Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2017-4-34 (Muafiyet)
Karar Sayısı : 18-48/751-364
Karar Tarihi : 20.12.2018
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. Ömer TORLAK
Üyeler : Arslan NARİN (İkinci Başkan), Adem BİRCAN,
Mehmet AYAN, Şükran KODALAK
B. RAPORTÖRLER : Esin AYGÜN, Hatice CESUR, Mehmet Yavuz GÜNER
C. BİLDİRİMDE
BULUNAN : - Türkiye Sigorta, Reasürans ve Emeklilik Şirketleri Birliği
Temsilcisi: Av. Turgan GÜRMEN
Mete Cad. No: 12/7 Taksim 34437 İstanbul
(1) D. DOSYA KONUSU: Türkiye Sigorta, Reasürans ve Emeklilik Şirketleri Birliği
üyelerinin anlaşmalı çalıştıkları tüm servis noktalarından asgari olarak OSEM S
10001 veya benzeri kalite standartları belgelerinin zorunlu olarak istenmesine
yönelik Birlik Yönetim Kurulu kararına muafiyet tanınması talebi.
(2) E. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 29.05.2017 tarih ve 3735 sayıyla giren
bildirim ve en son 02.11.2018 tarihinde giren ek bilgi yazıları üzerine düzenlenen
11.12.2018 tarih ve 2017-4-34/MM sayılı Muafiyet Raporu görüşülerek karara
bağlanmıştır.
(3) F. RAPORTÖR GÖRÜŞÜ: İlgili raporda;
Türkiye Sigorta, Reasürans ve Emeklilik Şirketleri Birliği (TSB) üyelerinin
anlaşmalı çalıştıkları tüm hasar onarım servislerinden asgari olarak OSEM SS
10001 veya benzeri kalite standartları belgesinin zorunlu olarak istenmesine
yönelik Birlik Yönetim Kurulu kararının 4054 sayılı Rekabetin Korunması
Hakkında Kanun (4054 sayılı Kanun) kapsamında olduğu,
Anılan Birlik Yönetim Kurulu kararına Kanun’un 5. maddesinin birinci fıkrasında
sayılan koşulları sağlamaması nedeniyle bireysel muafiyet tanınamayacağı,
OSEM servis yeri ve eşdeğer yedek parça sertifikasyon uygulamalarının ayrı bir
başvuru kapsamında değerlendirilmesinin yerinde olacağı, OSEM Sertifikasyon
A.Ş. (OSEM) tarafından kararın tebellüğünü takip eden 60 gün içerisinde bireysel
muafiyet formu doldurularak yeniden başvuru yapılması gerektiği
ifade edilmiştir.
G. İNCELEME ve DEĞERLENDİRME
(4) Bildirimde; TSB’nin 10.01.2017 tarihli Yönetim Kurulu kararı ile, TSB tarafından kurulan
OSEM’in TSB üyelerinin anlaşmalı çalıştıkları tüm servis noktalarından asgari olarak
OSEM SS 10001 veya benzeri kalite standartları belgesinin zorunlu olarak istenmesini
içeren sertifikasyon uygulamasının 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi hükümlerinden
18-48/751-364
2/55
muaf tutulması ve söz konusu uygulamaya Kanun’un 5. maddesi uyarınca bireysel
muafiyet tanınması talep edilmektedir1.
(5) Bildirimle ilgili olarak 27.07.2017 tarihli ve 9588 sayılı, 16.02.2018 tarihli ve 2221 sayılı,
07.08.2018 tarihli ve 9754 sayılı yazılar ile başvuru sahibi TSB’den bilgi talep edilmiş,
istenen bilgi ve belgeler 22.08.2017 tarihli ve 6073 sayılı, 06.04.2018 tarihli ve 2856
sayılı, 02.11.2018 tarihli ve 7921 sayılı yazılar ile Kurum kayıtlarına girmiştir. Dosya
kapsamında ayrıca, 27.07.2017 tarihli ve 9611 sayılı yazı ile T.C. Başbakanlık Hazine
Müsteşarlığından (Hazine Müsteşarlığı)2; 12.12.2017 tarihli ve 15579 sayılı yazı ile Türk
Akreditasyon Kurumundan (TÜRKAK); 27.07.2017 tarihli ve 9596 sayılı yazı ile Türk
Standartları Enstitüsünden (TSE); 27.07.2017 tarihli ve 9595 sayılı yazı ile CZ Turk Araç
Hasar Tamiri Teknik Kontrol Belgelendirme Hizmetleri A.Ş.’den (CZTURK); 27.07.2017
tarihli ve 9605 sayılı yazı ile Otomotiv Satış Sonrası Ürün ve Hizmetleri Derneğinden
(OSS) ve Ösebir Özel Otomobil Servisleri Birliği Derneğinden (ÖSEBİR) bilgi talep
edilmiş, ilgili bilgiler Hazine Müsteşarlığının 18.09.2017 tarihli ve 6648 sayılı yazısı;
TÜRKAK’ın 08.03.2018 tarihli ve 1997 sayılı yazısı; TSE’nin 21.09.2017 tarihli ve 6715
sayılı yazısı; CZTURK’un 07.08.2017 tarihli ve 5693 sayılı yazısı; OSS’nin 16.10.2017
tarihli ve 7440 sayılı yazısı; ÖSEBİR’in 17.08.2017 tarihli ve 5942 sayılı yazısı ile
sunulmuştur.
(6) Bununla birlikte, 29.09.2017 tarihli ve 12159 sayılı yazı ile başvuru konusu uygulama
hakkında ilgili pazarlarda faaliyet gösteren sigorta şirketlerinin görüşlerine başvurulmuş,
ardından sigorta şirketlerinin cevap yazıları çeşitli tarih ve sayılar ile Kurum kayıtlarına
intikal etmiştir. Kurum kayıtlarına 20.10.2017 tarihli ve 7579 sayılı yazı ile intikal eden ve
Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) tarafından gönderilen yazıda da
dosya konusu uygulama hakkındaki görüşlere yer verilmiştir. İlgili dosya kapsamında
ayrıca 04.09.2018 tarihinde TSE, 27.09.2018 tarihinde MÜSİAD, 03.09.2018 tarihinde
T.C. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı3 yetkilileri ile görüşmeler gerçekleştirilmiş ve ilaveten
ÖSEBİR ve bazı özel servis yetkililerinin görüşlerine başvurulmuştur.
G.1. Projeyi Yürütecek Kuruluşlar Hakkında Bilgi
G.1.1. Türkiye Sigorta, Reasürans ve Emeklilik Şirketleri Birliği (TSB)
(7) 1870’lerden itibaren Türkiye’de sigortacılık hizmetleri ve faaliyetleri ile ilgilenen sigorta
şirketleri aralarında meslek kuruluşu, sendika veya cemiyet şeklinde örgütlenme ihtiyacı
duymuşlardır. 1923 yılına gelindiğinde “Sigortacılar Kulübü” ardından yerine Türkiye’de
çalışmakta olan yerli ve yabancı tüm sigorta şirketlerinin üye olunmasının zorunlu
tutulduğu “Sigortacılar Cemiyeti Daire-i Merkeziyesi” ve takiben, 1959 yılında 7397 sayılı
Sigorta Murakabe Kanunu ile “Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği” olarak
örgütlenmişlerdir. 1975 yılında anılan Birliğin ana tüzüğünde yapılan değişiklikle unvanı
1 Bildirim Formunda; “TSB’nin 10.01.2017 tarihli Yönetim Kurulu Kararı ile karar altına aldığı anılan
uygulamaya Kanun’un 5 inci ve 12 inci maddeleri çerçevesinde Kanun’un 4 üncü maddesi hükümlerinin
uygulanmasından muaf tutulmasına ilişkin bildirimimizin kabulü ile OSEM sertifikasyon uygulamasına
muafiyet verilmesi hususunu bilgilerinize sunarız.” ifadelerine yer verilmiş olmakla birlikte, Bildirim
Formunun devamında “Anlaşmanın niteliği” kısmında bildirime konu eylem olarak TSB Yönetim Kurulu
kararı ve “Anlaşmanın kapsamı” kısmında TSB üyesi sigorta şirketlerinin anlaşmalı olarak çalıştıkları servis
noktalarından asgari bir hizmet standardı olarak OSEM SS 10001 belgesinin zorunlu olarak istenmesi
muafiyet talebine konu edilmiştir. Bu nedenle işbu dosya kapsamında OSEM sertifikasyon faaliyetlerine
yönelik ayrı bir muafiyet değerlendirmesi yapılmamıştır.
2 Dosya sürecinde, Hazine Müsteşarlığı ile T.C. Maliye Bakanlığı aynı teşkilat altında birleştirilmiş olup yeni
bakanlığın ismi T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı olarak belirlenmiştir. Bu bağlamda Hazine Müsteşarlığına
yapılan atıflar T.C. Hazine ve Maliyet Bakanlığını nitelemektedir.
3 Yeni bakanlığın ismi Ticaret Bakanlığı olarak belirlenmiştir. Gümrük ve Ticaret Bakanlığına yapılan atıflar
Ticaret Bakanlığını nitelemektedir.
18-48/751-364
3/55
“Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği” olarak kabul edilmiş sonrasında, 5684
sayılı Sigortacılık Kanunu’nda (Sigortacılık Kanunu) 29.06.2012 tarihinde yapılan
değişiklikle unvanı “Türkiye Sigorta, Reasürans ve Emeklilik Şirketleri Birliği” olarak
değiştirilmiştir. Anılan değişiklikle birlikte Birliğin logosu olarak “Türkiye Sigorta Birliği”
ibaresi kullanılmaya başlanmıştır. Teşebbüs birliği olan bu kuruluş herhangi bir şirketler
grubuna bağlı değildir.
(8) TSB’nin yapılanmasına, faaliyetlerine, organlarının görev ve yetkilerine ilişkin esaslar
Sigortacılık Kanunu’nun “Meslek Örgütlenmeleri” başlığı altındaki 24 ve 25.
maddelerinde ve anılan Kanun maddelerine dayanılarak 02.01.2014 tarih ve 28870 sayılı
Resmi Gazete’de yayımlanan Türkiye Sigorta, Reasürans ve Emeklilik Şirketleri
Birliği’nin Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik’te yer verilmiştir. Sigortacılık
Kanunu’nun 24. maddesinin sekizinci fıkrasında açıklandığı üzere TSB’nin amacı;
mesleğin gelişmesini temin etmek, üyelerinin dayanışma, birlik ve mesleğinin gerektirdiği
vakar ve disiplin içinde çalışmalarını sağlamak ve haksız rekabeti önlemek üzere gerekli
kararları almak ve uygulamak şeklinde düzenlenmiştir.
(9) Sigortacılık Kanunu’nun 24. maddesinin birinci fıkrası uyarınca sigorta şirketleri kamu
kurumu niteliğinde bir meslek kuruluşu olan TSB’ye giriş aidatını ödeyerek üye olmak
zorundadır. Birliğin 39’u hayat dışı, 18’i hayat ve emeklilik, dördü hayat ve ikisi reasürans
şirketi olmak üzere 63 üyesi aktif olarak faaliyette bulunmaktadır.
(10) Sigortacılık Kanunu’nda da belirtildiği üzere TSB’nin görevleri arasında; mesleğin
gelişmesini sağlayıcı önlemler almak, bu amaçla araştırma kuruluşları tesis etmek ve bu
konudaki araştırma ve çalışmaları desteklemek, Türkiye’de sigortacılığı ve bireysel
emeklilik tasarruf ve yatırım sistemini temsil etmek ve tanıtmak için gerekli girişimlerde
bulunmak, gerektiğinde sigorta sözleşmelerine ilişkin rehber tarifeleri hazırlayarak
sektörün hizmetine sunmak, sigortacılık ve bireysel emeklilik tasarruf ve yatırım sistemi
mevzuatı ile kendisine verilen görevleri yerine getirmek ve aldığı kararların ve önlemlerin
uygulanmasını izlemek, uyulması zorunlu meslek kurallarını belirlemek, üyeleri
arasındaki haksız rekabeti önlemek amacıyla gerekli her türlü tedbiri almak ve
uygulamak, sigortacılıkta tahkimin işleyişini düzenlemek ve sigorta hakemlerinin listesini
tutmak gibi yetkileri bulunmaktadır. Bu kapsamda ayrıca TSB, sigortacılığın gelişmesini
temin etmek, sigortacılık sektörünün gelişmesini sağlayıcı önlemler almak, haksız
rekabeti önlemek üzere gerekli kararları almak amacıyla uyulması zorunlu meslek
kuralları ve bahse konu amaçların gerçekleştirilebilmesi için tüzel kişiliği haiz şirketler
kurabilmektedir.
(11) Birliğin çalışma esasları TSB tarafından hazırlanan ve Hazine Müsteşarlığı tarafından
onaylanan yönetmelik ile belirlenmekte ve tüm faaliyetleri Sigortacılık Kanunu’nun 24.
maddesinin 25. fıkrası uyarınca Müsteşarlık tarafından denetlenmektedir.
G.1.2. OSEM Sertifikasyon A.Ş. (OSEM)
(12) OSEM; TSB tarafından 13.07.2015 tarihinde kurulmuştur ve sermayesinin tamamı
TSB’ye aittir. OSEM, mevcut durumda servislere ve eşdeğer parçalara yönelik
belgelendirme ve eğitim faaliyetleri ile iştigal etmektedir. Servislere yönelik belgelendirme
ve eğitim hizmeti için TÜRKAK’a yapılan akreditasyon başvurusu değerlendirme
sürecinde bulunan OSEM, nihai olarak, Hazine Müsteşarlığının denetimine tabidir.
Teknik Komitesi ve Tarafsızlık Komitesi olmak üzere iki komitesi bulunmaktadır. OSEM’in
yönetim kurulunda, HDI Sigorta A.Ş. (HDI), MAPFRE Sigorta A.Ş. (MAPFRE SİGORTA)
gibi bazı sigorta şirketlerinin yetkilileri ile TSB genel sekreter yardımcısı bulunmaktadır.
18-48/751-364
4/55
G.2. OSEM Sertifikasyon Projesi
(13) Bildirime konu uygulama ile sigortacılık sektörüne hizmet veren hasar onarım
servislerinin fiziki şartlarının ve hasar onarım yeterliliğinin belirlenmesinin, şirket ve
müşteri beklentileri açısından denetlenmesinin ve standartlara uygun olanların
belgelendirilmesinin, böylelikle müşteriye sunulan hizmet kalitesinin artırılmasının ve
hasarın doğru servis noktalarında ve doğru yöntemlerle onarılmasının sağlanmasının
öngörüldüğü ifade edilmiştir. İlaveten sözü edilen uygulama ile özellikle trafik sigortası ve
kasko sigortasında olmak üzere sigorta sektörünün son yıllardaki zararının telafisine
yönelik hasar onarım hizmetleri pazarındaki maliyet artışları ve bunların artışlarının
tüketiciye yansıtılması ile maliyet kalemlerindeki belirsizliklerin bertaraf edilmesinin de
amaçlandığı belirtilmiştir.
(14) Bu kapsamda TSB Yönetim Kurulunun 10.01.2017 tarihli kararının “Anlaşmalı Özel
Servislerden İstenecek Asgari Standartların Belirlenmesi Hakkında Karar Alınması”
başlıklı 5. maddesi ile,
Halihazırda otomotiv ve pek çok hizmet sektöründe talep edilen belgelendirmeye
benzer şekilde, TSB üyelerinin anlaşmalı oldukları tüm servis noktalarından asgari
olarak OSEM SS 10001 veya benzeri kalite standartları belgesinin zorunlu olarak
istenmesine,
TSB üyelerinin kalite belgesi olmayan tüm anlaşmalı onarım servislerinden asgari
kalite standardı olarak OSEM SS 10001 belgesi talep etmesine,
OSEM SS 10001 belgesi olmayan tüm anlaşmalı servis noktalarının uyumu için bir
yıllık geçiş süresine uymaları yönünde gereken uyarıların yapılmasına; gerekli
görüldüğü takdirde ilgili mevzuat hükümlerine uygun yaptırımların uygulanmasına
karar verilmiştir. Aynı maddede bahse konu yönetim kurulu kararının Rekabet
Kurumunun uygun görüşü alınmak suretiyle hayata geçirilmesine yönelik bir hüküm
eklenmiştir.
(15) Anılan zorunluluktaki “asgari” ifadesinin kapsamına ilişkin olarak TSB tarafından, IAF
(International Accrediation Forum) altında uluslararası akredite kurumlarından ya da
TÜRKAK tarafından akredite edilmiş kuruluştan alınan sertifika belgesinin kastedildiği
belirtilmiştir. OSEM SS 10001 tarafından belirlenen standartlar akredite olmuş kuruluşlar
tarafından sunulabilecek asgari düzeydeki standartlara denk geldiğinden, OSEM
tarafından bu kapsamdaki kuruluşlarca verilen tüm sertifikaların kabul edileceği de
cevabi yazıda yer almaktadır.
(16) Buna ek olarak TSB tarafından başvuruya konu uygulamaya ilişkin yönetim kurulu
kararının Hazine Müsteşarlığının bilgisi ve onayı ile kurulmuş olan OSEM’in vereceği bir
sertifikasyon hizmetine ilişkin olduğu ve TSB’nin sektöre yönelik faaliyetlerinin
Müsteşarlık oluru ve/veya bilgisi dahilinde bulunduğu belirtilmiştir. Bu çerçevede muafiyet
başvurusuna konu uygulamanın bizzat merkezi idare eliyle yasal düzenleme yapılmak
suretiyle getirilmiş olması ve TSB’nin bir kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu
olduğu ifade edilerek, uygulamanın 4054 sayılı Kanun’un kapsamı dışında kabul
edilebilecek nitelikte olduğu da iddia edilmiştir.
(17) Hasar onarım hizmetleri pazarında farklı amaçlara yönelik olarak yetkili servis, özel
servis ve tamirhaneler şeklinde üç tür hizmet noktası bulunmaktadır. Bu çerçevede
Bildirim Formunda, ilk aşamada sigorta şirketlerinin anlaşmalı oldukları özel servislerin
hedeflendiği ifade edilmiştir. Bu tercihe ilişkin olarak; yetkili servislerin yeni araçlar için
yoğun olarak kullanılması, araç yaşının ilerlemesi ve garanti kapsamının bitmesi ile
18-48/751-364
5/55
beraber araç sahiplerinin özel servislere yönelmesi; diğer yandan, yetkili servislerin
önemli bir kısmının sertifikaya sahip olması; buna karşılık özel servislerin %3 gibi çok az
bir kısmının sertifikaya sahip olması gibi nedenler öne sürülmüştür.
(18) TSB tarafından, ilk aşamada özel servislerin sertifikalandırılması amaçlanmakla birlikte
OSEM SS 10001 sertifikasının, motorlu araçlara yönelik hasar onarım servislerinin
tamamına hitap ettiği belirtilmiştir. Bir başka ifadeyle, OSEM sertifikasyon uygulaması,
sigorta şirketleri ile anlaşmalı çalışmak isteyen tüm yetkili servis, özel servis ve
tamirhanelere uygulanacaktır. Halihazırda, sözü edilen üç tip servis hizmetine yönelik
OSEM SS 10001 adı altında tek bir belgelendirme yapılması planlanmakta olup ilerleyen
süreçte ve belli sayıda OSEM belgeli servis sayısına ulaşıldığında, OSEM sertifikasının
mevcut kriterlerine ilave olarak “silver, gold, platinum” olarak sınıflandırma yapılmasının
planlandığı da bildirilmektedir4. Ancak işbu dosyada yapılan tespit ve değerlendirmeler,
OSEM SS 10001 sertifikasyonuna ilişkin bildirimi yapılan kapsamla sınırlı olup planlanan
ilave kriterlere ilişkin değerlendirmeleri içermemektedir.
(19) “OSEM SS 10001 Oto Bakım ve Onarım Merkezi Yeterlilik Belgelendirmesi Kuralları”
(OSEM Belgelendirme Kuralları) incelendiğinde “Kapsam” başlıklı 1. maddesinde,
“OSEM tarafından belgelenmek isteyen oto sigortası kapsamında faaliyet yürüten,
teşhis (diyagnostik), motor, vites kutusu, aktarma organları, süspansiyon sistemi,
elektrik ve elektronik sistemler, yardımcı sistemler (aksesuarlar), ilave sistemler
(tadilatlar), gövde (kaporta ve boya), cam, mini onarım konularında hizmet veren oto
bakım ve onarım merkezleri için uygulanır.”
ifadelerine yer verilerek, OSEM sertifikalarının uygulama alanı düzenlenmiştir.
(20) OSEM Belgelendirme Kuralları’nın “Amaç” başlıklı 2. maddesinde ise, OSEM Oto Bakım
ve Onarım Merkezi Yeterlilik Belgelendirmesi Standardı’na uygunluk denetiminin;
gerçekleştirilen belgelendirme denetiminde başarılı olması durumunda
belgelendirilmesi,
habersiz denetimlerin gerçekleştirilmesi,
bir yılın sonunda yeniden belgelendirilmesi
şeklinde gerçekleştirilmesinin tasarlandığı görülmektedir. OSEM sertifikasyon
sürecindeki denetimlerini ise şu şekilde gerçekleştirmeyi planlamaktadır: Belgelendirme
denetimi ile OSEM Oto Bakım ve Onarım Merkezi Yeterlilik Belgelendirmesi
Standardı’nda yer alan kriterlerin ne derecede yerine getirildiğinin tespit edilmesi; takip
denetimi ile daha önceden tespit edilen uygunsuzlukların5 -bu tespitlerle sınırlı kalmak
üzere- incelenmesi; habersiz denetim ile müşteri geri bildirimleri, işlem hacmi, sigorta
şirketlerinden alınan bildirimler kapsamında önceden haber verilmeksizin inceleme
gerçekleştirilmesi öngörülmektedir.
(21) Hasar onarım servislerine belge verilmesi, belge iptali, belgenin askıya alınması ve
askıdan indirilmesi kararını almaya yetkili organı ise Oto Bakım ve Onarım Merkezi
Yeterlilik Belgelendirme Komitesi olarak belirlenmiştir. Bu kapsamda, OSEM Oto Bakım
ve Onarım Merkezi Yeterlilik Belgelendirmesi Standardı’nda yer alan kriterlerin taşındığı
4 Dosya konusu başvurunun değerlendirilmesi sürecinde belirtilen sınıflandırmaların uygulanmaya
başlandığı OSEM’in internet sitesinden görülmüştür.
5 Uygunsuzluklar, majör ve minör olmak üzere iki şekilde kategorize edilmektedir. Majör uygunsuzluklar;
standardın temel maddelerinde, sistemde büyük zafiyet oluşturmayan uygunsuzlukları; minör
uygunsuzluklar ise sistemin tamamına yayılmamış, sistemde büyük zafiyet oluşturmayan uygunsuzlukları
ifade etmektedir.
18-48/751-364
6/55
ya da uygunsuzluklara yönelik düzeltici faaliyetlerin tamamlandığı, anılan Komite
tarafından tespit edilmekte, böylece ilgili servisin belgelendirilip belgelendirilmeyeceğine
karar verilmektedir.
(22) OSEM uygulaması kapsamındaki hizmet ve takip (uygunsuzluk) denetim bedellerine
aşağıdaki tabloda yer verilmektedir:
Tablo 1: Her Bir Servis İçin Belgelendirme Bedeli (2017)
OSEM Belgelendirme (Yıllık) Bedeli (TL)
Başvuru ve Dosya İnceleme Ücreti (…..)
Tetkik Ücreti (Denetim) Adam/Gün (…..)
Belge Ücreti (…..)
Toplam (…..)
Kaynak: Bildirim Formu
Tablo 2: Takip (Uygunsuzluk) Denetim Bedeli6 (2017)
Hizmet Türü Birim Bedel (TL) Süre (Adam/Gün) Toplam Bedel (TL)
Takip Denetimi (…..) 1 (…..)
Kaynak: Bildirim Formu
(23) OSEM standartlarının TSE ve diğer kuruluşların standartlarıyla karşılaştırılmasına
bakıldığında ise TSB, TSE tarafından verilen TS 12047 ve TS 13168 sertifikalarının
sigorta sektörünün ihtiyaç ve taleplerine yönelik olmadığını, daha ziyade otomotiv
sektörünün kullanımına yönelik hazırlandığını ifade etmektedir. Yine TSB tarafından
iletilen bilgi ve belgelerde OSEM SS 10001, TS 13168, TS 12047, TS 8986, BS EN
101257 belgelendirme sistemlerinin karşılaştırmalı tablosuna yer verilmiştir.
6 Majör uygunsuzluklar için öngörülen bedel olup, minör uygunsuzluklar için geçerli değildir.
7 BS 10125 İngiltere'de hasar onarım servislerine yönelik uygulanan, hasarlı araç tamir spesifikasyonlarını
belirleyen bir standarttır.
18-48/751-364
7/55
Tablo 3: Hasar Onarım Servislerine Yönelik Sertifikasyon Sistemlerinin Karşılaştırması
18-48/751-364
8/55
Kaynak: TSB’den elde edilen bilgi ve belgeler
(24) Tablodan görüldüğü üzere OSEM SS 10001’deki iç denetim, bakım, onarım süreci
yönetimi başlıkları TS 12047 ve TS 13168 sertifikalarında yer almamaktadır. İş sağlığı
ve güvenliği yasal mevzuatı, iş sağlığı ve güvenliği acil durum, çevre yasal mevzuatı,
onarım yeterliliği ve gözetim başlıklarında TS 13168 sertifikasında düzenleme
bulunmasına karşın TS 12047 sertifikasında bu başlıklara yer verilmemiştir. Diğer
taraftan çevre acil durum, kurumsal kimlik, mali yükümlülük sigorta finansman başlıkları
haricinde OSEM sertifikası ile BS sertifikasının büyük oranda örtüştüğü görülmektedir.
18-48/751-364
9/55
G.3. Pazara İlişkin Genel Bilgi
(25) Bildirim konusu uygulamanın sigorta sektörüne hizmet veren hasar onarım servislerinin
sertifikalandırılmasına ilişkin olduğu dikkate alınarak dosya kapsamında;
sigortacılık hizmetleri,
hasar onarım hizmetleri,
sertifikasyon hizmetleri
olmak üzere üç farklı sektöre ilişkin bilgiye aşağıda yer verilmiştir.
G.3.1. Sigortacılık Hizmetleri
(26) Sigorta, bir şeyin veya bir kimsenin herhangi bir yönden ileride karşılaşabileceği parayla
ölçülebilen zararını ödenen prim karşılığında gidermek veya ekonomik açıdan önemsiz
bir duruma getirebilmek amacıyla bu işle uğraşan kuruluşla yapılan iki taraflı bağlantı
sözleşmesi olarak tanımlanmaktadır. Bu kapsamda kurulan sözleşmelerde, bir tarafta
sigorta teminatı veren, ilgili kanun ve mevzuata göre sigortacılık faaliyetinde bulunmaya
yasal olarak yetkili bulunan “sigortacı”, diğer tarafta da tehlikeyle karşı karşıya olan
“sigorta ettiren/sigortalı” bulunmaktadır. Sigortalı; sigortanın bir tarafı olarak, teminat
kapsamındaki tehlikelerden herhangi birinin gerçekleşmesi durumunda, meydana gelen
hasarın tazmini talebinde bulunmaya yasal yetkili olan kişidir. Genellikle sigorta ettiren
ile sigortalı aynı kişi olmakla birlikte, farklı da olabilmektedir. Sigortacının sigortalıyı
koruma yükümlülüğüne karşılık, sigortalının da sözleşme ile saptanan prim adı altındaki
bir meblağı ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır.
(27) Ülkemizde sigortacılık sektörünü düzenleyen temel mevzuat 5684 sayılı Sigortacılık
Kanunu’dur. Anılan Kanun’un;
“Amaç ve Kapsam” başlığını taşıyan 1. maddesinin ikinci fıkrasında Türkiye’de
faaliyet gösteren sigorta şirketleri, reasürans şirketleri, Türkiye Sigorta Birliği,
aracılar, aktüerler ile sigorta eksperlerinin mezkûr Kanun’a tabi olduğu,
“Ruhsat” başlığını taşıyan 5. maddesinde sigorta şirketleri ve reasürans
şirketlerinin faaliyete geçebilmek için faaliyet göstermek istedikleri her bir sigorta
branşında Hazine Müsteşarlığından ruhsat almak zorunda olduğu, sigorta
şirketlerinin hayat ve hayat dışı sigorta gruplarından sadece birinde faaliyet
gösterebileceği
ifade edilmiştir.
(28) 10.07.2018 tarih ve 30474 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 1 no’lu Cumhurbaşkanlığı
Kararnamesi’nin 219. maddesinde Hazine ve Maliye Bakanlığındaki hizmet birimlerine
yer verilmiş ve Sigortacılık Genel Müdürlüğü ile Sigorta Denetleme Kurulu bu birimler
arasında sayılmıştır. Kararname’nin 226. maddesi uyarınca Sigortacılık Genel
Müdürlüğünün görev ve yetkileri şunlardır:
“a) Ülke sigortacılığının gelişmesi ve sigortalıların korunması için tedbirler almak,
bu tedbirleri bizzat uygulamak veya ilgili kuruluşlarda uygulanmasını izlemek,
b) Sigortacılıkla ilgili konularda mevzuatı hazırlamak, uygulamak ve ilgililer
tarafından uygulanmasını izlemek, yönlendirmek ve bu mevzuatın Avrupa Birliği
ile uyumlandırılması çalışmalarını yürütmek,
c) Mevzuatla verilen görevleri yürütmek,
ç) Bakan tarafından verilen diğer görevleri yapmak.”
18-48/751-364
10/55
(29) Aynı Kararname’nin 230. maddesi kapsamında Sigorta Denetleme Kurulunun görev ve
yetkileri ise aşağıdaki şekildedir:
“a) Sigorta Murakabe Kanunu ve sigortacılıkla ilgili diğer mevzuat ile sigorta
denetleme uzmanları, uzman yardımcıları, aktüerleri ve aktüer yardımcılarına
verilen görev ve yetkilerin gerektirdiği denetleme, inceleme ve soruşturma işlerini
yürütmek ve sonuçlandırmak,
b) Sigortacılık ve diğer mali piyasalar ile ilgili alınacak kararların oluşumuna
katkıda bulunmak üzere yurtiçi ve yurtdışında meydana gelen gelişmeleri de
incelemek ve göz önünde bulundurmak suretiyle sigortacılık sektörü ve ilgili diğer
mali piyasalar hakkında konsolide raporlar düzenlemek, bu konulardaki
çalışmalara katılmak ve mütalaa vermek,
c) Alınan, derlenen ve kendine tevdi edilen bilgi, belge ve dokümanlar ile denetim
ve izlemelerden elde edilen sonuçları incelemek ve değerlendirmek, yapılacak
uygulamalar ve alınacak önlemler konusunda Bakana öneriler sunmak,
ç) Kanunların verdiği görev ve yetkiler çerçevesinde Bakanın Kurul tarafından
yürütülmesini uygun gördüğü sigortacılık, mali piyasalar ve kurumlarla ilgili diğer
inceleme ve denetleme faaliyetlerinde bulunmak,
d) Kurulun görev ve yetki alanına giren konularda mevzuat ve uygulama ile ilgili
her türlü araştırma ve diğer çalışmaları yapmak, yürütmek, görüş bildirmek ve
tekliflerde bulunmak.”
(30) Dünya genelinde ve ülkemiz mevzuatında genel kabul görmüş olan sigorta hizmetlerine
ilişkin ayrım “hayat sigortacılık hizmetleri” ve “hayat dışı sigortacılık hizmetleri”
şeklindedir. Bu bağlamda “hayat sigortacılık hizmetleri”; kişinin vefatı, kaza sonucu iş
göremez hale gelmesi, yaşlılık ve sakatlık gibi durumlarda kişinin geçiminin sağlamasına
ve ekonomik kayıpların telafi edilmesine yönelik “risk ağırlıklı hayat sigortaları” olarak
tanımlanabilecek sigorta ürünleri ile kişilerin ödemiş olduğu primlerin belirli bir kısmı ile
birikim taahhüdünde bulunması yoluyla emeklilik programlarına bir destek niteliği ve
yatırım gayesi taşıyan “birikimli hayat sigortaları” olarak tanımlanabilecek sigorta
ürünlerini kapsamaktadır. “Hayat dışı sigortacılık hizmetleri” ise kaza, sağlık, kara
araçları, raylı araçlar, hava araçları, su araçları, nakliyat, yangın ve doğal afetler, genel
zararlar, kara araçları sorumluluk, hava araçları sorumluluk, su araçları sorumluluk, genel
sorumluluk, kredi, emniyeti suiistimal, finansal kayıplar, hukuksal koruma ve destek
sigortası şeklinde 18 adet alt segmente ayrılmıştır8.
(31) Başvuru konusu sertifikasyon uygulaması, sigortacılık sektörüne hizmet veren hasar
onarım servislerinin sertifikalandırılmasına ilişkindir. Sigorta sektörü, kara araçları
sorumluluk ve kasko sigortası kapsamında hasar onarım servislerinin müşterisi
konumundadır. Bu kapsamda bildirim konusu uygulamanın, hayat dışı sigortacılık
hizmetleri içerisinde yer alan kara araçları sorumluluk ile kasko sigortasına ilişkin olduğu
anlaşılmaktadır.
8 Sigortacılık Kanunu’nun 5. maddesi ve buna ilişkin olarak 11.07.2007 tarih ve 26579 sayılı Resmî
Gazete’de yayımlanan 2007/1 sayılı Sigorta Branşlarına İlişkin Tebliğ’de hayat dışı sigortacılık hizmetleri
18 alt branşa, hayat sigortacılık hizmetleri ise 7 alt branşa ayrılmıştır. 05.08.2012 tarih ve 28375 sayılı
Resmi Gazete’de yayımlanan Sigorta Branşlarına İlişkin Tebliğ’de (Tebliğ No: 2007/1) Değişiklik
Yapılmasına Dair Genelge ile hayat sigortacılık hizmetlerine “tontin” de eklenerek, hayat sigortacılık
hizmetleri alt branş sayısı 8’e çıkartılmıştır.
18-48/751-364
11/55
a) Kara araçları sorumluluk sigortası
(32) Kara araçları sorumluluk sigortası; karayolları motorlu kara araçları zorunlu mali
sorumluluk sigortası (trafik sigortası), uluslararası motorlu taşıt mali sorumluluk sigortası
(yeşil kart sigortası), motorlu kara taşıtları ihtiyari mali sorumluluk sigortası ve zorunlu
karayolu taşımacılık mali sorumluluk sigortası ürünlerinden oluşmaktadır.
(33) Sigortacılık Kanunu kapsamında öngörülen trafik sigortası; poliçede tanımlanan motorlu
aracın işletilmesi sırasında, üçüncü şahısların ölümüne veya yaralanmasına veya bir
şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olunmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları
Trafik Kanunu’nun (Karayolları Trafik Kanunu) 85/1. maddesinde tanımlanmış hukuki
sorumluluk çerçevesinde, aracın işletenine düşen sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine
kadar teminat altına almakta olup, aynı Kanun’un 91. maddesine göre motorlu araç
işletenler tarafından yaptırılması zorunlu bir sigorta türüdür. Mezkûr sigortanın kapsamı
Karayolları Trafik Kanunu’nda yer alan sigortalıdan talep edilebilecek tazminat talepleri
ile sınırlı olup sadece üçüncü şahıslara verilen zararları karşılamaktadır. Zira bu sigorta,
sigorta ettirenin kendi aracının hasarını ödememekte, bunun için ayrıca kasko sigortası
yaptırılması gerekmektedir. Trafik sigortası sektörünü düzenleyen mevzuat hükümleri
incelendiğinde; 2008 yılından itibaren primlerin sigorta şirketlerince belirlenmesinde
kısmi serbestliğe geçildiği, sigorta şirketlerinin anılan primleri serbestçe belirlemesinin
önündeki tüm engellerin ise 2014 yılında kaldırıldığı, böylelikle, 2014’ten tavan prim
düzenlemesine kadar (Nisan 2017’ye kadar) anılan primleri serbestçe belirleyebilir hale
geldikleri görülmektedir. “Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası
Primlerine İlişkin Genelge (2017/1)” (2017/1 sayılı Genelge) ile Hazine Müsteşarlığı
tarafından anılan primlere ilişkin olarak bir tavan getirilmiş; yine aynı Genelge
kapsamında prim artış ve indirim oranları da belirlenmiştir. Bu çerçevede anılan Genelge
ile birlikte prim serbestisinin kısıtlandığı ifade edilebilecektir. Tüm bunların yanında
03.08.2016 tarihli ve 29790 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında Tarife Uygulama
Esasları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile havuz
sistemi getirilerek belli risk gruplarındaki araçlara ilişkin trafik sigortası primlerinin kurulan
Riskli Sigortalılar Havuzu’na aktarılarak hasarlarının da bu havuzdan karşılanmasına
yönelik bir düzenleme getirilmiştir.
(34) Trafik sigortasına ilişkin usul ve esasları düzenleyen Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu
Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın (Trafik Sigortası Genel Şartları) “TAZMİNAT
ve GİDERLERİN ÖDENMESİ” başlıklı 2.2. maddesinde;
“Hak sahibi aracının, bu madde uyarınca Hazine Müsteşarlığınca belirlenen ölçütleri
karşılayan9, dilediği onarım merkezinde onarılmasını talep edebilir. Bu durumda
sigortacı, araç kaza tarihi itibariyle anlaşmalı olduğu onarım merkezinde onarılsaydı
uygulanacak parça, tedarik, işçilik ve diğer hususlara göre belirlenecek bedele göre
ödeme yapabilir. Sigortacı söz konusu bedel uygulaması hakkında hak sahibini
hasar ihbarından itibaren 2 iş günü içinde bilgilendirir. Sigortacı bu süre içinde anılan
bildirimi yapmadığı takdirde bildirim konusu bedeli hak sahibine karşı ileri süremez.”
9 Anılan hükme ilave olarak, 10.09.2015 tarihli ve 2015-32 sayılı Hazine Müsteşarlığının Genelgesi’nde
“Onarım servislerinin değerlendirilmesi, Müsteşarlıkça belirlenecek esaslar dahilinde ilgili branşta ruhsat
sahibi olan eksperler tarafından yapılabilir.” ifadeleri yer almaktadır. Genelge’de yer alan ifadelerden
Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi Yönetmeliği’nin 18. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca oluşturulan
Komisyon’un tamirhane referans listesini Genelge’de yer alan standardizasyonuna ilişkin esaslar
çerçevesinde belirlediği anlaşılmaktadır.
18-48/751-364
12/55
ifadelerine yer verilmiştir. Bu bakımdan, hasarın gerçekleşmesi halinde hak sahibi aracını
dilediği -Hazine Müsteşarlığınca belirlenen ölçütleri karşılayan- hasar onarım servisine
götürebilirken, sigortacının hasar onarım servislerinin seçiminde hak sahibine herhangi
bir kısıtlama getiremediği anlaşılmaktadır.
(35) Yeşil kart sigortası, 1959 Strasbourg Anlaşması çerçevesinde yeşil kart sistemi
dahilindeki ülkelere trafik sigortasının uluslararası uzantısı şeklinde kaza mahalli ülke
mevzuatı ve limitleri dahilinde teminat veren yeşil renkli ve uluslararası tek bir formatta
düzenlenen bir sigorta türüdür. Özetle, yeşil kart sigortası trafik sigortasının yurt dışında
geçerli olan şeklidir. Yeşil kart sigortası kapsamında yeşil kart sistemine dahil olan
yabancı plakalı araçların sebep olduğu hasarların giderilmesini sağlamak amacıyla,
Sigortacılık Kanunu’nun 24. maddesi ve 28.06.2008 tarih ve 26920 sayılı Resmî
Gazete’de yayımlanan “Türkiye Motorlu Taşıt Bürosu’nun Çalışma Usul ve Esasları
Hakkında Yönetmelik” çerçevesinde Türkiye Motorlu Taşıt Bürosu (TMTB) kurulmuştur.
Bu çerçevede sigorta şirketi, Trafik Sigortası Genel Şartları’nın 2. maddesinde belirtilen
istisnanın hilafına sigorta ettireni, TMTB’nin üyesi bulunduğu yeşil kart sistemi dahilindeki
yabancı ülkelerde motorlu aracın işletilmesinden ötürü meydana gelecek sorumluluk
hallerinden dolayı, olayın meydana geldiği ülkenin zorunlu mali sorumluluk sigortası
limitleri dahilinde güvence altına almaktadır. Böylelikle, her ülke sınırında o ülkenin trafik
sigortasını yaptırma zorunluluğu ortadan kalkmış olmaktadır. Ülkemizde 2009 yılına
kadar sigorta şirketlerinin gönüllü üyelik esasına dayanan yeşil kart sisteminde yapılan
mevzuat değişikliği ile kara araçları sorumluluk branşında ruhsat sahibi olan tüm hayat
dışı sigorta şirketleri doğal üye olarak kabul edilmiştir. Bununla birlikte, yeşil kart sigortası
yurt dışında geçerli bir sigorta ürünü olması nedeniyle yurt içindeki hasar onarım
servislerinden hizmet alınmamaktadır. Bu sebepten işbu dosyada kara araçları
sorumluluk sigortası kapsamında yeşil kart sigortası dikkate alınmamıştır.
(36) Motorlu kara taşıtları ihtiyari mali sorumluluk sigortası; motorlu aracın, işletilmesi
sırasında üçüncü şahısların bedeni veya maddi zarara uğramasına sebebiyet verilmesi
halinde, Karayolları Trafik Kanunu’na göre aracın işletenine düşen sorumluluğun trafik
sigortası teminat limitlerinin üstünde kalan kısmını poliçe teminat kapsamında olmak
koşuluyla poliçede yazılı teminat limitlerine kadar teminat altına almaktadır. Bir başka
ifadeyle, trafik sigortası teminat limitlerini yeterli görmeyen işletenler ihtiyari mali
sorumluluk sigortası yaptırarak limitleri yükseltebilmektedirler. Bahse konu sigortanın
teminatı genellikle kasko sigortasıyla birlikte ek teminat olarak verilmektedir. Görüleceği
üzere, anılan sigorta trafik sigortası veya kasko sigortasına ek teminat olarak
verilmektedir. Bu sebepten dosyanın değerlendirilmesinde, kara araçları sorumluluk
sigortası kapsamında motorlu kara taşıtları ihtiyari mali sorumluluk sigortası dikkate
alınmamıştır.
(37) 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu kapsamında öngörülen zorunlu karayolu
taşımacılık mali sorumluk sigortası; molalar da dahil olmak üzere motorlu taşıtta seyahat
eden yolculara gelebilecek bedeni zararlar için taşımacıdan doğan sorumluklarını
poliçede belirtilen limitlere kadar teminat altına almaktadır. Teminat limitleri ve primler
Hazine Müsteşarlığınca belirlenip Resmi Gazete’de yayımlandıktan sonra yürürlüğe
girmektedir. Tazminat ödemesinde öncelikli olarak bu sigorta, daha sonra trafik sigortası
ve varsa ihtiyari mali sorumluluk sigortası devreye girmektedir. Bahse konu sigorta ürünü
teminat konusu bakımından motorlu taşıtta seyahat eden yolculara yönelik olması
nedeniyle hasar onarım servislerinden hizmet alınmasını gerektirmemektedir. Bu
sebepten işbu dosyada kara araçları sorumluluk sigortası kapsamında zorunlu karayolu
taşımacılık mali sorumluluk sigortası dikkate alınmamıştır.
18-48/751-364
13/55
b) Kasko sigortası
(38) Kasko sigortası ise aracı, karayolunda kullanılabilen motorlu, motorsuz taşıtlarla
müsademesi, gerek hareket gerek durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın
iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketli bir cismin
çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi
kazalar, üçüncü kişilerin kötü niyet veya muziplikle yaptıkları hareketler, aracın yanması
ve aracın çalınması veya çalınmaya teşebbüs edilmesi hallerinden biri veya birkaçına
karşı teminat altına alır. Poliçede belirtilmeleri koşuluyla, aracın standardının dışında yer
alan her türlü aksesuar ve ses, iletişim, görüntü cihazları da sigorta kapsamı içinde yer
almaktadır. Trafik sigortasından farklı olarak, kasko sigortasına yönelik esasların yer
aldığı Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları’nın (Kasko Genel Şartları)
“Tazminatın Ödenmesi ve Hesabı” başlıklı 3.2.2.1. maddesinde;
“Hasar tazmininin ne şekilde yapılacağı poliçede açıkça belirtilir. Onarım yapılacak
olması halinde poliçede, onarımın şirketçe belirlenecek servislerde veya sigortalı
tarafından belirlenecek servislerden hangisinde yapılacağı hususu açıkça yer alır.
Ayrıca hasarın tazmininde orijinal parça veya eşdeğer gibi parça seçeneklerinden
hangisinin kullanılacağı belirtilir. Bu yönde bir belirleme olmazsa sigortalının tercih
ettiği tazmin yöntemi, servis ve parça esas alınır.”
ifadelerine yer verilmiştir. Dolayısıyla, sigorta ettirenin aracını götürebileceği servisler
sigorta şirketiyle düzenlenen kasko poliçesi kapsamına göre belirlenebilmektedir. Bir
başka ifadeyle, sigorta şirketi ile sigorta ettiren arasında düzenlenen poliçede aracın
onarımının hangi servislerde yapılması gerektiği düzenlenebilmektedir.
(39) Başvuru konusu uygulama, 18 alt branşa sahip olan hayat dışı sigortacılık hizmetleri
içerisinde iki alt branşı ilgilendirmekle birlikte, 2017 yılı prim üretimi bakımından trafik
sigortasının hayat dışı sigortalar içerisinde %29,4 paya, kasko ile birlikte bakıldığında
ise, %48 paya sahip olduğu görülmektedir. Bu anlamda, kasko ve trafik sigortalarının
toplam hayat dışı prim üretiminin yaklaşık olarak yarısını oluşturduğu söylenebilecektir.
(40) Poliçe üretimi bakımından da kasko ve trafik sigortaları sigortacılık hizmetleri içinde
önemli paya sahiptir. Zira sigortacılık hizmetleri sektöründe gerçekleştirilen toplam poliçe
üretiminin yaklaşık %28’ini trafik sigortası oluşturmaktadır. Kasko poliçeleri ile birlikte
değerlendirildiğinde ise bu oran %37’ye çıkmaktadır.
(41) Trafik sigortası branşında ruhsat sahibi olan sigorta şirketlerinin neredeyse tamamının
aynı zamanda kasko branşında ruhsat sahibi olduğu görülmektedir. Trafik ve kasko
sigortası branşlarında faaliyet gösteren sigorta şirketlerinin yıllar itibarıyla seyrine
bakıldığında, sözü edilen branşlarda faaliyet gösteren şirket sayısının 2014 yılından
itibaren 30 ila 32 arasında değiştiği görülmektedir10. Trafik ve kasko sigortası pazarında
faaliyet gösteren sigorta şirketlerinin poliçe adedi ve pirim üretimi11 bakımından 2017
yılına ait pazar paylarına ise aşağıdaki tabloda yer verilmektedir.
10 2014 yılında trafik sigortasında 31, kaskoda 32 şirket, 2015 yılında trafik sigortası ve kaskoda 32 şirket,
2016 yılında trafik sigortasında 31, kaskoda 32 şirket, 2017 yılında trafik sigortasında 31, kaskoda 33 şirket
faaliyet göstermiştir. 2018 yılının ilk iki ayında trafik sigortasında 30 teşebbüs faaliyetine devam ederken
kaskoda 32 şirket faaliyet göstermektedir.
11 Prim üretiminde yurt içi direkt prim üretimi esas alınmıştır.
18-48/751-364
14/55
Tablo 4: Trafik ve Kasko Sigortası Branşlarında Faaliyet Gösteren Sigorta Şirketlerinin Anılan Branşlardaki
Poliçe Adedi ve Prim Üretimi Bakımından Pazar Payı (2017)
Teşebbüs
Trafik Sigortası Kasko
Poliçe Adedi (%)
Prim Üretimi
(%)
Poliçe Adedi
(%)
Prim Üretimi
(%)
AK SİGORTA 4,1 4,7 10,0 9,3
ALLIANZ SİGORTA 10,9 11,9 9,3 10,8
ANADOLU SİGORTA 8,3 9,8 9,9 13,6
ANKARA SİGORTA 1,7 1,6 2,4 1,7
ATLAS KARŞILIKLI SİGORTA - - 0,1 0,0
AXA SİGORTA 6,7 6,1 9,9 11,3
BEREKET SİGORTA 1,9 1,2 1,1 0,6
DOĞA SİGORTA 4,7 9,3 2,6 2,1
DUBAİ STARR SİGORTA 0,0 0,0 0,9 1,0
ERGO SİGORTA 1,6 0,9 2,4 2,7
ETHICA SIGORTA 4,7 4,0 2,5 1,1
EUREKO SİGORTA 1,2 1,3 4,0 4,3
GENERALİ SİGORTA 0,3 0,3 1,2 0,9
GROUPAMA SİGORTA 1,0 0,6 5,9 4,3
GULF SİGORTA 0,1 0,1 0,3 0,3
GÜNEŞ SİGORTA 2,4 2,9 3,5 4,2
HALK SİGORTA 8,6 6,9 2,1 1,8
HDI SİGORTA 2,0 1,7 3,4 5,1
KORU SİGORTA 1,6 1,2 0,3 0,2
LIBERTY SİGORTA 0,2 0,2 1,5 1,5
MAGDEBURGER SİGORTA 0,0 - 0,0 0,0
MAPFRE SİGORTA 9,0 9,8 4,2 4,3
NEOVA SİGORTA 7,9 4,6 3,3 2,9
ORIENT SİGORTA 0,4 0,4 0,9 0,7
QUICK SİGORTA 4,0 3,3 0,3 0,4
RAY SİGORTA 1,9 1,7 1,6 1,6
SBN SİGORTA 0,4 0,7 0,1 0,1
SOMPO JAPAN SİGORTA 9,7 10,5 7,5 6,8
TURKLAND SİGORTA 0,5 0,4 0,2 0,2
TÜRK NİPPON SİGORTA 2,2 2,1 0,7 0,7
UNICO SİGORTA 0,9 1,1 2,6 2,2
ZİRAAT SİGORTA 0,8 0,6 4,3 2,2
ZURICH SİGORTA 0,1 0,1 0,9 1,1
TOPLAM 100 100 100 100
Kaynak: 2017 TSB Direkt-Endirekt Prim Üretim Raporu ve Poliçe Adetleri Raporu doğrultusunda
hesaplanmıştır.
(42) Tabloya göre trafik sigortası branşında faaliyet gösteren ilk 10 şirketin12 poliçe adedi
bakımından pazar payları toplamı pazarın yaklaşık %75’ini oluşturmaktadır. Ayrıca bu
şirketler pazardaki prim üretiminin yaklaşık %77’sini gerçekleştirmektedir. Kasko tarafına
bakıldığında ise poliçe üretimi bazında ilk 10 şirketin13 pazar payları toplamının, pazarın
12 Söz konusu şirketler ALLIANZ, SOMPO JAPAN, MAPFRE SİGORTA, HALK, ANADOLU, NEOVA, AXA,
DOĞA, ETHICA, AK’tır.
13 Söz konusu şirketler AK, ANADOLU, AXA, ALLIANZ, SOMPO JAPAN, GROUPAMA, ZİRAAT, MAPFRE
SİGORTA, EUREKO, GÜNEŞ’tir.
18-48/751-364
15/55
%69’una tekabül ettiği görülmektedir. Prim üretimi bakımından ise, kasko branşında en
fazla prim üretimi gerçekleştiren 10 şirket14 pazarın yaklaşık %75’ini oluşturmaktadır. Bu
veriler çerçevesinde her ne kadar pazarda faaliyet gösteren çok sayıda oyuncu bulunsa
da pazarın görece yoğunlaşmış bir pazar olduğu değerlendirilmekte, zira her iki branşta
da üretim gerçekleştiren ilk 10 firmanın pazarın yaklaşık üçte ikisini oluşturduğu
görülmektedir.
(43) Sigorta hizmetleri pazarında ele alınması gereken bir diğer unsur ise teşebbüslerin
fiyatlama davranışıdır. Teşebbüsler gelecekte oluşabilecek hasar adedi ve tutarını
aktüeryal teknikleri kullanarak mümkün olan en doğru şekilde tahmin ederek pazar ve
kar hedefleri doğrultusunda prim tarifelerini belirlemektedir. Tespit edilen prim tarifeleri
ile sigortacılık hizmetine ilişkin faaliyetlerin belirli bir mali etkinlik düzeyinde
gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğini değerlendirmek amacıyla kullanılan önemli
göstergelerden biri hasar/prim oranıdır. Hasar/prim oranı temel olarak ilgili sigorta
branşında, ödeme yapılan hasarların toplanan primlere oranını ifade etmekte olup
teşebbüs tarafından hedeflenen düzey, ilgili branştaki hasar/prim oranının15 mümkün
olduğunca düşük olması ve böylelikle toplanan primlerin hasarları karşılama oranının
yüksek olmasıdır.
(44) Hayat dışı sigortacılık hizmetleri pazarında hasar prim oranı ortalamasının yaklaşık %66
seviyelerinde olduğu görülürken, kara araçları sorumluluk sigortalarında aynı dönemdeki
hasar prim oranının %90’ın üzerinde seyrettiği görülmektedir16. Bu anlamda, kara
araçları sorumluluk sigortalarının genel itibarıyla hasar/prim oranı en yüksek sigorta
branşlarından birisi konumunda olduğu söylenebilecektir. Kasko sigortalarında ise hasar
prim oranlarının %63 ila %77 arasında seyrettiği görülmektedir17.
G.3.2. Hasar Onarım Hizmetleri18
(45) Motorlu araçlara yönelik hasar onarım hizmetleri pazarında faaliyet gösteren teşebbüsler
yetkili servis ve bağımsız (özel) servis olarak iki temel başlık altında toplanmaktadır.
Yetkili servisler, taşıt sağlayıcısı tarafından kurulan bir dağıtım sistemi içerisinde, motorlu
taşıtlar için hasar onarım hizmetleri sağlayan teşebbüslerdir19. Bağımsız servisler ise
herhangi bir yetkilendirilmiş dağıtım ağı içinde yer almaksızın pazardaki araçlara hasar
onarım hizmeti veren teşebbüslerdir. Bağımsız servisler içerisinde ayrıca özel
servis/onarım servis bayileri ve hızlı tamir zincirleri olarak faaliyet gösteren teşebbüsler
de mevcuttur. Özel servis/onarım servis bayileri, belirli bir markada uzmanlaşmış, yetkili
servislerle aynı veya yakın donanıma sahip teşebbüslerdir. Hızlı tamir zincirleri ise, klasik
onarım yöntemlerine göre daha hızlı ve kurumsal şekilde hasar onarım hizmeti veren
teşebbüsleri ifade etmekte olup, diğer servislere göre görece yeni bir faaliyet alanıdır.
Bununla birlikte, yetkili ve özel servislerin bir kısmı sadece mekanik veya kaporta
konusunda hizmet verirken bir kısmı da her iki alanda da faaliyet göstermektedir. Diğer
yandan yetkili servis ve özel servisler dışında sanayilerde yerleşik teknik bilgi düzeyi ve
donanımı daha sınırlı olan ve genellikle her markaya hizmet veren tamirhaneler de
14 Söz konusu şirketler ANADOLU, AXA, ALLIANZ, AK, SOMPO JAPAN, HDI, GROUPAMA, MAPFRE
SİGORTA, EUREKO, GÜNEŞ’tir.
15 Sigorta şirketi açısından başabaş noktası %100 olup bu noktada sigorta şirketi, topladığı primler ile ilgili
dönemde oluşan tüm hasar maliyetlerini karşılayabilmektedir.
16 Söz konusu veriler Ocak 2010-Mart 2016 dönemine ait olup, Kurulun 19.07.2017 tarih ve 17-23/383-166
sayılı kararından elde edilmiştir.
17 Söz konusu veriler 2012-2016 dönemine ilişkin olup, TSB Kasko Analizleri Raporu’ndan elde edilmiştir.
18 Bu bölüm hazırlanırken Rekabet Kurumu Motorlu Taşıtlar Sektör Araştırması Raporu’ndan, Bildirim
Formundan ve dosya kapsamında elde edilen bilgilerden faydalanılmıştır.
19 2017/3 sayılı Motorlu Taşıtlar Sektöründeki Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği (2017/3
sayılı Tebliğ).
18-48/751-364
16/55
bulunmaktadır. Dolayısıyla, motorlu araçlara yönelik hasar onarım hizmetleri pazarında
faaliyet gösteren teşebbüsleri yetkili servis, özel servis ve tamirhaneler olmak üzere üç
temel başlık altında ele almak mümkündür.
(46) Motorlu araçlara yönelik hasar onarım hizmetlerinde yaklaşık 68.500 teşebbüs faaliyet
göstermektedir. Motorlu araçlara yönelik hasar onarım servislerinin dağılımı Tablo 6’da
sunulmuştur.
Tablo 5: Türkiye’deki Motorlu Araçlara Yönelik Hasar Onarım Servislerinin Dağılımı (Mayıs 2014)
Servis Türü Faaliyet Gösteren Teşebbüs Sayısı
Yetkili Servis 2.470
Özel Servis 4.303
Tamirhane 61.706
Toplam 68.479
Kaynak: Bildirim Formu.
(47) Tablodan, motorlu araçlara yönelik hasar onarım hizmetleri pazarı toplamının içerisindeki
en büyük paya tamirhanelerin sahip olduğu ve yaklaşık olarak pazarın %90’ınını
oluşturduğu görülmektedir. Yetkili servis ve özel servislerin toplamı ise pazarın sadece
%10’unu oluşturmaktadır. Tamirhanelerin kendi içerisindeki dağılımına ise aşağıdaki
tabloda yer verilmiştir.
Tablo 6: Türkiye’deki Tamirhanelerin Dağılımı (Mayıs 2014)
Bağımsız Tamirhane Tipleri Faaliyet Gösteren Teşebbüs Sayısı
Oto Motor Tamirhaneleri 20.216
Oto Şase, Kaporta Tamirhaneleri 9.842
Oto Elektrikçiliği 8.506
Oto Lastik 4.786
Oto Boyacılığı 4.067
Fren-Balata, Makas, 2.363
Motorlu Taşıt (Triportör vb.) 2.289
Araç Döşemesi İmal, Montaj ve T. 1.711
Lastik Kaplamacılığı ve T. 1.660
Eksoz İmal, Satış ve T. 1.192
Diğer 5.074
Toplam 61.706
Kaynak: Bildirim Formu.
(48) Tamirhanelerin dağılımına bakıldığında ise, yaklaşık üçte birini oto motor
tamirhanelerinin oluşturduğu ve ardından oto şasi, kaporta tamirhaneleri ve oto
elektrikçiliğinin geldiği ve bu üçünün toplamının toplam tamirhanelerin yarısından
fazlasına tekabül ettiği görülmektedir.
(49) Diğer yandan; yukarıda bahsi geçen hasar onarım servislerine (yetkili ve özel servis
bazında) giden araçların yaş dağılımına bakıldığında; 2017 yılında trafiğe kayıtlı motorlu
kara taşıtlarından 10 yaş ve üzeri olanların oranı %53’tür; 20 yaş üstü araçların oranı ise
%25’tir. Bu verilere göre ülkemizin yaşlı bir araç parkına sahip olduğu
değerlendirilebilecektir. Diğer yandan araç üreticileri tarafından verilen garanti sürelerinin
2-3 yıl arasında olduğu göz önüne alındığında üç yaş altı araçların oranı önem
kazanmaktadır. Verilere göre araç parkındaki üç yaş altı araç oranı sadece %10’dur.
Garanti süresi devam eden araçların yetkili servislere yöneliminin fazla olduğu
18-48/751-364
17/55
değerlendirildiğinde araç parkının önemli bir bölümünün özel servislerin yakalama
alanında olduğu görülmektedir.
(50) Motorlu araçlara yönelik hasar onarım servislerine (yetkili ve özel servis bazında) giden
araçların yaş dağılımına aşağıdaki grafikte yer verilmektedir:
Grafik 1: Yetkili-Özel Servise Giden Araçların Dağılımı (2013)
Kaynak: Bildirim Formu.
(51) Yukarıdaki grafikten, 0 ile 4 yaş aralığındaki araçların %75’inin yetkili servislerden hizmet
aldığı, dolayısıyla söz konusu yaş aralığındaki araçlar için çoğunlukla yetkili servislerin
tercih edildiği görülmektedir. Bu durumun, 0 ile 4 yaş arasındaki araçların genellikle
garanti kapsamında yer almasından ve düşük yedek parça ihtiyaçlarından kaynaklandığı
söylenebilecektir. Bununla birlikte, iki veya üç yıl süren garanti kapsamının bazı
markalarda ücret mukabilinde uzatılması da yetkili servislerin kullanımını arttırmaktadır.
Diğer yandan, araç yaşının ilerlemesi ve garanti kapsamının bitmesi ile birlikte, özel
servislere olan tercihin arttığı görülmektedir. Nitekim sekiz yaş üzerindeki araçların
%85’inin özel servislerde hasar onarım hizmeti aldığı görülmektedir.
(52) Öte yandan, hasar onarım hizmetleri pazarında hizmet sağlayan yetkili ve bağımsız
servislerin yanında sigorta şirketlerinin de önemli bir rol oynadığı aşikardır. Keza sigorta
şirketleri, trafik sigortası ve kasko poliçeleri kapsamında tüketicilerin kaza halindeki tamir
masraflarını karşılamaktadır. Kaza sonrası tamirlerin, bir başka ifadeyle hasarlı araçların
hasar onarım hizmetleri pazarının önemli bir iş hacmini oluşturduğu dikkate alındığında,
sigorta şirketlerinin uygulamaları da söz konusu pazarı etkilemektedir.
(53) 2002-2010 yılları arasında sigorta şirketlerinin yönlendirmesi ile bağımsız servislere
gelen araçların toplam hasarlı araçlar içerisindeki payı %60 ila %80 arasında değişirken,
yıllar itibarıyla bu oranın artış göstererek %90’ı bulduğu Rekabet Kurumu Motorlu Taşıtlar
Sektör Araştırması Raporu’nda ortaya konulmuştur. Bu itibarla, hasar onarım servislerine
gelen sigortalıların ağırlığı arttıkça sigorta şirketlerinin uygulamalarının bağımsız
teşebbüsler üzerindeki etkisinin de arttığı söylenebilecektir. Sigorta primlerindeki 2013
yılı sonrası serbestleşme sürecinde sigorta şirketlerinin maliyetlerini düşürme ve
rekabetçi teklifler verebilme amacıyla bağımsız servislerle anlaşmalı olarak çalışması da
sözü edilen etkinin bir diğer nedenini oluşturmaktadır. Bu açıdan pazarın durumunu
görebilmek amacıyla aşağıdaki tabloda en az bir sigorta şirketiyle çalışan ve çalışmayan
yetkili ve özel servis dağılımına yer verilmiştir.
0%
20%
40%
60%
80%
100%
120%
0-4 Yaş 4-8 Yaş + 8 Yaş
Yetkili Servis Özel Servis
%25
%75
%50
%50
%85
%15
18-48/751-364
18/55
Tablo 7: Yetkili ve Özel Servis Dağılımı (Mart 2018)
Anlaşmalı Anlaşmasız
Yetkili Servis 1.300 1.170
Özel Servis 850 3.453
Tamirhane 150 61.556
Toplam 2.300 66.179
Kaynak: TSB’den elde edilen bilgi ve belgeler.
G.3.3. Sertifikasyon Hizmetleri
(54) Sertifikasyon esasen, bir kişi, kurum veya hizmetin, işlem ve işlemlerin, olay veya
durumların, yetkili ve uzman bir kuruluş tarafından özellikleri, kaliteleri, miktarları,
yeterlilikleri veya durumlarının önceden oluşturulan yeterlilik ve standartlara uyumunun
kontrol ve tescil edilmesidir. Sertifikasyon sürecinde öne çıkan ürün ve hizmetlerin,
eşdeğer parça yedek sertifikasyonu, eşdeğer parça yedek parça üretici sertifikasyonu,
onarım servisi sertifikasyonu, elektronik parça kılavuzu, çalıntı araç belirleme/araç
müzayede yöntemi, hasar onarım metotları, süreleri, içerikleri ve tahmini fiyatlama, araç
onarım eğitimleri, teknik yayınlar, araç kaza testleri, hasar yönetim sistemi, araç güvenlik
testleri, kaza canlandırma/görsel ve işitsel yapımlar ve grup değerlendirme sistemi/araç
emniyet skoru olduğu görülmektedir.
(55) Bildirim Formunda; Türkiye’deki sigortacılık sektörünün değerlerine ve ihtiyaçlarına
yönelik olarak eşdeğer parça sertifikasyonu, eşdeğer parça üretici sertifikasyonu, onarım
servis sertifikasyonu, elektronik parça kılavuzu ve hasar yönetim sisteminin öne çıktığı
belirtilmektedir. Bununla birlikte, dosya konusunu motorlu araçlara yönelik hasar
servislerine ilişkin sertifikasyon hizmetleri oluşturduğundan aşağıda bu hizmete ilişkin
bilgilere yer verilecektir.
(56) Motorlu araçlara yönelik hasar onarım hizmetlerinin özünü satış sonrası servis hizmetleri
oluşturmaktadır. Bu bağlamda genel olarak satış sonrası servis olarak hizmet göstermek
isteyen kişilerin, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 58. ve
84. maddelerine dayanılarak hazırlanan Satış Sonrası Servis Hizmetler Yönetmeliği
çerçevesinde, yurt içinde üretilen veya ithal edilen mallar ile ilgili olarak,
kullanım ömrü süresince üretici veya ithalatçılar tarafından verilmesi zorunlu montaj,
hasar onarım hizmetleri için yeterli teknik kadro, takım ve teçhizatının bulunduğunu
gösteren “satış sonrası hizmet yeterlilik belgesi”ne sahip olması gerekmektedir. Anılan
Yönetmelik’in “Yetkili servis istasyonlarının özelikleri ve sayısı” başlıklı 9. maddesinin
birinci fıkrasında; “Yetkili servis istasyonlarının; hizmet konularına göre Bakanlık veya
görevlendireceği başka bir kurum veya kuruluş tarafından belirlenen düzenleme veya
standartlarda belirtilen özellikleri taşıması gerekir.” ifadelerine yer verilmektedir. Bu
kapsamda, motorlu araçlara yönelik hasar onarım hizmetlerinde faaliyet gösterecek
teşebbüslerin özellikleri yukarıda yer verilen yönetmelik ile düzenlenmiş olmakla birlikte,
bu servislerin yönetimsel ve teknik açıdan kalite ve etkinliği ya da fiziki açıdan belirli
kriterleri karşıladıkları veya belirli hizmet alanlarında uzmanlaştıklarını gösterir sertifikalar
verilebilmektedir. Bu amaçlarla gerçekleştirilen hasar onarım servislerine ilişkin sertifika
hizmetinin genel olarak;
hasar onarım servislerine yönelik sertifikasyon standartlarının belirlenmesi,
standarda bağlı belgelendirme sürecinin belirlenmesi,
denetim sahasının belirlenmesi
şeklinde olmak üzere üç süreçten oluştuğu anlaşılmaktadır.
18-48/751-364
19/55
(57) Hasar onarım servislerine yönelik sertifikasyon standartlarının belirlenmesi süreci,
yönetimsel ve teknik olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır. Yönetimsel kısmı, servisin
kalite yönetim sistemine, çevre mevzuatına, iş sağlığı ve güvenliği mevzuatına ve
kurumsal yapısına ilişkin kriterleri içerirken, teknik kısmı ise teknik personelin eğitimine,
teknik çalışma sahalarına, ekipmanlarına ve kabul edilebilir tamir yöntemlerine işaret
eden altyapılarına ilişkin kriterleri içermektedir.
(58) Standartların belirlenmesinin ardından, bu standartların uygulanması sürecini içeren
belgelendirme sürecine geçilmektedir. Bu süreçte, sürece dahil olmak isteyen servislerin
başvuruları ön değerlendirmeye alınarak denetim sahası oluşturulmaktadır. Denetim
sonrası uygunsuzlukların yerinde kontrolünün yapılması ve bu kontrollerden sonra
servisin sınıflandırılarak uzmanlık alanına göre belgelendirilmesi gerçekleştirilmektedir.
(59) Belgelendirmenin belli bir süre için geçerli olması ve bu süre içerisinde belirli aralıklarla
gözetim denetimleri yapılması, bir başka ifadeyle denetim sahasının oluşturulması
sertifikasyon ile hedeflenen sürecin yerine getirilmesi bakımından önem taşıyan üçüncü
adımdır. İlk denetim en önemli safha olmakla birlikte, sertifika sonrası ara gözetimlerde
mevcut kriterlerin sertifika sınıfını korumak için yeterli olup olmadığı
değerlendirilmektedir. Ara gözetimlerde, uygunsuz olduğu tespit edilen kriterlerin servis
tarafından düzeltilmemesi halinde sahip olduğu sertifika iptal edilebilmektedir. İlk denetim
ve ara gözetimlerdeki kriterlerin ölçülebilir ve şeffaf olması söz konusu süreçte öne çıkan
iki husustur.
(60) Türkiye’deki hasar onarım servislerine ilişkin sertifikasyon hizmetinde TSE, CZTURK ve
başvuran konumundaki OSEM’in öne çıktığı görülmektedir. Söz konusu teşebbüslerin
sertifika türleri ve standartlarının genel özelliklerine aşağıda yer verilmiştir.
(61) 132 sayılı Türk Standartları Enstitüsü Kuruluş Kanunu çerçevesinde her türlü standardı
hazırlamak ve hazırlatmak yetkisine sahip olan TSE, hasar onarım servislerine yönelik
TS 12047, TS 13168 ve TS 8986 olmak üzere üç tip sertifika vermektedir. TSE tarafından
verilen bu üç sertifika türünün genel özellikleri ise aşağıdaki gibidir:
TS 12047: Yetkili servislere yönelik olan bu sertifika türü, motorlu araçlar için;
motorlu kara taşıtlarının düzenli bakım, teşhis (diyagnostik), motor (içten yanmalı
veya elektrikli vb.), vites kutusu, aktarma organları, süspansiyon sistemi, elektrik
ve elektronik sistemler, yardımcı sistemler (aksesuarlar), ilave sistemler
(tadilatlar), gövde (kaporta ve boya) vb. konularda satış öncesi ve sonrasında
verilmesi gerekli hizmetleri, ana firma ile yapılacak sözleşmede belirtilen kurallar
çerçevesinde yerine getirecek servislerin işletmecilik, yapısal özellikler, teknik
donanım, çalışanların eğitim özellikleri ve gruplandırılma ile ilgili genel kurallarını
içeren kriterleri kapsamaktadır.
TS 13168: Özel servislere yönelik olan bir sertifika türü olup, özel servislerin
sınıflandırılması ile motorlu taşıtların motor, vites kutusu, aktarma organları,
süspansiyon sistemi, elektrik ve elektronik sistemleri, yardımcı sistemleri
(aksesuarlar), ilave sistemleri (tadilatlar), gövde (kaporta ve boya) vb. konularında
verilmesi gerekli bakım, teşhis (diyagnostik) ve onarım hizmetlerinin genel
(işletmecilik, çalışanların özellikleri, teknik donanım, yapısal özellikler ile ilgili
kurallar) ve özel kurallarını içermektedir.
TS 8986: Tamirhanelere yönelik bu sertifika tamirhanelerin sınıflandırılması, fiziki
şartları, işletmeciliği, çalışanları ve teknik donanımı ile ilgili kurallarını
kapsamaktadır.
18-48/751-364
20/55
(62) CZTURK’ün hasar onarım servislerine yönelik sertifika hizmetine bakıldığında, öncelikle
servislerin uzmanlık alanlarına göre;
kaporta,
boya,
kaporta, boya,
kaporta, boya, şasi onarım
gibi ayrıştırılarak belgelendirildiği görülmektedir. Diğer yandan, bu servisler yeterlilik
derecelerine göre 3 yıldız, 4 yıldız ve 5 yıldız şeklinde sertifikalandırılmaktadır. Yeterlilik
derecesi 3 yıldızın altında kalan servisler ise sertifika sahibi olamamaktadır. Bu
kapsamda,
3 yıldızda yönetimsel bakımından 23 kriterin, teknik bakımdan ise 31 kriterin ve
toplamda 54 kriterin karşılanmasının beklendiği,
4 yıldızda yönetimsel bakımından 34 kriterin, teknik bakımdan ise 47 kriterin ve
toplamda 81 kriterin karşılanmasının beklendiği,
5 yıldızda ise yönetimsel bakımdan 48 kriterin ve kapsamında mutlaka ISO
9001:2008 kalite yönetim sisteminin olmasının, teknik bakımdan ise 56 kriterin
sağlanmasının ve gerektiğinde müşteriye rapor verilmesinin mümkün olmasının
beklendiği
görülmektedir.
(63) OSEM tarafından ise hasar onarım hizmetlerine yönelik yetkili servis, özel servis ve
tamirhane ya da uzmanlaşma ayrımı yapılmaksızın OSEM SS 10001 sertifikası adı
altında sertifika hizmeti verilmesi öngörülmektedir. OSEM’in bu sertifikada aramış olduğu
kriterlerin ise sigortacılık sektörlerinin ihtiyaçları doğrultusunda, IAF çatısı altında ilgili
standartlarda karşılıklı tanıma anlaşması imzalamış olan akreditasyon kuruluşlarından
ISO/EN 17065 standardında yer alan kriterlerin asgari düzeyde karşılanmasına yönelik
olduğu görülmektedir.
(64) Yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde, hasar onarım servislerine ilişkin
sertifikasyon hizmeti veren teşebbüslerin sundukları sertifika türleri ve bu sertifikaların
kapsamlarının birbirinden farklılaştığı görülmektedir.
(65) Bununla birlikte yurt dışındaki sertifikasyon organizasyonları incelendiğinde, sigorta
şirketleri tarafından kurulmuş olan bağımsız özel kuruluşlar tarafından sertifikasyon
hizmetinin yürütüldüğü görülmektedir. Sertifikasyon hizmetini yürüten kuruluşların
bağımsızlığı, bir başka ifadeyle üçüncü taraf olması IAF’ın ISO/IEC 17065:2012
standardının atıf yaptığı ISO/IEC 17000:2004 standardı uyarınca gerekli olup üçüncü
taraf uygunluk faaliyeti konuyu sağlayan kişi veya kuruluştan bağımsız olan ve konu ile
kullanıcı olarak ilgili olmayan kişi veya kuruluş tarafından yapılan uygunluk
değerlendirmesi olarak tanımlanmıştır. Ayrıca Avrupa Parlamentosu ve Konseyi
tarafından 13.08.2008 tarihli ve L218/82 sayılı Avrupa Birliği Resmi Gazetesi’nde
yayımlanan 768/2008/EU Avrupa Birliği düzenlemesinde, bağımsızlığının olması ve
herhangi bir çıkar çatışmasının bulunmaması koşuluyla, belgelendirilen ürünlerin
tasarımı, üretimi, temini, montajı, kullanımı veya bakımı ile ilgili teşebbüsleri temsil eden
bir iş ortaklığının veya mesleki birliğin bir biriminin üçüncü taraf olarak
değerlendirilebileceğine yer verilmiştir.
18-48/751-364
21/55
(66) Bahse konu yurt dışındaki sigorta şirketleri tarafından kurulan bağımsız ve özel
kuruluşların sertifikasyon hizmetlerinin kapsamının (sertifika türleri, test
laboratuvarlarının varlığı, eğitim merkezleri vs. gibi) birbirinden farklılık arz ettiği de
belirtilmesi gereken bir diğer husustur. Bu kapsamda aşağıda öne çıkan kuruluşlara ve
bu kuruluşların sundukları hizmetlere yer verilmiştir:
İngiltere’de faaliyet gösteren “THATCHAM”, eşdeğer parça sertifikasyonu ve
servis sertifikasyonu hizmetinin yanında araştırma, veri üretim ve eğitim
merkezidir. “THATCHAM” aynı zamanda Tayland’ta faaliyet göstermektedir.
İspanya’da “CZ” adıyla faaliyet gösteren kuruluş ise eşdeğer parça sertifikasyonu
ve servis sertifikasyonu hizmetini vermekte ve bu kapsamda test laboratuvarları
bulunmaktadır. CZ, Türkiye’de bu faaliyetlerini CZTURK aracılığıyla
gerçekleştirmektedir.
Almanya’da faaliyet gösteren “TÜVRheinland” parça sertifikasyonu, üretici ve
servis sertifikasyonu; kurucusu ALLIANZ olan “AZT Automotive GmbH” ise eğitim
merkezinin yanında üretici ve servis sertifikasyonu hizmetini vermektedir.
“TÜVRheinland”, Almanya dışında Hollanda, Güney Afrika ve Türkiye’de de
faaliyet göstermektedir. TÜRKAK tarafından akredite olan TÜVRheinland’ın
Türkiye’deki faaliyetleri arasında servis sertifikasyonu hizmeti bulunmamaktadır.
İsviçre’de “SGS” servis sertifikasyonu verirken aynı zamanda test laboratuvarları
ve eğitim merkezi bulunmaktadır.
Belçika’da “Burea Veritas” uygunluk belgelendirirken aynı zamanda test
laboratuvarları ve eğitim merkezi bulunmaktadır.
(67) Son olarak, Türkiye’de faaliyet gösteren hasar onarım servislerinin bildirim konusu
uygulama öncesinde sertifika durumuna aşağıdaki tabloda yer verilmiştir.
Tablo 8: Hasar Onarım Servisleri Pazarında Sertifika Sahibi Kuruluşların Dağılımı (Kasım 2018)
Sertifika Türü Sertifikalı Servis Sayısı
TSE 2422
OSEM SS 10001 26
CZTURK 15
Kaynak: , teşebbüslerden elde edilen bilgiler.
G.4. İlgili Pazar
G.4.1. İlgili Ürün Pazarı
(68) Bildirimin konusu, TSB’ye üye olan sigorta şirketlerinin anlaşmalı oldukları hasar onarım
servislerinden zorunlu olarak asgari OSEM SS 10001 sertifikasına denk kalite standardı
aramasını da içermektedir. Dosya kapsamında, yukarıda pazara ilişkin olarak verilen
genel bilgiler de dikkate alınarak, ilgili ürün pazarları;
Motorlu araçlara yönelik trafik ve kasko sigortası hizmetleri,
Motorlu araçlara yönelik hasar onarım servisleri hizmetleri,
Motorlu araçlara yönelik hasar onarım servislerine ilişkin standart belirleme ve
sertifikasyon hizmetleri
pazarları şeklinde değerlendirilmiştir.
18-48/751-364
22/55
G.4.2. İlgili Coğrafi Pazar
(69) Bildirim konusu uygulamanın etkilerinin ülke genelinde oluşacağı dikkate alınarak, ilgili
coğrafi pazar “Türkiye” şeklinde belirlenmiştir.
G.5. Elde Edilen Bilgi ve Değerlendirmeler
G.5.1. TSB’den Elde Edilen Bilgiler
(70) Bildirim Formu ve ek bilgi yazılarında özetle;
Sigorta şirketlerinin hasar onarım hizmetlerini kendi belirledikleri kriterlere göre
anlaşmalı ya da anlaşmasız olarak araç markalarının yetkili servislerinden, zincir
servislerden veya bağımsız özel servislerden aldığı,
TSE 12047 sertifikasının yetkili servislere yönelik olarak araç üreticilerinin kendi
yetkili servis ağlarını kurmaları için uygulanan ve araç üreticilerince yetkili
servislerine zorunlu kılınmış sertifika olduğu, TS 13168 sertifikasının ise özel
servisler için uygulanan sertifika türü olduğu, ancak iki sertifika türünün de sigorta
sektörünün ihtiyaçlarına cevap veremediği, bu belgelerin ağırlıklı olarak otomotiv
sektörünün talebi doğrultusunda markaların periyodik hasar onarım yöntemlerine
yönelik hazırlandığı,
İspanya menşeili olan CZ sertifikasyon programının İspanya sigorta sektöründe
yıllardır uygulandığı ancak bu firmanın Türkiye’deki faaliyetlerinin sınırlı olduğu, CZ
sertifikasyon programının sigorta sektörünün ihtiyaçlarına yönelik olmakla birlikte
Türkiye gerçeklerine uygun hazırlanmadığı,
OSEM sertifikasının ise 12 farklı ülkenin uygulamalarının incelenerek Türkiye şartları
ve sigorta şirketlerinin taleplerinin dikkate alınarak hazırlandığı, projenin ön hazırlık
aşaması ve standartların tespiti aşamasında (…..) Danışmanlık firması ile çalışıldığı
ve bu süreçte Otomotiv Sanayii Derneği (OSD), Otomotiv Distribütörleri Derneği
(ODD), Ömrünü Tamamlamış Araç Sanayicileri Derneği (ÖTASAD), AGM Otomotiv
Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile belgelendirme kuruluşları, parça dağıtıcıları ve parça
üreticileri gibi sektör paydaşlarının görüşlerine başvurulduğu,
Bu süreçte gerçekleştirilen anket çalışması sonucunda tamirhanelerin standart
ihtiyacına yönelik yaklaşımlarının olumsuz olduğunun, servislerin de sertifika sahibi
olmadan faal olabilmesi mümkün olduğundan sertifikaya gereksinim duymadıklarının
anlaşıldığı,
Yine pazardan elde edilen bilgiler çerçevesinde araç üreticilerinin yetkili servis
seçimlerinde TSE dışındaki diğer sertifika kuruluşlarının sertifikalarını kabul
etmediği, başka belgelendirme kuruluşundan alınmış sertifikaya sahip olsun ya da
olmasın her hasar onarım servisinin OSEM belgesine başvurabileceği, OSEM SS
10001 sertifikasının asgari şartlarını sağlayan herhangi bir sertifikaya sahip olan
hasar onarım servisinden ayrıca OSEM SS 10001 sertifikasının alınmasının talep
edilmeyeceği,
Bu bakımdan, OSEM ile birlikte sektör ihtiyaçlarını karşılayan TSE ve CZTURK
sertifikalarının da kabul edileceği, ilerleyen dönemde servis noktalarından farklı
kuruluşlara yönelik talepler gelmesi halinde ilgili belgenin OSEM asgari şartlarını
karşılayıp karşılamadıklarının ayrıca değerlendirileceği,
Başvuru kapsamında TSB’nin tüm sertifika kuruluşlarına eşit mesafede duracağını,
standartların belirlenmesi, değiştirilmesi gibi kararların şeffaflık ilkesine uygun olarak
alınacağını, standartların değiştirilmesi durumunda yeni standartların makul bir süre
18-48/751-364
23/55
önce duyurularak diğer sertifika kuruluşlarının rekabet gücünün korunacağını, OSEM
SS 10001 sertifikası ile eşdeğer ya da daha yüksek standartlara sahip tüm
sertifikaların OSEM ile eşdeğer tutulacağını, mevcut ya da sonradan girecek
sertifikasyon hizmeti sunan teşebbüslerin mevcut ya da gelecekteki sertifikalarının
eşdeğerliği hakkında sektördeki tüm paydaşları bir araya getiren OSEM Teknik
Komitesi'nin20 görüşüne başvuracağını taahhüt ettiği,
OSEM’in, TÜRKAK ISO/IEC 17065 Uygunluk Değerlendirmesi ürün, proses ve
hizmet belgelendirmesi yapan kuruluşlar akreditasyonu sürecinde olduğu, TÜRKAK
süreçleri gereği OSEM’in tarafsızlık taahhüdünde bulunduğu ve bu taahhüdün
OSEM’in internet sitesinde yer aldığı,
Muafiyet konusu uygulamayla birlikte sigorta şirketleri ile anlaşmalı servis ağında
haksız rekabetin önlenmesi ve yasal düzenlemelere uygun, sigorta şirketinin
sigortalıya karşı sorumlulukları çerçevesinde denetime tabi servis ağının
oluşturulmasının amaçlandığı, uygulama sayesinde güncel araçlara göre uygun
ekipman, eğitimli teknik personel, kabul edilir çalışma alanlarıyla hizmet verilmesinin
sağlanacağı ve servislerin hizmet kalitelerinin geliştirileceği, bu sayede tüketicilerin
daha fazla noktadan güvenilir ve usulüne uygun araç tamir hizmeti alacağı, ayrıca
anlaşmalı servis statüsüne sahip olmayan servis noktalarının bu sertifika ile birlikte
anlaşmalı servis noktası olmasının önünün açılacağı, dolayısıyla artan kalite, servis
sayısı ve rekabet ortamı ile birlikte onarım hizmeti ücretinde düşüşün yaşanacağı,
bu düşüşün de sigorta primlerine yansıyacağı,
Sigorta şirketlerinin servislerden beklentilerinin; doğru ve güvenli onarım hizmetinin
verilmesi, servis performansının kolay takip edilmesi ve ölçülmesi, servisin güçlü bir
marka imajına sahip olması ve tutarlı süreçlerinin bulunması, servisin teknoloji
platformlarını kullanabilmesi olduğu, uygulamayla birlikte kaliteli onarımın garanti
edilerek yeniden onarımların önüne geçilmesi, hızlı onarımın ve kira maliyetlerinde
düşüşün sağlanması, onarım servisleri ile yapılan sözleşmelerde optimizasyonun
sağlanması, araç ve hasar tipine göre doğru servis seçiminin temin edilmesi, sigorta
şirketlerinin hasar onarım sürecine zamanında müdahil olması, servislerin doğru
parça kullanmasının sağlanması, servislerin kestiği faturaların takip edilmesi gibi
sigorta şirketleri lehine kazanımların ortaya çıkacağı ve bu kazanımların ortaya
çıkabilmesi için OSEM tarafından belirlenen asgari şartların uygulanması gerektiği,
OSEM SS 10001 standardının, onarım servisinin kurumsal yapısını, kalite yönetim
alt yapısını, asgari düzeyde çevre mevzuatına, iş sağlığı güvenliğine uyumluluğunu,
teknik personelin eğitimi ile çalışma alanlarının, teknik ekipmanların uygunluğunu
doğruladığı, dolayısıyla diğer sertifikasyon kuruluşları tarafından yapılan tanıma
başvurularında her başvuru özelinde belirtilen kriterlerin varlığının aranacağı, ayrıca
servisin işyeri ruhsatı, mesleki sorumluluk sigortası, teknik personelinin MYK Mesleki
Yeterlilik Belgesi sahipliği gibi yasal olarak zorunlu belgelerini araması ve
doğrulamasının beklendiği,
Hasar onarım hizmetlerinde bir standart olmaması ve sektörün buna ihtiyaç duyması,
doğru hasar onarım yöntemlerini uygulayan servis alt yapısı oluşturulması amacıyla
tek tip standardın öngörüldüğü, diğer sertifikasyon şirketlerinin sertifikalarının sigorta
sektörünün ihtiyaçlarını karşılamadığı, ayrıca projenin ilerleyen dönemlerinde
20 OSEM Teknik Komitesi; otomotiv ve sigorta alanlarında faaliyet gösteren OSD, ODD, TAYSAD, OYDER,
OSEBİR, OSS, TOBB-SEİK ve sigorta şirketlerinin temsilcilerinden oluşan 11 kişilik bir teknik, tarafsız bir
STK komitesidir.
18-48/751-364
24/55
sertifikalı servis sayısının artmasıyla birlikte “Platinum” gibi ek sınıfların
oluşturulacağı ve tek tip uygulamanın sona erdirileceği,
Halihazırda faaliyetlerini yerine getiren bir servis açısından OSEM belgesi almanın
ek bir mali külfet yaratmayacağı, zira OSEM’in hasar onarım faaliyetini yerine
getirmek için gerekli şartlar dışında fazladan herhangi bir yük getirmediği, hasar
onarım hizmeti veren ancak gerekli ekipman ve personele sahip olmayan servislerin
de piyasada mevcut olduğu, bu servislerin kamu güvenliğini tehlikeye atarak
tüketicilere beklenmeyen ek maliyetler yarattığı ve sektörde hakkıyla faaliyet
gösteren servisler açısından haksız rekabet oluşturduğu,
OSEM sertifikasının maliyetinin toplamda 2.500 TL olduğu, Haziran 2018 tarihi
itibarıyla trafik sigortası ortalama maddi tazminat tutarının 3.537 TL, ortalama kasko
sigortası tazminat tutarının 3.140 TL olduğu dikkate alındığında birkaç dosya geliriyle
karşılanabilecek sertifika bedelinin bir maliyet unsuru yaratmayacağı, ayrıca diğer
sertifika kuruluşlarınca verilen belgelerin de hemen hemen aynı maliyete sahip
olduğu, belgelendirme için ödenecek tutarın tek kalem olmadığı, her hizmetin
sonlandırılmasını takiben başvuru ve inceleme için 500 TL, tetkik için 1.800 TL, belge
ücreti için ise 200 TL talep edildiği,
Mart 2018 tarihi itibarıyla Türkiye’de 2.470 yetkili servis, 4.303 özel servis ve 61.706
tamirhane bulunduğu, yetkili servislerden 1.300’ünün, özel servislerden 850’sinin,
tamirhanelerden ise 150’sinin en az bir sigorta şirketi ile anlaşmasının bulunduğu,
proje ile hedeflenen hasar onarım servisi sayısının 850 özel servis ve 150 tamirhane
olmak üzere toplam 1.000 olduğu, verilerden de görüleceği üzere sertifika
programından etkilenecek işletme sayısının pazarın yaklaşık %1,4’üne tekabül ettiği,
Söz konusu projenin oluşturulması aşamasında yapılan değerlendirmelerde pazarda
faaliyet gösteren tüm özel servislerin standart açısından yeterli olduğunun
düşünüldüğü, bu kapsamda OSEM’in belirtilen özel servislere herhangi bir ek maliyet
getirmediği, TSE’nin aradığı standartlar itibarıyla birçok özel servisin yapısına uygun
olmaması nedeniyle servislerin sertifika alma konusundaki isteklerinin azaldığı, bu
nedenle OSEM’in standartlara erişim konusunda engelleri kaldırdığı,
Projenin uygulanmasıyla birlikte sertifika alamayan hasar onarım servislerinin pazar
dışına çıkmasının söz konusu olmadığı, aksine sigorta şirketleri ile anlaşma yapma
olanağı olmayan servis noktalarının da alacakları sertifika ile pazara girmesinin
önünün açılacağı ve eşit şartlarda rekabet etme imkanı elde edecekleri, OSEM
belgesine sahip olan fakat herhangi bir sigorta şirketiyle anlaşması bulunmayan
servisler için fırsat eşitliği sağlanacağı, anlaşmalı servis sayısı oranının pazardaki
toplam yetkili, özel servis ve tamirhanelerin toplam sayısı içindeki payı
düşünüldüğünde pazarın küçüleceği iddiasının gerçeği yansıtmadığı, OSEM
sertifikasının büyük ya da küçük ölçekli olmasına bakılmaksızın bütün servisler için
ulaşılabilir ve düşük maliyetli olduğu, uygulamayla birlikte tamirhanelerin de rekabet
gücünün artarak yetkili servis ve özel servislerle rekabet edebilir konuma geleceği,
sertifikaların uzmanlık alanlarına yönelik verilmesi nedeniyle pazara girişlerin
kolaylaşacağı,
Bir yıllık geçiş süresinin yüksek sayıda başvuru olması durumunda dahi tüm
başvuruları yanıtlamaya yetecek uzunlukta olduğu, bu süre içinde servislerin işlerini
aksatmayacağı, hatta sertifikasyon sürecine giren servislerin işlerinde artış
yaşanabileceği, herhangi bir bölgede sertifika zorunluluğu nedeniyle pazardan çıkış
olacağı varsayılsa bile pazara yeni girişler ile birlikte durumun dengeleneceği, ayrıca
bir yıllık geçiş süresinin pazarda boşluk oluşmasına neden olmayacak yeterlilikte
18-48/751-364
25/55
olduğu, bununla birlikte sertifika zorunluluğunun sadece anlaşmalı servisler için
geçerli olduğu müşteri açısından ise anlaşmalı veya anlaşmasız herhangi bir servisle
çalışma imkanın bulunması nedeniyle hizmet noktası sayısında bir azalmanın
meydana gelmeyeceği,
OSEM sertifikasının “asgari” şart olarak aranmasının iki farklı boyutunun bulunduğu,
araç hasar onarım hizmeti veren servisler açısından bakıldığında bu sertifikanın
alınmasının bir zorunluluk olmadığı, zira halihazırda pek çok servis noktasının yeterli
altyapıya sahip olmadan da faaliyet gösterebildiği, dolayısıyla sertifika
zorunluluğunun servis noktalarının pazardan dışlanmasına neden olmayacağı,
tüketici açısından bakıldığında ise tüketicinin anlaşmalı noktalardan hizmet alması
gibi bir zorunluluğunun bulunmadığı ve anlaşmasız noktalardan hizmet alma
imkanlarının devam edeceği,
Sistemin hayata geçmesi ve beklenen faydaların sağlanabilmesi adına tüm sigorta
şirketlerinin asgari OSEM 10001 sertifikası talep etmelerinin zorunlu olduğu,
OSEM'in uygulamaya koyduğu standartlarının üyeler açısından zorunlu olarak
benimsenmemesi halinde, uygulamanın atıl kalacağının düşünüldüğü,
Devlet tarafından alınan önlem ve yapılan düzenlemelerin hiçbirinin sektörde gerekli
standartların oluşmasını sağlamadığı, dolayısıyla zorunluluk uygulamasının
olmaması halinde istenilen kalite seviyesine ulaşılmasının mümkün olmayacağı,
görece büyük sigorta şirketlerinin kendi organizasyon yapıları içinde kendi kriterlerini
daha rahat belirleyebildikleri, sertifika zorunluluğu sayesinde nispeten daha küçük
sigorta şirketlerinin pazarda daha etkin hareket etme imkanının oluşacağı, zorunluluk
unsurunun bulunmaması halinde OSEM sertifikasının servisler açısından bir yenilik
getirmeyeceği, sektörde yer alan uygulamalardan tecrübe edildiği üzere zorunluluk
unsuru içermeyen uygulamaların sınırlı bir kitleye hitap ettiği, kaldı ki zorunluluk
unsuru bulunan DASK ve trafik sigortası gibi uygulamalarda bile sisteme giriş
yapmaktan kaçınanların bulunduğu,
Mevcut standartların piyasada kabul ve talep görmediği, piyasa gerçeklerini ve
ihtiyaçlarını karşılamadığı, bu nedenle zorunluluk harici herhangi bir kampanya ya
da uygulamanın sonuç getirmeyeceği ve zorunluluk bulunmayan bir sistemde kamu
menfaatinin sağlanamayacağı,
Diğer ülke uygulamalarına bakıldığında böyle bir zorunluluğun bulunmadığı, sigorta
satın alınması, bir standardın oluşması ve uygulanması, pazarda mevcut eksikliklerin
giderilmesi noktasında başvurulacak mercilerin yeterliliği gibi konular dikkate
alındığında bu ülkelerde böyle bir zorunluluğa gerek olmadığı, halkın ve kamunun
hem sigorta ürünlerine hem de konulmuş standartlara karşı yeterli saygıya sahip
oldukları, ülkemizin ise sigortacılık sektörü bakımından nispeten dar ve derin
olmayan bir yapıya sahip olduğu, tüketicilerin sigorta ürünlerinden beklenen kaliteye
ve standart gerekliliklerine ilişkin yeterli bilinç düzeyine henüz erişmediği
belirtilmiştir.
G.5.2. Hazine Müsteşarlığı Tarafından Sunulan Bilgiler
(71) Hazine Müsteşarlığından gelen görüşte hasar onarım hizmetleri pazarında kalite
standardına ihtiyaç bulunduğu, sertifikalandırma yapacak kuruluşların TÜRKAK
tarafından akredite edilmesi gerektiği, sertifikalandırma ile getirilecek yükümlülüklerin
ülke şartlarına uygun, makul, yerine getirilebilir nitelikte ve maliyetinin karşılanabilir
düzeyde olması gerektiği, ayrıca sigortalıların akredite hasar onarım servislerinden
18-48/751-364
26/55
serbestçe yararlanabilmesi gerektiği belirtilmiştir. İlave olarak, mevcut durumda sigorta
şirketlerinin herhangi bir sertifika talep etmeden hasar onarım servisleri ile çalışabildikleri
ve anlaşma yapacakları servislerden belirli standartları karşılamasını talep etmelerinde
sigortacılık mevzuatı açısından herhangi bir engel bulunmadığı ifade edilmiştir.
G.5.3. Sigortacılık Hizmetleri Sunan Şirketlerden Elde Edilen Bilgiler21
(72) Dosya kapsamında sigorta şirketlerinden elde edilen bilgiler çerçevesinde, teşebbüsler
arasında küçük farklılıklar olmakla birlikte, kasko ve trafik sigortası kapsamında maddi
hasarın oluşması durumunda sürecin genel olarak işleyişi aşağıdaki gibidir:
Araç sürücüsü ya da gidilen servis tarafından sigorta şirketlerinin ilgili birimlerine
kaza ihbarı iletilmektedir.
Araç sürücüsünün tercihine ve talebine göre sigorta şirketi tarafından en yakın
anlaşmalı servise yönlendirilmektedir22. Bununla birlikte, araç sürücüsü aracını
anlaşmalı servise götürebileceği gibi anlaşması bulunmayan bir servise de
götürebilmektedir.
Akabinde, sigorta şirketi tarafından hasar dosyası oluşturularak sigorta eksperi
atanmaktadır. Ekspertiz çalışması genellikle serviste olmakla birlikte müşterinin
bulunduğu yerde de gerçekleştirilebilmektedir.
Hazırlanan ekspertiz raporları sigorta şirketlerinin hasar birimleri tarafından poliçe
genel ve özel şartları doğrultusunda incelenmektedir. Hasar onarımı yetkili ya da
anlaşmalı özel servislerde gerçekleştirilmişse hasar ödemesi bu servislerin
hesaplarına yapılmaktadır. Bu durumda araç sahibi tarafından servise ödeme
yapılmadığı gibi şirket tarafından araç sahibine doğrudan ödeme de
gerçekleştirilmemektedir. Ancak anlaşmasız özel servislerde gerçekleştirilen
onarımlarda ödeme, doğrudan araç sahibinin ya da onun yetkilendirdiği kişilerin
hesabına yapılmaktadır23.
Onarım işlemlerinde gerekli parça tedariki ise, anlaşmalı özel servislerde sigorta
şirketinin anlaşmalı bulunduğu tedarik firmaları üzerinden gerçekleştirilmektedir.
(73) Bununla birlikte, sigorta şirketlerinin hasar onarım hizmetleri pazarında yetkili servisler
ve anlaşmalı ve anlaşmasız özel servislerle çalıştıkları görülmektedir. Bu kapsamda;
Sigorta şirketlerinin anlaşmasız özel servislerle herhangi bir hukuki ilişkisi
bulunmazken, anlaşmalı özel servislerle ise araç sahiplerinin poliçe kapsamındaki
hasarları için servise başvurmaları durumunda verilecek servis hizmetlerinin
koşullarının düzenlendiği sözleşmeler çerçevesinde faaliyetlerini yürüttükleri,
Bu sözleşmelerde sözleşme konusu, süresi, kapsamı, tarafların yükümlülükleri,
genel hasar uygulamaları, değişen parçanın iadesi, sigortalının bilgilerinin gizliliği,
yedek parça tedariki, faturalandırma, ödeme takvimi, anlaşma kapsamı dışında
kalan haller, servis standartları, araç teslim alımı ve teslim edimi ile parça ve işçilik
indirim oranları gibi hükümlerin düzenlendiği,
Anlaşmalı özel servis ile anlaşmasız özel servisler arasında parça ve işçilik indirimi,
ödeme yapılacak kişi ve parça tedarikçisi gibi konularda farklılıklar bulunduğu,
21 Tablo 3’de yer alan sigorta şirketlerinden elde edilen bilgiler gruplandırılarak sunulmuştur.
22Çekici hizmeti verilmesi poliçe tipine (kasko ya da trafik sigortası) veya poliçe şartlarına göre şirketler
arasında değişiklik gösterebilmektedir.
23 Anlaşmalı servis ile anlaşmasız servisler arasındaki tek fark belirlenen bedelin ödeneceği kişi olmaktadır.
18-48/751-364
27/55
Anlaşmalı servis başvurularının sigorta şirketlerinin inisiyatiflerine göre servisin
bulunduğu lokasyon, bölgedeki ihtiyaç, yerleşim alanı, park yeri, bekleme odası gibi
tesis özellikleri, teçhizat ve personel yeterliliği gibi fiziki şartlar, serviste sunulan
hizmetlerin çeşitliliği, finansal durum, uygulanacak indirim oranları, faaliyet süresi,
suiistimal kaydının bulunup bulunmadığı, hasar onarım maliyetlerinin düşüklüğü
gibi çeşitli kriterler dikkate alınarak değerlendirildiği, genel olarak bir sertifika şartı
aranmamakla birlikte sertifika sahibi olmanın öncelikli tercih sebebi olduğu,
Gerekli hallerde servis noktası ziyaret edilerek incelemelerde bulunulduğu
anlaşılmaktadır. Bununla birlikte servisin bulunduğu il/ilçe, lokasyona göre sertifika şartı
arayan şirketlerin de bulunduğu, iki teşebbüsün ise anlaşmalı özel servislerinde TSE,
CZTURK, OSEM sertifikalarından asgari bir tanesinin bulunması şartını aradığı
görülmektedir. Piyasada bulunan TÜV, BÜRO VERİTAS, TSE, OSEM, CZTURK
sertifikalarından en fazla kullanılanlarının TSE, OSEM ve CZTURK olduğu
belirtilmektedir.
(74) Yetkili servislerin tamamında sağlayıcı tarafından TS 12047 sertifikası alma zorunluluğu
bulunması ve yetkili servislerin standartlarının araç sağlayıcıları tarafından denetlenmesi
nedeniyle yetkili servisler açısından bir standart arayışı olmadığı konusunda sigorta
şirketleri arasında fikir birliği bulunmaktadır. TSE sertifikalarının, servislerin hangi branşta
hizmet verdiği, serviste bulunan makinaların bakımlarının yapılıp yapılmadığı, çalışma
şartları, teknik donanım gibi standartları incelediği belirtilerek, m2 ve ekipman
konularında servisleri zorlayıcı hükümler içerdiği ve maliyetlerinin yüksek olduğu ifade
edilmektedir. Diğer yandan TSE sertifikalarının en önemli eksiklikleri olarak,
belgelendirmeden sonraki eğitimi, yeni teknoloji kullanımı ve denetimi gösterilmektedir.
OSEM sertifikası ile özellikle bu açıkların kapatılacağına değinilmektedir. Gelen bir diğer
görüşte ise TSE standartlarının “Kalite Yönetim Sistemi”ne ilişkin kurallar içermediği ve
bu eksikliğin ISO 9001 sertifikası ile tamamlanabileceği belirtilmektedir. Halihazırda
yürürlükte olan sertifika türlerine ilişkin genel değerlendirmeler şu şekildedir:
TS 12047/TS 13168: Karayolu motorlu araçları özel servislerinin sınıflandırılması,
bu araçların motor, vites kutusu, aktarma organları, süspansiyon sistemleri,
elektrik/elektronik sistemleri, yardımcı ve ilave sistemler, gövde konularında
gerekli bakım, teşhis ve onarım hizmetlerinin genel ve özel kurallarını
kapsamaktadır. Bahse konu sertifika daha çok servislerin fiziki şartlarına yönelik
standartlar getirmektedir. TS 12047 yetkili servisler için TS 13168 ise özel servisler
için kullanılmaktadır. Sağlayıcılar tarafından yetkili servislere TS 12047 sertifikası
zorunlu tutulmaktadır. Özel servisler açısından bakıldığında ise bu servislerin
çoğunluğu gerekli fiziki şartlara sahip olmadığı için TS 13168 sertifikasına sahip
değildir.
TS 8986: Motorlu araç tamirhanelerinin sınıflandırması, fiziki şartları, işletmecilik,
çalışanlar ve teknik donanımları ile ilgili kuralları içermektedir. Bu belge daha çok
tamirhaneler için kullanılmaktadır.
OSEM Sertifikası: TSE standartlarına ek olarak onarım metodu, servis iş akışı,
müşteri kabulü, araç teslimatı, yedek parça kontrolü, müşteri memnuniyeti anket
çalışması, çalışan güvenliği, personel eğitimi gibi hususları da içermektedir.
OSEM bu incelemeleri OSEM SS 10001 sertifikası çerçevesinde yapmaktadır.
CZTURK Oto Servis Sertifikasyonu: Servislerin kalite ve müşteri odaklı faaliyet
yürüterek müşteri memnuniyetini arttırmalarını hedefleyen sertifikadır. Hasar
18-48/751-364
28/55
onarım servisleri uluslararası normlar çerçevesinde 3, 4 ya da 5 yıldızlı olarak
belgelendirmektedir.
(75) Sigorta şirketlerince özel servis ve tamirhanelerce gerçekleştirilen onarım hizmetlerinde
bir standart eksikliği olduğu ve OSEM’in sertifikasyon uygulamasının bu standardı
sağlayabileceği ifade edilmektedir. Nitekim uygulamayla birlikte otomotiv tamir
hizmetlerinde hizmet kalitesinin yükseleceği ve bunun sonucunda müşteri
memnuniyetinin artacağı belirtilmektedir. Buna ek olarak OSEM sertifikasının TSE
sertifikalarına göre daha kapsamlı olduğu ve sigorta sektörünün ihtiyaçlarına yönelik
hazırlandığı vurgulanmaktadır. TSE sertifikalarının CZTURK ve OSEM sertifikalarına
göre daha ağır şartlar içermesi dile getirilen bir başka husustur. OSEM ve CZTURK
sektöre yönelik asgari şartlar içermesi nedeniyle daha yararlı görülmektedir.
(76) Bildirim konusu uygulama ile tamirhanelerdeki süreçlerin daha etkin yürütülmesi, uygun
işçilik ve parça kullanımının sağlanacak olması, kalitesiz ve sorunlu onarım sayısının ve
bundan kaynaklı israfın azalması, sigorta şirketlerinin anlaşmalı servisleri değerlendirme
süreçlerinin kısalması, çalışanların çalışma koşullarının iyileşecek olması, araç
güvenliğini etkileyecek durumların azalacak olması, hasar maliyet kontrolünün
sağlanacak olması da uygulamanın faydaları arasında sayılmaktadır. Ayrıca bu
uygulamayla birlikte servislerin rekabet gücünün artacağı, hizmet kalitesindeki artışın
fiyatlara olumlu yansıyacağı, servislerden kaynaklı hasar maliyetlerinin azalacağı, özel
servislerdeki kalitenin artması neticesinde yetkili servis tercih eden müşterilerden özel
servislere geçiş yaşanacağı ifade edilmiştir. Bazı teşebbüsler dosya maliyetlerinde kayda
değer bir artış yaşanmayacağını da dile getirmiştir. Uygulamanın TSB tarafından
gerçekleştirilecek olması ise sektörde hem güven hem de maliyetler açısından faydalı
olacak bir unsur olarak görülmektedir. Bunlara ek olarak uygulamanın ve sertifika
zorunluluğunun rekabete etkisi değerlendirildiğinde bazı şirketler tarafından
uygulamanın rekabete olumsuz bir etkisi olmayacağı da belirtilmektedir.
(77) Yukarıda sayılan olumlu görüşlerin yanı sıra asgari OSEM sertifikası veya benzeri kalite
standartlarını içeren sertifikanın zorunlu olarak istenmesi durumunda özellikle kısa
vadede bir takım sorunlar ortaya çıkabileceğine ilişkin görüşler de mevcuttur. Gelen
görüşlerin bir kısmında hasar onarım hizmetleri alanında faaliyet gösteren küçük çaplı
servis ve tamirhanelerin sektörde önemli paya sahip olduğu, uygulama ile birlikte ortaya
çıkacak başlıca sorunun bu türdeki bazı servis ve tamirhanelerin gerekli koşulları
sağlayamaması nedeniyle sertifika alamaması gösterilmektedir. Bunun neticesinde
anlaşmalı servis noktalarının azalacağına, onarım süreçlerinin yavaşlayacağına ve
müşteri memnuniyetinde azalma yaşanacağına, onarım ve işçilik maliyetlerinin
artacağına dikkat çekilmektedir.
(78) Diğer yandan ise uygulamanın zorunlu olması ile servis sayısının az ve sertifika şartlarını
sağlama imkanlarının kısıtlı olduğu illerde sigorta sektörünün hizmet alanının
kısıtlanacağını, sertifika temin edemeyen fakat maliyet konusunda uygun olan servislerin
sistem dışına itileceğini, servisler arası rekabeti azaltacağını ve maliyetleri artıracağını,
düşük kar payıyla çalışan servisler açısından sertifika almanın mali külfet oluşturacağını,
belge alabilen servislerin pazar payının sigorta şirketleri ile yapacağı sözleşmeler
doğrultusunda belgesi olmayan servislere göre artacağını savunan görüşler de
mevcuttur. Ayrıca sertifika temini için yapılacak yatırımların da onarım maliyetlerine
yansıması sonucu poliçe bedellerinde de artış yaşanabileceği, servis sayısının az ve
sertifika şartlarını sağlama imkanlarının kısıtlı olduğu illerde sigorta sektörünün hizmet
alanı ve tüketicilerin tercih imkanının kısıtlanacağı, anlaşmalı servis sayısındaki azalma
ile birlikte bu servislerden elde edilen indirimlerin de ortadan kalkabileceği
belirtilmektedir.
18-48/751-364
29/55
(79) Son olarak uygulama ile birlikte parça onarabilen zanaatkâr ustaların azalacağı, parça
onarımı yerine parça değişimi mantığının yerleşeceği ve bu nedenle sigorta sektöründe
zararların artacağı görüşü de bulunmaktadır. OSEM sertifikasının suiistimal
kapsamındaki aksiyonları değerlendirmemesi neticesinde suiistimale karışmış servislerin
bu belgeyi almasının mümkün hale geleceği de dile getirilmektedir. Lokasyon farkı ve
standartlar göz önüne alındığında kriterlerin yeknesaklık gösteremeyeceği dile getirilen
bir başka görüştür. Bazı sigorta şirketleri ise sertifika zorunluluğu getirilmesi ile oluşacak
bu tür sorunların giderilebilmesi adına anlaşmalı özel servislere sertifika alabilmeleri için
belirli bir geçiş süresi verilebileceğini belirtmektedir.
(80) Diğer yandan; sertifika şartının bir zorunluluk olarak aranmasının, sistemin faaliyete
geçmesi ve beklenen faydaları sağlayabilmesi konusunda gerekli olup olmadığı
hususunda sigorta şirketleri konusunda fikir ayrılığı bulunmaktadır. Bazı şirketler; onarım
kalitesinin artması, mağduriyetlerin azalması, haksız rekabetin önlenmesi, sertifikalı
servis sayısının artması, servislerin gerekli yatırımları gerçekleştirerek sertifika almasının
teşvik edilmesi, sistemin kısa sürede hayata geçirilebilmesi ve sağlıklı bir şekilde
yürütülebilmesi, sektörde standart oluşumunun sağlanabilmesi adına sertifika
zorunluluğunu gerekli görmektedir. Ayrıca böyle bir zorunluluk getirilmediği takdirde
sertifikasız servislerin sigorta şirketleri tarafından fiyat rekabetinde kullanılabileceği öne
sürülmektedir. Buna ek olarak sertifikanın zorunlu tutulması halinde hizmet bedeli ve
denetim maliyetlerinin makul olması gerektiğinin önemli olduğu da vurgulanmaktadır.
Diğer yandan halihazırda sertifika alınabiliyor olması ve zorunlu tutulması halinde ise
sigorta şirketlerine duyulan güveni azaltacak olması nedeniyle sertifika zorunluluğunun
gerekli olmadığını savunan görüşler de bulunmaktadır.
(81) Yukarıda yer verilen açıklamalar haricinde MAPFRE SİGORTA, bir yol güvenliği, hasar
ve onarım araştırma merkezi olan CESVIMAP adlı alt kuruluşu vasıtasıyla, Avrupa
normlarına uygun olarak üç aşamalı bir değerlendirme sonucunda kendi kalite belgesini
verdiğini ifade etmektedir.
(82) Aşağıdaki tabloda sigorta şirketlerinin çalıştıkları servislerin türlerine göre dağılımı ve bu
servislerin sertifika durumlarına ilişkin bilgiler yer verilmektedir:
Tablo 9: Sigorta Şirketlerinin Anlaşmalı Servis Sayıları ve Sertifika Durumları
SİGORTA
ŞİRKETİ
ANLAŞMALI SERVİS
SAYISI
ANLAŞMALI SERVİSLERİN SERTİFİKA DURUMU VE
(VARSA) SERTİFİKA SAYISI
1
AK
SİGORTA
Yetkili Servis: (…..)
Özel Servis: (…..)
Sertifika Şartı: (…..)
Yetkili servislerde TS 12047 bulunmaktadır.
Sayısı bilinmemekle birlikte anlaşmalı özel servislerin bir
kısmında TS 13168 sertifikası bulunmaktadır.
2
ALLIANZ
SİGORTA
Yetkili Servis: (…..)
Özel Servis: (…..)
Sertifika Şartı: (…..)
Yetkili servislerde TS 12047 bulunmaktadır.
Özel servislerin (…..)’inde OSEM, sayısı bilinmemekle
birlikte bir kısmında TS 12047 veya 13168 sertifikaları
bulunmaktadır.
3
ANADOLU
SİGORTA
Yetkili Servis: (…..)
Özel Servis: (…..)
Sertifika Şartı: (…..)
Yetkili servislerde TS 12047 bulunmaktadır.
Anlaşmalı özel servis başvurusunda bulunan servislerin
çoğunda TSE belgesi bulunmaktadır.
4
ANKARA
SİGORTA
Yetkili Servis: (…..)
Özel Servis: (…..)
Sertifika Şartı: (…..)
Yetkili servislerde TS 12047 ve bir kısmında TS 13168
bulunmaktadır.
(…..) adet OSEM belgeli özel servis bulunmaktadır.
5
DUBAİ
SİGORTA
Yetkili Servis: (…..)
Özel Servis: (…..)
Sertifika Şartı: (…..)
(…..) hangi servislerin hangi sertifikaya sahip olduğu
bilinmemektedir.
18-48/751-364
30/55
Tablo 9’un Devamı
SİGORTA
ŞİRKETİ
ANLAŞMALI SERVİS
SAYISI
ANLAŞMALI SERVİSLERİN SERTİFİKA DURUMU VE
(VARSA) SERTİFİKA SAYISI
6
EUREKO
SİGORTA
Yetkili Servis: (…..)
Özel Servis: (…..)
Sertifika Şartı: (…..)
(…..).
Özel servislerin (…..)tanesinde TSE; (…..)tanesinde
TSE ve ISO; (…..) tanesinde TSE, ISO ve CZTURK;
(…..) tanesinde ISO; (…..) tanesinde TSE ve OSEM
belgesi bulunmaktadır. (…..) adet serviste ise sertifika
bulunmamaktadır.
7
GENERALİ
SİGORTA
Yetkili Servis: (…..)
Özel Servis: (…..)
Sertifika Şartı: (…..)
(…..) hangi servislerin hangi sertifikaya sahip olduğu
bilinmemektedir.
8
GÜNEŞ
SİGORTA
Yetkili Servis: (…..)
Özel Servis: (…..)
Sertifika Şartı: (…..)
(…..) hangi servislerin hangi sertifikaya sahip olduğu
bilinmemektedir.
9
GROUPAMA
SİGORTA
Yetkili Servis: (…..)
Özel Servis: (…..)
Sertifika Şartı: (…..)
Yetkili servislerde TSE belgesi bulunmaktadır.
(…..) hangi servislerin hangi sertifikaya sahip olduğu
bilinmemektedir.
10
GULF
SİGORTA
Yetkili Servis: (…..)
Özel Servis: (…..)
Sertifika Şartı: (…..)
Yetkili servislerde TS 12047 bulunmaktadır.
Özel servislerin (…..) tanesi TS 12047, (…..) tanesi TS
13168, (…..) tanesi TS 8986, (…..) tanesi OSEM, (…..)
tanesi CZTURK belgesine sahipken (…..) tanesi ise
belgesizdir.
11
ORIENT
SİGORTA
Yetkili Servis: (…..)
Özel Servis: (…..)
Sertifika Şartı: (…..)
Yetkili servislerde TS 12047 bulunmaktadır.
Özel servisler açısından (…..)
(…..) özel serviste CZTURK ve OSEM sertifikası
bulunmaktadır.
12
HALK
SİGORTA
Yetkili Servis: (…..)
Özel Servis: (…..)
Sertifika Şartı: (…..)
Bilinmemektedir.
13
HDI
SİGORTA
Yetkili Servis: (…..)
Özel Servis: (…..)
Sertifika Şartı: (…..)
Yetkili servislerde TS 12047 bulunmaktadır.
(…..).
Özel servislerin (…..) tanesinde TS 13168 sertifikası
bulunmaktadır.
14
LIBERTY
SİGORTA
Yetkili Servis: (…..)
Özel Servis: (…..)
Sertifika Şartı: (…..)
Özel servislerin (…..) TSE, CZTURK, OSEM
sertifikalarından en az birine sahiptir.
15
MAPFRE
SİGORTA
Yetkili Servis: (…..)
Özel Servis: (…..)
Sertifika Şartı: (…..)
Yetkili servislerde TSE sertifikası bulunmaktadır.
(…..).
16
NEOVA
SİGORTA
Yetkili Servis: (…..)
Özel Servis: (…..)
Sertifika Şartı: (…..)
(…..). TSE 12047, TSE 13168, TSE 8986, TSE 8516,
TSE 8799 standartlarından birinin bulunması (…..).
Anlaşmalı servislerin %(…..)’ı bu belgelerden birine
sahiptir.
18-48/751-364
31/55
Tablo 9’un Devamı
SİGORTA
ŞİRKETİ
ANLAŞMALI SERVİS
SAYISI
ANLAŞMALI SERVİSLERİN SERTİFİKA DURUMU VE
(VARSA) SERTİFİKA SAYISI
17
RAY
SİGORTA
Yetkili Servis: (…..)
Özel Servis: (…..)
Sertifika Şartı: (…..)
Yetkili servislerde TSE sertifikası bulunmaktadır.
(…..).
18
SBN
SİGORTA
Yetkili Servis: (…..)
Özel Servis: (…..)
Sertifika Şartı: (…..)
Yetkili servislerde TSE sertifikası bulunmaktadır.
(…..).
19
TURKLAND
SİGORTA
Yetkili Servis + Özel
Servis: (…..)
Sertifika Şartı: (…..)
(…..) adet serviste TSE, OSEM, CZTURK sertifikası
mevcuttur.
20
UNICO
SİGORTA
Yetkili Servis: (…..)
Özel Servis: (…..)
Sertifika Şartı: (…..)
Yetkili servislerde TSE sertifikası bulunmaktadır.
Anlaşmalı özel servislerin (…..) tanesinde sertifika
bulunmaktadır.
21
ZİRAAT
SİGORTA
Yetkili Servis: (…..)
Özel Servis: (…..)
Sertifika Şartı: (…..)
Yetkili servislerde TSE sertifikası bulunmaktadır.
Özel servislerin (…..) tanesinde OSEM sertifikası
bulunmaktadır.
22
ZURICH
SİGORTA
Yetkili Servis: (…..)
Özel Servis: (…..)
Sertifika Şartı: (…..)
Yetkili servislerde sertifika bulunmaktadır.
Özel servislerin (…..) tanesinde sertifika bulunmaktadır.
Kaynak: Sigorta şirketlerinden elde edilen bilgiler.
G.5.4. Hasar Onarım Hizmetleri Sunan Teşebbüslerden Elde Edilen Bilgiler
G.5.4.1. OSS’den Elde Edilen Bilgiler
(83) OSS’den gelen görüşte halihazırda yürürlükte bulunan mevzuat düzenlemelerinin gerekli
açıklamaları içermesi nedeniyle hasar onarım hizmetleri pazarında bir kalite standardı
ihtiyacı olduğunun düşünülmediği ifade edilmektedir.
(84) Sigorta şirketlerinin sertifikası bulunan ya da bulunmayan servisler arasında bir ayrım
yapmamasının hasar onarım hizmetleri pazarında sertifika talebinin sınırlı kalmasına yol
açtığı, sertifika süreçlerinin servisler açısından belirli bir yatırım gerektiren ve çeşitli
maliyetler oluşturan bir süreç olduğu, sigorta şirketleri tarafından bir ayrım gözetilmemesi
halinde servislerin yaptığı bu yatırımların geri dönüşlerinin sınırlı kaldığı, sayılan
nedenlerle hasar onarım servislerinin sertifika almak yoluna gitmedikleri belirtilmektedir.
(85) OSS ayrıca; tüketicilerin seçim haklarını arttırarak alternatif tedarik kaynakları oluşturan,
satış sonrası hizmetler pazarında faaliyet gösteren teşebbüslerin bağımsızlığını
güçlendiren, bağımsız pazarın rekabet gücünü arttıran, her türlü uygulamayı
desteklediğini ifade etmekte, aksi uygulamaların rekabetçi kaygıları arttırarak yasal
düzenlemelerin özüne ters düşeceğini belirtmektedir. Bu çerçevede sigorta şirketlerinin
OSEM sertifikasına sahip olmayan servislerle çalışmasını engelleyen bir uygulamanın
2017/3 sayılı Tebliğ ve ilgili kılavuzda yer alan düzenlemelerden farklı sonuçlar
doğurabileceği vurgulanmaktadır. Bu tip bir uygulamanın halihazırda hasar onarım
hizmetleri pazarında faaliyet gösteren bazı teşebbüslerin pazar dışına itilmesine neden
olacağı da eklenmektedir. Zira sektörde faaliyet gösteren her firmanın OSEM tarafından
belirlenen şartları sağlayamayacağı değerlendirilmektedir. Ayrıca bu uygulamayla birlikte
sektörde yeni bir giriş engelinin oluşacağı ve sektörde faaliyet gösterme güdüsünün
azalacağı ifade edilmektir.
(86) Diğer yandan aranan kriterlerin düşük olması halinde ise tüm servislerin sertifika
alabilmesi ihtimalinin ortaya çıkacağı ve bunun da standart oluşumu ve
sertifikalandırmanın doğasına aykırı bir durum oluşturacağı belirtilmektedir. Ayrıca tüm
18-48/751-364
32/55
servislerin erişebildiği bir sertifikayı zorunlu tutmanın sadece işlem maliyeti oluşmasına
katkı sağlayacağı öngörülmektedir.
(87) Sigorta şirketlerinin sektörde aynı zamanda önemli bir tedarik kaynağı olduğu
değerlendirildiğinde ilgili uygulamanın yedek parça üretimi ve dağıtımı gerçekleştiren
bağımsız teşebbüsleri de olumsuz etkileyebileceği açıklanmaktadır. Zorunlu
sertifikasyon uygulamasıyla birlikte dolaylı olarak tüketicinin seçebileceği ürün
çeşitliliğinde ve fiyat rekabetinde azalma olabileceği değerlendirilmektedir.
(88) Sonuç olarak, sertifikalandırma işleminin “bağımsız” ve “tarafsız” teşebbüslerce
yapılmasının gerektiği, ancak OSEM’in sigorta şirketlerinden oluşan bir birlik tarafından
kurulduğu, sigorta şirketleri ile servisler arasında sıkı bir ticari ilişkinin bulunduğu
değerlendirildiğinde OSEM’in bu sıfatları haiz olamayacağı ifade edilmektedir.
G.5.4.2. ÖSEBİR’den Elde Edilen Bilgiler
(89) ÖSEBİR, hasar onarım hizmetleri pazarında düşük de olsa bir kalite standardına ihtiyaç
olduğunu ve can güvenliği dikkate alındığında gerekli de olduğunu belirtmektedir. Hasar
onarım hizmetleri piyasasında sertifikalı servis sayısının sınırlı kalmasında sertifika alma
zorunluluğunun bulunmamasının etkili olduğu ve ustalık ve iş yeri açma belgelerinin
yeterli görülmesinin sertifika talebini gereksiz kıldığı dile getirilmiştir. Sertifika uygulaması
ile servislerin kalitesinin yükseleceği, onarım noktalarının faturalı ve kayıtlı hizmet
sunması sayesinde kayıt dışı onarımla ortaya çıkan haksız rekabetin azalacağı, güvenli
onarımın artacağı ifade edilmektedir. ÖSEBİR ayrıca servislerin sertifikalandırılmasının
servisler açısından olumsuz bir durum yaratmayacağını belirtmekle birlikte dikkat
edilmesi gereken hususun servislerin belirli bir sertifikayı almaya zorlanmaması olduğunu
vurgulamaktadır. Dolayısıyla TSE, OSEM, CZTURK, TÜV, LOYD gibi sertifikalardan
herhangi birine sahip olunması yeterli görülmelidir. Belirtilen sertifikaların birbirine yakın
denklikte olduğu düşünülmekte ve aksi bir yaklaşımın tekelci bir uygulama olacağı ifade
edilmektedir. Sertifika seçiminde özel servislerin serbest bırakılmasının sertifika
sağlayan kuruluşlar arasında rekabeti de teşvik edeceği; tek sertifika zorunluluğu
getirilmesi halinde ise fiyatlarda artış yaşanabileceği ifade edilmektedir.
(90) Ayrıca 04.09.2018 tarihinde ÖSEBİR (…..) ile yapılan görüşmede; hasar onarım
hizmetleri sektöründe kayıt dışılığın ve haksız rekabetin çok fazla bulunduğu, özel
servislerin bir standarda ihtiyacı olduğu, standardın en temel gereksinimlerinden biri olan
ruhsatın çoğu işyerinde bulunmadığı, yavaş yavaş sigorta şirketlerinin talep etmesi ile
birlikte özel servislerin TSE sertifikası almaya başladığı, sigorta şirketlerinin küçük
servislerle çalışmayı tercih etmediği, orta ve büyük ölçekli servislerin ise sigorta şirketleri
ile çalışmaması durumunda batabileceği, OSEM’in hedeflediği 5.000 servisin halihazırda
sertifikasının bulunduğu ya da alabilecek niteliğe sahip olduğu, şu anda sektörde 500
civarında sertifikalı servisin bulunduğu, hasar onarımı gerçekleştiren servislerin mutlaka
bir sertifikaya sahip olması gerektiği, OSEM dahil herhangi bir sertifikanın aranmasında
bir sakınca bulunmadığı, asgari bir sertifikanın sigorta şirketlerine zorunlu tutulmasının
doğru olduğu ve sigorta şirketlerinin hizmet alan konumunda olması nedeniyle TSB’nin
böyle bir talepte bulunmasının makul olduğu, sertifika zorunluluğu getirilmesi halinde
TSE ve CZTURK’ün standartlarında da düzenlemeye gidilerek daha kapsayıcı hale
gelebileceği ifade edilmiştir.
(91) Aynı görüşmede, her servisin bir sertifika sahibi olması gerekmekle birlikte sadece
OSEM sertifikasının talep edilmesinin kabul edilemeyeceği, OSEM dışında TSE ve
CZTURK’ün akredite edildikten sonra kabul görmesi gerektiği, bununla birlikte sadece
TSE sertifikasının zorunlu olmasının TSE’nin kamu kurumu olması nedeniyle sorun
oluşturmayacağı, OSEM sertifikasının diğer sertifikalara göre daha maliyetli olduğu,
18-48/751-364
33/55
standartları sağlamanın kolay olduğu ve sektörün buna kolay uyum sağlayacağı, zaten
standart ekipmanlara sahip olmayan servislerin hasar onarım faaliyeti yürütmesinin
mümkün olmadığı belirtilmiştir.
(92) Zorunlu sertifikasyon uygulaması ile sertifika alımı için öngörülen bir yıllık geçiş süresinin
yeterli olduğu, görece küçük illerde sertifika alabilecek servis sayısının az olması ile
birlikte az bir yatırımla buralardaki servislerin standartları karşılayabileceği, hatta bu tip
yerler için farklı standartların oluşturulabileceği, servislere sertifika şartı getirilmesi
servislerin kendilerine çeki düzen vermesi için motivasyon oluşturacağı, OSEM’in hem
standart belirleyen hem belge veren hem denetim yapan bir kurum olarak faaliyet
göstermesinin sakıncalı olduğu, standartların TSB tarafından belirlenip sertifikanın
OSEM tarafından verilmesinin daha doğru olacağı belirtilen diğer hususlardır.
G.5.4.3. MÜSİAD’tan Elde Edilen Bilgiler
(93) MÜSİAD’dan gelen görüşte ve yapılan görüşmede; sigorta şirketlerinin hasar onarım
sürecinin bir tarafı olduğu, ödeme yapan taraf olarak maliyet kaygılarının yüksek olduğu,
OSEM’in sigorta şirketlerinin tüm hasar onarım sürecini kontrol edebilme motivasyonuyla
ortaya çıktığı ve sigortalının haklarını korumakta yetersiz kalacağı, ayrıca sigorta
şirketlerinin kullanılan ortak programlar ile sektörde faaliyet gösteren yedek parça
tedarikçisi, eksperler, araç onarım yerleri, araç alım satım şirketleri ile temas halinde
olduğu dikkate alındığında sektörde tekel oluşturma riskinin ortaya çıkacağı ifade
edilmektedir. Bu sebeplerle belgelendirmenin tarafsız devlet kurumlarınca yapılması
gerektiği belirtilmektedir.
G.5.4.4. Hasar Onarım Servislerinden Elde Edilen Bilgiler
(94) Dosya kapsamında hasar onarım hizmeti veren (…..) yetkilileri ile görüşme
gerçekleştirilmiş ve servislerin sigorta şirketleri ile ilişkileri, sektörün durumu ve OSEM
sertifika programı hakkında bilgilerine başvurulmuştur. Bu görüşmelerde yetkililerin
tamamı hasar onarım hizmetleri pazarında bir standart ihtiyacı olduğunu ifade etmiştir.
(…..) yetkilisi sertifika zorunluluğu getirilmesi halinde 700-800 anlaşmalı servisten 100
tanesinin bu standartları karşılayıp sertifika alabileceğini dile getirmiş ve diğer servislerin
bu standartları karşılamasının mümkün olmadığını ifade etmiştir. Benzer şekilde (…..)
yetkilisi de Ankara özelinde çoğu anlaşmalı servisin sertifika almasının mümkün
olmadığını belirtirken, (…..) yetkilisi TSE belgesinin kurallarının katı olmadığını, az bir
yatırımla TSE 13168 sertifikası alınabileceğini ve anlaşmalı servis sayısında kayda değer
bir azalma olmayacağını ifade etmiştir.
(95) (…..) yetkilisi sigorta şirketleri ile çalışmanın kendileri için önemli olduğunu belirterek,
kimi sigorta şirketlerinin anlaşmalı servislere önerdikleri ücretlerin düşük olduğunu ve bu
nedenle küçük servislerin bu şirketlerle çalışmayı tercih ettiğini, anlaşmalı servislerde
sertifika zorunluluğu aranmasının sigorta şirketleri açısından sıkıntı yaratabileceğini,
sertifika alabilen servis sayısının azalması ile birlikte bu sigorta şirketlerinin çalıştığı ve
düşük fiyat veren servislerin dışlanacağını ve nihayetinde tüketicinin etkileneceğini ifade
etmiştir. Yine teşebbüs yetkilisi tarafından sertifika almanın sektöre ilave bir katkısının
olmayacağı, zira sektörün işleyişi gereği teknolojik gelişmelerin takip edildiği dile
getirilmiştir.
(96) (…..) yetkilisi ile yapılan görüşmede, anlaşmalı sigorta şirketlerinden birinden gelen
mailde anlaşmalı servislerle çalışılabilmesi için OSEM belgesi alınmasının zorunlu
olduğunun belirtilmesi üzerine OSEM belgesi alındığı, OSEM sertifikasında TSE’ye
kıyasla daha dikkatli ve detaylı inceleme yapıldığı, TSE sertifikasında denetimlerin
yetersiz olduğu ve OSEM’in sigorta sektörüne yönelik ve daha aktif olduğu ifade
edilmiştir.
18-48/751-364
34/55
(97) (…..) ise TSE sertifikası bulunan bir servisin OSEM sertifikası almasına gerek olmadığını,
OSEM’in tek özelliğinin sigorta şirketleri ile bağlantısının bulunması olduğunu, TSE
sertifikasının her yıl düzenli olarak yenilenmesi gerektiğini, anlaşmalı servis
uygulamasının sigorta şirketlerinin hasar onarım süreçlerini kontrol edebilmesi için
kullanıldığını, TSE 13168 sertifikasının OSEM’e göre daha ucuz olduğunu ifade etmiştir.
Ayrıca servis yetkilisi sertifika zorunluluğunun talep artışı nedeniyle müşteri
memnuniyetsizliğine neden olmayacağını, servislerin artan talebi karşılayabileceğini dile
getirmiştir. Diğer yandan sigorta şirketleri tarafından sertifika şartı aranmasının rekabet
açısından sorun yaratmamakla birlikte sadece OSEM sertifikasının istenmesinin
sakıncalı olacağı, TSE belgelerinin sektörün ihtiyaçlarını karşılamada yeterli olduğu,
OSEM sertifikasının sektöre artı bir değer katmayacağı, bu uygulamanın sigorta
şirketlerinin çıkarlarını korumaya yönelik olduğunun düşünüldüğü belirtilmiştir.
G.5.5. Sertifikasyon Sektörüne İlişkin Elde Edilen Bilgiler
G.5.5.1. TSE’den Elde Edilen Bilgiler
(98) TSE’den gelen yazıda özetle; TSE’nin,132 sayılı Türk Standartları Enstitüsü Kuruluş
Kanunu ile kurulmuş, her türlü standardı hazırlamak veya hazırlatmak yetkisine sahip,
tüzel kişiliği haiz, özel hukuk hükümlerine tabi bir kamu kurumu olduğu ve TSE dışında
herhangi bir kurumun standart hazırlama görevinin ve yetkisinin bulunmadığı ifade
edilmiştir.
(99) TS 12047 ve TS 13168 sertifikalarının “Hizmet Yeterlilik Belgesi” olarak anıldığı ve
kanunen sadece TSE tarafından verildiği, sigorta şirketlerinin Hizmet Yeterlilik Belgesi
talep edebilmekle birlikte hukuken bir zorunluluğun bulunmadığı, OSEM sertifikasının
Hizmet Yeterlilik Belgesi kadar bilimsel içeriğe sahip olmadığı ve yer yer TSE
standartlarından alıntılar içerdiği belirtilmektedir.
(100) Diğer yandan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’a dayanılarak
hazırlanan Satış Sonrası Servis Hizmetleri Yönetmeliği’nin, “Yetkili servis istasyonlarının;
hizmet konularına göre Bakanlık veya görevlendireceği başka bir kurum veya kuruluş
tarafından belirlenen düzenleme veya standartlarda belirtilen özellikleri taşıması gerekir.”
hükmüne istinaden belgelendirme faaliyetlerinin yürütülmesi görevinin Gümrük ve Ticaret
Bakanlığı tarafından TSE’ye verildiği, Satış Sonrası Servis Hizmetleri Yönetmeliği’ne
göre yetkili servislerin faaliyet gösterebilmesi için TSE’den Hizmet Yeterlilik Belgesi
almak zorunda olduğu ifade edilmektedir. Bu düzenlemenin sadece yetkili servisleri
hedeflemekte olduğu ve dosya konusu uygulamanın hedefinde yer alan özel servislere
yönelik bir kapsamı bulunmadığı belirtilmektedir.
(101) OSEM ve CZTURK belgelerinin amaç, kapsam ve içeriği incelendiğinde bu belgelerin
hasar onarım merkezleri için tasarlandığı ve genellikle TSE tarafından yayınlanmış
kriterlerden esinlenildiği belirtilmektedir.
(102) Hasar onarım hizmetleri pazarında sistem belgeleri belgelendirme kuruluşları tarafından
verilebilmekteyken Hizmet Yeterlilik Belgesi’nin sadece TSE tarafından verilebildiği, TSE
Hizmet Yeterlilik Belgesi’nin 30.03.2007 tarihinden bu yana TSE’nin tescilli belgesi
olduğu, OSEM sertifikasının tüm servisler için zorunlu tutulması halinde TSE’nin
sertifikalandırma faaliyetlerinin olumsuz etkileneceği ifade edilmektedir. Hasar onarım
hizmetleri pazarında sertifikalandırmanın önemli olduğu düşünülmekle birlikte bu
sertifikanın işveren konumunda bulunan sigorta şirketleri ile bağlantısı olmayan, tarafsız
ve bağımsız kurumlarca yapılması gerektiği dile getirilmektedir. Bu nedenle sektörde
taraf konumunda bulunan sigorta şirketlerince kurulmuş olan bir birliğin ortak kuruluşu
olan OSEM tarafından gerçekleştirilecek sertifikalandırma işleminin rekabeti olumsuz
etkileyebileceği belirtilmektedir. Keza, Hazine Müsteşarlığının 2015/2 sayılı Motorlu Araç
18-48/751-364
35/55
Sigortalarında Eşdeğer Parça Belgeleme Esaslarına ilişkin Genelge’sinin (2015/2 sayılı
Genelge) geçici maddesi uyarınca belgelendirme kuruluşlarının tarafsız, belgelendirme
için gerekli mali yeterliliğe, teknik altyapıya ve personel kapasitesine sahip olması
gerektiğine ve "Bu genelge kapsamındaki işlemlerde; 2 (iki) yıl süreyle, münhasıran Türk
Standartları Enstitüsü (TSE) tarafından düzenlenen belgeler uygulamaya esas alınır. Bu
süre 1 yıllık dönemler halinde Hazine Müsteşarlığınca uzatılabilir. IAF (International
Accreditation Forum) çatısı altında ilgili standartlarda karşılıklı tanıma anlaşması
imzalamış olan akreditasyon kuruluşlarından ISO/IEN 17065 standardına uygun olarak
akredite edilmiş olan belgeleme kurumlarının düzenlediği belgeler saklıdır. TSE
tarafından düzenlenen bu Genelge uygulamasında esas alınacak belgelerin bedeli
Hazine Müsteşarlığınca belirlenir." hükmüne yer verildiğine değinilmiştir.
(103) OSEM sertifikasının zorunlu tutulması halinde mevzuat ile görevlendirilen TSE’nin yetki
alanına müdahale edilmiş olunacağı, standardizasyon anlamında ülke içinde farklı
uygulamaların ortaya çıkacağı, sigorta şirketlerinin belgelendirme kuruluşunun etkisi
altına gireceği ve sadece yetkili servis ve zincir servislerle çalışacağı, belgelendirme için
gerekli maliyetlerin artacağı ifade edilmiştir.
G.5.5.2. CZTURK’ten Elde Edilen Bilgiler
(104) CZTURK, CZ İspanya’nın geliştirdiği ürün ve hizmetlerin, Türkiye piyasasına sürülmesi
amacıyla 1987 yılında kurulduğunu ve teşebbüsün öncelikli faaliyetlerinden birinin hasar
onarım servis sertifikasyonu olduğunu ifade etmektedir24. CZTURK hasar onarım servis
sertifikası almanın; müşteri ve çalışan memnuniyetine yönelik hijyen şartlarını tesis
etmek, kalite ve verimliliği arttıracak çalışma alanları ile müşteri karşılama alanları
oluşturmak, teknolojik ekipmanlarla usta işçilik uygulanmasını sağlamak, kabul edilebilir
stok seviyesini temin etmek, servis içi verimliliği ve güvenilirliği arttıracak talimatların
uygulanmasını sağlamak, teknik standartlara uygun ekipman alımı ve kullanımını
sağlamak, aracını servise bırakan müşteriye ikame araç verilmesini ve aracın serviste
sigortalı olarak muhafazasını sağlamak gibi teknik faydalarının yanı sıra kalite, çevre, iş
sağlığı ve güvenliği yönetimi konusunda altyapı oluşturmak, yasal kimliği eksiksiz, tüm
resmi kurumlarda tescilli servisler oluşturmak, servislerin güncel bilgilerle donatılması için
eğitim faaliyetleri sunmak gibi yönetimsel faydalarının da bulunduğu belirtilmiştir.
CZTURK servis sertifikasının yetkili ve özel tüm araç hasar onarım hizmetlerini yürüten
teşebbüsler için geçerli olduğunu ve uzmanlık alanlarına göre sınıflandırarak
ayrıştırdığını ifade etmektedir. Buradaki amaçlardan birinin servislerin uzmanlık
alanlarının geliştirilerek alanları dışında kalan işler için yatırım yapmaya zorlanmaması
olduğu ileri sürülmektedir. Bu sayede küçük esnafın korunarak rekabet gücünün
arttırıldığı dile getirilmiştir. Mevcut durumda sertifika talebinde bulunan hasar onarım
servislerinin sigorta şirketleri ile çalıştığı ve servislerin kendi inisiyatifleriyle gelişmek
amacıyla sertifika sürecine dahil olduğu belirtilmektedir.
(105) OSEM ve TSE sertifikaları hakkında yeterli bilgi sahibi olunmadığından karşılaştırma
yapmalarının mümkün olmadığı, ancak yapılan incelemelerden görüldüğü kadarıyla TS
13168 içinde yer alan sınıflandırmaların araç türü ve servis fiziki şartlarına göre
sınıflandırıldığı, tamir yöntemleri ve uzmanlık alanlarına göre bir ayrım yapılmadığı, TS
12047’de ise yetkili servislere yönelik sınıflandırmaların bulunduğu, bu nedenle daha çok
mekanik bakım/tamir yöntemleri ve ana firmanın talepleri çerçevesinde standartların yer
aldığı, OSEM’le ilgili olarak ise internet sitelerinden görüldüğü kadarıyla belirlenen
standartların CZTURK’e göre asgari seviyede olduğu, TSE ve OSEM standardının
CZTURK ile ikamesinin söz konusu olamayacağı, CZTURK sertifikası başvurusunda
24 CZ'nin ortakları şu anda 19 sigorta şirketini içermektedir.
18-48/751-364
36/55
bulunan servislere denetimleri kolaylaştırması nedeniyle TSE standardının da almasının
önerildiği ifade edilmiştir.
(106)
(…..TİCARİ SIR…..).
(107)
(…..TİCARİ SIR…..).
G.5.5.3. TÜRKAK’tan Elde Edilen Bilgiler
(108) TÜRKAK tarafından özetle;
4457 sayılı Türk Akreditasyon Kurumu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’un
3. maddesi çerçevesinde kurumun görev ve yetkisinin uygunluk değerlendirme
kuruluşlarını akredite etmek, bu kuruluşların ulusal ve uluslararası standartlara
göre faaliyette bulunmalarını ve bu surette uygunluk değerlendirme kuruluşlarınca
düzenlenen belgelerin ulusal ve uluslararası alanda kabulünü temin etmek olduğu,
OSEM’in ürün/hizmet belgelendirme kuruluşu olarak TS EN ISO/IEC 17065
standardında açıklanan şartlar doğrultusunda akreditasyonunun söz konusu
olduğu, TÜRKAK’ın akreditasyon değerlendirmelerinde TS EN ISO/IEC 17065
standardının yanı sıra uluslararası anlaşmalarla bağlı olduğu European Co-
Operation for Accreditation (EA) Bölgesel Akreditasyon Birliği, IAF ve International
Laboratory Accreditation Cooperation (ILAC) çatı akreditasyon birliklerinin
yayımlamış olduğu rehberler ve dokümanlardaki şartlar ile TÜRKAK rehberlerinin
dikkate alındığı,
Araç hasar onarım servisleri pazarında sadece OSEM’in başvurusunun
bulunduğu ve bu başvurunun doküman inceleme süreçlerinin halen devam ettiği,
TÜRKAK tarafından hazırlanan raporda “…OSEM SS-10001 belgesinin zorunlu
olarak istenmesinin rekabet kurulunun uygun yazısından sonra hayata geçirilmesi
olarak yer almıştır. Ancak Rekabet Kurulunun uygun yazısı dosyada mevcut
değildir." ifadesinin yer aldığı, akreditasyon faaliyetlerinde rekabetin piyasa
üzerindeki etkilerinin de dikkate alındığı bu nedenle Kurum tarafından verilecek
kararın akreditasyon sürecini etkileyeceği, bununla birlikte muafiyet konusu
uygulamanın rekabetçi yapıya etkisinin değerlendirilmesi veya bir standart ihtiyacı
olup olmadığının belirlenmesinin TÜRKAK’ın yetki ve görevleri içerisinde yer
almadığı,
Ürünlerin, proseslerin ve hizmetlerin belgelendirilmesinin; konuyu sağlayan kişi
veya kuruluştan bağımsız olan ve konu ile kullanıcı olarak ilgili olmayan kişi veya
kuruluş tarafından yapılan uygunluk değerlendirmesi faaliyeti olarak açıklanan
üçüncü taraf uygunluk değerlendirme faaliyeti olduğu, belgelendirdiği ürünlerin
tasarımı, üretimi, temini, montajı, kullanımı veya bakımı ile ilgili teşebbüsleri temsil
18-48/751-364
37/55
eden bir iş ortaklığının veya mesleki birliğin bir biriminin, bağımsızlığı ve herhangi
bir çıkar çatışmasının bulunmaması koşuluyla, üçüncü taraf olarak
değerlendirilebileceği,
TS EN ISO/IEC 17065 standardı çerçevesinde yapılan denetimlerde, üçüncü taraf
uygunluk değerlendirme kuruluşunun herhangi bir çıkar çelişkisi veya tarafsızlığını
etkileyecek bir riskin olup olmadığı ve böyle bir durum var ise riskin nasıl ortadan
kaldırıldığı hususlarının değerlendirildiği
ifade edilmiştir.
G.6. Değerlendirme25
G.6.1. 4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Açısından Değerlendirme
(109) 4054 sayılı Kanun’un 3. maddesinde teşebbüs; piyasada mal veya hizmet üreten,
pazarlayan, satan gerçek ve tüzel kişilerle, bağımsız karar verebilen ve ekonomik
bakımdan bir bütün teşkil eden birimler olarak, teşebbüs birliği ise; teşebbüslerin belirli
amaçlara ulaşmak için oluşturduğu tüzel kişiliği haiz ya da tüzel kişiliği olmayan her türlü
birlikler olarak tanımlanmıştır. TSB, Sigortacılık Kanunu hükümlerince tüzel kişiliği haiz
kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşudur. Bu kapsamda yapılan bildirimde TSB’nin
“sigortacılık mesleğinin gelişmesini temin etmek”, “sigortacılık mesleğinin gelişmesini
sağlayıcı önlemler almak”, “haksız rekabeti önlemek üzere kararlar almak” amacıyla
“uyulması zorunlu meslek kuralları” getirebildiği, amaçlarını gerçekleştirmek üzere tüzel
kişiliği haiz şirketler kurabildiği ifade edilmiştir. Rekabet hukuku literatüründe bu tür
kuruluşlar “profesyonel meslek birlikleri” olarak da tanımlanmakla beraber, konuyla ilgili
Kurulumuz ve Danıştay kararları incelendiğinde, rekabet hukuku bağlamında bir kararın
teşebbüs birliği kararı olup olmadığının değerlendirilmesinde teşebbüs birliğinin
düzenlemelerle açıkça verilen yetkiler dışında ekonomik hayata ilişkin kararlar alıp
almadığı hususunun önem kazandığı görülmektedir. Bu çerçevede, TSB üyelerinin
anlaşmalı çalıştıkları tüm servis noktalarından asgari olarak OSEM SS 10001 veya
benzeri kalite standartları belgesinin zorunlu olarak istenmesine yönelik olarak alınan
yönetim kurulu kararının 4054 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi gereken bir
teşebbüs birliği kararı olduğu anlaşılmıştır.
(110) 4054 sayılı Kanun’un “Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar” başlığını
taşıyan 4. maddesinde mal ve hizmet piyasalarında doğrudan veya dolaylı olarak
rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut
doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs
birliklerinin bu tür karar ve eylemleri yasaklanmaktadır. Bu yönde aynı maddenin (a)
bendinde, “mal veya hizmetlerin alım ya da satım fiyatının, fiyatı oluşturan maliyet, kar
gibi unsurlar ile her türlü alım yahut satım şartlarının tespit edilmesi” örnek olarak
sayılmaktadır. Bildirime konu karar, TSB’ye üye teşebbüslerin ticari kararlarını bağımsız
olarak alma imkanını ortadan kaldırmakta ve servis noktalarından asgari olarak OSEM
SS 10001 veya benzeri kalite standartları belgesinin zorunlu olarak istenmesini
içermektedir. Koşulu sağlamayan teşebbüslerle anlaşmalı olarak çalışmanın mümkün
olmaması dolayısıyla hasar onarım hizmetleri pazarındaki rekabet doğrudan
25 Trafik sigortası ve kasko sigortası pazarlarına ilişkin Rekabet Kurumu incelemeleri için bkz; 04.05.2006
tarih ve 06-32/390-100 sayılı; 17.01.2008 tarihli ve 08-06/67-21 sayılı; 18.06.2009 tarih ve 09-29/608-147
sayılı; 09.05.2013 tarih ve 13-27/369-171 sayılı; 03.07.2017 tarih ve 17-20/324-144 sayılı; 19.07.2017 tarih
ve 17-23/383-166 sayılı; 13.07.2017 tarih ve 17-22/347-M sayılı; 27.09.2017 tarih ve 17-30/500-219 sayılı;
03.05.2018 tarih ve 18-13/241-112 sayılı Kurul kararları.
18-48/751-364
38/55
etkilenmektedir. Ayrıca, alınan karar TSB bünyesinde oluşturulacak şirket aracılığı ile
uygulanacağından standart belirleme ve sertifikasyon pazarında da rekabet
etkilenecektir. Bu çerçevede TSB tarafından alınan Yönetim Kurulu Kararının, 4054
sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında olduğu kanaatine varılmıştır.
G.6.2. 2008/3 sayılı Sigorta Sektörüne İlişkin Grup Muafiyet Tebliği (2008/3 sayılı
Tebliğ) Açısından Değerlendirme
(111) 2008/3 sayılı Tebliğ’in “Kapsam” başlığını taşıyan 2. maddesinde anılan grup
muafiyetinin belli risk hesaplamalarına yönelik müşterek işlemler ve güvenlik cihazlarına
ilişkin bazı şartname ve kurallara ilişkin anlaşmalara yönelik olduğu ifade edilmiştir.
Ayrıca Tebliğ’in Genel Gerekçesi’nde “Reasürans sektörü küresel olarak bütünleşmiş bir
görünüm sunsa da, Türk sigorta sektöründe faaliyet gösteren tek bir reasürans
teşebbüsü bulunduğu gerçeği de koreasüransa ilişkin değerlendirme yapılırken göz ardı
edilmemelidir. Bu nedenle, reasürans teşebbüslerinin de dahil oldukları havuzların
bireysel muafiyet hükümlerine tabi olmaya devam etmeleri yerinde olacaktır. Başka bir
deyişle bu Tebliğ, sadece sigorta teşebbüslerinin dahil oldukları koasürans ve
koreasürans yapılarını kapsamaktadır.” denilerek söz konusu Tebliğ’in kapsamı
belirtilmiştir. Bu açıdan başvuru konusu uygulamayı 2008/3 sayılı Tebliğ kapsamında
grup muafiyeti kapsamında değerlendirmek mümkün gözükmemektedir.
(112) Yatay İşbirliği Anlaşmaları Hakkında Kılavuz (Kılavuz), rakip teşebbüsler arasındaki
yatay işbirliği anlaşmalarının Kanun’un 4. ve 5. maddeleri kapsamında
değerlendirilmesinde dikkate alınacak hususlara dair genel bir rehber niteliğindedir.
Kılavuz’da işbirliği anlaşmaları; Ar-Ge, ortak üretim, ortak alım, ticarileştirme ve
standardizasyon başlıkları altında gruplandırılmış olup anlaşma türlerinin rekabetçi
açıdan doğurduğu riskler ve olası faydalar çerçevesinde yapılacak muafiyet analizine
yönelik temel unsurlar sunulmaktadır. Mevcut hali ile dosya konusu projenin bir
standardizasyon anlaşması türü olduğu ifade edilebilecektir.
(113) Standardizasyon anlaşmaları esasen mevcut ya da gelecekte sunulması planlanan ürün
ve hizmetlerin üretim süreçlerinin, yöntemlerinin uyumlaştırılmasına yönelik teknik
gerekliliklerin ya da kalite standartlarının belirlenmesinden oluşmaktadır. Kılavuz’da da
ifade edildiği üzere standardizasyon kuruluşları teşebbüs ya da teşebbüs birliği olarak
kabul edilmeleri halinde 4054 sayılı Kanun’un kapsamında olurken kamusal yetkilerin
kullanılmasının bir parçası olduğu durumlarda ilgili standarda yönelik uygulamalar 4054
sayılı Kanun’un kapsamından çıkabilmektedir26. Kılavuz’da standardizasyon
anlaşmalarının yeni, iyileştirilmiş ürünler veya pazarlar ortaya çıkarmak ve arz
koşullarının geliştirilmesini sağlamak gibi olumlu özellikleri kabul edilmekle birlikte
rekabeti kısıtlayıcı etkilerine de dikkat çekilmektedir. Bu çerçevede Kılavuz’da normal
koşullar altında, standart belirlemeye katılımın kısıtlanmadığı ve söz konusu standardı
kabul etme usulünün şeffaf olduğu hallerde, standarda uyum yükümlülüğü taşımayan ve
standarda ayrımcı olmayan, adil ve makul şartlarda (fair, reasonable and non-
discriminatory terms - FRAND) erişim tanıyan standardizasyon anlaşmalarının 4. madde
kapsamında rekabeti kısıtlamasının beklenmediği ifade edilmektedir27.
(114) Kılavuz’da rekabeti kısıtlayıcı amaç ya da etkisi olan standardizasyon anlaşmalarının
Kanun’un 5. maddesi kapsamında değerlendirilmesine ilişkin olarak belirli kriterler konu
edilmektedir. Etkinlik şartına ilişkin olarak standardizasyon anlaşmalarının genellikle
ciddi etkinlik kazanımı sağladığı, alıcı ve satıcılar açısından işlem maliyetlerini
azaltabildiği ifade edilmekle birlikte, söz konusu etkinlik kazanımlarının elde edilebilmesi
26 Kılavuz, 230. paragraf.
27 Kılavuz, 251. paragraf.
18-48/751-364
39/55
bakımından standardı uygulamak için gerekli olan bilgilerin, pazara girmek isteyenlerin
erişimine açık olması gerektiği belirtilmiş ve test etme ve sertifikalandırmaya yönelik
anlaşmaların, standardı tanımlamaya yönelik asıl amacı aştığı ve normalde ayrı bir
anlaşma ve pazar teşkil ettiği vurgulanmıştır28. Tüketicilere yansıma yükümlülüğüne
ilişkin olarak ise standartların, teknik birlikte işlerlik ile uyumu ya da yeni ve mevcut ürün,
hizmet ve süreçler arasındaki rekabeti teşvik ettiği durumlarda, tüketicilere fayda
sağlayacağının kabul edilebileceği ifade edilmiştir29. Rekabetin ortadan kalkmaması
şartına ilişkin olarak inceleme konusu standardizasyon anlaşmasının taraflara rekabeti
ortadan kaldırma gücü verip vermediğinin piyasadaki rekabetin diğer kaynaklarına, bu
kaynakların taraflar üzerinde oluşturdukları rekabetçi baskının seviyesine ve anlaşmanın,
bu rekabetçi baskılar üzerindeki etkisine bağlı olduğu belirtilmiş ve bu çerçevede pazar
paylarının analiz açısından önemi konu edilmiştir30.
(115) Zorunluluk şartına ilişkin olarak ise standardizasyon anlaşmalarının belirli bir kalite
seviyesinin oluşturulması söz konusu olsa dahi belirlenen amaçlarına ulaşmak için
gerekli olandan fazlasını kapsamaması gerektiği vurgulanmış ve standardı sektör için
bağlayıcı ve mecburi hale getiren kısıtlamaların ilke olarak zorunlu kabul edilemeyeceği
ifade edilmiştir. Benzer bir şekilde belirli kuruluşlara standartla uyumu test etmeleri için
münhasır haklar veren standardizasyon anlaşmalarının, standart belirlemenin temel
amacını aşmakta olduğu ve aynı zamanda rekabeti kısıtlayabildiği belirtilmiştir31.
(116) Başvuru konusu proje çerçevesinde taraflarca standart belirleme bakımından katılım ve
şeffaflığa ilişkin olarak, TSB tarafından tüm sertifika kuruluşlarına eşit mesafede
durulacağı, standartların belirlenmesi, değiştirilmesi gibi kararların şeffaflık ilkesine
uygun olarak alınacağı, standartların değiştirilmesi durumunda yeni standartların makul
bir süre önce duyurularak diğer sertifika kuruluşlarının rekabet gücünün korunacağı,
OSEM SS 10001 sertifikası ile eşdeğer ya da daha yüksek standartlara sahip tüm
sertifikaların OSEM ile eşdeğer tutulacağı ifade edilmiştir. Ayrıca TSB’nin mevcut ya da
sonradan girecek sertifikasyon hizmeti sunan teşebbüslerin mevcut ya da gelecekteki
sertifikalarının eşdeğerliği hakkında sektördeki tüm paydaşları bir araya getiren OSEM
Teknik Komitesinin görüşüne başvuracağı belirtilerek anılan hususlar bir taahhüt
şeklinde Kurumumuza sunulmuştur.
(117) Projede bir teşebbüs birliği niteliğindeki TSB’nin, üyesi olduğu sigorta şirketlerinin
bulunduğu pazara komşu pazarlarda faaliyet göstermesi, TSB üyelerinin hasar onarım
hizmetleri pazarındaki en büyük alıcı olması ve anılan proje ile sigorta şirketleri
bakımından benimsenecek asgari standarda uyum yükümlülüğü getirilmesi gibi hususlar
da dikkate alınarak bildirim konusu projenin 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesi
çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.
G.6.3. 4054 sayılı Kanun’un 5. Maddesi Açısından Değerlendirme
(118) İlgili projeye bireysel muafiyet tanınabilmesi için Kanun’un 5. maddesinde sayılan iki
olumlu iki olumsuz koşulun birlikte sağlaması gerekmektedir. Bildirim konusu projenin
temel olarak üç farklı pazardaki rekabetçi yapıya etki etmesi nedeniyle bireysel muafiyet
değerlendirmesi bu ilgili pazarlar özelinde yapılmıştır.
28 Kılavuz, 278-281. paragraf. Bununla birlikte standart belirleme ve sertifikasyon hizmetleri pazarları,
dosya konusu işlem bakımından, değerlendirmeyi etkilemeyeceğinden birlikte ele alınmıştır.
29 Kılavuz, 285. paragraf.
30 Kılavuz, 288. paragraf.
31 Kılavuz, 290-294. paragraf.
18-48/751-364
40/55
G.6.3.1. Malların üretim veya dağıtımı ile hizmetlerin sunulmasında yeni gelişme ve
iyileşmelerin ya da ekonomik veya teknik gelişmenin sağlanması
(119) Muafiyet incelemesinde ele alınan olumlu şartlardan ilki, malların üretimi veya dağıtımı
ile hizmetlerin sunulmasında yeni gelişme ve iyileşmelerin ya da ekonomik veya teknik
gelişmelerin sağlanması olup, bu hüküm çerçevesinde hangi hallerin ekonomik yarar
olarak kabul edileceği mevcut sistemin özelliklerine göre değişmektedir. Kısacası etkinlik
kazanımı olarak ifade edilebilen dağıtımda, üretimde vb. alanlarda ekonomik/teknik
gelişme ve kazanımlar, üretim ve dağıtım maliyetlerinin düşürülmesi, kalitenin artırılması,
malın arzında devamlılığın sağlanması, yeni piyasalara girişin kolaylaştırılması ve yeni
ürünlerin ya da üretim tekniklerinin bulunması gibi çeşitli görünümler arz etmektedir. Bu
kapsamda rekabeti kısıtlayıcı bir anlaşmanın muafiyet korumasından faydalanabilmesi
için öncelikle rekabet üzerindeki olumsuz etkisini bertaraf edebilecek düzeyde bir etkinlik
kazanımı sunabilmesi gerekmektedir32.
(120) Bildirim Formunda;
Herhangi bir sektörde belli standartların oluşmasının o sektörde rekabet şartlarının
sağlıklı bir şekilde gelişmesine ve tüketici mağduriyetlerinin giderilmesine katkıda
bulunduğu,
Projenin uygulanması ile OSEM’in hasar onarım hizmetinde faaliyet gösteren
teşebbüslere, sektöre ve tüketicilere fayda sağlayacak şekilde sertifikasyon verme
imkanı yaratılmasının teşebbüsler açısından yeni bir gelişme olduğu,
Mevcut yapıda tercih edilmeyen sertifikalar nedeniyle oluşan mağduriyetlerin
giderileceği,
Hasar onarım hizmetleri pazarında rekabetin gelişmesi neticesinde otomotiv ve
sigorta pazarlarında faaliyet gösteren teşebbüslerin faaliyetlerinin daha etkin bir hale
gelmesinin ve bu gelişmelerin maliyetleri düşürücü bir unsur olarak karşımıza
çıkmasının beklendiği
ifade edilmiştir.
(121) Bu çerçevede dosya kapsamında sunulan ilave bilgilerde de, tüketicilerin verilen hizmetin
kalitesi hakkında bilgiye sahip olamadığı ve tüketici mağduriyetlerinin oluştuğu, OSEM
sertifikasyon projesinin uluslararası kuruluşların en iyi uygulamaları incelenerek sektörün
ihtiyaçları doğrultusunda hazırlandığı, yedek parça sertifikasyonu ile birlikte
değerIendirildiğinde tüketici mağduriyetlerinin önüne geçileceği, hasar onarım hizmetleri
pazarında rekabetin artmasıyla birlikte teşebbüslerin faaliyetlerinin etkinleşeceği ve
bunun da maliyetlere yansıyacağı, bu sayede projenin ekonomik gelişmeye katkı
sağlayacağı açıklanmıştır.
G.6.3.1.1. Motorlu Araçlara Yönelik Sigorta Hizmetleri Pazarı Bakımından
Değerlendirme
(122) OSEM Sertifikasyon Projesi, 18 alt branşa sahip olan hayat dışı sigortacılık hizmetleri
içerisinde kara araçları sorumluluk sigortası ve kasko sigortası olmak üzere iki alt branşı
ilgilendirmektedir. Sigortacılık pazarı açısından bakıldığında, TSB Yönetim Kurulu’nun
10.01.2017 tarihli kararının “Anlaşmalı Özel Servislerden İstenecek Asgari Standartların
Belirlenmesi Hakkında Karar Alınması” başlıklı 5. maddesinde;
“Halihazırda otomotiv ve pek çok hizmet sektöründe talep edilen belgelendirmeye
benzer şekilde, TSB üyelerinin anlaşmalı oldukları tüm servis noktalarından asgari
32 Muafiyetin Genel Esaslarına İlişkin Kılavuz, 22. paragraf.
18-48/751-364
41/55
olarak OSEM SS 10001 veya benzeri kalite standartları belgesinin zorunlu olarak
istenmesine,
TSB üyelerinin kalite belgesi olmayan tüm anlaşmalı onarım servislerinden asgari
kalite standardı olarak OSEM SS 10001 belgesi talep etmesine,
OSEM SS 10001 belgesi olmayan tüm anlaşmalı servis noktalarının uyumu için 1
yıllık geçiş süresine uymaları yönünde gereken uyarıların yapılmasına; gerekli
görüldüğü takdirde ilgili mevzuat hükümlerine uygun yaptırımların uygulanmasına”
karar verildiği görülmektedir. Bildirim bu yönüyle ele alındığında ilgili pazarda bulunan ve
rakip olarak faaliyet gösteren tüm teşebbüslerin hizmet alımında belirli bir standardın
zorunlu olarak istenmesi hususunda ortak bir anlayışın varlığı görülmektedir.
(123) TSB bahse konu yapı çerçevesinde sigortacılık hizmetinin iyileştirilmesine yönelik olarak
yukarıda aktarılan olumlu unsurların ortaya çıkacağını ifade etmektedir. Bu kapsamda
TSB tarafından ayrıca;
Muafiyet konusu uygulamayla birlikte sigorta şirketleri ile anlaşmalı servis ağında
haksız rekabetin önlenmesinin ve yasal düzenlemelere uygun, sigorta şirketinin
sigortalıya karşı sorumlulukları çerçevesinde denetime tabi servis ağının
oluşturulmasının amaçlandığı, uygulama sayesinde güncel araçlara göre uygun
ekipman, eğitimli teknik personel, kabul edilir çalışma alanlarıyla hizmet
verilmesinin sağlanacağı ve servislerin hizmet kalitelerinin geliştirileceği,
Sigorta şirketlerinin servislerden beklentilerinin; doğru ve güvenli onarım hizmetinin
verilmesi, servis performansının kolay takip edilmesi ve ölçülmesi, servisin güçlü bir
marka imajına sahip olması ve tutarlı süreçlerinin bulunması, servisin teknoloji
platformlarını kullanabilmesi olduğu, uygulamayla birlikte kaliteli onarımın garanti
edilerek yeniden onarımların önüne geçilmesi, hızlı onarımın ve kira maliyetlerinde
düşüşün sağlanması, onarım servisleri ile yapılan sözleşmelerde optimizasyonun
sağlanması, araç ve hasar tipine göre doğru servis seçiminin temin edilmesi, sigorta
şirketlerinin hasar onarım sürecine zamanında müdahil olması, servislerin doğru
parça kullanmasının sağlanması, servislerin kestiği faturaların takip edilmesi gibi
sigorta şirketleri lehine kazanımların ortaya çıkacağı
ifade edilmiştir.
(124) Sigorta şirketleri tarafından gönderilen bilgilere bakıldığında, başvuru konusu uygulama
ile tamirhanelerdeki süreçlerin daha etkin yürütülmesinin, uygun işçilik ve parça
kullanımının sağlanacak olmasının, kalitesiz ve sorunlu onarım sayısının ve bundan
kaynaklı israfın azalmasının, sigorta şirketlerinin anlaşmalı servisleri değerlendirme
süreçlerinin kısalmasının, çalışanların çalışma koşullarının iyileşecek olmasının, araç
güvenliğini etkileyecek durumların azalacak olmasının, hasar maliyet kontrolünün
sağlanacak olmasının da uygulamanın faydaları arasında sayıldığı ve uygulamanın TSB
tarafından gerçekleştirilecek olmasının sektöre hem güven hem de maliyetler açısından
faydalı olacak bir unsur olarak değerlendirildiği görülmektedir. Yukarıda yer verilen bilgi
ve açıklamalar değerlendirildiğinde, hasar onarım hizmeti sunan teşebbüslerin belli bir
standarda kavuşturulmasına yönelik olan mezkûr uygulama ile motorlu araçlara yönelik
sigorta hizmeti pazarı açısından;
Teşebbüslerin sigortalıya karşı sorumlulukları çerçevesinde denetime tabi servis
ağının oluşturulması,
Güncel araçlara göre uygun ekipman, eğitimli teknik personel, kabul edilir çalışma
alanlarıyla hizmet verilmesinin sağlanması,
18-48/751-364
42/55
Tamirhanelerdeki süreçlerin daha etkin yürütülmesi, uygun işçilik ve parça
kullanımının sağlanacak olması, kalitesiz ve sorunlu onarım sayısının ve bundan
kaynaklı israfın azalması,
Sigorta şirketlerinin anlaşmalı servisleri değerlendirme süreçlerinin kısalması,
çalışanların çalışma koşullarının iyileşecek olması, araç güvenliğini etkileyecek
durumların azalacak olması, hasar maliyet kontrolünün sağlanacak olması
gibi etkinliklerin ortaya çıkmasının mümkün olduğu görülmektedir.
G.6.3.1.2. Motorlu Araçlara Yönelik Hasar Onarım Hizmetleri Pazarı Bakımından
Değerlendirme
(125) Başvuru konusu uygulama ile hasar onarım hizmetlerinin kalitesinin artırılarak, asgari
standartlara sahip olmasının amaçlandığı görülmektedir. Bu kapsamda gerek Bildirim
Formunda gerek dosya kapsamında sunulan ilave bilgilerde;
Sektöre hizmet veren hasar onarım servislerinin fiziki şartlarının hasar onarım
yeterliliği, şirket ve müşteri beklentileri açısından denetlenerek standartlara uygun
olarak belgelenmesinin, müşteriye sunulan hizmet kalitesinin arttırılmasının ve
hasarların doğru servis noktalarında, doğru yöntemlerle onarılmasının hedeflendiği,
Kontrollü ve güvenli bir sistem altyapısı kurularak maliyet azaltılırken aynı zamanda
müşteri memnuniyetinin yaratılması amacıyla anlaşmalı servis noktalarının asgari
standartlara sahip olmasının gerektiği,
Servis sektöründe yaşanan maliyet artışlarının, efektif olmayan yöntemlerin ve
çalışma şekillerinin tüketicilere yüksek primler olarak yansıyabildiği, servis
noktalarına ortak bir sertifikasyon sağlanması ile sektördeki belirsizliklerin ortadan
kaldırılmasının hedeflendiği,
Özel servis hizmet noktalarında halihazırda herhangi bir sertifikasyona sahip olan
noktaların hasar onarım servislerinin sadece %3’ünü oluşturduğu, sertifikasyon
eksikliğinde ise bu grupta bulunan hizmet noktalarının rekabete dahil olamadıkları,
sertifikasyon sahibi servis noktası sayısında artış olması halinde rekabetin olumlu
etkileneceği
açıklanmaktadır.
(126) ÖSEBİR tarafından sertifika uygulaması ile servislerin kalitesinin yükseleceği, onarım
noktalarının faturalı ve kayıtlı hizmet sunması sayesinde kayıt dışı onarımla ortaya çıkan
haksız rekabetin azalacağı, güvenli onarımın artacağı ifade edilmektedir. Sigorta
şirketleri tarafından sunulan görüşlerde de uygulamayla birlikte hasar onarım
hizmetlerinde kalitenin yükseleceği ve bunun sonucunda müşteri memnuniyetinin
artacağı belirtilmektedir. Ayrıca bazı görüşlerde de bu uygulamayla birlikte servislerin
rekabet gücünün artacağı, hizmet kalitesindeki artışın fiyatlara olumlu yansıyacağı,
servislerden kaynaklı hasar maliyetlerinin azalacağı, özel servislerdeki kalitenin artması
neticesinde yetkili servis tercih eden müşterilerden özel servislere geçiş yaşanacağı ifade
edilmiştir.
(127) Bu çerçevede standart aranması ile birlikte servislerin söz konusu standartların
sağlanmasını teminen yatırım yapabileceği, hasar onarım merkezlerinde verilen hizmet
bakımından kalite artışı sağlanabileceği, doğru hasar onarım tekniklerinin yaygınlaşarak
hizmetlerin sunulmasında yeni gelişme ve iyileşmelerin sağlanmasının mümkün olduğu
görülmektedir.
18-48/751-364
43/55
G.6.3.1.3. Motorlu Araçlara Yönelik Hasar Onarım Servislerine İlişkin Standart
Belirleme ve Sertifikasyon Hizmetleri Pazarları Bakımından Değerlendirme
(128) Standart belirleme ve sertifikasyon hizmetleri bakımından muafiyetin ilk şartı
değerlendirildiğinde, bildirime konu TSB kararının amacının, sektöre hizmet veren hasar
onarım servislerinin fiziki şartlarının hasar onarım yeterliliği, şirket ve müşteri beklentileri
açısından denetlenerek standartlara uygun olanların belgelenmesi, müşteriye sunulan
hizmet kalitesinin artırılması, hasarların doğru servis noktalarında, doğru yöntemlerle
onarılması olduğu anlaşılmaktadır. Bildirim Formunda, OSEM sertifikasyonunun
sektörün ihtiyaçlarına cevap veren, hizmet kalitesini yukarıya taşıyacak ve sonuç
itibarıyla sektörde pazara yeni girecek olan teşebbüsler ile beraber hasar onarım
hizmetlerinde rekabetin artması sonucunu doğuracak nitelikte olduğu belirtilmektedir.
TSB tarafından ayrıca hasar onarım hizmetlerinde bir standart olmaması ve sektörün
buna ihtiyaç duyması, doğru hasar onarım yöntemlerini uygulayan servis alt yapısı
oluşturulması amacıyla tek tip standardın öngörüldüğü, diğer sertifikasyon şirketlerinin
sertifikalarının sigorta sektörünün ihtiyaçlarını karşılamadığı, projenin ilerleyen
dönemlerinde sertifikalı servis sayısının artmasıyla birlikte “Platinum” gibi ek sınıfların
oluşturulacağı ve tek tip uygulamanın sona erdirileceği belirtilmiştir.
(129) Sigorta şirketleri tarafından gönderilen bilgilere bakıldığında, uygulamanın olumlu
etkilerine ilişkin olarak öncelikle yetkili servislerin tamamında sağlayıcı tarafından TS
12047 sertifikası alma zorunluluğu bulunması ve yetkili servislerin standartlarının araç
sağlayıcıları tarafından denetlenmesi nedeniyle yetkili servisler açısından bir standart
arayışı olmadığı konusunda bir fikir birliğinin bulunduğu görülmektedir. Bununla birlikte
dosya konusu projenin hedeflediği onarım hizmetlerine yönelik olarak;
TSE sertifikalarının, servislerin hangi branşta hizmet verdiği, serviste bulunan
makinaların bakımlarının yapılıp yapılmadığı, çalışma şartları, teknik donanım gibi
standartları incelediği belirtilerek, m2 ve ekipman konularında servisleri zorlayıcı
hükümler içerdiği ve maliyetlerinin yüksek olduğu,
TSE sertifikalarının en önemli eksiklikleri olarak, belgelendirmeden sonraki eğitimi,
yeni teknoloji kullanımı ve denetimi görüldüğü,
Bu çerçevede özel servis ve tamirhanelerce gerçekleştirilen onarım hizmetlerinde
bir standart eksikliği olduğu,
OSEM’in sertifikasyon uygulamasının bu standardı sağlayabileceği,
Buna ek olarak OSEM sertifikasının TSE sertifikalarına göre daha kapsamlı olduğu
ve sigorta sektörünün ihtiyaçlarına yönelik hazırlandığı,
TSE sertifikalarının CZTURK ve OSEM sertifikalarına göre daha ağır şartlar
içerdiği; OSEM ve CZTURK’ün sektöre yönelik asgari şartlar içermesi nedeniyle
daha yararlı görüldüğü
ifade edilmiştir.
(130) Bu kapsamda standart belirleme ve sertifikasyon hizmetinin yaygınlaşması ve bu pazara
yeni bir oyuncunun girmesi bir taraftan pazarda rekabetin artmasını sağlayacak diğer
taraftan hasar onarım hizmetlerinde faaliyet gösteren teşebbüsler bakımından
standartlara uyum yönünde motivasyon yaratarak kalite artışını sağlayabilecektir.
(131) Yukarıda yer verilen bilgiler çerçevesinde, ilgili pazarlar bakımından muafiyetin birinci
koşulunun sağlandığı kanaatine varılmıştır.
18-48/751-364
44/55
G.6.3.2. Tüketicinin bundan yarar sağlaması
(132) Muafiyetin ikinci şartı, ortaya çıkan etkinlik kazanımlarından tüketicilerin de yarar
sağlamasını aramaktadır. Muafiyet değerlendirmesi bakımından “tüketici” kavramı,
anlaşmadan etkilenen ilgili pazarlardaki mal veya hizmetlerin doğrudan veya dolaylı tüm
kullanıcılarını içerecek şekilde anlaşılmalıdır. Söz konusu ürünleri girdi olarak
kullananlar, yeniden satışını gerçekleştiren toptancılar ya da perakendeciler ve bayiler
tüketici olarak tanımlanabilir. Tüketici kavramı ürünün yalnızca nihai kullanıcılarını
içermemektedir. 4. madde kapsamında rekabeti kısıtlayıcı bir anlaşmanın muafiyetten
yararlanabilmesi için anlaşma sonucunda ortaya çıkan etkinlik kazanımlarının,
anlaşmanın rekabet veya tüketiciler üzerindeki gerçekleşen veya potansiyel negatif
etkisini tüketiciler bakımından telafi etmesi gerekmektedir. Bu durumda genel prensip
olarak anlaşmanın tüketiciler üzerindeki net etkisinin en azından nötr olması
beklenmektedir. Anlaşma tüketicileri anlaşma gerçekleştirilmeden önceki durumdan
daha kötü bir duruma getiriyorsa muafiyetin ikinci şartı sağlanamaz33.
(133) Bildirim Formunda;
Hasar onarım hizmetlerinde tüketiciler açısından en sıkıntı yaratan durumun teknik
olarak bilgi asimetrisi olan bir alanda hizmet almaya çalışmaları ve hizmet alırken
araçlarında kullanılan parçaların orijini ve sunulan hizmetin niteliği konusunda
yeterli ayrımı yapmakta zorlandığı,
Bu anlamda OSEM sertifikasyon projesi ile tüketicilerin hizmet alırken kalitesi ile
standardı belirlenmiş ve onaylanmış noktalardan daha güvenli hizmet almalarının
sağlanacağı,
Diğer taraftan hasar onarım hizmetleri pazarında halihazırda herhangi bir
sertifikasyonu dahi olmadan çalışan teşebbüslerin pazara girmesi ile tüketicilerin
hizmet alabilecekleri nokta sayısında artış yaşanacağı ve bunun da tüketiciler
açısından alternatif tercih imkanları ve sunulan hizmetlerin uygun fiyatlarla
edinilmesi anlamında fayda doğuracağı
ifade edilmiştir. Bu çerçevede ilgili pazarlar bağlamında yapılan değerlendirmelere
aşağıda yer verilmektedir.
G.6.3.2.1. Motorlu Araçlara Yönelik Sigorta Hizmetleri Pazarı Bakımından
Değerlendirme
(134) Bazı sigorta şirketleri tarafından gönderilen bilgilerde uygulamanın olumlu etkilerine
ilişkin olarak hasar onarım hizmetlerinde hizmet kalitesinin yükseleceği ve bunun
sonucunda müşteri memnuniyetinin artacağı belirtilmektedir. Bazı sigorta şirketleri
tarafından ayrıca uygulamayla birlikte servislerin rekabet gücünün artacağı, hizmet
kalitesindeki artışın fiyatlara olumlu yansıyacağı, servislerden kaynaklı hasar
maliyetlerinin azalacağı, özel servislerdeki kalitenin artması neticesinde yetkili servis
tercih eden müşterilerden özel servislere geçiş yaşanacağı ifade edilmiştir. Bazı
teşebbüsler dosya maliyetlerinde kayda değer bir artış yaşanmayacağını da dile
getirmiştir.
(135) Yukarıda sayılan olumlu görüşlerin yanı sıra sertifika zorunluluğu getirilmesi durumunda
özellikle kısa vadede bir takım sorunlar ortaya çıkabileceğine ilişkin görüşler de
mevcuttur. Gelen görüşlerin bir kısmında onarım hizmetleri alanında faaliyet gösteren
küçük çaplı servis ve tamirhanelerin sektörde önemli paya sahip olduğu belirtilerek,
uygulama ile birlikte ortaya çıkacak başlıca sorunun bu türdeki bazı servis ve
33 Muafiyetin Genel Esaslarına İlişkin Kılavuz, 42-44. paragraf.
18-48/751-364
45/55
tamirhanelerin gerekli koşulları sağlayamaması nedeniyle sertifika alamaması
gösterilmektedir. Bunun neticesinde anlaşmalı servis noktalarının azalacağına, onarım
süreçlerinin yavaşlayacağına ve müşteri memnuniyetinde azalma yaşanacağına, onarım
ve işçilik maliyetlerinin artacağına dikkat çekilmektedir. Buna ek olarak sertifika temini
için yapılacak yatırımların da onarım maliyetlerine yansıması sonucu poliçe bedellerinde
de artış yaşanabileceği, servis sayısının az ve sertifika şartlarını sağlama imkanlarının
kısıtlı olduğu illerde sigorta sektörünün hizmet alanı ve tüketicilerin tercih imkanının
kısıtlanacağı, anlaşmalı servis sayısındaki azalma ile birlikte bu servislerden elde edilen
indirimlerin de ortadan kalkabileceği de bazı teşebbüslerce belirtilmektedir.
(136) Yukarıda yer verilen bilgi ve açıklamalar değerlendirildiğinde, hasar onarım hizmeti
sunan teşebbüslerin belli bir standarda kavuşturulmasına ilişkin anılan uygulama ile
motorlu araçlara yönelik sigorta hizmetleri pazarı bakımından tüketicilere yansıyacak
kısmi faydalar olduğu kabul edilmekle birlikte, sertifika zorunluluğu nedeniyle hasar
onarım servislerindeki maliyet artışlarının poliçelere ek artışlar şeklinde yansıma
olasılığının yüksek olduğu görülmektedir. Her ne kadar TSB tarafından Kuruma iletilen
son bilgilerde sigorta şirketleri açısından herhangi bir maliyet artışı olmayacağından
poliçe ve fiyatlara yansıyacak bir artışın da gerçekleşmeyeceği ifade edilse de
sertifikalandırmaya yönelik belge ve denetim maliyeti bir yana ilgili standart veya
standartlara uyum için hasar onarım servislerinden beklenen ek yatırımların yeni maliyet
kalemleri oluşturabilme ihtimali dikkat çekmektedir. Ayrıca servis sayısının az ve sertifika
şartlarını sağlama imkanlarının kısıtlı olduğu illerde sigorta sektörünün hizmet alanı ve
tüketicilerin tercih imkanının kısıtlanacağı, anlaşmalı servis sayısındaki azalma ile birlikte
bu servislerden elde edilen indirimlerin de ortadan kalkabileceği belirtilmektedir.
(137) Yukarıda aktarılan bilgi ve açıklamalar değerlendirildiğinde motorlu araçlara yönelik
sigorta hizmeti pazarı bakımından, 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesi çerçevesinde ortaya
çıkan etkinlik kazanımının tüketicilere yansıması koşulunun sağlanmadığı anlaşılmıştır.
G.6.3.2.2. Motorlu Araçlara Yönelik Hasar Onarım Hizmetleri Pazarı Bakımından
Değerlendirme
(138) Hasar onarım hizmetleri sunan teşebbüslerden gelen bazı bilgilerde;
Hasar onarım hizmetleri pazarında düşük de olsa bir kalite standardına ihtiyaç
duyulduğu ve can güvenliği dikkate alındığında gerekli de olduğu,
Hasar onarım hizmetleri piyasasında sertifikalı servis sayısının sınırlı kalmasında
sertifika alma zorunluluğunun bulunmamasının etkili olduğu ve ustalık ve iş yeri
açma belgelerinin yeterli görülmesinin sertifika almayı gereksiz kıldığı,
Sertifika uygulaması ile servislerin kalitesinin yükseleceği, onarım noktalarının
faturalı ve kayıtlı hizmet sunması sayesinde kayıt dışı onarımla ortaya çıkan haksız
rekabetin azalacağı,
Güvenli onarımın artacağı ifade edilmekle birlikte; halihazırda yürürlükte bulunan
mevzuat düzenlemelerinin gerekli açıklamaları içermesi nedeniyle hasar onarım
hizmetleri pazarında bir kalite standardı ihtiyacı olduğunun düşünülmediği,
Sigorta şirketlerinin sektörde aynı zamanda önemli bir tedarik kaynağı olduğu
değerlendirildiğinde ilgili uygulamanın yedek parça üretimi ve dağıtımı
gerçekleştiren bağımsız teşebbüsleri de olumsuz etkileyebileceği,
Zorunlu sertifikasyon uygulamasıyla birlikte dolaylı olarak tüketicinin seçebileceği
ürün çeşitliliğinde ve fiyat rekabetinde azalma olabileceği
18-48/751-364
46/55
yönünde görüşlere yer verilmiştir.
(139) Sigorta şirketlerinden gelen görüşlerde ise bu yöndeki olumlu etkilere dikkat çekilmekle
birlikte gelen görüşlerin bir kısmında onarım hizmetleri alanında faaliyet gösteren küçük
çaplı servis ve tamirhanelerin sektörde önemli bir paya sahip olduğu belirtilerek,
uygulama ile birlikte ortaya çıkacak başlıca sorunun bu türdeki bazı servis ve
tamirhanelerin gerekli koşulları sağlayamaması nedeniyle sertifika alamaması
gösterilmektedir. Bunun neticesinde anlaşmalı servis noktalarının azalacağına, onarım
süreçlerinin yavaşlayacağına ve müşteri memnuniyetinde azalma yaşanacağına, onarım
ve işçilik maliyetlerinin artacağına dikkat çekilmektedir.
(140) Bu kapsamda, motorlu araçlara yönelik hasar onarım hizmetleri bakımından tüketicilere
yansıyacak kısmi faydalar olduğu kabul edilebilecekse de sertifika zorunluluğu ile birlikte
halihazırda sigorta şirketleri ile anlaşmalı olarak çalışan servislerin bir kısmının dahi
sertifika alabilecek standartlardan ya da bu standartlara ilişkin yatırım yetisinden yoksun
olması halinde ilgili pazarda hizmet sunabilecek teşebbüs sayısında azalma olasılığının
yüksek olduğu değerlendirilmektedir. Bu durumda piyasadaki teşebbüs sayısının
azalmasından dolayı zarar gören rekabetçi yapının doğuracağı maliyet artışları
beklenmektedir. Diğer yandan sertifika almak için bir takım maliyetlere katlanan
servislerin bu maliyetlerini fiyatlarına yansıtması ve dolayısıyla hasar onarım hizmetleri
pazarında da fiyat artışı ihtimalini beraberinde getirebilecektir. Tüketiciler bakımından
uzayan tamir süreleri, servis yoğunluğunda artış ve hatta kimi iller bakımından servis
bulunabilirliğinin ciddi zarar görmesi de olası riskler arasındadır.
(141) Yukarıda yer verilen bilgi ve açıklamalar değerlendirildiğinde motorlu araçlara yönelik
hasar onarım hizmeti pazarı açısından 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinin birinci
fıkrasının (b) bendinde yer alan koşulun sağlanmadığı kanaatine varılmıştır.
G.6.3.2.3. Motorlu Araçlara Yönelik Hasar Onarım Servislerine İlişkin Standart
Belirleme ve Sertifikasyon Hizmetleri Pazarları Bakımından Değerlendirme
(142) Bu kapsamda ilk olarak belirtilmelidir ki, hasar onarım hizmetlerinde artan kalite,
tüketicilerin hizmet alımları bakımından önemlidir. Özellikle bilgi asimetrisinin yoğun
olduğu hasar onarım hizmetleri bakımından sertifika sahibi hizmet noktalarının artması,
tüketicilerin başvurabileceği güvenli nokta sayısını arttırabilecektir. Sertifikasyon
pazarına yeni girişlerin olması da standartların yükselmesi yönünde motivasyonun
artmasını ve buna bağlı olarak kalite artışının sağlanmasını ortaya çıkarabilecektir.
Bununla birlikte dosyanın değerlendirilme aşamasında görüşlerine başvurulan sektör
oyuncuları ve sertifikasyon pazarındaki rekabetçi yapıdan etkilenen teşebbüsler,
sertifikasyon hizmetlerinin sağlanmasında tarafsızlığın önemine vurgu yapmışlardır.
OSS tarafından iletilen görüşte, sertifikalandırma işleminin “bağımsız” ve “tarafsız”
teşebbüslerce yapılmasının gerektiği, ancak OSEM’in sigorta şirketlerinden oluşan bir
birlik tarafından kurulduğu, sigorta şirketleri ile servisler arasında sıkı bir ticari ilişkinin
bulunduğu belirtilerek OSEM’in bu sıfatları haiz olamayacağı ifade edilmiştir.
(143) ÖSEBİR tarafından verilen görüşte de OSEM’in hem standart belirleyen hem belge veren
hem denetim yapan bir kurum olarak faaliyet göstermesinin sakıncalarına dikkat
çekilmiştir. MÜSİAD ve TSE tarafından da sigorta şirketlerinin hasar onarım sürecinin bir
tarafı olduğu vurgulanmış ve belgelendirmenin tarafsız kurumlarca yapılması gerektiği
ifade edilmiştir.
(144) Bu kapsamda her ne kadar standart belirleme ve sertifikasyon hizmetleri pazarları
bakımından pazara yeni girişlerin olması ve buna bağlı olarak kalite artışının
gerçekleşmesi beklenebilecekse de OSEM’in mevcut yapısının bu yönde sağlanacak
faydaların ortaya çıkması ve tüketiciye aktarılması yönünden sorun teşkil edebileceği
18-48/751-364
47/55
anlaşılmaktadır. TSB’nin muafiyet talebine konu kararının asgari OSEM standartlarının
aranmasına yönelik olduğu göz önüne alındığında, OSEM’in TSB ile ilişkisi kapsamında
asgari OSEM standardının zorunlu olarak aranması, pazardaki oyuncular tarafından
vurgulanan çekinceleri dikkate almayı gerektirmektedir.
(145) Yukarıda yer alan bilgi ve açıklamalar değerlendirildiğinde standart belirleme ve
sertifikasyon hizmetleri pazarları açısından da 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinin birinci
fıkrasının (b) bendindeki koşulun sağlanmadığı kanaatine varılmıştır.
(146) Bu çerçevede, anılan ilgili pazarlar kapsamında muafiyetin ikinci koşulunun
karşılanmadığı sonucuna ulaşılmıştır. 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinde, maddede
yer verilen koşulların tamamının gerçekleşmesi halinde teşebbüsler arası anlaşma,
uyumlu eylem ve teşebbüs birlikleri kararlarının 4. madde hükümlerinin
uygulanmasından muaf tutulmasına karar verilebileceği düzenlenmiştir. Bu bakımdan, 5.
maddede aranan ikinci şartın gerekleri sağlanmamakla birlikte, söz konusu uygulamanın
tüm yönleri ile ele alınıp değerlendirilmesini teminen aşağıda üçüncü ve dördüncü şart
bakımından yapılan analizlere de yer verilmiştir.
G.6.3.3. İlgili Piyasanın Önemli Bir Bölümünde Rekabetin Ortadan Kalkmaması
(147) 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinin üçüncü şartı, anlaşmanın pazarın önemli bir
kısmında rekabetin sınırlanmasına yol açmamasıdır. Muafiyet kararı verilmesinde
aranan bu ilk olumsuz şarta göre, muafiyete konu anlaşmanın; ilgili piyasanın önemli bir
bölümünde rekabetin ortadan kalkmasına neden olmaması, bir başka deyişle sağlanan
ekonomik gelişme veya fayda ile tüketicinin bundan yarar sağlaması durumlarının,
rekabetin ortadan kaldırılması sonucunda elde ediliyor olmaması gerekmektedir.
(148) Değerlendirmede esas olan ilgili pazardaki rekabetçi sürecin devamıdır. İlgili pazardaki
rekabetin tamamen ortadan kalkması halinde kısa vadeli etkinlik kazanımları gerçekleşse
dahi bu etkinlik kazanımları, inovasyonun azalması, fiyatların artması ve kaynakların
etkin kullanılmaması gibi uzun vadeli negatif etkileri telafi edemeyecektir. Rekabetin
ortadan kalkıp kalkmaması, anlaşmanın imzalanmasından önceki rekabetin derecesine
ve anlaşmanın rekabet üzerindeki kısıtlayıcı etkisine bağlıdır. Anlaşmanın rekabeti
kısıtlayıcı etkisi ne kadar çoksa ilgili piyasanın büyük bir bölümü bağlamında rekabetin
ortadan kaldırılması riski o kadar yüksektir. Bu şartın karşılanıp karşılanmadığının
analizi, pazardaki rakiplerin durumu, rakiplerin anlaşma tarafları üzerinde oluşturduğu
rekabetçi baskının seviyesi ve anlaşmanın mevcut rekabetçi yapı üzerindeki etkisinin
incelenmesini gerektirir. Değerlendirmede pazardaki fiili rekabetin yanı sıra potansiyel
rekabet de dikkate alınmalıdır34.
(149) Bildirim Formunda;
Halihazırda hasar onarım pazarına yönelik sertifikasyon hizmetleri mevcut
olmasına rağmen herhangi bir sertifika almaksızın faaliyetlerine devam eden
birçok hasar onarım hizmet noktasının bulunduğu,
Dolayısıyla konuya bu sertifikayı alabilecek teşebbüsler açısından bakıldığında,
pazarda geçmişe kıyasla değişen bir şey olmayacağı,
Zira otomotiv ve sigorta şirketlerinin de çalışacakları hasar onarım hizmetlerinde
faaliyet gösteren teşebbüslerden sertifika istediği ancak buna rağmen herhangi bir
sertifikaya sahip olmadan çalışan birçok teşebbüsün bulunduğu,
34 Muafiyetin Genel Esaslarına İlişkin Kılavuz, 54-56. paragraf.
18-48/751-364
48/55
Pazardaki verilere bakıldığında zorunlu sertifikasyon projesi ile hedeflenen hasar
onarım hizmetlerinde faaliyet gösteren teşebbüs sayısının toplam sayıya kıyasla
asgari düzeyde olduğu,
Bu alanda bir pazar oluştuğunda sertifikasyon sağlama açısından pazara
girebilecek birçok teşebbüsün bulunduğu, TSB’nin OSEM aracılığı ile böyle bir
girişimde bulunmasının içeriği itibarıyla ilk olması anlamında farklı olduğu, bununla
birlikte TSB’nin ve/veya OSEM’in hasar onarım hizmetlerinde faaliyet gösteren
teşebbüslerin bu pazara girişini engellemek gibi bir amaçları olmadığı,
Otomotiv ve sigorta şirketlerinin bu sertifikasyon işinden fayda sağlaması için
pazarda sertifika sahibi teşebbüslerin artmasının ekonomik ve ticari açıdan daha
anlamlı olduğu
ifade edilmiştir. Bu çerçevede ilgili pazarlar bağlamında yapılan değerlendirmelere
aşağıda yer verilmektedir.
G.6.3.3.1. Motorlu Araçlara Yönelik Sigorta Hizmetleri Pazarı Bakımından
Değerlendirme
(150) Yukarıdaki bölümlerde açıklandığı üzere başvuru konusu projeyi uygulayacak olan
OSEM’in sermayesinin tamamı TSB’ye aittir. Bu çerçevede uygulamaya ilişkin
anlaşmanın rekabet hukuku bağlamında ilgili pazardaki tüm teşebbüsleri bağlayan bir
karar olduğu görülmektedir. Dolayısıyla, 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamındaki
bu projeye taraf olan teşebbüslerin, ilgili pazarın %100’ünü oluşturduğu görülmektedir.
Bu bağlamda teşebbüslerin önemli bir maliyet kalemine yönelik getirilmek istenen
standardizasyonun gerek teşebbüslerin maliyetlerini azaltma yönündeki rekabetini
gerekse de kendileri arasındaki rekabeti engelleme ihtimali yüksektir. Halihazırda
teşebbüslerin özel servisler ile herhangi bir sertifika şartı olmadan çalışmayı tercih
edebilmesi; bazı servislerden farklı kalite kriterleri isteyebilmesi35 ya da standartlar
dışında farklı şartlar arayabildiği dikkate alındığında ilgili pazardaki tüm teşebbüslerin
davranışlarını kısıtlayacak bu proje sonucunda inovasyonun azalması, fiyatların artması
ve kaynakların etkin kullanılmaması gibi uzun vadeli negatif etkilerin telafi edilememesi
riskinin yüksek olduğu görülmektedir.
(151) Nitekim Tablo 3’e göre ilgili pazarda faaliyet gösteren ve dosya kapsamında bilgisine
başvurulan 22 sigorta şirketi içerisinde anlaşmalı servislerle sertifika şartına bağlı olarak
çalışan sadece iki sigorta şirketinin bulunduğu, bununla birlikte lokasyona göre sertifika
şartı getirebilen iki sigorta şirketinin daha olduğu görülmektedir. Geriye kalan sigorta
şirketlerinin ise otomotiv sağlayıcılarının yetkili servislere getirmiş olduğu sertifika
zorunluluğu dışında anlaşmalı servislerde sertifika şartı aramadığı anlaşılmaktadır. Bu
bakımdan TSB kararı ile getirilen sertifika zorunluluğu ilgili pazarda faaliyet gösteren
sigorta şirketlerinin önemli bir kısmının tercihlerinin ve davranışlarının kısıtlanmasına
neden olabilecektir.
(152) Sigorta şirketlerinin konu hakkındaki görüşlerine bakıldığında büyük çoğunluğu
tarafından hasar onarım hizmetlerinde standart eksikliği olduğu ve OSEM sertifikasının
bu açığı kapatacağı ifade edilmekle birlikte sertifika zorunluluğu getirilmesi durumunda
özellikle kısa vadede bir takım sorunların ortaya çıkabileceği belirtilmektedir. Uygulama
ile birlikte ortaya çıkacak başlıca sorun bu türdeki bazı servis ve tamirhanelerin gerekli
koşulları sağlayamaması nedeniyle sertifika alamaması gösterilmektedir. Buna ilave
35 Yukarıda da belirtildiği üzere MAPFRE SİGORTA, CESVIMAP adlı alt kuruluşu vasıtasıyla, Avrupa
normlarına uygun olarak üç aşamalı bir değerlendirme sonucunda kendi kalite belgesini verdiğini ifade
etmiştir.
18-48/751-364
49/55
olarak uygulamanın zorunlu olması ile servis sayısının az ve sertifika şartlarını sağlama
imkanlarının kısıtlı olduğu illerde sigorta sektörünün hizmet alanının kısıtlanacağını,
sertifika temin edemeyen fakat maliyet konusunda uygun olan servislerin sistem dışına
itileceğini, servisler arası rekabeti azaltacağını ve maliyetleri artıracağını, düşük kar
payıyla çalışan servisler açısından sertifika almanın mali külfet oluşturacağını, belge
alabilen servislerin pazar payının sigorta şirketleri ile yapacağı sözleşmeler
doğrultusunda belgesi olmayan servislere göre artacağını savunan görüşler de
mevcuttur.
(153) Yukarıda aktarılan bilgi ve açıklamalar değerlendirildiğinde motorlu araçlara yönelik
sigorta hizmeti pazarı bakımından 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesi çerçevesinde ilgili
piyasanın önemli bir bölümünde rekabetin ortadan kalkmaması şartının sağlanmadığı
görülmektedir.
G.6.3.3.2. Motorlu Araçlara Yönelik Hasar Onarım Hizmetleri Pazarı Bakımından
Değerlendirme
(154) Yapılan bildirimde mevcut durumda yetkili servislerin birçoğunun bir tür sertifika sahibi
olduğunun görüldüğü, proje kapsamında sigorta şirketlerinin anlaşmalı olduğu özel
servislerin belgelendirilmesinin hedeflendiği belirtilmektedir. TSB’nin bu tür hizmet veren
noktalar içinde adet olarak küçük bir kısmı hedeflediği vurgulanmaktadır. Sertifika sahibi
hizmet noktası arttıkça rekabete dahil olan teşebbüs sayısının da artacağı ifade
edilmektedir. Bununla birlikte, hasar onarım hizmetleri pazarında sigorta şirketlerinin de
önemli bir rol oynadığı aşikârdır. Sigorta şirketleri, trafik sigortası ve kasko poliçeleri
kapsamında tüketicilerin kaza halindeki tamir masraflarını karşılamaktadır. Kaza sonrası
tamirlerin, bir başka ifadeyle hasarlı araçların hasar onarım hizmetleri pazarının önemli
bir iş hacmini oluşturduğu dikkate alındığında, sigorta şirketlerinin uygulamaları da söz
konusu pazarı etkilemektedir. Bu kapsamda, 2002-2010 yılları arasında sigorta
şirketlerinin yönlendirmesi ile bağımsız servislere gelen araçların toplam hasarlı araçlar
içerisindeki payı %60 ila %80 arasında değişirken, yıllar itibarıyla bu oran artış göstererek
%90’ı bulduğu Motorlu Taşıtlar Sektör Araştırması Raporu’nda ortaya konulmuştur.
Sonuç olarak, hasar onarım servislerine gelen sigortalıların ağırlığı arttıkça sigorta
şirketlerinin uygulamalarının bağımsız teşebbüsler üzerindeki etkisinin de arttığı
söylenebilecektir. Bildirim Formunda da belirtildiği üzere sigorta sektörü servis
noktalarının en büyük müşterilerinden biridir.
(155) Bundan başka, her ne kadar sistemin hayata geçirilmesindeki amacın herhangi bir
standarda tabi olmayan servisler bakımından hizmet kalitesinin arttırılması olduğu ve
belgelendirmenin uzmanlık alanına göre yapılabilme esnekliği bulunduğu ifade edilmişse
de, belgelendirmenin özellikle nüfusun yoğunluklu olmadığı ve/veya servis
standartlarının karşılanmasının görece daha zor olacağı bölgelerde etkisinin ayrıca
değerlendirilmesi uygun olacaktır. Bu durum, servis sayısının az ve sertifika şartlarını
sağlama imkanlarının kısıtlı olduğu illerde sigorta sektörünün hizmet alanı ve tüketicilerin
tercih imkanının kısıtlanacağı, onarım süreçlerinin yavaşlayacağı ve müşteri
memnuniyetinde azalma yaşanacağı, onarım ve işçilik maliyetlerinin artacağı yönünde
bildirilen tereddütleri ve hasar onarım servislerinin sertifika ile artan maliyetlerini
fiyatlarına yansıtma ihtimalini dikkate almayı gerektirmektedir. Nitekim, OSS tarafından
verilen görüşte de uygulamanın yedek parça üretimi ve dağıtımı gerçekleştiren bağımsız
teşebbüsleri etkilemesi ve ürün çeşitliliği ile fiyat rekabetinde azalma ile giriş engeli
yaratması ihtimaline dikkat çekilmiştir.
(156) Yukarıda aktarılan bilgi ve açıklamalar değerlendirildiğinde, motorlu araçlara yönelik
hasar onarım hizmeti pazarı açısından 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesi çerçevesinde
18-48/751-364
50/55
ilgili piyasanın önemli bir bölümünde rekabetin ortadan kalkmaması şartının
sağlanmadığı anlaşılmıştır.
G.6.3.3.3. Motorlu Araçlara Yönelik Hasar Onarım Servislerine İlişkin Standart
Belirleme ve Sertifikasyon Hizmetleri Pazarları Bakımından Değerlendirme
(157) Her ne kadar Bildirim Formunda hasar onarım hizmetlerinde faaliyet gösteren
teşebbüslerin sertifikasyon işinde faaliyet gösteren teşebbüslerden de sertifika elde
edebilecek konumda olduğu ifade edilse de, muafiyet incelemesinin yapıldığı süreçte
paydaşlar tarafından ortaya konulan görüşlerden en önemlisi sertifikasyonun bağımsız
ve tarafsız kuruluşlarca yapılması gerekliliği olmuştur36. (…..) tarafından gönderilen
görüşte aralarında ticari alışveriş olan sigorta şirketleri ve hasar onarım servislerinin
sertifikasyon aşamasında objektif biçimde hareket etmelerinin beklenmesinin hayatın
olağan akışı içerisinde kabul edilmez olduğu belirtilmiştir. Sigorta şirketlerinin hasar
onarım teşebbüslerinin en büyük müşterisi olmasından hareketle, sigorta şirketleri
tarafından kurulan bir sertifikasyon şirketinin mevcudiyeti halinde servis noktaları
tarafından öncelikli olarak bu şirketin tercih edileceği, bu durumun sertifikasyon
pazarında rekabeti ortadan kaldıracağı vurgulanmıştır. Bundan başka, Bildirim
Formunda asgari olarak OSEM sertifikası şartlarını karşılayan TSE standartları ile
CZTURK ve benzeri sertifikasyon şirketlerinden yapılan belgelendirmelerin kabul
edileceği belirtilse de, ilerleyen süreçte servis noktalarından farklı kuruluşlara ilişkin
taleplerin gelmesi ile her bir belgelendirme açısından OSEM asgari standartlarını
karşılayıp karşılamadığının ayrıca değerlendirileceği ifade edilmektedir.
(158) Paydaşlarca dile getirilen bu hususlar dosya sürecinde başvuru sahibi ile paylaşılmış
olup 04.04.2018 tarihli yazılarında konuya ilişkin çekincelerin giderilmesini teminen bir
taahhüt paketi sunulmuştur. Bu paket kapsamında sertifikasyon pazarında faaliyet
gösteren tüm teşebbüslere eşit mesafede durulacağı, standartların belirlenmesinin
şeffaflık ilkesi ile uyumlu olacağı ve pazara yeni girecek sertifikasyon şirketleri
bakımından OSEM Teknik Komitesi’nin görüşlerine başvurulacağı belirtilmektedir.
(159) Her ne kadar TSB tarafından getirilen taahhütler OSEM’in pazardaki davranışları
bakımından tarafsızlığını sağlamayı amaçlamakta ise de OSEM ve TSB arasındaki
organik bağ gözönüne alındığında davranışsal çözümlerin yeterli olmadığı
değerlendirilmektedir. Şöyle ki, OSEM Yönetim Kurulu üyeleri arasında TSB genel
sekreter yardımcısı bulunmakta olup TSB’nin OSEM dışındaki sertifikasyon şirketlerine
karşı konumu ile hasar onarım servislerinin OSEM dışındaki sertifikasyon şirketlerine
karşı konumlarının tarafsızlığın sağlanması noktasında tartışmalı olduğu
anlaşılmaktadır. Ayrıca halihazırda OSEM’in, TÜRKAK ISO/IEC 17065 Uygunluk
Değerlendirmesi ürün, proses ve hizmet belgelendirmesi yapan kuruluşlar akreditasyonu
sürecinde olduğu ve TÜRKAK süreçleri gereği OSEM’in tarafsızlık taahhüdünde
bulunduğu ve bu taahhüdün OSEM’in internet sitesinde yer aldığı belirtilmişse de
OSEM’in TÜRKAK’a akredite olma sürecinin devam ettiği anlaşılmaktadır. TÜRKAK
tarafından verilen görüşte ise;
Ürünlerin, proseslerin ve hizmetlerin belgelendirilmesinin; konuyu sağlayan kişi
veya kuruluştan bağımsız olan ve konu ile kullanıcı olarak ilgili olmayan kişi veya
kuruluş tarafından yapılan uygunluk değerlendirmesi faaliyeti olarak açıklanan
üçüncü taraf uygunluk değerlendirme faaliyeti olduğu, belgelendirdiği ürünlerin
tasarımı, üretimi, temini, montajı, kullanımı veya bakımı ile ilgili teşebbüsleri temsil
eden bir iş ortaklığının veya mesleki birliğin bir biriminin, bağımsızlığı ve herhangi
36 TSE, OSS, (…..), MÜSİAD’dan elde edilen bilgiler.
18-48/751-364
51/55
bir çıkar çatışmasının bulunmaması koşuluyla, üçüncü taraf olarak
değerlendirilebileceği,
TS EN ISO/IEC 17065 standardı çerçevesinde yapılan denetimlerde, üçüncü taraf
uygunluk değerlendirme kuruluşunun herhangi bir çıkar çelişkisi veya tarafsızlığını
etkileyecek bir riskin olup olmadığı ve böyle bir durum var ise riskin nasıl ortadan
kaldırıldığı hususlarının değerlendirildiği
belirtilmiş olup, OSEM sertifikasyon faaliyetlerinin söz konusu koşulları karşılayıp
karşılayamayacağı belirsizdir. Kaldı ki, OSEM’in TÜRKAK tarafından akredite olması
halinde dahi, TSB tarafından alınan kararın uygulamaya konulması halinde; hasar
onarım merkezleri yine TSB tarafından %100 sermaye ortaklık yapısı ile kurulmuş olan
OSEM ile diğer belgelendirme kuruluşları arasında seçim yapmak durumunda kalacaktır.
Dolayısıyla uygulamada, sigorta şirketleri tarafından kurulan bir sertifikasyon şirketinin
yaratabileceği rekabetçi endişeler devam ediyor olacaktır.
(160) Yukarıda aktarılan bilgi ve açıklamalar değerlendirildiğinde motorlu araçlara yönelik
hasar onarım servislerine ilişkin standart belirleme hizmetleri ve sertifikasyon pazarları
bakımından, 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesi çerçevesinde ilgili piyasanın önemli bir
bölümünde rekabetin ortadan kalkmaması şartının sağlanmadığı anlaşılmıştır.
(161) Bu çerçevede, anılan ilgili pazarlar kapsamında muafiyetin üçüncü koşulunun
sağlanmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
G.6.3.4. Rekabetin (a) ve (b) bentlerindeki amaçların elde edilmesi için zorunlu
olandan fazla sınırlanmaması
(162) 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinin son şartı, anlaşmanın hedeflenen etkinlik
kazanımlarına erişmek için zorunlu olandan daha fazla sınırlayıcı olmamasını
aramaktadır. Bu şart iki aşamalı analiz gerektirir. Birinci aşama, anlaşmanın bir bütün
olarak kendisinin etkinlik kazanımlarının gerçekleşmesi için gerekli ve zorunlu olup
olmadığına ilişkindir. İkinci aşamada ise anlaşmada yer alan tekil rekabet sınırlamalarının
ayrı ayrı gerekli olup olmadığı değerlendirilir37.
(163) TSB tarafından iletilen bilgilerde zorunluluk unsuruna yönelik olarak mevcut standartların
piyasada kabul ve talep görmediği, piyasa gerçeklerini ve ihtiyaçlarını karşılamadığı, bu
nedenle zorunluluk harici herhangi bir kampanya ya da uygulamanın sonuç
getirmeyeceği ve zorunluluk bulunmayan bir sistemde kamu menfaatinin
sağlanamayacağı ifade edilmiştir. Diğer ülke uygulamalarına bakıldığında, böyle bir
zorunluluğun bulunmadığı, sigorta satın alınması, bir standardın oluşması ve
uygulanması, pazarda mevcut eksikliklerin giderilmesi noktasında başvurulacak
mercilerin yeterliliği gibi konular dikkate alındığında bu ülkelerde böyle bir zorunluluğa
gerek olmadığı, halkın ve kamunun hem sigorta ürünlerine hem de konulmuş
standartlara ilişkin gerekli saygıya ve talebe sahip oldukları, ülkemizin ise sigortacılık
sektörü bakımından nispeten dar ve derin olmayan bir yapıya sahip olduğu, tüketicilerin
sigorta ürünlerinden beklenen kaliteye ve standart gerekliliklerine ilişkin yeterli bilinç
düzeyine henüz erişmediği ifade edilmiştir.
(164) Bu çerçevede ilgili pazarlar açısından yapılan değerlendirmelere aşağıda yer
verilmektedir.
37 Muafiyetin Genel Esaslarına İlişkin Kılavuz, 54-56. paragraf.
18-48/751-364
52/55
G.6.3.4.1. Motorlu Araçlara Yönelik Sigorta Hizmetleri Pazarı Bakımından
Değerlendirme
(165) Bildirim konusu uygulama ile TSB, tüm üyelerinin anlaşmalı servislerinden OSEM SS
10001 veya benzeri kalite standartlarına sahip sertifika istemelerini zorunlu hale getirmek
istemektedir. Bununla birlikte yapılan bildirimde hasar onarım hizmetleri sektöründe belli
bir standart oluşturarak tüm paydaşların faydalanmasını sağlamak adına bir yıllık geçiş
süresinin öngörüldüğü, TSB’nin anılan kararının hiçbir şekilde teşebbüslerin ekonomik
ve ticari tercihlerini belirlemeye yönelik olmadığı, TSB üyesi teşebbüslerin kendi
kriterlerine göre çalışacakları servis noktalarını belirlemesi neticesinde her hasar onarım
noktasının bir sigorta şirketiyle çalışmasının mümkün olmadığı, proje ile birlikte sertifika
sahibi her servisin her sigorta şirketiyle çalışabileceği, sistemin hayata geçmesi ve
beklenen faydaların sağlanabilmesi adına tüm sigorta şirketlerinden asgari OSEM SS
10001 sertifikasının talep edilmesinin zorunlu olduğu ifade edilmektedir. Tüketicilerin de
anlaşmalı noktalarla çalışmak durumunda olmadığı, tercih etmeleri halinde istedikleri
noktadan hizmet temin edebildikleri belirtilmektedir. Yurtdışındaki sertifikasyon
organizasyonları incelendiğinde örnek yapıların sigorta şirketleri tarafından kurulmuş
olan bağımsız özel kuruluşlar olduğu belirtilmektedir.
(166) Kılavuz’da rekabetin ortadan kalkmaması şartına ilişkin olarak, inceleme konusu
standardizasyon anlaşmasının taraflara rekabeti ortadan kaldırma gücü verip
vermediğinin, piyasadaki rekabetin diğer kaynaklarına, bu kaynakların taraflar üzerinde
oluşturdukları rekabetçi baskının seviyesine ve anlaşmanın, bu rekabetçi baskılar
üzerindeki etkisine bağlı olduğu belirtilmektedir38.
(167) Sertifika şartının bir zorunluluk olarak aranmasının sistemin faaliyete geçmesi ve
beklenen faydaları sağlayabilmesi konusunda gerekli olup olmadığı hususunda farklı
görüşler mevcuttur. Bazı şirketler; onarım kalitesinin artması, mağduriyetlerin azalması,
haksız rekabetin önlenmesi, sertifikalı servis sayısının artması, servislerin gerekli
yatırımları gerçekleştirerek sertifika almasının teşvik edilmesi, sistemin kısa sürede
hayata geçirilebilmesi ve sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesi, sektörde standart
oluşumunun sağlanabilmesi adına sertifika zorunluluğunu gerekli görmektedir. Ayrıca
böyle bir zorunluluk getirilmediği takdirde sertifikasız servislerin sigorta şirketleri
tarafından fiyat rekabetinde kullanılabileceği öne sürülmektedir. Buna ek olarak
sertifikanın zorunlu tutulması halinde hizmet bedeli ve denetim maliyetlerinin makul
olması gerektiğinin önemli olduğu da ayrıca vurgulanmaktadır. Diğer yandan halihazırda
sertifika alınabiliyor olması ve zorunlu tutulması halinde ise sigorta şirketlerine duyulan
güveni azaltacak olması nedeniyle sertifika zorunluluğunun gerekli olmadığını savunan
görüşler de bulunmaktadır.
(168) Yukarıda da belirtildiği üzere, zorunluluk şartına ilişkin olarak, standardizasyon
anlaşmalarının, belirli bir kalite seviyesinin oluşturulması söz konusu olsa dahi, belirlenen
amaçlara ulaşmak için gerekli olandan fazlasını kapsamaması gerekmektedir ve
standardı sektör için bağlayıcı ve mecburi hale getiren kısıtlamalar ilke olarak zorunlu
kabul edilmemektedir. Dosya mevcudu bilgi ve açıklamalar değerlendirildiğinde hasar
onarım hizmeti sunan teşebbüslerin belli bir standarda kavuşturulmasına yönelik olan
mezkûr uygulama ile amaçlanan hususların hayata geçirilebilmesi için getirilen
zorunluluğun, belirlenen amaçlara ulaşmak için gerekli olandan fazla bir kısıtlama içerdiği
kanaatine varılmıştır. TSB tarafından sunulan ilave bilgilerde halihazırda “Sigortacılık
Destek Hizmetleri Hakkında Yönetmelik” kapsamında sigorta şirketlerinin bakım ve
onarım hizmeti aldığı kişilerin kontrol ve denetimini gerçekleştirebileceği, sigortacıların
38 Kılavuz, 288. paragraf.
18-48/751-364
53/55
kendilerine hizmeti sunacak kişilerin yeterli teknik donanıma, mali güce, insan kaynağına,
tecrübeye ve yönetmelikte belirtilen diğer şartlara sahip bulunduğunu incelemek zorunda
oldukları belirtilmiş ve TSB tarafından bu kapsamda asgari gerekliliklerin belirlendiği ifade
edilmiştir. Uygulamada sigorta şirketlerinin sorumlulukları dahilinde bu denetimi
yapmakta olduğu, hasar onarım şirketleri ile anlaşmalı çalışmaları halinde sözleşme
ilişkisi bağlamında bu gereklilikleri arayabildikleri görülmektedir. Tüm sigorta şirketlerinin
iradesi yerine geçecek yönde alınan TSB kararı ise tüm sigorta şirketlerini bağlayacak
ve rekabetin zorunlu olandan fazla sınırlanmasına yol açabilecektir.
(169) Yukarıda yer verilen bilgi ve açıklamalar değerlendirildiğinde, motorlu araçlara yönelik
sigorta hizmeti pazarı açısından 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinin rekabetin zorunlu
olandan fazla sınırlanmaması koşulunun sağlanmadığı anlaşılmıştır.
G.6.3.4.2. Motorlu Araçlara Yönelik Hasar Onarım Hizmetleri Pazarı Bakımından
Değerlendirme
(170) Yukarıda da belirtildiği üzere, zorunlu sertifikasyon uygulamasının farklı pazarlardaki
etkilerine yönelik olarak paydaş görüşlerine başvurulmuş olup, özellikle sertifika
zorunluluğunun hasar onarım pazarı üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Bu kapsamda TSE
tarafından, sadece zincir ve büyük hasar onarım servisleri ve yetkili servislerle çalışılır
duruma gelineceği, teşebbüslerin bu durum dolayısıyla sıkıntı yaşayacağı, hasar onarım
servislerinin yüksek ücretler ödemek durumunda kalacağı ifade edilmiştir. OSS
tarafından da benzer şekilde halihazırda hasar onarım pazarında faaliyet gösteren bazı
teşebbüslerin pazar dışına itilmesine yol açabileceği belirtilmiştir. Sertifika
zorunluluğunun pazarda daha önce olmayan bir giriş engeli yaratacağı ve yeni
teşebbüslerin pazarda faaliyet gösterme güdüsünü azaltabileceğine dikkat çekilmektedir.
Mezkûr uygulamanın ürün çeşitliği ve fiyat bakımından etkin rekabetin oluşturulabilmesi
ve yedek parça ile hasar onarım pazarlarına erişimin kolaylaştırılması gibi hedefleri
bakımından sakınca doğurabileceği ifade edilmektedir.
(171) ÖSEBİR ise servislerin sertifikalandırılmasının servisler açısından olumsuz bir durum
yaratmayacağını belirtmekle birlikte dikkat edilmesi gereken hususun servislerin belirli bir
sertifikayı almasına zorlanmaması olduğunu vurgulamaktadır. Dolayısıyla yapılan
açıklamaya göre TSE, OSEM, CZTURK, TÜV, LOYD gibi sertifikalardan herhangi birine
sahip olunması yeterli görülmelidir. (…..) tarafından da benzer şekilde tek bir sertifikanın
servislere zorunlu tutulmasının servislerde verilen hizmetlerin tek tipleşmesine yol açarak
servislerin farklılaşmasını engelleyeceği ve servisler arası rekabete zarar vereceği,
ayrıca uygulamanın zorunlu tutulması halinde pek çok hasar onarım servisinin sertifika
alamayarak pazar dışına itilmesi sonucunun doğabileceği ya da bu olumsuzluğun
giderilebilmesi adına standartların uluslararası düzeyin altında belirlenerek sertifikanın
itibarının azaltılabileceği ifade edilmiştir. OSS tarafından da tüm servislerin erişebildiği
bir sertifikayı zorunlu tutmanın sadece işlem maliyeti oluşmasına katkı sağlayacağı
öngörülmektedir.
(172) Bildirim Formunda servis noktalarının sertifikasyon sahibi olmayı tercih etmeyebilecekleri
ifade edilse de özel servislerle yapılan görüşmeler, anlaşmalı servis sahibi olmanın
önemini ortaya koymuş olup zorunluluk uygulamasına muafiyet tanınması halinde pek
çok özel servisin bu belgeyi alma yoluna gideceğini göstermektedir. OSEM sertifikası
sahibi (…..) ile yapılan görüşmede sadece sigorta şirketlerince yönlendirilen araçların
onarımının gerçekleştirildiği ve dışarıdan müşteri alınmadığı, bir sigorta şirketinin OSEM
sertifikası olmayan servisler ile çalışmayacağına dair uyarısı üzerine OSEM sertifikası
almaya karar verildiği belirtmiştir. ÖSEBİR yönetim kurulu üyesi (…..) ile yapılan
görüşmede, sigorta şirketleri ile çalışamayan orta ve büyük ölçekli hasar onarım
18-48/751-364
54/55
servislerinin batabileceği dile getirilmiştir. Yine (…..) yetkilisi sigorta şirketlerinin en büyük
müşterileri olduğunu ifade etmiştir.
(173) Bu kapsamda, sertifika uygulamasının belirli bir kalite standardının sağlanması
bakımından faydalı olabileceği, ancak bu noktada belirlenen standartların düzeyinin
önemli olduğu, standartların yüksek belirlenmesi halinde giriş engeli yaratabileceği,
düşük kalması halinde ise sertifikasyonun ilave bir maliyet getirmekten öteye
geçemeyeceği, bu noktada tüm oyuncuları bağlayan zorunlu sertifikasyon
uygulamasının hasar onarım ile iştigal eden servislere ilave yük getirebileceği ve bu
durumun sağlanan hizmette aksamalara yol açabileceği sonucuna ulaşılmıştır.
(174) Bu çerçevede, motorlu araçlara yönelik hasar onarım hizmeti pazarı açısından 4054
sayılı Kanun’un 5. maddesi kapsamında rekabetin zorunlu olandan fazla sınırlanmaması
koşulunun sağlanmadığı anlaşılmıştır.
G.6.3.4.3. Motorlu Araçlara Yönelik Hasar Onarım Servislerine İlişkin Standart
Belirleme ve Sertifikasyon Hizmetleri Pazarları Bakımından Değerlendirme
(175) Hazine Müsteşarlığından gelen görüşte hasar onarım servisleri pazarında kalite
standardına ihtiyaç bulunduğu, sertifikalandırma yapacak kuruluşların TÜRKAK
tarafından akredite edilmesi gerektiği, sertifikalandırma ile getirilecek yükümlülüklerin
ülke şartlarına uygun, makul, yerine getirilebilir nitelikte ve maliyetinin karşılanabilir
düzeyde olması gerektiği, ayrıca sigortalıların akredite hasar onarım servislerinden
serbestçe yararlanabilmesi gerektiği belirtilmiştir. Sigorta şirketleri tarafından sunulan
bazı görüşlerde bildirim konusu proje ile özel servis ve tamirhanelerce gerçekleştirilen
onarım hizmetlerindeki standart eksikliğinin giderilebileceği belirtilmiştir. Buna ek olarak
sertifikanın zorunlu tutulması halinde hizmet bedeli ve denetim maliyetlerinin makul
olması gerektiğinin önemli olduğu da ayrıca vurgulanmaktadır. Diğer yandan daha önce
de açıklandığı üzere halihazırda sertifika alınabiliyor olması ve zorunlu tutulması halinde
ise sigorta şirketlerine duyulan güveni azaltacak olması nedeniyle sertifika
zorunluluğunun gerekli olmadığını savunan görüşler de bulunmaktadır.
(176) Standart belirleme ve sertifikasyon hizmetleri pazarı bakımından yukarıda yer verilen
açıklamalar çerçevesinde ilgili pazara yeni bir oyuncu girmesinin ve sektörde bu yönde
paydaşlarca da işaret edilen standart ihtiyacının karşılanmasının önemli olduğu
anlaşılmaktadır. Ancak böyle bir zorunluluk getirilmesi halinde sertifikasyon pazarı ile
standarttan etkilenecek diğer pazarlar arasındaki ilişki önem kazanmaktadır. MÜSİAD,
TSE, OSS, (…..) gibi TSB’nin kararından etkilenmesi muhtemel paydaşların dile getirdiği
ortak husus, standardı belirleyen, uygulayan ve denetleyen teşebbüs (TSB/OSEM) ile bu
standarttan etkilenen teşebbüsler (hasar onarım şirketleri) arasında yoğun bir ticari ilişki
olmasının rekabetçi sürece zarar verebileceğidir. Dolayısıyla, sigorta şirketlerinin tümüne
yönelik alınan bağlayıcı bir karar gerek en büyük hizmet alıcısı olmaları dolayısıyla hasar
onarım şirketlerini, gerekse bu alıcı grubu tarafından oluşturulan bir şirket bünyesinde
sertifikasyon hizmeti verilmesi yönüyle de standart belirleme ve sertifikasyon hizmetleri
pazarını etkileyebilecek niteliktedir.
(177) Yukarıda yer verilen bilgi ve açıklamalar değerlendirildiğinde, standart belirleme
hizmetleri ve sertifikasyon pazarları açısından 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinin
rekabetin zorunlu olandan fazla sınırlanmaması koşulunun sağlanmadığı anlaşılmıştır.
(178) Sonuç olarak, TSB üyelerinin anlaşmalı çalıştıkları tüm servis noktalarından asgari olarak
OSEM SS 10001 veya benzeri kalite standartları belgesinin zorunlu olarak istenmesini
içeren sertifikasyon uygulamasına, Kanun’un 5. maddesinin birinci fıkrasının (b), (c) ve
(d) bentlerinde sayılan koşulları sağlanamaması nedeniyle, muafiyet verilemeyeceği
kanaatine varılmıştır.
18-48/751-364
55/55
H. SONUÇ
(179) Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre,
- Türkiye Sigorta, Reasürans ve Emeklilik Şirketleri Birliği üyelerinin anlaşmalı
çalıştıkları tüm hasar onarım servislerinden asgari olarak OSEM SS 10001 veya
benzeri kalite standartları belgesinin zorunlu olarak istenmesine yönelik Birlik
Yönetim Kurulu Kararının 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında
olduğuna,
- Anılan Birlik Yönetim Kurulu Kararına 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinin birinci
fıkrası çerçevesinde bireysel muafiyet tanınamayacağına
gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 60 gün içinde Ankara İdare Mahkemelerinde yargı
yolu açık olmak üzere, OYBİRLİĞİ ile karar verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy