İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 24.06.2026 tarih ve 82 sayılı yazısına konu KOZA logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşun 20.06.2026 tarihinde saat 19:20’de yayınladığı "Koza Haber" adlı program yayınına ilişkin uzman raporu ile video görüntülerinin incelenmesi ve değerlendirilmesiyle yapılan görüşmeler sonucunda;
Bahse konu yayına ilişkin uzman raporunda ayrıntıları belirtildiği üzere, KOZA logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşun, Batman'da bir yaşlı ve engelli bakım merkezinde yaşanan engelli bireylere yönelik kötü muamele yapıldığına ilişkin olarak; 20.06.2026 tarihinde saat 19:20’de yayınladığı, "Koza Haber" adlı program yayınında “Engellilere cinsel istismar, işkence, kötü muamele, şüpheli ölümler...Hepsi Batman'da bir bakım merkezinde yaşandı. İddia bu. Her şey adli soruşturma başlayınca ortaya çıktı. Batman'da engellilere hizmet veren Şifa Bakımevi'nde işkence ve toplu ölüm iddiaları üzerine soruşturma başlatıldı. Batman Cumhuriyet Başsavcılığı'ndaki dosya sekiz klasör, beş bin sayfadan oluşuyor. Jandarmanın hazırladığı suçlu şemasında en az 72 kişi var. Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdür Yardımcısı, Bakımevi sahipleri ve çalışanlar... Konu meclis gündemine de taşındı. Özel Batman Şifa Bakım Merkezine iki hafta önce operasyon düzenlendi. Yaklaşık 80 kişi gözaltına alındı. Aralarında kurum sahibinin de olduğu 15 kişi tutuklandı. İddiaya göre bakım merkezinde kalan 28 yaşındaki engelli kadın 6 çalışan tarafından sistematik olarak cinsel saldırıya uğradı. İstismara uğradığı belirtilen engelli kadına birden çok kez kürtaj yaptırıldı. Bunlarla sınırlı kalmadı. Şifa Bakımevi'ndeki 28 yaşındaki bir başka engellinin de telefonla oynamasın diye bir gün boyunca bağlı bir şekilde bekletildiği iddiası dosyada. İşkencenin cinayetle sonlandığı, kan dolaşımı duran engelli hastanın kangren nedeniyle hayatını kaybettiği belirtiliyor. Yine aynı bakım merkezinde hayatını kaybeden bir engellinin de ölüm haberinin... sonra ailesine verildiği söyleniyor. Tüm bunların yanında bir de dolandırıcılık iddiası var Şifa Bakımevi sahipleri hastalara bilinçli olarak yanlış ilaçlar verdi ve bu şekilde dolandırıcılık yapıldı. DEM Parti Batman Milletvekili Zeynep Oduncu Kutevi soruşturmayı Meclis gündemine taşıdı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş'ın yanıtlamısı istemiyle yazılı soru önergesi verdi. Konunun araştırılmasını, ihmali olan kişilerin ve kurumların tespit edilmesini istedi.”, "Şifa Bakımevi, 'İşkence, Cinsel İstismar ve Cinayet' İddialarıyla Karşı Karşıya" şeklinde yazılı ve sözlü ifadelere yer verildiği görülmüştür.
Konuyla ilgili olarak, Batman 2. Sulh Ceza Hâkimliği’nin 03.06.2026 tarih ve 2026/3766 Değişik İş sayılı dosyası kapsamında, “Suç işlemek amacıyla örgüt kurma, Eziyet, Görevi kötüye kullanma, Rüşvet, Suçu bildirmeme, Kamu kurum kuruluşları zararına dolandırıcılık” suçlarına ilişkin yürütülen soruşturma çerçevesinde, 5187 sayılı Basın Kanunu’nun 3. maddesi ile Anayasa’nın 28. maddesi hükümleri birlikte değerlendirilerek yayın yasağı kararı verildiği anlaşılmaktadır.
Anılan Mahkeme kararında açıkça; basın özgürlüğünün demokratik toplumun temel unsurlarından biri olmakla birlikte, bu özgürlüğün toplum sağlığı ve ahlakı, milli güvenlik, kamu düzeni ve kamu güvenliğinin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanması gibi nedenlerle sınırlandırılabileceği ifade edilmiştir. Ayrıca, delillerin toplanmasını zorlaştıracak, gizlilik içeren bilgilerin açığı çıkmasına neden olabilecek şekilde görsel, yazılı ve internet yayın organlarında olaya ilişkin bir kısım argümanların yayınlanması ve yayınlanma ihtimalinin bulunması, ayrıca soruşturmaya konu olan olayların toplumda infial yaratabilecek nitelikte olması hususları dikkate alınarak, olayla ilgili yazılı, görsel ve sosyal medya dahil her türlü yayın yapılmasının yasaklanmasına karar verildiği açıkça hüküm altına alınmıştır. Bu çerçevede, söz konusu yargı kararının yalnızca şekli bir tedbir olmadığı; aksine kamu düzeninin korunması, soruşturmanın selameti ve yargı erkinin etkinliğinin sağlanması bakımından bağlayıcı ve doğrudan uygulanması gereken bir hukuki emir niteliği taşıdığı açıktır.
Ancak mezkur yayında, açık ve kapsamlı yayın yasağına ilişkin Mahkeme kararına rağmen; olayın gerçekleştiği yerin detaylı biçimde açıklanması, gerçekleştiği iddia edilen eziyet, işkence cinsel saldırı ve ölümlerin detaylı açıklanması, Başsavcılık tarafından yürütülen soruşturma detaylarının ve Jandarmanın hazırlamış olduğu suçlu şemasının anlatılması suretiyle, yargı kararının öngördüğü sınırlamaların fiilen ihlal edildiği görülmektedir. Bu durumun, yalnızca bir haber verme faaliyeti olarak değerlendirilemeyeceği aksine yargı kararının etkisiz kılınmasına yol açan bir yayın pratiği olarak değerlendirilebileceği düşünülmektedir.
Diğer taraftan yayın içeriğinde kullanılan dil de ihlalin ağırlığını artırmaktadır. Söz konusu haberin bakım merkezinde kalan 28 yaşındaki engelli kadının 6 çalışan tarafından sistematik olarak cinsel saldırıya uğraması, istismara uğradığı belirtilen engelli kadına birden çok kez kürtaj yaptırıldığının belirtilmesi, 28 yaşındaki bir başka engellinin de telefonla oynamasın diye bir gün boyunca bağlı bir şekilde bekletildiği iddiası, işkencenin cinayetle sonlandığı, kan dolaşımı duran engelli hastanın kangren nedeniyle hayatını kaybettiği belirtilmesi gibi yoğun dramatizasyon içeren ifadelerle sunulması, kamuoyunun bilgilendirilmesi sınırını aşarak olayın sansasyonel bir anlatı haline getirilmesine neden olmakta; bu durum da hâkimlik kararında açıkça vurgulanan “toplumda infial oluşmasının önlenmesi” amacına doğrudan aykırılık teşkil etmektedir. Başka bir ifadeyle, söz konusu yayın, yargı kararının korumayı hedeflediği kamu huzurunu bozacak şekilde, olayın etkisini sınırlandırmak yerine genişleten bir işlev görmektedir.
Söz konusu yayın yasağı kararının 03.06.2026 tarihinde saat 12:05 itibari ile Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun web sitesinde “Yayın Yasakları” kısmında yayınlanmasına ve Mahkeme kararında açıkça; her türlü haber, röportaj, eleştiri vb. yayınların yapılmasının yasaklanmasına rağmen, ihlale konu yayında; yayın yasağının öznesini oluşturan haber ve görüntülerin ekrana taşınması ve ilgili Mahkeme kararında belirtilen yayın yasağına aykırı bir yayın gerçekleştirilmesinin hukukun üstünlüğü ilkesini ihlal eder bir nitelik taşıdığından, 6112 sayılı Kanun'un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinin ihlal edildiği kanaatine varılmıştır.
Bu itibarla;
6112 sayılı Kanun’un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan; Yayın hizmetleri "Hukukun üstünlüğü, adalet ve tarafsızlık esasına aykırı olamaz." ilkesinin ihlali nedeniyle,
6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan; “8 inci maddenin birinci fıkrasının diğer bentleri ile ikinci ve üçüncü fıkralarında ve bu Kanunun diğer maddelerinde belirlenen ilke, yükümlülük veya yasaklara aykırı yayın yapan ve/veya bu Kanun hükümleri kapsamında Üst Kurul tarafından belirlenen yükümlülüklerini yerine getirmeyen medya hizmet sağlayıcıya ihlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde birinden yüzde üçüne kadar idari para cezası verilir.” hükmü uyarınca idari para cezası uygulanması gerektiği,
a) İhlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, kuruluşa %1 oranında idari para cezası uygulanmasına,
Ancak, ihlalin tespit edildiği tarihi itibariyle kuruluşun Mayıs 2026 ayına ait ticari iletişim gelir beyanının 466.500,00 Türk Lirası olduğu değerlendirilerek, televizyon kuruluşları için idari para cezasının 10.000 (onbin) Türk Lirasından az olamayacağından, 2026 yılı için belirlenen yeniden değerleme oranına göre 245.386,00 (ikiyüzkırkbeşbinüçyüzseksenaltı) Türk Lirası İDARİ PARA CEZASI UYGULANMASINA,
b) İdari para cezasının tebliğinden itibaren bir ay içerisinde, Üst Kurulun T.C. Ziraat Bankası Radyo ve Televizyon Üst Kurulu Tek İdare Tahsilat Alt Hesabı TR46 0001 0017 6200 9999 9955 88 no’lu hesabına “6112 sayılı kanunun 32’nci maddesine göre ödenen para cezasıdır” şerhiyle ödenmesi gerektiğinin veya 6112 sayılı kanunun 32’nci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca, tebliğden itibaren en geç onbeş gün içerisinde Ankara İdare Mahkemelerinde dava açılabileceğinin, aynı maddenin 11’inci fıkrası uyarınca 1 ay içerisinde peşin ödeme yapılması halinde, 5326 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca cezanın dörtte üçünün tahsil edileceğinin ve taksitlendirme talebinde bulunulabileceğinin, peşin ödemenin kanun yoluna müracaat hakkını engellemeyeceğinin, en geç 1 aylık süre içerisinde ödenmeyen idari para cezasının, 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil edilmek üzere Hazine ve Maliye Bakanlığınca belirlenecek tahsil dairesine gönderileceğinin bildirilmesine,
c) 6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “8’inci maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (d) bentleri dışındaki bentlerini, aynı maddenin ikinci fıkrasını ve bu Kanunun yayın hizmetlerinde ticari iletişimi düzenleyen hükümlerinden herhangi birini yaptırım kararının tebliğinden itibaren bir yıl içinde yirmiden fazla ihlal eden medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayını beş güne kadar durdurulur. Bir yıl içinde aynı ihlalin tekrarı halinde, medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayınının beş günden on güne kadar durdurulmasına; ihlalin ikinci tekrarı halinde ise yayın lisansının iptaline karar verilir. …” hükmü uyarınca işlem tesis edileceği hususunun yapılacak tebligatta bildirilmesine,
Üst Kurul Üyesi Dr. Necdet İPEKYÜZ ve Tuncay KESER’in karşı oyları ve oy çokluğu ile karar verildi.