T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/463 Esas - 2025/301
T.C.
SAKARYA
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/463 Esas
KARAR NO : 2025/301
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLLERİ :
DAVALI :
DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 07/02/2022
KARAR TARİHİ : 13/05/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 11/06/2025
Hendek 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/36-45 E ve K sayılı görevsizlik kararı mahkememize gelmiş olup Mahkememizde 2022/463 Esas sırasına kaydı yapılmakla yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı tarafından haklarında Hendek İcra Müdürlüğünün 2021/910 Esas sayılı dosyası ile 28.000,00 TL'lik takip başlatıldığını, ancak davalıya böyle bir borçlarının olmadığını , davalıya borçlarının olmadığının tespiti için iş bu davayı açtıklarını beyan ederek davanın kabulüne, yargılama giderlerinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ettikleri görülmüştür.
Davalı cevap dilekçesinde; adına kayıtlı plakalı aracın satış işlemleri için davacı ile anlaştıklarını karşılığında dava konusu çek ve bono tanzim edildiğini, noterden satış işleminin gerçekleştiğini satış sözleşmesinin davacı bacağının yanında olan adlı diğer kişi ile aracı alıp gittiklerini, çekin vadesi geldiğinde ilgili bankaya giderek çeki tahsil etmek istediğini ancak bankada çekin sahte olduğunu öğrendiğini ve çeke banka tarafından el konulduğunu suç duyurusunda bulunulduğunu Hendek Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/2436 soruşturma dosyası ile dava açıldığını, ayrıca Hendek İcra Müdürlüğünün 2021/910 Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, davacı tarafından itiraz nedeniyle Hendek İcra Hukuk Mahkemesinin 2021/88 esas sayılı dosyası ile dava açıldığını davanın süre aşımı nedeniyle red edildiğini, davacının davasının haksız ve yersiz olduğunu davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Tüm Dosya Kapsamı Birlikte Değerlendirildiğinde;
Dava, menfi tespit davası olarak açılmış olup, yargılama esnasında borcun ödenmesi nedeniyle istirdat davasına dönüşmüştür.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; Hendek İcra Müdürlüğünün 2021/910 Esas sayılı takibine dayanak bonodaki imzanın davacıya ait olup olmadığı, bono nedeniyle davacının davalıya borçlu olup olmadığı hususlarındadır.
Hendek İcra Müdürlüğünün 2021/910 Esas sayılı takip dosyası incelendiğinde kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takibin başlatıldığı, takip sebebinin düzenleyeni , alacaklısı , 13.08.2021 düzenleme tarihli, 31.08.2021 ödeme tarihli, 28.000,00 TL bedelli bonoya dayandığı anlaşılmıştır.
Davacının Hendek İcra Müdürlüğünün 2021/910 Esas sayılı takip dosyasına 01.11.2024 tarihinde ödeme yaptığı tespit edilmiştir.
Mevcut davanın ödeme tarihinden itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Mahkememizce usule ilişkin incelemeler yapılmış taraflarca ileri sürülen deliller toplanmıştır.
Kambiyo senetlerine dayalı olarak başlatılan takiplerde imzaya itiraz İİK'nın 170. maddesinde düzenlenmiş olup, bu maddenin üçüncü fıkrasında, icra mahkemesince imza incelemesinin aynı Kanunun 68/a maddesinin dördüncü fıkrasına göre yapılması gerektiğine işaret edilmiştir.
İİK'nın 68/a maddesinin dördüncü fıkrasında ise; “İmza tatbikinde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun bilirkişiye ait hükümleri ile 309. maddesinin 2. 3. ve 4. fıkraları ve 310. 311. ve 312. maddeleri hükümleri uygulanır.” hükmü yer almaktadır.
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 447/2.maddesinde yer alan “Mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa yapılan yollamalar, Hukuk Muhakemeleri Kanununun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır” düzenlemesi nedeniyle uygulanması gereken aynı Kanunun 211.maddesinde ise imza incelemesinin yöntemi gösterilmiş olup, buna göre hakim bilirkişi incelemesine karar verir ise önce, mevcutsa, o tarafa ait olan karşılaştırma yapmaya elverişli yazı ve imzaları, ilgili yerlerden getirtir. Bilirkişi, bu yazı ve imzalarla, o mahkemede elde edilen yazı ve imzaları esas alarak inceleme yapar. Bilirkişi, inceleme için gerekli görürse, kendi huzurunda tarafın yeniden yazı yazması veya imza atmasını mahkemeden talep edebilir. Anılan belgelerin tamamlanması konusunda Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 26/04/2006 gün ve 2006/12-259 E. 2006/231 sayılı kararında da açıklandığı üzere, eldeki davanın niteliği itibariyle "imzanın borçluya ait olduğunu" kanıtlama külfetinin alacaklıya ait olduğu göz ardı edilmemeli ve ispat yükünü ters çevirecek bir uygulamaya da gidilmemelidir(Hukuk Genel Kurulu'nun 06/02/2008 gün ve 2008/12-77 E. 2008/90 sayılı kararı).
Öte yandan, her hangi bir belgedeki imza veya yazının, atfedildiği kişiye ait olup olmadığı hususunda yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak; grafoloji ve grafometrik yöntemlerle yapılması; bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özellikleri tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Dairemizin denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması; gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır (HGK.nun 06/06/2001 tarih ve 2001/12-466 E. - 2001/483 K. sayılı kararı).
Özetlemek gerekir ise, imza incelemesinde öncelikle senedin keşide tarihinden öncesine ilişkin borçlunun uygulamaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişice mukayeseye esas alınmalıdır. Senedin keşide tarihinden öncesine ilişkin belge bulunamazsa daha sonraki tarihli belgeler, uygulamaya elverişli imza örneği taşıyan herhangi bir belge temin edilemez ise, borçlunun duruşmada alınan medari tatbik imza ve yazı örnekleri üzerinden inceleme yapılmalıdır. Sıhhatli bir sonuç alınabilmesi için, inkar edilen imzanın atıldığı tarihten öncesinde veya mümkün olduğu kadar yakın tarihlerde düzenlenen belgelerde bulunan borçluya ait imzaların celp edilip ondan sonra bilirkişi incelemesi yapılması gerekir.(Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2023/218 Esas, 2024/676 Karar, 19.04.2024 tarihli ilamı)
Davacının imza itirazı üzerine davacıya ait imza örnekleri ilgili kurum ve kuruluşlardan temin edilmiş, dosya imza incelemesi için Adli Tıp kurumuna gönderilmiş, Adli Tıp Kurumunun 27/02/2023 tarihli raporu ile "... Tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından yapılan incelemede; inceleme konusu senette adına atılı basit tersimli borçlu imzaları ile 'in mevcut mukayese imzaları arasında ilgi ve irtibat tespit edilemediği ..." yönünde raporunu mahkememize ibraz etmiştir.
Yukarıda alıntılanan yüksek mahkeme kararlarından da anlaşılacağı üzere imza inkarı durumunda usule uygun olarak toplanan deliler kapsamında yapılan incelemede kesin tespit içeren bir rapor alınması durumunda rapordaki tespite itibar edileceği açıktır. Somut olayda da 27/02/2023 tarihli ATK tarafından hazırlanan raporda yapılan tespitte muhtemel bir görüş bulunmadığı, aksine kesin kanaat içerdiği görülmüştür.
Somut olayda;
Davacı, davalıyı tanımadığını, aralarında herhangi bir hukuki ilişki bulunmadığını, bonodaki imzanın kendisine ait olmadığını, kimseye vekâlet vermediğini ve araç alım satımıyla ilgili herhangi bir işlem yapmadığını beyan etmiştir.
Davalı ise adına kayıtlı plakalı aracın satış işlemleri için davacı ile anlaştıklarını karşılığında dava konusu çek ve bono tanzim edildiğini, noterden satış işleminin gerçekleştiğini satış sözleşmesinin davacı n bacağının yanında ola adlı diğer kişi ile aracı alıp gittiklerini beyan etmiştir.
Yürütülen yargılama neticesinde; davacının istirdat talebine konu senette yapılan incelemede imzanın davacıya ait olmadığı, senetten dolayı davacının sorumluluğunun bulunmadığı tespit edilmiştir.
Bununla birlikte davalı taraf senedin verilme sebebini açıklamakla çifte talil durumu oluşmuş olup senetten dolayı ispat külfetini üzerine almıştır. plakalı aracın yapıldığı, bu satışa yönelik noter belgesinde davalının bedeli aldığının açıkça yazdığı, savcılık dosyasında alınan ifadelerde davacıdan söz edilmediği anlaşılmakla senedin araç satışından kaynaklı alındığı ispat olunmamıştır.
Mahkemece yapılan tespitlere rağmen ispat külfeti üzerinde olan davalının aksi yönde yazılı delil sunmadığı, davacının takip dosyaları nedeniyle borçlu olmadığı, takip dosyasına cebri icra tehdidi altında yapılan ödemenin iadesinin gerektiği sabit görülerek istirdat talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Savcılık dosyasının beklenmesi yargılama yenilik katmayacağından beklenilmesinden vazgeçilmiştir.
Davacının kötüniyet tazminatı talebinden feragat ettiğinden talebin feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının davasının KABULÜ ile,
Davacının Hendek İcra Dairesi'nin 2021/910 Sayılı takip dosyası nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine,
-Hendek İcra Dairesi'nin 2021/910 sayılı takip dosyasında cebi icra tehdidi altında ödemiş olduğu 59.163,30-TL'nin ödeme tarihi olan 01/11/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan istirdadı ile davacıya verilmesine,
2-%20 oranında tazminat talebinin feragat nedeniyle reddine,
3-Harçlar kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 4.041,45-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 478,17-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 3.563,28-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 İkinci Kısım İkinci Bülüm) göre hesaplanan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan; 80,70-TL Başvuru Harcı, 478,17-TL Peşin/nisbi Harcı, 4.970,33-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 5.529,20TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Karar tebliğ giderleri düşüldükten sonra artan gider avansının ve teminatın karar kesinleştiğinde, ilgilisine iadesine
Dair, davacı vekilinin yüzünde, davalı taraf yokluğunda miktar itibari ile KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 13/05/2025
Katip
e-imza
Hakim
e-imza