Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2018-5-33 (Önaraştırma)
Karar Sayısı : 18-42/667-328
Karar Tarihi : 08.11.2018
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. Ömer TORLAK
Üyeler : Arslan NARİN, Adem BİRCAN, Mehmet AYAN, Ahmet ALGAN
Hasan Hüseyin ÜNLÜ, Şükran KODALAK
B. RAPORTÖRLER: Erdem AKTEKİN, Cihan BİLAÇLI, Merve BİROĞLU,
Seda SAYIN POLAT
C. BAŞVURUDA
BULUNANLAR : - Gizlilik talebi bulunmaktadır.
D. HAKKINDA İNCELEME
YAPILANLAR : - Beşiktaş Kültür Merkezi A.Ş.
Akat Mahallesi, Ebulula Mardin Cad. Maya Meridyen Plaza
No:16 D:12, 34335 Beşiktaş/İstanbul
- Tam Aile Filmleri Fabrikası Stüdvo Film ve Organizasyon San.
Tic. A.Ş.
Levent Mahallesi, Lale Sk. 11-1, 34330 Beşiktaş/İstanbul
- Nulook Prodüksiyon ve Film Yapım A.Ş.
Harbiye Mah. Kadırgalar Cad. No: 6/3 G-Mall AVM Maçka
Şişli/İstanbul
- Çamaşırhane Film Yapım A.Ş.
Krizantem Sok. No: 17 Levent Beşiktaş/İstanbul
- Televizvon ve Sinema Filmi Yapımcıları Meslek Birliği
Ergenekon Caddesi No:10 Ahmetbey Plaza Kat: 5-6-7-8
Harbiye 34367 Şişli/İstanbul
(1) E. DOSYA KONUSU: Beşiktaş Kültür Merkezi A.Ş., Tam Aile Filmleri Fabrikası
Stüdyo Film ve Organizasyon San. Tic. A.Ş., Nulook Prodüksiyon ve Film Yapım
A.Ş. ve Çamaşırhane Film Yapım A.Ş.’nin, üyesi oldukları Televizyon ve Sinema
Filmi Yapımcıları Meslek Birliği kanalıyla sektörün gösterim pazarındaki fiyat,
indirim ve benzeri satış koşullarına müdahale etmek suretiyle 4054 sayılı
Kanun'un 4. ve 6. maddelerini ihlal ettiği iddiası.
(2) F. İDDİALARIN ÖZETİ: Başvuruda özetle, lider yerli film yapımcılarından Beşiktaş
Kültür Merkezi A.Ş. (BKM), Tam Aile Filmleri Fabrikası Stüdyo Film ve Organizasyon
San. Tic. A.Ş. (TAFF), Nulook Prodüksiyon ve Film Yapım A.Ş. (NULOOK),
Çamaşırhane Film Yapım A.Ş.’nin (ÇAMAŞIRHANE), üye oldukları Televizyon ve
Sinema Filmi Yapımcıları Meslek Birliği (TESİYAP) kanalıyla alt pazarda faaliyet
gösteren sinema salonu işletmecilerinin bilet fiyatı, indirim oranı, promosyon
faaliyetleri ve benzeri satış koşullarına müdahale etme amacıyla bir uzlaşma
içerisinde olduğu, sinema salonu işletmecileri üzerinde baskı kurdukları iddia
edilmiştir.
(3) Ayrıca başvuruda, sektörde uygulanan hasılat paylaşım modeli nedeniyle film yapım
şirketlerinin gelirlerinin bilet fiyatlarından doğrudan etkilendiği ve bu nedenle ilgili
18-42/667-328
2/14
teşebbüslerin gelirlerini koruma amacı ile bilet fiyatlarına yapılan indirimlere müdahale
etme isteklerinin olduğu, geçmişte benzer bir şikâyetin Rekabet Kurulunun (Kurul)
08.03.2007 tarihli ve 07-19/192-63 sayılı kararında incelendiği ve incelenen
teşebbüse bilet fiyatlarına müdahale ettiği gerekçesiyle %1 oranında idari para cezası
uygulandığı, yerli filmlerin, sektörde toplam seyirci sayısının yarısından fazlasını elde
ettiği dikkate alındığında; başvuruda iddia edilen uygulamanın pazarda önemli bir etki
ortaya çıkarabileceği belirtilerek şikâyete konu film yapım şirketleri arasında
gerçekleştiği iddia edilen uzlaşmanın incelenmesi gerektiği aynı başvuru dilekçesinde
ifade edilmiş ve Kurum nezdinde işlem tesis edilmesi talep edilmiştir.
(4) G. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 20.07.2018 tarih ve 5258 sayı ile intikal
eden başvuru konusu iddialar üzerine düzenlenen 26.07.2018 tarih ve 2018-5-33/İİ
sayılı İlk İnceleme Raporu, 08.08.2018 tarihli Kurul toplantısında görüşülmüş ve 18-
27/456-M sayı ile BKM, TAFF, NULOOK ve ÇAMAŞIRHANE’nin, üyesi oldukları
TESİYAP kanalıyla sektörün gösterim pazarındaki fiyat, indirim ve benzeri satış
koşullarına müdahale ettikleri yönündeki iddiaların incelenmesi amacıyla 4054 sayılı
Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un (4054 sayılı Kanun) 40. maddesinin birinci
fıkrası uyarınca BKM, TAFF, NULOOK, ÇAMAŞIRHANE ve TESİYAP hakkında
önaraştırma açılmasına karar verilmiştir. İlgili karar uyarınca düzenlenen 30.10.2018
tarih ve 2018-5-33/ÖA sayılı Önaraştırma Raporu görüşülerek karara bağlanmıştır.
(5) H. RAPORTÖR GÖRÜŞÜ: İlgili raporda;
i. BKM, TAFF, NULOOK, ÇAMAŞIRHANE’nin üye oldukları TESİYAP aracılığıyla
çektiği ihtarnamelerde yer alan bilet fiyatlarına uygulanacak olan indirim oranları
ve promosyon faaliyetlerinin yapımcılara danışılarak belirlenmesi hususundaki
talebinin karşılıksız kaldığı, bu nedenle aralarında rekabeti kısıtlayıcı bir
anlaşma oluşmadığı, dolayısıyla taraflar hakkında 4054 sayılı Kanun’un 41.
maddesi uyarınca soruşturma açılmasına gerek olmadığı,
ii. TESİYAP’ın
1. Sinema salonu işletmelerine, bu teşebbüslere çektiği ihtarnamelerinde
ve/veya sair yolla kurduğu her türlü iletişiminde yer alan, bilet fiyatlarının belirli
tutarda sabitlenmesi, bilet fiyatlarında indirim veya promosyon yapılmadan
önce kendilerinden izin alınmasına yönelik talepleri de dahil olmak üzere
sinema salonu işletmecilerinin bilet fiyatlarına müdahale sonucunu
doğurabilecek her türlü talebe ilişkin taraflar arasında kurulacak anlaşmaların,
4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında amacı bakımından rekabeti
kısıtlayıcı olacağı ve bu nedenle bu amaca yönelik bütün taleplerini geri
çektiklerine dair,
2. Sinema filmi yapımcısı kendi üyelerine de, mevcut gelir/hasılat paylaşım
modeli devam ettikçe, yapımcıların sinema salonu işletmecileri ile bilet
fiyatlarının belirli tutarda sabitlenmesi, bilet fiyatlarında indirim veya
promosyon yapılmadan önce kendilerinden izin alınması ve/veya film
yapımcıları tarafından bilet fiyatlarına müdahale sonucunu doğuracak her
türlü anlaşmanın, 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında amacı
bakımından rekabeti kısıtlayıcı olacağını açıklayan
bir yazı göndermesinin, gönderilen yazıların birer örneğinin de Rekabet Kurumuna
tevsik edilmesinin uygun olacağı belirtilmiştir.
18-42/667-328
3/14
I. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
(6) Önaraştırma kapsamında, 02.10.2018 tarihinde TESİYAP’ta, NULOOK’ta, BKM’de ve
ÇAMAŞIRHANE’de; 03.10.2018 tarihinde TAFF’ta yerinde incelemeler
gerçekleştirilmiş ve TESİYAP haricinde taraflardan değerlendirmeye esas teşkil etmek
üzere, 2016-2018 dönemini kapsayan bazı veriler talep edilmiştir. Talep edilen bilgiler;
NULOOK’tan 05.10.2018 tarih ve 7198 sayı, BKM’den 09.10.2018 tarih ve 7302 sayı,
ÇAMAŞIRHANE’den 09.10.2018 tarih ve 7323 sayı ve 10.10.2018 tarih 7355 sayı,
TAFF’tan 18.10.2018 tarih ve 7578 sayı, TESİYAP’tan 15.10.2018 tarih ve 7771 sayı
ile Kurum kayıtlarına intikal etmiştir.
I.1. Hakkında Önaraştırma Yapılanlar
I.1.1. Televizyon ve Sinema Filmi Yapımcıları Meslek Birliği (TESİYAP)
(7) TESİYAP, 2003 yılında 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (5846 sayılı
Kanun) çerçevesinde kurulan ilk bağlantılı hak sahipleri/yapımcı meslek birliğidir.
Kültür ve Turizm Bakanlığının idari ve mali denetimine tabidir. TESİYAP, Türkiye ana
akım sinema endüstrisi ve televizyon dizi sektöründeki yapımcıların mesleki temsilcisi
olarak faaliyet göstermektedir. TESİYAP’ın kuruluş amacı, üyesi olan yapımcıların
temel haklarını korumak, telif haklarını toplayıp dağıtmak, korsan ile mücadele etmek,
tarifeler oluşturmak, üyesi yapımcıları ulusal ve uluslararası sivil ve kamusal
platformlarda temsil etmek, mesleki strateji belirlemek, vizyon oluşturmak ve fikri
mülkiyet hukuku sistemini güçlendirmek için hukuki, akademik ve sektörel çalışmalar
yapmaktır.
I.1.2. Beşiktaş Kültür Merkezi A.Ş. (BKM)
(8) BKM, 1994 tarihinde kurulmuş olup merkezinde ağırlıklı olarak tiyatro oyunları
sergilenmiş ve 2000 yılında film kolu yapılanmıştır.
I.1.3. Çamaşırhane Film Yapım A.Ş. (ÇAMAŞIRHANE)
(9) ÇAMAŞIRHANE, 2011 yılında kurulmuştur. Sinema filmlerinden televizyon dizilerine,
çizgi filmlerden belgesellere kadar yapımcılığın farklı alanlarında faaliyet gösteren
şirketin günümüze kadar yapımını üstlendiği altı sinema filmi bulunmaktadır.
I.1.4. Nulook Prodüksiyon ve Film Yapım A.Ş. (NULOOK)
(10) 2015 yılında kurulan NULOOK’un ana faaliyet konusu film yapımcılığıdır. Günümüze
kadar Arifv216, Mutluluk Zamanı gibi altı sinema filminin yapımcılığını üstlenmiştir.
I.1.5. Tam Aile Filmleri Fabrikası Stüdyo Film ve Organizasyon San. Tic. A.Ş.
(TAFF)
(11) TAFF; birçok reklam, film ve dizinin yapımcılığını üstlenen ve Tims Yapım Medya Film
Prodüksiyon San. Tic. A.Ş.’nin kurucusu tarafından ve film ithalatı ve laboratuvar
hizmetleri sunan Fono Film Tic. Ltd. Şti.'nin kurucusu ve yönetim kurulu başkanı
tarafından 2013 yılında kurulmuştur.
18-42/667-328
4/14
I.2. İlgili Pazar
I.2.1. Sektöre İlişkin Bilgiler1
(12) Sinema sektörü genel olarak filmlerin yapımı, dağıtımı, gösterimini içeren bir faaliyet
zincirinden oluşmaktadır. Yapım aşaması sinema filmlerinin çekimlerinin
tamamlanarak sinema salonlarında gösterilebilecek hale getirilmesi işlemidir.
Yapımcılar hazırlanan filmleri mülkiyet hakları kendilerinde kalmak kaydıyla sinema
salonlarına dağıtmaları için dağıtımcılara dağıtım haklarını vermektedir. Sinema filmi
üreten yapımcıların faaliyetleri; sektörün değer zincirinde özetle; sinema filmlerinin
yapım işlemlerini tamamlayarak sinemada gösterime hazır hale getirme, filmin
tanıtımı için gerekli her türlü girişimde bulunma, filmin hangi sinema salonlarında kaç
adet kopya ile gireceğine dair dağıtımcı firmalar ile işbirliğinde bulunarak nihai
kararları verme olarak sayılabilmektedir. Sinema Sektör Raporu’nda 1990-2013 yılları
arasında yapım pazarının çoğunlukla düzensiz faaliyet gösteren çok sayıda küçük
firmadan oluştuğu ancak en çok izleyici çeken ilk altı yapım firmasının filmlerinin
seyirci sayısının neredeyse yarısını elde ettiği ifade edilmektedir.
(13) Sektörün üretim zincirindeki dağıtımcılar yapımı tamamlanmış olan bir sinema filmini
sinema salonlarına ulaştırmakta, dağıtıma konu sinema filminin hangi ilde, hangi
sinema salonlarında gösterime girmesinin uygun olacağını planlamaktadır. Planlanan
sinemalarda söz konusu sinema filminin gösterime girmesi için gerekli pazarlama
faaliyetlerinin yanı sıra, yapımcının üstlendiği tanıtım ve reklam faaliyetlerine ek
olarak tutundurma ve tanıtım faaliyetleri de yürütebilmektedirler.
(14) Yüksek bir başlangıç yatırım maliyeti olduğu bilinen sinema salonu işletmeciliği ise
asıl faaliyet olan film gösteriminin yanında salon ve fuayelerde yiyecek, içecek, kitap,
cd vb. ürünlerin satışını da kapsamaktadır. Salon işletmecileri ayrıca sinema
perdelerini reklam yeri olarak pazarlamaktadır. Bu yönüyle reklamlardan elde edilen
gelirler, salon işletmecileri için önemli bir gelir kalemini oluşturmaktadır.
(15) Yerli filmlerin elde ettiği gişe başarıları ile 2005 yılı sonrası tekrar başlayan yerli
filmlere yönelik kamu desteği son 13 yılda yerli film üretimini önemli ölçüde artırmıştır.
Sayıları artan yerli yapımların toplam seyirci ve hasılat içerisindeki payları da artış
göstermiştir. 2016 yılında 525 filmin gösterimde yer aldığı ve toplam seyirci sayısının
58.286.716 olduğu, 2017 yılında gösterimdeki film sayısının artarak 530’a, seyirci
sayısının ise %22’lik bir artışla 71.188.594’a yükseldiği görülmektedir. 2020 yılına
kadar mevcut sinema salonu sayısının 2.420’den 3.000’e; sinemalardaki doluluk
oranının ise %12’ten %20’ye yükselmesi beklenmektedir.
(16) Bu noktada, şikâyete konu eylemin sektörün açıklanan işleyişi ile ilişkisinin ortaya
konulması gerekmektedir. Başvuru konusu şikâyette, sektörde faaliyet göstermekte
olan yerli film yapımcıların üye oldukları TESİYAP vasıtasıyla alıcı konumundaki film
gösterimcilerinin bilet satış fiyatlarına ve bilet fiyatlarına uygulanacak indirim
oranlarına müdahale etmeyi amaçladığı iddia edilmektedir. Başvuru sahibi bu
iddiasını TESİYAP genel sekreteri ile kendisi arasında geçen bir dizi e-posta
yazışmasına dayandırmaktadır.
(17) E-postalar incelendiğinde, TESİYAP genel sekreterinin başvuru sahibi teşebbüsten
sinema filmlerine herhangi bir kampanya uygulamadan önce bunu yapımcıların
onayına sunmasını, ayrıntılı bir şekilde seans, salon, satış tutarlarına, tam-öğrenci
bilet türü gibi bilgilere yer vererek filmleri şeffaf bir şekilde bordrolamasını, öğrenci
1 Rekabet Kurumunun 16.02.2016 tarihli Sinema Hizmetleri Sektör Raporu’ndan (Sektör Raporu)
faydalanılmıştır.
18-42/667-328
5/14
bileti uygulaması kapsamında öğrenci bileti alanların öğrenci kimliklerini kontrol
etmesini, satış ve kampanya faaliyetlerini yapımcıların denetimine açmasını ve son
olarak dağıtımcı ile yazılı bir sözleşme akdetmesini talep etmektedir. Ayrıca,
TESİYAP yöneticisinin başka sinema salonu sahiplerinin yöneticileriyle de toplantılar
yaptığını ve başvuru sahibi dışında tüm sinema gösterim salonlarıyla belirli bir
noktada anlaştıklarını, yapımcıların gerekli koşulları sağlamayan sinema gruplarıyla
çalışmayacaklarını ifade ettiklerini iddia etmektedir. E-postada ayrıca, yakın dönemde
başvuru sahibi tarafından gerçekleştirildiği tahmin edilen iki tip promosyon satıştan
bahsedilmekte ve bunların da yapımcılar tarafından tartışılmak istenen konular
arasında yer aldığı görülmektedir.
(18) Sinema sektöründe yapım şirketlerinin filmin gösteriminden elde edeceği gelir, %50-
%50 olacak şekilde gelir/hasılat paylaşımı esasına göre belirlenmektedir. Buna göre
yapım şirketleri ilk olarak sinema filmi için uygun sinema salonlarını tespit etme ve
sinema salonlarıyla anlaşması için bir dağıtım şirketi ile anlaşmakta, anlaşma
sağlanan sinema salonları tarafından rapor edilen rakamlar doğrultusunda yapımcı
payına düşen bedel dağıtım şirketi tarafından toplanmaktadır. Elde edilen hasılattan
%2 ila %10 arasında değişen dağıtımcı komisyonu düşüldükten sonra yapımcı
firmaya ödeme yapılmaktadır. Uygulanmakta olan bu hasılat paylaşım modeli
nedeniyle yapım şirketleri gösterim pazarındaki fiyatlama politikalarından doğrudan
etkilenmektedir.
(19) Açıklanan hasılat paylaşım modeli nedeniyle yapımcıların filmlerinden elde edeceği
geliri önceden kendi belirledikleri bir bedel değil, gösterimciler tarafından belirlenen
bilet fiyatından aldıkları pay oluşturmaktadır. Bu nedenle, gösterimcilerin bilet
fiyatında yaptığı indirim, promosyon gibi uygulamalar yapımcıların filmlerinden elde
ettiği asli gelir olan gösterim gelirlerini doğrudan etkilemektedir. Bilet fiyatında yapılan
indirim nedeniyle gösterimcilerin bilet gelirleri de doğal olarak etkilenmesine karşın
gösterimciler bunu perde reklamı ve büfe satışları ile telafi edebilmektedir.
Yapımcıların filmin gösterimi aşamasında kendilerine buna benzer bir mekanizma
yaratmaları mümkün görünmemektedir2. Dolayısıyla yapımcılar, gösterimcilerin
indirim veya promosyon yapmadan önce kendilerine danışmaları gerektiğini
kendilerince haklı bir talep olarak görmektedir.
(20) Tüm dünyada da uygulaması bulunan bu gelir paylaşım modelinin başka ülkelerde de
benzer sorunlar ortaya çıkardığından bahsedilebilecektir. Avustralya Rekabet ve
Tüketici Komisyonu’nun 1998 yılında yayınladığı “Dağıtım ve Gösterim
Endüstrisindeki Gelişmeler” başlıklı raporunda3, dağıtımcıların sinema salonların
gelirlerinin belli bir oranlarını aldıkları, bağımsız gösterimcilerin bilet fiyatları büyük
salon işletmecilerinin fiyatlarından daha düşük olduğu ve talebin fiyat düşüşlerinde
geliri arttıracak kadar fiyata duyarlı olmadığı durumlarda; dağıtımcıların dezavantajlı
olduğu, bu nedenle bağımsız gösterimcilerin düzenli indirim politikalarının büyük salon
işletmecisi tarafından da uygulanmaması için dağıtımcıların bağımsız salon
işletmecilerine sözlü olarak fiyat yükseltmeleri konusunda baskı uyguladığı ifade
edilmiştir.
(21) Bunun yanı sıra, Tekeller ve Devralmalar Komisyonu’nun raporunda4, Birleşik
Krallıkta gelir/hasılat modeli dışında dağıtımcılara gösterimcilerin yaptıkları
promosyonlara önceden onay verme yetkisi veren başka uygulamaların denendiği,
2 Bunun yanında yapımcılar yapım aşamasında sponsor geliri, filmin sinemada gösterimi bittikten sonra
gerçekleştirilen televizyon ve DVD satışı geliri gibi ilave gelirler yaratabilmektedir.
3 ACCC. Developments in the cinema distribution and exhibition industry (1998). s. 36-37.
4 Monopolies and Mergers Commission (MMC). Conclusions. s. 43-44.
18-42/667-328
6/14
bunun sonucunda promosyon çeşitliliğinde ciddi artışlar yaşandığı, kimi durumlarda
yapılan promosyonların daha sonra uygulanan fiyat artışlarını karşılamadığı,
dolayısıyla dağıtımcılarının sözleşmeden doğan haklarını korumak amacıyla bu tür
uygulamalardan vazgeçerek gelir/hasılat paylaşım modeline geri dönüldüğü ifade
edilmiştir. Raporda ayrıca pazarda uygulanan modelin diğer pazarlardan farklılaştığı,
başka ürün pazarlarında dağıtıcının kendi uyguladığı indirimi otomatik olarak
sağlayıcısına yansıtma imkânın bulunmadığı, bu pazarda gözlemlenen bu otomatik
bağın film yapımcılarının bilet fiyatlarına müdahale etme güdüsünü ortaya çıkarttığı da
tespit edilmiştir.
(22) Görüldüğü üzere, hem Türkiye’de hem yurt dışında uygulanan hasılat paylaşım
sistemi, film yapımcılarının gelirleri üzerindeki kontrolünü belirli bir ölçüde sinema
işletmecilerinin tasarrufuna bırakmakta ve bu durum zaman zaman anlaşmazlıkların
doğmasına neden olmaktadır. Sorunun temel çıkış noktalarından biri gelir paylaşım
modelinin kendisi olduğu gibi, bir diğeri de bu sistemdeki paylaşımın (raporlama, vb.
süreçlerin) da yine büyük ölçüde sinema işletmecileri tarafından yürütülmesidir.
(23) Bu kapsamda, sorunun çözümünde, film yapımcılarının bilet fiyatlarından tamamen
veya kısmen etkilenmesini önleyen hasılat yapıları (örneğin film yapımcısının bilet
fiyatından bağımsız olarak izleyici başına sabit bir tutar alması veya belirli bir sabit
tutar üzerine yüzde alması gibi) gündeme gelmiştir. Yine elde edilen gelirlerin
dağıtılması sürecinin, film yapımcılarının daha etkin ve şeffaf denetimine açılması da
sorunun çözümü bakımından hayata geçirilen uygulamalardan olmuştur.
(24) Sektördeki bu sıkıntının ve benzer çözüm önerilerinin tartışılabilmesi amacıyla
hâlihazırda T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığında her iki tarafı da bir araya getiren
toplantılar hayata geçirildiği bilgisine de ulaşılmıştır.
I.2.2. İlgili Ürün Pazarı
(25) Şikayet başvurularının konusunu temel olarak sinema sektöründe önde gelen
yapımcıların oluşturdukları birlik çatısı altında gösterim pazarında faaliyet gösteren
teşebbüslerin, sinema salonu işletmecilerinin bilet fiyatı, indirim oranı ve promosyon
faaliyetlerine müdahale etme çabası oluşturmaktadır. Dolayısıyla, önaraştırma konusu
iddialar gösterim pazarındaki rekabetin kısıtlandığına dairdir. Sektöre yönelik geçmiş
Kurul kararları5 incelendiğinde, ilgili ürün pazarı “sinema filmi gösterim hizmetleri
pazarı” olarak tanımlanabilecektir. Ancak yapılacak değerlendirmenin sonucuna
herhangi bir etkisi olmayacağından İlgili Pazarın Tanımlanmasına Dair Kılavuz’un 20.
maddesi de dikkate alınarak kesin bir ilgili ürün pazarı belirlenmemiştir.
I.2.3. İlgili Coğrafi Pazar
(26) Sektöre yönelik geçmiş Kurul kararları incelendiğinde, yapımcıların Türkiye genelinde
faaliyet gösterdiği, buna karşın sinema filmi gösterim hizmetleri pazarında bölgesel
coğrafi pazarlar tanımlandığı görülmüştür. Ancak yapılacak değerlendirmenin
sonucuna herhangi bir etkisi olmayacağından, İlgili Pazarın Tanımlanmasına Dair
Kılavuz’un 20. maddesi de dikkate alınarak, kesin bir coğrafi pazar tanımı
yapılmamıştır.
5 18.01.2005 tarih ve 05-06/48-20 sayılı Warner Bros.-1 kararı, 06.05.2009 tarih ve 09-21/446-111
sayılı Özen Film kararı, 18.06.2009 tarih ve 09-29/632-148 sayılı Fida Film kararı, 17.06.2010 tarih ve
10-44/765-248 sayılı UIP kararı, 19.01.2012 tarih ve 12-02/73-19 sayılı Özen Film-2 kararı, 26.01.2012
tarih ve 12-03/93-32 sayılı Mars-1 kararı, 12.09.2014 tarih ve 14-32/654-289 sayılı Mars-2 kararı,
20.11.2015 tarih ve 15-41/682-243 sayılı Mars-3 kararı.
18-42/667-328
7/14
I.3. Yerinde İncelemede Elde Edilen Belgeler
(27) 02.10.2018 tarihinde TESİYAP, NULOOK, BKM ve ÇAMAŞIRHANE’de; 03.10.2018
tarihinde TAFF’ta yapılan yerinde incelemelerden elde edilen belgelerden konuya
ilişkin olarak değerlendirilebilecek belgelere aşağıda yer verilmektedir.
(28) Belge-1 (BKM): 13.08.2018 tarihinde TESİYAP avukatı (…..) tarafından BKM Genel
Müdürü (…..)’ye gönderilen e-postada TESİYAP’ın MARS Sinema Turizm ve Sportif
Tesisler İşletmeciliği A.Ş.’ye (MARS) noter kanalıyla gönderdiği ihtarname yer
almaktadır. İhtarnamenin 3. maddesinde aşağıdaki ifadelere yer verilmiştir.
“…
Şöyle ki sinema salon işletmecilerinin Yapımcı üyelerimizin iznini almaksızın
sinema bileti ile promosyon faaliyetlerini bir arada yapmakta oldukları; bunun
yapımcılar açısından ciddi hak kayıplarına yol açtıkları bilgisini paylaşmışlardır.
...”
(29) Belge-2 (BKM): (…..) unvanlı üç sinema salonu işletmecisi TESİYAP tarafından
kendilerine gönderilen ihtarnameleri reddeden cevabi ihtarnameler göndermiştir.
TESİYAP avukatı (…..) bahsi geçen ihtarnameleri BKM Genel Müdürü (…..)’ye
iletirken aşağıdaki ifadeleri kullanmıştır.
“Merhaba (…..)6,
TESİYAP’a gelen cevabi ihtarnameler ektedir.
(…..)
Bu üç firma oldukça sert cevaplar vermişler. (…..) ve (…..) ise telefonla bana
ulaşıp sürece olumlu baktıklarını söylediler. Her türlü desteğe ve işbirliğine
açıklar.”
(30) Belge-3 (BKM): 06.04.2018 tarihinde BKM Genel Müdürü (…..) tarafından TAFF’ın
sahibi (…..)’ya gönderilen “Sinema Araştırması” başlıklı e-postanın ekinde
04.04.2018-06.04.2018 tarihleri arasında yapılan “Türkiye Geneli Sinema Bileti ve
Popcorn Fiyat Araştırması”na yer verilmiştir.
(31) Belge-4 (ÇAMAŞIRHANE): ÇAMAŞIRHANE’nin Genel Müdürü (…..)’in ajandasında
26.09.2108 tarihinde Kültür ve Turizm Bakanlığında sinema genel müdürü ve genel
müdür yardımcılarıyla yapılan toplantıda alınan notlar yer almaktadır.
“…
(…..): Hem yapımcı hem de sinemacı olarak fiyatlardan şikâyetçiyiz. Fiyatlarınızı
düşürmeyin. Düşük fiyattan satış yapan sinemalara film vermeyin.
…
(32) [(…..)]: Çerçeve sözleşmesi yapılabilir. Ama biz (…..) olarak belli bir fiyat belirleyin ya
da promosyon yapmayın demeyin. (…..).”
I.4. Değerlendirme
(33) Önaraştırma döneminde elde edilen bilgi ve bulgular değerlendirildiğinde şikâyet
konusu eylemlerin Kanun’un 6. maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği
anlaşılmıştır. Şöyle ki, şikâyet konusu eylemleri, piyasada yıllardan beri uygulanan
6 İlgili e-posta BKM Genel Müdürü (…..)’ye gönderilmesine rağmen metinde “(…..)” ifadesi yer
almaktadır. İfadenin hatalı olduğu değerlendirilmekle birlikte aynen korunmuştur.
18-42/667-328
8/14
gelir paylaşımı sistemi kapsamında gelirlerini belirli bir düzeyde sabit tutma amacında
olan film yapımcılarının, sinema salonlarının bilet fiyatlarını belirli bir oranda sabitleme
yönündeki girişimleri oluşturmaktadır. Sinema işletmecilerinin onayı ile hayat
bulabilecek bu eylemin iki teşebbüs arasında belirli bir ürünün fiyatını sabitlemeye
yönelik bir anlaşma teşkil edeceği ve 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında
değerlendirilmesi gerektiği açıktır.
(34) Buna ek olarak, Kurulun geçmiş kararları ve Sektör Raporu incelendiğinde; MARS’ın
gösterim pazarındaki konumu nedeniyle, yapımcıların gösterim pazarındaki
işletmecilerin faaliyetlerine etki edecek bir yaptırım gücüne sahip olmadığı
değerlendirilmektedir. Muhtemel ihlalin yukarıda ortaya konulan nevi dikkate
alındığında, şikâyet konusu yapımcıların yapım pazarındaki konumları
değerlendirmenin sonucunu etkilemeyeceğinden, 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi
kapsamında bir değerlendirmeye gidilmesine gerek görülmemiştir.
(35) Bu doğrultuda, üretim zincirinin en üst basamağında yer alan yapımcıların üyesi
oldukları birlik yoluyla, alt pazarda yer alan salon işletmecilerinin fiyatlarını
sabitlemeye ve indirimler öncesinde kendilerinden izin alınmasına yönelik taleplerinin,
Kanun’un 4. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer alan mal veya hizmetlerin
alım ya da satım fiyatlarının yahut koşullarının tespit edilmesi ihlalini teşkil edip
etmeyeceği değerlendirilecektir.
(36) Sektörün yukarıda bahsi geçen özel durumu, değer üretim basamakları arasındaki
anlaşmaların rekabet hukuku literatüründe farklı bir konumda bulunmasına neden
olabilecek niteliktedir. Bu bakımdan, sektördeki mevcut uygulamaların 2002/2 sayılı
Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği (2002/2 sayılı Tebliğ) ve Dikey
Anlaşmalara İlişkin Kılavuz (Kılavuz) kapsamında bir “dikey anlaşma” teşkil edip
etmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir.
(37) 2002/2 sayılı Tebliğ ve Kılavuz’da7 bir anlaşmanın dikey anlaşma olarak
tanımlanabilmesi için o anlaşmanın belirli mal ve hizmetlerin alımı, satımı veya
yeniden satımı amacıyla yapılmış olması gerektiği ifade edilmektedir. Buna göre,
alıcının anlaşma konusu mal veya hizmetleri sağlayıcıdan hangi amaçla aldığı önemli
değildir. Örnek olarak, alıcı anlaşma konusu malları üçüncü kişilere kiralamak
amacıyla sağlayıcıdan almış olsa dahi, sağlayıcı ile akdetmiş olduğu anlaşma dikey
anlaşma tanımı kapsamına girecektir. Ancak, alıcı ve üçüncü kişi arasında akdedilen
kiralama sözleşmesi herhangi bir şekilde mal ve hizmetin alımı, satımı veya yeniden
satımının söz konusu olmaması nedeniyle dikey anlaşma olarak kabul edilmeyecektir.
(38) Öte yandan, Kılavuz’un Fikri Hakların Kullanımını İçeren Dikey Anlaşmalar8 başlığı
altında mal veya hizmetlerin alımı, satımı veya yeniden satımına ilişkin
düzenlemelerin yer aldığı bir dikey anlaşmada, aynı zamanda fikri hakların alıcıya
devri veya alıcı tarafından kullanımıyla ilgili hükümlerin de yer alması durumunda
belirli şartların sağlanması durumunda bahsi geçen anlaşmanın grup muafiyetinden
faydalanabileceği ifade edilmiştir. Buna göre, fikri hakların alıcıya devri ya da alıcıya
kullandırılması, anlaşmaya konu mal veya hizmetlerin alım, satım veya yeniden
satımına hizmet etmeli, anlaşmanın esas amacını oluşturmamalıdır.
(39) Bu amaçla sektöre yönelik geçmiş Kurul kararları incelendiğinde, işbu önaraştırma
konusunu oluşturan şikâyet başvurusundan önce sektörün yapım aşamasıyla ilgili
Kuruma bir başvuruda bulunulmadığı ve Kurul tarafından resen bir inceleme
başlatılmadığı görülmektedir. Kuruma bildirilen şikâyetler daha çok film dağıtımcıları
7 Kılavuz, s.3.
8 Kılavuz, s.4.
18-42/667-328
9/14
ve gösterimcilerin eylemlerini konu edinmektedir. Bu kararlardan Warner Bros.-29
kararı, dağıtıcılar ile gösterimciler arasındaki ilişkiye yönelik barındırdığı geniş
değerlendirmeler ile diğerlerinden ayrışmaktadır. Warner Bros Film ve Video Sanayi
ve Ticaret A.Ş.’nin (WARNER BROS) dağıtımını gerçekleştirdiği filmlerde, sinema
salonları işletmecilerince uygulanan bilet fiyatlarına ve indirim/promosyonlara
müdahale ettiği, ayrıca filmlerin gösterim süreleri, sinemalarının hangi salonlarının
kullanılacağı gibi şartları sinema salonu işletmelerine dikte ettiği yönündeki iddiaların
değerlendirildiği soruşturmada; sinema salonlarının dağıtım firmaları adına komisyon
karşılığında çalışan bir “acente” oldukları yönündeki bir savın kabul edilmesinin
mümkün olmadığı, WARNER BROS ile dağıtımını yaptığı filmlerde alıcı konumunda
bulunan sinema salonu işletmecileri arasında “dikey” ilişki bulunduğu, ürünün sahipliği
yapımcıda bulunup el değiştirmese de, bu şirketlerin sinema salonları ile ticari
faaliyetlerini aralarında bulunan “dikey anlaşmalar” yoluyla devam ettirdikleri ve bu
anlaşmaların bir fikri mülkiyet lisansı ilişkisini de içerdiği ifade edilmiştir.
(40) Kararda belirtildiği üzere, sektördeki üretim zincirinde yapımcı, dağıtımcı ve
gösterimciler arasında bulunan değer aktarımı bir fikri mülkiyet lisansı ilişkisi
içermektedir. Bu süreçte, sinema işletmesi, kopyası dağıtımcı tarafından temin edilen
bir filmi belirlenen süre zarfında sinemasında göstermekte ve hasılatın yarısını
almaktadır. Dağıtımcılar ise daha önce yapımcı ve dağıtımcı arasında yapılan
sözleşmelerce belirlenen komisyon oranını kendisine ayırdıktan sonra kalanı
yapımcıya iletmektedir. Ancak, fikri mülkiyet haklarının filmin gösterime girmesi ve
gösterimden kalkmasına kadar geçen süre zarfında yapımcının elinde kaldığı
bilinmektedir. Yapımcılar dağıtımcılara sadece filmi dağıtma haklarını devretmektedir.
Sonuç olarak, fikri hakların transferi gerçekleşmeden elde edilen gelir; gelir/hasılat
modeline göre önceden belirlenen oranlara uyularak dağıtımcı teşebbüs tarafından
yapımcıya iletilmektedir. Sinema filmine ilişkin fikri haklar alıcı konumunda olan
dağıtımcıya geçmemekte veya dağıtımcı tarafından kullanılmamaktadır. Dağıtımcıya
devredilen tek hak, ürünü dağıtma hakkıdır.
(41) Bununla birlikte, gösterimci ile yapımcı veya dağıtıcı arasında sinema filminin
gösterimine yönelik herhangi bir yazılı anlaşma yapılmamaktadır. Gösterimciler
sinema filmlerini dağıtım hakkına sahip dağıtıcı ile e-posta aracılığıyla veya sözlü
olarak yürüttükleri müzakereler sonucunda gösterime sokmaktadır. İlgili sinema filmi
gösterimden kalktığında filme yönelik her türlü kopya ve materyal dağıtıcı ve
yapımcıya iade edilmektedir. Dolayısıyla, bir filmin gösterime girmesi, filme dair
mülkiyet hakkının gösterimciye devrini içermemektedir. Gösterimcinin filmi gösterime
sokarak umuma gösterebilmesi, 5846 sayılı Kanun’un 24. maddesi gereğince
münhasıran eser sahibi yapımcıya ait olan “temsil hakkı”nın bir tezahürü olarak ortaya
çıkmaktadır. Bir sinema filmi, ilgili mevzuat hükümleri uyarınca tanımlanan “temsil
hakkı” gereği ancak münhasıran yetkili eser sahibinin rızasıyla umuma
gösterilebilmektedir. Dolayısıyla bir film gösterilmeye başlandığında, yapımcının
gösterimciye sahip olduğu eseri umuma iletmesi yönünde rıza gösterdiği
anlaşılmalıdır. Bu nedenle, aralarında yazılı bir anlaşma olmasa da, bir filmin
gösterime girmesine ilişkin fiili uygulamanın temsil hakkının gösterimci tarafından
kullandırılmasına yönelik bir nevi lisans kullanımı niteliğinde işlem olduğu
değerlendirilmektedir. Yapımcı ve dağıtımcı arasında imzalanan sözleşmelerin
sadece dağıtım hakkını içerdiği dikkate alındığında, temsil hakkının kullanılmasına
ilişkin işlemin, dağıtıcı aracılığıyla yapımcı ve gösterimci arasında gerçekleştiği
değerlendirilmektedir. Gösterimci bu hakkın kullanımı için yapımcı ya da dağıtıcıya
9 08.03.2007 tarihli ve 07-19/192-63 sayılı Kurul kararı
18-42/667-328
10/14
önceden belirlenmiş sabit bir bedel ödememekte, gösterim neticesinde elde edilen
geliri paylaşmaktadır.
(42) Kurulun daha önce değinilen Warner Bros.-2 kararında yapımcı-dağıtıcı-gösterimci
ilişkisinde anlaşma konusu filmlerin fikri mülkiyet hakları içermeleri, bu sebeple
ürünün sahipliğinin el değiştirmemesi, dolayısıyla yeniden satışa konu bir mal veya
hizmetin ortaya çıkmaması, dağıtımcılar ile gösterimciler arasında “dikey anlaşmalar”
bulunduğu gerçeğini değiştirmeyeceği tespiti yapılmıştır. Akabinde 2002/2 sayılı
Tebliğ’in 2. maddesi çerçevesinde bir değerlendirme yapılarak sinema filmlerinin
özünde yapımcılarına ait fikri mülkiyet hakları içermeleri, dağıtım firmaları ile sinema
salonları arasındaki “dikey anlaşmaların” esas amacının ise filmlerin gösterimi-
kullanımı olduğundan hareketle, bu türdeki anlaşmaların 2002/2 sayılı Tebliğ’in
kapsamına girmediklerine karar verilmiştir.
(43) Taraflar arasındaki dosya konusu mevcut uygulama, bir mal veya hizmetin alımı,
satımı ya da yeniden satımı ilişkisinden ziyade filmin fikri haklardan doğan temsil
hakkının gösterimci tarafından kullanılmasını içerdiğinden, yapımcı veya dağıtımcı ile
gösterimci arasındaki ilişkinin 2002/2 sayılı Tebliğ’in “dikey anlaşma” tanımına
uymadığı anlaşılmaktadır. Nitekim Kılavuz’da da, telif hakkının kullanılmasına benzer
olan yalın lisans devir sözleşmelerinde mal veya hizmetin alım veya satımı herhangi
bir şekilde söz konusu olmadığı için bu tür anlaşmalara 2002/2 sayılı Tebliğ’in
uygulanmasının mümkün olmadığı belirtilmektedir10. Dolayısıyla, yapımcı veya
dağıtıcı ile gösterimci arasındaki sinema filmi gösterim hizmetleri pazarına yönelik
uygulamaların 2002/2 sayılı Tebliğ kapsamında incelenemeyeceği
değerlendirilmektedir.
(44) Ancak hiç kuşkusuz, anlaşma konusu filmlerin fikri mülkiyet hakları içermeleri ve
anlaşmaların 2002/2 sayılı Tebliğ kapsamında incelenmemesi, bu anlaşmalar
vasıtasıyla rekabetin ihlal edilebileceği gerçeğini değiştirmemektedir. Zira yapımcı,
dağıtımcı ve gösterimci teşebbüslerin aralarında anlaşarak filmin tüketiciye ulaştığı
nihai fiyatı olan sinema bileti fiyatını birlikte belirlemeleri rekabeti ihlal edecektir.
Amerika Birleşik Devletleri’nde Yüksek Mahkeme tarafından alınan United States v.
Paramount Pictures11 kararında bu konuda örnek mahiyetinde değerlendirmeler
bulunmaktadır. Söz konusu kararda Yüksek Mahkeme, dağıtıcı ve salonlar arasında
bir fikri mülkiyet lisansı ilişkisinin olmasının, dağıtıcılara sinema salonları arasındaki
rekabeti kısıtlama hakkı vermeyeceğine ve bu nedenle dağıtıcılar tarafından sinema
salonlarının bilet fiyatlarına müdahale edilmesinin Sherman Kanunu’nu ihlal ettiğine
hükmetmiştir. Anılan kararda, aynı dağıtıcının farklı sinemalarla yaptığı sözleşmelerle
asgari fiyat belirlemesinin, sinemaların birbirleriyle rekabet etmelerini engellediği ve
bir kopya hakkının, hakkı verenler tarafından, devralanlar arasında rekabeti bozarak
kazanç elde etme amaçlı kullanılamayacağı tespit edilmiştir. Dolayısıyla, sektör
oyuncularının birlikte sinema bileti fiyatını belirlemeleri 4054 sayılı Kanun’un 4.
maddesini ihlal eder nitelikte olacaktır.
(45) Yapılan bu teorik açıklamalar çerçevesinde iddia olunan eylem, elde edilen bilgi ve
bulgular ışığında ele alınacaktır.
10 Kılavuz, para.4.
11 United States v. Paramount Pictures, Inc. 334 U.S. 131 (1948).
18-42/667-328
11/14
(46) Belge-1’de TESİYAP tarafından sinema salonu işletmecilerine gönderilen
ihtarnamede “sinema salon işletmecilerinin Yapımcı üyelerimizin iznini almaksızın
sinema bileti ile promosyon faaliyetlerini bir arada yapmakta oldukları; bunun
yapımcılar açısından ciddi hak kayıplarına yol açtıkları bilgisini paylaşmışlardır”
ifadesine yer verilmiş, bu tür promosyonların faaliyete geçirilmeden önce yapımcılara
danışılmasının gerekliliği vurgulanmıştır. TESİYAP’ın 13.08.2018 tarihinde sektördeki
sinema salonu işletmecilerine keşide ettiği ihtarnamede özet olarak; gişe hasılatlarının
şeffaf ve kabul edilebilir süre ve şartlarda yapımcılarla paylaşılmaması, birden çok
başlık altında belirlenmiş sinema bilet türlerinin sinema gişeleri ve bordrolarda doğru
bir şekilde kontrol ve kayıt altına alınamaması, 5846 sayılı Kanun kapsamında şekil
şartına tabi olmasına karşın herhangi bir anlaşmaya bağlanmaksızın eserlerin mali
hak getirisi olan sinema biletiyle sinema işletmelerinin ticari promosyon faaliyetlerinin
birlikte yürütülmesi, imzalanan dağıtım sözleşmeleri içerisinde yer alan telif hukukuna
ilişkin eksiklikler, Müşteri Kimlik Kodu (PNR)12 uygulamalarındaki şeffaflık sorunu ve
yaşanan mali kayıtlar ve Sanal Kopya Bedeli (VPF)13 başta olmak üzere yapımcıların
yükümlü tutulduğu uygulamalar konu edilmiştir. Sinema salonlarının PNR
uygulamalarına örnek vermek gerekirse, bir döner firmasına yapılan indirimli toptan
satışlar ile kitap ve müzik evleri gibi belirli satış noktalarına münhasıran uygulanan
indirimli satışlar sayılabilmektedir.
(47) Belge-2’de bahsi geçen üç sinema salonu işletmecisinin TESİYAP’a gönderdikleri
karşı ihtarnamelerde ise, TESİYAP’ın fikri mülkiyet haklarını gerekçe göstererek salon
işletmecilerinin fiyatlandırma politikalarına müdahil olamayacağı, bilet fiyatlarında
indirim/promosyon yapılmadığı takdirde sinema salonlarının pazarda faaliyetlerine
devam edemeyecekleri, salon işletmecileri tarafından ifade edilmiştir. Dolayısıyla,
salon işletmecileri cevabi ihtarnamelerinde TESİYAP ile herhangi bir çalışma içinde
olmayacaklarını açıklamışlardır. Bu durum salon işletmecilerinin, TESİYAP’tan gelen
ve Kanun’un 4. maddesi kapsamında verilen hizmetin fiyatının tespit edilmesi
sonucunu doğuracak anlaşma talebine olumsuz yanıt verdiğini göstermektedir.
(48) BKM’de yapılan incelemede bulunan Belge-3 Adana, Ankara, İzmir, Bursa ve
Eskişehir illerindeki Cinemaximum, Avşar, Cinemarine, Cinetech, Cinema Pink,
Cinetime gibi sinema salonlarında kesilen bilet fatura örneklerini içermektedir.
Faturalar patlamış mısırın müşteriye/izleyiciye sinema biletiyle birlikte satılmasının
zorunlu tutulup tutulmadığını, kampanya kapsamında yapılan indirim oranın ne
kadarının sinema biletine uygulandığını anlamak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Fatura
örnekleri incelendiğinde, bazı işletmecilerin bilet gişelerinde patlamış mısır menüsü
satışı gerçekleştirmediği, çoğu işletmecinin ise patlamış mısır menüsünü müşteriye
alternatif olarak sunduğu görülmektedir. Sonuç olarak, TESİYAP’ın bu süreçte iddia
ettiği anlaşılan, salon işletmecilerinin yaptığı kampanyalardan faydalanması için biletle
birlikte patlamış mısır satın alma zorunluluğunun genel bir uygulama olmadığı
görülmüştür. Ancak altı sinema salonundan Bursa Carrefour Cinemaximum ve Ankara
Taurus Cinemarine olmak üzere ikisinde patlamış mısır menüsünü içermeyen biletlere
indirim uygulanmayacağı, normal bilet tarifesi üzerinden fiyat uygulanacağı
görülmektedir. Diğer bir ifadeyle, kampanya kapsamında indirimden faydalanabilmek
için patlamış mısır menüsünün gişede satın alınması şart koşulmuştur.
12 Sinema salonu işletmelerinin anlaşmalı oldukları firmalarda müşterilerin avantajlı ürünleri satın
almasına ya da indirimlerden faydalanmasına yarayan bir tür koddur.
13 Yapımcının gösterimci tarafından sinema salonu işletmecilerine kopya/ekran başına ödediği sanal
baskı ücretlerine verilen addır.
18-42/667-328
12/14
(49) Belge-4’te görüldüğü üzere, sektörün sorunlarına çözüm üretmek amacıyla
26.09.2018 tarihinde Kültür ve Turizm Bakanlığında sektörün tüm paydaşlarının ilk
kez bir araya geldiği bir toplantı düzenlenmiştir. Çözüm önerilerinden biri olarak,
sinema bileti ile patlamış mısırın birlikte satılması ve indirim oranlarının bilet fiyatına
uygulanmasına engel olmak amacıyla TESİYAP bilet fiyatlarını tarifelendirme
çalışmalarına başlamıştır. 5846 sayılı Kanun’da meslek birliklerinin eser, icra,
fonogram, yapım ve yayınların kullanımından ve/veya üretiminden kaynaklanan
ödemelere ilişkin tarifeleri tespit edebildiği belirtilmiştir. BKM ve TESİYAP arasında
yapılan yazışmalarda da Kültür ve Turizm Bakanlığı Meslek Birlikleri ve Denetim Grup
Koordinatörünün bu bilgiyi onaylayan ifadelerine rastlanmıştır.
(50) Ayrıca, yerinde incelemelerde yapımı tamamlanan filmlerin dağıtımının nasıl ve
kimlerle yapıldığına ve sözleşme türlerine ilişkin bilgiler ile sinema salonları ve
dağıtımcı firmalar tarafından kendilerine sunulan son üç yıla ait performans raporları
ve her bir dağıtımcı firma ile imzalanan anlaşma örneği yapımcılardan istenmiştir.
Yapımcıların dağıtımcılarla yaptıkları sözleşmelerde lisans sürelerinin altı ay ila bir yıl
arasında değiştiği görülmektedir.
(51) Önaraştırma döneminde TESİYAP Genel Sekreteri, Derneğin incelenen eylemlerini
açıklayıcı bir yazı göndermiştir. İlgili yazıda üye yapımcıların itiraz ettiği temel
noktanın telif bedelinden kaynaklanan hak edişlerin kendilerine eksik ödenmesi
olduğu, sinema salonu işletmecilerinin telif gelirlerini kendi lehlerine olacak şekilde
muhasebeleştirdiği ifade edilmiştir. Sorunun bilet fiyatlarının tüketici lehine
indirilmesinin olmadığı, indirim sonrası taraflar arası yapılan bölüşümde yapımcı
lehine ödenmesi gereken kısmın gösterimciler tarafından bilinçli olarak kesildiği,
ayrıca indirimin tamamının asli ürüne yani bilete uygulanmasının vergi mevzuatına
aykırı bir durum yarattığı ve rüsum kaybına yol açtığı açıklanmıştır.
(52) Dosya konusu inceleme taraflarından yapımcı teşebbüslerin meslek birliği TESİYAP
aracılığıyla gösterimcilere gönderilen ihtarnamelerde, yapımcıların gösterimcilerden
sinema filmlerine halk günü gibi herhangi bir kampanya uygulamadan önce bunu
yapımcıların onayına sunmasını, ayrıntılı bir şekilde seans, salon, satış tutarlarına,
tam-öğrenci bilet türü gibi bilgilere yer vererek filmleri şeffaf bir şekilde
bordrolamasını, öğrenci bileti uygulaması kapsamında öğrenci bileti alanların öğrenci
kimliklerini kontrol etmesini, satış ve kampanya faaliyetlerini yapımcıların denetimine
açmasını ve son olarak dağıtımcı ile yazılı bir sözleşme akdetmesini talep ettiği
görülmektedir. TESİYAP’ın keşide ettiği ihtarnameler üç gösterim zinciri teşebbüs
tarafından resmi kanallar aracılığıyla reddedilmiş, yapılan indirimlerin rakip salon
işletmecilerle rekabet etmek için zorunlu olduğu ifade edilmiştir. Öte yandan, Belge-
2’den gösterim pazarında küçük bir konumda olan (…..) ve (…..) sinemalarının
çekilen ihtarnameler çerçevesinde işbirliğine hazır olduklarını sözlü olarak ilettikleri
görülmektedir. Dosya kapsamında yapılan görüşmeler ve yerinde incelemelerde elde
edilen belgelerden, gösterim pazarında büyük sinema zincirlerinin çekilen
ihtarnamelere herhangi bir yanıt vermediği görülmektedir. Bunun yanında, yukarıda
Belge-4’te 26.09.2108 tarihinde Kültür ve Turizm Bakanlığında sinema genel müdürü
ve genel müdür yardımcılarıyla sektör temsilcilerinin katıldığı toplantıya dair ajanda
notlarından, (…..) belli bir bilet fiyatı belirlenmesine ya da promosyon yapılmamasına
yönelik taleplere olumlu yaklaşmadığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, gösterim pazarının
oldukça büyük kısmını oluşturan teşebbüslerin çekilen ihtarnamelere olumlu
yaklaşmadığı söylenebilecektir.
18-42/667-328
13/14
(53) Yapımcıların, her türlü telif ve mali hakkına sahip oldukları filmleri için seyirci başına
azami gelir elde etmek istemeleri doğal kabul edilebilecektir. Ancak sektörde
uygulanan iş modeli gereği, gösterimcilerin bilet fiyatlarında indirim ve promosyon
yapmadan önce yapımcılardan izin alması bilet fiyatlarının dolaylı olarak
teşebbüslerce birlikte tespit edilmesi sonucunu doğuracaktır. Örneğin bir gösterimci
indirim yapmak istediğinde ve ilgili filmin yapımcısı da buna izin vermediğinde,
gösterimcinin katlanmak zorunda olduğu maliyet artacağı için indirim yapma
güdüsünü kaybedebilecektir. Bu durum da bilet fiyatlarında katılığa yol açarak tüketici
aleyhine sonuçlar doğurabilecektir. Dolayısıyla, mevcut iş modeli çerçevesinde,
gösterimcilerin indirim veya promosyon yapmadan önce yapımcılardan izin almasına
yönelik anlaşmalar, doğrudan veya dolaylı olarak bilet fiyatlarının belirli bir tutarda
sabitlenmesini içereceğinden 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında amaç
bakımından rekabeti kısıtlayıcı bir anlaşma teşkil edecektir.
(54) Bununla birlikte dosya kapsamında yapılan incelemeler ve görüşmeler çerçevesinde,
yapımcıların bilet fiyatında indirim ve promosyon yapılmadan önce kendilerinden izin
alınmasına dair taleplerinin, toplamda 38 sinema salonu işleten yalnızca iki gösterimci
tarafından “sürece olumlu bakıldığı” şeklinde cevaplandığı, buna karşın
gösterimcilerin neredeyse tamamı (toplam 2.65414 sinema salonunu işletmektedirler)
tarafından kabul görmediği, önaraştırma sürecine paralel bir dönemde Sinema Genel
Müdürlüğü tarafından konunun çözümü için tarafların bir araya getirildiği ve bu
kapsamda film yapımcıları ile sinema salonu işletmecileri arasında bilet fiyatlarını
sabitlemeye yönelik bir anlaşmanın varlığına işaret eden somut bir emarenin
bulunmadığı görülmüştür. Dolayısıyla, yapımcılar ve gösterimciler arasında rekabeti
kısıtlayıcı bir anlaşmanın bulunduğuna dair tespit yapılamamıştır.
(55) Öte yandan dosya kapsamında yapılan görüşmelerde, yukarıda ifade edildiği üzere,
sektör temsilcilerinin mevcut uygulamaya yönelik sıkıntılarının Kültür ve Turizm
Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü nezdinde yapılan toplantılarda konuşulduğu,
Bakanlığın bu sorunlara yönelik gerek yasal gerek idari birtakım çözüm yollarına
başvuracağı öğrenilmiştir.
(56) Yukarıda yer verilen tespitler ve değerlendirmeler ışığında, yapımcıların bilet
fiyatlarında indirim veya promosyon yapılmadan evvel kendilerinden izin alınmasına
yönelik taleplerinin sinema salonu işletmecilerinin neredeyse tamamı tarafından kabul
görmediği, dolayısıyla taraflar arasında rekabeti kısıtlayıcı bir anlaşmanın bu
aşamada mevcut olmadığı, bu nedenle önaraştırma konusu taraflar hakkında
soruşturma açılmasına gerek olmadığı kanaatine ulaşılmıştır.
14 TUİK Kültür İstatistikleri, . Bu istatistiklere
göre Türkiye’deki toplam sinema salonu sayısı 2.692’dir.
18-42/667-328
14/14
J. SONUÇ
(57) Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre, 4054 sayılı Kanun’un 41.
maddesi uyarınca şikayetin reddi ile soruşturma açılmamasına, gerekçeli kararın
tebliğinden itibaren 60 gün içinde Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açık olmak
üzere, OYBİRLİĞİ ile karar verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy