İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 10.06.2026 tarih ve 72 sayılı yazısına konu STAR TV logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşta 21, 22, 28.04.2026 ve 05.05.2026 tarihlerinde saat 13:30’da yayınlanan "Nur Viral ile Sen İstersen" adlı program yayınına ilişkin uzman raporu ile video görüntülerinin incelenmesi ve değerlendirilmesiyle yapılan görüşmeler sonucunda;
Bahse konu yayına ilişkin uzman raporunda ayrıntıları belirtildiği üzere; STAR TV logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşta, hafta içi her gün saat 13:30'da canlı olarak “7 yaş ve üzeri" ve "Olumsuz örnek oluşturabilecek davranışlar" koruyucu sembolü ile yayınlanan, sunuculuğunu Nur Viral’in yaptığı, başvuru yapan kişilerin ailevi sorunları ile kayıp kişilerle ilgili durumların konusunu oluşturduğu "Nur Viral ile Sen İstersen" adlı programının 21.04.2026 tarihli bölümünde, 2024 yılında Gaziantep'te silahlı saldırı sonucu hayatını kaybeden Mehmet Polat isimli kişinin annesi Selma Polat ve kız kardeşi Zekiye Polat yayına katılmıştır. Oğulları Mehmet Polat'ı gelinleri Nazlı'nın öldürttüğü iddiası ile programa başvurmuşlardır. Devam eden günlerde konu detayları ile işlenmiş olup; ilgili bölümde; “...ama Selma Hanım diyor ki o gün saldırının sebebi aslında oğlumun karısı gelinimdir diyor. Yani benim oğlumu gelinim Nazlı öldürdü diyorsun. Evet. Bu iddia çok büyük. Çocuğunuzun ölümünden sonra gelininiz ile ilk defa yüzleşeceksiniz. Hazır mısınız bu yüzleşmeye? Biz hazırız gönül rahatlığıyla. Nazlı ve erkek kardeşi canlı yayına görüntülü olarak bağlanır ve Nazlı eşi Mehmet ile nasıl tanıştıklarını anlatır. Daha sonra programın sunucusu Nur Viral, Nazlı'ya eşini öldürüp öldürmediğini sorar. Nazlı, senin hakkındaki iddia çok büyük. Ben aslında kayınvalidene sordum neden kocasını öldürmek istesin ki dedim? Sana asıl soruyu direkt böyle soracağım. Kocanı öldürmeye teşebbüs ettin mi? Kocanı öldürmek için katili tuttun mu? Hayır kesinlikle öyle bir şey yok. Programın ilerleyen dakikalarında Nazlı, kayınvalidesi Selma'nın onu ve bebeğini istemediğini anlatır. Siz karnında bebeği varken Nazlı'yı ölümle tehdit ettiniz mi? Hayır. Asla. Kesinlikle Allah şahidimdir. Peki Nazlı bunu kocana söyledin mi? Gidip şikayetçi oldun mu? Evet, evet. Ben zaten o yüzden şikayetçi oldum ben de. Şu an bir ses kaydı var. Eşime zaten diyorum Mehmet diyorum biz senle anlaşamıyorsak, ailen beni istemiyorsa tamam diyorum boşanalım. Sen de istiyorsan boşanalım. Bak ailen beni sürekli tehdit ediyor dedim. O da bana dedi ki seni hiç kimse tehdit edemez. Şu an ailemi arayıp görüşeceğim. Ben dedim ki tamam Mehmet. Eğer bu olay bitecekse benim muhatabım sensin dedim. O da bunu kabul etti telefonu kapattık. Akşam beş, beş buçuk suları eşim beni aradı. Benim bana aynı şekilde eşimde başladı. Bütün madde bağımlılarını, eşim kullandı bu kelimeyi, toplayıp seni o evde öldürteceğim. Sen benim altınlarımı çalmışsın. Beni terk etmişsin beni boşayacakmışsın.”, "Mehmet Polat'ı Karısı mı Öldürttü?", "Gelin Nazlı, Kayınvalidesi ile Yüzleşiyor", "Kaynanam Çeyizime Bir İğne Bile Almadı", "Beni de Bebeğimi de İstemediler", "Yuvamı Kaynanam Yıktı", "Altınlarımı Kaynanam Aldı" şeklinde,
22.04.2026 tarihli bölümünde; “Nazlı ve Kayınvalidesi yine canlı yayında olayı anlatır. Ekrana Nazlı'nın boşanma aşamasında olduğu Mehmet'in kuyumcuda çekilen görüntüleri getirilir. Nazlı şu an da altınları verdiğin o görüntüler. Yani Selma hanım acınızı tazelemek istemem ama o görüntüleri ekrana getiriyoruz. Mehmet'e altınları verdiğin o simitçide verdiğin o görüntüler ekranda. Ekrana getirilen görüntüler sonrası anne Selma ve kızı Zekiye ağlamaya ve feryat etmeye başlar. Selma ve Zekiye sakinleştirilir ve Nazlı'nın neden kocasının cenazesine gelmediği üzerine bir tartışma başlar. Nazlı polislerin ona güvenliği için cenazeye gitmemesini söylediğini anlatır. Eşinin mezarına daha sonra gidip fotoğraf çektiğinden bahseder. Bir saniye. Ağabeyimin ilk toprağını bana atar mısın? Benim ağabeyimin toprağının aşama aşama fotoğrafları var bende. Bana atsana atsana hangi fotoğraf. Gidip bizim söylediğimizden sonra akşam gidip cenaze yerine asri mezarlığı arayıp yerini öğrenip ertesi gün sabah gidip fotoğraf çekiyorsun. Öğreniyorsun. Bu hiç zor değil. Bana ağabeyimin fotoğrafını atsana. Çünkü topraklarının bende aşama aşama fotoğrafı var. Bu konuşmadan sonda Zekiye yine ağlamaya başlar. Sakinleştikten sonra konu Mehmet'in maaşına geçer. Diyorum ki ben öldürttürmüşsem neden o zaman öldürttürdüğüm adamın çocuğunu neden doğuruyorum o zaman? Bunu sormak istiyorum? Para avcısısın. Para avcısısın. İkinci gün gidip kendini yardımlara yazdırmalar. Fabrikaya gitmeler parasını peşine düşmen. Para avcısısın. Nur hanım bakın benim eşim öldükten sonra fabrikaya gidip maaşını alıyorlar. Fabrikadan araştırılabilir. Kim alıyor Nazlı? Kim aldı Nazlı eşin öldükten sonra o maaşını? Eşim öldükten sonra maaşını ailesi arayıp da ayın 18'inden sonra gidip 16'sında ölüp 18'inde IBAN bırakıyorlar. Fabrikayı arayıp sormanızı istiyorum.”, "Mehmet'i Cinayet Mahalline Karısı mı Çekti?", "Kocamın Katillerinden Şikayetçi Olmadım" şeklinde,
28.04.2026 tarihli bölümünde; “Selma, gelinine güvenmediği için torununa DNA testi yapılmasını ister. Evet Selma gerçekten bugün kan donduran açıklamalarda bulunacaksın. Nasıl oldu, ne öğrendin, ne biliyorsun? Bu arada Nazlı'ya seslenelim gelin Nazlı'ya. Nazlı senin de biliyorsun programda söz hakkın var. Her ne karar ben çıkıp konuşmayayım çünkü siz beni susturuyorsunuz desen de ben bütün izleyicilerimin nezdinde de seni canlı yayına davet ediyorum. Çünkü burada bugün seninle ilgili çok büyük iddialar var. Selma Hanım mesela biraz sonra ağzından çıkacak olan cümleler yani senin cevap vermen gereken cümleler. Çünkü Selma Hanım diyor ki torumun için DNA testi istiyorum. Ya bu çok önemli iddia ama. Güvenmiyorum Nazlı'ya. Sadece güvenmediğiniz için değildir herhalde? Güvenmediğimden değil. Bazı duyumlar aldım. Nazlı'ya hiçbir türlü güvenmiyorum. O çocuk içinde DNA testi istiyorum. Benim torunumsa maddi manevi her türlü arkasındayım. Canımı bile feda ederim. Bir an önce bunun da meydana çıkmasını istiyorum. Selma bunu bir öfke ile mi söylüyorsun? Hayır öfke ile değil. Kafamda hep soru işareti olacağına bir an önce her şey olsun. Bende ondan kararlı bir şekilde torunum diye ona bağlanabileyim. Ama senin kafanda bu soru işaretlerinin olması için bir gerekçe olması lazım. Duyumlarıma göre Nazlı'nın erkek arkadaşı varmış. Oğlumun vurulduğu günde Nazlı erkek arkadaşı ile benim oğlumun ölümünü izlemiş.”, "Karısı Cinayeti Azmettirdi İddiası", "Selma Neden Torunu İçin DNA İstiyor", "Cinayetle Suçladığı Gelininden DNA İstiyor", "Nazlı, Kocasının Cinayetini İzlemiş" şeklinde,
05.05.2026 tarihli bölümünde; kimliği açıklanmayan bir gizli tanık yayına bağlanıp Nazlı'nın kuzeni olan Kadir isimli bir kişi ile evlilik hazırlığı yaptığını söyler. Nazlı ve Kadir canlı yayına bağlanıp iddiaların doğru olduğunu kabul ederken "Gizli Tanıktan Çarpıcı Açıklamalar", "Nazlı Evlilik Hazırlığı Yapıyor", "Gizli Tanık Söyledi, Baba Onayladı", "Evet, Kadir ile Evleniyorum" şeklinde sözlü ve alt yazılara ekranda yer verildiği görülmüştür.
Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme'ye göre çocukların özel hayatı, kimliği, aile bağları ve psikolojik bütünlüğü korunmalıdır. Bir çocuğun nesebinin (soyunun) televizyon ekranlarında tartışmaya açılması, çocuğun gelecekteki psikolojik gelişimi ve sosyal hayatı üzerinde onarılamaz yaralar açabilir. Yetişkinler arasındaki tartışmanın tarafı olmamasına rağmen çocuğun bir tartışma nesnesi olarak ekranda yer alması; çocuğun bulunduğu çevrede ve geleceğinde sosyal damgalanmayla karşı karşıya kalmasına, psikososyal gelişiminde, sosyal ilişkilerinde ve kimlik gelişiminde tahribatlara yol açacaktır. Çocuğun babasının ölümü ve annesine yönelik suçlamaların dijital arşivde kalacak olması, "ailenin korunması" ilkesinin en temel parçası olan "çocuğun korunması" yükümlülüğünü ihlal etmektedir. Şüpheli nesep etiketine maruz kalan çocuğun kayıtların kalıcı olabileceği göz önüne alındığında çocuğun gelecekte yeniden mağdur olma ihtimali bulunmaktadır.
Yukarıda yer verilen açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde, ihlale konu program genellikle "kamusal denetim" ve "mağdurun sesi olma" iddiasıyla yola çıksa da işleniş biçimi açısından cinayet azmettirme suçlamaları, ağır aile içi çatışmalar ve bir çocuğun biyolojik babalığının (nesebinin) milyonlar önünde tartışmaya açılmasının, çocuk ve gençlerin zihinsel, ruhsal ve ahlaki gelişimi üzerinde onarılamaz riskler bırakacağı, sosyal öğrenme ve yetiştirme kuramları bağlamında, aile mahremiyetinin ve sadakat tartışmalarının bir "seyirlik nesne" olarak sunulmasının genç bireylerde aile kurumuna yönelik güven duygusunu sarsmakta ve çatışmacı iletişim dilini normalleştirdiği, ayrıca çocuklarda "dünyanın güvensiz bir yer olduğu" algısını tetikleyebileceği ve travmaya yol açabileceği, tarafların canlı yayında birbirine hakaret etmesi, suçlamalarda bulunması ve bağrışmalarının karşılıklı saygı ve edep kurallarını ihlal ettiği, bu tür programların hedef kitlesi çocuklar olmasa dahi çocukların bu tür programların gizli tüketicisi olduğu bilinciyle içerikler üretilmesi gerektiği, dolayısıyla mezkur programın korumalı saatler olarak nitelenen, çocukların ve gençlerin yayınları izleme ve dinleme olasılığının muhtemel olduğu zaman diliminde (13:30) yayınlandığı dikkate alındığında, söz konusu içeriklerin çocuk ve gençlerin fiziksel, zihinsel veya ahlakî gelişimine zarar verebilecek nitelikte olduğu kanaatine varılmıştır.
Bu nedenle mezkur yayında, 6112 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinin ikinci fıkrasının ihlal edildiği sabit görülmüştür.
Bu itibarla;
6112 sayılı Kanun’un 8'inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan; "Radyo ve televizyon yayın hizmetlerinde, çocuk ve gençlerin fiziksel, zihinsel veya ahlakî gelişimine zarar verebilecek türde içerik taşıyan programlar bunların izleyebileceği zaman dilimlerinde ve koruyucu sembol kullanılsa dahi yayınlanamaz." ilkesinin ihlali nedeniyle,
6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan; “8 inci maddenin birinci fıkrasının diğer bentleri ile ikinci ve üçüncü fıkralarında ve bu Kanunun diğer maddelerinde belirlenen ilke, yükümlülük veya yasaklara aykırı yayın yapan ve/veya bu Kanun hükümleri kapsamında Üst Kurul tarafından belirlenen yükümlülüklerini yerine getirmeyen medya hizmet sağlayıcıya ihlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde birinden yüzde üçüne kadar idari para cezası verilir.” hükmü uyarınca idari para cezası uygulanması gerektiği,
a) İhlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği tarihi itibariyle kuruluşun Mart 2026 ayına ait ticari iletişim gelir beyanının 311.434.353,11 Türk Lirası olduğu değerlendirilerek, yüzde bir oranı (%1) 3.114.344,00 TL İDARİ PARA CEZASI UYGULANMASINA,
b) İdari para cezasının tebliğinden itibaren bir ay içerisinde, Üst Kurulun T.C. Ziraat Bankası Radyo ve Televizyon Üst Kurulu Tek İdare Tahsilat Alt Hesabı TR46 0001 0017 6200 9999 9955 88 no’lu hesabına “6112 sayılı kanunun 32’nci maddesine göre ödenen para cezasıdır” şerhiyle ödenmesi gerektiğinin veya 6112 sayılı kanunun 32’nci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca, tebliğden itibaren en geç onbeş gün içerisinde Ankara İdare Mahkemelerinde dava açılabileceğinin, aynı maddenin 11’inci fıkrası uyarınca 1 ay içerisinde peşin ödeme yapılması halinde, 5326 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca cezanın dörtte üçünün tahsil edileceğinin ve taksitlendirme talebinde bulunulabileceğinin, peşin ödemenin kanun yoluna müracaat hakkını engellemeyeceğinin, en geç 1 aylık süre içerisinde ödenmeyen idari para cezasının, 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil edilmek üzere Hazine ve Maliye Bakanlığınca belirlenecek tahsil dairesine gönderileceğinin bildirilmesine,
c) 6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “ (…) 8’inci maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (d) bentleri dışındaki bentlerini, aynı maddenin ikinci fıkrasını ve bu Kanunun yayın hizmetlerinde ticari iletişimi düzenleyen hükümlerinden herhangi birini yaptırım kararının tebliğinden itibaren bir yıl içinde yirmiden fazla ihlal eden medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayını beş güne kadar durdurulur. Bir yıl içinde aynı ihlalin tekrarı halinde, medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayınının beş günden on güne kadar durdurulmasına; ihlalin ikinci tekrarı halinde ise yayın lisansının iptaline karar verilir...” hükmü uyarınca işlem tesis edileceği hususunun yapılacak tebligatta bildirilmesine,
Oy birliği ile karar verildi.