Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2017-5-11 (Soruşturma)
Karar Sayısı : 18-39/631-306
Karar Tarihi : 17.10.2018
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. Ömer TORLAK (Başkan)
Üyeler : Arslan NARİN (İkinci Başkan), Adem BİRCAN, Ahmet ALGAN,
Hasan Hüseyin ÜNLÜ, Şükran KODALAK
B. RAPORTÖRLER : Murat AYBER, Hasan ADIYAMAN, Esra KÜÇÜKİKİZ,
Ayşe Nur GÜVEN
C. BAŞVURUDA
BULUNAN : - Hac ve Umre Organizasyonu Faaliyetinde Bulunan
83 Teşebbüs
Temsilcileri : Av. İlker ÜNSEVER, Av. Umut SIDAL, Av. Nayıf
ALTAŞ, Av. S. Elif ALTAŞ, Av. Duygu YORULMAZ, Av. Murat
KİRAZ, Av. Işılnaz AKKOCA
Halaskargazi Cad. No:125/4 Şişli/İstanbul
D. HAKKINDA SORUŞTURMA
YAPILANLAR : - Türkiye Seyahat Acentaları Birliği
- TÜRSAB Seyahat Acentaları Hizmetleri Tic. Ltd. Şti.
- Turser-Tursav Servis Sigorta Acenteliği Ltd. Şti.
Temsilcileri: Av. Işıl KARATEPE, Av. Çağla ELHAN
Dikilitaş Mah. Aşık Kerem Sok. No:40 Fulya 34349
Beşiktaş/İstanbul
- Gulf Sigorta A.Ş.
Çayır Cad. No:7 Üçgen Plaza Kat:10 34752 Alaşehir/İstanbul
(1) E. DOSYA KONUSU: Türkiye Seyahat Acentaları Birliğinin, Hac ve Umre seyahati
düzenleyen acentelerin tur öncesi yaptırmak zorunda oldukları paket tur sigorta
poliçesini kendi iştiraki olan bir teşebbüsten almalarını zorunlu kıldığı, hizmet
bedeli adı altında tahsil edilen bedeli bazı acentelerden almayarak ayrımcılığa
sebebiyet verdiği, Suudi Arabistan’daki taşıma/servis hizmetinin ve yemek
hizmetinin kendisi tarafından belirlenen teşebbüslerden satın alınmasını şart
koştuğu iddiaları çerçevesinde, 4054 sayılı Kanun’un ihlal edilip edilmediğinin
tespiti.
(2) F. İDDİALARIN ÖZETİ: Rekabet Kurumu (Kurum) kayıtlarına 30.03.2017 tarih ve 2216
sayı ile intikal eden ve hac ve umre organizasyonu faaliyetinde bulunan 83 teşebbüsün
vekili tarafından yapılan başvuruda özetle;
Hac ve umre seyahatlerinin T.C. Başbakanlık Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB)
bünyesinde faaliyet gösteren Bakanlıklararası Hac ve Umre Kurulu (BHUK)
kararları ile düzenlendiği, ancak DİB’in bu seyahatlerde çeşitli konu ve alanlarda
Türkiye Seyahat Acentaları Birliğini (TÜRSAB) görevlendirdiği, seyahat
acentelerinin de yurt dışı tur öncesinde TÜRSAB’tan “tur izni” alması gerektiği,
Seyahat acentelerinin paket turlara ilişkin tabi olduğu 1618 sayılı Seyahat
Acentaları ve Seyahat Acentaları Birliği Kanunu (1618 sayılı Kanun) ve sair
18-39/631-306
2/62
yönetmelikler ile 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (6502
sayılı Kanun) ve sair yönetmelikler uyarınca paket turlarda tüketiciye mevzuatta
nitelikleri belirtilen sigortanın yapılmasının zorunlu olduğu,
TÜRSAB tarafından hac ve umre seyahati düzenleyen acentelere kendi iştiraki
olan Turser-Tursav Servis Sigorta Acenteliği Ltd. Şti. (TURSER) tarafından
düzenlenen sigorta poliçesinin zorunlu kılındığı, başka sigorta şirketlerine engel
olunarak tek satıcı pozisyonu oluşturulduğu,
Bunun yanında TÜRSAB’ın, “tur izni” işlemleri sırasında seyahat acentelerinden
kendisinin belirleyip tahsil ettiği “hizmet bedeli” adı altındaki ücreti bazı
acentelerden almayarak ayrımcılığa sebebiyet verdiği,
Ayrıca hac ve umre seyahatlerinde katılımcılara seyahatin bazı kısımlarında
taşıma/servis hizmeti verilmesinin DİB tarafından zorunlu kılındığı ve
TÜRSAB’ın seyahat acentelerine kendisi tarafından belirlenen şirketlerden
taşıma/servis hizmetini satın almaya zorladığı,
Suudi Arabistan’da tur katılımcılarına verilecek olan yemek hizmetinin TÜRSAB
tarafından yapılacak ihale sonucu belirlenen teşebbüsten satın almanın şart
koşulduğu aksi takdirde tur izninin verilmediği
iddia edilerek gereğinin yapılması ve 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında
Kanun’un (4054 sayılı Kanun) 57. ve 58. maddeleri uyarınca tazminat ödenmesine
hükmedilmesi talep edilmektedir.
(3) G. DOSYA EVRELERİ: Başvuruda yer verilen bilgi ve belgelerin incelenmesi
sonucunda düzenlenen 18.04.2017 tarih ve 2017-5-11/İİ sayılı İlk İnceleme Raporu
Rekabet Kurulunun (Kurul) 27.04.2017 tarihli toplantısında görüşülmüş ve 17-14/201-
M sayı ile dosya konusu iddialar hakkında 4054 sayılı Kanun’un 40. maddesinin birinci
fıkrası uyarınca önaraştırma yapılmasına karar verilmiştir.
(4) Önaraştırma sonucunda hazırlanan 11.08.2017 tarihli ve 2017-5-11/ÖA sayılı
Önaraştırma Raporu Kurulun 22.08.2017 tarihli toplantısında görüşülmüş ve 17-
27/444-M sayı ile 4054 sayılı Kanun’un ihlal edilip edilmediğinin tespitine yönelik olarak
aynı Kanun’un 41. maddesi uyarınca; TÜRSAB, TURSER, TÜRSAB Seyahat
Acentaları Hizmetleri Tic. Ltd. Şti. (TÜRSAB LTD. ŞTİ.) ve Gulf Sigorta A.Ş. (GULF
SİGORTA) hakkında soruşturma açılmasına karar verilmiştir.
(5) Soruşturma açılmasına ve mezkûr Kanun’un 43/2. maddesi uyarınca ilk yazılı
savunmanın 30 gün içinde gönderilmesi gerektiğine ilişkin 25.08.2017 tarih ve 11000
sayı ile yapılan bildirime mukabil soruşturma tarafı teşebbüslerin ilk yazılı savunmaları
süresi içinde Kurum kayıtlarına intikal etmiştir. Bunun yanı sıra; TÜRSAB, TÜRSAB
LTD. ŞTİ. ve TURSER tarafından ilk yazılı savunmalarına ilave olarak 06.12.2017 tarihli
ve 8940 sayılı yazı ile ek beyan dilekçesi sunulmuştur.
(6) Yürütülen soruşturma kapsamında, 19.09.2017 tarihinde Halk Sigorta A.Ş. (HALK
SİGORTA), şikayetçi vekili ve bazı şikayetçiler; 23.10.2017 tarihinde İkbal Turizm ve
Seyahat Ltd. Şti. (İKBAL TUR) ve TÜRSAB, 08.12.2017 tarihinde Atlasjet Havacılık
A.Ş.; 18.01.2018 tarihinde Eureko Sigorta A.Ş. (EUREKO) ve Mapfre Sigorta A.Ş.
(MAPFRE); 19.01.2018 tarihinde Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği (TSB);
10.05.2018 tarihinde DİB; 20.09.2017 tarihinde Ekrem Turizm Seyahat Ltd. Şti.
(EKREM TURİZM) ve Eman Tur Ltd. Şti. (EMAN TUR) ile görüşmeler yapılmıştır.
(7) Dosya kapsamında ayrıca konuyla ilgili bilgi ve belge talebinde bulunmasına istinaden
gönderilen cevabi yazılar; 02.10.2017 tarihinde 6939 sayı ile EMAN TUR’dan, 6940
18-39/631-306
3/62
sayı ile Figura Travel ve Sonarex Turizm Temsilcilik A.Ş.’den, 6941 sayı ile Sonarex
Turizm Temsilcilik A.Ş.’den, 27.10.2017 tarihinde 7779 sayı ile EKREM TURİZM’den
gelerek Kurum kayıtlarına girmiştir. Ayrıca TÜRSAB’tan 16.10.2017 tarih ve 12811
sayılı yazı ile bilgi talep edilmiş ve talep edilen bilgiler 07.11.2017 tarih ve 8105, 8107
sayılı yazılar ile Kurum kayıtlarına intikal etmiştir. Bunun yanı sıra dosya dairesinde
değerlendirilmek üzere 10.04.2018 tarih ve 4629 sayı, 07.05.2018 tarih ve 5783 sayılar
ile GULF SİGORTA; 11.04.2018 tarih ve 4675 sayı, 07.05.2018 tarih ve 5785 sayılar
ile TÜRSAB; 11.04.2018 tarih ve 4690, 4698, 4701 sayılar ile bazı sigorta şirketlerinden
ve 02.05.2018 tarih ve 5532 sayı ile Hac ve Umre Seyahat Acentaları Derneğinden
(HÜRSAD) bilgi talep edilmiştir. Talep edilen bilgiler;
19.04.2018 tarih ve 3179 sayı, 11.05.2018 tarih ve 3773 sayı, 17.05.2018 tarih
ve 3962 sayı ile GULF SİGORTA,
19.04.2018 tarih ve 3191 sayı ile Unico Sigorta A.Ş (UNİCO),
19.04.2018 tarih ve 3193 sayı ile Dubai Starr Sigorta A.Ş. (DUBAI STARR),
19.04.2018 tarih ve 3180 sayı ile Türk Nippon A.Ş (NİPPON),
19.04.2018 tarih ve 3199 sayı ile Zurich Sigorta A.Ş. (ZURICH),
20.04.2018 tarih ve 3244 sayı ile Aksigorta A.Ş. (AKSİGORTA),
20.04.2018 tarih, 3239 sayı, 24.04.2018 tarih,3305 sayı ve 14.05.2018 tarih,
3853 sayı ile Güneş Sigorta A.Ş. (GÜNEŞ),
20.04.2018 tarih ve 3240 sayı ile Ray Sigorta A.Ş. (RAY SİGORTA),
20.04.2018 tarih ve 3208 sayı ile Axa Sigorta A.Ş.(AXA),
20.04.2018 tarih, 3242 sayı ve 30.04.2018 tarih, 3461 sayı ile Chubb European
Group Ltd. (CHUBB),
20.04.2018 tarih ve 3213 sayı ile HALK SİGORTA,
24.04.2018 tarih, 3309 sayı ve 02.05.2018 tarih, 3510 sayı ile EUREKO,
24.04.2018 tarih ve 3296 sayı ile Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketi
(ANADOLU),
24.04.2018 tarih ve 3313 sayı ile Allianz Sigorta A.Ş.(ALLİANZ),
24.04.2018 tarih ve 3297 sayı ile Neova Sigorta A.Ş.(NEOVA),
24.04.2018 tarih ve 3281 sayı ile SOMPO JAPAN,
25.04.2018 tarih ve 3340 sayı ile Groupama Sigorta A.Ş. (GROUPAMA),
26.04.2018 tarih ve 3357 sayı ile Ergo Sigorta A.Ş. (ERGO)
27.04.2018 tarih ve 3424 sayı ile TÜRSAB,
07.05.2018 tarih ve 3608 sayı ile MAPFRE
tarafından gönderilmiş ve Kurum kayıtlarına alınmıştır.
(8) Kurulun 11.01.2018 tarihli toplantısında 18-02/14-M sayı ile, soruşturmanın 4054 sayılı
Kanun’un 43. maddesinin birinci fıkrası çerçevesinde ilk altı aylık süresinin bitiminden
itibaren üç ay uzatılması yönünde karar tesis edilmiştir.
(9) Yürütülen soruşturmaya istinaden hazırlanan 21.05.2018 tarih ve 2017-5-11/SR sayılı
Soruşturma Raporu ve ekleri Kurul üyelerine ve dosya tarafı teşebbüslere tebliğ edilmiş
ve teşebbüslerin ikinci yazılı savunmaları ilgili yazıyla birlikte talep edilmiştir. Buna
18-39/631-306
4/62
mukabil TÜRSAB, TURSER ve GULF SİGORTA tarafından hazırlanan ikinci yazılı
savunmalar süresi dahilinde Kurum kayıtlarına iletilmiştir. Ancak TURSAB LTD. ŞTİ
adına ikinci yazılı savunma gönderilmemiştir1.
(10) Teşebbüslerin ikinci yazılı savunmaları çerçevesinde hazırlanan 06.07.2018 tarih ve
2017-5-11/EG sayılı Ek Görüş, Kurul üyeleri ve dosya taraflarına tebliğ edilmiştir.
Soruşturma süreci içinde ilgili teşebbüslerce gönderilen üçüncü yazılı savunma ise
bulunmamaktadır.
(11) 4054 sayılı Kanun’un 46. maddesi uyarınca sözlü savunma toplantısı yapılması
hususunun görüşülmesi hakkındaki Başkanlık Önergesi, 27.08.2018 tarihli Kurul
gündeminde ele alınmış ve 18-29/496-M sayı ile 03.10.2018 tarihinde sözlü savunma
toplantısı yapılmasına karar verilmiştir.
(12) Kurul; yürütülen soruşturma ile ilgili olarak düzenlenen Rapor, Ek Görüş, toplanan
deliller, yazılı savunmalar, sözlü savunma toplantısında yapılan açıklamalar ve
incelenen dosya muhteviyatına göre 17.10.2018 tarih ve 18-39/631-306 sayı ile işbu
nihai kararı tesis etmiştir.
(13) H. RAPORTÖR GÖRÜŞÜ: Mevcut dosya kapsamında elde edilen bilgi ve belgeler
ışığında raportörler tarafından,
Soruşturma çerçevesinde iddia konusu eylemlerden, TÜRSAB’ın hac ve umre
seyahatlerinde hizmet bedeli adı altında tahsil edilen bedeli bazı acentelerden
almayarak ayrımcılığa sebebiyet vermesi, acentelere Suudi Arabistan’daki toplu
taşıma/servis hizmeti ile toplu yemek hizmetinin kendisi tarafından belirlenen
teşebbüslerden satın almayı şart koşmasına ilişkin olarak, TÜRSAB’ın 4054
sayılı Kanun’u ihlal etmediği, dolayısıyla TÜRSAB hakkında 4054 sayılı Kanun
ve Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim Durumun
Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik (Ceza
Yönetmeliği) uyarınca herhangi bir işlem yapılmasına gerek olmadığı,
TÜRSAB’ın hac ve umre seyahati düzenleyen acenteleri tur öncesi yaptırmak
zorunda olduğu paket tur sigorta poliçesini kendi iştiraki olan bir teşebbüsten
almalarını zorunlu kılmasına ilişkin olarak; TÜRSAB’a 4054 sayılı Kanun’un 4.
maddesi uyarınca rekabeti bozucu uygulamalardan kaçınılması gerektiği
yönünde Kanun’un 9. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca görüş gönderilmesinin
uygun olacağı,
TURİNS’in GULF SİGORTA tarafından devralınması işleminin 2010/4 sayılı
Rekabet Kurulundan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında
Tebliğ (2010/4 sayılı Tebliğ) kapsamında izne tabi olmadığı anlaşıldığından, söz
konusu devralma işlemi hakkında herhangi bir idari yaptırım uygulanmasına
gerek olmadığı,
TURİNS ve TURSER arasında 07.06.2016 tarihinde imzalanan ve mevcut
durumda da GULF SİGORTA ve TURSER arasındaki geçerliliğini koruyan
“Münhasır Dağıtım/Acentelik Sözleşmesi”’nin 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara
1 Soruşturma sürecinde TÜRSAB, TURSER ve TÜRSAB LTD. ŞTİ.’nin birinci yazılı savunmaları aynı
vekiller tarafından ortak olarak yapılmıştır. TÜRSAB’ın Kurum kayıtlarına 27.04.2018 tarih ve 3424 sayı
ile giren yazısında 24-25 Şubat 2018 tarihinde yapılan TÜRSAB 23. Olağan Genel Kurulu neticesinde
TÜRSAB’ın yönetiminin değiştiği belirtilmiştir. İkinci yazılı savunmalara dair Ek Görüş sürecinde
TÜRSAB ile yapılan görüşmede ise yönetimin değişmesi üzerine TÜRSAB LTD. ŞTİ.’nin yönetim kurulu
ve çalışanlarının toplu halde istifa ettiği, vekillerinin de azledildiği, bu nedenle TÜRSAB LTD. ŞTİ. adına
ikinci yazılı savunma yapılamadığı ifade edilmiştir.
18-39/631-306
5/62
İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği (2002/2 sayılı Tebliğ) çerçevesinde grup muafiyeti
kapsamında olduğu,
Soruşturma konusu iddialara ilişkin olarak; GULF SİGORTA, TURSER ve
TURSAB LTD. ŞTİ’nin belirleyici eylemlerinin olmaması nedeniyle 4054 sayılı
Kanun’u ihlal etmedikleri, dolayısıyla adı geçen teşebbüsler hakkında anılan
Kanun ve Ceza Yönetmeliği karşısında herhangi bir işlem yapılmasına gerek
olmadığı
belirtilmektedir.
I. İNCELEME, GEREKÇE VE HUKUKİ DAYANAK
I.1. Hakkında Soruşturma Yürütülen Teşebbüsler
I.1.1. Türkiye Seyahat Acentaları Birliği
(14) TÜRSAB 28 Eylül 1972 tarihinde yürürlüğe giren 1618 sayılı Kanun uyarınca kurulmuş
olan bir meslek birliğidir. Meslek disiplininin sağlanması, mesleğin gelişimine ilişkin
faaliyetler, seyahat acentelerinin karşılaştıkları sorunların çözümü yönünde yapılan
çalışmalar TÜRSAB’ın hizmet alanı içerisinde yer alan önemli işlevlerindendir.
I.1.2. TÜRSAB Seyahat Acentaları Hizmetleri Tic. Ltd. Şti. (TÜRSAB LTD. ŞTİ.)
(15) TÜRSAB tarafından kurulmuştur. Seyahat acenteliği mesleğinin faaliyetleri ile ilgili
olarak tanıtım ve danışmanlık hizmeti, turizm faaliyetleri ve bu faaliyetlere destek veren
yardımcı hizmetlerin üretilmesi, pazarlanması ve üretilmiş ürünlerin temsilciliğinin
yapılması alanlarında faaliyet göstermektedir.
I.1.3. Turser-Tursav Servis Sigorta Acenteliği Ltd. Şti. (TURSER)
(16) TÜRSAB tarafından kurulmuş olup hisselerinin %99’u Turizm ve Seyahat Acentaları
Vakfı (TURSAV), %1’i Tur-Pres Turizm Tanıtım Destek ve Ürünleri Ltd. Şti.’ye aittir.
GULF SİGORTA’nın yetkili acentesi olarak mühendislik sigortası, yangın (işyeri-konut)
sigortası, vize, kasko, DASK, emtia nakliyat, sorumluluk sigortaları, zorunlu seyahat
sigortaları alanında faaliyet göstermektedir.
I.1.4. Gulf Sigorta A.Ş. (GULF SİGORTA)
(17) 2013 yılında TÜRSAB tarafından kurulmuş olan Turins Sigorta A.Ş.’nin 2016 yılında
Gulf Insurance Group K.S.C.P. (GIG) tarafından devralınması sonrasında Türkiye’de
Gulf Sigorta A.Ş. unvanıyla hayat dışı sigorta pazarında faaliyet göstermeye
başlamıştır. 2017 yılında AIG Sigorta A.Ş.’yi devralan teşebbüsün hisselerinin
%99,22’si GIG; %0,78’i ise TÜRSAB’a aittir2.
I.2. İlgili Pazar
I.2.1. İlgili Ürün Pazarı
(18) İlgili ürün pazarı; incelemeye konu mal veya hizmetler ile alıcı açısından ürünün
özellikleri, fiyatları ve kullanım amaçları bakımından bunlarla değiştirilebilir ya da
bunları ikame edebilir kabul edilen mal veya hizmetleri kapsamaktadır. Soruşturma
konusu iddialar genel itibarıyla, TÜRSAB’ın hac ve umre seyahati düzenleyen
acentelerin tur öncesi yaptırmak zorunda olduğu paket tur sigorta poliçesini kendi
iştiraki olan bir teşebbüsten almalarını zorunlu kılması, hizmet bedeli adı altında tahsil
edilen bedeli bazı acentelerden almayarak ayrımcılığa sebebiyet vermesi, Suudi
Arabistan’daki taşıma/servis ve yemek hizmetinin kendisi tarafından belirlenen
2 Bahsi geçen devralma işlemine Kurul’un 19.01.2017 tarih ve 17-03/28-13 sayılı kararıyla izin verilmiştir.
18-39/631-306
6/62
teşebbüslerden satın alınmasını şart koşmasına yöneliktir. Bu paralelde mevcut dosya
özelinde birden fazla pazardan bahsetmek mümkündür.
(19) Belirlenecek ilgili ürün pazarlarından birincisi; seyahat acenteleri aracılığıyla hac
ve/veya umreye giden yolculara seyahat acentelerinin yaptırmak zorunda olduğu
sigorta poliçesine ilişkindir. Anılan sigortalama zorunluluğu 1618 sayılı Kanun’un 12.
maddesinde yer verilen;
“Seyahat acentaları, Türkiye’de satılan paket turlarda:
a) Düzenledikleri paket tur kapsamında; müşteriye taahhüt ettikleri hizmetlerin
acentanın iflası da dahil olmak üzere herhangi bir nedenle verilmemesi veya
taahhüt edilen şekilde verilmemesinden kaynaklanabilecek sorumluluklarını
sigorta ettirmek zorundadır. Bu durumda sigortacının sorumluluğu en az paket
tur bedeli kadar olmalıdır. Müşteri, sigorta kapsamındaki zararını doğrudan
doğruya sigorta şirketinden talep edebilir.”
hükmü uyarınca getirilmiştir.
(20) Sigortacılık hizmetlerine ilişkin Kurulun geçmiş tarihli kararları3 incelendiğinde, her bir
sigorta branşının ayrı bir ürün pazarı olarak kabul edildiği görülmektedir. Nitekim bir
sigorta ürününün konusu ve teminat altına aldığı risk diğer sigorta ürünlerinden farklı
olup, sigorta sözleşmesi ile ödenmesi taahhüt edilen prim tutarı da bu minvalde
değişmekte ve ödenmesi taahhüt edilen mezkûr prim, sözleşmenin konusuna giren
zarar veya hasarları kapsamakta, diğer sigorta ürünlerinin konusuna giren zarar veya
hasarları ise içine almamaktadır. Bu paralelde talep açısından bakıldığında, her bir
sigorta ürününün özelliği ve teminat konusu bakımından tüketici açısından ikame
edilebilir olmadığı görülmektedir. Arz açısından değerlendirildiğinde ise, sigorta
şirketlerinin ilgili mevzuatları gereği faaliyet göstermek istedikleri her bir sigorta branşı
için ruhsat almak zorunda oldukları, bu bağlamda her bir ürününün sigorta şirketleri
açısından ve dolayısıyla arz bakımından da ayrı bir ürün teşkil ettiği anlaşılmaktadır.
(21) Kurulun 26.06.2013 tarih ve 13-40/520-229 sayılı kararında genel olarak sigorta
hizmetleri;
Hayat Sigortası: Güvence Ürünleri, Tasarruf Ürünleri, Bireysel Emeklilik
Hayat Dışı Sigorta: Kaza, Hastalık/Sağlık, Kara Araçları, Hava Araçları, Su
Araçları, Nakliyat ve Ulaşım, Yangın ve Doğal Afetler, Genel zarar, Trafik
Sigortası, Hukuksal Koruma, Kara Araçları Sorumluluk, Hava Araçları
Sorumluluk, Genel Sorumluluk, Raylı Araçlar, Su Araçları Sorumluluk, Kredi,
Emniyet Suiistimal, Finansal Zarar ve Destek
başlıkları altında sınıflandırılmıştır.
(22) Hac ve umre seyahatlerinde seyahat acenteleri tarafından yolculara yaptırılmak
zorunda olan zorunlu paket tur sigortasında, esas olarak yukarıda yer verilen iki farklı
sigorta branşından söz etmek mümkündür. Bunlar; genel sorumluluk sigortası dalı
altında bulunan seyahat acentesi sorumluluk sigortası ve kaza sigortası dalı altında
bulunan ferdi kaza sigortasıdır. Nitekim TURSER tarafından hac ve umre seyahati
bünyesinde yapılan sigorta poliçesinin konusu ve kapsamı incelendiğinde, poliçenin
ferdi kaza sigortası ve seyahat acentesi sorumluluk sigortası olmak üzere iki farklı alanı
kombine edecek şekilde düzenlendiği tespit edilmiştir.
3 27.05.2010 tarih ve 10-38/650-218 sayılı karar, 25.08.2011 tarih ve 11-46/1115-386 sayılı karar,
26.06.2013 tarih ve 13-40/520-229 sayılı karar, 19.07.2017 tarih ve 17-23/383-166 sayılı karar.
18-39/631-306
7/62
(23) Bunun yanı sıra, hac ve umre turları için 1618 sayılı Kanun uyarınca; seyahat
acentelerinin yolculara yaptırmak zorunda olduğu sigorta ile hac ve umre dışındaki
paket turlarda yolculara yaptırmakla yükümlü olduğu sigorta arasında temelde bir
farklılık söz konusu değildir. Zira her iki sigorta da, kapsam ve içerik bakımından 1618
sayılı Kanun uyarınca zorunlu kılınmıştır. Seyahatin gerçekleşeceği ülkenin veya
seyahatin amacının (dini vazife, kültür, dinlenme) sigorta şirketi açısından bir farklılığı
bulunmamaktadır. Seyahat acenteleri paket tur düzenlediği takdirde hac ve/veya umre
için olsun veya diğer seyahatler için olsun bu sigortayı yaptırmak zorundadır. Bu
nedenle, sigorta hizmetleri bakımından hac ve umre turları için bir alt pazar tespitine
gitmeye gerek bulunmamaktadır.
(24) Bununla birlikte, sigortacılık hizmetlerine ilişkin yukarıda yer verilen Kurul kararı
ışığında; ferdi kaza sigortası ve seyahat acentesi sorumluluk sigortasının iki farklı
sigorta branşında ve dolayısıyla iki farklı ürün pazarı olarak ele alınması gerekse de,
hac ve umre turları için düzenlenen sigorta poliçesi, her iki sigorta alanının kapsamını
da içerecek şekilde düzenlendiğinden, mevcut dosya ekseninde sigortacılık hizmetleri
açısından iki farklı pazar belirlemeye gerek olmadığı, bu paralelde ilgili ürün pazarının
“zorunlu paket tur sigorta hizmetleri” pazarı olarak tanımlanabileceği sonucuna
ulaşılmıştır.
(25) Soruşturma konusu iddialar bakımından bahsedilebilecek diğer pazar, hac ve/veya
umre yolcularına seyahatin bazı kısımlarında acenteler tarafından verilmek zorunda
olan yemek/taşıma/servis hizmetlerine ilişkindir. Adı geçen hizmetler, bu hizmetlerin
kapsamı ve içeriği BHUK kararları ile belirlenmiş ve zorunlu kılınmıştır.
(26) Hac ve umre hizmetleriyle ile ilgili olarak benzer hususların ele alındığı Kurul
içtihadında; ilgili ürün pazarının “hac ve umreye yönelik seyahat acenteliği hizmetleri
pazarı” şeklinde tek pazar şeklinde tayin edildiği bir karardan4 bahsedilebilmesinin yanı
sıra, “hacca yönelik seyahat hizmetleri pazarı” ve “umreye yönelik seyahat acenteliği
hizmetleri pazarı” şeklinde ayrı pazarlar belirleme yoluna giden bir kararın da
bulunduğu ifade edilmelidir5. Örneğin, TÜRSAB’ın hac ve umreye yönelik seyahat
acenteliği hizmetleri pazarında ayrımcı uygulamalarda bulunduğu; seyahat acenteliği
hizmetleri ile ilgili bankacılık ve sigortacılık faaliyetlerinde üyelerini belirli firmalara
yönlendirdiği ve ayrıca uçak bileti satış acenteliği hizmetleri pazarında etkin rekabeti
bozmak suretiyle 4054 sayılı Kanun’u ihlal ettiği iddialarının incelendiği 24.6.2010 tarih
ve 10-45/803-265 sayılı Kurul kararında ilgili ürün pazarı “hac ve umreye yönelik
seyahat acenteliği hizmetleri pazarı” olarak tanımlanmıştır.
(27) Bu çerçevede, işbu soruşturmaya konu iddialarla benzer hususların değerlendirildiği
önceki Kurul kararları dikkate alınmak suretiyle mevcut dosya bakımından ilgili ürün
pazarları; “zorunlu paket tur sigorta hizmetleri” ve “hac ve umreye yönelik seyahat
acenteliği hizmetleri pazarı” şeklinde belirlenmiştir.
I.2.2. İlgili Coğrafi Pazar
(28) Soruşturmaya konu faaliyetler ülkemizden Suudi Arabistan’a gerçekleştirilen hac ve
umre seyahatlerine ilişkindir. Anılan faaliyetler seyahat acenteleri tarafından ülke
çapında gerçekleştirilebilmektedir. Bu doğrultuda ilgili coğrafi pazar “Türkiye” olarak
belirlenmiştir.
4 02.06.2011 tarih ve 11-33/717-223 sayılı karar.
5 13.05.2009 tarih ve 09-22/455-113 sayılı karar.
18-39/631-306
8/62
I.3. TÜRSAB ile İlgili Geçmiş Kurul Kararları
I.3.1. 22.06.2006 Tarih ve 06-45/572-156 Sayılı Karar
(29) Bahse konu karar, 03-80/967-397 Kurul kararının Danıştay hükmüyle iptal edilmesine
istinaden mezkûr karar yerine tesis edilmiş olup, konusu itibarıyla; TÜRSAB’ın 2001
Kasım tarihindeki genel kurul kararı uyarınca yüksek giriş aidatı uygulaması nedeniyle
yeni seyahat acentelerinin kurulmasının engellendiği iddialarının yeniden incelenmesi
hakkındadır. Kararda, TÜRSAB’ın teşebbüs birliği vasfı taşıdığı ve TÜRSAB kararların
da teşebbüs birliği kararı niteliğinde olduğu, TÜRSAB’ın pazara yeni girişler açısından
pazar gücünü elinde bulundurduğu, giriş ücreti uygulamasının da giriş engeli olarak ele
alınabileceği, zira pazara yeni giriş yapacak acentelerin belli bir başlangıç maliyetine
katlanması gerektiği, giriş ücretinin batık maliyet ve pazardan çıkış engeli teşkil ettiği
değerlendirmelerine yer verilerek; TÜRSAB’ın giriş ücreti uygulamasının durdurulması,
bununla ilgili işlemlerin de tekemmül ettirilmesi için birliğe 45 gün süre verilmesi ve bu
işlemin yapıldığının teyidi için Kurum’a bilgi verilmesi gerektiğine hükmedilmiştir.
I.3.2. 13.05.2009 Tarih ve 09-22/455-113 Sayılı Karar
(30) Adı geçen kararda, DİB’in camilerde görevli devlet memurları vasıtasıyla diğer seyahat
acentesi firmaları zor durumda bırakacak şekilde hac ve umre seyahat organizasyonları
düzenlediği, TÜRSAB’ın BHUK’nın kararına dayanarak Suudi Arabistan’da hacılara
verilecek yemek hizmetlerine ilişkin yaptığı düzenlemenin rekabet ihlali yarattığı
iddiaları araştırılmıştır. Karar dairesinde; DİB’in hac ve umre seyahatlerinde icra ettiği
iki ana görevi olduğu, idari nitelikte olan görevleri bağlamında teşebbüs
sayılamayacağı, ancak DİB tarafından hac ve umreye götürülmesine yönelik sunulan
hizmetlerin, özel seyahat acenteleri tarafından benzerlik taşıması ve DİB’in ilgili ürün
pazarında diğer seyahat acentelerine rakip olması itibarıyla iktisadi faaliyet olarak
nitelendirilebileceği, DİB’in hizmetlerin sunumunda başkaca bir kurum veya iktisadi
bütünlüğe tabi olmaması nedeniyle iktisaden bağımsız olduğu değerlendirilmiştir.
(31) Ayrıca şikayet dilekçesindeki ikinci hususta, TÜRSAB’ın BHUK’nın 13.2.2008 tarihli
kararına dayanarak yemek hizmetlerine ilişkin yaptığı düzenlemenin rekabete aykırı
olduğu iddia edilmiş, konuyla ilgili DİB’in gönderdiği yazıda, 2008 yılından bu yana
kararın uygulanmasının gerek DİB’in gerekse BHUK’nın gözetim ve denetimi altında
olduğu, bu bağlamda her acentenin yemek hizmetini istedikleri firmadan alabildikleri
ifade edilmiştir. Bununla birlikte, BHUK’nın 5.2.2009 tarih ve 2009/1 sayılı kararı ile hac
ve umre seyahatlerinde standart yemek menüsü uygulamasına geçilmiş, bu konudaki
alt yapının sağlanması hususunda TÜRSAB’a yetki verilmiştir. Bu bağlamda şikayete
konu uygulamaya yönelik olarak, uygulamanın BHUK’nın görevlerinin tanımlandığı ilgili
Bakanlar Kurulu kararının 5. maddesinde, BHUK’nın görev ve yetki tanımı
çerçevesinde yapıldığı belirtilmiştir. İlaveten mevcut kararda, incelenen uygulamanın
mezkûr Bakanlar Kurul kararı hükmüne dayanarak ve yemek hizmetlerinde asgari
koşulların sağlandığı yeknesak bir uygulama tesis edebilmek adına yapıldığından
bahisle, sağlık gerekçesi ile alınan bu idari karara dair 4054 sayılı Kanun nezdinde
herhangi bir işlem yapılmasına gerek olmadığı kanaatine varılmıştır.
I.3.3. 24.06.2010 Tarihli ve 10-45/803-265 Sayılı Kurul Kararı
(32) Mezkûr Kurul kararı, TÜRSAB’ın hac ve umre organizasyonlarına ilişkin
düzenlemelerinde birtakım tur ve seyahat operatörlerine özel kota uygulamaları
gerçekleştirerek ayrımcılık yaptığı, hac ve umre organizasyonu gerçekleştirecek
acentelerin ilgili düzenlemeler uyarınca vermek durumunda oldukları teminat
mektubunun TÜRSAB’ın yönlendirdiği tek bir bankadan alınmasının şartlandığı, yine
acentelerin düzenlemek zorunda oldukları sigorta poliçeleri için de tek bir sigorta
18-39/631-306
9/62
şirketine yönlendirildikleri, acentelerin hac ve umre aylarında uçak biletlerini TÜRSAB
yöneticilerinin ortak olduğu havayolu acentelerinden almak zorunda bırakıldıkları, bu
şekilde davranmayan firmaların ise akreditasyonlarının iptal edildiği iddialarını konu
edinmektedir.
(33) Karar bünyesinde, TÜRSAB’ın hakim durumda olduğu varsayılmak suretiyle; hac
organizasyonunda kota uygulamasının ilgili mevzuat ve idari kararlar doğrultusunda
işlemekte olduğu, bu işleyişte TÜRSAB’ın herhangi bir yetki veya görevinin
bulunmadığı, acentelerin almak zorunda oldukları teminat mektuplarını diledikleri
bankalardan alabildikleri, bu konuda TÜRSAB tarafından herhangi bir yönlendirme
veya zorlamanın yapılmadığının anlaşıldığı, acentelerin sigorta poliçelerini alması
hususunda TÜRSAB’ın üyelerine yaptığı BHUK’nın kararlarını ileten duyuruları ve
sektör temsilcileri ile yapılan görüşmeler ışığında, TÜRSAB’ın acenteler arasında
ayrımcılık yapmasının mümkün olmadığının tespit edildiği, TÜRSAB’ın acenteleri uçak
biletlerini yöneticisi olduğu ortak havayolu şirketlerinden almaya zorladığı iddiasına
yönelik; Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki anlaşma çerçevesinde TÜRSAB’ın
sisteme doğrudan müdahalesinin mümkün olmaması nedeniyle dayanaksız bulunduğu
tespitlerine yer verilerek TÜRSAB hakkında herhangi bir işlem tesisine gerek
görülmediği sonucuna ulaşılmıştır.
I.4. Seyahat Acenteliği Hizmetlerine İlişkin Yasal Mevzuat
(34) Seyahat acenteleri, 1618 sayılı Kanun ve bu Kanun’a dayalı olarak çıkarılan Seyahat
Acenteleri Yönetmeliği'nin yanı sıra 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun
(6502 sayılı Kanun) ve bu Kanun’a dayalı olarak çıkarılan Paket Tur Sözleşmeleri
Yönetmeliği hükümlerine uygun bir şekilde faaliyetlerini sürdüren teşebbüslerdir.
Seyahat acentelerinin faaliyetlerine ilişkin usul ve esaslar ise temel anlamda 1618 sayılı
Kanun ile belirlenmiş olup sair mevzuatlar ile de düzenlenmiştir.
(35) 1618 sayılı Kanun’un 3. maddesine göre, seyahat acenteleri verdikleri hizmetlere göre
üç grupta toplanmaktadırlar. A grubu seyahat acenteleri; kâr amacı ile turistlere turizm
ile ilgili bilgiler vermeye, paket turları6 ve turları oluşturmaya, turizm amaçlı konaklama,
ulaştırma, gezi, spor ve eğlence hizmetlerini görmeye yetkili olan, oluşturduğu ürünü
kendi veya diğer seyahat acenteleri vasıtası ile pazarlayabilme yetkilerine sahip
teşebbüslerdir. B grubu seyahat acenteleri; uluslararası kara, deniz ve hava ulaştırma
araçları ile (A) grubu seyahat acentelerinin düzenleyecekleri turların biletlerini satarlar.
(C) grubu seyahat acenteleri ise yalnız Türk vatandaşları için yurt içi turlar
düzenleyebilmektedir. (B) ve (C) grubu seyahat acenteleri kendi hizmetleri dışında
kalan diğer seyahat acenteliği hizmetlerini göremezler. Ancak kendilerine (A) grubu
seyahat acentelerinin verecekleri hizmetleri görebilirler.
(36) 1618 sayılı Kanun’un 12. maddesinde seyahat acentelerinin düzenleyecekleri paket
turlara ilişkin olarak yaptırmaları gereken zorunlu sigorta ile ilgili esaslar düzenlenmiştir.
Buna göre, seyahat acenteleri, Türkiye’de satılan paket turlarda:
“Düzenledikleri paket tur kapsamında; müşteriye taahhüt ettikleri hizmetlerin
acentenin iflası da dahil olmak üzere herhangi bir nedenle verilmemesi veya
taahhüt edilen şekilde verilmemesinden kaynaklanabilecek sorumluluklarını
sigorta ettirmek zorundadır. Bu durumda sigortacının sorumluluğu en az paket
6 Seyahat Acenteleri Yönetmeliği’ne göre paket tur, seyahat acentesi tarafından önceden belirlenmiş bir
program kapsamında; ulaştırma, konaklama ve bunlara yardımcı sayılmayan diğer turistik hizmetlerin en
az ikisinin birlikte, her şeyin dâhil olduğu fiyatla satılan veya satış taahhüdü yapılan ve hizmeti yirmi
dört saatten uzun bir süreyi kapsayan veya gecelik konaklamayı içeren, düzenlenen ticarî faaliyet olarak
tanımlanmaktadır.
18-39/631-306
10/62
tur bedeli kadar olmalıdır. Müşteri, sigorta kapsamındaki zararını doğrudan
doğruya sigorta şirketinden talep edebilir.
Seyahat acenteleri ve sigorta şirketleri, sigorta sözleşmelerini yaptıkları andan
itibaren beş iş günü içerisinde sözleşmenin bir örneğini Bakanlığa göndermekle
yükümlüdürler. Sözleşmenin süresinden önce sona ermesi halinde, bu durum
aynı süre içerisinde seyahat acenteleri ve sigorta şirketleri tarafından Bakanlığa
bildirilir.
İlgili branşta ruhsatı bulunan sigorta şirketlerinin paket tur sigortası yapmaları
zorunludur. Hazine Müsteşarlığı gerekli durumlarda sigorta primlerini
belirlemeye yetkilidir.”
(37) Seyahat acentelerinin 1618 sayılı Kanun ile belirlenen esaslara uymamaları
durumunda, aynı Kanun’un 27. maddesi uyarınca idari para cezasına tabi tutulabileceği
ya da seyahat acentesi işletmesi belgesinin iptal edilebileceği hükme bağlanmıştır.
1618 sayılı Kanun’un 12. maddesi hükmü uyarınca zorunlu sigortanın yaptırılmaması
da seyahat acentesinin işletme belgesinin iptalini gerektiren hallerden biri olarak
düzenlenmiştir.
(38) 1618 sayılı Kanun’un 32. ila 35. maddelerinde seyahat acenteleri birliğine ilişkin
hükümler yer almaktadır. Bu hükümler;
Madde 32: “Seyahat acenteleri, seyahat acenteliği mesleğinin yurt ekonomisi ve
turizmine uygun surette gelişmesini sağlayıcı tedbirleri almak ve mesleki ahlak
ve tesanüdü korumak amacıyla Seyahat Acenteleri Birliği adı altında tüzel kişiliği
haiz bir birlik kurarlar. Seyahat acentelerinin bu birliğe üye olmaları zorunludur.”
Madde 33: “Seyahat Acentaları Birliğinin görevi, pazar araştırmaları ve seyahat
acentalığı konusunda incelemeler yapmak, birlik üyeleri arasındaki haksız
rekabetin önlenmesi hususunda gerekli tedbirler almak, seyahat acentaları
personelinin yetiştirilmesi için kurslar ve seminerler düzenlemek, Bakanlıkça
istendiğinde görüş bildirmek, uluslararası kuruluşlarda seyahat acentalarını
temsil etmek, bu kanunda ve 34 üncü maddenin son fıkrasında bahsedilen
yönetmelikte belirtilen diğer görevleri ifa etmektir.”
şeklindedir. 34. ve 35. maddelerde ise birliğin organları ve bu organların kuruluş ve
faaliyete geçmelerine ilişkin hususlar ile birliğin gelirlerine ilişkin esaslar
düzenlenmektedir.
(39) 6502 sayılı Kanun ile de seyahat acenteleri tarafından gerçekleştirilecek paket turlara
ilişkin düzenleme yapılmıştır. Mezkûr Kanun’un “Paket Tur Sözleşmeleri” başlıklı 51.
maddesinde; 1618 sayılı Kanun’un zorunlu sigorta ile ilgili hükümleri saklı olmak üzere,
paket tur düzenleyicisinin sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi nedeniyle
tüketicinin uğradığı her türlü zarardan sorumlu olacağı ve tüketicinin boşa harcanan
tatil zamanı için de uygun bir tazminat talep edebileceği hükme bağlanmıştır. 6502
sayılı Kanun’a dayanılarak çıkarılan Paket Tur Sözleşmeleri Yönetmeliği çerçevesinde
de paket tur düzenleyicisinin katılımcıya ön bilgilendirme amaçlı broşür vermesi, paket
tur sözleşmesi düzenlemesi ve yolculuk öncesi bilgilendirme yapması zorunlu
tutulmaktadır.
(40) Sigortacılıkla ilgili konularda mevzuat hazırlamak, uygulamak ve ilgililer tarafından
uygulanmasını izlemek Hazine Müsteşarlığı’nın görevleri arasındadır. Hazine
Müsteşarlığı 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu bünyesinde özellikli konularda
uygulamaya ilişkin esasları çeşitli düzenleyici işlemler vasıtasıyla belirlemektedir.
Örneğin zorunlu trafik sigortasına ilişkin usul ve esaslar “Karayolları Motorlu Araçlar
18-39/631-306
11/62
Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında Tarife Uygulama Esasları Hakkında Yönetmelik”
ile belirlenmektedir. Ancak Hazine Müsteşarlığı tarafından yayımlanmış olup seyahat
acentelerinin paket tur ekseninde yaptırmaları gereken zorunlu sigortanın işleyişine dair
usul ve esasları düzenleyen herhangi bir mevzuat bulunmamaktadır.
I.5. Hac ve Umre Seyahatlerinin İşleyişine Dair Bilgiler
(41) Hac ve umre organizasyonları, Bakanlar Kurulu’nun “Hac ve Umre Seyahatleri ile İlgili
İşlerin Diyanet İşleri Başkanlığınca Yürütülmesine Dair Karar”ı (BK KARARI) uyarınca
DİB ve/veya DİB denetimi ve gözetimi altındaki seyahat acenteleri tarafından
düzenlenmektedir. İlgili BK KARARI’nda ülkemize tahsis edilen hac kontenjanının
%60’ının DİB, %40’ının seyahat acenteleri tarafından kullanılacağı belirtilmektedir.
Bunun yanı sıra, hac ve umre faaliyetlerine ilişkin temel esasların ve stratejilerin
belirlenmesi amacıyla BHUK’nın oluşturulmasına karar verilmekte ve BHUK’nın görev
ve yetkileri de hüküm altına alınmaktadır. BK KARARI’na istinaden DİB tarafından
çıkarılan “Hac ve Umre Seyahatleri ile İlgili İşlerin Diyanet İşleri Başkanlığınca
Yürütülmesine Dair Yönetmelik”te de seyahat acentelerinin hac ve umre
organizasyonları bünyesindeki görevleri, yükümlülükleri ve bu yükümlülüklere
uymaması durumunda uygulanacak müeyyideler yer almaktadır.
(42) BHUK kararlarında yer alan bilgilere göre, hac ve umre organizasyonu düzenleyecek
acentelerin haiz olması gereken kriterler Kültür ve Turizm Bakanlığı ile DİB arasında
müştereken belirlenmektedir. Bu doğrultuda, belirlenen kriterleri taşıyan acenteler
DİB’in ilgili dönemdeki hac veya umre organizasyonu için hazırlamış olduğu acente
şartnamesini satın almakta, akabinde DİB ile bir yıl geçerli olmak üzere sözleşme
imzalamaktadır. BHUK kararları ekinde bulunan şartname hükümlerinden hac ve umre
organizasyonu düzenleyecek seyahat acentelerinin A grubu işletme belgesine sahip
olması, daha önce düzenlemiş olduğu organizasyonlardaki sorunlar nedeniyle ilgili yıl
için BHUK tarafından hac veya umre organizasyonu düzenlemekten men edilmemiş
olması ve son üç yıl içerisinde kendi adına sözleşme imzalayarak fiilen en az bir defa
hac veya umre organizasyonu düzenlemiş olması şeklinde koşullar arandığı
anlaşılmaktadır.
(43) Ülkemizde hacca gitmek isteyen vatandaşların sayısı her yıl artmakta ancak hac
kontenjanının sınırlı olması nedeniyle hacca gidecek vatandaşlar kura usulü ile
belirlenmektedir. Seyahat acenteleri, uygulanan kontenjan nedeniyle kura çekimi
neticesinde hak kazanmış hacı adayları ile sözleşme imzalamak suretiyle bu faaliyetleri
gerçekleştirmektedir. Faaliyetin dini ibadete dair kısımları DİB tarafından organize
edilirken; seyahat, konaklama, yemek, transfer vb. hizmetler, seyahat acenteliği
faaliyeti olarak hacı adaylarına sunulmaktadır. Umre organizasyonu için hacdaki
durumun aksine herhangi bir kota uygulaması bulunmamaktadır. Her iki organizasyon
için de seyahat acenteleri BHUK kararları ile belirlenen kriterlere uygunluk sağlamak
ve kararların gereğini yerine getirmek durumundadır.
I.6. Dosya Kapsamında Yapılan İnceleme ve Tespitler
I.6.1. Şikayetçiler, Soruşturma Tarafları, İlgili Teşebbüsler ve Kurumlar İle Yapılan
Görüşmeler
(44) 10.08.2017 tarihinde DİB Hac ve Umre Hizmetleri Genel Müdürlüğünde yapılan
görüşmede; DİB tarafından seyahat acentelerinin zorunlu sigortalarını yaptırıp
yaptırmadıklarının kontrol edildiği, ancak seyahat acentelerinin hangi sigorta
şirketinden kaç adet sigorta yaptırdığına ilişkin yıl bazında bir verinin, konuyla ilgili toplu
bir veri bulunmadığından dolayı sağlanamadığı, otel ve ulaşım hizmetleri bakımından
umre seyahatinde acentenin Suudi bir şirketle anlaşmasının gerektiği, buna karşılık hac
18-39/631-306
12/62
seyahatinde acentelerin TÜRSAB’ın hacı sayısına göre Suudi Arabistan’da kiraladığı
otobüsler ile ulaşım hizmetini aldıkları, 2014-2015 döneminde 194, 2015-2016
döneminde 219, 2016-2017 döneminde 211 acentenin umre; 2014’te 95, 2015’te 97,
2016’da 101 acentenin hac organizasyonu gerçekleştirdiği, 2017’de de 114 acentenin
hac organizasyonu gerçekleştireceği dile getirilmiştir.
(45) 19.09.2017 tarihinde (…..)’da yapılan görüşmede; teşebbüsün 2014 yılında bazı
acentelerin talebi üzerine bahse konu sigorta pazarına girdiği, 2015-2016 yıllarında
talep olmamasından dolayı poliçe kesmediği, 2017 yılında ise 63 acenteye poliçe
kestiği, hac ve umre seyahatlerindeki sigorta sektöründe riskin düşük düzeyde olduğu,
riskin öncelikle teminat mektubundan karşılanmasından ötürü sigorta priminin de düşük
olduğu, Hazine Müsteşarlığı tarafından anılan sigorta türünün zorunlu tutulması
gerekirken zorunlu tutulmadığı beyan edilmiştir.
(46) 19.09.2017 tarihinde şikayetçi vekili Av. Duygu YORULMAZ ile şikayet sahibi
teşebbüslerden (…..), (…..), (…..), (…..) ve (…..) yetkilileri ile yapılan görüşmede;
TÜRSAB’ın Kanun veya BHUK kararlarında dayanağı olmamasına rağmen
acentelerden hizmet bedeli aldığı, bu bedelin umrede kişi başı 6 ABD Doları, hacda ise
25 ABD Doları olduğu, bahse konu bedelin bazı acentelerden alınıp bazılarından hiç
veya aynı miktarda alınmadığı, 70 acentenin 2017 yılı için hizmet bedeli ödememe
kararı aldıkları, bahsi geçen olaydan sonra da acentelerin hac organizasyonları için
TÜRSAB onaylı yazı/uygunluk belgesi getirmelerine yönelik uygulama başlatıldığı,
sonrasında ilgili 70 acentenin mezkûr yazıyı almadan hac organizasyonu düzenledikleri
ve DİB’ten de “yazının TÜRSAB”tan daha sonra toplu olarak alınacağı”na dair yazının
geldiği, havayolları konusunda Atlas Global’in piyasaya girmesi ile Suudi Havayolları
ile THY’nin ikili tekelinin kırılmış olduğu ve fiyatlarda gerileme olduğu, hacda DİB’in
%60, acentelerin %40 kontenjanının bulunduğu, yemek konusunda TÜRSAB’ın sadece
denetleme yetkisinin olduğu, 2017 yılında TÜRSAB’ın belirlediği yemek firmasından
hizmet almaya yönelik bir uygulama başladığı, ancak sonrasında anılan uygulamadan
vazgeçildiği ve acentelerin istedikleri firmalardan yemek hizmeti satın alabildikleri ifade
edilmiştir.
(47) 20.09.2017 tarihinde (…..) yetkilisi ile yapılan görüşmede; hac ve umre seyahati
düzenleyen acentelerin sigorta yaptırmasının zorunlu olduğu, TÜRSAB’ın bu noktada
fiyatını belirleyip sigortayı yaptırma konusunda herhangi bir zorlamasının olmadığı,
bununla birlikte kendilerinin ilgili sigortayı TÜRSAB aracılığıyla yaptırmayı tercih ettiği,
acentelerin hac ve umre seyahati düzenleyebilmeleri için TÜRSAB’ın vereceği
uygunluk belgesi/yazısı aracılığıyla DİB’den onay almalarının gerektiği, TÜRSAB’ın da
anılan belgeyi verme karşılığı olarak hizmet bedeli talep ettiği, 2006-2007 yılından
itibaren DİB’in acentelere hac ve umrede yemek hizmetini şart koştuğu, TÜRSAB’ın
Atlasjet’i piyasaya sokmasından önce piyasada Türk Hava Yolları ile Suudia Hava
Yolları’nın egemen olması nedeniyle fiyatların çok yüksek olduğu, Atlasjet’ten sonra da
diğer havayolu firmalarının piyasaya girdiği ve fiyatların düştüğü, servis hizmetlerinin
toplu verilmesinin kaliteyi artırdığı ve fiyatı düşürdüğü belirtilmiştir.
(48) 20.09.2017 tarihinde (…..) yetkilisi ile yapılan görüşmede; TÜRSAB ya da başka bir
kanal ile yemek ve servis hizmeti alınmasına ihtiyaç duymadıkları, zira yolcularını
konaklattığı otellerde açık büfe hizmetinin bulunduğu ve Mekke ve Medine’de de kutsal
mekanlara yakın yerlerde konaklama hizmeti sundukları, havayolu şirketi olarak THY’yi
tercih ettikleri, hac ve umrede TÜRSAB kanalı ile sigorta yapmayı tercih ettikleri dile
getirilmiştir.
18-39/631-306
13/62
(49) 23.10.2017 tarihinde TÜRSAB yetkilisi ve hukuk müşavirleri ile yapılan görüşmede;
TÜRSAB’ın kamu kurumu niteliğinde meslek birliği olması nedeniyle fatura kesme
yetkisi bulunmadığından TÜRSAB LTD. ŞTİ’nin mali işleri yürütebilmek ve fatura
kesebilmek amacıyla oluşturulduğu, hac için alınan hizmet bedelinin fahiş olmadığı, hac
organizasyonu için Suudi Arabistan’da yaklaşık 60 kişilik bir ekip kurdukları ve alınan
hizmet bedelinin bu hizmetlerinin karşılığı olduğu, TÜRSAB’ın sivil toplum örgütü olarak
hac ve umre seyahatlerinde uçak bileti fiyatlarını düşürmek için THY ve Suudi Arabistan
Havayollarından başka firmaların da pazara girmesine öncülük ettiği ve böylelikle
pazardaki rekabetin artıp hac ve umreye giden yolcuların maliyetlerinin düşürüldüğü,
TÜRSAB aracılığı ile yapılan zorunlu seyahat sigortasında herhangi bir yaş sınırının
bulunmadığı, en kapsamlı ve usulüne uygun sigortanın TÜRSAB aracılığıyla yapıldığı,
ilgili sigortayı TÜRSAB aracılığıyla yaptırmayan acentelere de herhangi bir yaptırım
veya müdahalenin söz konusu olmadığı, acentelerin umre seyahatlerinde DİB’e
ödemeleri gereken bedelin artması üzerine acentelerden alınan hizmet bedelinin 2017
yılında alınmadığı, bazı acentelerden hizmet bedelinin alınıp bazılarından alınmaması
gibi bir durumdan bahsedilemeyeceği, hizmet bedelini ödemeyen acentelere bu bedelin
borç olarak kaydedildiği ifade edilmiştir.
(50) 18.01.2018 tarihinde (…..) yetkilisi ile yapılan görüşmede; hac ve umre
seyahatlerindeki sigorta için kendilerine teklif gelmediği ve buna yönelik ürünlerinin
bulunmadığı, çalıştıkları birkaç büyük acente dışında teklif geldiğinde dahi istekli
olmadıkları, turizm acentelerinin ilgili mevzuat gereği zorunlu seyahat sigortası
yaptırmakla mükellef tutuldukları, ancak bunu yaptırmayan acenteleri tespit etmenin
güçlük arz ettiği, hac ve umre poliçeleri için ücretin çok ucuz olduğu ve bu pazara
girmek için çok hevesli olmadıkları beyan edilmiştir.
(51) 18.01.2018 tarihinde (…..) yetkilisi ile yapılan görüşmede; hac ve umre seyahatleri
alanındaki geniş DİB imkanları dolayısıyla riskin düşük olduğu, bu alanda sigorta
tekliflerinin de bulunmadığı, müşterilerin yaşlı kesimden olmasından dolayı kendileri de
dahil olmak üzere şirketlerin poliçe kesmekte isteksiz davrandıkları ifade edilmiştir.
(52) 19.01.2018 tarihinde TSB yetkilisi ile yapılan görüşmede; TSB olarak hac ve umre
seyahatlerinde denetleme fonksiyonlarının olmadığı, hac ve umre seyahatlerinde
seyahat sağlık sigortası ve şirketin başarısızlığında hukuki sorumluluğu da kapsayacak
şekilde sigorta yapıldığı, şirketin başarısızlığını teminat eden sigorta konusunda bir
reasürans tarafı bulamadıklarından mezkûr ürüne sıcak bakılmadığı belirtilmiştir.
(53) Son olarak TÜRSAB tarafından gönderilen yazıda;
24-25 Şubat 2018 tarihinde yapılan TÜRSAB 23. Olağan Genel Kurulu
neticesinde TÜRSAB’ın yönetiminin değiştiği,
Şikayete konu edilen ve soruşturma dairesinde incelenen, rekabet ortamını
bozucu ve kısıtlayıcı eylemlerin TÜRSAB ve bağlı şirket iradelerinden ziyade
dönemin başkanı (…..) 'un (…..) kararıyla hayata geçirilen uygulamalar olduğu,
zikredilen uygulamaların TÜRSAB’ın iradesini yansıtmadığı, TÜRSAB’ın yeni
yönetimi tarafından şikayete konu olan eylemlerin ivedilikle düzeltilmiş olduğu
hususlarına yer verilmiştir.
I.6.2. Yemek Hizmetine İlişkin Tespitler
(54) Mevcut dosyaya konu iddialardan biri, TÜRSAB’ın acentelere Suudi Arabistan’daki
toplu yemek hizmetinin kendisi tarafından belirlenen teşebbüslerden satın almayı şart
koşmasına ilişkindir. Mezkûr iddia bağlamında işbu soruşturma dairesinde yapılan
18-39/631-306
14/62
tespitler; BHUK kararları, TÜRSAB tarafından üyelerine yapılan duyurular ve dosya
mevcudunda elde edilen diğer bilgi/belgeler doğrultusunda ele alınacaktır.
(55) BHUK’nın 07.02.2013 tarihli 2013/01 sayılı kararında; “XII-Hacılara Verilecek
Yemeklerle İlgili Hususlar” bölümünde,
“2013 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı ile Başkanlığın denetim ve gözetimi
altında hac seyahati düzenleyecek A Grubu Seyahat Acentaları organizesi ile
hacca gidecek vatandaşlarımıza Mekke ve Medine’de tabldot usulü verilecek
yemekler ile Arafat’ta 2 ve Mina’da 1 adet olmak üzere verilecek kumanyalarda
çeşit, gıda ve kalori değeri yönünden birliktelik sağlanabilmesi amacıyla,
mönülerin belirlenmesinde Diyanet İşleri Başkanlığı temsilcisinin başkanlığında
Sağlık Bakanlığı ve Türkiye Seyahat Acentaları Birliği temsilcilerinden oluşacak
komisyonun yetkilendirilmesine,
b) Acentaların, Mekke, Medine ve Arafat’ta hacılara verecekleri yemek
konusunda belirlenecek mönü ve standartlara uyulması kaydıyla şahıs veya
firmalarla bağımsız olarak sözleşme yapabilmelerine,”
ifadeleri yer almaktadır. Aynı paraleldeki ya da benzer hükümlerin 05.02.2014 tarih ve
2014/2 sayılı BHUK kararında da bulunduğu tespit edilmiştir.
(56) BHUK’nın 11.11.2014 tarih ve 2014/6 sayılı kararında; “V- Standart Yemek Mönüsünün
Belirlenmesi ve Yemek Hizmetinin Sunulması” bölümünde,
“…
b) 2014-2015 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı ile Başkanlığın denetim ve
gözetimi altında umre seyahati düzenleyecek uluslararası her türlü seyahat
hizmetleri verme yetkisine haiz seyahat acentalarınca umre yolcularına verilecek
yemeklerde çeşit, gıda ve kalori değeri yönünden birliktelik sağlanabilmesi
amacıyla yemek mönüsünün hazırlanması için Diyanet İşleri Başkanlığı
temsilcisinin başkanlığında Sağlık Bakanlığı ve Türkiye Seyahat Acentaları
Birliği temsilcilerinden oluşacak Komisyona yetki verilmesine, Komisyonca
hazırlanan yemek mönüsünün uygulanmasına,
c) 2014-2015 yılında umre yolcularına, Suudi Arabistan'da yemek verecek
firmalarda aranacak kriterlerin; Sağlık Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı ve
Türkiye Seyahat Acentaları Birliğinden oluşturulacak bir komisyon tarafından
belirlenmesine, söz konusu komisyonca belirlenen kriterleri taşımayan yemek
firmalarına yetki verilmemesine, bu firmaların umre sezonu boyunca da
denetiminin Diyanet İşleri Başkanlığı Rehberlik ve Teftiş Başkanlığınca
yapılmasına,
ç) Acenta umre yolcularına Mekke ve Medine’de verecek yemeğin; Diyanet İşleri
Başkanlığı temsilcisinin denetiminde, TÜRSAB tarafından oluşturulacak bir
komisyon tarafından yemek şirketlerine ihale edilmesine,
d) Umre sezonu boyunca yemeklerin hazırlanmasını ve sağlık açısından
kontrolünü yapmak üzere yeterli sayıda Diyanet İşleri Başkanlığınca diyetisyen
görevlendirilmesini, görevlendirilecek diyetisyenlerin yolluk, yevmiyeleri ile
harcırahlarının TÜRSAB tarafından karşılanmasına,”
ifadeleri yer almaktadır.
(57) BHUK’nın 04.02.2015 tarih ve 2015-02 sayılı kararında, “XIII- HAC YOLCULARINA
YÖNELİK YEMEK HİZMETLERİ İLE İLGİLİ HUSUSLAR:” bölümünde,
18-39/631-306
15/62
“a) Diyanet İşleri Başkanlığı ile Diyanet İşleri Başkanlığının denetim ve
gözetimi altında hac seyahati düzenleyecek seyahat acentalarınca, hac
yolcularına verilecek yemeklerde ve kumanyalarda çeşit, gıda ve kalori değeri
yönünden birliktelik sağlanabilmesi amacıyla yemek mönüsünün hazırlanması
için Diyanet İşleri Başkanlığı temsilcisinin başkanlığında Sağlık Bakanlığı ve
TURSAB temsilcilerinden oluşacak Komisyona yetki verilmesine, Komisyonca
hazırlanan yemek mönüsünün uygulanmasına,
b) Hac yolcularına, Suudi Arabistan'da yemek verecek firmalarda aranacak
kriterlerin; Sağlık Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Seyahat
Acentaları Birliği temsilcilerinden oluşturulacak bir komisyon tarafından
belirlenmesine, söz konusu komisyonca belirlenen kriterleri taşımayan yemek
firmalarına yetki verilmemesine,
c) Bina ve otellerin ön denetiminin yapıldığı tarihlerde yemek verecek firma
mutfaklarının ön denetimi ile hac sezonu boyunca denetiminin Diyanet İşleri
Başkanlığı Rehberlik ve Teftiş Başkanlığınca yapılmasına,
ç) Diyanet İşleri Başkanlığının denetim ve gözetimi altında hac seyahati
düzenleyecek acenta organizasyonu ile hacca gidecek yolculara, Mekke ve
Medine’de verilecek yemek hizmetlerinin; Diyanet İşleri Başkanlığından bir,
TÜRSAB’dan iki temsilcinin katılımı ile oluşturulacak komisyon tarafından yemek
şirketlerine ihale edilmesine,
d) Hac sezonu boyunca yemeklerin hazırlanması ve sağlık açısından
kontrolünü yapmak üzere Diyanet İşleri Başkanlığınca yeterli sayıda diyetisyen
görevlendirilmesine,”
ifadeleri yer almaktadır.
(58) BHUK’nın 27.10.2015 tarih ve 2015/05 sayılı kararında; “V- 2015-2016 Umre
Organizasyonunda Verilecek Standart Yemek Mönüsünün Belirlenmesi ve Yemek
Hizmetinin Sunulması;” bölümünde,
“…
Diyanet İşleri Başkanlığı ile Başkanlığın denetim ve gözetimi altında umre
seyahati düzenleyecek uluslararası her turlu seyahat hizmetleri verme yetkisine
haiz seyahat acentalarınca umre yolcularına verilecek yemeklerde çeşit, gıda ve
kalori değeri yönünden birliktelik sağlanabilmesi amacıyla yemek mönüsünün
hazırlanması için Diyanet İşleri Başkanlığı temsilcisinin başkanlığında Sağlık
Bakanlığı ve Türkiye Seyahat Acentaları Birliği temsilcilerinden oluşacak
Komisyona yetki verilmesine, Komisyonca hazırlanan yemek mönüsünün
uygulanmasına,
Diyanet İşleri Başkanlığının denetim ve gözetimi altında umre organizasyonu
düzenleyen acente organizasyonu ile umreye gidecek yolculara, Mekke ve
Medine’de verilecek toplu yemek hizmetlerinin; Diyanet İşleri Başkanlığının toplu
yemek sunumu için belirttiği hizmet listesini karşılayan ve talep edilen şartları
taşıyan toplu yemek firmalarınca yerine getirilmesine, bu firmaların umre sezonu
boyunca da denetiminin Diyanet İşleri Başkanlığı Rehberlik ve Teftiş
Başkanlığınca yapılmasına,” ifadelerine yer verilmektedir.
(59) Aynı ya da benzer hükümlerin hac seyahatleri bakımından 07.01.2016 tarih ve 2016/1
sayılı kararın “XIV- HAC YOLCULARINA YÖNELİK YEMEK HİZMETLERİ İLE İLGİLİ
HUSUSLAR:” bölümünde de yer aldığı tespit edilmiştir.
18-39/631-306
16/62
(60) BHUK’nın 20.10.2016 tarih ve 06 sayılı kararında; “E) 2017 Yılı Umre
Organizasyonunda Verilecek Standart Yemek Menüsünün Belirlenmesi ve Yemek
Hizmetinin Sunulması;” bölümünde,
“1. Diyanet İşleri Başkanlığı organizasyonu ile umreye gidecek umrecilere;
Mekke ve Medine’de, tabldot usulü olmak üzere sabah kahvaltısı ve akşam
yemeği, öğle yemeği için ise kumanya paketi Diyanet İşleri Başkanlığınca
verilmesine,
2. Diyanet İşleri Başkanlığının denetim ve gözetimi altında umre turu
düzenleyecek seyahat acentaları ile umreye gidecek umrecilere; Mekke-
Medine’de, tabldot usulü olmak üzere sabah kahvaltısı ve akşam yemeği, öğle
yemeği için ise kumanya paketi TURSAB’ca verilmesine,
3. Başkanlık ve Başkanlığın denetim ve gözetimi altında umre seyahati
düzenleyecek uluslararası her türlü seyahat hizmetleri verme yetkisine haiz
seyahat acentalarınca umrecilere verilecek yemeklerde çeşit, gıda ve kalori
değeri yönünden birliktelik sağlanabilmesi amacıyla yemek menüsünün
hazırlanması için Başkanlık temsilcisinin başkanlığında Sağlık Bakanlığı ve
TURSAB temsilcisinden oluşacak Komisyona yetki verilmesine, Komisyonca
hazırlanan yemek menüsünün uygulanmasına,
4. Diyanet İşleri Başkanlığının denetim ve gözetimi altında umre turu
düzenleyecek seyahat acentaları ile umreye gidecek umrecilere verilecek
tabldot usulü yemek ile kumanya paketine ilişkin ihale ve sözleşme konularında
TURSAB’a yetki verilmesine,
5. TURSAB yemek hizmetini, Diyanet İşleri Başkanlığınca yemek hizmeti
hususunda belirlenen esaslar çerçevesinde yerine getirmesine,
6. Kalite ve hizmet standardı göz önünde bulundurularak yemek bedeli ve
kumanya ücretinin 35.- Suudi Arabistan Riyali olarak belirlenmesine,
7. Diyanet İşleri Başkanlığı ve TURSAB tarafından verilecek yemek hizmetleri
ile yemek hizmeti sunan firmaların denetimi Diyanet İşleri Başkanlığı Rehberlik
ve Teftiş Başkanlığı tarafından yapılmasına, ayrıca ihtiyaç halinde söz konusu
denetimin toplu yemek hizmeti denetimi yapan firma veya şahıslara
yaptırılmasına,”
ifadelerinin yer aldığı görülmektedir. Aynı ya da benzer hükümlerin 2017 yılı hac
seyahatleri bakımından 19.12.2016 tarih ve 2016/08 sayılı kararın “XIV- HAC
YOLCULARINA YÖNELİK YEMEK HİZMETLERİ İLE İLGİLİ HUSUSLAR:” bölümünde
de yer aldığı tespit edilmiştir.
(61) TÜRSAB tarafından üyelerine yapılan 19.12.2012 tarihli ve UMRE 2013/1 sayılı
duyuruda; BHUK kararı gereğince tüm umre turlarının yemekli yapılmasının zorunlu
olduğu, birliklerince umrecilere yemek hizmeti veren firmalarla görüşülerek BHUK
menüsü esas alınmak suretiyle istenilen hizmeti verebileceği tespit edilmiş olan
Birleşim Yemek, Turkish Meshwiyat, Burhan Al Hudhud ve Medine Catering isimli
firmalarla mutabakat sağlandığı, acentelerin ismi belirtilen firmaların herhangi birinden
yemek hizmeti almayı istedikleri takdirde gerekli ödemelerin duyuruda belirtilen hesaba
yatırması gerektiği, yemek bedelinin ise kişi başı günlük 25 SAR olarak tespit edildiği
belirtilmiştir.
(62) 26.02.2013 tarihli ve HAC 2013/1 sayılı duyuruda; BHUK’nın 07.02.2013 tarih ve
2013/01 sayılı kararında yemek hizmetlerine ilişkin kararlaştırılan hükümler iletilmiş,
18-39/631-306
17/62
yolculara verilecek yemek hizmetlerine ilişkin mönülerin belirlenmesinde DİB
temsilcisinin başkanlığında, Sağlık Bakanlığı ve TÜRSAB temsilcilerinden oluşacak
komisyonun yetkilendirildiği belirtilmiştir.
(63) 15.05.2013 tarihli ve HAC 2013/06 sayılı, 16.05.2013 tarih ve HAC 2013/06 (düzeltme)
sayılı duyurulardan; toplu yemek hizmetleri için fiyatın günlük kişi başı 25 SAR olarak
belirlendiği anlaşılmaktadır. 04.09.2013 tarihli ve HAC 2013/21 sayılı duyuruda; toplu
olarak verilen hizmetlerde sağlanan avantajlar ve tutturulan hizmet kalitesinin malum
olduğu, bu itibarla üyelerin katılımıyla elde edilen sayı çoğunluğunun piyasa koşullarına
göre sağladığı avantajlar sonucu ulaşılan rekabet gücü sayesinde daha önce 25 SAR
olarak duyurulan toplu yemek hizmeti ücretinin 24 SAR’a düşürüldüğü ifade edilmiştir.
(64) 02.06.2014 tarih HAC 2014/11 sayılı duyuruda; hediyelik eşya, toplu yemek ve toplu
ulaşım hizmetlerinin ihale usulü verildiğinden ancak net sayı üzerinden pazarlık
yapılabileceği ifade edilerek, toplu yemek hizmetleri için kişi başı 24 SAR fiyat
belirlendiği duyurulmuştur.
(65) 13.02.2015 tarih ve HAC 2015/02 sayılı duyuruda; toplu yemek hizmetlerine ilişkin
hükümlerin de yer aldığı BHUK’nın 04.02.2015 tarih ve 2015-02 sayılı kararı üyelere
iletilmiştir.
(66) 04.05.2015 tarih ve HAC 2015/05 sayılı duyuruda; toplu hizmetlerin sunumunun
düzenlenmesi serbestiyet ilkesine göre her acente tarafından münferit olarak
yapılabildiği gibi, acentelerin bir araya getirilerek topluca hareket edilmesi şeklinde de
düzenlenebildiği, bu itibarla hediyelik eşya, toplu yemek ve ulaşım hizmetleri büyük bir
ön hazırlık gerektirdiğinden ancak net sayı üzerinden pazarlık yapılabileceği ifade
edilerek, toplu yemek hizmetleri için ücretin bilahare bildirileceği duyurulmuştur.
(67) 26.05.2015 tarih ve HAC 2015/08 sayılı duyuruda; BHUK kararlarına istinaden DİB
tarafından TÜRSAB’a gönderilen 25.05.2015 tarih ve 22986 sayılı yazıya atıf yapılarak,
hac yolcularına Suudî Arabistan’da toplu yemek hizmeti verecek firmalarda aranacak
şartların; Sağlık Bakanlığı, DİB ve TÜRSAB temsilcilerinden oluşturulacak bir komisyon
tarafından belirleneceği, bahsi geçen komisyon tarafından belirlenen şartları taşımayan
firmalara yetki verilmeyeceği, bina ve otellerin ön denetiminin yapıldığı tarihlerde toplu
yemek hizmeti verecek firmaların üretim yerleri ve mutfaklarının ön denetimi ile Hac
mevsimi boyunca denetimlerinin DİB tarafından yapılacağı, seyahat acenteleri ile
hacca gidecek yolculara Mekke ve Medine’de verilecek toplu yemek hizmetlerinin;
DİB’den bir, TÜRSAB’tan iki temsilcinin katılımı ile oluşturulacak komisyon tarafından
toplu yemek hizmeti veren firmalara ihale edileceği üyelere bildirilmiştir.
(68) 05.12.2014 tarih ve UMRE 2015/09 sayılı duyuruda; BHUK’nın 11.11.2014 tarihli kararı
ve TÜRSAB yönetim kurulunun 27.11.2014 tarih ve 37 sayılı kararına atıf yapılarak,
2014 – 2015 yılı umre döneminde birliğe üye umre organizasyonu düzenlemeye yetkili
seyahat acenteleri ile Suudi Arabistan’a gidecek umre ziyaretçilerine Suudi
Arabistan’da sunulacak yemek hizmetine ilişkin 15.12.2014 tarihinde “Hizmet Alım
İhalesi” yapılacağı, ihaleye katılmak isteyenlerin 8 - 9 Aralık 2014 tarihinde tesislerinin
Suudi Arabistan’da denetime tabi tutulması için hazır bulundurulması gerektiği
bildirilmiştir.
(69) 04.01.2015 tarih ve UMRE 2015/10 sayılı duyuruda; BHUK’nın 11.11.2014 tarih ve
2014/06 sayılı kararına atıf yapılarak, umre seyahatlerinde verilecek olan toplu yemek
hizmetini sunacak yemek şirketlerinin TÜRSAB ve DİB tarafından oluşturulan
komisyonca ihale usulü ile belirleneceğinin kararlaştırıldığı, bu doğrultuda Komisyonca
tüm koşulları sağladığı tespit edilen Turkish Al Mazaq, Al Tawon Al Raqi Est. (Birleşim
Yemek), Al Huda Catering (Burhan Yemek), Al Salmi (Hira Mutfak) ve Eryaf (Çetin
18-39/631-306
18/62
Yalçın) firmalarının yemek hizmeti vermek üzere yetkilendirildiği, 2014 - 2015 umre
sezonunda organizasyon yapmaya hak kazanan seyahat acentelerinin adı geçen
yemek şirketlerinden serbestçe dilediği firmayı seçmek suretiyle hizmet alabileceği
bildirilmiştir.
(70) 13.08.2015 tarih ve HAC 2015/21 sayılı duyuruda; BHUK’nın 04.02.2015 tarih ve
2015/02 sayılı kararının XIII-ç maddesi uyarınca toplu yemek hizmeti veren firmalara
ihale merkezinde sınır getirilmesinin söz konusu olduğu, ancak TÜRSAB’ın acenteler
tarafından sunulan bu ve buna benzer hizmetlerin, hacı adaylarına mümkün olan en
yüksek kalite düzeyinde ve acentelerin hizmet anlayışını karşılayacak şekilde, serbest
rekabet koşullarından azami ölçüde yararlandırılması amacını gütmesi nedeniyle
03.08.2015 tarih ve 20597 sayılı yazısı ile BHUK ilgili kararının değiştirilmesi
hususunda DİB nezdinde girişimlerde bulunması sayesinde, ilgili hükmün
“…Mekke ve Medine’de verilecek olan toplu yemek hizmetlerinin Diyanet İşleri
Başkanlığı’nın toplu yemek sunumu için belirlediği hizmet listesini karşılayan ve
talep edilen şartları yerine getirerek acentalara Hizmet Alım Sözleşmesi
imzalayan ve TÜRSAB tarafından onaylanan toplu yemek firmalarınca yerine
getirilmesine,”
şeklinde değiştirildiği bildirilmiştir.
(71) 28.10.2015 tarih ve UMRE 2015-2016/03 sayılı duyuruda; toplu yemek hizmetlerine
ilişkin olarak, 2014 – 2015 umre sezonu başında çıkan Kurul kararlarında, toplu yemek
hizmetleri konusunda “TÜRSAB ihale yapar” ibaresinin bulunduğu, acentelerin gerek
serbest rekabet gerekse pazarlık imkânlarının önünün açılması yönündeki talepleri
doğrultusunda TÜRSAB’ın yapmış olduğu talep neticesinde, 2015 - 2016 umre dönemi
ile birlikte DİB denetiminden geçmiş olan ve Kurulca belirlenen menüye uyulması kaydı
ile acentelerin diledikleri yemek firmalarından hizmet alabileceği üyelere iletilmiştir.
(72) 03.02.2017 tarih ve 2017 Hac 01 sayılı duyuruda; BHUK’nın 19.12.2016 tarih ve
2016/08 sayılı kararına atıf yapılarak, hac yolcularına yönelik toplu yemek hizmetlerine
ilişkin olarak, seyahat acentelerince hac yolcularına verilecek yemeklerde çeşit, gıda
ve kalori yönünden birlikteliğin sağlanabilmesi amacıyla yemek mönüsünün
hazırlanması için DİB temsilcisinin başkanlığında Sağlık Bakanlığı ve TÜRSAB
temsilcilerinden oluşacak bir Komisyona yetki verildiği, toplu yemek hizmetleri
hususunda ihale ve sözleşme konularında TÜRSAB’a yetki verildiği ve yemek hizmeti
verecek şirketlerin DİB tarafından denetiminin yapılacağı bilgisi üyelere iletilmiştir.
(73) 02.06.2017 tarih ve HAC 2017/06 sayılı duyuruda; BHUK’nın 19.12.2016 tarih ve
2016/08 sayılı kararına atıf yapılarak toplu yemek hizmeti ile ilgili olarak ihale ve
sözleşme konularında TÜRSAB’a yetki verildiği belirtilmiş; TÜRSAB bünyesinde
oluşturulan Hac ve Umre Komitesi kararları doğrultusunda bahse konu hizmete ilişkin
olarak 2017 Hac döneminde acentelerin diledikleri yemek firmasından hizmet
alabilmelerinin kararlaştırıldığı, hac dönemi öncesinde acentelerin yemek hizmeti
alacağı firmalarla sözleşme imzalanarak hizmetin kalitesini artırmaya yönelik önlemler
alınacağı ve bu firmaların TÜRSAB tarafından denetlenerek sonucunun acentelere
bildirileceği, yapılan denetimde BHUK kararlarında belirtilen standartlara uymayan
yemek firmalarına müeyyide uygulanacağı, bu itibarla acentelerin hizmet alacağı
yemek firmasıyla ilgili bilgileri TÜRSAB’a göndermeleri gerektiği bildirilmiştir.
(74) Yukarıda yer verilen BHUK kararları ve TÜRSAB tarafından üyelerine yapılan duyurular
doğrultusunda, hac ve umre seyahatlerinde verilen toplu yemek hizmetine ilişkin işleyişi
yıllar itibarıyla aşağıdaki tabloda özetlemek mümkündür.
18-39/631-306
19/62
Tablo 1: Yıllar İtibarıyla Hac ve Umre Seyahatlerindeki Toplu Yemek Hizmetine İlişkin İşleyiş
UMRE HAC
Dönem Açıklama Dönem Açıklama
2012-
2013
- BHUK kararı uyarınca mönülerin ve kriterlerin
belirlenmesi noktasında, DİB, Sağlık Bakanlığı ve
TÜRSAB tarafından oluşturulacak Komisyona
yetki verilmiştir.
- Birleşim Yemek, Turkish Meshwiyat isimli
firmalarla mutabakat sağlanmıştır. Acenteler
isterlerse bu firmalardan yemek hizmeti
alabilmekte ancak zorunluluk bulunmamaktadır.
2013
- BHUK kararı uyarınca mönülerin belirlenmesi
noktasında, DİB, Sağlık Bakanlığı ve TÜRSAB
tarafından oluşturulacak Komisyona yetki
verilmiştir.
- Acenteler standartlara uyması koşuluyla
istedikleri yemek firması ile sözleşme
yapabilmektedir.
- TÜRSAB tarafından toplu yemek hizmetinden
faydalanacak acentelerden kişi başı 25 SAR
yemek ücreti talep edilmiş, daha sonra 24 SAR’a
düşürülmüştür.
2013-
2014
- TÜRSAB tarafından BHUK kararlarında
belirtilen standartları karşılayan Birleşim Yemek,
Turkish Meshwiyat, Burhan Al Hudhud ve Medine
Catering isimli firmalarla mutabakat sağlanmıştır.
Acenteler isterlerse bu firmalardan yemek hizmeti
alabilmekte ancak zorunluluk bulunmamaktadır.
Yemek ücreti 25 SAR olarak belirlenmiştir.
2014
- BHUK kararı uyarınca mönülerin belirlenmesi
noktasında, DİB, Sağlık Bakanlığı ve TÜRSAB
tarafından oluşturulacak Komisyona yetki
verilmiştir.
- Acenteler standartlara uyması koşuluyla
istedikleri yemek firması ile sözleşme
yapabilmektedir.
- TÜRSAB tarafından toplu yemek hizmetinden
faydalanacak acentelerden kişi başı 24 SAR
yemek ücreti talep edilmiştir.
2014-
2015
- BHUK kararı uyarınca mönülerin ve kriterlerin
belirlenmesi noktasında, DİB, Sağlık Bakanlığı ve
TÜRSAB tarafından oluşturulacak Komisyona
yetki verilmiştir.
- DİB denetiminde TÜRSAB tarafından
oluşturulacak Komisyonunun ihale yetkisi
bulunmaktadır.
- Komisyon tarafından Turkish Al Mazaq, Al
Tawon Al Raqi Est. (Birleşim Yemek), Al Huda
Catering (Burhan Yemek), Al Salmi (Hira Mutfak)
ve Eryaf (Çetin Yalçın) firmaları yemek hizmeti
için yetkilendirilmiştir. Acenteler bu firmalardan
istediklerini seçebilmektedir.
2015
- BHUK kararı uyarınca mönülerin ve kriterlerin
belirlenmesi noktasında, DİB, Sağlık Bakanlığı ve
TÜRSAB tarafından oluşturulacak Komisyona
yetki verilmiştir.
- DİB’den bir, TÜRSAB’dan iki temsilcinin katılımı
ile oluşturulacak Komisyonun ihale yetkisi
bulunmaktadır.
- TÜRSAB’ın girişimleri sayesinde acentelere
daha sonraki dönemler için istedikleri yemek
firmalarından hizmet alabilme kolaylığı
getirilmiştir.
2015-
2016
- BHUK kararı uyarınca mönülerin belirlenmesi
noktasında, DİB, Sağlık Bakanlığı ve TÜRSAB
tarafından oluşturulacak Komisyona yetki
verilmiştir.
- DİB denetim ve gözetiminde, acenteler
istedikleri yemek firması ile sözleşme
yapabilmektedir.
- TÜRSAB’ın girişimleri sayesinde acentelere
istedikleri yemek firmalarından hizmet alabilme
kolaylığı getirilmiştir.
2016
- BHUK kararı uyarınca mönülerin belirlenmesi
noktasında, DİB, Sağlık Bakanlığı ve TÜRSAB
tarafından oluşturulacak Komisyona yetki
verilmiştir.
- DİB denetim ve gözetiminde, acenteler istedikleri
yemek firması ile sözleşme yapabilmektedir.
2016-
2017
- BHUK kararı uyarınca mönülerin belirlenmesi
noktasında, DİB, Sağlık Bakanlığı ve TÜRSAB
tarafından oluşturulacak Komisyona yetki
verilmiştir.
- DİB denetimi ve gözetimi altında ihale ve
sözleşme konularında TÜRSAB’a yetki
verilmiştir.
- Yemek bedeli ve kumanya ücreti 35 SAR olarak
belirlenmiştir.
- TÜRSAB’ın ihale yapma yetkisi bulunmaktadır.
Ancak ihale yetkisi kullanılmamış ve acenteler
istedikleri firmalar ile sözleşme yapmışlardır.
2017
- BHUK kararı uyarınca mönülerin belirlenmesi
noktasında, DİB, Sağlık Bakanlığı ve TÜRSAB
tarafından oluşturulacak Komisyona yetki
verilmiştir.
- DİB denetimi ve gözetimi altında ihale ve
sözleşme konularında TÜRSAB’a yetki verilmiştir.
- TÜRSAB tarafından oluşturulan hac ve umre
komitesi, acentelerin TÜRSAB denetiminde
istedikleri yemek firmasından hizmet alabilmesi
noktasında karar almıştır.
- TÜRSAB’ın ihale yapma yetkisi bulunmaktadır.
Ancak ihale yetkisi kullanılmamıştır ve acenteler
istedikleri firmalar ile sözleşme yapmışlardır.
Kaynak: BHUK kararları ve TÜRSAB duyuruları
(75) TÜRSAB tarafından gönderilen bilgiler sonucunda oluşturulan, umre ve hac
seyahatlerinde dönemler bazında toplu yemek hizmetinden faydalanan ya da
18-39/631-306
20/62
faydalanmayan acente sayılarına aşağıdaki tabloda yer verilmektedir. Tablo 2
incelendiğinde; 2013-2017 umre seyahatlerinde ve 2015-2017 yılları arasındaki hac
seyahatlerinde TÜRSAB tarafından acentelere toplu yemek hizmeti verilmediği, 2013-
2014 yılları arasındaki hac seyahatlerinde toplu yemek hizmeti verildiği anlaşılmaktadır.
2013 yılında (…..), 2014 yılında (…..) seyahat acentesinin bu hizmetten yararlandığı,
ancak 2013 yılında (…..), 2014 yılında (…..) seyahat acentesinin toplu yemek
hizmetinden faydalanmayarak başka yemek şirketlerinden yemek hizmeti aldığı
görülmektedir.
Tablo 2: Dönemler bazında toplu yemek hizmetlerinden faydalanan/faydalanmayan acente sayıları
D
Ö
N
E
M
UMRE D
Ö
N
E
M
HAC
Hizmet Alan
Acente
Sayısı
Hizmet
Almayan
Acente Sayısı
Hizmet Alan
Acente Sayısı
Hizmet
Almayan
Acente Sayısı
Yemek Ücreti
(SAR)
2012-
2013
(…..) 2013 (…..) (…..) (…..)
2013-
2014
(…..) 2014 (…..) (…..) (…..)
2014-
2015
(…..) 2015 (…..)
2015-
2016
(…..) 2016 (…..)
2016-
2017
(…..) 2017 (…..)
Kaynak: TÜRSAB tarafından gönderilen bilgi ve belgeler
I.6.3. Servis Hizmetlerine İlişkin Tespitler
(76) Mevcut dosyaya konu iddialardan bir diğer ise, TÜRSAB’ın acentelere Suudi
Arabistan’daki toplu taşıma/servis hizmetinin kendisi tarafından belirlenen
teşebbüslerden satın almayı şart koşmasına yöneliktir. Yolcuların konakladıkları oteller
ile hac ve umre ibadetleri esnasında gerçekleştirdikleri ziyaretler arasındaki ulaşımları
ve Suudi Arabistan’daki şehirlerarası transferler servis ulaşımı ile sağlanmaktadır.
Servis hizmeti acenteler kanalıyla hac ve umreye giden tüm yolcular tarafından alınan
bir hizmet olmayıp BHUK kararı uyarınca ibadet yerlerine 1000 metreden uzak
konaklama mesafesinde konaklayan yolculara verilmesi mecburi bir hizmettir. Suudi
Arabistan’ın yeterli sayıda araç ve şoförünün bulunması, vatandaşların karayollarında
güvenliğinin sağlanması ve düzenlemeler doğrultusunda acenteler Suudi Arabistan
menşeili firmalardan hizmet almaktadır. Acentelerin servis hizmeti almaları karşılığında
ödemeleri gereken tutar ise Türkiye sınırları dahilinde TÜRSAB’a ödenmektedir. İşbu
soruşturma bağlamında servis hizmetlerine dair ulaşılan tespitlere;
BHUK kararları, TÜRSAB’ın üyelerine yaptığı duyurular ve TÜRSAB’tan elde edilen
bilgiler doğrultusunda yer verilecektir.
(77) BHUK’nın 2013 yılı umre organizasyonuna ilişkin 10.12.2012 tarihli ve 2012/07 sayılı
kararının “III-2013 Yılı Umre Organizasyonuyla İlgili Diğer Hususların Görüşülmesinde”
başlıklı bölümünde “Mekke’de bina ve otellerin Hareme 1000 metreden daha uzak
mesafede olması durumunda yeterli sayıda, düzenli ve uygun nitelikli araçlarla servis
konulmasına” karar verilmiştir. Mezkûr hükümlere benzer hükümlerin 2014-2015 umre
organizasyonları, 2015-2016 umre organizasyonları ve 2016-2017 umre
organizasyonlarına ilişkin BHUK kararlarında da yer aldığı görülmektedir.
(78) TÜRSAB’ın 19.12.2012 tarihli ve Umre 2013/01 sayılı duyurusunda aşağıdaki ifadeler
bulunmaktadır:
18-39/631-306
21/62
“Sayın Üyemiz,
Bilindiği gibi, Bakanlıklararası Hac ve Umre Kurulu Kararı gereğince, tüm Umre
turlarının yemekli yapılması zorunlu olduğu gibi, servisli mesafedeki otellerde
konaklayacak olan Umreciler için de, düzenli toplu servis hizmeti verilme
mecburiyeti getirilmiştir.
2) Servisli bölgelerde Umrecilerini konaklatacak olan acentalarımızın da, Umreci
sayılarını ve Mekke’de konaklayacakları süre ve tarihleri içeren yazılarını,
Birliğimiz Hac Bölümüne göndermeleri gerekmektedir. Toplu servisten istifade
edecek olan her umreci için kişi başı günlük; 6.-SAR ödenecektir.”
(79) TÜRSAB’ın 11.04.2013 tarihli “Umre Yapan Üyelerimizin Dikkatine” başlığı taşıyan
duyurusunda şu ifadelere yer verilmiştir:
“Değerli Üyemiz,
Servisli bölgelerde Umre organizasyonu yapan acentalarımız, münferiden
yaptıkları servis hizmetlerinin yüksek maliyetlerinden şikayetle önümüzdeki
Ramazan döneminde TÜRSAB’ın Hac’da olduğu gibi, genel servis hizmeti
vermesi yönünde talepte bulunmaktadırlar.
Bu itibarla, servisli bölgelerde Umre organizasyonu yapacak olan
acentalarımızın, Umreci sayılarını ve konaklayacakları otellerin isim ve
adreslerini Birliğimize göndermelerini ve elde edilecek Umreci sayısı esas
alınmak suretiyle, otobüs firması ile sözleşme yapılacağını gereği için
bilgilerinize sunarız.”
(80) İlgili uygulamaya binaen TÜRSAB’ın 15.05.2013 tarihli “Umre Organizasyonu Yapan
Üyelerimizin Dikkatine” başlıklı duyurusunda aşağıdaki ifadeler bulunmaktadır:
“Sayın Üyemiz,
Umre organizasyonu yapan seyahat acentalarından Birliğimize ulaşan talepler
doğrultusunda; Ramazan döneminde, Hac’da olduğu gibi genel servis
uygulamasının hayata geçirilmesi ile ilgili sözleşmeler yapılmıştır.
Servisli umre organizasyonu düzenleyecek olan üyelerimizin, organizasyonları
ile ilgili umreci sayılarını ve kullanacakları otel ve binaları Birliğimiz Hac
Bölümüne bildirmeleri ve Birliğimize müracaatları esnasında kişi başı, günlük 7,-
(yedi) SAR bedeli yatırmaları gerekmektedir.
Ayrıca, servisli umre organizasyonu uygulaması bu yıl ilk defa yapılacağından,
umreci sayısı asgari düzeyde tutulmuştur.”
(81) BHUK’nın 2013 hac organizasyonuna ilişkin 12.03.2013 tarihli ve 2013-02 sayılı
kararının ekinde bulunan “2013 Yılı Acenta Hac Şartnamesi”nin 16. maddesi,
“d) Cidde-Mekke-Medine ve Meşaire otobüsle intikallerinin sağlanması,
e) Mekke’de Hareme 1000 metreden daha uzak mesafede bulunan binalar için
yeterli sayıda, uygun nitelikte araçlarla düzenli servis konulması,
f) Mekke’de ve Medine’de taahhüt edilen yerleri ziyaretleri gerçekleştirmek için
otobüs kiralanması”
hükümlerini haizdir.
(82) TÜRSAB’ın 2013 hac dönemi için üyelerine yaptığı 2013/06 sayılı duyuruda, toplu
ulaşım hizmetlerinin kişi başı ortalama 45.-Euro olduğu, kesin hesabın dönem sonunda
18-39/631-306
22/62
netleşeceği belirtilmektedir7. Bunun yanı sıra, toplu ulaşım hizmetlerinden umre
döneminde yararlanmak isteyen acentelerin günlük kişi başı 7.-SAR ücret mukabilinde
bu hizmetten yararlanabileceği ilan edilmektedir.
(83) BHUK’nın 2014 Hac organizasyonuna ilişkin 05.02.2014 tarihli ve 2014-02 sayılı
kararının “XVI-Hacı Adaylarının Suudi Arabistan’daki Şehirler Arası Transferleri”
başlıklı bölümünde; “Hacı adaylarının Suudi Arabistan’daki havaalanı ile şehirlerarası
intikallerin 2005 ve üzeri model, standardı yüksek, klimalı, temiz ve bakımlı otobüslerle
sağlanmasına” karar verilmiştir.
(84) TÜRSAB’ın 02.06.2014 tarihli ve “Hac 2014/11” sayılı duyurusunda aşağıdaki cümleler
yer almaktadır:
“…Toplu Ulaşım Hizmetleri ihale usulü verildiğinden ancak net sayı üzerinden
pazarlık yapılabilecektir. Verilecek ön siparişlerde acentanız adına da talepte
bulunulabilmesi için aşağıdaki tabloda ayrıntıları verilen meblağlara ivedi olarak
ihtiyaç duyulmaktadır.
Toplu Ulaşım Hizmetleri: 35.-Euro”
(85) TÜRSAB’ın 02.07.2014 tarihli ve HAC 2014/17 sayılı duyurusunda; Suudi Arabistan’da
özellikle şehirlerarası ulaşımlarda hacı adayları için kullanılan otobüslerin eski ve
rahatsız olduğu, DİB’in bir önceki hac döneminde anılan hususu ilave ücret vermek
suretiyle çözüme kavuşturduğu, ulaşım hizmetlerinin TÜRSAB bünyesinde de
iyileştirilmesi gerektiği, nitekim durumun BHUK toplantısında gündeme geldiği ve
TÜRSAB tarafından da DİB’in uyguladığı yöntemin aynısının uygulanmasına karar
verildiği belirtilmektedir. Buna ilaveten, kararın akabinde TÜRSAB’ın çalışmalara
başladığı, Suudi Arabistan pazarında BHUK’nın belirlediği şartları taşıyan eski ve yeni
firmalarla görüşmeler yapıldığı, 20.000 hacı adayı için hizmet akdi gerçekleştirildiği, bu
nedenle önce Medine’ye gidecek gruplar için 90.-SAR, Mekke’ye gidecek gruplar için
ise 60.-SAR fark verilmek üzere mutabakata varıldığından bahsedilmektedir.
(86) BHUK’nın 2015 hac organizasyonuna ilişkin 04.02.2015 tarihli ve 2015-02 sayılı
kararının “XVII-Hacı Adaylarının Suudi Arabistan’daki Şehirler Arası Transferleri”
başlıklı bölümünde “Hac yolcularının Suudi Arabistan’daki havaalanı ile şehirlerarası
intikallerinin 2007 ve üzeri model, standardı yüksek, klimalı, temiz ve bakımlı
otobüslerle sağlanmasına” karar verilmiştir.
(87) TÜRSAB’ın BHUK’nın 2015 hac kararına istinaden 04.05.2015 tarihli ve Hac 2015/05
sayılı duyurusunda şu hususlara yer verilmiştir:
“Sayın Üyemiz,
Malumlarınız olduğu üzere hediyelik eşya ve toplu hizmetlerin sunumunun
düzenlenmesi serbestiyet ilkesine göre her acente tarafından münferit olarak
yapılabildiği gibi, Birliğimizin kuruluşunun asli ilkelerinden olan acentelerin bir
araya getirilerek topluca hareket edilmesi şeklinde de düzenlenebilmektedir.
Bugüne kadar yapılan organizasyonlarda hem kalite, hem de ürün standardı
açısından acentelerimizin lehine yarar getiren düzenlemeler başarıyla
yürütülmüş ve ortak hareket etmenin çoğu acente açısından hem iş, hem de
sorumluluk yükünü kaldıran bir etken olduğu görülmüştür.
Bundan hareketle bu yıl da dileyen acentelerimiz için aynı hazırlıklar yapılmış ve
bu acentelerin talepleri halinde katılıma açılmıştır. Ancak, mali açıdan yüksek
7 TÜRSAB’ın 16.05.2013 tarihli ve 2013/06 (düzeltme) sayılı duyurusunda hac organizasyonu için toplu
ulaşım hizmetlerinin kişi başı 35 Euro olarak düzeltildiği belirtilmektedir.
18-39/631-306
23/62
tutarlara erişen söz konusu kalemlerin erken sipariş yoluyla maliyetlerinin
düşürülerek hacı adaylarına zamanında teslim edilmesi ve ayrıca toplam sayının
fiyat açısından önem kazandığı toplu hizmetlerin önceden organize edilmesi
büyük önem arz etmektedir.
Bu itibarla, hediyelik eşya, Toplu Yemek ve Toplu Ulaşım Hizmetleri büyük bir
ön hazırlık gerektirdiğinden ancak net sayı üzerinden pazarlık yapılabilecektir.”
(88) BHUK’nın 2016 hac organizasyonuna ilişkin 07.01.2016 tarihli ve 2016-01 sayılı
kararının “XVIII-Hac Yolcularının Suudi Arabistan’daki Şehirlerarası Transferleri”
başlıklı bölümünde, “Hac yolcularının Suudi Arabistan’daki şehirlerarası intikallerinin
2010 ve üzeri model, standardı yüksek, klimalı, temiz ve bakımlı otobüslerle
sağlanmasına” karar verilmiştir. Adı geçen BHUK kararı, TÜRSAB tarafından üyelerine
11.01.2016 tarihli ve HAC 2016/01 sayılı duyuru ile iletilmiştir. İlgili yazıda, konaklama
yerlerinin Harem’e mesafesinin 1 km’den fazla olması durumunda servis hizmeti
verilmesi gerektiği belirtilmektedir.
(89) BHUK’nın 2016 hac organizasyonuna ilişkin 16.02.2016 tarihli ve 2016-02 sayılı
kararının “III. Ek Kontenjan ile İlgili Hususlar” bölümünde;
“Diyanet İşleri Başkanlığı ile Başkanlığın denetim ve gözetimi altında hac
seyahati düzenleyecek seyahat acentaların organizesine katılarak hacca
gidecek yolcuların şehirlerarası transferlerini sağlayacak Suudi firmalar ile
Diyanet İşleri Başkanlığınca anlaşma yapılmasına, operasyonların ise Başkanlık
ve TURSAB tarafından ayrı ayrı gerçekleştirilmesine,
Her bir hac yolcusu için, intikal ücreti olarak 30.-USD’nin Diyanet İşleri
Başkanlığına ödenmesine” karar verilmiştir.
(90) BHUK’nın 2016 hac organizasyonuna ilişkin 27.04.2016 tarihli ve 2016-04 sayılı
kararında ise;
“…Türkiye Seyahat Acentaları Birliğinin 29/02/2016 tarihli ve
TR/BU/MU/MT/6978 sayılı yazısında; Hac mevsiminde şehirlerarası intikalleri
gerçekleştirecek otobüs firmaları ile yapılacak anlaşma/protokolün anılan ülke
mevzuatına aykırılık teşkil ettiği yönünde Birliklerine bilgi ulaştığı ifade edilerek,
söz konusu Kararın tashih edilmesi teklif edilmektedir.”
ifadesine yer verilmekte ve bahsi geçen talep doğrultusunda, 2016 yılında hacca
gidecek yolcuların şehirlerarası transferlerini sağlayacak Suudi firmaları ile DİB ve
TÜRSAB tarafından ayrı ayrı anlaşma/protokol yapılması, operasyonların Başkanlık ve
TÜRSAB tarafından ayrı ayrı gerçekleştirilmesi, acentalarca her bir hac yolcusu için
30.-ABD Doları intikal ücretinin TÜRSAB’a yatırılması şeklinde tashihine karar
verilmiştir. Mezkûr değişiklik, TÜRSAB tarafından üyelerine 09.05.2016 tarihli ve HAC
2016/18 sayılı duyuru ile bildirilmiştir.
(91) TÜRSAB‘ın BHUK’nın 2016 hac kararına istinaden toplu ulaşım hizmetleri konusunda
üyelerine yaptığı 09.04.2016 tarihli ve Hac 2016/10 sayılı duyuru aşağıda alıntılandığı
şekildedir:
“Değerli Üyemiz,
Malumlarınız olduğu üzere toplu hizmetlerin düzenlenmesi serbestlik ilkesine
göre her acente tarafından münferit olarak yapılabildiği gibi, Birliğimizin
kuruluşunun asli amaçlarından olan acentelerin bir araya getirilerek topluca
hareket edilmesi şeklinde de düzenlenebilmektedir. Bugüne kadar yapılan
organizasyonlarda hem kalite, hem de ürün standardı açısından acentelerimizin
18-39/631-306
24/62
lehine yarar getiren düzenlemeler başarıyla yürütülmüş ve ortak hareket etmenin
çoğu acente açısından hem iş, hem de sorumluluk yükünü kaldıran bir etken
olduğu görülmüştür.
Bundan hareketle bu yıl da aynı hazırlıklar yapılmıştır. Ancak, mali açıdan
yüksek tutarlara erişen söz konusu hizmet ve ürünlerin erken sipariş ve önceden
sözleşme yapmak yoluyla maliyetlerinin düşürülerek hacı adaylarına zamanında
teslim edilerek sunulması gerekmektedir.
Ayrıca, Birliğimiz operasyonunun yürütülebilmesi için hizmete katkı payı ve
Suudi Arabistan’da şehirlerarası ulaşım ve transferlerin düzenlenmesi için
öngörülen tutarların tahsilatı Bakanlıklararası Hac ve Umre Kurulu kararları
gereği her acentadan toplam hacı adayı sayısı kadar toplanması zorunluluk arz
etmektedir.
Buna göre, bu yıla ilişkin belirlenen ve aşağıdaki çizelgede gösterilen tutarların
yine aşağıda verilen hesap numaralarına acilen yatırılmasını önemle rica ederiz.
Toplu Ulaşım Hizmetleri: 35.-$
Şehirlerarası Transfer Farkı: 30.-$
Toplu Ulaşım hizmet bedeli, bu yıl hac uçuşlarına katılan firma sayısının belirgin
bir şekilde artmasından ötürü kısa dönem taleplerine ait seferlerin karşılanacağı
öngörülerek düşük tutulmuş olup her acentenin her grubu için ayrıntılı borç ve
alacak hesapları ayrıca mahsup edilecektir.”
(92) TÜRSAB’ın 11.07.2016 tarihli ve HAC 2016/23 sayılı duyurusunda şu cümlelere yer
verilmiştir:
“Değerli üyemiz,
…
İlgi duyurular ile tarafınıza daha önce ayrıntılı bilgiler verilen toplu hizmetlere
ilişkin düzenlemelerin son aşamalarına gelinmiş bulunmaktadır. Hac
malzemeleri dağıtılmış, Toplu Ulaşım sözleşmeleri imzalanmış ve buna benzer
gerekli diğer hususlar yerine getirilerek hazırlıkların tamamlanma aşamasına
gelinmiştir.
Bu itibarla, söz konusu hizmetlere esas teşkil eden ödemelerin de çok ivedi
olarak tamamlanması gerekmektedir. Birliğimize aidat borçları başta olmak
üzere, Hizmete Katılıp Payı, Transfer İyileştirme Farkı, varsa Toplu Ulaşım, Hac
Malzeme ve Sigorta Poliçe bedelleri gibi kalemlere ilişkin kalan ödemelerin çok
ivedi olarak aşağıda belirtilen hesap numaralarına tamamlanmasını önemle rica
ederiz.
Her bir hacı adayı için ödenecek olan zorunlu kalemler
Şehirlerarası Transfer İyileştirme Farkı: 30.-$
Sadece hizmeti alan hacı sayısına bağlı olarak ödenmesi gereken kalemler
Toplu Ulaşım Hizmetleri (takdiri): 35.-$”8
8 TÜRSAB’ın 01.08.2016 tarihli ve HAC 2016/25 sayılı duyurusunda; acentelerden gelen uçuş bilgilerinin
incelenmesi sonucunda hacı adaylarının Mekke’de daha uzun süre konaklamayı tercih ettiği, bu nedenle
otobüs filosunun bu dönemi kapsayacak şekilde uzun süre kullanılması gerektiği belirtilerek toplu ulaşım
bedellerinin 15.-ABD Doları artırılarak 50.-ABD Doları’na tamamlanması talep edilmektedir.
18-39/631-306
25/62
(93) BHUK’nin 2017 yılı hac organizasyonuna ilişkin 19.12.2016 tarihli ve 2016-08 sayılı
kararının “XVIII-Hac Yolcularının Suudi Arabistan’daki Şehirlerarası Transferleri”
başlıklı bölümünde;
“Hac yolcularının Suudi Arabistan’daki şehirlerarası intikallerinin Nekabe ile
yapılan akde ilave olarak başka şirket/şirketlerle sözleşme yapılarak 2011
model ve üzeri standardı yüksek, klimalı, temiz ve bakımlı otobüslerle
sağlanmasına”
karar verilmiştir. Bahse konu karar, TÜRSAB tarafından üyelerine 03.02.2017 tarihli ve
2017/HAC 01 sayılı duyuru ile iletilmiştir.
(94) BHUK’nin 2017 yılı hac organizasyonuna ilişkin 09.02.2017 tarihli ve 2017-01 sayılı
kararının “IV-Diğer Hususlar” başlıklı bölümünde;
“E- Acentalar organizasyonu ile hacca giden vatandaşlarımızın, Mekke’de
servis hizmetinden düzenli bir şekilde yararlanabilmeleri için; yeterli sayıda
servis hizmeti verecek 2011 model ve standardı yüksek otobüslerin
kiralanması, güzergâhlarının belirlenmesi, yeterli sayıda personel
görevlendirilmesi, acentalar arasında birlik ve koordineyi herhangi bir
aksaklığa mahal vermeden TÜRSAB sağlanmasına”
karar verilmiştir.
(95) İlgili BHUK kararına istinaden TÜRSAB tarafından yapılan 02.06.2017 tarihli ve HAC
2017/06 sayılı duyuruda aşağıdaki ifadeler kullanılmıştır:
“…
Malumlarınız olduğu üzere toplu hizmetlerin düzenlenmesi, Birliğimizin
kuruluşunun asli amaçlarından biridir. Acentelerin bir araya getirilerek birlikte
hareket edilmesi, bugüne kadar yapılan organizasyonlarda hem kalite hem de
ürün standardı açısından hacı adayları ve acentelerimizin lehine yararlar
getirmiş, düzenlemeler başarıyla yürütülmüş ve çoğu acente açısından hem iş
hem de sorumluluk yükünü kaldıran önemli ve zaruri bir etken olduğu
görülmüştür.
…
Toplu Ulaşım (Servis) hizmeti ile ilgili olarak;
Hac ve Umre Komitesi, Suudi Arabistan’da toplu ulaşım ve şehirlerarası transfer
iyileştirmelerinin düzenlenmesi operasyonunu, kendi içerisinden belirlediği bir alt
komite tarafından yürütülmesine karar vermiştir. Bu alt komite, toplu ulaşım
hizmetinin alınacak olduğu firmaların tespiti ve bu firmalarla gerekli anlaşmaların
ön hazırlıklarını yapmak üzere alınan kararlar doğrultusunda çalışmalarına
başlamıştır. Buna göre toplu ulaşım hizmetinden yararlanacak olan hacı
sayılarınızın bildirilmesi önem ve ivedilik arz etmektedir.
Mekke Toplu Ulaşım Taşıt Hizmetleri: 45.-$
Şehirlerarası Ulaşım Transfer Farkı: 25.-$”
(96) TÜRSAB tarafından üyelere yapılan 16.06.2017 tarihli ve HAC 2017/08 sayılı duyuruda
aşağıdaki ifadeler yer almaktadır:
“Değerli üyemiz,
Bakanlıklararası Hac ve Umre Kurulu kararlarına göre 2017 Hac dönemi
boyunca seyahat acenteleriyle Suudi Arabistan’a giden yolculara ait toplu
18-39/631-306
26/62
ulaşım, şehirler arası transfer vb. taşıma hizmetlerinin düzenlenmesi hususunda
Birliğimiz görevlendirilmiştir. Ülkemizdeki yasal alt yapı ve ilgili mevzuatlara göre
Bakanlıklararası Hac ve Umre Kurulu kararlarına uyulması gerekmektedir.
Bu hizmetler ilgili gerekli duyuru daha önce tarafınıza yapılmış idi. Buna ek
olarak tüm bu hizmetlerin yönetimi için acenteler arası oluşturulan komite
çalışmalarını sürdürmüş ve Suudi Arabistan’da SAPTCO firması ile gerekli
sözleşmeleri imzalayarak gereği olan meblağlar ilgili firmalara yatırılmak
suretiyle operasyon hazırlıklarını başlatmıştır.
Bu hizmetlerin verilmesine ilişkin belirlenen tutarların tahmini olduğu ve kesin
maliyetlerin ilerleyen zamanlarda netleşmeye doğru gideceği malumunuzdur.
Komitemizin yürüttüğü çalışmalardaki son duruma göre Transfer İyileştirme
hizmetlerinin maliyetleri 17.$’a kadar gerilemiştir. Hangi hizmet kalemi için olursa
olsun yatırılan tüm tutarlar dönem sonunda asgari hizmet maliyetine göre
hesaplanarak mahsup edilecektir.
Bilgilerinize sunar, tutarlarını henüz yatırmayan acentelerimizin gerekli
meblağları ilgili hesaplara yatırmaları önemle rica ederiz.”
(97) Yukarıda yer verilen BHUK kararları ve TÜRSAB’ın üyelerine yönelik duyuruları
doğrultusunda, hac ve umre seyahatlerinde verilen servis hizmetine dair işleyişin yıllar
itibarıyla aşağıdaki tabloda özetlenmesi mümkündür:
Tablo 3: Yıllar İtibarıyla Hac ve Umre Seyahatlerindeki Servis Hizmetine İlişkin İşleyiş
UMRE HAC
Dönem Açıklama Dönem Açıklama
2012-
2013
-BHUK kararında Mekke’de bina ve otellerin
Hareme 1000 metreden daha uzak mesafede
olması durumunda yeterli sayıda, düzenli ve
uygun nitelikte araçlarla servis hizmeti
verilmesi gerektiği belirtilmiştir.
2013
-BHUK kararında; Mekke’de Harem’e 1000
metreden uzak yerlerde konaklayacak hacı
adaylarına servis hizmeti verilmesi,
şehirlerarası transferler ve taahhüt edilen
yerlerin ulaşımı için otobüs kiralanması
gerektiği belirtilmiştir.
-TÜRSAB’ın üyelerine yaptığı ilk duyuruda
toplu ulaşım hizmetlerinin 45.-Euro olduğu,
ikinci duyuruda mezkûr hizmete ilişkin
bedelin 35.-Euro’ya düştüğü belirtilmiştir.
2013-
2014
-BHUK kararında Mekke’de bina ve otellerin
Hareme 1000 metre den daha uzak mesafede
olması durumunda yeterli sayıda, düzenli ve
uygun nitelikte araçlarla servis hizmeti
verilmesi gerektiği belirtilmiştir.
-TÜRSAB’a servis hizmeti alınacak firmayı
belirleme yetkisi verilmemiştir. Ancak
acentelerden gelen talepler doğrultusunda
TÜRSAB tarafından genel servis hizmeti
verilebileceği belirtilmiştir. Bu doğrultuda
TÜRSAB tarafından Suudi Arabistan’daki
firmalar ile sözleşmeler yapılmıştır.
-Hizmetten faydalanmak isteyen acentelerin
umreci başına ilk dönemde 6.-SAR, ikinci
dönemde 7.-SAR ödemeleri gerektiği
duyurulmuştur.
2014
-BHUK kararında hacı adaylarının Suudi
Arabistan’daki havaalanı ile şehirlerarası
intikallerin 2005 ve üzeri model, standardı
yüksek otobüslerle sağlanmasına karar
verilmiştir.
-TÜRSAB tarafından ihale usulü ile servis
hizmeti alınacak firmalar belirlenmiş ve
hacı adayı başına 35.-Euro ödenmesi
gerektiği duyurulmuştur.
-Bunun yanı sıra Suudi Arabistan’da
kullanılan otobüslerin standardının
yükseltilmesi adına önce Medine’ye giden
gruplar için koltuk başı 75.-SAR, Mekke’ye
giden gruplar için koltuk başı 48.-SAR
transfer iyileştirme farkı ödenmesi gerektiği
duyurulmuştur.
18-39/631-306
27/62
Tablo 3’ün devamı:
UMRE HAC
Dönem Açıklama Dönem Açıklama
2014-
2015
- BHUK kararında Mekke’de bina ve otellerin
Hareme 1000 metre den daha uzak mesafede
olması durumunda yeterli sayıda, düzenli ve
uygun nitelikte araçlarla servis hizmeti
verilmesi gerektiği belirtilmiştir.
2015
-BHUK kararında hacı adaylarının Suudi
Arabistan’daki havaalanı ile şehirlerarası
intikallerin 2007 ve üzeri model, standardı
yüksek otobüslerle sağlanmasına karar
verilmiştir.
- TÜRSAB tarafından toplu ulaşım
hizmetlerinin büyük bir hazırlık gerektirdiği
belirtilmiş ve acentelere net sayıların
bildirilmesi gerektiği duyurulmuştur.
2015-
2016
- BHUK kararında Mekke’de bina ve otellerin
Hareme 1000 metre den daha uzak mesafede
olması durumunda yeterli sayıda, düzenli ve
uygun nitelikte araçlarla servis hizmeti
verilmesi gerektiği belirtilmiştir.
2016
-BHUK kararında hacı adaylarının Suudi
Arabistan’daki havaalanı ile şehirlerarası
intikallerin 2010 ve üzeri model, standardı
yüksek otobüslerle sağlanmasına gerektiği
belirtilmiştir. Ayrıca şehirlerarası transferi
sağlayacak firmalarla DİB ve TÜRSAB’ın
ayrı ayrı sözleşme yapmasına karar
verilmiştir.
-TÜRSAB tarafından üyelere toplu ulaşım
hizmetleri için sözleşmelerin imzalandığı,
toplu ulaşım için 50.-ABD Doları,
şehirlerarası transfer farkı için 30.-ABD
Doları ödemeleri gerektiği duyurulmuştur.
2016-
2017
- BHUK kararında Mekke’de bina ve otellerin
Hareme 1000 metre den daha uzak mesafede
olması durumunda yeterli sayıda, düzenli ve
uygun nitelikte araçlarla servis hizmeti
verilmesi gerektiği belirtilmiştir.
2017
-BHUK kararında hacı adaylarının Suudi
Arabistan’daki havaalanı ile şehirlerarası
intikallerin 2011 ve üzeri model, standardı
yüksek otobüslerle sağlanması gerektiği
belirtilmiştir. Ayrıca acentalar arasında
birlik ve koordineyi herhangi bir aksaklığa
mahal vermeden TÜRSAB’ın sağlamasına
karar verilmiştir.
-TÜRSAB tarafından acentelere SAPTCO
firması ile gerekli sözleşmelerin yapıldığı,
toplu ulaşım hizmetleri için 45.-ABD Doları,
şehirlerarası transfer farkı için 17.-ABD
Doları ödemeleri gerektiği duyurulmuştur.
Kaynak: BHUK kararları ve TÜRSAB duyuruları
(98) TÜRSAB’ın hac dönemlerinde akredite ettiği servis firmalarına, servis hizmetine ilişkin
acentelerden talep edilen ücrete ve TÜRSAB’ın akredite ettiği firmadan hizmet alan
acente sayısına aşağıdaki tabloda yer verilmektedir:
Tablo 4: Hac Seyahatlerinde Yıllar İtibarıyla Toplu Servis Hizmetinden Faydalanan/Faydalanmayan
Acente Sayıları ve Belirlenen Servis Ücreti
Dönem
Akredite Edilen Servis
Firması
Servis Hizmetine
İlişkin Ücret
TL
Karşılığı9
Hizmet Alan
Acente Sayısı
Hizmet Almayan
Acente Sayısı
2013 Hac Rawahel Al Masher Co 35 € 88,55 (…..) (…..)
2014 Hac Rawahel Al Masher Co 35 € 101,85 (…..) (…..)
2015 Hac Rawahel Al Masher Co 50 $ 136 (…..) (…..)
2016 Hac Saptco 50 $ 151 (…..) (…..)
2017 Hac Saptco 45 $ 164,25 (…..) (…..)
Kaynak: TÜRSAB’tan elde edilen bilgiler
9 Tutarların TL karşılığı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ortalama döviz alış kuru esas alınarak
hesaplanmıştır.
18-39/631-306
28/62
I.6.4. Hizmet Bedellerine İlişkin Tespitler
(99) İşbu soruşturma dairesinde araştırılan bir diğer iddia; TÜRSAB’ın hac ve umre
seyahatlerinde hizmet bedeli adı altında tahsil ettiği bedeli bazı acentelerden almayarak
ayrımcılığa sebebiyet vermesi hakkındadır. Mevcut iddia merkezinde hizmet
bedellerine ilişkin yapılan tespitler; BHUK kararları, TÜRSAB tarafından üyelerine
iletilen duyurular ve elde edilen diğer bilgi/belgeler doğrultusunda ele alınacaktır.
(100) Konuyla ilgili bilgi talebine istinaden TÜRSAB tarafından gönderilen cevabi yazıda;
BHUK kararları uyarınca TÜRSAB’ın sorumluluğuna verilen hizmetlerin ifası için
acentelerin ödemeleri gereken hizmete katılım payları duyurulsa da bir acentenin
bu bedeli yatırıp yatırmaması arasında herhangi bir ayrım yapılmadığı, bu bedelin
herhangi bir işlem için koşul olarak öne sürülmediği, acente; yükümlülüğünü
yerine getirmese de bunun üçüncü taraf olan yolcuları etkilemeyecek şekilde
acente ile TÜRSAB arasında tutulduğu, aksi takdirde telafisi olmayan hac
vazifesinin aksamasının gündeme gelebileceği,
Umre turlarında ise DİB’in TÜRSAB çıkışlı bir yazı talep ettiği, bu yazı mucibince
acentelerden hizmete katkı payı istendiği, ancak hacda olduğu gibi umrede de
acente bu bedeli ödemese de üçüncü taraf olan yolcuların işlemlerinin
aksatılmadığı ve izin yazılarının DİB’e gönderildiği, sadece acenteye bir sonraki
işleminde bu yükümlülüğünün hatırlatıldığı,
BHUK’nın hac ve umre esnasında yolculara hizmet kolaylığı sağlamak için
TÜRSAB’a görev verdiği, hac ve umre süresi boyunca Mekke ve Medine’de irtibat
bürosunun açılması, bu bürolarda ve havalimanlarında karşılama yapmak üzere
TÜRSAB’ca görevliler bulundurulduğu, BHUK tarafından verilen görevlerin yanı
sıra TÜRSAB’ın acenteleri aracılığıyla hac ve umre görevi yapan vatandaşlara
Mekke ve Medine’de kayıp ekibi ile kaybolan yolcuların acente ile irtibat kurması,
sağlık ekibi ile çeşitli sağlık hizmetlerinin verilmesi, tercümanlarca tercümanlık
hizmeti verilmesi, acentelere yönelik olarak Suudi Arabistan makamları nezdinde
yaşanılan sıkıntıların çözümü noktasında çeşitli hizmetlerin sunulması gibi
hizmetler de sunduğu
dile getirilmiştir..
(101) BHUK’nın 11.11.2014 tarih ve 2014/06 sayılı kararında, “III- 2014-2015 Yılı Umre
Organizasyonuyla İlgili Diğer Hususların Görüşülmesinde;” başlıklı kısımda;
“2. Hac mevsiminde olduğu gibi, umre mevsimi süresince de, Mekke ve
Medine’de Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Seyahat Acentaları
Birliğince irtibat büroları açılmasına ve buralarda görevli bulundurulmasına,
3. Diyanet İşleri Başkanlığı organizasyonu ile umreye gidenlerin Diyanet
İşleri Başkanlığı görevlilerince, acenta organizasyonları ile umreye giden
umre yolcularının ise TÜRSAB ve acenta görevlilerince havalimanlarında
karşılanıp, uğurlanmasına”
ifadeleri yer almaktadır. Aynı ifadelerin, BHUK’nın 27.10.2015 tarih ve 2015/05 sayılı
kararının “III- 2015-2016 Umre Organizasyonuyla İlgili Diğer Hususların
Görüşülmesinde;” başlıklı ve 20.10.2016 tarihli ve 06 sayılı kararının “C) 2017 Umre
Organizasyonuyla İlgili Diğer Hususların Görüşülmesinde;” başlıklı kısımlarında da
bulunduğu tespit edilmiştir.
(102) Ayrıca BHUK’nın 11.11.2014 tarih ve 2014/06 sayılı kararında, “V- Standart Yemek
Mönüsünün Belirlenmesi ve Yemek Hizmetinin Sunulması;” başlık kısımda;
18-39/631-306
29/62
“d) Umre sezonu boyunca yemeklerin hazırlanmasını ve sağlık açısından
kontrolünü yapmak üzere yeterli sayıda Diyanet İşleri Başkanlığınca
diyetisyen görevlendirilmesini, görevlendirilecek diyetisyenlerin yolluk,
yevmiyeleri ile harcırahlarının TÜRSAB tarafından karşılanmasına,”
ifadesiyle; 27.10.2015 tarih ve 2015/05 sayılı kararında, “II- 2015-2016 Yılında Umre
Seyahati Düzenleyecek Seyahat Acentalarıyla İlgili Hususların Görüşülmesinde;”
başlıklı kısımda;
“d)(…) Umre yolcularının mağduriyetleri, Başkanlığa yatırılan %25
teminattan karşılanmaması halinde kalan kısmın TÜRSAB tarafından
taahhüt ve tekeffülü ile tazmin edilmesine”
ifadesi bulunmaktadır.
(103) Bunun yanı sıra, 11.11.2014 tarih ve 2014/06 sayılı kararda; “II- 2014-2015 Yılında
Umre Seyahati Düzenleyecek Seyahat Acentalarıyla İlgili Hususların Görüşülmesinde;”
başlıklı kısımda yer alan;
“f) 2014-2015 yılı umre mevsiminde acentalerın;
b) TÜRSAB’ın, yurt içinde ve yurt dışında görevlendirdiği personel
giderleri, Mekke ve Medine’de hizmet binaları ve kiralanan araç giderleri
olarak her bir umre yolcusu adına 8,00. USD, İştirak payı ödemelerine,”
hükmü ışığında, TÜRSAB’ın katlandığı çeşitli maliyetler için acentelerden ücret talep
edebilmesine ilişkin TÜRSAB’a yetki verildiği anlaşılmıştır.
(104) TÜRSAB tarafından üyelerine yapılan 15.05.2013 tarihli ve HAC 2013/06 sayılı,
16.05.2013 tarih ve HAC 2013/06 (düzeltme) sayılı duyurulardan; acentelerin
TÜRSAB’a ödeyeceği TÜRSAB katkı payının 25€ olarak belirlendiği görülmektedir.
Benzer şekilde 02.06.2014 tarih ve HAC 2014/11 sayılı duyuruda; acentelerin
TÜRSAB’a ödeyeceği TÜRSAB katkı payı 25 Euro olarak belirlenmiştir. 04.05.2015
tarih ve HAC 2015/05 sayılı duyuruda ise; TÜRSAB katkı payının Euro biriminden ABD
Doları biriminde dönüştürüldüğü ve bu sayede acentelere maliyet avantajı sağlandığı
belirtilerek TÜRSAB katkı payının 25 ABD Doları olarak belirlendiği duyurulmuştur.
Benzer şekilde 09.04.2016 tarih ve HAC 2016/10 sayılı duyuruda, TÜRSAB katkı
payının 25 ABD Doları; 02.06.2017 tarih ve HAC 2017/06 sayılı duyuruda da, TÜRSAB
hizmete katılım katkı payının yine 25 Euro olarak belirlendiği bildirilmiştir.
(105) 24.12.2013 tarih ve UMRE 2014/07 sayılı duyuruda; 01.01.2014 tarihinden itibaren
07.01.2014 ve sonrası gerçekleştirilen umre turları için acentelerden alınan hizmet
katılım payının 8 Euro’ya düşürüldüğü ilan edilmiştir. 21.10.2015 tarih ve UMRE 2015-
2016/01 sayılı duyuruda ise; 05.10.2015 tarih ve 2015/Umre sayılı duyuruya atıf
yapılarak, ilgili duyuruda acentelerin umre yolcularını TURİNS'te sigorta ettirmeleri
halinde sigorta bedelinin alınan hizmet bedeli içerisinde sayılıp ayrıca bir ücret
tahakkuk ettirilmeyeceğinin duyurulduğu belirtilerek hizmet bedelinde herhangi bir artış
olmadığı ve 8 Euro olarak belirlendiği bildirilmiştir.
(106) Aşağıda yer alan tabloda, hac ve umre seyahatlerinde dönemler bazında hizmet bedeli
alınan veya alın(a)mayan acente sayıları ve belirlenen hizmet bedelleri verilmektedir:
18-39/631-306
30/62
Tablo 5: Dönemler Bazında Hizmet Bedeli Alınan veya Alın(A)Mayan Acente Sayıları ve Hizmet Bedelleri
UMRE HAC
DÖNEM
Hizmet Bedeli
Alınan Acente
Sayısı
Hizmet Bedeli
Alın(a)mayan
Acente Sayısı
Hizmet Bedeli DÖNEM
Hizmet Bedeli
Alınan Acente
Sayısı
Hizmet Bedeli
Alın(a)mayan
Acente Sayısı
Hizmet
Bedeli
2012-2013 (…..) (…..) 10 € 2013 (…..) (…..) 25 $
2013-2014 (…..) (…..) 8 € 2014 (…..) (…..) 25 $
2014-2015 (…..) (…..) 8 $ 2015 (…..) (…..) 25 $
2015-2016 (…..) (…..) 8 $ 2016 (…..) (…..) 25 $
2016-2017 (…..) (…..)
3.11.2016-
6.12.2016 arası 6$,
7.12.2016’dan
itibaren 20 TL
2017 (…..) (…..) 25 $
Kaynak: TÜRSAB’tan gelen bilgi ve belgeler
(107) Tablo 5 incelendiğinde; hac ve umre seyahatlerindeki bazı dönemlerde hizmet bedeli
tahsil edil(e)meyen acentelerin bulunduğu, 2012 yılından 2017 yılına doğru hizmet
bedeli alın(a)mayan acente sayısının artış gösterdiği, umre seyahatlerinde talep edilen
hizmet bedelinin zamanla azaldığı, hac seyahatlerinde ise hizmet bedelinde herhangi
bir değişikliğe gidilmediği görülmektedir.
I.6.5. Sigorta Hizmetlerine İlişkin Tespitler
(108) İşbu soruşturma çerçevesinde incelenen iddiaların sonuncusu; TÜRSAB’ın hac ve
umre seyahati düzenleyen acenteleri tur öncesi yaptırmak zorunda olduğu paket tur
sigorta poliçesini kendi iştiraki olan bir teşebbüsten almalarını zorunlu kılmasına
ilişkindir. Seyahat acenteleri, 1618 sayılı Kanun’un 12. maddesi uyarınca düzenledikleri
paket tur doğrultusunda; müşteriye taahhüt ettikleri hizmetlerin acentenin iflası da dahil
olmak üzere herhangi bir nedenle verilmemesi veya taahhüt edilen şekilde
verilmemesinden kaynaklanabilecek sorumluluklarını sigorta ettirmekle yükümlüdür.
İlgili hüküm dairesinde, hac ve umre seyahatleri düzenleyen seyahat acenteleri de
organizasyon öncesinde acentenin ticari başarısızlığını içerecek ve yolcuların ferdi
kaza riskini teminat bünyesine alacak şekilde sigorta yaptırmak ve ilgili belgeleri
organizasyon öncesinde DİB’e teslim etmek zorundadır.
(109) Seyahat acentelerinin, taahhüt ettikleri hizmetleri karşılayamamaları riskine karşı
yaptırmaları gerekli olan zorunlu sigorta haricinde, BHUK kararı uyarınca hac
organizasyonu bakımından hac konaklama türüne göre kayıt edeceği her bir hacı adayı
için belirlenen ücretin tamamı kadar teminat mektubunu da DİB’e vermeleri
gerekmektedir. Acenteler umre organizasyonunda ise her bir umre yolcusu için almış
oldukları ücretin %50’sini10 DİB’e vermekle mükelleftirler. Dolayısıyla hac ve umre
organizasyonuna katılacak yolcuların, acentelerin ticari başarısızlığından kaynaklı olası
mağduriyetlerinin önlenebilmesi adına sektörde ikili bir garanti mekanizmasının
varlığından bahsetmek mümkündür.
(110) Hac ve umre organizasyonlarında seyahat acentelerinin yaptırmak zorunda olduğu
sigortaya ilişkin tespitler BHUK kararları, TÜRSAB’ın üyelerine yaptığı duyurular,
önaraştırma döneminde elde edilen belgeler, TÜRSAB’tan ve sigorta şirketlerinden
talep edilen bilgiler doğrultusunda ele alınacaktır.
I.6.5.1. Sigorta Hizmetlerine İlişkin BHUK Kararları ve TÜRSAB Duyuruları
(111) BHUK’nın 07.02.2013 tarihli 2013/01 sayılı Hac kararının “VII-Hac Seyahati
Düzenleyecek Acentalarla İlgili Hususlar” bölümünün 21. maddesinde;
“a) Haccın kendine mahsus özelliği sebebiyle, Diyanet İşleri Başkanlığı ile hac
seyahati düzenlemek amacıyla sözleşme imzalayan seyahat acentalarının;
10 İlgili teminat oranı 2015-2016 umre döneminde %25’e düşürülmüştür.
18-39/631-306
31/62
Kurulumuz kararları, şartname ve sözleşme hükümleri gereğince hacı
adaylarına yurt içinde ve yurt dışında vermeyi taahhüt ettikleri hizmetlerin
kısmen veya tamamen yerine getirilmemesi halinde, meydana gelebilecek
zararların karşılanması amacıyla, Diyanet İşleri Başkanlığı ile imzalayacağı
sözleşme ile birlikte hac konaklama türüne göre kayıt edeceği her bir hacı adayı
için belirlenen ücretin tamamı kadar teminat mektubunu Diyanet İşleri
Başkanlığına vermelerine,
b) Kesin kayıt tarihinden önce, 1618 sayılı Seyahat Acentaları ve Seyahat
Acentaları Birliği Kanunu’nun 12’inci maddesi uyarınca, düzenlenecek hac
organizasyonu kapsamında; “hacı adaylarına taahhüt edilen hizmetlerin,
acentanın iflası da dahil olmak üzere herhangi bir nedenle verilmemesi veya
taahhüt edilen şekilde verilmemesinden kaynaklanabilecek sorumluluklarının”
sigorta ettirilmesine,
c) Acentaların sigorta işlemlerini istedikleri sigorta şirketlerine yaptırabilmelerine
ve buna ilişkin belgelerini, sözleşmelerinin yapıldığı tarihten itibaren beş iş günü
içerisinde Kültür ve Turizm Bakanlığı’na vermelerine,
ç) Acentaların, Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan 5’li form almaları sırasında tasdikli
listelerinde bulunan hacı adaylarının sigorta işlemlerinin yaptırıldığına dair
belgeyi Diyanet İşleri Başkanlığına teslim etmelerine,”
hükümleri bulunmaktadır.
(112) BHUK’nın 2013 Hac organizasyonuna ilişkin 12.03.2013 tarihli ve 2013/02 sayılı
kararının ekinde bulunan “2013 yılı Acenta Hac Şartnamesi”nin “Teminat ve Sigorta ile
İlgili İşlemler” başlıklı bölümünün 19. maddesinde;
“..c)Yolculara taahhüt edilen hizmetlerin, acentenin iflası da dahil olmak üzere
herhangi bir nedenle verilmemesi veya taahhüt edilen şekilde verilmemesinden
kaynaklanabilecek zararlar sigorta kapsamından, sigorta kapsamından
karşılanamaması halinde ise teminatlardan karşılanacaktır.”
hükmü bulunmaktadır. BHUK’nın 2014 Hac, 2015 Hac, 2016 Hac ve 2017 Hac
organizasyonlarına dair kararlarının teminat ve sigorta ile ilgili işlemleri konu alan
hükümleri de, 2013 Hac organizasyonuna ilişkin mevcut karardaki hükümlerle aynı ya
da benzer niteliktedir.
(113) BHUK’nın 2014-2015 Umre organizasyonuna ilişkin 11.11.2014 tarihli ve 2014/06 sayılı
kararının “II-2014-2015 Yılında Umre Seyahati Düzenleyecek Seyahat Acentalarıyla
İlgili Hususların Görüşülmesinde” başlıklı bölümünün 3. maddesinde
“…b) Paket tura katılan umre yolcularının sayısını, Suudi Arabistan’a gidiş –
dönüş tarihlerini, umre konaklama türünü, kişi başı umre bedeli ile umre
yolcularının sigorta ettirildiğine dair belgelerini Türkiye Seyahat Acentaları
Birliği’nden alıp, her umre turunun başlangıcından 7 gün önce Diyanet İşleri
Başkanlığına teslim etmelerine”, “..f) Diyanet İşleri Başkanlığı ile umre turu
düzenlemek amacıyla sözleşme imzalayan seyahat acentalarının, gerek
sözleşme hükümlerini yerine getirmemesi gerekse umre yolcularıyla yaptığı
sözleşmeye uymaması halinde, umre yolcularına karşı yükümlü olduğu
hizmetlerde meydana gelebilecek zararların karşılanması amacıyla
götürecekleri her bir umre yolcusu için almış oldukları ücretin %50’sini Diyanet
İşleri Başkanlığına teminat olarak yatırmalarına”
hükmü yer almaktadır.
18-39/631-306
32/62
(114) BHUK’nın 2015-2016 Umre organizasyonuna ilişkin 27.10.2015 tarihli ve 2015/05 sayılı
kararının “II-2015-2016 Yılında Umre Seyahati Düzenleyecek Seyahat Acentalarıyla
İlgili Hususların Görüşülmesinde” başlıklı bölümünün 3. Maddesinde, yolcuların sigorta
işlemlerine ilişkin madde aynı kalmış ancak teminat bölümü;
“..d) Diyanet İşleri Başkanlığı ile umre turu düzenlemek amacıyla sözleşme
imzalayan seyahat acentalarının, gerek sözleşme hükümlerini yerine
getirmemesi gerekse umre yolcularıyla yaptığı sözleşmeye uymaması halinde,
umre yolcularına karşı yükümlü olduğu hizmetlerde meydana gelebilecek
zararların karşılanması amacıyla götürecekleri her bir umre yolcusu için almış
oldukları ücretin %25’ini Diyanet İşleri Başkanlığına teminat olarak
yatırmalarına, Umre yolcularının mağduriyetleri, Başkanlığa yatırılan %25
teminattan karşılanmaması halinde kalan kısmın TÜRSAB tarafından taahhüt ve
tekeffülü ile tazmin edilmesine,”
şeklinde değişmiştir. Mezkûr hususa ilişkin TÜRSAB’ın üyelerine yaptığı 28.10.2015
tarihli ve UMRE 2015-2016/03 sayılı duyuruda; umre seyahatlerinde yapılan sigorta
poliçelerinin iflas ve ayıplı hizmet dahil olarak sigorta altına alınması nedeni ile
acentelere ilave maliyet getiren teminat mektubu alımının kaldırılması, acentelerin
TÜRSAB kefaletinde olduğu yönündeki bilgilendirme doğrultusunda yapılan
görüşmeler neticesinde teminat oranının %25’e düşürüldüğü iletilmektedir.
(115) BHUK’nın 2016-2017 umre organizasyonuna ilişkin 20.10.2016 tarihli ve 06 sayılı
kararında; yolcuların sigorta işlemlerine yönelik hususlar aynı kalmış, ancak DİB ile
umre turu düzenlemek amacıyla sözleşme imzalayan seyahat acentelerinin gerek
sözleşme hükümlerini yerine getirmemesi gerekse umre yolcularıyla yaptığı
sözleşmeye uymaması halinde umrecilere karşı yükümlü olduğu hizmetlerde meydana
gelebilecek zararların karşılanması amacıyla her bir umreci için almış oldukları ücretten
DİB’e yatırmaları gereken teminat tutarı tekrar %50’ye yükseltilmiştir.
(116) TÜRSAB tarafından üyelere yapılan 15.05.2013 tarihli ve HAC 2013/06 sayılı
duyuruda, “Paket Tur Seyahat Sigortası” bedelinin kişi başı (…..).-TL olduğu belirtilerek
tutarın TURSER’in banka hesabına ödenebileceği ifade edilmektedir.
(117) TÜRSAB’ın 23.12.2013 tarihli ve UMRE 2014/06 sayılı duyurusunda ise aşağıdaki
ifadeler bulunmaktadır:
“Sayın Üyemiz,
Bilindiği üzere yürürlükte bulunan yasalar gereği Paket Tur satın alan her bireyin
(çocuk ve bebekler de dahil) sigorta ettirilmesi zorunluluğu bulunmaktadır.
Bu bağlamda Birliğimiz, siz değerli üyeleri için yasanın çıkmasından bile yıllar
önce ülkemizin belli başlı sigorta firmaları ile ortak çalışmalar yürüterek her
dönemde acenteler açısından en kapsamlı paketlerin en avantajlı fiyatlarla
sunulmasını sağlamıştır.
2014 Umre Dönemi için de çalışmalarını başlatmış bulunan Birliğimiz, güncel
piyasa ve döviz koşulları göz önüne alınarak sigorta firmaları ile tekrar masaya
oturmuş ve sizlerden aldığı güçle bu çalışmalar sonucunda Umre Sigorta Paketi
ücretlerini (…..).-Euro’dan (…..).-Euro’ya kadar düşürmeyi başarmıştır.
Ayrıca, Birliğimiz bünyesinde bulunan Turser-Tursav Servis Sigorta Ltd. Şti ve
yine Birliğimiz bünyesinde kurulan Turins Sigorta A.Ş.’nin katkılarıyla
acentelerimize daha da avantajlı hizmetler ve fiyatlar için çalışmalarımız
sürmektedir.”
18-39/631-306
33/62
(118) TÜRSAB’ın 02.06.2014 tarihli ve HAC 2014/11 sayılı duyurusunda; “Paket Tur Seyahat
Sigortası” bedelinin kişi başı (…..).-TL olduğu belirtilerek tutarın TURSER’in banka
hesabına ödenebileceği beyan edilmektedir.
(119) TÜRSAB’ın 04.08.2014 tarihli ve HAC 2014/24 sayılı duyurusunda; TÜRSAB’a sunulan
bazı sigorta sözleşmelerinde “acentanın iflası da dahil” hükmünün yer almadığı,
zikredilen durumun olası bir aksamada hacı adaylarının mağduriyetine yol açacağı, bu
nedenle T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı ve DİB’e ilgili hükmün sigorta poliçelerinde
özellikle aranması konusunda bilgi verildiği, acentelerin de bu hususa dikkat etmesi
gerektiği ifade edilmektedir.
(120) TÜRSAB’ın 04.05.2015 tarihli ve HAC 2015/05 sayılı duyurusunda “Paket Tur Seyahat
Sigortası” bedelinin kişi başı (…..).-TL olduğu belirtilerek tutarın TURSER’in banka
hesabına ödenebileceği ifade edilmektedir. 21.10.2015 tarihli ve UMRE 2015-2016/01
sayılı TÜRSAB duyurusunda ise acentelerin umre yolcularını TÜRSAB iştiraki
TURİNS’te sigortalamaları durumunda sigorta bedelinin alınan hizmet bedeli içerisinde
sayılarak ayrıca bir ücret tahakkuk ettirilmeyeceği belirtilmektedir.
(121) TÜRSAB’ın 09.04.2016 tarih ve HAC 2016/10 sayılı; 11.07.2016 tarih ve HAC 2016/23
sayılı ve 02.06.2017 tarih ve HAC 2017/06 sayılı duyurularında, “Paket Tur Seyahat
Sigortası” bedelinin kişi başı (…..).-TL olduğu belirtilerek tutarın yine TURSER’in banka
hesabına ödenebileceği ilan edilmektedir.
(122) Yukarıda yer verilen BHUK kararları ve TÜRSAB tarafından üyelerine yapılan duyurular
doğrultusunda, hac ve umre seyahatlerinde verilen sigorta hizmetine dair işleyişi yıllar
itibarıyla aşağıdaki şekilde tablolaştırılmıştır:
Tablo 6: Yıllar İtibarıyla Hac ve Umre Seyahatlerindeki Zorunlu Sigortaya İlişkin İşleyiş
UMRE HAC
Dönem Açıklama Dönem Açıklama
2012-
2013
-BHUK kararında acentelerin sigorta
işlemlerini istedikleri sigorta şirketlerine
yaptırabilmelerine dair hüküm bulunmaktadır.
-Acentelerin her bir umre yolcusu için almış
oldukları ücretin %50’sini DİB’e teminat olarak
yatırmaları gerekmektedir.
2013
-BHUK kararında acentelerin sigorta
işlemlerini istedikleri sigorta şirketlerine
yaptırabilmelerine dair hüküm
bulunmaktadır.
-Acentelerin her bir hacı adayı için
belirlenen ücretin tamamı kadar teminat
mektubunu DİB’e vermeleri gerekmektedir.
-TÜRSAB’ın belirlemiş olduğu paket tur
seyahat sigortası bedeli (…..) TL’dir.
2013-
2014
-BHUK kararında acentelerin sigorta
işlemlerini istedikleri sigorta şirketlerine
yaptırabilmelerine dair hüküm bulunmaktadır.
-Acentelerin her bir umre yolcusu için almış
oldukları ücretin %50’sini DİB’e teminat olarak
yatırmaları gerekmektedir.
-TÜRSAB’ın belirlemiş olduğu umre sigorta
paketi ücreti (…..) Euro’dur.
2014
-BHUK kararında acentelerin sigorta
işlemlerini istedikleri sigorta şirketlerine
yaptırabilmelerine dair hüküm
bulunmaktadır.
-Acentelerin her bir hacı adayı için
belirlenen ücretin tamamı kadar teminat
mektubunu DİB’e vermeleri gerekmektedir.
-TÜRSAB’ın belirlemiş olduğu paket tur
seyahat sigortası bedeli (…..) TL’dir.
2014-
2015
-BHUK kararında acentelerin sigorta
işlemlerini istedikleri sigorta şirketlerine
yaptırabilmelerine dair hüküm bulunmaktadır.
-Acentelerin her bir umre yolcusu için almış
oldukları ücretin %50’sini DİB’e teminat olarak
yatırmaları gerekmektedir.
2015
-BHUK kararında acentelerin sigorta
işlemlerini istedikleri sigorta şirketlerine
yaptırabilmelerine dair hüküm
bulunmaktadır.
-Acentelerin her bir hacı adayı için
belirlenen ücretin tamamı kadar teminat
mektubunu DİB’e vermeleri gerekmektedir.
-TÜRSAB’ın belirlemiş olduğu paket tur
seyahat sigortası bedeli (…..) TL’dir.
18-39/631-306
34/62
Tablo 6’nın devamı:
UMRE HAC
Dönem Açıklama Dönem Açıklama
2015-
2016
-BHUK kararında acentelerin sigorta
işlemlerini istedikleri sigorta şirketlerine
yaptırabilmelerine dair hüküm bulunmaktadır.
-Acentelerin her bir umre yolcusu için almış
oldukları ücretin %25’ini DİB’e teminat olarak
yatırmaları gerekmektedir.
2016
-BHUK kararında acentelerin sigorta
işlemlerini istedikleri sigorta şirketlerine
yaptırabilmelerine dair hüküm
bulunmaktadır.
-Acentelerin her bir hacı adayı için
belirlenen ücretin tamamı kadar teminat
mektubunu DİB’e vermeleri gerekmektedir.
-TÜRSAB’ın belirlemiş olduğu paket tur
seyahat sigortası bedeli (…..) TL’dir.
2016-
2017
-BHUK kararında acentelerin sigorta
işlemlerini istedikleri sigorta şirketlerine
yaptırabilmelerine dair hüküm bulunmaktadır.
-Acentelerin her bir umre yolcusu için almış
oldukları ücretin %50’sini DİB’e teminat olarak
yatırmaları gerekmektedir.
2017
-BHUK kararında acentelerin sigorta
işlemlerini istedikleri sigorta şirketlerine
yaptırabilmelerine dair hüküm
bulunmaktadır.
-Acentelerin her bir hacı adayı için
belirlenen ücretin tamamı kadar teminat
mektubunu DİB’e vermeleri gerekmektedir.
-TÜRSAB’ın belirlemiş olduğu paket tur
seyahat sigortası bedeli (…..) TL’dir.
Kaynak: BHUK kararları ve TÜRSAB duyuruları
I.6.5.2.TÜRSAB, TURİNS, TURSER ve GULF SİGORTA Arasında İmzalanan Hisse
Alım Sözleşmesi ve Münhasır Dağıtım/Acentelik Sözleşmesi’ne İlişkinTespitler
(123) Önaraştırma sürecinde şikayetçiler tarafından TÜRSAB, TÜRSAB LTD ŞTİ, TURSER
ve TURİNS’in taraf olduğu 29.02.2016 tarihli bir ön protokol sunulmuştur. Mezkûr ön
protokol, TURİNS’in GULF SİGORTA tarafından devralınmasına ilişkindir. Ön
protokolün “1 Genel Hükümler” başlıklı bölümünün “B” kısmında;
“(…..).”
hükmü, “2 Münhasır Dağıtım Sözleşmesi” başlıklı bölümün “A” kısmında ise;
“(…..).”
hükmü yer almaktadır.
(124) Ön protokole ilişkin yukarıda yer verilen hükümler, soruşturma bildirimi ile GULF
SİGORTA ve TÜRSAB’a gönderilmiştir. TÜRSAB tarafından yapılan savunmada; ön
protokolün hisse devir işlemleri esnasında görüşmelere esas teşkil etmek üzere
imzalandığı, bağlayıcı olmadığı ve uygulanmadığı, devir işlemi ekseninde bağlayıcı
olan nihai belgenin 05.04.2016 tarihli “Hisse Alım Sözleşmesi” olduğu belirtilmektedir.
Bahse konu “Hisse Alım Sözleşmesi”nin 10.2. maddesi;
“(…..).”
hükmünü amirdir. “Hisse Alım Sözleşmesi”nin 10.3. maddesi ise;
“…(…..).”
şeklinde düzenlenmiştir.
(125) Diğer taraftan, “Hisse Alım Sözleşmesi”nin yukarıda yer verilen 10.2. maddesi uyarınca
TURİNS ve TURSER arasında 07.06.2016 tarihinde Münhasır Dağıtım/Acentelik
Sözleşmesi akdedilmiştir. Sözleşmenin “SÜRE” başlıklı 2. maddesinde;
“(…..).”
hükümleri bulunmaktadır.
18-39/631-306
35/62
I.6.5.3. GULF SİGORTA ve TURSER’in Pazardaki Konumuna İlişkin Tespitler
(126) Soruşturma sürecinde TURSER ve GULF SİGORTA’nın pazardaki konumunun tespit
edilebilmesi amacıyla gerek soruşturma tarafı teşebbüslerden gerekse de sigorta
şirketlerinden bilgi ve belge talep edilmiş ve bu bağlamda analizler gerçekleştirilmiştir.
Bu paralelde ilk olarak; seyahat acenteleri kanalıyla hac ve umreye giden yolcuların ne
kadarının TURSER kanalıyla sigortalandığı incelenmiş olup ulaşılan sonuçlara
aşağıdaki tabloda yer verilmektedir:
Tablo 7: Seyahat Acenteleri Aracılığıyla Hac/Umreye Giden ve Turser Kanalıyla Sigortalanan Yolcu
Sayıları11
Dönem
Acente Kanalıyla Giden
Yolcu Sayısı
TURSER Kanalıyla
Sigortalanan Yolcu Sayısı
Oran (%)
2012-2013 Umre 272.981 (…..) (…..)
2013 Hac 22.080 (…..) (…..)
2013-2014 Umre 289.612 (…..) (…..)
2014 Hac 22.057 (…..) (…..)
2014-2015 Umre 326.926 (…..) (…..)
2015 Hac 22.208 (…..) (…..)
2015-2016 Umre 339.668 (…..) (…..)
2016 Hac 22.014 (…..) (…..)
2016-2017 Umre 325.182 (…..) (…..)
2017 Hac 30.392 (…..) (…..)
Kaynak: TÜRSAB ve DİB’ten elde edilen bilgiler
(127) Mevcut tablo verilerinin işaret ettiği üzere, 2013-2017 yıllarında hac ve umre
organizasyonuna katılan yolculardan TURSER kanalıyla sigortalananların oranı %(…..)
-%(…..) aralığında seyretmektedir. Ancak bahsi geçen dönemlerden yalnızca 2014 hac
ve 2017 hac döneminde TURSER kanalıyla sigortalanan yolcu sayısında belirgin bir
düşüş gözlenmektedir. Bahsi geçen düşüş ise 2014 hac döneminde bazı acentelerin
zorunlu sigortayı HALK SİGORTA’dan, 2017 hac döneminde ise HALK SİGORTA ve
DUBAI STAR’dan yaptırmış olmalarından kaynaklanmaktadır. Aşağıdaki tabloda hac
ve umreye yönelik düzenlenen sigorta poliçesi üretimi yapmış olan şirketlerin
soruşturma dönemindeki prim üretimlerine ve buna bağlı olarak oluşan pazar paylarına
yer verilmektedir:
Tablo 8: Hac ve Umreye Yönelik Sigorta Poliçesi Düzenleyen Sigorta Şirketlerinin Prim Üretimleri (TL)
2013 2014 2015 2016 2017
GULF SİGORTA12 (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
HALK SİGORTA (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
DUBAİ STAR (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Toplam 196.425,80 2.112.405,89 2.089.556,89 3.563.768,77 4.526.681,69
Kaynak: Sigorta şirketlerinden gelen cevaplar
Tablo 9: Hac ve Umreye Yönelik Sigorta Poliçesi Düzenleyen Sigorta Şirketlerinin Pazar Payları (%)
2013 2014 2015 2016 2017
GULF SİGORTA (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
HALK SİGORTA (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
DUBAİ STAR (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Toplam 100,00 100,00 100,00 100,00 100,00
Kaynak: Sigorta şirketlerinden gelen cevaplar
11 Bazı dönemlerde TURSER kanalıyla sigortalanan yolcu sayısı acente kanalıyla giden yolcu sayısından
fazladır. Bahsi geçen farklılığın; hastalık, vefat, kaza vs. sebeplerle sigortasını yaptırıp hac/umreye
gidemeyen yolculardan kaynaklandığı kanaati hasıl olmuştur.
12 GULF SİGORTA’nın 2013, 2014 ve 2015 yıllarına ilişkin prim üretimleri TURİNS’in prim üretimlerini
kapsamaktadır.
18-39/631-306
36/62
(128) Tablo 7 ve Tablo 8’in birlikte incelenmesinden; devralma işlemi öncesinde TURİNS’in
2013 ve 2015 yıllarında pazar payının %(…..) olduğu, yalnızca 2014 yılında HALK
SİGORTA’nın TURİNS’ten %(…..)’lik cüzi bir pazar payı aldığı anlaşılmaktadır.
TURİNS’in GULF SİGORTA tarafından devralınması sonrasında ise GULF
SİGORTA’nın 2016 yılında (…..) ele geçirdiği, ancak 2017 yılında pazarın yapısının
biraz daha değişerek HALK SİGORTA ve DUBAİ STAR’ın pazara giriş yaptığı
görülmektedir. Nitekim 2017 yılında HALK SİGORTA %(…..); DUBAİ STAR ise %(…..)
oranında pazar payı elde etmiştir.
(129) Hac ve umre organizasyonları birer paket tur niteliği taşımaktadır. 1618 sayılı Kanun
uyarınca da seyahat acenteleri düzenledikleri paket tur bünyesinde müşteriye taahhüt
ettikleri hizmetlerin acentenin iflası da dahil olmak üzere herhangi bir nedenle
verilmemesi veya taahhüt edilen şekilde verilmemesinden kaynaklanabilecek
sorumluluklarını sigorta ettirmek zorundadır. Dolayısıyla hac ve umre
organizasyonlarına yönelik olarak düzenlenen zorunlu paket tur sigortası, herhangi bir
yurtdışı paket tur için düzenlenen sigortadan temel anlamda farklılık göstermemektedir.
Bu nedenle GULF SİGORTA’nın pazardaki konumunun, sadece hac ve umreye yönelik
düzenlenen sigorta özelinde değil tüm paket turlar için düzenlenen zorunlu paket tur
sigortası dikkate alınarak tespit edilmesi gerekliliği ortaya çıkmaktadır.
(130) Zorunlu paket tur sigortası genel sorumluluk sigortasının alt branşı niteliğindedir.
Soruşturma sürecinde genel sorumluluk sigortasında prim üretimi olan ilk yirmi sigorta
şirketinden13 zorunlu paket tur sigortası alanında poliçe üretimi gerçekleştirip
gerçekleştirmediğine ve prim üretimlerine yönelik bilgiler talep edilmiştir. Bahse konu
sigorta şirketlerinden sekiz adedi seyahat acentesinin ticari başarısızlığını içerecek
şekilde zorunlu paket tur sigortası düzenlendiklerini belirtmiş olup ilgili sigorta
şirketlerinin prim üretimlerine ve pazar paylarına aşağıdaki tabloda yer verilmektedir:
Tablo 10: Zorunlu Paket Tur Sigorta Poliçesi Düzenleyen Sigorta Şirketlerinin Prim Üretimleri (TL)
2013 2014 2015 2016 2017
GULF SİGORTA (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
ERGO (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
HALK SİGORTA (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
SOMPO JAPAN (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
ALLIANZ (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
DUBAI STAR (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
ANADOLU (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
HDI SİGORTA (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
RAY SİGORTA (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)14
Toplam 1.168.924,63 2.257.722,84 3.343.299,18 3.491.229,60 4.149.336,45
Kaynak: Sigorta şirketlerinden gelen cevaplar
13 Genel sorumluluk sigortasında ilk 20 şirketin 2017 itibarıyla toplam prim üretimi, pazarın %95,73’ünü
oluşturmaktadır. Kaynak
14 RAY SİGORTA ile yapılan görüşmede, 2017 yılı öncesinde seyahat acentesinin ticari başarısızlığını
içeren teminatın seyahat sağlık sigortasına ek olarak zorunlu şekilde verildiği, ancak 2017 yılında
seyahat acentesinin sorumluluğuna ilişkin teminatın müşterinin isteğine bağlı olarak almasına imkân
veren bir sisteme geçildiği, birçok müşterinin söz konusu teminatı istememesinden ötürü de 2017 yılında
prim üretimlerinin düştüğü belirtilmiştir.
18-39/631-306
37/62
Tablo 11: Zorunlu Paket Tur Sigorta Poliçesi Düzenleyen Sigorta Şirketlerinin Pazar Payları (%)
Sigorta Şirketi 2013 2014 2015 2016 2017
GULF SİGORTA (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
ERGO (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
HALK SİGORTA (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
SOMPO JAPAN (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
ALLIANZ (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
DUBAI STAR (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
ANADOLU (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
HDI SİGORTA (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
RAY SİGORTA (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Toplam 100,00 100,00 100,00 ~100,00 ~100,00
Kaynak: Sigorta Şirketlerinden Gelen Cevaplar
(131) Zorunlu paket tur sigortası pazarı esas alındığında, TURİNS’in 2014 ve 2015 yıllarına
ilişkin pazar payının sırasıyla %(…..) ve %(…..) olduğu görülmektedir. Devralma
sonrasında ise GULF SİGORTA’nın 2016 yılında %(…..), 2017 yılında %(…..) pazar
payına sahip olduğu anlaşılmaktadır. 2013-2017 döneminde TURİNS ve GULF
SİGORTA’yı takip eden şirketlerin ise ERGO, HALK SİGORTA ve RAY SİGORTA
olduğu görülmektedir.
I.6.5.4. Yerinde İncelemelerde Elde Edilen Belgeler
(132) Dosya konusu iddiaların araştırılması amacıyla GULF SİGORTA’da yapılan yerinde
incelemede, hac ve/veya umre organizasyonu düzenleyen seyahat acentelerinin tur
öncesi yaptırmaları gereken zorunlu sigortaya ilişkin aşağıdaki belgelere ulaşılmıştır:
(133) Delil 1: (…..) temsilcisi (…..) tarafından GULF SİGORTA personeli (…..)’e gönderilen
24 Mayıs 2017 tarihli “RE: HAC POLİÇELERİ HAKKINDA” konulu e-postada aşağıdaki
ifadeler yer almaktadır:
“Merhabalar (…..),
Hac için yaklaşık 15.000 kişilik poliçe düzenleyecek arkadaşlarımız ile beraber
(Bu sayı Umrede 150.000 poliçenin üzeri) (…..) sigorta ile çalışmama kararı
aldık. Geçmişte arkadaşlarımız ile beraber hareket edip daha uygun fiyatlara
poliçelerimizi başka bir firmadan yaptırmıştık. Bu hac dönemi ve devamında
umrede, aynı şekilde hareket etme düşüncesindeyiz. Daha önce başka bir
firmada yaptığımız gibi, Hac ve Umre poliçeleri için genel müdürlüğünüz ile
direkte çalışabiliriz. Genel müdürlük ile çalışma imkânı yoksa bu poliçeyi
düzenleyecek acentelerinizin listesine ihtiyacımız olacak. İlginiz ve hızlı geri
dönüş yaptığınız için ayrıca teşekkür ederim.”
(134) Delil 2: GULF SİGORTA Genel Müdür Yardımcısı (…..) tarafından yukarıda yer verilen
e-postaya cevaben gönderilen 26 Mayıs 2017 tarihli “FW: HAC POLİÇELERİ
HAKKINDA” konulu e-postada aşağıdaki ifadeler bulunmaktadır:
“Sayın (…..);
Bildiğiniz üzere Hac ve Umre poliçeleri seyahat acentesinin iflası ile hata ve
kusurlarına da teminat sağlayan poliçelerdir. İlgili teminatlar gereği poliçe
düzenlenecek seyahat acenteleri hakkında ön değerlendirme konusunda (…..)
Sigorta kanalıyla Türsab ile birlikte çalışmaktayız. Sigorta poliçesi yapıp
yapmama hususunda nihai değerlendirme ve karar yetkisi her ne kadar sigorta
şirketine ait olsa da burada Türsab’ın tecrübesi ve seyahat acentesi için verdiği
referans ve yaptığı ön değerlendirme şirketimiz için büyük önem arz etmektedir.
18-39/631-306
38/62
Bu sebeple Hac ve Umre ürününü sadece (…..) Sigorta kanalı ile
düzenlemekteyiz.
Konuyu bilgilerinize sunar sizlerle (…..) Sigorta kanalıyla çalışmaya devam
etmekten mutluluk duyacağımızı belirtmek isteriz.
Saygılarımızla”
(135) Delil 3: (…..) tarafından (…..) 15’a gönderilen 24 Mayıs 2017 tarihli “(…..) TALEBİ
HAKKINDA” konulu e-postada aşağıdaki ifadeler yer almaktadır:
“(…..) merhaba;
(…..) birkaç seyahat acentesi arkadaşı ile beraber (…..) sigorta ile çalışmama
kararı aldıklarını ve Hac&Umre poliçelerini direkt genel müdürlük olarak bizle ya
da başka bir acentemiz kanalı ile yapmak istediklerini belirtir yazılı talepte
bulundular. Geçmişte birkaç seyahat acentesi ile beraber hareket edip daha
uygun fiyatlara poliçelerini başka bir firmadan yaptırdıklarını bu hac dönemi ve
devamında umrede, aynı şekilde hareket etme düşündüklerini belirtmişler. Konu
ile ilgili (…..)16 ile görüşüp geri dönüşünüzü bekliyorum. İyi çalışmalar”
(136) Delil 4: (…..) tarafından (…..)’ya17 gönderilen 22 Haziran 2017 tarihli “RE: Hac Umre
Sigortası röportaj talebi” konulu e-postada aşağıdaki ifadeler yer almaktadır:
“(…..) merhaba,
Hac ve umreyi sadece (…..) acenteliği ile kestiğimiz için piyasada ürünün
reklamını yapmak istemiyoruz, zaten (…..) bizde ve diğer acenteler karıştırmak
istiyorlar bu tarafı.”
I.7. Soruşturma Taraflarının Savunmaları
I.7.1. TÜRSAB, TÜRSAB LTD. ŞTİ. ve TURSER Tarafından Yapılan Savunmalar
I.7.1.1. Usule İlişkin Savunmalar
(137) Soruşturma Bildirimi kapsamında; yemek hizmetleri, taşıma /servis hizmetleri ve sigorta
hizmetleri alanlarındaki iddia konusu TÜRSAB eylemlerinin 4054 sayılı Kanun
bağlamında ihlal teşkil edip etmediği hakkında inceleme başlatıldığı yönünde bilgi
verilmesine rağmen bahsi geçen iddialardan sadece sigorta hizmetlerine dair isnatlar
bakımından belge gönderildiği; anılan durumun “Delillerin Toplanması ve Tarafların
Bilgilendirilmesi” başlıklı mezkûr Kanun’un 44. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca
hukuka aykırı olduğu ve savunma hakkını kısıtladığı ileri sürülmektedir.
(138) Soruşturma Bildirimi dahilinde, Önaraştırma Raporunda yer verilen ve soruşturma
açılmasına esas teşkil eden tüm belgelere ilişkin bilgi ve açıklamalar aktarıldığından,
tarafların ileri sürdüğü üzere; incelemeye esas tüm iddialar bakımından belge ortaya
konulmaması ve savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmamıştır.
I.7.1.2. Esasa İlişkin Savunmalar
İlgili Pazara Yönelik Yapılan Savunmalar
(139) Mezkûr savunmalarda, dosya konusu zorunlu sigorta hizmetlerine dair ilgili pazar
tanımının yanlış yapıldığı, buna bağlı olarak da pazar payının da yanlış hesaplandığı
15 Belgenin bulunduğu tarihteki TURSER Şirket Müdürü.
16 Bahsi geçen kişi (…..) olup belgenin bulunduğu tarihteki TÜRSAB yönetim kurulu başkanıdır.
17 Adı geçen kişinin e-posta uzantısı “(…..)” şeklindedir. Yapılan araştırmalarda, (…..)’nın pazarlama
ajansı olduğu tespit edilmiştir.
18-39/631-306
39/62
öne sürülmektedir. İlgili pazar tanımının yanlış yapıldığına gerekçe olarak ise; 1618
sayılı Kanun’da da atıf yapılan, 6502 sayılı Kanun’un 51. maddesindeki “Paket Tur”
tanımında bahsi geçen, “acentanın iflası da dahil olmak üzere herhangi bir nedenle
veya taahhüt edilen şekilde hizmetin verilememesinden kaynaklanabilecek
sorumluluklarını” da içeren sigorta poliçesinin yasal olarak tüm paket tur düzenleyen
seyahat acenteleri için zorunlu tutulması gösterilmektedir. Pazar payının yanlış
hesaplandığı argümanına ilişkin dayanak olarak ise; 02.06.2011 tarih ve 11-33/717-223
sayılı Kurul kararı tahtında yapılan;
DİB’in 4054 sayılı Kanun nezdinde “teşebbüs” niteliğini haiz olduğu,
DİB’in hac ve umre pazarında sırasıyla sahip olduğu %60 ve %50’lik pazar
payları dikkate alınınca, hakim durum yaratabilecek potansiyele sahip olduğu
yönündeki tespitler gösterilmektedir.
(140) Buna ilaveten, hac seyahatlerinde seyahat acentelerine ayrılan %40’lık bölümde, 2014
yılında hacca giden vatandaşların (…..)’üne TURİNS (GULF SİGORTA) aracılığıyla
sigorta yapılmadığı; dolayısıyla da GULF SİGORTA’nın hac seyahatlerinde pazar
payının %40’ın altında kaldığı; umre seyahatlerinde ise DİB dışında seyahat
acentelerine ayrılan % 50’lik bölümde de GULF SİGORTA’nın hakim durumda olmadığı
dile getirilmiştir.
(141) TÜRSAB’ın ihlal oluşturduğu kanaatine varılan uygulamaları 4054 sayılı Kanun’un 4
maddesi kapsamında bir teşebbüs birliği kararı olarak ele alınmış, bu açıdan herhangi
bir 6. madde değerlendirmesi yapılmamıştır.
TÜRSAB, TÜRSAB LTD. ŞTİ. ve TURSER ile GULF SİGORTA Arasındaki İlişkiye
Dair Yapılan Savunmalar
(142) Söz konusu ilişki ekseninde ileri sürülen savunmalar çerçevesinde;
TÜRSAB’ın %0,78 oranında hisse sahibi olduğu GULF SİGORTA’nın yönetim
kurulunda temsil edilmediği, yönetim kuruluna üye atama veya alınan kararları
veto etmeye ilişkin herhangi bir yetkiyi haiz bulunmadığı, dolayısıyla GULF
SİGROTA üzerinde rekabet hukuku mevzuatı anlamında bir kontrole sahip
olmadığı,
GULF SİGORTA, TÜRSAB, TÜRSAB LTD. ŞTİ. ve TURSER arasında
imzalanan ve soruşturmaya dayanak gösterilen ön protokolün, hisse devir
işlemleri esnasında görüşmelere esas teşkil etmek üzere imzalandığı, hukuki
denetimden geçmediği ve bağlayıcı olmadığı;
Bununla birlikte, ön protokolde (…..) yıllığına akdedileceği belirtilen Münhasır
Dağıtım Sözleşmesi için 4054 sayılı Kanun’a uygunluk yönünden görüş
sorulduğu, sonuç olarak (…..) yıllık sürenin hüküm altına alınmadığı, İlgili
sözleşmenin süresinin (…..) yıl olarak kararlaştırıldığı,
Ancak, sözleşmenin bitiminden itibaren (…..) yıllık bir süre için daha
akdedilebileceği
ifade edilmiştir.
(143) Bundan başka, mezkûr sözleşmenin ilgili maddelerinde, (…..) belirtilmiş ve TÜRSAB’ın,
sigorta poliçelerini kendi iştiraki olan teşebbüslerden almaya zorladığı iddiaları
reddedilmiştir.
(144) TÜRSAB’ın kendi iştirakinden sigorta yaptırmaları halinde sigorta için ayrı bir hizmet
bedeli almayacağı yönünde avantaj sağlayacağı taahhüdünde bulunduğu UMRE 2015-
18-39/631-306
40/62
2016/01 sayılı duyurusu, ayrıntılarına “I.8.1. Sigorta Hizmetlere İlişkin Değerlendirme”
başlığı dairesinde detaylarına inildiği üzere işbu soruşturma kapsamında varılan ihlal
kanaatinin temelini oluşturan uygulamadır. Bu bağlamda, bahse konu sözleşme
kapsamında sigorta hizmetlerinin alımında (…..) belirtilmesi, mezkûr duyuru
doğrultusunda seyahat acentelerinin duyuruda ifade edilen avantajdan
faydalanabilmek için TURİNS’i tercih etmeye zorunlu bırakıldıkları gerçeğini
değiştirmemektedir.
Sigorta Hizmetlerini Konu Alan İddialara İlişkin Savunmalar
(145) TÜRSAB’ın hac ve umre seyahati düzenleyen acenteleri tur öncesi yaptırmak zorunda
olduğu paket tur sigorta poliçesini kendi iştiraki olan bir teşebbüsten almalarını zorunlu
kılmasına ilişkin iddialar merkezinde yapılan savunmalarda; hac ve umre seyahati
düzenleyecek acentelerin yolculara seyahat sigortası hizmeti temin etme
yükümlülüğünün, 2001 yılında T.C Kültür ve Turizm Bakanlığı ile DİB’in banka
teminatını yeterli bulmamasından ötürü getirildiği, sigorta şirketlerinin mezkûr poliçeyi
çok riskli bulduklarından poliçe kesmekte gönülsüz davrandıkları, seyahat acentelerinin
poliçe düzenleyecek sigorta şirketi bulmakta zorlandıkları ve bu konunun TÜRSAB’a
intikal etmesi üzerine, TÜRSAB’ın TURİNS’i kurduğu, TÜRSAB’ın sigorta poliçesinin
TURSER’den yapılmasını zorunlu kılan bir duyurusu veya kararının mevcut olmadığı
ve seyahat acentelerinin uygulamada da sadece TURSER kanalıyla sigorta poliçesi
kestirmedikleri ileri sürülmektedir.
(146) Zorunlu sigorta hizmetleri bakımından seyahat acentelerinin uygulamada TÜRSAB
iştirakiyle çalışmasının, sadece TÜRSAB’ın incelemeye konu UMRE 2015-2016/01
sayılı duyurusundan kaynaklanıp kaynaklanmadığı ve ilgili pazardaki diğer dinamiklerin
mevcut rekabet yapısı üzerindeki etkileri, bireysel muafiyet analizini de içeren 213-216.
paragraflar dairesinde ayrıntılarıyla değerlendirilmiştir.
(147) Seyahat acentelerine sunulan bu hizmet karşılığında, TURİNS’e ödenen bedelin
önemsenmeyecek kadar düşük kaldığı, bu nedenle rekabeti etkilemesinin mümkün
olmadığı belirtilmiştir. Halihazırda TÜRSAB’ın, 1618 sayılı Kanun’un kendisine verdiği
yetkiler çerçevesinde, anılan sigorta ürününü GULF SİGORTA aracılığıyla sunduğu,
ancak 2017 hac döneminde, (…..) seyahat acentesinin HALK SİGORTA aracılığıyla
sigorta ürününü aldığı; HALK SİGORTA’nın (…..) ifade edilmiştir.
(148) Acentelerin hac ve umre seyahati düzenleyebilmeleri için TÜRSAB’ın vereceği
uygunluk yazısı18 aracılığıyla DİB’den onay almaları gerektiğine dair başlatılan ve
Soruşturma Bildiriminde de soruşturma açılmasına dayanak teşkil eden belgelerden
biri olarak gösterilen “Uygunluk Belgesi Uygulaması”nın, esasen DİB’in TÜRSAB’a
tebliğ ettiği yazı ile başladığı; ancak sonradan yine DİB tarafından gönderilen diğer bir
yazı ile de zaman darlığı nedeniyle DİB’in, adı geçen belgenin doğrudan TÜRSAB
tarafından gönderilmesi gerektiğini bildirdiği belirtilerek, mezkûr belgenin bazı seyahat
acentelerine verilmediği iddiası reddedilmiştir.
(149) Gerekçelerine “I.8.1. Sigorta Hizmetlerine İlişkin Değerlendirme” başlığı altında
detaylarıyla yer verildiği üzere; mevcut soruşturmanın neticesinde pazardaki rekabet
karşıtı etkileri nedeniyle UMRE 2015-206/01 sayılı TÜRSAB duyurusu kapsamında
seyahat acentelerinin tek bir sigorta şirketine mecbur bırakılmasının 4054 sayılı
Kanun’un 4. maddesini ihlal ettiği kanaatine varılmıştır. Söz konusu kanaate
varılmasında ise, mezkûr uygunluk belgesi uygulamasının anılan duyuruyla yapılan
18 Söz konusu yazı, savunmalarda belirtildiği üzere, ilgili seyahat acentesinin organizasyonunda herhangi
bir sıkıntı bulunmadığının ve vize listesindeki yolcuların zorunlu sigortalarının yaptırıldığının TÜRSAB
tarafından teyit edildiğini gösteren bir onay belgesi niteliği taşımaktadır.
18-39/631-306
41/62
zorlayıcı yönlendirmenin hayata geçirilmesinde TÜRSAB tarafından kullanıldığı, bir
başka deyişle, TÜRSAB’ın iştirakinden sigortalama yaptırmayan seyahat acentelerine
bu belgenin verilmediği yönünde bir argümana dayanılmadığı gibi, bu sonuca
götürecek bir bulguya da dosya kapsamında rastlanılmadığı belirtilmelidir.
Toplu Yemek ve Servis Hizmetleri ile Hizmet Bedellerine Dair İddialar Hakkında
Yapılan Savunmalar
(150) İşbu soruşturmaya konu iddialardan, hizmet bedeli adı altında tahsil edilen bedelin bazı
acentelerden alınıp bazılarından alınmayarak ayrımcılığa sebebiyet verilmesi iddiaları
ekseninde ise; 1618 sayılı Kanun’a ve BHUK kararlarına göre, TÜRSAB’ın sunulan bir
takım hizmetlere ilişkin ücret alabileceği, buna istinaden “Hizmete Katılım Katkı Payı”
alındığı ve bu ücretin alınmasında da bütün seyahat acentelerine eşit davranıldığı ifade
edilmiştir.
(151) Dosya dairesinde incelenen bir diğer iddia olan; TÜRSAB’ın acentelere Suudi
Arabistan’daki toplu yemek hizmetinin kendisi tarafından belirlenen teşebbüslerden
satın almayı şart koşmasına ilişkin yapılan savunmalarda; Suudi Arabistan’da verilecek
toplu ulaşım hizmetinin, BHUK kararı uyarınca TÜRSAB’a verildiği, bu hizmetin 700
metreden uzak konaklama tesislerinde kalan vatandaşlara uzun yıllardır verilen zorunlu
bir hizmet olduğu, acentenin ulaşım hizmetine katılıp katılmamasının acentenin
takdirinde olduğu; bununla birlikte hizmetin verilmemesi durumunda BHUK’nın
müeyyidesinin bulunduğu, bu nedenle acentenin mezkûr hizmeti TÜRSAB üzerinden
sağlamasının hem hukuki risk hem de maliyet yönünden acentenin lehine olduğu dile
getirilmiştir. Kaldı ki, toplu yemek hizmetlerinin BHUK kararı uyarınca TÜRSAB
tarafından ihale usulüyle yapıldığı, ihale sırasında DİB’den de görevlilerin bulunduğu;
ihalenin eşit, serbest ve şeffaf rekabet ortamında yapıldığı belirtilerek, yemek
hizmetlerinin TÜRSAB tarafından belirlenen teşebbüslerden alınmasının şart
koşulduğu iddiaları reddedilmiştir.
(152) Toplu taşıma/servis hizmetleriyle ilgili olarak ise, bahsi geçen hizmetlerin seyahat
acentesi ile hac ve umre organizasyonuna giden tüm yolcuların katıldığı bir hizmet
olmadığı, BHUK kararı dairesinde 700 metreden uzak konaklama mesafesi olanlara
verilmesi zorunlu bir hizmet olduğu, Suudi Arabistan’da hac organizasyonunda ulaşım
hizmeti sağlanması hususunun çok uzun yıllardır BHUK kararları doğrultusunda
TÜRSAB bakımından zorunlu tutulduğu, TÜRSAB’ın söz konusu hizmeti temin
etmekten kaçınma imkanından bahsedilemeyeceği, uygulamada TÜRSAB’ın anılan
hizmeti sağlamasının, kamu gücünün Suudi Arabistan’da gösterilmesi vesilesiyle
taşımacılık firmaları ile yapılan pazarlıklarda maliyetleri düşürerek acentelerin lehine
işlediği, bahse konu hizmetin verilmesiyle ilgili hukuki ve ticari risklere acentelerin
yararına olacak şekilde TÜRSAB’ın katlandığı dile getirilmiş ve bu minvalde toplu servis
hizmetlerinin bazı acentalardan alınmadığı iddiaları kabul edilmemiştir.
Yerinde İncelemede Elde Edilen Belgelere Yönelik Savunmalar
(153) Soruşturma sürecindeki yerinde incelemelerde elde edilen ve (…..) temsilcisi (…..)’den
(…..)’e gönderilen e-postaya ilişkin Delil 1’e yönelik olarak TÜRSAB, TÜRSAB LTD.
ŞTİ. ve TURSER tarafından getirilen savunmalar çerçevesinde, mezkûr e-postada
TÜRSAB’ın kendi acentesi ile birlikte bazı diğer acentelerin de hac ve umre sigortası
kapsamında (…..) ile çalışmama kararı aldıkları ve GULF SİGORTA ya da diğer bir
acente ile çalışma isteklerinin bildirildiği, mevcut e-postanın TÜRSAB’ın piyasada tek
ve rakipsiz olmadığının yazılı ikrarı olduğu ifade edilmiştir. Bunun dışında, şikayetçi
tarafın GULF SİGORTA ve acentelerinden memnuniyetsiz olmadığı, (…..) dışındaki
GULF SİGORTA acenteleri ile çalışabilecekleri beyan edilmiştir.
18-39/631-306
42/62
(154) Diğer taraftan, GULF SİGORTA yetkilisi (…..)’in (…..) temsilcisi (…..)’e cevaben
gönderdiği e-postaya dair Delil 2’de; GULF SİGORTA’nın poliçe yapıp yapmama
konusundaki ön değerlendirmede TURSER kanalıyla TÜRSAB ile birlikte çalıştıklarını
ve TÜRSAB’ın referans ve tecrübesine verdikleri itibar nedeniyle hac ve umre ürününü
sadece (…..) aracılığıyla düzenlediklerinin ifade dilmesi hakkında, savunmalar
çerçevesinde “TÜRSAB Referansı”na açıklık getirilmiş ve TÜRSAB’ın yaptığı ön
değerlendirmenin GULF SİGORTA’nın risk değerlendirmesi için önemli olduğu
belirtilmiştir.
(155) Savunmalar dahilinde ayıca, GULF SİGORTA yetkilisi (…..) tarafından TURSER
yetkilisi (…..)’a gönderilen e-postaya ilişkin Delil 3’te, (…..)’in kendilerine iletilen talebin
bildirilmesi ve bu konuya ilişkin TÜRSAB Başkanı (…..) ile görüşülüp geri dönüş
yapılması istenmesi hakkında da açıklamalar yapılmıştır. Belgede yer alan (…..) ile
görüşülüp geri dönüş yapılması ifadesinin amacının, GULF SİGORTA’nın aynı
koşullarda hizmet sunmasına rağmen, acentesi olan (…..)’den neden hizmet
almadıklarını öğrenmek olduğu ifade edilmiştir.
(156) GULF SİGORTA yetkilisi (…..)’in, (…..)’ya gönderdiği e-postaya dair Delil 4 dahilinde;
GULF SİGORTA’nın hac ve umre poliçelerini sadece (…..) aracılığı ile kestikleri ve bu
pazarda (…..) kendilerinde olmasından dolayı ürünün reklamının yapılmasını
istemedikleri ifade edilmiştir. Bu belgenin TÜRSAB, TÜRSAB LTD. ŞTİ.,TURSER ile
herhangi bir ilgisinin bulunmadığı; bununla birlikte, Münhasır Dağıtım/Acentelik
Sözleşmesine göre GULF SİGORTA’nın (…..)‘in kendisi ya da iştirakleri aracılığıyla
diğer sigorta şirketlerinin ürünlerini satması için öncelikli olarak TURİNS’e teklifte
bulunulacağı savunması ileri sürülmüştür.
Yönetim Değişikliğine İlişkin Savunmalar
(157) Yapılan savunmalar çerçevesinde araştırmaya konu iddiaların bütününe yönelik olmak
üzere;
24-25 Şubat 2018 tarihinde yapılan TÜRSAB 23. Olağan Genel Kurulu
neticesinde TÜRSAB’ın yönetiminin değiştiği,
Şikayete konu edilen ve soruşturma dairesinde incelenen, rekabet ortamını
bozucu ve kısıtlayıcı eylemlerin TÜRSAB ve bağlı şirket iradelerinden ziyade
dönemin başkanı (…..)'un (…..) kararıyla hayata geçirilen uygulamalardan
teşekkül ettiği,
Bahsi geçen uygulamaların TÜRSAB’ın iradesinden kaynaklanmadığı, ayrıca
TÜRSAB’ın yeni yönetimi tarafından şikayete konu eylemlerin ivedilikle
düzeltilmiş olduğu
hususları dile getirilerek yöneltilen tüm isnatlar reddedilmiştir.
(158) TÜRSAB, TÜRSAB LTD. ŞTİ. ve TURSER’in sigorta hizmetlerini konu alan
uygulamalara yönelik olan ve cevaplandırması aynı başlık altında yapılan savunmaları
haricindeki esasa ilişkin savunmaları hakkında işbu kararın ilgili bölümlerinde açıklama
ve değerlendirmelere yer verilmektedir.
I.7.2. GULF SİGORTA Tarafından Yapılan Savunmalar
I.7.2.1. Usule İlişkin Savunmalar
(159) Teşebbüs tarafından, Soruşturma Bildirimi çerçevesinde GULF SİGORTA’ya yöneltilen
herhangi bir isnat bulunmamakla birlikte savunma gönderilmesi istendiği, ancak
savunma talep edilen hususlara ilişkin net bir yaklaşımın izlenmediği, teşebbüsün
18-39/631-306
43/62
mevcut soruşturmaya dahil edilmesine dayanak oluşturan bilgi ve belgelerin
paylaşılmadığı, dolayısıyla da savunma hakkının işbu dosya bakımından kısıtlandığı
öne sürülmektedir.
(160) Soruşturma Bildirimi kapsamında, Önaraştırma Raporunda yer verilen ve soruşturma
açılmasına esas teşkil eden bilgi ve belgeler ayrıntılarıyla temin edilmiş olduğundan,
teşebbüsün ileri sürdüğü üzere; incelemeye esas iddialar bakımından belge ortaya
konulmaması ve savunma hakkının kısıtlanması gibi bir durumdan bahsedilmesi
mümkün değildir.
I.7.2.2. Esasa İlişkin Savunmalar
(161) GULF SİGORTA tarafından gönderilen yazılı savunmalarda; TÜRSAB’ın GULF
SİGORTA üzerinde herhangi bir ekonomik kontrolünün olmadığı, GULF SİGORTA’nın
ana hissedarının %99,22 hisse ile GIG olduğu ve bundan dolayı GULF SİGORTA’nın
TÜRSAB üyesi seyahat acentelerine belirli bir şekilde davranmayı şart koşmasının söz
konusu olmadığı ifade edilmiştir.
(162) Diğer taraftan, GULF SİGORTA’nın TURİNS’i devralması işlemine yönelik olarak,
2010/4 sayılı Tebliğ’deki ciro eşikleri aşılmadığından, bildirime tabi bir işlem olmadığı
ve bu nedenle Kurum’a herhangi bir bildirim yapılmadığı belirtilmiştir.
(163) GULF SİGORTA’nın savunmalarında ayrıca Hisse Alım Sözleşmesi’ndeki münhasırlık
hükümleriyle ilgili olarak, bu hükümlerin “Birleşme ve Devralmalarda İlgili Teşebbüs,
Ciro ve Yan Sınırlamalar Hakkında Kılavuz” çerçevesinde yan sınırlamalar kapsamına
girdiği ve yine anılan sözleşmede teşebbüs tarafından TÜRSAB ya da iştiraklerinin
üyelerinden birini herhangi bir şekilde davranmaya zorlayacak bir taahhüt altına
girilmediği dile getirilmiştir.
(164) Teşebbüs pazardaki konumu bakımından getirdiği savunmalarda, faaliyet gösterdiği
pazarda hakim durum varsayımına yol açamayacak düzeyde bir payı haiz olduğunu
ifade etmiş; bunun yanı sıra 2017 verilerine göre hac seyahatlerindeki sigorta
pazarındaki payının % (…..) olduğunu belirtmiştir.
(165) Öte yandan, yerinde incelemede elde edilen belgeler hakkında teşebbüs tarafından;
(…..) yetkilisi (…..)’in GULF SİGORTA yetkilisi (…..)’e gönderdiği e-postaya
ilişkin Delil 1’in, GULF SİGORTA’nın gönderdiği savunmayı tevsik eder nitelikte
olduğu,
(166) Delil 2’yi teşkil eden, GULF SİGORTA yetkilisi (…..)’in (…..) temsilcisi (…..)’e cevaben
yolladığı e-posta hakkında, (…..)’in tek acente olarak kullanılmasının sebebinin ticari
tercih olduğu, pazarın yapısından kaynaklandığı, seyahat acentelerine yakın olduğu,
network imkânlarının bulunduğu ve risk analizinde içerden bilgi alınmasının mümkün
olduğu,
Delil 3’e konu GULF SİGORTA yetkilisi (…..)’in (…..) yetkilisi (…..)’a gönderdiği
e-posta hususunda, içeriğinin GULF SİGORTA’nın kendisine verilen münhasır
çalışma ve en iyi çaba taahhüdü merkezinde acentesinden bilgi istemesinden
ibaret olduğu,
GULF SİGORTA yetkilisi (…..)’in (…..)’ya gönderdiği e-postadan oluşan Delil 4’e
ilişkin olarak, e-postanın kaleme alındığı dönemde geçerli olan pazar yapısının
köklü biçimde değiştiği,
Ön Protokol’de yer alan, hac ve umre turlarına ilişkin poliçelerin (…..) aracılığıyla
yapılmasına ilişkin taahhüdün, mutlak anlamda bir münhasırlık öngörmediği,
18-39/631-306
44/62
protokolde bahsi geçen rekabet yasağının, ilgili mevzuat ve Kurul kararları ile
izin verilenden daha hafif olduğu,
GULF SİGORTA’nın (…..) dışında hiçbir acente ile çalışmamasının GULF
SİGORTA’nın tek taraflı tercihi olduğu, pazarın yapısından kaynaklandığı ve bu
konuda herhangi bir talebin alınmadığı/reddedilmediği,
GULF SİGORTA’ya iletilen ve bazı acentelerin (…..) dışında bir sigorta şirketi
aracılığıyla çalışma istekleri talebinin, TURİNS’in devralınması işlemi
kapsamında devre konu ekonomik değerlerin tam transferinin sağlanması
amacıyla reddedildiği,
Bazı seyahat acentelerinin poliçelerini (…..) dışında bir sigorta şirketi aracılığıyla
düzenlenmesi talebinin TÜRSAB ile paylaşılmasına yönelik e-postanın,
memnuniyetsizliğin anlaşılması, ortadan kaldırılması ve tekrarının engellenmesi
ekseninde yapılan bir ileti olduğu
ifade edilmiştir.
(167) Yukarıda temel hatlarıyla aktarılan esasa ilişkin GULF SİGORTA savunmalarına
yönelik olarak işbu kararın ilgili bölümlerinde açıklama ve değerlendirmelere yer
verilmekle birlikte “Delil 4’e ilişkin olarak, e-postanın kaleme alındığı dönemde geçerli
olan pazar yapısının köklü biçimde değiştiği” yönündeki savunma hakkında şunun
belirtilmesinde fayda bulunmaktadır: Sigorta hizmetlerine ilişkin iddialar bakımından
yürütülen soruşturmanın konusu temel itibarıyla; halihazırda ilgili e-postanın kaleme
alındığı dönemdeki pazar yapısı ile TÜRSAB’in incelemeye esas duyurusu arasında
illiyet bağı bulunup bulunmadığını açığa kavuşturmak olup, savunmada belirtildiği
üzere pazarın artık değişime uğramış olmasının konunun bu yönüyle bir ilgili
bulunmamaktadır.
I.8. Değerlendirme
(168) 4054 sayılı Kanun’un Kapsam başlıklı 2. maddesinde yer alan “Türkiye Cumhuriyeti
sınırları içinde mal ve hizmet piyasalarında faaliyet gösteren ya da bu piyasaları
etkileyen her türlü teşebbüsün aralarında yaptığı rekabeti engelleyici, bozucu ve
kısıtlayıcı anlaşma, uygulama ve kararlar ile piyasaya hakim olan teşebbüslerin bu
hakimiyetlerini kötüye kullanmaları ve rekabeti önemli ölçüde azaltacak birleşme ve
devralma niteliğindeki her türlü hukukî işlem ve davranışlar, rekabetin korunmasına
yönelik tedbir, tespit, düzenleme ve denetlemeye ilişkin işlemler bu Kanun kapsamına
girer.” hükmü ile hangi tür eylemlerin Kanun çerçevesinde değerlendirileceği
belirtilmiştir. Yer verilen hüküm uyarınca, bir eylemin 4054 sayılı Kanun bağlamında ele
alınabilmesi için öncelikle eylemi gerçekleştiren öznenin Kanun’un 3. maddesinde
tanımı yapılan teşebbüs veya teşebbüs birliği niteliğini haiz olması gerekmektedir.
(169) 4054 sayılı Kanun’un 3. maddesinde “Teşebbüslerin belirli amaçlara ulaşmak için
oluşturduğu tüzel kişiliği haiz ya da tüzel kişiliği olmayan her türlü birlik” teşebbüs birliği
olarak tanımlanmıştır. Dolayısıyla, seyahat acenteliği hizmetleri sunan ve birer
teşebbüs olan tüm seyahat acentelerinin üye olmak zorunda bulundukları TÜRSAB,
4054 sayılı Kanun karşısında teşebbüs birliği sıfatını haizdir. Nitekim Kurulun
TÜRSAB’a ilişkin içtihadı dairesinde de19 TÜRSAB teşebbüs birliği olarak kabul
edilmiştir.
(170) 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinde; “Belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan
veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya
19 22.6.2006 tarih ve 06-45/572-156 sayılı Kurul kararı.
18-39/631-306
45/62
bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar,
uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemleri hukuka aykırı ve
yasaktır.” hükmü yer almaktadır. Mezkûr maddenin gerekçesinde ise, “Çoğu zaman
teşebbüsler ortak sorunlarıyla ilgilenmek üzere aralarında tüzel kişiliği olan veya tüzel
kişiliği olmayan birlikler oluştururlar. Bu birlikler zaman zaman üyeleri arasında rekabeti
önleyerek üyelerinin daha fazla kazançlar elde etmelerine hizmet edici kararlar
alabilirler. Bu gibi kararlar da rekabet sistemine aykırıdır ve yasaklanmıştır.” Mevcut
madde hükmü ve gerekçesinden; teşebbüs birliği karar ve eylemlerinin, rekabet karşıtı
amaç taşıması veya bu yönde etki meydana getirmesi yahut getirebilecek vasıf
taşıması hallerinde Kanun’un 4. maddesi bağlamında ele alınabileceği anlaşılmaktadır.
(171) Mevcut soruşturmanın konusunu esas itibarıyla, TÜRSAB’ın hac ve umre seyahati
düzenleyen acentelerin tur öncesi yaptırmak zorunda oldukları paket tur sigorta
poliçesini kendi iştiraki olan bir teşebbüsten almalarını zorunlu kılması, hizmet bedeli
adı altında tahsil edilen bedeli bazı acentelerden almayarak ayrımcılığa sebebiyet
vermesi, Suudi Arabistan’daki taşıma/servis ve yemek hizmetinin de kendisi tarafından
belirlenen teşebbüslerden satın alınmasını şart koşması iddiaları oluşturmaktadır.
TÜRSAB’ın teşebbüs birliği niteliğini haiz olması ve iddialara konu hususların; rekabete
aykırı amaç taşıma ya da bu etkiyi meydana getirme olasılığının bulunmasından
hareketle TÜRSAB’ın inceleme konusu eylemlerinin 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi
uyarınca değerlendirilmesi gerekmektedir. Nitekim Kurulun 22.06.2006 tarih ve 06-
45/572-156 sayılı TÜRSAB kararı, 11.01.2018 tarih ve 18-02/10-6 sayılı İstanbul
Ticaret Odası kararı, 08.07.2010 tarih ve 10-49/912-321 sayılı Türk Eczacıları Birliği
kararlarında da teşebbüs birliği karar ve eylemlerinin Kanun’un 4. maddesi kapsamında
olabileceği tespitine yer verilmiştir.
I.8.1. Yemek Hizmetlerine İlişkin Değerlendirme
(172) Yürütülen soruşturmaya konu eylemlerden biri; hac ve umre seyahatlerinde
acentelerin, yolculara verilmek zorunda olunan toplu yemek hizmetlerini TÜRSAB
tarafından belirlenen şirketten almalarının zorunlu kılındığına, dolayısıyla seyahat
acentelerinin bedel ödeyecekleri hizmeti seçme hakkından yoksun bırakıldığına
yöneliktir.
(173) Hac ve umre seyahatlerinde tüm usul ve esaslar DİB bünyesinde oluşturulan BHUK
tarafından belirlenmekte ve BHUK kararları doğrultusunda yürütülmektedir. Bu
bakımdan hac ve umre seyahatlerinde yolculara verilecek yemek hizmeti de; ülkemiz
vatandaşlarının belirli bir kalite düzeyinde hizmet alabilmesi, Suudi Arabistan’daki
düzenlemeler ve geçmiş dönemlerde vatandaşların yaşadıkları birtakım sorunlar göz
önünde bulundurularak BHUK kararları uyarınca düzenlenmiştir.
(174) Toplu yemek hizmetlerine ilişkin yukarıda yer verilen BHUK kararları dönemler bazında
incelendiğinde; 2012-2013 umre ve 2013 hac dönemlerinde BHUK kararı uyarınca
mönülerin belirlenmesi noktasında DİB, Sağlık Bakanlığı ve TÜRSAB tarafından
oluşturulacak Komisyona yetki verildiği, adı geçen Komisyonun yolculara verilecek
yemek hizmetlerinin standartlarını belirlediği, DİB aracılığı ile hac ve umreye giden
yolcuların yemek hizmetlerinin DİB tarafından karşılandığı, acente kanalıyla giden
yolcularda ise standartlara uyması koşuluyla acentelerin istedikleri yemek firmasından
hizmet alabildikleri görülmektedir.
(175) 2013-2014 umre seyahatlerinde TÜRSAB tarafından BHUK kararlarında belirtilen
standartları karşılayan dört adet yemek firması belirlendiği ve acentelerin bu
firmalardan istedikleri herhangi birini seçerek yemek hizmeti alabildiği, 2014 Hac
seyahatlerinde önceki dönemde olduğu gibi standartların belirlenmesi noktasında
18-39/631-306
46/62
Komisyona yetki verildiği ve acentelerin standartlara uyması koşuluyla istedikleri
firmadan yemek hizmeti alabildiği anlaşılmaktadır.
(176) 2014-2015 umre seyahatlerinde önceki dönemde olduğu gibi standartların
belirlenmesinde Komisyonun yetkilendirildiği, DİB denetiminde olmak üzere TÜRSAB
tarafından oluşturulacak Komisyona yemek şirketlerinin belirlenmesi için ihale yetkisi
verildiği, bu Komisyon tarafından beş adet firmanın yemek hizmeti için ihale usulüyle
görevlendirildiği ve acentelerin bu firmalardan istedikleri herhangi birini seçerek yemek
hizmeti alabildiği görülmektedir. 2015 hac seyahatlerinde yine standartların
belirlenmesi hususunda Komisyonun görevlendirildiği, DİB’den bir TÜRSAB’tan iki
temsilcinin katılımıyla oluşturulacak Komisyonunun yemek hizmetlerini verecek
firmanın belirlenmesi noktasında yetkilendirildiği, daha sonra TÜRSAB’ın DİB nezdinde
girişimleriyle sonraki dönemler için acentelere istedikleri firmadan yemek hizmeti
alabilmesi konusunda serbestlik getirildiği anlaşılmaktadır.
(177) 2015-2016 umre seyahatlerinde yemek hizmetlerinde standartların belirlenmesinde
yine bir Komisyonun görevlendirildiği, TÜRSAB’ın girişimleri sayesinde acentelere
istedikleri firmadan yemek hizmeti alabilmesi noktasında serbestlik getirildiği, DİB
denetim ve gözetiminde acentelerin istedikleri firmadan hizmet alabildiği görülmektedir.
2016 hac seyahatlerinde de aynı usulle yemek hizmetlerinin karşılandığı ve acentelere
yemek hizmetleri için serbestlik sağlandığı anlaşılmaktadır.
(178) 2016-2017 umre seyahatlerinde önceki dönemlerde olduğu gibi yemek hizmetlerinde
standartların belirlenmesi için Komisyonun görevlendirildiği, DİB denetim ve
gözetiminde ihale ve sözleşme konularında TÜRSAB’ın yetkilendirildiği, ancak bu
yetkinin kullanılmayarak acentelerin yemek firmalarının seçilmesi konusunda
serbestliğinin bulunduğu ve serbest bir şekilde yemek firmalarıyla sözleşme
imzalayabildikleri görülmektedir. 2017 hac seyahatlerinde de 2016-2017 umre
seyahatlerinde olduğu gibi TÜRSAB bünyesindeki hac ve umre komitesinin TÜRSAB
denetiminde olmak üzere acentelere yemek firmasını seçebilmeleri noktasında
serbestlik getirilmesi için karar aldığı, TÜRSAB’ın ihale yetkisi olmasına rağmen bu
yetkiyi kullanmadığı ve yemek firmasının belirlenmesi konusunda herhangi bir
müdahalede bulunmadığı anlaşılmaktadır.
(179) Benzer şekilde hac ve umre seyahatlerinde toplu yemek hizmetlerine ilişkin TÜRSAB
tarafından üyesi acentelere yapılan duyurular incelendiğinde; duyuruların
çoğunluğunun BHUK kararlarının üyelere iletilmesinden ibaret olduğu, TÜRSAB’ın
BHUK kararları uyarınca birliğe verilen görevleri ifa ettiği, kendisine verilen yetki
doğrultusunda DİB denetim ve gözetiminde ihale usulüyle yemek firmalarını ve
ücretlerini belirlediği ve bu firmaları üyelere duyurduğu, yemek hizmeti ücretlerinin
2013-2017 hac ve umre seyahatlerinde 24-35 SAR arasında belirlendiği görülmektedir.
(180) BHUK kararları ve TÜRSAB tarafından üyelerine yapılan duyurular birlikte ele
alındığında; 2013-2017 hac ve umre seyahatlerinde yemek hizmetlerine ilişkin usul ve
esasların DİB bünyesinde oluşturulan BHUK tarafından belirlendiği, TÜRSAB’ın BHUK
kararları doğrultusunda hareket ettiği ve BHUK kararları uyarınca kendisine verilen
görevleri yerine getirmeye çalıştığı, ilgili dönemlerdeki hac ve umre seyahatlerinde
acentelerin TÜRSAB tarafından belirlenen tek bir firmadan yemek hizmeti alması
konusunda zorunluluk getirilmediği, birden fazla firma arasından yemek hizmeti
alabilmesi için acentelere seçenek getirildiği, bazı dönemlerde de herhangi bir firma
belirlenmeyerek acentelerin istedikleri firmadan yemek hizmeti alabildiği, 2015
sonrasında özellikle TÜRSAB’ın DİB nezdindeki girişimleri sayesinde acentelere
18-39/631-306
47/62
yemek firmalarını özgürce seçebilmesi noktasında serbestlik getirilmeye çalışıldığı
anlaşılmaktadır.
(181) Yukarıda sunulu Tablo 2 incelendiğinde; hac ve umre seyahatlerinde acentelerin
TÜRSAB tarafından belirlenen yemek firmasından hizmet almalarının zorunlu
tutulmadığı, zira 2013 ve 2014 hac döneminde sırasıyla (…..) ve (…..) acentenin
TÜRSAB tarafından belirlenen firmadan hizmet almayarak başka bir yemek
firmasından hizmet alıp organizasyonunu gerçekleştirdiği, TÜRSAB tarafından
belirlenen yemek firmasından hizmet almayan acentelerin de hac ve umre
organizasyonlarının engellenmediği anlaşılmaktadır.
(182) Başvuru konusu iddiaya benzer bir konu daha önce Kurul tarafından 13.05.2009 tarih
ve 09-22/455-113 sayılı kararda da ele alınmıştır. Adı geçen kararda konuya ilişkin
olarak aşağıdaki ifadelere yer verilmiştir:
“Şikayet dilekçelerinde dile getirilen ikinci husus ise TÜRSAB’ın Bakanlıklararası
Hac ve Umre Kurulunun kararına dayanarak yaptığı Suudi Arabistan’da hacılara
verilecek yemeklere ilişkin düzenlemenin rekabet ihlali yarattığı iddiasıdır.
Konuya ilişkin olarak Diyanet İşleri tarafından gönderilen yazıda Bakanlıklararası
Hac ve Umre Kurulunun 13.2.2008 tarihli toplantısında Mekke ve Medine’deki
binalarda tüp ve elektrikli ocakların kullanılmasının yasaklanmış olması,
yemeksiz sisteme dahil olan umrecilerin özellikle Ramazan ayında bedava
yemek dağıtımı yapılan tezgâhlarda sıraya girerek yemek almaları, böylelikle
ülkemizin onuruna yakışmayan görüntüler sergilemeleri, yemek hizmeti almayan
umrecilerin yemekli sisteme dahil umrecilere ait binalara girerek yemek yeme
teşebbüslerinde bulunmaları gibi nedenlerle, hac organizasyonunda olduğu gibi
umre organizasyonlarında da bütün kategorilerde yemekli sisteme geçilmesine
karar verildiği belirtilmiştir. İlgili yazıda, bu kararın 2008 yılından bu yana, gerek
Diyanet İşleri ve gerekse Bakanlıklararası Hac ve Umre Kurulunun denetim ve
gözetimi altında umre turu düzenleyen seyahat acentelerince uygulanmakta
olduğu ve bu kapsamda her acentenin yemek hizmetlerini Suudi Arabistan’da
istedikleri firmadan alabildikleri belirtilmiştir. Diyanet İşleri tarafından yemek
firması seçimi konusunda seyahat acentelerine herhangi bir baskı veya
yönlendirmenin yapılmadığı da belirtilmiştir. Bununla birlikte 2009 yılında
Diyanet İşleri ve seyahat acentelerinin organizasyonu ile umreye gönderilecek
vatandaşlara Mekke ve Medine’de verilecek yemeklerde çeşit, gıda ve kalori
değeri bakımından birliktelik sağlanabilmesi için Bakanlıklararası Hac ve Umre
Kurulu 5.2.2009 tarih ve 2009/1 sayılı kararı ile standart yemek menüsü
uygulamasına geçilmesini kararlaştırmıştır. Bu konuda alt yapının sağlanması
aşamasında ise TÜRSAB’a yetki verilmiştir. Şikayete konu olan uygulamanın bu
karar çerçevesinde gerçekleştirildiği anlaşılmıştır. Bu bağlamda TÜRSAB, Suudi
Arabistan’da verilecek yemeklere ilişkin Al-Tawon Al-Raki ile Turkish Meshywiya
firmalarının oluşturduğu konsorsiyum olan “Birleşik Yemek” ile anlaşmış ve
acentelerin gerekli izinleri almaları için bu firma ile sözleşme imzalamaları şartını
koşmuştur. İlgili Bakanlar Kurulu Kararı’nın Bakanlıklararası Hac ve Umre
Kurulunun görevlerinin tanımlandığı 5. maddesinde “Kurul, hac ve umreye hangi
yoldan gidileceği, hac ve umreye gidecek vatandaşların sağlıklarının korunması
ve bu seyahatlerin yurt içinde ve yurt dışında düzenli bir şekilde yürütülmesi için
alınması gereken tedbirlere dair kararlar alır.” hükmü bulunmaktadır. Şikayete
konu olan uygulamanın bu hükme dayanarak ve yemek hizmetlerinde asgari
koşulların sağlandığı yeknesak bir uygulama tesis edebilmek adına yapıldığı
neticesine varılmıştır. Şikayet dilekçesinde ayrımcılık iddialarının bulunmadığı;
18-39/631-306
48/62
sadece seçilen yemek firması ile yaşanacak bir problem halinde bunun seyahat
acentelerini zor durumda bırakacağına dair kaygıların dile getirildiği de göz
önüne alındığında, sağlık gerekçesi ile alınan bu idari karara ilişkin 4054 sayılı
Kanun kapsamında herhangi bir işlem yapılmasına gerek olmadığı kanaatine
varılmıştır.”
(183) Konuyla alakalı TÜRSAB yetkilileri ile yapılan görüşmede; yemek hizmeti verecek
firmaların denetlenmesinin belirli bir kalite standardının tutturulmasına yönelik olduğu,
yemek hizmeti alınmaya başlanan ilk dönemlerde taze et yerine dondurulmuş et
kullanılması vb. birtakım sorunların yaşandığı, bunların önüne geçilmesi adına
TÜRSAB’ın mutfakları denetlediği ifade edilmiştir.
(184) Yine konuyla ilgili olarak DİB ile yapılan görüşmede; TÜRSAB’ın bazı yıllarda yemek
hizmeti alınacak firmanın belirlenmesi noktasında ihale yapma yetkisi için talepte
bulunduğu, bu durumun bazı seyahat acentelerinde rahatsızlığa neden olduğu,
acenteler daha düşük fiyata hizmet alabilecekken TÜRSAB kanalıyla yapıldığında
maliyetlerinin yükselebildiği ifade edilmiştir. Bununla birlikte; yemek hizmeti konusunda
Suudi Arabistan’da herhangi bir denetim mekanizmasının olmadığı, seyahat acenteleri
serbest bırakıldığı zaman belki fiyatların düştüğü ancak bunun da hacı adaylarının
mağduriyetine neden olduğu, dolayısıyla TÜRSAB’ın ihale yapmasının fiyatlarda ve
şeffaflıkta sorun çıkarabileceği, ancak bu hizmetin belirli bir kural dahilinde
yapılmasının daha kontrol edilebilir olduğu vurgulanmıştır. Nitekim DİB’in de önceki
yıllarda Suudi Arabistan’da bazı firmalardan yemek hizmeti aldığı, ancak hiçbirinden
memnun kalmadığı, mevcut durumda DİB’in Suudi Arabistan’da ruhsatlı mutfağı
bulunduğu, kendi aşçısını götürerek yemek hizmeti verdiği belirtilmiştir.
(185) Mevcut açıklamalar ışığında, hac ve umre seyahatlerinde toplu yemek hizmetlerine
ilişkin uygulamaların; vatandaşların belirli bir kalite düzeyinde hizmet alabilmesi,
geçmiş dönemlerde yaşanan birtakım sorunların çözüme kavuşturulması,
vatandaşların sağlığının korunması vb. nedenlerle BHUK kararları doğrultusunda
yürütüldüğü, usul ve esasların BHUK tarafından belirlendiği, TÜRSAB’ın da BHUK
kararları doğrultusunda hareket ettiği, acentelerin TÜRSAB tarafından belirlenen
yemek firmalarından hizmet almaya zorlanmadığı ve başka firmalardan da hizmet
alabildiği ve acentelerin belirlenen firmalardan hizmet almasa dahi hac ve umre
organizasyonlarının engellenmediği dikkate alındığında, yemek hizmetlerine ilişkin
iddialarda yer verilen hususların gerçeği yansıtmadığı sonucuna varılmıştır.
I.8.2. Servis Hizmetlerine İlişkin Değerlendirme
(186) İşbu dosya dairesinde araştırılan iddalardan bir diğeri, hac ve umre seyahatlerinin bazı
kısımlarında DİB tarafından yolculara servis hizmeti verilmesinin zorunlu kılındığı ve
TÜRSAB’ın seyahat acentelerini kendisi tarafından belirlenen şirketlerden
taşıma/servis hizmetini satın almaya zorladığına ilişkindir.
(187) BHUK kararları incelendiğinde; hac ve umre seyahatlerinde Mekke’de yolcuların
konaklama yerlerinin Harem’e 1000 metreden fazla mesafede olması durumunda ve
Suudi Arabistan’daki şehirlerarası transferlerin sağlanması için yolculara servis hizmeti
verilmesi gerektiğinin kararlaştırıldığı ve BHUK kararlarında TÜRSAB’a servis hizmeti
alınacak firmayı belirleme noktasında herhangi bir yetki verilmediği anlaşılmaktadır.
(188) Servis hizmetinin işleyişi hac ve umrede farklılık arz etmektedir. Şöyle ki, hac
organizasyonlarında acenteler TÜRSAB kanalıyla hizmet almakta, ancak umrede
tamamen serbestlik ilkesine göre hareket etmektedir. Nitekim TÜRSAB’ın 11.04.2013
tarihli duyurusunda yer alan “Servisli bölgelerde Umre organizasyonu yapan
acentalarımız, münferiden yaptıkları servis hizmetlerinin yüksek maliyetlerinden
18-39/631-306
49/62
şikayetle önümüzdeki Ramazan döneminde TÜRSAB’ın Hac’da olduğu gibi, genel
servis hizmeti vermesi yönünde talepte bulunmaktadırlar.” ifadesinden acentelerin
umre organizasyonları konusunda toplu servis hizmeti verilmesi için TÜRSAB’tan
talepte bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu bakımdan TÜRSAB’ın da acentelerden gelen bu
talep doğrultusunda hareket ettiği ve Suudi Arabistan’da standartları karşılayabilecek
firma ile sözleşme yaparak seyahat acentelerinin toplu servis hizmetinden
yararlanmasını sağladığı söylenebilecektir.
(189) TÜRSAB’ın 2013, 2014, 2015, 2016 ve 2017 hac dönemleri için üyelerine yaptığı
duyurular incelendiğinde de, toplu ulaşım hizmetlerinin büyük bir hazırlık
gerektirmesinden ötürü acentelere net sayılarını bildirmesi gerektiği, öte yandan gerek
şehiriçi gerek şehirler arası transferler için acentelerden ödemeleri gereken meblağı
talep ettiğine ilişkin ifadeler bulunduğu anlaşılmaktadır. Nitekim Tablo 4’te yer verildiği
üzere acentelerin çok büyük bir kısmının TÜRSAB’ın akredite ettiği servis firmalarından
hizmet aldığı görülmektedir20. Öte yandan 2017 yılında hac organizasyonu düzenleyen
acentelerin yarısından fazlasının TÜRSAB’ın akredite ettiği firmadan hizmet almadığı
anlaşılmaktadır. (…..) ile yapılan görüşmede “Biz acente olarak HÜRSAD’a üyeyiz.
HÜRSAD servis işi yapmaya karar verdi. İlk yapacağı yıl piyasaya girmek için
acentelerden (…..) USD daha az aldı. Geçen yıl HÜRSAD ve TÜRSAB güçlerini
birleştirdi. TÜRSAB çatısı altında hizmet verildi. Bu yıl HÜRSAD ve TÜRSAB ayrı ayrı
yaptı.” şeklinde beyanlarda bulunulmuştur. Dolayısıyla 2017 yılında TÜRSAB’tan toplu
servis hizmeti almayan acentelerin HÜRSAD kanalıyla servis hizmeti aldığı kanaatine
ulaşılmıştır.
(190) Toplu servis hizmeti ile ilgili olarak DİB ile yapılan görüşmede; umre organizasyonunda
serbestlik ilkesinin geçerli olduğu, ancak hac organizasyonunda durumun farklı olduğu,
DİB’e göre toplu hizmetlerde acentelerin bireysel hizmet almasındansa TÜRSAB çatısı
altında yapılmasının gerek mali anlamda gerek hizmetin yürütülmesi açısından daha
faydalı olduğu, servis hizmetinde ticari kaygıların ön planda olmaması gerektiği ifade
edilmiştir.
(191) Yukarıda yer verilen bilgi ve açıklamalar bir bütün olarak ele alındığında, hac ve umre
seyahatlerinde toplu servis hizmetlerine yönelik usul ve esasların BHUK kararları
uyarınca belirlendiği ve zorunlu hale getirildiği, umre organizasyonlarında toplu servis
hizmeti alınacak firmaların belirlenmesinde acentelerin tamamen serbest olduğu,
TÜRSAB’ın yalnızca acentelerin talepleri doğrultusunda birlik olarak bu hizmete
müdahil olduğu kanaatine varılmıştır. Hac organizasyonunda ise Suudi Arabistan’daki
hizmetlerin aksamaması ve ticari kaygılardan ötürü hacı adaylarının mağdur
edilmemesi adına TÜRSAB kanalıyla tek elden yürütülen bir sistemin olduğu, ancak bu
durumun da HÜRSAD’ın toplu servis hizmeti vermesiyle birlikte zaman zaman kesintiye
uğradığı, gerek DİB gerek TÜRSAB ile yapılan görüşmelerden, bu hizmetin hacı
adaylarının Suudi Arabistan’da aldığı hizmetin kalitesinde belirli bir standardın
tutturulmasına yönelik olduğu anlaşılmıştır. Bunun yanı sıra, HÜRSAD’ın da servis
hizmeti verebilmesi ve acentelerin HÜRSAD’tan hizmet alabilmesinden TÜRSAB
tarafından acentelere toplu servis hizmetinden yararlanma zorunluluğu getirilmediği,
uygulamada bu hizmetten yararlanmayan acentelerin de bulunduğu anlaşıldığından,
toplu servis hizmetlerine ilişkin olarak başvuruda iddia edilen hususların gerçeği
yansıtmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
20 Tablo 4’te 2013-2016 yıllarında TÜRSAB’tan hizmet almayan acente sayısının Mekke’de Harem’e
1000 metreden az mesafede konaklama imkânı sağlayan, bu nedenle de servis hizmetine ihtiyaç
duymayan acentelere ait olduğu anlaşılmaktadır.
18-39/631-306
50/62
I.8.3. Hizmet Bedellerine İlişkin Değerlendirme
(192) Soruşturma konusu iddialardan bir diğeri, hac ve umre sehahatlerinde TÜRSAB’ın
belirlediği ve seyahat acentelerinden tahsil ettiği “hizmet bedeli” adı altındaki ücreti bazı
acentelerden almayarak ayrımcılık yaptığına ilişkindir.
(193) BHUK kararları incelendiğinde; TÜRSAB’a hac ve umre seyahatlerinde Mekke ve
Medine’de yolculara yardımcı olabilmek adına irtibat bürolarının açılması ve buralarda
görevli bulundurulması, acente organizasyonu ile giden yolcuların havalimanlarında
karşılanıp uğurlanması, yolculara verilecek toplu yemek hizmetlerinin hazırlanması ve
sağlık açısından kontrolünü yapmak üzere görövlendirilen diyetisyenlerin
harcırahlarının karşılanması gibi birtakım görevler verildiği anlaşılmaktadır. TÜRSAB
tarafından gönderilen cevabi yazıda, BHUK kararları uyarınca verilen görevler
haricinde, Mekke ve Medine’de kaybolan yolcular için acente aracılığıyla kayıp ekibi
oluşturulması, yolculara tercümanlar aracılığı ile tercümanlık hizmetlerinin sağlanması
gibi görevlerin de yerine getirildiği belirtilmektedir.
(194) Ayrıca BHUK kararı (11.11.2014 tarih ve 2014/06 sayılı karar) uyarınca, TÜRSAB’a
verilen görevlerin yerine getirilmesi ve TÜRSAB tarafından katlanılan maliyetlerin
karşılığı olarak acentelerden iştirak payı tahsil edilebileceğine ilişkin TÜRSAB’a yetki
verildiği görülmektedir. Bu bilgilerden anlaşılacağı üzere, TÜRSAB kendisine verilen
yetki doğrultusunda, hac ve umre seyahatlerinde tarafınca verilen bazı hizmet ve
katlanılan maliyetlerin karşılığı olarak acentelerden hizmet bedeli tahsil etmektedir.
(195) Bunun yanı sıra TÜRSAB tarafından, acentelerden talep edilen hizmet bedelinin bazı
acentelerden alınmaması veya aynı oranda alınmaması gibi bir durumun söz konusu
olmadığı, hizmet bedeli tahsil edilemeyen acentelere bu bedelin borç olarak
kaydedildiği ve daha sonraki dönemlerde bu bedelin tahsil edilmeye çalışıldığı, ayrıca
bahsi geçen hizmet bedelini ödemeyen acentelerin hac ve umre organizasyonlarının
hiçbir şekilde engellenmediği aksi takdirde yolcuların mağdur olması gibi bir durumun
ortaya çıkacağı ifade edilmektedir.
(196) Yukarıda yer verilen Tablo 5 ele alındığında; 2014-2017 yılları arasındaki umre
seyahatlerinde sırasıyla (…..) ve (…..) acenteden hizmet bedeli alın(a)mamasına
rağmen acentelerin umre organizasyonunu gerçekleştirdiği; 2014-2017 yılları
arasındaki hac seyahatlerinde ise sırasıyla (…..) ve (…..) acenteden hizmet bedeli
alın(a)mamasına rağmen acentelerin hac organizasyonunu gerçekleştirdiği
görülmektedir. Bu tespitlerin TÜRSAB tarafından dile getirilen ifadeleri desteklediği,
hizmet bedeli tahsil edilemeyen acentelerin de hac ve umre yolcularının mağdur
edilmemesi adına organizasyonlarının engellenmediği anlaşılmaktadır.
(197) TÜRSAB tarafından acentelerden talep edilen hizmet bedellerine yönelik yapılan
açıklamalar ışığında; BHUK kararları uyarınca TÜRSAB’ın kendisine verilen yetki
doğrultusunda, hac ve umre seyahatlerinde tarafınca verilen bazı hizmet ve katlanılan
maliyetlerin karşılığı olarak acentelerden hizmet bedeli tahsil ettiği, hac ve umre
yolcularının mağdur edilmemesi için acentelerin hizmet bedeli ödemeseler dahi
organizasyonlarının engellenmediği ve yolcularını hac ve/veya umreye götürdükleri
anlaşıldığından, iddialarda yer verilen ve TÜRSAB tarafından acentelerden talep edilen
hizmet bedeline ilişkin olarak 4054 sayılı Kanun tahtında herhangi bir ihlal
oluşmadığından TÜRSAB hakkında idari yaptırım uygulanmasına gerek olmadığı
sonucuna varılmıştır.
18-39/631-306
51/62
I.8.4. Sigorta Hizmetlerine İlişkin Değerlendirme
(198) Soruşturma sürecinde incelenen iddialardan bir diğeri, TÜRSAB tarafından hac ve
umre seyahati düzenleyen acentelere, yolculara yaptırılması gereken sigortayı kendi
iştiraki olan TURSER’den alma zorunluluğu getirildiği, acentelerin başka sigorta
şirketlerinden sigorta yaptırmalarına engel olunduğuna ilişkindir. Hac ve umre
seyahatlerinde yolculara sunulan diğer hizmet kanallarında olduğu gibi sigorta
hizmetleri de BHUK kararları doğrultusunda belirlenmekte ve bu kararlar TÜRSAB
tarafından üyelerine iletilmektedir.
(199) Bu bağlamda öncelikle konuya dair BHUK kararları, TÜRSAB duyuruları, yerinde
inceleme ve teşebbüslerden elde edilen bilgi ve belgelere ilişkin değerlendirmeye yer
verilecektir. Ardından TÜRSAB, TURİNS, TURSER ve GULF SİGORTA’nın taraf
olduğu sözleşmeler ele alınacaktır.
I.8.4.1. Sigorta Hizmetlerine Yönelik BHUK Kararları ve TÜRSAB Duyuruları,
Yerinde İnceleme ve Teşebbüslerden Elde Edilen Bilgilere İlişkin Değerlendirme
(200) “Seyahat Acenteliği Hizmetlerine İlişkin Yasal Mevzuat” başlığı altında de yer verildiği
üzere; 1618 sayılı Kanun’un 12. maddesi uyarınca seyahat acenteleri, düzenledikleri
paket tur bünyesinde yolculara taahhüt ettikleri hizmetlerin acentenin iflası da dahil
olmak üzere herhangi bir nedenle verilmemesi veya taahhüt edilen şekilde
verilmemesinden kaynaklanabilecek sorumluluklarını sigorta ettirmek zorundadırlar.
Hac ve umre seyahatleri de paket tur kapsamına benzer nitelik taşıdığından, zikredilen
madde hükmü BHUK kararlarında da dikkate alınmış ve acentelerin hac ve umre
organizasyonlarında sigorta yaptırmaları zorunlu tutulmuştur.
(201) BHUK kararları incelendiğinde, “Acentaların sigorta işlemlerini istedikleri sigorta
şirketlerine yaptırabilmelerine…” hükmünün istisnasız tüm kararlarda bulunduğu
görülmektedir. Dolayısıyla acenteler hac ve umre organizasyonlarında istedikleri
sigorta şirketi ile sözleşme yaparak yolcularını sigortalatabilmektedir.
(202) Bunun yanı sıra, acenteler yolcularını sigortalatmak haricinde hac ve umre seyahati
düzenleyebilmek için DİB’e teminat mektubu vermektedir. Mezkûr teminat mektubunun
BHUK kararları doğrultusunda hac seyahatlerinde hac için belirlenen ücretin tamamı
kadar olmasının kararlaştırıldığı görülmektedir. Umre seyahatlerinde ise, 2015-2016
umre dönemi dışındaki dönemlerde umre için belirlenen ücretin %50’si, 2015-2016
döneminde %25’i oranında teminat mektubu verilmektedir.
(203) Sigorta hizmetlerine ilişkin TÜRSAB duyuruları incelendiğinde, BHUK kararlarında
sigorta işlemlerine ilişkin yer alan hususların üyelere iletildiği; 2013 hac döneminde
acentelerden sigorta işlemi için (…..) TL; 2014, 2016, 2017 hac döneminde (…..) TL,
2015 hac döneminde ise (…..) TL; 2013-2014 umre döneminde (…..) Euro sigorta
bedeli talep edildiği anlaşılmaktadır. Yine UMRE 2014/06 sayılı duyurudan; üyelere
yasalar gereği sigorta yaptırma zorunluluğu hatırlatılarak, TÜRSAB tarafından
üyelerine avantajlı sigorta paketi sunabilmek amacıyla sigorta şirketleri ile sözleşme
yapılmaya çalışıldığı ve yapılan çalışma sonucunda sigorta paket ücretinin (…..)
Euro’dan (…..) Euro’ya düşürüldüğü, ayrıca birlik bünyesinde bulunan TURSER ve
TURİNS aracılığı ile daha avantajlı sigorta paketi sunulması yönünde çalışmalar
yapıldığı anlaşılmaktadır.
(204) BHUK kararları ve TÜRSAB duyuruları birlikte ele alındığında; hac ve umre
seyahatlerinde acentelerin yolculara yaptırmak zorunda olduğu sigortanın 1618 sayılı
Kanun hükmü ve BHUK kararları uyarınca zorunlu tutulduğu, TÜRSAB’ın da birlik görev
ve yetkileri doğrultusunda üyesi olan acentelere avantaj sağlamak amacıyla anılan
18-39/631-306
52/62
hizmeti sunmaya çalıştığı anlaşılmaktadır. Bu noktada TÜRSAB’ın bunun ötesine
geçerek, üyesi olan acenteleri kendisi tarafından belirlenen sigorta şirketine yönlendirip
yönlendirmediği veya belirli sigorta şirketinden hizmet alınmasını zorunlu tutup
tutmadığı önem kazanmaktadır.
(205) TÜRSAB tarafından üyelerine yapılan UMRE 2015-2016/01 sayılı duyuruda;
acentelerin yolcularını TÜRSAB’ın iştiraki TURİNS’ten sigortalatmaları durumunda
sigorta bedelinin hizmet bedeli içinde sayılarak ayrıca bir ücret tahakkuk ettirilmeyeceği
bildirilmiştir. Mevcut duyuru, TÜRSAB’ın yolcularını iştiraki TURİNS’ten sigortalatan
acentelere avantaj sağlayarak kendi iştirakine yönlendirme yaptığını göstermektedir.
TÜRSAB, vaad ettiği avantajdan yararlanabilmeleri için seyahat acentelerini
TURİNS’ten sigorta yapmaya zorunlu kılmaktadır. Nitekim TÜRSAB’ın incelemeye
konu uygulaması, hac ve umre seyahatlerinde yolculara sigorta yapan sigorta
şirketlerinin pazar paylarına da yansımıştır. Bu doğrultuda yukarıda sunulu Tablo 9
verileri; hac ve umreye yönelik sigorta poliçesi düzenleyen sigorta şirketlerinden
TURİNS’i devralan GULF SİGORTA’nın 2015 ve 2016 yılındaki pazar payı %(…..),
2017 yılındaki pazar payı %(…..) olarak gerçekleştiğine işaret etmektedir. Ayrıca 2017
yılı için HALK SİGORTA’nın %(…..), DUBAİ STAR’ın %(…..) oranında pazar payı elde
ettiği görülmektedir.
(206) İlaveten, yukarıda hac ve umre seyahatleri için düzenlenen sigortanın zorunlu paket tur
sigortası bağlamında ele alınabileceği belirtilmiş ve Tablo 11’de buna ilişkin pazar
paylarına yer verilmiştir. Bu doğrultuda Tablo 11 incelendiğinde; TURİNS’in zorunlu
paket tur sigortası bakımından 2014 yılında %(…..), 2015 yılında %(…..); TURİNS’in
devralınması sonrasında GULF SİGORTA’nın zorunlu paket tur sigortası bakımından
2016 yılı için %(…..), 2017 yılı için %(…..) pazar payı elde etttiği ve adı geçen şirketlerin
pazar payının yıllar itibarıyla arttığı görülmektedir. Gelinen aşamaya kadar aktarılan
bilgilerden yola çıkarak; TÜRSAB’ın, seyahat acentelerini kendi iştiraki olan TURİNS’e
yönlendirdiği ve bahsi geçen uygulamanın sigorta şirketleri açısından pazarda etki
doğurduğu anlaşılmaktadır.
(207) Bununla birlikte, sigorta şirketleri bakımından pazarda ortaya çıkan bu yapının, sadece
TÜRSAB’ın uygulamasından kaynaklanıp kaynaklanmadığının anlaşılması amacıyla
sigorta şirketlerinden hac ve umreye yönelik sigorta pazarına girmek isteyip
istemedikleri konusunda bilgi talep edilmiş ve görüşme yapılmıştır. Ayrıca söz konusu
TÜRSAB uygulamasına ilişkin bazı seyahat acentelerinin görüşleri de alınmıştır.
(208) Hac ve umre seyahatlerindeki sigorta işlemlerine ilişkin olarak (…..) yetkilisi tarafından;
hac ve umre seyahati düzenleyen acentelerin sigorta yaptırmasının zorunlu olduğu,
TÜRSAB’ın bu noktada fiyatını belirleyip sigortayı yaptırma konusunda herhangi bir
zorlamasının olmadığı, bununla birlikte kendilerinin ilgili sigortayı TÜRSAB aracılığıyla
yaptırmayı tercih ettiği ifade edilmiştir. Keza (…..) yetkilisi tarafından da, hac ve umrede
TÜRSAB kanalı ile sigorta yapmayı tercih ettikleri belirtilmiştir.
(209) (…..) tarafından; 2014 yılında bazı acentelerin talebi üzerine pazara girdikleri, 2015-
2016 yıllarında acentelerden herhangi bir talep gelmemesi nedeniyle poliçe
kesmedikleri, 2017 yılında ise yine gelen talep üzerine 63 acenteye sigorta poliçesi
düzenledikleri dile getirilmiştir. (…..) yetkilisi tarafından; hac ve umre seyahatlerindeki
sigorta için kendilerine teklif gelmediği ve buna yönelik ürünlerinin bulunmadığı, hac ve
umre poliçeleri için ücretin çok ucuz olduğu ve bu pazara girmek için çok istekli
olmadıkları ifade edilmiştir. (…..) yetkilisi tarafından; hac ve umre seyahatleri alanındaki
DİB imkanlarının geniş olması dolayısıyla riskin düşük olduğu, bu alanda sigorta
tekliflerinin de bulunmadığı, müşterilerin yaşlı kesimden olmasından dolayı kendileri de
18-39/631-306
53/62
dahil olmak üzere şirketlerin poliçe kesmekte isteksiz davrandıkları belirtilmiştir. TSB
yetkilisi tarafından; acentenin başarısızlığını teminat eden sigorta konusunda bir
reasürans tarafı bulamadıklarından bahsi geçen ürüne sıcak bakılmadığı beyan
edilmiştir. Talep edilen bilgilere cevaben gelen yazılarda; genel sorumluluk sigortası
alanında faaliyet gösteren ilk 18 sigorta şirketinden 17’si, hac ve umreye yönelik
düzenlenen sigorta pazarına girmek için herhangi bir çaba göstermediklerini
bildirmişlerdir. (…..) tarafından, şirketlerinin hac ve umre seyahati sigortası ürünü
satışıyla ilgili turizm şirketleri ile görüşmelerde bulunduğu ancak TÜRSAB ile turizm
şirketlerinin çalışma şekilleri nedeniyle teklif sunma fırsatlarının olmadığı ifade
edilmiştir.
(210) Yapılan görüşmeler ve gelen cevaplarda dile getirilen hususlardan; sigorta şirketleri
bakımından pazarda meydana gelen etkinin, sadece TÜRSAB’ın 2015-201/01 sayılı
duyurusundaki yönlenmeden kaynaklanmadığı, diğer sigorta şirketlerinin hac ve
umreye yönelik sigorta pazarına girmeye; yolcuların yaşının yüksek olması, sigorta
konusunda bir reasürans tarafı bulunamaması gibi çeşitli nedenlerden dolayı istekli
olmadıkları, sigorta şirketlerinin isteksizliği nedeniyle seyahat acentelerinin devralma
işlemi öncesinde TÜRSAB’ın iştiraki TURİNS’e, devralma işlemi sonrasında GULF
SİGORTA’ya yöneldiği ilk planda söylenebilecektir.
(211) Öte yandan, TÜRSAB tarafından üyelerine yapılan; yolcularını TURİNS’ten sigortalatan
acentelere avantaj sağlanması suretiyle acenteleri TURİNS’ten sigorta yaptırmaya
yönlendiren ve bu minvalde acentelerin avantajdan yararlanabilmeleri için TURİNS’ten
sigorta yaptırmalarını zorunlu kılan 21.10.2015 tarih ve UMRE 2015-2016/01 sayılı
duyuru ile bu duyurunun, TÜRSAB’ın acenteler birliği konumu nedeniyle sigorta
acentelerinin pazardaki durumu üzerindeki etkisi dikkate alındığında, TÜRSAB’ın
bahse konu eyleminin pazarda rekabet açısından olumsuz etki yarattığı kanaati hasıl
olmuştur.
(212) Nitekim yukarıda da izah edildiği üzere; mevcut durumda seyahat acentelerinin,
yolcularına sigorta yaptırmak için çoğunlukla TÜRSAB’ın iştiraki ve GULF
SİGORTA’nın acentesi konumunda olan TURSER’e yönelmeleri suretiyle rekabet
karşıtı etkinin de ortaya çıktığı anlaşılmaktadır. Bunun yanı sıra, GULF SİGORTA’da
yapılan yerinde incelemelerde elde edilen belgelerden de görüleceği üzere, GULF
SİGORTA tarafından hac ve umre seyahatlerinde sadece yetkili acentesi konumundaki
TURSER kanalıyla çalışılmak istendiği seyahat acentelerine iletilmiştir. Netice itibarıyla,
yer verilen tüm bilgi ve değerlendirmeler ışığında; TÜRSAB’ın ilgili pazarda olumsuz
etki doğurduğu tespit edilen ve teşebbüs birliği kararı niteliği taşıyan UMRE 2015-
2016/01 sayılı duyurusunun, ilgili pazardaki etkileri itibarıyla 4054 sayılı Kanun’un 4.
maddesi kapsamına girdiği sonucuna ulaşılmıştır.
(213) Diğer taraftan, yukarıda da değinildiği üzere; sigorta şirketlerinin hac ve umre
yolcularına yönelik sigortalama faaliyetini çok riskli bulduklarından poliçe kesmekte
gönülsüz davranmaları nedeniyle TÜRSAB’ın söz konusu yolcuların mağdur
edilmemesi adına bu alandaki boşluğu doldurma görevini üstlendiği ve bu yolla 4054
sayılı Kanun’un 5. maddesinde yer alan muafiyet koşullarından (a) ve (b) bentlerindeki
koşulları karşıladığı kabul edilse dahi, incelemeye konu duyuruyla getirilen tek bir
teşebbüsten sigorta hizmeti almaya iten yönlendirmenin, adı geçen bentlerdeki
amaçların elde dilmesi için zorunlu olmaması nedeniyle (d) bendindeki şartın
sağlanmadığı; dolayısıyla söz konusu teşebbüs birliği kararının bireysel muafiyetten
faydalanamayacağı neticesine varılmıştır.
18-39/631-306
54/62
(214) Mevcut açıklamalar çerçevesinde; 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesine aykırı olduğu
tespit edilen ve bireysel muafiyet unsurlarını karşılamadığı ortaya konulan bahse konu
uygulaması nedeniyle TÜRSAB hakkında idari para cezası uygulanması
gerekmektedir.
I.8.4.2. TÜRSAB, TURİNS, TURSER ve GULF SİGORTA Arasında İmzalanan Hisse
Alım Sözleşmesi, Münhasır Dağıtım/Acentelik Sözleşmesi ve Acentelik
Sözleşmesine İlişkin Değerlendirme
(215) Soruşturma sürecinde TÜRSAB ve GULF SİGORTA’dan TURİNS’in devralınmasına
ilişkin “05.04.2016 tarihli Hisse Alım Sözleşmesi”, GULF SİGORTA ile TURSER
arasındaki acentelik ilişkisinin esaslarını belirleyen “07.06.2016 tarihli Münhasır
Dağıtım/Acentelik Sözleşmesi” ve “28.06.2016 tarihli “Acentelik Sözleşmesi” temin
edilmiş olup sözleşmelerin içeriğine ilişkin husulara aşağıda yer verilmektedir.
(216) Sözleşmelerin içeriği incelendiğinde; dosya dahilinde elde edilen 29.02.2016 tarihli Ön
Protokol’de yer alan “(…..)” ifadesinin yürürlükte bulunan sözleşmelerde yer almadığı
anlaşılmaktadır. Öte yandan, “05.04.2016 tarihli Hisse Alım Sözleşmesi”nin 10.2.
maddesinde, “..(…..).” ve 10.3. maddesinde, “(…..).” ifadeleri bulunmaktadır.
(217) Öncelikle belirtmek gerekir ki mevcut madde hükümlerinden; TÜRSAB’ın hac ve umre
seyahatlerine yönelik düzenlenen tüm sigorta ürünlerinin GULF SİGORTA’dan
alınmasına dair herhangi bir taahhüt altına girmediği, yalnızca GULF SİGORTA’ya ait
seyahat sigortası ürünlerinin pazarlamak ve tanıtmak bu çerçevede kendisinin
işlemlerini yönlendirmek için elinden gelen çabayı göstereceği anlaşılmaktadır. Bunun
yanı sıra, herhangi bir sigorta ürününü satın alma konusundaki nihai kararın seyahat
acentesine ve/veya müşteriye ait olduğu hüküm altına alınmaktadır.
(218) “05.04.2016 tarihli Hisse Alım Sözleşmesi”nin 10.2. maddesinde yer alan bir başka
husus ise devralma işleminin kapanışı tarihinde ya da kapanışı müteakiben TURİNS
ve TURSER arasında Münhasır Dağıtım/Acentelik Sözleşmesi akdedilmesidir. Adı
geçen madde hükmüne binaen 07.06.2016 tarihinde TURİNS ve TURSER arasında
“Münhasır Dağıtım/Acentelik Sözleşmesi” ve 28.06.2016 tarihinde TURSER ve GULF
SİGORTA arasında “Acentelik Sözleşmesi” imzalanmıştır.
(219) Kurulun Dikey Anlaşmalara İlişkin Kılavuz’unda (Kılavuz) müvekkil hesabına aracılık
ettiği ya da akdettiği sözleşmelere ilişkin olarak acenteye getirilen sınırlamaların
genellikle 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında olmadığı, dolayısıyla prensip
olarak muafiyet rejiminin de konusunu oluşturmadığı kabul edilmektedir. Bu minvalde,
anılan sınırlamaların Kanun’un 4. maddesi dairesine girip girmediğini belirleyen faktör,
acentenin müvekkil tarafından atandığı faaliyetlerle ilgili olarak ticari veya mali bir risk
alıp almamasıdır. Acentenin mali veya ticari risk taşımaması durumunda faaliyetlerinin
müvekkil teşebbüsün faaliyetlerinin bir parçası olarak değerlendirileceği, aksi halde,
yani acentenin risk üstlenmesi durumunda, kendi yapmış olduğu yatırımların geri
dönüşünü sağlayabilmesi için pazarlama stratejisini özgürce belirleyebilmesi gerektiği
ve bu durumda, bahsi geçen sınırlamaların Kanun’un 4. maddesi bağlamında
incelenebileceği ifade edilmektedir.
(220) GULF SİGORTA ile TURSER arasında düzenlenen “Acentelik Sözleşmesi”
hükümlerine göre TURSER’in ticari veya mali risk üstlenip üstlenmediği konusunda
aşağıdaki sözleşme maddeleri dikkate alınmıştır.
(221) “Acentelik Sözleşmesi”nin 8. maddesinde, acentenin müvekkili alakadar eden bir kaza
veya hasar vukuunu haber aldıktan sonra derhal şirketi haberdar edeceği; eksper
tayini, hasar muamalesinin takibi ve neticelendirilmesi gibi sorumlulukların tamamen
18-39/631-306
55/62
şirkete ait olduğu belirtilmektedir. Sözleşmenin geri kalan maddelerinden de acentenin
sigortalılara yahut resmi veya gayri resmi kurum ve kuruluşlara karşı doğacak
sorumluluğunun şirketin belirlediği usul ve esaslar dahilinde hareket etmemesi ya da
acentenin istihdam ettiği aracı veya memurların fiil ve tasarrufları çerçevesinde
sınırlandırıldığı anlaşılmaktadır. Öte yandan anılan sözleşmenin 4. maddesi ile
acenteye sigorta aracılığı faaliyetlerini yerine getirebilmesi noktasında mekan, fiziki
şartlar, teknik ve idari altyapı gibi unsurları GULF SİGORTA tarafından kabul edilebilir
bir hale getirmek zorunda olması ve 14. maddesi ile temin ettiği sigortaların devamını
sağlaması ve portföyünü geliştirmesi gibi edimler yüklenmektedir. Bu noktada,
TURSER’in faaliyetlerini sürdürebilmesi bakımından birtakım sorumlulukları olsa da
sözleşme konusu sigorta ürünleri konusundaki ticari ve mali riskin GULF SİGORTA
tarafından üstlenildiği sonucuna varılmıştır. Bu doğrultuda anılan Sözleşme’nin,
müvekkil hesabına aracılık ettiği ya da akdettiği sözleşmelere ilişkin olarak acenteye
getirilen sınırlamalar bakımından 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesi kapsamında
olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
(222) Kılavuz’da yer alan bir başka hüküm ise acentelik sözleşmelerinin müvekkilin sözleşme
konusu işlemler için müşteri veya bölge düzeyinde başka acente atamasını engelleyen
(münhasır acente şartı) ve/veya acentenin rakip teşebbüslerin acenteliğini,
dağıtıcılığını yapmasını engelleyen (rekabet etmeme şartı) sınırlamaları
içerebileceğidir. Münhasır acentelik şartının marka içi rekabetle ilgili olduğu ve
genellikle rekabeti sınırlamadığı kabul edilmekle beraber, rekabet etmeme
yükümlülüğünün markalar arası rekabet ile ilgili olduğu ve rekabeti sınırlayıcı etki
doğurabildiği ifade edilmektedir.
(223) TURİNS ile TURSER arasında 07.06.2016 tarihinde imzalanan “Münhasır
Dağıtım/Acentelik Sözleşmesi’nin”21 1.1. maddesi ile TURİNS, TURSER’i hayat
sigortası haricindeki sigorta dallarında sözleşmeler yapmaya ve prim toplamaya yetkili
münhasır acentesi olarak tayin etmektedir. Adı geçen sözleşme ile TURSER, bazı
istisnalar dışında münhasır olarak TURİNS ürünlerini sunmayı taahhüt etmektedir.
TURSER için getirilen bu rekabet etmeme yükümlülüğünün istisnalarından biri
sözleşmenin 1.2. maddesinde düzenlenmekte ve bu maddede TURSER’in diğer
sigorta şirketlerinin ürünlerini satması için, ilk teklif hakkı bağlamında TURİNS’e
öncelikli olarak teklifte bulunması gerektiği ve bu teklifi kabul edip etmemenin
TURİNS’in yegane takdir yetkisinde olduğu belirtilmektedir. Öte yandan TURİNS için
münhasır tedarik yükümlülüğü bulunmamakta, yine sözleşmenin 1.2. maddesinde
TURİNS’in acentenin faaliyet bölgesi dahilinde diğer acentelerle başka acentelik
sözleşmesi akdedebileceği hüküm altına alınmaktadır.
(224) Taraflar arasında imzalanan sözleşme hükümlerinden, GULF SİGORTA’nın hayat dışı
sigorta ürünlerinin TURSER aracılığıyla pazarlanması, satışı ve dağıtımına ilişkin
münhasır bir hak elde ettiği anlaşılmaktadır. Anılan rekabet etmeme yükümlülüğünün
TURSER’in ticari karar almadaki özgürlüğü kısıtlayıcı nitelik taşıdığı ve 4054 sayılı
Kanun’un 4. maddesi kapsamında olduğu tespit edilmiştir.
(225) 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği’nin (2002/2 sayılı Tebliğ)
2. maddesine göre üretim veya dağıtım zincirinin farklı seviyelerinde faaliyet gösteren
teşebbüsler arasındaki dikey anlaşmalar, bu Tebliğ’de belirtilen koşulları taşıması
kaydıyla, Kanun’un 4. maddesindeki yasaklamadan Kanun’un 5. maddesinin üçüncü
21 İlgili dönemde devralma işleminin tamamlanamamasından ötürü TURİNS ve TURSER arasında
imzalanmıştır. Sözleşme devralma sonrasında GULF SİGORTA ve TURSER arasındaki ilişki
bakımından da güncelliğini korumaktadır.
18-39/631-306
56/62
fıkrasına dayanılarak grup olarak muaf tutulabilmektedir. 2002/2 sayılı Tebliğ ile
sağlanan muafiyet, sağlayıcının dikey anlaşma konusu mal veya hizmetleri sağladığı
ilgili pazardaki pazar payının %40’ı aşmaması durumunda uygulanmaktadır.
(226) TURİNS sözleşmenin imzalandığı dönemde hayat dışı sigorta alanında faaliyet
göstermektedir. Bu bağlamda dosya kapsamındaki değerlendirme, hayat dışı sigorta
ile bu alanın alt branşları ekseninde yapılmıştır.
(227) TURİNS22’in 2015 yılı hayat dışı sigorta ürünlerindeki pazar payı %0,02 olup pazarda
47. sırada bulunmaktadır. Alt branşlar bakımından pazar paylarına ise aşağıdaki
tabloda yer verilmektedir.
Tablo 12: TURİNS’in Hayat Dışı Sigorta Alt Branşlarına İlişkin 2015 Yılı Pazar Payları23
Branş Pazar Payı (%) Sıralama
Kaza 0,15 40
Genel Sorumluluk 0,14 30
Kara Araçları Sorumluluk 0,01 32
Trafik 0,01 32
Kaynak:
(228) Tablo 10’da yer verildiği üzere TURİNS’in gerek hayat dışı genel toplamında gerek alt
branşlar bazında pazar payı %1’in altındadır. Bu paralelde TURİNS’in pazar paylarının
2002/2 sayılı Tebliğ’de öngörülen %40 eşiğinin altında olduğu anlaşılmıştır.
(229) 2002/2 sayılı Tebliğ’in 5. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında alıcıya
getirilen belirsiz süreli veya süresi beş yılı aşan rekabet etmeme yükümlülüklerine
anılan Tebliğ ile sağlanan muafiyet uygulanamamaktadır.
(230) Sözleşmenin 2. maddesinde imza tarihini müteakip 5 yıl süreyle yürürlükte kalacağı,
sona ermesi durumunda her iki taraf tarafından karşılıklı olarak yazılı şekilde kabul
edildiği takdirde aynı hükümler ve şartlarla 5 yıllık süre ile bir kez daha akdedilebileceği
belirtilmektedir. Bunun yanı sıra, tarafların sözleşmenin süresinin sona ermesi
akabinde 5 yıllık bir süre için daha uzatmaya niyetli olduğu, ancak ilk 5 yıl içerisindeki
bir zaman diliminde 10 yıla uzatmak istedikleri takdirde Rekabet Kurumuna başvuruda
bulunmak için işbirliği içerisinde çalışacakları ifade edilmektedir. Bu doğrultuda, rekabet
etmeme yükümlülüğünün 2002/2 sayılı Tebliğ’de öngörülen süreyi geçmeyecek şekilde
5 yıllığına getirildiği anlaşılmaktadır.
(231) Yukarıda yer verilen bilgi ve açıklamalar ışığında, TURİNS ve TURSER arasında
07.06.2016 tarihinde imzalanan ve mevcut durumda da GULF SİGORTA ve TURSER
arasındaki geçerliliğini koruyan “Münhasır Dağıtım/Acentelik Sözleşmesi”’nin 2002/2
sayılı Tebliğ kapsamında grup muafiyetinden yararlandığı sonucuna ulaşılmıştır.
22 2002/2 sayılı Tebliğ değerlendirmesine konu olan Münhasır Dağıtım/Acentelik Sözleşmesi’nin tarafları
sağlayıcı olarak GULF SİGORTA, alıcı/acente olarak ise TÜRSAB’ın iştiraki TURSER’dir. Dolayısıyla
Tebliğ bakımından sağlayıcı konumunda olan GULF SİGORTA’nın pazar payının dikkate alınması
gerekmektedir. GULF SİGORTA’nın 2016 yılında Türkiye pazarına girmesi nedeniyle 2015 yılına ait
pazar payı bulunmamaktadır. Ancak GULF SİGORTA’nın 2016 yılında devraldığı TURİNS’in bu alanda
faaliyeti ve dolayısıyla pazar payı bulunmaktadır. Bu nedenle GULF SİGORTA yerine TURİNS’in pazar
payına yer verilmektedir. GULF SİGORTA’nın 2017 yılında hayat dışı sigorta alanındaki pazar payı
%1,01’dir. Alt branşlar bakımından da en yüksek pazar payı kefalet sigortasında olup %12,94 olarak
gerçekleşmiştir fiilen Hac ve Umre seyahat sigortalarının bir dönem neredeyse
tamamının TÜRSAB ekonomik bütünlüğü içerisinde yer alan teşebbüsçe yapılmış
olması, sigorta sektöründeki rekabeti olumsuz etkilemeyecektir.
Yukarıda yer alan gerekçelerle Kurulun bu husustaki çoğunluk görüşüne
katılamıyorum.
Hasan Hüseyin ÜNLÜ
Kurul Üyesi
Full & Egal Universal Law Academy