Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2018-2-22 (Muafiyet)
Karar Sayısı : 19-15/203-90
Karar Tarihi : 11.04.2019
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. Ömer TORLAK
Üyeler : Arslan NARİN (İkinci Başkan), Adem BİRCAN, Mehmet AYAN,
Ahmet ALGAN, Hasan Hüseyin ÜNLÜ, Şükran KODALAK
B. RAPORTÖRLER: Hatice YAVUZ, Mesut MORGÜL, Kemal KÜÇÜKKAVRUK,
Betül AYHAN, Yunus Salih YİĞİT, Mehmet Mustafa ŞEREF
C. BAŞVURUDA
BULUNAN : - Vodafone Telekomünikasyon A.Ş.,
Temsilcileri: Av. Prof. Dr. İ. Yılmaz ASLAN, Av. Orhan ÜNAL
Gazi Umur Paşa Sok. Bimar Plaza 38/8 Balmumcu
Beşiktaş/İstanbul
(1) D. DOSYA KONUSU: Vodafone Telekomünikasyon A.Ş., TT Mobil İletişim
Hizmetleri A.Ş. ve Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş. arasında imzalanan “TT
Mobil-Vodafone-Turkcell Tesis Konsolidasyonu İşbirliği Sözleşmesi”ne
muafiyet tanınması talebi.
(2) E. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 20.04.2018 tarih ve 3210 sayı ile giren
başvuru üzerine hazırlanan 04.04.2019 tarih ve 2018-2-22/MM sayılı Muafiyet/Menfi
Tespit Raporu görüşülerek karara bağlanmıştır.
(3) F. RAPORTÖR GÖRÜŞÜ: İlgili raporda;
- Vodafone Telekomünikasyon A.Ş. (Vodafone), TT Mobil İletişim Hizmetleri A.Ş.
(TT Mobil) ve Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş. (Turkcell) arasında imzalanan “TT
Mobil-Vodafone-Turkcell Tesis Konsolidasyonu İşbirliği Sözleşmesi”ne
(Sözleşme) 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un (4054 sayılı
Kanun) 5. maddesindeki koşulların tamamının varlığı nedeniyle beş yıl süreyle
bireysel muafiyet tanınabileceği,
- Sözleşme’nin “Ortak Bölgesel Çözüm Ortakları”na ilişkin hükümlerinin başvuru
kapsamından çıkarılması nedeniyle bu hususa ilişkin bir değerlendirme
yapılmasına gerek kalmadığı
ifade edilmiştir.
G. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
G.1. Bildirime Konu Sözleşmenin Taraflarına İlişkin Bilgiler
G.1.1. Vodafone Telekomünikasyon A.Ş. (Vodafone)
(4) Vodafone, 24.05.2006 tarihinde Telsim Mobil Telekomünikasyon Hizmetleri A.Ş.’nin
Vodafone Grubu’na dâhil olması sonucunda Türkiye’de faaliyetine başlamış olup,
kurumsal ve bireysel kullanıcılara yönelik ses ve veri hizmetleri sunmaktadır.
Vodafone, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) düzenlemeleri çerçevesinde;
sabit telefon, internet servis sağlayıcılığı, altyapı işletmeciliği, uydu haberleşme ve
sanal mobil şebeke hizmetlerini sunabilecek şekilde yetkilendirilmiştir. Vodafone’un
19-15/203-90
2/36
tüm hisseleri Vodafone Holding A.Ş.’ye (Vodafone Holding) aittir. Vodafone Holding,
%99,96 hissesine sahip olan Vodafone International Holdings B.V.’nin kontrolü
altında bulunmaktadır.
G.1.2. Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş. (Turkcell)
(5) 05.10.1993 tarihinde kurulan ve 27.04.1998 tarihinde Ulaştırma Bakanlığı ile 25 yıllık
GSM lisans anlaşması imzalayan Turkcell’in faaliyet konuları “GSM-Pan Avrupa
Mobil Telefon Sistemi” ihalesinde öngörülen iş ve hizmetler ile 406 sayılı Telgraf ve
Telefon Kanunu’na aykırı olmamak üzere her türlü telefon, telekomünikasyon ve
benzeri hizmetler ve IMT-2000/UMTS hizmet ve altyapılarına ilişkin yetkilendirme
kapsamındaki faaliyetler olarak belirlenmiştir. Turkcell iştirakleri aracılığıyla Ukrayna,
KKTC, Belarus, Hollanda ve Almanya’da da faaliyette bulunmaktadır. Bununla birlikte
2006 yılında kule ve altyapı hizmetleri sunmak üzere Turkcell’in %100 iştiraki olarak
Global Tower kurulmuştur. Halka açık bir şirket olan (%48,95) Turkcell’in %51
oranında hissesi Turkcell Holding A.Ş.’ye aittir.
G.1.3. TT Mobil İletişim Hizmetleri A.Ş. (TT Mobil)
(6) TT Mobil, Aycell Haberleşme ve Pazarlama A.Ş. (Aycell) ve İş-Tim
Telekomünikasyon A.Ş.’nin (Aria) 19.02.2004 tarihi itibarıyla TT-TIM İletişim
Hizmetleri A.Ş. (TT&TİM) adı altında birleşmeleri sonucu resmen faaliyetlerine
başlamıştır. Birleşmeden sonra Aria ve Aycell markalarının TT&TİM çatısı altında
varlığını koruduğu kısa bir dönemi takiben 23.06.2004 tarihi itibarıyla “Avea” markası,
bu iki markayı temsilen piyasaya sunulmuştur. 15.10.2004 tarihinde “TT&TİM”in ticari
unvanı “Avea İletişim Hizmetleri A.Ş.” olmuştur. 2018 yılı itibarıyla ise bu unvan “TT
Mobil İletişim Hizmetleri A.Ş.” olarak değiştirilmiştir. TT Mobil’in hisselerinin tamamı
Türk Telekomünikasyon A.Ş.’ye (Türk Telekom) aittir. Türk Telekom'un %55
oranındaki hissesinin özelleştirme süreci Kasım 2005 itibarıyla tamamlanmış,
özelleştirme sonunda, Oger Telecom (OTAŞ) Türk Telekom'un %55 hissesine sahip
olmuştur. OTAŞ’ın aldığı krediyi ödeyememesi sonucunda hisselerinin tamamını
Akbank A.Ş., Garanti Bankası A.Ş. ve Türkiye İş Bankası A.Ş. tarafından kurulan
Levent Yapılandırma Yönetimi A.Ş.’ye (LYY) devretmiştir.
G.2. Bildirim Konusu Anlaşma
(7) Bildirimin konusunu Vodafone, Turkcell ve TT Mobil arasında imzalanmış “TT Mobil-
Vodafone-Turkcell Tesis Konsolidasyonu İşbirliği Sözleşmesi” oluşturmaktadır.
Sözleşme ile;
- Taraflar arasında mobil elektronik haberleşme hizmetlerinin sunulmasında
kullanılan her türlü kule, konteyner, sistem odası, kabinet, anten elemanları,
anten monte yerleri, kablo ve kablo güzergâhları, bunların tamamlayıcı parçaları
vb. pasif mobil alt yapı unsurlarının paylaşımının yapılacağı,
- Sözleşme’nin temel amacının tarafların tabi oldukları mevzuattaki yükümlülüklerin
yerine getirilmesini sağlayacak işbirliği ortamının oluşturulması, maliyet
etkinliğinin artırılması ve kaynakların daha etkin bir şekilde kullanılması olduğu,
- Sözleşme’nin, bina içi tesisler, bina üstü, kule, mobil istasyonlar dâhil tüm bina
dışı tesisler için sadece pasif mobil altyapı unsurlarının paylaşımını kapsadığı,
aktif mobil altyapı ve sabit altyapı unsurlarının kapsam dışında tutulduğu,
- Tarafların tesis konsolidasyonunu Sözleşme’de belirtilen iki modelden biri
kapsamında gerçekleştirebileceği,
19-15/203-90
3/36
Taraflardan bir veya ikisinin diğer bir tarafın tesisini katılım suretiyle
kullanmaya başladığı modelin “Konsolidasyon Model 1” olarak ifade
edilirken,
Tarafların tamamı veya ikisinin yeni bir tesis kurmak suretiyle
gerçekleştirdikleri tesis paylaşımı modelinin ise “Konsolidasyon Model 2”
olarak ifade edildiği,
- Sözleşme’nin “Konsolidasyon Planlama Komitesi” başlıklı 4. maddesi uyarınca;
ülke genelindeki konsolidasyona konu olabilecek tesislerin listesini oluşturmak,
listeyi güncel tutmak, liste üzerinden tesis konsolidasyonunun
gerçekleştirilebileceği noktaları belirlemek amacıyla tarafların ikişer temsilcilerinin
görev yapacağı bir “Konsolidasyon Planlama Komitesi” (Komite) kurulacağı,
- Tarafların konsolidasyona tabi tutulacak tesislerinin Komite tarafından
belirleneceği, Komite’nin yalnızca hangi tesislerin konsolidasyona tabi olabileceği
ve konsolidasyonun hangi modelle hayata geçirilmesinin daha uygun olacağı
yönünde görüş bildireceği, görüşlerinin taraflar için bağlayıcı olmadığı,
Konsolidasyon Model 1 çerçevesinde katılım sahasının paylaşılmasının
uygun olacağı kararlaştırıldığında Katılımcı İşletmeci’nin (Kİ), Altyapı
Sahibi İşletmeci’ye (ASİ) katılım sahasında kurulacak cihazların
özelliklerini içeren bir listeyi incelenmek üzere göndereceği, ASİ’nin
süresi içerisinde incelemesini tamamlayacağı ve kararını gerekçeli bir
biçimde Kİ’ye bildireceği,
Konsolidasyon Model 2 çerçevesinde yeni saha kurulmasının uygun
olduğuna karar verilmesi halinde, kurulum aşamasında tarafların
kurulumu en etkin şekilde gerçekleştirecek Sorumlu İşletmeci (Sİ) tayin
edeceği ve Sİ’nin tüm kurulum maliyetlerini üstleneceği, yeni sahanın
kiralanması hususunda Sİ ve Ortak İşletmeci (Oİ) arasında Alt Kira
Sözleşmesi akdedileceği, Oİ’nin kiralanan yeri elverişli biçimde
kullanabilmesi için Sİ’nin üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine
getirmekle sorumlu olduğu
düzenlenmiştir.
(8) Öte yandan, Sözleşme’de, taraflarca saha kurulumları, kiralama hizmetleri, saha
bakım ve işletme hizmetleri, şebeke arıza/alarm/kalite yönetimi hizmetleri, depo ve
envanter yönetimi hizmetleri, mobil baz istasyonu işletme ve bakım hizmetleri,
müşteri şikayetlerine müdahale hizmetleri ve benzeri faaliyetlerin tek elden ortaklaşa
şekilde yürütülmesi amacıyla Ortak Bölgesel Çözüm Ortakları’nın (BÇO)
yetkilendirilebileceği ifade edilse de, taraflardan gelen cevabi yazılara göre tarafların
ortak mutabakatı ile BÇO kullanımından vazgeçilmiş olup, anılan husus işlem
kapsamından çıkarılmıştır. Bu nedenle Sözleşme’de yer alan BÇO hükümlerinin
değerlendirmesi yapılmamıştır.
G.3. İlgili Düzenlemeler
(9) BTK mobil haberleşme ağının geliştirilmesine ilişkin işlemlerini, 5809 sayılı Elektronik
Haberleşme Kanunu ve ikincil mevzuat olan Hücresel Sistem Anten Tesisleri İle
Telsiz Erişim Şebekelerinin Paylaşımına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik
(HSAT Yönetmeliği) ile Erişim ve Arabağlantı Yönetmeliği kapsamında yapmaktadır.
(10) 5809 sayılı Kanun’un 1. maddesinde mevzuatın amacının kaynakların etkin ve verimli
kullanılması, haberleşme altyapı, şebeke ve hizmet alanında teknolojik gelişimin ve
19-15/203-90
4/36
yeni yatırımların teşvik edilmesi ve bunlara ilişkin usul ve esasların belirlenmesi
olduğu düzenlenmiş olup BTK tarafından hazırlanan ikincil mevzuat altyapı geliştirme
ve paylaşımı konusunu daha kapsamlı olarak ele almaktadır.
(11) Mezkur Kanun’un 17. maddesiyle BTK, tesis paylaşımı ve ortak yerleşimi sağlamak
amacıyla görevlendirilmiş olup tesis paylaşımından beklenen fayda çevrenin
korunması, kamu sağlığı ve güvenliği, şehir ve bölge planlaması ile kaynakların etkin
kullanılması olarak ifade edilmiştir. 5809 sayılı Kanun tesis paylaşımının sağlanması
amacıyla teşebbüslerin yanı sıra belediyeler, mülki amirler ve diğer kamu
kurumlarına da yükümlülükler getirmektedir. Aşağıda da görüleceği üzere, söz
konusu Kanun’un 17. maddesinin üçüncü fıkrasına göre BTK düzenlemeleri
çerçevesinde kamu kurum ve kuruluşları teşebbüslere yer temini, ortak anten sistemi
vb. konularda yardımcı olmakla yükümlüdür.
“MADDE 17 – (1) Bir işletmecinin tesislerini kamuya veya üçüncü şahıslara ait bir
arazinin üzerine veya altına yerleştirebildiği veya bu tür arazileri kullanabildiği
veya kamulaştırma müessesesinden yararlanabildiği hallerde Kurum, çevrenin
korunması, kamu sağlığı ve güvenliği, şehir ve bölge planlaması ve kaynakların
etkin kullanılması gereklerini gözeterek ilgili işletmeciye söz konusu tesisleri
ve/veya araziyi makul bir bedel karşılığında diğer işletmecilerle paylaşmasına
ilişkin rekabet üzerindeki etkileri dikkate alarak yükümlülükler getirebilir.
(2) Kurum, işletmecilere kendi tesislerinde, diğer işletmecilerin ekipmanları için
maliyet esaslı bir bedel karşılığında, başta fiziksel ortak yerleşim olmak üzere her
türlü ortak yerleşim sağlama yükümlülüğü getirebilir. Kurumca öngörülmesine
rağmen işletmecilerin ortak yerleşim tarifelerini maliyet esaslı belirlememesi ve
bu durumun tespit edilmesi halinde, Kurum ortak yerleşim tarifelerini; maliyetleri,
uluslararası uygulamaları ve/veya rayiç bedelleri uygun olduğu ölçüde dikkate
alarak belirler.
(3) Radyo ve televizyon yayınlarını da içeren her türlü yayının belirlenmiş
emisyon noktalarından yapılabilmesini teminen, ortak anten sistem ve tesisleri
kurulması da dahil tesis paylaşımı ve ortak yerleşim ile ilgili usul ve esaslar
Kurumca belirlenir. Gerekli hallerde uygulamayı teşvik amacıyla ortak anten
sistem ve tesisleriyle ilgili olarak bu Kanuna ekli ücret tarifesinde yer alan
ücretlerden muafiyet uygulaması da dahil olmak üzere gerekli iş ve işlemler
Kurumca yürütülür. Ortak anten sistem ve tesisleri hakkında da elektronik
haberleşmeyle ilgili alt yapı oluşumuna ilişkin hükümler uygulanır. Kurum
düzenlemeleri çerçevesinde, belediyeler, mülki amirler ve diğer kamu kurumları
ortak anten sistem ve tesisleriyle ilgili yer temini de dahil her türlü kolaylığı
göstermek ve yardımda bulunmakla yükümlüdürler.”
(12) Öte yandan, Erişim ve Arabağlantı Yönetmeliği, elektronik haberleşme sektöründe
verimliliğin ve sürdürülebilir rekabet ortamının sağlanması, şebekelerin bütünlüğü ve
birlikte çalışabilirliği ile hizmetlerin karşılıklı işletilebilirliğinin sağlanması ve uzun
vadede kullanıcıların yararına olacak rekabet ortamının oluşturulmasına yönelik
altyapı yatırımlarının desteklenmesi için elektronik haberleşme şebekelerine erişim
ve arabağlantıya ilişkin usul ve esasları düzenlemeyi hedeflemektedir. Anılan
Yönetmelik’in 6. maddesinde erişim kavramı ve bu kavramın kapsamı belirlenmiş
olup ilgili düzenleme şu şekildedir:
“MADDE 6 – (1) Bu Yönetmelikte geçen erişim ifadesi;
19-15/203-90
5/36
a) Yerel ağa ayrıştırılmış erişim ve veri akış erişimini de içerecek şekilde
elektronik haberleşme şebekesi bileşenlerine ve ilgili tesislerine her türlü
yöntemle erişimi,
b) Binalar, borular ve direkleri de içerecek şekilde fiziksel altyapıya erişimi,
c) İşletim destek sistemlerini de içerecek şekilde ilgili yazılım sistemlerine erişimi,
ç) Numara dönüşümüne veya eşdeğer işlevselliğe sahip sistemlere erişimi,
d) Hizmetlerin karşılıklı çalışabilirliği veya sanal şebeke hizmetleri için gerekli
arayüzlere, protokollere veya diğer teknolojilere erişimi,
e) Arabağlantıyı,
f) Akıllı şebeke hizmetlerine yönelik bileşenlere erişimi ve mobil şebekelerde
ulusal dolaşımı da içerecek şekilde kullanıcılara sunulan hizmetlerin karşılıklı
çalışabilirliğinin temini için belirli hizmetlerin sağlanmasını,
g) Yeniden satış amacıyla hizmetlerin toptan seviyede sunulmasını,
ğ) Koşullu erişim sistemlerine erişimi,
h) Kurum düzenlemeleri ile belirlenen diğer hallerdeki erişimi
kapsar.”
(13) Erişim ve Arabağlantı Yönetmeliği’nin 7-16. maddeleri arasında BTK tarafından
işletmecilere tesis paylaşımı, ortak yerleşim gibi konularda yükümlülük getirilebileceği
düzenlenmekte, metnin tamamı incelendiğinde ise tesis paylaşımının desteklendiği
görülmektedir.
(14) Diğer taraftan, hücresel sistemlere ait anten tesisleri ile telsiz erişim şebekelerinin
birden fazla işletmeci tarafından kullanımına imkân tanıyacak şekilde tasarımı,
kurulumu ve paylaşımına ilişkin usul ve esasları belirlemek amacıyla hazırlanan
HSAT Yönetmeliği kapsamında paylaşımın çerçevesi ve temel esasları belirlenmiştir.
HSAT Yönetmeliği’nin 5. maddesinde ise mobil altyapıya ilişkin tesis paylaşım ilkeleri
aşağıdaki şekilde ifade edilmiştir:
“MADDE 5 – (1) Anten tesisleri ve telsiz erişim şebekelerinin tasarımı, kurulumu
ve paylaşımında aşağıdaki ilkelerin gözetilmesi esastır:
a) Her türlü anten tesisi ve telsiz erişim şebekesinin; kaynak israfının önlenmesi,
hizmetin yaygınlaştırılması, hizmete erişimin kolaylaştırılması, kent ve yapı
estetiği ile çevre gereklerini sağlayacak şekilde tasarlanması, kurulması ve
paylaşılması,
b) Kurum tarafından etkin rekabet ortamının sağlanması ve korunması,
c) İşletmeciler tarafından üçüncü taraflarla yapılacak anlaşma veya
sözleşmelerde paylaşıma engel teşkil edecek hususlara yer verilmemesi ve
mevcut anlaşma veya sözleşmelerde bu tip hükümlerin bulunması durumunda,
paylaşım talebinde bulunan işletmeci tarafından talep edilmesi halinde, söz
konusu hükümlerin çıkarılması için sözleşmeyi yapan işletmeci tarafından
muvafakat verilmesi,
ç) Paylaşım taleplerinin karşılanmasında ayrım gözetilmemesi ancak; milli
güvenlik, kamu düzeni gerekleri, doğal afetler ve acil durum ihtiyaçlarına yönelik
taleplerin öncelikle karşılanması.”
19-15/203-90
6/36
(15) Yukarıdaki maddeden de anlaşılacağı üzere, tesis paylaşımında dikkat edilmesi
gereken ilkeler HSAT Yönetmeliği kapsamında düzenlenmiş olup etkin rekabet
ortamının sağlanması ve korunması, milli güvenlik, kamu düzeni gerekleri, doğal
afetler gibi istisnalar haricinde paylaşım taleplerinin karşılanmasında ayrım
gözetilmemesi, üçüncü tarafların paylaşım taleplerinin olumsuz sonuçlanmasına yol
açacak hükümlerin tesis paylaşım sözleşmelerinde yer almasının engellenmesi
hüküm altına alınmıştır.
(16) Diğer yandan, HSAT Yönetmeliği’nin 7. maddesinde ise aşağıda belirtilen paylaşım
tipleri belirlenmiştir:
- Tip 1: Arazi ve/veya bina paylaşımı,
- Tip 2: Kule veya direk paylaşımı,
- Tip 3: Kanal ve/veya boruların paylaşımı,
- Tip 4: Oda/konteyner ve/veya iklimlendirme sistemlerinin paylaşımı,
- Tip 5: Anten ve anten elemanlarının paylaşımı,
- Tip 6: Baz istasyonu paylaşımı,
- Tip 7: Baz istasyonu kontrol istasyonu paylaşımı,
- Tip 8: Baz istasyonu ve baz istasyonu kontrol istasyonu arasındaki iletim
hattının paylaşımı.
(17) Başvuruda verilen bilgilere göre Sözleşme’nin konusunu tip 1, 2 ve 3 paylaşım tipleri
oluşturmaktadır.
(18) HSAT Yönetmeliği’nin 8, 9 ve 10. maddelerinde anten tesislerinin kurulum ve
paylaşımına ilişkin esaslar belirlenmiş olup 10.000’in altı ve üstü nüfusa sahip
yerleşim yerleri, IMT yetki belgesi1 olan ve olmayan işletmeciler olmak üzere farklı
statüler belirlenmiştir. İlgili maddelerde işletmecilere aşağıdaki şekilde tesis paylaşım
yükümlülüğü getirildiği görülmektedir:
“Nüfusu 10.000’in altında olan yerleşim yerleri için anten tesislerinin kurulması ve
paylaşım esasları
MADDE 8 – (1) Nüfusu 10.000 (onbin)’in altında olan yerleşim yerlerinde
işletmeci;
a) IMT yetki belgesi verilmesinden önce diğer işletmeciler tarafından kurulmuş
anten sistemi bulunması halinde; fiziki, teknik, idari veya hukuki kısıtlar
bulunmadığı durumlarda paylaşım tiplerinden azamisini,
b) IMT yetki belgesi verilmesini müteakip kurulan yeni anten tesisi bulunması
halinde kullanılan teknolojinin imkânlarına göre paylaşım tiplerinin tümünü,
uygulamakla yükümlüdür.
(2) Nüfusu 10.000’in altında olan yerleşim yerlerinde IMT yetki belgesi
verilmesinden önce işletmeci;
a) Kendisine ait bir anten tesisi var ise kapsama alanı ve hizmet kalitesi
gibi kriterleri karşıladığı takdirde farklı teknolojideki yeni sistemini mevcut anten
tesisine kurmakla,
1 ITU (Uluslararası Telekomünikasyon Birliği) tavsiye kararları ile belirlenen, IMT-2000 ve IMT-
Advanced standartlarını kapsayan mobil elektronik haberleşme standartları ailesini ifade etmek için
kullanılmaktadır.
19-15/203-90
7/36
b) Kendisine ait bir anten tesisi var ise bu tesisini anten tesisi kuracak diğer
işletmecilerle paylaşmakla,
c) Diğer işletmeciler tarafından kurulmuş bir anten tesisi var ise kapsama alanı ve
hizmet kalitesi gibi kriterleri karşılaması halinde bu tesisi kullanmakla,
yükümlüdür.
(3) Nüfusu 10.000’in altında olan yerleşim yerlerinde işletmeci;
a) Diğer işletmecilere ait IMT yetki belgesi verilmesinden önce kurulmuş anten
tesisini kullanamaması durumunda bu durumu gerekçe ve belgeleriyle Kuruma
bildirir. Gerekçelerin Kurum tarafından kabul edilmesi halinde işletmeciye yeni bir
anten tesisi kurma izni verilir.
b) Yeni kuracağı anten tesisini, kendisi hariç en az iki işletmeci ile tüm paylaşım
tiplerine imkân verecek şekilde kurmakla ve paylaşmakla yükümlüdür.
(4) Nüfusu 10.000’in altında olan yerleşim yerlerinde bina içi anten tesisleri için
bu maddede yer alan yükümlülükler aranmaz.
Karayolları, demiryolları ve tüneller için anten tesislerinin kurulması ve paylaşım
esasları
MADDE 9 – (1) Otoyollar, hızlı ve yüksek hızlı tren hatları, bölünmüş karayolları,
tüneller ile konvansiyonel tren hatları kapsaması için IMT yetki belgesi verilmesini
müteakip kuracağı yeni anten tesislerinde işletmeci yerleşim yeri nüfusuna
bakılmaksızın 8 inci maddede yer alan yükümlülüklere tabidir.
Nüfusu 10.000 ve üzeri yerleşim yerleri için anten tesislerinin kurulması ve
paylaşım esasları
MADDE 10 – (1) Nüfusu 10.000 ve üzeri olan tüm yerleşim yerlerinde işletmeci,
ilgili mevzuat ve imtiyaz sözleşmeleri ile IMT Yetki Belgesi hükümlerine aykırı
olmamak kaydıyla; fiziki, teknik, idari veya hukuki kısıtlar bulunmadığı durumlarda
paylaşım tiplerinden azamisini uygulamakla yükümlüdür.
(2) Nüfusu 10.000 ve üzeri olan tüm yerleşim yerlerinde işletmeci;
a) Kendisine ait bir anten tesisi var ise kapsama alanı ve hizmet kalitesi
gibi kriterleri karşıladığı takdirde farklı teknolojideki yeni sistemini mevcut anten
tesisine kurmakla,
b) Kendisine ait bir anten tesisi var ise bu tesisini anten tesisi kuracak diğer
işletmecilerle paylaşmakla,
c) Diğer işletmeciler tarafından kurulmuş bir anten tesisi var ise kapsama alanı ve
hizmet kalitesi gibi kriterleri karşılaması halinde bu tesisi kullanmakla,
yükümlüdür.
(3) Nüfusu 10.000 ve üzeri olan tüm yerleşim yerlerinde yeni anten tesisi kuracak
işletmeci;
a) Fiziki, teknik, idari veya hukuki kısıtlar nedeniyle diğer işletmecilere ait mevcut
anten tesisini kullanamaması durumunda bu durumu gerekçe ve belgeleriyle
Kuruma bildirir. Gerekçelerin Kurum tarafından kabul edilmesi halinde yeni bir
anten tesisi kurma izni verilir.
b) Yetkilendirmesi kapsamında yer alan diğer elektronik haberleşme hizmetlerini
de dikkate alarak kuracağı kule tipi anten tesisini, 6 ncı maddeyi de gözeterek Tip
19-15/203-90
8/36
1, Tip 2 ve Tip 3 paylaşımına imkân verecek şekilde, kendisi hariç en az bir
işletmecinin daha faydalanabileceği kapasitede tasarlamakla ve kurmakla
yükümlüdür.
(4) Nüfusu 10.000 ve üzeri olan tüm yerleşim yerlerinde; bina içi/üzeri/yan duvarı,
bina üzeri direk, minare, çevreye uyum kapsamında değerlendirilen tesisler ile
elektrik ve aydınlatma direği gibi yerlere kurulan anten tesislerinin paylaşımı
zorunlu değildir.
(5) Yerleşim yeri nüfusunun, anten tesisi ve/veya telsiz erişim şebekesi kurulumu
amacıyla Kuruma müracaat tarihini müteakiben 10.000’in altına inmesi
durumunda, söz konusu yerleşim yerindeki anten tesisi sahibi işletmeci, mevcut
anten tesisinin paylaşımına yönelik gelen her bir talepte, kapasite artırımına
yönelik tüm masraflar talep eden işletmeci tarafından karşılanmak kaydıyla,
paylaşım tiplerinin tümünü uygulamakla yükümlüdür.”
(19) BTK mevzuatının tamamı lafzi ve amaçsal olarak birlikte yorumlandığında, tipleri
halihazırda belirlenmiş ve tanımlanmış olan paylaşım biçimlerinin teşvik edildiği ve
belirli alanlarda da zorunlu tutulduğu görülmektedir. HSAT Yönetmeliği’nden de
anlaşıldığı üzere mobil operatörler mevzuattan doğan yükümlülükleri gereği tesis
paylaşımı için gerekli şartları sağlamak zorundadır.
G.4. BTK Görüşü
(20) Başvuru konusuna ilişkin olarak, 5809 sayılı Kanun’un 7. maddesinin ikinci fıkrası
uyarınca BTK’dan alınan görüşte özetle;
- Mobil işletmecilerin, BTK ile yaptıkları GSM (2N) ve IMT-2000/UMTS (3N) imtiyaz
sözleşmeleri ve BTK tarafından 5809 sayılı Kanun kapsamında verilen IMT
(4,5N) yetki belgesi çerçevesinde hizmetlerini sunduğu,
- IMT-2000/UMTS imtiyaz sözleşmelerinin “Telsiz erişim şebekesinin paylaşımı”
başlıklı 14. maddesi ve “Tesis paylaşımı ve ortak yerleşim” başlıklı 15. maddesi
ile IMT (4,5N) yetki belgesinin “Telsiz erişim şebekesinin paylaşımı” başlıklı 10.
maddesi ve “Tesis paylaşımı ve ortak yerleşim” başlıklı 11. maddesinin mobil
işletmecilerin kuracakları şebekeleri aktif ve pasif paylaşıma imkân verecek
şekilde kurmalarına, kurulmuş şebeke elemanlarını birbirleriyle paylaşmalarına
ilişkin yükümlülükler getirdiği, söz konusu yükümlülükler ile mükerrer yatırımların
önüne geçilerek ülkemiz kaynaklarının etkin ve verimli kullanımının amaçlandığı,
- Elektronik haberleşme sektöründe kaynakların etkin kullanımının sağlanması,
yatırım ve hizmet giderleri ile görüntü ve çevre kirliliğinin azaltılması,
sürdürülebilir rekabet ortamının oluşturulmasına yönelik altyapı yatırımlarının
desteklenmesi ve gelecek teknolojiler için kapasite oluşturulması amacıyla
hücresel sistemlere ait anten tesisleri ile telsiz erişim şebekelerinin birden fazla
işletmeci tarafından kullanımına imkân tanıyacak şekilde tasarımı, kurulumu ve
paylaşımına ilişkin usul ve esasları belirlemek amacıyla HSAT Yönetmeliği’nin
hazırlandığı,
- Anılan mevzuat ve imtiyaz sözleşmelerinde yer alan ilgili hükümleri ile altyapı ve
tesis paylaşımının özellikle teşvik edildiği ve bu şekilde gereksiz yatırım ve
masraflardan kaçınılmasının ve ülke kaynaklarının etkin şekilde kullanılmasının
hedeflendiği, bu kapsamda mobil işletmecilerin imzalamış oldukları, pasif şebeke
unsurlarının paylaşımını öngören “TT Mobil-Vodafone-Turkcell Tesis
19-15/203-90
9/36
Konsolidasyonu İşbirliği Sözleşmesi”nde ilgili mevzuata aykırı herhangi bir
hususun bulunmadığı,
- Hem sabit hem de mobil elektronik haberleşme sektöründe altyapı paylaşımının,
sektörünün büyümesine katkı sağlayacak kritik bir unsur olarak görüldüğü,
bununla birlikte yapılan düzenlemelerde de şebeke ve altyapı paylaşımına izin
verilirken, elektronik haberleşme sektöründe yeni yatırımların, teknoloji
gelişiminin ve üretiminin özendirilmesi, internet de dâhil yeni nesil erişim
hizmetlerinin yaygınlaşmasının teşviki ve altyapı eksenli rekabetin gelişmesinin
önemli olduğu,
- Nitekim dünya uygulamalarında da mobil işletmecilerin verimliliğine katkı
sağlayan şebeke paylaşımı, spektrum paylaşımı ve ulusal dolaşım gibi
girişimlerin olduğu, artan veri tüketimi ve yeni nesil teknolojilerin gelişimine bağlı
olarak altyapı yatırımlarının artmasının beklendiği,
- Artan altyapı yatırımlarının ise altyapı paylaşımı anlaşmaları ile azaltılarak
tüketicilere asgari seviyede yansıtılması ve mobil haberleşmede sürdürebilirliğin
sağlanması açılarından söz konusu girişimlerin faydalı olacağı
ifade edilmiştir.
G.5. Mobil Haberleşme Altyapı Paylaşımı Hakkında Bilgi
(21) Bildirime konu Sözleşme kapsamında mobil işletmeciler arasında gerçekleşebilecek
altyapı paylaşımlarına ilişkin bilgilere aşağıda yer verilmiştir.
(22) Mobil işletmeciler arasındaki altyapı paylaşımı temel olarak pasif ve aktif olmak üzere
iki şekilde ortaya çıkmaktadır. Pasif altyapılar, aktif elemanların üzerine takıldığı
fiziksel yapılardır. Bu bağlamda, pasif altyapı paylaşımı kule, saha, kabin, enerji,
havalandırma gibi pasif elemanların paylaşımını içermektedir.
(23) Bir diğer paylaşım türü olan aktif altyapı paylaşımı ise şebeke altyapısının anten,
düğüm (NODE), radyo şebekesi kontrol elemanları (radio network controllers-RNC)
gibi aktif elemanların paylaşımı olarak nitelendirilmektedir2. Aktif şebeke paylaşımı
radyo erişim şebekesi (radio access network-RAN), anten sahası, saha destek
kabinleri (site support cabinets-SSC) ve enerji sağlayıcılarının yanı sıra anten,
birleştiriciler ve transmisyon bağlantıları, NODE B ve birden fazla NODE B’nin her
birini kontrol eden ve çekirdek şebeke3 ile bağlantılı olan RNC’lerden oluşmaktadır4.
(24) Bununla birlikte bir başka aktif altyapı paylaşımı olarak nitelendirilebilecek spektrum
paylaşımında, frekansların da taraflarca ortak kullanabilmesine imkân tanınmaktadır.
(25) Bu kapsamda taraflar arasındaki aktif paylaşımın kapsamının genişletilmesi veya
daraltılması mümkün olabilmektedir. Aktif paylaşım RAN paylaşımı, spektrum
paylaşımı ve çekirdek şebekenin paylaşımı şeklinde gerçekleşebilmektedir.
(26) Şebeke paylaşımının tanımı, paylaşımın seviyesine bağlı olarak değişebilmektedir.
Pasif altyapı paylaşımından aktif altyapı paylaşımına doğru paylaşımı gerçekleştiren
taraflar arasındaki işbirliği artmaktadır. Ayrıca aktif paylaşıma doğru tarafların
sağladıkları maliyet tasarruflarında artış görülmekle birlikte, son kullanıcıya
sundukları hizmetteki farklılaşmanın da bu kapsamda azalabileceği söylenebilecektir.
2 Case COMP/38.369, T-Mobile Deutschland/O2 Germany, 2003, para. 12-17.
3 Çekirdek şebeke, mobil anahtarlama merkezleri (Mobile Switching Centers-MSC) ve çeşitli veri
tabanlarını içermektedir.
4 Case COMP/38.369, T-Mobile Deutschland/O2 Germany, 2003, para. 12-17.
19-15/203-90
10/36
(27) Altyapı ve şebeke paylaşımını, paylaşımın türü (pasif, aktif, spektrum, çekirdek),
kapsadığı teknoloji (2N, 3N, 4,5N), coğrafi bölge ve paylaşımı yapan taraf sayısına
göre sınıflandırmak mümkündür. Taraflar, Sözleşme kapsamında altyapı ve şebeke
paylaşımının, herhangi bir teknolojik sınırlama olmaksızın, hem mevcut teknolojiler
olan 2N, 3N ve 4,5N’yi hem de gelecek nesil teknolojileri kapsayacağını
belirtmişlerdir. Öte yandan, taraflar arasında paylaşımın yalnızca kırsal bölgelerde
veya yalnızca nüfusun yoğun olduğu şehirlerde gerçekleştirilmesi gibi bir coğrafi
bölge sınırlaması da getirilmemiştir.
G.6. İlgili Pazar
G.6.1. İlgili Ürün Pazarı
(28) GSM hizmetleri, kullanıcılara mobilite imkânı tanıyarak mekân sınırlaması olmaksızın
iletişim olanağı vermektedir. Bununla birlikte GSM şebekelerinin kapasitelerinin
artması ve kapsama alanlarının genişlemesi mobil telefonların kullanımının
yaygınlaşmasındaki önemli faktörler arasında sayılabilecektir. İlaveten, mobil
şebekeler üzerinden ses, SMS/MMS hizmetlerinin yanı sıra, genişbant internet
hizmetleri de sunulabilmekteyken, sabit telefon hatları üzerinden ise daha dar
kapsamlı ve mekân bakımından sınırlı hizmet verilebilmektedir. Bu bağlamda GSM
hizmetlerinin, sabit iletişim hizmetlerinden çok daha geniş kapsamlı olduğu, çok farklı
ve çok yönlü amaçları sağlamaya yönelik olduğu anlaşılmaktadır.
(29) Bildirim konusu işlem her ne kadar mobil operatörlerin pasif altyapı paylaşımını
içerse de pasif altyapı, mobil haberleşme hizmetinin sunulması için gerekli olan
girdilerden yalnızca birini oluşturmaktadır. Bu çerçevede dosya kapsamında mobil
haberleşme hizmetinin sunumu ile ilişkili diğer pazarlar da dikkate alınmıştır5.
Aşağıdaki şekilde mobil haberleşme hizmetlerinin sunumuna ilişkin üst pazarlar ve alt
pazarlar/hizmetler ilişkisine yer verilmektedir:
Şekil 1: Mobil Haberleşme Hizmetlerinin Sunumu Pazar Yapısı
(1)
5 Nitekim Kurulun 09.06.2016 tarih ve 16-20/326-146 sayılı Tesis Paylaşımı kararında da elektronik
haberleşme hizmetleri pazarı açısından üst pazar niteliğindeki ilgili ürün pazarı ile alt pazarlar
arasındaki ilişki benzer şekilde tanımlanmıştır.
Saha
(Yer Sağlayıcılar)
Pasif Altyapı
Kule, anten elemanları, kabin,
enerji, havalandırma vb.
Aktif Altyapı
Radyo dizaynları, transmisyon
bağlantıları, Node B, RNC vb.
Fiziksel Altyapı Pazarı
Mobil Haberleşme Hizmetleri
Toptan Düzeyde Hizmetler
Perakende Düzeyde Hizmetler
19-15/203-90
11/36
(30) Mobil iletişim hizmetlerinin sunumu için operatörler öncelikle, pasif ve aktif saha
altyapı elemanlarının kurulumu için sahaya ihtiyaç duymaktadır. Bildirim konusu
sözleşme kapsamında, pasif altyapı unsurlarının paylaşımı için kullanılacak tesisler
bina içi ve bina dışı tesisler olmak üzere sınıflandırılmıştır. Bu bağlamda bina içi
tesisler, genellikle alışveriş merkezi (AVM), hastane, stadyum, büyük kurumsal şirket
binaları gibi kiraya verenin tüzel kişiliğe sahip olduğu lokasyonlar olarak
tanımlanmakta ve son kullanıcılar için söz konusu lokasyonlarda kesintisiz bir şekilde
hizmet alma gibi hususlar önem taşımaktadır. Benzer şekilde bina dışı tesisler ise
kullanıcılara kesintisiz ve kaliteli bir hizmet sunulması için gerekli olan kule, direk ve
mobil istasyonlar gibi tesisleri kapsamaktadır. Bu kapsamda, mobil telekomünikasyon
hizmetinin sunumu için gerekli altyapının kurulumu bakımından bina içi ve/veya bina
dışı saha gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Ancak sağlık ve çevresel endişeler,
düzenleyici uygulamalar, coğrafi engeller, havaalanı, metro gibi iletişim sürekliliğinin
önem arz ettiği alanlardaki yer sınırlamaları ve yer sağlayıcılar ile karşılaşılan
sorunlar (mal sahiplerinin engel ve istekleri, kiralama sorunları vb.) gibi faktörlerin
zaman zaman uygun bir saha edinimini sınırlayabildiği taraflarca belirtilmektedir.
(31) Mobil iletişim hizmetlerinin sunumu için gerekli bir diğer unsur olan pasif ve aktif
altyapılar fiziksel altyapı pazarını oluşturmaktadır. Pasif altyapı mobil elektronik
haberleşme hizmetinin sunumunda kullanılan her türlü kule, konteyner, sistem odası,
kabinet, anten elemanları, anten monte yerleri, kablo ve kablo güzergahları, bunların
tamamlayıcı parçaları vb. üzerine radyo transmisyon ekipmanlarının yerleştirildiği
fiziksel yapılar olarak tanımlanmaktadır6. Aktif altyapının ise genel olarak anten,
düğüm ve radyo şebekesi kontrol elemanlarından oluştuğu belirtilmiştir. Aktif ve pasif
elemanlardan oluşan fiziksel altyapılar, mobil haberleşme hizmetleri için kullanılan
girdi niteliğinde olup üst pazar niteliği arz ederken; mobil haberleşme hizmetleri ise
söz konusu hizmetin sunumu için gerekli olan girdilerin bir araya getirilerek son
kullanıcıya nihai hizmetin sunulduğu alt pazarı teşkil etmektedir. Başka bir deyişle,
söz konusu fiziksel altyapılar kullanarak operatörler tarafından toptan düzeyde diğer
operatörlere veya perakende düzeyde nihai kullanıcılara mobil iletişim hizmetleri
sunulmaktadır.
(32) Bu kapsamda telekomünikasyon hizmetlerinin sunulduğu pazarları genellikle toptan
ve perakende olmak üzere ikiye ayırmak mümkündür. Mobil altyapılar üzerinden
operatörler arasında toptan düzeyde mobil şebekelere erişim ve çağrı başlatma
hizmetleri ve mobil çağrı sonlandırma hizmetleri sunulmaktayken, perakende
düzeyde ise mobil SSM/MMS hizmetleri, ses hizmetleri ve genişbant internet
hizmetleri sunulmaktadır.
(33) Operatörlerin aktif ve/veya pasif altyapı paylaşımına ilişkin muafiyet tanınması
taleplerini inceleyen Komisyon karalarındaki7 pazar tanımına bakıldığında, öncelikle
rekabet endişesi oluşması muhtemel ilgili ürün pazarları arasında mobil iletişim
ekipmanları için saha ve saha altyapısı pazarı ve 3G iletişim hizmetleri için ulusal
dolaşıma8 toptan erişime ilişkin pazarların sayıldığı görülmektedir. Bunu yanı sıra 3G
hizmetinin sunulduğu perakende hizmetlerinin de dolaylı olarak etkileneceği
belirtilmiştir.
6 Office Of Fair Trading (OFT), Vodafone Limited-Telefonica UK, 28.09.2012
7 Case COMP/38.369, T-Mobile Deutschland/O2 Germany, 2003, Case COMP/38.370, O2 UK
Limited/ T-Mobile UK Limited, 2003.
8 Bir cep telefonu operatörüne ait abonelerin, başka bir cep telefonu operatörünün altyapı
hizmetlerinden o operatörün kapsama alanı içindeyken yararlanmasıdır. Bu durumda her iki operatör
de aynı ülke içinde faaliyet göstermektedir.
19-15/203-90
12/36
(34) Anılan kararlarda söz konusu sözleşme ile etkilenmesi muhtemel mobil iletişim
ekipmanları için saha ve saha altyapısı pazarına ilişkin değerlendirmelere yer
verilmiştir. Bu çerçevede 2G ve 3G mobil telekomünikasyon şebeke operatörlerinin,
kule, saha destek kabinleri, enerji sağlayıcılar, transmisyon bağlantıları gibi saha
altyapılarının kurulumu için sahaya ihtiyaç duyduğu belirtilmiştir. Bu tür sahaların
edinimi için ise saha sahipleri ile gerçekleştirilen anlaşmalar, yerel otoritelerden
planlama izni ve bazı durumlarda radyo frekans risklerini sınırlamak için düzenleyici
otoritelerin onayına ihtiyaç duyulduğu ifade edilmiştir. Öte yandan, mobil iletişim
ekipmanlarının kurulumu için teoride birçok sahaya ihtiyaç duyulmasına rağmen,
planlama düzenlemeleri, sağlık ve çevresel endişeler veya şehir merkezleri,
havaalanları ve metro gibi kesintisiz iletişimin önemli olduğu noktalardaki (hot spots)
alan sınırlamalarından dolayı uygun sahanın çoğu zaman bulunmayabildiği tespitinde
bulunulmuştur.
(35) İlaveten, kararlarda paylaşımların kapsadığı teknoloji bakımından (2G, 3G) da
değerlendirmeler yapılmıştır. Bu çerçevede esas olarak 2G ve 3G sahalar ikame
edilebilse de kullandıkları farklı frekanslar ve 3G hizmetler için ihtiyaç duyulan ek
kapasiteden dolayı, 3G şebekelerinin yoğunluğunun daha fazla olduğu ve 2G
şebekesine göre ortalama iki kat daha fazla alana ihtiyaç duyulduğu belirtilerek 3G
sahaların yalnızca belirli bir bölümünün mevcut 2G sahalarından karşılanabileceği
vurgulanmaktadır9. Bunun yanı sıra arz bakımından bakıldığında ise 2G ve 3G saha
ve saha altyapılarına erişimin öncelikle mevcut 2G ve 3G şebeke operatörleri
aracılığıyla sağlanabileceği, operatörlerin kendi şebeke faaliyetlerini yürütmek için
sahaları geliştirebileceği belirtilmektedir. Böylece operatörlerin karşılıklı paylaşım ile
arama ve işlem maliyetlerini azaltabileceği de ifade edilmiştir. Tüm bu
değerlendirmeler sonucunda söz konusu kararlarda ilgili ürün pazarlarından birinin
mobil iletişim ekipmanları için saha ve saha altyapısı pazarı olarak tanımlanabileceği
sonucuna ulaşılmıştır. Bununla birlikte mobil altyapılar üzerinden sunulan toptan ve
perakende hizmetler pazarları ise diğer etkilenmesi muhtemel pazarlar arasında
sayılmıştır.
(36) Benzer şekilde İngiltere’de Vodafone ve Telefonica UK tarafından Adil Ticaret
Ofisi’ne (Office Of Fair Trading-OFT) pasif ve aktif şebeke paylaşımına muafiyet
tanınmasına ilişkin yapılan başvuru doğrultusunda alınan kararın ilgili ürün pazarı
bölümünde10, Komisyon kararlarına atıf yapılarak öncelikle mobil iletişim
ekipmanlarının kurulumu için saha altyapısının sağlanmasının ayrı bir ürün pazarı
oluşturduğu ifade edilmiştir. Bununla birlikte OFT, dosya kapsamında kesin bir pazar
tanımının yapılmasına gerek olmadığına, ancak mobil şebeke operatörlerinin baz
istasyonu sahasına erişiminin rekabet üzerindeki etkilerinin incelenmesinin
gerektiğine dikkat çekmiştir.
(37) Yukarıda yer verilen bilgiler doğrultusunda ve bildirim konusu Sözleşme’nin
operatörlerin yalnızca pasif altyapı paylaşımına ilişkin olması nedeniyle mobil
elektronik haberleşme hizmetinin sunulduğu altyapılara ilişkin kesin bir pazar tanımı
yapılmasının, gerçekleştirilecek işlemin yol açtığı etkiler ve buna yönelik yapılacak
muafiyet analizi bakımından ulaşılan sonucu değiştirecek nitelikte olmadığı
değerlendirilmektedir. Öte yandan, altyapı pazarındaki rekabeti etkileyecek bir işlem
söz konusu altyapılar üzerinden sunulan toptan ve perakende hizmetlere ilişkin
pazarları da etkileyebilecektir. Dolayısıyla mobil haberleşme hizmetlerinin sunulduğu
9 Komisyon kararlarında 4,5G’ye ilişkin bir açıklama yapılmamış olup benzer tartışmaların 4,5G için de
mümkün olabileceği değerlendirilmektedir.
10 ME/5556/12, Office of Fair Trading, 2012, para. 51-52.
19-15/203-90
13/36
fiziksel altyapı pazarına ilişkin kesin bir pazar tanımı yapılmasına ihtiyaç olmadığı
kanaatine ulaşılmıştır. Diğer yandan Komisyon kararlarındaki yaklaşıma benzer
şekilde mobil elektronik haberleşme hizmetlerinin de etkilenen pazarlar kapsamında
dikkate alınması gerektiği anlaşılmıştır.
G.6.2. İlgili Coğrafi Pazar
(38) Taraflar bildirime konu Sözleşme’nin Türkiye genelinde uygulanmak üzere yürürlüğe
konulacağını, dolayısıyla nüfus yoğunluğu ya da kırsal-kentsel bazda ayrım
yapılmayacağını belirtmiştir. Bu çerçevede dosya kapsamında incelenen hizmetler
coğrafi bölgelere göre farklılık göstermeyeceğinden, ilgili coğrafi pazar “Türkiye”
olarak tespit edilmiştir.
G.7. Değerlendirme
G.7.1. 4054 Sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında Değerlendirme
(39) Muafiyet tanınması talep edilen ve rakip teşebbüsler arasında gerçekleştirilecek
işbirliğinin esaslarını düzenleyen pasif şebeke paylaşımına ilişkin Sözleşme’nin,
tarafları arasında altyapı işletmeciliği faaliyeti bakımından koordinasyon doğurma
riski bulunmaktadır. Zira Sözleşme özellikle taraflar arası bilgi paylaşımı, maliyetlerin
benzeşmesi, ön alım hakkı, yer sahipleri karşısında artan alım gücü ve kiralama
konusunda birlikte hareket şeklinde sıralanabilecek hususlarda yaratabileceği
rekabetçi kaygılar nedeniyle 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamındadır.
G.7.2. Bireysel Muafiyet Değerlendirmesi
(40) 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinin birinci fıkrasında rekabeti kısıtlayıcı bir
anlaşmanın Kanun’un 4. maddesinden muaf tutulması için gereken şartlar aşağıdaki
şekilde düzenlenmiştir:
- Malların üretim veya dağıtımı ile hizmetlerin sunulmasında yeni gelişme ve
iyileşmelerin ya da ekonomik veya teknik gelişmelerin sağlanması (etkinlik
kazanımları),
- Tüketicinin bundan yarar sağlaması,
- İlgili piyasanın önemli bir bölümünde rekabetin ortadan kalkmaması,
- Rekabetin (a) ve (b) bentlerindeki amaçların elde edilmesi için zorunlu olandan
fazla sınırlanmaması.
(41) Yukarıda sıralanan şartların birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu doğrultuda
aşağıda bildirim konusu Sözleşme’nin söz konusu şartlar çerçevesinde
değerlendirmesi yapılmıştır.
- Malların Üretimi veya Dağıtımı ile Hizmetlerin Sunulmasında Yeni Gelişme ve
İyileşmelerin ya da Ekonomik veya Teknik Gelişmenin Sağlanması
(42) 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre bir anlaşmanın
muafiyet hükümlerinden faydalanabilmesi için içerdiği rekabet kısıtlarını bertaraf
edebilecek düzeyde etkinlik artışı sağlaması gerekmektedir. Bu etkinlikler objektif
olan tüm ekonomik etkinlikleri kapsamakla birlikte, genel olarak maliyetlerin
düşürülmesi, yeni ürün ortaya çıkarılması, ölçek ve kapsam ekonomilerinden
faydalanılması, üretimde veya malların sunulmasında iyileşme sağlanması
hususlarında; teşebbüslerin tek başlarına etkin bir şekilde başaramadıkları amaçları
gerçekleştirebilmek için varlıkların bir araya getirilmesi sonucu ortaya çıkabilmektedir.
19-15/203-90
14/36
(43) Bildirim konusu işlemle pasif mobil altyapı unsurlarının birlikte kurulumu ve
kullanılması amaçlanmaktadır. İşlem tarafları mobil şebeke paylaşımı ile ortaya
çıkacak en önemli etkinliğin maliyet etkinliği olduğunu belirtmektedir. Dosya mevcudu
bilgilere göre, pasif şebeke elemanlarının maliyeti toplam şebeke maliyetlerinin
yarısını, toplam maliyetlerin (mobil telekomünikasyon hizmetleri) ise yaklaşık yüzde
%(…..)’ini oluşturmakta olup pasif şebeke paylaşımı %(…..)-%(…..)arasında maliyet
tasarrufu sağlamaktadır11.
(44) Şüphesiz paylaşıma konu altyapının toplam maliyetler içindeki payı ile işlem
sonrasında sağlanacak maliyet etkinliği doğru orantılıdır. Bu bakımdan yukarıda yer
alan sektörel oranlardan ziyade operatör bazında gerçekleşen veriler önem arz
etmektedir. Aşağıdaki tabloda her bir operatör bakımından pasif şebeke
elemanlarının GSM hizmetlerinin sunumundaki genel maliyetler içindeki payı yer
almaktadır:
Tablo 1: Pasif Şebeke Elemanlarının Genel Maliyetler İçindeki Payı (%)
Operatör 2015 2016 2017
Turkcell (…..) (…..) (…..)
Vodafone (…..) (…..) (…..)
TT Mobil (…..) (…..) (…..)
Kaynak: Teşebbüslerden gelen bilgiler
(45) Yukarıdaki tablodan da görüleceği üzere pasif şebeke elemanlarının operatörlerin
maliyet kalemleri içerisindeki büyüklüğü operatöre göre değişmekle birlikte, söz
konusu maliyetin toplam maliyetler içindeki oranı %(…..)ile %(…..)arasında
değişmektedir. Sunulan bilgiye göre, Turkcell, Vodafone ve TT Mobil Sözleşme
süresi boyunca (beş yıl) (…..) adet bina içi ve (…..)adet bina dışı sahayı
konsolidasyona tabi tutmayı planlamaktadır. Bunun yanında işlem tarafları
yürürlükteki mevzuat kapsamında paylaştıkları pasif şebeke unsurları bakımından
sıfırdan şebeke kurulumuna kıyasen tesis başına belirli miktarda maliyet etkinliği
sağlandığını ifade etmiştir. Aşağıdaki tabloda operatörlerin yürürlükteki mevzuat
kapsamında gerçekleşen maliyet tasarruf oranları ve bildirim konusu Sözleşme ile
gerçekleşmesi planlanan maliyet tasarruf oranları yer almaktadır:
Tablo 2: Operatörler Tarafından Gerçekleşen ve Planlanan Tasarruf Oranları (%)
Operatör
Gerçekleşen Maliyet Tasarrufları Sözleşme ile Planlanan Ortalama
Maliyet Tasarrufları (OPEX+ CAPEX) OPEX12 CAPEX13
Turkcell (…..) (…..) (…..)
Vodafone (…..) (…..) (…..)
TT Mobil (…..) (…..) (…..)
Kaynak: Teşebbüsten gelen bilgiler
(46) Yukarıdaki tablodan da görüleceği gibi pasif şebeke paylaşımı, gerek gerçekleşen
gerekse planlanan tasarruf oranları bakımından kayda değer bir etkinlik
sağlamaktadır.
11 Başvuru Formunda bazı ülkelerde altyapı paylaşımının sağladığı maliyet etkinliğine ilişkin çalışmalar
sunulmuştur. BEREC, Analysys Mason, Oliver Wyman ve Nortel Network tarafından yapılan
çalışmalarda altyapı paylaşımının operatörlerin sermaye ve operasyonel maliyetlerinde önemli
tasarruflar sağladığı ifade edilmiştir.
12 OPEX: Operational Expenditure (Operasyon Giderleri)
13 CAPEX: Capital Expenditure (Sermaye Giderleri)
19-15/203-90
15/36
(47) Başvuru kapsamında Vodafone tarafından gönderilen çalışmada bir tesisin sıfırdan
kurulumu ve paylaşımlı kullanımı durumunda ortaya çıkan maliyet tasarrufları kırsal
alan, kent yakını ve kent merkezi ayrımıyla somut veriler üzerinden açıklanmıştır.
Aşağıdaki tabloda kent merkezine ilişkin karşılaştırmaya örnek olarak yer
verilmektedir:
Tablo 3: Kent Merkezine İlişkin Uygulama Örneği
Maliyet Kalemleri
Paylaşımsız Saha
Paylaşımlı Saha
Ev Sahibi Katılımcı
CAPEX (İlk Yatırım)
Pasif Ekipman Temin ve
Kurulum
(…..) (…..) (…..)
Aktif Ekipman Temin ve
Kurulum
(…..) (…..) (…..)
Saha Güçlendirme/Geliştirme (…..) (…..) (…..)
OPEX (Yıllık İşletim)
Saha/Yer Kirası (…..) (…..) (…..)
Bakım Gideri (…..) (…..)
Transmisyon Gideri (…..) (…..)
Enerji Gideri (…..) (…..) (…..)
Yıllık Enerji Tüketim Yansıtma
Gideri
(…..) (…..) (…..)
Yıllık Pasif Ekipman
Kullandırma Gideri
(…..) (…..)14 (…..)
Kaynak: Vodafone’dan Gelen Bilgiler
(48) Tablodan da anlaşılacağı gibi paylaşım yapılarak sahanın kurulması durumda ev
sahibi işletmeci bakımından tabloda yer alan saha güçlendirme/geliştirme maliyeti
dışında ek bir CAPEX maliyeti söz konusu olmayacağı belirtilmiştir. OPEX giderleri
bakımından ise saha yer kirası bakımından %(…..) arasında bir tasarruf
gerçekleşebileceği öngörülmektedir. Bununla birlikte paylaşım yapıldığı için enerji
giderlerinin yaklaşık iki kat arttığı, ancak ev sahibi işletmeci tarafından enerji giderinin
yarısının katılımcı işletmeciye yansıtılacağı görülmektedir. Buna karşın, pasif
ekipmanların ortak kullanılması nedeniyle bu ekipmanlara ilişkin enerji giderlerinde
bir düşüş beklendiği dile getirilmiştir.
(49) Katılımcı işletmeci açısından ise CAPEX maliyetlerinden sadece aktif ekipmanların
temin ve kurulum maliyetinin söz konusu olduğu görülmektedir. Bunun nedeni ev
sahibi işletmecinin katılımcı işletmeciden diğer CAPEX maliyet kalemlerini talep
etmek yerine, ileride katılımcı işletmeci tarafından kurulabilecek olası bir emsal tesise
aynı şartlarda katılım yapmayı tercih etmesi olarak belirtilmektedir. Bu durumun
sebebi; paylaşım yapılan her saha özelinde ayrı bir masraf ve ücret müzakeresi ile
fatura sürecinin son derece zor olması ve uzun sürmesi olarak açıklanmıştır. Bununla
birlikte katılımcı işletmecinin katlanacağı OPEX giderlerinde de saha yer kirası
bakımından %(…..) arasında bir tasarruf beklentisi bulunmaktadır.
(50) Bununla birlikte pasif şebeke elemanlarının, ekipmanların üzerine kurulacağı
sahaların kiralama giderlerinin de operatörlerce paylaşılmasının, paylaşım tarafı
işletmecilere maliyet açısından olduğu gibi kurulum vb. için gerekli operasyonel
süreçlerde de zaman ve kaynak tasarrufu sağlayacağı belirtilmiştir. Nitekim Bildirim
14 Söz konusu bedelin, Sözleşme’nin Ek-4’ünde yer alan Kule+Sistem Odası’nın (Konteyner dahil)
aylık kullanım bedeli olan (…..) TL’nin 12 (ay) ile çarpılması şeklinde hesaplandığı açıklanmıştır.
19-15/203-90
16/36
Formunda bir mobil işletmecinin kendi başına bir sistem kurabilmesi için kiralama
aşamasının ortalama iki-üç ay sürerken paylaşım halinde bu sürenin yaklaşık iki
haftaya düşeceği, benzer şekilde kurulum aşaması bakımından gereken 10-60
günlük sürenin paylaşım halinde önemli ölçüde kısalacağı belirtilmektedir.
(51) Öte yandan mobil elektronik haberleşme hizmetlerinin kaliteli ve kesintisiz olarak son
kullanıcılara sunulması için ihtiyaç duyulan mevcut mobil altyapı tesislerinin
işletmecilerce paylaşılmasının, kaynakların etkin kullanımının yanında enerji
tasarrufu15, çevre planlaması16, mükerrer yatırımın önlenmesi bakımından da etkinlik
doğuracağı söylenebilecektir.
(52) Dolayısıyla ülke düzenlemeleri, akademik çalışmalar ve teşebbüsten gelen bilgiler
dikkate alındığında, mobil iletişim hizmetlerinde şebeke paylaşımının gerek
operatörler gerekse tüketiciler bakımından etkinlik doğuracağı değerlendirilmektedir.
(53) Bununla birlikte vurgulanması gereken en önemli husus raporun önceki bölümlerinde
de yer verildiği üzere, ülkemizde tesis paylaşımı konusu 5809 sayılı Kanun ve buna
dayalı olarak çıkarılan ikincil mevzuatta düzenlenmekte ve gereksiz yatırım ile
masraflardan kaçınılması ve ülke kaynaklarının en etkin şekilde kullanılması teşvik
edilmektedir. Başka bir ifadeyle operatörler tarafından mobil iletişim hizmetlerinde
altyapı paylaşımı mevcut durumda gerçekleştirilmektedir. Aşağıdaki tabloda 2018 yılı
itibarıyla operatörlerin toplam ve paylaşımlı tesis sayıları yer almaktadır:
Tablo 4: 2018 Yılı İtibarıyla Operatörlerin Toplam Tesis ve Paylaşımlı Tesis Sayıları
Operatörler
Bina İçi Bina Dışı (Kule+Çatı Tipi)
Toplam
Tesis
Paylaşılan
Tesis
Paylaşılan
Tesis Oranı(%)
Toplam
Tesis
Paylaşılan
Tesis
Paylaşılan
Tesis Oranı(%)
Turkcell17 (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Vodafone (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
TT Mobil (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Kaynak: Teşebbüslerden Gelen Bilgiler
(54) Tablodaki veriler dikkate alındığında operatörlerin hâlihazırda belirli bir oranda tesis
paylaşımı gerçekleştirdiği görülmektedir. Bu bakımdan muafiyet değerlendirmesi
bakımından operatörler arasında imzalanacak Sözleşme’nin ilave olarak ne gibi
etkinlikler ortaya çıkaracağı önem arz etmektedir.
(55) Dosya kapsamında taraflardan elde edilen bilgilerden anlaşıldığına göre aktif ve pasif
şebeke paylaşımını teşvik eden mevcut düzenlemelere rağmen, bildirim konusu
sözleşmenin imzalanmasında temel neden mevzuatta tesis paylaşımına ilişkin detaylı
düzenlemelere yer verilmemiş olmasıdır. Operatörler arasındaki ortak görüş bu
durumun taraflar arasında uygulamada belirsizlik yarattığı ve paylaşım sürecini
uzattığı, operasyonel zorluklara neden olarak etkinsizlik doğurduğu yönündedir.
Dolayısıyla bildirim konusu sözleşme BTK düzenlemelerinin gereği ve tamamlayıcısı
olarak görülmektedir.
(56) Bu bağlamda başvuruya konu Sözleşme kapsamında;
- Paylaşım sürecinin oluşturulacak Komite tarafından yerine getirilmesiyle
operatörlerin nasıl bir koordinasyon ve işbirliği içinde olacakları belirlenerek
15 Bildirim Formunda tesis paylaşımıyla birlikte enerji kullanımının yaklaşık %30’lara varan oranlarda
azalacağının tahmin edildiği belirtilmiştir.
16 Bildirim Formunda paylaşıma konu sahaların her birinde yaklaşık 100 m2'lik bir alanın farklı bir
amaç için kullanılmasının mümkün olacağı ifade edilmiştir.
17 Turkcell tarafından paylaşımı yapılan tesis sayısına, mülkiyeti ve/veya işletme hakkı Kule Hizmet ve
İşletmecilik A.Ş.’de (Global Tower) olan tesisler dâhil edilmemiştir.
19-15/203-90
17/36
yönetimsel bütünlük sağlanacağı, karar alma sürecinin kısalacağı ve müşterilerin
kapsama ihtiyaçlarının daha hızlı yerine getirilebilmesi,
- Mevzuatta tarifelerin, paylaşımdan doğan masraf ve ücretlerin nasıl
belirleneceğine ilişkin yeknesak ve detaylı düzenlemelere yer verilmemesi
sebebiyle operatörler arası her tesis paylaşım talebinin ayrı ayrı müzakere
edilmesinden kaynaklı belirsizliğin ve sorunların ortadan kalkması,
- Mevcut düzenlemelerde yer almayan yeni mobil altyapı tesislerinin ortak
kurulması suretiyle paylaşılmasını (Konsolidasyon Model 2) öngören modelin
uygulamaya konularak paylaşım esaslarının karşılıklı olarak belirlenmesi,
- Mevzuat gereği paylaşımı zorunlu olmayan altyapı ekipmanlarının paylaşılması
ve pasif ekipmanlara (mevzuat gereği paylaşımı zorunlu olmayanlar dâhil) ilişkin
ortak ücret tarifesi belirlenmesi suretiyle daha geniş bir paylaşımın sağlanması,
- Alt kiralama yöntemi sayesinde, her bir operatörün mülk sahibi ile ayrı ayrı kira
sözleşmesi akdettiği duruma kıyasla kiralama masrafları ve süreç bakımından
avantaj sağlanması,
- Yeni bir tesis kurulurken tüm operatörler arasındaki kapsamlı değerlendirmelerle
en ideal noktayı ve en nitelikli tesisi belirleme şansının artması,
- Daha az sayıda ve daha düzenli istasyonların kurulmasını sağlayarak çevresel
düzenlemelere katkı sağlaması
gibi ilave etkinlik kazanımlarının sağlanacağı ve beş yıllık dönemde gerçekleştirilecek
tesis paylaşım sayısı ve kapsamının artacağı öngörülmektedir.
(57) Sonuç olarak mevcut düzenlemelerle teşvik edilen şebeke paylaşımının bildirim
konusu Sözleşme ile daha etkin bir şekilde uygulanacağı ve Sözleşme’nin 4054 sayılı
Kanun’un 5. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki koşulu sağladığı
değerlendirilmektedir.
- Tüketicinin Yarar Sağlaması
(58) Bir sözleşmeye bireysel muafiyet tanınmasının ikinci şartı, ortaya çıkan etkinlik
kazanımlarından tüketicinin de yarar sağlamasıdır. Kılavuz’da beklenen tüketici
faydasının ölçüsü aşağıdaki şekilde dile getirilmiştir:
“4. madde kapsamında rekabeti kısıtlayıcı bir anlaşmanın muafiyetten
yararlanabilmesi için anlaşma sonucunda ortaya çıkan etkinlik kazanımlarının,
anlaşmanın rekabet veya tüketiciler üzerindeki gerçekleşen veya potansiyel
negatif etkisini tüketiciler bakımından telafi etmesi gerekmektedir. Bu durumda
genel prensip olarak anlaşmanın tüketiciler üzerindeki net etkisinin en azından
nötr olması beklenmektedir. Anlaşma tüketicileri anlaşma gerçekleştirilmeden
önceki durumdan daha kötü bir duruma getiriyorsa muafiyetin ikinci şartı
sağlanamaz.”
(59) Rekabet hukuku kapsamında tüketici refahı oldukça geniş yorumlanan bir kavram
olup incelemeye konu işlemin doğrudan ve dolaylı dışsallıklarını da kapsamaktadır.
Bu doğrultuda taraflar arasında imzalanan Sözleşme’nin maliyet, fiyat, hizmet kalitesi
ve çevresel etkileri incelenecektir.
(60) Dosya kapsamında teşebbüsler tarafından sunulan, bildirim konusu sözleşme
sonucunda beklenen tüketici faydalarını aşağıdaki gibi sıralamak mümkündür:
19-15/203-90
18/36
- Maliyet tasarrufu elde edilmesi ve söz konusu maliyet tasarrufu ile işletmecilerin
stratejik yatırımlara daha fazla sermaye ayırabilmesi,
- Düşen maliyetler sonucu işletmecilerin tek başına kapasite büyütmek yerine
daha kaliteli hizmet sunumuna odaklanabilmesi,
- Özellikle bina içi tesisler olmak üzere kapsama kalitesini sağlamanın zaman ve
uğraş gerektirdiği alanlarda kapsama kalitesinin artırılması,
- Teşebbüslerin kapsama alanını artırmak amacıyla harcadığı kaynakların
azalması, kaynakların etkin kullanımının sağlanması ilgili kaynakların dijital
hizmetler alanlarına kaydırılması (yeni nesil veri merkezleri, arama motorları,
içerik hizmetleri vb.),
- Şehir merkezlerinde daha az sayıda kule olmasının kaynak israfının önlemesinin
yanı sıra çevre ve şehir estetiği açısından da olumlu sonuçlar doğurması,
- Enerji harcamalarında tasarruf elde edilmesi,
- Yurtdışından alınacak ünitelerin bir kısmının alınmayacak olmasından dolayı
ithalatın azalması,
- İşbirliğinin mevzuattan kaynaklanan yükümlülük yerine ihtiyari bir şekilde
yapılmasının saha paylaşımlarının daha az maliyetle, planlı ve hızlı bir şekilde
artmasına imkân tanıması,
- Sinyal seviyesinin yeterli olmadığı lokasyonlarda baz istasyonu sayısı artırılarak
abonelerin konuşma kalitesinin artırılması,
- Konuşma kanal sayılarının yeterli olmadığı lokasyonlardaki baz istasyonu
sayısının artırılarak abonelerin kapasite ihtiyacının karşılanması,
- Baz istasyonu sayısı ve kapasitede artış yaşanmasının abone kazanmak için
işletmecilerin fiyat ve hizmet kalitesi anlamında daha rekabetçi tarifeler
sunulmasına zemin hazırlayacak olması.
(61) Yukarıda beklenen faydaların yanı sıra tesislerin ortak kullanılmasının teknik
anlamda olumsuz bir etki doğurmayacağı ve abonelere sunulan hizmet kalitesinde bir
düşüş yaşanmayacağı belirtilmiştir.
(62) Diğer yandan, hâlihazırda operatörler arası aşağıda da görüldüğü üzere abone
geçişlerine işaret edilerek, pazarın rekabetçi bir yapıya sahip olduğu ve
maliyetlerdeki düşüşlerinin, müşteri kazanabilmek ve mevcut müşteriyi elde
tutabilmek amacıyla daha kaliteli, kapsamlı, çeşitli ve daha ucuz hizmet sunulmasına
imkân tanıyacağı ifade edilmektedir.
Şekil 2: Operatörler Arası Numara Taşıma Sayıları
Kaynak: Teşebbüsten gelen bilgiler
19-15/203-90
19/36
(63) Ayrıca aşağıdaki şekilde görüleceği üzere, yıllık bazda yapılan yatırım miktarları
incelendiğinde üç teşebbüsün yıllık toplam yatırımının 2016 ve 2017 yıllarında 4
milyar TL’nin üzerine çıktığı, dolayısıyla bu alanın oldukça yüksek yatırım gerektirdiği
ve yatırım rekabetinin de yüksek olduğu belirtilmiştir. Bu bağlamda, söz konusu
maliyetlerde tasarruf sağlanmasının ülke kaynaklarının etkin kullanımı açısından
önem arz ettiği değerlendirilmektedir.
Şekil 3: İşletmecilerin Yıllık Bazda Altyapı Yatırım Harcamaları (Milyon TL)
Kaynak: Teşebbüsten gelen bilgiler
(64) Sözleşme’den önce yapılan tesis paylaşımlarında ortalama %10-15 arasında maliyet
düşüşü olduğu, Sözleşme’yle birlikte kaynakların daha etkin kullanılmasının mümkün
olacağı ve kaynakların daha fazla kullanıcıya ulaşabilmek amacıyla harcanabileceği
ve mevcut hizmetlerin yaygınlaşmasının yanı sıra yeni hizmetlerin verilebilmesinin de
kolaylaşacağı taraflarca ifade edilmiştir.
(65) Diğer yandan, 2015-2018 dönemi Kalkınma Bakanlığının Bilgi Toplumu Stratejisi ve
Eylem Planı’nda mobil işletmeciler arasındaki tesis paylaşımının geliştirilmesinin
önemine şu şekilde değinilmiştir: “Sabit ve mobil haberleşme hizmeti sunan
işletmeciler arasında altyapı paylaşımı yeterince gelişmemiştir. Bu durum
işletmecilerin maliyetlerinin yükselmesine, çevrenin olumsuz etkilenmesine ve kaynak
israfına neden olmakta, sonuç olarak genişbant erişim maliyetlerini yükselterek
kullanım oranlarına etki etmektedir.” Devamında ise “… Yeni nesil erişim
altyapılarındaki yaygınlığı artırmak amacıyla işletmeciler arasında altyapı
paylaşımına yönelik destek ve düzenlemeler hayata geçirilecektir.” denilmiştir.
Dolayısıyla bildirim konusu işbirliğinin Kalkınma Bakanlığı tarafından da
teşebbüslerce dile getirilen faydalar kısmen dikkate alınarak desteklendiği
anlaşılmaktadır.
(66) Dosya kapsamında mobil operatörlerin tesislerini konsolide etmesi ile insan sağlığı
üzerinde olumsuz etkilere yol açabileceğine ilişkin bir endişe oluşmakta ve her ne
kadar bu hususun rekabet hukuku mevzuatı kapsamında olup olmadığı tartışılmakta
ise de bu endişenin nasıl giderileceği sorusu ortaya çıkmaktadır. BTK tarafından
yapılan açıklamalarda baz istasyonlarının insan ve çevre sağlığına zararlı olduğuna
dair bilimsel olarak kanıtlanmış bir bilgi bulunmadığı belirtilmekte18, ancak yine de
baz istasyonu yerleştirebilmenin katı düzenlemelere tabi tutulduğu görülmektedir.
Halihazırda ölçüm yetkisi BTK tarafından tanınan kuruluşlar19 bulunmakta olup,
bunların yanı sıra yetkilendirilip radyasyon ölçümü yapmak isteyen kuruluşlara da
18
19
19-15/203-90
20/36
şartları sağladığı takdirde yetki tanınmaktadır. Yetkilendirilmiş kuruluşlar sadece
kurulum anında değil, düzenli olarak radyasyon değerlerini Uluslararası
Radyasyondan Koruma Komisyonu (ICNIRP) tarafından konulan hedefleri baz alarak
ölçmektedir. Mevcut ölçümlere göre elektromanyetik limit alan değerlerinin 2/9’una
tekabül edecek düzeyde salınım gerçekleştiği görülmektedir.
(67) Konuya ilişkin olarak, Turkcell tarafından mobil haberleşmenin sağlanabilmesi için
istasyonların bal peteği biçiminde kurulması ve her peteğin içerisinde en az bir tane
baz istasyonu bulunması gerektiği, baz istasyonlarının daha düşük güç ve daha fazla
sayıda kurulması yerine daha güçlü ve az sayıda kurulmasının daha sağlıklı olacağı
belirtilmektedir.
(68) TT Mobil tarafından ise baz istasyonlarından yayılan dalgaların elektromanyetik
dalgalar olduğu ve radyasyon yaymadığı belirtilmiş, konu hakkındaki idare
mahkemesi kararlarında baz istasyonların insan sağlığı üzerinde ispatlanmış zararlı
bir etkisi bulunmadığına ve ICNIRP limitleri altında belirlendiği takdirde baz istasyonu
kurulmasının engellenmesinin yasal ve hukuksal bir dayanağı olmadığına
hükmedildiği ifade edilmiştir.
(69) BTK’nın yürürlükteki mevzuat ve denetimleri değerlendirildiğinde, baz istasyonlarının
olası olumsuz etkileri konusunda yetkili makamın BTK olduğu ve BTK tarafından
gerekli denetimlerin yapıldığı anlaşılmaktadır.
(70) Yukarıda belirtilen hususlar çerçevesinde bildirime konu Sözleşme’nin 4054 sayılı
Kanun’un 5. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendindeki koşulu sağladığı
anlaşılmıştır.
- İlgili Piyasanın Önemli Bir Bölümünde Rekabetin Ortadan Kalkmaması
(71) Bireysel muafiyet değerlendirmesinin üçüncü şartını ilgili piyasanın önemli bir
bölümünde rekabetin ortadan kalkmaması oluşturmaktadır. Değerlendirmede esas
olan ilgili pazardaki rekabetçi sürecin devam etmesidir. Rakipler arasında yapılan bir
anlaşmanın pazardaki rekabete olan olumsuz etkileri özellikle; anlaşmanın pazarın
yapısında ortaya çıkardığı sonuçlara ve anlaşma taraflarının pazar güçlerine göre
belirlenmektedir. Bildirim konusu anlaşma özelinde bakıldığında Sözleşme’nin pasif
mobil altyapı pazarında altyapı rekabeti üzerinde etki doğurabileceği görülmektedir.
Mobil altyapıların yaygın bir şekilde kurulması teşebbüslerin nihai tüketiciye
sundukları hizmetler bakımından zorunlu girdi niteliğinde bulunduğundan,
teşebbüslerin altyapı paylaşımı sırasında yalnızca altyapı pazarı değil toptan ve
perakende düzeydeki hizmet pazarlarındaki rekabet üzerindeki olumsuz etkilerinin de
incelenmesi önem arz etmektedir. Bu doğrultuda bu şartın karşılanıp
karşılanmadığının analizinde, tarafların ve rakiplerin pazardaki durumu, pazarın
yapısı, giriş engelleri, anlaşmanın etkileri ve anlaşma konusu olan ürünün özellikleri
gibi hususlar dikkate alınmaktadır.
(72) Bu noktada önemle vurgulanması gereken husus her ne kadar muafiyetin konusu
mobil operatörlerin pasif altyapılarının paylaşılması olsa da bu pazardaki bir
aksaklığın söz konusu altyapılar üzerinden sunulan hizmetlere ilişkin pazarları da
olumsuz etkileyeceğidir. Bu bağlamda ilgili piyasalardaki rekabetin değerlendirilmesi
bakımından Sözleşme konusu altyapılar üzerinden sunulan hizmetlerin de dikkate
alınması gerekmektedir. Mobil altyapılar üzerinden operatörler arasında toptan
düzeyde mobil şebekelere erişim ve çağrı başlatma hizmetleri ve mobil çağrı
sonlandırma; perakende düzeyde ise mobil SSM/MMS hizmetleri, ses hizmetleri ve
genişbant internet hizmetleri sunulmaktadır.
19-15/203-90
21/36
- Pazarın Yapısı ve Sunulan Hizmetlerin Niteliği
(73) Başvuru konusu işlemin piyasalardaki rekabet üzerine etkilerinin incelenmesinden
önce pazarın hâlihazırdaki konumuna bakılması önem taşımaktadır. Buna göre
başvuru sahibi işletmecilerin sahip oldukları mobil altyapı sayıları ve buna göre
belirlenen pazar payları aşağıda yer almaktadır:20
Tablo 5: Mobil İşletmecilerin Altyapı Sayıları (2016-2018)
Teknoloji Teşebbüs
2016 2017 2018
Bina
içi
Bina
dışı Toplam
Bina
içi
Bina
dışı Toplam
Bina
içi
Bina
dışı Toplam
2G
TT Mobil (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Turkcell (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Vodafone (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
3G
TT Mobil (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Turkcell (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Vodafone (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
4,5 G
TT Mobil (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Turkcell (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Vodafone (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Tablo 6: Mobil İşletmecilerin Altyapı Sayılarına Göre Pazar Payları (%) (2016-2018)
Teknoloji Teşebbüs 2016 2017 2018
2G
TT Mobil (…..) (…..) (…..)
Turkcell (…..) (…..) (…..)
Vodafone (…..) (…..) (…..)
3G
TT Mobil (…..) (…..) (…..)
Turkcell (…..) (…..) (…..)
Vodafone (…..) (…..) (…..)
4,5 G
TT Mobil (…..) (…..) (…..)
Turkcell (…..) (…..) (…..)
Vodafone (…..) (…..) (…..)
(74) Yukarıdaki tablolardan Turkcell ve Vodafone’un TT Mobil’e göre daha yüksek sayıda
tesise sahip olduğu ve Vodafone’un özellikle 4,5 G teknolojisine sahip altyapılarda
öne çıktığı görülmektedir. Diğer yandan tesis adetleri kıyaslandığında mobil
işletmecilerin ağırlıklı olarak 2G ve 3G teknolojisine uygun altyapıları olduğu 4,5 G
teknolojisine yönelik altyapıların henüz diğer altyapılar kadar gelişemediği
anlaşılmaktadır. Dolayısıyla sektördeki kullanım trendlerinden de hareketle
işletmecilerin altyapı gereksinimine ihtiyaç duyduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.
(75) Yukarıda da bahsedildiği üzere işlemin kapsamı her ne kadar pasif altyapılar ile
sınırlı olsa da bu altyapılar üzerinden sunulan hizmetlere ilişkin pazarların da
etkileneceği değerlendirilmektedir. Dolayısıyla, söz konusu pazarlardaki rekabetçi
yapının da incelenmesi daha sağlıklı bir değerlendirme yapılmasını sağlayacaktır. Bu
kapsamda, ülkemizdeki mobil operatörlerin abone sayısı bazında paylarının
dağılımına aşağıda yer verilmektedir:
20 Turkcell tarafından paylaşımı yapılan tesis sayısına, mülkiyeti ve/veya işletme hakkı Kule Hizmet ve
İşletmecilik A.Ş.’de (Global Tower) olan tesislerin dahil edilmediği belirtilmiştir.
19-15/203-90
22/36
Şekil 4: Mobil İşletmecilerin Abonelere Göre Pazar Payları (%)
Kaynak: BTK Üç Aylık Pazar Verileri Raporu - 2018 Yılı 3. Çeyrek
(76) Şekil 4’ten, sektördeki lider oyuncu Turkcell’in ilgili dönemde pazar payı kaybettiği ve
2018 yılı üçüncü üç aylık dönem itibarıyla abone sayısına göre Turkcell’in %43,3,
Vodafone’un %30,9 TT Mobil’in ise %25,8’lik paya sahip olduğu görülmektedir.
(77) Ayrıca mobil hizmetlerin kullanımı giderek artan bir eğilim göstermektedir. İlk olarak
mobil trafiğe bakıldığında, BTK verilerine göre 2018 yılı üçüncü çeyrekte toplam
mobil trafik hacmi 68,9 milyar dakika olarak gerçekleşmiştir. 2018 yılı üçüncü üç aylık
dönem trafiğinin geçen senenin aynı dönemi ile kıyaslandığında ise %2,7 oranında
arttığı belirtilmektedir.
(78) 2016-2018 döneminde operatörler bazında mobil trafik hacmi aşağıdaki şekilde
gösterilmektedir:
Şekil 5: Mobil Trafik Hacmi (Milyar Dakika)
Kaynak: BTK Üç Aylık Pazar Verileri Raporu - 2018 Yılı 3. Çeyrek
19-15/203-90
23/36
Şekil 6: Mobil İşletmecilerin Trafiğe Göre Pazar Payları (%)
Kaynak: BTK Üç Aylık Pazar Verileri Raporu - 2018 Yılı 3. Çeyrek
(79) Şekilden görüldüğü üzere, trafiğe göre TT Mobil’in pazar payı %27,8, Vodafone’un
pazar payı %34,6 ve Turkcell’in pazar payı ise %37,6’dır.
Şekil 7: Mobil İşletmecilerin Abonelerden Elde Ettikleri Gelire Göre Pazar Payları (%)
Kaynak: BTK Üç Aylık Pazar Verileri Raporu - 2018 Yılı 3. Çeyrek
(80) Mobil operatörlerin gelirlerine bakıldığında ise Turkcell’in trafik ve abone sayısından
aldığı paya kıyasla daha yüksek oranda (%45,2) gelir elde ettiği yukarıdaki şekilde
görülmektedir.
(81) Yukarıdaki şekillerden başvuru konusu işleme taraf olan operatörlerin halihazırda
pazarın tamamını elinde bulundurduğu ve pazarda giderek artan bir rekabet
olmasına rağmen önemli giriş engelleri nedeniyle pazarın uzun süreden beri devam
eden üçlü oyunculu yapısında bir değişiklik olmadığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla
pazarın bu yapısı pazardaki oyuncuların tamamının taraf olduğu bir anlaşmanın
rekabet üzerinde muhtemel etkilerinin de dikkatlice incelenmesini gerekli kılmaktadır.
(82) Her ne kadar pazardaki oyuncular değişmemiş olsa da paylaşıma konu altyapılar
üzerinden sunulan hizmetlerin niteliği zaman içerisinde değişmektedir. Aşağıdaki
şekilde görüleceği üzere, mobil genişbant internet kullanımının yaygınlaşması ile
mobil altyapılar üzerinden en fazla sunulan hizmet %65,5 payla data olmuştur.
19-15/203-90
24/36
Şekil 8: Mobil İşletmecilerin Gelir Dağılımı (%)
Kaynak: BTK Üç Aylık Pazar Verileri Raporu - 2018 Yılı 3. Çeyrek
(83) Diğer yandan, paylaşıma konu altyapı unsurunun yakınsamasının piyasadaki rekabet
üzerindeki etkileri incelenirken bir diğer araştırılması gereken husus ise hizmetin
homojen olma derecesidir. Zira Kılavuz’un 61. paragrafında “anlaşmaya taraf olan
teşebbüslerin piyasaya sunduğu ürünlerin ikame derecesi ne kadar yüksekse
anlaşmanın rekabeti sınırlayıcı etkisinin de o kadar büyük olması beklenmektedir”
denilmektedir. Bu bağlamda teşebbüslerin sunduğu ürünlerin farklılaşma ölçüsü
olarak gelir yapılarının kullanılabileceği değerlendirilmektedir.
Şekil 9: Mobil İşletmecilerin İşletmeci Bazında Gelir Dağılımı (%)
Kaynak: BTK Üç Aylık Pazar Verileri Raporu - 2018 Yılı 3. Çeyrek
(84) Yukarıdaki şekilden mobil operatörlerin gelir yapısında önemli ölçüde bir farklılaşma
olduğu görülmektedir. Her ne kadar data gelirleri her üç operatör için en büyük kalemi
oluştursa da TT Mobil’in konuşma gelirlerinin rakiplerinden önemli ölçüde yüksek
olduğu, Turkcell’in ise rakiplerinden daha yüksek düzeyde katma değerli
hizmetlerden gelir elde ettiği görülmektedir. Söz konusu bu gelir dağılımdan sunulan
hizmetin farklılaşabildiği ve her üç operatörün abone kitlesinin genel anlamda farklı
eğilimleri olabileceği değerlendirilmektedir. Bu husus ise pasif altyapıların paylaşımı
sonucu oluşabilecek rekabet karşıtı etkileri sınırlandırmaktadır.
- Pazara Giriş Engelleri
(85) Kılavuz’da giriş engellerinin düşük olduğu pazarlarda potansiyel rekabetin taraflar
üzerinde rekabetçi baskı unsuru olabileceği belirtilerek söz konusu hususun da
incelenmesi gerektiği belirtilmektedir. Pazara giriş engelleri yapısal ya da hukuki
olabilmektedir. Hukukî ya da düzenleyici giriş engelleri pazardaki oyuncuların
pozisyonlarını doğrudan etkileyen hukuksal, idari ya da diğer devlet yaptırımlarını
ifade etmektedir. Yapısal giriş engelleri ise pazarın kendi yapısından kaynaklanan
19-15/203-90
25/36
teknik ya da ekonomik engeller olabilmektedir. Genel olarak hukuki ve yapısal giriş
engelleri arasında kamu tekelleri, yetkilendirme ve lisanslama gereklilikleri, fikri
mülkiyet hakları gibi yasal ve idari engeller, batık maliyetler, ölçek ve kapsam
ekonomileri, şebeke etkileri, tüketicilerin başka bir sağlayıcıya geçiş maliyetleri, atıl
kapasite, dikey bütünleşik yapı, güçlü bir dağıtım ağı ve geniş bir ürün portföyü,
yüksek marka bilinirliği, finansal ve ekonomik güç sayılabilir.
(86) Bildirim konusu işlem bakımından ilk olarak belirtilmesi gereken husus hukuki
engellerin varlığıdır. Öncelikli olarak mobil operatörler sınırlı frekans bantları için BTK
tarafından yetkilendirilmiş olmakla yükümlüdür. Bunun üzerine BTK ve T.C. Ulaştırma
ve Altyapı Bakanlığının yasal düzenlemeleri uyarınca, yeni bir anten tesisine ihtiyaç
olduğunda, diğer işletmeciler tarafından kurulan bir anten tesisi olması halinde, fiziki,
teknik, idari veya hukuki kısıtlar bulunmadığı durumlarda tesis paylaşımına
başvurulması zorunluluğu getirilmiştir. Ancak tesis paylaşımının mümkün olmadığının
ispatlanması halinde BTK tarafından yeni bir anten tesisi kurma izni verilmektedir.
Ayrıca işletmeciler yeni bir anten tesisi kurarken belirli durumlarda kendisi hariç en az
bir veya iki işletmeci ile mevzuatta belirlenen paylaşım tiplerine uygun olarak tesisi
kurma yükümlülüğü altındadır.
(87) Yukarıda sayılan yasal giriş engellerine ek olarak yeni bir altyapı kurulması
aşamasında tesis paylaşımı yükümlülüğünün yanı sıra, tesisin kurulacağı yerin
kiralanması amacıyla yer sahiplerinden alınması gereken izinler de zorlaştırıcı bir
unsur olarak ortaya çıkmaktadır.
(88) Diğer yandan altyapıya yatırım yapmak için gerekli başlangıç maliyetlerinin yüksekliği
ve batık maliyetlerin varlığı, pazara girişleri engellemek ve/veya geciktirmek suretiyle
yerleşik işletmeci ile alternatif işletmeciler arasında asimetrik koşullar oluşturan giriş
engelleri meydana getirmektedir. Bu anlamda hem yapısal hem de hukuki giriş
engellerinin varlığından söz edilmesi mümkündür.
(89) Ayrıca elektronik haberleşme sektörü, ölçek ve kapsam ekonomisinin yoğun olarak
yaşandığı sektörlerin başında gelmektedir. Dosya konusu pasif mobil altyapılar ve
diğer mobil altyapı unsurları fiber sabit altyapılar ile bağlanmaktadır. Buna göre,
mobil altyapılar ve sabit altyapılar birbirini tamamlayıcı nitelik arz etmektedir. Türk
Telekom, bu sektördeki dikey bütünleşik yapısı ve ülke genelinde yaygın şebekesi
nedeniyle ölçek ve kapsam ekonomisinden önemli ölçüde istifade edebilmektedir.
Şöyle ki, bu şirketin kiralık devreler, telefon ve internet erişimi gibi çeşitli hizmetleri
aynı şebeke üzerinden sunuyor olması; personel giderleri, pazarlama ve altyapının
ortak kullanımı suretiyle müşterek maliyetlerin ortaya çıkmasını ve bu sayede
ortalama maliyetlerin düşmesini sağlamaktadır. Alternatif işletmecilerin de kendi
altyapıları bakımından bu avantaja sahip olduğu akla gelmekle birlikte, Türk Telekom
ile alternatif işletmecilerin sahip oldukları altyapıların yaygınlık farkı ve mevcut hukuki
engeller dikkate alındığında, alternatif işletmecilerin kısa vadede Türk Telekom’un
sahip olduğu gücü sınırlandırabilme potansiyeline sahip olmadığı görülmektedir.
(90) Perakende düzeydeki mobil hizmetler bakımından giriş engellerinin bulunup
bulunmadığı incelendiğinde ise güçlü bir bayilik ağına ve geniş bir ürün portföyüne,
yüksek marka bilinirliğine, finansal ve ekonomik güce sahip olunması ihtiyacının da
piyasadaki teşebbüslerin büyümesi veya piyasaya yeni teşebbüslerin girmesinin
önünde engel oluşturmasının muhtemel olacağı değerlendirilmektedir.
- Anlaşmanın Pazardaki Etkileri
(91) Bildirim konusu işlemin pazardaki etkilerinin incelenmesi bağlamda, işlemin
19-15/203-90
26/36
pazardaki rekabet üzerinde kaygıya yol açtığı hususlar aşağıda sıralanmaktadır:
- Taraflar arası bilgi değişimi,
- Maliyetlerin benzeşmesi,
- Yer sahipleri karşısında artan alım gücü ve kiralama hususunda birlikte hareket
etme,
- Sözleşme’nin 11.2. maddesinde düzenlenen ön alım hakkı.
Taraflar Arası Bilgi Değişimi
(92) Bildirim konusu işlem sonucunda, toptan mobil hizmetler pazarının tamamına
yakınını elinde bulunduran işletmecilerin rekabete duyarlı bilgilerinin paylaşılıp
paylaşılmayacağı endişesi ortaya çıkmaktadır. Ayrıca Sözleşme’nin 4. maddesine
göre bir “Konsolidasyon Planlama Komitesi” kurulması planlanmaktadır. Anılan
Komite’nin görevi ve çalışma şekli ise anılan maddede şu şekilde belirlenmiştir:
“4.1. Sözleşme’nin yürürlüğe girdiği tarihte ülke genelindeki Konsolidasyon’a
konu olabilecek tesislerin tam bir listesini oluşturmak bu listeyi, sürekli olarak
güncel tutmak ve liste üzerinden tesis konsolidasyonunun gerçekleştirilebileceği
noktaları belirlemek amacıyla Taraflar’ın ikişer temsilcilerinin görev yapacağı bir
Komite kurulacaktır. Komite, işbu maddede anılan listeyi 4.3. maddesinde
belirtilen toplantı gününü müteakip en geç 30 (otuz) iş günü içerisinde
hazırlamakla yükümlüdür. Komite ayda en az 1 (bir) defa toplanacaktır.
…
4.5. Taraflar’ın konsolidasyona tabi tutulabilecek tesisleri ilk olarak Komite
tarafından belirlenecektir. Konsolidasyon Model 1 ve/veya Konsolidasyon Model
2’nin uygulanması bakımından Taraflar’ın konsolide edecekleri ve yeni
kuracakları tesis lokasyonu veya lokasyonlarının alan etüdü ile her türlü teknik,
finansal, idari, hukuki ve sair hususlar göz önüne alınacaktır.
…
4.7. Komite’nin tesislerin konsolidasyona uygun olduğuna dair görüşü toplantı
tarihinden itibaren en geç 5 (beş) iş günü içinde Taraflar’la paylaşılır. Komite’nin
paylaşacağı görüşte tesislerin konsolidasyonunun hangi modele göre
gerçekleştirilmesinin uygun olacağı belirtilir.
4.8. Komite tarafından yapılan çalışmalar, alınan kararlar, hazırlanan raporlar,
tutulan tutanaklar, ve oluşturulan ya da güncellenen listeler Komite tarafından
Taraflara sunulur.
…
4.10. Komite’nin kuruluş amacına paralel olarak, Komite’nin gerçekleşeceği
periyodik toplantıların gündemi Taraflar’ın konsolidasyonunu gerçekleştirecekleri
tesislere ilişkin çalışma esaslarının ve iş planlarının hazırlanması ile olası
sorunların çözümüne ilişkin kararların alınmasıdır.”
(93) Yukarıda da belirtildiği üzere paylaşıma açılacak veya paylaşımlı bir şekilde yeni
kurulacak tesislerin belirlenmesi her bir taraftan iki üyenin atanacağı ve toplamda altı
üyeden oluşan Komite tarafından yapılacaktır. Komite’nin gündeminin ise başvuru
konusu işlem ile sınırlandırıldığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla mevcut haliyle ilgili
sözleşme hükmü rakipler arasında Sözleşme sınırlarını aşan bir koordinasyon riskine
yol açmayacaktır.
(94) Ayrıca Sözleşme’nin 5.3. maddesi uyarınca konsolidasyonun yalnızca mutabık kalan
taraflar arasında yapılacağı hüküm altına alınmıştır. Dolayısıyla Komite görüşü
19-15/203-90
27/36
sonrasında tarafların tamamının konsolidasyonu gerçekleştirme zorunluluğu
bulunmadığı ve bu konuda her bir tarafa bir irade hakkı tanındığı anlaşılmaktadır.
(95) Diğer yandan başvuru kapsamında “Tarafların gelecekteki davranış ve stratejilerine
ilişkin belirsizlikleri azaltarak piyasanın öngörülebilirliğini artırmak suretiyle rekabeti
sınırlayabilecek ve teşebbüsler arasında koordinasyona yol açabilecek nitelikte
herhangi bir bilgi paylaşımı gerçekleştirilmeyecektir.” şeklinde bir beyanda
bulunulmuştur. Komite dışında konsolidasyon sürecine dair bilgi ve belgelerin
değerlendirilmesi ve görüş bildirilmesi işlevini gerçekleştirecek bir organın olmaması
ve Komite’nin sınırlı sayıda kişiden oluşması ile konsolidasyonla doğrudan ilgisi
olmayan kişilerin belgelere ulaşımının ve bilgi paylaşımının önüne geçilmesinin
amaçlandığı ifade edilmektedir.
(96) Bunların yanı sıra Sözleşme’nin “Taraflar Arasında Bilgi Paylaşımı” başlıklı 15.
maddesinde paylaşılacak bilgilerin sınırları aşağıdaki gibi çizilmektedir:
“15.1. Taraflar işbu Sözleşme konusu koordinasyonu sağlamak amacı ile
yalnızca işbirliğinin gerçekleştirilebilmesi için gerekli ve yeterli düzeyde bilgi
paylaşımında bulunacaktır. Bilgi paylaşımı Taraflar’ın karşılıklı olarak bildirdiği
elektronik posta adresleri üzerinde ve Komite üyeleri ile sınırlı olarak yapılacaktır.
15.2. Paylaşıma açılan bilgiler yalnızca Taraflar arasındaki işbirliğinin
gerçekleştirilmesi için gerekli bilgiler olacak ve bunun ötesinde herhangi bir
rekabete duyarlı bilgi paylaşımında bulunulmayacaktır. Her bir Taraf, paylaşıma
açılacak bilgilerin işbirliğinin gerçekleştirilmesi için gerekli olup olmadığını
değerlendirmekle yükümlüdür.”
(97) Anılan Sözleşme hükmü ile de dosya konusu işlem kapsamında tarafların bilgi
paylaşımı yoluyla oluşabilecek rekabeti kısıtlayıcı etkilerin sınırlandırıldığı
anlaşılmaktadır.
Maliyetlerin Benzeşmesi
(98) Dosya konusu işlem kapsamında ortaya çıkan endişelerden biri ise işlem taraflarının
pasif altyapıların paylaşılması ve ortak kiralama faaliyetleri sonucunda maliyet
yapılarında benzeşme meydana geleceği, bu durumun ise fiyat rekabeti üzerinde
olumsuz etki yaratabileceği veya taraflar arasında olası bir koordinasyon riskini
kolaylaştırabileceği yönündedir. Bu bağlamda dosya konusu işlem taraflarından pasif
şebeke elemanlarının maliyetini oluşturan kalemler ve söz konusu kalemlerin OPEX
ve CAPEX içerisindeki oranı talep edilmiştir. Her üç operatörden de farklı oranları
içeren cevaplar alınmıştır. TT Mobil tarafından verilen bilgiye göre pasif altyapıya ait
OPEX giderlerinin oranı %(…..) iken, CAPEX giderlerinin oranı %(…..)’dir. Vodafone,
pasif şebeke unsurlarının CAPEX kalemi olduğu ve bir baz istasyonunun CAPEX’i
içerisinde %(…..) orana sahip bulunduğunu ifade etmiştir. Turkcell tarafından ise,
pasif şebeke elemanlarının CAPEX maliyeti olduğu belirtilerek, toplam CAPEX
içerisindeki oranının %(…..) olduğu ve bunun da paylaşım yapılması halinde
%(…..)’e düşeceği belirtilmektedir.
(99) Diğer yandan teşebbüslerden ayrıca son beş yıllık şebeke maliyetlerinin GSM
hizmetlerinin sunulmasındaki toplam maliyetlere oranı talep edilmiştir. 2017 yılı
verileri esas alındığında TT Mobil’in şebeke maliyetlerinin toplam OPEX giderleri
içerisinde %(…..), toplam CAPEX giderlerinde ise %(…..)’lık bir paya sahip olduğu
anlaşılmaktadır. Vodafone şebeke maliyetlerinin GSM hizmetlerine yönelik maliyetleri
içerisinde %(…..)’luk, pasif şebeke maliyetlerinin ise %(…..)’lik bir orana sahip
19-15/203-90
28/36
olduğunu belirtmiştir. Turkcell ise şebeke maliyetlerinin GSM hizmetlerine yönelik
maliyetleri içerisinde %(…..)’lik bir paya sahip olduğunu ifade etmiştir.
(100) Yukarıdaki veriler dikkate alındığında, ilk olarak teşebbüslerin maliyet yapılarının
oldukça farklı olduğu kanaatine ulaşılmaktadır. İkinci olarak her ne kadar teşebbüs
bazında göreceli önemi değişse de pasif altyapıların toplam maliyetler içerisindeki
payının teşebbüslerin farklılaştırılmış bir hizmetin sunumunda fiyatlarının benzeşmesi
endişesini azalttığı değerlendirilmektedir. Dolayısıyla teşebbüslerin pasif
altyapılarında her ne kadar ortak lokasyon ve tesis kullanılmasından kaynaklı bir
paralellik oluşacağı beklense de söz konusu maliyetlerin toplam maliyetler
içerisindeki oranının teşebbüse göre değiştiği dikkate alındığında, toplam
maliyetlerde de ciddi anlamda bir paralellik yaşanacağı ve bunun da koordinasyon
riskini artıracağı sonucuna ulaşmak mümkün görünmemektedir.
(101) Diğer yandan Sözleşme’nin “Ortak Kullanma Esasları ve Ödenecek Ücretler” başlıklı
6. maddesi ile teşebbüslerin kendi aralarındaki tesis paylaşımının karşılıklılık
prensibiyle gerçekleştirilmesinin hedeflendiği anlaşılmaktadır. Sözleşme'nin 6.2.
maddesinde aşağıdaki hükme yer verilmiştir:
“Bina içi sahalarda kapsanan/kapsanmış alandaki Indoor Anten Sayısı, kablo
boyu, kapsanan alan metrekaresi ve puan durumu eşitliği, binadışı sahalarda ise
saha sayısı eşitliği "Karşılıklı Paylaşım'' için esas alınacaktır. Ancak paylaşım
dengesizliği söz konusu olduğunda Taraflar anlaşarak binaiçi ve binadışı
sahalarının paylaşımını maliyet esasına bağlı olarak yeniden belirleyebilirler.
Buna göre; Binaiçi paylaşımlarda iki Taraf arasındaki puan farkının 120.000'den
(yüz yirmi bin) fazla, bina dışı sahalarda paylaşım farkının 150 (yüz elli) adetten
fazla olması durumunda yeni bir tarife belirlene kadar takip eden sahalar için
mevcut tarifenin uygulanması puan/saha farkı aleyhine oluşan Taraf’ça tek taraflı
durdurulabilir. Bina dışı sahalarda kabul edilmeyen paylaşım farkı her sene
Komitesi tarafından belirlenecektir.”
(102) Söz konusu maddenin amacı taraflar arasındaki menfaat dengesinin sağlanması ve
Sözleşme konusu işbirliğinin sürdürülebilir olması şeklinde açıklanmıştır. Aksi halde
aleyhine puan/saha farkı oluşan tarafın tüm maliyetlerine katlanarak sürekli tesis
yatırımı yapıyor olmasına rağmen, diğer tarafların kurulum maliyetlerine
katlanmaksızın sadece anlaşılan tarifede belirtilen sabit bedeli ve kira bedelini
ödeyerek aleyhine puan/saha farkı oluşan tarafın tesislerine katılım yapması
durumunun ortaya çıkacağı belirtilmiştir. Bu durumun ise bir bedavacılık sorunu
oluşturacağı, zira aleyhine puan/saha farkı oluşan tarafın sözleşme kapsamında
beklediği menfaatleri elde edemeyeceği, adeta diğer tarafların taşeronu haline
geleceği öne sürülmüştür. Bu nedenle Sözleşme kapsamında ve hakkaniyete uygun
olacak şekilde her bir tarafın gerekli tesis kurulum yatırımlarını yapması ve
puan/saha farkının Sözleşme'de öngörülen marjların ötesine geçecek şekilde
olmamasının hedeflendiği bildirilmiştir.
(103) Ayrıca puan/saha farkının anılan maddede belirtilen marjları aşması halinde ise, takip
eden sahalar için aleyhine puan/saha farkı aşılan tarafça mevcut tarifenin
uygulanmasına son verilebileceği, bu durumda tarafların mutabakatı ile yeni bir
tarifenin belirlenmesinin gerekeceği açıklanmıştır. Tarafların mutabakatı ile yeni bir
tarife belirlenene kadar yapılacak paylaşımların ise mevzuat kapsamında (HSAT
Yönetmeliği 15. madde ve Ortak Yerleşim ve Tesis Paylaşımına ilişkin Usul ve
Esaslar Hakkında Tebliğ 12. madde) gerçekleştirileceği ifade edilmiştir.
19-15/203-90
29/36
(104) Diğer yandan Sözleşme'nin 6.4. maddesi ile tarafların Sözleşme ve eklerinde
belirlenen bedelleri dışında, tesis altyapı giderleri ile bakım ve işletmeye dair vaka
başına (…..) TL'yi aşmayan durumlarda maliyeti paylaşma yükümlülüğünün
bulunmayacağı kararlaştırılmıştır. (…..) TL'ye kadar olan maliyetlerin; ASİ veya Sİ’nin
sorumluluğunda olacağı bu eşiğin üstü maliyetlerde ise (…..) TL üzerindeki rakamın
katılımcı işletmeciler arasında maliyet paylaşımı esasına göre eşit bölüneceği
belirtilmiştir. Tarafların “özel talep ettiği işlemler” dışında kendi sorumluluklarında olan
bakım, onarım ve bu gibi işlemler için karşı taraftan bir bedel talep etme haklarının
bulunmadığı hüküm altına alınmıştır. Söz konusu Sözleşme hükmüne ilişkin olarak,
her bir tesise ilişkin kurulum giderleri için faturalaşma yükünün ve buna ilişkin
operasyon ve prosedürlerin karşılıklı olarak azaltılmasının hedeflendiği belirtilmiştir.
(105) Yukarıdaki Sözleşme hükümlerine ilişkin teşebbüslerce yapılan açıklamaların makul
olduğu ve konuya ilişkin değerlendirmeler bütün olarak ele alındığında dosya konusu
işlem sonucunda maliyetlerde yaşanacak benzeşmenin bir kaygıya yol açmayacağı
değerlendirilmektedir.
Yer Sahipleri Karşısında Artan Alım Gücü ve Kiralama Hususunda Birlikte
Hareket Etme
(106) Başvuru konusu işlem kapsamında tarafların yıllık yaklaşık olarak 150 adet bina içi
ve 500 adet bina dışı olmak üzere beş yıl içerisinde toplam yaklaşık olarak 3.250
adet sahayı konsolide etmeyi planladığı belirtilmiştir. Bu konsolidasyon esnasında
tarafların bir OPEX gideri olduğu kabul edilen kira bedellerinde de tasarruf
sağlayacağı ifade edilmiştir. Taraflardan söz konusu tasarruf oranları hakkında bilgi
talep edilmiştir. Buna cevaben TT Mobil tarafından Sözleşme kapsamında yapılacak
paylaşım özelinde mobil baz istasyonları için halihazırda katlanılan kira bedeline
oranla %(…..) arasında bir tasarruf sağlanmasının beklendiği dile getirilmiştir.
Vodafone tarafından kira bedellerinin istasyonun kurulduğu lokasyona, kurulan
sistemin tipine ve kullanılan alana bağlı olarak değişiklik gösterdiği ve paylaşım
yapılan sahaların yer kirasında %(…..) arasında bir tasarrufun söz konusu olabileceği
belirtilmiştir. Turkcell tarafından ise paylaşım ortamından azami maliyet avantajı
sağlayan öngörülerine göre yıllık kiralama bütçesinin %(…..) oranında düşmesinin
beklendiği ifade edilmiştir.
(107) Kira maliyetlerine ilişkin yukarıda elde edilecek olan tasarruf, etkinlik kazandırması
açısından işlemin olumlu sonuçlarından birini oluşturmaktadır. İşlem taraflarının ortak
kiralama faaliyetleri içerisinde olması kiralayanlar karşısındaki alım güçlerini
artırmaktadır. Zira Sözleşme’nin birinci ekinde taraflar ayrıca bir Kiralama Şartnamesi
düzenlemiştir. Şartname’nin 3. maddesinde gerek Konsolidasyon Model 1 gerekse
Model 2 için taraflar arasındaki kiralama faaliyetlerinin nasıl yürütüleceği
düzenlenmiştir. Buna göre Konsolidasyon Model 1 kapsamında ASİ’nin kiraya
verenden Kİ adına alt kiralama yetkisi almak için tüm gayreti göstereceği ve söz
konusu yetkinin alınması durumunda ASİ ile Kİ arasından alt kiralama sözleşmesinin
imzalanacağı belirtilmiştir.
(108) Konsolidasyon Model 2 kapsamında ise benzer şekilde Sİ’nin kiraya verenden Oİ
adına alt kiralama yetkisi almak için tüm gayreti göstereceği ve söz konusu yetkinin
alınması durumunda Sİ ile Oİ arasından alt kiralama sözleşmesinin imzalanacağı
belirtilmiştir.
(109) ASİ/Sİ’nin kiraya verenden alt kiralama yetkisi alamaması halinde ise bunu derhal
Kİ/Oİ’ye bildireceği ve bu durumda Kİ/Oİ’nin doğrudan kiraya verenden kiralama
yapabileceği düzenlenmiştir.
19-15/203-90
30/36
(110) Ayrıca Kiralama Şartnamesi’nin 4. maddesine göre alt kira bedelinin, ASİ/Sİ’nin
kiraya veren ile imzalamış olduğu kira sözleşmesinden doğan toplam bedelin
işletmeciler arasında eşit oranda paylaşılacağı belirtilmektedir.
(111) Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde, paylaşıma açılacak pasif altyapıyı kuran
işletmecinin, paylaşım talep eden işletmeci adına alt kiralama yetkisi almak için
kiraya veren taraf ile görüşeceği anlaşılmaktadır. Bu durumda kiraya verenler, alt
kiralama yetkisini vermemeleri halinde halihazırda tesisi bulunan işletmecinin başka
bir lokasyona taşınması veya yeni bir tesis kurulması durumunda her üç işletmeciyi
birden kaybetme riskleri ile karşı karşıya kalacaktır. Dolayısıyla, alıcı konumundaki
mobil operatörlerin yer sahipleri karşısında alım güçlerinin artacağı
değerlendirilmektedir.
(112) Buna karşın tesisin bulunduğu konuma göre yer sağlayıcılarının pazarlık güçlerinin
önemli ölçüde değiştiği, tesis kurulumuna ilişkin maliyetlere yer sağlayıcılar değil
işletmeciler tarafından katlanılması nedeniyle yer sağlayıcıların maliyetlerini
karşılayamama gibi bir durum ile karşı karşıya kalmadıkları ve yer sağlayıcıların alt
kiralama yetkisi verme noktasında bir iradeye sahip olduğu dikkate alındığında, söz
konusu kiralama hükmünün önemli bir rekabet endişesine yol açmadığı
değerlendirilmektedir.
Sözleşme’nin 11.2. Maddesinde Düzenlenen Ön Alım Hakkı
(113) Sözleşme’nin “Tesis Paylaşımın Sonlandırılması” başlıklı 11. maddesinde pasif
altyapı sahibi tarafın zorunlu bir neden olmaksızın sahayı terk etmesi durumunda
fiilen tesisi paylaşan diğer tarafa bir ön alım hakkı tanımaktadır. Söz konusu madde
şu şekilde düzenlenmiştir:
“11.2. Tesisin bulunduğu yerden kaldırılmasını zorunlu kılan bir neden yok ise
mahkeme ve yetkili idari merci kararı vb.), ancak, ASİ’nin sahayı terk etmek
istemesi halinde Kİ tesisin paylaşıma ve ortaklaşa kullanılabilen kısımlarına konu
olan ekipmanı (kule, konteyner, jeneratör, pol direği, kablolar, indoor ortak alan
sistemleri vb) BTK’dan gerekli izinleri almak ve karşılıklı mutabık kalınacak ücreti
ödemek kaydıyla ön alım hakkı olacaktır. … Ön alım hakkının kullanılması
durumunda, ASİ sahayı terk etme aşamasında taraf olduğu kira sözleşmesini,
diğer Taraf/lara devretme çabası içerisinde olacaktır.”
(114) Yukarıda açıklanan Sözleşme hükmünden beklenen faydalar teşebbüslerce
aşağıdaki şekilde açıklamıştır:
- İşletmecilerden birisinin tesisten ayrılması durumunda; tesisin orada hizmet
vermeye devam etmek isteyen işletmeci tarafından yeni ve kaynak israfı
mahiyetinde olacak bir harcama yapılmadan, sadece tesis ücreti ödenerek
faaliyetine devam etmesinin sağlanması,
- Tesisin bulunduğu yerde faaliyetine devam edecek işletmeciler bakımından,
kapsama kaybının oluşmasının önüne geçilmesi,
- Tesisten ayrılan işletmeci bakımından demontaj masrafı olmayacağı, böylece
CAPEX bütçesine katkıda bulunulacağı,
- Tesisten ayrılan işletmecinin ekipmanlarının hurdaya ayrılmayacağı ve
değerlendirilmiş olacağı,
- Tesisten ayrılan işletmecinin, tesisin satışı sayesinde yeni alt yapı yatırımları için
bütçesine katkı sağlamış olacağı.
19-15/203-90
31/36
(115) Ayrıca GSM haberleşme ekipmanların kurulmasının ciddi bir çalışma ve teknik
koşulların sağlanmasını gerektirdiği, bu çerçevede kurulan tesise işletmecinin teknik
ve/veya ticari nedenler ile ihtiyacının kalmaması durumunda, diğer işletmecilerin
yatırımlarını korunmasının hedeflendiği açıklanmıştır. Sayılan bu faydaların yanı sıra,
ön alım hakkının tarafların karşılıklı mutabık kalacağı ücretin ödenmesi ve BTK’dan
izin alınması kaydıyla kullanılabileceği belirtilmiştir.
(116) Teşebbüslerden tesis paylaşımının mevcut veya potansiyel rakipler için pazara giriş
önünde bir giriş engeline yol açıp açamayacağı sorulmuştur. Alınan cevaplarda, BTK
mevzuatı çerçevesinde öngörülen kriterlerin sağlanması durumunda, pazara yeni
girenlerin tesis paylaşımı kapsamında kurulan her istasyona katılabileceği
belirtilmiştir. Ayrıca yine kurulacak yeni tesislerin de en az bir işletmecinin daha
faydalanabileceği şekilde kurulması yükümlülüğü getirilmiştir.
(117) Yukarıda yer alan açıklamalardan, tesisi kuran işletmecinin ayrılması durumunda
halihazırda tesisi paylaşan tarafa bir ön alım hakkı getirilmiş olsa da söz konusu
hükmün gerekçelerinin ticari olarak makul olduğu ve BTK mevzuatı uyarınca tesise
başka bir rakibin girme olanağının bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle anılan
hükmün rekabeti önemli ölçüde etkilemesi beklenmemektedir.
(118) Buna göre, tarafların pazarda önemli bir gücünün bulunduğu, oldukça yüksek
piyasaya giriş engellerine rağmen başvuru konusu işlemin pazardaki etkilerinin sınırlı
olduğu ve pazardaki rekabetin önemli ölçüde azaltılmasına yol açmayacağı
değerlendirildiğinden, taraflar arasındaki Sözleşme’nin 4054 sayılı Kanun’un 5.
maddesinin birinci fıkrasının (c) bendindeki koşulu sağladığı değerlendirilmektedir.
- Rekabetin (a) ve (b) Bentlerindeki Amaçların Elde Edilmesi İçin Zorunlu
Olandan Fazla Sınırlanmaması
(119) 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinin son koşulu anlaşmanın, anlaşma ile hedeflenen
etkinlik kazanımlarına erişmek için zorunlu olandan daha fazla sınırlayıcı olmamasını
gerektirmektedir.
(120) Yukarıda ifade edildiği üzere, hâlihazırda yürürlükte bulunan BTK düzenlemeleri
mobil operatörler arasında mevzuatta öngörülen hükümler uyarınca tesis paylaşım
yükümlülüğü getirmektedir. Dolayısıyla bu noktada BTK’nın düzenlemeleri varken
tarafların aralarında anlaşmalarının bir gereklilikten kaynaklanıp kaynaklanmadığı ve
Sözleşme’nin mevcut mevzuat ile mümkün kılınan paylaşıma ek olarak sunduğu
avantajları incelenmiştir.
(121) İlk olarak HSAT Yönetmeliği’nin 1. amaç maddesi ile Sözleşme’nin 3.1. amaç
maddesi arasında önemli oranda bir örtüşme görülmektedir. Aşağıda söz konusu
maddelere yer verilmektedir:
HSAT Yönetmeliği: “MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin amacı; elektronik
haberleşme sektöründe kaynakların etkin kullanımının sağlanması, yatırım ve
hizmet giderleri ile görüntü ve çevre kirliliğinin azaltılması, sürdürülebilir rekabet
ortamının oluşturulmasına yönelik altyapı yatırımlarının desteklenmesi ve
gelecek teknolojiler için kapasite oluşturulması amacıyla hücresel sistemlere ait
anten tesisleri ile telsiz erişim şebekelerinin birden fazla işletmeci tarafından
kullanımına imkân tanıyacak şekilde tasarımı, kurulumu ve paylaşımına ilişkin
usul ve esasları belirlemektir.”
Sözleşme: “3.1. Bu Sözleşme ile mobil elektronik haberleşme hizmetlerinin
sunulmasında kullanılan her türlü kule, konteyner, sistem odası, kabinet, anten
elemanları, anten monte yerleri, kablo ve kablo güzergâhları, bunların
19-15/203-90
32/36
tamamlayıcı parçaları vb.’nin; kaynakların etkin kullanımı, maliyet etkinliği,
hizmetin yaygınlaştırılması, hizmete erişimin kolaylaştırılması, çevre ve görüntü
uyumu sağlanmasında işbirliği yapılması ve Taraflar’ın yatırım motivasyonlarının
arttırılması amaçları doğrultusunda ve bu amaçlara uygun düştüğü ölçüde
konsolidasyona tabi tutulmasında izlenecek usul ve esasların belirlenmesidir.”
(122) Yukarıda yer alan örtüşmeye karşın, teşebbüslerce Sözleşme ile ek fayda elde
edildiği ve belirlilik sağlandığı ifade edilmiştir.
(123) Teşebbüslerce tesis paylaşım sürecinde, paylaşımın sağlanması ve devam
ettirilmesine ilişkin koşullar ile paylaşım yükümlüsü işletmecilerin karşılıklı
sorumluluklarının belirlenmesi amacıyla işletmecilerce imzalanan “Katılım
Sözleşmesi”nin tesis paylaşım sürecinin en temel unsuru olduğu ve “Katılım
Sözleşmesi”nin muhteviyatına ilişkin yegâne düzenlemenin HSAT Yönetmeliği'nin
aşağıda yer verilen 14. maddesi olduğu belirtilmiştir:
“Katılım sözleşmesi
MADDE 14 - (1) Katılım sözleşmesi asgari olarak anten tesisi ve/veya telsiz
erişim şebekesinin paylaşımına, idamesine ve varsa güçlendirilmesine ilişkin
koşulları ve tarafların sorumluluklarını içerir.
(2) Kurum tarafından talep edilmesi halinde işletmeciler arasında imzalanan
katılım sözleşmesinin bir sureti Kuruma gönderilir.
(3) İşletmeciler, paylaşım yapılan sahalarda paylaşım sırasında veya ayrılma
durumunda oluşabilecek olumsuz etkilerin giderilmesi ve/veya hizmet kalitesi
sorunlarının çözüm sürecine ilişkin hususlara katılım sözleşmesinde yer vermekle
yükümlüdür.”
(124) Ayrıca anten tesislerinin paylaşımına ilişkin masraf ve ücretlerin belirlenmesine
yönelik yegâne düzenlemenin, anılan Yönetmelik’in aşağıda yer verilen 15. maddesi
hükmünden oluştuğu ifade edilmiştir:
“Masrafların paylaşımı ve ücretler
MADDE 15 - (1) Anten tesisi ve/veya telsiz erişim şebekesinin kurulması,
kullanılması ve paylaşılmasına ilişkin ücret/er aşağıdaki ilkelere göre belirlenir:
a) Masrafların paylaşımı ve ücretler, Kurum düzenlemelerine aykırı olmamak
üzere serbestçe belirlenir.
b) İşletmeciler tarafından mutabık kalınmak suretiyle belirlenen masrafların
paylaşım şekli ve ücrete ilişkin hususlara katılım sözleşmesinde yer verilir.
c) Anten tesisi ve/veya telsiz erişim şebekesi paylaşım taleplerinin
karşılanabilmesi için kapasite artırımı veya mevcut kapasitenin daha etkin
kullanılabilmesi amacıyla yapılan masraflar, katılım sözleşmesinde aksi
belirtilmedikçe paylaşım talebinde bulunan işletmeci tarafından karşılanır.”
(125) Taraflarca, yukarıda yer ver verilen Yönetmelik hükümleri dayanak gösterilerek,
paylaşım sürecinin işletilmesi, paylaşım şekli ve ücrete ilişkin sayılı hususların Katılım
Sözleşmesi’nde düzenlenmesi yükümlülükleri haricinde, Katılım Sözleşmesi'nin
muhteviyatına ve paylaşımdan doğan masraf ve ücretlerin nasıl belirleneceği
hususlarında detaylı düzenlemelere yer verilmediği belirtilmiştir. Ayrıca tesis
paylaşım süreçlerinin ortak yönetilmesi için işletmecilerin nasıl bir koordinasyon veya
işbirliği çalışması yapabilecekleri hususlarının HSAT Yönetmeliği ve sektörel
mevzuatta düzenlenmediği ifade edilmiştir. Tüm bu kritik hususların tamamen
işletmecilerin kendi aralarındaki ticari müzakerelerine bırakıldığı açıklanmıştır.
19-15/203-90
33/36
(126) Bu bağlamda teşebbüslerce Sözleşme’den beklenen ek faydalar aşağıdaki şekilde
açıklanmıştır:
- Taraflar arasında paylaşıma konu olan tesislerin her biri için ticari olarak açıklığa
kavuşturulması gereken paylaşım esasları ve paylaşım ücretleri tarifesinin
Sözleşme’yle belirli ve yeknesak hale getirilmesi,
- Tarafların altyapılarını daha etkin ve seri bir şekilde karşılıklı olarak
paylaşmalarına olanak sağlanması,
- İşletmecilerce gerçekleştirilecek tesis paylaşımların sayısında ve kapsamında
olumlu ve somut bir artış olması
- Tarafların her bir tesise ilişkin altyapı kurulum giderlerini ortak belirlemek için
harcadıkları operasyonel efor ve karşılıklı faturalaşma prosedürlerinin mümkün
olduğunca azaltılması ve basitleştirilmesi suretiyle işlemlerin hızlandırılması,
- HSAT Yönetmeliği ve diğer mevzuat gereği paylaşımı zorunlu olmayan altyapı
ekipmanlarının dahi ortak paylaşılması ve bu kapsamda mevzuat gereği
paylaşımı zorunlu olmayanlar dâhil paylaşıma konu tesislerdeki tüm pasif
ekipmanlara ilişkin ortak ücret tarifesi belirlenmesi suretiyle mevcut mevzuatın
ötesinde bir paylaşım ortamına kavuşulması,
- İlgili mevzuatta düzenlenmeyen saha kiralama süreçlerinin eşitlik ve karşılıklılık
prensibiyle açıklığa kavuşturulması ve işletmecilerin karşılıklı hizmet seviyesi
taahhütleri belirlemesi ve ilgili mevzuatta azami olarak belirlenen sürelerin
işletmecilerin ortak kararıyla kısaltılması,
- HSAT Yönetmeliği’nde tanımlanmayan bir tesis paylaşım yöntemi olan
Konsolidasyon Model-2’nin kullanılması,
- Mevzuatın işletilemediği alanlardaki boşlukların gönüllülük esası çerçevesinde
doldurulabilmesi,
- Tesis teknik özellikleri, saha hazırlık işler, saha kullanım esasları, tesis
paylaşımının sonlandırılması, sahanın/tesisin değiştirilmesi gibi teknik hususların
baştan götürü bir şekilde belirlenmesi.
(127) Yukarıda aktarılanlar çerçevesinde, tesis paylaşım sürecinin daha etkin bir şekilde
işletileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda, hâlihazırda işletmecilerin tesis paylaşım
taleplerinin ne ölçüde karşılandığının incelenmesi bahse konu sürecin daha etkin
işletilmesine ne ölçüde ihtiyaç duyulduğunu göstermesi açısından önem arz
etmektedir. Aşağıdaki tablolarda 2013-2018 döneminde teşebbüslerce yapılan tesis
paylaşım talepleri ve bunlara ilişkin karşılanma oranlarına yer verilmektedir:
19-15/203-90
34/36
Tablo 7: İşletmecilerin Tesis Paylaşım Adetleri
Paylaşım Talep Eden İşletmeci
2013 2014 2015 2016 2017 201821
Voda
fone
TT
Mobil
Turk
cell
Voda
fone
TT
Mobil
Turk
cell
Voda
fone
TT
Mobil
Turk
cell
Voda
fone
TT
Mobil
Turk
cell
Voda
fone
TT
Mobil
Turk
cell
Voda
fone
TT
Mobil
Turk
cell
A
lt
y
a
p
ı
S
a
h
ib
i
İş
le
tm
e
c
i
Voda
fone (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
TT Mobil (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Turkcell (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Kaynak: Teşebbüslerden Elde Edilen Bilgiler
Tablo 8: İşletmecilerin Tesis Paylaşım Taleplerinin Karşılanma Oranları (%)
Paylaşım Talep Eden İşletmeci
2013 2014 2015 2016 2017 2018
Voda
fone
TT
Mobil
Turk
cell
Voda
fone
TT
Mobil
Turk
cell
Voda
fone
TT
Mobil
Turk
cell
Voda
fone
TT
Mobil
Turk
cell
Voda
fone
TT
Mobil
Turk
cell
Voda
fone
TT
Mobil
Turk
cell
A
lt
y
a
p
ı
S
a
h
ib
i
İş
le
tm
e
c
i
Voda
fone (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
TT Mobil (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Turkcell (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Kaynak: Teşebbüslerden Elde Edilen Bilgiler Doğrultusunda Raportörlerce Yapılan Hesaplamalar
21 2018 yılı verilerinin, 01.01.2018 ile 30.09.2018 tarihleri arasını kapsadığı belirtilmiştir.
19-15/203-90
35/36
(128) Yukarıdaki tablolardan teşebbüslerin birbirlerine yaptıkları tesis paylaşım taleplerinin
altyapı sahibi işletmeci tarafından karşılanma oranlarının 2013-2018 döneminde
%(…..) ile %(…..) arasında değiştiği anlaşılmaktadır. Bu kapsamda, tesis paylaşım
sürecinin daha etkin hale getirilmesinin söz konusu oranlara olumlu katkı yapacağı
değerlendirilmektedir.
(129) Ayrıca Sözleşme kapsamında taraflardan birinin diğerine münhasır bir hak
tanımadığı görülmektedir. Sözleşme, tarafları paylaşım yapmak yükümlülüğü altına
sokmamaktadır. Diğer yandan, Sözleşme kapsamında paylaşım yapılması için her üç
tarafın mutabakatı gerekli olmayıp, iki taraflı paylaşımların yapılmasının da mümkün
olduğu anlaşılmaktadır.
(130) Teşebbüsler tarafından kurulumların mümkün olduğu ölçüde paylaşım yoluyla
yapılması hedeflenmekteyse de, tarafların bağımsız olarak da kurulum yapabileceği
ve yatırımlarını sürdürebileceği belirtilmiştir. Diğer bir deyişle, taraflar hem tek
başlarına tesis kurma hem de diğer işletmeciler ile paylaşımda bulunma hakkını
haizdirler. Sözleşme'nin 10.1.6. maddesinde Konsolidasyon Model 1 ve
Konsolidasyon Model 2 çerçevesinde kullanılacak tesisler bakımından diğer
işletmecilerin ilgili mevzuattan doğan paylaşım taleplerinin saklı olduğu ifade
edilmiştir.
(131) Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında, bildirim konusu Sözleşme’nin 4054 sayılı
Kanun’un 5. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendindeki koşulu da sağladığı
sonucuna ulaşılmıştır.
(132) Son olarak bildirim konusu Sözleşme’nin süresi üzerinde durulmalıdır. Sözleşme’nin
16. maddesinde beş yıllık süre öngörülmekte ve sürenin bitiminden 6 ay önce
tarafların bir araya gelerek Sözleşme konusu işbirliğine devam etmek isteyip
istemediklerine karar vereceği belirtilmektedir. Bu süreçte tarafların görüşlerinin
olumlu olması durumunda gerekli yasal ve idari tüm izinlerin alınması için çalışma
başlatılacağı ifade edilmektedir.
(133) Söz konusu maddenin küresel, bölgesel ve ulusal ekonomik gelişmeler, ilgili pazarın
yapısı, teknolojik koşullar ve ilgili pazardaki potansiyel değişme ve gelişmeler göz
önünde bulundurularak değerlendirilmesi gerekmektedir. Artan mobil genişbant
kullanım trendleri ve 4,5G ile 5G teknolojilerinin daha yüksek kapasite ihtiyacından
dolayı daha yaygın bir altyapıyı gerekli hale getirmesi vb. hususlar dikkate
alındığında sözleşmeye beş yıl süreyle bireysel muafiyet tanınabileceği kanaatine
varılmıştır.
G.7.3. Ortak Bölgesel Çözüm Ortakları (BÇO) Kullanımına İlişkin Sözleşme
Hükümleri
(134) Sözleşme’de pasif altyapının paylaşılmasının yanı sıra ortak BÇO kullanımına ilişkin
hükümler de bulunmaktadır. Ancak teşebbüsler Kuruma yaptıkları ilk başvurunun
ardından ortak BÇO kullanımından vazgeçtiklerini belirterek başvurularının bu
kısmına ilişkin muafiyet taleplerini geri aldıklarını ifade etmiştir. Bunun üzerine, söz
konusu hükümlere ilişkin bir muafiyet değerlendirmesi yapılmamıştır. Dolayısıyla,
ortak BÇO kullanımına ilişkin söz konusu hükümler muafiyetin kapsamı dışında
tutulmuştur.
19-15/203-90
36/36
J. SONUÇ
(135) Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre,
- Vodafone Telekomünikasyon A.Ş., TT Mobil İletişim Hizmetleri A.Ş. ve Turkcell
İletişim Hizmetleri A.Ş. arasında imzalanan TT Mobil-Vodafone-Turkcell Tesis
Konsolidasyonu İşbirliği Sözleşmesi’nin 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi
kapsamında olduğuna,
- Adı geçen Sözleşme’ye, 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesindeki koşulların
tamamını sağlaması nedeniyle, 5 yıl süreyle bireysel muafiyet tanınmasına,
- Sözleşme’nin “Ortak Bölgesel Çözüm Ortakları”na ilişkin hükümlerinin başvuru
kapsamından çıkarılması nedeniyle bu hususa ilişkin bir değerlendirme
yapılmasına gerek olmadığına,
gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 60 gün içinde Ankara İdare Mahkemelerinde
yargı yolu açık olmak üzere, OYBİRLİĞİ ile karar verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy