1 REKABET KURUMU
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : D4/1/S.C.-99/6 (Menfi Tespit/Muafiyet)
Karar Sayısı : 99-31/280-169
Karar Tarihi : 22.6.1999
A- TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. M. Tamer MÜFTÜOĞLU
Üyeler : Mehmet Zeki UZUN, Sadık KUTLU, İsmet CANTÜRK,
Dr. Kemal EROL, Nejdet KARACEHENNEM, Mustafa PARLAK, A.Ersan GÖKMEN,
R. Müfit SONBAY, Kubilay ATASAYAR, Murat GENCER
B- RAPORTÖRLER: Süleyman CENGİZ, Serpil ÇINAROĞLU, Murat AYBER,
M. Okan ALPAY
C- BAŞVURUDA BULUNAN: Hyundai Assan Otomotiv Sanayi ve Ticaret A.Ş.
Temsilcisi: Av. Fahrettin DOĞAN
Büyükdere Cd. No:75, Kat:6 Daire:13
Mecidiyeköy/İstanbul
D- TARAFLAR: - Hyundai Assan Otomotiv Sanayi ve Ticaret A.Ş.
Ebululla Cad. Park Tower 80630 1. Akatlar/İstanbul
- Hyundai Bayileri ve Yetkili Servisleri
E- DOSYA KONUSU: Hyundai Assan Otomotiv Sanayi ve Ticaret A.Ş. (Hyundai
Assan) ile ilgili taraflar arasında akdedilen bayilik sözleşmesi ve yetkili servis
işletme sözleşmesinin 1998/3 sayılı Tebliğ kapsamında olup olmadığının
belirlenmesi talebi.
F- DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 5.5.1998 tarih, 1141 sayı ile giren
başvuru üzerine düzenlenen 24.5.1999 tarih, D4/1/S.C.-99/6 sayılı Menfi
Tespit/Muafiyet Ön İnceleme Raporu, 24.5.1999 tarih, REK.0.08.00.00/45 sayılı
Başkanlık önergesi ile 99-31 sayılı Kurul toplantısında görüşülerek karara
bağlanmıştır.
G- RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: Rekabeti kısıtlayıcı hükümler içermeleri nedeniyle
4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 8. maddesinde düzenlenen
menfi tespit belgesini alamayan, aynı zamanda 1998/3 sayılı Motorlu Taşıtlar
Dağıtım ve Servis Anlaşmalarına İlişkin Grup Muafiyet Tebliği’nin belirlediği muafiyet
sınırlarını aşan rekabet kısıtlamaları içerdiği için bu Tebliğ'in sağladığı grup
muafiyetinden yararlanamayan inceleme konusu iki sözleşmenin anılan Tebliğ
hükümlerine uygun kabul edilememelerine yol açan rekabet kısıtlamalarının,
Tebliğ’de öngörülenlere ek olarak getirilen ve ayrı bir değerlendirme gerektiren
kısıtlamalardan ziyade, Tebliğ hükümlerinin aşılması veya genişletilmesi niteliğinde
olmaları nedeniyle, 4054 sayılı Kanun’un 5/d maddesinde yer alan “Rekabetin (a) ve
(b) bentlerindeki amaçların elde edilmesi için zorunlu olandan fazla sınırlanmaması”
şartına aykırı oldukları için bireysel muafiyet de alamayacakları, dolayısıyla her iki
2 REKABET KURUMU
anlaşmanın da 4054 sayılı Kanun’un "Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem
ve Kararlar" başlıklı 4. maddesi kapsamında hukuka aykırı anlaşmalar olarak kabul
edilerek, Kanun’un 40. maddesinin birinci fıkrası hükmü doğrultusunda, Hyundai
Assan ile bu teşebbüsle inceleme konusu dağıtım ve servis sözleşmelerini akdeden
teşebbüsler hakkında soruşturma açılmasının yerinde olacağı düşünülmektedir.
H- İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
Hyundai Assan ile bayileri ve yetkili servisleri arasında akdedilen bayilik
sözleşmesi ve yetkili servis sözleşmesinin 1998/3 sayılı Tebliğ kapsamında olup
olmadığının belirlenmesi talebi ile başvuruda bulunulmuştur.
Başvuruya ilişkin değerlendirme, 4054 sayılı Kanun'un "Menfi Tespit" başlıklı
8. ve "Muafiyet" başlıklı 5. maddeleri kapsamında yapılmıştır.
Başvuru dilekçesi ve formunda, anlaşmaların 1998/3 sayılı Tebliğ dikkate
alınarak hazırlandığı belirtilmiştir. 4054 sayılı Kanun’un 8. maddesinde Menfi Tespit
Belgesi verilebilmesi için, bildirilen anlaşmanın Kanun’un 4., 6. ve 7. maddelerine
aykırı olmaması gerektiği düzenlenmiştir. Grup muafiyeti tebliğlerine uygunluğu
kabul edilen anlaşmalar ise anılan Kanun’un 4. maddesine aykırı hükümler taşımakla
birlikte, bu hükümleri ilgili Kanun maddesi uyarınca 4. maddenin uygulanmasından
muaf tutulmaktadır. Bu çerçevede, muafiyet tebliğlerinden birisine uygun şekilde
düzenlenmiş bir anlaşmaya, Kanun’un 4. maddesine aykırı hükümler taşıması
nedeniyle menfi tespit belgesi verilmesi mümkün değildir.
Söz konusu sözleşmeler 1998/3 sayılı Tebliğ çerçevesinde de
değerlendirilmiştir.
H.1. Bayilik Sözleşmesi
Başvuru konusu metin, "Bayilik Sözleşmesi" ve bu sözleşmenin 40.
maddesine dayanılarak düzenlenen "Bayilik Sözleşmesinin Değiştirilen Maddeleri"
başlıklı belgeden oluşmaktadır. Değişiklik metninin giriş bölümünde, söz konusu
düzenlemede 1998/3 sayılı Tebliğ hükümleri doğrultusunda Sözleşme'de yapılan
düzeltmelerin ve aynı amaçlı eklemelerin yer aldığı ifade edilmektedir. Bu çerçevede
sözleşme değişiklikler de dikkate alınarak değerlendirilmiştir.
Bildirim konusu sözleşmenin 1.2. maddesi ikinci paragrafında; “Hyundai
Yedek Parçaları, ŞİRKET tarafından temin edilecek Hyundai mamullerinin tamir veya
servisi için kullanılacak her türlü yedek parçalar ve aksesuarlar mütekabil
parçalardır.”, üçüncü paragrafında ise; “Hyundai Ürünleri yukarıda belirtilen, Hyundai
mamulleri yedek parçalarını ve aksesuarlarının tümünün tanımlanmasıdır.” ifadeleri
yer almaktadır. 1998/3 sayılı Tebliğ irdelendiğinde; motorlu taşıtlarla birlikte bunların
yedek parçalarının da Tebliğ kapsamına girdiği görülmekte ve keza “yedek parça”
ifadesinden ne anlaşılması gerektiği de anılan Tebliğ’in “Tanımlar” başlıklı 3.
maddesinde ayrıntılı olarak yer almaktadır. Buna göre; “Bir motorlu taşıt aracına,
içine veya üstüne o aracın bir unsuru haline gelecek şekilde yerleştirilen ve eskisinin
yerine geçen parça...” yedek parçadır. Bildirim konusu sözleşmenin anılan
hükmünde yer alan "aksesuarlar" teriminin kapsamına giren otomobil parçalarının,
Tebliğ tarafından benimsenen yedek parça tanımını aşabileceği anlaşılmaktadır.
Esasen, Tebliğ’de yer alan tanım dikkate alındığında her türlü aksesuarın Tebliğ ile
muafiyet tanınan dağıtım anlaşmalarının konusu olamayacağı görülmektedir.
3 REKABET KURUMU
Dolayısı ile sözleşme hükmünde yer alan açık ifadeler, sözleşmenin, Tebliğ'in
muafiyet kapsamı dışında bıraktığı mallara uygulanmasını ve böylece Tebliğ'in ‘Grup
Muafiyeti Kapsamı Dışında Kalan Koşul ve Yükümlülükler’ başlıklı 7. maddesi (b)
bendinin; “Taraflarca anlaşmaya bu Tebliğ’de anılan mal ve hizmetlerden başka mal
ve hizmetlerle ilişkili hükümler konulması veya anlaşmanın bu gibi mal ve hizmetlere
uygulanması.” hükmü kapsamında bir davranışın ortaya çıkmasını mümkün kılar
niteliktedir. Rekabetin bu şekildeki olası bir ihlaline olanak tanıması bakımından, söz
konusu maddenin Tebliğ ile getirilmek istenen düzene uygun olmadığı açıktır. Bu
nedenle, söz konusu sözleşme hükümleri Tebliğ'e uygun olarak yeniden
düzenlenmelidir.
Sözleşme'nin 4. maddesinin birinci fıkrasında; “Bayi, Şirketin yazılı izni
olmadan, Hyundai mamulleri haricinde herhangi bir motorlu aracın ve yedek
parçaların üretimi, pazarlaması, bakım servisi ile iştigal eden işletme veya
kuruluşların ana veya Bayisi olmamayı; bu tür kuruluşlarla herhangi bir menfaat
ilişkisi olmayacağını kabul ve taahhüt eder.” ifadesi yer almaktadır. 1998/3 sayılı
Tebliğ’in 4. maddesinin b/3 bendinde; “Ayrı satış yerlerinde, ayrı bir yönetimle ve
ayrı bir yasal varlık halinde ve markalar arasında karışıklıktan kaçınacak şekilde
satış halleri hariç olmak üzere, üreticiden başka kişiler tarafından sunulan motorlu
yeni taşıt araçlarını satmama yükümlülüğü,” grup muafiyeti kapsamına giren
yükümlülükler arasında sayılmaktadır. Buna göre, yukarıda aktarılan sözleşme
maddesinin hükümleri Tebliğ hükümlerini aştığından anılan madde metni Tebliğ'e
uygun olarak yeniden düzenlenmelidir.
Sözleşme'nin 5. maddesinin birinci fıkrasında; “Bayi, bölgesindeki Hyundai
mamulleri parkının, garanti ve satış sonrası hizmetlerini yürütebilmek için gerekli ve
yeterli Hyundai yedek parça ve aksesuarlarını düzenli olarak yalnızca şirketten
almayı, …kabul ve taahhüt etmektedir.” hükmü yer almaktadır. Bu düzenleme,
1998/3 sayılı Tebliğ'in 7. maddesi (h) bendinde yer alan; “Sağlayıcının, satıcının 4
üncü maddenin b/5 inci bendinde yer alan anlaşma konusu mallarla rekabet
edebilecek ve onların kalitesine denk olan yedek parçaları dilediği bir üçüncü
teşebbüsten elde etme serbestliğini doğrudan veya dolaylı olarak sınırlandırması…”
şeklindeki hüküm gereği sözleşmeyi, Tebliğ'in kapsamı dışında bırakmaktadır. Ancak
sözleşmenin söz konusu maddesinin devamından, bayinin aynı kalitedeki yedek
parçaları kullanabileceği ve bunları farklı kaynaklardan tedarik edebileceği
anlaşılmaktadır. Konuya ilişkin belirsizlik yaratması nedeniyle maddenin birinci
fıkrasının, Tebliğ hükümleri doğrultusunda düzeltilmesi yerinde olacaktır.
Sözleşmenin ‘Yedek Parça ve Servis Koordinasyonu’ başlıklı 3. maddesi
birinci fıkrasında yer alan; “…. Şirket bayilik bölgesindeki potansiyeli gözönünde
bulundurarak mevcut servisin genişletilmesini isteyebileceği gibi, o bölgede yeni
servis ve bakım istasyonları kurma hakkına da sahiptir.” hükmü, Tebliğ'in ‘Grup
Muafiyeti Kapsamı Dışında Kalan Koşul Ve Yükümlülükler’ başlıklı 7. maddesi (d)
bendinde yer alan; “Sağlayıcının, anlaşma ile satıcının anlaşma bölgesinde faaliyet
gösteren başka satıcı teşebbüslerle, anlaşma konusu malların dağıtım ve servisi
konusunda veya anlaşma bölgesini değiştirmesi konusunda anlaşma yapma hakkını
saklı tutması” şeklindeki yasaklanmış düzenlemenin kapsamında yer almaktadır. Bu
nedenle söz konusu hüküm sözleşmeden çıkartılmalıdır.
4 REKABET KURUMU
Anılan madde hükmünde bir "bayilik bölgesi"nden bahsedilmekle birlikte,
sözleşmenin diğer bölümlerinde veya değişiklik metninde "bayilik bölgesi"nin tanım
ya da kapsamına rastlanmamıştır. 1998/3 sayılı Tebliğ’in "Kapsam" başlıklı 2.
maddesinde, “İki teşebbüsün taraf olduğu ve bir tarafın karayollarında kullanım
amaçlı üç veya daha fazla tekerlekli motorlu yeni taşıt araçları ile bunlarla birlikte
yedek parçalarını ülkenin tamamında veya belirlenmiş bir bölümünde yeniden satış
amacıyla yalnız diğer tarafa veya onunla birlikte dağıtım sistemi içinde yer alan belirli
sayıdaki teşebbüslere vermeyi kabul ettiği anlaşmalar...” ifadesi ile belirlenen
kapsam içinde yer alan anlaşmaların tanımı ve kurucu unsurları belirtilmektedir. Bayi
için belirlenecek bir bayilik bölgesinin, bayinin, yatırımının korunması yoluyla,
sağlayıcı karşısında kendi kendine yeter ve daha bağımsız olmasını sağlayacağı
açıktır. Nitekim, Tebliğ'in muafiyet kapsamı dışında kalan hükümlerin sıralandığı 7.
maddesinin, “Sağlayıcının, anlaşma ile satıcının anlaşma bölgesinde faaliyet
gösteren başka satıcı teşebbüslerle, anlaşma konusu malların dağıtım ve servisi
konusunda veya anlaşma bölgesini değiştirmesi konusunda anlaşma yapma hakkını
saklı tutması” şeklindeki (d) bendi ile bayilik bölgesi korunmaktadır. Buna göre,
Tebliğ’in öngördüğü rekabet kısıtlamalarını içeren bir dağıtım anlaşması için bölge
tahsisi, kurucu bir unsur olarak kabul edilmelidir.
Yine 3. maddenin ikinci fıkrasında yer alan; “Servis ve bakım istasyonunda,
…Şirketin belirleyeceği marka madeni yağlar vs. kullanılacaktır.” hükmünde adı
geçen "madeni yağlar", Tebliğ’de tanımlanan şekliyle "yedek parça" kapsamında
değerlendirilmesi mümkün olmayan mallardandır. Dolayısıyla, bu hüküm, Tebliğ'in
"Grup Muafiyeti Kapsamı Dışında Kalan Koşul ve Yükümlülükler" başlıklı 7.
maddesinin (b) bendinin; “Taraflarca anlaşmaya bu Tebliğ’de anılan mal ve
hizmetlerden başka mal ve hizmetlerle ilişkili hükümler konulması veya anlaşmanın
bu gibi mal ve hizmetlere uygulanması.” hükmünde tanımlanan davranışa uymakta
ve Grup Muafiyet Tebliği ile sağlanan muafiyetin kapsamı dışında kalmaktadır. Bu
nedenle, söz konusu sözleşme hükümleri Tebliğ'e uygun olarak yeniden
düzenlenmelidir.
Sözleşme'nin 14. maddesinin birinci fıkrasında; “Bayi …hiçbir şekilde Şirket
ve Şirketin diğer Bayilerine karşı rekabeti kötüye kullanamaz.” ve aynı maddenin
ikinci fıkrasında; “….Bayiler arası rekabetin kötüye kullanıldığı durumlarda, ŞİRKET,
her türlü tedbiri alma hakkına sahiptir.” hükümleri yer almaktadır. Ancak bu
hükümlerin ne gibi bir anlam ifade ettiği açık değildir. Eğer kastedilen haksız rekabet
yapılamayacağı ise, bu konu Türk Ticaret Kanunu’nun 56. ve devamı maddelerinde
düzenlenmektedir ve sözleşmede yer almalarının ne derece gerekli olduğu
şüphelidir. Bu ihtimalin dışında rekabete ilişkin herhangi bir diğer davranışın
kısıtlanmasına yönelik bir düzenleme getirilmesi amaçlanıyor ise, bu durumun 4054
sayılı Kanun’a aykırı olacağı açıktır. Belirsizlik yaratan ve yanlış anlaşılmalara son
derece açık bu maddenin, inceleme konusu sözleşmede yer almaması ya da haksız
rekabete ilişkin olarak ağırlaştırıcı hükümler getirilmek isteniyorsa bu konuya ilişkin
hukuki terimlerin yanlış anlama ve genişletici yorumlamalara imkan vermeyecek
şekilde kullanılması yerinde olacaktır.
Sözleşmenin "Talimata Uyma Zorunluluğu" başlıklı 30. maddesinin üçüncü
fıkrasında yer alan; “Bu sözleşmenin uygulanması ile ilgili olarak Şirket’çe
hazırlanacak ve yayınlanacak tüm duyurular ve talimatlar sözleşmenin ayrılmaz bir
5 REKABET KURUMU
parçasını teşkil edip, Bayi’i bağlayıcı niteliktedir. Bayi bunlara itiraz edemeyeceği
gibi talimata uyma zorunluluğuna aykırı davranışlarda da bulunamaz.” ve "Duyurular"
başlıklı 40. maddesinde yer alan; “Şirket, Hyundai mamullerinin yedek parça ve
aksesuarlarının iş bu bayilik sözleşmesi kapsamında alınıp satılmasına, Bayi’lerin
müşterilerle olan ilişkilerinde izlenecek esaslara, satış, satış sonrası ve teknik
konularda Bayi’ce verilecek hizmetlere dair uygulama esaslarını belirtmek ve bu
hususlarda duyurular (Talimatlar) neşretmek hakkına sahiptir…” hükümlerinde
anılan duyuru ve talimatların içereceği muhtemel rekabet kısıtlamalarının, bu
anlaşmada yapılacak değişikliklerden sonra tanınacak olası bir muafiyetin
kapsamında yer almayacağı ve bunun yanında sözleşme ile getirilen zorunluluğun
bayinin ve Hyundai Assan'ın sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı açıktır.
H.2. Yetkili Servis İşletme Sözleşmesi
Başvuru konusu metin, "Yetkili Servis İşletme Sözleşmesi" ve bu sözleşmenin
4. maddesine dayanılarak düzenlenen ve aynı sözleşmede değişiklikler yapan
duyurudan oluşmaktadır. Bu çerçevede başvuru konusu sözleşme değişiklikler de
dikkate alınarak değerlendirilmiştir.
Sözleşmede değişiklik yapan duyurunun üçüncü sayfasının ilk paragrafında
yer alan, “Yetkili Servis, bölgesindeki Hyundai otomobilleri parkının, garanti ve satış
sonrası hizmetlerini yürütebilmek için gerekli ve yeterli Hyundai parçalarını düzenli
olarak Şirket’ten almayı…kabul ve taahhüt etmektedir” ifadesi, 1998/3 sayılı Tebliğ'in
"Grup Muafiyeti Kapsamı Dışında Kalan Koşul Ve Yükümlülükler" başlıklı 7.
maddesinin (h) bendinde yer alan; “Sağlayıcının, satıcının 4 üncü maddenin b-5 inci
bendinde yer alan anlaşma konusu mallarla rekabet edebilecek ve onların kalitesine
denk olan yedek parçaları dilediği bir üçüncü teşebbüsten elde etme serbestliğini
doğrudan veya dolaylı olarak sınırlandırması,” şeklindeki hükümle çelişmektedir. Her
ne kadar anılan hükmün devamında eş kalitedeki farklı markalı yedek parçaların
kullanılabileceği zımnen kabul ediliyorsa da, madde başında yer alan ve yukarıda
aktarılan hüküm, yanlış anlamaya ve bu yolla, kasıtlı ya da kasıtsız, rekabeti
kısıtlayıcı davranışlara sebep olmaya elverişlidir.
Yine duyurunun üçüncü sayfasında, yetkili servisin, “Servis ve Bakım
istasyonlarında Şirket’in önereceği marka cihaz ve avadanlıklarla madeni yağları
kullanma…"sını taahhüt altına alan hüküm, Tebliğ'in yukarıda da yer verilen 7.
maddesinin (b) bendi çerçevesinde muafiyet kapsamı dışında kalmaktadır. Zira,
madeni yağlar hiçbir şekilde Tebliğ'in "yedek parça" tanımı kapsamında yer
almamaktadır. Bu nedenle söz konusu hüküm sözleşmeden çıkartılmalıdır.
Sözleşmenin, değiştirilmeyen hükümleri arasında bulunan 4. maddesinde yer
alan, “Bu sözleşmenin uygulanması ile ilgili olarak Şirket’çe yayınlanan ve
yayınlanacak tüm “duyurular” ve “talimatlar” sözleşmenin ayrılmaz bir parçasını teşkil
edip Servis’i bağlayıcı niteliktedir.” ifadesinde anılan duyuru ve talimatların içereceği
muhtemel rekabet kısıtlamalarının, bu anlaşmada yapılacak değişikliklerden sonra
tanınacak olası bir muafiyetin kapsamında yer almayacağı ve bunun yanında
sözleşme ile getirilen zorunluluğun bayinin ve Hyundai Assan'ın sorumluluğunu
ortadan kaldırmayacağı açıktır.
6 REKABET KURUMU
İ- SONUÇ
Yukarıda yer verilen tespit ve değerlendirmelerin ışığında, Hyundai Assan ile
bayileri ve yetkili servisleri arasında akdedilen "Bayilik Sözleşmesi" ve "Yetkili Servis
İşletme Sözleşmesi"nin,
1) Yukarıda belirtilen koşullar yerine getirilmek kaydı ve başvuru konusu
sözleşmelerin eş zamanlı olarak birlikte uygulanmaları halinde 1998/3 sayılı Motorlu
Taşıtlar Dağıtım ve Servis Anlaşmalarına İlişkin Grup Muafiyet Tebliği kapsamında
4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 4. maddesinin
uygulanmasından muaf olacağına,
2) Bu koşulların yerine getirilmesi için kararın tebliğinden itibaren ilgili taraflara 60
gün süre verilmesine ve bu süre içinde aykırılıkların giderildiğinin Kurum'a tevsik
edilmesine, aksi takdirde sözleşmelerin geçersiz olacağının, öngörülen düzeltmeler
yapılmadan uygulanmaya devam edilmesi halinde haklarında soruşturma
açılacağının ve 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 16. ve 17.
maddeleri uyarınca işlem yapılacağının taraflara bildirilmesine,
3) Bu aşamada, inceleme konusu anlaşmaların zamanında bildirilmiş olmaları ve
4054 sayılı Kanun'un 16. maddesinin son fıkrası kapsamında açık rekabet
ihlali içermedikleri dikkate alınarak, anlaşmaların tarafları hakkında soruşturma
açılmasına gerek bulunmadığına,
OYBİRLİĞİ ile karar verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy