İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 10.06.2026 tarih ve 75 sayılı yazısına konu ATV logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşta 15, 21, 24.04.2026 ve 28.05.2026 tarihlerinde saat 16:00’da yayınlanan "Esra Erol’da" adlı program yayınına ilişkin uzman raporu ile video görüntülerinin incelenmesi ve değerlendirilmesiyle yapılan görüşmeler sonucunda;
Bahse konu yayına ilişkin uzman raporunda ayrıntıları belirtildiği üzere, ATV logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşta, hafta içi her gün saat 16:00'da yayınlanan, sunuculuğunu Esra Erol'un yaptığı, farklı konukların katıldığı ve güncel hayatta yaşadıkları sorunlarını anlattıkları "Esra Erol'da" adlı programının 15.04.2026 tarihli bölümünde; Tolga ve Zeynep konuk olarak katılmışlardır. Zeynep eşi Tolga'nın çocuğunun ondan olduğu konusunda şüpheleri olduğunu ve bunu sevgilisine açıkladığını “Zeynep: Sana bir şey diyeceğim. Sen dün niye burada çocuğu kattın ki benden değil diye. Sen sevgiline yazmışsın. Şüpheleniyorum. Sevgiline yazmışsın. DNA testi yaptırdık demişsin. Çocuk benden çıktı demişsin. Şüpheleniyorum. Hayır ben yaptırmadım ama şüpheleniyorum ben. Hala da şüphelerim var çocuğum için." şeklinde ifade etmiştir. Devamında Zeynep kayınpederinin evlerine gelen kaynanasının arkadaşına sarkıntılık ettiğini, Tolga'ya başka bir kıza mesaj yazdırdığını “İki kez sen evi daha önce niye terk ettin? İki kez de terk ettim. Annemlerin yanına gittim. Şunu da açıklayayım. Benim kayınpederim her gece her an içkili gezen bir insan. Onun hele bana yaptıkları bu Tolga hastanedeyken kayın pederim bana dedi ki ... rahminden ameliyat olmuş...Yalan. Ben size söyledim bunu. Tuğçe'ye bile söyledim. Tuğçe (Tolga'nın kardeşi) ne dedi? Babam dedi ne kadar terbiyesiz bir adammış dedi. Ya bu. Senin hayatın yalan. Hayatın yalan. Ya annenin arkadaşı geldi Ramazan'da kadına mesaj atmış ya gel görüşelim diye. O gün ben anneme kaçmadan ki bir gün önce Tolga'nın babası Tolga'ya bir tane kıza mesaj attırdı. Şu kıza mesaj atsana dedi. Yorum yapsana dedi. İçki içiyordu kız da." şeklinde ifade etmiştir. Yine aynı bölümde Tolga ve Zeynep'in ev sahipleri Kadir Aydemir'in söz konusu çift kira ödemediği için Zeynep'ten faydalanmak istediği söylenmiştir. Ayrıca Kadir Aydemir'in Zeynep'e, mal kaptırmamak için eşlerinden sessizce boşanma teklifinde bulunduğu “Eee sizin Kadir denilen şahısla yazışmanız var mı? Tolga'ya gönderdiklerim var işte. Tamam Kadir Aydemir size ne yazıyor?...Kadir Aydemir size ne yazıyor? Ya kirayı ödemedikleri için bu sefer benden faydalanmak istedi. Hatta biz işte bu Tolga bir hastanede bir kadın daha vardı Selver diye. Onları da sormuyorum Zeynep Hanım. Kadir Aydemir size bir ilişki teklifinde, bir arkadaşlık teklifinde bulundu mu? Evet bulundu. Eee peki kendisiyle bir arkadaşlığınız oldu mu? Olmadı. Siz Kadir isimli şahıstan size gelen mesajları eşinize mi attınız? Evet ben attım. Yani onunla herhangi bir duygusal ilişkiniz olmadı. Olmadı. Oldu. Peki Kadir Aydemir size eşinizin geçen gün iddia ettiği gibi ya o söyledi ve yazışmalar da var dedi. Kadir sana Zeynep sen de sakin ol ben de sakin olayım sessiz bir şekilde boşanalım, malları kaptırmayalım, ben karıma kaptırmayayım işte sen kocana kaptırma eee boşanalım ve evlenelim dedi mi ? Dedi. Bunu kabul ediyorsunuz. Evet ediyorum." şeklinde ifade edilmiştir. İlgili bölümün devamında Tolga'nın hastanede tedavi görürken tanıştığı ve duygusal ilişki yaşadığı Özlem canlı yayına bağlanmıştır. Özlem Tolga ile Tolga evliyken ilişki yaşadıklarını "Özlem: Biz Tolga'yla eee Bursa Çekirge Devlet Hastanesi Psikiyatri bölümünde tanıştık. Eee kendisiyle 23 gün boyunca birlikte tedavi gördük. Tolga özel bir odada kalıyordu. Onun durumu farklı olduğu için normal odada değildi. Eee kendisi sürekli kriz geçiren işte hastalığı biraz ileri seviyede olan birisiydi...Evet. Evet. Ama hiçbir şekilde eee tedaviye ...Duygusal ilişki yaşadınız mı? Ya duygusal bir anlamda bir ilişkimiz eee oldu. Evet. Kendisi Zeynep'ten boşanacağını, benimle evleneceğini söyledi. Eee hatta benim ailem buna karşı çıktı. Çünkü kendisinin durumu yoktu. Eee kendisinin bir evi yoktu. Bir geliri yoktu. Ben kendisine dedim eee boşandığın zaman bir işe gir. Düzenli eee sigortan yatsın, paranı al. Eee biz o şekilde evlenebiliriz.”,
21.04.2026 tarihli bölümünde; Tolga ve Zeynep'in sorunları konuşulmaya devam etmiştir. Tolga'nın eşinin kendisini aldattığını düşündüğü ev sahipleri Kadir Aydemir'den dayak yediği ama para karşılığı şikayetini geri çektiği “Niye tazminat talebinde bulunuyorsunuz? Yani bu ev sahibiyle sizi aldattığı yüzünden mi? Evet Esra hanım. O kadar önemli bir şey söyleyeceğim ki birazdan. Şimdi Tolgacığım eee eşinin seni ev sahibiyle aldattığını biliyorsun. Ev sahibi gelip seni dövüyor. Sen şikayetçi oluyorsun. Bak yine aynı noktaya geldik. Sen şikayetçi oluyorsun. Sonra ev sahibi senin cebine para sıkıştırıyor ve sen şikayetinden vazgeçiyorsun. Şimdi ortada bir tutarsızlık var. Eşinin ev sahibiyle yazışmalarını gördün değil mi? Ne olduğunu da biliyorsun. Üzerine bir de dayak yedin ama para karşılığı şikayetinden vazgeçiyorsan. O öyle olmadı Esra hanım. Şimdi şöyle söyleyeyim ben size. Adliye gittim ben. Adliye gittiğimizde yani evden çıktığımızda adliyeye gittik. Şey yaptık şikayetimizi geri çektik. Ben para alacağımdan haberim yoktu. Ya kapının önünde verdi. Eve gelince verdi ya adam ya. Niye mevzu değil verdi ya Tolga? Mevzu değil. Seni ev sahibinden sen şüpheleniyor muydun dayak yemeden önce? Şüpheleniyordum." şeklinde ifade edilmiştir. Devamında Zeynep ve ev sahibi Kadir Aydemir uygunsuz şekilde mesajlaşırken Zeynep ve eşi Tolga'nın yan yana olduğu ve Tolga'nın sırf kira ödememek için bu duruma sessiz kaldığı “Ama eşiniz şunu söyledi mesela siz ona cevap vermediniz. Dedi ki ben ev sahibimle evet bir borcumuz vardı. Kira ödenmemişti. Ev sahibiyle uygunsuz yazışmalarda ben bunları yazarken Tolga benim yanımdaydı dedi. Eşinizi bu konuda siz yönlendirdi...Sen o mesajları konuştun konuştun. Ben hatta senin bir ara telefonunu kurcaladım. Ekran görüntülerini, ekran görüntülerini ben aldım. Ben attım kendime. Sen yanımdaydın Selver'in evinde oturuyorduk o zaman. Görüntüleri ben kendim aldım. Attım ya. Şimdi çok ağır ve çirkin bir şey ya. Hani senin eee sevgilin olduğunu, yasak ilişkin olduğunu iddia ettiği biriyle kocanın yazışıyor olması da başka bir çöküşü gösteriyor. Ben yazışmadım Esra hanım kesinlikle yazışmadım. Ya sırf kira ödememek için. Yani 3 ay kira ödememek için bunu kabul eden birine TDK'da karşılığı çok ağır bir şekilde var. Yani eşiniz aslında eşinizi bir nevi pazarlamak oluyor bu. Bak Tolga biraz önce söylediğim cümleye gelirsen. Şikayetten vazgeçip adam cebine para koyuyorsa sen bunu bile bile yazışıyorsan kira ödememek için bunları yapıyorsan bunun halk nezdinde kaba argo başka bir karşılığı var." şeklinde ifade edilmiştir. İlgili bölümde Fadime ve Samet adlı çifte de yer verilmiştir. Söz konusu bölümde Fadime eşi Samet'in Derya isimli bir kadınla kendisini aldattığını “Ya şu hesap hareketlerini çıkartır mısın sen? Neyleri? Hesap hareketlerini bir çıkartır mısın sen? Nereye harcamışsın? Bir bak bakalım. Kendi kredi kartını bir çıkar. Nereye çıkaracağım. Telefonumu sen aldın ya. Telefonumu kırdın ki aldım. Niye kırdın telefonu? Oh iyi yapmışım. Aldattığını öğrendim. Hastaneye gittik abla. Aldattı diye bir şey yok. Ben Derya diye bir kadın var. Sen beni aldattın be. Çocuk. Ben çocuk doğmadan önce de senden boşanacağımı söylüyordum. Boşanmak için çoğu kişiden fikir de aldım. Avukatlarla da görüştüm." şeklinde ifade etmiştir. Aynı bölümde konuk olarak İlhan-Aleyna çifti ile İlhan'ın abisi Erhan konuk olarak yer almışlardır. Aleyna ve Erhan arasında Aleyna'nın İlhan'ı aldattığı konusunda “Sen utan sen. Sen utan ben utanmam. Sen utan. Ben utanmam. Bu çocuğu bu hale soktuğun için sen utan. Sen utan. Sen. Bir de evinin fotoğrafını gösteriyorsun. İçin rahat mı edecek? Benim Allah'a şükür evimi düzmüşüm. İçin rahat mı edecek? Tabii rahat edecek için. Niye bitirdin çocuğu? Ben bitirdim. Sen sinir etme. Ben her gün. Hayır ben bitirmedim. Yalan konuşma işe gitmişim. İşe gidiyorum ben. Nerede bitirmişim ben? Anladın. Nerede bitirmişim? Sen aldattın. Sen boş konuşma. Sen boş konuşma. Üç tane kişiyle aldattın. Sen boş konuşma. Sen haksızsın. Belli oluyor. Konuşuyorsun oradan car car car. Tamam be. Boşanalım bir an önce. Kurtulalım be sizden be. Terbiyesiz. Sensin terbiyesiz. Sen kendine bak. Üç tane kişiyle bu çocuk aldatmadı seni. Sen kendi karına bak. Sen kendi karına bak.",
24.04.2026 tarihli bölümünde Tamer uzun süredir kayıp olan eşi Esra'nın bulunması için programa katılmıştır. Esra iki çocuğunu evde bırakıp gitmiştir. Program çalışanları tarafından Ankara'da bulunan Esra canlı bağlantı yoluyla programa katılmıştır. Tamer eşini pavyonda çalışmakla, çocuğuna hamileyken alkol almakla, Esra ise eşi Tamer'i anne ve babasının parasını çalmakla, kendisini yıllarca dövmekle “O kadar şereflisin. Alkol içip arkadaşlarını neden eve getiriyordun? Evet içiyordum. Sen hamileyken kızını...Neden kumar oynayıp içki içip beni yıllarca dövdün. Kızına hamileyken pavyonda alkol içiyordun? Kanıtlarım bunları. Annemin, babamın parasını niye çaldın? Ben çalmadım annenin babanın parasını. Sen çaldın." ifadelerle suçlamıştır. Devamında Esra Öncül eşinin kuzeni tarafından sözlü tacize uğradığını “Esra şimdi sen akrabalardan biriyle ilgili e önemli iddialarda bulunmuşsun. Eee, yani eşin Tamer senin adına bunları söylüyor. Biraz önce söylediği o akrabalardan biri sana fiziksel bir saldırıda bulundu mu? Eee böyle bir cinsel saldırı anlamında. Fiziksel olarak değil abla. Cinsel saldırıda bulundu mu ya da herhangi bir taciz iddiası var mı? Hayır şu şekilde oldu. Eee telefonla ve sözlü oldu Esra abla. Yani fiziksel anlamda değil ama sözlü de bu nihayetinde taciz. Hayır. Evet. Hani fiziksel olarak hiçbir şey hani saldırıdır, tecavüze girişimdir bunların hiçbiri olmadı ama telefonla ve sözlü bir şekilde oldu." şeklinde ifade etmiştir. Yine ilgili yayına Hafize bir süredir kayıp olan kocası Hüseyin Kanat'ın bulunması için katılmıştır. Hafize programa kendisine bu süreçte sahip çıktığını söylediği ve kocası ile aynı iş yerinde çalışan Cengiz ile birlikte gelmiştir. Bu sırada programa kayıp Hüseyin Kanat'ın yeğeni bağlanmış ve “Gelsin Cengiz benle yüz yüze benim amcamın karısını nasıl almış. Zaten Cengiz. Cengiz senin ilk kocan. Tamam mı? Adama böyle düş...Yalan söyleme. O zaman amcan adam olsaydı da namusuna sahip çıksaydı. He ben bu kadar söylüyorum. O zaman amcan adam olsaydı...Hüseyin o zaman karısını bırakmayaydı. Ben de sahip çıkmayaydım. Sen adam olsan. Sen adam olsan başka bir soyadlı kadınla…Dayın adam değil. Dayın adam olsaydı. O zaman siz adam olsanız buraya gelir oturur...",
28.05.2026 tarihli bölümünde ise İbrahim evi terk eden eşi Kader’i aramak için gelmiştir. İbrahim’in iddiasına göre Kader biri 2 yaşında biri de 9 aylık olan çocuklarını bırakarak evi terk etmiş, çocuklara İbrahim’in ilk eşinden olan 10 ve 11 yaşındaki iki kız çocuğu bakmaktadır. Program içerisinde Esra Erol, Kader’e İbrahim’le nasıl tanıştıklarını sorar. Kader sosyal medyadan tanıştıklarını söyler. Ancak İbrahim aslında önceden Kader’in kardeşi ile evli olduğunu, eşinden boşandıktan sonra onun ablası Kader ile evlendiğini, ikisi tanıştıklarında Kader’in de evli olduğunu itiraf eder. Kader de eşini ve biri 5 biri 2 buçuk yaşındaki çocuklarını terk ederek eski eniştesi İbrahim’le kaçtığını kabul ettiği diyaloglarda “Daha önceden böyle bir tanışıklığınız var mıydı? Biz 2020 yılında tanıştık Esra abla. Nerede tanıştınız? Facebook'ta tanıştık. Sosyal medyada. Sosyal medyada. Sen nerede yaşıyordun? Ben o zaman eşimle beraberdim, ilk eşimle, eski eşimle beraberdim. Siz. Efendim. Sosyal medyadan mı tanıştınız? Sosyal medya değildi aslında. Nedir? İşte eşim beni arıyordu. İşte yani ben işte benim hani onun kız kardeşinden kurtulmam için ben ona mesaj atmıştım. İşte beni kurtarın, sürekli beni rahatsız ediyor, sürekli beni sürekli rahatsız ediyor falan filan diye söylemiştim. Kader’in kız kardeşi seni rahatsız mı ediyordu? Evet biz boşandıktan sonra beni rahatsız ediyordu. Siz kız, ablasıyla mı evliydiniz ? Evet. Aaaa! Bu iki çocuğun annesi sizin ablanız mı? Kardeşim." şeklinde ifadelere yer verildiği görülmüştür.
Bilindiği üzere gündelik hayatta yaşanan tüm konular kitle iletişim araçları ile geniş kitlelere ulaştırılarak görünür, bilinir ve tartışılır hâle getirilmektedir. Genel olarak kamuoyunu ilgilendiren bu süreçte ise bilgi aktarımı yapılırken bireylerin bilgilendirilmesi ve de belirli düzeyde yaygın bilinç oluşturulması yayın kuruluşları tarafından hedeflenmektedir. Mikro ölçekte aileyi, makro ölçekte ise toplumu ilgilendiren problemler ele alınırken programda kendini ifade etme imkânı verilen kişiler çeşitli mahrem konuları stüdyo ortamından tüm ülkenin gündemine taşınabilecek şekilde iddia, içerik ve ayrıntılı tasvirler ile gözler önüne sermektedir. Herhangi bir çözüme ya da sonuca kavuşturmadan bir tür kurgusallık içinde katılımcıların hayatları birer seyirlik nesneye dönüştürülmektedir. Medya tarafından izlenme kaygısı ile çocuk ve gençlere ahlaki yönden zarar verebilecek içeriklerin gösterimi, öncelikle çocuk ve gençleri ve dolayısıyla toplumu olumsuz yönde etkilemektedir.
Ekran tutum, yönelim ve davranış geliştirmekte oldukça etkilidir. Özellikle çocuk ve gençlerin tutum ve davranış geliştirmelerinde önemli bir rol oynadığı birçok araştırma ile ortaya konmuştur. Gelişim psikolojisindeki önemli kuramlardan sosyal öğrenme kuramına göre de çocuk ve gençler ekrana gelen davranışları model alma suretiyle öğrenmekte ve hayatlarına yansıtmaktadırlar. Ekranın etkilerini görmek amacıyla yapılan çalışmalarda çocukların ekranda gördüklerini gündelik hayatta uyguladıkları tespit edilmiştir. Çocukların başkalarında gördüğü bu davranışların, kişiliğin merkezinde de yer alabildiği ve bu suretle kişilik gelişimlerinde de etkili olabildiği görülmektedir.
Çocuk bireyin gelişim dönemlerinin kendine özgü özellikleri, problemleri, çözümleri ve kazanılan yetileri vardır. Gelişim genel olarak; algılama bellek, nedensellik, yaratıcılık, hafıza, dil gelişimini içeren bilişsel (zihinsel-algısal) alan, sosyal beceriler ve davranışlar gibi kişisel kavramları ve duyguları içeren psikososyal (duyusal) alan ve bireyin bedenindeki uzunluk, ağırlık gibi dış değişimleri ve kaslardaki değişimleri içeren fiziksel (davranışsal) alan olarak üç alandan oluşur. Medya ise, çocuk gelişimine çevresel etkenler kategorisinde, etki eder. Ekolojik sistem teorisine göre medya araçları, bir ekosistem ögesi olarak büyük bir çevrenin parçasıdır ve çocuk bireyin sosyalleşme kanallarından biri olarak gelişiminde çevresel bir etki yaratır. Onun gelişim dönemlerinin her birinde de medyanın etkisi kaçınılmazdır.
Televizyonların çocuk ve gençler üzerindeki etkisi, toplumun diğer kesimlerine oranla çok daha fazladır. Bu etki televizyonların sadece bilgi aktarmaları yoluyla olmayıp, daha ziyade belli davranış modelleri sunmaları suretiyle cereyan etmektedir. Bu tipler özellikle çocuklar için büyük bir taklit kaynağı olan modellerdir. Bireylerin ruhsal gelişiminde ve insan ilişkilerinin oluşumunda oldukça önemli bir işleve sahip olan taklit etme, televizyonun temel öğretme biçimine uygun düşmektedir. Ancak bilinçsiz özentiyle taklit söz konusu olduğundan ve taklit kaynağı tiplerin millî değerlerin güçlenmesi bağlamında, olumsuz yönleri özendirildiğinden, çocuk ve gençler yaratıcı güçlerini ortaya çıkaramamakta ve düşünme yeteneklerini kullanmada ciddi sorunlar yaşamaktadırlar. Televizyondaki taklit kaynağı tipler ve yaşam tarzları, çocuk ve gençlerin toplumun kültürel değerlerini yaşatabilmeleri açısından ayrı bir önem arz etmektedir. Buradaki model kelimesi kişinin kendini özdeş tuttuğu ve duyuş, düşünüş ve davranışlarını taklit etmeye çalıştığı kimseleri ifade etmektedir. Buna karşılık televizyon yapımcı ve yayıncılarının bu hususta yeterli hassasiyeti gösterdiklerini söylenemez.
Ekranda yaşına uygun olmayan içeriklere maruz kalan çocuk yalnızca gelişim bozukluklarıyla karşılaşmamakta aynı zamanda ailesi ve çevresi ile de sorun yaşamaktadır. Çünkü çocuk; toplumlaşma aracı olan televizyonda gördükleri ile aile ve çevresindekilerin uygunsuz davranışlara verdiği tepkilerle karşılaştığında yaşadığı çelişki sonucu sosyal hayatında huzursuzluğa ve kimlik gelişiminde de çarpıklıklara maruz kalmaktadır.
Söz konusu programın çeşitli bölümlerine farklı sorunlar yaşayan birçok çiftin konuk olarak katılığı ve en özel anlarını açık bir şekilde izleyenlere aktardığı görülmektedir. Birbirinden farklı çiftlerin ortak paydada buluştuğu hususlar ise küçük yaşta çocuklara sahip olmaları ve evlilik bağı sürerken birbirlerini ihanetle suçlamalarıdır. Hatta ihanet şüphesi öyle bir noktaya gelmiştir ki 15.04.2026 tarihli yayında yer alan Tolga kendi çocuğunun başkasından olduğu konusunda şüpheleri olduğunu ifade etmiştir. Çiftlerin hepsi boşanma sürecinde olup, boşanma nihayete ermediği halde çiftler eşlerine ihanet etmelerini "aramızdaki bağ zaten kopmuştu" şeklindeki ifadelerle meşrulaştırmaya çalışmaktadırlar. Programda toplumsal hassasiyetleri yıkıp geçen birçok olay yer almaktadır. Şöyle ki kira vermemek için ev sahibiyle eşinin uygunsuz bir şekilde mesajlaşmasına ses çıkarmamak, eşinin kendisini aldattığını düşündüğü ev sahibinden dayak yediği halde para karşılığı şikayetinden vazgeçmek, eşini pavyonda çalışmakla suçlamak, kayıp iş arkadaşının eşi ile sevgili olmak, kız kardeşinin boşandığı eşi ile evlenip çocuk sahibi olmak aile yapısına aykırılık teşkil eden örneklerden bazılarıdır.
Yukarıda yer verilen açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde, ihlale konu program içeriklerinin gayriahlaki ilişkileri meşrulaştıracak ve çocukların, gençlerin ahlaki gelişimine zarar verecek bir mahiyet arz ettiği, yayıncı kuruluşun söz konusu programda olumsuz davranışların tek tek anlatılmasına aracılık ettiğinden bu durumun genel ahlakın kapsadığı değerlerin erozyona uğramasına ve olumsuz davranışların toplumda kanıksanarak bu türden topluma zarar verici nitelikteki durumların normalleşmesine yol açabileceği, televizyon programlarında bu tarz konuların görülme sıklığı arttıkça; toplumun bu ilişkileri normalleştirmesine, duyarsızlaşmasına ve toplumsal değerlerin yozlaşmasına neden olacağı, dolayısıyla mezkur programın korumalı saatler olarak nitelenen, çocukların ve gençlerin yayınları izleme ve dinleme olasılığının muhtemel olduğu zaman diliminde (16:00) yayınlandığı dikkate alındığında, söz konusu içeriklerin çocuk ve gençlerin fiziksel, zihinsel veya ahlakî gelişimine zarar verebilecek nitelikte olduğu kanaatine varılmıştır.
Bu nedenle mezkur yayında, 6112 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinin ikinci fıkrasının ihlal edildiği sabit görülmüştür.
Bu itibarla;
6112 sayılı Kanun’un 8'inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan; "Radyo ve televizyon yayın hizmetlerinde, çocuk ve gençlerin fiziksel, zihinsel veya ahlakî gelişimine zarar verebilecek türde içerik taşıyan programlar bunların izleyebileceği zaman dilimlerinde ve koruyucu sembol kullanılsa dahi yayınlanamaz." ilkesinin ihlali nedeniyle,
6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan; “8 inci maddenin birinci fıkrasının diğer bentleri ile ikinci ve üçüncü fıkralarında ve bu Kanunun diğer maddelerinde belirlenen ilke, yükümlülük veya yasaklara aykırı yayın yapan ve/veya bu Kanun hükümleri kapsamında Üst Kurul tarafından belirlenen yükümlülüklerini yerine getirmeyen medya hizmet sağlayıcıya ihlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde birinden yüzde üçüne kadar idari para cezası verilir.” hükmü uyarınca idari para cezası uygulanması gerektiği,
a) İhlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği tarihi itibariyle kuruluşun Mart 2026 ayına ait ticari iletişim gelir beyanının 798.705.526,61 Türk Lirası olduğu değerlendirilerek, yüzde bir oranı (%1) 7.987.055,00 TL İDARİ PARA CEZASI UYGULANMASINA,
b) İdari para cezasının tebliğinden itibaren bir ay içerisinde, Üst Kurulun T.C. Ziraat Bankası Radyo ve Televizyon Üst Kurulu Tek İdare Tahsilat Alt Hesabı TR46 0001 0017 6200 9999 9955 88 no’lu hesabına “6112 sayılı kanunun 32’nci maddesine göre ödenen para cezasıdır” şerhiyle ödenmesi gerektiğinin veya 6112 sayılı kanunun 32’nci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca, tebliğden itibaren en geç onbeş gün içerisinde Ankara İdare Mahkemelerinde dava açılabileceğinin, aynı maddenin 11’inci fıkrası uyarınca 1 ay içerisinde peşin ödeme yapılması halinde, 5326 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca cezanın dörtte üçünün tahsil edileceğinin ve taksitlendirme talebinde bulunulabileceğinin, peşin ödemenin kanun yoluna müracaat hakkını engellemeyeceğinin, en geç 1 aylık süre içerisinde ödenmeyen idari para cezasının, 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil edilmek üzere Hazine ve Maliye Bakanlığınca belirlenecek tahsil dairesine gönderileceğinin bildirilmesine,
c) 6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “ (…) 8’inci maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (d) bentleri dışındaki bentlerini, aynı maddenin ikinci fıkrasını ve bu Kanunun yayın hizmetlerinde ticari iletişimi düzenleyen hükümlerinden herhangi birini yaptırım kararının tebliğinden itibaren bir yıl içinde yirmiden fazla ihlal eden medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayını beş güne kadar durdurulur. Bir yıl içinde aynı ihlalin tekrarı halinde, medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayınının beş günden on güne kadar durdurulmasına; ihlalin ikinci tekrarı halinde ise yayın lisansının iptaline karar verilir...” hükmü uyarınca işlem tesis edileceği hususunun yapılacak tebligatta bildirilmesine,
Oy birliği ile karar verildi.