T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/578 Esas - 2025/151
T.C.
SAKARYA
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/578 Esas
KARAR NO : 2025/151
BAŞKAN : ...
ÜYE : ...
ÜYE : ...
KATİP : ...
DAVACILAR : 1-...
2- ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI :
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki İnanç Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 01/06/2022
KARAR TARİHİ : 05/03/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 05/05/2025
Hendek 1 Asliye Hukuk mahkemesinin 2022/529 esas sayılı dosyası İstinaf kararı ile kesinleşen 06/02/2023 tarihli 2023/198 karar sayılı görevsizlik kararı ile mahkememize gönderilmekle yukarıda belirtilen esas sırasına kaydı yapıldı.
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki İnanç Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili, Sakarya ... İlçesi ...Bölgesi... ... ... parselde bulunan dava konusu taşınmazın OSB tarafından ilk olarak ... isimli dava dışı şahsa tahsis edildiğini, daha sonra davacı ... ve davalı ... yetkilisi ... ile ... isimli şahıs arasında tahsisin devri konusunda anlaşmaya varılarak bedeli yarı yarıya davacı ... ve davalı şirket yetkilisi tarafından ödenmek suretiyle 15.05.2006 tarihinde müştereken satın alındığını, ancak OSB uygulamaları gereği taşınmazın ve tahsisin gerçek kişiler adına yapılamaması ve yalnızca faaliyette bulunacak şirket adına tahsis yapılabilmesi sebebiyle taşınmazın davalı ... adına tescil edilerek tahsisin davalı şirket adına yapıldığını, davacı ile davalı yetkilisi ... arasındaki dostluk ve güven ilişkisine dayalı olarak ve o tarihte davacı şirketin henüz kurulmamış olması nedeniyle taşınmazın yarı hissesinin ileride davacı İbrahim tarafından kurulacak (davacı) şirkete devri şartı ile davalı ... adına tapuda tescil ettirme hususunda anlaşıldığını, bu doğrultuda Sakarya 2. Organize Sanayi Bölge Müdürlüğü'nce taşınmazın ... adına 03.11.2006 tarihinde tahsis ve tescil edildiğini, tahsisten sonra taşınmaz üzerindeki fabrika inşaatının da davacı ve davalı ... şirketi ile birlikte yapıldığını, süreçte 03.02.2009 tarihinde davacı ...'in ortağı olduğu davacı ...nin kurulduğunu, protokol gereği taşınmazın yarı hissesinin davacı şirkete devrinin istenmesine rağmen davalı şirketin diğer ortaklarının karşı çıkması sebebiyle bu devrin gerçekleşmediğini, bu hususta davacı ... ile davalı şirket arasında 13.03.2020 tarihli bir protokol düzenlendiğini, bu protokolde taşınmazın ve üzerindeki fabrikanın yarı hissesinin davacı ...'e ait olduğunun ve inşaat masraflarının yarısının davacı ... tarafından karşılandığının yazılı olarak belirtildiğini, ayrıca bu taşınmazın satılarak bedelinin yarısının davacıya verilmesinin mümkün olmadığı taktirde taşınmazın yarı hissesinin davacıya devrinin kararlaştırıldığını, bu protokol kapsamında satış amacıyla 14.03.2020 tarihinde bir emlakçı ile irtibat kurulduğunu ancak muhtemel alıcıların davalı şirketin diğer ortaklarınca engellendiğini, istenen satış gerçekleşmeyince taşınmazın yarı hissesinin davacı Şirkete devri için girişimde bulunulduğunu, davalı şirketin 17.12.2021 tarihli genel kurulunda %75 oy çokluğuyla dava konusu taşınmazın %50 hissesinin davacı ...'ne devrine karar verildiğini, davalı şirketin bu karar gereği Sakarya 2. Organize Sanayi Bölge Müdürlüğüne başvurduğunu ve davacı şirketin de aynı doğrultuda OSB den onay talep ettiğini, bu genel kurul kararına karşı iptal talepli açılan davanın ise Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/443 Esas (tefrik neticesinde 2022/450 Esas) sayılı dosyasında görüldüğünü, Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan 2022/443 E. Sayılı dosyada davalı şirketin sunmuş olduğu dilekçesinde dava konusu taşınmazın bedelinin yarısının ve fabrika inşaat maliyetinin yarısının ... tarafından ödendiğini kabul ettiğini, davacıların tüm girişimlerinin sonuçsuz kaldığını belirterek; davalı şirket adına kayıtlı dava konusu taşınmazın %50 payın kaydının iptali ile davacı ... adına tescilini, Organize Sanayi Bölge Müdürlüğünün uygulamalarından kaynaklı olarak davacı ... adına tescil yapılamaması durumunda bu payın davacı şirket adına tescilini, tescilin herhangi bir şekilde mümkün olmaması halinde ise dava konusu taşınmazın üzerinde yer alan fabrika binası ile birlikte tespit edilen değerinin davacı ...'e ödenmesini talep etmiştir.
Davalı tarafın savunmaları:Davalı vekili Organize Sanayi Bölgesi Kanununun 18/10 maddesinde yer alan OSB'lerde yer alan sanayi parsellerindeki tesislerde bir katılımcı ya da katılımcının kiracısı üretim yapabilir hükmü gereğince bir parselde bir katılımcının faaliyette bulunabileceğini sanayi parselinin paylı olarak satışı yada tescilinin mümkün olmadığını, davacının tescil talebinin kanunen imkansız olduğunu, davacının sözkonusu taşınmaz ile ilgili bir takım ödemeler yaptığını ancak ödenen bedellerin tam olarak tespitinin yapılamadığını, davacı tarafından yapılan ödemelere ilişkin taleplerin belgelenmesi kaydıyla kabul ettiklerini, Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/443 E. Sayılı dosyasındaki beyanlarının bu dava açısından kabul ve ikrar mahiyetinde olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Tarafların ortak kabulünde olan hususlar: Davacı ... ile davalı şirket arasında ... Bölgesi ... ... ... ... parsel sayılı taşınmazın tahsisinin birlikte devralınması ve üzerinde birlikte fabrika inşaatı yapılması hususunda anlaşma yapıldığı, ancak OSB kanunu gereğince tahsis işleminin faaliyet gösterecek tek bir şirket lehine yapılabilmesi sebebiyle tarafların yine ortak kararı ile bu tahsisin davalı Kütsert şirketi adına yapıldığı, taşınmaz üzerindeki fabrika inşaatının da davacı ...ve davalı şirket tarafından birlikte yaptırıldığı, bu ilişkide davacı İbrahim'in arka planda kaldığı ve OSB ile ilişkilerin davalı şirket nezdinde yürütüldüğü, gerek tahsisin devir bedelinin gerekse fabrika inşaat maliyetinin davacı ... ve davalı şirket tarafından birlikte karşılandığı hususu tarafların ortak kabulündedir.
Uyuşmazlık :
1-Davacı ... ile davalı şirket arasındaki hukuki ilişkinin niteliği ve bu ilişkide davacı şirketin konumu,
2-Davacı ...'in tahsisin devralınması ve fabrika inşaatı için hangi oranda katkı yaptığı,
3-Davacı ...'in taşınmazın yarı hissenin kaydının iptali ile öncelikle kendisi adına olmadığı taktirde davacı şirket adına tescili talebinin, OSB kanunu hükümleri karşısında dinlenebilir olup olmadığı, mümkün ise davacı tarafın iptal ve tescil talebinin haklı olup olmadığı,
4-Terditli olarak ileri sürülen taşınmazın ve üzerindeki fabrikanın yarı bedelinin davacı tarafa ödenmesi talebinin haklı olup olmadığı, miktarın ne olduğu hususlarındadır.
Sakarya 2. Organize Sanayi Bölge Müdürlüğü'nden celp edilen bilgi ve belgeler incelenmiştir.
Dava konusu taşınmazın ve fabrika binasının dava tarihi itibariyle rayiç değerinin tespiti amacıyla dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi marifetiyle belirlenen dava değeri üzerinden nispi peşin harç -mahkememiz muhtırası üzerine- davacı tarafça tamamlanmıştır.
Sakarya BAM 1 Hukuk Dairesinin 2023/986 Esas 2023/1393 Karar sayılı 11/10/2023 tarihli ilamı ile davanın inanç işlem hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil kademeli olarak ise tazminat istemine ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Mahkememizin 2022/443 E. Sayılı dosyası delil olarak incelenmiştir. Bu dosyada davalı şirket ortaklarından ...'nün açmış olduğu fesih davasında davalı şirket savunmalarında "Hendek Organize Sanayi Bölgesindeki ... Ada ... Nolu ...Parsel sayılı taşınmazın davalı şirket tarafından yetki verilen ...ve ... tarafından bedeli yarı yarıya ödenerek müştereken satın alındığını ancak OSB uygulamaları nedeniyle tapu kaydının yalnızca davalı şirket adına tescil edildiğini, bu sebeple davalı şirket yetkilisi ile ... arasında 13/03/2020 tarihinde fabrika binası ve arsasının 1/2 payı oranında ...'a devri yahut devir mümkün olmaz ise satış bedelinden gelecek bedelinın yarısının verilmesi konulu protokol imzalandığını ve bu kapsamda genel kurulda taşınmazın %50 payının ... ne satışı hususunda müdüre yetki verilmesi kararı alındığını" belirtmiştir.
Davalının savunmasında bahsi geçen ve mahkememizin 2022/450 esas sayılı dosyasında iptali talep edilen ancak mahkememizce usul ve yasaya uygun bulunan 17/12/2021 tarihli genel kurul toplantısında 6 nolu kararla şirketin Sakarya Hendek ... ... ada ... parsel sayılı taşınmazının ve üzerindeki fabrika binasının %50 payının ...'ne satışı hususunda yetki verilmesine oyçokluğu (%75) ile karar verildiği anlaşılmaktadır. Bu genel kurul kararı ticaret sicilinde ilan edilmemiş ise de kararın mahiyeti gereği sicile tescil kurucu nitelikte değildir.
Bu genel kurulun dayanağını teşkil ettiği anlaşılan 13/03/2020 tarihli protokolde; (Mahkememizin 2022/450 esas sayılı dosyası kapsamında örneği bulunmaktadır) "... ... ada ... parselde bulunan fabrika binası ile arsasının davalı şirket ile ... arasında yarı hisse ile alındığı ve inşaat masraflarının da yarı yarıya karşılandığı, tarafların bu fabrika ve arsası üzerinde 1/2 şer hisse sahibi oldukları, tabunun davalı adına tescil edildiğini, taşınmazın satışında tarafların bedel üzerinde eşit oranda pay sahibi oldukları, satışının mümkün olmaması halinde 1/2 hissesinin ...'a devrinin öngörüldüğü" belirtilmiştir.
Yine Mahkememizin 2022/450 esas sayılı dosyası kapsamında örneği bulunan 15/05/2006 tarihli ... (...) imzalı belgede ...'ın Hendek OSB deki 10.0000 m2 arsasını 145.000 YTL bedelle ... ile ...'ye sattığı ve bedelini aldığı yazılıdır.
Görüldüğü üzere eldeki davanın konusunu oluşturan OSB tahsisli taşınmazın ve fabrika imalatının yarısının ... tarafından karşılandığı ancak OSB mevzuatı engeli sebebiyle davalı şirket adına resmi işlemlerin yürütüldüğü ve şirket adına tescil edildiği açıktır.
Bu durumda davacı ... ile davalı şirket arasındaki ilişki taşınmazın alımı ve üzerine fabrika kurulması hususunda adi ortaklık niteliğindedir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2015/17444 Esas 2016/12349 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere;
Adi ortaklık; iki yada daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir(TBK md 620/1). Diğer bir anlatımla, adi ortaklık; birbirini tanıyan, birbirlerinin kabiliyet ve şahsiyetlerine güvenen, eşit ve aynı durumda olan gerçek veya tüzelkişilerin, müşterek amacın gerçekleştirilmesini sağlayacak vasıtaları (sermaye paylarını) ortaklığa getirme konusunda karşılıklı ve uygun irade beyanlarının birbirine ulaşmasıyla teşkil eden bir kişi topluluğudur.
Buna göre adi ortaklığın unsurları; kişi, müşterek amaç, müşterek amaç uğruna birlikte çaba (affectio societatis), katılım payı (sermaye) ve sözleşme bağı şeklinde belirtilebilir. Bu nedenle, her olayda bu unsurların var olup olmadığının araştırılması gerekir. Somut olayda ... ile davalı şirket ortaklaşa Hendek OSB de fabrika kurmak amacıyla birlikte hareketle ve eşit maliyetlere katlanarak dava konusu OSB parselini edinmişler ve üzerine fabrikayı inşa etmişlerdir. OSB uygulamaları gereği tescil tek bir şirket üzerine yapılacağından davacı ... arka planda kalmış ve tescil işlemi davalı şirket adına yapılmıştır.
Taraflar arasındaki protokolde ve bu protokole dayanılarak alınmış olan genel kurul kararında taşınmaz ve üzerindeki fabrikaya ilişkin adi ortaklığın 1/2 payının davacının kurduğu şirket adına tescil edilmesi ya da satılarak bedelinin yarısının davacıya verilmesi suretiyle tasfiyesi kararlaştırılmıştır. Davacını ...'in talebi bu tasfiye kapsamında taşınmazdaki payının aynen ya da nakden verilmesine ilişkindir.
Davacı şirket (İntuğ Döküm Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi) davalı şirket ile yapılmış olan adi ortaklığın tarafı konumunda değildir. Adi ortaklı davacı ... ile davalı şirket arasında kurulmuştur. Dolayısıyla eldeki davaya konu taşınmazın ve fabrikanın tasfiyesi hususunda davacı şirketin aktif husumeti tartışılmalıdır.
Bir davada davacı ve davalı olmak üzere daima iki taraf bulunur. Davada taraf olarak gösterilen bu kişilerin gerçekten o dava ile ilgili olup olmadığı ise taraf sıfatı ile ilgilidir. Sıfat, dava konusu subjektif hak olan dava hakkı ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti, davayı takip yetkisi davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu hâlde, taraf sıfatı dava konusu subjektif hakka yöneliktir. Bir subjektif hakkı dava etme yetkisi kural olarak o hakkın sahibine ait olduğundan davacı sıfatı (aktif husumet), yani davacı olma yetkisi de o hakkın sahibine ait olacaktır. Bir subjektif hak kendisinden davalı olarak istenebilecek kişi ise, o hakka uymakla borçlu olan kişiye (davalı sıfatı, pasif husumet) ait olacaktır (Kuru, Baki: Medeni Usul El Kitabı, Ankara 2020, C.I, s. 332). Mahkemenin de taraflar arasında dava konusu hakkın esası hakkında bir karar verebilmesi için, bu kişilerin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatlarına sahip olmaları gerekir. Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, taraflardan birinin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatı yoksa, davanın esası hakkında bir karar verilemeyeceğinden, dava sıfat yokluğundan (husumetten) reddedilir. Taraf sıfatı usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu sübjektif hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunu olduğundan taraf sıfatının yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için def'i değil, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülmesi mümkün ve mahkemece de kendiliğinden nazara alınması zorunlu bir olgudur (Hukuk Genel Kurulunun 27.01.2016 tarihli ve 2014/13-684 Esas, 2016/106 Karar; 30.11.2021 tarihli ve 2018/(20)8-343 Esas, 2021/1515 Karar; 24.02.2022 tarihli ve 2019/(17)4-854 Esas, 2022/200 Karar sayılı ilamı).
Davacı taraf terditli bir talepte bulunmuştur. Öncelikli olarak dava konusu taşınmazın %50 payın davalı adına olan kaydının iptali ile davacı ... adına tescilini, OSB mevzuatından kaynaklı olarak davacı ... adına tescil yapılamaması durumunda bu payın (davacı ...'in tek ortağı ve yetkilisi olduğu) davacı şirket adına tescilini, tescilin herhangi bir şekilde mümkün olmaması halinde ise dava konusu taşınmazın üzerinde yer alan fabrika binası ile birlikte tespit edilen değerinin davacı ...'e ödenmesini talep etmiştir. Bu durumda davacı şirket adına müstakil bir talep bulunmadığı, talebin esasında ve öncelikle ... için yapıldığı, davacı şirket için yapılmış olan talebin esasa ilişkin olmaktan çok tescil hükmünün infazına imkan tanımak için araya konulmuş bir unsur olduğu değerlendirilmiştir.
Davacı şirketin somut talepler açısından aktif husumeti bulunmamaktadır. Bu nedenle davacı şirketin talebi aktif husumet yokluğundan reddedilmiştir. Yukarıdaki paragrafta bahsedildiği üzere davacı şirketin talebin infazı için araya konulmuş bir unsur olması ve davacı şirket için esastan bir talep olmaması tüm taleplerin davacı ... şahsında toplanması nedeniyle şirket tarafından açılmış olan dava esastan değil usulden reddedilmiştir.
Davacı ...'in dava konusu taşınmazın ve üzerindeki fabrika imalatının yarısının bedelini ödediği ve yarısının -aralarındaki adi ortaklık ilişkisi kapsamında davacı ...'e ait olduğu hususunun şirketin genel kurul tutanaklarına ve ikili protokollere ve mahkememizin (2022/450 esas ve 2022/443 esas sayılı) dosyalarına yansıdığı üzere davalı şirket tarafından da kabul edildiği anlaşılmaktadır.
Davacı ... ile davalı şirket arasında ... ... Ada ... nolu parsel sayılı taşınmazın tahsisinin birlikte devralınması ve üzerinde birlikte fabrika inşaatı yapılması hususunda anlaşma yapıldığı, ancak OSB kanunu gereğince tahsis işleminin faaliyet gösterecek tek bir şirket lehine yapılabilmesi sebebiyle tarafların yine ortak kararı ile bu tahsisin davalı ... şirketi adına yapıldığı, taşınmaz üzerindeki fabrika inşaatının da davacı ... ve davalı şirket tarafından birlikte yaptırıldığı, bu ilişkide davacı ...'in arka planda kaldığı ve OSB ile ilişkilerin davalı şirket nezdinde yürütüldüğü, gerek tahsisin devir bedelinin gerekse fabrika inşaat maliyetinin davacı ... ve davalı şirket tarafından birlikte karşılandığı hususu -mahkememiz bu dosyası kapsamında da- tarafların ortak kabulündedir.
Davalı taraf ödemeleri varlığını cevap dilekçesinde kabul etmiş ancak ödeme miktarının ispatının gerektiğini savunmuştur. Davalı şirketin genel kurul tutanaklarına ve şirket ile ... arasındaki ikili protokollere ve mahkememizin (2022/450 esas ve 2022/443 esas sayılı) dosyaları kapsamına göre davacı ...'in taşınmaz ve fabrikanın yarı hissesine isabet eden bedel ödemesini gerçekleştirdiği sabit görülmüştür.
Organize Sanayi Bölgeleri Uygulama Yönetmeliğinin 55/8 maddesinde "Parsel tahsisi, tek gerçek kişi ya da tek tüzel kişiye yapılır. Hisseli olarak, birden fazla kişiye, adi ortaklığa ya da birden fazla tüzel kişiye parsel tahsisi yapılamaz. Bu hususlara aykırı olan tahsislerin Bakanlıkça tespit edilmesi halinde, aykırılığın giderilmesi için bir ay süre tanınır. Bir ay sonunda aykırılık giderilmezse, parsel tahsisi iptal edilir. Bu durumda, katılımcının o ana kadar yatırdığı parsel tahsis bedeli, 62 nci maddenin dördüncü fıkrasında belirlenen şekilde hesaplanır ve en geç bir yıl içinde OSB tarafından katılımcıya ödenir." hükmünü içermektedir. Bu hüküm gereğince taşınmazın 1/2 hissesinin davacı İbrahim adına tescili mümkün olmadığından dava tarihi itibariyle hesaplanan değer üzerinden tazminata hükmolunmuştur.
Açıklanan gerekçelerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
A-Davacı şirket tarafından açılan davada
1-Davacı şirket tarafından açılan davanın aktif husumet yokluğundan usulden reddine,
2-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacı şirketten alınarak davalıya verilmesine,
3-Talep şekline göre davacı şirketten de ayrıca harç alınmasının gerektiği ancak dava açılış aşamasında tek harç alındığı anlaşılmakla 615,40 TL başvuru harcı ile 615,40 TL maktu karar harcının davacı şirketten alınarak Hazineye gelir kaydına,
4-Yapılan yargılama giderlerinin davacı İbrahim tarafından açılan dava yönünden yapıldığı değerlendirilmekle yargılama giderlerinin diğer davacı ile ilgili hüküm kapsamında değerlendirilmesine,
B-Davacı ...tarafından açılan davada
1-Davacı ... tarafından açılan terditli davanın kabulüne, tescil yasal olarak mümkün bulunmadığından tazminat talebinin kabulü ile 13.730.314,54 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı şirketten alınarak davacı ...'a verilmesine,
2-Alınması gereken toplam 937.917,79-TL harçtan daha önceden peşin/tamamlama olarak ödenen toplam 234.479,43-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 703.438,36-TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irad kaydına,
3-Davacı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 745.303,15-TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı İbrahim'e verilmesine,
4-Davacı ... tarafından yapıldığı kabul edilen; 80,70-TL başvuru harcı, 1.707,75-TL peşin harç ve 232.771,68-TL tamamlama harcı, 30.000,00-TL bilirkişi ücreti, 1.305,50-TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 265.865,63 TL davalıdan alınarak davacı ...'e verilmesine,
5-Ara buluculuk dosyasında Bakanlık bütçesinden karşılanan 3.120,00-TL arabulucu ücretinin davalıdan alınarak Hazineye İrat kaydına,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,
7-Gerekçeli kararın talep halinde taraflara tebliğine,
8-Karar tebliğ giderleri karşılandıktan sonra kalan gider avansının karar kesinleşmesinden sonra yatıran taraf iadesine,
9-Karar kesinleştiğinde taşınmaz üzerine Hendek 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/529 esas sayılı dosyasından konulmuş olan tedbirin kaldırılmasına ve 20.000,00 TL teminatın yatıran davacıya iadesine,
Dair, davacılar vekilinin ve davalı vekilinin yüzünde, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek bir dilekçe ile Sakarya bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.05/05/2025
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır