T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/181 Esas - 2025/471
T.C.
SAKARYA
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/181 Esas
KARAR NO : 2025/471
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 29/03/2023
KARAR TARİHİ : 08/07/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 16/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı 27/03/2023 tarihli dava dilekçesi ile: Davacının, davalı borçlu şirkete sattığı 31/05/2022 tarihli faturada bilgisi yazılı ( 235 adet ıhlamur fidanı ve 35 adet at kestanesi) fidan bedellerini alamayınca alacağının tahsili için 10/06/2022 tarihinde Sapanca İcra Müdürlüğünün 2022/316 E. sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, davalı tarafın yaptığı itiraz üzerine takibin durduğunu, davalı tarafın, 2021 yılı Aralık ayında davacıya müracaat ile İzmir Ödemişteki bahçesinde saksılamak üzere, 235 adet ıhlamur ve 35 adet at kestanesi fidanı alımı hususunda anlaşmaya varıldığını ve davalı iş bu anlaşma nedeni ile davacıya 10.000,00 TL de kapora ödemesi yaptığını, iş bu fidanlar davalı yanın temin ettiği ( şoförleri de olan) 2 ayrı nakliye aracı ile nakledilip teslim edildiğini, hatta davacıdan fidanları alan, nakliye nedeni ile davalıdan aldığı nakliye bedeline ait 03/03/2022 tarihli nakliye faturasının da dava dilekçesi ekinde sunulduğunu, davacının fatura konusu ürünleri 2022 Mart ayında teslim etmesine rağmen davalı yanın, bu sefer, fidan bedellerini kullanıldığını ancak ürün bedelini 1 -2 ay içinde alabileceğini, bu aşamada fatura kesmemesini davacıdan talep ettiğini, ancak bir süre sonra davalı şirket yetkilisinin, davacının telefonlarına cevap vermemeye başlayınca davacının davalıya sattığı fidanların faturasını kesip kendisine ilettiğini ve alacağın tahsili için de 10/06/2022 tarihinde icra takibini başlatmak zorunda kaldığını, açıklanan nedenlerle; davalı borçlunun Sapanca İcra Müdürlüğünün 2022/316 E. Sayılı icra takibine yaptığı hakız kötü niyet ürünü itirazlarının 181.160,00 TL lik kısmı için iptaline, takibin kaldığı yerden devamına, kötü niyetli davalılardan takip konusu alacağın % 20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Mahkememizce davalı tarafa usulüne uygun dava dilekçesinin tebliğ edildiği ve taraf teşkilinin sağlandığı görülmüştür.
Tüm Dosya Kapsamı Birlikte Değerlendirildiğinde;
Dava, fatura ilişkisinden kaynaklanan icra takibine yönelik itirazın iptali taleplidir.
Taraflar arasındaki anlaşmazlık: Taraflar arasında ticari iş olup olmadığı, Sapanca İcra Müdürlüğünün 2022/316 takip numaralı dosyasına yapılan itirazın haklı olup olmadığı, takip dosyası kapsamında fatura ilişkisinden dolayı davacının davalılardan alacaklı olup olmadığı, icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekip gerekmediği yönündedir.
Sapanca İcra Müdürlüğünün 2022/316 sayılı dosyası incelendiğinde, davacının takip alacaklısı, davalının takip borçlusu olduğu, 191.160,00 TL asıl alacak üzerinden takibin yürütüldüğü, takip sebebinin "31/05/2022 tarihli fatura alacağı 191.160,00 TL" şeklinde olduğu, başlatılan takipteki ödeme emrinin davalı borçluya 30.06.2022 tarihinde tebliğ edildiği, 05.07.2022 tarihinde borca itiraz edildiği ve takibin durduğu, durma kararının davacıya tebliğ edilmediği, davanın süresinde açıldığı anlaşıldı. Dava açılmadan önce arabuluculuk dava şartının sağlandığı görüldü.
TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir.
“Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı HMK'nın 222. maddesi ; “(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır”. şeklinde düzenlenmiştir.
..YİBBGK'nın 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 23. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. Buna göre; fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. TTK'nın 23. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. İkinci fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura münderecatının doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. Bu belge, belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 23/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkanı yoktur.
Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanununda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan yasanın 23. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın münderecatından söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK m.230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı taktirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. (Geniş bilgi için Bkz: Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Konya; Sh 111 vd.) TTK'nın 23/2. maddesi uyarınca tebliğe rağmen faturayı süresinde itiraz ve iade etmeyerek, ticari defterlerine borç kaydeden tacir, fatura münderecatını aynen kabul etmiş ve faturayı gönderen taraf, faturaya dayalı bu alacağının varlığını TTK'nın 84. ve 85. madde hükümleri (HMK 222) uyarınca ispatlamış olur." (Yargıtay 23.Hukuk Dairesinin 2014/10398 esas 2015/140 karar sayılı emsal ilamı).
İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir.
İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir.
Somut olayda;
Davacı taraf, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu, dava konusu alacağın düzenlenen faturadan kaynaklandığını, fatura konusu içeriğin davalıya teslim edildiğini belirtmiştir. Davalı taraf süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmamış ve münkir sayılmıştır.
Davacı tarafın süresi içerisinde ticari defterlerin bulunduğu yer adresini bildirdiği, ancak davalı taraf, adına tebliğ edilen muhtırada belirtilen sürede ticari defterlerini ibraz etmediği ve bunların bulunduğu yer adresini bildirmediği tespit edilmiştir.
Mahkememizin 11.02.2025 tarihli celsesinde davacının ticari defterlerinin incelenmesi için dosya bilirkişiye tevdi edilmiştir.
Davacının ticari defterlerini inceleyen bilirkişi sunduğu 11.03.2025 tarihli raporda davacının ticari defterlerinin delil olma vasfına haiz olduğu, faturalara karşı itiraz işlemi yapılmadığı, davacının ticari defter kayıtlarında davalıdan 191.160,00 TL alacaklı olduğu, davalı tarafından yapılan 10.000,00 TL ödemenin düşülmesi ile davacının davalıdan 181.160,00 TL alacaklı olduğu belirtilmiştir.
Alınan rapor taraflara tebliğ edilmiş ve rapora itiraz edilmemiştir.
Dosya kapsamı ve hükme elverişli görülen 11.02.2025 tarihli bilirkişi raporu dikkate alınarak; davalı taraf süresi içerisinde ticarini ibraz etmemesi nedeniyle 6100 sayılı HMK’nın 222/3.maddesi gereği davacının delil olma vasfına haiz ticari defter kayıtlarına itibar etmek gerekmiştir. Davacının ticari defter kayıtları ve sunulan deliller dikkate alınarak taraflar arasında akdi ilişkinin kurulduğu anlaşılmıştır. Davaya konu faturaya 6102 sayılı yasanın 21.maddesine göre 8 gün içerisinde itiraz edilmediği tespit edildiğinden taraflar arasında takibe konu faturalara esas hizmetin gerçekleştiği kabul edilmiştir.
Davacının delil olma vasfına sahip ticari deterlerin incelenmesi ile davalıdan 181.160,00 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Davalı tarafça bu faturalara karşı makbuz ya da ödeme belgesi sunulmadığı gibi, faturaların içeriğine yönelik somut bir itiraz da ileri sürülmemiştir. Takibe yapılan itirazın yerinde olmadığı sonucuna varılmakla davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kabul edilen alacak likit olduğundan kabul edilen alacak miktarının üzerinden yüzde 20 oranında icra inkar tazminatına hükmetmek gerekmiştir.
Davacı vekilinin tavzih dilekçesi incelenmiş olup gerekçeli karar taraflara tebliğ edilmediğinden hüküm altında resen değerlendirilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-Davanın KABULÜ İLE,
2-Davalının Sapanca İcra Müdürlüğünün 2022/316 esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın 181.160,00 TL asıl alacak yönünden iptali ve asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar işletilecek %9 oranında faizi ile birlikte devamına,
3-Alacak likit olduğundan İİK67/2. madde uyarınca 181.160,00 TL üzerinden hesaplanacak %20 oranında icra inkar tazminatına davalıdan tahsil edilerek davacıya verilmesine,
4-Harçlar kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 12.375,04-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 2.137,96-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 10.237,08-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 İkinci Kısım İkinci Bülüm) göre hesaplanan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan; 179,90-TL Başvuru Harcı, 2.137,96-TL Peşin/nisbi Harcı, 9.034,00-TL Tebligat, Bilirkişi, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 11.351,86TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ,
7-Arabuluculuk sarf ücreti olan 1.560,00-TL'nin davalıdan alınarak Hazineye İrat kaydına,
8-Karar tebliğ giderleri karşılandıktan sonra kalan gider avansının karar kesinleşmesinden sonra talep halinde yatırana iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzünde, davalı tarafın yokluğunda verilen kararın, taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 08/07/2025
Katip
Hakim
HÜKMÜN TAVZİHİ
Hükmün 2 numaralı ara kararında " ...işletilecek %9 oranında faizi..." şeklindeki ibarede her ne kadar "%9" oranı yazılmış olsa da davacının takip talebinde yasal faiz istediği dikkate alınarak bu yerin hükümden çıkarılmasına ve "...işletilecek yasal faizi..." hükmünün eklenmesine karar verilmiştir.
Katip
Hakim