1 REKABET KURUMU
BU KARAR DANISTAY 13.DAIRESI’NCE IPTAL
EDILMISTIR. REKABET KURULU’NUN AYNI
KONUYA ILISKIN 03.07.2008/18.02.2009/18.02.2009
TARIH VE 08-43/591-223 / 09-07/129-40 / 09-07/129-41
NOLU KARARLARINA INTERNET SAYFAMIZDAKI
KARAR ARAMA BÖLÜMÜNDEN ERİŞEBİLİRSİNİZ.
2 REKABET KURUMU
REKABET KURULU KARARI
Dosya No : Ö.G./1/D1-97/1 (SORUŞTURMA)
Karar No : 99-53/575-365
Karar Tarihi : 24.11.1999, 99-53
A- TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. M. Tamer MÜFTÜOĞLU.
Üyeler : Mehmet Zeki UZUN, Sadık KUTLU, Dr. Kemal EROL, İsmet
CANTÜRK, Nejdet KARACEHENNEM, Mustafa PARLAK, A. Ersan GÖKMEN, R.
Müfit SONBAY, Kubilay ATASAYAR, Murat GENCER.
B- SORUŞTURMA HEYETİ
Başkan : Rekabet Kurulu Üyesi, Sadık KUTLU
Raportörler : Makbule BEKCAN, Tarkan ERDOĞAN, Aydın ÇELEN,
Pelin UYANIK, A. İhsan ÇAĞLAYAN
C- ŞİKAYET EDEN:
İstanbul Gıda Toptancı Tüccarları Derneği (İGTOD)
İstanbul Toptan Gıda Merkezi Rami-Eyüp-İSTANBUL
Temsilcileri
Prof. Dr Arif Esin, Dr. Bülent Çamlıca, M. Fevzi Toksoy, Taylan Karagül,
Bülent Hacıoğlu
Akaretler Sıraevleri Spor Cad. No:67 80680 Beşiktaş-İSTANBUL
D- HAKKINDA SORUŞTURMA YAPILANLAR:
1- Benckiser Temizlik Malzemesi Sanayi ve Ticaret A.Ş.
Barbaros Plaza No: 145 C Blok Kat 19 Balmumcu Beşiktaş-İSTANBUL
Vekili
Av. İsmail Yılmaz Aslan
Uludağ Üniversitesi İ.İ.B.F. Gürükle Kampüsü-BURSA
2- Sezginler Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.
Kazlıçeşme Mah. 10.Yıl Cad. Belgrat Kapı Karşısı Shell Yanı
Zeytinburnu- İSTANBUL
Vekilleri
Av. Erhan B. Selek, Av. Onur Gülergin
İnönü Cad. No:69/71 K.8 D. 15 80090 Gümüşsuyu-İSTANBUL
3- Ülker Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.
Davutpaşa Cad. No: 10 34015 Topkapı-İSTANBUL
Vekili
3 REKABET KURUMU
Av. Teoman Seyithanoğlu
Atatürk Bulvarı 199/A-12 06680 Kavaklıdere-ANKARA
4- Besler Gıda ve Kimya Sanayi ve Ticaret A.Ş.
Ramazanoğlu Mah. Mahmut Bayram Cad. No: 88 Pendik-İSTANBUL
Vekili
Av. Teoman Seyithanoğlu
Atatürk Bulvarı 199/A-12 06680 Kavaklıdere-ANKARA
5- Eczacıbaşı Procter & Gamble Dağıtım ve Satış A.Ş.
Eski Üsküdar Cad. Nora Center 81090 İçerenköy-İSTANBUL
Vekili
Av. Yücel Kıran
Eski Üsküdar Cad. Nora Center 81090 İçerenköy-İSTANBUL
6- Marsa Kraft Jacobs Suchard Sabancı Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.
Kısıklı Cad. No: 90 81190 Altunizade Üsküdar-İSTANBUL
Vekili
Av. Dr. Nurkut İnan
Cinnah Cad. 31B/1 06680 Çankaya-ANKARA
7- Unilever Sanayi ve Ticaret Türk A.Ş.
Huzur Hoca Sok. No: 84 Kat: 10 81120 İçerenköy-İSTANBUL
Vekili
Av. Ahter Kutadgu
Huzur Hoca Sok. No: 84 Kat: 10 81120 İçerenköy-İSTANBUL
8- LeverElida Temizlik ve Kişisel Bakım Ürünleri Sanayi ve Ticaret A.Ş.
Huzur Hoca Sok. No: 84 Kat: 10 81120 İçerenköy-İSTANBUL
Vekili
Av. Ahter Kutadgu
Huzur Hoca Sok. No: 84 Kat: 10 81120 İçerenköy-İSTANBUL
9- Unilever Tüketim Ürünleri Satış, Pazarlama ve Ticaret A.Ş.
Huzur Hoca Sok. No: 84 Kat: 10 81120 İçerenköy-İSTANBUL
Vekili
Av. Ahter Kutadgu
Huzur Hoca Sok. No: 84 Kat: 10 81120 İçerenköy-İSTANBUL
10- Dosan Konserve Sanayi ve Ticaret A.Ş.
Huzur Hoca Sok. No: 84 Kat: 10 81120 İçerenköy-İSTANBUL
Vekili
Av. Ahter Kutadgu
Huzur Hoca Sok. No: 84 Kat: 10 81120 İçerenköy-İSTANBUL
E- İDDİALARIN ÖZETİ
4 REKABET KURUMU
1- İstanbul Gıda Toptancı Tüccarları Derneği'nin (İGTOD) 19.11.1997 tarihli
şikayet başvurusunda;
- Besler Gıda ve Kimya Sanayi ve Ticaret A.Ş.,
Eczacıbaşı Procter & Gamble Dağıtım ve Satış A.Ş.,
Marsa Kraft Jacobs Suchard Sabancı Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.,
Sezginler Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.,
Unilever Sanayi ve Ticaret A.Ş.,
Ülker Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.
teşebbüslerinin dayanıksız gıda ve gıda dışı tüketim mallarına ilişkin İGTOD
üyeleri aleyhine uyumlu eylem halinde arz boykotu uyguladıkları,
- Sözkonusu üretici firmaların rekabet mevzuatına aykırı olarak aynı dönemde
ihdas ettikleri distribütörlerine belirli bölgelerde tek satıcılık imtiyazı tanıyarak,
tüketici nezdinde kullanım amaçları açısından aynı olan rakip ürünlerin yeniden
satıcılığının yapılmaması şartı getirdikleri, aynı bölgede bulunan diğer
toptancılara fabrika tarafından sevkiyat yapılmayacağı güvencesi verdikleri ve
distribütörlerinin Rami Piyasası’na ürün tedarik etmelerine engel olmak suretiyle
İGTOD üyelerini piyasa dışına çıkardıkları,
- Bağımsız alıcılar açısından esas sorunun “üretici tarafından, ilgili bölgedeki tek
distribütörden tedarik yapma zorunluluğunun getirilmiş olması” ve “… alıcının
kendi olanakları ile komşu bölge distribütörlerinden satınalım yapmalarına üretici
firmalar tarafından yasaklama getirilmesi” olduğu, başka bir ifadeyle, ikincil
tedarik kaynaklarının da ortadan kaldırıldığı,
- Aynı firmaların distribütörlerine fiyat empoze ettikleri,
- Tüketici zararına pazarlamayı kısıtladıkları,
- Ayrı ayrı ürünlerde hakim durumlarını kötüye kullandıkları
öne sürülerek, bu eylemleri ile 4054 sayılı Kanun’u ihlal eden teşebbüsler hakkında
işlem yapılması istenmiştir.
2- Haklarında soruşturma yürütülen teşebbüsler, Kararın ilerleyen bölümlerindeki
savunmalarında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere 4054 sayılı Kanun’u ihlal
etmediklerini iddia etmişlerdir.
F- DOSYA EVRELERİ
İGTOD’un sözkonusu şikayet dilekçesi üzerine, Kurum raportörleri tarafından
hazırlanan 08.12.1997 tarihli ve Ö.G.1-D1-97/1 sayılı İlk İnceleme Raporu Rekabet
Kurulu'nun 10.12.1997 tarihli toplantısında görüşülmüş ve 280-25 sayılı Karar ile
4054 sayılı Kanun'un 40/1 inci maddesi uyarınca konuya ilişkin önaraştırma
yapılmasına karar verilmiştir.
5 REKABET KURUMU
Önaraştırma sonucunda Kurum raportörlerince düzenlenen 24.03.1998 tarihli ve
D1/2-M.B.-98/1 sayılı Önaraştırma Raporu, Rekabet Kurulu'nun 26.03.1998 tarihli
toplantısında görüşülmüş ve 59/436-57 sayılı karar ile 4054 sayılı Kanun'un 41 inci
ve 43/1 inci maddeleri uyarınca;
- Marsa Kraft Jacobs Suchard Sabancı Gıda San. ve Tic. A.Ş. (Marsa KJS),
- Eczacıbaşı Procter & Gamble Dağıtım ve Satış A.Ş. (EPG),
- Ülker Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş. (Ülker),
- Besler Gıda ve Kimya Sanayi ve Ticaret A.Ş. (Besler),
- Sezginler Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş. (Sezginler),
- Unilever Grubuna ait Unilever Sanayi ve Ticaret Türk A.Ş. (Unilever Sanayi),
Lever Temizlik Maddeleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. (Lever), Dosan Konserve Sanayi ve
Ticaret A.Ş. (Dosan) ve Elida Kozmetik Sanayi ve Ticaret A.Ş. (Elida)
hakkında aynı Kanun'un 4 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a), (b), (d) ve (f)
bentlerini;
- Benckiser Temizlik Malzemesi San. ve Tic. A.Ş. (Benckiser),
- Unilever Tüketim Ürünleri Satış, Pazarlama ve Ticaret A.Ş. (UNIPA)
hakkında ise aynı maddenin yukarıda ifade edilen (a), (b) ve (f) bentlerini
ihlal ettikleri gerekçesiyle soruşturma açılmasına, bu aşamada geçici tedbir
alınmasına gerek olmadığına karar verilmiştir.
13.04.1998 tarihinde, Kanun'un 43 üncü maddesinin 2 nci fıkrası uyarınca taraflara
soruşturma açıldığına dair bildirimde bulunularak taraflardan 30 gün içinde ilk yazılı
savunmalarını göndermeleri istenmiştir.
Haklarında soruşturma açılan teşebbüslerin ilk yazılı savunmaları, 12.05.1998-
11.06.1998 tarihleri arasında Kurum kayıtlarına intikal etmiştir.
Ülker ve Besler, distribütörleri ile akdettikleri dağıtım anlaşmalarına ilişkin olarak
04.05.1998 tarihinde, Sezginler ise Benckiser ile akdettiği dağıtım anlaşması için
05.05.1998 tarihinde Kurum kayıtlarına intikal eden başvuruları ile menfi
tespit/muafiyet talebinde bulunmuştur.
02.07.1998 tarih ve 72 sayılı toplantıda Kurul, sürmekte olan önaraştırma ya da
soruşturma konusu olan anlaşma, uyumlu eylem ya da kararlara ilişkin
muafiyet/menfi tespit başvurularının yürüyen mevcut dosyaları ile birleştirilerek
değerlendirilmesine karar vermiştir.
Kurul'un 10.09.1998 tarihli kararı ile 4054 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin 1 inci
fıkrası uyarınca soruşturmanın süresi 6 ay uzatılmıştır.
6 REKABET KURUMU
25.03.1999 tarih ve SR/99-2 sayılı Soruşturma Raporu, Kanun'un 45 inci maddesinin
1 inci fıkrası uyarınca Başkanlıkça tüm Kurul Üyeleri ile ilgili taraflara 26.03.1999
tarihinde tebliğ olunmuş ve aynı maddenin ikinci fıkrası gereğince taraflardan 30 gün
içinde yazılı savunmalarını göndermeleri istenmiştir.
Soruşturma Raporunun tebliğini takiben, hakkında soruşturma yürütülen
teşebbüsler, savunma sürelerinin Kanun'un 45 inci maddesinin 2 nci fıkrası uyarınca
30 gün uzatılmasını talep etmişlerdir. Unilever Grubu, Kurum kayıtlarına 27.04.1999
tarihinde intikal eden başvuruları ile süre uzatımı talebinde bulunmakla birlikte,
04.05.1999 tarihinde Kurum kayıtlarına intikal eden yazılarında bu taleplerinden sarfı
nazar ettiklerini bildirmişlerdir. Diğer teşebbüslerin talepleri Kurul kararları ile kabul
edilmiş ve bu teşebbüslere 30’ar gün ek savunma süresi tanınmıştır. Hakkında
soruşturma yürütülen bütün teşebbüslerin ikinci yazılı savunmaları 03.05.1999-
01.06.1999 tarihleri arasında Kurumumuz kayıtlarına intikal etmiştir.
İkinci yazılı savunmalara ilişkin "Ek Yazılı Görüş", Kanun'un 45 inci maddesinin 2 nci
fıkrası uyarınca, 22.06.1999 tarihinde tüm Kurul Üyeleri ve taraflara tebliğ edilmiştir.
Ek yazılı görüşün tebliğini takiben, EPG dışında hakkında soruşturma yürütülen
teşebbüsler, savunma sürelerinin Kanun'un 45 inci maddesinin 2 nci fıkrası uyarınca
30 gün uzatılmasını talep etmişlerdir. İlgili teşebbüslerin talepleri Kurulca uygun
görülmüş ve her teşebbüs için 30 gün ek savunma süresi tanınmıştır.
İlgili teşebbüslerin ek yazılı görüşe karşı yazılı savunmaları 22.07.1999-15.09.1999
tarihleri arasında Rekabet Kurumu kayıtlarına intikal etmiştir.
Soruşturma kapsamındaki teşebbüslerin talepleri üzerine; Rekabet Kurulu'nun
21.09.1999 tarih ve 99-43 sayılı toplantısında, yürütülen soruşturma ile ilgili olarak
10.11.1999 tarihinde sözlü savunma toplantısı yapılmasına karar verilmiş ve sözlü
savunma toplantısı davetiyeleri, Kanun'un 46 ncı maddesinin 2 nci fıkrası uyarınca
ilgililere gönderilmiştir.
10.11.1999 ve 11.11.1999 tarihlerinde yapılan “Sözlü Savunma Toplantısı”nda,
taraflar son savunmalarını yapmışlardır.
Rekabet Kurulu, 24.11.1999 tarihinde nihai kararını vermiş ve 25.11.1999 tarihinde
karar taraflara tefhim edilmiştir.
G- RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ
Soruşturmaya konu teşebbüslerden,
1- Benckiser Temizlik Malzemesi Sanayi ve Ticaret A.Ş.:
Sezginler Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile akdettiği distribütörlük sözleşmesi
aracılığı ile tüketiciye ve yeniden satıcıya uygulanan satış fiyatlarını belirlediği,
7 REKABET KURUMU
1996, 1997 ve 1998 yıllarındaki uygulamalar ile market ve zincir marketlerdeki
raf fiyatlarını belirlediği, uyulmadığı takdirde mal sevkiyatını durdurduğu,
1995 ve 1997 yıllarına ait uygulamalar ile piyasada faaliyet gösteren
toptancıları piyasa dışına çıkartmak istediği,
sözkonusu sözleşme maddelerinin ve eylemlerin, distribütörlük sözleşmesini
1997/3 sayılı “Tek Elden Dağıtım Anlaşmalarına İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği”
kapsamından çıkardığı ve 4054 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesinin (a), (d) ve
(f) bentleri kapsamına girmesine neden olduğu,
2- Sezginler Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.:
1998 yılında distribütörler ile yapılan görüşmelerde ve 1998 yılına ait
tespitlerde sistemin kurulmasından bu yana distribütörler tarafından
gerçekleştirilen pasif satışlar ve bölgeler arası ticaretin istenmediği,
1996, 1997 ve 1998 yıllarına ait tespitlerde distribütörlerin satış fiyatlarının
Sezginler tarafından belirlendiği,
1997 ve 1998 yıllarına ait tespitlerde zincir marketlerde minimum raf
fiyatlarının belirlendiği, uyulmaması halinde mal sevkiyatının durdurulduğu,
1996, 1997 ve 1998 yıllarına ait tespitlerde hem distribütörlere hem de zincir
marketlere kimlere mal verecekleri konusunda müşteri kısıtlamasına gidildiği,
dolayısıyla aynı eylemlerle toptancılar yönünden müşteri sınırlaması
getirilerek piyasada faaliyet gösteren toptancıların piyasa dışına çıkartılmak
istendiği,
sözkonusu eylemlerin, distribütörlük sözleşmesinin uygulamalarını 1997/3
sayılı “Tek Elden Dağıtım Anlaşmalarına ilişkin Grup Muafiyeti Tebliği”
kapsamından çıkardığı ve 4054 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesinin (a), (b),
(d) ve (f) bentleri kapsamına girmesine neden olduğu,
önaraştırma ve soruşturma döneminde yapılan görüşmelerde, distribütör
Gökay Gıda Temizlik Malzemeleri ve Kimya Sanayi Dağıtım Tic. Ltd. Şti.
hissedarı ile Genel Müdürünün yanlış bilgi vermeleri nedeniyle Gökay Gıda
Temizlik Malzemeleri ve Kimya Sanayi Dağıtım Tic. Ltd. Şti.’ne 4054 sayılı
Kanun’un 16 ncı maddesi (b) bendinde öngörülen cezanın tatbik edilmesi
gerektiği,
3- Ülker Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.:
1998 yılına ait distribütörlük sözleşmelerinde yeniden satış fiyatının
belirlenmesine yönelik hükümler bulunduğu gibi, 1996, 1997 ve 1998 yıllarına
ait uygulamaların da bu yönde olduğu ve distribütörler, zincir marketler ile
8 REKABET KURUMU
perakende satış noktalarının satış fiyatlarının Ülker tarafından belirlenmeye
çalışıldığı,
1998 yılı distribütörlük sözleşmelerinde pasif satışların engellenmesine
yönelik hüküm bulunduğu ve 1996, 1997 ve 1998 yıllarına ait uygulamalar ile
sözleşme hükmü doğrultusunda distribütörlerin pasif satışlarının ve bölgeler
arası ticaretin engellendiği,
1998 yılı distribütörlük sözleşmelerinde müşteri sınırlaması niteliğinde açık
ifadeler bulunduğu ve 1996, 1997 ve 1998 yıllarına ait uygulamalarda
distribütörlerin ve zincir marketlerin toptancılara mal satmasının engellendiği
ve böylece toptancıların piyasa dışına çıkartılmaya çalışıldığı,
sözkonusu eylemlerin, distribütörlük sözleşmesinin uygulamalarını 1997/3
sayılı Tebliğ kapsamından çıkardığı ve 4054 sayılı Kanun’un 4 üncü
maddesinin (a), (b), (d) ve (f) bentleri kapsamına girmesine neden olduğu,
dosya değerlendirilirken Ülker’in Önaraştırma ve Soruşturma dönemlerinde
yoğun olarak ihlallere devam ettiğinin ve Soruşturma döneminde yapılan
yerinde inceleme sırasında Atlas Gıda Ar-Ge Müdürü'nün ajandasında tespit
edilen “Rekabet Kurulundan dolayı, odalardaki raporların kaldırılması"
şeklindeki ifadenin, 4054 sayılı Kanun’un 16 ncı maddesinin 4 üncü fıkrasında
yer alan ağırlaştırıcı nedenlerden biri olarak gözönünde bulundurulması
gerektiği,
soruşturma sürecinde üçüncü yazılı savunmalarına ek olarak gönderilen
yenilenmiş sözleşmelerinin de nihai karar aşamasında dikkate alınması
gerektiği,
4- Besler Gıda ve Kimya Sanayi ve Ticaret A.Ş.:
1997 ve 1998 yılı distribütörlük sözleşmelerinde distribütörler tarafından
gerçekleştirilen pasif satışları ve bölgeler arası ticareti engellemeye yönelik
ifadelere yer verildiği,
distribütörün satış fiyatının belirlenmesine ilişkin 1997 ve 1998 yılı
distribütörlük sözleşme maddelerine paralel olarak, distribütörlerin satış
fiyatlarının Besler tarafından belirlendiği,
ayrıca perakende düzeyinde piyasada faaliyet gösteren diğer teşebbüslerin
satış fiyatlarının da Besler tarafından belirlenmeye çalışıldığı, özellikle
piyasada düşük fiyatlarla yapılan satışlardan rahatsızlık duyulduğu,
distribütör bölgelerinde yer alan hipermarket ve zincir market gibi noktaların
distribütörlük sistemi dışında mütalâa edildiği, bu noktalara distribütörlerin
satış yapamadığı, ancak distribütörlere getirilmiş bu tip bir kısıtlamanın geçerli
9 REKABET KURUMU
ekonomik gerekçelere sahip olması nedeniyle, talep üzerine distribütörlerin de
satış yapabilmeleri kaydıyla muafiyet alabilecek nitelikte olduğu,
ancak benzer biçimde zincir marketlerin toptan satışta bulunmalarını
engellemek suretiyle kullanım ve müşteri sınırlaması getirildiği,
satış fiyatını kontrol altında tutabilmek amacıyla toptancılarda Besler Gıda ve
Kimya San. ve Tic. A.Ş. ürünlerinin satılmasının istenmediği, distribütörler,
perakende noktalar ve zincir marketler kontrol altında tutularak toptancılara
mal satışının engellenmeye ve böylece toptancıların piyasa dışına
çıkartılmaya çalışıldığı,
tek elden dağıtım anlaşmalarından beklenen faydanın sağlanabilmesi için
pasif satışların ve bölgeler arası ticaretin engellenmemiş olmasının büyük
önem taşıması nedeniyle bu nitelikteki engellemelerin, yeniden satış fiyatının
belirlenmesinin, toptancılara mal satışını önlemek amacıyla müşteri ve
kullanım sınırlaması getirilmesinin ve bu şekilde toptancıların piyasa dışına
çıkartılma çabasının 4054 sayılı Kanun’un 16 ncı maddesi anlamında açık ihlal
olduğu,
sözkonusu eylemlerin, distribütörlük sözleşmesinin uygulamalarını 1997/3
sayılı Tebliğ kapsamından çıkardığı ve 4054 sayılı Kanun’un 4 üncü
maddesinin (a), (b), (d) ve (f) bentleri kapsamına girmesine neden olduğu,
soruşturma sürecinde üçüncü yazılı savunmalarına ek olarak gönderilen
yenilenmiş sözleşmelerinin de nihai karar aşamasında dikkate alınması
gerektiği,
5- Eczacıbaşı Procter & Gamble Dağıtım ve Satış A.Ş.:
1997 yılı distribütörlük sözleşmelerinde yeniden satış fiyatının belirlenmesine
yönelik hükümler bulunduğu, uygulamaların da bu yönde olduğu ve
distribütörler ile perakendecilerin satış fiyatlarının EPG tarafından
belirlenmeye çalışıldığı,
1998 yılı distribütörlük sözleşmelerinde de yeniden satış fiyatının
belirlenmesine ilişkin hükümlere yer verildiği ve uygulamaların devam ettiği,
1997 yılı distribütörlük sözleşmelerinde pasif satışların engellenmesine
yönelik hüküm bulunduğu ve pasif satışların engellendiği, ancak sözkonusu
hükmün 1998 yılı distribütörlük sözleşmelerinden çıkarıldığı, 1998 yılı başında
görüşülen distribütörlerin pasif satışların engellendiğini ifade etmelerine
rağmen soruşturma döneminde buna yönelik herhangi bir tespitte
bulunulamadığı,
EPG ürünlerinin toptancılar tarafından satışının engellenmesi yoluyla
toptancıların piyasa dışına çıkartılmak istendiği, buna yönelik olarak 1997 ve
10 REKABET KURUMU
1998 yılı distribütörlük sözleşmelerinde distribütörler için müşteri kısıtlaması
niteliğinde maddelere yer verildiği,
sözkonusu sözleşme maddeleri ve eylemlerin, distribütörlük sözleşmesinin
uygulamalarını 1997/3 sayılı Tebliğ kapsamından çıkardığı ve 4054 sayılı
Kanun’un 4 üncü maddesinin (a), (b), (d) ve (f) bentleri kapsamına girmesine
neden olduğu,
1997/6 sayılı “Rekabet Kurumu Teşkilatının Oluşturulmasından Sonra
Teşebbüslerin ve Teşebbüs Birliklerinin 4054 Sayılı Kanun’dan Doğan Hak ve
Yükümlülüklerine İlişkin Tebliğ”in 3 üncü maddesinde, teşebbüslere
05.11.1997 tarihinde varolan 4054 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesi
kapsamındaki her türlü anlaşma, uyumlu eylem ve kararları 05.11.1997
tarihinden itibaren en geç 6 ay içinde Kurul’a bildirmeleri zorunluluğu
getirilmesine rağmen, distribütörleri ile akdetmiş olduğu ve 05.11.1997
tarihinde geçerli olan anlaşmaları Kurul’a bildirmemesi nedeniyle Kanun’un 16
ncı maddesi (c) bendinde ve aynı maddenin 3 üncü fıkrasında öngörülen
cezaların tatbik edilmesi gerektiği,
05.11.1997 tarihinden sonra distribütörler ile akdedilen anlaşmaların Kanun’un
10 uncu maddesi uyarınca 1 ay içinde Kurum’a bildirilmemiş olması nedeniyle
bu anlaşmalar için de yine Kanun’un 16 ncı maddesi (c) bendinde ve aynı
maddenin 3 üncü fıkrasında öngörülen cezaların tatbik edilmesi gerektiği,
dosya değerlendirilirken, Kanun’un 16 ncı maddesinin 4 üncü fıkrası uyarınca,
1998 yılı içerisinde distribütörler tarafından yapılan pasif satışların
engellendiğine ilişkin tespitte bulunulmadığının dikkate alınması gerektiği,
6- Marsa Kraft Jacobs Suchard Sabancı Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.:
1997 yılı distribütörlük uygulamasında Marsa KJS’nin distribütörlerin ve
perakendecilerin satış fiyatlarını belirleme çabası içerisinde bulunduğu, buna
yönelik olarak 1997 yılı distribütörlük sözleşmelerinde distribütörün satış
fiyatının Marsa KJS tarafından belirleneceğine ilişkin hükme yer verildiği,
1998 yılı sözleşmelerinden sözkonusu maddenin çıkartıldığı ve distribütörlerin
satış fiyatlarının belirlenmesi ihlaline son verildiği,
ancak 1998 yılı içerisinde distribütör dışındaki yeniden satıcıların ve Marsa
KJS tarafından doğrudan satış yapılan zincir marketlerin satış fiyatlarının
Marsa KJS tarafından belirlenmeye devam edildiği,
1997 yılı distribütörlük sözleşmelerinde distribütörlerin pasif satış yapmasını
engelleyici nitelikte hüküm bulunduğu, ayrıca distribütörlerin yanısıra diğer
yeniden satıcıların da başka bölgelere satış yapmalarının engellenmek
istendiği,
11 REKABET KURUMU
1998 yılı distribütörlük sözleşmelerinden pasif satışları engelleyici nitelikteki
hükmün çıkarıldığı ve bu ihlale son verildiği,
toptancılarda Marsa KJS ürünlerinin satılmasının istenmeyen bir durum olduğu
ve Marsa KJS ürünlerini satmak isteyen toptancıların fiziki koşulları sağlayıp
sağlayamadığına ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmadan tüketici grubu
ürünlerin toptancılarda satılmasının engellenmeye çalışıldığı,
toptancılara mal satışını engellemek amacıyla distribütörlere ve Seçilmiş
Süper Market-A (SSM-A) marketlere müşteri kısıtlaması getirildiği, getirilen bu
kısıtlamanın objektif kıstaslara dayanmadığı,
sözkonusu sözleşme maddeleri ve eylemlerin, distribütörlük sözleşmesinin
uygulamalarını 1997/3 sayılı Tebliğ kapsamından çıkardığı ve 4054 sayılı
Kanun’un 4 üncü maddesinin (a), (b), (d) ve (f) bentleri kapsamına girmesine
neden olduğu,
1997/6 sayılı Tebliğin 6 ncı maddesi gereğince anlaşmalarını 1997/3 sayılı
grup muafiyeti tebliğine uygun hale getiren Marsa KJS hakkında, 4054 sayılı
Kanun’un 16 ncı maddesi (c) bendinde ve aynı maddenin 3 üncü fıkrasında
öngörülen cezaların tatbik edilmemesi gerektiği,
1998 yılı içerisinde pasif satışların engellendiğine ilişkin tespitte
bulunulmadığının dikkate alınması gerektiği,
önaraştırma ve soruşturma döneminde yapılan görüşmelerde Genel
Müdürünün yanıltıcı bilgi vermesi nedeniyle, Hedef Gıda Pazarlama San. ve
Tic. A.Ş.’nin 4054 sayılı Kanun’un 16 ncı maddesi (b) bendine göre
cezalandırılması gerektiği,
ikinci yazılı savunmada ortaya konan gerekçeler kabul edilerek, önaraştırma
ve soruşturma döneminde çelişkili bilgiler veren Akyüz Gıda Pazarlama Koll.
Şti. Genel Müdürü ve Aktif Tüketim Ürünleri Dağıtım A.Ş. Genel Müdürü’nün
bu ifadeleri nedeniyle görev yaptıkları şirketlere Kanun’un 16 ncı maddesi (b)
bendinde öngörülen cezaların tatbik edilmesine gerek bulunmadığı,
7- Unilever Grubu:
1997 yılı distribütörlük sözleşmeleri ve uygulamaları ile distribütörlerin; ayrıca
distribütörlerin çeşitli marketlerle akdettiği Süper Market (SM) ve bazı Özel
Market Müşterisi (ÖMM) sözleşmeleriyle ise perakendecilerin satış fiyatlarını
belirleme çabası içerisinde bulunduğu,
az sayıda distribütörle akdedilen 1998 yılı sözleşmelerine distribütörün satış
fiyatını serbestçe belirleyebileceği hükmü konulmasına rağmen uygulamanın
bu yönde olduğunun tespit edilemediği, yukarıda bahsi geçen ÖMM
sözleşmelerinin iki (2) yıllık bir süre ile akdedildiği dikkate alındığında 1998
12 REKABET KURUMU
yılı için de perakendecilerin satış fiyatlarını belirleme çabası içerisinde
bulunduğu,
1996 ve 1997 yıllarına ait belgelerde Unilever Grubunun zincir marketlerin
satış fiyatlarını da belirleme çabası içinde olduğu,
1997 yılı distribütörlük sözleşmelerinde müşteri kısıtlaması sonucunu doğuran
hükümler olduğu, 1997 yılı SM ve bazı ÖMM sözleşmelerinde de aynı nitelikte
hükümler bulunduğu,
1998 yılı distribütörlük sözleşmelerinde müşteri kısıtlaması niteliğindeki
hükümlerin çıkarıldığı, ancak yukarıda bahsi geçen ÖMM sözleşmelerinin iki
(2) yıllık bir süre ile akdedildiği dikkate alındığında, 1998 yılı için de müşteri
kısıtlaması niteliğinin devam ettiği,
1997 yılı sözleşmesi hükümlerine göre; zincir marketlere Unilever Grubunca
direkt mal verildiği, bu satış noktalarına distribütörlerin satış yapamadığı,
distribütöre getirilen bu kısıtlamanın geçerli ekonomik gerekçelere dayanması
nedeniyle, bireysel muafiyet alabilecek nitelikte olduğu, ancak Unilever
Grubunca bildirimde bulunulmadığı,
1997 yılı distribütörlük sisteminin başlangıcında toptancıları, özellikle
Rami’deki toptancıları piyasa dışına çıkartmaya yönelik çaba olduğu,
1998 yılında bu uygulamanın sona erdirildiğine dair bir bulgu olmadığı,
sözkonusu sözleşme maddeleri ve eylemlerin, distribütörlük sözleşmesinin
uygulamalarını 1997/3 sayılı Tebliğ kapsamından çıkardığı ve 4054 sayılı
Kanun’un 4 üncü maddesinin (a), (b), (d) ve (f) bentleri kapsamına girmesine
neden olduğu,
1997/6 sayılı Tebliğin 3 üncü maddesinde getirilen yükümlülüğe rağmen,
distribütörler ile akdedilen ve 05.11.1997 tarihinde geçerli olan anlaşmaların
Kurul’a bildirilmemiş olması nedeniyle Kanun’un 16 ncı maddesi (c) bendinde
ve aynı maddenin 3 üncü fıkrasında öngörülen cezaların tatbik edilmesi
gerektiği,
1998 yılı yeni distribütörlük sözleşmelerinde eski sözleşmelerdeki rekabete
aykırı hükümlerin çoğunun kaldırılması, 1997/3 sayılı Tebliğ kapsamının
dışında sadece bir hükmün (3.1. maddesi) kalması nedeniyle, 4054 sayılı
Kanun’un 10 uncu maddesinin 1 inci fıkrası ve 1997/6 sayılı Tebliğin 2 nci
maddesi uyarınca; 1 ay içerisinde bildirilmediği gerekçesiyle Kanun’un 16 ncı
maddesinin (c) bendinin uygulanmasına gerek bulunmadığı,
Grup bünyesinde bulunan Dosan ile hisse devri öncesi Elida’nın satış ve
pazarlama faaliyetinde bulunmadığı; bu faaliyetlerin 01.01.1998 tarihinden
13 REKABET KURUMU
önce Unilever Sanayi ve Lever tarafından, bu tarihten itibaren de UNIPA
tarafından yürütüldüğünün dikkate alınması gerektiği,
Kanun’un 16 ncı maddesi uyarınca para cezasına karar verilirken Unilever
Grubu’nun pazarda önemli bir güce sahip olduğunun, ancak 1998 yılı
sözleşmelerinde rekabet ihlalleri içeren bazı hükümlerinin değiştirilmiş
olmasının ve 1998 yılı içerisinde distribütörlerin satış fiyatının belirlendiğine ve
piyasada faaliyet gösteren diğer teşebbüslerin piyasa dışına çıkartılmasına
ilişkin tespitte bulunulmadığının dikkate alınması gerektiği,
8- Süresi içinde bildirimde bulunma yükümlülüklerini yerine getiren, ancak,
Kanun’un 16 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca Kanun hükümlerini açık bir
biçimde ihlal eden Benckiser, Ülker ve Besler’e, eylemleri nedeniyle para
cezası uygulanması; bu nedenle muafiyet başvurularının, bu dosyaya ilişkin
olarak verilecek nihai karar aşamasında değerlendirilmesi gerektiği,
9- 4054 sayılı Kanun’un rekabeti sınırlayıcı anlaşma, uyumlu eylem ve kararları
yasaklayan 4 üncü maddesi kapsamında sözleşmeler akdeden ve eylemler
gerçekleştiren soruşturmaya konu tüm teşebbüslerin 4054 sayılı Kanun’un 16
ncı maddesinin ikinci fıkrası gereğince 12.400.000.000. TL.’den aşağı olmamak
üzere, bir yıl önceki mali yıl sonunda oluşan gayrisafi gelirlerinin %10’una kadar
para cezası ile cezalandırılması gerektiği,
sonuç ve kanaatine varılmıştır.
H- İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
H.1. İlgili Pazar
a) İlgili Ürün Pazarı
Haklarında soruşturma yürütülen firmalar tarafından üretilen ve/veya dağıtımı
yapılan ürün çeşidi çok fazla sayıdadır, ancak aynı firma ürünlerinin benzer dağıtım
kanalları kullanılarak dağıtılması daha genel bir yaklaşımın benimsenmesini
gerektirmektedir. Bu nedenle birbiri ile içiçe olmak üzere dört pazar belirlenmiştir.
Bunlardan birincisi, üst pazar konumundadır ve bütün diğer ürün pazarlarını
kapsamaktadır: Gıda ve gıda dışı dayanıksız tüketim maddeleri toptan ticareti
pazarı. Ancak bu pazar kaçınılmaz olarak perakende düzeyinde ticareti de
etkilemektedir. Alt Pazarlar ise şu şekilde belirlenmiştir: Gıda, Temizlik Maddeleri,
Kozmetik (Kişisel Bakım Ürünleri).
b) İlgili Coğrafi Pazar:
Şikayet konusu firmaların akdettikleri dağıtım anlaşmaları ile Türkiye genelinde bir
anlaşmalar ağı oluşturdukları ve sözleşmelerin standart olduğu dikkate alınarak
coğrafi pazar, ülkenin bütünü olarak belirlenmiştir.
14 REKABET KURUMU
c) Soruşturmaya Tabi Teşebbüslerin İlgili Pazara Yönelik İtirazları ve Bu
İtirazlara İlişkin Değerlendirmeler
Benckiser, Ülker, Besler, EPG ve Marsa KJS, savunmalarında ilgili ürün pazarının
tespitine ilişkin olarak özetle, ilgili ürün pazarının ne şekilde tespit edildiğinin net
olarak anlaşılamadığı yönünde itirazda bulunmuştur.
Gıda ve gıda dışı çok sayıda ürün soruşturma kapsamındadır. Bu pazara çamaşır
deterjanından genel yüzey temizleyicilerine, bulaşık makinası tuzundan sabuna,
şampuandan diş macununa, kekten mayoneze, margarinden bisküviye kadar
yüzlerce ürün dahildir ve bütün ürünler aynı yöntemle dağıtılmaktadır. Sağlayıcılar iki
dağıtım kanalı kullanmaktadır. Birincisi, sağlayıcınin belli bir bölgede distribütör tayin
etmesi ve ürünlerin dağıtımını distribütör kanalıyla gerçekleştirmesidir. İkincisi ise,
sağlayıcının zincir marketlere doğrudan mal satarak tüketiciye ulaşmasıdır.
Soruşturmanın konusu; dağıtımın doğrudan tüketiciye satış yapıldığı düzeyine ilişkin
değil, dağıtım zincirinin bir üst halkasında sağlayıcının dağıtıcıya satışı aşamasında
rekabetin kısıtlanması ve bunun zincirin diğer halkalarına etkisine ilişkindir.
H.2. Soruşturma Raporunun Tebliğ Şekline Yönelik İtirazlar ve Bu İtirazlara
İlişkin Değerlendirmeler
Benckiser, Ülker ve Besler, savunmalarında Soruşturma Raporunun kendilerine bir
bütün olarak tebliğ edilmediği ve bu nedenle savunma haklarının kısıtlandığı
yönünde itirazda bulunmuştur.
Soruşturma Raporu, 11 bölümden oluşmaktadır. Raporda haklarında soruşturma
yürütülen rakip teşebbüslerin benzer eylemleri gerçekleştirmelerine rağmen, bunu
bir anlaşma ile ya da uyumlu eylem şeklinde yaptıklarına dair bir tespit veya bir iddia
bulunmamaktadır. Bu nedenle her teşebbüse ihlal içeren kendi eylemleriyle ilgili
bölümler gönderilmiştir. Soruşturma kapsamındaki diğer teşebbüslerin ihlal ve
eylemleriyle ilgili bölümlerin gönderilmemesi savunma hakkını kısıtlamamaktadır.
Kaldı ki; Kanun'un 44 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre haklarında soruşturmaya
başlanan tarafların sözlü savunma hakkını kullanma taleplerine kadar Kurum
bünyesinde kendileri ile ilgili düzenlenmiş her türlü evrakın ve mümkünse elde
edilmiş olan her türlü delilin bir nüshasının verilmesini talep edebilme hakları da
vardır.
H.3. Dikey Anlaşmalar ve Açık İhlal Kavramına Yönelik Savunmaları ve Bu
Savunmalara İlişkin Değerlendirmeler
Benckiser, Ülker ve Besler’in savunmalarında dikey anlaşmalarda fiyat tespiti
ve/veya pasif satışların engellenmesi ve açık ihlal kavramına ilişkin olarak özetle;
Kanun’un 4 üncü maddesinin rekabeti sınırlayıcı amaç ve etkiyi ayrı ayrı vurguladığı,
16 ncı maddenin uygulanabilmesi için rekabeti sınırlama amacının yeterli olmadığı,
rekabeti sınırlayıcı amaç var fakat rekabet fiilen sınırlanmamış ise yasaklama kararı
verilebileceği, ancak sırf amaca ya da niyete para cezası verilmesinin sözkonusu
olamayacağı; bir dikey anlaşma olan distribütörlük anlaşmasının içinde yatay
15 REKABET KURUMU
rekabet sınırlamaları içermediği sürece ihlalin hiçbir zaman “açık ihlal” olarak kabul
edilmemesi gerektiği ifade edilmiştir.
Bir anlaşmada sağlayıcının fiyatları tespit etme ve/veya pasif satışları engelleme
yetkisinin bulunması, Kanun'un 4 üncü maddesine aykırılık açısından yeterlidir.
Çünkü 4 üncü madde, rekabeti sınırlayıcı amaçlı anlaşmaları fiilen rekabeti sınırlayıp
sınırlamadığını aramaksızın yasaklamaktadır. 16 ncı maddenin uygulanabilmesi için
de muafiyet tanınmamış ise 4 üncü maddeye aykırılık yeterlidir. Bu maddede 4 üncü
maddede yasaklanan ihlaller bakımından ceza uygulanmasına yönelik olarak
herhangi bir ayrım bulunmamaktadır. İster rekabeti kısıtlayıcı amaç olsun, ister
rekabeti kısıtlayıcı etki olsun, ister rekabeti kısıtlayıcı etki doğurabilecek nitelikte
olsun 16 ncı madde uygulanacaktır. Ancak sözkonusu maddenin dördüncü
fıkrasında sayılan unsurlar dikkate alınarak, rekabete verilen zararın derecesi
ağırlaştırıcı ya da hafifletici nedenler arasında değerlendirilecektir.
Dikey anlaşmaların ancak yatay rekabet sınırlamaları içermesi halinde açık ihlal
olarak kabul edilmesi gerektiği görüşüne ilişkin olarak ise şu hususlar dikkate
alınmalıdır. Esas itibariyle dağıtım anlaşmaları, hem marka içi hem de markalararası
rekabeti sınırlayıcı etki yaratır. Sağlanan topraksal koruma ile dağıtıcı, benzer
korumanın tanındığı bir alanda faaliyetlerini yürüten aynı marka ürün dağıtıcılarının
rekabeti ile doğrudan karşılaşmadığından marka içi rekabet sınırlandırılmaktadır.
Diğer taraftan üreticinin dağıtıcıdan rakip malları satmamasını talep etmesi
durumunda markalararası rekabet sınırlandırılmış olacaktır. Ancak sağlayıcının,
dağıtıcıyı satış öncesi ve sonrası hizmetleri arzetmeye teşvik etmesi nedeniyle,
sağlayıcı ve dağıtıcı arasındaki dikey sınırlamalar markalar arası rekabeti artırabilir.
Sağlayıcı tarafından verilecek teşvik ise marka içi rekabetten korumanın çeşitli
dereceleri sunularak sağlanır. Diğer taraftan güçlü bir markalar arası rekabetin
varlığı; korunan dağıtıcıyı tüketici tarafından arzu edilen hizmetleri mümkün
olduğunca etkin sağlamaya zorlayabilir. Bu durumda marka içi rekabetin
sınırlanmasından doğan kayıp ve kazançların değerlendirilmesi gerekmektedir. Grup
muafiyet tebliği ile bu kazanç ve kayıplar dengelenmeye çalışılmış, dikey
sınırlamaların sınırı belirlenmiş, dağıtıcıya getirilebilecek yükümlülükler sayılmış ve
bu yükümlülüklerden başka yükümlülük getirilemeyeceği öngörülmüştür. Dolayısıyla
dağıtıcının sağlayıcı tarafından belirlenen fiyatları uygulaması ve/veya bölge
dışından gelen talepleri karşılayamaması, bu sınırı aşan bir yükümlülüktür. Bu
nedenle ilgili sözleşmeler grup muafiyeti tebliğinin kapsamı dışında kalır.
Diğer taraftan dikey kısıtlamalardan beklenen yararın elde edilmesi için fiyatın
belirlenmesine gerek de yoktur. Yeniden satış fiyatının belirlenmesinin başlıca iki
etkisi bulunmaktadır. Birincisi; artık distribütörlerin o markada fiyatta rekabet
etmemeleridir ki, bu durum marka içi fiyat rekabetinin tamamen ortadan kalkmasına
yol açmaktadır. İkinci etki ise, özellikle yoğunlaşmanın yüksek olduğu piyasalarda
fiyatta şeffaflığı artırarak üretici/sağlayıcılar arasında ya da distribütörler arasında
yatay olarak anlaşma ya da uyumlu eylemi kolaylaştırmasıdır. Tek elden dağıtımda
öngörülen kısıtlamalar ile yeniden satış fiyatının kombinasyonu, durumu daha da
ağırlaştırmaktadır. Zira tek elden dağıtımın ilk sonucu zaten marka içi rekabetin
sınırlandırılmasıdır, yeniden satış fiyatının belirlenmesi ise marka içi fiyat rekabetini
16 REKABET KURUMU
ortadan kaldırmaktadır. İki kısıtlamanın bir arada olması halinde ise kısa sürede
marka içi rekabet tamamiyle ortadan kalkar ve üreticiler/sağlayıcılar arasında yatay
anlaşma veya uyumlu eylem olasılığı artar. Dolayısıyla yeniden satış fiyatının
belirlenmesi, yatay unsurları da içerme riski olan bir kısıtlamadır. Bu nedenle
yeniden satış fiyatının belirlenmesi açık bir ihlaldir.
Aynı şekilde, dikey kısıtlamalardan beklenen faydanın gerçekleşebilmesi için pasif
satışların engellenmesi gerekli değildir. Mutlak manada pasif satışlar
engellenebildiği takdirde marka içi rekabet tamamen yok edilmiş olacaktır. Ayrıca bu
durum markalar arasında uyumlu eylemi kolaylaştırabilecektir. Bu nedenle pasif
satışların engellenmesi açık bir ihlaldir.
H.4. Rekabet İhlallerinin Amaç ve Etkilerine Yönelik İtirazlar ve Bu İtirazlara
İlişkin Değerlendirmeler
Sezginler, Ülker, Besler ve Lever Grubunun savunmalarında rekabet ihlallerinin
amaç ve etkilerine ilişkin olarak özetle; yeniden satış fiyatının belirlenmesinin
ve/veya pasif satışların engellenmesinin piyasada etkilerine yönelik hiçbir tespitte
bulunulmadığı, sözkonusu ihlallerle ilgili olarak herhangi bir ekonomik analiz
yapılmadığı ve fiili durumun ne olduğuna ilişkin bilgi ve bulguların Soruşturma
Raporunda yer almadığı Ifade edilmiştir.
4054 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesinde belirli bir mal veya hizmet piyasasında
doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını
taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası
anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemlerinin
hukuka aykırı ve yasak olduğu düzenlenmiştir.
Rekabeti engelleyici, sınırlayıcı veya bozucu “amaçlı” veya “etkili” uygulamalar bir
ayrıma tabi tutulmamaktadır. Nitekim elde edilen belge ve bulgular fiili durumun
tespiti niteliğindedir. Sözkonusu teşebbüslerde yerinde incelemelerde tespit edilen
belgelerden de anlaşıldığı üzere, teşebbüslerin rekabeti engelleyici amaçla hareket
ederek yeniden satış fiyatını belirledikleri ve/veya pasif satışları engellemek
istedikleri görülmektedir.
H.5. BENCKISER TEMİZLİK MALZEMESİ SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Temizlik malzemeleri sektöründe faaliyet gösteren Benckiser’in ürünlerinin
Türkiye’de dağıtımı Sezginler tarafından yapılmaktadır. Sezginler ile distribütörlük
sözleşmesi 1987 yılında imzalanmıştır.
17 REKABET KURUMU
H.5.1. Yazılı Savunmalardaki Genel İtirazlar ve Bu Savunmalara İlişkin
Değerlendirmeler
H.5.1.1. Soruşturma Açılması Kararına İlişkin İtirazları
Benckiser’in savunmalarında şikayet edilen teşebbüsler arasında Benckiser'in
bulunmadığı belirtilerek, buradan soruşturmanın re'sen açıldığının anlaşıldığı, ancak
soruşturmanın re'sen açıldığının bildirilmediği ifade edilmektedir.
Kararın (E) bölümünde ifade edildiği üzere, bir şikayet üzerine önaraştırma
açılmıştır. Yapılan incelemeler sırasında, hakkında önaraştırma yürütülen
teşebbüslerden Sezginler A.Ş.’nin ihlal olduğu düşünülen eylemlerinin Benckiser
A.Ş. ile akdettiği sözleşmenin uygulanmasından kaynaklandığı tespit edilmiş, bunun
üzerine Kurul kararı ile Benckiser A.Ş. de soruşturma kapsamına alınmıştır. Yapılan
işlem, şikayet üzerine başlatılan incelemenin kapsamının genişletilmesidir. Yürütülen
bir önaraştırma veya soruşturmada, ihlal içinde olduğu tespit edilen diğer bir
teşebbüsün de kapsama alınması, 4054 sayılı Kanun'dan kaynaklanan bir
yükümlülüktür.
H.5.1.2. Bildirime İlişkin İtirazları
Sezginler ile aralarında akdedilen distiribütörlük sözleşmesinin Kurul’a bildirimine
ilişkin olarak savunmalarda;
- Sezginler ile aralarında imzalanmış distribütörlük sözleşmesinin süresi içinde
muafiyet talebiyle Kurum’a bildirildiği,
- ancak bu sözleşmenin 12 nci maddesinde yer alan fiyat tespitine ilişkin hükmün
bireysel muafiyet alıp alamayacağı konusunda Soruşturma Raporunda hiçbir
değerlendirme yapılmadığı, ayrıca bu tartışmaların muafiyet dosyası kapsamında
yapılması gerektiği, bu değerlendirme yapılmadan nihai karar verilmesi talebinin
usul hatası olduğu,
- Kurul’un öncelikle bu başvuruyu incelemesi, itiraz ettiği hükümler varsa bunları
belirterek bunların ne şekilde değiştirilmesi gerektiği hakkında kendilerine
tavsiyelerde bulunması ve Kanun’un 9 uncu maddesinin 3 üncü fıkrası
çerçevesinde ihlale ne şekilde son verileceğine ilişkin görüşlerini bildirmesi
gerektiği,
- nitekim bu prosedür işletilmediği halde Kurul’un fiyat tespiti ile ilgili görüşleri
dikkate alınarak sözleşmenin 12 ve 13 üncü maddelerinin değiştirildiği, bu
nedenle bu konuda bir yasaklama kararı vermeye gerek kalmadığı
ifade edilmektedir.
Taraflardan Sezginler'in Benckiser ile aralarında akdedilen 1987 tarihli sözleşmeye
ilişkin başvurusu, 05.05.1998 tarihinde faksla, aslı daha sonra gönderilmek üzere
Kurum'a intikal etmiştir. 13.05.1998 tarihinde gönderilen Benckiser'in ilk yazılı
savunmasında ise; distribütörlük sözleşmesinin Kanun'a aykırı hükümlerinin
Kanun'un yürürlüğe girmesi ile birlikte geçersizlik nedeniyle yürürlükten kalktığı ve
18 REKABET KURUMU
sözleşme taraflarının bu hükümlere uyulması için birbirlerinden herhangi bir talepte
bulunmadıkları ileri sürülmüş, ilgili maddelerin anlaşma metninden çıkarılması için de
girişimin başlatıldığı ifade edilmiştir.
Kanun’un 12 nci maddesine göre geçerli bir başvurudan sözedebilmek için bildirim
formlarında istenilen bilgilerin tam ve eksiksiz olarak sunulması gerekmektedir.
Ancak Kurul’un 02.07.1998 tarih ve 72 sayılı toplantısında; Kurum’a ulaşan
başvuruların büyük bir çoğunluğunun yetersiz bilgi ve belge içermesi, Kurum’un yeni
faaliyete geçmesi ve bir geçiş sürecinin yaşanması, teşebbüslerce Rekabet
Hukukunun ve 4054 sayılı Kanun’un getirdiği yükümlülüklerin ve yaptırımların
bilinmemesi ve amacın cezalandırma değil rekabeti korumak olması gibi hususlar
dikkate alınarak, Kurum'un faaliyete geçtiği tarihten itibaren altı aylık süre içinde
yapılmış olan noksan başvurularda izlenecek usul olarak yalnızca “ekinde bildirim
formu ve/veya sözleşme ya da anlaşma bulunmaması halinde başvurunun
yapılmamış sayılmasına” karar verilmiştir. Sezginler'in başvurusunda bulunan
bildirim formundaki bilgiler, çok yetersiz ve eksik olmasına rağmen ekinde sözleşme
bulunması nedeniyle başvuru kabul edilmiştir.
Başvuru sahibi Sezginler’den 10.02.1999 tarihinde eksikliklerin giderilmesi istenmiş,
talep edilen bilgi ve belgeler ancak 10.08.1999 tarihinde Benckiser’in Kuruma intikal
eden üçüncü yazılı savunması ile birlikte gönderilmiştir. Bu itibarla ilgili başvurunun
değerlendirilmesinin geciktirilmesi sözkonusu değildir. Ayrıca Kurul’un 22.11.1999
tarih ve 99-53 sayılı toplantısında muafiyet başvurusu görüşülmüş ve aynen
“05.05.1998 tarihinde bildirilmiş olan ve 1987 yılında uygulanmasına başlanmış olan
distribütörlük sözleşmesinin, 1997/3 sayılı Tebliğin öngördüğü koşulların tamamını
sağlamamasından dolayı muafiyet almasının mümkün olmadığına; ancak,
Kurulumuzca nihai karar alınmadan önce sözleşmedeki 1997/3 sayılı Tebliğe aykırı
hüküm olan 12 nci maddenin değiştirilmiş ve sözkonusu Tebliğ ile uyumlu hale
getirilmiş olması nedeniyle, bildirim konusu sözleşmenin değiştirilmiş bu haliyle
1997/3 sayılı Tebliğ kapsamında olduğuna” oybirliğiyle karar verilmiştir.
Diğer taraftan önaraştırma sürecinde tespit edilen ve ihlal olarak değerlendirilen
hususlara ilişkin olarak soruşturma açılmış ve bu durum taraflara bildirilmiştir.
Benckiser A.Ş.'ne de 13.04.1998 tarihli ve 579 sayılı bildirim yazısı ile soruşturma
kararı ve soruşturma açılmasına dayanak teşkil eden hususlar, ihlalin niteliği ve
kapsamı, ihlalin grup muafiyeti kapsamı dışında bulunduğu duyurulmuş, Benckiser
A.Ş. ise savunma yazısında ilgili sözleşme maddelerinin metinden çıkarılması için
girişimlerin başlatıldığını bildirmiştir. Dolayısıyla bu aşamada ihlale son verilmesine
ilişkin bir karar alınmasına gerek bulunmamaktadır. Zira hakkında soruşturma
yürütülmesine başlanan taraf zaten ihlal olduğunu kabul etmiş ve anlaşma
metninden çıkarılması girişimlerinin başlatıldığını ifade etmiştir. Teşebbüslerin
Rekabet Kurulu'nun görüşlerini kabul ederek davranışlarını bu yönde değiştirmesi
halinde, ihlalin varolduğu döneme ilişkin cezai sorumluluk baki kalmak üzere ihlalin
de sona ereceği açıktır.
19 REKABET KURUMU
H.5.2. Yeniden Satış Fiyatının Belirlenmesi
H.5.2.1. Elde Edilen Bulgular
Benckiser tarafından düzenlenen tek distribütörlük anlaşmasının 12 nci maddesinde,
tüketici fiyatlarının belirlenmesine ilişkin olarak aşağıdaki ifadeler kullanılmıştır:
“Tüketiciye ve piyasaya uygulanacak satış fiyatlarını tayin etmek hakkı sadece
Benckiser’e aittir. Distribütör fiyatlar hakkında Benckiser’e tavsiye ve
tenkitlerini bildirebilir, fakat Benckiser’in tayin ettiği fiyatları hiçbir zaman
reddetme ve değiştirme hakkına sahip olamaz”.
Distribütörün satış fiyatı ve perakendecinin satış fiyatı (KDV dahil tüketici fiyatı),
üretici konumunda bulunan Benckiser A.Ş. tarafından belirlenmektedir. Başka bir
deyişle, Sezginler, Sezginler’in distribütörleri ve perakende satış noktaları, satış
fiyatına kendileri karar verememektedirler.
Soruşturma döneminde elde edilen belgelerden Benckiser’in satış noktaları arasında
fiyat farkı istemediği ve verilen liste fiyatını uygulamayan firmalara doğrudan
müdahale ettiği anlaşılmaktadır.
19.10.1998 tarihli Benckiser Satış Koordinasyon Müdürüne gönderilen ve onayına
sunulan Market Bülten Çalışması başlıklı yazıda aşağıdaki ifadelere yer verilmiştir:
“...Bültene sokulacak ürünler birlikte tespit edilecek ve fiyat yapıları
kesinlikle endex fiyat yapısından daha aşağıda olamayacaktır...”
27.10.1998 tarihinde Carrefour Satınalma Müdürlüğünden Benckiser Satış
Koordinasyon Müdürüne gönderilen faks mesajında Carrefour’un düşük fiyatından
duyulan rahatsızlığa istinaden şu ifadeler kullanılmıştır:
“...Yapmış olduğumuz görüşmede 1. Katalog üzerinde uygulanan fiyatlarda
hemfikir olmadığınızı, ürünlerinizi yeteri kadar pahalı satmadığımızı
belirtmiştiniz. 3. Katalogda belirlenecek olan fiyatların, Carrefour ile
beraber tasarlanması prensibinde anlaştığımız konusunu görüşmüştük...”
Yazının devamında Benckiser’in ürünlerini satmasını istediği fiyatlar belirtildikten
sonra rakip zincir marketlerin fiyatları belirtilerek istedikleri fiyatı uygulamalarının
mümkün olmadığı ifade edilmiştir.
31 Temmuz 1997 tarihinde Benckiser Satış ve Lojistik Direktörü, Sezginler Satış
Pazarlama Direktörü ve Sezginler Satış Müdürünün yaptıkları toplantıda şu hususlar
görüşülüp karara bağlanmıştır:
“1) Carrefour ile ilgili fiyat farklılığı problemi devam ediyor ancak özellikle
hafta sonu malsızlık çekilmemesi için bugün ve yarın Carrefour’un talep
ettiği mamüller gönderilecektir.
20 REKABET KURUMU
...
5) Zincirler %6 şok zam listesine 1 Ağustos tarihinden itibaren tamamen
geçecektir.”
Yine 26.09.1997 tarihli Carrefour-Benckiser-Sezginler Toplantı Notları konulu yazıda
aşağıdaki ifadelere yer verilmiştir:
“...
2.2. Carrefour özellikle hafta sonlarında Benckiser ürün fiyatlarını index
olarak tespit edilmiş olan seviyenin çok altına çekmekte ve neticede
Benckiser’in bölgede faaliyet gösteren perakende noktalar ve diğer
zincirlerle olan ilişkileri bozulmakta, (daha) önemlisi Sezginler
distribütörlerinin müşterileri ile olan çalışmalarında problemler
doğmaktadır.
2.3. Yukarıdaki nedenden dolayı Sezginler Carrefour’a zaman zaman ürün
sevkiyatını durdurmakta ve bu da doğal olarak rafların boş kalmasına,
satışların düşmesine neden olmaktadır.
...
6.2. Sezginler, Benckiser olarak Metro kolili fiyatları ile ilgili olarak
girişimlerde bulunacak olup problemin giderilmesi görevini üstlenmiştir.
6.3. Carrefour Benckiser ürün fiyatları konusunda daha duyarlı olacak
ayrıca raf payları konusunda gerekleri yerine getirecektir.”
23.12.1996 tarihinde Benckiser Satış Koordinasyon Müdürünün İzmir-Ankara bölge
ziyaretlerini rapor ettiği ve Benckiser Genel Müdürüne sunduğu yazıda şunlar ifade
edilmiştir:
“ ... 4-GENEL:
4.1- Ziyaret etmiş olduğumuz hemen tüm noktalarda yeni mamüllerimiz
mevcut olup problem fiyat farkındadır. Bölge sorumluları farkın toz
grubundaki eski satışlardan kaynaklandığını belirtmektedirler. Tüm satış
ekibi yeni ürünlerimizin raf fiyatlarına dikkat etmeli ve en kısa sürede
dengeyi sağlamalıdırlar.”
05.06.1997 tarihinde Benckiser Satış Koordinasyon Müdürüne gönderilen yazıda
Benckiser fiyat listelerinin dağıtımı hakkında aynen şu ifadeler kullanılmıştır:
“Tarafınıza gönderilmiş olan 2 Haziran 1997 tarihinden geçerli ve 1997/7
nolu fiyat listelerinin fiyat istikrarı açısından yaygın şekilde perakende
noktalara dağılımı gerekmektedir...”
19.06.1997 tarihinde Benckiser Satış Koordinasyon Müdürünün Sezginler Satış
Müdürüne gönderdiği fiyat geçişine ilişkin yazıda fiyat istikrarsızlığından şu şekilde
sözedilmiştir:
“...Aldığımız bilgiye göre fiyat listelerinin dağılımı esnasında bazı market
sahipleri, ürünleri yeni fiyatla satın aldıklarını belirterek ajans ekibimiz ile
21 REKABET KURUMU
problem yaşamışlardır. … Görünen odur ki bayimiz Mayıs ayında piyasaya
Haziran ayında geçeceğimiz liste fiyatları üzerinden mal satmıştır. Bu
uygulama ve durumun ortaya çıkması Benckiser- Sezginler imajını,
güvenilirliğini zedeleyici ve fiyat yapılarımızı bozacağı gibi ... şayet
uygulama gerçek ise bayiler hakkında gereğinin yapılmasını ehemmiyetle
rica ederiz.”
08.03.1997 tarihli Muğla-Bodrum raporunda Tespo adlı marketin düşük fiyatları rapor
edilmiş ve aşağıdaki ifadeler kullanılmıştır:
“MARMARİS TESPO İLE İLGİLİ: Burada bir diğer problem ise …
fiyatlarıdır... Ancak hemen hemen tüm fiyatlar çok fazla düşük
bulunmaktadır.
……. FİYAT LİSTEMİZ PEŞİN İSK.HALİNDE
621.450.-TL. 884.500.-TL. 778.360.-TL.
Aradaki fark buna rağmen 156.910.-TL.’dir…”
Satış ve Lojistik Direktörünün 11.06.1997 tarihinde Sezginler Zincir Marketler
Departmanına gönderdiği yazıda Carrefour-Sa’dan şu ifadelerle şikayet edilmektedir.
“... 2) Özellikle fiyat yapımızda Liste Fiyatlarımızın dışında tüm piyasayı
bozucu etkilerde bulunabilecek özel fiyat uyguladıkları,”
H.5.2.2. Yeniden Satış Fiyatının Belirlenmesine Yönelik Savunmalar ve Bu
Savunmalara İlişkin Değerlendirmeler
Benckiser’in ilk yazılı savunmasında;
- yeniden satış fiyatının belirlenmesi sonucunu doğuran tek distribütörlük
sözleşmesinin 12/1 maddesi sözleşmeye konulurken tüketicinin korunmasının ve
Sezginler distribütörleri arasında fiyat dengesinin sağlanmasının amaçlandığı,
- bazı perakendecilerin yazlık veya turizm bölgelerine veya ulaşım olarak uzak
yerlere yüksek fiyatla satış yapmalarının dikkate alınması gerektiği,
- ayrıca fiyat konusunda kesin belirleme yerine bağlayıcı olmayan tavsiyede
bulunma sürecinin de başlatıldığı
ifade edilmiş, daha sonraki savunmalarda ise sözleşme maddesinin amacı
konusunda farklı savunma getirilmiştir.
İlk yazılı savunmada yeniden satış fiyatının belirlenmesinin nedeni olarak,
distribütörler arasında fiyat dengesini sağlamak ve bazı perakendecilerin ürünleri
pahalıya satması nedeniyle tüketicinin zarar görmesini önlemek gösterilmiştir. Ancak
her iki neden de geçerli nedenler değildir. Benckiser’in Sezginler distribütörleri
arasındaki fiyat dengesini sağlaması distribütörler arasındaki marka içi rekabeti
22 REKABET KURUMU
engellemesi anlamına gelmektedir. Diğer taraftan, bazı perakendecilerin ürünleri
pahalıya satması da yine Benckiser’in yeniden satış fiyatını belirlemesini
gerektirmemektedir.
Teşebbüs tarafından fiyat konusunda kesin belirleme yerine bağlayıcı olmayan
tavsiyede bulunma sürecinin başlatıldığı belirtilmesine karşın, 19.10.1998 tarihli
belgeden anılan tarih itibariyle dahi, fiyat tespiti uygulamasının devam ettiği
anlaşılmaktadır.
H.5.2.2.1. Zincir Market Uygulamalarına İlişkin Savunmalar ve Bu Savunmalara
İlişkin Değerlendirmeler
Benckiser’in zincir market uygulamalarına ilişkin savunmalarında;
- Benckiser ürünlerinin dağıtımı Sezginler tarafından yapıldığı için Benckiser’in
zincir marketleri cezalandırmak gayesi ile onlara mal vermeyi kesmesinin
sözkonusu olmadığı,
- ayrıca mal vermeyi kesmek tek yanlı bir eylem olduğuna göre böyle bir eylemin 4
üncü maddeye aykırılık teşkil etmeyeceği
ifade edilmektedir.
Bulgular kısmında yer alan belgelerden anlaşılacağı üzere; Carrefour’un liste fiyatları
dışında tüm piyasayı bozucu fiyatlar uygulamasından rahatsızlık duyulmakta,
Benckiser ve Sezginler yetkilileri arasında yapılan toplantıda, Benckiser’in bölgede
faaliyet gösteren perakende noktalar ve diğer zincirlerle olan ilişkilerinin
bozulması, Sezginler distribütörlerinin müşterileri ile olan çalışmalarında
problem yaratması gerekçe gösterilerek Carrefour'un da katılımının sağlanacağı bir
toplantı düzenlenmesine karar verilmekte ve yapılan üçlü (Benckiser-Sezginler-
Carrefour) toplantıda Sezginler ve Carrefour'un karşılıklı yükümlülükleri
belirlenmektedir. Dolayısıyla Sezginler ile birlikte hareket edildiğinden kuşku
bulunmamaktadır.
Yukarıda yer verilen açıklamalardan anlaşılacağı üzere; perakende satış
noktalarının siparişlerinin karşılanıp karşılanmayacağına, miktar ve fiyatlarına
Sezginler ile birlikte karar verilmektedir. Dolayısıyla Benckiser Sezginlerin
davranışlarından değil, sözleşme maddesinin uygulanmasına yönelik olarak
Sezginlerle birlikte ortak yürütülen eylemlerden sorumlu tutulmaktadır.
Sonuç olarak, yukarıdaki belgelerden Benckiser’in yeniden satış fiyatını belirlemeye
yönelik bir rekabet ihlali içinde olduğu anlaşılmaktadır.
H.6. SEZGİNLER GIDA SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Sezginler, 1994 yılında Türkiye‘nin belli bölgelerinde distribütörlükler ihdas ederek
distribütörlük sistemini benimsemiştir.
23 REKABET KURUMU
İki dağıtım kanalı kullanmaktadır.
- Coğrafi bölge tahsis edilen distribütörler.
- Zincir marketler (distribütörün bölgesi içinde bulunan zincir marketlere doğrudan
satış yapılmaktadır.)
Sezginler tarafından distribütörlere gönderilen fiyat listelerinde yer verilen “Alış
Fiyatı” sütunu, perakendecinin distribütörden alış fiyatlarını da göstermektedir. Bir
başka deyişle distribütörün alış fiyatı ile satış fiyatı aynıdır; ancak distribütörün satın
alımlarında bu fiyatlar üzerinden belli bir oranda indirim yapılmaktadır.
H.6.1. Yazılı Savunmalardaki Genel İtirazlar ve Bu Savunmalara İlişkin
Değerlendirmeler
H.6.1.1. Acentelik İlişkisine Yönelik Savunma
Sezginler’in distribütörleri ile ilişkilerinin acentelik ilişkisi olduğu konusunda;
- distribütörün satıcılara verdiği ürünlerin mülkiyetinin Sezginler’de kalmaya devam
ettiği, bu durumda bu kişilerin bağımsız bir ekonomik operatör olarak mütalâa
edilemeyeceği,
- satıcıların Sezginler adına satış yapmalarından dolayı acente niteliğinde olduğu
ve bu ilişkinin mehaz hukukta ihlal niteliği taşımadığı
ifade edilmiştir.
Mehaz hukukta, acenteler ile bağımsız tacirler arasındaki en önemli fark, “acentenin
işlemlerinden kaynaklanan herhangi bir riski üzerine alıp almama” noktasında ortaya
çıkmaktadır. Acentenin, ana şirket adına/hesabına sonuçlandırdığı akitlere ilişkin
olarak herhangi bir risk taşımaması durumunda, alış veya satış işlemi, acentenin
bağımsız bir işletme olmasına bakılmaksızın, ana şirketin faaliyetlerinin bir parçası
olarak nitelendirilmektedir.
Acentenin aşağıda sayılı faaliyetleri ve bunların benzerlerini üstlenmesi durumunda
acente ve ana şirket arasındaki sözleşme Roma Antlaşmasının 81(1)1 inci maddesi
kapsamında kalacaktır. Örneğin, acentenin hizmetlerin sağlanması ya da malların
alım/satımına ilişkin taşıma gibi maliyetlere katılımda bulunması; sözleşme konusu
mal stoklarına ilişkin risk taşıması; tesis, malzeme ve personel yatırımı yaparak
dağıtım ağı organize etmesi; satılan ürüne dayalı bir hasara ilişkin olarak üçüncü
kişilere karşı sorumluluk taşıması ve müşterinin ödeme yapmaması halinde
sorumluluğun kendisinde olması gibi durumlarda acentelik ilişkisi bağımsız bir ilişki
olarak kabul edilmektedir.
Dolayısıyla, dağıtıcının sözleşmede veya fiiliyatta “acente” olarak nitelendirilmesi
önem taşımamakta, şayet dağıtıcı yaptığı işlemlerden dolayı herhangi bir riski
1 1 Mayıs 1999 tarihinde yürürlüğe giren Amsterdam Antlaşması ile 85 ve 86 ncı maddeler, 81 ve 82 nci
maddeler olarak değiştirilmiştir.
24 REKABET KURUMU
taşıyorsa o dağıtıcı “Bağımsız Tacir” olarak nitelendirilmekte ve sağlayıcı ile
arasındaki ilişkiler 81(1) inci madde kapsamına girebilmektedir. Sezginlerin
ürünlerinin dağıtımını yapan distribütörlerin tüm riskleri kendilerinin taşıdığı açıktır.
Öncelikle, distribütör; tesis, malzeme ve personel yatırımı yaparak dağıtım ağı
kurmaktadır. Ürünleri taşıma maliyetini distribütör yüklenmiştir, ayrıca satılan ürünün
hasarlı olması halinde üçüncü kişilere karşı sorumluluk taşımaktadır ve müşterilerin
ödeme yapmaması sorumluluğu yine distribütöre aittir. Bu itibarla, mehaz hukukta
aranan “faaliyetlerinden kaynaklanan herhangi bir risk taşımama” koşulunun
sağlanamaması nedeniyle, Sezginler ile distribütörler arasındaki ilişkinin Rekabet
Hukuku anlamında “acentelik ilişkisi” olduğunu ileri sürmek mümkün değildir.
Nitekim Türk Ticaret Hukukunda da tek satıcı ve acente arasında fark gözetilmiştir.
Doktrinde tek satıcının acenteden farkı; malları KENDİ NAM ve HESABINA satın
alarak kendisine tanınan tekel bölgesinde sözleşme ile tekrar satması olarak
belirtilmektedir. Tek satıcı, faaliyetinin tüm risklerine katlanır. Acente SAĞLAYICI
NAM ve HESABINA sözleşme yapar ya da malların satılmasına aracılık eder.
Distribütör anlaşmaları bağımsız işletmelerle yapılmaktadır. Distribütörün acente
olarak nitelendirilmesi mümkün değildir. Burada ölçüt; malın emanet olup olmadığı
değil, işletmenin bağımsız karar alıp almadığı ve kâr zararının kendisine ait olup
olmadığıdır2.
H.6.1.2. Distribütör Beyanlarına İlişkin İtirazlar
Raportörlerce görüşleri alınan distribütör yetkililerinin, Sezginler ile aralarında
bulunan ve başka konulardan kaynaklanan çekişmeler nedeniyle kötüniyetle
açıklamalar yaptıkları, bu açıklamaların Sezginler aleyhine delil olarak sunulmasının
genel hukuk ilkeleri uyarınca kabul edilemez olduğu, karşı sorgulama yapılmadan
alınan ifadelerin kesin yargılara yol açmasının sözkonusu olamayacağı, bu nedenle
bu ifadeler konusunda itirazlarının saklı olduğu belirtilmiştir.
İlgililerin beyanları, elde edilen diğer belgeler dikkate alınarak birlikte
değerlendirilmiştir. Soruşturma esnasında ilgili kişilerle görüşmeye giden uzmanlar,
görüşmeye başlamadan
önce orada neden bulunduklarını açıklayan, yerinde inceleme ile ilgili yetkilerini ve
görüşülen kişiye 4054 sayılı Kanun’un 16 ncı maddesinin (b) bendi gereğince bilgi
isteme veya yerinde inceleme hallerinde eksik, yanlış veya yanıltıcı bilgi verilmesi
durumunda idari para cezası ve Kurul uzmanlarının yerinde inceleme yapmalarının
engellenmesi halinde aynı Kanun’un 17 nci maddesinin (d) bendi uyarınca kararda
belirtilecek tarihten başlamak üzere her gün için süreli para cezası verileceğini
içeren Yetki Belgelerini sunmaktadır. İlgili kişinin bu belgeyi okuduktan sonra yaptığı
açıklamaların doğruluğu kendi sorumluluğu altındadır.
2 ARKAN, Sabih; Ticari İşletme Hukuku, Ankara,1993, s.184.
25 REKABET KURUMU
H.6.2. Yeniden Satış Fiyatının Belirlenmesi
H.6.2.1. Distribütörün Yeniden Satış Fiyatının Belirlenmesi
H.6.2.1.1. Elde Edilen Bulgular
05.02.1998 tarihinde distribütörlerden Gökay Gıda Temizlik Malz. ve Kimya Sanayi
Dağıtım Ticaret Ltd. Şti. Genel Müdürü kendisiyle yapılan görüşmede şu hususları
ifade etmiştir:
“...Sezginler bize fiyat listeleri göndermektedir. Bu listelerdeki fiyatlar hem
bizim alış fiyatımız hem de perakendecilere satış fiyatımızdır. Sezginler tüm
distribütörlere aynı fiyat listelerini göndermektedir. Ayrıca, Sezginler alış yapan
distribütörlerine belli bir oranda iskonto uygulamaktadır. Bu iskonto oranı tüm
distribütörler için sabittir… Distribütör olarak bizim bu fiyat listelerindeki satış
fiyatlarımızı arttırıp azaltmamız mümkün değildir. Ancak, Sezginler’in
belirlemiş olduğu indirimleri müşterilerimize uygularız. Sezginler’in belirlediği bu
indirimlerin dışında herhangi bir indirim yapmamız mümkün değildir.”
Aynı görüşmede Gökay Gıda’nın aynı zamanda hissedarı olan Şirket Müdürü de
Genel Müdürü destekler mahiyette açıklamalar yapmıştır.
14.02.1998 tarihinde distribütörlerden Form Gıda Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.’nin
ortağı, yapılan görüşmede şunları belirtmiştir:
“Sezginlerden bize fiyat listeleri gönderilmektedir. Bu listelerdeki fiyatlar bizim
hem alış hem de satış fiyatımızdır. Sezginlerden mal alışlarımızda bu alış fiyatları
üzerinden bize fatura altı iskonto uygulanmaktadır… Satış fiyatımızda olduğu
gibi müşterilerimize uyguladığımız bu iskontolar da Sezginler tarafından
belirlenir. Bizim distribütör olarak bu satış fiyatlarını veya iskontoları
değiştirerek, Sezginler’in belirlediği fiyat dışında herhangi bir fiyatla satış
yapmamız mümkün değildir. Çünkü, Sezginler’in amacı, distribütörleri
aracılığı ile dağıttığı ürünler için piyasada fiyat istikrarı sağlamaktır…”
14.02.1998 tarihinde Mangüpler Dağıtım ve Pazarlama Ltd. Şti. Ortağı, yapılan
görüşmede bayiliklerinin sona ermesi konusunda aşağıdaki hususları ifade etmiştir:
“Kısa bir süre öncesine kadar Sezginlerin distribütörlüğünü yapmakta idik. Ancak,
distribütörlüğü bıraktık. Distribütörlüğü bırakmamızın nedeni, Sezginler tarafından
belirlenen kârımızın yeterli olmamasıdır. Müşteriye satış fiyatımızın ve
uyguladığımız iskontonun Sezginler tarafından belirlenmesi nedeniyle kârımızı da
Sezginler belirliyordu. Distribütörlük sisteminde, Sezginler distribütörlerin satış
fiyatını belirlemektedir…”
26 REKABET KURUMU
02.01.1996 tarihinde bölge müdürlerine ve bayi yöneticilerine gönderilen duyuruda,
bayilere ve bayiler tarafından müşterilere uygulanacak olan iskonto oranları
belirtilmiştir:
“Peşin Ödeme :%16
Erken Ödeme :%0.32/Gün
Bayilerimiz müşterilerine peşin ödemede %11 iskonto uygulayacaklardır.”
13.02.1996 tarihli yazı da, yukarıdaki belgeye benzer niteliktedir.
05.08.1996 tarihinde ürün sorumlusunun bölge müdürleri ile bayi yöneticilerine
gönderdiği ve Oba Çay ürünlerinde bayilerin mal verdiği satış noktalarına
uygulayacakları iskonto oranlarını bildirdiği yazıda şu hususlara yer verilmiştir:
“*A tipi marketlere 15/09/1996 tarihine kadar fatura altı %6 iskonto yapılacaktır.
*B-C tipi satış noktalarına stand ve kule kurma karşılığında fatura altı %3 iskonto
yapılacaktır. A marketlere kesinlikle stand ve kule kurma karşılığında %3 iskonto
yapılmayacaktır.
Süre: B, C satış noktalarında uygulanacak olan stand ve kule kurma iskontosu
05/08/1996-31/08/1996 tarihleri arasında geçerli olacaktır. Kurulan stand ve
kuleler en az 15 gün süre ile teşhir edilecektir.”
Yukarıdaki belgelerden görüldüğü üzere, bölge müdürleri ile bayi yöneticilerine
gönderilen yazılarda, bayilerin (distribütörlerin) müşterilerine uygulayacakları iskonto
oranları bildirilmekte ve iskonto oranları aracılığı ile bayilerin yeniden satış fiyatı
belirlenmektedir.
Benzer şekilde bir başka belgede distribütörlerden Mangüpler Gıda’nın Rammar
Market adlı satış noktasına %10 müşteri iskontosu uygulayarak sözleşmeli müşteri
statüsünden yararlandırması, bayiliği iptal ettirecek bir uygulama olarak
nitelendirilmektedir.
Satış Operasyon Müdürünün, Benckiser fiyat uygulamalarını bölge müdürleri, bayi
şefleri, bayi yöneticileri, zincir market satış ekiplerine gönderdiği 08.05.1997 tarihli
yazısında fiyat değişim oranları ve listeleri şu şekilde sunulmuştur:
“02 Haziran 1997 tarihinden geçerli olmak üzere bazı ürün gruplarının fiyat
yapıları ekteki şekli ile değiştirilmiştir. Ekte 1997/6 nolu fiyat değişim oranları ve
listeleri ilgilerinize sunulmaktadır.
02 Haziran 1997 tarihli 1997/6 nolu listeler 02 Haziran gününden geçerli
olacak olup bu tarihe kadar hiçbir bayi yeni listeleri uygulamayacaktır…”
Satış Operasyon Müdürünün 07.04.1997 tarihli yazısı da yukarıdaki belge ile aynı
niteliktedir.
27 REKABET KURUMU
Yukarıda ifade edilen iki belgeden görüleceği üzere; bölge müdürlerine, bayi
şeflerine, bayi yöneticilerine ve zincir market satış ekiplerine yeni fiyat listeleri
gönderilmekte, bu listelerin belirlenen tarihten itibaren geçerli olacağı ve o tarihe
kadar kesinlikle uygulanmayacağı ifade edilmektedir. Dolayısıyla bayinin istediği
fiyattan satma özgürlüğü kısıtlanmaktadır.
Benckiser’de tespit edilen ve 19.06.1997 tarihinde Benckiser Satış Koordinasyon
Müdürünün Sezginler Bayi Satış Müdürüne gönderdiği fiyat geçişine ilişkin yazıda
fiyat istikrarsızlığından şu şekilde sözedilmiştir:
“...Aldığımız bilgiye göre fiyat listelerinin dağılımı esnasında bazı market sahipleri
ürünleri yeni fiyatla satın aldıklarını belirterek ajans ekibimiz ile problem
yaşamışlardır. ... Görünen odur ki bayimiz Mayıs ayında piyasaya Haziran ayında
geçeceğimiz liste fiyatları üzerinden mal satmıştır. Bu uygulama ve durumun
ortaya çıkması Benckiser- Sezginler imajını, güvenilirliğini zedeleyici ve fiyat
yapılarımızı bozacağı gibi ... şayet uygulama gerçek ise bayiler hakkında
gereğinin yapılmasını ehemmiyetle rica ederiz.”
Yukarıdaki belgede fiyat listelerinin piyasaya dağıtıldığı, çünkü mevcut fiyat
yapılarının korunabilmesinin amaçlandığı belirtilmiş, sözkonusu bayinin fiyat listesine
erken geçmesinin firmalarının imajını zedeleyeceği ve fiyat yapılarını bozacağı ifade
edilerek bayiler hakkında gereğinin yapılması istenmiştir.
Distribütör Gökay Gıda’nın hissedarı ve Genel Müdürü ile yapılan 01.12.1998 tarihli
ikinci görüşmelerde; yetkililer, Önaraştırma döneminde Sezginler tarafından
gönderilen fiyat listelerinde değişiklik yapamadıkları şeklindeki ifadelerini
değiştirerek, Sezginler tarafından herhangi bir müdahale olmadan istedikleri fiyattan
satabildiklerini ifade etmişlerdir. Ancak bu ifadeler diğer belgelerle çelişmektedir.
Soruşturma döneminde Form Gıda ortağı, yapılan ikinci görüşmede Sezginler
A.Ş.’nin distribütörlerin liste fiyatlarının altında satış yapmasına müdahale
etmediğini, üzerinde satış yapmasına ise distribütörlüğün iptali de dahil olmak üzere
çeşitli yaptırımlar uygulamak suretiyle engel olduğunu belirtmiştir.
Bayi Satış Yöneticisinin görev tanımlarının yer aldığı bir başka belgede bayi satış
yöneticisinin görevleri arasında bayinin piyasaya verdiği iskonto ve promosyonların
takip edilmesi bulunmaktadır.
İlgili belgelerden anlaşıldığı üzere bayinin piyasaya verdiği iskontolar Sezginler
tarafından belirlenmektedir. Bayinin belirlenen iskontolara uyup uymadığının takip
edilmesinden ise Bayi Satış Yöneticisi sorumludur.
Sonuç olarak, yukarıdaki belgelerden Sezginlerin distribütörlerin perakende satış
fiyatını ve uygulayacakları iskonto oranlarını gönderdiği fiyat listeleri ile belirlediği
anlaşılmaktadır.
28 REKABET KURUMU
H.6.2.1.2. Distribütörün Yeniden Satış Fiyatının Belirlenmesine Yönelik
Savunmalar ve Bu Savunmalara İlişkin Değerlendirmeler
Sezginler’in savunmalarında;
- enflasyonist bir ülke olan Türkiye’de üretim maliyetlerinin sürekli olarak arttığı, bu
artışların da üretici şirketler tarafından bayiler aracılığı ile tüketiciye yansıtıldığı,
ancak esnafın fiyat artışlarını izleyemediği ve hangi malı kaça satacağını
bilemediği,
- bu nedenle tavsiye edilen fiyatları gösteren listeler gönderilmesinin, aldığı fiyat
üzerine kâr ve diğer giderleri ilave etmekte güçlük çeken on binlerce bakkal için
ciddi bir zorunluluk arzettiği,
- gönderilen listelerin hiçbir şekilde mecburi satış fiyatları olmadığı, tamamen
“tavsiye edilen” fiyat niteliğinde olduğu, mehaz hukukta da tavsiye edilen fiyat
uygulamasına olumlu yaklaşıldığı,
- önerilen fiyatlar dışında daha pahalı veya daha ucuza mal satan şirketlere karşı
hiçbir yaptırımın sözkonusu olmadığı, bu nedenle de hiçbir sözleşmenin sona
erdirilmediği, distribütörlerin ekonomik kararlarında tamamen serbest olup malı
diledikleri fiyata satabildikleri,
- belgelerde yer alan ifadeler ve distribütör firma yetkililerine ait tüm ifadelerin
geneline bakıldığında, bunların muğlak ifadeler olduğu ve hiçbir şekilde somut ve
yazılı bir delile dayandırılamadığı
ifade edilmektedir.
H.6.2.1.1. başlık numaralı bölümde yer verilen yeniden satış fiyatının belirlenmesine
ilişkin belgeler, liste fiyatlarının uygulanması konusunda bir zorlama olduğunu
gösterdiğinden, savunmada ileri sürülen fiyat listelerinin bağlayıcı olmadığına,
tavsiye niteliğinde olduğuna dair görüş geçerli değildir.
H.6.2.2. Zincir Marketlerin Yeniden Satış Fiyatının Belirlenmesi
H.6.2.2.1. Elde Edilen Bulgular
Booker C&C Satış Müdüründen Bölge Müdürlerine, Bayi Şeflerine, Zincir Market
Şeflerine, Bayi Yöneticilerine ve Zincir Market Sorumlularına 14.02.1997 tarihinde
gönderilen yazıda şu ifadeler yer almaktadır:
“Her geçen gün bölgenizde zincir ve A market sayısı artmakta, bu yüzden de
ürünlerin fiyat oluşumları önem arzetmektedir. Özellikle bazı marketler zaman
zaman liste fiyatlarının altında fiyatlar yapmakta ve bunlar da diğer marketleri
rahatsız etmektedir.
Bu sebeple tüm Türkiye’de, öncelikle aşağıda adı geçen noktalarda daha sonra
da diğer satış noktalarında fiyat istikrarının sağlanması gereği doğmuştur.
Fiyatların oluşumu aşamasında mutlaka bir minimum (endeks) fiyat
belirlenmesi ortaya çıkmıştır. Yapmış olduğumuz çalışmalarda BENCKİSER
ürünlerinin 105 ENDEKS’li ve 103 ENDEKS’li fiyatları aşağıdaki şekilde olmuştur.
29 REKABET KURUMU
105 Endeks : Liste Fiyatı + %5 anlamındadır.
103 Endeks : Liste Fiyatı + %3 anlamındadır.
Endeks fiyatını vermekteki amaç, ürünlerimizin satış fiyatlarının tabanını
oluşturmaktır. Yani ürünler aşağıda belirtilen endeks fiyatının altında
satılmayacaktır. Ürünler promosyonda, insertte, gondolda, palette v.s. olsa dahi
minimum satış fiyatı (KDV dahil) aşağıda belirlenmiş endeks fiyatlarının altında
olmayacaktır. Dolayısıyla bölgemizdeki piyasa fiyat oluşumlarını çok
yakından takip etmeniz ve tavsiye endeks fiyatlarımıza uymayan noktalara
derhal müdahale etmeniz gerekmektedir …”
Yine 22.02.1997 ve 02.04.1997 tarihli belgeler de aynı niteliktedir.
24.05.1997 tarihli yazıda ise, insert çalışmalarında raf fiyatlarının tavsiye niteliğinde
olduğu, bu fiyatın üstünde mal satılabileceği, ancak altına inilemeyeceği, aksi
takdirde katılım bedellerinin ödenmeyeceği belirtilmiştir.
Booker C&C Satış Müdürünün Sezginlere gönderdiği 12.06.1997 tarihli yazıda
endeks fiyatının altında satış yapan zincir marketlere yaptırım olarak mal
sevkiyatının durdurulacağı belirtilmiştir.
26.02.1997 tarihli yazıda, şok indirim yaparak mal satan zincir marketlere yaptırım
olarak hizmet bedeli faturası kesileceği ifade edilmiştir.
Ayrıca 26.06.1997 tarihli yazıda ise, minimum fiyatlara uyulmadığı takdirde ilave
iskontonun ve ciro priminin verilmeyeceği anlatılmıştır.
16.06.1997 tarihinde Booker C&C Satış Müdürü tarafından Kellogs Türkiye
Sorumlusuna gönderilen İngilizce yazının Türkçe karşılığı şu şekildedir:
“ … Raf fiyatları konusunda Carrefour’la aramızda birçok büyük problemler
var. Çünkü çok agresif bir alım ve satım stratejisine sahipler. Ürünlerimizi
satacakları minimum marjı gösteren (enaz %5 + KDV) fiyat endekslerini
(tavsiye raf fiyatı) zincir marketlere gönderiyoruz… Fakat Carrefour bizim fiyat
endeksimizi önemsememektedir ve bu tip davranış piyasadaki satış stratejimizi
bozmaktadır. Diğer zincir marketler (Migros, Continent, Tansaş, Makro ve
diğerleri) satış stratejimize saygı gösterip uyarken Carrefour bunu
yapmamaktadır…”
Yine Benckiser’de tespit edilen 26.09.1997 tarihli Carrefour-Benckiser-Sezginler
Toplantı Notları başlıklı yazıda ve 08.09.1997 tarihli yazıda Carrefour’un liste
fiyatının altında satış yapmasından dolayı zaman zaman ürün sevkiyatının
durdurulduğu anlatılmıştır.
Benckiser’de tespit edilen Sezginler Zincir Marketler Satış Departmanından
19.05.1997 tarihinde Metro Satınalma Müdürlüğüne gönderilen yazıda Metro’nun
fiyat politikalarından duyulan rahatsızlık dile getirilmiştir. İlgili yazıya istinaden Metro
30 REKABET KURUMU
yetkilisi tarafından gönderilen 21.05.1997 tarihli yazıda fiyatlar konusunda savunma
yapılmış, hatta sevkiyatını durdurdukları malların rakip marketlerdeki fiyatları
gönderilmiştir. Aynı tarihte bir Metro yetkilisi, Benckiser Genel Müdürüne dağıtıcısı
Sezginler’i kendilerine mal sevk etmediği için şikayet etmiştir.
Yine 30.03.1998 tarihli yazıda Metro mağazalarına mal seviyatının durdurulduğu
yönünde zincir market şeflerine bilgi verilmiştir.
Sonuç olarak, zincir marketlerin satış fiyatının belirlenmeye çalışıldığı, endeks
fiyatına uymayan zincir marketlere çeşitli yaptırımlar uygulandığı anlaşılmaktadır.
H.6.2.2.2. Zincir Marketlerin Yeniden Satış Fiyatının Belirlenmesine Yönelik
Savunmalar ve Bu Savunmalara İlişkin Değerlendirmeler
Zincir marketlere ilişkin savunmalarda;
- çoğu yabancı sermayeli hipermarketlerin bazı ürünleri maliyetinin çok altında
satışa sunduğu, müşterileri kendi işyerlerine çekebilmek amacıyla tanınmış ve
aranan ürünlerin, herkesin bildiği belli bir satış fiyatının çok altında satıldığını
reklamlarla açıklamak ve zararına satış yapmak suretiyle tüketicileri alıştıkları
perakende satış dükkanlarından “kendilerine cezbederek” piyasada yer alan
rakip işyerlerini iflasa sürükledikleri,
- bu uygulamanın Sezginler’in diğer müşterileri tarafından Sezginler’in bu
şirketlere normal fiyatın çok altında mal verdiği şeklinde algılandığı ve bu konuda
Sezginler’in haksız ve mesnetsiz olarak suçlanmakta olduğu,
- tüm dağıtıcı ve yeniden satıcılara aynı fiyatla satış yaptıkları,
- sözkonusu hipermarketlere malları çok ucuza sattığı yolundaki iddialar
karşısında, küçük işletmelerin haklı yakınmalarına bir çözüm olarak “tavsiye
nitelikli” fiyat listelerinin ve “endeks uygulaması”nın getirildiği,
- fiyat endeks sisteminin tavsiye niteliğinde olduğunun, Booker C&C Satış Müdürü
tarafından Kellogs Türkiye Sorumlusuna gönderilen 16.07.1997 tarihli yazıdan
da açıkça anlaşılmakta olduğu
ifade edilmektedir.
Sezginler tarafından zincir marketlerde minimum raf fiyatının belirlenmesi amacıyla
yürütülen “fiyat endeksi” uygulamasının tavsiye nitelikli olduğu ileri sürülmekle
birlikte; bu uygulamanın iddia edilenin aksine tavsiye niteliğinde olmadığı yukarıda
ayrıntılarıyla ifade edilen belgelerden anlaşılmaktadır.
Yukarıda firmanın savunmasında bahsi geçen Booker C&C Satış Müdüründen
Kellogs Türkiye Sorumlusuna gönderilen yazıda “tavsiye fiyat” ifadesinin kullanılmış
olması, Sezginler A.Ş. tarafından iddia edildiği gibi endeks sisteminin tavsiye
niteliğinde olduğunu göstermemektedir. Adı ne olursa olsun yayımlanan fiyat
listelerinin uygulanması için bir zorlama sözkonusu ise, bu uygulamanın 4054 sayılı
Kanun’u ihlal etmediğini ileri sürmek mümkün değildir.
31 REKABET KURUMU
Sezginlerin fiyat endekslerine aynen uyulması için bir zorlama içerisinde olduğunu
gösteren çok sayıda belge mevcuttur. Nitekim bu belgelerde zincir marketlerin fiyat
endeksine uyması kesin bir dille istenmekte, hatta uyulmaması halinde mal
sevkiyatının durdurulması, ciro priminin verilmemesi, ilave iskonto
uygulanmaması, liste fiyatı altında satış yapılması halinde hizmet bedeli olarak
zincir markete fatura edilmesi gibi yaptırımların uygulandığı ifade edilmekte ya da
bu yaptırımların uygulanacağı belirtilerek zincir marketler uyarılmaktadır.
H.6.2.3. Yeniden Satış Fiyatının Belirlenmesine İlişkin Diğer Savunmalar
H.6.2.3.1. 4054 sayılı Kanun’un 4 üncü Maddesi ve Yatay Anlaşmalar
Sezginler’in savunmasında, Kanun’un 4 üncü maddesinin (a) bendinin rakip
firmaların karşılıklı fiyatı ya da fiyatı oluşturan unsurları belirlemelerine ilişkin olduğu
ve (e) bendinin ise münhasır bayilik düzenlemesini hariç tuttuğu; bu nedenle
distribütörlük sisteminin ilgili maddenin (a) bendi kapsamında değerlendirilemeyece-
ği ifade edilmektedir.
Sezginler, 4054 sayılı Kanun’un 4(a) maddesi hükmünün, birbiriyle rakip olan
teşebbüslerin rekabete girmeden anlaşarak fiyat tespit etmelerini yasakladığını ifade
etmektedir. Rakip teşebbüsler arasında fiyat tespitine ilişkin anlaşmalar gerçekten
de 4(a) kapsamındadır ve yasaktır. Ancak, 4 üncü madde sadece yatay anlaşmalara
ilişkin değildir; dikey anlaşmalar da 4 üncü madde kapsamındadır. Dolayısıyla
sağlayıcının dikey anlaşmalar ile distribütörlerine fiyat empoze etmesi de yasak
faaliyetlerdendir.
Ayrıca münhasır bayilik düzenlemesi, sadece 4(e) yasağından muaf tutulmakta,
genel olarak 4 üncü maddenin yasaklamasından muaf tutulmamaktadır.
Örneğin, münhasır bayilik sisteminde fiyat tespitine veya pasif satışların
engellenmesine ilişkin unsurlar mevcut ise bu düzenleme 4 üncü madde
kapsamındadır ve yasaktır.
H.6.2.3.2. Bilgi Akışı
İlk yazılı savunmada ayrıca, Bellamy&Child’a3 atfen dağıtıcının, sağlayıcısına ticari
durumu, satış eğilimleri, pazar durumu, stoklar, beklenen talep, brüt gelir, verilen
iskontolar ve diğer bilgiler vermesinin madde 81(1)’e aykırı olmadığı ifade edilmekte,
dağıtıcılarının birbirleriyle nasıl rekabet ettiğini öğreniyor olsa bile bu bilgileri kötüye
kullanmadıkça sağlayıcının madde 81(1)’i ihlal etmediği ileri sürülmekte, bir bayiden
aldığı bilgiyi diğerine veren veya distribütörü ürünleri satacağı fiyat veya bölge
açısından etkileyen sağlayıcının durumu, bilgilerin kötüye kullanılmasına örnek
olarak gösterilmektedir.
Gerçekten de tek elden dağıtım anlaşmalarından beklenen faydanın sağlanabilme-
sinde sağlayıcı ile dağıtıcının yakın ilişkide bulunması önem arzetmektedir. Nitekim
3 Bellamy&Child; Common Market Law of Competition, Fourth Edition, London, 1993.
32 REKABET KURUMU
bu gerekçe ile tüm distribütörlerde Sezginler personeli olarak çalışan bir bayi
yöneticisi görev yapmaktadır. Ancak sağlayıcının distribütörleri ile kurduğu yakın
ilişkiler sonucu elde ettiği bilgileri kötüye kullanmaması gerekmektedir. Örneğin,
distribütör ile sağlayıcı arasında koordinasyondan sorumlu bayi yöneticisinin
distribütörün faturalarını kontrol etmesi ilk bakışta ihlal olarak görülmeyebilir. Ancak
Sezginler’de olduğu gibi distribütörlerin, müşterilerine vermeleri gereken iskontolar
belirlenmiş ve distribütörlerin buna uyup uymadığı bayi yöneticileri tarafından
yapılan fatura kontrolleri ile tespit ediliyor ise bu tip bir kontrol ihlal niteliğindedir.
Mangüpler Gıda’nın Rammar Market isimli bir perakendeciye vermesi gereken
iskontonun üzerinde iskonto uygulaması da bu tip kontrollerin birinde ortaya
çıkarılmış ve bayiliğinin iptali sözkonusu olmuştur. Dolayısıyla, sözkonusu bu kontrol
ilk bakışta bir ihlal olarak nitelendirilmese de, aslında bir ihlalin yapılmasını
sağlamaya yönelik uygulamalardan biridir. Ayrıca savunulduğu gibi üretici/dağıtıcı
şirketin bayilerinin kime mal sattığının kontrolü yönünde satışlarına ilişkin bilgi
toplamasını istatistiki bilgiler olarak değerlendirerek bunun caiz olduğunu ileri
sürmek doğru değildir. Sonuç olarak, Sezginler’in distribütörleri üzerinde kurmuş
olduğu kontrol mekanizması yeniden satış fiyatının belirlenmesinde önemli bir rol
oynamaktadır.
H.6.2.3.3. Düşük Fiyatla Satış
Sezginlerin ilk yazılı savunmasında, düşük fiyatla satışa ilişkin olarak,daha ucuza
mal satımının ekonomik açıdan mümkün olmadığı, zaten düşük kâr marjlarıyla
çalışıldığı için en küçük bir indirimin dahi zararına satış olacağı, zararına satışın
hipermarketler ve
yasalara uygun çalışmayan firmalar tarafından gerçekleştirildiği ifade edilmektedir.
Ayrıca bu tür firmaların malı “finansman aracı” olarak kullandığı ve bu yıkıcı fiyat
indirimlerinin rekabet kurallarına aykırı olduğu belirtilmektedir.
Sezginler’in yukarıdaki iddiasına göre, iyiniyetli bir yeniden satıcının liste fiyatları
altında satış yapması mümkün değildir. Öncelikle, yeniden satıcılar farklı maliyet
yapılarına sahiptirler. Buna bağlı olarak, iki yeniden satıcı aynı ürünü, aynı
sağlayıcıdan aynı fiyatla almalarına rağmen, sözkonusu satıcıların maliyetleri
birbirinden farklı olmaktadır. Genel olarak, süper ve hipermarketlerin bakkallara göre
maliyetlerinin daha az ve satış miktarlarının daha fazla olması beklenebilir.
Dolayısıyla, satış potansiyeli yüksek olan hipermarketler ile bakkalların aynı fiyat
listesini uygulamak zorunda olduğunu iddia etmek mümkün değildir. Zira, belirtildiği
üzere bu iki satış noktasının maliyet yapıları birbirinden oldukça farklıdır. Biri, çok
fazla ürün satamadığı ve satış potansiyeli sınırlı olduğu için yüksek kâr marjı koymak
zorunda kalırken, diğeri kâr marjından küçük bir fedakârlık ile çok büyük müşteri
kitlelerini kendine çekebilmekte ve sürümden kazanabilmektedir. Dolayısıyla, satış
noktalarına dağıtılan listelerin bu noktalarca aynen uygulanmak zorunda olduğu
yolundaki savunma gerçekleri yansıtmamaktadır. İkinci olarak, satış noktaları
zararına satış yapıyor olsalar bile; bu, Sezginler’in iddia ettiği gibi onların kötüniyetli
olduğu anlamına gelmeyebilir. Herhangi bir satıcı elindeki fazla stoku eritebilmek için
zararına satış yapabilir. Ayrıca, bir firmanın herhangi bir anlaşma, uyumlu eylem
33 REKABET KURUMU
veya karar olmadan zararına satış yapması 4054 sayılı Kanun’u ihlal etmemektedir.
Firma hakim durumda ve amacı başka teşebbüsleri piyasa dışına çıkartmak veya
yeni girecekleri engellemek ise, ancak bu durumda 4054 sayılı Kanun ihlal edilmiş
olur.
Sezginler, fiyat listeleri göndermesinin nedenlerinden biri olarak, bazı firmaların
vadeli aldıkları malı, peşin olarak satarak birçok esnafı dolandırmalarını göstermiştir.
Ancak, piyasada bu tip firmaların bulunması ile Sezginler’in piyasadaki yeniden
satıcılara fiyat empoze etmesi arasında herhangi bir ilişki bulunmamaktadır.
Ayrıca bazı firmaların diğer firmaları piyasa dışına çıkartmak istedikleri yolundaki
iddia ile ya da piyasada vergilerini ve çalışanlarının sigorta primlerini ödemeyen
firmaların olduğu iddiasının doğru olduğu kabul edilse bile; bu, Sezginler’in 4054
sayılı Kanun’u ihlal ederek minimum raf fiyatlarını belirlemesini gerektirmemektedir.
H.6.2.3.4. Uyum Çalışması
4054 sayılı Kanun’un yeni bir yasal düzenleme olduğuna ve uygulanmasının da ilk
kez görüldüğüne işaret eden Sezginler, tebliğler ve uygulama esaslarının
incelenerek tüm bu uygulamalarda ortaya çıkabilecek tereddüt ve kuşkulu hususları
açıklığa kavuşturmak üzere yeni bir çalışma başlattıklarını, Rekabet Kurumu’nun
tereddütlü bulduğu konularda uygulamayı değiştirdiklerini, yayımlanan fiyat
listelerinin tamamen tavsiye niteliğinde olduğunun ve kesinlikle bağlayıcı
olmadığının bir kez daha vurgulanmaya başladığını belirtmekte ise de, Soruşturma
döneminde yapılan incelemelerde bu değişiklikleri gösterir bir uygulama tespit
edilememiştir.
H.6.3. Pasif Satışların Engellenmesi
H.6.3.1. Elde Edilen Bulgular
05.02.1998 tarihinde distribütörlerden Gökay Gıda Temizlik Malz. ve Kimya Sanayi
Dağıtım Ticaret Ltd. Şti. Genel Müdürü, yapılan görüşmede “Başka distribütörün
bölgesinden size talep geldiği zaman bu talebi karşılıyor musunuz?” şeklindeki
soruya şu şekilde yanıt vermiştir:
“Bu tip bir talebi karşılamam mümkün değil. Bölge ihlali yaptığım için Sezginler
buna izin vermez ve distribütörlüğüme son verebilir. Bu yüzden, gelen bu tip
talepleri ilgili komşu distribütöre veya Sezginler’e bildiririm.”
14.02.1998 tarihinde distribütörlerden Form Gıda Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.’nin
Ortağı, yapılan görüşmede şunları belirtmiştir:
“...Halen dağıtımını yaptığımız Benckiser ürünlerinin kolilerinin üzerine firmamızın
kaşesini (FORM) basmaktayız. Bu uygulama 1996 yılı ortalarından itibaren
uygulanmaya başlamıştır. Sezginler, tüm distribütörlerin bu kurala harfiyen
uymasını istemektedir. Amaç, distribütörler aracılığı ile dağıtılan Benckiser
34 REKABET KURUMU
ürünlerinin nerelere gittiğini takip edebilmektir. Ayrıca, eğer … bölge ihlali
oluyorsa bu sevkiyatı veya ihlali hangi distribütörün yaptığı kolilerin kaşelenmesi
yolu ile ortaya çıkarılmaktadır.
Komşu distribütörün bölgesindeki perakendecilerden gelen talepler karşılanama-
maktadır. Sezginler bu tip taleplerin karşılanmasına izin vermemektedir.”
30.11.1998 tarihinde yapılan ikinci görüşmede, Form Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti.
Ortağı, aynı doğrultuda bilgi vermiş; ayrıca Benckiser ürünlerinin kaşelenme
nedeninin sahte ürünlerle mücadele değil, distribütörlerin bölgeleri dışına mal
satmalarını engellemek olduğunu belirtmiştir.
Distribütörlerle yapılan görüşme tutanaklarından bölge dışına satışların engellendiği
ve bölge dışına satış yapma yasağı ile her dağıtıcıya bölgesinde mutlak topraksal
koruma sağlandığı anlaşılmaktadır.
Sezginler Eğitim ve Kariyer Planlama Müdürlüğü tarafından hazırlanan Şubat 1998
tarihli temel görev analizleri raporunda bayi satış yöneticisinin görev tanımları; işbaşı
eğitim tekniğine göre şu şekilde belirtilmiştir:
“BAYİ SATIŞ YÖNETİCİSİNİN KURUM İÇİNDEKİ TEMEL KONUMU VE GÖREVLERİ
GÖREV NO 04- : BAYİNİN BELİRLENEN BÖLGE DIŞINDA
MAL SATMASINI ENGELLEMEK
NE NASIL NEDEN
1.BAYİ DEPOSUNDA
BULUNAN KOLİLERİ
KAŞELEMEK
BAYİ ADINA HAZIRLANMIŞ
KAŞELERİ KOLİLERE
BASARAK
PERAKENDECİDE
YABANCI BAYİYE AİT
MAL BULUNUP,
BULUNMADIĞININ
TESPİTİ İÇİN
4. BÖLGEDE MÜŞTERİ
ZİYARETİ YAPMAK
PERAKENDECİLERİ ZİYARET
EDEREK MALI HANGİ
BAYİDEN ALDIĞINI SORARAK
VARSA BÖLGE DIŞINA
MAL SATAN BAYİYİ
TESPİT İÇİN
Yukarıda yer verilen Bayi Yöneticisinin görev ve sorumluluklarının belirtildiği
belgeden görüldüğü üzere, bayinin belirlenen bölge dışında mal satışını engellemek,
distribütör bünyesinde Sezginler personeli olarak çalışan Bayi Satış Yöneticisinin
görevleri arasında sayılmakta; bu görevin nasıl ifa edileceği, uygulanacak yöntemler
ve nedenleri ayrıntılı olarak açıklanmaktadır. Bu talimat, distribütörün bölge dışına
aktif satışını yasakladığı gibi pasif satışları da engelleyebilecek niteliktedir.
Distribütör Gökay Gıda’nın hissedarı ve Genel Müdürü, 01.12.1998 tarihinde yapılan
görüşmelerde; Önaraştırma döneminde, başka distribütörün bölgesinden gelen
talepleri karşılamalarının mümkün olmadığı şeklindeki ifadelerini değiştirerek,
kendilerinden mal talep eden herkese mal satabildiklerini ifade etmişlerdir. Ancak bu
ifadeler yukarıda yer verilen diğer belgelerle çelişmektedir.
35 REKABET KURUMU
H.6.3.2. Pasif Satışların Engellenmesine Yönelik Savunmalar ve Bu
Savunmalara İlişkin Değerlendirmeler
Pasif satışların engellenmesine ilişkin savunmalarda; Önaraştırma döneminde
görüşülen distribütörler tarafından yapılan açıklamaların kabul edilmediği, bu
açıklamaların tamamen konuşan şahsın kendi varsayım ve tahminleri olduğu; ülkede
yerleşmiş ticari teamül nedeniyle bayiler arasında bölge dışına satış yapmama gibi
bir anlayış olabileceği ve bu durumun kendilerinden kaynaklanmadığı ifade
edilmektedir. Ayrıca, ürünlere kaşe vurulması uygulamasının sadece taklit ürünlerle
mücadele için yapıldığı belirtilmektedir.
4054 sayılı Kanun’un 5 inci maddesi uyarınca düzenlenen 1997/3 sayılı Tebliğin 3(b)
maddesinin 3 üncü bendi ile tek elden dağıtıcı üzerine anlaşmada belirlenen bölge
dışında anlaşma konusu mallarla ilgili olarak; müşteri aramama, şube açmama ve
dağıtım deposu kurmama yükümlülüklerinden başka rekabet sınırlaması
yüklenemeyeceği öngörülmüştür. Söz konusu madde hükmü, aktif ve pasif satış
ayrımına dayanmaktadır. Tek elden dağıtıcının bölge dışında satış yapmaya yönelik
aktif faaliyetleri sınırlanabilir, ancak bölge dışından gelen talepleri karşılaması
engellenemez. Her tek dağıtıcı ile bölge dışına satış yapılmayacağı konusunda
anlaşılması ya da pratikte bölge dışına satışın engellenmesi, tek dağıtıcılara
kendilerine tahsis edilen bölgede mutlak koruma sağlar. Bu durumda marka içi
rekabet tamamen ortadan kalkmış olacağından, bu uygulama ya da bu uygulamaya
ilişkin hükümler taşıyan anlaşmalar grup muafiyeti kapsamı dışındadır. Soruşturma
döneminde aktif satışların sınırlanmaması gerektiğine ilişkin herhangi bir görüş ileri
sürülmemiştir.
Önaraştırma döneminde görüşülen distribütörler ile Soruşturma döneminde de
görüşülmüş, Form Gıda ortağı ilk görüşmede beyan ettiklerine paralel olarak
distribütörlük sistemine geçişten itibaren diğer bölgelerden gelen müşterilerin mal
talebinde bulunduğunu, bu tür başvuru ile gelen müşteriye öncelikle bölgesinin
sorulduğunu, şayet kendi bölgelerinde değilse Sezginler istemediği için mal
vermediklerini ifade etmiştir. Bu hususlara ilişkin belgelere yukarıda yer verilmiştir.
Savunmalarda, distribütörlerin beyanlarının neye dayandığı belli olmayan ve
tamamen kişisel değerlendirme olduğu ve faraziyelere isnat ettirilen yorum ve
ihtimallerden ibaret olduğu ifade edilmekle birlikte, kişinin Distribütör Form Gıda’nın
ortağı olması nedeniyle distribütör şirketi temsil ettiği ve değerlendirmesinin ilgili
şirketin beyanı olarak kabul edilmesi gerektiği açıktır. Nitekim distribütörlerin benzer
ifadeleri kullanması tesadüften ziyade, sistem kurulurken aynı yönde
bilgilendirildiklerini göstermektedir.
Diğer taraftan adı geçen Şirketin rekabet ihlaline ilişkin olarak dikkate alınan
belgeler, sadece bilgi tutanakları değildir. Konuya ilişkin olarak ilgili bölümde
zikrolunan başka belgeler de mevcuttur ve tek belge üzerinden kesin yargıya
ulaşılmamıştır. Tüm belgeler birlikte değerlendirildiğinde Sezginlerin rekabet ihlali
içinde bulunduğu anlaşılmaktadır.
36 REKABET KURUMU
Üstelik H.6.1.1. başlık numaralı bölümde ifade edildiği gibi, verilen distribütörün
acente niteliğinde olduğu savunularak bağımsız bir ekonomik operatör olarak
mütalâa edilmesinin mümkün olmadığının ileri sürülmesi, distribütörlerin beyanlarının
kendilerini bağlamadığı iddiası ile çelişmektedir.
Ayrıca bayi yöneticisinin görev ve sorumluluklarını belirten belgede görüldüğü üzere,
bayinin belirlenen bölge dışında mal satışını engellemek, distribütör bünyesinde
Sezginler personeli olarak çalışan Bayi Satış Yöneticisinin görevleri arasında
sayılmakta, bu görevin nasıl ifa edileceği, uygulanacak yöntemler ve nedenleri
ayrıntılı olarak açıklanmaktadır. Bu talimat, distribütörün bölge dışına aktif satışını
yasakladığı gibi pasif satışları da engelleyebilecek niteliktedir.
Bayiler arasında bölge dışına satış yapmama gibi bir anlayışın ticari teamül ve örf ve
adetten kaynaklanabileceği iddiası yerinde değildir. Çünkü distribütörlerin
ifadelerinde bölge dışına satış yapmamalarının ticari teamül olduğundan değil, buna
Sezginlerin izin vermeyecek olmasından sözedilmektedir.
Firma, savunmasında taklit ürünlerle mücadele için kaşenin ürünlere vurulduğunu
ifade etmektedir. Halbuki distribütörlerin beyanlarından görüleceği üzere kaşeler
ürünlere değil kolilere vurulmaktadır. Dolayısıyla kolilere kaşe vurulmasının taklit
ürünlerle mücadelenin yolu olamayacağı çok açıktır. Ayrıca bayi yöneticisinin görev
ve sorumluluklarını gösteren belgede kolilerin kaşelenmesinin amacının açıkça
perakendecide yabancı bayiye ait mal bulunup bulunmadığının tespiti olduğu
belirtilmektedir.
Ayrıca sözlü savunma toplantısında Sezginler A.Ş., pasif satışların engellenmediği
ve başka bölgelere mal satıldığına dair distribütör beyanları ve faturalar sunmuştur.
Yukarıdaki belge ve bulgular dikkate alındığında, bu faturaların pasif satışların
engellenmediğini kanıtlar nitelikte olmadığı anlaşılmaktadır.
H.7. ÜLKER GRUBU
Ülker Grubu şirketlerinden Ülker Gıda San. ve Tic. A.Ş. ve Besler Gıda ve Kimya
San. ve Tic. A.Ş. hakkında soruşturma açılmıştır.
Ülker; bisküvi, çikolata ve çikolata kaplamalı ürünler üretmektedir. Üretilen bu
ürünlerin yurt içerisinde dağıtımı ve pazarlaması, Ülker Grubu şirketlerinden Atlas
Gıda Paz. San. ve Tic. A.Ş. (Atlas) tarafından yapılmaktadır. Ülker distribütörlük
sistemine 1996 yılında geçmiştir. 15.01.1998 tarihli standart distribütörlük
sözleşmesinde, Ülker, Atlas, İstanbul Gıda Dış Ticaret A.Ş. (İstanbul Gıda), Üstün
Gıda San. ve Tic. A.Ş. (Üstün Gıda), Anadolu Gıda San. A.Ş. (Anadolu Gıda) ve
Dura Unlu ve Şekerli Gıda Maddeleri Üretim ve Satışı A.Ş. (Dura) taraf olarak
bulunmaktadır.
Besler, sıvı yağ ve margarin üretimi yapmaktadır. Üretilen bu ürünlerin yurt içerisinde
dağıtımı ve pazarlaması, yine Besler tarafından yapılmaktadır. 1994 yılında üretime
geçen Besler, ürünlerinin dağıtımını kısa bir süre Ülker plasiyerlerini kullanarak
37 REKABET KURUMU
yapmış, daha sonra klimatize araçlara sahip bayilerle dağıtıma devam etmiştir. Ülker
ve Besler; distribütör, zincir market, plasiyer şeklinde ayırdığı müşterilere, genelde
fatura altı iskontosu, dönem primi, erken ödeme iskontosu isimleri altında farklı satış
koşulları uygulamaktadır.
Savunmaların benzer olması nedeniyle ihlaller aynı başlık altında değerlendirilmiştir.
H.7.1. Savunmalardaki Genel İtirazlar ve Bu İtirazlara İlişkin Değerlendirmeler
H.7.1.1. İddiaların Türü ve Niteliğine İlişkin İtiraz
Ülker ve Besler savunmalarında kendilerine soruşturma bildirim yazısı ile birlikte
iddiaların türü ve niteliği hakkında yeterli bilginin verilmediği, bildirim yazısının eksik
inceleme, yorum ve teorik açıklamaların yer aldığı bir metin halinde olduğu,
Kanun’un 4 üncü maddesinin 3 üncü fıkrasında, Kurul’un bilgilendirmediği ve
savunma hakkı vermediği konuları karara dayanak yapamayacağı hükmü yer aldığı,
toptan ticareti piyasasında rekabeti önlemeye yönelik davranışlardan
bahsedilmesine rağmen, bilgilendirme ve savunma hakkı tanımaya yönelik konulara
hiç yer verilmediği ifade edilmektedir.
4054 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin “…taraflara tanınan ilk yazılı cevap
süresinin başlayabilmesi için Kurul’un bu Bildirim Yazısı ile birlikte, iddiaların türü ve
niteliği hakkında yeterli bilgiyi ilgili taraflara göndermesi gerekir.” hükmünden
anlaşılacağı üzere, bahsi geçen “iddialar” ibaresi şikayetçi tarafın şikayet edilenler
hakkında ileri sürdüğü iddiaları değil, Kurul’un soruşturma açılması kararına dayanak
oluşturan bulguları ve bunların Kanun’un ilgili hükümleri kapsamında olup olmadığını
ifade etmektedir.
Ayrıca teşebbüslerin 4054 sayılı Kanun’un 44 üncü maddesinin 2 nci fıkrası uyarınca
şikayetçinin sözkonusu şikayet dosyasını ve Kurul bünyesinde kendileri ile ilgili
düzenlenmiş her türlü evrakı ve mümkünse elde edilmiş olan her türlü delilin bir
nüshasını Kurum’dan talep etme hakkı mevcuttur. Bu itibarla İddiaların türü ve
niteliğine yer verilmediği hususunun ileri sürüldüğü savunmalar gerçeği
yansıtmamaktadır. Ülker ve Besler, savunmalarının çeşitli bölümlerinde Kurulca
kendilerine yöneltilen iddialardan bahsetmek suretiyle iddiaların kendilerine
gönderildiğini kabul etmiş olmaktadırlar.
H.7.1.2. Yasal Muhatabın Ülker Olmadığına İlişkin İtiraz
Ülker, Kurul kararına mesned teşkil eden anlaşmanın tarafının Ülker’den tamamen
müstakil bir hükmi şahsiyet olan Atlas Gıda olduğunu ve bu sebeple Kurulca alınmış
olan kararın yasal muhatabının Ülker olmadığını belirterek, hukuk tekniği ve kanuni
gerek açısından husumetin yanlış tevcih edildiğini iddia etmiştir.
Öncelikle, soruşturmaya konu olan distribütörlük sözleşmesinin tarafı Firmanın iddia
ettiği gibi sadece Atlas değildir. Atlas'la birlikte Ülker, İstanbul Gıda, Üstün Gıda,
Anadolu Gıda ve Dura sözleşmenin bir tarafını oluşturmaktadır. Sabri Ülker, Orhan
38 REKABET KURUMU
Özokur ve Murat Ülker yukarıda sayılan şirketlerin namına imza ve temsile yetkili
olarak belirtilmiştir. Firmanın ilk yazılı savunmasının 8 inci sayfasında yeralan “…Bu
değerlendirmeler tabii olarak bizi müvekkil Ülker AŞ’nin imzaladığı Distribütörlük
Sözleşmesinde muafiyet şartlarının bulunup bulunmadığı meselesine
götürmektedir…” ifadesi de yine Firma tarafından ileri sürülen Kurul kararına mesnet
teşkil eden anlaşmanın tarafının Ülker’den tamamen müstakil bir hükmi şahsiyet olan
Atlas Gıda olduğu ve bu sebeple de Kurulca alınmış olan kararın yasal muhatabının
Ülker olmadığı yolundaki savunmayı geçersiz kılmaktadır. Ayrıca Ülker ve Atlas
Gıda’nın ortaklık yapısı ve yönetim kurulu üyelikleri incelendiğinde, her iki şirketin de
aynı kişilerce yönetildiği görülmektedir. Dolayısıyla, yasal muhatabın Ülker yerine
Atlas Gıda olması gerektiği yönünde bir savunma yerinde görülmemiştir.
H.7.1.3. Soruşturma Bildirim Yazısının Süresi İçerisinde Bildirilmediğine İlişkin
İtiraz
Savunmalarda soruşturma kararının alınma tarihi ile bildirim tarihi arasında 18 gün
olduğu, Kanun'un 43 üncü maddesinin 3 üncü fıkrasında belirtilen sürelerle ilgili
lazımeye uyulmadığı ifade edilmiştir.
Savunmada da belirtildiği üzere, soruşturma kararının alınma tarihi ile kararın
firmaya bildirim tarihi arasında 18 gün vardır. 27.03.1998 tarihinde başlayan 15
günlük süre, resmi tatil olan 10.04.1998’de bitmiştir. Ancak, İdari Yargılama Usulü
Kanunu’nun 8 inci maddesinin 2 nci fıkrasında belirtildiği üzere, sürenin son günü
tatil gününe rastlarsa, süre tatil gününü izleyen çalışma gününün bitimine kadar
uzamaktadır. Sözkonusu bildirim tatil sonrası ilk gün olan 13.04.1998 tarihinde
teşebbüse gönderilerek, 4054 sayılı Kanun’un 43/3 maddesinin gereği yerine
getirilmiştir.
H.7.2. Pasif Satışların Engellenmesi
H.7.2.1. Elde Edilen Bulgular
H.7.2.1.1. Ülker Gıda San. ve Tic. A.Ş.
15.01.1998 tarihli distribütörlük sözleşmesinin 3 üncü maddesinde
“DİSTRİBÜTÖR’ün faaliyet sınırlarını ŞİRKET belirleyecektir” ve “DİSTRİBÜTÖR
belirlenen sınırların dışına kesinlikle ŞİRKET ürünlerini satamaz” ifadesi yer
almaktadır. Bu maddeye göre, diğer bölgelerden gelmesi muhtemel bir talep
karşılanmayacaktır. Böylece gerek diğer distribütörler, gerekse diğer bölgelerdeki
aracılar karşılıklı olarak birer alternatif temin kaynağı olma özelliklerini kaybetmiş
olmaktadırlar.
1997/3 sayılı Tebliğ ile bir yeniden satıcıya diğer bazı sınırlamaların yanında aktif
satış yapmama yükümlülüğü getirilmiş buna karşılık bölge dışına talep üzerine satış
yapılması, yeniden satıcıya getirilebilecek sınırlamalar arasında sayılmamıştır.
39 REKABET KURUMU
Zira bir anlaşma, yeniden satıcıya komşu bölgeden gelecek olası bir talebi
karşılamama yükümlülüğü getiriyorsa ve bütün yeniden satıcılar karşılıklı olarak aynı
yükümlülük altında ise, her yeniden satıcıya mutlak topraksal koruma sağlanacak,
böylece bir bölgedeki aracının bölgesi dışındaki alternatif temin kaynakları işlevsiz
kalmış olacaktır.
Aşağıda yer verilen değişik örneklerde de, mutlak bölgesel koruma amacının
taraflarca benimsendiği ve buna aykırı uygulamaların önüne geçilmeye çalışıldığı
görülmektedir.
Atlas Gıda Bölgeler AR-GE Müdüründen distribütörlere gönderilen, 15.01.1997
tarihli matbu yazıda şu ifadeler kullanılmıştır:
"Distribütörlük sisteminin birinci ve en önemli şartı her Distribütörün kendi
bölgesinde mal satmasıdır. Tersini düşünecek olursak bölgesi dışına asla mal
satmamasıdır…
Her ne suretle olursa olsun bölgesi dışına mal satan bir Distribütörümüz,
kendinin de içinde bulunduğu sistemi bilerek veya bilmeyerek zaafa
uğratmaktadır. Firmamızın bu duruma müsaade etmeyeceği malumunuzdur.
Bölge dışına mal satması konusunda hiçbir Distribütör’ümüzün firmamızdan
anlayış beklememesi gerekir. Bölge dışına her ne şekilde olursa olsun mal satan
Distribütör hakkında gerekli olan işlem uygulanacaktır.
İlk uygulanacak yaptırımların başlıca ve en önemlisi, iki ayda bir ödenen %2'lik
dönem priminin iptal edilmesi olacaktır. Bu yaptırıma rağmen ihlaller devam
ederse mukavelede belirtilen şartlar işletilecektir…”
20.10.1997 tarihli Atlas Gıda Bölgeler AR-GE Müdürü tarafından satış birimlerine
gönderilen matbu belgede de aynı nitelikte ifadeler yer almaktadır.
Gaziantep depodan Atlas’a gönderilen 08.04.1997 tarihli “1997 Mart Ayı Ülker
Raporu” başlıklı yazıda kaşelemenin bölge ihlalini önlemek için yapıldığı aşağıdaki
ifadelerle anlatılmıştır:
“…
Distribüsyon sistemine geçmemize rağmen bölge ihlali yapıldığı yönündeki
şikayetler devam etmektedir. Bunu önlemek için uyguladığımız kolilerin
kaşelenmesi işleminin tam olarak yapılması gerekmektedir. Zira bazı
bölgelerde 97 imal tarihli olmasına rağmen koli üzerinde Distribütöre ait kaşe
bulunmamaktadır. Bu ise tespit yapılmasını engellemektedir.
İstanbul fabrikamızın yanında bulunan Ülker Shop mağazasının toplu satış
yaptığı ve şubat ayında Mardin bölgesine 100 koli 228-Sürpriz’in sözkonusu
mağazadan alınıp getirildiği öğrenilmiştir.”
15.11.1997 tarihli Atlas Gıda Bölgeler AR-GE Müdüründen Genel Müdüre gönderilen
yazıda ise kolileri kaşelemenin nedeni şu ifadelerle açıklanmıştır:
40 REKABET KURUMU
“…bölgeler arası mal kaymalarını önlemek maksadı ile, … fabrikamızdan çıkan,
distribütöre ve zincir mağazalara verilen mallar isim bildirilen kaşeler ile
kaşelenmektedir. Bu uygulamanın tek istisnası Atlas plasiyerlerinin aldığı
mallarda yapılmaktadır.”
26.02.1998 tarihli Bölgeler Müdür Yardımcısı tarafından Atlas Gıda Genel Müdür
Yardımcısına gönderilen bölge ihlali konulu yazıda, distribütör olarak seçilmeyen
kişilerin bölgeye dışarıdan Ülker mamülleri getirip sattığının tespit edildiği, kaşeleme
sayesinde ürünlerin hangi distribütörlerden temin edildiğinin öğrenildiği belirtilerek,
sözkonusu distribütörlerin uyarılması ve gereğinin yapılması istenmektedir:
"…
…. (Uşak Bakkallar Derneği başkan ve başkan yardımcısı) tercih
edilmemelerinden dolayı bölgeye dışarıdan Ülker mamülleri getirip
satmaktadırlar. Mamullerimizi de yakın bölgelerden (Afyon, Balıkesir ve özellikle
İzmir) temin etmektedir. Temin ettiği Ülker mamüllerini noktalara %5, potansiyel
noktalara (Örnek; Gimpaş) %5+5 iskonto ile satmaktadır. Bu durum bölgede
huzursuzluk ve problem getirmektedir. (İzmir, İmanoğlu ve Yıldız kaşeli koliler
tarafıma gönderilmiştir)
Bölge ihlalinin sistemimiz açısından ve penetrasyon açısından nasıl bir olumsuz
etki yapacağı hepimiz tarafından bilinen bir durumdur. İhlalin önlenmesi için
yakın bölge distribütörlerin uyarılması ve gereğinin yapılmasını bilgilerinize
arz ederim. "
Yazının ekinde yer alan raporda, bölge şef yardımcısı şunları belirtmiştir:
"Turgutlu distribütörümüz Uşak bakkallar derneğine mal göndermeyi kabul
etmiştir. Akabinde benim bir telefon görüşmem olmuş ve bana da istediğim
takdirde istenilen kadar malı göndereceği söylenmiştir…"
Bölge şef yardımcısından Bölgeler Müdürlüğü’ne gönderilen 10.03.1998 tarihli Aylık
Rapor konulu yazının "Bölgedeki Sorunlar" başlıklı bölümünde aşağıdaki ifadelere
yer verilmiştir:
“Uşak bölgesinde Erçel Gıda Ltd. Şti. 05.02.1998 tarihinde soğuk satış olarak
satışa başlamıştır. Fakat Uşak Bakkallar Derneği Başkan ve Başkan
Yardımcısı dışarıdan mal getirmek suretiyle Ülker mamülleri satmaktadır.
Bu da distribütör ve elemanların moral motivasyonlarını bozmaktadır. Ayrıca çok
fazla verilen 5+2 gibi tavizler piyasanın dengesini de bozmaktadır.
Bu insanlar malı Balıkesir İmanoğlu’nun feshedilen bir alt distribütöründen, İzmir
Booker’dan, Kütahya Tavşanlı’dan bulmuştur.
Turgutlu distribütörü Nurol Ticaret Nevzat Şenol mal vermeyi kabul etmiş
fakat zamanında yapılan müdahale sonunda verememiş. Denizli Kanarya
41 REKABET KURUMU
A.Ş.’den, Konya’dan, Kastamonu’dan girişimlerde bulunmuş fakat sonuç
alamamıştır…”
Yukarıdaki iki belgede yer verilen ifadelerlerden, Uşak Bakkallar Derneği Başkan ve
Başkan Yardımcısının dışarıdan mal getirmek suretiyle Ülker ürünleri sattığı, yapılan
araştırma sonunda koli üzerindeki kaşelerden malın Turgutlu distribütöründen temin
edildiğinin belirlendiği, telefon görüşmesi ile bu nitelikte satışın yapıldığının teyit
edildiği, yapılan müdahale sonucunda benzer bir satışın gerçekleşmediği
anlaşılmaktadır.
Atlas Gıda Bölge Satış Şefinden Bölgeler Ar-Ge Müdürlüğüne gönderilen “Bölge
İhlalleri Hakkında” konu başlıklı 21.03.1997 tarihli yazıda aşağıdaki ifadelere yer
verilmiştir:
“Bölgemizde bazı perakende noktaların Ülker ürünlerini bizim dışımızdaki
yerlerden temin etmeleri üzerine başlattığımız kapsamlı çalışma sonuç vermiş
ve Isparta ve Alanya’da Silleli Ticaret kaşeli bol miktarda ürüne
rastlanmıştır…Sistemin gerçek anlamda oturması ve sistemden başarı
alınması için ilgili distribütörlerin ikaz ve ihtar edilmesi gerektiği
kanaatindeyim.”
Satış ve Pazarlama Müdüründen Konya’daki Silleli Çalışkan Gıda’ya gönderilen
bölge ihlali hakkında 26.03.1997 tarihli yazıda şu ifadelere yer verilmiştir:
“Antalya Bölge Satış Şefi S. A. Bey’in göndermiş olduğu yazısında belirtildiği
üzere Isparta ve Alanya’da Silleli Ticaret kaşeli bol miktarda ürüne rastlanmıştır.
Ayrıca Beyşehir’deki alt toptancı müşterimiz Ayşah Gıda’nın Silleliler Ticaret
kaşeli ürünlerinin distribütör bölgeniz dışındaki Yalvaç yerleşim bölgesinde
satmakta olduğu ifade edilmektedir. Tarafınıza gönderilen malın distribütörlük
sözleşmesi ile belirlenen sınırların içerisinde satılması, distribütör sınırlarının
dışarısına mal satılmaması gerekmektedir…”
Satış ve Pazarlama Müdüründen Atlas Gıda Bölgeler AR-GE Müdürüne gönderilen
05.03.1997 tarihli yazıda aşağıdaki ifadelere yer verilmiştir:
“20.01.1997 tarihli Bölge Şefi Ahmet Gül’ün raporuna istinaden Kastamonu
distribütörünün satışları Bölge Şefi Zeki Alan’a incelettirilip bilgisayar marifetiyle
Aralık, Ocak ve Şubat satış dökümleri alınmıştır. Dökümlerde yapılan
incelemeler sonucu distribütör bölgesi dışına fatura kestiği tespit edilememiştir.
Ancak İnebolu toptancı müşterisi A.B.’a önemli miktarda mal gönderdiği tespit
edilmiştir.
Bunun üzerine 28.02.1997 tarihli Kastamonu distribütörü Ankara’ya çağrılarak
Tevfik Bey’le beraber uzunca bir görüşmemiz oldu. İnebolu alt müşterisinin bu
malı Ukrayna’ya gönderdiğini beyan ederek kesinlikle bölgesi haricinde
herhangi bir bölgeye mal satmadığını söylemiştir. İnebolu alt müşterisine de
42 REKABET KURUMU
mal vermemesi ikazı yapılmış. Böyle bir tespitin kesinleşmesi halinde
kesinlikle distribütörlük sözleşmesinin fesh edileceği kesin bir dille
anlatılmıştır. Zaten Kılıçkanlar Ticaret yıllardır bizi uğraştıran, Ankara’da büyük
sıkıntılar veren bir firmadır. Biz de zaman zaman deposunu değişik şekilde
kontrol ettiriyoruz ama maalesef kodlu mala rastlayamadık. Mallar ya kodsuz ya
da kodlar yırtılmış oluyor. Sözkonusu distribütörümüzün bölgesi dışına mal
sattığını tespit ettiğimiz an kesinlikle değiştirmeyi düşünüyoruz.”
Bu ifadelerden bölge dışına mal satışının her ne şekilde olursa olsun yasaklandığı
ve buna uymamanın yaptırımının ağır olduğu anlaşılmaktadır.
Gaziantep depodan Atlas Gıda Bölgeler AR-GE Müdürüne 04.06.1996 tarihinde
gönderilen yazıda pasif satışın nasıl engellendiğine dair ifadelere yer verilmiştir:
“Kayseri depomuzun bölgesi kapsamında bulunan Elbistan bölgesine bizim
bölgemizde müşterimiz olan 270067-Güven A.Ş.’nin bizzat gitmemekle birlikte
Elbistan esnafına satış yaptığı bildirilmektedir. Bu gelişme üzerine adı geçen
müşterimizle görüşerek durumun önemi izah edilmiş ve bu şekil satış
yapmaması istenmiştir. Güven A.Ş. Elbistan’a gitmediğini ve şu an zaten
satış yapmadığını belirterek, 96 yılı başlarında Elbistan Kahiroğulları
firmasının Gaziantep’e gelerek kendilerinden ve piyasadaki esnaftan diğer
ihtiyaçlarının yanısıra Ülker de aldığını, … belirtmiştir. Netice olarak zaten
bazı müşterilerimizle birlikte Güven A.Ş.’nin depomuzdan aldığı kolilere
“kaşe” vurulmaktadır. Sanırım bundan sonra böyle bir durumla
karşılaşılmayacaktır.”
Gaziantep depodan Atlas Gıda Bölgeler AR-GE Müdürüne 19.03.1997 tarihinde
gönderilen yazıda aşağıdaki hususlara yer verilmiştir:
“Diyarbakır’da Deniz Tic. ünvanlı firmanın dışarıdan Ülker mamülleri getirerek
satış yaptığı yönünde bilgiler alınmıştır. Deniz Tic.’in Ülker’i satmak için bir
pazarlamacı tuttuğu ve düşük fiyatla satış yaptığı bildirilmektedir. …Deniz
Ticaret’in Ülker satmaya başlaması öğrenilince nereden aldığı araştırılmış fakat
koli üzerlerinde kaşe bulunmadığı için tespit edilmesi mümkün olmamıştır.
…Bu konuda Hayırlı Ticaret/Aziz bey’le yapılan görüşmede Deniz Ticaret’in
Ülker’i Elazığ’dan aldığını öğrendiğini, hatta el arabasıyla satış yapan başka
birinin 1.7 milyarlık Ülker’i Elazığ’dan aldığını bildiğini belirtmiştir. …Eğer
gerçekten bildirildiği gibi Elazığ’dan satış yapılıyorsa bunun önlenmesi
gerekmektedir. ”
Bu belgede önce kaşeleme sayesinde satışı kimin yaptığı araştırılmış, ancak koli
üzerlerinde kaşe bulunmadığı için tespiti yapılamamıştır. İddialar doğrultusunda
Elazığ’dan satış yapılıyorsa, önlenmesi gerektiğinden söz edilmiştir.
Gaziantep deponun Atlas Gıda Bölgeler AR-GE Müdürüne gönderdiği 15.05.1997
tarihli yazıda şu ifadelere yer verilmiştir:
43 REKABET KURUMU
“…1. İstanbul distribütörlerinden Okyanus Tic. kaşeli Ülker kolileri(nin)
Diyarbakır piyasasına girdiği tespit edilmiştir. Sözkonusu Ülker ürünlerinin
İstanbul/Kumkapı-Gedikpaşa’da bulunan bir marketten alındığı
öğrenilmiştir.
2. Elazığ distribütörü Ulaş Tic.’ten mal aldığını belirten bir şahıs piyasaya sürekli
Ülker ürünleri vermektedir. …”
H.7.2.1.2. Besler Gıda ve Kimya San. ve Tic. A.Ş.
01.08.1995 tarihinde düzenlenen ve üçüncü yazılı savunmayla birlikte gönderilen
yeni sözleşmeye kadar yürürlükte olan distribütörlük sözleşmesinin 4 üncü
maddesinde “ … belirtilen bölge dışında Bayii’nin her ne sebeple olursa olsun mal
satışı yasaktır. Tesbiti halinde Besler A.Ş. sözleşmeyi iptal hakkına sahiptir” ifadesi
yer almaktadır.
Bu ifadeyle bir başka bölgeye aktif satışın yanısıra pasif satış yapılması da
yasaklanmaktadır. Tüm distribütörler ile bu hükmü içeren sözleşmeler imzalandığı
düşünüldüğünde, her distribütör için mutlak bölgesel koruma sağlanmaktadır.
Satış Müdürü tarafından distribütörlerce yapılan satışlara ilişkin olarak şu tespitler ve
hatırlatmalar yapılmaktadır:
“Besler Gıda ve Kimya San. ve Tic. A.Ş. ile aranızda düzenlenen “Distribütörlük
Sözleşmesi”nde de söz edildiği üzere, bir distribütörümüzün kendi bölgesi
dışına direkt ya da dolaylı olarak mal satışı kesinlikle yasaktır…
Bölge dışı satışlar konusunda şikayet aldığımız distribütörlerimizin ay
sonu %2 kota primleri verilmeyeceği gibi, devamı halinde distribütörlüğün
devamı konusunda da yeniden değerlendirme yapmak zorunda
kalacağız…”
“Distribütör Çalışması” başlıklı ve 05.09.1996 tarihli yazıda distribütörün
sorumluluklarından biri olarak bölge dışına hiçbir şekilde direkt ya da indirekt
olarak mal satışı yapmaması gösterilmiştir.
Satış Müdüründen iki distribütöre gönderilen 11.11.1997 tarihli faks mesajında
şunlar belirtilmiştir:
“…
Diğer konular:
İki distribütör hiçbir şekilde birbirlerinin bölgesine direkt ya da başka
toptancı kanalıyla giremeyecektir.
Fiyatlandırma konusunda distribütörler birbirlerine zarar verecek davranış içine
giremeyeceklerdir."
44 REKABET KURUMU
07.03.1998 tarihli Ege Bölgesi Haftalık satış değerlendirmesi raporunda, bir yeniden
satıcının bölge ihlalinin devam etmesinin distribütörü son derece rahatsız ettiği
belirtilerek bu sorunun çözümlenmesi istenmektedir.
H.7.2.2. Pasif Satışların Engellenmesine Yönelik Savunmalar ve Bu
Savunmalara İlişkin Değerlendirmeler
H.7.2.2.1. Sözleşme Maddelerinin Yanlış Anlaşıldığına İlişkin Savunma
Ülker ve Besler'in bu konuya ilişkin savunmalarında;
- sözleşme maddesinde böyle bir düzenlemeye yer verilmesindeki amacın,
dağıtıcının kendi bölgesinde etkin dağıtımı yapmasını sağlamak olduğu,
- Ülker distribütörlük sözleşmesinin 3 üncü maddesinin aktif satışlarla ilgili olduğu,
zira hükmün lafzi yapısının “Distribütör … belirlenen sınırların dışına … satamaz”
şeklinde olduğu,
- Besler distribütörlük sözleşmesinin 4 üncü maddesinde bir kesinliğin olmadığı,
sözkonusu maddede sadece bir hakkın ifade edildiği, Besler’in bu hükümden
hareketle hiçbir şekilde distribütörlük iptali yoluna gitmediği, nihai tüketicinin
veya aracı teşebbüslerin bu yoğun ağ içinde pasif satış engeliyle karşılaşacağı
iddiasının gerçeklikten uzak olduğu
- bahse konu sözleşme maddelerinin mutlak bölgesel korumayı sağlamadığı
belirtilmektedir.
Ayrıca sözlü savunma toplantısı akabinde, Ülker'le daha önce beraber çalışmış
ve/veya çalışmaya devam eden kişilerin noter tasdikli beyanları Kurul'a sunulmuştur.
Bu beyanlarda mealen Ülker'in pasif satışları engellemediği belirtilmektedir
Grup Muafiyeti Tebliğleri, rekabet sınırlamalarını bir ölçüye kadar 4054 sayılı
Kanun’un 4 üncü maddesi kapsamındaki hükümlerden muaf tutabilmektedir.
Örneğin, bir yeniden satıcıya bölgesi dışında müşteri aramama, şube açmama, depo
kurmama yükümlülükleri getirilebilir. Ancak bu kısıtlamalar bölge dışına aktif satış
yapmama yükümlülüğüne ilişkindir. Eğer bir anlaşma, yeniden satıcıya diğer
bölgeden gelecek olası bir talebi karşılamama yükümlülüğü getiriyorsa ve bütün
yeniden satıcılar karşılıklı olarak aynı yükümlülük altında ise, her yeniden satıcıya
mutlak topraksal koruma sağlanmış olacaktır. Böylece bir bölgedeki aracının bölgesi
dışındaki alternatif temin kaynakları işlevsiz kılınmaktadır.
Ülker’in distribütörlük sözleşmesinin ilgili maddesi şu şekildedir: “Distribütörün
faaliyet sınırlarını ŞİRKET belirleyecektir… Distribütör belirlenen sınırların dışına
kesinlikle ŞİRKET ürünlerini satamaz”. Bu hükümden anlaşılan distribütörün her ne
sebeple olursa olsun şirket ürünlerini belirlenen sınırların dışına satamayacağıdır.
Ülker’in kurduğu sistemde distribütörler, sınırları çizilen bölgeleri dışında malları
görüldüğü anda bölge ihlali yapmış olmaktadırlar. Bu noktada aktif-pasif satış ayırımı
yapılmamaktadır. Nitekim bulgular kısmında yer verilen belgelerde görüldüğü üzere,
bir distribütörün uyarılması için mallarının bölge dışında bulunması yeterlidir.
45 REKABET KURUMU
Ülker bölgeler müdüründen distribütörlere gönderilen 15.01.1997 tarihli belgede,
distribütörlük sisteminin birinci ve en önemli şartının her distribütörün kendi
bölgesinde mal satması olduğu ifade edilerek, her ne surette olursa olsun bölgesi
dışına mal satılmaması gerektiği, aksi takdirde dönem priminin iptal edileceği ve bu
yaptırıma rağmen ihlaller devam ederse mukavelenin fesih hükümlerinin işletileceği
bildirilmektedir.
Benzer şekilde 20.10.1997 tarihli bölgeler müdüründen satış birimlerine gönderilen
yazıda, yeni satış sisteminin bölgelerin dışına her ne sebeple olursa olsun satış
yapılmaması prensibine dayandığı, satış birimlerinin distribütörlerin sorumlu olduğu
bölgeler haricine mal satmalarına asla müsade edilmemesi gerektiği, bölge
yöneticilerinin sevkiyatları titizlikle incelemeleri ve beklenmedik artışların nedeninin
araştırılması gerektiği belirtilmektedir. 26.02.1998 tarihli genel müdür yardımcısına
gönderilen yazıda da, bölge ihlalinin önlenmesi ve ilgili distribütörlerin uyarılarak
gereğinin yapılması istenmektedir.
Her türlü uyarıya rağmen olası bölgeler arası mal geçişlerini önlemek için de
distribütöre ve zincir mağazalara gönderilen mallar fabrikadan çıkarken
kaşelenmektedir. Bu durum bölgeler müdürünün genel müdüre gönderdiği
15.11.1997 tarihli yazıda "… bölgeler arası mal kaymalarını önlemek maksadı ile, …
fabrikamızdan çıkan, distribütöre ve zincir mağazalara verilen mallar isim bildirilen
kaşeler ile kaşelenmektedir…" ifadesi ile belirtilmektedir. Benzer şekilde 26.03.1997
tarihli satış ve pazarlama müdüründen distribütöre gönderilen yazı ve 04.06.1996,
19.03.1997 ve 15.05.1997 tarihli Gaziantep depo ile merkez arasındaki
yazışmalarda da, kaşeleme ile bölge ihlallerinin nasıl tespit edildiği anlatılmaktadır.
Bu belgelerle ilgili olarak yapılan savunmalarda, kaşelemenin amacı olarak,
ürünlerin sorumluluğunun hangi tedarikçide olduğunu anlamak, bölge dışına aktif
satış yapılıp yapılmadığını kontrol etmek ve raf ömrü tükenen malları toplamak
gösterilmiştir. Ancak yazışmalardan görüldüğü üzere, amacın bölge dışına yapılan
satışları engellemek olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla bu hükmün sadece aktif
satışlarla ilgili olduğu iddiası geçersiz kalmaktadır. Bu hükümle aktif-pasif ayırımı
yapılmadan bölge dışına yapılan satışlar yasaklanmaktadır.
Besler’in distribütörlük sözleşmesinin 4 üncü maddesi "Yukarıda belirtilen bölge
dışında her ne surette olursa olsun mal satışı yasaktır. Tespiti halinde Besler
A.Ş. sözleşmeyi iptal hakkına sahiptir." şeklindedir. Savunma yazısında, bu
maddenin "bayi pasif satış yapamaz" şeklinde yorumlanamayacağı ileri sürülmesine
karşın, yukarıda bulgular kısmında yer verilen belgeler, sözleşmede geçen "her ne
surette" ifadesinin anlamını yoruma yer bırakmayacak şekilde açıklamaktadır.
Distribütörün bölge dışında satış yapması durumunda, sözleşmeyi iptal etme hakkını
Besler’in hiç kullanmamış olması, rekabet ihlali içinde bulunulmadığını
göstermemektedir. Bir anlaşmanın Rekabet Hukuku açısından yasak kapsamına
girebilmesi için, anlaşmanın fiili sonucunun mutlaka bir ihlal doğurmuş olması
gerekmemektedir. Dolayısıyla, distribütörlük sözleşmelerinde pasif satışları
engelleyebilecek mahiyette bir madde olduğu müddetçe distribütörlük sözleşmesinin
ilgili maddeleri yasak kapsamındadır.
46 REKABET KURUMU
Aynı şekilde, soruşturma bildirim yazısında belirtilen satışların, aktif satışlara ilişkin
olduğu iddiası da, sözleşmede pasif satışları engelleyecek mahiyette bir hükmün
bulunması nedeniyle geçerliliğini kaybetmektedir. Kaldı ki; soruşturma döneminde
yapılan tespitler savunmada iddia edilenin aksine, Besler’in söz konusu maddeyi
kullanarak, distribütörlerin yaptıkları pasif satışları engelleme çabası içerisinde
olduğunu göstermektedir.
Besler Satış Müdüründen distribütörlere gönderilen yazıda da, yine distribütörlük
sözleşmesinin 4 üncü maddesine atıf yapılarak, bölge dışına direkt ya da dolaylı
olarak mal satışının kesinlikle yasak olduğu distribütörlere hatırlatılmakta ve bu tip
satışları devam eden distribütörlerin ay sonu %2 kota primlerinin verilmeyeceği,
devamı halinde distribütörlüğün sona erdirilebileceği uyarısında bulunulmaktadır. Bu
uyarı yazısı ile, savunmada belirtildiği gibi distribütörlere sadece aktif satış yasağı
getirildiğini, pasif satışların engellenmediğini kabul etmek mümkün değildir.
Satış Müdüründen gönderilen Tokat İli’nin iki distribütör arasında paylaşımına ilişkin
11.11.1997 tarihli yazıda da, iki distribütörün hiçbir şekilde birbirlerinin bölgesine
direkt ya da toptancı kanalıyla giremeyeceği belirtilerek, distribütörlerin yapacakları
pasif satışlar engellenmeye çalışılmıştır. Yine, “Distribütör Çalışması” başlıklı
05.09.1996 tarihli yazıda, distribütörün sorumluluklarından biri olarak, bölge dışına
hiçbir şekilde direkt ya da indirekt olarak mal satışı yapmaması gösterilmiştir.
Besler, nihai tüketicinin veya aracı teşebbüslerin pasif satış engeliyle karşılaşacağı
iddiasının gerçeklikten uzak olduğunu ifade etmiştir. Gerçekten de nihai tüketicilerin
pasif satış engeliyle karşılaşmaları mümkün değildir. Zira, nihai tüketici bulunduğu
bölgedeki veya dışarıdaki herhangi bir perakendeciden ihtiyaçlarını tedarik edebilir.
Ancak, bu durum, perakendeciler için geçerli değildir. Herhangi bir perakendecinin
kendisi ile aynı seviyedeki başka bir perakendeciden ürün tedarik etmesi ekonomik
açıdan makul değildir. Bu nedenle, perakendeci, bulunduğu bölgedeki distribütörden
mal almak istemediği veya alamadığı zaman, diğer distribütörden bu malı rahatlıkla
alabilmelidir.
Sonuç olarak, Ülker ve Besler’in distribütörlük sözleşmelerindeki ilgili maddelerle
fiiliyatta sadece distribütörlerin yaptıkları aktif satışların yasaklandığı, pasif satışların
engellenmediği yolundaki savunmaları, yapılan tespitlerle bağdaşmamaktadır.
H.7.2.2.2. Distribütörlük Sözleşmelerinin Kurul’a Bildirilmiş Olmasına İlişkin
Savunma
Ülker ve Besler’in bu konudaki savunmalarında,
- Kanun’un 8 ve 10 uncu maddesi ile Geçici 2 nci madde hükümlerinden
kaynaklanan haklarının kısıtlandığı,
- Süresi içinde sözleşmelerin bildirilmiş olduğu ve bunun sadece kararda
değerlendirileceği ifadesinin önemli bir değerlendirme eksikliği olduğu ve bunun
adeta yanlı davranıldığını gösterdiği,
- Kanun'un 9 uncu maddesi kapsamında kaçınılması gereken uygulamaların
kendilerine bildirilmediği,
47 REKABET KURUMU
belirtilmektedir.
İlgili teşebbüslerin Kanun’un yukarıda bahsedilen maddelerinden kaynaklanan
haklarının kısıtlandığı yönündeki savunmaları varit görülmemiştir. Ülker ve Besler’in
distribütörlük sözleşmeleri 04.05.1998 tarihinde Kurum’a bildirilmiştir. Rekabet
Kurulu’nun 02.07.1998 tarihinde almış olduğu kararda, söz konusu başvuruların
soruşturma dosyaları ile birlikte değerlendirileceği ifade edilmiştir.
Soruşturma raporu tebliğ edildikten sonra, Ülker ve Besler, sözleşme yenileme
çalışmalarının başladığını ifade etmişler, ancak yenilenen sözleşmeler üçüncü yazılı
savunmalarla birlikte Kurul’a sunulmuştur. Sözkonusu sözleşmeler, Kurul'un
22.11.1999 tarih, 99-53 sayılı toplantısında görüşülmüş ve 1997/3 sayılı Tebliğ'in
öngördüğü koşulların tamamını sağlamamasından dolayı muafiyet almasının
mümkün olmadığına, üçüncü yazılı savunmada sunulan sözleşmelerin 12.
maddesinde yeniden satış fiyatının belirlenmesine ilişkin Kanun'a aykırı ifadelerin
sözleşmelerde yer almaya devam etmesi nedeniyle değiştirilmiş bu haliyle de 1997/3
sayılı Tebliğ kapsamında değerlendirilemeyeceğine, sözleşmelerin ilgili karar
metninde belirtilen şekilde tadil edilmesi koşuluyla 1997/3 sayılı Tebliğ kapsamında
grup muafiyetinden yararlanabileceğine karar verilmiştir.
Diğer taraftan önaraştırma sürecinde tespit edilen ve ihlal olarak değerlendirilen
hususlara ilişkin olarak soruşturma açılmış ve bu durum taraflara bildirilmiştir. Ülker'e
13.04.1998 tarih ve 577 sayılı, Besler'e de 13.04.1998 tarih ve 576 sayılı bildirim
yazıları ile soruşturma kararı ve soruşturma açılmasına dayanak teşkil eden
hususlar, ihlalin niteliği, kapsamı ve ihlalin grup muafiyeti kapsamı dışında
bulunduğu duyurulmuş, Ülker ve Besler ikinci yazılı savunmalarında ilgili
sözleşmeleri yenileme çalışmalarının başlatıldığını belirtilmişlerdir. Teşebbüslerin
Rekabet Kurulu'nun görüşlerini kabul ederek davranışlarını bu yönde değiştirmesi
halinde, ihlalin sürdüğü dönem için var olan cezai sorumluluk baki kalmak üzere,
ihlalin de sona ereceği açıktır. Anılan ihlaller için cezai müeyyide uygulanıp
uygulanmayacağı ancak soruşturma sonucunda belirlenebilecektir.
H.7.2.2.3. Muvazaalı Satış Konusuna İlişkin Savunma
Savunma yazılarında; raporlarda yer verilen belgelerin aktif satışların engellenmesi
ile ilgili olduğu, Ülker ve Besler’in ürünün mahiyeti gereği kamu sağlığı, marka imajı
ve kanuna karşı hilelerin önüne geçebilmeyi teminen piyasaları izlediği,
distribütörlerin dolaylı olarak dahi bir dağıtım ağı kurmasının ardından, muvazaalı
satış yaparak aktif satış yapabileceği ileri sürülmüştür.
“Direkt bölge dışı satış” ile “dolaylı bölge dışı satış”ı birbirinden ayırarak
değerlendirme yapmak gerekmektedir. Distribütörler direkt bölge dışına, müşteri
arayarak, depo kurarak veya fiyat teklifinde bulunarak, aktif olarak satış yaparlarsa,
sağlayıcı konumundaki Ülker ve Besler bu tip aktif satışları engelleme hakkına
sahiptir. Ancak distribütörler kendilerine talep geldiğinde bölge dışına direkt olarak,
pasif satış yoluyla mal satarlarsa ve sağlayıcı bu tip pasif satışları engelleme çabası
48 REKABET KURUMU
içerisinde olur ise, söz konusu dağıtım anlaşmasının 1997/3 no’lu Tebliğ'in
öngördüğü grup muafiyetinden yararlanması mümkün değildir.
Bu açıklamalar çerçevesinde önce Ülker ile ilgili belgeler değerlendirilecektir.
Bölgeler müdür yardımcısından genel müdür yardımcısına gönderilen 26.02.1998 ve
10.03.1998 tarihli belgelerde, Uşak'ta distribütör olarak seçilmeyen Uşak Bakkallar
Derneği başkan ve yardımcısının, bölgeye dışarıdan mal getirip satmaları bölge ihlali
olarak değerlendirilmiş, malları temin ettikleri yakın bölge distribütörlerinin (Afyon,
Balıkesir ve İzmir) uyarılması ve gereğinin yapılması istenmiştir. Satış ve pazarlama
müdüründen distribütöre gönderilen 26.03.1997 tarihli belgede, bölge ihlali yapan
distribütör uyarılmış ve “gönderilen malın distribütör sözleşmesi ile belirlenen
sınırların içerisinde satılması, distribütör sınırlarının dışarısına mal satılmaması
gerektiği” hatırlatılmıştır. 05.03.1997 tarihli Satış ve Pazarlama Müdüründen Bölgeler
Ar-Ge Müdürüne gönderilen yazıda ise bölge haricinde herhangi bir bölgeye mal
sattığı tespit edilen distribütöre uygulanacak yaptırımın, sözleşme feshi olduğu
belirtilmektedir.
Besler Satış Müdürü tarafından distribütörlere gönderilen 11.11.1997 tarihli yazıda,
Tokat ilinde faaliyet gösteren iki distribütörün toptancı kanalıyla dahi olsa birbirlerinin
bölgelerine giremeyecekleri ifade edilmiştir. Ayrıca, 07.03.1998 tarihli Ege Bölgesi
haftalık satış değerlendirmesi raporunda, bir yeniden satıcının bölge ihlalinin devam
etmesinin distribütörü rahatsız ettiği belirtilerek, bu konunun halledilmesi
istenmektedir.
Ülker ve Besler, soruşturma süresince distribütörlerin muvazaalı satış yoluyla aktif
satış yapabileceğini ileri sürmüş, ancak bu yöndeki iddialarını kanıtlayan söz konusu
belgelere ilişkin herhangi bir delil ortaya koyamamışlardır. Dolayısıyla bu konuda
amaç, muvazaalı satışın önüne geçmek değil, pasif satışları engellemektir.
H.7.2.2.4. Mutlak Topraksal Korumanın Fiyat Maksimizasyonuna Yol Açması
Gerektiğine İlişkin Savunma
Savunma yazılarında, mutlak topraksal koruma sağlanmış olsaydı, fiyat
maksimizasyonunun oluşmasının kaçınılmaz olacağı, böyle bir durum oluşmadığına
göre; pasif satışların engellenmediği ifade edilmektedir.
Mutlak topraksal koruma markalar arası rekabetin olmadığı ya da etkin rekabetin
olmadığı piyasalarda aşırı derecede yüksek fiyatlarla satışa yol açabilir. Nitekim bu
durum 1997/3 sayılı Tebliğin 6(d) maddesi ile yasaklanmıştır ve muafiyetin geri
alınacağı ön görülmüştür. Ancak fiyat maksimizasyonu gerçekleştirilmediğinden pasif
satışlar engellenmiyor ifadesi gerçeği yansıtmamaktadır. Zira pasif satışlar, Ülker
Grubu tarafından fiyat istikrarının sağlanmasını zorlaştıran bir faktör olarak
değerlendirilmektedir.
Ülker ve Besler ürünleri tüketici gözünde ikamesi olan ürünlerdir. Distribütörün kendi
iradesiyle ya da sağlayıcıların zorlamasıyla fiyat maksimizasyonuna uzun bir süre
gidilemeyecektir. Aksi takdirde ciddi pazar kayıplarıyla karşılaşılabilir. Ancak aktif-
49 REKABET KURUMU
pasif ayırımı yapılmadan bölge dışına yapılan satışlar bölge ihlali olduğu
gerekçesiyle yasaklandığında, eğer distribütörlere rakip Ülker ve Besler ürünlerini
satan başka satıcılar da yoksa, distribütörler bölgelerinde fazla zorlanmadan
mallarını belli bir fiyattan satabileceklerdir. Zincir marketler de kontrol altında
tutulduğu takdirde, hem distribütöre rakip olan satıcılara talep kayması
engellenebilecek, hem de fiyatta zincir marketlerin distribütöre rakip olması
engellenmiş olacaktır. Ancak fiyat kontrolü sağlanmış ise rakiplerle gizli bir yatay
anlaşma yapma olasılığı da artacaktır. Marka içi rekabeti engelleyen böyle bir durum
Kanun'a aykırıdır.
H.7.2.2.5. Tespit Edilen Belgelerin Kişisel Görüş ve Notlar Olduğuna İlişkin
Savunma
Elde edilen belgelerin yalnızca kişisel düşünce, yorum ve notlardan oluştuğu,
bunların da ancak bir anlaşmanın ispatlanamadığı durumlarda anlaşmanın varlığını
ispat etmek için, uyumlu eylem bulunduğuna karine olarak ya da hakim durumun
kötüye kullanıldığını göstermek için kullanılabileceği iddia edilmektedir. Ayrıca, pasif
ticaretin önlenmesi kavramı ile bölgelerarası ticaretten memnun olmama
kavramlarının karıştırıldığı da ileri sürülmektedir.
Mevcut belgeler incelendiğinde; bunların bir kısmının bölge satış sorumluları
tarafından hazırlanan bölgedeki gidişatı ya da sorunları anlatan kimi zaman rapor
şeklinde kimi zaman ise birkaç sayfalık notlar halinde bölgeler müdürüne gönderilen
yazılar, bir kısmının distribütörlere gönderilen uyarı yazıları, bir kısmının ise
problemin büyüklüğüne göre üst düzey yöneticiler arasındaki yazışmalar olduğu
görülmektedir. Özellikle yöneticilerin yazışmalarında, bölge dışına satış
yapılmamasının sistemin ana unsurlarından biri olduğu ifade edilmektedir. Bizzat
pazarın içerisinde bulunan, müşterilerin, rakiplerin tepkilerini gözleyerek, üstlerine
rapor eden, pazarın nabzını tutan satış personelinin yazdıkları yazılar kişisel görüş
ve notlar olarak değerlendirilmemektedir.
Yapılan tespitlerin çoğunun bölgeler arası ticaretten memnun olmayan satış
elemanlarının yazıları olduğu, onların şikayetlerinin normal karşılanması gerektiği
yolundaki savunma, söz konusu tespitlerin bölgeler arası ticaretten memnun
olmamanın ötesinde birtakım yaptırım tehditleri ve uyarıları içeren yazışmalar olduğu
dikkate alındığında, hukuken geçerli görülmemektedir.
H.7.3. Yeniden Satış Fiyatının Belirlenmesi (Besler Gıda ve Kimya San. ve Tic.
A.Ş)
H.7.3.1. Elde Edilen Bulgular
H.7.3.1.1. Distribütörün Yeniden Satış Fiyatının Belirlenmesi
01.08.1995 tarihinde düzenlenen ve üçüncü yazılı savunmayla birlikte gönderilen
yeni sözleşmeye kadar yürürlükte olan distribütörlük sözleşmesinin 6 ncı
maddesinde “Prensip olarak perakende noktalara iskonto yapılmayacak, merkezden
50 REKABET KURUMU
alınan uygulama esaslarına sadık kalınarak satış gerçekleştirilecektir. Bölge
Müdürlüklüklerince iskonto verilmesi uygun görülen satış noktalarına Merkez’in de
görüşü alınarak özel uygulamalar gerekli görülürse yapılabilecektir.” ifadesi yer
almaktadır.
Bu madde ile, distribütörün müşterilerine uygulayacağı iskonto sağlayıcının onayına
tabi tutulmaktadır.
Sözleşmenin 11 inci maddesinde vade şartları ile ilgili şu hükme yer verilmiştir:
“Vadeler:
Vadeli satış : Fatura tarihinden itibaren 40 gün.
Peşin satış : Fatura tarihinden itibaren 5 gündür.
Bu vadelerin arttırımı Besler A.Ş.’nin bilgisi olmadan sözkonusu olamaz.”
Bu maddeye göre vade şartları sağlayıcının onayına tabi tutulmaktadır.
Besler’in distribütörlüğünü yapan İhsan Gıda ve Yağ Pazarlama ve Tic. A.Ş. yetkilisi,
06.02.1998 tarihinde yapılan görüşmede, Besler’den fiyat listeleri geldiğini,
listelerdeki fiyatların kendilerinin hem alış hem de satış fiyatı olduğunu, satışlarında
kendilerinin ve kendileriyle çalışan tüccar plasiyerlerin bu fiyatları değiştirerek satış
yapmalarının mümkün olmadığını, Besler’in kendilerine mal alımlarında %7 iskonto
uyguladığını ve bu oranın kendilerinin brüt kârlarını oluşturduğunu belirtmiştir.
Satış Müdüründen iki distribütöre gönderilen, pasif satışların engellenmesine dair
bulgular kısmında yer alan 11.11.1997 tarihli faks mesajı, fiyata ilişkin ihlaller de
içerdiğinden tekrar alıntılanmıştır:
“…
Fiyatlandırma konusunda distribütörler birbirlerine zarar verecek davranış
içine giremeyeceklerdir. ...”
Satış Müdüründen Bölge Müdürlerine gönderilen 17.03.1998 tarihli faks mesajında
peşin satışlara ilişkin şu hususlar belirtilmiştir:
“Perakendeciye yapılan peşin satışların uygulanması için hazırladığımız fiyat
listesinin distribütörlerimiz tarafından uygulanmasının temini için gerekli
çalışmaların yapılması gerektiğini bildirmiştik.
Zaman zaman distribütörlerimiz Besler’den peşin alım yapmadıkları için piyasaya
peşin satış iskontoları yapmalarının, kendilerine zarar verdiği yönünde görüş
bildirmektedirler.
… Peşin mal alım yapmayan distribütörlerimizin yukarıda bahsettiğimiz
gerekçeden dolayı piyasaya peşin fiyatlar ile mal satmamaları halinde kendilerini
ikaz etmemiz gerekmektedir…”
51 REKABET KURUMU
Satış Müdüründen Bölge Müdürlerine gönderilen 11.03.1998 tarihli faks mesajında,
yazının ekinde yeni bir uygulama olarak “Perakendeciye Satış Fiyat Listesi”nin
gönderildiği, distribütörlere dağıtılarak perakendeciye yaptıkları satışın vadeli ve
peşin gerçekleşmesi halinde uygulamaların asgari bu liste fiyatlarından olması
gerektiği ifade edilmiştir.
Satış Müdürü tarafından hazırlanan 24.07.1998 tarihli faks mesajında, ÖSM (Özel
Seçilmiş Market) müşterileri için iskonto uygulamasına ilişkin olarak şu cümleye yer
verilmiştir:
“…uygulama esasları ile ilgili bilgiler şöyledir:
ÖSM satış noktasına listede yazılı iskonto nispetlerini asgari olarak
distribütör ve plasiyer mutlaka uygulayacak ve bunu istenildiğinde
faturaları ile birlikte beyan edecektir.
Distribütör veya plasiyer belirlenen iskonto nispeti üzerinde bir uygulama yapıyor
ise Besler’in karşılayacağı miktar listedekinin yarısının üzerinde olmayacaktır…”
Satış müdürü tarafından ÖSM noktalarında liste fiyatlarının uygulanıp uygulanmadığı
denetlenmektedir.
“Distribütör Çalışması” başlıklı pasif satışların engellenmesine dair bulgular kısmında
bahsedilen 05.09.1996 tarihli yazıda, distribütörün sorumluluklarından biri olarak
fiyat istikrarını bozacak davranışlarda bulunmamak gösterilmiştir.
Endüstriyel Ürün Satış Yöneticisinden gönderilen 10.06.1998 tarihli yazıda,
endüstriyel ürünlerin fiyatlarına ilişkin aşağıdaki ifadelere yer verilmiştir:
“10.06.1998 tarihinden itibaren pastanelere aşağıda belirtilen fiyatlarda satış
yapılması gerekmektedir. Gerekli ilgi ve takibini rica ederim…"
11.03.1998 ve 05.06.1998 tarihli pastacılık margarinleri fiyat listelerinde ve
06.08.1998 tarihli faks mesajında bayinin satış fiyatları belirtilmiştir.
Bu belgeler, sadece tüketici grubu ürünlerin yeniden satış fiyatının değil, aynı
zamanda endüstriyel ürünlerinin de distribütör satış fiyatlarının belirlendiğini
göstermektedir.
Satış Müdüründen satış birimlerine gönderilen 27.03.1997 tarihli faks mesajında,
ekte yeni listelerinin bulunduğu, içeriye girilmiş olan siparişlerin eski fiyatlı olarak
sevkedileceği, eski fiyattan başka sipariş alınmayacağı ve yeni fiyatların
distribütörler kanalıyla perakendecilere uygulanmaya başlatılacağı tarihin
01.04.1997 olduğu ifade edilmiştir.
52 REKABET KURUMU
H.7.3.1.2. Zincir Marketlerin Raf Fiyatının Belirlenmesi
Distribütörlerden Okyanus Gıda Satış Müdürünün Besler Satış Müdürüne
17.07.1998 tarihinde gönderdiği faks mesajında şu ifadelere yer verilmiştir:
“15.07.1998 Çarşamba günü yaptığımız görüşmeden sonra 16.07.1998 tarihinde
yaptığımız araştırmada … Furkan Gıda'da (Kopuz Gıda) Bizim paket margarinin
fiyatı 95.000 (Doksanbeşbin) TL., ½ İçim Sütün fiyatı 108.000 (Yüzsekizbin)
TL.’den satıldığını tespit ettik. Satış fişi tarafımızdadır. Gereğini bilgilerinize
arzederim.”
Yukarıdaki yazıya cevaben Marmara Bölge Müdürünün Okyanus Gıda’ya gönderdiği
17.07.1998 tarihli yazıda şu cümle yer almaktadır:
“Kopuz markette Bizim paket margarinin 95.000 TL’den satıldığına vakıfız.
Gerekli düzeltme yapılarak 17.07.1998 tarihi itibariyle birim fiyatı 120.000 TL
olarak değiştirilmiştir.”
Distribütörün bir marketi bazı ürünlerin indirimli fiyattan satıldığını Besler’e şikayet
etmesi üzerine, Besler “gerekli düzeltmeyi yaparak”, ürünün fiyatını yükselttirmiştir.
Satış Müfettişinin 07.10.1996 tarihli raporunda Konya ziyaretiyle ilgili şu ifadeler
bulunmaktadır:
“01.10.1996 tarihinde Konya Bölgemize yapmış olduğum ziyarette AFRA’ya
uğradım… Vermiş olduğumuz yüksek iskontoları fiyatlara yansıtarak Konya’da
market piyasasının fiyat istikrarını bozmaktadırlar. …AFRA’ya Besler mamülü
veren bayimiz ARCAN GIDA’ya; margarin için %3, Ayçiçek yağı için de %5
iskonto uygulaması için talimat verdim. Konya’nın diğer büyük marketi olan
ADESA’nın satın alma Müdürü Abdullah Bey bize serzenişte bulundu. Ben sizden
mal almayacağım, AFRA daha ucuz satıyor, ondan alacağım demiştir. Diğer
market yöneticileri de bu doğrultuda sözler sarfetmişlerdir…”
Satış Müdüründen Carrefour yöneticilerine gönderilen 14.12.1996 tarihli faks
mesajında, Carrefour’un Besler’den izin almadan Bizim Ayçiçek 5 lt. Teneke ürününü
Yılbaşı kataloğuna almasına ilişkin olarak şöyle denilmektedir:
“13-30 Aralık Yılbaşı katalog programınıza BİZİM AYÇİÇEK 5 Lt. TENEKE
ürünümüzü şirketimize danışmadan, görüşümüzü ve onayımızı almadan,
tamamen tek taraflı olarak katalogda yayınlamanızı maalesef 13 Aralık 1996
tarihli kataloğunuzdan öğrenmiş bulunuyoruz.
Besler Gıda ve Kimya San. Tic. A.Ş. olarak yılbaşı kataloğunuza kesinlikle
katalog bedeli ve ilave iskonto verilmeyecektir.
Şirketimiz satış ve fiyat politikası açısından, sizin bu çalışmanız dolayısıyla tepki
ve eleştirilere maruz kalmıştır.
53 REKABET KURUMU
Bu vesile ile fiyat farklılığınızdan dolayı piyasadan gelecek olan diğer
perakendecilerin fiyat farkı fatura talepleri olduğu taktirde tarafınıza rucu
edilecektir…”
İstanbul Satış Şefinden Continent Hipermarket yöneticilerine gönderilen 04.01.1997
ve 24.01.1997 tarihli yazılarda, Bizim margarinin ve özellikle Bizim Kase margarinin
perakende satış fiyatının önerilen raf fiyatlarına yükseltilmesi istenmiştir.
Satış Müdüründen gönderilen 27.03.1997 tarihli faks mesajında, özel müşterilere
uygulanmak üzere fiyat listelerinin hazırlanmasındaki amaç, şu şekilde ifade
edilmiştir.
“Ekte özel müşteriler fiyat listesi mevcuttur. Bu fiyat listesinin hazırlanmasındaki
maksat, aşağıda isimleri yazılı zincir ve hipermarketlerde fiyat birlikteliğini
sağlamak ve diğer satış noktaları ile fiyat aralığının yükselmesini önlemektir…”
Satış Şefi ve Satış Müfettişinden Greens (Karabatak Gıda Ltd. Şti.) yöneticisine
gönderilen 03.06.1997 tarihli faks mesajında tavsiye edilen minimum raf fiyatları
hakkında şunlar ifade edilmiştir:
“Şirketimizin 26 Mayıs 1997 tarihinde yayınlamış olduğu fiyat listemizde
belirtilen tavsiye edilen minimum raf fiyatı uygulamamızın dışında bir raf
fiyatı ile satış yaptığınız gözlenmiştir.
Tavsiye ettiğimiz raf fiyatları tüm İstanbul’daki marketler tarafından
uygulanmaktadır. Sizin koyduğunuz raf fiyatları ile satış yapmanız bütün bu
uygulamanın marketler tarafından benimsenmesini zorlaştırmaktadır.
Bu yüzden tavsiye ettiğimiz minimum raf fiyatları üzerinden satışlarınızı
yapmanızı ve hemen bu uygulamaya geçmenizi rica ederiz…”
Satış Müdüründen Booker Cash&Carry Satınalma Müdürüne gönderilen 09.12.1997
tarihli yazıda, Booker Kocaeli ve İzmir mağazalarında Booker ile Besler arasında
aktedilen sözleşmenin 5/a maddesinde yer alan fiyatlandırma esaslarını ihlal edecek
mahiyette uygulamaların tespit edildiği ifade edilmiştir. Söz konusu sözleşmenin
5/a maddesinde, Booker’ın koli satışlarında Besler’in en son fiyat listesine göre
KDV dahil fiyatın %3 altında asgari satış fiyatını belirleyerek satış yapabileceği,
bu nisbetin üzerinde bir fiyat indirimi yapılması halinde Besler’in mal
sevkiyatını durdurabileceği hükme bağlanmıştır.
Pazarlama Genel Müdür Yardımcısından Bakkallar Odası Başkanına gönderilen
24.09.1997 tarihli faks mesajında aynen aşağıdaki ifadeler yer almaktadır:
“Ülker şirketimize gönderdiğiniz 16.09.1997 tarihli yazınızda hipermarket
zincirlerinin ürünlerimizde aşırı indirimli fiyatlarla satış yapıldığını ve bu fiyatlarını
bazen gazetelerde ilanen yayınladığını belirtmektesiniz.
54 REKABET KURUMU
Size öncelikle bizi de fevkalade üzen bu durumda gösterdiğiniz hassasiyet ve ilgi
yazınız için teşekkür ederiz. Nitekim ilanını eklediğiniz Carrefour firmasının
Bizimyağ fiyatı şirketimize danışmadan yayınladığı bir fiyattır. Şirketimiz bu
uygulamadan fevkalade müteessir olmuş ve Carrefour şirketini ikaz ederek
derhal margarin sevkiyatını durdurmuş ve şirketimiz elemanları kanalı ile
raflardan ürün toplatılmıştır.
Söz konusu firma ticari teamüllere uygun olarak davranmadığı sürece
margarin ürünümüzü ve diğer ürünleri vermeme kararı alınmıştır…”
Besler ile direkt mal verdiği marketlerden Real Hipermarketler Zinciri A.Ş., Kiler
Alışveriş Hizm. Gıda ve San. A.Ş., Birpa Birleşik Pazarlama ve Dış Tic. A.Ş.,
Sezginler Gıda San. ve Tic. A.Ş., Gima Gıda ve Kimya San. ve Tic. A.Ş. ve Metro
Alışveriş Hizmetleri Tic. ve San. A.Ş. arasında aktedilen satış sözleşmelerinde, alıcı
konumundaki marketlerin Besler ile ek sözleşme yapmadan özel uygulamalar
yapamayacakları, insert, gondol gibi perakendeciye yönelik çalışmaların karşılıklı
mutabık kalınan zamanlarda yapılabileceği ve perakende satış fiyatlarının
belirlenmesinde en son Besler fiyat listesinin %3 üzerindeki fiyatın altında satış
yapamayacakları hükme bağlanmıştır.
21.09.1998 tarihli haftalık değerlendirme raporunda, gezilen “bütün marketlerde raf
kontrolleriyle birlikte raf fiyatlarının da kontrol edildiği ve fiyat olarak geri kalan
noktalarda görüşmeler yapılarak gerekli düzeltmelerin yapıldığı” belirtilmiştir.
Belgelerde geçen, “fiyat istikrarı” ile serbest piyasa koşulları altında oluşan bir
istikrardan ziyade, her bir distribütörün ya da zincir marketin aynı fiyat listesini
uygulaması zorunluluğundan doğan bir istikrardan bahsedilmektedir.
H.7.3.2. Yeniden Satış Fiyatının Belirlenmesine Yönelik Savunmalar ve Bu
Savunmalara İlişkin Değerlendirmeler
H.7.3.2.1. Rule of reason ve per se Analizlerine İlişkin Savunma
İlk yazılı savunmada özetle,
- Kurumun, sözleşmenin maddelerini 4054 sayılı Kanun’un 4(a) kapsamında
mütalâa etmesinin gerisinde fiyat tespitine ilişkin anlaşmalar ile fiyatların
kontrolüne ilişkin uygulamaların Topluluk ve ABD uygulamalarında per se hukuk
dışı sayılması görüşünün bulunduğu,
- oysa sözleşmenin bu maddelerinin arkasında yatan düşüncenin muafiyet için
4054 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinde aranan tüm unsurları bünyesinde
taşıdığı,
- mevcut düzenlemedeki amacın, fahiş ya da zararına satış suretiyle ülke
ekonomisine zarar verilmesinin önüne geçmek, tüketicilerin zarara uğramasını
engellemek ve tüketici memnuniyetinin temini olduğu,
55 REKABET KURUMU
- 4054 sayılı Kanun’un 4(a) maddesinin somut sözleşmedeki düzenleme ve
uygulamayı değil, aynı sektörde, ürün pazarında bulunan işletmelerin anlaşmalı
fiyatlar belirlemek sureti ile pazarı etkilemelerini yasaklama amacını taşıdığı,
kendilerinin faaliyet gösterdiği alanda yatay bir fiyat belirlemesi olmadığı gibi,
tersine yoğun bir rekabetin olduğu ve mevcut sistemin rekabetin ve tüketicinin
korunması bakımından yegâne yol olduğu,
- amaçlarının ürünlerin serbest rekabet düzeni içinde en yüksek kalitede, en
uygun fiyatla tüm ülke çapında tüketiciye ulaştırılması olduğu
ifade edilmiştir.
Öncelikle açıklanması gereken husus, 4054 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesinin
kapsamına ilişkindir. Bu madde ile, yatay-dikey anlaşma ayrımı yapılmaksızın, belirli
bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme,
bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran ya da doğurabilecek
nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmaların, uyumlu eylemlerin ve teşebbüs birliği
karar ve eylemlerinin yasak olduğu hükme bağlanmıştır. Bir başka deyişle madde
hükmünün öngördüğü yasaklama, savunma yazısında ileri sürüldüğü gibi sadece
yatay anlaşmaları değil, koşulları gerçekleşmiş ise, yatay ya da dikey ayrımı
yapılmaksızın bütün anlaşmaları kapsamaktadır. Yeniden satış fiyatının
belirlenmesine ilişkin anlaşmaları ya da yeniden satış fiyatının belirlenmesine ilişkin
hüküm içeren anlaşmaları da bu çerçevede değerlendirmek gerekmektedir.
Diğer taraftan dikey anlaşmalar, dağıtım ve satış sonrası hizmetleri iyileştirmesi,
teşebbüslerin doğru satış tahminleri ile üretimlerini düzenlemesi ve böylece
verimliliğin artması, tüketicilerin de bundan yarar sağlaması gibi olumlu sonuçlara da
yol açabilmektedir. Bu nedenle yatay anlaşmalar ile dikey anlaşmaların rekabeti
bozucu etkileri farklıdır. Nitekim belirli kriterleri karşılayan dikey anlaşmalar,
Kanun’un 5 inci maddesi uyarınca düzenlenen grup muafiyeti tebliğleri ile 4 üncü
maddenin mutlak yasaklamasından muaf tutulmuştur. Ancak bu tebliğler ile, yeniden
satış fiyatının belirlenmesine ilişkin hükümler taşıyan anlaşmalar muafiyet
kapsamında değerlendirilmemektedir.
ABD uygulamalarında fiyat tespitine ilişkin anlaşmalar per se hukuk dışı sayılırken,
Topluluk uygulamalarında da bu tip anlaşmalara genellikle muafiyet
tanınmamaktadır. Nitekim 1997/3 sayılı Tebliğin hazırlanmasına dayanak teşkil eden
1983/83 sayılı AB Tüzüğünün gerekçesinin 8 inci maddesinde tekelden dağıtıcının
müşterilerini seçme ve fiyatlarını belirleme özgürlüğünü sınırlayan rekabet
sınırlamalarına bu Tüzüğe göre muafiyet verilemeyeceği ifade edilmiş, bir başka
deyişle doğrudan ya da dolaylı olarak yeniden satış fiyatının belirlenmesine ilişkin
sınırlamalar içeren anlaşmaların grup muafiyetinin dışında olduğu açıkça
belirtilmiştir. Fiyatta rekabet, rekabetin önemli bir yönüdür. Ancak tek elden dağıtım
anlaşmalarının olumlu yönlerini elde etmek için fiyatların tespiti zorunlu değildir; her
tek dağıtıcı pazarın özel koşullarına göre fiyatını ve satış koşullarını tespit etme
özgürlüğüne sahip olmalıdır. Bu nedenle önaraştırma döneminde sözleşmelerin
fiyata ve satış koşullarına ilişkin maddelerinin ve uygulamalarının grup muafiyeti
kapsamında değerlendirilemeyeceği ifade edilmiştir.
56 REKABET KURUMU
Esas itibarıyla savunma yazısında “Kurul tarafından yeniden satış fiyatının
belirlenmesi olarak değerlendirilen sözleşme maddelerinin arkasında, Kurul’un
muafiyet için aradığı koşulların mevcut olduğu” ifade edilmek suretiyle, sözleşme
maddeleri ile distribütörün satış fiyatının belirlendiği de kabul edilmektedir.
Distribütörle yapılan görüşmedeki, %7 iskonto tutarının kendilerinin brüt kârları
olduğu ve fiyatları değiştirerek satış yapmalarının mümkün olmadığı yolundaki
distribütör beyanı ve prensip olarak perakende noktalara iskonto uygulanmayacağı,
merkezden alınan uygulama esaslarına sadık kalınarak satış yapılacağı, Bölge
Müdürlüklerince iskonto verilmesi uygun görülen satış noktalarına Merkez’in de
görüşü alınarak özel uygulamaların yapılacağına ilişkin sözleşmenin 6 ncı maddesi,
açıkça distribütörün satış fiyatını Besler’in belirlediğini gösterecek mahiyettedir.
Ayrıca ilk yazılı savunmada mevcut düzenlemede amacın, “fahiş ya da zararına satış
suretiyle ülke ekonomisine zarar verilmesinin önüne geçme ve tüketicilerin zarara
uğramasını engelleme” olduğu belirtilmiştir. Ancak Besler’in böyle bir amaç
içerisinde bulunması, aşağıda açıklanan nedenlerden dolayı muafiyet için yeterli
değildir.
Besler, tüketici menfaatine olduğunu savunarak bütün distribütörlerin yayımlanan
liste fiyatlarından satış yapmalarını sağlamaya çalışmaktadır. Oysa, her distribütörün
maliyet yapısı birbirinden farklı olabileceği gibi, “zararına veya fahiş fiyatla satış
yapmak” istemeseler dahi, aynı fiyat listesi üzerinden satış yapmak zorunda
değildirler. Diğer taraftan “zararına satışların” her durumda Besler’in ifade ettiği gibi
tüketiciye zarar verdiğini iddia etmek mümkün değildir. Bir teşebbüs; anlaşma,
uyumlu eylem veya karar olmadan tek başına mevcut stoklarını eritmek, piyasaya
yeni sürülen ürününü tutundurmak, işletmenin tanıtımını yapmak gibi herhangi bir
nedenle zararına satış yapabilir ve bu eylem de 4054 sayılı Kanun’u ihlal
etmeyebilir. Aynı şekilde bir teşebbüs hakim durumda olsa bile, başka teşebbüsleri
piyasa dışına çıkarma amacı olmadığı sürece zararına satış yapabilir. Dolayısıyla,
zararına satış yapma ihtimalleri olması nedeniyle, Besler’in tüm distribütörleri aynı
fiyat listelerini uygulamaya zorlamasının Kanun kapsamında makul bir gerekçesi
yoktur.
Aynı şekilde, distribütörlerin fahiş fiyatla satış yapmalarının engellenmesi için
herhangi bir neden bulunmamaktadır. Hakim durumda olmadıkları veya herhangi bir
anlaşma, uyumlu eylem veya karar bulunmadığı sürece distribütörlerin “fahiş fiyatla
satış”4 yapmasında herhangi bir sakınca yoktur. Ancak bu durumda, münhasır
bölgeler arasında pasif satışlar engellenmemiş olmalı ve alternatif temin kaynakları
bulunmalıdır. Ayrıca 1997/3 sayılı Tebliğin 6(d) maddesinde aşırı derecede yüksek
fiyatlarla satılması durumunda muafiyetin geri alınacağı hükme bağlanmış
bulunmaktadır.Dolayısıyla, Besler’in distribütörlerin fahiş fiyatla mal satmalarını
engellemek maksadıyla, tüm distribütörlerin aynı fiyat listelerini uygulamalarını
sağlamaya çalışması rekabet hukuku kuralları ile bağdaşmamaktadır.
4 İlk yazılı savunmada yer verilen fahiş fiyat ifadesinin, aşırı fiyatlandırma anlamında kullanıldığı
düşünülmektedir.
57 REKABET KURUMU
Savunma yazısında, Besler’in amacının, ürünlerin serbest rekabet düzeni içinde en
yüksek kalitede, en uygun fiyatla tüm ülke çapında tüketiciye ulaştırılması olduğu
ifade edilmektedir. Ancak, mülkiyetinde olan bir ürünü kaça satacağına kendisi karar
veremeyen, aksine aynı seviyedeki diğer distribütörlerle aynı fiyattan satmak
zorunda bırakılan distribütörlerin bulunduğu bir sistemde serbest rekabet
düzeninden söz etmek mümkün değildir.
H.7.3.2.2. Sözleşmenin 11 inci Maddesine İlişkin Savunma
Bu konuda,
- sözleşmenin 11 inci maddesinde belirtilen koşulların tamamen üretici ile dağıtıcı
arasındaki düzenleme olduğu,
- dağıtım sırasında perakende satış noktalarında satış vadelerinin pratikte takip
imkanının bulunmadığı, vade uygulamasının piyasadan kaynaklanan rasyonel
gerekçelere dayandığı
ileri sürülmektedir.
Söz konusu 11 inci madde şu şekildedir:
“Vadeler:
Vadeli satış : Fatura tarihinden itibaren 40 gün.
Peşin satış : Fatura tarihinden itibaren 5 gündür.
Bu vadelerin arttırımı Besler A.Ş.’nin bilgisi olmadan söz konusu olamaz”
Teşebbüsün bu maddenin tamamen üretici ile dağıtıcı arasındaki düzenleme olduğu
yönündeki savunması, aynı maddede neden “bu vadelerin arttırımı Besler A.Ş.’nin
bilgisi olmadan söz konusu olamaz” ifadesine yer verildiğini açıklamamaktadır. Zira
tek dağıtıcının üretici ile yaptığı anlaşmada tek taraflı olarak ödeme sürelerini
uzatması işin doğası gereği zaten mümkün değildir; üretici firma ile karşılıklı
müzakere sonucunda tarafların birlikte kararına bağlı olarak ödeme süresinin
uzunluğunun belirlenebileceği açıktır. Ayrıca bir yandan söz konusu maddenin
üretici ile dağıtıcı arasında bir düzenleme olduğu ileri sürülürken, diğer yandan
perakende satış noktalarındaki vade uygulamasının makul gerekçeleri olduğu
savunulmaktadır.
H.7.3.2.3. Sözleşmelerin Kurum’a Bildirilmiş Olmasına İlişkin Savunma
Teşebbüs, savunmasında:
- Bayilik sözleşmelerindeki fiyata ilişkin hükümlerin hiçbir zaman fiyat belirlemesi
olarak uygulanmadığını,
- sözleşmelerin 4 Mayıs 1998 tarihi ile Rekabet Kurumu Başkanlığı'na bildirildikten
sonra, ilgili maddelerin uygulamadan kaldırıldığını, bundan sonra şirket
uygulamalarında bunun sayısız örneklerini görmenin mümkün olduğunu,
- 5 Mayıs 1998 tarihinden sonraki dönemlere ilişkin belgelerin azımsanacak
oranda ve genelde zincir market uygulamalarıyla ilgili olduğunu
58 REKABET KURUMU
ifade etmiştir.
Bulgular kısmında yer verilen belgelerden de görüleceği gibi, distribütörlerin fiyat
konusunda birbirleriyle rekabet etmemelerinin istenmesi, fiyat listelerinin dağıtılarak
uygulamalarının takip edilmesi, sözleşmenin fiyata ilişkin hükümlerinin uygulandığını
göstermektedir. Ayrıca söz konusu hükümlerin fiyat belirlemesi olarak uygulanmadığı
iddia edilebilirse de, o takdirde sözleşmede o hükümlerin neden yer aldığı sorusu
cevapsız kalmaktadır. Uygulamalardan anlaşılacağı üzere, distribütörlerin özgürce
fiyat belirlemeleri engellenmiştir. Bunun da kamu yararına “istikrarlı” bir fiyat
oluşturacağı savı temelsiz kalmaktadır. Diğer taraftan belge sayısından ziyade,
önemli olan ihlalin gerçekleşmesidir.
Ayrıca, bulgular kısmında yer verilen belgeler, savunmada belirtilenin aksine
05.05.1998 sonrasında da uygulamaların devam ettiğini göstermektedir.
H.7.3.2.5. Zincir Marketlerin Alım Güçlerine İlişkin Savunma
Teşebbüs zincir marketlerle ilgili savunmasında; zincir marketlerin malların tanıtımı,
sergilenmesi, mağaza içi aksiyonların yapılması gibi hizmetler karşılığında aldıkları
tavizleri bir rekabet avantajı olarak kullandıklarını, Besler’in de ürünlerinin rafta
sergilenmesi amacıyla bu tavizleri vermek durumunda kaldığını, verilen bu tavizlerin
raf fiyatlarına yansıtılması sonucu diğer ürünlerde rekabet gücü elde edilmeye
çalışıldığını, Besler'in mağdur bulunduğu bu süreç içerisinde oluşan aksaklıkların
sorumluluğunun Besler'e bırakılmasının rekabet kültürünün gelişimine olumsuz etki
yapacağını ifade etmiştir.
Besler’in zincir marketlerle ilgili uygulamalarının temelinde, zincir ve hiper
marketlerde fiyat birlikteliğini sağlamak ve diğer satış noktaları ile fiyat aralığının
yükselmesini önlemek yatmaktadır. Belgelerin incelenmesi sonucunda fiyat
birlikteliğinin sağlanması amacıyla; mal sevkiyatının durdurulması, raflardaki
ürünlerin toplatılması, fiyat farkının rücu edilmesi, fiyatların yükseltilmesi için uyarı
yapılması, minimum fiyatların belirlenmesi ve altında satış yapmanın yasaklanması
gibi yöntemlere başvurulduğu anlaşılmaktadır.
Ticari kârlılığın sağlanabilmesi kaygısıyla hareket edilerek, yeniden satıcıların
(distribütör, market, zincir market) satış fiyatlarının sağlayıcı tarafından belirlenmesi,
4054 sayılı Kanun'un ihlal edilmesine gerekçe olarak sunulamaz. Savunma
yazısında verildiği ifade edilen "tavizleri", tarafların karşılıklı hak ve yükümlülükleri
çerçevesinde özel hukuk ilişkisi olarak değerlendirmek gerekir. Bu itibarla 4054
sayılı Kanun kapsamında değildir.
H.8. ECZACIBAŞI PROCTER & GAMBLE DAĞITIM VE SATIŞ A.Ş.
EPG dağıtımını zincir marketler ve belirli coğrafi bölgeler tanınan distribütörler olmak
üzere iki kanaldan gerçekleştirmektedir. Distribütörler hem sıcak hem de soğuk satış
yapabilmektedirler. EPG personeli tarafından da distribütör adına siparişler
alınmaktadır. EPG tarafından her distribütörden sorumlu bölge müdürü ve satış
59 REKABET KURUMU
temsilcileri görevlendirilmiştir ve çoğunlukla bu personele, distribütör firma merkez
binasında bir ofis tahsis edilmiştir. Ayrıca EPG ile distribütör firmalar arasında
kurulan bilgisayar sistemi (DBS-Distribution Business Systems- Dağıtım İş
Sistemleri) aracılığı ile distribütör firmanın stok durumu, müşterilerin isimleri, ne
zaman ne kadar sevkiyat yapıldığı takip edilebilmektedir.
H.8.1. Yeniden Satış Fiyatının Belirlenmesi
H.8.1.1. Elde Edilen Bulgular
H.8.1.1.1. Distribütörlerin Satış Fiyatının Belirlenmesi
Distribütörlerin satış fiyatlarının EPG tarafından belirlendiğine ilişkin olarak,
distribütörler ile EPG arasında akdedilen 1997 ve 1998 yılı distribütörlük
sözleşmelerinin "Genel Hükümler" başlıklı bölümünde, aynen;
"Özel Müşteri,... EPG ürünlerinin satışında piyasada haksız rekabet oluşturan5
(aşağıda örnekleri verilen) uygulamaları yapmamakla yükümlüdür.
ÖRNEKLER:
a) Ürün takası yoluyla EPG ürünlerinin cari piyasa fiyatını düşüremez.
b) Nakit ihtiyacını karşılamak amacı ile ürünlerimizin fiyatını düşürerek finansman
aracı olarak kullanamaz.
c) Aylık satış hedeflerini gerçekleştirmek için zararına veya maliyetine satış
yaparak cari fiyatlarını bozamaz"
hükmü ile distribütörlerin minimum satış fiyatları EPG tarafından belirlenmektedir.
1997 yılı distribütörlük sözleşmelerinde, distribütörlerin düşük fiyatla ürün satmaları
yasaklandığı gibi, %9.5 oranındaki özel müşteri priminin ödenmesi de, "özel
müşterinin, doğrudan veya dolaylı olarak piyasada EPG ürünlerinin fiyat istikrarını
bozucu faaliyetlerde bulunmaması" kriterine tamamen ve aynen uyması şartına
bağlanmıştır.
Soruşturma döneminde görüşülen distribütörlerden Aktif Tüketim Ürünleri Dağıtım
A.Ş. ve Aykanlar Gıda San. ve Tic. A.Ş. yetkilileri EPG'nin göndermiş olduğu liste
fiyatlarının kendi satış fiyatları olduğunu ve karışıklık yaratması nedeniyle farklı
fiyatlarla satışı EPG'nin istemediğini ifade etmiştir.
H.8.1.1.2. Marketlerin Satış Fiyatlarının Belirlenmesi
EPG, distribütörlerin yanısıra marketlerin de satış fiyatlarını belirleme çabası
içerisindedir.Aşağıda yer verilen belge Continent ziyaretine ilişkin olarak 01.06.1998
tarihinde hazırlanmıştır. Sözkonusu yazının Türkçe karşılığı şu şekildedir:
“…Rekabetçi Fiyatlama: (Continent) rakiplerinin raf fiyatlarıyla ilgili şikayetleri var,
özellikle Kiler ve Carrefour’dan her zamanki gibi. Metro’ya karşı benzer görüşü
5 1998 yılı distribütörlük sözleşmelerinde aynı madde "…haksız rekabet oluşturan, haklı rekabeti engelleyen
uygulamaları yapamaz…" şeklinde düzenlenmiştir.
60 REKABET KURUMU
desteklemelerine rağmen, Metro’nun ana stratejisinin distribütörlerle rekabet
etmek olduğunu söyleyerek onları ikna ettim. Diğer yandan, Kiler makul olmayan
düşük fiyatları yüzünden mümkün olan en kısa sürede ele almamız gereken çok
tehlikeli bir konu haline gelmektedir...”
Bu yazıda, düşük fiyatlarla satış yapan Kiler'in ilgilenilmesi gereken tehlikeli bir konu
olarak değerlendirilmesi, zincir marketlerin raf fiyatlarına EPG tarafından müdahale
edildiğini göstermektedir.
Tansaş ile EPG arasında 01.05.1996 tarihinde imzalanan ve 23.02.1998 tarihine
kadar yürürlükte olan sözleşmenin 10. maddesinde Tansaş’ın satış fiyatlarına ilişkin
olarak,
“... EPG promosyon dönemlerinde ilan ettiği liste fiyatında öngörülen
iskonto uygulaması yapılması durumunda Tansaş en az %15 kâr marjından
aşağı olmamak kaydı ile ürünlerin satış fiyatlarını serbestçe tespit edebilir.
Bu şartlarda tespit edilen fiyatların piyasa fiyatlarıyla uygunluk
göstermesine dikkat edilecek, piyasada rekabetçiliği sağlayacak fiyatların
uygulanmasına çalışılacaktır. Piyasa fiyatlarıyla, Tansaş fiyatları arasında
büyük farklılıkların oluşmamasına özen gösterilecektir. Tansaş satış fiyatı
piyasa fiyatlarının altında ise tarafların karşılıklı anlaşması dahilinde
Tansaş raf fiyatları piyasa fiyatlarına yükseltilecektir...” ifadesi
yeralmaktadır.
Görüldüğü üzere, anlaşma hükmü ile Tansaş'ın minimum raf fiyatları
belirlenmektedir.
Genel Müdür tarafından düzenlenen 27.07.1997 tarihli yazı, EPG distribütörlük
sisteminin yeniden satış fiyatının belirlenmesi temeline dayandığını göstermektedir.
Yazıda, aynen;
“…EPG ürün perakende fiyatları ana rakiplerimizin fiyat planlarında çok önemli
rol oynamaktadır. Aynı zamanda sabit perakende fiyatları, distribütörlerin stok
hareketinde de ana rol oynamaktadır. Perakende fiyatlarının rekabet gücü
olması hedefi ana CBD (Customer Business Development) sorumluluklarımızı
yerine getirmemizi sağlar. … Çoğu EPG ürününde SSM’ler ve hatta bakkallar
zincirlerin altında fiyat koyma eğilimindedirler. Aksine, Unisel ürünleri tüm
zincirlerde hemen hemen aynı perakende fiyatlarla satılmaktadır, bakkallarda
biraz daha yüksektir. …Zincir marketler perakende fiyatlarını çok yakından
takip ediyorlar. SSM rakiplerinde perakende fiyatlarını çok düşük
gördükleri zaman kendi fiyatlarını düşürmek gereğini hissediyorlar.
…Fiyatlamanın 4 ana CBD ilkelerinden “distribüsyon, raflama, fiyatlama ve
satış arttırıcı aktivite” den biri olduğunu grubunuza hatırlatmanız gerekir.
Ya bu probleme takım olarak yoğunlaşırız ya da herşeyi bırakıp eski
anarşik günlere döneriz.” ifadesi yeralmaktadır.
61 REKABET KURUMU
Yapılan incelemeler sırasında, Temmuz 1998 döneminde Prima Baby Dry ürününün
fiyatının EPG tarafından düşürüldüğü ve bu fiyat indiriminin piyasaya yansıtılması
amacıyla yeniden satıcılara baskı uygulandığı tespit edilmiştir. Buna ilişkin olarak,
Booker yöneticisine gönderilen 03.07.1998 tarihli yazıda aşağıdaki hususlar
belirtilmiştir:
“Bildiğiniz gibi geçtiğimiz son dönemlerde Prima Baby Dry ürünümüzün
satışlarında yavaşlık yaşıyorduk….
Genel fiyat stratejimizde büyük bir değişiklik yaparak Temmuz döneminde
Prima Baby Dry fiyatlarını aşağıda göreceğiniz seviyelere çektik. Bu
uygulama ile hep beraber Prima Baby Dry işimizi daha da arttıracağız ve
tüketimi arttırarak toplam pazarı büyütmek yolunda önemli bir adım
atacağız. Ve bu adımın sürekli takipcisi olacağız.
Sizden istediğim, hemen ertesi gün itibari ile raf fiyatlarını aşağıdaki
bildirdiğim seviyeye çekmeniz....”
Prima Baby Dry ürününde gerçekleştirilen fiyat indiriminin piyasaya yansıtılması
amacıyla marketlere yapılan baskı, distribütörlerden Aktif A.Ş. çalışanlarının
hazırlamış oldukları 02.07.1998 ve 03.07.1998 tarihli raporlardan da açıkça
anlaşılmaktadır.
Genel Müdürün 31.10.1997 tarihli yazısında, EPG ile Metro arasında yeniden satış
fiyatlarının belirlenmesine ilişkin yapılan görüşmelerin sonucunda mutabakata
varılmasına rağmen, Metro'nun düşük fiyatla mal satmaya devam ettiği ve bu
durumun rahatsızlık yarattığı ifade edilmektedir. Yazıda, aynen;
“Fiyatlandırma konuları hakkında perakende satıcıların seninle iletişim
kurduklarından emin olmak için onlarla konuşacağım. Uğur’la bu konu
üzerinde konuştum. Onun hayal kırıklığını anlıyorum. Elinde yanlış fiyattan
(satış yapıldığını) gösteren faturalar var ve Metro “düzeltildiğini” söylüyor, ama
38. (hafta fiyatları) da olsa hala yanlış fiyatla satıyorlar. Bu gibi durumlarda
harekete geçmeli ve insiyatifi almalıyız . . . ve sorunların çözüldüğünden emin
olmalıyız...” denilmektedir.
Bu yazının ekinde Metro tarafından düzenlenmiş 3 adet fatura da gönderilmiştir.
Yine, Genel Müdür tarafından gönderilen 23.08.1996 tarihli cevabi e-posta da, kağıt
grubu ürünlerin fiyatlandırılması konusunda EPG ile Metro arasında görüşme
yapılarak mutabakata varıldığını göstermektedir.
Zincirmarketlerden Makro'nun İstanbul dışındaki marketlerinin distribütörlere
bağlanmasına ilişkin olarak, EPG yetkilisinden gönderilen 13.03.1998 tarihli cevabi
e-postada, raf fiyatlarının merkezde EPG tarafından belirleneceği ifade edilmektedir.
62 REKABET KURUMU
H.8.1.2. Yeniden Satış Fiyatının Belirlenmesine Yönelik Yazılı Savunmaları ve
Bu Savunmalara İlişkin Değerlendirmeler
H.8.1.2.1. Sözleşmelerde İhlal Niteliğinde Hüküm Olup Olmadığı Hususu
Distribütörlerin satış fiyatlarının belirlenmesine ilişkin olarak EPG tarafından;
- distribütörler veya zincir marketler ile imzaladıkları sözleşmelerde yeniden satış
fiyatının belirlenmesine ilişkin herhangi bir hükmün bulunmadığı,
- kendileri tarafından distribütörlere veya zincir marketlere yeniden satış fiyatının
belirlenmesi hususunda herhangi bir talimatın verilmediği,
- EPG ürünlerinin 20 zincir market ve 20 SSM market müşteride farklı fiyatlarla
satıldığına ilişkin grafiklerin de bu hususu doğruladığı ileri sürülmüştür.
Distribütörlük sözleşmelerinde yeniden satış fiyatının belirlenmesine ilişkin herhangi
bir hükmün bulunmadığı yolundaki savunma gerçekleri yansıtmamaktadır. 1997 ve
1998 yılı distribütörlük sözleşmelerinde distribütörlerin ürün takası yoluyla EPG
ürünlerinin cari piyasa fiyatını düşüremeyeceği, nakit ihtiyacını karşılamak amacıyla
ürünlerin fiyatını düşürerek finansman aracı olarak kullanamayacağı ve aylık satış
hedeflerini gerçekleştirmek için zararına ya da maliyetine satış yapamayacağı açıkça
ifade edilmiş ve performansa bağlı destek adı altında %9.5 fatura altı iskonto
verilmesi doğrudan veya dolaylı olarak piyasada EPG ürünlerinin fiyat istikrarını
bozucu faaliyetlerde bulunmama koşuluna da bağlanarak tüm distribütörlerin EPG
tarafından belirlenen fiyatların altında satış yapmamaları hüküm altına alınmıştır.
Bu çerçevede ilk yazılı savunma ile birlikte gönderilen EPG ürünlerinin 20 zincir
market ve 20 SSM market müşteride farklı fiyatlarla satıldığına ilişkin grafikler ile
distribütörlerin farklı fiyatlarla satış yaptıklarına ilişkin fatura örnekleri, rekabeti
kısıtlama amacına rağmen bu amacı gerçekleştirmeye yönelik uygulamaların
etkisinin istenen düzeyde olmadığını göstermektedir. Ayrıca, herbir EPG ürünü için
piyasada tek bir satış fiyatı oluştuğu, tüm distribütörlerin ve marketlerin aynı fiyattan
satış yaptığı da iddia edilmemektedir. Yeniden satış fiyatının belirlenmesinin ihlal
niteliğinde olması için, sözleşmelerde, distribütörlerin satış fiyatlarına karar
vermelerini sınırlayıcı nitelikte bir hükmün yeralması yeterlidir. İhlal niteliğindeki
hükmün hiç uygulanmaması, uygulanması sırasında esnek davranılması ve bunun
sonucunda piyasada farklı fiyatların oluşması anlaşmanın yasak kapsamına
girmesine engel olmamaktadır.
H.8.1.2.2. Haksız Rekabet Konusuna Yönelik Savunmaları ve Bu Savunmalara
İlişkin Değerlendirmeler
EPG savunmasında;
- distribütörlük sözleşmelerine “takas yolu ile EPG ürünlerinin cari piyasa fiyatının
düşürülemeyeceği nakit ihtiyacının karşılanması için ürünlerin fiyatının
düşürülerek finansman yaratılamayacağı ve bunun bir finansman aracı olarak
kullanılamayacağı” hükmünün konulmasının amacının, ürünlerin rekabeti
sağlamak için değil, finans kaynağı yaratmak için düşük fiyattan satılmasını
bertaraf etmek olduğunu,
63 REKABET KURUMU
- aksi takdirde üretici firmaların ürün piyasası dışındaki piyasaları finanse eder
hale gelebileceğini,
- sözkonusu yükümlülüklerin rekabet düzenini bozan ve dürüst ticaret
uygulamasına aykırı hareket eden davranışları yasaklamak amacıyla getirildiğini,
- Rekabet Kanunu’nun yürürlüğe konmasının Borçlar Kanunu, Türk Ticaret
Kanunu dahil sair mevzuatın uygulanamayacağı anlamına gelemeyeceğini, bu
nedenle, “sözleşmede yeralan bazı sınırlamaların salt haksız rekabet kuralları
içinde olduğu ve bu kurallara göre çözümlenmesi gerektiği, Rekabet Hukukunu
ilgilendirmeyeceği” görüşünün eksik bir görüş olduğunu, pazar içinde
sağlanmaya çalışılan rekabetin haksız olmaması gerektiğini,
İfade etmektedir.
4054 sayılı Kanun’un gerekçesinde açıklandığı üzere; rekabet hakkının kötüye
kullanılması, iktisadi rekabetin dürüstlük kurallarına aykırı olan aldatıcı davranış ve
başka araçlarla kötüye kullanılması biçiminde olabileceği gibi, belirli bir mal veya
hizmetler açısından, bunların sağlanması, üretimi, dağıtımı veya fiyatını etkilemek
amacıyla rekabetin kısıtlanmasına yönelik anlaşma veya kararlarla ya da pazardaki
hakim durumun kötüye kullanılması suretiyle de söz konusu olabilir.
Rekabetin dürüstlük kurallarına aykırı olarak veya aldatıcı davranışlarla bozulmasına
genel olarak “haksız rekabet” denilmekte ve buna ilişkin hukuki düzenlemeler Türk
Ticaret Kanunu ile Borçlar Kanunu’nda yer almaktadır.
Mal ve hizmetler açısından piyasaları etkilemeye ve rekabeti kısıtlamaya yönelik
teşebbüsler arası anlaşma veya kararlar ile pazardaki hakim durumun kötüye
kullanılması ve tekelleşmeye yol açacak veya rekabeti bozacak şekilde
yoğunlaşmaların önlenmesine ilişkin düzenleyici ve yasaklayıcı hukuki
düzenlemelerin tümüne “Rekabet Sınırlamaları Hukuku” veya “Kartel Hukuku” ya da
kısaca “Rekabet Hukuku” denilmektedir ve buna ilişkin düzenlemeler 4054 sayılı
Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’da yer almaktadır.
Her iki hukuk düzenine ilişkin aykırılıklar için ayrı kanunlarda ayrı yaptırımlar
öngörülmekle birlikte her iki hukuk düzeni de farklı açılardan rekabetin korunması
amacına yöneliktir. Ancak haksız rekabet kuralları ile amaçlanan kişilerin
menfaatlerinin korunması iken Rekabet Hukuku ile korunması amaçlanan rekabetin
kendisidir.
Sözkonusu sözleşme hükmü ile korunanın serbest rekabet değil, sağlayıcının
menfaatleri olduğu açıktır. Zira, bağımsız bir şekilde ve tüm risk kendilerine ait
olarak faaliyetlerıni sürdüren yeniden satıcıların, ticari hayatın gereği ürün takası
yapmasını, nakit ihtiyacını karşılamak amacıyla düşük fiyattan satış yapmasını veya
maliyetine ya da zararına satış yapmasını gerektiren zorunluluklar olabileceği
dikkate alındığında, haksız rekabet oluşturduğu ifade edilen ve örneklenen
uygulamaları; her zaman hüsnüniyet kaidelerine aykırı hareket, mesleki doğruluk
veya ticari alandaki dürüst davranışlara aykırı hareket olarak değerlendirmek
mümkün değildir. Bu nedenle bu hüküm aracılığıyla distribütörün menfaatinin
korunduğunu ifade etmek zordur. Diğer taraftan sözleşme hükmü ne markalar arası
64 REKABET KURUMU
rekabeti ne de marka içi rekabeti artırıcı niteliktedir. Aksine distribütörün ne şekilde
satış yapabileceğine ilişkin kararlarına müdahale edici nitelikte olması nedeniyle söz
konusu hükümde sayılan uygulamalar yeniden satış fiyatının belirlenmesine
yöneliktir.
H.8.1.2.3. Özel Müşteri Primine Yönelik Savunmaları ve Bu Savunmalara İlişkin
Değerlendirmeler
EPG’nin savunmasında, sabit perakende fiyatın dışında özellikle düşük fiyatla satış
halinde özel müşteri priminin ödenmeyeceği şeklindeki değerlendirmenin gerçeği
yansıtmadığı, EPG’nin iskontosunu ödemediği hiçbir distribütörün bulunmadığı, %9.5
faturaaltı iskontodan distribütörlerin tamamının yararlandığı, durum böyle iken
soruşturma raporunda “Distribütörler %9.5 faturaaltı iskontodan yararlanamamak-
tadırlar” şeklindeki belirlemenin gerçekleri yansıtmadığı ifade edilmektedir.
Soruşturma raporunda özel müşteri primine ilişkin olarak aynen, “…EPG ürünlerinin
cari fiyatlardan daha düşük fiyatlarla satışı, EPG ürünlerinin piyasadaki fiyat
istikrarını bozucu faaliyetlerdendir ve yaptırımı yine sözleşmede öngörüldüğü üzere
%9.5 oranında fatura altı indirimden yararlanamamaktır.” ifadesi kullanılmıştır. Bu
ifade ile, fiiliyatta distribütörlerin %9.5 fatura altı indirimden yararlanamadığının
kastedilmediği açıktır. Anlatılmak istenen, sözleşme ile distribütörlerden belirli bir
davranışta bulunmalarının beklendiği, bu davranışın gerçekleşmemesi halinde yine
sözleşmede bir yaptırımın öngörüldüğüdür. Fiilen böyle bir indirim verilip
verilmemesi sonucu değiştirmemektedir.
H.8.1.2.4. Fiyat İstikrarı Kavramına Yönelik Savunmaları ve Bu Savunmalara
İlişkin Değerlendirmeler
Savunmada, Soruşturma Raporunda "fiyat istikrarı" ile "fiyat belirleme" kavramlarının
birbirine karıştırıldığı ve eşanlamlı olarak kullanıldığı ileri sürülerek, EPG’nin
distribütörlere ya da diğer satıcılara karşı herhangi bir zorlamasının ya da
dayatmasının olmadığı ifade edilmektedir.
Ancak, bu savunma yapılan tespitlerle bağdaşmamaktadır. Distribütörlerin düşük
fiyatlarla satış yapmalarını engelleyici nitelikteki sözleşme hükmü ile distribütörün
doğrudan veya dolaylı olarak EPG ürünlerinin fiyat istikrarını bozucu faaliyetlerde
bulunamayacağı yönündeki sözleşme hükmü birlikte değerlendirildiğinde,
distribütörlerin düşük fiyatlarla satış yapmaları neticesinde fiyat istikrarsızlığının
oluştuğu ve bunun engellenmeye çalışıldığı anlaşılmaktadır. Mehaz Avrupa Birliği
uygulamalarında da, yeniden satıcıların büyük indirimler yapmalarının haksız
rekabet olarak değerlendirilerek yasaklanmasının, yeniden satış fiyatının
belirlenmesi anlamına geldiği yönünde değerlendirme yapılmaktadır. Benzer
biçimde, yeniden satıcıdan sağlayıcının fiyatlandırma politikalarına sadık kalacağına
dair taahhüt istenmesi durumunda da yeniden satış fiyatlarının belirlenmesinden söz
edilmektedir. H.8.1.1 no'lu bölümde yer verilen tespitler de, EPG’nin sağlamaya
çalıştığı fiyat istikrarında herhangi bir zorlamanın olmadığı yolundaki savunmanın
gerçeği yansıtmadığını göstermektedir.
65 REKABET KURUMU
H.9. MARSA KRAFT JACOBS SUCHARD SABANCI GIDA SANAYİ VE TİCARET
A.Ş.
1997 yılında 51 distribütör ile distribütörlük sistemine geçen Marsa KJS, 16 zincir
markete doğrudan ürün temin etmektedir. Distribütörler tarafından bakkallara sıcak
satış, SSM-A (Seçilmiş Süpermarket-A) ve SSM-B (Seçilmiş Süpermarktet-B)
müşterilere soğuk satış olmak üzere iki satış şekli uygulanmaktadır. Firmanın satış
organizasyonunda distribütör ile Firma arasında koordinasyonu sağlamak üzere her
distribütörden sorumlu bölge müdürleri ve satış temsilcileri görevlendirilmiştir.
Çoğunlukla sağlayıcı Firmanın bu personeli için distribütör firma binasında çalışma
ofisi tahsis edilmektedir.
H.9.1. Yeniden Satış Fiyatının Belirlenmesi
H.9.1.1. Elde Edilen Bulgular
Marsa KJS ile distribütörler arasında akdedilen ve 31.12.1997 tarihine kadar geçerli
olan standard distribütörlük sözleşmelerinin “Satış ve Uygulama” başlıklı bölümü 19.
maddesinde,
“19- Özel müşteri, Marsa KJS’in vereceği malları Marsa KJS’in belirlediği
fiyatlar üzerinden müşterilerine satmayı kabul ve taahhüt eder.”
hükmü yer almaktadır.
Sözleşme maddesinin nasıl uygulanacağı ise, Marsa KJS tarafından eğitim amaçlı
bir toplantıda sunulan yazıda ifade edilmektedir. Söz konusu yazının,
Marsa KJS Temel Görevleri başlıklı sayfasında,
“Perakende satış fiyatı fiyat listesinde yer alacak.”
Distribütör Temel Görevleri başlıklı sayfasında ise,
“Belirlenen fiyat politikasının dışına çıkmayacak” ifadelerine yer verilmiştir.
Yukarıda yer verilen gerek sözleşme maddesinden gerekse eğitim amaçlı toplantı
notundan, Marsa KJS distribütörlük sisteminin yeniden satış fiyatını belirleme temeli
üzerine kurulduğu anlaşılmaktadır.
Aşağıdaki belgeler, uygulamaların da sözleşme maddesi ve toplantı notundaki
açıklamalara paralel yönde olduğunu göstermektedir.
41 inci hafta uygulamasına ilişkin olarak bölge müdürlerine gönderilen yazıda,
“bu hafta itibarıyle tüm distribütörler kendi satışlarında Evet margarinde
25.08.1997 tarihli, Ona paket/kase margarin, Evin, Luna ve Ekstra/Vitaminli
Sabah margarinde de 08.09.1997 tarihli liste fiyatlarını uygulamaya
66 REKABET KURUMU
başlayacaktır. Bu konuyu tüm bölge müdürleri titizlikle takip etmeli ve bunun
dışında uygulama kesinlikle olmamalıdır.”
ifadesi yer almaktadır.
1997 yılı 42 ve 43 üncü haftalara ilişkin olan yazılar da aynı içeriktedir. Bu yazılarda,
Marsa KJS ürünlerinde distribütörlerin hangi fiyatlardan satış yapacakları bölge
müdürlerine bildirilmekte ve bildirilen fiyatların dışında herhangi bir uygulama
olmaması talimatı verilmektedir.
Benzer şekilde, distribütörlere gönderilen 24.06.1997 ve 30.07.1997 tarihli yazılarda
da Marsa KJS ürünlerinin perakendeciye satış fiyatlarının Marsa KJS tarafından
belirlendiği görülmektedir.
Distribütörlerin satış fiyatının belirlenmesine ilişkin olarak 1997 yılı distribütörlük
sözleşmelerinde yer alan hüküm, 1998 yılı sözleşmelerinden çıkarılmıştır. Ancak
marketlerin satış fiyatlarını belirleme uygulamasına 1998 yılında da devam edilmiştir.
Perakende satış yapan marketlerin satış fiyatlarının Marsa KJS tarafından
belirlendiğine ilişkin olarak elde edilen tespitlerden anlaşıldığı üzere, Marsa KJS
marketlerin minimum raf fiyatlarını belirleyerek ürünlerinin belli bir fiyatın altında
satılmasını engelleme çabası içerisindedir.
Distribütörler ile SSM-A (Seçilmiş Süpermarket-A) statüsündeki marketler arasında
akdedilen ve Marsa KJS tarafından hazırlanan sözleşmelerin 4. maddesinde;
“1997 yılında tüm marketlerde fiyat birliği esası ön planda olup, belirtilen
(toplu tüketim noktalarında uygulanan) raf fiyatlarının altında mal satan
marketlerin anlaşması iptal edilecektir”
ifadesi, söz konusu metnin “Çalışma koşulları” başlıklı ekinde yer verilen Fiyat Birliği
başlıklı maddesinde ise,
“1997 yılında fiyat birliği politikası önem kazanmış olup, Marsa KJS’in bildirdiği
minimum raf fiyatlarına uyulmadığı takdirde anlaşma geçerliliğini
yitirecektir”
ifadesi bulunmaktadır.
1998 yılı SSM-A sözleşmelerinde de benzer hüküm yer almaktadır.
Aşağıda yer verilen belgeler Marsa KJS tarafından zincir marketlerin satış fiyatlarına
da müdahale edildiğini göstermektedir.
Marsa KJS tarafından Continent'e 19.08.1997 tarihinde gönderilen yazıda, Tang
ürününün minimum raf fiyatı bildirilmekte ve raf fiyatlarının minimum raf fiyatının
altında olmaması istenmektedir.
67 REKABET KURUMU
21.08.1997 tarihinde Marsa KJS Toplu Tüketim Satış Müdüründen Carrefour
Yöneticisine gönderilen yazıda, ürünlerin düşük fiyatla satılmaması konusunda
Carrefour ile Marsa KJS arasında mutabakata varılmasına rağmen, Carrefour'un
özellikle Tang ürününü düşük fiyatla sattığı belirtilerek, bu eylemin Marsa KJS'nin
fiyatlandırma politikasına zarar verdiği ifade edilmekte ve bu konuda Carrefour'dan
destek istenmektedir.
Toplu Tüketim Müdüründen Toplu Tüketim Müşteri Temsilcileri, Müşteri Temsilcileri
ve Perakende Satış Temsilcilerine 19.01.1998 tarihinde gönderilen yazıda;
“bölgenizde bulunan her hangi bir marketin raf fiyatının düşüklüğünden dolayı
firmalarınızın fiyat farkı faturası kesmek istemesi kesinlikle kabul
edilmeyecektir."
uyarısı yapıldıktan sonra,
"uygulamada belirtilen fiyat geçişlerine ve yeni fiyat tanımlamalarına özen
gösterilmesi, fiyat düşüklüğü bulunan marketlerin fiyatlarının yükseltilmesi
için gerekli uyarıların yapılması”
talimatı verilmektedir.
Doğu Bölgeleri Grup Müdüründen Genel Müdür Vekiline gönderilen 04.05.1998
tarihli yazıda yer alan
“CarrefourSa ve özellikle Metro Grosmarket’in Bu düşük seviyedeki raf fiyatları
her ne kadar kendileri uyarıldıktan sonra 1-2 gün içerisinde düzeltilse de
tekrarlandığı için piyasadaki fiyat istikrarını bozmakta ve distrbütör ile
sürtüşmelere neden olmaktadır.”
ifadesinden adı geçen marketlerin düşük fiyatları nedeniyle uyarıldıkları, uyarıdan
sonra belirli bir süre için fiyatların istenilen düzeye yükseltilmesinin sağlandığı
anlaşılmaktadır.
Toplu Tüketim Grup Müdürüne gönderilen yazıda, 18.11.1998 tarihinde Bursa’da
açılacak Continent’in uygulayacağı fiyatların düşük olması halinde bölgede bulunan
SSM-A müşterilerinin fiyat farkı faturası keseceklerini bildirmeleri üzerine fiyatların
yukarıya çekilmesi konusunda Continent’e uyarı götürülmesi gerektiği
bildirilmektedir.
Continent yöneticisinden Toplu Tüketim Müşteri Temsilcisine gönderilen yazıda yer
alan
“Pazartesi günü yeni fiyatlara geçmemize rağmen, hiçbir rakibimiz fiyatlara
geçmemiştir.
68 REKABET KURUMU
16.01.1998 tarihi itibarıyle bütün fiyatlarımızı geriye çekiyoruz. Rakiplerimizin yeni
fiyatlı etiketi veya kasa fişi olmadan fiyatlarımızı düzeltmemiz mümkün değildir.”
ifadeleri de, belirli bir tarihten itibaren yeni fiyatlardan satış yapılmasının bildirilmesi
suretiyle Marsa KJS tarafından raf fiyatlarına müdahale edildiğini göstermektedir.
Beğendik'in başka bölgelerden ürün satınalarak Kayseri'de düşük fiyatla satış
yapacağı duyumu üzerine gönderilen Toplu Tüketim Müdürü’nün 06.08.1997 tarihli
yazısı ile Marsa KJS çalışanları, çok düşük miktarda dahi olsa, kesinlikle Beğendik'e
ürün satışının yapılmaması konusunda uyarılmaktadır.
Müşteri temsilcisinden Toplu Tüketim Grup Müdürüne gönderilen yazıda, Carrefour
ve Metro'da Milka Çıtır Gofret ürününün düşük fiyatla satıldığına işaret edilerek, "bu
noktalara ürün sevkiyatının durdurulmasına rağmen insert bülteninde basılı olması
nedeniyle" diğer noktalara yapılan satışların olumsuz yönde etkilendiği ifade
edilmektedir.
Marsa KJS tarafından zincir marketlere 21.03.1997, 03.04.1997, 07.05.1997,
30.06.1997, 09.10.1997, 14.10.1997 ve 04.02.1998 tarihlerinde gönderilen yazılar
da, zincir marketlerin satış fiyatlarının Marsa KJS tarafından belirlendiğine ilişkindir.
H.9.1.2. Distribütörlerin Satış Fiyatlarının Belirlenmesine Yönelik Savunmaları
ve Bu Savunmalara İlişkin Değerlendirmeler
Distribütörlerin satış fiyatının Marsa KJS tarafından belirlenmesine ilişkin olarak,
yazılı savunmalarda özetle;
- 1997 yılı distribütörlük sözleşmesinin 19. maddesinin hiçbir zaman zorlama ile
uygulanmadığı ve 1998 yılı sözleşmelerinden çıkarıldığı,
- Marsa KJS fiyatlandırma sistemlerinin yanlış anlaşıldığı, fiyat listeleri üzerinde
yazan “Tüketici grubu fiyat listesi” ibaresinin perakende satış fiyatını
göstermediği gibi, distribütörün satış fiyatını da göstermediği, sözkonusu
fiyatların Marsa KJS’nin doğrudan ticaret yaptığı perakendecilere uyguladığı
satış fiyatları olduğu ve bu fiyatların distribütörlere de bildirildiği,
- büyük perakendecilerle yaptıkları ticaretin distribütörün perakendecilerle yaptığı
ticaretten daha büyük ve gözönünde olması nedeniyle distribütörün perakende
ticaretine örnek oluşturduğu ve distribütörlerin de ihtiyari olarak aynı listeleri
kullandıkları,
- aynı listeyi kullanmanın aynı fiyattan satış yapmak anlamına gelmediği,
distribütörlerin bu listeler üzerinden tamamen kendi iradeleri ile ve Marsa KJS
uygulamalarından farklı iskontolar uygulayarak farklı satış fiyatlarına eriştikleri,
aynı ay içerisinde bir ürünün distribütör tarafından yedi farklı fiyattan satışa
sunulmuş olduğunu gösteren fatura örneklerinin de zorunlu tek fiyat uygulandığı
iddiasının doğru olmadığını gösterdiği,
- fiyat kontrolü terimini her zaman rekabeti bozucu bir unsur olarak
değerlendirmenin doğru olmadığı,
69 REKABET KURUMU
- anlaşma olmaksızın ve Rekabet Hukukuna uygun olarak bir firmanın (özellikle
hakim durumda değilse) kendi satış fiyatlarını ve indirim oranlarını değiştirerek
veya promosyon yaparak fiyat kontrolünü gerçekleştirebileceği,
- tüm bu uygulamaların üretici firma tarafından perakende satış fiyatının kontrolü
amacıyla yapılabileceğini ve bunun rekabeti bozucu bir yanının bulunmadığı,
- Soruşturma Raporunda yer alan belgelerde geçen fiyat kontrolünden
kastedilenin de genellikle bu olduğu,
ifade edilmektedir.
1997 yılı distribütörlük sözleşmesinin 19. maddesi gereği distribütör, Marsa KJS'nin
belirlediği fiyattan satış yapmakla yükümlüdür. Savunmalarda bu maddenin zorlama
ile uygulanmadığı ifade edilmesine karşın, belgeler, uygulamanın aksi yönde
olduğunu göstermektedir. Ayrıntısı H.9.1.1. başlık numaralı bölümde açıklanan 1997
yılının 41., 42. ve 43. haftalarına ilişkin yazılarda, tarihler itibarıyla uygulanacak fiyat
listeleri bildirilmekte ve bölge müdürlerine distribütörlerin bu yöndeki
uygulamalarının titizlikle takip edilmesi görevi verilmektedir. Bahse konu yazılarda
yer verilen "bunun dışında uygulama kesinlikle olmamalıdır" talimatı ise, merkez
yönetimi tarafından farklı fiyattan satışların istenmediğini ve engellenmeye
çalışıldığını göstermektedir.
Yine aynı bölümde yer verilen eğitim amaçlı toplantıda sunulan yazıda; distribütörler,
tarafların karşılıklı görevleri konusunda şu şekilde bilgilendirilmektedirler: Marsa KJS
tarafından gönderilen fiyat listelerinde perakende satış fiyatları bildirilecek, buna
karşılık distribütör de belirlenen fiyat politikasının dışına çıkmayacaktır. Bu
ifadelerden; distribütörlerin, zincir marketlere uygulanan fiyatları kendi satışlarında
dikkate almak zorunda oldukları anlaşılmaktadır. Dolayısıyla distribütörlerin zincir
marketlere uygulanan fiyatları ihtiyari olarak kendi satışlarında uyguladıkları iddiası
gerçeği yansıtmamaktadır.
Yukarıda yer verilen belgeler birlikte değerlendirildiğinde, Marsa KJS'nin, fiyat
listelerine uyulması yönünde bir zorlama içerisinde olduğu anlaşılmaktadır. Bu
nedenle Marsa KJS ürünlerinin distribütörler tarafından yedi farklı fiyattan satışının
yapılması, distribütörlerin yeniden satış fiyatına müdahale edilmediğini kanıtlayacak
nitelikte değildir. Ayrıca ifade edilmelidir ki; yeniden satış fiyatını belirleme eyleminin
ihlal kapsamında değerlendirilebilmesi için piyasada tek bir fiyattan satış yapılması
gerekmemekte, teşebbüslerin fiyat belirlemeye yönelik eylemleri yeterli olmaktadır.
Marsa KJS savunmalarında, teşebbüslerin kendi satış fiyatlarını ve indirim oranlarını
belirleyerek fiyat kontrolünü gerçekleştirmelerinin ihlal olmadığı ifade edilmiştir.
Ancak soruşturmanın konusu, Marsa KJS'nin kendi satış fiyatlarını ve indirim
oranlarını belirlemesi değil, yeniden satıcıların satış fiyatlarının sağlayıcı konumunda
olan Marsa KJS tarafından belirlenmesidir. Bu nedenle Marsa KJS'nin kendi satış
fiyatlarını ve indirim oranlarını belirlemesi ihlal olarak nitelendirilmemiştir.
70 REKABET KURUMU
H.9.1.3. Marketlerin ve Zincir Marketlerin Satış Fiyatının Belirlenmesine
Yönelik Savunmaları ve Bu Savunmalara İlişkin Değerlendirmeler
Raf fiyatlarının belirlendiği iddiasına ilişkin olarak yazılı savunmalarda,
- hiçbir şekilde perakendecilerin raf fiyatlarına müdahale edilmediği, raf fiyat
listelerinin tavsiye niteliğinde olduğu, Marsa KJS’nin 160.000 satış noktasında bu
listeleri uygulatmasının mümkün olmadığı, sonuçta aynı ürün için
perakendecilerde farklı fiyatların oluştuğu,
- distribütör ile SSM-A marketler arasında akdedilmek üzere Marsa KJS tarafından
hazırlanan sözleşme taslağının hayata geçmediği,
- perakendecilerin minimum raf fiyatlarına uymaları gerektiği yönündeki 1997 yılı
SSM-A anlaşmalarındaki maddenin 1998 yılı SSM-A sözleşmelerinden
çıkarıldığı,
- Soruşturma Raporunda yer alan evrakın çoğunun 1997 yılına ait olduğu, 1998
yılına ait belgelerin çoğunun iç yazışma niteliğinde olduğu, bir kısmının ise zincir
market yöneticilerinin fiyatların farklı olmasından dolayı yaptıkları şikayetlere
ilişkin olduğu,
- Soruşturma Raporunda delil olarak gösterilen belgelerin karar verme yetkisine
sahip olmayan Marsa KJS personelinin yazıları ile üçüncü kişilerin
şikayetlerinden ibaret olduğu, bu nedenle bu belgelerin yegane ispat aracı olarak
kullanılamayacağı,
- Soruşturma Raporunda yer alan iç yazışmaların Marsa KJS satış teşkilatının
merkez yönetimden birtakım istek ve taleplerine ilişkin olduğu, bu talepler
karşısında merkez yönetiminin aldığı ne bir karar ne bir yaptırımın bulunduğu,
- diğer birtakım belgelerin ise zincir market yöneticilerinin, diğer marketlerin
uyguladığı farklı fiyatlardan duymuş oldukları sıkıntı ve bu konuya ilişkin Marsa
KJS’ye yaptıkları şikayetleri içerdiği,
- örneğin, Continent tarafından Marsa KJS toplu tüketim müşteri temsilcisine
gönderilen yazıda, pek çok zincir markette Marsa KJS ürünlerinin farklı fiyatlarda
satılmasından duyulan rahatsızlığın dile getirildiği,
- bu belgede adı geçen satış noktalarındaki birbirinden bu kadar farklılık gösteren
fiyatların da Marsa KJS fiyatlarının tavsiye niteliğinde olduğunu gösterdiği,
- zincir marketlerden gelen bu şikayetler karşısında Marsa KJS’nin ne bir yaptırım
uyguladığı, ne de bir önlem aldığı; bu satış noktalarının serbestçe fiyatlarını tayin
ettikleri, satış noktalarından gelen bu tip şikayetlerin Marsa KJS ürünlerini satan
teşebbüsler arasında yoğun bir rekabetin varlığını gösterdiği,
ifade edilmektedir.
1997 yılı SSM-A sözleşmelerinde yer verilen "tüm marketlerde fiyat birliğinin ön
planda olduğuna ve Marsa KJS tarafından bildirilen raf fiyatlarının altında satış
yapan marketlerin anlaşmasının iptal edileceğine" dair hüküm, bir talimatı içermekte
ve bu talimata uyulmaması halinde de bir yaptırımı öngörmektedir. Bu nedenle söz
konusu sözleşme maddesinin tavsiye niteliğinde olduğu iddiası gerçeği
yansıtmamaktadır. Ayrıca savunmada, her ne kadar 1998 yılı SSM-A sözleşme
taslağının hayata geçirilmediği ve SSM-A statüsündeki marketlerin minimum raf
fiyatlarına uymaları gerektiğine ilişkin maddenin sözleşme metninden çıkarıldığı ileri
71 REKABET KURUMU
sürülse de, H.9.1.1. başlık numaralı bölümde açıklandığı üzere, taslak metnin
imzalandığı ve aynı maddeye bu sözleşmede de yer verildiği tespit edilmiştir.
Savunma yazısında, soruşturma raporunda yer verilen zincir marketlere ilişkin
belgelerin farklı fiyatlardan satış yapılmasından duyulan rahatsızlığı yansıttığı ifade
edilmekte, Continent Yöneticisinden Toplu Tüketim Müşteri Temsilcisine gönderilen
yazı, bu duruma örnek olarak verilmektedir. Bahse konu metin incelendiğinde ise,
metinde yer alan ifadelerden Marsa KJS'nin Continent'ten ve diğer zincir
marketlerden belirli bir tarihte daha yüksek fiyatları uygulamaya başlamalarını
istediği, ancak Continent’in yeni fiyatları uygulamaya başlamasına karşın diğer
marketlerin aynı tarihte bildirilen fiyattan satışa başlamadığı anlaşılmaktadır.
Bu konuya ilişkin bir başka örnek, Marsa KJS Toplu Tüketim Satış Müdüründen
Carrefour'a gönderilen yazıdır. Söz konusu yazıda, Carrefour'un fiyatlarını
yükseltmesi konusunda daha önce bir görüşme yapılmış olmasına rağmen,
Carrefour'un birçok ürünü düşük fiyatla satmaya devam ettiği belirtilmekte ve
Carrefour bu konuda uyarılmaktadır.
Zincir marketlere ilişkin olarak raporda yer verilen bütün belgelerde geçen ifadeler,
marketlerin farklı fiyatlardan yapılan satışlardan duydukları rahatsızlığı değil, Marsa
KJS tarafından belirli bir fiyattan daha düşük fiyatla satış yapılmaması yönünde
marketlere müdahale edildiğini ve bu müdahalenin yarattığı rahatsızlığı ortaya
koymaktadır.
H.9.1.1. başlık numaralı bölümde yer verilen bütün belgeler dikkate alındığında,
Marsa KJS'nin, bildirdiği fiyatlara uyulması yönünde bir zorlama içerisinde olduğu
anlaşılmaktadır. Bu nedenle aynı ürün için piyasada farklı fiyatların oluşması, Marsa
KJS tarafından perakendecilerin satış fiyatlarına müdahale edilmediğini
göstermemektedir. Daha önce de ifade edildiği üzere, yeniden satış fiyatının
belirlenmesi eyleminin ihlal niteliği kazanabilmesi için, piyasada tek bir fiyatın
oluşması gerekmemekte, teşebbüslerin yeniden satış fiyatını belirlemeye yönelik
eylemleri yeterli olmaktadır.
Ayrıca bahse konu belgeler; Marsa KJS çalışanlarına düşük fiyatla satış yapan zincir
marketlerin uyarılması talimatının verildiğini, ilgili birim tarafından bu talimat gereği
marketlerin uyarıldığını ve düşük fiyatla satış yapan zincir marketlere mal
sevkiyatının durdurulduğunu göstermektedir. Dolayısıyla farklı fiyatlardan satışların
yapılması gerekçesiyle Marsa KJS’nin yaptırım uygulamadığı ve önlem almadığı
savunması geçerli değildir. Keza müşterilerin tepkilerini ve karşılaşılan sorunları
gözlemleyerek üstlerine rapor eden satış personelinin yazıları, karar verme yetkisine
sahip olmadıkları gerekçesiyle sadece istem olarak nitelendirilemez. Yazılar
yukarıda da ifade edildiği üzere uyarıları, talimatları ve yaptırıma ilişkin ifadeleri de
içermesi nedeniyle merkez yönetiminin dağıtıma ilişkin olarak kurduğu sistemi ve
satış uygulamalarını yansıtmaktadır.
Marsa KJS savunmasında ayrıca, distribütörlerin fiyatlarını kontrol etmeksizin, raf
fiyatlarını manipule etmenin teknik olarak mümkün olmadığı iddia edilmektedir.
72 REKABET KURUMU
Ancak bu savunma ileri sürülürken, bulgular bölümünde yer verilen ve yeniden satış
fiyatının belirlenmesine yönelik açık ifadeler bulunan SSM-A sözleşmeleri ve zincir
marketlerle ilgili yazışmaların gözardı edildiği anlaşılmaktadır.
H.9.2. Pasif Satışların Engellenmesi
H.9.2.1. Elde Edilen Bulgular
Distribütörler tarafından yapılan pasif satışların ve bölgelerarası ticaretin Marsa KJS
tarafından engellendiğine ilişkin düzenleme 1997 yılı distribütörlük sözleşmelerinde
yeralmaktadır. Sözkonusu standart sözleşmelerin "Kapsam" bölümünde yer alan 1
inci maddenin 3 üncü paragrafında "Özel müşteri bölge sınırları dışına satış
yapamaz" ifadesi ile distribütörlerin bölgeleri dışına yapacakları aktif satışların
yanısıra pasif satışlar da engellenmektedir.
Marsa KJS distribütörlük sisteminde aktif veya pasif satış ayırımı yapmadan
münhasır bölgeler arasındaki satışların istenmediği ve engellenmeye çalışıldığı,
Marsa KJS'den Hedef Gıda'ya gönderilen yazıdan anlaşılmaktadır. Sözkonusu
yazıda,
"Bildiğiniz gibi distribütörlük sistemine geçmiş bulunmaktayız...03.02.1997 tarihi
itibari ile her distribütör kendi bölgesinde satış yapacaktır. Sisteme geçtiğimiz bu
günlerde bölge sınırlarına ve fiyat birliğine uyarak, sistemi işler hale getirmek
hepimizin görevidir..." ifadesi yer almaktadır.
Pasif satışların engellenmesine ilişkin olarak soruşturma döneminde yapılan tespitler
1997 yılına ilişkindir. Pasif satışları engelleyici nitelikteki sözleşme hükmü 1998 yılı
sözleşmelerinde 1997/3 sayılı Tebliğ'e uygun bir şekilde düzenlenmiştir.
H.9.2.2. Pasif Satışların Engellenmesine Yönelik Savunmaları ve Bu
Savunmalara İlişkin Değerlendirmeler
1997 yılı distribütörlük sözleşmelerinde yeralan "Özel müşteri bölge dışına satış
yapamaz" şeklindeki hükmün sadece aktif satışları engellemek amacıyla
düzenlendiğini ileri süren Marsa KJS, yanlış anlaşılmalara neden olabileceği
düşünüldüğünden bu hükmün de 1998 yılı sözleşmelerinden çıkarıldığını ifade
etmektedir. Bölgelerarası ticaretin engelenmeye çalışıldığı iddiasına ilişkin olarak
ise, ilgili ürün pazarının toplum sağlığını yakından ilgilendiren gıda pazarı olması
nedeniyle, asgari sağlık koşullarına uygunluk mecburiyetinin ve bundan doğan
sorumluluğunun bir gereği olarak Marsa KJS’nin bu tür satışları da takip etmesinin
kaçınılmaz olduğu ileri sürülmektedir.
1997 yılı distribütörlük sözleşmelerinde yer verilen "Özel müşteri bölge sınırları
dışına satış yapamaz" hükmünün, sadece bölge dışına yapılabilecek aktif satışları
engellemek amacıyla konulduğu savunmada ileri sürülmesine rağmen, sözkonusu
sözleşme hükmünün bölge dışına yapılacak her türlü satışı engelleyebilecek
mahiyette olduğu görülmektedir. Nitekim Hedef Gıda’ya gönderilen yazıdan;
73 REKABET KURUMU
distribütörlerin, aktif veya pasif satış ayrımı yapılmaksızın bölge dışına yapılan her
türlü satışın distribütörlük sisteminde istenmeyen bir durum olduğu anlaşılmaktadır.
Distribütörler tarafından yapılan bölgelerarası satışlar, savunmada ifade edilenin
aksine, Marsa KJS tarafından sadece takip edilmemiş, aynı zamanda engellenmek
istenmiştir. İlgili pazarın gıda pazarı olmasının bölgelerarası ticareti engellemek için
bir gerekçe olmadığı da açıktır.
H.9.3. Rekabeti Kısıtlayıcı Anlaşma Bulunmadığına İlişkin Savunma
Savunma yazılarında özetle;
- Kanun'un 4 üncü maddesinin amacı rekabeti kısıtlamak olan anlaşmaları
yasakladığı, dolayısıyla amacı belirlemeden önce anlaşmanın varlığının ispat
edilmesi gerektiği,
- anlaşma olmadan bir tarafın niyetini açıklamasının yasaya aykırı olamayacağı,
aksi takdirde düşünceyi açıklamanın suç sayılması gibi sakıncalı bir sonuca
gidileceği,
- anlaşmaların düzeltilmesinden itibaren Marsa KJS'nin rekabeti sınırlayıcı bir
anlaşmasının bulunmadığı,
- zımni bir anlaşma sözkonusu ise Marsa KJS'nin bir yaptırımının veya
zorlamasının ispat edilmesi gerektiği,
- Soruşturma Raporunda 1998 yılına ilişkin kullanılan delillerin iç yazışma
niteliğinde olduğu, diğer bazı belgelerde geçen ifadelerin ise Marsa KJS’nin tek
taraflı bir niyet açıklaması olduğu, bu belgelerde herhangi bir zorlamanın ispat
edilemediği,
ifade edilmektedir.
Marsa KJS’nin 1997 yılında düstribütörleri ile akdettiği distribütörlük sözleşmeleri
rekabeti kısıtlayıcı hükümler içermektedir. 1998 yılı distribütörlük sözleşmelerinde bu
hükümler çıkarılmasına rağmen 1998 yılı SSM-A sözleşmelerinde yeralan hükümler
vasıtasıyla marketlerin satış fiyatının belirlenmesi ihlali devam etmiştir. Bu itibarla,
rekabeti sınırlayıcı nitelikteki anlaşmanın ispat edilemediği yönündeki itiraz
geçersizdir.
Distribütörlük sözleşmeleri ile SSM-A sözleşmelerinin rekabeti sınırlayıcı nitelikte
olması nedeniyle, anlaşma var olmadığından niyet açıklamasının sakıncalı
olamayacağı yönündeki savunma yerinde bulunmamıştır.
Soruşturma döneminde elde edilen belgeler; dağıtım ağının nasıl yapılandığını,
distribütör ve perakendecinin uygulamalarının kontrol altında tutulabilmesi için
yapılan işlemleri yansıtmaktadır. Bu nedenle söz konusu belgeler, Marsa KJS
çalışanlarının niyet açıklamalarından ziyade, distribütörlük sisteminin işleyişine
ilişkin fiili durum tespitinden ibarettir. Dolayısıyla, “düşüncenin açıklanması suç
olmamalı” yaklaşımı ile birçoğu üst düzeyde olmak üzere firma çalışanlarının
uygulamalara ilişkin talimat ve uyarıları içeren ifadelerini dikkate almayarak
değerlendirme dışında tutmak mümkün değildir.
74 REKABET KURUMU
H.9.4. Distribütör Beyanlarındaki Çelişkiler
Soruşturma döneminde yerinde yapılan incelemeler sırasında, distribütörlerden
Akyüz Gıda Pazarlama Tic. Koll. Şti. ve Aktif Tüketim Ürünleri Dağıtım A.Ş. genel
müdürleri 03.02.1998 tarihinde yapılan görüşmede, satış fiyatlarını Marsa KJS’nin
belirlediğini, buna karşılık 09.12.1998 tarihinde yapılan görüşmede ilk görüşme
tarihinde ve ikinci görüşme tarihinde satış fiyatlarına kendilerinin karar verdiklerini,
bu konuda Marsa KJS’nin herhangi bir baskısının olmadığını beyan etmişlerdir.
Marsa KJS'nin savunmasında ise, distribütör beyanlarındaki bu çelişkilerin,
distribütörlerin uyum programı öncesindeki 1997 yılı uygulamalarını dikkate almaları
nedeniyle oluştuğu ifade edilmektedir.
Distribütör beyanlarındaki çelişkiler, elde edilen belgeler karşısında soruşturmanın
seyrini değiştirebilecek nitelikte görülmemiştir.
H.10. UNILEVER GRUBU
Unilever Sanayi ve Lever, Unisel adı altında tüzel kişiliği olmayan bir organizasyon
marifetiyle ürünlerini 01.01.1997 tarihinden itibaren distribütörlük sistemine geçmek
suretiyle dağıtmaya başlamışlardır. 1 Ocak 1998 tarihinden itibaren ise UNIPA tüzel
kişiliği içinde ilgili mallar pazarlanmaktadır. UNIPA her distribütörün bünyesinde
bölge müdürü ünvanıyla çalışan personel bulundurmaktadır. Bu elemanların görevi,
distribütör ile UNIPA arasındaki koordinasyonu sağlamak, satışları artırmak için
gerekli kontrolleri yapmak, personelin eğitimini sağlamaktır. Siparişler Unisel’in satış
temsilcileri tarafından önceden belirlenmiş rutlar üzerinden dolaşılarak el
bilgisayarlarına kaydedilmektedir. Günlük ziyaretini tamamlayan satış temsilcileri, el
bilgisayarına (janus) kaydedilen bu bilgileri distribütörün ana bilgisayar sistemine
yüklemektedir. Distribütörün ana bilgisayar sistemi, bu siparişlerin dağıtım araçlarına
yükleme planlarını hazırlamaktadır. Araçlar bu planlara göre yüklendikten sonra,
distribütör tarafından sipariş, araç ve yük bilgileri distribütörün dağıtım elemanının el
bilgisayarına yüklenmekte, dağıtım elemanı aracın üzerinde siparişi olan perakende
satış noktalarına teslimatı gerçekleştirmektedir.
Distribütör ana bilgisayar sistemi “network” ağıyla Unisel merkezine bağlıdır. Bu
durumda Unisel, distribütörün bilgisayarındaki tüm bilgileri, özellikle müşteri
listelerini, ürün bazında mevcut stokları, hasarlı olanları ve açık miktarlarını (sevk
edilmemiş sipariş miktarı), net depo stokunu (mevcut-açık) görebilmektedir. Siparişi
alanlar UNISEL satış temsilcileridir. Bunun nedeni de, zaten ürünlerin kalite ve
erişilebilirlik bakımından aynı elemanlar tarafından parekendeci ziyaretleri ile kontrol
ediliyor olması ve distribütörlere ilave personel maliyeti yaratmaması şeklinde
açıklanmaktadır.
Hafta sonları Unilever, distribütörleri arayarak replikasyon (fiyatlarda ve
promosyonlarda değişme) olduğunu bildirmekte, bunun üzerine distribütör yeni
fiyatları bilgisayar sistemini kullanarak kendi sistemine transfer etmektedir.
75 REKABET KURUMU
Unisel, bilgisayar ortamında iki fiyat listesi göndermektedir. Bunlardan biri Unisel
distribütör fiyat listesi, diğeri Unisel perakende fiyat listesidir. Unisel distribütör fiyat
listesi, Unisel’in distribütöre gönderdiği kendi satış fiyatını göstermektedir. Distribütör
bu liste bedeli yani fatura bedeli üzerinden %2.5 oranında bütün ürünlerde indirim
almaktadır (fatura altı iskonto). Düzenli olarak ödeme yapılması, dağıtımın
zamanında gerçekleştirilmesi, mümkün olduğunca çok satış noktasına ulaşılması
hedefine bağlı olarak da ay sonunda %0.5 ek indirim verilmektedir. Sonuçta %3
(2.5+0.5) fatura altı iskonto almaktadır. Ayrıca bunlara ilaveten Unisel’den gelen
diğer perakende fiyat listelerine uyulduğunda %3 getiri sağlanabilmektedir. Böylece
distribütör, toplamda %6 kazanmaktadır.
H.10.1. Yazılı Savunmalardaki Genel İtirazlar ve Bu Savunmalara İlişkin
Değerlendirmeler
H.10.1.1. Soruşturma Kapsamına İlişkin İtiraz
Soruşturma kapsamına ilişkin savunmalarda özetle;
- 01.01.1985 tarihinden 1997 sonuna kadar Elida tarafından üretilen veya ithal
edilen kişisel bakım ürünlerinin münhasıran Lever’e satıldığı ve Lever tarafından
üretilen ev bakım ürünleri ile birlikte satış ve pazarlamasının Lever tarafından
gerçekleştirildiği, Dosan tarafından üretilen çay ürünlerinin ise 01.07.1987
tarihinden itibaren münhasıran Unilever Sanayi’ye satıldığı ve diğer ürünlerle
Unilever Sanayi tarafından pazarlandığı,
- Elida’nın 1985’ten, Dosan’ın ise 1987’den sonra şikayete ve soruşturmaya konu
faaliyetlerini yürütmediği ve 1 Ocak 1997 tarihinde yürürlüğe konulan
distribütörlük sistemi ile Unilever Sanayi ve Lever tarafından UNISEL satış
teşkilatının devreye konduğu ve 1 Ocak 1998 tarihinden itibaren ise UNIPA tüzel
kişiliği içinde ilgili malların pazarlandığı,
- UNIPA dışında soruşturmaya tabi olan grup şirketlerinin hiçbirinin soruşturmaya
konu faaliyetinin sözkonusu olmadığı, bu nedenle de UNIPA dışındaki şirketlerin
soruşturma kapsamı dışında tutulmasına karar verilmesi gerektiği
ifade edilmektedir.
Soruşturmaya konu ilgili firmaların ürünlerinin, UNIPA tarafından pazarlanmaya
başlandığı 1 Ocak 1998 tarihinden önce de pazarlandığı ve soruşturmanın sadece
bu tarihten sonraki rekabete aykırı eylemlerle ilgili olarak değil, önceki eylemlerle
ilgili olarak da açıldığı dikkate alınarak, soruşturma kapsamı sadece UNIPA ile sınırlı
tutulmamıştır. Ayrıca yine bu tarihten önceki distribütörlük sözleşmeleri
incelendiğinde tarafların Unilever Sanayi ve Lever olduğu görülmektedir.
76 REKABET KURUMU
H.10.2. Yeniden Satış Fiyatının Belirlenmesi
H.10.2.1. Elde Edilen Bulgular
H.10.2.1.1. Distribütörün Yeniden Satış Fiyatının Belirlenmesi
Tim Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Paz. A.Ş.’nin Unisel Bölge Müdürü ile 22.01.1998
tarihinde yapılan görüşmede; bölge müdürünün görev alanı, distribütör ile uyumlu
olarak satışları artırmak amacıyla gerekli kontrolleri yapmak, personel eğitimini
sağlamak ve Unilever Sanayi ile gerekli koordinasyonu sağlamak şeklinde
tanımlanmış ve aynen
“- Unilever A.Ş.’nin distribütörlere ilettiği tavsiye fiyatlarında çok fazla
değişiklik yapma ihtiyacı duyulmadığı için, genelde distribütörlere ayrılmış
bölgeler arasında fazla talep kayması olmadığı,
- Distribütörün aylık masraflarının aylık satış tutarının %3.5-4’ünü oluşturduğu,
tavsiye fiyatlarını uygular ise satış tutarı üzerinden %6 getiri elde edebileceği, bu
nedenle distribütörün kâr elde edebilmesi için en az tavsiye fiyatı üzerinden satış
yapmak zorunda olduğu”
ifade edilmiştir.
Unisel tarafından bilgisayar ortamında distribütörlere gönderilen fiyat listeleri,
distribütörün satış noktaları ve özel satış noktalarına çeşitli vadelerde ürünleri
satabileceği fiyatları göstermektedir. Her ne kadar distribütörler ve Unisel yetkilileri
bu listelerin sadece tavsiye niteliğinde olduğunu ifade ediyorlar ise de, uygulamada
ancak bu listelere uymak suretiyle getiri sağlamak mümkündür. Bu da yüksek yatırım
maliyetleri yani sabit masraflar gözönünde bulundurulduğunda, liste fiyatlarının
uygulanmasını zorlayıcı bir unsurdur. Başka bir deyişle, distribütörlerin bu masrafları
karşılayıp kâra geçebilmeleri için tavsiye fiyatlarına uymaları gerekmektedir. Yine
kendi açıklamalarına göre ancak aşırı stoklar varsa tavsiye fiyatının altında
satabilmektedirler.
1997 yılında distribütörlerle akdedilen standart Distribütörlük Sözleşmesinin “Fiyatlar
ve Ödeme Şartları ve Sair Mali Hükümler” başlıklı bölümünde yer alan 7.5.
maddesinde,
“7.5. Distribütör, Ürünlerin Satış Noktaları ve Özel Satış Noktaları’nda
uygulanan nihai tüketiciye satış fiyatlarının UniseL tarafından verilen fiyat
listesinde tavsiye edilen tüketiciye satış fiyatları ile uyumlu olmasına
çalışacaktır.”
hükmü bulunmaktadır.
Sistemin dayandığı amaç penetrasyonu artırmak olduğuna göre, distribütörün
müşteri portföyünün ağırlıklı olarak perakende noktalardan oluşacağı açıktır.
77 REKABET KURUMU
Distribütöre bu madde ile verilen görev, perakendecinin tüketiciye satış fiyatının
Unisel tarafından gönderilen liste fiyatı ile uyumlu olmasına gayret gösterilmesi,
dolayısıyla distribütörün perakendeciye satış fiyatının da bu liste fiyatı ile uyumlu
olmasıdır. Sözleşmedeki bu hüküm, tavsiye listelerinin uygulanmasına yönelik bir
baskı unsurudur. Nitekim uygulama incelendiğinde Unisel tarafından distribütörlere
düzenli olarak bilgisayar sistemi vasıtasıyla fiyat listeleri gönderilmektedir. Bu fiyat
listelerinin son sütununda tavsiye edilen tüketici fiyatı (KDV Dahil) bulunmaktadır.
Distribütör Ayışığı Dağıtım Paz. Koll. Şti.’nde tespit edilen, Bölge Müdürünün
(Soruşturma döneminde Marmara bölgesindeki 3 distribütörün bölge müdürlüğü
görevini yürütmektedir.) isminin geçtiği “Distribütör-Bölge Müdürü İlişkileri” başlıklı
yazının;
Distribütör Sisteminin Amacı bölümünün 1 inci maddesi fiyat istikrarıdır.
Organizasyon Yapısı bölümünde ise aşağıdaki ifadeler aynen yer almaktadır:
“BÖLGE MÜDÜRÜ
ASİSTAN/SEKRETER DİSTRİBÜTÖR
S.MÜFETTİŞLERİ D.ELEMANI- MUHASEBE-OPERATÖR
*DAĞITIM ELEMANLARI, MUHASEBE, OPERATÖR İDARİ OLARAK DİSTRİBÜTÖRE,
OPERASYONEL OLARAK BÖLGE MD’NE BAĞLI.
*DİSTRİBÜTÖR SİSTEMDE TAMAMEN FİNANSÖRDÜR. ANCAK SİPARİŞ, MALIN
SATIŞ FİYATLARINA, KİME MALIN VERİLECEĞİNE KARIŞAMAZ. BU KONUDA
SORUMLULUK BÖLGE MÜDÜRÜNE AİTTİR.”
Belgeden anlaşıldığı üzere, distribütörlük sisteminin amaçlarından biri olarak fiyat
istikrarı gösterilmektedir. Burada fiyat istikrarından anlaşılması gereken, belirli bir
mal için tek fiyattır. Nitekim Gaziosmanpaşa Merkez bölgesi satış temsilcisinin
Pakdağ Bölge Müdürü ve Bölge Müfettişine gönderdiği bölge değerlendirmesi
raporunda aynen; “…Piyasaya çıkmaya başladığım ilk günden itibaren
müşterilerimle hem tanışmaya hem de sistemimizi anlatmaya başladım.
Tepkiler beklediğimden de iyiydi. %80 gibi müşteri oranım sisteme çok sıcak
bakıyordu. Özellikle tek bir fiyatın olması en çok hoşlarına giden durumdu.
İnanmayan %20’lik kesim moralimi çok da fazla bozamıyordu.” ifadesine yer
verilmiştir. Ayrıca distribütör Tim Gıda Bölge Müdürünün ifade ettiği gibi Unisel’in
distribütörlere ilettiği tavsiye fiyatlarında değişiklik yapma ihtiyacı duyulmamaktadır.
Zaten distribütörün kâr elde edebilmesi için en az tavsiye fiyatı üzerinden satış
yapmasının zorunlu olduğu yine Tim Gıda Unisel Bölge Müdürü tarafından ifade
edilmiştir. Dolayısıyla distribütörün satış fiyatı Unisel tarafından gönderilen fiyat
listeleri vasıtasıyla belirlenmektedir. Kaldı ki distribütörün kendi satış fiyatını
belirleme özgürlüğü yoktur. Çünkü yukarıdaki belgeden de anlaşıldığı gibi, bu
sistemde distribütör sadece finansör olup malın satış fiyatlarına karışamaz. Bu
konuda sorumluluk Bölge Müdürüne aittir. Ayrıca distribütörlük sistemine ait
organizasyon yapısında Bölge Müdürü Distribütörün üzerinde yer almaktadır.
78 REKABET KURUMU
1998 yılı standart distribütörlük sözleşmelerinde 1997 yılı sözleşmelerindeki 7.5.
maddesi çıkarılarak sözleşmenin “Fiyatlar ve Ödeme Şartları ve Sair Mali Hükümler”
başlıklı bölümünde yer alan 7.2. maddesinde,
“7.2. Distribütör, ürünlerin yeniden satış fiyatını serbestçe belirleyebilir.”
Ifadesine yer verilmiştir.
H.10.2.1.2. Perakendecinin Yeniden Satış Fiyatının Belirlenmesi
1997 yılı distribütörlük sözleşmesinin, tanımlar kısmında;
“1.6 Özel Satış Noktaları doğrudan UniseL ile işbu Sözleşme’den bağımsız
özel satış şartları altında Ürünler’in Distribütör’e Unilever ve Lever
tarafından satılmasını müteakip Ürünler’in kendilerine satış ve teslimatının
Distribütör tarafından gerçekleştiği ticarethaneler olup, bunlar ve
haklarında uygulanacak özel satış, fiyatlandırma ve prim sistemi ayrıca
zaman zaman UNISEL tarafından Distribütör’e yazılı olarak bildirilecektir”.
maddesi yer almaktadır
Madde metninde görüldüğü gibi, sağlayıcı tarafından belirlenen özel satış,
fiyatlandırma ve prim sistemi gibi koşullar distribütör tarafından uygulanmak
durumundadır. Bir başka deyişle, distribütörün bu noktalara uygulayacağı fiyat ve
diğer satış koşulları sağlayıcı tarafından belirlenmektedir.
Distribütör ile S.Market arasında (8 hafta) süre için akdedilen 09.02.1998 tarihli
S.Market “Yeni Yıl Kampanyası” Katılım Sözleşmesi metninin 6-Vade bölümünde,
“UniseL ürünlerinin karşılığı ödemelere uygulanan vadeler UniseL
tarafından SM’e yazılı olarak verilir. UniseL, gerekli gördüğü durumlarda
vade sürelerini azaltabilir veya artırabilir…”,
12- Satış Şartları-Raf Fiyatları bölümünde,
“SM, UniseL ürünlerini, UniseL tarafından belirlenen ve kendisine
S.Temsilcisi tarafından bildirilen fiyattan satar. SM bu fiyatların altında
satış yapamaz. SM’e raf fiyatlarına yansıtılmak üzere mal fazlası veya fatura
altı iskonto verebileceği gibi fiyata yansıtılmak üzere kendisinden hizmet
faturası da alınabilir. Bu durumda SM kendisine bu şekilde verilen avantajı
aynen raf fiyatlarına yansıtacaktır.”
ifadeleri bulunmaktadır.
Sözkonusu maddeden vade koşulları ve raf fiyatlarının Unisel tarafından belirlendiği
anlaşılmaktadır.
Distribütör Pakdağ Gıda ile İstif Gıda’nın 01.01.1997 tarihinden itibaren 2 (iki) yıl
süre için akdetmiş olduğu ÖMM Sözleşmesinde;
79 REKABET KURUMU
“6. VADE
UniseL ürünlerinin karşılığı ödemelere uygulanan vadeler UniseL
tarafından belirlenir ve DİSTRİBÜTÖR’ün satış temsilcisi tarafından
ÖMM’ne yazılı olarak verilir. UniseL, gerekli gördüğü durumlarda vade
sürelerini azaltabilir veya artırabilir. ÖMM, UniseL tarafından belirlenen bu
vade sürelerine bir itirazda bulunmayacağını peşinen kabul ve taahhüt
eder… Erken ödeme iskontosu ve gecikme faizi oranları UniseL tarafından
belirlenerek DİSTRİBÜTÖR’e bildirilmektedir. UniseL, erken ödeme
iskontosu oranı ile gecikme faizi oranını farklı olarak tespit edebilir.
DİSTRİBÜTÖR, bu oranlar dışında bir oran uygulayamaz. ÖMM, UniseL
tarafından belirlenen bu oranlara uymayı ve herhangi bir itirazda
bulunmamayı peşinen kabul ve taahhüt eder.
12. SATIŞ ŞARTLARI –RAF FİYATLARI :
ÖMM, UniseL ürünlerini UniseL tarafından belirlenen ve Distribütör tarafından
kendisine bildirilen fiyattan satar. ÖMM, bu fiyatların altında satış yapamaz.
ÖMM’ne raf fiyatlarına yansıtılmak üzere mal fazlası veya fatura altı iskonto
verilebileceği gibi fiyata yansıtılmak üzere kendisinden hizmet faturası da
alınabilir. Bu durumda ÖMM, kendisine bu şekilde verilen avantajı aynen raf
fiyatlarına yansıtacaktır.
…
ÖMM’nin bu maddede belirtildiği şekilde belirlenen raf fiyatlarının altında
satış yapması halinde DİSTRİBÜTÖR işbu sözleşmeyi derhal feshedebilir.”
hükümleri yer almaktadır.
Dolayısıyla Distribütörün ÖMM’ye uygulayacağı vade, iskonto gibi satış koşulları ve
raf fiyatları Unisel tarafından belirlenmektedir. Sözkonusu hükme uyulmamasının
yaptırımı sözleşmenin feshidir.
01.01.1998 tarihinden itibaren iki yıl için geçerli ÖMM sözleşmesinde ise, sadece
vade koşullarının Unisel tarafından belirlenmesi sözkonusudur.
16.05.1997 tarih ve Beğendik & Unisel Geliştirme Toplantısı-1 başlıklı yazının
Fiyat İstikrarı bölümünde aşağıdaki ifadeler yer almaktadır:
“UniseL sistemi ile büyük ilerleme kaydedilmesine rağmen gidilecek yol var.
KA(Key Account) noktaların yanında ÖMM noktalarındaki fiyatlar da problem
yaratabiliyor. Aksiyon: ÖMM fiyatları yakın takip edilerek fiyat istikrarına uymaları
temin edilecek.”
H.10.2.1.3. Zincir Marketlerin Yeniden Satış Fiyatının Belirlenmesi
Zincir marketlerden (Key Account)’lardan Sorumlu Müdür tarafından 30.10.1997
tarihinde gönderilen İngilizce cc-mail’in bir bölümünde özetle; Carrefour ile yaşanan
fiyat problemlerinden bahsedilmektedir. OMO 4 kglık üründe promosyon yapıldığı,
80 REKABET KURUMU
bunun sonucunda Carrefour’a minimum raf fiyatı (the cheapest shelf price) artı
tüketiciye bir hediye teklif edildiği ve Carrefour’dan Unilever’in bir önceki fabrika
fiyatının (ex-factory price) altında satmasının istenmediği ifade edilmiş, fakat bu
gerçekleşmeyince sözkonusu üründe sevkiyatın kesildiği belirtilmiştir. Ayrıca
Carrefour’un diğer ürünlerde de kendilerinin haberi olmadan fabrika fiyatının altında
sattığı ifade edilmektedir.
10.07.1996 tarihinde Metro yetkilisinden Key Account’lardan Sorumlu Müdüre
gönderilen yazıda aşağıdaki ifadelere yer verilmiştir:
“Daha önce tarafınıza piyasada yayınlanan aksiyon dergilerinde 97 endex
mantığının uygulanamadığını, bu baskının sadece Metro üzerinde
oluşturulmaya çalışıldığını, Metro’nun aksiyon dönemlerinde sizin tavsiye
fiyatlarına uyduğu takdirde tüketiciye hitap eden marketlerden bile daha
pahalı kaldığını ve bu tür problemlerin devam etmesi halinde Metro’nun
tavsiye ettiğiniz aksiyon fiyatlarına uymayacağını yazılı olarak bildirmiştik.
Fakat bu tepkimizi sizlere ilettiğimiz tarihten bu yana, piyasadaki aksiyon
fiyatlarının daha düşük yapılmaya başlandığını gördük. Öyle ki başka
herhangi bir yerle aynı anda aksiyona girmek istemememize rağmen bu
yapılmakta ve toptancı market olmamıza rağmen Metro fiyatları her zaman
için diğer yerlerin üzerinde kalmaktadır. Bu olaylar bizi müşterilerimiz
karşısında komik duruma düşürdüğü gibi tatmin edici bir satış yapmamıza
da engel olmaktadır. Ekteki aksiyon fiyatlarını inceleyerek, Metropost
tavsiye fiyatlarının daha gerçekçi bir şekilde oluşturulmasını ve acilen
tarafıma bilgi verilmesini rica ederim.”
27.05.1996 tarihinde yine aynı Metro yetkilisinden Key Account’lardan Sorumlu
Müdüre gönderilen yazıda aşağıdaki ifadeler bulunmaktadır:
“31/05/96-13/06/96 tarihleri arasında 11. Metropost’ta yer alan 3 kg
Omomatik Color adlı ürün, firmanız tarafından tavsiye edilen ve 97 endex
mantığını içeren 593.990+KDV fiyattan basılmıştır. Fakat, aynı sürelerle
çakışan 23/05/96-05/06/96 tarihli Migroskop’ta adı geçen ürün
552.173+KDV’den çıkmıştır. (90 Endex) Tüketiciye hitap eden bir marketin
bile, Metropost fiyatından daha ucuza bu ürünü satması Metropost’taki 97
endex baskısının sadece Metro’ya uygulandığı inancını doğurmuştur. Bu
probleme bir çözüm bulunana kadar Metro Omomatik Color grubunu
raflarında sergilemeyecek ve Metropostlarda da tavsiye fiyatlarına
uymayacaktır.”
Yukarıdaki belgelerden, Unilever tarafından gönderilen tavsiye fiyatlarına uyulması
için Metro üzerinde baskı oluşturulduğu anlaşılmaktadır. Sözkonusu belgelerden de
görüldüğü üzere, her ne kadar adı “tavsiye” de olsa gerçekte uyulması konusunda
baskı oluşturulan fiyat listeleri gönderilmektedir.
Sonuç olarak, yukarıdaki bilgi ve belgeler ışığında; Unisel’in (UNİPA), distribütörden
nihai tüketiciye kadar giden aşamalarda fiyat, vade gibi satış koşullarını kontrol ettiği
81 REKABET KURUMU
ve bu aşamaların her birinde kendisinin belirlediği fiyatın oluşmasına çalıştığı
anlaşılmaktadır.
H.10.2.2. Yeniden Satış Fiyatının Belirlenmesine Yönelik Savunmaları ve Bu
Savunmalara İlişkin Değerlendirmeler
Unilever Grubunun savunmalarında bu konuya ilişkin özetle;
- 1997 yılı distribütörlük sözleşmelerinin 1.6. ve 7.5. maddelerinde hiçbir surette
distribütörlere nihai tüketiciye satış fiyatını belirlemeleri yönünde emredici bir
hüküm bulunmadığı, sözkonusu fiyatların bağlayıcılığı olmayan tavsiye fiyatı
olduğu, ayrıca distribütörlerinin bu yöndeki bir eylem veya teşebbüsüne ilişkin
tespitte bulunulmadığı, sözleşmenin amacının tek elden dağıtım sistemine uygun
olarak tarafların karşılıklı hak ve sorumluluklarının belirlenmesinden ibaret
olduğu,
- soruşturma kapsamında yeniden satış fiyatının belirlendiği yönünde hiçbir fiili
tespit ve bulgunun olmadığı, aksine iddianın tersini ispat eden AC Nielsen ZET
raporları, distribütör faturaları ve bilgisayar sistemi gibi delillerin mevcut olduğu,
- distribütörlerin perakende satış noktaları ile imzaladıkları ÖMM ve SM
sözleşmelerinde kendilerinin taraf olmadığı, bu sözleşmelerin kendilerini
bağlamadığı ve bu sözleşmeler şirket tarafından verilmediğinden aleyhlerine delil
olarak kullanılamayacağı, ayrıca SM sözleşmelerinin yapısı, amacı, uygulama
alanı ve süresi dikkate alındığında genel bir uygulamayı ortaya koyabilecek
nitelikte olmadığı, diğer taraftan AC Nielsen ZET raporlarına göre fiyatların son
derece değişken olduğunun görüldüğü, nitekim 1998 yılından itibaren ÖMM
sözleşmelerinin Rekabet Hukukuna uygun hale getirildiği,
- Unisel Genel Müdürü imzalı ve 12.12.1997 tarihli ve distribütörlere elden, imza
karşılığı tebliğ edilen yazının tarafları bağladığı, dolayısıyla distribütörlük
sözleşmesine “Ek Sözleşme” niteliği taşıdığı, ayrıca sözkonusu yazının
distribütörlerine fiyat serbestisi yönünde bir hatırlatma niteliğinde olduğu,
- Key Account’lardan Sorumlu Müdür tarafından gönderilen 30.10.1997 tarihli cc-
mail’deki ifadelerin tamamının dikkate alınmadığı, metnin bütününden Unilever’in
Carrefour’a fiyat empozisyonunda bulunması bir yana, aksine karşı tarafın raflara
girebilme, kendilerine uygulanacak fiyat, satış koşulları gibi konularda satış
gücünü baskı aracı olarak kullandığının anlaşılabileceği, Raportörlerin fiili
tespitte bulunmadıkları, Carrefour’un fabrika fiyatlarının altında satış
yapabildiğini metnin açıkça ortaya koyduğu, ayrıca şirket yetkililerinin imzasını
ya da el yazılarını taşımayan bu belgenin delil olarak kabul edilemeyeceği,
- 16.05.1997 tarihli Beğendik & Unisel Geliştirme Toplantısı-1 başlıklı yazının,
üzerinde imza bulunmayan ve kimin tarafından yazıldığı belli olmayan bir yazı
olduğu ve böyle bir yazının hiçbir şekilde ÖMM noktalarında satış fiyatlarını
Firmanın belirlediği şeklindeki hiçbir tespit ve fiili duruma dayanmayan bir
iddiaya dayanak olamayacağı ve şirket yetkililerinin imzasını ya da el yazılarını
taşımayan bu belgenin delil olarak kabul edilemeyeceği
ifade edilmektedir.
82 REKABET KURUMU
1997 yılı distribütörlük sözleşmelerinin 1.6. ve 7.5. maddelerinde tüketici satış
fiyatının belirlenmesine yönelik düzenleme sözkonusudur. Ayrıca SM ve ÖMM
sözleşmeleri ile birlikte değerlendirildiğinde, Unilever Grubunun tüketici satış
fiyatının belirlenmesi yönünde çaba içerisinde olduğu açıktır.
Yeniden satış fiyatının belirlenmesine yönelik herhangi bir fiili tespitte bulunulmadığı
yönündeki iddiaya ilişkin olarak; Kararın H.4. başlık numaralı bölümünde ifade
edildiği üzere, burada önemli olan bir anlaşmanın hükümlerinin rekabete aykırı
olması durumunda o anlaşmanın yasaklanması için bu durumun yeterli olduğudur.
Nitekim 1997 yılı distribütörlük sözleşmesinde ve ilgili ÖMM ve SM sözleşmelerinde
yeniden satış fiyatını belirleyen açık hükümler bulunması amacın rekabetin
kısıtlanması olduğunu ortaya koymaktadır.
Diğer taraftan, sözlü savunma toplantısında sunulan noter onaylı distribütör
beyanlarında distribütörlere fiyat konusunda Unilever’in herhangi bir baskı
yapmadığı hususu, yukarıdaki belge ve bulgular dikkate alındığında gerçeği
yansıtmamaktadır.
Her ne kadar SM ve ÖMM sözleşmelerine taraf olmasa da ilgili sözleşmelerin
maddelerinden SM ve ÖMM’nin satış fiyatlarının Unisel tarafından belirlendiği açıktır.
AC Nielsen ZET raporlarına göre perakende satış noktalarındaki fiyatlar farklılıklar
gösterse de bu durum Unilever’in distribütörlerinin ve ÖMM’lerin satış fiyatlarını
belirleme yani rekabeti kısıtlama çabası içinde olmadığını göstermemektedir. Hem
1997 yılı distribütörlük sözleşmelerinden hem de bazı ÖMM anlaşmalarından
sözkonusu rekabeti kısıtlama amacı ortaya çıkmaktadır. Kaldı ki, diğer belge ve
bilgilerden rekabeti kısıtlama amacı olduğu görülmektedir.
Savunmada 1998 yılından itibaren ÖMM sözleşmelerinin Rekabet Hukukuna uygun
hale getirildiğinin iddia edilmesine rağmen yapılan yerinde incelemeler esnasında
1997 yılında iki yıllığına akdedilmiş ve 1999 yılında da geçerli olan ÖMM sözleşmesi
tespit edilmiştir.
Unisel Genel Müdür'ü imzasıyla distribütörlere gönderilen yazının “Ek Sözleşme”
olduğu iddiasına karşılık, yazının düzenlenişinden ve hitap şeklinden bir
bilgilendirme olduğu anlaşılmaktadır. Unisel Genel Müdürünün talimatına rağmen
uygulamanın fiyat tespiti şeklinde olduğuna dair belge ve bulgular bulunmaktadır.
Key Accountlar’dan Sorumlu Müdürün cc-mailinin Rekabet Hukuku ile ilgili bölümleri
dikkate alındığında, ilgili alıntılarda açıkça yaptırımı da uygulanmış rekabet ihlali
görülmektedir. Belgede Carrefour’dan minimum raf fiyatının altında satmamasının
istendiği, başlangıçta Carrefour’un da bunu onayladığı, ardından bu mutabakata
uymayarak sözkonusu fiyatın altında satması üzerine sevkiyatın durdurulduğu,
ayrıca Carrefour’un diğer ürünlerde de Firmanın haberi olmadan belirlenmiş fiyatın
altında sattığı ifade edilmektedir. Buradaki rekabet ihlali, Carrefour’un satış fiyatının
Teşebbüs tarafından belirlenmesi ve uyulmadığı zaman yaptırım olarak mal
sevkiyatının durdurulmasıdır.
83 REKABET KURUMU
Belgede ne anlama geldiği şüpheli olan bu ifadeleri açıklığa kavuşturmak için fiili
tespitte bulunulmadığı itirazı yerinde değildir. Belgeden açıkça fiili uygulamanın
zincir markete mal sevkiyatının durdurulması şeklinde olduğu anlaşılmaktadır.
Öte yandan savunmada, belgedeki ifadelerin Carrefour'un fabrika fiyatlarının altında
satış yapabildiğini ortaya koyduğu belirtilmektedir. Esasen olması gereken,
Carrefour'un başkalarının müdahalesi olmadan istediği fiyattan satış yapabilmesidir.
Savunmada ileri sürülen Carrefour’un istediği fiyattan satabildiği, dolayısıyla
Firmanın fiyat empozesinde bulunmadığı savı yerinde değildir. Çünkü belgeden,
Carrefour buna uymadığı için rahatsızlık duyulduğu anlaşılmaktadır.
16.05.1997 tarihli “Beğendik & Unisel Geliştirme Toplantısı-1” başlıklı belge, deterjan
grubundan katılımcıların isimlerinin tek tek yazıldığı toplantı tutanağıdır. Katılımcılar
arasında Unisel Ankara Bölgeler Müdürlüğünde Zincir Marketler Deterjan Sorumlusu
(KAM Det.) ve Unisel merkez ofisi görevlisi bulunmaktadır. Dolayısıyla sözkonusu
toplantı tutanağında kimlerin katıldığı ve katılanların bir kısmının firma personeli
olduğu açıktır. Ayrıca ilgili belge de, diğer belgeleri destekleyici nitelikte olup,
Teşebbüsün ÖMM noktalarındaki satış fiyatlarını belirlediği tespitine dayanak teşkil
etmektedir. Şöyle ki, bazı ÖMM sözleşmelerinde satış noktalarındaki fiyatların Unisel
tarafından belirlendiğini ifade eden açık hükümler bulunmaktadır.
H.10.3. Sözleşmenin 3.1. Maddesi
Sözleşmenin 3.1 maddesinde;
“kural olarak siparişler doğrudan distribütör tarafından verilip ürünlerin teslimatı
Unilever ve/veya Lever tarafından depoya yapılacak ise de bazı hallerde distribütör
namına Unilever ve Lever’in satış noktaları veya özel satış noktalarından doğrudan
kendi imkanları ile sipariş almasını ve bu siparişler karşılığında Unilever ve/veya
Lever tarafından doğrudan satış noktaları ve özel satış noktalarına teslimat
yapılmasına muvafakat ettiğini ve yapılan teslimatların kendisi adına yapılmış
olduğunu distribütör kabul etmiştir.”
ifadesi yer almaktadır. Yeni distribütörlük sözleşmesinin 3.1 maddesinde de genel
itibarla aynı ifadelere yer verilmiştir.
Raportör görüşünde; sözleşmenin ilgili maddesi ile distribütörün müşteri seçiminin
kısıtlandığı belirtilmiş, buna karşılık savunmada, sözleşme maddesinin sipariş
sisteminde kısıtlama getirmediği, sipariş almada aksaklık olduğunda bu aksaklığın
giderilmesinin amaçlandığı, distribütörün sipariş almadan imtina etmesini önlemek
amacıyla bu maddenin düzenlendiği ileri sürülmüştür.
Teşebbüsün de savunması dikkate alındığında, anılan işlemleri satış artırıcı nitelikte
çabalar olarak kabul etmek mümkün olduğundan, eski ve yeni distribütörlük
sözleşmelerinde yer alan 3.1 maddesi hükmünü 1997/3 sayılı Tebliğ kapsamında
değerlendendirmek gerekmektedir.
84 REKABET KURUMU
I- GEREKÇE VE HUKUKİ DAYANAĞI
4054 sayılı Rekabetin Korunması hakkında Kanun’un 4’üncü maddesi, amacı veya
etkisi rekabeti engelleme, sınırlama veya bozma olan teşebbüsler arası anlaşmalara,
uyumlu eylemlere ve işletme birliklerinin kararlarına karşı genel bir yasaklama
getirmektedir. Bu hüküm, bütün işletmeler arası anlaşma, karar ve uyumlu eylemlere
geniş bir şekilde uygulanmakta olup temel amacı, her bir işletmenin kendi ticari
politikalarını ve piyasadaki faaliyetlerini tek başına, diğerlerinden bağımsız olarak
belirlemesidir.
Rekabet Hukuku anlamında sözleşmeler ve uygulamaları bir anlaşmalar bütünü
olarak kabul edilmektedir. Rekabet Hukuku açısından anlaşma kavramı geniş
kapsamlı olup, bir anlaşmanın yazılı ya da sözlü, hatta geçerli olmasının önemi
bulunmamaktadır. Önemli olan husus; tarafların bu anlaşmayla kendilerini bağlı
hissetmeleri, belli bir konu üzerinde mutabakata varmalarıdır. 4054 sayılı Kanun’un 4
üncü maddesinde rekabeti sınırlayıcı anlaşmalara getirilen yasaklama çerçevesinde
soruşturma kapsamında teşebbüslerin distribütörleri (bayileri) ile yapmış oldukları
sözleşmeler ve bu sözleşmelerin uygulamaları incelenmiştir. Dolayısıyla
soruşturmaya konu teşebbüslerle distribütörlerinin akdettikleri sözleşmeler, bu
sözleşmelere dayanılarak distribütörlerle perakende satış noktaları (süpermarket,
market gibi) arasında akdedilen sözleşmeler (SM, ÖMM gibi) ya da teşebbüslerin
doğrudan mal verdiği zincir marketlerle yaptığı yazılı yahut sözlü anlaşmalar ve tüm
uygulamalar bir “anlaşmalar bütünü”dür.
4054 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesinde yasaklanan karar ve eylemlere verilen
örnekler arasında, (a) bendinde “Mal veya hizmetlerin alım ya da satım fiyatının,
fiyatı oluşturan maliyet, kâr gibi unsurlar ile her türlü alım yahut satım şartlarının
tespit edilmesi” ve (b) bendinde “Mal veya hizmet piyasalarının bölüşülmesi ile her
türlü piyasa kaynaklarının veya unsurlarının paylaşılması ya da kontrolü”
sayılmaktadır. Haklarında soruşturma yürütülen teşebbüslerin distribütörlük
sözleşmeleri ya da uygulamaları, yeniden satış fiyatının belirlenmesi ve/veya pasif
satışların engellenmesi yoluyla Kanun’un 4 üncü maddesinin (a) ve/veya (b)
bentlerini ihlal etmektedir.
Öncelikle ifade etmek gerekir ki, bu dosyada incelenmiş bulunan distribütörlük
sistemi çağdaş, tüketicinin yararına bir sistemdir. Distribütörlük sisteminde
dağıtıcılara münhasır bölge verilmektedir. Bu yönü ile distribütörler başka
dağıtıcıların rekabetinden korunmakta, kendilerine tahsis edilen bölgede satış ve
pazarlama faaliyetlerine yoğunlaşabilmekte, bölge içinde daha çok noktaya
ulaşabilmekte, dolayısıyla dağıtım kanalları rasyonelleşmektedir. Distribütör,
anlaşma konusu ürünlerin özelliğini gözönünde bulundurarak depo ve depolama
sistemi hazırlamakta, iş hacmi doğrultusunda araç, personel ve bilgisayar yatırımı
yapmaktadır. Bu yatırımlar sonucunda ürün tüketiciye daha hızlı ulaşmakta,
dolayısıyla zamandan büyük tasarruf sağlanmakta, satış artmakta ve dağıtım daha
rasyonel gerçekleşmektedir. Distribütörler perakende satış noktalarına düzenli
ziyaretler yapmaktadırlar. Bu ziyaretler esnasında satışları biten malın yenisi
85 REKABET KURUMU
verilmekte, raf süresi geçen mal değiştirilmekte, dolayısıyla hizmetin kalitesi
artmaktadır. Sistemin bu şekilde işleyişi, tüketicinin talebinin zamanında
karşılanabilmesine, gereksiz stok bulundurulmamasına ve tedarik zinciri
planlamasında tahmin edilebilir tüketici talebine göre hammadde alımından
başlayarak üretim planlamasının daha etkin yapılabilmesine neden olmakta ve tüm
bunların sonucunda maliyetler düşmekte ve gelirin artmasıyla birlikte yatırımlar da
artmaktadır.
Distribütörlük sistemiyle tüketicinin de yararlandığı sonuçlar oluşmaktadır. Ürün ve
ürünlerin raf ömürleri açısından üretimden tüketicinin eline ulaşıncaya kadar geçen
aşamaların önemi büyüktür. Sözkonusu sistemde; depo, araç, bilgisayar, personel
yatırımları sonucunda mallar tüketiciye daha sağlıklı koşullarda ve hızlı bir şekilde
ulaşmaktadır. Ayrıca sistemin amaçlarından birisinin tüm ürün çeşitlerinin bölgede
mümkün olan en çok satış noktasına ulaşmasını sağlamak yani penetrasyonu
artırmak olduğu dikkate alındığında tüketicinin tüm ürün çeşitlerine ulaşması
kolaylaşmaktadır.
Ancak distribütörlük sistemi işlerken Rekabet kurallarının da mutlaka gözönünde
bulundurulması gerekmektedir. Yeniden satış fiyatının belirlenmesi ve pasif
satışların engellenmesi dikey anlaşmalar yoluyla gerçekleştirilen en ağır rekabet
ihlalleridir. Ayrıca teşebbüsler arasında fiyatın belirlenmesi dikey-yatay anlaşma
ayırımı yapılmaksızın 4054 sayılı Kanun’a aykırıdır, ancak ülke koşulları dikkate
alındığında, tavsiye fiyatının bildirilmesi makul ve mümkün görülebilecektir.
Soruşturma kapsamındaki sözleşmelerin yeniden satış fiyatının belirlenmesine
yönelik hükümleri ve bu konudaki uygulamaların olumsuz yanı; sistemde hem
distribütörlerin satış fiyatının hem de perakende satış noktaları fiyatlarının gerek
sözleşmeler, gerekse uygulamalar yoluyla belirlenerek marka içi fiyat rekabetinden
kaçınılmasıdır.
1997/3 sayılı Grup Muafiyeti Tebliği’nin 3 üncü maddesi ile grup muafiyeti
kapsamına giren yükümlülükler arasında “anlaşmada belirlenen bölge dışında
anlaşma konusu mallarla ilgili olarak müşteri aramama, şube açmama ve dağıtım
deposu kurmama” yükümlülüğü de yer almaktadır. Ancak, bu yükümlülük aktif ve
pasif satış ayrımına dayanmaktadır. Tek elden dağıtıcının bölge dışında satış
yapmaya yönelik aktif faaliyetleri sınırlanabilir; bölge dışından gelen talepleri
karşılaması engellenemez. Bir başka deyişle, tek elden dağıtıcı üzerine bölge
dışında müşteri aramama, dağıtım deposu kurmama, şube açmama yükümlülükleri
(aktif satışlar) getirilebilir; ancak talep üzerine satış yapması (pasif satışlar)
konusunda sınırlama getirilemez. Tek dağıtıcı ile bölge dışına satış yapılmayacağı
konusunda anlaşılması ya da pratikte bölge dışına satışın engellenmesi, tek
dağıtıcılara kendilerine tahsis edilen bölgede mutlak koruma sağlar. Bu durumda
marka içi rekabet tamamen ortadan kalkmış olacağından, bu tür hükümler taşıyan
anlaşmalar grup muafiyeti dışındadır. Dolayısıyla, pasif satışların engellenmesi ya
da bu uygulamaya ilişkin hükümler 4054 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesi ile hukuka
aykırı bulunup yasaklanan ve aynı maddenin ikinci fıkrasında sıralanan hallerden
“Mal veya hizmet piyasalarının bölüşülmesi ile her türlü piyasa kaynaklarının veya
86 REKABET KURUMU
unsurlarının paylaşılması ya da kontrolü” şeklindeki (b) bendine uygunluk
göstermektedir.
Bir anlaşmada, rekabeti sınırlama amacı açıksa, anlaşmanın kendisi veya en
azından rekabeti bozucu hükümleri, “per se” bir rekabet ihlali oluşturur. Bu durumda
anlaşmanın rekabet üzerindeki etkilerinin incelenmesine gerek yoktur. Rekabeti
bozucu nitelikte olan anlaşmalar, tarafların kendi bağımsız rekabetçi faaliyetlerini
ortak çıkarlar adına gözden çıkardıkları bir yapısal çerçeve yaratır. Bu sebepten
dolayı, sadece rekabete aykırı bir anlaşmaya taraf olmak, anlaşma etkilerini
gerçekleştirmemiş olsa dahi yasaktır.
İstanbul Gıda Toptancıları Derneği bünyesinde bulunan toptancılar Rami’de faaliyet
göstermektedir. Rami piyasası distribütörlük sistemlerinden farklılık arz etmektedir.
Distribütörlük sistemleri disipline bir sistem iken, Rami piyasası, kendine göre
kuralları olan, toptan ve perakende ticaret ile uğraşan kesimle çalışan, talep olunan
malların bazen toptancının araçlarıyla dağıtıldığı, bazen de toptancı/perakendecinin
gelip sipariş ettiği malı kendisinin götürdüğü bir piyasadır. Münhasır bölge ayırımı
olmadığı için Rami piyasası İstanbul piyasasına satış yapabildiği gibi İstanbul dışına
da satış yapabilmektedir. Distribütörlük sistemi gibi disipline bir sisteme sahip
olmayan Rami piyasası anılan özellikleri sebebiyle çalışma esasları yukarıdaki
bölümlerde anlatılan distribütörlük sistemini bozabilecek özelliklere sahiptir. Rami
piyasası sağlayıcı firmaların dağıtım zincirlerine dahil değildir. Rami toptancılarının
ayrım yapılmaksızın ülkenin her yerine satış yapabilmesi nedeniyle; distribütörlük
sistemindeki bölge tahsisi unsuru ortadan kalkmaktadır. Distribütörlük
anlaşmalarının ana özelliği, bölge tahsisi ve sağlayıcının o bölgede sadece
distribütöre mal vereceği taahhüdüdür. O bölgede bulunan bir toptancıya ya da tüm
Türkiye’ye aktif satış yapan Rami toptancılarına mal verilmesi, sağlayıcının o
bölgede sadece distribütöre mal satacağı taahhüdünün ihlal edilmesi anlamına
gelmektedir. Ayrıca distribütöre 1997/3 sayılı Tebliğ ile aktif satış yapmama
yükümlülüğü getirildiği ve bu yükümlülüğün amacının distribütörün bölgesinde satışa
odaklanması olduğu gözönünde bulundurulduğunda; sisteme dahil olan distribütöre
getirilen bölge dışına aktif satış yapmama yükümlülüğü toptancı için evleviyetle
geçerli olmalıdır.
1997/3 sayılı Tebliğ ile, distribütörlük sisteminin getirmiş olduğu yararlar gözönünde
bulundurularak tek elden dağıtım anlaşmaları grup muafiyeti kapsamına alınmıştır.
Toptancılık müessesesinin, distribütörlük sisteminin 1997/3 sayılı Tebliğle beklenen
perakende sektöründeki yararlarını ortadan kaldırması, dolayısıyla sistemin
bütününü bozması nedeniyle toptancılara mal verilmemesi, 4054 sayılı Kanun’un 4
üncü maddesinin (d) bendi anlamında rekabet ihlali niteliği taşımamaktadır.
Bildirimde bulunmama eyleminin cezalandırılması için öncelikle sözleşmede
Kanun’un 4 üncü maddesi ile çelişen ve grup muafiyeti tebliğleri kapsamında
olmayan ihlaller taşıması gerekmektedir. İkinci koşul ise, sözleşmenin zamanında
bildirilmemiş olmasıdır. Bu soruşturmada ikinci koşul yerine getirilmemiştir. Kanun’un
bildirimde bulunmaktan beklediği amaç, anlaşmalardan haberdar olunmasıdır.
Burada bildirim süresi dolmadan soruşturma açılmış ve bildirimden beklenen fayda
87 REKABET KURUMU
soruşturma yoluyla zaten sağlanmıştır. Ayrıca sözleşme bildirilmiş olsaydı dahi,
ihlallerden dolayı 4054 sayılı Kanun'un 16 ncı maddesinin ikinci fıkrasına göre ceza
tatbiki gündeme gelecekti. Bu itibarla, bildirim süresi içinde soruşturma açılmış
olması ve Kurum’un sözü edilen anlaşmalara ıttıla kesbetmesi dolayısıyla ayrıca
bildirimde bulunmama cezası verilmesine gerek bulunmamaktadır.
Yukarıda yer verilen değerlendirmeler ışığında;
- Benckiser Temizlik Malzemesi Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin yeniden satış fiyatını
belirlediği,
- Sezginler Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin yeniden satış fiyatını belirlediği ve
pasif satışları engellediği,
- Ülker Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin pasif satışları engellediği,
- Besler Gıda ve Kimya Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin yeniden satış fiyatını belirlediği
ve pasif satışları engellediği,
- Eczacıbaşı Procter & Gamble Dağıtım ve Satış A.Ş.’nin yeniden satış fiyatını
belirlediği,
- Marsa Kraft Jacobs Suchard Sabancı Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin yeniden
satış fiyatını belirlediği ve pasif satışları engellediği,
- Unilever Sanayi ve Ticaret Türk A.Ş. ile LeverElida Temizlik ve Kişisel Bakım
Ürünleri Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin yeniden satış fiyatını belirlediği,
- Yukarıda zikredilen eylemlerin, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında
Kanun’un “Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar” başlıklı 4 üncü
maddesinin;
“Belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti
engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut
doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve
teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemleri hukuka aykırı ve yasaktır.” şeklindeki
genel hükmünü ve özellikle de;
“Mal veya hizmetlerin alım ya da satım fiyatının, fiyatı oluşturan maliyet, kâr
gibi unsurlar ile her türlü alım yahut satım şartlarının tespit edilmesi,” hükmünü
içeren (a) bendini ve
“Mal veya hizmet piyasalarının bölüşülmesi ile her türlü piyasa kaynaklarının
veya unsurlarının paylaşılması ya da kontrolü,” hükmünü içeren (b) bendini açıkça
ihlal eder nitelikli olduğu,
88 REKABET KURUMU
- Bu nedenlerden dolayı, Benckiser Temizlik Malzemesi Sanayi ve Ticaret A.Ş.,
Sezginler Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş., Ülker Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş., Besler
Gıda ve Kimya Sanayi ve Ticaret A.Ş., Eczacıbaşı Procter & Gamble Dağıtım ve
Satış A.Ş., Marsa Kraft Jacobs Suchard Sabancı Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.,
Unilever Sanayi ve Ticaret Türk A.Ş. ile LeverElida Temizlik ve Kişisel Bakım
Ürünleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. teşebbüslerinin 4054 sayılı Rekabetin Korunması
hakkında Kanun’un 16 ncı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca cezalandırılmaları
gerektiği,
görüşüne ulaşılmıştır.
J- SONUÇ
Açıklanan nedenlerle:
1) Soruşturma kapsamındaki teşebbüslerden;
A) Benckiser Temizlik Malzemesi Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin,
I) a) Sezginler Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile akdetmiş olduğu distribütörlük
sözleşmesinde yer alan ve soruşturma döneminde tespit edilen
uygulamaların; “piyasada uygulanacak satış fiyatlarının belirlenmesinin
Benckiser’e ait olduğu” hükmü bakımından ve “sabit fiyat” uygulaması
bakımından ihlalin var olduğuna ve bu yönüyle ihlalin 4054 sayılı Kanun’un 16
ncı maddesinin son fıkrası anlamında “açık ihlal” olduğuna; Kurul Üyeleri Prof.
Dr. M. Tamer MÜFTÜOĞLU, Mehmet Zeki UZUN, Nejdet KARACEHENNEM,
Mustafa PARLAK ve Kubilay ATASAYAR’ın belirtilen hususun “açık ihlal”
sayılamayacağı, dolayısıyla para cezası uygulanmasına gerek olmadığı;
ayrıca Kurul Üyesi Mehmet Zeki UZUN’un her ne kadar sözleşmenin 12 nci
maddesinde açıkça rekabet ihlali tarzında sözcük bulunsa bile bildirilmiş
olması ve 1997/3 sayılı Tebliğ kapsamında grup muafiyeti kararı alınmış
olması nedeniyle ceza tatbikine mahal olmadığı şeklindeki karşı oyları ile,
OYÇOKLUĞU ile,
b) Bu nedenle, 4054 sayılı Kanun’un 16 ncı maddesinin 2 nci fıkrası uyarınca
Benckiser Temizlik Malzemesi Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ne para cezası
uygulanması gerektiğine Kurul Üyeleri Prof. Dr. M. Tamer MÜFTÜOĞLU,
Mehmet Zeki UZUN, Nejdet KARACEHENNEM, Mustafa PARLAK ve Kubilay
ATASAYAR’ın karşı oyları ile, OYÇOKLUĞU ile,
II) Benckiser Temizlik Malzemesi Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından piyasada
faaliyet gösteren toptancıların piyasa dışına çıkartılmak istendiği ve bu yönde
eylemlerde bulunulduğu iddiasına ilişkin olarak; bu eylemlerin ihlal niteliği
taşımadığına; Kurul Üyeleri Dr. Kemal EROL, Sadık KUTLU, İsmet CANTÜRK
ve Müfit SONBAY’ın kaşeleme eyleminin varlığı ve sözlü savunma
89 REKABET KURUMU
toplantısındaki kendi ifadeleri nedeniyle, ihlalin varlığı yönünde karar almanın
uygun olduğu şeklindeki karşı oyları ile, OYÇOKLUĞU ile;
B) Sezginler Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin,
I) Distribütörlerinin satış fiyatlarını belirlediği yönündeki tespitler bakımından,
ihlalin var olduğuna ve bu nedenle 4054 sayılı Kanun’un 16 ncı maddesinin 2
nci fıkrası uyarınca Sezginler Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ne para cezası
uygulanması gerektiğine Kurul Üyeleri Prof. Dr. M. Tamer MÜFTÜOĞLU,
Mustafa PARLAK ve Kubilay ATASAYAR’ın karşı oyları ile, OYÇOKLUĞU ile,
II) a) Distribütörler tarafından gerçekleştirilen pasif satışların Sezginler Gıda
Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nce engellendiği yönündeki tespitler bakımından ihlalin
var olduğuna Kurul Üyeleri Prof. Dr. M. Tamer MÜFTÜOĞLU, Nejdet
KARACEHENNEM, Mustafa PARLAK ve Kubilay ATASAYAR’ın karşı oyları
ile, OYÇOKLUĞU ile,
b) Bu ihlalin 4054 sayılı Kanun’un 16 ncı maddesinin son fıkrası anlamında
“açık ihlal” olduğuna ve bu nedenle Sezginler Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ne
4054 sayılı Kanun’un 16 ncı maddesinin 2 nci fıkrası uyarınca para cezası
uygulanması gerektiğine Kurul Üyeleri Prof. Dr. M. Tamer MÜFTÜOĞLU,
Nejdet KARACEHENNEM, Mustafa PARLAK, Kubilay ATASAYAR ve Murat
GENCER’in karşı oyları ile, OYÇOKLUĞU ile,
III) Piyasada faaliyet gösteren toptancıların piyasa dışına çıkarıldığı yönündeki
tespitler bakımından, bir ihlalin sözkonusu olmadığına Kurul Üyeleri Mehmet
Zeki UZUN, Sadık KUTLU ve İsmet CANTÜRK’ün karşı oyları ile,
OYÇOKLUĞU ile,
C) Ülker Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin,
I) a) Yeniden satış fiyatlarının Ülker Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından
belirlendiği tespitler bakımından, ihlalin var olduğuna, Kurul Üyeleri Prof. Dr.
M. Tamer MÜFTÜOĞLU, Mehmet Zeki UZUN, Mustafa PARLAK ve Kubilay
ATASAYAR’ın sözleşmede “azami fiyat” ibaresi olması nedeniyle karşı oyları
ile, OYÇOKLUĞU ile,
b) Ancak, bu ihlalin 4054 sayılı Kanun’un 16 ncı maddesinin son fıkrası
anlamında “açık ihlal” olmadığına, dolayısıyla bu yönden ceza uygulamasına
gerek bulunmadığına Kurul Üyeleri Dr. Kemal EROL, Sadık KUTLU, İsmet
CANTÜRK, Ali Ersan GÖKMEN ve Müfit SONBAY’ın karşı oyları ile,
OYÇOKLUĞU ile,
II) a) Ülker Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından pasif satışların engellendiği
yönündeki tespitler bakımından, ihlalin var olduğuna Kurul Üyeleri Prof. Dr. M.
Tamer MÜFTÜOĞLU, Mehmet Zeki UZUN, Mustafa PARLAK ve Kubilay
ATASAYAR’ın karşı oyları ile, OYÇOKLUĞU ile,
90 REKABET KURUMU
b) Bu ihlalin 4054 sayılı Kanun’un 16 ncı maddesinin son fıkrası anlamında
“açık ihlal” olduğuna, bu nedenle Ülker Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ne 4054
sayılı Kanun’un 16 ncı maddesinin 2 nci fıkrası uyarınca para cezası
uygulanması gerektiğine Kurul Üyeleri Prof. Dr. M. Tamer MÜFTÜOĞLU,
Mehmet Zeki UZUN, Nejdet KARACEHENNEM, Mustafa PARLAK ve Kubilay
ATASAYAR’ın karşı oyları ile,OYÇOKLUĞU ile,
III) Ülker Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından müşteri kısıtlaması yapıldığı,
distribütörlerin ve zincir marketlerin toptancılara mal satmalarının engellendiği
yönündeki iddialar bakımından, bir ihlalin sözkonusu olmadığına Kurul Üyeleri
Dr. Kemal EROL, Sadık KUTLU, İsmet CANTÜRK, Ali Ersan GÖKMEN ve
Müfit SONBAY’ın karşı oyları ile, OYÇOKLUĞU ile,
IV) Piyasada faaliyet gösteren toptancıların Ülker Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.
tarafından piyasa dışına çıkarıldığı yönündeki iddialar bakımından, bir ihlalin
sözkonusu olmadığına Kurul Üyeleri Sadık KUTLU ve İsmet CANTÜRK’ün
karşı oyları ile, OYÇOKLUĞU ile,
D) Besler Gıda ve Kimya Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin,
I) a) Distribütörlerin ve piyasadaki diğer teşebbüslerin satış fiyatlarının Besler
Gıda ve Kimya Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından belirlendiği yönündeki
tespitler bakımından, ihlalin var olduğuna Kurul Üyeleri Prof. Dr. M. Tamer
MÜFTÜOĞLU, Mehmet Zeki UZUN ve Mustafa PARLAK’ın karşı oyları ile,
OYÇOKLUĞU ile,
b) Bu ihlalin 4054 sayılı Kanun’un 16 ncı maddesinin son fıkrası anlamında
“açık ihlal” olduğuna, bu nedenle Besler Gıda ve Kimya Sanayi ve Ticaret
A.Ş.’ne 4054 sayılı Kanun’un 16 ncı maddesinin 2 nci fıkrası uyarınca para
cezası uygulanması gerektiğine Kurul Üyeleri Prof. Dr. M. Tamer
MÜFTÜOĞLU, Mehmet Zeki UZUN, Nejdet KARACEHENNEM, Mustafa
PARLAK ve Kubilay ATASAYAR’ın karşı oyları ile,OYÇOKLUĞU ile,
II) a) Besler Gıda ve Kimya Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından pasif satışlarınn
engellendiği yönündeki tespitler bakımından, ihlalin var olduğuna Kurul
Üyeleri Prof. Dr. M. Tamer MÜFTÜOĞLU, Mehmet Zeki UZUN, Mustafa
PARLAK, Kubilay ATASAYAR ve Murat GENCER’in karşı oyları
ile,OYÇOKLUĞU ile,
b) Bu ihlalin 4054 sayılı Kanun’un 16 ncı maddesinin son fıkrası anlamında
“açık ihlal” olduğuna; bu nedenle Besler Gıda ve Kimya Sanayi ve Ticaret
A.Ş.’ne 4054 sayılı Kanun’un 16 ncı maddesinin 2 nci fıkrası uyarınca para
cezası uygulanması gerektiğine Kurul Üyeleri Prof. Dr. M. Tamer
MÜFTÜOĞLU, Mehmet Zeki UZUN, Nejdet KARACEHENNEM, Mustafa
PARLAK ve Kubilay ATASAYAR’ın karşı oyları ile, OYÇOKLUĞU ile,
91 REKABET KURUMU
III) Müşteri kısıtlaması getirildiği yönündeki iddialar bakımından, bir ihlalin
sözkonusu olmadığına OYBİRLİĞİ ile,
IV) Piyasadaki diğer teşebbüslerin ve toptancıların piyasa dışına çıkartılmaya
çalışıldığı yönündeki iddialar bakımından, bir ihlalin sözkonusu olmadığına
Kurul Üyeleri Sadık KUTLU ve İsmet CANTÜRK’ün karşı oyları ile,
OYÇOKLUĞU ile,
E) Eczacıbaşı Procter & Gamble Dağıtım ve Satış A.Ş.’nin,
I) Yeniden satış fiyatının belirlendiği yönündeki tespitler bakımından ihlalin var
olduğuna; bu nedenle Eczacıbaşı Procter & Gamble Dağıtım ve Satış A.Ş.’ne
4054 sayılı Kanun’un 16 ncı maddesinin 2 nci fıkrası uyarınca para cezası
uygulanması gerektiğine Kurul Üyeleri Prof. Dr. M. Tamer MÜFTÜOĞLU,
Mustafa PARLAK ve Kubilay ATASAYAR’ın karşı oyları ile, OYÇOKLUĞU ile,
II) Pasif satışların engellendiği yönündeki iddialar bakımından tespitlerin ihlal
niteliği taşımadığına, Kurul Üyeleri Mehmet Zeki UZUN ve Murat GENCER’in
karşı oyları ile, OYÇOKLUĞU ile,
III) Piyasada faaliyet gösteren teşebbüslerin piyasa dışına çıkartılmak istendiği
yönündeki iddialar bakımından tespitlerin ihlal niteliği taşımadığına Kurul
Üyeleri Mehmet Zeki UZUN, Sadık KUTLU ve İsmet CANTÜRK’ün karşı oyları
ile, OYÇOKLUĞU ile,
IV) Bildirimde bulunmama açısından;
a) 1998 yılı sözleşmesinde fiyat belirleme yönünden bildirilmesi gereken bir
ihlalin var olduğuna Kurul Üyeleri Prof. Dr. M. Tamer MÜFTÜOĞLU, Mustafa
PARLAK, Kubilay ATASAYAR ve Murat GENCER’in karşı oyları ile,
OYÇOKLUĞU ile,
b) 1997 yılı ve 1998 yılı sözleşmesinin bildirilmemiş olmasına 4054 sayılı
Kanun’un 16 ncı maddesinin (c) bendi uyarınca bir ceza verilmesine gerek
bulunmadığına, Kurul Üyeleri Mehmet Zeki UZUN, Sadık KUTLU ve Nejdet
KARACEHENNEM’in karşı oyları ile, OYÇOKLUĞU ile,
F) Marsa Kraft Jacobs Suchard Sabancı Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin,
I) 1997 ve 1998 yılı sözleşmelerinde yeniden satış fiyatının Marsa Kraft Jacobs
Suchard Sabancı Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından belirlenmesi
yönündeki tespitler bakımından ihlalin var olduğuna; bu nedenle Marsa Kraft
Jacobs Suchard Sabancı Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ne 4054 sayılı
Kanun’un 16 ncı maddesinin 2 nci fıkrası uyarınca para cezası uygulanması
gerektiğine Kurul Üyeleri Prof. Dr. M. Tamer MÜFTÜOĞLU, Mustafa PARLAK
ve Kubilay ATASAYAR’ın karşı oyları ile, OYÇOKLUĞU ile,
92 REKABET KURUMU
II) Pasif satışların engellendiği yönündeki tespitler bakımından ihlalin var
olduğuna; bu nedenle Marsa Kraft Jacobs Suchard Sabancı Gıda Sanayi ve
Ticaret A.Ş.’ne 4054 sayılı Kanun’un 16 ncı maddesinin 2 nci fıkrası uyarınca
para cezası uygulanması gerektiğine Kurul Üyeleri Prof. Dr. M. Tamer
MÜFTÜOĞLU, Mustafa PARLAK ve Kubilay ATASAYAR’ın karşı oyları ile,
OYÇOKLUĞU ile,
III) Piyasada faaliyette bulunan teşebbüslerin piyasa dışına çıkarıldığı, müşteri
kısıtlaması yönündeki iddialar bakımından bir ihlalin sözkonusu olmadığına
Kurul Üyeleri Mehmet Zeki UZUN, Sadık KUTLU ve İsmet CANTÜRK’ün karşı
oyları ile, OYÇOKLUĞU ile,
G)Unilever Grubuna dahil olan,
I) Unilever Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile LeverElida Temizlik ve Kişisel Bakım
Ürünleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından, yeniden satış fiyatının belirlendiği
yönündeki tespitler bakımından ihlalin var olduğuna; bu nedenle Unilever
Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile LeverElida Temizlik ve Kişisel Bakım Ürünleri
Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ne 4054 sayılı Kanun’un 16 ncı maddesinin 2 nci
fıkrası uyarınca para cezası uygulanması gerektiğine Kurul Üyeleri Prof. Dr.
M. Tamer MÜFTÜOĞLU, Dr. Kemal EROL, Mustafa PARLAK ve Kubilay
ATASAYAR’ın karşı oyları ile, OYÇOKLUĞU ile,
II) Müşteri kısıtlaması yapıldığı yönündeki iddialar bakımından bir ihlalin
sözkonusu olmadığına Kurul Üyeleri Mehmet Zeki UZUN, Sadık KUTLU ve
İsmet CANTÜRK’ün karşı oyları ile, OYÇOKLUĞU ile,
III) Piyasada faaliyette bulunan teşebbüslerin piyasa dışına çıkarıldığı yönündeki
iddialar bakımından bir ihlalin sözkonusu olmadığına Kurul Üyeleri Mehmet
Zeki UZUN, Sadık KUTLU ve İsmet CANTÜRK’ün karşı oyları ile,
OYÇOKLUĞU ile,
IV) Yeni sözleşmedeki 3.1. maddesinin ihlal içermediğine Kurul Üyeleri Mehmet
Zeki UZUN, Sadık KUTLU ve İsmet CANTÜRK’ün karşı oyları ile,
OYÇOKLUĞU ile,
V) Sözleşmenin bildirilmemiş olması nedeniyle usul yönünden bir ceza
verilmesine gerek bulunmadığına Kurul Üyeleri Mehmet Zeki UZUN ve Nejdet
KARACEHENNEM’in karşı oyları ile, OYÇOKLUĞU ile;
VI) Unilever Tüketim Ürünleri Satış, Pazarlama ve Ticaret A.Ş. ile Dosan
Konserve Sanayi ve Ticaret A.Ş.’lerinin üretim faaliyetlerinde bulunmaları ve
dağıtım işini yukarıdaki diğer iki şirkete bırakmış olmaları nedeniyle
cezalandırılmalarına gerek olmadığına OYBİRLİĞİ ile;
93 REKABET KURUMU
2) Kanun’un 4 üncü maddesinin (a) ve/veya (b) bentlerinden ceza tatbik edildiği
için sözkonusu teşebbüslerin tekrar (f) bendinin ihlalinden dolayı
cezalandırılmalarına gerek olmadığına OYBİRLİĞİ ile;
3) Anılan eylemlere katılan sözkonusu teşebbüslerin hüküm altına alınacak para
cezalarının belirlenmesinde, ihlallerin 1998 yılında da devam ediyor olması
gözönüne alınarak, 1997 yılı cirolarının esas alınmasına Kurul Üyeleri Dr. Kemal
EROL, Mehmet Zeki UZUN, Mustafa PARLAK, Kubilay ATASAYAR ve Müfit
SONBAY’ın karşı oyları ile, OYÇOKLUĞU ile;
4) 4054 sayılı Kanun’un 16‘ncı maddesinde para cezasının saptanmasında
öngörülen yıllık gayri safi gelirin, net satışlar olduğuna; bu nedenle sözkonusu
teşebbüslerin aşağıdaki 1997 yılı cirolarının dikkate alınmasına OYBİRLİĞİ ile ;
Benckiser Tem. Malz. San. ve Tic. A.Ş. 11.639.927.229.824. TL.
Sezginler Gıda San. ve Tic. A.Ş. 34.370.136.993.066. TL.
Ülker Gıda San. ve Tic. A.Ş. 43.137.512.817.000. TL.
Besler Gıda ve Kimya San. ve Tic. A.Ş. 19.047.544.000.000. TL.
Eczacıbaşı Procter & Gamble Dağ. ve Sat. A.Ş. 49.068.489.071.000. TL.
Marsa K.J.S. Sabancı Gıda San. ve Tic. A.Ş. 39.454.726.438.951. TL.
Unilever San. ve Tic. A.Ş. 73.661.731.477.856. TL.
LeverElida Tem. ve Kişi. Bak. Ür. San. ve Tic. A.Ş. 46.651.125.777.079. TL.
5) Ceza hesaplamalarında;
a) 4054 sayılı Kanun’un uygulamasının yeni olması, sözkonusu teşebbüslerin
soruşturma sürecinde sözleşmelerini değiştirmeleri ve soruşturma safhasında
Kurum ile işbirliği içinde olmaları nedenlerinin hafifletici unsurlar olarak kabul
edilmesi ve dolayısıyla Kanun’un 16 ncı maddesinin 2 nci fıkrasındaki azami
sınırın uygulanmasına gerek olmadığına OYBİRLİĞİ ile,
b) İlgili ürün pazarı dikkate alındığında, sözkonusu ürünlerin tüketici açısından
öneminin yüksek olması ve rekabet ihlalleri içeren distribütörlük anlaşmalarının
tüm Türkiye’de uygulanıyor olması hususlarının ağırlaştırıcı unsurlar olarak
kabul edilmesi ve teşebbüslerin Kanun’un 16 nci maddesinin, 1999/1 sayılı
Tebliğ ile değişik 2 nci fıkrasındaki alt sınır olan 1.600.000.000. TL. ile
cezalandırılmasının uygun olmayacağına OYBİRLİĞİ ile,
6) 5 inci maddedeki gerekçeler ile, ceza hesaplamalarında Kurul'ca belirlenen
ciroların %o 2’sinin esas alınmasına Kurul Üyeleri Sadık KUTLU, İsmet
CANTÜRK, Ali Ersan GÖKMEN ve Murat GENCER’in karşı oyları ile,
OYÇOKLUĞU ile;
7) Ceza hesaplamalarında Kanun’un 4 üncü maddesinin (a) ve/veya (b) bentlerini
ihlal etmelerine göre her bir ihlal için ciroların ‰ 2’sinin esas alınmasına
OYBİRLİĞİ ile;
94 REKABET KURUMU
8) 4054 sayılı Kanun’un 16 ncı maddesinin 2 nci fıkrası gereğince soruşturma
kapsamındaki her bir teşebbüs için ayrı ayrı takdir edilen;
a) Benckiser Temizlik Malzemesi San. ve Tic. A.Ş.’nin 23.279.000.000. TL
b) Sezginler Gıda San. ve Tic. A.Ş.’nin 137.480.000.000. TL
c) Ülker Gıda San. ve Tic. A.Ş.’nin 86.275.000.000. TL
d) Besler Gıda ve Kimya San. ve Tic. A.Ş.’nin 76.190.000.000. TL
e) Eczacıbaşı Procter & Gamble Dağ. ve Sat. A.Ş.’nin 98.136.000.000. TL
f) Marsa Kraft Jac. Such. Sabancı Gıda San. ve Tic. A.Ş.’nin 157.818.000.000. TL
g) Unilever San. ve Tic. Türk T.A.Ş.’nin 147.323.000.000. TL
h) LeverElida Tem. ve Kişisel Bak. Ür. San. ve Tic. A.Ş.’nin 93.302.000.000. TL
idari para cezası ile cezalandırılmalarına OYBİRLİĞİ ile ;
9) Şirket yetkililerinin yanıltıcı bilgi vermesi nedeniyle haklarında Kanun’un 16 ncı
maddesi (b) bendinde öngörülen cezanın tatbik edilmesi talep edilen
Distribütörler, Gökay Gıda Temizlik Malzemeleri ve Kimya Sanayi Dağıtım Tic.
Ltd. Şti., Akyüz Gıda Pazarlama Tic. Koll. Şti., Aktif Tüketim Ürünleri Dağıtım
A.Ş. ve Hedef Gıda Pazarlama San. ve Tic. A.Ş ’ne, fiilleri soruşturmanın seyrini
değiştirebilecek nitelikte görülmediğinden ceza tatbikine gerek olmadığına
OYBİRLİĞİ İle;
10) 4054 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, yukarıda 1’inci
bent hükmünde belirtilen yeniden satış fiyatının belirlenmesi ve pasif satışların
engellenmesi ihlallerine, eylem ve işlemlerine son verilmesi ve ihlalden önceki
rekabet ortamının sağlanması gereğinin, soruşturma kapsamındaki teşebbüslere
bildirilmesine OYBİRLİĞİ ile ;
11) Menfi tespit/muafiyet başvurusu olan teşebbüslere bu konuda alınmış bulunan
Kurul Kararlarının ayrıca tebliğ edilmesine OYBİRLİĞİ ile;
12) Kararın Danıştay yolu açık olmak üzere şikayetçiye ve soruşturma kapsamındaki
teşebbüslere tebliğine OYBİRLİĞİ ile
karar verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy