Rekabet Kurumu Başkanlığından, REKABET KURULU KARARI Dosya Sayısı : 2025-4-043 (Devralma) Karar Sayısı : 25-36/868-512 Karar Tarihi : 25.09.2025 A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER Başkan : Birol KÜLE Üyeler : Ahmet ALGAN (İkinci Başkan), Hasan Hüseyin ÜNLÜ, Ayşe ERGEZEN, Rıdvan DURAN, Ayşe USLU CEVLEK B. RAPORTÖRLER : Bilge YILMAZ, Sadiye Sıla BAKIRCI SAÇAKLI, Orhan Enes ÖZERDEM C. BİLDİRİMDE BULUNAN : - Samsung Fire & Marine Insurance Ltd. Temsilcileri: Sezin ELÇİN, Av. Beyza TİMUR,Av. İlayda AKÇA, Nurefşan CANDEMİR Esentepe Mah. Harman 1 Sok. Nidakule Levent No:7 Kat:6 Şişli, İstanbul (1) D. DOSYA KONUSU: Hâlihazırda CENTERBRIDGE Partners LP’nin kontrolündeki Fidentia Fortuna Holdings Ltd. aracılığıyla tek kontrol edilen Fortuna Topco Limited üzerinde, Samsung Fire & Marine Insurance ve Fidentia Fortuna Holdings Ltd. tarafından ortak kontrol tesis edilmesi işlemi. (2) E. DOSYA EVRELERİ: Rekabet Kurumu (Kurum) kayıtlarına 09.07.2025 tarih ve 70343 sayılı yazı ile giren ve eksiklikleri en son 22.09.2025 tarih ve 73728 sayılı yazı ile giderilen bildirim üzerine düzenlenen 23.09.2025 tarih ve 2025-4-043/Öİ sayılı Devralma Ön İnceleme Raporu görüşülerek karara bağlanmıştır. (3) F. RAPORTÖR GÖRÜŞÜ: İlgili raporda, bildirime konu işleme izin verilmesinde sakınca bulunmadığı ifade edilmiştir. G. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME (4) Başvuruda; hâlihazırda CENTERBRIDGE Partners LP’nin (CENTERBRIDGE) kontrolündeki Fidentia Fortuna Holdings Ltd. (FIDENTIA) aracılığıyla tek kontrol edilen Fortuna Topco Limited’in (CANOPIUS) üzerinde, Samsung Fire & Marine Insurance ve Fidentia Fortuna Holdings Ltd. (SFMI) ve FIDENTIA tarafından ortak kontrol tesis edilmesi işlemine 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun (4054 sayılı Kanun) ve 2010/4 sayılı Rekabet Kurulundan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ (2010/4 sayılı Tebliğ) kapsamında izin verilmesi talep edilmektedir. (5) Bildirim konusu işlemin temelini FIDENTIA ve SFMI arasında 11.06.2025 tarihinde imzalanan Hisse Alım Sözleşmesi (SPA) ve FIDENTIA, CANOPIUS, Fortuna Midco Limited, Fortuna Holdings Limited, Mourant Corporate Trustee (Jersey) Limited (MOURANT) ve SFMI arasında işlemin kapanışı sırasında imzalanacak olan Tadil Edilmiş Hissedarlar Sözleşmesi (SHD) oluşturmakta ve işlemin ekonomik gerekçesi; (.....TİCARİ SIR…..) şeklinde belirtilmektedir. (6) 2010/4 sayılı Tebliğ’in 5. maddesinde, birleşme ve devralma sayılan hallerden biri olarak; “kontrolde kalıcı değişiklik meydana getirecek şekilde bir veya daha fazla teşebbüsün tamamının ya da bir kısmının doğrudan veya dolaylı kontrolünün, hisse ya da mal varlığının satın alınmasıyla, sözleşmeyle veya diğer bir yolla bir ya da daha fazla
25-36/868-512 2/10 teşebbüs veya hâlihazırda en az bir teşebbüsü kontrol eden bir veya daha fazla kişi tarafından devralınması” hali sayılmıştır. Aynı maddenin üçüncü fıkrasında; “Bağımsız bir iktisadi varlığın tüm işlevlerini kalıcı olarak yerine getirecek bir ortak girişimin oluşturulması, bu maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında bir devralma işlemidir. Bu tür işlemlerde, işlem taraflarının her biri devralan olarak kabul edilir.” hükmüne yer verilmiştir. (7) 2010/4 sayılı Tebliğ’in yukarıda yer verilen maddesi uyarınca ortak girişimler bakımından aranan koşullar; kurulan ortak girişimin, kurucu teşebbüsler tarafından “ortak kontrol” altında tutulması ve kurulan şirketin, “bağımsız bir iktisadi varlık” niteliği taşıması, bir diğer ifadeyle tam işlevsel olmasıdır. Öte yandan, Birleşme ve Devralma Sayılan Haller ve Kontrol Kavramı Hakkında Kılavuz’un (Kılavuz) 78. paragrafında yer alan “(…) birkaç teşebbüsün başka bir teşebbüsün tamamının ya da bir kısmının ortak kontrolünü üçüncü kişilerden devralmalarını içeren ve 17. paragrafta belirtilen kriterleri karşılayan bir işlem, tam işlevsellik kriterini göz önünde bulundurmak gerekmeksizin, Tebliğ uyarınca Kanun kapsamında bir yoğunlaşma teşkil edecektir.” açıklaması ışığında, yeni bir ortak girişimin kurulmasından farklı olarak mevcut bir teşebbüs üzerinde ortak kontrol tesis edilmesi durumunda tam işlevsellik kriterinden bağımsız olarak bir yoğunlaşma işleminin varlığı kabul edilmektedir. (8) Ortak kontrolün varlığının gerçekleşip gerçekleşmediğini tespit ederken ana teşebbüslerin eşit oy hakkına sahip olması veya karar organlarında eşit üyeyle temsil edilmesi; ana teşebbüslerden bazılarının azınlık paylarına sahip olmasına rağmen veto haklarını elinde bulundurması, oylamalarda ortak hareket edilmesi gibi hususlar belirleyici olmaktadır. Bir başka ifadeyle, ortak kontrol sadece hissedarlık yapısıyla değil, karar alma süreci, yönetim mekanizması, şirketin önemli kararlarında veto hakkının varlığı, hukuki/fiili olarak oy haklarının birlikte kullanılması ihtimalleri ve belirleyici oyun (casting vote - kesin neticeyi belirleyen oy) yokluğu gibi faktörlerin değerlendirilmesiyle, niceliksel olmaktan çok niteliksel olarak test edilen bir olgudur. (9) İşlem öncesi dönemde CANOPIUS’un hisselerinin %(.....)si FIDENTIA’ya, %(.....)sı SFMI’ya, %(.....)si ise MOURANT’a ait olup hâlihazırda şirketin paylarını elinde bulunduran teşebbüslerin FIDENTIA, SFMI ve MOURANT olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan Bildirim Formu’nda CANOPIUS’un hisselerinin %(.....)sını uhdesinde bulunduran SFMI’nın stratejik kararlar üzerinde herhangi bir veto hakkına sahip olmadığı ve CANOPIUS üzerinde CENTERBRIDGE tarafından kontrol edilen FIDENTIA’nın tek kontrolünün bulunduğu belirtilmektedir. (10) Bildirime konu işleme izin verilmesi halinde ise CANOPIUS’un paylarının %(.....)unun FIDENTIA’ya, %(.....)ünün SFMI’ye ve %(.....)sinin ise MOURANT’a ait olacağı anlaşılmaktadır. (11) Kılavuz’un 48. paragrafında “İki ya da daha fazla teşebbüs ya da kişi başka bir teşebbüs üzerinde belirleyici etki uygulama imkânına sahipse ortak kontrolden söz edilecektir.” ifadelerine yer verilmektedir. Keza Kılavuz’un “Ortak Kontrol” başlığında ise bir teşebbüs üzerinde ortak kontrolün ortaya çıkacağı durumların sayıldığı görülmektedir. Kılavuz’un 50. paragrafında “Ortak kontrol en açık biçimde oy haklarını eşit şekilde paylaşan iki ana şirketin olduğu ortak girişimlerde görülür. Bu durumda taraflar arasında bir anlaşma bulunması gerekmez. Ancak bir anlaşma varsa, ortak kontrolden bahsedilebilmesi için bu anlaşmanın, ana şirketler arasındaki eşitlik ilkesiyle tutarlı olması gerekir1. Her iki 1 Örneğin her bir ana şirketin yönetim organlarında eşit sayıda temsilcisinin olması ve hiçbir üyenin tek başına karar oyuna sahip olamaması gibi.
25-36/868-512 3/10 ana şirketin ortak girişimin karar alma organlarına eşit sayıda üye atama hakkı olduğu durumlarda da eşitlik sağlanır.” ifadeleri yer almaktadır. (12) Dosya kapsamında elde edilen bilgilerden CANOPIUS üzerinde kurulması planlanan ortak kontrole ve yönetime ilişkin hükümlerin ise FIDENTIA, FORTUNA TOPCO, FORTUNA MIDCO, FORTUNA HOLDINGS, MOURANT ve SFMI arasında imzalanan SHD kapsamında düzenlendiği anlaşılmaktadır. (13) SHD’nin ilgili hükümleri incelendiğinde, “(.....)” başlıklı maddesinde; CANOPIUS’un Yönetim Kurulu’nun en fazla (.....) üyeden oluşacağı, bu üyelerden en fazla (.....) tanesinin FIDENTIA tarafından, en fazla (.....) tanesinin SFMI tarafından, CEO ve -CEO’nun farklı kişi olması halinde- Yöneticiler Temsilcisi’nin de Yönetim Kurulu tarafından Yönetim Kurulu üyesi olarak atanabileceği hüküm altına alınmıştır. Aynı maddenin ((.....)) (.....) ise bir Yönetim Kurulu toplantısı için, toplantıya katılanlar arasında (.....) FIDENTIA ve (.....) SFMI olmak üzere (.....) şirket direktörünün bulunmasıyla toplantı yeter sayısının sağlanacağını aksi takdirde çoğunluğun sağlanmayacağını hüküm altına almaktadır. Dolayısıyla Yönetim Kurulu’nun toplanabilmesi için FIDENTIA ve SFMI temsilcilerinin toplantıya ortak iştirak etmesi gerektiği değerlendirilmektedir. (14) Bununla birlikte SPA’nın Ek-1’inde SFMI’nın belirli stratejik ve operasyonel konular (SFMI’ya Saklı Hususlar) üzerinde veto hakkının bulunacağı belirtilmiştir. SFMI’ya Saklı Hususlar SPA’nın Ek 4/c ve SHD’nin Ek 1/c bölümlerinde listelenmiş olup SFMI’nın veto hakkı kullanacağı kararların; “(.....) (.....) (.....) (.....) (.....) (.....) (.....) (.....) (.....) (.....) (.....) (.....)” olduğu anlaşılmaktadır. Bu kapsamda bahsi geçen önemli Yönetim Kurulu kararlarının alınabilmesinin SFMI tarafından atanacak Yönetim Kurulu üyelerinin yazılı onaylarının alınmasına bağlı olduğu anlaşılmaktadır. Böylelikle işlem sonrasında azınlık hissedarı konumunda olacak SFMI’nın stratejik nitelikteki kararları veto etme hakkıyla yönetimde söz sahibi olacağı değerlendirilmektedir. Ancak bu veto hakkının kullanılabilmesinin toplantı yeter sayısına ulaşılmasıyla mümkün olduğu ve toplantı yeter sayısının FIDENTIA ve SFMI’nın birlikte iştirakiyle sağlanacağı düşünüldüğünde, bildirime konu işleme izin verilmesi durumunda, hâlihazırda CENTERBRIDGE’in kontrolündeki FIDENTIA’nın tek kontrolünde bulunan CANOPIUS’un, SFMI ve FIDENTIA tarafından ortak kontrol altına alınacağı; dolayısıyla CANOPIUS üzerinde işlem taraflarınca ortak kontrol tesis edileceği sonucuna ulaşılmaktadır.
25-36/868-512 4/10 (15) Dosya kapsamında bildirilen ciro bilgileri dikkate alındığında 2010/4 sayılı Tebliğ’in 7. maddesinde belirtilen ciro eşiklerinin aşılmış olduğu ve bu sebeple bildirim konusu işlemin Kurulun iznine tabi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. (16) 2010/4 sayılı Tebliğ'in 13. maddesinin 1. fıkrasında, “Birleşme ve devralmalar değerlendirilirken özellikle; ilgili pazarın yapısı, ülke içinde veya dışında yerleşmiş olan teşebbüslerin fiili ve potansiyel rekabeti, teşebbüslerin pazardaki durumu, ekonomik ve mali güçleri, sağlayıcı ve müşteri bulabilme alternatifleri, arz kaynaklarına ulaşabilme imkânı, pazarlara giriş engelleri, arz ve talep eğilimleri, tüketicilerin menfaatleri, tüketici yararına olan etkinlikler ve diğer hususlar göz önünde tutulur.” hükmü yer almaktadır. Aynı Tebliğ uyarınca, Türkiye’de, a) Taraflardan ikisinin veya daha fazlasının aynı ürün pazarında ticari faaliyette bulunduğu (yatay ilişki), b) Taraflardan en az bir tanesinin bir diğerinin faaliyet gösterdiği herhangi bir ilgili pazarın alt veya üst pazarında ticari faaliyette bulunduğu (dikey ilişki), tüm ilgili ürün pazarlarından ve ilgili coğrafi pazarlar etkilenen pazarları oluşturmaktadır. Bu bağlamda bildirilen devralma işleminin ülkenin bütünü yahut bir kısmında herhangi bir mal veya hizmet piyasasındaki etkin rekabetin önemli ölçüde azaltılması sonucunu doğurup doğurmayacağının etkilenen pazarlar bakımından değerlendirilmesi gerekmektedir. (17) Tarafların faaliyetleri incelendiğinde, ortak girişim tarafı konumunda olan Güney Kore merkezli SFMI’nın faaliyet portföyünü; yangın, denizcilik, kara taşıtı, kaza, sorumluluk, uzun vadeli bireysel koruma ve bireysel emeklilik dâhil olmak üzere çeşitli sigorta ürünleri ile emeklilik planlarının oluşturduğu görülmektedir. Güney Kore dışında SFMI; Çin, ABD, Endonezya, Vietnam, Singapur ve Birleşik Krallık gibi pazarlarda gayrimenkul ve zarar, kara taşıtı ve diğer hayat dışı reasürans ürünleri sunmaktadır. 11 ülkede yaklaşık 20 ofisten oluşan küresel bir ağ üzerinden faaliyet gösteren SFMI, faaliyetlerini en genel çerçevede Birleşik Krallık merkezli iştiraki Samsung Fire & Marine Insurance Company of Europe Ltd. (SFMI EUROPE) ve Singapur merkezli iştiraki Samsung Reinsurance Pte. Ltd. (SFMI SİNGAPUR) aracılığıyla yürütmektedir. (18) SFMI’nın Türkiye’de (…..) Güney Kore’deki merkez ofisi, (…..) ve (…..) aracılığıyla Türkiye’den ciro elde etmektedir. Söz konusu teşebbüslerin Türkiye’den elde ettikleri ciroya ilişkin faaliyetleri ise en genel haliyle hayat dışı sigorta ürünlerine ilişkin olarak anlaşmalı reasürans2 ve ihtiyari (fakültatif) reasürans3 primlerinden oluşmakta olup işbu ürünler içerisinde ilk sırada paket sigortaların yer aldığı bildirilmektedir. İlaveten SFMI’nın Türkiye’deki hayat dışı reasürans faaliyetleri; (…..) kapsamaktadır. SFMI, Türkiye’de faaliyet gösteren (…..) ve çeşitli diğer sigorta ve reasürans şirketleriyle yürüttüğü işbirlikleri çerçevesinde reasürans geliri elde etmektedir. (19) Ortak girişimin diğer tarafı olan FIDENTIA ise Lloyd’s Syndicate 4444, Canopius US Insurance Inc. ve Bermuda merkezli Canopius Reinsurance Ltd. gibi temel platformlar üzerinden faaliyet gösteren küresel bir özel sigorta ve reasürans sağlayıcısı olan CANOPIUS’un kontrolünü elinde bulunduran bir holding şirketidir. CENTREBRIDGE’ten bağımsız herhangi bir ticari faaliyeti bulunmayan FIDENTIA’nın holding yapısındaki rolü dışında herhangi bir operasyonel varlığı bulunmamaktadır. Buna ek olarak FIDENTIA’nın (…..) dışında Türkiye’de faaliyet göstermemektedir. FIDENTIA’nın kontrolüne sahip olan, New York ve Londra’da ofisleri bulunan özel bir yatırım yönetim şirketi olan CENTERBRIDGE ise yatırımcıları ve iş ortakları adına özel sermaye, kredi 2 Anlaşmalı reasürans, sigorta portföyündeki tüm risklerin reasüröre devredildiği resürans türüne karşılık gelmektedir. 3 İhtiyari (fakültatif) reasürans, sigorta sağlayıcıları tarafından başvurulan ve bireysel poliçelerin veya risklerin genel bir sözleşme kapsamında ele alınması yerine ayrı ayrı müzakere edilip reasüre edilebildiği bir reasürans türüne karşılık gelmektedir.
25-36/868-512 5/10 ve ilgili stratejiler ile gayrimenkul gibi farklı yatırım alanlarında faaliyet göstermekte olup (…..) CENTERBRIDGE Türkiye’de (…..) ciro elde etmektedir. (…..) yurtiçinde ve yurtdışında faaliyet gösteren finansal kuruluşlara ve kurumsal müşterilere yönelik olarak; temel veri işleme, dijital bankacılık, yönetilen siber güvenlik hizmetleri, siber güvenlik uyumu, ödeme sistemleri, basılı ve elektronik belge dağıtımı ile düzenleyici uyum çözümleri sunmaktadır. (…..) ise dünya genelinde binek araçlar, ticari araçlar, yedek parça ve performans artırıcı çözümler sunmaktadır. (20) Bildirim Formu’nda yer alan bilgilere göre, üzerinde ortak kontrol tesis edilmesi planlanan CANOPIUS ise CANOPIUS GRUBU’nun ana kuruluşu olarak faaliyetlerini sürdürmektedir. CANOPIUS GRUBU en genel çerçevede, Lloyd’s of London piyasası bünyesinde küresel düzeyde özel ve gayrimenkul-sorumluluk sigortası ve reasürans sağlayıcılığı alanında faaliyet göstermektedir. CANOPIUS GRUBU; Birleşik Krallık, ABD, Bermuda, Singapur ve Avustralya’daki ofisleri aracılığıyla sağlık ve kaza, siber riskler, enerji, genel sorumluluk, denizcilik ve taşımacılık dahil olmak üzere çok çeşitli branşlarda sigorta hizmetleri ve havacılık, sorumluluk, denizcilik, enerji, gayrimenkul ve diğer alanlarda reasürans hizmetleri sunmaktadır. CANOPIUS GRUBU’nun şirketleri ise Türkiye’deki müşterilere sigorta teminatı sunan Lloyd’s Syndicate 4444’ü yöneten ve Canopius Managing Agents Limited, ABD merkezli bir standart dışı ve fazla riskli (excess and surplus lines) işlemlere ilişkin sigortacılık faaliyetlerini yürüten Canopius US Insurance, Inc. ve Bermuda’da reasürans alanında faaliyet gösteren Canopius Reinsurance Limited olarak sıralanabilecektir. (21) CANOPIUS’un (…..) sigorta ve hayat dışı reasürans hizmetleri aracılığı ile Türkiye’den ciro elde etmektedir. Bu kapsamda hayat dışı sigorta hizmetleri bakımından (…..)4 (…..)5 Türkiye’deki müşterilere sigorta teminatı sunmaktadır. CANOPIUS, 2024 yılında (…..) üzerinden düzenlenen (.....) adet hayat dışı sigorta poliçesi aracılığıyla Türkiye’den yaklaşık (.....) ABD doları tutarında prim geliri elde etmiş olup bu poliçeler denizcilik, enerji, yangın, kaza ve sağlık, siber riskler ve sorumluluk dâhil olmak üzere çeşitli iş kollarındaki riskleri kapsamıştır. (22) Yukarıda sunulan bilgiler ışığında işlem taraflarının faaliyetlerinin “hayat dışı sigorta hizmetleri pazarı” bakımından dikey seviyede potansiyel olarak örtüştüğü; “hayat dışı reasürans hizmetleri pazarı” bakımından ise yatay seviyede örtüştüğü anlaşılmaktadır. Bu bakımdan bildirim konusu işleme izin verilmesi halinde “hayat dışı sigorta hizmetleri pazarı”nda meydana gelecek potansiyel dikey örtüşme ve “hayat dışı reasürans hizmetleri pazarı”nda meydana gelecek yatay örtüşme kapsamında herhangi bir rekabet endişesinin doğup doğmayacağının anlaşılmasını teminen söz konusu pazarların yapısının incelenmesi gerekmektedir. (23) Sigorta hukukuna ilişkin temel yasal düzenlemelere yer verilen 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun “Sigorta Hukuku” başlıklı altıncı kitabında yer alan 1401. maddenin birinci fıkrasında sigorta sözleşmesi; “sigortacının bir prim karşılığında, kişinin para ile ölçülebilir bir menfaatini zarara uğratan tehlikenin, rizikonun, meydana gelmesi hâlinde bunu tazmin etmeyi ya da bir veya birkaç kişinin hayat süreleri sebebiyle ya da hayatlarında gerçekleşen bazı olaylar dolayısıyla bir para ödemeyi veya diğer edimlerde bulunmayı yükümlendiği sözleşme” şeklinde tanımlanmaktadır. Kurul kararları incelendiğinde ise ilgili ürün pazarının en genel haliyle “sigorta hizmetleri pazarı”6 veya daha dar bir biçimde “hayat sigortası hizmetleri pazarı”7 ve “hayat dışı sigorta hizmetleri 4 (…..) 5 (…..) 6 17.08.2005 tarih ve 05-52/795-215 sayılı Kurul kararı. 7 22.08.2007 tarih ve 07-66/806-301 sayılı ve 01.07.2010 tarih ve 10-47/886-306 sayılı Kurul kararları.
25-36/868-512 6/10 pazarı”8 olarak tanımlandığı görülmektedir. En genel ifade ile “hayat dışı sigorta hizmetleri”; kaza, hastalık/sağlık, motorlu taşıtlar, hava taşıtları, deniz taşıtları, nakliyat, yangın ve doğal afetler, genel zararlar, zorunlu trafik sigortası, hukuki koruma, nakliyeci sorumluluğu (kara yolu), hava taşıtları sorumluluğu, genel sorumluluk, demiryolu taşıtları, denizcilik sorumluluğu, kredi, sadakat, finansal kayıplar ve asistans9 gibi hayat dışı tüm sigorta hizmetlerini kapsamaktadır. (24) Reasürans hizmeti ise birincil sigortacının üstlendiği riski ikinci bir sigortacıya (reasüröre) devrettiği faaliyetler bütünü olarak ifade edilebilecektir. Reasürans hizmeti ile sigorta şirketleri, büyük rizikolara ilişkin riskleri azaltarak sermaye yönetimlerini daha etkin bir şekilde gerçekleştirebilmektedirler. Uygulamada sigorta şirketleri poliçeleri kapsamında üstlendikleri risklerin bir kısmını veya tamamını bu hizmeti sunan reasürans şirketlerine devretmekte ve bu yönüyle reasürans, sigorta şirketlerinin sigortalanması anlamına gelmektedir. Geçmiş tarihli Kurul kararları incelendiğinde ise reasürans hizmetleri pazarının, sigorta hizmetleri pazarından ayrı bir ilgili ürün pazarı olarak tanımlandığı10, reasürans hizmetlerinin ise “reüsürans hizmetleri pazarı”11 ya da “hayat dışı reasürans hizmetleri pazarı”12 olarak ele alındığı görülmektedir. (25) Bu çerçevede, sigorta şirketleri, poliçelerinden kaynaklanan risklerin bir kısmını devretmek suretiyle reasürans teminatı sağlamakta; bu durum, sigorta ve reasürans piyasaları arasında fonksiyona dayalı bir alıcı-satıcı ilişkisinin oluşmasına neden olmaktadır. Bu bağlamda, birincil sigorta hizmeti sunan teşebbüslerin alt pazarda, reasürans hizmeti sunan teşebbüslerin ise üst pazarda konumlandığı; dolayısıyla iki pazar seviyesi arasında dikey nitelikli bir piyasa yapısının mevcut olduğu değerlendirilmektedir. (26) Tüm bu açıklamalar ışığında ortak girişim taraflarından SFMI’nın nihai olarak hayat dışı reasürans hizmetleri pazarında; diğer ortak girişim tarafı CENTERBRIDGE’in (…..) pazarında, üzerinde ortak girişim tesis edilmesi öngörülen CANOPIUS’un ise hayat dışı reasürans hizmetleri pazarı ve hayat dışı sigorta hizmetleri pazarında faaliyet gösterdiği görülmektedir. Bu çerçevede hayat dışı sigorta hizmetleri pazarında faaliyet gösteren CANOPIUS ile hayat dışı reasürans hizmetleri pazarında faaliyet gösteren SFMI arasında bir potansiyel dikey örtüşme; hayat dışı reasürans hizmetleri bakımından ise yatay örtüşme bulunduğu anlaşılmaktadır. (27) Etkilenen pazarlarda teşebbüslerin pazar payları incelendiğinde Türkiye’de hayat dışı reasürans pazarında SFMI’nın pazar payının %(.....); CANOPIUS’un pazar payının ise %25-36/868-512 7/10 payının hem yatay seviyedeki hem de dikey seviyedeki örtüşmeler bakımından %(.....)in altında, oldukça düşük ölçekte ve ihmal edilebilir düzeyde olduğu değerlendirilmektedir. (28) Nitekim Türkiye’de hayat dışı reasürans pazarında (.....) gibi yerleşik oyuncuların yanı sıra (.....), ve (.....) gibi küresel reasürans sağlayıcılarının %(.....) aşan pazar paylarıyla faaliyet gösterdiği belirtilmektedir. İlaveten SFMI’nın Türkiye’de hayat dışı sigorta pazarında faaliyet göstermediği ve CANOPIUS’un ise pazar payının %(.....) olduğu, Türkiye’de hayat dışı sigorta pazarında (.....), ve (.....) gibi çok sayıda ve büyük ölçekli teşebbüsün faaliyette bulunduğu ifade edilmektedir. Buna ek olarak SFMI’nın Türkiye’de yerleşik bir iştirakinin bulunmaması, Türkiye’deki hayat dışı reasürans hizmetlerini yurt dışındaki iştirakleri vasıtasıyla sunması, bir başka ifadeyle SFMI’nın faaliyetlerinin küresel düzeyle sınırlı olması göz önünde bulundurulduğunda, CANOPIUS ile SFMI arasındaki yatay ve potansiyel dikey örtüşmenin çok sınırlı düzeyde olduğu değerlendirilmektedir. (29) Yatay Birleşme ve Devralmaların Değerlendirilmesi Hakkında Kılavuz’un 18. paragrafında; “Birleşik teşebbüslerin ilgili pazardaki paylarının toplamının %20’nin altında olması halinde, söz konusu birleşme işleminin rekabet bakımından olumsuz etkilerinin, incelemenin derinleştirilmesini ve birleşmenin yasaklanmasını gerektirecek düzeyde olmadığı varsayılabilir.” ifadelerine yer verildiği görülmektedir. Bu bağlamda pazarın en geniş ve en dar şekilde tanımlanması durumlarında dahi birleşik teşebbüsün hayat dışı reasürans hizmetleri pazar payının %(.....)in altında olduğu, pazarın rekabetçi bir yapı arz ettiği ve bu bakımdan yoğunlaşma işleminin pazar üzerinde yaratacağı etkinin ihmal edilebilir seviyede olduğu değerlendirilmektedir. (30) Öte yandan Yatay Olmayan Birleşme ve Devralmaların Değerlendirilmesi Hakkında Kılavuz’un 28. Paragrafında; “Birleşme sonrasında HHI seviyesinin 2500’ün ve birleşik teşebbüsün her bir pazardaki pazar payının %25’in altında olması, söz konusu birleşmenin rekabetin azaltılması bakımından rekabetçi endişe yaratmadığının ilk aşamadaki göstergesi olarak kabul edilebilir.” ifadelerine yer verildiği görülmektedir. Bu bağlamda sigorta hizmetleri ve reasürans hizmetleri pazarındaki dikey örtüşmelerin de %(.....)in altında olduğu, söz konusu işleme izin verilmesi neticesinde pazarda meydana gelecek etkinin ihmal edilebilir seviyede olduğu anlaşılmaktadır. (31) Öte yandan işbu yoğunlaşma işleminin küresel seviyede yaratabileceği etkilerin de incelenmesi gerekmektedir. Küresel açıdan hayat dışı reasürans pazarında ve hayat dışı sigorta pazarında faaliyet gösteren teşebbüslerin pazar payları dikkate alındığında her iki pazarda da birleşik teşebbüs pazar payının %(.....)in altında olduğu görülmektedir. Küresel düzeyde hayat dışı sigorta pazarında (.....) %(.....)’luk pazar payı ile lider konumda bulunduğu,(.....) ve (.....)’nın ise 2021-2023 dönemi boyunca toplam brüt prim üretimi verilerinde %(.....) pazar payı eşiğini aştığı ve küresel hayat dışı sigorta sektöründeki yoğun rekabet ortamı olduğu ifade edilmektedir. Küresel hayat dışı reasürans pazarında ise (.....) %(.....)’lük pazar payıyla öncü konumda olduğu (.....) ve (.....)’nin de 2023 itibarıyla %(.....) üzerinde pazar payına sahip olduğu, küresel hayat dışı reasürans pazarında en büyük on oyuncunun toplam pazar payının %(.....)in üzerinde olduğu ve söz konusu pazarın nispeten yoğunlaşmış bir piyasa yapısına işaret ettiği ifade edilmektedir. (32) Son olarak 2010/4 sayılı Tebliğ’in 13. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca bir ortak girişim işleminin 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi açısından rekabetçi davranışların koordinasyonu riski taşıyıp taşımadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Ortak girişim kurulması işlemlerinde, ilgili hükümde bahsedilen türden bir rekabeti sınırlayıcı amaç veya etkinin; ana teşebbüslerin, kurulacak ortak girişimle aynı pazarda veya ortak girişimin yer aldığı pazarın alt ve üst pazarlarında veya bu pazarla yakın bağlantısı olan
25-36/868-512 8/10 komşu bir pazarda önemli ölçüde faaliyetlerini sürdürmekte oldukları (diğer bir anlatımla ana teşebbüsler arasındaki işbirliği riski-spillover risk) ve ortak girişim kurulmasının doğrudan sonucu olan işbirliğinin, ilgili teşebbüslere işleme konu mal ya da hizmetlerin önemli bir bölümünde rekabeti ortadan kaldırma olanağı verdiği hallerde ortaya çıktığı kabul edilmektedir. Bildirim konusu işlem bu kapsamda değerlendirildiğinde; işlem taraflarından SFMI’nın Türkiye’de hayat dışı sigorta pazarında faaliyet göstermemesi, faaliyetleri arasında potansiyel dikey örtüşme söz konusu olsa dahi mevcut durumda hayat dışı reasürans pazarı bakımından işlem taraflarının pazar paylarının ihmal edilebilir düzeyde olması gibi gerekçelerle Türkiye pazarı bakımından rekabet karşıtı bir endişe bulunmadığı anlaşılmaktadır. (33) Bu açıklamalara ek olarak SHD’nin “Sınırlayıcı Yükümlülükler” başlıklı 7. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi; (.....TİCARİ SIR…..) şeklindedir. (34) İlgili hükmün üçüncü fıkrasında ise; “(.....TİCARİ SIR…..) (.....TİCARİ SIR…..) (.....TİCARİ SIR…..) (.....TİCARİ SIR…..)” hükümleri yer almaktadır. (35) Teşebbüs tarafından gönderilen cevabi yazıda SHD’nin 7.3. maddesine ilişkin olarak; - İşbu madde ile yalnızca (.....TİCARİ SIR…..) düzenlendiği, - Bu kişilerin hâlihazırda (.....) ve (.....) olduğu, - Bu yükümlülüklerin (.....TİCARİ SIR…..), - Bu doğrultuda SHD’nin 7.3. maddesindeki hükümler, (.....) ve Birleşme ve Devralmalarda İlgili Teşebbüs, Ciro ve Yan Sınırlamalar Hakkında Kılavuz kapsamında yan sınırlama niteliği taşımadığı, - (.....TİCARİ SIR…..) - (.....) 12 ay süreyle (.....) görevden ayrılmadan önceki 12 ayda (.....) ve - Söz konusu kısıtlamaların CANOPIUS’un ticari sırlarını ve iş yöntemlerini koruyan meşru ekonomik çıkarları gözetmekte olup, standart ticari uygulamalarla uyumlu ve rekabet otoriteleri nezdinde genellikle kabul gören 12 aylık bir süreyle sınırlı olduğu hususları ifade edilmiştir. (36) Birleşme ve Devralmalarda İlgili Teşebbüs, Ciro ve Yan Sınırlamalar Hakkında Kılavuz’un (Yan Sınırlamalara İlişkin Kılavuz) 54. paragrafında; süre bakımından üç yılı aşmayan rekabet etmeme yükümlülüklerinin genel olarak makul olduğunun kabul edilebileceği belirtilmektedir. Ayrıca mezkûr Kılavuz’un 58. paragrafında rekabet etmeme yükümlülüğü ile benzer nitelikte ya da bu yükümlülüğü tamamlayıcı nitelikte olan; satıcının devre konu teşebbüsün çalışanlarını istihdam etmemesi, devre konu teşebbüse ait ticari sırları açıklamaması ve kullanmaması gibi yükümlülüklerin de rekabet etmeme yükümlülüğü ile benzer şekilde değerlendirileceği ifade edilmektedir. (37) İş Gücü Piyasalarındaki Rekabet İhlallerine Yönelik Kılavuz’da (İş Gücü Kılavuzu) iş gücüne yönelik kısıtlamaların yan sınırlama olup olmadığı değerlendirilirken kısıtlamanın asıl anlaşmadan ayrılmaz bir nitelik taşıması ve bu anlaşmanın uygulanmasına tabi kılınması, taraflar arasındaki asıl anlaşmanın uygulanabilmesi veya sürdürülebilmesi için bir sınırlamanın varlığının zorunlu olması ve asıl anlaşmanın
25-36/868-512 9/10 amacı, coğrafi kapsamı, süresi ve tarafları ile sınırlı olması gerektiği belirtilmektedir. Bu doğrultuda sınırlamanın süresinin açıkça belirlenmiş olmaması veya süresinin sınırlama ile ulaşılmak istenen amaçların elde edilmesi için zorunlu olandan fazla olması, asıl anlaşmanın uygulanması için kilit önem taşıyan çalışanlar dışındaki çalışanlara yönelik sınırlama getirilmesi yahut hangi çalışanlara yönelik sınırlama getirildiğinin açık olmaması, asıl anlaşmanın uygulandığı coğrafi bölgeyi aşacak şekilde sınırlama getirilmesi, asıl anlaşmanın taraflarından yalnızca biri veya daha az sayıdaki taraf hakkında getirilmesinin yeterli olduğu hallerde asıl anlaşmanın taraflarının tamamını veya daha fazla sayıdaki tarafı kapsayacak şekilde getirilmesi hallerinde ilgili sınırlamanın orantılılık koşulunu karşılamadığına yer verilmektedir. (38) Bu çerçevede ilk olarak SHD’nin 7.2 numaralı maddesinin a bendi kapsamında getirilen kısıtlamaya dikkat çekilmesi gerekmektedir. Anılan hüküm uyarınca, kilit personel statüsündeki (.....) yöneticinin ((.....)) istihdamı devam ettiği sürece bir başka ifadeyle bildirime konu işlem kapsamında yönetimde faaliyet gösterdiği sürece ortak girişim ile rekabet eden bir işte faaliyet göstermeyeceği taahhüt edilmiştir. Söz konusu maddenin lafzından anlaşıldığı üzere bahse konu yükümlülük Yöneticiler tarafından, ortak kontrol sahibi olacak ilgili teşebbüslere ayrı ayrı taahhüt edilmiştir. Bahse konu hükümde “(.....)” şeklinde yer verilen ifadenin belirsiz süreli izlenimi yarattığı düşünülebilecek ise de hükmün; SHD’nin 4. maddesi ile birlikte değerlendirilmesi durumunda, ortak girişimin yönetim kurulu yeniden atandıktan sonraya kadar, bir başka ifadeyle bildirime konu işlem gerçekleşinceye kadar ve dolayısıyla 3 yılı geçmeyecek şekilde geçerli olacağı anlaşılmaktadır. Bu bağlamda istihdamın devam ettiği süre zarfına işaret eden hükmün; sadece üst yönetimde yer alan kilit çalışanlara yönelik olması, işlemin gerçekleştirilmesi ve sürdürülebilmesi için gerekli olması ve 3 yılı aşmayacak şekilde kaleme alınması nedeniyle Yan Sınırlamalara İlişkin Kılavuz ve İş Gücü Kılavuzu’na uygun olduğu anlaşılmaktadır. (39) Bu çerçevede kilit yöneticilerin, şirketle ilişkilerinin kesilmesinden sonraki sürece temas eden 7.3 numaralı hükmün incelenmesi önem arz etmektedir. SHD’nin 7.3 numaralı maddesinin (a) bendi uyarınca getirilen sınırlamanın (.....) nitelikte olduğu görülmekte ve bu yönüyle çalışan ayartmama ya da rekabet etmeme yükümlülüğü kapsamında değerlendirilemeyeceği görülmektedir. Bununla birlikte 7.3 numaralı maddenin (b) bendi uyarınca ise,(.....) 12 ay süreyle rekabet etmeme yükümlülüğüne tabi olduğu düzenlenmektedir. Bahse konu hükümde öngörülen rekabet etmeme ve çalışan ayartmama yükümlülüklerinin bildirime konu işlemle sınırlı olduğu, işlemin gerçekleştirilmesi ve sürdürülebilmesi için gerekli olduğu, çalışan ayartmamaya konu çalışan grubunun sadece üst yöneticileri kapsadığı, planlanan on iki aylık sürenin ise işlemden beklenen değerin ortaya çıkabilmesi için makul olduğu ve Yan Sınırlamalara İlişkin Kılavuz ve İş Gücü Kılavuzu hükümleri uyarınca “doğrudan ilgililik”, “gereklilik” ve “orantılılık” unsurlarını taşıdığı ve yan sınırlama olarak kabul edilebileceği tespit edilmektedir. (40) Yapılan inceleme ve değerlendirmeler ışığında, etkilenen pazarların en geniş haliyle “reasürans hizmetleri pazarı” ve “sigorta hizmetleri pazarı” ya da tarafların faal olduğu en alt kırılım olarak nitelendirilebilecek şekilde “hayat dışı reasürans hizmetleri pazarı” ve “hayat dışı sigorta hizmetleri pazarı” olarak tanımlanması halinde dahi işlem taraflarının etkilenen pazarlardaki paylarının düşük olması, rakiplerinin konumu ve incelenen pazarların rekabetçi bir yapıda olması nedeniyle bildirime konu işlem ile herhangi bir pazarda başta hâkim durum yaratılması ya da bir hâkim durumun güçlendirilmesi olmak üzere ülkenin bütünü yahut bir kısmında herhangi bir mal ve hizmet piyasasındaki etkin rekabetin önemli ölçüde azaltılmasının söz konusu olmadığı dolayısıyla işleme izin verilebileceği değerlendirilmektedir.
25-36/868-512 10/10 H.SONUÇ (41) Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre, bildirim konusu işlemin 4054 sayılı Kanun’un 7. maddesi ve bu maddeye dayanılarak çıkarılan 2010/4 sayılı Rekabet Kurulundan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ kapsamında izne tabi olduğuna; işlem sonucunda etkin rekabetin önemli ölçüde azaltılmasının söz konusu olmaması nedeniyle işleme izin verilmesine, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 60 gün içinde Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açık olmak üzere OYBİRLİĞİ ile karar verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy