İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 10.06.2026 tarih ve 66 sayılı yazısına konu SHOW TV logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşta 30.04.2026 ve 05.06.2026 tarihlerinde saat 15:00’te yayınlanan "Didem Arslan Yılmaz’la Vazgeçme" adlı program yayınına ilişkin uzman raporu ile video görüntülerinin incelenmesi ve değerlendirilmesiyle yapılan görüşmeler sonucunda;
Bahse konu yayına ilişkin uzman raporunda ayrıntıları belirtildiği üzere; SHOW TV logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşta, hafta içi her gün saat 15:00'te özeti ile birlikte canlı olarak “Genel İzleyici" koruyucu sembolü ile yayınlanan, sunuculuğunu Didem Arslan Yılmaz'ın yaptığı, başvuru yapan kişilerin ailevi sorunları ile kayıp kişilerle ilgili durumların konusunu oluşturduğu "Didem Arslan Yılmaz’la Vazgeçme" adlı programının 30.04.2026 tarihli bölümünde; “Ahmet'ten korkuyor muydun? Ahmet'ten korkuyordum. Korkan insan aldatır mı ya Didem Hanım? Ay bu da çok sert bir soru oldu. Korkan insan aldatır mı yani? Evet, evet. Oğlunun veremediği mutluluğu dışarıda aradım. Yazıklar olsun sana. O zaman ayrılacaktın. Ayrılacaktın. Nasıl diyor sana polis var, emniyet var. O zaman oraya gidip "Bu adam bana tehdit ediyor. Ben bundan ayrılmak istiyorum. Ayrılamıyorum." O zaman oraya gidecektin. Senin yalanlarından karnım tok. Bak şiştim patlıyorum. Anladın? Senin yalanların... Ne oldu? Şevkican dışarı çıkmak istiyor. Tamam Şevkican arkadaşlar hemen Şevkican dışarı çıkmak istedi. Şevkican şu soruyu sordu: "Korktuğun adamı nasıl aldattın?" diyor. Cevap verdim ya. Mutluluğu aramak başka bir şey. İnsan kork... Yani birinin seni öldür... Yani yakalanmaktan korkmadın mı mesela? Aldatıyorsun ya. Yakalanma ihtimalim yoktu. Ama "Yakaladı." dedi Mine de. Yakaladı mı Mine hiç? Ya Egemeni yakaladı sadece telefonda gördü. O da Ünzile’den ben aradım diye söyledi abime. Ben de ona zarar gelmesin diye üstlendim Didem Hanım o zaman. Konu kapandı sonra. Sonra abim bana dedi ki Didem Hanım hatta babam telefon kullanmıyor. Patronunu bile aramak için ben ya abimden izin alıyordum. Abim yoksa evde Ünzile’den arayabilmek için dakikam yoksa ya da abimden arıyordu. Kaç kez aldattı Ahmet'i, mutluluğu dışarıda kaç kez aradı? Çok. Bir dakika Nermin Hanımcım. Ne kadar çok? Çok Didem Hanım. Cinayetten önce mi? Cinayetten önce de vardı. Abim öldükten sonra başka insanlar hayatına girdi. Yani madem abimden korkuyorsa...Ona bakarak sorar mısın? Abimden korkuyorsan eğer ki şöyle söyleyeyim. Mustafa, eve rahatlıkla girdiğinde bir şeyler yapmaya nasıl korkmadın? Aynı soruyu sana yönelteyim mi? Ozan'dan korkuyordun. Peki. Neden dışarıda tam dibinde adamla buluştun mesela? Evet, ben buluştum çünkü o beni peşkeş çekmeye çalıştı. Bunu sen de biliyorsun değil mi? Aynı olay gibi düşün. Ama abim seni kimseye peşkeş çekmedi. Sen kendin yattın. Hadi oradan! Hadi oradan! Bu kadar da derim ben Didem Hanım. Aynı yani aynı aslında kendi yaptığı şeyler de var. Benim yaptığım hatalar var. Benim hayatım burada önemli değil. Önemli olan senin hayatın. Abimle yaşadığın sürede abim cinayete kurban gitmiş. Bağırma lan! Bağırırım. Bağıramazsın. Bağırırım. Çünkü duymuyorsun. Bağırma belediyeyle (Kelime tam olarak anlaşılamamaktadır.) yattığını… Para alıp da Murat'ın yanına gittiğini söyleyeyim mi? O zaman da ev hapsindeydim. Bunu herkes biliyor. Serdar Abi de biliyor. Benim sevgililerim burada önemli değil. Benim hayatımda mutlu olduğum insan var mı? Var, gerisi kimseyi ilgilendirmez ama senin hayatın cinayetle sorgulanıyorsa eğer ki herkesi ilgilendirir kusura bakma. Benim yanımdayken Mustafa ile… bile ben biliyorum. Sana ne. Sana ne ha. Sana bir şey deyivereyim mi? Bir dakika Nermin Hanımcığım bir sessiz olur musunuz? Ne olur bir istirham ediyorum. Lütfen. Şu anda buradaki mevzuyu bir anlamaya çalışıyorum. Konu benim sevgililerim değil...Benim ne geçmişim ne geleceğim. Buradaki ekrandaki hiçbir Allah'ın kulunu ilgilendirmez. Doğru sen kendine söyledin "Ben erkekleri sevmiyorum. Parasını seviyorum." diye. Evet. Açık yürekliliğimle söylüyorum. Evet. Evet Didem Hanım söyledi ve benim hayatımdaki insan dedi ki "Madem parasını seviyorsun...", "Erkekler kapatılsın." diyorum. Her seferinde söylüyorum ben. Nasıl kapatılsın erkekler? Ne? Olur mu canım öyle şey? Kardeşlerimiz var, yakınlarımız var. Olur mu öyle şey? Hepsi benim bacım. Sor. Ben onun eşine de "Bacım." diyorum. Sor. Kendi burada şahit. Her erkeğe "Bacım." derim ben. Didem Hanım ben şöyle söyleyeyim. Az önceki lafımı bitireyim. "Ben erkekleri sevmiyorum. Parasını seviyorum." dediği zaman benim şu an yanımda olan kişi "Madem erkeklerin parasını seviyorsun o işi yap." dedi. Aa yok canım. O da "Zaten yaptım ama Kıbrıslı biri olduğu için hayatımda ondan sonra bıraktım." dedi. Pardon? Bunu açık açık bizim yüzümüze karşı benim eve giderken söyledi. Doğru mu Ünzile? Hadi bunu da yalanlasın Didem Hanım. Şahidim de var. Kıbrıslı adam kim? X... uygulamada lakabı X olarak yazıyordu. Ne alaka o şu an? Ahmet'ten önce mi bu peki? Sonra ya hayatımın sonrası kimi ilgilendiriyor benim Didem Hanım? Öncekileri de var. Şu anki hayatım kimi ilgilendiriyor? Bir onu söylesinler de. Peki Ünzile sonrası yaşadıkların cinayetin nedeni olabilir mi? Hayır. Ne alakası var? Şu an gerçekten sinirlendim. Ne alakası var? Tek soru. Ne alakası var? Benim hayatımdaki adamları bakacaksınız tek tanıyan Ahmet’i, Mustafa. Ama o diyor ki tek Mustafa değildi diyor. Tamam. Egemen'le de konuştu abim. Abim bana kendisi söyledi Didem Hanım. Mustafa'yı biliyor muydu? Bence bilmiyordu abim. Peşkeş çeken abindi. Ama demin az önce dedin ki az önce dedin ki "Ahmet'in olduğu bir ortamda Mustafa ile çok yakınlaştı." Detay verme yakınlaştığından bahsettin. Benim yanımda dedim. Ha evliyken de ölmemiş adam. Evliyken, ölmemişti. Abim işteyken Mustafa geldiğinde beraber çalışırken yakınlaşıyorlardı. Benim yanımda bile Didem Hanım. Ya ben aşağıdayken onlar yukarı çıkarlardı. Ya ben o sıra çay içiyorsam...Evde yani. Evet. Yatak odası tarafına giderlerdi, küçük odaya giderlerdi. Doğru mu? Hatta iddiasına göre Mine'nin ya da kim söylemişti onu Mustafa sana beraber yaşamayı da teklif etmiş. Ben söyledim. Sen söylemiştin. Mustafa sana beraber yaşamayı teklif etmiş. "Ahmet'i bırak, gel beraber yaşayalım." demiş. Hatta senin karşında Canan Hanım'ın evini tutmaya kalkmış Mustafa. Canan Hanım'ın evini ne için tutacağını da çok iyi biliyor. Kızı vardı onun… Onlar damadıyla beraber ev arıyorlardı. Bizimkiler de ev vereceklerdi. Mersin'e taşınacaklardı. Hani buradaki işini bitirip. Dedi ki "Böyle böyle hani tanıdık biri olsun." O arada da o eve baktılar. O kadar. Mustafa sana takıntılı mıydı? Evet. Nasıl bir takıntıydı bu? Ne yapıyordu mesela? Her gün arar mıydı seni Ahmet işteyken? Gelir miydi eve sık sık? Arardı. Ee "Aramaz." desem yalan söylerim. Arardı. Şimdi Mustafa dedi ki cinayetten önce...Engelli falan değildi. "Engelliydim onda." diyor. Ben bunu baştan beri söylüyorum. Değildi…Şimdi Mustafa seninle, senle evlenmek istedi mi? Benle mi? Hayır. Sadece şey dedi: "Sizinkiler geldiğinde ben olmam. Benimkiler geldiğinde sen olmazsın. Sen de boşan. Ben de boşanayım. Beraber aynı ev tutalım." Mustafa da o sırada evli miydi? Bu söylediği kelime sayesinde mi? Hayır. Yani Ahmet yaşarken Mustafa, Gülfidan'la mı evliydi? Evet. Bu arada Mustafa hala Gülfidan'la evli. Onun adı... Yani Gülfidan'la hâlâ evli görünüyor. Fakat hayatında Yonca diye bir kadın var. Fakat herkese yani Yonca'nın adını, sevgilisinin adını Gülfidan olarak tanıştırıyor. Neden bunu yapıyor? Ben de bilmiyorum. Ben Yonca'yı da tanımıyorum. Hiç görmedin mi Yonca'yı? Hayır, görmedim. Yani sevgilisinin adını Yonca’yı söylemiyor. Neden "Gülfidan onun adı." diye ekibimize yalan söylüyor? Ve de herkese de karım diye tanıştırıyor. Aslında Gülfidan'la hâlâ evli. Gülfidan Hanımla çocuğu var. Bana boşandığı için dedi. "Ben boşandım." dedi işte. Yok hayır...Hiçbir bilgim yok. Bu Yonca'yı özür dilerim ama Ahmet öldükten sonra hala hayatında Yonca varsa...Ondan öncesi de varmış zaten. Ama Ahmet öldükten sonra bile "Benimle birlikte ol." diye seni tehdit ediyor. Evet. Ben bilmiyorum Didem Hanım. Ben de burada biriyle birlikte olduğunu yeni öğrendim. 6 yıldır falan birliktelermiş sözde. Yonca'yla? Evet. Ben de hani sayenizde öğreniyorum. Hatta şunu söyledi yayında Mustafa. Ben "Baktım o şeyle beraber olmuyor. Ünzile'yle beraber olmuyor. Ben de bir sevgili buldum kendime." diyor. Yonca'yla beraber oluyor. Herkese de Yonca’yı, sevgilisini de karısı gibi tanıtıyor ve karısının adıyla tanıtıyor. Oysa karısının adı Gülfidan. Sevgilisinin adı Yonca. Yonca ile beraberken seninle birlikte oluyor. Bu cinayeti Mustafa işlediyse kocanı nasıl öldürdü? Hiçbir bilgim yok çıksın anlatsın.", “Kocasını Ünzile mi Zehirledi?”, "Mustafa 'Kızını Öldürürüm' Dedi", "Ünzile'nin Yeni İddiası!", “Mustafa 'Aileni Yok Ederim' Dedi”, "Ahmet Beni Mutlu Edemedi", "Mine'den Ünzile'ye Şok Sözler", "Ünzile Katil Olabilir”, "Mutluluğu Dışarıda Aradım", "Mutluluğu Dışarıda Aradı", "Kocanı Çok Kez Aldattın!", "Bu Bir Cinayet, Eminim", "Mine'den Ünzile'ye Şok Sözler", "Ünzile'nin İddiası Doğru Mu?" şeklinde diyalog ve ifadelere yer verildiği,
05.06.2026 tarihli bölümünde ise gizli tanık yayına bağlanmış ve başka biri ile evli olan Mustafa Aydın'ın şu an beraberlik yaşadığı ve birlikte olduğu iddia edilen Yonca ile ilgili çeşitli iddialarda bulunmuştur. İlgili bölümde gizli tanık Yonca'nın daha eski yıllarda evlilik birliği devam ederken yasak ilişkiler yaşadığını, Fıstıkçı lakaplı Mustafa adında bir başka kişiyle kocasını aldattığını ve boşandığını, bu yasak ilişkiden de bir çocuğu olduğu ancak o adamın da yıllar önce cinayete kurban gittiğini, delilleri yok eden kişinin de Yonca olduğunu iddia etmiştir. Programda Yonca'nın muska işleriyle uğraştığı da belirtilmiştir. Ayrıca Ahmet Esen cinayeti ile ilgili de Mustafa Aydın'ı saklayan kişinin de Yonca olduğunu gizli tanık iddia etmiştir. Çifte cinayet ve yasak ilişki iddialarının ekrana getirildiği programda; “Kimdir Yonca? Yonca'nın görüntüsü ekranda olsun. Evet. Kimdir Yonca? Yonca benim çok yakınım ve çok da iyi tanırım Yonca'yı. Yonca’nın söylediği her şey yani tamamen size aktardığı bilgiler tamamen yanlış. Bu Yonca'nın "Çocuğum." diye söylüyor ya psikolojim psikolojisi bozuldu diye. Aslında Yonca’nın bir resmi nikâhlı evliliğinden iki tane yetişkin ve engelli çocukları var. Onun dışında evliliği, evliliğinin devamında yasak ilişki yaşadığı yine Mustafa adlı bir kişiyle birliktelik yaşıyor ve yasak ilişkisi onunla devam edince resmi nikâhlı eşiyle boşanıp iki tane de çocuğunu bıraktıktan sonra o Mustafa kişiyle evleniyor. Fıstıkçı'ymış lakabımız. Fıstıkçı lakaplı Mustafa. Evet. Evet. Şu anki çocuğun 9-10 yaşlarında olan çocuğu Fıstıkçı Mustafa adlı kişiden olan çocuğu. O adam da hatta cinayete kurban da gitti. Ve bunun bilen, tamamen Yonca, ne sebepten öldürüldüğünü bilen. Bir telefon varmış. Kayıp bir telefon ve devlet ona ulaşamadı. O telefonu yok eden Yonca, delilleri yok eden Yonca, o Mustafa'dan kalma bir miktar para olup ve o parayla da Bursa'da kendine ev aldığını ve sonrasında Mustafa öldükten sonra kayıplara karıştı. Bursa'da yaşamaya devam etti. Sonrasında şu anda biz yeni öğrendik. Ekranlarda gördük biz…Yani Ünzile’nin eski sevgilisiyle Mustafa'yla beraber olduğunu yeni öğrendiniz. Yeni öğrendik ve ben sosyal medyada paylaşım yapılmıştı. Bir hafta olmadı bile bakın bir hafta altını çizerek söylüyorum. Ben kendi gözümle gördüm. Yonca akrabalarıyla birlikte piknikteyken o adam da yanındaydı. Şu an Ünzile’nin birlikte olduğu adam Mustafa. Şu an ekrandaki Mustafa ile birlikteydi. Kendi gözümle gördüm. Mustafa'yı saklayan kişi Yonca ve Mustafa eğer öldürdüyse şu anki o ölen adamı, bunu tamamen bilen Yonca'dır ve Yonca o adamı saklıyor. Devlet Yonca'nın üzerinden devam etsin. Çünkü Yonca bu ilk olayı değil. Yonca yıllar önce bir ölen adamın yine o adam da farklı kişiyle resmi nikâhlı evli çoluğu çocuğu olan bir adamdı. Yonca’nın bir tane resmi nikâhlı evliliği vardı. O da şu an yetişkin iki tane çocuğu, bir kızı, bir oğlu olan. Onun dışında evli insan ve evlilik dışı birliktelik yaşadığı birliktelikleri oluyor. Şu anki de zaten resmi nikâhı yokmuş. Mustafa zaten e şey Mustafa'nın soy ismi ne arkadaşınızın? Aydın. Mustafa Aydın. Yani Ünzile'nin sevgilisi, eski sevgilisi Mustafa Aydın da şu anda evli. Evli ve Yonca'yla bir ilişki yaşıyor. Evet. Maalesef. Ve bu arada biz o çocuğun tabii babasının Mustafa olduğu söylenince acaba şeyin Ünzile'nin eski sevgilisi Mustafa mı diye düşündük. Fakat siz diyorsunuz ki hayır. Kocasını aldattığı Fıstıkçı lakaplı Mustafa var. Hatta yani kocasının cinayetinde de daha sonra Mustafa ile birlikte oluyor. Bu Mustafa'nın cinayetinde de "Yonca’nın parmağı var." diyorsunuz. Vardır. Şöyle Yonca bütün gerçekleri bilen Yonca. Yonca bildiğiniz kilitli bir sandık. Devlet Yonca üzerinden gider ise yıllar önceki yaşanan cinayetin delillerini de çıkartır. Şu anki yaşanan şu anki ölen o beyefendinin katiline…Ahmet Esen. Evet. Ahmet Beyi ekranda gördüm. Çok üzüldüm. Yazık günah şu anki ölen adamın katilini de saklayan Yonca ve o Mustafa denen şu anki Mustafa denen kişi Yoncanın yanında. O zaman Mustafa'nın ne yaptığını neler yani bu cinayeti işlediyse neler yaptığını her şeyi Yonca mutlaka biliyordur. Kendisi de daha öncesinde evli sevgilisinin cinayetinde parmağı olduğu için dolayısıyla da Mustafa'yı da yardım yataklık ediyor diyorsunuz Yonca. Tabii. Evet. Oo çok fena. Korkunç değil mi? Peki Yonca, Yonca sahte hocalık yapıyormuş. Muskalar falan da mı yapıyormuş? Öyle bir kadın mı hanımefendi? Ne biliyorsunuz? Evet öyle bir potansiyel var onda. Peki bu kocası bunlar nerede? Gaziantepli diye biliyorum Yonca’yı. Urfalı mı? Nerede oldu bu olaylar? Bu cinayet nerede işlendi? Fıstıkçı lakap...Fıstıkçı lakaplı Mustafa Gaziantep'te yaşandı. O cinayet orada yaşandı. Silahla vuruluyor. Boş bir arazide bir yerde galiba öldürülüyor. Öyle duyduk. Evet. Evet. Hatta gazetelere de çıktı…O zaman kaç yıl önce bu cinayet işleniyor? Üzerinden uzun bir süreç geçti. Yani bir bayağı bir uzun süreç geçti. Yani 5-6 yıl demiyorum. 5- 6 yılın üzerinde. Bir dakika ya. Serdar bey siz dediniz ki ama bir dakika Serdar Bey dedi ki "7 yıldır en az beraberler." Sizin acaba bu Mustafa önce bu Yonca’nın sevgilisini öldürüp...Ben bilmiyorum ben sadece 5-6 yıldır onların...7 dediniz az önce. İşte 7 olsun yani benim hatırladığım ben tarihe fazla şeyim olmaz benim. Bu ikisi, iki sevgili acaba Yonca’nın o Fıstıkçı lakaplı sevgilisini öldürüp sonra onun paralarını falan alıp Mustafa senin sevgilin Ünzile Bursa'ya mı getirdi o yüzden Yoncayı? Peki, hanımefendi siz çok yakından tanıyorsunuz ya Yonca'yı. Yonca'nın Bursa'da olduğunu kimse bilmiyor anladığım kadarıyla. Bizim yayınlardan sonra ortaya çıktı. Hayır. Şöyle, Fıstıkçı Mustafa'nın ölümünden sonra, cinayet yaşandıktan sonra o Mustafa'dan kalan bir miktar para kaldığını biliyoruz. Biz yani şöyle bir duyuldu ki "Yonca Bursa'ya gitmiş ve Bursa'da tekstil işi yapılıyor." denildi. Duyuldu böyle. "Bursa ne alaka?" diye herkes öğrenirken demek ki şu an Ünzile Hanım'ın da dediği gibi o süreçlerde demek ki tanışmışlar ve o süreçlerde birbirlerine dediği gibi destek olmuş olabilirler. O süreçten sonra Yonca Bursa'ya kaçtı ve evet kimsenin bulmaması ve görülmemesi gerektiği doğru. Çünkü Yonca devletten ve insanlardan kaçıyordu. Ha şu anda o zaman Fıstıkçı Mustafa'nın ailesinden kaçıyordu birebir. Fıstıkçı Mustafa'nın ailesi ve Fıstıkçı Mustafa'nın cinayeti ile ilgili olarak araştırmalar yapıldığı için aynı zamanda devletten de kaçıyor Yonca. Öyle mi? Bu cinayetle ilgili aranıyor mu Yonca? Tekstil demesinin amacını da söyleyeyim. Mustafa bir ara çuvallarca iş getiriyordu. Mine hatırlar evde temizliyorduk ve hani kuruş ya bildiğin 100 tanesi 1 lira gibi bir şey. Pantolon çocuk pantolonları getiriyordu. O "Birkaç bayan da çalışıyor." dedi Mustafa. Ünzile şimdi yine bir şeyler oturmuyor. Evet oturmuyor. Çünkü ben bilmiyorum. Bak ben bildiklerim kadarını biliyorum. Sen bu kadın benim burada tanıdığım Ünzile sen Mustafa ile sevgili olacaksın. O sırada Mustafa'nın cep telefonundan başka bir kadının fotoğrafını göreceksin. Benim burada tanıdığım 3 ay - 2 aydır tanıdığım Ünzile. Sonra "O kadını saklamam gerekiyor." diye Mustafa söyledikten sonra eğer sen o Yonca’nın peşine düşmediysen ben de Didem Yılmaz değilim yani. Hiçbir yerde görmedim kadını. Kadını görmedim. Sadece bir fotoğraf. Onun dışında hiçbir şey yok. Sonra tabii bu beni uzaklaştırmak için bak gene söylüyorum beni uzaklaştırmak için bana tabii ta Vişne Caddesi'nde dükkân açtı. İlişki yaşadığın adamın başka bir kadınla birlikte olduğunu anladın ama. Ya anladım ama çok da biz hatta bu olay yüzünden aşağıdaki dükkânda kavga çıkardık. Yani ben çıkardım. Yonca yüzünden kavga ettiniz. Adını bilmediğim kadın hakkında...Ekranda gördüğümüz kadın yüzünden kavga ettiniz. Evet kavga çıktı aramızda. Hatta Mine de vardı. Ben belediye arabasına bindim ve beni yukarıdaki dükkâna bıraktı. O zaman da yukarıdaki dükkânı açtık ama üstümüze hiçbir şey almadık. Aşağıdaki dükkânda da Mine çalışmaya başladı. Peki bu olay cinayetten ne kadar süre önce yaşandı? Kocanın ölümünden ne kadar süre önce? Çünkü çifte cinayetten bahsediyoruz. Gaziantep'te Fıstıkçı Mustafa lakaplı çocuğunun babasını öldürttüğü ya da öldürdüğü iddiası var. Yonca’nın. Aynı Yonca'nın bu kez Bursa'daki başka bir cinayette de parmağı olabileceği iddiası var. Mustafa'yı da o yüzden sakladığı iddiası var. Daha önce bir cinayetten dolayı Mustafa Yonca'yı sakladığı için…Mustafa'yı da bu saklıyor. Peki Yonca'nın bir cinayetin içinde olduğunu Mustafa sana söyledi mi? Hayır. Hayır öyle bir şey demedi. Hani onu dedi desem yalan söylerim çünkü demedi öyle bir şey. Dedi ki "Kocası dedi bunun peşine düşmüş. Bizim de dedi bir akraba bağımız var." Akraba... Nereli Mustafa? Samsunlu. Ama aile farklı bir yerden. Gaziantep'ten gelmişler. Nereden geldiğini sormadım. Ama işte o zaman da Mustafa diyor ki "Ben bir boşluğa düşmüştüm." Hanımefendi başka bir bilgi var mı bildiğiniz bu Yoncayla ilgili? Yani Yonca’nın yıllar önce Bursa'ya gitmesinin sebebi Fıstıkçı Mustafa'nın ailesinden kaçması, devletten kaçması ve devletin bir Fıstıkçı Mustafa'nın bir telefon olayı varmış. Bu telefonu Yonca yok ediyor. Bunlardan kaçıp Bursa'ya gitti. Gittiğini biliyorum. Onun dışında yani iki tane daha çocuğu var Yonca’nın. Yetişkin, engelli. Ona da ilk işte o resmi nikâhlı eşinin annesinin baktığını biliyorum. Bunları size hepsini aktardım. Resmi nikâhlı eşiyle beraberken...Fıstıkçı Mustafa ile yasak ilişki yaşıyor. Evli, Fıstıkçı Mustafa ile ilişki yaşıyor. İlişki yaşarken de arkasından kocasından boşanıyor. Sonra Fıstıkçı Mustafa'dan bir tane şu anda 9-10 yaşında olan oğlu oluyor. Sonra kocasının cinayetine bir şekilde karışıyor. Telefonları, her şeyi delilleri yok ediyor. Bir miktar parayla beraber Gaziantep'ten ve devletten Bursa'ya kaçıyor, geliyor. Serdar Bey, siz arkadaşınızın Yonca’yı bir cinayetten dolayı sakladığını sakladığını biliyor musunuz? Arkadaşınız Mustafa iddiaya göre bir cinayetten aranan kadını Bursa'da saklıyormuş. Yonca’yı. Bilgim yok o konuda. Mustafa sen dedin ya "Ben savcıya gittim." O savcıya da "Bir cinayetten aranan kadını ben evimde saklıyorum." dedin mi Yonca’yı? Ha Mustafacım gidip bizi şikâyet ediyorsun. Ben sadece Millet Mahallesi'nde ben kadını hiç görmedim. İsmini de biliyorum. Orada bunun yani beraber yaşadıklarını biliyorum. Yani gidip geliyordu. Aynı zamanda Ünzile ile mi beraberdi? Aynı beraberken. Evet. Peki Ünzile’yi seviyor muydu yoksa kullanıyor muydu? Ya Mustafa birine bağlanacak biri değildir ya. Peki Ünzile ona âşık mıydı? Onu bilemem ki. Mine, âşık mıydı? Âşıktı. Seviyordun, o zamanlar çok seviyordun. Ölüyorum onun için. O zamanlar çok seviyordun. Şimdi burada bu konu hakkında yalan söyleme. Yani kendi telefonunda bile o zaman Mustafa'nın tek fotoğrafı bile vardı. Nasıl ya? Ünzile’nin. Ne vardı? Normal fotoğrafı vardı Mustafa'nın. Kendisi çekmişti. Ha ekranı açınca profil fotoğrafı olarak onu mu? Yok profil olarak değil, galerisinde. Ha galerisinde. Galerimde var. O kadar hayran ki oraya koyuyor ve bakıyor ona yani. Nerede o fotoğraflar şimdi? İşte yok ama Mustafa ile çok fotoğrafımız vardı yani. Çok fotoğrafınız vardı. Çok ama şu telefon değiştiği için yok. Ya böyle bir şey olacağını bilseydim zaten ne o telefonu satardım ne kendi telefonumu satardım ne de telefon değiştirirdim. Şimdi ben iki iki şeyi merak ediyorum. Sen diyorsun ki hangisi doğru hangisi yalan, bana onu söylemen lazım. Sen Mustafa'yı evinden cinayeti işledikten sonra pencereden kaçtığını görüyorsun. Doğru mu? Evet. Bize ne dedin? Dedin ki ben Serdar Bey'in evindeydim. Sonra Mustafa'yla orada bir şekilde buluştuk. Mustafa beni evime bıraktı. O sonrasında para muhabbetindeki anlattığım mevzu. Ama sen sonrasında. Şimdi de öğreniyoruz ki Mudanya'da olaydan 40 gün sonra Mudanya'da gece yarısı gittiğinizde sen Mustafa'nın yüzüne bakarak "Katilsin." demişsin. Madem sen olaydan 40 gün sonra Mustafa'nın suratına bakarak katil olduğunu söylemişsin, bize bunu neden söylemedin? Bize neden Serdar Bey'le görüştükten sonra ve beni eve bırakırken o sırada "Kocanı öldürdüm." diye itiraf ettiğini söyledin? Neden bunu yaptın? Çünkü oradayken hiçbir şey söylemedi bana. Mudanya'dayken. Sadece ben söyledim ona. Mustafa ne yaptı? Baktı mı suratına aval aval yani. Böyle bir şey demedi yani. Adama cinayet işledin diyorsun. Sonra zaten ben fenalaştım dedim. Mine şu kadar bir uzaklıkta şu koltukta şu uzak yani 3-4 adım kadar. "Mine yürü." dedim. Yürüdü. Ne yaptınız o gün Mudanya'da? O Mudanya'daki görüntüleri bir şekilde bulmak zorundasınız. O gün hiçbir fotoğrafımız yok ki. Hiçbir fotoğraf yok Didem Hanım. Ama Erol Bey siz beraber gittiniz onları bulmak zorundasınız. Yok bulamadım. Ama şimdi olayın seyri bambaşka bir yere doğru gitti. Eğer daha öncesinde kocasının ya da sevgilisi işte ama çocuğunun babasının ölümünden Fıstıkçı Mustafa'nın ölümüyle bir cinayet işlediyse Yonca, Mustafa'nın da bir cinayet işlediğini düşünerek kendisinin saklamasının diyetini mi ödüyor?”, "Kocasını Ünzile mi Öldürdü?", "Mustafa Çok Şüpheli Davranıyor!", "Gizli Tanık Canlı Yayında", "Gizli Tanıktan Şok İddialar", "Yonca Tehlikeli Biri", "Yonca Cinayeti Biliyor", "Yonca Muska Yapıyor", "Ünzile'den Yeni İtiraflar", "Kocamın Katili Mustafa", "Mustafa Çok Şüpheli Davranıyor" şeklinde diyalog ve ifadelere yer verildiği görülmüştür.
Toplumların geleceği olan çocuklar, günümüzün en yaygın ve etkili kitle iletişim aracı olan televizyondan etkilenmektedir. Televizyona maruz kalma düzeyi çocukların yaşına, gelişimine, aile ve çevresel faktörlere, izledikleri programların içeriğine göre değişmektedir. Televizyonun çocuklar üzerindeki etkisi hem olumsuz hem de olumlu olabilir. Televizyonun çocuğun dış dünyayı tanıması ve anlaması üzerinde olumlu etkisi vardır. Ancak günümüzde çocuklar eğitim programları yerine çoğunlukla ailelerinin sevdiği programları izlemektedir. Televizyondan gönderilen mesajlar karşısında korunmasız olan çocuğun yaşamının belli dönemlerinde bu kaydedilen mesajlar açığa çıkmaktadır. Kimi televizyon programları çocuğun zihinsel ve duygusal gelişimine olumlu etkilerde bulunurken bazıları ise son derece olumsuz etkilere yol açabilmektedir.
Çocukluk, çocukların kendilerini özdeşleştirecekleri rol modelleri aradıkları bir dönemdir. Kontrolsüz televizyon alışkanlıkları ile bilinçsizce ve rastgele seçilen yanlış modeller, çocukların kişiliğini sağlıksız temellerde şekillendirebilmektedir. Temelleri çocukluk döneminde atılan ve gelişmeye başlayan bu kişilik özelliklerinin yetişkinlikte ve hatta yaşamları boyunca çocukları etkilemeye devam ettiği düşünüldüğünde konunun önemi ortaya çıkmaktadır.
Medya ürünleri çocuklar hedeflenerek hazırlanmamış olabilir, ancak kamusal alan açıktır ve etkileri kalıcıdır. Çocuklar taklit ve özdeşim yoluyla gördüklerini ve yaşadıklarını içselleştirirken bir yandan da bu medya ürünlerini örnek olarak alıp içselleştirebilirler. Eğer beğeni düzeyi, ahlaksal sorumluluk sınırlarında ve yüksek kültür düzeyinde tutulur ise ruhsal ve toplumsal sağlık kavramlarının da paralel gelişiminden söz edebiliriz. Türkiye nüfusunun üçte ikisini çocuk ve gençlerin oluşturduğu gerçeği medya kullanımında çocukların unutulmaması gereğini sayısal olarak göstermektedir. Kitle iletişim araçları çocukların kimlik gelişimlerini etkileyerek ahlaki değerlerin yanlış şemalandırılmasına fırsat verebilmektedir. Bilişsel ve duygusal olarak her türlü uyarana açık olan çocuk karmaşık ve anlamadığı uyaranlarla kafasını karıştırmakta ve bilişsel toplumsal ve duygusal gelişimleri zarar görebilmektedir.
Medyanın çocukların zihin evrenlerinin gelişmesindeki etkisi oldukça önemlidir. Ergenlik yaşına gelinceye kadar çocukların zihinsel, bedensel ve psikolojik gelişmelerinden ebeveynler sorumludur. Ayrıca toplumun sahip olduğu kurumlar da her çocuğun hakkı olan hem zihinsel hem de fiziksel olarak en iyi koşullarda büyüme ve gelişme hakkının korunmasından sorumludur. Medya, toplumsal bir kurum olarak farklı nedenlerle ortaya çıkan çocuk haklarına yönelik ihlallere dikkati çekmekle sorumludur.
İletişim araçlarının etkileri söz konusu olduğunda en çok dikkate alınan hususlardan birisi de medya içeriğinin çocuklar üzerindeki etkilerine ilişkindir. Esas olarak bu duyarlılık ise çocuğun gerek bedensel gerekse zihinsel bakımdan tam erginliğe ulaşmamış olması nedeniyle etkiye daha açık olmasından, istismar ve sömürüye karşı savunmasız durumda bulunmasından kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla çocukların gelişmelerine zarar verebilecek medya içeriklerine karşı özel korumaya gereksinim duydukları genel olarak kabul edilen bir görüştür.
"Çocukların Korunması" hususu hukuk sisteminde ve uluslararası camiada herkes tarafından kabul görmüş ve ciddiyetle ele alınan bir meseledir. Nitekim, çocukların "toplumsal bir varlık" olarak korunmasını sağlayacak esaslar getiren pek çok uluslararası sözleşme imzalanmıştır. Türkiye'nin de kabul ettiği Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme'de on sekiz yaşına kadar her insan çocuk olarak kabul edilmekte ve hakları güvence altına alınmaktadır. Sözleşme'nin 36. maddesi şu şekildedir: "Taraf devletler, esenliğine herhangi bir biçimde zarar verebilecek başka her türlü sömürüye karşı çocuğu korurlar." Türk hukukunda da Anayasa'nın "Ailenin Korunması" başlıklı 41. maddesi uyarınca da çocukların korunmasına ilişkin her türlü tedbirin alınmasından devlet sorumlu tutulmuştur. Bununla beraber "Temel hak ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva eder." biçimindeki Anayasa'nın 12. maddesinin ikinci fıkrası, kişilerin sahip oldukları temel hak ve hürriyetleri kullanırken sahip oldukları ödev ve sorumluluklara da gönderme yapmakta olup yayın içeriklerine ilişkin ifade ve basın hürriyetlerinin kullanılmasında da belirli sorumluluklara uygun hareket edilmesi çocukların üstün yararı gereği zaruridir.
İnsanların yetişmesinde, bedensel ve ruhsal gelişimlerinde, toplumsal ya da bireysel değerlerinin oluşmasında, uygulanmasında ve yeniden üretilmesinde aile önemli rol oynamaktadır. Toplumun gelişmesi bireylerin sağlıklı iletişim barındıran bir aile hayatının olmasıyla ilişkilidir. Bu nedenle, aile kurumu gerek anayasal gerekse genel ve özel kanunlar çerçevesinde koruma altına alınmıştır. Hukuk sistemimizde de, Anayasa, Medeni Kanun, Ceza Kanunu olmak üzere genel nitelikli kanunlarda aileyi koruyucu hükümler getirilmiştir. Konuyla ilgili 09.11.1982 Resmî Gazete Tarihli Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 41. maddesinde ailenin korunması ile ilgili özel bir hüküm yer almakta olup şu şekildedir: “Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır. Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar. Her çocuk, korunma ve bakımdan yararlanma, yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça, ana ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahiptir. Devlet, her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alır”.
Bu denli öneme sahip olan aile kurumu, günümüzde kitle iletişim araçlarının sunduğu içeriklerle doğrudan etkileşim hâlindedir. Bilindiği üzere gündelik yaşamdaki bütün konular kitle iletişim araçları ile geniş kitlelere ulaştırılarak görünür, bilinir ve tartışılır hâle getirilmektedir. Bu süreçte ise bilgi aktarımı yapılırken bireylerin bilgilendirilmesi ve de belirli düzeyde yaygın bilinç oluşturulması yayın kuruluşları tarafından amaçlanmaktadır. Aileyi ve toplumu ilgilendiren problemler ele alınırken genel olarak gündüz kuşağı programlarında kendini ifade etme imkânı verilen kişiler çeşitli mahrem konuları stüdyo ortamından tüm ülkenin gündemine taşınabilecek şekilde iddia, içerik ve ayrıntılı tasvirler ile gözler önüne sermektedir.
Kitle iletişim araçları çocukların kimlik gelişimlerini etkileyerek ahlaki değerlerin yanlış şemalandırılmasına fırsat verebilmektedir. Nitekim yoğun izleyici kitlesinin ve çocukların izleyebileceği saat dilimlerinde yayınlanan gündüz kuşağı programlarının izleyicileri arasında yer alan çocuklar çeşitli açılardan kanaat edinmektedir. Bu nedenle yayıncılar kamusal sorumlulukları gereği yayın içeriklerinde özellikle çocukların zihinsel, fiziksel ve ahlaki gelişimleriyle ilgili olarak dikkatli ve seçici olmak zorundadır. Bu bağlamda, çocukların gelişmelerine zarar verebilecek medya içeriklerine karşı özel korumaya gereksinim duydukları genel olarak kabul edilen bir görüştür.
Yukarıda yer verilen açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde, ihlale konu programda ele alınan konuların magazinleştirilmesinin, aldatma ve gayrimeşru ilişkilerin sıradan birer vakaymış gibi sunulmasının, izleyici konumundaki çocuk ve gençlerin doğru-yanlış algısını doğrudan zedelediği, program içeriğinde yer alan; sadakatsizliğin, gayrimeşru ilişkilerin, 'peşkeş çekme' ve 'para karşılığı birliktelik' gibi iddiaların tüm detaylarıyla tartışılmasının, henüz gelişim çağındaki çocuk ve gençlerin zihin dünyasında "aile" ve "sadakat" kavramlarına yönelik telafisi güç yaralar açabilecek nitelikte olduğu, çarpık ilişki ağlarının bu denli ayrıntılı ve zaman zaman dramatize edilerek sunulmasının çocuk ve gençlerin ahlaki gelişimini olumsuz yönde etkilediği ve toplumsal yaşamdaki etik sınırların belirsizleşmesine neden olduğu, bu çerçevede koruyucu sembolün "Genel İzleyici" olarak belirlenmiş olmasının, içeriğin çocukların zihinsel ve ahlaki gelişimleri üzerindeki potansiyel tahribatını engellemediği, aksine bu tür içeriklerin çocuk ve gençlere ulaşmasına sebebiyet verdiği, dolayısıyla mezkur programın korumalı saatler olarak nitelenen, çocukların ve gençlerin yayınları izleme ve dinleme olasılığının muhtemel olduğu zaman diliminde (15:00) yayınlandığı dikkate alındığında, söz konusu içeriklerin çocuk ve gençlerin fiziksel, zihinsel veya ahlakî gelişimine zarar verebilecek nitelikte olduğu kanaatine varılmıştır.
Bu nedenle mezkur yayında, 6112 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinin ikinci fıkrasının ihlal edildiği sabit görülmüştür.
Bu itibarla;
6112 sayılı Kanun’un 8'inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan; "Radyo ve televizyon yayın hizmetlerinde, çocuk ve gençlerin fiziksel, zihinsel veya ahlakî gelişimine zarar verebilecek türde içerik taşıyan programlar bunların izleyebileceği zaman dilimlerinde ve koruyucu sembol kullanılsa dahi yayınlanamaz." ilkesinin ihlali nedeniyle,
6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan; “8 inci maddenin birinci fıkrasının diğer bentleri ile ikinci ve üçüncü fıkralarında ve bu Kanunun diğer maddelerinde belirlenen ilke, yükümlülük veya yasaklara aykırı yayın yapan ve/veya bu Kanun hükümleri kapsamında Üst Kurul tarafından belirlenen yükümlülüklerini yerine getirmeyen medya hizmet sağlayıcıya ihlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde birinden yüzde üçüne kadar idari para cezası verilir.” hükmü uyarınca idari para cezası uygulanması gerektiği,
a) İhlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği tarihi itibariyle kuruluşun Mart 2026 ayına ait ticari iletişim gelir beyanının 370.435.057,76 Türk Lirası olduğu değerlendirilerek, yüzde bir oranı (%1) 3.704.351,00 TL İDARİ PARA CEZASI UYGULANMASINA,
b) İdari para cezasının tebliğinden itibaren bir ay içerisinde, Üst Kurulun T.C. Ziraat Bankası Radyo ve Televizyon Üst Kurulu Tek İdare Tahsilat Alt Hesabı TR46 0001 0017 6200 9999 9955 88 no’lu hesabına “6112 sayılı kanunun 32’nci maddesine göre ödenen para cezasıdır” şerhiyle ödenmesi gerektiğinin veya 6112 sayılı kanunun 32’nci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca, tebliğden itibaren en geç onbeş gün içerisinde Ankara İdare Mahkemelerinde dava açılabileceğinin, aynı maddenin 11’inci fıkrası uyarınca 1 ay içerisinde peşin ödeme yapılması halinde, 5326 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca cezanın dörtte üçünün tahsil edileceğinin ve taksitlendirme talebinde bulunulabileceğinin, peşin ödemenin kanun yoluna müracaat hakkını engellemeyeceğinin, en geç 1 aylık süre içerisinde ödenmeyen idari para cezasının, 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil edilmek üzere Hazine ve Maliye Bakanlığınca belirlenecek tahsil dairesine gönderileceğinin bildirilmesine,
c) 6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “ (…) 8’inci maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (d) bentleri dışındaki bentlerini, aynı maddenin ikinci fıkrasını ve bu Kanunun yayın hizmetlerinde ticari iletişimi düzenleyen hükümlerinden herhangi birini yaptırım kararının tebliğinden itibaren bir yıl içinde yirmiden fazla ihlal eden medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayını beş güne kadar durdurulur. Bir yıl içinde aynı ihlalin tekrarı halinde, medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayınının beş günden on güne kadar durdurulmasına; ihlalin ikinci tekrarı halinde ise yayın lisansının iptaline karar verilir...” hükmü uyarınca işlem tesis edileceği hususunun yapılacak tebligatta bildirilmesine,
Oy birliği ile karar verildi.