Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2007-3-124 (Devralma)
Karar Sayısı : 08-12/130-46
Karar Tarihi : 7.2.2008
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
10
Başkan : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI
Üyeler : Tuncay SONGÖR, M. Sıraç ASLAN, Süreyya ÇAKIN, Mehmet
Akif ERSİN, İsmail Hakkı KARAKELLE
B. RAPORTÖRLER: Meltem BAĞIŞ AKKAYA, Hilmi BOLATOĞLU, Aytül TOKATLI
C. BİLDİRİMDE
BULUNAN : MGS Marmara Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.
Temsilcisi: Av. Nihan AKÇAR
Hergüner Bilgen Özeke Hukuk Bürosu Süleyman Seba Cad.20
Sıraevler 55 Akaretler 34357 Beşiktaş / İstanbul
D. TARAFLAR : MGS Marmara Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.
Cihannuma Mah. Faruk Canıtez Sok. No:8 Beşiktaş / İstanbul
Hacı Ömer Sabancı Holding A.Ş
Sabancı Center Kule 2 4. Levent / İstanbul
Exsa Export Sanayi Mamulleri Satış ve Araştırma A.Ş.
Sabancı Center Kule 2 4. Levent / İstanbul 30
Tursa Sabancı Turizm ve Yatırım İşletmeleri A.Ş.
Sabancı Center Kule 2 4. Levent / İstanbul
Teknosa İç ve Dış Ticaret A.Ş.
Gülsuyu Mevkii Ankara Asfaltı Üzere, Toyota Binası İçi
Maltepe / İstanbul
Temsa Sanayi ve Ticaret A.Ş.
Kısıklı Cad. Şehit Teğmen İsmail Koray Sok. No:2/1 40
Altunizade / İstanbul
Kordsa Global Endüstriyel İplik ve Kord Bezi San. ve Tic. A.Ş.
Sabancı Center Kule 2 4. Levent / İstanbul
E. DOSYA KONUSU: Sabancı Grubu’nun iştiraki olan Gıdasa Sabancı Gıda
Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin sermaye paylarının %99,68’inin Marmara Gıda Sanayi
ve Ticaret A.Ş. (MGS)’ye devredilmesi işlemine izin verilmesi talebi.
08-12/130-46
2
F. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 31.8.2007 tarih ve 5777 sayı ile giren 50
bildirim üzerine, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 7. maddesi ile
1997/1 sayılı Rekabet Kurulu’ndan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar
Hakkında Tebliğ’in ilgili hükümleri uyarınca yapılan inceleme sonucu düzenlenen
28.9.2007 tarih ve 2007-3-124 /Öİ-07-MBA sayılı Ön İnceleme Raporu, Kurul’un
9.10.2007 tarihli toplantısında görüşülmüş ve 07-78/968-M sayılı Kurul Kararı ile
bildirime konu işlemin 4054 sayılı Kanun’un 10.maddesi birinci fıkrası uyarınca nihai
incelemeye alınmasına karar verilmiştir. Kurul’un söz konusu kararı hakkında
hazırlanan 15.10.2007 tarih ve 734 sayılı Ön İtiraz yazısı tarafa 18.10.2007 tarihinde
tebliğ edilmiş ve konuya ilişkin yazılı görüşlerinin 30 gün içerisinde gönderilmesi talep
edilmiştir. MGS vekili Av. Nihan AKÇAR’ın Kurum kayıtlarına 19.10.2007 tarih ve 60
6865 sayı ile giren yazısında 30 günlük ek süre talebinde bulunulmuştur. Söz konusu
talep üzerine Kurul 1.11.2007 tarih ve 07-83/1033-M sayılı Kararı ile MGS’ye 15
günlük ek süre verilmesini kararlaştırmıştır. Ek süre talebi ile ilgili alınan Kurul Kararı
tarafa, 2.11.2007 tarih ve 4276 sayılı yazı ile tebliğ edilmiştir. Tarafın Ön İtiraz
yazısına yönelik ilk savunması Kurum kayıtlarına 2.11.2007 tarih ve 7192 sayı ile
intikal etmiştir. Ek süre verilmesinden sonraki süreçte ise taraf 21.11.2007 tarih ve
7748,7749 sayılı iki savunma daha göndermiştir.
Nihai inceleme döneminde taraftan istenen ek bilgiler Kurum kayıtlarına 3.1.2008/38,
8.1.2008/147 tarih ve sayı ile intikal etmiştir. Nihai incelemenin derinleşmesiyle 70
ihtiyaç duyulan bilgiler 28.1.2008/601 ve 621, 29.1.2008/667 tarih ve sayı ile, diğer
yandan bazı markaların devredilebileceğine ilişkin taahhüt beyanı ise Kurum
kayıtlarına 28.1.2008/567, 29.1.2008/666 tarih ve sayılı yazılar ile intikal etmiştir.
Yukarıda yer verilen bilgiler ve Kurul'un 9.10.2007 tarih ve 07-78/968-M sayılı nihai
inceleme kararına istinaden düzenlenen 30.1.2008 tarih ve 2007-3-124/Nİ-08-MBA
sayılı Birleşme/Devralma Nihai İnceleme Raporu, 30.1.2008 tarih ve REK.0.07.00.00-
120/20 sayılı Başkanlık Önergesi ile 08-12 sayılı Kurul toplantısında görüşülerek
karara bağlanmıştır.
80
G. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: İlgili Raporda; Gıdasa Sabancı Gıda San. ve Tic.
A.Ş. hisselerinin MGS tarafından devralınması işlemi ile ilgili olarak:
1. Meyveli Soda, Damacana Su, Pet Su, Dökme Çay, Demlik Çay pazarları
açısından devralma işleminin izne tabi olmadığı,
2. Makarna, Un, Hazır Çorba, Toz Tatlı (Puding), Sıvı Yağ ve Tüketici Margarini
pazarları açısından devralma işlemine izin verilebileceği,
3. Endüstriyel Margarin Pazarı bakımından, devralma işleminin 4054 sayılı 90
Kanun’un 7. maddesi kapsamında hakim durum yaratılmasına neden olacağı
düşünüldüğünden işleme izin verilemeyeceği, ancak,
a. Devralan taraf MGS vekili tarafından 28.01.2008 tarih, 567 sayı ve
29.01.2008 tarih, 666 sayı ile Kurum kayıtlarına ulaştırılan yazıda
devralan MGS tarafından Gıdasa’ya ait (………) ve (………) ticari
markalarının lisanslarının Kurulca uygun görülecek süre içinde Kurul
gözetim ve denetiminde üçüncü kişilere devredileceği taahhüdünde
bulunulmakta olup, bu taahhüdün pazarda ortaya çıkabilecek rekabetçi
08-12/130-46
3
endişeleri giderebilecek mahiyette olduğu düşünüldüğünden anılan
taahhüt çerçevesinde işleme izin verilebileceği, 100
b. Taahhüdün yerine getirilmesi açısından devralan teşebbüs MGS
tarafından,
i. (………) ve (………) ticari markalarının lisanslarının münhasır
ve süresiz olarak, gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren 1
yıl içinde, bahse konu markaları rekabetçi bir güç olarak
tutabilecek ehliyete sahip ve Topbaş-Ülker ekonomik bütünlüğü
ile bağlantısı olmayan üçüncü kişilere devredilmesinin,
ii. Rekabet Kurulu’nun gerekçeli kararının tebliğinden itibaren 30
gün içinde, taahhüdün yerine getirilmesini sağlamak üzere
bağımsız bir “Denetleyici Uzman” atanmasının, atamanın onay 110
için Rekabet Kurulu’na bildirilmesinin ve anılan uzmanın
“Kurulca belirlenen süre içinde anılan markaların lisansının
devredilememesi durumunda marka lisanslarını 6 ay içinde
herhangi bir asgari fiyat gözetmeksizin devretmek üzere”
yetkilendirilmiş olmasının,
iii. Söz konusu markaların lisanslarının devrine ilişkin olarak
Rekabet Kurulu’ndan izin alınmasının,
gerekli olduğu kanaat ve sonucuna ulaşıldığı ifade edilmiştir.
H. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME 120
H.1. Taraflar
H.1.1. Gıdasa Sabancı Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş. (Gıdasa)
Devre Konu Teşebbüs Gıdasa’nın mevcut hissedarlık yapısına aşağıda yer
verilmektedir:
Tablo 1: Gıdasa Birleşme Öncesi Hisse Yapısı
Pay Sahibi Sermaye Miktarı (YTL) Hisse Adedi %
Hacı Ömer Sabancı Holding A.Ş. 179.376.40,00 17.937.640.000 99,6
Exsa Export Sanayi Mamülleri Satış
ve Araştırma A.Ş.
12.921,12 1.292.112
0,07
Tursa Sabancı Turizm ve Yatırım
İşletmeleri A.Ş.
12.921,12 1.292.112
0,07
Teknosa İç ve Dış Ticaret A.Ş. 126,88 12.688 0,0007
Temsa Sanayi ve Ticaret A.Ş. 126,88 12.688 0,0007
Kordsa Global Endüstriyel İplik ve
Kord Bezi San. ve Tic. A.Ş.
25.588,48 2.558.848 0,142
Mehmet Saygan 571.915,52 57.191.552 3,18
TOPLAM 18.000.000,00 18.000.000.000 100
130
İşlem öncesi hissedarlık yapısına yukarıda yer verilen Gıdasa’nın işlem sonucunda
hissedarlık yapısı aşağıdaki şekilde olacaktır:
Tablo 2: Gıdasa Birleşme Sonrası Hisse Yapısı
Pay Sahibi Sermaye Miktarı (YTL) Hisse Adedi %
MGS 17.942.808,448 17.942.808.448 99,68
Mehmet Saygan 571.915,52 57.191.552 0,32
TOPLAM 18.000.000,00 18.000.000.000 100
08-12/130-46
4
Mevcut durumda Gıdasa, Hacı Ömer Sabancı Holding A.Ş. tarafından kontrol edilen
ve Sabancı Grubu içinde yer alan bir şirkettir. Gıdasa’nın yönetim kurulu üyeleri;
Haluk Dinçer (Başkan), Mustafa Nedim Bozfakıoğlu (Başkan Vekili) ve Mahmut Ilgaz
Olgun’dan, denetim kurulu üyeleri ise Levent Demirağ ve Cezmi Kurtuluş’tan
oluşmaktadır. Gıdasa tarafından üretim, satış ve pazarlaması yapılan ürünler 140
aşağıdaki gibidir:
Tablo 3: Gıdasa Ürün Gamı
İçecek grubu
Piyale grubu* Yağ grubu
Aromalı Gazlı-Gazsız İçecek İrmik Likit yağ
Bardak Çay Makarna Margarin
Damacana Lüks Un Yan ürün
Demlik Çay Çorbalar
Dökme Çay Pirinç Unu
Pet Su Bulgur
Meyve Suyu Nişasta
Pilav/Pratik Yemekler
Beyaz Et grubu1 Toz Tatlı
Beyaz Et Yan Ürün
Yan Ürün
*Bir ürün tipini değil, bu marka altında piyasaya sürülen birden fazla üründen oluşan grubu tanımlamaktadır.
Gıdasa’nın 2006 yılı toplam cirosu (…………….) YTL olup faaliyet gösterdiği bahsi
geçen pazarlara göre toplam cirosunun ürün bazında dağılımına aşağıda yer
verilmektedir:
Tablo 4: Gıdasa Ürün Bazında Cirolar 150
İçecek Yağ
NET CİRO (YTL) NET CİRO YTL)
Aromalı Gazlı-Gazsız
İçecek
(……………..)
Likit Yağ (……………..)
Bardak Çay (……………..) Margarin (……………..)
Damacana (……………..) Yan Ürün (……………..)
Demlik Çay (……………..) Diğer (……………..)
Dökme Çay (……………..) Yağ Grubu Toplam (……………..)
Pet Su (……………..) TOPLAM (……………..)
Meyve Suyu (……………..) 2006 yılı ilk üç ay (Marsa) (……………..)
İçecek Grubu Toplam (……………..) 2006 9 ay Gıdasa (……………..)
TOPLAM
(……………..)
Beyaz Et Piyale
NET CİRO (YTL) NET CİRO(YTL)
Beyaz Et (……………..) İrmik (……………..)
Yan Ürün (……………..) Makarna (……………..)
Beyaz Et Toplam (……………..) Lüks Un (……………..)
TOPLAM (……………..) Çorbalar (……………..)
Pirinç Unu (……………..)
1 Bu ürün grubuna ilişkin faaliyetler 2006 yılının 2. yarısında durdurulmuştur. Bu nedenle bu ürün grubuna ilişkin
yıllık bazda bir pazar payı bilgisi mevcut değildir.
08-12/130-46
5
Bulgur (……………..)
Nişasta (……………..)
Pilav Pratik Yemekler (……………..)
Toz Tatlı (……………..)
Yan Ürün (……………..)
Piyale Grubu Toplam (……………..)
TOPLAM (……………..)
Tablo 5: Gıdasa İştirakleri
ÜNVAN İŞTİRAK ORANI (%) HİSSE ADEDİ
MESBAŞ (Mersin Serbest Bölge İşleticisi Anonim Şirketi) (….) (….)
ÇEVKO (Çevre Koruma ve Ambalaj Atıkları Değerlendirme
Vakfı)
(….) (….)
Temsa Araştırma ve Geliştirme Teknolojileri A.Ş. (….) (….)
H.1.2. Marmara Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş. (MGS)
Her türlü gıda maddesinin, tarımsal ve hayvansal ürünlerin alımını, satımını ve
üretimini gerçekleştirmek üzere 20 Ağustos 2007 tarihinde kurulmuştur. Devralan
Teşebbüs MGS’nin hissedarlık yapısı aşağıdaki gibidir:
Tablo 6: MGS Hissedarlık Yapısı 160
Adı Soyadı Payı (%)
Mustafa Latif Topbaş 89,80
Mahmud Muhammed Topbaş 5,00
Musa Topbaş 5,00
Metin Uysal 0,10
Yalçın Öner 0,10
MGS, gıda sektöründe üretim faaliyeti gerçekleştirmek amacıyla Gıdasa’nın
hisselerini almak istemektedir. MGS’nin yönetim kurulu üyeleri; Mustafa Latif Topbaş
(Başkan), Mahmud Muhammed Topbaş ve Metin Uysal’dan denetim kurulu üyesi
Prof. Dr. Arif Ateş Vuran’dan oluşmaktadır.
MGS yeni kurulmuş bir şirket olduğundan hiçbir faaliyeti ve cirosu bulunmamasına
rağmen MGS’nin kontrolüne sahip olan Mustafa Latif Topbaş, değişik alanlarda
faaliyeti olan birçok farklı şirketin de hissedarı ve /veya yöneticisi konumundadır.
Yönetim kurulu üyeleri Mahmud Muhammet Topbaş ve Metin Uysal ise etkilenen 170
pazarlarda faaliyet gösteren başka teşebbüslerin yönetim ve denetim kurullarında yer
almamaktadırlar. Mustafa Latif Topbaş’ın yönetim kurullarında görevli olduğu
şirketlere Tablo 7’de yer verilmiştir.
Tablo 7: Mustafa Latif Topbaş’ın Yönetim Kurulu Üyesi Olduğu Şirketler
Şirketler
MGS Marmara Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.
MKS-Marmara Entegre Kimya Sanayi A.Ş.
Bahariye Tekstil Sanayi ve Ticaret A.Ş.
Sakarya Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.
BİM Birleşik Mağazalar A.Ş.
Ak Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.
Bahar Su Sanayi ve Ticaret A.Ş.
Karma Gıda Yatırım Sanayi ve Ticaret A.Ş.
08-12/130-46
6
Natura Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.
Seher Gıda Pazarlama Sanayi ve Ticaret A.Ş.
Bizim Toplu Tüketim Pazarlama Sanayi ve Ticaret A.Ş.
Link Gıda Yatırım Sanayi Ticaret A.Ş.
Başvuruya konu işlemin Rekabet Hukuku bağlamında incelenmesi, Mustafa Latif
Topbaş’ın tüm bu şirketler çerçevesinde nasıl bir ekonomik yapılanma içinde
olduğunun ortaya konmasını gerekli kılmakta, tespit edilen bu yapılanmaya göre
1997/1 sayılı Tebliğ’deki ciro ve pazar payı eşiklerinin aşılıp aşılmadığının 180
belirlenmesi ve devralma işleminin analizinin buna göre yapılması gerekmektedir. Bu
nedenle öncelikle MGS’nin kontrolüne sahip Mustafa Latif Topbaş’ın içinde
bulunduğu ekonomik ilişkiler bütünlüğünün tanımlanması önem taşımaktadır.
Kurul’un iznine tabi birleşme-devralma işlemlerinin incelenmesi sırasında öncelikle
işlemin tarafları tespit edilerek söz konusu işlemdeki “ilgili teşebbüsler”in doğru bir
biçimde ortaya konulması gereklidir. Kanun’un 3. maddesinde “bağımsız karar
verebilen” ve “ekonomik bakımdan bir bütün teşkil eden” birimler teşebbüs olarak
nitelendirilmiştir.
190
Kurul kararlarında, Kanun’daki tanıma uygun olarak ekonomik bakımdan bir bütün
teşkil edecek birimlerin diğer bir deyişle ekonomik bütünlük olgusunun tespitinde
hiyerarşik olarak en üstte tek bir teşebbüs tarafından kontrol ediliyor olup olmadığı
hususu üzerinde durulmuştur.
Kontrol kavramının “pay sahipliği ve karar alma süreçlerini etkileyebilme gücü”
unsurlarından oluştuğu Kurul kararlarında görülmektedir. 1997/1 sayılı Tebliğ’in 4.
maddesinde, bir teşebbüsün
sermayesinin veya ticari malvarlığının yarıdan fazlasına
oy haklarının yarısından fazlasını kullanma yetkisine 200
denetim kurulu, yönetim kurulu veya teşebbüsü temsile yetkili organların
üyelerinin yarıdan fazlasını atama yetkisine
işlerini idare etme hakkına
doğrudan veya dolaylı olarak sahip olunması “kontrol etme” hâli olarak tanımlanarak
devralmaya taraf teşebbüslerin kontrol ettiği ya da taraf teşebbüsleri kontrol eden
teşebbüsler Rekabet Hukuku bakımından tek teşebbüs olarak kabul edilmektedir.
Öte yandan, 1997/1 sayılı Tebliğ’in 2. maddesinin son fıkrasında kontrolün kişiler
veya teşebbüsler tarafından elde edilebileceği ifade edilmektedir. Buna göre, gerçek
kişilerce kontrol edilen teşebbüsler söz konusu olduğunda ilgili teşebbüs kavramı 210
açısından anılan gerçek kişilerin durumları dikkate alınacaktır. Tebliğ’in 2.
maddesinin (a) bendine göre, devralma işlemleri bakımından kendi başlarına
ekonomik faaliyetleri bulunan gerçek kişiler başlı başına bir teşebbüs olarak kabul
edilir ve bu kişilerin ekonomik faaliyetleri de değerlendirmelerde göz önüne alınır.
Kurul, gerçek kişiler tarafından kontrol edilen teşebbüsler söz konusu olduğunda bu
gerçek kişiler ve bunların mensubu olduğu ailenin fertlerinden oluşan yapıyı grup
olarak nitelendirmekte ve aile bireylerinin ekonomik bütünlük içinde olduğunu kabul
etmektedir2.
2Kurul’un 24.10.2000 tarih, 00-41/446-244 sayılı Beretta-Vursan, 28.5.2002 tarih, 02-32/366-152 sayılı Sofra-
Parıltı-Damak, 9.3.2006 tarih, 06-18/217-56 sayılı Eker, kararları.
08-12/130-46
7
Yoğunlaşma işlemlerinin incelenmesinde yoğunlaşma işlemini hukuken 220
gerçekleştiren teşebbüsler ilgili pazarda rakip değilse dahi yukarı doğru gidildiğinde
hangi seviyede olursa olsun bir rekabet ilişkisi tespit ediliyor ise bu ilişkiler de
değerlendirildikten sonra ilgili teşebbüsler doğru biçimde tespit edilerek buna göre bir
karar tesis edilmelidir. O halde her bir devralma işlemi için işlemi gerçekleştiren tüzel
kişiliklerden başlamak üzere yukarı kontrol seviyelerine doğru tüm ekonomik ilişkiler
gözden geçirilmeli, kontrol zincirinin en üst seviyesinde bulunan gerçek kişilerin bir
grup yapılanması diğer bir deyişle ekonomik bütünlük oluşturup oluşturmadığı da
incelenmelidir. Bahsedilen bu hususların göz önüne alınacağı Birleşme ve
Devralmalar Hakkında Bildirim Formu’nda (Form-2) 2.4 ile 3.3. başlıklı sorularda
açıkça ifade edilmekte ve buna ilişkin bilgiler istenmektedir. Form-2’nin yukarıda 230
belirtilen maddelerinde yer alan “Grup” ifadesi birbirlerine kontrol ilişkisiyle bağlı
birimlerden oluşan bir ekonomik bütünlüğe işaret etmektedir3. Bununla beraber,
Kurul’un bahse konu kararlarında “Grup” kavramı aile bireylerini de kapsar biçimde
kullanılmıştır.
İş hayatındaki ekonomik yapılanmalar en basit tek kişilik işletmelerden birbirlerine
ekonomik bağlarla bağlı büyük ekonomik gruplara doğru çok çeşitli oluşumlar
göstermektedir. Özellikle rekabet hukuku bakımından önem arz eden büyük
ekonomik gruplar birbirlerine hissedarlık bağlarıyla bağlı tüzel kişiliklerin en yukarıda
tek bir ana şirket tarafından kontrol edildiği merkezi yapılanmalar gösterebildiği gibi, 240
bir ailenin değişik bireyleri tarafından ya da bu bireylerce ortaklaşa kontrol edilen çok
sayıda tüzel kişiliklerden oluşan bir grup yapılanması da mümkün olabilmektedir.
Tam bu noktada belirtmek gerekir ki, tüzel kişi teşebbüsler arasındaki ilişkiler
bakımından “kontrol” testi doğru ve geçerli bir test olmakla birlikte, tüzel kişilikler de
nihai olarak gerçek kişiler tarafından kontrol edildiğinden, söz konusu teşebbüs ya da
teşebbüsleri kontrol eden gerçek kişiler arasındaki ilişkiler için kontrol kavramının
kullanılması mümkün değildir. Gerçek kişiler söz konusu olduğunda bu gerçek kişiler
arasındaki bağlantıların niteliği ve derecesine bağlı olarak bu kişilerin ekonomik
bütünlük içinde olup olmadıkları ve dolayısıyla tek bir ekonomik karar mekanizması 250
gibi değerlendirilip değerlendirilemeyecekleri hususu, incelenerek açıklığa
kavuşturulması gereken temel meseledir.
Kurul’un günümüze kadarki kararlarında gerçek kişiler arasındaki ilişkilerin ekonomik
bütünlük teorisi bakımından nitelendirilmesindeki en önemli kriterlerin, aile bağları ve
ekonomik çıkar birliği olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Gerçek kişiler arasında nasıl bir
bağlantı olmalıdır ki bu kişiler ekonomik olarak bir bütünün parçaları olarak kabul
edilsin? Rekabet hukuku bakımından ve aynı zamanda inceleme konusu dosya
açısından kritik öneme sahip soru budur. Kurul’un istikrar kazanmış kararlarında
cevabı dolaylı olarak verilen bu sorunun ve kavramın daha iyi anlaşılabilmesi 260
bakımından Bilkom4 kararının irdelenmesi faydalı olacaktır.
Bilkom Kararı
3 “Grup” kavramının “Ekonomik Bütünlük” kavramıyla eş anlamda kullanıldığı 8.11.2007 tarih, 07-85/1038-400
sayılı Keytrade kararı, s.9-10.
4 9.1.2001 tarih, 01-03/10-3 sayılı Kurul kararı.
08-12/130-46
8
Koç Grubu şirketlerinden Koç Net Haberleşme Teknolojileri ve İletişim Hizmetleri
A.Ş. (Koçnet), Temel Ticaret ve Yatırım A.Ş. (Temel), Nazar Dayanıklı ve Dayanıksız
Sınai Mallar Yatırım ve Pazarlama A.Ş. (Nazar) ve Zer Madencilik ve Dayanıklı
Mallar Yatırım ve Pazarlama A.Ş. (Zer) 'nin, Bilkom Bilişim Hizmetleri A.Ş. (Bilkom)'yi
devralmasına ilişkin başvuruda Kurul Temel, Zer ve Nazar’ı Koç Grubu şirketleri
olarak değerlendirmiş ve ekonomik bütünlük içinde oldukları tespitini yapmıştır. 270
Anılan şirketlerin ortaklık yapılarına aşağıda yer verilmiştir:
Temel A.Ş. %
R.M. Koç 24,61
S.Arsel 24,61
S.Kıraç 24,61
S.Gönül 24,61
M.Koç 0,13
Ö. Koç 0,13
Y.A. Koç 0,13
İ. Kıraç 0,13
Diğer 1,05
Tablolardan, teorik olarak her üç şirketin de kontrol bakımından tek bir gerçek ya da
tüzel kişiye bağlı olmadığı, birden fazla kişinin kontrolü paylaştığı izlenimi
edinilmektedir. Fakat Kurul, ekonomik gerçekliğin önemseyerek, bahse konu kişilerin
aile bağlarıyla güçlendirilmiş ortak çıkarlar çerçevesinde ortak bir irade ile
davrandıkları ve bu ortak iradenin de Koç Grubu olduğu sonucuna varmıştır. Saf
kontrol unsuru açısından bakıldığında Koç Holding’in (veya Koç ailesinden tek bir
kişinin) ve dolayısıyla Koç Grubu’nun doğrudan kontrolü altında olmayan ve fakat 280
hisseleri Koç Ailesi’ne mensup kardeşler tarafından eşit şekilde paylaşılan bu
şirketler Kurulca Koç Grubuyla ekonomik bütünlük içinde kabul edilmiştir. O halde
belirtilmelidir ki, rekabet kurallarının uygulanması bakımından formal ayrılıklar
pazardaki gerçek birlikteliklerin önüne geçerek göz ardı edilmelerine yol açamaz.
Tüzel kişilikler arasındaki kontrol ilişkileri açısından geçerli olan bu kural gerçek
kişiler arasındaki ilişkiler açısından da geçerli olacaktır. Bu noktadaki tek ve önemli
fark daha önce de ifade edildiği gibi gerçek kişiler arasındaki ilişkiler açısından
“kontrol” kavramı değil rekabet motivasyonunu ortadan kaldıran “çıkar birliği”
kavramının geçerli olmasıdır.
290
Doğal olarak bu noktada ekonomik bağların nitelik ve nicelik olarak hangi yoğunlukta,
aile bağlarının hangi derecede olması gerektiği sorusu akla gelmektedir. Kurul’un
daha önce almış olduğu çeşitli kararlarına bakıldığında aynı soyadını taşıyan kişilerin
“Grup” olarak kabul edildiği5, bir ailenin beş farklı bireyince eşit paylarla kontrol edilen
bir şirketle bu bireylerden birinin kontrol ettiği şirketlerin ekonomik bütünlük
oluşturduğunun tespit edildiği6, hatta aynı soyadını taşımasalar dahi aradaki
ekonomik bağlar ve/veya aile bağlarına dayanılarak bu kişilerin “…Grubu” olarak
nitelendirildiği7 kararları mevcuttur. Aile bağlarının ekonomik bütünlük için yeterli
görüldüğü Kurul kararları mevcut olsa da, sadece bu bağlara bakılarak karar
verilemeyecek durumlar da söz konusu olabilir. 300
5 Kurul’un 7.8.2001 /01-39/391-100 sayılı Çimentaş ve 04.10.2002 tarih, 02-61/759-307 sayılı Parıltı-Sofra
kararı.
6 Kurul’un 8.11.2007 tarih, 07-85/1039-401 sayılı Misbis kararı.
7 Kurul’un 9.01.2001 tarih, 01-03/10-3 sayılı Bilkom kararı
Nazar A.Ş. %
R.M. Koç 22,50
S.Arsel 25,00
S.Kıraç 25,00
S.Gönül 25,00
Y.Ali Koç 2,50
Zer A.Ş. %
Temel Tic. 39,00
S.Gönül 12,75
R.M. Koç 12,75
S.Arsel 12,75
S.Kıraç 12,75
V.Koç Vakfı 10,00
08-12/130-46
9
Bu açıklamalar ve bahse konu içtihatlar doğrultusunda ekonomik bütünlük olgusunun
tanımlanması için izlenebilecek yol şu şekilde olmalıdır:
1) Kişiler ve/veya gruplar arasında ekonomik ve ailesel bağların bulunup
bulunmadığının tespiti,
2) Ekonomik bağların temelleri, niteliği, büyüklüğü ve bunların -varsa- bağımsız
faaliyetlerle karşılaştırılması,
3) Bu tespitlere dayanarak kişilerin çıkar birliği (unity of interest) içinde olup
olmadıklarının tespiti.
Bu sistematik çerçevesinde elde edilen tüm bilgiler birlikte değerlendirilerek ilgili 310
gerçek kişiler ve/veya grupların bir ekonomik bütünlük içinde yer alıp almadıkları
belirlenmelidir.
H.1.3. Ekonomik ve Ailesel Bağların Tespiti
Başvuru konusu devralma işlemini gerçekleştiren MGS’yi kontrol eden Mustafa Latif
Topbaş’ın içinde bulunduğu ekonomik yapılanmaya ilişkin ciro büyüklüklerine göre
şirketleri içeren tabloya aşağıda yer verilmiştir.
320
Ciro büyüklüklerine göre şirketleri içeren tabloda sunulan yapılanmadan anlaşıldığı
üzere, devralan şirket MGS’yi kontrol eden Topbaş Ailesi’nin Ülker Grubu ile güçlü
ekonomik bağları bulunmaktadır. Tespit edilen diğer bir husus da Topbaş Ailesi’yle
Ülker Ailesi arasındaki ailesel bağların mevcudiyetidir.
H.1.4. Ekonomik Bağların Kapsamı ve Niteliği
08-12/130-46
10
Devralan şirket MGS’yi kontrol eden Mustafa Latif Topbaş gerek kişisel paylarla 330
gerekse de kontrol ettiği şirketler vasıtasıyla Ülker Grubu’nun gıda sektöründeki
üretim ve dağıtım şirketlerinde ya da bu şirketleri kontrol eden şirketlerde pay sahibi
olup birçoğunda da yönetici konumundadır. Bunun yanında perakende sektöründe
faaliyet gösteren BİM’de Topbaş Ailesi % (…) ile en büyük ortak olup bu şirkette
Ülker Grubu’nun da % (…) payı vardır. Bu çerçevede üretim-dağıtım-perakende
zinciri bakımından da bir birliktelik söz konusudur.
Mustafa Latif Topbaş, Ak Gıda’yı kendisinin kurduğunu beyan etmiştir. Öte yandan,
Ülker Grubu web sayfasında Ülker Grubu’nca kurulduğu ifade edilen ve 6.6.2007
tarih, 6824 sayılı Ticaret Sicili Gazetesinde Ülker Grubu şirketlerinden olduğu 340
açıklanan Ak Gıda’nın kontrol ettiği şirketlerin Yönetim Kurulu Başkanlığında Mustafa
Latif Topbaş bulunmaktadır. Bu durumda Ülker Grubu’nun iradesini Mustafa Latif
Topbaş’ın yansıtabileceği kabul edilmiş olmaktadır. Nitekim 4.1.2008 tarihinde
Raportörlerce yapılan görüşmede Mustafa Latif Topbaş, Bizim Toplu Tüketim
A.Ş.’deki yönetim kurulu üyeliğini (………………….) etmek üzere kabul ettiğini ifade
etmiştir. Bu ise Mustafa Latif Topbaş’ın zaman zaman da olsa Ülker Grubu
yönetimindeki gerçek kişilerden biri gibi davranabildiğini ve tüm taraflarca da böyle
algılanabildiğini göstermektedir.
Vurgulanması gereken bir diğer husus, devralan şirket MGS’nin ortaklarından Yalçın 350
Öner’in aynı zamanda yukarıda bahsi geçen Ak Gıda’nın ortağı ve BİM’in Yönetim
Kurulu Üyesi olmasıdır. Grup yapılanmalarında sıkça karşılaşılan bu tür sembolik
hissedarlıkların bazen dengenin, bazen de karşılıklı bağlantıların korunmasına
hizmet ettiği kanaati oluşmuştur.
Ekonomik faaliyetlerin ağırlığı yönünden bakıldığında, Topbaş Ailesinin Ülker Grubu
ile bağlantısı olmayan faaliyetlerinin bulunduğu şirketlerin toplam ciro büyüklüğü
(…………) YTL civarında iken, Ülker Grubu ile bağlantılı faaliyetlerinden sadece Ak
Gıda’nın cirosu (……………) YTL’dir. Bahse konu ekonomik faaliyetlerden beklenen
gelirler açısından da durumun farklı olmadığı, ağırlığın Ülker Grubu ile bağlantılı 360
şirketlerde olduğu göze çarpmaktadır. Topbaş Ailesi’nin kontrolünde olan ya da
ailenin iştirak ettiği teşebbüslerden Ülker Grubu şirketleri ile rekabet eden herhangi
bir teşebbüsün bulunmadığı da ayrıca belirtilmelidir. Tüm bu açıklamalar
çerçevesinde ortak bir çıkar birliğinden de bahsetmek mümkündür.
Yukarıda yer verilen tüm tespitler bir arada değerlendirildiğinde, Topbaş Grubu’nun
Ülker Grubu ile ekonomik bütünlük içinde olduğu sonucuna ulaşıldığından dosya
konusu devralma işlemi bakımından Ülker grubu şirketlerinin pazar payları ve
cirolarının da dikkate alınması gerekmektedir.
370
H.2. İlgili Pazar
1997/1 sayılı Tebliğ’in 4. maddesine göre, devralma işlemlerinde devre konu mal
veya hizmetlerle tüketicinin gözünde fiyatı, kullanım amaçları ve nitelikleri
bakımından aynı sayılan mal veya hizmetlerden oluşan pazar ilgili ürün pazarını
oluşturmaktadır. Dolayısıyla belirli bir ürün ve onunla yüksek ikame edilebilirliği olan
diğer ürünlerden oluşan pazar ilgili ürün pazarının tanımında temel alınmaktadır.
08-12/130-46
11
Devralma işleminin taraflarının faaliyetleri bakımından Gıdasa meyveli soda,
damacana, pet su, dökme çay, demlik çay, sıvı yağ, makarna, puding (toz tatlı), 380
çorba, un, tüketici margarini, endüstriyel margarin, teneke margarin, kutulu margarin
pazarı gibi farklı pazarlarda faaliyet göstermektedir. MGS ise yeni kurulmuş bir
teşebbüs olduğu için herhangi bir faaliyet alanı yoktur. Ancak “ekonomik bütünlük”
kavramı çerçevesinde değerlendirildiğinde her ne kadar yeni kurulmuş olan MGS’nın
anılan pazarlarda faaliyeti bulunmasa da Ülker Grubu’nun Gıdasa ile örtüşen
pazarları mevcuttur.
Bildirime konu işlem hakkında hazırlanan 2007-3-124 /Öİ-07-MBA sayılı Ön İnceleme
Raporu’nda ilgili pazarlar şu şekilde belirlenmiştir: “meyveli soda”,”damacana su”,
“pet su “”dökme çay”,”demlik çay”, ”sıvı yağ”, ”makarna”, ”puding (toz tatlı)”, ”çorba”, 390
”un”, ”tüketici margarin”, ”endüstriyel margarin”, ”teneke margarin”, ”kutulu margarin”.
Belirlenen pazarlarda tüketici margarini pazarı, endüstriyel margarin pazarı, teneke
margarin pazarı ve kutulu margarin pazarında ortaya çıkan rekabetçi endişelerden
ötürü söz konusu devralma işlemi nihai incelemeye alınmıştır. Taraf, Kurul’un daha
önceki kararlarında ilgili ürün pazarının margarin ve sıvıyağı içerecek şekilde
yemeklik yağ pazarı olarak belirlediğini ve bu dosya kapsamında da pazarın bu
şekilde belirlenmesi gerektiğini iddia etmektedir. Bu sebeple bu noktada margarin
pazarına ilişkin daha kapsamlı bir değerlendirme yapma gerekliliği ortaya çıkmış,
ancak ön inceleme raporunda yer alan diğer pazar tanımları korunmuştur. Aşağıda 400
belirlenen ilgili ürün pazarları değerlendirilmiştir.
H.2.1. İlgili Ürün Pazarları
H.2.1.1. Meyveli Soda Pazarı
Bu pazarda Gıdasa, Soza markalı ürünün üretimini gerçekleştirmektedir. Gıdasa
meyveli soda dışında katkısız soda üretimi yapmamaktadır. Gıdasa’nın bu pazardaki
tahmini pazar payı %(…); pazarda gerçekleştirdiği ciro ise (……………) YTL’dir.
410
H.2.1.2. Damacana Su Pazarı
Bu pazarda Gıdasa, Saka markalı ürünün üretimini gerçekleştirmektedir. Damacana
su pazarında yaklaşık 400 üretici faaliyet göstermektedir.
MGS’nin bu pazarda faaliyeti bulunmamakla birlikte, Ülker Grubu şirketlerinden
Bahar Su Sanayi ve Ticaret A.Ş. her türlü kaynaktan memba suyunun çıkarılması, bu
suyun içilebilir duruma getirildikten sonra satış ve pazarlamasının yapılması amacıyla
kurulmuştur.
420
Kurumumuza 14.9.2007 tarih ve 6143 sayı ile intikal edilen yazıda Bahar Su
şirketinin henüz üretime başlamadığı ve bu nedenle pazar payı bilgisinin mevcut
olmadığı belirtilmiştir.
Gıdasa’nın bu pazardaki tahmini pazar payı %(…) olup pazarda gerçekleştirdiği ciro
ise (……………) YTL’dir.
08-12/130-46
12
430
H.2.1.3. Pet Su Pazarı
Bu pazarda Gıdasa, Saka markalı ürünün üretimini gerçekleştirmektedir. Pet Su
pazarında 85 dolayında teşebbüs bulunmaktadır Gıdasa’nın bu pazardaki tahmini
pazar payı %(…); pazarda gerçekleştirdiği ciro ise (……………) YTL’dir.
H.2.1.4. Dökme Çay Pazarı
Bu pazarda Gıdasa Deren markalı ürünlerin üretimini gerçekleştirmektedir. 440
Gıdasa’nın bu pazardaki tahmini pazar payı %(…); pazarda gerçekleştirdiği ciro ise
(…………) YTL’dir.
H.2.1.5. Demlik Çay Pazarı
Bu pazarda Gıdasa, Deren markalı ürünlerin üretimini gerçekleştirmektedir.
Gıdasa’nın bu pazardaki tahmini pazar payı %(…); pazarda gerçekleştirdiği ciro ise
(…………..) YTL’dir.
H.2.1.6. Makarna Pazarı 450
Bu pazarda Gıdasa, Piyale markalı ürünlerin üretimini gerçekleştirmektedir.
Gıdasa’nın bu pazardaki tahmini pazar payı %(…)’tir.
H.2.1.7. Puding (Toz Tatlı) Pazarı
Bu pazarda Gıdasa, Piyale markalı ürünün üretimini gerçekleştirmektedir. Ülker
Grubu ise İçim markalı ürünü ile anılan pazarda faaliyetlerini sürdürmektedir.
Gıdasa’nın bu pazardaki tahmini pazar payı %(…)’tür. Ülker Grubu’nun bu pazardaki
payı %(…) dolaylarındadır. 460
H.2.1.8. Hazır Çorba Pazarı
Bu pazarda Gıdasa Piyale markalı ürünlerin üretimini gerçekleştirmektedir.
Gıdasa’nın bu pazardaki tahmini pazar payı %(…)’tür. Ülker Grubu’nun bu pazardaki
payı %(…) dolaylarındadır.
H.2.1.9. Un Pazarı
Bu pazarda Gıdasa Piyale markalı ürünün üretimini gerçekleştirmektedir. Gıdasa’nın 470
bu pazardaki tahmini pazar payı %(…)’dir. Dosya mevcudu bilgi ve belgeden, ilgili
pazarda çok sayıda bölgesel ve ulusal üreticinin faaliyet gösterdiği, Ülker Grubu’nun
bu pazardaki payının ise ihmal edilebilir düzeyde olduğu anlaşılmıştır.
H.2.1.10. Sıvı Yağ Pazarı
Bu pazarda Gıdasa, Ona, Sabah ve Soyola markalı ürünlerin üretimini
gerçekleştirmektedir. Gıdasa’nın bu pazardaki tahmini pazar payı %(…)’dur. Ülker
08-12/130-46
13
Grubu’nun pazar payı ise %(…) dolaylarındadır. İlgili pazar çok sayıda bölgesel ve
ulusal üreticinin faaliyet gösterdiği bir pazardır. 480
H.2.1.11. Margarin Pazarı Hakkında Genel Bilgi
Nihai İnceleme Raporunun bu konuya ilişkin bölümünün hazırlanmasında Mutfak
Ürünleri ve Margarin Sanayicileri Derneği (MÜMSAD), Bitkisel Yağ Sanayicileri
Derneği (BYSD) ve Türkiye Kalkınma Bankası A.Ş. Sektörel Araştırmalar, Margarin
Sektörü Raporu ve Rekabet Kurumu Uzmanlık Tezleri Serisi No:4’ten yararlanıldığı 490
anlaşılmıştır.
Yağları hammaddelerine göre bitkisel yağlar ve hayvansal yağlar olarak iki gruba
ayırmak mümkündür. Bitkisel yağlar; ayçiçek yağı, mısırözü yağı, zeytin yağı, pamuk
yağı, fındık yağı, soya yağı ve kolza yağı iken tereyağ, hayvansal yağ olarak
sınıflandırılmaktadır. Margarin hem hayvansal yağlardan hem de bitkisel yağlardan
yapılabilmektedir. Ancak sağlıklı yaşam eğilimi margarin üreticilerini bitkisel
yağlardan üretim yapmaya yönlendirmekte ve şu an sektörde margarin bitkisel yağ
olarak değerlendirilmektedir.
500
Bitkisel margarinler, ayçiçek, soya fasulyesi, palm ve pamuk yağı gibi %100 saf
bitkisel yağlardan üretilirler.
TSE 2812 Bitkisel Margarin Standardı’nda margarinler, kullanım yerlerine göre 3’e
ayrılmıştır:
- Kahvaltılık (Sofra) Margarin
- Mutfak (Yemeklik) Margarini
- Gıda Sanayi (Endüstriyel) Margarini
Kahvaltılık margarin tuzsuz (en çok %0.2 tuz içeren) ve tuzlu (en çok %2 tuz içeren) 510
olmak üzere iki tür olup, en az %80 yağ içermektedir. Yemeklik margarin en az %99
yağ içermektedir. Endüstriyel margarin de Tip I (en az %99 yağ içeren) ve Tip II (en
az %80 yağ içeren) olmak üzere iki türe ayrılmaktadır.
Bu noktada kahvaltılık, yemeklik ve endüstriyel margarin üretimi detaylı olarak
anlatılacaktır.
H.2.1.11.1. Kahvaltılık Margarin Üretimi
Türkiye’de ilk kahvaltılık margarin üretimi 1953 yılında “Premikser” sistemi ile içinden 520
soğutulan tanklarla yapılmaya başlanmıştır. Premikser sistem, özellikle bakteriyolojik
sakıncalarından dolayı 1956 yılında terk edilerek, tamamen kapalı sisteme
geçilmiştir.
Günümüzde, kahvaltılık margarin üretimi şu şekilde gerçekleştirilmektedir: Margarin
üretiminde süt kullanılıyorsa, çeşitli kaynaklardan sağlanan süt, ilk önce pastörize
edilmekte ve belirli ısıda mayalanarak ekşitilmektedir. Ekşitilmiş süte, katkı
maddelerinin ilavesiyle su/süt fazı oluşturulur. Su fazı suda çözünen katkıları içerir.
08-12/130-46
14
Bunlar; tuz, süt, süt tozu, peynir altı suyu tozu, asitlik düzenleyici, aroma ve
antimikrobiyal maddelerdir. Yağ fazı ise yağda çözünen katkıları içerir. Bunlar ise; 530
emülgatör (yağ ve suyun birbiri ile karışmasını sağlarlar.), lesitin (sıçramayı önlerler,
emülsiyon stabilitesi sağlarlar.), renklendirici (beta karoten), aroma, A ve D
vitaminleridir. Hazırlanan yağ fazı ile süt fazı ayrı hatlarda yüksek basınç dozaj
pompasına verilir veya yağ ve süt fazı emülsiyon tankına alınarak, yüksek devirli
karıştırıcılar yardımı ile emülsiyon haline getirilir. Son üründe istenen yağ ve su
oranlarına göre su ve yağ fazlarının birbirleri ile homojen bir şekilde karıştırılmasına
emülsiyon denilmektedir. Emülsiyonun hazırlanmasından sonra yağ, yüksek basınç
pompalarına verilir. Daha sonra, yüksek basınç pompasından 20-40 atmosfer basınç
altında kristalizatöre gönderilir. Yağlar kendi halinde soğutulmaya bırakıldıklarında
kumsu, homojen olmayan bir yapı oluşur. Amaç, görüntüsü, stabilitesi, yapısı 540
fonksiyonuna uygun yağ üretmektir. Dolayısı ile sertleşmeyi sağlamak için sadece
soğutmak yeterli değildir. İstenilen özelliklere sahip bir yağ elde etmek için kontrollü
kristalizasyon işlemi uygulanmalıdır.
Kristalizatörler amonyakla soğutulan bir ceket ve içinde rotora bağlı kazıyıcı bıçakları
olan (1-6 adet) tüpten oluşmaktadırlar. Ayrıca bu ünitelere bağlı olan ve istenilen yağ
türünün özelliklerine göre kullanılan soğutmasız, sadece karıştırıcıları olan kristal
olgunlaşma tüpleri de bulunmaktadır. Bunların hacimleri ve karıştırıcı devirleri yağ
kompozisyonlarına göre ayarlanabilmektedir. Kristalizasyon ünitesinden çıkan
margarin, tamamen kapalı devreler ile, paketleme öncesi dinlenme tüplerine verilir. 550
Bu tüpler tamamen boş, silindirik tüplerdir. Tüplerden paketleme makinelerine geçen
yağlar, otomatik makinelerle paketlenir veya dolum makineleri ile özel kaplarına
doldurulurlar.
Bazı sistemlerde pastörizasyon işlemi, yağ, su/süt emülsiyonundan kristalizasyon
öncesi yapılmaktadır. Bu sistemde, pastörize işleminden sonra yağ, hiçbir şekilde dış
ortamla temas etmeden paketlendiğinden, oldukça sağlıklı bir sistemdir. Yağ fazının
da pastörize edildiği bu sistemde biraz daha fazla enerji tüketimi olmaktadır.
Paketlenmiş yağlar, soğuk hava deposunda kristalizasyonlarını tamamlamak üzere
dinlendirilirler. 560
Sanayi ve mutfak margarinlerinin üretimi benzer makinelerle yapılmakta ancak,
kahvaltılık margarin üretimi için farklı özellikte makineler kullanılmaktadır.
H.2.1.11.2. Mutfak (Yemeklik) Margarini Üretimi
Hazırlanmış yağ karışımları, soğutuculardan veya kristalizasyon cihazlarından
geçirilerek dolum kısmına gönderilir. Mutfak margarinleri genellikle 2, 5, 10 ve 18
kg'lık teneke ambalajlara doldurularak piyasaya sunulur.
570
Doldurma işlemi, otomatik, yarı otomatik veya terazi sistemleri ile yapılmaktadır.
Doldurulan ve kapatılan tenekeler kristalizasyonun tamamlanması için soğuk
depolara konulur. Kristalisazyonu tamamlanan yağlar satışa gönderilir.
H.2.1.11.3. Sanayi (Endüstri) Margarini Üretimi
Hazırlanan yağ karışımları gerekli katkı maddeleri katıldıktan sonra kristalizasyon ve
olgunlaştırma bölümlerine pompalanır. İstenilen kristal yapısını kazanan yağlar
08-12/130-46
15
otomatik veya normal kantarlarla özel ambalajlarına doldurulurlar. Genellikle karton
kolilere, polietilen torbalar içerisinde dolum yapılır. En yaygın kullanılan ambalaj 580
türleri 5, 10, 20 kg.’lık ambalajlardır. Ambalajlara konulmuş yağlar, soğuk depolarda
kristalizasyonlarını tamamladıktan sonra piyasaya sürülürler.
H.2.1.11.4. Türkiye’de Margarin Tüketimi
Türkiye’deki bitkisel yağ piyasasının %40’ını margarinler oluşturmaktadır. Margarin
üretimi 2006 yılı itibarıyla 650.000 ton civarında gerçekleşmiştir. Tablo 8’de 1997-
2006 yılına ait dönemde margarin üretimi ve ihracat rakamlarına yer verilmiştir.
MÜMSAD ve BYSD’den elde edilen bu verilerde üretim rakamları aynı zamanda 590
tüketim rakamları olarak nitelendirilmektedir. Bu sebeple bu noktadan sonra ihracat
rakamları haricinde kalan tüm veriler iç piyasa tüketimini ifade edecektir. İlk olarak bu
tablodan yola çıkılarak hazırlanan 1997-2006 yılları margarin tüketimi/ihracatı
grafiğine yer verilecektir.
Grafik 1: Margarin Tüketimi ve İhracatı
0
100.000
200.000
300.000
400.000
500.000
600.000
700.000
19
97
19
98
19
99
20
00
20
01
20
02
20
03
20
04
20
05
20
06
Yıl
M
ik
ta
r
(t
o
n)
Kağıtlı
Kase
Yemeklik Margarin
Toplam Endüstriyel Mar.
Toplam İç Piyasa
Toplam İhracat
Genel Toplam
1997-2006 yıllarını kapsayan 10 yıllık dönemde kağıtlı, kase, yemeklik margarin ve
endüstriyel margarinden oluşan toplam margarin iç piyasa tüketimi incelendiğinde, 600
tüketimin 2003 yılına kadar dalgalı bir seyir izlediği ancak daha sonraki dönemde
artış eğilimi gösterdiği anlaşılmaktadır.
Dosya mevcudu bilgi ve belgelerden, kase ve kağıtlı margarinin MÜMSAD tarafından
kahvaltılık margarin pazarının alt segmentleri olarak sınıflandırıldığı anlaşılmıştır. Bu
bilgi ışığında, Tablo 8’e dayanarak hazırlanan ikinci grafikte TSE 2812 Bilgisel
Margarin Standartı’nda yer alan margarin ayrımına uygun olarak kahvaltılık margarin,
yemeklik margarin ve endüstriyel margarin için iç piyasa tüketimi miktarlarını
08-12/130-46
16
gösteren aşağıdaki grafik hazırlanmıştır. Bu grafikten yola çıkarak margarin
üretiminde son 3 yıl içerisinde gerçekleşen artışın kaynağı irdelenmiştir. 610
08-12/130-46
17
Tablo 8: Margarin Tüketimi
Tüketim (ton) 1997 1998 1999 2000 2001 2002 2003 2004 2005 2006
Kağıtlı 144.495 143.387 154.290 144.993 133.736 144.073 130.910 128.505 125.748 126.743
Kase 23.081 24.841 27.854 26.227 26.298 27.139 28.640 32.171 39.015 32.367
Toplam Kahvaltılık Margarin 167.576 168.228 182.144 171.220 160.034 171.212 159.550 160.676 164.763 159.110
Yemeklik Margarin 74.194 64.638 77.868 66.337 70.621 65.434 59.121 56.755 64.849 54.533
Endüsriyel Margarin 44.871 42.774 32.769 38.925 37.543 40.525 46.254 52.039 58.199 83.977
Endüstriyel Fat 118.997 93.478 128.908 123.818 126.016 142.218 153.745 176.598 199.997 236.654
Toplam Endüstriyel Margarin 163.868 136.252 161.677 162.743 163.559 182.743 199.999 228.637 258.196 320.631
Toplam İç Piyasa Tüketimi 405.638 369.118 421.689 400.300 394.214 419.389 418.670 446.068 487.808 534.274
Toplam İhracat 154.381 128.166 94.776 78.864 78.762 86.682 125.532 96.425 144.185 106.363
Genel Toplam 560.019 497.284 516.465 479.164 472.976 506.071 544.202 542.493 631.993 640.637
Kaynak: MÜMSAD
08-12/130-46
18
Grafik 2: Kullanım Alanlarına Göre Margarin Tüketimi
0
50.000
100.000
150.000
200.000
250.000
300.000
350.000
19
97
19
99
20
01
20
03
20
05
Yıl
T
ü
ke
ti
m
(
to
n
) Kahvaltılık
Margarin
Yemeklik
Margarin
Endüstriyel
Margarin
Grafik 2’de açıkça görüldüğü üzere kahvaltılık margarin tüketimi on yıllık dönemde
durağan bir seyir takip ederken, yemeklik yağ tüketimi bu periyotta azalan bir seyir 620
izlemektedir. Ancak diğer taraftan endüstriyel margarin tüketimi özellikle son dört
yılda büyük bir artış göstermiş, toplam margarin tüketimindeki artışın en önemli
belirleyicisi olmuştur.
H.2.1.11.5. Talep/Arz İkamesi Bakımından Margarin ve Sıvı Yağ
H.2.1.11.5.1. Talep İkamesi
1997/1 sayılı Tebliğ’de pazar tespitinde ürünlerin fiyatı, kullanım amaçları ve
niteliklerine bakılması gerektiği belirtilmektedir. Benzer şekilde talep yönlü bir 630
analizde de ürünün özellikleri, fiyatı ve kullanım amaçları ölçüt alınmaktadır. Bu
sebeple, margarinler ve sıvı yağlar bu üç kriter bakımından aşağıda ayrıntılı olarak
değerlendirilmiştir:
H.2.1.11.5.1.1. Kullanım Amaçları
Gerek margarinler gerekse sıvı yağlar bitkisel yağ grubunda sayılmaktadır. Nihai
inceleme döneminde yapılan araştırmalar bu iki ürünün kullanım amaçlarının
birbirinden farklılaştığını göstermektedir. Margarinler özellikle kahvaltılarda ve kek,
pasta ve börek yapımında kullanılırken, sıvı yağlar daha çok yemeklik olarak 640
tüketilmektedir. Margarinin yemeklik olarak da tüketilebilen bir ürün olduğu kesinlikle
doğrudur. Ancak bu noktada önemli olan, bu tüketimin margarin ve sıvı yağın aynı
pazar içinde sayılmasını sağlayacak kadar etkili olup olmadığının tespitidir. Eğer
margarinlerin yemeklik olarak tüketimleri genel margarin tüketimi içerisinde görece
08-12/130-46
19
çok düşük kalıyorsa, sıvı yağ ve margarini aynı pazarda değerlendirmek “dişsizler
yanılgısı”na (toothless fallacy) sebep olacaktır.
“Dişsizler yanılgısı” olarak bilinen ve marjinal tüketicilere dayanarak ilgili ürün
pazarının tespit edilmesi şeklinde tanımlanabilecek yanılgı ilk kez muzun diğer
meyvelerden ayrı bir pazar teşkil edip etmediğinin incelendiği United Brands 650
davasında ortaya çıkmıştır. Bu davada, Komisyon özellikle çok küçükler ve oldukça
yaşlılar (yani bir anlamda dişsizler) için, diğer meyvelerin muza alternatif
olamadıklarını ve bu sebeple muzun ayrı bir pazar oluşturduğunu belirlemiştir. Ancak,
Komisyon’un bu tespiti ilerleyen dönemlerde hatalı bulunmuştur. Zira, pazar
tespitinde irdelenmesi gereken dişsizlerin bir fiyat artışında başka meyvelere geçip
geçmeyeceği değil, yeteri sayıda tüketicinin bu artışı karsız kılacak şekilde başka
meyvelere geçip geçmeyeceğidir. Eğer fiyat artarsa muz talebini başka ürünlere
kaydıracak yeterli miktarda tüketicinin olması durumunda, muz üreticisi olan tekelci
bir firmanın fiyatları kârlı bir şekilde artırması mümkün olmayacak ve muz ile diğer
meyveler ikame olacaktır. 660
Taraf, margarinlerin de sıvı yağlar gibi yemeklik olarak tüketildiğini ve bu sebeple
pazarın yemeklik yağ pazarı olduğunu ifade etmektedir. Bu iddiasında taraf, yemeklik
olarak margarin satın alan grubun margarinin fiyatında gerçekleşecek bir artış
karşısında sıvı yağa kayacağından hareket etmektedir. Ancak United Brands davası
için de zikredildiği üzere pazarın doğru olarak tespit edilmesi için önemli olan
margarin fiyat artışında topyekün talebin ne olacağıdır.
MÜMSAD’tan elde edilen 1997-2006 yılı margarin tüketim verilerinden yola çıkarak
hazırlanan aşağıdaki grafikte bu üç kategorinin toplam margarin tüketiminde ne 670
kadarlık bir paya sahip olduğu gösterilmiştir.
Grafik 3: Kullanım Alanlarına Göre Yapılan Ayrımda Kategorilerin Toplam İçindeki Ağırlıkları
0%
10%
20%
30%
40%
50%
60%
70%
80%
90%
100%
Ağırlık (%)
1997 1999 2001 2003 2005
Yıl
Yemeklik Margarin
Kahvaltılık Margarin
Endüstriyel Margarin
Kaynak: MÜMSAD
Grafik 3’te açıkça görüldüğü üzere yemeklik olarak piyasaya sunulan yağlar anılan
10 yıllık dönemde sürekli bir azalış içindedir. Fakat buradaki en önemli nokta
yemeklik yağ tüketiminin toplam tüketim içindeki payının azalmasının yanı sıra, 10
08-12/130-46
20
yıllık periyottaki her dönemde yemeklik yağ kategorisinin o yıla ait tüketimden en az 680
payı alan kategori olduğudur. Bu durumu rakamsal olarak gözler önüne sermek için
Tablo 9 hazırlanmıştır.
Tablo 9: Kullanım Alanlarına Göre Margarin Üretimi Dağılımı
Yıl Kahvaltılık Margarin (%) Yemeklik Margarin (%) Endüstriyel Margarin (%)
1997 41,31 18,29 40,40
1998 45,58 17,51 36,91
1999 43,19 18,47 38,34
2000 42,77 16,57 40,66
2001 40,60 17,91 41,49
2002 40,82 15,60 43,57
2003 38,11 14,12 47,77
2004 36,02 12,72 51,26
2005 33,78 13,29 52,93
2006 29,78 10,21 60,01
1997 yılında toplam tüketim içerisindeki payı %18,29 olan yemeklik yağ 2006 yılına
gelindiğinde tüketimden %10,21’lik pay almıştır.
Dosya mevcudu bilgi ve belgeden, margarinler ve sıvı yağların mutfaktaki kullanım
alanlarının ve amaçlarının ayrı ve ortak kullanım alanı olan yemeklik tüketimin sınırlı 690
olduğu anlaşılmıştır.
Son olarak bu bölümde sıvı yağ tüketimi ve margarin tüketiminin yıllar içerisinde nasıl
bir büyüme terendi içinde olduğu incelenmiştir. BYSD’den elde edilen 1997-2004
yıllarına ait bitkisel sıvı yağ ve margarin tüketimi rakamlarından yararlanılarak
aşağıdaki grafik hazırlanmıştır.
Grafik 4:1997-2004 yılları sıvı yağ ve margarin tüketimi
0
100
200
300
400
500
600
700
800
900
19
97
19
98
19
99
20
00
20
01
20
02
20
03
20
04
Yıl
Tü
ke
tim
(b
in
to
n)
Sıvı Yağ
Margarin
Kaynak:BYSD 700
08-12/130-46
21
Grafikte ilk yıllarda sıvı yağ tüketimi artarken margarin tüketiminin azaldığı
görülmektedir. Fakat 2000 yılından (fonksiyonel ürünlerin pazara sunulmaya
başladığı dönem) itibaren bu yönde bir tespit yapmak mümkün değildir. Özellikle son
dönemde sıvı yağ tüketimi hızla artarken margarinin tüketiminin de azalan bir hızla
arttığı görülmektedir. Eğer sıvı yağ ve margarin birbirine ikame olsaydı bu grafikte ilk
yıllardaki eğilimin son yıllarda da aynı şekilde devam etmesi beklenirdi.
Sonuç olarak, yemeklik yağ tüketiminin toplam tüketim içerisindeki payının çok az
olması, hatta bu payın her geçen dönemde giderek azalmaya başlaması nedeniyle 710
margarin fiyatlarındaki bir artış neticesinde margarini yemeklik amaçlarla kullanan
tüketicilerin sıvı yağa yapacakları geçiş, bu fiyat artışını karsız kılacak kadar çok
olmayacaktır. Margarinin özellikle kahvaltılık olarak ve hamur işi yapımı için
tüketilmesi, bu durumu destekleyen bir başka unsurdur. Bu iki hususun Grafik 4’te
ortaya çıkan tabloya neden olduğu kanaatine varılmıştır. Kullanım alanları birbirinden
önemli ölçüde ayrılan sıvı yağ ve margarin tüketimi, farklı hızlarla da olsa aynı anda
artabilmektedir. Bu nedenle kullanım amaçları bakımından sıvı yağ ve margarinin
birbirine ikame olmadıkları sonucuna ulaşılmıştır.
H.2.1.11.5.1.2. Nitelikleri 720
Margarinler renk, lezzet ve yapı olarak aynen tereyağı’na benzeyen bir emülsiyon
ürünüdür. İçerisinde rafine bitkisel yağların yanı sıra pastörize fermente yağsız süt,
pastörize yağsız süt, süt tozu, peynir altı suyu ile katkı maddeleri bulunmaktadır.
İçinde bulunan katkı maddelerinden bazıları A ve D vitaminleridir. Margarinler oda
sıcaklığında katı haldedir. Diğer yandan sıvı yağlar oda sıcaklığında sıvı halde
bulunan bitkisel yağlardır. Bu yağların içerisinde süt, süt tozu ve peynir altı suyu gibi
maddeler yoktur.
Margarinler eğer gerekli işlemlerden geçmezlerse bünyelerinde önemli oranda trans 730
yağ bulundururken, sıvı yağlarda trans yağ miktarı genelde %1’in altındadır.
Margarinler sıvı yağlara nazaran innovasyona daha açıktır. Özellikle fonksiyonel
margarinlerin varlığı bu durumu ortaya koymaktadır. Ancak sıvı yağlar için bu durum
söz konusu değildir.
Ambalaj açısından bu iki grup ürün yine birbirinden farklılaşmaktadır. Sıvı halde
olması nedeniyle sıvı yağ için değişik ambalaj imkanı yaratarak tüketicinin dikkatini
çekmek sınırlıyken, margarinde durum daha farklıdır. Önceden teneke ve kutuda
satılan margarinler sonra kâğıt paketlere konulmuştur. Günümüzde ise kase içinde 740
satış giderek yaygınlaşmaktadır.
Tüm bu özellikler nedeniyle innovasyona ve pazarlama aktivitelerinin uygulanmasına
daha açık olan margarin, sıvı yağdan nitelik bakımından da farklılaşmaktadır.
H.2.1.11.5.1.3. Fiyatlar
Bu bölümde Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 1994-2004 dönemi için aylık bazda
düzenlenen kağıtlı margarin, paket margarin, zeytin yağı, tereyağı, mısırözü yağı ve
ayçiçeği yağı fiyatlarına ilişkin zaman serileri kullanılarak sıvı yağlar ve margarinin 750
08-12/130-46
22
aynı pazarda olup olmadığı fiyat hareketlerinin eşzamanlı olup olmadığının
incelenmesinde kullanılan Granger nedenselliği yardımıyla test edilmiştir
1994-04 döneminde 10 yıllık ortalama fiyat serilerine uygulanan ve fiyat serilerinin
nedenselliğini ölçmeye yarayan Granger Nedensellik Testi zeytinyağı, ayçiçeği,
mısırözü ve tereyağı fiyatlarının anılan dönemde, paket margarin ve kase margarin
fiyatlarından bağımsız hareket ettiğini ortaya koymaktadır. Nitekim bu durum ilgili
pazarda margarin ve sıvı yağın tüketiciler tarafından birbirine ikame olarak
kullanılmadığını göstermektedir.
760
Sonuç olarak, yukarıda margarin ve sıvı yağlar için kullanım amaçları, nitelikleri ve
fiyatları bakımından yapılan talep yönlü analiz, margarin ve sıvı yağın talep
bakımından birbirine ikame olamayacağını göstermektedir.
H.2.1.11.5.2. Arz İkamesi
Taraf, ilgili pazara ilişkin olarak yaptığı savunmasında margarin ve sıvı yağ arasında
yüksek arz ikamesinin olduğunu da iddia etmektedir. Uygulamada arz ikamesi
kavramı kabul görmekle birlikte deneyimler, Rekabet Otoritesi’nin ilgili pazarı
tanımlarken genellikle talep yönlü analizler üzerinde yoğunlaştığını göstermektedir. 770
Bu sebeple talep bakımından birbirine ikame olmayan bu ürünler için arz ikamesinin
varlığı aşağıda genel hatlarıyla incelenmiştir.
Margarin ve sıvı yağ üretim aşamalarının kesişen tek noktası rafinasyon işlemidir.
Sıvı yağda rafinasyon işleminden sonra şişeleme safhası gelirken margarin üretimi
tam olarak da bu safhadan sonra başlamaktadır. Margarin bu aşamadan sonra
hidrojenasyon olarak adlandırılan sertleşme işlemine tabi tutulmakta ve daha sonra
alt segmentlere göre margarin üretimine geçilmektedir. Alt segmentlerin üretimi de
birbirinden farklılaşabilmekte ve margarin üretimi için farklı teknolojilerden
bahsedilebilmektedir. Raportörlerce rakip teşebbüs (……………..) ile 11.1.2008 780
tarihinde yapılan görüşmede, margarin üretiminin sıvı yağa nazaran daha zahmetli
olduğu; sıvı yağ üretimi için dolum tesisi yeterli iken margarinin daha farklı
işlemlerden geçtiği; margarin üretiminin teknoloji gereksiniminin sıvı yağa göre daha
yüksek olduğu ifade edilmiştir. Aynı görüşmede margarin dağıtımında soğuk zincir
gerekliyken, sıvı yağın dağıtımının daha kolay olduğu bilgisi edinilmiştir.
(…………………) ile yapılan görüşmede ise sıvı yağın üretiminde hijyenik üretim
tekniğine ihtiyaç olmadığı, ancak margarinin su ve yağ fazını içermesi nedeniyle
üretiminin baştan sona hijyenik olması gerektiği öğrenilmiştir.
Yukarıda yer verilen genel bilgiler çerçevesinde iki ürün grubu arasında arz 790
ikamesinin iddia edildiği kadar yüksek olmadığı sonucuna varılmıştır.
H.2.1.11.6. Margarin Alt Segmentleri
İlgili ürün pazarı tespitinde ilk olarak margarin ve sıvı yağ arasındaki ikame
edilebilirliğe bakılmış ve margarinin sıvı yağ ile ikame olamayacağı sonucuna
ulaşılmıştır. Bu noktadan sonra ise margarin alt segmentleri daha ayrıntılı bir şekilde
incelenmiştir.
08-12/130-46
23
Bitkisel Margarin Standardı’na göre margarin; kahvaltılık, yemeklik ve endüstriyel 800
margarin olarak üç gruba ayrılmıştır. Bu sınıflandırmada margarinin kullanım alanları
esas alınmıştır. Öte yandan, margarin kullanıcıları esas alınarak yapılan bir diğer
sınıflandırmada ise ev kanalında tüketilen, nihai tüketicilerin doğrudan kullandığı ve
perakende kanaldan alımlarını gerçekleştirdikleri kahvaltılık ve yemeklik margarinler
tüketici margarini olarak adlandırılmaktadır. Buna karşılık, gıda sanayinde üretim
sürecinde girdi olan, nihai tüketici tarafından doğrudan kullanılmayan ve perakende
kanaldan satın alınmayan margarinler ise endüstriyel margarin olarak
adlandırılmaktadır. Gerek kullanım alanlarını, gerekse kullanıcıları esas alan iki
sınıflandırmada da endüstriyel margarinler ayrı bir kategoriyi oluşturmaktadır. Bu
sebeple aşağıda ilk olarak endüstriyel margarinlere yer verilmektedir. 810
H.2.1.11.6.1. Endüstriyel Margarinler
Endüstriyel margarinler pastaneler, “catering” firmaları ve fabrikalar tarafından
ürün/yemek yapımında kullanılan muhtelif formdaki (paket, teneke, bulk) margarinleri
ifade etmektedir. Bir başka deyişle bu margarinler nihai tüketici tarafından doğrudan
kullanılmayan, gıda sanayinde üretim sürecinde girdi olarak kullanılan ürünlerdir.
Endüstriyel margarinlerin bozulma süreleri diğer yağlara göre daha uzun olup ürün
5,10 ve 20 kg’lık paketler halinde ambalajlanmaktadır.
820
Endüstriyel margarin pazarının, toplam margarin pazarı içerisindeki önemi her geçen
gün artmakta ve bu da tüketim rakamlarına açıkça yansımaktadır. Yukarıda yer
verilen Grafik 3’te açıkça görülebildiği üzere endüstriyel margarin pazarı büyümekte
ve tüketim rakamları sürekli bir artış eğilimi göstermektedir. Zira endüstriyel margarin
1997 yılında toplam margarin tüketimi içindeki %40,40’lık payını, 2006 yılı sonuna
gelindiğinde %60,01’e yükseltmiştir. Bu pazarda 1997 yılında ulaşılan tüketim miktarı
163.868 ton iken, 2006 yılında tüketim 320.631 ton seviyesini görmüştür.
Endüstriyel margarin pazarlama ve reklam gibi aktivitelere gerek olmaksızın, ihtiyaca
göre şekillenen arz yapısına sahiptir. Nitekim Gıdasa tarafından üretilen endüstriyel 830
margarinlerin pastacılık ürünleri alt kategorisinde börek, krema, baklava, milföy gibi
pastacılık ürünleri için özel üretilen içeriği ve görünümü farklılaştırılmış yağlar
bulunmaktadır (kimi yağlar kabartma özelliğine sahipken kimi yağlar daha gevrek bir
sonuç için tasarlanmakta olup, bazı yağlar ambalajların içine dilimlenmiş olarak
yerleştirilmiştir.). Endüstriyel margarinin gıda endüstrisi alt kategorisinde ise gofret,
çikolata, kek kaplaması, bisküvi hamuru, kraker, endüstriyel kek, dondurma, cips,
çerez ve dondurulmuş patates üretimine uygun olan yağlar yer almaktadır.
Diğer yandan, endüstriyel pazarın aksine tüketici margarini pazarı pazarlama,
innovasyon, reklam gibi satış artırıcı aktivitelere açık olup, tüketici açısından marka 840
bilinirliği ve üretici açısından marka değerinin ön planda olduğu bir pazardır.
Bu iki pazarın talep yapısının ve dinamiklerinin ne derece birbirinden ayrıldığını en
açık şekilde ortaya koyabilmek için 1997-2006 dönemindeki tüketim rakamlarından
yola çıkarak hazırlanan Grafik 5’i incelemek faydalı olacaktır.
850
08-12/130-46
24
Grafik 5: Tüketici ve Endüstriyel Margarin Tüketimi
0
50.000
100.000
150.000
200.000
250.000
300.000
350.000
19
97
19
98
19
99
20
00
20
01
20
02
20
03
20
04
20
05
20
06
Yıl
T
ü
ke
tim
(t
o
n
)
Tüketici
Margarini
Endüstriyel
Margarin
Endüstriyel margarin tüketiminin tüketici margarininden çok farklı bir seyir izlediği
grafikte görülmektedir. Bu pazar büyüme eğilimi içinde olup, 1997 yılında tüketici
margarini tüketimine nispeten düşük kalan tüketim miktarı 2006 yılında tüketici
margarininin çok üzerinde gerçekleşmiştir.
Endüstriyel margarinlerin, gerek niteliksel farklılıkları, gerekse farklı tüketicilere hitap
etmeleri itibarıyla, tüketici margarinlerine ikame olamayacaklarından, endüstriyel
margarin pazarı ayrı bir ilgili ürün pazarı olarak belirlenmiştir. 860
H.2.1.11.6.2. Tüketici Margarini
Kahvaltılık margarin ve yemeklik margarinler evde kullanım için üretilen, nihai
tüketiciler tarafından doğrudan tüketilebilen ve perakende kanaldan tüketicilere
ulaşabilen margarinlerdir. Kahvaltılık margarinler kase ve kağıtlı olarak üretilirken,
yemeklik margarinler teneke ve kutu gibi ambalajlarda tüketiciye sunulmaktadır. Bu
margarinlerin hedef kitlesinin doğrudan nihai tüketici olması sebebiyle bu
margarinlere tüketici margarini denilmektedir. Taraftan istenen ek bilgi de kase,
kağıtlı, teneke ve kutulu margarinin ev içi tüketime yönelik olduğu hususunu doğrular
niteliktedir. Tarafın bu konuda verdiği bilgiler aşağıda yer almaktadır: 870
“Bahse konu ürünler, tüketicinin evinde tüketmekte üzere satın aldığı ürünlerdir. Kase
margarin de kağıtlı margarin de tüketici margarinidir. Zira 1 kg’nin altında küçük
gramajlarda üretilirler. Diğer yandan şirket tarafından hesapların ayrı tutulması
amacıyla ayrı ele alınan kutu ve (Evet gibi) teneke margarinler de tüketiciler
tarafından tüketilmektedir. Kase margarin genellikle plastik bir kasede üzerinde
kapağı ile birlikte ambalajlanır. Kağıtlı margarin ise pratik yağ geçirmez özel bir
kağıda sarılmış, karton koli haricinde başka bir ambalaj malzemesi ihtiva etmeyen
margarindir. Tüketici margarini tanımı Bildirim Formu’nda sadece ve sadece kase ve
kağıtlı tüketici margarinini ifade etmek üzere şirket içinde kullanılan bir teknik terim 880
olup teneke ve kutulu margarinin tüketicinin kullanmadığı anlamına gelmemektedir.
Başka bir deyişle her ne kadar Bildirim Formu’nda tüketici, endüstriyel, teneke ve
08-12/130-46
25
kutulu margarin olarak ayrımlar yapılmış olsa da, esasen tüketici margarini sınıfı
altında yer alan kase ve kağıtlı margarinler de, teneke ve kutulu sınıflandırması
altında yer alan margarinler de tüketici tarafından kullanılmaktadır… Kutulu ve teneke
margarinde daha büyük ambalajlarda ürün almak isteyen tüketiciler
hedeflenmektedir. Kutulu margarin, kase ve paket margarine göre daha düşük
ambalaj maliyeti içerir. Teneke margarin, büyük boyutta mal almak isteyen
tüketicilere taşıma ve saklama kolaylığı sağladığından özellikle Güneydoğu Anadolu
Bölgesindeki büyük aileler tarafından tercih edilmektedir. Zira, büyük aileler için adedi 890
250 gr olan kağıtlı margarinler yerine daha büyük miktarlarda ürün tedarik
etmektedir…”
Endüstriyel margarin pazarına ilişkin yapılan tespitlerde bu pazarın tüketici margarini
pazarından farklı bir ilgili ürün pazarını oluşturduğu ifade edilmiştir. Bu noktada
belirlenmesi gereken tüketici margarini pazarının alt ayrımlarının da farklı birer ilgili
ürün pazarı teşkil edip etmediğidir.
Tüketici margarininin alt ayrımlarından ilki kutulu ve teneke margarinden oluşan
yemeklik margarindir. Bu pazarın ikinci alt ayrımı ise kağıtlı ve kase margarinden
oluşan kahvaltılık margarindir. Yemeklik margarin, belirli özellikleri sebebi ile 900
kahvaltılık margarinden ayrılmaktadır. Kahvaltılık margarin içerisinde su ve yağ fazı
bir arada bulunurken, yemeklik margarinde neredeyse su fazı yok denecek kadar
azdır. Bunun nedeni yemeklik margarin pazarının dağıtım şekli ve hedef kitlesidir.
Zira bu margarinler yeme alışkanlıkları bakımından sağlıklı yağdan ziyade yağ-yoğun
yeme yatkınlığı olan Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde ağırlıklı olarak tüketilmektedir.
Bu durum dağıtım aşamasını da etkilemekte, daha uzak mesafeye taşınan bu
yağlarda bakteri oluşumunun engellenmesi için su fazı daha az kullanılmaktadır.
Ayrıca kahvaltılık margarin reklam, innovasyon, pazarlama teknikleri açısından daha
uygun bir ürün görünümündedir.
910
Margarin üretim rakamları üzerinden yapılan incelemede yemeklik margarin pazarına
ilişkin üretim trendi dikkat çekmiştir. Grafik 6’da tüketici margarini alt segmentlerinin
1997-2006 yıllarındaki tüketim miktarlarına yer verilmiştir.
Grafik 6: Tüketici Margarini Alt Segmentleri
0
50.000
100.000
150.000
200.000
250.000
300.000
Tüketim (ton)
1997 1999 2001 2003 2005
Yıl
Yemeklik Margarin
Kahvaltılık Margarin
08-12/130-46
26
Grafik 6’da da görüldüğü üzere kahvaltılık margarin tüketimine nazaran yemeklik
margarin tüketimi daha düşük bir seviyede kalmaktadır. Daha iyi bir analiz için 1997-
2006 döneminde yemeklik margarin tüketiminin toplam tüketici margarini içindeki
payını gösteren Tablo 10 hazırlanmıştır. 920
Tablo 10: Tüketici Margarinin Alt Segmentleri
Yıl Kahvaltılık Margarin (%) Yemeklik Margarin (%)
1997 69,31 30,69
1998 72,24 27,76
1999 70,05 29,95
2000 72,08 27,92
2001 69,38 30,62
2002 72,35 27,65
2003 72,96 27,04
2004 73,90 26,10
2005 71,76 28,24
2006 74,47 25,53
Kaynak: MÜMSAD
Tablo 10, yukarıdaki tespitleri doğrular şekilde yemeklik yağ tüketiminin sürekli bir
azalış içinde olduğunu ortaya koymaktadır. 2006 yılına gelindiğinde yemeklik yağ
tüketiminin toplam tüketici margarini içindeki payı %25 olmuştur. Yemeklik margarin
segmentinin son 10 yılda küçülen bir pazar olmasını ortaya koyan bir başka husus da
bu segmentte faaliyet gösteren oyunculara ilişkindir. Kahvaltılık ve endüstriyel
margarin pazarının önemli oyuncusu Unilever gibi margarin pazarının en başından 930
beri var olan bir üreticinin, teneke ve kutulu margarin üretiminin olmaması, bu pazarın
teşebbüsler açısından çekici bir pazar olmadığı görüntüsünü güçlendirmektedir.
Nitekim tarafça, kutulu ve teneke margarin pazarında faaliyet gösteren teşebbüslerin
Besler, Tariş, Trakya Birlik, Küçükbay ve Turyağ olduğu hatta Turyağ’ın son
zamanlarda bu formlardaki ürünlerine piyasada rastlanılmadığı bilgisi verilmiştir.
Tüketici margarin pazarına ilişkin verilen bilgiler yemeklik margarin pazarının gittikçe
daraldığını, cazibesini yitirdiğini ve toplam pazar içindeki payının çok az olduğunu
göstermektedir. Bu sebeple, yemeklik margarin ve kahvaltılık margarin alt
segmentleri ayrı birer ürün pazarı olarak tanımlanmamış, kullanıcılarının nihai tüketici 940
olması sebebiyle tüketici margarini pazarı ayrı bir ilgili ürün pazarı olarak
değerlendirilmiştir. Dolayısıyla, “tüketici margarini” ve “endüstriyel margarin” ayrı birer
ilgili ürün pazarı olarak belirlenmiştir.
H.2.2. İlgili Coğrafi Pazar
İlgili ürün pazarını oluşturan ürünlerin dağıtımının Türkiye genelinde
gerçekleştirilmesi sebebiyle ilgili coğrafi pazar “Türkiye Cumhuriyeti" olarak
belirlenmiştir.
950
H.3.Yapılan Tespitler ve Hukuki Değerlendirme
H.3.1. Devralma İşlemi
Dosya konusu işlem, MGS tarafından Sabancı Grubu’nun bir iştiraki olan Gıdasa’nın
sermaye paylarının %99,68’inin devralınmasıdır. Bildirime konu devralma işlemi, 14
08-12/130-46
27
Ağustos 2007 tarihinde tarafların imzaladığı Pay Devir Sözleşmesi çerçevesinde;
MGS’nin, Gıdasa hissedarları olan Sabancı Holding, Exsa, Tursa, Teknosa, Temsa
ve Kordsa’dan Gıdasa’nın hisseleri oranında ve anlaşmanın 7. maddesinde
öngörülen usulde belirlenecek olan bedeli ödemek karşılığında devralmasını 960
içermektedir. Sabancı Grubu stratejik olarak faaliyetlerini gıda dışında alanlarda
yoğunlaştırmayı hedeflediğinden Gıdasa bünyesinde yürütülen işleri elinden
çıkarmayı planlamaktadır.
1997/1 sayılı Tebliğ’in 2. maddesinin (b) bendinde “Herhangi bir teşebbüsün ya da
kişinin diğer bir teşebbüsün malvarlığını yahut ortaklık paylarının tümünü veya bir
kısmını ya da kendisine yönetimde hak sahibi olma yetkisi veren araçları devralması
veya kontrol etmesi” Tebliğ kapsamında sayılan hâller arasında öngörülmüştür.
Başvuru konusu işlemin bu tanıma uygun olduğu görülmektedir.
970
Devre konu Gıdasa’nın 2006 yılı cirosu (………………) YTL olarak gerçekleşmiş olup
Tebliğ’in 4. maddesindeki toplam ciro eşiği olan 25.000.000 YTL aşıldığından
başvuru konusu devralma işlemi izne tabidir.
İlgili ürün pazarı bölümünde ayrıntıları verilen meyveli soda, damacana su, pet su,
dökme çay, demlik çay pazarlarında Ülker Grubu’nun faaliyeti bulunmadığından, bu
pazarlar bakımından devralma işlemi izne tabi değildir.
Makarna, puding (toz tatlı), hazır çorba, un, sıvı yağ ve tüketici margarini
pazarlarında devralma işlemi sonrasında ilgili pazarlarda ya da pazarın bir 980
bölümünde rekabetin önemli ölçüde azaltılması sonucunu doğuracak bir yoğunlaşma
oluşmayacağı kanaatine varılmıştır.
Diğer yandan 9.10.2007 tarih ve 07-78/968-M sayılı Kararı ile nihai incelemeye
alınan pazarlar yeniden gözden geçirilmiş ve yapılan değerlendirmeler neticesinde
ilgili ürün pazarı “tüketici margarini” ve “endüstriyel margarin” pazarları olarak tespit
edilmiştir.
Aşağıda bu pazarlar bakımından 4054 sayılı Kanun’un 7. maddesi çerçevesinde
yapılan değerlendirmelere ve Kurul’un işlemi nihai incelemeye alan kararı hakkında 990
hazırlanan 15.10.2007 tarih ve 734 sayılı Ön İtiraz Yazısı’na ilişkin tarafın yapmış
olduğu savunmalara yer verilmiştir.
H.3.2. Yazılı Savunmalar ve Bunların Değerlendirilmesi
H.3.2.1. Ekonomik Bütünlük Tespitine İlişkin Savunmalar
Ekonomik Bütünlük tespitine ilişkin değerlendirmeler ilgili bölümde yapılmış olup
ayrıca burada bir irdeleme yapılmamış,teşebbüs temsilcisinin iddia ve savunmaları
yanıtlanmıştır. 1000
H.3.2.1.1.Bir ailenin mensubu gerçek kişilerin başka şirketlerdeki hissedarlıkları
nedeniyle başka bir grup tarafından kontrol edildikleri tespitinin ne duyulmuş
ne de görülmüş bir tespit olduğu iddiası
08-12/130-46
28
Yukarıdaki bölümlerde de ifade edildiği gibi, tüzel kişi teşebbüsler arasındaki ilişkiler
bakımından “kontrol” testi doğru ve geçerli bir test olmakla birlikte, tüzel kişilikler de
nihai olarak gerçek kişiler tarafından kontrol edildiğinden, söz konusu teşebbüs ya da
teşebbüsleri kontrol eden gerçek kişiler arasındaki ilişkiler için kontrol kavramının
kullanılması mümkün değildir. Gerçek kişiler söz konusu olduğunda bu gerçek kişiler 1010
arasındaki bağlantıların niteliği ve derecesine bağlı olarak bu kişilerin tam bir çıkar
birliği içinde olup olmadıkları, tek bir ekonomik karar mekanizması gibi değerlendirilip
değerlendirilemeyecekleri ve dolayısıyla ekonomik bütünlük içinde olup olmadıkları
hususu incelenmesi gereken ana unsurdur. Yoksa teşebbüs vekilince kullanılan
“gerçek kişilerin kontrol edilmesi” gibi bir kavramın kabul edilebilirliği
bulunmamaktadır.
Nitekim Kurul, gerçek kişiler tarafından kontrol edilen teşebbüsler söz konusu
olduğunda bu gerçek kişiler ve bunların mensubu olduğu ailenin fertlerinden oluşan
yapıyı grup olarak nitelendirmekte ve aile bireylerinin ekonomik bütünlük içinde 1020
olduğunu kabul etmektedir. Ayrıca teşebbüs vekili 2.11.2007 tarih 7192 sayılı
savunmanın 13. sayfasındaki tabloda Ak Gıda’daki Ülker Grubu hisse oranını %(…)
olarak vermektedir. Oysa 21.5.2007 tarihli Ticaret Sicil Gazetesine göre Ak Gıda’da
Yıldız Holding’in hissesi %(…)’dir. O halde teşebbüs vekili diğer gerçek kişi
hissedarlar olan Orhan Özokur (%(…)) ve Zeki Ziya Sözen (%(…))’in de “Ülker
Grubu”na dahil olduğunu kabul etmektedir. Bu durumda, savunmada ileri sürülen
türden olmak üzere şu sorunun sorulması gerekir: Özokur ve Sözen Aileleri “Ülker
Grubu tarafından kontrol mü edilmekte” ya da “Ülker Grubunun uydusu haline mi
gelmekte”8 dir? Bu soruların anlam taşımaktan uzak olduğu açıktır. Halbuki olay,
teşebbüs vekilince bahse konu kişilerin sıkı ekonomik ve ailesel ilişkileri nedeniyle 1030
Ülker Grubu ile bütünlük içinde düşünülmesinden ibarettir.
Ayrıca belirtilmelidir ki, “Aile” ibaresi Kurul’un bu güne kadarki birçok kararında
kullanılmış bir kavram olup Grup kavramının içinde yer alan hısımlık ilişkilerini
anlatmaktadır. Bir Ekonomik Grup sadece bir aileyi içerebildiği gibi birden fazla aileyi
de içerebilir. Ekonomik Grubun belirli bir ailenin ismiyle anılması da bu gerçeği
değiştirmemektedir.
H.3.2.1.2. Bir şirket ile bu şirketi kontrol eden hissedarın aynı ekonomik
bütünlüğe dahil olduğunu söylemek makul iken bir şirketin farklı 1040
hissedarlarının söz konusu hissedarlıkları nedeniyle tek teşebbüs sayılmasının
bugüne kadar karşılaşılmış bir tespit olmadığı iddiası
Teşebbüs vekili bu iddiasında aslında gerçek kişilerle tüzel kişilerin ekonomik
bütünlük içinde olabildiklerini kabul etmekte fakat birden fazla gerçek kişinin
ekonomik bütünlük içinde olabileceği fikrine itiraz etmektedir. Bu ise açık bir çelişkidir.
Yukarıda verilen örnekte görüldüğü gibi iki farklı gerçek kişi teşebbüs vekilince
ekonomik bütünlük içinde görülmüş ve o şekilde beyan edilmiştir. Diğer taraftan bir
şirketin farklı hissedarlarının bu hissedarlıklarının ekonomik bütünlük tespiti için
yeterli olmadığı önceki bölümlerde de ifade edilmiştir. Teşebbüs vekilinin kabul 1050
etmediği husus, inceleme konusu dosya bakımından ekonomik bütünlük tespitinin tek
bir hissedarlığa değil yoğun ve güçlü ekonomik bağlar oluşturan 10’dan fazla şirkette
ortaklığın yanında yakın aile bağlarının birlikte değerlendirilmesine dayandığıdır.
8 02.11.2007 tarih 7192 sayılı savunma s.15’deki ifadeler aynen alınmıştır.
08-12/130-46
29
H.3.2.1.3. Dosya konusu olayda 4 şirkette müştereken ortak olunması nedeniyle
Ülker Grubu’nun Topbaş Grubu’nu kontrol ettiği, Ülker Grubu ile Topbaş
Grubu’nun tek teşebbüs olduğu sonucuna ulaşıldığı iddiası
Oysa yukarıda ifade edildiği gibi doğrudan ve dolaylı olarak ortaklık ilişkisi bulunan
şirket sayısı 4 olmayıp, teşebbüs vekili bu noktadaki savunmasında, Raportörleri
Kurul’u yanlış bilgilendirmekle suçlamıştır. Teşebbüs vekili Raportörlerce yapılan 1060
incelemelerde ortaya konulduğu üzere gerçek durumu yansıtmayan bilgiler beyan
etmiştir. Bunlara karşılaştırılmalı olarak aşağıda yer verilmektedir.
Teşebbüs Vekilinin Beyanları Gerçek Durum
“Topbaş Ailesi’nin hiçbir ortaklığının olmadığı
Bizim Toplu Tüketim oluşturulmaya çalışılan
tabloya sokulmuştur.” (2.11.2007 tarih 7192 sayılı
savunma s.4 ve s.12)
Mustafa Latif Topbaş’ın Bizim Toplu Tüketim
A.Ş.’de yönetim kurulu üyesi olduğu ve TTK 312.
maddesi gereğince hissedar olduğu kendisince
kabul edilmiştir. Mustafa Latif Topbaş nihai
inceleme süreci devam ederken 31.12.2007 tarihli
Ticaret Sicil Gazetesi’ne göre Bizim Toplu Tüketim
A.Ş. Yönetim Kurulu üyeliğinden ayrılmıştır.
Garanti Gıda hiçbir faaliyeti olmayan bir şirkettir.
(2.11.2007 tarih 7192 sayılı savunma s.4 ve s.12)
Garanti Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş. Ülker
Grubu’na işçilik hizmetleri sağlamaktadır. 2006 yılı
cirosu (……….) YTL’dir.
Ülker Grubu ile Topbaş Ailesi arası hissedarlıkları
gösterir şekil hatalıdır. (02.11.2007 tarih 7192
sayılı savunma s.15)
Tüm hissedarlık bilgileri Ticaret Sicili Gazetesi’ne
dayanmaktadır. Kaldı ki, teşebbüs vekili hangi
somut bilginin yanlış olduğunu söyleyememekte,
bahse konu şeklin görünümlerine itirazda
bulunmaktadır.
MGS %100 Topbaş Ailesi’ne aittir. (2.11.2007
tarih 7192 sayılı savunma s.15)
MGS’de Topbaş Ailesi’nin toplam payı %(…) olup
%(….) pay Metin Uysal ve Yalçın Öner’e aittir.
H.3.2.1.4. MGS ile Ak Gıda arasında tek bir hissedarlık ilişkisi bulunmazken Ak
Gıda ile hissedarlık ilişkisi vardır anlamına gelen bir şekil çizildiği iddiası
Bahse konu şekildeki çizgi hissedarlık belirten çizgilerden farklı çizilmiş olup MGS ile
Ak Gıda’da aynı anda ortak olan Yalçın Öner’e dayalı bağlantıyı göstermektedir.
Teşebbüs vekilinin Raportörlerce konunun gerçeklere uygun olmayan yönde 1070
zorlamalarla manipüle edildiği yönündeki değerlendirme ve ithamlarına, itibar
edilmemiştir.
H.3.2.1.5. Dosya konusu olayda tek teşebbüs iddialarının yağ pazarı eksenli
olduğu, oysa Ülker Grubu’nun yağ alanındaki şirketi Besler’in şekilde ismi bile
geçmeden Besler ve MGS’nin tek teşebbüs olarak ele alındığı iddiası
Dosya mevcudu bilgi ve belgeden, teşebbüs vekilinin Besler ve MGS arasında
kontrol ilişkisi kurulmasına elverecek nitelikte hiçbir somut bağ, doğrudan ya da
dolaylı hissedarlık hali bulunmadığı tespitine dayalı olarak iki şirketin ekonomik 1080
bütünlük içinde olamayacağını ifade ettiği anlaşılmıştır. Bu noktada bir kez daha
vurgulanmalıdır ki daha önce de ifade edildiği gibi bu şirketleri kontrol eden kişilerin
bütünlük içinde olması bu şirketlerin bütünlük içinde olduğunun kabulü için yeterlidir.
Bunun için ayrıca bu şirketlerin doğrudan bağlantılı olmasına gerek yoktur. Öte
yandan, Ak Gıda’nın kontrolünde bulunan Karma Gıda, margarin de dahil olmak
08-12/130-46
30
üzere “Halk” markalı ürünleri pazarlayan Rekor Gıda’da %(…) paya sahiptir. Bu
dolaylı ilişki de nihai inceleme aşamasında tespit edilmiştir.
H.3.2.1.6. Ülker Grubu ile Topbaş Ailesi arasında yağ piyasasında yapılacak
yatırımları ilgilendiren bir anlaşma bulunmadığı gibi, sahip olunan şirketler 1090
üzerinde taraflara karşılıklı olarak kontrol olanağı sağlayacak başkaca bir
hukuki enstrüman (sözleşme, yönetim kurulu üyeliği hakkı, imtiyaz hakkı vb)
bulunmadığı iddiası
Bahse konu türdeki anlaşmaların var olup olmadığı kontrol kavramının unsurları
olarak değerlendirilebilir. Fakat, somut olayda bir tarafta bir ekonomik grup bir tarafta
da gerçek kişi bulunduğu için daha önce de belirtildiği gibi kontrol kavramı değil çıkar
birliği kavramı esastır. Nitekim inceleme konusu devralma işleminden önce Gıdasa
üretim tesislerinin Ülker Grubu İcra Kurulu Başkanı Murat Ülker tarafından incelendiği
haberi basında yer almıştır. Eğer bu incelemeden hemen sonra Gıdasa ile MGS 1100
arasında devir anlaşması yapılması bir tesadüf değil ise bu durum, yatırımlar
bakımından Topbaş ve Ülker Grupları’nca ortak hareket edildiğini akla getirmelidir.
H.3.2.1.7. Ülker Grubunun Topbaş Ailesini kontrol ettiği sonucuna varılmakla
Topbaş Ailesi’nin kontrolünde bulunan bütün şirketlerin aslında Ülker Grubu
şirketi olduğunun söylendiği, Rekabet Hukukunun süregelen uygulaması
altında bunun mümkün olmadığı iddiası
Kontrol kavramıyla ilgili daha önceki açıklamalara tekrar dikkat çektikten sonra
belirtmek gerekir ki, teşebbüs vekilince de ifade edildiği gibi ekonomik bütünlük 1110
belirlemesi dosya içeriğindeki ilgili pazarlar çerçevesinde yapılmıştır. Başkaca
pazarlar bakımından da bir inceleme gerekirse, yapılacak değerlendirme sonucunda
BİM de dahil olmak üzere bahse konu diğer şirketler için de bu şekilde bir tespite
ulaşılması mümkündür. Ancak dosya konusu iddialar bakımından söz konusu olan,
Topbaş şirketlerinin Ülker Grubu’na ait olduğu değil, her iki grup arasında ortak
ekonomik çıkarlara yönelik karşılıklı ilişkiden doğan bir ekonomik bütünlüğün var
olduğunun tespitidir.
H.3.2.1.8. 1997/1 sayılı Tebliğ’deki “belirleyici etki sağlayan haklar, sözleşmeler
ve araçlar” ifadesinin “haklar, sözleşmeler ve araçlar” kısmının göz ardı 1120
edildiği, bunlar ortaya konulmaksızın salt birkaç şirkette müştereken hissedar
konumunun paylaşılıyor olması nedeniyle Ülker Grubu’nun Topbaş Ailesini
kontrol ettiği sonucuna ulaşıldığı iddiası
Bu iddia çerçevesinde teşebbüs vekilince Eczacıbaşı/Zentiva, Sonera/Turkcell ve
İzmir Limanı kararları örnek gösterilmektedir. Kontrol unsurunun oluşması
bakımından gerekli şartlara ilişkin ileri sürülen savunmalar teşebbüs vekilince
konunun sadece MGS ile Besler arasındaki ilişki seviyesinde ele alındığı, bunları
kontrol eden kişiler arasındaki yani Topbaş Ailesi ile Ülker Grubu arasındaki bağlara
benzer durumların incelendiği Kurul kararlarına değinilmediği görülmektedir. 1130
H.3.2.1.9. Kurul kararlarında ortak girişimler ile ana şirketlerin dahi tek
teşebbüs olarak ele alınmaktan imtina edildiği iddiası
08-12/130-46
31
Bu iddia çerçevesinde teşebbüs vekilince Kerim Çelik, Borçelik, AKG/Türk
Ytong/Antalya Ytong/Gaziantep Ytong, Dalsan/Entegre/Lafarge kararlarının yanında
AB uygulamalarından da örnekler gösterilmektedir. Rekabet Hukuku’nun temel
ilkeleri uyarınca tam fonksiyonlu ortak girişimlerin zaten tarif gereği ana şirketlerden
ayrı, bunlardan tamamen bağımsız karar alabilen ve ayakta durabilen ekonomik
yapılar olmasının gerektiği açıktır. Fakat somut olay bakımından ortak girişim 1140
hususunun konuyla bağlantısı yoktur. Somut olayda bir ortak girişim bazında değil
aile ve/veya grup yapılanmaları çerçevesinde ekonomik bütünlük bazında inceleme
yapılmıştır.
H.3.2.1.10. Hal böyle ise Kurul’un Topbaş Ailesi’nin Ülker Grubu şirketlerinden
birini devralması durumunda bunun grup içi işlem olarak değerlendirilmesinin
gerektiği iddiası
Dosya kapsamındaki bilgi ve tespitler çerçevesinde ileride gerçekleşecek bu tür bir
işlemin grup içi olarak değerlendirilmesi mümkündür. 1150
H.3.2.1.11. Karşılıklı hissedarlığın bugüne kadar ancak incelenen pazarlardaki
ilişki çerçevesinde arandığı ancak şirketlerin “ayrı alanda faal başka bir şirkette
müştereken hissedar olma hali”nin bugüne kadar ne sorgulandığı ne de kontrol
kavramı ile ilişkilendirildiği, zira üçüncü bir şirketteki hissedarlığın incelenen
alanda faal teşebbüslere birbiri üzerine icra edilebilir bir hak tanımadığı iddiası
Yukarıda incelenen Bilkom kararı bu iddianın tam tersini söylemektedir. Tekrar
belirtmek gerekirse, Kurul anılan kararda her biri eşit oranda hisselere sahip gerçek
kişilerin ortak olduğu ve farklı alanlarda faaliyette bulunan üç ayrı şirketi, Koç Grubu 1160
içinde değerlendirilmiştir. Bu kişilerin farklı Koç Grubu şirketlerinde de ortak ya da
yönetici oldukları görülmektedir. Öte yandan, 2.11.2007 tarih 7192 sayılı savunmanın
13. sayfasındaki tabloda MGS’nin %100 Topbaş Ailesi tarafından kontrol edildiği
belirtilmektedir. Gerçekte Topbaş soyadını taşıyan kişilerin toplam payı %(…) olup
%(…) Metin Uysal ve %(…) Yalçın Öner adına kayıtlıdır. Aynı tabloda Seher Gıda
için verilen paylarda %(…)’lik hisse oranlarının dahi açıkça belirtildiği görülmekte iken
MGS’deki bahse konu hissedarların Topbaş Ailesi içinde gösterilmesi tek bir
gerekçeyle açıklanabilir: Teşebbüs vekili adı geçen kişileri Topbaş Ailesi bireyleri
olarak görmekte ya da aynı ekonomik bütünlük içinde algılamaktadır.
1170
H.3.2.1.12. Kurulun incelemeye konu teşebbüslerin incelenen alan dışı
ortaklıklarına değinmediği, bu vb. bilgiyi 1997/1 sayılı Tebliğ altında taraflardan
istemediği iddiası
Bahsedilen bu hususların göz önüne alınacağı, Birleşme ve Devralmalar Hakkında
Bildirim Formu’nda (Form-2) 2.4 başlığı altında açıkça ifade edilmekte ve buna ilişkin
bilgiler istenmektedir.
H.3.2.1.13. Amerikan Antitröst Hukuku Uygulamasında kullanılan tek teşebbüs
kavramının ya da bu kavram altında kullanılan “aktüel ya da potansiyel 1180
rakiplik” incelemesinin dosya konusu olayda uygulama olanağının
bulunmadığı, üstelik bu testin yanlış uygulandığı, tek teşebbüs kavramının
otoritelerin kullandıkları bir argüman değil, teşebbüslerin kartel incelemesinde
kullandıkları bir savunmayı teşkil ettiği, ex-ante bir analiz değil ex-post bir
08-12/130-46
32
analiz barındırdığı, Kanun’un 4. maddesine aykırılık olup olmadığının tespitinde
kullanılmasının gerektiği, bu nedenle birleşme ve devralmaların kontrolünde
hiç kullanılmadığı iddiası
Teşebbüs vekilinin bu iddiaları kendi içinde tutarlı olsa da bu hususun somut olay
bakımından eksik ve yanlış bir biçimde savunmaya dercedildiği anlaşılmaktadır. 1190
Teşebbüs vekili, Raportörlerin Amerikan Antitröst Hukukundaki “tek teşebbüs
savunması” (“single entity defense”) kavramından esinlenerek dosyayı tamamen bu
kavram üzerine bina ettikleri gibi yanlış bir kanıya kapılmış olmalıdır. İlgili bölümde de
açıklandığı üzere, tek teşebbüs kavramı Rekabet Hukukundan kaynaklanan
sorumlulukların belirlenmesi bakımından ekonomik gerçekliklerin dikkate alınmasını
sağlayan bir kavram olup gerek A.B.D., gerek AB ve gerekse Türk Hukukunda
yerleşmiştir. Daha önce de ifade edildiği gibi, bu kavramdan yararlanan teşebbüsler
4. madde anlamında sorumluluktan kurtuldukları gibi 7. madde anlamında da
sorumluluktan kurtulmakta, grup içi reorganizasyon niteliğindeki birleşme/devralmalar
gerçek anlamda yoğunlaşma sayılmamaktadır. Raportörlerce dosya konusu olay 1200
bakımından dikkate alınan husus Amerikan Hukukunda nasıl Tek Teşebbüs
Savunması (Single Entity Defense) yapıldığı ve bunun unsurları değil, olay
bakımından ekonomik bütünlüğün nereye kadar uzandığının tespit edilmesidir. Kaldı
ki, her ne kadar teşebbüs vekili bahse konu kavramın teşebbüsler arası anlaşmalarla
sınırlı olduğunu iddia etse de aslında birleşme/devralmalar bakımından da geçerli
olduğu belirtilmelidir. Kavramın teşebbüslerce bir savunma aracı olarak mı ya da
otoritelerce re’sen mi göz önüne alınacağı soruları kavramın varlığını ve geçerliliğini
etkilemez. Bu nedenle teşebbüs vekilinin iddia ettiği gibi “Amerikan Hukuku
uygulamasında vaki ‘Single Entity’ doktrininin Türkiye’ye işbu dosya ile hatalı olarak
ithal edilmek istenmesi” gibi bir durum söz konusu değildir zira bu kavram Türk 1210
Rekabet Hukukunda başlangıçtan itibaren var olmuş bir kavramdır.
H.3.2.1.14. Bu yaklaşım ile Topbaş Ailesi’nin yağ pazarına girerek Ülker ile rakip
olmasının engellendiği, Topbaş Ailesi’nin bu anlayış neticesinde Ülker’in faal
olduğu hiçbir alana giremeyeceği ve bu sayede Rekabet Kurulu’nun Ülker’in
faal olduğu piyasalarda Topbaş Ailesi nezdinde en büyük giriş engeli olacağı
iddiası
Bu iddia aslında cevabını kendi içinde barındırmaktadır. Ülker Grubu ile olan
ekonomik bütünlük dolayısıyla Topbaş Ailesi’nin Ülker Grubu’nun faaliyette olduğu 1220
alanlarda “şirket satın alması” yine bu dosyadaki kriterler çerçevesinde
değerlendirilecektir. Fakat bu durum, söz konusu pazarlara doğrudan yeni bir yatırım
yaparak girilmesinin önünde bir engel değildir. Diğer taraftan, Ülker Grubu ile zaten
fiili rekabet olmadığı gibi tam bir ekonomik bütünlük mevcut iken “Topbaş Ailesi
ileride (potansiyel olarak) Ülker Grubu’yla rekabet edecekti fakat bu engellendi”
şeklindeki savunmaya katılmak mümkün değildir.
H.3.2.1.15. Mustafa Latif Topbaş’ın bu işlemi gerçekleştirmeye muktedir olduğu,
kendisinin gerek malvarlıkları toplamının, gerek sanayi şirketlerinin
büyüklüğünün, gerekse üretim konularına yatkınlığı ve kapasitesinin Gıdasa 1230
büyüklüğündeki bir teşebbüsü rahatlıkla satın alacak ve idare edecek konumda
olduğu iddiası
08-12/130-46
33
İnceleme konusu dosyanın özüyle ilgisi tespit edilemeyen bu beyanın hangi
gerekçeyle yapıldığı ve üzerinde ne gibi bir yorum yapılabileceğinin beklendiği
belirsizdir. İnceleme sürecinin hiçbir aşamasında Mustafa Latif Topbaş’ın bu işlemi
gerçekleştirmeye muktedir olmadığı gibi bir değerlendirme ya da ima tespit
edilmemiştir. Şayet ekonomik bütünlük kavramı o bütünlük içinde bulunan bir gerçek
kişinin malvarlığı ve sınai kapasitesiyle ters orantılı olacak ise hiçbir ekonomik grubun
teşebbüs vekilince verilen kriterleri sağlaması ve ekonomik bütünlük olarak 1240
betimlenmesi mümkün değildir çünkü büyük ekonomik grupların her bir üyesinin ayrı
ayrı güçlü olduğu açıktır. Tersinden söylenirse, teşebbüs vekili “bir ekonomik grup
mali açıdan zayıf ve sınai kapasitesi düşük kişilerden oluşur” demek istemektedir ki
buna katılmak mümkün değildir.
H.3.2.1.16. MGS ortaklarından Yalçın Öner’in aynı zamanda Ak Gıdada ortak
olmasının ekonomik yapılanmanın devralmaya uzandığını gösterdiği yönündeki
iddianın ağır bir değerlendirme olduğu, Yalçın Öner’in yasal bir formalitenin
yerine getirilmesi amacıyla MGS’de ortak olduğu iddiası
1250
Yalçın Öner’in Ülker Grubu’nun Ülker Gıda Sanayi A.Ş.’de, Ak Gıda’da, BİM’de ve
MGS’deki pozisyonları dikkate alındığında “yasal formalite”nin ötesinde bir konumda
olduğu anlaşılmaktadır. Bu husus da ekonomik bütünlük tespiti açısından dikkate
alınan bir başka unsurdur.
H.3.2.1.17. Ak Gıda’nın Mustafa Latif Topbaş tarafından kurulduğu ticaret
sicillerinden bile vaki iken, Topbaş Ailesi’nin %39,33’lük payı ile Ak Gıda’nın
önemli bir hissedarı olduğu ortadayken bu kişinin Ak Gıda iştiraklerinde
yönetim kurulu üyesi olmasını “kontrol bağlantısının pay sahipliği ya da hukuki
mülkiyet hakları ile doğru orantılı olmadığını gösterdiği” şeklinde 1260
yorumlamanın objektifliğe gölge düşüren bir yorum olduğu iddiası
Teşebbüs vekilinin bu savunması, Raportörlerin tespitlerini doğrulamaktadır. Daha
önce de belirtildiği gibi Ak Gıda resmi olarak Mustafa Latif Topbaş tarafından
kurulmuş olsa dahi gerek Ülker kurumsal web sitesinde gerekse de Ticaret Sicil
Gazetesinde yapılan açıklamalar dikkate alındığında konunun Ülker Grubu tarafından
böyle algılanmadığı anlaşılmaktadır. Bu kaynaklarda, anılan şirketin Ülker Grubu
tarafından kurulmuş bir grup şirketi olduğu belirtilmektedir.
H.3.2.2. İşlemin Ekonomik Etkinlik Yaratacağına İlişkin Savunmalar 1270
Teşebbüs vekilince Gıdasa’nın alınmasının Topbaş Ailesinin stratejik planları
arasında olduğu, (……………TİCARİ SIR…………) için önemli bir araç olarak
görülmekte olduğu iddia edilmiştir.
Bu iddia çerçevesinde öncelikle belirtmek gerekir ki yoğunlaşma işlemlerinin
rekabetçi açıdan değerlendirilmesi aşamasında hangi kriterlere bakılması gerektiği
1997/1 sayılı Tebliğ’in 6. maddesinde belirtilmektedir. Buna göre yoğunlaşma
işlemleri aşağıdaki sistematik çerçevesinde analiz edilir:
1280
i) Ülkedeki etkin rekabetin korunması ve geliştirilmesi ihtiyacı;
ii) İlgili teşebbüslerin, pazardaki durumu, ekonomik ve mali güçleri,
08-12/130-46
34
iii) Pazardaki teşebbüslerin sağlayıcı ve kullanıcı bulabilme alternatifleri, arz
kaynaklarına ulaşabilme veya pazarlara giriş olanakları;
iv) Pazara girişte herhangi bir yasal veya diğer giriş engeli bulunup bulunmadığı,
v) Aracı ve son tüketicilerin menfaatleri, rekabet engeli şeklinde olmayan ve
tüketiciye avantajlar sağlayan teknik ve ekonomik süreçteki gelişmeler.
Bu doğrultuda, yoğunlaşma işlemlerinin ekonomik etkinliklerinin bundan daha
öncelikli kriterlere bakılmadan tek başına bir işlemi hukuka uygun hale getirmesi 1290
mümkün değildir. Örneğin pazar lideri bir teşebbüsün pazar payı açısından
kendinden hemen sonra gelen teşebbüsü satın alması hakkında ölçek ekonomileri
bağlamında pekâlâ etkinlik savunması yapılabilir. Fakat öncelik piyasalardaki
rekabetçi yapının korunması olup her ne kadar ekonomik etkinlik kazanımı mümkün
olabilecekse de eğer söz konusu işlem bir hâkim durum yaratmakta ise ekonomik
etkinlik kazanımlarından doğan olumlu etkilerin hâkim durum yaratılmasından doğan
zararları bertaraf etmesi pek olası görünmemektedir.
Söz konusu devralma işlemi margarin pazarı bakımından rekabetçi endişeler
yaratmış, diğer pazarlara ilişkin yapılan değerlendirmeler neticesinde işleme bu 1300
pazarlar bakımından izin verilebileceği Ön İnceleme Raporu’nda belirtilmiştir. Bu
savunma sektörde ortaya çıkabilecek rekabetçi sorunlara da bir bakıma işaret
etmekte ve perakende kanalda gerçekleşebileceği düşünülen dikey entegrasyonu bir
anlamda teyit etmektedir. İşlem ertesi (….) (…………)’nın ürünlerinin en büyük alıcısı
olacaksa bu durumdan etkilenen iki taraf olacaktır. İlk olarak Gıdasa’dan işlem
öncesinde alım yapan (…………), (…………) gibi büyük ölçekli perakendeciler ikinci
olarak ise (…………)’e satış yapan gıda üreticileri açısından işlemin rekabetçi
endişeler doğurması, gerek perakende gerekse tedarik seviyesinde bütünleşmenin
uzun dönemde sakıncalar meydana getirmesi mümkündür. Taraf bu kapsamdaki
savunmasında Gıdasa’nın devralınmasının yegane amacının (……TİCARİ SIR…...) 1310
olarak belirtmektedir. Bu husus tam da dikey entegrasyonun yaratabileceği olumsuz
sonuçlara işaret etmekte ve (……TİCARİ SIR…...). Oysaki gerçekte işlem sonrasında
oluşacak (……TİCARİ SIR…...). Sadece (……TİCARİ SIR…...) iktisadi olarak
rasyonel olmayıp bu savunma gerçekçi görülmemiştir. Nitekim Gıdasa’nın yağ
kategorisindeki son beş yıla ait satışlar içerisinde (……TİCARİ SIR…...) müşteri
olabildiği görülmüştür.
H.3.2.3. İşlemin Rekabetçi Etkilerine Yönelik Savunma
Teşebbüs vekilince tek firma hakimliğinde bakılan kriterlerin piyasanın özellikleri, 1320
rakip ihtimali (potansiyel rekabet ve piyasaya yeni girişler), talebin fiyat elastikiyeti,
müşterilerin pazarlık güçleri ve piyasaya girişte engeller olduğu; Kurulun itiraz
yazısından birkaç ay evvel alınan kararlarda piyasanın son derece rekabetçi bir
yapıya sahip olduğu, arz ikamesinin mümkün olduğu, herhangi bir giriş engelinin
bulunmadığı ve dolayısıyla pazara yeni girişlerin mümkün olduğunun belirtildiği, bu
sebeple pazarda işlem sonrasında herhangi bir rekabetçi endişenin oluşmayacağı
iddia edilmiştir.
İlk olarak ifade edilmelidir ki Kurul’un bahse konu kararlarında pazar ve dolayısıyla
hakim durum değerlendirmesi, sıvı yağ ve margarinden oluşan yemeklik yağ pazarı 1330
için yapılmıştır. Oysa dosya konusu bakımından ilgili ürün pazarında sıvı yağın
margarin ile ikame olamayacağı belirtilmiş ve pazarlar endüstriyel ve tüketici
08-12/130-46
35
margarini olarak belirlenmiştir. Bu sebepledir ki diğer kararlarda yapılan hakim durum
analizi ile burada yapılan hakim durum analizinin aynı olması beklenmemelidir.
Ayrıca teşebbüs vekilince tek firma hakimliğinin tespiti için ileri sürülen kriterler
aşağıdaki bölümlerde tartışılmış ve bu değerlendirmeler ışığında tüketici margarini
pazarı açısından işleme izin verilmesinin mümkün olduğu tespitine ulaşılmıştır.
H.3.3. Devralma İşleminin Hukuki Değerlendirilmesi
1340
Pazar gücünün gerek gizli ya da açık anlaşmalar, gerekse de yoğunlaşma işlemleri
gibi teşebbüslerin kendi iç dinamiklerinden ve üstün özelliklerinden kaynaklanmayan
araçlarla merkezileşerek bir odakta toplanmasının engellenmesi anlayışı Rekabet
Hukuku’nun temel felsefesini oluşturur. Öte yandan, teşebbüslerin üstün özellikler
sayesinde ulaştıkları pazar gücünü, bu durumu korumak ve/veya geliştirmek için
kullanmaları da engellenmesi gereken davranışlardandır. Yoğunlaşma işlemleri,
Rekabet Hukukunda engellenmek istenen pazar yapısının ortaya çıkmasına neden
olma potansiyeli yüksek işlemlerdendir. Türk Hukukunda 4054 sayılı Kanun’un 7.
maddesinde düzenlenen yoğunlaşma işlemlerinin kontrolü, Kanun’un 4. ve 6.
maddesinde olduğu gibi temelde pazar gücünü hedef almakta, buna paralel olarak 1350
Kanun’un 7. maddesinin gerekçesinde “teşebbüslerin kendi iç dinamiği dışında
büyümelerinin denetim altına alınması”nın gerekli olduğu ifade edilmektedir.
Kanun’un 7. maddesi, teşebbüslerin bir hakim durum yaratmaya veya mevcut bir
hakim durumu güçlendirmeye yönelik olarak herhangi bir mal veya hizmet
piyasasındaki rekabetin önemli ölçüde azaltılması sonucunu doğuracak şekilde
birleşme veya devralma işlemi gerçekleştirmelerini yasaklamaktadır. Bu sonucun
gerek şirketlerin gerekse gerçek kişilerin birlikteliği yoluyla elde edilmesi hukuka
aykırı olacaktır. Bu çerçevede, pazar gücünün tek bir teşebbüs tarafından kontrol
edilmesine ya da pazardaki aktör sayısını düşürerek diğer yapısal faktörlerle birlikte
yükselen koordinasyon riski nedeniyle ilgili pazarlardaki rekabet seviyesinin önemli 1360
ölçüde azalmasına yol açacak nitelikteki yoğunlaşma işlemleri anılan yasaklama
kapsamındadır.
Aşağıda endüstriyel ve tüketici margarini pazarında işlemin yaratacağı etkiler
incelenmiştir.
H.3.3.1. Endüstriyel Margarin Pazarı
Endüstriyel margarinin hedef kitlesi genel olarak pastacılık, “catering” ve gıda
endüstrisidir. Endüstriyel margarin pazarında Gıdasa üç alt kategoride üretim 1370
yapmakta olup bu kategorilere ilişkin markalar şu şekildedir:
1. Gıda Endüstrisi Ürünleri: Akao, Akrim, Akrim Krema, Mars, Akyağ A-1, Akyağ A-3,
Akyağ A-4, Akyağ Krema, Akyağ Kek A-15, Akyağ A-24, Akbis, Akbis Özel 2,
Akyağ Spread, Akyağ Spread S, Akyağ A-41, Akyağ Spread DKKrem, Krem
Çikolata (Yumuşak Dolgu Kreması Yağları), Spy, Arma Vitaminli.
2. Catering Ürünleri: Proser Blok Margarin, Proser Paket Margarin, Proser A-24.
3. Pastacılık Ürünleri: Ultra Ustam, Hüner, Mars, Ustam Börek, Ustam Krema, Ultra
Usta, Ustam Baklava, Ustam Milföy.
1380
Gıdasa (…)'ye yakın distribütörüyle tüm Türkiye’de A,B ve C grubu pastanelere,
yemekhanelere, “catering” firmalarına, restoranlara, unlu mamul işletmelerine,
08-12/130-46
36
kurumlara, tatil köylerine, otellere, uluslararası “fast food” zincirlerine, cips
üreticilerine, çikolata, bisküvi, şekerleme, dondurma üreticilerine yönelik satış
yapmaktadır.
Dosya mevcudu bilgi ve belgelerden, Unilever, Ülker (Besler) ve Gıdasa dışında bu
pazarda faaliyet gösteren Henkel, Eryağ ve Küçükbay’ın pazar payları toplamının
2006 yılı için miktar ve değer bazında %14 dolaylarında gerçekleştiği anlaşılmıştır.
Bu noktadan hareketle pazarın kalan %86’lık kısmının Unilever, Gıdasa ve Ülker 1390
arasında paylaşıldığını söylemek mümkündür. Burada önemli olan nokta Gıdasa ve
Ülker’in beraber ulaştıkları toplam pazar payının ne olduğudur. Dosya mevcudu bilgi
ve belgelerden, birleşme sonrasında oluşacak yapıda MGS’nin endüstriyel margarin
pazarında [%50-55]’lik bir pazar payına ulaşacağı anlaşılmıştır. Dosya mevcudu bilgi
ve belgeler doğrultusunda birleşme sonrası oluşacak pazarda, gerçekleşecek
yoğunlaşma oranlarına (HHI, CR4) Tablo 11’de yer verilmiştir.
Tablo 11: HHI ve CR4 Oranları
Birleşme 2004 2005 2006
Öncesi Miktar Değer Miktar Değer Miktar Değer
HHI 0,28 0,29 0,29 0,30 0,29 0,30
CR4 0,97 0,98 0,98 0,98 0,97 0,98
Birleşme 2004 2005 2006
Sonrası Miktar Değer Miktar Değer Miktar Değer
HHI 0,39 0,38 0,39 0,39 0,39 0,39
CR4 1,00 1,00 1,00 1,00 1,00 1,00
HHI tanımından hareketle pazardaki yoğunlaşma oranı 0,18’in üstündeyse bu pazar 1400
için yüksek oranda yoğunlaşmış bir pazar yapısından bahsetmek mümkündür.
Tablodan da görüldüğü üzere gerek birleşme öncesi gerek birleşme sonrasında HHI
0,18 seviyesinin hayli üzerindedir. Dolayısıyla bu pazarın yüksek oranda
yoğunlaşmış pazar olarak tanımlanması gerekmektedir.
CR4 indeksi de HHI gibi benzer şekilde pazarlardaki yoğunlaşma oranını
hesaplamaya yarayan bir araçtır. Pazarın ilk dört oyuncusunun pazar payları toplamı
olan bu indekste toplam 0,4’ün üzerinde ise o pazar yapısının oligopolistik, 1’e çok
yakın ise yüksek oranda yoğunlaşmış olduğu söylenebilir. Bu durumda birleşme
öncesi/sonrası 1’e çok yakın olarak hesaplanan CR4 indeksinin endüstriyel margarin 1410
pazarı için oligopolden ziyade monopol benzeri özelliklerin ortaya çıkabileceği çok
yüksek oranda yoğunlaşmış bir pazar yapısını tanımladığını söylemek doğru
olacaktır.
Yukarıda iktisadi kavramlarla açıklanan birleşme sonrası pazar yapısının, potansiyel
rekabet açısından da sorun olacağı görülmektedir. Bu konuda söylenmesi gereken ilk
şey pazara giriş engellerinin varlığıdır. MÜMSAD verilerine göre margarin pazarı
2006 yılı kapasitesi 900.000 ton/yıl olup kapasite kullanım oranı %70 civarındadır.
Kapasite fazlası, pazara girişin önündeki en büyük engellerden birini teşkil
etmektedir. Ayrıca tarafların portföy gücü de piyasada bir giriş engeli yaratmakta ve 1420
hakim durum tespitini güçlendirmektedir.
Satış noktaları alımlarını portföyü geniş olan teşebbüse yoğunlaştırmakta ve bu
durum sadece tek bir kategoride faaliyet gösteren ya da portföyü daha dar olan
08-12/130-46
37
teşebbüsler açısından göreli bir dezavantaj oluşturmaktadır. Geniş portföy ayrıca
ürünlerin dağıtımı sırasında kapsam ekonomileri oluşturarak ayrı bir maliyet avantajı
da getirmektedir.
Devralma sonrasında Gıdasa-Ülker ürünlerinin oluşturacağı portföy gücü de göz
önüne alınmalıdır. 1997 yılında Besler Gıda ve Kimya San. ve Tic. A.Ş.nin 1430
“Endüstriyel Ürünler Servisi” departmanı olarak yola çıkan; gerek pazarın gerek şirket
hedeflerinin büyüklüğü ve vizyonunun genişliği doğrultusunda 2002’de ayrı bir şirket
olan Eksper Gıda; pastacılık margarin ve yağları, “catering” ve endüstriyel yağları,
nişkoz şerbet, nişasta, hazır çorba/bulyon, ketçap/mayonez, hazır içecekler, kakaolu
ürünler, çay, kahve, süt ve süt ürünleri, su, maden suyu, dondurma, soya proteini ve
soya unu, hızlı hazır pirinç, meşrubat gibi ürünlerle; bisküvi-çikolata fabrikalarından
donuk gıda üreticilerine, pastanelerden baklava ve börekçilere, beş yıldızlı otel ve
tatil köylerinden büfelere, restoranlardan yemekhanelere ve kurumlara kadar birçok
noktaya ulaşmaktadır. Benzer şekilde Gıdasa’nın da pastacılık margarin ve yağları,
“catering” margarinleri, Bisküvi, kek, gofret, dondurma ve hazır çorba endüstrisi için 1440
geliştirilmiş ürünler ve margarinler, tereyağı ve kakao yağı alternatifleri ürünlerini
kapsayan 15 civarında farklı marka ve alt markanın birçok farklı hacim ve sunum
tarzıyla faal durumda olduğu görülmektedir. Her ne kadar devralmadan sonra geriye
kalacak tek ciddi rakip olan Unilever de portföy gücü bakımından oldukça iyi durumda
ise de, bu portföy gücünün devralma sonrası oluşacak portföy gücünü dengelemekte
yeterli olmayacağı anlaşılmaktadır.
Bu nedenle, markalardan kaynaklanan toplam pazar gücünün, portföyü oluşturan ayrı
ayrı markaların pazar gücü toplamını aşması şeklinde tanımlanan “portföy gücü”,
devralma sonrasında oluşacak pazar yapısında Topbaş-Ülker ekonomik 1450
bütünlüğünün hakim duruma geleceği tespitini desteklemektedir.
Yukarıda CR4 ve HHI ile de gösterildiği üzere pazarda zaten az sayıda olan oyuncu
sayısı birleşme işlemi sonucunda 5’e düşecektir. Başka bir deyişle en büyük (%86’lık
paya hâkim) 3 üreticiden ikisi birleşmektedir.
Endüstriyel margarinin ürün niteliği de bu pazardaki rekabetçi yapı üzerinde
belirleyicidir. Endüstriyel margarin bir nihai mal olmayıp, pastaneler, yemekhaneler,
“catering” firmaları, restoranlar, unlu mamul işletmeleri, cips, çikolata, bisküvi,
şekerleme ve dondurma üreticileri tarafından üretim sürecinde kullanılan önemli bir 1460
ara maldır. Öyle ki üreticiler açısından vazgeçilmez olup (örneğin bisküvi, çikolata,
dondurma üretimi veya pasta yapımında margarin yerine sıvı yağın kullanılması söz
konusu değildir) nihai malın esaslı bir parçasıdır. Bu pazarda çok az sayıda
endüstriyel margarin üreticisi mevcuttur. Diğer yandan ürünün birçok nihai malda
kullanılabilmesi endüstriyel margarin alıcılarının sayısını artırmaktadır. Bu durum
piyasada endüstriyel margarin üreticilerini ürünün tüketicisi karşısında daha güçlü
kılmaktadır. Bu sebeple ara mal niteliğinde olan endüstriyel margarinin talep
esnekliğinin tüketici margarinine göre düşük olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Endüstriyel margarin talebinin belirleyicisi nihai ürünlere olan taleptir. İktisat 1470
teorisinde bu mallara “türetilmiş talep” denilmektedir. Nihai mal için olan talep arttığı
zaman endüstriyel margarine olan talep de artacaktır. Gıda endüstrisinin bu kolunun
genişlediği gerçeği de göz önüne alındığında endüstriyel margarin pazarının da
gelecek dönemde büyüyeceği kanaatine varılmıştır.
08-12/130-46
38
Diğer yandan birleşme sonucu pazarda arz kaynaklarına doğru bir dikey bütünleşme
olacağı da görülmektedir. Ülker çikolata, bisküvi, dondurma, kek gibi alanlarda güçlü
bir üretici konumundadır. Bu birleşme ile bu ürünlerin üretim sürecinde ara mal olarak
kullanılan endüstriyel margarin pazarının [%50-55]’lik kısmının Ülker’in kontrolüne
geçecek olması, Ülker’in rakibi olan diğer gıda üreticileri açısından olumsuz bir sonuç 1480
ortaya çıkarabilecektir. Bu durum Ülker’e rakip firmaların ara mal tedariğini doğrudan
etkileyebilecek, teşebbüslerin bu malı tedarik edecek alternatiflerini azaltacak ve
sonuç olarak bu durum maliyetlerine yansıyacaktır. Ülker, Gıdasa ve Unilever
haricinde kalan ve pazarın %14’lük kısmını paylaşan diğer teşebbüslerin marka gücü,
finansman gücü, dağıtım etkinliği ve dikey entegrasyon gibi açılardan bu teşebbüsler
ile etkin ve yeterli biçimde rekabet etme imkanlarının sınırlanabileceği de dikkate
alındığında işlem sonucu oluşacak yapının endüstriyel margarin alıcıları bakımından
yukarıda anlatılan türden sonuçlar doğurabileceği beklenmektedir.
Endüstriyel margarin pazarında en büyük oyuncu olan Ülker Grubu ile diğer büyük 1490
oyunculardan olan Gıdasa’yı devralacak Topbaş Ailesi arasındaki ekonomik bütünlük
tespiti ve yukarıda verilen bilgiler ışığında, yüksek pazar payı ve yoğunlaşma
oranları, kapasite fazlalığı, dikey entegrasyon, az sayıda oyuncu ve bunların
karşısında çok sayıda alıcının varlığı gibi nedenlerle endüstriyel margarin pazarında
işlem sonucu oluşacak yapıda MGS ilgili pazarda hakim duruma gelecek olup, bu
işlem piyasada rekabetin önemli ölçüde azaltılması sonucunu doğurabilecektir.
Sonuç olarak endüstriyel margarin pazarında Gıdasa hisselerinin MGS tarafından
devralınması işlemine mevcut hali ile izin verilemeyecektir.
H.3.3.2. Tüketici Margarini Pazarı 1500
Yapılan değerlendirme sonucunda, ön inceleme aşamasında teneke ve kutulu
margarin olarak ayrı ayrı belirlenen pazarlar bakımından aslında “yemeklik margarin”
olarak ifade edilen bu pazarın da tüketici margarini pazarının bir alt kategorisi olduğu
sonucuna ulaşılmıştır. İlgili ürün pazarı analizinde yemeklik margarin olarak bilinen
bu pazarın küçülen, firmalar açısından cazip bir faaliyet alanı olmayan, atomize
tanımlanmış bir mikro pazar olduğu tespitlerine yer verilmiş ve ayrı bir pazar
tanımlamasını gerektirecek bir tespite ulaşılmadığından bu kategori tüketici margarini
pazarına dahil edilmiştir. Bu noktada tüketici margarini pazarına ilişkin olarak Bildirim
Formu’ndaki bilgilerle sektörden derlenen pazar payı bilgileri yeniden 1510
değerlendirilmiştir.
Dosya mevcudundan, tarafça gönderilen ek bilgilerde 2006 yılında kağıtlı ve kase
margarin segmentlerinden oluşan “kahvaltılık margarin” alt pazarındaki payının %(…)
olduğunun belirtildiği görülmüştür.
İlgili pazar teneke, kutulu, kase ve kağıtlı margarin segmentlerini içerecek şekilde
tüketici margarini olarak tanımlandığından, kahvaltılık margarin olarak verilen alt
pazara ilişkin pazar paylarına teneke ve kutulu margarin segmentlerinden oluşan
yemeklik margarin alt pazarının da dahil edilmesi gereklidir. 1520
Dosya mevcudu bilgi ve belgelerde yer alan pazar payları dikkate alındığında kutulu
margarin segmentinde her iki teşebbüsün de eşit pazar payına %(…) sahip olduğu
görüldüğünden, Gıdasa’nın satış miktarının Ülker Grubu için de geçerli olduğu kabul
08-12/130-46
39
edilmiştir. Benzer şekilde teneke margarin alt segmentinde Gıdasa’nın %(…), Ülker’in
%(…) görünen pazar payları Gıdasa’nın satış miktarına oranlanarak Ülker’in bu
segmentte Gıdasa’nın satış miktarının yarısını gerçekleştirdiği kabul edilmiştir.
Dosya mevcudu bilgi ve belgeden, tüketici margarini pazarındaki toplam satış miktarı
içinde kahvaltılık margarin ve yemeklik margarin alt pazarlarının ağırlıklarının 1530
MÜMSAD tarafından sırasıyla %75 ve %25 olarak verildiği anlaşılmıştır. Buradan
hareketle, her iki teşebbüsün tüketici margarini pazarındaki pazar payları aşağıdaki
gibidir.
Tablo 12: Tüketici Margarini Pazar Paylarının Hesaplanması
2006 Alt Pazar Segment Satış Miktarları (kg) Pazar Payları
Kutulu (…………)
Yemeklik
Teneke (…………)
(…………) %(…)
Kahvaltılık (…………) %(…) Gıdasa
Toplam
Tüketici
Margarini
(…………) %(…)
Kutulu
(…………)
Yemeklik
Teneke
(…………)
%(…)
%(…)
Kahvaltılık (…………)
%(…) Ülker
Toplam
Tüketici
Margarini
(…………)
%(…)
Yemeklik 54.533.000 (MÜMSAD) TOPLAM
TÜKETİCİ
MARGARİNİ Kahvaltılık
(………….) (………..)
Mevcut verilerle tüketici margarini pazarında 2006 yılı miktar bazlı tahmin edilen
pazar paylarının Ülker için %(…), Gıdasa için %(…) olduğu anlaşılmaktadır. Bu
durumda birleşme sonrası ortaya çıkacak ekonomik yapıda Ülker-Topbaş ekonomik
bütünlüğü [%50-55] pazar payı büyüklüğüne ulaşacaktır. 1540
Tüketici margarini pazarı gerek pazar yapısı gerekse ürün özellikleri yönüyle
endüstriyel margarinden farklıdır. Endüstriyel margarin bir ara mal niteliğindeyken
tüketici margarini tam anlamıyla bir nihai üründür. Genel olarak nihai ürünlerde özel
olarak tüketici margarininde talep-fiyat ilişkisi, ara mallara göre daha yoğundur.
Endüstriyel margarinde talep uzun dönemli ticari ilişkiler neticesinde belirlenirken
tüketici margarininde talep deneyimler, pazarlama aktiviteleri (reklam, promosyon gibi
satış artırıcı faaliyetler), rakip ürünlerle karşılaştırmalı fiyat gibi unsurlarca
şekillenmektedir.
1550
08-12/130-46
40
Endüstriyel margarinin aksine tüketici margarini inovasyona daha açıktır. Nitekim son
yıllarda margarin pazarında “new age” olarak adlandırılan dönemde “fonksiyonel”
tabir edilen ürünler pazara sunulmuş ve talebi geleneksel ürünlerden fonksiyonel
ürünlere doğru kaydırmıştır. Fonksiyonel ürünler sadece tüketici margarini pazarı için
geçerli olup endüstriyel margarin pazarında görülmemektedir. Diğer yandan her ne
kadar tüketici margarini pazarının kendi içindeki talep kayması bilinse de endüstriyel
margarine göre büyüme oranı oldukça düşüktür. Pazarın durağan yapısı, sektördeki
oyuncuları talebi canlandırmak üzere faaliyet göstermeye zorlamaktadır. Bu da
teşebbüsleri inovasyona dönük, reklam harcamalarının belirgin olduğu bir üretim
tipine zorlamaktadır. Bu pazarda talep yaratılmaya çalışılırken endüstriyel margarin 1560
pazarında, var olan talep karşılanmaktadır. Dolayısıyla tüketici margarini pazarında
tüketiciden bağımsız hareket etmek iktisaden rasyonel değildir.
Sonuç olarak birleşme sonrasında ortaya çıkacak ekonomik yapı tüketici margarini
pazarında [%50-55]’lik pazar payına ulaşacak olmasına rağmen, söz konusu
oluşumun yukarıda pazara ilişkin sayılan özellikler dolayısıyla incelenen dosya
bakımından rekabeti sınırlayıcı bir sonuç doğurmayacağı kanaatine varılmıştır.
H.3.4. Taahhüt
1570
Değerlendirme kısmında ifade edildiği üzere endüstriyel margarin pazarında
tarafların ulaştıkları pazar payları, pazar yapısı, ürün niteliği ve alıcıların üreticiler
karşısındaki konumları gibi etkenler nedeniyle bildirime konu işleme bu pazar
bakımından mevcut haliyle izin verilemeyeceği kanaatine ulaşılmıştır. Ancak taraf
vekilinin Kurum kayıtların 28.1.2008 tarih ve 567 sayı ile giren yazısında aşağıdaki
hususlar dile getirilmektedir:
“Sayın Rekabet Kurulu yetkilileri ile yapmış olduğumuz yazışma ve sözlü
görüşmelerden 31 Ağustos 2007 tarih ve 5777 sayılı izin başvurumuz çerçevesinde
Sayın Kurul izni için başvurulmuş olduğumuz Sabancı Grubu’nun bir iştiraki olan 1580
Gıdasa, Sabancı Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin (Gıdasa) sermaye paylarının
%99,68’inin MGS Marmara Gıda San. ve Tic. A.Ş. (MGS) tarafından devralınması
işleminin Sayın Kurul’ca Topbaş Ailesi ve Ülker Grubu’nun tek teşebbüs olarak
kabulü ertesinde “endüstriyel margarin” olarak tanımlanabilecek bir ilgili ürün
pazarında hakim duruma yol açabileceği ve bu çerçevede rekabetçi endişelere
neden olabileceğini anlamış bulunmaktayız.
(………….TİCARİ SIR…………….)
(………….TİCARİ SIR…………….) rekabetçi endişeleri gidermek amacıyla 1590
müvekkilimiz MGS Marmara Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin, İşlem ertesinde,
halihazırda Gıdasa’ya ait bunan (…..…) ve (…….) markalarını (…….) Kurul’ca uygun
makul bir süre içerisinde (………….TİCARİ SIR…………….) devretmeye hazır
olduğunu beyan ve taahhüt ederiz.”
Taraf yukarıdaki taahhüdü ile endüstriyel margarin pazarında 4054 sayılı Kanun’un 7.
maddesi kapsamında işleme izin verilemeyecek olması halinde Gıdasa’ya ait (…..…)
ve (…..…) markalarını devredeceğini beyan ve taahhüt etmektedir.
08-12/130-46
41
H.3.4.1. Taahhüdün Değerlendirilmesi 1600
İlgili pazar bölümünde de anlatıldığı üzere bildirim konusu devralma işlemi
endüstriyel margarin pazarı bakımından hâkim durum yaratılması endişesiyle izin
verilemez bir işlem görünümündedir. Ancak tarafın devralacağı teşebbüsün bu
alanda elinde bulundurduğu markalardan bir veya birkaçını piyasada rekabetçi ortamı
yaratacak şekilde bir başka oyuncuya devretmesi durumunda rekabetçi endişelerin
ortadan kalkacağı kanaatine varılmıştır.
Ancak rekabetçi ortamın korunabilmesi için söz konusu marka devrinin de belirli
koşulları sağlaması gerekmektedir. Bu koşullara aşağıda yer verilmektedir: 1610
1. Ülker ve Topbaş ile ekonomik bütünlük içinde olmayan bir teşebbüse (…..…) ve
(…..…) markaları devredilirse, oluşacak pazar yapısının daha rekabetçi olması
beklenmektedir.
2. Marka devrinde önemli olan bir diğer husus da devredilmesi taahhüt edilen
(………) ve (………) markalarının Gıdasa’nın endüstriyel margarin faaliyetinde sahip
olduğu paydır. Bu değerlendirmeyi yapabilmek için aşağıdaki tablo yol göstericidir:
Tablo13: (…….) ve (…….)’ın Gıdasa’nın endüstriyel margarin cirosundaki payları 1620
2006 Ciro (YTL) Pay (%)
(………) (……………) (….)
(………) (……………) (….)
(………)+(………) (……………) (….)
Toplam Satışları (……………)
Yukarıdaki tabloda yer alan bilgiler çerçevesinde yapılan değerlendirme sonucunda,
tarafın 2006 yılı endüstriyel margarin satışlarından elde ettiği cironun yaklaşık [%....-
….]’lık kısmına karşılık gelen (…..…) ve (…..…) markalarını devretmeye hazır
olduğu anlaşılmaktadır. Bu taahhüdün endüstriyel margarin pazarı bakımından
oluşan rekabetçi endişeleri ortadan kaldırabileceği, zira devralmayla oluşan yeni
yapının pazar payı azalırken bu iki markayı satın alması muhtemel olan (pazarda
mevcut ya da pazara yeni girecek) bir oyuncu veya oyuncuların faaliyetleri açısından
önemli bir avantaj sağlayacağı, bu şekilde gerek potansiyel gerekse aktif rekabete
olumlu katkıda bulunulacağı sonucuna ulaşılmıştır. 1630
I. SONUÇ
Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre
Gıdasa Sabancı Gıda San. ve Tic. A.Ş. hisselerinin MGS Marmara Gıda Sanayi ve
Ticaret A.Ş. tarafından devralınması işlemi ile ilgili olarak:
1. “Meyveli Soda”, “Damacana Su”, “Pet Su”, “Dökme Çay”, “Demlik Çay” pazarları
açısından devralma işleminin 4054 sayılı Kanun’un 7. maddesi ve bu Kanun’a 1640
dayanılarak çıkarılan 1997/1 sayılı “Rekabet Kurulu’ndan İzin Alınması Gereken
Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ” kapsamında izne tabi olmadığına
OYBİRLİĞİ ile,
08-12/130-46
42
2. “Makarna”, “Un”, ”Hazır Çorba”, “Toz Tatlı (Puding)”, “Sıvı Yağ” ve “Tüketici
Margarini” pazarları açısından işlemin 4054 sayılı Kanun’un 7. maddesi ve 1997/1
sayılı Tebliğ kapsamında izne tabi olduğuna, sayılan pazarlar bakımından
devralma işlemine izin verilmesine OYBİRLİĞİ ile,
3. “Endüstriyel Margarin” pazarı bakımından, devralma işlemi 4054 sayılı Kanun’un 1650
7. maddesi kapsamında hakim durum yaratılmasına neden olacağından:
a) MGS Marmara Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından (…..…) ve (…..…)
ticari markalarının lisanslarının Kurul gözetim ve denetiminde üçüncü
kişilere devredileceği taahhüdü çerçevesinde izin verilmesine, bu
taahhüdün,
i. Söz konusu ticari markaların lisanslarının münhasır ve süresiz olarak,
bahse konu markaları rekabetçi bir güç olarak tutabilecek ehliyete sahip
ve Topbaş-Ülker ekonomik bütünlüğü ile bağlantısı olmayan üçüncü 1660
kişilere gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren 1 yıl içinde
devredilmesi,
ii. Rekabet Kurulu’nun gerekçeli kararının tebliğinden itibaren 30 gün
içinde, taahhüdün yerine getirilmesini sağlamak üzere bağımsız bir
“Denetleyici Uzman” atanması ve atamanın onay için Rekabet
Kurulu’na bildirilmesi,
iii. Denetleyici uzmanın “Kurulca belirlenen süre içinde bahse konu
markaların lisansının devredilememesi durumunda marka lisanslarını 6 1670
ay içinde herhangi bir asgari fiyat gözetmeksizin devretmek üzere”
yetkilendirilmesi,
iv. Söz konusu markaların lisanslarının devrine ilişkin olarak Rekabet
Kurulu’ndan izin alınması,
şartlarına uygun olarak yerine getirilmesi gerektiğine,
b) Taahhüdün yukarıdaki şartlara uygun olarak yerine getirilmemesi halinde
verilen iznin geçersiz sayılacağına,
1680
c) Taahhüdün yerine getirilmesi ve denetleyici uzmanın atanıp
onaylanmasına ilişkin işlemlerin denetlenmesine ilişkin olarak Başkanlığa
yetki verilmesine
Kurul üyesi Mehmet Akif ERSİN’in farklı gerekçesi ve OYÇOKLUĞU ile,
karar verilmiştir.
08-12/130-46
43
Rekabet Kurulu’nun 07.02.2008 Tarih ve 08-12/130-46 Sayılı Kararı’na
KARŞI OY GEREKÇESİ
Sabancı Grubu’nun iştiraki olan Gıdasa Sabancı Gıda Sanayi ve Ticaret
A.Ş.’nin sermaye paylarının % 99,68’inin Marmara Gıda Sanayi ve Ticaret
A.Ş.’ye devredilmesi işlemine yönelik alınan karara aşağıdaki gerekçelerle
katılmıyorum:
30.01.2008 tarih ve 2007-3-124/Nİ-08-MBA sayılı raporda da belirtildiği
üzere kullanım alanları esas alınarak yapılan TSE Bitkisel Margarin
Standardı’na göre margarin; kahvaltılık, yemeklik ve endüstriyel margarin
olarak üç gruba ayrılmaktadır. Öte yandan, margarin kullanıcıları esas alınarak
yapılan bir diğer sınıflandırmada ise ev kanalında tüketilen, nihai tüketicilerin
doğrudan kullandığı ve perakende kanaldan alımlarını gerçekleştirdikleri
kahvaltılık ve yemeklik margarinler tüketici margarini olarak
adlandırılmaktadır. Gıda sanayinde üretim sürecinde girdi olan, nihai tüketici
tarafından doğrudan kullanılmayan ve perakende kanaldan satın alınmayan
margarinler ise endüstriyel margarin olarak adlandırılmaktadır. Gerek
kullanım alanlarını gerekse kullanıcıları esas alan iki sınıflandırmada da
endüstriyel margarinler ayrı bir kategoriyi oluşturmaktadır.
Endüstriyel margarin pazarının, toplam margarin pazarı içerisindeki
öneminin her geçen gün arttığı ve bu durumun da tüketim rakamlarına
yansıdığına anılan raporda işaret edilmektedir. Nitekim Rekabet Uzmanlarınca
düzenlenen 30.1.2008 tarihli Nihai İnceleme Raporunda yer alan verilere göre
endüstriyel margarin tüketimi 1997 yılında toplam margarin tüketimi içindeki
%40,40’lık payını, 2006 yılı sonuna gelindiğinde %60,01’e artırmıştır. Bu
pazarda 1997 yılında ulaşılan tüketim miktarı 163.868 ton iken, 2006 yılında
tüketim 320.631 ton seviyesini görmüştür. Diğer bir deyişle endüstriyel
margarin pazarında talep 10 yıl içerisinde neredeyse %100 artmıştır.
Özellikle son dört yılda büyük bir artış göstererek toplam margarin
tüketimindeki artışın en önemli belirleyicisi olmuştur.
Diğer yandan endüstriyel margarin pazarının pazarlama ve reklâm gibi
aktivitelere gerek olmaksızın ihtiyaca göre şekillenen arz yapısına sahip olduğu,
bu nedenle de tüketici açısından marka bilinirliğinin olmadığı ve üretici
açısından da marka değerinin ön planda olmadığı bir pazar olduğu açıktır.
Endüstriyel margarinin, gerek niteliksel farklılıkları gerekse farklı tüketicilere
hitap etmesi itibarıyla, tüketici margarininin ikamesi olmadığı bilinmektedir.
08-12/130-46
44
Endüstriyel margarin pazarında faaliyet gösteren üreticilerin pazar payları
konusunda ilgili raporda Unilever, Ülker (Besler) ve Gıdasa’nın % 86’lık bir
paya sahip oldukları; “Diğer” olarak adlandırılan Henkel, Eryağ ve Küçükbay’ın
pazar payları toplamının 2006 yılı için miktar ve değer bazında %14
dolaylarında gerçekleştiği bilgisine yer verilmektedir. Nihai inceleme konusu
işlem bakımından önemli nokta Gıdasa ve Ülker’in beraber ulaştıkları
toplam pazar payının ne olduğudur. Gıdasa verilerine göre bu rakam %(…),
Unilever verilerine göre yaklaşık %(…)’dir. Dolayısıyla birleşme sonrasında
oluşacak yapıda MGS endüstriyel margarin pazarında %(…)’lik bir pazar
payına ulaşacaktır.
Endüstriyel margarin pazarında yoğunlaşmayı ölçmenin bir başka yöntemi
de pazar paylarından hareketle hesaplanan HHI değerlerine bakmaktır. HHI
tanımına göre pazardaki yoğunlaşma oranı 0,18’in üstündeyse bu pazar için
yüksek oranda yoğunlaşmış bir pazar yapısından bahsetmek mümkündür. Söz
konusu raporda gerek birleşme öncesi gerek birleşme sonrasında hesaplanan
yoğunlaşma oranları HHI 0,18 seviyesinin hayli üzerindedir. Dolayısıyla bu
pazar yüksek oranda yoğunlaşmış pazar olarak tanımlanmaktadır.
Benzer şekilde CR4 indeksi de HHI gibi pazarlardaki yoğunlaşma oranını
hesaplamaya yarayan bir araçtır. Pazarın ilk dört oyuncusunun pazar payları
toplamı olan bu indekste eğer toplam 0,4’ün üzerinde ise pazar yapısının
oligopolistik, 1’e çok yakın ise tekelci olduğu söylenmektedir. Bu durumda
birleşme öncesi/sonrası 1’e çok yakın olarak hesaplanan CR4 indeksinin
endüstriyel margarin pazarı için oligopolden ziyade monopol benzeri
özelliklerin ortaya çıkabileceği hayli yoğunlaşmış bir pazar yapısını
tanımladığını söylemek mümkündür.
Yukarıda iktisadi kavramlarla açıklanan birleşme sonrası pazar yapısının,
potansiyel rekabet açısından da sorun yaratacağına ilgili raporda vurgu
yapılmaktadır. Bu kapsamda inceleme konusu işlem bakımından pazara giriş
engellerinin varlığı aranmış, MÜMSAD verilerine göre margarin pazarının 2006
yılı kapasitesinin 900.000 ton/yıl olup kapasite kullanım oranının %70 civarında
olduğu tespit edilmiştir. Bilindiği üzere kapasite fazlası, pazara girişin önündeki
en büyük engellerden birini teşkil etmektedir. Ayrıca tarafların portföy gücü de
piyasada bir giriş engeli yaratmakta ve hâkim durum tespitini güçlendirmektedir.
Satış noktaları alımlarını portföyü geniş olan teşebbüse yoğunlaştırmakta
ve bu durum sadece tek bir kategoride faaliyet gösteren ya da portföyü daha dar
olan teşebbüsler açısından göreli bir dezavantaj oluşturmaktadır. Geniş portföy
ayrıca ürünlerin dağıtımı sırasında kapsam ekonomileri oluşturarak ayrı bir
maliyet avantajı da getirmektedir.
İşlemin rekabetçi etkileri incelenirken devralma sonrasında Gıdasa-Ülker
ürünlerinin oluşturacağı portföy gücü de göz önüne alınmalıdır. 1997 yılında
08-12/130-46
45
Besler Gıda ve Kimya San. ve Tic. A.Ş.nin “Endüstriyel Ürünler Servisi”
departmanı olarak yola çıkan; gerek pazarın gerek şirket hedeflerinin büyüklüğü
ve vizyonunun genişliği doğrultusunda 2002’de ayrı bir şirket olan Eksper Gıda;
pastacılık margarin ve yağları, catering ve endüstriyel yağları, nişkoz şerbet,
nişasta, hazır çorba/bulyon, ketçap/mayonez, hazır içecekler, kakaolu ürünler,
çay, kahve, süt ve süt ürünleri, su, maden suyu, dondurma, soya proteini ve soya
unu, hızlı hazır pirinç, meşrubat gibi ürünlerle; bisküvi-çikolata fabrikalarından
donuk gıda üreticilerine, pastanelerden baklava ve börekçilere, beş yıldızlı otel
ve tatil köylerinden büfelere, restaurantlardan yemekhanelere ve kurumlara
kadar birçok noktaya ulaşmaktadır. Benzer şekilde Gıdasa’nın da pastacılık
margarin ve yağları, catering margarinleri, Bisküvi, kek, gofret, dondurma ve
hazır çorba endüstrisi için geliştirilmiş ürünler ve margarinler, tereyağı ve kakao
yağı alternatifleri ürünlerini kapsayan 15 civarında farklı marka ve alt markanın
birçok farklı hacim ve sunum tarzıyla faal durumda olduğu görülmektedir. Her
ne kadar devralmadan sonra geriye kalacak tek ciddi rakip olan Unilever de
portföy gücü bakımından oldukça iyi durumda ise de, bu portföy gücünün
devralma sonrası oluşacak portföy gücünü dengelemekte yeterli olmayacağı
anlaşılmaktadır.
Yukarıda yer verilen gerekçelerle markalardan kaynaklanan toplam pazar
gücünün, portföyü oluşturan ayrı ayrı markaların pazar gücü toplamını aşması
şeklinde tanımlanan “portföy gücü”nün devralma sonrasında oluşacak pazar
yapısında Topbaş-Ülker ekonomik bütünlüğünün hâkim duruma geleceği
tespitini desteklediği düşünülmektedir.
Ayrıca CR4 ve HHI ile de ispatlandığı üzere pazarda zaten az sayıda olan
oyuncu sayısı birleşme işlemi sonucunda 5’e düşecektir. Unilever verilerine göre
1. ve 3. sıradaki üreticiler; Gıdasa verilerine göreyse 2. ve 3. sıradaki üreticiler
birleşmektedir. Başka bir deyişle en büyük (%86’lık paya hâkim) 3 üreticiden
ikisi birleşmektedir.
Endüstriyel margarininin ürün niteliği de bu pazardaki rekabetçi yapı
üzerinde belirleyicidir. Endüstriyel margarin bir nihai mal olmayıp, pastaneler,
yemekhaneler, “catering” firmaları, restoranlar, unlu mamul işletmeleri, cips,
çikolata, bisküvi, şekerleme ve dondurma üreticileri tarafından üretim sürecinde
kullanılan önemli bir ara maldır. Öyle ki üreticiler açısından vazgeçilmez olup
(örneğin bisküvi, çikolata, dondurma üretimi veya pasta yapımında margarin
yerine sıvı yağın kullanılması söz konusu değildir) nihai malın esaslı bir
parçasıdır. Bu pazarda çok az sayıda endüstriyel margarin üreticisi olduğu
yukarıda ifade edilmiştir.
Diğer yandan ürünün birçok nihai malda kullanılabilmesi endüstriyel
margarin alıcılarının sayısını artırmaktadır. Bu durum piyasada endüstriyel
margarin üreticilerini ürünün tüketicisi karşısında daha güçlü kılmaktadır. Bu
08-12/130-46
46
sebeple ara mal niteliğinde olan endüstriyel margarinin talep esnekliğinin
tüketici margarinine göre düşük olduğu ilgili raporda da belirtilmiştir.
Endüstriyel margarin talebinin belirleyicisi nihai ürünlere olan taleptir.
İktisat teorisinde bu mallara “türetilmiş talep” (derived demand) denilmektedir.
Nihai mal için olan talep arttığı zaman endüstriyel margarine olan talep de
artacaktır. Gıda endüstrisinin bu kolunun genişlediği gerçeği de göz önüne
alındığında endüstriyel margarin pazarının da gelecek dönemde büyüyeceği
düşünülmektedir.
Diğer yandan birleşme sonucu pazarda arz kaynaklarına doğru bir
dikey bütünleşme olduğu da görülmektedir. Ülker çikolata, bisküvi, dondurma,
kek gibi alanlarda güçlü bir üretici konumundadır. Bu birleşme ile bu
ürünlerin üretim sürecinde ara mal olarak kullanılan endüstriyel margarin
pazarının %(…)’lik kısmının Ülker’in kontrolüne geçecek olması, Ülker’in
rakibi olan diğer gıda üreticileri açısından olumsuz bir sonuç ortaya
çıkarabilecektir. Bu durum Ülker’e rakip firmaların ara mal tedarikini
doğrudan etkileyebilecek, teşebbüslerin bu malı tedarik edecek alternatiflerini
azaltacak ve sonuç olarak bu durum maliyetlerine yansıyacaktır. Ülker, Gıdasa
ve Unilever haricinde kalan ve pazarın %14’lük kısmını paylaşan diğer
teşebbüslerin marka gücü, finansman gücü, dağıtım etkinliği ve dikey
entegrasyon gibi açılardan bu teşebbüsler ile etkin ve yeterli biçimde rekabet
etme imkanlarının sınırlanabileceği de düşünüldüğünde işlem sonucu oluşacak
yapının endüstriyel margarin alıcıları bakımından yukarıda anlatılan sonuçları
doğurabileceği beklenmektedir.
Endüstriyel margarin pazarında en büyük oyuncu olan Ülker ile diğer
büyük oyunculardan olan Gıdasa’yı devralacak Topbaş arasındaki ekonomik
bütünlük tespiti ve yukarıda verilen bilgiler ışığında, yüksek pazar payı ve
yoğunlaşma oranları, kapasite fazlalığı, dikey entegrasyon, az sayıda oyuncu ve
bunların karşısında çok sayıda alıcının varlığı gibi, nedenlerle endüstriyel
margarin pazarında işlem sonucu oluşacak yapıda MGS ilgili pazarda hâ
kim duruma gelecek olup, bu işlem piyasada rekabetin önemli ölçüde
azaltılması sonucunu doğurabilecektir. Sonuç olarak endüstriyel margarin
pazarında Gıdasa hisselerinin MGS tarafından devralınması işlemine izin
verilmemesi gerektiği kanaatindeyim.
Nitekim raporda da bu pazar bakımından aynı sonuca ulaşılmış ancak
Nihai İnceleme Raporu’nun “Taahhüt” başlıklı bölümünde taraf vekilinin
Kurum kayıtların 28.1.2008 tarih ve 567 sayı ile giren yazısında MGS Marmara
Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin, İşlem ertesinde, hâlihazırda Gıdasa’ya ait
bunan (…..…) ve (…..…) markalarını Kurul’ca uygun makul bir süre içerisinde
“(…………..) suretiyle” 3. kişilere devretmeye hazır olduğunu beyan ve taahhüt
ettiği; dolayısıyla işleme taahhüt çerçevesinde izin verilebileceği sonucuna
ulaşılmıştır.
08-12/130-46
47
Ancak taraf vekilince gönderilen taahhüdün çerçevesinin ve sınırlarının
yeterince belirgin olmadığı, taahhüdün hangi koşullar altında yerine
getirileceğinin muğlak olduğu, hatta anılan yazının bir “taahhüt” niteliğini haiz
olmadığı kanaatindeyim. Kaldı ki, anılan teklif, bir taahhüt olarak
değerlendirilse dahi taahhüdün gereğinin yerine getirilip getirilmediğinin
kontrolü, mevcut imkânlar ve varit mevzuat çerçevesinde mümkün değildir.
Nitekim 4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunda mevcut
mevzuatta “birleşme ve devralma” rejimi bünyesinde taahhüt uygulaması
bulunmamaktadır. Mevcut kanunda ve ilgili Tebliğ’de yer almayan taahhüt
uygulamasına, kuralları belirlenmeksizin bu aşamada yer vermek doğru
olmayacaktır.Belirttiğim nedenlerle “taahhüt” ün dikkate alınmaması
gerekmektedir.
Yukarıda yer verilen tespitler çerçevesinde bir değerlendirme yapıldığında
endüstriyel margarin pazarında Gıdasa hisselerinin MGS tarafından
devralınması işlemine izin verilmemesi gerektiği kanaatindeyim.
M. Sıraç ASLAN
Kurul Üyesi
08-12/130-46
48
7.2.2008 tarihli, 08-12/130-46 sayılı
Kurul Kararı için Farklı Gerekçe
Kurulun kararına konu olan işlem; Topbaş Ailesine ait MGS Marmara Gıda Sanayi ve
Ticaret A.Ş.’nin Sabancı Grubuna ait Gıdasa A.Ş.’ni devralmasıdır. Kararda Topbaş Ailesi
üyelerinden Mustafa Latif Topbaş’ın aynı zamanda Ülker Grubu’nun bazı şirketlerinde
hissedarlığı ve yönetim kurulu üyeliği bulunduğu gerekçesinden hareket edilerek, Gıdasa’yı
devralacak MGS A.Ş.’nin Ülker Grubu ile ekonomik bütünlük içinde olduğu öne sürülmüştür.
Dolayısıyla bu yaklaşımın sonucu olarak da, işlemin ilgili pazar üzerindeki değerlendirmesi
yapılırken Ülker Grubunun ilgili pazardaki faaliyetleri de dikkate alınmıştır.
Öncelikle rekabet hukukunun önemli kavramlarından birisi olan ekonomik bütünlük
ilkesine ilişkin Kurul çoğunluğunun bu yeni yaklaşımına iştirak etmediğimi belirtmeliyim. Bu
yaklaşıma göre; bir gruba mensup gerçek kişi müteşebbisin gruptaki hissedarlığı sürdükçe
bağımsız bir ticari faaliyeti olamaz; böyle bir faaliyeti olsa bile bu bağımsız bir faaliyet değil,
grubun bir faaliyeti olarak nitelendirilir. Kararda bu yaklaşımın taşıyacağı sakıncaların fazla
dikkate alınmadığı gözlenmektedir. Ekonomik bütünlük ilkesinin bu derece geniş
yorumlanması halinde, rekabet hukukunun birçok alanında bugüne kadar istikrarlı bir şekilde
yerleşmiş olan içtihat ve kararlardan farklı sonuçlara ulaşılması gerekecektir. Örneğin; bir
devralma işleminde, bir teşebbüsün diğer bir teşebbüste tüzel kişi olarak kontrole yol
açmayacak şekilde hissedar olması halinde bu iki teşebbüs ekonomik bütünlük içinde
sayılmayıp ayrı kişilikler olarak görülürken, aynı olayda hissedarlığın, teşebbüsün
hissedarlarından bir gerçek kişi üzerinden gerçekleşmesi halinde bu kez iki tüzel kişiliği tek
bir teşebbüs olarak saymak gerekecektir. Şayet devir işlemi bu iki kişilik(entity) arasında
yapılıyorsa, ikinci durumda aynı gruba mensup iki kişilik arası bir işlem olacağı için, rekabet
hukuku bağlamında bir devir işlemi olarak değerlendirilemeyecektir.
Diğer taraftan, yukarıdaki örneği, bir kartel anlaşması durumu için ele aldığımızda,
hissedarlığın tüzel kişilik yoluyla elde edilmesi durumunda taraflar iki ayrı teşebbüs
sayılacağı için kartelden söz etmek mümkün olacaktır. Rekabet Kanununun 4. maddesinin
ihlal edildiği sonucuna varılarak yaptırım uygulanabilecektir. Diğer taraftan, hissedarlığın
gerçek kişi tarafından elde edilmesi halinde burada grup içi bir işlem vardır ve kartel yoktur
gibi bir yargıya varmak gerekecektir.
Rekabet hukuk uygulamalarında, bırakınız kontrole sahip olmayacak şekildeki
hissedarlığı, ortak kontrole sahip olacak şekildeki hissedarlık bile bir tüzel kişiliğin ekonomik
bütünlük ilkesi kapsamında aynı grup içinde sayılmasına yetmemektedir. Gerçekten de,
rekabet hukukunda ortak girişimler ana teşebbüslerden bağımsız ayrı teşebbüsler olarak kabul
edilir. Örneğin, (A) ve (B) teşebbüslerinin ortak kontrollerinde bir (C) teşebbüsü oluşturması
halinde (C) ne (A)’nın ne de (B)’nin yavru şirketidir. Piyasada birbirinden bağımsız üç ayrı
teşebbüsten söz edilmektedir.
Rekabet Kurulunun geçmiş kararlarında da ekonomik bütünlük ilkesi bu şekilde
yorumlanmamıştır. Bir örnek vermek gerekirse; UN Ro-Ro Grubu ile Ulusoy Ro-Ro
Grubu’nun Kanunun 4. maddesini ihlal ettiklerine dair yürütülen soruşturmaya ilişkin
13.7.2005 tarih ve 05-46/668-170 sayılı Kurul kararında; UN Ro-Ro Grubu ile Ulusoy Ro-Ro
Grubu’nun birbirinden bağımsız iki rakip teşebbüs olmadığı, aynı ekonomik bütünlük içinde
yer aldıkları şeklindeki savunmalar Saffet Ulusoy her iki grupta da hissedar ve yönetim
kurulunda olduğu halde kabul görmemiş, tarafların fiili kontrole ilişkin savunmaları da
08-12/130-46
49
dikkate alınmayarak, UN Ro-Ro ve Ulusoy Ro-Ro iki ayrı teşebbüs sayılmış ve yapılan
anlaşma 4. maddeye aykırı bulunarak yaptırım uygulanmıştır.
Mezkur soruşturmada ekonomik bütünlük ilkesi bu şekilde yorumlanmışken, bu dosya
bakımından tam tersi bir şekilde yorumlanmasının Kurul kararlarının tutarlılığı bakımından da
büyük zafiyet taşıdığı düşünülmektedir.
Karardaki ekonomik bütünlük yaklaşımına karşı bu şekilde düşünüyor ve işleme
herhangi bir koşul koymaksızın izin verilebileceğini kabul ediyor olmakla birlikte, tarafların
bir taahhüt çerçevesinde işlem sonrasında belirli markaları devretmeyi kabul etmeleri ve
sonuç itibariyle işleme izin verilmiş olunması nedeniyle Kararın sonuç bölümüne yukarıda
açıkladığım farklı gerekçe ile katılıyorum.
Mehmet Akif ERSİN
Kurul Üyesi
Full & Egal Universal Law Academy