T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİEsas-Karar No: 2023/391 Esas - 2023/493
T.C.
SAKARYA
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: 2023/391 Esas
KARAR NO: 2023/493
HAKİM:...
KATİP: ...
DAVACI : ...
VEKİLİ:...
DAVALI : ...
DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 11/07/2023
KARAR TARİHİ: 14/09/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 04/10/2023
Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının ilk incelemesi sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili müvekkili şirkete ait kömürlerin davalı...şirketi aracılığıyla sahte belgelerle piyasaya sürüldüğünü, yaptıkları araştırmaya göre dava dışı (haklarında ceza yargılaması bulunan ) ...ve ...'in davacıya ait kömürleri davalı....Şti.ne satmış göründüğünü,...şirketinin de söz konusu kömürleri ....Şti ne ve...A.Ş'ne ve ... Fabrikasına sattığını, (dava dilekçesinde miktarları belirtilen ) kömür bedellerinin davalı ... Firmasına ödendiğini, davacıya ödenen bir bedel olmadığını, arabuluculuk görüşmelerinin sonuçsuz kaldığını belirterek belirsiz alacak davası şeklinde tazminat talepli dava açmıştır.
Mahkememizin 17/07/2023 tarihli gerekçeli ara kararıyla davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
Dava açılırken arabuluculuk tutanağı sureti ibraz edildiğinden Arabuluculuk Kanunun 18/A maddesi gereğince arabuluculuk tutanağı aslının yada arabulucu tarafından onaylı suretinin ibraz edilmesi için davacı vekiline bir haftalık kesin süre verilmiştir.
Ayrıca arabuluculuk son tutanağında taraflar arasındaki "belirsiz ticari alacak" konulu uyuşmazlık hakkında arabuluculuk faaliyetinin yürütüldüğünün ve sürecin anlaşamama ile sonuçlandırıldığının belirtildiği, ancak somut bir uyuşmazlık tarif edilmediği, Uyaptan incelenen arabuluculuk dosyasında da başvuru evrakında davacı tarafça uyuşmazlığın Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı ticari alacak olarak tanımlandığı, bu haliyle eldeki dava konusu yapılan uyuşmazlığın arabuluculuk görüşmelerine konu yapılan uyuşmazlıklar olup olmadığının belirsiz olduğu ve uyumsuzluklar bulunduğu anlaşılmakla; davacı vekilinden bu hususta açıklama yapması ve dava konusu yapılan uyuşmazlığın arabuluculuk görüşmelerine konu edilip edilmediği hususunda (arabuluculuk sürecinin gizliliğine uygun şekilde) varsa kayıtları sunması için bir haftalık kesin süre verilmiştir.
Davacı vekili; arabuluculuk son tutanak aslını dosyaya sunmuş, arabuluculuk başvurusunda uyuşmazlık konusunu “Ticari alacak” olarak belirttiklerini, " Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı Ticari Alacak" tanımının büro tarafından sehven yapıldığını, arabuluculuk görüşmeleri sırasında tanımlamanın eksik ve yanlış olduğunun farkına vararak tarafların huzurunda uyuşmazlık konusunu “belirsiz ticari alacak “ olarak düzelttiklerini ve “belirsiz ticari alacak” olarak tartışma yapıldığını belirtmiştir.
Taraflar arasında “Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağı” 10.02.2022 tarihinde düzenlenmiş ve uyuşmazlık konusu “belirsiz ticari alacak” olarak açıklanmıştır. Aynı tarihli uzlaşamama tutanağında ise tarafların "belirsiz ticari alacak" konusunda anlaşmaya varamadıkları belirtilmiştir.
Arabuluculuk dosyası incelendiğinde online olarak düzenlenen başvuru formunda uyuşmazlık türünün "Ticari alacak" olarak belirtildiği başkaca bir anlatım yapılmadığı ve uyuşmazlık konularının bildirilmediği görülmektedir.
Son tutanak, arabuluculuk faaliyetinin sonunda ve tarafların anlaştıkları, anlaşamadıkları veya faaliyet başka sebeple sona erdi ise bu sebep yazılmak yoluyla düzenlenir (HUAK- madde 17/2 HUAKY, madde 20/2). Tutanakta yer alacak temel bilgiler, tarafların kimler olduğu ve uyuşmazlık konusunun ne olduğuna ilişkindir
Arabuluculuk Daire Başkanlığının internet sitesinde yayınlanan şablonlar içinde yer alan son tutanak şablonunda Arabuluculuk Konusu Uyuşmazlıkbaşlığı altında "uyuşmazlık konuları kalem kalem ve net bir şekilde belirtilmelidir" vurgusu özellikle yapılmıştır.
En kısa tanımıyla arabuluculuk, tarafların, bir veya daha fazla arabulucunun yardımı ile bir anlaşmaya varmak için ihtilaflı meseleler üzerinde görüşme yaptıkları bir uyuşmazlık çözüm sürecini ifade eder. (Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Konusunda Rec (2002) 10 Sayılı Tavsiye Kararı.)
Daha detaylı bir tanıma göre ise arabuluculuk, üçüncü kişinin tarafları bir araya getirerek müzakere edebilmelerini sağladığı ve aralarındaki iletişimi kolaylaştırdığı, çözüme ilişkin karar verme yetkisinin taraflarda kaldığı, sürece ilişkin tavsiye veya karar verme yetkisinin ise üçüncü kişide olduğu bir yapılandırılmış uyuşmazlık çözüm sürecidir. (Temel Arabuluculuk Eğitimi Kitabı)
6325 Sayılı Yasada arabuluculuk: “Sistematik teknikler uygulayarak, görüşmek ve müzakerelerde bulunmak amacıyla tarafları bir araya getiren, onların birbirlerini anlamalarını ve bu suretle çözümlerini kendilerinin üretmesini sağlamak için aralarında iletişim sürecinin kurulmasını gerçekleştiren, tarafların çözüm üretemediklerinin ortaya çıkması hâlinde çözüm önerisi de getirebilen, uzmanlık eğitimi almış olan tarafsız ve bağımsız bir üçüncü kişinin katılımıyla ve ihtiyarî olarak yürütülen uyuşmazlık çözüm yöntemi” olarak tanımlanmıştır.
Arabulucululuk ile amaçlanan; uyuşmazlıkların uygun zeminde müzakere edilerek menfaatler ve ihtiyaçlar temelinde taraflarca çözülmesine yardımcı olunmasıdır. Bu amacın gerçekleşebilmesi için öncelikle uyuşmazlıkların ortaya konması kaçınılmazdır. Arabulucunun arabuluculuk faaliyetini başarı ile gerçekleştirebilmesi, uyuşmazlık konusunu ve onun altında yatan çatışma sebeplerini kavramasına ve uyuşmazlığın dinamikleri ile somut olayın gerekliliklerine uygun davranmasına bağlıdır. Arabulucunun görüşmelerde kullanacağı özetleme yeniden çerçeveleme soru sorma gibi yöntemlerin kullanılabilmesi uyuşmazlığın belirli olmasını zorunlu kılmaktadır.
Tanımlanmayan ve belirsiz olan uyuşmazlık müzakere edilemeyecek ve ihtiyaçlar nazara alınarak bir çözüm ortaya konamayacaktır. Somut olarak neyin uyuşmazlık konusu olduğu bilinmeden yapılan arabuluculuk faaliyeti yasanın dava şartı olarak aradığı ve amaçladığı bir arabuluculuk değildir. Arabuluculuğun başlangıcından son tutanağın düzenlenmesine kadar geçen tüm süreçlerinde uyuşmazlığın belirli olması ve çerçevenin çizilmiş olması şarttır. Aksini söylemek dava şartı olan arabuluculuğu yasal zorunluluk gereği usulen yapılan bir toplantı seviyesine indirgemek olur ki yasa koyucunun amacının bu olmadığı tartışmasızdır.
Arabuluculuk sürecinin ilk aşaması olan hazırlık aşamasında arabulucu uyuşmazlığın ne aşamada olduğunu, tanımlanan uyuşmazlığın kapsamına göre tarafsızlığını etkileyecek bir husus olup olmadığını, uyuşmazlık açısından yeterli olup olmadığını, uyuşmazlığın arabuluculuğa elverişli olup olmadığını, uyuşmazlıkta arabuluculuğa elverişli olmayan zorlama, istismar veya şiddet olduğuna dair delil bulunup bulunmadığını değerlendirecektir. Bu değerlendirmelerin yapılabilmesi uyuşmazlığın belirli olmasına bağlıdır. Diğer aşamalar olan inceleme ve araştırma ile müzakere aşamalarında da temel konu somut uyuşmazlıklardır.
Davacı tarafça dava şartı olan zorunlu arabuluculuk başvurusunda bulunulurken uyuşmazlık tanımlanmamış, ticari alacak şekilinde soyut olarak ifade edilmiş, son tutanakta da aynı şekilde üzerinde anlaşılamayan uyuşmazlığın "belirsiz ticari alacak" olduğu yazılmıştır. Davacı taraf miktarın belirlenebilir olmadığını ileri sürerek bu ibarelerin kullanıldığını söylemiştir. Dava dilekçesinde dava konusu yapılan uyuşmazlık " davacı şirkete ait kömürlerin davalı ....şirketi aracılığıyla sahte belgelerle piyasaya sürülerek davalının haksız kazanç sağlaması ve davacının zarara uğratılması sebebiyle tazminat talebine" ilişkindir. Bu uyuşmazlık dava konusu yapılmış olmasına rağmen arabuluculuk görüşmelerinde bu konusunun müzakere edildiği ve arabuluculuk dava şartının gerçekleştiği sabit değildir. Mahkememiz açısından dava şartının bulunup bulunmadığını belirlemede ara buluculuk son tutanağı ve kapsamı belirleyicidir.
Tüm bu açıklamalar karşısında; somut olayda uyuşmazlığın başvuru formunda ve son tutanakta açıkça belirtilmemesi şeklindeki eksiklikle yapılan arabuluculuk faaliyetinin yasanın aradığı dava şartını sağlamadığı kabul edilmiştir. Aksine yorum yasa koyucunun amacı ile örtüşmemektedir.
6325 sayılı yasanın 18/a maddesinin 2. Fıkrasında "Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir" denilmektedir. Yasanın bu açık hükmü ve yukarıda açıklandığı üzere usulüne uygun yürütülmüş bir arabuluculuk sürecinin bulunmaması karşısında dava dilekçesi karşı tarafa tebliğ edilmeden davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Arabuluculuk dava şartının bulunmaması sebebiyle davanın USULDEN REDDİNE,
2-Karar tarihindeki yargı harçları tarifesine göre alınması gereken 269,85-TL karar harcının peşin alınan 11.957,83-TL harçtan mahsubu ile kalan 11.687,98-TL harcın talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından karşılanan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
4-Gerekçeli kararın HMK nun 321/2 maddesi gereğince talep aranmaksızın taraflara tebliğine,
5-Karar tebliğ giderleri karşılandıktan sonra kalan gider avansının karar kesinleşmesinden sonra yatırana iadesine,
Dair; HMK 320 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(İki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.14/09/2023
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır