T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/ Esas - 2026/
T.C.
SAKARYA
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/
KARAR NO : 2026/
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLLERİ : Av.
Av.
DAVALI :
VEKİLLERİ : Av.
Av.
DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 23/08/2022
KARAR TARİHİ : 12/05/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 12/06/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı ...arasında imzalanan 22.02.2018 tarihli Belirsiz Süreli İş Sözleşmesi'nde, davalının, davacı şirket bünyesinde iş güvenliği uzmanı olarak çalışacağı öngörüldüğünü, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 444. maddesinin 1. fıkrası, "Fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir." şeklinde olduğunu, Belirsiz Süreli İş Sözleşmesi'nin 15. maddesinde rekabet yasağı düzenlenmiş olup söz konusu madde, "İşveren ile çalışan arasında ticari bir sır olarak kabul edilen müşteri portföy bilgisi başka işletmeler ile kesinlikle paylaşılamaz. Ayrıca sözleşme feshinden sonra SAKARYA-KOCAELİ il sınırları içinde İSG-KATİP üzerinden hizmet verilen iş yerlerine, işten ayrılmasını takip eden bir (1) yıl boyunca her nam ad altında olursa olsun hizmet veremez, İSG-KATİP üzerinden ataması yapılamaz. Yapıldığının tespit edildiği takdirde cezai yaptırım olarak, mevcut brüt maaşının 5 katını ödemeyi ve bu olaydan doğacak maddi ve manevi tazminatın kanuni yollardan aranacağını kabul eder." şeklinde olduğunu, davalıya ait SGK kayıtları incelendiğinde, son brüt maaşının 6.293,31 TL -2021 Ağustos- olduğu görüldüğü, davalı ..'un iş sözleşmesi, 17.09.2021 tarihinde istifa etmesi nedeniyle feshedildiği, davalı, iş sözleşmesinin feshinin üzerinden henüz 1 yıl geçmeden 17.09.2021 tarihinde davacı şirket ile aynı mesleki faaliyet içerisinde bulunan 0740094867400001 mersis numaralı, ....Limited Şirketi'nin, "... Mahallesi ...Caddesi ...Sitesi No:..../SAKARYA" adresinde kurulduğunu Sakarya Ticaret Sicili Müdürlüğü'nden tescil ettirmiştir. (Ek-2) Sözleşmeye göre Sakarya ve Kocaeli sınırları içerisinde faaliyet yürütmesi rekabete aykırılık teşkil eden davalı, davacı şirketin 30 kilometre uzağına söz konusu şirketi kurarak sözleşmeye aykırı davrandığını, Davalı ...., söz konusu ....Limited Şirketi'nin kurucusu olduğu, davacı şirket ve davalının kurucusu olduğu şirket adına Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayınlanan ilanlardan, her iki şirketin de amaç ve konularının aynı olduğu anlaşıldığını, Davalı, müvekkil şirketin hizmet verdiği şahıs ve şirketlerle yüz yüze, mail ya da telefon üzerinden görüşmek suretiyle, söz konusu şahıs ve şirketlerin müvekkil şirket ile çalışmayı bırakmalarını sağlamış olup kendi kurduğu şirket ile çalışmaya başlamalarını sağladığını, 29.12.2012 tarihli ve 28512 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetleri Yönetmeliği uyarınca kurulan şirketler, ortak sağlık ve güvenlik birimi (OSGB) yetkisi alabilmek için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü'ne başvuru yaptığını, Sözleşmede belirtilen cezai şart için kısmi dava olarak şimdilik 100,00 TL'nin ihlal tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, Rekabet yasağının ihlali nedeniyle müvekkilin uğradığı maddi zararlar için kısmi dava olarak şimdilik 100,00 TL maddi tazminatın ihlal tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, Rekabet yasağının ihlali nedeniyle 40.000,00 TL manevi tazminatın ihlal tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davalı ile davacı şirket arasında imzalanan 22.02.2018 tarihli belirsiz iş sözleşmesi geçersiz olduğunu, davalı ile davacı şirket arasında imzalanan 22.02.2018 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesi, davalı müvekkil işe girdikten sonra imzalandığını, davalı ve arkadaşlarına bu sözleşme imzalatılırken, sözleşmede bahsi geçen rekabet yasağı hükmünün önemsiz olduğu ve sözleşmenin imzalanmasının prosedür gereği olduğu ifade edilerek, davalı davalının ve arkadaşlarının iradeleri fesada uğratılarak, işçiler tarafından sözleşmelerin okunup anlaşılmasına fırsat verilmeksizin hukuka aykırı bir biçimde imzalatıldığını, davacı yanca dosya kapsamına sunulan 22.02.2018 tarihli iş sözleşmesi incelendiğinden sözleşmenin matbu nitelikte olduğu ve işçi taraf açısından çok ağır yükümlülükler içerdiği açıkça anlaşılmakta olup ve dahi kaç nüsha ve kaç sayfa halinde imzalandığı da anlaşılamadığını, rekabet yasağı kaydının davalı açısından uygulanabilirliği bulunmamakta olup, davalı bu kapsamda çalışan bir işçi olmadığını, davalı, davacı işveren şirket bünyesinde iş güvenliği uzmanı sıfatı ile çalıştığını, davalı müvekkil aleyhine öngörülen rekabet yasağının ağır şartlar içerdiği ve cezai şart hükmü olarak brüt 5 aylık maaşını ödemesi fahiş nitelikte olduğu açık olup mahkemece gerekli sınırlandırılmalar yapılması gerektiğini, hukuki dayanaktan yoksun olarak açılan davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir.
Karasu .. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2022/... Esas ve 2023/... Karar numaralı ilamı ile dosya hakkında görevsizlik kararı verilmiş, bu karara itiraz edilmesi ve istinaf incelemesi neticesinde dosyanın mahkememize gelmiş olduğu anlaşıldı.
Davacı Tanığı ....'nun "ben Şubat 2018 tarihinden bu yana davacı şirkette ön muhasebe personeli olarak çalışıyorum, ....iş güvenliği uzmanı olarak çalışırdı,..., Doktor ...ile birlikte davacı iş yerinden ayrılarak kendi şirketlerini kurdular, bu şirketin ismi ...idi, tam açılımını bilmiyorum, kurdukları şirket davacı şirkete 25-30 km mesafededir, Davalı ..., davacı şirketin ticari sırlarına vakıf olacak bir pozisyonda çalışıyordu, şöyle ki davacı şirketin iş güvenliği ve sağlığı alanında yaptığı işlerde hizmet verdiğimiz şirketlerin tüm ticari sırlarına vakıf oluyor, hizmet verdiği şirketlerin tehlike derecesi, sektörleri, fabrikanın büyüklüğü, bize olan uzaklıkları, işçi sayısı, konularında bilgi sahibi oluyordu, bu bilgiler fiyat politikasında en önemli verilerdir, Davalı ...ve beraberindekiler iş yerinden ayrılıp kendi şirketlerini kurduktan sonra davacı şirketin hizmet verdiği şirketler davalının şirketine geçiş yapmaya başladı, davalı ve arkadaşlarının ayrıldığı gün, 3 gün sonra, 2 ay sonra gibi kısa sürelerde hizmet verdiğimiz şirketler davalı tarafa geçti, nasıl olmuşlar bilmiyorum ama bir şekilde ayartmışlar, ben bu ayartmayı 30'a yakın firmanın aynı tip maili bize göndermeleriyle anladım, hatta hiç mail kullanmayan bizle mailleşmeyen şirketler bile bize bu tip mailler bize gönderdiler, Davalı bizim müşteri çevremizi %90'unu bilir, %50'si ile ilgilenirdi, çünkü iş güvenliği uzmanı sayımız azdı, genelde davalı ve İbrahim görevlendirilirdi, hizmet vereceğimiz yerlerle olan anlaşmamız şöyledir; ya rast gele şirketlere girerek anlaşma sağlanır, yada iş yeri sahibinin yönlendirmesiyle anlaşma sağlanırdı, iş yeri sahibi ....davalı ve ...'yı serbest kılmıştı, bunlar ya rast gele şirketlere girer, ya da patronun yönlendirmesiyle hizmet anlaşması sağlarlardı, bundan sebep müşteri çevrelerini bilirler, bizden yaklaşık 30'a yakın şirket ayrıldı, davalının sahip olduğu şirkete kaçının geçtiğini bilmiyorum, Davalı iş yerinden ayrıldığında toplamda 12-13 işçi vardı, 6-7 tanesi iş güvenliği uzmanıydı, 2 iş güvenliği uzmanı görevden ayrılınca zorlandık, çünkü İbrahim yöneticiydi, davalı ...'ta en değerli personeliydi, Davalı benden 2-3 ay önce işe girmiştir, girdiği tarihte iş sözleşmesini imzaladımı bilmiyorum, ancak benim işe başladığım tarihte tüm iş sözleşmelerini yeniledik, bu sözleşmeyi ben yaptım, bütün çalışanlara iş sözleşmesinin okumasını sağladık" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davacı tanığı ....; "ben 2016 yılından bu yana davacı iş yerinde iş güvenliği uzmanı olarak çalışıyorum, davalı ..., İbrahim çorapçı aynı tarihte iş yerinden ayrıldı, doktor Ali Aşkın'da bunlardan kısa bir süre önce iş yerinden ayrıldı, ismini saydığım 3 kişi ...şirketini kurdu, Davalıların kurdukları şirket davacı şirkete 25-30 km mesafededir, Davalı ..., davacı şirketin ticari sırlarına vakıf olacak bir pozisyonda çalışıyordu, davalı .... davacının fatura ödemelerini görüyor, firmalarla doğrudan anlaşma yapabiliyor, işin muhasebesini biliyordu, Davalı şirketi kurduktan sonra 30'a yakın şirket davacı şirketle hizmet sözleşmesini sona erdirdi, 30'a yakın şirket aynı şablon maili kullanarak davacı şirkete mail gönderdi, hizmet sözleşmesini sona erdirdiklerini ilettiler, hatta bir kaçı şifai olarak Sakura ile çalışacaklarını söylediler, Davalı .... davacı şirketin portföy hareketlerini, kimle anlaştığı, anlaştığı şirketin yetkililerini bilebilecek durumdaydı, Davalı iş yerinden ayrıldığında tahminen 18-19 işçi vardı, 6 tanesi iş güvenliği uzmanıydı, 2 iş güvenliği uzmanı görevden ayrılınca iş yerimiz zorlandı, çünkü işleri verirken personel eksikliği yaşadık, Davalı işe girdiği tarihte iş sözleşmesini imzaladı mı bilmiyorum, ancak bizde iş sözleşmesi imzalanırdı, ve işe girerken bu sözleşme yapılırdı" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davalı tanığı ....; "davalı .... ile akrabalığım yoktur, ben .... şirketinde kaç yıl çalıştığımı tam hatırlamamakla birlikte 2 dönemde yaklaşık 2-2,5 yıl kadar çalışmam olmuştu, ...'da iş güvenliği uzmanı olarak çalıştım, ben davacı iş yerinde iş güvenliği uzmanı olarak çalıştım, iş yeri sahibi bana sorumlu kişi olduğumu söyleyerek beni vasıflandırmaya girmişti, ancak benim görevim esasında yönetici değil iş güvenliği uzmanıydı, .... ile ben aynı tarihte işten ayrıldım, işten ayrıldıktan sonra 3-3,5 ay sonra iş yeri faaliyete geçti, bakanlığa şirketi kurduktan sonra başvuru yaptık, şirketi konusu faaliyetin izni ancak şirket kurulduktan sonra alınır, iş sözleşmesi bittikten sonra şirket kurduk, iş sözleşmesinin devamı esnasında bakanlıkla irtibata geçmedik, zaten bakanlığın izin vermesi 3-3,5 ay sürdü, Davalı ... davacı iş yerinin ticari sırlarına vakıf olacak bir pozisyonda çalışmıyordu, sadece iş güvenliği uzmanı olarak çalışıyordu, kendisine atanmış şirketler vardı, onlar hangisi ise onlar hakkında bilgi sahibi olabilirdi, ancak bunlar harici şirketlerle ilgili bilgi sahibi olma imkanı yoktu, yapılan iş kapsamında hizmet verilen şirketin işçi sayısı, tehlike sınıfları bilinirdi, çünkü buna göre iş güvenliği hizmeti verilirdi, kurduğumuz şirket davacı şirkete yaklaşık 30 KM uzaklıkta, Bakanlık onayı ile birlikte şirketi 2022 ocak ayında faaliyete geçirdik, bilindiği üzere iş güvenliğine ilişkin sözleşmeler her yıl Aralık-Ocak ayı gibi yenilenir, firmalar iş güvenliği hizmeti veren firmalardan teklifler alır, bizden de teklif alan bir çok firma oldu, bunlardan bazıları da davacı ile çalışan firmalarmış, şuan o dönemde kaç firmaya teklif verdiğimizi ve kaç firma ile anlaştığımıza dair net bilgim yoktur, biz davacının hali hazırdaki müştelerini tarafımıza çekmek için her hangi bir fiilde bulunmadık, Ben ve davalıda işe girerken iş sözleşmesi imzalamadık, ben yaklaşık 2-2,5 ay sonra imza attım, ancak davalı ne zaman imzaladı bunu tam olarak bilmiyorum, iş sözleşmesi önümüze kondu, bu bir prosedör imzalayın geçin dediler, bize okuma fırsatı vermediler, pozisyonum itibariyle bana iş sözleşmesi dayatması bana yapılmadı ancak doktorlardan bazıları iş sözleşmesini imzalamadı, davalıya iş sözleşmesi imzalaması için baskı yapıldı mı bilmiyorum, Benim davacı ile aramızda olan bir dava vardır, Karasu adliyesinde görülmektedir, dedi.Biz iş güvenliği kanunu kapsamında firmalara iş sağlığı hizmeti veriyoruz, ticari sır durumu yoktur, yaklaşık şuan Sakarya'da 30 firma faaliyet göstermektedir, şuanda Sakarya'da 1 km çap içerisinde 10 tane iş güvenliği hizmeti veren firma vardır" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tüm dosya ve kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde;
Dava, haksız rekabet kaynaklı tazminat davasıdır,
Taraflar arasındaki anlaşmazlık: Davalının rekabet yasağına aykırı davranış nedeniyle cezai şart ile maddi ve manevi tazminatın davalıdan tahsilinin gerekip gerekmediği yönünde olduğu anlaşıldı.
Somut olaya uygulanması gereken 6098 sayılı TBK’nın 444/1. maddesi; “Fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir” hükmünü haizdir. Buna göre rekabet yasağı sözleşmesinden söz edilebilmesi için ilk olarak işçinin fiil ehliyetine sahip olması ve iş sözleşmesinin kurulması sırasında veya iş ilişkisi devam ederken işçinin sözleşmenin sona ermesinden sonra rekabet etmeyeceğine ilişkin bir hükmün yazılı olarak iş sözleşmesine konulması veya bu konuda ayrı bir sözleşmenin (rekabet yasağı sözleşmesi) yapılması gerekmektedir.
Öğretide rekabet yasağı sözleşmesi, işçinin iş ilişkisi içinde işverenin müşterilerine nüfuz etmesi yahut iş sırlarına vakıf olması nedeniyle hizmet sözleşmesi sona erdikten sonra belirli bir faaliyet alanında belirli bir coğrafi bölgede ve belirli bir zaman dilimi içerisinde işçinin işverenle rekabet teşkil eden davranış içerisine girmesini yasaklayan sözleşmeler olarak tanımlanmaktadır. Rekabet etmeme taahhüdünü içeren bu sözleşmeyle işçi işverene karşı hizmet sözleşmesinin bitiminden sonrasına yönelik olarak menfi bir yükümlülük, bir yapmama borcu altına girmektedir. Başka bir deyişle rekabet yasağı sözleşmesi ile işçinin ekonomik faaliyet özgürlüğüne ve ekonomik geleceğine kısmen dahi olsa sınırlama getirilmektedir (Sabah Altay, Türk Borçlar Kanunun Hükümlerine Göre İşçi ile İşveren Arasında Yapılan Rekabet Yasağı Sözleşmesi, Mühf-Had, C.14, sy.3, s.179 vd.).
Rekabet yasağı sözleşmesinin yapıldığı sırada işçi fiil ehliyetine sahip değilse, yazılı şekil şartına uyulmamışsa, işçinin, işverenin müşteri çevresi, üretim sırları veya işyerinde yapılan işler hakkında bilgi edinme olanağı bulunmuyorsa ya da işverene önemli bir zarar verme ihtimali yoksa rekabet yasağı sözleşmesi geçersiz olmakla birlikte esasen fiil ehliyetine sahip işçi tarafından yazılı olarak yapılan rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için iki temel şartın daha birlikte yer alması gerekir. (Yargıtay HGK'nın 2024/11-568 esas ve 2025/526 karar sayılı ilamı)
Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerliliğinin ilk şartı, işverenin bu sözleşme nedeniyle korunmaya değer haklı bir menfaatinin bulunmasıdır. Zira rekabet yasağının getirilmesindeki amaç, işçinin işyerinde öğrendiği üretim sırlarını veya işverenin işleri hakkındaki bilgisini iş ilişkisi sona erdikten sonra işverenle rekabet edecek tarzda kullanmasının önüne geçilmesidir. Bu husus 6098 sayılı TBK’nın 444/2. maddesinde “Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir” şeklinde ifade edilmiştir. Buna göre korunmaya değer haklı bir menfaatinin söz konusu olabilmesi için, işçinin işverenin üretim sırları, yaptığı işler ve müşteri çevresi hakkında bilgi edinme olanağının bulunması ve bunun sonucunda işvereni önemli bir zarara uğratma ihtimalinin olması gerekir. Dolayısıyla rekabet yasağına ilişkin sözleşmelerin geçerli olabilmesi için iş ilişkisinin işçiye, “müşteri çevresi” veya “üretim sırları” ya da “işverenin yaptığı işler” hakkında bilgi edinme imkânını sağlamasının yanında, aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması hâlinde işvereni önemli nitelikte bir zarara uğratabilecek mahiyette olması aranmaktadır. Ancak, rekabet yasağı ihlâlinden bahsedilebilmesi için zararın fiilen gerçekleşmesi gerekli olmayıp, yakın ve önemli bir zarar ihtimalinin varlığı da yeterli olmaktadır.
Geçerliliğin ikinci şartı ise, işçinin ekonomik geleceğinin tehlikeye düşürülmemiş olmasıdır. Zira sınırsız ve ucu açık bir rekabet yasağının, işçinin çalışma özgürlüğünü ortadan kaldıracağı ve işçinin geçim kaynağı olan emeğini istihdam piyasasına sunamaması sonucunu doğuracağı açıktır. Bu hususta 6098 sayılı TBK’nın 445/1. maddesinde “Rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz” şeklinde düzenlenme mevcuttur. Söz konusu yasal düzenlemeye aksi nitelikte bir durumun mevcudiyeti rekabet yasağı sözleşmesini geçersiz kılacaktır.
Öte yandan 6098 sayılı TBK’nın 445/2. maddesindeki “Hâkim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir” şeklinde düzenleme ile rekabet yasağı sözleşmesinin işçinin ekonomik geleceğinin tehlikeye düşürmesi yönünden hâkime kapsamı veya süresi bakımından rekabet yasağına müdahale ve sınırlama yetkisi verilmiştir. Bu düzenleme ile yer, zaman ve konu (işin türü) bakımından sınırları çok geniş tutulmuş rekabet yasağı sözleşmelerine geçersizlik gibi ağır bir hukuki yaptırım uygulamak yerine, sözleşmenin kanuna uygun hâle getirilmesinin yolu açılmış olmaktadır.
Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, işveren tarafından sözleşmenin haklı nedenle fesih edilmiş olması veya ayrılan işçi tarafından haksız olarak feshedilmemiş olması, davalı işçinin iş akdinin devamı sırasında işyerinin önemli müşteri çevresi veya üretim yönünden ticari sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmış ve ayrıldıktan sonra yasaklanan süre içerisinde rakip bir işyerinde çalışmaya başlaması veya kendisinin bu tür bir faaliyeti icra etmesi, önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanmasının önceki işverene önemli zarar verebilme ihtimalinin varlığı yeterli sayılmalıdır. Rekabet yasağı kaydının geçerli olabilmesi için işçinin, hizmet ilişkisi içinde olduğu işverenin müşteri çevresi ve üretim sırları gibi ticari sırları bilebilecek bir pozisyonda çalışması ve bu bilgileri önceki işverenle rakip durumunda olan yeni işveren ile paylaşabilme ihtimalinin varlığı yeterlidir. Bu anlamda, ayrılan işcinin yeni işyerinde aynı pozisyonda çalışması da şart değildir. Keza rekabet yasağının varlığı için ayrılan işçinin, önceki işverene fiilen bir zarar vermesi şart olmayıp, zarar verebilme risk ve ihtimalinin varlığı yeterlidir. Rakip firmalarla paylaşması ve nüfuz etme imkanının bulunup bulunmaması önem arz etmektedir. (Yargıtay 11. HD'nin 06/03/2019 tarihli, 2018/3705 Esas ve 2019/1860 Karar sayılı, 10/05/2017 tarihli, 2015/15290 Esas ve 2017/2808 Karar sayılı kararları)
Rekabet yasağı iş akdinin sona ermesinden sonraki döneme ilişkin olarak yapmama (ileriye yönelik) edimini içeren akit niteliğindedir. 6098 sayılı TBK'nın 444/2. maddesi “Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir” hükmü haiz olup, anılan madde hükmü uyarınca rekabet yasağının işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunması halinde geçerli olacaktır.
Anılan düzenlemeler ile işçinin, işverenle ilişkide olan müşterileri tanıdığı hallerde, iş sözleşmesinin sona ermesi ardından işverenle rekabet oluşturacak şekilde kendi namına iş yapmaması, rakip bir firmada ortak olamaması ya da iş sözleşmesiyle çalışmaması şeklinde şart içeren sözleşmeler yapabileceği düzenlenmiş olup, rekabet yasağı kaydının geçerlilik ve sınırlandırılmasına ilişkin koşullar da ayrıca belirtilmiştir. (Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi 2024/2139 Esas 2026/679 Karar)
Somut olayda;
Davacının, davalı olan işçisinin iş sözleşmesinin istifa ile sona ermesinden sonra aynı sektörde faaliyet gösteren dava dışı ...Ltd. Şti.'nde çalışmaya başladığını, taraflar arasındaki belirli süreli iş sözleşmesinin 15. maddesinde kararlaştırılan rekabet yasağının ihlal edildiğini belirterek cezai şart, maddi ve manevi tazminat istediği, davalının davanın reddini istediği,
Taraflar arasında imzalanan 22.02.2018 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesinin 15.maddesi "İşveren ile çalışan arasında ticari bir sır olarak kabul edilen müşteri portföy bilgisi başka işletmeler ile kesinlikle paylaşılamaz. Ayrıca sözleşme feshinden sonra SAKARYA-KOCAELİ il sınırları içinde İSG-KATİP üzerinden hizmet verilen işyerlerine, işten ayrılmasını takip eden bir (1) yıl boyunca her nam ad altında olursa olsun hizmet veremez, İSG-KATİP üzerinden ataması yapılamaz. Yapıldığının tespit edildiği takdirde ceza-i yaptırım olarak, mevcut brüt maaşının 5 katını ödemeyi ve bu olaydan doğacak maddi ve manevi tazminatın kanuni yollardan aranacağını kabul eder." şeklindedir.
Bilirkişi heyetin oluşturularak rapor alınmıştır. Oluşturulan üçlü birlikişi heyetinden raporlar alınmıştır. Ek rapora ihtiyaç olması nedeniyle dosya bilirkişi heyetine gönderilmişse de resen seçilen İSG uzmanı Cenk Güven'e ulaşılamamış ve ek rapor tanzimi sağlanamamıştır. Bu nedenle İSG uzmanı olan Ceng Güven bilirkişi heyetinden çıkarılmış ve yerine İSG uzmanı ....eklenmiştir.
İSG uzmanı ..., marka-patent uzmanı ...ve mali müşavir ...'nın sunduğu kök ve ek raporlar incelenmiştir. Mahkememizce 17.01.2026 tarihli ek rapora itibar edilmiştir. Bu raporda, davacı ....Limited Şirketi ile ...Limited
Şirketi arasındaki karayolu mesafesinin 30 km olduğu, yapılan incelemede davalının işten ayrıldığı 20.09.2021 tarihinden sonraki 1 yıllık süre içerisinde (genelde 4, 6, 8, 10 ay sonra) davacı firmadan ayrılıp ...Limited Şirketi ile sözleşme imzalayan firma sayısının 34 adet olduğu ve yasaklı 1 yıllık
dönem içerisinde 34 adet firma ile toplamda 239 ay çalışma yapıldığı, davacı firmadan ayrılıp Sakura Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimleri Limited Şirketi ile sözleşme imzalayan 34 adet firmanın yasaklı 1yıllık dönem içinde davalıda kalması halinde edinilecek
ortalama karın 188.129 TL olduğu, davacı firma ile sözleşmelerini sonlandıran firmaların hangi saikle (hizmet memnuniyetsizliği,
davalının telkinleri vb) ...Limited Şirketi ile sözleşme
imzaladıkları dosya içeriğinden somut verilere dayalı olarak tespit edilemediği, davacı tarafın 2022 yılı zararında davalı tarafa geçen müşteri kaybıyla birlikte önceki yıla göre
olağandışı gelirlerinin azalması ve piyasa konjonktüründen kaynaklanmış olabileceği belirtilmiştir.
Davalının davacı işyerinde çalıştıktan sonra dava dışı ...Ltd. Şti.'nde çalışmaya başladığı sabittir.
Davacı şirketin sözleşme kapsamında çalıştığı 34 şirketin davalının çalıştığı şirket ile çalışmaya başladığı, bu 34 şirketin davacı şirketi bırakıp davalının çalıştığı dava dışı ...Ltd. Şti'ne neden geçiş yapmalarındaki nedenin davalı olup olmadığı konusunda açık delil olmadığı anlaşılmıştır. 6098 sayılı TBK’nın 444/2. Maddesi göz önünde alınarak davalının davacının işyerindeki pozisyonunun müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlayıp sağlamadığı, sağlıyorsa dahi bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikte olup olmadığı ispat edilememiştir. Ayrıca 17.01.2026 tarihli ek raporda da belirtildiği üzere davacının uğradığı belirtilen zararın kaynağının piyasadan kaynaklanabileceği belirtilmiş ve zarar varsa da bu zararın davalıdan kaynaklandığı yönünde bir tespit yapılamamıştır. Sonuç olarak 6098 sayılı TBK’nın 444/2. Maddesi dikkate alınarak taraflar arasında imzalanan sözleşmede düzenlenen rekabet yasağı hükmünün geçersiz olduğu sonucuna varılmıştır. Bu doğrultuda cezai şart talebinin reddine karar verilmiştir. Davacının uğradığı belirtilen zararın kaynağının davalı olduğu ispatlanamadığından davalıya kusur izafe edilememiş ve maddi ile manevi tazminat taleplerinin de ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Açılan davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken 732,00-TL harcın, önceden ödenen 4.433,52 TL (peşin harç ve ıslah harç) harçtan mahsubu ile fazladan alınan 3.701,52-TL'nin yatıran tarafa iadesine,
3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 45.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Arabuluculuk dosyasında Bakanlık bütçesinden karşılanan 800,00 -TL ücretin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
6-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde, karar tebliğ masrafı düşürüldükten sonra yatırana iadesine,
Dair, davacı vekilinin (e-duruşma vasıtasıyla) ve davalı vekilinin yüzünde, verilen kararın, taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 12/05/2026
Katip
e-imza
Hakim
e-imza
Full & Egal Universal Law Academy