T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİEsas-Karar No: 2022/509 Esas - 2024/352
T.C.
SAKARYA
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: 2022/509 Esas
KARAR NO: 2024/352
HAKİM: ...
KATİP: ...
DAVACI : ...
VEKİLLERİ: Av. ...
Av. ...
DAVALI : ...
VEKİLLERİ: Av. ...
Av. ...
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 07/02/2022
KARAR TARİHİ: 07/06/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 10/06/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının 23/08/2021 günü meydana gelen kaza sonrasında yaralandığını, kazayı gerçekleştiren ...'ın kullandığı ... Plaka sayılı aracın sigortacısı davalı taraftan 10,00-TL bakıcı gideri, 10,00-TL tedavi gideri, 60,00-TL geçici iş göremezlik, 20,00-TL sürekli iş göremezlik zararı olmak üzere toplam 100,00-TL maddi tazminatın kendilerine ödenmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin süresinde cevap dilekçesi verdiği ve davanın reddini talep ettiği, görüldü.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; Dava konusu kaza sebebiyle davacının zararının oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise miktarının ne kadar olduğu, kazada tarafların kusur durumlarının ne kadar olduğu, davacının talep etmiş olduğu maddi tazminat taleplerinden davalının sorumlu olup olmadığı hususlarında olduğu anlaşıldı.
SGK kayıtlarının ve tedavi evraklarının dosyaya celp edildiği görüldü.
Hendek Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/2377 esas sayılı soruşturma dosyası UYAP sitemi üzerinden celp edilip incelendi.
Davalı sigorta şirketine müzekkere yazılarak hasar dosyası celp edilmiştir.
Bilirkişi ... 18/01/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; ''Tüm delillerin ve hak kazanma koşullarının nihai değerlendirilmesi Sayın Mahkemeye ait olmak üzere yukarıda yapılan tespit ve değerlendirmelere sonucunda;23.08.2021 tarihinde meydana gelen trafik kazasında yaralanan davacı ...'un geçici iş göremezlik maddi tazminatı 2.100,02 TL'dir Görüş ve kanaatimi içerir işbu rapor takdirlerinize saygı ile sunulur.'' şeklinde rapor sunmuş olduğu görüldü.
Adli Tıp Kurumunun 03/03/2023 tarihli raporunda özetle; '' Mevcut belgelere göre; Mustafa ve Zeliha kızı, 17/09/1986 doğumlu, ...’un 23/08/2021 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının, 20/02/2019 tarih, 30692 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre değerlendirildiğinde; Kişinin tüm vücut engellilik oranının %0 (yüzdesıfır) olduğu, İyileşme (iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 3 (üç) haftaya kadar uzayabileceği oy birliği ile mütalaa olunur.'' şeklinde rapor sunulmuş olduğu görüldü.
Adli Tıp Kurumunun 26/10/2023 tarihli raporunda özetle; Mevcut belgelere göre yeniden yapılan değerlendirmede; ... ve ... kızı, 17/09/1986 doğumlu, ...’un 23/08/2021 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının; 20/02/2019 tarih, 30692 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre değerlendirildiğinde Kişinin tüm vücut engellilik oranının %0 (yüzdesıfır) olduğu, İyileşme (iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 3 (üç) haftaya kadar uzayabileceği, Başka birisinin sürekli veya geçici bakımına muhtaç durumda olmadığı oy birliği ile mütalaa olunur.'' şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
Olaya İlişkin Yasal Düzenlemeler ve Yargı İçtihatları Değerlendirilecek Olursa;
1-Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür (6098 sayılı TBK’nın 49.maddesi) Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. (6098 sayılı TBK’nın 50.maddesi)
2- Olay tarihinde yürürlükte bulunan TBK sayılı yasanın 49 maddesine göre kusurlu ve hukuka aykırı bir fiil sonucu başkasına zarar veren bu zararını tazmine mecburdur. Aynı yasanın 50. Maddesine göre ise zararı ve miktarını zarar gören ispat etmek zorundadır. Eğer zarar gören zararın artmasına sebep olduysa hakim tazminattan indirim yapabilir.(TBK 52.m) Haksız fiil neticesinde cismani zarar meydana geldiğinde, istenilebilecek zarar kalemleri Türk Borçlar Kanunu’nun yasanın 54. Maddesinde sayılmıştır. 6098 sayılı TBK m. 56’ya göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de göz önünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, M.K.nun 4.maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hak ve nesafete göre hükmedeceği öngörülmüştür.
3-2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1.maddesine göre; Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar. Aynı yasanın 91/1.maddesine göre İşletenlerin, bu Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.
4-2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 91. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A-1.maddesinde, sigortacının poliçede belirtilen aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceğinin düzenlenmiştir.
5-2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun "Doğrudan Doğruya Talep ve Dava Hakkı" başlıklı 97. maddesinde “Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir.
6- 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 99. maddesi Sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar.
7-Gerçek zarar miktarı; davacının olay tarihindeki bakiye ömrü esas alınarak aktif ve pasif dönemde elde edeceği kazançlar toplamından oluşmaktadır. Bununla birlikte, gerçek zarar miktarı; hak sahibinin bakiye ömrü esas alınarak aktif ve pasif dönemde elde edeceği kazançlar toplamından oluşmaktadır. Hak sahiplerinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda Fransa’dan alınan 1931 tarihli “PMF” cetvelleri ile saptanmakta ise de; Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi’nin çalışmalarıyla “TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” hazırlanmış olup, Sosyal Güvenlik Kurumu'nca da ilk peşin sermaye değerlerinin hesabında anılan tabloların uygulanmasına geçilmiştir. Gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu durumda diğer kurumlar ile Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içermesi de göz önüne alındığında Dairemizce de tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosunun esas alınmasının güncellenen ülke gerçeklerine daha uygun olacağına karar verilmiştir. Buna göre temyiz edenin sıfatına göre, davacı tarafından kararın temyiz edilmediği de dikkate alınarak, usuli kazanılmış haklar gözetilerek (tazminata esas alınan gelir, esas alınan asgari ücret yılı, işlemiş/işleyecek dönem tarihleri gibi) davacının muhtemel bakiye yaşam süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenerek ve pregresif rant tekniği kullanılmak suretiyle tazminat miktarının hesaplanması gerekir. (Yargıtay 4 HD 2021/14862 esas 2021/2802 karar) (Aynı yönde Yargıtay 4. HD’nin 2021/829 Esas 2021/3081 Karar)
8-Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Maluliyete ilişkin alınacak raporlar 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
9-Türk Borçlar Kanunu'nun 55 inci maddesinin birinci fıkrasına göre; "Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır". Buradan anlaşılmalıdır ki, somut olay göz önüne alınarak tazminatın hesaplanması bakımından, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 2 ve 3 üncü maddesi delaletiyle, 6098 sayılı Kanun’un 55 inci maddesi emredici bir hükme yer verdiğinden gerçekleştiği tarihe bakılmaksızın tüm fiil ve işlemlere uygulanmalıdır. Görüldüğü üzere 6098 sayılı Kanun’un 55 inci maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesinde tazminatın hesabında 6098 sayılı Kanun’un ve sorumluluk hukuku ilkelerinin uygulanacağı belirtilmiştir. Bu durumda tazminat hesaplanırken 6098 sayılı Kanun’un 51 (818 sayılı Kanun'un 43) vd. maddelerindeki hükümler ile diğer özel kanunların 6098 sayılı Kanun’a aykırı olmayan hükümleri uygulanacak, tazminatın belirlenmesi açısından ise rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler indirime konu olamayacaktır. Hukuk Genel Kurulunun 09.11.2022 tarihli ve 2021/(17)4-684 Esas, 2022/1473 Karar sayılı kararında da benzer açıklamalara yer verilmiştir.
Somut Olayda;
10-Davacı tarafın 23.08.2021 tarihli trafik kazası nedeniyle cismani zarara uğradığından bahisle eldeki davayı açtığı anlaşılmıştır.
11-Davacının dava açmadan önce arabuluculuğa başvurduğu, arabuluculuk aşamasının anlaşamama ile sonuçlandığı, yine davadan önce davacı tarafın davalı sigorta şirketine 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 97. maddesine göre 20.10.2021 tarihinde de başvuru yaptığı anlaşıldığından dava şartlarının yerine getirildiği anlaşılmış ve esasa geçilmiştir.
12-Sigorta şirketi tarafından hazırlanan hasar dosyası, Hendek Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/2377 esas sayılı soruşturma dosyası, 24.08.2021 tarihli trafik kazası tespit tutanağı ve dosyaya taraflarca bildirilen ve delil mahiyetinde sunulan belgelere göre; sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı ticari minibüsü ile Kargalı Hanbaba mevki yan yol üzerinden D100-10 karayoluna bağlanarak Sakarya Düzce istikametine 24+600 metrede ters şeritten seyir ettiği esnada üst geçidin altına geldiğinde gidişe göre yolun en sağında bulunan yayaya çarpması sonucu yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği, ... plakalı araç sürücüsü ...'ın ters istikamette gittiği esnada karşıdan karşıya geçmek isteyen davacıya çarptığı ve kazaya sebebiyet verdiği, kazanın oluşumunda sürücü ...'ın 2918 sayılı sayılı yasanın 46/1-h maddesinde düzenlenen "Aksine bir işaret bulunmadıkça sürücüler tek yönlü karayollarında araçlarını ters istikamette sürmemek zorundadırlar" kuralını ihlal ettiği, davacının olayda herhangi bir kusurlu hareketi bulunmadığı anlaşılmış, tam kusurun sigortalı araç olan ... plakalı araç sürücüsü ...'da olduğu kanaatine varılmış, olayın oluşumu ve Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2019/5539 esas 2021/128 karar sayılı ilamı nazara alındığında kusur raporu alınmadan mahkememizce de kusur oranının belirlenebileceğinden bilirkişiden ayrı bir kusur raporu alınmasına gerek görülmemiştir.
13-Olay nedeniyle davacının bedensel zararının olup olmadığının, sürekli iş göremezliğinin, geçici iş göremezliğinin bulunup bulunmadığının, davacının ne kadar süre ile bakıcıya ihtiyacı olduğu hususlarının tespiti için dosya ATK’ya gönderilmiş, dosyaya gelen 08.12.2022 tarihli ATK raporuna göre olay nedeniyle davacının tüm vücut engellilik oranının %0(yüzde sıfır) olduğu, iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 3 haftaya kadar uzayabileceği bildirilmiştir. ATK raporuna karşı davacı vekili tarafından itiraz edilmiştir, Davacının dava dilekçesinde bakıcı gideri yönünden de tazminat talebinde bulunduğu, ATK'nın 08/12/2022 tarihli raporunda davacının bakıcıya ihtiyacı olup olmadığı hususunda değerlendirilme yapılmadığı anlaşılmış, davacının 23/08/2021 tarihli geçirmiş olduğu trafik kazası nedeniyle bakıcıya ihtiyacı olup olmadığı, bakıcıya ihtiyacı var ise ne kadar süre ile bakıcıya ihtiyacı olduğu hususlarında rapor hazırlanması ayrıca davacının 08/12/2022 tarihli ATK raporuna yapılan itirazların da değerlendirilerek rapor hazırlanması için dosya Adli Tıp Üst Kuruluna gönderilmiştir. 12.10.2023 tarihli ATK raporuna göre; olay nedeniyle davacının tüm vücut engellilik oranının %0(yüzde sıfır) olduğu, iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 3 haftaya kadar uzayabileceği, kişinin sürekli ya da geçici bir süreyle başka birisinin bakımına muhtaç durumda olmadığı bildirilmiştir. Anılan tespitlerin kaza tarihinde yürürlükte olan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi hakkındaki yönetmeliğe göre yapıldığı, bildirilen tedavi evraklarının tamamının ve 08.12.2022 tarihli ATK raporunun değerlendirildiği nazara alındığında, rapora karşı yapılan itirazlar yerinde görülmemiş ve anılan rapor hükme esas alınmış, davacının sürekli iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
14-Davacı vekilinin tedavi giderleri yönünden de talebi bulunuyor ise de; davacı vekilinin tedavi giderlerine yönelik kendisinin yaptığı masraflara ilişkin dosyaya belge veya yazılı bir delil sunamadığı anlaşılmış davacının tedavi giderleri yönünden yapmış olduğu masrafları ispat edemediğinden davacının tedavi giderlerine yönelik maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
15-Aktüerya bilirkişisinden davacının geçici iş göremezlik zararının hesaplanması amacıyla rapor alınmış, dosyaya sunulan 18.01.2024 tarihli bilirkişi raporuna göre davacının geçici iş göremezlik süresi olan 3 hafta için asgari ücret üzerinden hesaplama yapılarak geçici iş göremezlik zararı 2.100,02-TL olduğu, dava konusu olayın iş kazası olmadığı, davacıya hastalık sigorta kolundan SGK tarafından ödemede bulunulduğu, bu ödemenin rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri kapsamında yer aldığını, bu sebeple davacıya hastalık kolundan yapılan ödeme tutarı olan 15.09.2021 tarihinde 1.535,64 TL'nin, 01.10.2021 tarihinde 853,13 TL'nin hesaplanan tazminattan mahsup edilmediği bildirilmiştir. Davacının gönderilen SGK hizmet dökümünden kazadan sonra 23.08.2021-12.09.2021 tarihleri arasında çalışamadığı 21 gün eksik sürenin bulunduğu görülmüştür. Davacının çalışamadığı 23.08.2021-12.09.2021 tarihleri arasında eksik gün nedeninin (1) nolu kod olarak belirtildiği, davacının istirahat nedeniyle rapor aldığı ve 3 hafta boyunca çalışamadığının SGK kayıtları ile sabit olduğu, ATK raporunda davacının geçici iş göremezlik süresinin olay tarihinden itibaren 3 haftaya kadar uzayabileceğinin belirtildiği, aktüerya bilirkişisinden geçici iş göremezlik zararının hesaplanması amacıyla rapor alınmış ve 18/01/2024 tarihli raporda geçici iş göremezlik hesabı yapılmış davacının maaşını alamadığı 3 hafta gün için geçici iş göremezlik zararı hesabı 2.100,02-TL olarak bulunmuştur. SGK'nın 20.05.2023 tarihli ve 09.01.2024 tarihli cevabi yazılarından davacıya 23.08.2021 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazası ile ilgili herhangi bir ödeme kaydına rastlanmadığının bildirildiği, ancak davacı için 24.08.2021-22.09.2021 tarihleri arasındaki hastalık vaka türündeki istirahati için 2.288,77-TL geçici iş göremezlik ödemesi yapıldığı bildirilmiştir. Yapılan geçici iş göremezlik ödemesinin trafik kazası ile ilgili olmadığı hastalık vaka türünde yapılan bir ödeme olduğu, yapılan ödemenin trafik kazası nedeniyle yapıldığına ilişkin sgk kayıtlarında bir kayıt bulunmadığı görülmüş, sgk tarafından yapılan hastalık vaka türündeki ödemenin trafik kazası ile ilgili olmadığı değerlendirilmiş yapılan ödeme hesaplanan geçici iş göremezlik tazminatından mahsup edilmemiş, davacıya trafik kazası ile ilgili geçici veya sürekli iş göremezliğe bağlı olarak ödeme de yapılmadığı anlaşıldığından davacının geçici iş göremezlik yönünden 2.100,02-TL tazminat talep edebileceği anlaşılmıştır. Davacı vekiline 23.05.2024 tarihli celsede bedel arttırım dilekçesi sunmak üzere 2 haftalık kesin süre verilmiş, ancak davacı vekili tarafından bedel arttırım dilekçesi sunulmadığından talep ile bağlı kalınarak 60,00-TL üzerinden davacının geçici iş göremezlik tazminatı talebinin kabulüne karar vermek gerekmiş, davalı sigorta şirketine davacı tarafından 20.10.2021 tarihinde başvuru yapıldığı, 2918 sayılı yasanın 99.maddesi göz önüne alınarak, geçici iş göremezlik yönünden davalı sigortaya başvuru tarihi olan 20.10.2021 tarihinden 8 iş günü sonrası olan 02/11/2021 tarihinden itibaren faiz işletilmesi öngörülmüş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davacının sürekli iş göremezlik, bakıcı gideri ve tedavi masraflarına yönelik maddi tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine,
2-Davacının geçici iş göremezlik yönünden maddi tazminat talebinin kabulü ile 60,00-TL geçici iş göremezlik tazminatının davalı ... Şirketinden (Poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) temerrüt tarihi olan 02/11/2021'den itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine,
3-Harçlar kanunu gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken toplam 427,60-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 80,70-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 346,90-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (Madde-13) göre hesaplanan 60,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre vekalet ücreti red edilen miktarı geçemeyeceğinden 40,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan; 80,70-TL Başvuru Harcı, 80,70-TL Peşin/nisbi Harcı, olmak üzere toplam 161,40-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ,
7-Davacı tarafından yapılan; 2.000,00-TL Bilirkişi ücreti, 3.095,00-TL ATK fatura bedeli, 976,90-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 6.071,90-TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 3.643,14-TL lik kısmının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise davacı üzerinde bırakılmasına,
8-Ara Buluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00-TL'nin kabul red oranına (%60 Kabul, %40 red) göre 792,00-TL'sinin davalıdan alınarak, 528,00-TL'sinin davacıdan alınarak Hazineye İrat Kaydına,
9- Fazla yatan gider avansı ile delil avansı var ise karar kesinleştikten sonra talep eden tarafa iadesine,
10-Gerekçeli kararın HMK 321/2 maddesi gereğince taraf vekillerine tebliğine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yokluğunda kabul edilen ve reddedilen miktarın kesinlik sınırı altında kaldığından miktar itibariyle kesin olmak üzere karar verildi.07/06/2024
Katip ...
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı