Rekabet Kurumu Başkanlığından, (Yargı Kararı Üzerine) REKABET KURULU KARARI Dosya Sayısı : 2021-4-051 (Soruşturma) Karar Sayısı : 26-07/230-83 Karar Tarihi : 26.02.2026 A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER Başkan : Birol KÜLE Üyeler : Ahmet ALGAN (İkinci Başkan), Şükran KODALAK, Hasan Hüseyin ÜNLÜ, Ayşe ERGEZEN, Rıdvan DURAN, Ayşe USLU CEVLEK B. RAPORTÖRLER : Yakup GÖKALP, Emine YAŞAR, Merve KOÇ, Büşra ÖZKUL C.BAŞVURUDA BULUNAN : - Resen - Gizlilik talepli başvurular D. HAKKINDA SORUŞTURMA YAPILAN : - LG Electronics Ticaret AŞ Büyükdere Cad. Bahar Sok. No:13 River Plaza Kat: 11-12 Levent/İstanbul (1) E. DOSYA KONUSU: Rekabet Kurulunun 03.08.2023 tarih ve 23-36/671-227 sayılı kararının Ankara 14. İdare Mahkemesinin 28.03.2025 tarih ve 2024/1509 E. 2025/510 K. sayılı kararıyla iptal edilmesi üzerine, mahkeme kararının gereğini yerine getirmek adına Kurulun 22.05.2025 tarih ve 25-20/494-M sayılı kararıyla LG Electronics Tic. AŞ hakkında açılan soruşturmanın akabinde Ankara Bölge İdare Mahkemesi 8. İdari Dava Dairesinin 22.01.2026 tarih ve 2025/781 E. 2026/83 K. sayılı kararı ile Ankara 14. İdare Mahkemesinin 28.03.2025 tarih ve 2024/1509 E. 2025/510 K. sayılı kararının kısmen iptal edilmesi üzerine yeniden karar alınması. (2) F. İDDİALARIN ÖZETİ: Kurulun 07.01.2021 tarihli ve 21-01/9-M sayılı kararı ile başlatılan soruşturma kapsamında yapılan yerinde incelemeler sırasında LG Electronics Tic. AŞ’nin (LG), GİPA Dayanıklı Tüketim Mamulleri Tic. AŞ (GİPA) ve alt bayiler ile yeniden satış fiyatını belirlemeye yönelik iletişim içinde olduğunu gösterir nitelikte belgelere rastlanmıştır. Bunun üzerine Kurulun 04.02.2021 ve 09.09.2021 tarihli toplantılarında alınan kararlar doğrultusunda LG ve distribütörleri hakkında resen inceleme başlatılmıştır. (3) G. DOSYA EVRELERİ: Rekabet Kurulun (Kurul) 04.06.2020 tarihli ve 20-27/340-M sayılı kararı ile Arçelik AŞ (ARÇELİK), Vestel Ticaret AŞ (VESTEL) ve BSH Ev Aletleri Sanayi ve Ticaret AŞ (BSH) hakkında 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un (4054 sayılı Kanun) 4. maddesinin ihlal edilip edilmediğinin ortaya konulması amacıyla önaraştırma yapılmasına karar vermiştir. (4) Diğer yandan Kurulun 07.01.2021 tarihli ve 21-01/9-M sayılı kararı ile Türk Philips Ticaret AŞ, Dünya Dış Ticaret Ltd. Şti., Melisa Elektrikli ve Elektronik Ev Esyaları Bilg. Don. İnş. San. Tic. AŞ, Nit-Set Ev Aletleri Paz. San. ve Tic. Ltd. Şti. ve GİPA hakkında başlatılan soruşturma kapsamında, 19.01.2021 tarihinde soruşturma tarafı GİPA’da yerinde inceleme yapılmış ve yapılan yerinde inceleme sırasında LG’nin, GİPA ve alt bayiler ile yeniden satış fiyatını belirlemeye yönelik iletişim içinde olduğunu gösterir nitelikte belgelere rastlanmıştır.
26-07/230-83 2/48 Bunun üzerine düzenlenen 29.01.2021 tarih ve 2020-2-013/BN sayılı Bilgi Notu Kurulun 04.02.2021 tarihli toplantısında görüşülmüş ve 21-06/82-M sayılı kararıyla LG ve distribütörleri hakkında 4054 sayılı Kanun’un 40. maddesinin birinci fıkrası uyarınca önaraştırma yapılmasına karar verilmiştir. (5) Anılan Kurul kararı ve Başkanlık Makamının 29.07.2021 tarihli ve 29460 sayılı olurları uyarınca başlatılan önaraştırma çerçevesinde, 03.08.2021-04.08.2021 tarihlerinde Samsung Electronics İstanbul Pazarlama ve Ticaret Ltd. Şti.’nin (SAMSUNG), LG, SVS Dayanıklı Tüketim Malları Pazarlama ve Ticaret Ltd. Şti. (SVS) ve Gürses Kurumsal Tedarik ve Elektronik Tic. Paz. AŞ’nin (GÜRSES KURUMSAL) merkezleri ve Ankara, Antalya, İstanbul, İzmir, Samsun illerindeki muhtelif bayi ve distribütörlerinde yerinde incelemeler gerçekleştirilmiştir. (6) Kurulun sırasıyla, 04.02.2021 tarih ve 21-06/82-M sayı, 25.03.2021 tarih ve 21-17/204-M sayı, 29.07.2021 tarih ve 21-36/489-M sayılı kararları ile yürütülmekte olan önaraştırma kapsamında 03.08.2021 tarihinde LG'de ve 04.08.2021 tarihinde SVS’de yapılan yerinde incelemelerin WhatsApp uygulaması üzerinden yapılan yazışmaların silinmesi suretiyle engellenmesi sebebiyle LG ve SVS hakkında Kurulun 09.09.2021 tarih ve 21-42/618-305 sayılı kararıyla idari para cezası verilmesine karar verilmiştir. (7) Yürütülen önaraştırma sonucunda hazırlanan 02.09.2021 tarihli ve 2021-4-023/ÖA Önaraştırma Raporu Kurulun 09.09.2021 tarihli toplantısında görüşülerek 21-42/617-M sayı ile ARÇELİK, BSH, LG, SAMSUNG, GÜRSES KURUMSAL, SVS hakkında soruşturma açılmasına karar verilmiştir. (8) Yürütülen soruşturma sonucunda Kurul, 03.08.2023 tarih ve 23-36/671-227 sayılı kararıyla LG’nin, yetkili satıcılarının yeniden satış fiyatına müdahalede bulunmak suretiyle 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinin ihlal ettiğine ve LG hakkında 2021 mali yılı sonunda oluşan ve Kurul tarafından belirlenen yıllık gayri safi gelirlerinin (.....) oranında olmak üzere 33.870.305,21 TL tutarında idari para cezası verilmesine karar verilmiştir. (9) Kurulun söz konusu kararının iptaline ilişkin olarak LG tarafından 4054 sayılı Kanun’un 55. maddesi uyarınca Ankara 14. İdare Mahkemesinde yargı yoluna başvurulmuştur. Ankara 14. İdare Mahkemesinin 28.03.2025 tarih E.2024/1509 K.2025/510 sayılı kararıyla, 30 (otuz) gün içinde istinaf yolu açık olmak üzere anılan Kurul kararının iptaline karar verilmiştir. (10) İlgili Mahkeme kararının yerine getirilmesi amacıyla hazırlanan 2021-4-051/BN-19 sayılı Bilgi Notu; Kurulun 22.05.2025 tarihli toplantısında görüşülmüş olup 25-20/494-M sayılı kararıyla, Ankara 14. İdare Mahkemesinin 28.03.2025 tarih ve 2024/1509 E. 2025/510 K. sayılı kararının yerine getirilmesine yönelik olarak LG hakkında 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinin ihlal edilip edilmediğinin tespiti amacıyla aynı Kanun’un 41. maddesi uyarınca soruşturma açılmasına karar verilmiştir. (11) Kurumun Hukuk Müşavirliğince; 03.08.2023 tarih ve 23-36/671-227 sayılı Kurul kararının iptali istemiyle LG tarafından açılan davada yürütmenin durdurulması talebinde bulunulmuş, ancak Ankara Bölge İdare Mahkemesi 8. İdari Dava Dairesinin 28.05.2025 tarih ve 2025/781 E. sayılı kararı ile yürütmenin durdurulması isteminin reddine karar verilmiştir. Akabinde hazırlanan 02.06.2025 tarihli ve 116240 sayılı Soruşturma Bildirimi LG tarafından 07.06.2025 tarihinde tebellüğ edilmiştir. İlaveten Kurulun 23.10.2025 tarih ve 25-40/973-M sayılı kararı uyarınca ilgili soruşturma süresinin bitiminden itibaren 6 (altı) ay uzatılmasına karar verilmiştir. Soruşturma süresinin uzatıldığına dair bildirim 23.10.2025 tarih ve 127109 sayılı belge ile LG’ye bildirilmiştir. (12) Soruşturma süreci devam ederken; Kurumun Hukuk Müşavirliği tarafından Ankara 14. İdare Mahkemesinin 28.03.2025 tarih ve 2024/1509 E. 2025/510 K. sayılı kararı ile verilen dava
26-07/230-83 3/48 konusu işlemin iptal edilmesi hususuna yönelik olarak istinaf talebinde bulunulmuştur. Bu kapsamda Ankara Bölge İdare Mahkemesi 8. İdari Dava Dairesinin 22.01.2026 tarih ve 2025/781 E. 2026/83 K. sayılı kararı ile; istinaf başvurusunun kısmen reddi ile Ankara 14. İdare Mahkemesinin 28.03.2025 tarih ve 2024/1509 E. 2025/510 K. sayılı kararının; dava konusu işleme ilişkin kısmının sonucu itibarıyla usul ve hukuka uygun olduğu, istinaf başvurusunun kabulünü gerektiren bir neden bulunmadığından başvurunun reddedildiği, LG tarafından ödenen 33.870.305,21 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte Kurum tarafından LG’ye ödenmesine ilişkin kısmı yönünden kısmen kabulü ile anılan kararın bu kısmının kaldırılmasına ve iade talebi yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. (13) H. RAPORTÖR GÖRÜŞÜ: İlgili raporda; - LG’nin, yetkili satıcılarının yeniden satış fiyatına müdahalede bulunmak suretiyle 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesini ihlal ettiği, - Bu nedenle LG’ye aynı Kanun’un 16. maddesinin üçüncü fıkrası ile 27.12.2024 tarihinde yürürlüğe giren Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hâkim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek İdari Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik’in 5. maddesi ile 6. maddesinin birinci fıkrası kapsamında idari para cezası uygulanması gerektiği, - İptale konu Rekabet Kurulu kararında tesis edilen idari para cezasının belirlenmesinde esas alınan 15.02.2009 tarihli Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hâkim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek İdari Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik ile 27.12.2024 tarihinde yürürlüğe giren Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hâkim Durumun Kötüye Kullanılması Hâlinde Verilecek İdari Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik hükümlerinin karşılaştırmalı şekilde değerlendirilmesi neticesinde teşebbüs lehine olacağı tespit edilen 27.12.2024 tarihinde yürürlüğe giren Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hâkim Durumun Kötüye Kullanılması Hâlinde Verilecek İdari Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik hükümlerinin uygulanması neticesinde teşebbüs hakkında nihai karar tarihine en yakın mali yıl olan 2024 yılının cirosu esas alınarak idari para cezasının uygulanması, bununla birlikte aleyhe hüküm verme yasağı gereği uygulanacak idari para cezasının her halükarda Rekabet Kurulunun 03.08.2023 tarihli ve 23-36/671-227 sayılı kararında belirlenen (.....) idari para cezası oranını ve 33.870.305,21 TL tutarını aşmaması gerektiği ve - 03.08.2023 tarihli ve 23-36/671-227 sayılı Rekabet Kurulu kararının Ankara 14. İdare Mahkemesinin 28.03.2025 tarihli ve 2024/1509 E. 2025/510 K. sayılı kararıyla iptal edilmesi üzerine, mahkeme kararının gereğini yerine getirmek adına 22.05.2025 tarihli ve 25-20/494-M sayılı Rekabet Kurulu kararıyla LG Electronics Tic. AŞ hakkında açılan soruşturmanın Ankara Bölge İdare Mahkemesi 8. İdari Dava Dairesinin 22.01.2026 tarihli ve 2025/781 E., 2026/83 K. sayılı kararında ulaşılan kanaat dikkate alınarak sonlandırılmasının uygun olacağı ifade edilmektedir. I. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME I.1. Hakkında Soruşturma Yürütülen Teşebbüsler I.1.1. LG Electronics Ticaret AŞ (LG) (14) 1947 yılında Güney Kore’de kurulmuş olan LG Electronics Inc., LG’nin %100 hissedarı olup nihai olarak Koo ailesi tarafından yönetilen bir aile şirketi olan LG Group’un tek
26-07/230-83 4/48 kontrolündedir. LG’nin faaliyetleri TV, ses sistemleri, IT ürünleri, beyaz eşya, iklimlendirme ürünleri (klima, ısıtma), mobil iletişim aletleri ve ev aletlerinin üretimi, satış ve pazarlaması ile satış sonrası servis hizmetleri olarak sıralanabilmektedir. I.2. İlgili Pazar I.2.1. Sektöre İlişkin Bilgi (15) İşbu dosya kapsamında; LG tarafından bayilere internet satış yasağı getirmek ve/veya yeniden satış fiyatının tespitinde bulunmak suretiyle 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinin ihlal edilip edilmediği incelenmektedir. LG’nin faaliyet gösterdiği ve inceleme konusu davranışların ilgili olduğu pazarlara ilişkin genel bilgilere aşağıda yer verilmektedir. I.2.1.1. Beyaz Eşya1 (16) Dayanıklı tüketim malları, genel olarak kullanım süresi bir yıldan uzun olan çeşitli ürünleri içermekte ve genelde beyaz eşya, küçük ev aletleri ve tüketici elektroniği şeklinde üçlü bir ayrıma tabi tutulmaktadır. Bu kapsamda beyaz eşyalar; buzdolabı, çamaşır makinesi, bulaşık makinesi, fırın, ocak, süpürge gibi temel ürünlerden; küçük ev aletleri; tost makinesi, robot, meyve presi, blender, mikser, derin dondurucu, klima, şofben, termosifon, su arıtma gibi ürünlerden ve tüketici elektroniği de genellikle eğlence için kullanılan ve televizyon, DVD oynatıcılar, telefon, bilgisayar gibi ürünlerden oluşmaktadır. (17) Beyaz eşya sektöründe Türk firmaların yanı sıra pek çok yabancı firma da faaliyet göstermekte ve sektörün hizmet kalitesinin yükseltilmesi amacıyla kurulan Türkiye Beyaz Eşya Sanayicileri Derneği’nin (TÜRKBESD) üyesi olan ARÇELİK, BSH, Electrolux Dayanıklı Tüketim Mamulleri Sanayi ve Ticaret AŞ (ELECTROLUX), Candy Hoover Euroasia Ev Gereçleri Sanayi ve Ticaret AŞ (HAIER EUROPE), Miele Elektrikli Aletler Dış Ticaret ve Pazarlama Ltd. Şti. (MIELE), Silverline Endüstri ve Ticaret AŞ (SILVERLINE) ve VESTEL, beyaz eşya sektöründe faaliyet göstermektedir. Bununla birlikte, SAMSUNG ve LG gibi çeşitli teşebbüsler TÜRKBESD üyesi olmaksızın faaliyet göstermektedir. (18) Türkiye’de beyaz eşya sektöründe faaliyet gösteren TÜRKBESD üyesi teşebbüsler ve markaları aşağıdaki tabloda yer almaktadır: Tablo 1: Beyaz Eşya Üreticisi TÜRKBESD Üyesi Teşebbüsler ve Bu Teşebbüslerin Markaları Teşebbüsler Markalar ARÇELİK Arçelik, Beko, Grundig, Blomberg, Elektrabregenz, Arctic, Leisure, Flavel, Defy, Altus ve Dawlance BSH Bosch, Profilo, Siemens, Gaggenau ELECTROLUX Electrolux HAIER EUROPE Haier, Candy, Hoover MIELE Miele SILVERLINE Silverline, Schock, Esty VESTEL Vestfrost, Regal, Vestel, Finlux, Seg Kaynak: http://www.turkbesd.org/uyeler.php Erişim Tarihi: 03.09.2022 1 Kurulun 08.02.2018 tarihli ve 18-04/49-26 sayılı kararı, http://www.turkbesd.org/ isimli internet sitesi ile TOBB Dayanıklı Tüketim Malları Faaliyet Raporu s. 5-12’den yararlanılmıştır. E.T. 03.09.2022.
26-07/230-83 5/48 Grafik 1: Türkiye’de Beyaz Eşya Sektörüne Ait Üretim ve Satış Verileri (2017-2021) Kaynak: http://www.turkbesd.org/bilgiler.php?P=22 Erişim Tarihi: 03.09.2022 (19) Türkiye, adet bazlı olarak son beş yıla ilişkin beyaz eşya sektörüne ait verilerden oluşturulmuş olan yukarıdaki tabloda görülebileceği üzere beyaz eşya üretimi ve ihracatında artan eğilim göstermektedir. 2021 yılı itibarıyla 34 milyon adet beyaz eşya üreterek Avrupa’da en büyük üretim kapasitesine sahip ülke konumunda olan Türkiye; 26 milyon adet beyaz eşya ürününün ihracatını gerçekleştirmektedir. Esas ihracat pazarı Avrupa Birliği (AB) olup 100’den fazla ülkeye ihracat yapılmaktadır. (20) TÜRKBESD’in Beyaz Eşya Sektörü Raporu’nda2 küresel anlamda odaklanılan hususların “Sürdürülebilir Etik, Çevrim içi Cihazlar, Endüstri Geçişleri ve Çok Kanallı Perakende” alanlarında yoğunlaştığı ortaya konulmuştur. Buna göre, çok kanallı perakende (omnichannel) günümüz alışkanlıklarına hitap eden bir satış şekli olarak ortaya çıkmaktadır. Beyaz eşya ürünleri için sanal gerçeklik alışveriş deneyiminin kullanım alanı bulmasıyla birlikte de sanal ve fiziksel alışveriş arasında kurulan köprü gittikçe belirginleşmeye başlamıştır. Bu bakış açısıyla beyaz eşya sektörünün değişen tüketici alışkanlıklarına uyum sağlayacak şekilde evirileceği öngörülmektedir3. I.2.1.2. Küçük Ev Aletleri (21) Günlük yaşamı kolaylaştırmak üzere satışa sunulan küçük ev aletleri; tost makinesi, ekmek kızartma makinesi, ütü, ısıtıcı, yiyecek hazırlama aletleri, süpürge, blender, mikser, mutfak robotu vb. gibi mutfak ve ev gereçleri ile saç şekillendirici gibi kişisel bakım ürünlerinden oluşmaktadır. (22) Beyaz eşya sektöründe olduğu gibi küçük ev aletleri sektöründe Küçük Ev Aletleri Sanayici ve İhracatçıları Derneği (KESİD) bulunmaktadır. Bu derneğin; ARÇELİK, Digicom Elektronik Pazarlama AŞ, Arzum Elektrikli Ev Aletleri San. ve Tic. AŞ, Aksu Mobilya Tekstil İnşaat Elektronik ve Ev Gereçleri San. ve Tic. Ltd. Şti., Eksen Makine Sanayi ve Ticaret AŞ, Arnica Pazarlama AŞ, Güneş Plastik Kalıp San. ve Tic. AŞ, Kumtel Day. Tük. Mal. Plas. San. Tic. AŞ, Korkmaz Mutfak Eşyaları San. ve Tic. AŞ, Royal Ev Aletleri Üretim Dış Tic. Ltd. Şti., Saruhan Makine ve Elektrikli Ev Eşyaları San. Tic. AŞ, TECHNOcast Otomotiv Sanayi ve 2http://www.turkbesd.org/userfiles/files/T%C3%9CRKBESD%20Beyaz%20E%C5%9Fya%20 Sekt%C3%B6r%20Raporu%20.pdf Erişim Tarihi: 12.02.2022 3http://www.turkbesd.org/userfiles/files/T%C3%9CRKBESD%20Beyaz%20E%C5%9Fya%20 Sekt%C3%B6r%20Raporu%20.pdf, Erişim Tarihi: 12.02.2022. 05.000.00010.000.00015.000.00020.000.00025.000.00030.000.00035.000.00040.000.000Toplam ÜretimToplam Yurtiçi SatışToplam İhracatToplam İthalat20172018201920202021
26-07/230-83 6/48 Ticaret AŞ, Erna Maş Makina Tic. ve San AŞ, Fanset Elektrikli Ev Aletleri San. ve Tic. AŞ ünvanlı on dört üyesi bulunmaktadır. Küçük ev aletleri sektöründe KESİD’e üye olmayan BSH, Groupe SEB, PHILIPS, SAMSUNG, VESTEL, Fakir Elektrikli Ev Aletleri Dış Ticaret AŞ, Miele Elektrikli Ev Aletleri Dış Tic. ve Paz. Ltd. Şti., Deima Elektromekanik Ürünler İnşaat Spor Malzemeleri İmalat Sanayi ve Ticaret AŞ gibi birçok teşebbüsün çeşitli markalarla Türkiye’de faaliyet gösterdiği de bilinmektedir. (23) Küçük ev aletleri yalnızca belirli bir markanın ürünlerini satan münhasır mağazalar aracılığıyla tüketiciye ulaştırılabildiği gibi büyük alanda daha fazla marka ile hizmet sunan organize perakende kanalları vasıtasıyla da pazarlanabilmektedir. Bunun yanı sıra, yerel zincir mağazalar ile geleneksel olarak faaliyetini sürdüren züccaciye mağazası gibi küçük ticari işletmeler küçük ev aletleri satışı gerçekleştirmektedir. Kurulun 05.08.2021 tarih ve 21-37/524-258 sayılı Philips kararında küçük ev aletlerinin satış kanalları aşağıdaki şekilde sınıflandırılmıştır: - Geleneksel Kanal: Distribütör ile yapılan satışları ifade etmektedir. - Halıcı Kanalı: Çok katlı, bir evin hemen hemen tüm ihtiyaçlarını karşılayacak ürün portföyüne sahip, genellikle senet ile satış yapan mağazaları ifade etmektedir (Evkur Alışveriş Merkezleri Ticaret AŞ (EVKUR), Boyner Büyük Mağazacılık vb.) - Modern Kanal: Ayrı bir ekonomik bütünlük olarak çeşitli ürün satışı yapan mağazalar ile yapılan satışları ifade etmektedir (Carrefoursa Carrefour Sabancı Ticaret Merkezi AŞ, Media Markt Turkey Ticaret Ltd. Şti. (MEDIAMARKT), Vatan Bilgisayar Sanayi ve Ticaret AŞ (VATAN), Teknosa İç ve Dış Ticaret AŞ (TEKNOSA) gibi). - Çevrim İçi Kanal: Çevrim içi alışveriş imkânı sağlayan, doğrudan iş yapılan iş ortaklarını ifade etmektedir (e-ticaret platformları vb.). (24) E-ticarete olan talebin artması ile birlikte, küçük ev aletlerinin de modern kanal ve çevrim içi kanal gibi kanallar aracılığıyla satışı giderek artmaktadır.4 I.2.1.3. Tüketici Elektroniği (25) Tüketici elektroniği sektörü dört alt başlık altında toplanmaktadır. Bunlar; ev içi elektroniği, taşınabilir elektronik cihazlar, bilgisayar ve araç içi elektroniği olarak ayrılmaktadır. Sektörün Türkiye’de ve pazarın genelinde lokomotif temel ürünü televizyondur. Televizyon üretimi küresel olarak yılda ortalama 225 milyon adetlik cihaz üretimi ve 135 milyar dolarlık cirosu ile ülkelerin ekonomik büyümesine ve istihdamına önemli katkılar yapmaktadır. Türkiye’de ARÇELİK, LG, SAMSUNG, PHILIPS, VESTEL ve Sony Eurasia Pazarlama AŞ (SONY) gibi birden fazla teşebbüsün çeşitli tüketici elektroniği ürünüyle rekabet içinde olduğu bilinmektedir. (26) Tüketici elektroniği sektörü televizyonlar, müzik sistemleri, bilgisayarlar, cep telefonları, tabletler gibi ürünleri kapsamaktadır. Tüketici elektroniği ürünlerinin teknolojik olarak “klasik” olarak değerlendirilebilecek beyaz eşya ve küçük ev aletlerinden farklılaştığı nokta barındırdıkları teknolojinin daha ileri seviyede olması ve donanımları, kullandıkları işletim sistemleri sayesinde birçok uygulama ve özelliği aynı anda kullanma imkânını tüketiciye sunmalarıdır. Dolayısıyla söz konusu ürünler, tüketicilerin gözünde beyaz eşya ve küçük ev aletlerinden ayrı bir başlık altında kategorize edilebilmektedir. (27) Yukarıdaki bilgiler ışığında, beyaz eşya, küçük ev aletleri ve tüketici elektroniği sektörlerinde farklı oyuncuların rol aldığı ve ürünlerin çeşitli satış kanalları aracılığıyla pazarlanabildiği söylenebilecektir. Beyaz eşya üretimi yapan teşebbüs sayısı küçük ev aletleri ve tüketici 4 Kurulun 16.12.2021 tarih ve 21-61/859-423 sayılı BSH Muafiyet kararı.
26-07/230-83 7/48 elektroniği sektörlerinde faaliyet gösteren teşebbüslere kıyasla daha az olmakla birlikte anılan sektörlerin tümünde çok sayıda teşebbüsün faaliyet gösterdiği görülmektedir. Özellikle beyaz eşya üretimi kapsamında sağlayıcılar, farklı gelir grubundaki tüketicilere yönelik üretimlerini farklı markalar altında gerçekleştirmektedir. Bu durum, her bir markanın hitap ettiği müşteri grubuna özel olarak farklı tür satış ve pazarlama yöntemleri kullanılabilmesi bakımından sağlayıcılara esneklik sağlamaktadır. (28) E-ticaretin gelişmesine bağlı olarak yukarıda değinilen ürün grupları bakımından çevrim içi satış kanalının toplam satışlar içindeki payı artmaktadır. Değişen tüketici alışkanlıkları, markaları çevrim içi kanalı daha etkin şekilde kullanmaya itmekte, bu sayede tüketiciler maddi bir araştırma maliyetine katlanmaksızın yüzlerce çeşit ürüne ve bu ürünlere fiyat bilgisine kolaylıkla ulaşabilmektedir. Bu durum, sağlayıcıları geleneksel kanala kıyasla daha büyük bir rekabet baskısı altında bırakmaktadır. Dolayısıyla, e-ticaret ortamları araştırma maliyetlerini düşürmesinin yanı sıra, sağlayıcılar arasındaki rekabeti artırması sayesinde de tüketici refahına olumlu etki etmektedir.5 I.2.2. İlgili Ürün Pazarı (29) İlgili Pazarın Tanımlanmasına İlişkin Kılavuz’a (Kılavuz) göre; belirli bir ürün ile o ürünle yüksek ikame edilebilirliği olan diğer ürünlerden oluşan pazar ilgili ürün pazarını oluşturmaktadır. Bir ürünün diğer bir ürünle aynı pazarda yer alabilmesi için bu ürünlerin tüketici gözünde nitelikleri, kullanım amaçları ve fiyatları açısından benzer olmaları ve birbirleriyle ikame edilmeleri gerekmektedir. Bununla birlikte talep ikamesine eşdeğer etki yarattığı durumlarda arz yönlü ikame edilebilirlik de pazarın tanımlanmasında dikkate alınmaktadır. (30) Soruşturmaya taraf olan LG ile LG’nin distribütörü konumundaki SVS’nin ürün portföyünü; bulaşık makinesi, buzdolabı, cep telefonu, çamaşır makinesi, derin dondurucu, klima, ütü, televizyon gibi elektronik ürünler oluşturmaktadır. Anılan ürünlerle ilgili ürün pazarı dayanıklı tüketim malları ana başlığının altında tüketici elektroniği, beyaz eşya ve küçük ev aletleri gibi üç alt başlıkta incelenebileceği gibi her bir alt ürün segmenti özelinde ayrı pazar tanımı da yapılabilecektir. (31) Bu çerçevede öncelikle belirtmek gerekir ki yukarıda anılan ürünlerin nitelik ve kullanım amacı ile fiyat bakımından farklılaştığı açıktır. Başka bir deyişle her bir ev elektroniği ürünü, kullanım amacı diğeriyle ikame edilemeyecek özelliği ile bir diğerinden ayrışmaktadır. Dolayısıyla, buzdolabı fiyatındaki göreli bir artış sonucunda buzdolabı ihtiyacı olan tüketicilerin talebini çamaşır makinesine yönlendirmesi olası görülmemektedir. (32) Bunun yanında, sektörde faaliyet gösteren teşebbüslerin belirtilen ürün gruplarının büyük bir bölümünde aktif olduğu görülmektedir. Ancak yine de belirtilmelidir ki, küçük ev aletleri, tüketicilerin kullanım amaçları, nitelikleri ve fiyatları bakımından birbirinden ayrılmaktadır. Söz konusu ürün grupları kendi içinde fiyat, kalite, kullanım amaçları, kullanım yeri ve nitelikleri gibi pek çok kriter bakımından farklılaşabilmektedir. (33) Konuyla ilgili geçmiş tarihli Kurul kararları incelendiğinde, 12.06.2012 tarihli ve 12-32/916-275 sayılı kararda ilgili ürün pazarlarının “ürün bazında ve ayrı ayrı olmak üzere buzdolabı (soğutucular), bulaşık makinesi, elektrikli süpürge, çamaşır makinesi, çamaşır kurutma makinesi, mikrodalga fırın, panel televizyon, fırın, ocak, küçük ev aletleri perakende satış pazarları ve dosya kapsamında ayrıca bir ayrıma gidilmesi gereği bulunmadığından diğer elektronik eşya perakende satış pazarı” olarak belirlendiği görülmektedir. İlaveten Kurulun nispeten yakın tarihli Sony6 kararında, yapılacak olan değerlendirmeyi 5 Kurulun 16.12.2021 tarih ve 21-61/859-423 sayılı BSH Muafiyet kararı. 6 Kurulun 22.11.2018 tarih ve 18-44/703-345 sayılı Sony kararı.
26-07/230-83 8/48 değiştirmeyeceğinden hareketle ilgili ürün pazarının bütüncül bir yaklaşımla “tüketici elektroniği pazarı” olarak belirlendiği görülmektedir. Kurulun 06.10.2015 tarihli ve 15-37/573-195 sayılı BSH kararında ise “ürün bazında ve ayrı ayrı olmak üzere; fırın, buzdolabı, çamaşır makinesi, bulaşık makinesi, derin dondurucu, kurutma makinesi, elektrikli süpürge, ani su ısıtıcı ve termosifon ürün gruplarının birbirinden bağımsız birer ilgili ürün pazarını teşkil ettiği” belirtilmiştir7. (34) Hakkında soruşturma yürütülen teşebbüslerin küçük ev aletleri, beyaz eşya ve tüketici elektroniği alanlarının büyük bir bölümünde faaliyette bulundukları anlaşılmaktadır. Bu itibarla, dosya kapsamında ilgili ürün pazarı en geniş haliyle “dayanıklı tüketim malları pazarı” olarak belirlenebileceği gibi; pazarın her bir ürün grubu bazında örneğin “çamaşır makinası pazarı”, “klima pazarı”, “televizyon pazarı” vb. şeklinde ayrı ayrı belirlenmesi de mümkündür. Bununla birlikte, benzer nitelikteki önceki Kurul kararları8 incelendiğinde, teşebbüslerin faaliyette bulundukları ürün gruplarına değinilmekle birlikte sonuç üzerinde belirleyici olmayacağı gerekçesiyle kesin bir pazar tanımının yapılmadığı görülmektedir. (35) Nitekim İlgili Pazarın Tanımlanmasına İlişkin Kılavuz’un 20. paragrafında "... inceleme konusu işlem, gerek ürün gerekse coğrafi açıdan olası alternatif pazar tanımları çerçevesinde rekabet açısından endişeler yaratmıyorsa ya da alternatif tüm tanımlar açısından rekabeti bozucu bir etki söz konusu oluyorsa pazar tanımı yapılmayabilir." ifadesine yer verilerek, alternatif pazar tanımlarının sonucu etkilemediği durumlarda ilgili pazarın tayin edilmeyebileceği belirtilmiştir. İşbu çerçevede dosya konusu iddialara ilişkin yapılacak değerlendirmeleri değiştirmeyeceği düşünüldüğünden ilgili ürün pazarı tanımı yapılmasına gerek görülmemiştir. I.2.3. İlgili Coğrafi Pazar (36) İlgili coğrafi pazar belirlenirken, ilgili mal ve hizmetlerin özellikleri ile tüketici tercihleri bakımından giriş engellerinin, ilgili bölge ile komşu bölgeler arasında teşebbüslerin pazar payları veya mal ve hizmetlerin fiyatları bakımından hissedilir bir farklılığın olup olmadığı gibi unsurlar dikkate alınmaktadır. İnceleme konusu ilgili ürün pazarlarında yer alan ürünler bakımından pazara giriş, arz kaynaklarına ulaşım, üretim, dağıtım, pazarlama ve satış şartlarının bölgesel bir farklılık göstermediği göz önüne alınarak ilgili coğrafi pazar “Türkiye” olarak belirlenmiştir. I.3. Değerlendirme I.3.1. Önaraştırma ve Soruşturma Sürecinde Elde Edilen Bilgi ve Belgeler (37) Bu başlık altında öncelikle soruşturma tarafı teşebbüslerden LG’nin sağlayıcı olarak dağıtım modellerini ne şekilde belirlediklerine dair bilgilere yer verilecek akabinde yerinde incelemelerde elde edilen bulgular sıralanacaktır. I.3.1.1. LG’nin Dağıtım Modeline İlişkin Genel Bilgiler9 (38) LG markalı ürünler temel olarak; Brand Shop olarak da anılan yetkili satıcılar, toptancılar, teknoloji marketleri ve geleneksel mağazalar olmak üzere dört kanal vasıtasıyla satışa 7 Bakınız Kurulun 23.06.2011 tarihli ve 11-39/838-262 sayılı kararı, 28.11.2018 tarihli ve 18-44/703-345 sayılı kararı, 20.12.2018 tarihli ve 18-48/746-360 sayılı kararı, 13.02.2020 tarihli ve 20-10/109-65 sayılı kararı, 05.08.2021 tarihli ve 21-37/524-258 sayılı kararı, 30.09.2021 tarihli ve 21-46/671-335 sayılı kararı. 8 Kurulun 07.11.2016 tarih ve 16-37/628-279 sayılı Aral Oyun; 02.01.2020 tarih ve 20-01/13-5 Arçelik-Vestel ve 04.03.2021 tarih ve 21-11/154-63 sayılı Groupe SEB kararları. 9 LG tarafından gönderilen ve 04.02.2022 tarih, 25142 sayı ile Kurum kayıtlarına intikal eden cevabi yazıda yer alan bilgilerden derlenmiştir.
26-07/230-83 9/48 sunulmaktadır. Söz konusu satış kanallarına sağlanan finansal teşviklere ilişkin bilgiler aşağıda yer almaktadır. Yetkili Satıcılara Yönelik Uygulanan Prim ve Destek Sistemleri (39) LG tarafından yetkili satıcılara yönelik sağlanan prim ve teşvikler; - Ön Marj, - Kapasite ve Hedef Teşviki, - Seçilmiş Ürün Primi, - Kira Destek Primi, - Teşhir İskontosu, - Promosyon ve Satış Desteği (Sell-out support). olmak üzere altı kategoriye ayrılmaktadır. Primlere esas teşkil eden alım miktarı her bir yetkili satıcı özelinde farklılık göstermekle birlikte iskonto ve prim oranları tüm yetkili satıcılar bakımından aynı şekilde uygulanmaktadır. (40) Ön marj; alım üzerinden herhangi bir şarta (hacim, hedef vb.) bağlı olmaksızın LG tarafından yetkili satıcıya ilgili ayda ilan edilmiş olan tavsiye edilen perakende satış fiyatı üzerinden kesilecek KDV hariç fatura dikkate alınarak uygulanan bir iskonto türüdür. Ürün gruplarına göre uygulanacak iskonto oranı %(.....) arasında değişiklik gösterebilmektedir. (41) Kapasite ve hedef teşviki, yetkili satıcıların LG’den yaptığı alımlar üzerinden (.....) ve (.....) olmak üzere her yetkili satıcı özelinde ayrı ayrı belirlenen hedeflere bağlı ancak sabit iskonto oranlı bir destektir. Söz konusu teşvik, ilgili ürünün yeniden satışına bağlı değildir. Bu iskonto türünde ürün gruplarına göre uygulanacak iskonto oranı aylık hedefte %(.....); altı aylık hedefte ise %(.....) arasında değişiklik gösterebilmektedir. (42) Seçilmiş ürün primi, televizyon ve beyaz eşya ürünlerindeki seçilmiş ürünler için hedef alımların gerçekleşmesiyle yetkili satıcılar tarafından hak edilen sabit iskonto oranlı bir alım primidir. Bu iskonto türünde ürün gruplarına göre uygulanacak iskonto oranı %(.....) arasında değişiklik gösterebilmektedir. (43) Kira destek primi, minimum alım hedefini gerçekleştiren yetkili satıcılara sağlanan bir destek türüdür. Alışveriş merkezi mağazalarına ürün alımlarının %(.....), sokak mağazalarında %(.....)’üne kadar kira desteği uygulanmaktadır. Bir yeniden satıcının beyaz eşya kira hedefine hak kazanılabilmesi için beyaz eşya minimum (.....) hedef alım tutarının gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Televizyon ürünleri bakımından ise minimum hedef alım tutarı gerçekleştirildiği zaman ilgili yetkili satıcının kirası üzerinden %(.....) oranında destek sağlanmaktadır. (44) Teşhir iskontosu, yetkili satıcı tarafından LG’den en az (.....) ay mağazada teşhirde tutulmak üzere aynı model teşhir ürününden mağaza başına (.....) ürün alınması ve ilgili bilgilerin her (.....) LG ile paylaşılması ile hak edilen alıma bağlı bir iskonto türüdür. Söz konusu iskonto türünde ürün gruplarına göre uygulanacak iskonto oranları %(.....) arasında değişiklik göstermektedir. (45) Promosyon ve satış desteği (sell-out support), yetkili satıcı tarafından satışı ve kurulumu gerçekleştirilen ürün sayısı ve (.....) olarak ürün başına belirlenen destek tutarı kapsamında hesaplanan bir destek türüdür. Dolayısıyla yetkili satıcının tüketiciye satışını ve kurulumunu gerçekleştirdiği ürünlere bağlı olarak sağlanan ve kontrolü her bir satıcıya özel olarak verilen satış programı kayıt numarası ve yetkili satıcı tarafından sisteme yüklenen kurulum formu ile sağlanan ve yeniden satış fiyatına bağlı olmayan bir destek türüdür.
26-07/230-83 10/48 Toptancılar Kanalına Yönelik Uygulanan Prim ve Destek Sistemleri (46) Toptancılar kanalına yönelik sağlanan prim ve teşvikler ön marj, kapasite ve hedef teşviki, teşhir iskontosu, promosyon ve satış desteği (sell-out support) olmak üzere dört kategoriye ayrılmaktadır. Promosyon ve satış desteği dışındaki destekler, yetkili satıcıların yeniden satışlarına değil LG’den yapacakları alıma bağlıdır. (47) Toptancılara yönelik uygulanacak iskonto oranları; ön marj olarak adlandırılan destek sisteminde %(.....) arasında, kapasite ve hedef teşvikinde (.....) hedeflerde %(.....) arasında, teşhir iskontosunda televizyon grubunda %(.....), ses sistemlerinde %(.....), beyaz eşyada %(.....) olarak gerçekleşmektedir. Teknoloji Marketlerine Yönelik Uygulanan Prim ve Destek Sistemleri (48) Bu kanala yönelik sağlanan prim ve teşvikler ön marj, kapasite ve hedef teşviki, kira destek primi, teşhir iskontosu, promosyon ve satış desteği (sell-out support) olmak üzere beş kategoriye ayrılmaktadır. (49) Ön marj; diğer dağıtım kanallarındakine benzer şekilde teknoloji marketleri için de herhangi bir şarta bağlı olmaksızın LG tarafından ilan edilen tavsiye edilen perakende satış fiyatı üzerinden uygulanan bir iskonto türüdür. Kapasite ve hedef teşviki, yılın (.....) parçaya bölünmesiyle belirlenen hedefe bağlı bir ciro primi türüdür. Söz konusu prim ödemelerinin belirlenmesinde ilgili teknoloji marketinin LG’den alım miktarının esas alınmaktadır. (50) Kira desteği, teknomarket kanalına aylık (.....) TL sabit ve ek olarak aylık net satın alma tutarı üzerinden %(.....) oranında sağlanan bir destek türüdür. Teşhir iskontosu, televizyon ve beyaz eşya ürün gruplarına göre değişiklik göstermektedir. Televizyon ürünlerinde model türüne göre %(.....) arasında, beyaz eşya ürünlerinde ise %(.....) oranında iskonto uygulanmaktadır. Ayrıca, beyaz eşya ürünleri bakımından söz konusu teşhir iskontosu ödemesi yıllık (.....) TL ile sınırlandırılmıştır. Geleneksel Mağazalara Yönelik Uygulanan Prim ve Destek Sistemleri (51) Geleneksel mağazalara uygulanan finansal teşvikler yalnızca toplu alım sırasında uygulanmakta olan tek seferlik indirimler ile sınırlı kalmaktadır. Bu kapsamda, ilgili kanalda söz konusu alım işleminden sonra herhangi bir finansal destek sağlanmamaktadır. I.3.1.2. LG Hakkında Elde Edilen Bulgular Bulgu-1 (52) GİPA’dan alınan ve 11.01.2020 tarihinde LG Firmadan Tüketiciye (Business to Customer, B2C) Satış Müdürü (.....) ile GİPA satış personeli (.....) arasında gerçekleşen Whatsapp görüşmesinde yer alan ifadeler aşağıdaki gibidir: (.....) (.....) (.....) (.....) “Mudur” (.....) “Bir sıkıntı mı var” (.....) “Hemen ilgileniyorum kardeşim” (.....) “Bu malı satmak cok kolay” (.....) “Zincirler peynir ekmek gibi satıyor” (.....) “Kardeş. Vatan hafta başında bu fiyata geçince oda çekmiş” (.....) “şimdi düzeltiyor”
26-07/230-83 11/48 (.....) “merak etme” (.....) “zaten sadece 2 adet var” (.....) “bilgin olsun” (.....) “bende yalan yok” (.....) “inan sadece 2 adet aldı” (.....) “Tamam” (.....) “Sen bı topa gır mudur” (.....) “2 urun ıcın değmez” (.....) “3 dk içinde düzeltilecek” (.....) (.....) “işlem tamam” Bulgu-2 (53) GİPA’dan alınan ve 23.10.2020 tarihinde LG Firmadan Tüketiciye (Business to Customer, B2C) Satış Müdürü (.....) ile GİPA satış personeli (.....) arasında gerçekleşen Whatsapp görüşmesinde yer alan ifadeler aşağıdaki gibidir: (.....) “Müdür, selam. Kardeş bana hala gelen bir şey yok. Bir de ürünlerle ilgili netlik kazandı mı? Bana dönüş yapabilir misin? lütfen” (.....) (.....) “Mudur” (.....) “50 sızde ve svs de var” (.....) “Bu lısteyı benım bayılerıme atıyor su an” (.....) “Satısa ıhtıyacınız var ıse ben yardımcı olayım” (.....) “Ama rıca edıyorum koordınelı gıdelım” (.....) “Ok, haklısın”
26-07/230-83 12/48 Bulgu-3 (54) GİPA’dan alınan ve 23.11.2020 tarihinde LG Firmadan Tüketiciye (Business to Customer, B2C) Satış Müdürü (.....) ile GİPA satış personeli (.....) arasında gerçekleşen Whatsapp görüşmesinde yer alan ifadeler aşağıdaki gibidir: (.....) (.....) (.....) “Mudur” (.....) “Bılgıne” (.....) “Uyarıda bulundum” (.....) “kapatıyorlar” (.....) “Kardeşimsin Benim çamaşır makinası ile ilgilenir misin?” (.....) (.....) “Müdür, bunlar kim kardeş. tanıdığın var mı?” (.....) “Lütfen yanlış anlama. Birine fiyat verdim bana bunları gönderdi” Bulgu-4 (55) LG’den alınan ve 15.06.2021 tarihinde LG Bölgesel Satış Yöneticisi (.....) tarafından Kutup Pazarlama ve Ticaret AŞ (KUTUP) Yönetim Kurulu Üyesi (.....)ye gönderilen “tv kampanya” konulu e-postada yer alan ifadeler aşağıdaki gibidir: “(.....) Selam ; Aşağıdaki tavsiye edilen kampanya fiyatlarını uygulayabilirsin. Bol satışlar Promotion Period : 15.06- 21.06 Installation Period : 15.06-30.06
26-07/230-83 13/48 Bulgu-5 (56) LG’den alınan ve 27.07.2021 tarihinde LG Zincir Mağazalar Takım Lideri (.....), LG Zincir Mağazalar Takım Lider Yardımcısı (.....), MEDIAMARKT TV-AV10 Kategori Ürün Yöneticisi (.....) arasında gerçekleşen ve bilgide MEDIAMARKT çalışanı (.....)’ın yer aldığı “Tavsiye Kampanyalar 27-30 Temmuz” konulu e-postada yer alan ifadeler aşağıdaki gibidir. 27.07.2021(.....) “Merhaba, Tavsiye kampanyalar ekteki gibidir. Bilgilerinize, (.....)” 27.07.2021(.....) “Merhaba 2 haftayı aşkın zamandır kabul ettik fakat bu süreç alışkanlık haline gelmemeli. İlgili ürünlerin desteklerini revize eder misiniz lütfen. LGNAME MM KOD 27 - 30 Temmuz destek zarar 55UN73006LA.APDZ SS5 1214986 (.....) (.....) 55UN71006LB.APDZ 1209972 (.....) (.....) 55UN74006LB.APDZ 1209968 (.....) (.....) Saygılarımla” 27.07.2021(.....) (.....) “Merhaba Stok bitirme fiyatı olduğu için bitirene kadar böyle devam edelim die tavsiye etmiştik. Dilerseniz, stok bitirme tavsiye fiyatını yukarı doğru revise edebiliriz, fiyat çok agresif çünkü teşk” 27.07.2021(.....) “(.....) selam Yanlış anlaşılmaya mahal vermemek adına belirtmek isterim, satış fiyatlarımızı biz belirleriz. Bizim fiyatlarla ilgili bir talebimiz bulunmamakta, bizim talebimiz maliyet destekleri ile alakalı. Saygılarımla” 10 “Television-Audio visual” kısaltması olduğuna kanaat getirilmiştir.
26-07/230-83 14/48 I.3.2. LG’nin Yeniden Satış Fiyatının Belirlenmesine Yönelik Uygulamalarının 4054 Sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında Değerlendirilmesi (57) Yerinde incelemelerde elde edilen belgelerin hukuki niteliğinin ortaya konulması bakımından kararın bu bölümünde öncelikle yeniden satış fiyatının tespiti uygulamasına ilişkin mevzuat hükümlerine ve içtihada, akabinde ise LG hakkında değerlendirmelere yer verilecektir. I.3.2.1. Yeniden Satış Fiyatının Tespitine Yönelik Teorik Çerçeve (58) 4054 sayılı Kanun’un “Kapsam” başlıklı 2. maddesi; “Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde mal ve hizmet piyasalarında faaliyet gösteren ya da bu piyasaları etkileyen her türlü teşebbüsün aralarında yaptığı rekabeti engelleyici, bozucu ve kısıtlayıcı anlaşma, uygulama ve kararlar ile piyasaya hâkim olan teşebbüslerin bu hâkimiyetlerini kötüye kullanmaları ve rekabeti önemli ölçüde azaltacak birleşme ve devralma niteliğindeki her türlü hukukî işlem ve davranışlar, rekabetin korunmasına yönelik tedbir, tespit, düzenleme ve denetlemeye ilişkin işlemler bu Kanun kapsamına girer.” hükmünü haizdir. (59) 4054 sayılı Kanun’un “Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar” başlıklı 4. maddesi uyarınca “Belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemleri hukuka aykırı ve yasaktır.” Bu maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde “mal veya hizmetlerin alım ya da satım fiyatının, fiyatı oluşturan maliyet, kâr gibi unsurlar ile her türlü alım yahut satım şartlarının tespit edilmesi” yasaklanan haller arasında sayılmıştır. İlgili madde, aynı seviyede faaliyet gösteren rakip teşebbüsler arasındaki rekabeti sınırlayıcı anlaşmaları (yatay anlaşmalar) kapsadığı gibi, rakip olmayan başka bir ifadeyle tedarik zincirinin farklı seviyelerinde faaliyet gösteren teşebbüsler arasındaki anlaşmaları (dikey anlaşmalar) da kapsamaktadır. Bu yönüyle rekabeti kısıtlayıcı yeniden satış fiyatının tespiti uygulamaları, 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında bir anlaşma olarak ele alınabilmektedir. (60) 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinde ise Kurula belirli koşulları taşıyan anlaşma türlerine grup olarak muafiyet tanınmasını sağlayan ve söz konusu koşulları belirleyen tebliğler çıkarma yetkisi verilmiş bulunmaktadır. Bu doğrultuda, teşebbüslerin üretim ve dağıtım sürecini en iyi şekilde kurmalarını ve bunun sonucu olarak genellikle pazarda markalar arası rekabetin artmasını sağlayan dikey anlaşmalar, belirli koşulları sağlamaları halinde Kanun’un 4. maddesindeki yasaklamadan muaf tutulabilmektedir. (61) 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği’nin (2002/2 sayılı Tebliğ) 2. maddesinde “Üretim ve dağıtım zincirinin farklı seviyelerinde faaliyet gösteren iki ya da daha fazla teşebbüs arasında belirli mal veya hizmetlerin alımı, satımı veya yeniden satımı amacıyla yapılan anlaşmalar”ın yine bu Tebliğ’de sayılan koşulları taşıması koşuluyla 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinden muaf tutulacağı düzenlenmiştir. Bununla birlikte, 2002/2 sayılı Tebliğ’in 4. maddesinde sayılan dikey rekabet kısıtlamaları ağır rekabet sınırlaması niteliğini haiz olduğundan, bu eylemler grup muafiyetinden yararlanamamaktadır. (62) 2002/2 sayılı Tebliğ’in 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca “Tarafların herhangi birisinin baskısı veya teşvik etmesi sonucu sabit veya asgari satış fiyatına dönüşmemesi koşuluyla, sağlayıcının azami satış fiyatını belirlemesi veya tavsiye etmesi mümkündür.” Alıcıya bildirilen azami veya tavsiye nitelikteki satış fiyatlarının asgari veya sabit fiyata dönüşmemesi için, söz konusu fiyatların azami veya tavsiye niteliğinde olduğunun yayınlanan fiyat listelerinde ya da ürünün üzerinde açıkça belirtilmesi gerekmektedir. (63) Dikey Anlaşmalara İlişkin Kılavuz’un (Dikey Kılavuz) 18. paragrafında yeniden satış fiyatının tespiti uygulamasının doğrudan yapılabileceği gibi dolaylı olarak da gerçekleştirilebileceği
26-07/230-83 15/48 ifade edilmektedir. Sağlayıcı teşebbüsler, akdetmiş oldukları dikey anlaşmalara açık hüküm koymak suretiyle alıcının satış fiyatını doğrudan belirlemelerinin yanı sıra, aynı ihlali değişik uygulamalar vasıtasıyla dolaylı yollarla da gerçekleştirebilmektedirler. Alıcının kâr marjının belirlenmesi, tavsiye fiyat niteliğinde ilan edilmiş bir fiyat seviyesinden alıcının uygulayabileceği indirim oranının en üst seviyesinin belirlenmesi, alıcıya tavsiye edilen fiyatlara uyduğu oranda ilave indirimler uygulanması ya da bu fiyatlara uymaması durumunda teslimatların geciktirilmesi, askıya alınması veya anlaşmanın sona erdirilmesi şeklinde alıcının tehdit edilmesi ya da fiilen bu tür cezai yaptırımların uygulanması yeniden satış fiyatının dolaylı yoldan belirlenmesine örnek olarak verilebilir. Dikey Kılavuz’un 19. paragrafında ise, yeniden satış fiyatının belirlenmesi uygulamasına yönelik doğrudan veya dolaylı yöntemlerin, alıcıların uyguladığı fiyatların sağlayıcı tarafından izlenebildiği ve kontrol edilebildiği durumlarda daha etkili olabileceği belirtilmektedir. Örneğin, standart fiyat listelerinden farklı fiyatlardan satış yapan alıcıları rapor etme konusunda tüm alıcılara getirilecek bir yükümlülük sağlayıcının pazarda uygulanan fiyatları kontrol etmesini önemli ölçüde kolaylaştıracaktır. (64) Bu doğrultuda, sağlayıcıların yeniden satıcılarının yaptıkları satışlara yönelik yalnızca tavsiye fiyat verebildiği ve azami satış fiyatını belirleyebildiği, bunun haricinde yeniden satıcının asgari satış fiyatının belirlenmesi veya sabit fiyat oluşumuna sebebiyet verecek fiyat tespitinde bulunması eylemlerinin rekabet ihlali teşkil edeceği anlaşılmaktadır. (65) İlgili mevzuat hükümlerinden yola çıkılarak, yeniden satış fiyatına müdahale eyleminin doğrudan ve dolaylı yolla ortaya çıkabileceği görülmektedir. Bununla birlikte 2002/2 sayılı Tebliğ’de belirtildiği üzere, tavsiye niteliğindeki perakende satış fiyatlarının sağlayıcının baskı ve teşviki sonucu sabit veya asgari satış fiyatına dönüşmemesi gerekmektedir. Daha açık bir anlatımla, baskı ve teşvik unsuru, ilgili Tebliğ kapsamında muaf tutulan tavsiye niteliğinde fiyat listelerinin yayımlanmasının, aynı Tebliğ’de yasaklanan yeniden satış fiyatının tespitine dönüşüp dönüşmediğini belirleme konusunda ele alınan bir kriterdir. Bir başka deyişle, baskı ve teşvik unsuru yeniden satış fiyatına müdahale eyleminin doğrudan gerçekleştiği durumda ihlalin varlığını ortaya koymak için gerekli bir koşul olarak aranmamakta yalnızca tavsiye edilen satış fiyatlarının uygulamadaki bayilerin satış fiyatı ile paralelliğinin, bayinin inisiyatifi sonucu mu gerçekleştiğini veyahut sağlayıcının tavsiye adı altında yayımladığı fiyatlara uyum konusunda kurduğu baskı sonucunda mı geliştiğini ortaya koymak hususunda önem arz etmektedir. Dolayısıyla ilgili hükümden anlaşıldığı üzere, yeniden satış fiyatına doğrudan müdahalenin varlığını gösteren bulgular sabit olduğunda baskı ve teşvik unsuru ihlalin niteliğini ortaya koymakta belirleyici bir unsur teşkil etmemektedir. (66) Yeniden satış fiyatının tespiti davranışı, bireysel muafiyet bakımından ele alındığında, Muafiyetin Genel Esaslarına İlişkin Kılavuz’un 8. paragrafında dikey anlaşmalar bakımından yeniden satış fiyatına minimum sınır getirilmesinin amacının rekabeti sınırlamak olduğunun ilk bakışta görülebilecek kadar açık olduğu belirtilmektedir. Bunun yanında aynı Kılavuz’un 9. paragrafında anlaşmanın amaç bakımından 4. maddeyi ihlal ettiğinin tespit edilmesi durumunda; ayrıca anlaşmanın pazarda yarattığı ya da yaratacağı etkilerin araştırılmasına gerek olmadığı, anlaşmanın rekabeti sınırlamak amacıyla yapıldığının tespit edildiği hâllerde ilave olarak anlaşmanın etkilerinin de araştırılmasının ve ihlalin ağırlığının ortaya konulmasının idari yaptırımın belirlenmesi amacına yönelik olduğu yer almaktadır. (67) Buradan hareketle, yeniden satış fiyatının tespiti eylemine 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesi kapsamında bireysel muafiyet tanınmasının mümkün olmadığı değerlendirilmektedir. Zira söz konusu uygulamanın, istisnai durumlar dışında, 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinde sıralanan ve birlikte sağlanması gerektiği belirtilen muafiyet koşullarını karşılaması
26-07/230-83 16/48 beklenmeyecektir. Benzer şekilde, yeniden satış fiyatının tespiti eylemi, Türk ve AB rekabet hukukunda ağır bir dikey rekabet kısıtlaması olarak kabul edilmekte, Kurul tarafından alınan birçok kararda, Avrupa Komisyonuna (Komisyon) benzer şekilde yeniden satış fiyatının tespitinin rekabet ihlali olarak değerlendirilebilmesi için amaç unsurunun varlığının yeterli olduğu belirtilmektedir. Örnek vermek gerekirse Kurulun Baymak11 kararında; “Rekabetin en önemli unsurlarından birisi olan fiyatın, yeniden satış fiyatının tespiti yoluyla belirlenmesinin çoğunlukla, amaç bakımından bir rekabet kısıtı teşkil ettiği kabul edilmekte ve söz konusu uygulamaya 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesi kapsamında muafiyet tanınmamaktadır. Zira söz konusu uygulamanın, bazı istisnai haller dışında, 5. maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde sayılan “malların üretim veya dağıtımı ile hizmetlerin sunulmasında yeni gelişme ve iyileşmelerin ya da ekonomik veya teknik gelişmenin sağlanması” ve “tüketicilerin bundan yarar sağlaması” koşullarını karşılaması beklenmemektedir.” ifadeleriyle yeniden satış fiyatının tespitine yönelik uygulamalara bireysel muafiyet verilemeyeceği, zira anılan eylemin etkinlik kazanımı doğurmasının ve bu etkinliğin tüketiciye yansımasının mümkün olmadığı değerlendirmesinde bulunulmuştur. Keza yeniden satış fiyatının belirlenmesi neticesinde tüketiciler daha yüksek fiyatlarla karşılaşabilmektedir. Fiyat rekabetinin piyasalarda etkinliği ve dolayısıyla iktisadi refahın artırılmasını sağlayan temel unsur olduğu göz önüne alındığında, marka içi rekabetin fiyata müdahale etmek suretiyle sınırlandırılması tüketici refahını olumsuz yönde etkilemektedir. (68) Benzer şekilde Kurul, “Rekabeti bozucu nitelikte olan anlaşmalar, tarafların kendi bağımsız rekabetçi faaliyetlerini ortak çıkarlar adına gözden çıkardıkları bir yapısal çerçeve yaratır. Bu sebepten dolayı, sadece rekabete aykırı bir anlaşmaya taraf olmak, anlaşma etkilerini gerçekleştirmemiş olsa dahi yasaktır.” tespiti ile amacı rekabeti kısıtlayıcı olan bir anlaşmanın etkisinin aranmayacağını açıkça ortaya koymuştur12. Bu doğrultuda, yeniden satış fiyatının tespitinin amaç bakımından rekabeti kısıtlayıcı niteliği haiz olduğu; rekabeti kısıtlayıcı etki doğurmasa dahi anılan uygulamanın 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında ihlal olarak nitelendirilebileceği açıktır. (69) Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ışığında yeniden satış fiyatının belirlenmesine ilişkin eylemlerin geçmiş Kurul kararlarında ne şekilde ele alındığına değinmekte fayda görülmektedir. Kurulun yeniden satış fiyatının belirlenmesine ilişkin kararları incelendiğinde, büyük çoğunluğunda yeniden satış fiyatının belirlenmesinin amacı itibarıyla rekabeti kısıtlayıcı olduğu yönünde değerlendirme yapıldığı görülmektedir. Örnek vermek gerekirse, Doğuş Otomotiv kararında13, Kurul tavsiye edilen adı altında olsa dahi, yeniden satış fiyatının tespiti söz konusu olduğunda, herhangi bir inceleme yapılmasının gerekmediği ve uygulamanın doğrudan yasaklanması, cezalandırılması gerektiğini ifade etmiştir. Keza Anadolu Elektronik kararında14 “(…) amacının rekabeti kısıtlamak olduğu kabul edilen yeniden satış fiyatının tespiti uygulamalarının 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında yer aldığına şüphe bulunmamaktadır. Bu nedenle 4. madde hükmü göz önüne alındığında ihlalin ortaya konulabilmesi için yeniden satış fiyatının tespiti uygulamalarına yönelik olarak bir etki analizi yapılması zorunluluğu bulunmamaktadır.” şeklinde bir değerlendirme yapılmıştır. Daha yakın tarihli Aral Oyun15, Sony16, Groupe SEB17 ve Baymak18 kararlarında 11 Kurulun 26.03.2020 tarih ve 20-16/232-113 sayılı Baymak kararı. 12 Kurulun 19.01.2011 tarihli ve 11-04/64-26 sayılı Toros Gübre kararı. 13 Kurulun 05.10.2001 tarih ve 01-47/483-120 sayılı Doğuş Otomotiv kararı. 14 Kurulun 23.06.2011 tarih ve 11-39/838-262 sayılı Anadolu Elektronik kararı. 15 Kurulun 07.11.2016 tarih ve 16-37/628-279 sayılı Aral Oyun kararı. 16 Kurulun 22.11.2018 tarih ve 18-44/703-345 sayılı Sony kararı. 17 Kurulun 04.03.2021 tarih ve 21-11/154-63 sayılı Groupe SEB kararı. 18 Kurulun 26.03.2020 tarih ve 20-16/232-113 sayılı Baymak kararı.
26-07/230-83 17/48 da Kurul benzer şekilde yeniden satış fiyatı tespitinin amacı bakımından rekabeti sınırlayıcı olduğunu belirtmiş ve idari para cezası uygulamıştır. Bunun yanı sıra, Kurulun uzlaşma müessesesi ile sonlandırdığı Philips19 ve Singer20 kararlarında da yeniden satış fiyatına müdahale eylemi rekabeti amaç bakımından kısıtlayan ihlaller kategorisinde ele alınmıştır. (70) AB uygulamasına bakıldığında, gerek Komisyonun gerek mahkemelerin yeniden satış fiyatının belirlenmesine karşı katı bir tutum sergilediği görülmektedir. Komisyon geçmişte vermiş olduğu kararlarda21 yeniden satış fiyatını belirlediği tespit edilen teşebbüslere amaç bakımından ihlâl tespitinde bulunarak idari para cezası uygulamıştır. Keza örnek mahkeme kararları incelendiğinde de, yetkili satıcıların asgari ve/veya sabit satış fiyatlarına müdahalede bulunularak, anılan satıcıların yeniden satış fiyatlarını bağımsız bir şekilde belirlemeleri engellenerek rekabetin amaç bakımından kısıtlandığı ve Avrupa Birliği’nin İşleyişine Dair Anlaşma’nın (ABİDA) 101. maddesinin ihlal edildiği değerlendirmesinde bulunulmaktadır22. (71) Komisyon, yeniden satış fiyatının tespitine ilişkin 2018 yılında dört ayrı karar kapsamında tüketici elektroniği alanında faaliyet gösteren Asus23, Denon & Marantz24, Philips25 ve Pioneer’a26 çevrim içi kanalda satış gerçekleştiren perakendecilerin kendi satış fiyatlarını belirleme yeteneklerini sınırlandırmak yoluyla, sabit veya asgari yeniden satış fiyatını belirlemeleri gerekçesiyle idari para cezası vermiştir. Birbirinden bağımsız olarak ürünlerini düşük fiyatla satan firmalara üreticiler tarafından müdahale edildiği ve satıcı firmaların yeniden satış fiyatına uymamaları halinde mal vermenin engellenmesi gibi tehdit veya arzın kısıtlanması gibi yaptırımlarla karşılaştığı ifade edilmiştir. Ayrıca Komisyon 25.01.2019 tarihinde Guess’in perakendecilerin fiyatlarını takip ettiğini ve “tavsiye edilen” yeniden satış fiyatları ile uyuşmayan fiyatları düzeltmek için müdahalede bulunduğunu belirterek teşebbüsün rekabetin amaç bakımından kısıtlanması suretiyle ABİDA’nın 101. maddesini ihlal ettiğini tespit etmiştir27. Kararda dikkat çeken bir diğer husus, doğası gereği fiyat rekabetini kısıtlayan seçici dağıtım sisteminde, sabit veya asgari satış fiyatının belirlenmesine yönelik uygulamaların dağıtım sisteminin gerekliliklerinin ötesine geçtiği yönündeki değerlendirmedir.28 (72) İşbu soruşturmanın konusu ile benzerlik göstermesi bakımından dikkat çeken bir diğer güncel karar ise Hollanda Rekabet Otoritesinin (ACM) 2021 yılında almış olduğu Samsung Electronics29 kararıdır. Otorite tarafından yayımlanan kısa karara göre ACM, Samsung Electronics Benelux B.V.’nin (SAMSUNG ELECTRONICS) yeniden satıcıların televizyon ürününün internet satış fiyatlarına müdahale ettiği gerekçesiyle idari para cezasına hükmetmiştir. Karara göre SAMSUNG ELECTRONICS, tavsiye edilen satış fiyatı adı altında yeniden satıcıların satış fiyatlarını kendisinin arzu ettiği seviyeye yükseltmelerini sağlayarak tüketicilerin daha yüksek perakende satış fiyatlarıyla karşılaşmalarına sebep olmuştur. 19 Kurulun 05.08.2021 tarih ve 21-337/524-258 sayılı Philips kararı. 20 Kurulun 30.09.2021 tarih ve 21-46/672-336 sayılı Singer kararı. 21 Case COMP.F.1/35.918 (2000); Case COMP.F.2/36.693 (2001). 22Binon v AMP, C-243/83; VVR v Sociale Dienst van de Plaatselijke en Gewestelijke Overheidsdiensten, C-311/8; SPRL Louis Erauw-Jacquery v La Hesbignonne SC, C-27/87. 23 Case COMP/AT.40465. 24 Case COMP/AT.40469. 25 Case COMP/AT.40182. 26 Case COMP/AT.40181. 27 Case COMP/AT.40428. 28 Agk., para. 136. 29 Case ACM/20/040569. (Detaylı bilgi için bkz. https://www.acm.nl/en/publications/acm-fines-samsung-for-influencing-the-online-prices-of-television-sets), E.T.:05.09.2022.
26-07/230-83 18/48 (73) Beş yıl boyunca devam ettiği tespit edilen yeniden satış fiyatına müdahale eyleminin sürdürülmesini sağlayan iki tür mekanizma olduğu tespit edilmiştir: birincisi internet kanalından gerçekleştirilen satışların fiyat takibi, ikincisi ise yeniden satış fiyatına müdahale politikasına uyan yeniden satıcıların pazarda düşük fiyatla satış gerçekleştirildiğine dair yaptıkları şikâyetlerdir. Şöyle ki, SAMSUNG ELECTRONICS, internet kanalı üzerinden yeniden satıcıların satış fiyatlarının kendisinin arzu ettiği seviyenin altında olduğunu tespit ettiği anda veya buna dair bir şikâyet geldiğinde ilgili satıcı ile iletişime geçmekte ve satıcıya fiyatını yükseltmesi konusunda baskı yapmaktadır. (74) Kararda yer alan bir diğer önemli husus ise yeniden satıcıların kendi fiyatlarını bağımsız bir şekilde belirleyebildikleri sürece, bir sağlayıcının internet kanalı üzerinden perakende satış fiyatlarını takip etmesinin tek başına ihlal teşkil etmeyeceği, ancak SAMSUNG ELECTRONICS’in yeniden satıcılar ile iletişimlerinin içeriğinin bağlayıcı olmaması gereken fiyat tavsiyesinin ötesine geçmiş olduğunu içeren değerlendirmedir. ACM’ye göre sağlayıcının eylemleri neticesinde perakende seviyesinde gerçekleşen fiyat koordinasyonu ekonomik bir gerekçe barındırmamakta aksine söz konusu eylemin amacı perakende seviyesindeki rekabeti kısıtlamaktır. Para cezasının takdirinde ise otorite, fiyat koordinasyonunun sağlanmasında yaptırım veya teşvik mekanizması bulunmamasını hafifletici neden olarak görmüştür. (75) Yukarıda açıklanan mevzuat hükümleri ile konuya ilişkin örnek verilen Kurul kararları ve AB uygulamaları doğrultusunda, yeniden fiyat tespiti uygulamalarının, yeniden satıcılar arasındaki fiyat rekabetini sınırlayan ve amaç bakımından rekabet ihlali teşkil eden ve muafiyetten yararlanamayan eylemlerden olduğu görülmekte olup LG’nin yeniden satış fiyatını belirlemesine yönelik eylemlerine ilişkin yapılan değerlendirmelere devam eden bölümde yer verilmektedir. I.3.2.2. Yerinde İncelemede Elde Edilen Belgelere İlişkin Değerlendirme I.3.2.2.1. LG Hakkında Elde Edilen Yerinde İnceleme Belgelerinin Değerlendirilmesi Bulgu-1’e İlişkin Değerlendirmeler (76) Söz konusu yazışmada, LG Satış Müdürü (.....) tarafından GİPA yetkilisine gizerler.com internet sitesi üzerinden GİZERLER30 adlı bayinin satışını gerçekleştirdiği televizyon ürününün AKAKÇE adlı internet sitesindeki fiyatına ilişkin ekran görüntüsü iletilmektedir. Görüntüde en düşük fiyatlı ürünün GİZERLER tarafından satıldığı görülmektedir. Akabinde LG yetkilisi tarafından belirtilen “bir sıkıntı mı var” … “bu malı satmak çok kolay” gibi ifadelerden ekran görüntüsü paylaşılan ürünün fiyatının düşüklüğünden rahatsız olunduğu anlaşılmaktadır. Nitekim GİPA yetkilisinin cevaben gönderdiği “Vatan hafta başında bu fiyata geçince o da geçmiş” ifadesi bahse konu yetkili satıcının satış fiyatına dair konuşulduğunu doğrulamaktadır. İlaveten aynı ifadeden anlaşıldığı üzere GİPA yetkilisi ilgili satıcının fiyatını neden düşürdüğüne dair LG yetkilisine açıklama getirmektedir. Yazışmanın devamında ise GİPA çalışanının ilgili yeniden satıcı ile iletişime geçip fiyatı yükseltme konusunda uyarıda bulunduğu anlaşılmaktadır. Zira LG yetkilisine fiyatın düzeltileceği yönünde bilgi verilmektedir. Akabinde GİPA yetkilisi, bahse konu ürünün satış fiyatının istenildiği şekilde yükseltildiğine dair ekran görüntüsünü LG yetkilisine iletmektedir. Gerçekten de ilk ekran görüntüsünde fiyatı 4.199 TL olarak görünen TV modelinin fiyatının 4.599 TL’ye yükseltildiği anlaşılmaktadır. Yazışmada içeriğinden hareketle, LG’nin GİPA aracılığıyla yeniden satıcıların bağımsız bir şekilde belirlemeleri gereken yeniden satış fiyatına müdahalede bulunduğu değerlendirilmektedir. 30 Gizerler Dayanıklı Tüketim Mamulleri San. ve Tic. AŞ
26-07/230-83 19/48 (77) LG tarafından yapılan savunmada; - Bulgu-1’in LG çalışanı ile LG toptancısı konumundaki GİPA yetkilisi arasında geçen bir yazışmayı içerdiği, GİPA’nın, LG markalı ürünleri LG’den satın alıp bu ürünlerin alt bayilere satışını gerçekleştirdiği, Bulgu-1’e konu yazışmanın GİPA ile GİZERLER arasındaki ilişkiye yönelik olduğu, GİPA ile GİZERLER’in aynı aileye ait, dolayısıyla aynı ekonomik bütünlük içinde yer alan iki şirket olduğu, GİPA’nın toptancı seviyesinde, GİZERLER’in ise perakende seviyesinde faaliyet gösteren bir LG yetkili satıcısı olduğu, bir başka deyişle, GİZERLER’in bir alt bayi değil, LG’nin sözleşmeli yetkili satıcısı statüsünde ve LG’nin doğrudan satış yaptığı yetkili satıcı (brand shop) kanalında faaliyet gösterdiği, - GİPA’nın faaliyet alanı itibarıyla geleneksel kanaldaki alt bayilere satış yapmasının ve bu ağı Türkiye çapında yaygınlaştırarak güçlendirmesinin beklenmesine rağmen aile şirketi olan GİZERLER’e avantajlı koşullar sağlayarak, alt bayi kanalını güçlendirmek üzere kendisine sağlanan desteği aile şirketi olan GİZERLER lehine kullandığı, ayrıca LG’nin sözleşmeli yetkili satıcısı olan GİZERLER’in de LG markalı ürünleri LG’den ya da diğer yetkili satıcılardan satın almak yerine GİPA’dan temin ettiği, LG’nin bedavacılık sorununu ortadan kaldırmaya yönelik olan bu davranışında rekabet kurallarına aykırı herhangi bir yön bulunmadığı, - Bulgu-1 ve Bulgu-3 özelinde bağımsız bir yeniden satıcının fiyatına müdahale edilmesinin söz konusu olmadığı, LG’nin GİPA’nın alt bayilerinin sayısını ve unvanlarını dahi takip etmediği, GİPA ile LG arasındaki her iki yazışmanın da yalnızca GİPA’nın GİZERLER vasıtası ile perakende satış yaparak, toptancı kimliği ile kendi lehine avantaj yaratması ve alt bayileri rekabette dezavantajlı konuma düşürmesini konu edindiği, bu bağlamda LG ve GİPA arasındaki ilişkinin 2002/2 sayılı Tebliğ kapsamında olduğu ve aynı Tebliğ’in 4. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca LG’nin, toptancısı GİPA’nın son kullanıcıya yönelik satışlarını kısıtlamasının grup muafiyetinden yararlanır mahiyette olduğu, bu kapsamda LG’nin amacının, GİPA’nın toptancı olarak kendisine sağlanan LG markalı ürünleri alt bayilere ulaştırarak geleneksel kanalın geliştirilmesini ve etkin şekilde işlemesini sağlaması olduğu, zira Çukurova ve çevre bölgelerde yetkili satıcı sayısının az olmasından dolayı LG ürünlerinin bu bölgelere toptancılar vasıtasıyla alt bayilere ulaştırıldığı, - İlaveten LG’nin perakende fiyata müdahale etmek gibi bir amacı bulunsaydı, GİZERLER ya da başkaca yetkili satıcılar ile iletişim kurmasının ve bu yetkili satıcıların fiyatlarını takip ve kontrol etmesinin beklenen durum olacağı, ancak LG’nin, alt bayilerin alım/satım fiyatlarını kesinlikle takip etmediği ifade edilmiştir. (78) Teşebbüs tarafından dile getirilen savunmada yazışmanın GİPA ile GİZERLER arasındaki ilişkiye yönelik olduğu ve anılan şirketlerin tek teşebbüs olduğu, dolayısıyla yeniden satıcının satış fiyatına müdahalenin söz konusu olmadığı ileri sürülmektedir. Savunmada yer verilen argümanlar incelendiğinde, GİZERLER ile GİPA’nın aynı ekonomik bütünlük içinde olduğuna ilişkin iddianın somut olarak ortaya konulamadığı görülmektedir. Soruşturma kapsamında yapılan incelemede, her iki şirketin yönetiminde de aynı soyadını taşıyan bazı kişiler olduğu görülmüş olmakla birlikte anılan şirketlerin ortak bir menfaat ekseninde, tek teşebbüs olarak hareket ettiğine dair başkaca somut bir delil bulunmamaktadır. Bu
26-07/230-83 20/48 çerçevede, GİZERLER ile GİPA’nın aynı ekonomik bütünlük içinde yer aldığı iddiasının dayanaksız olduğu değerlendirilmektedir. (79) Öte yandan, GİPA ile GİZERLER’in aynı ekonomik bütünlükte olduğu savunması kabul edilse dahi, bu husus LG’nin perakende seviyede satış yapan yeniden satıcının fiyatına müdahale etmiş olduğunu değiştirmemektedir. Nitekim söz konusu yazışmada, LG’nin iddia ettiği üzere esas amacının satış fiyatına müdahaleden ziyade GİPA’nın kendi bünyesindeki GİZERLER’i kayırmasını önlemek ve bedavacılık problemini çözmek olduğu iddiasını doğrular nitelikte bir ifade bulunmamaktadır. (80) Teşebbüsün savunmasında yer alan bir diğer husus ise ilgili yazışmanın satış fiyatına müdahaleden ziyade toptancı seviyesinde faaliyet gösteren bir teşebbüsün son kullanıcılara yapacağı satışların kısıtlanmasına yönelik olduğu ve bu eylemin 2002/2 sayılı Tebliğ kapsamında muafiyetten faydalandığı yönündeki ifadesidir. 2002/2 sayılı Tebliğ’in 4. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde belirtilen istisnai duruma göre, toptancı seviyesinde faaliyet gösteren alıcının son kullanıcılara satış yapması kısıtlanabilmektedir. Böyle bir kısıtlama getirilmesi dağıtım ağının etkinliğinin korunabilmesi ve mal ve hizmetlerin uç noktalarda eşit koşullarda tüketiciye sunulabilmesi bakımından gerekli görülmektedir. (81) Bununla birlikte ilgili yazışma, toptancı seviyesinde faaliyet gösteren GİPA’nın son kullanıcılara yaptığı satışların kısıtlanmasını ve bu yolla etkinlik kazanımı hedeflendiğini gösterir herhangi bir ifade içermemekte, aksine LG’nin GİPA’dan ürün tedarik eden bayinin satış fiyatının doğrudan yükseltilmesi amacıyla hareket ettiğini göstermektedir. Zira yazışmada GİPA’nın satış yaptığı müşteri portföyüne yönelik bir ifade bulunmamakta bir başka deyişle son kullanıcılara yapılan satışların kısıtlamasını işaret edecek bir ifade yer almamaktadır. Dolayısıyla, incelenen yazışma içeriğinin LG’nin toptancı konumundaki GİPA’nın son kullanıcıya yapacağı satışları kısıtlamasına yönelik olduğu yönündeki savunmanın kabul edilmesi mümkün görünmemektedir. (82) Yer verilen açıklamalardan hareketle, Bulgu-1’de yer alan ifadelerin LG’nin bayilerin yeniden satış fiyatlarına müdahale ettiğini ortaya koyduğu ve LG’nin bu şekilde 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal ettiği sonucuna ulaşılmıştır. Bulgu-2’ye İlişkin Değerlendirmeler (83) GİPA’da gerçekleştirilen yerinde incelemede elde edilen ve LG sorumlusu ile GİPA yetkilisi arasında geçen iletişimde, GİPA yetkilisi LG satış müdüründen bazı model ürünlere ilişkin bilgi talep etmektedir. Akabinde LG satış müdürü tarafından ürün modelleri ve fiyatlarının bulunduğu liste gönderilmekte ve ürünün sadece GİPA ile diğer bir distribütör olan SVS’de bulunduğu belirtilmektedir. Yazışmanın devamında LG yetkilisi tarafından dile getirilen “Bu lısteyı benım bayılerıme atıyor su an”… “Satısa ıhtıyacınız var ıse ben yardımcı olayım” … “Ama rıca edıyorum koordınelı gıdelım” ifadelerinden yola çıkarak LG’nin GİPA’nın gerçekleştirdiği satışlara müdahale ettiği anlaşılmaktadır. Nitekim LG tarafından GİPA’nın satış gerçekleştirdiği bayilere iletilen fiyat listeleri takip edilmekte ve ürünlerin fiyatlarının düşük olduğu anlaşıldığında ilgili ürünlerin düşük fiyata satılmasını engellemek amacıyla GİPA tarafından gerçekleştirilen satışların engellenmeye çalışıldığı anlaşılmaktadır. Söz konusu ifadeler incelendiğinde LG tarafından GİPA’nın satış fiyatlarına doğrudan müdahalede bulunulduğu sonucuna ulaşılmaktadır. (84) LG tarafından yapılan savunmada; - Bulgu-2’ye konu yazışmada GİPA yetkilisinin LG satış müdüründen bazı modellerdeki ürünlere ilişkin bilgi talep ettiği, LG yetkilisinin “ama rica ediyorum koordineli gidelim” cümlesinin GİPA’nın alt bayi kanalına odaklanması amacını taşıdığı, zira GİPA’nın bu ürünleri LG’nin yetkili satıcı kanalına aktif olarak sattığı,
26-07/230-83 21/48 belgeye konu olan ürünün, satışı sona eren ve son partisi toptancı kanalına (GİPA ve SVS), alt bayileri rekabetçi kılmak amacı ile tedarik edilmiş bir ürün olduğu, dolayısıyla söz konusu belgedeki “koordineli gidelim” ifadesinin amacının satış kanalları arasındaki rekabetçi yapının korunmasına yönelik olduğu, belgenin fiyata ilişkin bir yönü bulunmadığı, tam tersine satışı destekleyici nitelikte olduğu, Nitekim GİPA’nın LG’den yaptığı alımların son üç yıldaki büyümesinin de bu hedefi gözler önüne serdiği (savunmada tablo olarak veriler sunulmuştur) ifade edilmiştir. (85) Teşebbüsün savunması belge içeriği ile birlikte ele alındığında, belirtmek gerekir ki belge içeriğinde yer alan ifadelerin, LG’nin iddia ettiği üzere “koordineli gidelim” ifadesinin amacının satış kanalları arasındaki rekabetçi yapının korunmasına yönelik olduğu sonucuna ulaşmak için yeterli olmadığı kanaatine ulaşılmıştır. İlgili yazışmanın içeriğine bakıldığında, dağıtım kanalları arasında etkinliği artırmaya yönelik bir güdüden ziyade bir distribütör tarafından bayilere gönderilen listedeki bazı TV modellerine ilişkin düşük fiyatların sorgulandığı anlaşılmaktadır. Bu çerçevede, yazışmadaki ifadelerden, “50” olarak adlandırılan 50NANO796NE kodlu TV modelinin sadece SVS adlı distribütörde ve GİPA’da bulunduğu, bu listeyi gönderen teşebbüsün bu ürünün fiyatını kırarak LG bayilerine bu listeyi gönderdiği, LG’nin ise bu fiyattan rahatsızlık duyduğu, şayet listedeki düşük fiyat, satışları artırmak amacıyla, GİPA veya GİPA’dan ürün tedarik eden bir bayi tarafından gönderilmişse, LG’nin satışların artırılması için GİPA’ya yardım etmeyi teklif ettiği ancak bunun için ürünlere ilişkin fiyatlarda LG ile koordineli hareket edilmesinin istendiği anlaşılmaktadır. Yazışamada kullanılan “Koordineli gitme” ifadesinden, LG tarafından GİPA’ya yapılacak olan yardımının piyasada oluşacak düşük fiyatları engellemeyi amaçladığı anlaşılmaktadır. (86) Sonuç olarak teşebbüsün belgeye ilişkin savunmasının kabul edilebilir nitelikte olmadığı, ilgili belgenin LG tarafından bayilerin yeniden satış fiyatına müdahale edildiğini ve böylelikle 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinin ihlal edildiğini ortaya koyduğu değerlendirilmektedir. Bulgu-3’e İlişkin Değerlendirmeler (87) GİPA’dan elde edilen ilgili belgede, LG satış müdürü tarafından GİPA yetkilisine bir televizyon modelinin D-Market Elektronik Hizmetler ve Tic. AŞ (HEPSİBURADA) isimli çevrim içi satış platformu üzerinden yapılan satış fiyatını gösteren ekran görüntüsü gönderilmekte ve uygulanan düşük fiyat konusunda gereğinin yapılması talep edilmektedir. Buna karşılık GİPA yetkilisi bir taraftan, LG’nin talebine uygun olarak, ilgili ürünün anılan platformdaki satışını kapattırırken bir yandan da TRENDYOL isimli başka bir platformda satılan düşük fiyatlı çamaşır makinalarına ait ekran görüntülerini LG’ye göndererek bu ürünleri satan satıcıların da fiyat belirleme politikasına uymadıklarını hatırlatmaktadır. Bu itibarla LG’nin yeniden satıcıların ilgili platformlardaki ürün satışlarını kapattırmasının teşebbüsün sürdürdüğü yeniden satış fiyatına müdahale politikasına hizmet eden bir eylem niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. (88) Teşebbüs tarafından yapılan savunmada; - Soruşturma Bildirimi’nde LG ile ilişkilendirilen belgelerin çoğunluğunun LG ve GİPA arasındaki iletişimi konu aldığı ve bu iletişimlerin her birinin GİPA’nın toptancılık görevini manipüle etmesinden kaynaklandığı, LG’nin alt bayileri takip etmediği, alt bayilerin isimlerini dahi bilmediği, toptancılarının alt bayileriyle olan ilişkilerine müdahil olmadığı, dahası LG’nin toptancılarına yönelik bir tavsiye edilen satış fiyatı listesi dahi bulunmadığı, LG’nin sadece perakende satışlar için geçerli olan tek bir tavsiye edilen fiyat listesi bulunduğu,
26-07/230-83 22/48 - LG’nin belgelere konu olan televizyon modellerinin ilgili dönemdeki tavsiye edilen perakende satış fiyatları ve GfK Turkey Danışmanlık ve Pazar Araştırma Hizmetleri AŞ (GFK) verilerine göre ortalama perakende satış fiyatları savunma metninde sunduğu, anılan verilerin, iddia edilenin aksine LG’nin ürünlerinin fiyatlarının yükselmesi için herhangi bir çabasının bulunmadığını, perakendecilerin tavsiye edilen satış fiyatının altına fiyatlardan satış yaptıklarını ortaya koyduğu, - Bulgu-3’ün konu edindiği yazışmada LG yetkilisinin GİPA yetkilisi ile iletişime geçmesinin nedeninin Bulgu-1 kapsamında sunulan açıklamalar ile paralel şekilde GİPA’nın toptancı konumunu aile şirketi olan GİZERLER lehine kullanmasını önleme amacını taşıdığı ifade edilmiştir. (89) LG tarafından toptancılarının alt bayileriyle olan ilişkilerine müdahil olmadığı iddia edilse de LG, bayilere gönderilen fiyat listelerinden haberdar olabilmekte, internet üzerinden yaptığı kontrollerde düşük fiyata satış yapan bayileri tespit edebilmekte ve ilgili bayinin hangi toptancının alt bayisi olduğunu bildiği durumlarda bayinin fiyatına toptancı aracılığı ile müdahale edebilmektedir. Bu itibarla teşebbüsün bayilerinin ismini dahi bilmediği, dağıtıcı ile bayi arasındaki ilişkiye müdahale etmediği yönündeki savunması kabul edilebilir bulunmamıştır. İlaveten Bulgu-1’deki savunmaların işbu belge bakımından da geçerli olduğu yönündeki savunmaya ilişkin olarak Bulgu-1’in değerlendirilmesi esnasında verilen cevaplar işbu bulgu bakımından da geçerliliğini korumaktadır. (90) Son olarak teşebbüs, bayilerin tavsiye edilen satış fiyatının altında satış yaptıklarını dolayısıyla LG’nin yeniden satış fiyatını artırmaya yönelik bir çabasının bulunmadığını belirtmektedir. Kararın ilgili bölümlerinde yer verildiği üzere, amacı itibarıyla rekabeti kısıtladığı Kurulun birçok kararında sabit olan yeniden satış fiyatına müdahale eyleminin ihlal teşkil etmesi için etkisinin ortaya konulması gerekmemektedir. Diğer bir deyişle, müdahale sonucunda bayinin satış fiyatını değiştirip değiştirmediği yahut piyasada farklı fiyatların uygulanıp uygulanmadığı hususları eylemin ihlal niteliğini ortadan kaldırmamaktadır. (91) Sonuç olarak, LG tarafından yeniden satıcıların yeniden satış fiyatlarına müdahale edildiği ve böylelikle 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinin ihlal edildiği değerlendirilmektedir. Bulgu-4’e İlişkin Değerlendirmeler (92) İlgili yazışmada LG’nin, yeniden satıcısı konumunda bulunan KUTUP’a “tavsiye edilen kampanya fiyatları” olarak ifade edilen fiyat listesini ilettiği görülmektedir. Listede, belli model televizyonlarda uygulanan mevcut kampanya fiyatları, fatura fiyatları, maliyet, ön marj gibi kalemler yer almaktadır. (93) LG tarafından yapılan savunmada; - Bulgu-4’e konu yazışmada LG yetkilisinin, yeniden satıcısı konumundaki KUTUP’a bazı ürünler bakımından tavsiye edilen kampanya fiyatlarının ve kampanyalar için LG tarafından sağlanan desteklerin bulunduğu bir tablo gönderdiği, tabloda geçen “Requested Campaign Price” ifadesinin bizzat KUTUP tarafından uygulanması tasarlanan kampanya fiyatlarını ifade ettiği, dolayısıyla LG’nin bayinin talebi doğrultusunda, bu kampanyayı uygulayabilmesi için vereceği destek miktarını hesapladığı, Soruşturma Bildirimi’nde ihlal iddialarına dayanak olarak gösterilen bu tablonun yalnızca LG’nin KUTUP ile olan ticari ilişkisi kapsamında KUTUP’un talep ettiği kampanyaların uygulanması için LG tarafından sağlanabilecek destekleri konu edindiği, tablonun üzerinde yer alan ifadede de kampanya fiyatlarının tavsiye
26-07/230-83 23/48 niteliğinde olduğunun vurgulandığı ifade edilmiştir. İlaveten teşebbüs savunmasında, KUTUP tarafından 15.06.2021 tarihi ve sonrasında farklı lokasyonlarda uygulanan perakende satış fiyatlarının (ortalama ve her bir satış özelinde münferit olarak) KUTUP tarafından talep edilen kampanya fiyatlarıyla karşılaştırmalı bir tablosu sunmuş ve tabloda yer alan ortalama fiyatlardan ve münferit satış fiyatlarından da KUTUP tarafından farklı perakende fiyatların uygulandığının ve bu fiyatların birkaç münferit istisna dışında, tavsiye edilen perakende satış fiyatlarının altında olduğunun anlaşıldığı ve bayinin talep ettiği satış desteklerinin bayinin uyguladığı perakende fiyatlardan bağımsız olarak sağlandığı, - Bunun yanı sıra teşebbüs tarafından yapılan savunmada Bulgu-4’e benzer nitelikte bir yazışma sunulduğu ve bu yazışmada da yeniden satıcının LG’den destek talep ettiği ve LG’nin de tam olarak Bulgu-4’te yer alan tabloya benzeyen formatta bir tablo göndererek desteğe yanıtını verdiği, sonuç olarak LG’nin birçok yetkili satıcıya destek verdiği ve yetkili satıcıların kendilerine sağlanan desteğin ötesinde inisiyatif alarak indirimler uyguladıkları ve LG tarafından sağlanan desteklerin LG tarafından tavsiye edilen fiyatlara uyulması şartını taşımadığı ifade edilmiştir. (94) Teşebbüsün savunması belge içeriği ile birlikte değerlendirildiğinde, LG’nin yeniden satıcısı ile paylaştığı tablonun teşebbüsün savunmasında da belirttiği üzere, LG’den sağlanan ürüne ilişkin kampanyalar, indirim oranı gibi hususlara ilişkin olduğu ve aralarındaki dikey ilişki çerçevesinde yeniden satıcının alım koşullarının konuşulduğu bir yazışma olduğu kanaatine ulaşılmıştır. Bu itibarla teşebbüsün belgeye özgü savunmasının kabul edilebileceği ve LG hakkında işbu belge bakımından ihlal isnadında bulunulamayacağı değerlendirilmektedir. Bulgu-5’e İlişkin Değerlendirmeler (95) Bulgu-5’e konu olan belgede, MEDIAMARKT çalışanı ile LG çalışanı arasında MEDIAMARKT kanalı üzerinden satışı gerçekleştirilen LG markalı ürünlerin kampanyalı fiyatlarına ilişkin bir iletişim yer almaktadır. LG, MEDIAMARKT çalışanına belli model televizyonlara ilişkin tavsiye niteliğinde olduğunu belirttiği kampanyalı fiyat listesi göndermekte, MEDIAMARKT çalışanı ise bahse konu fiyatların zarara yol açtığından bahisle destek ödemesini talep etmektedir. Bunun üzerine LG, söz konusu zararın önlenebilmesi için alternatif bir yöntem olarak MEDIAMARKT’ın satış fiyatlarını yükseltebileceği yönünde öneride bulunmaktadır. Buna karşılık MEDIAMARKT çalışanı satış fiyatına yalnızca kendilerinin karar vereceğini belirterek taleplerinin yalnızca maliyet desteği olduğunu ifade etmektedir. (96) Teşebbüs tarafından yapılan savunmada; Bulgu-5’in LG çalışanı ve MEDIAMARKT yetkilisi arasında gerçekleşen bir yazışmanın bir kısmını konu aldığı ve Soruşturma Bildiriminde yazışmanın LG açısından en lehe kısmına yer verilmediği, yazışmada MEDIAMARKT yetkilisinin zarar ettiklerinden hareketle LG’den destek talep ettiği, ancak LG yetkilisinin destek talebini reddettiğinin görüldüğü, ancak MEDIAMARKT yetkilisinin bu yazışmayı LG tarafından yeniden satış fiyatlarına müdahale edildiği yönünde yanlış bir şekilde yorumladığının anlaşıldığı, zira bahse konu yazışmanın sonunda LG çalışanının MEDIAMARKT çalışanına “o nedenle tavsiye edilen yazıyorum … ben tavsiye ederim, uygulayıp uygulamamak sizin inisiyatifinizde” şeklinde yanıt verdiği, dolayısıyla söz konusu belgeden yola çıkarak LG’nin perakende fiyatlara müdahale ettiği yönünde bir çıkarım yapılmasının mümkün olmadığı ifade edilmiştir. (97) Yazışmanın içeriği savunma ile birlikte değerlendirildiğinde, LG ile yeniden satıcı konumunda olan MEDIAMARKT’ın alış fiyatına dair destek talebine ilişkin görüştüğü, LG’nin
26-07/230-83 24/48 söz konusu desteği sağlamak istememesi üzerine MEDIAMARKT’a zararın telafisi için birtakım önerilerde bulunduğu anlaşılmış olup söz konusu belgenin LG hakkında yeniden satış fiyatının tespiti isnadına dayanak teşkil etmeye yeterli olmadığı sonucuna varılmıştır. I.3.3. LG Tarafından Yapılan Yazılı Savunmalar ve Savunmaların Değerlendirilmesi (98) LG tarafından gönderilen birinci yazılı savunmada; - Tüketici elektroniği pazarında birçok teşebbüsün faaliyet gösterdiği, pazarda marka bağımlılığın düşük olduğu, dolayısıyla markalar arası rekabetin ve özellikle fiyat rekabetinin yüksek seviyede görüldüğü, soruşturma bildiriminde iddia edilenin aksine bu tip bir pazarda LG’nin sağlayıcı olarak rakipleri fiyat düşürürken kendi fiyat seviyesini yüksek tutmak için böyle bir anlaşmanın tarafı olmasının rasyonel olmayacağı, nitekim LG’nin rekabetçi fiyatlar sunduğu ve böylece pazar payını artırdığı hususları ifade edilmiştir. (99) Yukarıda yer verilen savunmalarının temelini, yoğun gerçekleştiği iddia edilen markalar arası rekabetin ve alıcı gücünün varlığında yeniden satış fiyatının tespit edilmesinin bir sağlayıcı bakımından rasyonel olmayacağı yönündedir. Öncelikle belirtmek gerekir ki, işbu soruşturmanın tarafı olan teşebbüslere isnat edilen ihlal yeniden satış fiyatına müdahale eylemidir. Zira, yeniden satış fiyatına müdahale eyleminin internet satışları kısıtlanmaksızın da gerçekleştirilmesi mümkündür. İlaveten LG hakkında elde edilen belgelerde görüldüğü üzere, bayilerin internet kanalı vasıtasıyla satış gerçekleştirmelerinin, belirlenen yeniden satış fiyatına uyum kapsamında takip mekanizması olarak kullanıldığı ve benimsenen politika kapsamında satış fiyatının düşük olduğu tespit edildiğinde müdahalede bulunduğu açıktır. (100) Diğer yandan LG markalar arası yoğun rekabetin olduğu bir pazarda yeniden satış fiyatının yükseltilmesinin mümkün olmadığını belirtmiştir. Yeniden satış fiyatının tespiti marka içi rekabeti sınırlamakla birlikte anılan eylemin pazardaki etkileri bir başka deyişle pazarda gerçekleşip gerçekleşmediği amacı itibarıyla rekabeti kısıtlayan bir ihlalin varlığını ortaya koymak için gerekli bir şart olarak aranmamaktadır. Nitekim Kurulun Groupe SEB kararında, teşebbüslerin markalar arası rekabetin yoğunluğundan hareketle ihlalin söz konusu olmadığı yönündeki savunmaları benzer gerekçeler ile kabul edilmemiştir. Dolayısıyla, LG’nin satış fiyatına müdahale amacını ortaya koyan bulguların varlığında, yeniden satış fiyatının belirlenmesinin pazarın dinamik yapısı itibarıyla mümkün olmadığı şeklindeki savunmanın da yerinde olmadığı değerlendirilmektedir. (101) Ayrıca, LG tarafından gönderilen birinci yazılı savunmada; - ABD ve mehaz AB uygulamalarında yeniden satış fiyatının tespitinin amaç bakımından değerlendirilmesine ilişkin ortaya konulan standartların işbu soruşturma konusu iddialar ile uyumlu olmadığının görüldüğü, nitekim LG’nin yeniden satıcıların fiyatlarına müdahale amacı taşımadığı gibi bu yönde sistematik, düzenli ve istikrarlı herhangi bir aksiyonda da bulunmadığı, teşvik ya da yaptırım mekanizması uygulamadığı, emsal kararlar ve savunmada sunulan somut perakende fiyat bilgileri ışığında, LG’nin yeniden satış fiyatının tespiti ihlalinde bulunma yönünde bir amacı bulunmadığı, iddialara konu belgelerin de böyle bir amaca işaret etmediği ifade edilmiştir. (102) LG hakkında elde edilen yerinde inceleme belgelerindeki ifadelerden, LG yetkililerinin yeniden satıcılar ile gerçekleştirdikleri iletişimlerde satış fiyatlarının düşüklüğü konusunda rahatsızlıklarını bildirdikleri, akabinde yeniden satıcıların satış fiyatlarını yükselttiklerine dair
26-07/230-83 25/48 bilgilendirmede bulundukları anlaşılmaktadır. Bunun yanı sıra, internet kanalı aracılığıyla bayilerin satış fiyatlarının takip edildiği ve fiyatın LG tarafından belirlenen fiyat seviyesinin altında bulunması durumunda ilgili bayilerinin satışının kapattırıldığı hususları tespit edilmiştir. İlgili belgelere konu olan ifadelerin yeniden satış fiyatına müdahale etme amacına hizmet eden eylemleri gösterir nitelikte olduğu anlaşılmakta ve teşebbüsün yeniden satış fiyatına müdahale etme amacı bulunmadığı yönündeki savunması kabul edilebilir görülmemektedir. (103) LG tarafından gönderilen bir diğer savunmada; - Örnek Kurul kararları göz önüne alındığında dikey ilişki kapsamında ortaya çıkan ihlaller için etki analizi yapılmasının zorunluluk arz ettiği, nitekim Kurulun birçok kararında YSFT kapsamında incelenen eylemlerin pazardaki rekabet üzerinde olumsuz etki doğurup doğurmadığına bakıldığı, hatta Kurulun bazı durumlarda yatay anlaşmalar için dahi etki analizi yoluna gittiği, işbu soruşturma konusu bakımından da ilgili pazarda herhangi bir etkinin oluşmadığı, - Emsal Kurul ve mahkeme kararlarına bakıldığında, Danıştayın 2021/969 esas ve 2021/2654 karar numaralı kararında Kurulun temel olarak Henkel’in davranışlarının gerçekleşip gerçekleşmediği ya da bu davranışların etkileri konusunda yeterli temellendirmeyi yapmadığının üzerinde durulduğu, YSFT hususunda zorlama unsuruna dikkat çekildiği ve YSFT’nin dolaylı olarak gerçekleştirilmesinde "tarafların herhangi birisinin baskısı veya teşvik etmesi" unsurunun ortaya konulması gerektiğinin vurgulandığı, bir başka deyişle YSFT iddia edildiği takdirde, bu iddiaların temellendirilmesi için bahsedilen müdahaleye ilişkin zorlama, baskı ve/veya teşvikten bahsedilmesi gerektiği, dahası, Danıştayın iptal kararında “Söz konusu baskı ve teşvikin alıcıların bağımsız bir iktisadi davranış olarak kendi satış fiyatını belirleme serbestliğine etki edecek değerde olması gerektiği, aksi takdirde her teşebbüsün kendi bağımsız kararını kendisinin aldığı bir durumda rekabete aykırı bir davranıştan ve sağlayıcının YSFT ettiğinden söz etmeye olanak bulunmadığı” ifadelerinin yer aldığı ve bu kıstaslar doğrultusunda Soruşturma Bildiriminde ihlale dayanak olarak gösterilen ve LG ile ilişkilendirilen beş belgenin hiçbirinde bir zorlama, baskı ve/veya teşvikten bahsedilmesinin mümkün olmadığı, ilaveten Danıştayın iptal kararında güçlü markalar arası rekabetin varlığına ve alıcı gücüne işaret edildiği ve bu durumların Henkel’in yeniden satış fiyatının tespitini uygulamasını ve sürdürmesini zorlaştırdığı değerlendirmesi yapıldığı, anılan durumların tüketici elektroniği pazarında da aynen geçerli olduğu dolayısıyla LG’nin isnat edilen eylemi uygulamasının olası olmadığı, - İlgili pazardaki markalar arası rekabetin yoğunluğu ne kadar fazlaysa, marka içi rekabetin kısıtlanmasından kaynaklı olumsuz etkilerin de o kadar az olacağının kabulünün var olduğu, tüketici elektroniği pazarının da bu yapıda olduğu ve LG’nin sağladığı satış desteklerinin marka içi rekabetin artmasına ve tüketicilerin daha düşük fiyatlardan LG ürünlerini satın alabilmelerine imkân sağladığı, ilaveten perakende satış fiyatlarının LG tarafından tavsiye edilen perakende satış fiyatlarının altında olmasının, pazarda fiyatın yükseltilmesi yönünde bir etki doğmamış olduğunun en açık göstergesi olduğu ifade edilmiştir.
26-07/230-83 26/48 (104) Kurul yeniden satış fiyatının tespiti uygulamalarına bir dönem etki temelli yaklaşmış olmakla birlikte Kurulun yakın tarihli Sony, Turkcell31, Bellona32, Groupe SEB, Baymak33 gibi kararlarında görüleceği üzere, yeniden satış fiyatının tespitine yönelik uygulamalar, amaç yönünden rekabeti kısıtlayıcı anlaşma niteliğini haizdir ve rekabeti kısıtlayıcı etki doğurmasalar dahi 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında ihlal olarak nitelendirilmektedir. Buna ek olarak Kurul, “Rekabeti bozucu nitelikte olan anlaşmalar, tarafların kendi bağımsız rekabetçi faaliyetlerini ortak çıkarlar adına gözden çıkardıkları bir yapısal çerçeve yaratır. Bu sebepten dolayı, sadece rekabete aykırı bir anlaşmaya taraf olmak, anlaşma etkilerini gerçekleştirmemiş olsa dahi yasaktır.” tespiti ile amacı rekabeti kısıtlayıcı olan bir anlaşmanın etki doğurup doğurmadığına bakılmasına gerek olmadığını açıkça ortaya koymaktadır.34 (105) Nitekim Danıştay 13. Dairesi de 16.10.2017 tarihli ve E. 2011/4560, K. 2017/2573 sayılı kararıyla, Kurulun yeniden satış fiyatının tespitine yönelik yapmış olduğu etki analizi doğrultusunda ihlâl olmadığı yönünde aldığı 06.06.2011 tarih ve 11-34/742-230 sayılı Turkcell-3 kararını, yeniden satış fiyatının belirlenmesinin varlığına işaret eden çok sayıda bulgu ve belge bulunması sebebiyle iptal etmiştir. Danıştay 13. Dairesinin ilgili kararından da görüleceği üzere, yalnızca yeniden satış fiyatına müdahale edildiğini gösterir belgelerin varlığı ihlalin varlığının kabul edilmesinde yeterli kabul edilmektedir. (106) Belirtmek gerekir ki Komisyonun 01.06.2022’de yürürlüğe giren Dikey Kılavuzu’nda, yeniden satış fiyatının tespiti, “doğrudan veya dolaylı yolla alıcının fiyatını belirleme kabiliyetini kısıtlama amacı taşıyan anlaşmalar” şeklinde tanımlanmaktadır35. Kılavuz’un nihai halinde de yeniden satış fiyatının bazı durumlarda etkinlik kazanımı yaratacağı belirtilmekle birlikte anılan eylemin birçok yolla marka içi ve markalar arası rekabeti kısıtlayabileceği de belirtilmektedir36. Ayrıca Komisyonun Dikey Grup Muafiyeti Tüzüğünde de asgari veya sabit satış fiyatının belirlenmesi gibi ağır rekabet kısıtlamaları içeren belirli türdeki dikey anlaşmaların Tebliğ ile sağlanan muafiyetten yararlanamayacağı açıkça belirtilmektedir37. (107) Türk rekabet hukuku mevzuatı bakımından da yeniden satış fiyatına müdahale eylemine bakış açısının AB ile benzer olduğu söylenebilecektir. Nitekim Muafiyetin Genel Esaslarına İlişkin Kılavuz’un 20. paragrafı şu şekildedir: “Kanun belli tip veya türdeki rekabeti kısıtlayıcı anlaşmaları 5. madde koruması dışında bırakan bir düzenleme ihtiva etmemektedir. Teorik olarak 5. maddede yer alan koşulları sağlayan her türlü rekabeti kısıtlayıcı anlaşma ve hüküm muafiyet korumasından faydalanabilir. Fakat gerek hukuken gerek iktisadi olarak doğası gereği rekabeti aşırı ölçüde sınırladıkları ve rekabet üzerindeki olumsuz etkilerini bertaraf edecek nitelikte ekonomik faydalar yaratabilme ihtimallerin oldukça düşük olduğu varsayılan anlaşmaların muafiyet koşullarını sağlama ihtimalinin görece düşük olduğu kabul edilmektedir. Hangi tür kısıtlamaların bu kapsama girdiği konusunda ise geçmiş Kurul Kararları, grup muafiyet tebliğleri ve kılavuzlar yol gösterici olmaktadır. Fiyat tespiti, bölge ve müşteri paylaşımı, yeniden satış fiyatının tespiti gibi sınırlamalar bu kısıtlamalardandır. Örneğin fiyatları sabitleyen bir yatay anlaşma çıktı miktarını sınırlamak, kaynakların etkin kullanılmamasına neden olmak 31 Kurulun 10.01.2019 tarih ve 19-03/23-10 sayılı ile 12.11.2019 tarih ve 19-39/610-263 sayılı kararları. 32 Kurulun 26.03.2020 tarih ve 20-16/231-112 sayılı kararı. 33 Kurulun 26.03.2020 tarih ve 20-16/232-113 sayılı kararı. 34 Kurulun 19.01.2011 tarih ve 11-04/64-26 sayılı kararı. 35 Commission Guidelines on Vertical Restraints, para. 185. 36 Commission Guidelines on Vertical Restraints, para. 196. 37 Commission Regulation on the Application of Article 101(3) of the Treaty on the Functioning of the European Union to Categories of Vertical Agreements and Concerted Practices, No 2022/720, para. 15.
26-07/230-83 27/48 ve aynı zamanda ilgili pazarda makul olmayan gerekçelerle fiyatı yükseltmek yoluyla tüketici refahının azalmasına sebep olur.” (108) Benzer şekilde 2002/2 sayılı Tebliğ’in 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca yeniden satış fiyatının tespiti eylemi anlaşmaları grup muafiyeti kapsamı dışına çıkaran sınırlamalar arasında sayılmış olup bu bakımdan ilgili davranışın ağır rekabet kısıtlaması teşkil ettiği ortaya konulmuştur. Bu bakımdan LG’nin ihlal isnadına konu eylemin muafiyetten yararlanabileceği ve bu kapsamda etkilerine bakılması gerektiği yönündeki savunması kabul edilebilir bulunmamaktadır. (109) Savunmada yer alan bir diğer husus ise Danıştayın Henkel kararından hareketle isnat edilen ihlalin unsurlarının ortaya konulmadığı ve ispat standardının sağlanmadığı yönündedir. 2002/2 sayılı Tebliğ’in 4. maddesinde, anlaşmaları ilgili Tebliğ ile sağlanan muafiyetin kapsamı dışına çıkaran sınırlamalara yer verilmektedir. Bu sınırlamalar arasında “Alıcının kendi satış fiyatını belirleme serbestisinin engellenmesi” hâli sayılmakta ve “Tarafların herhangi birisinin baskısı veya teşvik etmesi sonucu sabit veya asgari satış fiyatına dönüşmemesi koşuluyla, sağlayıcının azami satış fiyatını belirlemesi veya tavsiye etmesi mümkündür” düzenlemesi yer almaktadır. (110) Dikey Anlaşmalara İlişkin Kılavuz’un 18. paragrafında ise yeniden satış fiyatının belirlenmesi uygulamasının doğrudan yapılabileceği gibi dolaylı olarak da gerçekleştirilebileceği ifade edilmekte; sağlayıcı teşebbüslerin akdetmiş oldukları dikey anlaşmalara açık hüküm koymak suretiyle alıcının satış fiyatını doğrudan belirleyebileceği gibi, aynı ihlali değişik uygulamalar vasıtasıyla dolaylı yollarla da gerçekleştirebileceği belirtilmektedir. Devamında, alıcının kâr marjının belirlenmesi, tavsiye fiyat niteliğinde ilan edilmiş bir fiyat seviyesinden alıcının uygulayabileceği indirim oranının en üst seviyesinin belirlenmesi, alıcıya tavsiye edilen fiyatlara uyduğu oranda ilave indirimler uygulanması ya da bu fiyatlara uymaması durumunda teslimatların geciktirilmesi, askıya alınması veya anlaşmanın sona erdirilmesi şeklinde tehdit edilmesi ya da fiilen bu tür cezai yaptırımların uygulanması durumları yeniden satış fiyatının dolaylı olarak belirlenmesine örnek olarak sayılmaktadır. (111) İlgili mevzuat hükümlerinden yola çıkılarak, yeniden satış fiyatına müdahale eyleminin doğrudan ve dolaylı yolla ortaya çıkabileceği görülmektedir. Bununla birlikte 2002/2 sayılı Tebliğ’de belirtildiği üzere, tavsiye niteliğindeki veya azami nitelikteki perakende satış fiyatlarının sağlayıcının baskısı ve teşviki sonucu sabit veya asgari satış fiyatına dönüşmemesi gerekmektedir. Buna göre, baskı ve teşvik unsuru, ilgili Tebliğ kapsamında muaf tutulan tavsiye niteliğinde fiyat listelerinin yayımlanmasının, aynı Tebliğ’de yasaklanan yeniden satış fiyatının tespitine dönüşüp dönüşmediğini belirleme konusunda ele alınan bir kriterdir. Bir başka deyişle, baskı ve teşvik unsuru yeniden satış fiyatına müdahale eyleminin doğrudan gerçekleştiği durumda ihlalin varlığını ortaya koymak için gerekli bir koşul olarak aranmamakta, yalnızca tavsiye edilen satış fiyatlarının uygulamadaki bayilerin satış fiyatı ile paralelliğinin, bayinin inisiyatifi sonucu mu gerçekleştiğini veyahut sağlayıcının tavsiye adı altında yayımladığı fiyatlara uyum konusunda kurduğu baskı sonucunda mı geliştiğini ortaya koymak hususunda önem arz etmektedir. Dolayısıyla ilgili hükümden anlaşıldığı üzere, yeniden satış fiyatına doğrudan müdahalenin varlığını gösteren bulgular sabit olduğunda baskı ve teşvik unsuru ihlalin niteliğini ortaya koymakta belirleyici bir unsur teşkil etmemektedir. Nitekim kararın ilgili başlığında yer verildiği üzere; konu, ilgili pazar ve taraflar bakımından işbu dosya ile benzerlik gösteren Hollanda Rekabet Otoritesinin almış olduğu yakın tarihli Samsung38 kararında, otorite baskı ve teşvik mekanizmasının bulunmamasını yalnızca idari para cezasının tayininde hafifletici unsur olarak ele almıştır. 38 Case ACM/20/040569.
26-07/230-83 28/48 (112) İlaveten yeniden satış fiyatına doğrudan müdahalenin ne şekilde ortaya çıktığı konusunda şüpheye mahal vermemek adına yine mevzuat hükümlerinden yararlanılmasında fayda olduğu kanaatine ulaşılmıştır. (113) 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinin gerekçesinde; “Bu Kanunun amacı rekabetin korunması olduğuna göre, rekabeti engelleyici, kısıtlayıcı veya bozucu teşebbüsler arası anlaşma ve uygulamaların yasaklanması gerekir. Maddenin amacı bakımından anlaşma, hukuki şekil şartlarına uymasa bile tarafların kendilerini bağlı hissettikleri her türlü uzlaşma ya da uyuşma anlamında kullanılmıştır. Anlaşmanın yazılı veya sözlü olmasının önemi yoktur.” denilmek suretiyle, Türk rekabet hukukunda anlaşma kavramının borçlar hukukundaki sözleşme kavramından daha geniş bir kavram olduğuna dikkat çekilmekte ve bağlayıcı olma, yazılı şekilde yapılma, yükümlülüklerin ifa edilmemesi halinde uygulanacak yaptırımın düzenlenmesi yahut yürürlük koşulları gibi herhangi bir şekil şartı aranmamaktadır39. (114) Tedarik ilişkisinin mevcut olduğu iki taraf arasında yapılan bir anlaşmada alıcıların yeniden satış fiyatının belirlenmesine yönelik bir hükmün bulunması, doğrudan yeniden satış fiyatının tespiti sayılacaktır. Ancak belirtildiği üzere, rekabet hukuku bakımından anlaşmanın yazılı veya sözlü olmasının bir önemi bulunmamaktadır. (115) Bu bakımdan, sağlayıcının sözleşmede belirlenmese dahi e-posta ile veya başka bir şekilde iletişim kurarak yahut şifahen alıcılarına yeniden satış fiyatlarının ne olacağına ilişkin müdahalede bulunması, tavsiye niteliğinde olduğu net bir şekilde belirtilmeden açıkça uyulması beklenilen fiyatın deklare edilmesi gibi müdahalelerin de doğrudan yeniden satış fiyatının tespiti kapsamında ele alınması gerektiği değerlendirilmektedir. Dolayısıyla yeniden satış fiyatına müdahalenin doğrudan veya dolaylı olarak ayrıştırılmasında, sözleşmede kısıtlamaya dair açık bir hükme yer verilmesi ya da yer verilmemesinden ziyade, sağlayıcı tarafından alıcıya yönelik gerçekleştirilen müdahalenin niteliğinin dikkate alınması gerektiği değerlendirilmektedir. (116) Sonuç olarak, tavsiye edilen yahut azami olduğu belirtilen satış fiyatları üzerinden yeniden satış fiyatının tespit edilmesine ilişkin uygulamalar bakımından teşvik ve baskı mekanizmaları gibi unsurlar detaylıca ele alınabilecekse de işbu soruşturma kapsamında incelenen tarafların davranışlarının doğrudan bir fiyat tespiti uygulaması olduğu ve bu unsurların ayrıca ortaya konulmasına gerek bulunmadığı değerlendirilmektedir. (117) Son olarak belirtmek gerekir ki teşebbüslerin savunmalarında atıfta bulunduğu Danıştay 13. Dairesinin Henkel kararında; “Bu çerçevede, amacı itibariyle rekabet karşıtı bir davranış olarak nitelendirilebilecek olan yeniden satış fiyatı tespiti (YSFT) uygulamalarının doğrudan veya dolaylı gerçekleşmesinin ihlâl tespiti açısından bir farkı bulunmamaktadır. Bunun yanında, her somut olayın kendi özellikleri içerisinde değerlendirilmesi gerekmekle birlikte, dolaylı olarak YSFT edilmesi durumunda ihlâlin belirlenmesi için, 2002/2 sayılı Tebliğ'de ve Kılavuzda yer verilen "baskı veya teşvik etmek" kavramları çerçevesinde, tavsiye fiyatların sabit fiyatlara dönüştürülmesi, YSFT uygulanmasına yönelik zorlamaların olması ve teşebbüslerin fiyat takip sistemleri kurmasının önemli kıstaslar olduğu açıktır.” 39 Kurulun 18.04.2011 tarih ve 11-24/464-139 sayılı Otomotiv kararı.
26-07/230-83 29/48 ifadeleri yer almaktadır. Görüldüğü üzere Danıştay ilgili kararda yeniden satış fiyatına müdahale eyleminin amaç bakımından rekabeti kısıtlayan bir uygulama olduğuna vurgu yapmaktadır. Karardaki bir diğer önemli husus ise baskı, teşvik, zorlama ve fiyat takibi gibi unsurların dolaylı fiyat müdahalelerinde önemli kıstaslar olduğu belirtilmiştir. Sonuç olarak işbu dosya kapsamında elde edilen bulgularda ilgili teşebbüsler tarafından yeniden satıcıların fiyatlama politikasına doğrudan müdahalede bulunulduğu sabit olup bu eylemi sürdürebilmek için fiyatları takip ettiği ve bu sayede fiyatının düşük kaldığı bayiler ile iletişime geçilerek satış fiyatının istenen seviyeye yükseltildiği açıkça görülmektedir. Sonuç olarak teşebbüslerin isnat edilen ihlale yönelik pazardaki etkinin ortaya konması gerektiği, aksi takdirde herhangi bir ihlalden bahsedilemeyeceği, baskı ve teşvik unsurları ortaya konulamadığından ihlalin ispatlanamadığı yönündeki savunmaları ilgili mevzuat ve yerleşik içtihat ışığında kabul edilebilir görülmemiştir. (118) Ek olarak LG, birinci yazılı savunmasında; yeniden satıcılara her ayın başında sirküle edilen duyurularda perakende satış fiyatının tavsiye niteliğinde olduğunun özellikle vurgulandığı, tavsiye edilen perakende satış fiyatlarının dağıtım kanallarına (tekno market, toptancı, yetkili satıcı vb.) göre farklılaşmadığı, perakendecilerin ise birbirlerinin satış fiyatlarını anlık olarak takip edebildikleri ve rekabet edebilmek için çoğunlukla LG tarafından tavsiye edilen fiyatların altında satış gerçekleştirdikleri, yetkili satıcıların marka içi rekabette geri kalmamaları ve teknoloji marketlerinin yüksek alım gücü sayesinde yapabildikleri indirimler karşısında geleneksel kanaldaki yetkili satıcıların da aynı indirimleri yapabilmeleri için LG tarafından anılan bayilere finansal teşvikler yoluyla destek sağlandığı, böylelikle tüketicilerin de daha düşük fiyatlardan alım yapabildikleri, ilaveten bu desteğin yetkili satıcıların tavsiye edilen perakende satış fiyatından ya da üstünden satış yapılması gibi bir şarta bağlı olmaksızın verildiği hususunu ifade etmiştir. (119) Alıcıya bildirilen azami veya tavsiye nitelikteki satış fiyatlarının asgari veya sabit fiyata dönüşmemesi için, söz konusu fiyatların azami veya tavsiye niteliğinde olduğunun yayımlanan fiyat listelerinde ya da ürünün üzerinde açıkça belirtilmesi gerekmektedir. Bununla birlikte işbu soruşturmanın tarafı LG hakkında isnat edilen ihlal, azami veya tavsiye edilen satış fiyatlarının baskı ve teşvik sonucu sabit fiyata dönüştüğü ve bu yolla Kanun’un ihlal edildiği gerekçesine dayanmamaktadır. Bir başka deyişle bulgularda yer alan yazışmalar soruşturma tarafı LG’nin bayilere tavsiye edilen fiyat listelerinden bağımsız şekilde doğrudan fiyat seviyesini yükseltmesi konusunda uyarıda bulunduğunu göstermektedir. Dolayısıyla LG’nin tavsiye niteliğinde yayımlamakta oldukları fiyat listelerinin varlığı, teşebbüslerin fiyatlara doğrudan müdahale ettiği gerçeğini ortadan kaldırmamaktadır. (120) Savunmada yer alan bir diğer husus ise bayiler ile soruşturma tarafı LG arasında prim/destek uygulamalarına dairdir. Teşebbüslerin yeniden satıcılara yönelik çeşitli kampanya, indirim ve promosyon uygulamalarının olduğu bilinmekle birlikte bulgu özelinde yapılan değerlendirmelerde de izah edildiği üzere söz konusu destek uygulamaları teşebbüsler hakkında elde edilen ve satış fiyatına doğrudan müdahaleyi ortaya koyan bulguların aksinin ortaya konulması hususunda yetersiz kalmaktadır. Bununla birlikte kimi deliller söz konusu destek uygulamalarının alıcılar üzerinde yaptırım uygulanmasını kolaylaştıran bir araç olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla soruşturma tarafı teşebbüslerin yeniden satış fiyatına müdahalenin söz konusu olmadığı yönündeki savunmalarını yürüttükleri prim destek uygulamalarına ve tavsiye niteliğinde yayımladıkları fiyat listelerine dayandırmalarının temelsiz olduğu değerlendirilmektedir. (121) LG tarafından yapılan savunmada;
26-07/230-83 30/48 - LG’nin uzun yıllardır süren rekabet uyum politikasının bir yansıması olarak çalışanların düzenli olarak rekabet kuralları konusunda eğitime tabi tutulduğu, çalışanlara yönelik bilgilendirmeler yapıldığı ve bu kurallara uygun davranacaklarına yönelik taahhütlerin alındığı, LG çalışanlarının aynı zamanda LG’nin temel prensiplerini oluşturan rekabet kuralları hakkında periyodik olarak bilgilendirildiği ve hem yatay hem dikey ilişkilerde dikkat edilmesi gereken kuralların hem de usule yönelik yükümlülüklerin yerine getirilmesi (yerinde incelemenin engellenmemesi, zorlaştırılmaması, yerinde inceleme süreçlerinde işbirliği içinde hareket edilmesi) konusunda uyarılarda bulunulduğu, konuların önemine ve son dönem Rekabet Kurulu uygulamasındaki ağırlığına binaen, sadece yeniden satış fiyatının tespiti, çevrim içi satışların engellenmesi olarak değerlendirilebilecek davranışlar ve yerinde incelemenin engellenmesi olarak değerlendirilen durumlar hakkında özel eğitimlerin verilmiş olduğu, soruşturma açılmasından sonraki dönemde de satış departmanına rekabet hukuku eğitiminin tekrarlandığı, tüm şirkete rekabet kurallarını hatırlatan aylık bilgilendirme yapıldığı ifade edilmektedir. (122) İşbu soruşturma kapsamında LG hakkında elde edilen bulgularda sabit olduğu üzere, teşebbüsler 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal etmiştir. Kaldı ki bir teşebbüs tarafından çeşitli rekabet hukuku uyum politikalarının benimsenmiş olması ihlalin varlığını ortadan kaldırmamaktadır. Bu nedenle LG’nin bu yöndeki savunmalarına itibar edilemeyeceği değerlendirilmektedir. I.3.4. LG Tarafından Sunulan Ekonomik Analizin Değerlendirilmesi (123) LG tarafından gönderilen ve 07.07.2022 tarih ve 29576 sayı ile Kurum kayıtlarına intikal eden ve LG tarafından gerçekleştirilen ekonomik analizlere dayanan cevabi yazıda özetle; - Savunma argümanlarını desteklemek adına akademisyenlerce iki adet ekonomik analiz raporu düzenlendiği, bu raporlardan ilkinin (.....) ve (.....) tarafından hazırlandığı ve söz konusu raporda LG’nin yeniden satıcılarının fiyatlarını kontrol ederek tavsiye edilen perakende fiyatı seviyesine getirmeye çalıştığını destekleyebilecek bir kanıt bulunmadığı, pazarda oldukça geniş bir fiyat yelpazesi oluştuğu görüşünü desteklediği ve bu fiyat farklılıklarının zaman içinde kalıcı olmasının da LG’nin yaptırımlar yoluyla yeniden satış fiyatını kontrol etmeye çalışmadığına dair bir bulgu olduğunu ortaya koyduğu; ekonomik analiz raporlarından ikincisinin ise (.....) tarafından hazırlandığı, anılan raporun 2020-2021 dönemi verileriyle LG’nin televizyon ürünleri için yeniden satış fiyatlarının sağlayıcı firma tarafından tavsiye edilen fiyatlara göreli dağılımını inceleyerek sağlayıcı firmanın dağıtım kanallarına tavsiye fiyatlar üzerinden yukarı yönlü bir fiyat baskısı olup olmadığına dair verileri değerlendirme amacı taşıdığı, raporda yeniden satış fiyatlarının büyük oranda LG’nin belirlediği tavsiye fiyatların altında gerçekleşmesinin ve belirli bir fiyat seviyesinde yoğunlaşmayıp bayiler arası değişiklik göstermesinin dağıtıcı firmaların fiyatlarını bağımsız şekilde belirlediklerine ve rekabet içinde fiyat seviyelerini birbirlerinden ayrıştırabildiklerine işaret ettiği ifade edilmiştir. (124) Prof(.....) ve (.....) tarafından hazırlanan raporda özetle; - LG’nin satış anlaşmalarında, tavsiye edilen satış fiyatının toptan net fiyatın belirlenmesinin ötesinde özellikle de perakende fiyatların belirlenmesinde bir rol oynamadığı, satış sözleşmelerinin tavsiye edilen satış fiyatı ile perakende satış
26-07/230-83 31/48 fiyatları arasında bir ilişki yaratabilecek koşullar içermediği, perakende satış fiyatları ve tavsiye edilen satış fiyatları arasında büyük farklar gözlemlendiği, LG’nin tavsiye edilen satış fiyatı ve indirimlerden oluşan satış sistemi ile standart birim başına toptan fiyat sözleşmesi mekanizmasında perakende satıcının iki durumda da birim başına maliyeti aynı olacağından aynı perakende satış fiyatını belirlemesinin beklendiği, LG’nin tavsiye edilen satış fiyatı ve indirimlerden oluşan satış sistemini belirlemesinin temel sebebinin perakende satıcılara genel pazar koşulları hakkında bilgi aktarılması isteği olduğu, - Türkiye televizyon pazarında pazarın %90’ına hâkim olan aralarında LG’nin de bulunduğu sekiz marka tarafından 2018 – 2021 yılları arasında pazara 737 ile 860 adet arasında ürün sunduğu, dolayısıyla televizyon pazarında tüketicilerin önünde çok fazla seçenek olduğu, rekabetin güçlü olması için gerekli ön koşulların sağlandığı bir pazarda, sözleşmeler aracılığı ile fiyatları yüksek tutmanın tek sonucunun kâr artışının aksine talep azalması sebebi ile kâr kaybı olacağı, - LG tarafından araştırmacılara iletilen veri tabanları üzerinde yapılan çalışmalara göre LG’nin teknomarket ve brandshop’lara yeniden satış fiyatının tespiti konusunda baskı yapabilme olasılığı olmadığının değerlendirildiği, bu kapsamda LG’nin en popüler 10 (on) ürününün satış ve fiyat verileriyle yapılan çalışmalarda genel olarak ortalama teknomarket fiyatlarının tavsiye edilen satış fiyatının altında seyrettiği, brandshop’lar özelinde de çok sayıda tavsiye edilen satış fiyatı ve teknomarket satış fiyatı altında satışa rastlandığı, genel olarak pazarda oldukça geniş bir fiyat yelpazesi oluştuğu, bu fiyat farklılıklarının kalıcı olmasının LG’nin yaptırımlar yoluyla yeniden satış fiyatını kontrol etmeye çalışmadığını gösterdiği, - Tüketici sadakatinin düşük olduğu televizyon pazarında LG ürününün fiyatı arttığında kaybedilen talebin %68’inin başka markalara yöneleceği, elde edilen verilerin LG ürünlerinin tavsiye edilen satış fiyatı düzeyinde fiyatlanması halinde LG’nin ciddi satış ve hasılat kayıpları yaşayacağını gösterdiği hususları ifade edilmiştir. Bu hususları desteklemek üzere çeşitli sayısal veriler sunulmuştur. (125) (.....) tarafından hazırlanan raporda ise özetle; - Tüm dağıtım kanalı satışlarını kapsayan GFK kaynaklı fiyat verisi kullanılarak elde edilen sonuçların, dönem boyunca yeniden satış fiyatlarının LG’nin tavsiye ettiği perakende fiyatlardan ortalamada %3,5 aşağıda kaldığını gösterdiği, nihai fiyatların %50 sıklıkla tavsiye fiyatların en az %4,6 altında, %75 sıklıkla tavsiye fiyatların en az %1,14 altında gerçekleştiği, fiyat dağılımını yansıtan fark indeksi için 25.-75. persentil aralığı değişik ürün ve kanallar arasında ortalama %8 ila %10 civarında bir açılım gösterdiği, histogramların fiyatların bu aralık üzerinde büyük oranda düzgün ve sürekli dağıldığını ortaya koyduğu, değişik satış kanalı ve ürünler özelinde bu dağılım özelliklerinin korunduğu, aylar içinde fiyat fark indeksi ortalama değerinde ve indeks yayılım genişliğinde belirgin bir değişimin olmadığı, yetkili bayi kanalı için ayrıca elde edilen fiyat verisi analizlerinin de yukarıdaki bulgularla tutarlı olduğu, - Yeniden satış fiyatlarının büyük oranda LG’nin belirlediği tavsiye fiyatların altında gerçekleşmesi ve belirli bir fiyat seviyesinde yoğunlaşmayıp bayiler arası değişiklik göstermesinin dağıtıcı firmaların fiyatlarını bağımsız şekilde belirlediklerine ve rekabet içinde fiyat seviyelerini birbirlerinden ayrıştırabildiklerine işaret ettiği, iki bulgunun da, dağıtıcı firmalara sağlayıcı firma taraflı bir fiyat baskısının olmaması durumuyla uyumlu olduğu
26-07/230-83 32/48 hususları ifade edilmiştir. İlgili raporun desteklenmesi amacıyla çeşitli sayısal verilere ve tablolara da yer verilmiştir. (126) Yukarıda yer verilen ekonomik analiz çalışmalarında özetle, yeniden satıcılar tarafından analize konu ürünlere uygulanan fiyatların genellikle tavsiye satış fiyatının altında seyrettiği ve fiyatların birbiriyle uyumlu olmayan farklı seviyelerde gerçekleştiği, pazar yapısının yeniden satış fiyatının belirlenmesine uygun olmadığı, dolayısıyla analiz sonuçlarına göre LG tarafından yeniden satış fiyatına müdahale edildiği yönünde bir sonuca ulaşmanın mümkün olmadığı hususları ortaya konulmaya çalışılmıştır. İşbu kararın “İsnat Edilen Yeniden Satış Fiyatının Tespiti Eylemine İlişkin Etkinin Ortaya Konulmadığı Savunması” başlığı altında yer alan açıklama ve değerlendirmelerde; yeniden satış fiyatının tespit edilmesinin amacı itibarıyla rekabeti sınırlayıcı olduğu, gerek Danıştay gerekse Kurul kararları dikkate alındığında yalnızca yeniden satış fiyatının tespit edildiğini gösteren belgelerin varlığının ihlalin ortaya konulmasında yeterli görüldüğü ve ilgili belgelerin etkilerinin ortaya konulmasının aranmadığı dikkate alındığında, LG tarafından sunulan ekonomik analiz çalışmalarının teşebbüs hakkında yapılan değerlendirmeleri değiştirecek nitelikte olmadığı, dolayısıyla ilgili analiz çerçevesinde sunulan LG’nin rekabeti ihlal etmediğine ilişkin savunmaların kabul edilemeyeceği değerlendirilmektedir. (127) Bununla birlikte LG tarafından sunulan ilk çalışmaya yakından bakıldığında, ilgili ekonomik analizin ilk ayağını belirli ürün modelleri bazında değişik satış noktalarında gözlemlenen perakende satış fiyatları ile RRP (recommended resale price) değerleri arasındaki ilişkinin bir dizi şekil ve tablo aracılığı ile özetlenmesi hususunun oluşturduğu görülmektedir. Yapılan analizde kullanılan veriler üç temel veri tabanına dayanmaktadır. Bunlardan birincisi, 2020 ve 2021 yıllarında model ve gün bazında tavsiye edilen satış fiyatı (recommended resale price/RRP) verileri; ikincisi, yine aynı yıllar içinde LG’nin yetkili satıcıları olan “brandshop (BS)” diye de adlandırılan daha küçük çaplı perakende satış noktalarında gerçekleşen satışların model bazında miktar, fiyat ve satış tarihi verilerini, üçüncüsü ise GFK tarafından toplanan ve model bazında teknoloji marketi (technology superstore, TSS) niteliğindeki satış noktalarında gerçekleşen haftalık satış miktarları ve buna tekabül eden ortalama fiyat bilgilerini içermektedir. (128) BS veri tabanının 45 değişik perakendeciye ait olan 74 satış noktasında gerçekleşen satış bilgilerini içerdiği, GFK kaynaklı TSS satış bilgilerini içeren veri tabanının ise Türkiye’de takip edilen TSS’lerdeki model bazında toplam haftalık satış miktarları ile bunlara tekabül eden ortalama fiyat bilgilerini içerdiği belirtilmektedir. (129) LG tarafından sunulan ekonomik analizde öncelikle en popüler 10 LG TV modelinin40 2020 yılı ila 2022 yılı arasındaki RRP fiyatlarına, BS’ler tarafından uygulanan ve TSS’ler tarafından uygulanan fiyatların karşılaştırmalı görünümüne yer verilmektedir. Bu kapsamda öncelikle LG tarafından her bir model bazında sunulan analize ve buna ilişkin değerlendirmelere yer verilecektir. (130) Şekil 1’de, 2020 ve 2021 yıllarında BS’lerde satılan en popüler LG modeli olan 55UM7100PLB kodlu, 55 ekran LCD ekranlı ve Ultra HD çözünürlüklü televizyonun RRP, BS ve TSS fiyatlarına ilişkin dağılımına yer verilmektedir. 40 LG tarafından sunulan ekonomik analizde popüler 10 modele yer verilmiş ise de, yapılan değerlendirmeler önemli ölçüde benzeştiğinden tekrara düşmemek adına yalnızca 2 modele ilişkin değerlendirmelere yer verilecektir.
26-07/230-83 33/48 Şekil-1: LG Markalı ve 55UM7100PLB Kodlu TV’ye İlişkin RRP, BS ve TSS Fiyatları (131) Şekil 1’e ilişkin olarak LG tarafından aynı model ürünün BS’lerde çok farklı fiyatlardan satıldığının net olarak anlaşıldığı belirtilmektedir. LG tarafından sunulan analizde de yer verildiği üzere bir bulutun dikey genişliği pazarda aynı model için bulunabilecek fiyatların ne kadar farklı olduğunun bir ölçeği olarak kullanılmaktadır. Daha sade bir anlatımla belirli bir tarih aralığını kapsayan bir fiyat bulutunun dikey genişliği ne kadar geniş ise o ürüne ilişkin fiyatların önemli ölçüde farklılaştığı tespiti yapılmaktadır. Aksi durumda ise fiyatların belirli bir noktada kümelenmesi ve birbirine yakınsamasının daha yatay bir görünümün elde edilmesine sebebiyet vereceği iddia edilmektedir. (132) Şekil 1’de yer alan ve her bir gözlem noktası ayrı ayrı BS, TSS ve RRP fiyatlarını işaret eden şekilden de anlaşılacağı üzere, 2020 yılının ilk yarısı ile 2021 yılında oluşan gözlem noktalarının genişliğinin dikey olarak uzun olması bu dönemde TSS, BS ve RRP fiyatları anlamlı düzeyde farklılaştığını göstermektedir. Bununla birlikte 2020 yılının ikinci yarısında BS ve TSS’ler tarafından uygulanan fiyatların RRP fiyat düzeyine önemli ölçüde yakınsadığı ve fiyatları temsil eden gözlem noktalarının RRP’ye yakın düzeyde kümelendiği ve bahsi geçen satış noktalarının fiyatlarının tavsiye edilen satış fiyatı ile paralel seyrettiği hususu Şekil-1 üzerinde daire çizilerek gösterilen alanda net olarak ortaya koyulmaktadır. Dolayısıyla fiyatların her dönemde farklılaştığı yönündeki iddianın kabul görmesi mümkün olmamaktadır. (133) Şekil 2’de ise 55NANO796NE kodlu 55 ekran televizyona ilişkin BS, TSS ve RRP fiyat düzeylerini gösterir şekle yer verilmektedir.
26-07/230-83 34/48 Şekil-2: LG Markalı ve 55NANO796NE Kodlu TV’ye İlişkin RRP, BS ve TSS Fiyatları (134) Şekil 2’ye ilişkin olarak LG tarafından aynı ürün model ürünün BS’lerde çok farklı fiyatlardan satıldığının net olarak anlaşıldığı belirtilmektedir. Şekil-2’de yer alan bulut üzerinde çizilen daireden anlaşılacağı üzere ele alınan dönem içinde fiyatları gösteren gözlem noktalarının dikey genişliğinin dar olduğu ve BS ile TSS’lerin fiyatlarının birbirine yakınsadığı görülmektedir. Buna ilaveten TSS’lerin uyguladıkları fiyat ile RRP’nin paralel seyrettiği net bir şekilde anlaşılmaktadır. Gerek Şekil 1’de gerekse Şekil-2’de yer alan gözlem noktalarında RRP’nin genel olarak BS ve TSS tarafından uygulanan fiyatların üzerinde kaldığı görülmektedir. Bu durumun LG tarafından uygulanan prim ve destek sisteminin bir sonucu olduğu kanaatine ulaşılmıştır. Zira LG tarafından verilecek olan destek ve primler geleneksel işleyişin aksine ürün satışını gerçekleştirdikten sonra bayiye tanımlanmaktadır. Örneklendirmek gerekirse LG markalı televizyon yetkili satıcıya 10.000 TL olarak fatura edilmekte ve RRP 9.800 TL olarak belirlenmektedir. Yetkili satıcının RRP üzerinden satış gerçekleştirmesi durumunda 200 TL zarar edeceğinden yetkili satıcının fiyatı RRP’ye eşit ya da RRP’nin altında belirlenmesi durumunda LG tarafından destek sağlandığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla BS ve TSS’lerin RRP fiyatının altında kalmasının olağan karşılanması gerektiği kanaatine varılmıştır. (135) LG tarafından sunulan ekonomik analizin diğer ayağında analize konu ürünlerin satış fiyatları ile RRP fiyat seviyesi karşılaştırılmıştır. Bu karşılaştırma yapılırken zaman içindeki değişimi standart bir formata sokmak adına her model için, gün bazında fiyat ve RRP’ler arasındaki oranların hesaplandığı ve hesaplama yapılırken f=p (fiyat)/RRP (tavsiye edilen satış fiyatı) oranının kullanıldığı belirtilmiştir. (136) Yeniden satış fiyatının tespit edilmesi davranışı sağlayıcı ile alıcı arasında gerçekleşen dikey ilişki kapsamında icra edilmektedir. Sağlayıcı tarafından yeniden satış fiyatına yukarı yönlü müdahale edilmesi durumunda BS ve TSS’lerin uyguladıkları fiyatın RRP’ye eşit ya da RRP’nin üzerinde olması, dolayısıyla f=p/RRP oranının 1’e eşit ya da 1’in üzerinde seyretmesi beklenmektedir. Ancak LG tarafından yetkili satıcılara verilen destek ve primler neticesinde yetkili satıcılar yeniden satış fiyatının tespit edilmesi davranışının icra edildiği dönemde dahi perakende fiyatları RRP’nin altında belirleyebildiğinden işbu analizin sağlıklı sonuç doğurması beklenmeyecektir. Bununla birlikte p/RRP oranlarının dağılımının hangi aralıkta sıklaştığının değerlendirilmesinde fayda bulunmaktadır.
26-07/230-83 35/48 Şekil-3: BS ve TSS Kanalları Tarafından Uygulanan Fiyatlar ile RRP Oranlarının Dağılımı (137) Yukarıda sunulan şekilde görüleceği üzere p/RRP oranı 0,9 ile 1,00 arasında sıklaşmakta ve BS ile TSS’lerin uyguladıkları fiyatlar RRP’ye yakınsamaktadır. İlgili bölümde tespit edildiği üzere LG tarafından sunulan destekler ile yetkili satıcılar fiyatlarını RRP’nin altında belirleyebildiğinden fiyat oranların 0,9 ila 1,00 arasında sıklaşmasının beklendiği ve bu analizin LG tarafından yeniden satış fiyatının belirlenip belirlenmediği hususunu göstermekten uzak olduğu kanaatine ulaşılmıştır. Nitekim, teşebbüs hakkında tespit edilen ihlalin tavsiye fiyatların sabit veya asgari fiyat olarak uygulanması eyleminden ibaret olmadığı, ilgili davranışın bayilerin fiyatlarının yükseltilmesine yönelik müdahalelerden oluştuğu tespit edilmiştir. (138) LG tarafından sunulan ekonomik analizde son olarak farklı sağlayıcılara ait ürünlerin ne kadar yakın ikame olduklarının gösterilmesi için ürünlerin fiyat esnekliklerinin tahmin edildiği, sunulan analizin birinci adımında ürün pazarı için belirlenmiş bir talep fonksiyonunun parametrelerinin tahmin edildiği, bu ekonometrik tahminin yapılabilmesi için ürün bazında fiyat, satış ve ürün özelliklerine dair detaylı verilere ihtiyaç olduğu, analizde GFK tarafından toplanan ve panel TV pazarında TSS düzeyinde gerçekleşen satışları içeren verilerin kullanıldığı belirtilmektedir. (139) İlgili analizde özetle talep tahmini vasıtasıyla elde edilen katsayılar kullanılarak ürünlerin fiyat esneklikleri hesaplanmış ve neticede yüksek esneklik rakamları da göz önünde tutulduğunda, TSS’lerin perakende satış fiyatlarını RRP düzeyine çekmesinin LG ürünlerinin satışlarında ciddi bir düşüşe yol açacağı ve hem üretici hem de perakendeci için karlılığı azaltacağı sonucuna ulaşılmıştır. (140) LG tarafından sunulan analiz kapsamında muhtelif markaların aynı segmentte yer alan çeşitli modellerine ilişkin esneklik hesaplaması yapılmış olup ulaşılan bulgulara aşağıda yer verilmektedir:
26-07/230-83 36/48 Tablo 2: Çeşitli Markaların Bazı Televizyon Modellerinin Fiyat Esneklikleri41 Televizyon Modelleri Fiyat Esneklikleri (%Δqi/%ΔPi) 05.01.2022 Tarihindeki Fiyat Bilgisi (TL)42 LG 49SM8000PLA (.....) (.....) SAMSUNGUE49NU7100 (.....) (.....) AXEN AX50LEDJ203 (.....) (.....) PHILIPS 49PUS700243 (.....) (.....) VESTEL 50U9500 (.....) (.....) Kaynak: Belge-212 (141) Öncelikle esneklik hesaplamasına konu edilen markaların fiyat düzeylerinin ve tüketici zihnindeki algılamalarının önemli ölçüde farklılık arz ettiğinin vurgulanması gerektiği kanaatine ulaşılmıştır. Nitekim bu durum televizyon modellerinin esneklik hesaplarına da net bir şekilde yansımıştır. SUNNY’nin alt markası olan AXEN marka ilgili model TV’nin talebin fiyat esnekliğinin -(.....) ve VESTEL marka TV için bu esnekliğin -(.....) olduğu ve birbirine yakınsadığı düşünüldüğünde tüketicilerin tercihlerinde bu iki marka TV’nin birbirlerine alternatif olabilecekleri kanaatine varılmıştır. Nitekim söz konusu markalara ilişkin ilgili TV modellerinin 05.01.2022 tarihindeki fiyatlarının LG ve SAMSUNG markalı TV ürünlerinin fiyatlarına kıyasla birbirlerine daha yakın seyrettiği görülmektedir. (142) Benzer şekilde analize konu TV modellerine ilişkin talebin fiyat esneklikleri ve ilgili TV modellerinde belirli bir tarihteki fiyatları dikkate alındığında PHILIPS, SAMSUNG ve LG’nin analizde kullanılan TV modellerinin birbirleri ile rekabet içinde oldukları değerlendirilmektedir. (143) Esneklik oranları ve fiyat bilgileri birlikte değerlendirildiğinde analize konu edilen markaların ilgili TV modellerinin aynı segmentte yer almadığı ve bu nedenle birbirlerine ikame olarak değerlendirilemeyecektir. Tüm bunlara ek olarak tek bir segmentteki TV modelleri referans alınarak yapılan hesaplamaların ve hesaplamalar neticesinde ulaşılan sonuçların ürün farklılaştırmasının yoğun olduğu TV pazarının dinamiklerini izah etmek noktasında yetersiz kalmaktadır. (144) LG tarafından sunulan analizde son olarak ilgili ürünlere ilişkin sapma oranı hesaplaması yapılmıştır. LG tarafından sunulan analizde sapma oranının bir ürünün fiyatının artması halinde bu ürünün satışlarının hangi oranının diğer marka ürünlere kayacağını gösterdiği, televizyon pazarındaki ürün sayısının çok fazla olmasının herhangi iki ürün arasındaki sapma oranının düşük çıkmasına yol açacağı, bu sebeple sapma oranının fiyatı artan ürünün pazardaki bütün diğer ürünlere kaybettiği satış yüzdesi şeklinde hesaplandığı, bu rakamın tam rekabetçi bir piyasada 1 değerini alması beklenirken pazardaki ürün ikamesinin ve dolayısı ile rekabetin zayıflaması ile giderek sıfıra yakınsadığı belirtilmektedir. (145) LG tarafından yapılan analiz neticesinde sapma oranlarının (.....) ila (.....) arasında değer aldığı, LG ürünleri için ortalama sapma oranının (.....) olduğu, bir başka deyişle bir LG ürünün 41 Talep esnekliği, talebi etkileyen unsurların herhangi birindeki yüzdesel değişimin talep edilen miktarı yüzdesel olarak ne kadar değiştirdiğini gösteren kavramdır. Talep esnekliği denilince genelde talebin fiyat esnekliği (price elasticity of demand) akla gelmektedir. Talebin fiyat esnekliği bir ürünün fiyatındaki oransal değişime karşı o ürünün talebindeki değişim oranını gösteren kavramdır. Bu kavram talep edilen miktardaki yüzdesel değişimin, fiyattaki yüzdesel değişime oranı şeklinde formülize edilmektedir (Rekabet Terimleri Sözlüğü/https://www.rekabet.gov.tr/tr/Sayfa/Yayinlar/rekabet-terimleri-sozlugu/terimler-listesi?icerik=d396c7eb-df8d-419b-bb9d-22ca516c85d7.) 42 Fiyat bilgileri kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir (https://www.epey.com/televizyon/lg-49sm8000pla.html;https://www.epey.com/televizyon/samsung49nu7100.html;https://www.epey.com/televizyon/axen-ax50ledj203.html; https://www.epey.com/televizyon/vestel-50u9500.html). 43 PHILIPS’in ilgili TV modeline ilişkin bahse konu fiyat verisine kamuya açık kaynaklardan ulaşılamamıştır.
26-07/230-83 37/48 fiyatı arttığında kaybedilen talebin %(.....)’inin başka markalara gideceği ve bu durumun da TV pazarında marka sadakatinin düşük olduğuna işaret ettiği ifade edilmektedir. (146) Teşebbüslerin fiyat esnekliklerinin yüksek oluşu nedeniyle tüketicilerin gözünde aynı segmentte yer alan ürünlere yönelmesinin mümkün olabileceği, bu nedenle hesaplanan sapma oranının yüksek çıkmasının birbirine yakın ikame ürünlerin bulunduğu kural olarak her pazarda görülebilecek olağan bir durum teşkil ettiği kanaatine ulaşılmıştır. Dolayısıyla sunulan sapma oranı baz alınarak LG tarafından yeniden satış fiyatlarına müdahale edilmediği çıkarımının yapılamayacağı sonucuna ulaşılmaktadır. (147) (.....) tarafından yapılan ve LG tarafından sunulan bir başka analizde ise çeşitli perakende kanallarda gerçekleşen yeniden satış fiyatlarının LG’nin açıkladığı tavsiye edilen satış fiyatlarına göre nasıl bir dağılım gösterdiğinin incelendiği belirtilmektedir. Yapılan analiz ile yeniden satıcıların sağlayıcı firma tarafından tavsiye edilen fiyatlara uyum gösterip göstermediği ve kanallar arası fiyatların dağılımında herhangi bir daralmanın mevcut olup olmadığı sorularına yanıt aranmaya çalışıldığı ifade edilmektedir. Bu çerçevede analizin (i) yeniden satış fiyatlarının tavsiye edilen satış fiyatlarına göreli değeri, (ii) bu değerin satış kanalları bazında dağılımı ve (iii) bu değerin zaman içindeki seyri olmak üzere üç boyutta ele alınması gerektiği belirtilmektedir. (148) Bu bilgilere ek olarak analizin belirlenmiş LG markalı beş televizyon ürünü için 2020-2021 yılları dikkate alınarak aylık bazda satış kanalı ve ürün ayrımlı sonuçları kapsayacak şekilde yapıldığı, yeniden satış fiyatı bilgilerinin GFK’den tedarik edildiği, analizde kullanılan ikinci verinin ise 2020-2021 yılları için yetkili bayi kanalı özelinde aylık ürün ve bayi bazında satışları içerdiği, bayi kanalının LG’nin toplam satışlarının ortalama %(.....)’ünü gerçekleştirdiği, bu kanala ilişkin fiyat verisinin bayi ve ürün bazında incelendiği, analizde kullanılan üçüncü verinin ise LG’nin ürün bazında belirlediği tavsiye edilen yeniden satış fiyatları olduğu, tavsiye edilen satış fiyatlarının değişik gün aralıklarında güncellenebildiği, analizde her bir ürün için aylık tavsiye fiyat ortalaması ve ay boyunca açıklanan tavsiye fiyatların ortalaması alınarak aylık bazda hesaplanıp GFK ve bayi kanalı fiyat verileriyle ayrı ayrı eşleştirildiği belirtilmektedir. (149) LG tarafından yapılan analiz neticesinde ilgili dönem boyunca yeniden satış fiyatlarının LG’nin tavsiye ettiği perakende fiyatlardan ortalamada %(.....) aşağıda kaldığı, söz konusu fiyatların %(.....) sıklıkla tavsiye fiyatların en az %(.....) altında, %(.....) sıklıkla tavsiye fiyatların en az %(.....) altında gerçekleştiği, fiyat dağılımını yansıtan, fark endeksi için %(.....)-%(.....) aralığında değişik ürün ve kanallar arasında ortalama %(.....) ila %(.....) civarında bir açılım gösterdiği, fiyatların büyük oranda düzgün ve sürekli dağıldığı, değişik satış kanalı ve ürünler özelinde bu dağılım özelliklerinin korunduğu, aylar içinde fiyat fark endeksi ortalama değerinde ve endeks yayılım genişliğinde belirgin bir değişimin olmadığının görüldüğü, yetkili bayi kanalı için elde edilen fiyat verisi analizlerinin de yukarıdaki bulgularla tutarlı olduğu, yeniden satış fiyatlarının büyük oranda LG’nin belirlediği tavsiye fiyatların altında gerçekleşmesi ve belirli bir fiyat seviyesinde yoğunlaşmayıp bayiler arası değişiklik göstermesinin dağıtıcı firmaların fiyatlarını bağımsız şekilde belirlediklerine ve rekabet içinde fiyat seviyelerini birbirlerinden ayrıştırabildiklerine işaret ettiği ve anılan iki durumun dağıtıcı firmalara sağlayıcı firma taraflı bir fiyat baskısının olmaması durumuyla uyumlu olduğu bulgularına ulaşıldığı ifade edilmektedir. (150) LG tarafından sunulan analizde GFK’den, en büyük beş yetkili bayinin de dahil olduğu yetkili bayilerden44 elde edilen veriler ışığında LG’nin 2021 yılında en çok satan beş televizyon 44 LG tarafından sunulan analizde en büyük beş bayi olan Cemre, Doğan, Gürbüz, Koç ve Kutup adlı yeniden satıcılardan elde edilen verilerden istifade edildiği, adı geçen bayilerin incelenen dönemde birim satışlar bazında yetkili bayi satışlarının üçte ikisine yakın bölümünü gerçekleştirdiği ifade edilmektedir.
26-07/230-83 38/48 modeli üzerinden gerçekleştirilen analizlere yer verilmektedir. LG tarafından yapılan bu analiz ile yeniden satıcıların uyguladıkları fiyatların LG tarafından tavsiye edilen satış fiyatlarına ne derecede uyum gösterdiği ve ne düzeyde farklılaştığı hususunun ortaya koyulmaya çalışıldığı görülmektedir. Yapılan analiz sonucunda yetkili satıcıların bahse konu ürünlere uyguladıkları fiyatların yukarıda yer verilen oranlarda tavsiye edilen satış fiyatı seviyesinden aşağıda kaldığı tespitine ulaşılmıştır. Bununla birlikte, kararın ilgili bölümünde ayrıntılı olarak yer verildiği üzere, yetkili satıcıların LG tarafından verilen destekler aracılığıyla satış fiyatlarını tavsiye fiyatların altında belirledikleri görülmektedir. Buna ek olarak yeniden satış fiyatının tespitinin her zaman tavsiye edilen yeniden satış fiyatına uyum gösterilmesini sağlamak şeklinde oluşmadığı, sağlayıcının kendi belirlediği fiyatlara uyulması yönündeki müdahalelerin de yeniden satış fiyatı tespiti eylemi olarak nitelendirileceği vurgulanmalıdır. Kararın muhtelif kısımlarında belirtildiği üzere, bahse konu ihlal amaç bakımından rekabet kısıtı teşkil ettiğinden söz konusu fiyatın bayiler tarafından uygulanıp uygulanmadığı hususu ihlalin varlığını etkilemeyecektir. Dolayısıyla yetkili satıcılar tarafından uygulanan fiyatların LG tarafından tavsiye edilen satış fiyatının altında seyretmesinden hareketle LG tarafından yeniden satış fiyatlarına müdahale edilmediği sonucuna ulaşılmasının mümkün olmadığı değerlendirilmektedir. (151) LG tarafından sunulan açıklama ve savunmalar birlikte değerlendirildiğinde söz konusu teşebbüsün yeniden satış fiyatlarına müdahale edilmediğine yönelik iddialarının kabul edilemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır. I.3.5. Ankara Bölge İdare Mahkemesi 8. İdari Dava Dairesinin 22.01.2026 tarihli ve 2025/781 E., 2026/83 K. sayılı Kararı (152) İlgili kararda Mahkeme tarafından özetle aşağıdaki değerlendirmeler yapılmıştır: (a) Dava konusu Kurul kararının LG’ye 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesinin ihlal edildiğine karar verilmesine ilişkin kısmının incelenmesi bakımından; - Soruşturma kapsamında elde edilen deliller ilgili savunmalar çerçevesinde ele alındığında, Bulgu-1'de LG çalışanı (.....) ile GİPA satış personeli (.....) arasında gerçeklesen Whatsapp yazışmalarında "merak etme", "Sen bı topa gır mudur", "3 dk içinde düzeltilecek" ve "işlem tamam" ifadeleri, Bulgu-2'de "Bu listeyi benim bayilerime atıyor su an", "Ama rica ediyorum koordineli gidelim" ifadeleri, Bulgu-3'te "Uyarıda bulundum" ve "kapatıyorlar" ifadelerinin geçtiği, bu ifadelerden, LG'nin, LG markalı televizyon gibi tüketici elektroniği ve beyaz eşya gibi dayanıklı tüketim mallarının satışını gerçekleştiren GİPA ve alt bayilerin LG tarafından satış fiyatlarının takip edildiği, yeniden satış fiyatlarının LG'nin belirlediği seviyede olmadığının tespit edilmesi durumunda yeniden satıcıların uyguladığı fiyatlara müdahalede bulunulduğu ve fiyatların yükselttirildiği, - Bunun yanı sıra LG tarafından distribütörünün satışlarına da müdahalelerde bulunulduğu ve böylelikle yeniden satıcıların bağımsız şekilde belirlemesi gereken satış fiyatlarına müdahale edildiğinin anlaşıldığı, anılan fiillerin bayilerin satış fiyatlarını belirlemeye yönelik olduğu açık olduğundan, söz konusu eylemleriyle 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal ettiği anlaşılan davacı şirketin aynı Kanunun 16. maddesinin üçüncü fıkrası ve Mülga Ceza Yönetmeliği’nin "Temel para cezası" başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ve ikinci fıkrası ile 6. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi hükümleri uyarınca 2021 mali yılı sonunda oluşan ve Kurul tarafından belirlenen yıllık gayri safi gelirlerinin takdiren (.....) oranında olmak üzere 33.870.305,21-TL idari para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Kurulun 03.08.2023 tarihli ve 23-36/671-227 karar sayılı kararında hukuka aykırılık görülmediği,
26-07/230-83 39/48 (b) Dava konusu Kurul kararında idari para cezası oranının belirlenmesine esas alınan mevzuattaki değişikliğin lehe düzenleme teşkil edip etmediğinin incelenmesi bakımından; - 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 2. maddesinde “kabahat” deyiminin, Kanun’un karşılığında idari yaptırım uygulanmasını öngördüğü haksızlık anlamına geldiği; 3. maddesinde, bu Kanun’un idari yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması hâlinde, diğer genel hükümlerinin ise idari para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında uygulanacağı, - “Zaman bakımından uygulama” başlıklı 5. maddesinde ise 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun zaman bakımından uygulamaya ilişkin hükümlerinin kabahatler bakımından da uygulanacağı, kabahatler karşılığında öngörülen idari yaptırımlara ilişkin kararların yerine getirilmesi bakımından ise derhal uygulama kuralının geçerli olduğunun düzenlendiği, - Bu maddenin atıf yaptığı 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7. maddesinin ikinci fıkrasında, suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise failin lehine olan kanunun uygulanacağı ve infaz olunacağının kurala bağlandığı, - 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un “Lehe olan hükümlerin uygulanmasında usul” başlıklı 9. maddesinin üçüncü fıkrasında ise lehe olan hükmün, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirleneceğinin düzenlendiği, - Öğretide de lehe kanunun tespitinde önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin dikkate alınacağı ve lehe olduğu belirlenen kanunun olaya bütün olarak uygulanacağını kabul edildiği, - 4054 sayılı Kanun’un 4. ve 6. maddelerine aykırı davranışlar yönünden verilecek idari para cezalarının tespitine ilişkin usul ve esasları düzenleyen mülga ve yeni yönetmeliğin aktarılan kurallarından; önceki düzenlemede karteller ve diğer ihlaller ayrımı yapılarak bunlar için belirlenecek temel ceza oranlarının alt ve üst sınırlarının belirlendiği, - 27.12.2024 tarihinde yürürlüğe giren Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hâkim Durumun Kötüye Kullanılması Hâlinde Verilecek İdari Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik’inde (Yeni Ceza Yönetmeliği) “kartel - diğer ihlal” ayrımının bulunmadığı ve alt sınıra yer verilmediği; temel ceza oranı belirlenirken önceki düzenlemede ilgili teşebbüsün piyasadaki gücünün dikkate alındığı, yeni düzenlemede ise ihlalin niteliğinin açık ve/veya ağır olup olmadığının gözetileceğinin belirtildiği; süreye bağlı artırım bakımından önceki düzenlemede 1-5 yıl süren ihlaller için yarısı oranında artırım öngörülmüşken, yeni düzenlemede 1–2 yıl için 1/5, 2–3 yıl için 2/5, 3–4 yıl için 3/5 ve 4–5 yıl için 4/5 oranında kademeli artırım öngörüldüğü; ayrıca Yeni Ceza Yönetmeliği’nde bazı ağırlaştırıcı unsurların kaldırıldığı ve yeni hafifletici unsurların eklendiği, - Bu durumda, temel ceza oranına ilişkin önceden belirlenmiş alt sınırların kaldırılmış olması, 1 yıldan uzun ve 3 yıldan kısa ihlaller bakımından süre artırımının azaltılmış bulunması, bazı ağırlaştırıcı unsurların kaldırılması ve yeni hafifletici unsurların getirilmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde; Mülga Ceza Yönetmeliği ile Yeni Ceza Yönetmeliği’nin bütün olarak karşılaştırılması sonucunda Yeni Ceza
26-07/230-83 40/48 Yönetmeliği’nin teşebbüsler bakımından lehe olabilecek düzenlemeler içerdiği sonucuna varıldığı, - Bu nedenle Kurul tarafından her iki yönetmelik dikkate alınarak karşılaştırma yapılması ve aleyhe karar verme yasağını ihlal etmeyecek şekilde idari para cezası oranlarının yeniden belirlenmesi ve lehe düzenleme niteliği taşıyan kuralların LG’ye de uygulanabilmesi gerektiği ve bu husus gözetilmeden tesis edilen dava konusu Kurul kararının iptali gerektiği, - Kurulun da önceki yönetmelik döneminde gerçekleşen rekabete aykırı fiiller bakımından yeni yönetmelik yürürlüğe girdikten sonra verdiği Mülga Ceza Yönetmeliği ile Yeni Ceza Yönetmeliği’ni karşılaştırdığı ve teşebbüsler yönünden lehe olan düzenlemeyi uyguladığı, - Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali yönündeki İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik bulunmadığı, (c) LG tarafından ödenen idari para cezasının yasal faizi ile birlikte iadesine karar verilmesi talebinin incelenmesi bakımından; - LG’nin de aralarında bulunduğu elektronik beyaz eşya pazarında faaliyet gösteren teşebbüslerce yetkili satıcıların yeniden satış fiyatına müdahalede bulunulmak suretiyle 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinin ihlal edildiği sabit olmakla birlikte, Mülga Ceza Yönetmeliği ile Yeni Ceza Yönetmeliği’nin idare tarafından kıyaslanarak yeniden bir değerlendirme yapılması ve bu değerlendirme sonucuna göre yeniden bir işlem tesis edilmesi gerektiği, - Bu nedenle, LG’nin idari para cezasının 263.625,81 TL’nin yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi talebi yönünden bu aşamada karar verilmesine gerek bulunmadığı, Sonuç itibarıyla; - Açıklanan nedenlerle, Kurumun istinaf başvurusunun kısmen reddi ile Ankara 14. İdare Mahkemesince verilen 28.03.2025 tarih ve E:2024/1509, K:2025/510 sayılı kararın; dava konusu işleme ilişkin kısmı sonucu itibarıyla usul ve hukuka uygun olup istinaf başvurusunun kabulünü gerektiren bir neden bulunmadığından reddi, - LG tarafından ödenen 33.870.305,21 TL’nin ödenme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte Kurum tarafından iadesine ilişkin kısmının ise istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile anılan kararın bu kısmının kaldırılması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (İYUK) 45. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca esas hakkında yeniden karar verilmesi yönünde karar tesis edilmiştir. I.3.6. Genel Değerlendirme (153) İşbu kararda yer verilen bulgu, açıklama ve değerlendirmeler doğrultusunda; LG tarafından yeniden satıcıların satış fiyatlarının takip edildiği, yeniden satış fiyatlarının LG’nin belirlediği seviyede olmadığının tespit edilmesi durumunda yeniden satıcıların uyguladığı fiyatlara müdahalede bulunulduğu ve fiyatların yükselttirildiği, bunun yanı sıra LG tarafından distribütörünün satışlarına da müdahalelerde bulunulduğu ve böylelikle yeniden satıcıların bağımsız şekilde belirlemesi gereken satış fiyatlarına müdahale edildiği tespit edilmiştir. Söz konusu eylemlerin 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal ettiği değerlendirilmektedir. (154) Yukarıda yer verilen bilgiler ışığında, mahkemenin iptal kararının gereğini yerine getirmek üzere LG hakkında yeni bir idari para cezasının tespit edilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Bu
26-07/230-83 41/48 kapsamda aşağıda Mülga Ceza Yönetmeliği ve Yeni Ceza Yönetmeliği hükümlerinin kıyaslanması suretiyle LG hakkında tesis edilecek yeni idari para cezasının hesaplanmasına ilişkin yapılan değerlendirmeye yer verilmektedir. Öte yandan, LG hakkında takdir edilecek idari para cezasının Mülga Ceza Yönetmeliği ile Yeni Ceza Yönetmeliği kapsamında karşılaştırılmasına geçmeden önce, LG hakkında alınacak yeni kararda tayin edilecek idari para cezasının, iptale konu Kurul kararında belirlenen idari para cezasından daha ağır olup olamayacağının ele alınması gerekmektedir. Bu kapsamda aşağıda öncelikle LG hakkında alınacak yeni kararda belirlenecek idari para cezasının, iptal edilen Kurul kararında belirlenen idari para cezasından daha ağır olup olamayacağına ilişkin değerlendirmeye yer verilmekte, akabinde Mülga Ceza Yönetmeliği ve Yeni Ceza Yönetmeliği hükümleri kıyaslanmak suretiyle LG hakkında takdir edilecek idari para cezasına yönelik değerlendirmelere yer verilmektedir. Devamında Ankara Bölge İdare Mahkemesi 8. İdari Dava Dairesinin 22.01.2026 tarih ve 2025/781 E. 2026/83 K. sayılı kararı ile Ankara 14. İdare Mahkemesinin 28.03.2025 tarih ve 2024/1509 E. 2025/510 K. sayılı kararının kısmen iptal edilmesi üzerine; Ankara 14. İdare Mahkemesinin kararının gereğini yerine getirmek maksadıyla Kurulun 22.05.2025 tarih ve 25-20/494-M sayılı kararı doğrultusunda LG hakkında açılan soruşturma bakımından oluşan yeni hukuki duruma ilişkin değerlendirmelere yer verilecektir. I.3.6.1. LG Hakkında Tayin Edilecek İdari Para Cezasına İlişkin Değerlendirme (155) Kurulun teşebbüsler hakkındaki idari para cezası kararlarının idari yargı mercileri tarafından iptal edilmesi durumunda ilgili iptal kararlarının gereğinin yerine getirilmesi çerçevesinde Kurul tarafından yürütülecek inceleme neticesinde teşebbüsler özelinde tayin edilecek yeni ceza miktarlarının, Kurulun iptal edilen kararlarındaki ceza miktarlarını aşmaması gerektiği hususu “aleyhe hüküm verme yasağı ilkesi” kapsamında ele alınmaktadır. Aleyhe hüküm verme yasağının dikkate alındığı Danıştay’ın çok sayıdaki kararından biri olan Danıştay 12. Dairesinin 11.05.2016 tarihli ve 2012/12930 E. 2016/2696 K. sayılı kararında yer alan; “Bilindiği üzere mahkemeler, dava konusu edilen işlemlerin dava konusu edilmemesi halinde ortaya çıkacak hukuki durumdan daha aleyhe sonuç doğuracak şekilde hüküm kuramazlar. Diğer bir ifadeyle davacının dava açmakla içinde bulunduğu hukuki durumunun ağırlaşması ihtimali kabul edilmemektedir. Aleyhe hüküm verme yasağı olarak adlandırılan ve yerleşik yargı kararlarında da yer bulan bu kuralın, ilgililerin ihlal edildiğini düşündükleri haklarını korumak amacıyla herhangi bir endişe taşımaksızın dava açabilmelerini sağlamaya yönelik bir uygulama niteliği taşıdığından, Anayasanın 36. maddesinde ifade edilen hak arama hürriyetini temin eden bir yönü de bulunmaktadır.” şeklindeki hüküm ile idari yargılamalarda aleyhe hüküm verme yasağının önemine işaret edilmiştir. (156) Konuya ilişkin olarak, Danıştay 13. Dairesinin 11.11.2015 tarihli ve 2015/5483 E. 2015/3835 K. sayılı kararında ise; “4054 sayılı Kanun hükümlerini ihlal ettiğinden bahisle davacı şirkete idari para cezası verilmesine ilişkin 16.04.2014 tarih ve 14-15/277-119 sayılı Kurul kararının, ceza miktarı hesaplanırken 4054 sayılı Kanun'un 16. maddesinde yer alan düzenleme uyarınca, dava konusu Kurul kararının 2012 yılında alınması nedeniyle 2011 yılı gayrisafi geliri üzerinden idari para cezasının hesaplanması gerektiği gerekçesiyle işlemin iptaline karar verildiği, bu itibarla anılan yargı karanının uygulanması amacıyla 2011 mali yılı gayrisafi geliri esas alınarak davacı şirkete idari para cezası verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, buna karşılık davacı şirkete ilk olarak verilen para cezası tutarı 109.418,33-TL olmasına rağmen yasal dava hakkını
26-07/230-83 42/48 kullanması sonucunda yargı kararının uygulanması gerekçe gösterilerek davacının daha ağır bir yaptırımla45 karşı karşıya bırakıldığının anlaşıldığı, hukuk devletinde kişilerin hukuki haklarının kullanmaları üzerine alınan kararların, kişilerin aleyhine sonuç doğuracak şekilde uygulanamayacağı” ifadeleriyle aleyhe hüküm verme yasağı ilkesinin Kurul tarafından alınan kararlarda da işletilmesi gerektiği değerlendirmesinde bulunulmuştur. (157) Danıştay’ın mezkûr kararındaki içtihada paralel olarak Kurulun 05.04.2018 tarihli ve 18-10/185-88 sayılı kararında ise; “Anılan ilke46 çerçevesinde öncelikle Kurul’un ulaştığı ceza oranını, 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesi uyarınca TEB’in47 nihai karardan bir önceki mali yıl (veya bunun hesaplanması mümkün olmazsa, karar tarihine en yakın mali yıl) sonunda oluşan gayrisafi gelirine uygulaması ve neticede ortaya çıkacak miktarın, iptal edilen Kurul kararında hükmedilen meblağdan fazla olması durumunda bu meblağı uygulamayıp eski tutara hükmetmesi; daha az olması durumunda ise tarafın lehine olduğu gerekçesiyle yeni tutarı uygulaması gerekmektedir.” ifadelerine yer verilerek Kurulun idari yargının iptal kararı sonrasında konuya ilişkin tesis edeceği yeni kararda ilgili teşebbüs aleyhine daha ağır bir para cezasına hükmedemeyeceği hüküm altına alınmıştır. (158) Danıştay ve Kurulun yukarıda açıklanan içtihadı çerçevesinde, LG hakkında idari para cezasının yeniden belirlenmesi kapsamında; LG hakkında tayin edilecek idari para cezası oran ve tutarının, Kurulun iptal edilen 03.08.2023 tarihli ve 23-36/671-227 sayılı kararı ile uygulanan idari para cezası tutarını aşmaması gerektiği değerlendirilmektedir. I.3.6.2. Mülga Ceza Yönetmeliği ve Yeni Ceza Yönetmeliği Kapsamında LG Hakkında Takdir Edilecek İdari Para Cezasına Yönelik Değerlendirme (159) Kurulun 03.08.2023 tarih ve 23-36/671-227 sayılı kararı uyarınca idari para cezasının uygulandığı tarihte yürürlükte bulunan düzenleme Mülga Ceza Yönetmeliği olmakla birlikte mahkemenin bozma gerekçesi, Yeni Ceza Yönetmeliği’nin LG’nin lehine olup olmadığının Mülga Ceza Yönetmeliği ile karşılaştırılarak tespit edilmesi ve buna göre idari para cezasının yeniden değerlendirilmesi gerektiğine ilişkindir. Bu karşılaştırma yapılırken dikkat edilecek husus, lehe olan hükümlerin uygulanması ilkesinin göz önünde bulundurulmasıdır. (160) 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesinin üçüncü fıkrasında “Bu Kanun’un 4, 6 ve 7 nci maddelerinde yasaklanmış davranışlarda bulunanlara, ceza verilecek teşebbüs ile teşebbüs birlikleri veya bu birliklerin üyelerinin nihai karardan bir önceki mali yıl sonunda oluşan veya bunun hesaplanması mümkün olmazsa nihai karar tarihine en yakın mali yılsonunda oluşan ve Kurul tarafından saptanacak olan yıllık gayri safi gelirlerinin yüzde onuna kadar idarî para cezası verilir” hükmüne yer verilmiştir. Aynı maddenin son fıkrasıysa “Bu maddeye göre verilecek idarî para cezalarının tespitinde dikkate alınan hususlar, işbirliği halinde para cezasından bağışıklık veya indirim şartları, işbirliğine ilişkin usul ve esaslar Kurulca çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir.” hükmünü amirdir. (161) İptal edilen Kurul kararında, LG’nin yeniden satış fiyatını tespit etmek suretiyle 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal ettiği değerlendirilmiş ve Mülga Ceza Yönetmeliği’nin 3. 45 İlgili karardaki “daha ağır bir yaptırım” ifadesiyle Kurulun, mahkeme kararının gereğinin yerine getirilmesi gerekçesiyle teşebbüs hakkında, 156.473,67 TL tutarında idari para cezası vermesi kast edilmiştir. 46 “Aleyhe hüküm verme yasağı ilkesi” kast edilmektedir. 47 Söz konusu Kurul kararında “TEB” kısaltması ile Türk Eczacıları Birliği kastedilmektedir.
26-07/230-83 43/48 maddesinde yer alan “diğer ihlaller” tanımı uyarınca idari para cezasının uygulanması gerektiğine karar verilmiştir. (162) Bu kapsamda Mülga Ceza Yönetmeliği’nin 5. maddesinin birinci fıkrası uyarınca temel para cezası oranı, LG’nin gayri safi gelirin %0,5’i ile %3’ü arasında bir oran olan %(.....) üzerinden tespit edilerek teşebbüs hakkında ceza takdirinde bulunulmuştur. Akabinde ihlalin bir yıldan az sürmüş olması nedeniyle süre bakımından herhangi bir artırım uygulanmamış, ancak ihlalin tekerrüre konu olması hasebiyle temel para cezası (.....) oranında artırılmıştır. Kararda Mülga Ceza Yönetmeliği’nin 7. maddesinin birinci fıkrası kapsamında hafifletici unsur bulunmadığı değerlendirilmiştir. Nihayetinde Kurul, LG hakkında 2021 yılı gayri safi geliri üzerinden %(.....) oranında idari para cezası oranı belirlemiş ve teşebbüse 33.870.305,21 TL tutarında idari para cezası uygulanmasına karar vermiştir. (163) Mahkemenin iptal kararı doğrultusunda LG hakkında yeniden hesaplanacak idari para cezasında Mülga Ceza Yönetmeliği’nin mi yoksa Yeni Ceza Yönetmeliği’nin mi lehe olacağının belirlenmesi amacıyla LG hakkında tayin edilecek idari para cezasının Yeni Ceza Yönetmeliği hükümleri açısından da hesaplanması gerekmektedir. Bu kapsamda öncelikle başlangıç ceza oranının ne şekilde belirleneceği önem taşımaktadır. Zira Kurul, Yeni Ceza Yönetmeliği hükümleri çerçevesinde %0,5’ten düşük bir oran belirleyebileceği gibi %3'ten yüksek bir oran da öngörebilecektir. Bu noktada, LG’nin ihlal konusu eyleminin Yeni Ceza Yönetmeliği’nin 5. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında “açık ve ağır ihlaller” niteliğini haiz olması göz önünde bulundurulabilecektir. Öte yandan, yukarıda açıklandığı üzere “aleyhe hüküm verme yasağı” ilkesi çerçevesinde Yeni Ceza Yönetmeliği kapsamında belirlenecek başlangıç ceza oranının her hâlükârda, iptale konu Kurul kararında tayin edilen temel para cezası oranı olan %(.....) üzerinde olacak şekilde belirlenmemesi gerektiği değerlendirilmektedir. (164) Yeni Ceza Yönetmeliği’nin 5. maddesinin üçüncü fıkrasına göre ceza tespitinde dikkate alınması gereken bir diğer unsur ihlalin süresidir. LG’nin ihlal süresi bir yıldan kısa Yeni Ceza Yönetmeliği kapsamında da Eski Ceza Yönetmeliği’ne paralel şekilde süreye bağlı artırım bakımından LG lehine farklı bir sonuç doğmamaktadır. Bu durumda, LG hakkında azami %(.....) oranında belirlenebilecek başlangıç ceza oranı, süre bakımından herhangi bir artırıma tabi olmayacaktır. (165) Temel para cezası oranının tayin edilmesinin ardından Yeni Ceza Yönetmeliği’nin 6. maddesinde düzenlenen ağırlaştırıcı unsurlar ve 7. maddesinde düzenlenen hafifletici unsurlar değerlendirilerek nihai ceza oranının belirlenmesi gerekmektedir. (166) İptale konu Kurul kararında Eski Ceza Yönetmeliği’nin 6. maddesinde yer alan “ihlalin tekerrürü” şeklindeki ağırlaştırıcı unsurun varlığı tespit edilmiş olup ağırlaştırıcı unsurların tahdidi olarak sayıldığı Yeni Ceza Yönetmeliği’nin 6. maddesinde de “ihlalin tekerrürü” durumu doğrudan bir ağırlaştırıcı unsur olarak yer almaktadır. Yeni Ceza Yönetmeliği’nin 6. maddesinin birinci fıkrasında, Kanun’un 4. ve/veya 6. maddelerinin ihlal edildiğinin Kurul tarafından tespit edilmesinden sonra aynı teşebbüs tarafından tekrar ihlal edilmesi halinde temel ceza oranının “bir katına kadar” artırılacağı hükme bağlanmıştır. Her iki düzenleme karşılaştırıldığında, yeni düzenlemede artırımın üst sınırı korunmakla birlikte, alt sınır yönünden belirli bir oranın öngörülmediği ve “bir katına kadar” ibaresi ile artırım oranının Kurulun takdirine bırakıldığı görülmektedir. (167) Öte yandan iptal edilen Kurul kararında tekerrürün varlığı sebebiyle uygulanan %(.....) düzeyindeki artışın Yeni Ceza Yönetmeliği’nde benimsenen sınırlar içinde kaldığı (bir katına kadar), Kurulun iptal edilen kararında belirlenen %(.....) artış oranının hem Eski Ceza Yönetmeliği hem de Yeni Ceza Yönetmeliği kapsamında azami artış oranın aşağısında olduğu, buradan hareketle LG hakkında Yeni Ceza Yönetmeliği kapsamında değerlendirme
26-07/230-83 44/48 yapılsa dahi LG lehine bir durumun oluşmayacağı değerlendirilmektedir. Bununla birlikte, aleyhe hüküm verme yasağı ilkesi uyarınca iptale konu Kurul kararında anılan husus nedeniyle idari para cezasında yapılan artırım oranı olan %(.....) oranının aşılmamasının uygun olacağı mütalaa edilmektedir. (168) Yeni Ceza Yönetmeliği’nin “Hafifletici unsurlar” başlıklı 7. maddesinin birinci fıkrasında hafifletici unsurlar örnek olarak sayılmıştır. Bu kapsamda, Yeni Ceza Yönetmeliği’nin 7. maddesinde düzenlenen hafifletici unsurların somut olay bakımından uygulanabilirliğinin ayrıca incelenmesi gerekmektedir. (169) Yeni Ceza Yönetmeliği’nin 7. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, yasal yükümlülüklerin yerine getirilmesi haricinde yerinde incelemenin daha kısa sürede tamamlanmasını veya daha etkin şekilde gerçekleştirilmesini sağlayan fiziksel ve/veya teknik imkânların sunulması ya da yerinde inceleme esnasında inceleme konusuyla bağlantılı ilave bilgi veya belgelerin kendiliğinden sunulması hafifletici unsur olarak düzenlenmiştir. Ayrıca Yeni Ceza Yönetmeliği’nin 7. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine eklenen hafifletici unsurlardan olan “İdari para cezasına esas alınan yıllık gayri safi gelirler içinde yurt dışı satış gelirlerinin bulunması” hususunun ayrıca değerlendirilmesinde fayda bulunmaktadır. (170) Bu doğrultuda Kurul tarafından LG hakkında karar tesis edilmeden önceki yıla ait olan 2024 mali yılı LG cirosu değerlendirilmiştir. 2024 yılı bakımından LG’nin toplam cirosu (.....) TL olup yurt dışı satış geliri (.....) TL’dir. Bu durumda 2024 yılı itibarıyla yurt dışı satışların toplam ciro içindeki oranı yaklaşık %(.....) seviyesindedir. (171) Görüldüğü üzere, 2024 mali yılı bakımından yurt dışı satış gelirlerinin toplam ciro içindeki payı oldukça düşük düzeydedir. Dolayısıyla, yurt dışı satışların ciro içindeki payının son derece sınırlı olduğu dikkate alındığında, anılan hususun hafifletici unsur olarak değerlendirilmesini gerektiren bir durumun bulunmadığı kanaatine varılmaktadır. Bununla birlikte, Kurulun farklı yönde bir değerlendirme yapmasının her zaman mümkün olduğu hususunda herhangi bir şüphe bulunmamaktadır. (172) Mevcut durumda LG hakkında tayin edilecek idari para cezası oranının hesaplanmasında Yeni Ceza Yönetmeliği hükümleri çerçevesinde yapılacak hesaplama sonucunda elde edilen nihai ceza oranı ile Mülga Ceza Yönetmeliği hükümleri çerçevesinde yapılmış olan hesaplama sonucunda elde edilen nihai ceza oranı arasında bir fark bulunmamaktadır. (173) Bununla birlikte Yeni Ceza Yönetmeliği’nde Eski Ceza Yönetmeliği’nden farklı olarak başlangıç ceza oranının tayininde herhangi bir alt sınır öngörülmediğinden, Kurulun, iptale konu Kurul kararındaki başlangıç ceza oranı olan %(.....) oranından daha düşük bir seviyede başlangıç ceza oranı belirlemesi durumunda, Yeni Ceza Yönetmeliği’nin LG’nin lehine olacağı değerlendirilmektedir. Bu bakımdan teşebbüs hakkında tayin edilecek idari para cezasının hesaplanmasında mahkemenin iptal kararındaki gerekçe doğrultusunda Yeni Ceza Yönetmeliği hükümlerinin dikkate alınmasının uygun olacağı değerlendirilmektedir. (174) Son olarak, 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesinin üçüncü fıkrasında “Bu Kanunun 4, 6 ve 7 nci maddelerinde yasaklanmış davranışlarda bulunanlara, ceza verilecek teşebbüs ile teşebbüs birlikleri veya bu birliklerin üyelerinin nihai karardan bir önceki mali yıl sonunda oluşan veya bunun hesaplanması mümkün olmazsa nihai karar tarihine en yakın mali yıl sonunda oluşan ve Kurul tarafından saptanacak olan yıllık gayri safi gelirlerinin yüzde onuna kadar idarî para cezası verilir.” hükmü yer almaktadır. Bu noktada Kanun hükmünün açık
26-07/230-83 45/48 olduğu, dolayısıyla somut olayda LG’nin 2024 yılı cirosunun esas alınması gerektiği değerlendirilmektedir48. (175) Somut olayda Yeni Ceza Yönetmeliği hükümlerine göre yapılan hesaplamalar çerçevesinde hesaplanan nihai ceza oranı (%(.....)) çerçevesinde, LG’nin 2024 yılı cirosu dikkate alınarak belirlenecek nihai idari para cezası tutarı 168.481.020 TL olup söz konusu tutar, Kurulun iptal edilen kararında belirlenen nihai idari para cezası tutarı olan 33.870.305,21 TL’yi aşmaktadır. Bu bakımdan, “aleyhe hüküm verme yasağı” ilkesine yönelik yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda, LG hakkında tayin edilecek nihai idari para cezası tutarının 33.870.305,21 TL’yi aşmaması gerektiği değerlendirilmektedir. I.3.6.3. Ankara Bölge İdare Mahkemesi 8. İdari Dava Dairesinin 22.01.2026 Tarih ve 2025/781 E. 2026/83 K. Sayılı Kararı İle Ankara 14. İdare Mahkemesinin 28.03.2025 Tarih ve 2024/1509 E. 2025/510 K. Sayılı Kararının Kısmen İptal Edilmesi Üzerine Oluşan Hukuki Duruma İlişkin Değerlendirme (176) İdari makamlarca tesis edilen idari işlemler hukuki sonuç doğurmaya yönelik birer irade açıklaması olup hukuka uygun idari işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurlarını taşıması gerekmektedir. Bunlardan sebep unsuru ise karar alınmadan veya işlem tesis edilmeden önce var olan ve idareyi belli bir karar veya işlem tesis etmeye götüren hukuki veya fiili durumu ifade etmektedir49. Nitekim Danıştay 7. Dairesinin 08.11.2007 tarihli ve 2007/695 E. 2007/4612 K. sayılı kararında idari işlemin sebep unsuru “idare, tesis ettiği idari işlemi, gerçek ve hukuka uygun, sebep ya da sebeplere dayandırmak zorundadır. İdarenin dayandığı sebebin gerçek olması, usulüne uygun olarak yapılan tespitlerle ortaya konulmuş bulunmasını anlatır.” şeklinde hüküm altına alınmıştır. (177) İdari işlemin bir unsuru olarak sebep, idari makamların idari işlemi yapmak için ihtiyaç duyduğu bütün etkenler olup bir nevi idari işlemin gerekçesi olarak da ifade edilebilmektedir. Bu kapsamda mahkeme kararlarının da idari işlemlerin hukuki sebeplerinden biri olduğu söylenebilecektir. Hukuki dayanağını mahkeme kararı teşkil eden idari işlemin, işlem tesis edildikten sonra yetkili yargı yerince bu mahkeme kararının hukuka aykırılığı tespit edilerek hukuk düzeninden kaldırılması halinde idari işlem hukuki dayanaktan yoksun hale gelecek olup idari işlem, sebep unsuru yönünden hukuka uygunluğunu yitirecektir. Henüz kesinleşmese dahi mahkeme kararları aksi kanunda belirtilmediği takdirde icrai nitelik taşımakta olup idarenin bu kararlara dayanarak işlem tesis etmesi veya eylemde bulunması gerekmektedir. Bu kapsamda henüz kesinleşmemiş ve hukuka aykırılığı üst derece yargı yerince tespit edilmemiş yargı kararlarının yerine getirilmesinde Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri gereği idarenin derhal sorumlu bulunduğu belirtilebilecektir. Yetkili yargı mercii tarafından bu kararın hukuka aykırılığının tespit edildiği durumda ise idare bu sefer bu yeni yargı kararının gereğini derhal yerine getirmekten sorumlu ve yükümlü olacaktır50. (178) Nitekim İYUK’un 28. maddesinin birinci fıkrasında “Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez.” hükmü yer almaktadır. (179) Kararın bu kısmında 03.08.2023 tarih ve 23-36/671-227 sayılı Kurul kararına, ardından Ankara 14. İdare Mahkemesinin 28.03.2025 tarih ve 2024/1509 E. 2025/510 K. sayılı iptal 48 Bu yöndeki Kurul kararı için bkz. Kurulun 09.01.2025 tarihli ve 25-01/23-20 sayılı 11 Banka kararı. 49 Prof. Dr. Metin GÜNDAY, İdare Hukuku, 10. Baskı, Ankara, 2013, sf.152. 50 Dr. Güher ULU, “İdari İşlemin Sebep Unsuru ve Yargısal Denetimi”, Bursa Uludağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Hukuku Anabilim Dalı İdare Hukuku Bilim Dalı, Doktora Tezi, Bursa, 2021, sf. 320.
26-07/230-83 46/48 kararına ve son olarak Ankara Bölge İdare Mahkemesi 8. İdari Dava Dairesinin 22.01.2026 tarihli ve 2025/781 E., 2026/83 K. sayılı kısmen iptal kararına yer verilecektir. (180) Bu çerçevede Ankara Bölge İdare Mahkemesi 8. Dava Dairesinin 22.01.2026 tarihli ve 2025/781 E., 2026/83 K. sayılı kararında özetle; - Soruşturma kapsamında elde edilen deliller ilgili savunmalar çerçevesinde ele alındığında, Bulgu-1'de LG çalışanı (.....) ile GİPA satış personeli (.....) arasında gerçeklesen Whatsapp yazışmalarında " merak etme", "Sen bı topa gır mudur", "3 dk içinde düzeltilecek" ve "işlem tamam" ifadeleri, Bulgu-2'de "Bu listeyi benim bayilerime atıyor su an", "Ama rica ediyorum koordineli gidelim" ifadeleri, Bulgu-3'te "Uyarıda bulundum" ve "kapatıyorlar" ifadelerinin geçtiği, - Bu ifadelerden, LG'nin, LG markalı televizyon gibi tüketici elektroniği ve beyaz eşya gibi dayanıklı tüketim mallarının satısını gerçekleştiren GİPA ve alt bayilerin LG tarafından satış fiyatlarının takip edildiği, yeniden satış fiyatlarının LG'nin belirlediği seviyede olmadığının tespit edilmesi durumunda yeniden satıcıların uyguladığı fiyatlara müdahalede bulunulduğu ve fiyatların yükselttirildiği, - Bunun yanı sıra LG tarafından distribütörünün satışlarına da müdahalelerde bulunulduğu ve böylelikle yeniden satıcıların bağımsız şekilde belirlemesi gereken satış fiyatlarına müdahale edildiğinin anlaşıldığı, anılan fiillerin bayilerin satış fiyatlarını belirlemeye yönelik olduğu açık olduğundan Kurulun 03/08/2023 tarih ve 23-36/671-227 karar sayılı kararında hukuka aykırılık görülmediği neticesine ulaşılmıştır. (181) Dolayısıyla Ankara Bölge İdare Mahkemesi 8. Dava Dairesinin kararında özetle; LG tarafından distribütörün satışlarına müdahalede bulunulduğu ve böylelikle yeniden satıcıların bağımsız şekilde belirlemesi gereken satış fiyatlarına müdahale edildiğinin anlaşıldığı ve anılan fiillerin bayilerin satış fiyatlarını belirlemeye yönelik olduğu açık olduğundan Kurulun 03/08/2023 tarih ve 23-36/671-227 sayılı kararında hukuka aykırılık bulunmadığı kanaatine ulaşılmıştır. (182) Hukuk Müşavirliği tarafından yapılan istinaf başvurusuna istinaden alınan kararda, Kurulun 03.08.2023 tarih ve 23-36/671-227 sayılı kararında yapılan ihlal tespiti hukuka uygun bulunmuş; öte yandan LG hakkında uygulanan idari para cezasının Yeni Ceza Yönetmeliği hükümleri çerçevesinde yeniden hesaplanması gerektiğinden bahisle söz konusu kararın idari para cezasının tayinine dönük kısmı iptal edilmiştir. Sonuç olarak; Hukuk Müşavirliğince yapılan istinaf başvurusu Ankara Bölge İdare Mahkemesi 8. Dava Dairesinin 22.01.2026 tarihli ve 2025/781 E., 2026/83 K. sayılı kararıyla kısmen kabul edilmiş; kısmen iptal edilmiştir. (183) Bu suretle, Ankara Bölge İdare Mahkemesi 8. İdari Dava Dairesi tarafından alınan kararın; 22.05.2025 tarihli ve 25-20/494-M sayılı Kurul kararıyla LG hakkında açılan soruşturmanın temelini oluşturan Ankara 14. İdare Mahkemesinin 28.03.2025 tarihli ve 2024/1509 E. 2025/510 K. sayılı kararını kısmen kaldırması ve esas itibarıyla 03.08.2023 tarihli ve 23-36/671-227 sayılı Kurul kararını hukuku uygun bulması hususları bir arada değerlendirildiğinde; LG hakkında açılan soruşturmaya esas teşkil eden sebep unsurunun ortadan kalktığı anlaşılmaktadır. Bu doğrultuda işbu dosya kapsamında vuku bulan yargı sürecine benzer süreçleri ihtiva eden dosyalara ilişkin Kurul kararlarının incelenmesinde fayda görülmektedir. (184) Bu kapsamda;
26-07/230-83 47/48 - Ankara 6. İdare Mahkemesinin 01.11.2018 tarihli ve 2017/717 E. 2018/2508 K. sayılı kararı gereğince SABMiller PLC’nin kontrolünün Anheuser-Busch InBev tarafından devralınması işlemine taahhütsüz olarak izin verilmesine ilişkin 01.06.2016 tarihli ve 16-19/311-140 sayılı Kurul kararının iptali üzerine işlemin Kurulca nihai incelemeye alındığı ancak Ankara Bölge İdare Mahkemesinin 19.12.2019 tarihli ve 2019/2238 E. 2019/2881 K. sayılı kararı ile Ankara 6. İdare Mahkemesinin kararını kaldırması üzerine, Kurulun bahse konu kararının hukuken tekrar geçerlilik kazanması sebebiyle başvuru konusu işlem hakkında; başlatılan nihai incelemenin sonlandırılmasına 12.03.2020 tarihli ve 20-14/183-94 sayı ile karar verildiği, - Buna benzer bir duruma; AFM Uluslararası Film Prodüksiyon Ticaret ve Sanayi AŞ’nin (AFM) çoğunluk hisselerinin, Mars Sinema Turizm ve Sportif Tesisler İşletmeciliği AŞ (MARS) tarafından devralınması ve AFM üzerinde tek kontrol uygulayan Esas Holding AŞ’nin, MARS üzerinde ortak kontrol uygulayan Spark Entertainment Ltd. Şti’nin %50 hissesini devralması işleminde rastlandığı, Kurulun bahsi geçen devralma işlemine teşebbüslerin sundukları taahhütler çerçevesinde 17.11.2011 tarihli ve 11-57/1473-539 sayılı kararla izin verdiği, daha sonra Danıştay 13. Dairesinin Kurul kararını iptal ettiği ve bunun üzerine yeni bir nihai inceleme başlatıldığı, bu karara karşı Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu (İDDK) nezdinde temyiz başvurusunda bulunulduğu, İDDK tarafından davacının yargılama aşamasında davadan feragat etmesi nedeniyle davanın esasının incelenme olanağının kalmadığı, bu nedenle karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi gerekirken işin esasına girilerek hüküm kurulmasında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle Danıştay 13. Dairesinin kararının bozulduğu, bu kapsamda AFM’nin MARS tarafından devralınması işlemine izin veren 17.11.2011 tarihli ve 11-57/1473-539 sayılı Kurul kararının hukuka uygun hale geldiği gerekçesiyle Kurulun 09.07.2015 tarihli ve 15-29/435-128 sayılı kararı ile nihai incelemenin sonlandırıldığı, - Söz konusu yaklaşımın soruşturma kapsamında tesis edilen Kurul kararları için de geçerli olduğu; bu doğrultuda Kurulun 08.02.2018 tarihli ve 18-04/49-26 sayılı kararı ile ARÇELİK Pazarlama AŞ (ARPAZ), Vestel Elektronik San. ve Tic. AŞ (VESTELSAN) ve BSH hakkında rekabete duyarlı bilgileri paylaşmak suretiyle 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal ettikleri iddiasına yönelik yürütülen soruşturma neticesinde, Kurulun 02.01.2020 tarihli ve 20-01/13-5 sayılı kararı ile ARPAZ ve VESTELSAN’ın 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal etmediklerine, dolayısıyla aynı Kanun’un 16. maddesi uyarınca adı geçen teşebbüslere idari para cezası uygulanmasına gerek olmadığına karar verildiği, ilgili Kurul kararının iptali istemiyle açılan davada Ankara 4. İdare Mahkemesi tarafından 11.01.2023 tarihli ve 2022/2198 E. 2023/60 K. sayılı karar ile dava konusu Kurul kararının iptal edildiği, ilgili kararın yerine getirilmesini teminen 02.03.2023 tarihli ve 23-12/188-M sayılı Kurul kararıyla ARPAZ ve VESTELSAN hakkında 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinin ihlal edilip edilmediğinin tespitine yönelik olarak soruşturma açıldığı, ancak soruşturma sürecinde Ankara Bölge İdare Mahkemesi 8. İdari Dava Dairesi tarafından 10.05.2023 tarihli ve 2023/412 E. 2023/623 K. sayılı karar ile yürütülen soruşturmaya esas teşkil eden Ankara 4. İdare Mahkemesince verilen kararın kaldırıldığı, sonuç itibarıyla Kurulun 13.07.2023 tarihli ve 23-31/583-195 sayılı kararı ile ARPAZ ve VESTELSAN hakkında yürütülen soruşturmanın sonlandırıldığı görülmektedir.
26-07/230-83 48/48 (185) Yukarıda yer verilen kararların tümünden; bir Kurul kararının yargı mercileri tarafından iptal edilmesi halinde Kurul, mahkeme kararının gereğini yerine getirmek üzere yeni bir idari süreç başlatmaktadır. Öte yandan yargı sürecinin devamında Kurulun idari süreç başlatmasına dayanak teşkil eden mahkeme kararının, yeni bir yargı kararıyla iptal edilmesi halinde söz konusu sürecin sonlandırıldığı görülmektedir. (186) Bu bağlamda 03.08.2023 tarihli ve 23-36/671-227 sayılı Kurul kararının; Ankara 14. İdare Mahkemesinin 28.03.2025 tarihli ve 2024/1509 E. 2025/510 K. sayılı kararıyla iptal edilmesi üzerine mahkeme kararının gereğini yerine getirmek maksadıyla adı geçen teşebbüs hakkında 22.05.2025 tarihli ve 25-20/494-M sayılı Kurul kararıyla açılan soruşturmanın, Ankara Bölge İdare Mahkemesi 8. İdari Dava Dairesinin 22.01.2026 tarihli ve 2025/781 E., 2026/83 K. sayılı kararı dikkate alınarak sonlandırılması gerekmektedir. J. SONUÇ (187) Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre, Ankara Bölge İdare Mahkemesi 8. İdari Dava Dairesinin 22.01.2026 tarih ve 2025/781 E. 2026/83 K. sayılı kararının gereğinin yerine getirilmesini teminen; 1. LG Electronics Ticaret AŞ’nin, yetkili satıcılarının yeniden satış fiyatına müdahalede bulunmak suretiyle 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesini ihlal etmiş olması sebebiyle; LG Electronics Ticaret AŞ’ye 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 16. maddesinin üçüncü fıkrası ve 27.12.2024 tarih ve 32765 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar İle Hâkim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek İdari Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik”in 5. maddesinin birinci fıkrası, ikinci fıkrası ve 6. maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2024 yılı gayrisafi gelirleri üzerinden %(.....) oranında olmak üzere 168.481.020-TL tutarında idari para cezası uygulanması gerekmekle birlikte; 27.12.2024 tarih ve 32765 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar İle Hâkim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek İdari Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik” ile 15.02.2009 tarih ve 27142 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan mülga “Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar İle Hâkim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik” hükümlerinin ayrı ayrı uygulanması neticesinde ulaşılan sonuç cezalar kıyaslandığında ve “aleyhe hüküm verme yasağı” ilkesi de nazara alınmak suretiyle mülga yönetmelik uyarınca verilen idari para cezasının lehe olduğu anlaşıldığından, LG Electronics Ticaret AŞ’ye 03.08.2023 tarih ve 23-36/671-227 sayılı kararda tespit edilen 33.870.305,21 -TL tutarında idari para cezası uygulanmasına, 2. 03.08.2023 tarihli ve 23-36/671-227 sayılı Rekabet Kurulu kararının Ankara 14. İdare Mahkemesinin 28.03.2025 tarihli ve 2024/1509 E. 2025/510 K. sayılı kararıyla iptal edilmesi üzerine, iptal kararının gereğini yerine getirmek adına 22.05.2025 tarihli ve 25-20/494-M sayılı Rekabet Kurulu kararıyla LG Electronics Tic. AŞ hakkında açılan soruşturmanın Ankara Bölge İdare Mahkemesi 8. İdari Dava Dairesinin 22.01.2026 tarihli ve 2025/781 E., 2026/83 K. sayılı kararında ulaşılan kanaat dikkate alınarak sonlandırılmasına gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 60 gün içinde Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açık olmak üzere, OYBİRLİĞİ ile karar verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy