Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2021-1-002
Karar Sayısı : 21-13/162-69
Karar Tarihi : 11.03.2021
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Birol KÜLE
Üyeler : Arslan NARİN (İkinci Başkan), Şükran KODALAK,
Ahmet ALGAN, Hasan Hüseyin ÜNLÜ, Ayşe ERGEZEN
B. RAPORTÖRLER: Ebru İNCE, Zeynep ŞENGÖREN ÖZCAN, Can SARIÇİÇEK, Esra
KÜÇÜKİKİZ, Hatice CESUR, Betül AYHAN, Pelin TEBER
KARABUDAK, Selçuk YILMAZ, Büşra ÖZCAN, Nadire Büşra
EKİNCİ
C. BAŞVURUDA
BULUNAN : - Facebook Inc.,
- Facebook Ireland Ltd.,
- WhatsApp Inc.,
- WhatsApp LLC
(hep birlikte Facebook)
Temsilcileri: Av. Bahadır BALKI, Av. Ertuğrul Can CANBOLAT,
Av. Caner Kadir ÇEŞİT, Av. Nabi Can ACAR, Av. Gözde Nur ÇEVİK
Çamlıca Köşkü, Tekkeci Sokak, 3-5 Arnavutköy, 34345
Beşiktaş/İstanbul
(1) D. DOSYA KONUSU: Rekabet Kurulunun 11.01.2021 tarihli ve 21-02/25-M sayılı
kararı uyarınca yürütülen soruşturma kapsamından WhatsApp LLC’nin
çıkarılmasına ve soruşturma kapsamında 11.01.2021 tarihli ve 21-02/25-10 sayı ile
verilen geçici tedbir kararına yönelik olarak yapılan başvuruların
değerlendirilmesi.
(2) E. DOSYA EVRELERİ: Rekabet Kurulu (Kurul) 11.01.2021 tarihli toplantısında 21-
02/25-M sayı ile WhatsApp kullanıcılarına, verilerinin 08.02.2021 tarihinden itibaren
başka hizmetler için kullanılmasına yönelik getirilen koşullara ilişkin olarak Facebook
Inc., Facebook Ireland Ltd., WhatsApp Inc., WhatsApp LLC (hep birlikte FACEBOOK)
hakkında 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un (4054 sayılı Kanun)
ihlal edilip edilmediğinin tespiti amacıyla aynı Kanun’un 41. maddesi uyarınca
soruşturma açılmasına karar vermiştir. Bunun yanı sıra aynı toplantıda 21-02/25-10 sayı
ile, inceleme konusu uygulamaların soruşturma sonucunda alınacak nihai karara kadar
ciddi ve telafi olunamayacak zararlar doğurma ihtimalini haiz olduğu değerlendirilerek
4054 sayılı Kanun’un 9. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca; “FACEBOOK’un
Türkiye’de, WhatsApp kullanıcılarının verilerinin 8 Şubat 2021 tarihinden itibaren başka
hizmetler için kullanılmasına yönelik getirdiği koşulları durdurması ve bu koşulları kabul
eden veya bilgilendirmeyi alarak kabul etmeyen tüm kullanıcılara veri paylaşımını içeren
yeni koşulları durdurduğunu anılan tarihe kadar bildirmesi şeklinde geçici tedbir
alınmasına” karar verilmiştir. WhatsApp LLC adına gönderilen 04.02.2021 tarih, 14892
sayı ve WhatsApp LLC, Facebook, Inc., Facebook Ireland Ltd. adına gönderilen
21-13/162-69
2/12
10.02.2021 tarih, 15004 sayılı başvurulara ve bunlar hakkında düzenlenen 10.02.2021
tarih ve 2021-1-002/BN-002 sayılı Bilgi Notu görüşülerek karara bağlanmıştır.
(3) F. RAPORTÖR GÖRÜŞÜ: İlgili Bilgi Notunda,
- Türkiye’de WhatsApp hizmetinin yalnızca WhatsApp LLC tarafından sağlandığı,
bu nedenle hakkında soruşturma açılan diğer teşebbüslerin soruşturma kapsamı
dışında tutulması gerektiği iddiası bakımından dosya mevcudu bilgi ve belgeler
dâhilinde bu aşamada yalnızca WhatsApp Inc.’in soruşturma kapsamı dışına
çıkarılabileceği,
- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 11. maddesi çerçevesinde yapılan
değerlendirmeler bakımından geçici tedbir kararının kaldırılması veya geri
alınmasına yer olmadığı,
- Geçici tedbir kararına uyum bakımından WhatsApp LLC tarafından şu ana kadar
gerçekleştirilen eylemlerin Kurul kararındaki yükümlülükleri kapsam ve içerik
bakımından tam anlamıyla karşılamadığı,
- FACEBOOK’a Kurulun 11.01.2021 tarihli ve 21-02/25-10 sayılı geçici tedbir
kararının gereğini yerine getirmemesi nedeniyle 4054 sayılı Kanun’un 17.
maddesi uyarınca nispi idari para cezası uygulanması gerektiği
ifade edilmiştir.
G. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
G.1. Başvuruların Konusu
(4) Kurum kayıtlarına 04.02.2021 tarih, 14892 sayı ile intikal eden ve WHATSAPP
temsilcileri tarafından gönderilen başvuruda özetle;
- Facebook Ireland Ltd.’nin Türkiye’de WhatsApp hizmetinin sunulmasıyla ilgili bir
faaliyette bulunmadığı, Türkiye’de WhatsApp hizmetinin yalnızca WHATSAPP1
tarafından sağlandığı, bu çerçevede WHATSAPP haricindeki teşebbüslerin
soruşturma kapsamı dışında tutulması gerektiği,
- WhatsApp uygulamasının Gizlilik İlkesi ve Hizmet Koşulları’na ilişkin olarak
yapılan 4 Ocak 2021 tarihli güncelleme bildiriminin (GÜNCELLEME);
WHATSAPP’ın herhangi bir Facebook şirketiyle kullanıcı verisi paylaşma
yetisini genişletmediği, WHATSAPP’ın FACEBOOK ile veri paylaşımının
2016 yılından itibaren Gizlilik İlkesi’nin bir parçası olduğu,
Okunabilirliği geliştirmek ve 2016’dan beri yaşanan gelişmelere dayalı
olarak yeni örnekler sunmak dâhil olmak üzere, WhatsApp koşullarını
kullanıcılar için daha anlaşılır hale getirdiği,
WhatsApp’ın mevcut işletme (business) mesajlaşma hizmetlerini ve
özelliklerini daha iyi açıkladığı,
WhatsApp’ın mevcut durumda FACEBOOK şirketlerinin hizmet ve ürünleri
arasında opsiyonel entegrasyonlar teklif etmek amacıyla diğer
FACEBOOK şirketleriyle nasıl iş ortaklığı kurduğu hakkında daha fazla
bilgi sunduğu
ve bu kapsamda GÜNCELLEME’nin herhangi bir rekabetçi endişe doğurmadığı,
- Bununla birlikte, WHATSAPP’ın Kurulun (i) 8 Şubat 2021 tarihi itibarıyla
uygulanacak GÜNCELLEME’nin durdurulması ve (ii) bunun GÜNCELLEME’yi
1 WhatsApp Inc. ticaret unvanlı teşebbüsün de 1 Ocak 2021 itibarıyla WhatsApp LLC olarak değiştiği
belirtilmektedir.
21-13/162-69
3/12
kabul eden veya bilgilendirmeyi alarak kabul etmeyen tüm kullanıcılara
bildirilmesi yönündeki geçici tedbir kararına uyum sağlamak yönünde tüm
adımları attığı,
- İlk olarak WHATSAPP’ın GÜNCELLEME’yi küresel çapta 15 Mayıs 2021 tarihine
kadar ertelediği, söz konusu hususu 15 Ocak 2021 tarihinde kamuya açık olarak
duyurduğu2, bu şekilde 8 Şubat 2021 tarihi itibarıyla GÜNCELLEME’nin
uygulanmayacak oluşuyla beraber geçici tedbir kararının (i) ilk koşuluna uyumun
sağlandığı, zira 8 Şubat 2021 tarihi itibarıyla herhangi bir zararın ortaya çıkma
ihtimalinin bulunmadığı,
- WHATSAPP’ın kamuoyu duyurusunun geçici tedbir kararının ikinci (ii) koşuluyla
uyum sağlayacak şekilde bütün kullanıcıları GÜNCELLEME’nin 8 Şubat 2021
tarihinde uygulamaya konulmayacağı hususunda bilgilendirdiği, duyuruya ilave
olarak WHATSAPP’ın kullanıcılara mesaj veya aramaların gizliliğinin
etkilenmediğini açıklayan uygulama içi durum mesajı (in-app status message)
gönderdiği
belirtilerek geçici tedbir kararının dayanağının olmadığı ve geçici tedbir kararına gerek
bulunmadığı görüşüne halel getirmeksizin Kurulun WHATSAPP’ın geçici tedbir kararına
uyduğuna karar vermesi talep edilmiştir.
(5) Kurum kayıtlarına 10.02.2021 tarih ve 15004 sayı ile intikal eden WhatsApp LLC,
Facebook, Inc., Facebook Ireland Ltd. adına yapılan ikinci başvuruda özetle;
- Henüz uygulamaya konulmayan GÜNCELLEME hakkında geçici tedbir
alınmasının hukuka aykırı olduğu, zira 4054 sayılı Kanun’un 9. maddesinin
dördüncü fıkrasının Kurula henüz pazarda uygulanmamış bir eyleme müdahale
yetkisi vermediği, geçici tedbir kararının bu açıdan Kurul içtihadı3 ve Danıştay
kararları4 ile uyuşmadığı,
- Öngörülen GÜNCELLEME uygulansaydı dahi geçici tedbir kararının 4054 sayılı
Kanun’un 9. maddesinin dördüncü fıkrasına aykırılık teşkil ettiği; zira Soruşturma
Bildirimi’nin ve gerekçeli Geçici Tedbir Kararının GÜNCELLEME’nin rekabet
kurallarının ihlaline yol açtığı ve telafisi güç zararlar doğuracağına ilişkin iddiaları
temellendiremediği,
- Geçici tedbirlerin rekabet incelemelerinde olağandışı bir metot olmaları sebebiyle
istisnai durumlarda kullanılması gerektiği ve Kurulun da rekabeti kısıtlayıcı
eylemlere işaret eden kuvvetli delillerin yokluğunda geçici tedbir kararı vermekten
imtina etmesi gerektiği, keza Kurulun bahsi geçen hususların sağlanamaması
sebebiyle çok sayıda geçici tedbir istemini reddettiği5,
- Danıştay 10. Dairesi’nin 29.06.2004 tarihli ve E. 2001/2561, K. 2004/5848 sayılı
kararında da Danıştay’ın 4054 sayılı Kanun’un 9. maddesinin dördüncü fıkrasını
Kanun’un 4, 6 veya 7. maddelerinden birinin ihlal edildiğine dair delillerin olması
durumunda uygulanabileceği şeklinde yorumladığı,
- Danıştay 13. Dairesi’nin 22.11.2011 tarihli ve E. 2007/11245, K. 2011/5213 sayılı
kararında geçici tedbirlerin kanuna uyarlığı için soruşturmaya konu eylemle
Kanun’un ihlal edildiğine dair kuvvetli bulguların olması gerektiğinin belirtildiği, bu
2 Kamuya açık şekilde duyurma noktasında WHATSAPP internet sitesinde yer alan blogdaki duyuruya
atıf yapılmaktadır. Bkz. ,
Erişim Tarihi: 05.02.2021.
3 25.02.2010 tarihli ve 10-19/230-M sayılı karar, 11.07.2007 tarihli ve 07-59/676-235 sayılı karar,
16.09.2014 tarihli ve 14-33/665-291 sayılı karar
4 Danıştay 10. Dairesi’nin 29.06.2004 tarihli ve E. 2001/2561, K. 2004/5848 sayılı kararı, Danıştay 13.
Dairesi’nin 16.01.2009 tarihli ve E. 2006/5600, K. 2009/568 sayılı kararı.
5 04.06.2020 tarihli ve 20-27/335-157 sayılı karar, 14.03.2012 tarihli ve 12-11/376- M sayılı karar.
21-13/162-69
4/12
hususun Danıştay 13. Dairesinin 18.6.2015 tarihli ve E. 2012/3959, K. 2015/2233
sayılı kararında da geçerliliğini koruduğu, Danıştay İdari Dava Daireleri
Kurulu’nun 29.03.2012 tarihli ve E. 2007/375, K. 2012/232 sayılı kararı
çerçevesinde de pazarda mevcut bir eylemin 4054 sayılı Kanun’a aykırılık teşkil
ettiğinin tespit edilebilmesi gerektiğinin açıkça ortaya konulduğu,
- Bunlara ilaveten, geçici tedbir uygulanmasına yönelik hukuki gerekliliklerin
karşılanmadığı,
ilk olarak değerlendirmenin, WhatsApp hizmetinin yürütülmesi ve
WHATSAPP’ın FACEBOOK şirketleri ile paylaştığı veri hakkında temel
yanlış anlaşılmalar üzerine kurulmuş olduğu,
ikinci olarak iddia edilen rekabet üzerindeki olumsuz etkilerin genel ve
temellendirilmeyen endişelerden ibaret olduğu,
son olarak öngörülen GÜNCELLEME’den kaynaklanan ciddi ve telafisi
olunamayacak zararlara yönelik somut bir delilin mevcut olmadığı,
- Kurul geçici tedbirlerin uygulanmasına ilişkin gerekliliklerin var olduğunu
değerlendirse bile, geçici tedbirlere uymamaya ilişkin idari para cezası
uygulanması, henüz yürürlüğe konulmamış ve bu sebeple de pazarda herhangi
bir etkisi olmayan bir eyleme dayalı olarak bir teşebbüsün cezalandırılması
anlamına geleceği
ifade edilmiştir.
G.2. Kararın Gözden Geçirilmesine Yönelik Talep ve İddiaların Değerlendirilmesi
(6) Talep ve iddiaların özü itibarıyla Kurulun 11.01.2021 tarihli ve 21-02/25-10 sayılı
kararının gözden geçirilmesine yönelik olduğu değerlendirilmiştir.
(7) 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu 11. maddesi uyarınca, ilgililer tarafından Kurul
kararının kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması; dava
açma süresi içerisinde Kuruldan istenebilmektedir. İYUK’un 11. maddesi kapsamındaki
başvurular idari dava açma süresi içinde gerçekleştirilebilmekte ve idari dava açma
süresi geçici tedbir kararına ilişkin gerekçeli kararın tebellüğ edilmesinden itibaren
başlamaktadır. Bu kapsamda tarafça açık bir başvuruda bulunulmamış olmakla birlikte,
10.02.2021 tarihli başvurunun, geçici tedbire ilişkin gerekçeli kararın 09.02.2021
tarihinde tarafça tebellüğ edilmesi akabinde Kurum kayıtlarına girdiği, böylelikle idari
dava açma süreleri içerisinde yapılan ve özü itibarıyla Kurul kararlarının gözden
geçirilmesine ilişkin bir başvurunun söz konusu olduğu dikkate alındığında taraf talep
ve iddialarının İYUK 11. maddesi çerçevesinde değerlendirilmesine karar verilmiştir.
G.2.1. WHATSAPP Haricindeki Teşebbüslerin Soruşturma Kapsamı Dışında
Tutulmasına Yönelik Talebin Değerlendirilmesi
(8) 4054 sayılı Kanun uygulamasının üzerine inşa edildiği temel kavramlardan biri
“teşebbüs” kavramıdır. Teşebbüs kavramı, tüzel kişilik perdesini kaldırmakta ve
böylelikle uygulamadan sorumlu ekonomik bütünlüğün sınırlarının belirlenmesini
sağlamaktadır. Bu çerçevede öncelikle, soruşturmanın temel olarak Facebook Inc.
kontrolündeki ekonomik bütünlüğe yönelik olduğu, soruşturmanın doğrudan muhatabı
olan Facebook Inc. iştiraklerinin ise inceleme konusu eylemler ve pazarlarla bağlantıları
dikkate alınarak tespit edildiği belirtilmelidir. Dolayısıyla Facebook Inc.’in ekonomik
bütünlüğü temsil eden ana şirket olması ve incelenen eylemlerin süjesi olması,
Facebook Ireland Ltd.’nin de soruşturma kapsamında incelenen çevrim içi reklam
hizmetleri pazarındaki rolü itibarıyla soruşturma kapsamı dışında tutulması mümkün
değildir.
21-13/162-69
5/12
(9) Diğer taraftan, dosya mevcudu bilgi ve belgeler itibarıyla, WhatsApp Inc.’in şirket yasal
yapısını WhatsApp LLC olarak değiştirdiği, bu değişiklikten itibaren WhatsApp Inc.’in
mevcudiyetinin ortadan kalktığı anlaşıldığından, soruşturma kapsamı dışına
çıkarılmasına karar verilmiştir.
G.2.2. Henüz Uygulamaya Konulmayan GÜNCELLEME Hakkında Geçici Tedbir
Alınmasının Hukuka Aykırı Olduğu Hususuna Yönelik Değerlendirme
(10) Taraflarca, henüz yürürlüğe konulmamış olan bir GÜNCELLEME’ye ilişkin olarak geçici
tedbir kararı alınmasının Kanun’un 9. maddesi lafzına aykırı olacağı ve yine aynı
maddenin dördüncü fıkrası uyarınca bir ihlale yönelik geçici tedbir kararı alınması için
devam etmekte olan bir ihlalin bulunması gerektiği, gelecekteki davranışlara yönelik
olarak geçici tedbir kararı alınamayacağı bu kapsamda da kararın bu önkoşulu
sağlamadığı ifade edilmiştir.
(11) Bu noktada 4054 sayılı Kanun’un 9. maddesinin 1. ve 4. fıkralarını birlikte yorumlama
hatasına düşüldüğü anlaşılmaktadır. “İhlale son verme” başlığını taşıyan 9. maddenin
ilk fıkrasında, Kurul’un açıkça “Kanun’un 4., 6. veya 7. maddelerinin ihlalini tespit ettiği”
durumlar belirtilmiş olmakla birlikte, bu fıkrada Kurul’un söz konusu ihlalin ne şekilde
ortadan kaldırılacağına ilişkin olarak alınmasını isteyeceği tedbirler düzenlenmektedir.
Ancak dördüncü fıkrada açıkça “Kurul, nihaî karara kadar ciddî ve telafi olunamayacak
zararların ortaya çıkma ihtimalinin bulunduğu durumlarda, ihlalden önceki durumu
koruyucu nitelikte ve nihaî kararın kapsamını aşmayacak şekilde geçici tedbirler
alabilir.” denilmekle, söz konusu tedbirlerin nihai karar alınmadan da alınabileceğini,
yani bir ihlal şüphesi sürerken dahi, geçici tedbir alma yoluna gidebileceğini açıkça ifade
etmektedir. Söz konusu şüphenin de, gerek mevcut gerekse müstakbel ihlaller
bakımından mümkün olabileceği değerlendirilmektedir. Aksine bir yoruma gidilmesi ise
hukuk tekniği açısından doğru görülmemektedir. Kaldı ki Kanun, Kurul’u, geçici
tedbirlerin alınabileceği bir zaman aralığıyla sınırlamamış, şüphenin henüz oldukça
kısıtlı olduğu soruşturmanın ilk aşamalarında alınmasını açıkça veya örtülü olarak
engellememiş, kararın alınmasında temel kriteri olası zarar olarak belirleyerek, ihlalden
önceki durumu tesis etmeyi hedeflemiştir. Bu noktada, söz konusu ihlalin doğma ihtimali
görüldüğünde, ihlal öncesi durumun henüz bozulmadan korunmasının, mevcut
durumun korunması anlamına evleviyetle geleceği tartışma gerektirmeyecek ölçüde
açıktır.
(12) İkinci iddia, bu tür bir karar alınırken olası ihlalin sağlam delillerle desteklenmesi
gerektiğidir. Rekabet Kurulunun soruşturmanın açılması aşamasında makul şüphe
oluşturacak ölçüde delile sahip olduğu açık olup henüz dosya evreleri gereğince söz
konusu delilleri taraflarla paylaşmamış olması bu delillerin olmadığı şeklinde
yorumlanamayacaktır. Kuvvetli ihlal şüphesi doğuran hususların başında
WHATSAPP’ın FACEBOOK şirketleri ile veri paylaşımı gelmektedir. Söz konusu
paylaşıma ilişkin birinci nitelikteki delil ise teşebbüsün kendisi tarafından kullanıcılara
gönderilen bilgilendirmelerdir. Ayrıca söz konusu bilgilendirmelerde kullanıcıların veri
paylaşımına onay vermesi , ilgili hizmetin kullanımı için bir ön şart olarak sunulmaktadır.
Dolayısıyla, bu zorunluluğun, inceleme konusu ihlal teşkil edebilecek davranışlar
bakımından etkiyi artırıcı işlev görmesi olasılığından hareketle, durdurulması
gerekeceği açıktır. Dolayısıyla taraflarca da atıf yapılan TTNET kararına6 benzer şekilde
“Rekabet Kurulu, öncelikle soruşturmaya konu eylemi tespit etmiş, bu eylemin Rekabet
Kanunu’nun 6. maddesini ihlal edebileceğini belirlemiş ve bundan sonra eylemin
soruşturma dönemi içerisinde rekabet karşıtı etkiler ortaya çıkarmasını durdurmak
6 11.07.2007 tarihli ve 07-59/676-235 sayılı karar.
21-13/162-69
6/12
adına geçici tedbir kararı almıştır.” Bu noktada taraflarca atıf yapılan Rekabet Kurulu
kararları ile mevcut karar açısından gerek hukuki dayanak gerekse muhteviyat
bakımından bir farklılık bulunmadığı oldukça açıktır.
(13) Ayrıca, yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde bir ihlal olasılığının mevcut
olduğu ve söz konusu GÜNCELLEME’nin bu olası ihlalin etkisini artıracağı, dolayısıyla
Danıştay 13. Dairesi’nin 16.01.2009 tarihli ve E. 2006/5600, K. 2009/568 sayılı kararına
da uygun olacak şekilde, bu ihlal bütününün devam etmesinin engellenmesi ve ihlalden
önceki durumu mümkün olduğunca korumak amacıyla geçici tedbir kararı alınması
gerekli görülmüştür.
(14) Son olarak, söz konusu GÜNCELLEME’nin ertelenmesi nedeniyle henüz
gerçekleşmediği, bu nedenle de henüz gerçekleşmemiş bir eylem dolayısıyla geçici
tedbir kararı alınamayacağı iddia edilmektedir. Bahse konu ertelemenin, taraflarca
sunulan bir önceki dilekçede, ilgili Rekabet Kurulu kararı üzerine ve uyum sağlamak
amacıyla alındığı belirtilmektedir. Bu noktada geçici tedbir kararına uyum için alındığı
belirtilen ertelemenin aynı şekilde ihlalin gerçekleşmediği iddiası için dayanak olarak
kullanılması mümkün değildir. Dolayısıyla ilgili erteleme, eylemin gerçekleşip
gerçekleşmediği açısından değil, teşebbüsün geçici tedbir kararına uyumu açısından
değerlendirilebilecektir.
G.2.3. Öngörülen GÜNCELLEME’nin Uygulanmış Olması Halinde Dahi Geçici
Tedbir Kararının 4054 sayılı Kanun’a Aykırılık Teşkil Ettiği Hususuna Yönelik
Değerlendirme
(15) Başvuruda geçici tedbir kararına yönelik dile getirilen bir diğer husus geçici tedbir
kararını gerektirecek ciddi ve telafi olunmaz zararların ortaya çıkmadığı, Kurulun geçmiş
kararlarında geçici tedbirin istisnai durumlarda uygulandığı ve öncesinde muhtemel
zarara ilişkin olarak çeşitli analizlerin yapıldığı ancak mevcut dosya bakımından bu
şekilde bir incelemenin mevcut olmadığıdır. Atıf yapılan Rekabet Kurumu ve Danıştay
kararlarından hareketle geçici tedbir kararının alınabilmesi için öncelikle 4054 sayılı
Kanun’un ihlal edildiğine dair delillerin veya Kanun’un ihlal edildiğine dair ciddi
bulguların olması ve söz konusu ihlal nedeniyle Rekabet Kurulunca verilecek nihai
karara kadar ciddi ve telafi olunamayacak zararların ortaya çıkma ihtimalinin bulunması,
bir başka deyişle eylemin muhtemel zararlarından tedbir kararı alınmadan kurtulmanın
mümkün olmaması gerektiği sonucuna ulaşılabileceği ifade edilmiştir. Ayrıca, örnek
verilen geçici tedbir kararlarının genel olarak yürütülen bir önaraştırma sonucunda
alındığı, pazarın yapısına ve eylemin rakipleri üzerindeki etkilerine ilişkin incelemelere
dayanarak verildiği ifade edilmiştir. Ancak mevcut dosya kapsamında verilen geçici
tedbir kararında yukarıda bahsedilen içtihat birliğine uyum gösterilmediği ve inceleme
konusu davranışın pazarda telafisi güç zararlara yol açacağı yönündeki iddiaların
yeterince temellendirilmediği belirtilmiştir.
(16) Öncelikle 4054 sayılı Kanun’un 9. maddesinde geçici tedbir kararı alınmadan önce
önaraştırma yapılması gibi bir şart bulunmamaktadır. Kaldı ki mevcut durumda,
GÜNCELLEME’nin yürürlüğe girmesi için 8 Şubat 2021 tarihinin belirlenmesi ve buna
ilişkin bildirimin 2021 yılının Ocak ayının başında yapılması, Kurulun pazarda beklenen
zararların önlenmesi bakımından hızlı bir karar süreci yürütmesini gerekli kılmıştır.
Bununla birlikte, bir önaraştırma yürütülmeden geçici tedbir kararı alması söz konusu
kararın herhangi bir muhtemel zarar değerlendirmesi yapılmadan alındığını
göstermemektedir. Nitekim, gerek geçici tedbire ilişkin gerekçeli kararda gerekse
soruşturma bildiriminde, Kurul eylemin pazardaki muhtemel rekabet karşıtı etkilerine
ilişkin endişelerini açık bir şekilde belirtmiş ve söz konusu veri paylaşma zorunluluğu
21-13/162-69
7/12
içeren GÜNCELLEME ile (i) WhatsApp verilerinin, diğer FACEBOOK şirket ürün ve
verilerine bağlanmasına, (ii) FACEBOOK’un tüketici iletişim hizmetleri pazarındaki
gücünü, internet reklamcılığı alanındaki rakiplerinin faaliyetini zorlaştıracak şekilde
kullanmasına ve (iii) aşırı veri toplanmasının ve verinin başka hizmetler için
kullanılmasının tüketicinin sömürülmesine yol açabileceği açıkça belirtilmiştir.
(17) Geçici tedbire ilişkin gerekçeli kararda kullanıcıların FACEBOOK tarafından sunulan
koşulları kabul etmeleri halinde diğer grup şirketlerinin de ilgili verilere sahip olacağı ve
bu verileri kullanmaya başlayacağı ve soruşturma sonucunda bu verilerin
paylaşılmasına son verilmesine ilişkin bir karara varılması durumunda, bu verilerin geri
alınması ve kullanılmasından kaynaklanan avantajların ortadan kaldırılmasının oldukça
güç olduğu açıkça ifade edilmiş ve böylelikle inceleme konusu uygulamanın, bu yönüyle
telafisi mümkün olmayan bir durum ortaya çıkaracağı belirtilmiştir. Dosyaya
soruşturmanın açılması akabinde giren WHATSAPP ve FACEBOOK arasındaki veri
paylaşımının 2016’dan bu yana devam ettiği bilgisi ise veri paylaşımının hizmetin
sunumu için ön şart olarak getirilmesinin yaratacağı geri dönülemez rekabet karşıtı
etkilerin göz ardı edilmesini meşru kılmamaktadır.
(18) Bu değerlendirmeler çerçevesinde geçici tedbir kararı alınırken eylemin pazardaki olası
etkilerinin incelenmediği ve iddiaların temellendirilmediği iddialarının yerinde olmadığı;
gerek soruşturma bildiriminde gerekse geçici tedbir kararına ilişkin gerekçeli karardaki
analiz, inceleme ve değerlendirmelerde, (i) 4054 sayılı Kanun’un ihlal edildiğine dair
delillerin mevcut olması/ ihlale dair bulguların olması, (ii) nihai karara kadar ciddi ve telafi
olunamayacak zararların ortaya çıkma ihtimalinin bulunmasına ilişkin iki şartın da açıkça
sağlandığı kanaati korunmuştur.
(19) Başvuruda bu başlık altında öne sürülen bir diğer iddia ise rekabet üzerindeki olumsuz
etkilere yönelik değerlendirmenin paylaşılan verinin niteliğine dair yanlış anlaşılmalar
üzerine kurulduğudur. Bu kapsamda taraflarca geçici tedbir kararına atıf yapılarak
WhatsApp’ın erişimine açık olduğu iddia edilen bilgilerin büyük çoğunluğu bakımından
erişimin söz konusu olmadığı, özellikle WhatsApp yazışmaların içeriğinin uçtan-uca
şifreleme yöntemi ile korunduğu belirtilmektedir.
WhatsApp uygulaması aracılığıyla hangi verilere ulaşılabildiği büyük oranda “aşırı veri
toplanması” ile ilgilidir ve bu soruşturmanın yalnızca bir boyutunu oluşturmaktadır.
Geçici tedbir kararının da paylaşılan verinin niteliğinden ziyade getirilen paylaşım
zorunluluğuna yönelik alındığı dikkate alındığında, verinin niteliğine dair öne sürülen
yanlış anlaşılma iddialarının geçici tedbir kararı alınmasına etki etmeyeceği
değerlendirilmiştir.
H. SONUÇ
(20) Düzenlenen bilgi notuna ve incelenen dosya kapsamına göre, WhatsApp LLC adına
gönderilen 04.02.2021 tarih, 14892 sayı ve WhatsApp LLC, Facebook, Inc., Facebook
Ireland Ltd. adına gönderilen 10.02.2021 tarih, 15004 sayılı başvurulara ilişkin olarak;
- Rekabet Kurulunun 11.01.2021 tarihli, 21-02/25-M sayılı kararıyla başlatılan
soruşturmanın kapsamından WhatsApp Inc.’in çıkarılmasına,
- Yapılan yeniden değerlendirme sonucunda 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü
Kanunu’nun 11. maddesi çerçevesinde Rekabet Kurulunun 11.01.2021 tarihli,
21-02/25-10 sayılı Kurul kararının kaldırılmasına, geri alınmasına,
değiştirilmesine veya yeni bir işlem yapılmasına yer olmadığına
21-13/162-69
8/12
gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 60 gün içinde Ankara İdare Mahkemelerinde yargı
yolu açık olmak üzere Kurul Üyesi Ahmet ALGAN’ın farklı gerekçesi ve OYBİRLİĞİ ile
karar verilmiştir.
Rekabet Kurulunun 11.03.2021 tarih ve 21-13/162-69 sayılı Kararına İlişkin
Farklı Gerekçe
Kurulun 11.03.2021 tarihli, 21-13/162-69 sayılı kararı ile; WhatsApp Inc.’in, Kurulun
11.01.2021 tarih ve 21-02/25-M sayılı kararı ile yürütülmekte olan soruşturma kapsamından
çıkarılmasına ve 4054 sayılı Kanun’un 9. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca geçici tedbir
alınmasına ilişkin 11.01.2021 tarihli, 21-02/25-10 sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama
Usulü Kanunu’nun 11. maddesi çerçevesinde inceleme konusu uygulamaların soruşturma
sonucunda alınacak nihai karara kadar ciddi ve telafi olunamayacak zararlar doğurma ihtimalini
haiz olduğu gerekçesiyle kaldırılmasına, geri alınmasına, değiştirilmesine veya yeni bir işlem
yapılmasına yer olmadığına karar verilmiştir. Mezkûr kararın, İdari Yargılama Usulü
Kanunu’nun 11. maddesi çerçevesinde geçici tedbirin kaldırılmasına, geri alınmasına,
değiştirilmesine veya yeni bir işlem yapılmasına yer olmadığına yer veren ikinci maddesine
aşağıda belirtilen açıklamalar nedeniyle farklı gerekçe ile katılıyorum.
Bilindiği üzere, Kurulun 11.01.2021 tarih ve 21-02/25-M sayılı kararı ile yürütülmekte
olan soruşturma kapsamında; 11.01.2021 tarih ve 21-02/25-10 sayılı kararıyla, inceleme konusu
uygulamaların soruşturma sonucunda alınacak nihai karara kadar ciddi ve telafi olunamayacak
zararlar doğurma ihtimalini haiz olduğu değerlendirilerek 4054 sayılı Kanun’un 9. maddesinin
dördüncü fıkrası uyarınca; “Facebook’un Türkiye’de, WhatsApp kullanıcılarının verilerinin 8
Şubat 2021 tarihinden itibaren başka hizmetler için kullanılmasına yönelik getirdiği koşulları
durdurması ve bu koşulları kabul eden veya bilgilendirmeyi alarak kabul etmeyen tüm
kullanıcılara veri paylaşımını içeren yeni koşulları durdurduğunu anılan tarihe kadar bildirmesi
şeklinde geçici tedbir alınmasına” karar verilmiştir.
Öte yandan, Kurum kayıtlarına 04.02.2021 ve 17.02.2021 tarihlerinde intikal eden ve
WhatsApp LLC temsilcisi tarafından iletilen yazılarda; WhatsApp’ın Facebook ile veri
paylaşımının 2016 yılından itibaren geçerli olduğu ve söz konusu veri paylaşım yetkisinin 2016
yılından beri WhatsApp’ın Gizlilik İlkeleri’nin tüm versiyonlarında yer aldığı, bilhassa
WhatsApp’ın mevcut Gizlilik İlkesi’nde “bu şirketler ailesinden (Facebook) bilgi alır ve bu
şirketlerle (Facebook) bilgi paylaşır” şeklinde bir açıklamanın bulunduğu belirtilmektedir. Bu
açıklamalardan, WhatsApp uygulamasından edinilen verilerin diğer Facebook şirketleri
tarafından kullanılması yönündeki uygulamaların 2016 yılından beri devam ettiği
anlaşılmaktadır. Ayrıca, söz konusu veri paylaşımının sadece WhatsApp’tan diğer Facebook
şirketlerine aktarılması ile sınırlı kalmadığı, Facebook şirketlerinden herhangi biri tarafından
edinilen verinin de WhatsApp tarafından kullanılabildiği, dolayısıyla veri paylaşımının iki yönlü
gerçekleştiği taraflarca ifade edilmiştir.
21-13/162-69
9/12
Geçici tedbir alınmasına ilişkin gerekçeli kararda WhatsApp’tan edinilen verilerin diğer
grup şirketleri ile paylaşılması halinde, şirketlerin bu verileri kullanmaya başlayacağı ve
soruşturma sonucunda bu verilerin paylaşılmasına son verilmesine ilişkin bir karara varılması
durumunda, bu verilerin geri alınması ve kullanılmasından kaynaklanan avantajların ortadan
kaldırılmasının oldukça güç olacağı açıkça ifade edilmiş ve böylelikle inceleme konusu
uygulamanın, bu yönüyle telafisi mümkün olmayan bir durum ortaya çıkaracağı belirtilmiştir.
Soruşturma kapsamında edinilen ve taraflar arasındaki karşılıklı veri paylaşımının 2016 yılından
beri sürdüğü bilgisi dikkate alındığında, geçici tedbir kararı ile önlenmesi hedeflenen ciddi ve
telafi olunamayacak zararın hâlihazırda gerçekleşmiş olabileceği değerlendirilmektedir.
Nitekim Alman Kartel Ofisi (Bundeskartellamt) 06 Şubat 2019 tarihli kararında7;
Facebook’un kullanıcı ve cihaz ilişkili verilerin, kendi şirketleri arasında ve diğer kaynaklardan
toplayıp işlenmesine ilişkin eylemlerini sömürücü kötüye kullanma durumu olarak belirlemiş ve
Facebook’un Almanya’daki veri işleme faaliyetlerini sınırlandırmıştır. Alman Rekabet
Otoritesinin vermiş olduğu söz konusu karar, dijital sektörlerde veri hakimiyetinin rekabet
hukuku ile birlikte değerlendirilmesi bakımından çok önemli tespitleri barındırdığı gibi bize,
ciddi ve telafi edilemeyecek rekabetçi endişelerin, Facebook iş araçlarının yanı sıra iştiraki olan
şirketlerce (WhatsApp, Instagram vs.) de halen sürdürülerek uygulandığını göstermesi açısından
önemlidir.
Kullanıcı temelli pazar payı (user-based market share) bakımından pazar payının
%95’ine sahip olduğu belirtilen Facebook’un “pazardaki rekabet açısından ilgili kişisel verilere
mükemmel erişim gücü bulunduğu” ve Facebook’un kapsamlı veri kaynaklarının sosyal ağların
bu tür kişisel verilerle yönlendirildiği göz önünde bulundurulduğunda rekabet için son derece
önemlidir8. Nitekim bu özel veriler kişiye özel reklamcılığı (targeted advertising)
kolaylaştırmaktadır. Bu açıklananlar doğrultusunda hâkim pozisyonda bulunan ve veri gücü
sayesinde pazara giriş engeli oluşturarak pazara oyuncu girişini engelleyen mevcut oyuncuların
pazardan çekilmesine sebep olan Facebook’un; Facebook dışındaki kaynaklardan kullanıcı
ve/veya cihazlarla ilgili veri toplamasına ve Facebook’ta toplanan verilerle birleştirmesine
olanak tanıyan Facebook Veri Politikası’nın kullanılmasının ve fiilen uygulanmasının, sosyal ağ
pazarındaki hakim durumun kötüye kullanılması anlamına geldiğini belirtmiştir. Zira Facebook
kullanıcılarının Facebook’u kullanabilmek için, Facebook’un kendi internet sitesi dışındaki
sitelerdeki ya da akıllı telefon uygulamalarındaki verileri de kullanabilmesini ve bu verileri
kullanıcının Facebook hesabı ile ilişkilendirebilmesi öngören hizmet koşullarını kabul ettiğini
beyan etmesi gerekmektedir. Bu da Facebook gibi çok yaygın kullanımı olan bir sosyal ağ
platformunun Instagram gibi kendi kontrolündeki sitelerden ve uygulamalardan ve kendi
kontrolünde olmasa da Facebook Business Tool özelliğini ya da Facebook Analytics hizmetini
kendi sitelerine entegre eden veya Facebook Audience Network’e dahil olan üçüncü taraf
sitelerinden veri toplayarak verileri birleştirmesine olanak sağlamaktadır. Sonuç olarak
Facebook, kullanıcılarının aslında farkında olmadan kabul ettikleri hizmet koşulları sayesinde,
7 Alman Kartel Ofisi’nin B6-22/16 sayılı Kararı,
16.pdf?__blob=publicationFile&v=5, Erişim Tarihi:20 Nisan 2021.
8 Alman Kartel Ofisi, B6-22/16 Dosya Özeti,
16.pdf?__blob=publicationFile&v=3, Erişim tarihi, 20 Nisan 2021.
21-13/162-69
10/12
her bir kullanıcısı nezdinde benzersiz bir veri tabanı elde etme imkanına sahip olmaktadır. Bu
noktada Federal Kartel Ofisi, Facebook’un açıklandığı şekilde verileri toplayarak birleştirmesine
olanak sağlayan ve kişisel veri hukukuna ayrılık teşkil ettiğini düşündüğü yapısını rekabet
hukukuna aykırı bularak bu davranışı yasaklamıştır. Nitekim Alman Rekabet Otoritesi,
Facebook’un hizmet şartlarının bir rekabet ihlaline yol açıp açmadığını tespit etmek noktasında
kişisel veri hukuku normlarını kullanarak, Facebook’un kendi uygulama ve web sitelerinden
topladığı verilerle üçüncü taraf web sitelerinden kullanıcıların bilgisi olmaksızın sitelere
yerleştirilen eklentiler sayesinde topladığı verileri birleştirmesini, sosyal ağ pazarındaki hâkim
durumunu sömürücü iş koşullarının uygulanması suretiyle kötüye kullanması olarak
değerlendirmiştir.9
4054 sayılı Kanun’un 9. maddesinin dördüncü fıkrasında geçici tedbirin, “…nihaî karara
kadar ciddî ve telafi olunamayacak zararların ortaya çıkma ihtimalinin bulunduğu durumlarda,
ihlalden önceki durumu koruyucu nitelikte ve nihaî kararın kapsamını aşmayacak şekilde...”
alınması öngörülmüştür. Bu kapsamda, Kurulun 11.01.2021 tarih ve 21-02/25-10 sayılı kararı
ile, WhatsApp verilerinin diğer Facebook şirketleri tarafından kullanılmaya başlanmasının ve
buna rıza göstermeyen kullanıcıların WhatsApp hizmetinden faydalanamayacak olmasının
engellenmesi amacıyla Güncelleme’nin durdurulmasına ilişkin alınan geçici tedbir kararının
yerinde olduğuna katılmakla birlikte, söz konusu geçici tedbir kararının mevcut durumda
Facebook şirketleri arasında 2016’dan bu yana süregelen veri paylaşımından kaynaklanan ciddi
ve telafisi mümkün olmayacak zararların önlenmesi amacına hizmet etmeyeceği
düşüncesindeyim.
Bu çerçevede, veri paylaşımının, WhatsApp’tan Facebook şirketlerine aktarım şeklinde
tek yönlü olmadığı, farklı hizmetlerden edinilen verilerin tek bir havuzda birleştiği ve tüm
Facebook hizmetlerinin sunumu için kullanıldığına ilişkin elde edilen bu yeni bilgiler ışığında,
geçici tedbir kararına konu rekabet karşıtı endişelerin çok daha ciddi bir seviyeye ulaşacağı
anlaşılmaktadır. Facebook’un, iştirakleri aracılığıyla kullanıcılardan topladığı verileri
ekseriyetle reklamcılık faaliyetlerinde kullandığı ve Facebook’un Türkiye’deki çevrim içi
reklamcılık pazarındaki konumu ve potansiyeli ele alındığında, söz konusu büyük veri
sahipliğinin çevrim içi reklamcılık hizmetlerindeki rakiplerinin pazardan dışlanmasına veya bu
pazarlardaki rekabeti sınırlamasına ve ayrıca aşırı veri toplanmasının tüketicinin sömürülmesine
yol açması kuvvetle muhtemeldir. Facebook’un iş modeline baktığımızda teşebbüsün genel
olarak gelirlerinin dağılımının %(…..) reklam ve %(…..) diğer şeklinde olduğu görülmektedir.
Facebook ve Instagram bugün dünya genelinde tüm sosyal medyanın %75’ini oluşturmakta; tüm
dijital reklam harcamaları bakımından ise yaklaşık %50 paya sahip bulunmaktadır. Diğer yandan
Facebook’un içerikten bağımsız bir tecrübe sunması da kendine en yakın değerlendirilecek
dijital platformlardan (DP) farklılaşmasını da beraberinde getirmektedir. Facebook’un hakim
durumu, karlılığı ve gelirleri her yıl artmaktayken son 10 yıldır hiçbir rakibi %5 pazar payının
üzerine çıkamamıştır.10
9 Av. Güzel Oğuzkan, Av. Çoşkun B. İrem Dijital Sektörlerde Rekabet Hukuku Uygulamaları,
digital-markets-refereed/#_ftnref31 Erişim Tarihi, 20 Nisan 2021.
10 Facebook, 2004’te kurulmuş ve zaman içinde yükselen payla sosyal ağlarda geçirdiği zamanın çok büyük payını elinde tutmaya devam
etmektedir. Youtube hariç tutulduğunda bu oran %80’lere ulaşmaktadır. Luigi Zingales ve F. Maria Lancieri, Stigler Committee on Digital
Platforms, Chicago, 2019; Fiona M. Scott Morton ve David D. Dinielli, “Roadmap for an Antitrust Case Against Facebook” Haziran 2020, ss.7-
11; “Technology and Competition: Collusion and Collisions”The Economist, 25 Şubat 2021, ss. 50-51.
21-13/162-69
11/12
Reklamlara dayalı iş modelinin başarısının ardında yatan temel olguya baktığımızda ise
teşebbüsün topladığı kişisel/davranışsal ve daha da önemlisi kişinin tercih ve gelecekteki
davranışlarını tahmin etmeyi sağlayacak kapsam ve derinlikteki veriler olduğu görülmektedir.
Bunun yanında verilerin çok sayıda kişi ve coğrafyadan toplanması ve devasa boyutu teşebbüsün
makine öğrenmesi teknolojisinde de herhangi bir rakibinin istifade edemeyeceği pozisyona sahip
olmasını sağlamaktadır. Veriler, teşebbüse “hedefli” reklam sunma kabiliyeti sağlamakta;
teşebbüs ise hedefleme yaparak reklam fiyatlarını artırabildiğinden daha fazla veri toplamaya
güdülenmektedir.
Mevcut ve potansiyel rekabeti engelleyen ve DP’ler tarafından sağlanan verilerin
niteliklerini incelediğimizde; verinin marjinal getirisinin sürekli artma eğiliminde olduğunu
görmekteyiz. Platform, kullanıcılarla ilgili ne kadar fazla veriye ve çıkarım gücüne sahipse
reklamverenlere o kadar cazip gelecektir; reklamverenlere cazip geldikçe de o kadar
büyüyecektir. Buna karşın tüketiciler kendileriyle ilgili hangi verilerin toplanıp nasıl
kullanıldığını, platformlarca ne kadar kar edildiğini bilmemekte; şayet kaliteye göre uyarlanmış
bir fiyatlama yapılsa kendilerine platform tarafından ödeme yapılması gerektiğini
anlamamaktadır. Dahası bu şekilde opak veri toplanması uygulaması piyasa geleneği haline
geldiğinden kalite rekabeti ortadan kalkmaktadır.11
Diğer yandan DP’ler yalnızca tüketiciler nezdinde değil reklamverenler nezdinde de
verilerin sağladığı gücü şeffaf olmayan davranışlarla kötüye kullanmaktadır. Şöyle ki;
reklamverenlerle verinin satışı değil talep edilen demografik gruba reklam göstermeye dayalı bir
ilişki kurmakta; reklamverenlerin müşteriler ya da potansiyel müşterilerle ilgili herhangi bir
öğrenme imkanına sahip olması engellenmektedir. İlaveten, DP’ler reklamverenlere reklam
yatırımının geri dönüşü gibi hizmetleri de paket olarak sunmakta olup bu da opaklığı ve pazar
gücünü pekiştirmektedir.
Diğer bir husus; WhatsApp uygulamasının “Gizlilik İlkeleri ve Hizmet Koşulları”dır. Bu
ilkeler “kişisel veriler”in kullanılmasının çok daha ötesinde iktisadi yapıya ciddi tesirleri olan
bir iş stratejisidir. Tüketiciler veya kullanıcılar veri ve gizlilik politikaları ile ilgili sözleşmeleri
çoğu zaman olduğu gibi (default) kabul etmektedir; okuyup anlayacak zamana sahip değildirler.
Daha da önemlisi, bireyler anlamak isteseler ve vakitten fedakarlık yapsalar da dijital platformlar
bahse konu koşulların yer aldığı metinde bilinçli olarak muğlak ifadeler kullanmakta; tüketiciler
bakımından sonuçlarının ne olabileceğine dair çıkarımı imkansız kılmaktadırlar. Yukarıda yer
alan değerlendirmelerle bir arada düşünüldüğünde, karşımızda hakim durum veya pazar gücünün
varlığının yanında bir de tüketicilerin davranışsal kısıtlarını kullanan ve dolayısıyla tüketicileri
iki taraflı zarara uğratan bir problem çıkmaktadır.12
Yukarıda ifade etmeye çalıştığım tüm bu açıklamalar çerçevesinde; 11.03.2021 tarihi
itibariyle konu bakımından genişleyen mevcut soruşturma kapsamında; 2016 yılından beri
soruşturma tarafları arasında sürmekte olan veri paylaşımından kaynaklanan ciddi ve telafi
olunamayacak zararın önlenmesi ve ihlalden önceki durumun korunması, ayrıca nihai kararın
kapsamını aşmayacak şekilde;
11 Fiona Scott Morton, P. Bouvier vd., ss. 48-55. Veri/gizlilik politikası açısından daha az müdahaleci DP’lara örnek olarak Duck Duck Go ve
Threema verilmektedir.
12 Zingales ve Lancieri, Age, s. 8.
21-13/162-69
12/12
1. Soruşturma tarafı teşebbüslerin, Türkiye’deki kullanıcıların gerek herhangi bir
Facebook ürününün kullanımıyla paylaşılan gerekse de ağ kullanırken tarayıcı veya
cihaz aracılığı ile otomatik olarak iletilen verilerinin, kendi aralarında
paylaşılmasının,
2. Kullanıcıların, soruşturma tarafı teşebbüslerden aldıkları ürün ve hizmetler
kapsamında sundukları verilerinin başka ürün ve hizmetler kapsamında
kullanılmasına yönelik getirilen koşulların,
durdurulmasını içeren yeni bir geçici tedbir kararı alınmasının gerekli olduğu kanaatindeyim.
Ahmet ALGAN
Kurul Üyesi
Full & Egal Universal Law Academy