ENERJİSA ÜRETİM hakkında 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi çerçevesinde yürütülen
soruşturma neticesinde;
Elektrik dağıtım faaliyetine ilişkin ilgili ürün pazarının “elektrik dağıtım hizmeti” ve
ilgili coğrafi pazarın ise BAŞKENT EDAŞ, TOROSLAR EDAŞ ve AYEDAŞ’ın
münhasıran yetkili bulunduğu “Ankara, Bartın, Çankırı, Zonguldak, Kastamonu,
Kırıkkale ve Karabük illeri”, “Adana, İçel, Hatay, Osmaniye, Gaziantep ve Kilis illeri”
ile “İstanbul Anadolu Yakası” olduğu,
Serbest tüketici limitinin altında kalan tüketicilere yapılan perakende satış faaliyetine
ilişkin ilgili ürün pazarının “serbest tüketici limitinin altında kalan tüketicilere yapılan
elektrik perakende satışı” ve ilgili coğrafi pazarların ise BAŞKENT, TOROSLAR ve
AYESAŞ’ın GTŞ olarak faaliyet gösterdiği “Ankara, Bartın, Çankırı, Zonguldak,
Kastamonu, Kırıkkale ve Karabük illeri”, “Adana, İçel, Hatay, Osmaniye, Gaziantep
ve Kilis illerinin illeri” ile “İstanbul Anadolu Yakası” olduğu,
Serbest tüketici limitinin üstünde kalan tüketicilere yapılan perakende satış
faaliyetine ilişkin ilgili ürün pazarlarının “iletim seviyesinden sisteme bağlı olan
sanayi müşterilerine yapılan elektrik perakende satışı”, “dağıtım seviyesinden
sisteme bağlı olan sanayi müşterilerine yapılan elektrik perakende satışı”,
“ticarethane müşterilerine yapılan elektrik perakende satışı” ve “mesken
müşterilerine yapılan elektrik perakende satışı” pazarları olduğu; iletimden bağlı
sanayi müşterilerine yapılan elektrik enerjisi perakende satış hizmeti bakımından
ilgili coğrafi pazarın Türkiye, diğer ilgili ürün pazarları bakımından ilgili coğrafi
pazarların ise “Ankara, Bartın, Çankırı, Zonguldak, Kastamonu, Kırıkkale ve
Karabük”, “Adana, İçel, Hatay, Osmaniye, Gaziantep ve Kilis illerinin” illeri ile
“İstanbul Anadolu Yakası” olduğu,
BAŞKENT EDAŞ’ın Başkent elektrik dağıtım bölgesinde, TOROSLAR EDAŞ’ın
Toroslar elektrik dağıtım bölgesinde ve AYEDAŞ’ın İstanbul Anadolu Yakası elektrik
dağıtım bölgesinde elektrik dağıtım hizmeti ilgili pazarında hâkim durumda olduğu,
BAŞKENT’in Başkent elektrik dağıtım bölgesinde, TOROSLAR’ın Toroslar elektrik
dağıtım bölgesinde ve AYESAŞ’ın İstanbul Anadolu Yakası elektrik dağıtım
bölgesinde “serbest tüketici limitinin altında kalan tüketicilere yapılan elektrik
enerjisinin perakende satışı” “dağıtım seviyesinden sisteme bağlı olan sanayi
müşterilerine yapılan elektrik perakende satış”, “ticarethane müşterilerine yapılan
elektrik perakende satış” ve “mesken müşterilerine yapılan elektrik perakende satış”
ilgili pazarlarında hâkim durumda olduğu,
ENERJİSA dağıtım şirketleri ile perakende şirketleri arasında her ne kadar
ayrıştırma ilkelerine aykırılığa işaret eden birtakım hususlar tespit edilmiş olsa da
söz konusu aykırılıkların rekabete duyarlı bilgilerin GTŞ’lerin erişimine açılması
suretiyle 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi kapsamında ihlal niteliği taşıdığı yönünde
bir sonuca ulaşılamadığı,
AYEDAŞ’ın AYESAŞ ile ikili anlaşması bulunan müşterilerin borçlarına ilişkin olarak
müşterilere AYESAŞ adına borç ihbarnamesi bıraktığı, bu bağlamda AYEDAŞ ve
18-27/461-224
432/436
“dağıtım seviyesinden sisteme bağlı olan sanayi müşterilerine yapılan elektrik
perakende satış”, “ticarethane müşterilerine yapılan elektrik perakende satış” ve
“mesken müşterilerine yapılan elektrik perakende satış” pazarlarında AYESAŞ
lehine potansiyel rekabetçi avantajlar sağlayarak hakim durumunu kötüye
kullandığı,
BAŞKENT, TOROSLAR ve AYESAŞ’ın bilinçli ve sistematik bir şekilde henüz
serbest tüketici limitini geçmemiş tüketicilere yönelik olarak MHM’lerdeki PSS veya
diğer abonelik işlemleri esnasında, söz konusu tüketicilerin BAŞKENT, TOROSLAR
veya AYESAŞ’ın ikili anlaşma portföyüne geçişine olanak sağlayan “deklarasyon”
uygulaması yoluyla pazarı rakiplere kapattıkları ve bu suretle hakim durumlarını
kötüye kullandıkları,
BAŞKENT, TOROSLAR ve AYESAŞ’ın müşterilerle yaptığı ikili sözleşmeleri ve
anılan sözleşmelerin ekinde bulunan IA-02 Form’larını tarihsiz olarak aldığı, ayrıca
sözleşmesi olmayan müşterileri serbest tüketici portföyüne kaydettiği, söz konusu
uygulamaların tüketicilerin başka tedarikçilere geçişini zorlaştırmaya yönelik olduğu
ve böylelikle BAŞKENT, TOROSLAR ve AYESAŞ’ın serbest tüketicilere yönelik ilgili
pazarlardaki hâkim durumunu tedarikçi değişimini engellemek amacıyla kötüye
kullandıkları,
Bununla birlikte, BAŞKENT, TOROSLAR ve AYESAŞ’ın müşterilere yanlış bilgi
verilmesi veya abone olmayan kişilere imza attırılması suretiyle serbest tüketici
sözleşmesi gerçekleştirdiği, ancak bu uygulamaların sistematik olmadığı ve
hataların giderildiğinin görüldüğü, bununla birlikte söz konusu uygulamalara son
verilmesi amacıyla uyarı yazısının gönderilmesinin gerekli olduğu,
BAŞKENT, TOROSLAR ve AYESAŞ’ın yönettikleri K1 portföyüne dayanarak sanayi
müşterileriyle “ELEKTRİK ENERJİSİ SATIŞ SÖZLEŞMESİNE EK PROTOKOL”
imzaladığı, söz konusu protokol kapsamında ilgili müşterilerin korumalı olarak ikili
anlaşma portföyünden K1 portföyüne geçirildiği ve protokol neticesinde BAŞKENT,
TOROSLAR ve AYESAŞ’ın BTŞ’lerin yapması mümkün olmayan bir kazanç ve
tasarruf elde ettikleri ve ayrıca bu yolla ilgili pazarda rekabeti kısıtladıkları,
BAŞKENT, TOROSLAR ve AYESAŞ’ın bireysel müşterilerle 2015 Ocak - 2016
Aralık tarihleri arasında yaptığı ikili anlaşma sözleşmelerdeki taahhütlerin otomatik
uzama hükümleri içerdiği ve söz konusu sözleşmelerin serbest tüketicilerin tedarikçi
değiştirmelerini engelleyici etkiye sahip olduğu ve dolayısıyla ilgili pazarları diğer
tedarikçilere kapayıcı nitelikte oldukları,
BAŞKENT, TOROSLAR ve AYESAŞ’ın, serbest tüketici limitinin altında kalan
tüketicilere yapılan elektrik enerjisinin perakende satışı ilgili pazarındaki hâkim
durumunun kendisine sunduğu münhasır yetki ve olanakları kullanarak henüz
serbest tüketici olmamış tüketicileri, rakiplerin erişimine kapattığı, böylelikle söz
konusu tüketicileri kendi serbest tüketici portföyüne katmak için diğer tedarikçilerle
fiyat ve diğer hizmetler üzerinden girmesi gereken rekabetçi yarışı bertaraf ettiği,
Öte yandan, AYEDAŞ, BAŞKENT EDAŞ ve TOROSLAR EDAŞ’ın sayaçların
okunması konusunda aynı ekonomik bütünlük içinde bulundukları GTŞ’lerin lehine,
BTŞ’lerin aleyhine olacak ayrımcı bir davranış gösterdiğine ilişkin herhangi bir
bulguya ulaşılamadığı,
BAŞKENT, TOROSLAR ve AYESAŞ’ın, serbest tüketici mobilizasyon sürecini
ortadan kaldırmak ve tüketici seçim mekanizmasını işlemez hale getirmek suretiyle
ilgili pazarları rakiplere kapattığı ve dolayısıyla düzenlenen tarifeden elektrik enerjisi
18-27/461-224
433/436
hizmeti alınan tüketicilere yönelik ilgili pazarındaki hâkim durumunu, serbest tüketici
ilgili pazarlarındaki rekabeti engellemek amacıyla kötüye kullandığı,
Serbest piyasa mekanizmasını üstün kılan en önemli unsurlardan birisinin tüketici
hâkimiyeti olduğu, bu hâkimiyetin pazarlardaki rekabetçi yarışın ne şekilde ve hangi
yöne doğru cereyan edeceğini belirleyerek bu yarıştan hangi teşebbüslerin üstün
olarak çıkacağına hangi teşebbüslerin geride kalarak pazarı terk edeceğine dinamik
bir şekilde karar verdiği, bu bağlamda tüketici hâkimiyetinin omurgasını oluşturan
tüketici seçim mekanizmasını işlevsiz kılmaya yönelik her türlü müdahalenin,
toplumun kaynaklarının etkin kullanılmasını engelleyerek ekonomik gelişmeyi ve
iktisaden daha üst düzey refah düzeyine geçişi engelleyici sonuç doğuracağı; bu
çerçevede, BAŞKENT, TOROSLAR ve AYESAŞ’ın elektrik perakende satış
piyasasındaki rekabeti kısıtlamaya yönelik eylem ve uygulamalarının, sadece diğer
tedarikçi şirketlere ilgili pazarları kapayan sonuçlar doğurmadığı, bunun yanı sıra ve
esasen, serbestleşme süreci ile tesis edilmesi ve sağlıklı-etkili bir şekilde işlemesi
hedeflenen tüketici hâkimiyetinin ilgili pazarlara yerleşmesini ve bu pazarlarda asıl
karar verici güç olarak işlemesini engelleyici nitelikte hâkim durumlarını kötüye
kullanılması niteliği arz ettiği,
AYEDAŞ, AYESAŞ, BAŞKENT ve TOROSLAR’ın inceleme konusu eylem ve
uygulamalarının etki ve sonuçlarının bilincinde olduğu, yine de bu eylem ve
uygulamalarına ilgili pazarlardaki mevcut hâkim durumlarını kötüye kullandığı ve bu
suretle de 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesini ihlal ettiği,
tespit edilmiştir.
I.9. Ceza Miktarının Takdirine İlişkin Değerlendirme
(1381) 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesinin üçüncü fıkrasında “Bu Kanun’un 4, 6 ve 7 nci
maddelerinde yasaklanmış davranışlarda bulunanlara, ceza verilecek teşebbüs ile
teşebbüs birlikleri veya bu birliklerin üyelerinin nihai karardan bir önceki mali yılsonunda
oluşan veya bunun hesaplanması mümkün olmazsa nihai karar tarihine en yakın mali
yılsonunda oluşan ve Kurul tarafından saptanacak olan yıllık gayri safi gelirlerinin yüzde
onuna kadar idarî para cezası verilir” hükmüne yer verilmiştir. Ceza Yönetmeliği’nin 1.
maddesinde amacı; “4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 4 üncü ve 6 ncı
maddelerinde yasaklanmış davranışlarda bulunan teşebbüs ile teşebbüs birlikleri veya bu
birliklerin üyeleri ile bunların yönetici ve çalışanlarına, aynı Kanunun 16 ncı maddesi
gereğince verilecek para cezasının tespitine ilişkin usul ve esasları düzenlemek” şeklinde
belirlenmiştir.
(1382) Dosya kapsamında yapılan değerlendirme neticesinde, ENERJİSA ekonomik bütünlüğü
içinde yer alan AYEDAŞ, AYESAŞ, BAŞKENT, TOROSLAR’ın Kanun’un 6. maddesini ihlal
ettiği tespit edildiğinden, söz konusu taraflara 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesi ve Ceza
Yönetmeliği hükümleri uyarınca idari para cezası uygulanması gerekmektedir.
(1383) Ceza Yönetmeliği uyarınca, nihai para cezası miktarı belirlenirken öncelikle temel para
cezası belirlenmeli ve ardından varsa ağırlaştırıcı ve hafifletici unsurlar uygulanarak nihai
para cezası tespit edilmelidir. Ceza Yönetmeliği’nin 5. maddesinde temel para cezasının
hesaplanması bakımından karteller ve diğer ihlaller şeklinde bir ayrım yapıldığı
görülmektedir. Dosya kapsamında tespit edilen ihlal “diğer ihlaller” kategorisinde
değerlendirilmiştir. Ceza Yönetmeliği’nin 5. maddesinin ikinci fıkrası dikkate alınarak, temel
para cezasının hesaplanmasına esas alınacak oran belirlenirken bahse konu teşebbüsün
ilgili coğrafi pazarlar bağlamında faaliyet gösterdiği tüm ürün pazarlarında hâkim durumda
olduğu, serbest tüketici ilgili pazarlarındaki rekabeti engellemek ve ilgili pazarları rakiplere
kapatmak amacıyla hakim durumunu kötüye kullandığı, her bir ilgili pazardaki kötüye
18-27/461-224
434/436
kullanma eyleminin elektrik perakende satış piyasasının serbestleşme sürecini kısıtlayıcı
sonuçlara yol açmasına bağlı olarak gerçekleştirilen ihlallerin yol açacağı zararın
büyüklüğü dikkate alınmıştır. Bu bakımdan temel para cezasına esas oran ENERJİSA
ekonomik bütünlüğü içinde yer alan AYEDAŞ, AYESAŞ, BAŞKENT, TOROSLAR
açısından %(…..) olarak belirlenmiştir.
(1384) Ceza Yönetmeliği’nin 5. maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendinde, bir yıldan uzun beş
yıldan kısa süren ihlallerde temel para cezasının yarısı oranında; beş yıldan uzun süren
ihlaller ise bir katı oranında arttırılacağı hükme bağlanmıştır. Bu bağlamda;
AYEDAŞ’ın 2016 yılında rekabeti kısıtlayıcı nitelikte avantaj sağlayarak AYESAŞ
lehine ihbarname bıraktığı,
AYESAŞ, BAŞKENT ve TOROSLAR’ın eylemleri bakımından ise;
(1) Deklarasyon uygulamasının 2015 Ocak - 2017 Ekim döneminde
gerçekleştiği254,
(2) İkili sözleşmelerin ve anılan sözleşmelerin ekinde bulunan IA-02 Form’larının
tarihsiz olarak alınmasının ve sözleşmesi olmayan müşterilerin serbest
tüketici portföyüne kaydedilmesinin 2015 Ocak - 2017 Ekim döneminde
gerçekleştiği,
(3) K1-K2 portföyleri arasında yapılan geçiş uygulamasının 2017 Ağustos - 2017
Kasım döneminde yapıldığı,
(4) Otomatik uzayan sözleşmelerin 2015 Ocak - 2016 Aralık döneminde alındığı
anlaşıldığından AYEDAŞ’ın eyleminin bir yıldan kısa sürdüğü, bu nedenle AYEDAŞ’a
uygulanacak para cezası miktarının Yönetmeliğin 5. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca
artırılmasına gerek olmadığı, öte yandan AYESAŞ, BAŞKENT ve TOROSLAR tarafından
hayata geçirilen eylemlerin pazarı kapayıcı nitelikte tek bir ihlal olduğu ve Ocak 2015-
Kasım 2017 dönemini kapsadığı, dolayısıyla ihlal süresinin bir yıldan uzun sürdüğü, bu
sebeple AYESAŞ, BAŞKENT ve TOROSLAR’a uygulanacak para cezası miktarının
Yönetmeliğin 5. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca yarısı oranında artırılması gerektiği
değerlendirilmiştir. Bu sebeple, AYESAŞ, BAŞKENT ve TOROSLAR bakımından Ceza
Yönetmeliği’nin 5. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca takdiren belirlenen %(…..) oranı yarısı
kadar artırılarak %(…..) temel para cezası oranına ulaşılmıştır.
(1385) Dosya kapsamında Ceza Yönetmeliği’nin 6. maddesi kapsamında temel para cezasının
artırılmasını gerektirecek herhangi bir ağırlaştırıcı unsur, 7. maddesi kapsamında temel
para cezasının indirilmesini gerektirecek herhangi bir hafifletici unsur bulunmamaktadır.
(1386) Belirlenen oran dahilinde tarafların 2017 yılı cirolarından grup içi satışların çıkarılması
sonucu elde edilen ciro dikkate alınarak AYESAŞ’a 32.812.761,75 TL, BAŞKENT’e
38.499.247,43 TL, TOROSLAR’a 61.119.007,99 TL ve AYEDAŞ’a 10.630.720,95 TL idari
para cezası uygulanmıştır.
254 İşbu soruşturmada deklarasyon uygulamasının 2014 yılında da uygulandığı tespit edilmiş olmakla birlikte,
2014 yılı uygulaması söz konusu dönemde yapılan önaraştırma çerçevesinde incelendiğinden anılan tarihteki
uygulama işbu soruşturmada ceza takdirine ilişkin süreye dahil edilmemiştir.
18-27/461-224
435/436
J. SONUÇ
(1387) 28.12.2016 tarihli ve 16-45/715-M sayılı Kurul kararı uyarınca yürütülen soruşturma ile ilgili
olarak düzenlenen Rapor’a ve Ek Görüş’e, toplanan delillere, yazılı savunmalara, sözlü
savunma toplantısında yapılan açıklamalara ve incelenen dosya kapsamına göre,
1. İstanbul Anadolu Yakası Elektrik Dağıtım A.Ş.’nin İstanbul Anadolu Yakası Dağıtım
Bölgesinde, Başkent Elektrik Dağıtım A.Ş.’nin Başkent Dağıtım Bölgesinde ve
Toroslar Elektrik Dağıtım A.Ş.’nin ise Toroslar Dağıtım Bölgesinde elektrik dağıtım
hizmeti ilgili pazarlarında hâkim durumda olduğuna OYBİRLİĞİ ile,
2. Enerjisa İstanbul Anadolu Yakası Elektrik Perakende Satış A.Ş., Enerjisa Başkent
Elektrik Perakende Satış A.Ş. ve Enerjisa Toroslar Elektrik Perakende Satış A.Ş.’nin
yukarıda yer verilen dağıtım bölgelerinde, “serbest tüketici limitinin altında kalan
tüketicilere yapılan elektrik enerjisinin perakende satışı” “dağıtım seviyesinden
sisteme bağlı olan sanayi müşterilerine yapılan elektrik perakende satış”, “ticarethane
müşterilerine yapılan elektrik perakende satış” ve “mesken müşterilerine yapılan
elektrik perakende satış” ilgili pazarlarında hâkim durumda olduğuna OYBİRLİĞİ ile,
3. İstanbul Anadolu Yakası Elektrik Dağıtım A.Ş., Enerjisa İstanbul Anadolu Yakası
Elektrik Perakende Satış A.Ş., Enerjisa Başkent Elektrik Perakende Satış A.Ş. ve
Enerjisa Toroslar Elektrik Perakende Satış A.Ş.’nin eylem ve uygulamaları yoluyla
4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi çerçevesinde hâkim durumlarını kötüye kullandığına
OYBİRLİĞİ ile,
4. Bu nedenle, 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesinin üçüncü fıkrası ve “Rekabeti
Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim Durumun Kötüye
Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik”in
a) 5. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ve ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının (a)
bendi uyarınca 2017 mali yılı sonunda oluşan ve Kurul tarafından belirlenen yıllık gayri
safi gelirlerinin takdiren, %(…..) oranında olmak üzere,
- Enerjisa İstanbul Anadolu Yakası Elektrik Perakende Satış A.Ş.’ye
32.812.761,75 TL,
- Enerjisa Başkent Elektrik Perakende Satış A.Ş.’ye 38.499.247,43 TL
- Enerjisa Toroslar Elektrik Perakende Satış A.Ş.’ye 61.119.007,99 TL
idari para cezası verilmesine OYBİRLİĞİ ile,
b) 5. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ve ikinci fıkrası uyarınca 2017 mali yılı
sonunda oluşan ve Kurul tarafından belirlenen yıllık gayri safi gelirlerinin takdiren, %
(…..) oranında olmak üzere,
- İstanbul Anadolu Yakası Elektrik Dağıtım A.Ş’ye 10.630.720,95 TL
idari para cezası verilmesine OYBİRLİĞİ ile,
5. 4054 sayılı Kanun’un 9. maddesinin birinci fıkrası çerçevesinde İstanbul Anadolu
Yakası Elektrik Dağıtım A.Ş., Enerjisa İstanbul Anadolu Yakası Elektrik Perakende
Satış A.Ş., Enerjisa Başkent Elektrik Perakende Satış A.Ş. ve Enerjisa Toroslar
Elektrik Perakende Satış A.Ş.’nin rekabet ihlali niteliğinde olan uygulamalarına son
vermesi gerektiğine OYBİRLİĞİ ile
18-27/461-224
436/436
6. Enerjisa Enerji A.Ş., Başkent Elektrik Dağıtım A.Ş. ve Toroslar Elektrik Dağıtım
A.Ş.’nin 4054 sayılı Kanun’u ihlal etmediğine dolayısıyla adı geçen şirketlere aynı
Kanun’un 16. maddesi uyarınca idari para cezası verilmesine yer olmadığına
OYBİRLİĞİ ile
gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 60 gün içinde Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu
açık olmak üzere, karar verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy