Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2018-3-11 (Soruşturma)
Karar Sayısı : 19-15/215-95
Karar Tarihi : 11.04.2019
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. Ömer TORLAK
Üyeler : Arslan NARİN (İkinci Başkan), Adem BİRCAN, Mehmet AYAN,
Ahmet ALGAN, Hasan Hüseyin ÜNLÜ, Şükran KODALAK
B. RAPORTÖRLER: Nesrin ATA, Çiğdem Gizem OKKAOĞLU, Osman Can AYDOĞDU
C. BAŞVURUDA
BULUNAN : - Çınar Ecza Deposu ve Dış Tic. A.Ş.
Temsilcileri: Av. Mehmet N. AYTEKİN, Av. İbrahim ERDOĞAN
İnönü Mah. Cumhuriyet Cad. No:81 K:8 Elmadağ Şişli, İstanbul
D. HAKKINDA SORUŞTURMA
YAPILANLAR : - Novartis Sağlık Gıda ve Tarım Ürünleri San. ve Tic. A.Ş.
- Alcon Laboratuvarları Tic. A.Ş.
Temsilcileri: Av. Turgan GÜRMEN
Akatlar Mah. Meydan Cad. Meydan Apt. 6-9 Beşiktaş, İstanbul
(1) E. DOSYA KONUSU: Novartis Sağlık Gıda ve Tarım Ürünleri San. ve Tic. A.Ş.’nin
Çınar Ecza Deposu ve Dış Tic. A.Ş.’ye mal vermeyi keserek hâkim durumunu
kötüye kullandığı ve birlikte çalıştığı ecza depolarına, diğer ecza depolarına satış
yapmamaları konusunda zorlamada bulunarak ilaç sektörünün toptan satış
seviyesindeki rekabeti engellediği iddiası.
(2) F. İDDİALARIN ÖZETİ: Başvuruda özetle;
- Çınar Ecza Deposu ve Dış Tic. A.Ş.’nin (ÇINAR) ecza deposu olarak faaliyet
gösterdiği, şikâyet edilen Novartis Sağlık Gıda ve Tarım Ürünleri San. ve Tic.
A.Ş.’nin (NOVARTİS) ilaç üreticisi olduğu ve NOVARTİS’in çoğunluk hisselerine
sahip olduğu Alcon Laboratuvarları Ticaret A.Ş.’nin (ALCON) üretim seviyesinde
faaliyet gösterdiği,
- NOVARTİS ve ÇINAR arasında 06.04.2017 yürürlük tarihli, NOVARTİS ve
ALCON ürünlerinin satışına yönelik Genel Satış Sözleşmesi (Sözleşme)
akdedildiği,
- 31.05.2017 tarihinde Sözleşme’nin 4. maddesine dayanılarak NOVARTİS
tarafından ÇINAR’a noter aracılığıyla fesih ihtarnamesi gönderildiği ve söz
konusu ihtarnamenin tebliğinden itibaren bir ay sonra Sözleşme’nin sona
erdirildiği, ancak haklı bir neden gösterilmediği,
- Piyasa koşullarında eczanelerin farklı üreticilere ait tüm ilaç ihtiyaçlarını tek bir
depodan gidermeyi tercih ettikleri düşünüldüğünde, ÇINAR’ın NOVARTİS
ürünlerine ilişkin talepleri karşılayamaması sebebiyle yıllardır müşterisi olan
eczanelerle olan ticari ilişkilerinin sona erdiği,
- ÇINAR tarafından NOVARTİS ilaçlarının diğer ecza depolarından tedarik
edilmeye çalışıldığı, ancak depoların NOVARTİS ile yapmış oldukları anlaşmaya
göre ecza depolarının kendi aralarında satış yapmaları yasaklandığı için diğer
depolardan düzenli ilaç temin edemedikleri,
19-15/215-95
2/26
- Bu kapsamda 01.11.2017 tarihinde ÇINAR’dan gelen talebe Denge Ecza Deposu
Ticaret A.Ş. (DENGE) yetkilisi tarafından gönderilen e-postada “Novartis’le olan
sözleşmem gereği onayları olmadan (eczane harici) başka hiçbir paydaşa
malesef ürün faturalandıramam…” şeklinde cevap verildiği,
- Yine, İstanbul Galenos Ecza Deposu Tic. ve San. A.Ş. (GALENOS) yetkilisinin
ÇINAR tarafından 12.12.2017 tarihinde gönderilen talebe, aynı gün e-posta ile
“Novartis firması ile yaptığımız sözleşmeden dolayı eczane haricinde satış
yapamıyorum.” şeklinde yanıt verdiği,
- ÇINAR’ın zararının sadece NOVARTİS ve ALCON ürünleri satamamasından
değil, bu ilaçları ÇINAR’dan temin edemeyen eczanelerin diğer üreticilere ait
ilaçları da ÇINAR’dan talep etmemesinden kaynaklandığı,
- NOVARTİS’in ecza depolarına diğer depolara satış yapma yasağı niteliğinde
olabilecek eylemlerin rekabeti bozma amacı taşımasa bile etkileri itibarıyla
rekabeti bozucu nitelikte olabileceği
ifade edilerek 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun (4054 sayılı Kanun)
kapsamında gereğinin yapılması talep edilmektedir.
(3) G. DOSYA EVRELERİ: Rekabet Kurumu (Kurum) kayıtlarına 26.01.2018 tarih ve 887
sayı ile giren başvuru üzerine hazırlanan 09.02.2018 tarih ve 2018-3-11/İİ sayılı, İlk
İnceleme Raporu Rekabet Kurulunun (Kurul) 15.02.2018 tarihli toplantısında görüşülmüş
ve iddialar hakkında 4054 sayılı Kanun'un 40. maddesinin birinci fıkrası uyarınca
önaraştırma yapılmasına 18-05/84-M sayı ile karar verilmiştir.
(4) Önaraştırma kapsamında 17.05.2018 tarih ve 6361 sayı ile ÇINAR’dan bilgi talep
edilmiştir. Söz konusu bilgi talebine istinaden 28.05.2018 tarih 4193 sayı ile cevabi yazı
gönderilmiştir. Ayrıca NOVARTİS yetkilileri ile 22.05.2018 tarihinde Kurum binasında bir
görüşme gerçekleştirilmiş ve söz konusu görüşmede tutanak ile yöneltilen sorulara
NOVARTİS’ten gelen cevabi yazı 29.05.2018 tarih ve 4214 sayı ile Kurum kayıtlarına
intikal etmiştir.
(5) Yapılan önaraştırma sonucunda düzenlenen 12.06.2018 tarih 2018-3-11/ÖA sayılı rapor,
21.06.2018 tarihli Kurul toplantısında görüşülmüş ve NOVARTİS ile ALCON hakkında
soruşturma açılmasına 21.06.2018 tarih ve 18-20/349-M sayı ile karar verilmiştir.
(6) Soruşturma bildirimleri 03.07.2018 tarihinde 8280 sayı ile ALCON’a, 8337 sayı ile
NOVARTİS’e tebliğ edilmiş olup, söz konusu bildirim ALCON ve NOVARTİS tarafından
05.07.2018 tarihinde tebellüğ edilmiştir. ALCON ve NOVARTIS’in birinci yazılı
savunmaları, 03.08.2018 tarihinde sırasıyla 5538 ve 5539 sayı ile Kurum kayıtlarına
intikal etmiştir.
(7) Soruşturma döneminde 13.09.2018 tarih ve 11277 sayı ile İstanbul, Ankara, İzmir,
Adana ve Kayseri’de bulunan bazı ecza depolarından bilgi talep edilmiştir. Uzmanlar İlaç
Ecza Deposu Med. Ür. Tic. A.Ş.’nin cevabi yazısı (UZMANLAR) 21.09.2018 tarih ve
6831 sayı, Medifar Ecza Deposu İlaç San. ve Tic. A.Ş.’nin cevabi yazısı (MEDİFAR)
21.09.2018 tarih ve 6833 sayı, Selçuk Ecza Deposu Tic. ve San. A.Ş.’nin cevabi yazısı
(SELÇUK) 24.09.2018 tarih 6856 sayı, Öz-sel Ecza Depoları Tic. ve Pazarlama A.Ş.’nin
cevabi yazısı (ÖZSEL) 24.09.2018 tarih ve 6867 sayı, Akay Ecza Deposu San. ve Tic.
A.Ş.’nin cevai yazısı (AKAY) 25.09.2018 tarih ve 6894 sayı, Alliance Healthcare Ecza
Deposu Tic. A.Ş.’nin cevabi yazısı (ALLIANCE) 26.09.2018 tarih ve 6948 sayı ve Dekim
Ecza ve Kimyevi Maddeler Tic. San. A.Ş.’nin cevabi yazısı (DEKİM) 05.10.2018 tarih ve
7203 sayı ile Kurum kayıtlarına intikal etmiştir.
19-15/215-95
3/26
(8) Ayrıca soruşturma sürecinde 28.11.2018 tarihinde NOVARTİS’te yerinde inceleme
gerçekleştirilmiştir. Yerinde inceleme sonrasında, 30.11.2018 tarih ve 14759 sayı ile
teşebbüsten bilgi talebinde bulunulmuş ve teşebbüsün cevabi yazısı Kurum kayıtlarına
10.12.2018 tarih ve 8736 sayı ile intikal etmiştir.
(9) Yürütülen soruşturma ile ilgili olarak hazırlanan 21.12.2018 tarih ve 2018-3-11/SR sayılı
Soruşturma Raporu ve ekleri, 4054 sayılı Kanun’un 45. maddesi gereğince Rekabet
Kurulu Üyeleri ile soruşturma taraflarına tebliğ edilmiş ve soruşturma tarafı teşebbüslerin
ikinci yazılı savunmaları talep edilmiştir. ALCON ve NOVARTIS’in ikinci yazılı
savunması, süresi içerisinde, 04.02.2019 tarihinde Kurum kayıtlarına intikal etmiştir.
Soruşturma Heyetince hazırlanan 18.02.2019 tarih ve 2018-3-11-EG sayılı Ek Yazılı
Görüş, ALCON ve NOVARTIS tarafından 20.02.2019 tarihinde tebellüğ edilmiştir.
(10) ALCON ve NOVARTİS’in üçüncü yazılı savunmaları yasal süreleri içerisinde sırasıyla
18.03.2019 tarih ve 1938 sayı ve 18.03.2019 tarih ve 1940 sayı ile Kurum kayıtlarına
intikal etmiş olup, soruşturma süreci tamamlanmıştır. Soruşturma süreci boyunca taraflar
sözlü savunma talebinde bulunmamıştır.
(11) Hazırlanan 19.03.2019 tarih ve 2018-3-011/BN-1 Bilgi Notu, Kurulun 28.03.2019 tarihli
toplantısında görüşülmüş ve sözlü savunma toplantısı yapılmasına gerek olmadığına 19-
13/164-M sayı ile karar verilmiştir. Kurul, yürütülen soruşturma ile ilgili olarak düzenlenen
Rapor, Ek Görüş, toplanan deliller, savunmalar ve incelenen dosya muhteviyatına göre
11.04.2019 tarihli toplantısında, 19-15/215-95 sayı ile nihai kararını vermiştir.
(12) H. RAPORTÖR GÖRÜŞÜ: İlgili raporda; yürütülen soruşturma sonucunda, NOVARTİS
ve ALCON’un 4054 sayılı Kanun’un 4. ve 6. maddelerini ihlal ettiğine yönelik bir bulguya
ulaşılamadığı dolayısıyla adı geçen teşebbüsler hakkında 4054 sayılı Kanun’un 16.
maddesi uyarınca idari para cezası uygulanmasına gerek olmadığı ifade edilmektedir.
I. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
I.1. Şikayetçi ve Taraf Teşebbüsler Hakkında Bilgi
I.1.1. Başvuru Sahibi: Çınar Ecza Deposu ve Dış Tic. A.Ş. (ÇINAR)
(13) ÇINAR, 19 ortaklı yapısı ile eczanelere, ecza depolarına, kamu hastanelerine ve özel
hastanelere ilaç tedarik etmektedir. Bunun yanında teşebbüsün yalnızca K.K.T.C.’de
bulunan ecza depolarına ihracat yaptığı; ihaleler yoluyla Türkiye’deki kamu
hastanelerinin tümüne ve ayrıca İstanbul Avrupa yakasındaki eczanelere ve ecza
depolarına satış yaptığı belirtilmektedir. Aşağıdaki tablolarda ÇINAR’ın son 10 yıldaki
satışları içinde NOVARTİS grubu ürünlerinin tutar bazında payları ve ÇINAR’ın
satışlarının satış kanalları bazında miktar bazında dağılımına yer verilmektedir.
Tablo 1: ÇINAR’ın Satışları İçinde NOVARTİS Grubu Ürünlerinin Tutar Bazında Payları (%)
Yıl Novartis Alcon Sandoz Novartis Grubu (Toplam)
2009 (…..) (…..) (…..) (…..)
2010 (…..) (…..) (…..) (…..)
2011 (…..) (…..) (…..) (…..)
2012 (…..) (…..) (…..) (…..)
2013 (…..) (…..) (…..) (…..)
2014 (…..) (…..) (…..) (…..)
2015 (…..) (…..) (…..) (…..)
2016 (…..) (…..) (…..) (…..)
2017 (…..) (…..) (…..) (…..)
2018 (…..) (…..) (…..) (…..)
Kaynak: ÇINAR’dan Gelen Bilgi
19-15/215-95
4/26
Tablo 2: ÇINAR’ın Satışlarının Satış Kanalları Bazında Dağılımı
Yıl
Toplam Satış
Tutarı (TL)
Eczane
(%)
Yurt İçinde Satış
Yapan Ecza Depoları
(%)
Doğrudan Yurt
Dışı
(%)
Özel
Hastaneler
(%)
Kamu
Hastaneleri
(%)
2009 (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
2010 (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
2011 (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
2012 (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
2013 (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
2014 (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
2015 (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
2016 (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
2017 (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
2018 (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Kaynak: ÇINAR’dan Gelen Bilgi
I.1.2. Hakkında Soruşturma Yürütülen Teşebbüs: Novartis Sağlık Gıda ve Tarım
Ürünleri San. ve Tic. A.Ş. (NOVARTİS)
(14) Merkezi İstanbul’da bulunan NOVARTİS’in sermayesinin tamamı Novartis Pharma AG
şirketine aittir ve teşebbüs çok uluslu bir şirket grubu olan Novartis Grubu bünyesinde
faaliyet göstermektedir. Teşebbüs bağışıklık, kalp-damar, dermatoloji, enfeksiyon,
metabolizma, nöroloji, onkoloji, göz, solunum, romatoloji ve transplantasyon gibi farklı
tıbbi alanlarda hastalıkların tedavisinde kullanılmak üzere ilaç araştırma ve üretim
faaliyetinde bulunmaktadır. Türkiye’de ilaç üretiminde Farmanova Sağlık Hizmetleri Ltd.
Şti. ve NOVARTİS, göz sağlığı alanında ALCON, jenerik ürünler alanında Sandoz İlaç
San. Tic. A.Ş. ve Sandoz Grup Sağlık Ürünleri İlaçları San. ve Tic. A.Ş., hammadde
üretimi alanında ise Sandoz Syntek San. ve Tic. A.Ş. unvanlı şirketleri ile faaliyet
göstermektedir.
(15) NOVARTİS’in çeşitli ATC-3 sınıflarında üretimini yaptığı toplam (…..) ürünü olup
bunlardan (…..) jeneriği bulunmamaktadır. Üretim seviyesinde faaliyet gösteren
NOVARTİS’in dağıtım seviyesinde herhangi bir faaliyeti bulunmamaktadır. Aynı şekilde
Novartis Grubundaki diğer teşebbüslerin de dağıtım seviyesinde ecza depoculuğu
alanında faaliyeti bulunmamaktadır. Teşebbüs 2014 yılında (…..), 2015 yılında (…..),
2016 yılında (…..), 2017 yılında (…..), 2018 yılında ise (…..) farklı ecza deposu ile
çalışmıştır.
I.1.3. Hakkında Soruşturma Yürütülen Teşebbüs: Alcon Laboratuvarları Ticaret
A.Ş. (ALCON)
(16) ALCON, Novartis Grubu bünyesinde göz alanında faaliyet göstermektedir. 75 ülkede
20.000'den fazla çalışanı bulunmaktadır. Cerrahi alanda göz içi lensler, viskoelastik
solüsyonlar, irrigasyon solüsyonları, fako cihazları, femtosaniye lazerler, verion görüntü
güdümlü sistemler, vitrektomi cihazları ve lazer sistemleri; ilaç alanında oftalmik çözelti,
enjekte edilebilir solüsyon, steril intra oküler solüsyon, steril göz damlası ve lubrikant göz
damlası; ayrıca numaralı kontakt lens, renkli kontakt lens ve lens bakım ürünlerinin
üretimi ve satışını gerçekleştirmektedir1.
I.2. Taraflardan Edinilen Bilgiler
I.2.1. NOVARTİS’ten Edinilen Bilgiler
(17) NOVARTİS tarafından gönderilen 29.05.2018 tarih ve 4214 sayılı cevabi yazıda özetle;
1 Kaynak: . Erişim Tarihi: 13.12.2018.
19-15/215-95
5/26
- NOVARTİS ile ÇINAR’ın 2006 yılından itibaren çalışmaya başladığı, 2012 yılından
itibaren iki teşebbüs arasında yazılı sözleşme yapıldığı ve bu doğrultuda süresi beş
seneye kadar uzayabilen Sözleşme akdedildiği,
- Sözleşme’nin 06.04.2017 tarihinde yenilendiği, ancak bazı uyuşmazlıklar sebebiyle
Sözleşme’nin 4. maddesine dayanılarak 31.05.2017 tarihli ve 05533 yevmiye
numaralı ihtarname ile bir ay önceden bildirimde bulunmak suretiyle Sözleşme’nin
usulüne uygun şekilde feshedildiği,
- Nisan 2017’de Irak’tan NOVARTİS kanal yönetim birimine gelen Galvus adlı ürüne
dair şikâyet üzerine, NOVARTİS’in söz konusu Galvus ürününün satışının nereye
gerçekleştirildiği hakkında ÇINAR’dan bilgi alınmak istendiği,
- ÇINAR’ın, ilk yazılı cevabında anılan ürünün Esenyurt’ta Yusuf Eczanesi’ne
satıldığını bildirdiği,
- İlaç Takip Sistemi’nde (İTS) yapılan araştırmada ürünün Yusuf Eczanesi uhdesinde
olmadığı, ÇINAR ve Pharma Turca Ecza Deposu Ltd. Şti.2 (PHARMA TURCA)
arasında satış işleminin gerçekleştirildiğinin görüldüğü, verilen cevapla çelişen bu
durumun yeniden ÇINAR’a sorulduğu, alınan cevapta ise Yusuf Eczanesi’nin
işletmeyi kapatma kararı aldığı, Yusuf Eczanesi’nin farklı zamanlarda farklı
ürünlere ilişkin karekodların aktarımı konusunda talepte bulunduğu, söz konusu
Galvus’un da bu ürünlerden biri olduğu ve Yusuf Eczanesi’nin Galvus’un
karekodunu ve PHARMA TURCA’nın GLN3 numarasını ÇINAR’a vererek İTS’de
ürünle ilgili satış işleminin PHARMA TURCA’ya gerçekleştirilmesini istediği,
- NOVARTİS’in ilerleyen süreçte yapmış olduğu araştırma sonucunda Yusuf
Eczanesi’nin kapatılmadığı ve İTS’de aktif bir eczane olarak göründüğü, İTS
kayıtları uyarınca Galvus’un alım satımının ÇINAR ile PHARMA TURCA arasında
gerçekleştiğinin tespit edildiği,
- T.C. Sağlık Bakanlığının, ilaç takibini kolaylaştırmak için eczanelerin beşeri tıbbi
ürünleri, sadece ilgili ürünü temin ettikleri ecza deposuna iade etmeleri yönünde
düzenlemelerinin bulunduğu,
- Somut olayda ÇINAR’ın faaliyeti sona ermiş olsa dahi, Yusuf Eczanesi’nden
ürünleri fiilen geri alması ve yeniden satışa yönlendirmesi gerekirken, ürünü
karekod aktarımı yapmaksızın mevzuata aykırı olarak PHARMA TURCA’ya
gönderdiği,
- ÇINAR’ın söz konusu olaydaki mevzuata aykırı davranışı ve çelişkili beyanları
sebebiyle güven ilişkisinin zedelendiği, bunun yanında ÇINAR’ın Sözleşme’nin
ihracata ilişkin 3.1. numaralı maddesine aykırı davrandığı, bu sebeplerle
Sözleşme’nin 4. maddesine dayanılarak bir ay önceden bildirim yapmak suretiyle
Sözleşme’nin feshedildiği
ifade edilmiştir.
(18) Ecza depolarının kendi aralarında ilaç alım satımı yapmasının NOVARTİS tarafından
engellenip engellenmediğine yönelik bilgi talebine cevaben, depolarla yapılan
2 PHARMA TURCA, 15’ten fazla ülkede ilaç toptan satışı alanında faaliyet gösteren uluslararası bir
şirkettir. Şirket ülkemizde ilaçların toptan satışı ve ticareti alanında faaliyet göstermektedir. Kaynak:
Erişim Tarihi: 17.12.2018.
3 GLN: Küresel (Global) Lokasyon Numarası. Firmaların işletme adına, ticaret unvanına, ulaşım ve iletişim
bilgilerine erişimi sağlayan bir çeşit elektronik kodlama sistemi. GLN numarası her bir teşebbüs için tek
olarak belirlenmektedir. Dosya özelinde, İTS’de görülebilen her türlü teşebbüsün de bir GLN numarası
bulunmaktadır.
19-15/215-95
6/26
sözleşmelerin maktu olduğu ve bu sözleşmelerde depolar arasında NOVARTİS
ürünlerinin alınıp satılmasının önünde bir engel bulunmadığı ifade edilmiştir.
(19) Soruşturma kapsamında NOVARTİS’ten 30.11.2018 tarih ve 14759 sayı ile bilgi talep
edilmiş, cevabi yazı 10.12.2018 tarih ve 8736 sayı ile Kurum kayıtlarına intikal etmiştir.
Bahse konu bilgi talebinde, NOVARTİS ile ÇINAR’ın ticari faaliyetine konu olan ürünlerin
listesi, söz konusu ürünlerin her birinin etkin maddesi ve ATC-3 bazında pazar payları
bilgisi ile NOVARTİS’in ilgili pazarlarda pazar payı %10’dan büyük rakiplerinin isimleri ve
rakiplerin aynı döneme ait yıllık bazda pazar payları bilgisi, ayrıca söz konusu listelerde
NOVARTİS’in ATC-3’e göre tanımlanan pazarlarda rakibi olmayan ürünlerin patent
koruma koşulları ve korumanın hangi yıla kadar devam ettiğine ilişkin bilgi ve Galvus
ürününe ait 2017-2018 yıllarında aylık bazda piyasada bulunurluk oranları ve bu üründe
bulunurluk sorunları mevcutsa bunun nedenleri ve olası çözüm yollarına ilişkin bilgi ve
belge talep edilmiştir.
(20) NOVARTİS tarafından gönderilen cevabi yazıda ise, önceki açıklamalara ek olarak;
- Galvus ürününün pazarda Galvus 50 mg 56 tablet, Galvus Met 50/850 mg 60 tablet
ve Galvus Met 50/1000 mg 60 tablet olmak üzere üç formunun bulunduğu,
- Söz konusu üç forma ilişkin olarak ecza depolarından her ayın ilk iş gününde
alınan ve pazarın minimum (…..) temsil eden stok kutusu sayısı ile pazardaki stok
seviyesini ifade eden stok gün sayısı (stocks in trade (SIT)) ve IMS verilerine göre
aylık toplam satış miktarları incelendiğinde, 2017-2018 yıllarında Galvus’un
yukarıda sayılan ikinci ve üçüncü formunda zaman zaman bulunurluk sorunları
yaşandığı, mevcut üretim kapasitesinin artan pazar talebine yetmediği dönemlerin
bulunduğu,
- NOVARTİS’in Galvus ürününü Kurtköy tesislerinde ürettiği, üretim tesisindeki film
kaplama makinelerinin tam kapasite ile çalışmasına rağmen fabrikanın artan talebi
karşılamakta zorlandığı, makinelerin tam kapasite kullanılmaları dolayısıyla ilave
bakım ihtiyaçlarının doğduğu,
- Kurtköy tesislerinde makinaların bakımı için üretime ara verildiği takdirde bunun
ürünün bulunurluğu açısından olası etkileri ile ilgili olarak T.C. Sağlık Bakanlığı
Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK) İlaç Ruhsatlandırma Dairesi
Başkanlığının 21.06.2018 tarihli bir yazı ile bilgilendirildiği, söz konusu yazı
kapsamında ayrıca artan talebi karşılayabilmek için yurt dışından Türkiye’ye
Galvus ithal edilmesi için özel izin talep edildiği ve (…..) kutu Galvus’un Türkiye’ye
getirilmesi için T.C. Sağlık Bakanlığından özel ithalat izni alındığı,
- NOVARTİS’in kısa vadeli bu çözümün yanı sıra, Kurtköy tesislerinde üretim
kapasitesini artırmaya yönelik orta vadeli planları olduğu
ifade edilmiştir.
(21) Ayrıca edinilen pazar payı bilgisi çerçevesinde, NOVARTİS’in %(…..)’dan fazla paya
sahip olduğu ATC-3 düzeyinde ürün grupları ile söz konusu gruplara karşılık gelen ilaç
isimleri, ilacın içerdiği etkin maddeler ve 2015-2018 yıllarındaki pazar payı bilgisi
aşağıdaki tabloda sunulmaktadır:
19-15/215-95
7/26
Tablo 3: NOVARTİS’in ATC-3 Düzeyinde %(…..) Üzerinde Pay Sahibi Olduğu Ürünler ve Pazar Payları
(%)
Ürün İsmi
ATC-3
Kodu
ATC-3 Grubu Etkin Madde 2015 2016 2017 2018
Starlix A10M Glinit Antidiyabetikler Nateglinit
(…..)
(…..)
(…..)
(…..)
Galvus A10N
DPP-IV Inhibitör A-
diabs
Metformin
Vildagliptin4
(…..)
(…..)
(…..)
(…..)
Revolade B02E
Trombopoietin
Agonistler
Eltrombopeg
(…..)
(…..)
(…..)
(…..)
Sandostatin
H01C
Hipotalamik
Hormonlar
Oktireotit
(…..)
(…..)
(…..)
(…..)
Signifor Pasireotit
Tobi Solut.Inha J01K Aminoglikozitler Tobramisin
(…..)
(…..)
(…..)
(…..)
Afinitor
L01H
Protein Kinaz İnh. A-
Neo
Everolimus
(…..)
(…..)
(…..)
(…..)
Glivec İmatinib
Jakavi Ruksolitinib
Mekinist Trametinib
Tafinlar Dabrafenib
Tasigna Nilotinib
Tykerb Lapotinib
Votrient Pazopanib
Zykadia Ceritinib
Comtan
N04A
Anti Parkinson Preps
Entakapon
(…..)
(…..)
(…..)
(…..)
Stalevo
Levodopa
Karbidopa
Entakapon
Lucentis
S01P
Oküler
Antineovasküler
Ürünler
Ranibizumab
(…..)
(…..)
(…..)
(…..)
Vizudyn Verteporfin
Desferal
V03F
Demir Bağlayıcı
Maddeler
Deferasiroks
(…..)
(…..)
(…..)
(…..)
Exjade
Kaynak: NOVARTİS Cevabi Yazı
I.2.2. ALCON’dan Elde Edilen Bilgiler
(22) ÇINAR’ın şikâyetinde; NOVARTİS’in ilaç üreticisi olduğu ve NOVARTİS’in çoğunluk
hisselerine sahip olduğu ALCON’un da üretim seviyesinde faaliyet gösterdiği,
NOVARTİS ve ÇINAR arasında NOVARTİS ile ALCON ürünlerinin satışına yönelik
06.04.2017 tarihli Sözleşme akdedildiği, ancak NOVARTİS tarafından Sözleşme’nin
feshedilmesiyle ÇINAR’ın NOVARTİS ve ALCON ürünlerini NOVARTİS’ten temin
edemediği ifade edilmiştir. ALCON tarafından sağlanan bilgiye göre ise, ALCON ile
ÇINAR arasındaki ticari ilişkinin devam ettiği, söz konusu ilişkiyi gösterir fatura örnekleri
gibi belgelerle kanıtlanmak suretiyle beyan edilmiştir. Dolayısıyla, ÇINAR tarafından;
ALCON’un NOVARTİS ile aynı ticari bütünlük kapsamında yer alması nedeniyle şikâyet
konusu edildiği ve aslında ALCON’un ÇINAR ile sözleşme yapmayı reddetmediği
anlaşılmıştır.
I.3. Diğer Ecza Depolarından Edinilen Bilgiler
(23) Soruşturma aşamasında Türkiye’deki ilaç üreticilerinin hangi durumlarda bir ecza
deposunun diğer ecza depolarına ürün satışını yasakladıkları, bu gibi yasakların
sözleşmelere yansıyıp yansımadığı, sözleşmelere yansımıyorsa fiilen bu yönde
sınırlamalar bulunup bulunmadığı; ecza depolarının birbirlerinden hangi koşullarda,
4 GALVUS’un Met Filmtab formlarında “metformin” ve “vildagliptin” etkin maddeleri bulunurken, Tabs
formunda yalnızca “vildagliptin” etkin maddesi bulunmaktadır.
19-15/215-95
8/26
hangi sıklıkla ürün talep ettikleri, bu gibi durumlarda taleplerin hangi gerekçelerle
reddedildiği gibi hususlar konusunda bilgi edinmek amacıyla İstanbul, Ankara, İzmir,
Adana ve Kayseri’de bulunan bazı ecza depolarından bilgi talep edilmiştir.
(24) UZMANLAR tarafından gönderilen 21.09.2018 tarih ve 6831 sayılı cevabi yazıda;
Türkiye’de faaliyette bulunan diğer ecza depolarından NOVARTİS ürünlerini satın almak
yönünde bir talep gelmediği, ilaç üreticileri ya da sağlayıcıları ile akdedilen
sözleşmelerde diğer ecza depolarına ürün satılmasını engelleyen herhangi bir hükmün
bulunmadığı, ayrıca ilaç sağlayıcılarının fiilen de diğer ecza depolarına ürün satılmasını
engelleyen uygulamalarının olmadığı ifade edilmiştir.
(25) MEDİFAR tarafından gönderilen 21.09.2018 tarih ve 6833 sayılı cevabi yazıda; Türkiye
sınırları içerisinde faaliyet gösteren diğer ecza depolarının kimi zaman deponun ilaç
çeşitliliğini sağlamak amacıyla MEDİFAR’dan ürün satın alma talebinde bulunabildikleri,
ilaç sağlayıcıları ile akdedilen sözleşmelerde sözleşmeye konu ilaçların ihracatının
önlenmesi amacıyla başka firmalara ürün satılmasını engelleyen hükümlerin
bulunabildiği, ancak bunun dışında herhangi bir hukuki ya da fiili sınırlamanın söz
konusu olmadığı belirtilmiştir.
(26) SELÇUK tarafından gönderilen 24.09.2018 tarih 6856 sayılı cevabi yazıda; SELÇUK’un
diğer ecza depolarıyla herhangi bir ürün alım satım ilişkisinin bulunmadığı, diğer yandan
ilaç sağlayıcıları ile akdedilen sözleşmelerde diğer ecza depolarına satışı engelleyen
herhangi bir hukuki ya da fiili sınırlamaya yer verilmediği ifade edilmiştir.
(27) ÖZSEL tarafından gönderilen 24.09.2018 tarih ve 6867 sayılı cevabi yazıda; bir ecza
deposunun i) farklı tıp merkezleri, diyaliz merkezleri gibi farklı segmentteki müşterilere
satış yapmak istemesi, ii) üretici ya da sağlayıcı firmadan ürün temin etmenin daha
zorlayıcı ve uzun prosedürleri gerektirmesi ve iii) üretici ya da sağlayıcıların dönemsel
olarak bazı ürünlerin satışını gerçekleştirememesi gibi sebeplerden ötürü, diğer
depolardan ürün talep edebildiği; ilaç sağlayıcıları ile akdedilen sözleşmelerde genellikle
ürünün Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) hariç yurtdışına satışını
engelleyen hükümlerin yer aldığı, bunun dışında ürünlerin diğer ecza depolarına satışına
yönelik herhangi bir hukuki ya da fiili sınırlamanın bulunmadığı ifade edilmiştir.
(28) AKAY tarafından gönderilen 25.09.2018 tarih ve 6894 sayılı cevabi yazıda; ilaç sağlayıcı
firmanın bazı ürünleri geçici olarak temin edemediği durumlarda hastaların söz konusu
ürünlere ulaşabilmesini sağlamak amacıyla ecza depolarının birbirlerinden ürün talep
edebildiği, NOVARTİS ile AKAY arasında akdedilen sözleşmede ürünlerin yurt dışına
satış ve dağıtımı ile ilgili bir sınırlamanın mevcut olduğu, bunun dışında herhangi bir
hukuki ya da fiili sınırlamanın bulunmadığı, ilaç takip sistemi ve karekod uygulaması ile
sağlayıcı firmaların ecza depolarına satışını gerçekleştirdikleri ürünlerin hangi
teşebbüsler arasında el değiştirdiğini ve mevcut durumda ürünün hangi teşebbüsün fiili
hâkimiyetinde olduğunu kolayca takip edebildikleri ifade edilmiştir.
(29) ALLIANCE tarafından gönderilen 26.09.2018 tarih ve 6948 sayılı cevabi yazıda; diğer
ecza depolarının kimi zaman ALLIANCE’den ürün satın almayı talep edebildikleri, ticari
şartlarda anlaşma sağlandığı durumlarda diğer ecza depoları ile çalışılabildiği, ilaç
sağlayıcıları ile akdedilen bazı sözleşmelerde TİTCK’nın 20.11.2014’te yayımladığı
genelge uyarınca ilaç statüsündeki ürünlerin yasadışı yollarla yurt dışına ihraç edilmesini
önlemeye yönelik hükümlerin bulunduğu, ürünlerin yurt dışına ihracatını önlemek
amacıyla çeşitli tarihlerde ilaç sağlayıcıları tarafından e-posta ve ihtarname yoluyla
ALLIANCE’ye uyarılarda bulunulduğu belirtilmiştir.
(30) DEKİM tarafından gönderilen 05.10.2018 tarih ve 7203 sayılı cevabi yazıda; bir ecza
deposunun kazandığı bir ihale neticesinde temin etmekle yükümlü olduğu ilaçlar kendi
19-15/215-95
9/26
stoklarında kalmadığı takdirde bu ilaçları diğer ecza depolarından talep edebildiği,
hâlihazırda çalışılan ilaç sağlayıcıları ile imzalanan sözleşmelerde diğer ecza depolarına
ürün satışını engellemeye yönelik hükümlerin yer almadığı ifade edilmiştir.
I.4. İlgili Pazar
I.4.1. İlgili Ürün Pazarı5
(31) Avrupa Komisyonu (Komisyon) ilaç sektörüne ilişkin analizlerinde European
Pharmaceutical Marketing Association (EphMRA) tarafından oluşturulan ATC
sınıflandırılmasını esas almaktadır. Kurul, Komisyon ile paralel olarak uygulamalarında
ATC sınıflandırılmasını benimsemiştir6.
(32) ATC sınıflandırmasında, ürünler etkili oldukları ve tedavi ettikleri organlara veya
sistemlere, terapötik (tedavi ediciliği), farmakolojik (ilacın yapısı ve etkisi) ve kimyasal
özelliklerine göre gruplandırılmakta olup bu gruplar 16 temel kategoriden oluşmaktadır.
Her bir kategoride genelden özele doğru sıralanan dörder seviye bulunmaktadır.
Kategorinin birinci seviyesi (ATC-1) en genel, dördüncü seviyesi (ATC-4) ise en detaylı
olanıdır. Pazar tanımı çoğunlukla, ilacın tedavi edici özelliklerine veya kimyasal yapısına
dayanan ATC-3 sınıflandırmasına göre yapılmakta iken, incelemenin gerektirdiği
durumlarda pazarın etkin madde ya da ATC-4 bazında daha dar tanımlanması da
mümkündür. Dosya özelinde, ilgili ürün pazarı tanımlaması yapılacak olursa ATC-3 ve
etkin madde sınıflandırmasından hangisinin esas alınması gerektiğinin ortaya konulması
gerekmektedir.
(33) ÇINAR’ın şikayeti, NOVARTİS’in ÇINAR ile akdettiği Sözleşme’yi haklı bir neden
göstermeden feshettiği, ÇINAR’ın NOVARTİS ürünlerine ilişkin talepleri
karşılayamaması sebebiyle yıllardır müşterisi olan eczanelerle olan ticari ilişkilerinin
sona erdiği ve ÇINAR tarafından NOVARTİS ilaçlarının diğer ecza depolarından tedarik
edilmeye çalışıldığı, ancak NOVARTİS’in ÇINAR’ın diğer ecza depolarından ürün temin
etmesini de engellediği iddialarına dayanmaktadır. Dolayısıyla bu noktada, NOVARTİS
tarafından ÇINAR’a satışı gerçekleştirilen ürünleri incelemek gerekmektedir.
(34) ÇINAR ile NOVARTİS arasındaki ticari ilişkiye konu 45 ürün, yanlarında kaç formu
bulunduğu da belirtilerek alfabetik sıraya göre aşağıda listelenmiştir:
1. ACLASTA VIAL INF (1 form), 2. AFINITOR TABS (1 form), 3. CATAFLAM C.TAB (1
form), 4. CERTICAN TABS (2 form), 5. CO-DIOVAN FILMTAB (5 form), 6. DESFERAL
VIAL (1 form), 7. DIGOXIN (6 form), 8. EXELON (7 form), 9. EXFORGE FILMTAB (2
form), 10. EXJADE TABS DISP (3 form), 11. FEMARA FILMTAB (1 form), 12. FORADIL
(3 form), 13. GALVUS (3 form), 14. FINGYA CAPS (1 form), 15. GLIVEC FILMTAB (2
form), 16. LAMISIL (4 form), 17. LEPONEX TABS (2 form), 18. LESCOL (2 form), 19.
LIORESAL TABS (1 form), 20. LOPRESOR (2 form), 21. LUCENTIS VIAL OPHTHAL (1
form), 22. MIFLONIDE CAPS (2 form), 23. MYFORTIC TABS GAS. REZ (2 form), 24.
NITRODERM TTS (4 form), 25. REVOLADE FILMTAB (2 form), 26. RITALIN TABS (1
form), 27. SALAGEN FILMTAB (1 form), 28. SANDIMMUN NEORAL CAPS (3 form), 29.
SANDOMIGRAN C.TAB (1 form), 30. SANDOSTATIN (3 form), 31. SEBIVO FILMTAB
(1 form), 32. SIRDALUD (2 form), 33. STALEVO FILMTAB (3 form), 34. STARLIX
FILMTAB (1 form), 35. SYNACTHEN A.IM DEPOT (1 form), 36. TASIGNA CAPS (1
form), 37. TEGRETOL (5 form), 38. TOBI SOLUT. INHA (1 form), 39. TRILEPTAL
5 Bu bölümün hazırlanmasında 17.11.2011 tarih ve 11-57/1507-537 sayılı Kurul kararından
yararlanılmıştır.
6 26.11.2014 tarih ve 14-46/845-385 sayılı Berko İlaç ve Kimya Sanayi A.Ş., 19.07.2017 tarih ve 17-
23/372-163 sayılı Abdi İbrahim İlaç Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile Aksel Ecza Deposu, 29.03.2018 tarih ve 18-
09/160-80 sayılı Bayer Türk Kimya Sanayii Ltd. Şti. ile Medifar Ecza Deposu kararları.
19-15/215-95
10/26
FILMTAB (4 form), 40. VISKEN TABS (1 form), 41. VOLTAREN ENTER (10 form), 42.
XOLAIR VIAL DRY (1 form), 43. ZADITEN (4 form), 44. ZOFRAN FILMTAB (3 form), 45.
ZOMETA V.IV INFUS (1 form).
(35) Dosya kapsamında ilgili ürün pazarı, yukarıda sayılan ürünlerin her biri için etkin madde
bazında ya da her bir ürünün ait olduğu ATC-3 grubu bazında tanımlanabilecek olmakla
birlikte, İlgili Pazarın Tanımlanmasına İlişkin Kılavuz’un 20. paragrafında vurgulanan
“İnceleme konusu işlem gerek ürün gerekse de coğrafi açıdan olası alternatif pazar
tanımları çerçevesinde rekabet açısından endişeler yaratmıyor (…) ise pazar tanımı
yapılmayabilir” ifadesinden yola çıkılarak, ulaşılacak sonucu değiştirmeyeceğinden
herhangi bir ilgili ürün pazarı tanımlaması yapılmamıştır.
I.4.2. İlgili Coğrafi Pazar
(36) Dosya kapsamında, ÇINAR ile NOVARTİS arasındaki ilaçların satış ve dağıtımına
yönelik faaliyetlerin önemli bölgesel farklılıklar göstermemesi sebebiyle, ilgili coğrafi
pazar “Türkiye” olarak belirlenmiştir.
I.5. Değerlendirme
(37) Dosya konusu başvuruda yer alan iddiaların temelini NOVARTİS’in ÇINAR ile imzalamış
olduğu Sözleşme’yi feshetmesi ve böylece ÇINAR’ın NOVARTİS ürünlerini temin
edememesi oluşturmaktadır. Bir başka ifadeyle, ÇINAR’ın NOVARTİS’in ilaçlarının
dağıtımını yapmak amacıyla sözleşme ilişkisine devam etme talebinin NOVARTİS
tarafından haksız bir şekilde reddedildiği iddia edilmektedir. ÇINAR tarafından ileri
sürülen diğer bir husus ise NOVARTİS ürünlerinin temini için diğer ecza depolarına
(DENGE ve GALENOS) yöneltilen talebin, söz konusu ecza depoları ile NOVARTİS
arasında imzalanmış olan sözleşmeler gerekçe gösterilerek reddedilmesidir.
(38) Karar kapsamında; dosyanın konusunu oluşturan NOVARTİS’in ÇINAR’a mal vermeyi
keserek hâkim durumunu kötüye kullandığı iddiası ile NOVARTİS’in birlikte çalıştığı ecza
depolarının diğer ecza depolarına satış yapmalarını yasakladığı iddiası, 4054 sayılı
Kanun’un 4. ve 6. maddeleri kapsamında aşağıda değerlendirilecektir.
I.5.1. İddiaların 4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında Değerlendirilmesi
(39) 4054 sayılı Kanun’un “Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar” başlıklı
4. maddesi “Belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak
rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran
yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve
teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemleri hukuka aykırı ve yasaktır.” hükmünü
haizdir. Kanun hükmünden anlaşıldığı üzere, dosya konusu iddianın 4054 sayılı
Kanun’un 4. maddesi kapsamında incelenebilmesi için, öncelikle ilgili iddianın açıkça bir
anlaşmaya veya uyumlu eyleme dayandığının ispat edilebilmesi gerekmektedir7.
(40) ÇINAR’ın iddialarına göre, NOVARTİS’in ÇINAR ile akdettiği sözleşmenin NOVARTİS
tarafından haklı neden gösterilmeksizin feshi akabinde ÇINAR, NOVARTİS ürünlerini
diğer ecza depolarından (DENGE ve GALENOS) temin edebilmek için bu ecza
depolarına talebini iletmiştir. Ancak, ecza depoları ile NOVARTİS arasında imzalanmış
olan sözleşmeler gerekçe gösterilerek ÇINAR’ın bu talebi reddedilmiştir. ÇINAR
tarafından DENGE ve GALENOS’a NOVARTİS ürünlerini temin etme amacıyla talep
iletildiği, söz konusu depoların ise NOVARTİS ile akdettikleri sözleşme uyarınca
ÇINAR’a ürün vermeyi reddettiklerini ifade ettikleri, ÇINAR tarafından Kuruma sunulan
belgelerde görülmektedir.
7 10.10.2005 tarih ve 05-66/946-255 sayılı Kurul kararı. Ayrıca bkz. 02.12.2004 tarih ve 04–77/1108–277
sayılı Kurul kararı, s. 57.; 02.12.2004 tarih ve 04–77/1109–278 sayılı Kurul kararı, s. 38.
19-15/215-95
11/26
(41) Bu çerçevede incelemeyi derinleştirmek adına, DENGE ve GALENOS’tan NOVARTİS ile
akdettikleri sözleşmelerin birer örneği talep edilmiştir. Söz konusu sözleşmelerin, ÇINAR
ile NOVARTİS arasında akdedilen Sözleşme metni ile aynı şartları ihtiva ettiği
görülmüştür. NOVARTİS ile ecza depoları arasında akdedilen sözleşmelerde,
anlaşmanın tarafı olan ecza deposunun diğer depolara ürün satışını engelleyen
herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. ÇINAR, DENGE ve GALENOS’un NOVARTİS ile
ayrı ayrı yaptığı sözleşmeler incelendiğinde, sözleşmelerin içeriğinin aynı olduğu ve her
üç sözleşmenin de “Yetkilendirme” başlıklı 3. maddesinin aşağıdaki şekilde yazıldığı
görülmektedir:
“ 3.1.Müşteri, Sözleşme kapsamında sipariş ettiği Ürünleri sadece Türkiye
Cumhuriyeti ve KKTC sınırları içerisindeki depolara/hastanelere/eczanelere
satacak olup, söz konusu ürünlerin hiçbir surette yurt dışına
ihracatını/satışını/dağıtımını gerçekleştirmeyeceğini, ayrıca sözleşme konusu
ürünleri Türkiye Cumhuriyeti ve KKTC sınırları dışına satabileceğini bildiği veya
satacağına ilişkin makul şüphe bulunan üçüncü kişilere de satmayacağını peşinen,
kabul, beyan ve taahhüt eder.
3.2.Novartis Kamu Kurumları satışları için Münhasır Ecza Deposu sistemi ile
çalışılmaktadır. Bu uygulama doğrultusunda Novartis, Müşteriye Kamu Kurum
İhaleleri dışındaki Ürün satışları için yetkilendirmiştir. İş bu sözleşmenin imza
tarihinden önce taahhüt edilmiş ve Novartis tarafından teyit edilmiş Kamu Kurum
İhalelerine ait ürün satışları kapsam dışındandır.”
(42) Madde içeriğinden anlaşıldığı üzere, NOVARTİS, sözleşmenin tarafı olan ecza
deposunun diğer ecza depolarına NOVARTİS ürünleri satmasını, ancak ve ancak ürün
talep eden ecza deposunun sözleşme konusu ürünleri Türkiye Cumhuriyeti ve KKTC
sınırları dışına satacağı biliniyor veya satacağına ilişkin makul şüphe varsa
yasaklamaktadır. Bu durum; ihracatın engellenmesi, Türkiye’de ilaç bulunurluğunun
sağlanması ve yurt dışına gerekli teknik koşullara özen gösterilmeksizin çıkarılan
ilaçların iyileştirici özelliklerini yitirerek insan sağlığını tehlikeye atmasının engellenmesi
açısından önem arz etmektedir.
(43) Somut olayda, NOVARTİS’in T.C. Sağlık Bakanlığı tarafından oluşturulan İTS üzerinden
gerçekleştirdiği incelemede, ÇINAR’a satışı yapıldığı anlaşılan Galvus isimli ürünlerin
Irak’ta tespit edildiği ve bu durumun NOVARTİS tarafından sorgulanması neticesinde
ÇINAR tarafından çelişkili bilgiler sunulduğu bilinmektedir. Bu nedenle DENGE ve
GALENOS’un; NOVARTİS ile akdettikleri sözleşmenin 3.1. ve 3.2. maddeleri uyarınca,
ÇINAR’ı NOVARTİS ürünlerini Türkiye ve KKTC sınırları dışına satacağına ilişkin makul
şüphe bulunan üçüncü kişi olarak nitelendirmeleri ve bu doğrultuda ÇINAR’a NOVARTİS
ürünleri satmayı reddetmeleri, aslında sözleşmesel bir yükümlülük olarak
değerlendirilebilecektir. Bu sözleşmesel yükümlülüğün yerine getirilmesinin, rekabet
hukukundan ziyade, sağlık güvenliği ve ilaç fiyatlandırma politikası ile ilgili bir husus
olduğu değerlendirilmektedir.
(44) Nitekim NOVARTİS’te gerçekleştirilen yerinde incelemede, ihracatın önlenmesine
yönelik olarak Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği bünyesinde T.C. Sağlık Bakanlığına
sunulmak üzere hazırlanan “Yasadışı Paralel Ticaret ile Sahte ve Kaçak İlaçla Mücadele
Pozisyon Belgesi” elde edilmiştir. Bu belgede özetle;
- Paralel ticaretin farklı piyasalarda düşük fiyata satılan tıbbi ürünlerin satın alınarak
başka ülkelerde yüksek fiyatla ticaretinin yapılması anlamına geldiği,
- İlaçların fiyatlarının düşük olduğu bir ülkeden pahalı olduğu bir ülkeye ithal
edilmesiyle bu ithalat işlemini gerçekleştirenlerin yüksek kâr elde ettikleri,
19-15/215-95
12/26
- Herhangi bir ilacın Türkiye’ye ancak ruhsat ya da ithal izin sahibi tarafından
getirilebildiği, paralel ithalat yoluyla ülkemize ilaç girişinin mümkün olmadığı, ancak
Türkiye’de satışı gerçekleştirilen ilaçların ülkemizden yurt dışına satışını
yasaklayan bir mevzuat bulunmadığı, ancak Türkiye’den paralel ihracat yoluyla
farklı ülkelere satılan ilaçların, gittikleri ülke kanunları çerçevesinde kaçak ilaç
olarak nitelendirildiği,
- Türkiye’deki ilaç fiyatlarının Avrupa’da ilaçların en düşük fiyatla satıldığı ülkedeki
fiyatların %44’ü seviyesinde olduğu, bu nedenle Türkiye’den yapılan paralel ilaç
ihracatının son dönemlerde arttığı, bu durumun özellikle hastalar ve sağlık sektörü
açısından önemli sakıncaları olduğu,
- İlaçların paralel ihracat ile taşındıkları ülkede bulunan hastalar açısından
zararlarına bakıldığında, ürünlerin ambalajlarının değiştirilerek ürün bütünlüğünün
bozulabildiği, kontrollü ve güvenli bir tedarik zinciri sağlanmadığından ilaçların
yapısının zarar görerek hasta sağlığını tehdit eder hale gelebildiği,
- Türkiye’deki hastalar bakımından paralel ihracat neticesinde ilaç bulunurluğunun
azaldığı, örneğin bazı kanser ilaçları piyasaya sunulduktan çok kısa bir süre sonra
bu ilaçların tükenebildiği ve hastaların ilaçsız kalabildiği,
- Paralel ticaret neticesinde global ilaç firmalarının AR-GE yatırımlarına ayırabildikleri
payın azaldığı, uluslararası referans fiyatlandırma sistemi ve paralel ticaret
dolayısıyla söz konusu firmaların ekonomik krizde bulunan bir ülkedeki fiyat
baskısını diğer ülkede de hissettikleri, paralel ticaret sürecinde sahte ve kaçak
ilaçların piyasaya sürülmesinin global üretici firmaların marka imajına zarar verdiği
ifade edilerek ayrıca bu konuda alınabilecek tedbirlere ilişkin görüş ve önerilere yer
verilmiştir.
(45) Soruşturma kapsamında yapılan incelemelerde, NOVARTİS ile DENGE ve GALENOS
arasında, ÇINAR’a ürün vermemek suretiyle ÇINAR’ı piyasadan dışlamaya yönelik bir
anlaşma yapıldığına dair herhangi bir bilgi veya belgeye rastlanmamıştır. ÇINAR’ın
şikayetinin kapsamından, söz konusu teşebbüsün NOVARTİS’ten ürün temin
edememesi üzerine yalnızca DENGE ve GALENOS ile irtibata geçtiği, üçüncü bir ecza
deposundan ürün temin etmeyi denemediği anlaşılmıştır. NOVARTİS ile DENGE ve
GALENOS arasındaki ilaç satım ilişkisi kapsamında akdedilen sözleşmede ise,
NOVARTİS ürünlerinin yurt dışına satılmasını engellemek amacıyla söz konusu ürünleri
yurt dışına sattığı bilinen yahut satacağına dair makul şüphe olan üçüncü kişilere
NOVARTİS ürünlerinin satışı yasaklanmış olup, burada ÇINAR’a özellikle işaret
edilmemiştir. Dolayısıyla NOVARTİS’in ÇINAR’ın ecza depoculuğu alanında faaliyet
gösteren rakipleriyle ÇINAR’ı piyasadan dışlamak yahut ÇINAR’ın faaliyetlerini
zorlaştırmak üzere bir anlaşma yaptığı ortaya konamadığından, 4054 sayılı Kanun’un 4.
maddesi kapsamında rekabeti sınırlayıcı bir anlaşma veya uyumlu eylemin varlığından
söz etmek mümkün görünmemektedir.
(46) Bu noktada özellikle belirtmek gerekir ki, soruşturma kapsamında NOVARTİS’in DENGE
ve GALENOS ile olan dikey ilişkileri kapsamında yer alan ihracat yasağının ÇINAR’ı
ecza depoculuğu piyasasından dışlamaya yönelik yahut ÇINAR’ın faaliyetlerini
zorlaştırmaya yönelik olup olmadığı hususunun, 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi
kapsamında da değerlendirilmesi önem arz etmektedir. Söz konusu ihracat yasağı
hükmü ÇINAR ile NOVARTİS arasında akdedilen Sözleşmede de yer almaktadır.
19-15/215-95
13/26
(47) Kurulun Roche/Co-Re-Na kararında8 Roche’un ecza depolarına ihracat yasağı hükmü
içeren sözleşmenin imzalanmasını şart koştuğu, bu şartı kabul etmeyen Co-Re-Na’ya
mal vermeyi reddettiği iddiası incelenmiştir. Söz konusu kararda, 4054 sayılı Kanun’un 4.
maddesi bakımından yapılan değerlendirmede, Roche ile ecza depoları arasında
akdedilen sözleşmenin bir dikey anlaşma olduğu tespitinin ardından sözleşmenin 2002/2
sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği (2002/2 sayılı Tebliğ) kapsamında
ele alınıp alınamayacağı değerlendirilmiştir. Bu çerçevede öncelikle 2002/2 sayılı Tebliğ
kapsamında grup muafiyetinden yararlanabilmek için, serbest (münhasır olarak
nitelendirilemeyecek) bir bölgeye veya müşteri grubuna yapılacak aktif ve pasif satışların
yasaklanmaması gerektiği, münhasır bir bölge veya müşteri grubundan bahsedilemediği
durumlarda, diğer alıcıların söz konusu bölge veya müşteri gruplarına aktif ve pasif satış
yapmasının mümkün olduğu vurgulanmıştır. 2002/2 sayılı Tebliğ’in 4. maddesi
kapsamında yapılan değerlendirmede, incelenen sözleşmede herhangi bir seçici dağıtım
sisteminin belirlenmediği, Türkiye içinde münhasır bir bölge veya müşteri grubu tahsis
edilmediği, alıcıların müşterilerince yapılacak satışlar bakımından ise herhangi bir
sınırlama getirilmediği belirtilmiştir. Bu çerçevede, Türkiye içi herhangi bir bölge veya
müşteri grubu tahsis edilmediği dikkate alındığında, doğrudan ve dolaylı ihracat yasağını
aktif ve pasif satış yasağı kapsamında değerlendirmenin mümkün olmadığı sonucuna
ulaşılmıştır. Öte yandan kararda, 2002/2 sayılı Tebliğ kapsamında ele alınabilecek
kısıtlamaların, Türkiye sınırları içindeki bölge ve müşteri kısıtlamalarına ilişkin olması
gerektiği vurgulanarak, ihracat yasakları kapsamında ilacın doğrudan yurt dışına
satışının engellendiği ve Türkiye içi satışları ve dolayısıyla ülke içi rekabeti kısıtlayan bir
durumun söz konusu olmadığı dikkate alındığında, ihracat yasaklarının 2002/2 sayılı
Tebliğ’in 4. maddesi kapsamındaki sınırlamalardan biri olarak ele alınma imkânının
bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır9.
(48) Anılan kararda ayrıca, söz konusu doğrudan ve dolaylı ihracat yasağının, Türkiye ilaç
piyasasının işleyişini ve rekabetçi yapısını olumsuz yönde etkilemediği; hastaların ve
hastanelerin ürün tedarikini kısıtlayan yahut zorlaştıran bir düzenleme olmadığı, bilakis,
söz konusu düzenlemenin, ecza depoculuğu olarak adlandırılabilecek alt pazarda
ürünlerin bulunabilirliğine katkı sağlayarak ecza depoları arasındaki rekabeti artırıcı
nitelik taşıdığı ve bunun da tüketiciler için fayda sağlayacağı ve bir bütün olarak 4054
sayılı Kanun’un 4. maddesine aykırılık teşkil etmediği sonucuna varılmıştır10.
(49) Kurulun 05.02.2015 tarih ve 15-06/71-29 sayılı Novo Nordisk karararında ise, Novo
Nordisk ile ecza depoları arasında imzalanan başvuru konusu sözleşmeye benzer
nitelikte bir sözleşme değerlendirilmiştir. Kararda; ecza depolarının ürünleri Türkiye
Cumhuriyeti sınırları dışına ve Türkiye Cumhuriyeti dışına sattığını veya satabileceğini
bildiği, bilebileceği veya bu hususta makul sebepler bulunan üçüncü kişilere
satamayacağının düzenlediği sözleşmeye 4054 sayılı Kanun’un 8. maddesi kapsamında
menfi tespit verildiği görülmektedir. Benzer şekilde Kurulun 23.06.2016 tarih ve 16-
21/363-169 sayılı Servier/Zirve kararında da işbu dosya kapsamındaki ile birebir eşleşen
bir ihracat yasağına menfi tespit belgesi verilmiştir.
(50) Buna ilaveten, TİTCK tarafından çıkarılan 20.11.2014 tarih ve 2014/11 sayılı İlaçların
Piyasada Bulunabilirliği Hakkındaki Genelge’de; ülkede üretilen ve ithaline izin verilen
beşeri tıbbi ürünlerin piyasaya arzından sonra başka ülkelere ihracının ürünün piyasada
bulunabilirliğine engel olduğu, dolayısıyla hastalara ilaç temininde büyük sıkıntılar
yaşandığı ve kamu sağlığının ciddi anlamda tehlikeye sokulduğu, bu nedenle ithalatına
8 26.09.2018 tarih ve 18-34/577-283 sayılı karar.
9 26.09.2018 tarih ve 18-34/577-283 sayılı karar par. 182.
10 26.09.2018 tarih ve 18-34/577-283 sayılı karar par. 185-187.
19-15/215-95
14/26
izin verilen beşeri tıbbi ürünlerin piyasada bulunabilirliğini sağlamak amacıyla kamu
sağlığı ve hizmet gerekleri gözetilerek söz konusu ithal ürünlerin ülke dışına çıkarılmak
suretiyle başka ülke piyasalarına yönlendirilmesi uygun bulunmadığından sistem
üzerinde her türlü tedbirin alınacağı ifade edilmiştir.
(51) Tüm bu açıklama ve değerlendirmeler ışığında; NOVARTİS’in ihracat yasağının 4054
sayılı Kanun’un 4. maddesine aykırılık teşkil etmediği sonucuna ulaşılmıştır.
I.5.2. İddiaların 4054 sayılı Kanun’un 6. Maddesi Kapsamında Değerlendirilmesi
(52) 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesinde “Bir veya birden fazla teşebbüsün ülkenin
bütününde ya da bir bölümünde bir mal veya hizmet piyasasındaki hâkim durumunu tek
başına yahut başkaları ile yapacağı anlaşmalar ya da birlikte davranışlar ile kötüye
kullanması hukuka aykırı ve yasaktır” hükmüyle hâkim durumun kötüye kullanılması ihlal
olarak nitelendirilmiştir. Bu tanıma göre iki şartın birlikte varlığı halinde ihlalden
bahsedilebilecektir: 1) hâkim durum ve 2) kötüye kullanma. Dolayısıyla çeşitli yargı
kararlarına11 da yansıdığı üzere, bu koşullardan birinin eksikliği halinde 4054 sayılı
Kanunun 6. maddesi kapsamında bir ihlalin varlığını ileri sürmek mümkün değildir.
(53) Bu çerçevede, aşağıda NOVARTİS’in şikâyet konusu sözleşmenin feshi uygulamasının
kötüye kullanma olarak nitelendirilip nitelendirilemeyeceği hususu incelenmiştir. Ancak
söz konusu incelemeye esas oluşturması bakımından öncelikle mevzuatta ve literatürde
mal vermenin reddinin ne şekilde yer aldığına yönelik incelemelere değinilecektir.
I.5.2.1. Mevzuatta Sözleşme Yapmanın Reddi
(54) Sözleşme yapmanın reddi, Hakim Durumdaki Teşebbüslerin Dışlayıcı Davranışlarına
İlişkin Kılavuz’da (Kılavuz) dışlayıcı davranışlardan biri olarak sayılmaktadır. Kılavuz’un
35. paragrafında belirtildiği üzere, rekabet hukuku uygulamasında, esas olarak, hakim
durumda olsun ya da olmasın tüm teşebbüslerin iş yapacakları teşebbüsleri özgürce
seçme ve mülkiyetlerinde bulunan varlıklar üzerinde özgürce tasarruf edebilme hakları
olduğu kabul edilmektedir. Bununla birlikte, istisnai bazı durumlarda hakim durumdaki
teşebbüslerin sözleşme yapmayı reddetmeleri rekabeti kısıtlayıcı bir davranış olarak
değerlendirilebilmekte ve hakim durumdaki teşebbüse rekabet hukuku çerçevesinde
sözleşme yapma yükümlülüğü getirilebilmektedir.
(55) Kılavuz’un 38. paragrafında belirtildiği üzere, bir teşebbüsün ürettiği mal ya da hizmetler
ile sahibi olduğu maddi ya da gayri maddi işletme unsurlarını diğer teşebbüslere
sağlamaması ya da bunların diğer teşebbüsler tarafından kullanılmasına doğrudan veya
dolaylı olarak izin vermemesi sözleşme yapmayı reddetme olarak ele alınmaktadır. Bu
çerçevede, hammadde niteliğindeki fiziksel ürünler, belirli hizmetlerin sağlanabilmesi için
gerekli altyapılar, ürün dağıtım sistemleri ve fikri mülkiyet hakları ile korunan yahut
korunmayan gayri maddi işletme unsurları ya da bilgileri ile teşebbüslerin sözleşme
yapma talebine konu olabilecek diğer varlıklar anılan mal, hizmet ya da unsurlar
arasında değerlendirilebilmektedir. Kılavuz’un 39. paragrafında değinildiği üzere,
sözleşme yapmayı reddetme, mal, hizmet ya da unsura ilişkin mevcut bir sözleşme
ilişkisinin kesilmesi şeklinde olabileceği gibi; potansiyel müşterilerin sözleşme taleplerinin
reddedilmesi şeklinde de olabilmektedir. Yine Kılavuz’un 41. paragrafında, sözleşme
yapmayı reddetmenin, hakim durumdaki teşebbüsün, kendisine yöneltilen sözleşme
yapma talebini herhangi bir sebep göstermeksizin reddetmesi şeklinde doğrudan
reddetme ya da makul olmayan ertelemeler, ürün arzının azaltılması ve makul olmayan
11 Danıştay Onüçüncü Dairesinin 03.04.2014 tarih, 2013/3606 E., 2014/1284 K. sayılı ve 27.05.2014 tarih,
2009/5608 E., 2014/2054 K. sayılı kararları; Ankara 14. İdare Mahkemesinin 02.10.2014 tarih, 2012/1803
E., 2014/1065 K. sayılı kararı.
19-15/215-95
15/26
şartlar ileri sürülmesi gibi davranışlar yoluyla dolaylı olarak reddetme şeklinde de ortaya
çıkabileceği belirtilmektedir.
(56) Bunun yanı sıra Kılavuz’un 42. paragrafında, “Sözleşme yapmayı reddetme davranışı,
hâkim durumdaki teşebbüsün alt pazarda kendisiyle rekabet halinde olan teşebbüslere
yönelik olabileceği gibi kendisiyle rekabet içerisinde bulunmayan müşterilerine yönelik
de olabilmektedir” ifadesine yer verilmiştir. Bu ifadeden anlaşıldığı üzere Kılavuz, rakip
olmayan müşterilere yönelik sözleşme yapmanın reddi davranışlarını da “sözleşme
yapmanın reddi” hallerinden biri olarak saymış ve fakat hemen ardından rakiplere
yönelik sözleşme yapmanın reddi davranışının rekabeti kısıtlama ihtimalinin daha
kuvvetli olduğunu vurgulamıştır.
(57) Kılavuz’un 43. paragrafında belirtildiği gibi Kurul, sözleşme yapmayı reddetme iddialarını
değerlendirirken ihlalin tespiti için üç koşulun birlikte varlığını aramaktadır. Bu
çerçevede;
- Reddetme, alt pazarda rekabet etmek için vazgeçilmez bir ürüne ya da hizmete
ilişkin olmalı,
- Reddetmenin alt pazarda etkin rekabeti ortadan kaldırması muhtemel olmalı ve
- Reddetmenin tüketici zararına yol açması muhtemel olmalıdır.
(58) Yukarıda sayılan üç koşulun birlikte varlığının yanı sıra Kurul, teşebbüsün ileri sürdüğü
haklı gerekçe iddialarını da göz önünde bulundurmaktadır. Hâkim durumdaki bir
teşebbüsün sözleşme yapmayı reddetme eylemi, yukarıda yer verilen koşullar
sağlandığı takdirde 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi kapsamında ihlal niteliği
taşıyabilecektir.
I.5.2.2. Literatürde Sözleşme Yapmanın Reddi
(59) Literatürde, hâkim durumdaki teşebbüsün rakibi olmayan müşterilerine yönelik sözleşme
yapmanın reddi davranışlarının nihai olarak hâkim durumdaki teşebbüsün rakiplerini
dışlama etkisi gösterebildiği ölçüde dikkate alındığı ifade edilmektedir12.
(60) Komisyon’un Tartışma Metninde de dışlayıcı davranışlar değerlendirilirken ortaya çıkan
asıl endişenin rekabete ve dolayısıyla tüketiciye zarar veren pazar kapama olduğu
belirtilmiştir13. Ayrıca, hâkim durumdaki firmanın dışlayıcı davranışının her şeyden önce
pazarı rakiplere kapama kabiliyetinde olması gerekmektedir14,15. Tartışma Metninde,
hâkim durumdaki firma ile aynı seviyede faaliyet gösteren rakiplere pazarın kapanması
durumu yatay kapama, hâkim durumdaki firmanın aynı zamanda müşterisi olarak alt
pazarda faaliyet gösteren rakiplerine pazarı kapaması ise dikey kapama olarak
açıklanmaktadır16. Tartışma Metninde sözleşme yapmanın reddi dosyalarında pazar
kapamanın odak noktası olduğu belirtildikten sonra, pazar kapama dikey ve yatay pazar
kapama olarak ikiye ayırmıştır.
(61) Literatürde de bu sınıflandırmanın benimsendiği görülmektedir. Buna göre dikey kapama
hâkim durumdaki firmanın alt pazarda da faaliyet gösterdiği ve rakip konumdaki
12 WHISH, R. (2009), Competition Law, Sixth Edition, Oxford University Press, New York, US, ve
O’DONOGHUE, R. ve A. J. PADILLA (2006), The Law and Economics of Article 82 EC, Second Edition,
Hart Publishing, Oregon.
13 DG Competition discussion paper on the application of Article 82 of the Treaty to exclusionary abuses,
2005, para. 56.
14 Tartışma Metni, para. 58.
15 Bu durumun istisnası olarak Tartışma Metninin 222. paragrafında, rakip olmayan müşteriye yönelik
sözleşme yapmanın reddi davranışının koordinasyon riski doğurmadığı takdirde rekabete etkisinin küçük
olabileceği ifade edilmektedir.
16 Para. 69-73.
19-15/215-95
16/26
müşterilerine karşı sözleşme yapmayı reddettiği durumlarda söz konusu
olabilmektedir17. Örneğin, daha sonra Komisyon tarafından verilen birçok kararda
referans alınacak olan Commercial Solvents18 kararında tüberküloz tedavisinde
kullanılan ethambutol isimli maddenin üretimi için gerekli hammaddeleri tedarik eden ve
hâkim durumda bulunan CSC’nin19 alt pazarda ethambutol üretimine başlaması
nedeniyle artık rakip haline gelen müşterisine ihtiyaç duyduğu hammaddeleri vermeyi
reddetmesi ihlal olarak nitelendirilmiştir.
(62) Diğer taraftan, rakip olmayan müşteriye yönelik sözleşme yapmanın reddi fiilinin yatay
kapamaya yol açma ihtimalinin değerlendirildiği istisnai kararlar da bulunmaktadır20.
Literatürde değerlendirilen iki karardan ilki hâkim durumdaki teşebbüsün distribütörünü
rakiplerinin promosyonunu yapmaması yönünde disipline etmek amacıyla mal vermeyi
reddetmesi, diğeri ise sağlayıcı seviyesindeki potansiyel rakibe mal verilmemesi
durumlarını içermektedir21.
(63) İlk duruma, dikey kapama kapsamında değerlendirilen Komisyonun United Brands22
kararı örnek gösterilmektedir. Buna göre hâkim durumdaki United Brands, rakibine
yönelik bir reklam kampanyasına katılan distribütöre mal vermeyi kesmiş, bu durum ise
Avrupa Adalet Divanı (AAD) tarafından distribütörün rakip ürünleri satmasını önleme
olarak değerlendirilmiştir. Bir başka ifadeyle, hâkim durumdaki teşebbüs sözleşme
yapmanın reddi davranışını disipline edici bir şekilde kullanmış ve distribütörünü tek
marka satmaya zorlayarak rakip ürünlerin dağıtımını engellemeye çalışmıştır. AAD,
United Brands’in bu davranışıyla diğer distribütörlerini de rakip ürünleri satmamaya
yönlendireceğini, böylece hâkim durumunu güçlendirerek rakiplerinin faaliyetlerini
zorlaştıracağını ifade etmiştir.
(64) Yatay kapama amacıyla potansiyel rakibe mal verilmemesi durumuna ise Boosey and
Hawkes23 kararında rastlanmaktadır. Bu kararda, hâkim durumdaki teşebbüsün temel
faaliyetlerini rakip marka müzik enstrümanlarının tanıtımına kaydıran bir müşterisine mal
vermeyi kesmesi incelenmiştir. Komisyon, her ne kadar mal tedarikinin aniden ve
bütünüyle kesilmesi sebebiyle davranışın orantısız olduğunu tespit etmiş olsa da hâkim
durumdaki teşebbüslerin kendisine yönelen rekabeti desteklemek gibi bir
yükümlülüklerinin olmadığı, temel faaliyetini rakip markanın tanıtımına dönüştüren bir
müşteri söz konusu olduğunda, hâkim durumdaki üreticinin dahi makul süre tanımak
kaydıyla söz konusu müşteri ile ticari ilişkilerini sona erdirmeye hakkı olduğu
değerlendirmesinde bulunmuştur. Aslında, nihai olarak bir kötüye kullanma tespiti
içermemesine rağmen bu karar, rakip olmayan müşteri ile sözleşme yapmanın
reddedilmesi davranışının potansiyel rakipleri dışlama ihtimalinin ele alındığını
göstermesi bakımından önemlidir24.
(65) Söz konusu kararlar ışığında, distribütörlere yönelik mal vermenin reddi eylemlerinin
ancak distribütörler üzerinde tek marka satıcılığı veya fiili münhasırlık sağlama yoluyla
üst pazardaki rakiplerin dışlanması gibi zarar teorileri üzerine kurgulanabildiğinde ihlal
teşkil edebileceği anlaşılmaktadır.
17 Whish 2009, s.688.
18 Commercial Solvents v. Commission, C-7/73 [1974] ECR 223, para.25.
19 Commercial Solvents Corporation.
20 O’Donoghue ve Padilla 2006, s. 468-470.
21 Whish 2009, s.699-700.
22 United Brands Company and United Brands Continental BV v Commission, Case 27/76 [1978] ECR
207.
23 BBI/Boosey & Hawkes-Interim Measures, OJ 1987 L 286/36.
24 Komisyon bu dosyada, distribütörün kendi üretimine başlayıncaya kadar hâkim durumdaki teşebbüsten
ürün tedarik edebilmesi için geçici tedbir kararı vermiştir.
19-15/215-95
17/26
I.5.2.3. Yürütülen Soruşturma Kapsamında Mal Vermenin Reddi
(66) Yukarıda yer verilen mevzuat, kararlar ve literatürdeki değerlendirmeler, sözleşme
yapmanın reddi ile ilgili olarak bir kötüye kullanmadan bahsedilebilmesi için hâkim
durumdaki teşebbüsün davranışının doğrudan veya dolaylı olarak alt veya üst pazardaki
rakibine yönelmiş olması gerektiğine işaret etmektedir.
(67) Bu noktada, dağıtıma veya yeniden satışa konu olan soruşturma kapsamındaki ürünler
bakımından Kılavuz’un 43. paragrafında yer bulan ve sözleşme yapmanın reddinin
kötüye kullanma olarak değerlendirilebilmesi için birlikte sağlanması beklenen üç şart
aşağıda sırasıyla değerlendirilecektir.
I.5.2.3.1. Vazgeçilmezlik Şartı
(68) Daha önce de ifade edildiği gibi, hâkim durumdaki teşebbüsün prensip olarak birlikte
çalışacağı tarafları belirlerken özgür olması gerekmektedir. Ancak hâkim durumdaki
teşebbüsün sağladığı ürün veya hizmet rakiplerin faaliyetleri için zorunlu unsur haline
gelmiş ise hâkim durumdaki firmaya sözleşme yapma ödevi yüklenebilmektedir. Bu ödev
rakiplere her durumda yardım edilmesini gerektiren genel bir yükümlülük anlamına
gelmemektedir25. Literatürdeki zorunlu unsur doktrini ile “vazgeçilmezlik” şartı büyük
ölçüde paralellik arz etmektedir. Zira zorunlu unsur doktrini hangi durumlarda hâkim
durumdaki teşebbüse sözleşme yapma zorunluğu getirilebileceğinin belirlenmesinde
kullanışlı bir şablon sunmaktadır26. Zorunlu unsur doktrini de vazgeçilmezlik şartını temel
olarak rakiplerin dışlanmasını içeren bir zarar teorisine oturtmaktadır. Bu durum,
reddetmenin olumsuz sonuçlarını –en azından uzun vadede– telafi edebilmek için,
rakiplerin sözleşme talebine konu olan unsurun alt pazarda başvurabilecekleri mevcut ya
da potansiyel bir ikamesinin bulunmaması halinde söz konusu olmaktadır.
(69) Hâkim durumdaki teşebbüs tarafından sağlanan ürün veya hizmet “girdi” olarak üretime
sokulduğu ve bu sayede katma değer oluşturularak yeni ve rekabetçi bir nihai ürüne
dönüştüğü ölçüde zorunlu unsur olarak değer kazanmaktadır. Dolayısıyla anılan doktrin,
zorunlu unsurun bir girdi olarak kullanılacağını, böylece katma değer sağlanarak
farklılaştırılmış bir ürün sunulacağını, bunun ise rekabeti artıracağını varsaymaktadır27.
(70) Ancak, alt pazardaki müşterilerin hâkim durumdaki teşebbüsün ürünlerini yalnızca
dağıtmaları veya yeniden satışa konu etmeleri halinde sözü edilen katma değerden ve
farklılaştırılmış ürünler yoluyla rekabet artışından bahsetmek mümkün değildir28. Üst
pazardan tedarik edilen ürünün salt yeniden satışının veya dağıtımının söz konusu
olduğu (bir başka ifadeyle, herhangi bir katma değerden bahsedilemeyeceği) hallerde,
ortada korunmaya değer bir rekabetin olmadığı, alt pazardaki faaliyetlerin katma değerli
hizmet içeren gerçek bir piyasa oluşturması gerekliliğinin zorunlu unsur doktrininin bir
şartı olduğu kabul edilmektedir29.
(71) Benzer yaklaşım, Kurul’un Otis30, Teknoform31, Paşabahçe32, Samsung33, Beyaz Eşya34,
Allergan35, Berko36, Solgar37, Sanofi38 kararlarında da benimsenmiştir. Bir ilaç firmasının
25 O’Donoghue ve Padilla 2006. s. 407-408.
26 O’Donoghue ve Padilla 2006, s.407-408.
27 O’Donoghue ve Padilla 2006, s.467-468.
28 O’Donoghue ve Padilla 2006, s.468.
29 LANG, J. Temple 2000, The Principle of Essential Facilities in European Community Competition Law -
The Position Since Bronner, 1 Journal of Network Industries, s.395, 397.
30 18.03.2010 tarihli ve 10-24/330-118 sayılı karar.
31 08.04.2010 tarihli ve 10-29/446-169 sayılı karar.
32 02.09.2010 tarihli ve 10-57/1155-439 sayılı karar.
33 17.06.2010 tarihli ve 10-44/771-253 sayılı karar.
34 14.07.2011 tarihli ve 11-43/942-306 sayılı karar.
19-15/215-95
18/26
bir ecza deposuna mal vermeyi reddettiği iddiasının incelendiği Allergan kararında;
“…alım yaptığı girdiye herhangi bir katma değer katmayan sadece bu ürünü alıp tekrar
satan teşebbüsler açısından ilgili ürünün faaliyetlerinin devamı için zorunlu kabul
edilmesi mümkün gözükmemektedir. Aksi durumun kabulü, örneğin, beşeri ilaç sektörü
açısından jeneriği olmayan tüm ilaçların ecza depolarının faaliyeti için zorunlu kabul
edilmesi soncunu getirecektir. Bu sonucun hem sözleşme yapma serbestisi ile hem de
Kurulun son dönemde ilaç firmaları ve ecza depoları arasında imzalanan münhasır ihale
katılım sözleşmelerine verdiği bireysel muafiyet kararları ile çelişeceği görülmektedir.”
değerlendirmesine yer verilmiştir.
(72) Keza aynı sektöre ilişkin benzer bir iddianın incelendiği Berko kararında “…Ayrıca, ecza
depoculuğu faaliyeti için ilaç pazarından zorunlu bir girdinin tedarik edilmesi de söz
konusu değildir. Aksine, iki pazar arasındaki ilişki yalnızca yeniden satış-dağıtım
ilişkisinden ibaret olup tedarik edilen ilaçlara ecza depolarınca bu anlamda bir katma
değer sağlanmamaktadır… Dosya içeriği tüm bilgilerin değerlendirilmesi sonucunda…
Berko’nun ecza depoculuğu alanında faaliyetinin söz konusu olmadığı, bu anlamda
mevcut dosyada mal vermeyi reddetme eyleminin katma değer sağlanmayan ve ilaçların
yalnızca yeniden satış-dağıtım amaçlı talep edildiği bir pazarda makul bir zarar teorisine
oturtulamadığı ve Berko’nun ilaçlarının vazgeçilmez nitelikte olmadığı anlaşılmıştır.”
ifadelerine yer verilmiştir.
(73) Soruşturma konusu ecza depoculuğu faaliyeti bakımından vazgeçilmezlik şartı
değerlendirildiğinde, ecza depolarının beşeri ilaçları sağlayıcı ilaç firmalarından alarak
herhangi bir üretim sürecine tabi tutmadan, dolayısıyla ilaçlara herhangi bir katma değer
eklemeden eczanelere dağıttığı görülmektedir. ÇINAR’ın faaliyetinin de bu kapsamda
yeniden satış niteliğinde olması sebebiyle, NOVARTİS’in ÇINAR ile imzalamış olduğu
sözleşmeyi feshetmesi nedeniyle ÇINAR’ın temin edemediği NOVARTİS ürünlerinin
ÇINAR açısından vazgeçilmez olduğu söylenemeyecektir.
(74) NOVARTİS ürünlerinin ÇINAR için vazgeçilmez olup olmadığı noktasında dikkate
alınabilecek bir diğer husus ise, NOVARTİS ürünlerinin satışının ÇINAR’ın faaliyetini
sürdürmesi açısından önemidir. Ecza depolarının yalnızca bir ilaç sağlayıcısının
ürünlerine bağlı kalmayıp, birden çok sağlayıcının ürünlerini portföylerinde bulundurduğu
bilinmektedir. ÇINAR’ın son on yılda yıllık bazda toplam ilaç satış tutarları içerisinde
Novartis Grubu ürünlerinin payı incelendiğinde; söz konusu oranın 2009 yılında %(…..)
düzeyinden başlayarak yıllar boyunca arttığı ve 2014’te %(…..) düzeylerine ulaştığı;
ancak 2015 yılında %(…..); 2016 yılında %(…..); 2017 yılında ise %(…..) düzeyine
gerilediği ve 2018 yılında ise %(…..)’e düştüğü görülmektedir.
(75) 2014 yılında en yüksek değerine ulaşan bu oranın, NOVARTİS’in şikâyete konu olan
eylemlerinin henüz gerçekleşmemiş olduğu 2015 ve 2016 yıllarında düşüşe geçtiği
görülmektedir. Söz konusu oran, 2009-2014 yıllarında ortalama %(…..) düzeyinde
seyrederken, 2014-2016 yıllarında ortalama %(…..)’e gerilemiş ve NOVARTİS ile ÇINAR
arasındaki sözleşmenin 2017 yılında feshedilmesi ile 2018 yılında bu oran %(…..)’e
düşmüştür. Bu değer, Novartis Grubu bünyesindeki Sandoz ve Alcon ilaçlarının
ÇINAR’ın satış tutarları içindeki payını ifade etmektedir. Zira ÇINAR tarafından sağlanan
bilgiye göre, 2018 yılında ÇINAR’ın toplam satış tutarları arasında Novartis Grubu
bünyesindeki NOVARTİS’in payı %(…..); ALCON’un payı %(…..); Sandoz’un payı ise
35 03.01.2013 tarihli ve 13-01/3-3 sayılı karar.
36 26.11.2014 tarihli ve 14-46/845-385 sayılı karar. Söz konusu kararın iptali talebiyle açılan dava Ankara
2. İdare Mahkemesinin E:2015/915, K:2016/3298 sayılı kararıyla reddedilmiştir.
37 18.02.2016 tarihli ve 16-05/116-51 sayılı karar.
38 29.03.2018 tarihli ve 18-09/156-76 sayılı karar.
19-15/215-95
19/26
%(…..)’dir. Bu oranlara bakıldığında, NOVARTİS ürünlerinin ÇINAR’ın ecza depoculuğu
faaliyetlerinin devamı için vazgeçilmez olmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.
I.5.2.3.2. Etkin Rekabetin Ortadan Kalkması İhtimali
(76) Mal vermenin reddinden bahsedilebilmesi için aranan ikinci koşul, bu eylemin alt
pazardaki etkin rekabeti ortadan kaldırma ihtimalidir. Söz konusu koşula ilişkin olarak,
Kılavuz’un 46. paragrafında, “Redde konu olan unsurun vazgeçilmezlik koşulunu
sağladığının tespit edilmesi halinde, hâkim durumdaki teşebbüsün sözleşme yapmayı
reddetmesinin hemen ya da zaman içinde alt pazarda etkin rekabetin ortadan
kaldırılmasına yol açmasının muhtemel olup olmadığı değerlendirilmektedir. Hâkim
durumdaki teşebbüsün alt pazardaki payı büyüdükçe, sözleşme yapmayı reddetme
sonucunda alt pazardaki etkin rekabetin ortadan kaldırılması olasılığı artmaktadır.
Ayrıca, hâkim durumda bulunan teşebbüsün alt pazardaki rakiplerine kıyasla daha az
kapasite kısıtı bulunması ve ürettiği mal veya hizmetlerin rakiplerin ürettiği mal ya da
hizmetlerle yakın ikame olması durumunda alt pazardaki etkin rekabetin ortadan
kalkması olasılığının daha yüksek olduğu değerlendirilmektedir. Zira bu durumda
sözleşme yapmayı reddetme sonucunda etkilenen rakiplerin oranı ve bu davranış
sonucunda pazarın kapatıldığı rakiplere yönelik talebin hâkim durumdaki teşebbüse
kayma düzeyi artmaktadır.” ifadelerine yer verilmektedir
(77) Mehaz uygulamada, hâkim durumdaki firma ile distribütörleri veya yeniden satıcıları
arasında korumaya değer anlamlı bir rekabet bulunmuyorsa, rekabet hukuku altında
sözleşme yapmanın reddinden kaynaklı bir zararın da söz konusu olmadığı
vurgulanmıştır39. Bu bağlamda, tek bir teşebbüsün pazardan çıkmasının etkin rekabetin
ortadan kalkması anlamına gelmediği kabul edilmekte ve önemli olan hususun alt
pazardaki rekabet seviyesi olduğu vurgulanmaktadır40. Benzer şekilde, Kurul’un
Paşabahçe kararında “Bir tek müşteriye mal vermenin kesilmesinin rekabet üzerindeki
olumsuz etkisinin büyüklüğü alt pazarda bu eylemden önce var olan rekabetin
seviyesine bağlıdır. Bazı durumlarda bir tek müşteriye mal vermenin kesilmesi rekabet
üzerinde belirgin bir şekilde olumsuz etkiye neden olabilecekken, bazı durumlarda bu
etki önemsenmeyecek derecede küçük olabilecektir. Örneğin alt pazarda çok sayıda
rakip varsa ve sağlayıcının kendisi alt pazarda aktif değilse mal vermeyi kesme eylemi
rekabet üzerinde dikkate değer olumsuz bir etki yaratmayacaktır. Diğer yandan, malın
sağlayıcısı olan teşebbüs alt pazarda aktifse ve bu pazardaki az sayıdaki rakibinden
birine mal vermeyi kesiyorsa, doğal olarak bu durumun alt pazardaki rekabet üzerinde
olumsuz etkilerinin olduğu varsayılacaktır.” değerlendirmesine yer verilmiştir.
(78) Türkiye’de serbest eczane kanalına yönelik dağıtım ile iştigal eden yaklaşık 100 ecza
deposu bulunmaktadır. ÇINAR’ın IMS verilerine göre serbest eczane kanalına yapılan
dağıtım içinde aldığı pay 2017 yılında %(…..)’in altındadır. Dolayısıyla, ÇINAR’ın
NOVARTİS ürünlerini tedarik edemiyor olması nedeniyle pazar dışında kalması dahi
serbest eczane kanalına yönelik ecza depoculuğu pazarındaki rekabeti azaltabilecek
boyutta bir etki göstermeyecektir. Kaldı ki NOVARTİS ürünlerinin tedarik edilememesinin
ÇINAR’ın serbest eczanelere yönelik faaliyetlerinden elde ettiği ciroda önemli bir etkiye
yol açmadığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, NOVARTİS’in ÇINAR ile imzalamış olduğu
Sözleşme’yi feshetmesinin, alt pazarda ecza depoları arasındaki rekabetin ortadan
kalkmasına neden olmadığı değerlendirilmektedir.
(79) Öte yandan, ÇINAR’ın tedarik ettiği ürünleri yeniden satışa sunduğu ve söz konusu
ürünlere bir katma değer eklemediği dikkate alındığında, rekabetin zarar görmesinden
39 O’Donoghue ve Padilla 2006, s.467-468
40 WHISH, R. ve D. BAILEY (2012), Competition Law, Oxford University Press, New York, s.707,
O’DONOGHUE R. ve J. PADILLA (2013), s.582, 587.
19-15/215-95
20/26
bahsedilemeyeceği değerlendirilmektedir. Nitekim Kurulun Paşabahçe kararında
“Yeniden satıcı hakim durumdaki firmanın ürünlerini sadece yeniden sattığından hakim
durumdaki firma ile yeniden satıcı arasında anlamlı (meaningful) bir rekabet
bulunmamaktadır. Yeniden satıcıyla sağlayıcısı olan hakim durumdaki firma arasında
korunmaya değer bir rekabet olmadığından, mal vermeyi reddetme sonucunda rekabetin
zarar görmesi de mümkün değildir.” şeklinde bir değerlendirmeye yer verildiği
görülmektedir.
I.5.2.3.3. Tüketici Zararına Yol Açma İhtimali
(80) Mal vermenin reddinden bahsedilebilmesi için aranan son koşul ise, bu eylemin tüketici
zararına yol açmasının muhtemel olmasıdır. Hâkim durumdaki teşebbüs dikey
bütünleşik olarak alt pazarda da faaliyet göstermiyorsa kendi menfaati için rakiplere
pazarı kapatmasından bahsedilemeyecektir. Böyle bir durumda tek bir tedarik ilişkisinin
sona erdirilmiş olmasının doğrudan tüketici zararı ile sonuçlanacağını ileri sürmek de
mümkün değildir41.
(81) Tüketici zararı; fiyat artışı, ürün kalitesindeki ve yenilik düzeyindeki düşüşler, mal ve
hizmet çeşitliliğinde azalışlar şeklinde gerçekleşebilmektedir42. İnceleme konusunun
sadece yeniden satış-dağıtım faaliyetinden ibaret olduğu, tedarik edilen ilaçlara ecza
depolarınca bir katma değer sağlanmadığı, ilaç firmasının alt pazarda faaliyetinin
bulunmadığı, kamu tarafından; ilaç fiyatlarının, ecza depolarının ve eczanelerin kâr
marjlarının belirlendiği dikkate alındığında, küçük ölçekli bir ecza deposunun NOVARTİS
ürünlerini dağıtamıyor olmasının tüketicilerin karşı karşıya olduğu fiyat ve hizmet
düzeyine herhangi bir etkisinin bulunmadığı, bu çerçevede piyasadaki rekabet ve
tüketiciler bakımından rasyonel bir zarar teorisi oluşturmanın mümkün bulunmadığı
değerlendirilmektedir.
(82) Dolayısıyla, hâkim durumdaki teşebbüse sözleşme yapma görevi yüklenmesi için birlikte
sağlanması gereken üç şartın da dosya konusu olayda sağlanmadığı anlaşılmaktadır.
Sınırlı bir uygulama alanına sahip olan mal vermenin reddi incelemesine yönelik olarak
Kurulun daha önce almış olduğu kararlar da bu değerlendirmeleri destekler niteliktedir43.
Bu çerçevede, NOVARTİS’in 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi kapsamında mal vermeyi
keserek hâkim durumunu kötüye kullanmadığı değerlendirilmektedir.
I.5.2.3.4. NOVARTİS’in Haklı Gerekçesi Olup Olmadığına Yönelik Değerlendirme
(83) 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi kapsamında incelenen bir davranışın ihlal teşkil
edebilmesi için davranışı gerçekleştiren teşebbüsün hâkim durumda olmasının yanı sıra,
söz konusu davranışın kötüye kullanma niteliği taşıması gerekmektedir. Yukarıda yer
verilen değerlendirmeler kapsamında, öncelikle NOVARTİS’in ÇINAR ile sözleşme
yapmayı reddetmesinin bir kötüye kullanma hali teşkil edip etmediği incelenmiştir. Bu
çerçevede sözleşme yapmayı reddetmenin i) alt pazarda rekabet etmek için
vazgeçilmez bir ürüne ya da hizmete ilişkin olması, ii) alt pazarda etkin rekabeti ortadan
kaldırmasının muhtemel olması ve iii) tüketici zararına yol açmasının muhtemel olması
koşulları ayrı ayrı ele alınmış ve anılan koşullardan hiçbirinin sağlanmadığı ortaya
konmuştur. Bununla birlikte, dosya bakımından bütünlüğü sağlamak adına anılan üç
koşulun sağlandığı varsayımı altında haklı gerekçe değerlendirmesine de yer verilmesi
gerekmektedir.
41 O’Donoghue ve Padilla 2006, s.464.
42 Kılavuz, para. 25.
43 Kurulun 18.03.2010 tarihli ve 10-24/330-118 sayılı, 17.06.2010 tarihli ve 10-44/771-253 sayılı,
14.07.2011 tarihli ve 11-43/942-306 sayılı, 2.9.2010 tarihli ve 10-57/1155-439 sayılı, 26.11.2014 tarihli, 14-
46/845-385 sayılı kararları.
19-15/215-95
21/26
(84) Söz konusu varsayım altında dahi; NOVARTİS’in ÇINAR ile sözleşme yapmayı
reddetmek için nesnel zorunluluk içeren haklı bir gerekçesi olduğu söylenebilecektir.
Haklı gerekçe bağlamında, Kurul kararlarında kötüye kullanma kapsamındaki
incelemelerde haklı gerekçeye ilişkin değerlendirmelere yer verilmiş olup44, Kurul içtihadı
i) nesnel zorunluluk, ii) rekabete karşılık verme gerekçesi ve iii) etkinlik temelindeki haklı
gerekçenin varlığı halinde ihlal iddiasının düşeceğini açıkça ortaya koymakta; orantılılık
ilkesi ise Kurul kararlarında haklı gerekçe kapsamında aranan temel ilkelerden biri
olmaktadır45.
(85) NOVARTİS; üreticisi olduğu ilaçların yapısı, bütünlüğü ve orijinalliği korunarak hastaya
ulaştığına emin olmakla yükümlüdür. NOVARTİS’in Türkiye sınırları içerisinde söz
konusu ürünleri iç talebe yetecek düzeyde temin ederek ürün bulunurluğunu sürdürmesi
ve ilaçların dağıtımı sürecinde yapılarının bozulmaması için gerekli lojistik şartların
sağlandığına emin olması gerekmektedir. Bu nedenle NOVARTİS, üreticisi olduğu
ilaçların kendi bilgisi ve onayı dışında yurt dışına satılmadığından emin olmak ve paralel
ticaretin insan sağlığına ve NOVARTİS’in imajına vereceği zararı en aza indirerek hukuki
açıdan doğabilecek sorumluluklardan kendini korumak için; ilaç temin ettiği ecza
depoları ile akdettiği sözleşmelerde, ihracat yasağına ilişkin bir hükme yer vermektedir.
Söz konusu hüküm ile, sözleşmenin tarafı olan ecza deposunun diğer ecza depolarına
NOVARTİS ürünleri satması, ancak ve ancak ürün talep eden ecza deposunun
sözleşme konusu ürünleri Türkiye Cumhuriyeti ve KKTC sınırları dışına satacağı
biliniyorsa veya satacağına ilişkin makul şüphe varsa yasaklanmaktadır.
(86) Nitekim Kurulun Roche/Co-Re-Na kararında46; “… ilacın insan sağlığıyla doğrudan ilgili
olması ve bu nedenle kamu düzeni ve kamu sağlığını yakından ilgilendiriyor olması
nedeniyle, ilaçların piyasada bulunabilirliği gerek ilaç sektörü gerek kamu sağlığı
açısından ciddi önem arz etmekte ve bu durum ilaç sektörünü diğer sektörlerden
ayırmaktadır. ROCHE’un sözleşmede yer verdiği ihracat yasağı hükmüyle de, Roche
ürünlerinin Türkiye sınırları içerisindeki hastalara etkin bir şekilde ulaşmasının
amaçlandığı, herhangi bir tedarik sıkıntısı yaşanmaksızın söz konusu ürünlerin yurt
çapında eksiksiz ve dengeli bir şekilde dağıtımının sağlanması ve tüketici faydası elde
edilmesinin hedeflendiği anlaşılmaktadır. ROCHE’un ilaç ihracatı yapan CORENA’ya
ürün tedarik ettiği aksi bir durumda ise, CORENA tarafından fiyatların daha yüksek
olduğu ülkelere ilaç satışı gerçekleştirilecek ve Türkiye pazarına yeterli miktarda ilaç
sunulması engellenmiş olacaktır. Türkiye piyasası için planlanan arz-talep dengesinin
bozulmasının sonucunda da, Türkiye’deki hastaların bir kısmına ilaç tedarikinde birtakım
zorluklar yaşanabilecektir. Nitekim jeneriği bulunan ilaçlar bakımından Türkiye’deki
hastaların seçimlik hakları kısıtlanabilecek, jeneriği bulunmayan ilaçlar bakımından ise
Türkiye’deki hastaların ilaçlara erişimi kısıtlanabilecektir.” şeklinde değerlendirmeye yer
verilmiştir.
(87) Diğer yandan, ilaçların pazara sunulmadan önce ciddi AR-GE yatırımları gerektiren bir
üretim sürecine sahip olduğu dikkate alındığında, söz konusu yatırımlar ancak belirli bir
kazanç öngörüsü altında hayata geçirilecektir. Bu bağlamda, ilaçların iç piyasaya
sunulmasının ardından fiyatların görece yüksek olduğu ülkelere ihraç edilmesi
durumunda, söz konusu ülkelerden öngördüğü kazancı elde edemeyen ilaç üreticisi
teşebbüslerin AR-GE yatırımlarına ayıracağı bütçe kısıtlanabilecek ve dolayısıyla
44 Kurulun 02.08.2007 tarih ve 07-63/777-283 sayılı Yay-Sat 2, 29.12.2005 tarih ve 05-88/1221-353 sayılı
Turkcell 1, 23.1.2004 tarih ve 04-07/75-18 sayılı Coca-Cola, 6.4.2006 tarih ve 06-24/304-71 sayılı Frito-
Lay, 20.4.2009 tarih ve 09-16 /374-88 sayılı Sanofi-Aventis kararı.
45 GÜNDÜZ R., Tek Taraflı Davranışlarda Haklı Gerekçe: AB, ABD Hukuku Uygulamaları ve Türk Hukuku
İçin Çıkarımlar, Rekabet Kurumu Uzmanlık Tezleri Serisi No:113.
46 26.09.2018 tarih ve 18-34/577-283 sayılı karar.
19-15/215-95
22/26
hastaların yeni ve gelişmiş ürünlere ulaşma ihtimali zorlaşabilecektir. Bunun yanı sıra,
Kurulun emsal kararlarında da belirtildiği üzere, ihraç edilen ilaçların sahte olması, son
kullanma tarihlerinin geçmesi, belli koşullarda depolanmaması veya soğuk zincirle
nakliye edilmemesi gibi durumlarda insan sağlığının ciddi bir şekilde zarar görebileceği
aşikârdır.
(88) NOVARTİS ile ÇINAR arasında akdedilen sözleşmenin feshi; NOVARTİS tarafından
ÇINAR’a satılan Galvus isimli ilacın Irak’ta bulunduğunun NOVARTİS tarafından tespit
edilmesinin ardından, ÇINAR’ın çelişkili beyanlarda bulunması neticesinde vuku
bulmuştur. Bu çerçevede, NOVARTİS’in ürün güvenliğini sağlayabilmek ve marka imajını
koruyabilmek adına sözleşmeyi feshetmesinin nesnel anlamda gerekli olduğu
değerlendirilmektedir. NOVARTİS’in mevcut durumda herhangi bir rakibini piyasadan
dışlaması söz konusu değildir. Öte yandan, Novartis Grubu bünyesinde yalnızca
NOVARTİS, ÇINAR ile olan ticari ilişkisini sonlandırmış; ALCON ise ÇINAR’a herhangi
bir yaptırım uygulamamıştır. Ek olarak, ÇINAR, ecza depoculuğu alanındaki
faaliyetlerine devam etmektedir ve NOVARTİS’in şikâyete konu eylemleri nedeniyle
piyasadan çıkmak zorunda kalmamıştır. Bu kapsamda değerlendirildiğinde,
NOVARTİS’in sözleşme yapmayı reddetmesinin ÇINAR’ın eylemleri karşısında orantılı
olduğu değerlendirilmektedir.
I.6. Soruşturma Kapsamında Yapılan Savunmalar
I.6.1. NOVARTİS Tarafından Yapılan Savunmalar
(89) NOVARTİS tarafından yapılan savunmalarda özetle;
- NOVARTİS’in ÇINAR ile arasında 2017 yılının Nisan ayında yenilenen bir Depo
Sözleşmesi olduğu, NOVARTİS’in ÇINAR ile çalışmama yönünde bir iradesi olsa
idi bu sözleşmeyi de yenilememiş olmasının gerekeceği,
- NOVARTİS’in Kanal Yönetimi Birimine 2017 yılının Nisan ayında Galvus isimli
ürünün Irak’a satıldığı yönünde bir şikâyet ulaştığı, NOVARTİS’in söz konusu ilacın
satışının ÇINAR aracılığıyla gerçekleştiğini tespit etmesiyle ÇINAR’dan 81363815
numaralı PTS kodu ile gönderilen Galvus tablet hakkında bilgi talep ettiği,
- ÇINAR’ın ilk yazılı cevabında ürünün Esenyurt’ta bulunan Yusuf Eczanesi’ne
satıldığını bildirdiği, NOVARTİS’in bu cevap üzerine T.C. Sağlık Bakanlığı İTS’yi
kullanarak ürünün nerede bulunduğunu sorguladığı ve ürünün resmi kayıtlarda
ÇINAR’ın beyanının aksine Yusuf Eczanesi’nde olmadığını tespit ettiği,
- Bunun üzerine konunun tekrar ÇINAR’a sorulduğu, ÇINAR’ın ikinci yazılı
cevabında ise “Yusuf Eczanesi’nin ürünü Pharma Turca adlı ecza deposuna
sattığını ve Yusuf Eczanesi’nin ÇINAR’dan ürünün karekodunu Pharma Turca’ya
aktarmasını talep ettiğini” beyan ettiği, ilacın fiziksel olarak bulunduğu ortam ile
sistemde göründüğü ortamın farklı olmasının ilaç mevzuatına aykırılık teşkil
ettiğinin NOVARTİS tarafından ÇINAR’a bildirildiği,
- Bunun üzerine ÇINAR tarafından “Yusuf Eczanesi’nin eczaneyi kapatma kararı
aldığı ve kendisinden farklı zamanlarda farklı karekod aktarım taleplerinde
bulunduğu”nun belirtildiği,
- Bu çelişkili cevaplar neticesinde, NOVARTİS’in yaptığı araştırmalar sonucunda
Yusuf Eczanesi’nin aslında kapatılmadığı, aksine ITS’de aktif olduğu ve ürünün
sistemde PHARMA TURCA Ecza Deposunda görüldüğü,
- TİTCK Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Yönetmelik (Yönetmelik) hükümleri
gereği, beşeri tıbbi ürünleri satın almış olan bir eczanenin, mücbir sebep hariç
19-15/215-95
23/26
olmak üzere bu ürünleri ancak almış olduğu ecza deposuna iade edebileceği,
ÇINAR’ın eylemlerinde Yönetmelik’in İTS başlıklı 27. maddesine aykırılık
bulunduğu,
- Anılan olayda ÇINAR’ın ürünleri Yusuf Eczanesi’nden fiilen geri almak ve PHARMA
TURCA’ya yeniden satmak ile yükümlü olduğu, ancak ilacın PHARMA TURCA
tarafından Irak’a gönderildiğinin tespit edildiği,
- ÇINAR’ın söz konusu eylemlerinin; ilaç takibini zorlaştırdığı, ilaçların hangi saklama
ve depolama koşullarında el değiştirdiğinin görülmesinin imkânsız hale getirdiği,
ÇINAR’ın gerçeğe aykırı beyan ve çelişkili davranışlarda bulunmasının NOVARTİS
ile arasındaki güven ilişkisini zedelediği, dolayısıyla NOVARTİS’in hem yasal
düzenlemelere, hem Sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle ÇINAR ile olan
Sözleşmesini feshettiği,
- ÇINAR’ın bir diğer iddiasının NOVARTİS ile çalışan diğer depoların ÇINAR’a mal
tedarikinin NOVARTİS tarafından engellenmesi olduğu, bu konuda ÇINAR’ın
NOVARTİS ile çalışan diğer ecza depolarından GALENOS ve DENGE’den mal
tedarik etmek istediği, ancak adı geçen ecza depolarının NOVARTİS ile olan
sözleşmelerini gerekçe olarak göstererek ÇINAR’a ürün tedarik etmedikleri,
- Halbuki NOVARTİS’in matbu Genel Satış Sözleşmesi’nde sözleşme konusu
ürünlerin ecza depoları arasında alınıp satılmasının önünde hiçbir engel
bulunmadığı, bunun yanı sıra fiili herhangi bir engellemenin de söz konusu
olmadığı, adı geçen ecza depolarının mal tedarik etmeme hususundaki ticari
kararlarını bağımsız olarak aldıkları ifade edilmiştir.
(90) NOVARTİS tarafından ayrıca, ÇINAR’ın “NOVARTİS’in hâkim durumda olduğu ve bunu
kötüye kullandığı iddiası”na cevaben;
- NOVARTİS’in hâkim durumda bulunduğunun tespiti halinde dahi NOVARTİS’in
sözleşmeyi feshetmek için haklı gerekçelerinin bulunduğu, bu nedenle bu eylemin
bir ihlal olarak nitelendirilemeyeceği,
- Kurul içtihadına bakıldığında hâkim durumun kötüye kullanılması dosyalarında
hakim durum tespiti yapılmadan kötüye kullanmanın tespitinin yapılabildiği, bu
nedenle savunmada kötüye kullanma üzerinde yoğunlaşıldığı,
- Teorik olarak “sözleşme yapmayı reddetme” eyleminin kötüye kullanma teşkil
edebilmesi açısından üç koşulun birlikte varlığının arandığı, bu üç koşulun
“reddetmenin alt pazarda rekabet etmek için vazgeçilmez bir ürüne ya da hizmete
ilişkin olması”, “reddetmenin alt pazarda etkin rekabeti ortadan kaldırmasının
muhtemel olması” ve “reddetmenin tüketici zararına yol açmasının muhtemel
olması” olduğu, ilk iki şarttan alt veya üst pazardaki rakibe yönelik bir davranışın
mevcut olması gerektiğinin anlaşıldığı, ancak NOVARTİS’in alt pazarda faaliyetinin
bulunmayışı nedeniyle ÇINAR ile arasında bu tür bir rekabet ilişkisi bulunmadığının
anlaşıldığı
belirtilmiştir.
(91) NOVARTİS tarafından mal vermenin reddinin yukarıda sayılan ilk şartına ilişkin olarak;
- ÇINAR’ın Türkiye’de faaliyet gösteren birçok ecza deposundan biri olduğu, ecza
depolarının tedarik ettikleri çeşitli ilaçları eczane/hastanelere satarak faaliyet
gösterdikleri, ÇINAR her ne kadar NOVARTİS ürünlerine erişimin ticari faaliyetinin
devamı için gerekli olduğu iddiasında ise de NOVARTİS’in ÇINAR’a ürün
sağlamamasının mal vermenin reddi olarak değerlendirilemeyeceği, zira
19-15/215-95
24/26
değerlendirilmesi halinde ilaç sektöründe jeneriği olmayan tüm ilaçların ecza
depolarının faaliyeti için zorunlu unsur kabul edilmesi sonucunun doğacağı, bu
durumda NOVARTİS ve NOVARTİS gibi birçok ilaç firması ile ecza depoları
arasında imzalanan münhasır depo sözleşmelerine Kurul tarafından tanınan
muafiyetin ortadan kalkacağı,
- NOVARTİS’in faaliyet gösterdiği pazarın alt pazarında faaliyet gösteren bir ecza
deposunun NOVARTİS’in ürünlerinin yeniden satışını gerçekleştirirken ürüne
herhangi bir katma değer eklediğinden bahsedilemeyeceği, pazarda birçok
oyuncunun bulunmasından dolayı zorunlu unsur veya vazgeçilmez ürünün de söz
konusu olmadığı
ifade edilmiştir.
(92) NOVARTİS tarafından mal vermenin reddinin yukarıda sayılan ikinci ve üçüncü şartına
ilişkin olarak; Türkiye’de 244 ecza deposunun faaliyet gösterdiği, NOVARTİS’in bu
depolardan yaklaşık (…..) ile çalıştığı, ÇINAR’ın alımını yaptığı ürünler içerisinde
NOVARTIS ürünlerinin payının (…..)47 olduğu, ÇINAR’ın NOVARTİS ürünlerinin satışını
yapmaması halinde dağıtım kanalında rekabeti azaltacak boyutta bir etkinin
doğmayacağı, diğer taraftan NOVARTİS ile sözleşmesi olmayan ecza depolarının dahi
NOVARTİS ürünlerini pazardan kolayca temin edebildiğine dair birçok örneğin
bulunduğu ifade edilmiştir.
(93) NOVARTİS tarafından mal vermeyi reddetme eyleminin üçüncü şartı olan tüketici
zararının doğmasına ilişkin olarak ise;
- Kurulun tüketici zararının ortaya çıkması kriterinde hâkim durumdaki firmadan mal
alamayan rakiplerin, alt pazarda yenilikçi ürünler sunmalarının engellenip
engellenmediğini dikkate aldığı,
- Kılavuz’un 25. paragrafında tüketici zararının fiyat artışı, ürün kalitesindeki ve
yenilik düzeyindeki düşüşler, mal ve hizmet çeşitliliğindeki azalışlar sonucunda
oluşabileceği ifadesinin yer aldığı, bu bağlamda şikâyete konu olayın ÇINAR’ın
sadece yeniden satış-dağıtım faaliyetlerine ilişkin olduğu, ÇINAR’ın NOVARTİS
ürünlerini herhangi bir katma değer yaratmadan dağıttığı, yani ÇINAR’ın faaliyetleri
sonucunda herhangi bir kalite veya inovasyon etkisinin doğmadığı,
- Hâlihazırda Türkiye genelinde NOVARTİS ile çalışmayan yaklaşık (…..) ecza
deposunun bulunduğu, söz konusu depoların NOVARTİS ile çalışmadan da
faaliyetlerini yürütebildiği, bu nedenle ÇINAR’ın şikâyetinin yerinde olmadığı ve
tüketiciler bakımından zararın oluşmadığı, oluşma ihtimalinin de bulunmadığı
belirtilmiştir.
(94) NOVARTİS tarafından haklı gerekçeye ilişkin olarak ise;
- Kurulun söz konusu davranış ile tarafların korunan meşru bir menfaatinin bulunup
bulunmadığını ve davranışın korumaya çalıştığı menfaatin ortaya çıkması için
vazgeçilmez olup olmadığını göz önünde bulundurduğu,
- Haklı bir nedenin bulunması hususunun her olay özelinde değerlendirilmesi
gereken bir kavram olduğu,
- ÇINAR’ın çelişkili beyanları neticesinde NOVARTİS’in bu depoya olan güveninin
zedelendiği, güven ortamının bulunmadığı bir ortamda ticari ilişkinin
47 Çınar Ecza Deposu 2014-2017 yılları arası üç yıllık ortalama alım miktarları üzerinden hesaplandığı
beyan edilmiştir.
19-15/215-95
25/26
yürütülemeyeceği, bu nedenle NOVARTİS’ın sözleşmeyi feshetmesinde haklı
nedeninin bulunduğu
belirtilmiştir.
(95) Ayrıca NOVARTIS’in 4054 sayılı Kanun’un 4 ve 6. maddelerini ihlal etmediğine yönelik
olarak soruşturma heyeti tarafından ulaşılan sonuç doğrultusunda NOVARTİS’in 4054
sayılı Kanun’u ihlal etmediğinin tespit edilmesi talep edilmiştir.
(96) Savunmada belirtilen hususlara ilişkin değerlendirmelere kararın “Değerlendirme”
başlıklı bölümünde yer verildiğinden, burada ayrı bir değerlendirme yapılmasına ihtiyaç
duyulmamıştır.
I.6.2. ALCON Tarafından Yapılan Savunma
(97) ALCON tarafından yapılan savunmalarda özetle;
- ALCON’un şikâyete konu olayda herhangi bir eyleminin bulunmadığı ve soruşturma
bildirimi yazısında ALCON hakkında 4054 sayılı Kanun’un ihlali ile ilgili herhangi bir
ithama yer verilmediği, bununla birlikte soruşturmanın ilerleyen aşamalarında
soruşturma heyeti tarafından ALCON hakkında 4054 sayılı Kanun’a ilişkin ihlal
iddialarının bildirilmesi halinde savunma hakkının saklı tutulduğu,
- Şikâyetçi ÇINAR’ın ALCON hakkında ileri sürdüğü iddiaların gerçeği yansıtmadığı,
- ALCON ile ÇINAR arasındaki ticari ilişkinin devam ettiği, işbu yazılı savunmanın
ekinde delil olarak kullanılması adına ÇINAR’ın ALCON’dan satın aldığı ürünlere
ilişkin faturalar bulunduğu,
hususları ifade edilmiş ve ALCON özelinde şikâyetçi tarafından ileri sürülen iddiaların
gerçeği yansıtmadığı belirtilmiştir. Ayrıca ALCON’un 4054 sayılı Kanun kapsamında
rekabete aykırı bir eylem içerisinde olmadığına yönelik olarak soruşturma heyeti
tarafından ulaşılan sonuç doğrultusunda Kurulun, ALCON'un 4054 Sayılı Kanun'u ihlal
etmediğini tespit etmesi talep edilmiştir.
(98) Savunmada belirtilen hususlara ilişkin değerlendirmelere kararın “Değerlendirme”
başlıklı bölümünde yer verildiğinden, burada ayrı bir değerlendirme yapılmasına ihtiyaç
duyulmamıştır.
J. SONUÇ
(99) 21.06.2018 tarih ve 18-20/349-M sayılı Kurul kararı uyarınca yürütülen soruşturma ile
ilgili olarak düzenlenen Rapor’a, Ek Görüş’e, toplanan delillere, yazılı savunmalara ve
incelenen dosya kapsamına göre; Novartis Sağlık Gıda ve Tarım Ürünleri San. ve Tic.
A.Ş. ve Alcon Laboratuvarları Tic. A.Ş.’nin 4054 sayılı Kanun’u ihlal etmediklerine,
dolayısıyla aynı Kanun’un 16. maddesi uyarınca adı geçen teşebbüslere idari para
cezası uygulanmasına yer olmadığına, OYBİRLİĞİ ile gerekçeli kararın tebliğinden
itibaren 60 gün içinde Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açık olmak üzere, karar
verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy